<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Diþ Hekimliði - Türkiye'nin veri bankasý</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Haklarý saklýdýr.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankasý - Diþ Hekimliði</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>KÖK ÇÜRÜKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kok-curukleri-368245.html</link><description>KÖK ÇÜRÜKLERÝNÝN TEÞHÝS VE TEDAVÝ YÖNTEMLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Elimizdeki bulgular, kök çürüklerinin çok uzun yýllardan beri toplumlar için önemli bir dental problem olduðunu göstermektedir. Bilim adamlarýnýn yaptýklarý istatistiksel tahminler kök çürüklerinin önümüzdeki yüzyýlda hastalarýn en önemli dental problemlerinden biri olacaðýný göstermektedir. Oral hijyen ve saðlýðýn öneminin anlaþýlmasýna baðlý olarak pek çok hasta doðal diþlerini ileri yaþlara kadar aðýzda korumaya çalýþmaktadýr. Amerika Birleþik devletlerinde 55-64 yaþ arasý nüfusun yaklaþýk % 80 i diþli bireylerden oluþmaktadýr ve bu bireylerin aðýzlarýndaki mevcut ortalama diþ sayýsý 19,3 olarak belirlenmiþtir. 75 yaþ ve üstü nüfusun ise ortalama % 56.8 i diþlidir ve bu bireylerin ortalama diþ sayýsý da 16,1 olarak belirlenmiþtir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaþ ile birlikte meydana gelen diþ eti çekilmesine baðlý olarak diþlerin kök yüzeyleri oral kaviteye açýlýr. Bu açýlma diþlerde servikal yapýnýn kaybýna, bunun sonucunda da servikal hassasiyete ve kök çürüklerine neden olur. Yine Amerika Birleþik Devletlerinde hastalarýn periodontal olarak deðerlendirildiði bir çalýþmada, 1mm veya daha fazla diþ eti çekilmesi oraný 18-24 yaþ arasý bireylerde % 11,5, 35-44 yaþ arasýnda % 46,3, 55-64 yaþ arasýnda % 78,3, 65 yaþ ve üzerinde ise % 86,5 olarak bulunmuþtur. Bu nedenle ileri yaþlardaki diþli hastalarda kök çürükleri önemi her geçen gün artan ciddi bir dental problemdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KÖK ÇÜRÜKLERÝNÝN KLÝNÝK GÖRÜNÜMÜ VE LOKASYONU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dental literatürler kök çürüðünü; hafif, düzensiz biçimlenmiþ ya kök yüzeyinde meydana gelen ya da mine-sement bileþimindeki zayýf mine tabakasýný da içeren, fakat lezyonun kök yüzeyinde baþladýðý kabul edilen lezyonlar olarak tanýmlamaktadýr. Unutulmamasý gereken önemli bir kriter kök çürüðünün sadece kök yüzeyinin oral kavite ile iliþkili olduðu vakalarda meydana geldiðidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kök çürükleri kök yüzeyinde genellikle komþu mine tabakasýný içermeyen yumuþak alanlar veya kavitasyonlar þeklinde gözlenir. Lezyonlar genellikle serbest diþ eti margininde veya hemen üzerinde baþlarlar. Fakat gingival sulcusa ya da koronal mine tabakasýnýn altýna doðru çürük geliþimine baðlý olarak uzanabilirler. Lezyonlar ayrýca servikal bölgeleri kök yüzeyine uzanan çürüklerin marginlerinde de baþlayabilir. Mjör yaptýðý iki çalýþmada sekonder çürüklerin servikal marginlerde daha yüksek oranda gözlendiðini, çünkü pek çok restorasyonun giriþin ve izolasyonun oldukça zor olduðu kök yüzeylerinde sonlandýðýný rapor etmiþtir. Aktif kök çürükleri tedavi edilmediklerinde sýklýkla lateral bölgelere yayýlýrlar ve diþi çepeçevre sarabilirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Erken lezyonlarýn teþhisi, çürük ilerlememiþ olduðundan ve sýklýkla renk deðiþimi gözlenemeyeceði için oldukça zordur. Baþlangýç lezyonlarý küçük, sarý-kahverengi alanlar olarak gözlenir. Aktif lezyon içeren dentin, komþu etkilenmemiþ semente oranla sondlama da daha yumuþaktýr. Çürük ilerledikçe yüzey keskin bir ekskavatör ile kolaylýkla uzaklaþtýrýlabilecek bir hale dönüþür. Ýlerlemiþ lezyonlar koyu kahverengi-siyah lezyonlar olarak gözlenirler ve normal kök yüzeyi sertliðinde veya daha sert olabilirler.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Araþtýrmacýlar renk ve yüzey yapýsýna göre lezyonlarý sýnýflandýrmak için çeþitli çalýþmalar yapmýþlardýr. Renk, yüzey yapýsý ve baskýn mikroorganizmalar arasýnda bazý iliþkiler gösterilmekle birlikte bu tür veriler sýnýrlýdýr ve tam olarak deðerlendirilmeye imkan tanýmamaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çürük lezyonlarý ekspoze kökün herhangi bir bölgesinde meydana gelebilir. Fakat sýklýkla fasial ve proksimal alanlarda gözlenirler. Bazý çalýþmalar kök çürüðü lezyonlarýnýn % 50 ila % 75 inin proksimal alanlarda baþladýðýný göstermektedir. Tanýmlanmýþ olan lezyonlar arasýnda lingual/palatinal alanlarda lokalize olanlarýn oraný oldukça düþüktür. Mandibulada molarlar kök çürüklerine en yatkýn diþlerdir. Bunlarý premolarlar, kesiciler ve kaninler takip eder. Bunun la birlikte maksilla da sýralama bunun tam tersidir. Pek çok bu tür lezyon plak, yiyecek artýklarý ve kalkulus ile örtülmüþtür. Bu nedenle tam ve doðru taný ancak debris tabakasý tam olarak uzaklaþtýrýldýktan sonra yapýlabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HÝSTOKÝMYASAL YAPISI, HÝSTOPATOLOJÝSÝ VE MÝKROBÝYOLOJÝSÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kök yüzeylerinde meydana gelen çürükler koronal çürükler ile oldukça benzer özellikler gösterir. Plak bakterilerinin diyet karbonhidratlarýný pH da düþmeye neden olan asite metabolize etme kapasitesi, diþ yapýlarýnda demineralizasyonu baþlatan primer etkendir. Kök yüzeyi kimyasal çözünmeye karþý mine yüzeyine oranla çok daha dayanýksýzdýr</description></item><item><title>PEDODONTÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pedodonti-346324.html</link><description>PEDODONTÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Latince bir kelime olan pedodonti (pedo: çocuk, donti: diþ) çocuk diþleri anlamýna gelmektedir. Çocuðun ilk diþlenmesinden daimi diþlerin çýkýþýna kadar olan süreyi kapsar.&lt;br/&gt;Süt diþleri, çocuðun geliþim ve büyümesinde önemli rol oynar. Alvoler kret üzerinde yerlerini almýþ bulunan süt diþlerinin, sürekli diþlerin süreceði zamana kadar daimi diþler için bir yer tutma, hacim hazýrlama gibi görevleri vardýr. Ön grup süt diþlerinin sürmesi olayý tamamlandýktan sonra çocukta konuþma baþlar ve telaffuzun geliþmesinde önemli rol oynar. F.V.S.Z.T harfleriyle baþlayan kelimelerin seslendirilmesi ön diþlerini kaybetmiþ çocukta zordur. Daimi diþlerin çýkýþýndan sonrada S.Z.T harfleriyle baþlayan kelimelerin telaffuz güçlüðü eski bir alýþkanlýk olarak devam eder.&lt;br/&gt;Süt diþlerinin fonksiyonunun kýsaca sýralarsak :&lt;br/&gt;1.Yiyeceklerin mide hazmýna hazýrlanmasý için öðütülüp parçalanmasý&lt;br/&gt;2.Alttan gelen daimi diþler için yer tutucu fonksiyonu&lt;br/&gt;3.Çene geliþimi için lüzumlu stimülasyon&lt;br/&gt;4.Konuþmanýn geliþmesi&lt;br/&gt;5.Estetik fonksiyon&lt;br/&gt;Pedodontinin diðer diþ hekimliði dallarýyla iliþkisi:&lt;br/&gt;1.Ortodonti ile (ör, yer tutucu yapýlmasý, fena alýþkanlýklarýn tedavisini pedodontist yapabilir).&lt;br/&gt;2.Konservatif diþ tedavisi ile ilgilidir (ör, süt diþlerine kavite açýlmasý, doldurulmasý).&lt;br/&gt;3.Endodonti mixt dentisyon döneminde yararlýdýr.&lt;br/&gt;4.Protezle (ör, willet tipi inleyler, stainless-steel crownlar, parsiyel - total protezler...)&lt;br/&gt;5.Bunlarýn yaný sýra pedodonti analgezi ve anestezi ile ilgili hususlarý da kapsar. Kliniðe gelen çocuðu telkin veya sedatifler ile teskin etmek gerekir.&lt;br/&gt;6.Cerrahi periodontoloji (ör, süt diþlerinin çekimi, çocukta kýsa olan lingual frenulumun ortadan kaldýrýlmasý vs) ile iliþkilidir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;halde diþlerin erüpsiyonu ile ilgili faktörlerin neler olduðu tam olarak anlaþýlamamýþtýr. Diþlerin erüpsiyonu ile ilgili olarak geliþme süreçleri ve faktörleri; kökün uzamasý, kökün etrafýnda ve altýnda yer alan vasküler dokularýn oluþturduðu kuvvetler, alveoler kemiðin geliþmesi, dentinin büyümesi, pulpal konstrüksiyon, periodontal membranýn geliþmesi ve çekmesi, kas aktivitesinin basýncý ve alveoler kretin rezorbsiyonunu hormonal etkileri içermektedir. Kron tamamlanmasý ve erüpsiyonun baþlamasý arasýndaki zaman diþin tam bir oklüzyonda olmasýna kadar kalmaktadýr ki bu da takriben daimi diþler için 5 yýldýr. &lt;br/&gt;Diþin görünmesi, çocuðun kronolojik veya iskeletsel yaþýndan çok kökün oluþum zamaný ile yakýndan ilgili olduðu savunulmaktadýr. Kliniksel görünme zamanýnda takriben kök formasyonunun 3/4 ü oluþmuþtur. Diþler oklüzyona kök geliþmesi tamamlanmadan önce varmaktadýr.&lt;br/&gt;Sürme Teorileri : Klasik önemi olan teoriler þunlardýr. Bu teorilerden hiçbiri tek baþýna sürme olayýný açýklayamamaktadýr.&lt;br/&gt;Kök Teorisi : Uzamakta olan kökün ucu alveol tabanýna dayanarak kronu aðýz boþluðuna doðru iter denilmiþtir. Fakat kök formasyonunu tamamladýðý halde aðýz boþluðuna itilmeyip kalan gömük diþler veya gömük kalmýþ ve kök formasyonunun tamamlamýþ diþlerin günün birinde sürmeleri ve bir diþin sürmek üzere katettiði yolun, kökün geliþen boyundan daha uzun olmasý bu teoriye karþý olup sürmeyi izaha yetmemektedir.&lt;br/&gt;Pulpanýn Geliþmesi Teorisi : Diþin pulpasý geliþtikçe, apeks açýk olduðundan alveol tabanýna baský yapar ve bu kuvvetin tesiriyle diþ aðýz boþluðuna doðru itilir denmektedir. Bu teoriyi doðrulamak üzere de, alveol tabanýndaki spongioz kemik lamellerinin kemik yüzeyine dikey olarak dizildikleri ve bundan dolayý da basýnç altýnda bulunduklarý gösterilmektedir. Gerçekten kemik yüzeyine paralel veya deðiþik doðrultularda bulunmayýp dik bulunmasý; pulpanýn geliþirken alveol tabanýna baský yaptýðýný doðrular. Ancak, pulpasý geliþmiþ, kökleri kapanmýþ ve yýllarca sürememiþ, gömük kalmýþ bazý diþler günün birinde alveol kavislerinde yer bulabildikleri zaman sürebilmeleri bu teorinin de tek baþýna diþ sürmesi olayýný açýklayamayacaðýný göstermektedir.&lt;br/&gt;Granulasyon Dokusu Teorisi : Bu teoride alveol tabanýndaki kemik iliðinden fýþkýran granülasyon dokusunun basýnc</description></item><item><title>FLOUROTÝK VE NONFLOUROTÝK DAÝMÝ DÝÞLERÝN MEZYO-DÝSTAL BOYUTLARININ KARÞILAÞTIRILMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?flourotik-ve-nonflourotik-daimi-dislerin-mezyodistal-boyutlarinin-karsilastirilmasi-440041.html</link><description>FLOUROTÝK VE NONFLOUROTÝK DAÝMÝ DÝÞLERÝN MEZYO-DÝSTAL BOYUTLARININ KARÞILAÞTIRILMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                               ÖZET&lt;br/&gt;Bu araþtýrma, fluorotik ve nonfluorotik diþlerde daimi diþlerin mezio-distal kron boyutlarinin karþilaþtirilmasi için yapildi. Çaliþmada, her iki gruptan olan çocuklarin 25 çift çaliþma modelleri degerlendirildi. Fluorotik ve nonfluorotik örneklerin ortalama yaþi sirasiyla 13.86  1.57 yýl ve 13.921.41 yýl arasýnda idi. Çalýþma modellerinin ölçüm analizleri, sað ve sol tarafta istatiksel olarak bir farklýlýðýn olmadýðý bulundu(p 0.05). Sonuçlara göre, nonfluorotik diþlerin mezio- distal kron boyutlarý, fluorotik daimi diþlerin mezio-distal kron boyutlarýndan daha geniþ olduðu saptandý. Mandibular premolarlar hariç, iki gruptada mezio- distal kron boyutlarýnda istatiksel olarak anlamlý bir fark yoktu.&lt;br/&gt;                  &lt;br/&gt;                                                   GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Diþ boyutlari üzerindeki ilk çaliþmalar 1902 yilinda Black ve 1949 yilinda Nef tarafindan yapilmiþtir(1-2). Bu çaliþmalari Boltonun klasik çaliþmasi takip etmiþtir. Bolton çaliþmasinda maxilla ve mandibula diþ boyutlari arasindaki bagintiyi siniflandirmiþ ve kabul edilebilir verileri ispat etmiþtir. Bolton 55 durum ile birlikte ideal okluzyonlar seçmiþ ve maxillanin ve mandibulanin birinci molar diþler arasi diþlerin meziodistal diþ geniþliklerinin toplamini karþilaþtirmiþtir(3)&lt;br/&gt;Eduardo ve Garcia-Goday&quot; 101 Amerikan çocuðunun kalýcý diþlerinin mezyodistal geniþlikleri üzerinde çalýþmýþlardýr. Fakat çalýþmada güvenilir diþ boyut oranlarýný elde etmemiþlerdir(4). Bu konudaki hýzlý geliþmeler için bilgi ihtiyacý olmasýna raðmen az sayýda uygun veri bulunmaktadýr. &lt;br/&gt; &quot;1996&quot;da Freeman ve Colleagues diþ boyut dagilimlarin sikligi üzerinde 157 ortodontik hasta üzerinde çaliþmiþ ve bunlarin %13.4&quot;ün genel oraninin Boltonun ortalamasindan 2 standart sapma diþinda oldugunu, ve anterior farklilik oraninin %30.6&quot;sinin  ortalamadan iki standart sapma diþinda oldugunu ortaya koymuþtur (5).&lt;br/&gt;Ortodontide sýklýkla diþlerin doðru interküspitasyonda stabil bir oklüzyona itimat edildiðinden dolayý, maloklüzyonlarýn teþhis ve tedavisi diþ boyutlarýnýn tam bir verisini gerktirir(6)&lt;br/&gt;Bunlardan baþka, farkli karþilaþtirma gruplari arasinda ve kendi içinde çeþitli diþ boyutlari bildirmiþtir(7-8-9)&lt;br/&gt;Bununlabirlikte, fluorotik ve nonfluorotik diþlerin kron boyutlarinin sonuçlari hakkinda herhangi bir araþtirma bulunmamaktadir.&lt;br/&gt;Bu araþtirmanin amaci, , fluorotik ve nonfluorotik diþleride daimi diþlerin mezio-distal kron boyutlarinin karþilaþtirilmasidir.&lt;br/&gt;Fluorozis Hakkýnda Genel Bilgiler:&lt;br/&gt; Bunlar : Diþlerin geliþimi sirasinda aþiri fluor alimi, bir tür mine ve dentin hipomineralizasyonu olan fluorozise neden olmaktadýr(10).&lt;br/&gt;        Fluorozisin klinik görünümü diþ yüzeyi boyunca uzanan beyaz opak çizgilerden, minenin tüm bölümlerinde  tebeþirimsi  beyaz  görünüme  kadar degiþebilmektedir. Ýleri  safhalarda ise mine pöröz (hipomineralize) hal alir, diþ mine posteruptif olarak kirilir ve açiga çikan, yüzeyin altindaki pöröz mine lekelenip, renklenir.Dental fluorozisin daha þiddetli formlarinda erupsiyonu takiben diþ minenin büyük kismi hizli bir þekilde aþinmaktadir.Bu durum, alttaki çabuk renklenen pöröz mineyi açiga çikarir.Sürme sonrasi hasar, Sürme anindaki þiddetin derecesine bagli olarak zamanla artabilir.Hasar yillarla beraber ilerler ve böylece daha ileri yaþlarda þiddetli mine degiþiklikleriyle sonuçlanir.Bu durum dental fluorozisin þiddetinin popülasyonlar arasindaki karþilaþtirilmasinin yalnizca ayni yaþ grubundaki bireyler arasinda yapilabilecegini göstermektedir( 11). &lt;br/&gt;        Fluorozisin hafif formundaki ince beyaz çizgiler iyi  gözlem  þartlarinda,  ancak deneyimli bir gözlemci tarafindan görülebilir.Fluorozis,  daha belirgin  formunda, diþ yüzeyinde beyaz nokta þeklinde sahalardan, geniþ opak alanlara kadar farkli þekillerde  gözlenir.Minede kahverengi çukurcuklar da oluþabilir.En þiddetli formunda minenin kirilarak dökülmesi söz konusudur(</description></item><item><title>DÝÞ GELÝÞÝMÝ BOZUKLUKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dis-gelisimi-bozukluklari-389307.html</link><description>DÝÞ GELÝÞÝMÝ BOZUKLUKLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diþler geliþimlerinden önce,geliþimleri sýrasýnda ya da geliþimlerinden sonra çeþitli faktörlerin etkisi altýnda kalabilirler. Bu faktörlerin oluþ zamaný ve sürelerine  baðlý olarak çeþitli patolojik durumlar ortaya çýkabilir. Eðer patolojik faktör diþlerin geliþimlerinden önce ya da geliþimleri sýrasýnda etkisini gösterirse  &quot;Geliþim Bozukluklarý&quot; , diþlerin geliþiminden donra etkili olurlarsa &quot;Edinsel Bozukluklar&quot; ortaya çýkar .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Geliþim Bozukluklarýnýn Sýnýflandýrýlmasý:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Durum anomalileri (Distopiler)&lt;br/&gt;*Büyüklük anomalileri&lt;br/&gt;*Sayý anomalileri&lt;br/&gt;*Doku anomalileri (Displaziler ve Distrofiler)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Durum Anomalileri :&lt;br/&gt;Diþlerin yer ve doðrultu deðiþtirmesiyle ortaya çýkan kimi zaman gerçek kimi zamanda zahiri olan rahatsýzlýða durum anomalileri denir. Diþ germiinin kendi normal yerinde ve normal durumunda olamamaktadýr ; yani olay diþ geliþiminden önce oluþmuþtur. Çene geliþimindeki bir bozukluðundan da meydana gelebilir. &lt;br/&gt;*Transpozisyon (Yer Deðiþtirme): Komþu iki diþin yer deðiþtirmesi þeklinde olan bu anomaliye daha çok sürekli diþlerde rastlanýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Ektopi : Bu anomalide diþ , çeneler üzerinde olmakla birlikte diþ kavislerinden  uzaktadýr :küçük azý ve sürnümerer  diþler de ektopi gösterebilirler. Ektopik diþler gömük kalabilirler : ya da  normal diþler gibi sürebilirler .&lt;br/&gt;*Heterotopi: Bir diþin  çenelerden baþka bir organ içerinde de geliþmesidir .&lt;br/&gt;*Deplasman: Diþin çene kavsi üzerinde fakat normal yerinde olmamasýdýr .&lt;br/&gt;*Enversiyon: Bir diþin normal sürme doðrultusundan bütünüyle ters bir doðrultu olmasýdýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Büyüklük Anomalileri&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;    Diþler normal olmasý gereken boylarýndan çok daha büyük yada  küçük olabilirler. Küçüklük þeklinde olana &quot;Mikrodonti&quot; büyüklük þeklinde olana ise &quot;Makrodonti&quot; denir.&lt;br/&gt;3.Sayý Anomalileri &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Sayý anomalisi  diþlerde eksiklik yada fazlalýk þeklinde olabilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.Doku Anomalileri : Doku anomalileri þekillerde adlandýrýlmýþtýr örneðin &quot;diþ erezyonu&quot; terimini o</description></item><item><title>MANDÝBULA REKONSTRÜKSÝYONU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mandibula-rekonstruksiyonu-438312.html</link><description>MANDÝBULA REKONSTRÜKSÝYONU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mandibulanýn birçok önemli görevi bulunmaktadýr; havayolunu korumakta, dil ve komþu kaslara destek saðlamakta, alt diþlere zemin oluþturmakta ve yüzün 1/3 alt görünümünde önemli yer almaktadýr.Devamlýlýðýnýn bozulmasý kozmetik ve fonksiyonel deformitelere sebep olmaktadýr.Travma veya oral malignensilerde uygulanan cerrahi sonucunda oluþan kýsmi kayýplarda mandibula rekonstruksiyonu gerçekleþtirilmektedir.&lt;br/&gt;Sadece kemik devamlýlýðýný saðlamak rekonstruksiyonun baþarýlý olmasýnda yeterli deðildir. Çiðneme, yutkunma, konuþma ve oral kompetansýn korunmasý rekonstruksiyonun baþarýsýnda yer alan diðer faktörlerdir. Ulaþýlmak istenilen hedef; hastanýn hastalýk öncesi konumunu saðlamaktýr.&lt;br/&gt;Ýlk defa 1889da Martin tarafýndan rezeke edilen mandibula kýsmýna protez uygulanmýþtýr. Komplikasyonlarý ve vücuttan atýlýmlarý nedeni ile tedavi seçeneði otojen kemik greftlerine yönlendirilmiþtir. Öncü çalýþmalar Alman literatüründe yer almaktadýr. Kosta veya tibiadan geciktirilmiþ tarzda transfer edilen kemik greftleri 1892de Bardenhauer ve 1900de Sykoff tarafýndan gerçekleþtirilmiþtir.Birinci Dünya Savaþýnda alt çene eksikliklerinde kemik greftlerin kullanýlmasý yoðunlaþmýþtýr. Ýkinci Dünya Savaþý sýrasýnda Converse (1945), ateþ yaralanmasý nedeni ile tüm mandibula gövdesini rekonstrukte etmek için kemik spekülleri ile birlikte gözenekli metal tabla kullanmýþtýr. Ýlk allojenik kemiði ortopedistler kullanmýþtýr( Inclan 1942, Bush 1947, Wilson 1948).&lt;br/&gt;Mandibula rekonstruksiyonunda birçok deðiþik teknik kullanýlmaktadýr. Bunlar arasýnda;&lt;br/&gt;1.Alloplastik implantlar &lt;br/&gt;2.Serbest kemik greftleri &lt;br/&gt;a.Otojen &lt;br/&gt;&amp;#61607;Kortikal &lt;br/&gt;&amp;#61607;Spongioz &lt;br/&gt;&amp;#61607;Kortikospongioz speküller &lt;br/&gt;b.Allojenik &lt;br/&gt;&amp;#61607;Spongioz &lt;br/&gt;&amp;#61607;Kortikospongioz &lt;br/&gt;&amp;#61607;Biolojik yataklar (kosta, ilium, mandibula) &lt;br/&gt;c.Kombine (partiküler otojen kemik ile doldurulmuþ allojenik yataklar) &lt;br/&gt;3.Vaskülerize kemik flepleri &lt;br/&gt;a.Pediküllü &lt;br/&gt;&amp;#61607;Kosta/pektoralis majör &lt;br/&gt;&amp;#61607;Kosta/latissimus dorsi &lt;br/&gt;&amp;#61607;Skapula/trapezius &lt;br/&gt;&amp;#61607;Klavikula/sternokleidomastoid &lt;br/&gt;&amp;#61607;Kalvarium/temporalis &lt;br/&gt;b.Serbest flepler &lt;br/&gt;&amp;#61607;Ýlium &lt;br/&gt;&amp;#61607;Skapula &lt;br/&gt;&amp;#61607;Fibula &lt;br/&gt;&amp;#61607;Kosta &lt;br/&gt;&amp;#61607;Radius &lt;br/&gt;&amp;#61607;Ulna &lt;br/&gt;&amp;#61607;Humerus &lt;br/&gt;&amp;#61607;Metatarsus &lt;br/&gt;Spesifik rekonstruksiyon teniðinin seçiminde kayýp olan kýsmýn anatomisi ile yumuþak doku yataðýnýn kalite ve kantitesi önemli yer tutmaktadýr.&lt;br/&gt;Pre-operatif Deðerlendirme&lt;br/&gt;Rekonstruksiyonun planlanmasýnda kemik ve yumuþak doku komponentlerinin deðerlendirilmesi ön plandadýr.&lt;br/&gt;Kemik kaybý:&lt;br/&gt;Mandibulada devamsýzlýða neden olan kaybýn topografisi rekonstruksiyonun planlanmasýnda önemlidir.Mandibula gövdesindeki lateral kayýp çoðunlukla minimal kozmetik ve fonksiyonel deformitelere sebebiyet vermekte, mandibulanýn etkilenen tarafýna kaymasý maloklüzyona sebep olmakta. Bazý hastalar bunu iyi kompanse edebilmekte ve rekonstruksiyon gerekmeyebilmektedir. Kemik kaybý, ramus veya mandibula simfizisi içerecek þekilde büyük olduðunda ciddi fonksiyonel ve kozmetik bozukluklar ortaya çýkmakta ve rekonstruksiyon gerektirmektedir.Kemik kayýplarýnda deðerlendirilmesi gereken en önemli noktalardan biri proksimal kýsmýn, fonksiyonel temporamandibular eklemin ve greftin yerleþtirileceði kondiler boynun bulunup bulunmamasýdýr.&lt;br/&gt;Yumuþak doku kaybý: &lt;br/&gt;Baþarýlý oromandibular rekonstruksiyonunda yumuþak doku yataðýnýn kalite ve kantitesi en önemli faktörü oluþturmaktadýr. Ýdeal olaný yeterince hacimli olmalý, vasküleritesi iyi olmalý ve nonvaskülerize kemik segmenti kullanýldýðýnda kemik greftin iyileþmesinde destek saðlayacak fibroblast hücreleri içermelidir.Doku kayýplarý, cerrahi yaralar ve radyasyon hasarý yumuþak doku kalitesini önemli derecede etkilemektedir.&lt;br/&gt;Yumuþak dokuya ihtiyaç duyan hastalar pediküllü fleplerden yararlanmaktadýr. Alýcý yataðýn kalitatif iyileþmesi hiperbarik O2 tedavisi veya radyasyon almamýþ dokunun eklenmesi ile saðlanmaktadýr.&lt;br/&gt;Radyasyon, kemik rekonstruksiyonuna zarar verecek þekilde alýcý yatakta yumuþak d</description></item><item><title>HZ. ALÝNÝN HAYATI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hz.-alinin-hayati-346081.html</link><description>ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER   I&lt;br/&gt;ÖNSÖZIII&lt;br/&gt;I. BÖLÜM&lt;br/&gt;HZ. ALÝ&quot;NÝN HAYATI&lt;br/&gt;A. Müslüman Oluþu1&lt;br/&gt;B. Ýslam&quot;a Katkýlarý ve Ýþtirak Ettiði Harbler2&lt;br/&gt;1. Hz. Ali&quot;ni Musahiblikteki Yeri 2&lt;br/&gt;2- Ýþtirak Ettiði Harbler 4&lt;br/&gt;2.1. Hudeybiye Anlaþmasý5&lt;br/&gt;2.2. Hayber Harbi6&lt;br/&gt;2.3. Huneyn Muharebesi ve Diðerleri7&lt;br/&gt;C. Hilafeti ve Þahsiyeti7&lt;br/&gt;D. Ýlmi Þahsiyeti11&lt;br/&gt;II. BÖLÜM&lt;br/&gt;HZ. ALÝ HAKKINDA RÝVAYET EDÝLEN HADÝSLER,  &lt;br/&gt;HZ.ALÝ&quot;DEN GÜZEL SÖZLER, ÖÐÜTLER  VE DEVLET ADAMLARINA NASÝHATLARI&lt;br/&gt;A.Hz. Ali Hakkýnda Rivayet Edilen Hadisler12&lt;br/&gt;B.Hz. Ali&quot;den Güzel Sözler ve Öðütler16&lt;br/&gt;1.Güzel Sözler 17&lt;br/&gt;2.Hz. Aliden Öðütler 17&lt;br/&gt;2.1.Ýnternetten Seçmeler24&lt;br/&gt;2.1.1.ÖðütleriHz. Ali&quot;ni Son Öðütleri24&lt;br/&gt;2.1.2.Vacizeleri25&lt;br/&gt;C.  Hz. Ali&quot;den Devlet Adamlarýna Öðütler28&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III. BÖLÜM&lt;br/&gt;HZ. ALÝ HAKKINDA RÝVAYETLER-HURAFELER &lt;br/&gt;1-Hz. Ali&quot;nin Mezarý Nerede? Mezar-ý Þerif&quot;te mi?30&lt;br/&gt;2-Nevruz ve Hz. Ali32&lt;br/&gt;3-Cende Bala ve Hz. Ali33&lt;br/&gt;4-Beyaz Güvercinler34&lt;br/&gt;5-Kilitleri Açarsaâ€¦ 34&lt;br/&gt;6-Türbenin Altýna Giden Yol34&lt;br/&gt;7-Çeþme-i Þifa ve Hz. Ali35&lt;br/&gt;8-Bugün Kafir Diye Bir Þey Kalmayacakmýþ35&lt;br/&gt;9-Þadyan Daðý Neden Yeþillenmiyor?36&lt;br/&gt;10-Zendüþtiler Tapýnaðý (Ateþkede-i Zendüþt)36&lt;br/&gt;11-Kediyi Yukardan Attýðýn Zaman 37&lt;br/&gt;12- Hz. Ali&quot;de Baþka Bir Keramet37&lt;br/&gt;SONUÇ40&lt;br/&gt;EKLER 42&lt;br/&gt;KAYNAKLAR57&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;ÖNSÖZ&lt;br/&gt;Hz. Ali Ýslam&quot;ýn dördüncü halifesiydi. Ýslam&quot;ýn yayýlmasýnda büyük katkýlarý olmuþ ve hiç bir fedakarlýktan kaçýnmamýþtýr. Bu yüzden baþta Allah&quot;ýn Resulü Hz. Muhammed (s.a.v) olmak üzere bütün Ýslam Aleminin gönlünde taht kurmuþ bir þahsiyetti. &lt;br/&gt;Hz. Ali ölümünden sonra da Müslümanlarýn gönül dünyalarýnda yaþamaya devam etmiþtir. Hatta günümüzde onun türbesine bile sahip çýkmak isteyenler olmuþ, onun hakkýnda akla mantýða uymayan bir takým rivayetler uydurarak bu iddialarýný saðlamlaþtýrma gayreti içine girmiþ bulunmaktadýrlar. Ne kadar haklý olduklarýný bilemiyoruz. Fakat ortaya attýklarý menkýbeler hiç de iç açýcý görülmemektedir.&lt;br/&gt;Ýþte bu maksatla Hz. Ali&quot;nin mezarýnýn Mezar-ý Þerif&quot;te (Afganistan&quot;ýn kuzeyinde bulunan ve eskiden Belh olarak bilinen bir il) olduðunu iddia ederek onun hakkýnda bir takým menkýbevi rivayetler ileri süren Afganistan halkýnýn Hz. Ali ile ilgili hurafelerini ele almaya çalýþtýk. Ancak bu çalýþmanýn yeterli olduðu düþüncesinde deðiliz. Bununla beraber S.D.Ü. Ýlahiyat Fakültesi&quot;nde öðrenim görmekte olan Afganistanlý arkadaþlarým. Ferid Ahmed KARÝZADE, M. Þahid FARUKÃŽ, Þefikullah ERKÝN, Ahmedullah ENSARÃŽ, Cevad SIDDÃŽKÃŽ VE Ýstanbul&quot;da bulunan göçmen akrabalarýmýzýn da katkýlarýyla hazýrladýðýmýz bu çalýþmanýn ilgilenmek isteyenlere faydalý olacaðý kanaatindeyim. &lt;br/&gt;Hz. Ali gibi Ýslam aleminin bir büyüðünü incelememizde bizi yönlendiren ve çalýþmamýz boyunca bizden hiçbir yardýmýný esirgemeyen deðerli hocamýz Doç. Dr. M. Saffet SARIKAYA ve yukarýda adýndan söz ettiðim arkadaþlarým ve burslusu olduðumuz kuruma (Türkiye Diyanet Vakfýna) teþekkürü bir borç biliriz. &lt;br/&gt;Beni bugünlere getiren aileme de ayrýca teþekkür etmek istiyorum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         M. Yunus MURADÝ&lt;br/&gt;          Isparta 2002&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;I. BÖLÜM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HZ. ALÝ&quot;NÝN (R.A) (598-661) HAYATI&lt;br/&gt;Hz. Ali (r.a) dört büyük halifenin sonuncusu ve Hz. Muhammed (s.a.v.)&quot;in amca oðlu ve damadýdýr. El-Murteza, Emirü&quot;l-mü&quot;minin ve Ýmamül-müttekin vasýflarýyla bilinen Hz. Ali Ebu sýbteyn ve Ebu Turab künyeleriyle anýlýr.  Doðum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber kaynaklarda 598 miladi yýlýnda Mekke&quot;de doðduðu belirtilir. Hz. Peygamber&quot;in (s.a.v) nübüvvetini kabul eden ilk çocuktur.&lt;br/&gt;Babasý Ebu Talib b. Abdü&quot;l-Müttalib idi anasýnýn adý Fatýma bin Esed b. Haþim idi. Hz. Ali&quot;ye Ebu Turab lakabý Hz. Peygamber (s.a.v) tarafýndan verilmiþtir.  Hz. Fatýma&quot;yla evlenmiþ,Hasan, Hüseyin ve Ümmü Külsüm adýnda çocuklarý olmuþtur. Kaynaklarda Hz. Fatýma&quot;dan sonra birkaç defa evlendiði ve bu evliliklerden otuz iki evladýnýn olduðu ve kýzlarýndan birini Hz. Ömer&quot;le evlendirdiði geçmektedir. &lt;br/&gt;Peygamberimiz&quot;in (s.a.v) amcazadesi olmasý hasebiyle küçük yaþlarýndan (5 yaþýndan) itibaren Hz. Muhammed&quot;in himaye ve terbiyesinde büyümüþ ve amcazadesinden feyz alarak Ýslam&quot;a unutulmaz hak</description></item><item><title>ERGENLÝK DÖNEMÝNDEKÝ GENÇLER ÝÇÝN GÜÇLENDÝRÝCÝ ESTETÝK DÝÞÇÝLÝK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ergenlik-donemindeki-gencler-icin-guclendirici-estetik-discilik-449228.html</link><description>ERGENLÝK DÖNEMÝNDEKÝ GENÇLER ÝÇÝN GÜÇLENDÝRÝCÝ ESTETÝK DÝÞÇÝLÝK&lt;br/&gt;Jonh W. Rainbardt ve Marcos A. Vargas&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bölüm Altbaþlýklarý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MALZEME SEÇÝMÝNÝN TEMELLERÝ&lt;br/&gt;KLÝNÝK TEKNÝKLERÝNÝN TEMELLERÝ&lt;br/&gt;DÝÞ RENGÝ VE YAPISININ TEMELLERÝ&lt;br/&gt;KIRILMIÞ ÖN DÝÞLERÝN RESTORASYONU (DOLDURULMASI) &lt;br/&gt;             Klinik teknik&lt;br/&gt;DÝASTEMAS IN RESTORASYONU&lt;br/&gt;             Hipoplastik kaplama tedavisi&lt;br/&gt;             Diþlerin beyazlatýlmasý&lt;br/&gt;BAÐLANMIÞ KÖPRÜLER VE KAPLAMALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýnsanlarýn hoþuna giden güzel bir görünüm toplumdaki çoðu gencin hayalidir. Fiziksel görünümün daha iyi olmasý için diyet, kozmetik ürünlerin kullanýmý ve makyaj gibi birçok faaliyetlere büyük masraflar yapýlmaktadýr. Ýdeal bir fiziksel görünümün önemli bir maddeside þekil ve renk açýsýndan çekici bir görünüme sahip olan ve konuþma veya gülme sýrasýnda bireyin baþkalarýnýn görmesinden rahatsýz olmayacaðý güzel görünümlü diþlerdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gençlerin mümkün olduðu kadar güzel görünümü elde etmesine yardýmcý olacak diþçilik tekniklerinin ve malzemelerinin kullanýlmasý bilgiye, ayrýntýlara dikkat edilmesine ve beceriye en üst seviyede ihtiyaç duyulan klinik çalýþmalarýdýr. Yapýlan çalýþmalar sonucunda diþçiler yetiþkinliðe geçiþ döneminde gençlerin olgunlaþmalarýna pozitif etki saðlayan saðlýklý bir kendi öz güvenlerinin oluþmasýnda katkýda bulunduklarý için mutlu olacaklardýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Asitle þekillendirme (acid-etch) tekniðiyle yeni geliþtirilmiþ karýþýk reçine, klasik tedavi yöntemleriyle estetik bozukluklarýn giderilmesine imkan saðlamýþtýr. Görülebilen ýþýkla tedavi saðlayan karýþýk reçinelerin kullanýmý iþi oldukça kolaylaþtýrmaktadýr.  Çok sayýda karýþýk reçineler mevcuttur ve akýþkanlýk, matlýk, saydamlýk, ve yüzey pürüzsüzlüðü gibi özelliklerin istenildiði gibi seçilebilmesi mümkündür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MALZEME SEÇÝMÝNÝN TEMELLERÝ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Malzemenin seçimi diþlerin estetik yapýsý için düþünülmesi gerekli önemli bir maddedir. Bileþik restorasyonlarýn klinik baþarýsý dentin ve mine arasýnda dayanýklý bir bað oluþturabilen,  restorasyon (dolgu) un boþluklarýný güzel bir þekilde kapatabilen diþin sýzlamasýnýn önlenmesi ve dolgu malzemesinin içersine sýzmalarýn önlenmesine baðlýdýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bunun baþarýlabilmesi için, akým-üreterek yapýþtýrma sistemi kullanýlmalýdýr (Þekil 39-1). Bu sistemlerin çoðu asit kullanýlarak (genellikler %37 lik fosforik asit) dentin-mine yüzeyinin minerallerinin çýkarýlmasýyla çalýþmaktadýr. Þekil 39-2 de gösterildiði gibi,  asitle diþ üzerinde yüzeyin oyulmasýndan sonra  reçine/diþ arasýnda melez bir tabakanýn oluþturulmasý için    oyulmuþ dentin ve mine içersine yapýþkan reçinenin  sokulmasýný saðlamak için primer reçine kullanýlýr (Nakabayashi, 1982 ; Van Meerbeek, 1992). Üreticiler tek bir þiþede primer/yapýþtýrýcý sistemlerini tanýtmýþlardýr. Bu firmalar primer reçine ve yapýþkan reçineyi tek bir þiþede birleþtirmiþlerdir ve buda dolgu iþlemini kolaylaþtýrmaktadýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Þekil 39-1.  Bazý dentin-mine yapýþtýrýcý ürünler&lt;br/&gt;Estetik restorasyon için karýþýk reçinenin seçimi oldukça zor bir iþ olabilir çünkü fiziksel özellikleri birbirinden çok az farklý ürünler mevcuttur. Temel olarak, kullanýlabilecek iki türlü karýþýk reçine vardýr; bunlar ortalama 0.04  Âµm çapýnda doldurma parçacýklarýna sahip olan microfilled reçine;  ve 0.04 Âµm  lik küçük parçacýklardan ve  1-4 Âµm lik parçacýklarýn karýþýmýndan oluþan hibrit (melez) reçinedir. Microfilled reçine ve hibrit karýþýmý reçinelerinin içerdikleri parçacýklarýn büyüklük farklarý mikroskop altýnda büyütüldüðünde çok net bir þekilde gözükmektedir (Þekil 39-3)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Þekil39-2. Reçine ve dentin arasýndaki baðýn scanning elektron mikroskobu ile görünümü. Karýþýk reçine (C), yapýþtýrýcý (adhesive)  (A),  hibrit tabakasý (H), ve dentin (D). &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hibrit karýþýmý reçinenin mekanik ve fiziksel özellikleri microfilled reçinenin özelliklerinden daha üstündür çünkü bunlar daha fazla doldurucu parçacýk oraný içermektedir. Bununla birlikte parçacýk büyüklüklerinden dolayý microfilled reçine mineye benzer þekilde parlatýlabilme özelliðine sahiptir. 5. Sýnýf ve direk reçine kaplama gibi estet</description></item><item><title>DÝÞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dis-454717.html</link><description>DÝÞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuklarda genellikle ilk daimi diþ 6 yaþýnda süren birinci büyük azý diþidir.6 yaþ çocuklarýn henüz aðýz hijyenini çok iyi saðlayamadýklarý bir yaþtýr,buna raðmen çocuklarýn aðzýnda ömür boyu kullanacaklarý ilk daimi diþleri aðýzdadýr. &lt;br/&gt;Peki bu durumda ne yapmalý ki çocuk birinci büyük azý diþini çürütmesin?&lt;br/&gt;Bunun cevabý çocuklara daha önce de belirttiðimiz gibi diþ fýrçalama alýþkanlýðýnýn kazandýrýlmasý,çürük oluþturucu besinlerden uzak durmasý önerilir.Bunun yanýnda diþ hekimi tarafýndan koruyucu tedaviler uygulanarak çocuklarýn daimi diþlerinin çürümesi önlenir.Düzenli olarak 6 ayda bir çocuk diþ hekimine getirilirse,kliniðimizde de uygulamakta olduðumuz TOPÝKAL FLUOR uygulamasý ve FÝSSÜR SEALANT uygulamasý yapýlabilir.Topikal fluor uygulamasý çocuðun daimi diþlerini güçlendirir,daimi diþlerin çürüðe karþý daha dirençli olmasýný saðlar.Fissür sealantlar ise büyük ve küçük azý diþlerin üzerinde bulunan girinti ve çýkýntýlarýn örtülmesiyle þeker,çikolata vs.gibi çürük oluþturucu maddelerin diþin yüzeye tutunmasýný ve o girintilerden girerek diþi çürütmesini önler,ayrýca içersinde bulunan fluorid sayesinde diþin diðer bölgelerinin de çürümemesine katkýda bulunur.&lt;br/&gt;Çocuklarda Süt Diþlerinin Önemi&lt;br/&gt;Süt diþleri geçici olduðu için ebeveynler tarafýndan genellikle nasýl olsa bu diþler deðiþecek denerek pek önemsenmez.Dolayýsýyla bu tarz bir düþünce süt diþlerinin temizliðinin ihmaline ve çürümesine sebep olur.Unutlmamalýdýr ki süt diþlerindeki çürükler hem çocuðun diþlerinin aðrýmasýna sebep olur,hem de daimi diþlerine zarar verir. &lt;br/&gt;Süt diþleri ihmal edilip dolgu ile kurtarýlamadýðý zaman çekilmesi gerekir,erken süt diþi kaybý çocuklarýn daimi diþlerinin çapraþýk olmasýnýn en önemli etkenlerinden birisidir.Erken süt diþi kaybý sonucunda aðýzda bulunan diþler boþluða doðru kayar ve daimi diþlerin süreceði yer kalmaz sonuç çapraþýklýktýr.Dolayýsýyla süt diþlerinin saðlýðý çok önemlidir.Çocuklarda aðýz hijyeni çocuðun ilk diþleri sürdüðü andan itibaren baþlamalýdýr.Henüz bebek iken yapýlmasý gereken þey temiz bir bez parçasýyla bebeðin diþlerinin üzeri her emzirme veya mama yedilten sonra yapýlmalýdýr.Çocuðun yaþý biraz daha büyünce(2yaþ) diþ fýrçasý kullanýlmaya baþlanmalýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bebeklerde Diþ Çürüðü (Biberon Çürüðü)&lt;br/&gt;Bebeðimin diþleri sürer sürmez çürüdü. Nedeni ne olabilir? &lt;br/&gt;Bebeklerde bazen diþlerin üzerinde sürer sürmez kahverengi lekeler oluþtuðu ya da bu diþlerin kýrýlýp döküldüðü gözlenir. Aslýnda bu lekeler diþ çürükleridir ve diþler de çürük nedeniyle kýrýlýr. Bu kadar erken bir dönemde çürük oluþmasýnýn nedeni de biberon çürüðü adý verilen çürüklerdir. Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü doðal olarak þeker içerir. Gece yatmadan önce yada uyku sýrasýnda bebek anne sütü ya da biberon emerse süt aðýzda birikerek mikroplarýn diþleri çürütmesi için elveriþli bir ortam oluþturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrasý diþlerin temizliðine özen gösterilmelidir. &lt;br/&gt;Biberon çürüðünden korunmak için ne yapmak gerekir? &lt;br/&gt;Bebeklerde meydana gelen çürüklerin tedavisi çok güç olduðundan, koruyucu önlemlerin erken dönemde alýnmasý gerekir. &lt;br/&gt;Bunlar nelerdir? &lt;br/&gt;*Bebeðinizin gece aðzýnda biberonla uyuma alýþkanlýðýný önleyin. Beslendikten sonra uyutmaya çalýþýn. &lt;br/&gt;*Biberondaki süte þeker, bal pekmez gibi tatlandýrýcýlar ilave etmeyin. &lt;br/&gt;*Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin. &lt;br/&gt;*Ýlk diþlerin sürmeye baþlamasýyla gece ve sabah beslenmeleri sonrasý temiz, ýslak bir tülbent ile diþlerini silerek temizleyin. &lt;br/&gt;Biberon çürüðünün önemi nedir? &lt;br/&gt;Biberon çürüðü görülen diþler tedavi edilmezse aðrý yapar ve iltihaplanýr. Ýltihaplý ya da aðrýyan diþler bebeðin huzursuzlanmasýna ve beslenme düzeninin bozulmasýna neden olur. Ýltihap alttan gelecek kalýcý diþler de etkileyip þekillerinin bozuk olmasýna yol açar. Bu diþler çekilmek zorunda kalýrsa çocukta konuþma problemleri ortaya çýkabilir. &lt;br/&gt;Biberon emmediði halde bebeðimin diþleri çürüdü neden olabilir? &lt;br/&gt;Biberonun yaný sýra emziklerin aðlayan bebekleri susturmak amacýyla bal, pekmez, reçel gibi tatlandýrýcýlara batýrýlarak verilmesi de biberon çürüklerinin baþka bir nedenidir. Bunun yaný sýra, diþler sürdükten sonra oyalanmak amacýyla bebeðin eline verilen karbohidratlý-þekerli gýdalar da diþ çürüklerine neden olur. Çocuðu bu tür gýdalarýn yerine elma, havuç gibi besin deðeri yüksek; diþ temizliðine yardýmcý gýdalara yönlendirmek gerekir.&lt;br/&gt;Fluorid Uygulamalarý:</description></item><item><title>RESÝN-ÝYONOMER RESTORATÝF MATERYALLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?resiniyonomer-restoratif-materyaller-389990.html</link><description>Resin-Ýyonomer Restoratif Materyaller&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kompozit   rezin  ve geleneksel  cam iyonomer  componentlerini  kapsayan  hibrid  restoratif  materyaller son yýllarda  geniþ  çapta  tanýtýlmasýyla  Diþ  Hekimliðinde  kabul  edildi. Bunlar  resin modifiye cam iyonomer simanlarý ve poliasit modifiye kompozit veya kompomerlerini içermektedir. Bunlar geleneksel restorasyonlarýn nem hassasiyeti ve aþýnma direncinin ve dayanýklýlýðýn yetersiz olmasý problemlerini çözmek için geliþtirildi. Ayný zamanda sertleþmenin kontrol edilmesi, diþ yapýlarýna adezyon okluzal tablaya uygun kuvvet, florür salýnýmý ve estetik gibi klinik avantajlar sürdürülmüþtür. Þimdi bu yeni materyallerin özelliklerine ve geliþimlerine göz atacaðýz. Klinik performanslarý umut verici ve amalgama ve diðer geleneksel restorasyonlara iyi bir alternatif olarak görülmektedirler. &lt;br/&gt;TANITIM&lt;br/&gt;Uzun amalgam restoratif materyal olarak tercih edildi. Buna raðmen son zamanlanlarda, insan saðlýðýný veçevreyi etkileyen toksik civa, amalgamýn güvenirliliðini etkilemiþtir. Diþ Hekimliðindeki bu gibi endiþeler alternatif restoratif materyallerin geliþmesini saðlamýþtýr. Rezin kompozit ve cam-iyonomer restorasyonlar uygulanabilir alternatifler olarak görünmektedir. Rezin kompozitler kýsa dönemde amalgam kadar kalýcýdýr. Fakat uzun dönemde renk deðiþimi, retansiyon kayýplarý,  sekonder çürüklere  baðlý olarak baþarýsýzlýk oraný artar. Ayrýca yüksek kalitede kompozit restorasyonlar için cocuklarda zor olan nem kontrolünü çok iyi saðlamak gerekir. &lt;br/&gt;Cam-iyonomer simanlar ilk kez 1972&quot;de Wilson veKent tarafýndan Diþ Hekimliðine tanýtýlmýþtýr.&lt;br/&gt;ÖNEMLÝ ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;-mine ve dentine kimyasal baðlanma yeteneði &lt;br/&gt;-periyodontal dokularla ve pulpayla biyolojik uyumluluk&lt;br/&gt;-florür salýnýmýyla saðladýðý karyostatik ve antimikrobiyel aktivite&lt;br/&gt;-sertleþme büzülme hacminin düþüklüðü&lt;br/&gt;-diþ dokusuyla benzer ýsýsal genleþme katsatýsý&lt;br/&gt;Bu avantajlar onlarý yapýþtýrýcý simanlar ve kaide materyalleri kadar baþarýlý yapmýþtýr. Buna raðmen düþü</description></item><item><title>STRES ANALÝZÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?stres-analizi-456237.html</link><description>STRES VE STRESLE BAÞA ÇIKMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Stres insanýn ortaya çýktýðý ilk zamandan beri var olmasýna raðmen özellikle son otuz yýl içerisinde evrensel bir ilgi odaðý haline gelmiþtir. Bu ilginin nedenleri stresin insan saðlýðý ve iþ yaþamýndaki  performansýný olumsuz yönde etkilemesinden kaynaklanmaktadýr.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bugün çalýþma hayatýndaki bireyler, baþarýlý olmanýn yarattýðý bir baský ve gerilimin altýndadýr ve bu baský ve gerilimler en üst düzey çalýþandan en alt düzey çalýþana kadar herkes için geçerlidir. Öyleyse stres bir zorlanma, bir yüklenmedir. Ancak stres ayný zamanda yaþamýn ayrýlmaz bir parçasýdýr. Bazý araþtýrýcýlara göre stresten kurtulmak ancak ölümle mümkün olmaktadýr. Buradan çýkarýlacak sonuç ise, stresin her zaman var olduðu ve ancak bizler onun farkýnda olup yönetebildiðimiz zaman bizim için yararlý olduðudur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir baþka özellik ise, stresin bireye özgü bir olay olmasýdýr. Þöyle ki ayný stres yaratýcýsýna iki kiþinin verdikleri cevaplar farklý olacaktýr, zira aralarýnda bireysel farklýlýklar bulunmaktadýr. Hal böyle olunca kiþilerden biri strese girerken diðeri girmeyebilecektir. Dolayýsýyla stres bireylerin onu algýlama durumlarýyla sýký sýkýya baðlýdýr. Peki o zaman hangi faktörler bizlerde strese neden olur diye soracak olursak, hemen hemen her föktör bunun cevabýdýr diyebiliriz. Þöyle ki:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. FÝZÝKSEL STRES KAYNAKLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Sýcak&lt;br/&gt;*Soðuk&lt;br/&gt;*Gürültü&lt;br/&gt;*Kötü çalýþma þartlarý ve donaným&lt;br/&gt;*Yangýn&lt;br/&gt;*Trafik&lt;br/&gt;*Þiddet&lt;br/&gt;*Kiþinin hasta veya rahatsýz olmasý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. SOSYAL STRES KAYNAKLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A)Sosyal, ekonomik ve politik koþullar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Ýþsizlik&lt;br/&gt;*Enflasyon&lt;br/&gt;*Kira sorunu&lt;br/&gt;*Vergiler&lt;br/&gt;*Yüksek suç oraný&lt;br/&gt;*Çevre kirliliði&lt;br/&gt;*Teknolojik deðiþiklikler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B)Aile ortamý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Ýþ yükünün paylaþýlmasý&lt;br/&gt;*Kýskançlýk&lt;br/&gt;*Cinsiyet rolleri&lt;br/&gt;*Farklý deðerler&lt;br/&gt;*Ailede ölüm veya hastalýk&lt;br/&gt;*Farklý yaþam tarzlarý&lt;br/&gt;*Maddi sorunlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;C)Ýþ ve kariyer&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Yetiþtirilmesi gereken iþler&lt;br/&gt;*Yanlýþ anlaþýlmalar&lt;br/&gt;*Ýþ seyahatleri&lt;br/&gt;*Ýþin bölünmesi&lt;br/&gt;*Rekabet&lt;br/&gt;*Kendini kabul ettirme çabasý&lt;br/&gt;*Eðitim&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;D)Kiþilerarasý ve çevresel iliþkiler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Farklý deðer yargýlarý&lt;br/&gt;*Zorunluluklar&lt;br/&gt;*Bekleme ile geçen zaman&lt;br/&gt;*Kötü servis&lt;br/&gt;*Sigara içen ve içmeyenler&lt;br/&gt;*Kötü araba kullanma alýþkanlýklarý&lt;br/&gt;*Sosyal beklentiler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Görüldüðü üzere yukarýda da belirttiðimiz gibi çevremizdeki hemen hemen her þey bizlerde stres yaratýcý bir faktör olarak karþýmýza çýkmaktadýr. Peki bir stres uyarýcýyla karþýlaþtýðýmýz zaman nasýl bir tepki vermekteyiz? sorusunu soracak olursak cevabýmýz þu olacaktýr:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öncelikle strese maruz kalma iki farklý açýdan ele alýnmalýdýr. Bunlardan birincisi anlýk stresle karþý karþýya kalma ikincisi ise devamlý stresle karþý karþýya kalmadýr. Burada þunu da açýklamakta fayda vardýr. Anlýk strese maruz kalmanýn etkileri devamlý maruz kalmanýn etkilerinden çok daha hafiftir. Streste önemli olan stres uyarýcýlarýna ne sürede maruz kaldýðýmýzdýr. En uzun süre en fazla zararý en kýsa sürede en az zararý ifade eder. Tabi bu noktada bireysel farlýlýklarý hiçbir zaman unutmamamýz gerekir. Þöyle ki bir birey strese uzun bir zaman maruz kalýr ancak az etkilenirken, diðer birey az bir zaman maruz kalýr ama çok etkilenebilir. Tabi olarak da böyle durumlarda stresin insan vücudundaki etkileri de farklýlaþmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anlýk stres uyarýcýsýyla karþýlaþtýðýmýz zaman vücudumuzda ortaya çýkan tepkiler þunlardýr:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Soluma, hýzlý nefes alma&lt;br/&gt;*Daha fazla adrenalin üretme&lt;br/&gt;*Daha hýzlý kalp atýþý&lt;br/&gt;*Kan basýncýndaki artýþ&lt;br/&gt;*El ve ayaklardaki kanýn çekilmesi&lt;br/&gt;*Vücut metabolizmasýnda hýzlanma&lt;br/&gt;*Daha hýzlý kan pýhtýlaþmasý&lt;br/&gt;*Mide ve karýn bölgesine giden kanda azalma&lt;br/&gt;*Kaslara giden kan akýþýnda artma&lt;br/&gt;*Kas gerginliði&lt;br/&gt;*Tüm duyularýn hassaslaþmasý&lt;br/&gt;*Mide ve aðýrsak fonksiyonunda azalma&lt;br/&gt;*Beynin daha hýzlý çalýþmasý&lt;br/&gt;*Kýsa sürede yargýlama&lt;br/&gt;*Daha hýzlý karar verme&lt;br/&gt;*Geliþmiþ bellek gücü&lt;br/&gt;*Daha keskin bir dikkat&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu sýralamadan da görüleceði üzere bireyin anlýk stres uyarýcýsýyla karþýlaþmasý durumunda vücudun karýn, mide, baðýrsak bölgelerindeki kan çekilerek kaslara gönderilmektedir. Bunun nedeni ise uyarana karþý tepki verebilme yeteneðimizin arttýrýlmasý daha doðrusu Savaþ veya kaç cevabýný verilebilmesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anlýk streste beyin fonksiyonlarýnýn hýzlanmasýnýn altýnda yatan faktör ise, daha hýzlý yargýlama ve karar verme süreciyle birlikte anlýk stres tehlikesine karþýn en kýsa sürede nasýl yanýt verileceðinin bulunmaya çalýþýlmasýdýr ki yine burada savaþ veya kaç cevaplarýndan en uygun olarak hangisinin verilebileceði önemlidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bizler ister anlýk isterse uzun süreli olsun stres uyarýcýlarýyla karþýlaþtýðý</description></item><item><title>AÐIZ VE DÝÞLER HAKKINDA GENEL BÝLGÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agiz-ve-disler-hakkinda-genel-bilgi-358583.html</link><description>Aðýz ve Diþler Hakkýnda Genel Bilgi&lt;br/&gt;Diþlerin yapý maddesi nedir? &lt;br/&gt;diþ mine, dentin, sement ve pulpadan (diþ özü) oluþur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Mine: &lt;br/&gt;*Vücuttaki en sert maddedir.&lt;br/&gt;*Diþi en dýþtan koruyucu bir katman olarak çevreler. Ýçinde sinir hücreleri olmadýðý için duyarlý deðildir. &lt;br/&gt;*% 97&quot;si kalsiyum tuzlarýndan oluþur. &lt;br/&gt;*Minenin yapýsýna giren kalsiyum tuzlarý, organik diþ maketi üzerinde yavaþ yavaþ çökelerek birikir ve kristalleþir. Bu  birikme, ana rahminde iken baþlar. &lt;br/&gt;*Anne, gebelik süresince bazý ilaçlar alýrsa veya çocuk mine teþekkülü sýrasýnda bir hastalýk geçirirse mine birikimi aksaklýða uðrayabilir. 0 zaman diþler sarý, gri veya kahverengi olur. Bazen de eksik (hipoplazik) teþekkül eder.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dentin (Fildiþi):&lt;br/&gt;*Minenin altýndaki tabakadýr. &lt;br/&gt;*Yetiþkin bir insan diþinin %75ini oluþturur. &lt;br/&gt;*Kemikle ayný yoðunluða sahip olmasýna raðmen ýsýya ve dokunmaya duyarlýdýr. Gerektiðinde içerdiði tamir hücreleri ile yeniden dentin dokusu oluþturabilirler.&lt;br/&gt;*Dentin canlý bir yapýdýr ve çok sayýda kanalcýk içerir. &lt;br/&gt;*Diþ, dolgu veya kaplama yapýlmak için oyulur veya küçültülürse bu kanalcýklar açýða çýkar ve o zaman soðuk, sýcak, tatlý ve ekþiden aðrý duyulur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pulpa (diþ özü): &lt;br/&gt;*Diþin orta kýsmýna ve burada bulunan yumuþak dokuya verilen addýr.Kökün ucuna kadar devam eder.&lt;br/&gt;*Bu kýsýmda kan damarlarý yer alýr ve bu damarlar sayesinde diþ enfeksiyondan korunur ve daima aktif halde kalýr.&lt;br/&gt;*Diþ özünün dýþ çevresi dentin yapýcý hücrelerle (odontoblast) kuþatýlmýþtýr. &lt;br/&gt;*Bu hücreler, çürük ve diðer zararlý etkenlere karþý, diþi koruyan kale muhafýzlarýna benzer. Her hangi bir nedenle oluþan çürüðe karþý dentin yapýcý hücreler üstün gelirlerse bu hücreler diþ özü kalesini dentinle sývarlar; yenik düþerlerse diþ özü açýlýr ve iltihaplanýr. Bu etkinlik genç insanlarýn diþ özünde daha yoðundur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;sement:&lt;br/&gt;*Kökün etrafýný kaplayan kemiksi bir tabakadýr, çok incedir. diþ kökünün çene kemiðine tutunmasýný saðlar.  &lt;br/&gt;*%65&quot;i inorganik maddedir. &lt;br/&gt;*Bazen kök etrafýnda ve kök ucunda aþýrý sement birikebilir. Buna &quot;Hipersemontoz&quot; denir.&lt;br/&gt;Diþler ne iþe yarar? &lt;br/&gt;*Diþler sindirim sisteminin baþýnda besinlerin ufalanýp parçalanmasýna, koparýlmasýna yardým eder.&lt;br/&gt;*Kendini çevreleyen destek dokularý korur ve geliþmelerini saðlar. &lt;br/&gt;*Konuþmayý ve seslerin doðru bir þekilde çýkmasýný saðlarlar. &lt;br/&gt;*Estetik olarak yüzle bir bütünlük içindedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÝÞ ÇÜRÜKLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diþ çürükleri daha çok koyu renklenmelerle birlikte görülen oyuklar olarak algýlanmaktadýr. Önlenebilir bir hastalýk olmasýna karþýn dünyada diþ çürüðü deneyimi yaþamayan çok az insan vardýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diþler neden çürür? &lt;br/&gt;Aðýzda bulunan bakterilerden oluþan bakteri plaðý, þekerli ve unlu yiyeceklerin aðýzda kalan artýklarýndan asit oluþturabilmektedir. Bu asitler, diþlerin mineral dokusunu çözerek diþin minesinin bozulmasýna ve sonuçta da diþ çürüðünün baþlamasýna ve diþ hekimlerinin kavite dedikleri oyuklara neden olmaktadýrlar. &lt;br/&gt;Uzun yýllar, nedeni bilinmeyen bir hastalýk gözüyle bakýlan diþ çürüðünün günümüzde &quot;çok sebebe baðlý bir hastalýk&quot; olduðu anlaþýlmýþtýr.&lt;br/&gt; Diþ çürüðünün baþlýca 3 etkeni vardýr:&lt;br/&gt;*Bakteri plaðý (Diþ plaðý adý da verilir),&lt;br/&gt;*Karbonhidratlý gýdalar (Þeker, un... gibi),&lt;br/&gt;*Bünyesel etkenler (Diþin yapýsý. tükrüðün bileþimi... gibi)&lt;br/&gt;Diþ saðlýðý dengeli olan bir kimsede bu etkenlerden birisi deðiþikliðe uðrarsa, çürük ortaya çýkar.&lt;br/&gt;Çürük belirtileri nelerdir?&lt;br/&gt;Çürük ve oyulmuþ bir diþ, koyu renkli boþluðuyla kolayca tanýnýr. Fakat bazen çürük çukurcuðu gizli kalýr ve diþ hekimi ancak yardýmcý taný araçlarýyla (mesela diþ röntgeni gibi) teþhis koyabilir.&lt;br/&gt;Çoðu zaman çürük, diþ tüberküllerinin yani tümsekciklerin birbiriyle kesiþtiði yerde veya diþin boyun kýsmýnda görülür. Ýki diþ arasýnda kalan gizli çürükler uzun süre fark edilmez.&lt;br/&gt;Diþ çürüðünde diþ hekimine baþvurmayý gerektiren en önemli belirti aðrýdýr. Aðrý, soðuk, sýcak, tatlý veya ekþiden olur&lt;br/&gt;Çürükten korunmak bir kiþisel irade konusudur ve hepimizin saðlam diþler ve saðlýklý aðzýn getireceði rahatlýðýn bil</description></item><item><title>AÐIZ VE DÝÞLER HAKKINDA GENEL BÝLGÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agiz-ve-disler-hakkinda-genel-bilgi-447671.html</link><description>AÐIZ VE DÝÞLER HAKKINDA GENEL BÝLGÝ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;diþlerin yapý maddesi nedir? &lt;br/&gt;diþ mine, dentin, sement ve pulpadan (diþ özü) oluþur. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;  mine: vücuttaki en sert maddedir. diþi en dýþtan koruyucu bir katman olarak çevreler. içinde sinir hücreleri olmadýðý için duyarlý deðildir. % 97&quot;si kalsiyum tuzlarýndan oluþur. Diþ minesi altýgen &quot;apatit&quot; kristalleri þeklinde düzenlenmiþtir. Minenin yapýsýna giren kalsiyum tuzlarý, organik diþ maketi üzerinde yavaþ yavaþ çökelerek birikir ve kristalleþir. Bu  birikme, ana rahminde iken baþlar. Anne, gebelik süresince bazý ilaçlar alýrsa veya çocuk mine teþekkülü sýrasýnda bir hastalýk geçirirse mine birikimi aksaklýða uðrayabilir. 0 zaman diþler sarý, gri veya kahverengi olur. Bazen de eksik (hipoplazik) teþekkül eder.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  dentin: minenin altýndaki tabakadýr. yetiþkin bir insan diþinin %75ini oluþturur. kemikle ayný yoðunluða sahip olmasýna raðmen ýsýya ve dokunmaya duyarlýdýr. gerektiðinde içerdiði tamir hücreleri ile yeniden dentin dokusu oluþturabilirler. Diþin asýl kitlesini dentin (fildiþi) tabakasý oluþturur. Dentin, taç kýsmýnda mine; kök kýsmýnda da sement ile örtülüdür. Dentin canlý bir yapýdýr ve % 70&quot;i mineral tuzlarý; % 20si organik madde ve % 10&quot;u da sudan oluþur. Dentinde çok sayýda kanalcýk içerir. Bu kanalcýklarýn içi diþ özü sýnýrýndaki dentin yapýcý hücrelerin uzantýlarý olan iplikçiklerle doludur. Dentin yapan hücrelere &quot;Odontoblast&quot; denir. Dentin kanalcýklarýnýn milimetre karede sayýlarý 10.000&quot;e. yaklaþýr. Diþ, dolgu veya kaplama yapýlmak için oyulur veya küçültülürse bu kanalcýklar açýða çýkar ve o zaman soðuk, sýcak, tatlý ve ekþiden aðrý duyulur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  pulpa (diþ özü): diþin orta kýsmýna ve burada bulunan yumuþak dokuya verilen addýr. kökün ucuna kadar devam eder. bu kýsýmda kan damarlarý yer alýr ve bu damarlar sayesinde diþ enfeksiyondan korunur ve daima aktif halde kalýr. ayný zamanda pulpada aþýrý duyarlý sinir hücreleri bulunur ve bu hücreler sayesinde sýcak, soðuk ve basýnç gibi duyular hissedilir. &quot;Pulpa&quot; adý da verilen diþ özü, dentin tarafýndan oluþturulan bir odacýk içinde yerleþen kýlcal atar ve toplar damarlar; duyu sinirleri ve bütün bu yapýlarý koruyan bir destek dokusundan oluþur. Diþ özünün dýþ çevresi dentin yapýcý hücrelerle (odontoblast) kuþatýlmýþtýr. Bu hücreler, çürük ve diðer zararlý etkenlere karþý, diþi koruyan kale muhafýzlarýna benzer. Her hangi bir nedenle oluþan çürüðe karþý dentin yapýcý hücreler üstün gelirlerse bu hücreler diþ özü kalesini dentinle sývarlar; yenik düþerlerse diþ özü açýlýr ve iltihaplanýr. Bu etkinlik genç insanlarýn diþ özünde daha yoðundur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  sement: kökün etrafýný kaplayan kemiksi bir tabakadýr, çok incedir. diþ kökünün çene kemiðine tutunmasýný saðlar.  %65&quot;i inorganik maddedir. Bazen kök etrafýnda ve kök ucunda aþýrý sement birikebilir. Buna &quot;Hipersemontoz&quot; denir.&lt;br/&gt;yukarý&lt;br/&gt;diþler ne iþe yarar? &lt;br/&gt;Diþler sindirim sisteminin baþýnda besinlerin ufalanýp parçalanmasýna, koparýlmasýna yardým eder. kendini çevreleyen destek dokularý korur ve geliþmelerini saðlar. konuþmayý ve seslerin doðru bir þekilde çýkmasýný saðlarlar. estetik olarak yüzle bir bütünlük içindedir. &lt;br/&gt;Diþlerin Görevlerine Göre Farklý Yapýlarý Vardýr;&lt;br/&gt;1- Kesici Diþler   &lt;br/&gt;Alt ve üst çenedeki ön diþler &quot;Kesici Diþ&quot; olarak adlandýrýlýr. Üst çenede geniþliði 9-10 mm. olanlar orta kesici; 6-7 mm. olanlar ise üst yan kesicilerdir. Alt orta ve yan kesicilerin geniþlikleri  ise 6-7 mm. arasýndadýr.&lt;br/&gt;2- Kaninler (Köpek Diþleri)&lt;br/&gt;&quot;Köpek diþi&quot; ve &quot;göz diþi&quot; adý da verilen kaninler kesici diþlerden sonra gelir, alt ve üst çenede saðlý-sollu birerden dört (4)tanedir. Uçlarý sivri olup koparmaya yararlar.&lt;br/&gt;3- Azý Diþleri&lt;br/&gt;Kaninlerin arkasýnda, azý diþleri yer alýr. Yapý olarak birbirinden farklý olan azý diþleri, her bir yarým çenede, iki küçük azý, üç de büyük azý olmak üzere beþer tane ve bir çenede toplam on (10) tanedir.&lt;br/&gt; Bütün küçük azýlarýn çiðneme ve kenetlenmeye yarayan ikiþer tümsekçikleri vardýr. Üst çenedeki büyük azýlarýn dörder tümsekçiði; alt çenedeki büyük azýlarýn</description></item><item><title>AMALGAM VE KOROZON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?amalgam-ve-korozon-452768.html</link><description>AMALGAM  VE  KOROZYON&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     GÝRÝÞ&lt;br/&gt;     Diþhekimliðinde aðýz içi restorasyonlarýn yapýmýnda yaygýn olarak çok çeþitli metaller ve metal alaþýmlarý kullanýlmaktadýr. Yine diþhekimliðinin ilgi alanýna giren aðýz ortamý, adeta korozyon olmasý için yaratýlmýþtýr. Korozyon, çevrenin (atmosfer,su içi, toprak altý yanýnda aðýz sývýlarý) etkisiyle bir maddenin yüzeyinden baþlayarak geliþen bozunmasý olarak tarif edilebilir 55. Ýnsan tükürüðü inorganik ve organik kaynaklý karmaþýk ve deðiþken bir karýþýmdan oluþur 71. Cl- gibi agresif aniyonlar, ortamdaki oksijen, pHdaki deðiþkenlikler ve sýcaklýk deðiþimleri korozyon için uygun bir ortam hazýrlar. Metalik restorasyonlarýn aðýz ortamýnda yeterli korozyon direnci olmasý, kullanýmlarýnda önemli bir tercih nedenidir. Yeterli korozyon direnci olmamasý durumunda, kabul edilemeyecek renklenmeler, yüzey pürüzlenmesi ve maddenin özelliklerinin olumsuz etkilenmesi gibi olaylar ortaya çýkar. Bunun dýþýnda, korozyon ürünleri biyolojik sistemi olumsuz etkileyebilir 8, 174. Korozyon ayný zamanda glikoprotein gibi organik komponentlerden de etkilenir 26, 47, 64, 153. Ýnhibisyon bu tükürük komponentlerinin metal yüzeye adsorbsiyonu ile meydana gelir. Diþhekimliðinde kullanýlan alaþýmlarýn korozyonunun biyolojik, fonksiyonel ve estetik etkileri olur. Korozyon direnci, bir materyalin biyokompatibilitesinde anahtar rol oynar. Kron-köprü protezlerinde kýymetsiz metal alaþýmlarýnýn kullanýlmasý özellikle biyolojik açýdan tartýþma konusu olagelmiþtir. Protetik restorasyonun takýlmasý sonrasý çözünen metalik yapýtaþlarý hastanýn saðlýðýný doðrudan etkileyebilir. Bunlardan en önemlileri nikel ve berilyum&quot;dur. Nikel halen yaygýn olarak kullanýlmaktadýr78. Diþhekimliðinde kullanýlan bazý alaþýmlarýn allerji olaylarý ile ilgili olduðundan þüphe edilir 48, 91. Bu alaþýmlardan doðal veya sentetik tükürük içinde, in vitro veya in vivo koþullarda, belli elementlerin salýnmasý ile ilgili bilgiler sýnýrlýdýr. Buna karþýlýk elektrokimyasal yöntemler kullanýlarak, çok sayýda korozyon testi çalýþmasý yapýlmýþtýr 123. Diþhekimliðinde alaþým halinde CrCo, CrNi, NiTi gibi, alaþým veya saf halde altýn, titanyum gibi veya amalgam gibi birçok çeþit metal kullanýlmaktadýr. Aðýz içi restorasyonlarda kullanýlan bu metal alaþýmlarý ve amalgam, þu ana kadar yapýlmýþ çalýþmalarda belirlendiði gibi, tükürüðün de etkisi ile, korozyona uðramaktadýrlar  6, 19, 23, 58, 75, 107, 121, 130, 147, 170. Yapýlan çalýþmalarda tükürüðün, serum fizyolojik (0,9 % NaCl) veya sentetik tükürüðün çeþitli metallerin korozyonu üzerine etkisi incelenmiþtir, ancak hangi tükürük bileþeninin, özellikle de organik komponentlerin, daha çok veya daha az etkisi olduðu hakkýnda karþýlaþtýrmalý bir araþtýrma yapýlmamýþtýr. Sadece organik yapý taþlarýndan müsin&quot;in çeþitli alaþýmlarýn korozyonu üzerine etkisini inceleyen bir çalýþma yapýlmýþtýr 106. Baþka bir çalýþmada serum fizyolojik, 10%&quot;luk fetal dana serumu ve dana albümini çözeltileri protein çöz</description></item><item><title>AÐIZ VE DÝÞ SAÐLIÐI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agiz-ve-dis-sagligi-346635.html</link><description>AÐIZ VE DÝÞ SAÐLIÐI&lt;br/&gt;         &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aðýz ve Diþ Saðlýðýnýn Önemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Aðýz ,sindirim sisteminin baþlangýcýdýr.Bütün besinler aðýz yoluyla alýnýr.Alýnan besinler aðýzda bulunan diþler yardýmýyla sindirime hazýrlanýr.Bu nedenle dýþ ortamla iliþkili olan aðýz ve diþlerimizin saðlýklý olmasý oldukça önemlidir.Aðýz ve diþlerin saðlýðý için öncelikle bu bölgelerin temizliðine önem vermeliyiz.Aðzýmýzýn saðlýðý için aþýrý sýcak gýdalara dikkat ederek aðýz içi dokularýn yanmasýný önlemeliyiz.Yine yemeklerden sonra aðýz içi suyla yýkanarak buralardaki kokuþmaya neden olan besin artýklarý temizlenmelidir.Aðýz içinde yaralar oluþtuðu zaman hekime gösterilerek,tedavi ettirilmelidir.Ayný þekilde diþlerin saðlýðý için düzenli olarak diþler,fýrçalanarak temizlenmelidir.Besin artýklarýný diþ aralarýnda kalarak çürümeye neden olmasý önemlidir.Aðýz kokularýnýn ve bir çok rahatsýzlýðýn diþ çürüklerinden kaynaklandýðý unutulmayarak,temizliðe önem verilmelidir.Aðýz ve diþlerin saðlýklý olmasý hoþ bir görünüm vererek kiþinin konuþma,gülme gibi durumlarda rahat hareket etmesine yardýmcý olur.Diþ çürüðünden dolayý aðzý kokan kiþinin çevresini rahatsýz etmesi sýkýntýlý durum oluþturur.Kýsaca aðýz saðlýðý,diþ saðlýðý ile yakýndan ilgilidir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Diþ Çürümesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Yapýlan araþtýrmalar sonucunda çocuklarýn çoðunda diþ çürüðüne rastlanmýþtýr.Diþ çürümesine aðýzdaki bakteriler neden olur.Bakterilerin yanýnda diþ çürümesine neden olan diðer öðeler,diþ aralarýnda kalan besin artýklarý ile duyarlý bir diþ yüzeyidir.Diþlerin çürümesine neden olan besinler özellikle karbonhidratlý diðer bir ifadeyle þekerli yiyeceklerdir.&lt;br/&gt;     Diþ çürümesinin önemli nedenlerinden birisi de sudaki flüor eksikliðidir.Flüor diþ minesinin direncini arttýrarak,çürümeyi önler.Bu nedenle sularda flüor eksikliði varsa saðlýk kuruluþlarýndan gerekli yardým alýnmalýdýr.Flüor fazlalýðý ise diþlerde sararmaya neden olur.&lt;br/&gt;     Diþlerimizin düzenli olarak fýrçalanýp temizlenmemesi durumunda diþ aralarýnda kalan besin artýklarý bakteriler tarafýndan parçalanýr.Parçalanan besinler,bakteriler ve salgýlardan diþ plaðý denilen birikintiler oluþur.Besin maddelerini bakteriler tarafýndan parçalanmasýyla oluþan asitler diþin minesini ve kemiðini oyar.Diþte oluþan bu oyuða KAVÝTE denir.Diþte oluþan bu oyuklar zamanla giderek büyür ve derinleþir.Böylece zamanla diþin sert kýsmý olan mine tabakasý delindikten sonra daha kolay oyulan yumuþak dokuya ulaþýlýr.Diþteki oyulma devam ederek,diþ özüne ulaþýr.Diþteki çürümenin diþ özüne ulaþmasýyla diþ aðrýlarý oluþmaya baþlar.Diþ aðrýsýnýn olmadýðý durumlar diþ saðlýðýnýn yerinde olduðunu göstermez.Bakterilerin diþ özüne ulaþmasýndan sonra burada iltihaplanma meydana gelir.Buna APSE denir.Çürük diþ özüne ulaþtýktan ve özellikle de apse oluþtuktan sonra diþin tedavi edilme þansý artýk kalamamýþtýr.&lt;br/&gt;     Diþlerin çürümesi hem süt diþlerinde hem de kalýcý diþlerde meydana gelebilir.Diþlerin çürüme nedenlerini kýsaca aþaðýdaki gibi sýralayabiliriz;&lt;br/&gt;-Büyüme ve geliþme dönemlerinde kalsiyum,fosfor ve flüor bakýmýndan yetersiz besinlerin alýnmasý,&lt;br/&gt;-Þekerli besinlerin aþýrý tüketilmesi,&lt;br/&gt;-Diþlerin fýrçalanmamasý&lt;br/&gt;-Yumuþak besinlerle beslenilmesi&lt;br/&gt;-Sýk sýk gebe kalýnmasý&lt;br/&gt;-Erken bebeklik dönemlerine yüksek ateþ oluþmasý&lt;br/&gt;-Yanlýþ ve hatalý ilaç kullanýlmasý diþ çürümesine neden olan etmenlerdir.Aðýz açýk durumda uyumak da diþler içi zararlý olabilir.&lt;br/&gt;           &lt;br/&gt;     Diþ çürüklerinde erken taný ve tedavi hem saðlýk hem de sosyal ve ekonomik yönden büyük önem taþýr.Diþ çürükleri daha ilk aþamada tespit edilip,tedavisi yapýlýrsa diþ kurtarýlýr.Ýlk aþamada tedavi için yapýlan harcamalar daha azdýr.Ayrýca saðlýk personelinin zaman kaybý da en azdýr. Çürüðün ilerleyen aþamasýnda yapýlan harcama ve emek artar.Diþ tedavisinde kullanýlan araç ve malzemelerin döviz ödenerek ithal edildiði düþünülürse ülkemiz ekonomisi açýsýndan ne derece önemli olduðu daha iyi anlaþýlýr.Kýsaca belirtecek olursak çürüðün erken teþhis edilmesi diþin kurtarýlmasýnýn yanýnda ekonomik yönden de büyük yararlar</description></item><item><title>AÐIZ VE DÝÞ SAÐLIÐI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agiz-ve-dis-sagligi-342367.html</link><description>AÐIZ VE DÝÞ SAÐLIÐIMIZI NASIL KORUYABÝLÝRÝZ                                                                                      &lt;br/&gt;                                       ?                                                              &lt;br/&gt;-Plak Nedir?&lt;br/&gt;-Diþeti Hastalýðýnýn Belirtileri&lt;br/&gt;-Diþeti Hastalýðýnýn Önlenmesi&lt;br/&gt;o1 - DÝÞ FIRÇASI&lt;br/&gt;o2 - BOYAMA TABLETÝ&lt;br/&gt;o3 - DÝÞ MACUNU&lt;br/&gt;o4 - DÝÞ ÝPÝ&lt;br/&gt;o5 - KÜRDAN&lt;br/&gt;o6 - TEK DEMETLÝ FIRÇA&lt;br/&gt;o7 - ARA YÜZ FIRÇALARI&lt;br/&gt;o8 - ELEKTRÝKLÝ DÝÞ FIRÇALARI&lt;br/&gt;o9 - AÐIZ GARGARALARI&lt;br/&gt;o10 - AÐIZ DUÞU (WATER-PIK)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Medyadan, diþ macunu reklamlarýndan veya Diþhekiminizden; diþlerinizin üzerinde biriken plaðý her gün fýrçalayarak temizlemenin gerekliliðini mutlaka duymuþsunuzdur. Peki, üzerinde bu kadar ýsrarla durulan plak nedir ve neden diþlerin üzerinde birikmesini istemiyoruz?&lt;br/&gt;                                                         Plak Nedir ?&lt;br/&gt;     Diþler üzerinde sürekli olarak oluþan, içinde bakteriler de bulunan, gözle görünmeyen, renksiz, yapýþkan, ince bir tabakadýr. Hacminin % 30&quot;u genel olarak tükrükten, yiyecek artýklarýndan ve aðýziçi doku döküntülerinden, % 70&quot;i ise aðýzdaki bakterilerden, bakteri artýklarýndan ve toksinlerden oluþmuþ kývamlý bir yapýya sahiptir. Bu bakterilerin ise yaklaþýk % 30&quot;u canlý, aktiftir.&lt;br/&gt;     Plak; zararlý etkisini hem diþler, hem de diþetleri üzerinde gösterir. Plaktaki bakteriler, yaklaþýk 24 saat içinde çoðalýp organize bir yapý oluþtururlar ve aldýðýmýz gýdalardaki þekeri kullanarak asit ve diðer bazý zararlý ürünler üretirler, diþ ve diþetlerine zarar vermeye baþlarlar. Sürekli ve doðru yapýlan aðýz bakýmý; aðýz ortamýnda çürüðe sebep olabilecek gýdalar ve bakteriler bulunmasýna raðmen, plak birikimine engel olduðu için diþ çürüðünü ve diþi destekleyen dokularýn zarar görmesini önler. &lt;br/&gt;     Ýþte bu nedenle her gün düzenli biçimde diþlerimizi fýrçalayarak, bu bakteri plaðýný henüz zararlý hale gelmeden temizlememiz gerekmektedir. Plak yalnýzca diþlerinizin görünen yüzeylerinde deðil, ayný zamanda diþlerin birbirine bakan yüzeyleri ile diþ ile diþetleri arasýnda da birikir. Bu bölgelerde biriken plaðý temizlemek daha zordur ve temizlenmediði takdirde, tükrükte erimiþ halde bulunan iyon ve tuzlarýn plak üzerine çökmesi sonucunda bu bölgelerdeki plak, diþtaþýna dönüþür. Gözenekli bir yapýya sahip olan diþtaþlarý daha fazla miktarda plaðýn diþler üzerinde daha sýký bir þekilde tutunmasýna ve daha kolaylýkla çoðalarak çevre dokularýn daha fazla zarar görmesine neden olur. Plak çoðaldýkça doku kaybý fazlalaþýr, buna baðlý olarak diþeti ceplerinin derinliði de artar ve bu kýsýr döngü, sonuçta diþin desteðini kaybedip önce sallanmasýna, sonra yer deðiþtirmesine ve nihayet diþin kaybýna neden olur. Yapýþkan karakterdeki plak, bu zararlý ürünleri bünyesine alarak diþler üzerinde uzun süre kalmalarýný saðlar. &lt;br/&gt;     Eðer plak temizlenmezse, bu maddeler diþ ve diþetlerine zarar verecek kadar uzun bir süre diþler üzerinde kalýrlar ve sonuçta asitler diþleri çürütmeye baþlarken , diðer zararlý maddeler ise diþetlerinde iltihaba neden olurlar; diþetleri kýzarýr, þiþer ve kolayca kanar. Bu safhada hastalýða Gingivitis (diþeti iltihabý) adý verilir. &lt;br/&gt;     Plak yine de temizlenmezse, bu durumda çürükler ilerleyerek diþin özüne girer ve þiddetli aðrýlara neden olur. Diðer taraftan, diþeti iltihabý da ilerler ve dokularda geriye dönüþü olmayan bir yýkým baþlar. Diþetleri gevþer, diþlerden ayrýlýr ve plak diþin köküne doðru ilerleyerek diþi kemik içinde tutan dokularýn açýlmasýna ve çevredeki kemiðin erimesine neden olur. &lt;br/&gt;     Bu safhada hastalýða, gingivitisin ilerlemiþ þekli olan Periodontitis (diþi tutan - destekleyen dokularýn iltihabý) adý verilir. Sonuçta, - Diþeti Cebi adýný verdiðimiz - diþ ile diþetinin birleþme noktasý arasýnda saðlýklý aðýzda mevcut olan girinti derinleþerek yarýklar meydana gelir. Derinleþen Diþeti Cebi, gýda artýklarýnýn birikimini kolaylaþtýrarak mevcut plaðýn daha fazla çoðalmasýný saðlar. Plak çoðaldýkça doku kaybý fazlalaþýr, buna baðlý olarak ceple</description></item><item><title>BESÝNLERÝ ÇÝÐNEME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?besinleri-cigneme-360001.html</link><description>ÇÝÐNEME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Çiðneme, stomagnatik sistemin en önemli fonksiyonlarýndan biridir. Mandibulanýn çiðneme sýrasýnda ne þekilde hareket ettiðinin bilinmesinin klinik diþ hekimliði iþlemleri üzerinde fazlaca etkisi olmuþtur. Geçmiþte mandibulanýn hareketlerinin anlaþýlmasý hareketli protezler bakýmýndan önemli kabul edilmiþ ve bu þekilde protezlerin hastalarýn çene hareketleriyle uyumlu olarak yapýlabilecekleri düþünülmüþtür. Yakýn geçmiþte çene hareketleri ile ilgili bilgiler bir araya getirilerek artikülatörlerin,  protezlerin ve suni diþlerin dizaynýnda ve yapýmýnda kullanýlmýþtýr. Günümüzde ise çene hareketlerinin önemi sabit protezlerde, periodontolojide, ortodontide ve çiðneme sisteminin aðrýlý disfonksiyonlarýnýn taný ve tedavisinde tam olarak ortaya çýkmýþtýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                           MANDÝBULA HAREKETLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Mandibula  oldukça karmaþýk hareketlere sahiptir ve bunlarýn anlaþýlmasý güçtür. Mandibulanýn uzaydaki üç düzlemde (frontal, sagittal ve horizontal) hareketlerinin tam olarak açýklana bilmesi için altý serbestlik derecesine gereksinim vardýr. Çiðneme ile ilgili ölçümler genelde güç iþlemler olarak bilinir. Çiðnemenin anlaþýlabilmesi ve üzerinde çalýþma yapýlabilmesi için bazý teknikler kullanýlmaktadýr. Bunlar sinematografi, elektromiyografi, fotoelektrik teknikler ve indükleme cihazlarýdýr. Doðal diþlerin aþýnan fasetleri üzerinde yapýlan çalýþmalarla da yararlý bilgiler toplanmaktadýr. Araþtýrmacýlar antropolojik kafa taslarýnda aþýnmýþ diþ fasetleri üzerinde dahi bu konuda çalýþmalar sürdürmüþlerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Çiðneme sýrasýndaki temel çiðneme hareketleri sadece yukarý aþaðý yöndeki bir ritmik harekat deðildir. Protrusiv ve retrusiv hareketler ile horizontal düzlemde rotasyon hareketi ve mandibulanýn yana kayma hareketleri de birlikte görülmektedir. Sagittal düzlemdeki çiðneme darbelerinin izlediði yollar gözlemlendiðinde açýlma ve kapanma hareketleri terminal menteþe eksenine göre anterior konumda yer alýrlar. Bu hareket yollarýna göre çiðneme sýrasýnda salt rotasyon hareketlerinin nadir olarak meydana geldiði ortaya çýkmaktadýr. Daha çok eþ zamanlý olarak hinge ekseni etrafýnda rotasyon kayma ve kondillerde rotasyon hareketleri meydana gelmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Kayma hareketi yapan kondil ayný taraftaki diþ yüzeylerinde eðrisel aþýndýrma paternleri oluþturur. Örneðin sað taraf kondili kayma yapýyor ise sað taraftaki diþlerde aþýnma olur. Aþýna diþ yüzeyleri incelendiðinde gözlemlenen þey, çiðnemede intercuspal temaslardan daha çok linguale ve bukkale kayma ile oluþan temaslarýn yer almasýdýr. Bu yan hareketler sýrasý ile çenenin açýlma, kapanma ve sentrik okluzyonu ile uyumludur. Diþlerdeki aþýnma paternleri kiþiye özgüdür ve diþ çekimi veya okluzyonu etkileyen bir restorasyonla deðiþtirilebilir. Bu durum çiðneme paternin bir dereceye kadar okluzyona baðlý olduðunu göstermektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Frontal düzlemde yetiþkinlere ait tipik bir çiðneme paterni göz damlasý þeklindedir ve açýlma fazý medial, kapanma fazý ise lateral konumdadýr. Normal bir çiðnemede lateral ve vertical hareketlerin maksimum genliði yaklaþýk olarak lateral ve vertical hareket miktarýnýn yarýsý kadardýr. Çiðneme paterni kiþiye özgü olmakla birlikte çiðnenen besinin türüne, besin kitlesinin büyüklüðüne, okluzyona ve diþ sayýsýna baðlý olarak deðiþim gösterebilir. Çiðneme sýrasýndaki kapanma hareketi intercuspal pozisyona yaklaþtýkça alt çene sýnýr hareketi ile çakýþýr. Bundan dolayý çiðneme sýrasýnda diþlerin birbirine temas ederek birbirleri üzerinde kaydýðý ve böylece intercuspal pozisyona gelirken sýklýkla kayma sýrasýnda temaslar oluþur. Bu temaslar lateral hareket miktarý arttýkça çoðalýr. Bu durum özellikle sert besin kitleleri çiðnendiðinde gözlenir. Frontal eksendeki çiðneme siklusunda çenenin açýlma vekapanma hareketi sýrasýnda çizilen çizgiler arasýndaki açý (intercuspal pozisyondaki vertex) tüberkül eðimlerinin oluþturduðu açýda her zaman daha dar veya ona eþittir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Açýlma fazý sýrasýnda diþlerin birbirine te</description></item><item><title>KÖK ÇÜRÜKLERÝNÝN TEÞHÝS VE TEDAVÝ YÖNTEMLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kok-curuklerinin-teshis-ve-tedavi-yontemleri-453795.html</link><description>KÖK ÇÜRÜKLERÝNÝN TEÞHÝS VE TEDAVÝ YÖNTEMLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Elimizdeki bulgular, kök çürüklerinin çok uzun yýllardan beri toplumlar için önemli bir dental problem olduðunu göstermektedir. Bilim adamlarýnýn yaptýklarý istatistiksel tahminler kök çürüklerinin önümüzdeki yüzyýlda hastalarýn en önemli dental problemlerinden biri olacaðýný göstermektedir. Oral hijyen ve saðlýðýn öneminin anlaþýlmasýna baðlý olarak pek çok hasta doðal diþlerini ileri yaþlara kadar aðýzda korumaya çalýþmaktadýr. Amerika Birleþik devletlerinde 55-64 yaþ arasý nüfusun yaklaþýk % 80 i diþli bireylerden oluþmaktadýr ve bu bireylerin aðýzlarýndaki mevcut ortalama diþ sayýsý 19,3 olarak belirlenmiþtir. 75 yaþ ve üstü nüfusun ise ortalama % 56.8 i diþlidir ve bu bireylerin ortalama diþ sayýsý da 16,1 olarak belirlenmiþtir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaþ ile birlikte meydana gelen diþ eti çekilmesine baðlý olarak diþlerin kök yüzeyleri oral kaviteye açýlýr. Bu açýlma diþlerde servikal yapýnýn kaybýna, bunun sonucunda da servikal hassasiyete ve kök çürüklerine neden olur. Yine Amerika Birleþik Devletlerinde hastalarýn periodontal olarak deðerlendirildiði bir çalýþmada, 1mm veya daha fazla diþ eti çekilmesi oraný 18-24 yaþ arasý bireylerde % 11,5, 35-44 yaþ arasýnda % 46,3, 55-64 yaþ arasýnda % 78,3, 65 yaþ ve üzerinde ise % 86,5 olarak bulunmuþtur. Bu nedenle ileri yaþlardaki diþli hastalarda kök çürükleri önemi her geçen gün artan ciddi bir dental problemdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KÖK ÇÜRÜKLERÝNÝN KLÝNÝK GÖRÜNÜMÜ VE LOKASYONU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dental literatürler kök çürüðünü; hafif, düzensiz biçimlenmiþ ya kök yüzeyinde meydana gelen ya da mine-sement bileþimindeki zayýf mine tabakasýný da içeren, fakat lezyonun kök yüzeyinde baþladýðý kabul edilen lezyonlar olarak tanýmlamaktadýr. Unutulmamasý gereken önemli bir kriter kök çürüðünün sadece kök yüzeyinin oral kavite ile iliþkili olduðu vakalarda meydana geldiðidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kök çürükleri kök yüzeyinde genellikle komþu mine tabakasýný içermeyen yumuþak alanlar veya kavitasyonlar þeklinde gözlenir. Lezyonlar genellikle serbest diþ eti margininde veya hemen üzerinde baþlarlar. Fakat gingival sulcusa ya da koronal mine tabakasýnýn altýna doðru çürük geliþimine baðlý olarak uzanabilirler. Lezyonlar ayrýca servikal bölgeleri kök yüzeyine uzanan çürüklerin marginlerinde de baþlayabilir. Mjör yaptýðý iki çalýþmada sekonder çürüklerin servikal marginlerde daha yüksek oranda gözlendiðini, çünkü pek çok restorasyonun giriþin ve izolasyonun oldukça zor olduðu kök yüzeylerinde sonlandýðýný rapor etmiþtir. Aktif kök çürükleri tedavi edilmediklerinde sýklýkla lateral bölgelere yayýlýrlar ve diþi çepeçevre sarabilirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Erken lezyonlarýn teþhisi, çürük ilerlememiþ olduðundan ve sýklýkla renk deðiþimi gözlenemeyeceði için oldukça zordur. Baþlangýç lezyonlarý küçük, sarý-kahverengi alanlar olarak gözlenir. Aktif lezyon içeren dentin, komþu etkilenmemiþ semente oranla sondlama da daha yumuþaktýr. Çürük ilerledikçe yüzey keskin bir ekskavatör ile kolaylýkla uzaklaþtýrýlabilecek bir hale dönüþür. Ýlerlemiþ lezyonlar koyu kahverengi-siyah lezyonlar olarak gözlenirler ve normal kök yüzeyi sertliðinde veya daha sert olabilirler.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Araþtýrmacýlar renk ve yüzey yapýsýna göre lezyonlarý sýnýflandýrmak için çeþitli çalýþmalar yapmýþlardýr. Renk, yüzey yapýsý ve baskýn mikroorganizmalar arasýnda bazý iliþkiler gösterilmekle birlikte bu tür veriler sýnýrlýdýr ve tam olarak deðerlendirilmeye imkan tanýmamaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çürük lezyonlarý ekspoze kökün herhangi bir bölgesinde meydana gelebilir. Fakat sýklýkla fasial ve proksimal alanlarda gözlenirler. Bazý çalýþmalar kök çürüðü lezyonlarýnýn % 50 ila % 75 inin proksimal alanlarda baþladýðýný göstermektedir. Tanýmlanmýþ olan lezyonlar arasýnda lingual/palatinal alanlarda lokalize olanlarýn oraný oldukça düþüktür. Mandibulada molarlar kök çürüklerine en yatkýn diþlerdir. Bunlarý premolarlar, kesiciler ve kaninler takip eder. Bunun la birlikte maksilla da sýralama bunun tam tersidir. Pek çok bu tür lezyon plak, yiyecek artýklarý ve kalkulus ile örtülmüþtür. Bu nedenle tam ve doðru taný ancak debris tabakasý tam olarak uzaklaþtýrýldýktan sonra yapýlabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HÝSTOKÝMYASAL YAPISI, HÝSTOPATOLOJÝSÝ VE MÝKROBÝYOLOJÝSÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kök yüzeylerinde meydana gelen çürükler koronal çürükler ile oldukça benzer özellikler gösterir. Plak bakterilerinin diyet karbonhidratlarýný pH da düþmeye neden olan asite metabolize etme kapasitesi, diþ yapýlarýnda demineralizasyonu baþlatan primer etkendir. Kök yüzeyi kimyasal çözünmeye karþý mine yüzeyine oranla çok daha dayanýksýzdýr</description></item><item><title>FLORUR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?florur-380691.html</link><description>ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;1. FLORÜR&lt;br/&gt;1.1. Tarihçesi&lt;br/&gt;1.2. Florürün Kimyasal Özellikleri&lt;br/&gt;1.3. Florürün Doða&quot;da Bulunuþu ve Kaynaklarý&lt;br/&gt;1.4. Florür Ýyonunun Ýnsan Vücudunda Bulunuþu&lt;br/&gt;1.5. Florür Ýyonunun Metabolizmasý&lt;br/&gt;2. FLORÜR ALIMI&lt;br/&gt;2.1. Sistemik Florür Uygulanmasý&lt;br/&gt;2.1.1. Ýçme suyunun floridasyonu&lt;br/&gt;2.1.2. Okul su floridasyonu&lt;br/&gt;2.1.3. Sofra tuzunun floridasyonu&lt;br/&gt;2.1.4. Sütün florlanmasý (floridasyonu)&lt;br/&gt;2.1.5. Diyetle alýnan florid ürünleri&lt;br/&gt;2.2. Topikal florür uygulanmasý&lt;br/&gt;2.2.1. Florid ajanlarý&lt;br/&gt;2.2.1.1. Nötral sodyum florid&lt;br/&gt;2.2.1.2. Stannaous florid (SnF2)&lt;br/&gt;2.2.1.3. Asidulo fosfat florid (APF)&lt;br/&gt;2.2.1.4. Amin Florid&lt;br/&gt;2.2.2. Florid Uygulama Araçlarý&lt;br/&gt;2.2.2.1. Sývý Solüsyonlar&lt;br/&gt;2.2.2.2. Florid jelleri&lt;br/&gt;2.2.2.3. Florirli diþ macunlarý&lt;br/&gt;2.2.2.4. Florid içeren profilaksi pastalarý&lt;br/&gt;2.2.2.5. Florid vernikleri&lt;br/&gt;2.2.2.6. Florid tabletleri&lt;br/&gt;2.2.2.6.1. Florid verim prensipleri&lt;br/&gt;2.2.3. Uygulama metodlarý&lt;br/&gt;2.2.3.1. Paint-on tekniði&lt;br/&gt;2.2.3.2. Kaþýk tekniði&lt;br/&gt;2.2.3.3. Profilaksi aþamasýna ihtiyaç duyulmasý&lt;br/&gt;2.2.4. Farklý klinik durumlarda topikal florid uygulanmasýnýn etkileri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                   2.2.4.1. Süt diþlerindeki etki&lt;br/&gt;2.2.4.1.1. Prenatal florür ilavesi&lt;br/&gt;2.2.4.1.2. Bebeklerde ve çocuklarda florür ilavesi&lt;br/&gt;2.2.4.2. Yetiþkinlerdeki etki&lt;br/&gt;2.2.4.2.1. Kök yüzeyi çürük lezyonlarý&lt;br/&gt;2.2.4.2.2. Kök yüzeyi hipersensitivitesi&lt;br/&gt;2.2.5. Kombine topikal florür preparasyonlarýnýn etkileri&lt;br/&gt;2.2.6. Florür içeren dental materyaller ve macunlar&lt;br/&gt;2.2.6.1. Restoratif materyaller, sement ve vernikler&lt;br/&gt;2.2.6.2. Dental ürünler&lt;br/&gt;2.2.6.2.1. Florürlü diþ ipleri&lt;br/&gt;3. FLORÜR&quot;ÜN ETKÝLERÝ&lt;br/&gt;3.1. Florür&quot;ün Yararlý Etkileri&lt;br/&gt;3.1.1. Florürün mine yapýsýna etkisi&lt;br/&gt;3.1.2. Florürün bakteri plaðýna etkisi&lt;br/&gt;3.1.3. Florürün çürük baþlangýcý lezyona etkisi&lt;br/&gt;3.1.4. Florürün çürük dentin ve dentin dokusu üzerine etkisi&lt;br/&gt;3.2. Florürün Zararlý Etkileri (toksik etki</description></item><item><title>KEMOTERAPÝ ALAN HASTALARDA AÐIZ SAÐLIÐI VE BAKIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kemoterapi-alan-hastalarda-agiz-sagligi-ve-bakimi-449017.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Kanser günümüzde önemli bir saðlýk sorunudur. Kemoterapi kanser tedavisinde  yaygýn  olarak kullanýlmaktadýr. Kemoterapik maddeler DNA&quot;nýn sentezini engelleyerek yada iþlevini bozarak etkisini gösterir bu nedenle hücresel proliferasyonun hýzlý olduðu sindirim sistemi hücreleri kanser tedavisinden olumsuz etkilenir. Sindirim sisteminin baþlangýç kýsmýnda  aðýz boþluðu yer alýr. Aðýz hücreleri yedi günde bir yenilendiði için  müköz mebrandaki deðiþimler kemoterapinin beþ ve yedinci günlerinde meydana gelmektedir. Aðzýnda meydana gelen deðiþimler de hastalarýn aðrýdan  yakýnmalarýný artýrýr, rahatýný  etkiler, iletiþimini  ve beslenmesini bozar.Aðýzda komplikasyon geliþmemesi için  hemþirelerin hastanýn aðýz bütünlüðünü koruyan önlemleri almasý, uygulamalarýn sürdürülmesini saðlamasý  ve komplikasyonlarý önceden tanýmasý kanserli hastalarda önem taþýmaktadýr.  &lt;br/&gt;Aðýz komplikasyonlarýnýn önlenmesinde özellikle evde aðýz bakýmýnýn sürdürülmesi önemli rol oynamaktadýr. Kemoterapi çeþitli faktörlere baðlý olarak bir hafta, on beþ gün, yirmi bir gün veya yirmi sekiz gün aralýklarla yapýlmakta ve tedavi aralarýnda  hasta eve gönderilmektedir. Tedavilerinin uygulanmasýndan sonraki süreci hastalarýn evde geçirdikleri ve aðýzdaki sorunlarýn daha çok evde kaldýklarý sürede ortaya çýktýðý düþünülürse, birinci basamak hizmetlerinde çalýþan hemþirelerin kanser hastalarýnýn aðýz saðlýðýnýn sürdürülmesinde rol almasý kaçýnýlmaz görülmektedir.&lt;br/&gt;Bu makalenin amacý:  kanser hastalarýnýn aðýz saðlýðýnýn korunmasýna yönelik birinci basamak hizmetlerinde çalýþan hemþirelerin sorumluluklarýnýn belirlenmesine yardýmcý olmaktýr.&lt;br/&gt;Anahtar kelimeler: Kanserde Tedavi, Aðýz Komplikasyonlarý, Stomatit&lt;br/&gt;The Role Of Nursery In Preventing Mouth Complications In Patients Under Chemotherapy&lt;br/&gt;SUMMARY&lt;br/&gt;Cancer is  an important health problem in our time.. Chemotherapic substances effects DNA, which causes cells growing and increasing, and impairs DNA&quot;s synthesis, ýts function. Digestive system cells that have fast proliferation negative affects from cancer treatment. Mouth exist begining of the digestive system. The changes in mouth mucous membrane occur in the fifth and seventh day of chemotherapy, because mouth cells are renewed every seven days. The changes in the patients&quot; mouths increase complaints like aching, effects comfort, disrupts communication and nourishment. To prevent complications in the mouth, it is important that nurses take measures to prevent the patient&quot;s mouth integrity, monitor the continuation of the practices and recognize the complications beforehand.&lt;br/&gt;Especially, mouth care in home have great effect to prevent mouth complications Chemotherapy treatment  applied with time intervals such as a week, fifteen days, twenty one days or twenty eight days according to various factors and the patient is sent to home between these intervals. After the threatment, the patients stay at hom, and during this time the mouth problems occur., So, nurses role who work in first level make unavoidable in protecting mouth health patient who receiving cancer treatment.&lt;br/&gt;This paper is to examine the responsibilities of the nurses who work in first level services  in protecting cancer patients for  mouth health. &lt;br/&gt;Key words: Cancer Treatment, Mouth Complications, Stomatitis&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Neoplastik hücrelerin ilaçlarla ortadan kaldýrýldýðý sistemik bir tedavi yöntemi olan kemoterapi, kanser tedavisinde kullanýlan temel yöntemlerden biridir. Kemoterapik ilaçlar genellikle bütün hücrelerin genetik yapýsýný oluþturan DNA&quot;nýn sentezini engelleyerek yada iþlevini bozarak etkisini göstermektedirler.  Hücrenin büyümesini, çoðalmasýný saðlayan DNA&quot; nýn sentezi ve iþlevi bozulduðu için   hücresel proliferasyonun hýzlý olduðu sindirim sistemi hücreleri kanser tedavisinden olumsuz etkilenmektedir (2,7,9). &lt;br/&gt;Sindirim sisteminin baþlangýç bölümünde yer alan aðýz boþluðunu kaplayan çok katlý epitel hücreler, normalde yaklaþýk yedi günde bir aþýnma nedeni ile  dökülmekte ve dökülen hücr</description></item><item><title>PEDIATRIC PNEUMONIA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pediatric-pneumonia-444093.html</link><description>Pediatric Pneumonia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Pneumonia&lt;br/&gt;A potentially serious respiratory infection &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diagnosis requires both clinical presentation and diagnostic studies&lt;br/&gt;Epidemiology &lt;br/&gt;More than 4 million deaths annually in children less than 5 years primarily in developing countries&lt;br/&gt;Major cause of morbidity and one of the most common causes of medical intervention and hospitalization&lt;br/&gt;Incidence &lt;br/&gt;Highest among persons at extremes of age&lt;br/&gt;In children  5 years    40:1000 children/year&lt;br/&gt;Children 12-15 years   7:1000 children/year&lt;br/&gt;In the U.S. 20% of children will be affected before age 5 years&lt;br/&gt;Overall attack rate for all cases is 4-6 cases per hundred children per year&lt;br/&gt;Objectives&lt;br/&gt;Discuss diagnostic studies for pediatric patients&lt;br/&gt;Recognize clinical presentation&lt;br/&gt;Know etiologic agents and appropriate antibiotics&lt;br/&gt;Recognize possible complications&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Etiology &lt;br/&gt;Nonbacterial:  &lt;br/&gt;Viral (majority of pediatric pneumonias)&lt;br/&gt;Mycoplasma, Chlamydia&lt;br/&gt;Bacterial&lt;br/&gt;dependent on age&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Common Pathogens in Infants  3 months&lt;br/&gt;Group B streptococcus&lt;br/&gt;Chlamydia&lt;br/&gt;Staph aureus&lt;br/&gt;Gram negative organisms&lt;br/&gt;Common Pathogens in Children3 months to 5 years of age &lt;br/&gt;S. pneumoniae&lt;br/&gt;H. influenzae&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Less Common&lt;br/&gt;M. catarrhalis&lt;br/&gt;S. aureus&lt;br/&gt;Group A streptococcus&lt;br/&gt;Common Pathogens in Children  5 years&lt;br/&gt;M. pneumoniae&lt;br/&gt;C. pneumoniae&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;In patients with other underlying conditions, organisms such as S. aureus, P. carinii, gram negative organisms, Candida, &lt;br/&gt;Pneumonia in the immunocompromised host&lt;br/&gt;Differs with nature of underlying disease&lt;br/&gt;Pneumocystis in HIV infection, leukemia &lt;br/&gt;Gram negative organisms in neutropenia&lt;br/&gt;S. aureus in patients with indwelling central line&lt;br/&gt;Also consider infection with Candida, CMV, Aspergillus&lt;br/&gt;Diagnosis of Pneumonia&lt;br/&gt;History&lt;br/&gt;Clinical Presentation&lt;br/&gt;Diagnostic studies&lt;br/&gt;Pertinent History&lt;br/&gt;History with detailed symptoms, onset and any changes and any therapy&lt;br/&gt;Any sick contacts?&lt;br/&gt;Past Medical history including hospitalizations&lt;br/&gt;Medication history&lt;br/&gt;Family history of sickle cell disease, asthma, cystic fibrosis, immunodeficiency states&lt;br/&gt;Clinical Presentationvaries with age and infecting agent&lt;br/&gt;Fever&lt;br/&gt;Cough&lt;br/&gt;Chest pain (pleuritic)&lt;br/&gt;Purulent expectoration&lt;br/&gt;History of breathlessness&lt;br/&gt;Retractions, grunting&lt;br/&gt;Tachypnea&lt;br/&gt;Chest auscultatory findings  such as rales, rhonchi, consolidation</description></item><item><title>PEDIATRIC RESPIRATOR EMERGENCIES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pediatric-respirator-emergencies-444106.html</link><description>Pediatric Respiratory Emergencies&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Emergency readiness of pediatric offices (American academy of pediatrics survey #27(1999)&lt;br/&gt;74% see acute severe asthma&lt;br/&gt;60% see respiratory distress&lt;br/&gt;50% see severe dehydration&lt;br/&gt;45% other emergencies&lt;br/&gt;Only one third have their office staff to deal with emergencies&lt;br/&gt;Protocols for emergencies used in 37% only :  27% has pediatric CPR certificated staff :16% only has emergency equipment&lt;br/&gt;Access to pediatric emergency careAmerican Academy of Pediatricians Pediatrics, vol105, no3, March2000, pp647-649&lt;br/&gt;Lack of definition of emergency&lt;br/&gt;Lack of reasonable access in rural areas&lt;br/&gt;Lack of universal access to basic 911 service&lt;br/&gt;Variability in training programs&lt;br/&gt;Lack of pediatric emergency training to paramedics &lt;br/&gt;Pediatric life support&lt;br/&gt;Neonatal resuscitation : remember Apgar score at 1 minute of &lt;br/&gt;  5 indicates intrapartum asphyxia&lt;br/&gt;5 to 7 mild asphyxia and &lt;br/&gt;  8 normal .&lt;br/&gt;Reassess every 5 minutes until  7.  &lt;br/&gt;Pediatric advanced life support A. Breathing (remember positioning, suctioning &amp; airway) &lt;br/&gt;1. Pediatric cardiac arrest is almost always  secondary to respiratory insult&lt;br/&gt;2. Treat any signs of respiratory distress such as tachypnea, retractions or stridor&lt;br/&gt;3. Provide immediately humidified oxygen in highest possible concentration&lt;br/&gt;4. In epiglottitis do not move the patient  as any agitation can cause airway obstruction&lt;br/&gt;5. Bag-valve mask with 100%o2 usually adequate in epiglottitis &lt;br/&gt;Pediatric advanced life support B. Cardiac assessment &lt;br/&gt;1. Tachycardia usual response to stress.&lt;br/&gt;2. Bradycardia is evidence of impending cardiac arrest.&lt;br/&gt;3. BP may remain normal until cardiopulmonary arrest imminent.&lt;br/&gt;4. Observe level of consciousness, urine output, capillary refill, color, as gauge of end organ perfusion.&lt;br/&gt;5. For fluid resuscitation:20ml/kg of NS or RL. May repeat twice or even more if needed.&lt;br/&gt;6.efficacy of high dose epinephrine(0.1mg/kg) has still its uses.&lt;br/&gt;ET TUBE SIZES FOR CHILDREN&lt;br/&gt;Premature : 2.5 ,3.0 uncuffed&lt;br/&gt;Newborn : 3.0, 3.5 uncuffed&lt;br/&gt;6 months : 3.5 uncuffed&lt;br/&gt;12 to 18 months: 4.0, 4.5 uncuffed&lt;br/&gt;2 years : 4.5, 5.0 uncuffed&lt;br/&gt;4 years : 5.0, 5.5 uncuffed&lt;br/&gt;6years : 5.5 uncuffed , 8years : 6.0 cuffed or uncuffed.10 years : 6.5 cuffed,12 years: 7.0 cuffed      &lt;br/&gt;TO CALCULATE APPROXIMATE SIZE = (age/4)+4. &lt;br/&gt;Pediatric life support&lt;br/&gt;Defibrillation : energy dose = 2 j / kg.If not effective use 4j / kg x 2.&lt;br/&gt;Dilutions for dopamine &amp; dobutamin :6 x body weight(kg)=# of mg in 100 ml D5W and then 1ml/hr =1.0&amp;#956;g/kg/min.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Acute upper airway obstruction&lt;br/&gt;Croup (acute laryngotracheobronchitis): viral origin (parainfluenzae) occurs predominantly in infants (1-3 years), relatively benign course characterized by subglottic inflammation &amp; narrowing which produces radiographic &quot;steeple&quot; appearance. Lungs are often hyper inflated with patchy atelectasis. Treatment with nebulized epinehrine 5ml of 1:1000, 95%oxygen, dexamethasone 0.6 mg.kg/dose IM , in severe cases intubation&lt;br/&gt;ACUTE AIRWAY OBSTRUCTION&lt;br/&gt;Tonsillitis / Retropharyngeal cellulitis/abscess&lt;br/&gt;Epiglottitis: infection (H. influenzae type B, staph &amp; strep) of the epiglottitis, aryepiglottic folds and surrounding soft tissues, may occur in children 2 to 7 years, child usually in sitting position high fever, respiratory distress, severe dysphagia.  Thumb sign on x-ray. Treatment : do not move, upset the child, use mask with O2, ET tube, emergency cricothyrotomy, cefataxime 50 to 200 mg/kg/24 hr 7 to10 days. &lt;br/&gt;Acute airway obstruction&lt;br/&gt;Foreign body aspiration: Clinical presentation: Majority 3 months to 6 years, triphasic history of &lt;br/&gt;1. initial cough, choking, gagging, stridor, wheeze&lt;br/&gt;2. FB then passes to smaller airways &amp; has a silent phase.&lt;br/&gt;3. Recurrent pneumonia, wheezing, abscess, bronchiactasis. Radiograph showing air trapping on exhalation but Â¼ have normal x-ray ,without respiratory distress: bronchoscopy.&lt;br/&gt;Foreign Bodies&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;When in distress:&lt;br/&gt;In infants, 4 intrascapular back blows with child&quot;s head lower than the chest alternating with 4 chest compressions. &lt;br/&gt;In older children Heimlich maneuve</description></item><item><title>FLOUROTÝK VE NONFLOUROTÝK DAÝMÝ DÝÞLERÝN MEZYO-DÝSTAL BOYUTLARININ KARÞILAÞTIRILMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?flourotik-ve-nonflourotik-daimi-dislerin-mezyodistal-boyutlarinin-karsilastirilmasi-438627.html</link><description>FLOUROTÝK VE NONFLOUROTÝK DAÝMÝ DÝÞLERÝN MEZYO-DÝSTAL BOYUTLARININ KARÞILAÞTIRILMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                               ÖZET&lt;br/&gt;Bu araþtýrma, fluorotik ve nonfluorotik diþlerde daimi diþlerin mezio-distal kron boyutlarinin karþilaþtirilmasi için yapildi. Çaliþmada, her iki gruptan olan çocuklarin 25 çift çaliþma modelleri degerlendirildi. Fluorotik ve nonfluorotik örneklerin ortalama yaþi sirasiyla 13.86  1.57 yýl ve 13.921.41 yýl arasýnda idi. Çalýþma modellerinin ölçüm analizleri, sað ve sol tarafta istatiksel olarak bir farklýlýðýn olmadýðý bulundu(p 0.05). Sonuçlara göre, nonfluorotik diþlerin mezio- distal kron boyutlarý, fluorotik daimi diþlerin mezio-distal kron boyutlarýndan daha geniþ olduðu saptandý. Mandibular premolarlar hariç, iki gruptada mezio- distal kron boyutlarýnda istatiksel olarak anlamlý bir fark yoktu.&lt;br/&gt;                  &lt;br/&gt;                                                   GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Diþ boyutlari üzerindeki ilk çaliþmalar 1902 yilinda Black ve 1949 yilinda Nef tarafindan yapilmiþtir(1-2). Bu çaliþmalari Boltonun klasik çaliþmasi takip etmiþtir. Bolton çaliþmasinda maxilla ve mandibula diþ boyutlari arasindaki bagintiyi siniflandirmiþ ve kabul edilebilir verileri ispat etmiþtir. Bolton 55 durum ile birlikte ideal okluzyonlar seçmiþ ve maxillanin ve mandibulanin birinci molar diþler arasi diþlerin meziodistal diþ geniþliklerinin toplamini karþilaþtirmiþtir(3)&lt;br/&gt;Eduardo ve Garcia-Goday&quot; 101 Amerikan çocuðunun kalýcý diþlerinin mezyodistal geniþlikleri üzerinde çalýþmýþlardýr. Fakat çalýþmada güvenilir diþ boyut oranlarýný elde etmemiþlerdir(4). Bu konudaki hýzlý geliþmeler için bilgi ihtiyacý olmasýna raðmen az sayýda uygun veri bulunmaktadýr. &lt;br/&gt; &quot;1996&quot;da Freeman ve Colleagues diþ boyut dagilimlarin sikligi üzerinde 157 ortodontik hasta üzerinde çaliþmiþ ve bunlarin %13.4&quot;ün genel oraninin Boltonun ortalamasindan 2 standart sapma diþinda oldugunu, ve anterior farklilik oraninin %30.6&quot;sinin  ortalamadan iki standart sapma diþinda oldugunu ortaya koymuþtur (5).&lt;br/&gt;Ortodontide sýklýkla diþlerin doðru interküspitasyonda stabil bir oklüzyona itimat edildiðinden dolayý, maloklüzyonlarýn teþhis ve tedavisi diþ boyutlarýnýn tam bir verisini gerktirir(6)&lt;br/&gt;Bunlardan baþka, farkli karþilaþtirma gruplari arasinda ve kendi içinde çeþitli diþ boyutlari bildirmiþtir(7-8-9)&lt;br/&gt;Bununlabirlikte, fluorotik ve nonfluorotik diþlerin kron boyutlarinin sonuçlari hakkinda herhangi bir araþtirma bulunmamaktadir.&lt;br/&gt;Bu araþtirmanin amaci, , fluorotik ve nonfluorotik diþleride daimi diþlerin mezio-distal kron boyutlarinin karþilaþtirilmasidir.&lt;br/&gt;Fluorozis Hakkýnda Genel Bilgiler:&lt;br/&gt; Bunlar : Diþlerin geliþimi sirasinda aþiri fluor alimi, bir tür mine ve dentin hipomineralizasyonu olan fluorozise neden olmaktadýr(10).&lt;br/&gt;        Fluorozisin klinik görünümü diþ yüzeyi boyunca uzanan beyaz opak çizgilerden, minenin tüm bölümlerinde  tebeþirimsi  beyaz  görünüme  kadar degiþebilmektedir. Ýleri  safhalarda ise mine pöröz (hipomineralize) hal alir, diþ mine posteruptif olarak kirilir ve açiga çikan, yüzeyin altindaki pöröz mine lekelenip, renklenir.Dental fluorozisin daha þiddetli formlarinda erupsiyonu takiben diþ minenin büyük kismi hizli bir þekilde aþinmaktadir.Bu durum, alttaki çabuk renklenen pöröz mineyi açiga çikarir.Sürme sonrasi hasar, Sürme anindaki þiddetin derecesine bagli olarak zamanla artabilir.Hasar yillarla beraber ilerler ve böylece daha ileri yaþlarda þiddetli mine degiþiklikleriyle sonuçlanir.Bu durum dental fluorozisin þiddetinin popülasyonlar arasindaki karþilaþtirilmasinin yalnizca ayni yaþ grubundaki bireyler arasinda yapilabilecegini göstermektedir( 11). &lt;br/&gt;        Fluorozisin hafif formundaki ince beyaz çizgiler iyi  gözlem  þartlarinda,  ancak deneyimli bir gözlemci tarafindan görülebilir.Fluorozis,  daha belirgin  formunda, diþ yüzeyinde beyaz nokta þeklinde sahalardan, geniþ opak alanlara kadar farkli þekillerde  gözlenir.Minede kahverengi çukurcuklar da oluþabilir.En þiddetli formunda minenin kirilarak dökülmesi söz konusudur(</description></item><item><title>DÝÞHEKÝMLÝGÝ TARÝHÝNE GÝRÝÞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dishekimligi-tarihine-giris-397496.html</link><description>DÝÞHEKÝMLÝGÝ  TARÝHÝNE GÝRÝÞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diþhekimliði nasýl doðmuþ ve geliþmiþtir? Ne yazýk ki bu sorunun cevabý ancak son birkaç yüz yýl için doðru olarak verilebilmekte ve bundan önceký  bilðilerimizin çoðu yalnýzca varsayýmlara dayanmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diþhekimliðinin çaðlar boyunca hekimlikle içiçe olduðu bilindiðine göre hekimlik nasýl doðmuþtur? Buna kýsaca deginmek yerinde olur.Tarih öncesi yazýlý belge olmamasý bu konudaki, bilgilerimizi sýnýrlandýrmakdýr ve ele geçen, belgeler sadece prehistorik duvar resimlerinden ibarettir. Bunlardan en ilginci  Ýspanya&quot;da Pirene Daðlarýnda &quot;Üç Kardeþler Maðrasý&quot; duvarýna resmedilen  bir sihirbaz hekime aittir. Bu resim günümüz Afrikasýndaki büyücü hekime çok benzer. 15.000 yýllýk olan bu eser, 500.000 yýl süren taþ devrine göre çok yeni bir bulgudur. &lt;br/&gt;Týp tarihçileri, tarih öncesi hekimliðinin büyük ölçüde içgüdülerden yararlandýðýný, sonra da büyüsel bir nitelek taþýdýðýný kabul etmektedýrler. Gerçekten de býr yeri kesilen insanýn kanayan yarasýný eliyle veya sert birþeyle bastýrmasý örneðinden anlaþýlacaðýgibi,iç güdüsel týbbýn geçmiþi  çok eskilere dayanmaktadýr.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öte yandan ilkel toplumlarda kabile reisi, hem sihirbaz büyücü, hem de hekim niteliðine sahiptir. Tarihin derinlerine gidildikce, mabetlerde rahiplerin de hekimlik yaptýklarý ve bu yolla da önemli bir týbbi bilgi birikimi oluþtuðu kabul edilmektedir. Prehistorik insanýn kullanmasý muhtemel týp aletleri ise genellikle çakmak taþýndan yapýlmýþ basit avadanlýklardan ibarettir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarih öncesi insanýnda diþ çürüðü azdý. Çünkü o devirde ancak saðlam bünyelireni yaþama þansý vardý, bu kiþiler de çürük insidansýnýn düþük olduðu bir gerçektir. Brothwell&quot;in Skhull Neandertal iskeletlerinde diþ çürüðüne rastlanmamýþtýr (1).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fakat arkeolojik bulgular bunun tam doðru olmadýðýný, tarih öncesi insanýnda da diþ çürüðü bulunduðunu ortaya koymuþtur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Prehistorik iskeletler üzerinde romatoid artritis, vertebra tüberkülozu, eksostoz gibi paleopatolojik bulgular da görülebilmekt</description></item><item><title>DÝÞ ÇÜRÜKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dis-curukleri-450666.html</link><description>FLORÜRÜN DÝÞ SAÐLIÐI AÇISINDAN ÖNEMÝ&lt;br/&gt;Diþ çürükleri daha çok koyu renklenmelerle birlikte görülen oyuklar olarak algýlanmaktadýr. Önlenebilir bir hastalýk olmasýna karþýn dünyada diþ çürüðü deneyimi yaþamayan çok az insan vardýr.&lt;br/&gt;Aðýzda bulunan bakterilerden oluþan bakteri plaðý, þekerli ve unlu yiyeceklerin aðýzda kalan artýklarýndan asit oluþturabilmektedir. Bu asitler, diþlerin mineral dokusunu çözerek diþin minesinin bozulmasýna ve sonuçta da diþ çürüðünün baþlamasýna ve diþhekimlerinin kavite dedikleri oyuklara neden olmaktadýrlar. &lt;br/&gt;Florürün diþ saðlýðý ile olan ilgisinin tarihine bakýnca kilometre taþý olarak 1886 yýlýný görüyoruz. Neden 1886? Bu sene, Dr. John S. Pemberton&quot;un Coca Cola&quot;yý ilk defa pazarladýðý yýldýr. Bu zamana kadar Amerikalýar yemeklerinde bu kadar þeker içeren maddeler kullanmýyorlardý. Yemekleri genellikle yað aðýrlýklýydý. Bu nedenle aþýrý bir diþ çürümesi gözlenmiyordu. Ancak oldukça ucuz ve ulaþýlabilir olan kola içeceði ile alýþkanlýklar deðiþti ve yüksek miktarda diþ çürükleri insanlarý herzamankinden fazla rahatsýz etmeye baþladý. Bu nedenle florür elementi su sistemlerinde kullanýlmaya baþlandý. Suda gelen florür diþlerin geliþimine fayda saðlýyor ve çürük oluþumunu azaltýyordu.  Suda dezenfeksiyon için klorür mü yoksa florür mü þeklinde tartýþmalar da bunun bir parçasýydý. Ancak günümüzde Amerikalýlarýn %65&quot;i sularýnda florür takviyesi almaktadýrlar. Bununla birlikte bu takviyeye raðmen þekerin aþýrý kullanýmý nedeniyle eskilere oranla düþük de olsa çürük vakalarý süregelmektedir...&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Florür Nasýl Çalýþýr?&lt;br/&gt;Diþlerimiz çok serttir. Bu sertliði veren madde bir kalsiyum minerali olan hidroksiapetit bileþiðidir. Formülü Ca10(PO4)6 (OH)2 bu bileþik ayný zamanda kemiklere sertliðini veren de maddedir. Ancak kemikler sürekli kanla beslenip mineral takviyesi yapýlabildiði için tamiri kolaydýr. Bu durum diþlerde geçerli deðildir. Diþlerde mineral tamiri için dýþarýdan takviye gereklidir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Hidroksiapetit, aside karþý son derece duyarlýdýr. Yediðimiz þeker bakteriler tarafýndan metabolik prosesler sonucu aðzýmýzda seyreltilmiþ bir asidik ortam oluþturur. Asidik ortam hidroksiapetiti parçalayarak bozundurur. Bu diþ çürümesi denilen olaydýr.  Hidroksiapetit, aside olduðu kadar florür (F-) iyonlarýna karþý da duyarlýdýr. Ancak burada tam tersi bir durum sözkonusu olur. Asidik ortamda bozunan hidroksiapetit, florür iyonlarýna maruz kaldýðý zaman floroapetit denilen baþke bir minerale dönüþür ki bu mineral sertlik bakýmýndan diþi oluþturan hidroksiapetitle ayný özellikleri gösterdiði halde asit saldýrýlarýna karþý neredeyse tamamen duyarsýzdýr. Bu yüzden diþlerimizi diþ macunu ile fýrçalamak veya florür ihtiva eden sývýlarla çalkalamak, diþ üzerinde koruyucu bir film tabaka meydana getirir ve diþ çürümesi durur. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Florürün Faydalarý Nelerdir?&lt;br/&gt;*         Diþlerde oluþan oyuklarý iyileþtirir.&lt;br/&gt;*         Diþlerin asit demineralizasyonuna karþý dayanýklýlýðý artýrýr.&lt;br/&gt;*         Bozundurucu bakterilerin metabolik yýkýmýný engelleyici iþlevi vardýr.&lt;br/&gt;*         Çürümeye baþlayan diþlerin tamiri için gereklidir.&lt;br/&gt;*         Çocuklara verilen florür, diþlerin kendiðilinden þekillenmesini etkiler.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ancak florürün aþýrý tüketimi sonucunda(sözgelimi çocuklarýn diþmacunu yemesi vs.) florosis olur ki bu durum diþ minelerinde düzensiz bir geliþim anlamýna gelmektedir. Diþlerde beyaz lekeler oluþur ve son derece tehlikelidir; ayrýca geri dönüþümlü de deðildir. Bu yüzden diþ macunlarý kullanýlýrken aþýrý tüketim olmamasýna özen gösterilmelidir. &lt;br/&gt;Þekerli ve unlu yiyeceklerle bakterilerin buluþmasý sonucunda çürükler oluþtuðuna göre herkes için bir tehlike var demektir. Ancak beslenmelerinde karbonhidratlý ve þekerli yiyeceklerin oraný çok yüksek olanlar bir de sularýnda florür oraný çok düþükse çok daha fazla çürük tehlikesi altýndadýrlar. Bakteri plaðý tarafýndan oluþturulan asite karþý tükürük doðal bir savunma mekanizmasý oluþtursa da tek baþýna çürüðü önleyemez.Tükürük akýþýný ve miktarýný azaltan hastalýklar ya da ilaçlar da çürük oluþumunu hýzlandýrmaktadýrlar. Bu nedenle de diþhekimleri tükürük akýþýný arttýrdýðý için þekersiz sakýzlarý sýklýkla önerirler. &lt;br/&gt;Florür uygulamalarý yarým asýrdýr koruyucu diþhekimliði programlarýnda baþarýyla uygulanan yöntemlerdir (8-10). Bu uygulamalar sistematik ya da topikal olmak üzere iki yo</description></item><item><title>AÐIZ VE DÝÞLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agiz-ve-disler-360822.html</link><description>GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Bir ülkenin kalkýnmýþlýk düzeyinin belirlenmesinde o ülkedeki saðlýklý insan gücünün önemli rolü vardýr. Saðlýklý insan gücü ise çocukluktan baþlayarak saðlýðý-nýn bilincinde olan, saðlýðýný koruyan ve saðlýðý bozulduðunda fark eden bireylerin yetiþtirilmesiyle olanaklýdýr. Ülkemiz nüfusunun önemli bir oraný (%40) oluþturan okul çaðý çocuklarýnýn toplumun saðlýk düzeyinin yükseltilmesinde önemli bir rolü olacaðý düþünülmektedir. Çünkü okul çaðý çocuklarý sürekli bir büyüme ve geliþme, hýzlý bir öðrenme, bilgi ve beceri kazanma ve etkilenme dönemindedir. Bu özellikleri olan çocuðun aile ortamýnda kazanmaya baþladýðý saðlýkla ilgili yanlýþ ya da eksik davranýþlarý okulda verilecek eðitimle düzeltilebilir. Okul çaðýnda saðlýk eðitimi ile önlenebilecek saðlýk sorunlarý arasýnda diþ çürüklerinin önemli bir yeri vardýr. Okul çocuðunun saðlýðý açýsýndan bu sorunun üzerinde önemle durulmalýdýr (30).&lt;br/&gt;Aðýz-Diþ hastalýklarý dünyanýn tüm toplumlarýný etkileyen en önemli saðlýk sorunlarýndan biri olarak yer almaktadýr.&lt;br/&gt;Bu sorunlar yaþamý tehdit edici olarak görülmediklerinden genellikle önem-senmezler. Ülkemizde de aðýz hijyeninin uygulamalarýnýn yetersiz olduðu ve diþ sað-lýðý düzeyinin her yaþtaki bireylerde oldukça düþük olduðu ve diþ hekimine ancak bir þikayet olduðunda baþvurulduðu bilinmektedir (16,17).&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de okul çaðý çocuklarýnda yapýlan taramalar sonucunda en fazla kar-þýlaþýlan sorunlarýn diþ çürükleri, boðaz hastalýklarý, parazitozlar, alerji ve deri hasta-lýklarý, kulak hastalýklarý ve görme bozukluklarý olduðu belirtilmektedir. Ülkemizde 6 yaþ grubunda süt diþlerinde %83 oranýnda çürük vardýr. 12-13 yaþlarýnda ise her 100 çocuktan 83&quot;ünün aðzýnda çürük vardýr. Diþeti hastalýklarý ise 12 yaþ grubunun %50&quot;sinde görülmektedir (5).&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de yapýlan diðer bir araþtýrma sonucunda 7 yaþ grubundaki çocukla-rýn %36,01&quot;nin diþleri çürük, bu çocuklarýn ise diþlerinin %74&quot;ü çürük olarak tespit edilmiþtir (12). &lt;br/&gt;Aðýz ve diþ saðlýðýnda hemþire, diþlerin geliþimine etki eden faktörleri, ço-cuklarda diþ çürüðü ve profilaksisi beslenme ve oral saðlýðý, diþ çekimi ve komplikasyonlarý, çürük tedavi yöntemleri hakkýnda ve diþ sorunu olan çocuðun ba-kýmýna ve diþ hastalýklarýnda korunmaya iliþkin teorik bilgi ve beceri kazandýrýr (29).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;.GENEL BÝLGÝLER&lt;br/&gt;Aðýz ve Diþler&lt;br/&gt;1.Aðýz&lt;br/&gt;Sindirim kanalýnýn giriþidir. Aðýzdaki olumsuzluklar diþ saðlýðýnýn bozulma-sýna sindirimin olumsuz etkilenmesine yol açar. Aðýzla aldýðýmýz yiyecekler çiðneyip tükürükle karýþtýrýlarak yutulmaya sindirime hazýr hale getirilirler. Ayný zamanda konuþmaya yardým eder. Tat alma organý olan dilin çiðneme, yutma, konuþma gibi çok önemli yan görevleri de bulunmaktadýr (3).&lt;br/&gt;2.Diþler&lt;br/&gt;Diþler sindirim sisteminin baþýnda besinlerin ufalanýp, parçalanmasýna, kopa-rýlmasýna yardým eder. Kendini çevreleyen destek dokularý korur ve geliþmelerini saðlar. Konuþmayý ve seslerin doðru bir þekilde çýkmasýný saðlar. Estetik olarak bir bütünlük içerisindedir (5).&lt;br/&gt;a.Kesici Diþler: Alt ve üst çenedeki ön diþler &quot;kesici diþ&quot; olarak adlandý-rýlýr. Üst çenede geniþliði 9-10 mm olanlar orta kesici; 6-7 mm olanlar ise üst yan kesicilerdir. Alt, orta ve yan kesicilerin geniþlikleri ise 6-7 mm arasýndadýr.&lt;br/&gt;b.Kaninler (Köpek Diþleri): &quot;Köpek diþi&quot; ve &quot;göz diþi&quot; adý da verilen kaninler kesici diþlerden sonra gelir, alt ve üst çenede saðlý-sollu birer-den dört tanedir. Uçlarý sivri olup koparmaya yararlar. &lt;br/&gt;c.Azý Diþleri: Kaninlerin arkasýnda, azý diþleri yer alýr. Yapý olarak birbi-rinden farklý olan azý diþleri her bir yarým çenede, iki küçük azý, üç tane de büyük azý olmak üzere beþ tane ve bir çenede toplam on tanedir.&lt;br/&gt;d.Akýl Diþleri-Üçüncü Büyük Azýlar=Yirmi Yan Diþleri: Diðer diþler-den farklý þekilleri ve kök sayýlarý vardýr (5).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;e.Süt Di</description></item><item><title>NAMAZ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?namaz-353420.html</link><description>NAMAZ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Namaz nedir? &lt;br/&gt;Namaz; Müslümanlar tarafýndan belirli þartlarý ve þekilleri yerine getirilerek beden ile yapýlan bir ibadettir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Namaz niçin kýlýnýr?&lt;br/&gt;Yüce yaratýcýmýz olan Allah&quot;a yakýnlaþmak ve Ona olan sevgimizi somutlaþtýrmak için kýlarýz &lt;br/&gt;Allah&quot;ýmýzýn bize verdiði hayat, saðlýk, mutluluk, sevgi gibi sayýsýz nimetlerine teþekkür etmek için kýlarýz &lt;br/&gt;Günlük yaþantýmýzda iyi ve güzel  alýþkanlýk ve davranýþlarý tercih etmemize yardým ettiði için &lt;br/&gt;Namazla ilgili baþka neler bilmeliyiz? &lt;br/&gt;Kur&quot;anýkerim&quot;de namaz için salat kelimesi kullanýlýr. &lt;br/&gt;Salat ise dua, yakýnlaþma, yakarýþ anlamlarýna gelmektedir. &lt;br/&gt;Ýslamiyetin ilk yýllarýnda yerine getirilmesi istenen ilk ibadettir. &lt;br/&gt;Namaz, Ýslamiyet öncesinde de deðiþik þekillerde yerine getirilen ve bilinen bir ibadet þeklidir. &lt;br/&gt;Namaz ibadetinde amaçlanan nedir?&lt;br/&gt;Bütün ibadetlerde olduðu gibi namaz da biz insanlarý &lt;br/&gt;bireysel ve toplumsal açýdan eðitmek &lt;br/&gt;için bildirilmiþtir. &lt;br/&gt;Namaz insana neler kazandýrýr?&lt;br/&gt;Namaz insanýn duygu dünyasýný zenginleþtirir &lt;br/&gt;Namaz insanýn davranýþlarýnda bilinçli olmasýný saðlar&lt;br/&gt;Namaz birlikte yaþama ve dayanýþma bilincini geliþtirir &lt;br/&gt;Namaz temizliðe alýþtýrýr &lt;br/&gt;Namaz zamaný iyi kullanmayý öðretir &lt;br/&gt;Ýnsanýn duygu dünyasý nedir?&lt;br/&gt;Duygu dünyamýz&lt;br/&gt;Namaz insanýn duygu dünyasýný nasýl zenginleþtirir?&lt;br/&gt;Namaz ibadeti bizim olumlu duygulara sahip olmamýzý kolaylaþtýrýr. &lt;br/&gt;Namazý sadece Allah&quot;ýmýz için kýlarýz. Bu da O&quot;na ve yarattýðý varlýklara karþý da sevgi ve saygý duymamýza neden olur. &lt;br/&gt;Namazla baþta Allah&quot;a olmak üzere bize yardým ve iyilik eden herkese karþý teþekkür etmeyi öðreniriz. &lt;br/&gt;Namaz, Allah&quot;la ve dýþýmýzdaki insanlarla dostluk duygumuzun geliþmesine de katkýda bulunur. &lt;br/&gt;Namaz insanýn davranýþlarýnda bilinçli olmasýný nasýl saðlar?&lt;br/&gt;Ýnsan oluþumuzun anlamlarýndan biri de davranýþlarýmýza özgürce yön verebilmemizdir. &lt;br/&gt;Davranýþlarýmýzýn bilinçli olmasýna katký saðlayan ibadetlerden biri de namazdýr. Çünkü namaz kýlabilmenin þartlarýndan biri akýlýmýzý doðru kullanabilen kimseler olmamýzdýr. &lt;br/&gt;Günlük yaþantýmýzda kýldýðýmýz namazlarý, bizi kötü alýþkanlýk ve davranýþlardan uzaklaþtýracak bilinçlilikte kýlmalýyýz. &lt;br/&gt;Namaz birlikte yaþama ve dayanýþma bilincini geliþtirmemize nasýl katkýda bulunur? &lt;br/&gt;Ýslamiyet&quot;te namaz ibadetini topluluk halinde de kýlabiliriz. Bu özelliði ile namaz bireysel davranýþlardan kaçýnýp, diðer insanlarla birlikte hareket etme alýþkanlýðýný kazanmamýza katkýda bulunur.&lt;br/&gt;Topluca kýldýðýmýz namazlar diðer insanlarýn sýkýntýlarýný görüp yardým etmemize, üzüntülerini görüp paylaþmamýza  neden olur.&lt;br/&gt;Camilerde kýldýðýmýz namazlar bize yeni dostluklar kurma fýrsatýný saðlar.&lt;br/&gt;Bayram namazlarýnda sevinçlerimizi; cenaze namazlarýnda ise üzüntülerimizi paylaþýrýz.&lt;br/&gt;Namaz sonrasý cami çýkýþlarýnda deprem, sel gibi felaketlere uðrayanlara ve fakirlere yardým ederiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toplulukla kýldýðýmýz namazlar hangileridir? &lt;br/&gt;Cuma namazý&lt;br/&gt;Bayram namazý&lt;br/&gt;Cenaze namazý&lt;br/&gt;Teravi namazý&lt;br/&gt;Ýslamiyette temizlik kaça ayrýlýr?&lt;br/&gt;TEMÝZLÝK&lt;br/&gt;Namaz temizlik alýþkanlýðý kazanmamýza nasýl katkýda bulunur? &lt;br/&gt;Namaz için aldýðýmýz abdest dýþsal temizliðe; günahlardan uzaklaþmamýz ise içsel temizliðe yöneliktir. &lt;br/&gt;Namaz kýlabilmek için temiz su ile abdest almamýz gerekir. Abdest ise bizi bedensel olarak kirlerden uzaklaþtýrýr; kalbimizi iyilik yapmaya yöneltir. &lt;br/&gt;Namaz kýlabilmemizin bir þartý da temiz bir yerde ve temiz elbise ile namaz kýlmaktýr. &lt;br/&gt;Ýslam kültüründe cami avlularýna yapýlan çeþme ve tuvaletler bize temizlik alýþkanlýðýný kazandýrmamýza yardým eder.</description></item><item><title>ENDODONTÝK ALETLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?endodontik-aletler-454219.html</link><description>ENDODONTÝK ALETLER;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genel diþhekimliðinde kullandýðýmýz aletlerin çoðunu endodontik tedaviler için de kullansak da, endodonti alanýnda kullandýðýmýz asýl enstrümanlar sadece bu amaç için dizayn edilmiþtir. Kanal tedavisi aletleri;&lt;br/&gt;1.Yapýmýnda kullanýlan alaþýma,&lt;br/&gt;2.Taper&quot;a ( apikalden koronere açýlým oraný)&lt;br/&gt;3.Kesitine&lt;br/&gt;4.Gövde þekline göre sýnýflandýrýlýrlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alaþýmlar;&lt;br/&gt;Ýlk dönemlerde kanal aletleri karbon-çelik alaþýmlardan imal edilmiþtir. Bu grup aletler için en büyük sorun korozyon olmuþtur. Gerek kanalda kullanýlan koroziv ajanlar (iyodin, klorin), gerek se buharla sterilizasyon nedeniyle kolaylýkla koroze olmuþlardýr. Bu problem paslanmaz çeliðin kullanýmýna dek sürmüþtür. Paslanmaz çeliðin kullanýmýyla aletlerin kalitesi artmýþtýr. Daha sonralarý da alet kalitesini yükseltmek amacýyla yeni metallerin kullanýmý arayýþlarý sürmüþ ve bu amaçla nikel-titanyum (NiTi) kullanýlmýþtýr. Günümüzde kullanýlan kanal aletleri ya paslanmaz çelik yada Ni-Ti esaslýdýr. En yeni üretilen kanal aletlerinin yapýsýna ise; krom&amp;#8211;nikel ve V-4 çelik katýlmýþtýr. Bu sayede kanal aletlerinin daha fleksibl olmasý ve daha düzgün bir kanal þekillendirmesi saðlanmýþtýr.  &lt;br/&gt;Günümüzde popüler olan Ni-Ti kanal aletlerinin genel özellikleri þöyle sýralanabilir;&lt;br/&gt;1.Super elastik ve fleksibl &lt;br/&gt;2.Metal yorgunluðuna karþý dirençli &lt;br/&gt;3.Biyouyumlu &lt;br/&gt;4.Korozyona dirençli &lt;br/&gt;Ni-Ti aletlerin endodontiye giriþi kök kanal geniþletmesinde bir devrim oluþturmuþtur. Ni-Ti alaþýmýnda aðýrlýkça yaklaþýk olarak %55 nikel, %45 titanyum yer almaktadýr. Düþük elastiklik modülü NiTi alaþýmý aletlere mükemmel bir elastikiyet kazandýrmýþtýr. Ancak NiTi alaþýmýn hazýrlanmasý ve üretiminin güç olmasý nedeniyle en önemli dezavantajý pahallý olmasýdýr. Bu alaþým bünyesinde taþýdýðý üstün özellikleri nedeniyle &quot;Shape memory alloys&quot; olarak adlandýrýlmaktadýr. Çünkü uzun bir süre eðilmiþ halde tutulsalar da, tekrar eski þekillerine kolaylýkla dönerler. Paslanmaz çelik aletlere oranla eðme ve bükmeye karþý 3 kat daha fazla dayanýklýdýr. Sahip olduðu bu fiziksel üstünlükler Ni-Ti aletlerin çok eðri kanallarda dahi deforme olmaksýzýn kullanýlabilmelerine olanak saðlamaktadýr. Ni-Ti aletlerin en büyük özelliði; taperýn artmasýna karþýlýk fleksibilitesini koruyor olmasýdýr. Ki bu sayede ISO standartlarýnýn 6 katý kadar taper arttýrýlabilmiþtir. (Ni-Ti aletlerde 02, 04, 06, 08, 12 taper mevcuttur) Ancak basýnca karþý dirençleri çok düþük olduðundan elle kullanýldýklarýnda kanallarý çok yavaþ geniþletirler. Bu nedenle de elle kullanýlanlarýnýn yanýsýra, 150-350 rpm döner aletlerle kullanýlan tipleri de üretilmiþtir.&lt;br/&gt;NiTi eðelerin genel kullaným kurallarý;&lt;br/&gt;1.Çok az basýnç uygulanmalýdýr. Bu kuvvet sivri uçlu bir kurþun kalemle, ucunu kýrmadan yazý yazabilmek için uygulanan kuvvete eþdeðer olmalýdýr.&lt;br/&gt;2.Apikale doðru asla zorlanmamalýdýr&lt;br/&gt;3.Kanal içersinde her eðe ile 3-5 sn&quot;den fazla çalýþýlmamalýdýr.&lt;br/&gt;4.Eðe kanal içersine dönme hareketi yaparken girmeli ve çýkmalýdýr.&lt;br/&gt;5.Kanal içersinde sn.de 1mm den fazla ilerlenmeye çalýþýlmamalýdýr. &lt;br/&gt;6.Her kanal aleti gibi her kullaným öncesi distorsiyon açýsýndan kontrol edilmelidir.&lt;br/&gt;Bir üretici firma; kanal aletlerinin yapýmýnda Titanyum-alimunyum alaþýmý kullanmýþtýr. Alaþým aðýrlýkça yaklaþýk olarak %90 titanyum, %5 aliminyum içermektedir. Bu alaþým süperelastik deðilse de paslanmaz çeliðe oranla çok daha fleksibldir. Ancak dentini kesme etkinliðinde bir artýþ yaratmamýþtýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uç þekli; &lt;br/&gt;1980 yýllarýnda kanal aletinin uç þeklinin kesme etkisinde rol oynadýðý saptanmýþtýr. Dar kanallarda üçgen kesitli uçlarýn, kare kesitlilere oranla daha iyi olduklarý görülmüþtür. Öte yandan piramit þekli de konik þekle oranla daha iyidir. Ancak bir baþka bakýþ açýsýndan kanal aletinin uç bölümünde yapýlan bu tür bir biçimlendirme, kanalýn apikal þekillendirilmesine zarar verebilir.  Bu nedenlede günümüzde uç bölümü inaktif kanal aletleri üretilmiþtir. Pek çok araþtýrmacý fleksibl ve inaktif uçlu kanal aletleriyle en iyi sonucun alýnabileceðini savunmaktadýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gövde þekli; &lt;br/&gt; Endodontik aletlerin üretiminde belli bir standart söz konusudur. Ve bu standart aletlerin boylarý ve çaplarý için ayrý ayrýdýr. Kanal aletleri 21, 25 ve 31 mmlik standart uzunluklarda imal edilmiþlerdir. Apikal 16 mm&quot;lik kýsýmlarýnda aktif yani kesici özellik taþýrlar. Endodontik kanal aletlerinde; kesici aðýzýn aletin ucunda baþladýðý yer D1 olarak adlandýrýlýr ve 16 mm gerisi D2 noktasý olarak kabul edilir. Gövdeni</description></item><item><title>DÝÞETÝ BÜYÜMELERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?diseti-buyumeleri-453384.html</link><description>DÝÞETÝ BÜYÜMELERÝ&lt;br/&gt;1.ENFLAMATUAR DÝÞETÝ BÜYÜMESÝ&lt;br/&gt;       a.Akut&lt;br/&gt;       b.Kronik&lt;br/&gt;2.ÝLACA BAÐLI DÝÞETÝ BÜYÜMESÝ&lt;br/&gt;        a.Antikonvülsanlar&lt;br/&gt;        b.immunsupresifler&lt;br/&gt;        c.kalsiyum kanal blokörleri&lt;br/&gt;        d.idiopatik &lt;br/&gt;3.SÝSTEMÝK HASTALIKLARLA ÝLGÝLÝ VE DURUMA BAÐLI &lt;br/&gt;       *DURUMA BAÐLI DÝÞETÝ BÜYÜMESÝ&lt;br/&gt;         a.Hamilelik&lt;br/&gt;         b.puberte&lt;br/&gt;         c.C vitamini eksikliði&lt;br/&gt;         d.plazma hücreli gingivitis&lt;br/&gt;         e.nonspesifik (pyojenik granulom)&lt;br/&gt;       *SÝSTEMÝK HASTALIKLARLA ÝLGÝLÝ&lt;br/&gt;         a.Lösemi&lt;br/&gt;         b.wegener&quot;s sendromu, Sarkoidoz gibi granulomatoz hastslýklar&lt;br/&gt;4.NEOPLASTÝK(DÝÞETÝ TÜMÖRLERÝ)&lt;br/&gt;        a.Benign&lt;br/&gt;        b.Malign&lt;br/&gt;5.YALANCI DÝÞETÝ BÜYÜMESÝ    &lt;br/&gt;DÝÞETÝ BÜYÜMELERÝ&lt;br/&gt;1.Enflamatuar Diþeti büyümesi&lt;br/&gt;        a.Kronik enflamatuar  diþeti büyümesi&lt;br/&gt;        b.Akut enflamatuar diþeti büyümesi&lt;br/&gt;2.Fibrotik Diþeti Büyümesi&lt;br/&gt;        a.Ýlaca baðlý diþeti büyümesi&lt;br/&gt;        b.Herediter diþeti büyümesi&lt;br/&gt;3.Kombine Diþeti Büyümesi&lt;br/&gt;4.Sistemik Hastalýk ve Duruma Baðlý Diþeti Büyümesi&lt;br/&gt;5.Neoplastik Diþeti Büyümesi&lt;br/&gt;         a.Benign tümörler&lt;br/&gt;         b.Malign tümörler&lt;br/&gt;ENFLAMATUAR DÝÞETÝ BÜYÜMESÝ&lt;br/&gt;Kronik enflamatuar diþeti büyümesi&lt;br/&gt;Akut enflamatuar diþeti büyümesi&lt;br/&gt;Kronik Enflamatuar Diþeti Büyümesi&lt;br/&gt;Lokalize veya yaygýn olabilir&lt;br/&gt;Ýnterdental diþetinden baþlar &lt;br/&gt;Büyüme yavaþ ilerler &lt;br/&gt;Akut enfeksiyon veya travma olmadýðý sürece aðrýsýzdýr.&lt;br/&gt;Nadiren tümöre benzer&lt;br/&gt; NEDENLERÝ&lt;br/&gt;Uzun süreli kronik irritasyon&lt;br/&gt;Kötü aðýz hijyeni&lt;br/&gt;Komþu ve antagonist diþle anormal iliþki&lt;br/&gt;Diþin fonksiyon dýþý olmasý&lt;br/&gt;Uyumu bozuk restorasyonlar&lt;br/&gt;Gýda sýkýþmasý&lt;br/&gt;Aðýz solunumu&lt;br/&gt;HÝSTOPATOLOJÝK OLARAK;&lt;br/&gt;Eksudatif ve proliferatif bulgular gözlenir.&lt;br/&gt;    KLÝNÝK OLARAK;&lt;br/&gt;Koyu kýrmýzý veya mavimsi kýrmýzý&lt;br/&gt;Yumuþak parlak yüzeyli&lt;br/&gt;Yoðun enflamatuar hücre infiltrasyonu&lt;br/&gt;Çok sayýda yeni oluþmuþ damarsal yapý izlenir.&lt;br/&gt;AKUT ENFLAMATUAR DÝÞETÝ BÜYÜMESÝ&lt;br/&gt;Diþetinde akut enflamatuar gingival veye periodontal abse sonucu geliþir.&lt;br/&gt;Akut pürülan bir enfeksiyon olarak izlenir.&lt;br/&gt;FÝBROTÝK DÝÞETÝ BÜYÜMESÝ&lt;br/&gt;ÝLACA BAÐLI DÝÞETÝ BÜYÜMESÝ&lt;br/&gt;Antikonvülsanlar&lt;br/&gt;Ýmmünsuprasifler&lt;br/&gt;Kalsiyum kanal blokörleri&lt;br/&gt;HEREDÝTER DÝÞETÝ BÜYÜMESÝ&lt;br/&gt;Herediter gingival fibromatosis&lt;br/&gt;ÝLACA BAÐLI DÝÞETÝ BÜYÜMESÝ&lt;br/&gt;          ANTÝKONVÜLSANLAR&lt;br/&gt;       Phenytoin:&lt;br/&gt;Epilepsi tedavisinde kullanýlýr&lt;br/&gt;Diþeti büyümesi ilacýn yan etkisidir &lt;br/&gt;Büyüme diþeti papilinde baþlar,kenar diþetinde de geliþebilir.&lt;br/&gt;Herediter diþeti büyümesinden farklýdýr.&lt;br/&gt;Büyüme aðýzda heryerde görülür.&lt;br/&gt;Plak birikimi sonucu sekonder enfeksiyonlar görülür.&lt;br/&gt;Ýlacýn dozu büyümenin þiddetiyle iliþkilidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    TEDAVÝSÝ:&lt;br/&gt;Hastanýn hekimi ile konsültasyon yapýlmalý&lt;br/&gt;Alternatif ilaçlara geçilmeli&lt;br/&gt;Kötü aðýz hijyeni düzeltilmeli&lt;br/&gt;Gingivektomi &lt;br/&gt;Ýmmünsuprasif ilaçlar&lt;br/&gt;       Cyclosporine-A&lt;br/&gt;Transplantasyon hastalarýnda,rheumatoid artritte,sedef hastalýðýnda,tip-2 diabette,multiple sklerosis gibi hastalýklarda kullanýlýr.&lt;br/&gt;Diþeti büyümesi ilacýn yan etkisidir.&lt;br/&gt;Ýlacýn gingival fibroblastlarýn proliferasyonunu  ve matriks sentezini doðrudan etkilemediði saptanmýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diþeti büyümesi papilden baþlar.&lt;br/&gt;Diþeti normal rengini genelde kaybetmez.&lt;br/&gt;Hastada enflamasyon geliþmez.&lt;br/&gt;Epitelde akantoz,rete-peglerde uzama,diþetinin tüm elemanlarýyla büyümesi ve bað dokusunda enflamatuar hücre infiltrasyonu izlenir.&lt;br/&gt;  TEDAVÝSÝ:&lt;br/&gt;Aðýz hijyeni düzeltilmelidir.&lt;br/&gt;Antibiyotik verilmelidir.&lt;br/&gt;Kortikosteroit kullananlarda stres önemlidir.&lt;br/&gt;Gingivektomi&lt;br/&gt;Kalsiyum Kanal Blokörleri&lt;br/&gt;Anjina pektoris ve hipertansiyomda kullanýlýr.&lt;br/&gt;Nifedipine,Diltiazem,Verapamil,Felodipine ve Nitrendipine&quot;nin diþeti büyümesine neden olduðu saptanmýþtýr.&lt;br/&gt;Ýlacýn dozu ve serum konsantrasyonu diþeti büyümesinde önemlidir.&lt;br/&gt;Kenar diþetinde plak birikimine baðlý olarak sekonder enfeksiyon görülebilir&lt;br/&gt;Büyüme özellikle anterior bölgede ve vestibülde daha sýktýr&lt;br/&gt;TEDAVÝSÝ&lt;br/&gt;Hastanýn hekimi ile konsültasyon sonucu gingivektomi yapýlabilir.&lt;br/&gt;HEREDÝTER DÝÞETÝ BÜYÜMESÝ&lt;br/&gt;HEREDÝTER GÝNGÝVAL FÝBROMATOSÝS&lt;br/&gt;X&quot;e baðlý dominant geçiþli kalýtsal bir hastalýktýr.&lt;br/&gt;Hastalarda mental retardasyon,diþetinde büyümeye baðlý olarak çiðneme güçlüðü ve beslenme bozukluðu sonucu geliþme geriliði izlenebilir.&lt;br/&gt;Klinik olarak tüm diþetinde büyüme izlenir.&lt;br/&gt;Süt diþlerinin sürmesiyle büyüme baþlar.&lt;br/&gt;Diþetinde renk deðiþikliði olmaz. &lt;br/&gt;Büyüme tüm bögelerde izlenebilir.&lt;br/&gt;Þiddetli vakalarda çene kemiklerinde distorsiyon görülebilir&lt;br/&gt;Diþ kayýplarý olabilir&lt;br/&gt;Enflamasyon bulgularý genelde yoktur ancak sekonder enfeksiyon görülebilir.&lt;br/&gt;Histopatolojik olarak;&lt;br/&gt;Bað dokusunun kalýnlaþtýðý &lt;br/&gt;Diþe</description></item><item><title>PULPA NEKROZU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pulpa-nekrozu-374913.html</link><description>PULPA NEKROZU&lt;br/&gt;Pulpa dokusunun ölümü veya nekrozu, pulpanýn akut veya kronik iltihabý veya travmatik yaralanma ile dolaþýmýn aniden kesilmesi sonucu meydana gelir. Nekroz pulpa dokusunda yayýlma miktarýna göre parsiyel veya total olabilir. &lt;br/&gt;Histopatolojisi ve Klinik Semptomlarý : &lt;br/&gt;Pulpa nekrozunun iki tipi görülebilir : &lt;br/&gt;Giriþ kavitesinden pü akýþýnýn olduðu, iyi bir kanlanma ve iltihabi eksüda ile baðlantýlý olan likefaksiyon nekrozu. (proteolitik enzimler dokularý yumuþatmýþ ve sulandýrmýþtýr.) &lt;br/&gt;Bölgede kan akýmýnýn azaldýðý veya kesildiði koagülasyon nekrozu. ( iskemi. ) Doku yumuþak bir kitle genellikle peynir kývamýnda bir görüntüde olabilir ve protein, yaðlar ve su birleþiminden oluþur. Nekroz ürünleri periapikal dokular için toksiktir ve miroorganizmalar olmaksýzýn, iltihabý cevabý baþlatabilir ve sonuç olarak apse oluþturabilir. &lt;br/&gt;Proteinlerin anaerobik bakteriler ile dekompozisyonu putrefaksiyon olarak adlandýrýlýr. &lt;br/&gt;Bu dekompoze ve enfekte proteinde aþaðýdaki gibi bazý zehirli ara ve son ürünler bulunmuþtur : &lt;br/&gt;1.Fena koku oluþturan ara proteolitik ürünler &lt;br/&gt;a)Triptofanýn deaminasyonu sonucu oluþan indrol ve skatol (aminoasitten amin moleküllerinin ayrýlmasý )&lt;br/&gt;b)Triptofanýn dekarboksilasyonu (aminoasitten karboksil moleküllerinin ayrýlmasý) sonucu oluþan putresin ve kadaverin (ptomain olarak da adlandýrýlýr.)&lt;br/&gt;c)Indol (potasyum indoksil sülfat)&quot;dan derive edilen indikan.&lt;br/&gt;2.Hidrojen sülfit, amonyak, su, CO2, yað asitleri gibi son ürünler.&lt;br/&gt;3.Bakterilerin sekresyonu olan ekzotoksinler&lt;br/&gt;4.Mikroorganizmalar parçalandýðýnda çýkan endotoksinler&lt;br/&gt;5.Yabancý baktari proteinleri.&lt;br/&gt;Teþhis : &lt;br/&gt;Total nekrozlu bir diþte aðrý yoktur. Böyle bir diþle ilgili herhangi bir aðrý periapikal dokulardan kaynaklanýr. Periapikal iltihap eþlik etmediði sürece þiþlik ve mobilite yoktur. Apikal periodontitis veya pulpoperiapikal osteosklerosis olmadýðý sürece radyografik bulgular normaldir. Vitalite testlerine cevap yoktur. Bazen likefaksiyon nekrozunun periapeksde elektrolitik iletken rol oynamasý veya rezidüel pulpa sinir lifleri mevcudiyeti pozitif elektrik cevabýn alýnmasýna neden olur. Renk deðiþikliði kýrmýzý kan hücrelerinin hemolizi veya pulpa dokusunun dekompozisyonu nedeniyle olabilir. Hikayede eski bir travma veya geçmiþ bir aðrý olabilir. &lt;br/&gt;Tedavi : &lt;br/&gt;Kök kanal tedavisinin temel prensipleri uygulanýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ANÝ TRAVMA SONUCU PULPANIN DURUMU&lt;br/&gt;Travmaya pulpanýn cevabý tamir, kalsifikasyon, rezorbsiyon ve nekroz olarak kategorize edilebilir. Cevap travmanýn tipine, süresine, ciddiyetine ve pulpanýn yaralanma karþýsýndaki hassasiyetine baðlýdýr. Sonuç; adaptasyon, reversibl yaralanma veya ölüm olabilir. &lt;br/&gt;Belirli bir travmada bir diþte pulpal kalsifikasyon  geliþirken komþu diþte enflamatuar rezorbsiyon cevabý oluþmasýnýn nasýl olduðu halen anlaþýlamamaktadýr. Her bir proçes travma ile geliþebilir. &lt;br/&gt;Ani çarpma ile diþte oluþan travma WHO tarafýndan yapýlan yaralanma sýnýflamasýndan bir kombinasyon geliþtirebilir. Bunlar pulpa hipoksisi ile birlikte lüksasyon, avülsiyon ve diþ soketini içeren alveol kýrýklarýdýr. Bazý araþtýrmacýlar pulpa nekrozuyla bu yaralanmalarýn iliþkili olduðunu göstermiþtir. &lt;br/&gt;Pulpa hipoksisi apikal kök kanal sistemine giren damarlarýn hasarlanmasýyla oluþur. Hasar, baský ve kýrýlma þeklinde görülebilir ki apikal foramina&quot;ya giren damarlarýn ayrýlmasýna sebep olur. &lt;br/&gt;Azalan kan akýmý iskemiye neden olur, pulpanýn infarct&quot;ýna öncülük eder. Infarct, dokunun hipoksi nedeniyle ölmesi olarak tanýmlanýr. Pulpa dokusu uzun zaman periodlarýnda oksijensiz yaþamýný sürdürebilme yeteneðindedir. Bu da muhtemelen Adenozintrifosfat ile iliþkilidir. ATP tüketildiðinde hücre fonksiyonu tahminen durur ve hüre ölümü gözlenir. Hücrenin reversibl ve irreversibl yaralanmasý arasýnda ayýrt edilebilir kesin bir çizgi yoktur. Buna raðmen hücre ölümüyle birlikte üç olay fark edilir: ATP&quot;nin tüketimi, hücre membranýnýn hasarý, kalsiyumun hücre içine giriþi ile fonksiyon kaybý. Bu üç olaydan  herhangi biri veya hepsinde faktörler birbirine karýþmýþ olabilir. Hücre ölümü (ve pulpa dokusunun ölçümü) nekrotik deðiþiklikler yer almaya baþladýktan sonra histolojik olarak fark edilebilir. Biopsiden ve nekroz geliþmeden önce dokular kimyasal olarak fikse edilip, mikroskop altýnda incelendiðinde tahminen canlý iken hücre yollarý görülür. Böylece, örnek nekrotik dokudan deðilse doku bölümleri ölüdür fakat nekrotik deðildir. &lt;br/&gt;Infarkte pulpanýn nekrozu doku ölümü meydana geld</description></item><item><title>AÐIZ DÝÞ ÇENE HASTALIKLARI VE CERRAHÝSÝ DERS NOTLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agiz-dis-cene-hastaliklari-ve-cerrahisi-ders-notlari-360690.html</link><description>AÐIZ DÝÞ ÇENE HASTALIKLARI VE CERRAHÝSÝ&lt;br/&gt;3. SINIF 2003-2004&lt;br/&gt;HASTANIN DEÐERLENDÝRÝLMESÝ VE TEÞHÝS&lt;br/&gt;Muayene:&lt;br/&gt;Cerrahi müdahale öncesinde, sýrasýnda veya sonrasýnda ortaya çýkabilen ani belirti ve komplikasyonlarý teþhis edip tedavisini yapmaktýr. &lt;br/&gt;Hastalýk:&lt;br/&gt;Yaþayan canlý organizma ile onun iç yapýsý arasýndaki dengesizlik ve uyumsuzluktur. Bu durum günlük yaþamda bazý belirtilerle ortaya çýkar. Bu bulgulara semptom denir. Baþka bir deyiþle semptom, hastalýk nedeniyle ortaya çýkan, organizmanýn normal iþleyiþinin bozulmasýyla ortaya çýkan olay ve belirtilerdir. 2 grup altýnda toplanýr:&lt;br/&gt;1.Objektif semptom &lt;br/&gt;2.Subjektif semptom&lt;br/&gt;Objektif semptom: Yalnýzca hasta tarafýndan deðil, diðer kiþiler tarafýndan da görülebilen, algýlanabilen bulgulardýr. Bunlar þiþme, iltihap, ateþ, kýzarýklýk vb. bulgulardýr.&lt;br/&gt;Subjektif semptom: Diðer kiþiler tarafýndan algýlanamayan yalnýzca o birey tarafýndan algýlanan bulgulardýr. Aðrý vs.&lt;br/&gt;Bir hastalýðýn belirti ve bulgularýnýn formüle edilerek sonuçta konulacak ada veya olguya teþhis denir. Teþhis genellikle gözlem ve klinik muayene ile elde edilen semptomlara dayanýr. Teþhiste yapýlabilecek herhangi bir hata tedaviyi doðrudan etkiler. &lt;br/&gt;Muayene 3 aþamadan oluþur:&lt;br/&gt;1-Anamnez&lt;br/&gt;2-Hastanýn klinik ve klinik dýþý deðiþimleri &lt;br/&gt;3-Teþhis&lt;br/&gt;Anamnez; teþhise varabilmek amacýyla hastanýn daha önce geçirdiði hastalýklarýn, ebeveyninin geçirdiði hastalýklarýn ve kliniðimize baþvurduðu þikayetlerinin, bulgularýnýn kaydedildiði dökümanlardýr. Anamnez alýnmasýnda 3 yöntem uygulanýr: &lt;br/&gt;1-Hastayla kiþisel olarak karþýlýklý konuþma yöntemi&lt;br/&gt;2-Önceden hazýrlanan soru formlarýnýn hasta tarafýndan doldurulma yöntemi &lt;br/&gt;3-Her ikisinin birlikte uygulandýðý yöntem &lt;br/&gt;Anamnez þu bulgularý içermelidir:&lt;br/&gt;1-Hastanýn kiþisel bilgileri (Hastanýn adý, soyadý, yaþý, adresi, telefon numarasý, biyografisiâ€¦)&lt;br/&gt;2-Esas þikayeti &lt;br/&gt;3-Esas þikayetinin hikayesi (Aðrýnýn süresi, sýcak ve soðuðun etkisi...)&lt;br/&gt;4-Týbbi hikaye (Medikal açýdan önemlidir. Diabeti olan hastanýn, sarýlýðý olan hastanýn anamnezi)&lt;br/&gt;5-Sosyal ve aile anamnezi: Bazý hastalýklar ailesel olabilir. (Ailede tüberküloz, diabet olup olmadýðý, ölüm varsa hangi hastalýðýn sebep olduðu...) Ayrýca ailenin parasal durumu da önemlidir. &lt;br/&gt;6-Sistemlerin sorgulanmasý: Özellikle S.S.S.nin, dolaþým sisteminin ve diðer sistemlerin sorgulanýp deðerlendirilmesi&lt;br/&gt;7-Fizik muayene: Klinik ve klinik dýþý deðerlendirmeler çok önemlidir. Klinik muayenede hastanýn çeþitli yöntemlerle doðrudan doðruya tetkik edilmesi gerekir. Klinik dýþý deðerlendirmelerde ise hastanýn laboratuar ve radyolojik yöntemlerle deðerlendirilmesi gerekir.&lt;br/&gt;8-Laboratuar ve radyografik deðerlendirmeler &lt;br/&gt;Temel Saðlýk Hikayesi Kayýtlarý&lt;br/&gt;1-Daha önce geçirdiði operasyonlar, travmatik yaralanmalar, ciddi rahatsýzlýklar ve hastanede yatýp yatmadýðý vb. &lt;br/&gt;2-Yakýnda meydana gelen küçük rahatsýzlýklar ve semptomlar,&lt;br/&gt;3-Þu anda veya yakýn zamana kadar kullandýðý ilaçlar ve alerjileri, &lt;br/&gt;4-Alkol, tütün, yasal olmayan ilaçlarýn kullanýmý gibi saðlýkla iliþkili alýþkanlýklarýn ve günlük egzersizlerin miktar ve tipinin belirlenmesi, &lt;br/&gt;5-Son týbbi kontrolün sonuçlarý, tarihi ve lenf muayenesi.&lt;br/&gt;Klinik Muayene Yöntemleri&lt;br/&gt;1-Ýnspeksiyon: Gözle yapýlan muayene demektir. Hasta kliniðe girdiði andan itibaren hareket ve tavýrlarýnýn gözlenmesiyle baþlar. Hastanýn fötöye oturtulup iyi bir ýþýk altýnda gerek ekstraoral, gerekse intraoral olarak incelenmesiyle son bulur. Ekstraoral olarak dikkat edilmesi gereken noktalar, hastanýn yüzünde herhangi bir asimetrinin olup olmadýðý, yara izinin bulunup bulunmadýðý, önceden geçirdiði bir hastalýktan dolayý bir izin kalýp kalmadýðý incelenip, deðerlendirilmesidir. Ýntraoral olarak ise dental ark üzerindeki diþlerin konumlarý, eksik diþ olup olmadýðý, aðýzda dolgu ve protezlerin olup olmadýðý deðerlendirilir. Yanak ve dudaklarýn iç kýsmýnda herhangi bir patolojinin bulunup bulunmadýðý, dilde, sert ve yumuþak damak ve farinks bölgesinde herhangi bir patolojinin olup olmadýðý incelenir, varsa tedavisi yapýlýr.&lt;br/&gt;2-Diasko</description></item><item><title>ODONTOJENÝK VE NONODONTOJENÝK KÝSTLER VE CERRAHÝ TEDAVÝLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?odontojenik-ve-nonodontojenik-kistler-ve-cerrahi-tedavileri-441672.html</link><description>ODONTOJENÝK ve NONODONTOJENÝK KÝSTLER ve CERRAHÝ TEDAVÝLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gerçek kistler, etrafý epitel döþeli bað dokusu kapsülüyle çevrili içinde sývý ya&lt;br/&gt;da yarý sývý materyal bulunan patolojik yapýlardýr. Kistler eðer diþlerle ilgili olurlarsa,&lt;br/&gt;diþe ait yapýlarýn epitelinden orijin alýrlarsa &quot;odontojenik kistler&quot; adýný alýrlar. Eðer diþ&lt;br/&gt;yapýlarýyla ilgileri yoksa nonodontojenik kistler denir. Kistler çenelerdeki þiþmelerin en&lt;br/&gt;sýk rastlanan sebeplerindendir. Vücutta kist en çok çenelerde görülür. Sebebi&lt;br/&gt;çenelerde epitel artýklarýnýn vücudun diðer bölgelerine göre daha fazla olmasýdýr.&lt;br/&gt;Çenelerde görülen kistlerin içinde odontojenik olanlar çoðunluktadýr.&lt;br/&gt;Kistlerin meydana geliþiyle ilgili pek çok teori ortaya atýlmýþtýr. Kistin meydana&lt;br/&gt;geliþinde genel olarak 3 ana kriter etkilidir:&lt;br/&gt;1. Epitel ve bað dokusu kapsülü proliferasyonu&lt;br/&gt;2. Kistin içinde sývý birikmesi&lt;br/&gt;3. Rezorbsiyon faktörü (sert doku içindeki kistler için)&lt;br/&gt;Kistin çevresinde bað doku kapsülü, içinde epitel yapý vardýr. Gerçek anlamda&lt;br/&gt;bir kistten bahsedebilmemiz için epitelde bir deðiþim olmasý gerekir. Diþ germinde,&lt;br/&gt;mine epitelinde, dental lamina artýklarýnda malassez epitel artýklarýnda bir irritasyon&lt;br/&gt;sonucu kist oluþumu için bir eðilim ortaya çýkar. Epitel prolifere olur. Bað dokusu&lt;br/&gt;kapsülü ile bir torba oluþur. Bu torbada sývý ya da sývý-katý materyal birikimi olur.&lt;br/&gt;Kistin duvarý yarý geçirgen olup çevre dokulardan içeri sývý giriþi olur.&lt;br/&gt;Hidrostatik basýnç epitele baský yapar ve kist kendi basýncýyla kendini büyütür. Kistin&lt;br/&gt;balon þeklinde büyüme eðiliminde olmasý içindeki basýncýn büyümede etkili olduðuna&lt;br/&gt;iþarettir. Artan basýnç epitel hücreleri çevreye doðru iter ve sonuçta bað dokusu&lt;br/&gt;kapsülünün içi yüzü çok katlý epitel ile döþenmiþ olur. Çevre kemik doku bu arada&lt;br/&gt;rezorbe olur ve kistin büyümesi için yer açýlýr.&lt;br/&gt;Son çalýþmalar bunun tersine kist sývýsýnýn daha çok iltihabi eksüda olduðunu&lt;br/&gt;ve moleküler aðýrlýðý fazla olan protein içerdiðini göstermiþtir. Kist sývýsýnýn içinde&lt;br/&gt;bulunan diðer maddeler kolesterol, eritrosit yýkýntýlarý, iltihap hücreleri, epitel hücreleri&lt;br/&gt;ve fibrindir. Bu görüþe göre, ozmotik gerilim ile elde edilen basýnç, kist duvarýnýn yarý&lt;br/&gt;geçirgen özelliði sonucu dýþarýdan içeriye sývý transferi olup birikmesi ile deðil, kistin&lt;br/&gt;içeriðinden kaynaklanmaktadýr.&lt;br/&gt;Keratokistlerin (primordial kistlerin) büyümesi biraz farklýdýr. Bazýlarýnda&lt;br/&gt;keratin yapýmý o kadar aktiftir ki bu yarý katý materyal kist kavitesini doldurur ve kistin&lt;br/&gt;2 Odontojenik ve Nonodontojenik Kistler Aðýz, Diþ, Çene, Hast. ve Cerrahisi&lt;br/&gt;büyüme sebebi osmotik gerilim deðildir. Primordial kistler diðer kistlerin gösterdiði tipik&lt;br/&gt;balon þeklinde büyümeyi deðil, parmak þeklinde uzantýlarla büyüme gösterirler.&lt;br/&gt;Kistlerin Ortak Özellikleri&lt;br/&gt;Hiç bulgu vermeden çok yavaþ büyürler. Klinik bulgu vermeden çok büyük&lt;br/&gt;hacimlere ulaþabilirler. Bulunduklarý bölgede zaman içerisinde büyüyüp geliþerek&lt;br/&gt;asimetriler, deformiteler ortaya çýkarabilirler. Büyüme genellikle alveoler kretin&lt;br/&gt;vestibüler tarafýna olur. Bu nokta da tümörlerle farklýlýk gösterirler. Tümöral yapý kretin&lt;br/&gt;her iki yanýna doðru kendini büyütür. Þiþlik palpe edilince farklý sertliklerde elimize gelir&lt;br/&gt;Kemikte rezorbsiyon tamamlanmamýþsa etrafýnda kemik olduðundan palpasyonda&lt;br/&gt;kemik hissi alýnýr. Kemik yer yer inceldiyse krepitasyon alabiliriz. Kist yumuþak&lt;br/&gt;dokularla temasa geçtiyse fluktuasyon hissi alýrýz. Kist genellikle aðrýsýzdýr. Aðrý&lt;br/&gt;enfeksiyonun bulgusudur. Kist enfekte ise aðrý bulgusu vardýr. Bazen sinir üzerinde&lt;br/&gt;baský yapar ve alt dudakta hissizlik oluþur. Buna vensan bulgusu adý verilir. Kist bir&lt;br/&gt;bölgeden kendi kendine perfore olup drene olduysa veya bunu biz yaptýysak kistin&lt;br/&gt;büyümesi yavaþlar. Sert dokudaki kistler tipik radyolojik görüntü verirler. Bulunduklarý&lt;br/&gt;bölgedeki diþlerde yer deðiþikliklerine çapraþýklýklara sebep olabilirler. Bu bulgularla&lt;br/&gt;kliniðe gelen hastalarda bazý noktalara dikkat etmek gerekir. Bunun için diþ sayýsýna ve&lt;br/&gt;konumuna bakarýz. Sayý eksik ancak diþ çekilmemiþse gömülü diþ ve kist olabileceðini&lt;br/&gt;düþünürüz. Rengi deðiþ</description></item><item><title>DIÞ HEKIMLIÐI TEZI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dis-hekimligi-tezi-343129.html</link><description>CareDent&lt;br/&gt;Patented Method &lt;br/&gt;for Dental Care&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Neocare Ltd.&lt;br/&gt;Tooth-harming factors&lt;br/&gt;reduced amounts of saliva&lt;br/&gt;lack of necessary minerals&lt;br/&gt;fluoride&lt;br/&gt;phosphates&lt;br/&gt;calcium&lt;br/&gt;acid attacks after snacks and meals&lt;br/&gt;poor dental hygiene&lt;br/&gt;bacteria&lt;br/&gt;cavities&lt;br/&gt;inadequate brushing&lt;br/&gt;Tooth-harming factors&lt;br/&gt;plaque&lt;br/&gt;acidic diet&lt;br/&gt;vomiting and acidic burps&lt;br/&gt;medications&lt;br/&gt;What happens on tooth surfaces? &lt;br/&gt;Plaque or acidic diet&lt;br/&gt;Renewal of enamel in the mouth (remineralisation)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The importance of preventive &lt;br/&gt;dental care will increase&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The importance of preventive &lt;br/&gt;dental care will increase&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The importance of preventive &lt;br/&gt;dental care will increase&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Because it is:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Because it is especially suitable for:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Because it inhibits:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;In addition to good oral hygiene Tooth-strengthening factors &lt;br/&gt; adequate amount of saliva&lt;br/&gt; all necessary minerals (fluoride, phosphates and calcium) in the mouth and saliva in ample amounts&lt;br/&gt; neutralisation of acid attacks&lt;br/&gt; good buffer effect (pH remains above 7 for a long time)&lt;br/&gt; use of xylitol as sweetener reduces acid attacks and prevents formation of plaque&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; prevents dissolving of enamel&lt;br/&gt; enables renewal of enamel&lt;br/&gt;Advantages of CareDent&lt;br/&gt;significant reduction in formation of cavities&lt;br/&gt;improved renewal of enamel&lt;br/&gt;increased salivary flow &lt;br/&gt;reduction of root surface lesions &lt;br/&gt;instant inhibitory effect on acid attacks&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;buffer effect up to 100 times more effective than that achieved by xylitol alone&lt;br/&gt;compounds of the preparation are safe foodstuffs&lt;br/&gt;preparations are suitable for all persons, and especially suitable for those suffering from a dry mouth&lt;br/&gt;Buffer effect of CareDent in the mouth &lt;br/&gt;CareDent features &lt;br/&gt;99.9 % of fluoride is used as a building&lt;br/&gt;material of tooth enamel.&lt;br/&gt;There is no excess of free fluoride.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Overdosing of fluoride is avoided.&lt;br/&gt;CareDent features &lt;br/&gt;CareDent products contain all those compounds which are necessary for enhanced remineralisation and decreased demineralisation.&lt;br/&gt;CareDent features &lt;br/&gt;CareDent features &lt;br/&gt;CareDent features &lt;br/&gt;When CareDent product is brought into contact with aqueous liquid, the pH will immediately increase to alkaline.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;At the same time calcium, phosphate and fluoride are released. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Released ions diffuse into the dentin tubules where calcium, phosphate and fluoride precipitate and form apatite closing the dentin tubules.&lt;br/&gt;CareDent features &lt;br/&gt;CareDent features &lt;br/&gt; CareDent products &lt;br/&gt;For professional use:&lt;br/&gt; CareDent products &lt;br/&gt;For consumer use:&lt;br/&gt; CareDent products &lt;br/&gt;Coming soon&lt;br/&gt; CareDent products &lt;br/&gt;For professional use:</description></item><item><title>FLORÜRÜN DÝÞ SAÐLIÐI AÇISINDAN ÖNEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?florurun-dis-sagligi-acisindan-onemi-362234.html</link><description>Diþ çürükleri daha çok koyu renklenmelerle birlikte görülen oyuklar olarak algýlanmaktadýr. Önlenebilir bir hastalýk olmasýna karþýn dünyada diþ çürüðü deneyimi yaþamayan çok az insan vardýr.&lt;br/&gt;Aðýzda bulunan bakterilerden oluþan bakteri plaðý, þekerli ve unlu yiyeceklerin aðýzda kalan artýklarýndan asit oluþturabilmektedir. Bu asitler, diþlerin mineral dokusunu çözerek diþin minesinin bozulmasýna ve sonuçta da diþ çürüðünün baþlamasýna ve diþhekimlerinin kavite dedikleri oyuklara neden olmaktadýrlar. &lt;br/&gt;Florürün diþ saðlýðý ile olan ilgisinin tarihine bakýnca kilometre taþý olarak 1886 yýlýný görüyoruz. Neden 1886? Bu sene, Dr. John S. Pemberton&quot;un Coca Cola&quot;yý ilk defa pazarladýðý yýldýr. Bu zamana kadar Amerikalýar yemeklerinde bu kadar þeker içeren maddeler kullanmýyorlardý. Yemekleri genellikle yað aðýrlýklýydý. Bu nedenle aþýrý bir diþ çürümesi gözlenmiyordu. Ancak oldukça ucuz ve ulaþýlabilir olan kola içeceði ile alýþkanlýklar deðiþti ve yüksek miktarda diþ çürükleri insanlarý herzamankinden fazla rahatsýz etmeye baþladý. Bu nedenle florür elementi su sistemlerinde kullanýlmaya baþlandý. Suda gelen florür diþlerin geliþimine fayda saðlýyor ve çürük oluþumunu azaltýyordu.  Suda dezenfeksiyon için klorür mü yoksa florür mü þeklinde tartýþmalar da bunun bir parçasýydý. Ancak günümüzde Amerikalýlarýn %65&quot;i sularýnda florür takviyesi almaktadýrlar. Bununla birlikte bu takviyeye raðmen þekerin aþýrý kullanýmý nedeniyle eskilere oranla düþük de olsa çürük vakalarý süregelmektedir...&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Florür Nasýl Çalýþýr?&lt;br/&gt;Diþlerimiz çok serttir. Bu sertliði veren madde bir kalsiyum minerali olan hidroksiapetit bileþiðidir. Formülü Ca10(PO4)6 (OH)2 bu bileþik ayný zamanda kemiklere sertliðini veren de maddedir. Ancak kemikler sürekli kanla beslenip mineral takviyesi yapýlabildiði için tamiri kolaydýr. Bu durum diþlerde geçerli deðildir. Diþlerde mineral tamiri için dýþarýdan takviye gereklidir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Hidroksiapetit, aside karþý son derece duyarlýdýr. Yediðimiz þeker bakteriler tarafýndan metabolik prosesler sonucu aðzýmýzda seyreltilmiþ bir asidik ortam oluþturur. Asidik ortam hidroksiapetiti parçalayarak bozundurur. Bu diþ çürümesi denilen olaydýr.  Hidroksiapetit, aside olduðu kadar florür (F-) iyonlarýna karþý da duyarlýdýr. Ancak burada tam tersi bir durum sözkonusu olur. Asidik ortamda bozunan hidroksiapetit, florür iyonlarýna maruz kaldýðý zaman floroapetit denilen baþke bir minerale dönüþür ki bu mineral sertlik bakýmýndan diþi oluþturan hidroksiapetitle ayný özellikleri gösterdiði halde asit saldýrýlarýna karþý neredeyse tamamen duyarsýzdýr. Bu yüzden diþlerimizi diþ macunu ile fýrçalamak veya florür ihtiva eden sývýlarla çalkalamak, diþ üzerinde koruyucu bir film tabaka meydana getirir ve diþ çürümesi durur. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Florürün Faydalarý Nelerdir?&lt;br/&gt;*         Diþlerde oluþan oyuklarý iyileþtirir.&lt;br/&gt;*         Diþlerin asit demineralizasyonuna karþý dayanýklýlýðý artýrýr.&lt;br/&gt;*         Bozundurucu bakterilerin metabolik yýkýmýný engelleyici iþlevi vardýr.&lt;br/&gt;*         Çürümeye baþlayan diþlerin tamiri için gereklidir.&lt;br/&gt;*         Çocuklara verilen florür, diþlerin kendiðilinden þekillenmesini etkiler.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ancak florürün aþýrý tüketimi sonucunda(sözgelimi çocuklarýn diþmacunu yemesi vs.) florosis olur ki bu durum diþ minelerinde düzensiz bir geliþim anlamýna gelmektedir. Diþlerde beyaz lekeler oluþur ve son derece tehlikelidir; ayrýca geri dönüþümlü de deðildir. Bu yüzden diþ macunlarý kullanýlýrken aþýrý tüketim olmamasýna özen gösterilmelidir. &lt;br/&gt;Þekerli ve unlu yiyeceklerle bakterilerin buluþmasý sonucunda çürükler oluþtuðuna göre herkes için bir tehlike var demektir. Ancak beslenmelerinde karbonhidratlý ve þekerli yiyeceklerin oraný çok yüksek olanlar bir de sularýnda florür oraný çok düþükse çok daha fazla çürük tehlikesi altýndadýrlar. Bakteri plaðý tarafýndan oluþturulan asite karþý tükürük doðal bir savunma mekanizmasý oluþtursa da tek baþýna çürüðü önleyemez.Tükürük akýþýný ve miktarýný azaltan hastalýklar ya da ilaçlar da çürük oluþumunu hýzlandýrmaktadýrlar.</description></item><item><title>AMELOGENEZÝS ÝMPERFEKTA (AI)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?amelogenezis-imperfekta-(ai)-374794.html</link><description>AMELOGENEZÝS ÝMPERFEKTA (AI)&lt;br/&gt;Diþ geliþim döneminde histodiferansiasyon, apozisyon ve mineralizasyon safhalarý sýrasýndaki kesintilere baðlý olarak diþ yapý anomalileri geliþir. Mine defektleri hipoplazi veya hipokalsifikasyon olarak bildirilmiþtir. Jorgenson ve Yost&quot;a göre (1982) ýrsi ve çevresel etmenlere baðlý defektler olarak sýnýflandýrýlabilir.&lt;br/&gt;Tanýmý&lt;br/&gt;Amelogenezis imperfekta ýrsi mine defektlerinin klasik bir örneðidir. Generalize veya sistemik bir rahatsýzlýk olmaksýzýn çeþitli gen mutasyonlarýnýn neden olduðu defektli mine oluþumu ile karakterize heterojenöz bir katýlýmsal bozukluktur.&lt;br/&gt;Etiyolojisi ve Epidemilyolojisi&lt;br/&gt;Çalýþan topluma göre prevalansý 1/718 ile 1/14.000 arasýnda deðiþmektedir. (Bu defektin görülme sýklýðý Witkop&quot;a göre (1959) 1/14.000, Chasack ve arkadaþlarýna göre (1979) 1/8.000 ve Sundel ve arkadaþlarýna göre 1/ 4.000&quot;dir.) &lt;br/&gt;Amelogenezis imperfekta mine oluþumu ve mutarasyonunu kapsayan genlerdeki deðiþim ile ilgili kalýtýmsal bir bozukluktur. Otozomat dominat otozomal resesif ve x&quot;e baðlý olmak üzere çeþitli kalýtýmsal özellik gösterir. Amelogenezis imperfektada en fazla görülen tip otozomal dominant olanýdýr. Otozomal dominanttan sorumlu olan genlerin AI, rapor edilen olgularýn % 5&quot;inden de azýný oluþturmaktadýr. X&quot;e baðlý AI&quot;ya neden olan insan mine proteininin de lokalize mutasyon gösterilebilmiþtir. Amelogenin hidrolizinin kontrolü mine formasyonu için kritiktir. Basit bir aminoasit matriks metalloproteinaz 20 (MMP - 20)&quot;nin verimliliði mutasyona uðramýþ proteinin hidrolizi için oldukça azdýr ve bu durumda mine formasyonunda derin etkileri olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sýnýflandýrýlmasý&lt;br/&gt;AI&quot;nýn tipleri, deðiþik araþtýrmacýlarla ortaya konmuþ ve neye göre hangi kriter seçilerek sýnýflandýrma yapacaklarýna karar vermiþler. Bunlar; Weinmann, Darling, Hals ve Witkop&quot;un benimsedikleri klinik, histolojik ve genetik kriterleri göz önüne alýnarak sýnýflandýrma yapýlmýþtýr.&lt;br/&gt;TÝP IHÝPOPLASTÝK TÝP&lt;br/&gt;I AHipoplastik, noktacýklý, otozomal dominant  &lt;br/&gt;I BHipoplastik, lokal, otozomal dominant&lt;br/&gt;I CHipoplastik, lokal, otozomal ressesif &lt;br/&gt;I DHipoplastik, düz, otozomal dominant&lt;br/&gt;I EHipoplastik, düz, X&quot;e baðlý dominant &lt;br/&gt;I FHipoplastik, sert, otozomal dominant&lt;br/&gt;I GMinenin bulunmamasý, otozomal ressesif&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TÝP IIHÝPOMATÜRE TÝP&lt;br/&gt;II AHipomatürasyon, renklenmiþ, otozomal ressesif&lt;br/&gt;II BHipomatürasyon, X&quot;e baðlý ressesif&lt;br/&gt;II CKar yaðmýþ diþler, otozomal dominant&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TÝP IIIHÝPOKALSÝFÝYE TÝP&lt;br/&gt;III AOtozomal dominant&lt;br/&gt;III BOtozomal ressesif&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TÝP IVTORODONTÝZMLE BÝRLÝKTE HÝPOPLASTÝK / HÝPOMATÜRE TÝP&lt;br/&gt;IV AOtozomal dominant hipomatüre - hipoplastik tip&lt;br/&gt;IV BOtozomal dominant hipoplastik - hipomatüre tip&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KLÝNÝK ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;HÝPOPLASTÝK TÝP A.Ý. &lt;br/&gt;Bu tip, minenin geliþimi boyunca kýsmen veya tamamýyla minenin normal kalýnlýðýna eriþememesi ile karakterizedir. Genel olarak mine öyle incedir ki diþler mesiodistai olarak kontaða gelmezler. Fitler, horizantal veya vertikal fissürler mevcuttur. Otozomal dominant ve pitli hipoplastik tipin</description></item><item><title>AÐIZ VE DÝÞ SAÐLIÐI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agiz-ve-dis-sagligi-387752.html</link><description>AÐIZ VE DÝÞ SAÐLIÐI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aðýz-diþ saðlýðý denilince aklýmýza, diþ ve diþ etlerinin saðlýðý gelir. Ne yazýk ki diþ çürüðü ve diþ eti hastalýklarý en çok yaygýn olan hastalýklardan biridir. &lt;br/&gt;Bugün diþ çürükleri ve diþ eti hastalýklarýnýn nedeni bilinmektedir. Az ve yanlýþ yapýlan diþ ve aðýz temizliðinin yanýsýra yanlýþ beslenme sonucu diþ yüzeyinde ve diþ etlerinin etrafýnda plak dediðimiz mikrop birikintileri ( Kir Tabakasý ) oluþmaktadýr. Bu tabakanýn bir santimetre küpünde 170 milyar bakteri (mikrop) üreyebilmektedir. Eðer temizlik yapýlmazsa þekerli yiyecek ve içecekler bol miktarda alýnýrsa þekerin bir kýsmý plak içindeki mikroplar tarafýndan aside çevrilir ki bu asit diþ minesini çürütür. Ayný zamanda bu mikroplar toksin (zehir) meydana getirir ki bu toksinlerde diþeti iltihaplanmasýna yol açar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aðýz ve Diþ Saðlýðýný Korumanýn Üç Temel Kuralý Vardýr :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.Mükemmel Bir Aðýz Temizliði :&lt;br/&gt;Günümüzde aðýz ve diþ temizliði için kullanýlan malzemelerin artmasý insanlarýn diþ ve iyi bir aðýz temizliðine verdiði önemi gösterir. Diþlerin ve diþ etlerinin tam ve iyi bir þekilde temizlenmesi öðrenilmiþse eksiksiz bir aðýz temizliði yapýlabilir. Ama aðýz temizliði sorunlarý bugün tam anlamýyla çözülmüþ deðildir. Çünkü diþ dizisinin þekli ve yapýsý çok karýþýktýr. Biz sadece kesici ve azý diþlerinin dýþ yüzeyini ayna yardýmýyla görebiliriz. Bundan dolayý diþlerin gerçekten temizlenmesi çok güçtür. Nasýl ne zaman ve hangi yardýmcý malzemelerle bu amaca eriþebileceðimizi birkaç cümle ile ifade etmek çok zordur. Onun Ýçin bu konuda diþ hekimlerinin yardýmýný almak gerekir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B.Diþlere Uygun Bilinçli Beslenme :&lt;br/&gt;Dünya Saðlýk Örgütünce hazýrlanan raporlara göre yanlýþ beslenme sonucu ortaya çýkan diþ çürükleri baþlýca hastalýklardan biridir. Sürekli yenen þekerli yiyecekler diþ çürüklerine yol açarlar. &lt;br/&gt;Diþ çürükleri yemek aralarýnda yenen ve içilen þeker, çikolata, pasta, dondurma, limonata gibi þekerli yiyeceklerden kaynaklanmaktadýr. Taze sebze, meyve ve maden suyu z</description></item><item><title>PERÝODONTAL HASTALIKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?periodontal-hastaliklar-438379.html</link><description>Periodontal Hastalýklar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Periodontal hastalýklarýn en yaygýn tipi olan periodontitis, diþetinde baþlayan enflamatuar olayýn, diþin destekleyici yapýlarýna yayýlmasýndan kaynaklanýr. Periodontal hastalýklar enfeksiyöz yapýdadýr ve hastalýðýn pek çok þekli subgingival alana kolonize olan spesifik patojenik bakterilerle iliþkilidir. Periodontitisin karakteristik bulgularý, plak birikiminden kaynaklanan diþetinin enflamasyonu ve cep oluþumuna neden olan periodontal ataþman ve alveoler kemik kaybýdýr (Carranza 1996).&lt;br/&gt;2.1.1. Etyolojisi&lt;br/&gt;Mikrobiyal plakta, gingival sulkusta veya periodontal cepte bulunan mikroorganizmalarýn ve ürünlerinin enflamatuar periodontal hastalýklarýn etyolojisinde primer ve belki de tek etken olduðunu gösteren oldukça fazla delil vardýr (Genco 1992). Ancak hastalýðýn baþlamasýnda ve ilerlemesinde bakterilerle birlikte konak savunma sistemi ve bazý lokal ve sistemik çevresel faktörlerin de etkili olduðu saptanmýþtýr. Bununla birlikte, lokal çevresel faktörler modifiye edici rol oynayabilirler ve bu yan faktörler, mikroorganizmalarýn kolonizasyonunu ve çoðalmasýný kolaylaþtýrabilir, bireyin plak kontrolünü engelleyebilir veya periodontal dokularý plaðýn yýkýcý etkisine yatkýn hale getirebilir. Konak sisteminde fonksiyon bozukluðunun görüldüðü sistemik faktörlerin de periodontal dokularý mikroorganizmalarýn saldýrýlarýna daha yatkýn hale getirdiði düþünülmektedir (Genco 1996).&lt;br/&gt;2.1.2. Risk faktörleri&lt;br/&gt;Periodontal hastalýðýn baþlamasý ve ilerlemesini etkileyen yatkýnlýk faktörlerinin tanýnmasýyla, spesifik risk faktörleri üzerinde çeþitli çalýþmalar yapýlmýþtýr (Beck ve ark 1990, Beck 1994, Grossi ve ark 1994, Grossi ve ark 1995). &quot;Risk faktörü&quot; sýklýkla modifiye edilebilen bir durumu göstermesine karþýn, zor modifiye edilebilen veya modifiye edilemeyen faktörler ise &quot;determinant&quot; veya &quot;altta yatan faktörler&quot; olarak adlandýrýlýr. Vaka-kontrol veya cross-sectional çalýþmalarda tanýmlanan &quot;Risk indikatörü&quot;, hastalýkla iliþkili olasý bir faktörü tanýmlamak için kullanýlýr. Uzun süreli çalýþmalarla saptanan &quot;Gerçek risk faktörleri&quot; ise hastalýkla olan iliþkileri gösterir. Bununla birlikte genellikle gelecekte hastalýðýn oluþma olasýlýðý ile iliþkili olan &quot;Risk markýr&quot;ý önceden belirlenebilir risk faktörünü tanýmlamaktadýr (Beck 1994).&lt;br/&gt;Periodontal enfeksiyonlarýn baþlamasý ve ilerlemesi de, risk faktörleri olarak adlandýrýlan lokal ve sistemik þartlarla modifiye olabilmektedir. Lokal faktörler; anatomik ve okluzyona ait bozukluklardan baþka, derin periodontal cepler ve defektif restorasyonlar gibi plak retansiyon alanlarýný içermektedir. Sistemik risk faktörleri ise son zamanlarda multifaktöriyel istatistiksel analizler kullanýlarak geniþ epidemiyolojik çalýþmalarla tanýmlanmýþtýr. Sistemik durumlar ve düzensizlikler ile periodontal hastalýðýn birlikte araþtýrýlmasý, periodontal hastalýk için risk faktörlerinin belirlenmesinde oldukça önemlidir (Genco ve Löe 1993). Günümüzde bilinen sistemik risk faktörlerinden olan azalmýþ nötrofil sayýsý ve fonksiyonu ile iliþkili sistemik durumlar çocuklar, gençler ve genç eriþkinlerde daha þiddetli periodontal hastalýða yol açmaktadýr. Bunlar arasýnda Down&quot;s sendromu, Chediak-Higashi sendromu, Papillon-Lefevre sendromu ve primer nötrofil anormalliðinin olduðu Agranülositosis, Siklik Nötropeni ve Lökosit Adezyon Yetmezliði sayýlabilir (Page ve Schroeder 1981). Bir diðer sistemik risk faktörü ise özellikle metabolik kontrolün zayýf olduðu bireylerdeki diabetes mellitus &quot;tur (Genco ve Löe 1993).&lt;br/&gt;Son zamanlarda yapýlan çalýþmalar, potansiyel olarak önemli çeþitli risk indikatörlerine de dikkat çekmektedir. Bunlar stres, üzüntü ve strese yol açan davranýþlar ve östrojen yetmezliði ile iliþkili osteopenidir. Periodontal hastalýkla iliþkili altta yatan determinantlar da cinsiyet (erkeklerde daha fazla hastalýk görülmekte), yaþ (yaþlýlarda daha fazla hastalýk görülmekte) ve herediter faktörlerdir. Bir diðer faktör olan ýrk, birtakým intrinsik etkilerinden daha çok sosyo-ekonomik durum, eðit</description></item><item><title>KARDÝYO-VASKÜLER SÝSTEMÝ HASTALIKLARININ DÝÞ HEKÝMLÝÐÝ YÖNÜNDEN ÖNEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kardiyovaskuler-sistemi-hastaliklarinin-dis-hekimligi-yonunden-onemi-450582.html</link><description>KARDÝYO-VASKÜLER SÝSTEMÝ HASTALIKLARININ DÝÞ HEKÝMLÝÐÝ YÖNÜNDEN ÖNEMÝ&lt;br/&gt;Anamnez ile öðrenilir. 45 yaþýn üstünde sýk rastlanýr. Kazanýlmýþ ve kongenital olabilir. Tasikardi, solunum güçlüðü, efor dispnesi, ödem, yorgunluk, göðüs kafesinde aðrý, öksürük, siyanoz, aritmi gibi semptomlar verir. &lt;br/&gt;1) Kongenital Kalp Hastalýklarý arasýnda; VSD (Ventriküler septal defekt) ASD (Artiküler Septal Defekt) PDA (Ductus arteriosus açýklýðý), Obstürübtif lezyonlar (aort stenozu pulmoner stenoz) Follot tetralojisi (aortun dextra pozisyonu)&lt;br/&gt;2) Kazanýlmýþ Kalp Hastalýklarýnda: Konjektif kalp yetmezliði, aritmiler, valvular hastalýklar Angina Pectoris, Enforktüs.&lt;br/&gt;Kalp Hastalýklarýnda:&lt;br/&gt;- Genel Anesteziden kaçýnýlmalýdýr.&lt;br/&gt;- Ýzlenmeyen hastalarda mutlaka konsültasyon alýnmalýdýr. &lt;br/&gt;- Akut myocard Enforktüsü geçirmiþ olan hastalarda tüm giriþimler 6 ay ertelenmeli ve konsültasyon istenmelidir. &lt;br/&gt;- Profilaktikantibiotik verilmelidir. &lt;br/&gt;- Hasta antikoujulan kullanýyor ise postoperatif kanama göz önüne alýnarak, protombin oraný bilinmelidir. (Normali 16-20 sn dir)&lt;br/&gt;- Barbütürat ve tranklizonlarla premedike edilmelidir. &lt;br/&gt;- Hasta rahat pozisyonda olmalýdýr. &lt;br/&gt;- Atravmatik ve kýsa süre çalýþýlmalýdýr. &lt;br/&gt;- V.c süz anestezik kullanýlmalýdýr. Lido ve prilocain tercih edilir. &lt;br/&gt;- Oksijen tüpü bulundurulmalýdýr.&lt;br/&gt;Hypertansif Hastalarda: &lt;br/&gt;- Mutlaka kontrol edilip, konsültasyon istenmelidir. &lt;br/&gt;- Bu tip hastalarda stres ve heyecana baðlý olarak tansiyon daha da yükselir; myosard Enfoktüsü oluþur.&lt;br/&gt;- Ani tansiyon deðiþikliði yapacaðý için pozisyon deðiþtirilmelidir. &lt;br/&gt;- V.c. söz anestezi kullanýlmalýdýr. &lt;br/&gt;- Sedasyon saðlanmalýdýr. &lt;br/&gt;- Kan basýncýnda deðiþiklik yapan sedatiflerden kaçýnýlmalýdýr. (Dolantin&quot;in hypotansif öz-vardýr.)&lt;br/&gt;Özellikle yaþlýlarda ani tansiyon düþtüðünde senkop benzeri tablo oluþur. &lt;br/&gt;ANGÝNA PECTORÝS&lt;br/&gt;Myocard&quot;ýn geçici iskemesi, coroner dolaþýmýn geçici ve düzelebilir yetersizliðidir. Myocard&quot;ýn bir kýsmýnýn kanla beslenmemesinden oluþur. Birkaç çeþidi vardýr: &lt;br/&gt;I- Efor Anginasý (Düzenli): Normal eforun üstünde hareket edince, merdiven çýkýnca, sýcaktan soðuða veya soðuktan sýcaða geçerken görülebilir. 5-10 dk kadar sürebilir. &lt;br/&gt;II- Voriont Anginasý (Düzensiz): Hasta gece yataðýnda yatarken ani göðüs aðrýsýyla uyanýr. &lt;br/&gt;Müdahaleden önce veya sonra aðrý krizi görülürse. &lt;br/&gt;- Hasta derhal istirahat ettirilmeli&lt;br/&gt;- Kroner dilatörlerden birisi derhal verilmelidir. Bunlar: &lt;br/&gt;a) Nitrogliserin draje: Sublingual olarak verilir, geamezce 5 dakika sonra bir tane daha verilir. &lt;br/&gt;b) Nitrite d&quot;amyle ampul: Kýrýlarak koklatýlacak. &lt;br/&gt;Anginapectoristen yakýnan hastalara rutir dental uygulamalar yapýlabilir. Ancak diþ hekimine gitmek anksiyete ve diðer bazý semptomlara yol açabileceðinden bazý tedbirlerin alýnmasý gerekir. Eðer hasta giriþim sýrasýnda göðüs aðrýsýndan yakýnýyorsa hemen dinlendirilmelidir. Unutulmamasý gereken husus Anginapektorisli hastalarýn nöbet sýrasýnda þiddetli çene aðrýsý duyduklarýdýr. Giriþim sýrasýnda böyle bir yakýnýþ söz konusu ise hakim bu durumun çalýþýlan bölgeden kaynaklandýðý konusunda ýsrar etmemeli giriþimlerin sona erdirilmelidir. &lt;br/&gt;Böyle bir durumda yapýlacak iþlemler: &lt;br/&gt;- Hasta rahat ettiði durumda yatýrýlmalý&lt;br/&gt;- Oksijen inhale ettirilmeli&lt;br/&gt;- Papaverine 0.02 gr ý.v. yapýlmalý. &lt;br/&gt;- Hasta þokta ise, Coromine 5 cc ý.v. veya Cordiozo, Cafeine ý.m. yapýlmalý. &lt;br/&gt;- Morfin 0.014 ve Â¼ mgr Antropin deri altý yapýlmalý.&lt;br/&gt;- Antikoagulan (Heparin, Dicumarol, Tromexan) verilmelidir. &lt;br/&gt;KALP YETMEZLÝÐÝ&lt;br/&gt;Kalbin dokulara yeteri kadar kaný pompalamamasý halidir. Kalp kasýnýn kasýlma gücü düþmüþtür. Heterozitler kalbin kasýlma gücünü yeniden kazanmasýný saðlarlar. Bu durum kendini sað ve sol ventrikül yetmezliðiyle gösterir. Öncelikle sol ventr yetmezliði ortaya çýkar. Bu yetmezliðin belirtileri: &lt;br/&gt;- Kalp debisi düþer. &lt;br/&gt;- Pulmoner venüz basýnç artmýþtýr. &lt;br/&gt;- Akciðerde konjestiyon mevcuttur. &lt;br/&gt;- Akciðerde ödem vardýr; doku higoksisi oluþur. &lt;br/&gt;Nedenler: &lt;br/&gt;- Hypertansiyon&lt;br/&gt;- Aort kapakçýðýnýn daralmasý. &lt;br/&gt;- Karoner yetmezlikle oluþan iskemi. &lt;br/&gt;- Akut myocart enforktüsü&lt;br/&gt;- Kronik Akciðer h</description></item><item><title>AÐIZ VE DÝÞ SAÐLIÐI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agiz-ve-dis-sagligi-447855.html</link><description>AÐIZ VE DÝÞ SAÐLIÐI&lt;br/&gt;         &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aðýz ve Diþ Saðlýðýnýn Önemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Aðýz ,sindirim sisteminin baþlangýcýdýr.Bütün besinler aðýz yoluyla alýnýr.Alýnan besinler aðýzda bulunan diþler yardýmýyla sindirime hazýrlanýr.Bu nedenle dýþ ortamla iliþkili olan aðýz ve diþlerimizin saðlýklý olmasý oldukça önemlidir.Aðýz ve diþlerin saðlýðý için öncelikle bu bölgelerin temizliðine önem vermeliyiz.Aðzýmýzýn saðlýðý için aþýrý sýcak gýdalara dikkat ederek aðýz içi dokularýn yanmasýný önlemeliyiz.Yine yemeklerden sonra aðýz içi suyla yýkanarak buralardaki kokuþmaya neden olan besin artýklarý temizlenmelidir.Aðýz içinde yaralar oluþtuðu zaman hekime gösterilerek,tedavi ettirilmelidir.Ayný þekilde diþlerin saðlýðý için düzenli olarak diþler,fýrçalanarak temizlenmelidir.Besin artýklarýný diþ aralarýnda kalarak çürümeye neden olmasý önemlidir.Aðýz kokularýnýn ve bir çok rahatsýzlýðýn diþ çürüklerinden kaynaklandýðý unutulmayarak,temizliðe önem verilmelidir.Aðýz ve diþlerin saðlýklý olmasý hoþ bir görünüm vererek kiþinin konuþma,gülme gibi durumlarda rahat hareket etmesine yardýmcý olur.Diþ çürüðünden dolayý aðzý kokan kiþinin çevresini rahatsýz etmesi sýkýntýlý durum oluþturur.Kýsaca aðýz saðlýðý,diþ saðlýðý ile yakýndan ilgilidir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Diþ Çürümesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Yapýlan araþtýrmalar sonucunda çocuklarýn çoðunda diþ çürüðüne rastlanmýþtýr.Diþ çürümesine aðýzdaki bakteriler neden olur.Bakterilerin yanýnda diþ çürümesine neden olan diðer öðeler,diþ aralarýnda kalan besin artýklarý ile duyarlý bir diþ yüzeyidir.Diþlerin çürümesine neden olan besinler özellikle karbonhidratlý diðer bir ifadeyle þekerli yiyeceklerdir.&lt;br/&gt;     Diþ çürümesinin önemli nedenlerinden birisi de sudaki flüor eksikliðidir.Flüor diþ minesinin direncini arttýrarak,çürümeyi önler.Bu nedenle sularda flüor eksikliði varsa saðlýk kuruluþlarýndan gerekli yardým alýnmalýdýr.Flüor fazlalýðý ise diþlerde sararmaya neden olur.&lt;br/&gt;     Diþlerimizin düzenli olarak fýrçalanýp temizlenmemesi durumunda diþ aralarýnda kalan besin artýklarý bakteriler tarafýndan parçalanýr.Parçalanan besinler,bakteriler ve salgýlardan diþ plaðý denilen birikintiler oluþur.Besin maddelerini bakteriler tarafýndan parçalanmasýyla oluþan asitler diþin minesini ve kemiðini oyar.Diþte oluþan bu oyuða KAVÝTE denir.Diþte oluþan bu oyuklar zamanla giderek büyür ve derinleþir.Böylece zamanla diþin sert kýsmý olan mine tabakasý delindikten sonra daha kolay oyulan yumuþak dokuya ulaþýlýr.Diþteki oyulma devam ederek,diþ özüne ulaþýr.Diþteki çürümenin diþ özüne ulaþmasýyla diþ aðrýlarý oluþmaya baþlar.Diþ aðrýsýnýn olmadýðý durumlar diþ saðlýðýnýn yerinde olduðunu göstermez.Bakterilerin diþ özüne ulaþmasýndan sonra burada iltihaplanma meydana gelir.Buna APSE denir.Çürük diþ özüne ulaþtýktan ve özellikle de apse oluþtuktan sonra diþin tedavi edilme þansý artýk kalamamýþtýr.&lt;br/&gt;     Diþlerin çürümesi hem süt diþlerinde hem de kalýcý diþlerde meydana gelebilir.Diþlerin çürüme nedenlerini kýsaca aþaðýdaki gibi sýralayabiliriz;&lt;br/&gt;*Büyüme ve geliþme dönemlerinde kalsiyum,fosfor ve flüor bakýmýndan yetersiz besinlerin alýnmasý,&lt;br/&gt;*Þekerli besinlerin aþýrý tüketilmesi,&lt;br/&gt;*Diþlerin fýrçalanmamasý&lt;br/&gt;*Yumuþak besinlerle beslenilmesi&lt;br/&gt;*Sýk sýk gebe kalýnmasý&lt;br/&gt;*Erken bebeklik dönemlerine yüksek ateþ oluþmasý&lt;br/&gt;*Yanlýþ ve hatalý ilaç kullanýlmasý diþ çürümesine neden olan etmenlerdir.Aðýz açýk durumda uyumak da diþler içi zararlý olabilir.&lt;br/&gt;           &lt;br/&gt;     Diþ çürüklerinde erken taný ve tedavi hem saðlýk hem de sosyal ve ekonomik yönden büyük önem taþýr.Diþ çürükleri daha ilk aþamada tespit edilip,tedavisi yapýlýrsa diþ kurtarýlýr.Ýlk aþamada tedavi için yapýlan harcamalar daha azdýr.Ayrýca saðlýk personelinin zaman kaybý da en azdýr. Çürüðün ilerleyen aþamasýnda yapýlan harcama ve emek artar.Diþ tedavisinde kullanýlan araç ve malzemelerin döviz ödenerek ithal edildiði düþünülürse ülkemiz ekonomisi açýsýndan ne derece önemli olduðu daha iyi anlaþýlýr.Kýsaca belirtecek olursak çürüðün erken teþhis edilmesi diþin kurtarýlmasýnýn yanýnda ekonomik yönden de büyük yararlar</description></item><item><title>ÝMPLANTLARDA OKLUZYON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?implantlarda-okluzyon-368174.html</link><description>ÝMPLANTLARDA OKLUZYON&lt;br/&gt;Diþlerin kaybý, kýsmi veya tam diþsiz hastalarda protetik restorasyonlar ile telafi edilebilir. Rutin klinik iþlemler yetersiz olduðunda, tedavi etkinliðinin artýrýlmasýnda bir çok yöntem vardýr. Kýsmi diþsiz hastalarýn sabit protezlerle daha iyi fonksiyon gördüðü düþünülür. Çünkü; hastalarýn büyük bir kýsmý bölümlü protezlere her þartta uyumsuzluk gösterirler. Doðal diþlerle karþýlaþtýrýldýðýnda hareketli protez kullananlar, fonksiyonel testlerde düþük performans gösterirler. En iyi þekilde yapýlmýþ protezlerde bile, birçok oral fonksiyon bozuktur.17 Bu gerekçeler prostodonti bilim dalýnda farklý arayýþlara gidilmesine ihtiyaç göstermiþtir. Günümüzde, eksik veya çekilmiþ diþlerin yerlerine kolaylýkla üretilebilen ve implante edilebilen implant alt yapýlarý alternatif olarak kullanýlmaktadýr.&lt;br/&gt;Ýmplantlar genel olarak 4 sýnýfa ayrýlýr:&lt;br/&gt;1- Endodontik implantlar&lt;br/&gt;2- Subdermal implantlar&lt;br/&gt;3- Subperiostal implantlar&lt;br/&gt;4- Endosteal implantlar. Vidalý (screw), blade (býçak aðzý) ve silindirik þekilleri vardýr (Þekil 1)3.&lt;br/&gt;Kliniksel yönden etkili bir dental implant uygulamasý, biyomateryal ve biyomekanik faktörlerin yanýsýra oral cerrahi, protez ve periodontoloji uzmanlýðýnda özel itina gerektiren çok yönlü ve karmaþýk bir olaydýr. Baþarýlý bir osseointegre implantýn biyomekanik fonksiyonunda etkili faktörlerden en önemlisi; çiðneme kuvvetlerine olabildiðince uzun süre dayanabilmesidir.17 &lt;br/&gt;Ýmplant destekli protezlerde kuvvet daðýlýmýnýn biyomekaniði, destek olarak hizmet eden doðal diþlerden farklýlýk gösterir. Esas farklýlýk; osseointegre implantlar çevresinde, diþlerde, mikro hareketlere izin veren periodontal ligamentin olmayýþýdýr.27 Kemik ile integre olan implantlarýn periodontal ligament içerisinde asýlý kalan doðal diþler arasýndaki, hareket miktarýndaki farklýlýk dikkate deðerdir. Bu hareket farklýlýðý, implantýn doðal diþlere baðlanmasý gereken durumlarda, stres kýrýcý kullanýmýnýn gerekliliðini ortaya koyar. Ýmplant hareket edebilir, bu hareket kemiðin elastisitesine baðlýdýr. &lt;br/&gt;Sonuç olarak kemik elastisitesi maksimum 25 mikron&quot;luk harekete izin verir ki bu, maksiller veya mandibuler kemiðe, hastanýn yaþýna, kuvvetin yönüne ve implantýn uzunluðuna baðlýdýr. Doðal bir diþte ise, periodontal membran gerçek bir yastýk gibi görev görür ve bu, diþin vertikal ve horizontal hareketine izin verir.2,19 Parfitt&quot;e göre, bir doðal diþ vertikal yük ile apikal yönde 28Âµm. hareket edebilir. Benzer yük altýnda bir implant yaklaþýk 5Âµm hareket eder. Saðlýklý doðal diþ lateral yönde 56-108Âµm hareket eder. Ýmplant ise 10-50Âµm. hareket eder. 9,22,27 &lt;br/&gt;Kuvvet iletiminde en önemli konulardan biri olan osseointegrasyon kavramýna bir açýklýk getirilecek olunursa osseointegrasyon kemik dokusu ile implant yüzeyi arasýnda bir fibröz bað doku olmaksýzýn ýþýk mikroskobu düzeyinde direk ve devamlý baðlantýyý ifade eder. Dr. Zarb ve arkadaþlarý, fibroosseoz ve osseointegrasyon kavramlarýný ele alýp, implantolojide istenilen iyileþme þeklinin osseointegrasyon olmasý gerektiðini ortaya koymuþlardýr. Direk kemik baðlantýsý; implantýn aðýzda retansiyon ve stabilitesini artýrarak uzun süreli ve saðlam bir þekilde fonksiyon görmesini saðlarken, doðal diþte periodontal membran sayesinde var olan þok absorbsiyon sistemini oluþturamamaktadýr.7&lt;br/&gt;Ýmplantlarda osseointegrasyon saðlandýðýnda, uygulanan kuvvetler kemiðe herhangibir azalmaya uðramadan iletilirler. Böylece devamlý bir remodeling kapasitesine sahip yüksek derecede dinamik bir doku olan kemikte, implant çevresinde kompak kemik oluþumu stimule edilir. Aþýrý yüklenmeler bu süreçte dengesizlik yaratýr ve fizyolojik olmayan kemik rezorbsiyonu ile sonuçlanýr.17 Ýmplantlar üzerindeki proteze gelen aþýrý yüklerin, kemik mikrofraktürlerine de neden olabileceði bildirilmektedir. IMZ implant sistemi; implantlarda (IME) intramobil elementin kullanýldýðý sistemdir. Bu dizaynda; doðal diþlerin hareketleri kompanze edilirken, intramobil element implant kemik ara yüzeyinde meydana gelen kuvvetleri azaltan þok absorbe edici olarak davranabilir. Periodontal ligamentteki proprioseptörlerin olmayýþý; okluzal kuvvetlerin, çiðneme kaslarýnýn nöromüsküler mekanizmalarý ile kontrol edildiðini göstermiþtir. 8,20  Gelen kuvvetler, vertikal ve horizontal kuvvetler olmak üzere ayrýlabilir. Ýmplantlara gelen kuvvetler, destek kemiðe daima direk olarak transfer edilir. Kemik rezorbsiyonuna neden olan kuvvetler özellikle horizontal kuvvetlerdir. Vertikal kuvvetler, doðal diþlerde olduðu gibi zarar açý</description></item><item><title>PEDÝATRÝDE GLUTAMÝN GELECEKTE NEREDE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pediatride-glutamin-gelecekte-nerede-438351.html</link><description>Pediatride GLUTAMÝN Gelecekte Nerede?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriþ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pediatri ve neonatalojide &lt;br/&gt;   glutamin süplemantasyonu klinik uygulam*&lt;br/&gt;   etkilerinin deðerlendirildiði çalýþmalarýn&lt;br/&gt;   literatürlerden incelenerek hazýrlanmýþ olduðu&lt;br/&gt;                    &quot;review&quot;*&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Tüm literatürler tarandýðýnda birçok alanda glutamin üzerinde durulan çalýþmalar dikkat**&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Özellikle preterm doðan infantlar odanlanarak seçilen yenidoðan çalýþmalarý&lt;br/&gt;   hayvan çalýþmalarý(sütten kesilmiþ dönemde)&lt;br/&gt;   üzerinde duruldu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ayrýca, yetiþkin týp&quot;dan, spesifik hastalýklarý içeren&lt;br/&gt;   A) Aðýr travma&lt;br/&gt;   B) Ýnflamatuar barsak hastalýðý&lt;br/&gt;   C) Kýsa barsak sendromu&lt;br/&gt;   D) Duchenne muskular atrofi&lt;br/&gt;   E) Falsiparum malarya&quot;sý&lt;br/&gt;   F) Menenjit &lt;br/&gt;  hastalarýndan seçilmiþ gruplarý içeren çalýþmalar*&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Method&lt;br/&gt;Literatür taramasý&lt;br/&gt;   a-Medline&lt;br/&gt;   b-Embase&lt;br/&gt;   c-Current Contents&lt;br/&gt;   d-&quot;Ýnternational Pharmaceutical Abstracts&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hayvan ve insan çalýþmalarýnda&lt;br/&gt;   izonitrojen ve izokalorik kontrol yöntemleri kullanýlarak&lt;br/&gt;   uygun glutamin dozlarýnýn tetkik edildiði&lt;br/&gt;   çalýþmalarýn, sonuçlarý ve tavsiyeleri deðerlendirilmiþ.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tüm majör bulgularý içeren sonuçlar özetlenmiþ.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yenidoðan(YD) ve Glutamin&lt;br/&gt;Replikasyon sistemi için önemli olan nükleotid ve&lt;br/&gt;   barsak mukozasý koruyan amino-þeker meta*&lt;br/&gt;   önemli enerji ve nitrojen kaynaðýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hayvan çalýþmalarý göstermiþtir ki&lt;br/&gt;   ek olarak, intestinal sistemde&lt;br/&gt;   elektrolit absorbsiyonu  ve immün sistemi geliþ*&lt;br/&gt;   intestinal atrofiyi önlemektedir(Hanker et al.).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Agostoni et al: &lt;br/&gt;Yenidoðanlarla çalýþmasýnda                                              term bebeklerin saðlýklý annelerin sütündeki&lt;br/&gt;    serbest Amino Asit(SAA) çalýþýldý.&lt;br/&gt; SAA nýn en fazla buluduðu dönem olan  laktasyon döneminde  20 kat fazla glutamin ve glutamik asit içermekteydi.&lt;br/&gt;Laktasyonun devam eden 3 ayý içersinde 2.5 kez artmaktaydý.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Taurin  ve diðer tüm serbest aa ler stabil olarak devam ederken glutamin de masif bir artýþ saptandý.&lt;br/&gt;Bunu sayesinde annesütüyle beslenen infantlar laktasyon döneminde artmýþ miktarda gln ve glu alýrlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu yüzden gln ve glu suni formüla sütlerde az miktarda bulun*&lt;br/&gt;Fakat zenginleþtirmenin potensiyel faydalarý için araþtýrmalar ge*&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýnfantlar prematür olarak doðduklarýnda&lt;br/&gt;   anneden aldýklarý gln kesilmiþ olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu yüzden, büyümenin çok fazla olduðu dö* yüksek düzeyde enerjiye ihtiyaç duyan  endojen sentez yoluna baðýmlý kalýnýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Glutamin ve GIS &lt;br/&gt;Glutamin yoksunluðu olan  farelerde &lt;br/&gt;    parazitik enf. geçirdiðinde&lt;br/&gt;    elektron mikroskopu ve ýþýk mikroskopuyla&lt;br/&gt;   önemli düzeyde mukoza hasarý gösterilmesi&lt;br/&gt;   diyetle alýnan gln&quot;nin geliþmekte olan infantl*&lt;br/&gt;   proinflamatuar cevaba baðlý mukoza hasarýný ö*&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Smith et al: Yenidoðan ve sütten-kesilmiþ  hayvan*&lt;br/&gt;Ýntestinal mukazalarýnda alýnan doku biyopsilerinde*&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1)YD mukaza bariyerinin elektrofizyolojik karakteri emsalsiz bir farklýlýk taþýmaktadýr.&lt;br/&gt;2)YD ve sütten kesilmiþ hayvanlarda                             &lt;br/&gt;   gln kullanýmýyla metobolik aktivitede  artýþ saptandý.&lt;br/&gt;3)YD transmukozal bakteri pasajý için&lt;br/&gt;   mukozal bariyerde bir artýþ ortaya çýkarmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vejchapipat et al&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Neonatal fareler üzerinde endotoksemide gln metabolizmasýnda deðiþiklikleri çalýþmýþlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yüksek doz IV gln süplimantasyonu                 (11-25 g/kg/gün) uygulanan yenidoðan domuzlar*      intestinal villüs atrofi önlenmemiþ fakat            villüs morfolojisinde geliþme olmuþtur.&lt;br/&gt;                            &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NEK preterm ve düþük doðum aðýrlýklý bebeklerde nedeni tam bilinmiyen orijinlerden kaynaklanan ciddi bir hastalýktýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Becker et al:&lt;br/&gt;Tüm infantlarda plazma aa düzeyini çalýþtý*&lt;br/&gt;Kriterlere uyan 45 hastanýn 13&quot;ünde NEK geliþti.&lt;br/&gt;Aa ve üre düzeyleri  hayatýn 3., 7., 14., 21. günlerinde ölç*&lt;br/&gt;Ýnfantlarda NEK 11. ve 14.günlerde geliþmesine raðmen&lt;br/&gt;Plazma gln ve arjinin düzeyleri 7. günde önemli düzeyde düþüktü.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Araþtýrmacýlar buna dayanarak&lt;br/&gt;NEK geçiren infantlarda gln ve arjinin gibi aa&quot;lerde yetersizliðinin hastalýðýn geliþiminde predispozan bir faktör olabileceðini yönünde karar*&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýn Vivo Glutamin Konsantrasyonun Moniterizasyonu</description></item><item><title>KÖK KANALLARININ DÖNER ALETLERLE ÞEKÝLLENDÝRÝLMESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kok-kanallarinin-doner-aletlerle-sekillendirilmesi-379773.html</link><description>KÖK KANALLARININ DÖNER ALETLERLE&lt;br/&gt;ÞEKÝLLENDÝRÝLMESÝ&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Kök kanalý þekillendirilmesinde karþýlaþýlan orijinal kanal formundan sapma, apikalde istenmeyen þekil deðiþiklikleri ve uzun çalýþma süresi, araþtýrmacýlarý farklý þekillendirme yöntemleri ile farklý materyallerden yapýlmýþ kök kanalý aletlerinin geliþtirilmesine yöneltmiþtir. &lt;br/&gt;Bu çalýþmalar sonucunda, Walia tarafýndan nikel-titanyum (Ni-ti) esaslý, flexible kök kanalý aletleri kullanýma sunulmuþtur. Bu aletlerin kullanýmýyla eðri kök kanallarýnda yaþanan sorunlar giderilmiþ, fakat aletlerin dentini kesme kapasitelerinin yetersizliði nedeniyle eskiden beri varolan uzun çalýþma süresi kýsaltýlamamýþtýr.&lt;br/&gt;Daha sonra, çalýþma süresini kýsaltmak için, döner Ni-ti esaslý kanal aletlerinin geliþtirilmesi gündeme gelmiþtir. Özel redüksiyonlu angýldruvasýna takýlarak, sabit bir devirde kullanýlan bu aletlerle, el aletleriyle kullanýlan yöntemlere kýyasla kök kanallarýnda çok daha kýsa sürede ve istenilmeyen þekil deðiþikliklerine yol açmadan þekillendirmenin yapýlabileceði iler sürülmüþtür. &lt;br/&gt;Döner aletlerle kök kanallarýnýn þekillendirilmesinde kullanýlan aletlerin ilki &quot;lightspeed&quot;dir. Bundan sonra, döner aletlerin kullanýldýðý birçok kök kanalý þekillendirme yöntemi geliþtirilmiþtir. Bunlarýn içinde en çok kullanýlanlarý ise: &quot;Profile sistem&quot; ve &quot;Hero 642 sistem&quot; olmuþtur.&lt;br/&gt;LÝGHTSPEED&lt;br/&gt;Lightspeed seti, 150 büyüklükleri #20 - #100 arasýnda deðiþen 22 kanal aleti içermektedir. Aletin uç kýsmý iki kýsýmdan oluþmaktadýr; kesmeyen pilot uç ve çalýþan kýsým. Kesici kýsmýn büyüklüðü, geleneksel kanal aletlerine oranla 0.25 mm ile 1.75 mm daha büyüktür. Aletin büyüklüðü arttýkça, baþ kýsmýn uzunluðu da artmakta ve pilot uç bölgesindeki açý daralmaktadýr. Lightspeed aletlerin 21, 25 ve 31 mm uzunluðunda olanlarý mevcuttur. Bu aletlerle 750-2000 devir arasýnda çalýþma önerilmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Lightspeed Yöntemi: &lt;br/&gt;Lightspeed ile þekillendirme iþlemi iki ana kýsýmdan oluþmaktadýr.&lt;br/&gt;1. Apikal stop&quot;un oluþturulmasý&lt;br/&gt;2. Step-back preparasyonu&lt;br/&gt;- Þekillendirmeye geçilmeden önce, endodentik giriþ kaviteleri çok özenli açýlmalý, kanal giriþleri okluzalden rahatça görülebilmelidir. Lightspeed kanal aletleri düz bir þekilde kanallara uygulanabilmelidir. &lt;br/&gt;- Þekillendirme ilk önce Gates-Glidden frezlerle koronal bölgede þekillendirme yapýlýr (Kanal uzunluðuna göre 2-4 mm&quot;lik kýsým önerilmektedir).&lt;br/&gt;- Daha sonra, kök kanalýnda çalýþma uzunluðu saptanýr ve bu uzunluk lightspeed aletleri üzerine iþaretlenir. &lt;br/&gt;- Çalýþma uzunluðunda kanal duvarlarýna temas eden ve hafif basýnçla istenilen çalýþma uzunluðuna getirilebilen ilk lightspeed kanal aleti IAR (Initial Apical Rotary) olarak adlandýrýlýr. &lt;br/&gt;- Apikalde kullanýlan son þekillendirme aleti MAR (Master Apical Rotary) olarak adlandýrýlýr. MAR&quot;dan sonra kullanýlan her alet step-back yönteminde olduðu gibi, 1 mm kýsa olarak kullanýlarak apikalden koronale doðru þekillendirme gerçekleþtirilir. &lt;br/&gt;PROFÝLE SÝSTEM&lt;br/&gt;Bu sistemde kesitleri U þeklinde olan, küt uçlu Ni-ti kanal</description></item><item><title>KALSÝYUM VE METABOLÝK KEMÝK HASTALIKLARI KALSÝYUM METABOLÝZMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kalsiyum-ve-metabolik-kemik-hastaliklari-kalsiyum-metabolizmasi-345702.html</link><description>SÜLEYMAN  DEMÝREL  ÜNÝVERSÝTESÝ&lt;br/&gt;DÝÞ HEKÝMLÝÐÝ FAKÜLTESÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AÐIZ,  DÝÞ,  ÇENE  HASTALIKLARI  ve  CERRAHÝSÝ&lt;br/&gt;SEMÝNER  ÖDEVÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ELVAN  BOZOK&lt;br/&gt;9712101014&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KALSÝYUM VE METABOLÝK KEMÝK HASTALIKLARI&lt;br/&gt;KALSÝYUM METABOLÝZMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Daðýlýþ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vücut kalsiyumun %99&quot;u iskeletseldir. Plasma kalsiyumu birçok durumda bulunur; yayýlmayan, protein ve albumin baðlý kýsým (%40), iyonize veya serbest kalsiyum elementi (yaklaþýk %50) ve kalan %10&quot;u bikarbonat ve fosfat gibi anyonlarla bileþik oluþturur. Protein baðlý kýsým fizyolojik olarak önemlidir. Tüm plasma kalsiyum tahlilleri, plasma albumin konsantrasyonundaki varyasyon ve anormalliklerin nedenini doðrular. Otomatik biokimya analizleri genelde tüm plasma kalsiyumunu ölçer. Normal deðer 2.20 &quot;den 2.70 mmol&quot;e kadardýr.&lt;br/&gt;EmilimKalsiyum, aktif vitamin D tarafýndan düzenlenen ATP baðlý yolla aktif olarak duodenumdan emilir, pasif olarak jejunumdan emilir. %97 ile 98&quot;i böbreðin proximal tübülünde reabsorve edilir.&lt;br/&gt;Vitamin D32 kaynak vardýr, diyet ve kütanoz metabolizmasý. Vitamin D, Ultraviyole ýþýnlarýyla aktive olan veya diyet olarak alýnan vitamin D2&quot;den oluþan bir steroiddir. Karaciðerde 25 hidroksi - D3&quot;e ve böbrekte 1,25 dihidroksi - D3&quot;e hydroxylate edilir. Kemikten kalsiyum mobilizasyonunu saðlar, kalsiyum tutan proteinlerin indüklenmesiyle baðýrsak kalsiyumunu ve fosfat absorbsiyonunu arttýrýr, böbrekten fosfat ve kalsiyum absorbsiyonunu arttýrýr. 24, 25 hidroksiformu inaktif kýsýmdýr.&lt;br/&gt;Paratiroid&lt;br/&gt;hormon&lt;br/&gt;(PTH)Bu, cevapta serum kalsiyumunu arttýrmak için paratiroid bezlerde baþlýca hücrelerce salgýlanan bir 84 -amino - asit peptididir. Serum kalsiyumunu, kemikten kalsiyum ve fosfat mobilizasyonuyla arttýrýr, kalsiyum böbrek tübüler rezorpsiyonunu arttýrýr, tübüler reabsorbsiyonu azaltýr, fosfat sekresyonunu arttýrýr ve fosfat üriye yükseltir. Vitamin D3&quot;ün hydroxylationunu stimüle eder ve ondan dolayý baðýrsaktan kalsiyum absorbsiyonunu arttýrýr. PTH osteoklastik kemik rezorpsiyonunu stimule eder.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KalsitoninTiroidde parafoliküler C hücrelerinde oluþturulan bir 32 - amino - asit peptididir. Hiperkalsemiye cevap olarak azalýr. Osteoklastik rezorpsiyonu azaltarak plasma calsiyumunu azaltýr. Böbreklerde kalsiyum rezorpsiyonunu, baðýrsaktan absorbsiyonu azaltýr. Ýnsan fizyolojisindeki tam rolü tartýþmalýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;METABOLÝK  KEMÝK  HASTALIKLARI&lt;br/&gt;HiperkalsemiTaným. Basit bir plasma tahlili, yükselmiþ plasma kalsiyumunun doðru ve devamlý bir hiperkalsemiyi göstermeyebileceðini kanýtlamýþtýr. Hakiki olmayan hiperkalsemi hiperlipidemili, myelomlu veya makroglobulinemili hastalarda yetersiz benzer teknikle teþhis edilebilir. Bütün bu durumlar, plasmanýn sývý ihtiva etmeyen kýsmýnda izafi expansiyonu yansýtan kalsiyum tahlil sonuçlarýný verir.&lt;br/&gt;Nedenler. Hiperkalsiyumun en fazla ortak nedenini malignensi (%55) ve primer hiperparatiroidizm içerir. Diðer nedenler böbrek diyalizi ve transportasyonu, sarkoidosis (etiyolojisi bilinmeyen kronik granülomatöz bir hastalýktýr), vitamin D&quot;nin fazlalýðý ve kötüye kullanýmý, milk alkali sendromu, immobilize Paget hastalýðý ve William&quot;s sendromu. Endokrin nedenler tirotoksikos, addison hastalýðý, akromegali, phaeochro-mocytoma VIPoma ve multiple endokrin neoplazmlar. Thiazide diüretikleri, lityum gibi ilaçlar ve ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi belgelenmiþ etiyolojisi belli olmayan faktörlerdir.&lt;br/&gt;Klinik belirtiler. Hiperkalsiyumlu hastalarýn  yaklaþýk %50&quot;si tamamen asemptomatiktir. Diðerleri polyüri, susuzluk, güçsüzlük ve halsizliði de kapsayan belirsiz ve non-spesifik semptomlara sahiptir. Kabýzlýk, iþtahsýzlýk, bulantý ve kusma gastroinfestinal semptomlardýr. Akut pankreatit veya peptit ülser oluþabilir. Depresyon, hiperkalseminin ortak bir psikiatrik belirtisidir fakat þaþkýnlýk, halisünasyonlar veya koma bile oluþabilir.&lt;br/&gt;Muskuloskeletal aðrý ve güçsüzlüðün nöromuscular transmisyon rahatsýzlýðýndan dolayý olduðu düþünülür ve bazen aþýrý reflex meydana gelir. Primer hiperparatroidizmli  hastalarýn %10&quot;nunda kistik kemik hastalýðý ve Brown tümörler bulunur.</description></item><item><title>PERÝODONTAL HASTALIKLARIN STATUSU VE YAÞLI ÝNSANLAR ÝÇÝN GEREKLÝ TEDAVÝLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?periodontal-hastaliklarin-statusu-ve-yasli-insanlar-icin-gerekli-tedaviler-346327.html</link><description>PERÝODONTAL HASTALIKLARIN STATUSU VE YAÞLI ÝNSANLAR ÝÇÝN GEREKLÝ TEDAVÝLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Endüstri geliþimini tamamlamýþ ülkelerde yaþlý diþ hekimlerinin sayýlarý hýzla artmaktadýr. Ve bu kiþilerin oral saðlýklarý ile ilgili epidemiyolojik bilgiler ýsrarla verilmelidir. Bu çalýþmamýz Helsinki Ageing Study (HAS) in bir parçasýdýr. Bu çalýþmamýzda Helsinki&quot;de yaþayan 1989 yýlý itibariyle 1904, 1909ve 1914 doðumlu yaþlý insanlarýn (n=175) periodontal saðlýk durumlarý ve dýþ periodontal tedaviye ihtiyacý olanlar incelenecektir.&lt;br/&gt;Bu çalýþmamýz Helsinkideki Diþ Hekimliði Fakültesinde 1990-1991 yýllarýndan beri yapýlmaktadýr. Hastalarýn periodontal saðlýk durumlarý (PITN community periodontal Index of teatment needs) metodu tarafýndan deðerlendirilmiþtir.  Çalýþmada  bulunan hastalarda erkeklerde 15,1 boylarýnda 14,0 ortalama diþ bulunmaktadýr. Saðlýklý periodontal dokular incelendiðinde çalýþmaya katýlan hastalardan sadece %7&quot; inde bulunmuþtur. Hst&quot;larýn %6&quot;ýnda &lt;br/&gt;Diþetlerinde kanama, %41&quot; inde diþ taþý veya restorasyonlarýn üzerlerinde artýk madde bulunmuþtur ki bu bulgu en kötü olanýdýr. Ayrýca %46&quot;ýnda derin periodontal cep vardýr, %35&quot;inde en az cep derinliði 4-5 cm&quot;dir. %11&quot;inde ve cep derinliði 6 cm&quot;den fazladýr. Ayrýca hastalarýn %93&quot;ünde oral hijyen konusu iken %87&quot;sinde scaling ve kisk planlamasý varken %11&quot;inde de komplex periodontal tedaviler uygulanmýþtýr. Erkeklere daha fazla periodontal tedavi uygulamak gerektiði saptanmýþtýr. Beklenildiðinden daha fazla komplex periodontal tedavi gerektiren hastalara rastlanmaktadýr. Bunu da þu þekilde açýklayabiliriz. Bir çok sayýda kayýp diþ vardýr ayrýca molarlarýn kayýp olmasý gösterilebilir. &lt;br/&gt;YAÞLI ÝNSANLARDAKÝ PERÝODONTAL HASTALIKLARIN PROGNOZUNU ETKÝLEYEN RÝSKLÝ FAKTÖRLER&lt;br/&gt;Bu çalýþmamýzdaki amacýmýz yaþlý bireylerde ki periodontal hastalýklarýn prognozunu etkileyen riskli faktörleri tanýmlamaktýr. Bu çalýþmaya 4542 adet 70 yaþýný aþmýþ azmýþ Nigata þehrinde ikamet eden, herhangi bir genel saðlýk problemi olmayan ve kendi günlük aktivitelerini ediðþtirmeyen insanlar katýlmýþtýr. Hastalarýn günlük sigara içimi, alkol kullanma durumlarý sorulan sorularla kaydedilir. Ayrýca o taçman seviyeleri ve hastalýk marker&quot;larýn serumdaki seviyeleri de kaydedilir. Periodontal hastalýðýn prognozunu deðerlendirilmesinde iki yýl süresince tek veya çift çift taraflý ataçman kaybý 3 mm&quot;den fazla olan hastalar dikkate alýnmýþtýr. 394 hasta bunlardan 208 erkek, 186&quot;ý bayandýr ve bunlarýn hepsinin ataçman seviyeleri incelenmiþtir. &lt;br/&gt;Bu hastalarýn yaklaþýk %75&quot;inde 2 yýl süresince ilave ataçman kaybý tespit edilmiþtir. Yapýlan araþtýrmalar sonucunda ilave ataçman kaybý ile sigara tüketimi arasýnda bir iliþki bulunmuþtur. Bunun sonucunda anlaþýlmýþtýr ki yaþlý ve sigara içen hastalarda 6mm&quot;lik ataçman kaybý olanlarda sigara tüketimi ilave ataçman kayýplarýna neden olmaktadýr. &lt;br/&gt;Yaþlý insanlarda mosticatory (çiðneme) fonksiyonun korumasý ile ilerlemesi hastanýn sosyal yaþamý ve iyi bir  fiziðe baðlýdýr. Þu çok iyi bilinmelidir ki bir çok ülkede yaþlý insanlarda yüksek oranlarda diþsizlik söz konusudur. Ve diþ hekimleri de yaþlý hastalarda çok az sayýda diþin fonx. Gördüðünü bildirmiþlerdir.Periodontal hastalýklarýn pragnozunun deðerlendirilmesinde; hastalarýn hangi diþlerinin sýrayla kaybedildiðini öðrenilmesi ve kaydedilmesi gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaþlý insanlarda periodontal yýkým sýk sýk tekrarlar bunun ana nedeni batý toplumunda yaþayanlarda ilk 5 diþten komþu bir tanesinin kaybýdýr. Ayrýca diþ çekimlerinin %40&quot;ýda neden olmaktadýr. National Pothfinder Swrvey&quot;e göre 1999 yýlýnda yapýlan çalýþmaya göre aponyada yaþayan yaþlý insanlarýn %70&quot;i periodontal hastalýklarýn prognozu hakkýnda tecrübe kazanmýþtýr. Hastalýklarýn ilerlemesinde risk faktörlerinin karakteristik özellikleri söz konusudur. Periodontal hastalýklarýn prognozunun iyi deðerlendirilmesi için risk faktörlerinin uzun süreli çalýþmalar yapmak gerekir. Bu çalýþmalar sonucunda periodontal hastalýklarýn prognozunnu etkileyen riskli etkenler; yaþ, sigaratüketimi ve periodont</description></item><item><title>ANTÝSEPTÝK DEZENFEKTANLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?antiseptik-dezenfektanlar-439991.html</link><description>Antiseptik Dezenfektanlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Antiseptik dezenfektanlar modern diþ hekimliði pratiðinde önemli rol oynar. Diþ hekiminin ellerinin temizlenmesi, kullandýðý aletlerin sterilize edilmesi açýsýndan önem taþýmaktadýr.&lt;br/&gt;Her ne kadar steril eldivenler kullanýlmakta ise de eldivenler asla el yýkamak yerine kullanýlmamaktadýr Eldiven giymeden önce ve sonra eller mutlaÂ¬ka yýkanmalýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;El Yýkama mikroorganizmalarýn ve kirin mekaÂ¬nik olarak ortadan kaldýrýlmasýdýr. Hasta Bakým süresince saðlýk personeli, hemþire kontamine olmuþ pek çok objeye dokunur. Eðer ellerini yýkamaz ise hastalýðýn yayýlmasýnda rol oynamýþ olur. El yýkamada sabun, deterjan, su kullanýlýr. Tatlý su ile kullanýlan sabun çok deðerli bir temizleme maddesiÂ¬dir. deterjanlar her türlü su ve ýsýda kolaylýkla köpürürler. Ellerin birçok halde yýkanmasý gerekir. Ellerin yýkanmasýnda süre önemlidir (en az 2.5 dakika). Ellerin köpürtülüp ovularak su, sabunla yýkanÂ¬masý geçici bakterilerin çoðunun giderilmesi için yeterlidir.. Eðitimde ayrýca el yýkama teknik ve þekileri üzerinde durulmalýdýr.&lt;br/&gt;Dezenfektan&lt;br/&gt;Hastalýk jermlerini (hastalýk etkeni mikroÂ¬organizma) canlý organizma dýþýnda öldüren kimyasal maddelere verilen isimdir.&lt;br/&gt;Cerr;ýhi malzeme, hastanýn çevresi, kullandýðý eþyalar veya vücuttan atýlan cansýz maddeler, feçes, idrar, balgam, akýntýlara uygýýlanarak kullanýlan antimikrobik ilaçlardýr. Antiseptik dezenfektanlara, bakterisid olsun olmasýn jermisid adý verilir (Tablo 19-2).&lt;br/&gt;Antiseptik&lt;br/&gt;Mikroorganizmalarý canlý organizmada öldürerek veya üremelerini durdurarak zararsýz hale koyan maddelerdir (Tablo 59-1,3)&lt;br/&gt;Bakterisit ve jermisid&lt;br/&gt;Bakteri öldüren maddelerdir.&lt;br/&gt;Virusid&lt;br/&gt;Virüs enfeksiyonlarýna karþý kullanýlan maddeÂ¬lerdir.&lt;br/&gt;Antiseptik ilaçlarýn belli baþlý kullanýlýþ yerleri;&lt;br/&gt;(i) cilt enfeksiyonlarýnýn tedavisi,&lt;br/&gt;(ii) yara, kesik, sýyrýklarda enfeksiyonun önlenmesi, hu lezyonlarda, enfeksiyon geliþmiþse bunun tedavisi,&lt;br/&gt;(iii) vücut yüzeyine yakýn mukozalý boþluklarda (aðýz, burun, vajina) geliþen enfeksiyonlaÂ¬rýn profilaksi ve tedavisi,&lt;br/&gt;(iv) cerrahi giriþim yapýlan alanda cildin mikÂ¬roplardan temizlenmesi.&lt;br/&gt;Bakterisid ve bakteriostatik maddelerin tesir mekanizmalarý&lt;br/&gt;Tesirin baþlamasý ani veya progresif olur. Sonucu bakýmýndan da reversibl veya irrever-sibl etkilidir.&lt;br/&gt;Deðiþik yollardan etkilidirler. Dezenfektanlar bakteri yüzeyine adsorbe olurlar, Burada tutulurlar veya hücre membranýndan diffüze olarak Hücresi toplazmasýna girerler. Burada enzim sistemleriyle reaksiyona girerler. Mikroorganizma önce kendini müdafaya kalkýþýr fakat sonra dezenfektanýn yoðunluðu arttýkça, hücrenin çoðalma yeteneði durur (hakteriÂ¬ostatik). Normal metabolizmanýn inhibisyonu ile litik (erime) reaksiyonlar baþlar, sonuçta normal meÂ¬tabolizma artýk geri gelemez {bakterisiti etki).&lt;br/&gt;Dezenfektanlarýn deðiþik tesir mekanizmalarýna örnekler&lt;br/&gt;(i) Fenoller, protoplazmaya koagüle eder, bu ne &lt;br/&gt;denden enzimler bozulur.&lt;br/&gt;(ii) Bazý aðýr metaller enzimlerin sülfidril gruplarýný baðlar (civa).&lt;br/&gt;(iii) Bazý dezenfektanlar hücrenin çoðalmasý için gerekli olan metabolitlerin sentezini bozar.&lt;br/&gt;(iv) Bazýlarý ise, hücre membranýnýn permeabilitesini bozarlar (kuaterner amonyum bikleþikleri).&lt;br/&gt;(v) Akridin boyalarýnýn etkileri iyonizasyon derecelerine baðlýdýr. Bunlarýn katyonlarý solunum enzimlerim bozar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Etkide Rol Oynayan Diðer Faktörler&lt;br/&gt;1. Konsantrasyon&lt;br/&gt;Antiseptiðin tesir ettiði konsantrasyon&lt;br/&gt;önemlidir. Yüksek konsantrasyonda tesirli&lt;br/&gt;olan dezenfektanlarýn organizmaya zararlý&lt;br/&gt;etkileri vardýr.&lt;br/&gt;Bu nedenle düþük konsantrasyonda (tesir edenler, yüksek konsantrasyonda etki edenlerden daha üstündür. Örneðin fenolün %1 solüsyonu bakterilerin birçoðunu birkaç dakikada öldürür. % 0.2den aþaðý solüsyonlarý ise hemen hemen tesirsizdir.&lt;br/&gt;Süblime ise binde bir konsantrasyonda tesirlidir, dilüsyon artýrýlýnca dezenfeksyon hýzý azalýr. Fakat 1:100 000 de bile tesirlidir. Bu nedenle süblime fenol bileþiklerine göre daha etkili antiseptiktir, aktivite açýsýndan daha üstündür.&lt;br/&gt;*&lt;br/&gt;2. Tesir hýzý&lt;br/&gt;Bakteriyi öldürme hýzýdýr&lt;br/&gt;Cýva tuzlarý yüksek konsantras</description></item><item><title>ENDODONTÝK FLORANIN PATOJENÝTESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?endodontik-floranin-patojenitesi-436991.html</link><description>ENDODONTÝK FLORANIN PATOJENÝTESÝ&lt;br/&gt;Aðýz mikroflorasýnda bulunan mikroorganizmalarýn pek çoðu kök kanallarýnda da vardýr ve bunlar periapikal iltihabý baþlatacak kapasitedirler. Bu nedenle patojen olarak düþünülürler. Maymunlarýn diþlerine mikroorganizmalar tek tek veya karýþýk olarak aþýlandýklarýnda periapikal ihtihap yaparlar. Ayrý ayrý türler kanallara konduðunda nispeten hafif periapikal reaksiyon ve küçük lezyon oluþur; halbuki karýþýk bakteriler konduðunda daha ciddi periapikal reaksiyonlar olur. Örnek olarak &quot;Prevotella Oralis&quot; kanala konduðunda tek baþýna canlý kalamaz; halbuki diðer bakterilerle birlikte kanala aþýlanýrsa, canlý kalýr.&lt;br/&gt;Fakültatif anaerob streptokok olan &quot;Enterococus faecalis&quot; ve &quot;Streptococcus milleri&quot; saf kültür olarak kanallara aþýlandýklarýnda canlý kalabilirler. Fakat zayýf bir periapikal reaksiyona neden olurlar. Bunlar, kök kanalý florasýnýn patojenitesi için minerjizmin önemli olduðunu gösterir.&lt;br/&gt;Kanal ekolojisinde oksijen ve oksijen mahsulleri önemli bir rol oynar. Zamanla, oksijen saðlanmasý olanaklarý azaldýðý için fakültatif bakterilerin sayýsý azalýrken anaerob bakterilerin sayýsý artar.&lt;br/&gt;Kök kanallarýnda bulunan mikroflora karýþýktýr ve anaeroblar hakimdir. Kök kanalýna gelinceye kadar kat ettikleri yola göre flora deðiþir. Derin dentin çürüklerinin altýndaki endodontik mirkoflora çürüklerdekine benzer. Streptodcoccus, Actinomyces, lactobocillus, Propionibacterium, Eubacterium, Veillonella ve peptostreptococcus, en çok bulun bakterilerdir.&lt;br/&gt;Travma etkisiyle pulpasý nekroz olmuþ fakat pulpa odasý açýlmamýþ diþlerde Gram nefatif bakteriler üstün sayýda bulunur.&lt;br/&gt;Pulpa odasý açýk olan diþlerle kapalý olan diþlerin mikroflorasý arasýnda bir fark olacaðý düþünülür. Kapalý bir kanalda mikrofloraya anaeroblar hakimdir. Kanala zamanla dýþarýdan oksijen geldikçe, mikroflora yavaþ yavaþ deðiþir.&lt;br/&gt;Endodontik mikrofloranýn deðiþmesinde diðer bir faktör klinik belirtilerin var olup olmamasýdýr. Klinik belirtiler, kanaldaki mikrofloraya baðlýdýr. Semptomlu diþlerde kanallarda Streptokok, Laktobasil ve Aktinomices&quot;ler en çok bulunur. Aðrý gibi klinik semptom varsa, &quot;Peptostreptococcus&quot; ve özellikle bazý Gram-negatif siyah-pigmentli bakteri (Prevotella ve Porphromonas) pulpa ve periapikal iltihabi lezyonlarda önemli bir rol oynar.&lt;br/&gt;Gram-negatif bakterilerde &quot;endotoxin&quot; vardýr; endotoksin hücre dýþ zarýnýn yapýsýndaki bir maddedir ve bir &quot;lipopolysaccharide&quot; kompleksidir. Endotoksin ya geliþmekte olan organizmalarýn &quot;visicles&quot;lerinin içinde salgýlanýr veya bu organizmalar öldükten sonra açýða çýkar. Endotoksin birçok biyolojik aktiviteye neden olur; ateþ, Schwartzman reaksiyonu, stitoksisite, kanýn pýhtýlaþmasý ve &quot;fibrinolysis&quot;.&lt;br/&gt;Anaerob Streptokok ve bakteroides türleri granülomlara kýyasla nekroze pulpalý ve cerahatli diþlerden daha fazla oranda bulunmuþtur. Az veya fazla olmasý önemli deðil, önemli olan nekroze pulpalý periapikal lezyonlu ve cerahatli diþlerden elde edilenlerle granülomlardan elde edilenlerin kalite olarak ayný bulunmalarýdýr. Bu sonuç, nekroze pulpalardaki canlý bakterilerin periapikal dokulara yayýlarak koloniler oluþturduklarý ve böylece kronik bir iltihabi reaksiyona neden olduklarýný gösterir.&lt;br/&gt;&quot;The black-pigmented Bacteroides&quot; siyah pigmentl ibakteroidesler endodontik infeksiyonlarda en çok bulunan mikroorganizmalardýr. Bakteroidesler bugün sekiz ayrý gruba bölünmüþlerdir.&lt;br/&gt;B.Asaccharolyticus, B.Corporis, B.Denticola, B.Endodontalis, B.Gingivalis, B.Intermedius, B.Melanoninogenicus ve B.Loeschei. bu organizmalar þiddetli ve çabuk yayýlan apse hasýl ederler. B.Intermedius ve B.Endodontalis lokalize apse yaparlar. Daha sonra bunlar Porphyromonas (gingivalis ve endodontalis) ve Prevotella (melaninogenica ve intermedia) olarak sýnýflandýrýlmýþtýr.&lt;br/&gt;Apikal bölgede olan cerahatli inflamasyonkök kanalýnýn içindeki bakterilerin spesifik karýþýmlarýyla oluþur; böyle karýþýmlarda mutlaka &quot;Prevotella intermedia&quot; veya &quot;Prevotella endodontalis&quot; bulunur. Bunlarýn da tam patojen etki yapabilmeleri için</description></item><item><title>KIRIK DÝÞLERÝN YENÝDEN YAPIÞTIRILMASI (OLGU BÝLDÝRÝMÝ)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kirik-dislerin-yeniden-yapistirilmasi-(olgu-bildirimi)-455916.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalýþmada, reataçman tekniði ile tedavisi yapýlan iki adet kron kýrýðý olgusu sunulmuþtur. Birinci olguda, 56 yaþýndaki bir erkek hasta, sað üst santral diþinin 1/3 insizal kýsmýndaki kýrýk þikayeti ile kliniðimize baþvurdu. Klinik muayenede diþin vital olduðu tespit edildi. Radyografik muayenede kökte ve ilgili alveol kemiðinde herhangi bir patolojiye rastlanmadý. Ayný seansta, aeretör ile çalýþan elmas frezle kýrýk mine parçalarýna bizotaj yapýldý. Kýrýk kron parçasýndaki dentin, aðýzda kalan diþ parçasýndaki dentine cam iyonomer simanla yapýþtýrýldý. Daha sonra mine boþluðu akýcý kompozit ile dolduruldu. Birinci yýlýn sonunda, klinik ve radyografik olarak, diþ sert dokularýn ve periodonsiyumun estetik ve fonksiyonel açýdan kabul edilebilir sýnýrlarda olduðu tespit edildi. Ýkinci vakada 21 yaþýndaki bir erkek hasta üst sað santral diþinde oluþan kýrýk nedeni ile kliniðimize baþvurdu. Hastanýn intraoral muayenesinde kýrýk hattýnýn yaklaþýk mine-sement seviyesinde olduðu ve pulpa boþluðunu içine aldýðý görüldü. Aðýzda kalan diþ parçasýnýn nonvital olduðu ve mobilite göstermediði tespit edildi. Kök kanal tedavisi güta perka ve diaket ile yapýldý. Bir hafta sonra bir titanyum post kök kanalýna cam iyonomer siman ile yapýþtýrýldý. Daha sonra bizote edilen ve asit uygulanan kýrýk diþ ve kron parçasý, bonding materyal ve kompozit rezin kullanýlarak yapýþtýrýldý. Radyografi alýnarak yapýþtýrýlan kýrýk kron parçasýnýn kalan diþ parçasý ile uyumu kontrol edildi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anahtar kelimeler: Reataçman, Kýrýk diþ parçalarý, Cam iyonomer siman, Kompozit rezin, Post&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;In this study, two crown fracture cases are presented which was treated with the reattachment technique. In the first case, a 56-year-old man, whose maxillary right incisor was fractured incisal 1/3, urgently attended to our clinic. Examination showed that the tooth was vital and radiograph revealed no fractures of the root or alveolar process. At the same visit, a bevel was placed around</description></item><item><title>PERÝODONTÝTÝS TEDAVÝSÝNDE SUBGÝNGÝVAL KÜRETAJ VE FLAP OPERASYONUNUN POST-OPERATÝF ETKÝNLÝKLERÝNÝN KARÞILAÞTIRMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?periodontitis-tedavisinde-subgingival-kuretaj-ve-flap-operasyonunun-postoperatif-etkinliklerinin-karsilastirmasi-385322.html</link><description>PERÝODONTÝTÝS TEDAVÝSÝNDE SUBGÝNGÝVAL KÜRETAJ VE FLAP OPERASYONUNUN POST-OPERATÝF ETKÝNLÝKLERÝNÝN KARÞILAÞTIRMASI&lt;br/&gt;      PERÝODONTÝTÝS TEDAVÝSÝNDE SUBGÝNGÝVAL KÜRETAJ VE FLEP OPERASYONUNUN ETKÝNLÝÐÝNÝN KARÞILAÞTIRILMASI&lt;br/&gt;        &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Periodontitis , geliþiminde mikrobiyal dental plaðýn rol oynadýðý , diþetinde baþlayan deðiþikliklerin derin periodontal dokulara yansýdýðý bir hastalýktýr. Periodontitis öncesinde gingivitis de geliþir. Ancak her gingivitis olgusu periodontitise dönüþmez. Dönüþümünde bazý faktörlerin etkili olduðu bilinmektedir. &lt;br/&gt;Birincisi plak florasýndaki deðiþikliklerdir. Koklarýn ve düz çubuklarýn yerini spiroketler ve haraketli mikroorganizmalar alýr. Ayný zamanda bað dokusundaki iltihabi komponentle de deðiþir. Gingivitiste lenfositler baskýnken iltihap ilerledikçe plazma ve mast hücreleri baskýn hale gelir. Ýkinci olarak ta immün sistemdeki deðiþiklikler etkilidir. Ýmmün sistemde varolan ya da sonradan kazanýlan bir takým dðiþiklikler konak cevabýný deðiþtirerek doku yýkýmýna neden olur. Gingivitiste T lenfositler baskýnken periodontitiste B lenfositler baskýndýr.&lt;br/&gt;Genelde yavaþ ilerleyen kronik bir hastalýk olarak kabul edilmektedir. Ýlerleme hýzý günlerle ifade edilmez. Ancak hastalýðýn deðiþik formlarý vardýr ve ilerleme hýzlarý farklýlýk gösterir. Hastalýk devamý olduðu gingivitisin klinik özelliklerini taþýmaktadýr. Diþetinde hiperemi , kanama , þekil bozukluðu , gingival sulkus derinliðinde artýþ , diþetinde ödem mevcuttur. Hatta þiddetleri bir miktar artmýþ olabilir. Gingivitisteki klinik bulgulardan en büyük farklýlýk diþetinin diþe daha apikalde tutunmasýdýr. Cep derinliði artmýþtýr. Ayrýca diþetinde zaman zaman fibrozis gözlenebilir. Bað dokusundaki fibröz eleman artýþýna baðlý olarak diþeti normal veya saðlýklýya yakýn bir renk kazanabilir. Diþetindeki form deðiþikliði belirgindir ve býçak sýrtý formunu kaybeder. Hastalýk derin dokulara yayýldýðý için alveolar kemikte rezorbsiyon  vardýr. Kemikteki rezorbsiyon cep derinliðindek</description></item><item><title>FERRÝC SÜLFAT SÜT DÝÞLERÝNDE PULPATOMÝ AJANI OLARAK KULLANMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ferric-sulfat-sut-dislerinde-pulpatomi-ajani-olarak-kullanma-381383.html</link><description>FERRÝC SÜLFAT SÜT DÝÞLERÝNDE PULPATOMÝ AJANI OLARAK KULLANMA&lt;br/&gt;20 AYLIK KLÝNÝK GÖZLEM&lt;br/&gt;70 tane 3 - 6 yaþ arasý çocuklarýn süt azýlarý çürükle expoze olmuþ, semptom vermiyorlar ve kök rezorbsiyonlarý yok, bu çocuklarýn süt azýlarý konvansiyonel pulpatomi prosödürleriyle) tedavi ediliyorlar. Ferric sülfatýn % 15,5 lik solusyonu (35 diþe 15 saniye uygulanýyor) ve formokrezol solusyonu (Buckley formulü Prosedurüne göre diðer 35 diþe 5 dk uygulanýr). Her iki gruptada kanal aðýzlarý ZOE&quot;le kapatýlýyor. Daimi restorasyonlarý paslanmaz çelik kuron&quot;dan yapýlýyor. Her 3 ayda klinik ve radyografik olarak kontrol ediliyor. (20 ay boyunca) Bu periyod için klinik baþarý oraný % 100 olarak belirlenmiþ. Radyografik baþarý oraný ise her iki gruptada % 97,2, % 2.8 inde ise köklerinde internal rezorbsiyon görülmüþ. Bu sonuçlara dayanarak ferric sülfatý formokre zol&quot;ün  yerine pulpatomi ajaný olarak kullanalabiliriz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6 yaþ altý çocuklarda süt azýlarýnda en sýk kullanýlan yöntem, pulpatomi tedavisidir. Pulpatomi tedavisi; Kalan kök pulpasý üzerine bir ilaç sürerek pulpa dokusunun iyileþmesini desteklemek ve diþin normal fizyolojisine devam etmesini saðlamaktýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ranly  e göre süt azýlarý üzerindeki pulpatomi tedavisi 3 çizgi üzerinde ilerler. Devitalize etme formokrozol ile ve elektrokotorizasyon ile, konservasyon (koruma) Gluteraldehite yada ferric sülfat ile, Yenileme Kalsiyum hidroksitle. Süt diþlerinde kaplama materyalý olarak kalsiyum hidroksit düþük klinik baþarý oranýndan dolayý pek kullanýlmaz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýdeal pulpa kaplama materyali henüz bulunamamýþ 1904&quot;te sunumundan  beri üzerinde en çok çalýþýlan  materyal   formokrezol&quot;dur. Buna ilave olarak bu materyalin diþ hekimliðinde kullanýlmasýnýn karþýsýnda olanlar da vardýr. Son zamanlarda araþtýrýcýlar þayet ferric sülfatý geliþtirelebilirse diþ hekimliðinde kullanýlabilecek önemli bir materyal olacaðýna dikkat çekmiþlerdir. Hala en çok kullanýlan pulpatomi ajaný pediatri hekimleri içinde ve standartlar dahilinde  karþýlaþtýrýlmakta ve bu ajanda formokrezoldur. Henüz pediatri hekim otorlerini ikna etmeye yeterli bir alternatif ilaç bulunamadýðý için. Ferric sülfat, pulpa kanallarý üzerinde metal-protein çökelimi gerçekleþtirerek daha derinlere irritan ajanlarýn ilerlemesini engelleyerek bir bariyer görevi yaptýðý ve non-toxic olduðu için pulpatomi ajaný olarak öneriliyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýlk çalýþmalar %15,5&quot;lik ferric sülfat ile furmokrezolün (standart 5dk) insan süt diþlerinde pulpatomi tedevisinde 20 aylýk klinik ve radyografik olarak karþýlaþtýrýlmasý yönünde oldu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MATERYALLER VE METODLAR&lt;br/&gt;3-6 yaþ arasý, 24 erkek ve 46 diþi 70 çocuk 2 eþit gruba ayrýlýr. Bu çocuklar geniþ  çürük lezyonlarýna sahiptirler. Diþlerin seçimindeki  kriterler fuks&quot;un önerisine göre&lt;br/&gt;1- Büyük çürük lezyonlarýan sahip ancak restore edilebilir diþler&lt;br/&gt;2- Spantan aðrý olmamalý&lt;br/&gt;3- Köklerin 2/3&quot;ü hala duruyor.&lt;br/&gt;4- Köklerde internal rezorbsiyon ya da diðer rezorbsiyon çeþitleri görülmeyecek &lt;br/&gt;5- Amputasyonlu sahalarda kanama kontrolü kolay olmalý</description></item><item><title>ÇOCUKLANRIN ÖN DÝÞLERÝNDE MEYDANA GELEN ZEDELENMELERÝN TEDAVÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklanrin-on-dislerinde-meydana-gelen-zedelenmelerin-tedavisi-363746.html</link><description>ÇOCUKLANRIN ÖN DÝÞLERÝNDE MEYDANA GELEN ZEDELENMELERÝN TEDAVÝSÝ&lt;br/&gt;Ön diþlerin çeþitli kazalar sonucu direkt veya indirekt travmalardan dolayý kýrýlmasý, gerek çocuk gerekse ebeveyn üzerinde kötü psikolojik tesir meydana getirir. Ön diþlerdeki kýrýklar özellikle miks dentisyondaki çocuklarda, özel bir tedaviyi gerektiren durumlardýr. Travma sonucu en çok kýrýlan diþler, üst kesicilerin ileri itimde bulunduðu çocuklardýr. Bu nedenle koruyucu olarak iki yol izlenebilir: &lt;br/&gt;1-Üst ileri itimi olan çocuklarda spor yaparken ya da oyun arasýnda &quot;mouth guard&quot; adý verilen plastik ya da akrilik aðýz koruyucularýnýn kullanýlmasý,&lt;br/&gt;2-Ortodontik tedaviye olabilecek en erken zamanda baþlayarak üst ileri itimin düzeltilmesidir.&lt;br/&gt;Çocuklarda süt ön diþ yaralanmalarýna en çok rastlanan yaþlar 1-3 yaþ arasýnda deðiþmektedir (Schreiber ve Lavna göre 1,5-2,5 yaþ arasý),  kýzlarda ise 18-36 aylar arasýnda bulunmuþtur.&lt;br/&gt;Mikst dentisyon döneminde ise erkeklerde 9-10, kýzlarda 7 yaþda arttýðý belirtilmiþtir.&lt;br/&gt;Üst diþler, alt diþlere göre daha sýk yaralanmaktadýr. Kýrýlan veya disloke olan diþlerde zaman önemli bir faktördür ve acil tedavi gerekir.&lt;br/&gt;I-Anamnez ve linik Muayene&lt;br/&gt;   I-Anamnezde göz önünde bulundurulacak hususlar:&lt;br/&gt;a.Hastanýn adý, soyadý, adresi, ebeveynleri &lt;br/&gt;b.Hastanýn Yaþý &lt;br/&gt;c.Kazanýn nasýl, ne zaman ve nerede olduðu&lt;br/&gt;d.Varsa daha önce zedelenmiþ diþleri&lt;br/&gt;e.Çocuðun geçmiþ medikal anamnezi&lt;br/&gt;f.Subjektif þikayetleri: 1- Isýrmada hassasiyet&lt;br/&gt;2- Sýcak-soðuða hassasiyet&lt;br/&gt;3- Temasta hassasiyet&lt;br/&gt;II-Klinik Muayene&lt;br/&gt;     1-Yumuþak dokunun deðerlendirilmesi&lt;br/&gt;a.Genel &lt;br/&gt;b.Lokalize (yanak ve dudaklarýn vestibuler mukozasý, gingival dokunun zedelenmesi ve benzeri).          &lt;br/&gt;Yumuþak dokularda lacerasyon, hemoraji veya þiþlik olup olmadýðý. Ekstraoral muayenede: dudak ve yüzde herhangi bir ezik, kesik, þiþ, ekimoz ve kanama olup olmadýðý saptanýr. Ýntraoral muayenede gingiva ve diþler iyice muayene edilirler.&lt;br/&gt;       2-Sert dokunun deðerlendirilmesi&lt;br/&gt;        Koronal kýrýðýn tipi ve büyüklüðü, diþin tamamen veya kýsmen disloke olup olmadýðý. Pulpada bir ekspozisyon olup olmadýðý. Alveoler kýrýk, renk deðiþtirme, okluzal problemler.&lt;br/&gt;         3-Röntgen tetkiki&lt;br/&gt;1-Kök kýrýðý olup olmadýðý için&lt;br/&gt;2-Koronal kýrýðýn pulpaya yakýnlýðý için&lt;br/&gt;3-Apeksin kapanýp kapanmadýðýný kontrol için&lt;br/&gt;4-Muhtemel bir kemik içi patoloji için&lt;br/&gt;5-Yabancý cisim mevcudiyeti&lt;br/&gt;6-Çene fraktürü&lt;br/&gt;7-Ýleride elde olunacak röntgenler için mukayese için&lt;br/&gt;                      4-Mobilite testi&lt;br/&gt;           5-Vitalite veya sýcak soðuk testi&lt;br/&gt;              Travmayý hemen takiben yapýlan vitalite testlerinde menfi cevap alýnabilir. Bu pulpanýn þokta bulunmasý nedeni ile olabilir. Birkaç hafta sonra yapýlan vitalite testlerinde vitaliteler kýsmen kazanýlmýþ veya kýsmi nekroz oluþmuþ olabilir. Deðerlendirmelerde travmaya uðramamýþ eþ deðer diþin vitalite testine verdiði cevap da çok önemlidir.&lt;br/&gt;Diþ üzerine gelen direkt bir travma diþin alveol kemiðinin karþýt gelen kýsmýnda sýkýþmasýna neticede periodontitis hali meydana getirmesine yol açar. Bu gibi durumlarda röntgende bilhassa aþýrý tazyik alan alveol kýsmýnda bir kalýnlaþma olur. Periodontitis nedeniyle diþ çiðneme veya temasa hassastýr, hasta diþin uzamasý þeklinde bir his duyabilir. Travmayý takiben apikal sahadaki kan duvarlarýnýn zedelenmesine baðlý olarak eripikal bir hematom görülebilir. Bu hemotom röntgende yarým ay þeklinde radiolüsens bir görünüm verir. Periodonsium ve pulpa zamanla normal durumlarýna dönebilirler. Eðer travma aþýrý olmuþsa, eripikal kýsýmda pulpayý besleyen damarlar týkanabilir, pulpitis ve nekroz oluþur. Travma ayný zamanda pulpa içi hem atom ve ödeme yol açýlabilir, bu durumda yavaþ yavaþ nekroz oluþur. Travma sonucu renk deðiþtirmiþ her diþ vitalitesini kaybetmiþ demek deðildir. Pulpa içi kanamalarda da renklenmeleri olabilir.&lt;br/&gt;Ön diþlerde meydana gelen zedelenmeleri çeþitli yazarlar sýnýflara ayýrmýþlardýr. Bunlardan Ellis&quot;e göre þöyledir:&lt;br/&gt;1-Kronun basit fraktürü (Mine)&lt;br/&gt;2-Kronun aþýrý kýrýlmasý (Mine ve Dentin)&lt;br/&gt;3-Kronun aþýrý kýrýlmasý (Mine, dentin, pulpa expoze)</description></item></channel></rss>