<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Endokrinoloji / Metabolizma Hastalıklar - Türkiye'nin veri bankası</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Hakları saklıdır.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankası - Endokrinoloji / Metabolizma Hastalıklar</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>ENDOKRİN SİSTEM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?endokrin-sistem-343777.html</link><description>ENDOKRİN (HORMONAL) SİSTEM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gelişmiş ve karmaşık yapılı hayvanlarda birçok vücut kısmının işleyişi iki büyük sistem tarafından düzenlenir. Birincisi sinir sistemi diğeri ise endokrin sistemdir. Sinir sistemi ve duyu organları, değişen çevreye birkaç milisaniye içerisinde tepki göstermek suretiyle canlının uyumunu sağlamasına karşın, endokrin bezler aracılığıyla gösterilen tepkiler çok daha yavaş oluşur. Bu süre, dakikalar, saatler ve hatta haftalar alabilir. Fakat hormonlarla oluşan tepkiler, sinirsel tepkilerden çok daha uzun süre etkili olur. Bazen bu iki sistemin sınırlarının belirli olmadığı durumlar vardır. Örneğin sinirle taşınan maddelerin olduğu ve bunların hormonlardan pek farklı olmadığı bilinmektedir ( sempatik sinirlerin noradrenalini, böbrek üstü bezinin adrenalini gibi ). Keza hipotalmus gibi hem sinirsel hem de hormonal etki yapan sistemler de vardır. Endokrin bez sistemlerin salgılarına &quot;Hormon&quot; denir. Hormonlar ya diffüzyonlar ya da kan ile belirli organlara veya dokulara taşınarak oradaki işlevleri düzenlerler. Tüm metabolik işlevler, çok tipik olarak büyüme, üreme ve edokrinal düzenlemenin etkisi altındadır. Glikozun, sodyumun, potasyumun, kalsiyumun, fosfatın ve suyun hem kanda hem hücre arası sıvıda belirli derişimler de tutulmasında bu hormonların çok büyük önemi vardır. Hormonal düzenleme ve denetim, böceklerde, kabuklularda, halkalı solucanlarda, yumuşakçalarda, diğer bazı omurgasızlarda ve omurgalılarda doğal olarak ta insanda saptanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ENDOKRIN BEZLER&lt;br/&gt;Endokrin bezler, suda ya da yağda eriyen salgılarını doğrudan doğruya kana ( lenfe ve serebrospinal sıvıya) verirler. Ayrıca bir salgı kanalları yoktur. Pankreas hem endokrin hem de eksokrin bezdir. Enzimlerini, pankreas kanalıyla bağırsağın onikiparmak bölgesine akıtır ve meydana getirdiği hormonları da kan yoluyla diğer vücut kısımlarına gönderiri. Ayrıca yumurtalık ve testis de hem endokrin hem eksokrin özellik gösterir.&lt;br/&gt;Hormon terimi ilk defa 1905 yılında İngiliz fizyoloğu E.H. Starling denen araştırmacı tarafından, pankreasın onikiparmağa döktüğü salgının sekretin ile denetimi üzerinde çalıştığında, kullanılmıştır. Starling, hormonu vücudun belirli kısımlarındaki hücrelerden üretilen herhangi bir maddenin, kan yoluyla uzaklara taşınarak orada işlevlerin iyi yürümesini sağlayan maddeler olarak tanımlamıştır.&lt;br/&gt;İzole edilen hormonların, protein ( dolayısıyla aminoasit ), yağ asidi ya da stereoyitlerden oluştuğu gösterilmiştir. Normal vücut işlevleri için tüm hormonların optimal miktarda bulunmaları gereklidir. Herhangi birinin az veya fazla salgılanmasında patolojik bazı anormallikler ortaya çıkarâ€¦&lt;br/&gt;Binlerce yıl önce insanların ve hayvanların kısırlaştırılmasıyla endokrinoloji üzerinde ilk uygulamalı gözlemeler yapılmıştır. Nitekim 1849 yılında Berholda, bir kuştan diğer kuşa testis nakli yapmak suretiyle, bu bezlerin kanda taşınan bazı maddeler salgıladığını ve bu salgıların da ikincil eşey özelliklerini ortaya çıkardığını buldu. İngiliz fizikçisi ADDISON, 1855&quot;de bugün kendi adıyla anılan hastalığın semptomlarını gözledi ve bu hastalığın böbrek üstü bezi adrenalinin kabuk kısmının bozulmasıyla ortaya çıktığını buldu. İlk endokrinolojik terapi 1889&quot;da Fransız fizyologu BROWN-SEQUARD tarafından, testis özütünün kendine enjekte edilmesiyle yapıldı. Bu araştırıcı alının testis hormonlarıyla insanların tekrar gençliklerine veya en azından eski eşeysel etkinliklerine dönebileceğini savunuyordu. İlk defa izole edilmiş ve kimyasal yapısı aydınlatılmış hormon epinefrindir.Bu deney 1902 yılında yapılmıştır.&lt;br/&gt;Hormonal etki gösterebilen kimyasal maddeler çok çeşitlidir. Bunlar amino asitler ya da onların türevleri, pürinler, protein ve steroitler olabilir.&lt;br/&gt;Pek az hormon çeşidi vücuttaki tüm hücrelerin metabolizmasına etki eder. Her hücre bu hormonların varlığına tepki gösterdiği gibi, yokluğuna da birçok olumsuz metabolik değişiklik meydana getirmek suretiyle tepki gösterir. Bununla birlikte çoğu hormon, kanla, vücudun her tarafına karşın, ancak belirli hücrel</description></item><item><title>ENDOKRİN BEZLER VE HORMONAL DÜZENLEME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?endokrin-bezler-ve-hormonal-duzenleme-359380.html</link><description>ENDOKRİN BEZLER VE HORMONAL DÜZENLEME&lt;br/&gt;Endokrin sistem endokrin bez adı verilen iç salgı bezlerinden oluşmuştur. Bu bezlerin salgısına(ürettiği sıvıya)  hormon denir. Üretilen hormonlar direkt kana verilir ve kon yoluyla çalışmasını düzenleyeceği organa yani hedef organa ulaşır. Bazı hormonlar için hedef organ tüm vücut olurken bazıları için de belirli organlar hedef organ olur. Örneğin; hipofizden salgılanan STH(büyüme hormonu) ve tiroit bezinden salgılanan tiroksin hormonu için hedef organ tüm vücuttur fakat yine hipofiz bezinin bir salgısı olan ACTH(adrenokortikotropin) hormonu için sadece böbrek üstü bezler,ince bağırsaktan salgılanan sekretin hormonu için pankreas gastrin hormonu için de mide bezleri hedef organlardır. Hedef organlarda hormonları tanıyacak ve algılayacak özel almaçlar vardır. Hormonların asıl görevi organların çalışmasını düzenleyerek vücut içi dengeyi(HOMEOSTASİS) sağlamaktır. Hormonal sisteme bitkilerde ve hayvanlarda rastlanmıştır. Hormonlar çok etkili maddeler olup vücuttaki normal oranlarının çok az değişmesi bile dengeyi bozar. Bazı hormonlar laboratuar ortamında yapay(sentetik) olarak üretilebilir. İnsülin hormonu buna en iyi örnektir. &lt;br/&gt;A-BİTKİSEL HORMONLAR&lt;br/&gt;Bitkilerdeki hormon sistemi hayvanlardan farklı olarak bez yerine belirli bölgelerde özelleşmiş hücreler tarafından işlemektedir. Hayvanlarda olduğu gibi hücrelerde üretilen hormonlar hedef organa taşınır. Bu hormonlar bitkilerin büyümesini,gelişmesini,farklılaşmasını sağlarken yaralarında iyileşmesinde etkilidir. Bitkisel hormonları ikiye ayırmak mümkündür.&lt;br/&gt;1-BİTKİ BÜYÜMESİNİ TEŞVİK EDENLER:&lt;br/&gt;a-OKSİN: Bitkilerde keşfedilen ilk hormondur. İlk defa darwin tarafından bulunmuş fakat kimyasal yapısı went tarafından çözülmüştür. Yapay üretilen oksin hormonu tarlalarda yabani otların yok edilmesinde kullanılır.  Kimyasal ismi indol asetik asittir(IAA). En fazla gövde ve kök uçlarında salgılanır. Oksin hormonunu bitkiler üzerinde bir çok etkisi bulunmaktadır. Bunlar:&lt;br/&gt;*Meristematik büyüme&lt;br/&gt;*Hücre bölünmesini hızlandırma&lt;br/&gt;*Ksilem demet gelişimi&lt;br/&gt;*Çiçek gelişimi&lt;br/&gt;*Meyva gelişimi&lt;br/&gt;*Köklerin aşağı filizlerin yukarı büyümesini sağlama&lt;br/&gt;*Bitkinin ışığa yönelmesini sağlama&lt;br/&gt;*Döllenmiş çiçeğin dökülmesini engelleme&lt;br/&gt;*Fazla salgılanmasında büyümeyi durdurma&lt;br/&gt;*Az salgılanmasında yaprakların dökülmesi&lt;br/&gt;b-SİTOKİNİN: köklerde üretilen sitokinin ksilem(odun-cansız) boruları sayesinde taşınırlar. İlk defa genç bitkilerin embriyo ve tohumunda bulunmuştur. Etkileri şunlarıdır:&lt;br/&gt;*Büyüme ve tohum oluşturma&lt;br/&gt;*Tomurcuk geliştirme&lt;br/&gt;*Hücre bölünmesini sağlama&lt;br/&gt;*Yaprakların erken dökülmesini engelleme&lt;br/&gt;*Yaprakların yeşil kalmasını sağlama&lt;br/&gt;*Çimlenmeyi geciktirme&lt;br/&gt;c-GİBERELLİN:1920&quot;li yıllarda bu hormon pirinçlerde giberalla fujikurol adlı mantarın sebep olduğu hastalık incelenirken bulunmuştur. Bu hormon adı altında incelenen 58 tane hormon benzeri yapı bulunmuştur. Etkileri şunlardır:&lt;br/&gt;*Gövde uzamasını sağlama&lt;br/&gt;*Hücre bölünmesi ve floem  hücrelerinin farklılaşmasını sağlama&lt;br/&gt;*Tohumu çimlendirme&lt;br/&gt;*Çiçeklenmeyi sağlama&lt;br/&gt;*Çekirdeksiz meyva oluşturma&lt;br/&gt;2-BİTKİ BÜYÜMESİNİ ENGELLEYENLER:&lt;br/&gt;a-ABSİSİK ASİT(ABA): Olgun yaprak hücrelerinde&lt;br/&gt;üretilir. Çevreden gelen etkilere tepki oluşturduğu için stres hormonu adı da verilir. Etkileri şunlardır:&lt;br/&gt;*Uzun süren susuzluk zamanı stomaları kapatır ve terlemeyi azaltır.&lt;br/&gt;*Hücre bölünmesini durdurur.&lt;br/&gt;*Tohumun çimlenmesini engeller.&lt;br/&gt;*Tomurcuk kını oluşturarak bitkiyi kurumaktan korur.&lt;br/&gt;b-ETİLEN:Kimyasal yapı bakımından en basit bitkisel hormondur. Diğer hormonlar sıvı olduğu halde etilen gaz fazdadır. Bu yüzden sadece üretildiği bitkiyi değil diğer bitkileri de etkiler. Etkileri şunlardır:&lt;br/&gt;*Oksin hormonu miktarı arttığı zaman daha fazla üretilmesini engeller. Büyümeyi durdurur.&lt;br/&gt;*Meyva olgunlaşmasını sağlar.&lt;br/&gt;*Meyvada bulunan nişasta ve asitlerin şekere dönüşmesini sağlar.&lt;br/&gt;*Hücre duvarındaki pektin maddesini yıkarak meyvanın yumuşamasına sebep olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İNSANDA ENDOKRİN BEZLER VE HORMONLAR&lt;br/&gt;İnsanlarda endokrin sistemi oluşturan belli başlı endokrin bez</description></item><item><title>MANAGEMENT OF DIABETES MELLITUS IN RAMADAN FASTING MONTH</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?management-of-diabetes-mellitus-in-ramadan-fasting-month-443818.html</link><description>Management of Diabetes Mellitus in Ramadan Fasting Month&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PHYLOSOPHY OF FASTING&lt;br/&gt;During Ramadan, Muslims must fast from dawn to sunset. &lt;br/&gt;Food and fluids may be consumed freely during the night, but forbidden during day time, including oral and parenteral medication. &lt;br/&gt;This will involve a sudden and major change in the daily meals.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;This include meal timing, total calories, food type and consistency. &lt;br/&gt;Prior to the month of Ramadan, people usually take 3 major meals (breakfast, lunch, dinner/supper)&lt;br/&gt;This will change to only two meal named Iftar and Sahur. Iftar will be around 6:00 pm and Sahur will be around 3:00 am.&lt;br/&gt;Things Happened During Ramadan&lt;br/&gt;Eating habits change in many ways, not only do mealtimes change, but patterns of meals, the short of food eaten and caloric intake all change in a stereotyped way.&lt;br/&gt;Increased in post prandial physical activity during the nighttimes associated with Tarawih.&lt;br/&gt;Psychological changes due to the general spiritual atmosphere during Ramadan, which create a feeling of inner well-being&lt;br/&gt;Physiological State of Healthy Individuals During Ramadan (Kuwait study) (1)&lt;br/&gt;Body weight decrease transiently during the first half of Ramadan, but recovered by the end.&lt;br/&gt;Respiratory and cardiovascular parameters during exercise were perturbed.&lt;br/&gt;Plasma osmolarity and protein concentration were increased during Ramadan, maybe an indication of  dehydration.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Physiological State of Healthy Individuals During Ramadan (2)&lt;br/&gt;Increases in acid and pepsin secretion were noted with no changes in plasma gastrin, mucogastrin, or the duodeno-gastric reflex. (Moroccan study)&lt;br/&gt;Decrease in fasting plasma glucose and insulin. Increase in plasma proteins. Lipid parameters were not altered.(Tunisian study)&lt;br/&gt;Impact of Fasting in Diabetics During Ramadan&lt;br/&gt;Blood glucose levels   &amp;#61664; triggered  homeostatic mechanism to prevent hypoglycemia. But in diabetics, this mechanism can be disrupted, and also perturbed by medication.&lt;br/&gt;Risk of hypoglycemia during daytime and hyperglycemia following Iftar are 6 % and 3 % respectively.&lt;br/&gt;Changes in timing medication are important.&lt;br/&gt;Impact of Fasting in Diabetics During Ramadan&lt;br/&gt;If a proper medication regimen is followed, stable and uncomplicated patients on OHA should be able to fast without problems.&lt;br/&gt;Patients taking single dose insulin or combination therapy may be able to fast but needs to be evaluated on an individual basis. &lt;br/&gt;Impact of Fasting in Diabetics During Ramadan&lt;br/&gt;In the fasting state, individual depends totally on endogenous substrates for energy.&lt;br/&gt;Fasting subject is considered in a state of catabolism since his source of energy are all decreasing.&lt;br/&gt;The liver supplies glucose by glycogenolysis. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Impact of Fasting in Diabetics During Ramadan&lt;br/&gt;Glucose oxidation in liver and muscles is spared as soon as increased quantities of FFA becomes available.&lt;br/&gt;A balance is reached at a plasma glucose level sufficient to ensure adequate brain function and at insulin and glucagon levels sufficient to prevent excessive depletion of previously stored nutrients.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Observational study&lt;br/&gt;N=60 (30 males and 30 females)  &lt;br/&gt;Well controlled type 2 diabetics treated with OHA (PPG   200 mg%)&lt;br/&gt;Mean body weight        0,75 Kg &lt;br/&gt;Mean Post Prandial Glucose      9,32 mg% &lt;br/&gt;No correlation from both parameters.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Observational study&lt;br/&gt;Well controlled diabetics with out severe complication &lt;br/&gt;N=55; 49 on diet and 6 on diet +OHA&lt;br/&gt;No Changes in BW, BG and lipid profile&lt;br/&gt;There is no negative effects of fasting during Ramadan, as long as they followed the instructions.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Observational study &lt;br/&gt;N=22; controlled diabetic&lt;br/&gt;Diet and medication were maintain &lt;br/&gt;Blood glucose levels    from 8 to 11 am at the first and last week of fasting month, but not from 11 am to 6 pm.&lt;br/&gt;Hypoglycemia should be anticipated when good controlled diabetics are going to fast.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Observational study &lt;br/&gt;N=41 type 2 diabetics (9 on diet, 12 on single OHA, and 20 on combined OHA) &lt;br/&gt;Number of  symptomatic hypoglycemic periods, which were not biochemically verified, increased in eight of pat</description></item><item><title>HEPARIN-INDUCED THROMBOCTOPENIA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?heparininduced-thromboctopenia-443849.html</link><description>Heparin-Induced Thrombocytopenia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Recent Advances in Management&lt;br/&gt;Heparin-induced Thrombocytopenia&lt;br/&gt;Heparin-induced thrombocytopenia (HIT), an antibody-mediated syndrome, is associated with significant morbidity and mortality&lt;br/&gt;considered a rarity in the past&lt;br/&gt;unrecognized by many clinicians&lt;br/&gt;diagnoses can be difficult to confirm&lt;br/&gt;until recently there was no therapeutic options other than discontinuation of heparin&lt;br/&gt;Epidemiology&lt;br/&gt;thrombocytopenia is one of the most common laboratory abnormalities found among hospitalized patients&lt;br/&gt;serologically proven HIT occurs in 1.5% to 3% of patients with heparin exposure&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Epidemiology&lt;br/&gt;the chance of significant exposure to heparin exceeds 50% in hospitalized patients&lt;br/&gt;acute coronary syndrome  (UA / MI)&lt;br/&gt;pulmonary embolism&lt;br/&gt;deep venous thrombosis and prophylaxis&lt;br/&gt;stroke / atrial fibrillation&lt;br/&gt;heparinized pulmonary wedge catheters&lt;br/&gt;heparin flush&lt;br/&gt;Bleeding and Clotting&lt;br/&gt;present with mucocutaneous bleeding, ranging from petechiae and ecchymoses to life-threatening gastrointestinal and intracranial hemorrhage&lt;br/&gt;paradoxically, the most feared consequence in these patients with a low platelet count is not bleeding but clotting&lt;br/&gt;Thrombosis&lt;br/&gt;thrombosis is mostly venous not arterial&lt;br/&gt;may result in &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;bilateral deep venous thrombosis of the legs&lt;br/&gt;pulmonary embolism&lt;br/&gt;venous gangrene of fingers, toes, penis, or nipples&lt;br/&gt;myocardial infarction, stroke&lt;br/&gt;mesenteric arterial thrombosis&lt;br/&gt;limb ischemia and amputation&lt;br/&gt;Thrombosis&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;thromboembolic complications &lt;br/&gt;occurs in at least 30% to 40% of HIT cases&lt;br/&gt;mortality estimated at 30%&lt;br/&gt;increased length of hospital stay&lt;br/&gt;Differential Diagnosis of Acquired Thrombocytopenia&lt;br/&gt;Drugs&lt;br/&gt;heparin&lt;br/&gt;procainamide&lt;br/&gt;diuretics (furosemide)&lt;br/&gt;H2 blockers (cimetidine)&lt;br/&gt;thrombolytic therapy&lt;br/&gt;GP IIb/IIIa antagonists&lt;br/&gt;Devices&lt;br/&gt;membrane oxygenator&lt;br/&gt;intra-aortic balloon pump&lt;br/&gt;Pseudothrombocytopenia&lt;br/&gt;platelet clumping&lt;br/&gt;hemodilution&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Associated disorders&lt;br/&gt;hypersplenism&lt;br/&gt;infections/sepsis&lt;br/&gt;hypotension and subsequent disseminated intravascular coagulation&lt;br/&gt;Other causes&lt;br/&gt;chronic idiopathic thrombocytopenia purpura with exacerbation&lt;br/&gt;antiphospholipid antibody syndrome&lt;br/&gt;Mechanisms of Thrombocytopenia&lt;br/&gt;Increased Platelet Destruction&lt;br/&gt;Non-immune&lt;br/&gt;Immune&lt;br/&gt;Decreased Platelet Production&lt;br/&gt;Increased Platelet Destruction&lt;br/&gt;Non-immune&lt;br/&gt;Septicemia / Inflammation&lt;br/&gt;Disseminated intravascular coagulation&lt;br/&gt;Thrombotic thrombocytopenic purpura&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Increased Platelet Destruction&lt;br/&gt;Immune&lt;br/&gt;Autoimmune: idiopathic or secondary immune thrombocytopenia&lt;br/&gt;Alloimmune: post-transfusion purpura&lt;br/&gt;Drug-induced: heparin, gold, quinine, quinidine, sulfa antibiotics, rifampin, vancomycin, nonsteroidal antiinflammatory, and others&lt;br/&gt;Heparin Induced Thrombocytopenia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HIT(heparin-induced thrombocytopenia)&lt;br/&gt;HAT(heparin-associated thrombocytopenia)&lt;br/&gt;White- clot syndromefirst noted in the surgical literature&lt;br/&gt;HIT Syndrome&lt;br/&gt;Type I&lt;br/&gt;associated with an early (within 4 days) and usually mild decrease in platelet count (rarely  100 x 109/L)&lt;br/&gt;typically recovers within 3 days despite continued use of heparin&lt;br/&gt;nonimmunologic mechanisms (mild direct platelet activation by heparin)&lt;br/&gt;not associated with any major clinical sequelae&lt;br/&gt;occurs primarily with high dose iv heparin&lt;br/&gt;HIT Syndrome&lt;br/&gt;Type II&lt;br/&gt;substantial fall in platelet count (  50%)&lt;br/&gt;count in the 50,000 - 80,000 /mm range &lt;br/&gt;typical onset of 4-14 days &lt;br/&gt;occurs with any dose by any route&lt;br/&gt;induced by immunologic mechanisms&lt;br/&gt;rarely causes bleeding (think of alternative Dx)&lt;br/&gt;potential for development of life-threatening thromboembolic complications&lt;br/&gt;Risks for HIT&lt;br/&gt;Type I&lt;br/&gt;intravenous high-dose heparin&lt;br/&gt;Type II&lt;br/&gt;varies with dose of heparin&lt;br/&gt;unfractionated heparin   LMWH&lt;br/&gt;bovine   porcine&lt;br/&gt;surgical   medical patients&lt;br/&gt;HIT&lt;br/&gt;An immunoglobulin-mediated adverse drug reaction characterized by:&lt;br/&gt;platelet activation&lt;br/&gt;thrombocytopenia&lt;br/&gt;thrombotic complications&lt;br/&gt;Pathogenesis of Drug-induced thrombocytopenia&lt;br/&gt;Certain drugs (quinine, quinidine, sulfa antibiotics) link non-covalently to platelet membrane glycoproteins&lt;br/&gt;very rarely, IgG antibodies are produced that recognize these drug-glycoprotein comple</description></item><item><title>ENDOKRİN SİSTEM ORGANLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?endokrin-sistem-organlar-454577.html</link><description>ENDOKRİN SİSTEM ORGANLAR&lt;br/&gt; Endokrin organlar aslında salgılama sistemlerinde ve organ içindeki özel hücresel organizasyonlarıyla farklılıklar sergileyen salgı epitelinden oluşmaktadırlar. Hücreler özel düzenlemelerle kordonlar veya hücre kitleleri oluşturacak şekilde biraraya gelirken, bunların arasında retiküler liflerce zengin çok az bir bağ dokusu yer alır. Bu bezlerin en belirgin yapısal özelliği hücrelerin zengin kapiller ağ çevresinde lokalize olmalarıdır. Böylece salgıladıkları hormonları direk kapiler lümene ileterek kan yoluyla hızla hadef doku hücresine (target organ) ulaşmasını sağlarlar. Bu özelliklerinden dolayı endokrin bez (iç salgı bezi) terimiyle tanımlanırlar &lt;br/&gt;Endokrin bezler bağımsız spesifik organlar şeklinde organize oldukları gibi başka fonksiyonları olan organların içerisinde hücre gruplar ya da sadece bir kaç hücre şeklinde serpiştirilmiş organizasyonlarla veya geçici organlar şeklinde karşımıza çıkabilir. &lt;br/&gt;Başlıca endokrin organlar &lt;br/&gt;Hipofiz (pituitary) &lt;br/&gt;Epifiz (corpus pinealis) &lt;br/&gt;Tiroid (Glandula thyreoideae) &lt;br/&gt;Paratiroid (Glandulae paralıyreoideae &lt;br/&gt;Böbreküstü bezi (Glandulla suprarenaIes) &lt;br/&gt;Paraganglionlardır. &lt;br/&gt;Bunların dışında hücre grupları ya da tek tek hücreler şeklinde organlar içerisinde serpiştirilmiş yapılar &lt;br/&gt;pankreas (Langerhans adacıkları) &lt;br/&gt;Testis (Leydig hücreleri) &lt;br/&gt;Ovarium (Korpus luteum, Granulosa hücreleri) &lt;br/&gt;Plasenta &lt;br/&gt;Mide &lt;br/&gt;Bağırsaklar &lt;br/&gt;Böbrek   gibi organlarda görülür. &lt;br/&gt;İç salgı bezleri salgılarıyla hedef hücrede dolayısıyla organlarda, morfolojik, histokimyasal, dolayısiyle fonksiyonel değişiklikler meydana getirerek bu organların çalışmalarını düzenlerler. Hormonlar organizmada protein, karbohidrat ve yağların metabolizmalarını düzenleyerek yaşamsal olayları yönlendirmenin yanısıra, kişilik, seksüel özelliklerin belirmesi ve genel görünüş üzerinde de etkili olurlar. İç salgı organları, salgıladıkları hormonlar yoluyla birbirlerini de etkileyebilirler Ayrıca hormonal düzenlemenin denetimini yapan otonom sinir sistemine ilave olarak hormonal yolla da denetlerler. Organizmada gerçekleştirilen metabolik olayların düzenlenmesinde sinirsel ve endokrin sistemlerin uyumlu bir şekilde çalışması bir Nöroendokrin sistemi yani Nöroendokrin hipotalamo-hipofizer sistemi (NHS)  ortaya koymuştur. &lt;br/&gt;Yaşamsal denge:      İmpuls   Sinirsistem &lt;br/&gt;                                                                    &gt; Nöroendokrin Sistem &lt;br/&gt;                                 Hormon Endokrin sistem &lt;br/&gt;________________________________________&lt;br/&gt;HİPOFİZ (Pituitary gland)&lt;br/&gt;    Hipofiz sfenoid kemiğin sella turcica&quot;sına yerleşmiş, hipofiz sapı ve infundibulum vasıtasıyla diencefalona bağlı olan oldukça geniş etki alanına sahip önemli bir endokrin organdır. &lt;br/&gt;    Organ embriyoljik olarak iki farklı kaynaktan gelişen farklı morfolojiye sahip iki loptan oluşur. Embriyonal kaynaklardan birisi membrana bukkofaringeanın hemen önünde  embriyonal ağız boşluğu (stomedium) tavanının bir divertikül şeklinde diensefalona doğru yükselmesiyle ouşan Rathke kesesidir. Kafa kemiklerinin oluşumundan önce bu bölgeye ulaşan divertikül kemiklerin gelişimiyle ağız boşluğuyla ilşkisini kaybeder ve Rathke kesesini oluşturur. Rathke kesesi ön duvarı prolifere olarak hipofizin ön lobunu (lobus anterior) oluştururken arka duvar daha az gelişerek ara lobu (pars intermedia) oluşturur. &lt;br/&gt;    Hipofizin gelişimine kaynaklık eden diğer bölge diencephalonda 3 üncü ventrikülün tabanından Rathke kesesine doğru uzanan divertküldür. Bu nervöz taslak Rathke kesesini birmiktar sararak hipofizin arka lobunu (lobus posterior) oluşturur. Arka lobu arabeyine bağlayan hypophys sapı ve infundibulum, körelmez, hayat boyunca kalır. Hipofiz boyutları cinsiyete ve yaşa bağlı olarak oldukça değişiklik göstermesine rağmen yaklaşık 0.5-0.6gr ağırlığa sahiptir. Yaşlılıkta küçülen hipofizin gebelik döneminde ağırlığı bir miktar artar. &lt;br/&gt;Hipofiz mikroskopik yapı, köken ve fonksiyonları bakımından birbirinden tamamiyle farklı olan iki kısımdan oluşur. Bunlar &lt;br/&gt;Adenohipofiz (Pars glandularis) &lt;br/&gt;Nörohipofiz (Pars nervosa), olarak adlandırılır. &lt;br/&gt;Adenöhipofiz; &lt;br/&gt;Ön lop lob (lobus anterior-pars distalis) &lt;br/&gt;Ara lob (Pars intermedia) &lt;br/&gt;Pars tüberalis&quot;ten oluşur. &lt;br/&gt;Nörohipofiz &lt;br/&gt;Arka lob (lobus posterior), &lt;br/&gt;Hipofiz sapı &lt;br/&gt;İnfundibulum&quot;dan ibarettir. &lt;br/&gt;Hipofiz tümüyle oldukça kalın fibroz bir kapsül (stratum fibrosum) ile sarılıdır. Kapsül ile  sella tursicanın periosteumu arasında venlerden zengin bir bağdokusu (stratum vasculare) yer a</description></item><item><title>DİABETES MELLİTUS PREVALANS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?diabetes-mellitus-prevalans-353804.html</link><description>Diyabetes Mellitus Prevalans&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde ~   5.000.000 &lt;br/&gt;ABD&quot;de         15.000.000&lt;br/&gt;                            ~ 100.000  (SDBY) (%7)&lt;br/&gt;Avrupa          22.500.000&lt;br/&gt;                     ~ 100-120.000  (SDBY) (%0.5)&lt;br/&gt;SDBY  (son dönem böbrek yetmezliği)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diyabetes Mellitus (Hiperglisemi)&lt;br/&gt;Afferent arteriyoler vazodilatasyon&lt;br/&gt;Atriyal natriüretik peptid (ANP)&lt;br/&gt;Prostaglandinler&lt;br/&gt;Nitrik oksid (NO)&lt;br/&gt;İnsulin like growth faktör (IGF-1)&lt;br/&gt;Ca+ kanallarının fonksiyon bozukluğu&lt;br/&gt;K+ kanallarının aktivitesinde artış&lt;br/&gt;İnsulin eksikliği&lt;br/&gt;Efferent arteriyoler vazokonstriksiyon&lt;br/&gt;Anjiyotensin II (AII)&lt;br/&gt;Endotelin-1&lt;br/&gt;İnsulin eksikliği&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Glukoz metabolizma yolunun enzimatik aktivasyonu&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;İntraselüler sorbitol oluşumu&lt;br/&gt;   ( Aldoz redüktaz enzimi)&lt;br/&gt;Protein kinaz-C  (PKC) aktivasyonu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Protein Kinaz-C Aktivasyonu&lt;br/&gt;Bazal membran kalınlaşması&lt;br/&gt;Vasküler oklüzyon&lt;br/&gt;Vasküler permeabilite artışı&lt;br/&gt;Anjiyogeneziste artış&lt;br/&gt;Hızlanmış ateroskleroz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diyabetik glomeruloskleroz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Humoral dengesizlik&lt;br/&gt;- İntrarenal hormonlar ve sitokinlerin artışı&lt;br/&gt;(TGF-&amp;#946;,Anjiyotensin II, Endotelin-1,      prostaglandin, tromboksan, nitrik oksid, IGF-1, PDGF &lt;br/&gt; Oksidatif stres&lt;br/&gt;Diyabetik glomeruloskleroz klinik evreleri&lt;br/&gt; Erken dönem&lt;br/&gt; İleri dönem&lt;br/&gt; Nefrotik sendrom ve son dönem böbrek yetmezliği&lt;br/&gt;Diyabetik glomeruloskleroz( erken dönem )&lt;br/&gt;Mikroalbuminüri&lt;br/&gt;GFR normal veya hafif artmış&lt;br/&gt;Böbrek boyutları normal&lt;br/&gt;Geri dönüşümlü olabilir&lt;br/&gt;Diyabetik glomeruloskleroz( ileri dönem )&lt;br/&gt;Proteinüri (dipstick, salisilsulfonik asit)&lt;br/&gt;GFR progresif azalma (yılda 5-10 ml/dk)&lt;br/&gt;Böbrek boyutları normal&lt;br/&gt;Hipertansiyon (%80 Na-sıvı retansiyonu              %20 vazokonstriktörler)&lt;br/&gt;Ödem&lt;br/&gt;Diyabetik glomeruloskleroz( nefrotik sendrom ve SDBY)&lt;br/&gt;Aşırı proteinüri ve Nefrotik sendrom&lt;br/&gt;GFR da hızlı azalma (2-3 yıl içinde terminal dönem böbrek yetmezliği)&lt;br/&gt;Hipertansiyon (kontrolü güç ve çok faktörlü)&lt;br/&gt;Belirgin ekstrarenal D.Mellitus organ komplikasyonları (özellikle kardiyovasküler)&lt;br/&gt;Ateromatöz RAS insidansında artma&lt;br/&gt;Nörojenik mesane insidansında artma&lt;br/&gt;Diyabetik glomerulosklerozun diğer glomerüler patolojilerden farklı özellikleri&lt;br/&gt;Mikroskopik patolojik idrar bulgusu yoktur&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son dönem böbrek yetmezliği durumlarında böbrek boyutu küçülmez&lt;br/&gt;Son dönem böbrek yetmezliği durumlarında proteinürinin şiddetinde azalma olmaz&lt;br/&gt;Diyabetik glomeruloskleroz histopatoloji&lt;br/&gt;--Mezanşial genişleme&lt;br/&gt;  Glomerüler bazal membran kalınlaşması&lt;br/&gt;  Glomerüler skleroz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diffüz interkapiller glomeruloskleroz&lt;br/&gt;Nodüler glomeruloskleroz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diyabetik glomeruloskleroz tedavi yaklaşımı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kan şekeri mutlak regüle olmalı &lt;br/&gt;Risk faktörleri ortadan kaldırılmalı&lt;br/&gt;Hiperfiltrasyon önlenmeli&lt;br/&gt;İntrarenal ve intraglomerüler basınç düşürülmeli&lt;br/&gt;Sistemik kan basıncı düşük (120/70 mmHg) tutulmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;Diyabetik glomeruloskleroz tedavi (erken dönem)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- Protein kısıtlaması (1 gr/kg/gün)&lt;br/&gt;- Hipertansiyon varsa ilk seçenek ilaç &lt;br/&gt;ACE-i veya AT1 reseptör blokerleri&lt;br/&gt;- Risk faktörlerini taşıyan hastalarda           Organ koruyucu dozda ACE-i veya&lt;br/&gt;AT1 Reseptör blokerleri &lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diyabetik glomeruloskleroztedavi (ileri dönem)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;- Protein kısıtlaması (0.7 gr/kg/gün)&lt;br/&gt;- Antihipertansif tedavi&lt;br/&gt;. Sodyum kısıtlaması&lt;br/&gt;. Düşük doz diüretik(furosemid)&lt;br/&gt;. ACE-i, AT1 reseptör blokeri                        (GFR  ve serum K+ düzeyi izlenerek)&lt;br/&gt;( renal arter stenozu !!)&lt;br/&gt; . &amp;#61538;-bloker, KKB, &amp;#61537;-bloker &lt;br/&gt;Diyabetik glomeruloskleroztedavi (nefrotik sendrom+SDBY )&lt;br/&gt;- Protein kısıtlaması (0.5-0.7 gr/kg/gün)       - Konservatif nefrotik sendrom tedavisi&lt;br/&gt;- Antihipertansif tedavi&lt;br/&gt;. Seçici KKB&lt;br/&gt;. Seçici &amp;#61538;-bloker                                             . Santral etkili antihipertansifler            . &amp;#61537;-bloker&lt;br/&gt;. ACE-i ve AT1 reseptör blokerleri ?&lt;br/&gt;- Diyaliz, böbrek transplantasyonu !!&lt;br/&gt;Diyabetik hastalarda renal replasman tedavisi&lt;br/&gt;Hemodiyaliz (veya hemodiyafiltrasyon)&lt;br/&gt;Periton diyalizi (SAPD)&lt;br/&gt;Böbrek Â± pankreas veya adacık hücre transplantasyonu&lt;br/&gt;Diyabetik hastalarda hemodiyaliz&lt;br/&gt;Erken diyaliz&lt;br/&gt;Başlangıçta insulin gereksinimi azalırken, sonra anoreksinin düzelmesi ile artar&lt;br/&gt;Hiperglisemi s</description></item><item><title>DİABETİN DERİ BULGULARI VE DİYABETİK AYAK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?diabetin-deri-bulgulari-ve-diyabetik-ayak-444309.html</link><description>DİABETİN DERİ BULGULARI VE DİYABETİK AYAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DİABETES MELLİTUS&lt;br/&gt;İnsülin salgısının eksikliği&lt;br/&gt;İnsülin rezistansı&lt;br/&gt;Hiperglisemi&lt;br/&gt;Karbonhidrat, yağ ve protein metabolizması bozuklukları&lt;br/&gt;Akut ve kronik komplikasyonları ile yüksek morbidite ve mortalite&lt;br/&gt;DİABETİN YENİ SINIFLAMASI (ADA)&lt;br/&gt;Tip 1 DM&lt;br/&gt;Otoimmün&lt;br/&gt;İdiopatik&lt;br/&gt;Tip 2 DM&lt;br/&gt;Nonobez            &lt;br/&gt;Obez&lt;br/&gt;Subgrublar : Sendrom X&lt;br/&gt;            MODY&lt;br/&gt;            LADA (Tip 1.5)&lt;br/&gt;        Malnütrisyonla İlş.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gestasyonel DM&lt;br/&gt;Bozulmuş Glukoz Toleransı (IGT) ve Bozulmuş Açlık Glukozu (IFG)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diabetes Mellitus vücudun tüm sistemleri+deri&lt;br/&gt;DM&quot;lilerin ortalama %30&quot;unda deri lezyonları+&lt;br/&gt;Patognomonik deri bulgusu yok&lt;br/&gt;Birden fazla deri belirtisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Patogenezinde serbest deri şekerinin rolü &lt;br/&gt;Normal kişilerde deri şekeri&amp;#61664; %60 mg. DM&quot;lilerde&amp;#61664;%150-200 mg. &lt;br/&gt;İnsülin derinin değişik komponentlerini özellikle dermal fibroblastları etkiler.&lt;br/&gt; İnsülinin rolü:*Epidermal hücrelere&lt;br/&gt;                         glukozun girişi&lt;br/&gt;                        *Deride glukoz  utilizasyonu&lt;br/&gt;                        *Glukozun intrasellüler &lt;br/&gt;                          dağılımının regülasyonu        &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DM&quot;lilerin derisinde hücrelerarası kollagen eksik&lt;br/&gt; Glukoz düzeyinin artışı&amp;#61664;Enzimatik olarak glikozillenmiş kollagenin çapraz bağlanması ve fibril oluşumunun inhibisyonu&lt;br/&gt;Diabetteki mikroanjiyopati, nöropati, ateroskleroz ve immun değişiklikler&amp;#61664;Deri komplikasyonları&lt;br/&gt;Diabetteki deri bulguları ile HbA1c düzeyi arasında bir ilişki yok&lt;br/&gt;Diabetes Mellitusta Deri Belirtileri&lt;br/&gt;I.Akut metabolik düzensizlikleri yansıtanlar&lt;br/&gt;II.Kronik dejeneratif komplikasyonları  yansıtanlar&lt;br/&gt;III.Metabolik düzensizlik ve dejeneratif komplikasyonların bulunmadığı hastalarda sık görülenler&lt;br/&gt;I. Akut Metabolik Düzensizlikleri Yansıtanlar&lt;br/&gt;Lokalize veya jeneralize pruritus&lt;br/&gt;Stafilokok ve kandida enfeksiyonları&lt;br/&gt;Alt ekstremitelerde steatotik görünüm &lt;br/&gt;Ksantomlar&lt;br/&gt;Lokalize veya Jeneralize Pruritus&lt;br/&gt;Pruritusun sık nedenlerinden biri&amp;#61664;Diabet &lt;br/&gt;Diabetin şiddeti ile pruritus arasında ilişki yoktur. &lt;br/&gt;Saçlı derinin lokalize persistan pruritusu&amp;#61664;Diabetin bir bulgusu &lt;br/&gt;                &amp;#61664;Antipruritik tedavi&lt;br/&gt; Diabetli kadınlardaki anogenital kaşıntı &amp;#61664;Kandida enfeksiyonuna bağlı olabilir&lt;br/&gt;Stafilokok Enfeksiyonları&lt;br/&gt;Staphylococcus aureusa bağlı deri enfeksiyonları DM&quot;lilerde sık görülür. Bunun sebebi bilinmemektedir ve derideki yüksek glukoz seviyesine bağlı olarak da açıklanamamıştır.&lt;br/&gt;İnsulin ve antibiyotik tedavisi ile daha önceden çok yaygın olan fronkül ve karbonküller artık kolayca tedavi edilebilmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kandida       Enfeksiyonları&lt;br/&gt;Diabetiklerde ağız, tırnak kıvrımları, genital ve intertriginöz bölgelerde yaygın&lt;br/&gt;İdrar, genel vücut sıvıları ve terdeki yüksek glukoz seviyesi, ketoasidozis durumunda PMNL&quot;in fagositoz yeteneklerinin bozulması;  diabetik hastaları kandidiyazise karşı hassaslaştırır, kandidaların hızlı çoğalmasına neden olabilir.&lt;br/&gt;Kandida vulvovajiniti ve balaniti diabetiklerde sık&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Non-Klostridyal Gazlı Gangren&lt;br/&gt;Gangrenöz bir odak yanındaki yumuşak dokularda gelişen bir komplikasyondur&lt;br/&gt;Gangren,ülser+DM&quot;lilerin %17&quot;sinde&lt;br/&gt;Patojenler; E.coli, Klebsiella, Pseudomanas, Bacteroides&lt;br/&gt;Tedaviye iyi cevap &lt;br/&gt;Pseudomanas Enfeksiyonları&lt;br/&gt;Malign eksternal otitte&amp;#61664;İnvaziv pseudomonas enfeksiyonu gelişir&lt;br/&gt;*Selülitis&lt;br/&gt;   *Osteitisten&lt;br/&gt;   *Kranyal sinir hasarı &lt;br/&gt;   *Menenjite                  sebep olur&lt;br/&gt;% 53 oranında mortalite +&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tinea Pedis Ve Onikomikoz&lt;br/&gt;Ayak parmak aralarındaki infeksiyonlar&amp;#61664; İnflamasyon ve fissürasyon&amp;#61664; Diabetik ayaklı bir hastada bakteriyel infeksiyonlara giriş kapısı&lt;br/&gt;İnflamasyonlu bölgenin artmış oksijen ihtiyacı&amp;#61664;Mikrosirkülasyondaki yetersizlik&amp;#61664; Gangrene gidiş&lt;br/&gt;Nörovasküler komplikasyonları +DM&quot;liler tinea pedis infeksiyonları agresif  tedavisi gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ayak tırnaklarının dermatofit infeksiyonları (onikomikoz) &amp;#61664; Yaşlı DM&quot;lilerde sık&lt;br/&gt;Diabetiklerde immun yanıttaki bozukluklar nedeniyle mantar infeksiyonlarının insidansında artış &lt;br/&gt;Tırnak distrofisi ciddi tırnak bakımı &lt;br/&gt;4-6 ay boyunca haftada bir kez 400</description></item><item><title>OVERVIEW OF NITROGEN METABOLISM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?overview-of-nitrogen-metabolism-355820.html</link><description>Overview of nitrogen metabolism</description></item><item><title>HİPERTİROİDİ VEA TİROTOKSİKOZ NEDİR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hipertiroidi-vea-tirotoksikoz-nedir-349668.html</link><description>Hipertiroidi veya tirotoksikoz nedir? &lt;br/&gt;Hipertiroidi, tiroit glandinin fazla çalismasina bagli olarak tiroit hormonlarinin fazla miktarda salgilanmasi sonucu ortaya çikan klinik tabloya verilen isimdir. &lt;br/&gt;Tirotoksikoz, degisik nedenlerle örnegin fazla miktarda tiroit tableti alinmasi yada tiroiditlerde oldugu gibi tiroit depolarindan kana ani olarak tiroit hormonlarinin bosalmasi sonucu kanda tiroit hormonlarinin yükselmesine verilen isimdir. Iki durumda da klinik olarak ayni tablo ortaya çikar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hipertiroidi ve tirotoksikozun sebepleri nelerdir? &lt;br/&gt;Hipertiroidiyi meydan getiren degisik nedenler mevcuttur. Bunlari kabaca 4 sinifa ayirabiliriz.&lt;br/&gt;1. Tiroidin asiri uyarilmasi: &lt;br/&gt;Tiroidin asiri uyarilmasi degisik nedenlerle olur. Bunlar:&lt;br/&gt;a. Basedow-Graves hastaligi&lt;br/&gt;b. Asiri HCG &lt;br/&gt;c. Hipofiz tümörleri&lt;br/&gt;d. Asiri iyot alinimi.&lt;br/&gt;2. Tiroit nodüllerine bagli gelisen hipertiroidi sebepleri&lt;br/&gt;a. Toksik otonom fonksiyonel tiroit nodülü&lt;br/&gt;b. Toksik multinodüler guatr&lt;br/&gt;3. Tiroit zedelenmesine bagli gelisen hipertiroidiler&lt;br/&gt;a. Subakut tiroidit&lt;br/&gt;b. Postpartum tiroiditi&lt;br/&gt;c. Agrisiz veya sessiz tiroidit&lt;br/&gt;d. Radyasyona bagli gelisen tiroidit&lt;br/&gt;e. Akut supuratif tiroidit&lt;br/&gt;4. Degisik nedenlere bagli gelisen hipertiroidiler&lt;br/&gt;a. T-3 veya T4 hormonlarinin asiri alinmasi&lt;br/&gt;b. Struma ovari&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a. Basedow-Graves hastaligi nedir? Sebebi nedir?&lt;br/&gt;Ülkemizde en sik rastlanan hipertiroidi nedenlerinden biridir. Hipertiroidi belirtileri, bazen guatr, göz ve deri belirtileri ile kendini gösterir. Otoimmun bir hastaliktir. Bu hastalikta kanda otoantikorlar bulunur. Antikorlar, yabanci maddelere, virüslere veya bakterilere karsi olusan proteinlerdir. Otoantikorlar ise vücudun kendi dokularina veya kimyasina karsi olusmus antikorlardir. Basedow-Graves hastaliginda TSH reseptörlerine karsi antikorlar olusur. Bu antikorlara Tiroit Reseptör Antikorlari (TRAb) denir. Bunlar TSH reseptörleri ile birlestigi zaman TSHdan daha fazla miktarda tiroit hormon yapimini artirir. &lt;br/&gt;Bu antikorlar vücutta nasil olusur? &lt;br/&gt;Genetik burada önemli rol oynar. Dolayisiyla, bir ailede birden fazla fertlerde ve özellikle kadinlarda görülür. Kendisinde Graves hastaligi tespit edilen bir kadin diger aile fertlerine de bunu bildirerek onlarin da bu hastaliktan haberdar olmalarini saglamalidir. Hashimoto hastaligi da ailevi bir hastalik oldugundan bu iki hastaliga ayni aile fertlerinde rastlanilabilmektedir. &lt;br/&gt;Otoantikorlarin olusmasinda ikinci mekanizma, baskilayici T lenfosit hücrelerinin yetersiz olusudur. Bu durumda B lenfosit hücrelerinde antikor yapimi baslar. T hücrelerindeki baskilayici etkinin kalkmasi büyük psisik travmalardan (kaza, ölüm, ayrilik veya islerin iyi gitmemesi) sonra meydana gelir. Diger yandan bazi arastiricilar, stresin hipertiroidiye neden olmadigini mevcut olan hafif hipertiroidiyi siddetlendirdigini ileri sürmektedirler. Bazilarina göre ise birtakim virüslerin etkisi ile TSH reseptörleri degismekte ve yabanci cisim (antijen) olarak algilanarak buna karsi antikor üretilmektedir. Sonuç olarak, hipertiroidide antikor yapimini uyaran sistemin henüz tam olarak anlasilmis oldugunu söyleyemeyiz. Özellikle hastalarim arasinda psisik travmalardan sonra hipertiroidi gelismesine çok sik rastladigimi söyleyebilirim. ÖSS sinavina giren bir hastamda büyük ümitle bekledigi sonucun düsündügü gibi çikmamasi üzerine birkaç gün içerisinde siddetli ekzoftalmi, çarpinti ve zayiflama baslamisti. &lt;br/&gt;Hashimoto hastaliginda görülen otoantikorlarin en azindan %50si Basedow-Graves hastaliginda da bulunur. Basedow-Graves hastaligi diger otoimmun hastaliklardan olan vitiligo ve olgunlasmamis gri saç ile birlikte de görülebilir. Agir otoimmun hastaliklardan olan myasthenia gravis, romatoid artrit, sistemik lupus ertiromatosus ve diyabet ile çok daha az siklikla birlikte bulunur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b. Human chorionic gonadotropin (HCG)&lt;br/&gt;Hiperitroidinin nadir rastlanan nedenlerinden biri de hamilelik sirasinda salgilanan ve HCG denilen hormonun asiri salgilanmasidir. Bu hormonun bir molekülü TSHya benzemekte ve hamilelik sirasinda tiroit glandini uy</description></item><item><title>HYPOTHALAMIC-PITUITAR AXIS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hypothalamicpituitar-axis-443754.html</link><description>ypothalamic-Pituitary Axis&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anterior Pituitary(Adenohypophysis)&lt;br/&gt;Secretion of Anterior Pituitary Hormones&lt;br/&gt;Determined by&lt;br/&gt;hypothalamic hormones&lt;br/&gt;peripheral feedback&lt;br/&gt;intrapituitary cytokines&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hypothalamic-Pituitary-Target OrganConcept of Feedback&lt;br/&gt;Secretion of Anterior Pituitary Hormones&lt;br/&gt;Points to note&lt;br/&gt;CNS inputs &lt;br/&gt;Pulsatile secretion&lt;br/&gt;Negative feedback&lt;br/&gt;Diurnal/monthly rhythms&lt;br/&gt;Stress&lt;br/&gt;Drugs&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Intrapituitary cytokines&lt;br/&gt;Intrapituitary control by cytokines is an important control mechanism for pituitary hormone secretion&lt;br/&gt;Several of these cytokines signal through a common receptor subunit (GP 130) linked to the Janus kinase signal transduction activation transcription cascade (JAK-STAT)&lt;br/&gt;ACTH and GH are induced by cytokines in this group including IL6 and leukaemia inhibitory factor&lt;br/&gt;Hypothalamic Hormones&lt;br/&gt;Hormone              Function&lt;br/&gt;GnRH (10aa)Releases LH &amp; FSH&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TRH (3aa)Releases TSH &amp; PRL&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GHRH (44aa)Releases GH&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;CRH (41aa)Releases ACTH&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GHIH (14aa)Inhibits GH &amp;TRH&lt;br/&gt;(Somatostatin)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dopamine           Inhibits Prolactin (Catecholamine)&lt;br/&gt;Anterior Pituitary Hormones&lt;br/&gt;Glycoproteins&lt;br/&gt;Follicle Stimulating Hormone (FSH)&lt;br/&gt;Luteinising Hormone (LH)&lt;br/&gt;Thyroid Stimulating Hormone (TSH)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Single Chain Polypetides&lt;br/&gt;Growth Hormone (GH)&lt;br/&gt;Adrenocorticotrophic hHoemone (ACTH)&lt;br/&gt;Prolactin&lt;br/&gt;Anterior Pituitary Hormones: Glycoproteins&lt;br/&gt;FSH, LH and TSH  (HCG)&lt;br/&gt;Each is composed of two subunits; &amp;#945; and &amp;#946; &lt;br/&gt;The &amp;#945; -subunit is common to all.&lt;br/&gt;The &amp;#946; -subunit is unique to each hormone and confers both biological and immunological specificity&lt;br/&gt;About 30% carbohydrate&lt;br/&gt;Anterior Pituitary Hormones: Polypeptides&lt;br/&gt;Prolactin:&lt;br/&gt;High mw forms present: Macroprolactin&lt;br/&gt;Homology with HGH, HPL&lt;br/&gt;ACTH&lt;br/&gt;39AA  but 24 N terminal AA for biological activity&lt;br/&gt;Large family of precursors and related peptides&lt;br/&gt;GH&lt;br/&gt;Multiple molecular weight variants present in plasma&lt;br/&gt;Homology with HPL (85%) + Prolactin (16%)&lt;br/&gt;Gonadotrophin Isoforms &lt;br/&gt;Heterogeneity due to variation in  carbohydrate chains&lt;br/&gt;Isoform pattern different in pituitary, serum and urine&lt;br/&gt;Isoform profile varies in normal menstrual cycle&lt;br/&gt;Isoform profile varies in disease (e.g.. PCO)&lt;br/&gt;Not known if isoforms have different in vivo and in vitro biological activity &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Assessment of hypothalamic-pituitary-end organ axis&lt;br/&gt;1.Baseline hormone levels&lt;br/&gt;-  pituitary&lt;br/&gt;-  end organ&lt;br/&gt;2.Dynamic function tests&lt;br/&gt;Hypothalamic-Pituitary-Adrenal Axis&lt;br/&gt;Hypothalamic-Pituitary-Thyroid Axis&lt;br/&gt;Hypothalamic-Pituitary-Gonadal Axis&lt;br/&gt;Growth Hormone-IGF-1 Axis&lt;br/&gt;Prolactin&lt;br/&gt;Posterior Pituitary(Neurohypophysis)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Posterior Pituitary Hormones&lt;br/&gt;                             ADHOxytocin&lt;br/&gt;Aminoacids9aa9aa&lt;br/&gt;MW10841007&lt;br/&gt;Â½ Life5-10 mins5-10mins&lt;br/&gt;NeurophypohyealNeurophysin IINeurophysin I&lt;br/&gt;  binding protein&lt;br/&gt;Plasma BindingNone None&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anti-diuretic Hormone&lt;br/&gt;Produced in supraoptic and paraventricular nuclei&lt;br/&gt;Released by posterior pituitary &lt;br/&gt;Osmoreceptors: Plasma osmolality&lt;br/&gt;Baroreceptors: Blood pressure/volume&lt;br/&gt;Acts on renal collecting ducts to increase water reabsorption from urine&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anti-diuretic Hormone&lt;br/&gt;Thirst&lt;br/&gt;   Maximum ADH drive &lt;br/&gt;   Maximum urine concentration (minimum renal water loss)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   If then ECF osmolality continues to rise, water  intake increased by CNS thirst centre &lt;br/&gt;Stimuli to ADH release&lt;br/&gt;Anti-diuretic Hormone&lt;br/&gt;   Other Stimuli&lt;br/&gt;Neural eg sight of food&lt;br/&gt;Nausea &amp; vomiting&lt;br/&gt;Hypoglycaemia&lt;br/&gt;Angiotensin 11&lt;br/&gt;Stress, Heat, pain&lt;br/&gt;Drugs&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anti-diuretic Hormone&lt;br/&gt;   Other possible functions with supraphysiological levels&lt;br/&gt;Arterial contraction&lt;br/&gt;Improves memory&lt;br/&gt;Glycogenolysis and lipolysis&lt;br/&gt;Stimulates ACTH&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Oxytocin&lt;br/&gt;   Regulation&lt;br/&gt;Suckling&lt;br/&gt;Pregnancy and Parturition&lt;br/&gt;Functions&lt;br/&gt;Uterine contraction during parturition&lt;br/&gt;Promotes milk ejection during lactation&lt;br/&gt;Disorders&lt;br/&gt;None known&lt;br/&gt;Hypopituitarism.&lt;br/&gt;Causes of Hypopituitarism&lt;br/&gt;Commoner Causes&lt;br/&gt;Pituitary Tumour&lt;br/&gt;Parasellar and suprasellar tumours&lt;br/&gt;Pituitary and parapituitary Radiation&lt;br/&gt;Pituitary Apoplexy&lt;br/&gt;Causes of Hypopituitarism&lt;br/&gt;Less Common Causes&lt;br/&gt;Infiltrative disease&lt;br/&gt;Granuloma&lt;br/&gt;Haemochromatosis&lt;br/&gt;Sarcoidosis&lt;br/&gt;Infection&lt;br/&gt;TB&lt;br/&gt;Mycoses&lt;br/&gt;Miscellaneous&lt;br/&gt;Empty se</description></item><item><title>TERAPİA DE REEMPLAZO HORMONAL MENOPAUSİA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?terapia-de-reemplazo-hormonal-menopausia-444205.html</link><description>Terapia de Reemplazo Hormonal: Menopausia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DefiniciÃ³n&lt;br/&gt;Climaterio: TransiciÃ³n entre la fase reproductiva y la no reproductiva de la vida.&lt;br/&gt;Menopausia: Comienza un aÃ±o despuÃ©s del Ãºltimo periodo menstrual.&lt;br/&gt;Evento fisiolÃ³gico, puede ser determinado geneticamente.&lt;br/&gt;Los sÃ­ntomas menopÃ¡usicos se presentan en el 70% y generalmente se resuelven con el tiempo.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Incidencia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mortalidad por enfermedad cardiovascular por 1000 pacientes/aÃ±oRenfro and Paisley Survey&lt;br/&gt;SÃ­ntomas&lt;br/&gt;DisminuciÃ³n de la funciÃ³n ovÃ¡rica&lt;br/&gt;       &lt;br/&gt;PsicolÃ³gicos&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Factores socioculturales&lt;br/&gt;Signos y sÃ­ntomas&lt;br/&gt;Amenorrea o menstruaciÃ³n irregular&lt;br/&gt;SÃ­ntomas vasomotores&lt;br/&gt;Atrofia genitourinaria&lt;br/&gt;Osteoporosis&lt;br/&gt;Insomnio&lt;br/&gt;Sistema cardiovascular&lt;br/&gt;EsquelÃ©tico&lt;br/&gt;PresentaciÃ³n&lt;br/&gt;EvoluciÃ³n natural&lt;br/&gt;Cambios inducidos en las lipoproteinas por la menopausia.(ObservaciÃ³n transversal)&lt;br/&gt;Efectos cardiovasculares de los estrÃ³genos y posibles efectos cardioprotectores&lt;br/&gt;LÃ­pidos&lt;br/&gt;Perfil favorable (25-50% de reducciÃ³n de riesgo)&lt;br/&gt;Antioxidante directo??&lt;br/&gt;Mecanismo de la coagulaciÃ³n&lt;br/&gt;Disminuye el fibrinÃ³geno&lt;br/&gt;Disminuye el factor inhibidor del plasminÃ³geno&lt;br/&gt;RelajaciÃ³n directa de los vasos sanguineos&lt;br/&gt;Favorece la angiogÃ©nesis&lt;br/&gt;DiagnÃ³stico:&lt;br/&gt;Cese de la menstruaciÃ³n con o sin sÃ­ntomas de inestabilidad vasomotora&lt;br/&gt;ElevaciÃ³n de FSH y LH (seguimiento por un aÃ±o)&lt;br/&gt;FSH   100 mUI/ml&lt;br/&gt;LH   75 mUI/ml&lt;br/&gt;The Nurses Health Study:  CHD Risk and Postmenopausal Estrogen + Progestin Use&lt;br/&gt;59,337 mujeres, edad 30-55, seguimiento por 16 aÃ±os.&lt;br/&gt;RR para eventos coronarios del 0.60 en el grupo de estrÃ³genos y  el grupo estrÃ³genos + progestin del 0.39.&lt;br/&gt;Dosis de estrÃ³genos de 0.3 y 0.625 mg fueron los de mayor beneficio.&lt;br/&gt;Mujeres de 60-71 aÃ±os de edad tuvieron los mismos beneficios  al igual que las mujeres jÃ³venes.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Postmenopausal Estrogen/Progestin Interventions Trial (PEPI)&lt;br/&gt;875 Mujeres sanas postmenopÃ¡usicas, 45-64 aÃ±os de edad.&lt;br/&gt;Grupo de intervenciÃ³n paralelo:&lt;br/&gt;Placebo&lt;br/&gt;EEC 0.625 mg/d&lt;br/&gt;EEC 0.625 mg/d + AMP 10 mg/d x 12 d/mo&lt;br/&gt;EEC 0.625 mg/d + AMP 2.5 mg/d&lt;br/&gt;EEC 0.625 mg/d + AMP 200 mg/d x 12 d/mo&lt;br/&gt;Puntos finales:&lt;br/&gt;HDL-C&lt;br/&gt;PresiÃ³n arterial sistÃ³lica&lt;br/&gt;FibrinÃ³geno&lt;br/&gt;Insulina&lt;br/&gt;Resultados PEPI&lt;br/&gt;Lipoproteinas:&lt;br/&gt;HDL-C: Incremento en todos los Tx activos               (Mejor con EEC y EEC +AMP)&lt;br/&gt;LDL-C: DisminuciÃ³n por igual en todos los grupos  de tratamiento.&lt;br/&gt;TriglicÃ©ridos: Incremento por igual en todos los grupos.&lt;br/&gt;PresiÃ³n sistÃ³lica: Incremento similar en todos los grupos.&lt;br/&gt;Insulina: No diferencias en ayunas o 2 horas en todos los grupos de tratamiento.&lt;br/&gt;FibrinÃ³geno:  No diferencia en los grupos TX&lt;br/&gt;Cambios en la concentraciÃ³n de Lipoproteina (a) 2 meses despuÃ©s de TRH&lt;br/&gt;Groupo A(N=29)  Groupo B(N=87)  Groupo C(N=65)   Groupo D(N=23)&lt;br/&gt;Basal36.4 &amp;#61617; 43.34        36.7 &amp;#61617; 30.9          36.5 &amp;#61617; 35.2            31.2 &amp;#61617; 33.8&lt;br/&gt;2 Months36.4 &amp;#61617; 37.93        28.5 &amp;#61617; 24.4          28.1 &amp;#61617; 30.7             24.6 &amp;#61617; 30.4&lt;br/&gt;Change, %         -14.7                     -22.2                      -25.7&lt;br/&gt;PNS            .0001                   .0001                     .001&lt;br/&gt;A = Placebo&lt;br/&gt;B = Premarin 0.625 mg + Provera 2.5 mg&lt;br/&gt;C = Premarin 0.625 + Provera 5 mg&lt;br/&gt;D = Premarin 0.625 mg&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Efecto de varios tratamientos de reemplazo hormonal sobre lipoproteinas en 12 meses&lt;br/&gt;LipoproteinasN=140N=97N=109N=134N=71(mg/dL)EECEEC+AMP5EEC+AMP10 ES+Nor Control&lt;br/&gt;23 &amp;#61662; 1425 &amp;#61662; 1825 &amp;#61662; 1825 &amp;#61662; 18 24 &amp;#61662; 27Lp(a)(-37%)(-28%)(-30%)(-30%)&lt;br/&gt;LDL-C128 &amp;#61662; 114 130 &amp;#61662; 112  128 &amp;#61662; 113126 &amp;#61662; 104131 &amp;#61662;129&lt;br/&gt;HDL-C67 &amp;#61662; 8068 &amp;#61662; 7666 &amp;#61662; 7563 &amp;#61662; 6468 &amp;#61662; 69&lt;br/&gt;Trig132 &amp;#61662; 145  116 &amp;#61662; 122132 &amp;#61662; 118134 &amp;#61662; 90140 &amp;#61662; 139&lt;br/&gt;Efecto de los estrÃ³genos en los lÃ­pidos&lt;br/&gt;WHI: WomenÂ´s Health Initiative&lt;br/&gt;WomenÂ´s Health Initiative (WHI) Clinical Trial&lt;br/&gt;WHI TRH&lt;br/&gt;16,608 mujeres randomizadas&lt;br/&gt;Mujeres con Ãºtero intacto&lt;br/&gt;EEC 0.625 mg/dÃ­a+ AMP 2.5 mg/dÃ­a o Placebo&lt;br/&gt;Mujeres sin Ãºtero&lt;br/&gt;EEC 0.625 mg/dÃ­a o Placebo&lt;br/&gt;Puntos finales primarios: Enf. Cardiovascular (IAM)&lt;br/&gt;Secundarios: F</description></item><item><title>HORMONLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hormonlar-343054.html</link><description>HORMONAL DÜZENLEME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gelişmiş ve karmaşık yapılı hayvanlarda bir çok vücut kısmının işleyişi iki büyük sistem tarafından düzenlenir. Birincisi sinirsel, ikincisi ise hormonal düzenlemedir. Sinir sistemi ve duyu organları, değişen çevreye birkaç milisaniye içerisinde tepki göstermek suretiyle hayvanın uyumunu sağlamasına karşın, endokrin bezler aracılığıyla gösterilen tepkiler çok daha yavaş olur. Bu süre dakikalar, saatler ve hatta haftalarla ölçülebilir. Fakat hormonlarla oluşan tepkiler, sinirsel tepkilerden çok daha uzun süre etkili olur. Bazen bu iki sistemin sınırlarının belirli olmadığı durumlar vardır. Örneğin sinirlerle taşınan maddelerin olduğu ve bunların hormonlardan pek farklı olmadığı bilinmektedir (simpatik sinirlerin noradrenalini, böbrek üstü bezinin adrenelini gibi). Keza hipotalamus gibi hem sinirsel hem de hormonal etki yapan sistemlerde vardır. Endokrin bez sistemlerinin salgılarına hormon denir. Hormonlar ya diffüzyonla ya da kan ile belirli organlara veye dokulara taşınarak oradaki işlevleri düzenlerler. Tüm metabolik işlevler, büyüme ve üreme gibi çok tipik olaylar endokrinal düzenlemenin etkisi altındadır. Glikozun, sodyumun, potasyumun, kalsiyumun, fosfatın ve suyun hem kanda hem hücre arası suda belirli derişimlerde tutulmasında da hormonların çok büyük önemi vardır. Hormonal düzenleme ve denetim bitkilerde, böceklerde, kabuklularda, halkalı solucanlarda, yumuşakçalarda, diğer bazı omurgasızlarda ve omurgalılarda saptanmıştır.&lt;br/&gt;Bitkilerde denetim ve düzenleme işi sadece hormonal sistemle gerçekleştirilir. Hormonların hem bitkilere hem de hayvanlarda salgılanmaları optimal (en uygun) düzeyde olmalıdır. Fazla ya da az salgılanmaları her zaman bir anamoliye neden olur. &lt;br/&gt;Geri Besleme Sistemi (Feed-Back Mekanizması) &lt;br/&gt;İnsanlarda diğer endokrin bezlerin çalışmasını düzenlediği için temel bez olarak adlandırılan hipofizin hormon salgılamasını durdurması veya azaltması diğer bezlerin kontrolü altındadır. Şöyle ki; hipofiz salgıladığı tiroid uyarıcı hormon ile tiroit bezinin salgı yapmasını sağlar. Tiroit bezinin salgıladığı tiroksin hormonunun derişiminin kandaki miktarı belirli bir seviyeye ulaştığında bu hipofizin tiroit uyarıcı hormon salgısını azaltması yada kesmesi yönünde bir uyartı oluşturur. Hipofiz bezinin diğer bezlerle bu etkileşimine geri besleme sistemi denir.&lt;br/&gt;İnsanda salgılanan hormonların isimlerini salgılandıkları yerleri ve etkilerini bir tablo aracılığı ile vermeye çalışalım.&lt;br/&gt;HORMONSALGILANDIĞI YERFİZYOLOJİK ETKİLERİ&lt;br/&gt;TiroksinTiroit beziBazal metabolizmayı artırır&lt;br/&gt;TriiyodotironinTiroit beziBazal metabolizmayı artırır.&lt;br/&gt;ParathormonParatiroit beziKalsiyum ve fosfor metabolizmasını düzenler&lt;br/&gt;KalsitoninTiroit&quot;in C hücrelerindenKalsiyum ve fosforu düzenler (parathormonun antigonisti)&lt;br/&gt;İnsülinPankreasın beta hücreleriKasta ve diğer hücrelerde glikoz kullanımını artırır, kan şekerini azaltır, glikojen depolanmasını ve glikoz metabolizmasını artırır.&lt;br/&gt;GlukagonPankreasın alfa hücreleriKaraciğer glikojenini kan glikozuna çeviren mekanizmayı uyarır.&lt;br/&gt;SekretinOnikiparmak mukozasıPankreas sıvısının salgılanmasını uyarır.&lt;br/&gt;KolessistokininOnikiparmak mukozasıSafra kesesinden safranın bırakılmasını uyarır.&lt;br/&gt;Epinefrin (Adrenelin)Adrenel medullaSimpatik sistemi destekler, karaciğer ve kas glikojeninin yıkımını uyarır.&lt;br/&gt;Norepinefrin (Noradrenalin)Adrenel medullaKan damarlarını daraltır.&lt;br/&gt;KortizolAdrenel korteksProteinlerin karbonhidratlara dönüşümünü uyarır&lt;br/&gt;AldosteronAdrenel korteksSodyum ve potasyum metabolizmasını düzenler.&lt;br/&gt;DehidroepiandrosteronAdrenel korteksAndrojen, erkek eşeysel özelliklerinin gelişimini uyarır.&lt;br/&gt;Somatotropin (Büyüme hormonuÖn hipofizKemik ve genel vücut büyümesini denetler, yağ protein ve karbonhidrat metabolizmasına etki eder.&lt;br/&gt;Tirotropin (Tiroit uyarırıcı hormon = TUH = TSH)Ön hipofizTiroidin büyümesini ve tiroit hormonlarının salgılanmasını uyarır.&lt;br/&gt;Adrenokortikotropin (ACTH)Ön hipofizAdrenel korteksin büyümesini ve kortikal hormonun salgılanmasını uyarır.&lt;br/&gt;Luteinize</description></item><item><title>FACTORS INFLUENCING HORMONE ASSA RESULT INTERPRETATION</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?factors-influencing-hormone-assa-result-interpretation-355779.html</link><description>Factors influencing hormone assay result interpretation&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Accuracy&lt;br/&gt;are we measuring the correct amount of analyte&lt;br/&gt;Precision&lt;br/&gt;how variable are the results of the analysis of a sample&lt;br/&gt;within a batch&lt;br/&gt;between batches&lt;br/&gt;Specificity&lt;br/&gt;do other substances interfere in the measurement&lt;br/&gt;Sensitivity&lt;br/&gt;can we measure low levels of the analyte&lt;br/&gt;Linearity&lt;br/&gt;is the correct result obtained when we dilute the sample&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ref range&lt;br/&gt;Serum T4    =175 nmol/L[50 - 150]&lt;br/&gt;Serum TSH   =  0.01 mU/L[0.5 - 5.5]&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;?Thyrotoxic&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Serum cortisol  =  750 nmol/L[250 - 650]&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;?Cushings Syndrome&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Good immunoassay&lt;br/&gt;Coefficient of variation  =  10%&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;T4 result of 175 nmol/L&lt;br/&gt;95% confidence limits = 140 - 210 nmol/l&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cortisol result of 750 nmol/L&lt;br/&gt;95% confidence limits = 600 - 700 nmol/l&lt;br/&gt;Female age 27&lt;br/&gt;Increasing hirsutism&lt;br/&gt;? Late onset congenital adrenal hyperplasia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ref range&lt;br/&gt;Serum cortisol (9am)1730 nmol/L[250 -650]&lt;br/&gt;17 hydroxyprogesterone260 nmol/L[up to 30]&lt;br/&gt;Testosterone12 nmol/L[1.0 - 2.4]&lt;br/&gt;Androstenedione 32 nmol/L[4 - 12]&lt;br/&gt;Female age 27&lt;br/&gt;Cholesterol&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ProgesteroneAndrogens&lt;br/&gt;[Testosterone]&lt;br/&gt;17 OH progesterone[Androstenedione]&lt;br/&gt;21 hydroxylase&lt;br/&gt;11 deoxycortisol&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;CORTISOL&lt;br/&gt;Interference in the assay&lt;br/&gt;Antibodies not 100% specific &lt;br/&gt;e.g. Cortisol&lt;br/&gt;Many other steroids have similar structure&lt;br/&gt;Patients with CAH &amp;#61614; precursor steroids build up &amp;#61614; cross react in cortisol assay &amp;#61614; give high result when true result is low&lt;br/&gt;HCG in some LH assays&lt;br/&gt;Other steroids in assay for testosterone in females&lt;br/&gt;T4 in T3 assay&lt;br/&gt;Hydrocortisone / prednisolone in cortisol assay&lt;br/&gt;Patient CB, female, age 32&lt;br/&gt;Hypothyroid&lt;br/&gt;Ref range&lt;br/&gt;Serum T4=   214 nmol/L[50 - 150]&lt;br/&gt;        TSH=   15 mU/L[0.5 - 5.5]&lt;br/&gt;   T3=   2.0 nmol/L[1.0 - 2.4]&lt;br/&gt;   Free T4=   16 pmol/L[8 - 22]&lt;br/&gt;   TBG=   38 mg/L[15 - 30]&lt;br/&gt;Male patient, age 52&lt;br/&gt;Arrythmia&lt;br/&gt;?Hyperthyroid&lt;br/&gt;Thyroid function testsRef range&lt;br/&gt;Total T4=   230 nmol/L[50 - 150]&lt;br/&gt;TSH=   0.2 mU/L[0.5 - 5.5]&lt;br/&gt;Total T3=   1.0 nmol/L[1.0 - 2.4]&lt;br/&gt;Free T4=   36 pmol/L[8 - 22]&lt;br/&gt;TBG=   20 mg/L[15 - 30]</description></item><item><title>METABOLIC MUSCLE DISEASE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?metabolic-muscle-disease-355789.html</link><description>METABOLIC MUSCLE DISEASE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;INHERITED DISORDERS OF METABOLIC PATHWAYS CAUSING MUSCLE DISEASE.&lt;br/&gt;MUSCLE TISSUE IS MONOFUNCTIONAL&lt;br/&gt;MUSCLE IS AN ATP GENERATING FACTORY&lt;br/&gt;METABOLIC MUSCLE DISEASE EITHER  CAUSES:-&lt;br/&gt;ATP DEPLETION&lt;br/&gt;STRUCTURAL DAMAGE</description></item><item><title>ADRENAL DISEASE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?adrenal-disease-355796.html</link><description>Adrenal Disease&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Clinical manifestations result from:-&lt;br/&gt;Overproduction or deficiency of: -&lt;br/&gt;Glucocorticoids &lt;br/&gt;Mineralocorticoids&lt;br/&gt;Androgens&lt;br/&gt;Hyper-secretion may present differently depending on the disease mechanism.&lt;br/&gt;Hypo-secretion may only be apparent at times of stress.&lt;br/&gt;Adrenal Disease&lt;br/&gt;Causes of dysfunction: -&lt;br/&gt;Hyper-secretion:-&lt;br/&gt;Primary adrenal pathology:-&lt;br/&gt;Adenoma&lt;br/&gt;Hyperplasia&lt;br/&gt;Carcinoma&lt;br/&gt;Enzyme defects&lt;br/&gt;Secondary: -&lt;br/&gt;Increased/autonomous  ACTH production&lt;br/&gt;Pathology of the Renin/angiotensin system&lt;br/&gt;Receptor defects&lt;br/&gt;Enzyme defects.&lt;br/&gt;Adrenal Disease&lt;br/&gt;Hypo-function:-&lt;br/&gt;Primary adrenal dysfunction: -&lt;br/&gt;Autoimmune&lt;br/&gt;Infiltration&lt;br/&gt;Infection&lt;br/&gt;Enzyme deficiencies&lt;br/&gt;Secondary: -&lt;br/&gt;Pituitary disease&lt;br/&gt;Iatrogenic&lt;br/&gt;Adrenal Disease&lt;br/&gt;General Concept for Investigations: -&lt;br/&gt;Establish Hyper - or Hypo-function: -&lt;br/&gt;Use screening tests:-&lt;br/&gt;Short synacthen, dexamethasone suppression&lt;br/&gt;Differentiate the cause of the dysfunction: -&lt;br/&gt;Use secondary tests:- &lt;br/&gt;ACTH measurement , long synacthen, high dose dexamethasone.&lt;br/&gt;Investigation of Adrenal Disease &lt;br/&gt;Requires knowledge of: -&lt;br/&gt;Biological rhythms&lt;br/&gt;Concept of feedback controls&lt;br/&gt;Limitations of analytical techniques.&lt;br/&gt;Glucocorticoid Excess&lt;br/&gt;Cushing&quot;s syndrome:-&lt;br/&gt;Features of glucocorticoid excess.&lt;br/&gt;Low ACTH.&lt;br/&gt;High ACTH: ectopic or exogenous.&lt;br/&gt;Cushing&quot;s disease: -&lt;br/&gt;Glucocorticoid excess&lt;br/&gt;High ACTH: -&lt;br/&gt;Pituitary origin as described by Cushing.&lt;br/&gt;Pseudo-Cushing&quot;s disease: -&lt;br/&gt;Alcohol = functional 11&amp;#61538;-OH steroid dehydrogenase deficiency? &lt;br/&gt;Cushings Syndrome&lt;br/&gt;Epidemiology:&lt;br/&gt;Prevalence 1/100.000&lt;br/&gt;Age:&lt;br/&gt;Cushing&quot;s disease 25-45 years old.&lt;br/&gt;Ectopic ACTH 40-65 years. &lt;br/&gt;Sex:&lt;br/&gt;Pituitary = female preponderance&lt;br/&gt;Ectopic = male preponderance&lt;br/&gt;Cushing&quot;s SyndromeClinical Features&lt;br/&gt;Skin&lt;br/&gt;Thin Skin&lt;br/&gt;Hirsutes&lt;br/&gt;Acne&lt;br/&gt;Striae&lt;br/&gt;Bruising&lt;br/&gt;Cardio-vascular&lt;br/&gt;Hypertension&lt;br/&gt;Psychiatric&lt;br/&gt;Depression&lt;br/&gt;Musculoskeletal&lt;br/&gt;Moonface&lt;br/&gt;Buffalo hump&lt;br/&gt;Truncal obesity&lt;br/&gt;Thin Limbs&lt;br/&gt;Proximal weakness&lt;br/&gt;Metabolic&lt;br/&gt;Hyperglycaemia&lt;br/&gt;Osteoporosis&lt;br/&gt;Hypo-kalaemia&lt;br/&gt;Cushing&quot;s SyndromeLaboratory Findings: Non-Endocrine&lt;br/&gt;Haematology:&lt;br/&gt;Polycythaemia, leucocytosis, low eosinophil count&lt;br/&gt;Biochemistry:&lt;br/&gt;Glucose intolerance&lt;br/&gt;insulin resistance due to glucocorticoid&lt;br/&gt;Electrolyte disturbances&lt;br/&gt;Hypokalaemia &amp; hypernatraemia (mineralocortiocoid)&lt;br/&gt;Screening for Cushing&quot;s Syndrome&lt;br/&gt;Low dose dexamethasone suppression test.Ann Clin Biochem 1997;34:222-229.&lt;br/&gt;Procedure: -&lt;br/&gt;1mg dexamethasone 23.00-24.00h&lt;br/&gt;Serum cortisol 09.00h following day.&lt;br/&gt;Cortisol should =   50 nmol/L&lt;br/&gt;Interpretation: -&lt;br/&gt;Cortisol should =   50 nmol/L (method dependant?)&lt;br/&gt;2% False negatives&lt;br/&gt;Requirement to measure dexamethasone ( 5.6 nmol/L)?&lt;br/&gt;Screening for Cushings Syndrome&lt;br/&gt;Low dose dexamethasone suppression test.&lt;br/&gt;Drug effects = false positive:-&lt;br/&gt;Oestrogen &amp; tamoxifen due to effect on Cortisol Binding Globulin.&lt;br/&gt;Nasal decongestants and oral contraceptives&lt;br/&gt;Obesity = no effect&lt;br/&gt;Weight reduction = false positives in 25%&lt;br/&gt;Alcohol = false positives&lt;br/&gt;Depressive illness = 30 - 50% false positives &lt;br/&gt;Screening for Cushings Syndrome&lt;br/&gt;Alternative protocol: -&lt;br/&gt;0.5 mg dexamethasone 6 hourly for 48 hours &lt;br/&gt;Serum cortisol 09.00h day 3 or 24 hour Urinary free cortisol.&lt;br/&gt;Specificity  = 97-100% v 87.5% for overnight procedure.&lt;br/&gt;Screening for Cushings Syndrome&lt;br/&gt;Urinary Free Cortisol: -&lt;br/&gt;24 hour collection to give an integrated result.&lt;br/&gt;Reference values vary with assay:-&lt;br/&gt;Males  300 nmol/24 hours&lt;br/&gt;Females  210&lt;br/&gt;Elevated in 95% of Cushing&quot;s and in stressed subjects (False +ve) &lt;br/&gt;Assays are cumbersome, often involving extractions.&lt;br/&gt;Use as part of screening process for in-patients.&lt;br/&gt;Screening for Cushings Syndrome&lt;br/&gt;Diurnal variation: -&lt;br/&gt;Serum Cortisol at Midnight and 09.00h.&lt;br/&gt;Avoid stress.&lt;br/&gt;Normal:-&lt;br/&gt;08.00h - 10.00h130-690 nmol/L&lt;br/&gt;22.00h - 24.00h 260 nmol/Lor 50% of 09.00h valueCheck local reference values&lt;br/&gt;Cushings:-&lt;br/&gt;Loss of diurnal variation.&lt;br/&gt;Differential Diagnosis of Cushing&quot;s Syndrome&lt;br/&gt;Primary Adrenal disease? Non-ACTH dependant.&lt;br/&gt;ACTH measurement  = low.&lt;br/&gt;High dose dexamethasone suppression test.&lt;br/&gt;Metyrapone testing (historical ?).&lt;br/&gt;Measurement of androgens (DHEAS).&lt;br/&gt;Secondary Disease? ACTH dependant.&lt;br/&gt;ACTH measurement = high or inappropria</description></item><item><title>TİROİD BEZİ HASTALIKLARINDA TANI VE TEDAVİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiroid-bezi-hastaliklarinda-tani-ve-tedavi-353331.html</link><description>TİROİD BEZİ HASTALIKLARINDA TANI VE TEDAVİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tiroid bezi içinde 2 endokrin organ vardır:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tiroid hormonları ve kalsitonin salgılayan kısım (tiroid organı)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Paratiroid hormon salgılayan kısım (paratiroid organı)&lt;br/&gt;Hipotalamik Pituitar Bez İlişkisi&lt;br/&gt;Histoloji&lt;br/&gt;Tiroid folliküler yapı diyagramları. A: Normal fizyolojik durum. B: İstirahat durumu. C: Yüksek aktivite.&lt;br/&gt;Tiroid Hormon Sentezi&lt;br/&gt;1. Kandan iyot alınması&lt;br/&gt;2. İyodun oksidasyonu ve tiroglobulin iyodinasyonu&lt;br/&gt;3. Tiroglobülin içinde iyodotirozin moleküllerinin bağlanması (T3 ve T4 oluşumu)&lt;br/&gt;4. Tiroglobülin proteolizisi&lt;br/&gt;5. İyodotirozinlerin deiyodinasyonu&lt;br/&gt;6. T3 ve T4&quot;ün intratiroidal deiyodinasyonu&lt;br/&gt;Tiroid Hormonu Etkileri&lt;br/&gt;Fetal beyin ve iskelet matürasyonu&lt;br/&gt;Artmış bazal metabolizma hızı&lt;br/&gt;Kalp üzerine inotropik ve kronotropik etkiler&lt;br/&gt;Katekolaminlere artmış hassasiyet&lt;br/&gt;Gut motilitesini uyarır&lt;br/&gt;Artmış kemik turnover&lt;br/&gt;Artmış serum glukoz, azalmış serum kolesterol&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Guatrojenezis&lt;br/&gt;İyot eksikliği hipotiroidizme yol açar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Artmış TSH tiroid hipertrofisine sebep olur (diffüz  nontoksik guatr)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Folliküller büyür, otonomi ve fonksiyonel kapasite kazanır (multinodular guatr)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Folliküller azalan TSH&quot;ya rağmen büyümeye ve fonksiyonel kapasite kazanmaya devam eder (toksik multinodüler guatr)&lt;br/&gt;Guatr&lt;br/&gt;Troid bezinin büyümesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diffüz, nodüler (soliter, multinodüler)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toksik, non-toksik&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Endemik, sporadik, ailesel&lt;br/&gt;TEŞHİS&lt;br/&gt;Hikaye&lt;br/&gt;Yaş&lt;br/&gt;Cinsiyet&lt;br/&gt;Başlangıç ve büyüme hızı&lt;br/&gt;Radyasyon&lt;br/&gt;Aile hikayesi&lt;br/&gt;Geçirilmiş tiroid cerrahisi&lt;br/&gt;Ağrı, ses kısıklığı, dispne, öksürük, yutma güçlüğü&lt;br/&gt;Hemoptizi, hematemez&lt;br/&gt;Fizik Muayene&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Benign tiroid nodülleri &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mobil&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Düzgün sınırlı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yumuşak veya lastik kıvamındadır. Ancak, kalsifiye olmuş ve içerisi yoğun bir şekilde sıvıyla dolmuş nodüller sert kıvamdadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fizik Muayene&lt;br/&gt;Malign tiroid nodülleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fikse&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İrregüler &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Daha önce bulunmayan bir nodül varlığı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Süpresyon tedavisine rağmen nodülde büyümenin devamı ve hızlı büyüme&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4 cm.den büyük kistik nodüller&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fizik Muayene&lt;br/&gt;Ağrı ve duyarlılık&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Subakut granulomatöz, radyasyon, invaziv fibröz, akut süpüratif tiroidit&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kist veya dejeneratif bir nodül içine kanama&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hızlı seyreden anaplastik karsinom gibi malignansiler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fizik Muayene&lt;br/&gt;Vokal kord paralizisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tiroid kanseri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Büyük benign nodüller&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İntratorasik guatr&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Riedel tiroiditi&lt;br/&gt;Laboratuvar&lt;br/&gt;TSH ve tiroid hormon düzeyleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ötiroidi&lt;br/&gt;Tiroid nodülü olan hastaların çoğu&lt;br/&gt;Tiroid kanserleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hipertiroidi&lt;br/&gt;Soliter toksik nodül&lt;br/&gt;Toksik multinodüler guatr&lt;br/&gt;Graves zemininde gelişmiş nodül&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hipotiroidi &lt;br/&gt;Hashimoto tiroiditi (Kronik lenfositik tiroidit) zemininde gelişen nodül veya lenfoma&lt;br/&gt;Laboratuvar&lt;br/&gt;Antikor çalışmaları: Otoimmün hastalıklarda&lt;br/&gt;Serum antitiroglobulin&lt;br/&gt;Serum antimikrozomal antikor&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kalsitonin: Medüller karsinom tanısında ve takibinde&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sedimantasyon: Tiroiditler gibi enflamatuvar olaylarda&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Görüntüleme Yöntemleri&lt;br/&gt;Radyoizotop yöntemler: Tc 99 perteknetat, radyoiyodin (I-123) ve Talyum 201 en sık kullanılır. I-131 ise metastatik tiroid kanserinin taranması ve radyoaktif iyot tedavisi ile sınırlıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mediastinal nod&lt;br/&gt;Substernal guatr&lt;br/&gt;Ektopik tiroid dokusu&lt;br/&gt;Girişimsel tiroid anomalilerinin araştırılması&lt;br/&gt;Boyunda tiroid karsinom metastazlarının gösterilmesi&lt;br/&gt;Uzun kemikler ve akciğerlerdeki fonksiyoner metastazların gösterilmesi&lt;br/&gt;Sıcak ve soğuk nodüllerin gösterilmesi</description></item><item><title>TESTOSTERONE REPLACEMENT FOR MEN AND WOMEN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?testosterone-replacement-for-men-and-women-444197.html</link><description>Testosterone Replacement for Men and Women&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Presenting from the Premises of Port Power&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The human ovary produces more testosterone than oestrogen- weight for weight&lt;br/&gt;The postmenopausal ovary continues to produce testosterone after the cessation of follicular activity cuts off the supply of oestrogen&lt;br/&gt;As the ovary fails, it continues to produce testosterone and perhaps in increased amountsâ€¦for a variable number of years.This is the so calledâ€¦ &quot;continuation of ovarian function postmenopausally&quot;.i.e. progressive androgenisation!&lt;br/&gt;With the introduction of HRT (oestrogen only or ERT), testosterone status falls to zero.This is due to two factors&lt;br/&gt;It follows therefore, that any woman taking oestrogen or producing excess oestrogens is relatively or absolutely testosterone deficiente.g.the oral contraceptivemulticystic ovaryoestrogen replacement&lt;br/&gt;Oestrogen and progesterone are the mainstay of ERT.Testosterone may still be viewed as the,&quot;Cinderella of the hormonal ball&quot;â€¦but she got to marry Prince Charming!    &lt;br/&gt;Symptoms&lt;br/&gt;Testosterone replacement is generally regarded as indicated for loss of libido&lt;br/&gt;(by a predominantly male profession)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;â€¦.. and while this  may be true, other symptoms are of greater importance.&lt;br/&gt;Indications for testosterone replacement&lt;br/&gt;Symptoms&lt;br/&gt;Vulval discomfort&lt;br/&gt;? Voiding dysfunction&lt;br/&gt;Painful benign breast disease&lt;br/&gt;? Prevention of breast cancer&lt;br/&gt;Osteoporosis&lt;br/&gt;Symptoms relieved&lt;br/&gt; Variable mood state-tearful or aggressive&lt;br/&gt;Loss of energy and stamina&lt;br/&gt; Impaired concentration and memory&lt;br/&gt; General skin and scalp hair dryness&lt;br/&gt; Loss of sexual arousability&lt;br/&gt; Painful breasts&lt;br/&gt; Vulval skin dryness/ discomfort/ itching&lt;br/&gt;Voiding disorder ?&lt;br/&gt; Restored/ increased muscle strength&lt;br/&gt;Odds and ends&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; may improve tachycardias&lt;br/&gt;seems to suppress petit mal&lt;br/&gt;(despite warnings on the P.I.)&lt;br/&gt; some headaches improve&lt;br/&gt; neck and back pain&lt;br/&gt;improves athletic competition&lt;br/&gt; improved sleep quality&lt;br/&gt; increases insulin sensitivity&lt;br/&gt; lichen sclerosis&lt;br/&gt;Objective aims ofAndrogen Replacement Therapy (ART)&lt;br/&gt; improved quality of life&lt;br/&gt; increase bone density (5-12% p.a.)&lt;br/&gt; suppression benign breast disease&lt;br/&gt; reduction of the incidence of breast cancer&lt;br/&gt; maintain the cardioprotective effect of ERT&lt;br/&gt; improved muscle strength (skeletal and myocardial)&lt;br/&gt;Side Effects &amp;#9792;&lt;br/&gt; evening restlessness&lt;br/&gt;excess libido&lt;br/&gt;nightmares&lt;br/&gt;possible relationship disruption&lt;br/&gt;facial greasiness and acne&lt;br/&gt;male type scalp hair loss&lt;br/&gt;facial hair</description></item><item><title>TİROİD VE PARATİROİD BEZİ HASTALIKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiroid-ve-paratiroid-bezi-hastaliklari-438248.html</link><description>TİROİD VE PARATİROİD BEZİ HASTALIKLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TİROİD BEZİ HASTALIKLARI&lt;br/&gt;SINIFLANDIRMA&lt;br/&gt;A-Fonksiyonel hastalıklar &lt;br/&gt; 1-Hipertiroidiler &lt;br/&gt;  -Diffüz hipertiroidi &lt;br/&gt;  -Nodüler hipertiroidi &lt;br/&gt; 2-Hipotiroidiler &lt;br/&gt;  -Spontan:tiroidit ve tümörler &lt;br/&gt;  -Cerrahi, süpresyon ve radyoterapiB-Organik hastalıklar &lt;br/&gt; 1-Tiroiditler &lt;br/&gt;  -Akut tiroiditler: Bakteriyel &lt;br/&gt;  -Subakut tiroiditler &lt;br/&gt;     Granülomatöz (De Quervain) tiroidit &lt;br/&gt;     Lenfositik (sessiz) tiroidit &lt;br/&gt;  -Kronik tiroiditler&lt;br/&gt;Hashimato hastalığı (kronik lenfositik tiroidit, struma lenfomatoza) &lt;br/&gt;Riedel struması (fibröz yada invaziv tiroidit) &lt;br/&gt;  2-Tümör grubu hastalıklar &lt;br/&gt;   -Diffüz tiroid büyümesi &lt;br/&gt;   -Benign büyümeler &lt;br/&gt;     Adenomatöz guatr &lt;br/&gt;     Folliküler adenom &lt;br/&gt;     Hiperfonksiyon gören adenom &lt;br/&gt;  3-Malign büyümeler &lt;br/&gt;    Papiller tiroid Ca. &lt;br/&gt;    Folliküler tiroid Ca. &lt;br/&gt;    Medüller tiroid Ca. &lt;br/&gt;    İndiferansiye tiroid Ca. &lt;br/&gt;    Diğer: Epidermoid karsinom, Lenfoma, Sarkom, Metastatik karsinomlar&lt;br/&gt;FİZYOLOJİ &lt;br/&gt;Tiroid hormonu protein yapısındadır. Tirozin amino asidi 3-4 adet iyot molekülü ile birleşince tiroid hormonları oluşur. Tiroid hormonları folliküller içinde tiroglobüne bağlı olarak depolanır. Follikülden değişik kontrol mekanizmalarının etkisi altında T3 ve T4 olarak salgılanır.T3&quot;ün aktivitesi yüksek fakat kısa ömürlüdür, T4 ise aktivitesi düşük, uzun etkilidir ve periferde T3&quot;e dönüşerek aktivitesini arttırabilir. &lt;br/&gt;Tiroid hormon salgısı başlıca TSH ile kontrol edilir. TSH ise TRH ile kontrol edilir.  &lt;br/&gt;TİROİD BEZİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ &lt;br/&gt;Hastada kitle bulgusuna bağlı olarak ses kısıklığı, yutma güçlüğü, özellikle substernal guatrda solunum yollarında tıkanma görülür. Tiroid bezi trakeaya fikse olduğundan yutkunma ile hareket eder. Hasta yutkunurken hareket eden hareket eden bezin büyüklüğü incelenir. Sonra boyun ekstansiyona getirilip tiroid bezi ön ve arkadan muayene edilir. Lobların büyüklük ve genişliği santimetre olarak ölçülür. Ayrıca palpasyonla tiroid yüzünün düz, irregüler, lobüllü, nodüler olup olmadığı ve kıvamı belirtilir. Ağrı olup olmadığı sorulur. Servikal LAP maligniteyi gösterebilir. Substernal kitleler trakeada deviasyona neden olabilir.   &lt;br/&gt;LABORATUAR ÇALIŞMALARI &lt;br/&gt;1-Bazal metabolizma ve aşil refleksi &lt;br/&gt;2-Serum hormon düzeylerinin ölçülmesi (T3, T4, serbest T3 ve T4 seviyesi, TSH) &lt;br/&gt;3-Serum tiroglobün seviyesi &lt;br/&gt;4-Tiroid otoimmünite testleri (antitiroglobün, antimikrozomal antikorlar ve LATS) &lt;br/&gt;5-Radyoaktif iyot tutulumu &lt;br/&gt;6-Tiroid stimülasyon testi: TSH ile yapılır &lt;br/&gt;7-Proteine bağlı iyot ölçümü &lt;br/&gt;8-Serum kolestrolu: hipertiroidide azalır,hipotiroidide artar &lt;br/&gt;9-Sintigrafi: Normal tutulum &lt;br/&gt;                   :Soğuk tutulum; tiroid hipofonksiyonu &lt;br/&gt;                   :Sıcak tutulum; tiroid hiperfonksiyonu &lt;br/&gt;10-Ultrasonografi: Solid nodül; &lt;br/&gt;sintigrafi ile soğuk olduğu saptanırsa malignite lehine &lt;br/&gt;sintigrafi ile sıcak olduğu saptanırsa hipertiroidi lehine &lt;br/&gt;                            : Kistik nodül &lt;br/&gt;11-Biopsi: özellikle soğuk nodüllerde endikedir. &lt;br/&gt; -İİAB; %90&quot;ın üzerinde doğru sonuç verir. &lt;br/&gt; -Silverman iğnesi ile doku biopsisi; günümüzde fazla kullanılmıyor. &lt;br/&gt; -Açık biopsi &lt;br/&gt;           &lt;br/&gt;HİPERTİROİDİ &lt;br/&gt;Tiroid hormon düzeyinin kanda artması sonucu bazal metabolizma ve sempatik sistem uyarımına bağlı semptomlarla giden hastalık halidir. Nedenleri; &lt;br/&gt;- Graves Basedov Hastalığı: Hipertiroidinin en sık nedenidir. Otoimmün bir hastalıktır. Üç komponenti vardır: &lt;br/&gt;a-Toksik diffüz guatr &lt;br/&gt;b-İnfiltratif oftalmopati &lt;br/&gt;c-İnfiltratif dermopati; pretibial ödem &lt;br/&gt;20-40 yaşları arasında kadınlarda sıktır. Tiroid dokusunda TSH reseptörüne karşı antikor vardır (LATS ). Ailesel özellik gösterir. Diğer otoimmün hastalıklarla birlikte görülebilir (pernisiyöz anemi, myastenia gravis gibi). &lt;br/&gt;- Plummer Hastalığı (Toksik nodüler guatr); Genellikle 40-65 yaş arasında uzun süreli noduler guatrlı olanlarda görülür. &lt;br/&gt;- Jod-Basedov Hastalığı; Multinoduler guatrlı olan kişilerde fazla iyot alımından sonra ortaya çıkar. &lt;br/&gt;-Tirotoksikozis fastidia; Aşırı eksojen tiroid alımına bağlıdır. &lt;br/&gt;- Struma ovari ve mol hidatiform &lt;br/&gt;- Tiroid</description></item><item><title>HORMONLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hormonlar-344038.html</link><description>MONLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İnsan vücudunda hormon denen kimyasal ileticilere dayalı özel bir bilgi taşıma sistemi vardır. Bu organik kimyasal maddeler kanalsız iç salgı bezlerinde yapılır ve doğrudan kan dolaşımına verilir. Çoğu durumda bu hormonlar kan dolaşımıyla hedef organlara ulaşır ve orada biyokimyasal tepkimeleri başlatır ya da durdurur.&lt;br/&gt;En önemli iç salgı bezleri hipofiz, tiroit, paratiroitler, pankreas, böbreküstü bezleri ile yumurtalıklar ve erbezleridir. Aşağıda bu salgı bezlerinin ürettiği hormonlar incelenecektir. Mide, incebağırsaklar ve böbrekler de hormon üretir. Ayrıca epifiz bezi ve timus bezinin de hormon salgıladığı düşünülür. &lt;br/&gt;Gebe kalan memeli hayvanların etenelerinin de salgı işlevi vardır. Etene hem yumurtalık ve hipofiz hormonlarını yapabilir, hem de kendine özgü hormon salgılar.&lt;br/&gt;Canlıların pek çoğu hormon üretir. Örneğin böceklerin yaşamlarının değişik evrelerinde büyümelerini durduran ya da hızlandıran hormon salgıları vardır. Bu hormonların dengede tutulmasıyla böcek normal bir gelişme gösterir. Böceklerin deri değiştirmelerini ve başkalaşmalarını etkileyen ektizom önemli bir böcek hormonudur. &lt;br/&gt;Bitkiler de hormon üretir. En iyi bilinen bitki hormonu, kök ve gövde büyümesini uyaran indoliasetik asittir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hipofiz Bezi Öbür Salgı Bezlerini Denetler&lt;br/&gt;Beynin altında yer alan hipofiz bezinin ön lob (adenohipofiz) ve arka lob (nörohipofiz) adlı iki bölümü vardır. Bazı hayvanlarda bulunan orta lob da ön lobla birlikte değerlendirilir. &lt;br/&gt;Hipofiz bezi vücuttaki öbür iç salgı bezlerinin birçoğunun işleyişini etkiler. Hipofiz hormonlarının büyük bölümü ön lobda yapıldığından ön hipofiz vücudun &quot;ana&quot; salgı bezi olarak anılır. Ön hipofiz hormonları kimyasal açıdan polipeptit ya da karmaşık protein yapısındadır. Bu gruptaki hormonlar büyüme hormonu (GH), prolaktin hormonu, adrenokortikotrop hormon (ACTH), lipotropik hormon (LPH), tiroid uyarıcı hormon (TSH), folikül uyarıcı hormon (FSH), ara hücre uyarıcı hormon (ICSH) ve melanosit uyarıcı hormondur (MSH). Hipofiz arka lobu ise hormon üretmez; beynin hipotalamus bölümünden üretilen iki hormonu depolar. Her ikisi de polipeptit yapısında olan bu hormonlar vazopressin ve oksitosindir.&lt;br/&gt;Hemen hemen bütün ön hipofiz hormonları belirli dokular üzerinde etki gösterir. Yalnız büyüme hormonu vücudun bütününü etkiler; ayrıca öbür hormonları destekler. Prolaktin meme dokusunun gelişimini ve süt yapımını denetler. ACTH böbrek üstü bezlerinin steroid hormonları salgılamasını sağlar. TSH tiroit bezinin tiroksin salgısını uyarır. FSH ile ICSH gonatların, yani yumurtalık ve erbezlerinin eşey hormonları salgılamalarını sağlar. MSH derideki renk değişikliğini belirleyen melanositleri uyarır. LPH de yağ dokularındaki lipiti harekete geçirir.&lt;br/&gt;Hipofiz bezinin yaşamın ilk yıllarında tam gerektiği kadar büyüme hormonu salgılaması gerekir. Eğer bu dönemde gerekenden az büyüme hormonu salgılanırsa çocukta cücelik, aşırı hormon salgılanırsa da devlik gelişir. Ama bu hastalık maymunlardan elde edilen büyüme hormonu ya da insan büyüme hormonu (HGH) verilerek tedavi edilir. Yetişkinlikte aşırı büyüme hormonu üretimi akromegali hastalığına yol açar ve çene, el ve ayaklar büyür. Bu durumda hipofiz bezinin ameliyatla alınması gerekir. &lt;br/&gt;Hipofiz bezinin arka lobundan salgılanan vazopressin hormonu damarları etkileyerek tansiyonu yükseltir. Vücudun su tutmasına yardımcı olduğundan bazen antidiüretik hormon olarak da adlandırılır. Bu hormon böbreklerin aşırı idrar üretmesini engeller. Vazopressin yokluğunda insanlarda şekersiz diyabet hastalığı görülür ve hasta günde 30 litreye kadar idrar yapar. Oksitosin dölyatağının kaslarını kasarak doğumu başlatır; annenin memelerinden süt salgılamasına yol açar ve doğum sonrası kanamayı denetler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tiroit Bezi Vücut Enerjisini Düzenler&lt;br/&gt;Tiroit bezi boyunda, soluk borusunun her iki yanında yer alır. İki lobu ortadan birleştiren dokuyla tiroit bezi &quot;H&quot; harfine benzer. Yetişkinlerde tiroit bezinin ağırlığı ortalama 30 gr&quot;dır. TSH&quot;nin sürekli etkisi altında çalışan tiroit bezi, gıdalarl</description></item><item><title>SEROTONIN MECHANISMS IN THE PATHOPHSIOLOG OF SCHIZOPHRENIA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?serotonin-mechanisms-in-the-pathophsiolog-of-schizophrenia-444114.html</link><description>Serotonin Mechanisms in the Pathophysiology of Schizophrenia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SLIDE 1&lt;br/&gt;Schizophrenia Pathophysiology and Pharmacologic&lt;br/&gt;Profile of Antipsychotic Drugs (APDs)&lt;br/&gt;Historically in psychiatry, clinicians found effective treatments&lt;br/&gt;for schizophrenia and then took the drugs into the laboratory&lt;br/&gt;to explain how they worked. Before the 1990s, antipsychotic&lt;br/&gt;drug (APD) development focused exclusively on agents with&lt;br/&gt;substantial activity at dopamine-D2-receptor sites. Although&lt;br/&gt;blockade of D2 receptors results in decreased positive symptoms,&lt;br/&gt;such as hallucinations and delusions, D2 antagonists are&lt;br/&gt;associated with discomforting neurological side effects that&lt;br/&gt;are often present at their clinically effective doses. In addition,&lt;br/&gt;these agents have limited efficacy for important symptom&lt;br/&gt;dimensions in schizophrenia, particularly negative and&lt;br/&gt;cognitive symptoms.&lt;br/&gt;The development of the &quot;atypical&quot; antipsychotic clozapine&lt;br/&gt;renewed interest in the role of serotonin (5-HT) in schizophrenia.&lt;br/&gt;Clozapine is associated with reduced liability for&lt;br/&gt;extrapyramidal symptoms (EPS) and is effective in 30% to&lt;br/&gt;50% of treatment-resistant patients.1 Clozapine is characterized&lt;br/&gt;by weak activity at D2 receptors and potent activity at&lt;br/&gt;serotonin 5-HT2A, 5-HT2C, and 5-HT3; histaminic; a-adrenergic;&lt;br/&gt;D1 and D4; and cholinergic receptors.2&lt;br/&gt;The field is abandoning single neurotransmitter models and&lt;br/&gt;an exclusive focus on dopamine-D2 receptors and is moving&lt;br/&gt;toward more integrative models that encompass multiple&lt;br/&gt;neurotransmitter systems, including serotonergic, glutamatergic,&lt;br/&gt;dopaminergic, and cholinergic systems. This slide kit&lt;br/&gt;focuses on the role of serotonin in schizophrenia and its&lt;br/&gt;interactions with other centrally active neurotransmitters.&lt;br/&gt;2&lt;br/&gt;SLIDE 2&lt;br/&gt;Receptor Binding Profiles of Conventional&lt;br/&gt;and Atypical APDs&lt;br/&gt;For conventional APDs, clinical characteristics were recognized&lt;br/&gt;well in advance of understanding the pharmacologic&lt;br/&gt;profile of the drugs. In contrast, in vitro profiles have been&lt;br/&gt;established for the atypical APDs in an effort to understand&lt;br/&gt;the role of particular neurotransmitters and their receptors in&lt;br/&gt;the effectiveness and tolerability of these compounds.&lt;br/&gt;Haloperidol is a potent D2-receptor antagonist, with moderate&lt;br/&gt;affinity for the a1-adrenergic receptor.3 The atypical APDs are&lt;br/&gt;characterized by balanced D2/5-HT2-receptor antagonism&lt;br/&gt;plus moderate affinities at a number of other receptor sites.&lt;br/&gt;Antagonism at the 5-HT2-receptor site is believed to contribute&lt;br/&gt;to the improved tolerance with atypical APDs in terms of&lt;br/&gt;classic D2 side effects, such as EPS. However, the multiple&lt;br/&gt;receptor activity of many atypical agents produces a number&lt;br/&gt;of other potential side effects, including weight gain, sexual&lt;br/&gt;dysfunction, hypotension, and sedation as well as contributing&lt;br/&gt;to efficacy.3 The characteristics of D2 binding, loose versus&lt;br/&gt;tight, appear to influence the drugs&quot; atypicality.3a&lt;br/&gt;3&lt;br/&gt;SLIDE 3&lt;br/&gt;Impact of Schizophrenia Symptoms&lt;br/&gt;on Functional Outcomes&lt;br/&gt;The characteristic symptoms of schizophrenia have been&lt;br/&gt;conceptualized as falling into 3 broad categories: positive,&lt;br/&gt;negative (or deficit), and cognitive (or disorganized).4 Positive&lt;br/&gt;symptoms include delusions and hallucinations. Cognitive&lt;br/&gt;symptoms include disorganized speech, thoughts, and behavior,&lt;br/&gt;and poor attention. Negative symptoms include restricted&lt;br/&gt;range and intensity of emotional expression (flattened affect),&lt;br/&gt;reduced thought and speech productivity (alogia), anhedonia,&lt;br/&gt;and decreased initiation of goal-directed behavior (avolition).4&lt;br/&gt;Negative symptoms recently have been divided further into&lt;br/&gt;the following three components: (1) deficit or primary enduring&lt;br/&gt;negative symptoms that may not respond to treatment;&lt;br/&gt;(2) primary nonenduring negative symptoms; and (3) secondary&lt;br/&gt;negative symptoms.5 Primary negative symptoms are&lt;br/&gt;thought to be intrinsic to schizophrenia, and little is known&lt;br/&gt;about their neurobiology or effective treatment. Secondary&lt;br/&gt;negative symptoms appear as a consequence of other factors,&lt;br/&gt;including positive symptoms, neuroleptic-induced&lt;br/&gt;Parkin</description></item><item><title>ANKİLOZAN SPONDİLİTTE GONADAL VE ADRENAL CİNSİYET STEROİDLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ankilozan-spondilitte-gonadal-ve-adrenal-cinsiyet-steroidleri-439710.html</link><description>ANKİLOZAN SPONDİLİTTE GONADAL VE ADRENAL CİNSİYET STEROİDLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bazı raporlar, gonadal hormonların ankilozan spondilitin (AS) etyolojisiyle bağlantılı olabileceğini göstermektedir, fakat AS&quot;nin etyolojisindeki genetik ve immünolojik unsurlara ilişkin bulgular, halihazırda daha geçerlidir. Fakat, endokrin faktörlerin bu hastalığın genetik ve immün mekanizmalarıyla etkileşme ihtimali halen mevcuttur. HLA - B27 yönünden pozitif olan şahıslarda, AS ve diğer spondiloartropatilere karşı olan yatkınlığın artması, iyi bir şekilde belgelenmiştir. Tanımlanmamış gen lokuslarının AS&quot;nin patogenezinde rolü olması ihtimali vardır. AS ile hücre yüzeyindeki sınıf - 1 MHC molekülü olan HLA - B27 arasındaki bağlantının altını çizen bazı hipotezler mevcuttur, fakat bu mekanizmalar bu gözden geçirme çalışmasının konusunun dışındadır. Klebsiyella enterokolitika, klamidya trakomatis ve bunlardan biraz daha hipotetik olan Yersiniya, Kampilobakter, Klostiridyum, Salmonella ve Şigella gibi mikroorganizmalar da, AS&quot;nin patogenezinde rol oynayabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Enflamatuvar Hastalıklardaki Çarpık Cinsiyet Oranı : &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bazı hastalıkların çarpık bir cinsiyet oranı vardır. Eğer bu çarpık dağılım başkaca bir unsurla açıklanamazsa, cinsiyet steroidleri bir açıklama olarak düşünülebilir. SLE, immün trombopeni, Sjögren hastalığı, romatoid artrit, skleroderma, multiple skleroz, birincil primer siroz, tiroidit ve Graves hastalığı gibi otoimmün veya romatik hastalıkların çoğu, kadınlarda ağırlıklı olarak daha fazla görülür. Dağılımdaki bu çarpıklığın, en azından kısmen immün cevabın östrojenlerce artırılmasının veya immün baskılanmanın ve androjenlerin bir neticesi olabileceği düşünülmektedir. Cinsiyet hormonlarının kronik enflamatuvar hastalıkları uyarabileceği hipotezine karşı bir başka görüş, kadınlarda östrojen kullanımının bu tür hastalıkların görülme sıklığında artışa yol açmadığı gözlemine dayanmaktadır. Enflamatuvar hastalıklarda cinsiyet hormonlarınca meydana gelen bu immün modülasyon tek başına açıklanamaz, çünkü ülseratif kolit, Crohn hastalığı ve sarkoidoz gibi çarpık bir cinsiyet dağılımı sergilemeyen diğer enflamatuvar rahatsızlıklar da mevcuttur. Aksine AS, poliarteritis nodoza ve Wegener granülomatozu gibi bazı enflamatuvar hastalıklar da, erkek baskınlığı göstermektedir. AS&quot;nin tanısı için daha az özgün ölçütlere sahip erken çalışmalar, yakın geçmişli çoğu çalışmada daha düşük çıkan ve en fazla 3:1 civarında olduğu tahmin edilen oranlara rağmen, yüksek erkek / kadın oranı göstermişlerdir. Sporadik vakalardaki erkek baskınlığı, ailesel vakalardan biraz daha fazladır. AS&quot;li hastaların birinci dereceden erkek ve kadın akrabalarındaki görülme sıklığı kabaca aynı olmasına rağmen, sporadik vakalardaki erkek baskınlığı ailesel vakalardan biraz daha fazladır. AS&quot;nin cinsiyet dağılımına bağlı tanımlı figürlerin temin edilmesi, halihazırda zor bir iştir. Öncelikle, AS&quot;ye ilişkin isabetli prevalans verisi konusunda eksiklikler vardır. Bu eksiklikler, kısmen hastalığın farklı ölçüt setlerinin bir neticesidir. 16 yaş altındaki hastalarda, AS&quot;nin tanısında mihenk taşlarından biri olan sakroiliyak eklemlerdeki anormal radyolojik bulguların değerlendirilmesi güçtür. 16 yaş öncesinde hastalığa yakalanan AS&quot;li hastalardaki cinsiyet oranının 2.6 : 1 olduğu rapor edilmektedir. Ereklerdeki bu risk artışı, pubertedeki testosteron patlamasına bağlanmıştır. Hastalık, kendisini hemen daima 45 yaş öncesinde belli eder. AS, 45 yaş sonrasında nadiren görülür ve daha ileriki yaşlarda görülen daha denk cinsiyet dağılımı, hormon profillerinde yaşlanmayla birlikte cinsiyet farklılıklarının azalmasıyla izah edilmektedir. Kadınlar menapoz sonrasında çok az östrojen salgılar, fakat testosteron buna göre % 10 - 25&quot;lik daha hafif bir düşüş gösterir. Diğer bazı unsurların da, cinsiyet oranlarının isabetli bir şekilde tahmin edilmesini etkileyebileceği de akılda tutulmalıdır. Kalıtsal yönden yerel farklılıklar vardır ve çevresel tetikleyiciler de, dünyanın farklı bölgelerinde çeşitlilik gösterir.</description></item><item><title>İLERİ SEVİEDE FARKLILAŞMIŞ TİROİD KANSERLİ HASTALARDA RADYOAKTİF İOT TEDAVİSİ ÖNCESİNDE REKOMBİNANT İNSAN TİROTROPİN HORMONUNUN KULLANIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ileri-seviede-farklilasmis-tiroid-kanserli-hastalarda-radyoaktif-iot-tedavisi-oncesinde-rekombinant-insan-tirotropin-hormonunun-kullanimi-440420.html</link><description>İleri Seviyede Farklılaşmış Tiroid Kanserli Hastalarda Radyoaktif İyot Tedavisi Öncesinde Rekombinant İnsan Tirotropin Hormonunun Kullanımı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Özet :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Farklılaşmış tiroid kanserli (DTC) hastalarda iyot - 131&quot;li radyoablatif tedavinin kullanımı, iyotun tiroid dokusu tarafından etkin şekilde tutulması için yeterli seviyede TSH serum yoğunluğunu gerekmektedir. Serum TSH seviyesini artırmada standart bir yöntem olan tiroid hormon baskılama tedavisinin (THST) geri çekilmesinin bir seçenek olmadığı, ileri derecede ve / veya tekrarlayan (5&quot;i papiller ve 6&quot;sı foliküler) DTC&quot;li 11 hastada, ablatif radyoaktif iyot tedavisiyle (RIT) birlikte rekombinant insan TSH (rhTSH) hormonunun kullanımını izah ettik. Bu hastalarda rhTSH kullanım endikasyonları arasında, çok zayıf fiziki şartlara bağlı olarak tiroid hormonlarının geri çekilmesini karşılayamama veya THST&quot;nin geri çekilmesinin akabinde yeterli seviyede serum TSH yoğunluğunun sağlanamaması gibi durumlar vardır. On hastaya tiroidektomi ameliyatı yapıldı ve bu hastaların çoğu (11 hastadan 9&quot;u), THST&quot;nin çekilmesini müteakiben ablatif RIT tedavisi aldılar. Taban tiroglobülin seviyeleri, hasta popülasyonunun heterojenitesini yansıtır şekilde 25 ile yaklaşık 30,000 ng / mL. arasında değişmektedir. (5 hastayı içeren) yedi vakada, iyot - 131 tedavisinden sonraki ortalama 4,3 ay sonra (2 - 10 ay arasında) değerlendirilen tedavi sonrası tiroglobülin seviyeleri, tedavi öncesindeki seviyelere göre en az % 30 oranında azalmıştı. Yapılan takiplerde üç hasta, klinik yönden belirgin iyileşme ve vücut taramasında, tedavi öncesindeki taramalara nazaran tümör kitlesinde sabit kalma veya küçülme durumunu sergiledi. Üç hasta, tedaviye başlanılmasından sonraki iki ay içerisinde ve takip değerleri yapılmadan önce, hastalığın ilerlemesi dolayısıyla öldüler. Elde edilen neticeler rhTSH&quot;nin, başka şekilde bu tedaviyi alamayan tekrar eden ileri seviye DTC&quot;li hastalarda, etkin TSH uyarımının akabinde ablatif RIT&quot;e imkan sağlamak için THST&quot;nin geri çekilmesine bir alternatif vaadettiğini öngörmektedir. Bu yeni ajanın klinik potansiyelini artıran tedavi endikasyonu, bu ilacın iyot - 131 ile birlikte tanı amacıyla etkin bir şekilde kullanılabileceğini göstermiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Farklılaşmış tiroid kanserinin (DTC), tam veya bütüne yakın tiroidektomi ameliyatı ve radyoiyot ablasyonu ve akabinde, tiroid hormonlarının endojen TSH ile baskılanmasının ardından, mükemmel bir prognozu olduğu iyi bilinmektedir. Fakat, tahminen hastaların yüzde 5 ile yüzde 20&quot;sinde yerel veya bölgesel nükzler ve % 10 - 15&quot;inde de, ablatif radyoaktif iyot tedavisi (RIT) gerektiren uzak metastazlar mevcuttur. Radyoaktif iyodun tanı maksadıyla kullanılmasına benzer şekilde, tiroid dokusundaki iyot alımındaki artışla birlikte (x 30 mU / L), endojen TSH seviyelerinin yükselmesi için iyot - 131 tedavisi tatbik edilen DTC&quot;li hastalara, birkaç hafta tiroid hormonu verilmemesi gerekmiştir. Fakat, neticede ortaya çıkan hipotiroidizm, sıklıkla zayıf bir şekilde karşılanır ve bazı vakalarda, kötü durumdaki hastalarda ölümcül bile olabilir. Ek olarak, hastalar yeterli iyot - 131 alımı için gereken endojen TSH seviyelerine sahip olamayabilirler. Bazı vakalarda, bu durum beyindeki metastazlara neticesinde ortaya çıkan pitüiter yetmezliğe (ikincil hipotiroidizm) bağlı olabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tiroid hormonlarının kesilmesine bir alternatif olarak serum TSH seviyelerini artırmak için rekombinant insan TSH hormonunun kullanılmasının, DTC&quot;li hastaların takibinde etkin bir araç olduğu gösterilmiştir. Yakın geçmişteki çalışmalar, rhTSH&quot;nin tiroid dokusundan salınan serum tiroglobülininin salınmasını uyardığını ve sintigrafi için iyot - 131 alımını artırdığını göstermiştir. Tanı taraması maksadıyla radyoaktif iyot verilmeden önce rhTSH ile tedavi edilen 400&quot;den fazla hastanın hiçbirinde, bugüne dek herhangi bir ciddi yan etki rapor edilmemiştir. DTC&quot;li hastaların takip sintigrafileriyle ilgili olarak çok yakın geçmişte gerçekleştirilen rhTSH&quot;nin Faz - III denemesinden elde edilen neticele</description></item><item><title>OBEZİTE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?obezite-360862.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;Şişmanlık (obezite); sağlığı  bozacak  düzeyde  vücutta  yağ  miktarının artmasıdır. Diğer bir tanımla vücut  ağırlığının  yaş,cinsiyet  ve boy uzunluğuna  göre  %20  ve  üzerinden  fazla olmasıdır. Ancak  bu  tanıma  göre  birey şişman mı yoksa kas kitlesi mi fazla tanımlanamamaktadır. Vücuttaki yağ miktarına ve  dağılımına  bağlı olarak hastalıkların  mobidite ve  mortalitesi  değişkenlik  göstermekte,  yaşam  kalitesi   ve süresi olumsuz yönde etkilenmektedir. Kalp hastalıkları, hipertansiyon, kanser (meme,prostat, kolon, endometrium), Tip2diyabetosteoartrit, safra kesesi hastalıkları, uyku apnesi solunum yetmezliği görülme sıklığı artmaktadır.(8) İlkel insanlardan  günümüze,  modern insana uzanan  bir yolda hareketin biyolojik olarak çok  farklı  bir  boyuta geldiğini görmekteyiz. (6) &lt;br/&gt;         Tekerleğin icadı ile insanoğlu kendine verilmiş özel kuvvet ve gücü makineler yardımıyla kullanmaya başlamıştır. Günlük yaşantımıza   makinelerin girmesi ile; başta yürüme, koşma , olmak   üzere tırmanma, inme, sıçrama, çömelme, eğilme gibi temel ve doğal  hareketler insan yaşamında azalmaktadır. Evlerde iş kolaylaştıran aletlerin çoğalması, ulaşım kolaylıkları televizyon, bilgisayar kullanımının yaygınlaşması, aktivitenin ve enerji harcamasının azalmasına yol açmıştır. Günlük yaşamdaki bu değişikliklere paralel olarak, birey beslenme alışkanlığını değiştirmediği ve bedensel aktivitesini artmadığı için alınan enerjinin kullanılan enerjiden fazla olması sonucu şişmanlık ortaya çıkmaktadır. (9)        &lt;br/&gt;Şişmanlık 20. yüzyılın estetik kavramına uymamaktadır; gençler için bir üzüntü kaynağıdır. Şişman çocuklarda puberte belirtileri daha erken çıkmaktadır. Bu erken gelişme, gençlik çağında ruhsal sorunlara yol açmaktadır. Yetişkinlerde ise şişmanlık sağlığı olumsuz yönde etkilemekte ve erken ölümlere sebep olması nedeni ile istenmemektedir. Özellikle kalp damar hastalıklarında şişman kişiler normal ağırlıktakilere göre  daha fazla risk altındadır.&lt;br/&gt;Günümüzde şişmanlık konusu tüm dünyada  olduğu gibi Türkiye&quot;de de  güncelliğini devam ettirmektedir. Bugün milyonlarca insan  şişmanlıklarından kurtulmak için kilolarıyla savaş vermektedirler. Gelişmiş ülkelerde insanlar  zayıflama haplarına milyarlarca dolar  harcamaktadırlar. Bunlar  probleme  sadece  kısa  ömürlü çözümler sağlamakta ve vücut ağırlığında büyük  dalgalanmalara   neden  olmaktadır.&lt;br/&gt;Yapılan  çeşitli  araştırmalar,  şişmanlığın  tedavisinde  egzersizin, yağ kaybedilirken  yağsız dokunun  korunmasına  yardım ettiğini  gösteren sonuçlar bulunmuştur. Total vücut kitlesi ve yağ kitlesi genellikle dayanıklılık  sporlarıyla (uzun  süreli  orta   şiddette  yapılan sporlar; 10 km hızlı yürüyüş)  düşürülür  yağsız  kitle  aynı  kalır  yada  hafifçe  artar. &lt;br/&gt;Optimal  vücut  bileşimi  değişikliği  kalori  kısıtlaması ile beraber  egzersiz yapıldığı zaman meydana gelmektedir. Diyet ve egzersiz  kombinasyonu  bir taraftan  yağ  kitlesini  azaltırken diğer taraftan yağsız  vücut  kitlesinin  muhafaza  edilmesine  yardımcı  olmaktadır. Birçok  araştırmacıların   bulguları  bu  iddiaları  destekler  niteliktedir. (9)&lt;br/&gt;1- OBEZİTENİN  TANIMI&lt;br/&gt;         Şişmanlık,  vücutta aşırı  yağ  depolanması  sonucu  ortaya çıkan  bir beslenme sorunudur.Yaş  ilerledikçe  sıklığı artmaktadır.Şişmanlık,  sadece  bir  görünüş  kusuruna,  bedensel  faaliyet  yeteneklerinde  kısıtlamaya  yol açmakla kalmaz,  kesin olarak ömrü  kısaltan bir faktördür. &lt;br/&gt;Vücut  yağ  miktarı,  vücudun  en  değişken  kısmıdır  ve  ayrı  cins,  boy  ve  ağırlıktaki  bireyler arasında  değişir.Yapısal olarak şişmanlıktan söz  edilirken şişmanlık, vücudun diğer kısımlarına göre yağ kitlesindeki  artıştır. Genellikle kadınlarda  vücut  yağ  miktarı  erkeklerden  fazladır.Kadınlarda  toplam  vücut  ağırlığının  %26,9&quot;u,  erkeklerde  ise  %14,7&quot;si  yağdır.Aşağıdaki  Tablo-1&quot;de  referans  erkek  ve  kadında  vücut  yağ  dağılımı  verilmiştir.&lt;br/&gt;Tablo 1. Referans  Erkek  ve  Kadında  Vücut  Yağ  Dağılımı ( kg )&lt;br/&gt;Yağ  Dağılımı</description></item><item><title>SHORT BOWEL SNDROME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?short-bowel-sndrome-443856.html</link><description>Short Bowel Syndrome &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Â Â Inadequate length of     intestine&lt;br/&gt;2-Â  Diarrhoea&lt;br/&gt;3-Â  Steatorrhoea&lt;br/&gt;4-Â  Weight loss&lt;br/&gt;5-Â  Nutritional deficiency&lt;br/&gt;6-Â  Rapid intestinal transit&lt;br/&gt;7-Â  Hypergastrinaemia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- The mean length of the adult small intestine in life has    been estimated at 450 cm but it is 200 cm longer when    measured at autopsy&lt;br/&gt;-  Precise measurement is impossible because of    constant variations in tone and contractility, which can    be modified by drugs and by stretching&lt;br/&gt;-  Repeated measurements at laparotomy on the same    patient invariably produce a different answer each time,    so any claim to precision is entirely illusory&lt;br/&gt;-  As a general rule 50 % of the small intestine can be    resected without causing severe or persistent    malabsorption &lt;br/&gt;-  Lifelong dependence on medical support is inevitable    for any patient with less than 100 cm of small intestine&lt;br/&gt;-  This phase begins as soon as the postoperative ileus has    recovered and lasts for about 4 weeks.&lt;br/&gt;-  Its characteristic feature is profuse watery diarrhoea with the   passage of 5 to 10 L of fluid daily per rectum or through the stoma.&lt;br/&gt;-  Severe fluid and electrolyte depletion is liable to occur and unless     the loss is replaced as it takes place, a life-threatening situation can    rapidly develop. &lt;br/&gt;-  These problems, which basically arise as a consequence of acute    loss of much of the intestinal surface area and rapid intestinal    transit.&lt;br/&gt;-  The problem is compounded by gastric hypersecretion secondary   to the hypergastrinaemia which commonly occurs.&lt;br/&gt;-  Acute peptic ulceration (stress ulcer) is liable to develop and   routine prophylaxis with proton pump blocker or H2 receptor   antagonists and antacids is a sensible precaution.-  Fluid losses gradually diminish and, provided there has been   adequate replacement of water and electrolytes by parenteral    nutrition, the patient will survive to enter the adaptive phase.</description></item><item><title>HORMONE REPLACEMENT THERAPY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hormone-replacement-therapy-443944.html</link><description>HORMONE REPLACEMENT THERAPY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;INDICATIONS&lt;br/&gt;MENOPAUSE&lt;br/&gt;CLIMECTERIC&lt;br/&gt;OSTEOPOROSIS&lt;br/&gt;CARDIOVASCULAR&lt;br/&gt;PRE MATURE MENOPAUSE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MENOPAUSAL SYMPTOMS&lt;br/&gt;PHYSICAL&lt;br/&gt;PSYCHOLOGICAL&lt;br/&gt;PSYCHOLOGICAL SYMPTOMS&lt;br/&gt;DEPRESSION&lt;br/&gt;IRRITABILITY&lt;br/&gt;TIREDNESS / POOR SLEEP&lt;br/&gt;ANXIETY&lt;br/&gt;LOSS OF LIBIDO&lt;br/&gt;WEEPINESS&lt;br/&gt;FORGETFULNESS &amp;      &lt;br/&gt;LOSS OF CONCENTRATION&lt;br/&gt;PHYSICAL SYMPTOMS&lt;br/&gt;IRREGULAR PERIODS&lt;br/&gt;HOT FLUSHES&lt;br/&gt;NIGHT SWEATS&lt;br/&gt;PALPITATIONS&lt;br/&gt;SEXUAL CHANGES&lt;br/&gt;SKIN &amp; HAIR&lt;br/&gt;JOINT PAINS&lt;br/&gt;URINARY SYMPTOMS&lt;br/&gt;WEIGHT GAIN&lt;br/&gt;HEADACHE&lt;br/&gt;LONG TERM MENOPAUSAL EFFECTS&lt;br/&gt;HORMONES/DRUGS INHRT&lt;br/&gt;NATURAL ESTROGENS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PROGESTOGENS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TIBOLONE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;RALOXIFENE(SELECTIVE ESTROGEN      RECEPTOR MODULATORS)&lt;br/&gt;ROUTS OF T/M&lt;br/&gt;ORAL&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TRANSDERMAL&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IMPLANTS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VAGINAL CREAMS &amp; PESSARIES&lt;br/&gt;STRATEGIES OF T/M&lt;br/&gt;T/M OF PRE-MENOPAUSAL WOMEN&lt;br/&gt;RISKS  OF UNOPPOSED  ESTROGENS&lt;br/&gt;ENDOMETRIAL HYPER PLASIA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ADENOCARCINOMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                 &lt;br/&gt;           INCREASED RISK OF  Ca  BREAST&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            2-4FOLD  INCREASED  RISK  OF&lt;br/&gt;                       DEVELOPING THROMBOLIC DISEASE&lt;br/&gt;RISKS  OF  PROGESTOGENS&lt;br/&gt;DEPRESSION&lt;br/&gt;WEIGHT  GAIN&lt;br/&gt;BLOATING&lt;br/&gt;ADVERSE  AFFECT  ON  SERUM&lt;br/&gt;LIPIDS&lt;br/&gt;CONTRAINDICATIONSOF   HRT&lt;br/&gt;PREVIOUSTHROMBOEMBOLIC DISEASE&lt;br/&gt;IMPAIRED   LFT/ LIVER  DISEASE&lt;br/&gt;Ca  BREAST&lt;br/&gt;Ca ENDOMETRIUM&lt;br/&gt;FIBROIDS &amp;ENDOMETRIOSIS(relative)             HYPERTENTION,DIABETES,CARDIO-VASCULAR DISEASE ARE NOT C/I</description></item><item><title>HORMONE REPLACEMENT THERAP  REVIEW OF OPTIONS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hormone-replacement-therap--review-of-options-443947.html</link><description>Hormone Replacement Therapy - Review of Options &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Why Hormone Replacement Therapy?&lt;br/&gt;With a marked increase in longevity, women now spend 1/3 rd of their lives in the post-menopausal period. It is estimated that 1/3 rd of total female population are in menopause. Therefore they would have to cope with the post menopausal syndrome and face the consequences .HRT relieves the well known symptoms of  post menopausal syndrome .Again women are now asking for a quality life after menopause. So HRT is a hot topic in this era as it is no more for symptomatic management for PMS, but for the total management from prophylactic to curative  .&lt;br/&gt;Since estrogen deficiency is a major cause of the long-term complications of the menopause, estrogen replacement is the rational treatment to address the cause of the problems after menopause .But as there are limitations of  estrogen therapy as HRT, some other drugs are also used besides estrogen &lt;br/&gt;DRUGS USED IN HRT&lt;br/&gt;Oral: -&lt;br/&gt;Conjugated equine estrogen (CEE): 0.625 mg (Estrone Sulphate + equilin sulphate +17 d dihydro equilin)&lt;br/&gt;Estradiol valerate (1, 2, 4 mg).&lt;br/&gt;Estrial succinate (1, 2 mg).&lt;br/&gt;Transdermal (estradiol): -&lt;br/&gt;Patches: 25 micro gm, 50 micro gm / 24 hour twice weekly.&lt;br/&gt;Gel : 75 micro gm / 24 hours daily.&lt;br/&gt;Sub cutaneous implant (estradiol): -&lt;br/&gt;25 / 50 / 100 mg. 6 monthly. &lt;br/&gt;Vaginal: cream.&lt;br/&gt;DRUGS USED IN HRT&lt;br/&gt;Oral route -.&lt;br/&gt;Norgestrol: 150 mg /day.&lt;br/&gt;Micronised  progesterone: 200 mg /day.&lt;br/&gt;Dydrogesterone: 20 mg / day.&lt;br/&gt;Medroxy progesterone acetate: 10mg/day.&lt;br/&gt;Norethisterone acetate : 0.7 - 2.5 mg/ day.&lt;br/&gt;Hormone releasing intra uterine system -.&lt;br/&gt;Levonorgestrel: 20 mcg / day.&lt;br/&gt;Progestasert: 65mcg / day.&lt;br/&gt;Vaginal - natural progesterone gel / pessary.&lt;br/&gt;Transdermal - sequential / continuous patch.&lt;br/&gt;DRUGS USED IN HRT&lt;br/&gt;Synthetic steroid, tissue specific HRT &lt;br/&gt;2 hydroxy metabolites are estrogenic&lt;br/&gt;D 4 isomer binds to progesterone &amp; androgen receptors&lt;br/&gt;Addition of progesterone not required&lt;br/&gt;DRUGS USED IN HRT&lt;br/&gt; Estrogen alone: in post hysterectomy cases&lt;br/&gt; E + P&lt;br/&gt;Cyclic sequential: E on day 1-25; P on day 14 -25 (for climacteric patients with intact uterus )&lt;br/&gt;Continuous sequential: E daily; P for 12 days at 16 days interval (for post menopausal patients with intact uterus)&lt;br/&gt;Continuous combined: E + P taken daily &lt;br/&gt; Progesterone alone: cyclic / continuous&lt;br/&gt; Estrogen + Progesterone + Androgen&lt;br/&gt;Benefits of HRT&lt;br/&gt;Vasomotor symptoms: &lt;br/&gt;Hot flushes &amp; night sweats resulting from hyperactivity of mid brain-hypothalamic-pituitary axis &amp; characteristic of climacteric are relieved by HRT&lt;br/&gt;Sleep disturbances: &lt;br/&gt;Early morning awakening and inability to get back to sleep is a frequent complaint in postmenopausal women. Estrogen receptors are present in Reticular Activation System, preoptic area, and hypothalamus. Estrogen replacement improves sleep by acting at  these sites.&lt;br/&gt;Benefits of HRT&lt;br/&gt;Mood &amp; psychological changes: &lt;br/&gt;Estrogen replacement appears to have a direct mental tonic effect on the cognitive functions even in the absence of vasomotor symptoms .It over comes anxiety, over sensitivity, tearfulness, irritability, aggression. However if progesterone is also given, it may reduce the beneficial effects of estrogen on libido &amp; mood.&lt;br/&gt;Benefits of HRT&lt;br/&gt;Atrophy of genital tract &lt;br/&gt;leading to vaginal dryness &amp; postmenopausal bleeding from atrophic vaginitis / atrophic endometrium respond to estrogen therapy. &lt;br/&gt;Dyspareunea &lt;br/&gt;due to vaginal dryness is not a problem in menopause, but it is a problem during climacteric. &lt;br/&gt;Loss of libido &lt;br/&gt;also responds to estrogen replacement. Some also get benefit from testosterone.&lt;br/&gt;Benefits of HRT&lt;br/&gt;Urinary symptoms:&lt;br/&gt;Incontinence -Urethral abnormality, Detrussor instability, Overflow Incontinence&lt;br/&gt;Frequency, Urgency, Dysuria&lt;br/&gt;Difficulty in voiding&lt;br/&gt;Estrogen may produce  considerable improvement in these symptoms by increasing&lt;br/&gt;Epithelial thickness, vascularity, closing pressure of urethra &lt;br/&gt;Adrenergic receptor in bladder urethral muscle&lt;br/&gt;Collagen content of connective tissue&lt;br/&gt;Benefits of HRT&lt;br/&gt;Bone &amp; skeleton: &lt;br/&gt;Post menopausal women, due to increase</description></item><item><title>ROMATOID ARTRIT VE ANKILOZAN SPONDILIT&quot;DE ADRENAL VE GONADAL SEKS STEROIDLERININ SERUM DÜZEYLERININ KARSILASTIRILMASI VE HASTALIK PARAMETRELERI ILE ILISKISININ ARASTIRILMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?romatoid-artrit-ve-ankilozan-spondilit-de-adrenal-ve-gonadal-seks-steroidlerinin-serum-duzeylerinin-karsilastirilmasi-ve-hastalik-parametreleri-ile-iliskisinin-arastirilmasi-440252.html</link><description>ROMATOID ARTRIT VE ANKILOZAN SPONDILIT&quot;DE ADRENAL VE GONADAL SEKS STEROIDLERININ SERUM DÜZEYLERININ KARSILASTIRILMASI VE HASTALIK PARAMETRELERI ILE ILISKISININ ARASTIRILMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IÇINDEKILER&lt;br/&gt;Önsöz......................................................................................................................ii&lt;br/&gt;Simgeler ve Kisaltmalar.........................................................................................iii&lt;br/&gt;Içindekiler...............................................................................................................iv&lt;br/&gt;I. GIRIS..........................................................................................................1&lt;br/&gt;II. GENEL BILGILER....................................................................................3&lt;br/&gt;1. Romatoid Artrit.......................................................................................3&lt;br/&gt;2. Ankilozan Spondilit................................................................................13&lt;br/&gt;3. Seks Hormonlarinin Immun Sistem Üzerine Etkileri.............................24&lt;br/&gt;4. Romatoid Artrit Fizyolojisinde Seks Hormonlari...................................25&lt;br/&gt;5.Ankilozan Spondilit ve Seks Hormonlari................................................31&lt;br/&gt;III. MATERYAL ve METOD..........................................................................36&lt;br/&gt;IV. BULGULAR..............................................................................................38&lt;br/&gt;V. TARTISMA ve SONUÇ............................................................................45&lt;br/&gt;ÖZET......................................................................................................................53&lt;br/&gt;SUMMARY............................................................................................................54&lt;br/&gt;KAYNAKLAR.......................................................................................................55&lt;br/&gt;v&lt;br/&gt;GIRIS&lt;br/&gt;Kronik artritlerde hastaligin etiyopatogenez ve immun modülasyonunda seks&lt;br/&gt;hormonlarinin rolü ilgi çekmektedir. Klinik ve deneysel çalismalar, seks&lt;br/&gt;hormonlarinin immun cevabi modüle ettigi ve otoimmun hastaliklarin olusmasinda&lt;br/&gt;etkili olabilecegini göstermistir (1).&lt;br/&gt;Nöroendokrin immun mekanizmalarin romatoid artrit (RA) gibi otoimmun&lt;br/&gt;romatolojik hastaliklarin progresyon ve patogenezinde, genetik faktörlerle birlikte&lt;br/&gt;etkili oldugu ortaya konulmustur (2). RA hedef ajanlarin epitoplari (ör, virusler) ve&lt;br/&gt;insan lökosit antijen (HLA) epitoplari arasinda iliski, stres cevap sisteminin durumu&lt;br/&gt;(Hipotalamus-pituiter-adrenal aks), östrojenlerin immun cevabi arttirmasi ve&lt;br/&gt;androjenlerin ve progesteronun dogal suppesör etkilerinin gösterildigi gonodal&lt;br/&gt;hormonlari içeren birtakim predispozan faktörlerin kombinasyonu sonucunda&lt;br/&gt;meydana gelir (3). Seks hormonlari, direk olarak otoimmun hastaliklara neden&lt;br/&gt;olmasa da immunolojik ve enflamatuvar cevaplari ve dolayisiyla hastalik tablosunu&lt;br/&gt;etkileyebilirler.&lt;br/&gt;Yapilan çalismalarda, RA&quot;li hastalarda düsük serum dehidroepiandrosterone&lt;br/&gt;sulfat (DHEAS) ve erkek RA&quot;li hastalarda düsük testosteron konsantrasyonlari gibi&lt;br/&gt;degismis östrojen-androjen orani ve anormal seks hormon metabolizmasi&lt;br/&gt;tanimlanmistir (4). RA&quot;li erkeklerde, hastalik alevlenmeleri sirasinda relatif androjen&lt;br/&gt;eksikligine rastlanabilir (5). RA&quot;li kadin hastalarda ise düsük serum DHEAS&lt;br/&gt;seviyeleri tespit edilmistir. RA görülme sikliginin menapozla birlikte en üst seviyeye&lt;br/&gt;yükselmesi, östrojen ve progesteron eksikliginin hastalikta bir rol oynadigina isaret&lt;br/&gt;etmektedir ve elde edilen çogu veriler, östrojenlerin hücresel immuniteyi&lt;br/&gt;baskiladigini göstermektedir (5).&lt;br/&gt;Buna karsin ankilozan spondilit (AS) gibi seronegatif spondiloartropatili&lt;br/&gt;hastalarda testosteron düzeylerinin patolojik olarak yüksek oldugu ve hastalarin antiandrojenik&lt;br/&gt;tedaviden fayda görebilecegi bildirilmistir (6, 7). Daha önce yapilan bir&lt;br/&gt;çalismada AS&quot;li erkek hastalarda luteinize edici hormonun (LH) yüksek seviyeleri ve&lt;br/&gt;tersine dönen östrojen /testosteron oranlari görüldügü ayrica gebelik öncesinde&lt;br/&gt;mevc</description></item><item><title>GESTATIONAL DIABETES MELLITUS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gestational-diabetes-mellitus-355916.html</link><description>Gestational Diabetes Mellitus&lt;br/&gt;Helping Your Client Make Healthy Lifestyle Choices&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Introduction&lt;br/&gt;Following appropriate screening guidelines, understanding causation and associated conditions, and effectively managing the client with GDM can improve both short term and long term health conditions associated with GDM&lt;br/&gt;Definitions&lt;br/&gt;Gestational Diabetes (GDM)&lt;br/&gt;Insulin Resistance (IR)&lt;br/&gt;Glycemic Index (GI)&lt;br/&gt;Syndrome X&lt;br/&gt;Body Mass Index (BMI)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gestational Diabetes (GDM)&lt;br/&gt;A carbohydrate intolerance of varying degrees and severity with onset or first recognition during pregnancy with a probable resolution after the end of pregnancy.  Diabetes, glucose intolerance or insulin resistance may have existed before the pregnancy.  GDM is not the same as Type 1 or Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;Insulin Resistance (IR)&lt;br/&gt;Insulin resistance is the resistance of the skeletal muscles and adipose to the affects of insulin. The pancreas produces more insulin, and over time cells become more and more resistant to the actions of insulin.  As blood sugars and insulin increase, eventually the pancreas fails to produce enough insulin and diabetes occurs.&lt;br/&gt;Glycemic Index (GI)&lt;br/&gt;The glycemic index ranks foods on how they affect our blood sugar levels. This index measures how quickly an individuals blood sugar increases in the two or three hours after eating.&lt;br/&gt;http://www.mendosa.com/gi.htm&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Factors That Affect the GI&lt;br/&gt;The GI of a food is influenced by the characteristics of the food or meal.&lt;br/&gt;Processing, preparation, storage, physical form, and ripeness of foods affect the GI.&lt;br/&gt;The GI varies within the same individual and between individuals.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Value of the GI&lt;br/&gt;Each client can determine how she reacts to certain foods by monitoring food intake and postprandial blood glucose levels&lt;br/&gt;The primary goal of GDM management is to achieve and maintain euglycemia throughout pregnancy to improve the outcomes for both mother and fetus&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Syndrome X&lt;br/&gt;The loss of responsiveness of the body to insulin is associated with a &quot;clustering&quot; of cardiovascular risk factors that includes abdominal obesity, hypertension, dyslipidemia, glucose intolerance and hyperinsulinemia. &lt;br/&gt;This association is referred to as the insulin resistance syndrome, which is also known as Syndrome X.&lt;br/&gt;Body Mass Index (BMI)&lt;br/&gt;A commonly used measure to differentiate underweight, normal weight, overweight and obesity. Obtained by dividing the weight of the subject (in kilos) by the square of his (her) height in meters.&lt;br/&gt;A BMI of approximately 25 kg/m2 corresponds to about 10 percent over ideal body weight.&lt;br/&gt;http://www.americanheart.org/Heart_and_Stroke_A_Z_Guide/body.html&lt;br/&gt;Body Mass Index Definitions&lt;br/&gt;Body Mass Index and Recommended Weigh Gain&lt;br/&gt;How These Conditions Are Related&lt;br/&gt;Women with a history of GDM are metabolically vulnerable with insufficient ÃŸ-cell reserve, and many are insulin resistant. Approximately 50 % of women who are diagnosed with gestational diabetes during pregnancy will develop it in future pregnancies, and are at a much greater risk of developing type 2 diabetes in later life. The insulin resistance is the factor that exists in the woman with GDM. The aim of the lifestyle changes to be discussed here are to decrease insulin resistance.&lt;br/&gt;Pregnancy Pathophysiology&lt;br/&gt;Insulin resistance occurs because the hormonal changes associated with pregnancy partially block the effects of insulin.&lt;br/&gt;Insulin resistance causes glucose to be shunted from the mother to the fetus to facilitate fetal growth and development.&lt;br/&gt;Pregnancy Pathophysiology&lt;br/&gt;During the third trimester of pregnancy, insulin resistance increases by 50%.&lt;br/&gt;Maternal pancreatic beta cells increase insulin secretion almost threefold to compensate for increased insulin resistance.&lt;br/&gt;Pregnancy Pathophysiology&lt;br/&gt;The subsequent increase in insulin secretion causes the maternal glucose levels to increase 80% of the blood levels of non-pregnant women&lt;br/&gt;If the mother&quot;s pancreas is unable to produce sufficient insulin to overcome insulin resistance, maternal glucose levels increase and GDM occurs&lt;br/&gt;Pregnan</description></item><item><title>OTİSTİK BOZUKLUK VE ÇEŞİTLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?otistik-bozukluk-ve-cesitleri-357838.html</link><description>OTİSTİK BOZUKLUK VE ÇEŞİTLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TANIM : Otistik spektrum bozukluğu, ileri düzeyde ve karmaşık bir gelişimsel yetersizlik çeşididir. Otistik spektrum bozukluğu, doğuştan varolabildiği gibi, üç yaşa kadar olan dönemler de başlayabilir. Otistik spektrum bozukluğunun, nörolojik sorunlardan kaynaklanan bir yetersizlik olduğu sanılmaktadır. Ancak, henüz bu konuda net bilimsel göstergelerle ulaşılabilmiş değildir. &lt;br/&gt;Otistik spektrum bozukluğunun, ilk ortaya çıktığı yıllarda, bazı anne-baba özellikleriyle ve çocuk yetiştirme biçimleriyle ilişkili olabileceği yönünde görüşler öne sürülmüştür. Örneğin, &quot;soğuk&quot; diye nitelendirilen annelerin  çocuklarında otistik özelliklerin daha sık görüldüğü yönünde savlar olmuştur. Ancak, yapılan araştırmalar, otistik spektrum bozukluğunun anne-babaların kişilik özellikleriyle ya da çocuk yetiştirme biçimleriyle ilişkili olmadığını göstermiştir. Ayrıca, otistik spektrum bozukluğu ile ailesel özellikler (örneğin, etnik köken ya da ailenin sosyoekonomik düzeyi) arasında da herhangi bir ilişki bulunamamıştır. &lt;br/&gt;Otistik spektrum bozukluğuna, bazı ailelerde daha sık rastlanmaktadır. Bu nedenle, otistik spektrum bozukluğunun genetik olabileceği düşünülmekteydi. Geçtiğimiz aylarda, yedinci insan kromozomunun tümünün gen diziliminin tamamlandığı açıklandı. Yapılan açıklamalarda, başta otizm olmak üzere çeşitli gelişim bozukluklarından sorumlu çok sayıda gen bulunduğu belirtildi. Bu açıklamaları, her an yeni açıklamalar ve bilimsel gelişmeler izleyebilir. &lt;br/&gt;İstatistiksel bulgular, otistik spektrum bozukluğunun yaklaşık her 500 çocuktan birinde görüldüğü yönündedir. Otistik spektrum bozukluğunun erkeklerde görülme sıklığı, kızlardan dört kat fazladır; ancak, kızlarda genellikle daha ileri düzeyde seyrettiği gözlenmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SINIFLAMA&lt;br/&gt;Çeşitli bilimsel kaynaklar otistik spektrum bozukluğunu çeşitli şekillerde sınıflandırmaktadır. Ruhsal Bozukluklara İlişkin Tanı ve İstatistik El Kitabı IV, psikoloji alanındaki sorunlara ilişkin referans alınan en güvenilir kaynaklardan biridir. DSM IV otistik spektrum bozukluğunu beş alt gruba ayırmaktadır: Otizm, Asperger sendromu, çocukluk disintegratif bozukluğu, Rettsendromu ve atipik otizm (PDD-NOS). Bu alt grupların her biri aşağıda kısaca açıklanmaktadır. &lt;br/&gt;Otizm: Otizm, otistik spektrum bozukluğu kategorisindeki en temel alt gruptur. Otizmin üç yaştan önce başladığı kabul edilmektedir. Otizm; (a) sosyal etkileşimde önemli yetersizliklerle, (b) iletişim ve oyunda önemli yetersizliklerle, (c) çeşitli takıntılarla kendini gösterir. bu özelliklerin her birinin ayrıntıları aşağıda yer alan Belirtiler alt bölümünde açıklanmaktadır. &lt;br/&gt;Asperger Sendromu: Asperger sendromunda da, sosyal etkileşimde yetersizlik ve çeşitli takıntılar görülür. Ancak, otizmden farklı olarak, dil ve zihin gelişiminde geriliklere rastlanmaz. Asperger sendromu tanısı almış bireylerin sözel işlevleri, örneğin, sözcük dağarcıkları ve dilbilgisi gelişimleri, genelde iyidir. Ancak, görsel-algısal ve görsel-devinsel işlevlerde yetersizdirler. Ayrıca, çoğunda denge ve devinsel eşgüdüm sorunları gözlenir. &lt;br/&gt; Çocukluk Disintegratif Bozukluğu: Çocukluk disintegratif bozukluğu, çok seyrek rastlanan bir otistik spektrum bozukluğu kategorisidir. Bu tanıyı alan çocuklar, yaşamlarının en az ilk iki yılında normal gelişim gösterirler. Bozukluğun başlamasıyla, daha önce kazanılmış olan beceriler hızla yitirilir ve otizm için belirtilen özellikler kendini gösterir. çoğu çocuğun zihinsel becerileri, ileri derecede zihin özürlü düzeyine kadar geriler. Çocukluk disintegratif bozukluğu tanısı alan çocuklar, birkaç yıl içinde, otizm tanısı alan çocuklarla benzer özellikleri paylaşır hale gelir. &lt;br/&gt;Rett Sendromu: Rett sendromu, en az beş ay normal gelişim gösteren çocuklarda görülür ve yalnızca kızlarda ortaya çıkan genetik bir otistik spektrum bozukluğudur. Sendromun başlamasıyla birlikte, baş büyümesi yavaşlar, el becerileri (örneğin; tutma, açma vb.) yitirilir, takıntılı el hareketleri başlar. Zamanla tüm devinsel beceriler geriler</description></item><item><title>PRACTICAL APPROACH TO THERAP</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?practical-approach-to-therap-444148.html</link><description>Practical Approach to Therapy&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;This program and all of its components are the exclusive property of and are copyrighted by Medical Age Publishing, Division of Snyder Healthcare Communications Worldwide, Stamford, Connecticut. The contents of this program, including design and written information, may not be altered in any way. This program may not be disseminated, reproduced, copied, or published other than with the prior express written consent from Medical Age Publishing, Division of Snyder Healthcare Communications Worldwide.&lt;br/&gt;TYPE 2 DIABETESManagement Goals&lt;br/&gt;Eliminate symptoms and improve well-being&lt;br/&gt;Prevent and retard microvascular complications&lt;br/&gt;optimize glycemic control&lt;br/&gt;target blood pressure levels&lt;br/&gt;Reduce macrovascular events&lt;br/&gt;optimize glycemic control&lt;br/&gt;target blood pressure levels&lt;br/&gt;target lipid levels&lt;br/&gt;TYPE 2 DIABETESMetabolic Targets&lt;br/&gt;ParameterTarget Value&lt;br/&gt;Fasting blood glucose80-120 mg/dL&lt;br/&gt;HbA1coptimal 6%goal 7%action level 8%&lt;br/&gt;Total cholesterol 200 mg/dLLDL-C   optimal 100 mg/dL   initiate treatment 130 mg/dLHDL-C 45 mg/dL&lt;br/&gt;Triglycerides  200 mg/dL&lt;br/&gt;UKPDSDeterioration in Median HbA1c Values Over Time&lt;br/&gt;IntensiveIntensive ConventionalPolicyConventionalPolicyPolicy (Metformin)Policy &lt;br/&gt;10-year 7.0%7.9%7.4%8.0%  follow-up&lt;br/&gt;0-5 years6.6%7.4%6.7%7.5%&lt;br/&gt;5-10 years7.5%8.4%7.9%8.5%&lt;br/&gt;10-15 years8.1%8.7%8.3%8.8%&lt;br/&gt;Antihyperglycemic Agents for Type 2 Diabetes:The Six Classes&lt;br/&gt;ClassAvailable Agents&lt;br/&gt;a-Glucosidase inhibitorAcarbose, miglitol&lt;br/&gt;ThiazolidinedioneTroglitazone&lt;br/&gt;BiguanideMetformin&lt;br/&gt;MeglitinideRepaglinide&lt;br/&gt;SulfonylureaAcetohexamide, chlorpropamide, glimepiride, glipizide, glyburide, tolazamide, tolbutamide&lt;br/&gt;InsulinMany&lt;br/&gt;Antihyperglycemic Agents:Major Sites of Action&lt;br/&gt;Antihyperglycemic Agents:Mechanisms of Action&lt;br/&gt;DelayAugmentEnhanceCarbohydrateInsulin SupplyInsulin Action Absorption&lt;br/&gt;SulfonylureasBiguanidesa-Glucosidaseinhibitors&lt;br/&gt;MeglitinidesThiazolidinediones&lt;br/&gt;Insulins&lt;br/&gt;The a-Glucosidase Inhibitors:Basic Characteristics of Acarbose and Miglitol&lt;br/&gt;Mechanism of actionDelays carbohydrate absorption&lt;br/&gt;Depends uponPostprandial hyperglycemia&lt;br/&gt;PowerDecreases HbA1c 0.5% to 1%&lt;br/&gt;Dosing Three times daily&lt;br/&gt;Side effectsFlatulence&lt;br/&gt;Main riskLiver enzyme elevation (rare)&lt;br/&gt;MONOTHERAPYThe a-Glucosidase Inhibitors:Effect on Postprandial Glucose&lt;br/&gt;MONOTHERAPYAcarbose: Effect on HbA1c &lt;br/&gt;The Thiazolidinediones:Basic Characteristics of Troglitazone&lt;br/&gt;Mechanism of actionEnhances muscle and adiposetissue response to insulin&lt;br/&gt;Depends upon Presence of insulin and resistanceto its action &lt;br/&gt;PowerDecreases HbA1c 0.5% to 1.3%&lt;br/&gt;DosingOnce daily&lt;br/&gt;Side effectsEdema, weight gain, anemia &lt;br/&gt;Main riskLiver failure&lt;br/&gt;MONOTHERAPYTroglitazone After Diet:Effect on HbA1c &lt;br/&gt;MONOTHERAPYTroglitazone After Sulfonylurea:Effect on HbA1c &lt;br/&gt;The Biguanides:Basic Characteristics of Metformin&lt;br/&gt;Mechanism of actionDecreases hepatic glucoseproduction&lt;br/&gt;Depends upon Presence of insulin&lt;br/&gt;PowerDecreases HbA1c 1% to 2%&lt;br/&gt;DosingOne to three times daily&lt;br/&gt;Side effectsDiarrhea, nausea &lt;br/&gt;Main riskLactic acidosis&lt;br/&gt;Metformin:Mechanism of Action&lt;br/&gt;Molecular basis is not well understood&lt;br/&gt;Enhances hepatic response to insulin&lt;br/&gt;In some cases, especially at high doses, promotes weight loss (~2-3 kg)&lt;br/&gt;Weight loss may improve muscle response to insulin&lt;br/&gt;MONOTHERAPYMetformin: Effect on Glucose and Insulin&lt;br/&gt;MONOTHERAPYMetformin:Effect on HbA1c&lt;br/&gt;MONOTHERAPYDose-Response to Metformin:Effect on HbA1c &lt;br/&gt;Placebo500 mg1000 mg1500 mg2000 mg2500 mgTime(n=79)(n=73)(n=73)(n=76)(n=73)(n=77)&lt;br/&gt;BaselineHbA1c (%)9.9 Â± 1.910.1 Â± 1.710.0 Â± 2.09.7 Â± 1.510.1 Â± 2.110.0 Â± 1.8&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Week 7+1.1+0.4* - 0.01â€  - 0.3*-0.05â€  - 0.1â€ &lt;br/&gt;Week 11+1.2+0.2â€  - 0.1â€    - 0.6â€  - 0.9â€    - 0.5â€ &lt;br/&gt;End point+1.2+0.3*+0.01â€  - 0.5â€  - 0.8â€    - 0.4â€ </description></item><item><title>ASMPTOMATIC HPERCALCEMIA PRIMAR HPERPARATHROIDISM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?asmptomatic-hpercalcemia-primar-hperparathroidism-444159.html</link><description>Asymptomatic Hypercalcemia Primary Hyperparathyroidism&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Causes of Hypercalcemia&lt;br/&gt;Primary hyperparathyroidism&lt;br/&gt;Humoral hypercalcemia of malignancy&lt;br/&gt;Familial hypocalciuric hypercalcemia&lt;br/&gt;Drug-induced hypercalcemia&lt;br/&gt;Primary Hyperparathyroidism&lt;br/&gt;accounts for  70% of cases of asymptomatic hypercalcemia in ambulatory patients&lt;br/&gt;incidence: 1 case / 800 persons / year&lt;br/&gt;most common in the 5th-6th decades&lt;br/&gt;3 x more common in women than in man&lt;br/&gt;Primary Hyperparathyroidism&lt;br/&gt;asymptomatic in   50% of cases&lt;br/&gt;mainly a biochemical diagnosis&lt;br/&gt;serum calcium generally mildly elevated  12.0 mg/dl (normal range 8.5-10.5)&lt;br/&gt;PTH level is elevated in 90% of cases&lt;br/&gt;mild hyperchloremia and metabolic acidosis is common&lt;br/&gt;Primary Hyperparathyroidismcauses&lt;br/&gt;Solitary benign parathyroid adenoma&lt;br/&gt;Diffuse hyperplasia of all parathyroid glands&lt;br/&gt;Multiple parathyroid adenoma&lt;br/&gt;Parathyroid carcinoma&lt;br/&gt;Primary Hyperparathyroidismcauses&lt;br/&gt;Solitary benign parathyroid adenoma&lt;br/&gt;accounts for 80-85% of cases&lt;br/&gt;surgical removal produces long-term remission&lt;br/&gt;recurrence rate  is 0.6% at 8-10 years&lt;br/&gt;Primary Hyperparathyroidismcauses&lt;br/&gt;Hyperplasia of all parathyroid glands&lt;br/&gt;accounts for 15% of cases&lt;br/&gt;may occur sporadically or as part of multiple endocrine neoplasm syndrome&lt;br/&gt;Type I (Werner Syndrome)pituitary, parathyroid, pancrease&lt;br/&gt;Type II (Sipple Syndrome)medullary thyroid cancer, pheochromocytoma, hyperparathyroidism&lt;br/&gt;Primary Hyperparathyroidismcauses&lt;br/&gt;Multiple parathyroid adenoma&lt;br/&gt;found in only 1% - 2% of cases&lt;br/&gt;sporadic or familial&lt;br/&gt;Parathyroid carcinoma&lt;br/&gt;very rare,   0.5% of cases&lt;br/&gt;average serum calcium is 14 mg/dl&lt;br/&gt;marked elevation in intact PTH&lt;br/&gt;aggressive surgical resection&lt;br/&gt;Surgery for Primary Hyperparathyroidism&lt;br/&gt;Serum calcium level   1 mg above upper limits of normal&lt;br/&gt;Urinary calcium excretion   400 mg/day&lt;br/&gt;Overt clinical manifestation&lt;br/&gt;classic neuromuscular disease&lt;br/&gt;nephrocalcinosis&lt;br/&gt;nephrolithiasis&lt;br/&gt;osteitis fibrosa cystica&lt;br/&gt;Surgery for Primary Hyperparathyroidism&lt;br/&gt;Cortical bone density in the distal radius  2 standard deviation (Z score   -2 SD)&lt;br/&gt;Reduced creatinine clearance in theabsence of other cause&lt;br/&gt;age   50 years&lt;br/&gt;Humoral Hypercalcemiaof malignancy&lt;br/&gt;accounts for  50% of cases of hypercalcemia in hospitalized patients&lt;br/&gt;most common malignant diseases:lung, breast, myeloma, lymphoma, renal cell carcinoma&lt;br/&gt;Humoral Hypercalcemiaof malignancy&lt;br/&gt;Mechanism of hypercacemia&lt;br/&gt;tumor secretion of : PTH-related peptide, lymphotoxins, interlukin-1, 1,25 vit D&lt;br/&gt;hypercalcemia precedes the diagnosis of malignancy in   20%&lt;br/&gt;majority of malignant disease is already advanced&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Familial Hypocalciuric Hypercalcemia&lt;br/&gt;A benign autosomal dominant condition caused by decreased renal clearance of calcium&lt;br/&gt;a very low fractional excretion of calcium ( 0.01), normal or mildly &amp;#61613; PTH levels, mild &amp;#61613; serum magnesium&lt;br/&gt;no treatment required&lt;br/&gt;Drug-induced Hypercalcemia&lt;br/&gt;estrogen&lt;br/&gt;tamoxifen (antiestrogen)&lt;br/&gt;lithium&lt;br/&gt;theophyllin&lt;br/&gt;thiazide diuretics&lt;br/&gt;vitamin A&lt;br/&gt;vitamin D</description></item><item><title>ENDOKRİN BEZLER VE HORMONAL DÜZENLEME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?endokrin-bezler-ve-hormonal-duzenleme-386328.html</link><description>ENDOKRİN BEZLER VE HORMONAL DÜZENLEME&lt;br/&gt;Endokrin sistem endokrin bez adı verilen iç salgı bezlerinden oluşmuştur. Bu bezlerin salgısına(ürettiği sıvıya)  hormon denir. Üretilen hormonlar direkt kana verilir ve kon yoluyla çalışmasını düzenleyeceği organa yani hedef organa ulaşır. Bazı hormonlar için hedef organ tüm vücut olurken bazıları için de belirli organlar hedef organ olur. Örneğin; hipofizden salgılanan STH(büyüme hormonu) ve tiroit bezinden salgılanan tiroksin hormonu için hedef organ tüm vücuttur fakat yine hipofiz bezinin bir salgısı olan ACTH(adrenokortikotropin) hormonu için sadece böbrek üstü bezler,ince bağırsaktan salgılanan sekretin hormonu için pankreas gastrin hormonu için de mide bezleri hedef organlardır. Hedef organlarda hormonları tanıyacak ve algılayacak özel almaçlar vardır. Hormonların asıl görevi organların çalışmasını düzenleyerek vücut içi dengeyi(HOMEOSTASİS) sağlamaktır. Hormonal sisteme bitkilerde ve hayvanlarda rastlanmıştır. Hormonlar çok etkili maddeler olup vücuttaki normal oranlarının çok az değişmesi bile dengeyi bozar. Bazı hormonlar laboratuar ortamında yapay(sentetik) olarak üretilebilir. İnsülin hormonu buna en iyi örnektir. &lt;br/&gt;A-BİTKİSEL HORMONLAR&lt;br/&gt;Bitkilerdeki hormon sistemi hayvanlardan farklı olarak bez yerine belirli bölgelerde özelleşmiş hücreler tarafından işlemektedir. Hayvanlarda olduğu gibi hücrelerde üretilen hormonlar hedef organa taşınır. Bu hormonlar bitkilerin büyümesini,gelişmesini,farklılaşmasını sağlarken yaralarında iyileşmesinde etkilidir. Bitkisel hormonları ikiye ayırmak mümkündür.&lt;br/&gt;1-BİTKİ BÜYÜMESİNİ TEŞVİK EDENLER:&lt;br/&gt;a-OKSİN: Bitkilerde keşfedilen ilk hormondur. İlk defa darwin tarafından bulunmuş fakat kimyasal yapısı went tarafından çözülmüştür. Yapay üretilen oksin hormonu tarlalarda yabani otların yok edilmesinde kullanılır.  Kimyasal ismi indol asetik asittir(IAA). En fazla gövde ve kök uçlarında salgılanır. Oksin hormonunu bitkiler üzerinde bir çok etkisi bulunmaktadır. Bunlar:&lt;br/&gt;*Meristematik büyü</description></item><item><title>SEROTONIN MECHANISMS IN THE PATHOPHSIOLOG OF SCHIZOPHRENIA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?serotonin-mechanisms-in-the-pathophsiolog-of-schizophrenia-444115.html</link><description>Serotonin Mechanisms in the Pathophysiology of Schizophrenia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Schizophrenia Pathophysiology and Pharmacologic Profile of Antipsychotic Drugs (APDs)&lt;br/&gt;Receptor Binding Profiles of Conventional and Atypical APDs&lt;br/&gt;Impact of Schizophrenia Symptoms on Functional Outcomes&lt;br/&gt;Serotonergic Pathways and Innervation&lt;br/&gt;Dopaminergic Pathways and Innervation&lt;br/&gt;Evidence of Serotonin Involvement in Schizophrenia Pathophysiology&lt;br/&gt;Postmortem Studies in Schizophrenics&lt;br/&gt;Increase in 5-HT transmission and 5-HT-transporter density in subcortical regions, but no change or decrease in cortical regions&lt;br/&gt;Decrease or no change in 5-HT2-receptor density in prefrontal cortex&lt;br/&gt;Cerebrospinal Fluid (CSF) Studies of 5-HT Metabolites&lt;br/&gt;Inconsistent results between studies&lt;br/&gt;Agonist-Challenge Studies&lt;br/&gt;Administration of m-chlorophenylpiperazine (mCPP) a partial 5-HT agonist:&lt;br/&gt;- Exacerbates symptoms in unmedicated schizophrenics&lt;br/&gt;- Has no effect in healthy volunteers&lt;br/&gt;Serotonin-Dopamine Interactions&lt;br/&gt;Serotonin-Dopamine Interactions: Electrophysiologic and Neurochemical Studies&lt;br/&gt;Midbrain&lt;br/&gt;5-HT inhibits the firing of dopaminergic neurons&lt;br/&gt;Acute administration of 5-HT2 antagonists increases the firing rate of VTA and SN neurons&lt;br/&gt;Chronic administration of typical and atypical APDs attenuates the number of spontaneously active neurons&lt;br/&gt;Serotonin-Dopamine Interactions: Electrophysiologic and Neurochemical Studies&lt;br/&gt;Prefrontal Cortex&lt;br/&gt;5-HT2 antagonists increase dopamine release&lt;br/&gt;Serotonin-Dopamine Interactions: Behavioral Studies&lt;br/&gt;Amphetamine-Induced and Spontaneous Locomotor Activity&lt;br/&gt;Serotonin depletion via pCPA, a tryptophan-free diet, or lesions by 5,6-dihydroxytryptamine administration enhances amphetamine-induced hyperlocomotion&lt;br/&gt;Serotonin depletion or lesions of midbrain raphe increase spontaneous locomotor activity&lt;br/&gt;Catalepsy&lt;br/&gt;Inhibition of serotonin induced by electrolytic lesions of the raphe, administration of pCPA or 5-HT antagonists decreases neuroleptic-induced catalepsy &lt;br/&gt;Serotonergic enhancement via the addition of 5-HT agonists, precursors, and uptake inhibitors increases neuroleptic-induced catalepsy&lt;br/&gt;NMDA-Antagonist Model of SchizophreniaKetamine Effects in Healthy Human Subjects&lt;br/&gt;Serotonin-Glutamate-Dopamine Interactions&lt;br/&gt;NMDA Antagonist-Induced Behaviors&lt;br/&gt;NMDA Antagonist-Stimulated Hyperlocomotion&lt;br/&gt;MK-801 and PCP induce a behavioral syndrome that includes hyperlocomotion, head-weaving, body-rolling, ataxia, reduced rearing, and stereotypes&lt;br/&gt;Conventional and atypical APDs reduce MK-801-stimulated hyperlocomotion&lt;br/&gt;- Clozapine is more potent at decreasing locomotor behavior than stereotypic movements&lt;br/&gt;NMDA Antagonist-Induced Disruptions in Prepulse Inhibition (PPI)&lt;br/&gt; PPI is used as a model of attentional processes, and disruptions in PPI&lt;br/&gt;- Have been observed in schizophrenic patients,&lt;br/&gt;- Can be induced by NMDA antagonists, such as PCP, ketamine, and MK-801, and&lt;br/&gt;- Are prevented by atypical APDs, including clozapine, risperidone, quetiapine, and olanzapine</description></item><item><title>TARGETING INSULIN RESISTANCE A STRATEG FOR IMPROVING GLCEMIC CONTROL IN TYPE 2 DIABETES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?targeting-insulin-resistance-a-strateg-for-improving-glcemic-control-in-type-2-diabetes-443820.html</link><description>Targeting Insulin Resistance: A Strategy for Improving Glycemic Control in Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diabetes Mellitus in the US: Health Impact of the Disease&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diabetes Mellitus in the US: Disproportionate Impact on Annual Healthcare Costs&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ADA Targets for Glycemic Control and Recommended Action Levels&lt;br/&gt;Biochemical Index&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diabetes Care: Percentage of Type 2 Diabetes Patients Receiving Basic Services With Non-HMO Coverage&lt;br/&gt;Complicationsof Diabetes Mellitus&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Heart Disease and Stroke in Diabetes Patients&lt;br/&gt; Evidence of CHD in 7.5%-20% of diabetes patients  45 years old in the US&lt;br/&gt;- 55% of deaths in diabetes patients are caused bycardiovascular disease&lt;br/&gt; 5-year average cost of surviving acute MI:  $51,000&lt;br/&gt; Stroke occurs 2X- 4X more often in diabetes patients&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kidney Disease in Diabetes Patients&lt;br/&gt; 27,851 new cases of ESRD in diabetes patients in 1995&lt;br/&gt; 40% of all new cases in the US&lt;br/&gt; Nearly 99,000 diabetes patients required dialysis or kidney transplantation that year&lt;br/&gt; Annual cost of ESRD:&lt;br/&gt; $45,000 in diabetic patients ages 45-64&lt;br/&gt;Relationship Between Hyperglycemia and Nephropathy&lt;br/&gt; Diabetic nephropathy: persistent proteinuria (total excretion  500 mg/day), resulting in ESRD &lt;br/&gt; 25% to 50% of diabetes cases&lt;br/&gt; mortality from all causes in ESRD patients 20X to 40X higher than in those without renal dysfunction&lt;br/&gt; Preceded by microalbuminuria (protein excretion 30-300 mg/day)&lt;br/&gt; 20X higher risk of nephropathy than in normoalbuminuric patients&lt;br/&gt;Relationship Between Hyperglycemia and Neuropathy&lt;br/&gt; Slowly progressive disease preferentially affecting the long axons&lt;br/&gt; 30% to 40% of all diabetics are symptomatic&lt;br/&gt; 60% have neuropathy (symptomatic or asymptomatic)&lt;br/&gt; Peripheral symptoms:&lt;br/&gt; numbness/tingling in the feet, cramps, sensitivity/ insensitivity to touch, loss of balance/coordination&lt;br/&gt; Autonomic symptoms:&lt;br/&gt; urinary incontinence, loss of sexual response, gastric stasis, orthostatic hypotension&lt;br/&gt; Exact etiology unknown&lt;br/&gt;Foot Ulcers and Amputations in Diabetes Patients&lt;br/&gt;  50% of lower limb amputations in the US&lt;br/&gt; 67,000/yr (1993 -1995) &lt;br/&gt; Foot ulcers occur in 15% of diabetes patients over a lifetime&lt;br/&gt; Cost of diabetes-related amputation: $27,000&lt;br/&gt;Retinopathy and Blindness in Diabetes Patients&lt;br/&gt;It is estimated that retinopathy affects 80%-97% of patients with diabetes of Â³15 years&quot; duration&lt;br/&gt;Diabetes is the leading cause of new cases of blindness in adults*&lt;br/&gt;Diabetic retinopathy accounts for the majority of these cases&lt;br/&gt;Minimum cost of blindness for working-age adult is estimated at $12,769 per year&lt;br/&gt;The Diabetes Control and Complications Trial (DCCT)&lt;br/&gt; Multicenter, randomized study of type 1 diabetes patients&lt;br/&gt; To assess effect of intensive glycemic control vs conventional therapy on:&lt;br/&gt; development and progression of retinopathy and other long-term complications&lt;br/&gt; Results of this trial led to similar studies of type 2 diabetes patients&lt;br/&gt;DCCT: Risk of Sustained Retinopathy Progression by HbA1c Level and Yearsof Follow-up&lt;br/&gt;Overall Results of the DCCT Trial&lt;br/&gt; Intensive control of blood glucose reduced risk of diabetic complications&lt;br/&gt; retinopathy onset Â¯76% in patients with no       retinopathy at baseline (PÂ£0.002)&lt;br/&gt; retinopathy progression Â¯54% in patients with  mild retinopathy at baseline (PÂ£0.002)&lt;br/&gt; nephropathy Â¯54% (P 0.04)&lt;br/&gt; neuropathy Â¯60% (PÂ£0.002)&lt;br/&gt; There was, however, a 2- to 3-fold greater incidence of severe hypoglycemia&lt;br/&gt;Intensive Glycemic Control in Type 2 Diabetes Patients&lt;br/&gt; Prospective, randomized study of 110 Japanese patients&lt;br/&gt; 55 patients without retinopathy or microalbuminuria  (primary prevention cohort)&lt;br/&gt; 55 patients with mild retinopathy and microalbuminuria (secondary prevention cohort)&lt;br/&gt; Randomization to intensive or conventional insulin therapy&lt;br/&gt; Evaluation at months 3, 6, and every 6 months over 6-year period for onset and progression of retinopathy, nephropathy, and neuropathy</description></item><item><title>ELEKTRİKLE TAHRİK I</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?elektrikle-tahrik-i-386296.html</link><description>Amplidinin Uygulamaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Doğru akım generatörünün gerilim kontrolü,&lt;br/&gt;*Akım kontrolü,&lt;br/&gt;*Akım sınırlandırma kontrolü,&lt;br/&gt;*Devir sayısı ayarı,&lt;br/&gt;*Durum kontrolü,&lt;br/&gt;*Alternatör geriliminin kontrolüdur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akım sınırlandırma kontrolü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Doğru akım generatörünü aşırı yük ve kısa devrelere karşı korumak için çoğu zaman akım sınırlandırma kullanılır. Şekil 1&quot;de amplidinle kontrol edilen bir d.a. generatörünün akım sınırlandırma bağlantısı gösterilmiştir. Amplidinin boyuna alanına her biri ayrı birer akım kaynağından beslenen iki kontrol sargısı eklenmiştir. Birinci  f1 kontrol sargısı bir ayar direnci üzerinden direkt olarak bir dış referans akım kaynağına bağlıdır. İkinci f2 kontrol sargısı ise ikinci bir d.a. kaynağına akımı sınırlandırılacak generatörün endüvi  devresine seri olarak sokulan bir  R2 direnci üzerinden bağlıdır. Başlangıçta amplidin her iki kontrol sargısı tarafından birlikte ikaz edilir. Her iki alan sargısından aynı yönde  geçen akımlar amplidinin boyuna alanını meydana getirirler. Generatörün endüvi gerilimi, endüvi akımı ve dış devreye verilen güç f1 alan kontrol sargısı ile uygun bir değere ayarlanabilir. Yük direnci veya referans girişinden dolayı generatör endüvi akımı artarak aşırı bir değer alırsa R2 direncinde artan gerilim düşümünden dolayı f2  alan kontrol sargısından geçen akım yönü ile birlikte MMK&quot;nın yönü de değişir. Böylece generatör yükündeki bir artış amplidinin girişine etkimek suretiyle endüvi EMK&quot;nın düşmesine neden olur. Böylece yük akımı sınırlandırılmış olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil 1. Amplidinle kontrol edilen bir d.a. generatöründe akım sınırlandırma bağlantısı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Devir Sayısı Ayarı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Daha geniş bir alan içinde sıhhatli ve seri ayar istenen tahrik ve kontrol sistemlerinde güç amplifikatörü olarak  serbest uyartımlı normal bir d.a. generatörü yerine yüksek kazancı olan amplidin generatör kullanılır. Ward-Leonard tahrik sisteminde kontrol edilen güç küçük olduğu zaman (40-50 kW&quot;a kadar) ayar generatörü yerine amplidin generatör kulla</description></item><item><title>DENESEL DİYABETİKLERDE SELENUMUN DİŞ ÇEKİM YARASININ İYİLEŞMESİ ÜZERİNE  ETKİSİNİN İNCELENMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?denesel-diyabetiklerde-selenumun-dis-cekim-yarasinin-iyilesmesi-uzerine--etkisinin-incelenmesi-440621.html</link><description>Deneysel Diyabetiklerde Selenyumun Diş Çekim Yarasının İyileşmesi Üzerine  Etkisinin İncelenmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Antioksidan özelliğe sahip ve canlılar için önemli bir eser element olan selenyum (Se) ile diyabetin sebep olduğu bazı patolojilerin tedavisinde başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Bu çalışmanın amacı, diş çekim yarasının iyileşmesinde diyabete bağlı meydana gelebilecek bozuklukları ve selenyumun olası pozitif etkilerini araştırmaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çalışmaya 36 adet Wistar cinsi sıçan dahil edilerek kontrol grubu,  selenyum verilen kontrol grubu, diyabetik grup ve selenyum verilen diyabetik grup olmak üzere 4 gruba ayrılmıştır. Deneysel diyabet, tek doz intraperitonal (i.p.)  streptozotosin (STZ) (50 mg/kg) enjeksiyonuyla oluşturulmuştur. Alt sol 1. ve 2. molarların çekimini takiben  Diyabet + selenyum ve kontrol + selenyum gruplarına 5 Âµmol/kg/gün olacak şekilde tek doz i.p. sodyum selenit uygulanırken, diyabet ve kontrol gruplarına aynı koşullarda distile su (i.p.) uygulanmıştır. 3. 7. 14.ve 21. günlerde her bir gruptan ikişer adet sıçan sakrifiye edilerek çekim yapılan mandibular segment çıkartılarak mikroskobik inceleme yapılmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Araştırma sonucunda, diyabet grubunda çekim yarasının iyileşmesinde bozukluk oluştuğu ve bu durumun selenyum verilerek düzeltilebildiği görülmüştür.&lt;br/&gt;Anahtar Sözcükler: Diabetes mellitus, Diş çekimi, Yara iyileşmesi,  Selenyum.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SUMMARY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The Investigation Of Effect Of Selenium On The Tooth Extraction Wound Healing In Experimental Diabetics&lt;br/&gt;In  the treatment of diabetes induced pathologies, beneficial results have been obtained with selenium (Se), which is an antioxidant and essential trace element for organisms. The aim of this study is to investigate the possible effect of selenium on the tooth extraction wound healing of experimental diabetics.    &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Thirty-six Wistar rats were included in this study and control, selenium given control, diabetic and selenium given diabetic groups were formed. Experimental diabetes was induced by single dose i.p.  (50 mg/kg) injection of streptozotocin (STZ). Following the extraction of mandibular 1. and 2. molars, at 3., 7., 14. and 21. days two animals from each group were sacrificed and the mandibular segments were processed for microscobic examination. Diabetic + selenium and Control + selenium groups received i.p. one daily dose of 5 Âµmol/kg/day sodium selenate for 4 weeks while diabetic and control groups received distilled water. Mandibulae of all animals were excised and processed for densitometric, diffractometric and histopathological investigation. &lt;br/&gt;We conclude that, the impaired wound healing in diabetics can be improved by selenium administration.&lt;br/&gt;Key Words: Diabetes mellitus, Tooth extraction, Wound healing, Selenium. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. AMAÇ VE KAPSAM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. Diş Çekim Yarasının İyileşmesi&lt;br/&gt;Diş çekiminden hemen sonra alveole kan dolar, eritrositler küme yaparak çöker. Fibrin ağları oluşurken, periodontal membrandaki damarlar büzüşür. Çekimden sonraki ilk saatler çok önemlidir. Alveole kan dolması engellenirse yara iyileşmesi gecikir ve kısmen de iyileşme olmayabilir (Shafer- Hine-Levy, 1966). &lt;br/&gt;1. gün: 24 saat sonra damar yataklarında değişimler başlar. Damar genişlemelerini lökosit diapedesisi izler. Alveolü dolduran fibrin iyileşmenin temelidir.&lt;br/&gt;2. gün: Periodontal membrandan çıkan fibroblastlar yara çevresinden içerilere yayılmaya başlarlar. Yüzey epiteli proliferasyona başlar. Dişi sarmış olan alveol kemiğinde osteoklastik bir aktivasyon belirlenir. Bu arada çoğalan birkaç tane endotel hücresi görülebilir. &lt;br/&gt;5. gün: Yara tabanında fibroblastlardan ve damar endotellerinden yapılı bir doku görülür. Periodontal membran artıkları hala mevcuttur fakat, yeni yapılacak kemikle ilgili hiçbir belirti görülmez. Yara yüzeyinde kalın bir lökosit tabakası ve kenarlarda yüzey epiteli proliferasyonu vardır. &lt;br/&gt;7. gün: Fibrin ağı içindeki fibroblastlar çoğalmıştır. Yeni kapillerlerin sayısı artmıştır. Periodontal membran artıklarında dejenerasyonlar vardır. Alveol kemiğinde oldukça belirgin a</description></item><item><title>INSULIN THERAP IN TPE 2 DIABETES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?insulin-therap-in-tpe-2-diabetes-443829.html</link><description>Insulin Therapy in Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Table of Contents&lt;br/&gt;Page Slide&lt;br/&gt;6 1. Issues in the Management of Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;6 2. Prevalence of Type 2 Diabetes Mellitus&lt;br/&gt;6 3. Incidence of Type 2 Diabetes Mellitus&lt;br/&gt;7 4. Risk Factors for Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;7 5. Trend in Prevalence of Obesity: NHANES Data&lt;br/&gt;8 6. Link Between Obesity and Type 2 Diabetes: Nurses&quot; Health Study&lt;br/&gt;8 7. Link Between Obesity and Type 2 Diabetes: Nurses&quot; Health Study (cont&quot;d)&lt;br/&gt;9 8. ADA Treatment Guidelines&lt;br/&gt;9 9. Medical Nutrition Therapy for Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;10 10. Pharmacologic Therapy for Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;11 11. Treatment Algorithm&lt;br/&gt;12 12. Considerations in Pharmacologic Treatment of Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;13 13. Tight Glycemic Control: Reducing the Risk of Complications&lt;br/&gt;14 14. Improvement in HbA1c in the VA CSDM&lt;br/&gt;14 15. VA CSDM: Results at Endpoint&lt;br/&gt;15 16. The Kumamoto Trial: Effects of Conventional vs. Intensive Insulin&lt;br/&gt;Therapy&lt;br/&gt;15 17. UKPDS: Effect of Intensive Therapy on Glycemia&lt;br/&gt;16 18. UKPDS 10-Year Cohort Data: Reductions With Intensive vs.&lt;br/&gt;Conventional Therapy&lt;br/&gt;16 19. Summary of Key Findings&lt;br/&gt;17 20. Pharmacokinetics of Current Insulin Preparations&lt;br/&gt;18 21. Clinical Efficacy of Insulin Lispro&lt;br/&gt;19 22. Strategies for Insulin Therapy in Elderly Patients&lt;br/&gt;20 23. Combination Therapy: Oral Agents Plus Insulin&lt;br/&gt;21 24. Meta-Analysis of Sulfonylurea/Insulin Combination Therapy&lt;br/&gt;4&lt;br/&gt;Insulin Therapy in Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;Table of Contents&lt;br/&gt;(continued)&lt;br/&gt;Page Slide&lt;br/&gt;21 25. Comparison of Insulin Regimens Among Oral Treatment Failures&lt;br/&gt;22 26. Total Direct Costs of Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;22 27. Total Indirect Costs of Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;23 28. Ideal Basal Insulin&lt;br/&gt;23 29. Pharmacokinetics of Current Insulin Preparations Compared With&lt;br/&gt;Insulin Glargine&lt;br/&gt;24 30. Structure of Insulin Glargine: A New Long-Acting Insulin Analogue&lt;br/&gt;24 31. Characteristics of Insulin Glargine&lt;br/&gt;25 32. Blood Glucose Profile of Insulin Glargine in Normal Volunteers&lt;br/&gt;25 33. Exogenous Insulin Concentration of Insulin Glargine in Normal&lt;br/&gt;Volunteers&lt;br/&gt;26 34. Efficacy of Insulin Glargine in Type 1 and Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;26 35. Safety of Insulin Glargine in Type 1 and Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;27 36. Other Long-Acting Insulin Analogues&lt;br/&gt;27 37. Need for Novel Delivery Systems of Insulin&lt;br/&gt;28 38. Insulin Pump&lt;br/&gt;28 39. Insulin Pump&lt;br/&gt;29 40. Insulin Pen&lt;br/&gt;29 41. Insulin Pen&lt;br/&gt;30 42. Inhaled Insulin Formulations&lt;br/&gt;30 43. Continuous Glucose Sensors&lt;br/&gt;31 44. Conclusions&lt;br/&gt;31 45. Conclusions (cont&quot;d)&lt;br/&gt;5&lt;br/&gt;Type 2 diabetes accounts for 90% to 95% of all diagnosed cases of&lt;br/&gt;diabetes; the proportion is even higher among patients older than&lt;br/&gt;45 years. In population surveys, therefore, diabetes in adults is typically&lt;br/&gt;considered to be type 2; the results of these surveys are interpreted&lt;br/&gt;as reflecting trends in the prevalence and incidence of type 2 diabetes&lt;br/&gt;of persons aged 25 years or older.1,2&lt;br/&gt;The Centers for Disease Control and Prevention (CDC) conducted&lt;br/&gt;The National Health Interview Survey (NHIS) from 1980 through&lt;br/&gt;1994 to obtain estimates of the prevalence and incidence of diabetes in&lt;br/&gt;the United States. In 1994, there were approximately 7.7 million cases&lt;br/&gt;of diagnosed diabetes in the United States, an increase of 2.2 million&lt;br/&gt;since 1980. From 1980 to 1994, both the prevalence (number of existing&lt;br/&gt;cases) and incidence (number of new cases) of diagnosed diabetes&lt;br/&gt;increased significantly (P 0.01). The prevalence increased from 25.4&lt;br/&gt;to 29.8 per 1000 population, or 17%, and the incidence increased&lt;br/&gt;from 2.5 to 3.7 per 1000, or 48%.2 These increases have been most&lt;br/&gt;dramatic during the 1990s, when the number of newly diagnosed cases has&lt;br/&gt;averaged 727,000 per year.&lt;br/&gt;The prevalence of diagnosed diabetes also increased significantly&lt;br/&gt;(P 0.01) with age and race during this period. This increase was&lt;br/&gt;observed in three age groups examined: 44 years or younger, 45 to&lt;br/&gt;64 years, and 65 years or older. The age-adjusted prevalence increased&lt;br/&gt;33% among blacks (P=0.05) and 11% among whites (P 0.01).&lt;br/&gt;1. Kenney SJ, Aubert RE, Geiss LS. Prevalence and incidence of non-insulin-dependent&lt;br/&gt;diabetes. In: Diabetes in America, 2nd ed. Bethesda, Md: Nati</description></item><item><title>ROMATOİD ARTRİTTE CİNSİYET HORMONU ADJUVAN TEDAVİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?romatoid-artritte-cinsiyet-hormonu-adjuvan-tedavisi-440080.html</link><description>Romatoid Artritte Cinsiyet Hormonu Adjuvan Tedavisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Romatoid artrit, normal insanlarda komplikasyona yol açmayan muhtemel bir patojen antijene karşı hastanın aşırı immün ve enflamatuvar cevap vermesinden kaynaklanabilen çoğul unsurlu otoimmün bir romatik hastalığı ifade etmektedir. Anormal cevabın, bazı öncül unsurlardan kaynaklandığına inanılmaktadır. Bu unsurlar arasında, antijenlerin epitoplarıyla doku uyumluluk epitopları arasındaki ilişkiler, stres cevap sisteminin (hipotalamik - pitüiter - adrenokortikal eksen) durumu ve östrojenlerin en azından hümöral immünite üzerinde uyarıcı ve androjenlerle progesteronların da tabii immün baskılayıcılar olarak düşünüldüğü cinsiyet hormon durumu vardır. Cinsiyet hormonlarının fizyolojik etkilerine ilişkin bilgilerde, milattan önce ikinci yüzyıldan bu yana oldukça fazla bir artış olmuştur. Cinsiyet hormonları, ilk kez eski Çin&quot;de süblimasyon tekniğiyle idrardan elde edilmiştir. Östrojenler ve androjenler, saflaştırıldıktan sonra hipogonadizm ve dismenore gibi bazı durumlarda kullanılmışlardır. Bundan iki milenyum sonra bile, östrojenler halen oral kontraseptiflerde veya menapoz sonrası dönemde kemik kaybını ve osteoporozu engellemek maksadıyla, farmakolojik veya fizyolojik müstahzarlar olarak yaygın bir şekilde kullanılmaya devam etmektedir. Geçen elli sene boyunca, romatoid artritte östrojenlerin ve androjenlerin kulanılması gündeme gelmiş ve bunun moleküler tabanıyla klinik neticeleri, bu makalede sunulmuştur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Arka Plan :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Romatoid artritli hastalarda, glukokortikoid tedavisi öncesinde cinsiyet hormon yoğunlukları değerlendirilmiş ve bu değerlerin, özellikle menapoz öncesi dönemdeki kadınlarda ve erkeklerde değiştiği bulunmuştur. Romatoid artritli kadın ve erkek hastaların vücut sıvılarında, düşük immün baskılayıcı androjen seviyelerinin muhtemel bir patojenik rolü olduğunu destekler mahiyette,   özellikle düşük gonadal ve adrenal androjen (DHT, DHEA ve DHEAS) seviyeleri ve androjen / östrojen oranında azalma olduğu tesbit edilmiştir. Cinsiyet hormon üretim yolları, kolesterol ve progestinin testosteron gibi androjenlere ve en sonunda östrojenlere (17 - beta östradiol) sıralı olarak indirgenmesini içerir. Bu yol her iki cinste de mevcuttur ve dolaşımdaki cinsiyet hormon yoğunlukları, androjenlerin ve östrojenlerin göreceli olarak çevrilmesinin bir yansımasıdır. Kadına karşı erkek dengesini sağlayan, androjenlerle östrojenler arasındaki orandır. Cinsiyet hormonları, üretildikleri dokular üzerinde yerel parakrin etkiler gösterebilirler veya dolaşıma girerler. Mens döngüsünü, gebeliği, doğum sonrası periyodu, menapozu, stresi, enflamatuvar sitokinleri, kortikosteroidleri, oral kontraseptifleri ve steroid hormonlarının yerine konmasını içeren bazı fizyolojik, patolojik ve terapötik durumlar, cinsiyet hormonlarının dengesini veya bunların çevresel dönüşümünü değiştirebilir. Yakın geçmişte, hormonları ve özellikle de cinsiyet steroidlerini taklit eden kimyasal maddeleri inceleyen yeni bir endokrinoloji sahası olan endokrin kırılma konusu, oldukça yoğun ilgi odağı olmuştur. &quot;Östrojenik Zenobiyotikler&quot; de denilen ve östrojenleri taklit eden kimyasal maddeler, bu araştırmanın asıl odak noktası olmuştur. Androjenlere olan maruziyet, östrojenlere olan maruziyet neticesinde görülenlere benzer değişikliklere, androjenlerin etkinliğini bloke ederek yol açabilir. Plastik, pestisitler, bitkiler ve zirai ürünler gibi göreceli olarak sık ve ağırlıklı olarak karşılaşılan kaynaklarda, çevresel östrojenler bulunmaktadır ve bunlar, immün cevabın önüne geçebilirler. Androjenlerin ve östrojenlerin seviyelerini ve işlevlerini etkileyen genetik polimorfizm, karmaşık hormonal - immün sistem etkileşimleri arasında dengesizliğe yol açabilir ve romatoid artritin etyolojisine katkıda bulunabilir. Östrojen sentaz lokusu olan CPY19, C19 androjenlerinin C18 östrojenlerine dönüşümünü katalizleyen sitokrom - p450&quot;dir. Romatoid artritte, 50 yaş üzeri hastalık görülen birbirine akraba ailelerde bu lokusla bir bağlant</description></item><item><title>REDISCOVERING INSULIN FOR TPE 2 DIABETES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?rediscovering-insulin-for-tpe-2-diabetes-444150.html</link><description>Rediscovering Insulin for Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Insulin Therapy for Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;Type 2 Diabetes . . . A Progressive Disease&lt;br/&gt;Barriers to Insulin Therapy &lt;br/&gt;Mimicking Nature With Insulin Therapy&lt;br/&gt;Insulin Tactics&lt;br/&gt;Practical Guidelines &lt;br/&gt;TYPE 2 DIABETES . . . A PROGRESSIVE DISEASEHbA1c in the UKPDS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TYPE 2 DIABETES . . . A PROGRESSIVE DISEASE Messages From the UKPDS&lt;br/&gt;Sulfonylureas, metformin, and insulin all reduce microvascular complications by improving glycemic control&lt;br/&gt;There is no evidence that sulfonylureas or insulin increase cardiovascular risk&lt;br/&gt;Early &amp;#61630; almost from the outset &amp;#61630; combination therapy is needed to control glucose&lt;br/&gt;Earlier introduction of insulin therapy can be expected in the progressive management of Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;TYPE 2 DIABETES . . . A PROGRESSIVE DISEASE Natural History of Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;TYPE 2 DIABETES . . . A PROGRESSIVE DISEASE&lt;br/&gt;Over time,most patients will needinsulinto control glucose&lt;br/&gt;Barriers to Insulin TherapyCommon Concerns&lt;br/&gt;Insulin therapy might cause&lt;br/&gt;Worsening Insulin Resistance&lt;br/&gt;More Cardiovascular Risk&lt;br/&gt;Weight Gain &lt;br/&gt;Hypoglycemia&lt;br/&gt;BARRIERS TO INSULIN THERAPYInsulin Sensitivity in Glucose Clamp StudiesImproved by Insulin Treatment&lt;br/&gt;BARRIERS TO INSULIN THERAPYLipids and Blood PressureImproved or Unchanged by Insulin Treatment &lt;br/&gt;BARRIERS TO INSULIN THERAPYCardiovascular RiskMortality After MI Reduced by Insulin Therapy in the DIGAMI Study&lt;br/&gt;BARRIERS TO INSULIN THERAPYWeight Gain in the UKPDS&lt;br/&gt;BARRIERS TO INSULIN THERAPYWeight Gain Is Minimized by Metformin&lt;br/&gt;BARRIERS TO INSULIN THERAPYHypoglycemia in the UKPDS &lt;br/&gt;BARRIERS TO INSULIN THERAPYReassurance About Common Concerns&lt;br/&gt;Insulin Therapy in Type 2 DM &lt;br/&gt;Improves Insulin Sensitivity by Reducing Glucotoxicity&lt;br/&gt;Probably Reduces Cardiovascular Risk&lt;br/&gt;Causes Modest Weight Gain&lt;br/&gt;Rarely Causes Severe Hypoglycemia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mimicking Nature&lt;br/&gt;The Basal/Bolus Insulin Concept&lt;br/&gt;MIMICKING NATURE WITH INSULIN THERAPYInsulin and Glucose PatternsNormal and Type 2 Diabetes &lt;br/&gt;MIMICKING NATURE WITH INSULIN THERAPY Insulin and Glucose PatternsBasal vs Mealtime Hyperglycemia in Early Type 2 Diabetes &lt;br/&gt;MIMICKING NATURE WITH INSULIN THERAPY&lt;br/&gt;Over time,&lt;br/&gt;most patients will need&lt;br/&gt;both basal and mealtime insulin&lt;br/&gt;to control glucose&lt;br/&gt;MIMICKING NATURE WITH INSULIN THERAPYThe Basal/Bolus Insulin Concept&lt;br/&gt;Basal Insulin&lt;br/&gt;Suppresses glucose production between meals and overnight&lt;br/&gt;Nearly constant levels &lt;br/&gt;50% of daily needs&lt;br/&gt;Bolus Insulin (Mealtime or Prandial)&lt;br/&gt;Limits hyperglycemia after meals&lt;br/&gt;Immediate rise and sharp peak at 1 hour &lt;br/&gt;10% to 20% of total daily insulin requirement at each meal &lt;br/&gt;Ideally, for insulin replacement therapy, each component should come from a different insulin with a specific profile&lt;br/&gt;BARRIERS TO INSULIN THERAPYPractical Limitations of Conventional Tactics&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Complexity of Starting Insulin Therapy&lt;br/&gt;Need to Mix and Inject Insulins&lt;br/&gt;Limitations of Insulin Preparations&lt;br/&gt;INSULIN TACTICS Comparison of Human Insulins and Analogues&lt;br/&gt;Insulin Onset ofDuration ofPreparations Action Peak Action&lt;br/&gt;Lispro/Aspart5-15 minutes1-2 hours4-6 hours&lt;br/&gt;Human Regular30-60 minutes2-4 hours6-10 hours&lt;br/&gt;Human NPH/Lente1-2 hours4-8 hours10-20 hours&lt;br/&gt;HumanUltralente2-4 hoursUnpredictable16-20 hours&lt;br/&gt;Glargine1-2 hoursFlat~24 hours&lt;br/&gt;INSULIN TACTICS Twice-daily Split-mixed Regimens&lt;br/&gt;INSULIN TACTICS Multiple Daily Injections (MDI)NPH + Regular&lt;br/&gt;INSULIN TACTICS Multiple Daily Injections (MDI)Ultralente + Regular&lt;br/&gt;INSULIN TACTICSLimitations of Human Regular Insulin&lt;br/&gt;Slow onset of action&lt;br/&gt;Requires inconvenient administration: 20 to 40 minutes prior to meal &lt;br/&gt;Risk of hypoglycemia if meal is further delayed&lt;br/&gt;Mismatch with postprandial hyperglycemic peak&lt;br/&gt;Long duration of activity&lt;br/&gt;Up to 12 hours&quot; duration&lt;br/&gt;Increased at higher dosages&lt;br/&gt;Potential for late postprandial hypoglycemia&lt;br/&gt;INSULIN TACTICSShort-acting Analogues: Lispro and AspartClinical Features&lt;br/&gt;Convenient administration immediately prior to meals&lt;br/&gt;Faster onset of action&lt;br/&gt;Limit postprandial hyperglycemic peaks&lt;br/&gt;Shorter duration of activity&lt;br/&gt;Redu</description></item><item><title>RATIONALE FOR IMPROVED GLCEMIC CONTROL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?rationale-for-improved-glcemic-control-444147.html</link><description>Rationale for Improved Glycemic Control&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;This program and all of its components are the exclusive property of and are copyrighted by Medical Age Publishing, Division of Snyder Healthcare Communications Worldwide, Stamford, Connecticut. The contents of this program, including design and written information, may not be altered in any way. This program may not be disseminated, reproduced, copied, or published other than with the prior express written consent from Medical Age Publishing, Division of Snyder Healthcare Communications Worldwide.&lt;br/&gt;DCCTIntensive Insulin Treatment in Type 1 Diabetes&lt;br/&gt;DCCTMicrovascular Risk Reduction With Intensive Treatment&lt;br/&gt;DCCTRelationship of HbA1c to Risk of Microvascular Complications&lt;br/&gt;WESDRProgression to Proliferative Retinopathy&lt;br/&gt;UKPDSOverall Study Design&lt;br/&gt;UKPDSMetformin, Acarbose, and Hypertension Substudies&lt;br/&gt;Metformin&lt;br/&gt;1704 overweight subjects&lt;br/&gt;conventional treatment policy or intensive treatment policy (sulfonylurea, insulin, or metformin)&lt;br/&gt;537 subjects (overweight and nonoverweight) with sulfonylurea failure&lt;br/&gt;metformin + sulfonylurea versus sulfonylurea alone&lt;br/&gt;Acarbose&lt;br/&gt;1946 subjects in main randomization study&lt;br/&gt;acarbose added to prior treatment versus placebo&lt;br/&gt;Blood-pressure control&lt;br/&gt;1148 hypertensive subjects&lt;br/&gt;tight control with atenolol or captopril versus less-tight control with other agents&lt;br/&gt;UKPDSBlood Glucose Control Study:Aims&lt;br/&gt;To determine whether improved glycemic control will prevent clinical complications&lt;br/&gt;To determine whether treatment with a sulfonylurea, insulin, or metformin has specific advantages or disadvantages&lt;br/&gt;UKPDSMain Randomization&lt;br/&gt;UKPDSEffect of Treatment on HbA1c&lt;br/&gt;UKPDSRisk Reduction of Microvascular Complications&lt;br/&gt;UKPDSIntensive Treatment Policy and Risk Reduction&lt;br/&gt;UKPDSMyocardial Infarction Risk Reduction by Intensive Treatment&lt;br/&gt;UKPDSMetformin Substudy Design&lt;br/&gt;UKPDS METFORMIN SUBSTUDYIntensive Treatments and HbA1c&lt;br/&gt;UKPDS METFORMIN SUBSTUDYIntensive Treatments and Weight Change&lt;br/&gt;UKPDS METFORMIN SUBSTUDYRisk Reduction of Microvascular Complications&lt;br/&gt;UKPDS METFORMIN SUBSTUDYDiabetes-Related Deaths&lt;br/&gt;UKPDSDifferences Among Intensive Treatment Groups:Conclusions&lt;br/&gt;Sulfonylurea, insulins, and metformin can all reduce risk of complications&lt;br/&gt;No increased risk with any single therapy&lt;br/&gt;Combination therapy with agents with different actions will be needed earlier&lt;br/&gt;More patients will need insulin over time&lt;br/&gt;UKPDSMetformin + Sulfonylurea Substudy&lt;br/&gt;Increased relative risks in metformin + sulfonylurea group&lt;br/&gt;Diabetes-related deaths increased (95%) &lt;br/&gt;Total mortality increased (60%) &lt;br/&gt;Contentious issues&lt;br/&gt;Not placebo-controlled&lt;br/&gt;Short duration (4 years)&lt;br/&gt;Small numbers&lt;br/&gt;Overlap of treatments between groups&lt;br/&gt;Not substantiated by epidemiologic analysis</description></item><item><title>SERUM ANDROJEN ANABOLİK HORMONLARI VE ROMATOİD ARTRİT RİSKİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?serum-androjen-anabolik-hormonlari-ve-romatoid-artrit-riski-440083.html</link><description>SERUM ANDROJEN ANABOLİK HORMONLARI VE ROMATOİD ARTRİT RİSKİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amaç : Çoğunlukla dolaylı bulgulara dayanılarak, androjen anabolik hormonlarının  düşük serum konsantrasyonlarının romatoid artritin etyolojisinde rol oynayabileceği öne sürülmüştür.   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yöntemler : 1973 - 1977 yılları arasında yapılan incelemede, herhangi bir artrit rahatsızlığı olmayan 19,072 Finli şahıs üzerinde, vaka kontrol çalışması yapılmıştır. 1989 yılı itibariyle, daha sonra romatoid artrit gelişen 116 vakadan, hastalık öncesindeki testosteron ve DHEAS seviyeleri için serum örnekleri toplanmıştır. Herbir vaka için yaş, cinsiyet ve yaşanılan bölge yönlerinden eşlenilk olan üç adet kontrol temin edilmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sonuçlar : Ortalama testosteron seviyeleri, 84 kadın hastada ve kontrolerde 1.4 nmol / litreydi ve DHEAS seviyeleri de, hastalarda 5.2, kontrollerde 5.5 mikromol / litreydi. 32 erkek hastadaki ortalama testosteron seviyesi 26.1 nmol / litre ve kontrollerde 26.4 nmol / litreydi. Bu gruptaki DHEAS seviyeleri, sırasıyla hastalarda 11.2 ve kontrolerde de 10.1 mikromol / litreydi. Alt gruplarının ve hormon dağılımlarının analizi, herhangi bir farklılık göstermedi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Varılan Netice : Elde edilen bulgular, düşük testosteron ve DHEAS seviyelerinin romatoid artritin etyolojisinde bir rol oynayabileceği görüşüyle aynı çizgide değildir. Romatoid artrit, özellikle üretkenlik çağındaki kadınlarda, cinsiyet hormonlarının etyolojide yeralabileceğine işaret edecek şekilde erkeklerden daha yüksektir. Hormonların rolüne ilişkin daha ileri bulgular, hastalığıngebelik esnasında hafiflemesinin gözlenmesinden gelmektedir. Gebeliğin uzun dönemli koruyucu etkisi kadar, kontraseptif haplarla ve menapoz sonrası östrojen tedavisiyle sağlanan korumaya ilişkin bilgiler tartışmalıdır. Yukarıdaki sebeplerden dolayı, kontrollerle kıyaslandığında, romatoid artritli hastaların cinisyet hormon durumlarındaki farklılıkları gözetmek etmek mantıklıydı. Biyolojik yönden etkin cinsiyet hormonları, östradiol ve testosterondur. DHEA ve DHEAS, adrenal bezlerin ana salgı ürünleridir, fakat bunların işlevleri halen tam olarak bilinmemektedir. DHEA, kadınlarda zayıf bir androjen gibi davranırken, erkeklerde östrojene benzer etkileri vardır. Östrojen değerleri yönünden, romatoid artritli hastalarla kontroller arasında belirgin bir farklılık gözlenmemiştir. Romatoid artritli erkek hastalarda, testosterondaki düşük konsantrasyonun DHEAS seviyesi için de geçerli olduğu konusunda görüş birliği mevcuttur. Kadınlardaki bulgular tartışmalıdır. Bunun sebepleri, kısmen kontrollerin seçimine bağlı olabilir. Romatoid artritteki androjen anabolik hormonların işlev bozukluklarının veya eksikliğinin hastalığın sebeplerinden bir mi olduğu, yoksa sadece hastalığa ikincil olarak mı ortaya çıktığı sorusu henüz çözülmemiştir. Farklılığın en azından kısmen hastalığın etkinliğiyle izah edilebileceğine ilişkin bulgular vardır. Diğer yandan, HLA ile romatoid artrite olan zafiyet ve düşük testosteron seviyeleri arasında bazı bağlantılar rapor edilmiştir. Bu konudaki öncül bir rapora göre, menapoz öncesi dönemdeki kadınlardaki düşük DHEAs konsantrasyonlarının, romatoid artritin klinik olarak ortaya çıkmasından önce görülmektedir. 1973 - 1977 arasında, Sosyal Sigortalar Kurumunun Gezici Sağlık Ünitesi, Finlandiya&quot;nın dört bölgesindeki 12 belediyelikte çoğul fazlı sağlık taraması gerçekleştirdi. Dört coğrafik bölgenin her birinde, o bölgenin bütün sakinleri veya kırsal kesim ve şehirlerde oturanlar ve fabrika çalışanları, bu sağlık taramasına katılmaları için davet edildiler. 20 yaş ve üzerindeki (davet edilenlerin % 83&quot;ü) toplam 19,518 kişi, bu organizasyonda yeraldı. Katılımcıların yaş ortalaması 45&quot;ti (20 - 98 yaş aralığı). Risk altındakiler (19,072 kişi), Sosyal Sigortalar Kurumu&quot;nun kayıtlarına veya anketlere göre daha önceden herhangi bir artrit hastalığı veya diğer bir romatik hastalık hikayesi mevcut olmayan şahıslardı. İncelene bütün şahısların morbidite ve mortalitesi, sürekli takip edildi. Daha sonradan kronik artrit</description></item><item><title>THE CONTROL OF THROID FUNCTION</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?the-control-of-throid-function-443743.html</link><description>The Control of Thyroid Function&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Thyroid Status&lt;br/&gt;A working definition - usually in terms of&lt;br/&gt;serum fT4 &amp;  fT3; TSH&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;An approximate biochemical definition&lt;br/&gt;The number of functional receptors, occupied by T3,&lt;br/&gt; on thyroid response elements of genes.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Which response element&lt;br/&gt;Which gene&lt;br/&gt;Which receptor&lt;br/&gt;What is functionality&lt;br/&gt;Which tissue&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Where is physiological control exerted?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1   Hypothalamic-Pituitary-Thyroid Axis&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2   Metabolic Control - deiodination&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3   At the site of initiation of action - nucleus&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4   Other sites?</description></item><item><title>ÇOCUKLARDA GH YETMEZLİĞİ TANISI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklarda-gh-yetmezligi-tanisi-441089.html</link><description>ÇOCUKLARDA GH YETMEZLİĞİ TANISI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GROWTH HORMON&lt;br/&gt;Adenohipofizdeki en çok üretilen hormon&lt;br/&gt;21 kD         191 aa        2 disülfit bağı&lt;br/&gt;%70-75&quot;i 22 k-Da form&lt;br/&gt;%15-20&quot;i 20 k-Da&lt;br/&gt;Plazmada GHBP bağlı taşınır. GHBP, GHR nin proteolitik yıkımıyla oluşur &lt;br/&gt;PRL e ve hCS ye benzer&lt;br/&gt;Depolanır ve sirkadien salınır&lt;br/&gt;Gün içinde seviyesi  2 ng/ml&lt;br/&gt;Yemek ve egzersizden 3 saat sonra pikler olur&lt;br/&gt;Uykudan 90 dakika sonra salınım hızlanır&lt;br/&gt;Derin uykuda maximum salınım</description></item><item><title>DERİ VE YUMUŞAK DOKU İNFEKSİYONLARI VE AMPİSİD</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?deri-ve-yumusak-doku-infeksiyonlari-ve-ampisid-341751.html</link><description>DERİ VE YUMUŞAK DOKU İNFEKSİYONLARI VE AMPİSİD&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Deri Ve Yumuşak Doku İnfeksiyonlarının Tanımı:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İMPETİGO : İmpetigo çok rastlanan yüzeysel bir cilt enfeksiyonudur. Yüzde, bacaklarda ve kollarda kaşıntılı, yüzeyi sarı veya gri kabuklu kırmızı yaralar şeklinde kendini gösterir. Stafilokok, streptokok veya her iki tür bakteri bu rahatsızlığı yapabilir. Düzgün cilttede görülebilir. Ama bu bakteriler genelde yara bere izi, çizik, böcek ısırığı olan yerlere hücum etmeyi severler. Ayrıca dermatit gibi başka bir cilt hastalığıyla da yan yana görülebilir.&lt;br/&gt;Enfeksiyon önce bir kızarıklık şeklinde başlar, sivilce oluşur, patlar ve 1-2 gün sızıntı yapar. Bunun sonucunda yapışkan bir kabuk tutar. Yara genişleme eğilimindedir ve bulaşıcıdır. Akıntıdaki bakteriler fiziksel temas ve kaşıma ile bedenin diğer kısımlarına da dağılır ve yaralar oluşur, ayrıca başka kişilere de bulaşır. &lt;br/&gt;İmpetigo, en çok temizlikten uzak, fakir çevrelerde yaşayan çocuklarda görülür. Yetişkinlerde başka bir cilt sorununun komplikasyonu olarak ortaya çıkar. İmpetigo teşhisi yaradan bir doku alıp labaratuvarda incelenerek konulabilir. &lt;br/&gt;Sınırlı ve küçük enfeksiyonlarda lokal ilaçlar etkilidir. Daha yaygın enfeksiyonlar için oral antibiyotik (ampisilin - sulbaktam yada eritromisin gibi) verilebilir. Antibakteriyel sabun veya temizleyici ile günde birkaç defa yıkamakla kabuklar yumuşayıp kolayca çıkartılabilir. Enfeksiyonu yaymamak için havlular, giyim eşyaları, traş malzemeleri paylaşılmamalı ve hastalık geçene kadar deri temasından sakınmalıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSE: Abse, dermis veya subkutiste, yani derinin derin kısımlarında içinde cerahat bulunan bir kitledir. Genellikle eritemli bir şişlik olarak görülür. Palpasyonda başlangıçta henüz yumuşamamış bir kitle saptanır. Zamanla yumuşar, deri yüzeyine açılır ve cerahat boşaltır. Deri altı doku veya organlarda gelişen süpüratif olaylar, deriye yayılıp deride abse oluşturabilir. &lt;br/&gt;Tüm abseli hastalarda mikrobiyolojik incelemeler vazgeçilmezdir. Akut abseler, kesinlikle bakteriyolojik olarak incelenmelidir. Yalnızca stafilokoksik bir enfeksiyonu kanıtlamak açısından değil, tedavide kullanılacak olan antibiyotiği seçmek açısından da bu incelemeler gerekir. Kronik abselerde bazen cerahat kullanılarak yapılan tüm mikrobiyolojik incelemeler, tekrarlayan titiz uğraşlara karşın sonuç vermeyebilir. Böyle durumlarda abse duvarından alınan doku parçalarındaki histopatolojik bulgular enfeksiyonun etkenine özgü olabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FRONKÜL ve KARBONKÜL: Fronkül halk arasında çıban olarak bilinir. Kıl follikülünün stafilokoksik bir absesidir. Ortasında kıl ostiumuna uyan bir yerde beyaz veya gri bir tıkaç gösteren fındık veya ceviz iriliğinde akut inflamasyon gösterir. Zamanla tıkacı atılır ve içindeki cerahat boşalır. İnflamasyon şiddetli ise skar bırakabilir. Gerek lokal gerekse sistemik nedenler ile çok sayıda fronkül gelişmesine veya sık sık nüksetmesine fronküloz denir. Birbirine komşu kıl folliküllerinin süpüratif enfeksiyonu olan karbonkül daha büyük bir akut inflamasyon plağında birden fazla ağızdan cerahat boşaltır. Fronkül her bölgede bulunabilirken, karbonkül daha çok boyun arkasında oluşur. Etken sıklıkla stafilacoccus aureustur.&lt;br/&gt;Yüz ortasında yerleşen genellikle ateş veya çevresinde yaygın sellülit olan olgularda antistafilakokkal antibiyotikle tedavi edilmelidir. Ateş, üşüme, titreme, halsizlik veya başağrısı gibi sistemik semptomlar varsa antibiyotikler parenteral olarak uygulanmalıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SELLÜLİT: Sellülit, genellikle streptokoklara bağlı olarak gelişen, deri ve deri altı dokusunun diffüz enfeksiyonudur. Akut inflamasyon bulguları gösterir. Nadiren üzerinde hemarojik büller gelişebilir. Bazen sellülit plağından proksimale doğru eritemli bir şerit yani lenfanjit uzanabilir. Bakteriler için bir giriş noktasına gereksinim vardır. Bu giriş noktası burunda kıl çekme veya ayak parmak arasındaki mantak enfeksiyonu (tinea pedis) sonucu oluşabilir. Bu nedenle, sellülit sıklıkla yüz, ayak ve bacakta yerleşir. &lt;br/&gt;Sellülit tedavisinde temel ilaç si</description></item><item><title>HPERTHROIDISM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hperthroidism-443827.html</link><description>Hyperthyroidism&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diagnosis&lt;br/&gt;If the history and findings on physical examination suggest that the patient may have thyrotoxicosis, the diagnosis can be readily confirmed by the combined finding of: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;An abnormally high concentration of serum thyroid hormones.&lt;br/&gt;Because of negative feedback inhibition on the pituitary, a subnormal serum TSH level, not previously measurable as such. &lt;br/&gt;Serum free T4 concentration is increased in approximately 95% of ambulatory hyperthyroid patients.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The laboratory tests useful in the diagnosis of hyperthyroidism are summarized as follows:&lt;br/&gt;Measurement of the FT4 level is the simplest and most widely available test. Normal FT4 Level is 4.5-10.9 ug/dl (58-140 nmol/L)&lt;br/&gt;A suppressed TSH level is as sensitive as FT4 and more specific than FT4. Normal TSH  is  0.5-5.0 uU/ml&lt;br/&gt;The serum T3 level is sometimes elevated when the T4 is not. &lt;br/&gt;When the goal is to exclude hyperthyroidism as the diagnosis, the sensitive TSH assay is best: a normal value, combined with a normal FTI, is adequate to rule out this diagnosis.&lt;br/&gt;An FT4 level is often useful when the patient is taking a medication that alters TBG levels. &lt;br/&gt;RAIU is not usually needed to confirm the diagnosis of hyperthyroidism and therefore is often omitted from the workup.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Treatment&lt;br/&gt;Three principal therapies are available for hyperthyroidism:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Antithyroid drugs &lt;br/&gt;Subtotal thyroidectomy&lt;br/&gt;Radioactive iodine.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Antithyroid Drugs&lt;br/&gt;Antithyroid drugs are reversible, effective in most patients, and generally safe&lt;br/&gt;Two principle drugs: Methimazole and Propylthiouracil&lt;br/&gt;They principally block oxidation of iodine and its incorporation into tyrosine residues&lt;br/&gt;Methimazole also increases the number and activity of suppressor T cells and diminishes the activity of helper T cells. As a result, the drug inhibits production of antimicrosomal and anti-TSH receptor antibodies.&lt;br/&gt;Propranolol can be used to control symptoms like palpitations, tremors and excessive sweating. It is also used before surgery and during thyroid storm&lt;br/&gt;Favorable prognostic signs for permanent remission include a short history, mild disease, and a small goiter (best factor) &lt;br/&gt;Dosage&lt;br/&gt;Propylthiouracil, in an initial dosage of 100 mg every eight hours, or methimazole, in an initial dosage of 10 mg every 8 to 12 hours, will render almost all patients euthyroid in one to six months&lt;br/&gt;To simplify treatment and encourage compliance, a single daily dose of methimazole, 20 to 40 mg, can be tried in any but the most florid cases&lt;br/&gt;Methimazole is probably preferable to propylthiouracil for most patients because it can be administered once a day, produces fewer adverse reactions, and is less expensive. Propylthiouracil is preferable during pregnancy and perhaps for treating thyroid storm&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Side Effects&lt;br/&gt;The complications of antithyroid drugs are allergic ones and include:&lt;br/&gt;Minor or major skin reactions&lt;br/&gt;Arthralgias&lt;br/&gt;Hepatitis &lt;br/&gt;Agranulocytosis, a potentially serious but rare occurrence. Agranulocytosis occurs most often in patients older than 40 years who are given more than 30 mg of methimazole a day.&lt;br/&gt;&amp;#61482; All of the complications tend to resolve spontaneously    if drugs are withdrawn promptly.&lt;br/&gt;Side Effects - Hypothyroidism&lt;br/&gt;Hypothyroidism may develop after antithyroid drugs. Symptoms vary but certain ones are :&lt;br/&gt;Arthralgias&lt;br/&gt;Paresthesias&lt;br/&gt;Muscle cramps&lt;br/&gt;Enlarging goiter&lt;br/&gt;Side Effects - Hypothyroidism&lt;br/&gt;Symptoms of hypothyroidism are particularly common in recently hyperthyroid patients who have been rapidly rendered hypothyroid. To avoid hypothyroidism when the patient has entered the euthyroid range or when the level of TSH, previously suppressed by the toxic state, begins to rise, either 0.1 mg of thyroxine daily can be added or the dosage of antithyroid drug can be reduced.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Subtotal Thyroidectomy&lt;br/&gt;Although much less often used now, subtotal thyroidectomy is a venerable approach to hyperthyroidism. For reasons that remain obscure, extensive but incomplete removal induces remission in most patients with Graves disease&lt;br/&gt;Rapid prepar</description></item><item><title>FEOKROMASİTOMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?feokromasitoma-438330.html</link><description>FEOKROMASİTOMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tanım&lt;br/&gt;Feokromasitoma, katekolamin ve bazı olgularda diğer peptid hormonları sentezleyen kromaffin hücrelerden gelişen bir tümördür.&lt;br/&gt;Extra-adrenal kromaffin hücrelerden köken alan tipi ekstra-adrenal feokromasitoma veya paraganglioma olarak adlandırılmaktadır.&lt;br/&gt;Nadir rastlanan genellikle hipertansif krizlerle kendini gösteren % 80-90 oranında benign kürabl bir hastalıktır.&lt;br/&gt;Semptomlar katekolaminlerin etkilerine bağlı ortaya çıkmaktadır.&lt;br/&gt;Sporadik, familial veya multipl endokrin neoplazilerin bir parçası olabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarihçe&lt;br/&gt;Feokromasitoma ilk olarak 1886 yılında Frankl tarafından tanımlanmıştır.&lt;br/&gt;Alfa blokerlerin kullanıma girmesinden önce genelde hastalar ameliyat sırasında hipertansiyon ve ameliyat sonrasında hipotansiyon nedeni ile kaybedilmekteydiler.&lt;br/&gt;Alfa blokerlerin kullanıma girmesiyle başarılı bir şekilde tedavi edilebilmişlerdir.&lt;br/&gt;İnsidans&lt;br/&gt;Genel populasyonda oran 100.000 de 1-2.&lt;br/&gt;Otopsilerde onbinde 5 ile binde 1 oranındadır.&lt;br/&gt;Hipertansiyon olan hastaların % 0.1 inde idrarda katekolamin tayini sonucu feokromasitoma saptanmaktadır.&lt;br/&gt;Malignite insidansı % 5 ila % 46 arasındadır.&lt;br/&gt;Extra-adrenal feokromasitomalarda malignite potansiyeli daha fazladır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Etiyoloji&lt;br/&gt;Etiyolojisi tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Bu tümör nöral krestten köken alan kromaffin hücrelerden gelişmekte, bu durum diferansiyasyonun her aşamasında meydana gelebilmektedir.&lt;br/&gt;Genetik çalışmalarda ras onkogeninin tümör oluşumunda etkili olmadığı anlaşılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Lokalizasyon ve morfoloji&lt;br/&gt;Feokromasitomaların geliştiği kromaffin hücreler fetal hayatta tüm vücutta yaygındır.&lt;br/&gt;Tümör erişkinlerde % 80 ünilateral adrenal (çoğu sağda)&lt;br/&gt;         % 10 bilateral adrenal&lt;br/&gt;        % 10 extra-adrenal yerleşimlidir.&lt;br/&gt;Çapları genelde 10 cm den küçüktür, ağırlıkları genelde 100 gr altındadır. 3 kg a kadar tümörler bildirilmiştir.&lt;br/&gt;Tümörlerin çoğu gri renkte yumuşak kıvamlı solit yapıdadır. Büyük tümörlerde kistik komponentler olabilir. Mikroskopik olarak büyük polihedral, pleomorfizm gösteren kromaffin hücreler görülür. &lt;br/&gt;Extra-adrenal feokromasitoma&lt;br/&gt;Çocuklarda % 35, erişkinlerde % 10 oranında extra-adrenal yerleşimlidir.&lt;br/&gt;Adrenal dışında:&lt;br/&gt;Abdomende&lt;br/&gt;Paraaortik bölgede bifurkasyondaki Zuckerkandl organında&lt;br/&gt;Mesanede&lt;br/&gt;Böbrekte&lt;br/&gt;Karaciğer hilusunda bulunur...&lt;br/&gt;Extra-adrenal yerleşimli feokromasitomalar genelde 5 cm çapın altında ve 20-40 g arasındadır. Çoğunlukla (%20) multisentrik ve malign potansiyeli olan tümörlerdir.&lt;br/&gt;Malign Feokromasitoma&lt;br/&gt;Adrenaldeki feokromasitomaların % 10 u, adrenal dışı olanların % 30 u maligndir.&lt;br/&gt;Malign feokromasitomalar oldukça yavaş büyüyen, ciddi hipertansiyon ve diğer semptomlara neden olan bir tümördür.&lt;br/&gt;En sık akciğere, kemik ve yumuşak dokulara metastaz yapar.&lt;br/&gt;Malign feokromasitomalı hastaların 5 yıllık yaşam süresi % 44 tür.&lt;br/&gt;Histopatolojik olarak benign-malign ayırımları zordur. Temel kriter uzak organ metastazlarıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Familyal feokromasitoma ve multipl endokrin neoplaziler&lt;br/&gt;Familyal feokromasitoma % 5 oranında görülen otozomal dominant bir hastalıktır.&lt;br/&gt;Diğer sendromlar:&lt;br/&gt;MEN I&lt;br/&gt;MEN 2A&lt;br/&gt;MEN 2B&lt;br/&gt;Von Hippel-Lindau hastalığı&lt;br/&gt;Nörofibromatozis</description></item><item><title>INSULIN THERAPY IN TPE 2 DIABETES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?insulin-therapy-in-tpe-2-diabetes-443821.html</link><description>Insulin Therapy in Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Table of Contents&lt;br/&gt;Page Slide&lt;br/&gt;2 SLIDE 1. Attaining Glycemic Goals for Type 2 Diabetes Using&lt;br/&gt;Monotherapy&lt;br/&gt;2 SLIDE 2. Attaining Glycemic Goals Using Monotherapy in Obese Patients&lt;br/&gt;With Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;3 SLIDE 3. Diabetes Management in Primary Care&lt;br/&gt;4 SLIDE 4. Intrasubject Variability: NPH Insulin&lt;br/&gt;4 SLIDE 5. Intrasubject Variability: Ultralente Insulin&lt;br/&gt;5 SLIDE 6. Intrasubject Variability: Insulin Glargine&lt;br/&gt;5 SLIDE 7. Insulin Glargine vs NPH Insulin: Glycemic Control and&lt;br/&gt;Hypoglycemia&lt;br/&gt;6 SLIDE 8. Pharmacodynamics/Pharmacokinetics of Insulin Aspart vs&lt;br/&gt;Regular Insulin&lt;br/&gt;6 SLIDE 9. Pharmacodynamics/Pharmacokinetics of NN304 vs&lt;br/&gt;NPH Insulin&lt;br/&gt;7 SLIDE 10. New Concepts in Insulin Delivery: Changes in Plasma Glucose&lt;br/&gt;With Inhaled Human Insulin&lt;br/&gt;7 SLIDE 11. Effects of Pioglitazone, Rosiglitazone, and Troglitazone on Liver&lt;br/&gt;Function&lt;br/&gt;7 SLIDE 12. Efficacy and Safety of Triple Therapy: Troglitazone + Metformin +&lt;br/&gt;Sulfonylurea&lt;br/&gt;8 SLIDE 13. Improved Glycemic Control With Rosiglitazone in Patients With&lt;br/&gt;Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;9 SLIDE 14. Effects of Pioglitazone on Glycemia in Patients With Type 2&lt;br/&gt;Diabetes&lt;br/&gt;10 SLIDE 15. Management of Gestational Diabetes Mellitus&lt;br/&gt;11 SLIDE 16. Type 2 Diabetes in the Pediatric Population: First Nation Data&lt;br/&gt;11 SLIDE 17. Clinical Trends in Practice Outcomes of Diabetes Care&lt;br/&gt;12 SLIDE 18. Economic Trends in Type 2 Diabetes Care&lt;br/&gt;2&lt;br/&gt;Insulin Therapy in Type 2 Diabetes: UPDATE&lt;br/&gt;In the subgroup of patients described in Slide 1 who were obese,&lt;br/&gt;metformin was a fourth monotherapy option.1 In this subgroup,&lt;br/&gt;23%, 45%, 44%, and 34% attained a HbA1c level  7% after 3 years&lt;br/&gt;of monotherapy with diet, a sulfonylurea, metformin, or insulin,&lt;br/&gt;respectively. After 9 years, those proportions were substantially lower:&lt;br/&gt;11%, 21%, 13%, and 24%, respectively.&lt;br/&gt;1. Turner RC, Cull CA, Frighi V, et al. Glycemic control with diet, sulfonylurea, metformin,&lt;br/&gt;or insulin in patients with type 2 diabetes mellitus: progressive requirement for&lt;br/&gt;multiple therapies. JAMA. 1999;281:2005-2012.&lt;br/&gt;SLIDE 2&lt;br/&gt;Data from more than 4000 patients with type 2 diabetes who participated&lt;br/&gt;in the UK Prospective Diabetes Study (UKPDS) were analyzed&lt;br/&gt;to determine factors that might predict the need for multiple&lt;br/&gt;therapies.1 The patients were checked every 3 months over 9 years of&lt;br/&gt;treatment with diet alone, a sulfonylurea, metformin (in obese&lt;br/&gt;patients), or insulin. Fasting plasma glucose (FPG) concentrations and&lt;br/&gt;HbA1c levels were determined at each clinic visit.&lt;br/&gt;The data from the UKPDS were analyzed with respect to the proportion&lt;br/&gt;of patients who achieved and maintained their target glycemic&lt;br/&gt;levels during monotherapy with diet alone, a sulfonylurea, or insulin.1&lt;br/&gt;The analysis included the total patient population, ie, normal-weight&lt;br/&gt;and overweight patients. At 3 years, 25%, 50%, and 47% of patients&lt;br/&gt;had achieved a HbA1c level  7% after monotherapy with diet, a sulfonylurea,&lt;br/&gt;or insulin, respectively. The proportion of patients who&lt;br/&gt;maintained target glycemic levels declined markedly during the 9 years&lt;br/&gt;of follow-up. After 9 years, only 8%, 24%, and 42% of the patients&lt;br/&gt;treated with diet, a sulfonylurea, or insulin, respectively, had maintained a&lt;br/&gt;HbA1c level  7%.&lt;br/&gt;A univariate logistic regression analysis found that for patients with a HbA1c&lt;br/&gt;level  7% at 3 years, a young age at diagnosis, and increased body mass index&lt;br/&gt;or waist circumference, baseline values for HbA1c, FPG, and plasma triglycerides&lt;br/&gt;were significantly associated (P &amp;#8804;0.02) with the likelihood of requiring&lt;br/&gt;multiple therapies to maintain glycemic control. The only variable that did not&lt;br/&gt;correlate significantly with an increased probability was a positive result for&lt;br/&gt;islet cell and glutamic acid decarboxylase antibodies. With the exception of an&lt;br/&gt;elevated baseline HbA1c value and a positive result for antibodies, all other factors&lt;br/&gt;analyzed also correlated significantly (P &amp;#8804;0.002) with the likelihood for&lt;br/&gt;multiple therapies in patients who had an FPG level  140 mg/dL at 3 years.&lt;br/&gt;1. Turner RC, Cull CA, Frighi V, et al.</description></item><item><title>KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİNDEKİ ENDOKRİN ANORMALLİKLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kronik-bobrek-yetmezligindeki-endokrin-anormallikler-439984.html</link><description>Kronik Böbrek Yetmezliğindeki Endokrin Anormallikler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.B.D&quot;de, son dönem böbrek yetmezliği (SDBY) olan 300,000&quot;den fazla hasta vardır. Düzenlenen kesitsel bir Milli Sağlık Ve Beslenme Tetkik Anketi&quot;nde, serum kreatinin seviyelerinde artış tesbit edilmesinde olduğu gibi, 6,2 milyon Amerikalı&quot;nın anormal böbrek işlevine sahip olduğu (serum kreatinini   1,5 mg / dl) tahmin edilmektedir. Bu grubun içindekilerin çoğu, son dönem böbrek yetmezliğine ilerlemeyecek olmasına rağmen, bu popülasyon genel nüfus içinde yıllık yaklaşık % 6 - 7&quot;lik bir SDBY potansiyelini de bünyesinde barındırmaktadır. Bir grup olarak, diyaliz tedavisi alan SDBY hastalarının ortalama yaşam sürelerinde ve hayat standartlarında, genel nüfus içinde bu hastalara yaş ve cinsiyet yönünden uyan kontrollere nazaran belirgin bir düşüş mevcuttur. A.B.D&quot;de, SDBY&quot;li hastalar genel tıbbi bakım alan nüfusun % 0,5&quot;lik bir kısmını teşkil etmeelrine rağmen, toplam yıllık tedavi gider maliyetinin % 5&quot;lik kısmına sahiptirler. A.B.D&quot;de, diyaliz hastaları arasındaki ölüm oranı, yıllık 100 hastada yaklaşık 20 kişi gibi hala yüksek bir orana sahiptir. Olgunlaşmamış ve hızlanmış aterosklerotik koroner hastalıklar, sol ventrikül hipertrofisi ve kalp yetmezliği, kalbe ilişkin olayları bu kesimdeki en sık ölüm sebebi haline getirmektedir. Orta derecede yetmezliğin mevcut olduğu kronik böbrek yetmezliğinde, endokrin anormallikler erken dönemde sık olarak görülmektedir, yalnız bu bozukluklar, böbrek yetmezliği ilerledikçe daha da belirginleşir. Bu anromalliklerin patofizyolojik mekanizmaları arasında, böbreklere yönelik endokrin ve egzokrin hormon üretiminde azalma, hormonların böbreklerden ve diğer yollardan metabolik olarak temizlenmesinde azalma, kronik böbrek yetmezliğinde homeostatik sinyal mekanizmasında yaşanan değişiklikler, hormon bağlanmasında ve dokuların bu hormonlara verdikleri cevaplarda görülen değişiklikler vardır. Böbrek yetmezliğinde pek çok endokrin anormallikler gözlenmesine rağmen, bunlardan göreceli olarak az bir kısmı klinik yönden bir problem teşkil eder. Yerin kısıtlı olması dolayısıyla, bu makale endokrin rahatsızlıkların nefroloji uzmalarının karşısına önemli sorunlar olarak çıktığı ve hastanın morbidite, mortalite ve hayat kalitesi gibi durumlarını önemli derecede etkilediği, sık görülen üç durumu ele almaktadır : (1) Fosfor, kalsiyum, D vitamini ve paratiroid hormon arasındaki dengede meydana gelen değişiklikler, (2) eritroprotein eksikliği ve (3) üremide görülen cinsel işlev bozukluğu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fosfor, Kalsiyum, D Vitamini ve Paratiorid Hormon :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kalsiyum ve fosfor dengesinde, D vitamini metabolizmasında ve paratiroid hormon düzenlenmesinde meydana gelen rahatsızlıklar, böbrek yetmezlikli hastalarda sık olarak görülmektedir. Bu rahatsızlıklarda, her zaman renal osteodistrofi gibi iskelete ilişkin etkiler üzerine vurgu yapılmıştır. SDBY&quot;li hastalar, düzensiz mineral metabolizmasına düşük ve yüksek dönüşüm hızlı kemik hastalıkları olarak, karmaşık ve çeşitlilik gösteren bir klinik cevap verirler. A.B.D&quot;de diyaliz hastaları üzerinde yapılan toplumsal tabanlı çalışmalar, iskelete ilişkin olarak meydana gelen bu fenotipik değişikliklerden kaynaklanan kırık görülme riskinde, birkaç misli artış olduğuna işaret etmektedir. Geçtiğimiz yıllarda, genel yaklaşımda metastatik kalsifikasyonların bıraktığı iskelet dışı sekellerin, özellikle de damarsal kalsifikasyonların önemini kavramayla neticelenen bir değişiklik yaşanmıştır. 1998&quot;de Block ve arkadaşları, hemodiyaliz hastalarında fosforun 5,5 - 6,5 mg / dl&quot;nin veya kalsiyum x fosforun 55 - 65 mg2 / dl2&quot;nin üzerine çıktığı zaman, bu durumun hastalardaki mortalite oranlarındaki çizgisel bir artışla bir arada olduğunu ilk kez gösteren ve Birleşik Devletler Böbrek Veri Sistemi&quot;nden elde edilen verileri yayınladılar. Çoğul değişkenli bir takip analizinde, koroner arter hastalığından ölüm oranı, artan serum fosforuyla yakından ilişkiliydi. Dolayısıyla, kronik böbrek yetmezliğindeki düzensiz mineral metabolizmasına ilişkin herhangi b</description></item><item><title>INSULIN THERAP IN TPE 2 DIABETES CURRENT AND FUTURE DIRECTIONS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?insulin-therap-in-tpe-2-diabetes-current-and-future-directions-443830.html</link><description>Insulin Therapy in Type 2 Diabetes:Current and Future Directions&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Issues in the Management ofType 2 Diabetes&lt;br/&gt;Type 2: Deterioration of beta cells over time&lt;br/&gt;Increasing prevalence with increasing risk factors, eg, obesity&lt;br/&gt;Hyperglycemia affects morbidity, mortality, and resources&lt;br/&gt;Tight glycemic control with insulin may reduce costly complications&lt;br/&gt;30% to 40% of patients ultimately require insulin&lt;br/&gt;Regimen-related limitations with current insulin formulations and delivery systems&lt;br/&gt;Newer semisynthetic insulins and delivery systems may improve compliance and achieve better glycemic control with less hypoglycemia&lt;br/&gt;Prevalence of Type 2 Diabetes Mellitus&lt;br/&gt;Incidence of Type 2 Diabetes Mellitus&lt;br/&gt;Risk Factors for Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;Nonmodifiable&lt;br/&gt;Genetic factors&lt;br/&gt;Age&lt;br/&gt;Ethnicity&lt;br/&gt;Modifiable&lt;br/&gt;Weight&lt;br/&gt;Physical activity&lt;br/&gt;Trend in Prevalence of Obesity*: NHANES Data&lt;br/&gt;Link Between Obesity and Type 2 Diabetes:Nurses&quot; Health Study&lt;br/&gt;Link Between Obesity and Type 2 Diabetes:Nurses&quot; Health Study (cont&quot;d)&lt;br/&gt;ADA Treatment Guidelines&lt;br/&gt;Medical Nutrition Therapy for Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;Diet&lt;br/&gt;Improved food choices&lt;br/&gt;Spacing meals&lt;br/&gt;Individualized carbohydrate content&lt;br/&gt;Moderate calorie restriction&lt;br/&gt;Exercise&lt;br/&gt;Pharmacologic Therapy for Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;Sulfonylureas (glyburide, glipizide, glimepiride)&lt;br/&gt;Biguanides (metformin)&lt;br/&gt;Alpha-glucosidase inhibitors (acarbose, miglitol, voglibose)&lt;br/&gt;Benzoic acid analogues (repaglinide)&lt;br/&gt;Thiazolidinediones (troglitazone, rosiglitazone, pioglitazone)&lt;br/&gt;Insulin (human insulin, insulin analogues)&lt;br/&gt;Treatment Algorithm&lt;br/&gt;Considerations in Pharmacologic Treatment of Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;Efficacy (HbA1c lowering capacity)&lt;br/&gt;Mechanisms of action of drugs&lt;br/&gt;Impact on weight gain&lt;br/&gt;Complications/tolerability&lt;br/&gt;Frequency of hypoglycemia&lt;br/&gt;Compliance/complexity of regimen&lt;br/&gt;Cost&lt;br/&gt;Tight Glycemic Control:Reducing the Risk of Complications&lt;br/&gt;Epidemiologic evidence in type 2 diabetes to link microvascular disease and hyperglycemia â€” first suggested in DCCT&lt;br/&gt;Type 2 diabetes studies: Veterans Affairs Cooperative Study on Type 2 Diabetes (VA CSDM), United Kingdom Prospective Diabetes Study (UKPDS), and Kumamoto trial&lt;br/&gt;Intensive blood glucose control with insulin, sulfonylurea, or metformin reduced risk of micro- and macrovascular complications&lt;br/&gt;Glycemic threshold to prevent onset and progression of microvascular complications: HbA1c  6.5%, FBG  110 mg/dL, 2-hr postprandial glucose  180 mg/dL&lt;br/&gt;Improvement in HbA1c in the VA CSDM&lt;br/&gt;VA CSDM: Results at Endpoint&lt;br/&gt;The Kumamoto Trial: Effects of Conventional vs. Intensive Insulin Therapy&lt;br/&gt;UKPDS: Effect of Intensive Therapy on Glycemia&lt;br/&gt;UKPDS 10-Year Cohort Data: Reductions With Intensive vs. Conventional Therapy&lt;br/&gt;Summary of Key Findings&lt;br/&gt;VA CSDM:&lt;br/&gt;Glycemic control achievable with intensive insulin treatment: control maintained  2 years&lt;br/&gt;Intensive treatment not associated with severe hypoglycemia, weight gain, hypertension, or dyslipidemia&lt;br/&gt;Kumamoto trial:&lt;br/&gt;Intensive insulin treatment reduced microvascular complications&lt;br/&gt;Established glycemic threshold to prevent onset and progression of complications&lt;br/&gt;UKPDS:&lt;br/&gt;Diet therapy alone inadequate in two thirds of patients&lt;br/&gt;Pharmacologic therapy plus nutrition/exercise necessary&lt;br/&gt;Weigh benefit:risk ratio&lt;br/&gt;No threshold for HbA1c reduction in reducing complications&lt;br/&gt;Insulin does not increase macrovascular disease&lt;br/&gt;Pharmacokinetics of Current Insulin Preparations&lt;br/&gt;Effective&lt;br/&gt;OnsetPeakDuration&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Insulin lispro 15 min1 hr3 hr&lt;br/&gt;Regular0.5-1 hr2-3 hr3-6 hr&lt;br/&gt;NPH/Lente2-4 hr6-12 hr10-16 hr&lt;br/&gt;Ultralente4-8 hrVaries18-20 hr&lt;br/&gt;Clinical Efficacy of Insulin Lispro&lt;br/&gt;Worldwide clinical trials of insulin lispro in  10,000 patients with type 1 or type 2 diabetes&lt;br/&gt;1-year parallel group comparisons or 6-month crossovers (3 months on each insulin) studies&lt;br/&gt;Dosage regimen: insulin lispro 10 min before and soluble human insulin 30 to 45 minutes before meals, with NPH or ultralente insulin as the basal insulin supplement&lt;br/&gt;Strategies for Insulin Therapy in Elderly Patients&lt;br/&gt;Insulin therapy often considered a last resort in the elderly&lt;br/&gt;Therapeutic go</description></item><item><title>HORMONAL DÜZENLEME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hormonal-duzenleme-372996.html</link><description>HORMONAL DÜZENLEME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sistemli canlılarda organ ve dokuların fizyolojik aktivite bütünlüğü ile sitemler arasında işbirliğini sağlayan düzenleyici maddelere hormon denir. Ancak her düzenleyici madde hormon değildir.Mesela; Kandaki CO2 konsantrasyonu; beyinde solunum merkezini uyarır. Ancak CO2 bir hormon değildir.&lt;br/&gt;Hormonlar sistemli canlılarda özellikle organ ve dokular arası işbirliğini sağlayan mesaj taşıyıcılardır. Bitkilerde dokular arasında haberleşme hormonlarla yapılmaktadır. Hayvanlarda ise dokular ve organlar arası haberleşme başlıca iki sistem ile yapılır. Bunlardan birisi sinir sistemidir. Diğer is hormonla sistemdir. Hayvanlarda canlılık olaylarının kontrol, devamlılığı ve fizyolojik bütünlüğü sinir ve hormonal sistemin birlikte çalışmasıyla sağlanmaktadır.&lt;br/&gt;Hormonlar organizmalarda belirli bezlerden salgılanır. Bu bezlere endokrin bezler denir. Ancak hayvanlarda sinir hücrelerinin uç kısmından da hormonal aktiviteye sahip dopamin, histamin, asetil colin gibi maddeler salgılamaktadır. Dolayısıyla hormonlar sadece endokrin bezlerden salgılanmaz. Bitkilerde hormonlar belirli bölgedeki hücrelerden salgılanır. Salgılana hormonlar değişik doku ve organlara taşınarak gittiği bölgede etkili olur. Gerek endokrin bezlerden, gerekse sinir hücrelerinin uç kısmıyla, bitkilerin özel hücrelerinden salgılanan hormonlar, salgılandığı dokuda değil hedef dokularda; görev yapar. Hormonlar hedef dokularda büyümeyi farklılaşmayı, yaraların tamirini, hücre zarından madde alışverişini, organizmadaki sıvıların pH&quot;ını ve osmotik basıncını düzenleyen doğal organik maddelerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BİTKİSEL HORMONLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bitkisel hormonlar hücre metabolizması üzerinde son derece etkindir (az miktarda dahi olsa). Bitkisel hormonlar hayvansal hormonlarda olduğu gibi sentezlendikleri bölgeden az veya çok uzak bölgeden az veya çok uzak bölgede etkili olurlar.&lt;br/&gt;Bitki hormonları; öncelikler aktif büyüme gösteren dokularda, kök ve gövde uçlarında bulunan büyüme noktalarındaki meristematik dokularda meydana gelir.&lt;br/&gt;Bitkisel hormonların bitkilere ait farklı bölgelerde meydana getirdikleri etkileri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.&lt;br/&gt;1)Bitkinin büyüme bölgesinde boyuna uzamayı sağlar.&lt;br/&gt;2)Yeni köklerin, özellikle yan köklerin oluşumunu sağlar.&lt;br/&gt;3)Çiçek kısımlarından çiçek ve meyve oluşumunu hızlandırır.&lt;br/&gt;4)Kambiyumda hücre bölünmesini hızlandırır.&lt;br/&gt;5)Yan tomurcukların gelişimini durdurur.&lt;br/&gt;6)Absisyon tabakalarının oluşumuna engel olur.(Absisyon tabakası: Yaprakların dökülmesi esnasında yaprak sapında oluşan mantar dokusu=&lt;br/&gt;Bitkisel hormonlar doğal organik maddelerdir. Bu maddelerden bilinenleri oksinler, giberellinler, sitkininler, absisik asit ve etilen sayılabilir.&lt;br/&gt;a)Oksinler: Bitkilerde en etkin büyüme gerçekleştiren hormondur. Ancak oksinler bu etkiyi diğer hormonlarla beraber gerçekleştirirler. Oksinler meristematik hücrelerde bölünme, hücre ve doku farklılaşması gibi olaylarda etkin rol oynamaktadır. Oksinler bitkide özet olarak yaprak dökümü, çiçek açma ve meyve verme gibi herkes tarafından görülebilecek faaliyetleri düzenler. Mesela yapraklarda dökülme olayına bitkide oksin hormonunun azalması neden olmaktadır. Etilen de oksinle birlikte yaprak dökümünde etkilidir.&lt;br/&gt;b)Giberellinler: Bu hormonlar bazı bitkilerde gövde uzamasının ve meyve büyümesinin hızlandırır. Giberellinlerin en önemli özelliği tohum çimlenmelerini uyarmalarıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;c)Sitokininler: Tütün bitkisinden izole edilmiş bir hormondur. Özellikle sitokininler ile giberellinler daha çok erken gelişme döneminde etkide bulunarak büyümeyi sağlar. Oksinler ise gelişme evresinden sonra etkili olurlar. Tomurcuk gelişmesi tohum çimlenmesi yaprakların geç yaşlanması gibi olaylarda sitokininler etkilidir.&lt;br/&gt;d)Absisik Asit: Tomurcuklarda uyuklama veya gelişmeyi durdurucu bir etkiye sahiprtir.&lt;br/&gt;e)Etilen: Bu hormon sadece üretildiği yerde etkili olmaktadır. Bu madde yaprak dökümü ve meyve olgunlaşmasında etkilidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ENDOKRİN BEZLER&lt;br/&gt;İNSANDA ENDOKRİN BEZLER VE HORMONLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A) HİPOFİZ BEZİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaklaşık 1,25 santim çarpında, cevize benzer küçücük bir salgı bezidir ve kafatasının alt kısmında beynin altına yerleşmiş bulunmaktadır. Ön ve arka olmak üzere iki kısma ayrılmıştır ve her kısımda kan akımına ayrı cins hormonlar ifraz eden ayrı tip hücreler bulunmaktadır.&lt;br/&gt;Hipofiz salgı bezi vücuttaki bütün bezlerin fonksiyonunu kontrol ettiği için &quot;Başlıca Bez&quot; denilebilir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a) Hipofizden Salgılanan Hormonlar</description></item><item><title>ENDOKRİNOLOJİ VE KBB</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?endokrinoloji-ve-kbb-438310.html</link><description>ENDOKRİNOLOJİ VE KBB&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriş&lt;br/&gt;Baş ve boyun bölgesinin muayenesinde elde edilen bulgular değerlendirilirken endokrinolojik ve metabolik hastalıklar mutlaka düşünülmelidir. Endokrin sistemi ilgilendiren yakınması olan pek çok hasta otolarengoloğa baş- boyun bölgesi sorunları ile müracat edebilir. Muayenede elde edilen bulgular hastanın endokrinoloğa yönlendirilmesinde anahtar rol oynar. Doğru tanı ve tedavide hastanın hekime ilk müracatı sırasındaki yaklaşım çok önemlidir. Otolarengolog muayenesinde, kafatası, kafa derisi, saçlar, gözler, yüz, cilt, alın, kaşlar, burun, dudaklar, çene, diş etleri, dişler, dil, ağız boşluğu, orofarenks ve boyunu tam bir değerlendirmeye tabi tutmalı, elde ettiği bulguları not etmelidir. Muayene bulguları ve tetkik sonuçları kombine edildiğinde sistemik bir problemi işaret ediyorsa, endokrin sistem ve hastalıkları akla getirilmelidir. &lt;br/&gt;Endokrin Sistem&lt;br/&gt;Endokrin sistemi oluşturan organlar; hipofiz, tiroid bezi, paratiroid bezler, pankreas, böbrek üstü bezleri, gonadlardır(over ve testisler). Endokrin sistemi oluşturan organların çeşitli patolojilerinden kaynaklanan hipo ve hiperfonksiyonları kendilerini lokal ve sistemik bulgularla gösterirler. &lt;br/&gt;Hipofiz &lt;br/&gt;Embriyoloji ve Anatomi&lt;br/&gt;Hipofiz bezi sfenoid kemikteki sella tursikanın içinde yeralır. Arteriyel beslenmesi internal karotid arterden ayrılan hipofizeal arterler iledir. Venöz drenajı kavernöz sinüs sisteminedir. &lt;br/&gt;Hipofiz embriyolojik olarak 2 farklı orijine sahiptir. Posterior hipofiz(nörohipofiz) 3. ventrikül tabanından gelişir ve santral sinir sisteminin direk uzantısıdır. Nörohipofiz oksitosin ve ADH(Antidiüretik hormon) salınımından sorumludur. Ön hipofiz (adenohipofiz) ratke poşundan gelişir. Eskiden asidofil, bazofil, kromofob hücrelerden oluştuğu düşünülmekteyken, günümüzde ayrı hormonların salınımından sorumlu 5 hücre tipinden (kortikotrop, tirotrop, somatotrop, laktotrop, gonadotrop) oluştuğu ileri sürülmektedir. ACTH, TSH, LH, FSH, prolaktin, GH salınımı adenohipofiz tarafından yapılmaktadır. &lt;br/&gt;Fizyoloji&lt;br/&gt;ACTH&lt;br/&gt;ACTH(adrenokortikotropik hormon)ın adenohipofizden salınımı pulsatildir. Serumdaki en yüksek seviyesi sabah 6.00 ile 8.00 arasındadır(sirkadian ritm). ACTH adrenal bezlerde steroidogenezizi , yağ hücrelerinde lipolizi, kasa aminoasid ve glikoz alımını, pankreastaki beta hücrelerinde insülin salınımını, hipofizin somatotrop hücrelerinden GH(growth hormon) salınımını uyarır. &lt;br/&gt;ACTHın salınımı, hipotalamustan salınan CRH(kortikotrop releasing hormon) ve dolaşımdaki adrenal kortizollerin kontrolü altındadır. ACTHın fazla salınımı Cushing sendromuna yol açarken, yetersiz salınımı Addison hastalığına benzer semptomlara yol açar. Yaşla beraber glukokortikoidlerin ACTH üzerindeki etkisi(negatif feedback) azalabilir. &lt;br/&gt;TSH&lt;br/&gt;TSH adenohipofizdeki tirotrop hücreler tarafından yapılır. Tirotropin reseptörleri tiroid hücrelerin ve diğer hücrelerin(adiposit gb.) plazma membranlarında lokalizedir. TSH salınımı TRH tarafından stimüle edilir. Salınımın inhibisyonunda somatostatin ve GH rol oynar. Tiroid hormonlarının (T3, T4) TSH salınımı üzerinde negatif feddback etkisi vardır. İntrasellüler T3ün %75i T4ten kaynaklanır. &lt;br/&gt;GH&lt;br/&gt;GH adenohipofizin %35-45ini oluşturan somatotropik hücreler tarafından salınır. Hormonun salınımı pulsatildir. Uykuda en yüksek seviyeye ulaşır. GH kartilaj ve kemik gelişimini stimüle eder. Nitrojen ve protein metabolizması, yağ, karbonhidrat metabolizması, yumuşak doku gelişimi üzerine etkilidir. &lt;br/&gt;GH sekresyonu hipotalamik peptidler tarafından düzenlenir. Sekresyon GH RH tarafından stimüle, somatostatin tarafından inhibe edilir. Egzersiz, stres, nörolojik stimülanlar, santral alfa adrenerjik agonistler sekresyonu artırır. Alfa adrenerjik blokörler, beta adrenerjik agonistler sekresyonu azaltır. Hormonun fazla salınımı  gigantizme ve akromegaliye neden olur. Hormon eksikliği izole veya diğer hipofiz hormonlarının eksikliğiyle beraber olabilir. &lt;br/&gt;Prolaktin&lt;br/&gt;Prolaktin salınımı diurnal paterndedir. Hipofizin %10 ile %25ini oluşturan laktotro</description></item><item><title>DAVRANIŞIN BİYOLOJİK TEMELİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?davranisin-biyolojik-temeli-373770.html</link><description>DAVRANISIN BIYOLOJIK TEMELI:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sinir sisteminin temel birimi norondur.Caplari mm in 1/10-1/100 arasinda degisir. Dantiritler sinir hucresinin alici organlaridir. Aksonlar siniri ileten kisimlaridir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Noronlar uce ayrilir:&lt;br/&gt;1-Duyusal noronlar&lt;br/&gt;2-Motor noronlar&lt;br/&gt;3-Inter noronlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Duyusal noronlar: Cevreden gelen uyarimlari merkezi sinir sistemine iletirler.&lt;br/&gt;Motor noronlar:Beyinden yada omurilikten gelen kampusleri organlara, kaslara ve salgi bezlerine tasirlar.&lt;br/&gt;Inter noronlar:Duyusal noronlardan gelen impulslari alir motor norona iletirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Sinirlerimizde binlerce noron vardir.&lt;br/&gt;*Bir noronun digeriyle iliskisine sinops denir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sinir sistemi ikiye ayrilir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Merkezi sinir sistemi&lt;br/&gt;2-Perifer sinir sistemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Merkezi sinir sistemi:Beyin ve omurilikteki tum noronlari ve vucudun buyuk bir kismindaki noronlari kapsar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Tum sinirler omurilikte biraraya gelir.Orada bir sinir demeti olusturur ve bunlar kemiklerle korunur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Beyin:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Merkezi Cekirdek&lt;br/&gt;    -Medulla&lt;br/&gt;    -Beyincik&lt;br/&gt;    -Talamus&lt;br/&gt;    -Hipotalamus&lt;br/&gt;    -Retikuler sistem&lt;br/&gt;-Limbik sistem&lt;br/&gt;-Beyin yarikureleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Medulla:Omuriligin beyne girdigi yerde, girdikten sonra, biraz buyudugu kisim.Gorevi:Solunum, yutkunum, kalp atimi, sindirim gibi faaliyetleri denetler ve vucudun dik durmasina yardimci olur.Medulla da omurilikten beyne, beyinden omuriligi giden sinirler carpraz haldedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Beyincik:(serebellum) Islevi:Vucudun dengesini ve istemli hareketlerin koordinasyonunu saglamak.Baligin yuzmesi, kusun ucmasi gibi.Hasarinda otomatik hareket yapilamaz. Yurume gibi...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Talamus:Beyin yari kurelerinin icinde, beyin sapinin yukarisinda yumurta bicimli yapidir.Omurilikten beyne, beyinden omurilige giden sinirlerin gectigi yerdir.Uykunun uyanikligin denetlenmesinde rol oynar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hipotalamus:Talamusun altindaki kucuk yapidir,Homeostasis i saglar. (vucut isisi, kalp atisi, kan basinci gibi organizmanin faaliyetlerini duzene koyma mekanizmasina homeostasis denir)Ayni zamanda duygu ve heyecanlarlada ilgilidir.Cesitli bolgelerinin uyarilmasi haz ve aci verir.&lt;br/&gt;  Hipotalamusun altinda hipofiz denilen bir salgi bezi vardir.Hipotalamus hipofiz bezinide etkileyerek korku ve strese karsi hormonal tepkileri denetler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Retikuler sistem:Bir ag tabakasidir.Bir norol yapidir.Beyin sapindan cikip, talamusa kadar genisleyen merkezi cekirdek yapilari uzerinde bir ag tabakadir.Islevi: Genel uyarilmislik ve farkindalik halini denetlemede onemli rol oynar.Bu sistem bazi uyarimlarin beyin korteksine gecmesine izin verir, bazilarina vermez.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Limbik sistem:Beyin merkezi cekirdegini cevreleyen beyin yari kurelerinin en icindeki bir kac yapidan olusan yapinin tamamina denir.Evrimsel goruse gore merkezi cekirdekten daha sonra gelismistir ve yalnizca memelilerde bulunur.Gorevi:Temel ihtiyaclari karsilayan hareketler ve duygu ve heyecanlarla ilgilidir.Hipotalamusla yakin bir bagi vardir.Hipotalamus ve beyin sapi tarafindan yonetilen ic gudusel davranislarin bazilari uzerinde denetim yapar.Memelilerde bazi icgudusel davranislari engeller ve organizmanin cevresine daha esnek ve uyumlu olmasini saglar.&lt;br/&gt;  Bellek duzeninde onemli bir etkisi vardir.Limbik sistemin bir bolumunun adi hipokampusdur.Hipokampus bellek uzerinde etkilidir.Bu bolgenin hasarinda bilgiler bellekte saklanamaz fakat eski bilgiler hatirlanir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Beyin yarikureleri:Beynin korteks denen bir dis kabugu vardir.Bu kabuk gri renktedir. Cunku miyelinsiz liflerden olusmustur,Ic kismi ise beyazdir.Burasida miyelinli liflerden olusmustur.Beyin kabugunun altindaki kisim ise serebrum adini alir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sol yarikure:Konusma, okuma-yazma ve aritmatik yetileri denetler.Mantiksal analitik bir calisma tarzi vardir.Ayrintida odaklasir ve tekil ozellikler algilar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sag yarikure:Muzik ve guzel sanatlara iliskin yeteneklerde, imgelem ve dus kurmada, karmasik geometrik oruntulerin algilanmasinda ozel bir rolu vardir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Sag yarikure sol yarikureden daha cok duygu-heyecan gosterir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Butun ust duzey zihinsel faaliyetler beyin korteksinde olusur.Yukari dogru cikildikca beynin kivrimlari artar.Yani korteksin beyin dokusunun toplam miktarina orani artar. &lt;br/&gt;Beyinde gorme, isitme, dokunma gibi faaliyetlerle ilgili cesitli alanlar vardir.Vucudun motor hareketleriyle ilgili alanlar vardir.&lt;br/&gt;  Birde baglanti alanlari vardir.Bunlar daha karmasik faaliyetlerle ilgilidir. Konusma, dusunme, bellek gibi....&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Motor alan:Frontal lobda merkezi yarigin ustundeki motor alan, vucudun istemli hareketlerini kontrol</description></item><item><title>INSULIN THERAP IN TPE 2 DIABETES CURRENT AND FUTURE DIRECTIONS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?insulin-therap-in-tpe-2-diabetes-current-and-future-directions-444161.html</link><description>Insulin Therapy in Type 2 Diabetes: Current and Future Directions&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Issues in the Management ofType 2 Diabetes&lt;br/&gt;Type 2: Deterioration of beta cells over time&lt;br/&gt;Increasing prevalence with increasing risk factors, eg, obesity&lt;br/&gt;Hyperglycemia affects morbidity, mortality, and resources&lt;br/&gt;Tight glycemic control with insulin may reduce costly complications&lt;br/&gt;30% to 40% of patients ultimately require insulin&lt;br/&gt;Regimen-related limitations with current insulin formulations and delivery systems&lt;br/&gt;Newer semisynthetic insulins and delivery systems may improve compliance and achieve better glycemic control with less hypoglycemia&lt;br/&gt;Prevalence of Type 2 Diabetes Mellitus&lt;br/&gt;Incidence of Type 2 Diabetes Mellitus&lt;br/&gt;Risk Factors for Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;Nonmodifiable&lt;br/&gt;Genetic factors&lt;br/&gt;Age&lt;br/&gt;Ethnicity&lt;br/&gt;Modifiable&lt;br/&gt;Weight&lt;br/&gt;Physical activity&lt;br/&gt;Trend in Prevalence of Obesity*: NHANES Data&lt;br/&gt;Link Between Obesity and Type 2 Diabetes:Nurses&quot; Health Study&lt;br/&gt;Link Between Obesity and Type 2 Diabetes:Nurses&quot; Health Study (cont&quot;d)&lt;br/&gt;ADA Treatment Guidelines&lt;br/&gt;Medical Nutrition Therapy for Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;Diet&lt;br/&gt;Improved food choices&lt;br/&gt;Spacing meals&lt;br/&gt;Individualized carbohydrate content&lt;br/&gt;Moderate calorie restriction&lt;br/&gt;Exercise&lt;br/&gt;Pharmacologic Therapy for Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;Sulfonylureas (glyburide, glipizide, glimepiride)&lt;br/&gt;Biguanides (metformin)&lt;br/&gt;Alpha-glucosidase inhibitors (acarbose, miglitol, voglibose)&lt;br/&gt;Benzoic acid analogues (repaglinide)&lt;br/&gt;Thiazolidinediones (troglitazone, rosiglitazone, pioglitazone)&lt;br/&gt;Insulin (human insulin, insulin analogues)&lt;br/&gt;Treatment Algorithm&lt;br/&gt;Considerations in Pharmacologic Treatment of Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;Efficacy (HbA1c lowering capacity)&lt;br/&gt;Mechanisms of action of drugs&lt;br/&gt;Impact on weight gain&lt;br/&gt;Complications/tolerability&lt;br/&gt;Frequency of hypoglycemia&lt;br/&gt;Compliance/complexity of regimen&lt;br/&gt;Cost&lt;br/&gt;Tight Glycemic Control:Reducing the Risk of Complications&lt;br/&gt;Epidemiologic evidence in type 2 diabetes to link microvascular disease and hyperglycemia â€” first suggested in DCCT&lt;br/&gt;Type 2 diabetes studies: Veterans Affairs Cooperative Study on Type 2 Diabetes (VA CSDM), United Kingdom Prospective Diabetes Study (UKPDS), and Kumamoto trial&lt;br/&gt;Intensive blood glucose control with insulin, sulfonylurea, or metformin reduced risk of micro- and macrovascular complications&lt;br/&gt;Glycemic threshold to prevent onset and progression of microvascular complications: HbA1c  6.5%, FBG  110 mg/dL, 2-hr postprandial glucose  180 mg/dL&lt;br/&gt;Improvement in HbA1c in the VA CSDM&lt;br/&gt;VA CSDM: Results at Endpoint&lt;br/&gt;The Kumamoto Trial: Effects of Conventional vs. Intensive Insulin Therapy&lt;br/&gt;UKPDS: Effect of Intensive Therapy on Glycemia&lt;br/&gt;UKPDS 10-Year Cohort Data: Reductions With Intensive vs. Conventional Therapy&lt;br/&gt;Summary of Key Findings&lt;br/&gt;VA CSDM:&lt;br/&gt;Glycemic control achievable with intensive insulin treatment: control maintained  2 years&lt;br/&gt;Intensive treatment not associated with severe hypoglycemia, weight gain, hypertension, or dyslipidemia&lt;br/&gt;Kumamoto trial:&lt;br/&gt;Intensive insulin treatment reduced microvascular complications&lt;br/&gt;Established glycemic threshold to prevent onset and progression of complications&lt;br/&gt;UKPDS:&lt;br/&gt;Diet therapy alone inadequate in two thirds of patients&lt;br/&gt;Pharmacologic therapy plus nutrition/exercise necessary&lt;br/&gt;Weigh benefit:risk ratio&lt;br/&gt;No threshold for HbA1c reduction in reducing complications&lt;br/&gt;Insulin does not increase macrovascular disease&lt;br/&gt;Pharmacokinetics of Current Insulin Preparations&lt;br/&gt;Effective&lt;br/&gt;OnsetPeakDuration&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Insulin lispro 15 min1 hr3 hr&lt;br/&gt;Regular0.5-1 hr2-3 hr3-6 hr&lt;br/&gt;NPH/Lente2-4 hr6-12 hr10-16 hr&lt;br/&gt;Ultralente4-8 hrVaries18-20 hr&lt;br/&gt;Clinical Efficacy of Insulin Lispro&lt;br/&gt;Worldwide clinical trials of insulin lispro in  10,000 patients with type 1 or type 2 diabetes&lt;br/&gt;1-year parallel group comparisons or 6-month crossovers (3 months on each insulin) studies&lt;br/&gt;Dosage regimen: insulin lispro 10 min before and soluble human insulin 30 to 45 minutes before meals, with NPH or ultralente insulin as the basal insulin supplement</description></item><item><title>İKİ TARAFLI TALAMİK LEZONLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iki-tarafli-talamik-lezonlar-353598.html</link><description>İki Taraflı Talamik Lezyonlar &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Talamus, insanlarda beynin stratejik çekirdeklerinden biridir. Talamik fonksiyonlara ve talamik lezyonların klinik sonuçlarına ilişkin olarak, giderek artan miktarda bilgi mevcuttur. Tek taraflı talamik lezyonlar, genellikle tek yanlı geçici veya kalıcı davranışsal, duyusal veya oküler motor bozukluklara yolaçar. İki taraflı lezyonlar, tek taraflı olanlara nazaran daha ciddi davranışsal bozukluklara sebep olur. Çoğu rapor, bir veya iki talamo - subtalamik arterin tıkanmasına bağlı olarak, paramedyan arter bölgesinde iki yanlı meydana gelen enfarktlar hakkındadır. Buna rağmen, çeşitli talamik arter bölgelerinin iki yanlı eşzamanlı lezyonlarının klinik getirilerine ilişkin bir bilgi mevcut değildir. Eşzamanlı iki taraflı talamik enfarktları olan 16 ardışık hastanın manyetik rezonans görüntüleme çalışmalarıyla teyit edilen klinik ve davranışsal özellikleri ve bunun etyolojisi üzerinde çalıştık. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Malzemeler ve Yöntemler :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çalışma alt grubu, Ocak - 1992 ile Haziran - 1998 tarihleri arasında merkezimize ardışık olarak müracaat eden ve ilk kez iskemik inme olan 2750 kişilik bir grubu içeren inmeli hastalardan müteşekkildi. Kayıtlarımızdaki klinik, radyolojik ve nöropsikolojik değerlendirmeler, bütün inmeli hastalar için rutindi. Hastaların bu çalışmada yeralma ölçütü, şunlara göre belirlendi : İlk kez talamik inme geçirmiş olanlar, MRda iki taraflı eşzamanlı lezyonları olanlar ve inmeden itibaren 48 saat içinde müracaat edenler. Eşzamanlı yeni enfarktlar, genellikle enfarkttan sonraki bir hafta içinde BT ve 1.5 Teslalık güce sahip MR ile görüntülendi. MRla yapılan çalışmalar T1, T2 ve proton ağırlıklı olarak gerçekleştirildi. Gadolinyum enjeksiyonu sonrasında, T1 ağırlıklı ve 5er milimetrelik kesitlere sahip sagittal ve transvers kontrast görüntüler alındı. Akut enfarktlar, (T1 ağırlıklı görüntülerde düşük yoğunluklu ve T2 ağırlıklı görüntülerde de yüksek yoğunluklu sinyaller üreten) ve genişlemiş Virşov - Robin perivasküler boşluğundan daha büyük iskemik lezyonlar şeklinde tanımlandı ve bunlar, gadolinyumla genişleme göstermekteydi. Arka serebral, baziler ve vertebral arterlerin 64 dilimlik, 0.8 - 1 milimetre hassasiyetli 3 boyutlu MR anjiyografisi de, bütün hastalara tatbik edildi. Vertebral arterlerin kafa dışındaki kısımları üzerinde, Doppler doğrulamalı MR anjiyografiyle opasite değişikleri yönünden çalışıldı. Bütün hastalar üzerinde tam kan, biyokimya, TİT, transkraniyal Doppler, karotid ve vertebral arterlerin duplike sonografisi, EKG ölçümleri temeline dayalı standart bir protokolle çalıştık. 5 hastaya transösofajiyal ekho ve 3 hastaya da Seldinger tekniğinin kullanıldığı konvansiyonel anjiyografi uygulandı. Talamik iskemik lezyonlar için şu risk faktörleri kaydedildi : Yaş, cinsiyet, DM, sigara, hiperkolesterolemi ve (geçirilmiş MI, sol ventrikül anevrizması, hipokinezi, akinezi, kornik valvüler olmayan atriyal fibrilasyon, MS, kalp kapakçığı protezi gibi) kalp hastalıkları. Bogouslavski ve arkadaşlarına göre, talamik çekirdeği besleyen dört büyük damar bölgesi şu şekildedir : 1-) Kutupsal arter, 2-) Paramedyan (talamo - subtalamik) arter, 3-) Talamogenikülat arter ve 4-) Arka koroidal arter bölgeleri. Şu durumları, talamik enfarktın muhtemel sebepleri olarak düşündük : 1-) Büyük arter hastalığına bağlı arterden artere embolizm, MR anjiyografisinde gösterildiği üzere damar boşluğu çapının en az % 70inin tıkalı olduğu hastalarda, diğer başka etyolojilerin mevcut olmadığı durumlarda öngörülmüştür. 2-) Küçük arter hastalığı, uzun bir müddetten bu yana hipertansiyonu veya DMsi olan hastalarda, kalbe veya damarlara ait potansiyel emboli kaynaklarının bulunmaması durumunda öngörülmüştür. 3-) Atriyal fibrilasyonu, sol ventrikülde diskinetik kısımları, kalp içi tümör veya trombüsü, mitral stenozu ve diğer daha nadir kaynakları da içeren kalbe ait potansiyel emboli kaynakları (PCSE). 4-) Geniş arter hastalığının ve PCSEnin bir arada bulunduğu durumlarda, karışık etyoloji düşünülmüştür. 5-) Diğer tanı</description></item><item><title>ADRENO-CORTICAL STEROIDS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?adrenocortical-steroids-355815.html</link><description>Adreno-Cortical Steroids&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Protein Binding of Steroids in the Circulation&lt;br/&gt;Cortisol: -&lt;br/&gt;10% free (will rise if CBG swamped)&lt;br/&gt;75% Cortisol Binding Globulin (CBG: limited capacity)&lt;br/&gt;15% Albumin (large capacity &quot;sponge&quot;)&lt;br/&gt;DHEA, DHEA-SO4, Androstenedione: -&lt;br/&gt;Weakly bound to albumin&lt;br/&gt;Aldosterone&lt;br/&gt;30-40% free&lt;br/&gt;loosely bound to CBG</description></item><item><title>HORMONE MEASUREMENT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hormone-measurement-355782.html</link><description>Hormone measurement&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The Problem&lt;br/&gt;very small amounts of hormone in a very complex mixture&lt;br/&gt;Pre-immunoassay&lt;br/&gt;complex and insensitive methods (chemical methods, whole animal or tissue bioassay)&lt;br/&gt;insensitive&lt;br/&gt;imprecise&lt;br/&gt;inaccurate&lt;br/&gt;Immunoassay&lt;br/&gt;first described in 1960&lt;br/&gt;very rapid expansion since early 1970s&lt;br/&gt;advantages (simplicity, speed, precision, accuracy, sensitivity)&lt;br/&gt;Where is immunoassay used&lt;br/&gt;Medical laboratory &lt;br/&gt;hormones, drugs, tumour markers, specific proteins, viral antigens, etc,etc&lt;br/&gt;Point of Care Testing&lt;br/&gt;Drugs, cardiac markers, anticoagulants etc&lt;br/&gt;Over the Counter&lt;br/&gt;Pregnancy tests, fertility tests etc&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Agriculture, veterinary, pharmaceuticals, research etc&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Limited reagent immunoassay&lt;br/&gt;Limited reagent immunoassay standard curve&lt;br/&gt;2-site immunometric assay&lt;br/&gt;2-site immunometric assay standard curve&lt;br/&gt;Basic requirements for immunoassay&lt;br/&gt;Standards&lt;br/&gt;Specific antibodies&lt;br/&gt;Labelled antigen or antibody&lt;br/&gt;Separation system&lt;br/&gt;Quality control&lt;br/&gt;Types of label&lt;br/&gt;Radioactive (125I, 3H, 32P etc)&lt;br/&gt;Fluorescence (Direct, time-resolved)&lt;br/&gt;Enzyme (colorimetry, fluorimetry, enhanced chemiluminescence)&lt;br/&gt;Luminescence (bioluminescence, phosphorescence)&lt;br/&gt;Microparticle&lt;br/&gt;Streptavidin/avidin-biotin&lt;br/&gt;Amplification&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ideal immunoassay label&lt;br/&gt;Advantages of 2-site immunometric assays&lt;br/&gt;Increased sensitivity&lt;br/&gt;Increased precision&lt;br/&gt;Better specificity&lt;br/&gt;Greater assay range&lt;br/&gt;Shorter assay times&lt;br/&gt;Disadvantages of 2 site immumetric assays&lt;br/&gt;Need for large quantities of pure antibody (monoclonal antibodies usually employed)&lt;br/&gt;2 antibody binding sites required (limit range of analysis)&lt;br/&gt;High dose &quot;hook&quot; effect&lt;br/&gt;Need for multiple washing steps&lt;br/&gt;Non specific interference due to heterophyllic antibodies&lt;br/&gt;Advantages of isotopic labels&lt;br/&gt;Simple coupling reactions &lt;br/&gt;Label properties do not alter on coupling&lt;br/&gt;No background signal&lt;br/&gt;Efficient/convenient detection systems&lt;br/&gt;No additional cost to detect signal&lt;br/&gt;Very useful for research assays&lt;br/&gt;Non isotopic labels - advantages&lt;br/&gt;No radioactivity&lt;br/&gt;safety aspects&lt;br/&gt;disposal&lt;br/&gt;Extended life of label&lt;br/&gt;Speed of detection&lt;br/&gt;Ease of automation&lt;br/&gt;Theoretical increase in sensitivity&lt;br/&gt;Possibility of homogeneous assays&lt;br/&gt;Simple/safe label preparation&lt;br/&gt;Non isotopic labels - disadvantages&lt;br/&gt;Safety aspects of labels/substrates&lt;br/&gt;Serum/buffer effects&lt;br/&gt;Extra manipulations in detection&lt;br/&gt;Inefficient detection in some cases&lt;br/&gt;No recounting possible in some systems&lt;br/&gt;Limitation of separation system&lt;br/&gt;&quot;Dedicated&quot; instruments&lt;br/&gt;Commercial pressures&lt;br/&gt;Specialised Immunoassays&lt;br/&gt;Free hormone assays&lt;br/&gt;Homogeneous (non separation ) immunoassays&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Measurement of free hormones&lt;br/&gt;? Free hormones closely reflect the true (active) hormonal state in the body&lt;br/&gt;In theory, these are an optimal test of hormonal function&lt;br/&gt;Measurement presents a challenge&lt;br/&gt;very low concentrations&lt;br/&gt;avoiding disturbing equilibrium between bound and free hormone during measurement&lt;br/&gt;sera from some patients (non-thyroidal illness) contain interfering substances that can invalidate measurements&lt;br/&gt;Measurement of free hormones&lt;br/&gt;Reference methods&lt;br/&gt;Initial separation by equilibrium dialysis or ultrafiltration and measurement of analyte in the separated fraction by immunoassay&lt;br/&gt;Only minimal dilution of sample possible&lt;br/&gt;Expensive, time consuming, unsuitable for high volume work&lt;br/&gt;Commercial methods now available &lt;br/&gt;Methods of free hormone estimation&lt;br/&gt;Index methods (calculation)&lt;br/&gt;2 step immunoassay&lt;br/&gt;Analogue immunoassay&lt;br/&gt;Labelled antibody assays&lt;br/&gt;Index Method&lt;br/&gt;Correct total hormone concentration for abnormal binding protein concentration&lt;br/&gt;Measure total hormone (free and bound)&lt;br/&gt;Measure binding protein (i.e. TBG, SHBG)&lt;br/&gt;Apply formulae to estimate free hormone&lt;br/&gt;Simple, rapid, inexpensive&lt;br/&gt;Variable performance&lt;br/&gt;Not accurate at very high or low binding protein concentrations&lt;br/&gt;2 Step Immunoassay&lt;br/&gt;Extract free hormone from serum by adding solid phase antibody&lt;br/&gt;Wash&lt;br/&gt;Add  label which binds to remaining unoccupied antibody binding sites&lt;br/&gt;Analogue Immunoassay&lt;br/&gt;Label =  analogues which bind to antibody but not to binding proteins (disputed)&lt;br/&gt;Mix sample, antibody and analogue label&lt;br/&gt;binding of label to antibody is inversely proporti</description></item><item><title>INTRODUCTION TO CLINICAL ENDOCRINOLOG</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?introduction-to-clinical-endocrinolog-355792.html</link><description>Introduction to Clinical Endocrinology&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Learning Objectives&lt;br/&gt;Know common endocrine diseases&lt;br/&gt;Understand relationship between pathological processes of autoimmunity, neoplasia, hyperplasia and atrophy and failure of feedback regulation and those diseases&lt;br/&gt;Understand how biochemical testing (and imaging) are used to diagnose endocrine disease&lt;br/&gt;Endocrine Glands&lt;br/&gt;Hypothalamus&lt;br/&gt;CRF, GRF, GHIH, Dopamine,TRH, GnRH&lt;br/&gt;Pituitary&lt;br/&gt;ACTH, GH, Prolactin, TSH, FSH, LH&lt;br/&gt;ADH, Oxytocin&lt;br/&gt;Thyroid&lt;br/&gt;T4, T3, Calcitonin&lt;br/&gt;Parathyroid&lt;br/&gt;Parathyroid Hormone&lt;br/&gt;Adrenal &lt;br/&gt;Cortisol, Aldosterone, Androgens&lt;br/&gt;Catecholamines&lt;br/&gt;Pancreas&lt;br/&gt;Insulin, Glucagon, Somatostatin&lt;br/&gt;Gonads&lt;br/&gt;Oestrogen/Testosterone&lt;br/&gt;GIT tract&lt;br/&gt;Gastrin, Neurotensin, Secretin, GIP, GLP &lt;br/&gt;Kidney&lt;br/&gt;Renin, Erythropoietin, 1,25-dihydroxyvitamin D Placenta&lt;br/&gt;HCG, HPL&lt;br/&gt;Endocrine Disease&lt;br/&gt;Endocrine Gland Malfunction&lt;br/&gt;Enlarging&lt;br/&gt;Becoming overactive&lt;br/&gt;Becoming underactive&lt;br/&gt;Undersecretion&lt;br/&gt;Hormone resistance&lt;br/&gt;Investigations&lt;br/&gt;Diagnostic:&lt;br/&gt;Biochemical tests&lt;br/&gt;Imaging&lt;br/&gt;Autoantibodies&lt;br/&gt;Systemic effects of endocrine disease&lt;br/&gt;Local effects of endocrine disease i.e. pressure effects (eg radiology)&lt;br/&gt;Monitoring&lt;br/&gt;Continuing Disease/recurrence&lt;br/&gt;Hormone replacement therapy&lt;br/&gt;Laboratory Endocrine Tests&lt;br/&gt;Single Hormones (limited value)&lt;br/&gt;Hormone Pairs&lt;br/&gt;Serial Measurements&lt;br/&gt;Dynamic Function Tests:&lt;br/&gt;Stimulation Tests when hypofunction is suspected and confirmed by a failure of hormones to be stimulated&lt;br/&gt;Suppression tests when hyperfunction is suspected and confirmed by failure of hormones to suppress &lt;br/&gt;Factors influencing interpretation of Laboratory Endocrine Tests&lt;br/&gt;Age&lt;br/&gt;Gender&lt;br/&gt;Biological Rhythms&lt;br/&gt;Pulsatile secretion&lt;br/&gt;Stress&lt;br/&gt;Fasting&lt;br/&gt;Posture&lt;br/&gt;Co-morbidity&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Drugs&lt;br/&gt;Binding Proteins&lt;br/&gt;Sample tubes&lt;br/&gt;Differences in immunoasay&lt;br/&gt;Assay interferences&lt;br/&gt;Hormone Pairs&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;Case: Concept of appropriateness&lt;br/&gt;60 yr old House-wife with recurrent renal calculi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Calcium          3.16 mmol/(2.00 - 2.60)&lt;br/&gt;Albumin           40 g/L        (36-42)&lt;br/&gt;Phosphate       0.70 mmol/L(0.8 -1.4)&lt;br/&gt;Creatinine    70 &amp;#61549;mol/L      (60 -120)&lt;br/&gt;Alkaline Phosp  111 IU/L              (30-130)&lt;br/&gt;Parathormone     4.3 pmol/L   (0.5 -5.5)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Primary Hyperparathyroidism&lt;br/&gt;Dynamic Function Tests Where and Who ?&lt;br/&gt;&quot;Pituitary Function testing should be performed in an investigation unit with appropriate facilities for sample collection, handling, analysis and interpretation of results. All centres should have access to an accredited hormone assay service which participates in a National Quality Control Scheme&quot; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;[Pituitary Tumours. Recommendations for Service Provision and Guidelines for Management of patients. Royal College of Physicians of London. 1997]&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hormone Replacement therapy&lt;br/&gt;Establish a diagnosis - Lifelong&lt;br/&gt;Free NHS Prescriptions&lt;br/&gt;Minimal effective dose&lt;br/&gt;Replacement of missing target organ hormone (exception hypoparathyroidism)&lt;br/&gt;Timing of dose: to mimic health&lt;br/&gt;Hormone Replacement therapy:Monitoring&lt;br/&gt;Patient well-being&lt;br/&gt;Measure Hormone&lt;br/&gt;Measure other biochemical end-point (eg HbA1c)&lt;br/&gt;Clinical end-point (BP)&lt;br/&gt;Compliance&lt;br/&gt;Avoid under-replacement&lt;br/&gt;Avoid over-replacement</description></item><item><title>LEFT VENTRICULAR HYPERTROPH</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?left-ventricular-hypertroph-356157.html</link><description>Left Ventricular Hypertrophy&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;An increase in the size of myocardial fibers in the main cardiac pumping chamber, usually takes months to years to develop&lt;br/&gt;LVH, from any cause, are at increased risk for major cardiovascular complications including&lt;br/&gt;congestive heart failure&lt;br/&gt;cardiac arrhythmias&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Causes of LVH&lt;br/&gt;Hypertrophy is usually the response to chronic&lt;br/&gt;pressure overload&lt;br/&gt;systemic hypertension&lt;br/&gt;aortic stenosis&lt;br/&gt;volume overload&lt;br/&gt;aortic or mitral valve regurgitation&lt;br/&gt;dilated cardiomyopathy&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Other Causes of LVH&lt;br/&gt;Ventricular septal defects cause both right and left ventricular volume overload&lt;br/&gt;Hypertrophic cardiomyopathy occurs in the absence of any apparent hemodynamic pressure or volume overload&lt;br/&gt;The athletic heart is often associated with ECG voltage criteria for LVH with increase in wall thickness and left ventricular and diastolic volume&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evaluation of LVH&lt;br/&gt;Electrocardiogram&lt;br/&gt;a useful but imperfect tool for detecting LVH&lt;br/&gt;advantage: relatively inexpensive and widely available&lt;br/&gt;disadvantage: moderate sensitivity or specificity depending upon which of the many proposed sets of criteria are applied [2,3].&lt;br/&gt;Echocardiography &lt;br/&gt;the procedure of choice for diagnosing LVH&lt;br/&gt;permit quantitation of LV mass and give important information about the etiology of LVH (such as aortic or mitral valve disease, or hypertrophic cardiomyopathy)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GENERAL ELECTROCARDIOGRAPHIC FINDINGS&lt;br/&gt;Left ventricular hypertrophy can produce five major ECG changes: 1.  increased QRS voltage2.  increased QRS duration3.  left axis deviation4.  repolarization (ST-T) changes5.  left atrial abnormality&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GENERAL ELECTROCARDIOGRAPHIC FINDINGS1. Increased QRS voltage &lt;br/&gt;An increase in left ventricular mass augments the amplitude of voltage generated with an increase in the&lt;br/&gt;amplitude of positive forces (R waves) recorded over the left chest leads and &lt;br/&gt;negative forces (S waves) recorded over the right chest leads &lt;br/&gt;amplitude of R waves in those limb leads that record the projection of these positive forces (typically I and aVL with a horizontal or leftward QRS axis)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GENERAL ELECTROCARDIOGRAPHIC FINDINGS2. Increased QRS duration &lt;br/&gt;An increase in LV mass is often associated with widening of the QRS duration&lt;br/&gt;may be subtle &lt;br/&gt;may be associated with incomplete, or eventually complete, left bundle branch block (LBBB)&lt;br/&gt;LVH can lead to LBBB by other mechanisms such as calcification or fibrosis of the proximal ventricular conduction system which lies close to the valve ring in calcific aortic stenosis&lt;br/&gt;On the other hand, most patients with LBBB have underlying LVH&lt;br/&gt;GENERAL ELECTROCARDIOGRAPHIC FINDINGS3. Left axis deviation &lt;br/&gt;LVH is usually associated with &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a horizontal or frankly leftward ( &amp;#61619; -30Â°) QRS axis in the frontal plane leads, or&lt;br/&gt;vertical QRS axis (or even rightward axis), especially in young adults or patients with biventricular hypertrophy.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GENERAL ELECTROCARDIOGRAPHIC FINDINGS4. Repolarization abnormalities &lt;br/&gt;Severe LVH, especially due to a pressure load, is often associated with &lt;br/&gt;LV strain with ST depression and T wave inversions in leads with tall R waves &lt;br/&gt;may be due to primary alteration in repolarization of hypertrophied muscle or to relative subendocardial ischemia&lt;br/&gt;present in 15% of hypertensive patients with LVH, more common in those with coronary heart disease (29% versus 11 %)&lt;br/&gt;LVH with a volume load state (due to mitral or aortic regurgitation) is sometimes associated with prominent positive T waves in the lateral chest leads&lt;br/&gt;GENERAL ELECTROCARDIOGRAPHIC FINDINGS5. Left atrial abnormality &lt;br/&gt;Most patients with LVH develop abnormalities in left atrial depolarization due to conduction delay or actual atrial enlargement&lt;br/&gt;The two major markers of left atrial abnormal are increased duration of P waves (  or =120 ms) in the limb leads and/or biphasic P waves with a prominent negative component (  or =40 ms in duration and/or   or = 1 mV in depth) in V1.&lt;br/&gt;The presence of a left atrial abnormality may be particularly helpful in the setting of a left bundle branch block.</description></item><item><title>ELEKTRİK ŞEBEKELERİNDE REAKTİF GÜÇ KOMPANZASYONU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?elektrik-sebekelerinde-reaktif-guc-kompanzasyonu-344675.html</link><description>ELEKTRİK   ŞEBEKELERİNDE   &lt;br/&gt;REAKTİF   GÜÇ KOMPANZASYONU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyamızın  son  yıllarda  karşı  karşıya  kaldığı  enerji  krizi,  araştırmacıları  bir  yandan  yeni  enerji  kaynaklarına  yöneltirken  diğer  yandan  daha  verimli  sistemlerin  tasarımlanması  ve  kurulmuş  olan  enerji  kaynaklarının  en  verimli  şekilde  kullanılması  yönünde  çalışmaların  yoğunlaşmasına  neden  olmuştur. &lt;br/&gt;Bilindiği  gibi  sanayileşmenin  ana  girdilerinden  başta  geleni  elektrik  enerjisidir.  Elektrik  enerjisinin  kullanıma;&lt;br/&gt;*Kaliteli                      &lt;br/&gt;*Sürekli&lt;br/&gt;*Yeterli          &lt;br/&gt;*Ucuz &lt;br/&gt;olarak  sunulması  esastır.  Oysa  ülkemizde  özellikle  1973  yılında  baş  gösteren  petrol  krizi  nedeniyle  bu  4  özelliğin  sağlanmasında  güçlüklerle  karşılaşılmıştır.  Petrol  krizi  yanında  ülkemize  has  bazı  hususlarda  eklenince  önce  enerji  yetmezliği  bununla  beraberde  güç  yetmezliği  baş  göstermiştir.  Bu  yetmezliklerin  olumsuz  etkilerini  gidermek  üzere;&lt;br/&gt;*İleri  saat  rejimi (Halen  sürmektedir.)&lt;br/&gt;*Frekans  ve  gerilim  düşürülmesi (1974&quot;ten  sonra  uygulanmamıştır.)&lt;br/&gt;*Kesinti  ve  kısıntı (Halen  sürmektedir.)    &lt;br/&gt;yöntemlerine  başvurulmuştur.  Bu  arada  TEK  tesislerine   şönt  kondansatörler  yerleştirilmiştir.  Bu  tedbir,  reaktif  enerjinin  tüketildiği  yerde  üretilmesi  gerektiğinden  ancak  yerel  bazı  sağlayabilmiştir.&lt;br/&gt;Elektrik  enerjisinin,  asrımızın  en  yaygın  kaynaklarından  biri  olarak  üretildiği,  santralden  en  küçük  alıcıya  kadar  dağıtımında  en  az  kayıpla  taşımanın  yolları  ve  hesapları  yapılmaktadır.  &lt;br/&gt;Dünyamızda  elektrik  enerjisine  ihtiyacın  her  geçen  gün  biraz  daha  artması,  enerji  üretiminin  biraz  daha  pahalılaşması,  taşınan  enerjinin de  kaliteli,  ucuz  ve  hakiki  iş  gören  aktif  enerji  olmasını  daha  zorunlu  kılmaktadır.&lt;br/&gt;Güç  sistemlerinde  işletmeyi  kolaylaştırmak,  verimliliği  arttırmak  ve  enerji  tutumluluğunu  sağlamanın   en  etkin  önlemlerinden  birini  Reaktif  Güç  Kompanzasyonu  oluşturmaktadır.                                                                    &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ALÇAK  GERİLİMDE  KOMPANZASYON&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Elektrik  şebekelerinde  abone  gücü  arttıkça  reaktif  yüklerde  çok  hızlı  bir  şekilde  artmaya  devam  etmektedir.   Bunun  neticesi  olarak ta  güç  katsayısı  ( Cos&amp;#61546; )  0.50 - 0.80  arasında  muhtelif  değerlerde  seyretmeye  başlamıştır.&lt;br/&gt;Trafo  merkezlerinde,  hatlarda  ve  generatörlerde  güçlerin  artması;  aktif  güç  kadar  ve  belki de  daha  önemli  miktarda  reaktif  güçlerinde  artmasına  sebep  olmuştur.&lt;br/&gt;Aşırı  yüklenmeler  ve  gerilim  düşmelerinin  önlenmesi  için,  reaktif  yüklerin  kompanze  edilmesi  zorunlu  hale  gelmiştir.&lt;br/&gt;Şehir  şebekelerindeki  örnekler  göstermiştir ki  çıkış  dağıtım  fiderlerinde  genelde  ortalama  Cos&amp;#61546; = 0.80&quot;den  küçüktür. Bazı  hallerde  0.70&quot;in  altına  düştüğü  görülmektedir.&lt;br/&gt;Sanayi  aboneleri  bulunmayan  beldelerde  reaktif  tüketimin  artmasına  sebep;  özellikle ticari  ve  sosyal  bölgeleri  besleyen  dağıtım  hatları  ve  trafo  merkezleri  üzerindeki  irili - ufaklı  motor  ve  Neon  ışıklarının  artmasıdır.&lt;br/&gt;Sosyal  hayatın  gelişmesi  ile  başlayan  refah;  Buzdolabı,  çamaşır  makinası,  klima  vs.  gibi  ısıtma,  havalandırma  ve  soğutma  cihazlarının  kullanımını  arttırmış  ve  bu  durum  günümüzde  reaktif  enerji  tüketimini  arttırmıştır.&lt;br/&gt;Kompanzasyonda  genel  kaide  olarak  en  gerçekçi  yol;  reaktif  akımlar  kendilerini  tüketen  cihazlara  en  yakın  noktada  üretilmelidirler.  Bu  durumda  abonelerden  başlayarak  dağıtım  hatlarından  itibaren  üretim  kaynağına  kadar  söz  konusu  cihazlar  için  gerekli  reaktif  enerji  sistemden  taşınmayacak  ve  bu  sebeple; &lt;br/&gt;*Şebekedeki  güç  kayıpları  önemli  oranda  azalacak,&lt;br/&gt;*Üretim  ve  dağıtım  sisteminin  kapasitesi  artacak,&lt;br/&gt;*Gerilim  düşümünün  taşınan  gücü  sınırladığı  dağıtım  hatlarında  enerji  taşıma  kapasitesi  büyük  oranda  artmış  olacaktır.&lt;br/&gt;Günümüzde    önemli  ölçüde  artan  aktif  ve  reaktif</description></item><item><title>HYPERSENSITIVIT REACTIONS AND TISSUE INJUR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hypersensitivit-reactions-and-tissue-injur-356049.html</link><description>Hypersensitivity Reactions and Tissue injury&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hypersensitivity is a misnomer&lt;br/&gt;These diseases result from normal immune responses&lt;br/&gt;Not Excessive or &quot;Hyper&quot; responses&lt;br/&gt;Classification based on Immunologic Mechanisms&lt;br/&gt;Type I -  Hypersensitivity&lt;br/&gt;Anaphylactic Type&lt;br/&gt;Also called immediate hypersensitivity&lt;br/&gt;Examples include hay fever and asthma&lt;br/&gt;Mediated by antigen binding with antibody previously bound to mast cells or basophils&lt;br/&gt;Type I -  Hypersensitivity&lt;br/&gt;Two Phase Reaction&lt;br/&gt;Initial response is rapid -  5-30 min after exposure to antigen&lt;br/&gt;Vasodilatation, edema, smooth muscle spasm&lt;br/&gt;Late phase response - 2-8 hrs later&lt;br/&gt;Occurs in 50% of patients&lt;br/&gt;Infiltration by mono&quot;s, eo&quot;s, baso&quot;s and PMN&quot;s&lt;br/&gt;Type I -  HypersensitivityMast Cells and Basophils&lt;br/&gt;Mast cells in tissues; Basophils circulate&lt;br/&gt;Both contain granules with Inflammatory Mediators&lt;br/&gt;Activated by crosslinking to IgE Fc receptors&lt;br/&gt;Type I -  Hypersensitivity&lt;br/&gt;CD4+ T-cells are induced and produce cytokines which:&lt;br/&gt;Stimulate IgE production by B - cells&lt;br/&gt;Act as growth factors for mast cells&lt;br/&gt;Recruit eosinophils&lt;br/&gt;IgE binds and the cells are Primed&lt;br/&gt;&quot;Lock and Load&quot;&lt;br/&gt;Type I -  Hypersensitivity Primary Mediators&lt;br/&gt;Preformed and stored in granules&lt;br/&gt;Histamine&lt;br/&gt;Chemotactic factors for eo&quot;s and PMN&quot;s&lt;br/&gt;Proteases&lt;br/&gt;Type I -  Hypersensitivity Secondary Mediators&lt;br/&gt;Lipid Mediators&lt;br/&gt;Platelet Activating Factor&lt;br/&gt;Arachidonic Acid&lt;br/&gt;Leukotrienes and Prostaglandin&lt;br/&gt;Cytokines&lt;br/&gt;TNF-alpha&lt;br/&gt;Interleukins 1, 4, 5, 6&lt;br/&gt;Type I -  Hypersensitivity&lt;br/&gt;Is the result of release of &quot;a variety of chemotactic, vasoactive and spasmogenic compounds&quot; (Table 5-3 Kumar p 89)&lt;br/&gt;Type I -  Hypersensitivity Clinical Manifestations&lt;br/&gt;Systemic Disorder&lt;br/&gt;Local Reaction&lt;br/&gt;Type I -  Hypersensitivity Systemic Anaphylaxis&lt;br/&gt;Penicillin or Anti-sera administration&lt;br/&gt;Itching, hives, skin erythema - minutes&lt;br/&gt;Then respiratory difficulty&lt;br/&gt;smooth muscle spasm - pulmonary vasoconstriction and bronchiolar spasm&lt;br/&gt;Hypersecretion of mucus and laryngeal edema&lt;br/&gt;Shock and Death can occur within minutes&lt;br/&gt;Type I -  Hypersensitivity Local Reactions&lt;br/&gt;Skin or Mucosal Surfaces&lt;br/&gt;Urticaria (Hives)&lt;br/&gt;Skin and food allergies&lt;br/&gt;Hay fever&lt;br/&gt;Atopy - familial predisposition to allergy&lt;br/&gt;Type I -  HypersensitivityWhat good is it?&lt;br/&gt;Fights Worm infection&lt;br/&gt;EEEEWWWWWW!!!!&lt;br/&gt;Type II - Antibody Dependent&lt;br/&gt;Antibodies formed against normal or altered cell membrane components&lt;br/&gt;Type II - Antibody Dependent&lt;br/&gt;The antigens are intrinsic to the cells that are damaged&lt;br/&gt;This is unlike Type III Hypersensitivity Reaction (Immune complex type)&lt;br/&gt;Mediated by Antigen-Antibody complexes&lt;br/&gt;Type II - Antibody Dependent Complement Mediated&lt;br/&gt;Binding of antibody to cell surface antigen&lt;br/&gt;Fixation of complement&lt;br/&gt;Cell Lysis&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Type II - Antibody Dependent Complement Mediated&lt;br/&gt;Transfusion Reaction&lt;br/&gt;Ab&quot;s from host coat incompatible RBC&quot;s&lt;br/&gt;Rh Reaction&lt;br/&gt;Rh-negative mother produces ab&quot;s against an Rh+ baby&lt;br/&gt;Autoimmune Reaction&lt;br/&gt;Develop Ab&quot;s against own blood elements&lt;br/&gt;Autoimmune hemolytic anemia, etc&lt;br/&gt;Type II - Antibody Dependent Cell Mediated&lt;br/&gt;Target cell coated with IgG&lt;br/&gt;Destroying cells have receptors for Fc&lt;br/&gt;Lysis of  the target cell requires contact&lt;br/&gt;But not fixation of complement&lt;br/&gt;Effector cells include:&lt;br/&gt;PMN&quot;s, EO&quot;s, Macrophages and NK cells&lt;br/&gt;Type II - Antibody Dependent Cell Mediated&lt;br/&gt;This reaction is useful against targets too large to be phagocytised&lt;br/&gt;Attacks on Neoplastic Cells and possibly a more minor role in the fight against parasites such as worms, flukes, helminths, etc. &lt;br/&gt;Major Reaction against parasites is the Type I &lt;br/&gt;Antibody Dependent Cell Mediated Reaction&lt;br/&gt;Type II - Antibody Dependent Cellular Dysfunction&lt;br/&gt;Antibodies against cell surface receptors impair or stimulate cell function without causing cell injury or inflammation&lt;br/&gt;Myasthenia Gravis&lt;br/&gt;Graves Disease&lt;br/&gt;Goodpasture&quot;s Disease&lt;br/&gt;Anti-Receptor Antibody&lt;br/&gt;Type III - Immune Complex Mediated&lt;br/&gt;Antigen - Antibody Complexes initiate acute inflammation&lt;br/&gt;Complement activation and accumulation of PMN&quot;s&lt;br/&gt;Endogenous Antigens - DNA&lt;br/&gt;Exogenous Antigens - Bacteria, Viruses etc.&lt;br/&gt;Immune Complexes form in circulation  or&lt;br/&gt;Antigens are &quot;planted&quot; and IC&quot;s fo</description></item><item><title>AKUT HEPATİTLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?akut-hepatitler-358957.html</link><description>Hepatit Virüsleri&lt;br/&gt;A Hepatiti (HAV)&lt;br/&gt;B hepatiti (HBV)&lt;br/&gt;C hepatiti (HCV)&lt;br/&gt;D hepatiti (HDV)&lt;br/&gt;E hepatiti (HEV)&lt;br/&gt;Sitomegalovirüs (CMV)&lt;br/&gt;Epstein-Barr virüs (EBV)&lt;br/&gt;Herpes virüs (HSV)&lt;br/&gt;AVH-A&lt;br/&gt;Çocuklardaki akut hepatitlerin çoğundan sorumludur&lt;br/&gt;1973 yılında ilk kez tanımlanmış ve 1979&quot;da hücre kültürü yapılabilmiştir 60&amp;#61616; C sıcaklıkta 1 saat yaşıyabilir, ancak 100&amp;#61616; C&quot;de ölür&lt;br/&gt;AVH-A&lt;br/&gt;Seroloji:&lt;br/&gt;Viremi dönemi oldukça kısadır. Hastalık başladığında çoğunlukla virüs kanda saptanamaz&lt;br/&gt;Hastalık başladığında olguların %50&quot;sinde dışkıda  saptanabilir, ilk haftada ise %25&quot;inde saptanabilir.&lt;br/&gt;Anti HAV IgM birkaç hafta içinde pik değerine ulaşır. Düşük titrede 4-5 ay kalabilir. Bazı hastalarda ise hastalık düzeldikten sonra da 1-3 yıl boyunca pozitif kalabilir.&lt;br/&gt;Anti HAV IgG hayat boyu pozitif kalır.&lt;br/&gt;AVH-A&lt;br/&gt;İnsanda kronik taşıyıcılık yoktur.&lt;br/&gt;HAV enf. geçirme prevalansı yaş ilerledikçe ve sosyoekonomik düzey düştükçe artar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AVH-A&lt;br/&gt;Â   Patogenez:&lt;br/&gt;Temasdan 1-2 hafta sonra konağın kc&quot;inde virüse rastlanır. 3-4 hafta içinde ise kc&quot;deki konsantrasyonu pik değere varır.&lt;br/&gt;HAV replikasyonu öncelikle hepatositin      sitoplazmasında olur. &lt;br/&gt;Daha sonra sinüsoidlerle kana, safra kanalcıkları yolu ile safraya atılır. Virüsün dışkı ile atımı en çok prodromal dönemde, biyokimyasal olarak hepatit tanısı konulmadan önce olur. &lt;br/&gt;Viremik yayılım sonucu ekstrahepatik organlarda da saptanabilir (dalak, tükrük bezleri, pankreas, bb&quot;ler)&lt;br/&gt;AVH-A&lt;br/&gt;Klinik:&lt;br/&gt;Çocukların %90&quot;ında sarılık görülmez&lt;br/&gt;Düşük bir ateş, GİS bulguları, sarılık&lt;br/&gt;Koyu idrar, açık renkte dışkı, nadiren hematüri &lt;br/&gt;Aminotransferazlar yükselir, hiperbilirübinemi&lt;br/&gt;HAV enf&quot;unun tetiklediği otoimmün hepatitler bildirilmiştir.&lt;br/&gt;Fülminan hepatit süt çocuklarına göre adolesanlarda daha sıktır. (% 0.1-0.5)</description></item><item><title>TPE 2 DIABETES MANAGEMENT GOALS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tpe-2-diabetes-management-goals-356088.html</link><description>Type 2 Diabetes Management Goals&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Prevent and retard microvascular complications&lt;br/&gt;Early detection and monitoring&lt;br/&gt;Optimal glycemic control&lt;br/&gt;Normal blood pressure&lt;br/&gt;Reduce macrovascular complications&lt;br/&gt;LDL-Cholesterol  100 mg/dL (Statins)&lt;br/&gt;BP  130/85 mm Hg (ACE inhibitors)&lt;br/&gt;Weight loss ~5% to 10% body weight&lt;br/&gt;ASA&lt;br/&gt;No Smoking&lt;br/&gt;Realistic exercise&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Implementing Diabetes Treatment GoalsStrategies&lt;br/&gt;Earlier diagnosis and treatment&lt;br/&gt;Acting on results of SMBG and HbA1c&lt;br/&gt;Matching pharmacology and physiology&lt;br/&gt;Combination therapy&lt;br/&gt;Multiple oral agents (Type 2)&lt;br/&gt;Oral agents + insulin or insulin analogues (Type 2)&lt;br/&gt;Insulin or insulin analogues (Type 1)&lt;br/&gt;UKPDSType 2 Diabetes . . . A Progressive DiseaseEffect of Treatment on HbA1c&lt;br/&gt;UKPDS: THE BOTTOM LINEMain Messages for Management of Type 2 Diabetes&lt;br/&gt;Sulfonylureas, insulin, and metformin are effective in reducing risk of complications by improving glycemic control&lt;br/&gt;No evidence of increased risk of complications for any single therapy&lt;br/&gt;Combination therapy required almost from the outset to achieve near-normoglycemia&lt;br/&gt;Much earlier use of insulin Rx in most patients as expected therapy in the progressive management of Type 2 diabetes&lt;br/&gt;How Much Combination Therapy in Type 2 Diabetes?&lt;br/&gt;Pharmacologic Management of Type 2 Diabetes Current and Potential Agents&lt;br/&gt;Insulin Secretagogues&lt;br/&gt;Sulfonylureas&lt;br/&gt;Glimepiride&lt;br/&gt;Glipizide&lt;br/&gt;Glyburide&lt;br/&gt;Benzoic acid&lt;br/&gt;Repaglinide&lt;br/&gt;D-Phenylalanine&lt;br/&gt;Nateglinide&lt;br/&gt;GLP-1&lt;br/&gt;Delayed Glucose Absorption&lt;br/&gt;a-Glucosidase Inhibitors&lt;br/&gt;Acarbose&lt;br/&gt;Miglitol&lt;br/&gt;Voglibose&lt;br/&gt;Insulin Sensitizers&lt;br/&gt;Metformin&lt;br/&gt;Glitazones&lt;br/&gt;Troglitazone&lt;br/&gt;Rosiglitazone&lt;br/&gt;Pioglitazone&lt;br/&gt;Others&lt;br/&gt;G-1216570&lt;br/&gt;MCC-555&lt;br/&gt;PNU-182716&lt;br/&gt;                       . . . and INSULIN&lt;br/&gt;ADA &quot;Consensus&quot; on Type 2 Diabetes Therapy&lt;br/&gt;Combination Therapy in Type 2 DiabetesDecision Considerations&lt;br/&gt;HbA1c efficacy&lt;br/&gt;Reductions from baseline&lt;br/&gt;Reaching target&lt;br/&gt;Synergy of mechanisms of action&lt;br/&gt;Side effects and toxicity profile&lt;br/&gt;Frequency and severity of hypoglycemia&lt;br/&gt;Effect on weight gain&lt;br/&gt;Avoiding polypharmacy and complex regimens&lt;br/&gt;Compliance and convenience&lt;br/&gt;Cost&lt;br/&gt;Combination Therapy in Type 2 DiabetesEstimated Improvement&lt;br/&gt;Type 2 DiabetesTreat to Target&lt;br/&gt;HbA1c  7%&lt;br/&gt;FBG 80-120 mg/dL (4.4 to 6.7 mmol/L)&lt;br/&gt;Postprandial BG  180 mg/dL (10 mmol/L)&lt;br/&gt;Practical Management of Type 2 Diabetes Mellitus&lt;br/&gt;Evolving criteria&lt;br/&gt;If FBG  140 mg/dL (126 mg/dL?)&lt;br/&gt;HbA1c  8% (7%?)&lt;br/&gt;Add second oral agent and titrate to maximum dose&lt;br/&gt;If no improvement:&lt;br/&gt;Try a different sensitizer&lt;br/&gt;Or try triple therapy?&lt;br/&gt;Or Continue oral agent(s)and add insulin Rx at PM or HS&lt;br/&gt;MONOTHERAPYPlacebo-Subtracted Dose-Response to Oral Agents       Effect on HbA1c&lt;br/&gt;MONOTHERAPYRosiglitazone: Effects on HbA1c&lt;br/&gt;MONOTHERAPYPioglitazone: Effects on HbA1c&lt;br/&gt;Monotherapy in Type 2 Diabetes MellitusSecondary Failure&lt;br/&gt;Secondary failure rate 5% to 10% a year(UKPDS 7% a year)&lt;br/&gt;Decreasing b-cell function&lt;br/&gt;Obesity&lt;br/&gt;Non-adherence to treatment&lt;br/&gt;Lack of exercise&lt;br/&gt;Intercurrent illness&lt;br/&gt;COMBINATION THERAPYEstimated Improvements in Glycemic Control&lt;br/&gt;COMBINATION THERAPYSulfonylurea + MetforminEffect on HbA1c&lt;br/&gt;Change in Mean HbA1c (%)&lt;br/&gt;COMBINATION THERAPYSulfonylurea + TroglitazoneEffect on HbA1c&lt;br/&gt;Change in Mean HbA1c (%)&lt;br/&gt;COMBINATION THERAPYSulfonylurea + PioglitazoneEffect on HbA1c and FBG&lt;br/&gt;COMBINATION THERAPYMetformin + GlitazoneEffect on HbA1c&lt;br/&gt;COMBINATION THERAPYMetformin + AcarboseEffect on HbA1c&lt;br/&gt;Mean Change in HbA1c (%)</description></item><item><title>HEPARIN INDUCED THROMBOCTOPENIA AND THE USE OF ARGATROBAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?heparin-induced-thromboctopenia-and-the-use-of-argatroban-443851.html</link><description>Heparin Induced Thrombocytopenia and the use of Argatroban&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Heparin&lt;br/&gt;Quinine, Quinidine, and Sulfa&lt;br/&gt;Risk of thrombotic complication&lt;br/&gt;Platelet activation&lt;br/&gt;Thrombocytopenia&lt;br/&gt;Heparin Induced Thrombocytopenia&lt;br/&gt;Type I&lt;br/&gt;Non-immunological&lt;br/&gt;Likely direct heparin stimulation&lt;br/&gt;Primarily a &quot;high&quot; dose occurrence&lt;br/&gt;Platelet count rarely   100,000&lt;br/&gt;&quot;Mild&quot; platelet activation&lt;br/&gt;NO associated sequelae&lt;br/&gt;Treatment:&lt;br/&gt;Simple cessation of Heparin&lt;br/&gt;Heparin Induced Thrombocytopenia&lt;br/&gt;Type II&lt;br/&gt;Immunological in origin&lt;br/&gt;Occurs at all dose ranges&lt;br/&gt;Subcutaneous&lt;br/&gt;Heparin flushes&lt;br/&gt;Thrombotic&lt;br/&gt;ALL types of Heparin&lt;br/&gt;Porcine   Beef&lt;br/&gt;Medical   Surgical&lt;br/&gt;LMW   unfractionated &lt;br/&gt;100% cross reaction&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Heparin Induced Thrombocytopenia&lt;br/&gt;Physiology&lt;br/&gt;Platelet Factor 4&lt;br/&gt;IgG&lt;br/&gt;Heparin&lt;br/&gt;Thrombin&lt;br/&gt;Multimolecular Complex&lt;br/&gt;PF4-Heparin-polysaccaride-protein&lt;br/&gt;Negates Heparin effect&lt;br/&gt;Binds to platelet Fc receptors&lt;br/&gt;Results in increased Thrombin formation&lt;br/&gt;Heparin Induced Thrombocytopenia&lt;br/&gt;Coagulatory Effect&lt;br/&gt;Increased Thrombin generation&lt;br/&gt;Increased Thrombin-antithrombin activity&lt;br/&gt;Immunoinjury by the HIT molecule&lt;br/&gt;Generates Tissue Factor&lt;br/&gt;Initiates the extrinsic pathway&lt;br/&gt;Increased D-Dimers&lt;br/&gt;DIC&lt;br/&gt;Hypofibrinogenemia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Heparin Induced Thrombocytopenia&lt;br/&gt;Frequency&lt;br/&gt;3% surgical patients&lt;br/&gt;1 % Major thrombotic episode&lt;br/&gt;33% risk of ALL HIT patients&lt;br/&gt;Lesser with LMW heparin&lt;br/&gt;Cath lab studies&lt;br/&gt;90-100% cross reactivity in HIT II patients&lt;br/&gt;Heparin Induced Thrombocytopenia&lt;br/&gt;Management&lt;br/&gt;Ancrod&lt;br/&gt;&quot;Snake Venom&quot;&lt;br/&gt;Danaparoid&lt;br/&gt;Heparan Sulfate, dermatan sulfate, and Chondroitin sulfate&lt;br/&gt;Hirudin/Refludin&lt;br/&gt;Leech saliva extract&lt;br/&gt;Refludin is recombinant product&lt;br/&gt;Argatroban&lt;br/&gt;Synthetic&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Heparin Induced Thrombocytopenia&lt;br/&gt;Management&lt;br/&gt;Ancrod&lt;br/&gt;Not an antithrombin agent&lt;br/&gt;Defibrinogenic and renders afibrinogenemic&lt;br/&gt;Thrombin production secondarily enhanced&lt;br/&gt;Slow onset (must give for 24 hrs)&lt;br/&gt;Implicated in limb gangrene&lt;br/&gt;Warfarin strictly contraindicated&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Heparin Induced Thrombocytopenia&lt;br/&gt;Direct Thrombin Inhibitors&lt;br/&gt;Refludin&lt;br/&gt;Recombinant Leech anticoagulant&lt;br/&gt;Powerful thrombin inhibition&lt;br/&gt;Half life of 1.3 hours&lt;br/&gt;Monitored by ECT&lt;br/&gt;Eliminated by renal function&lt;br/&gt;Heparin Induced Thrombocytopenia&lt;br/&gt;Direct Thrombin Inhibitors&lt;br/&gt;Argatroban&lt;br/&gt;Synthetic antithrombin&lt;br/&gt;Half life of 30-51 minutes&lt;br/&gt;No risk of heparin antibody cross reactivity&lt;br/&gt;Eliminated by hepatic function&lt;br/&gt;Monitored by ACT&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Heparin Induced Thrombocytopenia&lt;br/&gt;Lepirudin is currently the only FDA approved therapy&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The card used to measure ECT is an investigational device&lt;br/&gt;Case Study&lt;br/&gt;54 year old white male&lt;br/&gt;Diagnoses&lt;br/&gt;Congestive Heart Failure&lt;br/&gt;4+ mitral regurgitation&lt;br/&gt;Acute myocardial infarction&lt;br/&gt;Cardiogenic shock&lt;br/&gt;Ventricular Tachycardia (refractory)&lt;br/&gt;Case Study&lt;br/&gt;Diagnoses&lt;br/&gt;Multi-system organ failure&lt;br/&gt;Pneumonia&lt;br/&gt;Tuberculosis&lt;br/&gt;Alcohol abuse&lt;br/&gt;Leukocytosis&lt;br/&gt;Anemia&lt;br/&gt;Tobacco abuse&lt;br/&gt;Case Study&lt;br/&gt;Diagnoses&lt;br/&gt;Thrombocytopenia&lt;br/&gt;Positive Heparin antibody&lt;br/&gt;DIC&lt;br/&gt;Thrombogenesis&lt;br/&gt;Foot&lt;br/&gt;Hand&lt;br/&gt;Abdominal petechiae&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Case Study&lt;br/&gt;Wednesday&lt;br/&gt;Arrives @ SVI&lt;br/&gt;Heparin&lt;br/&gt;IABP in place&lt;br/&gt;1:1 &lt;br/&gt;Dopamine&lt;br/&gt;BP 95/65&lt;br/&gt;Primacor&lt;br/&gt;PA 68/32&lt;br/&gt;Case Study&lt;br/&gt;Wednesday afternoon&lt;br/&gt;Cr: 3.2- BUN:73&lt;br/&gt;Scheduled for surgery Friday AM&lt;br/&gt;Recathed&lt;br/&gt;4+MR&lt;br/&gt;&quot;remaining&quot; coronaries OK&lt;br/&gt;20 % EF&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Case Study&lt;br/&gt;Friday&lt;br/&gt;Platelets: 38,000&lt;br/&gt; pTT  150&lt;br/&gt; pT: 72.9&lt;br/&gt;D-Dimers:18,000&lt;br/&gt;+ HAT&lt;br/&gt;Refludin&lt;br/&gt;Sent for ECT equipment&lt;br/&gt;Rescheduled for Monday AM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Case Study&lt;br/&gt;Monday (early AM)&lt;br/&gt;Rash&lt;br/&gt;Anaphylaxis&lt;br/&gt;Refludin sensitivity&lt;br/&gt;Resuscitation&lt;br/&gt;Argatroban&lt;br/&gt;The call for help&lt;br/&gt;Rescheduled for Wednesday&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Case Study&lt;br/&gt;Tuesday&lt;br/&gt;Denver @1030&lt;br/&gt;Denmark @ 1:15 PM&lt;br/&gt;Germany @ 5:30 PM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The Call&lt;br/&gt;Local cardiologist Dr. Al Peters&lt;br/&gt;The Call&lt;br/&gt;Wednesday Morning&lt;br/&gt;Lab&lt;br/&gt;Hct: 29%&lt;br/&gt;pT: 29.7&lt;br/&gt;pTT: 70.3&lt;br/&gt;Platelets: 219,000&lt;br/&gt;BUN: 37     Cr: 2.1&lt;br/&gt;ACT: 159&lt;br/&gt;D-Dimers: 1500</description></item><item><title>MULTIPLE ENDOCRINE NEOPLASIA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?multiple-endocrine-neoplasia-355798.html</link><description>Multiple Endocrine Neoplasia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Multiple Endocrine Neoplasia&lt;br/&gt;MEN 1MEN 2AMEN 2B&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ParathyroidMedullary thyroid      Medullary thyroid&lt;br/&gt;cancer     cancer&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pancreatic    Phaeochromocytoma  Phaeochromocytoma&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PituitaryParathyroid      Mucosal Neuromas&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;CarcinoidLichen amyloidosis     Habitus and eye        abnormalities&lt;br/&gt;LipomaHirschsprung&quot;s Disease&lt;br/&gt;Multiple Endocrine Neoplasia&lt;br/&gt;Gastroenteropancreatic tumours&lt;br/&gt;Gastrinoma: Zollinger -Ellison syndrome&lt;br/&gt;Resistant peptic ulceration&lt;br/&gt;Diarrhoea + Steatorrhoea&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Increased Gastric Acid output with inappropriate hypergastrinaemia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Removal of tumour: but often small and multiple&lt;br/&gt;Gastrectomy: Historical&lt;br/&gt;Proton Antagonists: Treatment of choice&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gastric Acid Secretion&lt;br/&gt;Hypochlorhydric Hypergastrinaemia&lt;br/&gt;(Appropriate hypergastrinaemia)&lt;br/&gt;Pernicious anaemia&lt;br/&gt;Atrophic gastritis&lt;br/&gt;Postgastrectomy&lt;br/&gt;Postvagotomy&lt;br/&gt;Medication: H2 receptor antagonists&lt;br/&gt;            Proton inhibitors&lt;br/&gt;Antacids&lt;br/&gt;Hyperchlorhydric Hypergastrinaemia&lt;br/&gt;(Inappropriate hypergastrinaemia)&lt;br/&gt;Gastrinoma: Zollinger-Ellison syndrome&lt;br/&gt;Antral G Hyperplasia&lt;br/&gt;Chronic renal failure&lt;br/&gt;Pyloric/parapyloric obstruction&lt;br/&gt;Hyperchlorhydric hypergastrinaemia&lt;br/&gt;     Gastrinoma      Antral G Cell  &lt;br/&gt;   Hyperplasia&lt;br/&gt;Gastrin response &lt;br/&gt;to Secretin       Exaggerated      Normal&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gastrin response&lt;br/&gt;to calcium      Exaggerated    Normal&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gastric acid response&lt;br/&gt;To Pentagastrin       No increase   Normal&lt;br/&gt;VIPOMA&lt;br/&gt;Secretion of VIP and PPM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;WDHA: Watery Diarrhoea, Hypokalaemia, Alkalosis&lt;br/&gt;Acidosis may be presenting feature due to gut loss of HCO3-&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Surgery&lt;br/&gt;Octreotide: Symptomatic relief.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Carcinoid Tumours&lt;br/&gt;Foregut, Midgut and Hindgut&lt;br/&gt;Foregut assoc with MEN I&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Local effects: haempotysis, bowel obstruction.&lt;br/&gt;Hormonal effects: Flushing, diarrhoea, bronchospasm. (Pulmonary stenosis)&lt;br/&gt;Pellagra: Relative deficiency of Nicotinamde&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Chromogranin A, GAWK&lt;br/&gt;Increased Urinary 5HIAA&lt;br/&gt;Carcinoid Tumours&lt;br/&gt;Surgery&lt;br/&gt;Chemotherapy&lt;br/&gt;Octreotide: Symptomatic relief&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Multiple Endocrine Neoplasia&lt;br/&gt;Neoplasia: May be fatal&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Autosommal Dominant: Family screening&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Molecular Genetics&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Clinical Diagnosis: Two or more specific endocrine tumours in an individual&lt;br/&gt;Molecular Genetic Screening: MEN 1&lt;br/&gt;Mutation of gene encoding Menin on chromosome 11q13 in 70-80% &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tumour suppressor gene&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diagnosis of MEN 1 cannot be excluded if no gene mutation is detected.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Variable Genotype-Phenotype correlation&lt;br/&gt;Molecular Genetic Screening: MEN 1 &lt;br/&gt;Biochemical screening depends on index case&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TumourAgeBiochemical Tests/yr Imaging/3yr&lt;br/&gt;Parathyroid 8yrsCa, PTHNone&lt;br/&gt;Ant Pituitary5yrsPRL, IGF-1MRI&lt;br/&gt;Insulinoma5yrsFasting glucose&lt;br/&gt;Gastrinoma20yrsGastrin studies&lt;br/&gt;Enteropancreatic20yrsChromogranin A                Octreotide scan       Gut hormones&lt;br/&gt;Carcinoid20yrsNoneCT Scan&lt;br/&gt;Molecular Genetic Screening: MEN 2&lt;br/&gt;RET mutations&lt;br/&gt;REarrangement through Transfection&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Located on chromosome 10q11.2&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Proto-oncogene&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mutation leads to continuous activation of Receptor Tyrosine Kinase Activity&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Strong Genotype-Phenotype correlation</description></item><item><title>HYPERTHROID HEART DISEASE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hyperthroid-heart-disease-356093.html</link><description>Hyperthyroid Heart Disease&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alterations in Cardiac Parameters&lt;br/&gt;&amp;#61613; resting heart rate&lt;br/&gt;&amp;#61613; myocardial contractility&lt;br/&gt;&amp;#61613; left ventricular muscle mass&lt;br/&gt;predisposition to atrial arrhythmias&lt;br/&gt;Molecular and Cellular Mechanisms&lt;br/&gt; Action of thyroid hormones on the heart&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;direct effect on the transcription of specific and nonspecific cardiac genes&lt;br/&gt;non-genomic action on plasma membranes, mitochondria, and the sarcoplasmic reticulum&lt;br/&gt;Cardiac Manifestations&lt;br/&gt;Classical symptoms&lt;br/&gt;heat intolerance, irritability, nervousness, emotional the ability, muscle weakness,menstrual abnormalities, weight loss&lt;br/&gt;Cardiovascular symptoms&lt;br/&gt;tachycardia (90%), palpitation (85%), dyspnea on exertion and fatigue (50%), angina pectoris is uncommon&lt;br/&gt;Physical findings&lt;br/&gt;bounding peripheral pulses, wide pulse pressure, active precordium, systolic ejection murmur (50%), Means-Lerman scratch (rubbing of the hyperdynamic pericardium against the pleura, mimicking pericarditis),an increased incidence of mitral valve prolapse&lt;br/&gt;Prevalence of Symptoms and Signs&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;tachycardia90&lt;br/&gt;palpitations85&lt;br/&gt;exercise intolerance65&lt;br/&gt;bounding pulses75&lt;br/&gt;wide pulse pressure75&lt;br/&gt;hyperactive precordium75&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Rhythm Disturbances&lt;br/&gt;Atrial fibrillation&lt;br/&gt;the most common complication of hyperthyroidism&lt;br/&gt;occurs in approximate 15% of patients &lt;br/&gt;more common among men and with advancing age (25 to 40% in individuals over the age of 60)&lt;br/&gt;subclinical hyperthyroidism (low-TSH) is associated with   3x increase and the risk of developing AF&lt;br/&gt;atrial flutter, paroxysmal SVT, and VT are uncommon&lt;br/&gt;Heart Failure&lt;br/&gt;the hyperthyroid heart may be performing at its maximal capacity, with little cardiac reserve - even at resting conditions&lt;br/&gt;&quot;high-output heart failure&quot; usually occurs in young individuals with severe and long-standing hyperthyroidism and respond well to treatment with diuretics&lt;br/&gt;&quot;hyperthyroid cardiomyopathy&quot; may be due to the detrimental effect of sustained tachycardia on the heart; the systolic dysfunction is often but not always reversible once a euthyroid state is reestablished&lt;br/&gt;Hypertension&lt;br/&gt;systolic hypertension is found in 1/3 of patients, this is partly due to the inability of the vascular system to accommodate the increase in stroke volume&lt;br/&gt;diastolic hypertension is rare in hyperthyroidism due to the fall in SVR&lt;br/&gt;establishment ofa a euthyroid state leads to complete reversal of these changes&lt;br/&gt;Diagnosis of Suspected Hyperthyroidism&lt;br/&gt;serum TSH concentration permits the detection of subclinical and occult hyperthyroidism&lt;br/&gt;measurement of free T4 is helpful&lt;br/&gt;T3 should also be measured to detect patients with T3- toxicosis&lt;br/&gt;Causes of Hyperthyroidism&lt;br/&gt;Graves&quot; disease&lt;br/&gt;Hyperfunctioning adenoma&lt;br/&gt;Toxic or nodular goiter&lt;br/&gt;Subacute thyroiditis&lt;br/&gt;Chronic thyroiditis with transient thyrotoxicosis&lt;br/&gt;Thyrotoxicosis facticia &lt;br/&gt;Ectopic thyroid hormone production&lt;br/&gt;Stroma ovarri&lt;br/&gt;Metastatic follicular carcinoma&lt;br/&gt;Excess production of TSH Trophoblastic tumor&lt;br/&gt;Abnormal Thyroid Hormone Levels&lt;br/&gt;nonthyroidal systemic illnesses may cause &lt;br/&gt;low T3 state in up to 50% of hospitalized patients, or&lt;br/&gt;low T3/T4 state with normal TSH levels in severely ill pts&lt;br/&gt;chronic amiodarone therapy&lt;br/&gt;  50% of patients have elevated T4 levels (at an average of 44% of baseline) with normal T3 and TSH&lt;br/&gt;2-24% of treated patients may develop clinical hyperthyroidism with decrease TSH level</description></item><item><title>HORMONE REPLACEMENT THERAPY (HRT)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hormone-replacement-therapy-(hrt)-443945.html</link><description>HORMONE REPLACEMENT THERAPY (HRT)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evidence-based Guidelines&lt;br/&gt;Introduction&lt;br/&gt;HRT does not suit everyone. &lt;br/&gt;Each woman needs to be aware of the benefits and potential risks of HRT (pros and cons) so that she can make an informed decision. &lt;br/&gt;Our duty as clinicians is to ensure that women are provided with consistent and up-to-date information&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HRT and Menopausal Symptoms&lt;br/&gt;VASOMOTOR HOT FLUSHES includes night sweats&lt;br/&gt;Grade A&lt;br/&gt;HRT is an effective treatment for hot flushes&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tibolone is effective for alleviating the severity and reducing the frequency of hot flushes&lt;br/&gt;                          &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                   &lt;br/&gt;VASOMOTOR HOT FLUSHES (includes night sweats)&lt;br/&gt;Grade B&lt;br/&gt;Unopposed estrogen may be effective for reducing the waking episodes that are associated with sleep disruption.&lt;br/&gt;There is no evidence that HRT is effective for vasomotor symptoms such as headaches and dizziness.&lt;br/&gt;                                          &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vaginal atrophy&lt;br/&gt;Grade A&lt;br/&gt;Low dose topical estrogen is an effective treatment&lt;br/&gt;E3 (estriol) therapy is also effective but requires either the addition of progestogen or close monitoring of the endometrium&lt;br/&gt;Tibolone has been shown to be effective for vaginal atrophy&lt;br/&gt;                                                                     &lt;br/&gt;                                              &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PSYCHOLOGICAL SYMPTOMS&lt;br/&gt;These include depression, mood changes, anxiety, irritability, loss of libido, lack of energy and memory loss.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PSYCHOLOGICAL SYMPTOMS&lt;br/&gt;Grade A&lt;br/&gt;Estrogen is not an effective treatment in elderly women with established Alzheimers disease &lt;br/&gt;The addition of low doses of androgens to HRT provides relief in women with either a premature or surgical menopause who suffer from low libido ( for  2 years).&lt;br/&gt;                                                                        &lt;br/&gt;PSYCHOLOGICAL SYMPTOMS&lt;br/&gt;Grade A&lt;br/&gt;Tibolone is effective in providing relief from low libido in postmenopausal women&lt;br/&gt;Estrogen replacement therapy is not an effective treatment for loss of libido in postmenopausal women.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PSYCHOLOGICAL SYMPTOMS&lt;br/&gt;   There is insufficient or inconsistent evidence that HRT&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Improves measures of cognition&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-Prevents or delays the onset of Alzheimers disease&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-Elevates mood or relieves depression&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;RISK OF BREAST CANCER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Continuous combined HRT was associated with an increased breast cancer risk if used for four years or more &lt;br/&gt;However this increased risk  dissipates quickly once use is discontinued.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;           &lt;br/&gt;RISK OF BREAST CANCER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Inspite of an increased risk of breast cancer diagnosis, the mortality from breast cancer is unchanged&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;RISK OF ENDOMETRIAL CANCER&lt;br/&gt;Grade A&lt;br/&gt;Unopposed estrogen therapy should not be used in women with a uterus because of an increased risk of endometrial cancer.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Women who have had a hysterectomy may take unopposed estrogen therapy&lt;br/&gt;RISK OF ENDOMETRIAL CANCER&lt;br/&gt;A&lt;br/&gt;Combined continuous regimens offer better protection of the endometrium than sequential regimens. &lt;br/&gt;                                     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;RISK OF OVARIAN CANCER&lt;br/&gt;Grade A&lt;br/&gt;There is no conclusive evidence that combined regimens HRT either increases or decreases the risk of developing ovarian cancer.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                              &lt;br/&gt;RISK OF OVARIAN CANCER&lt;br/&gt;Researchers from the National Cancer Institute (NCI) have found that women in a large study more than 44000 women who used estrogen replacement therapy after menopause were at increased risk for ovarian cancer. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HRT and Osteoporosis&lt;br/&gt;Grade A&lt;br/&gt;HRT and Bisphosphonates has positive effects on bone density in postmenopausal women whether or not they have osteoporosis                                       &lt;br/&gt;                         &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HRT and Osteoporosis&lt;br/&gt;Grade B&lt;br/&gt;Maintaining HRT use decreases the risk of vertebral and non-vertebral fractures in women after surgical menopause ,early postmenopausal women and in women with established osteoporosis&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HRT and Osteoporosis&lt;br/&gt;Grade B&lt;br/&gt;Selective Estrogen Receptor Modulators (SERMs) may be useful in the prevention of vertebr</description></item><item><title>GESTATIONAL DIABETES (GDM)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gestational-diabetes-(gdm)-443824.html</link><description>Gestational Diabetes (GDM) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Prevalence&lt;br/&gt;Diabetes affects 2-4% of pregnancies overall in the U.S.&lt;br/&gt;90% of cases are Gestational Diabetes&lt;br/&gt;10% with pre-existing DM (65% type 2)&lt;br/&gt;Higher in African-American, Hispanic, Native-American and Asian women&lt;br/&gt;Etiology&lt;br/&gt;During pregnancy, the placenta is secreting diabetogenic hormones, which increase insulin production&lt;br/&gt;growth hormone&lt;br/&gt;corticotropin releasing hormone&lt;br/&gt;human placental lactogen&lt;br/&gt;progesterone&lt;br/&gt;Etiology (continued)&lt;br/&gt;GDM occurs when the woman&quot;s pancreas can not function sufficiently to overcome her relative insulin resistance and increased fuel consumption&lt;br/&gt;GDM defined by ACOG as &quot;carbohydrate intolerance first recognized during pregnancy&quot;&lt;br/&gt;Risk Factors for GDM&lt;br/&gt;family history &lt;br/&gt;pre-pregnancy weight of 110% of ideal body weight &lt;br/&gt;age  25 years old&lt;br/&gt;previous history of large baby (9 lbs.)&lt;br/&gt;Risk Factors (cont&quot;d)&lt;br/&gt;history of abnormal glucose tolerance&lt;br/&gt;ethnic group with higher incidence of Diabetes Mellitus Type 2&lt;br/&gt;previous unexplained perinatal loss or malformed child&lt;br/&gt;mother was large at birth&lt;br/&gt;GDM associated with increased incidence of:&lt;br/&gt;Preeclampsia&lt;br/&gt;Hydramnios&lt;br/&gt;Fetal macrosomia&lt;br/&gt;Birth trauma&lt;br/&gt;Operative deliveries&lt;br/&gt;Later development of DM in mother&lt;br/&gt;Increased incidence (cont&quot;d):&lt;br/&gt;Neonatal metabolic complications &lt;br/&gt;Hyperbilirubinemia&lt;br/&gt;Hypocalcemia&lt;br/&gt;Polycythemia&lt;br/&gt;Perinatal mortality&lt;br/&gt;Hypoglycemia&lt;br/&gt;Increased incidence (cont&quot;d)due to poor control:&lt;br/&gt;Congenital malformations (4 fold)&lt;br/&gt;caudal regression&lt;br/&gt;spina bifida&lt;br/&gt;anencephalus&lt;br/&gt;heart anomalies&lt;br/&gt;rectal atresia&lt;br/&gt;renal agenesis&lt;br/&gt;situs inversus&lt;br/&gt;Screening&lt;br/&gt;Selective&lt;br/&gt;suggested by ADA &lt;br/&gt;USPSTF (&quot;C&quot; recommendation)&lt;br/&gt;Universal&lt;br/&gt;done at 24-28 weeks in all women&lt;br/&gt;may do earlier if suspicious&lt;br/&gt;Screening Test&lt;br/&gt;50 gram oral glucose load&lt;br/&gt;serum glucose 1 hour later&lt;br/&gt;abnormal result is  140 mg/dL&lt;br/&gt;sensitivity improves if patient is fasting&lt;br/&gt;if result is abnormal, the diagnostic test is a 3-hour Glucose Tolerance Test (GTT)&lt;br/&gt;Other testing&lt;br/&gt;do diagnostic GTT if:&lt;br/&gt;any random plasma glucose   200 mg/dL&lt;br/&gt;any fasting plasma glucose   126 mg/dL&lt;br/&gt;fasting   86 mg/dL had specificity 76% and sensitivity of 81% for detecting GDM&lt;br/&gt;fasting   90 mg/dL and HbA1C above normal able to detect macrosomia&lt;br/&gt;Diagnostic Test - 3 hour GTT&lt;br/&gt;Management&lt;br/&gt;Metabolic control&lt;br/&gt;Diet&lt;br/&gt;Medication&lt;br/&gt;Fetal evaluation&lt;br/&gt;Delivery considerations&lt;br/&gt;Post-partum&lt;br/&gt;Metabolic control&lt;br/&gt;&quot;level of glycemia to reduce fetal and neonatal complications in GDM has not been established&quot;&lt;br/&gt;frequent visits&lt;br/&gt;frequent accu-checks&lt;br/&gt;fasting&lt;br/&gt;pre-prandial&lt;br/&gt;post-prandial&lt;br/&gt;Metabolic control (cont&quot;d)&lt;br/&gt;Diet&lt;br/&gt;caloric intake based on BMI and weight gain&lt;br/&gt;2,200 to 2,400 kcal&lt;br/&gt;composition&lt;br/&gt;protein 12-20%&lt;br/&gt;carbohydrate 50-60%&lt;br/&gt;fat 20-30%&lt;br/&gt;Diet (cont&quot;d)&lt;br/&gt;Diet (cont&quot;d)&lt;br/&gt;Timing &lt;br/&gt;breakfast 25% of calories &lt;br/&gt;lunch 30%&lt;br/&gt;supper 30%&lt;br/&gt;15% as HS snack&lt;br/&gt;Medication&lt;br/&gt;Insulin&lt;br/&gt;multiple injections&lt;br/&gt;long and short acting&lt;br/&gt;insulin pump&lt;br/&gt;Oral&lt;br/&gt;not used&lt;br/&gt;recent study using glyburide &lt;br/&gt;NEJM Oct. 19, 2000&lt;br/&gt;Fetal Evaluation&lt;br/&gt;Screening for neural tube defects&lt;br/&gt;AFP at 16-20 weeks&lt;br/&gt;Ultrasound at 18-20 weeks&lt;br/&gt;Echo at 20-22 weeks&lt;br/&gt;Third trimester&lt;br/&gt;maternal monitoring of fetal activity&lt;br/&gt;biophysical testing (NST, BPP, CST)&lt;br/&gt;Other reasons to increase fetal evaluation&lt;br/&gt;keto-acidosis&lt;br/&gt;pyelonephritis&lt;br/&gt;pre-eclampsia&lt;br/&gt;poor adherence&lt;br/&gt;Delivery considerations&lt;br/&gt;Must weigh maternal and fetal risks&lt;br/&gt;With excellent glycemic control and normal fetal surveillance, can await spontaneous labor&lt;br/&gt;If antepartum testing is non-reassuring and lungs are mature - deliver patient&lt;br/&gt;Delivery (cont&quot;d)&lt;br/&gt;With high risk patients, goal is to reach pulmonary maturity&lt;br/&gt;vascular disease&lt;br/&gt;poor control&lt;br/&gt;adherence problems&lt;br/&gt;previous still birth</description></item><item><title>SERUM ANDROJEN ANABOLİK HORMONLARI VE ROMATOİD ARTRİT RİSKİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?serum-androjen-anabolik-hormonlari-ve-romatoid-artrit-riski-392500.html</link><description>SERUM ANDROJEN ANABOLİK HORMONLARI VE ROMATOİD ARTRİT RİSKİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amaç : Çoğunlukla dolaylı bulgulara dayanılarak, androjen anabolik hormonlarının  düşük serum konsantrasyonlarının romatoid artritin etyolojisinde rol oynayabileceği öne sürülmüştür.   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yöntemler : 1973 &amp;#8211; 1977 yılları arasında yapılan incelemede, herhangi bir artrit rahatsızlığı olmayan 19,072 Finli şahıs üzerinde, vaka kontrol çalışması yapılmıştır. 1989 yılı itibariyle, daha sonra romatoid artrit gelişen 116 vakadan, hastalık öncesindeki testosteron ve DHEAS seviyeleri için serum örnekleri toplanmıştır. Herbir vaka için yaş, cinsiyet ve yaşanılan bölge yönlerinden eşlenilk olan üç adet kontrol temin edilmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sonuçlar : Ortalama testosteron seviyeleri, 84 kadın hastada ve kontrolerde 1.4 nmol / litreydi ve DHEAS seviyeleri de, hastalarda 5.2, kontrollerde 5.5 mikromol / litreydi. 32 erkek hastadaki ortalama testosteron seviyesi 26.1 nmol / litre ve kontrollerde 26.4 nmol / litreydi. Bu gruptaki DHEAS seviyeleri, sırasıyla hastalarda 11.2 ve kontrolerde de 10.1 mikromol / litreydi. Alt gruplarının ve hormon dağılımlarının analizi, herhangi bir farklılık göstermedi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Varılan Netice : Elde edilen bulgular, düşük testosteron ve DHEAS seviyelerinin romatoid artritin etyolojisinde bir rol oynayabileceği görüşüyle aynı çizgide değildir. Romatoid artrit, özellikle üretkenlik çağındaki kadınlarda, cinsiyet hormonlarının etyolojide yeralabileceğine işaret edecek şekilde erkeklerden daha yüksektir. Hormonların rolüne ilişkin daha ileri bulgular, hastalığıngebelik esnasında hafiflemesinin gözlenmesinden gelmektedir. Gebeliğin uzun dönemli koruyucu etkisi kadar, kontraseptif haplarla ve menapoz sonrası östrojen tedavisiyle sağlanan korumaya ilişkin bilgiler tartışmalıdır. Yukarıdaki sebeplerden dolayı, kontrollerle kıyaslandığında, romatoid artritli hastaların cinisyet hormon durumlarındaki farklılıkları gözetmek etmek mantıklıydı. Biyolojik yönden etkin cinsiyet hormonları, östradiol ve testosterondur.</description></item><item><title>HİPERTİROİDİ VEYA TİROTOKSİKOZ NEDİR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hipertiroidi-veya-tirotoksikoz-nedir-372990.html</link><description>Hipertiroidi veya tirotoksikoz nedir? &lt;br/&gt;Hipertiroidi, tiroit glandinin fazla çalismasina bagli olarak tiroit hormonlarinin fazla miktarda salgilanmasi sonucu ortaya çikan klinik tabloya verilen isimdir. &lt;br/&gt;Tirotoksikoz, degisik nedenlerle örnegin fazla miktarda tiroit tableti alinmasi yada tiroiditlerde oldugu gibi tiroit depolarindan kana ani olarak tiroit hormonlarinin bosalmasi sonucu kanda tiroit hormonlarinin yükselmesine verilen isimdir. Iki durumda da klinik olarak ayni tablo ortaya çikar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hipertiroidi ve tirotoksikozun sebepleri nelerdir? &lt;br/&gt;Hipertiroidiyi meydan getiren degisik nedenler mevcuttur. Bunlari kabaca 4 sinifa ayirabiliriz.&lt;br/&gt;1. Tiroidin asiri uyarilmasi: &lt;br/&gt;Tiroidin asiri uyarilmasi degisik nedenlerle olur. Bunlar:&lt;br/&gt;a. Basedow-Graves hastaligi&lt;br/&gt;b. Asiri HCG &lt;br/&gt;c. Hipofiz tümörleri&lt;br/&gt;d. Asiri iyot alinimi.&lt;br/&gt;2. Tiroit nodüllerine bagli gelisen hipertiroidi sebepleri&lt;br/&gt;a. Toksik otonom fonksiyonel tiroit nodülü&lt;br/&gt;b. Toksik multinodüler guatr&lt;br/&gt;3. Tiroit zedelenmesine bagli gelisen hipertiroidiler&lt;br/&gt;a. Subakut tiroidit&lt;br/&gt;b. Postpartum tiroiditi&lt;br/&gt;c. Agrisiz veya sessiz tiroidit&lt;br/&gt;d. Radyasyona bagli gelisen tiroidit&lt;br/&gt;e. Akut supuratif tiroidit&lt;br/&gt;4. Degisik nedenlere bagli gelisen hipertiroidiler&lt;br/&gt;a. T-3 veya T4 hormonlarinin asiri alinmasi&lt;br/&gt;b. Struma ovari&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a. Basedow-Graves hastaligi nedir? Sebebi nedir?&lt;br/&gt;Ülkemizde en sik rastlanan hipertiroidi nedenlerinden biridir. Hipertiroidi belirtileri, bazen guatr, göz ve deri belirtileri ile kendini gösterir. Otoimmun bir hastaliktir. Bu hastalikta kanda otoantikorlar bulunur. Antikorlar, yabanci maddelere, virüslere veya bakterilere karsi olusan proteinlerdir. Otoantikorlar ise vücudun kendi dokularina veya kimyasina karsi olusmus antikorlardir. Basedow-Graves hastaliginda TSH reseptörlerine karsi antikorlar olusur. Bu antikorlara Tiroit Reseptör Antikorlari (TRAb) denir. Bunlar TSH reseptörleri ile birlestigi zaman TSHdan daha fazla miktarda tiroit hormon yapimini artirir. &lt;br/&gt;Bu antikorlar vücutta nasil olusur? &lt;br/&gt;Genetik burada önemli rol oynar. Dolayisiyla, bir ailede birden fazla fertlerde ve özellikle kadinlarda görülür. Kendisinde Graves hastaligi tespit edilen bir kadin diger aile fertlerine de bunu bildirerek onlarin da bu hastaliktan haberdar olmalarini saglamalidir. Hashimoto hastaligi da ailevi bir hastalik oldugundan bu iki hastaliga ayni aile fertlerinde rastlanilabilmektedir. &lt;br/&gt;Otoantikorlarin olusmasinda ikinci mekanizma, baskilayici T lenfosit hücrelerinin yetersiz olusudur. Bu durumda B lenfosit hücrelerinde antikor yapimi baslar. T hücrelerindeki baskilayici etkinin kalkmasi büyük psisik travmalardan (kaza, ölüm, ayrilik veya islerin iyi gitmemesi) sonra meydana gelir. Diger yandan bazi arastiricilar, stresin hipertiroidiye neden olmadigini mevcut olan hafif hipertiroidiyi siddetlendirdigini ileri sürmektedirler. Bazilarina göre ise birtakim virüslerin etkisi ile TSH reseptörleri degismekte ve yabanci cisim (antijen) olarak algilanarak buna karsi antikor üretilmektedir. Sonuç olarak, hipertiroidide antikor yapimini uyaran sistemin henüz tam olarak anlasilmis oldugunu söyleyemeyiz. Özellikle hastalarim arasinda psisik travmalardan sonra hipertiroidi gelismesine çok sik rastladigimi söyleyebilirim. ÖSS sinavina giren bir hastamda büyük ümitle bekledigi sonucun düsündügü gibi çikmamasi üzerine birkaç gün içerisinde siddetli ekzoftalmi, çarpinti ve zayiflama baslamisti. &lt;br/&gt;Hashimoto hastaliginda görülen otoantikorlarin en azindan %50si Basedow-Graves hastaliginda da bulunur. Basedow-Graves hastaligi diger otoimmun hastaliklardan olan vitiligo ve olgunlasmamis gri saç ile birlikte de görülebilir. Agir otoimmun hastaliklardan olan myasthenia gravis, romatoid artrit, sistemik lupus ertiromatosus ve diyabet ile çok daha az siklikla birlikte bulunur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b. Human chorionic gonadotropin (HCG)&lt;br/&gt;Hiperitroidinin nadir rastlanan nedenlerinden biri de hamilelik sirasinda salgilanan ve HCG denilen hormonun asiri salgilanmasidir. Bu hormonun bir molekülü TSHya benzemekte ve hamilelik sirasinda tiroit glandini uyararak hafifçe büyümesine neden olur. Bu uyari her zaman hipertiroidi olusturmaz. Ancak hidadiform mole ve hyperemesis gravidarum olan hastalarda asiri miktarda HCG salgilanmasi sonucu hipertiroidi meydana gelir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;c. Hipofiz tümörleri&lt;br/&gt;Çok nadir olarak hipofiz tümörlerinin asiri miktarda TSH salgilamasi sonucu hipertiroidism meydana gelir. Diger hipertiroidilerde TSH düzeyleri oldukça düsük bulunmasina ragmen bu durumda TSH düzeyler normalden yüksektir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;d.</description></item></channel></rss>