<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Ziraat - Türkiye'nin veri bankası</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Hakları saklıdır.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankası - Ziraat</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>TOPRAĞI MEYDANA GETİREN KAYA VE MİNERALLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?topragi-meydana-getiren-kaya-ve-mineraller-372749.html</link><description>TOPRAĞI MEYDANA GETİREN KAYA VE MİNERALLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; 1. KAYALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toprağı meydana getiren kayalar püskürük, metamorfik ve tortul kayalar olmak üzere üç grupta toplanır. Püskürük kayalar mağmanın yer içinde ve yeryüzünde soğuyarak katılaşması sonucunda ortaya çıkar. Püskürük kayaların ayrışması ve parçalanması ile meydana gelen ürünlerin sular, rüzgar ve buzullarla taşınarak bir yere yığılmaları ve tekrar katılaşmaları tortul kayaları meydana getirmiştir. Metamorfik kayalar ise gerek püskürük ve gerekse tortul kayaların basınç ve ısı altında metamorfize olması sonucunda metamorfik kayalar bulunur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1. PÜSKÜRÜK (VOLKANİK) KAYALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Püskürük kayalar, lavların yer kabuğunun iç kısımlarında çeşitli derinliklerde ya da &lt;br/&gt;yeryüzünde  katılaşması sonucunda oluşur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yer kabuğu içerisinde Filon denilen bir takım çatlaklar mevcuttur. Bu çatlaklar mağma tarafından doldurulmuştur. Derinlerden gelen mağma bu çatlakları takip ederek yeryüzüne çıkar ve yayılarak katılaşır. Volkanlar yer kabuğu içinde   mevcut olan çatlaklar vasıtasıyla lavları dışarı döker; bunların soğuyup katılaşmasından dış püskürük kayalar veya ekstrüsif kayalar meydana gelir. Mağmanın yeryüzüne çıkıp birden soğuması ve katılaşması ile meydana gelen dış püskürük kayaların yapılarındaki minerallerin kristalleri ufak veya şekilsizdir. Halbuki iç püskürük kayalar yavaş soğuduğu için bünyesindeki minerallerin kristalleri büyüktür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                1.1.1. İç püskürük kayalar: &lt;br/&gt;Magmanın, yer kabuğunun iç kısımlarında, yavaş soğuması sonucunda meydana gelen kayalardır. Derinliğe ve soğuma hızına bağlı olarak, bünyedeki kayaların ebatları değişir. Derinde bulunan ve yavaş soğuyan kayaların kristalleri, büyük olur. Magma yeryüzüne yakın alanlarda hızlı bir şekilde soğursa çok ince taneli bir yapı ortaya çıkabilir. Volkanik kayalardaki mineraller, yeryüzüne çıkmadıkça, parçalayıcı ve ayrıştırıcı kuvvetlerin etkisine maruz kalmaz. Granit, siyenit,diyorit,gabro gibi taşlar, toprak oluşumunda rol oynayan kayalardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       1.1.1.1. Granit: Granit kayası içerisinde en çok potasli feldispatlar ile kuvars bulunur. Potaslı feldispatlardan ortoklas veya mikroklin ayrı ayrı bulunduğu gibi bazen her ikisi de mevcuttur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diğer kayalar, ile mukayese edildiği zaman granit kayasının yoğunluğunun düşük olduğu görülür. Bu durum az miktarda demirli mineraller ve özgül ağırlığı düşük olan kuvars ve potaslı feldispatların bulunuşundan ileri gelmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Granit rengi ihtiva etmiş olduğu minerallerin rengi ile alakalıdır. Genellikle koyudan açık kırmızıya, siyah-griden beyaza kadar değişen renge sahiptir. Nadiren bazılarınınki sarıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde; Alem dağı, Kaplı dağ, Uludağ, Domaniç, Manyas, Yaylacık, Sivrihisar, Bolu, Kırşehir, Küre ve Doğu Anadolu&quot;nun bazı yerlerinde bu kayalara rastlanır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.1.2. Siyenit: Nadir rastlanan kayalardan biridir. Granit&quot; den  kuvarsın bulunmayışı veya çok az  kuvars ihtiva etmesiyle ayırt edilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pembe yahut gri renkte olup, bu renkleri feldispatlardan yahut koyu minerallerin değişmesinden alır,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.1.3. Diyorit: granit-gabro serisi içerisinde bulunan bu taş sınıfında grano diyorit, kuvars diyorit ve diyorit taşları bulunmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kuvars içeriği %10 &quot;dan daha aşağıdadır. Temel minerali plajioklastır.  Plajioklastan anortit niceliği %50&quot;ye çıkabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.1.4. Gabro: Kalsik plajioklaslar ihtiva eden bir taştır. Bu minareller ilaveten bazı hornbland, piroksen, olivinde bulunur. Olivinin mevcudiyeti halinde olivinli gabro, olivinin mevcut olmadığı hallerde olivinsiz gabro adını alır. Az miktarda ortoklas ihtiva eder. Gabro ve diabaz umumiyetle eşit miktarda feldispatlar ve koyu minareller ihtiva eder. Koyu minarellerin artması ile gabronun rengi koyulaşır ve özgül ağırlığı da artar. Rengi umumiyetle yeşildir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.2. Dış püskürük kayalar:  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeryüzüne çıkmış olan lavların hızla soğuması sonucunda teşekkül eden, küçük kristalli yada camsı yapı arz eden minerallerden oluşan kayalardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.2.1. Riyolit: Riyolit grubu içerisindeki taşlar bünye, renk ve yapı itibariyle birbirinden farklı iseler de kimyasal bileşim bakımından aralarında benzerlik vardır. Bazıları kristal yapıya sahip olduğu halde diğerleri camsı yahut camsı kristal yapı karışımıdır. Kristal yapıya sahip riyolit taşlarında alkali feldispatlar ve kuvars, bunlarla birlikte çok az miktarda koyu mineraller vardır. Camsı yapıdaki riyolitler aynı kimyasal bileşime sahiptir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Riyolit gri veya beyaz renklerde olur. Bu renklerden başka</description></item><item><title>BAZI BUĞDAYGİL DANE YEMLERİNİN EKSTRAKT VİSKOZİTELERİ İLE PH DEĞERLERİNİN SAPTANMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bazi-bugdaygil-dane-yemlerinin-ekstrakt-viskoziteleri-ile-ph-degerlerinin-saptanmasi-394971.html</link><description>DETERMINATION OF EXTRACT VISCOSITY AND pH VALUE OF SOME CEREALS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR&lt;br/&gt;Buğdaygil Dane Yemlerinin Genel Özellikleri&lt;br/&gt;Buğdaygil dane yemlerinin besin maddesi içerikleri&lt;br/&gt;Buğdaygil dane yemlerin içerdiği karbonhidratlar&lt;br/&gt;Monosakkaritler&lt;br/&gt;Oligosakkaritler&lt;br/&gt;Polisakkaritler&lt;br/&gt;Depo polisakkaritler&lt;br/&gt;Hücre duvarı polisakkaritler&lt;br/&gt;Nişasta Tabiyatında Olmayan Polisakkaritlerin Viskozite ile&lt;br/&gt;İlişkisi ve Besleme Üzerine Etkileri&lt;br/&gt;Arpa ve Buğday Üzerine Yapılan Çalışmalar&lt;br/&gt;Buğdaygil Dane Yemlerinden Yararlanmanın Artırılması&lt;br/&gt;Daneler üzerine uygulanan işlemler&lt;br/&gt;Karma yemin üretimi sırasında uygulanan işlemler&lt;br/&gt;Karma yemlere enzim ilavesi&lt;br/&gt;MATERYAL VE YÖNTEM&lt;br/&gt;Materyal&lt;br/&gt;Yem materyali&lt;br/&gt;Kullanılan cihazlar&lt;br/&gt;Kullanılan kimyasal malzemeler&lt;br/&gt;Yöntem&lt;br/&gt;Analizde kullanılan çözeltilerin hazırlanması&lt;br/&gt;Örneklerin hazırlanması&lt;br/&gt;Analizlerin Yürütülmesi&lt;br/&gt;İstatistiksel değerlendirme&lt;br/&gt;ARAŞTIRMA BULGULARI&lt;br/&gt;Buğday Varyetelerinde Elde Edilen Bulgular&lt;br/&gt;Buğday Örneklerinde pH Değerleri&lt;br/&gt;Arpa Varyetelerinde Elde Edilen Bulgular&lt;br/&gt;Arpa Örneklerinde pH Değerleri&lt;br/&gt;TARTIŞMA ve SONUÇ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Bu tezde bazı arpa ve buğday varyetelerinde, öğütme derecesi, varyete, suda bekletme ve otoklavlama muamelelerinin ekstrakt viskozitesi ve pH değeri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Öğütme derecesi; su, alkali ve asit ekstrakt viskoziteleri üzerine önemli etkide bulunmuştur. Genel olarak 0,5 mm&quot;lik öğütme derecesinde 1 mm&quot;lik öğütme derecesine göre daha yüksek viskozite elde edilmiştir. Suda bekletme ve otoklavlama muameleleri su, alkali ve asit ekstrakt viskozitelerinin yükselmesine ve pH&quot;nın düşmesine neden olmuştur. Genel olarak buğday varyetelerine göre arpa varyetelerinin ekstrakt viskoziteleri daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca, varyeteler arasında önemli farklar bulunmuştur. İncelenen ekstrakt viskozite yöntemleri arasındaki korelasyon pozitif ve yüksek bulunmuştur.&lt;br/&gt;Anahtar sözcükleri: Arpa, buğday, suda bekletme, otoklavlama, ekstrakt viskozite.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;DETERMINATION OF EXTRACT VISCOSI</description></item><item><title>KANGAL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kangal-419720.html</link><description>türkçe kangal, ya da literatürdeki adiyla anadolu çoban köpegi ülkemizde yasayan en özgün soy, gen yapisinda bir baska köpek geni olmayan dünyadaki ender köpek türlerinden biri.englısh the kangal or, the anatolian shepherd dog, is unique to turkey and the country&quot;s only recognised dog breed. ıt is also one of the rare dogs in the world whose genetic structure is not mixed with the genes of any other breed.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;simdilerde, &quot;köpek&quot;ler gözde... lassi asagi, karabas yukari... büyük kentlerin küçücük parklarinda, sokak aralarinda, elinde tasma, bastibacak finosunu ya da kocaman kafali buldogunu dolastiranlarin sayisi hizla artiyor. artik kimi evlerde köpek, sohbetin bas kösesine yerlesiyor. büyük merkezlerde çesitli &quot;köpek&quot; magazalari açiliyor. batinin filmlerden tanidigimiz o dev &quot;köpek sanayii &quot; giderek yasamin bir parçasi haline geliyor. yüzyillar boyunca anadolu&quot;nun...</description></item><item><title>BAKTERİYOSİNLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bakteriyosinler-382261.html</link><description>Son yıllarda gıdalarda kullanılan doğal koruyucu maddelere olan talep artmıştır. Doğal koruyucu maddelerden biri olan ve bazı bakteriler tarafından üretilen bakteriyosinlerin önemi de gün geçtikçe artmaktadır.&lt;br/&gt;Bakteriyosinler bakterilerin diğer bakterilere karşı öldürücü olarak ürettikleri protein yapısındaki bileşenlerdir. Bakteri hücreleri ürettikleri bakteriyosinlere karşı bağışıktır. Bakteriyosin, üreten kültüre aynı ekolojik nişte gelişen diğer bakterilere karşı rekabetli bir avantaj sağlar. Nisin, Lactococcus lactis subsp. lactis&quot;in ürettiği US&quot;de pastörize sürme peynirlerde koruyucu olarak kullanılan bir bakteriyosindir.&lt;br/&gt;Başta Lactobacillus, olmak üzere Lactococcus, Staphylococcus, Bacillus, Escherichia, Pediococcus, Leuconostoc cinsi bakterilere ait pek çok tür, bakteriyosin üretme yeteneğine sahiptir. Tüm bakteri cinsleri içerisinde ürettikleri bakteriyosin bakımından Lactobacillus&quot;lar büyük bir ağırlığa sahiptir. Bakteriyosin üretimindeki hakim konumlarından ötürü Lactobacillus ve Lactococcus cinsleri tarafından üretilen bakteriyosinlerin özellikleri sınıflandırmada temel olarak alınmıştır.&lt;br/&gt;Bakteriyosinlerin etki mekanizmaları molekül yapısı ile birebir ilişkilidir. Farklı gruplara giren bakteriyosinlerin etki mekanizmaları da farklılık göstermektedir. Bakteriyosinlerin büyük çoğunluğu sitoplazma dışında ve genellikle de hücre duvarını geçmek suretiyle hücre membranı üzerine etki göstererek inhibisyona yol açarlar.&lt;br/&gt;Nisin aktivitesi için ilk hedef bakteriyel hücrenin sitoplazmik membranıdır. Gram pozitif bakterilerdeki nisin membran keseciklerine enerji vererek PMF&quot;nin bozulmasına yol açar, amino asit taşınmasını inhibe eder ve amino asitleri biriktirerek hedefte serbest bırakırlar. Gıda patojeni L. monocytogenes&quot;te nisin Z hücresel potasyum iyonu kaybına, sitoplazmik membran depolarizasyonuna, hidrolize ve hücresel ATP&quot;nin kısmen dışarı çıkmasına neden olur. &lt;br/&gt;P. acidilactici PAC1.0 tarafından üretilen pediocin PA-1 hedef hücrelerin sitoplazmik membran</description></item><item><title>MEYVE VE SEBZELERDE PEKTİN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?meyve-ve-sebzelerde-pektin-360289.html</link><description>PEKTİN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pektin ve Üretimi&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;Pektin, tüm kara bitkilerinde bulunan doğal bir polisakkarittir. Molekül ağırlığı 30 000 - &lt;br/&gt;100 000 arasında değişir.Pektinin temel yapıtaşı &amp;#945;-D- Galakturonik asittir. Galakturonik asitin oluşturduğu linear poligalakturonik asit ana zincirde &amp;#945;- 1,2 glikozidik bağla bağlanmış ramnoz molekülleri yer almaktadır. Ramnoz moleküllerine, uzun yan zincirler veya monomerler olarak nötral şekerler bağlanmıştır. Şu halde pektin molekülleri, linear zincir ( düz bölge ) ve yan zincirlerinin bulunduğu kısımlar ( tüylü bölge ) olmak üzere özel bir yapıya sahiptirler.&lt;br/&gt;          Pektin denildiği zaman, gerçekte özellikleri benzer pektik madde grubu anlaşılmaktadır &lt;br/&gt;( Ekşi 1988 ). Birçok meyve ve sebzede bulunan, hücre duvarının yapısında yer alan, hücreleri birbirine bağlayan pektik bileşikler, pektinik asit, pektik asit, pektat, protopektin ve pektin gibi bileşikleri kapsamaktadır.&lt;br/&gt;           Pektik maddeler, galakturonik asit veya galaturonik asidin metal esterleri olup birbirlerine&lt;br/&gt; 1-4 bağı ile zincir yaparak bağlanmışlardır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Pektin molekülünde galakturonik asit zincir ( homogalakturonan)&lt;br/&gt;       &lt;br/&gt;        Protopektin, pektik maddelerden biridir ve diğer pektik maddeler bunlardan kaynaklanır. Protopektin olgunlaşmamış meyve ve sebzelerde özellikle hücre duvarında ve orta lamellada yoğun olarak bulunur. Esterleşme derecesi çok yüksektir, suda çözünmez ve meyve - sebze dokusuna sert bir tekstür veren öğelerden birisidir. Meyve ve sebzelerin olgunlaşması süresinde doğal halde bulunan protopektinaz tarafından pektin ve hemiseluloza parçalanır. Böylece protopektin, diğer doğal enzimlerle pektin parçalanması daha ileri düzeyde devam eder.Oluşan maddelerden birisi pektinik asittir. &lt;br/&gt;        Pektinik asit, pektik bileşikler grubundan diğer bir maddedir, linear galakturonik asit zincirinden oluşur ve az sayılmayacak düzeyin üzerinde metil ester grupları içerir. Pektinik asit polimerizasyon derecesine ve metil alkolle esterleşme düzeyine göre kolloidal veya suda çözünebilir nitelikte olabilir.&lt;br/&gt;         Pektik asit, pektinik asit üzerine pektinmetilesteraz enziminin daha ileri düzeyde etkisi ile oluşan diğer bir pektik maddedir. Genellikle nötral şekerler içermeyen linear galakturonik asit zincirinden oluşur ve hemen hemen hiç metoksil grubu içermez. Bu nedenle aynı zamanda poligalakturonik asit ismiyle de anılır. Ticari olarak sodyum tuzu  ( Sodyum Polipektat )  veya serbest asit ( poligalakturonik asit ) olarak bulunmaktadır. &lt;br/&gt;         Pektik maddelerin diğer bir adı, &quot;&quot; ramnogalakturonan &quot;&quot; lardır. Bu isimden de anlaşılacağı gibi, pektik maddeler basit bir galakturonik asit polimeri değildir. Buna göre, pektik maddeler esas olarak oldukça uzun galakturonik asit olmakla beraber, bu zincirin arasına &amp;#945;- 1,2 bağı yapmış L - ramnoz üniteleri belli bir açı yaparak yerleşmiştir. Böylece bu ünitelerin bağlandığı noktalarda zincir, pektin dirseği denen bir köşe yapmaktadır. Pektik maddenin kökenine göre, galakturonik asitten oluşmuş bölümü                 ( homogalakturonan )  uzunluğu değişmektedir. Pektik madde zincirinde ayrıca, nötral şekerlerden oluşan yan dallar bulunmaktadır. Yan dallar, monosakkaritlerden, disakkaritlerden ve polisakkaritlerden oluşabilmektedir. Bu yapılar henüz yeterli ayrıntılarla bilinmemektedir. Örneğin elma suyuna geçen pektinlerin % 75 oranında anhidrogalakturonik asit içerdiği ve % 83 düzeyine kadar metanol ile esterleşmiş bulunduğu, yan zincirlerin ise tamamına yakınının galaktoz ve arobinozdan kaynaklandığı bilinmektedir ( Wucherpfenning und Dietrich, 1987 )&lt;br/&gt;          Pektin, bitkisel dokularda yaygın olarak bulunmasına rağmen, her bitkiden pektin üretimi ekonomik olmamaktadır. Bunun yanı sıra bitkisel dokularda yeteli pektin bulunsa bile, pektnin nitelikleri kullanım açısından uygun olmayabilir. Gıda endüstrisinde kullanılmak üzere üretilen pektinin başlıca hammaddeleri; turunçgil kabukları ve elma posası gibi meyve suyu üretiminde oluşan atıklardır. Ancak pancar küsbesi ve</description></item><item><title>TRICHOGRAMMA EVANESCENS İLE YAPILAN DENEMELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?trichogramma-evanescens-ile-yapilan-denemeler-395075.html</link><description>MATERYAL VE METOT&lt;br/&gt;Materyal&lt;br/&gt;Arpa Güvesi, Sitotraga cerealella&lt;br/&gt;Sistematikteki Yeri&lt;br/&gt;Class:Insecta (=Hexapoda)&lt;br/&gt;Yumurta Parazitoidi; Trichogramma evanescens Westwood&lt;br/&gt;Sistematikteki Yeri&lt;br/&gt;Hymenoptera (Zar Kanatlılar)&lt;br/&gt;Alttakım: Apocrita&lt;br/&gt;Üstfamilya: Chalcıdoıdae&lt;br/&gt;Familya: Trichogrammatıdae&lt;br/&gt;E Kuehniella ile Yapılan Denemeler&lt;br/&gt;Besin Ortamının Hazırlanması &lt;br/&gt;Trichogramma evanescens İle Yapılan Denemeler&lt;br/&gt;Trichogramma evanescens Yetiştirilmesi&lt;br/&gt;Parazitlenmiş Konakçı Yumurtalarına Sıcaklığın Etkisi&lt;br/&gt;Yumurtaların Kartlara Yapıştırılması&lt;br/&gt;Tevanescens ergininin ömür uzunluğunun araştırılması&lt;br/&gt;BULGULAR&lt;br/&gt;Un Güvesinin Ephestia Kuaehniella&lt;br/&gt;Yumurta&lt;br/&gt;Larva &lt;br/&gt;Pupa&lt;br/&gt;Ergin&lt;br/&gt;Yumurta Parazitoidinin (Tevanescens) Biyolojisi&lt;br/&gt;Sıcaklığın Parazitlemeye, Parazitoid Pupalarınından Ergin Çıkışına Ve Cinsiyet ranına Etkisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Dünya nüfusundaki artış ve hızlı kentleşme ile gelişen endüstri ve ülkelerin doğal kaynaklarının tahribi ile oluşan kirlenme günümüz insanının en önemli sorunları arasına girmiş durumdadır. Kimyasal mücadele, böceklerle mücadelede en çok yöntemlerden birisidir. Fakat kimyasal bileşiklerin birtakım 6 zararlı özeliklerinden dolayı kullanımı sınırlı kalmaktadır. Trichogrammma cinslerinin kullanımı ile etkili bir mücadele için; kullanılan tür, parazitin kalitesi, salıverme zamanı, salıverilen birey sayısı ve çevre koşullan oklukça etkilidir. T.evanescens tahıl güvelerinin yumurtalarında yetiştirilerek, bunların mücadelesinde kullanılmaktadır.Örneğin; un güvesi Ephestia kuehniella larvası depolanmış un ile beslenerek unun kalitesini bozmakta, kirliliğe neden olmakta ve ürün kalitesini düşürmektedir. Sonuçta un kullanılamaz hale gelmektedir. Bu türün kontrolü için T. Evanecens west woord kullanılmaktadır. Bu çalışmanın başlıca amacı; biyolojik teknikler kullanılarak T. evanescens&quot;in farklı sıcaklıkta ergin çıkış oranına, ömür uzunluğuna farklı parazitlemeye ve F1 döllerinden çıkan erginlerin etkisini araştırarak en yüksek verimin hangi sıcaklıkta olabileceğini göster</description></item><item><title>TARIM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tarim-358296.html</link><description>TARIM&lt;br/&gt;    İnsan yaşamının temel ihtiyacı olan gıda ile doğrudan ilişkisi, tarım sektörünü ülke ekonomileri acısından son derece önemli kılmaktadır.Beslenme alışkanlığının  coğrafi koşullar ve kültürel faktörler nedeniyle önemli farklılıklar göstermesi, ülkeleri besin  ihtiyaçlarını dışarıya bağımlı olmaksızın kendi kendilerine karşılamak ve sektörde verimliliği artırmak amacıyla devletin desteği ve koruması altında kapsamlı tarım politikaları  oluşturmaya yöneltmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Tarım sektörünün dünya ülkeleri tarafından genellikle siyasi ve sosyal yönü ile ele alınarak korumacı politikalar  temelinde  belirlenmesi, sektörün uzun yıllar uluslararası ticari düzenlemeler  dışında kalmasına neden olmuştur.Nitekim sanayi sektöründe 1950&quot;li yıllardan itibaren uluslararası ticaret kurallarının oluşmasına rağmen tarım sektöründe ancak 1990li yıllarda dünya Ticaret Örgütü Tarım Anlaşması ile   benzer gelişmeler başlamıştır</description></item><item><title>TÜRKİYE TARIMI VE DEĞİŞME EĞİLİMLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-tarimi-ve-degisme-egilimleri-454209.html</link><description>TÜRKİYE TARIMI ve DEĞİŞME EĞİLİMLERİ&lt;br/&gt;TÜRKİYE TARIMI, GERÇEKLER / SAPTIRMACALAR&lt;br/&gt;Tarım 1980&quot;lerden beri yaşadigi aşinmaya karşin, Türkiye için hem sektörel hem de sosyo-politik olarak büyük önem taşimaktadir.&lt;br/&gt;Bir sektörünün ülke açısından önemi ya da başarısı, değerlendirmeye alınan kriterlere göre farklılıklar gösterir. Nitekim sözde tarım reformunun iç ve dış savunucuları, tarım sektörünü, ülke kaynaklarını yutan bir kara delik olarak nitelemektedirler. Nihai amaçları tarımı sektörel olarak çökertmek olan bu çevreler, argümanlarına temel dayanak olarak, tarıma ayrılan kamu kaynaklarının yüksekliğini ve buna karşın düşük verim-yüksek maliyet ikileminde yükselen üretim yapısını göstermektedirler. &lt;br/&gt;Medya bombardımanı altında oluşan yaygın kanının aksine, Türkiye&quot;de tarıma ayrılan kaynaklar ülke için bir kara delik oluşturmaktan çok uzaktır. Ülkede son yıllarda tarım finansmanında kullanılan kaynak miktarı 12 milyar $ dolayında olup, bu miktar OECD ülkeleri ortalamasını ifade etmektedir. Ancak özellikle şu belirtilmelidir ki, bu miktarın 9 milyar $&quot;ı, yarısı tarım üreticilerinden oluşan tüketiciler tarafından ödenmekte, geriye kalan 3 milyar $ ise kamu bütçesinden ayrılmaktadır. IMF ile birlikte reformun yönlendiricilerinden olan Dünya Bankası, bu 3 milyar $&quot;ın 3 yıl içerisinde 1.4 milyar $&quot;a indirilmesi gerektiğini söylüyor. Sadece son altı ayda içi boşaltılan bankalar ve kıyı bankacılığı macerasına soyunanlar için ayrılan kamu kaynakları düşünüldüğünde, ileri sürülen iddianın ne denli gerçek dışı olduğu ortaya çıkıyor. &lt;br/&gt;Verimlilik ve maliyet bağlantısı üzerine ortaya atılan savlarda da, aynı saptırmacanın izleri var. Gerçekten de, salt rakamlara dayanan bir karşılaştırma yapıldığında, ülkenin tarımsal verimliliği, gelişmiş ülkelerin oldukça gerisinde ve dünya ortalaması civarındadır. Bununla birlikte, doğru çözümlere ulaşabilmek, daha analitik değerlendirme süreçleri ile olanaklıdır. Örneğin tarımsal verimliliği ölçmede &quot;kullanılan girdi &amp;#8211; elde edilen çıktı&quot; verileri baz alındığında, Türkiye tarımının verimliliği Avrupa&quot;dan geri değildir. Aynı sonuç, çıktı elde etmek için kullanılan tarımsal mekanizasyon, finans vb. etkenler için de geçerlidir. O halde, &quot;tarım verimsizdir&quot; nitelemesi, tanımlanmadan kullanıldığında bilimsel açıdan geçersizdir. Tanımlandığında başlayacak irdeleme süreci de, hangi alandan bakılırsa bakılsın, Türkiye tarımının kullanılamayan potansiyeline vurgu yapacaktır.&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de tarımsal üretim maliyetlerinin, yine ABD ve AB ile karşılaştırıldığında, daha yüksek olduğu doğrudur. Ancak bu yüksek maliyetlerde, üreticinin kullanmak zorunda olduğu girdilerin pahalılığı önemli bir rol oynamaktadır. Türkiye üreticisi yıllardan beri mazotu, Türkiye Zirai Donatım Kurumu&quot;nun özelleştirilmesinden sonra gübreyi ve alet-ekipmanı, Devlet Üretme Çiftlikleri TİGEM&quot;lere dönüştürülüp içi boşaltıldığından beridir tohumu, gelişmiş ülkelerdeki meslektaşlarına göre çok daha pahalıya satın alıyor. Bu tablonun üzerine tarımdaki kamusal yatırım yetersizliği ve artık kronikleşmiş altyapı sorunları eklendiğinde, tarımsal üretimin maliyet değerlerinin yükselmesi kaçınılmaz oluyor. &lt;br/&gt;Tüm saldırılara ve yirmi yılı aşkın süredir yaşadığı erozyona karşın tarım sektörü, Türkiye için oldukça yararlı sonuçlar ortaya koymaktadır. Bunlardan en önemlisi, ideolojisi ve ekonomik gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun, dünyadaki tüm ülkeler için stratejik öneme sahip olan gıda güvenliğini, ülke için sağlamış olmasıdır. Ayrıca tarım, gayri safi milli hasılanın % 16&quot;sını oluşturmakta, dışsatımın % 11&quot;ine tarımsal ürünler konu olmaktadır. Sanayinin gereksinim duyduğu hammaddenin büyük bölümü, tarım sektörünce karşılanmaktadır. Bunlarla birlikte, tarımın salt teknik-sektörel analizlerle değil, en az onun kadar önemli olmak üzere sosyo-politik yönden de incelenmesini ve değerlendirilmesini gerektiren husus, tarımın istihdama olan katkısıdır. Türkiye&quot;de tarımın istihdamdaki payı, % 46&quot;lar düzeyindedir. &lt;br/&gt;1980&quot;lerden beri tarımı aşındırmak yolunda devam eden süreç, son birkaç yıldır hız ve etkinlik kazanmıştır. Son yıllarda yukarıdaki verilerin tümü, gelişen ekonomilerde görülen normal değişimlerin ötesinde, tarım sektörü için bir geriye gidişi/çöküşü deyimler hale geldi. Bu değişim, ülkenin en yoksul kesimini oluşturan tarım üreticilerinin, köylülerin ve tüm tüketicilerin yaşam koşullarını daha da zorlaştırdı.&lt;br/&gt;Dünyada esen neo-libe</description></item><item><title>ZİRAAT - ERKEN İLKBAHAR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE YÜKSEK PLASTİK TÜNELLERDE FARKLI RENKLERDEKİ SU TÜPLERİNİN PATLICAN VE BİBERDE VERİM,ERKENCİLİK VE KALİTEYE ETKİLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-erken-ilkbahar-yetistiriciliginde-yuksek-plastik-tunellerde-farkli-renklerdeki-su-tuplerinin-patlican-ve-biberde-verim,erkencilik-ve-kaliteye-etkileri-uzerine-bir-arastirma-400426.html</link><description>erken ilkbahar yetiştiriciliğinde yüksek plastik tünellerde farklı renklerdeki su tüplerinin patlıcan ve biberde verim,erkencilik ve kaliteye etkileri üzerine bir araştırma</description></item><item><title>TÜTÜN KULLANIMIN TARİHÇESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tutun-kullanimin-tarihcesi-441141.html</link><description>Tütün Kullanımın Tarihçesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amerika&quot;da Tütünün Tarihçesi(I)&lt;br/&gt;M.Ö. 6000 yılında Amerikada Tütün üretimi başlamış.&lt;br/&gt;M.Ö. 1500 yılında Maya halkı  içmeye ve tütünle lavman yapmaya başlamış.&lt;br/&gt;1492 C.Columbus tütün içimini Cuba adasında öğrendi. Tütün yapraklarını ve tohumlarını Avrupaya  taşıdı.&lt;br/&gt;1531.de Avrupalı göçmenler Santo Dominigo&quot;da tütün tarımına başladı&lt;br/&gt;1612. ticari amaçla tütün üretimi    başladı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amerika&quot;da Tütünün Tarihçesi(II)&lt;br/&gt;1800. Kanada&quot;da ticari amaçla tütün ekimi yapıldı.&lt;br/&gt;1881. ABD. Sigara makinesi yapıldı.&lt;br/&gt;1913. RJ Reynold Camel sigarasını üretti.&lt;br/&gt;1994. Sigara üreticileri ABD.kongresinde&lt;br/&gt;   Nicotine&quot;nin bağımlılık yapmadığını beyan etti! &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amerika&quot;da Tütünün Tarihçesi               (III)&lt;br/&gt;1862.ABD federal hükümeti sivil savaşını desteklemek için  tütün vergisini çıkardı.&lt;br/&gt;1939.  Ochsner erkekte tütün akciğer ilişkisini bildirdi.&lt;br/&gt;1953. R.Digest dergisinde sigara-kanser ilişkisiyle ilgili karikatür yayınladı.&lt;br/&gt;1964. ABD. Surgeons General tütün içiminin kansere sebep olduğunu kamuya bildirdi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa ve Orta-Doğu&quot;da Tütünün Tarihçesi. I&lt;br/&gt;1500. Türkler Mısır&quot;da tütünü tanıttı.&lt;br/&gt;1566. Jacques Nicot,Kralice Catherine de Medici&quot;ye Migren için tütün enfiyesi ve tohumu  gönderdi.&lt;br/&gt;1614. İngiltere&quot;de 7000 tütüncü dükkanı açıldı.&lt;br/&gt;1710. Petro, Rus halkını tütün içimine teşvik etti.&lt;br/&gt;1833. İngiltere&quot;de fosforlu kibrit yapıldı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Andreas Vesalius&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ambroise ParÃ©&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa ve Orta-Doğu&quot;da Tütün kullanımı Tarihçesi. II&lt;br/&gt;1840. F.Chopin&quot;in metresi Baroness de Dudevant halkın içinde ilk sigara içen.&lt;br/&gt;1901. UK.Imperial Tobacco ve BAT Çok uluslu şirketler kuruldu.&lt;br/&gt;---------------------------------------------------&lt;br/&gt;1604 .James I. Tütünü yasakladı.&lt;br/&gt;1633. Osmanlıda tütün kullanana ölüm&lt;br/&gt;1761. J.Hill. Tütün enfiyesi Nasal Ca. &lt;br/&gt;1795.Sammuel Thomas.Pipe dudak Ca.&lt;br/&gt;1962. R.Doll ve R.Peto</description></item><item><title>MUHABBET ÇİÇEĞİNİN (RESEDA LUTEOLA L.) BORNOVA EKOLOJİK KOŞULLARINA ADAPTASYONU VE BİTKİ SIKLIĞININ VERİM VE KALİTEYE ETKİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?muhabbet-ciceginin-(reseda-luteola-l.)-bornova-ekolojik-kosullarina-adaptasyonu-ve-bitki-sikliginin-verim-ve-kaliteye-etkisi-394928.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Deneme Alanında yürütülen bu çalışmada, muhabbet çiçeği (Reseda luteola. L.)nin Bornova ekolojik koşullarına adaptasyonu ve üç farklı sıra arası mesafesinin (20, 30 ve 40 cm) verim ve kaliteye etkileri incelenmiştir. Deneme; tek faktörlü tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur.&lt;br/&gt;Bitki sıklığının; yeşil herba verimi, drog herba verimi, kuru madde verimi ve bitki boyu üzerine olan etkisi istatistiki açıdan önemli bulunmuştur. En yüksek yeşil herba verimine (1349.67 kg/da), drog herba verimine (352.54 kg/da) ve kuru madde verimine (317.65 kg/da) 20 cm sıra arası mesafesinde ulaşılmıştır. Bitki sıklığının boyarmadde oranı üzerinde önemli bir etkisi görülmemiştir. Boyar madde oranı %3.6-4.0 arasında değişmektedir.&lt;br/&gt;Anahtar Kelimeler : Muhabbet çiçeği, Reseda luteola L., sıklık, luteolin, boya bitkileri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;THE ADAPTATION OF WELD (Reseda luteola L.)IN BORNOVA ECOLOGICAL CONDITIONS AND THE EFFECT OF DIFFERENT PLANT DENSITIES ON YIELD AND QUALITY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;This study aims to find out the adaptation in Bornova ecological conditions and the effect of the different row spacing (20, 30 and 40 cm) the yield and quality characteristics of weld. The field trial was conducted in the research area of faculty of Agricultural, Ege University in 1999. The experiment was conducted according to randomize block experiments (four replications ) design with one factor.&lt;br/&gt;It is observated that different plant densities had important effect on the value of green herbage yield, drug herbage yield, dry matter yield and plant height. The highest green herbage yield (1349.67kg/da), drug herbage yield (352.54 kg/da) and dry matter yield (317.65 kg/da) were obtained in 20 cm row spacing. Dye ratio was no affected by the different plant densities. So it was determined from 3.6 % to 4.0 % .&lt;br/&gt;Key words: Weld, Reseda luteola L., plant densities, luteolin, dyeing plants&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Doğadan elde edilen maddeleri kullan</description></item><item><title>ZİRAAT - MADDE VEYA HUMUS NEDİR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-madde-veya-humus-nedir-400429.html</link><description>madde veya humus nedir?</description></item><item><title>TÜRKİYEDE TÜTÜN YETİŞTİRİCİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyede-tutun-yetistiriciligi-357106.html</link><description>İ Ç İ N D E K İ L E R&lt;br/&gt;1.Tütün2&lt;br/&gt;2.Türkiye&quot;de Tütünün Tarihçesi3&lt;br/&gt;2.1.Türkiye&quot;de Üretilen Tütünler6&lt;br/&gt;2.1.1.Ege Bölgesi Tütünleri6&lt;br/&gt;2.1.2.Marmara Bölgesi Tütünleri9&lt;br/&gt;2.1.2.1.Bursa-Düzce-İzmit Gurubu10&lt;br/&gt;2.1.2.2.Hendek-Balıkesir-Trakya Gurubu10&lt;br/&gt;2.1.3.Karadeniz Bölgesi Tütünleri13&lt;br/&gt;2.1.3.1.Samsun-Bafra Gurubu14&lt;br/&gt;2.1.3.2.Taşova-Tokat Gurubu15&lt;br/&gt;2.1.3.3.Trabzon-Artvin Gurubu15&lt;br/&gt;2.1.3.4.Gümüşhacıköy Gurubu16&lt;br/&gt;2.1.4.Doğu Ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tütünleri18&lt;br/&gt;2.1.4.1.Adıyaman-Malatya Tütünleri19&lt;br/&gt;2.1.4.2.İskenderun-Yayladağı Tütünleri20&lt;br/&gt;2.1.4.3.Silvan Tütünleri20&lt;br/&gt;2.1.4.4.Bitlis Tütünleri20&lt;br/&gt;2.1.5.Türkiye&quot;de Üretilen Yabancı Menşeili Tütünler22&lt;br/&gt;2.1.5.1.Puroluk Tütün23&lt;br/&gt;2.1.5.2.Virginia Tütünü23&lt;br/&gt;2.1.5.3.Tömbeki23&lt;br/&gt;2.2.Türkiye&quot;de Son Alti Yillik Üretim Incelemesi24&lt;br/&gt;3.Sigara37&lt;br/&gt;4.Sigaranin Zararlari39&lt;br/&gt;4.1.Damar Sertliği Ve Tansiyon39&lt;br/&gt;4.2.Kronik Bronşit Ve Amfizem40&lt;br/&gt;4.3.Sigara İnsanların Estetiğini De Bozar41&lt;br/&gt;4.4.Sigara Ve Kanser41&lt;br/&gt;4.5.Bir Kan Pıhtılaştırıcı Olarak Sigara43&lt;br/&gt;4.5.1.Kanın Pıhtılaşması , Canlılığını Kaybetmesi43&lt;br/&gt;4.6.Beynin En Azılı Düşmanı Sigara44&lt;br/&gt;4.7.Sindirim Sistemi Ve Sigara45&lt;br/&gt;4.8.Ağız, Diş Ve Diş Etleriyle İlgili Hastalıklar46&lt;br/&gt;4.9.Dudak, Ağız, Dil Hastalıkları46&lt;br/&gt;4.10.Gırtlak ( Larinks ) Kanseri46&lt;br/&gt;4.11.Yemek Borusu ( Özofagos ) Kanseri46&lt;br/&gt;4.12.Mide Ülseri47&lt;br/&gt;4.13.Karaciğer Ve Böbrekler47&lt;br/&gt;4.14.Böbrekler47&lt;br/&gt;4.15.İnce Ve Kalın Bağırsaklar47&lt;br/&gt;4.16.Cinsel Hayat Ve Sigara48&lt;br/&gt;4.17.Öldürücü Karışım : Alkol + Sıgara49&lt;br/&gt;5.Kaynak50&lt;br/&gt;TABLOLAR&lt;br/&gt;Tablo 1. Ege Bölgesi Tütün Üretimi9&lt;br/&gt;Tablo 2. Marmara Bölgesi Tütün Üretimi13&lt;br/&gt;Tablo 3 . Karadeniz Bölgesi Tütün Üretimi18&lt;br/&gt;Tablo 4 . Doğu Ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tütün Üretimi22&lt;br/&gt;Tablo 5. Türkiye&quot;de Üretilen Yerli Ve Yabancı Tütünlerin Son Altı Yıllık Üretim Miktarı (Ton)25&lt;br/&gt;ŞEKİLLER&lt;br/&gt;Şekil 1.Türkiye&quot;de Üretilen Tütünlerin (1990-1995) Yılları Üretim Ortalama Payları26&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1.TÜTÜN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tütün patlıcangiller familyasından bir yıllık bitkidir. Çiçekli bitkiler aleminden çift çeneklilerdendir. Orijininde tropikal bir bitki olmasına karşılık, günümüzde yeryüzünde 60o Kuzey ve 40o Güney enlemleri arasındaki çok geniş bir alanda tarımı yapılan Dünyanın en önemli sanayi ürünlerinden birisidir. Gıda maddesi olmamasına rağmen Dünyada tüketimi ve büyük kitleleri ilgilendiren ekonomik faaliyetleri yüksek bir bitki olarak dikkat çekmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tütün bitki sistematiğinde Solanaceae familyası &quot;Nicotiana&quot; cinsi içerisinde yer alır. Nicotiana cinsine dahil yaklaşık 65 tür vardır. Bu türlerden sadece Nicotiana tabacum ve nicotiana rustica türleri sigara, puro, pipo vb. tütün mamullerinin yapımında yapraklarından yararlanılan kültür formlarıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyada üretilen tütünün %90&quot;nı Nicotiana tabacum türüne dahil Virginia, Burley, Şark (Türk tütünleri) tütün çeşitleri oluşturmaktadır. Bugün bilinen türleri Amerika kökenli tek yıllıktır. Dış koşullara bağlı olarak sıcak bölgelerde iki veya çok yıllık olabilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tütün kazık köklü, bir bitki olup, Türk tütünlerinin boyu 100 cm civarındadır. Yaprak, tütün bitkisinin en önemli ve kullanılan kısmıdır. Tütün yapraklarının şekil ve büyüklükleri çok çeşitli ve farklıdır. Tütünün kalite özellikleri yapraklarda toplanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tütün yaprağı olgunlaşmadan ve toplanmadan önce yeşildir. Olgunlaşıp kırıldıktan sonra tütün çeşitlerine ve bölgelere göre rengi sarı-kırmızı-kahverengi tonları arasındaki renklerdedir. Tütün bitkisinin tepesinde beyaz-pembe-kırmızı renk tonlarında çiçekleri vardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tütünün yaprakları kullanılmaktadır. Bu nedenle yaprağın kalite özellikleri tütünün kalitesini yansıtır. Yaprakta kaliteyi belirleyen özellikler yaprak dokusu, su tutma kabiliyeti, yanma özelliği, koku, tat, renk ve yaprağın kimyasal bileşimidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tütünü diğer bitkilerden ayıran en önemli özellik yapraklarında bulunan nikotindir. Nikotin organik azotlu maddelerden oluşan bir alkoloiddir. Bu sebeple tütün keyif verici olarak kullanılmaktadır.&lt;br/&gt;2.TÜRKİYE&quot;DE TÜTÜNÜN TARİHÇESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tütün Türkiye&quot;ye 1601-1605 yılları arasında İngiliz, Ve</description></item><item><title>ARPA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?arpa-345800.html</link><description>ARPA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Arpa buğdayla beraber dünyanın en eski kültür bitkisidir. Tarih öncesi devirlerinde ilk kültür bitkisi olan arpayı insanlar besin olarak kullanmışlardır. Bugün bile, buğdayın ekilemediği kutup bölgeleri ve yüksek dağlık bölgelerde arpa ekilerek besin maddesi olarak kullanılır. Ayrıca, Tibet yaylası, Çin, Kore ve Japonya nın bazı bölgelerinde çeltik ile birlikte çıplak daneli arpa yetiştirilerek oradaki halkın besin kaynağını oluşturur. Arpanın unundan ekmek yapıldığı gibi, irmik, unundan yine ayrıca çorba, hamur işleri ve bazı memleketlerde (ersatz) kahvede yapılır.&lt;br/&gt;     Arpanın en önemli tüketim alanı hayvan yemi ve bira yapımıdır. Bir çok yerlerde arpa hayvan yemi olarak yulafa tercih edilir. Bu arpanın hayvanı sıcak tutarak yağ yaptığı ile izah edilir. Genellikle dünyada arpanın en çok kullanıldığı alanlardan biride bira yapımıdır. (1)&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;Arpanın Tarihçesi ve Kökeni&lt;br/&gt;      Arpanın yetiştirilmesi çok eskidir. Eski Mısırlılar dört sıralı, altı sıralı çıplak arpayı çok iyi tanırlar ve yetiştirirlerdi, özellikle çıplak arpanın Mısırda yetiştirilmesi çok eskidir. Heredot ve Plinus a göre Mısır lılar arpadan bir nevi içki elde ederlerdi. Yunanlılar Mısırlılardan cüzzam görülmesini bu içkiye atfederlerdi. &lt;br/&gt;      Arpa İbraniler tarafından yetiştirilmiş ve ekmeği İbrani fakirleri için sembol olmuştur. Hayfa ve Kudüs arasındaki Gezer mevkiinde yapılmış olan kazıların her tabakasında buğday ile birlikte arpayada rastlanmıştır. &lt;br/&gt;      Babilonyalılarda arpayı tanır ve yetiştirirlerdi. Babilonyada arpanın İsa nın doğumundan 3000 yıl önce yetiştirilmiş olduğu buralarda bulunan izlerden öğrenilmektedir. &lt;br/&gt;      Arpanın Doğu Asyada da yetiştirilmesi eskidir. Burada kral tarafından kutsal sayıldığı için belli bir tören gördükten sonra halk tarafından ekilirdi.&lt;br/&gt;      Arpaya Yunanistan da yapılan tarihi kazılarda buğday ile birlikte rastlanılmıştır. Bu sebeple eski Yunanlılarında arpayı tanıdıkları ve yetiştirdikleri böylece öğrenilmektedir. Homer eserlerinde arpadan bahsettiği gibi Heradot  ve Theophrast da arpanın muhterif çeşitlerinden Artemidor ise İsa nın doğumundan iki yüz yıl sonra yazmış olduğu eserinde tanrının kullarına ilk önce arpayı sunduğunu yazmıştır. &lt;br/&gt;      Arpa Romalılarca da tanınırdı. Romalılar iki sıralı arpayı yazlık ve çok sıralı olanları da kışlık olarak yetiştirirlerdi. Romalı Collomeller eserinde arpayı iki sıralı ve altı sıralı arpa olarak ayırmış ve iki sıralı arpayı gerek tanesinin iriliği ve gerekse unun beyazlığı dolaysıyla yetiştirme tekniğinden bahsetmiştir. &lt;br/&gt;      Güney Fransa da yapılan araştırmalar da arpa şist tabakaları üzerinde resmedilmiş olarak bulunmuştur. Bunun Renntier zamanının Glyptisch devrine ait olduğu ve bu suretle arpanın burada da çok eskiden beri yetiştirilmiş olduğu öğrenilmiştir. &lt;br/&gt;      Arpanın İtalya da Mondsee de su üzerinde mesken kurma devrinde mevcut olduğu yapılan araştırmalarla meydana çıkarıldığı gibi Roben Hausen de yaptığı araştırmalar da Taş devrine ait başaklar bulmuştur. (5) &lt;br/&gt;       Arpanın kökenine gelince De CANDOLE, KÖRNCKE, VAVİLOV ve diğer araştırıcılar adına Ön-Asya denen ve içerisinde Anadolu, Suriye, Filistin, Irak, İran Afganistan, Hindistan ın kuzeyi ve Pamir yaylasının teklerinin bulunduğu geniş bir bölgeyi kaplar. (1)&lt;br/&gt;       Kültür arpasının orjini Ege ve Doğu Akdeniz çevreleridir. Çünkü iki sıralı arpaların yabani türü olan Hordeum spontaneum Koch bütün orta doğuda H. agriocrithon Aberg ise Doğu Anadolu da Kafkasya da ve Afganistan da bol olarak bulunmaktadır.&lt;br/&gt;      Ege bölgemizin arpaları birinci Dünya savaşına kadar İzmir arpası adı ile Dünyaca tutulan altı sıralı düz kılçıklı arpalardır o zamanlar İzmir arpası İngiliz viskisinin ana maddesini &lt;br/&gt;                                                                                                                                                    2&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;oluştururdu. Ege den Kaliforniya ya götürülen İzmir arpası burada Japon arpası ile melezlenip ünlü Atlas arpası elde edilmiştir. Bugünde Kaliforniya da geniş eki</description></item><item><title>TOPRAK İŞLEME ALETLERİNİN TARİHÇESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?toprak-isleme-aletlerinin-tarihcesi-382526.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;ŞEKİL DİZİNİ4&lt;br/&gt;ÖNSÖZ5&lt;br/&gt;1. GİRİŞ6&lt;br/&gt;2. TOPRAK  İŞLEME  ALETLERİNİN  TARİHÇESİ7&lt;br/&gt;3. TOPRAK İŞLEMENİN BİLİMSEL TEMELLERİ12&lt;br/&gt;3.1. Fiziko - Mekanik Bileşenler12&lt;br/&gt;3.2. Biyolojik Olaylar13&lt;br/&gt;3.3. Kimyasal Bileşenler13&lt;br/&gt;3.4. Toprak Tavı13&lt;br/&gt;3.5. Sürme Derinliği16&lt;br/&gt;3.6. Toprak Sürtünmesi17&lt;br/&gt;3.6.1. İç Sürtünme17&lt;br/&gt;3.6.2. Dış Sürtünme17&lt;br/&gt;3.7. Toprak Direnci18&lt;br/&gt;3.7.1.  Özgül Toprak Direnci19&lt;br/&gt;4. TOPRAK İŞLEMENİN ANA EVRELERİ20&lt;br/&gt;4.1. Anız Bozma20&lt;br/&gt;4.2. Tohum Yatağının Hazırlanması21&lt;br/&gt;4.2.1. Sonbaharda Tohum Yatağının Hazırlanması21&lt;br/&gt;4.2.2. İlkbaharda Tohum Yatağının Hazırlanması21&lt;br/&gt;5. TOPRAK İŞLEMENİN GENEL AMAÇLARI22&lt;br/&gt;5.1. Toprağın Parçalanması22&lt;br/&gt;5.2. Toprağın Döndürülmesi23&lt;br/&gt;5.3. Toprağın Kabartılması23&lt;br/&gt;5.4. Toprağın Karıştırılması24&lt;br/&gt;5.5. Tarla Yüzeyinin Düzeltilmesi24&lt;br/&gt;5.6. Yabancı Ot Kontrolü25&lt;br/&gt;6.TOPRAK İŞLEME SİSTEMLERİNİN İNCELENMESİ26&lt;br/&gt;6.1. Geleneksel Toprak İşleme26&lt;br/&gt;6.2.  Korumalı Toprak İşleme27&lt;br/&gt;6.3. Minimum Toprak İşleme28&lt;br/&gt;6.4. Azaltılmış Toprak İşleme28&lt;br/&gt;6.5. Nem Engelli (malçlı) Toprak İşleme28&lt;br/&gt;6.6. Toprak işlemesiz (sıfır toprak işleme, çiziye ekim veya dikim)29&lt;br/&gt;6.6.1. Şerit Halinde Toprak İşleme31&lt;br/&gt;6.6.2. Sırta Ekime Yönelik Toprak İşleme31&lt;br/&gt;7. TARLA BİTKİLERİ NDE TOPRAK İŞLEME  SİSTEMLERİ33&lt;br/&gt;7.1. Kuru Ziraatte  Toprak İşleme33&lt;br/&gt;7.1.1. Kuru Ziraatte Toprak İşleme Metodu ve Derinliği33&lt;br/&gt;7.2. Sulu Ziraatte Toprak İşleme36&lt;br/&gt;7.3. Nemli  Ziraatte  Toprak İşleme36&lt;br/&gt;8. EKOLOJİK TARIMDA TOPRAK İŞLEME SİSTEMLERİ37&lt;br/&gt;8.1. Koruyucu Toprak İşleme Teknikleri38&lt;br/&gt;8.1.1. Minimum Toprak İşleme38&lt;br/&gt;8.1.2. Malçlı Toprak İşleme39&lt;br/&gt;8.1.3. Şeritvari Toprak İşleme40&lt;br/&gt;8.1.4. Düşey Malçlama-Derin Toprak İşleme40&lt;br/&gt;8.2. Bağlarda Toprak İşleme41&lt;br/&gt;8.2.1. Sıra Arası Toprak İşleme41&lt;br/&gt;8.2.2. Sıra Üzeri Toprak İşleme42&lt;br/&gt;9. TOPRAK İŞLEME ALET VE MAKİNELERİNİN SINIFLANDIRILMASI44&lt;br/&gt;9.1. Birinci Sınıf Toprak İşleme Aletleri45&lt;br/&gt;9.1.1. Pulluklar45&lt;br/&gt;9.1.1.1. Kulaklı Pulluklar46&lt;br/&gt;9.1.1.2. Özel Pulluklar57&lt;br/&gt;9.1.2. Dipkazan  (Subsoiler)59&lt;br/&gt;9.2. İkinci Sınıf Toprak İşleme Aletleri61&lt;br/&gt;9.2.1. Kültivatörler62&lt;br/&gt;9.2.1.1. Tarla Kültivatörleri62&lt;br/&gt;9.2.2. Ot Yolucular (Rod-Weeder)65&lt;br/&gt;9.2.3. Listerler65&lt;br/&gt;9.2.4.Tırmıklar66&lt;br/&gt;9.2.4.1.Dişli Tırmıklar66&lt;br/&gt;9.2.4.2. Diskli Tırmıklar (Disk-Harrow)67&lt;br/&gt;9.2.4.3. Yaylı Tırmıklar70&lt;br/&gt;9.2.4.4. Döner  Tırmıklar71&lt;br/&gt;9.2.5. Merdaneler72&lt;br/&gt;9.2.6. Tapanlar (Tarla Sürgüleri)75&lt;br/&gt;9.2.7. Döner Elemanlı Toprak İşleme Makineleri (Rototillerler veya Toprak Frezeleri)77&lt;br/&gt;KAYNAKLAR79&lt;br/&gt;            &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ŞEKİL DİZİNİ&lt;br/&gt;1.Şekil 1. Karasabanların gelişimi.8&lt;br/&gt;2.Şekil 2. Toprak işleme kıvamı15&lt;br/&gt;3.Şekil 3. Alet ile toprak arasındaki sürtünme18&lt;br/&gt;4.Şekil 4. Tarla yüzeyi düzgünlüğünün çıkışa etkisi24&lt;br/&gt;5.Şekil 5. Bazı toprak işleme aletlerini toprağa etkileri25&lt;br/&gt;6.Şekil 6. Toprak işleme  üçgeni (Aavım, 1983)26&lt;br/&gt;7.Şekil 7. Ağır kültivatör+Rototiller+Dişli merdane kombinasyonu39&lt;br/&gt;8.Şekil 8. Düşey malçlama yapan makina41&lt;br/&gt;9.Şekil 9. Sır</description></item><item><title>TOPRAK SU VE HAVA KİRLİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?toprak-su-ve-hava-kirliligi-398298.html</link><description>TOPRAK SU VE HAVA KİRLİLİĞİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toprak Kirliliği&lt;br/&gt;Toprağa bırakılan zararlı ve atık maddelerle toprağın özelliklerinin bozulmasına toprak kirliliği denir.&lt;br/&gt;Toprak, içme suyu, yapı, şehircilik, mezarlıkların kurulması ve düzenlenmesi, sıvı ve katı atıkların uzaklaştırılması ve zararsız hale getirilmesi gibi konularla sıkıca ilgilidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toprak Mikroorganizmalarının Etkileri  (Toprağın Biyolojik Arıtıcı Etkisi)&lt;br/&gt;Toprak mikroorganizmaları (özellikle aerop ve anaerop sporlu basiller, aktinnomiçesler ve mantarlar).Karbonhidratların ve yağların parçalanma ürünlerinin büyük bir kısmı toprakta bakteriler tarafından harcanır.Fosfatlar (PO4) toprak tarafından tutulur.Klorürler kolaylıkla eriyerek suya geçerler.Bu olayların sonunda humin asitleri bol miktarda teşekkül eder.&lt;br/&gt;Bu parçalanma olayları için : 1) Toprakta belirli miktarda nem ve O2 bulunması, 2) Toprağın uygun bazlar kapsaması ve 3) Toprak ısısının 5 oC den yüksek olması gerekir ( daha düşük ısı  şartlarında mikroorganizmaların faaliyeti yavaşlar veya durur).&lt;br/&gt;Toprak içinden süzülen kirli suların temizlenmesinde (arınmasında) toprakta geçen bu biyolojik olayların büyük rolü vardır.&lt;br/&gt;Bakteriler, aktinomiçes ve mantarlar, protozoon ve kurtlar toprağın yalnız yüzey kısımlarında bulunur.Ekilen toprakların 1 gramında 1 milyardan fazla bakteri amip ve diğer protozoonlar mevcuttur.İşlenmemiş toprakların 1 gramında 100.000 &quot;den fazla mikrop bulunur.Toprağın derinliklerine inildikçe bu canlı organizmaların miktarı süratle azalır.Daha 1-3 metre derinlikte bakteriden çok fakir kısımlar başlar.İnce gözenekli, ağaçlıklı bir toprağın 4 metreden daha derin kısımları tamamen denilebilecek bir derecede bakteriden yoksundur.Derin toprak kısımlarının mikroorganizmalardan kurtulması, bu elemanların ince gözenekli üst topraklarda kısmen adsorbe edilmeleri, kısmen de toprak içinde meydana gelen  muhati (sümüksel) bir çöküntü tabakasının sonucudur.Bu nedenle, ağaçlıklı ve çatlakları olmayan bir arazide 4 metreden daha derinde</description></item><item><title>ZİRAAT - ÇİM SAHALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-cim-sahalar-400462.html</link><description>çim sahalar</description></item><item><title>SEBZECİLİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sebzecilik-447709.html</link><description>SEBZECİLİĞİN GENEL TANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İlk insanlar yaşayabilmek için doğada yetişen çeşitli yabani otların kök, gövde, yaprak, meyve, çiçek, tohum ve sürgünlerinden faydalanmışlardır. Zamanla kültüre alınan bu yabani otlar bugün yetiştirdiğimiz sebzelere dönüşmüştür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bugün tarım alanlarımızın ancak %1,5 luk bir kısmında Sebzecilik yapılmaktadır. Bu oran bize sebzeciliğe gereken önemin  tam  manasıyla  verilemediğini  ve  sebzecilik faaliyetlerinin çok özen istediğini göstermektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu dersimizde sebzeciliğin genel bir tanımını yaptıktan sonra sebzeciliğin ilk adımı olan tohum konusunda kısa ve öz bilgiler vereceğiz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SEBZE NEDİR? &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kök, gövde, sürgün, yaprak, çiçek meyve ve tohum gibi çeşitli yerlerinden gıda olarak faydalanılan, vitamin ve mineral kaynağı olarak kullanılan taze veya pişirilerek tüketilen tek veya çok yıllık otsu bitkilere sebze denilmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BESLENMEMİZDE SEBZELERİN  ROLÜ  BÜYÜK &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sebzeler içerdikleri vitaminler, mineral maddeler, karbonhidrat, protein ve diğer birçok özellikleri sayesinde beslenmemizde büyük rol oynayan besin maddelerinden birisidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SEBZELER  BİRER  VİTAMIN  KAYNAĞIDIR &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vitamin ve sağlık kaynağı olarak kabul edilen sebzelerin her biri çeşitli vitaminleri, ihtiva ederler. Bunlardan bir kısmı özellikle bazı vitaminlerce zenginlikleri ile tanınırlar. Örneğin; Havuç,  marul, ıspanak,  maydanoz,  pazı A Vitaminince; Fasulye,  bezelye, domates,  B Vitaminince; karnabahar,  lahana,  yeşil  soğan, yeşil biber, ıspanak, domates C Vitaminince zengin sebzelerdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sebzelerin vitamin noksanlıklarında meydana gelen çok tehlikeli hastalıklara  karşı  vitamin  kaynağı  olarak  kullanılmaları  insan sağlığında oynadıkları hayati önemi gösterir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sebzelerin yalnız vitamince değil, insan vücudunun gelişmesinde önemli rolü olan demir,  fosfor ve kalsiyumca  zenginlikleri nedeniyle de beslenmede çok önemli yerleri vardır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İLAÇ OLARAK SEBZELER &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sebzelerdeki alkali fazlalığı vücudumuzdaki asit fazlalığını nötr hale  getirerek  denge  temin  ederler.  Bileşimlerindeki  selüloz sayesinde bağırsakların normal ve rahat çalışmasına yardımcı olurlar. Ayrıca içerdiği güzel kokulu ve baharlı maddeler iştahın açılmasını sağlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BESİN OLARAK SEBZELER &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sebzeler bol  miktarda yenildiğinde  doyma  hissi  vermekle beraber kalori değerleri düşük olduğundan ne kadar bol yenilirse yenilsin hiçbir zaman arzu edilmeyen şişmanlık meydana getirmezler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sebzeler insanların dengeli beslenmesinde vitamin ve mineral kaynağı olarak önemli bir yer tutar. Dünyada sebze tüketimi hayat düzeylerinin yükselmesine paralel olarak hızla artmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÖRT MEVSİM SEBZE ÜRETİMİ YAPABİLİRİZ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Birçok önemli sebze türünün gen merkezi durumunda olan ve her türlü sebzenin değişik mevsimlerde yetiştirilmesi imkanlarına sahip olan ülkemiz, dünyanın belli başlı sebze üreten ülkeleri arasında yer almaya adaydır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BOL SEBZE YİYELİM &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemiz sebze tüketimi bakımından diğer ülkelere göre iyi durumdadır. Kişi başına tüketim yıllara göre 130 kg/yıl - 150 kg/yıl arasında değişmektedir.  Tarımsal yapı ve üretime ilişkin  resmi istatistiklerde yer alan 109 tarımsal ürünün 32 adedi sebze türüne aittir. Her türün çeşit zenginliği de düşünülürse sebzelerin sayılarının çok fazla olduğu görülmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HANGİ BÖLGELERİMİZDE &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Farklı iklim ve toprak yapısı nedeniyle ülkemiz dokuz tarımsal bölgeye ayrılmıştır. Tüm bölgelerimizde çeşitli sebzeler üretilmesine karşın ticari amaçla üretim bazı bölgelerde yoğunlaşmıştır. Ege, Marmara ve Akdeniz  bölgeleri sebzecilik yönünden en önemli bölgelerdir. Üç bölgenin Türkiye toplamı sebze ekiliş alanındaki payı 1987 yılında %59,6 dır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akdeniz ve Ege bölgelerinde yıl boyu sebze üretilmektedir. İç kesimlere doğru iklim özelliklerinin değişmesi ve yetiştirme süresinin kısalması nedeni ile yılda tek ürün alınmaktadır. En az ekiliş alanına sahip bölge Kuzeydoğu Anadolu bölgesidir. Erzincan, Erzurum, Kars, Ağrı ve Artvin illerini kapsayan bu bölgenin toplam sebze ekiliş alanı içindeki payı %1 ,4 dür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SERA  SEBZECİLİĞİMİZİ</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot;DE DONDURULMUŞ MEYVE-SEBZE İŞLEME SANAYİ VE AVRUPA BİRLİĞİ KARŞISINDAKİ DURUMU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-de-dondurulmus-meyvesebze-isleme-sanayi-ve-avrupa-birligi-karsisindaki-durumu-355239.html</link><description>TÜRKİYE&quot;DE DONDURULMUŞ MEYVE-SEBZE İŞLEME SANAYİ VE AVRUPA BİRLİĞİ KARŞISINDAKİ DURUMU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;TÜRKİYE&quot;DE DONDURULMUŞ MEYVE-SEBZE İŞLEME SANAYİ &lt;br/&gt;VE AVRUPA BİRLİĞİ KARŞISINDAKİ DURUMU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Araştırma, Avrupa Birliği tarım politikası ile karşılaştırmalı olarak dondurulmuş meyve-sebze sektörünün durumunun belirlenmesine yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, sektörde faaliyet gösteren 34 firmadan 14&quot;ü ile yapılan anket sonuçları ve çeşitli kaynaklardan faydalanılmıştır.&lt;br/&gt;İncelenen firmaların %57.1&quot;i 10.000 ton/yılın üzerinde dondurulmuş ürün üretim kapasitesine sahiptir. Firmaların tamamında IQF (Bireysel Hızlı Dondurma) tekniği kullanılmaktadır. Firmalarda toplam 18 tür sebze ve 9 tür meyve işlenmektedir.&lt;br/&gt;Avrupa Birliği&quot;nde dondurulmuş meyve-sebze Ortak Piyasa Düzenlerine (OPD) sahipken, Türkiye&quot;de böyle bir uygulama bulunmamaktadır. Avrupa Birliği&quot;nde dondurulmuş meyve-sebze sektörü OPD&quot;ne göre destek ve teşviklerden yararlanmaktadır. Türkiye&quot;de ise, dondurulmuş meyve-sebze sektörü diğer sanayi kuruluşlarıyla aynı destek ve teşvik sistemi kapsamındadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ANAHTAR KELİMELER&lt;br/&gt;Derin Dondurma, Meyve-Sebze, Ekonomi-Politik, Türkiye, Avrupa Birliği.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;THE FROZEN FRUIT AND VEGETABLE SECTOR IN TURKEY AND ITS SITUATION IN VIEW OF THE EUROPEAN UNION POLICIES&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The aim of this study is determine situation of Turkish frozen fruit and vegetable sub-sector compared to the Common Agricultural Policy (CAP). The study based on the survey data with 14 processors in Turkey and the secondary data. &lt;br/&gt;57.1% of examined total companies have got over 10.000 t/year freezing capacity. All of the companies use IQF (Individual Quick Freezing) system. 18 species vegetables and 9 species fruits have been using in the sector. &lt;br/&gt;In the European Union (EU), frozen fruit and vegetable sector has Common Organisations of Markets. The sector are being supported on this context by the EU. But, the frozen fruit and vegetable sector in Turkey is being treated as an industrial sector.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KEYWORDS&lt;br/&gt;Quick Frozen, Fruit-Vegetable, Economy-Politics, Turkey, European Union.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER DİZİNİ      Sayfa No&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET/ABSTRACTI/II&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLERIII&lt;br/&gt;SİMGELER DİZİNİV&lt;br/&gt;ŞEKİLLER DİZİNİVI&lt;br/&gt;ÇİZELGELER DİZİNİVII&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.GİRİŞ1&lt;br/&gt;1.1.Konunun Önemi1&lt;br/&gt;1.2.Araştırmanın Amacı ve Kapsamı3&lt;br/&gt;2.KAYNAK ARAŞTIRMASI4&lt;br/&gt;3.VERİLER VE YÖNTEM11&lt;br/&gt;3.1.Veriler11&lt;br/&gt;3.2.Yöntem11&lt;br/&gt;3.2.1.Verilerin Toplanması İle İlgili Yöntem11&lt;br/&gt;3.2.2.Verilerin Analizi İle İlgili Yöntem12&lt;br/&gt;4.DONDURULMUŞ MEYVE-SEBZE SEKTÖRÜNÜN TANIMI13&lt;br/&gt;5.DÜNYADA DONDURULMUŞ MEYVE-SEBZE SEKTÖRÜ15&lt;br/&gt;5.1.ABD&quot;de Dondurulmuş Meyve-Sebze Tüketimi18&lt;br/&gt;5.2.Japonya&quot;da Dondurulmuş Meyve-Sebze Tüketimi20&lt;br/&gt;5.3.Norveç ve İsviçre&quot;de Dondurulmuş Meyve-Sebze Tüketimi23&lt;br/&gt;6.AVRUPA BİRLİĞİ&quot;NDE DONDURULMUŞ MEYVE-SEBZE SEKTÖRÜ24&lt;br/&gt;6.1.Avrupa Birliği&quot;nde Sektöre Yönelik Mevzuat ve Destek Mekanizmaları33&lt;br/&gt;7.TÜRKİYE&quot;DE DONDURULMUŞ MEYVE-SEBZE SEKTÖRÜ40&lt;br/&gt;7.1.Üretim40&lt;br/&gt;7.2.Tüketim45&lt;br/&gt;7.3.Dış Ticaret46&lt;br/&gt;7.3.1.İthalat46&lt;br/&gt;7.3.2.İhracat51&lt;br/&gt;7.4.Türkiye&quot;de Sektöre Yönelik Mevzuat ve Devlet Yardımları58&lt;br/&gt;7.5.Gümrük Birliği&quot;nin Sektöre Etkileri63&lt;br/&gt;8.ARAŞTIRMA BULGULARI66&lt;br/&gt;8.1.Sektörde Faaliyet Gösteren Firmaların Genel Durumu67&lt;br/&gt;8.2.Hammadde68&lt;br/&gt;8.3.Üretim74&lt;br/&gt;8.4.Kapasite Kullanımı78&lt;br/&gt;8.5.Pazarlama Kanalları80&lt;br/&gt;9.TARTIŞMA83&lt;br/&gt;KAYNAKLAR88&lt;br/&gt;TEŞEKKÜR96&lt;br/&gt;ÖZGEÇMİŞ97&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SİMGELER DİZİNİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kısaltmalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AB: Avrupa Birliği&lt;br/&gt;ABD: Amerika Birleşik Devletleri&lt;br/&gt;AET: Avrupa Ekonomik Topluluğu&lt;br/&gt;CN: Clasification Number - Sınıflama Numarası&lt;br/&gt;DİE: Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü&lt;br/&gt;DPT: Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı&lt;br/&gt;DTM: Başbakanlık Dış Ticaret Müşteşarlığı&lt;br/&gt;EFTA: European Free Trade Area - Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi&lt;br/&gt;GATT: Gümrük Tarifeleri ve Tica</description></item><item><title>ZİRAAT - İÇ ANADOLU BÖLGESİNİN TARIM VE HAYVANCILIĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-ic-anadolu-bolgesinin-tarim-ve-hayvanciligi-400405.html</link><description>iç anadolu bölgesinin tarım ve hayvancılığı</description></item><item><title>ZİRAAT - SERA PROJESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-sera-projesi-400464.html</link><description>sera projesi</description></item><item><title>TARIM ALET VE MAKİNALARI SANAYİİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tarim-alet-ve-makinalari-sanayii-446536.html</link><description>TARIM ALET VE MAKİNALARI SANAYİİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;Sayfa&lt;br/&gt;No&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER................................................................................ I&lt;br/&gt;TEŞEKKÜR .................................................................................... V&lt;br/&gt;YAZARLAR ................................................................................... VI&lt;br/&gt;KOMİSYONLARDA GÖREV ALAN ÜYELER .......................... VII&lt;br/&gt;KOMİSYON ÇALIŞMA PROGRAMI .......................................... IX&lt;br/&gt;HAZIRLIK ÇALIŞMALARI VE RAPORUN DÜZENLENMESİNDE&lt;br/&gt;İZLENEN YORDAM .........................................................&lt;br/&gt;XI&lt;br/&gt;ÇİZELGE LİSTESİ ......................................................................... XII&lt;br/&gt;ŞEKİL LİSTESİ .............................................................................. XVI&lt;br/&gt;YÖNETİCİ ÖZETİ.......................................................................... XVII&lt;br/&gt;BÖLÜM A. GENEL KONULAR VE MEVZUAT KOMİSYONU RAPORU&lt;br/&gt;KOMİSYONDA GÖREV ALANLAR........................................... 1&lt;br/&gt;A. GENEL KONULAR VE MEVZUAT........................................ 2&lt;br/&gt;A.1. Genel Bilgiler .......................................................................... 2&lt;br/&gt;A.1.1. Sektörün TanÃµmÃµ ve SÃµnÃµrlanmasÃµ ......................................... 2&lt;br/&gt;A.1.2. TarÃµm Sektörü İle İlişkisi ...................................................... 2&lt;br/&gt;A.1.3. Türkiye&amp;#146;de TarÃµmsal Mekanizasyon .................................... 6&lt;br/&gt;A.1.3.1. Türkiye&amp;#146;de TarÃµmsal Mekanizasyon Özellikleri................ 6&lt;br/&gt;A.1.3.2. Türkiye İçin Önemli Görülen TarÃµmsal Mekanizasyon KonularÃµ&lt;br/&gt;12&lt;br/&gt;A.1.3.2.1. TarÃµm Traktörleri ve TarÃµm İş MakinalarÃµ ...................... 12&lt;br/&gt;A.1.3.2.2. TarÃµmsal Mekanizasyon PlanlamasÃµ ............................... 13&lt;br/&gt;A.1.3.2.3. TarÃµmsal Mekanizasyonda İnsan-Makina İlişkileri ....... 15&lt;br/&gt;A.1.3.2.4. İş Güvenliği .................................................................... 17&lt;br/&gt;A.1.3.2. Türkiye İçin Önemli Eksikliği Olan Mekanizasyon UygulamalarÃµ&lt;br/&gt;19&lt;br/&gt;A.1.3.3.1. Sebze TarÃµmÃµ Mekanizasyonu &amp;#150; Küçük Güçlü Traktörler&lt;br/&gt;19&lt;br/&gt;A.1.3.3.2. TahÃµl HasadÃµ ve Çapa Bitkileri HasadÃµ &amp;#150; Biçerdöver...... 20&lt;br/&gt;A.1.3.3.3. Pamuk HasadÃµ ve Mekanizasyonu &amp;#150; Hasat MakinalarÃµ .. 21&lt;br/&gt;Sekizinci Beş YÃµllÃµk KalkÃµnma PlanÃµ TarÃµm Alet ve Makinalari Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Raporu&lt;br/&gt;http://ekutup.dpt.gov.tr/imalatsa/oik562.pdf II&lt;br/&gt;Sayfa&lt;br/&gt;No&lt;br/&gt;A.1.3.3.4. Toprak İşleme Mekanizasyonu &amp;#150;Taş Toplama Mak. ve Dip Kazan&lt;br/&gt;........................................................................................&lt;br/&gt;22&lt;br/&gt;A.1.3.3.5. Pancar, Patates ve YerfÃµstÃµğÃµ Hasat mekanizasyonu....... 23&lt;br/&gt;A.1.3.3.6. AnÃµza Ekim MakinalarÃµ ................................................. 23&lt;br/&gt;A.1.3.3.7. Özet ................................................................................ 23&lt;br/&gt;A.1.4. Ortak Makina KullanÃµmÃµ ...................................................... 24&lt;br/&gt;A.1.5. TarÃµmsal Mekanizasyonda Sigorta MevzuatÃµ ....................... 26&lt;br/&gt;A.1.6. T.C. Ziraat BankasÃµ TarÃµmsal Mekanizasyon Kredileri........ 27&lt;br/&gt;A.1.7. Traktör ve TarÃµm Alet ve MakinalarÃµ Deneyleri................... 29&lt;br/&gt;A.1.8. TarÃµmsal Mekanizasyon ile ilgili Mevzuat ........................... 31&lt;br/&gt;A.1.9. Mevzuata İlişkin Öneriler ..................................................... 37&lt;br/&gt;BÖLÜM B. TRAKTÖR KOMİSYON RAPORU&lt;br/&gt;KOMİSYONDA GÖREV ALANLAR........................................... 41&lt;br/&gt;B.1. Genel Bilgiler........................................................................... 42&lt;br/&gt;B.1.1. Sektörün TanÃµmÃµ ve SÃµnÃµrlanmasÃµ ......................................... 42&lt;br/&gt;B.1.2. TarÃµm Sektörü İle İlişkisi ...................................................... 43&lt;br/&gt;B.2. MEVCUT DURUM VE SORUNLAR.................................... 44&lt;br/&gt;B.2.1 Mevcut Durum....................................................................... 44&lt;br/&gt;B.2.1.1 Sektördeki Kuruluşlar ......................................................... 45&lt;br/&gt;B.2.1.2. Mevcut Kapasite ve KullanÃµmÃµ .......................................... 47&lt;br/&gt;B.2.1.3. Üretim ....................</description></item><item><title>ZİRAAT ODALARININ MAHİYETİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-odalarinin-mahiyeti-445054.html</link><description>ZİRAAT ODALARI VE ZİRAAT ODALARI BİRLİĞİ KANUNU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kanun no: 6964&lt;br/&gt;Kabul tarihi: 15-5-1997&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;               ODALARIN MAHİYET VE GAYESİ&lt;br/&gt;Madde 1- (değişik: 2979- 14-2-1984)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Ziraat odaları, bu kanunda  yazılı  esaslar uyarınca meslek hiz-metleri görmek tarım sektörünün her alanda genel menfaatlere uygun olarak gelişmesine  ve  devletin  tarımsal  plan  ve programlarının gerçekleşmesine  Yardımcı olmak çiftçilerin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak mesleki faali-yetlerini kolaylaştırmak tarımda is meslek disiplin ve ahlakı ile birliğini ko-rumak çiftçilerin birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve gü-veni hakim kılmak amacıyla kurulan tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteli-ğinde meslek kuruluşlarıdır.&lt;br/&gt;               Kuruluş ve çalışma sahaları&lt;br/&gt;Madde 2-&lt;br/&gt;     Ziraat odaları bu kanunun 7 ve 8 inci maddelerinde yazılı Umumi Heyetin teşekkülü ve faaliyete geçmesi üzerine kurulmuş olur.&lt;br/&gt;     (Değişik fıkra: 2979 14-2-1984)&lt;br/&gt;     Ziraat odalarının kuruluş ve  çalışma  sahaları  kaza  sınırlarıdır. Ancak bu sınırlar  Türkiye  Ziraat  Odaları  Birliği İdare Heyetinin gerekçeli  Kararı ile odası kurulmamış 14ten daha az muhtarlık çevresi olan kazanın en yakın kaza Ziraat Odası ile birleştirilerek genişletilebilir.&lt;br/&gt;     (Ek fıkra: 2979 14-2-1984)&lt;br/&gt;     Ziraat odaları kuruluş amaçları ve kanunda belirtilenler dışında hiçbir faaliyet gösteremezler. Kendilerine verilen görevlerin yerine getirilme-si ile ilgili olmayan toplantı yapamaz.Gösteri yürüyüşü düzenleyemezler. Si-yasetle uğraşamazlar. Siyasi partiler sendikalar ve derneklerle ortak hareket edemezler. Siyasi partilere maddi yardım yapamazlar. Onlardan maddi yar-dım alamazlar,onlarla siyasi ilişki ve işbirliği içinde bulunamazlar, milletve-kili ve mahalli idareler ile mahalle muhtarlıkları ve ihtiyar heyetleri seçimle-rinde herhangi bir adayı ve grubu destekleyemezler.&lt;br/&gt;               Odaların vazifeleri&lt;br/&gt;Madde 3- Ziraat Odalarının başlıca vazifeleri şunlardır:&lt;br/&gt;     1- Mecburi vazifeler:&lt;br/&gt;a) Ziraat ve ziraatla uğraşan çiftçi ve işçiyi alakadar eden bilu-mum bilgileri, haberleri toplamak ve bu mevzularda her türlü incelemeler, endeksler, kendi çevrelerine mahsus istatistikler yapmak ve neşretmek ve alakalılarca istenilen bilgi ve kayıt-ları vermek.&lt;br/&gt;b) Vekaletlere veya bunlara bağlı müesseselere idari makamlara  belediyelere, bankalara ve diğer mesleki odalara faaliyet mev zularına müteallik tekliflerde bulunmak ,ticari ve sanayi oda-larına ,borsa,hal ve mezbahalara umumi sergilere ve lüzum gördüğü diğer yerlere temsilci göndermek.&lt;br/&gt;c) Ziraatın gelişmesi için gerekli gördüğü mevzuat değişiklikle-rin yapılabilmesi veya yeni mevzuatın tedvini maksadıyla Odalar Birliğine teklifte bulunmak; &lt;br/&gt;d) Köylerin içtimai ve iktisadi kalkınmasına dair plan ve prog-ramların hazırlanmasında ilgili idare ve teşekküllerle işbirliği yapmak ve yardımcı olmak; &lt;br/&gt;e) Çiftçiye pratik bilgiler vermek üzere ziraat kursları,kış ders-haneleri tesis ve konferanslar tertiplemek;ziraat tahsilini teş-vik eylemek; ziraat öğretim ve eğitim sistemi hakkında mü-şahede ve mütalaalarını ilgililere bildirmek; &lt;br/&gt;f) Bölgelerindeki ormanların korunması, çıplak yerlerin ağaç-landırılması,elverişli yerlerde kavaklık,söğütlük vesaik ağaç-lıkların tesis edilmesi hususlarında halkı teşvik etmek ve ge-rekli telkinlerde bulunmak; ağaç ve orman sevgisini yaymak;&lt;br/&gt;g) Çiftçi kütüklerini tutmak,çiftçilere açılacak kredilere ve veri-lecek tohumluklara esas olmak üzere gerekli malumatı, kre-diyi ve tohumluğu verecek teşekküllere bildirmek ve bunların yerlerine sarf edilip edilmediğini mahallinde tetkik ve takip etmek, neticelerini ilgili teşekküllere haber vermek;&lt;br/&gt;h) Fenni ve modern ziraat işletmesi kurmak isteyenlere yol  gös termek,bunların plan ve hesaplarını yaptırmak,kredi imkanla-rını hazırlamak; çiftçilerin her türlü ziraat faaliyetleriyle ilgili ihtiyaçların giderilmesi ve Odaca temin  edilen mütehassıs  ve ustalardan parasız faydalanmasını eldeki imkan nispetinde sağlamak;&lt;br/&gt;i) Sergiler,panayırlar açm</description></item><item><title>SERA SEBZECİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sera-sebzeciligi-345863.html</link><description>1. GİRİŞ&lt;br/&gt;Sera sebzeciliği dünyada olduğu gibi bizde de giderek büyüyen bir sektör haline gelmiştir. Bunun nedeni tüketicilerin sebzeleri sadece mevsimlerinde değil, mevsimleri dışında da sofralarında görmek istemeleridir. Bazı yabancı ülkelerde sera sebzeciliği o kadar gelişmiş, teknik donanım yönünden o kadar mükemmelleşmiştir ki; üreticiye sadece serada üretimi başlatmak kalmıştır. Ülkemiz seracılığında da, b ülkelerle aynı düzeyde olmakla beraber, modern seralar görülür olmuştur. Seracılığımızda en önemli üreticimizin anasından, babasından gördüğü yetiştirme yöntemlerini kullanmakta ısrarcı oluşudur. Oysa her konuda olduğu gibi seracılıkta da her yıl gerek üretimine gerekse sera tekniğine ait pek çok yenilikle karşılaşmak söz konusudur. Önemli olan seracılığımızı yine iklim avantajını ön plana çıkararak yeniliklere açık tutmaktır.&lt;br/&gt;Jeotermal zengini ülkemizde jeotermal ısıtmalı sera sayısı hala yok denecek kadar azdır. Önemli olan bu doğal kaynaktan yararlanabilmektir. Jeotermal enerji seramızın az bir maliyetle ısınmasını sağlayan doğal bir kaynaktır. &lt;br/&gt;Biber yetiştiriciliğini seçmemdeki amaç Biberin kalori değeri % 22&quot;dir. Yani çok düşüktür. Biberin insan beslenmesindeki önemi özellikle vitamin C içeriğinden kaynaklanır. Biberde 160 mg Vitamin C vardır. Sebzelerde ender bulunan P vitamini de biberde bulunur. Biberin Afyon şartlarına jeotermal enerji sayesinde yetiştirilebileceğini anlatmak için proje konumu biber olarak seçtim.&lt;br/&gt;2. Biber Yetiştiriciliği&lt;br/&gt;2.1. Biber bitkisi  ile ilgili genel bilgiler&lt;br/&gt;2.2. Anavatanı ve Besin Değeri&lt;br/&gt;Anavatanı Tropikal Amerika olan biber bitkisi domatesle aynı familyadandır. Kristof Colomb&quot;un (1492) Amerika&quot;ya keşfi sırasında Meksika, Brezilya, Şili ve Peru&quot;daki Kızılderililerin biber yetiştirdiğini gördüğü söylenir. Biber 1493 yılında İspanyaya geçmiştir. 16. yüzyılda Osmanlı döneminde İstanbula getirilmiştir. Ilık iklimlerde çok senelik bir bitkidir. Biberin kalori değeri % 22dir, yani çok düşüktür. Biberin insan beslenmesindeki değeri özellikle vitamin C içeriğinden kaynaklanır. 160 mg vitamin C vardır. Sebzelerde ender bulunan P vitamini de biberde bulunur. Biberdeki alkoloidin adı Capsaicin&quot;dir.  &lt;br/&gt;2.3. Morfolojik özellikleri&lt;br/&gt;Bitki bol görünümlü narin bir saçak köke sahiptir. Köklerinin % 70i toprağın üst 10-30 cmlik kısmında dağılır, geri kalan kısmı ise daha derinlere 50 cmye, zaman zaman da, 100 cmye kadar iner. Köklerin yanlara dağılımı 40-60 cm arasında değişir. &lt;br/&gt;Dik olarak büyüyen ve başlangıçta otsu, giderek odunsu bir yapı gösteren biber gövdesi, hıyar kadar olmasa da, çabuk kınlan gevrek bir yapıya sahiptir. Gövde boğum ve boğum aralarından oluşur. biber bitkisi 150 cmye kadar da uzayabilir. &lt;br/&gt;Çiçekleri biyolojik bakımdan erseliktir, bir çiçekte 5 çanak, 5 taç yaprak, 5 erkek ve l dişi organ vardır. Erselik çiçek yapısına karşın % 3-30 arasında yabancı tozlaşma görülür. Bu durum genelde erkek ve dişi organın farklı zamanlarda olgunlaşmaÂ¬sından kaynaklanır.&lt;br/&gt;Tohumları domatesinkine benzer, daha geniş ve parlak san renkÂ¬tedir, l gdaki biber tohumu sayısı 150-180 arasında değişir, 1000 dane ağırlığı 5-6 gdır. Tohumlar genelde meyveden alındıktan 2-3 ay sonra çimlenme özelliğine kavuşur. Karanlıkta daha iyi çimlenir.&lt;br/&gt;2.4. Çevresel istekleri&lt;br/&gt;Biber tohumlan 8Â°Cın üzerindeki sıcaklıklarda çimlenebilirse de en iyi çimlenmeyi 21-28Â°Clar arasında gösterir Fakat optimum çimlenme sıcaklığı, gece gündüz aynı olmak koşuluyla, 24Â°Cdır.&lt;br/&gt;Fide döneminde ise ideal ortam sıcaklıkları gece ve gündüz olmak koşuluyla 18-23Â°Ca düşürülebilir. Dikimden sonraki sera sıcaklıktan gündüz 24-25Â°Clar, gece 20-21Â°Clar arasında tutulmaya çalışılır. Işığı çok seven biber bitkileri gün uzunluğuna karşı duyarsızdırlar. Biber seralarında hava oransal nemi % 70-75 civarında tutulmaya çalışılır. Suyu seven bir bitkidir biber bitkisi. Ancak kuru ve yaş toprakÂ¬lardan olumsuz yönde etkilenir. Genelde düzenli sulamalardan hoşlanır. İdeal sera toprağı olarak bilinen tınlı toprak, biber yetiştirmeye de çok uygundur. Toprak pHsmın</description></item><item><title>BİTKİLER HANGİ HASTALIKLARA ÇARE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bitkiler-hangi-hastaliklara-care-350956.html</link><description>BİTKİLER HANGİ HASTALIKLARA ÇARE ?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ACI BAKLA &lt;br/&gt;Semen Lupini&lt;br/&gt;Şeker hastalığına karşı kullanılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ACI YONGA &lt;br/&gt;Lignum Quassiae&lt;br/&gt;İştah açıcı, kuvvet verici, kurt ve ateş düşürücü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ADAÇAYI &lt;br/&gt;Salvia officinalis&lt;br/&gt;Gaz söktürücü, antiseptik, kuvvet verici ve uyarıcı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ALIÇ &lt;br/&gt;Fructus Crataegi&lt;br/&gt;Özellikle kalp üzerinde etkili, idrar söktürücü, kabız&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ALTINOTU &lt;br/&gt;Herba Ceterachi&lt;br/&gt;İdrar söktürücü ve kabız etkileri vardır. Basura karşı, &lt;br/&gt;haricen kullanılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AMBER &lt;br/&gt;Ambra Grisea&lt;br/&gt;Kaşalot balığından elde edilir. Kalbi kuvvetlendirir, iştah &lt;br/&gt;açar ve cinsel arzuyu artırır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ANASON &lt;br/&gt;Fructus Anisi Vulgaris&lt;br/&gt;Gaz söktürücü, iştah açıcı, süt artırıcı ve uyku vericidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ANDIZ KÖKÜ &lt;br/&gt;Radix Helenii&lt;br/&gt;Safra söktürücü, öksürük kesici, göğüs yumuşatıcı,kuvvet &lt;br/&gt;verici ve kurt düşürücüdür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ARDIÇ TOHUMU &lt;br/&gt;Fructus Juniperi&lt;br/&gt;İdrar artırıcı, terletici, midevi ve antiseptik özellikleri vardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ASPİR &lt;br/&gt;Flos Carthami&lt;br/&gt;Romatizma ağrılarına karşı etkilidir. Dahilen terletici, kurt &lt;br/&gt;düşürücü ve adet getiricidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BALIKOTU &lt;br/&gt;Fructus Cocculi indici&lt;br/&gt;Dahilen kurt düşürücü, sara nöbetlerini azaltıcı olarak &lt;br/&gt;kullanılır. Tehlikeli bir drogdur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BAMYA ÇİÇEĞİ &lt;br/&gt;Flos Hibisci&lt;br/&gt;Dahilen göğüs yumuşatıcı, lapa halinde haricen çıbanları &lt;br/&gt;olgunlaştırıcıdır. Kabızlığa karşı etkili ve zararsız bir drogdur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BESBASE &lt;br/&gt;Rhizoma Polypodii&lt;br/&gt;Müshil, safra ve balgam söktürücü ve kurt düşürücü etkilere &lt;br/&gt;sahiptir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BİBERİYE&lt;br/&gt;Folium Rosmarini&lt;br/&gt;Dahilen kabız, hazım sistemi uyarıcısı, safra artırıcı ve idrar &lt;br/&gt;söktürücü, haricen ise iltihaplı yaraların tedavisinde kullanılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖĞÜRTLEN&lt;br/&gt;Folium Rubi&lt;br/&gt;Kabız, kuvvet verici, idrar söktürücü ve şeker hastalığına &lt;br/&gt;karşı kullanılır. Bademcik iltihaplarında da gargara yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;CİVAN PERÇEMİ&lt;br/&gt;Herba Millefolii&lt;br/&gt;İdrar artırıcı, iştah açıcı, gaz söktürücü, adet söktürücü &lt;br/&gt;ve yara iyileştiricidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇAKŞIROTU KÖKÜ&lt;br/&gt;Ferulae meifoliae&lt;br/&gt;Cinsel kudreti artırıcı olarak etkilidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇAM SAKIZI&lt;br/&gt;Terebenthina Communis&lt;br/&gt;Solunum ve idrar yolları hastalıklarında kullanılan etkili &lt;br/&gt;bir antiseptiktir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇEKEM&lt;br/&gt;Fructus Visci albi&lt;br/&gt;Kabız, idrar artırıcı, kusturucu, kuvvet verici ve tansiyon &lt;br/&gt;düşürücü etkileri vardır. Romatizma ağrılarında kullanılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇÖREKOTU&lt;br/&gt;Semen Nigellae&lt;br/&gt;İdrar ve süt artırıcı, iştah açıcı ve adet söktürücüdür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇÖVEN KÖKÜ&lt;br/&gt;Radix Saponariae albae&lt;br/&gt;Tedavide nadiren kullanılır. Bilhassa tahin helvası &lt;br/&gt;yapımında kullanılır. İdrar ve balgam söktürücüdür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DAĞÇAYI&lt;br/&gt;Sideritis&lt;br/&gt;Uyarıcı, gaz söktürücü, iştah açıcı ve mide ağrılarını &lt;br/&gt;kesici özelliklere sahiptirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DEFNE YAPRAĞI&lt;br/&gt;Folium Lauri&lt;br/&gt;Terletici, antiseptik ve midevi etkilere sahiptir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DEVE ÇÖKERTEN&lt;br/&gt;Fructus Tribuli&lt;br/&gt;Taş düşürücü, idrar söktürücü ve kuvvet verici olarak &lt;br/&gt;kullanılmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DEMİR HİNDİ&lt;br/&gt;Pulpa Tamarindorum&lt;br/&gt;Müshil ve müleyyin bir etkiye sahiptir. Hiçbir tahriş &lt;br/&gt;edici etkisi yoktur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DENİZ KADAYIFI&lt;br/&gt;Carrageen&lt;br/&gt;Dahilen, çok kullanılan bir göğüs yumuşatıcı ve &lt;br/&gt;öksürük kesicidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DEVE DİKENİ&lt;br/&gt;Herba Cardui mariae&lt;br/&gt;Karaciğer hastalıklarına karşı ve safra artırıcı &lt;br/&gt;olarak kullanılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DUT MEYVASI&lt;br/&gt;Fructus Mori nigri&lt;br/&gt;Meyvalardan hazırlanan şurup, gargara halinde, &lt;br/&gt;ağız ve boğaz hastalıklarına (pamukçuk) karşı kullanılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EĞİR KÖKÜ&lt;br/&gt;Rhizoma Calami aromatici&lt;br/&gt;Gaz söktürücü, terletici ve antispazmotiktir. Dahilen &lt;br/&gt;Prostat, haricen ise romatizma için kullanılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FESLEĞEN&lt;br/&gt;Herba Basilici&lt;br/&gt;Yatıştırıcı, midevi, idrar artırıcı ve gaz söktürücüdür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FUNDA&lt;br/&gt;Herba Ericae&lt;br/&gt;İdrar yolları dezenfektanı, idrar söktürücü ve kabız &lt;br/&gt;etkilere sahiptir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GELİNCİK&lt;br/&gt;Flos Rhoeados&lt;br/&gt;Yatıştırıcı, öksürük kesici, göğüs yumuşatıcı ve hafif &lt;br/&gt;uyutucu etkilere sahiptir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİNSENG&lt;br/&gt;Ginseng&lt;br/&gt;Kalp kuvvetlendirici ve yorgunluğu gidericidir. &lt;br/&gt;Cinsel gücü artırıcı etkileri vardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÜNLÜK&lt;br/&gt;Gummi Olibanum&lt;br/&gt;Dahilen kuvvet verici, yatıştırıcı, kabız, idrar artırıcı, adet &lt;br/&gt;söktürücü, adet getirici ve romatizma ağrılarını dindiricidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HALİLE (Kara-Sarı) &lt;br/&gt;Fructus Myrobalani&lt;br/&gt;Sarı halile müshil, Kara halile ise kabız olarak kullanılır. &lt;br/&gt;Haricen ise yara iyileştiricidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HARDAL TOHUMU&lt;br/&gt;Sinapis nigrae&lt;br/&gt;Haricen lapası, yakısı ve banyosu yapılir. Kanı cilde &lt;br/&gt;toplamak ve ağrı kesmek için kullanılır.</description></item><item><title>AĞAÇ TÜRLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agac-turleri-358109.html</link><description>ACI AGAÇ&lt;br/&gt;(Lignum Quassiae)&lt;br/&gt;Etki ve Kullanilis:Istah açici,kuvvet verici,kurt ve ates düsürücü etkilere sahiptir.&lt;br/&gt;Diger isimler:Aci odun,Aci yonga,Kausya &lt;br/&gt;ACI BADEM&lt;br/&gt;(Semen Amygdali amarum)&lt;br/&gt;Etki ve kullanilis:Konya yöresinde seker hastaligina karsi kullanilmaktadir,Yüksek miktarda alindigi zaman zehirlenme belirtileri görülür.Genellikle kullanilmamalidir.&lt;br/&gt;ACI BAKLA.&lt;br/&gt;(la.Semen Lupini,Al.Lupinensamen, Fr.Graine de lupin,In.Lupin seed.)&lt;br/&gt;Etki ve kullanilis:Idrar artirici,kurt düsürücü,Konya yöresinde ise seker hastaligina karsi da &lt;br/&gt;Kullanilmaktadir.bunun içinse tohumlar suda haslanir,kabuklari soyulduktan sonra kahve tavasinda kavrulur toz haline getirildikten sonra sabahlari aç karna yenir.&lt;br/&gt;Diger isimler.Delice bakla,tirmis,gavur baklasi,Yahudi baklasi,Lupen &lt;br/&gt;ACI KARPUZ&lt;br/&gt;(La.Fructus Colocynthidis,Al.Koloquinten, Fr.Fruit de coloquinte, In.Colocynth apple)&lt;br/&gt;Etki ve kullanilis:Tahriç edicidir,yüksek miktarlarda kullanilirsa zehirlidir.&lt;br/&gt;Diger isimler.Aci elma,ebucehil karpuzu,Senhiyar,Singiyar,Hanzal&lt;br/&gt;ESEKHIYARI MEYVASI&lt;br/&gt;(La.Fructus Elaterii, Al.Springgurke, Fr.Fruit de concombre purgatif, In.Elaterium fruit)&lt;br/&gt;Etki ve kulllanilis:Taze usarenin dahilen kullanilmasi,karin agrilari ile beliren zehirlenmeler yapar.Bu nedenle taze usare dahilen kullanilmamalidir.&lt;br/&gt;Diger isimler:Acidülek,Aci kavun,acidüvelek,cirtlak,cirtatan,hiyarcik,seytankelegi,&lt;br/&gt;Yabanihiyar,kargadüvelegi.&lt;br/&gt;ACI PELIN&lt;br/&gt;(La.Herba Absinthii, Al.Wermutkraut, Fr.Herbe d&quot;absinthe, In.Common wormwood)&lt;br/&gt;Etki ve kullanilis:Midevi,istah açici,kuvvet verici,ates düsürücü,idrar artirici olarak kullanilir&lt;br/&gt;Diger isimler.Ak pelin,Aci pelin,Büyük pelin.&lt;br/&gt;ADAÇAYI&lt;br/&gt;(La. Folium Salviae officinalis, Al.Salbeiblatt, Fr. Feuille de sauge, In. Sage leaf)&lt;br/&gt;Etki ve kullanilis:Gaz söktürücü,antiseptik,yara iyi edici,kuvvet verici ve uyarici etkileri vardir.&lt;br/&gt;Diger isimler.Tibbi adaçayi&lt;br/&gt;ADAMOTU KÖKÜ&lt;br/&gt;(La. Radix Mandragorae, Al. Alraunwurzel, Fr. Racine de mandragore, In. Mandrake root.)&lt;br/&gt;Etki ve kullanilis:Agri kesici,yatistirici ve cinsel kurdeti artirici,uyutucu etkilerinden dolayi pek eski devirlerden beri haricen ve dahilen kullanilmaktadir.&lt;br/&gt;Diger isimler:Abdülselamotu,Hacilarotu,Atelmasi,Insanotu,Kankurutan,Toskafakavunu,&lt;br/&gt;Ademotu.&lt;br/&gt;ADASOGANI&lt;br/&gt;(La. Bulbus Scillae albus, Al. Meerzwiebel, Fr. Bulbe de scille, In. Squill root)&lt;br/&gt;Etki ve kullanilis:Taze droglar tahriç edicidir ve dahilen alindiginda kusma ve ishal yapar.&lt;br/&gt;AK GÜNLÜK&lt;br/&gt;(La.Olibanum,Gummi Olibanum)&lt;br/&gt;Etki ve Kullanilis:Kuvvet verici,yatistirici,adet söktürücü,adet getirici,kabiz,idrar artirici,&lt;br/&gt;Romatizma agrilarini dindirici olarak kullanilmaktadir.Tütsü olarakta kullanilmaktadir.&lt;br/&gt;Diger isimleri:Buhuru kabugu,Yahudi günlügü,Günnük,Künnük.&lt;br/&gt;AKIRKARHA&lt;br/&gt;(Radix Pyrethri romani)&lt;br/&gt;Etki ve kullanilis:Haricen romatizma agrilarina,sinir agrilarina.Gargara halinde bogaz hastaliklarina karsi kullanilsa bile tahris yapici bir etkiye sahip bulundugundan dahilen kullanilmasi sakincalidir.Kusma ve ishal yapar.&lt;br/&gt;Diger isimler.Akirkahra,Üdülkahri,Akir kahra,&lt;br/&gt;ALIÇ MEYVASI&lt;br/&gt;(Fructus Crataegi)&lt;br/&gt;Etki ve kullanilisi:Meyvalari kabiz ve idrar artirici olarak semt pazarlarinda bulunmaktadir.&lt;br/&gt;Sivas yöresinde bol miktarda bulunmaktadir.C vitamini tasimaktadir.&lt;br/&gt;Çiçeklerinden hazirlanan hülasalar tansiyon düsürücü ve yatistirici olarak kullanilmaktadir.&lt;br/&gt;Sinir sistemini yatistirici,spazmlari azaltici,kalp atislarinin hizini yavaslatici.&lt;br/&gt;Avrupa ülkelerinde meyvalari kalp yatistirici olarak kullanilmaktadir.&lt;br/&gt;Diger isimler:Gevis,Yemisen,Eksimusmula,Beyazdiken,Edran.&lt;br/&gt;ALMAN TAS BOYA&lt;br/&gt;(Black Henna)&lt;br/&gt;Etki ve Kullanilis:Günümüzde saç boyamak için kullanilmaktadir.&lt;br/&gt;ALTINOTU&lt;br/&gt;(La. Herba Ceterachi, Al.Milzfarn, Fr.Ceterach officinal, In. Miltwaster)&lt;br/&gt;Etki ve Kullanilis:Idrar söktürücü ve kabiz etkilere sahibtir.Basur memelerine karsida kullanilmaktadir.&lt;br/&gt;Diger isimler:Dalakotu.&lt;br/&gt;AMBER&lt;br/&gt;(La.Ambra Grisea, Al.Ambergris, Fr..Ambre gris, In.Ambergris.)&lt;br/&gt;Etki ve kullanilis:Kalp kuvvetlendirici,istah açici,cinsel arzuyu yatistirici olarak eskiden&lt;br/&gt;Pek çok kullanilirdi,bugün ise parfümeri endüstrisinde koku verici olarak</description></item><item><title>TOPRAK ORGANİK MADDESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?toprak-organik-maddesi-348101.html</link><description>TOPRAK ORGANİK MADDESİ&lt;br/&gt;Toprak Organik Maddesinin Kapsamı ve Önemi &lt;br/&gt;Topraklarda az miktarlarda bulunan organik madde toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri üzerine önemli surette etki yapar. Toprağın iyi bir strüktür kazanması, agregatların stabil hale gelmesi, toprağın su tutma kapasitesi, havalanması ve iyi tav durumunu muhafaza etmesi gibi fiziksel özellikleri geniş ölçüde organik madde ile ilgilidir. Toprakların kalyon değiştirme kapasitelerinin büyük bir kısmı organik maddelerden ileri gelmektedir. Organik maddenin ayrışmasıyla bir çok bitki besin elementleri açığa çıkar. Bu yüzden organik madde toprağın verimliliği ile yakından ilgilidir. Yeryüzünü örten materyalin üst kısmında koyu renkli, organik madde içeren bir tabaka bulunmadıkça toprak diye adlandırılması güçtür. Zira organik madde pedolojik anlamda toprağın ayrılmaz kısımlarından biridir. Toprağın organizmaları ve organik maddeleri içermesi de toprağın ayrılmaz özelliklerinden biridir. &lt;br/&gt;Organik maddenin toprağın verimliliği ile olan yakın bağıntısı asırlar önce anlaşılmıştır. Koyu renkli toprakların açık renkli topraklardan daha verimli oldukları çiftçilerin gözünden kaçmamıştır. Toprak organik maddesinin muhafazası için eski çağlardan itibaren organik artıkların topraklara verilmesi cihetine gidilmiştir. Primitif tarımda yorulmuş topraklar organik maddenin yeniden birikmesine olanak sağlamak için ziraat yapılmaksızın belli bir süre kendi haline terk edilmekteydi. &lt;br/&gt;Bitkisel ve hayvansal dokular toprak organik maddesinin kökenini oluştururlar. Organik artıklar toprağa karıştıktan sonra çok çeşitli mikroorganizmaların hücumuna uğrayarak ayrışmaya başlarlar ve mineralize oluncaya kadar çeşitli değişikliklere uğrarlar. Organik madde ayrışmanın çeşitli safhalarındaki farklı organik bileşikleri içerir. Organik maddenin içinde henüz toprağa düşmüş bitkisel ve hayvansal artıklar, bitkisel veya hayvansal dokulara ait hiçbir iz taşamayan, oldukça stabil organik bileşikler ile kimyasal yapı bakımından ikisi arasında çeşitli ara ürünleri bulunur. Yani organik madde terimi topraklardaki bütün organik bileşikleri belirtmek üzere kullanılmaktadır. Birçok bilginler toprağın canlı kısmını meydana getiren mikroorganizmaları da organik madde içinde etüd etmektedirler. Toprak organik maddesinin pek az bir kısmı yaşayan organizmalardan oluşmaktadır.&lt;br/&gt;HUMUS&lt;br/&gt;Toprak organik maddesi terimi yanında bir de &quot;Humus&quot; terimi vardır. Bu terim geçmişte çeşitli anlamlarda kullanılmıştır. Bir kısım toprak bilginleri humusu toprağın bütün organik maddelerini belirlemek üzere kullanmışlardır. Çoğunlukla bu terim toprak organik maddesinin belli bir fraksiyonuna karşılık olmak üzere kullanılmıştır.  Topraktaki organik maddeler çeşitli ayrışma safhalarında bulunurlar. Ayrışmanın ileri safhalarında bulunan koyu renkli organik maddeler humus olarak kabul edilmektedir. Taze bitki kökleri ve sapları, ahır gübresi, taze yeşil gübre, taze mutfak artıkları ve çöpler, böceklerin ve solucanların ayrışmamış vücutları, bitkisel ve hayvansal hayatın sayısız artıkları, orijinleri henüz ayırt edilebilecek bir safhada iseler, henüz humus değildirler. Bütün bu maddeler humusun kaynağıdırlar, bunların ayrışmasıyla humus meydana gelir.&lt;br/&gt;Çeşitli bitkisel ve hayvansal artıklar toprağa karıştırıldıkları zaman derhal çok çeşitli mikroorganizmaların hücumuna uğrarlar. Organik maddenin ayrışması sonucunda yapılarındaki maddelerden bir kısmı gaz haline geçerek uzaklaşır, bir kısmı üreyen mikroorganizmaların hücrelerinin yapısında kullanılır, diğer bir kısmı da tedricen humus adını verdiğimiz koyu renkli amorf  bir maddeye çevrilir. Humus bitkisel ve hayvansal artıkların mikroorganizmaların etkisiyle ayrışma ve parçalanmasından meydana gelen rengi kahverengiden koyu siyaha kadar değişen kompleks, amorf ve oldukça stabil bir maddedir. Humusun içinde bitki ve hayvan dokuları teşhis edilemez. Ayrıca humus topraktaki mikroorganizmaların faaliyetlerine karşı fazla dayanıklıdır. Yani mikroorganizmalar humusu kolayca parçalayamazlar.&lt;br/&gt;S</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot;DE TAHIL ÜRETİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-de-tahil-uretimi-352580.html</link><description>TÜRKİYE&quot;DE TAHIL ÜRETİMİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BUĞDAY&lt;br/&gt;ARPA&lt;br/&gt;ÇAVDAR&lt;br/&gt;KAPLICA&lt;br/&gt;YULAF&lt;br/&gt;DARI &lt;br/&gt;MISIR &lt;br/&gt;PİRİNÇ  &lt;br/&gt;TÜRKİYE&quot;DE TAHIL ÜRETİMİ&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de tahıl ekimi kapladığı alan bakımından başta gelmektedir. &lt;br/&gt;Özellikle 1950&quot;den bu yana tahıl ekilen alanlarda bir artış söz konusudur.&lt;br/&gt; Topraktan elde edilen ürün miktarı ise ekim alanlarının genişliğine ve iklim şartlarına bağlıdır. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Özellikle bu şartlar 1949-1954 yıllarında elverişsiz bir durum gösterdiğinden üretimde bir düşme söz konusu olmuştur, bunun dışında ekim alanlarının genişlemesi ile üründe sürekli bir artış görülmektedir.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;1928 yılında 4947 bin ton olan tahıl üretimi, 1960&quot;da 15215 bin tona, 1990&quot;da 18.532.038 tona yükselmiştir. &lt;br/&gt;Artış tahıl arasında sayılan bütün ekinler üzerinde görülmekte, başta buğday gelmekte onu arpa, çavdar, yulaf takip etmektedir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Buğday ziraatinin baş sırayı alması, iklim ve yer şartlarının elverişli bulunması ve ekmek ve besin maddesi olarak tüketilmeleri ürünün artmasına sebep  olmuştur.&lt;br/&gt;Bunda makinalaşmanın da etkisi büyüktür.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Yurdumuzda çok geniş bir alana yayılır. Bunun sebebi herşeyden önce tabiat şartlarıdır. &lt;br/&gt;Karadeniz kıyılarımızın dar yalı kuşağı dışında Türkiye su sıkıntısı çeken yarı kurak bir ülkedir.&lt;br/&gt; İlkbaharı yağışlı, yazın kurak geçen  bir iklim ister.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Karadeniz kıyılarımızın dar yalı kuşağı dışında, yarı kurak alanlar ötesine taşıması, iklimin zorlaşmasıyla olmamıştır.&lt;br/&gt; Ulaşım şebekesindeki yetersizliğin payı büyüktür. &lt;br/&gt;Yakın zamana kadar yoldan mahrum olan köylüler vardı.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; Bu köylüler ekmeğini bulgurunu yaptığı hayvanlarını beslediği tahılı yetiştirmek ve elinin altında bulundurmak mecburiyetindedir.&lt;br/&gt;Tahıl alanları nüfus artışına paralel olarak durmadan genişlemektedir. Bu durum 1950&quot;den sonra gerçekleşmiştir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Tahıl üretiminin 1/3&quot;ünü İç Anadolu bölgesi karşılar. Bu bölge ülkemizin tahıl ambarıdır. &lt;br/&gt;Tahıl, gelişme döneminde ilkbaharın yağışlı, olgunlaşma döneminde havanın kurak ve sıcak geçmesini ister. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Aradığı bu şartları İç Anadolu&quot;nun her yerinde bulamaz. &lt;br/&gt;Çünkü Yukarı ve Orta Kızılırmak&quot;ın Kayseri-Nevşehir-Niğde üçgeni dışında kalan sahasında yılın en yağışlı mevsimi kıştır. &lt;br/&gt;Ayrıca Orta Anadolu kurak bir bölgedir.   &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bir yılın yağışı kafi gelmediği için 2 yılın yağışını biriktirmek amacıyla tarlaların bir bölümü Nadasa terk edilir. &lt;br/&gt;Üretim kış yağışlarının ilkbahara taştığı veya ilkbahar yağışlarının zamanında ve yeteri kadar toprağa düştüğü yıllarda artar.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Yaz sıcaklıklarının erken geldiği yıllarda başak kavrulur.&lt;br/&gt; Verim önemli ölçüde düşer.&lt;br/&gt; Orta Anadolu çiftçisi fazla emek ve masraf istemediği için değil tabiat şartları altında başka ürün yetişmediği için asırlardır tahıl ziraatından kopamamıştır.&lt;br/&gt;BUĞDAY&lt;br/&gt;Tahıl çeşitleri arasında birinci sırayı almaktadır. &lt;br/&gt;Halkın besin maddesini teşkil eden buğday (Ekmek, bulgur, un mamülleri vs.), iklim ve toprak şartlarının elverişli olduğu iç bölgelerimizin başlıca ürünüdür.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1927&quot;de 1.3 milyonu ton olan buğday üretimi bugün 19 milyon tona ulaşmıştır. &lt;br/&gt;Buğday üretiminde kıyı bölgelerinin payı ancak %30&quot;dur. Üretimde, A.B.D., Rusya Federasyonu, Hindistan, Kanada ve Fransa&quot;dan sonra gelir.&lt;br/&gt;ARPA&lt;br/&gt;Tahıl ürünleri arasında 2. sırayı alır. &lt;br/&gt;Yetişme şartları buğdayı andırdığı için üretim ona paralel olarak gitmektedir. &lt;br/&gt;Bir taraftan daha çabuk olgunlaşır ve toprak bakımından buğdaydan daha az isteklidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Daha az istekli olduğu için buğdayın yetiştirilmediği yerlerde yetiştirilir.&lt;br/&gt;Buna karşılık her zaman dış piyasada da çok aranan Kaliteli Bira yüzünden buğday alanları arpaya terk edilmektedir. &lt;br/&gt;Bugün üretim 6,9 milyon tondur.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eskişehir-Cihanbeyli-Kulu gibi yerleşme yerlerinin civarında arpaya tahsis edilen iyi topraklara &quot;arpalık&quot;  denir.&lt;br/&gt; Arpa ayrıca hayvan yemi olarak da kullanılır.&lt;br/&gt; Kısmen  de buğday unu ile karıştırılıp besin maddesi olarak da kullanılır. &lt;br/&gt;ÇAVDAR&lt;br/&gt; Kıracı az, cılız topraklarda yetişebilen çavdar İç Anadolu&quot;nun güneydoğu yarısında yer alan illerde 1. sırayı alır. &lt;br/&gt;Kayseri başta olmak üzere Konya, Niğde Nevşehir, Yozgat, Kırşehir illerinin çavdar üretimi bütün ma</description></item><item><title>MEYVELERDE GÜBRELEME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?meyvelerde-gubreleme-448331.html</link><description>MEYVELERDE GÜBRELEME&lt;br/&gt;A. Gübrelemenin Önemi&lt;br/&gt;Bitkiler toprağa bağlı canlılardır. Hayatlarını sürdürmeleri bulundukları ortamda yeteri kadar besin elementi olmasına bağlıdır. Toprak tabi olarak çok sayıda mineral maddeyi yapısında bulundurur. Ancak bunların miktarları her zaman yeterli seviyede değildir. Özellikle üzerinde bitki yetiştirilen topraklar zamanla besin elementleri yönünden fakirleşir. İşte üretimini yaptığımız bitkilerden yeterli miktar ve kalitede ürün alabilmemiz toprakta eksilen mineral besin elementlerinin takviye edilmesine bağlıdır. Bitki beslemenin önemi burada başlar.&lt;br/&gt;Meyve ağaçları topraktan yıllık önemli miktarlarda besin elementi kaldırırlar. Bu kaldırılan besin elementleri ikame edilemez ise ağaçlarda bir takım beslenme bozuklukları ve verim düşüşleri görülür. Bu durumun önlenebilmesi için gerekli besin elementlerinden yeteri kadar takviye yapılmalıdır.&lt;br/&gt;B. Bitki Besin Elementlerinin Alımı Ve Taşınması&lt;br/&gt;Bitkilerin besin elementlerini alım organları birinci derecede kökleridir. Sınırlı da olsa toprak üstü aksamlarından da besin elementi girişi olabilmektedir. Ancak bu toprak üstü organlardan besin alımı bitkinin ihtiyacını karşılamaktan uzaktır (özellikle makro besin elementlerinde ve bitkinin çok ihtiyaç duyduğu besinlerde).&lt;br/&gt;Bitkinin kökten besin elementi alımı için öncelikle iyi bir kök sisteminin olması gerekir. Bitkiler su ve besin elementlerini kılcal kökleri vasıtasıyla alırlar. Bu yüzdem iyi saçak kök oluşturmuş bir bitkinin besin alımı daha kolay olur. Ayrıca toprak yapısı ve ortamdaki su miktarı da besin elementi alımında etkilidir. Öte yandan besin elementlerinin kökler aracılığı ile alınabilmesi elementlerin elverişli formda olmasına bağlıdır.&lt;br/&gt;Bitki kökleri besinleri diffüzyon-geçişme, osmos, kontak değişim gibi bazı kimyasal ve fiziksel olaylar sonucu alırlar. Besin elementlerinin bitkide taşınması floem ve xylem denilen iletim demetleri aracılığı ile olur. Bunlardan xylem dokusunda su ve suda çözünmüş mineral maddeler; floemde ise özellikle organik maddeler taşınır. Bitkilerde bu iletim dokuları aracılığı ile aşağıdan yukarıya ve yukarıdan aşağıya bir taşınma gerçekleşir. Mesela kökten alınan besin maddeleri yukarı meyve yapraklara taşınırken, fotosentez ürünleri ve bazı besin elementleri de yapraklardan köke veya diğer yapraklara doğru taşınabilmektedir.&lt;br/&gt;C. Meyve Ağaçlarının Gübre İhtiyaçlarının Belirlenmesi&lt;br/&gt;Meyve ağaçlarının gübre ihtiyaçlarının belirlenmesinde şu yöntemler kullanılabilir;&lt;br/&gt;1.      1.      Tarla denemesi metodu&lt;br/&gt;2.      2.      Toprak analiz metodu&lt;br/&gt;3.      3.      Bitki analiz metodu&lt;br/&gt;4.      4.      Bitkilerde görülen eksiklik belirtilerini teşhis metodu&lt;br/&gt;5.      5.      Radyoizotop metodu&lt;br/&gt;1. Tarla Denemeleri Metodu&lt;br/&gt;Bilinen en eski yöntemdir. Gübre ihtiyacının belirlenmesinde en doğru sonucu verir. Ancak özellikle meyve ağaçlarında, çok yıllık oluşları ve uzun sürede verime yatmaları bu yöntemin uygulamasını zorlaştırmaktadır. Öte yandan yöntemin uzun zaman alması da bir başka dezavantajdır.&lt;br/&gt;Tarla denemelerinin esası belli parsellerdeki ağaçlara farklı gübrelerin değişik dozlarının uygulanması ve en uygun olanının bulunmasıdır. &lt;br/&gt;2. Toprak Analiz Metodu&lt;br/&gt;Günümüzde verimlilik belirlemede en sık kullanılan yöntemdir. Toprak analiz yönteminde amaç toprağın bitkilerce alınabilir besin elementi miktarı hakkında fikir sahibi olabilmektir. Başlıca 4 aşaması vardır.&lt;br/&gt;1.      1.      Toprak örneklerinin alınması&lt;br/&gt;2.      2.      Toprak örneklerindeki alınabilir besin elementlerinin tayini&lt;br/&gt;3.      3.      Analiz sonuçlarının değerlendirilmesi&lt;br/&gt;4.      4.      Gübre önerilerinin geliştirilmesi&lt;br/&gt;Toprak örneği alımında önce arazinin farklılıkları belirlenmelidir. Eğim, toprak rengi, toprak tipi, yükseklik, taban suyunun durumu gibi arazideki farklılıklar dikkate alınarak, her farklı bölgeden ayrı örnek alınmalıdır. Eğer arazi homojen ise 20 da araziden 1 örnek alınması yeterli olabilir. Bunun için rasgele zig zaglar çizerek veya bir plan dahilinde 5-6 nokta işaretlenir ve buralardan burgu veya bel</description></item><item><title>BUĞDAYIN TANIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bugdayin-tanimi-388853.html</link><description>BUĞDAYIN TANIMI&lt;br/&gt;Yeryüzünde kültüre alınan ilk bitkilerden biri olan buğday, değişik iklim ve toprak koşullarında yetiştirilebilmesi, bileşiminde karbonhidrat, nişasta, protein, bazı vitamin ve mineral maddeleri bulundurması, değerli ve ucuz bir besin kaynağı olması bakımından hızla artan dünya nüfusunun beslenmesinde vazgeçilmez bir ürün özelliği taşımaktadır.&lt;br/&gt;Ortalama 80-160 cm. kadar boy atan buğday bitkisinin boğumlu ve genellikle içi boş bir gövdesi, ince uzun yaprakları ve başakçıkları birleşmesiyle oluşmuş başak biçiminde çiçekleri vardır. Genellikle buğday tanesi 3-10 mm. Uzunluğunda 3-5 mm. Çapındadır ve ortasında uzunlamasına bir yarık bulunmaktadır.&lt;br/&gt;Buğday tarımında bölgedeki kış koşullarının şiddetine göre kışlık ve yazlık olmak üzere başlıca 2 tip ekim yapılır. Kışlık buğdayın ekim zamanı her yerde güz dönemi, özellikle Ekim ve Kasım aylarıdır. Yazlık buğday genellikle ilkbaharda daha çok şubat ve Mart aylarında ekilirse de kışın yumuşak geçtiği yerlerde güz ayında da ekim yapılabilmektedir.&lt;br/&gt;Kuru iklimde yetişen buğdaylar genellikle sert tiptendir ve daha dayanıklıdır. Nemli iklimde yetişen buğdaylar ise daha yumuşak ve dayanıksızdır.&lt;br/&gt;Üretilen ve büyük bölümü besin olarak tüketilen buğdayın yaklaşık %10&quot;u tohumluk olarak saklanırken az bir bölümü de sanayide kullanılmakta, artıkları ise hayvan yemi olarak değerlendirilmektedir.&lt;br/&gt;BUĞDAY ÜRETİMİ VE VERİMİ&lt;br/&gt;A. BUĞDAY ÜRETİMİ&lt;br/&gt;Başaktan una, undan evimizdeki ekmeğe, makarnaya ve daha birçok gıda maddesine dönüşen buğday pek çok alanda kullanılabilen bir ürün olması nedeniyle iç tüketimimizde önemli bir yer tutmakta ve Türkiye dünyada buğday üreten ülkeler sıralamasında 7. sırada yer almaktadır.&lt;br/&gt;Hava koşullarının iyi geçtiği bol ürün yıllarında buğday üretim fazlası olan Türkiye özellikle ilkbahar yağışlarının yetersiz olduğu yıllarda önemli miktarda buğday dış alımı yapmıştır.&lt;br/&gt;Girdi fiyatlarındaki hızlı artış nedeniyle yeterli gübre, ilaç ile kaliteli tohumluk kullanılmaması üretimde ve verimdeki düşüşlerin asıl sebepleri arasında yer almaktadır.&lt;br/&gt;B. BUĞDAY VERİMİ&lt;br/&gt;Buğday verimi yağışın miktar ve dağılımı başta olmak üzere hava ve toprak sıcaklığı ile nisbi nem gibi iklim faktörüne bağlıdır. Bu faktörlerin verim üzerindeki etkisi bölgeden bölgeye olduğu kadar bitki gelişmesinin çeşitli devrelerine göre de değişmektedir. Buğday üretiminde kullanılan girdilerde verim üzerinde etkili olmaktadır.&lt;br/&gt;Yapılan araştırma sonuçlarına göre kurak bölgelerde buğday verimi üzerine etki eden en önemli faktör yağıştır.&lt;br/&gt;Ülkemizde buğday ekim alanlarının %70&quot;i yağışı yetersiz olan iç bölgelerde yer aldığından buğday verimi bazı yıllarda kuraklıktan etkilenmekte, girdiler ve tarım teknikleri optimum düzeyde tutulsa bile işlenen verim düzeyine ulaşılamamaktadır.&lt;br/&gt;Verimi arttırıcı temel yöntem ve çözüm önerilerini ise özet olarak şöyle sıralayabiliriz.&lt;br/&gt;1.yetiştirme teknikleri&lt;br/&gt;2.Sulu tarım alanlarının geliştirilmesi.&lt;br/&gt;3.Gübre kullanımının artırılması.&lt;br/&gt;4.uygun çeşit ve iyi tohumluk kullanımı.&lt;br/&gt;5.Kalitenin iyileştirilmesi.&lt;br/&gt;C. BUĞDAY TÜKETİMİ&lt;br/&gt;İnsan gıdası dışında hayvan yemi olarak kullanılan ve ağırlıklı olarak</description></item><item><title>ZİRAAT - GIDA-GIDALARIN BOZULMA NEDENLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-gidagidalarin-bozulma-nedenleri-400343.html</link><description>gıda-gıdaların bozulma nedenleri</description></item><item><title>TÜRKİYEDE TÜTÜN POLİTİKALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyede-tutun-politikalari-344822.html</link><description>TÜRKİYE&quot;DE TÜTÜN POLİTİKALARI&lt;br/&gt;                                   &lt;br/&gt;I.  BÖLÜM&lt;br/&gt;I. Tütünün Türkiye&quot;ye Girişi&lt;br/&gt;   Tütün Amerika&quot;nın keşfinden 150 sene, Avrupa&quot;da tanınmasından da yaklaşık olarak 50 sene sonra 1601-1603 yılları arasında ülkemize girerek kullanılmaya başlanır.&lt;br/&gt;   Önceleri sadece yabancı memleketlerden yapılan tütün ithalatından muayyen bir gümrük resmi alınmakla iktifa edilirken, tütün tiryakilerinin çoğalması ile bir kısım hocalar ve müftülerce bunun kullanımına, Kuran-ı Kerim&quot;in hükümlerine aykırılığı gerekçe gösterilerek karşı çıkılır. Bunun üzerine Padişah I. Ahmet tarafından tütün içmenin yasaklanması hususunda bir ferman çıkarılır.&lt;br/&gt;   Ancak, I. Ahmet&quot;ten sonra tahta geçen Sultan Mustafa ve II. Osman devirlerinde imparatorluğun dış seferler ve iç kargaşalar ile meşguliyeti nedeniyle sözkonusu yasakların önemli bir etkisi olmaz. Daha sonra Padişah olan IV. Murat zamanında tütün içme yasağı şiddetle takip edilir.&lt;br/&gt;   O tarihlerde tütün lüle ve çubukla içildiğinden, İstanbul&quot;da Cibali&quot;den başlayıp Saraçhanebaşı semtini de içine alan ve üç gün üç gece devam eden yangına tütün içerken uyuyup kalan bir tiryakinin lülesindeki ateşi döşemeye düşürmesinin sebep olduğu rivayetinin Padişaha duyurulması üzerine, Müftü Hüseyin Efendi&quot;den alınan fetva ile tütün içenlerin idamlarına hükmolunur. Sultan IV.Murat&quot;ın bu konudaki icraatı çok şiddetli olur yasak konusunda yabancılara dahi hoşgörü gösterilmez. Sefer halinde bile tütün içerken yakalananlar idam edilmekten kurtulamazlar.&lt;br/&gt;   Bu yasaklara rağmen tütün içimine bütünüyle engel olunamaz. Daha sonraları tahttan indirilen İbrahim&quot;in yerine çocuk yaşta padişah olan V. Sultan Mehmet&quot;in (Avcı Mehmet) kendisinin de tütün içmesi dolayısıyla bu yasak, 1646 yılında Şeyhülislam Bahai Efendi&quot;nin verdiği bir fetva ile bazı kayıtlarla kaldırılır. &lt;br/&gt;II. Türkiye&quot;de Tütünün Tarım ve Ticareti Hakkındaki Gelişmeler&lt;br/&gt;A. Türkiye&quot;de Tütünün Tarımı&lt;br/&gt;   Tütün tarımının ülkemizde başlangıcına dair kesin bir tarih mevcut değilse de tütün tohumlarının Rumeli tarafından Avrupa&quot;ya gidip gelen tüccarlar tarafından getirildiği tahmin edilmekte ve ilk tütün tarımının da Yenice ve İskeçe dolaylarında yapıldığı ileri süsülmektedir.&lt;br/&gt;B. Tütünün Tarım ve Ticaretinin Vergilendirilmesi&lt;br/&gt;   Yukarıda bahsedilen yasaklamadan sonra 1687 yılına kadar tütünün , İstanbul&quot;a, üretimi yapılan yerlerden ithali mümkündü. Bu tarihten sonra tütünün ithalatına gümrük resmi konmuş, tütün imalatının serbest bırakılmasından sonra da ayrıca tütün mamullerinin alım ve satımına ayrı ayrı vergiler konmuştur. Bu vergiler Padişah II:Mustafa Paşa tarafından 1698&quot;de 55 yük akçe karşılığında ihale edilir.&lt;br/&gt;   Tütün üretiminin ilgi görerek artması ile birlikte, tütün üretimini bir düzene sokmak ve hazine gelirlerini artırmak amacıyla &quot;Surutu Duhan&quot; adlı bir nizamname hazırlanır. Bu nizamname ile tütünün gümrük resmi artırılır ayrıca tütün üreten ekicilerden de tütünler tarlada iken dönümünden ikibuçuk kuruş onikişer para &quot;Duhanı dönüm resmi&quot; adı altında bir vergi alınmasına başlanır.&lt;br/&gt;   Yurdumuzda üretilen bu tütünler ekicinin becerisi ve ekolojik şartların uygunluğu sebebiyle üstün kaliteli ve vasıflı olması dolayısıyla önceleri Avrupa&quot;dan ithal edilen tütünlerin yerini alır böylece ithalat dururken daha sonraları bu tütünlerin ihracatı başlar. Bundan dolayı Osmanlı sınırlarının muhtelif yerlerine toplam 30 tütün gümrüğü kurulur.&lt;br/&gt;C. Tütün İthalatının Yasaklanması &quot; Tütün İnhisarı&quot; ve &quot;Reji Şirketi&quot; İdaresi&lt;br/&gt;   1861 senesinde Osmanlı Hükümeti ile Fransa ve İngiltere arsında yapılan Ticaret anlaşmasıyla memlekete tütün ithali yasaklanır. Tütünün inhisar şeklinde idaresi 1862 yılında yapılan bir nizamname ile kabul edilir, bundan önceki uygulamalar ise kaldırılır.&lt;br/&gt;   1854&quot;te başlayan borçlanma (istikraz) süreciyle Avrupa&quot;dan aktarılan kaynakların geri ödenebilmesine çeşitli çözüm arayışlarına girilmesine neden olur. Önce &quot;Öşür&quot; adıyla bilinen vergi hariç tutularak diğer resmi ve gelirlerin idaresi, 1879 tarihinde yapılan bir yazılı sözleşme ile on</description></item><item><title>BREAD PRODUCTION PLANT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bread-production-plant-360267.html</link><description>BREAD PRODUCTION PLANT  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                        BREAD&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HISTORY OF BREAD&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;In historical researches, the arts  and works show that bread baking begun before 7800 years ago. In different parts of Asian continent and Çatalhöyük, between the 5900-5700 B.C., the oven which were made of stone and soil were founded. In 3000-2700 B.C., the Egyptian people had success in bread baking and in 2000 B.C., they produced 16 different types of bread. Then, they increased the type of bread to 30 and 48.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Today, in 2000 years, the bread production technology is improved. 100,000-200,000 bread per day is produced in continuous bread production plants by using tunnel ovens.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Shortly, bread sector consists; Flour, yeast, additives, oven, oven equipments and people who worked in this sector. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bread is nutritive  for human being, due to its carbohydrate content. Today, in Turkey, bread consumption is approximately 400g per day. Unfortunately, during obtaining flour from  wheat, important nutritious values are lost. Although there is no problem in carbohydrate and protein , loss of vitamins and minerals are obtained in searches. So, breads which are made of  oat, grain, bran have to consume, because they are rich in vitamin and mineral.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DEFINITIONS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bread: Bread is made by baking a dough which has for its main ingredients wheaten flour(TS 4500), water(TS 266),  yeast(TS 3522), and salt(TS 933).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bread without additives: Dough of bread is only prepared by flour, salt and yeast. Ascorbic acid may put into this mixture even if required.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bread with additives: In order to increase quality of bread such as; increasing resistance and  nutritional value, giving aroma and flavor, delaying  staleâ€¦etc.&lt;br/&gt;additives which are permitted, used. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;When these ingredients are mixed in correct proportions, three processes commence:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-The protein in the flour begins to hydrate, i.e. to combine with water, to form gluten. Flour consists of discrete and separate particles, but gluten is cohesive, forming a continuous three dimensional structure which binds the flour particles together in a &quot;dough&quot;. The gluten has  peculiar extensible properties: it can be stretched like elastic, and possesses a degree of recoil or spring.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Air bubbles are folded into the dough. During the subsequent handling of the dough these bubbles divide or coalesce. Eventually the bubbles trapped in the gluten network.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Enzymes in the yeast start to ferment the sugars present in the flour and, later, the sugars released by diastatic action of the amylases on damaged starch in the flour, breaking them down to alcohol and carbon dioxide. The carbon dioxide gas mixes with the air in the bubbles and brings about expansion of the dough. &quot; &quot;Bread is fundamentally foamed gluten&quot;.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Three requirements in making bread from wheat flour are formation of a gluten network and the creation of air bubbles within it; the incorporation of carbon dioxide  to turn the gluten network into a foam; and the  development of the rheological properties of the gluten so that the structure of the material is stabilized. The advantage of having an aerated, finely vesiculated crumb in the baked product is that it is easily masticated.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Corresponding with these requirements, there are three stages in the manufacture of bread: mixing and dough development, dough aeration, and oven baking. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;INGREDIENTS WHICH ARE USED IN BREAD PRODUCTION&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FLOUR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;For bread production, there are important criteria of flour;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Protein content and quality&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Amount of starch and injured starch&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Percentage of moisture content&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Amount of aflatoxin &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Alfa-amylase level (enzyme value)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Water absorption capacity &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PROTEIN CONTENT AND QUALITY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Flour includes several proteins. Especially, water insoluble protein, gluten (gliadin and glutenin complex) is very important for quality.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Normally, the wet gluten ratio should be 27-32 in 100g flour to produce good quality bread. In bread production</description></item><item><title>TOPRAK İŞLEME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?toprak-isleme-382525.html</link><description>. GİRİŞ&lt;br/&gt;Doğal halde ve dokunulmamış yani işlenmemiş toprakta, koşullara en iyi şekilde uyabilen bitkiler vardır. Fakat tarımsal üretim için toprağın görevi, insanların özel isteklerine göre seçilmiş ve dikilmiş bitkileri yetiştirmektir. Bu da üretimin artırılması için diğer önlemler yanı sıra uygun bir şekilde toprağı işlemekle başlar. Günümüz modern tarımında toprak işlemenin bilerek yapılması, verim artışını etkileyen etkenlerin başında gelir. Tarım tekniği, toprak ve bitki cinsine göre çok çeşitli aletlerin kullanılması gerektiğini ortaya koymuştur. Pulluk, tırmık ve kültivatör çok kullanılan aletlerin başında gelir. En basit şekliyle toprak işlemenin amacı, mekanik etkilerle, kültür bitkilerinin isteklerine uygun koşulların yaratılması ve bu durumun olabildiğince uzun süre korunması şeklinde tanımlanabilir. Bu amaca, kullanılan alet ve makinenin tipine bağlı olarak, toprağı parçalamak, yırtmak, kabartmak vb. gibi etkilerle ulaşılır. Bu etkilerin bazıları, tüm toprak işleme yöntemlerinde ortaya çıkmakla beraber, kültür bitkisinin çeşidine ve toprak işlemenin amacına göre çoğu kez sadece bir kaç tipine rastlanır. Bir kültür çeşidine ve toprak tipine göre yapılacak toprak işlemenin nasıl olması soru sunun yanıtı bugüne dek tam olarak verilememiştir. Bölgesel koşullar, aynı yöredeki hatta küçük bir parseldeki toprak tipinin büyük değişiklikler göstermesi, mekanik toprak işlemenin aynı kültür bitkisi için bile farklı yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu durum yüz yıllar boyu süregelmiş ve toprak işleme aletlerinin çok farklı yapılar da geliştirilmesine neden olmuştur. Toprak işlemenin tarihsel başlangıcı hakkında atalarımızın gözlemlerine göre yabancı tohumların, üst yüzeyi biraz parçalanmış ve kabartılmış toprakta daha iyi çimlendiği ve dayanıklı olduğu anlaşılmıştır. Buradan da toprağı kabartarak tohumların ekilmesi uygulaması geliştirilmiştir. Toprakta oluşturulan bu çatlaklar tarla bitkileri tohumlarının çimlenme ve yetişme koşulları için uzun zaman biricik önlem olarak kalmıştır. Bu durum tohumların kuşlar tarafından yenmesine de engel olmuştur. Bu düşünüşle toprağın işlenmesinde kullanılan ilk araçlar, kök. dal parçaları ve boynuz parçasıdır. Daha sonra çakmak taşı da bu iş için kullanılmıştır. Yüzyıllar geçtikçe kullanılan aletlerin gelişmesine karşın, günümüzde ilkel olanlara da rastlanmaktadır. Tarla tarımının gelişmesi ve tekniğin etkisiyle toprağın işlenmesi ve işleme aletlerinin gelişmesi gittikçe önem kazanmıştır. Tarla tarımı tekniği içerisinde toprak işlemenin önemi, özellikle toprağın verimliliği kavramı içerisinde hızla artmıştır. Öte yandan &quot;ıslah edilmiş bitkiler&quot; toprağın daha iyi işlenmiş olmasını gerektirmiş ve toprak işlemenin önemini daha da artırmıştır Tarla tarımının gelişmiş olduğu ülkelerde toprak işleme sadece verime etkili etmenlerden biri olarak görülmemekte, diğer teknik önlemlerin etki derecesini artıran, sonuçlarının olumlu olmasını sağlayan bir işlem olarak ele alınmaktadır. Günümüzde deneme aşamasından ileri gid</description></item><item><title>HAŞHAŞ&quot;TA KIŞLIK VE YAZLIK EKİMLERİN VERİM VE KALİTEYE OLAN ETKİLERİ ÜZERİNDE ÇALIŞMALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hashas-ta-kislik-ve-yazlik-ekimlerin-verim-ve-kaliteye-olan-etkileri-uzerinde-calismalar-394909.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kışlık ve yazlık olarak iki farklı zamanda ekimi yapılan haşhaşın, bu iki farklı ekim zamanının haşhaşın verim ve kalite özelliklerine olan etkilerini belirlemek amacına yönelik olarak yürütülen bu çalışma, Bornova ekolojik koşullarında 1999 kış dönemi ve 2000 yılı yaz döneminde tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Materyal olarak tescilli haşhaş çeşidimiz olan Emiral-84 ile 3, 5, 66, 118 adlı haşhaş hatları kullanılmıştır. Yürütülen bu çalışmada verim ve kaliteyi oluşturan faktörler olan bitki boyu, yan dal sayısı, kapsül stigma sayısı, kapsül en/boy oranı (indeksi), bitki başına kapsül ve tohum verimi, dekara boş kapsül ve tohum verimi, tohumda protein ve yağ oranı gibi özellikler incelenmiştir.&lt;br/&gt;1999-2000 yıllarında yürütülen denemelerin sonucunda kışlık ekimden veriler elde edilebilmiş ancak yazlık ekim denemenin yürütüldüğü bölgenin iklim koşullarının haşhaş&quot;a elverişsiz olmasından sonuçlandırılamamış ve verim ile kaliteyi oluşturan faktör verileri elde edilememiştir. Kışlık ekimde yapılan istatistiksel analizler, tescilli çeşit olan Emiral-84&quot;ün diğer hat olan haşhaşlardan daha uygun sonuçlar verdiğini ortaya koymuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anahtar Kelimeler: Haşhaş, Kışlık ve Yazlık Ekim, Verim, Kalite.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;STUDIES ON THE EFFECTS OF WINTER AND SUMMER POPPY SOWING ON THE YIELD AND QUALITY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;This study was aimed to determine the effects of two distinct popy sowing times, which poppy is being sown in two separate periods, as winter and summer times, on the yield and the quality characteristics of poppy and has been carried out as a triple-repetition according to trial pattern of coincidence blocks, 1999 winter term and 2000 summer term under the Bornova ecological conditions. As a material, along with Emiral-84, which is a certified type of poppy, other poppy lines called 3, 5, 66, 118 were used.&lt;br/&gt;In this study, the factors that constitute the yield and the quality, such as, height of plant, number of yandal, number of capsu</description></item><item><title>ZİRAAT - KESİRLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-kesirler-400478.html</link><description>kesirler</description></item><item><title>ARMUT YETİŞTİRİCİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?armut-yetistiriciligi-448081.html</link><description>ARMUT YETİŞTİRİCİLİĞİ &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ağaç Yapısı&lt;br/&gt;Armut ağacı genellikle dikine büyür taç yapısı bir çok çeşitte piramit şeklindedir.&lt;br/&gt;Örneğin Akça ve Mustafa Bey yarı dik, Ankara dik Williams yayvan büyüme göstermektedir. Armut ağaçlarında çiçek tomurcukları tüysüz ve karışık yapıda olup içlerinde hem çiçek hem de yaprak taslakları bulunmaktadır, Williams gibi bazı armut çeşitlerinde yıllık sürgünlerde yan &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;tomurcuk olarak çiçek tomurcuğu oluştururlar. Armut ağacı genellikle;yüksek meyve tutumu ve verimlilik sağlamak için karşılıklı tozlanmaya ihtiyaç duyar. Tesis edilen armut bahçelerinde asıl çeşidin yanında mutlaka dölleyici bir baba çeşitde dikilmelidir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;BABA ÇEŞİTTE ARANAN ÖZELLİKLER&lt;br/&gt;1- Her yıl çiçek oluşturmalı&lt;br/&gt;2- Çiçeklerindeki canlılık oranı&lt;br/&gt;yüksek olmalı&lt;br/&gt;3- Asıl çeşit ve baba çeşidin&lt;br/&gt;çiçek açma zamanları birbiriyle çakışmalıdır.&lt;br/&gt;4- Yeni kurulan bahçelerde &lt;br/&gt;çeşitlerin verime yatma yılları uymalıdır.&lt;br/&gt;5- Bahçeler kurulurken &lt;br/&gt;tozlayıcılar iyi bir şekilde yerleştiril&lt;br/&gt;melidir, baba çeşidin asıl çeşitten 15 m &lt;br/&gt;mesafeden uzak olmaması ayrıca önemlidir.&lt;br/&gt;İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ&lt;br/&gt;Armutlar genel olarak - 30 oC ye kadar dayanırsa da don olayının uzun sürmesi ve ağaçların nemli topraklar üzerinde bulunması zararlanmayı arttırır ve sürgün uçlarının donmasına neden olur. Armut çiçeklerinin ilkbahar geç donlarından etkilenmeihtimali fazladır.Bu nedenle de bahçelersoğuk havanınçöktüğü çukuryerlere kurulmamalıdır. Armut çeşitlerinin dinlenme döneminde kış soğuklaması olarak ( + 7.2 ) nin altında 1200 - 1500 saate geçirmesi gerekir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Toprak isteği&lt;br/&gt;Armut, çok farklı toprak koşullarına uyum sağlayabilen bir meyve türüdür. Ilıman iklim meyve türleri arasında ağır ve havalanması zayıf topraklara en toleranslı olanı armutlar dır. 45 - 63 cm toprak profili olan ve altta geçirgen bir tabaka bulunması armudun minimum toprak isteğidir. Armut bahçesi kurarken en sakınılması gereken topraklar &lt;br/&gt;yüzlek kireçli olanlar veya alt toprak tabakasına doğru yüksek oranda kireçli su bulunduran topraklardır ki bu yerlerde ayva anacı üzerine aşılı armutlar demir noksanlığından büyük zarar görürler. Armut ağacı topraktaki organik madde miktarının yüksek olmasını ister bu organik madde miktarı bakımından zayıf olan topraklar iyi yanmış çiftlik gübresi ile takviye edilmelidir. &lt;br/&gt;KLONAL ANAÇLAR&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Armudun en önemli klon anacı ayvadır. Ayvanın Quince A, B, C klonları dünyaca tanınan armut anaçlarıdır, bunlardan da en çok kullanılan anaç Quince A dır.Ayva anacının kulla nılmasında karşılaşılan en önemli sorun uyuşmazlıktır. Willi ams ,Barlette,Bosc vb. çeşit ler ayva ile uyuşmazlık &lt;br/&gt;göstermekte, uyuşmazlığın olduğu bu gibi çeşitlerde soruna ara anaç olarak Beurre Hardy veya Old Home anaçları kullanılarak çözülmektedir.&lt;br/&gt;Quince A nın özellikleri&lt;br/&gt;1- Üzerine aşılı çeşitleri erken mahsule yatırması ve birim sahaya düşen ağaç sayısının fazla olması nedeniyle birim sahadan alınan verim yükselmektedir. 3 X 1.5 m dikim sıklığı ile bahçe tesis edilebilebilir.&lt;br/&gt;2- Gelişmeleri daha yeknesaktır.</description></item><item><title>DAMLA SULAMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?damla-sulama-449727.html</link><description>DAMLA SULAMA      &lt;br/&gt;            Bilindiği gibi tarımsal üretimi artırıcı en önemli girdi sulamadır. Ancak çeşitli sulama yöntemlerinin uygulanması belli şartlara bağlıdır. Geleneksel yüzey sulama yöntemleri ancak tesviye edilmiş arazilerde uygulanabilir. Ayrıca suyun bol ve kalite olarak, sulamaya elverişli olması gerekmektedir.&lt;br/&gt;            Suyu kıt ve tuzlu olan bölgeler sulama yapmayacak mı? Bu bölgelerin iklimi ve arazisi ekonomik değeri yüksek bitkilerin yetiştirilmesine elverişli ise suyun sorunlu olması elbetteki engel değildir. Ekonomik değeri yüksek bitki, yüksek gelir  sağlayacaktır.  Bunu  elde  edebilmek  için  suyun sorunlarını  ortadan  kaldıran  yeni  bir sulama yöntemi geliştirilmiştir. Dünyada ve ülkemizde giderek yaygınlaşan bu yeni yöntemin adı damla sulamadır. Damla Sulama pahalı bir yöntemdir. Ancak az iş gücü gerektirdiği ve otomatik sulama yapmaya imkan verdiği için özellikle ilk yatırım masraflarının fazla olduğu seralarda ve ekonomik değeri yüksek olan bitkilerin yetiştirilmesinde uygulanmaktadır.&lt;br/&gt;Dersimizde damla sulamayı öğreneceğiz.&lt;br/&gt;DAMLA SULAMA NEDİR&lt;br/&gt;            Sulama suyunun, filtre edilerek süzüldükten sonra, eriyebilir gübre ile veya gübresiz olarak toprak yüzeyine veya içine damlalar halinde verilmesine damla sulama denir. Suyun damlalar halinde verilebilmesi için şüphesiz ki basıncının düşük olması gerekir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Resim 1. Yeniden sulamaya açılacak alanların suya kavuşması sulama suyu tasarrufu sağlayan teknolojiler kullanılarak gerçekleşir.&lt;br/&gt;DAMLA SULAMA SİSTEMİ KISIMLARI NELERDİR&lt;br/&gt;            Damla sulama sisteminin  kalbi Damlatıcılardır. Damlatıcılar plastikten yapılırlar ve Lateral adı verilen 12 ile 32 santimetre çapındaki boruların üzerine monte edilirler. Damlatıcılar suyu saatte birkaç litrelik bir Debi (miktar) ile toprağa damlatırlar.&lt;br/&gt;            Bir damla sulama sistemi, damlatıcıların dışında 4 kısımdan meydana gelir. Bunlar;&lt;br/&gt;            a) Kontrol Ünitesi&lt;br/&gt;            b) Ana Boru Hattı&lt;br/&gt;            c) Yan Ana Boru Hattı &lt;br/&gt;            d) Lateraller dir.&lt;br/&gt;            a) Kontrol Ünitesi: Suyun ve gübrenin süzüldüğü süzgeçler, basıncın kontrol edildiği basınç ölçerler (manometre), vanalar ve gübreleme tankından meydana gelir. Kontrol ünitesinde üç adet süzgeç vardır. Bunlardan birincisi kaba parçaların kendi ağırlıklarıyla çöktüğü Kaba Süzgeç (hidro-siklon), ikincisi ince parçaların süzüldüğü Kum- Çakıl Filtre ve üçüncüsü ise kum-çakıl filtreden geçen çok ince parçaların ve gübrenin erimeyen kısımlarının süzüldüğü Elek Süzgeçtir.&lt;br/&gt;            b) Ana Boru Hattı: Kontrol ünitesinden geçen su ana boru hattı ile yan ana borulara iletilir. Ana boru hattı P.V.C., polietilen, galvanizli çelik veya asbestli borulardan döşenebilir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Resim 2. Damla sulama sistemi kontrol ünitesi. &lt;br/&gt;            c) Yan Boru Hattı: Ana borudan suyu alıp, laterallere ileten boru hattıdır. Yan ana boru hattı bazı sistemlerde toprak yüzeyi üzerinden gider. Bu durumda yumuşak (polietilen) boru kullanılır. Bazı sistemlerde ise yan boru hattı toprak altından gider. Bu durumda da sert boru (P.V.C. veya galvaniz) kullanılır.&lt;br/&gt;            d) Lateral: Üzerinde damlatıcıların belli aralıklarla bağlandığı yumuşak (polietilen veya yumuşak P.V.C.) boru hattına lateral denir. Laterallerin toprak yüzeyinden gidenleri toprak altından gidenlerine göre daha çok kullanılmaktadır.&lt;br/&gt;DAMLA SULAMA YÖNTEMİNİN YARARLARI NELERDİR&lt;br/&gt;            - Damla sulama yönteminde su çok randımanlı  bir şekilde kullanılabilir. Çünkü bu yöntemde su damlaları yağmurlamada olduğu gibi havada hareket etmez ve bitkinin toprak üstü kısmı ıslatılmaz. Dolayısıyla ıslatılan alan dışındaki yaprak yüzeyinden buharlaşma ile su kaybı da olmayacağı için sistemde su kaybı en aza inmiş olur. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Resim 3. Damla sulama sisteminin kalbi lateraller üzerine yerleştirilen damlatıcılardır. &lt;br/&gt;            - Damla sulama yöntemi ile sulanan bitkilerden daha yüksek ve kaliteli ürün elde edilir. Ayrıca bitkinin ıslanması ve toprak yüzeyi ıslanması en az olması nedeniyle damla sulamasıyla bitki h</description></item><item><title>ORGANİK TARIMIN ESASLARI VE UYGULANMASINA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?organik-tarimin-esaslari-ve-uygulanmasina-455194.html</link><description>Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına&lt;br/&gt;İlişkin Yönetmelik &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BİRİNCİ KISIM&lt;br/&gt;Genel Hükümler&lt;br/&gt;BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amaç&lt;br/&gt;Madde 1 &quot; Bu Yönetmeliğin amacı; ekolojik dengenin korunması, organik tarımsal faaliyetlerin yürütülmesi, organik tarımsal üretimin ve pazarlamanın düzenlenmesi, geliştirilmesi, yaygınlaştırılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.&lt;br/&gt;Kapsam&lt;br/&gt;Madde 2 &quot; Bu Yönetmelik; her türlü bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretimi ile kullanılacak girdilerin organik tarım metoduna uygun olarak üretilmesi veya temini, orman ve doğal alanlardan organik tarım ilkelerine uygun olarak ürün toplanması, bu ürünlerin işlenmesi, ambalajlanması, etiketlenmesi, depolanması, taşınması, pazarlanması, kontrolü, sertifikalandırılması, denetimi ile cezai hükümlere ilişkin teknik ve idari hususları kapsar.&lt;br/&gt;Dayanak&lt;br/&gt;Madde 3 &quot; Bu Yönetmelik, 1/12/2004 tarihli ve 5262 sayılı Organik Tarım Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır.&lt;br/&gt;Tanımlar&lt;br/&gt;Madde 4 &quot; Bu Yönetmelikte geçen;&lt;br/&gt;Bakanlık: Tarım ve Köyişleri Bakanlığını,&lt;br/&gt;İl Müdürlüğü: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İl Müdürlüğünü,&lt;br/&gt;Komite: Organik Tarım Komitesini,&lt;br/&gt;Kanun: Organik Tarım Kanununu,&lt;br/&gt;Organik tarım faaliyetleri: Toprak, su, bitki, hayvan ve doğal kaynaklar kullanılarak organik ürün veya girdi üretilmesi ya da yetiştirilmesi, doğal alan ve kaynaklardan ürün toplanması, hasat, kesim, işleme, tasnif, ambalajlama, etiketleme, muhafaza, depolama, taşıma, pazarlama, ithalat, ihracat ile ürün veya girdinin tüketiciye ulaşıncaya kadar olan diğer işlemlerini,&lt;br/&gt;Organik tarım metodu: Organik tarımın uygulanması esnasındaki faaliyetlerin tümünü belirten metodu, &lt;br/&gt;Konvansiyonel tarım metodu: Organik tarım metodu dışındaki tüm metotları,&lt;br/&gt;Kontrol ve sertifikasyon kuruluşu: Organik ürünün veya girdinin, üretiminden tüketiciye ulaşıncaya kadar olan tüm aşamalarını kontrol etmek ve sertifikalandırmak üzere Bakanlık tarafından yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişileri,&lt;br/&gt;Kontrol kuruluşu: Organik ürünün veya girdinin, üretiminden tüketiciye ulaşıncaya kadar olan tüm aşamalarını kontrol etmek üzere, Bakanlık tarafından yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişileri,&lt;br/&gt;Sertifikasyon kuruluşu: Tüm kontrolleri tamamlanmış organik ürün veya girdiyi, kontrol kuruluşunun yaptığı kontrol ve bu kontrole ilişkin bilgi ve belgeler ile gerek duyulan hallerde yaptıracağı analizlere dayanarak sertifikalandırmak üzere Bakanlık tarafından yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişileri,&lt;br/&gt;Yetkilendirilmiş kuruluş: Kontrol ve sertifikasyon kuruluşu, kontrol kuruluşu veya sertifikasyon kuruluşu olarak Bakanlık tarafından yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişileri,&lt;br/&gt;Kontrol: Organik tarım faaliyetlerinin bu Yönetmeliğe uygun olarak yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, düzenli kayıtların tutulması, sonuçların rapor edilmesi, gerek görülmesi halinde ürünün organik niteliğinin laboratuvar analizleri ile test edilmesini,&lt;br/&gt;Kontrolör: Kontrol ve sertifikasyon kuruluşu adına veya kontrol kuruluşu adına, organik tarım faaliyetlerinin her aşamasının ilgili mevzuata göre uygulanmasını kontrol etmek üzere, Bakanlık tarafından yetki verilmiş gerçek kişiyi,&lt;br/&gt;Sertifiker: Kontrol ve sertifikasyon kuruluşu veya sertifikasyon kuruluşu adına, kontrolü tamamlanmış ürünün veya girdinin organik olduğunu onaylamak üzere, Bakanlık tarafından yetki verilmiş gerçek kişiyi,&lt;br/&gt;Denetim: Organik tarım faaliyetlerinin, bu Yönetmeliğe uygun olarak yapılıp yapılmadığını tespit etmek amacıyla, yetkilendirilmiş kuruluşlar, işletmeler ve müteşebbisler ile kontrolör ve sertifikerlerin, Bakanlık veya Bakanlık tarafından denetim yetkisi verilen kuruluşlarca yapılan her türlü denetimini,&lt;br/&gt;İşletme: Yetkilendirilmiş kuruluşun kontrolü altında, söz konusu kuruluşlarla sözleşme yapılmak suretiyle organik ürün üretilen, işlenen, depolanan ve pazarlanan yerleri,&lt;br/&gt;Müteşebbis: Organik tarım faaliyeti yapan gerçek veya tüzel kişiyi,&lt;br/&gt;Organik bitkisel üretim: İnsan gıdası, hayvan yemi, bitki besleme, çoğaltım materyali elde edilmesi, hammaddesini tarımdan alan sanayilere organik hammadde temini, tıbbi ve bilimsel amaçlarla her aşaması bu Yönetmeliğe göre üretilen, yetkilendirilmiş kuruluş tarafından kontrol edilen ve sertifikalandırılan üretim faaliyetini,&lt;br/&gt;Organik hayvansal üretim: Damızlık hayvan veya sperma kullanılarak hayvan üretilmesi, hayvansal ürünlerden insan gıdası ile hayvan ve bitki besleme ürünleri üretilmesi, hammaddesini tarımdan alan sanayilere ve bilimsel çalışmalara organ</description></item><item><title>BÖCEKLERLE MÜCADELEDE BİYOTEKNİK VE BİYOLOJİK YÖNTEMLERİN KULLANIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?boceklerle-mucadelede-biyoteknik-ve-biyolojik-yontemlerin-kullanimi-356891.html</link><description>BÖCEKLERLE MÜCADELEDE BİYOTEKNİK VE BİYOLOJİK YÖNTEMLERİN KULLANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ &lt;br/&gt;Son yıllarda insan sağlığı ve çevreye olan olumsuz etkilerinin yanısıra doğal dengeyi bozması, böceklere dayanıklılık kazandırması ve ekonomik nedenlerle kimyasal mücadele en alt düzeye indirmeye çalışmakta ve pek çok ülkede kalıntı toleransları giderek daha düşürülmektedir. Bu nedenle alternatif mücadele programları içerisinde yer alan biyolojik ve biyoteknik yöntemler ayrı bir önem kazanmıştır.&lt;br/&gt;Böceklerle Mücadelede Biyoteknik Yöntemlerin Kullanımı &lt;br/&gt;Zararların biyoloji, fizyoloji ve davranışları üzerinde etkili olan bazı yapay veya doğal maddeler kullanarak normal özelliklerini bozmak suretiyle uygulanan yöntemlere biyoteknik yöntemler adı verilir. Bu amaca ulaşmak için feroman tuzak sistemleri veya cezbediciler, yumurtlamaya mani olucular, uzaklaştırıcılar, beslenmeyi engelleyiciler, kısırlaştırıcılar,. Gelişmeyi düzenleyiciler (IGR), gelişmeyi engelleyiciler (IDI) ve kısır böcek salma yöntemi (SIT) gibi bazı doğal veya sentetik bileşik ve yöntemlerden yararlanılır.&lt;br/&gt;İnsektisit kullanımını engellemek yada yöntemi entegre mücadele programı çerçevesinde diğer mücadele yöntemleriyle kombine ederek ilaçlama sayısını en aza indirmek, kitle halinde tuzak yakalama yönteminin amacını oluşturmak. &lt;br/&gt;Feroman veya çeşitli cezbedicilerle yapılan kitle halinde tuzakla yakalama yönteminin uygulanmasında feroman tuzakları, bezi tuzakları ve visuel tuzaklar kullanılır. En yaygın kullanılan tuzaklar ise feroman tuzaklarıdır.(1)&lt;br/&gt;Feroman Tuzakları&lt;br/&gt;Birçok böcek neslini devam ettirmek için buluşmak mecburiyetindedir. Böceklerin buluşmalarını sağlayan sebeplerden en önemlisi de böceklerin salgıladıkları feromanlardır. Böcek tarafından dış çevreye salgılanıp hususi bir reaksiyon meydana getiren ve aynı türün fertleri tarafından hissedilen maddelere FEROMAN denir. Kimyasal bileşikler olan bu salgı maddelerine EKTOHORMON adı da verilmektedir.(2)&lt;br/&gt;Günümüze kadar feromonlar çok farklı şekilde sınıflandırılmıştır.&lt;br/&gt;Günümüzde en çok kullanılan sınıflandırma şu şekildedir.&lt;br/&gt;1-İz-işaret feromonları &lt;br/&gt;2-Koku yoluyla etkili seks feromonları &lt;br/&gt;3-Koku yoluyla etkili diğer feromonları&lt;br/&gt;4-Bir yere toplanma feromonları &lt;br/&gt;5-Aphrodisiaclar &lt;br/&gt;6-Alarm feromonları&lt;br/&gt;7-Seksüel olgunluğun kontrolü ile ilgili feromonlar&lt;br/&gt;8-Sosyal böceklerde kraliçe yetiştirilmesi ile ilgili feromonlar (3)&lt;br/&gt;Bir feromon tuzağından beklenen en önemli özellik, ömrü süresince feromonu en etkili miktara yakın oranda ve sürekli olarak dışarı yaymasıdır. Campion (1983)&quot;a göre şu anda 600&quot;ün üzerinde böcek türünün feromonu tanımlanmıştır. Ancak yöntemin uygulandığı türlerin sayısı daha azdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Takım Familya Tür Feromon &lt;br/&gt;Coleoptera &lt;br/&gt;Apionidae&lt;br/&gt;Cylas formicarius (F.)&lt;br/&gt;(Z)-3-dodecenly (E)-2 bute noate&lt;br/&gt;ElateridaeMelanotus okinawensis Ohira12: Ac&lt;br/&gt;ScolytidaeDendrostonus micans (Kug.)&lt;br/&gt;İps sexdentatus (Börner)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Orthotomicus erosus (Well.)Exo-brevicomin&lt;br/&gt;İpslure (menhly butenol+cis verbenol + ipsdienol)&lt;br/&gt;Methyl butenol + ipsdienol&lt;br/&gt;Trypodendron lineatum (Ol.)Linoprax (ethanol-pinene+ [2,6,6-trimethy] bicyclo [3.1.1.] hep+-2-ene]&lt;br/&gt;Diptera &lt;br/&gt;Tephritidae &lt;br/&gt;Dacus oleae (Gmel.)(1.7-dioxaspiro (5.5) &lt;br/&gt;undecane)&lt;br/&gt;Lepidoptera &lt;br/&gt;Gelechiidae Pectinophora gossypiella&lt;br/&gt;Saunders Gossyplure (7,11-hexadeca dien-1-ol,acetate&lt;br/&gt;HyponomeutidacPrays citri (Mill.)&lt;br/&gt;Prays oleae (Bern)(Z)-7-tetradecenal&lt;br/&gt;(Z)-7-tetradecenal&lt;br/&gt;Lymantriidae Lymantria dispar (L.)Disparlure (cis-2-decy1-3- (5- methylhexyl) oxirane)&lt;br/&gt;LyonetidaeLeucoptera scitella (Zell.)min.5,9-dimelthyloctadecane&lt;br/&gt;maj.5,9-dimethylheptadecane&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NoctuidaeEarias insulana (Boisd.)&lt;br/&gt;Spodoptera littoralis (Boisd.)(Z)-9-tetradecenyl formate&lt;br/&gt;Cis-9, trans-11-&lt;br/&gt;Tetradecadienyl acetate Z-9,&lt;br/&gt;E-11-14:Ac,Z9,E12-14:Ac&lt;br/&gt;Sesiidae Synanthedon myopaeformis (Borkh.)&lt;br/&gt;Synanthedon pictipes (G.&amp;R.)3-13-hexadecadienyl acetate&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(3E, 13Z)-3,13-&lt;br/&gt;octadecadiennyl acetate&lt;br/&gt;TortricidaeAdoxophyes orana F.v.R.Cis-9 ve cis-11 tetradecenyl&lt;br/&gt;acetate&lt;br/&gt;Argyrotaenia velutinana (Wlk.)Riblure&lt;br/&gt;Cis-11-tetradecenyl acetat</description></item><item><title>TARIM İLAÇLARI (PESTİSİD) KULLANIMI VE SORUNLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tarim-ilaclari-(pestisid)-kullanimi-ve-sorunlari-381644.html</link><description>TARIM İLAÇLARI (PESTİSİD) KULLANIMI VE SORUNLARI &lt;br/&gt;1. GİRİŞ &lt;br/&gt;Düşmanı yok etmek için ne top, ne tabanca. Bir kutu çilek yeter. &lt;br/&gt;Zararlılar ile mücadele ve bitki koruma amacıyla kullanılan her türlü ilaç ve preparatlar ve bunların üretiminde kullanılan her türlü maddelere pestisid diyoruz.. [1] Eski kültürlerde bazı bitki hastalıklarına karşı kükürt kullanıldığı bilinmekle beraber, asıl bitki koruma çalışmaları 19. yy. da Pasteurün bazı bitkisel ve hayvansal hastalıklara ait mikroorganizmaları keşfetmesi ile bunu takiben bu organizmaları etkileyebilecek ilaçların araştırılmasıyla bitki koruma alanında tarım ilaçları kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde de kullanılmakta olan bazı kimyasal maddelerden DDTnin böcek öldürücü özellikleri 1939 da ve 2,4 D nin ot öldürücü özellikleri 1941 yılında bulunmuş ve kullanılmaya başlanmasıyla beraber doğrudan doğruya kimyasal bir devrim başlamıştır. [2] İnsanlar, hayvanlar ve bitkilere çeşitli derecelerde zararı dokunabilecek 10.000 den fazla böcek, 600 yabancı ot, 1500 den fazla bitki hastalığı ve 1500 tür nematod bilinmektedir. [3] Bu nedenle doğal dengeyi bu şekilde tehdit eden tarım ilaçlarından vazgeçmemiz de mümkün değildir. Ancak, Bazı makalelerde  &quot;Elimizde varolan  ve geliştirebileceğimiz tekniklerle iki kat daha fazla gıda elde ederek iki kat nüfusun beslenme gereksinimini karşılayabilmemiz için şu anda kullanmakta olduğumuz sunni gübre miktarının 6.5 katı sunni gübreye, harcadığımız enerjinin 3 katı enerjiye ve tüketmekte olduğumuz tarım ilacının 6 katı tarım ilacına  ihtiyacımız vardır.&quot; denilmektedir. Dünyadaki artan nüfusu besleyebilmek için şu anki kullanımla bile doğal dengeyi bozucu nitelik taşıyan tarım ilaçlarının 6 kat daha bilinçsizce kullanımı beraberinde nice altı katlar daha getirecek ve doğal denge düzelmez bir şekilde bozulacaktır. İleriki tarihlerde Agatha Christie türü roman yazanlar, ilk önce eve kutu kutu meyve getirenlerin katil olacağından şüphelenecektir sanırım. &lt;br/&gt;Son yıllarda kanser oranlarındaki artış normal ölümlerde % 25 lere çıkmış durumda. &lt;br/&gt;İnsanı öldürücü doz, her kimyasala göre değişiklik gösterir. Kimi ilaç 5 mg. ile insanı öldürür, kimi ilaç 10 mg. la. Yediğimiz yiyeceklerle azar azar vücudumuza aldığımız ilaç kalıntıları, vücudumuzda birikmeye başlıyorlar. Hepsini atamadığı için, bir gün, son ısırdığımız salatalık ile öldürücü doz tamamlanıyor ve yemekten sonra sandalyede otururken dikilip gidiyoruz. Teşhis kalp yetmezliği. &lt;br/&gt;Bir gün Bozdoğan köyünün eski muhtarının evinin önündeyiz. Muhtar evde yok. 30 yaşlarında olan oğlu ile konuşurken, muhtarın torunu, konuştuğumuz kişinin 4-5 yaşlarındaki oğlu salatalık serasından kucağında salatalıklar, ısıra ısıra geliyor. Ne zaman ilaçladın diye sordum. Etki süresi 21 gün olan ilacı dün verdim diyerek cevapladı. Bak oğlun zehirleniyor dedim. Ona bir şey olmaz alışıktır dedi. Peki dedim. Sen baban kadar sağlıklı mısın? Hayır dedi. İşte dedim çocuğun da senden daha sağlıksız olacak. &lt;br/&gt;Ama bu konuda duyarlı çiftçilerimiz de var. Kızılaliler köyünde serasını kotrol ettiğim bir çiftçi sohbet ederken salatalık yıkadı getirdi yiyelim diye. Kış aylarında o körpe salatalıklar ye beni diye bize bakıyordu. En son kullandığın ilaç nedir diye sordum. Çiftçi  merak etme 7 gündür ilaç vermiyorum dedi. Peki 7 gün önce ne verdin dediğimde etkisi 45 gün süren, sebzelerde kullanılmaması gereken sistemik bir zehiri kullandığını söyledi. İlaç kutusunu getirttim. Anlattım. Bu ilacın uygulandığı salatalıktan 2 kg. yiyen bir insanın hemen orada öleceğini söyledim.  Etkilendi. Bir ay kadar sonra tekrar uğradığımda ne yaptığını sordum. Valla o günden sonra biz hiç salatalık yemedik dedi. Peki salatalıklar ne oldu? diye sorunca hale gönderdik cevabını verdi. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;2. TARIM İLAÇLARININ YARARLARI &lt;br/&gt;Dünya 6,5 milyar nüfusu taşıyor. Bu nüfus da sürekli yükseliyor. Tarım arazileri ise amaç dışı kullanımlarla (yazlıklar, fabrikalar, otoyollar, yerleşimler) sürekli azalıyor. Nüfusun hepsi de yemek istiyor. Artan nüfusu, tarım arazilerindeki azalışa karşın beslemek için tarım ilacı kullanımından vazgeçmemiz çok zordur. Yaşamıının kıymetini bilen bazı gelişmiş ülke insanları organik tarım dediğimiz tarım ilacı ve kimyasalların kullanılmadığı tarım ürünlerini yüksek para vererek tüketmektedir. Bu şekildeki üretim 6,5 milyar insana yetmeyecektir. Bizim çiftçimiz de yaşamının kıymetini biliyor. O da serasında, bahçesinde bir köşeyi kendi tüketimi için organik tarıma ayırmış durumda. &lt;br/&gt;Tarım ilacı kullanımındaki en büyük y</description></item><item><title>KARANFİL YETİŞTİRİCİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?karanfil-yetistiriciligi-370006.html</link><description>KARANFİL YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;TOPRAK HAZIRLIĞI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toprak yapışma bağlı olarak 20 -25 cm derinlikte 2 - 3 kez sürüm yapılır. Son sürümden önce toprağa 50 - 75 kg / dekar ile triple super fosfat,- 50 - 7.5 Kg K2SO4&lt;br/&gt;/Dekar (veya 50 - 75 kg DAP/Dekar) verilir. Dikim öncesi azotlu gübre vermek sakıncalıdır, çabuk yıkandığından bitki tarafından kullanılmadan yıkanarak kaybolur. P ve K toprak tarafindan tutulur ve çok yavaş erir. O yüzden tabanı gübrelemesinde bu iki elementin verilmesi uygundur.&lt;br/&gt;Sürümden sonra seralara rotivatör çekilerek tesviyeterı yapılır; bu işlemleri takiben dikim için yatak yapımına başlanır, Yataklar 1 m genişliğinde 25 - 30 cm yüksekliğinde yapılmalıdır. Yataklar vere paralel olmalı sağı solu çökmemeli, mümkün mertebe düz olmalıdır. Her iki yatak arasında 50cm ilk yürüme ve maniplasyon yolu bırakılmalıdır.&lt;br/&gt;Sedde yapımı tamamlandıktan sonra - (eğer toprağa fumigasyon yapılmamış ise) toprak üstü fumigantı atılır. Bu da genellikle PNPC grubu hır ilaç olabilir. Kullanım&lt;br/&gt;dozu 20 - 40 Kg / dekara olur. Arkasından toprağın dikim tavına gelinceye kadar sulanrnası gerekir. Bu deriniik takriben 15 cmdır. Bu mesafe kökün çalışma derinliğidir. Sulama neticesi toprak fumiganti da bu derinliğe kadar iner ve toprak ilaçlanmış olur.&lt;br/&gt;FİDE SEÇİMİ VE DİKİM&lt;br/&gt;Uygun fidenin : sağlıklı, yeterince köklü, standart boyda, köksüz veya köklü olrak soğuk depoda fazla beklememiş olması gerekir. Bunun dışında, fide seçilirken;&lt;br/&gt;hastalıklara mukavemeti, soğuğa mukavemeti, flash arası verip vermidiğş, çiçek sapı, boyu, renk uyumu (istenen renk), çiçek kalitesi, verimliliği pazarda aranırlığı gibi hususları bilinmesi gereken vasıflardir&quot;,&lt;br/&gt;Dikimde , fidenin kök boğazım örtülmeyecek şeklide, bu bölgeye egelen torflar görülecek şeklide uygulama yapılmalıdır. Derin dikimden kesinlikle kaçınılmalıdır.&lt;br/&gt;Karanfil 4 sıra olarak 13, 13.5, 14 cm sıra üzeri mesafeleri ile dikilir. Çift sıra arası, 20 cm çiftli sıra arası ise 30 cmdir. Bu durumda bitkiler iie şedde arasında 15 cm boşluk kalmış olur.&lt;br/&gt;Dikimlerin düz ve standart yapılrnası önemlidir. Dikim sonrasında fide kayıplarım önlemek için sıra aralarınca % 2 - % 3 fazla fide dikilmesi uygundur. Soğuk depodan çıkarılan fide kutuşu açılır, dikilecek fide 6-8 saat gölgede ortam sıcaklığına eriştirilir, Sabah çok erken veya akşam saatlerinde hızla dikimi yapılır, Havanın en serin ve radrasyonun en düşük olduğu saatler dikim için en uygun saatlerdir. Dikim biter bitmez toprak yapısına uygun olarak en az 40 - 80 dakika ekstra sulama yapılmalıdır, Bu sulama fide köklerinin toprak ile temasını sağlayacaktır.&lt;br/&gt;DİKİM SONRASI SULAMA&lt;br/&gt;Dikimden sonra sulama anlatıldığı gibi yapılır. Ertesi günden itibaren ise sulama çok daha önem kazanır. Hava şartlama ve toprak yapışma göre sulama aralığı ve miktar; ayarlanır. Özellikte çok sıcak ve rüzgarlı günlerde kumlu topraklarda sulama aralığı çok azaltılır. 20 - 25 dakika hatta 15 - 20 dakika da bir 5 dakika sulama yapılabilir. Ağır topraklı yerlerde ise sulama aralığı 35 - 45 dakikada bir 5 - 6 dakika yapılabilir. Ancak prensip olarak her zaman fide üzerinde nem eksik olmayacak buna karşın toprak hiçbir şekilde aşın çamur olmayacak çünkü aşırı çamur bölgelerde fide kök atamaz ve çok çabuk ölebilir.&lt;br/&gt;Yağmurlama sistemi fırmalara göre değişir. Bu yüzden bu konu hakkında firma bilgisi gerekir. Sulama şekli bu şekilde yaklaşık 10 gün devam eder. Ve 10 gün içinde köklenme başlar. Köklenmeyle birlikte sulama aralığı uzar ve su miktarı arttırılır. Çünkü bitki artık topraktan su almaya başlamıştır, Toğrağın yeterince doyurulması gerekir. Dikimden yaklaşık 15 - 20 gün sonra ise köklenme iyice tamamlanmış ve toprağa sıkı sıkı tutunmuştur. Bu zamanda damlamaya geçilir. Damlamalar iki fide arasına gelecek şekilde bir seddeye iki damlama çekilir. (Damlamalarda da firma bilgisi gerekecektir.) En uygunu 30 cm aralıklı damlama tercih edilir. Damlamayla birlikte yağmurlama sulama her geçen gün azaltılır. Sadece sıcak saatlerde serinletmek amacıyla kullanılır. Yaklaşık Ağustos ortasına kadar devam ettirilir. Damlama ise başlangıç bir günde 2 - 3 defa ve akşam üzeri azar azar verilir.Gübreleme tam başladığında bir defa akşamüzeri verilir. Bu şekil gübrelemeye yıl boyunca devam edilir. Kapalı meme olmamasına dikkat edilir. Maksimum 15 günlük oranlarla fosforik asitle ( Ut / 1.5 Lt) sulama yapılarak deşiklerin temizlenmesi sağlanır.&lt;br/&gt;DİKİM SONRASI İLAÇLAMA&lt;br/&gt;Fide dikiminden sonra ilk görülebilecek hastalık rhizoctania ve kök boğazında çürüme kabuğunun gövdeden ayrılması ve ile</description></item><item><title>SOFRALIK ZEYTİN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sofralik-zeytin-452829.html</link><description>Zeytin diğer meyve türlerinden oldukça farklıdır. Diğer meyve türleri gibi hasattan hemen sonra tüketilemez. Çünkü tüketim için içerisindeki acılık maddesinin (oleuropein) giderilmesi gerekmektedir. Diğer bir ifade ile zeytin daneleri tüketim için yağa yada sofralığa uygun işlenmek zorundadır. Fakat tüm bilinenlerin aksine çok özel bir sofralık zeytin çeşidi Hurma Zeytin vardır ki; dalından koparılarak yenilebilir. Hurma zeytin Türkiye&quot;de ve diğer üretici ülkelerde özel alanlarda (mikroklimalarda) yetişebilen bir çeşittir.&lt;br/&gt;İşlenme şekline göre tüketime ayrılan zeytin danelerinden yağlık tüketim dışındaki zeytinler genellikle sofralık tüketim için ayrılmakta ve bunlar Sofralık Zeytin olarak adlandırılmaktadırlar.&lt;br/&gt;Sofralık Zeytin; uluslararası standartta kültüre alınmış zeytin çeşitlerinin, işlenebilecek olgunlukta hasat edilen meyvelerinin belirli teknik usullerle acılığının giderilip, tüketimine izin verilen katkı maddeleri ile birlikte veya sade olarak ambalajlanmış, yeme olgunluğu kazanan zeytin daneleri olarak tanımlanmakta ve siyah, yeşil ve rengi dönük (pembe) zeytin olarak sınıflandırılmaktadır (Tunalıoğlu ve Işıklı 1993).&lt;br/&gt;Her çeşit zeytin sofralık olarak işlenebilir. Fakat kalitede farklılık oluştuğu için siyah-yeşil ve rengi dönük olarak ayrılan sofralık zeytinler farklı işleme teknikleri kullanılarak tüketime hazırlanırlar. Genellikle et oranı fazla, çekirdeği küçük, etinden ayrılabilir, kabuğu ince ve esnek, şeker oranı yüksek ve yağ oranı tercihen düşük çeşitler sofralık olarak işlenir. Sofralık zeytin gerek siyah, gerek yeşil, gerekse de rengi dönük olsun işlenmesinde iki ana yöntem uygulanır. Birincisi Naturel adı verilen doğal yöntemdir. Bu yöntemde zeytinin acılığının giderilmesinde sadece tuz kullanılır. İkincisi Kostikle İşleme&quot;dir. Bu yöntem suya düşük oranda karıştırılan sodyum hidroksit ile zeytinin içerisindeki acılığı veren maddeyi ve tanedeki şekeri kısmen yada tümü ile gidererek fermantasyonu başlatan kısa süren bir uygulamadır. İkinci yöntem birinci yönteme göre sofralık zeytinin daha çabuk tüketime hazırlanması açısından özellikle dış pazara yönelik satımlarda önem taşımaktadır. Bu işleme yöntemlerini kendi içlerinde ve ülkeler bazında da çeşitlendirmek mümkündür. Sofralık zeytinler söz konusu işleme tekniklerinden sonra tüketime çekirdekli, ezme, biberli, havuçlu, badem dolgulu ve dilimli zeytin şeklinde sunulmaktadır.&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de Gemlik, Domat, Memecik, Uslu, Memecik, Ayvalık (Edremit), Edincik-Su, Kan, Halhalı, Tavşan Yüreği, Çelebi ve Yamalak Sarısı, önemli sofralık zeytin üreticisi ülkelerde ise; Manzanilla, Hojiblanca, Ascolana, Kalamata, Haldiki ve Chemlali önemli zeytin çeşitleridir.&lt;br/&gt;2. Dünyada Durum&lt;br/&gt;Dünyada zeytin ağaç varlığı ve dane zeytin üretimine paralel olarak sofralık zeytin üreten önemli ülkeler İspanya, Türkiye, İtalya, Yunanistan, ABD, Fas, Suriye ve Mısır&quot;dır. Türkiye sofralık zeytin üretiminde İspanya&quot;dan sonra ikinci sırada yer almaktadır. Türkiye dünya sofralık zeytin üretiminde siyah sofralık zeytin üretimi ile ilk sırada yer alırken, yeşil sofralık zeytin üretiminde İspanya ilk sırada yer almaktadır (Grafik 1).</description></item><item><title>SOFRALIK VE YAĞLIK ZEYTİNDE ÜRETİM MALİYETLERİ VE KARLILIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sofralik-ve-yaglik-zeytinde-uretim-maliyetleri-ve-karlilik-448162.html</link><description>SOFRALIK VE YAĞLIK ZEYTİNDE ÜRETİM MALİYETLERİ VE KARLILIK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EGE ve G.MARMARABÖLGELERİ&quot;Salkım Örneklemesi&quot;2 Yıl(1998/99 ve 99/00)4 Yöre4 Köy4 ÜreticiYağlık   128 anketSofralık 128 anketToplam 256 anket</description></item><item><title>TARIMSAL ARAŞTIRMA ETKİNLİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tarimsal-arastirma-etkinlikleri-444776.html</link><description>TARIMSAL ARAŞTIRMA ETKİNLİKLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hızla artan nüfusun daha iyi ve daha yeterli beslenme ihtiyacı, tarımsal üretimin artırılmasını zorunlu kılmaktadır. Tarımsal üretimin artırılması ise, ancak, bilimsel yöntemlerle geliştirilmiş yeni teknolojilerin tarımda kullanılmasıyla sağlanabilir. Türkiye&quot;de tarımsal teknoloji geliştirme çalışmalarını çeşitli kuruluşlar yapmaktadır. Bu kuruluşlar arasında, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı&quot;na bağlı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) şemsiyesi altında çalışan araştırma enstitüleri önemli bir yer tutmaktadır. Ulusal ve uluslararası kuruluşlardan sağladığı parasal kaynaklarla araştırma çalışmalarını destekleyen TAGEM, 1992 yılından beri de Dünya Bankası tarafından desteklenen, Tarımsal Araştırma Projesi&quot;(TAP)ni  yürütmektedir. TAP ile tarımsal araştırma yapan enstitü ve kuruluşların alt yapı, insan kaynakları ve organizasyondan kaynaklanan sıkıntılarının azaltılması ve daha etkin araştırma yapabilmelerinin sağlanmasına çalışılmaktadır. Yapılacak bu çalışmalar da, bölge ve konu bazında önemli olan araştırma programlarına öncelik verilerek tarımsal üretimin artırılmasının sağlanması hedeflenmektedir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarımsal araştırma çalışmaları; hızla artan nüfusun beslenme ve daha iyi yaşama isteklerinin karşılanması, sağlıklı beslenmesi, gıda güvenliği ve güvenilirliğinin sağlanması, çevre dostu-sürdürülebilir tarım tekniklerinin geliştirilmesi ve dışsatımın artırılması için yapılmaktadır. Bu çalışmalar; çevresel kaygılardan dolayı ekilebilir alanların artırılamadığı hatta, azaltılmasına çalışıldığı günümüzde daha da önem  kazanmaktadır. Bu koşullar altında üretim ancak, GAP gibi potansiyeli yüksek bölgelerde, yeni üretim teknolojilerinin uygulanmasının yaygınlaştırılması ile artırılabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ARGE çalışmaları sonucunda geliştirilen yeni teknolojiler üretimde artışa, ekonomide büyümeye ve sosyal yapıda değişmelere yol açar; bu da sonuçta, yeni toplumsal ihtiyaçların ortaya çıkmasına neden olur. Bu döngü araştırma-geliştirme çalışmalarının kesintisiz yapılması gerektiğini gösterir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. TÜRKİYE&quot;NİN TARIMSAL ARAŞTIRMA YAPISI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarımsal araştırma-geliştirme çalışmalları; ulusal düzeyde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, köy hizmetlerinden sorumlu Devlet Bakanlığı, öteki bazı bakanlıklar, ziraat fakülteleri ve özel sektör tarafından yürütülmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ARGE çalışmalarını Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğüne bağlı 7 merkez, 8 havza ve 41 konu olmak üzere toplam 56 araştırma enstitü&quot;sünde;  Devlet Bakanlığı&quot;na bağlı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü 10 köy hizmetleri, 1 toprak gübre ve 1 Uluslararası Agrohidroloji ve Eğitim Merkezi olmak üzere toplam 12 araştırma enstitüsünde;  Orman Bakanlığı ise 9 bölgesel, 1 konu ve 1 ıslah olmak üzere 11 araştırma enstitüsünde yürütmektedir.  23 ziraat fakültesi ve 19 veteriner fakültesi de tarımsal araştırma etkinliklerinde yoğun olarak yer almaktadır. Ayrıca, öteki bazı üniversiteler (ODTÜ; Hacettepe vb.), bakanlıklar (Sanayi ve Ticaret) ve kuruluşlar (Atom Enerjisi ve Nükleer Araştırma, ÇAYKUR, TEKEL, GAP İdaresi vb.)  da tarım için ARGE çalışmaları  yapmaktadırlar. &lt;br/&gt;Değişik yönetimlere bağlı olan bu çok sayıda kuruluş uyumlu çalışmakta zorlanmakta; bu da öteki sorunlarla birlikte ARGE çalışmalarını olumsuz etkilemektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. TARIMSAL ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de tarımsal araştırma-geliştirme çalışmaları yapan kuruluşlar arasında, Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü&quot;ne bağlı 56 araştırma enstitüsü önemli bir yer tutar. Bakanlar Kurul&quot;unun, 07.08.1991 tarih ve 441 sayılı, kanun hükmündeki kararnamesi ile kurulan Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü (TAGEM); bitki, hayvan, su ürünleri, gıda-yem ve doğal kaynaklar konularında Ülke&quot;mize ekonomik, sosyal ve çevresel yararlar sağlayacak bilgi ve teknolojilerin geliştirilmesi ile görevlendirilmiştir. &lt;br/&gt;TAGEM&quot;in amacı; araştırma fırsat alanları kapsamında Türk çiftçi, sanayici, tüccar ve tüketicilerinin gereksinimi olan modern tarımsal teknolojileri geliştirecek araştırma p</description></item><item><title>ZİRAAT - ZİRAAT-TARIM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-ziraattarim-400340.html</link><description>ziraat-tarım</description></item><item><title>ZİRAAT - LİONS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-lions-400438.html</link><description>lions</description></item><item><title>TARIMSAL ÜRETİM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tarimsal-uretim-363534.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;İktisadi kalkınma mücadelesi veren ülkeler açısından iki faktör önemli yer tutmaktadır. Bunlar, tarımsal üretim bakımından kendi kendine yeterli olabilmek ve sanayiin ihtiyaç duyduğu hammadde kaynakları bakımından dışa bağımlı olmamaktır. Bugün petrol, doğal gaz, kömür ve diğer stratejik hammadde kaynağı bakımından yokluk içerisinde bulunan ülkeler birincil faaliyet olarak söz konusu hammaddelerin uluslararası ticaret yolu ile elde edilebilmesi konusunda finansman sorunu çözme mücadelesi vermektedirler. Bahsedilen kaynaklara sınırlı miktarda sahip bulunan ülkeler ise, ya son derece büyük maliyetlere katlanarak arama, ya da ileri teknoloji transferini gerçekleştirerek yüksek maliyetle işletebilmenin gayreti içerisindedirler.&lt;br/&gt;Sanayi kesiminde kaydedilen gelişmeler tarım kesimini de çok yakından etkilemiş ve tarımın gelişmesine olumlu katkılar sağlamıştır. Bu durum, tarım kesimi ile sanayi sekimi arasında tarıma dayalı sanayiler diye adlandırdığımız bir sektörün doğmasına sebep olmuş ve ülkelerin sanayi ürünü ihracatı içerisinde tarıma dayalı sanayi ürünlerinin ağırlığından ve öneminden bahsetmek lüzumu hasıl olmuştur. Sanayi sektörünün dolaylı olarak tarım sektörünü de geliştirdiği ve tarımın diğer sektörlerle çok sıkı bir girdi-çıktı ilişkisinde bulunduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Yeni teknolojilerin tarımda işbölümü ve uzmanlaşmayı sağladıkları, kalite ve dış talebi dikkate alarak yapılan üretimin uygun dağıtım kanalları kullanılarak, uluslararası rekabete müsait hatta mukayeseli üstünlük sağlayacak şekilde pazarlanabilme imkanı, tarım kesimin ekonomiye katkısını sürekli olarak arttırmaktadır. Tarımın toplam ekonomik faaliyetler içindeki payın da nisbi olarak azalma görülmektedir. Ancak, bu durum tarımın öneminin azaldığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Zira, tarımsal üretimin bir kısmı tarıma dayalı sanayilerin ürünü durumuna gelmekte ve ayrıca tarımda sağlanan verimlilik artışı sayesinde daha az kaynak ve daha az emek ile daha fazla üretimden söz etmek mümkün hale gelmiş bulunmaktadır.&lt;br/&gt;Tarım sektörü giderek doğal kaynaklar yanında sanayi ürünlerini girdi olarak kullanarak en fazla ürünü verebilmenin çabası içerisindedir.&lt;br/&gt;uluslararası karşılaştırmalar yapıldığında Türk tarımı potansiyel olarak mukayeseli üstünlüğe sahiptir. Ancak, Türkiye&quot;nin tarımda verimlilik ve teknoloji kullanımı açısından yeterli düzeyde gelişmiş olduğunu söylemek güçtür. Tarımsal üretim bakımından Türkiye, kendi kendine yeterli nadir ülkelerden biri olmakla beraber, iç talep fazlası ürünün dış piyasalara arzedilip gerekli gelirin elde edilmesi açısından yetersiz durumdadır. Kaldı ki, Türkiye&quot;de tarım sektörünün üretim, istihdam, piyasa ve faktör gibi katkıları dikkate alındığında ekonomide önemli bir ağırlığa sahip olduğu da bir gerçektir.&lt;br/&gt;1. İKTİSADİ KALKINMADA TARIMIN ROLÜ&lt;br/&gt;1.1. Tarım ve İktisadi Kalkınma&lt;br/&gt;İktisadi kalkınmanın başlangıç aşamasında tarım sektörü, iktisadi kalkınmaya önemli katkıda bulunmaktadır.  Gelişmekte olan ülkeler geleneksel ekonomik yapıdan modern bir yapıya kavuşabilmek için büyük gayret göstermektedirler. Bunun da ancak sanayileşmekle mümkün olabileceği bilinmektedir. Ancak bu, kolay olmamakta sanayileşme sürecine geçiş ve iktisadi kalkınma çabaları, daha önceki yapı ile ilişki halinde bulunmaktadır. Bu nedenle, sanayileşmek suretiyle kalkınmak isteyen ülkeler bu sürece girdikleri anda devraldıkları eski ekonomik yapının durumu iktisadi kalkınmanın başarısında önemli rol oynamaktadır. Başka bir ifade ile, iktisadi kalkınmada tarım ve sanayi sektörleri arasında sıkı bir ilişki ve etkileşim mevcuttur. Sektörlerden her hangi birinde meydana gelen bir değişme diğer sektöre de yansımakta ve etkisini göstermektedir. Özellikle sanayileşmenin gelişmesinden sonra teknolojik yeniliklerin tarıma girmesi sonucu &quot;tarım toplumu&quot; yapısı yerini &quot;sanayi toplumu&quot; yapısına dönüştürmektedir.  Bu itibarla, başlangıçta tarıma dayalı ekonomilere sahip olan gelişmiş ülkeler önce tarım sektörüne ağırlık vererek bu sektörün gelişmesini sağlamışlar, da</description></item><item><title>NİCOTİANA TABACUM L. (SOLANACEAE) BİTKİSİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ VE YETİŞTİRİCİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?nicotiana-tabacum-l.-(solanaceae)-bitkisinin-genel-ozellikleri-ve-yetistiriciligi-395107.html</link><description>TÜTÜNÜN SİSTEMATİĞİ&lt;br/&gt;TÜTÜNÜN TARİHİ GELİŞİMİ&lt;br/&gt;TÜTÜNÜN TÜRKİYE&quot;DEKİ TARİHİ GELİŞİMİ&lt;br/&gt;TÜTÜNÜN ÜRETİMİ VE ÖNEMİ&lt;br/&gt;TÜTÜNÜN MORFOLOJİK VE ANATOMİK ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;Kök&lt;br/&gt;Sap&lt;br/&gt;Yaprak&lt;br/&gt;Çiçek&lt;br/&gt;Meyve&lt;br/&gt;Tohum&lt;br/&gt;Tütün Yaprağının Kullanılması&lt;br/&gt;TÜTÜNDE KALİTE&lt;br/&gt;Yanma&lt;br/&gt;Sertlik ve Yakarlık&lt;br/&gt;Tat&lt;br/&gt;Aroma(Koku)&lt;br/&gt;Kül&lt;br/&gt;Tokluk&lt;br/&gt;Yavaşlık&lt;br/&gt;Nikotin&lt;br/&gt;TÜTÜN YAPRAĞININ KİMYASAL YAPISI&lt;br/&gt;Organik Maddelerin Tütün ve Mamullerine Etkisi&lt;br/&gt;a Azotlu Maddeler&lt;br/&gt;b Karbonhidratlar&lt;br/&gt;c Organik Asitler&lt;br/&gt;d Renk Maddeleri&lt;br/&gt;e Tanenler&lt;br/&gt;f Reçineler&lt;br/&gt;g Eterik Yağlar&lt;br/&gt;h Nem&lt;br/&gt;TÜRKİYE&quot;DE TÜTÜN BÖLGELERİ VE ÇEŞİTLERİ&lt;br/&gt;EGE BÖLGESİ TÜTÜNLERİ&lt;br/&gt;a İzmir Tütünü&lt;br/&gt;b Akhisar (Gavurköy) Tütünü&lt;br/&gt;c Karabağlar tütünü&lt;br/&gt;d Çıtır Tipi Tütün&lt;br/&gt;e Muğla Tütünü&lt;br/&gt;MARMARA BÖLGESİ TÜTÜNLERİ&lt;br/&gt;a Bursa-Düzce-İzmit Grubu&lt;br/&gt;b Hendek-Balıkesir-Trakya Grubu&lt;br/&gt;KARADENİZ BÖLGESİ TÜTÜNLERİ&lt;br/&gt;a Samsun-Bafra Grubu&lt;br/&gt;b Taşova-Tokat Grubu&lt;br/&gt;c Trabzon-Artvin Grubu&lt;br/&gt;d Gümüşhacıköy Grubu&lt;br/&gt;DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖL TÜTÜNLERİ&lt;br/&gt;a Adıyaman-Malatya Tütünleri&lt;br/&gt;b İskenderun-Yayladağı Tütünleri&lt;br/&gt;c Silvan Tütünleri&lt;br/&gt;d Bitlis Tütünleri&lt;br/&gt;YABANCI ORİJİNLİ TÜTÜNLER&lt;br/&gt;a Deli Tütün&lt;br/&gt;b Tömbeki (Nargile) Tütünü&lt;br/&gt;c Virginia, Burley ve Kentucky Gibi ABD Orijinli Tütünler&lt;br/&gt;TÜTÜN EKOLOJİSİ&lt;br/&gt;TÜTÜN ADAPTASYONLARI&lt;br/&gt;İklim İstekleri&lt;br/&gt;Toprak İstekleri&lt;br/&gt;Su İle İlişkileri&lt;br/&gt;Besin Maddesi İstekleri&lt;br/&gt;TÜTÜN TARIMI&lt;br/&gt;Ekim Nöbeti&lt;br/&gt;Toprak İşleme ve Tarla Hazırlığı&lt;br/&gt;Gübreleme&lt;br/&gt;Çeşitlik, Tohumluk ve Fide Yetiştiriciliği&lt;br/&gt;Fide Dikimi&lt;br/&gt;Bakım&lt;br/&gt;Çapalama&lt;br/&gt;Tepe Kırma ve Koltuk Alma&lt;br/&gt;Sulama&lt;br/&gt;Mücadele&lt;br/&gt;Hasat (Kırım)&lt;br/&gt;a Kırım Zamanının Tespiti&lt;br/&gt;b Tütün Hasadı (Kırım)&lt;br/&gt;c Tütünün Dizilmesi&lt;br/&gt;TÜTÜNÜN KURUTULMASI&lt;br/&gt;Kurutma&lt;br/&gt;Kurutma Şekilleri&lt;br/&gt;a Doğal Kurutma&lt;br/&gt;a Güneşte Kurutma&lt;br/&gt;a Gölgede Kurutma&lt;br/&gt;b Yapay Kurutma&lt;br/&gt;b Isıtarak Kurutma&lt;br/&gt;b Ateşte Kurutma&lt;br/&gt;KIRIMDAN FERMANTASYONA KADAR GEÇEN OLAYLAR&lt;br/&gt;TÜTÜNÜN TAVLANMASI&lt;br/&gt;Doğal Tavlama&lt;br/&gt;a Havanın Nispi Nemi İle Tavlama&lt;br/&gt;b Toprak Kuyular İçinde Tavlama&lt;br/&gt;Yapay Tavlama&lt;br/&gt;a Oda İçinde Tavlama&lt;br/&gt;b Su Püskürterek Tavlama&lt;br/&gt;c Su Buharı İle Tavlama&lt;br/&gt;TÜTÜNÜN İŞLENMESİ&lt;br/&gt;Dizi Şeklinde İşleme&lt;br/&gt;D</description></item><item><title>MYCOPHYTA (MANTARLAR=FUNGUSLAR)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mycophyta-(mantarlarfunguslar)-395117.html</link><description>Genel Özellikleri&lt;br/&gt;Üremeleri&lt;br/&gt;Yayılışları&lt;br/&gt;Sistematiği&lt;br/&gt;MİKORİZANIN TANIMI&lt;br/&gt;MİKORİZAL OLUŞUMUN YAPISI&lt;br/&gt;MİKORİZA TÜRLERİ VE SINIFLANDIRILMASI&lt;br/&gt;Ektomikoriza(EKM)&lt;br/&gt;Endomikoriza&lt;br/&gt;VA Mikorizanın Bitki Gelişimi Üzerine Olan Etkisi&lt;br/&gt;VAM Mantarı ve Sınıflandırılması&lt;br/&gt;VA Mikorizasının Önemi&lt;br/&gt;Kökün Mikorizayla Enfeksiyonu&lt;br/&gt;MİKORİZAL OLUŞUMU ETKİLEYEN FAKTÖRLER&lt;br/&gt;Fiziksel Faktörler&lt;br/&gt;Topraktaki Su Miktarı ve Havalanmanın Mikorizal Oluşuma Etkisi&lt;br/&gt;Sıcaklık ve Işığın Mikorizal Oluşuma Etkisi&lt;br/&gt;Kimyasal Faktörler&lt;br/&gt;Toprak pHsının Mikorizal Oluşuma Etkisi&lt;br/&gt;Toprak Fosfor Özelliğinin Mikorizal Oluşuma Etkisi&lt;br/&gt;Toprak Azot İçeriğinin Mikorizal Oluşuma Etkisi&lt;br/&gt;Diğer Makro ve Mikro Besin Elementlerinin Mikoriza Oluşumuna Etkisi&lt;br/&gt;Pestisidlerin Mikorizal Oluşuma Etkisi&lt;br/&gt;Biyolojik Faktörler&lt;br/&gt;Bitki Rotasyonunun Mikorizal Oluşuma Etkisi&lt;br/&gt;KONUKÇU BİTKİLERİN BESLENMESİNE MİKORİZALARIN ETKİSİ&lt;br/&gt;Mikorizanın Besin Elementi Alımına Etkisi&lt;br/&gt;Mikorizal İnfeksiyonun Azot Alımına Etkisi&lt;br/&gt;Mikorizal İnfeksiyonun Fosfor Alımına Etkisi&lt;br/&gt;Mikorizanın Bitkinin Su Alımına Etkisi&lt;br/&gt;Mikoriza-Tuzluluk İlişkisi&lt;br/&gt;Mikozanın Hastalık Ve Zararlı Patojenlere Karşı Etkisi&lt;br/&gt;Mikorizanın Diğer Etkileri&lt;br/&gt;MİKORİZALARIN AĞIR METAL TOLERANSINDAKİ&lt;br/&gt;BİTKİLERİN MİKORİZALARA BAĞIMLILIĞI&lt;br/&gt;MİKORİZANIN BİTKİLERDEKİ DAĞILIMI&lt;br/&gt;MİKORİZALARIN PRATİKTEKİ ÖNEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde tarım alanlarında yapılan bilimsel çalışmaların temel hedefi toprağın doğal dengesini bozmadan bitkisel verim artışını optimum düzeye çıkarmaktır. Son yarım yüzyılda kültür bitkilerinin yetiştiriciliğinde kullanılan kimyasal girdiler bir taraftan bitki sağlığını bozarken diğer taraftan bitkilerin artan kimyasal girdiye bağımlılıklarını arttırmıştır. Buna rağmen doğal şartlarda hiç bir girdi yapılmadan gelişimlerini sürdüren pek çok sayıda bitki türüne rastlamak mümkündür. Bu bitki türlerinde göze çarpan en önemli özelliklerden biri de olumsuz koşullar altında değişik adaptasyon mekanizması geliştirerek en iyi şekilde yaşamlarını sürdürmeleridir.&lt;br/&gt;Doğal koşullarda bi</description></item><item><title>BİTKİLERİN YETİŞTİĞİ ÇEVRE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bitkilerin-yetistigi-cevre-360255.html</link><description>Bitkilerin  Yetiştiği  Çevre&lt;br/&gt;Bahçelerde Yetişen Bitkiler&lt;br/&gt;Bahçe ve Tarlalarda Yetişen Bitkiler&lt;br/&gt;Ormanlarda yetişen bitkiler&lt;br/&gt;Saksılarda yetişen bitkiler&lt;br/&gt;Bahçelerde yetişen bitkiler&lt;br/&gt;Ispanak, domates,biber,  havuç, fasulye, kabak vb..&lt;br/&gt;Bahçe ve tarlalarda yetişen bitkiler&lt;br/&gt;Şeftali, elma, armut, kiraz gibi meyve ağaçları bahçe ve tarlalarda yetişir.&lt;br/&gt;Ormanlarda yetişen bitkiler&lt;br/&gt;Çam, gürgen, meşe, ladin, köknar gibi bitkilerdir.</description></item><item><title>ZİRAAT - EGE PAMUĞUNDAN VE EGE PAMUĞUNA ÇEŞİTLİ ORANLARDA KATILAN GÜNEYDOĞUANADOLU PAMUĞUNDAN YAPILAN İPLİKLERİN KALİTE YÖNÜNDEN KARŞILAŞTIRILMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-ege-pamugundan-ve-ege-pamuguna-cesitli-oranlarda-katilan-guneydoguanadolu-pamugundan-yapilan-ipliklerin-kalite-yonunden-karsilastirilmasi-400494.html</link><description>ege pamuğundan ve ege pamuğuna çeşitli oranlarda katılan güneydoğuanadolu pamuğundan yapılan ipliklerin kalite yönünden karşılaştırılması</description></item><item><title>AVRUPA BİRLİĞİ ORTAK TARIM POLİTİKASI VE TÜRKİYE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?avrupa-birligi-ortak-tarim-politikasi-ve-turkiye-357971.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AB ve Ortak Tarım Politikası&lt;br/&gt;1-Ortak tarım politikası nedir?&lt;br/&gt;2-Ortak tarım politikasının amaçları nelerdir?&lt;br/&gt;3-İlkeleri&lt;br/&gt;4-Temel Özellikleri&lt;br/&gt;a-Fiyat politikası&lt;br/&gt;b-Üçüncü ülkelerle ticaret politikası&lt;br/&gt;I)İthalatta uygulanan Koruma Mekanizmaları:&lt;br/&gt;II)İhracatın Teşviki:Restitüsyon Uygulaması&lt;br/&gt;III)Topluluk içi Serbest Dolaşım:&lt;br/&gt;V)Tarımın Ortak Finansmanı:&lt;br/&gt;VI)Yeşil Kur Uygulaması:&lt;br/&gt;5-Ortak tarım politikasının genel değerlendirilmesi&lt;br/&gt;a.Verimlilik artışı&lt;br/&gt;b.Üretim ve Kendine Yeterlilik Düzeyinin Arttırılması&lt;br/&gt;c.Tarımsal Piyasalarda İstikrar Sağlanması&lt;br/&gt;d.Üretici Gelirinin Artışı&lt;br/&gt;e.Stok Artışları ve Depolama Maliyetleri&lt;br/&gt;f.Bütçeye Getirdiği Yük&lt;br/&gt;g.Tüketiciye Getirdiği Yük&lt;br/&gt;h.Büyük Çiftçilerin Yararına İşlemesi&lt;br/&gt;i.Dünya Ticaretinin Kısıtlayıcı Etkisi&lt;br/&gt;j.Kaynak Tahsisi Etkinliğini Bozması&lt;br/&gt;6-Ortak Tarım Politikasında reform&lt;br/&gt;Türkiye Tarımı&lt;br/&gt;1-Türkiye Tarımı&lt;br/&gt;2-Türkiye&quot;de tarımın sorunları&lt;br/&gt;3-Bugünkü tarımsal yapısıyla Türkiye AB üyesi olabilir mi?&lt;br/&gt;Türkiye-AB tarımsal ilişkileri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AB&quot;NİN ORTAK TARIM POLİTİKASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-ORTAK TARIM POLİTİKASI NEDİR?&lt;br/&gt;1950&quot;li yıllarda altı üyeli Avrupa Topluluğu&quot;nun 65 milyon hektar kullanılabilir tarım alanı ve tarımda çalışan 18 milyonluk bir nüfusu vardı.II. Dünya Savaşının yarattığı kıtlık düşüncesi, Avrupa&quot;da bulunan aktif nüfusun büyük bölümünün tarımla uğraşması ve uluslar arası tarım politikaları arasındaki derin farklılıklar nedeniyle 1962 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu, tüm ülkelerin uyma zorunluluğunun olduğu bir ortak tarım politikası geliştirmiştir.Avrupa ülkeleri bu politikayı geliştirirken , tarım sektöründe verimliliğin arttırılmasını ve kendi kendine yetebilmeyi amaçlamışlardır.&lt;br/&gt;Avrupa topluluğunun ilk ortak politikası ortak tarım politikasıdır.1958 yılında yürürlüğe giren Roma  Antlaşması&quot;nda 3.-38.-47. maddeleri ortak tarım politikasının genel çerçevesini, amaçlarını ve geçiş dönemi koşulları belirtilmiştir.Bu maddelerde ortak pazarın tarımı da kapsayacağı ancak bunun ortak tarım politikası ile gerçekleştirilebileceği  belirtilmiştir.Böylece sanayi ürünleri ve tarım ürünleri arasında ayrım yapılmamış olacak ve malların serbest dolaşımına imkan tanınmış olacaktı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-ORTAK TARIM POLİTİKASININ AMAÇLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amaçlar Roma Antlaşmasının 39. maddesine belirtilmiştir.Buna göre;&lt;br/&gt;1.Teknik ilerlemeyi destekleyerek , tarımsal üretimi rasyonel hale getirmek ve üretim özelliklerini ,özellikle işgücünü optimum şekilde kullanarak verimliliği arttırmaktır.&lt;br/&gt;2.Özellikle tarımla uğraşan kesimin kişisel gelirini arttırarak tarımsal nüfusun uygun bir yaşam düzeyine ulaşmasını sağlamaktır.&lt;br/&gt;3.Tarım piyasasını istikrara kavuşturmak,&lt;br/&gt;4.Tarımsal ürünlerin arzını (tedarikini) güvence altına almak,&lt;br/&gt;5.Ürünlerin tüketiciye uygun fiyatla ulaşmasını sağlamaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-ORTAK TARIM POLİTİKASININ İLKELERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           a-Piyasa birliği ilkesi: (Tek Pazar İlkesi)&lt;br/&gt; Ülkeler arası tarım ürünleri ticaretindeki her türlü engelin kaldırılması, ortak fiyat ve rekabet kurallarının geçerli olmasını ifade eder.&lt;br/&gt;   b-Topluluk tercihi ilkesi: &lt;br/&gt;Üye ülke üreticilerine, üçüncü ülke üreticileri karşısında avantaj sağlanmasını ifade eder.Bu yüzden yoğun dış ticaret politikaları izlenmektedir.Amaç , Avrupa Birliği piyasasını düşük fiyatla ithalattan korumaktır.&lt;br/&gt;   c-Ortak Mali Dayanışma ilkesi:&lt;br/&gt;Ortak tarım politikasının , üye ülkeler tarafından ortaklaşa finanse edilmesi anlamına gelir.Bu amaçla 1962 yılında FEOGA (Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu) oluşturulmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4-ORTAK TARIM POLİTİKASININ TEMEL ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         a)Fiyat Politikası:&lt;br/&gt;*Hedef Fiyat: Komisyon önerisi üzerine Konsey tarafından Ekim döneminde bir yıl önce belirlenir ve üreticinin elde edebileceği tavan fiyatı gösterir.Serbest dünya fiyatlarının çok üstünde açıklanan bu rakam ,üreticilerin ürettikleri ürünü en fazla kaça satabileceklerini bilmelerini ve geleceğe yönelik tahmin yapmalarını sağlar.Tahıl, şeker ,zeytinyağı ,yağlı tohumlar ve süt  , hedef fiyat uygulamasının geçerli olduğu ürünlerdir.&lt;br/&gt;*Müdahale Fiyatı: Taban fiyatı olarak nitelendirilen bu fiyat, hedef fiyatın belirli</description></item><item><title>TRİBULUS TERRESTRİS L. (DEVEÇÖKERTEN)(ZGOPHLLACEAE) BİTKİSİNDEN ELDE EDİLEN EKSTRAKTLARIN KİMYASAL İÇERİKLERİNİN ARAŞTIRILMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tribulus-terrestris-l.-(devecokerten)(zgophllaceae)-bitkisinden-elde-edilen-ekstraktlarin-kimyasal-iceriklerinin-arastirilmasi-352818.html</link><description>Tribulus terrestris L. (Deveçökerten )(Zygophyllaceae) BİTKİSİNDEN ELDE EDİLEN EKSTRAKTLARIN KİMYASAL İÇERİKLERİNİN ARAŞTIRILMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER Sayfa No: ÖZET .........................................................................................................................i ABSTRACT ...............................................................................................................ii TEŞEKKÜR ..............................................................................................................iii İÇİNDEKİLER..........................................................................................................iv TABLOLAR DİZİNİ ...............................................................................................vii ŞEKİLLER DİZİNİ.................................................................................................viii ÇİZELGELER DİZİNİ............................................................................................ix 1.GİRİŞ ve AMAÇ.....................................................................................................1 2.TIBBi BİTKİLERİN EKSTRAKSİYONU HAKKINDA GENEL BİLGİ. .....3 2.1.Katı-Sıvı Ekstraksiyonu.......................................................................................3 2.1.1.Çözücü Seçimi....................................................................................................6 2.1.2. Ekstraksiyonu Etkileyen Faktörler.................................................................7 2.1.3.Sıcaklık................................................................................................................8 2.1.4. Katı / Sıvı Oranı................................................................................................8 2.2. Katı - Sıvı Temas Yöntemleri............................................................................9 2.3. Tıbbi Bitki Ekstraksiyonu İşletim Yöntemleri................................................10 3. EKSTRAKSİYONLA AYRILAN MADDE SINIFLARI.................................16 4. BAZI BİTKİLERDE YAPILAN EKSTAKSİYON ÇALIŞMALARI.............18 4.1. Silybum marianum(Devedikeni) Ekstraksiyonuyla İlgili Çalışmalar.............18 4.2. Damarotu (Plantago major) Bitkisinin Ekstraktının İnsan Lenfosit Hücrelerinin Mitotik İndeksi Üzerine Etkilerinin Araştırılması..........20 4.3. Leontice leontopetalum L. (Berberidaceae) (Kırkbaşotu) Bitkisinin de Alkoloidleri Üzerinde Araştırmalar........................................21 4.4. Isırgan Tohumu (Urtica dioica L.) ve Arpa (Hordeum vulgare L.) Bitkisinden elde edilen Ekstrelerin Bitkisel Tümörler Üzerine Etkisinin Araştırılması......................................................................................22&lt;br/&gt;v&lt;br/&gt;4.5. Centaurea kotschyi (Peygamberçiçeği) var kotschyi Türünün Flavanoid Bileşikleri..........................................................................23 4.6. Doğalsığla (Liquidamber Orientalis Mill) Balsaminin Kimyasal Bileşiminin Gaz Kromatografisi-Kütle Spektrometresi Kombine Sistemiyle İncelenmesi......................................................... ............23 4.7. Defne yaprağı Yağ Asitleri...............................................................................24 4.8.Teuerium alyssifolium Bitkisinden Yeni Bir Flavon Bileşiği..........................26 4.9. Sıklemen Köklerinden Piperidin Alkoloidine Bağlı Yeni Bir Glikozid.........26 4.10.Euphorbia retusa (Sütleğen) dan Elde Edilen Yağ Asidleri ve Triterpenler........................................................................................................27 4.11Cyclamen Coum&quot;dan Elde Edilen Steroller.....................................................28 4.12. Aconitim nasutum&quot;dan Elde Edilen Yeni Bir Prodelphine Türü Alkoloidle.r.......................................................................................................29 4.13. Salvia verticillata&quot; nen Bileşenleri...................................................................30 4.14 Tanac</description></item><item><title>TARIM VE BESLENME SORUNU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tarim-ve-beslenme-sorunu-360182.html</link><description>TARIM VE BESLENME SORUNU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Dünya Savaşı sonrası dönemde küresel tarımda, bazı açılardan büyük başarılar elde edildi. Dünyanın temel ekinleri olan Buğday, mısır ve pirinçte verim artırıldı ve dönemin büyük bir bölümü boyunca üretim nüfus artışının üstünde gerçekleşti. Gıda ürünlerindeki artışla birlikte, gerçek gıda fiyatlarında da genel olarak düşüş görüldü. En önemlisi kronik açlık azaltıldı. 1969&quot;da her üç kişiden birisi açlıkla karşı karşıyayken günümüzde bu oran beşte birden az. (Tarım kaynaklarının korunması). Bu etkileyici ilerleme genellikle üretimde patlama yaratan teknoloji ve bilimsel ilerlemelere &quot;yeni tohumlar, gübreler, tarım zehirleri ve geniş sulama altyapısı bağlanır. Ama gıda üretimindeki bolluğun pek de görünür olmayan bir kaynağı daha var: Üretimi azami seviyeye çıkarmak amacıyla doğal kaynakların azami derecede kullanıldığı ve bozulduğu bir başka deyişle sürdürülebilir olmayan tarım. ( Tarım kaynaklarının korunması, s.95) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gezegenimizde doğal kaynakların harcanması açısından en büyük sorumlulardan birisi tarımdır. Tarım uygulamaları her yıl büyük değerlerde humusu yok ediyor, kıtaların yer altı rezervlerini tüketiyor ve bitkilerin genetik maddelerini yok etmektedir. Günümüz tarımında yenilebilir kaynakların yenilenme oranlarından çok daha büyük ir hızla kullanılması ve kaynakların yenilenmesi için yeterince çaba gösterilmemesi nedeniyle, tarımın kaynakları hızla azalmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaynakların elli yıldır aşırı derecede kullanılması sonucunda pek çok bölgede doğal rezervler tükenmeye başladı. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzün giderek hızlanan kaynak tüketimi üretimin 1950-1984 arasındaki hızlı artışına karşın son dönemde üretimde gerileme olduğu ve gıda talebinin arttığı bir dönemde yaşamaktayız. 30 yılı aşkın bir süre boyunca nüfus artışının kolayca üzerine çıkan bir tahıl çıktısı artık nüfus artışının çok gerisinde kalmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde 5,7 milyarı bulan dünya nüfusunun 2020 yılında 8 milyara ulaşması bekleniyor. Bu artışın neredeyse tamamı üretimi arttırma olanaklarının özellikle düşük olduğu gelişmekte olan ülkelerde gerçekleşecek. Nüfus artışının yanısıra görülecek olan kentleşme ve gelir artışı gıda talebinde daha büyük bir patlama yaşanmasına neden olacak - uzmanlar önümüzdeki 25 yıl içinde gıda talebinin tüm dünyada yaklaşık %64 ve gelişmekte olan ülkelerde neredeyse % 100 oranlarında artacağını tahmin ediyorlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yani yirmibirinci yüzyıla yaklaştığımız bu dönemde küresel tarım iki mücadele kaynağıyla karşı karşıya: Giderek artan küresel gıda talebini karşılamak ve bunu kaynak bozulmasına veya aşırı tüketime yol açmadan yapmak ( Tarım kaynaklarının korunması s.94).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bur sorunun nasıl aşılacağı henüz çözülememiştir. Çünkü 1960&quot;lı ve 70&quot;li yıllardaki tarımsa verimde yaşanan sıçramalar, tekrar edilemeyecektir. Çünkü günümüzde eskisi kadar bol su yok, kimyasal tarım zehiri kullanımı hem çiftçinin zehirlenmesine hem de tarım eko sisteminin dengesinin bozulmasına yol açtı. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çevre dostu tarım yöntemlerine duyulan ilginin giderek artması olumlu bir gelişme. Toprak sağlığını geliştirme, tarım zehiri kullanımını azaltma, su tasarrufu yapma ve genetik biyoçeşitliliği koruma amaçlı önlemleri artık yalnızca birkaç ileri görüşlü çiftçi ya da bilimadamı değil, ulusal hükemetler ve uluslar arası kurumlar da benimsemektedirler. Ama gıda üretiminin sürdürülebilir bir temele dayandırılması için gerekli çabayla karşılaştırıldığında bu girişimler sayıca yetersiz ve küçük çaplı olarak görülmektedir. Günümüzde tarımın kendi olanaklarıyla yaşamasını ve geçmiş yılların kaynak borcunu geri ödemeye başlamasını sağlayabilecek tek şey sürdürülebilir tarım uygulamalarını gerçekleştirmektir. (4. Tarım kaynaklarının korunması): &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DAHA AZ TOPRAK, DAHA ÇOK GIDA &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yüzyıl önce daha fazla gıda üretmek için, ekili tarım alanlarının arttırılması gerekli idi. Yani toprak en önemli tarım kaynaklarından birisiydi. Ama yüzyılın ortalarından itibaren tarımsal girdilerin (gübre, makineleşme, tarım zehirleri, sulama ve geliştirilmiş tohumlar) gıda üretiminde aşırı</description></item><item><title>ULUBORLU İLÇESİNDE YETİŞTİRİLEN BAZI KİRAZ ÇEŞİTLERİNİN POMOLOJİK VE FENOLOJİK ÖZELLİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uluborlu-ilcesinde-yetistirilen-bazi-kiraz-cesitlerinin-pomolojik-ve-fenolojik-ozellikleri-352782.html</link><description>ULUBORLU İLÇESİNDE YETİŞTİRİLEN BAZI KİRAZ ÇEŞİTLERİNİN POMOLOJİK VE FENOLOJİK ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLERâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ i&lt;br/&gt;ÖZETâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.............. iv&lt;br/&gt;ABSTRACTâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ v&lt;br/&gt;TEŞEKKÜRâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ vi&lt;br/&gt;ÇİZELGELER LİSTESİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. vii&lt;br/&gt;ŞEKİLLER LİSTESİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. ix&lt;br/&gt;EKLER LİSTESİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ x&lt;br/&gt;1. GİRİŞâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 1&lt;br/&gt;2. Uluborlu&quot;da Tarım ve Tarımda Meyveciliğin Yeri â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 11&lt;br/&gt;3. MATERYAL ve METOTâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 14&lt;br/&gt;3.1. Materyalâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 14&lt;br/&gt;3.1.1 Araştırma Yeriâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 14&lt;br/&gt;3.1.2. Araştırma Yerinin İklim ve Coğrafik Özellikleriâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 14&lt;br/&gt;3.1.3. Araştırmada Kullanılan Kiraz Çeşitleriâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 17&lt;br/&gt;3.2. Metotâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 23&lt;br/&gt;3.2.1. Fenolojik Özelliklerâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 23&lt;br/&gt;3.2.1.1. Pembe Tomurcuk Dönemiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 23&lt;br/&gt;3.2.1.2. Çiçeklenme Başlangıcıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 24&lt;br/&gt;3.2.1.3. Tam Çiçeklenmeâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 24&lt;br/&gt;3.2.1.4. Çiçeklenme Sonuâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 24&lt;br/&gt;3.2.1.5. Hasat (olgunlaşma) Tarihiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 24&lt;br/&gt;3.2.1.6. Tam Çiçeklenme ile Hasat Arasında Geçen Süre(gün)â€¦â€¦â€¦â€¦........... 25&lt;br/&gt;3.2.1. Pomolojik Özelliklerâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 25&lt;br/&gt;3.2.2.1. Ağaç Başına Verimâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 25&lt;br/&gt;3.2.2.2. Meyve Ağırlığıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 25&lt;br/&gt;3.2.2.3. Meyve Eniâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 25&lt;br/&gt;3.2.2.4. Meyve Boyuâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 26&lt;br/&gt;3.2.2.5. Meyve Sap Ağırlığıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 26&lt;br/&gt;3.2.2.6. Meyve Sap Uzunluğuâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 26&lt;br/&gt;3.2.2.7. Çekirdek Ağırlığıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 26&lt;br/&gt;ii&lt;br/&gt;3.2.2.8. Çekirdek Eniâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦............ 26&lt;br/&gt;3.2.2.9. Çekirdek Boyuâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 27&lt;br/&gt;3.2.2.10. Net meyve Eti Ağırlığıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 27&lt;br/&gt;3.2.2.11. Meyve Eti/Çekirdek + Sap Ağırlığı Oranıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦... 27&lt;br/&gt;3.2.2.12. Suda Çözünür Kurumadde Miktarıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 27&lt;br/&gt;3.2.2.13. Toplam Asitlikâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 28&lt;br/&gt;3.2.2.14. Suda Çözünür Kurumadde/Asitlik Oranıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 28&lt;br/&gt;3.2.2.15. Tartılı Derecelendirme ve Puanların Hesaplanmasıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦............ 28&lt;br/&gt;4. SONUÇLAR ve TARTIŞMAâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 30&lt;br/&gt;4.1. Fenolojik Özelliklerle İlgili Sonuçlar ve Tartışmaâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 30&lt;br/&gt;4.1.1. Pembe Tomurcuk Dönemiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 30&lt;br/&gt;4.1.2. Çiçeklenme Başlangıcıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 31&lt;br/&gt;4.1.3. Tam Çiçeklenmeâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..33&lt;br/&gt;4.1.4. Çiçeklenme Sonuâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.35&lt;br/&gt;4.1.5. Hasat (olgunlaşma) Tarihiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...36&lt;br/&gt;4.1.6. Tam Çiçeklenme ile Hasat Arasında Geçen Süre(gün)â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...40&lt;br/&gt;4.2. Pomolojik Özelliklerle İlgili Sonuçlar ve Tartışmaâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦40&lt;br/&gt;4.2.1. Ağaç Başına Verimâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..40&lt;br/&gt;4.2.2. Meyve Ağırlığıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.42&lt;br/&gt;4.2.3. Meyve Eniâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦44&lt;br/&gt;4.2.4. Meyve Boyuâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.45&lt;br/&gt;4.2.5. Meyve Sapı Ağırlığıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.47&lt;br/&gt;4.2.6. Meyve Sapı Uzunluğuâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..48&lt;br/&gt;4.2.7. Çekirdek Ağırlığıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..48&lt;br/&gt;4.2.8. Çekirdek Eniâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.50&lt;br/&gt;4.2.9. Çekirdek Boyuâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..50&lt;br/&gt;4.2.10. Net Meyve Eti Ağırlığıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.50&lt;br/&gt;4.2.11. Meyve Ağırlığı/Çekirdek Ağırlığı+ Sap Ağırlığı Oranıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...52&lt;br/&gt;4.2.12. Suda Çözünür Kurumadde Miktarıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...52&lt;br/&gt;4.2.13. Toplam Asitlikâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..54&lt;br/&gt;4.2.14. Suda Çözünür Kurumadde/Asitlik Oranıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.54&lt;br/&gt;iii&lt;br/&gt;4.2.15. Tartılı Derecelendirme Toplam Puanlarıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.55&lt;br/&gt;KAYNAKLARâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦58&lt;br/&gt;EKLERâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦63&lt;br/&gt;ÖZGEÇMİŞâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦83&lt;br/&gt;iv&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Bu araştırma, 1995-1997 yıllarında Uluborlu ilçesinde yürütülmüştür. İlçede yaygın&lt;br/&gt;olarak yetiştirilen 0900 Ziraat kiraz (Prunus avium L.) çeşidi dışında, bu ekolojide&lt;br/&gt;verim ve kalite bakımından üstün çeşitlerin fenolojik ve pomolojik özellikleri&lt;br/&gt;belirlenmiştir. 0900 Ziraat kiraz çeşidinden daha erken ve daha geç olgunlaşan kiraz&lt;br/&gt;çeşitlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.&lt;br/&gt;İlçede; Uluborlu İlçe Özel İdare Müdürlüğünün kiraz bahçesinde bulunan 14 çeşit&lt;br/&gt;kiraz araştırmaya al</description></item><item><title>HASSAS EKİCİ SİSTEMLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hassas-ekici-sistemler-384630.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                 Sayfa No&lt;br/&gt;1. GİRİŞ ............................................................................................................. 1      &lt;br/&gt;2. HASSAS EKİCİ SİSTEMLER .................................................................... 1      &lt;br/&gt;                2.1. Mekanik Hassas Ekici Sistemler .......................................................... 6       &lt;br/&gt;                     2.1.1. Delikli Kauçuk Bantlı Hassas Ekici Sistemler ............................ 6     &lt;br/&gt;   2.1.1.1. Delikli Kauçuk Bantlı Hassas Ekici        &lt;br/&gt;      Düzenlerin Konstrüksiyon Esasları .................................. 6       &lt;br/&gt;         2.1.2. Eğik Konumlu Kaşıkcıklı Ekici Sistemler................................... 8       &lt;br/&gt;         2.1.3. Yatay Konumlu Dıştan Kertikli Hassas Ekici Sistemler ........... 8       &lt;br/&gt;   2.1.3.1. Yatay ve Eğik Konumlu Tohum Plakalı Hassas  &lt;br/&gt;    Ekici Düzenlerin Konstrüksiyon Esasları ......................... 9&lt;br/&gt;         2.1.4. Düşey Tohum Diskli MekanikHassas Ekici Sistemler .............. 10&lt;br/&gt;   2.1.4.1. Düşey Tohum Diskli Mekanik Hassas Ekici &lt;br/&gt;    Sistemlerin Konstrüksiyon Esasları ................................... 11&lt;br/&gt;    2.2. Pnömatik Hassas Ekici Sistemler ........................................................ 16&lt;br/&gt;         2.2.1. Vakumlu Tip Pnömatik Hassas Ekici Sistemler ........................ 17&lt;br/&gt;         2.2.2. Basınçlı Tip Pnömatik Hassas Ekici Sistemler .......................... 18&lt;br/&gt;         2.2.3. Pnömatik Hassas Ekici Sistemler Konstrüksiyon Esasları ....... 19&lt;br/&gt;3. SONUÇ .......................................................................................................... 26&lt;br/&gt;KAYNAKLAR ..................................................................................................      27 &lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.GİRİŞ&lt;br/&gt;Ekim, belirli miktardaki tohumun yeni bir bitki oluşumu için hazırlanmış tohum yatağına düzgün bir dağılımla, isten</description></item><item><title>TÜTÜN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tutun-395914.html</link><description>1.GİRİŞ&lt;br/&gt;Tütün, bir keyf bitkisi olmakla birlikte, bütün keyf bitkileri içinde dünyada en fazla kullanılanıdır. Tütün bitkisi Yeni Dünya orijinlidir. Tütünün kolay ve çok kısa denile bilecek bir zamanda bütün dünyaya yayılışının bazı önemli sebepleri vardır. Bunlar aşağıdaki gibidir;&lt;br/&gt;      a.  İnsanların tütün içmeye kolay bir şekilde alışması ve kısa zamanda tiryaki olmaları,&lt;br/&gt;b.  Tütünün çok fazla miktarda kullanılması, tüketilmesi ve üretici ülkelere büyük ölçüde gelir sağlaması,&lt;br/&gt;c. Tütünün özel bir iklim ve toprak isteği olmayıp, hemen her yerde yetişebilmesidir.&lt;br/&gt;Tütün bitkisi, daha doğrusu tütün yaprağı, kullanan insanlara hiçbir şekilde fayda sağlamaz. Böyle olmasına rağmen, bugün milyonlarca insanın tütün kullanmasını açıklayabilmek oldukça güçtür. Tütünün yani, başta sigara olmak üzere tütün mamullerinin büyük kitleler tarafından kullanılmasında insan psikolojisi ve onun istismarı büyük ölçüde rol oynamaktadır. Şöyle ki, insanlar, özellikle genç yaşlarda gösteriş merakı, kendini ispat etme duygusu ve bu sebeplerin yanında fevkalade yoğun bir şekilde yapılan reklamların etkisi altında kalmakta ve sigara üreten dev şirketlerin propagandaları sonucunda sigaraya alışmakta, hatta tiryaki olmaktadırlar.&lt;br/&gt;Tütün üreten ve dev sigara firmalarına sahip olan ülkeler tütün içenlerin parasını kazanmakta ve bu şekilde büyük gelirler elde etmektedirler. Tütün tarımı ve sigara sanayi bizde olduğu gibi bir çok ülkede devletin tekelinde, pek çok ülkede de özel teşebbüsün elinde bulunmaktadır. Her iki şekilde devletler tütüne, daha doğrusu tütün mamullerine yüksek oranlı tüketim vergileri koyarak hazinelerine büyük gelirler sağlamaktadırlar. Tütün içenler hem sağlıklarından, hem de paralarından olmaktadırlar. Son yıllarda yapılan araştırmalar, nikotinin insan sağlığı için son derece tehlikeli olduğunu, sigara içenlerde büyük ölçüde AKCİĞER, GIRTLAK ve DUDAK KANSERinin ortaya çıktığını göstermektedir. Özellikle hamile kadınlarda nikotinin ve katranın etkisi ana ve bebeği</description></item><item><title>SALATALIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?salatalik-374927.html</link><description>ANAVATANI  VE TARİHÇESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Salatalık bitkisinin anavatanı; bazı görüşlere göre Hindistan olarak belirtilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Zira salatalığa benzeyen ve salatalığın yabani formu olan Cucumis sativus hardwickii royle &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Hindistan&quot;da Himalaya dağlarının eteklerinde bulunmuştur. (Sevgican 1982)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bazı görüşlere göre ise Çin,Hindistan,İran ve Anadolu&quot;yu içine alan bir bölgeden &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;dünyaya yayıldığı belirtilmektedir.(Günay 1992,1993) bu görüşü destekleyenler, bazı   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;botanikçilerin;Cucumis sinensis pang, Cucumis sativus L. ve Luffa cylindirica M. roem için &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çin&quot;in dağlık bölgelerini,Cucumis sativus L. subs antasaticus gabejev (Anadolu salatalığı) ve &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cucumis flexuosus L. için ön Asya&quot;yı ve Cucumis sativus hardwickii royle alef için ise &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hindistan&quot;ı anavatan olarak gösterdiğini öne sürmektedirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;             3. SİSTEMATİĞİ  VE  BAZI  TÜRLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;REGNUM       : Plantae&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DİVİSİO         : Spermatophyta&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SUBDİVİSİO : Angiospermae&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;CLASS           : Magnoliopsida (Dicotyledoneae)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SUBCLASS   : Dilleniidae&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ORDO: Violates&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FAMİLYA: Cucurbitaceae&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GENUS: Cucumis&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SPECİES: Cucumis sativus&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Salatalık (Cucumis sativus L.) bitkisi morfolojisi ve ekolojisi bakımından, Doğu Asya &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; ve Batı Asya olmak üzere iki alt türe ayrılmaktadır. Doğu Asya alt türünde 8, Batı &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Asya alt türünde 4 varyete vardır (Sevgican 1982).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Doğu Asya alt türünün içerdiği varyeteler şunlardır:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.    Var. falcatus Gab-orakvari,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.     Var. tuverculatus Gab-kabarcıklı,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.   Var. vulgatus Gab-adi,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.   Var. tesdudaceus Gab-kaplumbağavari,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.   Var. europaeus Gab-Avrupa,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6.   Var. squammosus Gab-balıksırtı,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7.   Var. inde-europeus Gab-Hindu Avrupa,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8.   Var. sikkimensis hooker-sıkkım salatalığı,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Batı Asya alt türünün içerdiği varyeteler ise:&lt;br/&gt;1.   İzmir Gab-İzmir,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.    cilicicus Gab-kilik,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.    anatolicus Gab-Anadolu,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.    anglicus Gab-İngiliz salatalığıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.  EKOLOJİK İSTEKLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Salatalık bitkisi ; iyi drene edilmiş, sıcak, havadar, kaba yapılı, besin maddelerince&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; zengin toprakları sever.Salatalık toprakları %10-20 inorganik ve organik madde, %40-50 su &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ve %30-50 hava içermelidir.(Sevgican 1982). Salatalık bitkisinin kökleri sıkı ve ıslak &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;topraklarda iyi gelişemez. Salatalık yetiştirilen topraklar organik maddece zengin olmalıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Salatalık bitkisi de diğer kabakgil sebzelerinde olduğu gibi, asitliğe karşı duyarlı olduğundan &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;toprağının nötr yada hafif alkali yapıda olması gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; 4.1. SICAKLIK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Salatalık bitkisi, Hindistan kökenli olmasından da anlaşılacağı gibi sıcağı seven bir &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;bitkidir.Salatalık bitkisi 0.5-5 Â°  arasında üşür, -2Â°  donar.Üşüme;düşük sıcaklıklardan bir &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;bitkinin zarar görmesi anlamını taşırken donma bitki özsuyunun donması demektir.Salatalık   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;tohumlarının normal bir çimlenme gösterebilmesi için toprak sıcaklığının 15Â° altına &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;düşmemesi gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.2. IŞIK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Salatalık bitkisinin ışık ihtiyacı diğer sebzelere göre düşüktür (Günay 1992).Salatalık&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;bitkisinin ışık gereksinimi 15000 lüks (yaklaşık 1400 fc), ışıklanma süresi 14 saattir (Sevgican &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1989). Salatalık bitkisi ışık altında organik madde sentezler ve bu sentezlediği organik &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;maddeler yardımı ile bir yandan gelişip büyürken bir yandan da ürünü oluşturan meyvelerini &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;geliştirir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.3. SU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Salatalık bitkilerinin köklerinin az su alma özelliği yanında, iri yapraklı, yayılıcı ve &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;sarılıcı salatalık bitkisi fazla miktarda su kaybeder. Toprakta fazla su bulunsa bile suyu kökler &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;hızlı bir şekilde alamamaktadır.Köklerin bol oksijene ihtiyaçları vardır.Toprakta oksijenin &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;azalması ve karbondioksitin artması veya fazla sudan toprağın havasız kalması istenmeyen bir &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;husustur.Salatalıklara su azar azar, fakat kısa zaman aralıkları ile verilmelidir.Salatalık &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;bitkisine günde 3-4 litre su verilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Su; salatalık bitkisi için de, bir besin maddesi, bir eritken ve bir iletken olarak önem &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;taşımaktadır.Salatalık meyvesinin %97&quot;sini oluşturan suyun değeri hıyar bitkisi için çok &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;büyüktür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.4. HAVA NEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Havanın oransal nemi çimlenme ortamında %70-80, fide yetiştirme ortamında %80-90 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ve sera yetiştiriciliğinde ise %50-90 arasında olması gerekmektedir (Sevgican 1982). Her ne &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;kadar hıyar bitkisinin oransal nem isteği %90&quot;a kadar çıkmakta ise de, sera yetiştiriciliğinde &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;hastalıklarla mücadelenin zorlaşması nedeniyle, oransal nemin %70&quot;i geçmesi  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;istenmemektedir. Böylece bitkilerin terleme</description></item><item><title>ZİRAAT - BİTKİLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-bitkiler-400450.html</link><description>bitkiler</description></item><item><title>ZİRAAT - AŞILI ASMA FİDANI ÜRETİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-asili-asma-fidani-uretimi-400356.html</link><description>aşılı asma fidanı üretimi</description></item><item><title>EKİM VE DİKİM MAKİNELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ekim-ve-dikim-makineleri-448257.html</link><description>EKİM VE DİKİM MAKİNELERİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toprak işleme makinaları&lt;br/&gt;Ekim dikim makinaları&lt;br/&gt;Zirai mücadele makinaları &lt;br/&gt;Gübre dağıtma makinaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çayır biçme makinaları &lt;br/&gt;Balya Makinaları&lt;br/&gt;Traktörler Trak Hidroliği&lt;br/&gt;Traktör bakımı &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Bitki yetiştirmek ve üretmek amacıyla tohumun toprağa gömülmesine ekim denir. Ekimde çoğu zaman tohumlar kullanıldığı gibi yumrular (patates, soğan vb. gibi) ve sebze fideleri (tütün, domates vb. gibi) de kullanılır. İşte tohumların ekiminde kullanılan makinelere, ekim makineleri adı verilir.I. EKİM MAKİNELERİ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Resim 52 : Mekanik ekim makinası&lt;br/&gt;        Üretimin artırılması demek; birim alandan örneğin dekardan daha çok ürün elde etmek demektir. Bunun için birim alandaki bitki sayısının artırılması ve her bitkinin faydalanabileceği Yaşama Alanının küçültülmesi gerekir. Ancak bir bitkinin yaşama alanı ise istenildiği kadar küçültülemez. Çünkü her bitkinin gelişebilmesi için yeteri kadar ışık, hava, nem, sıcaklık ve besin maddelerini sağlayabilecek optimum bir yaşama alanına ihtiyacı vardır. &lt;br/&gt;        Bitkiler arasındaki sıraların geniş olması halinde toprağı iyi gölgeleyemezler. Bu da yabancı otların büyümesine, toprağın kurumasına ve kaymak bağlamasına neden olmaktadır. Bu özelliklerden dolayı hububat vb. tohumlar dar sıralar halinde ekilmelidir. &lt;br/&gt;Buna karşın geniş sıralı ekimde toprağın havalandırılması ve yabancı ot mücadelesini gerektiren bakım işleri makine ile kolayca yapılabilmelidir. Bu nedenle çapa bitkilerinin sıra arası geniş, sıra üzeri dar tutulur. &lt;br/&gt;        İşte bu özelliklerden dolayı bitki yaşama alanı büyüklüğü bitki çeşidine göre değişmektedir &lt;br/&gt;        Ekim normu ne demektir? &lt;br/&gt;        Birim alana ekilecek tohum miktarına ekim normu denir. &lt;br/&gt;Ekim Normuna Etkili Faktörler Nelerdir? &lt;br/&gt;        Ekim normuna; iklim şartları, bitki çeşidi, tohumluk özellikleri ve ekim metodu etki etmektedir. &lt;br/&gt;Ekim metotları &lt;br/&gt;        1. Serpme Ekim &lt;br/&gt;        2. Sıraya Ekim &lt;br/&gt;1. Serpme Ekim: Tohumun elle veya gübre serpme makineleri ile toprağa gelişi güzel saçılmasına denir. Bu metot sık ekilen yem bitkilerinin ekiminde veya makinelerin çalışmadığı dik yamaçlarda kullanılır. &lt;br/&gt;Serpme ekimin bazı sakıncaları vardır. Bunlar; &lt;br/&gt;        a) Birim alana atılan tohum miktarı değişir. &lt;br/&gt;        b) Tohumların yaşama alanı büyüklükleri farklı olur. &lt;br/&gt;        c) Tohumlar aynı derinlikte ekilmez. &lt;br/&gt;        d) Tohumların çıkışları farklı zamanda olur. &lt;br/&gt;        e) Olgunlaşma zamanları farklıdır. &lt;br/&gt;        f) Verim düşük olur. &lt;br/&gt;2. Sıraya Ekim: Tohumların ekim makinesiyle ekilmesidir. &lt;br/&gt;Sıraya Ekimin Faydaları &lt;br/&gt;        a) Tohumların çıkışları aynı zamanda olur. &lt;br/&gt;        b) En uygun yaşama alanı sağlanır. &lt;br/&gt;        c) Sıraya ekildiği için çapa ve mücadele işleri makine ile kolayca yapılabilir. &lt;br/&gt;        d) Tohumlar aynı derinliğe ekilir. &lt;br/&gt;        e) Olgunlaşma zamanı aynı olur.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Resim 53 : Sıraya ekim makinası&lt;br/&gt;Sıraya Ekim Metotları &lt;br/&gt;        a) Kesiksiz sıra metodu &lt;br/&gt;        b) Bant ekim metodu &lt;br/&gt;        c) Şerit şeklinde ekim metodu &lt;br/&gt;        d) Dar sıra ekim metodu &lt;br/&gt;        e) Çapraz ekim metodu &lt;br/&gt;        f) Eşit aralıklı tek dane ekim metodu &lt;br/&gt;        g) Küme ekim metodu &lt;br/&gt;        Bugün yurdumuzda en çok kullanılan ekim metotları kesiksiz sıra metodu ile eşit aralıklı tek dane ekim metodudur. &lt;br/&gt;Kesiksiz sıra metodu; Tohumlar toprağa 15-20 cm aralıklar halinde ekilir. Tohumlar sıralara kesiksiz olarak dökülür. Bu metot hububatta ve yem bitkilerinde çok uygulanır. &lt;br/&gt;Eşit aralıklı tek dane ekim metodu; Ayçiçeği, mısır gibi bitkilerin sıra arası ve sıra üstü mesafeleri eşit olacak şekilde ekilmesidir. &lt;br/&gt;Ekim İşinde Başarılı Olabilmek İçin &lt;br/&gt;        1. Tohum yatağı iyi hazırlanmalı &lt;br/&gt;        2. Topraktaki nemin uygun olduğu zaman ekim yapılmalı &lt;br/&gt;        3. Tohum cinsine uygun ekim makinesi ve iyi ayarlanmış, tekniğine uygun ekim makinesi ile ekim yapılmalıdır. &lt;br/&gt;Ekim makinesi seçerken şu hususlara dikkat edilmelidir. &lt;br/&gt;        1. İşletmenin büyüklüğü &lt;br/&gt;        2. İşletmede yetiştirilen bitkilerin çeşidi &lt;br/&gt;        3. Ekim zamanının uzun veya kısa olması &lt;br/&gt;        4. Eldeki t</description></item><item><title>MARUL YETİŞTİRİCİLİĞİ VE ÇEŞİTLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?marul-yetistiriciligi-ve-cesitleri-448373.html</link><description>MARUL YETİŞTİRİCİLİĞİ VE ÇEŞİTLERİ&lt;br/&gt;Jule KOLUDAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TOPRAK İSTEKLERİ&lt;br/&gt;* Marul pek çok toprak tipinde yetişebildiği halde, en kaliteli ürün: organik maddesi fazla, nem tutma kapasitesi yüksek ve drenajı iyi, derin tınlı topraklardan alınır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÜBRELEME&lt;br/&gt;* Çiftlik gübresi toprağın fiziksel yapısını düzeltmek için kullanılan değerli bir maddedir. Bu gübrenin tuz ihtiva etmemesine, yanmış olmasına dikkat edilmelidir. Dekara 2-5 ton kullanılabilir.&lt;br/&gt;* Toprak PHsı 6,5-7,5 arasında olabilir. Düşük PHh topraklarda kireçleme yapılmalıdır. Zira bu tıp topraklarda kaliteli ürün alınamaz ve magnezyum noksanlığı görülür. Magnezyum eksikliğinin tipik belirtisi yaşlı yapraklarda sarı noktalardır. Azot noksanlığında ise büyüme yavaşlar, renk bozulur. Aşın azot gübrelemesi yapraklarda yanıklıklara ve hasattan sonra ürünün çabuk solmasına neden olur.&lt;br/&gt;* Fosfor noksanlığı, demir ve kalsiyumca zengin topraklarda sıkça görülür. Sonuçta, başlar gevşek ve küçük kalır.&lt;br/&gt;* Saf madde olarak: 8 Kg/da azot, 6 Kg/da fosfor ve 6 Kg/da potasyum tavsiyesi, toprak analizleriyle birlikte dikkate alınmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TOHUM EKİMİ VE DİKİM&lt;br/&gt;* Tohum ekim zamanı yetiştiricilik yapılmak istenen zamana göre ayarlanabilir. Geç sonbahar ve kış&lt;br/&gt;yetiştiriciliği için tarlaya dikim yapılmak istenen zamandan yaklaşık 45 gün önce; yaz ekimlerinde ise 20 gün önce soğuk yastıklara tohum ekimi yapılmalıdır.&lt;br/&gt;* Tohumların en iyi çimlenme sıcaklığı 15-18Â° Cdir. Düşük sıcaklıklarda homojen çıkış elde edilemezken; nötr çeşitlerin dışında, 25-30Â° C gibi yüksek sıcaklık derecelerinde hiç çimlenme elde edilemez.&lt;br/&gt;* Dikim, fideler 4 yapraklı olunca, çeşidin büyüklüğüne bağlı olarak 30-40 cm sıra arası, 20-30 cm sıra üzen mesafe ile yapılır. Dikimden sonra mutlaka can suyu verilmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SULAMA&lt;br/&gt;* Marul, büyüme periyodu boyunca aynı miktarda toprak nemini, yetiştiği ortamda bulmak ister.&lt;br/&gt;* Tarlaya dikimden sonra eğer yağış mevsimi değilse, en geç 12 gün içersinde Â«ulama yapılmalıdır. Baş bağlama devresinin başından hasat sonuna kadar sulama aralıkları 8 günden daha uzun olmamalıdır.&lt;br/&gt;* Çok sıcak havalarda sulama, mutlaka sabah erken saatlerde yapılmalıdır. Aksi halde fizyolojik hastalıklara yakalanma olasılığı artar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HASAT&lt;br/&gt;* Marul genelde elle hasat edilir. Hasat edilecek ürünü belirlemek tamamen deneyim işidir. Yetiştiricilik ürünün iklim isteklerine tamamen uygun şartlarda ve doğru ekim zamanında yapılıyorsa, çeşidin tipik özelliklerini sergilemesi beklenebilir. Bunlar: en, boy, göbek yapıp yapmadığı vs gibi özelliklerdir.&lt;br/&gt;* Sıcak havalarda hasat edilen ürün çabuk solar, kalitesi düşük olur. Bu nedenle hasadın günün erken saatlerinde yapılması uygun olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇEŞİTLER&lt;br/&gt;Marul, form zenginliği en fazla olan sebzelerden biridir. Mevcut marul çeşitlerini pratik açıdan dört ana gruba ayırmak olasıdır:&lt;br/&gt;1. Buz salataları&lt;br/&gt;2. Yağlık salatalar&lt;br/&gt;3. Romen salataları&lt;br/&gt;4. Yaprak salatalar&lt;br/&gt;Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsünde tohum üretimi yapılan çeşitler ve özellikleri şunlardır: &lt;br/&gt;YEDİKULE-44&lt;br/&gt;* Romen salataları grubundandır.&lt;br/&gt;* Hasat edilecek mevsime bağlı olarak, Ege Bölgesi şartlarında 15 Ağustos-15 Aralık arasında tohum ekimi yapılabilir.&lt;br/&gt;* Fide devresinde, olgun devreye kıyasla, soğuğa daha dayanıklıdır.&lt;br/&gt;* Yeşil, orta sert yapraklı, dik büyüme özeiliğindedir.&lt;br/&gt;* Bağlanmadan göbek yapabilir.&lt;br/&gt;* Menemen koşullarında ortalama baş ağırlığı 800 gdır.&lt;br/&gt;* Sıcağa fazla dayanıklı değildir.&lt;br/&gt;* Dikim sezonuna bağlı olarak hasada gelme süresi yaklaşık olarak 100 gündür.&lt;br/&gt;* Hasattan sonra solma hızı düşüktür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YEDİKÜLE-5701&lt;br/&gt;* Romen salataları grubundandır.&lt;br/&gt;* Hasat edilecek mevsime bağlı olarak, Ege Bölgesi şartlarında 15 Ağustos -15 Aralık arasında tohum ekimi yapılabilir.&lt;br/&gt;* Yapraklan uzun, sanmtırak yeşil, ince, narin ve gevrektir.&lt;br/&gt;* Yaprak damarlan ince, yüzeyi kabarcıklı, kenarlan dalgalı ve hafif dişlidir.&lt;br/&gt;* Menemen koşullarında ortalama baş ağırlığı 1000 gdır.&lt;br/&gt;* Dikim sezonuna bağlı olarak hasada gelme süresi yaklaşık olarak 100 gündür.&lt;br/&gt;* Hasattan sonra solma hızı düşüktür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ŞEMİKLER&lt;br/&gt;* Kıvırcık göbekli salatalardandır.&lt;br/&gt;* Kıvırcık</description></item><item><title>ISPARTA&quot;DAKİ YEŞİL ALANLARIN SULAMA SUYU İHTİYACININ BELİRLENMESİ VE ŞEHİR ŞEBEKESİNE ET</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?isparta-daki-yesil-alanlarin-sulama-suyu-ihtiyacinin-belirlenmesi-ve-sehir-sebekesine-et-440139.html</link><description>ISPARTA&quot;DAKİ YEŞİL ALANLARIN SULAMA SUYU İHTİYACININ BELİRLENMESİ VE ŞEHİR ŞEBEKESİNE ET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER ............................................................................................................. i&lt;br/&gt;ÖZET...........................................................................................................................iv&lt;br/&gt;ABSTRACT................................................................................................................. v&lt;br/&gt;ÖNSÖZ VE TEŞEKKÜR..........................................................................................vii&lt;br/&gt;SİMGELER ve KISALTMALAR DİZİNİ ...............................................................vii&lt;br/&gt;ŞEKİLLER DİZİNİ...................................................................................................... x&lt;br/&gt;ÇİZELGELER DİZİNİ ..............................................................................................xiı&lt;br/&gt;1. GİRİŞ ....................................................................................................................... 1&lt;br/&gt;1. 1. Sulama.................................................................................................................. 4&lt;br/&gt;1.1.1. Sulamanın Tanımı .............................................................................................. 4&lt;br/&gt;1.1.2. Sulamanın Önemi ve Etkileri............................................................................ 6&lt;br/&gt;1.1.3. Sulamanın Tarımsal ve Mühendislik Evreleri.................................................... 9&lt;br/&gt;1.1.4. Dünya&quot;da, Türkiye&quot;de ve Isparta&quot;da Su Potansiyeli ........................................ 10&lt;br/&gt;1.2. Sulamada Toprak Faktörü................................................................................. 12&lt;br/&gt;1.2.1. Toprakların Tuzluluğu ..................................................................................... 21&lt;br/&gt;1.3. Sulamada Su Faktörü ......................................................................................... 22&lt;br/&gt;1.3.1. Hidrolojik Döngü ............................................................................................. 22&lt;br/&gt;1.3.2. Bitkilerin Su İhtiyacı........................................................................................ 24&lt;br/&gt;1.3.3. Buharlaşma - Terleme ..................................................................................... 25&lt;br/&gt;1.3.4. Bitki Su Tüketiminin Saptanması .................................................................... 27&lt;br/&gt;1.3.4.1. Penman - Monteith Yöntemi ........................................................................ 28&lt;br/&gt;1.3.5. İklim Özellikleri............................................................................................... 29&lt;br/&gt;1.3.5.1. Etkili Yağış ................................................................................................... 31&lt;br/&gt;1.3.6. Kuraklık - Nemlilik ......................................................................................... 32&lt;br/&gt;1.4. Sulamada Bitki Faktörü ...................................................................................... 33&lt;br/&gt;1.4.1. Beslenme .......................................................................................................... 33&lt;br/&gt;1.4.2. Çevresel Faktörler ............................................................................................ 34&lt;br/&gt;1.4.3. Bitki Katsayısı.................................................................................................. 39&lt;br/&gt;1.4.4. Peyzaj Alanları Bitkileri................................................................................... 40&lt;br/&gt;1.5. Sulama Suyu ....................................................................................................... 42&lt;br/&gt;1.5.1. Sulama Suyu Özellikleri .................................................................................. 42&lt;br/&gt;1.5.2. Sulama Suyu Kalitesi ....................................................................................... 43&lt;br/&gt;ii&lt;br/&gt;1.5.2.1. Artık Sodyum Karbonat Konsantrasyonu (RSC).......................................... 46&lt;br/&gt;1.5.2.2.</description></item><item><title>TÜRKİYEDE SULAMA YÖNTEMLERİ VE TEKNİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyede-sulama-yontemleri-ve-teknikleri-447347.html</link><description>SULAMANIN ÖNEMİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sulamanın önemini daha iyi anlayabilmek için suyun bitki hayatındaki önemini bilmek gerekir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeryüzünde  susuz  bir  hayat  düşünülemez.  Bitki ağırlığının ortalama % 90&quot;ını su oluşturur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Su bitkinin çimlenmesini, bitkilerin hücre, gövde, dal, yaprak gibi organlarının canlılığını sağlar. Bu canlılık ve bitkinin kendine özgü şeklini kazanması, aynı zamanda yapraklarıyla  solunum  yapabilmesi,  suyun  bitkinin damarlarında sağladığı iç basınç ile gerçekleşir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Su bitkiye gerekli olan besin maddelerini eriterek, kökler tarafından emilmesini ve emilen besin maddelerinin bitki içerisinde taşınmasını da sağlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Besin maddeleri, bitkinin ihtiyacı olan organlarına veya bitkinin depo görevi yapan bölgelerine su ile taşınır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Su, bitkiyi fazla sıcak ve soğuklardan korur. Don olduğu dönemlerde yapılan sulama da, donma sonucu dışarıya verilen enerji toprak yüzeyini bir miktar ısıtacağından don şiddeti  azaltılmış olur. Sıcakta ise yaprak yüzeyinden buharlaşan su bitki bünyesindeki ısıyı dışarı vererek bitkinin serinlemesini sağlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Su; köke yön vererek (kökler daima suya yönelmektedir), köklerin derinliğine ve yanlara yayılmasına etki ederek, köklerin daha iyi gelişmesini sağlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bitkiler topraktan aldıkları suyun çok az bir kısmını (% 02) fotosentez yapı malzemesi olarak kullanmakta geri kalanını  terleme  ile  atmosfere vermektedir.  Ancak  bu lüzumsuz bir su tüketimi kabul edilmemelidir. Zira, gıda maddelerinin topraktan alınması, bu maddelerin kullanılacak yerlere taşınması, hücre faaliyetlerinin sürdürülebilmesi ve bitki organlarında iç tazyikin sağlanması için, bitki kökleriyle yaprakları arasında sürekli bir su akımına ihtiyaç vardır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bitki için suyun bu derecede önemli olması, sulamanın da önemini ortaya çıkarmaktadır. Sulama ürünü çeşitlendirerek halkın refah düzeyinin yükselmesine, sanayiye ham madde sağlanmasına, sanayiinin gelişmesine, ihracatın artmasına doğrudan doğruya etkili olduğu gibi, artan ürünün nakliyecileri, satışı satıcıları ve beslenmeye katkıları alıcıları dolaylı olarak etkilemektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu dersimizin konusu sulamanın önemi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SULAMA NEDİR &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bitkilerin normal gelişmesi için gerekli olan fakat doğal yollarla karşılanamayan suyun zamanında, bitkinin istediği miktarda ve uygun biçimde toprağa verilmesine sulama denir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Resim 2. Sulama, yağışlarla sağlanamayan bitki su ihtiyacının suni olarak toprağa verilmesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SULAMANIN ÖNEM KAZANMASINDA ETKİLİ OLAN FAKTÖRLER NELERDİR &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sulamanın önem kazanmasına ve sulama alanlarının artırılmasına tesir eden faktörleri şöyle sıralayabiliriz: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1 . Ülkenin artan gıda ihtiyacı ve çiftçinin gelirini artırma arzusu &lt;br/&gt;2. Toprağın sınırlı miktarda olması &lt;br/&gt;3. Suyun üretim artışındaki etkisinin vazgeçilmez olması &lt;br/&gt;4. Ticaret gübrelerinin kullanımının artması ve bunun suyla birlikte etkili olduğunun anlaşılması &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Resim 3. Geçmişte suların dağıtımı şehrin yüksek yerlerine yapılan maksim adı verilen yapılar vasıtasıyla yapılırdı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5. Toprak, su, bitki, gübre ve işletmecilik gibi faktörler arasındaki münasebetlerin anlaşılması &lt;br/&gt;6.  Devletler tarafından  çok  amaca  hizmet  verebilecek  su yapılarının tesis edilmesi &lt;br/&gt;7. Sulama alet ve ekipmanlarının gelişmesi &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Resim 4. Sulama ağaçlandırmayı sağlamaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SULAMANIN FAYDALARI NELERDİR &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sulamadan elde edilen faydalar çok yönlüdür. Şöyle ki:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Sulama ile birim alandan elde edilen ürün miktarı artar. Bu artış kuraklığa bağlı olarak 4-5 kat olabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Sulama ile bir yılda birden fazla ürün alınabilmektedir. Kurak bölgelerde nadas ile iki yılda ancak bir ürün alınabildiği halde, sulanan alanlarda,  sıcaklığa  bağlı  olarak  aynı  yılda  birden  fazla  ürün alınabilmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Sulama ile geliri daha fazla olan bitki yetiştirilebilmektedir. Sulanmayan alanlarda yalnız birkaç ürün çeşidi ekilebildiği halde, bu bölgelerde  sulama  yapılınca,  daha  fazla  gelir  getiren  bitkiler ekilebilmektedir ve dolayısıyla üreticinin geliri artmaktadır.</description></item><item><title>PANDALAR VE KELAYNAKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pandalar-ve-kelaynaklar-420196.html</link><description>dünyada soyu tükenmekte olan bir kuş türü olan ve türkiye&quot;de yalnızca birecik&quot;te yaşayan kelaynaklar, şanlıurfa yöresindeki hayvan türlerinin en ilgincidir. ıbidae soyundan olan kelaynaklar, baş ve gerdanları tüysüz olduğundan bu adla anılmaktadır. birecik&quot;ten başka fas ve cezayir&quot;de yaşayan kelaynaklar kış aylarında etiyopya ... pandaların en sevdikleri yiyeceğin bambu olduğunu&lt;br/&gt;sırf bambu yiyebilmek için yaşam alanları değiştirerek, bambunun bol olduğu çin&quot;de yaşamaya başladıklarını &lt;br/&gt;bambu yiyebilmek için yerleştikleri ...</description></item><item><title>ZİRAAT - BİRLİKTE YAŞAYAN CANLILAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-birlikte-yasayan-canlilar-400453.html</link><description>birlikte yaşayan canlılar</description></item><item><title>TARIMSAL KREDİLER VE BAYBURT VE KONYA İLLERİNDE TARIMSAL KREDİLERDEN YARARLANMA DURUMU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tarimsal-krediler-ve-bayburt-ve-konya-illerinde-tarimsal-kredilerden-yararlanma-durumu-349971.html</link><description>ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ&lt;br/&gt;         ZİRAAT FAKÜLTESİ&lt;br/&gt;         TARIM EKONOMİSİ BÖLÜMÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TARIMSAL KREDİLER VE&lt;br/&gt;BAYBURT VE KONYA İLLERİNDE TARIMSAL&lt;br/&gt; KREDİLERDEN YARARLANMA DURUMU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(Mezuniyet Çalışması)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yönetici&lt;br/&gt;Prof. Dr. Cahit KARAGÖLGE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hazırlayanlar&lt;br/&gt;Fatih KARAMAN - 970901039      Faruk GÜNGÖR - 970901040&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ERZURUM - 2001&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.TARIMDA SERMAYE VE KREDİ&lt;br/&gt;1.1 Giriş&lt;br/&gt;Günümüzde tarım politikasının önemli amaçlarından birisi de tarımsal üretimde verim ve kaliteyi arttırmak suretiyle üreticinin yaşam düzeyinin yükseltilmesidir. Özellikle tarımsal verimliliğin arttırılması, yeterli ve etkin girdi kullanımı, mekanizasyondan yararlanma olanaklarının yükseltilmesi, hastalık ve zararlılarla mücadele, eğitim ve yayım hizmetleri ile çağdaş tarım teknolojisine daha fazla yer verilmesi gibi çeşitli etmenlerle yakıdan ilgilidir. Belirtilen uygulamaların yerine getirilebilmesi için, tarımda sermayenin arttırılması, eksik ise  tamamlanması gerekmektedir. Ülkemiz tarım işletmelerinin tasarruf düzeyinin çok sınırlı ve öz sermayenin yetersiz olduğu dikkate alındığında, işletme dışı finansman kaynağı ortaya çıkmaktadır. Bu sektörde kırsal nüfusun fazlalığı, yerleşim alanlarının dağınık ve altyapı yatırımlarının yetersiz olması, diğer hizmetlerin götürülmesinde olduğu gibi, tarımsal kredi uygulamalarında da çeşitli sorunları beraberinde getirmektedir(Bülbül,M ve ark.).&lt;br/&gt;Bir tarım işletmesinin sermaye gereksinimi, işletmenin büyüklüğü ve teknoloji kullanım düzeyi ile genel ekonomiye bağlı olarak değişmektedir. Girdi kullanımı ve gelirlerin elde edilmesi farklı dönemlerde gerçekleşmektedir. Girdilerin kullanılmasından gelirin elde edilmesine kadar geçen süre içinde üreticiler yoğun olarak finansman ihtiyacı ile karşılaşmaktadır.&lt;br/&gt;Kar marjının düşük olduğu ve sermaye birikiminin yetersiz kaldığı bu sektörde tarımsal krediler büyük önem arzetmektedir (Anon,1997f).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.TARIMSAL KREDİ POLİTİKASI&lt;br/&gt;2.1. Tarımda Sermaye, Kredi Kavramı ve Önemi&lt;br/&gt;Tarımda sermaye, üretimde kullanılan, tabi unsur ( arazi ve işgücü) haricinde kalan bütün malları ( makine ve ekipman, binalar, hayvanlar ve para)ifade eder (Aksöz,1972).&lt;br/&gt;Sermaye üretim faktörlerinin en önemlilerinden biridir. Yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere arazi sermayeye dahil edilmemiştir. Fakat elde edilmesi sermayeye ihtiyaç gösterir. Bu yüzden bazı ekonomistler araziyi sermaye içinde incelemişlerdir(Aksöz,1972).&lt;br/&gt;Günümüzde sermaye yetersizlikleri üretimi önemli miktarda sınırlamakta ve bazı kaynakların verimli olarak kullanılmasını engellemektedir. Bunun sonucunda birçok kaynak atıl durumda kalmaktadır. Bu noktadan sonra tarımda kredinin önemi daha da artmaktadır.&lt;br/&gt;Kredi diğer bir kişi veya kurumun parasını kararlaştırılan zamanda geri ödemek üzere almaktır. Mali ve hukuki sorumluluk borç alan tarafından kabul edilir. Kredi kelimesi güven anlamına gelir. Başarılı bir kredi sistemi güven üzerine kurulur. Kredi ile ileriki gelirlerde biriktirilmesi umulan kapitalin peşin olarak kullanılması sağlanır (Karacan,1991).&lt;br/&gt;Kredi için yapılan tüm tanımları incelediğimizde bazı ortak noktalar göze çarpmaktadır. Bunlar (Bülbül ,1981):&lt;br/&gt;1.Başkalarına ait bir mal veya parayı kendi gereksinimi için kullanmak veya kiralamak&lt;br/&gt;2. Belirli bir zaman sonunda, kredinin kullanma karşılığı olarak bir faizin ödenmesi koşulu&lt;br/&gt;3. Belirli bir sürenin sonunda, para veya malın geri verilmesidir&lt;br/&gt;2.2 Tarımsal Kredinin Amaçları&lt;br/&gt;Tarımsal kredilerin amacı T.C. Ziraat Bankasınca aşağıdaki şekilde açıklanmaktadır. tarımsal üretimle ilgili kredilerde amaç (Karacan,1991):&lt;br/&gt;1.  Tarımsal işletmelerin  işletme ve sermayesi ihtiyacını karşılamak,&lt;br/&gt;2.  Tarımsal üretimin  verimini arttırmak ve üretimi iyileştirmek,&lt;br/&gt;3.   Tarımsal işletme ve tarımsal işletmeyle ilgili her tür yapı ve tesisleri edindirmek veya mevcut tarımsal işletmeyi büyütmek,.&lt;br/&gt;4. Küçük çiftçilerle tarımsal amaçlı kooperatifler ve üst kuruluşlarına fiilen işlemek üzere toprak edindirmektir. Pazarlama ile ilgili kredilerde amaç; tarımsal ürünlerin iç ve dış pazarlarda p</description></item><item><title>İKİ BİTKİ AKTİVATÖRÜNÜN PATATESTE (SOLANUM TUBEROSUM L.) BAZI TARIMSAL ÖZELLİKLER ÜZERİNE ETKİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iki-bitki-aktivatorunun-patateste-(solanum-tuberosum-l.)-bazi-tarimsal-ozellikler-uzerine-etkileri-394997.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Patates tarımında Bitki aktivatörlerinin etkisini araştırmak amacıyla 3 patates çeşidi ( Nif, Marabel, Concorde) Bozdağ deneme tarlasında 2002 yılı yaz döneminde yetiştirilerek 2 bitki aktivatörü (Crop-Set, ISR-2000) 2 farklı dozda uygulanmıştır. D1 dozu kontrol olup bu parsellerde bitkilere hiç bitki aktivatörü uygulanmamıştır. D2 (normal) dozunda ise 60 ml/da Crop&amp;#8211;set ve 30 ml/da ISR-2000 ; D3 (yüksek) dozunda ise 120 ml/da Crop&amp;#8211;Set ve 60 ml/da ISR-2000 çiçeklenme döneminde uygulanmıştır. Çalışmada parsel verimi, bitki boyu, yaprak sayısı, yaprak eni, yaprak boyu ve yumru boyutları ölçülmüştür.&lt;br/&gt;Özellikler için en yüksek ortalamaları normal doz vermiştir. Normal doz uygulamasında parsel verimi %26 ve yüksek doz uygulamasında % 8 artış göstermiştir. Aynı şekilde 50 mm&quot;den büyük yumru veriminde normal dozda %86&quot;lık bir artış göstermiştir. Bitki boyu&lt;br/&gt;ise normal dozda %16 artmıştır. Yaprak sayısı yine aynı dozda % 33 artmıştır. İncelenen 3 patates çeşidinde de normal (60ml/da Crop-Set 30 ml/da ISR-2000) doz tavsiye edilebilir düzeyde bulunmuştur.&lt;br/&gt;Anahtar Sözcükler :Patates (Solanum tuberosum L.), Bitki Aktivatörü, ISR-2000, Crop-Set, Marabel, Concorde, Nif&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;THE EFFECTS OF TWO PLANT ACTIVATORS ON THE CERTAIN AGRONOMICAL TRAITS IN POTATOES (Solanum tuberosum L.)&lt;br/&gt;The effects of two plant activators on the certain agronomical traits in potato production were investigated. Three varieties, Nif, Marabel, Concorde were grown in a Randomized Complete Blocks with 3 replication at Bozdağ, İzmir in summer growing season of 2002. Three doses of combination of two activators were used as following treatments; D1: control(without application) and D2 (normal dose): 60 ml/da crop- set and 30 ml/da ISR-2000 and D3 (higher dose): 120 ml/da Crop- set and 60 ml/da ISR-2000 were applied during flowering. The yield per plot, plant height, the number of leaf, leaf width, leaf height and tuber size were measured.&lt;br/&gt;The normal dose had the highest means amongst all the tra</description></item><item><title>TOPRAK VE SU MUHAFAZASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?toprak-ve-su-muhafazasi-447708.html</link><description>TOPRAK VE SU MUHAFAZASININ TANIMI TÜRKİYEDE TOPRAK VE SU MUHAFAZASI SORUNLARI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarım  ülkemizde,  insanlarımızın  yarıya  yakınının çalışma  alanıdır.  Bu  insanlarımız  geçimlerini  toprağa bağlamışlardır.  Ekonomimizde,  büyük  ölçüde  tarıma dolayısıyla toprağa dayalıdır. Buda doğal kaynaklarımızın en önemlisi olan topraktan en üst düzeyde verim alınmasını ve dolayısıyla toprağın etkin bir şekilde korunmasını zorunlu kılar. Ancak su olmazsa topraktan yararlanmak hemen hemen imkansızlaşır. O halde suyun da en iyi şekilde korunması zorunludur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toprakların  oluşumu  yüzlerce  hatta  binlerce yılda mümkün olduğundan, üzerinde yaşanılan toprağın değerinin iyi bilinmesi gerekir. Doğal şartlarda topraklar bitki örtüsü altındadır. Yalnızca çok sıcak ve kuru çöller çıplaktır. Bitki örtüsü toprağın aşınarak gitmesini önler. Yağışla gelen suyun hemen tümü toprağa geçer. Fazlası derinlere sızarak yeraltı sularını, kaynakları besler. Böylece toprak-bitki-su arasında doğal bir denge kurulur. Bu şartlarda üstten çok ince bir kat her yıl aşınır. Alttan ise kayaların ayrışmasıyla bir miktar toprak gövdeye katılır. Böylece gövde sürekli yenilenir, tazelenir ve yeni besin maddeleri kazanır. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Resim 1. Toprak yenilenmesi oldukça uzun zaman isteyen önemli doğal kaynağımızdır.&lt;br/&gt;Fakat  insanoğlunun  dünyada  görülmesi  ve  arazi kullanmada, toprakları yormada aşırıya kaçması doğal dengeyi bozmuştur. Otlaklar, ormanlar açılarak arazi tarıma alınmıştır.  Bir yandan da aşırı  otlatmayla bitki  örtüsü zayıflatılmıştır. Bu durum toprakların hızla aşınmasına yol açmıştır. Hızlı aşınımın sonu, toprağın sığlaşması, besin ve su tutma kapasitesinin azalması, verimsizleşmesidir. &lt;br/&gt;Birçok ülkeler bu gidişin tehlikesini görerek önleyici, koruyucu çalışmalara girişmişlerdir. Bunun sonucunda da Toprak su Muhafazası bilgisi doğmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TARIMDA AMAÇ NEDİR ?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarımda ana amaç, birim alandan alınan verimi yükseltmek ve devamlılığını sağlamaktır. Bunu gerçekleştirebilmek içinde; modern tarımın gerektirdiği alet ve makinaları kullanarak, toprağın bilinçli bir şekilde işlenmesini, kaliteli tohumluk kullanılmasını, uygun gübreleme yapılmasını, etkin yabancı ot ve haşere mücadelesinin yapılmasını gerçekleştirmek gerekir. Burada çok dikkat edilmesi gereken en önemli konu topraktan yararlanma biçimidir. Topraktan yararlanırken onun sömürülürcesine kullanılması, mera alanlarının tahrip edilmesi, tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanılması çok büyük bir felaket olan Toprak Kanseri olarak nitelendirilen Erozyon sorunu ile karşı karşıya kalınmasına neden olur. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Resim 2. Ülkemizi ve geleceğimizi tehdit eden çok büyük bir sorun olan Erozyonla savaşmak, en önemli ulusal görevlerimizden birisidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TOPRAĞI NEDEN KORUMAK GEREKİR, AMAÇ VE SORUNLAR NELERDİR &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toprağın korunmasında temel esas; toprağı bozmadan ondan en yüksek seviyede verim almak olmalıdır. Günümüzde tarımda modern tarım alet ve makinalarının (mekanizasyon) kullanılmasının artması yanında  diğer  bazı  teknik,  toplumsal  ve  ekonomik  ilişkilerden kaynaklanan nedenlerle, toprakların korumasız olarak kullanılması erozyon olayını gittikçe büyüyen bir sorun haline getirmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toprak ve su muhafazasında amaç yağmur damlasını düştüğü yerde, toprağı da oluştuğu yerde tutmaktır. Üretimin vazgeçilmez faktörü olan toprak Ana veya vatan dediğimiz topraklarımız, düzensiz ve aşırı kullanım sonucu 2000 yıldan daha uzun bir süredir erozyon felaketiyle karşı karşıyadırlar ve büyük ölçüde aşınmaktadırlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toprak, yenilenmesi çok uzun zaman alan en önemli doğal kaynağımızdır. Çeşitli medeniyetlerin beşiği, tarımın dünyada ilk uygulandığı yer olan Anado</description></item><item><title>DEVEKUŞU &amp; BILDIRCIN VE KEKLİK BESLENMESİNDEKİ STANDARTLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?devekusu-bildircin-ve-keklik-beslenmesindeki-standartlar-381013.html</link><description>EVEKUŞU - BILDIRCIN VE KEKLİK &lt;br/&gt;BESLENMESİNDEKİ STANDARTLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HAZIRLAYAN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mustafa YILMAZER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;9811811014&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DANIŞMAN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YRD.DOÇ.DR. Sulhattin YAŞAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ISPARTA-2002&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ3&lt;br/&gt;1. DEVEKUŞLARININ TARİHÇESİ VE TANIMI4&lt;br/&gt;2.DEVEKUŞLARININ BESLENMESİNDEKİ STANDARTLAR5&lt;br/&gt;2.1. Enerji5&lt;br/&gt;2.1.1. Karbonhidratlar6&lt;br/&gt;2.1.2. Yağ7&lt;br/&gt;2.2. Protein8&lt;br/&gt;2.3. Vitaminler10&lt;br/&gt;2.3.1. Yağda Eriyen Vitaminler10&lt;br/&gt;2.3.2. Suda Eriyen Vitaminler12&lt;br/&gt;2.4. Mineraller15&lt;br/&gt;2.4.1. Makro Mineraller15&lt;br/&gt;2.4.2. Mikro Mineraller17&lt;br/&gt;2.5. Su18&lt;br/&gt;2.6. Grit19&lt;br/&gt;3.DEVEKUŞLARININ YEMLERİ19&lt;br/&gt;3.1. Bitkisel ve Hayvansal Kökenli Yemler19&lt;br/&gt;3.2. Yem Katkı Maddeleri20&lt;br/&gt;3.2.1. Antibiyotikler20&lt;br/&gt;3.2.2. Probiyotikler20&lt;br/&gt;3.2.3. Antikoksidiyaller21&lt;br/&gt;4. DEVEKUŞU CİVCİVLERİNİN BESLENMESİ21&lt;br/&gt;5. BÜYÜME DÖNEMİNDEKİ VE ERGİN DEVEKUŞLARININ BESLENMESİ24&lt;br/&gt;6. DAMIZLIK DEVEKUŞLARININ BESLENMESİ25&lt;br/&gt;7. BILDIRCINLARIN TARİHÇESİ VE TANIMI30&lt;br/&gt;8. BILDIRCIN BESLENMESİNDEKİ STANDARTLAR31&lt;br/&gt;8.1. Protein31&lt;br/&gt;8.2.   Mineral Madde34&lt;br/&gt;8.3.  Vitamin İhtiyacı36&lt;br/&gt;8.4. Bıldırcın Rasyonlarına Antibiyotik Katılması39&lt;br/&gt;9. KEKLİKLERİN TARİHÇESİ VE TANIMI42&lt;br/&gt;10. KEKLİKLERİN  BESLEMESİNDEKİ STANDARTLAR43&lt;br/&gt;10.1. Yemleme Manejmanı43&lt;br/&gt;10.2. Besin Maddesi İhtiyaçları43&lt;br/&gt;10.3. Keklik Rasyonları44&lt;br/&gt;11. LİTERATÜR LİSTESİ45&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Dünya tarihinin ilk gününden bugüne kadar insanın en büyük problemi beslenmeyle ilgili olmuştur. İnsan beslenmesinde hayvansal kökenli besinlerin önemli olduğu çok uzun süreden beri bilinmektedir. Bu nedenle ilk zamanlar avlanarak etinden yararlanılan birçok hayvan sonraları evcilleştirilerek yetiştirilmeye başlanmıştır. Yapılan bilimsel araştırmalar sonucu elde edilen bilgilerin hayvan besleme alanında da pratiğe aktarılması i1e yetiştiriciliği yapılan hayvanlardan daha fazla ürün elde edilmesi sağlamıştır.&lt;br/&gt;Gelişmiş ülkeler ileri bilim ve teknolojileri sayesinde şimdilik hayvansal protein ihtiyaçlarını karşılayabilmekte iseler de gelişmekte olan bir</description></item><item><title>BİRİM ALANDAN DAHA YÜKSEK VERİM VE KALİTE ELDESİNİ SAĞLAYAN ÖRTÜALTI ETİŞTİRİCİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?birim-alandan-daha-yuksek-verim-ve-kalite-eldesini-saglayan-ortualti-etistiriciligi-345902.html</link><description>1.PROJENİN KONUSU&lt;br/&gt;Projenin amacı, birim alandan daha yüksek verim ve kalite eldesini sağlayan örtüaltı yetiştiriciliği ile en çok tüketilen sera sebzelerinden domates (ana ürün), hıyar, kıvırcık baş salata ve marul üretiminin cam serada yapılması ve olanaklarının saptanması hedeflenmiştir.&lt;br/&gt;2.PROJENİN ÖNEMİ&lt;br/&gt;Domates yetiştiriciliği ve tüketimi Dünyada en fazla olan bir sebzedir. Ülkemizde 1997 yılı rakamlarına göre domates üretimi 6.600.000 ton dur. 1996 yılında 785.308 ha alan üzerinde üretilen yaklaşık 20.2 milyon ton sebzenin 7.8 milyon tonunu domates oluşturmuştur (1). Isparta da 1999 yılında 2660 ha alandan 91973 ton ürün alınmıştır. 2000 yılında ise 2645 ha alandan 84.450 ton ürün alınmış; 31962,2 kg/ha ortalama verim elde edilmiştir. Ispartada 2000 yılında 58476 ha alanda sebze üretimi yapılmıştır (2).&lt;br/&gt;Mayıs-Haziran ayında sıcak iklim nedeniyle üretim sezonunu bitiren ve nüfusu yaz aylarında 3-4 milyona çıkan turizm şehrimiz Antalyada Temmuz ayı sonlarında sera ürünleri bittiğinde meydan gelen sebze açığı yakın illerden karşılanmaktadır. Bu iller içinde 117 km ile en yakın ve potansiyeli en yüksek olan il Isparta&quot;dır. Bu nedenle proje, sebze üretimine destek sağlama ve milli ekonomiye katkı sağlaması bakımından önem arzetmektedir. &lt;br/&gt;3.PROJENİN MALİ KAYNAKLARI&lt;br/&gt;Projenin yürütülmesi sırasında bütçe kısmında istenilen sera tesisinde kullanılacak malzemeler ve  ihtiyaç duyulan araç gereçler için, gerekli finansman kaynağı kendi öz sermayem ile karşılanılacaktır.&lt;br/&gt;Seranın kurulacağı parselide içine alan 5 dönümlük arazi, arazi sahibi tarafından yatırımın kara geçip, kendi maliyetini karşılayacağı zamana kadar tarafıma hibe edilmiştir. İleri ki yıllarda arazi sahibinin, işletmeye ortak edilmesi düşünülecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.PROJENİN MALİ KAYNAKLARI&lt;br/&gt;Proje süresi, sera sistemi ile damla sulama sisteminin kurulmasından sonra toplam 36 ay (3 yıl) olarak planlanmıştır. Tesislerin kurulması ve alt yapının oluşturulmasından sonra esas çalışmalara Mart 2003 de başlanacaktır.&lt;br/&gt;5.PROJENİN YÜRÜTÜLECEĞİ YER&lt;br/&gt;5.1. Projenin Yürütüleceği Yer Coğrafi Konum ve İklim Özellikleri&lt;br/&gt;5.1.1. Coğrafi Konum&lt;br/&gt;Proje yeri Batı Akdeniz Bölgesinin sınırları içinde yer almaktadır. Söz konusu saha Toros dağlarının kuzeyinde yer alıp doğusunda Konya batısında Afyon-Burdur kuzeyinde Afyon güneyinde Antalya ile çevrilmiş bulunan Isparta ili sınırları içerisindedir ve il merkezinin 15 km doğusundadır. Proje yeri Atabey sınırları içinde yer almaktadır ve Atabey 37052ı30ıı - 380 00ı 00ıı kuzey enlemleri, 300 30ı 37ıı - 300 45ı 00ıı doğu boylamları arasında yer alan alanı kapsamaktadır (Şekil 1). (3)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil 1: Proje yerinin  coğrafi konumu&lt;br/&gt;5.1.2. İklim&lt;br/&gt;Bölgede Akdeniz iklimin yayla tipi hüküm sürer. Atabey ovasının genel iklim kriterleri Isparta ili ile aynı özelliğe sahip olmakla birlikte hava sıcaklığının bir miktar fazla olduğu gözlenmektedir. Arazinin kuzeyinin dağlar ile kaplı olması sonucu soğuk kuzey esintilerinden korunmaktadır. Isparta ilinde 25 yıllık ortalama metorolojik verilere göre yağış ortalaması 524 mm olup, yıl içerisinde 79.6 mm ile en az fazla yağış Aralık aylarında 6.5 mm ile en az yağış Ağustos ayında düşmektedir       (Çizelge 1). Yıllık ortalama sıcaklık 12.4 0C, yıllık ortalama oransal nem % 55 olarak gerçekleşmektedir. % 35 ile en düşük oransal nem Temmuz ayında ve % 75 ile en yüksek oransal nem Aralık ayında gerçekleşmiştir.&lt;br/&gt;Yıllık ortalama rüzgar hızı 1.87 m/s olurken 902.00 mb olan yıllık ortalama basınç yıl içinde önemli değişiklik göstermektedir 50 cm toprak derinliğinde yıllık ortalama sıcaklık 13.82 Â°C, en düşük toprak sıcaklığı 3.32 0C ile Şubat ayında, en yüksek toprak sıcaklığı ise 25.03 0C ile Ağustos ayında gerçekleşmiştir (Çizelge 1). (3)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çizelge 1. Isparta iline ait uzun yılların ortalama iklim verileri&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bu bilgilere göre çalışma alanı Xerıc toprak nem rejimine ve Mesic toprak sıcaklık rejimine sahiptir (Şekil 2). (3)&lt;br/&gt;Çalışma alanın jeolojisini temel olarak Holosen yaşlı birikintilerden oluşturmaktadır. Bu yapı jeolojik süreç içeri</description></item><item><title>MANTARCILIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mantarcilik-366622.html</link><description>MANTARCILIK TEMEL BİLGİSİ&lt;br/&gt;KÜLTÜR MANTARI &lt;br/&gt;YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Mantar, toprak altı ve toprak üstü organları olmak üzere iki bölümden oluşur. Toprakaltı organları misellerdir. Toprak üstü organları ise sap ve şapkalardır. Şapkalar beyaz ve açık kahverengi olup, 3-5 cm çapındadır. Şapkanın alt kısmında lameller bulunur. Mantarlarda ürüme lameller arasında oluşan sporlar ile olup, mantar küçükken lameller açık yada koyu pembe, tam gelişme çağında ise açık yada koyu kahverengidir.&lt;br/&gt;KÜLTÜR MANTARI &lt;br/&gt;YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Mantar, toprak altı ve toprak üstü organları olmak üzere iki bölümden oluşur. Toprakaltı organları misellerdir. Toprak üstü organları ise sap ve şapkalardır. Şapkalar beyaz ve açık kahverengi olup, 3-5 cm çapındadır. Şapkanın alt kısmında lameller bulunur. Mantarlarda ürüme lameller arasında oluşan sporlar ile olup, mantar küçükken lameller açık yada koyu pembe, tam gelişme çağında ise açık yada koyu kahverengidir.&lt;br/&gt;KÜLTÜR MANTARI &lt;br/&gt;YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Mantar, toprak altı ve toprak üstü organları olmak üzere iki bölümden oluşur. Toprakaltı organları misellerdir. Toprak üstü organları ise sap ve şapkalardır. Şapkalar beyaz ve açık kahverengi olup, 3-5 cm çapındadır. Şapkanın alt kısmında lameller bulunur. Mantarlarda ürüme lameller arasında oluşan sporlar ile olup, mantar küçükken lameller açık yada koyu pembe, tam gelişme çağında ise açık yada koyu kahverengidir.&lt;br/&gt;KÜLTÜR MANTARI &lt;br/&gt;YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Mantar, toprak altı ve toprak üstü organları olmak üzere iki bölümden oluşur. Toprakaltı organları misellerdir. Toprak üstü organları ise sap ve şapkalardır. Şapkalar beyaz ve açık kahverengi olup, 3-5 cm çapındadır. Şapkanın alt kısmında lameller bulunur. Mantarlarda ürüme lameller arasında oluşan sporlar ile olup, mantar küçükken lameller açık yada koyu pembe, tam gelişme çağında ise açık yada koyu kahverengidir.&lt;br/&gt;KÜLTÜR MANTARI &lt;br/&gt;YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Mantar, toprak altı ve toprak üstü organları olmak üzere iki bölümden oluşur. Toprakaltı organları misellerdir. Toprak üstü organları ise sap ve şapkalardır. Şapkalar beyaz ve açık kahverengi olup, 3-5 cm çapındadır. Şapkanın alt kısmında lameller bulunur. Mantarlarda ürüme lameller arasında oluşan sporlar ile olup, mantar küçükken lameller açık yada koyu pembe, tam gelişme çağında ise açık yada koyu kahverengidir.&lt;br/&gt;KÜLTÜR MANTARI &lt;br/&gt;YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Mantar, toprak altı ve toprak üstü organları olmak üzere iki bölümden oluşur. Toprakaltı organları misellerdir. Toprak üstü organları ise sap ve şapkalardır. Şapkalar beyaz ve açık kahverengi olup, 3-5 cm çapındadır. Şapkanın alt kısmında lameller bulunur. Mantarlarda ürüme lameller arasında oluşan sporlar ile olup, mantar küçükken lameller açık yada koyu pembe, tam gelişme çağında ise açık yada koyu kahverengidir.&lt;br/&gt;KÜLTÜR MANTARI &lt;br/&gt;YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Mantar, toprak altı ve toprak üstü organları olmak üzere iki bölümden oluşur. Toprakaltı organları misellerdir. Toprak üstü organları ise sap ve şapkalardır. Şapkalar beyaz ve açık kahver</description></item><item><title>ZİRAAT - THE URBAN REVOLUTİON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-the-urban-revolution-400498.html</link><description>the urban revolution</description></item><item><title>KİRAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kiraz-yetistiriciligi-455172.html</link><description>KİRAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İlk kültüre alındığı yer Anadolu olarak bilinmektedir.Yaklaşık olarak 1500 civarında kiraz çeşidi bulunmaktadır ve ıslah çalışmaları ile günden güne çeşit sayısı artmaktadır. Kiraz memleketimizin her yöresinde yetiştirilebilmektdir.Kirazda Ülkemiz koşullarında ağaç başına alınan verim 25 kg civarındadır. Üretimimizin %10 gibi düşük bir miktarı ihraç edilebilmektedir. ülkemiz kiraz tarımına uygun olmakla birlikte ancak uygun arazi seçimi, araziye uygun anaç seçimi çeşit seçimi,ilk yıllarda şekil verme terbiye budama, sulama, gübreleme, toprak işleme tozlayıcıların dikimde mutlak planlanması,yabancı ot kontrolü, hastalık zararlılarla mücadelenin uygun olarak yapılması halinde ihraç vasıflı kiraz üretimimizin artması mümkündür. &lt;br/&gt;BAHÇE TESİSİ &lt;br/&gt;İleriki yıllarda karşılaşılabilecek birçok problem bahçe tesis ederken bazı hususlara dikkat edilirse önlenebilir. Bu dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır: &lt;br/&gt;* Şiddetli rüzgarlara (özelliklede kuzey ruzgarları)açık yerler olmamalıdır. &lt;br/&gt;* Eğimli ve yamaç yerler seçilmemelidir. &lt;br/&gt;* Tesis öncesi toprak numunesi alınıp tahlil yaptırılmalıdır. &lt;br/&gt;*Kiraz soğuklama ihtiyacı yüksek bir meyve olduğu için yüksek yerlere tesis edilmelidir. &lt;br/&gt;* Don tabanı oluşturan yerlere kurulmalıdır. &lt;br/&gt;*Taban suyu yüksek yerlere kurulmamalıdır. &lt;br/&gt;Kışın -20 C&quot;nin altına düşmeyen bölgeler seçilmelidir. önceki bol yağışlar o yılın ürün kalitesine, hasattan sonraki yağışlarda gelecek yılın ürün kalitesini etkilemektedir. Kiraz, soğuklama ihtiyacı yüksek bir meyvedir. &lt;br/&gt;Anaç Seçimi : &lt;br/&gt;Kuş Kirazı (Prunus avim ) : Ülkemizde yaygın olarak kullanılan bir anaçtır. Dikine ve kuvvetli büyür, büyük taç yapar. Uygun şartlarda uzun ömürlüdürler. Geçirgen derin, organik maddece zengin topraklarda verimli tınlı,daha iyi yetişir. Kirece mukavemeti azdır. Göz aşısı ile uyuşması iyidir. Toprak ve arazi yapısı uygun olursa 6*6, 6*5 m. aralıklarla &lt;br/&gt;dikilip ilk yıllardan itibaren şekil verilmeli ve budama yapılmalıdır. Terbiye ve budamaya fazla dikkat edilemeyecekse biraz daha geniş dikilebilir. &lt;br/&gt;İdris ( Prunus mahalep ) : Daha az su verilebilen arazilerdeki kiraz bahçesi tesisinde uygun bir anaçtır. Daha çok &lt;br/&gt;vişneye anaç olarak kullanılır. &lt;br/&gt;*Taç küçüktür. Kuş kirazının %75-80&quot;i kadar.&lt;br/&gt;*Kökler daha derine gider.&lt;br/&gt;*Süzek ve kumlu toprakları sever. Kuş kirazına göre kirece daha dayanıklıdır.&lt;br/&gt;* Aşı uyuşmazlığı gösterebilir. &lt;br/&gt;* Yüksek (60-65 cm.) den aşılandığında bodurlaştırıcı etki artar, fakat pratik olmadığından pek uygulanmamaktadır. &lt;br/&gt;Genellikle Prunus mahalep ile kurulan kiraz bahçeleri için 4x5, 5x5 m. dikim mesafeleri uygundur. Vişne bahçeleri &lt;br/&gt;için ise 4x4, 4x5 m. gibi aralıklar önerilebilir. &lt;br/&gt;Kiraz yetiştiricilinde problemlerin önemli bir bölümü ,henüz bahçe kurulurken yapılan hatalardan &lt;br/&gt;kaynaklanmaktadır. Bu hatalar:Tek çeşitle bahçe kurulması, ilk yıllarda ağaçların terbiye edilmemesi , derin dikim gövde yaralanmalarının önemsenmemesi şeklinde sayılabilip bunlar, ileriki yıllarda ağacın verim ve sağlığını etkilemektedir. Tek çeşitle bahçe kurulması yetersiz döllenmeye veya hiç döllenmemeye sebep olmaktadır. Ben düşmeden hasada kadar olan sürede yağmur çatlaması zararına karşı tek çeşitle bahçekurulmaması gerekmektedir. Her kiraz bahçesinde en az 4-5 çeşitbulunmalıdır. Çeşitlerin seçiminde ise birbirlerini dölleyebilir nitelikte olmasına dikkat edilmelidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇEŞİT SEÇİMİ&lt;br/&gt;İyi bir verim için birbirini iyi dölleyebilir çeşitlerin bulunması, ekolojik faktörlerden kaynaklanan riskin azaltılması, &lt;br/&gt;1,5 aylık bir süre boyunca pazara kiraz sunulabilmesi, hasatta işçilik v.b. gibi yönlerden dolayı sıkışmamak için iyi &lt;br/&gt;bir çeşit planlaması gereklidir. &lt;br/&gt;Türkiye&quot;nin ihracat şansı en fazla olan ve en popüler çeşit 0900 Ziraattir. Fakat yinede 0900 Ziraatın dölleyi&lt;br/&gt;cilerinin kiraz tarımında planlanması zorunludur.Dölleyicileri genellikle Bigerreau Gauçher,Nnoble Starks Gold, Lambert&lt;br/&gt;Vista ,Merton Late,Jübile&quot;dir. 0900 Ziraat değişik bölge isimleriyle ülkemizde yaygındır.Uluborlu Napolyonu,Dereçine &lt;br/&gt;Napolyonu,Akşehir Napolyonu,Malatya Dalbastı,Allahdiyen,Salihli ve M.Kemal Paşa Napolyonu gibi değişik adlarla anılmaktadır.Fakat yapılan çalışmada tüm napolyon diye adlandırılan bu kirazlarımızın aynı olmadığı yalnız sinonim &lt;br/&gt;olduğu anlaşılmıştır. &lt;br/&gt;Dölleyici :Kiraz bahçelerinde temel sorunlardan birisi, döllenme problemi ve bunun bir sonucu olarak verim azlığı ve verim düzensizliğidir.Verim azlığı ve verim düzensizliğinin başka sebepleri de olmakla birlikte en önemlisi doğru dölleyic</description></item><item><title>ZİRAAT - ZİRAİ ÜRÜNLER VE DOĞA MANTARLARI İTHALAT-İHRACAT SANAYİ TİCARET  A.Ş.-ERİK ÇEŞİTLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-zirai-urunler-ve-doga-mantarlari-ithalatihracat-sanayi-ticaret-a.s.erik-cesitleri-400421.html</link><description>zirai ürünler ve doğa mantarları ithalat-ihracat sanayi ticaret  a.ş.-erik çeşitleri</description></item><item><title>ZİRAAT - YABANCI OTLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-yabanci-otlar-400434.html</link><description>yabancı otlar</description></item><item><title>BİÇERDÖVER TABLASI HİDROLİK SİSTEMİ HESABI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bicerdover-tablasi-hidrolik-sistemi-hesabi-367598.html</link><description>BİÇERDÖVERLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Biçerdöverler biçme(hasat) ve harman işlemini aynı zamanda yapan kombine tarım makinelerdir. Biçerdöverler başlangıçta geniş işletmelerde hububat hasadı için imal edilmişlerdir.Bugün gerek büyüklük ve gerekse teknik özellikleri yönünden her türlü hububat,ot tohumları,baklagiller,ayçiçeği,mısır,çeltik ve diğer taneli bitkilerin hasat ve harmanında başarı ile kullanılmaktadırlar. Biçme genişlikleri 1-8 m arasında değişen modeller yapılarak her büyüklükteki işletmelere uygun makineler uygulamaya sokulmaktadır.&lt;br/&gt;Biçerdöverle hasat,diğer hasat-harman yöntemleri ile karşılaştırıldığında birçok üstünlüklerinin bulunduğu  görülür.Bu üstünlükler hasat ve harman masraflarında tasarruf,işçi gereksiniminde büyük azalma,tarlanın erken toprak işlemeye hazır duruma gelmesi,gerektiğinde sapları tarlaya yayma olanağı,ürünü daha erken pazara çıkarabilme ve son olarak hasat ve harman kayıplarının en az bir düzeye indirebilmesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Biçerdöverler çeşitli yönlerden sınıflandırılabilirler:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çeki kaynağına göre:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Traktörle çekilenler&lt;br/&gt;-Kuyruk milinden hareket alan&lt;br/&gt;-Kendi üzerinde motoru bulunan&lt;br/&gt;b)Traktöre bindirilen&lt;br/&gt;c)Kendi yürür&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kullanıldıkları koşullara göre:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Ova tipi&lt;br/&gt;b)Bayır tipi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Materyalin makinede akımına göre:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)L tipi&lt;br/&gt;b)T tipi&lt;br/&gt;c)I tipi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Traktörle çekilen biçerdöverde hareket, traktör kuyruk milinden veya makine üzerindeki ayrı bir motordan alınır.Bu tip biçerdöverler kendi yürür biçerdöverlere oranla daha basit yapılı ve ucuzdurlar.Özellikle traktör kuyruk milinden hareket alan tiplerde, hasat mevsiminde boş duran traktör gücünden faydalanma olanağı sağlanabilmektedir.&lt;br/&gt;Kendi yürür biçerdöverlerde,biçme ve harman kısımları motor ile çalıştırılan ve yürüyen bir çatı üzerine yerleştirilmiştir. Makinenin ilerleme hızı koşullara göre kademesiz olarak ayarlanabilmektedir.Kendi yürür biçerdöverlerde manevra yeteneği çok üstündür.Tek bir sürücü ile bütün ayarlar makine üzerindeki sürücü yerinden etkili bir şekilde yapılabilir.&lt;br/&gt;Bayır tipi biçerdöverlerde eğimli arazilerde eğime dik yönde yapılacak hasat işlemleri için kullanılır. Bu makine eğime dik yönde hareket etmekle beraber makinenin harman,ayırma ve temizleme düzenlerindeki organların yatay tutulabilmesi için tekerleklere özel ayar düzeni eklenmiştir. Bu şekilde elekler ve sarsaklar yatay çalışacağından düz yerde çalışmaya oranla verimleri aynı kalır.Biçme tablası bu durumda 55&amp;#61616; ye kadar eğimlendirilebilir.&lt;br/&gt;Ova tipi biçerdöverler,düz arazilerde çalışabilen biçerdöverlerdir. Tarla eğimi en çok 5&amp;#61616; olan tarlalarda  eğim yönüne paralel ve 10&amp;#61616; ye kadar eğimli koşullarda da eğim yönüne dik olarak çalışabilirler.&lt;br/&gt;L tipi biçerdöverlerde saplar 90&amp;#61616; yön değiştirerek batöre girer. Bu biçerdöver çekilir tiptedir. Batör hareket yönüne diktir. Saplar biçme tablasından sonra özel bir besleyicide yön değiştiriler.&lt;br/&gt;I tipi biçerdöverlerde batör biçme tablasının arkasındadır.Saplar dik olarak batöre düşerler.Batör uzunluğu biçme tablasından daha az olduğundan biçile</description></item><item><title>AVRUPA ORTAK TARIM POLİTİKASINA UUM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?avrupa-ortak-tarim-politikasina-uum-435991.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Tarımsal üretim insanlık tarihinin en eski üretim faaliyetidir ve dünyada ilk ve köklü politikaları da yine tarım alanında geliştirilmiştir.&lt;br/&gt;Besin maddelerinin kaynağı olduğu için tarımsal üretim her dönemde stratejik önemini de korumuştur.&lt;br/&gt;Ülkeler tarih boyunca tarım konusunda politikalar oluşturmuş ve tarımda dışa bağımlılığı azaltmayı ve kendi kendine yeterliliği sağlamayı hedef edinmişlerdir.&lt;br/&gt;Belirlenen bu hedefler tarım sektörünün desteklenmesini zorunlu kılmıştır.Bunun sonucunda dünyada devlet müdahalesinin en yoğun olduğu sektör tarım sektörü, destek ve koruma düzeyi en yüksek politikalar da bu sektöre yönelik politikalar olmuştur.&lt;br/&gt;Tarım sektörü ve bu sektöre yönelik politikalar, Avrupa Birliği&quot;nin de temel taşlarından birisidir ve ilk ortak politika Ortak Tarım Politikası adı altında bu sektöre yönelik olarak belirlenmiştir.&lt;br/&gt;Ancak Ortak Tarım Politikası, Topluluğun diğer ortak politikaları gibi gümrük birliğine dayalı bir ekonomik bütünleşme modeline dayanmamaktadır.Ortak Tarım Politikası ile üye devletlerin tarım politikaları ortak bir çerçevede yönetilmektedir.&lt;br/&gt;Ayrıca bu politika, Birliğin piyasalarında destekleyici, üye olmayan ülkelere karşı koruyucu bir yapıya sahiptir.&lt;br/&gt;Oluşturulduğu ilk yıllarda Birlik bütçesinden yaklaşık %90 pay alan bu sektörün günümüzde de %50&quot;yi aşan oranda paya sahip olması Avrupa Birliği&quot;nde (AB) Ortak Tarım Politikasının ağırlığının bir göstergesidir.&lt;br/&gt;Çalışmamızın amacı AB&quot;ne üyeliği hedeflenen Türkiye&quot;nin tarım sektörünü nelerin beklediğini ortaya koyabilmektir.Bu kapsamda çalışmamızın birinci bölümünde; Ortak Tarım Politikasının oluşumu, işleyişi ve son durumu incelenmiştir.&lt;br/&gt;İkinci ve son bölümde ise Türkiye-AB ilişkileri tarımsal boyutta incelenmiş, Türk Tarımının genel çerçevesi çizilerek Türkiye ve AB&quot;de tarımsal yapı ve politikalar arasındaki farklar irdelenmiş ve Türk tarımının OTP&quot;ye uyumunun olası etkileri ortaya konmaya çalışılmıştır.&lt;br/&gt;Mevzuat değerlendirmesi ve açıklamasına fazlaca yer verdiğimiz için sayfalarda aynı kaynakça mükerreren gösterilmemiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;ORTAK TARIM POLİTİKASININ OLUŞUMU,GELİŞİMİ VE SON DURUM&lt;br/&gt;1.ORTAK TARIM POLİTİKASININ OLUŞUMU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üye ülkeler, AB&quot;nin kurulduğu yıllarda tarımda ulusal politikalar uygulamak yerine ortak politikalar oluşturmayı tercih etmişlerdir.&lt;br/&gt;Bu tercihte:&lt;br/&gt;- İkinci Dünya savaşı sırasında Avrupa&quot;da yaşanan kıtlık dolayısıyla gıda arzının devamlılığını sağlama,&lt;br/&gt;-Savaş sonrasında AB&quot;nin nüfusunun önemli bir bölümünü (aktif nüfusun %20&quot;si) oluşturulan tarım sektörünün gelir seviyesinin korunması ve Avrupa ekonomik bütünleşmesinin,toplumun önemli bir kesimini ilgilendiren sorunlara yeterince eğilmediği sürece başarılı olamayacağı,&lt;br/&gt;-Üye ülkelerin ulusal tarım politikaları arasındaki farklılıkların sadece koordinasyonla giderilemeyeceği,&lt;br/&gt;-Üye ülkeler arsında diğer sektörlerde olduğu gibi bir gümrük birliği oluşturulmasının piyasa mekanizmaları arasındaki farkların giderilmesinde yeterli olamayacağı,&lt;br/&gt; yönünde bazı görüşler etkili olmuştur.Ayrıca Avrupa entegrasyonunun baş mimarı olan Almanya ve Fransa arasında çıkar ayrılıkları  da bu oluşumda önemli rol oynamıştır.&lt;br/&gt;AB kurulmadan önce yapılan görüşmelerde Almanya, bir  gümrük birliği oluşturulması  ve sanayi mallarının serbest dolaşımının sağlanmasını savunmuştur. Çünkü bu ülkenin  sanayi sektörü oldukça gelişmiş durumdaydı.&lt;br/&gt;Buna karşılık toplam nüfusunun % 25&quot;i tarım sektöründe çalışan Fransa sanayi malları için oluşturulacak gümrük birliğinin yaratacağı rekabet ortamında Almanya karşısında dezavantajlı duruma düşebileceği endişesiyle üye ülkelerin pazarlarının tarım ürünlerine de açılması gerektiği konusunda ısrarlı davranmıştır. Diğer bir ifadeyle her iki ülke arasında çıkar çatışması ve Fransa&quot;nın bu konudaki ısrarının da ortak bir tarım politikası uygulanmasında etkili olduğu ifade edilebilir.&lt;br/&gt;Ortak Tarım Politikasının (OTP) tercihinde etkili olan bir diğer neden ise tarımda ulusal politikaların uygulanması durumunda tarıma dayalı sanayi ürünlerinin  de (gı</description></item><item><title>ZİRAAT - BEGONYA (FAM: BEGONİACEAE)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-begonya-(fam-begoniaceae)-400409.html</link><description>begonya (fam: begoniaceae)</description></item><item><title>ZİRAAT - ATIN EVRİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-atin-evrimi-400486.html</link><description>atın evrimi</description></item><item><title>YERFISTIĞI TARIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yerfistigi-tarimi-357008.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriş.......................................................................................................................1&lt;br/&gt;1.Yerfıstığı Tarımı.................................................................................................2&lt;br/&gt;1)Toprak Yapısı........................................................................................ 2&lt;br/&gt;2)Ekim Nöbetindeki Yeri........................................................................... 3&lt;br/&gt;          3)Toprak Hazırlığı............................... .......................................................3   &lt;br/&gt;          4)Gübreleme...............................................................................................3                             &lt;br/&gt;          5)Ekim Zamanı............................................................................................4&lt;br/&gt;          6)Ekilecek Tohum Miktarı........................................................................... 5&lt;br/&gt;          7)Tohum İlaçlanması.................................................................................. 5&lt;br/&gt;          8)Ekim Şekli .............................................................................................. 6&lt;br/&gt;          9)Ekim Derinliği ve Sıklığı.......................................................................... 6&lt;br/&gt;2. Bakım İşleri...................................................................................................... 7&lt;br/&gt;1)Çapalama ve Yabancı Ot Kontrolü......................................................... 7&lt;br/&gt;2)Sulama............................................... ................................................... 8&lt;br/&gt;3)Boğaz Doldurma................................. .................................................. 8&lt;br/&gt;4)Hasat..................................................................................................... 9&lt;br/&gt;a)Elle Hasat........................................................................................ .9&lt;br/&gt;b)Kulaksız Pullukla Hasat.....................................................................9&lt;br/&gt;c)Makine İle Hasat................................................................................9&lt;br/&gt;5)Depolama..............................................................................................10&lt;br/&gt;6)Üründen Tohumluk Ayırma.................................................................. 10&lt;br/&gt;7)Alfotoksin.............................................................................................. 10&lt;br/&gt;3. Yerfıstığı Çeşitleri, Özellikleri ve Tanımları.....................................................12&lt;br/&gt;4.Hastalık ve Zararlıları.......................................................................................14&lt;br/&gt;1)Kök Boğazı Çürüklüğü ve Mücadelesi...................................................14&lt;br/&gt;2)Yaprak Leke Hastalığı ve Mücadelesi...................................................16&lt;br/&gt;3)Toprak Altı Zararlıları ve Mücadelesi.....................................................18&lt;br/&gt;4)Kırmızı Örümcekler ve Mücadelesi.......................................................19&lt;br/&gt;Araştırma Bulguları Tartışma ve Sonuçları.........................................................21&lt;br/&gt;1)Aracılar...................................................................................................23&lt;br/&gt;Tüccarlar................................................................................................23&lt;br/&gt;       Çukobirlik..............................................................................................24&lt;br/&gt;       Fıstık İşletme Tesisleri (Fisan)..............................................................24&lt;br/&gt;      Çikolata Şekerleme Fabrikası................................................................24&lt;br/&gt;      Kuruyemişçiler.......................................................................................24&lt;br/&gt;      Perakendeciler.......................................................................................24&lt;br/&gt;2)Pazarlama Organları........................................................</description></item><item><title>PATATESTE (SOLANUM TUBEROSUM L.) İN VİTRO KOŞULLARDA MİKRO YUMRU ÜRETİMİNE FARKLI BESİN ORTAMLARININ ETKİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?patateste-(solanum-tuberosum-l.)-in-vitro-kosullarda-mikro-yumru-uretimine-farkli-besin-ortamlarinin-etkisi-394931.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Bu çalışmada 4 patates genotipinin in vitro koşullarda mikro yumru oluşturması üzerine farklı besin ortamlarının etkileri araştırılmıştır. Meristem kültürü ile elde edilen bitkiciklerin nod kültürü yoluyla çoğaltımları yapılmış, çoğaltılan bu bitkicikler 3 farklı katı ortamda kültüre alınarak mikro yumru oluşturmaları incelenmiştir.&lt;br/&gt;Hasat edilen mikro yumrularda yumru sayısı, tek yumru ağırlığı yumru verimi ile yumru eni ve boyu ölçümleri yapılmıştır. Her özellik için en yüksek ortalamalar Nif çeşidinde bulunmuştur. Bunu Klon 122 ve Agria çeşitleri izlemiştir. Resy çeşidi bütün özellikler için en düşük ortalamaları vermiştir.&lt;br/&gt;Bitki başına mikro yumru sayısı en yüksek 3 nolu (MS+2 mg/l BAP+60 gr şeker) ortamda (ort:2,8 adet) elde edilmiştir. Bitki başına en yüksek mikro yumru verimi ise MS+500 mg/l CCC+5 mg/l BAP+80 gr şeker bulunan 2 nolu ortamda elde edilmiştir. Bitki başına yumru ağırlığı bakımından 2 ve 3 nolu ortamlar birbirine yakın değerler vermiştir (ort:113mg ve 110mg). Diğer yönden her mikro yumru özelliği için en düşük ortalama 1 nolu (MS+2 mg/l IBA+0,1 mg/l GA3 +30 gr şeker) ortamda bulunmuştur.&lt;br/&gt;Anahtar Sözcükler :Patates, (Solanum tuberosum L.), nod kültürü,meristem kültürü ,mikro yumru,In-vitro,doku kültürü.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;THE EFFECT OF VARIOUS NUTRITION MEDIA ON MICROTUBER PRODUCTION IN POTATOES (Solanum tuberosum L.) UNDER IN VITRO CONDITIONS&lt;br/&gt;In this study, microtuberization of 4 different potato genotypes in various growth media was studied under in vitro conditions. Plantlets obtained by meristem culture were micropropagated by transfering into nod culture. The plantlets propagated were cultured in three different solid media. Then the microtuberization of genotypes was observed.&lt;br/&gt;In the microtubers produced tuber number, single tuber weight tuber yield ;tuber width and length were measured. The highest means for the characteristics such as tuber number, single tuber weight and tuber yield were obtained in Nif cultivar. Clone 122 and Agria g</description></item><item><title>LÜLE KAMAĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?lule-kamagi-363483.html</link><description>Lüle kaymağı hemen hemen yalnız yurdumuza has bir yiyecek olup bu madde bir yiyecek olmaktan ziyade çeşitli hamur tatlılarında ve kompostolara süs vermek amacıyla kullanılır ve dolayısıyla lüks sayılmaktadır. Mamafih bazı şehirlerimizde sabah kahvaltılarında bal veya reçel ile beraber yenildiğinde 100 gramının 615 kalori vermesi dolayısıyla kuvvetli bir besindir.&lt;br/&gt;A- LÜLE KAYMAĞININ TARİFİ&lt;br/&gt;Lüle kaymağının adı aslında halkımız tarafından ve kaymağın kalitesiyle verilmiş bulunmaktadır. Gıda maddelerinin nitelikleri belirtilen tüzüğe göre, içerisinde en az % 60 oranında süt yağı, içerisine herhangi bir yabancı madde katılmadan özel bir yiyecek yapılıp şekil verilen bir çeşit kremadır ve doğrudan doğruya değişiklik halinde büyük şehirlerimizde pastörize edilmesi gerekir ve pastörize sütten yapılması lazımdır.&lt;br/&gt;B- LÜLE KAYMAĞI TİCARETİ&lt;br/&gt;Koyulaştırılmış krema halinde olan lüle kaymağı, kullanımı ve taze olduğu zaman tüketilebilmesi dolayısıyla, büyük şehirlerimizin ticaret ürünüdür.&lt;br/&gt;Tüketiminin fazla olmayışı yanında şeklinin özelliği ve alınmasındaki güçlük hatta imkansızlık bu madde üzerinde alım-satım yapılmasını engellemekte ve bundan dolayı lüle kaymağı, tereyağı ve peynir veya yoğurtta olduğunun aksine, oldukça küçük imalathanelerde yapılmaktadır. Bunun yanında, kullanılacak sütün taze, diğer bir deyimle, asitlik derecesinin düşük olması şarttır. Çünkü kaymak yapılırken süt yüksek derecede iki kere ve uzun süre ısıtılmakta olduğundan, asitlik derecesinin yüksekliği sütün kesilme tehlikesini doğurur, aynı zamanda kaymağın tatlı olması istenildiğinden, ekşi tadı veren yüksek asitlik derecesi kalite ve değeri çok düşürür.&lt;br/&gt;2. YAPILIŞ ŞEKLİ&lt;br/&gt;Lüle kaymağının yapılışında sütün pişirilmesi, pişmiş süte kaymak bağlatma, pişirilmesi ve son olarak da, kaymağın kesilip lüle haline getirilmesi olmak üzere, üç safha vardır.&lt;br/&gt;A- SÜTÜN PİŞİRİLMESİ&lt;br/&gt;Süt, Afyon&quot;da olduğu gibi, daha ziyade ev imalatında, aynı zamanda kaymak bağlatma görevini yapan küçük tencerelerde nispeten büyükçe imalat yapılan yerlerde de büyük (150 litrelik) kazanlarda uzun süre (4-5 saat) pişirilir. Bu pişirme sırasında, sütün dip tutup kaymağın beyaz renginin bozulmaması için kazan sürekli olarak karıştırılır. Bu sürenin sonunda süt, önceden hazırlanmış yayvan (yüksekliği 6-8 cm kadar) tavalara aktarılır; Bu suretle sütün köpürmesi ve dolayısıyla kaymağın daha iyi ve çiçekli (göz göz) olması sağlanır. Aktarma işi bitince tavalar, yağın yüze çıkması için, 10-15Â°C ye soğuyuncaya kadar kendi haline bırakılır; bu süre ortalama 1,5 saat kadardır (Kaymağın çok kalın bir tabaka halinde meydana gelmesi arzulandığı zaman pişirilecek süte, diğer çeşit sütlerden elde edilmiş kremadan da bir miktar katıldığı olur).&lt;br/&gt;B- KAYMAK BAĞLATMA ve KAYMAĞIN PİŞİRİLMESİ&lt;br/&gt;Tavalar, sıcaklık 75-80Â°C&quot;yi aşmayacak şekilde ısıtılır. Kaymağın pişirilmesi demek olan bu ısıtmada dikkat edilecek nokta, ateşin ne çok yüksek ne de çok yavaş olmamasıdır; çünkü harlı ateş kaymağı haddinden fazla sertleştirir, çok yavaş ateş de gevşek kaymak meydana gelmesine sebep olur. pişmenin yeter derecede olduğu kaymak yüzünün terlemesiyle anlaşılır; bu iş 1,5-2 saat içinde tamamlanır.&lt;br/&gt;C- KAYMAĞIN KESİLİP LÜLE HALİNE GETİRİLMESİ&lt;br/&gt;İkinci ısıtmadan sonra tavaların altındaki ateş alınır ve tavalar, ertesi sabaha kadar iyice kaymak bağlamak üzere, kendi halinde bırakılır. Kaymak bağlama işi tamam olunca bu tabaka, gayet keskin bir bıçak veya ustura ile ve bir çizgi tahtası yardımıyla, ortalama 8x8 cm çapında olmak üzere, kareler halinde kesilir. Kesme işi bittikten sonra her bir kare. Ele alınarak, alt yüzü içe gelmek üzere, lüle haline getirilir ve satılmak üzere tepsilere dizilir. Bazen kareler biraz sıcak olur ve düzgün bir lüle haline getirilemez; böyle zamanlarda kaymak tabakasının üzerine ya buz parçaları serpilerek veya buzlu suya batırılmış temiz tülbentler koyarak kaymağın soğuması sağlanır. Ancak, lüle kaymağı çiğ olarak tüketildiği için, imalat sırasında temizliğe son derece dikkat etmek gerekir.&lt;br/&gt;Evlerde lüle kaymağı yapmada akşamüzeri sağılan süt ufak ve yayvan bir tencerede yarım saat kadar pişirildikten sonra ertesi sabaha kadar kendi haline bırakılır ve bu suretle üzerinde ince bir kaymak tabakası meydana gelir. Sabahleyin sağılan sütte aynı kaba fakat kaymak tabakası bozulmayacak yavaşlıkta, konularak hafif bir ateşte bir saat kadar şişirilir ve 24 saat kendi haline, soğumaya ve kaymak bağlamaya bırakılır; bu süre sonunda elde edilen kaymak, arzulanan şekil ve büyüklükte kesilerek imalat işi ta</description></item><item><title>TÜRK ÇAYCILIĞININ HİKAYESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-cayciliginin-hikayesi-442112.html</link><description>TÜRK ÇAYCILIĞININ HİKAYESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çay, dünyada sudan sonra, en fazla içilen ve içme alışkanlığı gittikçe artan bir gıda ve içecek maddesi olarak, 5000 yıldan beri bilinen, sevilen, efsanesi, deyimleri, şiirleri, sanat ve sanayisi ile bir çay kültürü oluşturmuştur. &lt;br/&gt;5000 yıllık bir geçmişi olan çayla Türkiye içme alışkanlığı olarak 1600 yıllarında tanışır. Üretimine Cumhuriyetin kuruluşundan sonra başlanan, 1963 yılına kadar talebin kısmen ithalatla karşılandığı, günümüzde ise Dünyanın tek natürel çayı olarak, hiçbir kimyasal mücadelenin olmadığı, herhangi bir pestisid taşımadığı için Amerikadan Japonya ya, dev çay üreticileri olan Hindistan, Kenya, Seylan ve Endonezya pazarlarında yer alan, çay Türkiye de bugünlere nasıl geldi. &lt;br/&gt;İlk Girişim &lt;br/&gt;Türkiye&quot;de çay yetiştirme konusunda ilk girişimin Tanzimat devrinde 1888 yılında yapıldığı, dönemin yazılı belgelerinden anlaşılmaktadır. Edinilen bilgiye göre Japonya&quot;dan getirilen çay tohumları Bursa ilinde ekilmiş, ancak ekolojik özelliklerin çay yetiştiriciliği için uygun olmaması nedeniyle bu girişim başarısızlıkla sonuçlanmıştır. &lt;br/&gt;İlk Rapor &lt;br/&gt;Türkiye&quot;de çay yetiştirilmesi konusunda temel oluşturan girişim ise 1917 yılında gerçekleştirilmiştir. Zamanın &quot;Halkalı Ziraat Mektebi Alisi&quot; müderrislerinden botanikçi ve eski Mardin Mebusu Ali Rıza ERTEN&quot;inde aralarında bulunduğu bir heyet Batum ve çevresinin Türkiye&quot;ye geri verilmesini izleyen günlerde inceleme yapmak üzere yöreye gönderilmiştir. Bu inceleme esnasında Ali Rıza Bey çay, narenciye ve bambunun Batum civarında yetiştirilmekte olduğunu görmüş; bu bitkilerden bilhassa çayı ilmi olarak da etüt etmiştir. İncelemelerini batıya doğru ilerletmesi neticesinde, Rize ve havalisinin toprak ve iklim özellikleriyle Batum ve civarı toprak ve iklim karakterlerinin birbirlerine çok benzer olduğunu gören Ali Rıza ERTEN, çayın Anadolu&quot;muzun bu parçasında da yetiştirilebileceği kanaatine varmıştır. &lt;br/&gt;Bu teknik gezinin neticeleri daha sonraları &quot;Şimali Şarki Anadolu ve Kafkasyada Tetkikatı Ziraiye&quot; adlı bir kitapta yayınlanmıştır. İşte; memleketimizde ilk defa olarak bu kitapta, çayın Rize dolaylarında yetiştirilmesinin mümkün olduğu, sebepleri ile birlikte ifade edilmiştir. &lt;br/&gt;Anılan kitapta çayın Türkiye&quot;deki dünü açısından o günkü İstanbul Gümrüğüne dış alım yoluyla gelen çayları görebiliriz. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Yıllar19191920192119221923&lt;br/&gt;Miktar (Kg)527.586433.550127.103120.430670.930&lt;br/&gt;Birinci Dünya Harbinden sonra ortaya çıkan öncelikli olaylar nedeniyle Ali Rıza ERTEN&quot;in raporu dikkate alınamadı. &lt;br/&gt;407 Sayılı Çay Kanunu &lt;br/&gt;Savaş öncesi para kazanmak üzere Batum ve yöresine giden Doğu Karadenizlilerin savaştan sonra bu olanağı bulamamaları, sorunların daha belirgin şekilde ortaya çıkmasına neden oldu. İşsizlik ve yoksulluk nedenleriyle bölge insanlarının yurdun değişik yerlerinde çalışma zorunda olmaları ve ailelerinden uzakta yaşamaları bölgede iş alanlarının yaratılmasını zorunlu kıldı. Sorunun çözüme kavuşturulması ve bölge insanlarına gelir kaynağı yaratılması için o günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi&quot;nde önemli görüşmeler yapıldı. Uzun görüşmeler sonunda Büyük Millet Meclisi&quot;nde 6 Şubat 1924 tarihinde &quot;Rize Vilayeti ile Borçka Kazasında Fındık, Portakal, Mandalina, Limon ve Çay Yetiştirilmesi&quot; adında 407 sayılı Kanun kabul edildi. &lt;br/&gt;İlk Çay Fidanlığı &lt;br/&gt;Kanunun yürürlüğe girmesinden hemen sonra çay tarımı ile ilgili ön denemeler yapmak, bölgede meyveciliğin gelişmesini sağlamak amacıyla Rize&quot;de &quot;Bahçe Kültür İstasyonu&quot; kuruldu. İşleri organize etmesi ve yürütmesi için Ziraat Umum Müfettişi Zihni DERİN görevlendirildi. İzleyen yılın başında çay ve narenciye konularında bilgi ve görgüsünü artırması, çay tohumu satın alması için Rize Ziraat Memuru Batum&quot;a gönderildi. Batum&quot;dan satın alınan bir miktar çay tohumu ile Rize&quot;de bugünkü Merkez Fidanlığında çay fidanı üretilmeye başlandı. &lt;br/&gt;Rize Merkez fidanlığında üretilen fidanlar bir yandan yöre halkına dağıtılırken bir yandan da üretim denemeleri yapılması için pek çok ilimize gönderildi. Bu illerin tümündeki koşullar</description></item><item><title>ZİRAAT - BİTKİ TOHUMLARI VE ÇİMLEME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-bitki-tohumlari-ve-cimleme-400410.html</link><description>bitki tohumları ve çimleme</description></item><item><title>TARIMSAL DESTEKLEME POLİTİKALARI VE PAMUK PRİM SİSTEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tarimsal-destekleme-politikalari-ve-pamuk-prim-sistemi-439387.html</link><description>TARIMSAL DESTEKLEME POLİTİKALARI VE PAMUK PRİM SİSTEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TARIMSAL POLİTİKALAR  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarım politikaları, sahip oldukları geniş etki alanı ile, ülkelerin ekonomik, sosyal ve siyasi politikalarının en önemli parçalarından birisini oluşturmaktadır. Türkiye&quot;de, Beş Yıllık Kalkınma Planlarında ana hedefleri belirlenen bir çerçeve içersinde yer alan tarım politikaları;  ana hedefler değişmeksizin, kapsamı, niteliği, etki alanı ve yoğunluğu azaltılarak/artırılarak Cumhuriyetin başlangıcından bu yana sürdürülmüştür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ana hedefler; &lt;br/&gt;-Yeterli besin düzeyinin sağlanması,&lt;br/&gt;-üretimin yönlendirilmesi ve ekonomik dengelerin korunması,&lt;br/&gt;-Üretimde doğal faktörlerin olumsuz etkisinin azaltılması,&lt;br/&gt;-Yeterlilik seviyesinin yükseltilmesi,&lt;br/&gt;-Yeterli ve düzenli tarımsal gelir temini,&lt;br/&gt;-İhracatın artırılması ve &lt;br/&gt;-Kırsal kalkınma olarak belirlenmiştir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarımsal politikaların uygulanmasında, bilgi akışı ve belirli katkılar ile üretime devam edilmesini sağlamak, yeni teknoloji veya ürünlerin üretime katılmasını özendirmek ve ülke tarımını gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarabilmek amacıyla tedbirler uygulamaya konmaktadır. &lt;br/&gt;1.1.      Tarımsal Destekleme Politikaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarım sektörünün ekonomik ve sosyal açıdan taşıdığı önem yanında, karşı  karşıya olduğu riskler ve sahip olduğu yapısal özellikler,  sektörün desteklenmesine ve korunmasına neden olmakta, diğer taraftan, sektörde üretim sürecinin uzun, parasal geri dönüşüm hızının düşük, sermaye birikiminin yetersiz ve yatırımların az olması destekleme ve teşviklerin önemini artırmaktadır. Bu müdahalelerin amaç ve politika araçları ülkelere göre farklılık göstermekle birlikte, nihai hedef; üreticilere adil ve yeterli bir yaşam standardı sağlanmasının yanı sıra, tüketicilere uygun fiyatla yeterli ürün arzının garanti edilmesidir.   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;-Destekleme fiyat müdahaleleri ve destekleme alımları, &lt;br/&gt;-girdi destekleri (gübre, ilaç, düşük faizli krediler),&lt;br/&gt;-doğal afet ödemeleri, &lt;br/&gt;-ürün teşvik primi, &lt;br/&gt;-genel hizmetler (araştırma, eğitim, yayım ve kontrol ),&lt;br/&gt;-dış ticaret önlemleri (ithalatta uygulanan korumalar ve ihracat teşvikler)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;gibi politika araçları ile sürdürülen destekleme politikaları, reform programı kapsamında farklı bir boyut kazanarak alternatif politika seçenekleri uygulanmaya başlanmıştır&lt;br/&gt;Destekleme Fiyatı ve Destekleme Alımları  Yoluyla Destekleme&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uygulanan en yaygın destekleme modelidir. Tarımsal ürünlere taban fiyatı verilerek yapılan uygulamaya 1932 yılında buğdayla başlanmış, planlı dönemin başında 11 olarak belirlenen ve süreç içerisinde farklılıklar gösteren ürün sayısı; 1994 yılında ekonomik ve sosyal açıdan önem taşıyan ve geniş üretici kitlelerini ilgilendiren 3 ürün grubu (hububat, şekerpancarı tütün) ile sınırlandırılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Girdi Fiyatlarının Düşürülmesi (Girdi Sübvansiyonları)&lt;br/&gt;Kimyevi Gübre Desteklemesi: 1961 yılında başlayan gübre desteklemesi, 1986 yılına kadar kurumlara (Türkiye Zirai Donatım Kurumu-TZDK) görev zararı ödenerek sürdürülmüş, 1986 yılında, TZDK&quot;nun tedarik ve dağıtımla ilgili işlevine son verilerek, gübre üretici firmalara kg bazında destekleme ödenmesi yapılmıştır.  1994 yılında fatura bedeli üzerinden çiftçilere ödenmeye başlayan gübre desteği, 2002 yılından itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tohum ve Fidan Desteklemesi: 1985 yılında sertifikalı tohumlar destekleme kapsamına alınmış, daha sonra kapsama sertifikalı fidan dahil edilmiştir. Uygulama, 31 Aralık 2001 tarihi itibariyle uygulamadan kaldırılmıştır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarımsal İlaç Desteği (Zirai Mücadele ve Veteriner İlaçları): Uygulama 1987 yılında, bitki ve hayvan hastalıklarına karşı kullanılan ilaçlarda, fatura bedelinin %20&quot;sinin çiftçilere ödenmesi ile başlatılan uygulama, 31 Aralık 2001 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır.     &lt;br/&gt;Elektrik ve Sulama Desteği: Tarımsal sulamada kullanılan elektrik enerjisi indirimli tarife üzerinden fiyatlandırılmaktadır. 1997 yılından bu yana, kültür balıkçılığı ve kümes hayvanları çiftliklerinde kullanılan elektrik enerjisinde indirimli tarifeden yara</description></item><item><title>ZİRAAT - PAMUK VE VİSKONUN YAPISI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-pamuk-ve-viskonun-yapisi-432919.html</link><description>pamuk ve viskonun yapısı</description></item><item><title>FASÜLE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?fasule-451939.html</link><description>1)FASULYENİN ANAVATANI ve TARİHÇESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fasulyenin esasında Hindistan kökenli olduğu kabul edilmiştir. Bununla beraber bazı yazarlar, fasulyenin 16. yüzyılda Anadolu&quot;dan çıktığını ve Batı Asya kökenli olduğunu savunur. Buna kanıt olarak Avrupa&quot;da fasulyenin Türk fasulyesi olarak isimlendirilmesini gösterirler. Diğer bazı yazarlar ise Afrika&quot;dan yayıldığını belirtmişlerdir. Fasulye üzerinde yapılan çalışmalarda Güneybatı Amerika&quot;da Tularosa mağarasında, Orta Amerika&quot;da Ocampo ve theuacan mağarasında yapılan kazılarda bulunan fasulyelerin 2300 yıl öncesine ait olduğu belirlenmiştir. Bu durumda fasulye Kuzey Arjantin&quot;den Peru&quot;ya kadar olan bölgenin de bir ürünüdür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DİLİNGEN (1956) eserinde Burkart ve Brucher&quot;in 1953 yılındaki yayınlarına dayanarak ilk fasulye formunun phaseolus aborigienus Burkart olduğunu yazmaktadır; fakat ikinci eserinde verilen bilgilerin yanlış olduğu, esasında phaseolus vulgaris kültür çeşidinin olacağını belirtmiştir. Meksika ve Orta Amerika&quot;da Phaseolus vulgaris çeşitleri mevcuttur. Bunlar tek yıllık ve çok yıllık sarılıcı tiplerdir. Bodur formların hiçbir yerde yabanisi yoktur. Bodur tipler, gen mutasyonu sonucu ve fasulyeleri kültüre alınmasından sonra ortaya çıkmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fasulyenin anavatanı Amerika&quot;dır. Amerika&quot;da çok eskiden beri insanlar tarafından tüketildiği bilinmektedir. Amerika kıtasının keşfinden sonra bütün dünyaya yayılmıştır. Fasulyenin endemik formları Guetamala, Kolombiya, Peru ve Meksika&quot;nın dağlık kesimlerinde görülmektedir. Avrupa&quot;da fasulye&quot;nin üretimine ait ilk kayıtlar 1542 yılına rastlamaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2)FASULYENİN SINIFLANDIRILMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fasulye,baklagiller takımı,bazı yazarlarca Papilionaceae, ve bazılarınca da Leguminose familyasından Phaseolus cinsinin Vulgaris içine girmeyen türlerden Hindistan, Pakistan ve Burma&quot;da yabani olarak  yetişen tek yıllık , ince uzun baklalı ,her baklada 4-9 tane bulunduran Phaseolus Aconıtifolius, Güneydoğu Asya ,Afrika ve Amerika da Tropik alanlarda yayılmış bulunan tek yıllık çalı ince uzun bakla vs. sayılabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemiz de halen yetiştirilmekte olan fasulye çeşitleri Tombul, Çalı, Horoz, Dermason, Selanik, Battal, Şeker, Barbunya, Ayşe kadın fasulyeleri bulunmaktadır.Yabanı fasulye çeşitleri içinde sırık fasulye olarak Hollanda&quot;dan getirilenler, Remo Stringless, Largo Stringless, Alcoma, Amerika&quot;dan getirilen, Blue Lake Burger&quot;s white, Decatur,Kentucky,Hollanda &quot;dan getirilen bodur tipler sprite Stringless, Caralto Stringless, Almanya dan getirilen Favorit, Metaur, Walo,Multime dır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fasulye 2n=22 kromozoma sahiptir.Dilingen (1956) , Marechal (1970), Rau(1929) yaptığı araştırmada Phaseolus Radiatus ve Phaseolus Mungo da 2n=24 kromozom saymıştır. Fasulyelerde 4n=44 tetraoloidlik de tespit edilmiştir, ancak tetraoloidlik yaygın değildir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3)TOHUM(DANE)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fasulyede dane üç kısımdan oluşmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Tohum kabuğu; Fasulye danesinin en dış kısmında bulunana Kotiledonlar ile Emriyoyu saran medanenin %6,6 - 9,59 unu oluşturan kısımlar vardır.Dane kabuğu, danenin gelişmesi sırasında tohum taslağında integumentlerin farklılaşması ile oluşur.Fasulye tohum taslağında iki integument vardır.5 sıra hücreden oluşan dış integumentler farklılaşarak tohum kabuğu tabakalarının meydana gelmesini sağlar.&lt;br/&gt;b)Kotiledonlar; Fasulye danesin de ikinci önemli kısım Kotiledonlardır.Fasulye danesinde endosperm yoktur.Bunun yerine endospermin ödevini üstlenen ve çeşitli besin maddelerinin depolandığı 2 Kotiledon vardır.Endospermi olmayan bu danelere exalbuminous (albuminsiz) tohumlar denilmektedir. Kotiledonlar danenin %90&quot;ını oluşturur. &lt;br/&gt;c)Embriyo; Fasulye dane ağırlığının %1 ini oluşturan ve yeni bitkiyi meydana getirecek olan embriyo kök,gövde ve sapçık taslağından oluşur.Fasulye danelerinin büyüklüğü ,kültür yılı ve yerine göre değişiklik göstermektedir.Dane büyüklüğü 100 gramdaki dane sayısı ile belirlenmektedir.Bu yönden:&lt;br/&gt; 600 den fazla : çok küçük dane &lt;br/&gt; 400-600 arasında: küçük dane &lt;br/&gt; 250-400 arasında: orta büyüklükte dane&lt;br/&gt; 250 den az : iri dane &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DİLİNGEN(1956) 100 gram tohumda bodur fasulyelerde150-600 adet ,sırık fasulyelerde 100-500adet tohum bulunduğunu bildirmektedir.EKİNCİ (1939) yaptığı araştırmada, Türkiye&quot;de ki fasulyeler de 1000 dane ağırlığının 225-1065 gram arası değiştiğini ve şeker fasulyede 416 gr,beyaz çiçek fasulyede 225 gr. ,horoz fasulyede 311 gr. Gibi değerler aldığını saptamıştır.&lt;br/&gt;Tam olgunluk döneminde dane kabuğu ya tek renkli (beyaz,açık sarı,krem vb.) yada birden fazla renklidir.Danenin sınıflandırılmasın</description></item><item><title>ORGANİK TARIM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?organik-tarim-375748.html</link><description>ORGANİK TARIM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                           GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı olan, toprak verimliliğinde devamlılığı sağlayan, ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden korumaya yönelik olan, hastalık ve zararlıları kontrol altına alarak doğadaki canlılığın sürekliliğini oluşturan ve doğal kaynakların ve enerjinin optimum kullanımı ile optimum verimlilik alınan tarımsal üretim biçimidir.&lt;br/&gt;Organik tarımın geçmişi 20.yy&quot; a dayanmaktadır. Zira çevre bilinci ve ozon tabakasındaki incelme ve dünya geleceğinin tehlikeye girmesi gibi konular gündeme gelmiştir. Bu nedenle, bu üretim sisteminde gübre ve pestisid kullanımına büyük sınırlamalar getirilmiştir. Ürün çeşitlemesi temel kurallardan biri olup amaç toprak, su kaynakları ve havayı kirletmeden çevre bitki, hayvan ve insan sağlığını korumaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. NEDEN EKOLOJİK TARIM?&lt;br/&gt;Tarım alanlarından azami derecede faydalanabilmek ve verim artışını sağlayabilmek için topraktan sömürülen bitki besi maddelerini çeşitli yollarla toprağa geri kazandırmak gerekmektedir. Bu nedenle yapay girdilerin tarımda kullanımı hızlı bir şekilde artmıştır. Yapay girdilerin bilinçsiz ve kontrolsüz olarak aşırı kullanımı insan ve çevre sağlığına olumsuz etkiler yapmaktadır. Bunlar;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* İlaç ve gübrelerle yer altı ve yer altı suları kirlenmektedir, &lt;br/&gt;* Gıda maddeleri üzerindeki kalıntılar canlılar için tehlikeli olabilmektedir, &lt;br/&gt;* Ürünlerin depo ömürleri kısalabilmektedir, &lt;br/&gt;* Hayvan sağlığını koruması amacıyla kullanılan antibiyotikler insanlara geçebilmekte de ve antibiyotiklere karşı direnci artırabilmektedir. Böylece birçok hastalığa karşı antibiyotikler etkisiz kalmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ekolojik tarım, üreticilerin sentetik kimyasallara bağımlılığı azaltmaktadır. Böylece çevreye ve insan sağlığına zararlı etkiler ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* Gelecek nesilleri korumak,&lt;br/&gt;* Kimyasalların insanlar, çevre ve hayvanlar üzerindeki olumsuz etkilerinden korunmak,&lt;br/&gt;* Toprak verimliliğini ekolojik koşulları göz önüne alarak doğal yollarla uzun dönem için sağlamak,&lt;br/&gt;* Su miktar ve kalitesini korumak,&lt;br/&gt;* Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmak ve enerji tasarrufu yapmak,&lt;br/&gt;* Üretici ve tarımsal işletmelerde çalışan insanların sağlığını korumak,&lt;br/&gt;* Küçük çiftçilerin güvenliğini üretim döngüsü veya gelir düzeylerini artırarak sağlamak,&lt;br/&gt;* Ekonomiyi desteklemek,&lt;br/&gt;* Sağlıklı ve besin kalitesi yüksek ürün elde etmek için ekolojik tarım konvensiyonel  tarıma alternatif olarak uygulanmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. EKOLOJİK TARIM İLKELERİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ekolojik tarımda farklı ve bitkisel ve hayvansal ürünler için farklı üretim yöntemleri mevcut olup bunların ortak ilkeleri şunlardır:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1) Öncelikle, tarımsal üretimde, üretim ile ilişkili tüm faktörler ve olaylar bir bütün halinde dikkate alınmalı ve ekolojik üretim yapan tarım işletmesinin kendi kendine yeterliliği sağlanmalıdır. Bunun için toprak, bitki, hayvan ve insan arasındaki doğal dö</description></item><item><title>TARIMDA GİRDİ KULLANIMI VE VERİMLİLİĞE ETKİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tarimda-girdi-kullanimi-ve-verimlilige-etkileri-446503.html</link><description>TARIMDA GİRDİ KULLANIMI VE VERİMLİLİĞE ETKİLERİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;Sayfa No&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;1. BÖLÜM&lt;br/&gt;1. DÜNYA VE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE TARIMIN YERİ VE ÖNEMİ &amp;#133;.. 6&lt;br/&gt;1.1. TarÃµm Sektörü Katma Değerinin GSYİH İçindeki PayÃµ &amp;#133;.........................&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;.............. 6&lt;br/&gt;1.2. Nüfus ve İstihdam &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;....&amp;#133;.........................&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;............... 9&lt;br/&gt;1.3. TarÃµm Ürünleri İhracatÃµ &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;........................&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;................ 11&lt;br/&gt;1.4. Verimliliğin TanÃµmÃµ, KapsamÃµ ve Ölçülmesi &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;...&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;.........................&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;............. 13&lt;br/&gt;1.4.1. TarÃµmda Verimliliğin TanÃµmÃµ &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;.......................&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;................. 13&lt;br/&gt;1.4.2. Verimlilik Çeşitleri &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;........................&amp;#133;&amp;#133;.............. 15&lt;br/&gt;1.4.2.1. KÃµsmi Verimlilik &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;........................................ 15&lt;br/&gt;1.4.2.2. Toplam Verimlilik &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;......................................... 15&lt;br/&gt;1.4.2.3. Fiziksel ve Parasal Verimlilik &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;......................................... 15&lt;br/&gt;1.4.2.4. Ortalama ve Marjinal Verimlilik &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;......................................... 16&lt;br/&gt;1.4.2.5. TarÃµmda Verimliliğin Ölçülmesi ve SağladÃµğÃµ Yararlar........................................ 16&lt;br/&gt;2. BÖLÜM&lt;br/&gt;2. TARIMDA GİRDİ KULLANIMI VE TARIMSAL ÜRETİMDE MEYDANA&lt;br/&gt;Ğİ&lt;br/&gt;2.1. Bitkisel Üretimde Girdi KullanÃµmÃµ &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;..........&amp;#133;............................. 18&lt;br/&gt;2.1.1. Tohumluk &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;....................................... 19&lt;br/&gt;2.1.1.1. Genel Durum &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;......................................... 19&lt;br/&gt;2.1.1.2. Türkiye&quot;de Tohumculuğun Gelişimi &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;........................................ 20&lt;br/&gt;2.1.1.3. Tohumluk Üretimi &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;......................................... 22&lt;br/&gt;2.1.1.4. Tohumluk DağÃµtÃµmÃµ &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;........................................... 24&lt;br/&gt;2.1.1.5. Tohumluk İthalat ve İhracatÃµ &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;....................................... 26&lt;br/&gt;2.1.1.6. Tohumluk FiyatlarÃµ &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;..........&amp;#133;..................&amp;#133;.............&lt;br/&gt;2.1.1.7. Tohumluğa YapÃµlan Sübvansiyonlar &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;............................&amp;#133;............... 29&lt;br/&gt;2.1.2. Gübre &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;...................................... 32&lt;br/&gt;2.1.2.1. Genel Durum &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;.............................&amp;#133;.............. 32&lt;br/&gt;2.1.2.2. Gübre Üretim ve Tüketimi &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;............................&amp;#133;............. 33&lt;br/&gt;2.1.2.3. Gübre FiyatlarÃµ &amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#133;&amp;#</description></item><item><title>ZİRAAT - ANGORA TAVŞANLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-angora-tavsanlari-400341.html</link><description>angora tavşanları</description></item><item><title>ZİRAAT - TARIMSAL KREDİLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-tarimsal-krediler-432922.html</link><description>tarımsal krediler</description></item><item><title>TOPRAĞIN FİZİKSEL VE KİMYASAL ÖZELLİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?topragin-fiziksel-ve-kimyasal-ozellikleri-453395.html</link><description>2. TOPRAĞIN FİZİKSEL VE KİMYASAL ÖZELLİKLERİ &lt;br/&gt;        2.1. TOPRAĞIN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ &lt;br/&gt;        Toprağın fiziksel özelliklerini, toprağın katı fazını oluşturan maddelerin boyutları, bunların birbirlerine bağlanma durumları, agregat sistemleri, agregat veya toprak parçalarının diziliş ve duruş şekilleri teşkil etmektedir. Toprağın fiziksel özellikleri, toprakta havalanma, suyun toprağa sızması ve alıkonulması, köklerin nüfuzunu, toprakta bitki besin maddelerinin tutulmasını önemli ölçüde tayin etmektedir. Mesela kil gibi ince unsurlu maddelerden oluşan toprak kütlesinin havalanması ve suyun sızması güç olmaktadır. Buna karşılık taneli bir yapı gösteren topraklarda havalanma ve su dolaşımı mükemmel olarak cereyan eder.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;        2.1.1. Toprağın Bünyesi (Tekstür) &lt;br/&gt;        Toprağın katı fazını kil, mil ve kum boyutundaki malzemeler oluşturmaktadır. Bu boyuttaki malzemelerin toprak içindeki nispi miktarları ve bunların birbirlerine göre oranları toprağın tekstürünü ifade etmektedir. Toprağın tekstür sınıflarına ayrımında toprağın kimyasal bileşimi, renk, ağırlık ve diğer özellikleri gözetilmeksizin sadece farklı boyuttaki parçaların toprakta bulunan parçaları esas alınmaktadır.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;        Toprağı oluşturan parçaların boyutu küçüldükçe 1 gr. da ki  parçacık sayısı artmakta ve parçaların işgal ettikleri yüzey de genişlemektedir. Özellikle kilin parçacık sayısı ve yüzey alanının aşırı derecede geniş olması dikkat çekicidir. Kum büyük ebattadır ve eşit ağırlıktaki kil minerallerine göre çok yüzey işgal etmektedir. Bu bakımdan kumun, toprağın kimyasal ve fiziksel aktivitesindeki oynadığı rol ihmal edilecek kadar azdır. Kum toprak yapısında çatı vazifesi görmekte, hava ve suyun dolaşımını kolaylaştırmaktadır.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;        Mil, toprak ayrışmasını hızlandırır, bitkilerin büyümesi için eriyik haldeki besin maddelerinin tahliye edilmesinde kuma göre daha elverişli rol oynamaktadır. Ayrıca mil toprakta suyun yerçekimine karşı tutulmasında çok önemli bir yer işgal etmektedir. Demek ki milli topraklar, bitkilerin istifadesine elverişli olan suyu sağlamakta ve bu da dona karşı toprakları korumaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Kil, hem toprağın su tutma kapasitesini arttırır hem de toprak çözeltisindeki besin maddelerinin tutulmasını sağlar.Kil miktarı fazla olan topraklara ağır bünyeli, kum miktarı fazla olan topraklara ise  hafif bünyeli denilmektedir. Toprağın tekstürel özelliği, toprağın plastiklik, sertlik, geçirgenlik, kuraklık, verimlilik vs. gibi özelliklerini etkiler.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;        Belli başlı tekstür sınıfları ise şöyledir: Kil, killi balçık, balçık, kum, balçıklı kum, kumlu balçık, kumlu killi balçık, kumlu kil, mil, milli balçık, milli killi balçık, milli kil.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;        2.1.2. Toprak Strüktürü &lt;br/&gt;        Toprağın strüktürü, toprak parçalarının bir araya gelerek oluşturduğu sıralanma ve bunların duruş şekillerini ifade etmektedir. Bir toprak profilinde farklı horizonların strüktürü toprağın renk, tekstür veya toprağın kimyasal bileşimini ortaya çıkardığı kadar toprağın ana karakterini de yansıtır.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;        Toprağın strüktürü toprağın tekstürünün etkisine bağlı olarak değişir; ayrıca nem, havalanma durumu, mikroorganizmaların faaliyetleri, kök büyümesi ve gelişmesi, hatta topraktaki besin maddelerinin bitkiler tarafından alınmasını da etkilemektedir.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;        Toprak strüktürü esas itibariyle taneli, bloğumsu, levhamsı ve prizmamsı olmak üzere dört ana tipe ayrılır. Toprak strüktürü, topraktaki boşlukların şekillenmesi açısından son derece önemli olup, toprakta su ve havanın dolaşımını ve hareketini tayin etmektedir.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;        2.1.3. Toprağın Ağırlığı &lt;br/&gt;        Topraktaki gözenek veya boşluklar su ve hava ile dolmaktadır. Bitkilerin beslenmesi için gerekli olan su ve havanın dolaşımı gözeneklerin miktarına ve ebadına bağlıdır. Toprak ağırlığı, topraktaki gözenek miktarıyla alakalıdır. Toprak ağırlığı hesap edilirken iki ayrı durumu dikkate almak gerekir. Bunlardan birincisi, sadece toprak kitlesi esas alınarak hesap edilen yoğunluktur ve topraktaki boşlukların oluşturduğu hacim dikkate alınmaz. İkincisi ise toprak parçaları arasında gözenek veya boşluklar hacme katılarak elde edilen toprak ağırlığıdır. Buna volüm veya görünen ağırlık denilmektedir.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;        2.1.4. Toprağın Rengi &lt;br/&gt;        Toprağın almış olduğu renk, toprak oluşumunda ayrışma olaylarının şiddet ve seyrini yansıtmaktadır. Toprak ilk olarak oluşmaya başladığında rengi, ana materyalin rengine benzer. Ayrışmanın ilerlemesi, oksidasyonun artması ve organ</description></item><item><title>ORGANİK GÜBRELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?organik-gubreler-452462.html</link><description>4.ORGANİK GÜBRELER&lt;br/&gt;Toprak iyileştiricilerin kullanımı organik ve geleneksel yetiştiricilikte oldukça farklılık gösterir. Organik tarım çok daha geniş bir sınırda başat olarak organik olmak üzere iyileştiricileri kullanır ve onları geleneksel tarımdan çok daha farklı bir yolla yönetir. &lt;br/&gt;Organik sistemde verimin daha düşük olması nedeniyle ürün tarafından kaldırılan besin maddeleri miktarı geleneksel sisteme göre daha düşük olmasına karşın topraktan önemli miktarda besin elementlerinin uzaklaştırılması söz konusudur. Ancak uzun dönem toprak verimliliği için bu elementler mutlaka yerine konmalıdır.&lt;br/&gt;Organik sistemlerde azot rotasyonda yetiştirilen baklagiller ile karşılanır. Diğer elementler toprak minerallerinin ayrışmasıyla ve yağışla yenilenir. Ancak tüm bu girdilerle kaybolan besin elementlerinin tümünün karşılanması yeterli olamayacağından toprak iyileştiricilerinin kullanımına ihtiyaç vardır. Geleneksel yetiştiricilikte yetiştirilen ürünün ihtiyaç duyduğu toprak besin düzeylerine kısa dönemde suda eriyebilir gübre uygulamalarıyla ulaşılır. Organik tarım toprak verimliliğine uzun bir zaman pesperktivinden baktığından yapılan uygulamalardaki besin elementleri yavaş erir formdadır. &lt;br/&gt;Ülkemiz şartlarında kullanılabilecek organik toprak iyileştiriciler ahır gübreleri, kompost, çeşitli tarımsal atıklar (kekler, ayçiçeği sapı, mısır koçanı, pirinç kavuzu, vb.) ile kesimhane atıkları ( kantozu, kemik unu vb.) sayılabilir. Bazı organik materyallerin besin maddesi içerikleri Çizelge 4&quot;de verilmiştir.&lt;br/&gt;Çizelge 4. Bazı organik materyallerin besin maddesi içerikleri&lt;br/&gt;Kaynak % N % P2O5 % K2O Yarayışlılık &lt;br/&gt;Ahır gübresi 0,5-1,0 0,15-0,20 0,5-0,6 Orta &lt;br/&gt;Tavuk gübresi 2,87 2,90 2,35 Orta-hızlı &lt;br/&gt;Kompost 1.5-3.5 0.5-1.0 1.0-2.0 Yavaş &lt;br/&gt;At gübresi 0.3-2.5 0.15-2.5 0.5-3.0 Orta &lt;br/&gt;Kemik unu 0.7-4.0 18.0-34.0 0. Yavaş-orta &lt;br/&gt;Kan tozu 12.0 1.5 0.57 Orta-hızlı &lt;br/&gt;Deniz yosunu 0. 0. 4.0-13.0 &lt;br/&gt;Odun külü 0. 1.0-2.0 3.0-7.0 Hızlı &lt;br/&gt;Pamuk toh.küs. 6.0 2.0 1.0 Yavaş &lt;br/&gt;4.1.AHIR GÜBRESİ&lt;br/&gt;Ahır gübresi, büyük ve küçükbaş hayvanların dışkıları ile ahırlarda hayvanların altına serilen yataklıktan oluşur. Ahır gübresi, bir yandan toprağın yapısını olumlu yönde etkilerken, diğer yandan bitkiler için gerekli besin elementlerini sağlayarak ürün miktarı üzerine olumlu etki yapar. Bu etkileri şu şekilde sıralayabiliriz:&lt;br/&gt;-Toprağın su tutma kapasitesini artırır.&lt;br/&gt;-Suyun toprak yüzeyinde bağımsızca akmasına, buharlaşmasına ve tarıma elverişli toprakların taşınıp götürülmesine engel olur.&lt;br/&gt;-Toprağın kolay tava gelmesini sağlar.&lt;br/&gt;-Toprak ısısını bitki gelişmesi için uygun duruma getirir. &lt;br/&gt;-Toprakların pH&quot;sı üzerinde etkili olmaktadır.&lt;br/&gt;-Ahır gübresi, organik yapısı nedeniyle toprak havalanmasına olumlu etki yapar. Öte yandan ahır gübresinin toprakta parçalanması sonucu oluşan karbondioksit ve organik asitler, bitki besin elementlerini bitkiler için yarayışlı şekle sokarlar.&lt;br/&gt;-Ahır gübresiyle toprağa fazla miktarda mikroorganizma verilir. Böylece toprakta biyolojik değişimlerin hızı artar.&lt;br/&gt;-Değişik hayvan gübrelerinin N, P, K içerikleri Çizelge 5&quot;de verilmiştir.&lt;br/&gt;Çizelge 5. Değişik hayvan gübrelerinin besin elementi içerikleri (Follett ve ark. 1981)&lt;br/&gt;Gübre Besin elementi, % kuru madde &lt;br/&gt;N P K &lt;br/&gt;Sığır gübresi At gübresi Koyun gübresi Domuz gübresi Tavuk gübresi** 2,0 (1,0)* 1,7 (1,0) 4,0 (1,0) 2,0 (1,0) 3,9 (1,0) 1,0 (0,5) 0,3 (0,2) 0,6 (0,2) 0,6 (0,3) 2,1 (0,5) 2,0 (1,0) 1,5 (0,9) 2,9 (0,7) 1,5 (0,8) 1,8 (0,5) &lt;br/&gt;* Parantez içerisindeki rakamlar N=1,0 olduğu zaman P ve K&quot;un oransal değerlerini göstermektedir.&lt;br/&gt;** Kovancı ve ark. (1989)&lt;br/&gt;Ahır gübresi içerdiği mikro elementler nedeniyle de değer taşımaktadır. Çizelge 6&quot;te de görüldüğü gibi ahır gübresinde Mn, Zn, B ve Cu dikkate değer düzeyde bulunmaktadır.&lt;br/&gt;Çizelge 6. Ahır gübresinin mikro element içeriği (Simpson 1991)&lt;br/&gt;Mikro elementler Miktar, g ton-1 &lt;br/&gt;Mangan (Mn) Çinko (Zn) Bor (B) Bakır (Cu) Molibden (Mo) Kobalt (Co) 50-100 20-40 10-15 10-12 0,4-0,7 0,8-1,2 &lt;br/&gt;Gübrelerin içerikleri üzerine çeşitli etmenler etki yapmaktadır. Hayvanların yetiştirilme şekli, yaş durumu, altlık materyalinin cinsi ve gübrenin saklanma şekli vs. içeriğini önemli derecede etkiler. &lt;br/&gt;Ahır gübresinde bulunan bitki besin elementlerinin büyük bir bölümü suda çözünebilir haldedir (Çizelge 7). Bitkiler için ahır gübresindeki fosfor, kimyasal gübrelerdeki fosfora göre çok daha yararlıdır.&lt;br/&gt;Çizelge 7. Değişik hayvanlara ait yataklık içeren gübrelerin organik madde ile bitki besin &lt;br/&gt;elementlerinin suda çözünebilme oranları, % (Tisdale v</description></item><item><title>ZİRAAT - OSMANLI DEVLETİNDE TARIM SEKTÖRÜNÜN DURUMU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-osmanli-devletinde-tarim-sektorunun-durumu-400482.html</link><description>osmanlı devletinde tarım sektörünün durumu</description></item><item><title>PATATES FİZİBİLİTE ETÜDÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?patates-fizibilite-etudu-350252.html</link><description>Patates Fizibilite Etüdü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I .YATIRIMCI KURULUŞUN:&lt;br/&gt;ADI: MON-PAT PATATES SANAYİ VE TİCARET A.Ş.&lt;br/&gt;HUKUKİ ŞEKLİ: ANONİM ŞİRKETİ&lt;br/&gt;SERMAYESİ:&lt;br/&gt;a.Kayıtlı sermayesi   :&lt;br/&gt;b.Ödenmiş sermayesi:&lt;br/&gt;ADRES: Organize Sanayi Bölgesi ANTALYA&lt;br/&gt;TELEFON:                         &lt;br/&gt;Tel:     0 242 2370399&lt;br/&gt;Fax:     0 242 2370399&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BAĞLI OLDUĞU VERGİ DAİRESİ VE HESAP NUMARASI:&lt;br/&gt;ORTAKLAR HAKKINDA BİLGİ: Şirket ortakları kurulması istenen fabrikanın teknik aksamı, üretilecek ürünler ve pazar payı hakkında gerek almış oldukları eğitim gerekse yaptıkları araştırmalar sonucunda gerekli bilgi ve beceriye sahiptirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FİRMA VE ORTAKLARI HAKKINDA BİLGİ ALINABİLECEK ÖZEL, RESMİ KURULUŞ VE BANKA ADRESLERİ VE TELEFON NUMARALARI:&lt;br/&gt;*Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü ANTALYA            &lt;br/&gt;TEL: 0 242 227 45 60&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FİRMADA PROJEDEN SORUMLU ŞAHISLARIN İSİMLERİ ADRESLERİ VE TELEFON NUMARALARI:&lt;br/&gt;*Nilgün TAŞLI:  Meltem mahallesi anıl sitesi C-5 no:12&lt;br/&gt;TEL: 0 532 704 02 73&lt;br/&gt;*Oktay KARATAY: Meltem mahallesi çağrı-2 apartmanı no:19&lt;br/&gt;TEL: 0 535 567 31 19&lt;br/&gt;*Mesut EKMEKÇİ: Meltem mahallesi çağrı-2 apartmanı no:19 &lt;br/&gt;TEL: 0 533 653 16 31&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#1030;&amp;#1030;.YATIRIM İLE İLGİLİ BİLGİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 1&lt;br/&gt;1.GENEL BİLGİLER:&lt;br/&gt;1.1YATIRIMIN CİNSİ : Yapılacak olan yatırım komple yeni yatırım olacaktır&lt;br/&gt;1.2YATIRIMIN KONUSU: Kurulması planlanan fabrikada gerekli teknoloji kullanılarak aşağıda adı geçen ürünler üretilecektir.&lt;br/&gt;*Dondurulmuş parmak patates    &lt;br/&gt;a-) 6x6mm parmak patates&lt;br/&gt;b-) 9x9mm parmak patates&lt;br/&gt;c-) 9x18 mm parmak patates&lt;br/&gt;d-) Kabuklu elma dilimi&lt;br/&gt;e-) Tırtıklı kesim parmak patates&lt;br/&gt;f- ) Talebe bağlı diğer kesim türleri&lt;br/&gt;1.3 KURULUŞ YERİ:  Afyon ili Merkez ilçesi&lt;br/&gt;1.4 YATIRIMA BAŞLAMA TARİHİ: 01.01.2003&lt;br/&gt;1.5 DENEME ÜRETİMİNE GEÇİŞ TARİHİ: 01.10.2003&lt;br/&gt;1.6 KESİN İŞLETMEYE GEÇİŞ TARİHİ: 15.10.2003  &lt;br/&gt;1.7 PROJENİN EKONOMİK ÖMRÜ:  15 Yıl&lt;br/&gt;1.8 ELEKTRİK GÜCÜ (KW): 1 kg patates üretebilmek için tüm işletmede kullanılan elektrik miktarı 0,38 kw&quot;dir.&lt;br/&gt;22.275.000 x 0,38 = 8.464.500 kw üretimde kullanılan toplam elektrik miktarı.&lt;br/&gt;Arıtma bölümünde yıllık 429.000 kw elektrik kullanılmaktadır.&lt;br/&gt;8.464.500 + 429.000 = 8.893.500 kw  fabrikanın toplam elektrik gücüdür.&lt;br/&gt;1.9 İSTİHDAM: 214 Kişi  (istihdam edilmesi düşünülen personellerin görev dağılımları ve sayıları raporun yatırım tutarları bölümünde işçilik masrafları başlığı altında belirtilmiştir.)&lt;br/&gt;1.10 YARARLANILMAK İSTENEN DESTEKLER: Alınan kredi finansman giderlerinde belirtilmiştir ve sabit yatırımın yaklaşık %40&quot;nı oluşturmaktadır. Bunun dışında herhangi bir destekten yararlanılmayacaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 2&lt;br/&gt;2.PROJENİN GEREKÇESİ: &lt;br/&gt;2.1.PROJENİN KISA ANLATIMI: Afyon organize sanayi bölgesinde yapılması planlanan Dondurulmuş Parmak Patates fabrikası kullanılan teknoloji ve ürün kalitesi açısından örnek teşkil edecek şekilde tasarlanacaktır. Üretimde HACCP sistemi uygulanarak gıda güvenilirliği sağlanacaktır. Ürünler daha çok Akdeniz, Ege, İç Anadolu ve Marmara bölgesi tüketicilerine hitap etmektedir.&lt;br/&gt;Son yıllarda tüketiciler tarafından giderek daha fazla tercih edilmeye başlanan dondurulmuş meyve- sebzelere olan talebin ; sanayileşme süreci ve ülkemizdeki meyve ve sebzenin çeşit ve miktar yönünden zenginliği dikkate alındığında  daha da gelişeceği düşünülmektedir. Yine dünyada ve ülkemizde kadınların iş dünyasının aktif birer üyesi olmaya başlamaları, yalnız yaşayan kişilerin sayısındaki artış bu ürünlere olan talebi de arttıracak diğer unsurlardır. Bu yüzden tüketim yapısı giderek pratik tüketim ürünlerinin kullanılmasına ve fast food yeme alışkanlığının artmasına neden olmaktadır. Tüketicilerin büyük çoğunluğu tarafından sevilerek tüketilmesi fakat hazırlanması uzun olduğundan zaman ayrılmaması nedeniyle bu gelişim süreci içerisinde parmak patates önemli yer tutmaktadır. Pazarda gelecekte oluşacak yoğun talebe karşılık verebilmek için bu proje planlanmaktadır. Bu eğilimler sektördeki yatırımların artmasına yol açmıştır. &lt;br/&gt;Kısacası bu projenin gerekçesi her projede olduğu gibi kar etmektir. Bunun yanında ülke ekonomisine katkıda</description></item><item><title>ZİRAAT - DELİ DANA HASTALIĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-deli-dana-hastaligi-432928.html</link><description>deli dana hastalığı</description></item><item><title>ZİRAAT - BALIK AVLAMA TEKNİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-balik-avlama-teknikleri-400505.html</link><description>balık avlama teknikleri</description></item><item><title>ÖRTÜLÜ ALANDA ETİŞTİRİCİLİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ortulu-alanda-etistiricilik-453586.html</link><description>KAVRAMSAL YAKLAŞIM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sosyal politika açısından ücret; i) verime göre ücret   ii) gereksinime göre ücret  şeklinde ikiye ayrılabilir. Verime göre ücret iktisadi bir kavramdır. İşçilerin yaptıkları işin çıktısına ve bir ölçüde de harcadıkları zahmete göre bedel almalarını ifade eder. Gereksinime göre ücret ise, sosyal bir kavramdır. Burada ücret bir üretim faktörü olarak emeğin karşılığı değil, insanın yaşaması, varlığını sürdürmesi için gerekli asgari gelirin kaynağı  şeklinde ele alınmalıdır. (1) ne var ki, kapitalist sistemde kar en çoklamasına yönelik firmaların böyle bir asgariyi kendiliklerinden vermeye yanaşmamaları olasıdır. O zaman, işgücü piyasasına müdahale yoluna gidilir. Dolayısıyla, asgari ücret belirlenmesi için devlet otoritesine başvurulması gerekir. Bu nedenle, asgari ücretin ya da ücretlerin tespiti, devletin piyasasına başlıca müdahale biçimlerinden birini oluşturur. Asgari ücret, çalışanları korumaya yönelik bir taban fiyatıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  Yukarıdaki şekilde, rekabetçi koşullar altında, emek arzı eğrisi-AA- ile emek talebi eğrisinin (TT)* kesiştikleri noktada piyasa ücretinin belirlendiği görülmektedir. Bu rekabetçi ücret düzeyi üzerinden günlük ücret  Ür,  istihdam düzeyi ise ON kadar olacaktır. Ne var ki, Ür, ücret düzeyinin &quot; sosyal bakımından uygun bir asgari yaşam düzeyi&quot; sağlamayacağı düşünülürse, devlet piyasaya müdahale ederek, denge ücretinin üzerinde, diyelim Üa kadar bir asgari ücret belirler ve söz konusu ücretin altında işçi çalıştırılmasını yasaklar. Aslında, asgari ücretin geçerli olabilmesi için Üa asgari ücret düzeyi, işgücü talebini, K1N kadar azaltılırken, işgücü arzını NL1 kadar yükseltecektir. Böylece doğan K1L1=KL hacmindeki işgücü fazlası ve işçiler arası rekabet, başkaca önlem alınmazsa, ücret düzeyini tekrar rekabetçi Ür  düzeyine çeker. Cezai yaptırımlarla buna engel olunduğunda işe, belirli varsayımlar altında, istihdam düzeyi düşebilecektir- şekilde ON&quot;dan OK1&quot; e. Bu noktayı, Asgari Ücret- istihdam ilişkileri tartışmalarına erteleyerek, ilkin Üa düzeyini belirlemenin güçlüğünü ele alalım. Söz konusu güçlük, Asgari Ücret&quot;in tanımındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Asgari Ücret terimindeki asgari nitelemesinin tartışmaların odağını oluşturmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TANIMLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Nominatif yanının ağır basması nedeniyle, çok sayıda asgari ücret tanımı söz konusudur. Tanımlar, vurgulanan unsurlardaki farklılaşmalar nedeniyle değişmektedir. Vurgulamaların toplumdan topluma ve zaman içinde değişmesi, sorunu daha da karmaşıklaştırmaktadır. Bu nedenle, aşağıda ilkin kimi yazarların  tanımlarına yer verilmiş; daha sonra Türk mevzuatındaki tanımlar ve  Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşme ve Tavsiyelerinde yer aman başlıca sıralanmıştır.&lt;br/&gt;   Talas&quot; a göre &quot; .... En az ücret her şeyden önce uygar ve çağdaş bir toplum içinde yaşayan orta  bir işçinin olağan gereksinimlerini karşılayan bir ücret olarak kabul edilmektedir. Başka bir deyimle, en az ücret, işçiye ailesi ile birlikte yaşadığı toplumda kabul olunabilen bir yaşam düzeyi sağlayan ücrettir.&quot;(2)&lt;br/&gt;   Kutal ise, &quot; Asgari ücret, bir yandan işçiye insan hüviyeti sebebiyle sosyal bakımdan uygun asgari bir yaşama seviyesi sağlamaya elverişli olan; öte yandan da işverenleri daha düşük ücret ödemekten men eden, mecburi karaktere sahip bir ücrettir. (3)&quot; denmektedir. Buradaki zorunluluk unsurunun devlet otoritesinden kaynaklandığı ortadadır. &lt;br/&gt;    Centel, asgari ücretin &quot;...işçiye asgari bir hayat düzeyi sağlamaya yeterli olan ve işverenin , bundan daha düşük miktarda bir ücret ödeyemeyeceği ücret&quot; olduğunu ileri sürmektedir. &lt;br/&gt;   TÜRK-İŞ , asgari ücretin işçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak, insanlık onuruyla bağdaşacak bir ücret olduğunu ileri sürmektedir. (4)&lt;br/&gt;   Tanımlarda, farklı unsurların ön plana çıkarıldığı ortadadır. Örneğin, Centel ve Kutal, &quot;işçi&quot; nin ihtiyaçlarından söz ederken, Talas ve TÜRK-İŞ , aileyi de dikkate almaya özen  göstermektedir. Yine Centel e Kutal, &quot;asgari bir yaşam düzeyi&quot;nden söz ederken , Talas, &quot;olağan gereksinim&quot; TÜRK-İŞ ise &quot;insanlık onuru ile bağdaşacak&quot;  şeklindeki hayli müphem kavramları gündeme getirmişlerdir.&lt;br/&gt;    Öte yandan, Kutal ve Centel&quot;in tanımlarında, asgari ücretin zorunlu bir yapıya sahip oluşu vurgulanarak, işverenlerin daha düşük bir ücret ödeyemeyecekleri  belirtilmiştir. &lt;br/&gt; Gelişmiş ülkelerin çoğunda asgari ücret toplu sözleşmelerle belirlenmektedir.  Diğer çalışma koşulları yanısıra, ücretlerin  en alt düzeyinin de işçi</description></item><item><title>TÜRK TARIM SEKTÖRÜNDE E-TİCARET FIRSATLARI VE POTANSİYEL SORUNLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-tarim-sektorunde-eticaret-firsatlari-ve-potansiyel-sorunlar-446126.html</link><description>TÜRK TARIM SEKTÖRÜNDE E-TİCARET FIRSATLARI VE POTANSİYEL SORUNLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;Sayfa no&lt;br/&gt;1. GİRİŞ 3&lt;br/&gt;2. E-TİCARETİN TANIMI, KAPSAMI VE TEMEL ARAÇLARI 4-5&lt;br/&gt;3. DÜNYADA VE TÜRKİYEDE E-TİCARET 5-8&lt;br/&gt;3.1. Dünyada E-Ticaret&lt;br/&gt;3.2. Türkiyede E-Ticaret&lt;br/&gt;4. E-TÜRKİYE EYLEM PLANI 8-9&lt;br/&gt;5. TÜRKİYEDE E-TARIMSAL TİCARET POTANSİYELİ 10-14&lt;br/&gt;5.1. Genel Durum ve E-Ticaret Kapasitesi&lt;br/&gt;5.2. E-Ticaretin Potansiyel Faydaları&lt;br/&gt;6. E-TARIMSAL TİCARETTE KARŞILAŞILMASI 14-16&lt;br/&gt;MUHTEMEL SORUNLAR&lt;br/&gt;7. OLASI ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 16-17&lt;br/&gt;8. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ 17-19&lt;br/&gt;YARARLANILAN KAYNAKLAR 20&lt;br/&gt;EKLER (EK-1) 21-22&lt;br/&gt;3&lt;br/&gt;1. GİRİŞ&lt;br/&gt;21. Yüzyılın belki de en önemli açılımı bilgisayar ve internet kullanımının&lt;br/&gt;yaygınlaşmasıdır. Günümüz dünyasında internet kullanımı ile mesafeler neredeyse&lt;br/&gt;ortadan kalkmış, hem üretici, hem pazarlamacı, hem de tüketici yönüyle sınırsız&lt;br/&gt;fırsatlar elde edilmiştir. İnternet ve bilgi teknolojisinin yaygınlaşmasıyla dünyadaki bir&lt;br/&gt;çok şirket girdi alım-satımı, pazarlaması, tanıtım ve promosyonu gibi işlemleri dijital&lt;br/&gt;ortamda gerçekleştirmeye başlamıştır. Uluslararası piyasada üstün konumda bulunan&lt;br/&gt;ülke ve firmalar dijital teknolojiyi en yoğun olarak kullanan kesimler olarak dikkat&lt;br/&gt;çekmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojisini yoğun olarak kullanan ticari aktörlerin&lt;br/&gt;rekabet üstünlüğüne sahip olmaları da doğal olarak nitelendirilmektedir.&lt;br/&gt;Toplumların günlük yaşamının her alanında bilgisayar ve internet kullanımı oransal&lt;br/&gt;olarak arttıkça ve dijital ortamda bilgilerin, yazılı ve sayısal metinlerin işlenmesi,&lt;br/&gt;iletilmesi ve depolanması ile ilgili gelişmeler kaydedildikçe, ekonomik kalkınma ve&lt;br/&gt;toplumsal refahın sağlanmasında elektronik ticaret stratejik bir önem&lt;br/&gt;kazanabilecektir. Böylelikle, elektronik ticaret yoluyla; mevcut ticari potansiyel&lt;br/&gt;artacak, şirketler mal ve hizmetlerini çok daha geniş kitlelere tanıtma ve pazarlama&lt;br/&gt;imkanı bulabilecek, tüketiciler ise, çok daha geniş yelpazeli ürün ve fiyat&lt;br/&gt;seçeneklerine bir başka deyişle, satın almak istedikleri ürünlere ilişkin pazar&lt;br/&gt;bilgilerine daha az vakit harcayarak ve daha az işlem masrafı yaparak&lt;br/&gt;ulaşabileceklerdir.&lt;br/&gt;2. E-TİCARETİN TANIMI, KAPSAMI VE TEMEL ARAÇLARI&lt;br/&gt;E-Ticaretin Tanımı :&lt;br/&gt;İnternetin hızla yaygınlaşması, elektronik ticareti, ticari işlemlerin yürütülmesinde yeni&lt;br/&gt;ve çok etkin bir araç haline getirmiştir. Elektronik ticaret, tüm dünyada ticaretin&lt;br/&gt;serbestleştirilmesi eğilimi ile birlikte, son on yılda yaşanan ve bilgi iletişimini&lt;br/&gt;kolaylaştıran teknolojik gelişmelerin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Elektronik&lt;br/&gt;ticaret, çeşitli uluslararası kuruluşlarca çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Genel&lt;br/&gt;anlamda elektronik ticaret, &quot;bilgisayar ağları aracılığı ile ürünlerin üretilmesi,&lt;br/&gt;tanıtımının, satışının, ödemesinin ve dağıtımının yapılması&quot; olarak&lt;br/&gt;4&lt;br/&gt;tanımlanabilmektedir. Yapılan işlemler; sayısal biçime dönüştürülmüş yazılı metin,&lt;br/&gt;ses ve video görüntülerinin işlenmesi ve iletilmesini içermekte, ticari sonuçlar&lt;br/&gt;doğuran ya da ticari faaliyetleri destekleyen eğitim, tanıtım-reklam, kamuoyunu&lt;br/&gt;bilgilendirme gibi amaçlar için elektronik ortamda yapılan işlemler de elektronik ticaret&lt;br/&gt;kapsamında değerlendirilmektedir.&lt;br/&gt;Elektronik alışveriş günümüz ticari hayatında sonsuz ufuklar açmış, ticari potansiyeli&lt;br/&gt;artırmış, ulusal ve uluslararası düzeyde marjinal fırsatları da beraberinde getirmiştir.&lt;br/&gt;E-Ticaretin Kapsamı : E-Ticaretin gelişimini artan bir ivmeyle sürdüreceği düşüncesi&lt;br/&gt;ağırlık kazanmaktadır. Ekonomik açıdan pazar yerinin değişeceği, bilginin daha fazla&lt;br/&gt;yayılacağı, bu olanaklarla üretici ve tüketicilerin daha fazla oranlarda karşılaşacağı&lt;br/&gt;öngörülmektedir. Böylelikle e-ticaret, ekonominin işleyiş yoğunluğunu artırıcı bir&lt;br/&gt;etkiye sahip olmaktadır. Bir başka deyişle, yalnız büyük işletme ve firmalar değil,&lt;br/&gt;küçük ölçekli mal ve hizmet üretici-tüketicilerinin de bölgesel, ülkesel ve hatta dünya&lt;br/&gt;ölçeğinde işlem yapabilmeleri sağlanmaktadır.&lt;br/&gt;E-Ticaretin Temel Araçları : Elektronik ticaret gerçekleştirilirken kullanılan araçlarını;&lt;br/&gt;birbirleriyle ticaret yapanların ticari işlemlerini kolaylaştıran her türlü teknolojik ürünler</description></item><item><title>TARIM ÜRÜNLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tarim-urunleri-445212.html</link><description>1. Türkiyede Üretim &lt;br/&gt;Bakliyat grubunu oluşturan ürünler ilk çağlardan beri insanlar tarafından kültürü yapılarak üretilen besin gruplarından birisi olup insan beslenmesinde büyük önem taşımaktadırlar. Türkiye&quot;de yetiştirilen bakliyat ürünlerinden ekonomik öneme sahip olanlar mercimek, nohut, kuru fasulye, bakla, bezelye ve börülcedir.&lt;br/&gt;Dünya baklagiller üretiminde ülkemiz önemli üretici ülkeler arasında yer almaktadır. Ülkemizde özellikle 1982 yılından önce il bazında uygulanan kırsal kalkınma projelerinin , 1982 yılından sonra ise nadas -tahıl ekim sisteminin yoğunlaştığı ve yıllık yağışların 450 mm&quot;nin üzerine çıktığı yörelerde uygulanan Nadas Alanlarının Daraltılması Araştırma ve Yayım Projesi ile ikinci ürün projelerinin bakliyat üretiminin artmasında büyük etkisi olmuştur. Bu projeler sayesinde Türkiye&quot;nin bakliyat üretimi önemli ölçüde artış göstermiştir.Toplam bakliyat üretimindeki artış esas itibariyle mercimek ve nohut üretimindeki artıştan kaynaklanmıştır. Bu artışlar nedeniyle Türkiye dünya mercimek üretiminde %20&quot;nin üzerindeki payı ile ilk sırayı alırken, nohut üretiminde ise yaklaşık %10&quot;luk payı ile Hindistan&quot;ın ardından ikinci sırada yer almaktadır. &lt;br/&gt;1995 yılı verilerine göre ülkemizde tarla ürünleri ekilen alan 18 366 bin hektar olup, bu alanın %10.2(1 881 bin hektar )&quot;sini baklagiller oluşturmaktadır. Ülkemizde tarla ürünleri içerisinde baklagiller tahıllardan sonra en önemli yeri tutmaktadır.&lt;br/&gt;Bakliyat olarak tabir edilen altı yemeklik tane baklagil içerisinde 760 bin hektarla nohut ilk sırayı almakta , nohutu 481 bin hektarla kırmızı mercimek, 165 bin hektarla yeşil mercimek, 163 bin hektarla kuru fasulye, 28 850 hektarla bakla, 2300 hektarla börülce 1500 hektarla da bezelye takip etmektedir.&lt;br/&gt;Ülkemizde üretilen bakliyat içerisinde nohut ve mercimek en önemli yeri tutmaktadır.1996 yılı itibariyle ülkemiz toplam bakliyat üretimi 1 659 700 ton olup, bunun içerisinde nohutun payı %44.1, mercimeğin payı % 38.9, fasulyenin payı %13.9, baklanın payı %2.8, bezelye ve börülcenin payı ise toplam %0.3&quot;tür.Bu ürünler içerisinde bezelye ve börülce üretimde olduğu gibi ihracatımızda da küçük bir pay almaktadır. 1996 yılı verilerine göre toplam mercimek üretimimizin 520 bin tonunu kırmızı mercimek, 125 bin tonunu da yeşil mercimek oluşturmaktadır.&lt;br/&gt;Türkiye Bakliyat Üretimi ( Miktar :1000 Ton)&lt;br/&gt;Yıllar&lt;br/&gt;NohutMercimekFasulyeBaklaBezelyeBörülce&lt;br/&gt;1992770600200684.02.1&lt;br/&gt;1993740735200654.02.0&lt;br/&gt;1994650610180524.02.0&lt;br/&gt;1995730665225493.92.5&lt;br/&gt;1996732645230464.02.7&lt;br/&gt;Kaynak : DİE, Tarım İstatistikleri Özeti 1996&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yapılan projeksiyonlara göre GAP projesinin 2010 yılında devreye girmesiyle bakliyat üretimimizin de önemli ölçüde artış göstereceği tahmin edilmektedir. GAP&quot;ın kapsadığı illerde halen 5 bin ton kuru fasulye, 122 bin ton nohut ve 565 bin ton mercimek üretilirken 2010 yılında kuru fasulye üretiminin 64 bin tona, nohut üretiminin 601 bin tona, mercimek üretiminin ise 1014 bin tona yükseleceği tahmin edilmektedir. 2010 yılında ülke genelinde kuru fasulye üretiminin 426 bin tona, nohut üretiminin 1117 bin tona, mercimek üretiminin de 1374 bin tona yükseleceği tahmin edilmektedir. &lt;br/&gt;Bakliyat sektörü yerli girdi kullanımının yüksek ve yurt içinde yaratılan katma değerin orta düzeyde olduğu bir sektördür. Ayrıca küçük ve orta işletmelerden müteşekkil üretici kompozisyonuna sahip bir sektör olup, sektörde halen beş adet yabancı sermayeli işletme faaliyet göstermektedir.</description></item><item><title>TEŞVİK YASASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tesvik-yasasi-456300.html</link><description>HAZİNEYE, KATMA BÜTÇELİ KURULUŞLARA, BELEDİYELERE VEYA İL ÖZEL İDARELERİNE AİT ARAZİ VEYA ARSALARIN GERÇEK VEYA TÜZEL KİŞİLERE BEDELSİZ DEVRİNE İLİŞKİN YÖNETMELİK&lt;br/&gt;Amaç ve kapsam&lt;br/&gt;Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, kalkınmada öncelikli yöreler kapsamındaki iller ile Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığınca 2001 yılı için belirlenen fert başına gayri safi yurt içi hasıla tutarı 1500 ABD Doları veya daha az olan illerde istihdam yaratan yeni yatırımlara bedelsiz arazi veya arsa sağlanmasına ilişkin esas ve usulleri tespit etmektir.&lt;br/&gt;Madde 2- Bu Yönetmelik, 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesine istinaden hazırlanmıştır.&lt;br/&gt;Taşınmazın devrinden bedelsiz olarak yararlanacak kişiler&lt;br/&gt;Madde 3- Kalkınmada öncelikli yöreler kapsamındaki iller ile Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığınca 2001 yılı için belirlenen fert başına gayri safi yurt içi hasıla tutarı 1500 ABD Doları veya daha az olan illerde yatırım yapmak isteyen, fiili ve sürekli olarak en az 10 kişilik istihdamı öngören gerçek veya tüzel kişiler; Hazineye, katma bütçeli kuruluşlara, belediyelere veya il özel idarelerine ait taşınmazların bedelsiz devrinden yararlanabilirler.&lt;br/&gt;Organize sanayi bölgelerine taşınmaz devri&lt;br/&gt;Madde 4- Üzerlerine organize sanayi bölgesi kurulacak olan taşınmazların düzenlenecek bir protokol (Ek-4) ile organize sanayi bölgesine ön tahsisleri yapılabilir. Tahsisi yapılan taşınmazların imar planları, parselasyon planları ve alt yapı uygulama projelerinin yapılmasında 12/4/2000 tarihli ve 4562 sayılı Kanuna, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca belirlenecek esas, usul ve sürelere uyulması zorunludur. &lt;br/&gt;Plan ve projeleri taahhüt edilen sürelerde tamamlanan söz konusu taşınmazlar, 5084 sayılı Kanundaki ve bu Yönetmelikteki şartları taşıyan yatırımcılara, bedelsiz olarak devredilebilir. Ancak yatırımcı, devredilecek parselin imar ve altyapı uygulama projelerine ilişkin tüm giderlerini devir işleminden önce karşılamak mecburiyetindedir. Bu şekilde bedelsiz devredilen taşınmazların her biri üzerine, tapuda bu Yönetmeliğin 16 ncı maddesinde belirtilen ve (Ek-7)&quot;de yer alan şerh konulur. &lt;br/&gt;Bedelsiz devre konu edilemeyen parseller kalmış ise, bu taşınmazlar 5084 sayılı Kanun ve bu Yönetmelikteki şartları taşımayan diğer yatırımcılara bedeli karşılığında verilmek üzere, satışın yapılacağı tarihteki 492 sayılı Harçlar Kanununun 63 üncü maddesine göre belirlenen harca esas değer üzerinden organize sanayi bölgesine satılabilir. &lt;br/&gt;Devredilecek arazi veya arsalar&lt;br/&gt;Madde 5- Bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesindeki istisnalar dışında kalan arazi veya arsalar devre konu yapılabilirler. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da tescili mümkün olan yerler tescilden sonra devre konu edilebilir. &lt;br/&gt;Yapılacak yatırımın organize sanayi veya endüstri bölgelerinde yapılabilecek nitelikte bir yatırım olması ve talep edilen il veya ilçede organize sanayi veya endüstri bölgesi bulunması halinde, bu bölgelerde boş parsel olmaması durumunda devir talebi değerlendirilir. &lt;br/&gt;Bedelsiz devre konu taşınmaz üzerinde kamuya ait bina ve müştemilatın bulunması durumunda bunlar, devir tarihi itibarıyla 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca binalar için arsa payı hariç hesaplanan vergi değeri üzerinden devredilir.&lt;br/&gt;Devredilemeyecek arazi veya arsalar&lt;br/&gt;Madde 6- Aşağıdaki yerler devredilemez. &lt;br/&gt;a) Üzerinde kamuya ait bina ve müştemilatı bulunan yerler hariç, kullanıma uygun bina veya tesis bulunan arazi veya arsalar, &lt;br/&gt;b) Kamu hizmetine tahsisli yerler,&lt;br/&gt;c) İmar planlarında konut veya kamu hizmetleri için ayrılmış olan yerler,&lt;br/&gt;d) 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında kalan yerler,&lt;br/&gt;e) 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ile bunlara ait koruma alanları dahilindeki yerlerden Kültür ve Turizm Bakanlığınca uygun görülmeyenler,&lt;br/&gt;f) 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununa göre,  askeri yasak bölgeleri ile güvenlik bölgelerinde kalan taşınmazlar,&lt;br/&gt;g) Teferruğ yoluyla edinilip de edinme tarihinden itibaren bir yıl geçmemiş olan taşınmazlar,&lt;br/&gt;h) Kamulaştırma yoluyla edinilip de amacına uygun kullanılmadığı için boş kalan yerlerden 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 23 üncü maddesinde yazılı süresi dolmamış olan yerler,&lt;br/&gt;i) Üzerinde irtifak hakkı kurulmuş ve hak süresi dolmamış bulunan yerler,&lt;br/&gt;j) 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirler ile Yapılacak Y</description></item><item><title>MODEL BİR SERANIN İKLİMLENDİRİLMESİ VE OTOMASYONU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?model-bir-seranin-iklimlendirilmesi-ve-otomasyonu-384388.html</link><description>MODEL BİR SERANIN İKLİMLENDİRİLMESİ VE OTOMASYONU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AYDINCİOĞLU, Murat&lt;br/&gt;Yüksek Lisans Tezi, Tarım Makinaları Anabilim Dalı&lt;br/&gt;Tez Danışmanı: Doç. Dr. Tamer UÇAR&lt;br/&gt;Eylül 2004, 38 sayfa&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Seralar günümüz tarımsal üretiminin vazgeçilmez öğelerinden bir olmuş durumdadır. Giderek toplam üretim içindeki oranı da yükselmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye&quot;de de seracılığa yönelim başlamış ve zaman içerisinde önemli mesafeler alınmıştır. Seralarda üretilen ürünler daha çabuk pazar bulmakta ve kazanç sağlamaktadır. &lt;br/&gt;Bu çalışmada seraların en büyük ihtiyacı olan iklimlendirme konusu ele alınmıştır. Tasarlanan cihazla sera içerisindeki nem ile ısı miktarı ölçülmekte ve norm değerlerde kalması sağlanmaktadır. Cihazın çalışmalarını denemek maksadıyla model bir sera yapılarak bunun üzerinde monte edilen sistemin, doğruluğu pratikte görülmüştür. Model serada sıcaklığın yükseltilmesi için elektrikli ısıtıcı, nemin yükseltilmesi için nem ünitesi ve hem nemin hem de sıcaklığın düşürülmesi için küçük havalandırma fanları kullanılmıştır. Yapılan çalışmalar model üzerinde başarılı bir şekilde uygulanmıştır.&lt;br/&gt;Programlanabilir mikro chip kontrol ünitesi model sera için seçilmesine rağmen gerçek ölçekli serada uygulanabilir biçimdedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anahtar Kelimeler : Seralar, ısı ve nem, iklim kontrolü,  seralarda otomasyon, seralarda otomatik kontrol.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;CLIMATIZATION AND AUTOMATION OF A MODEL GREENHOUSE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AYDINCİOĞLU, Murat&lt;br/&gt;MSc, Farm Machinery Department&lt;br/&gt;Superviser: Assoc.Prof.Dr. Tamer UÇAR&lt;br/&gt;September 2004, 38 pages&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Greenhouses have widely been used in todays agricultural crop production. Greenhouse production has also been increased continually as compared to the traditional crop production. As in all over the world, greenhouse techniques have been developed and more electronic control has been utilized to decrease human error in supplying optimum climate conditio</description></item><item><title>GÜBRE SANAYİİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gubre-sanayii-446341.html</link><description>GÜBRE SANAYİİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;YÖNETİCİ ÖZETİ&lt;br/&gt;1. GİRİŞ â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.... 1&lt;br/&gt;2.&lt;br/&gt;2.1.&lt;br/&gt;2.1.1.&lt;br/&gt;2.1.2.&lt;br/&gt;2.1.3.&lt;br/&gt;2.1.4.&lt;br/&gt;2.1.5.&lt;br/&gt;2.1.6.&lt;br/&gt;2.1.7.&lt;br/&gt;2.1.8.&lt;br/&gt;2.1.9.&lt;br/&gt;2.1.10.&lt;br/&gt;2.1.11.&lt;br/&gt;2.1.12&lt;br/&gt;2.2.&lt;br/&gt;2.3.&lt;br/&gt;MEVCUT DURUM VE SORUNLAR â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦&lt;br/&gt;Mevcut Durum â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..&lt;br/&gt;Sektördeki Kuruluşlarâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦&lt;br/&gt;Mevcut Kapasite ve Kullanımıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..&lt;br/&gt;Üretim â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...&lt;br/&gt;Dış Ticaret Durumuâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...&lt;br/&gt;Stok Durumuâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..&lt;br/&gt;Tüketim â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.&lt;br/&gt;Pazarlamaâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...&lt;br/&gt;Fiyatlar â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..&lt;br/&gt;İstihdamâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..&lt;br/&gt;Sektörün Rekabet Gücüâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦&lt;br/&gt;Diğer Sektörler ile İlişkiler ve Sorunlar â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦&lt;br/&gt;Mevcut Durumun Değerlendirilmesiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦&lt;br/&gt;Dünyadaki Durum ve AB, Diğer Önemli Ülkeler İtibariyle Mukayese&lt;br/&gt;Sektörün Sorunlarıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦&lt;br/&gt;3&lt;br/&gt;3&lt;br/&gt;3&lt;br/&gt;8&lt;br/&gt;11&lt;br/&gt;29&lt;br/&gt;43&lt;br/&gt;44&lt;br/&gt;47&lt;br/&gt;49&lt;br/&gt;51&lt;br/&gt;53&lt;br/&gt;53&lt;br/&gt;55&lt;br/&gt;59&lt;br/&gt;60&lt;br/&gt;3.&lt;br/&gt;3.1.&lt;br/&gt;3.1.1.&lt;br/&gt;3.1.2.&lt;br/&gt;3.1.3.&lt;br/&gt;3.1.4.&lt;br/&gt;3.1.5.&lt;br/&gt;3.1.6.&lt;br/&gt;3.1.7.&lt;br/&gt;3.2.&lt;br/&gt;ULAŞILMAK İSTENEN AMAÇLAR â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦....&lt;br/&gt;VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı Döneminde (2000-2005)â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦&lt;br/&gt;Talep Projeksiyonuâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦&lt;br/&gt;Üretim Projeksiyonu.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.&lt;br/&gt;İthalat Projeksiyonuâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...&lt;br/&gt;Teknolojide Muhtemel Gelişmelerâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦&lt;br/&gt;Rekabet Gücünde Gelişmelerâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.&lt;br/&gt;Çevreye Yönelik Politikalar ..â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦&lt;br/&gt;Diğer Sektörler ile İlişkilerde Muhtemel Gelişmelerâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.&lt;br/&gt;Uzun Dönemde (2000-2023) Talepte, Arzda, Dış Ticarette,&lt;br/&gt;Teknoloji ve Rekabet Gücünde Muhtemel Gelişmelerâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦&lt;br/&gt;62&lt;br/&gt;62&lt;br/&gt;62&lt;br/&gt;75&lt;br/&gt;76&lt;br/&gt;79&lt;br/&gt;79&lt;br/&gt;80&lt;br/&gt;81&lt;br/&gt;81&lt;br/&gt;4. PLANLANAN YATIRIMLAR â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦... 83&lt;br/&gt;5.&lt;br/&gt;5.1.&lt;br/&gt;5.2.&lt;br/&gt;5.3.&lt;br/&gt;5.4.&lt;br/&gt;ÖNGÖRÜLEN AMAÇLARA ULAŞILABİLMESİ İÇİN&lt;br/&gt;YAPILMASI GEREKLİ YASAL VE KURUMSAL&lt;br/&gt;DÜZENLEMELER VE UYGULANACAK POLİTİKALAR â€¦â€¦â€¦&lt;br/&gt;Kısa Dönemde Yapılması Gereken Yasal ve Kurumsal Düzenlemeler&lt;br/&gt;Orta Dönemde Yapılması Gereken Yasal ve Kurumsal Düzenlemeler&lt;br/&gt;Gerekli Düzenlemelerin ve Politikaların Uygulama Takvimiâ€¦.â€¦â€¦..&lt;br/&gt;Öngörülen Düzenlemelerin, Yatırımların ve Uygulanacak&lt;br/&gt;Politikaların Getirileriâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦&lt;br/&gt;84&lt;br/&gt;84&lt;br/&gt;84&lt;br/&gt;84&lt;br/&gt;85&lt;br/&gt;EK KARŞI GÖRÜŞLER â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦ 86&lt;br/&gt;Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Gübre Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Raporu&lt;br/&gt;http://ekutup.dpt.gov.tr/imalatsa/gubre/oik531.pdf ii&lt;br/&gt;TABLOLAR&lt;br/&gt;TABLO&lt;br/&gt;No&lt;br/&gt;ADI&lt;br/&gt;SAYFA&lt;br/&gt;No&lt;br/&gt;1 Yaygın olarak kullanılan gübreler ve BBM içerikleriâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 1&lt;br/&gt;2 Gübreler ile gübre hammadde ve ara maddeleri GTİP numaralarıâ€¦â€¦ 2&lt;br/&gt;3 Gübre üretici kuruluşlarâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 3&lt;br/&gt;4 Yan ürün olarak gübre veya hammadde/ara madde üreten kuruluşlarâ€¦ 3&lt;br/&gt;5 Gübre üretici kuruluşların sermaye yapısı ve sektörel dağılımı (1999)â€¦ 5&lt;br/&gt;6 Kurulu hammadde/ara madde kapasitesinin üretici kuruluşlara dağılımı&lt;br/&gt;(1995-99)â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...&lt;br/&gt;6&lt;br/&gt;7 Kurulu gübre kapasitelerinin üretici kuruluşlara dağılımı (1995-99) ... 7&lt;br/&gt;8 Gübre cinslerine göre kurulu kapasite ve KKO (1995-99) â€¦â€¦â€¦â€¦.. 9&lt;br/&gt;9 Ham/ara madde cinslerine göre kurulu kapasite ve KKO (1995-99) â€¦. 10&lt;br/&gt;10 Gübrelerde birim üretim girdileri ve değeri (1998) â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 13&lt;br/&gt;11 Ham/ara maddelerde birim üretim girdileri ve değeri (1998) â€¦â€¦â€¦â€¦. 15&lt;br/&gt;12 Gübreler ve ham/ara maddelerle ilgili Türk Standartları â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 16&lt;br/&gt;13 Gübre üretim miktarı ve değişimi (1995-1999) â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 18&lt;br/&gt;14 Gübre üretim değeri ve değişimi (Cari fiyatlarla, 1995-1999) â€¦â€¦â€¦â€¦ 19&lt;br/&gt;15 Gübre üretim değeri ve değişimi (1998 sabit fiyatlarıyla, 1995-1999 â€¦ 20&lt;br/&gt;16 Kuruluşların gübre üretim payları (1995-1999) â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦... 21&lt;br/&gt;17 Ham/ara madde üretim miktarı ve değişimi (1995-1999) â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦... 22&lt;br/&gt;18 Kuruluşların ham/ara madde üretim payları (1995-1999) â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦... 23&lt;br/&gt;19 Değişik ülkelerde doğal gaz fiyatları â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 24&lt;br/&gt;20 Gübre ve ham/ara madde üretim maliyetleri (1998) â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 26&lt;br/&gt;21 Gübre ithalat miktarları (1995-1999) â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 30&lt;br/&gt;22 Gübre ithalat değeri (Cari cif fiyatlarla, 1995-1999) â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 31&lt;br/&gt;23 Gübre ithalat değeri (1998 sabit fiyatlarıyla) â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 32&lt;br/&gt;24 Ülkelere göre gübre ithalat miktarları (1995-1998) â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 33&lt;br/&gt;25 Ülkelere göre ithalat değeri (Cari cif fiyatlarla, 1995-1998) â€¦â€¦â€¦â€¦.. 33&lt;br/&gt;26 Ham/ara madde ithalat miktarları (1995-1999) â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦... 34&lt;br/&gt;27 Ham/ara</description></item><item><title>YEM BİTKİLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yem-bitkileri-yetistiriciligi-447699.html</link><description>YEM BİTKİLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.YEM BİTKİSİ TARIMININ MEMLEKETİMİZ İÇİN ÖNEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yem bitkisi, hayvan yemi olarak yetiştirilen, ancak bunun yanında toprak ve suyu muhafaza etme, ekim nöbeti içerisinde kendinden sonra gelen ürünlerin verimini artırma özellikleri taşıyan, doğrudan doğruya veya sonradan yedirilmek üzere hasat edilerek kurutulan veya silajı yapılan bitkilerdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaba yem olarak tanımlanan yem bitkileri en ucuz besin kaynağıdır. Hayvanların mide mikroflorası için lüzumlu besin maddelerini içermektedir. Mineral ve vitamin kaynağı olmaları nedeniyle hayvanların verim ve üreme performanslarını etkilerler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yem bitkileri, hayvan ve insanların besin olarak faydalanamadığı karbondioksit, tuz ve diğer mineral maddeler gibi inorganik maddelerin hayvansal organik maddelere çevirme eko-sistemi içerisinde yer alırlar. İşte bu madde sirkülasyonunda bu kaynakları kullanarak hammaddeden mamul madde üretebilecek yegane varlık bitkidir. Bu nedenle tabiatta oluşan bu madde sirkülasyonunda bitkiye mutlak surette ihtiyaç vardır. Dolayısıyla her yeşil bitki, gıda üreten bir fabrikadır. Karmaşık bir sistem olan bu gıda üretimine fotosentez denir. Fotosentez olayının gerçekleşmesi denkleminin en önemli üyesi bitkidir. Başka bir varlık bunun yerini alamaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yem bitkileri kültürünün ekonomik değeri, özellikle hayvansal üretim maddelerinde görülmektedir. Yüksek besleme değerine sahip yemlerle beslenen hayvanlardan elde olunan ürünler kalite bakımından yüksek, insan hayatı ve memleket ekonomisi için çok büyük değerler taşır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yem bitkilerinin yem olma niteliğinin yanında daha bir çok faydalı yönleri vardır. Tarımsal üretimin esas kaynağı olan toprağın yerinde tutulmasında yani toprak ve su erozyonlarının önlenmesinde en etken silahtır. Özellikle baklagiller ailesinden olan yonca, korunga ve fiğ gibi yem bitkileri, köklerinde oluşturdukları boncuk şeklindeki yumrucuklar içerisinde barındırdıkları bakteriler vasıtasıyla, havanın serbest azotunu toprağa aktararak hiçbir zararlı yan etkisi bulunmayan tabii bir gübreleme yaparlar. Aynı zamanda toprağın derin tabakalarında çözünmez halde bulunan bazı besin elementlerini (fosfor gibi) çözündürerek toprağın üst tabakalarına taşıyarak kendinden sonra gelecek ürün için hazır hale getirirler. Başka yabancı otların gelişmesine müsaade etmezler. Böylece girmiş oldukları ekim nöbeti sistemi (münavebe) içerisinde toprak verimliliğini artırarak kendinden sonra gelen ürünün hem veriminin fazla miktarda artmasına hem de kaliteli ve lezzetli ürünlerin üretilmesine imkan sağlarlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Buğdaygil ve baklagil yem bitkileri ekildikleri toprakları yalnız verimli hale getirmekle kalmazlar. Aynı zamanda bol miktarda bırakmış oldukları kök ve toprak üstü artıkları ile toprağın organik madde miktarını artırarak yapısını düzeltirler. Toprağın organik madde yönünden zenginleşmesi ise, özellikle yağışı az olan yerlerde çok önemli husus olan toprağın su tutma ve besin maddeleri kapasitesini artırır.      &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Yem bitkilerinin önemini kavrayan gelişmiş batı ülkelerinde yem bitkileri alanının tarım arazisi içerisindeki payı % 25-60&quot;dır. Halbuki memleketimiz topraklarının çoğu engebeli ve meyilli olması nedeniyle işlemeli tarıma uygun olmayıp tamamen su ve rüzgar erozyonuna açıktır. Bir mm&quot;lik bir toprak tabakasının oluşması için en az 100 yıl gerektiği ve memleketimizden her yıl Kıbrıs adasının yüzey alanına eşit ve 10 cm kalınlığındaki bir toprağın denizlere döküldüğü dikkate alındığında, yem bitkilerinin tarla arazileri içerisindeki % 3&quot; lük payı çok düşük kalmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ayrıca hayvan varlığı bakımından önde gelen memleketlerden biri olan Türkiye hayvansal üretim bakımından sonuncu sıralarda yer almaktadır. Böylece insan beslenmesi için çok önemli kaynak olan hayvansal ürünün kişi başına düşen tüketim miktarı diğer ülkelerle kıyaslanamayacak kadar düşüktür. Halbuki vücut yapı maddesi ve zekanın asıl kaynağı hayvansal ürünlerdir. Çağdaş medeniyet seviyesini yakalayacak neslin sağlam bir vücut yapısına ve kuvvetli bir zek</description></item><item><title>ZİRAAT - HASSAS EKİCİ SİSTEMLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-hassas-ekici-sistemler-400334.html</link><description>hassas ekici sistemler</description></item><item><title>ZİRAAT - SERA SEBZECİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-sera-sebzeciligi-400413.html</link><description>sera sebzeciliği</description></item><item><title>TARİŞ İMAJ RELANSMAN ÇALIŞMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?taris-imaj-relansman-calismasi-343344.html</link><description>ARAŞTIRMA&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;            DURUM ANALİZİ:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot;nin en köklü kuruluşlarından biri olan Tariş 1915 yılında İzmir&quot;de tarım kooperatifi olarak kuruldu. 1999 yılında özerklik kazanan Tariş, ürünlerini &quot;Tariş Zeytinyağı&quot; adı  altında pazarlamaya başladı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Başlarda çok küçük bir pazar payına sahipken 1-2 yıl içerisinde oranını %28&quot;e yükselten (2002 haziran ayı verileri) Tariş&quot;in 2002 yıl sonu ciro hedefi 130 milyon dolar olarak açıklanıyor. Uluslararası Zeytinyağı Konseyi&quot;ne üye olan Tariş bugün birçok uluslararası standarda sahiptir. Yeniliklere açık olan firma internet üzerinden zeytinyağı pazarlaması da yapmaktadır ve bu konuda rakiplerinin hayli önünde gitmektedir. Ayrıca ihracata çok büyük önem veren Tariş kurumsal internet sayfası aracılığıyla birçok Avrupa ülkesine zeytiyağı ihraç etmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tariş Zeytinyağları geniş bir ürün yelpazesine sahiptir. Standart ve üst segment başlıkları altında toplanan ürünler ileri teknoloji standartlarında üretilmektedir. Düşük asidite oranına sahip bu ürünler sağlık açısından son derece yararlıdır. Tariş zeytinyağları Türkiye pazarında Komili&quot;den sonra ikinci sırada gelmektedir. Sızma  zeytinyağı sınıfında ise ilk sırada yer almaktadır. Üst sınıf tüketiciye hitap eden Komili iyi bir marka imajı ve arkasındaki güçlü Unilever desteği sayesinde pazarda güçlü bir konuma sahiptir. Ürün fiyatları daha yüksek olmasına rağmen sağlam imajı sayesinde oturmuş bir tüketici kitleye sahip ve potansiyel müşteri kitlesi Tariş&quot;in hedef  kitlesiyle uyuşmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diğer rakip markalar olarak Bizim Yağ&quot;ı, Luna&quot;yı Kırlangıç ve Lio&quot;yu sayabiliriz. Fakat pazardaki konumu nedeniyle birincil rakip olarak Komili görülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1) Mevcut Kullanıcılar: Zeytinyağı tüketim alışkanlığı ülkemizde pek yaygın değildir. Komşumuz Yunanistan&quot;da kişi başı yıllık tüketim 21 litreye kadar çıkarken, bu yine bir Akdeniz ülkesi olan Türkiye&quot;de yıllık 900 g. civarında kalmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tariş&quot;in geleneksel bir tüketici kitlesinden bahsedebiliriz. Ege çıkışlı bir kurum olmasından dolayı bu bölgede bilinirliği fazladır. Genellikle süpermarketlerde alışveriş  yapan kesim tarafından tercih edilir. Bunlar genellikle ev kadınları, çalışan-öğrenci bekar erkeklerdir. Kültürel ve ekonomik düzeyi orta ve üzeri olan bu kitle internet dahil bütün medyaları takip etmektedir. Ama bunlar arasında televizyon en popüler olanıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Potansiyel hedef kitlesi Komili ve diğer rakiplerin tüketicileri ve daha önce zeytinyağı tüketme alışkanlığı olmayan B, C1 kategorisindeki tüketicilerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zeytinyağı kullanım alışkanlıkları araştırmasına göre zeytinyağı seçiminde B sosyo-ekonomik kategorisindeki tüketiciler, kalitesiyle kendisini ispatlamış markalar arasında ucuzu tercih etmektedirler. C1, C2 kategorilerindeki tüketiciler ise nispeten daha ucuz Luna, BizimYağ ya da büyük süpermarketler ( Migros, Tansaş, Gima vs.) tarafından sunulan zeytinyağlarını tercih etmektedirler. Bu araştırmada Komili, Tariş ve Kırlangıç ( düşük pazar payına -%4-  rağmen marka bilinirliği fazladır. ) kaliteli markalar olarak görülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2) Coğrafi Özellikler:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tariş zeytinyağları kullanımı, başta Ege bölgesi olmak üzere Marmara, Akdeniz bölgelerinde ve büyük şehirlerde yoğunlaşmaktadır. Türkiye genelinde %28 Pazar payına sahip olan Tariş&quot;in Ege bölgesinde bu oranı daha da yükselmektedir. Son birkaç yıl içerisinde büyük şehirlerde bilinilirlik oranının artmasına paralel olarak tüketimi de artmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3) Mevsimsellik:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zeytinyağı düşük mevsimselliği olan bir ürün olmakla birlikte yazları tüketimde az da olsa bir yükseliş görülür. Bunu da yemek alışkanlıklarına ( soğuk zeytinyağlı yemekler ) bağlayabiliriz. Fakat çalışmamızda bu yükseliş belirleyici bir etken olmayacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4) Satın Alma Çevrimi:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zeytinyağı satın alma çevrimi kullanım alışkanlıklarına ve boyutlarına göre değişmektedir. &lt;br/&gt;Ancak bu konuda varsayılan ölçüt &quot;ayda bir&quot;dir. Çalışmamızda kampanyanın süresi ( değerlendirme yapılmayacağından ) bakımından bu ölçüt üzerinde fazla durulmayacaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5) Yaratıcı Gereklilikler:</description></item><item><title>BÖCEKLERLE MÜCADELEDE BİYOTEKNİK VE BİYOLOJİK YÖNTEMLERİN KULLANIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?boceklerle-mucadelede-biyoteknik-ve-biyolojik-yontemlerin-kullanimi-445012.html</link><description>BÖCEKLERLE MÜCADELEDE BİYOTEKNİK VE BİYOLOJİK YÖNTEMLERİN KULLANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Son yıllarda kimyasal mücadele insan sağlığı ve çevreye olan olumsuz etkilerinin anlaşılmasının yanısıra doğal dengeyi bozması, böceklere dayanıklılık kazandırması ve ekonomik nedenlerle en alt düzeye indirmeye çalışmakta ve pek çok ülkede kalıntı toleransları giderek daha düşürülmektedir. Bu nedenle alternatif mücadele programları içerisinde yer alan biyolojik ve biyoteknik yöntemler ayrı bir önem kazanmıştır. Bu çalışma ile uygulamada kullanılabilecek biyotektik ve biyolojik yöntemlerin kullanımı ortaya konmuştur.&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Zararların biyoloji, fizyoloji ve davranışları üzerinde etkili olan bazı yapay veya doğal maddeler kullanarak normal özelliklerini bozmak suretiyle uygulanan yöntemlere biyoteknik yöntemler adı verilir. Bu amaca ulaşmak için feroman tuzak sistemleri veya cezbediciler, yumurtlamaya mani olucular, uzaklaştırıcılar, beslenmeyi engelleyiciler, kısırlaştırıcılar, gelişmeyi düzenleyiciler (IGR), gelişmeyi engelleyiciler (IDI) ve kısır böcek salma yöntemi (SIT) gibi bazı doğal veya sentetik bileşik ve yöntemlerden yararlanılır. (1)&lt;br/&gt;Kitle halinde tuzak yakalama yöntemi amacını oluşturmaktır. İnsektisit kullanımını engellemek yada yöntemi entegre mücadele programı çerçevesinde diğer mücadele yöntemleriyle kombine ederek ilaçlama sayısını en aza indirmek. &lt;br/&gt;Feroman veya çeşitli cezbedicilerle yapılan kitle halinde tuzakla yakalama yönteminin uygulanmasında feroman tuzakları, bezi tuzakları ve visuel tuzaklar kullanılır. En yaygın kullanılan tuzaklar ise feroman tuzaklarıdır.(1)&lt;br/&gt;Feroman Tuzakları&lt;br/&gt;Birçok böcek neslini devam ettirmek için çiftleşmek zorundadır. Böceklerin buluşmalarını sağlayan nedenlerden en önemlisi de böceklerin salgıladıkları feromonlardır. Böcek tarafından dış çevreye salgılanıp hususi bir reaksiyon meydana getiren ve aynı türün fertleri tarafından hissedilen maddelere feromon denir. Kimyasal bileşikler olan bu salgı maddelerine ektohormon adı da verilmektedir.(2)&lt;br/&gt;Feromonlar çok farklı şekilde sınıflandırılmaktadır.&lt;br/&gt;Günümüzde en çok kullanılan sınıflandırma şu şekildedir.&lt;br/&gt;1-İz-işaret feromonları &lt;br/&gt;2-Koku yoluyla etkili seks feromonları &lt;br/&gt;3-Koku yoluyla etkili diğer feromonları&lt;br/&gt;4-Bir yere toplanma feromonları &lt;br/&gt;5-Afrodizyak (Aphrodisiaclar)&lt;br/&gt;6-Alarm feromonları&lt;br/&gt;7-Seksüel olgunluğun kontrolü ile ilgili feromonlar&lt;br/&gt;8-Sosyal böceklerde kraliçe yetiştirilmesi ile ilgili feromonlar (3)&lt;br/&gt;Bir feromon tuzağından beklenen en önemli özellik, ömrü süresince feromonu en etkili miktara yakın oranda ve sürekli olarak dışarı yaymasıdır. Campion (1983)&quot;a göre şu anda 600&quot;ün üzerinde böcek türünün feromonu tanımlanmıştır. Ancak yöntemin uygulandığı türlerin sayısı daha azdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Takım Familya Tür Feromon &lt;br/&gt;Coleoptera &lt;br/&gt;Apionidae&lt;br/&gt;Cylas formicarius (F.)&lt;br/&gt;(Z)-3-dodecenly (E)-2 bute noate&lt;br/&gt;ElateridaeMelanotus okinawensis Ohira12: Ac&lt;br/&gt;ScolytidaeDendrostonus micans (Kug.)&lt;br/&gt;İps sexdentatus (Börner)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Orthotomicus erosus (Well.)Exo-brevicomin&lt;br/&gt;İpslure (menhly butenol+cis verbenol + ipsdienol)&lt;br/&gt;Methyl butenol + ipsdienol&lt;br/&gt;Trypodendron lineatum (Ol.)Linoprax (ethanol-pinene+ [2,6,6-trimethy] bicyclo [3.1.1.] hep+-2-ene]&lt;br/&gt;Diptera &lt;br/&gt;Tephritidae &lt;br/&gt;Dacus oleae (Gmel.)(1.7-dioxaspiro (5.5) &lt;br/&gt;undecane)&lt;br/&gt;Lepidoptera &lt;br/&gt;Gelechiidae Pectinophora gossypiella&lt;br/&gt;Saunders Gossyplure (7,11-hexadeca dien-1-ol,acetate&lt;br/&gt;HyponomeutidacPrays citri (Mill.)&lt;br/&gt;Prays oleae (Bern)(Z)-7-tetradecenal&lt;br/&gt;(Z)-7-tetradecenal&lt;br/&gt;Lymantriidae Lymantria dispar (L.)Disparlure (cis-2-decy1-3- (5- methylhexyl) oxirane)&lt;br/&gt;LyonetidaeLeucoptera scitella (Zell.)min.5,9-dimelthyloctadecane&lt;br/&gt;maj.5,9-dimethylheptadecane&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NoctuidaeEarias insulana (Boisd.)&lt;br/&gt;Spodoptera littoralis (Boisd.)(Z)-9-tetradecenyl formate&lt;br/&gt;Cis-9, trans-11-&lt;br/&gt;Tetradecadienyl acetate Z-9,&lt;br/&gt;E-11-14:Ac,Z9,E12-14:Ac&lt;br/&gt;Sesiidae Synanthedon myopaeformis (Borkh.)&lt;br/&gt;Synanthedon pictipes (G.&amp;R.)3-13-hexadecadienyl acetate&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(3E, 13Z)-3,13-&lt;br/&gt;octadecadiennyl acetate&lt;br/&gt;TortricidaeAdoxophyes orana F.v.R.Cis-9 ve cis-11 tetradecenyl&lt;br/&gt;Acetate</description></item><item><title>ZİRAAT - TARIMSAL KREDİLER VE BAYBURT VE KONYA İLLERİNDE TARIMSAL KREDİLERDEN YARARLANMA DURUMU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-tarimsal-krediler-ve-bayburt-ve-konya-illerinde-tarimsal-kredilerden-yararlanma-durumu-400461.html</link><description>tarımsal krediler ve bayburt ve konya illerinde tarımsal kredilerden yararlanma durumu</description></item><item><title>ZİRAAT - AZOTLU GÜBRELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-azotlu-gubreler-400408.html</link><description>azotlu gübreler</description></item><item><title>GÜBRELEME NE ZAMAN YAPILMALIDIR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gubreleme-ne-zaman-yapilmalidir-387215.html</link><description>Soru : Gübreleme ne zaman yapılmalıdır?Cevap : Gübreleme zamanı genelde verilecek gübrenin çeşitine, şekline (toz,likit vs) uygulanış tarzına, toprak tekstürüne, drenaj koşullarına, iklim ve bitkinin besin maddelerine olan ihtiyacına bağlı olarak değişir.Genelde gübreleme ilkbaharda, bitkinin hızlı bir büyüme periyoduna girdiği devrede yapılır. Gübre çeşidine göre; doğal gübreler genellikle ekim ve dikimden önce verilir. Ahır gübreleri özellikle kompostla karışık olanlar süs bitkilerine ilkbaharda verilmeli ve genellikle 5-10 cm kalınlıkta toprağa serilip hemen toprakla karıştırılmalıdır. İnorganik gübreler; esas vejetasyon devresinin başında, yani özellikle köklerin tam faaliyete geçtiği aylarda (mart-mayıs) arası verilmesi uygun olur. Kompoze gübrelerde ise; azot içerenler erken ilkbaharda verilmelidir. İki defada verilmesi halinde ilkini ilkbaharda vejetasyon dönemi başlamadan evvel, ikincisini vejetasyon dönemi başladıktan sonra ilkbahar sonlarında vermek uygun olur. Sadece yaprakları için yetiştirilen daimi yeşil bitkileri kış sonundan sonbahar başına kadar gübreleme mümkündür. Çiçekleri için yetiştirilen bitkileri tomurcuk ve çiçek teşekkülü başlarken gübrelemek yerinde olur. Yapraklarını döken bitkilerinde bir miktar yapraklandıktan sonra gübrelenmesi en iyisidir. Gübrelemenin zamanıda, işin yapıldığı saatte önem taşır. Gübrelemenin güneşte yapılması esnasında yapraklara düşen eriyik damlaları yanık tehlikesi yaratabilir, dolayısıyla gübrelemenin akşamüstü veya gölgede yapılması uygun olur.Soru : Çatı ve teras bahçelerinde kullanılacak türlere örnekler veriniz.Cevap : Çatı ve teras bahçelerinde iki çeşit uygulama yapılabilir.a-Çatı yüzeyinin tamamına veya bir kısmına toprak serilerek b-Bitkileri kaplarda yetiştirme şeklinde Çatı bahçeleri ve teraslarda ön kısımlarda cezbedici renkli ve kokulu çiçeklerden oluşan çiçek parterleri ve güzel çiçekli ve meyvalı süs çalıları yeralmalı ve yer yer ağaç ve ağaççıklar sahaya serpiştirilmelidir. Ağaçlar küçük hacimli fazla boylanmayan türler arasından seçilmelidir. Terasta mevcut duvar, kafes, kamelya, çardak, kemer ve pergolalar sarılıcı ve çiçekli bitkiler ve sarmaşıklarla donatılır.Terasta havuz bulunuyorsa, havuzda su bitkileri kullamlabilir. Böylece çatı veya teras bahçesinde güzellik, rahatlık, mahremiyet ile birlikte kuytu, gölgeli ve güneşli farklı kapalılıkta mekanlar oluşturulur.Çatı ve teras bahçesinde kullanılabilecek bazı türler: Ağaçlar; Akçaağaç türleri (özellikle Acer negundo), Huşlar ve Uvezlerin bütün tür ve varyeteleri, Ardıçlar (Juniperus chinensis J.sabina, virginiana), Konik Ladin (Picea glauca albertiana conica), Mavi Ladin (Picea puııgens), Mugo çamı (Pinus mugo), Mazılar küçük boylu tür ve varyeteleri (Thuja occ. `Little champ.) Porsuk (Taxusbaccata) önerilebilir.Ağaçcık ve Çalılar:Geyik dikenleri (Crataegus spp), Kelebek çalısı (Buddleria davidü), Kızılcık (Carnus spp), İğdeler (Eleagııus angustifolia) Taflanlar (Euonymus spp) Cotoneoster spp Prunus spp Leylak (Syringa vulgaris), Kartopu (Viburnum tinus) ve güller (Rosa spp) önerilebilir. Sarılıcı Bitkiler :Clematis, Lonicera, Campsis radicans Çok Yıllık Bitkiler:Achillea, Alyssum (Alyssum saxatile), Aster, Bergenia, Dianthus, Erica carnea, Phlox (Phlox sabulata), Potentilla, Sedum, Thymus Yerörtücü Bitkiler :Sedum, Mesembriantheum, Lambranthus, Alyssum, DianthusSoru : Budama ne zaman yapılmalıdır?Cevap : Klasik budama zamanı İstanbul ve çevresi koşullarında Şubat ve Mart başlarıdır. Fakat budama için latent devre her koşulda şart değildir. Budamada türlere göre zaman belirtecek olursak;*  Akçaağaç, Huş, Ceviz, Yalancı Akasya ve Kızılağaç türleri, Kavaklar yaralan kanayan (akan) ağaçlar olduklarından ilkbaharda budanmamalı, yaz veya sonbaharda budanmalıdır. *  Çamlar ve Ladinler sürgünler henüz yumuşak olduğunda budanmalıdır. *  Ardıç, Şimşir, Servi ve Yalancı Serviler bütün mevsim boyunca büyümeye devam ettiklerinden budama zamanı yıl boyunca olabilir. Bununla beraber bunlar da Haziran, Temmuz ayları hatta Ağustosa kadar budanabilir. *  Çiçekli çalılarda; örneğin Süs eriği, Çiçek elması, Yalancı Akasya çiçeklenme dönemi geçtikten sonra genellikle Mayısın ikinci yarısı ve Haziranda budanabilir. Bu türleri erken ilkbaharda budama o yıl çiçek vermelerini engeller. *  Oya Ağacı gibi türlerde ise budama ağaçlar sürmeden kışın veya erken ilkbaharda yapılmalıdır. Aksi halde o yıl açacak çiçeklerin tomurcukları da budamada alınmış olur ve ağaç o yıl çiçe</description></item><item><title>ZİRAAT - ASMA YETİŞTİRİCİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-asma-yetistiriciligi-400512.html</link><description>asma yetiştiriciliği</description></item><item><title>BİTKİ KORUMA ALET VE MAKİNELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bitki-koruma-alet-ve-makineleri-448156.html</link><description>BİTKİ KORUMA ALET VE MAKİNELERİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Toprak işleme makinaları&lt;br/&gt;Ekim dikim makinaları&lt;br/&gt;Zirai mücadele makinaları &lt;br/&gt;Gübre dağıtma makinaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çayır biçme makinaları &lt;br/&gt;Balya Makinaları&lt;br/&gt;Traktörler Trak Hidroliği&lt;br/&gt;Traktör bakımı &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Bitki korumanın amacı, bitkilere zarar veren böcek, mantar ve yabancı otları öldürerek, virüslerin neden olduğu hastalıkları yok ederek bol ve kaliteli bir ürün alınmasını sağlamaktır. Bitki koruma makinelerinin görevi de; mantarlar, böcekler, diğer hayvani zararlılar ve yabancı otların mücadelesinde kullanılan kimyasal mücadele ilaçlarını tekdüze olarak bitkilere veya toprağa dağıtmaktır.&lt;br/&gt;BİTKİ KORUMA ALET VE MAKİNE ÇEŞİTLERİ &lt;br/&gt;Tarla ve bahçe ilaçlamalarında kullanılan bitki koruma aletlerini şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:&lt;br/&gt;        a)Tarla Pülverizatörleri       &lt;br/&gt;Çekilir tip,&lt;br/&gt;* Bindirmeli tip (Bir alet taşıyıcıya, traktör önüne veya arkasına bindirilmiş) &lt;br/&gt;        b)Kendi yürür atomizatör veya pülverizatörler&lt;br/&gt;        c)Sırtta taşınır el komutalı pülverizatörler&lt;br/&gt;        d)Sırtta taşınır motorlu pülverizatör, atomizatör ve tozlayıcılar&lt;br/&gt;        e)Tohum ilaçlayıcılar&lt;br/&gt;Konunun geniş olması nedeniyle bu bölümde yalnızca tarla pülverizatörlerine yer verilmiştir. &lt;br/&gt;Tarla Pülverizatörleri &lt;br/&gt;        Pülverizatörlerin görevi, sıvı ilacı devamlı aynı konsantrasyonda ve eşit basınç altında ileterek bitki koruma işlemini mümkün kılmaktır. &lt;br/&gt;        Pülverizatörlerin Çalışma Prensibi: &lt;br/&gt;        Püskürtme sıvısı depo içindeki bir karıştırıcı tarafından karıştırılır ve kuyruk milinden hareket alan bir pompa tarafından ilaçlama borularına oradan da memelere basınçla gönderilerek tarlaya püskürtülür. &lt;br/&gt;*  Parçaları &lt;br/&gt;Depo &lt;br/&gt;        Bu gün en kullanışlı depo malzemesi plastik ve benzeri malzemelerdir. Bunlar hafif, direnci fazla uzun ömürlü ve temizlenmeleri kolaydır. &lt;br/&gt;Karıştırıcı         Çeşitli ilaçları su ile karıştırmak ve ilaçlamanın devamı süresince karışımı istenen sabit konsantrasyonda tutabilmek için gereklidir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Resim 74 : Hidrolik karıştırıcılar&lt;br/&gt;Filtreler &lt;br/&gt;        Pülverizatörlerde meme tıkanmalarının önüne geçebilmek için aletin değişik yerlerine farklı gözenek çaplarında filtreler yerleştirilmiştir. &lt;br/&gt;Pompa &lt;br/&gt;        Pompanın görevi, gereği kadar püskürtme sıvısını yeteri miktarda bir basınçla ve sabit bir akış hızıyla memelerden atmaktır. Pompalar değişik ilaç konsantrasyonlarına, su kalitesine ve aşınmaya karşı dayanıklı olmalı aynı zamanda gerektiği kadar suyu da emebilmelidir. &lt;br/&gt;Hava Deposu (Hava Tüpü) &lt;br/&gt;        Tarla pülverizatörlerinde pülverizasyon sistemindeki akışın ve basıncın sürekliliğini sağlayabilmek için pülverizatör pompaları üzerine bir hava deposu yerleştirilmiştir. &lt;br/&gt;        Pülverizatörlerle ilaçlamaya başlamadan önce hava deposuna mutlaka gerekli olan hava, hava doldurma supabından doldurulmalıdır. &lt;br/&gt;*     Hava doldurulduktan sonra bir hava kontrol saati ile kontrol edilmelidir. &lt;br/&gt;*     Dikkat ! Şayet memeler veya pülverizatör tabancasından püskürtülen ilaçlı sıvı kesik kesik geliyorsa hava deposundaki hava miktarı bir hava kontrol saati ile kontrol edilmeli. Depodaki hava miktarı çizelgede belirtilen değerlerin altına inmişse, hava basılmalıdır. &lt;br/&gt; Basınç Ayarlama Düzeni &lt;br/&gt;        Memeler sabit bir basınç ve tekdüze bir dağılımı garantilemelidir. &lt;br/&gt;        Manometreden ilgili çalışma basıncı okunur. Son zamanlarda yeniliklerden bir tanesi de basınç ayarlama tesisatının yekpare armatür şeklinde yapılmasıdır. Bunun dışında kumanda armatürü (sıvı akışını açan ve kapatan), dağıtım armatürü (geniş dağıtım borularından püskürtmeye), eşit basınç dağıtım armatürü de (dağıtma genişliğindeki sabit memelere çalışma basıncını gönderen) sunulan yenilikler arasındadır. &lt;br/&gt;Manometreler</description></item><item><title>ISPARTA İLİ DOMATES EKİLİŞ ALANLARINDAKİ YABANCI OTLARIN, RASTLAMA SIKLIKLARININ VE YOĞUNLUKLARININ BELİRLENMESİ VE PLASTİK TOPRAK ÖRTÜLERİNİN YABANCI OT KONTROLÜ VE DOMATES VERİMİNE </title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?isparta-ili-domates-ekilis-alanlarindaki-yabanci-otlarin,-rastlama-sikliklarinin-ve-yogunluklarinin-belirlenmesi-ve-plastik-toprak-ortulerinin-yabanci-ot-kontrolu-ve-domates-verimine--352849.html</link><description>ISPARTA İLİ DOMATES EKİLİŞ ALANLARINDAKİ YABANCI OTLARIN, RASTLAMA SIKLIKLARININ VE YOĞUNLUKLARININ BELİRLENMESİ VE PLASTİK TOPRAK ÖRTÜLERİNİN YABANCI OT KONTROLÜ VE DOMATES VERİMİNE ETKİLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER ..................................................................................................... I ÖZET .................................................................................................................... V ABSTRACT ......................................................................................................... VI TEŞEKKÜR ......................................................................................................... VII ŞEKİLLER DİZİNİ .............................................................................................. VIII ÇİZELGELER DİZİNİ ......................................................................................... Xİ 1. GİRİŞ ................................................................................................................ 1 2. ISPARTA İLİNİN GENEL COĞRAFİK VE JEOLOJİK DURUMU ............. 4 2.1. Konumu ......................................................................................................... 4 2.2. Topoğrafik ve Jeolojik Yapısı ....................................................................... 5 2.3. Doğal Bitki Örtüsü ...................................................................................... .. 5 2.4. Akarsu ve Göller ............................................................................................ 6 2.5. İklim ............................................................................................................... 6 2.6. Arazi Durumu ................................................................................................ 7 3. LİTERATÜR ÖZETİ ....................................................................................... 9 3.1. Domates Ekim Alanlarındaki Yabancı Otlar ................................................. 9 3.2. Domates Üretiminde Toprak Örtülerinin Kullanımı ..................................... 15 4. DENEMENİN YAPILDIĞI YERİN İKLİM VE TOPRAK ÖZELLİKLERİ.. 22 4.1. İklim Özellikleri ............................................................................................ 22 4.2. Toprak Özellikleri .......................................................................................... 22 5. MATERYAL VE METOT ............................................................................... 24 5.1. Materyal ......................................................................................................... 24 5.2. Metot .............................................................................................................. 24 5.2.1. Sürvey Çalışmaları ..................................................................................... 24 5.2.2. Teşhis Çalışmaları ...................................................................................... 25 5.2.3. Rastlama Sıklığı, Yoğunluk ve Kaplama Alanlarının Belirlenmesi ........... 26 5.2.4. Fitocoğrafik Bölge, Hayat Formu, Bitki Ömrü ve Endemizm Durumlarının Belirlenmesi ....................................................................... 27 5.2.5. Tarla Denemesi ........................................................................................... 27&lt;br/&gt;II&lt;br/&gt;5.2.5.1. Yabancı Ot Sayımı .................................................................................. 30 5.2.5.2. Toplam Verimin Belirlenmesi ................................................................. 31 5.2.5.3. Meyve Ağırlığının Belirlenmesi .............................................................. 31 5.2.5.4. Meyve Sertliği (Delinme Direnci)&quot;nin Belirlenmesi ............................... 31 5.2.5.5. Kök Ağırlığının Belirlenmesi .................................................................. 31 5.2.5.6. Örneklerin Analize Hazırlanması ............................................................ 31 5.2.5.7. Suda Çözünebil</description></item><item><title>KAYISI YETİŞTİRİCİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kayisi-yetistiriciligi-448240.html</link><description>KAYISI YETİŞTİRİCİLİĞİ &lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Kayısı dünya üzerinde Asyada iran, Afganistan ve Türkistanda, Avrupada özellikle Akdeniz kıyılarında; Afrika ve Avusturalyada Güney Amerika, Arjantin ve Şilide Amerika Birleşik Devletlerinde ve burada da özellikle Kaliforniyada geniş ölçüde yetiştirilmektedir.Memle ketimizin tabiatı ve klimatolojik şartları kayısı ağacının yetiştirilmesine e1verişli olduğundan her yıl dikim sahasının artışı yanında verim arzu edilen seviyeye yükselmemiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kış aylarında siyahlara bürünmüş gibi bir manzara arz eden kayısı ağaçları ilkbaharda yaprak çıkarmadan beyaz çiçek açması çok hoş bir görüntü meydana getirmektedir .Ancak bütün çeşitler , özellikle Malatya çeşitleri bir hafta içerisinde çiçek açıp savdığında bazı seneler havaların çok erken ısınması sebebiyle don tahribatına maruz kalmaktadır . &lt;br/&gt;Memleketimizde birim sahadan elde edilen ortalama miktar gelişmiş memleketlerle mukayese edilecek olursa çok düşük seviyede olduğu anlaşılır. Bu sebeple tekniğin icaplarına göre ağaçların yetiştirilmesi, bakımı, hastalık ve zararlılarla mücadelesi için çiftçinin geniş bilgiye sahip olması gerekmektedir .. &lt;br/&gt;TOPRAK İSTEKLERİ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Kayısı .ağacı yarı sıcak ve kurak geçen bölgelerde, dağların bol güneş gören Güneye bakan eteklerinde derin ve su tutmayan, az meyilli ve hafif kireçli olan yamaçlarda çok iyi yetişmekte, hastalıksız, parlak, Iezzetli, tatlı, kokulu ve kuru maddesi fazla olan ürün elde edilmektedir.Kayısı ağacının gövde ve dalları kış aylarında -35Â°C kadar düşen soğuklara dayanmaktadır. Kayısı çiçekleri ıslak olmak şartıyla -1Â°C kadar düşen ısı derecesine mukavemet ederler.&lt;br/&gt;Bazı yıllar ilkbaharda havalar ılık geçtiğinde tomurcuklar patlamak üzere veya çiçekte iken meydana gelen don olaylarından çok zarar görürler .Don olayları çiftçinin bütün ümit, emek ve hayallerini boşa çıkarmakta, sefil ve perişan etmektedir. Meyilli arazide soğuk hava alt taraflara çöktüğünden dikilen kayısı ağaçları dondan fazla zarar görürler. Fakat yukarılara Çıkıldıkça ağaçların dondan zarar görmesi kısmen önlenmiş olur .Kayısı ağaçları meyilli arazinin tesviye eğrileri üzerinde meydana getirilen teras veya çizgiler üzerine dikilirler. Meyilli arazide bu suretle meydana getirilen şekilde hem taban suyunun muhafazasına yardım ettiği gibi, yukarıdan aşağı inen yağmur sularının akıp gitmesini önlemekte ve toprak erezyonunu önlemektedir .&lt;br/&gt;Kayısı ağaçları ekolojik şartlardan dolayı şiddetli kış ve ilkbahar donlarının tesiriyle çiçek tozlarının zarar gördüğü ve netice itibariyle çok az meyve vermesine sebep olduğu anlaşılmıştır. ilkbahar donlarının çiçek zamanına rastladığı yıllar havaların yağışlı ve şiddetli gitmesinden başka bu mevsimde kurak ve şiddetli rüzgarlar gibi faktörler de mahsulün miktar ve kalitesi üzerinde olumsuz tesir göstermektedir .&lt;br/&gt;Klimatolojik aksaklıklar yanında ağaçlar bazen de yanlış budama, gübreleme, sulama ve ilaçlamaya tabi tutulmaları mahsül üzerine olumsuz tesir yapmaktadır.&lt;br/&gt;Beslenme şartları düzelince çiçek tozları muntazam şekilde faaliyet gösterdiğinden aksaklıklar ortadan kalkınca ağaçlar da bol meyve vermektedirler.&lt;br/&gt;BAHÇE YERİNİN SEÇİMİ&lt;br/&gt;İlkbaharın geç donlarından etkilendiği için ova ve Çukur yerlerden ziyade yamaç ve sırtlar tercih edilmelidir.&lt;br/&gt;Irmak kenarlarından, soğuk havaların toplandığı veya sislerin oturduğu çukur yerlerden kaçınılmalıdır. Ayrıca bol ışık ve güneş istediğinden güney yamaçlar tercih edilmelidir. Meyilli arazide soğuk hava alt taraflara çöktüğünden dikilen kayısı ağaçları dondan fazla zarar görürler .Fakat yukarılara çıkıldıkça ağaçların dondan zarar görmesi kısmen önlenmiş olur. Kayısı ağaçları meyilli arazinin tesviye eğrileri üzerinde meydana getirilen teras ve çizgiler üzerine dikilirler. Meyilli arazide bu suretle meydana getirilen şekiller hem taban suyunun muhafazasına yardım ettiği gibi. yukarıdan aşağıya inen yağmur sularının akıp gitmesini ve toprak erezyonunu önlemektedir .&lt;br/&gt;KAYISI FiDANI YETİŞTİRİLMESİ&lt;br/&gt;Kayısı ve Zerdali meyvelerinden ,elde edilen çekirdekler tohum tavalarına</description></item><item><title>GERİLİM ALTINDAKİ YÖNETİCİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gerilim-altindaki-yonetici-345390.html</link><description>GERİLİM ALTINDAKİ YÖNETİCİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM-1&lt;br/&gt;ÇAĞDAŞ YÖNETİCİNİN YAŞAMI ve GERİLİM&lt;br/&gt;Kronikleşmiş gerilim bugün tüm yöneticileri tehdit eden başlıca sağlık sorunu olmuştur. Kendi teknolojimizin kurbanı olduğumuz kesinlikle ortadadır. Teknolojinin hızla gelişmesiyle, modern makinelerin hızı iç bünyemizdeki sistemlerin de hızlanmasına yol açmış, bazılarının &quot;telaş hastalığı&quot; diye adlandırdıkları yeni bir hastalığın ortaya çıkmasına sebep olmuştur.&lt;br/&gt;GERİLİM ve KALP&lt;br/&gt;Yaşamları büyük sorumluluklar, rekabetler ve gerginlik içinde geçenlerin ise, kalp krizine yakalanma ihtimalleri çok daha yüksektir. San Fransisko&quot;lu kalp uzmanı Dr.Meyer Friedman ile Montreal Üniversitesi&quot;nden gerilim üzerine araştırma yapan Dr.Hans Selye&quot;nin çalışmaları, gerilim ile kalp rahatsızlığı arasında doğrudan bir bağ olduğunu ortaya çıkarmıştır. &lt;br/&gt;GERİLİM ve YÜKSEK TANSİYON&lt;br/&gt;Kalp hastalıklarının en önemli nedenlerinden olan yüksek tansiyon ABD&quot;de yılda 60.000 kişinin ölümüne yol aşmaktadır. Hayat sigortası istatistiklerine göre, tansiyonu 150/100 olan 35 yaşındaki bir kişinin ömrü, tansiyonu 120/80 olan yine aynı yaştaki birine oranla 16.5 yıl daha kısadır. Yüksek tansiyon özellikle beyin ve kalp için zararlıdır. Bu araz, beyne oksijen sağlayan damarlarda çatlama yapabilir ve sonuçta beynin ihtiyacı olan oksijen sağlanmadığından felce neden olur.&lt;br/&gt;GERİLİM ve KANSER&lt;br/&gt;Kanser her yıl 750.000 Amerikalının hayatını tehdit etmektedir. Bazı araştırmacılar, bunun yoğun gerilimle ilgili olduğuna inanmaktadır. &lt;br/&gt;GERİLİM ve DİĞER HASTALIKLAR&lt;br/&gt;Dr.Selye&quot;nin açıklıkla belirttiğine göre, bazı hastalıkların temelinde kesin nedenler (belli bir mikrop veya zehir gibi) yatar. Diğerleri ise bünyenin alışık olmadığı durumlara karşı gösterdiği tepkiden kaynaklanır. Dr.Selye, gerilimle ilgili hastalıklara &quot;uyumsuzluk hastalıkları&quot; demiştir. Çünkü bu aşırı tepkilere bünyenin uyumsuzluğu neden olur. Ruhsal ve bedensel fonksiyonlar uyum içindeyken bünye sağlıklıdır, ama herhangi bir gerilim bu uyumu bozduğunda hastalık baş gösterir.&lt;br/&gt;Gerilim ve Ülser&lt;br/&gt;Ülser ile gerilim arasındaki bağ, halkın zihninde her zaman güçlü yerini korumuştur. Amerikan halkının %5&quot;inde ülser olduğu tahmin edilmektedir. İş ve aile hayatında sorunları olan kişinin, bu sorunları olmayanlara oranlar mide ve oniki parmak ülserine daha çok yakalandıkları bilinmektedir. Mide kanamaları yoğun gerilim sonucu aniden ortaya çıkabilir. &lt;br/&gt;Gerilim ve Şeker Hastalığı&lt;br/&gt;Gizli şeker hastalığının açığa çıkmasında bünyenin gerilime karşı gösterdiği tepkinin rol oynadığı bilinmektedir. Gerilim altında olan bir kişide doğal olarak kan şekeri de yükselir. &lt;br/&gt;Sırt ve Baş Ağrıları&lt;br/&gt;Sırt ve baş ağrıları yoğun gerilimin iki yaygın sonucudur. Migren ağrısı gerilim doruk noktasındayken değil de, baskı kalktıktan kısa bir süre sonra meydana gelmektedir. &lt;br/&gt;Gerilim ve Alerjiler&lt;br/&gt;Gelişmiş ülkelerde yaygın bir alerji türü olan astımın halkın %5&quot;ini etkilediği sanılmaktadır. Bu hastalığın gelişmiş ülkelerde az gelişmiş ülkelere oranla daha çok görülmesinin nedeni, yaşanan sanayileşmiş hayat tarzıyla ilişkili olsa gerektir. Özellikle genç astımlılar arasında duygusal heyecanların etkisini görmek mümkündür.&lt;br/&gt;Gerilim ve Kadınlar&lt;br/&gt;Evdeki sorumlulukların yanı sıra mesleğinde ilerleme çabasında olan bir kadın, kendi isteklerine de zaman ayırmak için mesleğiyle kişisel işlerini dengede tutmak zorundadır. Kadınların çoğu kendilerini iş hayatında da kabul ettirmek için erkeklerden yüzde yüz daha iyi olmaları gerektiğine inanırlar. &lt;br/&gt;Kadın, iş hayatının geleneksel eş ve anne rolünü bozmadığını kanıtlamak için evde de kendini gereğinden fazla yorar. Tempo da o kadar yoğun ve anormaldir ki, sonuç bu &quot;süper anne&quot; için felaket olur. Evdeki ve iş hayatındaki bu baskılar, kadının üzerinde olumsuz etki yapar. Gerilim içindeki kişiler diğerlerine oranla daha sık hastalanırlar.&lt;br/&gt;GERİLİMİN YÖNETİCİLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ&lt;br/&gt;Böyle bir dünyada, yöneticiler için iki temel sonuç çıkarılabilir. Birincisi, değişiklik karşısında doğru bir tutum geliştirilmelidir. Her değişimi kabul etmek, bunlara karşı çı</description></item><item><title>GIDA KATKI MADDELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gida-katki-maddeleri-367177.html</link><description>Tanımı :&lt;br/&gt;Uygarlığa paralel olarak gelişen teknolojilerin getirdiği değişik üretim teknik-leri ve tüketici beğenisinin giderek değişmesi, bilinçlenmesi ve dünyamızın daralan gıda kaynaklarının zorlamasıyla farklı üretim yöntemleri gelişmiş ve gıdaların çeşitli-lik kazanmasına yol açmıştır. Böylece gıdalara istenilen niteliklerin verilebilmesi için bunların yapılarına bazı özel katkıların ilavesi gerekli olmuştur. Bu özel maddeler gü-nümüzde gıda endüstrisi ile uğraşan üreticiler tarafından amaçlı ve bilinçli olarak ya-saların öngördüğü miktarlarda ve üretimin belirli aşamalarında kullanılmaktadır. Ay-rıca, teknolojinin ve modernizasyonun getirdiği koşullara bağlı olarak gıdalara elde olmayan nedenlerle bulaşan ve sağlık açısından sakınca yaratan maddeler de bulun-maktadır.&lt;br/&gt;Buna göre, gıdalara çeşitli kaynaklardan bulaşan veya bilinçli olarak katılan, gıdanın doğal öğelerinden farklı yapılara sahip olan bu tür maddeler aşağıda göste-rilen şekilde sınıflandırılabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A- Yardımcı Yabancı Maddeler (Additives)&lt;br/&gt;1. Gıda Katkı Maddeleri (Food Additives)&lt;br/&gt;2. İngrediyenler              (Ingredients)&lt;br/&gt;B- Bulaşan Yabancı Maddeler&lt;br/&gt;1. İlaç Kalıntıları (Pesticide Residues)&lt;br/&gt;2. Metalik Bulaşanlar (Metalic Contaminants)&lt;br/&gt;3. Temizlik ve  Dezenfektan   Madde  Kalıntıları (Detergent and Disin-fectant esidues)&lt;br/&gt;4. Sentetik Madde Kalıntıları (Synthetic Material Residues) &lt;br/&gt;5. Radyoaktif Madde Kalıntıları (Radioactive Fallout)&lt;br/&gt;6. Diğerleri&lt;br/&gt;C- Hile amacı ile Katılan Yabancı Maddeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yardımcı Yabancı Maddeler (Additives) :&lt;br/&gt;Gıda katkı maddesi adı verilen Food Additives sözcüğü için genellik-le, gıdalara katılan ve gıdaların içinde kalan, yani gıdalarla birlikte tüketilen mad-delerdir. Bunlar hem doğal kaynaklı (vitaminler, mineral maddeler, doğal aroma mad-deleri) hem de yapay olarak üretilen (konserve edici maddeler, tatlılaştırıcılar, emülgatörler, antioksidanlar vb.) maddelerdir şeklinde tanımlama yapılmaktadır. &lt;br/&gt;Gıda maddesine katılan herhangi bir maddeyi Gıda Katkı Maddesi olarak düşün-memek gerekir.  &lt;br/&gt;METİN ve SALDAMLI (1976)ya göre, &lt;br/&gt;Gıda katkı maddesi gıdanın yapısında doğal olarak bulunmayan üretim imalat depolama, paketleme gibi işlemler sırasında gıda maddesinin tat, koku, görünüm, yapı ve diğer niteliklerini düzeltmek, arzu edil-meyen değişikliklere mani olmak ve biyolojik değerini düzeltmek veya kalitesini uzun süre muhafaza etmek amacıyla kullanılan madde veya maddeler karışımıdır.&lt;br/&gt;FURIA (1972)ya göre,&lt;br/&gt; Gıdanın temelini oluşturan ana öğelerin dışındaki madde veya maddeler karışımı olup üretim, imalat, depolama ve paketleme gibi iş-lemler görmüş son üründe bulunur. Gıda katkı maddeleri kavramı, tesadüfen oluşan metal bulaşmalarını hiçbir zaman içermez.&lt;br/&gt;Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Araştırma Konseyi (U.S.A. National Research Counsil) Gıda Koru-ma Komisyonunun yapmış olduğu tanıma göre gıda katkı maddesi, &lt;br/&gt;Gıdayı oluşturan temel öğelerin dışındaki mad-de veya maddeler karışımı olup, gıda maddesinin üretimi, imalatı, depolanması ve paketlenmesi gibi işlemler sırasında konulan ve son üründe yer alan maddelerdir.&lt;br/&gt;LEBENSMITTEL - LEXIKONda ise ; Bu maddeler, gıdalara katılan ve gıda-larda kalan yani gıdalarla birlikte tüketilen maddelerdir. Doğal kaynaklı olabildikleri gibi (vitaminler, mineral maddeler, doğal aroma maddeleri) yapay olarak da elde edilmiş (koruyucu maddeler, tatlılaştırıcılar, emülgatörler, kalınlaştırıcılar, antiok-sidanlar, yapay renk maddeleri vb.) olabilirler. &lt;br/&gt;Yapay olarak elde edilen gıda katkı maddeleri aynı zamanda yabancı madde olarak nitelendirilebilirler.&lt;br/&gt;Uluslararası bir kuruluş olan FAO/VVHO Birleşik Kodeks Komitesinin tanımın-da ise Tek başına besin değeri taşımayan ancak gıda maddesine bilinçli olarak direkt veya indirekt katılan, onların görünüşlerini ve yapılarını düzeltmek için veya muhafaza olanağını  artırmak için sınırlı miktarda katılan maddelerdir denilmektedir. Buna göre besin değerini arttırıcı vitaminler ve mineral maddeler ile pestisidler, çevre kirliliğinden bulaşanlar ve teknolojik prosesleri</description></item><item><title>ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cilek-yetistiriciligi-348285.html</link><description>ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİÇilek yetiştiriciliği bilhassa küçük ve orta büyüklükteki işletmeler için önemli bir ziraat koludur. Bu meyve yatırımların kısa zamanda geriye dönmesi nedeniyle küçük aile işletmeciliğine de uygundur. Pazarda taze meyvenin az olduğu dönemde olgunlaşması nedeniyle iyi bir pazar avantajına sahiptir. Birim alandan elde edilen gelir öteki ürünlere göre daha yüksektir. Taze olarak tüketiminin yanında, reçel, marmelat, dondurma, pasta ve likör yapımında geniş ölçüde kullanılır. Ayrıca derin dondurularak saklanır, konservesi yapılır, meyve suyu elde edilir. Böylece her mevsim tüketim olanaklarına sahiptir.Çilek  insan sağlığı ve beslenmesi açısından son derece yararlı bir meyvedir. C vitamini açısından zengindir. 100 gr. meyvede 100 mg. Yaklaşan oranda askorbik asit bulunur. Zengin selüloz içeriğinden sindirimi kolaylaştırır. Yüksek oranda ellajik  asit ihtiva ettiğinden kanseri önleyici özelliğe de sahiptir. 100 gr. Çilek meyvesi 40 -45 kalori, önemli miktarda A,B vitaminleri, kalsiyum, demir, fosfor gibi mineral maddeler, çok az miktarda brom, silisyum, iyot ve kükürt içerir. Çilek kökünün kabız yapıcı, idrar arttırıcı ve iştah arttırıcı etkisi vardır.EKOLOJİK İSTEKLERİ : Sıcaklık : En yüksek büyüme hızı 20 -21  C civarındadır.En iyi günlük sıcaklık çilekler için 23  C kabul edilmektedir. Bu derecenin altındaki ve üzerindeki sıcaklıklar yaprak üretimini azaltmaktadır. Kök bölgesindeki sıcaklıklar  18 - 24    C arasında olduğu zamanlarda toprak üstü kısımlarında maksimum büyüme değerleri elde edilir.Gün uzunluğu : Kültür çeşitleri kısa gün bitkileri olup yaz sonları ve sonbaharda düşük sıcaklık ve az ışıklanma süresi nedeniyle yüksek oranda çiçek tomurcuğu oluşmaktadır. 8 - 11  saatlik bir ışıklanma süresi çiçek tomurcuğu oluşumunu teşvik etmekte kol oluşumunu engellemektedir. Buna karşılık 17 -20 saatlik bir ışıklanma süresi tam aksi etkiyi yapmaktadır. En az 22,8   C sıcaklık ve 15 saatlik gün uzunluğu en hızlı kol üretimini sağlayan değerlerdir.Don : Çileklerin çiçeklenme ve meyve bağlama devreleri oldukça uzun olduğundan kısa süreli oluşan bir veya iki don hadisesi tüm ürünün zarar görmesine sebep olmaz. Meyveler çiçek veya tomurcuklara oranla soğuğa karşı çok daha hassastır. İlkbaharda  0   C`nin hemen altındaki sıcaklıklarda oluşan don zararında çiçek dipleri kararır ve meyve bağlama olmaz. Hava sirkülasyonuna sahip bahçeler hava akımlarının olmadığı kapalı yerlere oranla daha az dondan zarar görürler.Sis ve dolu :  Bitkilerin çiçeklenme zamanı görülen  sürekli sisler tozlanma ve döllenmeyi güçleştirir. Dolular ise meyve ve yaprakları yaralayarak çürümelerine neden olur.Rüzgar :  Hafif hava akımının olması transprasyonu  kamçıladığından bitkilerin topraktan su ile birlikte besin maddelerini de almasını sağlamakta  dolayısıyla çilekler daha iyi gelişebilmektedir. Rüzgarlar tozlanma ve meyve oluşumu için yararlıdır. Çiğ ve yağmurlardan sonra kurumayı kolaylaştırır ve Botrytis hastalığını azaltır. Günlük hasat meyveler tam olarak kurumadan yapılamadığından çevresi tamamen kapalı çilek bahçelerinde hafif bir rüzgar esmesi arzu edilir. Kuru ve sıcak rüzgarlar su kaybını arttırarak kurumaya neden olurlar.(Yaz dikimlerinde önemli)Yer ve yöney :  Deniz kenarındaki bölgelerde yetiştiği gibi, 1000 m ve  hatta daha yüksek rakımlı yerlerde de yetiştirilebilmektedir. En iyi yetiştiği rakım 500 -  800 m rakıma kadar olan yerlerdir. % 2 - 3 eğimli bir arazi hava ve su drenajı için tercih edilen yerlerdir.Çok eğimli yerlerde kontur dikim yapılmalıdır.TOPRAK İSTEKLERİ    Çilek saçak köklü bir bitki olup genel olarak derin, verimli, su tutma kapasitesi yüksek, iyi drene edilmiş; kumlu killi topraklarda daha iyi yetişmektedir. Toprak drenajının çok iyi olması gerekir. Çünkü çilek kökleri durgun suda birkaç saat dahi duramaz. Birçok çilek çeşidi hafif, kumlu, çakıllı, yahut taşlı topraklarda killi, ağır ve ıslak topraklara nazaran daha iyi gelişir. Çilek köklerinin % 90 ı ilk 15 cm lik toprak derinliği</description></item><item><title>KIRMA DENEYİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kirma-deneyi-356307.html</link><description>KIRMA DENEYİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;500 gr besleme malı belirli elek fonksiyonlarında ele tart besleme malı için tablo çizeceğiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1000gr numune çene açıklığı 1cm olacak şekilde konileme dörtleme yöntemi ile 500gr-500gr ayıracağız. Ayırdıktan sonra ilk 500&quot;ü çeneli kırıcıdan geçirip 250 gr alıp merdaneli kırıcıya götüreceğiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Önce numune alınıp çeneli kırıcıya gidiliyor primer kırma yapılıyor tek çene sabit diğeri hareket ediyor. Malzeme bitmeden devamlı olarak besleme yapılıyor. Çene açıklığı ayarlanabiliyor(kollarla)&lt;br/&gt;Kırılan malzemenin döküldüğü hazne var. Malzeme yavaş yavaş makinaya dökülüyor bitince makine kapatılır. Diğer cevher hazırlama labaratuvarına gidilir alınan numune yaklaşık 500gr besleme malı için konileme dörtleme yolu ile 4&quot;e bölünür. Malzeme koni şeklinde oluşturulup ikiye ve sonra o ikiye bölünenlerde ikiye bölünür birisi alınır tartıda tartılır 500gr gelmesi bekleniyor gelmezse bu ayarlanmaya çalışılır biz aldığımızda 1600gr civarı çıktı buda konileme dörtleme yapıldı ikisi alındı 515gr oldu&lt;br/&gt;25,4 - 16 - 9,5 - 4,75 - 3,15mm elekler alındı. En üstte 25,4 olacak numune elek üstüne dökülecek elekler üst üstüne geçirilmiş durumda) elenecek üstte kalanlar &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tane İriliğiAğırlık&lt;br/&gt;-30+25,439gr&lt;br/&gt;-25,4+16190gr&lt;br/&gt;-16+9,5149gr&lt;br/&gt;-9,5+4,7580gr&lt;br/&gt;-4,75+3,1518gr&lt;br/&gt;-3,1539gr&lt;br/&gt;Toplam515gr olacak&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Elek üstü değerler böylece bulundu ve numuneler toplandı orada bırakıldı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İlk önceki konileme dörtlemede kalan numune alınıp tartıldı bu 1kg olmalı 941 çıktı 60 gr daha götürüldü(dikkat et fazla aralık olmasın) 1kg oldu. Bunu çeneli kırıcıda kıracağız çeneli kırıcıyı 1cm&quot;ye ayarlıyoruz. Yanda ayarı var makine çalıştırılır sonra numune alınıp diğer labaratuvara gidilir(sıkışanlar çubukla itilir) malzeme metal ayırıcıya götürülür(mekanik ayırıcı) işletmelerde bunun hareketlisi kullanılır. İçindeki tarak yardımıyla bir sağa bir sola götürülür bunda önemli olan makinanın tam ortasında dökülür bunun yarısını bırakıyoruz. Arşive koyuyoruz.(arşivi neden bırakıyoruz? Çünkü bir aksilik olduğunda kullanılır) bunu tarttık 508 gr malzemeyi elekten geçireceğiz.&lt;br/&gt;9,5 - 4,75 - 3,15 - 2mm&quot;lik elekler alınır eleme yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tane aralığıAğırlık&lt;br/&gt;-16+9,528&lt;br/&gt;-9,5+4,75207&lt;br/&gt;-4,75+3,1558&lt;br/&gt;-3,15+225&lt;br/&gt;-2198&lt;br/&gt;Toplam508&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Kırıcıya gidip biraz önce kalan numuneyi merdaneli kırıcıya götürüyoruz.&lt;br/&gt;MERDANELİ kırıcı çalışma prensibi: iki merdane birbirine paralel gidiyor burada büyük çapta malzeme kıramazsın bu 1cm&quot;den büyük olmamalı numuneyi makinaya döküyor hazneden alıyoruz.&lt;br/&gt;Bunu deminki ayıraçla(ikili olanla) 249grama düşürüyoruz. Malzemenin birini alıp tartıyoruz. Elek boyutları 2 - 0,5 - 0,250 - 0,106 elekler seçilip yerleştirilir leme yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tane AralığıAğırlık&lt;br/&gt;-3,15+235&lt;br/&gt;-2+0,598&lt;br/&gt;-0,5+0,25010&lt;br/&gt;-0,250+0,10662&lt;br/&gt;-0,10642&lt;br/&gt;Toplam247&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Elekten biraz ufalarız çünkü merdanede yapışmış olabilir. Buna dikkat edilsede tam olarak yapılmadığından tekrar edildi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öğütme yapılmanın amacı; serbestleşme gang mineralinden ayırmak için mesela kömürde kil serbestleşme derecelerini bulmak için &lt;br/&gt;2. amaç kıyaslama yapılır merdaneli veya çeneli kırıcı buna göre yorumlar yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TABLO BİRLEŞTİRME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kırma deneyi yapıldı &lt;br/&gt;Deney föyünde neler gerekli besleme malı eğriler oluşturulacak elek üstü sonuçlarına göre rrt  elek analizi sonuçlarına göre histogram vs.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Elek üstü ve elek altı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sayfa 26&quot;da boş tablolar var &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tane İriliğigr%&amp;#8721;EÜ&amp;#8721;EANDOOTİ&amp;#61508;d&lt;br/&gt;-22+1911211,2611,261003,7520,53&lt;br/&gt;-19+1217517,5928,8588,742,5115,57&lt;br/&gt;-12+814414,4743,3271,153,62104&lt;br/&gt;-8+523023,1266,4456,687,716,53&lt;br/&gt;-5+325025,1291,5633,5612,5642&lt;br/&gt;-3848,441008,442,811,53&lt;br/&gt;toplam995&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAŞ ÖĞÜTME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1,5kg numune alındı 500-500-500gr olarak üç parçaya ayrıldı bunlardan birini değirmenin içine koyduk numune boyutumuz -9.5 idi. Değirmene ayrıca numuneyle birlikte &lt;br/&gt;3 kg büyük boyutta bilye&lt;br/&gt;5 kg orta boyutta bilye&lt;br/&gt;2 kg küçük boyutta bilye konuldu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5 dakika sabit alınıp su miktarı değişecek -0.3 çökelecek&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ilk olarak numune ve bilyeleri koyduğumuz değirmene</description></item><item><title>ORGANİK TARIMIN TARİHÇESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?organik-tarimin-tarihcesi-384109.html</link><description>ORGANİK TARIMIN TARİHÇESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarihçesi 20.yüzyıla dayanmaktadır. Zira çevre bilinci ve ozon tabakasındaki incelme ve dünya geleceğinin tehlikeye girmesi gibi konular gündeme gelmiştir. Önceleri çok çeşitli yöntemler ve teoriler geliştirilmiş, hatta bu yöntemlere astrolojik boyutlar katılarak ay ve yıldızların etkisini de üretime katan ekoller bile ortaya çıkmıştır. Tüm bu ekoller incelendiğinde görülen temel öğe ; ekolojik dengenin korunarak , bitkisel ve hayvansal üretimin birlikte aile isletmeciliği seklinde yapılması , dolayısıyla üretimden tüketime kısa devrelerin kurularak kendi kendine yeterliliğini sağlanmasıdır.&lt;br/&gt;Buna rağmen &quot;Yeşil Devrim&quot; olarak adlandırılan makineleşme, kimyasal ilaç ve gübreler ile kimyasal katkı maddelerinin kullanımındaki artış, 60&quot;li yılların sonunda Avrupa Topluluğunun kurulması ve uyguladığı tarımsal destekleme politikaları,1970 de pestisitlerin ve kimyasal gübrenin keşfi vs... sonucunda sağlanan tarımsal üretim artışı sebebi ile ekolojik tarım bırakılmıştır. Ancak bunun da dünyadaki açlık sorununa bir çözüm getirmediği , aksine doğal dengeyi ve insan sağlığını süratle bozduğunun görülmesi üzerine, araştırmalar başlamış ve bu araştırmaların sonucunda bilim çevreleri ve sivil toplum örgütlerinin baskısıyla 1979 yılından itibaren DDT grubu pestisitlerin kullanımı A.B.D.den başlayarak tüm dünyada yasaklanmıştır. Bu durumda ekolojik tarım tekrar gündeme gelmiş , 1980 yılından sonrada tüketicilerin baskısıyla aile isletmeciliği seklinden çıkarak ticari bir boyut kazanmıştır. &lt;br/&gt;ABDde 0-2 yas grubu çocuk mamalarının imalinde ekolojik ürünlerin kullanılmasını zorunlu tutan yasanın da bu ticari boyuta katkısını belirtmek gerekir. Ülkemizde ekolojik tarım faaliyetleri 1986 yılında Avrupadaki gelinmelerden farklı şekilde, ithalatçı firmaların istekleri doğrultusunda, ihracata yönelik olarak başlamıştır. Daha sonra 2092/ 91 Sayılı yönetmeliğin 14 Ocak 1992 tarihinde yayımlanan 94 /92sayılı ekinde; Avrupa Topluluğuna ekolojik ürün ihraç edece</description></item><item><title>BALYA MAKİNELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?balya-makineleri-448122.html</link><description>BALYA MAKİNELERİ &lt;br/&gt;Ana sayfa &lt;br/&gt;Toprak işleme makinaları&lt;br/&gt;Ekim dikim makinaları&lt;br/&gt;Zirai mücadele makinaları &lt;br/&gt;Gübre dağıtma makinaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çayır biçme makinaları &lt;br/&gt;Balya Makinaları&lt;br/&gt;Traktörler Trak Hidroliği&lt;br/&gt;Traktör bakımı &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Tarlada biçilmiş ve kurutulmuş otun, yoncanın veya kışın hayvan yemi olarak kullanılabilecek diğer bitkilerin, hububat sapının yada samanının, depolanacak yere kadar taşınması ve depolanması oldukça zordur. Bunu kolaylaştırmak için yukarıda bahsedilen ürünler sıkıştırılıp paketlenerek taşınır. Böylece düzgün şekilli ot paketleri kolayca taşınarak, fazla yer kaplamadan kolayca depo edilebilirler. Aynı zamanda taşıma esnasında ve depolamada olabilecek kayıplar en aza indirilmiş olur. Kısaca otun, hububat sapı ve samanının paketlenip bağlanması işlemine balyalama adını veriyoruz. Bu işi yapan makinelere de balya makinesi adını veriyoruz.&lt;br/&gt;Günümüzde çiftçilerin kullandığı iki çeşit balya makinesi vardır. &lt;br/&gt;1. Köşeli balya makineleri&lt;br/&gt;2. Silindirik balya makineleri&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Resim 71 : Köşeli ve silindirik balya makinesi&lt;br/&gt;1. KÖŞELİ BALYA MAKİNELERİ &lt;br/&gt;        Yurdumuzda çiftçilerimizin en çok kullandığı makineler köşeli balya makineleridir. Bu makineler traktörün arkasına bağlanarak çalıştırılırlar ve otu büyük bir kibrit kutusu şekline benzeyen paketler haline getirirler. &lt;br/&gt;Makinenin Çalışması ve Kısımları &lt;br/&gt;Makine bu paketleri şu şekilde yapar. &lt;br/&gt;        1. Daha önceden ot biçilip namlu yapılmıştır. &lt;br/&gt;        2. Namludaki otu makine, toplayıcı organıyla tarladan toplar &lt;br/&gt;        3. Toplayıcı tarafından toplanan otlar, sıkıştırma kanalına sevk edilir. &lt;br/&gt;        4. Piston tarafından ot sıkıştırma odasında sıkıştırılır. &lt;br/&gt;        5. Balya istenilen büyüklükte, otomatik bağlama düzeni vasıtasıyla iki yerinden bağlanır.&lt;br/&gt;Şimdi bu işleri yapan organların ayar ve bakımlarını görelim.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Resim 71a : Köşeli balya makinesi ve kısımları&lt;br/&gt;1. Toplayıcı kısım: &lt;br/&gt;        Namlu halindeki otu toplayan kısım çeşitli tiplerde olabilir. Yurdumuzda kullanılan balya makinelerinde genellikle parmaklı tip toplayıcı vardır. Tarla yüzeyi ile parmaklar arasında bir iki parmak mesafe kalacak şekilde yükseklikleri ayarlanmalıdır. Bu ayar bir kolun çekilmesi ve bırakılmasıyla yapılır. Çalışırken parmaklar toprağa değmemelidir. &lt;br/&gt;2. Toplanan otu piston önüne sevk eden organ: &lt;br/&gt;3. Bıçakların bilenmesi: &lt;br/&gt;        Bıçaklar körlendiğinde bilenmelidir. Bilenirken bıçak ağzındaki açı bozulmamalıdır. Ayrıca iki bıçak arasında 1 mmden fazla boşluk olmamalıdır. Aksi halde otu kesip birbirinden ayıramazlar. &lt;br/&gt;4. Piston ayarı: &lt;br/&gt;        Belli bir çalışma sonunda takozlar aşınır üst ve yan boşluklar oluşur. O zaman piston düzgün çalışamaz. Bu durumda ya takozlar alttan beslenir yada yenisiyle değiştirilir. &lt;br/&gt;5. Dişli ve kayış gerginlik ayarları: &lt;br/&gt;        Ana hareket kayışı, toplayıcı hareket kayışı ve zincirli hareket ileten yerlerin gerginlik ayarları zaman zaman kontrol edilip gergi dişli ve kasnaklarından normal sıkılıkta olacak şekilde yapılmalıdır. &lt;br/&gt;6. Makinenin traktöre bağlanması: &lt;br/&gt;        Balya makinesi traktöre çeki demiri vasıtasıyla bağlanmalıdır. Destek ayağı ayarlanıp çeki oku çeki demirinin ortasına yakın bağlanıp, makine yol durumunda çalışma durumuna getirilir. &lt;br/&gt;7. Şaftın bağlanması: &lt;br/&gt;        Şaftın uzunluğu iyi ayarlanmalıdır. Balya makinesi şaft ve traktör aynı doğrultuda olmalıdır. Şaft takıldıktan sonra muhafaza şasiye bağlanarak dönmesi engellenir. Tarlada çalışırken dönüşlerde hareket kesilmelidir. Şafttaki geçme payı en az 30 cm olmalıdır. &lt;br/&gt;8. İp bobinlerinin yerleştirilmesi: &lt;br/&gt;        Kaliteli kopma yapmayacak ve düğümlemede arıza yapmayacak makine imalatçısının tavsiye ettiği ip kullanılmalıdır. &lt;br/&gt;9. Bağlama düzeninin temizliği: &lt;br/&gt;        Makine ile işe başlamadan önce bağlama düzeni benzinle yıkanır. İp tutucu ve karga burnu pasa karşı yağlanır. İş dönüşü de bu bakımın dikkatlice yapılması gerekir. &lt;br/&gt;2. SİLİNDİRİK BALYA MAKİNELERİ</description></item><item><title>TÜRKİYE TARIMINA GENEL BİR BAKIŞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-tarimina-genel-bir-bakis-394471.html</link><description>TÜRKİYE TARIMINA GENEL BİR BAKIŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemiz yakın yıllara kadar bir tarım ülkesiydi. Çünkü aktif nüfusumuzun yarıdan fazlası tarımla uğraşmaktaydı ve ülkemizin gelir kaynakları ve halkın geçiminde tarım önemli bir yer tutmaktaydı. Fakat ülkemizde 1970&quot;li yılların sonu ve 1980&quot;li yılların başından itibaren sanayi sektöründe büyük bir ilerleme görülmüştür. Tarımdan sağlanan gelir üçüncü plana düşmüştür. Bununla beraber tarımsal ürünler sanayinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Bunların başında hammaddesi çoğunlukla pamuğa dayanan tekstil sanayi gelmektedir. İhraç ürünlerimizin önemli bir bölümünü de tarıma dayalı sanayi ürünleri oluşturmaktadır. Türkiye&quot;de tarım sektöründe çalışan nüfus her yıl azalmakla birlikte diğer sektörlerde çalışan nüfusa oranla fazlalığını halen korumaktadır. Nitekim yaklaşık olarak aktif nüfusumuzun yarısı tarımla uğraşmaktadır. Özellikle kırsal alanlarımızdaki nüfusun tamamına yakın bir bölümü geçimini tarımdan sağlamaktadır. Bu nedenle tarım faaliyetleri ülkemiz genelinde önemli bir yer tutmaktadır &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TÜRKİYE TOPRAKLARINDAN YARARLANMA ORANLARI&lt;br/&gt;Topraklarımızdan faydalanma oranları daha çok iklim ve yerşekilleri özelliklerine bağlıdır. Ülkemizde yüksek dağlık kesimler geniş alan kapsar. Dik yamaçlar çoktur. Buralarda topraktan faydalanma çok kısıtlıdır. Buna göre ülkemiz arazisinin %36&quot;sı ekili dikili alan, %32&quot;si çayır ve otlar, %26&quot;sı orman ve %6&quot;sı diğer alanlardır. Tarımdaki makineleşmenin etkisiyle çayır ve otlakların alanı daralırken tarım alanlarımız genişlemektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bölge Yüzölçümün Göre Ekili Dikili Alanların Oranları&lt;br/&gt;1)Marmara Bölgesi : % 30 &lt;br/&gt;2)İç Anadolu Bölgesi : %27 &lt;br/&gt;3)Ege Bölgesi: %24 &lt;br/&gt;4)Güneydoğu Anadolu Bölgesi: %20 &lt;br/&gt;5)Akdeniz Bölgesi: %18 &lt;br/&gt;6)Karadeniz bölgesi: %16 &lt;br/&gt;7)Doğu Anadolu Bölgesi: %10&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarıma uygun olan araziler genellikle kıyılarımızdaki delta ovalarında, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu&quot;daki ovalık alanlarda ve çökme sonucu oluşmuş olukların içersinde bulunmaktadır. Coğrafi bölgelerdeki ö</description></item><item><title>TARIMSAL ÜRÜNLERİN KURUTULMASINDA SİKLON TİPİ BİR KURUTUCUNUN KULLANILABİLİRLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tarimsal-urunlerin-kurutulmasinda-siklon-tipi-bir-kurutucunun-kullanilabilirligi-446776.html</link><description>TARIMSAL ÜRÜNLERİN KURUTULMASINDA SİKLON TİPİ BİR KURUTUCUNUN KULLANILABİLİRLİĞİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada, tarımsal ürünlerin kurutulmasında, siklon tipi bir kurutucunun kullanılabilirliği araştırılmıştır. Siklon tipi kurutucuda, geleneksel kurutma sistemlerinden farklı olarak, örneklerin ısıtılmış hava ile teması, eksenel akış ortamı yerine dönel akış ortamında gerçekleşmiştir. Dönel akış, havanın kurutma odasına alt taraftan açısal yönde verilerek sağlanmıştır. Deneylerde 12.5x12.5x25 mm ve 8x8x18 mm ebatlarında dikdörtgenler prizması şeklinde kesilmiş patates örnekleri kullanılmıştır. Örneklerin kuruma karakteristiği, kurutma havasının 60, 70 Â°C giriş sıcaklığında ve 1m/s hız şartlarında dönel akış için incelenmiştir. Deney setinde gerekli düzenlemeler yapılarak, deneyler aynı fiziki şartlarda eksenel akış için de tekrarlanmış ve her iki akış kurutma süresi açısından karşılaştırılmıştır.&lt;br/&gt;Anahtar sözcükler:  : Kurutma, kurutucu, tarımsal ürünler&lt;br/&gt;In this study, the utilization of a cyclone type dryer in drying of agricultural products was investigated. Different from conventional types of dryers the samples subjected to heated air in swirl flow in place of axially flow. Swirl flow was supplied by entering drying air in angular direction in to the drying chamber. Potato slices cut in the shape of rectangular prism with the dimensions of 12.5x12.5x25 mm and 8x8x18 mm and used in experiments. Under conditions of drying air inlet temperature, 60, 70 Â°C and drying air velocity 1m/s, the drying characteristic of samples was investigated for swirl flow. By necessary modification on the experimental set up, the experiments were repeated under the same conditions in axially flow, and the comparison drying time of both flows are given.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Keywords: Drying, dryer, agricultural products &lt;br/&gt;**  Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makina Mühendisliği Bölümü&lt;br/&gt;* Bu çalışma Fırat Üniversitesi Araştırma Fonu tarafından FÜNAF-357 nolu proje olarak desteklenmiştir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Tarımsal ürünlerin uzun süre muhafaza edilebilmesi için birçok teknikler mevcuttur. Bu teknikler arasında kurutma, soğutma, kimyasal maddelerle işleme tabii tutma sıralanabilir. Bunların içinde uygulama alanı en geniş olan kurutmadır. Kurutma işlemi bir ısı ve kütle transferi olayı olup güneş enerjisi ile tarım ürünlerini kurutma, en eski gıda saklama yöntemlerinden birisi olarak bilinmektedir (Akyurt vd., 1971). Bu tür kurutmada gıda maddesine çoğunlukla ön işlem uygulanmaz; kurutulan sebze ve meyvelerin çoğunluğu, güneşte yere serilmekte ve kuruma işlemi tamamlanıncaya kadar açık havada bekletilmektedir. Güneşte kurutmada  yağmur, rüzgarın neden olduğu tozlar, pislikler, böcek ve sinek gibi çeşitli canlıların temas etmesi nedeniyle gıdanın kalitesi ciddi olarak azalmaktadır. Bu nedenle de, ürünün iç ve dış pazarda satışlarında sorunlar yaşanmaktadır (Cemeroğlu, 1986). Bu sorunların aşılması kurutma işleminin kapalı sistemlerde gerçekleştirilmesiyle mümkündür. Yöresel koşullara uygun olarak tasarlanacak kurutucularda elektrik, güneş veya jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynakları kullanılabilir. &lt;br/&gt;Ürün tipi ve yöre koşullarına uygun kurutucu modellerinin belirlenmesi konusunda yurt içi ve yurt dışında çalışmalar yapılmıştır (Tırıs vd., 1994; Midilli, 1999; Özdemir ve Devres, 1999; Yaldız, 2000; Sarsılmaz vd., 2000; Can, 2000; Patıl vd, 2001; Youcef-Ali vd., 2001). Bu çalışmada, siklon tipi bir kurutucuda dönel akış ortamında patates kurutulmuş ve patatesin kuruma kinetiği, eksenel akış ortamında yapılan kurutma ile karşılaştırılmıştır. Siklon tipi kurutucunun tarımsal ürünlerin kurutulmasında kullanılabilirliğinin araştırılmasının ana amaç olduğu çalışmada, kurutulacak materyal olarak patatesin seçilmesindeki nedenlerden biri bu ürüne belirli bir geometrik şeklin verilmesindeki kolaylıktır. Diğer nedenler ise, yörenin geniş bir üretim alanına sahip olması, patatesin bütün mevsimlerde bulunabilmesi, ucuz olması ve cips yapımında kullanılan patatesin işlendikten sonra ticari değerini</description></item><item><title>KAPARİ BİTKİSİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ, TARIMI VE EKONOMİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kapari-bitkisinin-genel-ozellikleri,-tarimi-ve-ekonomisi-370068.html</link><description>1.KAPARİ BİTKİSİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kapari, Akdeniz iklim bitkilerinden çok yıllık çalı tipinde bir bitkidir. Yurdumuzda Akdeniz ikliminin hakim olduğu Batı Anadolu illeri başta olmak üzere, Orta Anadoluda Tokat ve civarında, Doğu Karadeniz ve Güneydoğu illerinde doğal olarak yetişen Kapari, çalımsı yapıda, dik ve yatık olarak büyüyen dikenli bir bitkidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kapari, doğal iklim yapısı Akdeniz iklimi olmasına karşın bir çok türünün kuru iklim özelliklerini sevmesi nedeniyle dünyanın bir çok bölgesinde 650&quot;nin üzerinde türü bulunmaktadır. Kaparinin anavatanının Asya&quot;nın batı yada orta kesimleri olduğu düşünülmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kapari bitkisinin, Milattan Önce 400 yıllarında tanındığı ve Aristo zamanında dalak rahatsızlıklarında ve ağrılı adet görme durumlarında ilaç olarak kullanıldığı da bilinmektedir. Hipokrat tarafından da kaparinin kalp-damar sistemine olan olumlu etkisi görülmüş ve birçok hastalıkta ilaç olarak kullanılmıştır. Akdeniz ülkelerinde ilk çağlardan bu yana gıda ve tedavi amaçlı kullanılan kapari bitkisinden günümüzde boya ve kozmetik sanayiisinde de yararlanılmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde tüketimi çok yaygın olmayan kapari Avrupa&quot;da ve Amerika&quot;da acı ve keskin aroması nedeni ile çorbalarda, et yemeklerinde, soslarda, salatalarda, pizzada ve bir çok yiyecekte kullanılmak üzeri yaygın bir tüketim potansiyeline sahiptir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Latince Capparis spinosa L. olarak adlandırılan kaparinin bir çok  ülkede ve ülkemizin farklı bölgelerinde  farklı isimleri vardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde; Kapari, Şaballah, Menginik, İt Hıyarı, İt Kavunu, Karga Kavunu, Yılankabağı, Keditırnağı, Gevil, Kepekçiçek, Hint Hıyarı, Gavur Bostanı, Yumuk Bubu, Keper, Kepre, Geber, Gebere, Bugo gibi isimler alan kaparinin dünyanın bir çok ülkesinde aldığı diğer isimler ise şöyledir:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Afganistan : Kabbara, Kabawa&lt;br/&gt;Almanya: Kapernbaum, Kappernstande, Kapern&lt;br/&gt;Arabistan : Azuf, Kabar, Kabbar, Kabur&lt;br/&gt;Estonya : Torkav Kappar&lt;br/&gt;Finlandiya : Kapris&lt;br/&gt;Fransa : Capres, Fabagelle, Tapana&lt;br/&gt;Hollanda: Kaperboom, Gedoornda, Kapperstruik&lt;br/&gt;Hindistan : Kiari, Kobra&lt;br/&gt;İngiltere : Caper plant, Caperbush&lt;br/&gt;İtalya : Cappero, Capperani&lt;br/&gt;İspanya : Alcaparra, Caparra, TÃ¡pana; AlcaparrÃ³n (Caper Berries)&lt;br/&gt;İsveç : Kapris&lt;br/&gt;İran  : Kabak, Kebir, Kurak&lt;br/&gt;İsrail : Ezov&lt;br/&gt;Kanada : Mullukattari&lt;br/&gt;Macaristan : Kaporna, KapribogyÃ³&lt;br/&gt;Malta: Caper Plant, Capparo, Cappero, Cappara&lt;br/&gt;Norveç : Kapers&lt;br/&gt;Portekiz : Alcaparras, Alcappara, Alcapparo&lt;br/&gt;Rusya : Kapersovyi Kust&lt;br/&gt;Yunanistan : Kapparis&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaynak : (www.actahort.org) &lt;br/&gt;2. KAPARİ BİTKİSİNİN BOTANİK ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kapari (Capparis spp.) Caparaceae familyasına ait bir bitkidir. Taksonomik sınıflandırması aşağıdaki gibidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alem: Anthophyta&lt;br/&gt;Şube: Magnoliopsida&lt;br/&gt;Sınıf: Dilleniidae&lt;br/&gt;Takım: Capparidales &lt;br/&gt;Familya: Capparidaceae (veya Capparaceae)&lt;br/&gt;Cins: Capparis &lt;br/&gt;Tür: spinosa&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaynak : (www.mediterraneangardensociety.org)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaklaşık olarak 650 türü ve 30 kadar cinsi bulunan bu bitki Cleomaceae ve Cruciferae familyaları ile benzerlik göstermekted</description></item><item><title>SEKTÖR ANALİZİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sektor-analizi-436257.html</link><description>Süt Hayvancılığının Karşılaştığı Sorunlar ve Süt Ürünlerinin Pazar Durumu: Trakya Bölgesi Örneği&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yrd.Doç.Dr. M.Ömer AZABAĞAOĞLU        Yrd.Doç.Dr. Okan GAYTANCIOĞLU&lt;br/&gt;Yrd.Doç.Dr. Ahmet KUBAŞ        Yrd.Doç.Dr.Yasemin ORAMAN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Trakya Üniversitesi, Tekirdağ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Özet&lt;br/&gt;Trakya bölgesindeki süt sektörünün incelendiği araştırmada sütün, üreticiden tüketiciye kadar geçirdiği çeşitli evreler analiz edilmiştir. Bölge, süt hayvancılığı açısından Türkiye&quot;nin en gelişmiş yörelerinden birisi olup, sahip olduğu süt ineklerinin tamamına yakını kültür veya kültür+melez şeklindedir. Bölgenin inek başına süt verimi 4 443,5 lt olarak bulunmuş olup bu rakam Türkiye ortalamasının oldukça üzerindedir. Üreticilerin en büyük sorunu süt fiyatlarının düşüklüğü ve yem fiyatlarının yüksekliğidir. Bu yüzden bölgede silajlık yem bitkisi, özellikle mısır üretiminde artış görülmektedir.&lt;br/&gt;Sektörün içinde bulunduğu koşullar ve uygulanan pazarlama programları ile ilgili bilgiler süt ve süt ürünleri işleyen işletmelerin yöneticileriyle yapılan anket çalışmasından elde edilmiş ve bu bulgular SWOT analizi ile değerlendirilmiştir. Sektörün güçlü ve zayıf yönleri ortaya konulurken gelecekteki performansı belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca işletmelerin performansını etkileyecek strateji seçimlerine baz olan çerçeve belirlenmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriş&lt;br/&gt;Toplumun dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için hayvansal besinler içerisinde önemli bir yeri olan süt ve süt ürünlerinin tüketimi ülke nüfusu ile karşılaştırıldığında oldukça düşük düzeydedir. Ayrıca süt ve süt ürünleri tüketiminde gıda değeri kadar ürünün hijyenik şartlarda üretilip tüketiciye ulaştırılması da önemlidir. &lt;br/&gt;Türkiye&quot;de süt ve süt ürünleri sanayinin işleyişi içerisinde küçük aile işletmeleri, özel sektör, kooperatifler ve birlikler yer almaktadır. Ancak bu işletmelerin pazara arz ettikleri süt ve süt ürünlerinin kalite ve hijyen özellikleri açısından heterojen bir yapı  göstermektedir.&lt;br/&gt;Bu araştırmada Trakya bölgesindeki süt sektörü incelenerek sütün üreticiden tüketiciye kadar geçirdiği çeşitli evreler ortaya konulmuştur. Bölge süt hayvancılığı açısından Türkiye&quot;nin en gelişmiş yörelerinden birisidir. Bölgede bulunan hayvancılık işletmelerinin sahip olduğu süt ineklerinin tamamına yakını kültür veya kültür+melez şeklinde olup süt verimi de Türkiye ortalamasının oldukça üzerindedir. &lt;br/&gt;Bölge üreticilerinin sahip olduğu hayvan varlığı potansiyel olarak yüksek verimli ırklardan (kültür ve kültür+melez) oluşmasına rağmen  yeterli bakım ve besleme koşullarının olmaması bölge hayvancılığının en önemli sorunları arasında yer almaktadır. Ayrıca işletmelerdeki hayvan sayısının optimum düzeyde bulunmaması  birim maliyetleri artırmaktadır. &lt;br/&gt;Bölge ekonomisi açısından önemli bir yere sahip olan süt sektörü çeşitli sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sorunların başında  soğuk zincirin yetersiz olması nedeniyle sütün pH&quot;sının yükselmesi gelmektedir. Asitliği artan süte çeşitli yardımcı maddeler eklenerek üretilen ürünler, insan sağlığı açısından da çeşitli sakıncalar doğurabilmektedir. Bununla birlikte; süt işleme tesislerinin genellikle küçük olması nedeniyle modern üretim yöntemlerinden yeterince yararlanılamamaktadır. Bu nedenle düşük kapasite ve ilkel koşullarda çalışan işletmelerin büyütülmesi ve ileri teknolojilerle çalışır hale getirilmesi gerekmektedir (İnan ve ark, 1995).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Materyal ve Yöntem&lt;br/&gt;Araştırma materyalinin birincil verilerini, Trakya bölgesinde bulunan hayvancılık işletmeleriyle yapılan anket çalışmaları oluşturmaktadır . Araştırmanın örnek çerçevesini Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli illerinde bulunan hayvancılık işletmeleri oluşturmuştur. Bu illere bağlı köylerede toplam 252 adet üretici ile anket yapılmıştır. Üreticilerin yem temin yerleri, yem bitkisi üretim desenleri, yem bitkisi tüketim miktarları, ortalama süt verimi ve ürününü ne şekilde pazarladığı tespit edilmiştir. &lt;br/&gt;Üreticiler yanında süt ve süt ürünleri işleyen firmalarla da görüşülerek sektördeki firmaların zayıf ve g</description></item><item><title>İPEKBÖCEKÇİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ipekbocekciligi-447706.html</link><description>ASKI ,KOZA HASADI PAZARLAMA VE KURUTMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Askı: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Beşinci  yaş  sonunda  ipekböcekleri  yem  yemeyi  keserek kendilerine koza örecekleri uygun yerler aramaya başlarlar. Bu hale gelmiş  olan  ipekböceklerine  olgun  ipekböceği  denir.  Olgun ipekböceklerinin vücutları kısalır. Renkleri hafifçe sararır. Işığa karşı tutulup bırakıldıklarında şeffaflaşmış gibidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil 1. Olgunlaşmış ipekböcekleri.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İpekböcekleri olgunlaşmadan askı dediğimiz ipekböceklerinin üzerinde koza öreceği materyal hazır olmalıdır. Yurdumuzda genellikle bitkilerden yapılan askılar kullanılmaktadır: Bu askılar bazen koza örmeye elverişli olmayan miktarda nem ihtiva ederler. İyi bir askıda bulunması gereken özellikleri şöyle sıralayabiliriz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Askı üzerinde sıkışıklığa meydan vermeyecek şekilde geniş yüzey ihtiva etmeli. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Askı içinde serbest hava dolaşabilmeli ve nem kolayca yok edilebilmeli. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Maliyeti düşük olmalı ve uzun süre kullanılabilmeli &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bitkisel Askılar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde askı olarak hardal, katır tırnağı, pırnar ve püren gibi bitkiler kullanılmaktadır. Bunların yanına bazı bölgelerde meşe ve çam dalları da askı olarak kullanılmaktadır. Ancak meşe ve çam dalları askı olarak pek uygun olmadığı gibi ormanların tahribine de neden olur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil 2. Bitkisel askı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Askı  olarak kullanılacak bitkiler askıdan  en az  10-15 gün önceden toplanarak kurutulmalıdır. Bir kutu için 250-300 adet askıya ihtiyaç vardır. Yetersiz askı sıkışıklığa ve çifte koza sayısının artmasına neden olur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İpekböcekleri olgunlaşmaya başlayınca askılar kerevetler üzerine uygun aralıklarla yerleştirilir. Askıları kolayca havalandırılacak ve henüz  olgunlaşmamış  ipekböceklerine  yaprak  vermeye  mani olmayacak şekilde yerleştirmek gerekir. Kerevetler üzerine yerleştirilen askılara ipekböcekleri kendileri çıkarak kozalarını örerler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Plastik askılar: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uzun yıllar kullanılabilen, temizlik ve dezenfeksiyonları kolay olan bir askı çeşididir. Koza kalitesini yükseltir ve işçilikten tasarruf sağlar. Genellikle 60x100 cm boyutlarında olan bu askılardan bir kutuluk üretim  için  40-45  tane  gerekir.  Bu  tip  askılarda  olgunlaşan ipekböcekleri elle toplanarak askı üzerine konulmalıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil 3. Plastik askı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Askı döneminde sıcaklık ve nem: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Askı döneminde sıcaklık ve nem koza kalitesini etkileyen en önemli unsurlardır. Özellikle kozanın örüldüğü ilk 3-4 günlük sürede sıcaklığın 23-24 derece nemin de %70in altında olmasına dikkat etmek gerekir. Sıcaklık 20 derecenin altına düşerse koza örme tamamen durur. Askı döneminde fazla nem ipekböceklerinin ipek çıkarmasını yavaşlatır. Kozanın rengini ve parlaklığını bozar. Askı odasında gerek çıkan ipeğin kuruması, gerek ipekböceklerinin içlerini boşaltması nedeniyle nem artar. Dolayısıyla askı odasının kapısı hiçbir zaman kapatılmamalı. Ancak içeride kuvvetli bir hava cereyanı da olmamalıdır. Kuvvetli hava cereyanı veya askılar üzerine kuvvetli bir ışık gelmesi ipekböceklerinin kuytu yerlerde birikmelerine sebep olur. Böyle sıkışık askılarda çifte koza miktarı artar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil 4. Kozaların askıdan sökülmesi (Hasat).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kozalar ne zaman askıdan sökülmeli? &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hasat&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kozaların hasadı için en uygun zaman askı başlangıcından itibaren 8. ve 9. ncu günlerdir. Sıcak bölgelerde bu süre biraz daha kısaltılabilir. Ancak hasattan sonra pazara götürülüp satılması 10-11 günden  geriye  bırakılırsa  kozaların  ağırlık  kaybedeceği unutulmamalıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Koza hasadında öncelikle askı üzerinde (varsa) koza örmeden ölmüş olan hasta böcekler bir küçük maşa yardımı ile diğer kozaları lekelemesine fırsat vermeden toplanmalı ondan sonra kozalar askıdan sökülmelidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kozalar askıdan söküldükten sonra yapılacak ilk iş kozalar üzerindeki koza pamuğu adını verdiğimiz gevşek örgülü kısmın tamamen alınması ve hatalı kozaların ayrılması işlemidir.</description></item><item><title>TARIM POLİTİKALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tarim-politikalari-445925.html</link><description>ANADOLU&quot;DA TARIMIN BAŞLANGICI&lt;br/&gt;Anadolu&quot;da tarımsal üretimin başlangıcının tarihte var olmuş pek çok medeniyetten daha eski olduğu bilinmektedir. Yaklaşık olarak bundan 8 bin yıl önce tarımın keşfedildiği bilinmekte ve hatta bazı bilim adamları tarafından, Dünya&quot;da tarımın ilk keşfedildiği yerin Anadolu olduğu iddia edilmektedir. Anadolu, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış ve hepsinin yaşamında tarımsal üretimin önemli bir yeri olmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;OSMANLI&quot;DA TOPRAK MÜLKİYETİ&lt;br/&gt;Toprak düzeni, bilindiği gibi Osmanlı devlet ve toplum düzeninin temel belirleyicilerinden biridir. Toplum bilimciler tarafından &quot;feodalizm öncesi toplumsal aşama&quot; diye de nitelenen sistemde, toprak topluluk adına kullanılmaktadır, bireysel mülkiyet yoktur.&lt;br/&gt;Osmanlı İmparatorluğu&quot;nda;&lt;br/&gt;**         Devlet mülkü&lt;br/&gt;**         Şahıs mülkü&lt;br/&gt;**         Vakıf mülkü&lt;br/&gt;**         Aşiret mülkü olmak üzere 4 farklı toprak mülkiyet biçimi vardır.&lt;br/&gt;Tüm topraklardan alınan feodal rantlar 2 yöne tahsis edilmiştir. Bunlardan biri askeri hizmete tahsis edilen, diğeri toprak sahibine ya da onu temsil eden kişi ve kuruma tahsis edilen rantlardır. &lt;br/&gt;Feodal rantın bir bölümünün askeri hizmete tahsis edildiği topraklar &quot;tımar&quot; statüsündedir; dolayısıyla da devlet mülkü topraklar &quot;sipahi tımarı&quot;, şahıs mülkü topraklar &quot;mülk tımarı&quot;, vakıf mülkü topraklar &quot;vakıf tımarı&quot;, sülaleye ait topraklar &quot;yurtluk tımarı&quot;, aşiret topluluğunun ortaklaşa mülkü sayılan topraklar ise &quot;ocaklık tımarı&quot; adını alırlar.&lt;br/&gt;Mülkiyeti devlete ait olan (miri mülk) toprakların rantı, sipahilere (soylu olduğu için subay statüsünde olan alt feodallere) tahsis edilmiştir. Tımar sahibi olarak sipahiye ödenen rantın bir bölümü, sipahinin kişisel tüketimine, bir bölümü ise askeri yükümlülüklerini yerine getirmesi için ayrılmıştır. Sipahi (subay), kendisine tahsis edilen tımarın büyüklüğüne göre belli sayıda askeri, devletin savaş birliklerine yetiştirmekle görevlidir.&lt;br/&gt;Toprağın, mülkiyeti şahıslara ait olan mülk tımarlarında, tımar sahibi feodal rantın bir bölümünü askeri hizmete tahsisle yükümlüdür. Tımar sahibi savaşa katılmaz, ama toprağın gelirine göre belirlenen sayıda askeri savaş birliğine iletir.&lt;br/&gt;Vakıf mülk toprakları, bir kişi ya da devletin başı tarafından gelirinin tamamı ya da bir bölümü, dini hizmete tahsis edilerek mülk edinilmiş topraklardır. Bir toprağın vakfedilebilmesi için vakfedenin mülkü olması gerekir ve mülkiyetin hapsedilmesi ise; kamulaştırma dahil satış, bağış, miras vb. biçimde mülkiyetin el değiştirmemesi anlamına gelir. Vakıf tımarlar da mülk tımarlar gibi gelirlerine göre savaşa belirli sayıda asker göndermekle yükümlüdür. Burada rantın bir bölümünün vakıf hizmetlerine, bir bölümünün askeri giderlere tahsis edildiği açıktır.&lt;br/&gt;Yurtluk ve ocak tımarlar, Güneydoğu ve Doğu Anadolu&quot;da mülkiyeti sülaleye ya da aşirete ait toprakları kapsar. Burada tımar sahibi sıfatıyla, sülalenin beyi ya da aşiretin reisi, toprağın gelirine göre belirlenen sayıda askerle savaşa katılır. Kendileri birliklerinin komutanı, yani &quot;subay&quot; statüsündedir. Yurtluk tımarların oluşturduğu birliklerin kendi sancak bayrağı vardır. Rantın bir bölümünün askeri hizmete, bir bölümünün toprak sahibi sülaleye ya da aşiret reisi ailesine tahsis edildiği açıktır.&lt;br/&gt;Tımar yöntemi nedeniyle, toprakta gerçekleştirilen üretimle sağlanılan tarımsal ürün fazlası ve geliri, üretimi gerçekleştiren reayada kalmamakta, sistem kanallarıyla Devlet&quot;e gitmektedir. Dolayısıyla tarımsal artı ürün bir ticari meta haline dönüşememekte, Pazar oluşamamaktadır. Aynı nedenle, üretici reayanın, bireylerin tasarruf olanağı bulunmamakta, üretim araçları sahipliği mümkün olmamakta, emek-sermaye ilişkileri de gelişememektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TIMAR SİSTEMİNİN ÇÖZÜLMESİ&lt;br/&gt;Tımar sisteminin bozulmaya yüz tutması, düzenli ordunun kurulmasına denk düşer. Devlet, tımardan boşalan toprakları iltizama çıkarmış, yani toprağın feodal rantını, belirli süreler için şahıslara peşin olarak satmıştır. Toprağın gelirini satın alan mültezimler, kendi adamları aracılığıyla rantla</description></item><item><title>BAKLA TARIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bakla-tarimi-448119.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;Organik maddece zengin, killi-kumlu, killi-tınlı, pH sı 6,5 - 7,3 olan; derin ve geçirgen topraklar bakla yetiştiriciliğinde idealdir. Bununla birlikte pek çok toprak yapısında da bakla yetiştiriciliği yapılmaktadır. Baklanın ortalama sıcaklık isteği, yetişme döneminde 18-27Â° C arasındadır. Çimlenme için en uygun sıcaklık 25Â° Cdir. Soğuğa dayanıklılığı: gelişme dönemine ve hava sıcaklığındaki düşüşe bağlı olarak değişmekle birlikte; gencide kar örtüsüz -5Â° Cye kadar dayanabilmektedir. Bakla, yetişme süresi boyunca yeterli ve düzenli su ister. Ancak fazla yağışlı geçen yıllarda yetişme döneminde hastalık ve zarar lılarda artış görülebilir. &lt;br/&gt;EKİM ZAMANI&lt;br/&gt;Ege Bölgesinde bakla için en uygun ekim zamanı, ekim - kasım aylandır. Geç ekimlerde hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte çıkışta gecikme olmakta, bu da gelişmeyi olumsuz olarak etkilemektedir. Ayrıca bazı yörelerde geç ekimle birlikte kuş (karga) zararı da ortaya çıkmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TOPRAK HAZIRLIĞI&lt;br/&gt;Bakla yetiştiriciliğinde istenen bitki sıklığının sağlanması ve normal bir gelişme için toprağın iyi hazırlanması gerekir. Bunun için toprak sürüldükten sonra diskaro ve tırmık geçirilmeli, sürgü ile bastınimalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÜBRELEME&lt;br/&gt;Baklanın havanın serbest azotundan yararlanabilme özelliği nedeniyle, yüksek dozda bir azot uygulamasına gerek yoktur. Ancak gelişmeyi teşvik etmek ve nodul oluşumuna ka dar bitkinin azot ihtiyacını sağlamak için ekimde 2-3 kg/da saf azot verilmelidir. Fosfor uygulaması, topraktaki yarayışlı fosfor miktarına göre değişmekle birlikte; Ege Bölgesin de genellikle 4-6 kg/da saf fosfor yeterli olmaktadır. Fosfor eksikliği görülen topraklarda dekara verilecek fosfor miktarı 10 kga kadar çıkmaktadır.&lt;br/&gt;Gübre uygulaması, 10-15 cm derinliğe diskaro veya pulluk altına olacak şekilde tamamı santrifüjlü gübre dağıtma makinasıyla yapılabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EKİM ŞEKLİ VE SIKLIĞI&lt;br/&gt;Ege Bölgesinde bakla ekimi genellikle serpme olarak yapılmakta olup; kullanılan tohum luk miktarı 10-20 kg/dadır. Taban topraklarda en uygun ekim mesafesi 30x11 cm, kıraç topraklarda ise 45x7 cmdir. Sıra arasını işleyebilen freze ve kazayağı gibi aletleri kulla nabilmek için 45 cm sıra arası uygundur. Buna bağlı olarak taban topraklar daki ekim mesafesi 45x9 cm olarak değiştirilmelidir. Atılacak tohumluk miktarı, bin tane ağırlığına göre değişmektedir. Bu miktar küçük tohumlarda daha az olurken, büyük toh umlarda daha fazla olmaktadır.&lt;br/&gt;Bakla için geliştirilmiş özel bir mibzer henüz mevcut değildir. Ancak mevcut mibzerlerin bakla ekimine ayarlanabüirliği üzerinde durulmalıdır. Küçük alanlarda ise kazayağı gibi aletlerle çizi açılarak ekim elle yapılabilir. Ekim derinliği 7-10 cm arasında olmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BAKIM&lt;br/&gt;Genelde elle ve çapa ile yapılmakta ; sıraya ekimde sıra arası işleyen kazayağı veya freze gibi aletler ara işlemede kullanılmaktadır. Kimyasal ot mücadelesinde, toprak hazırlığı sı rasında Trifluralin bileşimli ilaçlar; çıkış öncesinde ise Terbutrin bileşimli ilaçlar uygulana bilir.Aynca buğdaygil türü otlar için çıkış sonrası Fluazifob-butil bileşimli ilaçlar da kulla nılabilmektedir.&lt;br/&gt;Bakla genelde kışlık ekildiğinden sulamaya gerek yoktur. İlkbaharın kurak gittiği yıllarda ise özellikle bakla döneminde zamanında ve yeterli sulama verim kaybını önlemektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HASAT-HARMAN&lt;br/&gt;Baklada olgunlaşma süresi ekim zamanı ve çeşitlere bağlı olarak 180-200 gün arasında değişmektedir. İri taneli çeşitlerde hasat tam</description></item><item><title>ZİRAAT - ORİJİNİ VE SİSTEMATİĞİ CEVİZİN SİSTEMATİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-orijini-ve-sistematigi-cevizin-sistematigi-400416.html</link><description>orijini ve sistematiği cevizin sistematiği</description></item><item><title>ETKİLİ İNSAN VE ETKİLİ YÖNETİM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?etkili-insan-ve-etkili-yonetim-345359.html</link><description>ETKİLİ  İNSAN &amp; ETKİLİ YÖNETİM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amacınız başarılı olmak ve çevrenizi olumlu bir şekilde etkilemekse, etkili bir insan olmak zorundasınız. Etki olmadan başarı gelmez. Örneğin; Bir pazarlamacıysanız ve ürünlerinizden daha fazla satmak istiyorsanız, müşterinizi etkilemek zorundasınız. Bir yöneticiyseniz, başarınız çalışanlar üzerinde yapacağınız etkiyle ölçülecektir. Bir takımı çalıştırıyorsanız, sadece oyuncularınızı etkileyerek şampiyon bir takım oluşturabilirisiniz. Güçlü ve sağlıklı bir aile yetiştirmek istiyorsanız, çocuklarınızı olumlu bir şekilde etkilemelisiniz. Hayattaki amaçlarınızın ne olduğu veya neye ulaşmak istediğiniz önemli değildir. Etkili bir insan olmayı öğrenirseniz, hedeflerinize daha çabuk ulaşabilir ve daha kalıcı etkiler bırakabilirsiniz. &lt;br/&gt;        Etkiniz her insanda aynımıdır ? Neden ?&lt;br/&gt;        Tanımadığınız  insanlarla karşılaştığınızda, ilk başta onlar üzerinde neredeyse hiçbir etkiniz yoktur. Sizi onlara, güvendikleri biri tanıtmışsa ve referans vermişse sizi iyice tanıyana kadar iyi bir insansınızdır. Fakat sizi tanımaya başladıkları andan itibaren kendi hareketlerinizle bu etkiyi ya güçlendirir yada yıkarsınız. Yani bıraktığınız etki ya olumlu yada olumsuzdur. Başka insanlar üzerindeki etkinizi fark ettiyseniz, bu etkiyi nasıl kullanacağınızı düşünmelisiniz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İYİ BİR İLETİŞİMCİ OLMAK İÇİN NELER YAPILMALI?&lt;br/&gt;İletişim; dinleme, tepki verme, coşku, empati ve karşılıklı olarak düşünceleri anlamadan oluşan bir sanattır.&lt;br/&gt;Eğer iletişimci (siz) ile iletişim kuranlar (sizi dinleyenler) arasında bir yanlış anlama varsa, hata iletişimcinindir. İnsan üzerinde olumlu bir etki bırakabilmek için iyi bir iletişimci olmak zorundasınız.&lt;br/&gt;İletişim tarzınızı gözden geçirin.&lt;br/&gt;Anlaşılır biçimde iletişim kuramaz, kendinizi ifade edemezseniz, insanlar sizin ne demek istediğinizi ya da kafanızdan ne geçtiğini bilemezler.&lt;br/&gt;Siz kendi niyetlerinizi bile bilirsiniz; ancak insanların görebilecekleri tek şey sadece sizin davranışlarınızdır. Ve bu davranışları kendi anlayışlarına göre yorumlayacaklarını da kavramanız gerekir.  Örneğin;  Kendinizi otoriter, sözünü geçiren biri olarak görüyorsunuz. Başkaları ise sizi zorba, tahakküm etmeyi seven biri olarak algılıyor.&lt;br/&gt;NEDEN FARKLI DÜŞÜNÜR VE DAVRANIRIZ?&lt;br/&gt;Toplanan bilgiler, her insanın &lt;br/&gt;1-Kişiliğine&lt;br/&gt;2-Algılama kapasitesine&lt;br/&gt;3-Koşullanmalarına  (Herkes izlenimlerine, daha önceki deneyimlerine ve beklentilerine göre farklı ve kendine özgü düşünceler üretir. Bu demektir ki, bilgilerin önyargılı biçimde toplanıp değerlendirilmesi olasılığı yüksektir. Bu da iletişimi etkileyecektir.)&lt;br/&gt;4-Olaylara bakış tarzına&lt;br/&gt;5-Duygusal konumuna (Duygularınız, bilgileri değerlendiriş tarzınızı ve buradan düşünceler oluşturma biçiminizi önemli ölçüde belirler.)&lt;br/&gt;6-Davranış tarzına (Başkalarının davranış tarzı, sizin davranış tarzınızı belirleyecektir.)&lt;br/&gt;7-Cinsiyetine göre (Kadınlar, durumun duygusal yönlerini çoğu daha çabuk yorumladıkları ve kavradıkları için, genellikle erkeklerden daha iyi iletişimcidirler.) farklı değerlendirilirler.&lt;br/&gt;Anlaşılmak müthiştir&lt;br/&gt;        İdeal yönetici bir iletişim ustasıdır. İletişim hataları yönetici için yönetim hatalarıdır. Yönetici için söylenecek en kötü şey ; Personelinin &amp;#8211;&quot;galiba beni anlamadı.&quot; sözüdür. İnsanları anlayamıyorsanız, onlarla birlikte çalışamazsınız. Birlikte çalışmanın olmadığı yerde başarının varlığından söz etmek mümkün değildir. &lt;br/&gt;         İnsanları anlama becerisi; insanın sahip olabileceği en büyük değerlerden biridir. Bu sadece iş alanında değil, hayatın her alanında olumlu etki yapma potansiyeli içerir.&lt;br/&gt;         Ayrıca insanları anlamak onlarla konuşma becerisini etkileyecektir. Pennsylvania Üniversitesi&quot;nde doktor ve Psikiyatri profesörü olan David BURNS şu gözlemde bulunmuş:&lt;br/&gt;         &quot; İkna edici bir konuşma yaparken düşebileceğiniz en büyük hata, önceliği duygu ve düşüncelerinize vermenizdir. İnsanların çoğunun isteği, sözlerinin dinlenmesi, saygı görmeleri ve anlaşılmalarıdır. Ne zaman anlaşıldıklarını görürlerse, o zaman sizin bakış açınızı anlamaya</description></item><item><title>AÇIK ÇEKİRDEK YETİŞTİRME SİSTEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?acik-cekirdek-yetistirme-sistemi-380307.html</link><description>İçindekiler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Açık Çekirdek Yetiştirme Sistemi Ve Kapalı&lt;br/&gt;Çekirdek Yetiştirme Sisteminin Tanımı...................................................1                                &lt;br/&gt;1.1. Açık Çekirdek Yetiştirme Sisteminin Özellikleri..............................2                                &lt;br/&gt;1.2. Açık Yetiştirme Sisteminin Avantajları..............................................4                                                &lt;br/&gt;1.3. Açık Yetiştirme Sisteminde Temel Teori............................................5      &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Sığır Ve Koyun Yetiştiriciliğinde Sistem Farklılıkları ...................................11&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Açık Çekirdek Yetiştirme Sisteminin Genetik İlerleme &lt;br/&gt;Açısından Avantajları ............................................................................................12&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. Açık Çekirdek Yetiştirme Sisteminin Türkiye Hayvancılığı Açısından Avantajları................................................................................................................16 &lt;br/&gt;Kaynaklar.................................................................................................................18                                                   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AÇIK ÇEKİRDEK YETİŞTİRME SİSTEMİ&lt;br/&gt;Koyun endüstrisinde kooperatif grup yetiştirme programlarının önderlik ettiği açık çekirdek yetiştirme sistemlerine olan ilgi 1960 ve 1970lerin sonuna doğru artmıştır. Açık çekirdek sistemlere daha sonraki zamanlarda, sığırlarda MOET konusunda ilgi yeniden başlamıştır. ( Nicholas and Smıth, 1983; Collcam 1986; Rome, 1988; Meuwissen, 1961 ) ve yine gelişmekte olan ülkelerde yerli ırkların korunması ve ıslahında açık çekirdek sistemlere ilgi artmıştır. ( Smith, 1988; Jasiorowski )&lt;br/&gt;Açık çekirdek yetiştirme sistemi istenilen gen frekanslarım arttıracak genetik değişimi en seçkin ebeveynlerin bulunduğu üst sürüden alt sürülere erkeklerin aktarımı aracılığıyla, taban sürülerden üst sürüye de dişilerin aktarımı aracılığıyla sağlayan yetiştirme sistemidir.&lt;br/&gt;Bir çekirdek yetiştirme programında seleksiyon kardeş performanslarına göre tahminlenen damızlık değerine dayandırılır. Döl kontrolü haricinde buna erişkin çekirdek programı adı verilir. Genç çekirdek programlarında seleksiyon sadece ebeveynlerin performanslarına dayandırılarak yapılır. Generasyonlar arası süre minimize edilmiştir. Fakat damızlık değerinin tahminlenmesindeki doğruluk akrabalı yetiştirme haricinde % 50 den daha az olabilecektir. Bu iki orijinal çekirdek program, çekirdeğin dışındaki damızlık değeri tahminlenmesi için ortak bilgi olmaz. ( Nicholcu 1979; Nıcholn and Smith, 1903)&lt;br/&gt;Esas olarak çekirdek ve taban belli bir oranda farklıdır. İlerleme her iki kısımda da aynı orandadır. Taban ve çekirdek arasındaki fark LAG olarak isimlendirilir ve genellikle ölçülebilir. Taban sürü ayrı sürüler serisi olarak gösterilebileceği gibi tek bir sürü olarak da gösterilebilir. Taban populasyonda çekirdeğin kurulması, hedefi en iyi belirleyen özellikler temeli üzerinde olmalıdır. Eğer kayıtlar söz konusu ise bunlar kullanılabilir. Fakat çoğu durumda kayıtlar olmayacaktır. Bu durumda verimlerin ölçülmesi veya dolaylı seleksiyon kriterlerinin kullanılmasıyla bazı değerler elde etmek mümkündür.&lt;br/&gt;Klasik yetiştirme sistemi diyebileceğimiz kapalı çekirdek sistemde ise istenilen genlerin frekanslarını arttıracak genetik değişim çekirdek sürüden tabandaki sürülere sadece erkek hayvan aktarımı ile gerçekleştirilir. Kapalı çekirdek yetiştirme programında toplam populasyondan seçilen hayvanlar çekirdekte bulunurlar. Fakat çekirdek sürü kurulduktan sonra, çekirdek dışında doğan hiçbir hayvanın çekirdeğe girmesine izin verilmez.( Atay )&lt;br/&gt;Kapalı çekirdek yetiştirme sistemi salgın hastalıkların yaygın olarak görüldüğü yerlerde diğer yetiştirme sistemlerine oranla daha çok tercih edilir. Fakat kapalı çekirdek yetiştirme sisteminde bir süre sonra akrabalı yetiştirme zararlı etkileriyle ortaya çıkar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Açık Çekirdek Yetiştirme Sisteminin Özellikleri&lt;br/&gt;Açık çekirdek yetiştirme sisteminin özellikleri aşağıdaki gibi sıralanmıştır:&lt;br/&gt;-Islah kaynaklarını oluşturur ve bunların rutin kayıt işlemlerini birleştirir. Bu fonksiyonların yerine getirilmesinde bilim adamları ve kayıt organizasyonları öneri ve yardımlarını dikkate almak teşvik edici bir rol oynamaktadır.&lt;br/&gt;-  Sürü yönetimi için kararlaştırılan işlemlerin uygulanmasında çekirdek sürünün oluşumu ve organizasyonu gereklidir. Özellikle ıslah stoklarının seleksiyonu ve seçilen ıslah  stoklarının kararlaştırılan çiftle</description></item><item><title>EGE BÖLGESİNDE TARIM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ege-bolgesinde-tarim-376886.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GİRİŞ1&lt;br/&gt;2. Ege Bölgesi Tarım Hakkında Genel Bilgiler2&lt;br/&gt;     2.1. Arazi Kullanım Yetenek Sınıfları2&lt;br/&gt;     2.2. Bugünkü Arazi Kullanım Durumu3&lt;br/&gt;3. Bölgenin Tarımsal Üretimi ve Bunun Ulusal Tarımsal Üretim İçindeki Payı4&lt;br/&gt;4. Ege Bölgesindeki Tarımsal Ürün Deseni ve Değişimi5&lt;br/&gt;     4.1. Tarımsal Ürün Deseni Üzerinde Etkili Olan Faktörler5&lt;br/&gt;     4.2. Bazı Tarım Ürünlerinin Üretimde Alan, Miktar, Verimlilikte Oluşan Değişmeler6&lt;br/&gt;5. Ege Bölgesinin Tarım Ürünleri7&lt;br/&gt;     5.1. Tahıllar8&lt;br/&gt;     5.2. Sanayi Bitkileri9&lt;br/&gt;     5.3. Meyve Üretimi13&lt;br/&gt;     5.3. Sebze Üretimi14&lt;br/&gt;6. Ege Bölgesinde Tarıma Dayalı Sanayinin Yapısı15&lt;br/&gt;     6.1. Yatırım Teşviklerinde Bölgenin Payı15&lt;br/&gt;     6.2. Yabancı Sermaye Yoğunluğu16&lt;br/&gt;7. Ege Bölgesinin Tarımsal Problemleri17&lt;br/&gt;8. Öneriler21&lt;br/&gt;SONUÇ23&lt;br/&gt;KAYNAKÇA&lt;br/&gt; 1.GİRİŞ&lt;br/&gt;Ege Bölgesi&quot;nde nüfusun çoğunluğu iklim, toprak koşulları ve ulaşım kolaylıklarının da elverişliliğiyle, geçimini tarımdan sağlar. Çeşitlilik gösteren tarımda, Ege Bölümü&quot;nde Akdeniz iklimine uygun bazı bitkiler (zeytin, üzüm vb.) ağır basar. Ege bölümünden, İç Batı Anadolu bölümüne geçildikçe, tarımın niteliği değişir; tahıl ekimi artar ve hayvancılık geçimde daha önemli yer tutar. Ege Bölgesi&quot;nde ekili alanların %58,5&quot;i tahıla, %24,5&quot;i sanayi bitkilerine, %5&quot;i baklagillere ayrılmıştır. &lt;br/&gt;Ege Bölümü&quot;nün kıyı kesiminde turunçgiller ve zeytin yetiştirilirken, İç Batı Anadolu&quot;da tahıl tarımı ön plana geçer. Bazı ürünler bol miktarda ve sadece Ege Bölümü&quot;nde yetiştirilir. Bunlar; çekirdeksiz üzüm, incir, uzun lifli pamuktur.     &lt;br/&gt;     Kıyı kesimindeki Ege Bölümü&quot;nde verimli tarım topraklarının bulunması ve Akdeniz ikliminin etkisi nedeniyle, ekonomik değeri yüksek olan ihraç ürünleri yetiştirilir. Bu bölümde tarımda makine kullanımı yaygındır. intansif (modern) tarım yöntemleri uygulanır. Tarımsal nüfus yoğunluğu fazla olan bu bölümde seracılık da yaygındır. iç Batı Anadolu Bölümü&quot;nde iklimin karasallaşması ve sulamanın yaygın olmaması tarımsal ürün çeşi</description></item><item><title>KAHRAMANMARAŞ&quot;TA PAMUK TARIMI SORUNLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kahramanmaras-ta-pamuk-tarimi-sorunlari-ve-cozum-yollari-357418.html</link><description>KAHRAMANMARAŞ&quot;TA PAMUK TARIMI SORUNLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot;nin farklı ekolojik koşullarında genel olarak birbirine benzeyen üretim sistemleriyle yapılan pamuk tarımı; tekstil ve yağ endüstrisiyle hayvan besleme için materyal sağlanması nedeniyle önemli bir konumdadır. Gelecekte de önemini koruyacağı bir gerçektir. &lt;br/&gt;Pamuk tarımı için uygun olan, K.Maraş, Hatay, Adana, Mersin gibi illeri içine alan Akdeniz bölgesinde 1997 yılında 171.882 hektar alanda pamuk ekimi yapılmış  ve bu değerin K.Maraş&quot;a ait olan bölümü 16.000 hektar olarak gerçekleşmiştir. K.Maraş&quot;ta 1997 yılında 16.000 hektar alandan 44.000 ton kütlü pamuk alınmış ve ortalama kütlü verim 2750 kg/ha olmuştur. Aynı zamanda 16.280 ton lif üretilmiş ve lif verimi 1018 kg/ha olarak gerçekleşmiştir. &lt;br/&gt;K.Maraş Akdeniz bölgesiyle Güneydoğu Anadolu bölgesi arasında geçit noktasında olması nedeniyle kısa mesafelerde dahi değişik toprak yapısı ve iklim özellikleriyle karşılaşmak mümkündür. Ancak genel olarak Akdeniz iklimi ve Akdeniz kırmızı toprakları (Terra-rossa) hakimdir. &lt;br/&gt;K.Maraş&quot;ta ekolojik çevrenin heterojenlik göstermesi her köy veya her kasaba için özel pamuk sorunlarının da ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Her köy için sorunları ayrı ayrı incelemek mümkün olmadığı için ortak sorunların ele alınması en idealidir. &lt;br/&gt;K.Maraş için pamuk ekiminin sorunlarının belirlenip konuyla ilgili çözümlerin araştırılması hem yöre çiftçisinin menfaati yönünden hem de toplam pamuk üretimi açısından olumlu etkide bulunacaktır. Çözümlerin ortaya konulmasında sorunlarla karşı karşıya bulunan çiftçilerin görüşlerinin alınması gerekir. Pamuk tarımının sorunlarının çözüme kavuşturulmasıyla pamukta esas maksat ve en önemli konu olan üretim masraflarının azaltılıp, üretim karlılığının artırılmasıyla, karın maksimizasyonu sağlanmış olur. &lt;br/&gt;Pamuk tarımında sorunlar ekim öncesinden başlar ve hasattan sonraki dönemlere kadar devam eder. Bu sorunların önemli olanları şunlardır: &lt;br/&gt;1- Çeşit seçimi ve tohumluk:&lt;br/&gt;Doğru çeşit seçimi ve hastalıksız saf tohum temini pamuk tarımında en önemli konulardan birini teşkil etmektedir. Ekilecek çeşidin K.Maraş&quot;a uygun üstün özellikli olması gerekir. Yöremizde Sayar 314, Maraş 92, Erşan 92 çeşitleri olumlu sonuç vermektedir. Ancak  hala hiç bir özelliği olmayan hatta çeşit karışıklığı bulunan tohumluk kullanan küçük işletmelere de rastlanır. Bu sorun için en iyi çözüm yolu çiftimizin üstün tohumluk temin etmesidir. &lt;br/&gt;2- Toprak İşleme aletleri: &lt;br/&gt;K.Maraş için toprak işleme çok dikkate alınması gereken bir konudur. Büyük işletmelerde gelişmiş toprak işleme aletleri bulunsa da halen küçük aile işletmelerinde hayvan gücüyle toprak işlemesi yapılmaktadır. Bu konunun çözümünde küçük işletmelerin alet ekipman kiralaması dahi birim ürün maliyetini çok fazla artıracağı için küçük işletmelerin aralarında anlaşıp kar ortaklığı şeklinde pamuk tarımı yapan  büyük işletmeler oluşturmaları gerekir. Bunun sonucu olarak birim ürün maliyeti alet kiralamasıyla az oranda yükselecektir. &lt;br/&gt;3- Toprak işleme: &lt;br/&gt;Toprak işlemenin doğru ve etkili bir şekilde yapılması pamuğun çıkış garantisi olacaktır. Uygun olmayan aletlerle, kötü zamanlarda yapılan toprak işlemeleriyle pamuk veriminin düştüğü görülür. Tarımsal yayımcıların veya konuyla ilgili kişilerin çeşitli etkinliklerle K.Maraş çiftçisini bilinçlendirmesi gerekir. &lt;br/&gt;4- Yağış ve sıcaklık: &lt;br/&gt;Uzun zamana ait K.Maraş&quot;ın sıcaklık değerleri incelenirse bazı yıllarda pamuğun çimlenmesi için gerekli sıcağın olmadığı görülür. Bazı yıllarda haziran ayında dahi sıcaklığın 13,1&amp;#61616;C olduğu bazen de nisan ayında 27,2&amp;#61616;C olduğu görülmüştür. Ayrıca ekim zamanında aşırı yağışlar sonucu ekimin gecikmesi de sıkça karşılaşılan bir durumdur. Yağış ve sıcaklık değiştirilemez ancak tarlada sırtlar oluşturarak toprağın çabuk tava gelmesi sağlanabilir. Sırt oluşturmak hem toprak neminin çabuk azalmasını hem de çabuk ısınmayı sağlar.&lt;br/&gt;5- Ekim zamanın tesbiti: &lt;br/&gt;Pamuğun ekim zamanı toprak sıcaklığına göre değişir. K.Maraş&quot;ta pamuğun yanlış zamanda ekilme</description></item><item><title>ELMANIN TARİHÇESİ VE YETİŞTİRİCİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?elmanin-tarihcesi-ve-yetistiriciligi-380409.html</link><description>1.ELMANIN TARİHÇESİ ve YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;Meyve çeşitleri içerisinde elma büyük bir yer tutmaktadır.  Bu kadar önemli olan elmanın tarihsel gelişimine bakarsak:&lt;br/&gt;Elmanın anavatanının Güney Kafkaslar olduğu tarihi bilgiler arasındadır. Kültürü bu kadar eski olmasına rağmen çeşit kavramı ve çeşitlerin adlandırılması 13.yy&quot;a dayanmaktadır. Anadolu&quot;ya girişi ise haçlı seferleriyle olmuştur. (Kaygısız H. Elma Yetiştiriciliği- Hasat Yayınları)  Günümüzde elma üretimini Dünya, Türkiye ve Isparta ilimiz açısından incelersek:&lt;br/&gt;Dünya&quot;daki elma çeşitleri 6500 civarındadır, ülkemizde ise 460 dolaylarında olduğu bilinmektedir. &lt;br/&gt;Dünya&quot;da elma yetiştiren ülkeler arasında Çin, ABD, Fransa&quot;dan sonra 2.500.000 ton elma üretimiyle dördüncü sırada yer alan Türkiye Dünya&quot;da  %5 paya sahip durumdadır.&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt; Türkiye&quot;de meyve veren ağaç sayısı ve üretimi Tablo 1&quot;dedir. &lt;br/&gt;            TÜRKİYE&lt;br/&gt;YILLARMeyve veren ağaç sayısıÜretim (ton)&lt;br/&gt;1999131.840.0001.900.000&lt;br/&gt;199231.470.0002.100.000&lt;br/&gt;199331.700.0002.080.000&lt;br/&gt;199431.587.0002.095.000&lt;br/&gt;199532.530.0002.100.000&lt;br/&gt;199632.135.0002.200.000&lt;br/&gt;199732.125.0002.550.000&lt;br/&gt;199831.970.0002.450.000&lt;br/&gt;199932.080.0002.500.000&lt;br/&gt;2000â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye açısından durum böyleyken Türkiye içinde elma yetiştiriciliğinde küçümsenmeyecek kadar önemli bir yere sahip olan Isparta ilindeki elma üretimi ise Tablo 2&quot;dedir.&lt;br/&gt;ISPARTA&lt;br/&gt;YILLARMeyve veren ağaç sayısıÜretim (ton)&lt;br/&gt;19912.211.740234.783&lt;br/&gt;19922.228.640253.018&lt;br/&gt;19932.301.020257.150&lt;br/&gt;19942.359.350269.253&lt;br/&gt;19952.397.210260.339&lt;br/&gt;19962.362.852384.228&lt;br/&gt;19972.476.286558.872&lt;br/&gt;19982.562.180508.819&lt;br/&gt;19992.584.172514.480&lt;br/&gt;20002.624.830484.616&lt;br/&gt;20012.673.810520.305&lt;br/&gt;                             Kaynak: DİE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye ve Isparta&quot;da  üretilen elmaların ihracatı ise Tablo 3&quot;dedir..&lt;br/&gt;Yıllar1993199419951996199719981999Ort.&lt;br/&gt;Türkiye42.79432.55227.82456.44547.58124.68613.73936.747&lt;br/&gt;Isparta517571.7251.4201.9021.6922301.096</description></item><item><title>ZİRAAT - TARIM POLİTİKALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-tarim-politikalari-400333.html</link><description>tarım politikaları</description></item><item><title>DAMITMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?damitma-371485.html</link><description>1.   GİRİŞ&lt;br/&gt;Türkiye florası yağ taşıyan bitkiler bakımından çok zengindir. Florada kayıtlı 10000e yakın türün 1/3ünü aromatik bileşikler oluşturmaktadır. Ancak bu aromatik bitkilerin uçucu yağları ile ilgili araştırmalar son yıllarda yoğunluk kazanmıştır. Oysa bu bitkilerin doğadan toplanıp ihracı çok eski tarihlere kadar uzanmaktadır.&lt;br/&gt;Fransız kimyager Dr. Gattefosse, 1920lerin sonunda bir gün laboratuarında deney yaparken kazara elini yakmış, imdadına ise o esnada elinde bulunan şişeden dökülen lavanta yağı yetişmiştir. Dr. Gattefosse, bitkilerden elde edilen yağların mikrop öldürücü, iyileştirici özelliklerini saptamış ve aromaterapi, bitkisel öz yağlarıyla terapi, sözcüğünü tıp diline sokmuştur. Bitkisel öz yağların sağlık ve güzellikteki kullanımı aslında çok eski çağlara dayanmaktadır. Eski Mısırlıların, Yunanlıların, Çinlilerin bitki yağlarının şifalı özelliklerinden yararlandıkları bilinmektedir.&lt;br/&gt;Bitkilerden elde edilen uçucu yağlar, özellikle ilaç, gıda ve kozmetik sektörlerinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Ağrı kesici, yara iyileştirici, sakinleştirici, mikrop ve mantar öldürücü, ferahlatıcı, stres atıcı, zihin açıcı, uyutucu etkileri vardır. Ayrıca kasılma ve spazmları önleyebilir. Sindirim ve solunum sistemlerini düzenler, cilt hastalıklarını iyileştirebilir. Bitkilerden elde edilen bu yağlar güzelleştirici etki de sağlar.&lt;br/&gt;Uçucu yağlar, çiçekler, meyveler, yapraklar, ve bazı familyaların diğer kısımlarında bulunur. Baharatlar asıl olarak uçucu yağları dolayısıyla tipik koku ve tat ihtiva ederler. Bazı baharatlardaki uçucu yağ oranları yüzde olarak şöyledir; Biber 1-3, Yenibahar 3-5, Hindistan cevizi 6-12, Kakule 4-7, Tarçın 2-6, Karanfil 16-20, Zakkum 1-3, Kurkuma 3-6, Rezene 3-6, Kimyon 3-7, Şerbetçi otu 0,5-1, Vanilya 0,5-1.&lt;br/&gt;Damıtma terimi, çözeltiden tek bir bileşenin buharlaştırıldığı işlemler (örneğin; su damıtması) için kullanıldığı gibi; genel olarak da, homojen bir sıvı karışımının buharlaştırılması soncu oluşan ve buhar fazında birden fazla bileşene sahip olan karışımın, bir veya daha fazla bileşenin saf halde elde edilmesi istenilen işlemler için kullanılır.&lt;br/&gt;Bu çalışmada, karanfil, sarımsak ve limon kabuğundan su damıtması ile uçucu yağ elde etmeye çalışılmıştır.&lt;br/&gt;2.KURAMSAL TEMELLER &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1 Damıtma&lt;br/&gt;Damıtmanın genel amacı herhangi bir sıcaklık göz önünde tutulduğunda farklı buhar basınçlarına sahip maddelerin ayrılmasıdır. Gereği gibi söylenirse, damıtma sözcüğü normal kaynama noktaları farklı iki veya daha çok fraksiyonu içeren bir karışımın fiziksel ayrımından söz eder. Bununla birlikte, damıtma sözcüğü bazen, odunun ve kömürün yıkıcı damıtması gibi karmaşık kimyasal reaksiyonlarda bazı prosesleri tanımlamak için sık sık kullanılır. Çözünmüş bir katıdan sıvının ayrılması bir damıtma prosesi olmasına rağmen mühendis evaporasyon teriminden söz eder. Sonuçta ekipman olarak evaporatörler kullanılır. (Kirk - othmer, 1965)&lt;br/&gt;Damıtma terimi, bazen çözeltiden tek bir komponentin buharlaştırıldığı operasyonlar (örneğin su d</description></item><item><title>ZİRAAT CEVİZ YETİŞTİRİCİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-ceviz-yetistiriciligi-360575.html</link><description>CEVİZ YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Ceviz ağacı , meyvesi ve kerestesi yönüyle oldukça önemlidir.Ayrıca yeşil kabuğundan ve kökleriden boya elde edilmektedir.Ceviz meyvesinde en fazla A vitamini bulunur (30 I-U ). Yağ oranı ise % 60 &quot; ın üzerin-dedir.Cevizin kuru ve taze tüketime uygun çeşitleri vardır.&lt;br/&gt;Ceviz ; 800-1800 saat soğuklama ihtiyacı gösterir.&lt;br/&gt;Ceviz ağacı ; -25 oC , + 38 oC &quot;ye kadar dayanıklılık gösterir.&lt;br/&gt;TESİSİ VE BAKIMI :&lt;br/&gt;Ceviz ağaçları ; toprak bakımından seçici olmamakla beraber taban suyu seviyesi kışın 2,5-3m.&quot;den yukarı çıkmayan , fazla su tutmayan gevşek, süzek, çakıllı,alüvyial topraklardan hoşlanır.&lt;br/&gt;Cevizin kirece dayanıklılığı fazladır.Yüksek taban suyu ceviz ağacının gelişmesinin aksamasına, yaprakların damar aralarının açık yeşil, damarlarının kahverengi renk almasına , sürgün uçlrının kurumasına , bir kaç yıl içersindede ağacın kurumasına yol açar.&lt;br/&gt;Ceviz bahcesi aşılı fidanlarla tesis edilir.Sulama imkanı olmayan&lt;br/&gt;yerlerde çöğürler ,arazideki yerlerinde yerleştirilip sonra aşılanırlar.&lt;br/&gt;Dikim aralıkları zayıf topraklarda ve yamaç arazilerde 10X10 m.;kuvetli , taban yerlerde ise dikim aralığı 12-14 m olarak ayarlanmalıdır.&lt;br/&gt;Fidanlar 60cm.çap ve 60cm .derinlikte açılacak çukura dikileceklerdir.&lt;br/&gt;Çukurun dibine 100-150&quot;şer gram süper fosfat ve potasyum sülfat gübreleri konulduktan sonra çukurdan çıkan toprağa yanmış hayvan gübresi karıştırılarak , fidanlar aşı noktası dışarda kalacak şekilde&lt;br/&gt;dikilmeli, yanına dikilecek hereğe bağlanmalıdır.Aşılı fidanlar 4-5 yaşından itibaren verime başlar.Dikim aralıklarını ise 10-12 yaşından sonra doldururlar.Bu zaman zarfında ara ziraatı yapılabilir.( vişne,uygun yerlere fındık,taban yerlerde tek yıllık bitki.)Ceviz ağacının en iyi anlaşacağı kültür bitkisi asmadır. Fidanların ilk dikim yılında ve imkan bulunan yerlerde yılda en az bir defa sulama yapılır. Sonbaharda bir defa derin ,ilkbaharda torak zemininin uygun olduğu dönemde yüzlek sürüm yapılır.&lt;br/&gt;Fidanlar dikimde 4-5 göz üzerinden budanırlar .İlk yılın kış budamasında doruk dal 180cm&quot;den kesilr. Doruk dalın tepe kısmına yakın boyunlu gözler koparılır. Seçilen ilk ana dalın altındaki kuvvetli sürgünlerde uç alma yapılır. Ancak HARTLEY gibi terminal tomurcukları verimli olan çeşitlerde uç alma yapılmaz.&lt;br/&gt;ÜRÜN BUDAMASI :&lt;br/&gt;Ceviz ağaçlarında verimi artırmak üzere taç içerisini sıklaştıran fazla kalınlaşmamış dallar dipten, taç yüzeyini oluşturan dallar da 2-3 yıllık dal seviyelerinden budanarak seyreltimelidir. Ürün budamasında daima çıkarılan dalın kalınlığının bırakılan daldan ince olmasına özen gösterilmelidir.&lt;br/&gt;Ceviz ağacı 100-150 sene gibi ömre sahiptir.&lt;br/&gt;Tekniğine uygun tesis edilmiş bahçelerde ağaç başına verim 120-150kg olmaktadır.&lt;br/&gt;STANDART CEVİZ ÇEŞİTLERİNDE ARANAN ÖZELLİKLER:&lt;br/&gt;*Ağacın erken meyveye yatması, &lt;br/&gt;*Periyodisite göstermemesi &lt;br/&gt;*Ağacın verimli olması &lt;br/&gt;*Soğuklar ve güneş yanıklığına karşı dayanıklı olması, &lt;br/&gt;*Ağacın sağlıklı bir gelişme göstermesi,hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı olması, &lt;br/&gt;*Meyve iriliği, tüketimi taze olarak yapılacak ceviz tipleri için çok iri (çap ortalaması38.1mm.&quot;den büyük) kurutmalık cevizler için iri-orta (çap ortalaması 29.1mm.&quot;den büyük) meyve şekli düzgün oval; iriliği mütecanis, kabuklu tane ağırlığı 10g&quot; dan fazla olması gereklidir. &lt;br/&gt;*Meyve kabuğu açık ve parlak renkli,düzgün iki parçanın birbirine sıkıca yapışmış olması, ince olup kolayca kırılması gereklidir. &lt;br/&gt;*İç kabuktan kolaylıkla bütün olarak çıkmalı , iç randımanı %50&quot;den , iç ağırlığı 5 g&quot;dan fazla,iç rengi çok açık olmalıdır.İç, kabuk boşluğunu tamamen doldurmalı , büzülme yapmamalıdır.Ceviz içinde bulunan total yağ miktarı kuru maddenin %70&quot;inden çok olmamalıdır. &lt;br/&gt;Cevizlerde tohum anacı olarak halen BALABAN çeşidi kullanılmaktadır.</description></item><item><title>ÇİFTÇİ ÖRGÜTLENMELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ciftci-orgutlenmeleri-377835.html</link><description>ÇİFTÇİ ÖRGÜTLENMELERİ&lt;br/&gt;Çiftçilere hizmet veren ve çiftçilerin örgütlendikleri kooperatif ve birlikler;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ziraat Odaları,&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri,&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Tarım Kredi Kooperatifleri,&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Panko Birlik,&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Fisko Birlik,&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Yağlı Tohumlar Kooperatifi,&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Sulama Birlikleri,&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Besiciler Odası,&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Koza Tarım Satış Kooperatifi,&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Çiçek Üretim ve Pazarlama Kooperatifi&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Adapazarı Çiftçilerine Hizmet Götürme Birliği&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Damızlık Süt Sığırı Yetiştiricileri Birliği&quot;dir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;                ADAPAZARI ÇİFTÇİLERİNE HİZMET GÖTÜRME BİRLİĞİ&lt;br/&gt;                DAMIZLIK SÜT SIĞIRI YETİŞTİRİCİLERİ BİRLİĞİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sakarya Damızlık Süt Sığırı Yetiştiricileri Birliği &lt;br/&gt;Tarım ve Köy işleri Bakanlığı ile Almanya Tarım Bakanlığı arasında Sığır Yetiştiricileri Enformasyon Sistemi Projesi Protokolü imzalanmış, bu amaçla 904 sayılı Islah-ı Hayvanat Kanununda yapılan değişiklikle Ülkemizde 1995 yılında Birliklerin kurulmasına başlanmıştır. İlimizde ise Birlik 1995 yılında 25 kurucu üye ile kurulmuştur. Tarım ve Köyişleri  Bakanlığımız ile Birlik  ortaklaşa iki proje yürütmektedir.&lt;br/&gt;Islah ve Soy Kütüğü Projesi&lt;br/&gt;2003 yıl sonu itibariyle aktif çalışan işletme sayısı 149 dur. Bu işletmelerde toplam 3 bin 641 baş sığır kayıtlıdır. Birliğe üye işletmelerde süt verimleri laktasyon ortalaması 5 bin 296 litredir. Soy Kütüğü işletmelerine farklı uygulanan süt teşvik priminden dolayı 2003 yılında üye işletmelere toplam 95 milyar 167 milyon TL. süt teşvik primi dağıtılmıştır. Birliğe üye olan işletmelerdeki toplam 599 baş dişi sığıra suni tohumlama yapılmıştır. Mayıs 2003 ayında başlanan buzağı teşvik ödemesi kapsamında 2 milyar 973 milyon TL. destekleme ödemesi yapılmıştır. Birlikte sözleşmeli olarak çalışan iki Ziraat Mühendisi, bir Veteriner Hekim ve bir büro elemanı görev yapmaktadır. Bünyesinde 5 baş holstein  süt sığırı olan işletmeler birliğe üye olabilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ön Soy Kütüğü Projesi &lt;br/&gt;Islah ve Soy Kütüğüne alt yapı oluşturmak ve İlimizde yapılan Suni Tohumlamaları kontrol etmek amacıyla uygulanan bu proje kapsamında 3 bin 9 üye ve toplam 9 bin 894 sığır kayıt altına alınmıştır. Küpeleme çalışmalarımız devam etmektedir.&lt;br/&gt;Adapazarı Çiftçilerine Hizmet Götürme Birliği&lt;br/&gt;İlk etapta süt üreticilerinden başlatılan ve bilahare yetiştiricinin sahip çıkmasıyla kapsamı genişleyerek sürmekte olan, üretici için girdi temininde ucuzluğu, pazarlamada da üreticinin hak ettiği ürün fiyatını yakalama amacına yönelik olarak, Merkez İlçeden başlayıp diğer ilçelerimize de genişleyerek devam eden çiftçilere hizmet götürme birliklerine işlerlik kazandırılmıştır. &lt;br/&gt;1993 yılında Merkez ilçede 87 köy tüzel kişiliği, 4500 üretici çiftçinin katılımı ile kurulan Adapazarı Çiftçilerine Hizmet Götürme Birliği; 2003 yılında toplam 13 bin 562 ton sütün toplanıp pazarlanmasını, ilde tahakkuk eden süt teşvik primlerinin 204 milyar 289 milyon liralık kısmının üyelerine intikalini, 4 bin 632 ton  yemin üyelerine piyasa fiyatlarının altında teminini ve üye işletmelerdeki 872 hasta hayvana müdahale edilmesini sağlamıştır. &lt;br/&gt;Aile işletmesi olarak faaliyet gösteren üreticilerimizin daha düzenli bir muhasebatla kayıtlı ekonomiye geçmesi, ekonomik bilgi alışverişinde kolaylık sağlanmasında önemli bir rol oynayan birlik, 2003 yılında cari fiyatlarla 7 trilyon 453 milyar TL. işlem gerçekleştirilerek KDV ve diğer vergiler olarak toplam  661 milyar 807 milyon TL. vergi tahakkuku sağlamıştır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;TARIMIN İLİMİZ EKONOMİSİNDEKİ YERİ &lt;br/&gt;Ülke genelinde tarım sektörü GSMH içinde %14,5&quot;lik payla sanayi ve ticaret sektörlerinden sonra üçüncü sırada yer almakta iken, diğer sektörler karşısında sanayinin tartışılmaz üstünlüğü görülen Marmara bölgesinin bir ili olan Sakarya&quot;da sanayi sektörünün az bir farkla arkasından gelen ve sanayiye kaynak aktaran itici bir güç konumundadır. İlimiz ekonomisi içerisinde tarım sektörü önemli bir paya sahiptir. &lt;br/&gt;İktisadi Faaliyet KollarıTürkiyeMarmaraSakarya&lt;br/&gt;Tarım14.55.220.5&lt;br/&gt;Sanayi25.333.825.6&lt;br/&gt;İnşaat6.05.66.5&lt;br/&gt;Ticaret20.823.720.4&lt;br/&gt;Ulaştırma ve haberleşme13.913.211.1&lt;br/&gt;Diğerleri19.518.515.9&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Kaynak : DİE, 1997&lt;br/&gt;İlimiz GSH&quot;sının %20,5&quot;lik payına sahip 59 bin civarındaki çiftçi ailesinde kişi başına gelir Türkiye ortalamasının üzerindedir. &lt;br/&gt;Tarımsal GSH&quot;nın Alt Sektörlere Göre Dağılımı&lt;br/&gt;ÜretimÜretim Değeri&lt;br/&gt;(Bin TL)  2002% OranıÜretim Değeri&lt;br/&gt;(Bin TL)  2003% Oranı &lt;br/&gt;Tarla Bitkileri Üret.152.188.580.00018,43171.446.478.00018,41&lt;br/&gt;Sebze Üretimi86.003.305.70010,4299.485.844.80010,6</description></item><item><title>ZİRAAT - ORMAN BAKANLIĞI YENİDEN YAPILANMA VE NORM KADRO ARAŞTIRMA PROJESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-orman-bakanligi-yeniden-yapilanma-ve-norm-kadro-arastirma-projesi-400446.html</link><description>orman bakanlığı yeniden yapılanma ve norm kadro araştırma projesi</description></item><item><title>ISPARTA YÖRESİNDE ÜRETİLEN BİMSBLOKLARIN TARIMSAL YAPILARDA BLOK ELEMANI OLARAK KULLANILMA OLANAKLARININ ARAŞTIRILMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?isparta-yoresinde-uretilen-bimsbloklarin-tarimsal-yapilarda-blok-elemani-olarak-kullanilma-olanaklarinin-arastirilmasi-348113.html</link><description>İÇİNDEKİLER DİZİNİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET..........................................................................................................................&lt;br/&gt;ABSTRACT ...............................................................................................................&lt;br/&gt;ÖNSÖZ ve TEŞEKKÜR ...........................................................................................&lt;br/&gt;ŞEKİLLER DİZİNİ ..................................................................................................&lt;br/&gt;ÇİZELGELER DİZİNİ ..............................................................................................&lt;br/&gt;1. GİRİŞ .....................................................................................................................&lt;br/&gt;1.1. Kuramsal Temeller ..............................................................................................&lt;br/&gt;2.  KAYNAK BİLGİSİ ..............................................................................................&lt;br/&gt;3.  MATERYAL VE YÖNTEM ................................................................................&lt;br/&gt;3.1. Materyal ..............................................................................................................&lt;br/&gt;3.1.1. Beton Briket .....................................................................................................&lt;br/&gt;3.1.2. Gaz Beton ........................................................................................................&lt;br/&gt;3.1.3. Tuğla ................................................................................................................&lt;br/&gt;3.1.4. Bimsblok .........................................................................................................&lt;br/&gt;3.1.5. Çalışmada Kullanılan Alet ve Ekipmanlar ......................................................&lt;br/&gt;3.2. Yöntem ...............................................................................................................&lt;br/&gt;3.2.1. Örneklerin Alınması ve Sınıflandırılması .......................................................&lt;br/&gt;3.2.2. Birim Hacim Ağırlıkları ..................................................................................&lt;br/&gt;3.2.3. Özgül Ağırlık ve Su Emme .............................................................................&lt;br/&gt;3.2.4. Komposite .......................................................................................................&lt;br/&gt;3.2.5. Porozite ............................................................................................................&lt;br/&gt;3.2.6. Nem Oranı ........................................................................................................&lt;br/&gt;3.2.7. Basınç Dayanımı ..............................................................................................&lt;br/&gt;3.2.8. Birim Alan Maliyetlerinin Hesaplanması .........................................................&lt;br/&gt;3.2.9. Kalite Dayanım Faktörü ...................................................................................&lt;br/&gt;4. ARAŞTIRMA BULGULARI VE TARTIŞMA ....................................................&lt;br/&gt;4.1. Birim Hacim Ağırlıklara İlişkin Sonuçlar ..........................................................&lt;br/&gt;4.2. Özgül Ağırlık ve Su Emmeye İlişkin Sonuçlar..................................................&lt;br/&gt;4.3. Kompasiteye İlişkin Sonuçlar ..............................................................................&lt;br/&gt;4.4. Poroziteye İlişkin Sonuçlar ..................................................................................&lt;br/&gt;4.5. Nem Oranına İlişkin Sonuçlar .............................................................................&lt;br/&gt;4.6. Basınç Dayanımına İlişkin Sonuçlar ...................................................................&lt;br/&gt;4.7. Birim Maliyete İlişkin Sonuçlar..........................................................................&lt;br/&gt;4.8. Kalite Dayanım Faktörüne İlişkin Sonuçlar .......................................................&lt;br/&gt;5. SONUÇ VE ÖNERİLER ...........................................................................</description></item><item><title>YAPAY GÜBRE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yapay-gubre-392905.html</link><description>YAPAY GÜBRE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Bitkisel üretimin ve çiftçilerin gelirlerinin artırılabilmesinin verimliliğin artırılmasına bağlı olduğu, verimliliğin geliştirilmesinde ise en etkin yollardan birisinin doğru gübre kullanımı olduğu bilinen bir gerçektir. Gübrelerin verimlilik artışındaki payı koşullara göre değişse de, genel olarak % 50civarında olduğu ifade edilmektedir (Aydeniz, 1992). Yurtsever ve Ülgen (1992), Türkiye koşullarında yaptıkları bir hesaplamayla 1990 yılı fiyatları dikkate alındığında gübreleme için yapılan masrafın aynı yılın sonunda yaklaşık 10.5 kat olarak geri döndüğünü bildirmişlerdir. Bu hesaplamalar gübreleme yoluyla yapılan yatırımın çok karlı ve alternatifsiz olduğu gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu ekonomik kazanç yanında,  gıda üretimi bakımından ülkemizin kendi kendine  yeterliliğinin sağlayacağı stratejik ve sosyal yararları rakamlarla ifade etmek mümkün değildir. Bu ölçülerde önemli olan gübre kullanımı devletçe de desteklenmiş ve bunun sonucu olarak da gübre tüketim düzeyimiz hızla artarak bu günkü seviyelere ulaşmıştır. Ancak bu önemli girdi ile ilgili sektörün pek çok sorunu söz konusudur. Toplumsal hayatı dolaylı ama etkin biçimde etkileyen bu sektörün, yeterli  dinamizmden yoksun olduğu görüşündeyiz. Pek çok sorunu olan gübre sektörünün her fırsatta durumunun gözden geçirilmesi, sorunlarının tartışılması ve çözümler üretilmesi ekonomik açıdan önemli olduğu kadar sosyal ve stratejik bir değere de sahiptir.&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Bitkisel üretimde verimliliğin artırılabilmesindeki en etkin araçlardan birisi kimyasal  gübrelerdir. Bu özelliği nedeniyle devletçe önemli bir kaynak ayrılarak bu girdi desteklenmektedir. Gübre kullanımının verim üzerine açık etkisinin görülmesi  ve desteklemenin teşviki gibi nedenlerle ülkemiz  gübre tüketimi hızla  artmıştır. Ancak son yıllarda tüketim artış hızında bir yavaşlama eğilimi belirmiştir.Gübre sektörü; üretimi, taşınması, depolan-ması, uygulanması, bitkisel verim ve kaliteye etkisi gibi yönleriyle çok yönlü,dinam</description></item><item><title>SU ALMA YAPISI VE ANA KANAL HESAPLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?su-alma-yapisi-ve-ana-kanal-hesaplari-345777.html</link><description>1-) SU ALMA YAPISI VE ANA KANAL HESAPLARI :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1-) ANA KANAL HESAPLARI :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KB&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;e&lt;br/&gt; 1h1                         1&lt;br/&gt;     1.51.5&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; A = h1        b =    &lt;br/&gt;Ç = b+2h1 &lt;br/&gt;                &lt;br/&gt;Q =   A R2/3 J1/2           &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; A= h1(5,0+1,5* h1)                     Ç=5,0+ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;12,60 =   *  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;9,89= .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;h1 = 1,41 m           b = 5,0 alındı&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A = h1 ( b + zh1 ) = 1,41*(5,0+1,5*1,41) = 10,03 m2  &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Q = A * V12,6= 10,03 * V            V = 1,26  m / sn&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hız , 0.3~1,3 m / sn   arasında olduğu için&lt;br/&gt;       Uygundur.....&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;REJİMİ;  = &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                            =0,34 1 olduğundan nehır rejimidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;P1=65           P2=36&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ana analda su yüzü kotu :( belde )&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KBS = KB - P1 =1055,19 - 0,65 = 1054,54m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ana analda su yüzü kotu :( Priz )&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KS1 = KBS + J*L = 1054,54+ 0,0003*19600 &amp;#61504; 1060,42 m&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2- ) SU ALMA YAPISI HESAPLARI :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2.1 -) Çökeltim Havuzu B Genişliğinin ve L Boyunun Hesaplanması :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- Çökeltim havuzundaki max.yatay akım hızı ;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VA = a &amp;#61542;   0,1 mm.           a = 51&lt;br/&gt;0,1 &amp;#61603; &amp;#61542; &amp;#61603; 1 mm.     a = 44&amp;#61542; = 0,19a = 44&lt;br/&gt;  &amp;#61542;   1 mm.             a = 36&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VA = 44  = 19,18 cm / sn&lt;br/&gt;&amp;#61542; = 0,19   0,06 mm old. Türbilanslı akımdır. CD = 0,47 seçildi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çökeltim havuzundaki çökelme hızı ; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VÇ = VÇ =   = 0,0862 m / sn&lt;br/&gt;= 8,62 cm / sn.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VA = 19,18 cm / sn&lt;br/&gt;VÇ =   8,62 cm / sn&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vg = 0,8 m / sn kabul edelim. ( Vg  0,6 ~ 1,0 m / sn arasındadır.)d = 1,2 ~ 1,4  d = 1,35&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Q =Vg * Bnet * d 12,6 = 0,8*Bnet*1,35Bnet = 11,67m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B = Bnet + 3*0,50 = 13,17m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2,94m&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2,91m.&lt;br/&gt;             0,5m&lt;br/&gt;Bnet = 11,67 m.B = 13,17m.&lt;br/&gt;                                  2,91m&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2,91 m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;L = 5,54 m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dalgıç perde&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;d = 1,35 m. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  = 0,1918 * 13,17 * hç           hç = 2,49 m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; =  =   = 28,88 sn.L = 5,54 m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2.2-) Su Alma Yapısı Yük Kayıpları Hesabı :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-) Parshall Savağı Yük Kaybı :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DEBİ   Q&lt;br/&gt;(m3 / sn )5,6639,91116,99028,317&lt;br/&gt;BOĞAZ&lt;br/&gt;GENİŞLİĞİ  ( w ) 3,053,664,576,10&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Q = 12,6 m3 / sn7,079         0,91 m.&lt;br/&gt;2,689x = 0,44&lt;br/&gt;w = 4,0 m.&lt;br/&gt;w = 4,0 m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Emin = 1,5*hchc =    =  hc = 1,00 m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Emin = 1,5*1,00 = 1,50 m.&amp;#61508;Hp =  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vc=  =  = 3,07 m / sn&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Q =      2,413 = h2    h2 = 2,29 m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;V2 =  = V2 = 1,34 m / sn&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61508;Hp = 0,2*1,50+0,4*                    &amp;#61508;Hp = 0,46 m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KS2 = KS1 + &amp;#61508;Hp = 1055,19 + 0,46                         KS2 = 1055,65 m.            &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B-) Rakortman Yük Kaybı :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61508;HR = 0,3 Rakortman başlangıcı ve bitimi arasında bernouelli denklemini yazalım :&lt;br/&gt;KS3 = KS2 + &amp;#61508;HR                 3,71  B&quot;   11,04 m&lt;br/&gt;Ks2=h ,v2=baştaki v&lt;br/&gt;B&quot; = 8,00 m. alalım..&lt;br/&gt;              &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;V3 = 1,11 m / sn            h3 =  = 1,42 m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KS3 = KS2 + &amp;#61508;HRKS3 =1055,65 + 0,3 &lt;br/&gt;            KS3 = 1055,6554 m&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;C-) Dalgıç Perde Yük Kaybı :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&amp;#61508;HD =   = h3 - 0,2 m = 1,42 - 0,2 = 1,22 m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61508;HD =  &amp;#61504; 0,082 m.KS4 = KS3 + &amp;#61508;HD&lt;br/&gt;KS4 = 1055,6554 v+ 0,082&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;h4 = h3 + &amp;#61508;HDKS4 = 1055,7376 m.&lt;br/&gt;h4 = 1,22 + 0,082 = 1,302 m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;V4 =  = m / sn.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;D-) Kurp Yük Kaybı :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61508;HK = 0,2 KS5 = KS4 - h5 + h4        h5 =  =1,37 m.&lt;br/&gt;-5 ile 4 noktaları arası bernoulli uygulanırsa;&lt;br/&gt;                                      &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                         &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;V5 = 0,70 m / sn&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KS5 = KS4 + &amp;#61508;HK = 1059,3225+ 0,2 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KS5 = 1059,3262 m.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;E-) Çökeltim Havuzu Eşik Yük Kaybı :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                &lt;br/&gt;0,334 =                       &amp;#61508;HE = 0,0173 m.&lt;br/&gt;KS6 = KS5 + &amp;#61508;HE&lt;br/&gt;KS6 = 1059,3262 + 0,0173                         KS6 = 1059,3435 m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;F-) Çökeltim Havuzu Yük Kaybı :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61508;HÇ =  =  * 5,16 &amp;#61508;HÇ = 0,0000057 &amp;#61504; 0&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KS7 = KS6 + &amp;#61508;HÇKS7 = 1059,3435 m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;G-) Giriş Eşiği Yük Kaybı :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61508;HGE = ( 0,01~0,02 ) m = 0,015 m.                KS8 = KS7 + &amp;#61508;HGE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KS8 = 1059,3435+ 0,015                                  KS8 = 1059,3585m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;H-) Priz Giriş Yük Kaybı :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &amp;#61508;Hg =   =                       &amp;#61508;Hg = 0,077 m.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KS9 = KS8 + &amp;#61508;HG = 1059,3585+ 0,077</description></item><item><title>GAP BÖLGESİNDE İKİNCİ ÜRÜN OLARAK YETİŞTİRİLEN FARKLI MISIR ÇEŞİTLERİNİN HASIL VE TANE VERİMLERİ ÜZERİNDE ARAŞTIRMALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gap-bolgesinde-ikinci-urun-olarak-yetistirilen-farkli-misir-cesitlerinin-hasil-ve-tane-verimleri-uzerinde-arastirmalar-394882.html</link><description>Materyal&lt;br/&gt;Araştırma Yeri&lt;br/&gt;İklim Özellikleri&lt;br/&gt;Toprak Özellikleri&lt;br/&gt;Bitki Materyali&lt;br/&gt;Yöntem&lt;br/&gt;Deneme Faktörleri&lt;br/&gt;Deneme Deseni&lt;br/&gt;Kültürel İşlemler&lt;br/&gt;Araştırma Yerinin Hazırlanması ve Ekim&lt;br/&gt;Bakım&lt;br/&gt;Hasat&lt;br/&gt;Araştırmada İncelenen Özellikler&lt;br/&gt;Tane Verim Denemesi&lt;br/&gt;Hasıl Verim Denemesi&lt;br/&gt;Verilerin Değerlendirilmesi&lt;br/&gt;ARAŞTIRMA BULGULARI VE TARTIŞMA&lt;br/&gt;Tane Verim Denemesi&lt;br/&gt;Tepe Püskülü Çıkarma Gün Sayısı&lt;br/&gt;Olgunlaşma Gün Sayısı (Hasat)&lt;br/&gt;Bitki Boyu&lt;br/&gt;Sap Çapı&lt;br/&gt;Yaprak Saysı&lt;br/&gt;Yaprak Ayası Eni&lt;br/&gt;Yaprak Ayası Boyu&lt;br/&gt;Koçan Sayısı&lt;br/&gt;Koçan Boyu&lt;br/&gt;Koçan Çapı&lt;br/&gt;Koçanda Sıra Sayısı&lt;br/&gt;Tane Verimi&lt;br/&gt;Hektolitre Ağırlığı&lt;br/&gt;Bin Tane Ağırlığı&lt;br/&gt;Hasıl Verim Denemesi&lt;br/&gt;Bitki Boyu&lt;br/&gt;Yaprak Oranı&lt;br/&gt;Sap Oranı&lt;br/&gt;Koçan Oranı&lt;br/&gt;Sap Kuru Madde Oranı&lt;br/&gt;Sap Kuru Madde Verimi&lt;br/&gt;Koçan Kuru Madde Oranı&lt;br/&gt;Koçan Kuru Madde Verimi&lt;br/&gt;Yaprak Kuru Madde Oranı&lt;br/&gt;Yaprak Kuru Madde Verimi&lt;br/&gt;Toplam Yeşil Ot (Hasıl)Verimi&lt;br/&gt;Toplam Kuru Madde Verimi&lt;br/&gt;GENEL SONUÇLAR&lt;br/&gt;Tane Verim Denemesi&lt;br/&gt;Hasıl Verim Denemesi&lt;br/&gt;ÖNERİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Bu araştırma; GAP Bölgesinde 1999 yılında Gaziantep&quot;in Araban ilçesinde Ziraat Mühendisi Ali ÖZKAN&quot;ın kendi arazisinde yürütülmüştür. Araştırmada ikinci ürün olarak yetiştirilen farklı mısır çeşitlerinin (LG 55, P 3167, Asgrow RX 788) hasıl ve tane verimi özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla; Olgunlaşma gün sayısı, yeşil ot verimi, kuru madde verimi, tane verimi vb. özellikler ele alınmıştır. Elde edilen bulgular, tane verimi için her üç çeşidinde yetiştirilmesi; hasıl verimi için ise RX 788 çeşidinin yetiştirilmesinin uygun olacağını göstermiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anahtar sözcükler: Mısır çeşitleri, tane verimi, hasıl verimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;INVESTIGATIONS ON THE HERBAGE AND SEED YIELDS OF DIFFERENT MAIZE CULTIVARS GROWN AS SECOND CROP IN GAP REGION&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;This thesis has reserched by Ali ÖZKAN who is agricalture engineer in his own area which located in Araban that is belong to Gaziantep City, in GAP region at 1999. The aim of thesis is to reserch the characteristics of green matter and grain yield of different maizes (LG 55, P 3167</description></item><item><title>ZİRAAT - DNA FİNGERPRİNTİNG YÖNTEMLERİNDE KALİTEYİ ETKİLEYEN ETMENLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-dna-fingerprinting-yontemlerinde-kaliteyi-etkileyen-etmenler-400479.html</link><description>dna fingerprinting yöntemlerinde kaliteyi etkileyen etmenler</description></item><item><title>ZİRAAT - ATIN EVRİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-atin-evrimi-400441.html</link><description>atın evrimi</description></item><item><title>ZİRAAT - 21. YÜZYILDA TÜRKİYE&quot;DE ZİRAİ İŞLETMECİLİĞİ&quot;NİN KONUMU VE GELİŞMESİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-21.-yuzyilda-turkiye-de-zirai-isletmeciligi-nin-konumu-ve-gelismesi-icin-yapilmasi-gerekenler-400335.html</link><description>21. yüzyılda türkiye&quot;de zirai işletmeciliği&quot;nin konumu ve gelişmesi için yapılması gerekenler</description></item><item><title>MEYVE İŞLEME SANAYİİNDE BAŞLICA MAMULLERİN ÜRETİM TEKNOLOJİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?meyve-isleme-sanayiinde-baslica-mamullerin-uretim-teknolojileri-437032.html</link><description>MEYVE İŞLEME SANAYİİNDE BAŞLICA MAMULLERİN ÜRETİM TEKNOLOJİLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sektörün Tanımı ve Sınırlanması  &lt;br/&gt;Meyve suyu ve meyve suyu konsantresi sanayii , ana hammadde girdisi olarak ve az miktarda da sebze işleyen ara ürün olarak meyve suyu konsantresi ve meyve püresi elde eden ve bu ürünlerden meyve suyu , meyve nektarı ve meyveli içecekleri üreten bir gıda sanayii koludur.  &lt;br/&gt;Meyve suyu ; taze , olgun , sağlam ve meyve suyu üretimine elverişli meyvelerin tekniğine uygun olarak işlenmesiyle elde edilen meyve suyu veya pürenin(pulpun) , su , şeker ve izin verilen asit ilaveleri yapılarak veya yapılmadan ambalajlanması veya ısıl işlem uygulanarak dayanıklı hale getirilmesi ile üretilen bir içecek olarak tanımlamaktadır. Öte yandan meyve suyu bilimsel olarak şu şekilde de tanımlanabilmektedir: &quot;Sağlam , taze ve olgun meyvelerden mekanik yollarla elde edilen fermente olmamış , fakat fermente olabilir nitelikte ve fiziksel yöntemlerle dayanma özelliği kazandırılmış içeceklere meyve suyu adı verilir&quot;(/MPM).  &lt;br/&gt;Meyve suları çeşitli şekillerde sınıflandırılmaktadır. Sınıflandırılmada meyve suyunun berraklığı , meyve eti içermesi , katkı yapılması ölçü olarak alınmaktadır. Buna göre meyve suları ; berrak meyve suları , meyve nektarları ve meyveli içecekler olmak üzere sınıflandırıldığı gibi ; berrak meyve suları , meyve nektarları ve turunçgil suları olmak üzere de sınıflandırılabilmektedir. Berrak meyve sularında meyve oranı genellikle %100 , meyve nektarlarında %25-50 , meyveli içeceklerde ise en az %10 olmaktadır. &lt;br/&gt;Meyve suyu ve konsantresi sanayii , ana hammadde olarak meyve ve sebze işleyen , ara ürün olarak meyve suyu konsantresi ve meyve püresi üreten ve bu ara üründen meyve suyu , meyve nektarı ve meyve şerbeti (drink) v.b içecek tiplerini üreten gıda sanayiinin bir koludur. Bu sanayiinin üretmiş olduğu ürünler 20.09 ve 20.07.99 gümrük tarife numarası altında toplanmaktadır. Domates suyu bir sebze suyu olmasına rağmen 20.09.50 gümrük tarife istatistik pozisyon numarası ile bu grupta yer almaktadır(*ZYMB) &lt;br/&gt;Günümüzde meyve suları çoğunlukla meyve suyu konsantrelerinden , meyve nektarları meyve pulpundan , meyveli içecekler ise meyve suyu veya püresinden hazırlanmaktadır. &lt;br/&gt;Meyve suyu konsantreleri , meyve sularının çoğunlukla evaporatörlerde 680 Briks&quot;e kadar koyulaştırılması ile hazırlanmaktadır böylece başlangıçtaki hacimleri yaklaşık 4-6 misli azaltıldığından bileşiminde önemli bir değişiklik olmadığı halde depolama ve nakliye kolaylaşmakta , maliyet ucuzlamaktadır. Ayrıca mikrobiyolojik bozulmalara karşı da oldukça dayanıklı bir ürün elde edilmiş olmaktadır.&lt;br/&gt;Meyve suyu konsantreleri ve meyve püreleri aseptik koşullar altında aseptik tanklarda depolanmaktadır. Berrak meyve suyu ve meyve nektarı hazırlanacağı zaman bunlara yönetmelik ve kodekslerde izin verildiği ölçülerde gerekli katkı maddeleri katılmaktadır. Katkı olarak kullanılan suyun mineral madde içermemesi , asit ve şekerin gıda maddesi olarak kullanılabilir özellikte olması gerekmektedir. &lt;br/&gt;Ülkemizde meyve suyu olarak satışa sunulan içecekler daha çok meyve nektarları niteliğinde olup vişne , kayısı , şeftali en çok tüketilenler arasında yer almaktadır. &lt;br/&gt;2.SEKTÖRDEKİ KURULUŞLAR&lt;br/&gt;Dünya ülkelerinde meyve suyu üretimi 1930&quot;lu yıllara kadar küçük ve orta ölçekli işletmelerde yapılmıştır. II. Dünya Savaşı yıllarında ve daha sonraki yıllarda Avrupa ülkeleri ve ABD&quot;de hızlı bir endüstrileşme olmuştur. 1960 yılından sonra III. Dünya Ülkelerinde de yerleşmeye başlayan meyve suyu endüstrisi bugün dünya ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. &lt;br/&gt;Türkiye&quot;de endüstriyel ölçekte meyve suyu üretimi 1969 yılında başlamış olup 1983&quot;ten sonra gelişme göstermiştir. Meyve suyu sektöründe üretim yapan kuruluşların bazıları sadece meyveden konsantre ve püre işleyip aynı zamanda dolum yaparken , bazıları da diğer firmaların pazarladıkları konsantre ve püreden meyve suyu ve meyve nektarı hazırlayıp ambalajlara dolum yapılmaktadır. &lt;br/&gt;Ülkemizde meyve suyu üretim hattına sahip 33 firma bulunmaktadır. Bu fir</description></item><item><title>BALIKÇILIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?balikcilik-420086.html</link><description>balıkçılığın yurt ekonomisindeki yeri ve önemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;su  ürünleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;deniz  balıkçılığı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;tatlı su balıkçılığı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;balık yetistiriciliğinde kullanılan baslıca yöntemler</description></item><item><title>TÜRK TARIM POLİTİKASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-tarim-politikasi-358224.html</link><description>Türk Tarım Politikası&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İnsanyaşamının temel ihtiyacı olan gıda ile doğrudan ilişkisi, tarım sektörünü ülke ekonomileri acısından son derece önemli kılmaktadır.Beslenme alışkanlığının  coğrafi koşullar ve kültürel faktörler nedeniyle önemli farklılıklar göstermesi, ülkeleri besin  ihtiyaçlarını dışarıya bağımlı olmaksızın kendi kendilerine karşılamak ve sektörde verimliliği artırmak amacıyla devletin desteği ve koruması altında kapsamlı tarım politikaları  oluşturmaya yöneltmiştir.Tarım sektörünün dünya ülkeleri tarafından genellikle siyasi ve sosyal yönü ile ele alınarak korumacı politikalar  temelinde  belirlenmesi, sektörün uzun yıllar uluslararası ticari düzenlemeler  dışında kalmasına neden olmuştur.Nitekim sanayi sektöründe 1950&quot;li yıllardan itibaren uluslararası ticaret kurallarının oluşmasına rağmen tarım sektöründe ancak 1990li yıllarda dünya Ticaret Örgütü Tarım Anlaşması ile   benzer gelişmeler başlamıştır. Avrupa Birliği üye ülkelerinin tarım politikalarını siyasi ve ekonomik anlamda bütünleştiren ABnin Ortak Tarım politikası ise belirlenen ortak fiyatların korunması amacıyla oluşturulmuş çeşitli kurallar çerçevesinde isleyen geniş kapsamlı bir mekanizmadır Halen birliğin bütçesinin yarısı, ekonomisinin %5&quot;ine karşılık gelen tarım sektörüne  aktarılmaktadır. Ortak Tarım Politikası kurulusundan bu yana sürekli reformlara konu olmakla birlikte isleyiş mekanizmaları  açısından istikrarlı bir yapı sergilemektedir.Buna karşılık 1999yılı itibariyle GSYiHnin yaklaşık %16si toplam istihdamın ise %47sini oluşturan Türk tarım sektöründe ise destek politikaları,gerek kurumsal yapı gerek mali mekanizmalar acısından dağınık ve siyasideğişimlerdenetkilenen bir yapıya sahiptir.  Gümrük Birliği kapsamında  yer almayantarımsektörü Avrupa Birliği tam üyeliğine aday olan Türkiye acısından artık daha farklı yaklaşılması ve tam üyelik surecinde Avrupa Birliği&quot;nin Ortak Tarım Politikasına yakınlaştırılması gereken bir sektör durumuna gelmiştir. Tarım sektörünün Türk ekonomisi ve istihdamında kapladığı yer düşünüldüğünde ise ilgili uyumçalışmalarının süratle ve ciddi yapısal reformlarla birlikte gerçekleştirilmesi gereği açıkça ortaya çıkmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II)ROMA ANTLAŞMASI VE ORTAK TARIM POLİTİKASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa Birliği üyesi ülkelerin tarım politikalarının gerek ekonomik gerek siyasi anlamda ortak bir çerçevede yönetilmesi esasına dayanan Ortak Tarım Politikası (OTP), ABnin ilk ortak politikasıdır. Halen Birlik bütçesinin yarısını oluşturan OTPnin Avrupa Birliği&quot;nin en önemli politikalarından biri olduğunu söylemek mümkündür.  İkinci Dünya Savası sırasında yaşanan kıtlığın yarattığı endişenin yanı sıra, savaş sonrasında AB aktif nüfusunun çok önemli bir bölümünü oluşturan tarım sektörü çalışanlarının  gelir düzeyinin korunması ve üye ülkelerin ulusal tarım politikaları arasındaki derin farklılıkların giderilmesi gerekliliği Birliği bir ortak tarım politikası oluşturmaya yöneltmiştir.Tüm bu etkenlerinin bir araya gelmesi ile üye ülkeler Tarafından gerekliliğine karar verilen ve Roma Antlaşmasının 38-47.  maddeleriyle (Amsterdam Antlaşmasıyla yeni 32-38. maddeler) yasal çerçevesi belirlenen OTP 1962 yılında ilk ortak piyasa düzeninin oluşturulması ile resmen hayata geçirilmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. Ortak Tarım Politikası&quot;nın amaçları  &lt;br/&gt;33. maddede,&lt;br/&gt;1)Teknik ilerlemenin özendirilmesi, tarımsal üretimin rasyonelleştirilmesi ve üretim faktörlerinin, özellikle işgücünün optimal kullanımının ve verimliliğin artırılması&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2) Tarımsal nüfusun yaşam düzeyinin, özellikle tarımda çalışanların gelirinin artırılması yoluyla yükseltilmesi, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3) Piyasalarda istikrar sağlanması,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4) Düzenli bir ürün arzının garanti altına alınması ve &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5)Tarım ürünlerinin tüketicilere uygun fiyatlarla ulaştırılmasının sağlanması olarak  sıralanmıştır .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;OTP üç temel   ilke üzerine yapılanmıştır&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tek Pazar ilkesi &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üye ülkelerde tarım ürünlerinin serbest dolaşımını engelleyen tüm kısıtlamalarının   kaldırılarak bir Tek Pazar oluşturulmasını öngörmekte, bunun için ortak fiyat v</description></item><item><title>ZİRAAT - ATATÜRK&quot;ÜN TARIM ALANINDA GETİRDİĞİ YENİLİKLER VE BUNLARIN ÖNEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-ataturk-un-tarim-alaninda-getirdigi-yenilikler-ve-bunlarin-onemi-400407.html</link><description>atatürk&quot;ün tarım alanında getirdiği yenilikler ve bunların önemi</description></item><item><title>ZİRAAT - MEYVECİLİKTE KULLANILAN ANAÇLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-meyvecilikte-kullanilan-anaclar-400492.html</link><description>meyvecilikte kullanılan anaçlar</description></item><item><title>EROZYON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?erozyon-441867.html</link><description>EROZYON&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                 Yer yüzündeki engebe ve yükseklikleri deniz seviyesine indirmeye çalışan aşındırma olayıdır jeolojik aşındırma ,en geniş anlamı ile,karmaşık tabiat olaylarıdır.Bunlar parça koparıp sürükleyerek litosfer yüzeyini durmadan aşındırır. Yüzeyler özellikle dağlık bölgeler ve çöller gibi bitki örtüsünün bulunmadığı yerlerde çok karakteristik ve belirgin biçimler alırlar .Erozyon un yıkıcı etkisi,vadiler,kanyonlar,dik yarlar yalı yarlar,sirkler,dev kazanlar,mağaralar,güvercin delikleri ve tabii köprüler meydana gelmesine sebep olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                   Milyonlarca yıl süren Erozyon sonunda en yüksek dağlar bile düzlükler haline gelebilir. Böyle bir aşınma devri iki basamağa ayrıla bilir&quot;Genç&quot; Arazi henüz yükselmiş yer kabuğu kısmıdır.Aşınma yapan tesirleri hücumuna uğrar.Akarsuyun tesiri ise en büyük olur.&quot;Olgun&quot;Arazide akar suların aşındırma tesiri yavaşlar.&quot;Yaşlı &quot; Arazide aşınma ve düzleşme sonucu peneplen  adı verilen bir ova meydana çıkmıştır .Bu devir,bölgede yeniden bir yükselme olunca bozulur. Gençleşme ile aşınma devri yeniden ve canlı olarak&lt;br/&gt; başlar.Bunun sonucu olarak eski ve yeni aşınma ile karmaşık bir arazi ortaya çıkar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;             Bir kayaç yada toprak kütlesinin sarp bir yamaçtan yada dağdan aşağı kaymasına Erozyon denir. Dik yamaçların eteklerinde ,çoğu kez erozyon sonucunda yukarılardan inmiş kayaç ve toprak yığınlarına ve bunların kayma yolunun üzerinde oluşturdukları sıyrıklara rastlana bilir. Erozyon zaman zaman karayolu ve demiryolu ulaşımının kesilmesine de neden olabilir.Büyük ölçekli erozyon dağlık bölgelerde olur. Buna şiddetli yağmurların yada eriyen karların killi kayaçlardan oluşan yatakların ıslatıp kaygan hale getirmesi  yol açabilir yada deprem heyelanı başlayabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;             Erozyon sonucunda düşen toprağın bir ırmağın önünü kapatarak orada bir göl oluşumuna yol açması büyük bir tehlike yaratır. Toprağın oluşturduğu set güçlü değildir ve ardından toplanan suyun ağırlığı ile kolayca dağılır.Eğer böyle bir şey olursa,büyük bir sel vadiyi silip süpürür ve zamanında uyarıda bulunulmazsa büyük can ve mal kaybına yol açar.Gene erozyon sonucunda büyük göllere düşen iri kayaç kütleleri bazen gemilerin karaya oturmasına ve kıyı şeridi boyunca büyük bir yıkıma neden olan yüksek dağların oluşmasına da yol aça bilir&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;             Erozyon eriyen karların gevşettiği yüzey kayaçların dan yada yalnızca eriyen kar yada buzlardan oluşursa buna da çığ denir&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;               Dört Milyar kadar yıl önce oluşan yer kabuğunun su,hava ,yer çekimi gibi etkenler aşındır maktadır. Yer kabuğunun böyle sürekli olarak aşındırması sürecine erozyon denir.Yer yüzünün okyanus yatakları ve kıtalar gibi temel yapısı yer kabuğunun hareketleriyle,bu yapının ayrıntıları ise erozyon ile oluşmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;              İnsanın doğa ile ilişkileri de bazı bölgelerde erozyon sürecini çabuklaştırmıştır yanlış tarım yöntemleri,ormanların yok edilmesi,toprağın hayvan otlatmakta gereğinden fazla kullanılması verimli üst tabakanın kaybolmasına yol açmaktadır.Erozyon nedeni ile bozulan toprakların oranı son yıllarda iki katına çıkmıştır.verimli toprakların tamamen yok olması korkusundan çok kaybedilen toprağın niteliği önemlidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            Dünyanın her yerinde çiftçiler erozyonu önlemek amacı ile,setler ve rüzgar siperleri yapmak,çok ekilmiş toprakları dinlendirmek gibi yöntemler denemektedirler.&lt;br/&gt;           Erozyonun etkilerini görmek çok kolay dır. Toprağın yüzeyi yer yer  açılmış,toprak su gücüyle,dağlara,derelere,geniş ovalara ve nehir  ağızlarına taşınmıştır.Kıyılar denizin hareketinden dolayı sürekli olarak erozyon altındadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Dağ ve tepelerin yamaçlarını ise dere ve nehirler aşındırır. Çevremizde gördüğümüz dağ,tepe ,nehir gibi yapıların hiç değişmediğini sanırız ;çünkü bu değişiklikler gözle göremeyeceğimiz kadar uzun sürede olur.Amerika&quot;daki  Grand  Ganyon vadisi gibi bir yerin oluşması milyonlarca yıl sürer.Ancak,denizin,yanında bulunan bir kara parçasını oyarak metrelerce içeri girmesi veya şiddetl</description></item><item><title>ZİRAAT - BAL ARILARININ TAKSONOMİSİ,VÜCUT YAPILARI VE GELİŞME DÖNEMLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-bal-arilarinin-taksonomisi,vucut-yapilari-ve-gelisme-donemleri-400470.html</link><description>bal arılarının taksonomisi,vücut yapıları ve gelişme dönemleri</description></item><item><title>ENDüSTRIEL PEKMEZ üRETIMI(INGILIZCE)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?endustriel-pekmez-uretimi(ingilizce)-451686.html</link><description>Original Article&lt;br/&gt;Detection of raisin concentrate (Pekmez) adulteration by&lt;br/&gt;regression analysis method&lt;br/&gt;Atilla -Sim-seka, Nevzat Artıkb,*, Ensar Baspinarc&lt;br/&gt;a Department of Food Engineering, Ordu Agriculture Faculty, Black Sea Technical University, Ordu, Turkey&lt;br/&gt;b Department of Food Engineering, Agriculture Faculty, Ankara University, 06100 Dı-skapı, Ankara, Turkey&lt;br/&gt;cDepartment of Animal Husbandry, Agriculture Faculty, Ankara University, 06100 Dı-skapı, Ankara, Turkey&lt;br/&gt;Received 8 November 2002; received in revised form 19 May 2003; accepted 23 June 2003&lt;br/&gt;Abstract&lt;br/&gt;Glucose and fructose as sugar sources were added to raisin concentrate called Pekmez in Turkey at the&lt;br/&gt;ratio of 10-25% and 50% w/w, to simulate adulteration in order to develop a statistical regression model.&lt;br/&gt;Sugar composition was analyzed with standard enzymatic methods and mineral matters were determined&lt;br/&gt;with atomic absorption spectrophotometry. According to the results of analysis for prepared raisin&lt;br/&gt;concentrate with different ratios, adulterants could be determined in the limits of variation for each&lt;br/&gt;composition component. The minimum variations for these values were fixed and regression models were&lt;br/&gt;developed. These statistical models were used in authentication. Regression analysis method could be&lt;br/&gt;applied in quality control of raisin concentrate or in monitoring adulteration or contamination.&lt;br/&gt;r 2003 Elsevier Ltd. All rights reserved.&lt;br/&gt;Keywords: Raisin concentrate; Adulteration; Regression analysis; Enzymatic analysis; Sugars&lt;br/&gt;1. Introduction&lt;br/&gt;Fruit juice concentrate (Pekmez) is a traditional Turkish food widely produced from grape or&lt;br/&gt;raisin, mulberry, fig and carob bean. Raisin concentrate is mostly manufactured in industrial&lt;br/&gt;conditions although traditionally and still today, farmers produce small amounts of raisin&lt;br/&gt;concentrate in order to supply their own requirements and the market. Production of raisin&lt;br/&gt;concentrate is illustrated in Fig. 1.&lt;br/&gt;Pekmez may be used instead of sugar in halvah or mixed with tahini. In fact, the production of&lt;br/&gt;Pekmez has been continuously and rapidly increasing because of its composition. Raisin&lt;br/&gt;ARTICLE IN PRESS&lt;br/&gt;*Corresponding author. Tel.: +90-3123170550; fax: +90-3123178711.&lt;br/&gt;E-mail address: artik@agri.ankara.edu.tr (N. Artık).&lt;br/&gt;0889-1575/$ - see front matter r 2003 Elsevier Ltd. All rights reserved.&lt;br/&gt;doi:10.1016/S0889-1575(03)00105-4&lt;br/&gt;concentrate contains great amount of sugar and useful amounts of mineral elements such as K,&lt;br/&gt;Ca, Fe, P and Mg (Velio&amp;glu &amp; Artık, 1993).&lt;br/&gt;Adulteration of raisin concentrates is increasingly being recognized as a problem in Turkey,&lt;br/&gt;especially in recent years, following investigations of adulterants use in the food industry. Two&lt;br/&gt;kinds of raisin concentrates are produced, solid and liquid. In order to provide consistency in&lt;br/&gt;raisin concentrate called Zile (solid Pekmez), starch, egg white, powdered sugar, honey, milk&lt;br/&gt;powder and ripe raisin concentrate are added, which is not considered adulteration. But adding&lt;br/&gt;solid Pekmez to liquid Pekmez is illegal according to Turkish Standard Institute (TS-3792). Liquid&lt;br/&gt;Pekmez should be produced only from fruit extract and should not contain additive material&lt;br/&gt;(TSE, 1989). In order to reduce cost, it is however easily and usually adulterated with cheaper&lt;br/&gt;carbohydrates such as sucrose, high-fructose corn syrup and glucose syrup (Ek-si, 1979), which&lt;br/&gt;may be regarded as rather harmless. Furthermore, raisin concentrate is sometimes illegally mixed&lt;br/&gt;with second grade fruit juice concentrates such as mulberry, fig and carob bean and often treated&lt;br/&gt;with citric acid as preservative and caramel as coloring matter (Artık, 1997; -Sim-sek and Artık,&lt;br/&gt;2002).&lt;br/&gt;Glucose syrup ratio in jam and marmalade can be determined by Juckenack-Pasternack and&lt;br/&gt;Grossfeld-Hollatz methods. However both methods are not sensitive when jam and marmalade&lt;br/&gt;contain a small amount of glucose syrup (Erba-s, 1998). Characteristic elements and other&lt;br/&gt;parameters such as the amount of ash and especially electrical conductivity can be used to identify&lt;br/&gt;the adulteration of honey (Martin et al., 1998). Mineral analysis is also useful in the detection of</description></item><item><title>ŞEKER PANCARI (BETA VULGARİS) YETİŞTİRİLMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?seker-pancari-(beta-vulgaris)-yetistirilmesi-381779.html</link><description>Şeker Pancarı ( Beta Vulgaris) Yetiştirilmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şeker pancarının zıraat&quot;a alınması yenidir. Eskiden yabani pancarın kök ve yaprakları ilaç olarak kullanılırdı ve bu suretle de bahçe ziraatine alınmıştı. Pancarın köklerinde şekerli maddenin bulunduğu ilk defa Olivir isminde bir Fransız buldu. Almanya da Mark Garf&quot;da bunun üzerinde çok çalıştı. Fakat pancardan ilk defa şeker elde eden Achart oldu ve elde ettiği şekeri Prusya kralına takdim etti. Bundan sonra Almanya da Silezyz da ilk fabrika kurularak çalıştırmaya başlandı. Bu tarihe kadar dışarıdan gelen kamış şekerinin harpler dolayısıyla gelmemesi Avrupa&quot;yı pancardan şeker elde etmesini mecbur etti. 1855  yılından sonra Avrupa&quot;nın bir çok yerinde şeker fabrikaları kurulmaya başlandı ve pancar bir endüstri nebatı olarak tarla ziraati içerisinde yetiştirilmeye alındı.&lt;br/&gt;Şu tarih bize gösteriyor ki pancardan şeker eldesi veya pancarın tarla ziraati halinde yetiştirilmesi 1855 den sonra olmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1. Şeker pancarının bitki özellikleri:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şeker  pancarı ıspanakgillerden iki yıllık bir nebattır. İlk yılı mihver şeklinde uzunca ve etli bir kök verir. Bunun şekli çok kere koniye benzer. Rengi de beyaz veya pembemsidir. Terkibinde %20 hatta daha fazla şeker olduğundan şeker eldesine yarar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2. Şeker pancarın iklimi:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şeker pancarı için en uygun iklim orta derecede yağışlı ve ılık iklimi karakterini  gösteren parçalardır. Bu sebeptendir ki Avrupa&quot;da 47-54 paralel daireleri arasında gayet güzel yetişmektedir. Şeker pancarı ilk büyüme devresinde orta derecede yaşlık büyümesinin kuvvetlendiği yaz ayları içerisinde bol yaşlık ve büyümesinin sonuna doğru da yeter derecede sıcaklık ve güneş ister.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.3. Şeker pancarın toprağı:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şeker pancarı derin ve humusca zengin toprakları sever. Alüviyon topraklardan çok hoşlanır. Kireci olan tınlı killi ve tınlı topraklarda yetişmesi uygundur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.4. Pancarın beslenmesi:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pancar koyu ziraat yapan işletmelerin malıdır. Yetişmesi için toprağın kuvvetli olmasını ister ve topr</description></item><item><title>ERKENCİ ÜZÜM ETİŞTİRİCİLİĞİNDE DEĞİŞİM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?erkenci-uzum-etistiriciliginde-degisim-436578.html</link><description>Ürün Hakkında Genel Bilgi&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Asma (Vitis vinifera), Vitaceae familyasının Vioidae alt familyasına mensup bir bitkidir. Bu alt familyanın 10 cinsi ve 475 türü bulunmaktadır. Ancak bağcılıkta bunlardan sadece Vitis cinsi ile bunun 28 türünün ekonomik değeri vardır.&lt;br/&gt;Kabul gören son araştırmalara göre yabani asma Hindikuş dağından Portekiz&quot;e, Kırım ve Ren&quot;den Fas ve Tunus&quot;a kadar olan tüm ülkelerde sipontan olarak yetişen bir bitkidir. Bağcılık Kuzey yarım küresinde Fas, Cezayir ve Tunus&quot;ta  34o  paralel dairesinden başlayıp, Almanya&quot;da 51o  paralel dairesine kadar yükselir. Ekvatorun güneyinde ise St. Helena adasında 32o  paralel dairesinden başlayıp Şili&quot;de 40o   paralel dairesinde son bulmaktadır.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Yaygın Çeşitleri &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Türkiye&quot;de standart olarak kabul edilen 78 üzüm çeşidinin bulunduğu kabul edilmektedir. Bu çeşitlerin 41&quot;i sofralık (24 beyaz, 2 pembe, 4 kırmızı-mor, 11 siyah), 34&quot;ü şıralık ve şaraplık (15 beyaz, 19 siyah) ve 3&quot;ü (2 çekirdeksiz, 1 çekirdekli) kurutmalıktır. Bunlardan başlıcaları  aşağıda verilmiştir. &lt;br/&gt;Sofralık çeşitler: Çavuş, Hafızali,İs.Misketi, İtalia, M.R. Vignes, Müşküle, Perlette,Razaki, Tahannebi,  Tarsus Beyazı, A. Lavallee, Cardinal, H.Misketi, Hönüsü, Pembe Gemre, Siyah Gemre. &lt;br/&gt;Şaraplık ve Şıralık Çeşitler:  Dökülgen, Hasandede, Kabarcık, Narince, Chardonay, Riesling, Semillon, Boğazkere, Öküzgözü, Papazkarası, Sergikarası.&lt;br/&gt;Kurutmalık Çeşitler: Besni, Sultani Çekirdeksiz, Yuvarlak Çekirdeksiz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ekolojik İstekleri &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Toprak İstekleri&lt;br/&gt;Asma toprak bakımından çok seçici bir bitki olmamakla birlikte, iyi bir yetiştiricilik için toprağın en az 60-70 cm derinlikte, iyi havalanan, süzek ve kolay ısınan tınlı ve kumlu-tınlı olması arzu edilir. Özellikle Amerikan asma anaçları kullanılan yörelerde bu özelliklere sahip topraklar tercih edilmelidir. Bu nedenle bağcılık yapılacak yerlerde toprak analizleri yapılarak, toprağın kireç içeriği, bünyesi, yapısı, derinliği, taban suyu yüksekliği, tuzluluğu, reaksiyonu ve yorgunluğu incelenmeli ve buna göre uygun anaç ve çeşit  seçimi yapılmalıdır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;İklim İstekleri&lt;br/&gt;Asmanın gelişmesini etkileyen en önemli iklim faktörü sıcaklıktır. Günlük ortalama sıcaklık 10 oC&quot;ya ulaştığında asmada aktif büyüme başlar, bunun altındaki sıcaklık derecelerinde bitki dinlenmye girer. Ekonomik anlamda bağcılık yapabilmek için 10 oC&quot;nin üzerindeki günlük sıcaklık toplamı en az 1600 gün-derece olmalıdır. Sıcaklık toplamı isteği geççi çeşitlerde 3000 gün-derecenin üzerine çıkmaktadır. Ayrıca iyi bir sürgün gelişmesi ve meyve olgunluğu için temmuz sıcaklık ortalaması 18 oCden düşük olmamalıdır. Aşırı düşük sıcaklıklar bağcılığı kısıtlayan bir faktörtür. Genellikle - 15 oC nin altında uzun süreli soğukların görüldüğü bölgeler bağcılık için uygun kabul edilmezler. Ayrıca ilkbahar donları sürgün ve salkımlarda zarara neden olmaktadır. &lt;br/&gt;Asmanın yıllık güneşlenme ihtiyacı ise en  az 1300 saattir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Yetiştirme Tekniği &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Toprak Hazırlığı &lt;br/&gt;Bağ tesis edilecek arazide öncelikle varsa kök kalıntıları, büyük taş ve kayalar temizlenerek, birkaç yıl tarla bitkileri yetiştirilmelidir. Ayrıca eğer gerekiyorsa arazi tesviye edilmeli, eğimi fazla olan yerlerde ise teraslama yapılmalıdır. &lt;br/&gt;Toprak işlemede ilk olarak toprağın 80-100 cm aralıklarla iki yönlü olarak dipkazanla patlatılması gereklidir. Dikimden önce toprak en az 40-60 cm. Derinlikte işlenerek kabartılmalı ve ters çevrilmelidir. Bu işlem esnasında toprağın tuzlu, kireçlii ve verimsiz alt tabakalarının yüzeye çıkmamasına dikkat edilmelidir. &lt;br/&gt;Sonbahar başlangıcında yapılacak olan bu derin toprak işlemesiyle birlikte toprağa fosforlu ve potaslı gübreler verilmeli ve yağışlardan sonra oluşan kesekler parçalanmalıdır. &lt;br/&gt;Fidan dikiminden önce toprak kabartılarak fidan yerleri uygun aralık ve mesafelerle işaretlenir. Dikim aralığı belirlenirken çeşit, terbiye şekli, iklim ve toprak durumu ile işgücü ve makina varlığı dikkate alınmalıdır. Dikim çukurları en az 20-25 cm genişlik ve 40-50 cm derinlikde olmalı ve tabana birkaç kürek yanmış çiftlik g</description></item><item><title>KOLZA YETİŞTİRİCİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kolza-yetistiriciligi-448306.html</link><description>KOLZA YETİŞTİRİCİLİĞİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÜRETİM TEKNOLOJİSİ VE SİSTEMLERİ &lt;br/&gt;Kışlık olarak yetiştirilecek kolzanın üretimi hububat üretiminden çok farklı değildir. Sonbaharda iyi hazırlanmış tavlı bir tohum yatağı hazırlayarak mümkün olduğunca erken ekim yapmak ve iyi bir yabancıot mücadelesi ile kolza üretimini gerçekleştirmek mümkündür. Yalnız yazlık olarak üretilecek kolza da sulama ve gerektiğinde yabancıot mücadelesini tekrarlamak gerekecektir. Ancak ülkemiz şartlarında yazlık olarak kolza yetiştirmek çok marjinal alanlar dışında pek ekonomik olmayacaktır. Dolayısı ile burada bahsedilen üretim tekniği kışlık kolza içindir.&lt;br/&gt;İklim ve Toprak İstekleri: &lt;br/&gt;Kolza, verimli ve iyi drenajlı topraklara ihtiyaç göstermektedir. Güneşli günler ve soğuk geceler kolza yetişmesi için oldukça uygundur; hasat zamanında havanın kuru olması gerekmektedir. Kolzanın 300 ile 2800 mm yıllık yağışa, 5 ile 27 oC arasında yıllık ortalama sıcaklığa, ve 4.2 ile 8.2 arasına pHa toleranslı olduğu bildirilmektedir. &lt;br/&gt;Çeşit Seçimi: &lt;br/&gt;Çeşit seçimi genellikle yetişme (vejetasyon) peryodunun uzunluğu ile belirlenmektedir. Vernelizasyon ihtiyacı değişiklik gösteren ve olgunlaşması uzun süren kışlık çeşitlerin tersine, yazlık çeşitler vernelizasyon ihtiyacı göstermeyen kısa olgunlaşma peryoduna sahiptir. İklim ve çiftçilik sistemlerindeki büyük farklılıklardan dolayı çeşitler genellikle özel olarak ıslah edildikleri bölgelerde en iyi adaptasyon göstermektedirler. &lt;br/&gt;Toprak işleme ve Tohum Yatağı Hazırlığı:&lt;br/&gt;Kolza, geleneksel hububat tarımında kullanılan toprak işleme aletlerinin dışında özel bir alete ihtiyaç göstermez. Tohum yatağı hazırlanması başarılı bir Kolza üretimi için oldukça önemlidir. Geniş yapraklı yabancı otlara karşı en iyi savunma hızlı çimlenme, çıkış ve büyümeyle elde edilmektedir. Homojen yüzeysel bir ekim çimlenmeyi hızlandırmakta ve ürünün yabancı otlarla mücadele yeteneğini arttırmaktadır. Maksimum sürüm derinliği genellikle 10 ila 13 cm (4-5 inç) arasında değişmektedir. Killi veya killi kumlu gibi ince tekstürlü toprakları açmak, karların erimesine veya yağmur sularının süzülmesine izin vermek amacıyla derin İşleme yapılabilir. 15 ila 18 cm den daha derin işlemenin büyük bir değeri yoktur ve sadece dikkate değer bir şekilde daha fazla masrafa sebep olmaktadır.&lt;br/&gt;Ekim: &lt;br/&gt;Kolza tohumu küçük olduğundan sonbahar toprak sürümü ve sıkı bir tohum yatağının hazırlanması arzu edilmektedir. Ekimden önce toprağın bastırılması sıkı ve düzgün bir tohum yatağı hazırlığına yardım eder. Tohumlar çok küçük olduğundan kolza tohumunun yayılabilmesi için tohumun yarı yarıya kırık tohumla karıştırılması önerilir; hektara 10 kg tohum için mibzerin hektara 20 kg karışık tohum olacak şekilde kalibrasyonu yapılmalıdır. Tohumun ekim derinliği 2.5 cm ve daha az olmalıdır, fakat toprak kaymak tabakası bağlamazsa fideler 5 cm ve daha derinden çıkış yapabilmektedir. Ekim derinliği çıkan fidelerin sayısını ve gelişmesini büyük ölçüde etkilemektedir. Kolza tohumu çimlenme için yeterli neme ulaşmak için gereğinden daha derin ekilmemelidir. 12 ile 25 mm derinlikte, sıkı, nemli, ve ılık tohum yatağına ekilen Kolza tohumları yüksek bir çıkış yüzdesiyle birlikte hızlı bir çimlenme göstermektedirler. Kolza ekimi için optimum toprak sıcaklığının 10 0C olduğu yapılan çalışmalarla belirlenmiştir. 10 derecenin üzerindeki toprak sıcaklığı yüksek çimlenme oranı, hızlı çıkış ve hızlı bir yaprak gelişmesi sağlamaktadır. Sıkı bir şekilde bastırılmış tohum yatağı tohum için mükemmel bir nem ve oksijen sağlamaktadır. Bu yüzden ekimden sonra tohum yatağı kadar kadar bastırılmalıdır. &lt;br/&gt;Birim Alandaki Bitki Sıklığı (Tohum Miktarı): &lt;br/&gt;Kolza verime çok az etkisi olan, nispeten değişik oranlarda değişen ekim yoğunluğuna veya bitki populasyonuna oldukça esnek bir üründür. Yapılan araştırmalar m2 ye 60 ile 200 bitki sağlayan ekim yoğunluğunun hem Kolza hem de Brassica rapa da verim bakımından benzer sonuçlar verdiğini göstermiştir. m2 de 200 den fazla bitki sayısının verimi az miktarda azalttığı bulunmuştur. m2 deki bitki</description></item><item><title>TÜRK ŞARAPLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-saraplari-448418.html</link><description>Orta Anadolu&lt;br/&gt;SELECTION Beyaz&lt;br/&gt;Selection Beyaz, en seçkin Narince ve Semillon üzümlerinden üretilen en seçkin beyaz şaraplardan oluşturulur. Uzun süre kuv&quot;de dinlendirildikten sonra şişelenir ve dinlendirme işlemine şişede devam edilir. Seçilen üzüm türleri ve kullanılan üretme metodu bu şaraba, eskitilmeye yatırılması için gerekli karakteri ve gücü verilmektedir. &quot;Bouquet&quot;si şişede eskitilirken gelişir. Ürün, piyasaya çıktıktan sonra 3-5 sene daha bekletilebilir. Narenciye, ayva, hanımeli, akasya kokularına sahip olan bu şarap kuvvetli, yapılı, zengin ve kalıcıdır. Ağızda hindistan cevizi, taze ayva tatları bırakır.&lt;br/&gt;İdeal içim derecesi 8-10 C dir. Soslu tavuk ve balık yemekleri ile, ayrıca yıllanmış olması dolayısı ile, keskin tatlara sahip olan peynirlerle de iyi bir uyum sağlar.&lt;br/&gt;NARİNCE &lt;br/&gt;Kavaklıdere Şarapları&quot;nın ürettiği &quot;monocÃ©page&quot; (tek üzüm kullanılarak üretilmiş şarap) ürünlerden biri olarak piyasaya çıkarılan bu şarap, üzümlerin bir sene tahta fıçıda daha sonra bir sene de şişede bekletilmesi ile elde edilen, üstün özellikli bir şaraptır. Piyasaya çıktığı andan itibaren, tüketilmeye hazır olan bu ürünün Narince&quot;nin bouquet&quot;si 3. Veya 4. senede tam olarak oluştuğundan 2-4 sene daha bekletilmesi önerilir. Mat sarı, yeşil tonlarında ve narenciye, limon, papatya aromalarına sahip olan Narince, ağızda zarif meşe fıçı tadı bırakır.&lt;br/&gt;Özellikle başlangıç yemekleri, soslu ve özenle hazırlanmış deniz ürünleri ve kümes hayvanları ile, 8-10 C de içilmesi tavsiye edilir.&lt;br/&gt;KALECİK KARASI&lt;br/&gt;Uzun yıllar süren ihmal sonucu, kaybolmaya yüz tutan bu orta anadolu üzümü, Kavaklıdere Şarapları A.Ş. ile A.Ü. Ziraat Fakültesi&quot;nin Türk ve Fransız uzmanlarının uzun süren çabaları neticesinde, bir Kavaklıdere ürünü olarak, şarapçılıkta hak ettiği yeri almıştır. Yakut taşı renginde, zengin ve iyi dengelenmiş bir yapıya sahip olan bu prestijli ve özel şarap, kalıcı ve etkileyici kırmızı meyve, vanilya, kakao aromaları içerir. Ağızda hafif, taze ve zariftir. Şarabın yapısı, şişede 6 yıl boyunca iyi bir gelişim göstermesini sağlar.&lt;br/&gt;16-18 C sıcaklıkta servis yapılmalıdır. Her türlü kırmızı et, yıllanmış peynirler ve özellikle şatobiryan ile iyi bir uyum sağlar.&lt;br/&gt;ÖZEL Beyaz&lt;br/&gt;Özel Beyaz, Selection Beyaz gibi yıllandırılabilen bir üründür. Fakat Emir ve Sultaniye üzümleri daha hafif, aromatik olduğundan ikinci senede çok zarif bir aromaya sahip olur. Şişedeki tarih, bağbozumunu gösterir. Özel Beyaz&quot;ın, bir sene bekletilmesi nedeniyle piyasaya verilmek üzere şişelendiği anda bouquet&quot;si oluşur. İçimi kolay, zarif bir şaraptır. Üretim tarihinden itibaren, 2-4 sene ideal içim seneleridir. Yeşile çalan açık sarı renkte olup, papatya, kavun, kayısı, ananas ve hindistan cevizi aromaları içerir.&lt;br/&gt;6-8 C ideal içim derecesidir. Fırında balık, beyaz etler ve beyaz soslu yemeklerle iyi bir uyum sağlar.&lt;br/&gt;TATLI SERT Beyaz - Kırmızı&lt;br/&gt;Son birkaç yılın bağbozumu şaraplarına üzüm alkolü ilave edilerek meşe fıçıda dinlendirilmesi ile elde edilen Tatlı Sert Kırmızı, likör bir şaraptır. Üzüm şırasını şaraba dönüştüren fermantasyon sırasında, üzümden yapılmış alkol ilave edilir ve fermantasyon durdurulur. Böylece bu likör şarabın alkolü yüksektir (%16,5) ve kalan şeker (80 gr/lt) doğaldır. Farklı şıra, şarap, alkol ve tahta fıçı aromaları nedeniyle zengin bir üründür. Yoğun koyu kırmızı renktedir ve tahta fıçı, kırmızı meyve, hindistan cevizi, reçel kokuları içerir. Ağızda güçlü, yoğun ve yuvarlaktır. kırmızı meyve ve kestane tadı bırakır. Yüksek alkol oranı sayesinde açıldıktan sonra hava teması ile bozulmaz. Viski ve konyak gibi uzun sürede tüketilebilir.&lt;br/&gt;Soğutularak içilebilecek olan Tatlı Sert Kırmızı&quot;nın, yemek sonrası, kahve, puro ve çikolatalı tatlılarla içilmesini tavsiye ederiz.&lt;br/&gt;TATLI SERT BEYAZ: &lt;br/&gt;Son birkaç yılın bağbozumu şaraplarına üzüm alkolü ilave edilerek meşe fıçıda dinlendirilmesi ile elde edilen Tatlı Sert Beyaz, likör bir şaraptır. Üzüm şırasını şaraba dönüştüren fermantasyon sırasında, üzümden yapılmış alkol ilave edilir ve fermantasyon durdurulur. Böylece bu likö</description></item><item><title>EROZYON NEDİR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?erozyon-nedir-355250.html</link><description>EROZYON NEDİR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Erozyon (toprak aşınımı), toprağın aşınmasını önleyen bitki örtüsünün yokedilmesi sonucu koruyucu örtüden yoksun kalan toprağın su ve rüzgarın etkisiyle aşınması ve taşınması olayıdır. Erozyonun başlıca nedeni, toprağı koruyan bitki örtüsünün yokolmasıdır. Arazi eğimi, toprak yapısı, yıllık yağış miktarı, iklim faktörleri, bitki örtüsü, toprak ve bitkiye yapılan çeşitli müdahaleler, erozyonun şiddetini belirleyen öğelerdir.&lt;br/&gt;TEMAnın erozyonla mücadeleye bu kadar önem vermesinin altında, erozyonun ülkemizin yaşam koşullarını olumsuz etkileyecek kadar büyük bir tehlike olması yatmaktadır. Erozyon, Türkiyenin gıda açısından kendine yeterli bir ülke olmasını tehlikeye düşürmektedir. Ülkemizin topraklarının % 73ü şiddetli erozyon tehlikesine maruzdur. Rüzgar ve yağmur, verimli toprakları sürükleyerek, baraj göllerine, akarsu yataklarına ve denizlere taşımaktadır. Ülke yüzeyinden bir yılda kaybedilen toprak miktarı yaklaşık 1.4 milyar tondur. Sadece tarım alanlarından kaybedilen verimli toprak miktarı ise yaklaşık 500 milyon ton/yıldır. Bu topraklarla birlikte mineral ve organik madde de kaybedilmektedir. Türkiyenin kimyevi gübrelere ayırdığı yıllık kaynağın 4.5 trilyon lira olduğu düşünülürse, ekonomik kaybın büyüklüğü daha net anlaşılabilir. Erozyonla kaybedilen bir başka değer ise sudur. Kaybolan toprak yüzünden her yıl yaklaşık 50 milyar m3 yağış depolanamamaktadır. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Erozyon toplumsal sorunların artmasına da yol açmaktadır. Yanlış arazi kullanımı, tarım alanlarının verimini azaltmaktadır. Doğduğu ve büyüdüğü yerde geçim şansı ortadan kalkan insanların, kentlere göçmekten başka seçeneği kalmamaktadır. Köyden kente göç ise, alt yapının yetersiz olduğu kentlerdeki ekonomik ve toplumsal sorunları daha da ağırlaştırmaktadır.&lt;br/&gt;Barajlar ve yeraltı suları da, erozyonun etkilerinden nasibini almaktadır. Yerinden kopup giden topraklar, baraj göllerini doldurarak su depolama hacimlerini azaltmakta ve barajların ömrünün kısalmasına neden olmaktadır. Erozyon sonucunda toprağın altındaki cansız tabaka (ana kaya) ortaya çıkmaktadır. Faydalı toprak katmanlarını kaybeden arazilerde çölleşme başlamaktadır. NASAnın yaptığı bir araştırmaya göre, erozyonun şiddetlenerek devam etmesi halinde Türkiyenin büyük bir bölümü 55 yıl sonra çöl olacaktır. Toprakları çölleşen bir ülkenin temel sorunları, açlık, sussuzluk, işsizlik ve iç göç olacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dogu ve Güneydogu Anadoluda Erozyon&lt;br/&gt;-Firat Nehri tek basina; Gediz, Buyukmenderes, Kucukmenderes, Sakarya, Yesilirmak ve Seyhan nehirlerinin tasidigi ince materyali (Topragi) tasimaktadir.- &lt;br/&gt;Bir ulkeyi vatan yapan, ne o ulkenin cografik konumu ve genisligi ne de denizleri, golleri, akarsulari ve daglaridir. Onu yurt yapan dogal kaynaklari ve onun basinda da uretiome elverisli topraklaridir. &lt;br/&gt;Bitkisel ve hayvansal uretim ile su, enerji ve endustri uretimi herseyden once toprak varligina ve topraklarin kulturune baglidir. &lt;br/&gt;Politik bagimsizligin temelinde ekonomik bagimsizlik,ekonomik bagimsizligin temelinde de yetistirilen urunler ve ulke halkinin ulastigi refah yatar. &lt;br/&gt;Savaslar, genelde toprak kazanma amacini tasir. Eger bu topraklar nehir, ova, maden, petrol, orman gibi dogal kaynaklari da iceriyorsa bir anlam tasir. Nitekim, bu topraklarda savaslarla kan dokerek alinmis ve yine kan dokerek savunulmustur. Ulkeler baska ulkelere karsi her turlu ozveriye katlanarak topraklarini savunmaktadirlar. Oysa, erozyon canavari bu topraklari sessiz sedasiz alip goturebilmektedir. &lt;br/&gt;Erozyon doganin yanlis kullanilmasi sonucu ortaya cikan bir olgudur. Yanlis kullanim sonucu dogal denge bozulmakta, boyle olunca da dogal dengenin vazgecilmez ogelerinden olan su ve ruzgar, arazi egimini ve dereleri kullanarak yikici bir guc konumuna gelmektedir. Bu kez savas, varligina her zaman gereksinme duyulan dogal olaylara karsi verilmektedir. &lt;br/&gt;Erozyonla karsilasmayan onu tanimayan ulke yoktur. Ancak erozyonla savasarak sorunu cozmus ulkelerin yaninda, cozmeye calismis ulkeler de vardir. Bir de erozyon sorununu cozmeye calis</description></item><item><title>ZİRAAT - YALANCI AKASYA&quot;NIN GENEL ÖZELLİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-yalanci-akasya-nin-genel-ozellikleri-400435.html</link><description>yalancı akasya&quot;nın genel özellikleri</description></item><item><title>ZİRAAT - DEKAR KAPALI SERA ALANI İÇERİSİNDE HIYAR YETİŞTİRİCİLİĞİ PROJESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-dekar-kapali-sera-alani-icerisinde-hiyar-yetistiriciligi-projesi-432938.html</link><description>dekar kapalı sera alanı içerisinde hıyar yetiştiriciliği projesi</description></item><item><title>AYÇİÇEĞİ TARIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aycicegi-tarimi-448100.html</link><description>1. TANIMI VE ÖNEMİ &lt;br/&gt;Ayçiçeği memleketimizde son zamanlarda ÂEetimi son zamanlarda artmış tek yıllık bir yaÂEbitkisidir. Bitkisel yaÂEÂEetimimizin %46sı ayçiçeğinden karşılanmaktadır. YaÂE sıvı olarak kullanıldıÂE gibi, margarinlerin yapılmasında da kullanılmaktadır. KÂEpesi hayvan yemi, sap ve tablaları ise yakacak olarak kullanıldıÂE gibi selÂEoz endÂEtrisinde de kullanılmaktadır. KÂEÂE%36 potasyum ihtiva eder ve gÂEre olarak kullanılır. Tanesi çerez olarak kullanılır.&lt;br/&gt;2. İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ&lt;br/&gt;2.1 İklim İsteği&lt;br/&gt;Ayçiçeği, kara iklim kuşaÂEnda ve ılıman iklimin yaÂEşlı bölgelerinde de yetiştirilebilmektedir. Kısmen kuraklığa dayanıklı bir bitkidir. 4-6 yapraklı oluncaya kadar, ilkbaharın geÂEdonlarına dayanır. Kurak bölgelerde sulanmalıdır.&lt;br/&gt;2.2 Toprak İsteği&lt;br/&gt;Derin, rutubetli, organik maddelerce zengin topraklarda iyi yetişir. Nehir kıyıları gibi alÂEiyal ve potasyumca zengin topraklarda verimi artar. Asitli topraklar ayçiçeği için elverişsizdir.&lt;br/&gt;3. YETİŞME TEKNİĞİ&lt;br/&gt;3.1 Ekim Nöbeti&lt;br/&gt;Ayçiçeği, orabanş zararı topraktan fazla potasyum (K) kaldırıldıÂE için aynı tarlaya ÂEt ÂEte ekilmesi iyi değildir.&lt;br/&gt;En çok uygulanan ekim nöbeti şöyledir. Sulanmayan bölgelerde buğdaygil (buğday, arpa, çavdar, mısır vs.)nin arkasından ayçiçeği ekilir veya ayçiçeği ekilen tarlaya buğdaygil ekilir.&lt;br/&gt;3.2 Çeşitler&lt;br/&gt;GAP BKİBca 1987-1992 yılları arasında Şanlıurfa Koruklu Araştırma İstasyonunda yaptırılmış olan denemeler sonucunda da Romson-59 (192.42 kg/da), Fundulea-206 (187.31kg/da), Sorem-80 (163.46 kg/da), Sunbred-254 (127.45 kg/da) gibi çeşitler önerilmektedir. Ayrıca bölgede bulunan Şanlıurfa Araştırma EnstitÂEÂE , sulu şartlarda TÂEk-Ay-1 ve G-3312 kurda ise V.8931 çeşitlerini önermektedir.&lt;br/&gt;3.3 Toprak HazırlıÂE&lt;br/&gt;Ayçiçeği ekilecek tarla, sonbaharda 20-25 cm derinliğinde sÂEÂEmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İlkbaharda ise tarla otlu ise kazayaÂE veya diskaro ile 8-10 cmlik bir sÂEÂEden sonra tırmık veya sÂEgÂEile yÂElek işlenerek tohum yataÂE hazırlanır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.4 Ekim&lt;br/&gt;Ekim yöremizde I. ÂEÂEde mart sonu ve nisan ayı başında II. ÂEÂE de haziran sonu temmuz ortasına kadar yapılır. Ekim sıraya ve sıra arası 70 cm, sıra ÂEeri 35 cm olacak şekilde yapılmalıdır. Dekara atılacak tohum pinomatik mibzer kullanıldıÂEnda 500-600 gr, normal mibzer kullanıldıÂEnda 1.5-2 kg dır. Ekim derinliği 4-6 cm olmaktadır.&lt;br/&gt;3.5 GÂEreleme &lt;br/&gt;Uygulanacak gÂEre miktarı, 10 kg/da N, 8-10 kg/da P2O5. Azotlu gÂErenin yarısı v fosforlu gÂErenin tamamı ekimle beraber, azotlu gÂErenin diğer yarısı ise bitki 25-30 cm olduğunda uygulanmalıdır.&lt;br/&gt;3.6 Sulama&lt;br/&gt;Sulama karık metodu ile bitkinin ihtiyaÂE duyduğu zamanlarda yapılmalıdır. Bitki tabla teşekkÂElÂE çiçeklenme ve sÂE olumu devresinde suya oldukça duyarlıdır. Bu devrelerde dikkat edilerek bitki 15-20 cm olduktan sonra 8 gÂEde bir sulanmalıdır.&lt;br/&gt;3.7 Bakım&lt;br/&gt;Çapa, bitki 5-6 yapraklı (10-15 cm boylandıÂEnda) fazla derine inmeden uygulanır ve aynı anda tekleme yapılır.&lt;br/&gt;Çapa, bitki 25-30 cm olduğunda uygulanır. Bu dönemde azotlu gÂErenin ikinci yarısı uygulanarak boğaz doldurulması yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çapa, ise çiçeklenmeden önce yapılır.&lt;br/&gt;3.8 Hastalıkları, Zararlıları ve MÂEadelesi&lt;br/&gt;3.8.1 Hastalıkları ve MÂEadelesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mildiyo (Plasmopara Halsedii): Sıcak ve rutubetli havalarda görÂEÂE. Bitkinin yapraklarına arız olur. Verim ve kaliteyi dÂEÂEÂE. Sıra ÂEerinde sık bitki bulundurmamak gerekir.&lt;br/&gt;Gri KÂE: Çiçeklenme devresinde zarar veren mantari bir hastalıktır. Tablalarda gri ve siyah kÂE şeklinde lekeler meydana getirir. Olgunlaşmış tohumları çürÂEÂE. KÂElÂE tablalar kesip yakılmalı, hasat ve harmanı yaÂEşlı mevsime bırakmamak gerekir.&lt;br/&gt;3.8.2 Zararlıları ve MÂEadelesi&lt;br/&gt;Orabanş: Köklerin geliştiği sırada çimlenir. Kökler ÂEerine tutunarak beslenir. Demet halinde mor çiçekleri vardır. Orabanşa dayanıklı çeşitler kullanılmalıdır.&lt;br/&gt;Kuşlar (SıÂErcıklar, Serçeler, Kargalar): Ekilmiş tohumlar ile yeni ÂEkmış filizlere zarar verirler. Serçeler sÂE olgunluğundaki daneleri yerler.&lt;br/&gt;Hasat, Harman ve Saklanması&lt;br/&gt;Hasat elle (bıçak, orak vs.) veya biçerdöverle yapılır. En uygun hasat zamanı; tabla ÂEe</description></item><item><title>ZİRAAT - HAŞHAŞ&quot;TA KAÇAK EKİM SAYILMA HALLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ziraat-hashas-ta-kacak-ekim-sayilma-halleri-400422.html</link><description>haşhaş&quot;ta kaçak ekim sayılma halleri</description></item><item><title>SİLAJLIK MISIR ÜRETİMİNİ GELİŞTİRME PROJESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?silajlik-misir-uretimini-gelistirme-projesi-376599.html</link><description>SİLAJLIK MISIR  ÜRETİMİNİ GELİŞTİRME PROJESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.PROJE HAKKINDA ÖZET BİLGİLER &lt;br/&gt;            1.1.PROJENİN ADI &lt;br/&gt;           Silajlık Mısır  Üretimini Geliştirme Projesi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2.PROJENİN UYGULAYICISI&lt;br/&gt;           Denizli İlinin Acıpayam ve Serinhisar ilçelerinde proje kapsamında ki 34 köy ve belde çiftçileri projenin uygulayıcısı olacaktır.&lt;br/&gt;1.3.PROJENİN UYGULANACAĞI YER &lt;br/&gt;Denizli İli, Acıpayam  (Merkez, Akalan, Alaattin, Apa, Akşar, Bademli, Bedirbey, Corum, Çakır, Çiftlik, Darıveren, Dedebağı, Dodurgalar, Gümüş, Güney, Gölcük, Karahöyük, Kelekçi, Kırca, Kurtlar, Kumavşarı, Olukbaşı, Oğuz, Pınaryazı, Uçarı, Yazır, Yeniköy, Yumrutaş, Yeşildere, Yassıhöyük ), ve Serinhisar ( Merkez, Kocapınar, Yatağan, Yüreğil ) İlçelerine bağlı 34 köyde uygulanacaktır.&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;1.5.PROJENİN KAPSAMI &lt;br/&gt; 2 ilçede, 34 köyde, 6300 çiftçi ailesinde 30.300 Da alanda 2003 ile 2007 yılları arasında 5 yıllık sürede  Silajlık Mısır üretimi münavebeli olarak yaptırılacaktır.&lt;br/&gt;1.6.PROJENİN FİNANSMANI&lt;br/&gt;Projenin finansmanı uygulama aşamasında Özel İdare, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İl Müdürlüğü SYDF Vakfı v.b. kuruluşlarca devlet katkısı ve çiftçi katkısı ile gerçekleştirilecektir. &lt;br/&gt;Projenin maliyeti 3.779.622.000.000-TL. dir. Toplam maliyetin 3.643.272.000.000-TL. si çiftçi katkısı,136.350 .000.000-TL.si devlet katkısıdır.(tohum bedellerinin yarısı)  &lt;br/&gt;Devlet Katkısı :         136.350.000.000-TL    &lt;br/&gt;Çiftçi  Katkısı  :      3.643.272.000.000-TL   &lt;br/&gt;MALİYET       :      3.779.622.000.000-TL    &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.7.PROJENİN BAŞLANGIÇ TARİHİ VE SÜRESİ&lt;br/&gt; Proje uygulaması 01.01.2003 tarihinden itibaren başlayacak, 31.12.2007 tarihinde sona erecek olup 5 yıl devam edecektir.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;   1.8.PROJEDE KULLANILACAK MATERYALLERİN TEMİNİ&lt;br/&gt;Projede kullanılacak materyaller Özel ve Tüzel Kurumlardan temin edilecektir.Proje kapsamında kullanılacak tohumluklar tarım il ve ilçe müdürlüklerinden alet , makine ve diğer ekipmanlar özel kurumlardan temin edilecek İl ve ilçe tarım müdürlüklerimizce de takviye edilecektir.&lt;br/&gt;2.GENEL BİLGİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1.PROJE SAHİBİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2.PROJE ÖNCESİ DURUM &lt;br/&gt;Proje havzası kapsamında bulunan Acıpayam ilçesinde 5.000 da, Serinhisar ilçesinde 200 da olmak üzere toplam 5.200 dekar arazide silajlık mısır ekilişi vardır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.3.PROJENİN AMAÇ VE GEREKÇESİ&lt;br/&gt;Proje havzası kapsamındaki Büyükbaş damızlık sığır yetiştiricilerinin kaliteli kaba yem ihtiyaçlarını karşılamak ve meralar  üzerindeki  aşırı  hayvan   baskısını  azaltmak, Silajlık Mısır  üretmek  suretiyle de  bölgede 2. Ürün  yetiştiriciliğini teşvik etmek  amaçlanmaktadır&lt;br/&gt; 3.PROJENİN TEKNİK KABULLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.1.ÜRETİM TEKNİĞİ  &lt;br/&gt;Kompozit ve Hibrit Mısır tohum çeşitleri kullanarak 1. ürün Nisan ayı ortalarında toprak sıcaklığının 10  dereceye ulaştığı zamanlarda ekimi yapılır ve tarlada nem olduğu sürece devam edilir. 2. Ürün olarak Arpa ve Buğday hasadından sonra10-15 gün içersinde  sulanan alanlarda ekim yapılmalıdır. Dekara mibzerle ortalama 3 Kg. tohum kullanılmalıdır. Ekimde sıra arası 65- 70 cm. Sıra üzeri</description></item><item><title>FARKLI ÖN BİTKİ VE UYGULAMALARIN ARPA (HORDEUM VULGARE)&quot; NIN VERİM VE VERİM UNSURLARINA ETKİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?farkli-on-bitki-ve-uygulamalarin-arpa-(hordeum-vulgare)-nin-verim-ve-verim-unsurlarina-etkisi-374691.html</link><description>FARKLI ÖN BİTKİ VE UYGULAMALARIN&lt;br/&gt;ARPA (Hordeum vulgare)&quot; NIN VERİM VE VERİM UNSURLARINA ETKİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DANIŞMAN&lt;br/&gt;Doç. Dr. İlknur AKGÜN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HAZIRLAYAN&lt;br/&gt;Elif COŞKUN&lt;br/&gt;9911813044&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ISPARTA 2003&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;ÖNSÖZ3&lt;br/&gt;TEŞEKKÜR5&lt;br/&gt;1.GİRİŞ6&lt;br/&gt;1.1. Toprak Yorgunluğunun belli Başlı Nedenleri7&lt;br/&gt;2.MATERYAL ve YÖNTEM11&lt;br/&gt;2.1. Araştırmada İncelenen Özellikler12&lt;br/&gt;2.2.BULGULAR13&lt;br/&gt;3. SONUÇ21&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖNSÖZ&lt;br/&gt;Tarımsal üretim en büyük etken topraktır. Aynı zamanda yaşayan her şey için vazgeçilmez hayat kaynağıdır. Yani o olmadan yaşamın olmayacağı bilinmekte; ancak bu durum kimsenin aklına bile gelmemektedir. Ayrıca hızla artan dünya nüfusu bitkisel üretimi sorunlu kılmaktadır. Bu artışı da birim alanda sağlanan verimin artırılması, bir diğer deyim ile mevcut tarım alanlarından en üst düzeyde yararlanmak gerekir. &lt;br/&gt;Bu tezde, bölgenin iklim ve toprak özellikleri dikkate alınarak en yüksek ve en kaliteli üretimi sağlamak amacıyla değişik kültür bitkilerinin birbirlerini karşılıklı olarak destekleyebilecek şekilde ardı ardına yetiştirilmesinde verim ve verim unsurları üzerindeki artışlar incelenmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Isparta 2003Elif COŞKUN           &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TEŞEKKÜR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmanın konusunu öneren, araştırmanın her safhasında yardımcı olan ve yol  gösteren, çalışmaların esnasında en mükemmel ortamı oluşturan değerli hocam Sayın Doç. Dr. İlknur AKGÜN&quot; e saygılarımı sunarım. Araştırmalarım ve çalışmalarım esnasında bana destek çıkan ve yardımcı olan Yrd. Doç. Dr. Muharrem KAYA&quot; a ve Nuket ALTINDAL&quot; a teşekkürlerimi borç bilirim. Ayrıca aileme de desteklerinden dolayı teşekkür ederim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.GİRİŞ&lt;br/&gt;Dünyada ve ülkemizde tarımsal üretim amacıyla kullanılabilecek alanlar son sınırına gelmiştir. Ülkeler, yeni tarım alanları açamayacağı için mevcut tarım alanlarından en üst düzeyden yararlanmak, birim alandan elde edilen ürün miktarını doğal koşulları iyi şekilde kullanarak arttırmak zorundadırlar. &lt;br/&gt;Hızla artan dünya nüfusu bitkisel üretimdeki artışı zorunlu kılmaktadır.Bu artış ya mevcut üretim alanlarını genişletilmesi yada birim alandan elde verimi arttırarak sağlanabilir. Yeni tarım alanları oluşturulamayacağı için mevcut tarım alanlarından en üst düzeyde yaralanmak gerekir.Türkiye de toplam 23,3 milyon hektar tarla bitkileri tarımı yapılmaktadır.Tarla bitkileri tarımının yapıldığı alanlarda tahıllar 1. sırada yer almaktadır.Arpa tahıl ekim alanlarında dünyada 4., ülkemizde ise 2. sırada yer almaktadır.1999 yılı verilerine göre ; dünyada arpa ekim alanı 54,3 milyon hektar , üretimi 141 milyon ton ve verimi 260 kg/da&quot;dır.Ülkemizde ise arpa ekim alanı 3 650 000 ha, üretimi 7 700 000 ton ve verimi 210,1 kg/da&quot;dır.&lt;br/&gt;Ülkemiz yaklaşık 27 milyon hektar tarım arazisine sahiptir. Ancak bu alanların büyük bir bölümünde sulama olanakları bulunmadığından tarımsal üretim iklim faktörlerine bağlıdır. Sulanabilen alanlarda da monokültür tarım  uygulamaları sonucu verim düşüklüğü, tuzlulaşma, çoraklaşma ve ha</description></item><item><title>EGE VE SAMSUN BÖLGESİ TÜTÜNLERİNDE İŞLEME DÖNEMLERİNE GÖRE FİZİKSEL KALİTE KRİTERLERİNİN BELİRLENMESİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ege-ve-samsun-bolgesi-tutunlerinde-isleme-donemlerine-gore-fiziksel-kalite-kriterlerinin-belirlenmesi-uzerine-bir-arastirma-394959.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;İki farklı işleme zamanında üretilen 2 tütün çeşidinin, farklı kalite derecelerine ilişkin fiziksel kalite özelliklerini belirlemek amacına yönelik bu çalışma, 2 yıl süreyle tesadüf blokları deneme desenine göre 5 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Materyal olarak Ege ve Samsun bölgesi tütünleri kullanılmıştır. Fiziksel kalite özellikleri olarak nem, kırık, komatya, PSD (Parça Büyüklük Dağılımı) ve kum miktarı ölçülmüştür.&lt;br/&gt;Yapılan istatistiksel analizler, ürün yılı ve kalite derecesinin ölçülen fiziksel özelliklerinin tümünü önemli düzeyde etkilediğini ortaya koymuştur. İşleme zamanı, işleme yerinin nem ve sıcaklık derecesi belirli düzeylerde tutulduğu durumlarda fiziksel özellikleri etkilememiştir.&lt;br/&gt;Anahtar kelimeler : Tütün, kalite, fiziksel özellikler, Ege ve Samsun tütünleri.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;A STUDY ON DETERMINING THE PHYSICAL QUALITY CRITERIONS BASED ON PROCESSING PERIODS OF THE TOBACCO GENOTYPES GROWN IN SAMSUN AND EGE REGION&lt;br/&gt;The objective of this study was to determine some physical quality traits of two tobacco genotypes at different grades in two proccessing times. This study was carried out by using the Randomised Complete Block Desing with five replications over two crop seasons. Tobacco genotypes originated from Ege and Samsun regions were used as genetic material. Physical quality traits such as moisture content, scrap, pad, PSD (Particle Size Distribution) and sand amount were measured.&lt;br/&gt;Statistical analyses performed indicated that crop season and grades of tobacco were statisticaly found to be significant on all the traits measured. When the moisture content and tempereture of the processing place were kept at certain levels, processing time didn&quot;t affect the physical quality traits at all.&lt;br/&gt;Key Words : Tobacco, quality, physical quality traits, Ege and Samsun tobacco genotypes.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;İnsan organizması üzerinde oluşturduğu kendisine özgü fiziksel, ruhsal ve sinirsel izlenimler kompleksinin keyif verici etkisinden ötürü, insanlar tütün içmekt</description></item><item><title>KIŞLIK İKİNCİ ÜRÜN OLARAK TAHIL + BAKLAGİL KARIŞIMLARINDAN YARARLANMA OLANAKLARI ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kislik-ikinci-urun-olarak-tahil-baklagil-karisimlarindan-yararlanma-olanaklari-uzerinde-bir-arastirma-394875.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümünün Akdeniz iklim koşulları altındaki Bornova deneme tarlalarında 2001- 2003 yıllarında iki farklı deneme (hasıl ve silaj) yürütülmüştür. Her iki denemede farklı ekim oranları (hasıl denemesi; %60 baklagil + %40 tahıl, silaj denemesi, %60 tahıl + %40 baklagil) kullanılmıştır. Çalışmada, ekim tekniklerinin (aynı sıra ve farklı sıra) altı değişik baklagil yembitkisinin (Koca fiğ, Sakız bakla, Yembezelyesi, Adi Fiğ, Mürdümük) tritikale ile oluşturduğu karışımlardaki verim ve verim ile ilgili bazı özellikler (botanik kompozisyon, hasıl verimi, kuru madde oranı ve verimi, ham protein ve kül oranı verimi, silaj ph&quot;sı, silaj kuru madde içerikleri ve flieg puanı) üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır.&lt;br/&gt;Araştırmamızın yürütüldüğü ekolojik koşullarda farklı sıralara ekilecek Adi fiğ + tritikale ile sakız bakla + tritikale karışımlarının hasıl üretimi amacıyla önerilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Silajlık mateyal üretimi amaçlandığında; karışım ürününde daha az baklagil içeren Yem Bezelyesi + tritikale karışımının veya yapılarında diğer baklagilleren daha çok karbonhidrat içeren Sakız Bakla ve koca fiğin tritikale ile yaptığı karışımlarının önerilebileceği kanaatına varılmıştır.&lt;br/&gt;Anahtar Kelimeler: baklagil ve tahıl karışımları, ekim teknikleri&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;AN INVESTIGATION ON BENEFIT POSSIBILITIES FROM LEGUME-CEREAL MIXTURES AS WINTER SECOND CROP&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Two different field studies (herbage and silage) were conducted at Bornova experimental fields of Department of Field Crops, Faculty of Agriculture, Ege University under Mediterranean climatic conditions between 2001-2003. Different rate of mixtures (herbage; legume 60 % + cereal 40 % and silage; legume 40 % + cereal 60 %) were imposed in both experiments. Aim of the study was to determine the effects of sowing techniques (seeding in to the same or different rows) and six different legumes (Vicia narbonensis, Vicia faba var. major, Pisum arvense, Vicia sa</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot;DE TÜTÜN POLİTİKALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-de-tutun-politikalari-391939.html</link><description>TÜRKİYE&quot;DE TÜTÜN POLİTİKALARI&lt;br/&gt;                                   &lt;br/&gt;I.  BÖLÜM&lt;br/&gt;I. Tütünün Türkiye&quot;ye Girişi&lt;br/&gt;   Tütün Amerika&quot;nın keşfinden 150 sene, Avrupa&quot;da tanınmasından da yaklaşık olarak 50 sene sonra 1601-1603 yılları arasında ülkemize girerek kullanılmaya başlanır.&lt;br/&gt;   Önceleri sadece yabancı memleketlerden yapılan tütün ithalatından muayyen bir gümrük resmi alınmakla iktifa edilirken, tütün tiryakilerinin çoğalması ile bir kısım hocalar ve müftülerce bunun kullanımına, Kuran-ı Kerim&quot;in hükümlerine aykırılığı gerekçe gösterilerek karşı çıkılır. Bunun üzerine Padişah I. Ahmet tarafından tütün içmenin yasaklanması hususunda bir ferman çıkarılır.&lt;br/&gt;   Ancak, I. Ahmet&quot;ten sonra tahta geçen Sultan Mustafa ve II. Osman devirlerinde imparatorluğun dış seferler ve iç kargaşalar ile meşguliyeti nedeniyle sözkonusu yasakların önemli bir etkisi olmaz. Daha sonra Padişah olan IV. Murat zamanında tütün içme yasağı şiddetle takip edilir.&lt;br/&gt;   O tarihlerde tütün lüle ve çubukla içildiğinden, İstanbul&quot;da Cibali&quot;den başlayıp Saraçhanebaşı semtini de içine alan ve üç gün üç gece devam eden yangına tütün içerken uyuyup kalan bir tiryakinin lülesindeki ateşi döşemeye düşürmesinin sebep olduğu rivayetinin Padişaha duyurulması üzerine, Müftü Hüseyin Efendi&quot;den alınan fetva ile tütün içenlerin idamlarına hükmolunur. Sultan IV.Murat&quot;ın bu konudaki icraatı çok şiddetli olur yasak konusunda yabancılara dahi hoşgörü gösterilmez. Sefer halinde bile tütün içerken yakalananlar idam edilmekten kurtulamazlar.&lt;br/&gt;   Bu yasaklara rağmen tütün içimine bütünüyle engel olunamaz. Daha sonraları tahttan indirilen İbrahim&quot;in yerine çocuk yaşta padişah olan V. Sultan Mehmet&quot;in (Avcı Mehmet) kendisinin de tütün içmesi dolayısıyla bu yasak, 1646 yılında Şeyhülislam Bahai Efendi&quot;nin verdiği bir fetva ile bazı kayıtlarla kaldırılır. &lt;br/&gt;II. Türkiye&quot;de Tütünün Tarım ve Ticareti Hakkındaki Gelişmeler&lt;br/&gt;A. Türkiye&quot;de Tütünün Tarımı&lt;br/&gt;   Tütün tarımının ülkemizde başlangıcına dair kesin bir tarih mevcut değilse de tütün tohumlarının Rumeli tarafından Avrupa&quot;ya gidip gelen tüccarlar tarafından getirildiği tahmin edilmekte ve ilk tütün tarımının da Yenice ve İskeçe dolaylarında yapıldığı ileri süsülmektedir.&lt;br/&gt;B. Tütünün Tarım ve Ticaretinin Vergilendirilmesi&lt;br/&gt;   Yukarıda bahsedilen yasaklamadan sonra 1687 yılına kadar tütünün , İstanbul&quot;a, üretimi yapılan yerlerden ithali mümkündü. Bu tarihten sonra tütünün ithalatına gümrük resmi konmuş, tütün imalatının serbest bırakılmasından sonra da ayrıca tütün mamullerinin alım ve satımına ayrı ayrı vergiler konmuştur. Bu vergiler Padişah II:Mustafa Paşa tarafından 1698&quot;de 55 yük akçe karşılığında ihale edilir.&lt;br/&gt;   Tütün üretiminin ilgi 