<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Dilbilim - Türkiye'nin veri bankasý</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Haklarý saklýdýr.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankasý - Dilbilim</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>ÝRREGULLAR VERBS (DÜZENSÝZ FÝÝLLER)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?irregullar-verbs-(duzensiz-fiiller)-392154.html</link><description>ÝRREGUlLAR  VERBS (DÜZENSÝZ  FÝÝLLER)&lt;br/&gt;ÜÇ ÞEKLÝ DE AYNI OLAN DÜZENSÝZ  FÝÝLLER&lt;br/&gt;   Present:                Anlam                                Past:                        Past Participle&lt;br/&gt; BurstPatlamak Burst Burst&lt;br/&gt;CostMal olmakCostCost&lt;br/&gt;CutKesmekCutCut&lt;br/&gt;HitVurmak,çarpmak HitHit&lt;br/&gt;HurtYaralamak,incitmekHurtHurt&lt;br/&gt;LetÝzin vermekLetLet&lt;br/&gt;PutKoymak,yerleþtirmekPutPut&lt;br/&gt;QuitTerk etmek,býrakmakQuitQuit&lt;br/&gt;ReadOkumakReadRead&lt;br/&gt;SetDüzenlemek,kurmakSetSet&lt;br/&gt;ShutKapatmakShutShut&lt;br/&gt;SplitBölmek,ayýrmakSplitSplit&lt;br/&gt;SpreadSermek,yaymakSpreadSpread&lt;br/&gt;WetIslatmakWetWet&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝKÝNCÝ  VE  ÜÇÜNCÜ  ÞEKLÝ AYNI OLAN DÜZENSÝZ  FÝÝLLER&lt;br/&gt;   Present:                Anlam                                Past:                        Past Participle&lt;br/&gt;BendBükmek,eðmekBentBent&lt;br/&gt;BleedKanamakBledBled&lt;br/&gt;BringGetirmekBroughtBrought&lt;br/&gt;BuildÝnþa  etmekBuiltBuilt&lt;br/&gt;BurnYakmak,yanmakBurntBurnt&lt;br/&gt;BuySatýn  almakBoughtBought&lt;br/&gt;CatchYakalamakCaughtCaught&lt;br/&gt;DealÝlgilenmekDealtDealt&lt;br/&gt;DigKazmakDugDug&lt;br/&gt;DreamRüya  görmekDreamtDreamt&lt;br/&gt;FeedBeslemekFetFet&lt;br/&gt;FightSavaþmak,kavga etmekFoughtFought&lt;br/&gt;GetAlmakGotGot&lt;br/&gt;HangAsmak,sarkmakHungHung&lt;br/&gt;HaveSahip,olmak,yemekHadHad&lt;br/&gt;HearÝþitmekHeardHeard&lt;br/&gt;HoldTutmakHeldHeld&lt;br/&gt;KeepKorumak,tutmakKeptKept&lt;br/&gt;LaySermek,yatýrmakLaidLaid&lt;br/&gt;LeadYol göstermekLedLed&lt;br/&gt;learnÖðrenmekLearnLearn&lt;br/&gt;LeaveBýrakmak,ayrýlmakLeftLeft&lt;br/&gt;LendÖdünç  vermekLentLent&lt;br/&gt;LiðhtYakmak,aydýnlatmakLitLit&lt;br/&gt;LoseKaybetmekLostLost&lt;br/&gt;MakeYapmakMadeMade&lt;br/&gt;MeanDemek istemekMeantMeant&lt;br/&gt;MeetKarþýlamak,tanýþmakMetMet&lt;br/&gt;PayÖdemekPaidPaid&lt;br/&gt;SayDemek,söylemekSaidSaid&lt;br/&gt;SellSatmakSoldSold&lt;br/&gt;SendGöndermekSentSent&lt;br/&gt;ShineParlamakShoneShone&lt;br/&gt;ShootVurmakShotShot&lt;br/&gt;SitOturmakSatSat&lt;br/&gt;SleepUyumakSleptSlept&lt;br/&gt;SmeelKoklamakSmeltSmelt&lt;br/&gt;SpeedHýzlandýrmakSpedSped&lt;br/&gt;SpellHecelemekSpeltSpelt&lt;br/&gt;SpendHarcamakSpentSpent&lt;br/&gt;SpillDökmek,dökü</description></item><item><title>KÜÇÜK ASYA - CHARLES TEXIER ADLI ESERÝN III. CÝLDÝNÝN 146-284 NOLU SAYFALARININ TRANSKRÝPSÝYONLA ÇEVÝRÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kucuk-asya-charles-texier-adli-eserin-iii.-cildinin-146284-nolu-sayfalarinin-transkripsiyonla-cevirisi-395516.html</link><description>SEKÝZÝNCÝ KÝTAP&lt;br/&gt;Yazýlý Ka Ö Pont- Uksan Sahilini Dolaþma&lt;br/&gt;Paflagon Sinob &amp;#8211; Amosteris Herakle&lt;br/&gt;DOKUZUNCU KÝTAB&lt;br/&gt;&quot;Karya- Ukaoni- Ýsurri&quot;&lt;br/&gt;Kayralýlarýn Menþei&lt;br/&gt;Kayra Krallarý &amp;#8211; Sülalesi&lt;br/&gt;Halikarnas&lt;br/&gt;Musul&quot;un Türbesi&lt;br/&gt;Yasas ( Ýassus )&lt;br/&gt;Duvarlar&lt;br/&gt;Þehrin için&lt;br/&gt;Kabristan&lt;br/&gt;Büyük Duvarlar&lt;br/&gt;Lisya&lt;br/&gt;Lisi Ahalisi-Abideleri&lt;br/&gt;Lisi Lisaný&lt;br/&gt;Telmisus - Makri&lt;br/&gt;Mezarlar&lt;br/&gt;Makri&lt;br/&gt;Ksantos- Vadisindeki Lisi Þehirleri&lt;br/&gt;Ksantos- Arna- Tulus- Davar&lt;br/&gt;Pinera- Minara&lt;br/&gt;Sidima- Karakus- Kadiyonda&lt;br/&gt;Patora- Fenikus- Portus- Kalomaki&lt;br/&gt;Patora&lt;br/&gt;Tiyatro- Ma&quot;bad&lt;br/&gt;Küçük Ma&quot;bad&lt;br/&gt;Kabristan&lt;br/&gt;SevedaLimanýKastelleruzu&lt;br/&gt;Anti- Felus&lt;br/&gt;Felus&lt;br/&gt;Konriba- Kyonya- Arnea&lt;br/&gt;Apark- Kiyanya- Dolþhist Adasý&lt;br/&gt;Adrivak- Sura- Mira&lt;br/&gt;Finika Burnu- Limira&lt;br/&gt;Arikanda- Alagir Vadisi&lt;br/&gt;Faseli-Olimpos-Himera Daðý&lt;br/&gt;Kibratis&quot;in Tetrabolü [ Pamfilya&lt;br/&gt;Kilikya&quot;da Çiçeran&lt;br/&gt;Olibya- Antalya&lt;br/&gt;Atayla ( Adayla)&lt;br/&gt;Kataraktes- Dudan ( Doudan)&lt;br/&gt;Lagon- Termesus&lt;br/&gt;Termissus&lt;br/&gt;Perya- Kosterus&lt;br/&gt;Eski Belde&lt;br/&gt;Sileum &amp;#8211;Hasar&lt;br/&gt;Pednelius &amp;#8211; Kara Baulu&lt;br/&gt;Kosterius&quot;un Yukarý Havzasý- Isparta- Sayalasus&lt;br/&gt;Belkýs Sarayý- Aspendos&lt;br/&gt;Sekle- Mike ( Serkos)&lt;br/&gt;Side- Eski Adalyo&lt;br/&gt;Kilikya&lt;br/&gt;Setuki- Selukya&lt;br/&gt;Köylü Kilikya&lt;br/&gt;Kilikya&quot;nýn kapýlarý&lt;br/&gt;Tares- Tarsus&lt;br/&gt;Suriye Kapýlarý&lt;br/&gt;Mopvestia- Misis- Atina&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖNSÖZ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Küçük Asya&quot; adlý eser Charles Texier&quot;in Fransýz hükümetinin emriyle 1833-1837 yýllarý arasýnda yaptýðý inceleme seyahatýnýn notlarý içerir. Eser daha çok tarihi çoðrafya açýsýndan bilgi vermektedir. 3 Ciltden oluþmaktadýr. 10 Kitap halinde yazýlmýþtýr.&lt;br/&gt;Bu çalýþmam &quot;Küçük Asya&quot; adlý eserin III. Cildin 140-284 nolu sayfalarýnýn Transkirpi, metininden oluþmaktadýr. Bu asyfalar 8. Kitabýn 21. fasýldan itibaren 9. ve 10. kitaplarý kapsamaktadýr.&lt;br/&gt;8. Kitabýn 21. Faslýndan 25. Fasla kadar olan bölümde Yazýlý Kaya, Öyük, Pafilya, Sinop, Asya hakkýnda tarihi ve coðrafi bilgiler verilmekte, buradaki kavimlerin sosyal yaþantýlarýndan bahsetmektedir.&lt;br/&gt;9. Kitap 22 Fasýldan oluþmaktadýr. Bu bölümde Kayra, Likaoni, isurri memleketlerinden, Karyalýlar&quot;ýn menþei, sülalesi, krallarý ,mimar</description></item><item><title>ABANCIDÝL  ÖÐRETÝM TEKNÝK VE YÖNTEMLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?abancidil--ogretim-teknik-ve-yontemleri-452840.html</link><description>GÝRÝÞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son yýllarda, bilim ve teknolojide hýzlý geliþmelerin olmasý, kitle iletiþim araçlarýnýn yaygýnlaþmasý, dýþ turizmin önem kazanmasý, kültürel ve ticari iliþkilerin artmasý, uluslararasý iliþkilerin giderek yoðunlaþtýrýlmýþ ve dünya uluslarý arasýnda bu iliþkilerin kurulmasý ve iletiþimin saðlanmasýnda baþka ülkelerin dillerini öðrenme bir gereksinme olarak ortaya çýkmýþtýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýletiþim geliþimine paralel olarak küresel anlamda yaþantýlarýmýz sadece ilgili olduðumuz yerle deðil tüm insanlýðýn ortak ilgi alanýna girmektedir. Ve bu paylaþým ve birliktelik ancak insanlýðýn barýþ içinde yaþamasý ile olasýdýr. Bunun yolu da baþkalarýný tanýma, anlama ve karþýlýklý saygýdan geçer. Yoðun iletiþimin yaþandýðý günümüz dünyasýnda, hangi toplumda olursa olsun, bireyin kendisini dünyadan soyutlamasý etrafýnda olup bitenlere ilgi duymamasý ve olanlara kulak asmamasý söz konusu olamaz. Koþullar, bireyi insanlýðýn ortak sorunlarýnýn paylaþýmýna ve bu sorunlarýn çözümüne katký getirici davranýþlarý da kazanmaya zorlamaktadýr. Bu davranýþlarýn bir bölümünü de beceri düzeyinde yabancý dil bilgisinin oluþturduðu söylenebilir. Dolayýsýyla birçok insane yabancý dil öðrenme ihtiyacý duyar hale gelmiþtir. Bu ilgi doðal olarak yabancý dil öðretiminde yeni kavram ve yaklaþýmlarýn geliþtirilmesine yol açtýðý da söylenebilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bugün ülkemizde ilköðretimden üniversiteye kadar tüm eðitim kurumlarýnda yabancý dil öðretimine önem verilmekte ve farklý program uygulamalarý ile baþarýya ulaþmanýn yollarý aranmaktadýr. Okullarýmýzda yabancý dil öðretimi için harcanan zaman ve çabaya karþýlýk elde edilen sonuçlarýn yeterli olmadýðý konusunda tartýþmalar sürmekte bu tartýþmalar bizleri &quot;yabancý dil nasýl etkili bir þekilde öðretilir?&quot; sorusuna cevap aramaya yöneltmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. YABANCI DÝL ÖÐRETÝM YÖNTEMLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde, yeryüzündeki çeþitli ülkeler arasýnda ekonomik siyasi,  askeri ve kültürel alanlarda iliþkiler artmýþtýr. Bu iliþkilerin yürütlebilmesi için yabancý dil öðretimi konusu büyük bir önem kazanmýþtýr. Öyle ki, pek çok dilci yabancý dil öðretimini daha baþarýlý bir duruma getirebilmek amacýyla bir takým yeni kuramlar ortaya atmýþ ve yöntem denemelerine giriþmiþlerdir. Bunun sonucu olarak da yabancý dil öðretim yöntemlerinin sayýsý yaklaþýk kýrka kadar ulaþmýþtýr. Gerçekte bu yöntemlerin çoðu birbirine benzemekte ve küçük farklarla birbirinden ayrýlmaktadýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1920&quot;li yýllarda soyut ve kuramsal kurallarla uðraþan dilbilimciler, 1940&quot;lý yýllarda dilbilimin verilerini uygulamaya koyma gereði duydular. Özellikle II. Dünya Savaþý sýrasýnda çok yoðun bir biçimde artan uluslarasý iliþkiler dilbilimcileri yabancý dil öðretimi konusunda harekete geçirmeye zorladý. 1957&quot;de Sovyetler aya yolladýklarý &quot;Sputnik&quot; ile büyük baþarý saðlayýnca Amerika&quot;da 1958&quot;de Ulusal Güvenlik ve Eðitim Yasasý (NDEA) çýkarýlarak özellikle dilbilim ve dil öðretimi araþtýrmalarýna para desteði saðlandý. Bu destek saðlanýrken de yabancý dil öðretiminin de ülke savunmasý kadar önemli olduðu görüþü savunuldu. Böylece, Amerika&quot;da baþlayan yabancý dil öðretimi akýmlarý tüm dünyaya yayýldý. 1950&quot;li yýllardan sonra dilbiliminde ve yabancý dil öðretiminde etkisi olan toplumbilim, ruhbilim, insanbilim gibi bilim dallarýyla ilgi kuruldu. Bu ilgi ve etkileþim sonucunda da toplumdilbilim, ruhdilbilim, insanbilimseldilbilim, eðitim-dil bilim gibi karma bilim alanlarý ortaya çýktý. Yabancý dil öðretimine ruhbilim, toplumbilim, eðitim-dilbilim gibi bilim dallarýndan soyutlama olanaðý yoktur. Çünkü ruhbilimde çeþitli öðretim kuramlarý ve teknikleri vardýr. Yabancý dil öðretim yöntemlerinin çoðu, dilbilim kuramlarýnýn yanýsýra öðrenme kuramlarýndan benimsedikleri birini seçmek zorundadýrlar. Örneðin, iþitsel - dilsel yöntemde (audiolingual method) dilbilim kuramý olarak yapýsalcýlýk, öðrenme kuramý olarak da davranýþçýlýk (behaviorism) akýmý esas alýnmýþtýr. Buna karþýlýk biliþsel yöntemde (cognitive code learning) üretimsel dönüþümlü dilbilim kuramýnýn yanýnda ruhbilimsel kuram olarak akýlcý (rasyonalist) yaklaþým temel ilke olarak benimsenmiþtir. Ayrýca dil bir iletiþim aracý olduðundan toplumbilimle de yakýndan ilgilidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öyleyse, yabancý dil öðretimi bir tek dilbilimin ele alýp inceleyeceði bir olgu deðildir. Bu çok yönlü etkileþimden dolayý ortaya çýkan yöntemlerin çoðu, günümüzde yaygýn bir duruma gelmiþ, bazýlarý da denendikten sonra baþarýsýzlýða uðradýklarý için býrakýlmýþtýr. Bu nedenle burada bu yöntemlerin hepsinden söz edil</description></item><item><title>-TENSES-</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tenses-385481.html</link><description>-TENSES-&lt;br/&gt;-SIMPLE PRESENT TENSE-&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IDo                                                        Helping verbs: do/does&lt;br/&gt;You Do                                     &lt;br/&gt;He                                                                                Time Expressions:&lt;br/&gt;She        Does                                                       &lt;br/&gt;It                                                                                   always: daima  &lt;br/&gt;We                                                                                never: asla&lt;br/&gt;You    Do                                                        usually: genellikle  &lt;br/&gt;They                                                                             seldom: nadiren&lt;br/&gt;                                                                                     everyday/week/month: hergün/...      &lt;br/&gt;                                                                                     occsionally: arasýra&lt;br/&gt;                                                                                     often: sýk sýk&lt;br/&gt;                                                                                     rarely: nadiren&lt;br/&gt;                                                                                     sometimes: bazen&lt;br/&gt;                                                                                     frequently: sýkça&lt;br/&gt;                                                                                     scarcely: çok ender&lt;br/&gt;                                                                                     hardly: hemen hemen hiç  &lt;br/&gt;                                                                                     genarally: genellikle   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Example: &lt;br/&gt;I brush my teeth everymorning.&lt;br/&gt;         &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Subject                                 Object &lt;br/&gt;                         Verb1                          Time Expression&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pattern:                    subject   +   verb1   +   complement</description></item><item><title>ANADÝL ÖÐRETÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?anadil-ogretimi-394672.html</link><description>DÝL&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýnsanlarýn günlük hayatlarýný sürdürebilmeleri için yemeye, içmeye ihtiyaçlarý olduðu kadar duygularýný, düþüncelerini, sevinç ve kederlerini baþkalarýna anlatabilmeleri için de dil denilen bir anlaþma . sistemine ihtiyaçlarý olduðu açýk bir gerçektir. Ýnsanoðlunu bütün canlýlardan ayýran en büyük özelliklerden birisi de konuþmasý deðil midir? Mutlu olur, mutluluðunu paylaþýr, dertli olur, derdine çareler arar dostlarýyla. Bunlarý anlatabilmek için yaptýðý mimikler, jestler yetersiz kalýr ve dil denilen antlaþma sistemine baþvurur. Öyle Ýçi kullandýðý sistemi dostlarý, yakýnlarý ve mensubu bulunduðu milletin insanlarý bilir, sadece. Böylece her milletin kendine has, kendi insanlarý tarafýndan anlaþýlan bir dili ortaya çýkmýþ olur. Ýnsanoðlu yaratýldýðý ilk günden beri birbiriyle anlaþma ihtiyacý duymuþtur. Bu, birlikte yaþamýn bir gereksinimidir. Bu yüzden dilin tarihi, insanlýk tarihi kadar eskilere dayanýr. Eski çaðlarda insanlar, birbiriyle jestler, mimikler, iþaretler, araçlar ve çeþitli hareketlerle anlaþýrlardý. Bunlardan baþka dans, müzik, resim gibi güzel sanatlarla da aslýnda birer mesaj verilir. Tabii ki bunlarýn hiç birisi, bugünkü anlamýyla dil sistemi sayýlmazlar. Ýngilizlerin &quot;Language&quot; kelimesiyle karþýladýklarý bu genel anlamdaki dile bizde F. Kadri Timurtaþ &quot;Lisan&quot; kelimesini önerir. Bugün, insanlarýn sözlü ve yazýlý olarak anlaþmalarýný saðlayan, seslerden oluþan sisteme ise Fransýzlar &quot;langue&quot; der. Bunun bizdeki karþýlýðý ise &quot;dil&quot;dir Dil, gücünü toplumun Kültüründen alýr. O toplumu meydana getiren insanlarýn aralarýnda anlaþmalarý için kullanýlýr. Öyle ki, bu sistemi sadece o toplumun insanlarý bilir. Böylece her milletin kendine has, kendi insanlarý tarafýndan anlaþýlan bir dili ortaya çýkar. Karacaoðlan bir dörtlüðünde ne güzel söyler:&lt;br/&gt; &quot;Çýktým seyr eyledim Frengistaný Elleri var bizim ele benzemez Güzelleri þarký söyler çaðrýþýr Dilleri var bizim dile benzemez &quot;&lt;br/&gt; Bir konuþma ve anlaþma sistemi olan dilin çeþitli tarifleri yapýlmýþt</description></item><item><title>EKLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ekler-456674.html</link><description>Sözcüklerin kök veya gövdelerine gelerek onlarýn cümledeki görevlerini belirleyen, onlara deðiþik anlamlar katan ya da onlardan yeni sözcükler türeten ses veya ses bileþimlerine ek denir.Bunlardan çekim eklerini daha önce gördüðümüz için yapým ekleri üzerinde duracaðýz.Yapým EkleriÝsim ve fiillerin kök veya gövdelerine gelerek onlardan baþka isim ya da fiil türeten eklerdir.Burada kök sözünü de açýklamakta fayda var.KökBir sözcüðün anlamý ve yapýsý bozulmadan parçalanamayan en küçük parçasýdýr. Köklerde yapým eki bulunmaz, ancak çekim eki bulunabilir. Örneðin;&quot;Evimiz&quot; sözünde &quot;ev&quot;; sözcüðün, anlamlý ve parçalanamayan en küçük parçasýdýr. &quot;-(i)-miz&quot; eki iyelik ekidir; yani isim çekim ekidir. Öyleyse bu sözcük yapým eki almamýþtýr, kök halindedir. Kökler iki türde bulunur; Ýsim kökleri ve Fiil kökleri.&quot;Geldi&quot; sözcüðündeki kök &quot;gel-&quot; fiil kökü; &quot;sözlük&quot; sözcüðünün kökü olan &quot;söz&quot; isim köküdür. Ancak bazen ses taklidi yoluyla oluþan yansýma kökler de vardýr.Örneðin;&quot;aðaçlýk&quot; sözcüðünün kökünü bulurken en anlamlý olarak gördüðümüz &quot;að&quot; sözünü kök olarak düþünebiliriz. Ancak &quot;aðaçlýk&quot; sözüyle balýk tutmakta kullanýlan &quot;að&quot; sözünün herhangi bir anlam iliþkisi yoktur. Öyleyse bu sözcüðün kökü &quot;að&quot; olamaz. Ondan sonra &quot;aða&quot; sözcüðünü görüyoruz. Yine &quot;aðaçlýk&quot; sözüyle &quot;aða&quot; sözcüðü arasýnda bir anlam ilgisi yoktur. Öyleyse bunu da kök olarak alamayýz. Alabileceðimiz kök elbette &quot;aðaç&quot; köküdür. Buradan þu sonucu çýkarabiliriz; sözcüðün köküyle, ek aldýktan sonraki þekli arasýnda mutlaka bir anlam ilgisi olmalýdýr. Sözcüðün yapým eki aldýktan sonraki durumuna gövde denir. Bir sözcük birden çok yapým eki alabilir. Ýlk yapým eki köke diðerleri gövdeye eklenir.Çekim Ekiyle Yapým Ekinin Farklarý:Çekim ekleri eklendiði sözcüðün anlamýnda bir deðiþiklik yapmaz; yapým ekleri ise anlamý, köke baðlý olmak þartýyla, deðiþtirir.Örneðin;&quot;Yolda bekliyor.&quot; cümlesindeki &quot;yol&quot; sözü &quot;geçilen yer&quot; anlamýndadýr. &quot;-de&quot; hal ekini alarak &quot;yolda&quot; þekline geldiðinde de geçilen yer olma anlamý deðiþmemektedir.&quot;Yolcu bekliyor.&quot; cümlesinde ise &quot;geçilen yer&quot; olan &quot;yol&quot; sözü &quot;-cu&quot; yapým ekini alarak bu anlamýný yitirmiþ &quot;yoldan gelen&quot; ya da &quot;yola giden&quot; kiþi anlamýna gelmiþtir. Yani yolla bir anlam ilgisi vardýr; ama yer ismi, kiþinin niteliði anlamýný ifade edecek hale gelmiþtir. Çekim ekleri bir sözcüðe yapým ekinden sonra eklenir. Yani önce yapým ekleri, sonra çekim ekleri gelir. Ýstisnalarý olsa da bu genel bir kuraldýr.Ek ve kök hakkýndaki bu genel bilgilerden sonra þimdi eklerin önemlileri üzerinde durabiliriz.a. Ýsimden Ýsim Yapan EklerÝsim kök veya gövdelerine gelerek onlardan yeni isimler türeten eklerdir. Ancak bu sözcükler sýfat, zarf gibi görevlerde de kullanýlabilir. Bu eklerden bazýlarý þunlardýr:&quot;-lýk - lik&quot; eki&quot;Buraya bir odunluk yapmýþtýk.&quot; cümlesinde ek, &quot;odunlarýn koyulacaðý yer&quot; anlamýnda bir sözcük türetmiþ.&quot;Pencereye güneþlik almamýz gerekiyor.&quot; cümlesinde güneþten korunmak için kullanýlan alet ismi yapmýþ.&quot;Sendeki bu gençlik bir gün gidecek.&quot; cümlesinde soyut bir isim yapmýþ.&quot;Kiralýk ev arýyoruz.&quot; cümlesinde &quot;kiraya verilecek&quot; anlamýnda sýfat yapmýþ.&quot;Benlik özenle korunmalýdýr.&quot; cümlesinde zamire gelerek ondan soyut bir isim türetmiþtir.Yukarýdaki örnekte olduðu gibi bir ek eklendiði sözcüðe deðiþik anlamlar katabilir. Bundan sonraki ekleri cümle içinde gösterip geçeceðiz. Ne anlama geldiðini cümle içindeki kullanýmlardan çýkarabilirsiniz.&quot;Artýk biz de þehirli olduk.&quot;&quot;Kimse evsiz yaþayamaz.&quot;&quot;Her noktaya bir gözcü koyalým.&quot;&quot;Bu yaz Ýngilizce kursuna gideceðim.&quot;&quot;Gençleri çaðdaþ bir insan olarak yetiþtirelim.&quot;&quot;Yarýþmada üçüncü olduðumu söylediler.&quot;&quot;Her sýnýftan üçer kiþi gelsin.&quot;&quot;O çocuksu gülüþüne bayýlýyorum.&quot;&quot;Bu yemeðin acýmsý bir tadý var.&quot;&quot;Onun kendine özgü bir anlatýmý var.&quot;&quot;Sen çok bencil birisin.&quot;&quot;Þu gelen sarýþýn çocuðu tanýyor musun?&quot;&quot;Seninle yaþýt olduðumu bilmiyordum.&quot;Bunlarýn dýþýnda, az da olsa, kullanýlan isimden isim yapma ekleri de vardýr. Önemli olan kök halindeki sözcüðü bulup eklerini inceleyebilmektir.Küçültme eki olarak kullanýlan &quot;-cýk, -caðýz, -cak&quot; eklerini kimi kaynaklar çekim eki olarak deðerlendirir. Ancak sorulardan anladýðýmýz kadarýyla bu ek yapým ekidir.&quot;Kýþ gününde bu incecik gömlekle gezilir mi?&quot;&quot;Bu hayvancaðýz bu kadar yükü nasýl taþýsýn?&quot;cümlelerinde gördüðümüz bu ekin, acýma, pekiþtirme, sevgi gibi birçok anlamlar taþýdýðý görülür.Küçültme eki eklendiði sözcükte bazen ses düþmesine, bazen ses türem</description></item><item><title>KAZAKÝSTAN CUMHURÝYETÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kazakistan-cumhuriyeti-395017.html</link><description>KAZAKÝSTAN  CUMHURÝYETÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;16 Aralýk 1991  tarihinde  baðýmsýzlýðýna  kavuþmuþtur.&lt;br/&gt;Yüzölçümü  :  2.717.000 km2&lt;br/&gt;Nüfusu        :   17.000.000 &lt;br/&gt;Baþkenti      :  Astana&lt;br/&gt;Tarifi: Türkçede &quot;Kazak&quot;, sözcüðü   özgür, baðýmsýz, yiðit, cesur anlamýna gelmektedir. Kazaklarýn kullandýðý di!; Kazak Türkçesi Tatar, Baþkut, Nogay, Kýrgýz, Kýpçak lehçeleri arasýnda yer alýr. Kazak Türkçesinin geliþmesi ise lbray Altýnsanýn, Çokan Velihanouun ve Abay Kuranbaydýnýn çalýþmalarýyla geliþmiþ ve Kazaklar arasýnda konuþma ve yazý dili geliþme göstermiþtir. Ayrýca Arapça ve Farsçadan daha az etkilenmiþtir.&lt;br/&gt;Kazakistan&quot;da yapýlan kazýlarda elde edilen buluntularýn Yenisey motiflerine benzediði dikkat çekmiþtir ve özellikle Kök Türkçe mezar kitabeleri Üzerinde bilim adam1arýnýn yaptýklarý araþtýrma]arda Kazakistan&quot;daki Türk varlýðýyla ilgili önemli belgeler çýkarmýþlardýr. Altaylarda bulunan demir eritme ocaklarýna Kazakistan&quot;da da  rastlanmýþ, Güney Kazakistan&quot;da, ok uçlarý, kama saplarý, bulunduðu görülmüþtür. Ancak Kazakistan ortaya çýkýþlarý çok eskilere gitmesine karþýn tarihi kaynaklara göre Cengiz Han&quot;ýn   torunlarý zamanýna rastlamaktadýr. Kazaklar kendilerinin Alaþ-Alaç adlý  Atadan geldiklerine inanýrlardý. Bu Atanýn üç oylu olduðu bunlardan üç kazak boyunu meydana getirdiklerini kabul ederlerdi.&lt;br/&gt;Ge]eneksel olarak göçebe olan kazaklarýn tarih sahnesinde etkili olmalarý ise Özbek Hanlarý devrinde olur. Bu dönemde Kazaklar Can Belin Oðlu Kasým Han Ýdaresinde Balkaç bölgesinde yaþarlarken, bir kýsmý da Burunduk yönetiminde Urallarda yaþýyordu. Daha sonra Kasým Han, Bütür. Kazaklarý- kendi egemenliði  altýna alýr  (1520).&lt;br/&gt;17. yüzyýlda ise Tevka Han, Kazak Türklerinin yasal kurallara baðlar. Ancak 17. ve 18. yüzyýllarda Ruslar Türkistan&quot;da önemli iþgallerde bulunur. Bu olaya Kazaklar büyük tepki gösterir. 1783te Sýrým Batur önderliðinde Kazaklar bir ayaklanma baþlatýrlar.&lt;br/&gt;Kazak önderler 1906 da halkta ulusal (milli)  bilincin uyanmasýný saðlarlar. 1916 da harekete geçerler</description></item><item><title>THE PRESENT CONTINIOUS TENSE ÞÝMDÝKÝ ZAMAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?the-present-continious-tense-simdiki-zaman-365591.html</link><description>I- THE PRESENT CONTONOUS TENSE &amp;#8211; Þimdiki Zaman&lt;br/&gt;Am &lt;br/&gt;Ýs+ V1-yor&lt;br/&gt;Are&lt;br/&gt;Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar&lt;br/&gt;I--e harfi ile biten fiilerde &amp;#8211;e düþerek &amp;#8211;ing eklenir&lt;br/&gt;write&amp;#8211; writing&lt;br/&gt;II--ie harfleriyle biten fiillerde &amp;#8211;y&quot;ye dönüþerek &amp;#8211;ing alýr&lt;br/&gt;lie-lying&lt;br/&gt;III-Tek ve kapalý heceli fiillerde son harf çiftleþerek &amp;#8211;ing eklenir&lt;br/&gt;1)sit-sitting&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Olumlu&lt;br/&gt;I am watching a match on TV&lt;br/&gt;Olumsuz&lt;br/&gt;Don&quot;t wory. I am not looking at you &amp;#8211; Merak etme sana bakmýyorum&lt;br/&gt;Olumlu Soru&lt;br/&gt;Am I really speaking English? &amp;#8211; Ben gerçekten ingilice konuþuyor muyum?&lt;br/&gt;Olumsuz Soru&lt;br/&gt;Aren&quot;t you looking after your sisters&quot;s baby?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;THE SIMPLE FUTURE TENSE-gelecek zaman&lt;br/&gt;Will + V1 &amp;#8211;ecek,acak&lt;br/&gt;Olumlu : + Özne + Will + V1 ..........&lt;br/&gt;Olumsuz: -Özne + Will +  not + V1...&lt;br/&gt;Olumlu Soru:Will + Özne + V1.......?&lt;br/&gt;Olumsz Soru:Won&quot;t + Özne + V1 +....&lt;br/&gt;Soru kelimesi: will + Özne + V1.....?&lt;br/&gt;I will get up early tomorrow &amp;#8211; Yarýn erken kalkacaðým&lt;br/&gt;I won&quot;t get up early tomorrow- Yarýn erken kalkmayacaðým&lt;br/&gt;Will you get up early tomorrow? Yarýn erken kalkacak mýsýn?&lt;br/&gt;Won&quot;t you get up early tomorrow? Yarýn erken kalkmayacak mýsýn?&lt;br/&gt;What time will you get up tomorrow? Yarýn ne zaman kalkacaksýn?&lt;br/&gt;Dikkat:&lt;br/&gt;-i halibu fiiller ilgeç almaz &amp;#8211;e hali alýr&lt;br/&gt;Phone .... me at ten o&quot;clock&lt;br/&gt;Help .... me with my thesis&lt;br/&gt;Ask .... me him a lot of questions&lt;br/&gt;Ask .... me your father&lt;br/&gt;Marry .... me &amp;#8211; Don&quot;t marry&lt;br/&gt;Leave .... work early today&lt;br/&gt;Leave .... Bursa in the morning&lt;br/&gt;Özel Kullanýlýþý&lt;br/&gt;I&lt;br/&gt;I will you.........? yapar mýsýn? Ricada kullanýlýr&lt;br/&gt;II&lt;br/&gt;-yapalým mý? Teklifte kullanýlýr&lt;br/&gt;Shall I help you? Size yardým edeyim mi?&lt;br/&gt;Let&quot;s V1 &amp;#8211; Hadi......yapalým mý&lt;br/&gt;Let&quot;s go for a walk&lt;br/&gt;To be &amp;#8211; olmak (-imek) Fiilinin di&quot;li geçmiþ zaman çekimi&lt;br/&gt;I was/ - You were - He/she/it was - We were - They were- I was ill on sunday&lt;br/&gt;Be like &amp;#8211; benzemek&lt;br/&gt;What am I like? Ben nasýl biriyim (kiþilik olarak)&lt;br/&gt;THE PAST CONTÝNUOUS TENSE (Þimdiki Zamanýn Hikayesi) &amp;#8211; yordu&lt;br/&gt;I-Geçmiþte belirli bir zamanda ortaya çýkan eylemleri ifade etmek için kullanýlýr&lt;br/&gt;-I was doing my homework at this time yesterday (Dün bu saatte ev ödevimi yapýyordum),&lt;br/&gt;II-Geçmiþte belirli bir zamanda ayný anda parelel olarak yapýlmakta olan eylemleri anlatýr&lt;br/&gt;YAN CÜMLETEMEL CÜMLE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;             TEMEL CÜMLE        YAN CÜMLE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1)Sen uyurken, ben kahvaltý hazýrlýyordum&lt;br/&gt;While you were sleeping , I was preparing breakfast&lt;br/&gt;2)Ben aðlarken, sen gülüyordun -While I was crying, you were laughing&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III-Geçmiþte ortaya çýkmýþ 2 eylemden süreklilik özelliði olaný ifade eder&lt;br/&gt;a)YAN CÜMLETEMEL CÜMLE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ANLIK EYLEMSÜREKLÝ EYLEM&lt;br/&gt;(-yaptýðýnda,-yaptýðý zaman)(-yapýyordu)&lt;br/&gt;Ayþeyi gördüðümde, o seni bekliyordu&lt;br/&gt;When I saw Ayþe, she was waiting for you&lt;br/&gt;b)  YAN CÜMLETEMEL CÜMLE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SÜREKLÝ EYLEMANLIK EYLEM&lt;br/&gt;(-yapýyorken-ken)(-yapýyordu(-dý,-dý))&lt;br/&gt;1-Yemek piþiriyorken(piþirirken),elimi yaktým&lt;br/&gt;While I was cooking a meal, I burnt my hand&lt;br/&gt;Amaç cümleciði(-mek,-mak için)&lt;br/&gt;A</description></item><item><title>TURK DESTANLARI 5</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-destanlari-5-364966.html</link><description>BAÞLICA YAPAY TÜRK. .DESTANLARI....&lt;br/&gt;Türk þairleri gerek kurtuluþ savaþýndan gerekse toplumsal olaylardan etkilenerek destanlar yazmýþlardýr.Bu destanlarýn baþlýcalarý aþaðýdaki gibidir.&lt;br/&gt;Simavne Kadýsý Oðlu Þeyh Bedrettin Destaný: Nazým Hikmet&quot;in Simavne Kadýsý  Oðlu Þeyh Bedrettin&quot;in görüþlerini, eyle-mini konu edinen destanýnda XV. Yy. baþýnda Anadolu ve Rumeli&quot;de geliþen bir halk ayaklanmasýný yorumlarken anlatýmda da tarihsel metinlerden, divan ve halk edebiyatýndan yararlanmýþtýr.&lt;br/&gt;Kurtuluþ Savaþý Destaný: Türkiye tarihi-nin II. Meþrutiyet&quot;ten II. Dünya Savaþý&quot;na uzanan bir kesitini veren &quot;Memleketimden Ýnsan Manzaralarý &quot; nýn þiirin yaný sýra düz yazý olanaklarýndan tiyatro, senaryo tekniklerinden yararlanan bu yapýtta türlü toplumsal kesimlere, yaþam gerçeklerine baðlý, geniþ bir hikaye kahramanlarý kadrosu yer alýr. Kuvayý milliye adýyla da yayýlmýþ olan ünlü &quot;Kurtuluþ Savaþý Des-taný&quot; bu yapýtýn bir bölümünü oluþturur.&lt;br/&gt;Çanakkale Destaný ve Mütareke Destaný: Türk þairlerinden Haluk  Nihat Pepeyi tarafýndan yazýlan ve yakýn dönemin olaylarýný konu edinen, çaðdaþ destanlardýr.&lt;br/&gt;Çakýrýn Destaný: Fazýl Hüsnü Daðlarca tarafýndan yazýlmýþtýr. Þair bu destanýyla pek çok ödül kazanmýþtýr.&lt;br/&gt;Ýstiklal Savaþý  Destaný ve Çanakkale Destanlarý: Kurtuluþ mücadelesinden çok etkilenen þair Fazýl Hüsnü Daðlarca&quot;nýn baðýmsýzlýk mücadelelerini ele aldýðý destanlardýr.&lt;br/&gt;Atatürk Kurtuluþ Savaþýnda: Þair Cahit Külebi&quot;nin   çocukluðunun, gençliðinin geçtiði köþelerden izlenimler yansýtarak, yurt sevgisini dile getirdiði, halkýn yaþam güçlüklerine tanýklýk eden yapýtýdýr.  &lt;br/&gt;Sakarya Meydan Savaþýnda: Ceyhun Atýf Kansu&quot;nun halkýn özlemlerini, sevinçlerini acýlarýný dile getirdiði ve yaþama savaþýmýný coþkulu bir söyleyiþle yansýttýðý esridir. &lt;br/&gt;Maraþ&quot;ýn ve Ökkeþ&quot;in Destaný: Gülten AKIN CANKOÇAK &quot;ýn halk kaynaðýndan beslenen Kurtuluþ Savaþý destanýdýr.&lt;br/&gt;Seyran Destaný: Gülten AKIN CANKOÇAK &quot;ýn Anadolu&quot;da oluþan toplum sorunlarýný ele aldýðý destanýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýlk Türk Destanlarý &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; 1.Altay  -  Yakut&lt;br/&gt;   Yaradýlýþ  Destaný&lt;br/&gt; 2.Sakalar  Dönemi&lt;br/&gt;   a.Alp  Er Tunga  Destaný&lt;br/&gt;   b.þu Destaný &lt;br/&gt; 3.Hun   Dönemi&lt;br/&gt;   Oðuz  Kaðan  Destaný&lt;br/&gt; 4.Köktürk   Dönemi                                                                            &lt;br/&gt;   a.Bozkurt Destaný&lt;br/&gt;   b.Ergenekon Destaný&lt;br/&gt; 5.Uygur   Dönemi&lt;br/&gt;   a. Türeyiþ  Destaný&lt;br/&gt;   b.  Göç   Destaný Türk Kozmogonisi-Yaradýlýþ Destaný:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Altaylardan Verbitskiyin derlediði yaradýlýþ destaný özetle þöyledir: Yer gök hiç bir þey yokken dünya uçsuz bucaksýz sulardan ibaretti. Tanrý Ülgen bu&lt;br/&gt; uçsuz bucaksýz dünyada durmadan uçuyordu. Göklerden gelen bir ses Tanrý Ülgene denizden çýkan taþý tutmasýný söyledi. Göðün emri ile oturacak yer&lt;br/&gt; bulan Tanrý Ülgen artýk yaratma zamaný geldi diye düþünerek þöyle dedi :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Bir  dünya istiyorum, bir soyla  yaratayým&lt;br/&gt; Bu  dünya nasýl olsun, ne boyla yaratayým&lt;br/&gt; Bunun  çaresi nedir, ne yolla  yaratayýmþ&lt;br/&gt; Su içinde yaþayan  Ak  Ana,su  yüzünde göründü ve Tanrý Ülgene þöyle  dedi :&lt;br/&gt; Yaratmak istiyorsan   Ülgen, Yaratýcý  olarak  þu kutsal  sözü öðren :&lt;br/&gt; De ki hep,&quot; yaptým oldu &quot;  baþka bir þey söyleme.&lt;br/&gt; Hele yaratýr  iken,&quot;yaptým olmadý&quot; deme.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Ak Ana bunlarý &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Tanrý Ülgen, kemikleri kamýþtan, etleri topraktan yedi insan yarattý. Erlikin yarattýðý dünyaya zarar vereceðini düþünerek insaný korumak üzere Mandýþire&lt;br/&gt; adlý bir kahraman yarattýktan sonra yedi insanýn kulaklarýndan üfleyerek can, burunlarýndan üfleyerek baþlarýna akýl verdi.Tanrý Ülgen insanlarý idare etmek&lt;br/&gt; üzere May-Tereyi yarattý ve onu insanoðlunun baþýna han yaptý. Yakutlardan (Saka) derlenen yaradýlýþ efsaneleri de Altay yardýlýþ destanýnýn yakýn&lt;br/&gt; varyantý niteliðindedir . XIX.yüzyýlda derlenen bu efsanelerin çeþitli din ve kültürlerin etkilerini taþýdýklarý düþünülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  Ýlk Türk Destanlarý &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; 1.Altay  -  Yakut&lt;br/&gt;   Yaradýlýþ  Destaný&lt;br/&gt; 2.Sakalar  Dönemi&lt;br/&gt;   a.Alp  Er Tunga  Destaný&lt;br/&gt;   b.þu Destaný &lt;br/&gt; 3.Hun   Dönemi&lt;br/&gt;   Oðuz  Kaðan  Destaný&lt;br/&gt; 4.Köktürk   Dönemi                                                                            &lt;br/&gt;   a.Bozkurt Destaný&lt;br/&gt;   b.Ergenekon Destaný&lt;br/&gt; 5.Uygur   Dönemi&lt;br/&gt;   a. Türeyiþ  Destaný&lt;br/&gt;   b.  Göç   Destaný&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Alp Er  Tunga  Öldü mü&lt;br/&gt; Dünya  sahipsiz kaldý mý &lt;br/&gt; Korkak öcünü  aldý  mý&lt;br/&gt; þimdi  yürek  yýrtýlýr &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Felek  yarar  gözetti&lt;br/&gt; Gizli   tuzak  uzattý&lt;br/&gt; Beðlerbeyini  kaptý&lt;br/&gt; Kaçsa  nasýl  kurtulur&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Erler  kurt gibi  uludula</description></item><item><title>INTRODUCING THE LANGUAGE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?introducing-the-language-389615.html</link><description>1.   INTRODUCTION&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1 Introducing the Language&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The official and predominant language spoken in Japan is Japanese (Nihongo). After the Meiji Restoration in 1868, the government attempted to create a strong centralized state. Linguistic unification was a step toward shaping the national identity.&lt;br/&gt;Japanese is linguistically related to Korean and both languages are thought to be members of the Ural-Altaic family. Despite similarity in syntax, vocabulary and grammar, the contemporary languages are mutually unintelligible. Japanese also has close connections to various Oceanic languages. Chinese has had enormous impact on the Japanese language and civilization. The Chinese system of writing was introduced along with Buddhism in the sixth century and Chinese orthography was used to transform Japanese into a written language. Until the 19th century, stylized versions of written Chinese remained a hallmark of elite culture.&lt;br/&gt;The introduction of Chinese characters 1500 years ago established semantic and orthographic systems that make Japanese one of the most complicated languages in the world. The contemporary language relies on an enormous number of words and terms that are Sino-Japanese in origin as well as words derived from indigenous Japanese terminology. Most written characters can be read in contemporary Japanese with both a Sino-Japanese pronunciation and Japanese reading.&lt;br/&gt;The sound system of the native language was remarkably simple, &quot;50 sound&quot;. The 50 sounds consist theoretically of 50 syllables of which  five are plain vowels and 45 are made up of combinations of nine consonants with each of the same five vowels A few of the 50 sounds have been subject to slight phonetic changes during the centuries. In view of the structure of the native language, it is not surprising that the Japanese have always analyzed it into syllables rather than into vowels and consonants. In this native language, the only monosyllables are usually the grammatical particles: most</description></item><item><title>DÝL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-360707.html</link><description>DÝL &lt;br/&gt;Dil, yeni Türk Edebiyatýnda bir taraftan malzeme olarak görülmüþ ve sanatçýlarýn edebi görüþlerine paralel olarak deðiþiklik arzedilmiþtir. Bu anlamda ilk zamanlar sosyal fayda güden sanatçýlar sadece bir dil mücadelesi vermiþler , gittikçe ferdileþen edebiyat anlayýþýyla birlikte bu sade dil anlayýþýndan uzaklaþmýþ ve Ekrem ile baþlayan bu uzaklaþýþ Servet-i Fünuncularda doruk noktasýna ulaþmýþtýr. &lt;br/&gt;Diðer taraftan yeni medeniyet anlayýþýnýn ve yeni bir Avrupai edebiyat kurmak hedefinin getirdiði zorunlulukla eski edebiyattaki kelime kadrosu yerini batýlýlaþma sürecindeki toplumu ve edebiyatýn hedeflerine uygun kelimelere býrakmýþtýr. Bu noktada eski edebiyatýn dil anlayýþý oldukça eleþtiri almýþtýr. Baþka bir taraftan ise gazetecilik ve gazete makaleleri sade bir dilin gelmesi için zemin hazýrlamýþtýr. &lt;br/&gt;Gerek Tercüman-ý Ahval ön sözünde gerek Mecmua-i Fünun&quot;un ilk sayýsýnda her gün sade yazýlacaðý teyit edilmiþtir. &lt;br/&gt;Bu dönemde eserler veren Namýk Kemal eski edebiyatý ve dili aðýr bir þekilde eleþtirerek onun yeni hayat karþýsýnda þansý olmadýðýný vurgulamýþtýr. Namýk Kemal, Lisan-ý Osman-i&quot;nin Edebiyatý Hakkýnda Bazý Mülahazatý Þamildir baþlýklý yazýsýnda okur - yazar olan insanlarýn bile yazý yazmakta ve okumakta zorlandýklarýný belirtir. Bu zorluða neden olan Lisan-ý Osmani&quot;dir ona göre.&lt;br/&gt;Namýk Kemal bundan sonra yazdýðý &quot;Bahar-ý Daniþ Mukaddimesi&quot;inde de yazý dili ve konuþma dili arasýndaki uçuruma dikkat çekerek; &lt;br/&gt;&quot;Her nedense lisanen söylediðimiz þiveyi beðenmeyip de kaleme baþkabir Lisan-ý Edeb icad etmeye çalýþan müelliflerimizin tuttuklarý tarz-ý ifade, tekllümümüze kýyasen mesela Arabiye nispetle Borno lisaný kadar sakindir&quot; der. &lt;br/&gt;Türk dilinin sadeleþmesi gereðine inanan ve bu yolda - özellikle gazeteler aracýlýðýyla - çaba gösteren Ali Suavi de anlatýlmak istenen düþüncenin dolaylý yollardan söylenilmesine karþýdýr. Bu konuda; &lt;br/&gt;&quot;Haydi ittifak edelim. Mesela &quot;þarap&quot; diyecek yerde &quot;ateþ - Renk&quot; demiyelim. Düzce &quot;þarap&quot; diyelim vesselam&quot;dýr. &lt;br/&gt;&quot;Eðer imlamýz çarpaþýklýktan kurtulmak ihtimali yoktur derseniz, yine bu usulümüzü bozmayarak iþaret gibi yeni bir iþ daha çýkarmayarak þu elimizdeki lisaný ýslah mümkündür.&quot; Sözleriyle de Ali Suavi dilin sadeleþmesi yolunda imla meselesinin önemine dikkat çekmiþtir. &lt;br/&gt;Bu devirde dil ve edebiyat hakkýndaki görüþlerini kesin olarak ortaya koyan sanatçýlardan biri de Ziya Paþa&quot;dýr. &lt;br/&gt;&quot;Hayýr, bunlarýn hiçbiri Osmanlý þiiri deðildir. Zira görülüyor ki, bu nazýmda Osmanlý þairleri þuara-yý Ýran ve Ýranlýlar dahi Arablara taklit ve melez bir þey yapýlmýþtýr. &quot; diyerek bir Osmanlý dili ve þiiri olmamasýndan, bu konuda çalýþmalar yapýlmamasýndan þikayet etmiþtir. Ziya Paþa katiplerin herhangi bir konu hakkýnda yazý yazarken oldukça yorulduklarýný bunun sebebi olarak sözlükte yer alan kelimelerin deðiþmediði halde kurulan tamlamalar sebebiyle mananýn bir türlü anlaþýlamamasýný gösteriyor. (Levend, 1960:118). &lt;br/&gt;Ziya Paþa; &quot;evvela Türkçe imla bilinmelidir. Halbuki en güç þey budur. Zira vaktiyle Türkçe&quot;ye mahsus lügat kitabý yapýlmamýþ ve Osmanlýlar milel-i saireyi daire-i hükümetlerine aldýkça, herbirinde gördükleri yeni þeylerin isimlerini ol milletin lisanýndan olup, az çok bozarak kullanmýþ ve her katip bir lügati sükunu harekatýnýn zihnince uyan bir þekliyle yazýp, þaireleri dahi diðer surette zabdetmiþ olduklarýndan, imla öðrenecek kimse evvel-i emirde bunlarýn hangisine tabi olacaðýnda mütehayyir olur.&quot;  Diyerek dilin ýslahý meselesinde imlanýn ne derece önemli olduðuna dikkat çekmiþtir. &lt;br/&gt;Türk dilinin sadeleþmesi uðrunda pek çok çalýþmasý olan Ahmet Mithat Efendi de; &lt;br/&gt;&quot;Eðer lisanýmýzý sadeleþtirirsek, þimdiki güçlüðün gösterdiði icbar ile bir takým kuyruklu kulaklý yanlýþlýklarý kabul etmeyerek, hiç olmazsa kaidece yanlýþlýðýna hükm olunmayacak bir yolda yazý yazabildik&quot; (Levend, 1960:127) der. &lt;br/&gt;Muallim Naci eserlerinde temiz ve sade bir dil kullanarak lisan-ý Osmani&quot;nin sadeleþmesi gereðine inanmakla kalmayýp bunu yazý hayatýna aksettirmiþtir. &lt;br/&gt;Saydýðýmýz bu isimler</description></item><item><title>ANLATIM BOZUKLUÐU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?anlatim-bozuklugu-453187.html</link><description>çýýÖÖçþANLATIM BOZUKLUKLARI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anlatým bozukluklarý genellikle, bir cümle içinde ayný anlama gelen birden fazla kelimenin kullanýlmasý, kelimelerin yanlýþ anlamlarda kullanýlmasý, yerinde kullanýlmamasý, eklerin yanlýþ kullanýlmasýndan dolayý oluþmaktadýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Noktalama Ýþaretleri: &lt;br/&gt;Nokta: &lt;br/&gt;20.11.1973 (20-11-1973 veya 20/11/1973 olmamalý) &lt;br/&gt;1.250.000 TL. (1250000 TL. olmamalý) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Virgül: &lt;br/&gt;Özneden sonra: Atatürk, Selanik&quot;te doðdu. &lt;br/&gt;Hitaptan sonra: Sayýn Baþkan, Merhaba, Deðerli Konuklar, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ANLATIM BOZUKLUKLARI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Noktalý Virgül: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- Anlam yönüyle birbirine baðlý cümlecikler arasýnda: &lt;br/&gt;Kütüphanemize yazýlým baðlamýnda Kut-prog, Bil-sis ve Ýskenderiye programlarý; donaným baðlamýnda ise IBM, ESCORT ve DELL önerildi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- Kendinden önceki cümle ile ilgi kuran ancak, fakat, ama, çünkü, yalnýz, lakin, yoksa ve bu nedenle gibi sözcüklerle baðlanan cümlelerde: &lt;br/&gt;Ali gelemedi; ancak, ailesi burada. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kesme: &lt;br/&gt;-Özel Adlar &lt;br/&gt;-Sayýlar ve Tarihler &lt;br/&gt;-Kýsaltmalar (TBMM&quot;nin, BM&quot;de â€¦)&lt;br/&gt;ANLATIM BOZUKLUKLARI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;De&quot;, &quot;Ki&quot;, &quot;Mi&quot; Ekleri: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DE &lt;br/&gt;-Ad takýsý þeklinde olan: olkulda, görevde (büyük ünlü uyumuna göre -de, -da, sert ünsüzlerde ise -te, -ta þekline dönüþebilir &lt;br/&gt;-Baðlaç olan: Konuþsan da olur konuþmasan da. &lt;br/&gt;O da gelseydi keþke. (Sert ünsüzlerde deðiþme olmaz) &lt;br/&gt;(Rýfat&quot;talarâ€¦, Rýfat da gelecek.) &lt;br/&gt;KÝ &lt;br/&gt;-Ýlgi zamiri (bitiþik): Benim bilgisayarým yeni, seninki eski. &lt;br/&gt;-Sýfat yapan &quot;ki&quot; (bitiþik): Konya&quot;daki toplantýya katýldým. &lt;br/&gt;-Baðlaç olan &quot;ki&quot; (ayrý): Anladým ki, yanlýþ yoldayýz. &lt;br/&gt;Gelmedi ki, evden ayrýlayým. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MÝ &lt;br/&gt;-Soru eki (ayrý): Onu gördün mü? &lt;br/&gt;-Pekiþtirme (ayrý): Güzel mi güzel bir yerdi. &lt;br/&gt;-Zaman anlamý katan mi (ayrý): Yaðmur yaðdý mý ýslanýrýz. &lt;br/&gt;ANLATIM BOZUKLUKLARI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Etkili bir yazýnýn, þu özelliklere dikkat edilerek yazýlmasý gerekmektedir: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- Planlý Anlatým: Yazýda verilen bilgilerin, iletilmek istenen mesajlarýn birbirini tamamlayacak, fikirleri birbirine baðlayacak ve bir bütünlük gösterecek þekilde önceden planlanmasý gerekir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- Açýk Anlatým: Yazý, birkaç kez okumaya gerek kalmadan ilk okumada kolay ve doðru olarak anlaþýlacak þekilde yazýlmalýdýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yukarýdaki açýklamalara göre sonucun ne olduðunu mutlaka anlamýþ olursunuz. &lt;br/&gt;Yukarýdaki açýklamalara göre sonucun olumsuz olduðunu anlamýþ olmalýsýnýz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- Kiþilik kazandýrarak anlatým: Hitap, kiþi ya da kuruluþa uygun olarak yazýlmalýdýr &lt;br/&gt;Otelin turizm mevsimine hazýrlama iþleri tamamlanmýþ olmalýdýr. &lt;br/&gt;Oteli turizm mevsimine hazýrlama iþlerinizi tamamladýðýnýzý sanýyorum.&lt;br/&gt;ANLATIM BOZUKLUKLARI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- Olumlu anlatým: Konuþmalarda ve yazýþmalarda yapýcý, olumlu ifadeler kullanmak, karþý tarafý sorunun olumlu yönde çözümüne yaklaþtýrýr, amaca ulaþmayý kolaylaþtýrýr. &lt;br/&gt;Sipariþlerinizi bu hafta sonuna kadar göndermemiz mümkün deðildir. &lt;br/&gt;Sipariþlerinizi gelecek hafta sonuna kadar göndermemiz mümkündür. &lt;br/&gt;Ödemeyi zamanýnda yapmadýðýnýz için sipariþlerinizi sevk etmedik. &lt;br/&gt;Havaleyi çýkardýðýnýz bildirir bildirmez sipariþlerinizi hemen sevkedeceðiz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- Kýsa ve özlü anlatým: Cümleler oldukça kýsa ve özlü bilgilerden oluþmalýdýr. Cümlelerde uyulmasý gereken yalýnlýða paragraflarda da uyulmalýdýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toplantýya katýlmanýz halinde, büro hizmetleri bölümündeki fazla çalýþma masraf ve giderlerini azaltma konusunda somut önerilerde bulunmak üzere þimdiden planýnýzý yapýnýz. &lt;br/&gt;ANLATIM BOZUKLUKLARI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toplantýya katýlabilirseniz, büro</description></item><item><title>SESLERÝ AÇISINDAN KELÝMELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sesleri-acisindan-kelimeler-392356.html</link><description>B-SESLERÝ AÇISINDAN KELÝMELER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Eþseslilik (sesteþ kelimeler):Okunuþlarý yazýlýþlarý ayný fakat anlamlarý farklý sözcüklerdir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                  Anlamlarýný söyleyiniz.       &lt;br/&gt;      Bað bana                                             Bað bana........&lt;br/&gt;      Bahçe sana bað bana                         Bað bana.........&lt;br/&gt;      Deðme zincir kar etmez                            &lt;br/&gt;      Zülfün teli bað bana                             Bað bana.........  &lt;br/&gt;      &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Niçin kondun a bülbül &lt;br/&gt;Kapýmdaki asmaya                                Asmaya:&lt;br/&gt;Ben yarimden ayrýlmam&lt;br/&gt;Götürseler asmaya                                 Asmaya:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NOT:Kafiye bölümünde cinaslý kafiyeye örnek olarak da bu tür dizeler verilecektir.Yazýlýþlarý,okunuþlarý ayný olduðu halde anlamlarý farklý kelimeler þiir içerisinde cinaslý kafiye oluþtururlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-Yansýmalar:Doðadaki nesnelerin çýkardýklarý seslerdir.Doðadaki bir nesnenin çýkardýðýsese benzer seslerle yapýlan sözcüklere yansýma denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                Cýzýr cýzýr ,Výzýr výzýr,Kýs kýs,Tak tak,Týs týs,çatýr ..........vb.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DOÐANIN SESÝNÝ DÝNLEYEREK ÖRNEKLER VERÝNÝZ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a-&lt;br/&gt;b-&lt;br/&gt;c-&lt;br/&gt;d-&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;-de&quot; ile &quot;de&quot; Arasýndaki Kullaným ve Anlam Farký&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ahmet okulda çok neþeli &lt;br/&gt;Ahmet de okulda çok neþeli&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Okulda&quot; sözcüðündeki &quot;-da&quot; eki ismin &quot;-de&quot; halinde ve bulunma ifadesi veren ektir.&lt;br/&gt;  Kelimeden ayrý yazýlan  &quot;de&quot; ise baðlaç görevindedir,sözcükler arasýnda ilgi kurmayý,baðlamayý saðlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;               &quot;-de&quot; ve &quot;de&quot; yi uygun yerleþtiriniz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                     Bulunma Hali      Baðlaç olarak&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mine de okula geç geldi                                                                         +&lt;br/&gt;Kalemim Mine ___ kaldý&lt;br/&gt;Sýnýfta ____ yapýlmaz ki&lt;br/&gt;Sen ___ gelmelisin.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çalýþacakmýþ___kazanacakmýþ.&lt;br/&gt;Bu soruyu sen ___çözebilirsin.&lt;br/&gt;Cebim___hiç param yok.&lt;br/&gt;Geldiðim___ seni ___ görmek istiyorum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;ki&quot; ile &quot;-ki&quot; Arasýndaki Ýliþki</description></item><item><title>INFINITY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?infinity-389786.html</link><description>INFINITY&lt;br/&gt;&quot;Only two things are infinite, the universe and human stupidity, and Im not sure about the former.&quot;&lt;br/&gt;Albert Einstein &lt;br/&gt;WORSE THAN A CLOWN&lt;br/&gt;There was a young monk in China who was a very serious practitioner of the Dharma. &lt;br/&gt;Once, this monk came across something he did not understand, so he went to ask the master. When the master heard the question, he kept laughing. The master then stood up and walked away, still laughing. &lt;br/&gt;The young monk was very disturbed by the masters reaction. For the next 3 days, he could not eat, sleep nor think properly. At the end of 3 days, he went back to the master and told the master how disturbed he had felt. When the master heard this, he said, &quot;Monk, do you know what your problem is? Your problem is that YOU ARE WORSE THAN A CLOWN!&quot; &lt;br/&gt;The monk was shocked to hear that, &quot;Venerable Sir, how can you say such a thing?! How can I be worse than a clown?&quot; The master explained, &quot;A clown enjoys seeing people laugh. You? You feel disturbed because another person laughed. Tell me, are u not worse than a clown?&quot; &lt;br/&gt;When the monk heard this, he began to laugh. He was enlightened. &lt;br/&gt;THE GEOTHERMICS OF HELL&lt;br/&gt;Who says religion and science arent compatible??? &lt;br/&gt;The following is an actual question posed on a University of Washington chemistry mid term. The answer was so &quot;profound&quot; that the professor shared it with colleagues, which is why we now have the pleasure of enjoying it as well. &lt;br/&gt;Bonus Question: Is Hell exothermic (gives off heat) or endothermic (absorbs heat)? &lt;br/&gt;Most of the students wrote proofs of their beliefs using Boyles Law (gas cools off when it expands and heats up when it is compressed) or some variant. One student, however, wrote the following: &lt;br/&gt;&quot;First, we need to know how the mass of Hell is changing in time. So we need to know the rate that souls are moving into Hell and the rate they are leaving. &lt;br/&gt;I think that we can safely assume that once a soul gets to Hell, it will not leave. Therefore, no souls are leaving.</description></item><item><title>YAPISINA GÖRE CÜMLELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yapisina-gore-cumleler-364732.html</link><description>YAPISINA GÖRE CÜMLELER&lt;br/&gt;Yapýlarýna göre basit, bileþik, baðlý ve sýralý cümleler olmak üzere dört cümle çeþidi vardýr. &lt;br/&gt;a) Basit Cümle: &lt;br/&gt;Tek yüklemi bulunan, tek yargý bildiren cümleler yapý bakýmýndan basit cümledir. Basit cümleyi belirleyen tek yüklemin, tek yargýnýn bulunmasýdýr. Yüklem dýþýndaki diðer ögelerin sayýsý önemli deðildir. Basit cümleler hem isim hem fiil cümlesi olabilir. Türkçede cümleler genellikle basit yapýlýdýr:&lt;br/&gt;          Eðri cetvelden doðru çizgi çýkmaz. &lt;br/&gt;         Akýllý düþman, akýlsýz dosttan yeðdir.&lt;br/&gt;         Güneþ balçýkla sývanmaz.&lt;br/&gt;Yapýsýnda fiil ismi, sýfat-fiil, zarf-fiil veya bu tür kelimelerden yapýlmýþ kelime gruplarý bulunan cümlelerde bu unsurlar baðýmsýz yargý bildirmedikleri için, böyle cümleler de yapý bakýmýndan basit cümle sayýlýrlar:&lt;br/&gt;Bu kadar yolu yaya gitmek zor olabilir.&lt;br/&gt;Gülü seven dikenine katlanýr.&lt;br/&gt;Ayaklarýný sürüyerek yerine geçti.&lt;br/&gt;b) Birleþik Cümle: &lt;br/&gt;Ýçinde birden fazla yargýnýn bulunduðu cümleler, birleþik cümledir. Bu yapýdaki cümlelerde esas yargýyý üzerinde bulunduran bir temel cümle ve bu temel cümleyi çeþitli yönlerden tamamlayan yan cümleler bulunur.&lt;br/&gt;Türkçede þartlý birleþik cümle, ki&quot;li birleþik cümle ve iç içe birleþik cümle olmak üzere üç çeþit birleþik cümle vardýr:&lt;br/&gt;Þartlý birleþik cümle: Ýçinde þart kipi bulunan cümledir. Þart kipi, diðer fiil çekimlerinden farklý olarak bitmiþ bir hareket göstermez, bir yargý ifade etmez. Bu sebeple þart kipiyle baðýmsýz bir cümle yapýlamaz. &lt;br/&gt;Bu yapýdaki cümlede þart kipini taþýyan yardýmcý cümle önce, temel cümle sonra gelir. Þart cümlesi temel cümleyi genellikle þart, zaman, sebep, benzetme gibi anlamlarla tamamlar ve temel cümlenin zarfý olur:&lt;br/&gt;Derslerine düzenli çalýþýrsan sýnýfýný kolay geçersin.&lt;br/&gt;Pazar günü hava güzel olursa gezmeye gideceðiz.&lt;br/&gt;&quot;Artýk demir almak günü gelmiþse zamandan Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan&quot; (Yahya Kemal)&lt;br/&gt;Ki&quot;li birleþik cümle: Farsçadan dilimize giren ki baðlama edatýyla yapýlan birleþik cümledir. Ki edatý, çekimli bir fiilden sonra gelince baðlama edatý olur. Bu cümlelerde ki edatýna kadar olan kýsým asýl unsur; ki edatýndan sonraki unsur yardýmcý unsurdur. Bu sýralanýþ Türkçeye aykýrýdýr. Ki edatý çýkarýlýnca cümle Türkçedeki sýralanýþa uyar:&lt;br/&gt;Duydum ki unutmuþsun gözlerimin rengini. (Gözlerimin rengini unuttuðunu duydum.)&lt;br/&gt;Öyle insanlar vardýr ki yaptýklarý iyilikleri her fýrsatta söylemekten zevk duyarlar. (Yaptýklarý iyilikleri her fýrsatta söylemekten zevk duyan insanlar vardýr.)&lt;br/&gt;Ki&quot;den önceki unsurun isim olmasý halinde ki, yardýmcý cümleyi asýl cümleye baðlamaz, asýl cümlenin yüklemini onun isim unsuruna baðlar. Böyle cümlelerde söylenmese de anlamda bir deðiþiklik olmaz:&lt;br/&gt;Limon ki bol vitaminli bir meyvedir, kýþýn yetiþir. (Limon bol vitaminli bir meyvedir, kýþýn yetiþir. / Bol vitaminli bir meyve olan limon kýþýn yetiþir.)&lt;br/&gt; Ýç içe birleþik cümle: Bir cümlenin herhangi bir görevle baþka bir cümlede yer almasýyla meydana gelen birleþik cümledir. Araya giren cümle, temel cümledeki anlamý tamamlayan yardýmcý cümle olarak nesne veya diðer unsurlardan birinin parçasý olur:&lt;br/&gt;Edebiyat öðretmeni içinizde &quot;Han Duvarlarý&quot;ný okuyan var mý, dedi. &lt;br/&gt;Hayýr, o deðil, þu uzun boylu adam, dedi.&lt;br/&gt;c) Baðlý Cümle: &lt;br/&gt;Birden fazla cümlenin fakat, ama, ancak, lakin, ve, veya gibi edatlarla bir özneye baðlanarak oluþturduðu cümledir. Her biri baðýmsýz cümle olan bu cümleler arasýndaki ilgi, baðlama edatlarýyla kurulmakta ve pekiþtirilmektedir:&lt;br/&gt;Konuþmayý erken öðrendim ama susmayý öðrenmem için yaþlanmam gerekti.&lt;br/&gt;Ölmek kaderde var,bize üzüntü vermiyor</description></item><item><title>DÝLBÝLGÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dilbilgisi-389576.html</link><description>NESNE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Öznenin yaptýðý iþten doðrudan etkilenen öðeye nesne denir. Nesne fille deki iþi üzerine taþýr, nesneye düz tümleç de denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Örnek:  Müdür Bey gazete okuyordu. &lt;br/&gt;                                    N           Y&lt;br/&gt;              Kadýn, bütün parasýný kaybetmiþti.&lt;br/&gt;                                    N                  Y&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nesne görevindeki sözcükler cümlede iki durumda bulunur. &lt;br/&gt;1.Yalýn halde: Belirtisiz nesne&lt;br/&gt;2.Ýsmin &amp;#8211;i halinde belirtili nesne&lt;br/&gt;Ýsimler, zamirler, isimleþmiþ sýfatlar cümlede nesne görevinde kullanýlabilir. Ayrýca isim tamlamasý veya diðer bazý sözcük gruplarý nesne olarak kullanýlabilir. Cümle öznesi bulunduktan sonra yükleme özneyle birlikte &quot;ne?&quot;, &quot;neyi?&quot;, &quot;kimi?&quot;, sorularýyla belirtili nesne bulunur.&lt;br/&gt;Örnekler:    Ayýkla pirincin taþýný.    &lt;br/&gt;                        Y         B.li N&lt;br/&gt;                   Ýyilik eden, iyilik bulur.&lt;br/&gt;                                      B.siz N  Y &lt;br/&gt;                   Çocuklar tatlý sever.&lt;br/&gt;                                   B.siz N.  Y &lt;br/&gt;DOLAYLI TÜMLEÇ&lt;br/&gt;     -e &amp;#8211;de &amp;#8211;den hal eklerini alarak yüklemin anlamýný deðiþtiren çeþitli yönlerden tamamlayan sözlere denir. Dolaylý tümleç görevinde olan sözcükler mutlaka &amp;#8211;e &amp;#8211;de &amp;#8211;den halinde bulunur. Fakat &amp;#8211;e &amp;#8211;de &amp;#8211;den halinde olan her sözcük dolaylý tümleç olmayabilir. Dolaylý tümleçte genellikle bir yere yönelme bir yerde bulunma, bir yerden çýkma yada uzaklaþma anlamlarý bulunur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Örnek:      Tren kalkýverince paket elimde kaldý.&lt;br/&gt;                  Kuþlar uzak ülkelerden gelirler.  &lt;br/&gt;                  Biraz önce evden çýkmýþtý.&lt;br/&gt;                  Çocuklarý kime býrakmýþlar. &lt;br/&gt;Dolaylý tümleci bulmak için yükleme nerede, nereye, nereden, kime, kimde, kimden, neye, neden sorularý sorulur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Örnek:        Bir kýzýl renk ile vurmuþtu alevler duvara. &lt;br/&gt;                                                                           Nereye?&lt;br/&gt;                    Bunlarý babana sormalýsýn?&lt;br/&gt;                                  Kime?&lt;br/&gt;                    O kitaplarý Suat</description></item><item><title>DÝL BÝLGÝSÝ ÝSÝM TAMLAMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-bilgisi-isim-tamlamasi-391609.html</link><description>I- ÝSÝM TAMLAMASI&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;     A-Ýki isim unsurunun meydana getirdiði kelime grubudur. Bir ismin manasýnýn iyelik sistemi içinde baþka bir isimle tamamlanmasý esasýna dayanýr. Grubu meydana getiren  iki isim unsurundan biri tamlayan, diðeri tamlanan unsurdur. Tamlayan unsur bazen ilgi eki alýrken bazen de bu eki almaz. Tamlanan unsur ise sürekli iyelik eki alýr.&lt;br/&gt;     Ýsim unsuru ( + ilgi eki ) + isim unsuru + iyelik eki = Ýsim tamlamasý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     -Az kalsýn unutuyordum, dedim, sütninenin torunu köþkte mi? (s.53)     &lt;br/&gt;     Ben taburun en arkasýnda yürüyordum. (s.41)&lt;br/&gt;     Neriman&quot;ýn çok sevdiðini söyledikleri kocasý bir sene evvel ölmüþtü. (s.34)&lt;br/&gt;     Ay ýþýðýnda sinirli bir hareketle bana doðru bakýyordu.(s.45)&lt;br/&gt;     Buzlu camýn arkasýnda kocaman bir baþ gölgesi. (s.52)&lt;br/&gt;     Üstelik teyzem de köþkte düðün hazýrlýklarýna baþlamýþ. (s.97)&lt;br/&gt;     Kuzenim neredeyse kadýnýn aðzýna girecek. (s.35)&lt;br/&gt;     Madrit&quot;teki amcamýn bir tasavvuru. (s.94)&lt;br/&gt;     Arabacýnýn yanýna bineyim dedim. (s.85)&lt;br/&gt;     Kimse bana niþanlý muamelesi etmesin þimdi. (s.84)&lt;br/&gt;     Akraba çocuklarý arasýnda galiba en ziyade onu severim. (s.57)&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;     B-Türkçe&quot;de belirtili ve belirtisiz isim tamlamasý olmak üzere iki çeþit isim tamlamasý vardýr.&lt;br/&gt;     1-Birinci unsuru ilgi eki alan isim tamlamasý &quot;belirtili isim tamlamasý &quot;dýr.&lt;br/&gt;     -Sevmek denen þeyin rolü bu kadar insaný yakýp titretecek bir þey olursa, kendisi kimbilir neydi? (s.55)  &lt;br/&gt;     Biraz sonra mutfak çadýrýnýn önünde bir kýyamettir koptu. (s.98)&lt;br/&gt;     Kamran&quot;ýn korkusu yavaþ yavaþ hayrete dönüyor gibiydi. (s.40)&lt;br/&gt;     Fatma beni bohça gibi sýrtýna baðlar, kýzgýn güneþlerin altýnda dolaþtýrýr, hurma aðaçlarýnýn tepesine çýkarýrmýþ. (s.9)&lt;br/&gt;     Dadýmýn acýsýný aylarca sonra bana Hüseyin isminde bir süvari neferi unutturdu. (s.10)&lt;br/&gt;     Evet, bir gün doktorun hafta tatilinden dönen kýzý bana:... (s.90)&lt;br/&gt;     Tatilin son günü hazýrlýða baþlamýþtým. (s.87)&lt;br/&gt;     Sör Aleksi, kadýnca konuþmalarýn zaten son hadlerine varmýþtý. (s.88)</description></item><item><title>YÖRESEL MANÝ ÝNCELEMESÝ-ESKÝÞEHÝR ÖRNEÐÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yoresel-mani-incelemesieskisehir-ornegi-456706.html</link><description>ÝÇÝNDEKÝLER1.MANÝ NEDÝR?2.MANÝ ÇEÞÝTLERÝ2.1.Yapýlarýna Göre Maniler2.2.Konularýna Göre Maniler3.YÖRESEL MANÝ NEDÝR?4.ESKÝÞEHÝR YÖRESÝ MANÝLERÝNDEN ÖRNEKLER-oOo-1.MANÝ NEDÝR?Mani sözcüðünün etimolojik kökeni oldukça tartýþmalý olmakla birlikte, &quot;meani&quot;, &quot;ma&quot;na&quot;, &quot;mani&quot; sözcükleri ile iliþkilendirilmektedir.Pertev Naili Boratav ve Fuat Köprülü, mani sözcüðünün Arapça &quot;ma&quot;na&quot; sözcüðünden yansýmýþ olduðunu ileri sürmektedir. Abdulbaki Gölpýnarlý ise &quot;ma&quot;na&quot; sözcüðünün Farsça telaffuz biçimi olan &quot;ma&quot;ni&quot;den Türkçeleþtirilerek &quot;mani&quot;ye dönüþtüðünü savunur. Niyazi Eset, bu görüþe karþýt olarak, mani sözcüðünün Türkçe olduðunu, insan anlamýndaki man köküne &quot;i&quot; getirilmesi ile &quot;mani&quot; halini aldýðýný ortaya koymaktadýr.Mani, çoðunlukla dört dizeden oluþmaktadýr. Dört dizeden daha az veya daha çok olan maniler de bulunmaktadýr. Dört dizeli manilerde 3. dize serbest, diðer dizeler aralarýnda uyaklýdýr. Üçüncü dizenin uyak düzeninde serbest oluþu, maninin söyleniþinde kolaylýk saðlayabilmektedir. Manilerdeki ilk iki dize, söylenene hazýrlýk ve giriþ özelliði taþýmaktadýr. Manideki esas anlam, söylenmek istenen, üçüncü ve dördüncü dizelerdedir. Maniler, 4&quot;lü, 5&quot;li, 7&quot;li, 8&quot;li, 11&quot;li hece ölçüsünden birine uygun olarak söylenir. 7&quot;li hece ölçüsüne uyumlu maniler oldukça yaygýndýr.(Kaynak: Murat Küçük, Kýrka Manileri)Bilhassa her mýsraý yedi heceli ve 1., 2. ve 4. mýsralarý kafiyeli olan ilk mýsraýnýn ikinci beyitle alakasý olmayan nazýmlardýr. Ýster medrese alimlerinin dediði gibi maniden gelmiþ, isterse koyu bir Türkçü olan Lehçe-i Osmani müellifinin &quot;usulsüz, zarpsýz, elhan ile taganni bulunsun, mani, Türk nazým þekillerinin en eskilerinden biridir. Maniler umumiyetle 7 ve nadiren 6 hecelidir. Manilerin karþýlýklý söylenmesi þarttýr. Bunlarda aranýlan vasýf, söz altýnda kalmamaktýr. Pek eski bir cönkte gördüðüm þu mani gibi:Adilem sen naçarsýn, Ýnci, mercan saçarsýn,Dünya deniz olunca, Gülüm, ner&quot;ye kaçarsýn?Aðam derim naçarým,Ýnci mercan saçarým,Dünya deniz olunca,Ben kuþ olup uçarým.Adilem sen naçarsýn,La&quot;l ü gevher saçarsýn,Ben bir þahin olunca,Yavrum ner&quot;ye kaçarsýn.Aðam derim naçarým,La&quot;l ü gevher saçarým,Sen bir þahin olunca,Ben yerlere kaçarým.(Kaynak: Ahmet Talat Onay, Türk Halk Þiirlerinin Þekil ve Nev&quot;i, s. 72)Manilerin baþlýca konusu sevgidir. Hemen her konuda manilere rastlanabilse de mani, aþk ve sevgi konularý ile bütünleþmiþ gibidir. Hangi konuda olursa olsun bütün maniler, doðaçlama yoluyla (irticalen) ve ritimsel çoðunlukla kadýnlar tarafýndan ortaya konulan anonim halk þiirleridir. Saz þairleri dýþýnda, manilerin söylediklerine pek rastlanmaz. Saz þairleri, manileri özel bir beste ile karþýlýklý okurlar. Doðaçlama olarak okunan atýþma manilerinde en ileri giden saz þairi baþarýlý sayýlýr. Mani söyleme, halk arasýnda mani yakmak, mani atmak, mani düzmek deyimleri ile, mani söyleyenler ise, manici, mani yakýcý, mani düzücü sözcükleri ile tanýmlanmaktadýr.(Kaynak: Murat Küçük, Kýrka Manileri)2.MANÝ ÇEÞÝTLERÝManiler yapýlarýna, biçimlerine ve konularýna göre olmak üzere üç türe ayrýlýrlar.2.1. Yapýlarýna Göre Maniler2.1.1. Hece Ölçüsüne Göre2.1.1.1. 4 Heceli Maniler2.1.1.2. 5 Heceli Maniler2.1.1.3. 7 Heceli Maniler2.1.1.4. 8 Heceli Maniler2.1.1.5. 11 Heceli Maniler2.1.2. Kafiye Ölçüsüne Göre2.1.2.1. a.a.b.a.2.1.2.2. b.a.c.a.2.1.2.3. aa.ba.+ca2.1.2.4. a.a.b.a.c.a.x.a2.1.3. Satýr Sayýsýna Göre2.1.3.1. Tek Dörtlüklü Maniler2.1.3.2. Ýki Dörtlüklü Maniler2.1.3.3. Karþýlýklý Maniler2.1.3.4. Katar Manileri2.1.4. Biçimine Göre2.1.4.1. Düz ManilerGecenin vakdý yarimGönnümün tatý yarimYüzünde göz izi varSana kim baktý yarim2.1.4.2. Cinaslý ManilerLalanýn dünyasý neAldanma dünyasýnaDünya benim diyeninDün gittik dün yasýna2.1.4.3. Kesik (Yedekli) ManilerGüle nazBülbül eyler güle nazHarab olsun bu dünyaAðlayan çok gülen az2.1.4.4. Ayaklý ManilerAzizim keten güzelGiymeye keten güzelGezmeye garip ülkeÖlmeye vatan güzel2.2. Konularýna Göre ManilerManilerde en çok iþlenen konu aþk ve sevgidir. Öyle ki, maniden söz edildiðinde akla önce aþk ve sevgi konularý gelir. Aslýnda maniler</description></item><item><title>DÝL KÜLTÜR ÝLÝÞKÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-kultur-iliskisi-383307.html</link><description>DÝL KÜLTÜR ÝLÝÞKÝSÝ&lt;br/&gt;Dil: Duygu, düþünce ve isteklerin, bir toplumda ses ve anlam yönünden ortak olan ögeler ve kurallardan yararlanýlarak, baþkalarýna aktarýlmasýný saðlayan, çok yönlü, çok geliþmiþ bir araçtýr.&lt;br/&gt;Kültür:Bir milletin veya bir topluluðun tarihi süreç içinde meydana getirdiði maddi ve manevi ortak deðerlere denir.&lt;br/&gt;Dil, milli kültürün ilgi alanýna giren varlýk dünyasýný yansýtýr, o milletin yapýp ettiklerinin, duyup düþündüklerinin, görüp bildiklerinin ve tüm tasavvurlarýnýn aynasýdýr.&lt;br/&gt;Bu çalýþmada dil ile kültür arasýndaki iliþki çýkarýlmaya çalýþýlacaktýr.&lt;br/&gt;Dil, toplumsal yaþamýn bir ürünüdür.Ýnsanýn toplumsal etkinliði dil olmaksýzýn düþünülemez.Dil, þu yada bu biçimde, en eski insan toplumlarýnda, en eski zamanlardan beri varolmuþ olsa gerektir.&lt;br/&gt;Dilin doðuþu, bireyin davranýþ ve deneyiminde hem entelektüel hem duygusal bakýmýndan deðiþimi temsil eder. Dile sahip olmak, Piaget&quot;ten alýntýlarsak &quot;geçmiþ eylemlerini anlatý biçiminde yeniden inþa etme ve gelecekteki eylemlerini sözlü sunumlar aracýlýðýyla önceden gösterme yeteneðini&quot; yaratýr. Dil sayesinde geçmiþ ve gelecek bizim için gerçek haline gelir. Geçmiþin geleceðe yansýmasý ise yazý dili ile olur. Yazý dili aynýn zamanda kültür dilidir. Ancak belli bir kültür seviyesine ulaþabilmiþ, medeniyet kurabilmiþ ve ortak bir edebiyat geleneði oluþturabilmiþ milletlerin yazý dili bulunmaktadýr. Bu nedenle de yazý dilinin geliþtirilmesi kültür ile uðraþan aydýnlarýn yardýmý ile gerçekleþmektedir. Her dil, evrenin bir baþka yorumunu dile getirmektedir. &lt;br/&gt;Dilin zenginliði yada yoksulluðu o kültürün zenginliði yada yoksulluðudur.Dilin sýnýrlarýný, o toplumun kültürü belirler. Ýlgi alaný artan, idraký açýlan, dünyasý ve çerçevesi geniþleyen bir kültürün dili de o ölçüde zenginleþir. Ýlim, felsefe, sanat, teknik,fizik, metafizik velhasýl hayatýn her alanýnda problem alanlarý geniþledikçe, bu problemlere çözümler üretme çabasý içerisinde dil zenginleþir.Ancak hayatýn her alanýný,kendi diliyle yaþamak þarttýr.Kültürün problemi,dilin problemidir.Kültürün temel sorunlarý geliþme sürecinin yönü ve içeriði açýlarýndan ortaya çýkar.Ayný sorunlar dilde de yaþanýr.18.yüzyýlýn en önemli düþünürlerinden Herder,Wilhelm von Humbolt,Whorf dil,toplum ve kültür iliþkisi üzerinde durmuþlar,bu düþünürlerden Humboldt dilin,kültürün bir yansýmasý olduðunu söylemiþtir.Ona göre;toplumun dolayýsýyla kültürün geçirdiði tüm evrelerden dil de geçmiþtir.Bunun sonucu olarak insan topluluklarýnýn yaþamýþ olduklarý olaylar,edinmiþ olduklarý birikimler en doðru þekilde dil üzerinde durularak öðrenilebilir.&lt;br/&gt;Her dilin kendine özgü atasözleri,deyimleri,vecizeleri,nüktelerinin olmasý ve bunlarýn baþka dillere aktarýlmasýndaki zorluklar,her dilin ayrý bir inanç yapýsýnýn,bakýþ açýlarýnýn ayrý bir imkanlar ve yöneliþler dünyasýnýn esri ve aynasý olduðunu göstermektedir. Yine her dilin, öfkesinin, sevincini korkusunu, acýsýný, sevgisini, kederini, saygýnsý ifadesinde belli bir sýcaklýk ve samimiyet, bazýlarýnda ise tarafsýz</description></item><item><title>ÞEYTAN ÜÇGENÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?seytan-ucgeni-377162.html</link><description>ÞEYTAN ÜÇGENÝ I&lt;br/&gt;Cinsiyet/Sayý/Kiþi&lt;br/&gt;NEU, bu bölümde dilbilgisinin bilindik kategorilerinden cinsiyet, sayý ve kiþi kategorilerini ele alýr. Bu üç kategoriyi tek tek ama aralarýnda baðlantýlar kurarak irdeler.&lt;br/&gt;Türkçe&quot;de karmaþýk görünümler sergileyen bu üçlünün içerdiði karmaþýklýðý dile getirmek için þeytan üçgen diye bir adlandýrma yaptýðýný belirtir. &lt;br/&gt;Dilbilgisel Kategori&lt;br/&gt;Bu baþlýk altýnda terimin tanýmý yapýlýr: Belirli bir konumu, iþlevi, deðeri vb.yi farklý biçimlerde yansýtan öðelerin ait olduðu bütünlük.&lt;br/&gt;Dilbilgisel kategori terimiyle anlatýlmak istenen þu örnekler üzerinden açýklanýr.&lt;br/&gt;Ev, geçen yüzyýldan kalmaydý.&lt;br/&gt;Kuþ, birden havalandý.&lt;br/&gt;Duvar, depremden yýkýldý.&lt;br/&gt;Bu tümceler bir ortaklýk, bir benzerlik sergiler. Her üçü de tümcede &quot;hakkýnda bilgi verilen&quot;dir. O halde, dilbilgisi dilin söz varlýðýnda bu üç sözcüðün bulunduðunu belirlemekle kalmamalý, üç ayrý biçimin hakkýnda bilgi verilen olabilme ortaklýðý sergilediðini de bir yola dile getirmelidir.  Yani yapýlacak iþ, üçünü içeren ama hiçbirinin tek baþýna doldurmadýðý bir soyut alan belirlemektedir. Özne iþte bu kategoridir.&lt;br/&gt;CÝNSÝYET&lt;br/&gt;Bu baþlýk altýnda cinsiyetin kapsamý, cinsiyeti gösterme, cinsiyet anlamlý mýdýr? Cinsiyeti kim tanýr? Türkçe&quot;nin cinsiyeti gibi lt baþlýklar toplanýr. Bu bölümde anlatýlanlar özetle þöyledir:&lt;br/&gt;Cinsiyetle akla gelen, bazý sözcüklerin eril, bazýlarýnýn diþil nitelikli olmasý, bazý sözcüklerin de bu ikisi dýþýnda yansýzlýk sergilemesi olmuþtur. Oysa dilbilimle tanýmlanan kavram çok daha geniþ kapsamlýdýr. &lt;br/&gt;Dillerde cinsiyet ayýrýmý genellikle ikili, üçlü ve dörtlü olarak ayrýmýn ölçütleri de, eril, diþil, insansal, canlý, bitki ve diðerleri (bunlarýn dýþýndakiler) olarak görülür. &lt;br/&gt;Cinsiyet sözcüklerin karþýladýðý kavramlarýn gerçek cinsiyetten baðýmsýz olarak canlý/cansýz, insanal/insandýþý, iri/küçük oma gibi özelliklere baðlý dilbilgisel biçimlenmelerin ait olduðu kategoridir. Dillerin cinsiyeti kodlama yolu ile ve bu kodlamalarýn yaygýnlýðý ile farklýlýk gösterir. &lt;br/&gt;Cinsiyet, yalnýzca artýkeller, sýfatlar deðil eylemler için de söz konusudur. Cinsiyetteki þeytanlýk ise onun kiþi ve sayý ile olan birlikteliðindendir. &lt;br/&gt;Türkçe&quot;deki cinsiyet bilinen dillerdeki (Almanca, Ýngilizce, Fransýzca...) kavramdan farklýdýr. Türkçe&quot;nin cinsiyet özelliði sözlüksel olarak sunulur. Türkçe&quot;de yalnýzca &quot;dünyevi&quot; cinsiyetleri ifade eden horoz/tavuk, öküz/inek, koyun/keçi, keçi/teke gibi sözcük çiftleri bulunur. &lt;br/&gt;SAYI&lt;br/&gt;Bu  bölümde bilmediðimi sayýlar, sayýyý kim tanýr? Tekil bunun neresinde, sözlüksel sayý altbaþlýklarýyla birlikte þunlar anlatýlýr. &lt;br/&gt;Sayý kendisini bir, iki, seksen gibi sözlüksel olarak yansýtan öðelerden deðil, baþka öðeler üzerinde kodlayan çeþitli dinsel araçlardan oluþan kategoridir. Türkçe&quot;de olduðu gibi en yaygýn aktarýlýþ biçimi tekil/çoðul arasýnda ayrým yapandýr. Bununla birlikte &quot;ikilik&quot;te bir sayý alt kategorisidir. &lt;br/&gt;Sayý cinsiyetle sýk sýk etkileþime girer. Arapça&quot;da çoðullamanýn ekleme yolu ile yapýlan türünde &amp;#8211;un, &amp;#8211;in ekleri eril</description></item><item><title>PRESENT PERFECT CONTINUOUS TENSE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?present-perfect-continuous-tense-380236.html</link><description>PRESENT PERFECT CONTÝNUOUS TENSE&lt;br/&gt;I have been singing&lt;br/&gt;How do we make the Present Perfect Continuous Tense?&lt;br/&gt;The structure of the present perfect continuous tense is:&lt;br/&gt;subject+auxiliary verb+auxiliary verb+main verb&lt;br/&gt;have&lt;br/&gt;hasbeenbase + ing&lt;br/&gt;Here are some examples of the present perfect continuous tense:&lt;br/&gt; subjectauxiliary verb  auxiliary verbmain verb &lt;br/&gt;+Ihave beenwaitingfor one hour.&lt;br/&gt;+Youhave beentalkingtoo much.&lt;br/&gt;-Ithasnotbeenraining. &lt;br/&gt;-Wehavenotbeenplayingfootball.&lt;br/&gt;?Haveyou beenseeingher?&lt;br/&gt;?Havethey beendoingtheir homework?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Contractions&lt;br/&gt;When we use the present perfect continuous tense in speaking, we often contract the subject and the first auxiliary. We also sometimes do this in informal writing.&lt;br/&gt;I have beenIve been&lt;br/&gt;You have beenYouve been&lt;br/&gt;He has been&lt;br/&gt;She has been&lt;br/&gt;It has been&lt;br/&gt;John has been&lt;br/&gt;The car has beenHes been&lt;br/&gt;Shes been&lt;br/&gt;Its been&lt;br/&gt;Johns been&lt;br/&gt;The cars been&lt;br/&gt;We have beenWeve been&lt;br/&gt;They have beenTheyve been&lt;br/&gt;Here are some examples:&lt;br/&gt;*Ive been reading. &lt;br/&gt;*The cars been giving trouble. &lt;br/&gt;*Weve been playing tennis for two hours. &lt;br/&gt;How do we use the Present Perfect Continuous Tense?&lt;br/&gt;This tense is called the present perfect continuous tense. There is usually a connection with the present or now. There are basically two uses for the present perfect continuous tense:&lt;br/&gt;1. An action that has just stopped or recently stopped&lt;br/&gt;We use the present perfect continuous tense to talk about an action that started in the past and stopped recently. There is usually a result now.&lt;br/&gt;Im tired because Ive been running.&lt;br/&gt;pastpresentfuture&lt;br/&gt;________________________________________!!! &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Recent action.Result now. &lt;br/&gt;*Im tired [now] because Ive been running. &lt;br/&gt;*Why is the grass wet [now]? Has it been raining? &lt;br/&gt;*You dont understand [now] because you havent been listening. &lt;br/&gt;2. An action continuing up to now&lt;br/&gt;We use the present perfect continuous tense to talk about an action that started in the past and is continuing now. This is often used with for or since.&lt;br/&gt;I have been reading for 2 hours.&lt;br/&gt;pastpresentfuture&lt;br/&gt;________________________________________ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Action started in past.Action is continuing now. &lt;br/&gt;*I have been reading for 2 hours. [I am still reading now.] &lt;br/&gt;*Weve been studying since 9 oclock. [Were still studying now.] &lt;br/&gt;*How long have you been learning English? [You are still learning now.] &lt;br/&gt;*We have not been smoking. [And we are not smoking now.] &lt;br/&gt;For and Since with Present Perfect Continuous Tense&lt;br/&gt;We often use for and since with the present perfect tense.&lt;br/&gt;*We use for to talk about a period of time&quot;5 minutes, 2 weeks, 6 years. &lt;br/&gt;*We use since to talk about a point in past time&quot;9 oclock, 1st January, Monday. &lt;br/&gt;forsince&lt;br/&gt;a period of timea point in past time&lt;br/&gt;________________________________________*________________________________________&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;20 minutes6.15pm&lt;br/&gt;three daysMonday&lt;br/&gt;6 monthsJanuary&lt;br/&gt;4 years1994&lt;br/&gt;2 centuries1800&lt;br/&gt;a long timeI left school&lt;br/&gt;everthe beginning of time&lt;br/&gt;etcetc&lt;br/&gt;Here are some examples:&lt;br/&gt;*I have been studying for 3 hours. &lt;br/&gt;*I have been watching TV since 7pm. &lt;br/&gt;*Tara hasnt been feeling well for 2 weeks. &lt;br/&gt;*Tara hasnt been visiting us since March. &lt;br/&gt;*He has been playing football for a long time. &lt;br/&gt;*He has been living in Bangkok since he left school. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;USE 1 Duration from the Past Until Now     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;We use the Present Perfect Continuous to show that something started in the past and has continued up until now. &quot;For five minutes&quot;, &quot;for two weeks&quot;, and &quot;since Tuesday&quot; are all durations which can be used with the Present Perfect Continuous. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EXAMPLES:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;They have been talking for the last hour.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;She has been working at that company for three years.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;James has been teaching at the University since June.</description></item><item><title>DÝLEKÇE HAKKI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dilekce-hakki-397243.html</link><description>Dilekçe Hakk&amp;#305;&lt;br/&gt;Çevre konusunda ilgili makamlara dilekçe yazarak çevre ile ilgili olumsuzluklar&amp;#305;n düzeltilmesini istemek&lt;br/&gt;her Türkiye Cumhuriyeti Vatanda&amp;#351;&amp;#305;n&amp;#305;n hem hakk&amp;#305;, hem de ödevidir.&lt;br/&gt;Anayasam&amp;#305;z&amp;#305;n 56. maddesi, &quot;Çevreyi geli&amp;#351;tirmek, çevre sa&amp;#287;l&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;n&amp;#305; korumak ve çevre&lt;br/&gt;kirlenmesini önlemek Devletin ve vatanda&amp;#351;lar&amp;#305;n ödevidir&quot;; diyerek, çevre koruma&lt;br/&gt;konusunda vatanda&amp;#351;lara da sorumluluk yüklemi&amp;#351;tir.&lt;br/&gt;Anayasam&amp;#305;z&amp;#305;n, dilekçe hakk&amp;#305;n&amp;#305; düzenleyen 74. maddesinde, &quot;Vatanda&amp;#351;lar, kendileriyle veya kamu ile ilgili&lt;br/&gt;dilek ve &amp;#351;ikayetleri hakk&amp;#305;nda, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yaz&amp;#305; ile ba&amp;#351;vurma&lt;br/&gt;hakk&amp;#305;na sahiptir. Kendileriyle ilgili ba&amp;#351;vurmalar&amp;#305;n sonucu, dilekçe sahiplerine yaz&amp;#305;l&amp;#305; olarak bildirilir&quot;&lt;br/&gt;denilmektedir.&lt;br/&gt;Do&amp;#287;a dostu vatanda&amp;#351;lar&amp;#305;n çevrelerinde gördükleri do&amp;#287;a aleyhine uygulamalarla mücadele etmelerinin ilk&lt;br/&gt;ve en basit ad&amp;#305;m&amp;#305;, ilgili makamlar&amp;#305;n, Anayasa ve 3071 say&amp;#305;l&amp;#305; Dilekçe Hakk&amp;#305;n&amp;#305;n Kullan&amp;#305;lmas&amp;#305;na Dair Yasa ile&lt;br/&gt;güvence alt&amp;#305;na al&amp;#305;nm&amp;#305;&amp;#351; bir hak olan dilekçe yolu ile uyar&amp;#305;lmas&amp;#305;d&amp;#305;r.&lt;br/&gt;Dilekçe yazarken dikkat edilmesi gereken önemli konular&amp;#305;n ba&amp;#351;&amp;#305;nda, dilekçenin muhatab&amp;#305;n&amp;#305;n do&amp;#287;ru&lt;br/&gt;seçilmesine dikkat etmek gelmelidir. Sözkonusu alan belediye s&amp;#305;n&amp;#305;rlar&amp;#305; içinde ise dilekçe belediyeye, sit&lt;br/&gt;alan&amp;#305;ysa Kültür ve Tabiat Varl&amp;#305;klar&amp;#305;n&amp;#305; Koruma Kurulu&amp;#351;una / Kültür Bakanl&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;na, Milli Park, Tabiat&amp;#305;&lt;br/&gt;Koruma Alan&amp;#305;, Av-Yaban Hayat&amp;#305; Koruma Alan&amp;#305; gibi Orman Bakanl&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;nca korunan alanlar&amp;#305;n statüsünden&lt;br/&gt;birine sahipse Milli Parklar ve Av-Yaban Hayat&amp;#305; Genel Müdürlü&amp;#287;üne, Ramsar, Bern Sözle&amp;#351;meleri&lt;br/&gt;kapsam&amp;#305;nda korunan bir alansa ya da Çevre Yasas&amp;#305;na ayk&amp;#305;r&amp;#305; bir uygulama varsa Çevre &amp;#304;l Müdürlü&amp;#287;üne /&lt;br/&gt;Çevre Bakanl&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;na, gönderilmelidir.&lt;br/&gt;Ayn&amp;#305; dilekçenin birden fazla kuruma gönderilmesi daha etkili olmas&amp;#305;n&amp;#305; sa&amp;#287;layabilir. Örne&amp;#287;in, belediye&lt;br/&gt;s&amp;#305;n&amp;#305;rlar&amp;#305; içinde belediyeye gönderilen dilekçenin ilin valili&amp;#287;ine ya da ilçenin kaymakaml&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;na da&lt;br/&gt;gönderilmesi birden fazla makam&amp;#305;n dikkatini çekecektir. &amp;#304;lgili kamu kurum ve kurulu&amp;#351;lar&amp;#305; yan&amp;#305; s&amp;#305;ra çevre&lt;br/&gt;ile ilgili dernek ve vak&amp;#305;flar, yerel</description></item><item><title>FÝLOLOJÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?filoloji-354401.html</link><description>FÝLOLOJÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Filoloji her þeyden önce eski çaðlardan kalan yazýlý metinleri belirlemek, saptamak, yorumlamak, açýklamak ister. Ve bu inceleme aracýlýðýyla edebiyat tarihi, töreler ve kurumlarla uðraþmaya yöneldiðinden tek konusu dil deðildir. Dil sorunlarýný deðiþik çaðlarýn metinlerini karþýlaþtýrmak ya da eski bir dildeki yazýtlarý çözmek ve açýklamak amacýyla ele alýr. Ancak bu araþtýrmalar yaþayan, sözlü dil yerine tümüyle metinlere baðlý kalarak yapýlmýþ olsa da bir baðlamda tarihsel dil bilimini hazýrlar. Filoloji çalýþmalarý sonucunda dillerin birbirleriyle karþýlaþtýrýlabilme olasýlýðýnýn ortaya çýkmasý dil bilimini hazýrlayan 3.evreyi, yani karþýlaþtýrmalý dilbilgisi ya da karþýlaþtýrmalý filolojiyi baþlatýr (Görsel Büyük Genel Ansiklopedisi, 1984, s.2646).&lt;br/&gt;Hiç kuþku yoktur ki , düþünme, düþündüðümüzü uygulama, yaratma, yenilikler ortaya koyma bakýmýndan dünyadaki bütün deðiþik nitelikler, yetenekler taþýyan, insanoðludur.  Bu nitelikleri ayný zamanda, konuþan bir yaratýk olmasýný saðlamýþ , toplum halinde yaþayan  insan, dil denen kurumu da ortaya koymuþtur (Doðan Aksan, Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim, TDK Yay., 439, Ankara 1995).&lt;br/&gt;Filolojinin amacý; genel dil bilimini ilgilendiren  sorunlarý incelemek, Türk dilinin etimolojik sözlüðüne  temel olacak materyalleri toplamak, bir takým  bölümlerini  dilimize  çevirtmek, bunlarý dilimizin söz kökleriyle  karþýlaþtýrmak, dil bilimi ve  etimolojiyi ilgilendiren yerli ve yabancý eserleri inceleyerek bunlarý  bastýrmak veya dilimize çevirmektir (http://www.talk.gov.tr).&lt;br/&gt;   18. ve 19.yüzyýllarýn en önemli geliþmesi, dil araþtýrmalarýnda karþýlaþtýrmalý yöntemin kuruluþudur.18.yüzyýlda Avrupalýlarýn sankrit dilini öðrenmesi bu alanda önemli sonuçlar doðurdu. 1786&quot;da Hindistan&quot;daki Ýngiliz mahkemesinin baþkaný doðubilimci Sir William Jones, sankrit diliyle Yunanca ve Latince arasýndaki benzerliðe iþaret ederek bu üç dilin ortak bir kökenden türemiþ olduðu tezini ortaya attý. Bundan sonra, 1816&quot;da Franz Boop; 1822&quot;de Jacob Grimm, Hint-Avrupa dil ailesi tezini kanýtlayan yapýtlarýný yayýmladýlar. Grimm, bu dillerdeki sözcüklerin sesleri arasýnda oldukça düzenli bir iliþki olduðunu gösterdi. Örneðin, bilinen en eski Germen dili olan Got dilindeki &quot;f&quot; sesinin yerini, Yunanca, Latince ve Sankrit dilinde çoðu zaman &quot;p&quot; sesi almaktadýr. (Ayak sözcüðü Got dilinde fotus, Latince pedis Yunanca podos, Sankrit dilinde padastýr.) Grimm&quot;e göre bu farklýlýklar, ortak Germencede gerçekleþen ve yeni bir &quot;ses kaymasý&quot; yasasýnýn ürünüdür. Oldukça düzenli bir biçimde iþleyen bu yasaya uygun olarak sözcük sesleri, zaman içinde düzenli bir döngü içinde deðiþmektedir. Örneðin &quot;bh&quot; gibi soluklularýn yerini &quot;b&quot; gibi soluksuz titreþimli sesler, &quot;b&quot; sesinin yerini de &quot;p&quot; gibi titreþimsiz sesler almýþtýr. Bu araþtýrmalar,  ses bilgisinin kurulmasýný da saðlamýþtýr (Ana Britanica, s.154).&lt;br/&gt;  19.yy da, romantik tarih felsefesinden kaynaklanan ve 20.yy da etkisini sürdürecek olan yeni bir dil kavramý da geliþtirildi. Daha önceki bütün kavramlara göre, insanlar çevrelerindeki dünyayý ve evreni anlamlandýrmak, tanýmlamak için dili yaratmýþlardýr. Gerçeklik dilin dýþýnda dilden öncede vardýr.(gös.yer.)&lt;br/&gt;  J.G.Von Herder ve Wilhem Humbolt gibi tarihselci düþünürler bunun tam tersini savundular. Bir toplumda yaþayan insanlar dünyayý gerçekte olduðu gibi deðil, dillerin kendine sunduðu biçimde görmekteydiler. Bu yüzden tek olan gerçekler dünyasý, ayrý diller konuþan toplumlara baþka baþka gözükecektir. Humbolt&quot;a göre insanlar bu dünyada ana dilinin dünyayý kendilerine tanýttýðý biçimde yaþamaktadýrlar. Eski yaklaþýma göre dil, insanlýðý nesnel gerçeðe götüren tarafsýz ve saydam bir araçken, tarihselci yaklaþýma göre, kendisi de belli bir dünya görüþü içeren, bu görüþ doðrultusunda insanlarýn gerçeðini biçimlendiren bir etmendir (gös.yer.).&lt;br/&gt;Dil konusuna ve dilin iþlemesine yönelmede baþlýca etken din olmuþtur. Dualara ve dinle ilgili metinlere gösterilen  özenin dil çalýþmalarýný kamçýladýðýný söyleyebil</description></item><item><title>CÜMLENÝN ÖGELERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cumlenin-ogeleri-366370.html</link><description>Bir yargýyý tam olarak ifade eden sözcük ya da söz öbeklerine cümle denir.Cümlenin yargýsý tek bir sözcükle saðlanabileceði gibi söz öbekleriyle de saðlanabilir.Yargý ne kadar açýklanmýþsa o derece anlaþýlýr hale gelmiþtir.Ýþte bir yargýyý ortaya koyan ve destekleyen söz öbekleri cümlenin öðelerini meydana getirir.&lt;br/&gt;  Bir cümlenin oluþmasý için en önemli þart, orada kip ve þahýs bildiren bir unsurun bulunmasýdýr.Yani eðer cümle içinde herhangi bir söz, haber veya dilek kiplerinden herhangi biriyle çekimli halde bulunuyorsa o, bir yargý bildiriyor demektir.Yargý bildirmek ise cümle olmanýn en önemli koþuludur.Þahýs bildirmek, cümle olmak için her zaman gerekli deðildir.&lt;br/&gt;  Cümlede bulunabilecek öðeler, yüklem, özne, nesne ve tümleçlerdir.bunlarýn özelliklerinin neler olduðunu þimdi ayrý ayrý görelim.&lt;br/&gt;   Yüklem&lt;br/&gt;  Cümlede kip ve zaman bildirerek yargýyý ortaya koyan temel unsurdur.Tek baþýna cümle özelliði gösterir.Diðer öðeler yüklemin tamamlayýcý öðeleridir.&lt;br/&gt;  Cümlede yüklemi bulmak için herhangi bir öðeye soru sormayýz.onu çekimli durumda bulunan sözcüklerden anlarýz.&lt;br/&gt;Örneðin:&lt;br/&gt;&quot;Biliyorum&quot; sözü &quot;bilmek&quot; eyleminin þimdiki zamanki çekimlendiðini gösteriyor.öyle ise yargý bildiriyor demektir.Dolayýsýyla bir cümledir.&lt;br/&gt; &quot;Gidilmeli&quot; sözü &quot;gidilmek&quot; eyleminin gereklilik kipiyle çekimlenmiþtir.yargý bildirmiþ ve yüklem görevinde kullanýlmýþ demektir.&lt;br/&gt; &quot;Hastayým&quot; sözü &quot;hasta&quot; isminin, ekfiili geniþ zamanýyla çekimlenmesinden oluþmuþ, dolayýsýyla yargý bildirip yüklem olmuþtur. &lt;br/&gt;  Yüklem durumunda bulunan unsur elbette her zaman sözcük halinde bulunmaz.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;&quot;Olayý duyunca küplere bindi.&quot;  cümlesinde &quot;küplere binmek&quot; ; sinirlenmek anlamýnda bir deyimdir.Deyimler kalýplaþmýþ söz öbekleri olduðundan birbirinden ayrýlmaz dolayýsýyla cümlenin yüklemi &quot;küplere bindi&quot; olacaktýr.&lt;br/&gt;&quot;O artýk gözden düþtü.&quot;&lt;br/&gt;&quot;Ben bu kadar iþle baþa çýkamam.&quot;&lt;br/&gt; Cümlelerinde altý çizili söz öbekleri de deyimdir ve yüklem görevinde kullanýlmýþtýr.Deyimler gibi diðer bileþik fiiller de yüklem olduklarýnda birbirinden ayrýlmaz.Örneðin;&lt;br/&gt;&quot;Gitmeden önce bana telefon etti.&quot;&lt;br/&gt;&quot;Bir anda ortalýktan yok oldu.&quot;&lt;br/&gt; Cümlelerindeki altý çizili sözcükler bileþik fiil olduklarýndan birlikte yüklem olur.&lt;br/&gt;&quot;Avluda bulduðum demir parçasý, meðer sokak kapýsýnýn anahtarýymýþ.&quot;&lt;br/&gt;&quot;Kaside, divan þiirini nazým þekillerinden biridir.&quot;&lt;br/&gt;  Cümlelerinde altý çizili söz öbekleri isim tamlamasý olduðundan onlarý oluþturan sözcükler,hangi öðe durumunda bulunursa bulunsun birbirinden ayrýlmaz.&lt;br/&gt;  &quot;Sonbaharýn kýþa döndüðü, esintili, az güneþli bir gündü.&quot;cümlesinde de altý çizili söz, tamamen sonda bulunan &quot;gün&quot; isminin sýfatlarýndan oluþmuþtur.Dolayýsýyla bunlarý birbirinden ayýramayýz.Sonuçta altý çizili grup olduðu gibi yüklem olmuþtur.&lt;br/&gt; Yüklem bazen edatlarla bile kurulur.Örneðin;&lt;br/&gt;&quot;Bu gün biraz hasta gibisin.&quot; cümlesindeki gibi edatý baðlý bulunduðu söz öbeðiyle birlikte yüklem görevini üstlenmiþtir.&lt;br/&gt;  Görüldüðü gibi yüklemi, haber veya dilek kipleriyle çekimlenmiþ sözcük ya da söz öbeklerinde arýyoruz.Elbette isim soylu sözcüklerde bu çekim, ek fiille yapýlmýþ olmalýdýr.&lt;br/&gt;Özne&lt;br/&gt; Cümlede yüklemin bildirdiði iþi, hareketi yapan, yada oluþ içinde bulunan öðedir.cümlenin temel öðesidir.Ancak her cümlede bulunmak zorunda deðildir.&lt;br/&gt;  Cümlede özneyi bulmak için yükleme &quot;kim&quot; ve &quot;ne&quot; sorularýný sorarýz.ancak özellikle &quot;ne&quot; sorusu, nesneyi bulmak içinde sorulduðundan,biz özne sorusunu yükleme deðiþik biçimde sorarýz.Örneðin;&lt;br/&gt;&quot;Öðretmen soruyu bana sordu&quot; cümlesinde &quot;sordu&quot; yüklemdir.Özneyi bulmak için yükleme &quot;soran kim&quot; diye soruyoruz.Cevap olarak &quot;öðretmen&quot; geliyor.öyle ise cümlenin öznesi bu sözcüktür.&lt;br/&gt; &quot;Bahçede çiçekler açmýþ.&quot; cümlesinde &quot;açmýþ&quot; yüklemdir.Yükleme &quot;açan ne&quot; sorusu sorduðumuzda cevap olarak çiçekler geliyor.Demek ki cümlenin öznesi çiçeklerdir.&lt;br/&gt; Görüldüðü gibi insanlar için kim,diðer varlýklar için ne sorusunu soruyoruz.Özne bazen söz öbeði þeklinde olabilir.&lt;br/&gt;&quot;Kanadý kýrýlan kuþ,bahçenin bir kenarýnda bekliyordu.&quot;&lt;br/&gt;Cümlesinde &quot;bekliyordu&quot; yüklemdir.Yükleme &quot;bekleyen ne&quot; sorusu sorduðumuzda cevap olarak kanadý kýrýlan kuþ cevabý geliyor.Demek ki cümlenin öznesi bir söz öbeðidir;daha doðrusu bir sýfat tamlamasýdýr.&lt;br/&gt; Cümlede özne, açýk olarak verilebileceði gibi yükleminden çekiminden de çýkarýlabilir.Cümlede olmayan, yüklemden bu tür öznelere gizli özne adý verilir.&lt;br/&gt;&quot;Sana bu kitabý iki günlüðüne verebilirim.&quot; cümlesinde &quot;verebilirim&quot; yüklemdir.Yükleme &quot;veren kim&quot; sorusu sorduðumuzda cevap olarak &quot;ben&quot; cevabý geliyor.Öyle ise bu cümlenin öznesi gizli öznedi</description></item><item><title>CAN ÇEKÝÞEN TÜRKÝYE - PIER LOTTI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?can-cekisen-turkiye-pier-lotti-395366.html</link><description>CAN ÇEKÝÞEN TÜRKÝYE - PIER LOTTI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖNSÖZ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalýþma Erciyes Üniversitesi Yozgat Fen-Edebiyat fakültesi Tarih Bölümü&quot;ne 2003 yýlýnda bitirme tezi olarak sunulmuþtur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalýþma, Pier Lotti&quot;nin &quot;Can Çekiþen Türkiye&quot; adlý eserinin Osmanlýca&quot;dan günümüz Türkçe&quot;sine çevirisidir. Eser lll bölüme ayrýlmýþtýr. Birinci bölümde, Osmanlý Devleti ve Ýtalya arasýndaki Trablusgarp Savaþý hakkýnda yazýlarý mevcuttur. Ýkinci bölümde ise, yine Balkan Muharebesindeki Osmanlý Devleti&quot;nin maðlubiyet sebepleri yer alýr. Bu bölümde kendi arasýnda iki kýsma ayrýlmýþtýr. l. Kýsýmda harpten evvelki sebepler siyasi, askeri ve milli hususlar olarak ele alýnmýþtýr. ll. Kýsýmda, harp esnasýndaki sebepler askeri yönden ele alýnmýþtýr.&lt;br/&gt;Bu eser, Tüccarzade Ýbrahim Hilmi tarafýndan, Osmanlý Türkçe&quot;sine tercüme edilmiþtir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FÝYATI (30) PARADIR&lt;br/&gt;Zavallý Millet&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kitabhane-i intibahýn birinci adedini teþkil etmiþtir. Münderecatý felaketlerimizin baþ esbabý olan hükümetsizlikten hükümetimizin idaresizliklerinden bahs eder. Büyük bir raðbete mazhar olmuþtur. Fi&quot;atý (30) paradýr.&lt;br/&gt;Milletin Hatalarý&lt;br/&gt;Felaketlerimizin Esbabý&lt;br/&gt;Hayat-ý ictima iyyemizin bozukluðundan, ahlak-ý umumiyenin fesadýndan. Nisvanýmýzýn hürriyetinden, terbiye-i milliyemizin hiçliðinden. Gençlerimizin nekayis-i ahlakiyesinden bahs eder. Büyük bir raðbete mazhar olmuþtur. (40) paradýr.&lt;br/&gt;Milletin Kusurlarý&lt;br/&gt;Kitabhane-i intibanýn üçüncü adedini teþkil eder. Fakr u sefa umumiyemizden, ziraat sanayi, ticaret hususundaki aczimizden teþebbüsat-ý iktisadiyedeki hatalarýmýzdan bahs mühim bir eserdir. Fi&quot;atý (50) paradýr.&lt;br/&gt;Esbab-ý Hezimet ve Felaketimiz&lt;br/&gt;Kitabhane-i intibahýn dördüncü adedini teþkil eder. Askerlikte uðradýðýmýz inhizamlarýn esbabýný ve evamilini gösterir. Kýrk Kilise ve Lüleburgaz malubiyetlerinin sebeplerini izah eyler mühim bir eserdir. Fi&quot;atý (40) paradýr.&lt;br/&gt;Ma&quot;arifimiz ve Funun-u Ýlmiyemiz&lt;br/&gt;Kitabhane-i intibahýn beþinci adedini teþkil eder. Ma&quot;aruf-u umumiyedeki noksanlarýmýz kusurlarýmýz, Asar-ý ilmiye ve fenniy</description></item><item><title>LEKSÝKOLOJÝ (KELÝME BÝLÝMÝ) DALI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?leksikoloji-(kelime-bilimi)-dali-363761.html</link><description>LEKSÝKOLOJÝ (KELÝME BÝLÝMÝ) DALI&lt;br/&gt;Dilin kelime bilimiyle ilgili esaslarý inceleyen dalýna leksikoloji (kelime bilimi) denilir. Leksikologiya (sözcük bilimi) terimi Yunan kökenli olup, &quot;sözler&quot; anlamýna gelen &quot;LEHÝKOS&quot; ile TALÝM öðretme ve &quot;NAZARÝYE&quot; (düþünce sistemi) anlamlarýný ifade eder. LOGOS bölümlerinin birleþmesinden meydana gelmiþtir.&lt;br/&gt;Kelime bilimi dalýnýn asýl konusunun ne olduðu tartýþmalýdýr. Kesin olarak sözcük biliminin neden bahsetmesi ve neleri kapsamasý gerektiði dilciler tarafýndan çeþitli biçimlerde izah edilir.&lt;br/&gt;Sözcük biliminin kelimeleri incelediði malumdur. Bunun yaný sýra sözcük bilimi, baþka dallardan farklý olarak kelimeleri birer birer açýklar. Bu bilim dalý kelimenin içeriðini, tabiatýný, leksik sistemdeki yerini ve onun gruplarýný incelemektedir. Ayrýca bu dal, dilin söz ihtiyatýný ve leksik terkibin yayýlýþ tarihini de aydýnlatmaya çalýþýr.&lt;br/&gt;Dilcilik tarihine bakýldýðýnda, herhangi bir dilin sözcük bölümlerinin teorik açýdan incelenmesine daha önceleri çok fazla önem verilmediði görülür. Buna göre son yýllara kadar bu dal, nispeten zayýf bir þekilde geliþimini sürdürmüþtür. Genellikle kelime bilimiyle ilgili meselelere daha çok sözlük yazýmý iþlerinde yahut baþka sebeplerle deðinilmiþtir.&lt;br/&gt;Kelime biliminin problemleri çaðdaþ dilciliðin en güncel meseleleri haline dönüþmüþtür. Bu meselelere Sovyet dilciliðinde daha fazla önem verilmiþ ve bu konuda dikkate deðer araþtýrmalar yapýlmýþtýr. Sovyet halklarýnýn dillerinin leksik sitemi, ilmi olarak belirli ölçülerde araþtýrýlýp incelenmiþtir. Büyük çalýþmalar yapýlmasýna karþýlýk gerek Sovyet gerekse diðer ülkelerin dilciliðinde sözcük biliminin baþlýca problemi &amp;#8211;kelime problemi- yeterince açýklýða kavuþturulmamýþtýr.&lt;br/&gt;Genellikle, dilcilik ilminde &quot;kelime nedir?&quot; sorusuna verilecek özel yahut genel bir cevap yoktur. Bu sebeple kelime ile ilgili bir dizi leksikolojik problemler günümüzde de halledilmeyi beklemektedir.&lt;br/&gt;FRAZEOLOJÝ (DEYÝM BÝLÝMÝ) DALI&lt;br/&gt;Dildeki sabit kelime birleþmeleri ile ifade ve ibarelerden bahseden dilcilik dalýna frazeoloji (deyim bilimi) dalý denilir. Frazeolojiya terimi iki Yunan kelimesinden meydana gelmiþtir. Yunancada RHGASÝS, ifade anlamýna gelmektedir.&lt;br/&gt;Deyim bilimi dalýnýn amacý Frazeoloji dallarýnýn (Frazomlerin), dildeki yerini belirginleþtirmek, onlarýn uygun prensiplere göre tasnifini yapmak, üslubi özelliklerini açýklýða kavuþturmak, oluþma ve yayýlma yollarýný izah etmekten ibarettir. &lt;br/&gt;Frazeoloji (deyim bilimi), dilciliðin tam baðýmsýz bir dalý gibi çok gençtir. Ancak bu, deyim bilimi problemleriyle daha önceleri meþgul olunmamýþ anlamýna gelmez. Bu mesele, ilim adamlarýnýn dikkatini çok önceleri çekmiþ ve frazeoloji (deyim bilimi) gizli yayýlma yolu seçmiþtir.&lt;br/&gt;Sözlük yazanlar yani leksokagraflar, deyim bilimi dalýnýn ilk mensuplarý olmuþlardýr. Sözlük yazýcýlarý bazý kelimelerin anlamlarýný dikkatle incelemiþler, böylece bazý kelimelerin bölünmez birleþme terkibinde olduðu sonucuna varmýþlardýr. &lt;br/&gt;Filologlarýn, yani dilbilimcilerin dikka</description></item><item><title>SÖZDÝZÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sozdizimi-394579.html</link><description>SÖZDÝZÝMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her sözcük, anlamlý olmakla birlikte tek basma duygularý düþünceleri, istekleri, yargýlarý tam olarak anlatmaya yetmez. Tek tek sözcüklerle deðil; sözcük dizileriyle konuþulur, anlaþýlýr.&lt;br/&gt; Dilbilimin son yargýlarý da þunlardýr:&lt;br/&gt; a)  Dil, tek tek sözcüklerden deðil; birbiriyle iliþkili öðelerden kurulmuþ bir dizgedir.&lt;br/&gt; b) Dillerde bir sýralanýþ baðýntýsý var: Sözcükler zincirlenir; iki öðe bir anda söylenemez.&lt;br/&gt; Öðelerin birbirini bu izlemesine en yakýþan terim, dizimdir. Her dizimde yer alan öðe, kullanýþ deðerini kendisinden önce ya da sonra gelenlerden, daha doðrusu birbirlerinden ve kullanýldýðý yerden alýr:&lt;br/&gt; Atatürk, Türkün zekasýna, yiðitlik ve civanmertliðim, her türlü kabiliyetlerine, tarihi þan ve þereflerine, hepsine hayrandý.&lt;br/&gt;Millet kendini sevenleri dinler, kendini sevenlere inanýr ve dinlediði,&lt;br/&gt;inandýðý için de onlarýn arkalarýndan gider.&lt;br/&gt;(Falih Rýfký Atay.)&lt;br/&gt; Düþünce, duygu, istek ve yangýlarý eksiksiz anlatabilmek için sözcükleri, dilbilgisi kurallarýna göre, dizmek gerekir. Ýþte bu diziliþin incelenmesini ve kurallarýný kapsayan bölüme sözdizimi denir. Sözdiziminin ana konusu CÜMLEdir.&lt;br/&gt; CÜMLE: Bir duyguyu, bir düþünceyi, bir isteði, bir yargýyý, bir olayý anlatmak için kurulan sözcük dizisine cümle denir:&lt;br/&gt; Bu millet benim gibi daha binlerce Mustafa Kemal çýkarýr.&lt;br/&gt;(Atatürk.)&lt;br/&gt;Onun yegane hocasý, yegane iþ arkadaþý, yegane zýrhý ve silahý Türk milletinden baþka kim idi? &lt;br/&gt;Bu kudreti O, Türk milletinin enerjisinden baþka nerede bulmuþtu? &lt;br/&gt;Eðer senin yolunda, senin adýmlarýnýn temposunu bir lahza þaþýrýrsak ayaklarýmýz kötürüm olsun!&lt;br/&gt;ATATÜRK (Yakup Kadri Karaosman).&lt;br/&gt;Yazýlýþý: Cümleler büyük harfle baþlar, sonlarýna nokta konur. Cümle sonlarýna konan soru ve ünlem imleri de birer noktadýr.&lt;br/&gt; CÜMLENÝN TEMEL ÖÐELERÝ: Cümle kaç sözcükle kurulursa kurulsun temel öðeleri ikidir:&lt;br/&gt;1)  Özne&lt;br/&gt;2)  Yüklem &lt;br/&gt; Orhan okuyor. Hava güzeldir.&lt;br/&gt;cümlelerinde bilinci sözcükler özne, ikinciler de yüklemdir.&lt;br/&gt; Kurallý cümlelerde ö</description></item><item><title>DÝL, DÜÞÜNCE, KÜLTÜR VE TOPLUM ÝLÝÞKÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil,-dusunce,-kultur-ve-toplum-iliskisi-382780.html</link><description>Dil, düþünce, kültür ve toplum iliþkisi&lt;br/&gt;Celal Erdoðdu&lt;br/&gt;Ödev 1999&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir ulusu ortak paydada toplayan ve ulusa ulus kimliðini veren dilidir, kültürüdür. Bir toplumun kimliðini kaybettirme politikasý güden ülkeler veya uygarlýklar o ulusun önce dilini sonra dinini ve en sonunda da kaçýnýlmaz olan ve bunu doðuran kültürü deðiþtirirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir toplumun kültürü o toplumun aynasýdýr. Bir ulusun kimliðini çözmek için önce dilini öðrenmeliyiz ancak bu þekilde bir ulusun kültürünü yorumsuz olarak tahlil etme olanaðýný buluruz. Bir toplumda sosyo &amp;#8211; kültürel sistemin gerçekten var olabilmesi için öncelikle bireylerin kiþiliði ve bireylerin birbiriyle anlaþmak için kullandýðý sembolik bir sistem olan dilin bulunmasý þarttýr. Çünkü toplum yaþamý ancak iletiþimle (dil ile) olanaklýdýr. Dilsiz hiçbir düþünce var olamaz, insan kendi kendine düþündüðü zaman dahi sözcüklerle yani dil ile düþünür.&quot;Dil nasýl meydana gelmiþtir? &quot; e cevap ararsak; insanlar ilçaðlardan bu yana birbirlerine bir þeyler aktarma gereði duymuþlardýr. Bu ihtiyaç kendi çözümünü oluþturmuþ ve bunun sonucunda söyleme ihtiyacý dili meydana getirmiþtir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu dönem öncesinde insanlar ancak birbirlerine aktarmak istediklerini fiziksel özelliklerini kullanarak gerçekleþtirmiþlerdir. Bu ise kültürlerin meydana gelmesinde en önemli faktör olan kendinden bir sonraki nesile aktarma olanaðýný saðlayamamýþtýr. Bunun bir sonucudur ki dilin kullanýlmadýðý dönemler, uygarlýklar ve insan topluluklarý hakkýnda fikir sahibi olamamýþýzdýr. Ýnsanlar konuþmasalardý yani dili kullanmasalardý, bilgilerini saklayýp yeni kuþaklara aktaramazlardý. Ýnsanlýk, evlatlarýna 20 milyon yýllýk bir bilgi býrakamazdý yani insan toplumu hýzlý geliþimini dile borçludur. Dil bir yerde araçtýr toplumsal kültürün aktarýmýnda þu döngü saðlanmalýdýr: dil kültürü aktarýrken kültür dili beslemelidir ancak bu þekilde dilde ve kültürde zenginleþme saðlanabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her toplumun birikimi olarak adlandýrýlabilecek kültür, doðal yaþama karþýn insanoðlunun yarattýklarýdýr. Her kültürün bilinçli veya bilinçsiz, doðru veya yanlýþ bir yönü vardýr. Her toplum doðaya karþý yaratýmlar oluþturuken, maksadý diðer toplumlarýn gerisinde kalmamayý amaçlar. Kültür; toplumlarda yaþayan insanlar tarafýndan yaratýlýr,yaþatýlýr ve ortaklaþa paylaþýlýr. Paylaþýlan, yani kabul edilmiþ olan tutum ve deðerler o toplumun kültürüdür. Bu kültür zamanla deðiþim gösterir ve göstermelidir de çünkü insan ve burdan hareketle toplum deðiþim gösterir çok düþük bir oran dýþýnda toplumlar olumlu yönde deðiþimler gösterir. Bu deðiþimler insanda, toplumda ve onun oluþturduðu kültürde yansýma göstermelidir. Bu yansýma sistemin bütünlüðünde birden gerçekleþivermez. Bu bir süreç içinde deðiþim gösterir. Bu muhtelif alanlarda hýzlý olurken bazý alanlarda yavaþ olmaktadýr. Bu alanlar arasý uyum süreci kurumlar arasý bir farklýlaþma meydana getirir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu tip durumlarda bu evreyi atlatmýþ olan toplumlardan alýntýlar yapýlýr yani hazýr çözümler alýnýr. Bu geçiþ dönemi sýrasýnda eðer uzun vadeli ve saðlýklý çözümler isteniyorsa toplum kendi çözümünü kendi bulmak zorundadýr bunu da ancak kendi yaratýcýlýðýyla yapmak durumundadýr. Sonuçta kültürel öðeler toplumun üyelerine bir hizmet verdiði ve doyum verdiði için var olmuþlardýr ve ancak bu þekilde toplumun hizmetinde olabilmiþtir. Toplumun ihtiyaç ve düþüncelerine uymayan bir çözüm ilkesi o toplum tarafýndan kabul görmez. Kültürün sürekliliði ancak toplum tarafýndan oluþturulduðunda ve toplumun hizmetinde olduðunda saðlanabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toplumsal ve üretici eylemler sonucunda düþünce oluþur. Bu oluþum sürecinde tarihsel ve toplumsal birikimler rol oynar. Çünkü düþüncenin kökeni insanýn ve toplumun varlýðýna dayanýr, buradan yansýr. Ýnsan topluluðunun dýþýnda asla düþünce olamaz yani düþüncenin üreticisi de kullanýcýsý da insan topluluðudur.Düþüncenin kökeninde yer alan toplumsal &amp;#8211; tarihsel birikim dýþýnda bireye inildiðinde bu düþünce içeriksel olarak deðiþir ve de daha ileriye doðru geliþir. Yani kiþisel boyuta inildiðinde düþünce özerklik kazanýr. Bir toplumun egemen sýnýfýna da bu þekilde ulaþýlýr. Toplumun düþüncedeki egemen sýnýfý toplumu yönlendirici, geliþtirici ve toplumun manevi gücüdür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toplumsal düþünceler bir toplumun ya da toplumsal kesimin gereksinimlerinden doðarlar. Bu toplumsal düþünceler toplumsal yaþamda etkin olarak iþlev görürler. Bu toplumsal düþüncelerdir kültürün sürekliliðini saðlayanlar. Toplumun düþüncedeki egemen sýnýfý düþünceleriyle sanata yakýnlýk</description></item><item><title>ALMANCA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?almanca-453579.html</link><description>be-, ent-, emp- (em-), er-, ge-, miÃŸ-, ob-, ver-, zer- önekleri ile baþlayan fiillerin önüne ge- getirilmez. Bunlar ayrýlmaz önekler olduðundan, bu öneklerle yapýlan birleþik fiillere ( untrennbare Verben ) ayrýlmaz fiiller denir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;InfinitivPartizip II&lt;br/&gt;beantwortenbeantwortet&lt;br/&gt;entbehrenentbehrt&lt;br/&gt;empörenempört&lt;br/&gt;erzÃ¤hlenerzÃ¤hlt&lt;br/&gt;gehorchengehorcht&lt;br/&gt;miÃŸtrauenmiÃŸtraut&lt;br/&gt;obsiegenobsiegt&lt;br/&gt;verkaufenverkauft&lt;br/&gt;zerstörenzerstört&lt;br/&gt;durch-, über-, unter-, um-, voll-, wider- ve wieder- önekleri hem ayrýlýr hem de ayrýlmaz öneklerdir. Bu öneklerle yapýlan birleþik fiillerin iki farklý anlamý, iki farklý vurgu þekli vardýr. Bu fillerde esas fiil kendi anlamýný kaybetmiyorsa, vurgu önek üzerindedir ve fiil ayrýlabilen bir fiildir. Eðer esas fiil kendi anlamýný kaybediyor ve baþkabir anlam kazanýyorsa vurgu esas fiil üzerindedir ve fiil ayrýlmaz bir fiildir.&lt;br/&gt;holengetirmek&lt;br/&gt;wiederholen (trennbar)tekrar getirmek&lt;br/&gt;wiederholen (untrennbar)tekrarlamak&lt;br/&gt;Bu tür fiillerde önek ayrýlabiliyorsa, önek ile kök arasýna -ge- getirilir. Eðer önek ayrýlmýyorsa ge- getirilmez.&lt;br/&gt;wiederholen (trennbar)wiedergeholt&lt;br/&gt;wiederholen (untrennbar)wiederholt&lt;br/&gt;Ayný þekilde ;&lt;br/&gt;übersetzen (trennbar)üstünden atlamak&lt;br/&gt;übersetzen (untrennbar)tercüme etmek&lt;br/&gt;übersetzen (trennbar)übergesetzt&lt;br/&gt;übersetzen (untrennbar)übersetzt&lt;br/&gt;durchglühen (trennbar)kor haline getirmek&lt;br/&gt;durchglühen (untrennbar)coþturmak&lt;br/&gt;durchglühen (trennbar)durchgeglüht&lt;br/&gt;durchglühen (untrennbar)durchglüht&lt;br/&gt;Fiil ile birlikte önek olarak bir edat ya da bir zarf kullanýlmýþ ise bu önekler ayrýlýr ve vurgu bu önekler üzerindedir. Bu tür fiillerde ge- , önek ile fiil kökü arasýna konur.&lt;br/&gt;abholenabgeholt&lt;br/&gt;aufmachenaufgemacht&lt;br/&gt;zuschauenzugeschaut&lt;br/&gt;mitführenmitgeführt&lt;br/&gt;hinter edatý ile yapýlan birleþik fiillerde bu önek ayrýlmaz ve Partizip II&quot; de önüne ge- getirilmez.&lt;br/&gt;Der Kaufmann hat einige Ware hinterlegt. Tüccar bazý mallarý depo etti.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;XII.TRENNBARE-UNTRENNBARE VERBEN (AYRILAN-AYRILMAYAN FÝÝLLER) &lt;br/&gt;ÖNEKLER (VerbalprÃ¤fixe,Vorsilben bei Zeitwörtern) &lt;br/&gt;A)  unbetont   -   untrennbar          &lt;br/&gt;be-        ge-       durch-   um- &lt;br/&gt;(emp-)  ver-      hinter-   unter- &lt;br/&gt;ent-       voll-     miss-     wider- &lt;br/&gt;er-         zer-      über-     wieder-** &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;BAZI AYRILMAYAN ÖRNEKLER VE ONLARIN ANLAMLARI (PrÃ¤fixe) &lt;br/&gt;ver-a) bir geliþme, deðiþme: Im Laufe der Jahre hat sich sein Gesicht verÃ¤ndert. &lt;br/&gt;b) Kullanarak bitirmek, sonlandýrmak:   Hasan hat sein Geld verausgabt. &lt;br/&gt;c) Birine birþey vermek: Ich habe mein Auto verkauft. &lt;br/&gt;d) Bir ilave yapma, donatma: Die Fenster sind neu verglast worden. &lt;br/&gt;            e) Zaman geçirme: Ich muss den nÃ¤chsten Zug nehmen. Ich habe den Frühzug verschlafen. &lt;br/&gt;f) Bir yanýlma: Das Wort ist falsch. Du hast dich hier verschrieben. &lt;br/&gt;g) Bir engel olma, durdurma: Frau Müller hat mir das Haus verboten. &lt;br/&gt;h) negativ bir olay: Wir verachten Menschen die keine Zivilcourage haben. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;er-a) Bir olayýn baþlangýcý (inchoativ): Der Ingenieur hat eine neue Maschine erfunden. Wann erscheint ihr neues Buch? &lt;br/&gt;b) Bir olayýn sonucu ve amacý (resultativ): Diese Fabrik erzeugt FernsehgerÃ¤te. &lt;br/&gt;Unsere Fussballmannschaft hat auf fremdem Platz einen Sieg errungen. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;be- be- ön takýlý fiiler genel olarak adý geçen olayýn tüm nesneyi kapsadýðýný gösterir: &lt;br/&gt;Faruk bemalt das Blatt. (yapraðýn tamamý)            Der Bauer bearbeitet den Acker. &lt;br/&gt;Faruk malt auf das Blatt. (yapraðýn bir kýsmýna)Der Bauer arbeitet auf dem Acker. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;ent-a) zýt bir olay: Die politische Lage hat sich Gott sei Dank wieder entspannt. &lt;br/&gt;b) birþeyden uzaklaþma: Die jungen Diebe haben ein paar Menschen entführt.</description></item><item><title>DÝLBÝLÝM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dilbilim-366727.html</link><description>dilbilim nedir,ne iþe yarar&lt;br/&gt;Dilin Üç Boyutu&lt;br/&gt;Langage : Ýnsanda bulunan dil yeteneði&lt;br/&gt;Langue: Ulusal dil (Türkçe, Almanca vb.)&lt;br/&gt;Parole: Somut dil kullanýmý&lt;br/&gt;Bu terimler zamanla deðiþim göstermiþ, Langue yerine dil sistemi ya da dil yapýsý; Parole yerine performans (dil kullanma yeteneði) ve kompetan (günlük hayatta kullanýlan dil) kavramlarý kullanýlmaktadýr.</description></item><item><title>YERYÜZÜNDEKÝ DÝLLER VE TÜRKÇE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yeryuzundeki-diller-ve-turkce-382329.html</link><description>Yeryüzündeki Diller ve Türkçe&lt;br/&gt;Hakan Gezgel&lt;br/&gt;Tarih : 2002&lt;br/&gt;Tür : Ödev&lt;br/&gt;Yeryüzündeki Diller ve Türkçe&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkçe; geniþ anlamda Ural-Altay dil ailesine baðlý dil; dar anlamda Türkiye Cumhuriyeti&quot;nde konuþulan ve yazýlan resmi dildir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türk Dillerinin Yayýlma Alaný:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkçe günümüzde dünyanýn pek çok yöresine daðýlmýþ durumda bulunan, yaklaþýk olarak 150 milyon Türk tarafýndan konuþulmaktadýr. Türk dil topluluðunun günümüzdeki yayýlma alaný þöyle çizilebilir: Moðol-Çin-Tibet sýnýrýndan Hazar Denizi&quot;ne kadar uzanan bölgede Yeni Uygur, Kýrgýz, Kýpçak-Özbek, Özbek, Türkmen, Karakalpak ve Kazak türkçeleri; Kuzeydoðu Sibirya&quot;da yakutça, Çin-Moðolistan sýnýrýnýn batý ucunda Sarý Uygur ve Salar türkçeleri; Altay-Abakan-Sayan bölgesinde Soyon, Karagas, Abakan ve Þor türkçeleri; bu bölgenin kuzeyinde Çulým, Baraba, Batý Sibirya, Baþkurt, Kazan-Volga türkçeleri ve çuvaþça; Hazar Denizi&quot;nin batý kýyýsýndan Doðu Trakya&quot;ya kadar uzanan bölgede Nogay, Azeri ve Türkiye türkçeleri; Kýrým&quot;da Kýrým tatarcasý; Bulgaristan sýnýrýnýn Karadeniz kýyýsýndaki küçük bir bölgede Gagavuz ve Çýtak türkçeleri; Makedonya&quot;da Rumeli aðýzlarý, Ukrayna-Polonya-Litvanya&quot;da Karaim türkçesi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeryüzündeki Diller ve Türkçe:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1) Biçim Açýsýndan Diller:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a) Yayýnlanan (Tek heceli) Diller: Bu dillerde sözcük kökleri ek almaz. Bir biçim deðiþikliðine uðramadan, yalýn bir durumda belli bir sýraya göre yan yana dizilerek cümle oluþturur. (Çince)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b) Bükümlü Diller: Bu tür dillerde sözcük kökleri deðiþikliðe uðrayarak, bükülerek baþka sözcükler, deðiþik biçimde türetilir. (Arapça)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;c) Bitiþken (Baðlantýlý-Eklemeli) Diller: Deðiþmeyen sözcük köküne getirilen türlü eklerle yeni sözcükler oluþturulur. (Türkçe bu dil grubundadýr.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2) Kaynak Açýsýndan Diller:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a) Hint-Avrupa Dilleri: Hindistan&quot;dan Ýspanya&quot;ya kadar Asya ve Avrupa&quot;da konuþulan pek çok dili içine alýr. (Hintçe, Farsça, Grekçe, Rusça, Sýrpça, Ýtalyanca, Fransýzca, Ýspanyolca, Almanca, Ýngilizce)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b) Hami-Sami Dilleri: Eski Mýsýr dili</description></item><item><title>KONUÞMANIN YAÞAMIMIZDAKÝ YERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?konusmanin-yasamimizdaki-yeri-394234.html</link><description>KONUÞMANIN YAÞAMIMIZDAKÝ YERÝ VE KONUÞMA EÐÝTÝMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Konuþma; duygu ve düþüncelerimizi karþýmýzdakilere sözle iletme iþidir. Yaþamla iç içedir konuþmak. Yaþamýn ayrýlmaz bir parçasý ve insanlar için bir ihtiyaçtýr. Konuþmada bir insanýn statüsü, onun konumu önemli deðildir. Burada önemli olan insan olmasýdýr. Çünkü her insanýn varlýk belirtisidir konuþmak. Konuþma da eðitim yoluyla geliþtirilir. Konuþma eðitimi alan bir kiþi duygu ve düþüncelerini karþýsýndakilere daha kolay ve düzgün aktarabilecektir. Kiþinin topluluk karþýsýnda düþüncelerini daha kolay ifade etmesini, insanlarla olumlu iliþkiler kurmasýný, mesleðinde baþarýlý olmasýný; kýsaca sosyalleþmesini saðlayacaktýr. Bu yüzden çocuklara erken yaþlarda konuþma eðitimi verilmelidir. Çocuk 4 yaþýndan itibaren konuþma eðitimi almalýdýr. Bu eðitimin sonunda nerede, nasýl konuþulacaðýný kavramýþ olur. Eðer çocuk 15 yaþýna geldiðinde ülkesinin parlamentosundaki konuþmalarý rahatlýkla anlayýp, yorumlayabiliyorsa konuþma eðitiminde istenilen düzeye ulaþmýþ demektir. Günümüzde de doðru ve güzel konuþmanýn önemi gittikçe artmýþtýr. Çünkü TV kanallarý, özel sektör iþe alacaðý kiþileri mülakattan geçirirken nasýl konuþtuklarýna dikkat etmektedirler. Bu yüzden; doðru ve güzel konuþan eleman yetiþtirmek üzere kurslar düzenlenmeye baþlanmýþtýr. Fakat bu eðitim devlet okullarýnda, verilmemektedir. Gençlerin sosyalleþmesi mesleklerinde baþarýlý olmalarý için gençler bu eðitimi almalýdýr. Fakat en büyük eksiklik &quot;Konuþma Eðitimi&quot; bir ders olarak okutulmuyor. Okutulmak istense de bu dersi çocuklara verecek bir öðretmen bulunamaz çünkü orta dereceli okullar için öðretmen yetiþtiren okullarda &quot;Konuþma eðitimi&quot; verilmemektedir. Oysa bir iþ görüþmesinde iþveren iþ baþvurusunda bulunan kiþileri önce mülakattan geçirir. Süre sýnýrlý olduðu için çeþitli sorular sorarak, konuþmasýna dikkat ederek alacaðý kiþileri belirler. Burda önemli olan güzel ve doðru konuþmadýr. Belki sizden daha az özellikte olan biri, sizden daha etkili ve doðru</description></item><item><title>FÝLLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?filler-364496.html</link><description>FÝÝLLER&lt;br/&gt;FÝÝL: Varlýklarýn yaptýklarý iþleri, eylemleri, zaman ve kiþiye baðlayarak anlatan kelimelere FÝÝL denir.&lt;br/&gt;          Fiil olan sözcükte üç temel öðe vardýr. 1. Eylem 2. Zaman 3. Kiþi&lt;br/&gt;          yaklaþýyordum, durmuþtur, söylüyor, buldu (yaklaþ, dur, söyle, bul) Bu kelimelerin fiil olup olmadýklarýný anlamak için, en küçük anlamlý parçalarýný (köklerini) buluruz:&lt;br/&gt;          Bulduðumuz bu köklere, mastar eki, -mek, -mak ekleriz. Eðer anlamlý kelimeler elde ediyorsak, bulduðumuz kelimeler fiil demektir.&lt;br/&gt;          Örneðin; göz sözcüðüne -mek, -mak mastarýný eklediðimizde gözmek, gözmak gibi anlamsýz kelimeler oluþuyorsa. Demek ki göz sözcüðü fiil deðildir. &lt;br/&gt;Kök: Fiilerin sonlarýndaki bütük ekler atýldýktan sonra kalan anlamlý kýsmýna KÖK denir. &lt;br/&gt;Çekimli FiilTaban KökSonucu&lt;br/&gt;gördüm&lt;br/&gt;seviyor&lt;br/&gt;bilir&lt;br/&gt;suluyorgör&lt;br/&gt;sev&lt;br/&gt;bil&lt;br/&gt;sulabozulmadý&lt;br/&gt;bozulmadý&lt;br/&gt;bozulmadý&lt;br/&gt;bozulmadý&lt;br/&gt;Dilimizde tek zamanlý ek almýþ fiiller olduðu gibi birden çok zaman veya kip eki almýþ fiiller de vardýr. bunlar:&lt;br/&gt;A. Basit Zamanlý Fiiller: Tek zaman eki almýþ fiillerdir. Türkçede geniþ zamanla birlikte dört temel zama bulunur.&lt;br/&gt;1. Geçmiþ Zaman: Ýþ veya oluþun daha önceden, geçmiþte yapýldýðýný bildiren zamandýr. Ýkiye Ayrýlýr. Ýkiye Ayrýlýr:&lt;br/&gt;a. Belirli (-dili) Geçmiþ Zaman: Eylemin sözün söylendiði andan, önceden yapýldýðýný, söyleyenin kesin inancýyla tam anlatrýr:&lt;br/&gt;          Fiillerde bulunan -di, -du, -dü, -tu ekleri -dili geçmiþ zamaný belirtirler.&lt;br/&gt;          Öðretmenimiz sýnýfa geldi. Bütün çocuklar bahçeye koþtu ...&lt;br/&gt;b. Belirsiz (-miþli) Geçmiþ Zaman: Eylemlerin sözden önce yapýldýðýný bildirir ancak, kesinlik yoktur. Söyleyen kendisi duyup görmemiþ, iþitmiþtir. Bu kip masallara yakýþýr.&lt;br/&gt;          Fiillerde bulunan -muþ, -mýþ, -miþ, -müþ ekleri -miþli geçmiþ zamaný belirtirler.&lt;br/&gt;          Okul bahçesinde üç tur koþmuþ. Havalar soðuyunca üþütmüþ...&lt;br/&gt;2. Þimdiki Zaman: Eylem ile anlatýmýn birlikte olduðunu bildiren zamandýr&lt;br/&gt;          Ders çalýþýyorum. Alýþ veriþ yapýyorum.&lt;br/&gt;3. Gelecek Zaman: Eylem ile anlatýmdan sonra yapýlacaðýný bildiren zamandýr&lt;br/&gt;          Aynur tiyatroya gidecek. Birlikte eðleneceðiz.&lt;br/&gt;4. Geniþ Zaman: Eylem her zaman yapýlabileceðini bildiren zamandýr&lt;br/&gt;          Akþamlarý trene binerim. Her gece oyun oynarým.&lt;br/&gt;B. Birleþik Zamanlý Fiiller: Birden çok zaman veya kip eki almýþlardýr.&lt;br/&gt;1. Hikaye: Basit zamanlý bir fiile ek fiil olan idim veya idi getirilerek yapýlýr.&lt;br/&gt;          bak (ý) + yor + idi __ bakýyordu&lt;br/&gt;          al + mýþ + idim __ almýþtým&lt;br/&gt;2. Rivayet: Basit zamanlý bir fiile ek fiil olan imiþim, imiþ getirilerek yapýlýr.&lt;br/&gt;          bak (ý) + yor + imiþ __ bakýyormuþ&lt;br/&gt;          al + acak + imiþ __ alacakmýþ&lt;br/&gt;3. Þart: Basit zamanlý bir fiile ek fiil olan isem, ise getirilerek yapýlýr.&lt;br/&gt;          bak (ý) + yor + isem __ bakýyorsam&lt;br/&gt;          al + acak + ise __ alacaksa&lt;br/&gt;FÝÝLLERDE ÞAHIS&lt;br/&gt;          Fiillerin belirttiði iþ, oluþ veya hareket bir þahsa baðlýdýr. Bunu fiilin aldýðý ekten ve fiile yönelttiðimiz sorudan anlarýz. &lt;br/&gt;__ Geldim&lt;br/&gt;__ KÝ</description></item><item><title>FARABÝDE DÝL FELSEFESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?farabide-dil-felsefesi-352977.html</link><description>FARABÃŽ&quot;DE DÝL FELSEFESÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;Sayfa No.&lt;br/&gt;KISALTMALAR V&lt;br/&gt;ÖNSÖZ VI&lt;br/&gt;GÝRÝÞ 1&lt;br/&gt;BÝRÝNCÝ BÖLÜM&lt;br/&gt;DÜÞÜNCE TARÝHÝNDE DÝL FELSEFESÝ&lt;br/&gt;1. Antikçað Grek Düþüncesinde Dil Felsefesi 7&lt;br/&gt;1.1.Antik Felsefede Dilin Doðuþu Teorileri 9&lt;br/&gt;1.1.1. Antik Felsefede &quot;Adlandýrma&quot; Hakkýndaki Görüþler 12&lt;br/&gt;1.2. Ýslam Düþüncesinde Dil Felsefesi 16&lt;br/&gt;1.2.1. Ýslam Düþüncesinde Dil Probleminin Temelleri 16&lt;br/&gt;1.2.2. Dil Ýlimlerinin Disiplinler Haline Gelmesi 18&lt;br/&gt;1.2.3. Ýslam Düþüncesinde Dilin Doðuþu Teorileri 23&lt;br/&gt;1.3. Farabi&quot;de Dil Felsefesi 25&lt;br/&gt;1.3.1. Farabi&quot;nin Bilimler Tasnifi Ýçinde Dilbilim 29&lt;br/&gt;ÝKÝNCÝ BÖLÜM&lt;br/&gt;FARABÃŽ&quot;NÝN FELSEFESÝNDE DÝLÝN KÖKENÝ&lt;br/&gt;2. Farabi&quot;de Dil Felsefesi&quot;nin Temelleri 33&lt;br/&gt;2.1. Farabi&quot;nin Dil Felsefesinde Kullandýðý Terimler 35&lt;br/&gt;2.1.1. Lisan 36&lt;br/&gt;2.1.2.Lügat 37&lt;br/&gt;III&lt;br/&gt;2.1.3.Kavl 40&lt;br/&gt;2.1.4.Kelam 44&lt;br/&gt;2.1.5.Nutuk 45&lt;br/&gt;2.1.6.Lafýz 51&lt;br/&gt;2.2. Farabi&quot;ye Göre Dilin Kökeni ve Adlandýrma 53&lt;br/&gt;2.2.1. Farabi&quot;ye Göre Dilin Doðuþu 53&lt;br/&gt;2.2.1.1.Dilin (Lisan) Kökeni 53&lt;br/&gt;2.2.1.1.1.Konuþma 55&lt;br/&gt;2.2.1.2.Dilin (Lügat) Oluþumu 58&lt;br/&gt;2.2.2.Farabi&quot;ye Göre Adlandýrma 61&lt;br/&gt;2.2.2.1. Ýlk&quot;in (Tanrý&quot;nýn) Adlandýrýlmasý ve Adlarý 66&lt;br/&gt;2.2.2.2. Ýlk&quot;in (Tanrý&quot;nýn) Adlandýrýlmasýndaki Ölçütler 71&lt;br/&gt;2.2.2.3.Ýlk&quot;in (Tanrý&quot;nýn) ve Diðer Varlýklarýn Ortaklaþa Aldýklarý Adlar&lt;br/&gt;72&lt;br/&gt;2.2.2.4.Yetkinlik ve Erdemi Ýfade Eden Adlarýn Sýnýflandýrýlmasý 73&lt;br/&gt;ÜÇÜNCÜ BÖLÜM&lt;br/&gt;FARABÃŽ&quot;NÝN FELSEFESÝNDE DÝLÝN YAPISI&lt;br/&gt;3.Farabi&quot;nin Dilin Yapýsýna Dair Görüþleri 77&lt;br/&gt;3.1.Dilin Ontolojik Yapýsý 80&lt;br/&gt;3.1.1.Varlýk Bildiren Fiiller 83&lt;br/&gt;3.1.2.Varlýk Baðlacý 85&lt;br/&gt;3.1.3.Varlýk Hakkýnda Bilgi Elde Edilmesini Saðlayan Edatlar 86&lt;br/&gt;3.1.4.Dil-Ontoloji Ýliþkisi 88&lt;br/&gt;IV&lt;br/&gt;3.2.Dilin Zaman Açýsýndan Yapýsý 89&lt;br/&gt;3.3.Anlam 92&lt;br/&gt;3.3.1.Lafýz ve Anlam Arasýndaki Ýliþki 97&lt;br/&gt;3.4.Dil ve Doðruluk Arasýndaki Ýliþki 98&lt;br/&gt;3.5.Üst Dil 102&lt;br/&gt;SONUÇ 106&lt;br/&gt;KAYNAKÇA 110&lt;br/&gt;V&lt;br/&gt;KISALTMALAR&lt;br/&gt;a.g.e.: Adý geçen eser&lt;br/&gt;a.g.m.: Adý geçen makale&lt;br/&gt;a.g.t.: Adý geçen tez&lt;br/&gt;bkz.: Bakýnýz&lt;br/&gt;bsk.: Baský&lt;br/&gt;C.: Cilt&lt;br/&gt;Çev.: Çeviren&lt;br/&gt;Der.: Derleyen&lt;br/&gt;DTCF: Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coðrafya Fakültesi Dergisi&lt;br/&gt;Ed.: Edited (yayýnlayan)&lt;br/&gt;ed.: Edition (baský)&lt;br/&gt;H./h.: Hicri&lt;br/&gt;M.: Miladi&lt;br/&gt;M.Ö.: Milattan önce&lt;br/&gt;MEB: Milli Eðitim Bakanlýðý&lt;br/&gt;Nþr.: Neþreden, naþir&lt;br/&gt;öl.: Ölümü&lt;br/&gt;s.: Sayfa&lt;br/&gt;S.: Sayý&lt;br/&gt;Sad.: Sadeleþtiren&lt;br/&gt;tah.: Tahkik eden&lt;br/&gt;trans.: Translator (çeviren)&lt;br/&gt;vol.: Volume (cilt)&lt;br/&gt;v.b.: ve benzeri&lt;br/&gt;Yay.: Yayýnlarý&lt;br/&gt;VI&lt;br/&gt;ÖNSÖZ&lt;br/&gt;Düþünce tarihi; varlýk, bilgi ve dil üzerine yapýlan araþtýrmalarla baþlamýþ ve&lt;br/&gt;bugüne kadar da ayný konularýn farklý biçimlerde dile getirilmesiyle devam&lt;br/&gt;edegelmiþtir. Antik Grek felsefesinde, varlýðýn ne olduðu ve doðasý incelenirken bu&lt;br/&gt;durumu dilde nasýl ifade ettikleri üzerinde de düþünülmüþtür. &quot;Ad nedir?&quot;, &quot;Nesnenin&lt;br/&gt;özünü gösteren bir iþaret midir?&quot;, &quot;Anlam nedir&quot; sorularýna cevaplar aranmýþtýr. Dil&lt;br/&gt;felsefesi her ne kadar XIX. yüzyýlda baðýmsýz bir disiplin haline gelse de, kökleri&lt;br/&gt;Antikçað Grek felsefesine kadar uzanmýþtýr.&lt;br/&gt;Ýslam düþüncesinde ise &quot;dilbilim araþtýrmalarý&quot;na en az diðer bilim dallarýnda&lt;br/&gt;yapýlan araþtýrmalar kadar önem verilmiþtir. Kur&quot;an&quot;ý ve Kur&quot;an&quot;dan kaynaklanan&lt;br/&gt;ilimleri anlama ve anlatma çabalarý; dil ilimlerinin deðerini artýrmýþtýr. Özellikle miladi&lt;br/&gt;IX. ve X. yüzyýllarda yapýlan gramer çalýþmalarýnda, Müslüman dil alimleri tarafýndan&lt;br/&gt;oluþturulan dil okullarýnýn da katkýsýyla geliþmeler saðlanmýþtýr.&lt;br/&gt;IX. yüzyýlýn sonu ile X. yüzyýlýn baþýnda yaþayan Türk filozofu Farabi, bilhassa&lt;br/&gt;nahivcilerle mantýkçýlar arasýnda geçen tartýþmalarýn da etkisiyle, dilbilim ve mantýk&lt;br/&gt;sanatýný temele alan kendi dil felsefesi anlayýþýný tesis etmiþtir. Ýlimlerin öðrenilmesinde&lt;br/&gt;&quot;doðruluðun ve geçerliliðin&quot; metodunu verdiðini düþündüðü mantýk sanatýna, diðer&lt;br/&gt;ilimlere göre öncelik vermiþtir. Evrensel niteliklere sahip bu sanat; her toplumda doðru&lt;br/&gt;düþünmenin kurallarýný ve kaidelerini öðretmektedir. Dilbilim ise, her toplumun, kendi&lt;br/&gt;lafýzlarýnýn kurallarýný ve kaidelerini anlatýr. Farabi&quot;nin merkezinde mantýk ve dilbilimin&lt;br/&gt;bulunduðu dil felsefesi öðretisi; dilin doðuþunu, lafýzlarýn, cümlelerin, söz sanatlarýnýn,&lt;br/&gt;ilimlerin, felsefenin ve dilin oluþturulmasýný burhani metodu kullanarak dil ve varlýk&lt;br/&gt;arasýndaki iliþkiyi, varlýðýn dild</description></item><item><title>VOCABULARY PRACTÝCE 1</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?vocabulary-practice-1-389794.html</link><description>Vocabulary Practice 1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Use the correct words in the blanks. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;circumstances average  pressureassertiveproverbs&lt;br/&gt;particularquality  dreadfuleducationemotions&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.&quot;I have a very difficult question. What is the ......... average....................  of 2,3, and 10?&quot;&lt;br/&gt;&quot;It is very easy actually. 5.&quot;&lt;br/&gt;2.&quot;Why did you leave work early yesterday?&quot;&lt;br/&gt;&quot;Actually, I didn&quot;t have any .............................. reason. I walked in the streets, observed other people, and spent some time in bookstores. That was all.&quot;&lt;br/&gt;3.When I put my hand on your back, you&quot;ll feel a little .............................. there. You can easily understand where my hand is.&quot;&lt;br/&gt;4.&quot;Give an example of .......proverb..........?&quot; &quot;An apple a day keeps the doctor away.&quot;&lt;br/&gt;5.I had a good ..............................; I went to a private high school, then I graduated from Bogazici University. &lt;br/&gt;6. What a .............................. weather it is! Black clouds in the sky; strong wind and heavy rain!&lt;br/&gt;7.Love, hate, fear and envy are ..............................; that is, strong feelings that people feel time to time.&lt;br/&gt;8.Mr. Brown speaks in an .............................. tone all the time; that is to say, his tone shows a great deal of his confidence.&lt;br/&gt;9.Before you decide on an event or a person, you should consider all conditions, facts and events connected with this event; that is, consider the .............................. first, then decide.&lt;br/&gt;10.&quot;How about the .............................. of your new watch?&quot;&lt;br/&gt;&quot;It&quot;s Swatch; a well-known watch label. It has three-year-guarantee; and they have services all around the world.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Practice 2 &lt;br/&gt;Use the correct words in the blanks.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;deserveemployer     envy         take updistanceset off&lt;br/&gt;averageelection  experienceemployedvote&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.In the US, .............................. is measured in miles, not kilometers.&lt;br/&gt;2.John was filled with .............................. at my success; that is, he was full of both</description></item><item><title>A/AN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?a-an-386847.html</link><description>A/AN&lt;br/&gt;A CHANGES TO AN BEFORE ANY WORD BEGÝNNÝNG WÝTH A VOWEL SOUND&lt;br/&gt;A BOOK                     AN APPLE&lt;br/&gt;A MAN                        AN OLD MAN&lt;br/&gt;IT ÝS A LOVELY DAY&lt;br/&gt;IT ÝS AN ONE-STORY BUÝLDÝNG.&lt;br/&gt;                                                                 THE&lt;br/&gt;WE USE THE WHEN THE OTHER PERSON KNOWS WHO OR WHAT WE ARE TALKÝNG ABOUT:&lt;br/&gt;THE MUSEUM ÝS VERY ÝNTERESTÝNG.&lt;br/&gt;MY CAT ÝS ÝN THE GARDEN.&lt;br/&gt;                                                 THIS/THAT:THESE/THOSE&lt;br/&gt;THIS INDICATES THAT SOMETHING IS NEAR US THAT INDICATES THAT IT IS  AT A DISTANCE.&lt;br/&gt;THIS BOOK ÝS ÝN MY HAND&lt;br/&gt;THAT BOOK ÝS OVER THERE ON THE TABLE&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;THE PLURAL NOUNS OF THÝS ÝS THESE THE PLURAL OF THAT ÝS THOSE&lt;br/&gt;THESE BOOKS ARE ÝN MY HAND.&lt;br/&gt;THOSE BOOKS ARE OVER THERE ON THE TABLE.&lt;br/&gt;                                                         SOME/ANY&lt;br/&gt;WE USE SOME ÝN AFFÝRMATÝVE SENTENCES WE USE ANY ÝN NEGATÝVE SENTENCES.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HE TOOK SOME BOOKS HOME WÝTH HÝM.&lt;br/&gt;HE DÝD NOT TAKE ANY BOOKS HOME WÝTH HÝM.&lt;br/&gt;                                                      HAVE GOT/HAS GOT&lt;br/&gt;I             =                                      HE&lt;br/&gt;YOU    =   HAVE              SHE      HAS&lt;br/&gt;WE       =                                        IT&lt;br/&gt;THEY  =&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;THEY HAVE A NEW CAR. THEY HAVE NOT A NEW CAR.&lt;br/&gt;SHE HAS ONE SÝSTER AND TWO BROTHERS. SHE HAS NOT ONE SÝSTER AND TWO BROTHER&lt;br/&gt;                                                   IMPERATIVE FORM&lt;br/&gt;WE USE THE ÝMPERATÝVE FORM TO EXPRESS A COMMAND OR REQUEST.THE SUBJECT YOU ÝS UNDER STOOD BUT NOT EXPRESSED.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;COME BACK LATER.&lt;br/&gt;WAÝT OUTSÝDE.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;WE FROM THE NEGATIVE ÝMPERATÝVE WÝTH DON&quot;T.&lt;br/&gt;DON&quot;T COME BACK LATER.&lt;br/&gt;DON&quot;T WAÝT OUTSÝDE.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;WE USE PLEASE AT THE BEGÝNNÝNG OR END OF AN ÝMPERATÝVE SENTENCE TO MAKE ÝT MORE POLÝTE.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PLEASE COME BACK LATER.&lt;br/&gt;WAÝT OUTSÝDE,PLEASE.&lt;br/&gt;                                                           CAN/CAN&quot;T&lt;br/&gt;BU YARDIMCI FÝÝL ÞÝMDÝ&quot;YÝ DE ÝÇÝNE ALAN GENÝÞ ZAMANDA VEYA GELECEK ZAMANDA BÝR EYLEMÝ Y</description></item><item><title>ÝSÝMLER (ADLAR)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?isimler-(adlar)-389016.html</link><description>ÝSÝMLER (ADLAR)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  Evrendeki bütün canlý ve cansýz maddeleri; duygu ve düþüncelerimiz gibi kavramlarý anlatmaya yarayan sözcüklere isim ya da ad denir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;     1.ÝSÝM ÇEÞÝTLERÝ&lt;br/&gt;        a. ANLAMLARINA GÖRE&lt;br/&gt;(1)Varlýklara Veriliþlerine Göre &lt;br/&gt;(a) Özel Adlar&lt;br/&gt;                   Evrendeki bir tek varlýðý gösteren, her yönüyle bir benzeri daha bulunmayan varlýklarý anlatan adlara özel adlar denir.&lt;br/&gt;                 (b) Cins Adlar&lt;br/&gt;                  Ayný türden varlýklarýn tümünü birden gösteren adlardýr.&lt;br/&gt;                 *Bir tür adý genel anlamda kullanýldýðýnda türü oluþturan varlýklarýn tamamýný anlatýr.&lt;br/&gt;                   Balýk suda yaþar. (Tüm balýklarý gösterir.)&lt;br/&gt;                   Kitap en yakýn arkadaþtýr. (Tüm kitaplarý gösterir.)&lt;br/&gt;                   &lt;br/&gt;                  *Bir tür adý, bazen o türün yalnýzca bir veya birkaçýný gösterir.&lt;br/&gt;                    Kuþ durmadan çýrpýnýyordu. (Bir tek kuþu gösterir.)&lt;br/&gt;                    Kitap, Kurtuluþ Savaþý yýllarýný konu ediyordu. (Bir tek kitabý gösterir.)&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;                   *&quot;Dünya, güneþ, ay&quot; sözcükleri gökbilim terimi olarak kullanýlýrsa özel ad anlamý kazanýr.&lt;br/&gt;                    Dünya, Güneþ&quot; in uydusudur; Ay&quot; da Dünya&quot; nýn. ( Özel ad )&lt;br/&gt;                    Pencereden içeri güneþ girdi. ( Tür adý )&lt;br/&gt;           &lt;br/&gt;            (2) Varlýklarýn Oluþlarýna Göre&lt;br/&gt;(a)Somut Adlar&lt;br/&gt;                  Beþ duyu organýndan en az biriyle algýlanabilen varlýk, nesne, ve kavramlarý göstermeye yarayan adlardýr.&lt;br/&gt;(b)Soyut Adlar&lt;br/&gt;                  Duyu organlarý yoluyla algýlanamayan; fakat zihinde var olan kavramlarý göstermeye yarayan adlardýr.&lt;br/&gt;(c)Ýþ ve Eylem Adlarý&lt;br/&gt;                  Bir eylemden mastar ekiyle (-ma, -me, -mak, -mek; -ýþ, -iþ, -uþ, -üþ) ekleriyle  türetilen ve eylem anlamlarýný koruyan adlardýr. Bu adlara &quot;isimfiil ve adeylem&quot; de denir.&lt;br/&gt;           &lt;br/&gt;            (3) Varlýklarýn Sayýlarýna Göre&lt;br/&gt;(a)Tekil Adlar&lt;br/&gt;Çoðul eki almamýþ, ayný türden bir tek</description></item><item><title>ALMANCA FÝÝLLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?almanca-fiiller-452020.html</link><description>be-, ent-, emp- (em-), er-, ge-, miÃŸ-, ob-, ver-, zer- önekleri ile baþlayan fiillerin önüne ge- getirilmez. Bunlar ayrýlmaz önekler olduðundan, bu öneklerle yapýlan birleþik fiillere ( untrennbare Verben ) ayrýlmaz fiiller denir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;InfinitivPartizip II&lt;br/&gt;beantwortenbeantwortet&lt;br/&gt;entbehrenentbehrt&lt;br/&gt;empörenempört&lt;br/&gt;erzÃ¤hlenerzÃ¤hlt&lt;br/&gt;gehorchengehorcht&lt;br/&gt;miÃŸtrauenmiÃŸtraut&lt;br/&gt;obsiegenobsiegt&lt;br/&gt;verkaufenverkauft&lt;br/&gt;zerstörenzerstört&lt;br/&gt;durch-, über-, unter-, um-, voll-, wider- ve wieder- önekleri hem ayrýlýr hem de ayrýlmaz öneklerdir. Bu öneklerle yapýlan birleþik fiillerin iki farklý anlamý, iki farklý vurgu þekli vardýr. Bu fillerde esas fiil kendi anlamýný kaybetmiyorsa, vurgu önek üzerindedir ve fiil ayrýlabilen bir fiildir. Eðer esas fiil kendi anlamýný kaybediyor ve baþkabir anlam kazanýyorsa vurgu esas fiil üzerindedir ve fiil ayrýlmaz bir fiildir.&lt;br/&gt;holengetirmek&lt;br/&gt;wiederholen (trennbar)tekrar getirmek&lt;br/&gt;wiederholen (untrennbar)tekrarlamak&lt;br/&gt;Bu tür fiillerde önek ayrýlabiliyorsa, önek ile kök arasýna -ge- getirilir. Eðer önek ayrýlmýyorsa ge- getirilmez.&lt;br/&gt;wiederholen (trennbar)wiedergeholt&lt;br/&gt;wiederholen (untrennbar)wiederholt&lt;br/&gt;Ayný þekilde ;&lt;br/&gt;übersetzen (trennbar)üstünden atlamak&lt;br/&gt;übersetzen (untrennbar)tercüme etmek&lt;br/&gt;übersetzen (trennbar)übergesetzt&lt;br/&gt;übersetzen (untrennbar)übersetzt&lt;br/&gt;durchglühen (trennbar)kor haline getirmek&lt;br/&gt;durchglühen (untrennbar)coþturmak&lt;br/&gt;durchglühen (trennbar)durchgeglüht&lt;br/&gt;durchglühen (untrennbar)durchglüht&lt;br/&gt;Fiil ile birlikte önek olarak bir edat ya da bir zarf kullanýlmýþ ise bu önekler ayrýlýr ve vurgu bu önekler üzerindedir. Bu tür fiillerde ge- , önek ile fiil kökü arasýna konur.&lt;br/&gt;abholenabgeholt&lt;br/&gt;aufmachenaufgemacht&lt;br/&gt;zuschauenzugeschaut&lt;br/&gt;mitführenmitgeführt&lt;br/&gt;hinter edatý ile yapýlan birleþik fiillerde bu önek ayrýlmaz ve Partizip II&quot; de önüne ge- getirilmez.&lt;br/&gt;Der Kaufmann hat einige Ware hinterlegt. Tüccar bazý mallarý depo etti.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;XII.TRENNBARE-UNTRENNBARE VERBEN (AYRILAN-AYRILMAYAN FÝÝLLER) &lt;br/&gt;ÖNEKLER (VerbalprÃ¤fixe,Vorsilben bei Zeitwörtern) &lt;br/&gt;A)  unbetont   -   untrennbar          &lt;br/&gt;be-        ge-       durch-   um- &lt;br/&gt;(emp-)  ver-      hinter-   unter- &lt;br/&gt;ent-       voll-     miss-     wider- &lt;br/&gt;er-         zer-      über-     wieder-** &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;BAZI AYRILMAYAN ÖRNEKLER VE ONLARIN ANLAMLARI (PrÃ¤fixe) &lt;br/&gt;ver-a) bir geliþme, deðiþme: Im Laufe der Jahre hat sich sein Gesicht verÃ¤ndert. &lt;br/&gt;b) Kullanarak bitirmek, sonlandýrmak:   Hasan hat sein Geld verausgabt. &lt;br/&gt;c) Birine birþey vermek: Ich habe mein Auto verkauft. &lt;br/&gt;d) Bir ilave yapma, donatma: Die Fenster sind neu verglast worden. &lt;br/&gt;            e) Zaman geçirme: Ich muss den nÃ¤chsten Zug nehmen. Ich habe den Frühzug verschlafen. &lt;br/&gt;f) Bir yanýlma: Das Wort ist falsch. Du hast dich hier verschrieben. &lt;br/&gt;g) Bir engel olma, durdurma: Frau Müller hat mir das Haus verboten. &lt;br/&gt;h) negativ bir olay: Wir verachten Menschen die keine Zivilcourage haben. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;er-a) Bir olayýn baþlangýcý (inchoativ): Der Ingenieur hat eine neue Maschine erfunden. Wann erscheint ihr neues Buch? &lt;br/&gt;b) Bir olayýn sonucu ve amacý (resultativ): Diese Fabrik erzeugt FernsehgerÃ¤te. &lt;br/&gt;Unsere Fussballmannschaft hat auf fremdem Platz einen Sieg errungen. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;be- be- ön takýlý fiiler genel olarak adý geçen olayýn tüm nesneyi kapsadýðýný gösterir: &lt;br/&gt;Faruk bemalt das Blatt. (yapraðýn tamamý)</description></item><item><title>IF CLAUSES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?if-clauses-386220.html</link><description>IF CLAUSES&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;USE...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; The  Future Real Conditionals desciribes what you thing you will do in a specific situation in &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;the future  It is different from other real conditional form because anlike the present or the  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;past,you do not know what will happen in the future.Althought this form is called &quot;real &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;conditional&quot; you are Usuall imaginnig or guessing about the future.It is called &quot;real&quot; because it &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;is Still possibe that the action might occur in the future.Carefully study the exzamples and &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;compare them to the future Unreal Conditional described bellow.    &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;A)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;                  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B) If you see Ann tomorrow &amp;#8230; etc.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*If you see Ann tomorrow, can you ask her to phone me?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*If I&quot;m late this evening,don&quot;t wait for me &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*What shall we do if it rains? &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*If I don&quot;t fell well tomorrow,I will stay at home.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;C) If and When&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Both &quot;if&quot; and &quot;when&quot; are used in the Future Real Conditional,but the use is different from &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;other real conditionals.In the Future RealConditional,&quot;if&quot;suggest that you do not kmow if &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;something will happenn or not.&quot;When&quot;suggest that something will definitely happen at &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;point;we are simply waiting for it to occur.Notice also that the Simple Future is not used in &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;if&quot;clauses.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Example&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*When you call me,I will give you the address.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*If you call me,I will give you the address.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;If I go out =it is possiple that I will go out,but I&quot;m not sure:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*A:Are oyu going out later?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*B:Perhaps.If I go out,I will close the window.&lt;br/&gt;When I go out =Â¬I&quot;m going out:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*A:Are you going out later?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*B:Yes,I am.When I go out,I will close the window.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*When I get home this evening,I&quot;m going to have a shower.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*If I&quot;m late this evening,don&quot;t wait for me.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*We&quot;re going to play tennis if it does&quot;t rain.</description></item><item><title>EDEBÝYAT-YERYÜZÜ DÝLLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?edebiyatyeryuzu-dilleri-436344.html</link><description>Yeryüzündeki Diller &lt;br/&gt;Yeryüzündeki diller yapýlarý ve kaynaklarý (Menþe) bakýmýndan çeþitli gruplara ayrýlýr: Kaynaklarý (Menþe) bakýmýndan birbirine yakýn olan diller, ana dilden geliþme yoluyla ayrýlmýþ akraba dillerdir. Böyle ayný kaynaktan gelen diller Dil Ailesi denilen topluluðu meydana getirirler. &lt;br/&gt;Yeryüzündeki baþlýca dil aileleri þunlardýr:&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Menþe ( kaynak ) Bakýmýndan Dünya Dilleri &lt;br/&gt;Bu gün yeryüzünde kaç dil konuþulduðu kesin olarak bilinmemekle birlikte, Prof. Dr. Doðan Aksana göre bu sayý 3000 ile 5000 arasýndadýr. Bu dillerin bir kýsmý geliþmiþ imparatorluk dilleridir, bir kýsmý da çok basit yazý dili bile olmayan kabile dilleridir. Bazý diller bu gün konuþulmamaktadýr. Mesela Latince, Sümerce, Hititçe, Akadça bu gün hiçbir millet tarafýndan konuþulmamaktadýr. Bir dilin geliþmiþ büyük bir dil olabilmesi için o dilin köklü bir geçmiþi ve bu geçmiþini aydýnlatacak yazýlý belgeleri olmasý gerekir. &lt;br/&gt;Yeryüzündeki baþlýca diller ve dil aileleri þunlardýr:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ural-Altay Dilleri,&lt;br/&gt;Hint-Avrupa Dilleri,&lt;br/&gt;Hami-Sami Dilleri,&lt;br/&gt;Çin-Tibet Dilleri,&lt;br/&gt;Bantu Dilleri,&lt;br/&gt;Kafkas Dilleri. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ural - Altay Dilleri&lt;br/&gt;Ural ve Altay kolu olmak üzere ikiye ayrýlýr: &lt;br/&gt;Altay kolunda baþlýca þu diller vardýr: Türkçe, Moðolca, Japonca, Korece, Mançu ve Tunguzca.&lt;br/&gt;Ural kolunda baþlýca þu diller vardýr: Fince, Macarca, Samoyed ve Lapça. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hint-Avrupa Dilleri&lt;br/&gt;Hint ve Avrupa olmak üzere iki gruba ayrýlýr:&lt;br/&gt;Avrupa kolunda; Germen dilleri, Slav dilleri, Latin dilleri ve bu dillere baðlý olarak konuþulan Ýngilizce, Fransýzca, Ýtalyanca, Ýspanyolca, Rusça, Lehçe, Sýrpça, Bulgarca, Romence... &lt;br/&gt;Hint kolunda; Hindistanda konuþulan çeþitli diller, Pakistanda konuþulan Urduca ile Ýranda konuþulan Farsça &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çin- Tibet Dilleri&lt;br/&gt;Çince, Tibetçe ve Vietnam dili.&lt;br/&gt;Hami-Sami Dilleri&lt;br/&gt;Arapça, Ýbranice, Habeþçe, Akatça.&lt;br/&gt;Bantu Dil Ailesi&lt;br/&gt;Afrika kýtasýnda konuþulan çeþitli diller bu gruba girer. Güney ve Orta Afrikadaki çeþitli diller.&lt;br/&gt;Kafkas Dilleri.&lt;br/&gt;Kafkasyada konuþulan çeþitli diller ile Ýspanya Bask bölgesinde konuþulan Baskça.&lt;br/&gt;Yapý Bakýmýndan Dünya Dilleri&lt;br/&gt;Diller, yapý bakýmýndan üç grupta incelenmektedir: &lt;br/&gt;Eklemeli (Bitiþken) Diller: Bu dil grubunda kelime kökleri bir ya da birden çok hecelidir ve kök -genellikle- kelime baþýndadýr. Kökler sabittir. Kelime türetme ve çekim eklerle yapýlýr. Ýç ek yoktur. Ek sýrasý ve ünlüleri bellidir. Kelimelerinde cinsiyet farký yoktur. Eklemeli diller, ön eklemeli diller ve son eklemeli diller olarak ikiye ayrýlýr. Türkçemiz bu yapý grubunda, sondan eklemeli bir dildir. Ural-Altay dilleri bu gruptandýr. &lt;br/&gt;Çekimli Diller: Bu diller genellikle ön, iç ve son ekler alabilen, kelimeleri çekime girdiðinde kökü tanýnmaz hale gelebilen bir yapýya sahiptir. Örneðin bu grupta yer alan dillerden Arapçada ktb= yazmak kökünden katib (yazan), mektub ( yazýlan), katbun(yazma), mekatib ( mektepler ) ...gibi kelimeler türetilebilir. Kelime kökünü ve o kökün türevlerinin ne olabileceðini bilmeden kelimenin anlamýný kavramak mümkün deðildir. Ayný dil grubuna örnek olarak verilebilecek Hint- Avrupa dillerinden bazýlarýnda ise kelimenin zamanlara göre çekiminde birbiriyle ilgisi olmayan kelimeler ortaya çýkar. Örneðin Fransýzcadaki aller ( gitmek) fiilinin geniþ zamanýnýn tekil þahýs çekimi je vais/ tu vas / il vadýr. Ýngilizcede ayný fiil üç ayrý zamanda üç farklý kelimeye döner; go / went /gone, Almancada da durum aynýdýr; gehen/ gegangen / ging. Bu deðiþikliklerin yanýnda bir de yardýmcý fiiller, kelimelerdeki erillik -diþilik-cinssizlik gibi durumlar kelimenin biçimini deðiþtirmekte öðrenimi epeyce zorlaþtýrmaktadýr. Bu dil grubuna Hint-Avrupa dilleri ve Sami dilleri girer. &lt;br/&gt;Tek Heceli Diller: Bu gruba giren dillerde kelimeler, cümleler tek hecelerden oluþur. Kelimelerinde çekim yoktur.Çok zengin bir vurgu sistemine sahip olan bu dil grubunda bu özellik sebebiyle yazý iþaretleri de oldukça karmaþýktýr. Bazen bir kelimenin yirmiden fazla vurguya sahip olmasý, her hecenin yerinin deðiþmesi sonucunda ifade ettiði anlamýn da deðiþmesi bu dillerin öðrenilmesini</description></item><item><title>SERFLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?serfler-346600.html</link><description>Serfler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-     Latince köle anlamýný taþýyan servustan gelme bir kelime olan serf, feodal toplumda bir topraða ve bir lorda baðlý kiþiye denirdi.Serfler efendileri olan lordlarýn birer malý gibiydiler ve özgürlükleri,iyi yaþama haklarý yoktu.Yaþamak için üretirlerdi. Köleden tek farklarý üzerinde yaþadýklarý,iþleyip ürün elde ettikleri toprakla satýlmalarýydý.Serfliðin birkaç derecesi olmuþtur.Sürekli olarak efendinin evine baðlý kalan ve haftanýn iki üç günü deðil, herzaman onun tarlalarýnda çalýþan demesne serfleri vardý.Köyün kýyýsýnda iki üç dönümlük topraklarý olan,bordardenilen çok yoksul köylüler ya da topraðý olmayýp sadece bir kulübesi olan ve boðaz tokluðuna yanaþma olarak çalýþan cotterlar vardý.Ortaçað serfinin statüsü antik kölelikten doðrudan doðruya kaynaklandýðý halde,ona karþýt olarak ortaçað serfi,daha baþlangýçta iþleyeceði bir topraða kavuþmuþtur.                                                   &lt;br/&gt;-Batý ve orta Avrupada çiftlik arazilerinin büyük kýsmý malikane denilen bölgelere bölünmüþtü.Bir malikane bir köyle,çevresindeki köy halkýnýn iþlediði birkaç yüz dönüm ekilebilir alandan meydana gelirdi.Her malikane arazisinin bir beyi vardý.Feodal dönem için temel ilke þuydu:Topraksýz bey,beysiz toprak olmaz. Serfler  efendilerinin malýydý ve efendileri onlarý baþkalarýna verebilir, satabilirdi.Hayvandan faklý deðildiler.Serfler,efendinin her emrine boyun eðmek zorundaydýlar; hizmetlerinin sýnýrý yoktu ve ilkece,bunlarýn herhangi bir karþýlýðýný da alma haklarý bulunmuyordu.Efendilerinin erki sahip olabilecekleri herþeyi kapsardý.Sahip olduklarý þeyleri efendinin izni olmadan kullanamadýklarý gibi,öldüklerinde miraslarý da efendiye kalýrdý.Çocuklarý bile onun malýydý.Serflik durumu verasetle geçerdi ve bölgesel geleneklere göre çoðu zaman anneden geçtiði kabul edilmiþtir. Bundan ötürü serf efendisinin izni olmadan evlenemezdi.Serfler özgür insan topluluðundan dýþlanmýþlardý: Askeri seferlere katýlamazlar,halk mahkemeleri toplantýlarýnda bulunamazlar,köy cemaatinin ortak topraklarýna giremezlerdi. Kilise serfin din adamý olmasýný kabul etmezdi.Yalnýz efendinin özgür kararý bir insaný serflik durumundan çýkarabilirdi.Serfin özgür bir insan olmasýný saðlayan azat edilme,resmi ve toplumsal bir törenle gerçekleþirdi.                                                                                Bizans pronia sistemine göre hükümdarlar,devlet gereksinmelerini karþýlamak için,özgür köylülerin yaþadýðý topraklarý geçici olarak ve askeri hizmet karþýlýðý bazý kimselere daðýtýrlardý.Selçuklularýn ikta sistemi de ayný temele dayanýyordu.Osmanlýlar toprak düzeni çerçevesinde bir sentez yapmýþlardýr.Osmanlý Ýmparatorluðunda baþlangýçta askeri sýnýfýn dýþýnda kalan müslüman ve müslüman olmayan halk,özellikle tarýmla uðraþan kesim,reaya diye adlandýrýlýyordu.Reaya Osmanlý fetihleri öncesinden beri bu topraklarda çiftçilik yapan yerli halktan,yerleþikliðe geçmiþ göçebelerden ve yönetici sýnýftan gelip de þu ya da bu nedenle çiftçilik yapmak zorunda kalanlardan oluþurdu.Osmanlý Ýmparatorluðu miri topraklarý,baðýmsýz bir köylü iþletmesine yetecek büyüklükte çiftliklere bölünmüþtü.Bir kimseye týmar verilmesi demek,belirli çiftliklerin gelirlerinin bir hizmet karþýlýðýnda o kiþiye verilmesi demektir.Çiftliklerde çalýþan köylülere reaya,yada raiyet;kendisine týmar verilmiþ kimseyede sahibi raiyet, yada sahib-i arz adý verilir. Reayanýn büyük bölümünü oluþturan köylüler kendilerine ayrýlan topraðý(raiyet çiftliði) iþlemek ve sipahiyle merkezi devlete belirli vergileri ödemek,topraðýný terk etmemekle yükümlüydü.Bu uygulamanýn nedeni,týmarlý sipahinin gelirlerini reayanýn ödediði vergilerin oluþturmasý,bu vergilerin toplanmasýnýn aksamasý durumunda,týmar sahibinin devlet için gerekli sayýda asker yetiþtirmesinin olanaksýz olmasýydý.Tapu resmi ödeyerek tasarruf hakkýný elde ettiði topraðý iþlediði sürece,sipahi topraðý ondan geri alamazdý.Tasarruf hakkýnýn reayanýn elinden alýnýp bir baþkasýna verilmesinin tek sebebi,topraðýn üç yýl</description></item><item><title>OSMANLICA ÇEVÝRÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?osmanlica-ceviri-363731.html</link><description>s. 157 - 158 Bölüm 1&lt;br/&gt;Sülübey mahallesinde müteveffi Türk oðlu Hasbi terekesinden sulbi kebir oðlu Mehmet üzerinde bilmüzayede takrir iden makbuz ber hass-ý ati zikr olunur.&lt;br/&gt;nam &lt;br/&gt;10 0094Kýzgan17100&lt;br/&gt;0020Sýðýrðüðüm         1    &lt;br/&gt;0022bakýr kab           1&lt;br/&gt;0100tabak              7&lt;br/&gt;0063tabak   4&lt;br/&gt;100298    1&lt;br/&gt;0044tencere&lt;br/&gt;0025Def&quot;a tencere&lt;br/&gt;0026çýkmamýþ&lt;br/&gt;200017havan    1&lt;br/&gt;400410&lt;br/&gt;0015süt tavasý    1&lt;br/&gt;0015siyahâ€¦â€¦â€¦          1&lt;br/&gt;0015keza yorgan  10&lt;br/&gt;0031hýrdavatnim&lt;br/&gt;0225kýzgar     1 kaþýk 15&lt;br/&gt;0050çulluk     1&lt;br/&gt;0300müteveffi-i mezbur verildi&lt;br/&gt;301096&lt;br/&gt;003500&lt;br/&gt;304596&lt;br/&gt;nam nakli yekun&lt;br/&gt;304596&lt;br/&gt;103846bir mucibi defter kesen hisse-i ermenisi&lt;br/&gt;200750&lt;br/&gt;200295vasiyet içün vasi Abdullahýna arazi lazým gelen&lt;br/&gt;000455&lt;br/&gt;200122ziyade makbuzundan Daldal oðlu Hafýz Ýsmail ile hissesi&lt;br/&gt;200332&lt;br/&gt;00280ziyade makbuzundan Türkmen kýzý Hatice&quot;ye murad ismi lazým gelen&lt;br/&gt;300052&lt;br/&gt;30 0052Resm-i içün mahkemeye teslim eylediði&lt;br/&gt;0000&lt;br/&gt;Bölüm 2&lt;br/&gt;Sülübey mahallesinde müteveffi Türk oðlu Hüseyn terekesinden zevcesi Esma tarafýndan vekil-i müseccel þer&quot;iyesi. â€¦â€¦. Oðlu Hüseyin ismi nam üzerine bilmüzeade takrir iden makbýz ber vech-i ati zikr olunur.&lt;br/&gt;Nam&lt;br/&gt;0024Sahýn   3&lt;br/&gt;0015Saplý hamam taþý     1&lt;br/&gt;0023kebir-i baki    1&lt;br/&gt;0007çulluk â€¦â€¦.   1&lt;br/&gt;0005&lt;br/&gt;0074&lt;br/&gt;200014â€¦â€¦â€¦â€¦&lt;br/&gt;0035Keza yorgan   101 arzýn defa yorgan   201   &lt;br/&gt;0093yatak    1yorgan    1&lt;br/&gt;200048güðüm    1&lt;br/&gt;0265&lt;br/&gt;0054tencere    1&lt;br/&gt;0030tencere    1&lt;br/&gt;0027tabak    3&lt;br/&gt;0060üçlü sefer tasý    1&lt;br/&gt;0436&lt;br/&gt;200023tas    1&lt;br/&gt;0451hass-ý reis    1&lt;br/&gt;0495diþi koyun    7  kuzu    7nim&lt;br/&gt;0395diþi â€¦â€¦â€¦ erkek    6 88&lt;br/&gt;201900&lt;br/&gt;200437memillerin aynen hissesi&lt;br/&gt;002337&lt;br/&gt;nakl-i yekun&lt;br/&gt;2338&lt;br/&gt;200016bakýrcý    1&lt;br/&gt;202354&lt;br/&gt;200447bir mucib-i defter kasem hisse-i irsaliyesi&lt;br/&gt;301906&lt;br/&gt;200134 mihr-i mevs hissesi olan&lt;br/&gt;151772&lt;br/&gt;000150tecezzüz ve tekfin masarifi&lt;br/&gt;151622&lt;br/&gt;150397ikinci oðlu Hasbi Salih efendiye anesi lazým gelen&lt;br/&gt;001285&lt;br/&gt;300438parlak kýrsalla anesi lazým gelüp&lt;br/&gt;100846&lt;br/&gt;200124ziyade makbuzundan Þerifeye arasi lazým gelen&lt;br/&gt;300721&lt;br/&gt;100165ziyade makbuzdan saðýr oðlu Aliyle nafakasý içün hassý&lt;br/&gt;200556&lt;br/&gt;200556resm için mahkemeye teslim eylediði&lt;br/&gt; Saðýr Alinin birmucib-i defter-i kasem hisse-i ermenisi.&lt;br/&gt;412646&lt;br/&gt;4062479menzilden aynenhissesi&lt;br/&gt;0150165&lt;br/&gt;0150165ziyade makbuzundan terekesiâ€¦.. ve yüzünden nafakasý&lt;br/&gt;0000000&lt;br/&gt;Bölüm 3&lt;br/&gt;Medine-i Isprta mahalatýndan â€¦ zade mahallesinde ve vaki tarif-i þeriatýyla marif olan iþ bu bahiste elvesika esma birti ali nam-ý hatun meclis-i þer&quot;i þerif enverde serseri sabýk Halil bin Ebubekir muhazýrýnda takrir-i kelam ve tabiye Abdülmeram idüp mezbur Halil ile bundan akdem hal&quot;i â€¦â€¦ bizimde kaime iken kirasýndan â€¦â€¦. Ve binden mütevelleler halen seçik cem-ü terbiye olan iþbu hazretan bilmeclis-i tahminen beþ yaþýnda su.biye kezalik Fatma ve iki buçuk yaþýnda nam-ý sagir-tanýn aslen almayup muhtaç olmalarýný nafaka ve kisve baha vesair levazým zaruriyeler içün babalarý mezbur Halil üzerine kabul-ü þerden miktarý kifaye meblað farzý ve takrir olunmak mutlakdýr didikde ineb-üt tasik hakim müvekki sadr-ý küttap tapalý ve hüsn-ü mekap esze hazretlerin dahi sagýr tan-ý mezbur tandan her birine bahr-i þehr babalarý mezbur Halil üzerine bilterazi iþbu tarih-i veikadan onbeþ gruþuna cem&quot;an otuz gurup farz-ý ve takriri buyurup meblaðya makruziye metrukiyesini sagir tan-ý mezbur tanýn nafaka ve kisve ve sagir levazým-ý zaruriyelerine harc ve sarfe ve lediül keza istidaniye met&quot;ine mezbur Halil üzerine rücü&quot;a mezbure Esma Hatun izin virmeye ma vaki bittalep ketb olundu.&lt;br/&gt;F: 8 Cemaziyül-ahir 92&lt;br/&gt;â€¦â€¦.. Zade Ýsmail Akza&lt;br/&gt;muhazýr Hafýz Ýsmail Muhazýr Ömer ve Gayrihim&lt;br/&gt;Bölüm 4&lt;br/&gt;Medine-i Ispartaya tabi Gönen karyesi civarýnda â€¦. Sarý keçili aþiretinden iken bundan adken vefat iden Düdükcü Ahmet bin Mehmet bin Abdullah&quot;ýn veraseti zevcesine menkud rakibe binti Ýbrahim bin Abdullah nam-ý hatun ile sulbi kebir oðlu Mehmet ve Sulbi sagir oðlu Ali ve Sulbi kebir ve kezalik Kezban ve Döndü ve Sulbi sagiresi kýzý Fatma bin Akçasarý bilihbar indeþþer&quot;i Enver zahir ve mütehakkik olduktan sonra sagiraný mezburanýn Enverlerine kabul-ü þer&quot;iden mensup vasileri vadeleri zat-ý marite Rukiye ve ibn-i kebir mezbur ve binti kebirtan-ý mezkur tandan her birinin talib-i marifetleri ve magrife sari&quot;iðle tahrir ve kabulü terekesi bilmüzeyide ihbari&quot;i olunarakâ€¦. Bil zarifet-iþþeri&quot;ye tevzi&quot;li ve taksim olunan terekeyi müteve</description></item><item><title>ÇEVÝRÝ VE ÇEVÝRÝ TÜRLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ceviri-ve-ceviri-turleri-386807.html</link><description>Çeviri ve Çeviri Türleri: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çeviri: &quot;Doðal bir dildeki bildirinin anlamsal ve iþlevsel eþdeðerlilik saðlanarak bir baþka dile aktarýlmasýdýr. Çeviri,deðiþik topluluklarýn, uluslarýn, bilim, sanat, düþünce alanýndaki çabalarýný birbiriyle paylaþabilme yoludur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Osmanlý döneminde de görüldüðü gibi ülkenin teknolojik geliþmeleri, yenilikleri  izleyebilmesi için özellikle tazminat döneminde çeviriye önem verilmiþtir. Çeviriyi dýþa açýlým olarak yada kültürler arasý bir köprü gibi görmek yerinde olur. Çeviri 1935&quot;li yýllara kadar dilbilimin bir alt alaný olan uygulamalý dilbilim bünyesinde inceleniyordu. 1940&quot;lardan itibaren çeviri artýk baðýmsýz bir bilim olarak incelenmeye baþlamýþtýr (Bir alan üzerinde uzun süreli yapýlan araþtýrmayla o alan bir bilim dalý haline gelir).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Çeviriyi yazýlý ve sözlü olmak üzere ikiye ayrýlýr . Günümüzde geliþen teknoloji bize  üçüncü bir olanak tanýmýþtýr. Bu da elektronik çeviridir. Öncelikle sözlü çeviri üzerinde duracaðýz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sözlü çeviriyi ikiye ayýrabiliriz. Bunlardan biri (simültanÃ©) eþzamanlý çeviri diðeri de (consÃ©cutive) ardýl çeviridir. Eþzamanlý çeviri, konuþmacý konuþurken ayný anda yapýlan çeviri türüdür. Bu çeviri türü kabin içi bir ortamda ,konuþmacý ile dinleyiciler arasýnda aletsel iletiþimi  saðlayacak kulaklýk ve mikrofonla da yapýlýr. Ardýl çeviri ise, isminden de anlaþýlacaðý gibi konuþmacýnýn konuþmasýný bitirmesinin ardýndan yapýlan çeviri türüdür. Eþzamanlý çeviriyi yapan çevirmenin kýsa belleðini etkin bir þekilde kullanmasý gerekir. Ayrýca önemli olan rakamlarý ,isimleri ,yer adlarýný not almasý gerekir. Bazen çevrilecek metin elinizde olabilir. Bu durum bazen avantaj bazen de  dezavantaj saðlayabilir. Konuþmacý bazen metinden uzaklaþabilir. Bunun  için çevirmenin çok dikkatli olmasý gerekir. Kimi zaman çevirmen  konuþmacýnýn hazýrladýðý metni okumak zorunda kalabilir. Böyle durumlara hazýr olmasý gerekiyor. Çevirmen ayný zamanda  konuþma sýfatýna yetkin bir kiþi olmalý,heyecanlanmamalý, stres ve panik y</description></item><item><title>HARFLERÝN TARÝHÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?harflerin-tarihi-394559.html</link><description>HARFLERÝN TARÝHÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Maðara Resimleri&lt;br/&gt;Eski Mýsýr Hiyeroglifleri&lt;br/&gt;Ilk Alfabe&lt;br/&gt;Çivi Yazýsý&lt;br/&gt;Çin Hiyeroglifleri&lt;br/&gt;Harflerin Avrupaya Geliþi&lt;br/&gt;Dinler ve Harfler&lt;br/&gt;Yazýdan Resme mi Dönüyoruz?&lt;br/&gt;Türk Milletinin Kullandýðý Alfabeler&lt;br/&gt;Göktürk (Orhun) alfabesi&lt;br/&gt;Uygur alfabesi&lt;br/&gt;Arap Abecesi&lt;br/&gt;Kiril alfabesi&lt;br/&gt;Latin alfabesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝLKOKUMA-YAZMA ÖÐRETÝMÝNDE KULLANILAN YÖNTEMLER&lt;br/&gt;A. Fonetik (Ses) Deðerlerini Öne Alan Yöntemler&lt;br/&gt;B. Okuduðunu Anlamayý Esas Alan Yöntemler&lt;br/&gt;1. Kelime Yöntemi&lt;br/&gt;2. Cümle Yöntemi&lt;br/&gt;3. Öykü Yöntemi&lt;br/&gt;C. Karma Yöntemler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TÜRKÝYEDE ÝLKOKUMA YAZMA  ÖÐRETÝMÝNÝN TARÝHSEL GELÝÞÝMÝ&lt;br/&gt;GENEL BAKIÞ&lt;br/&gt;B- CUMHURÝYETÝN KURULUÞ YILLARINDAKÝ PROGRAM&lt;br/&gt;1-Tesmiye Usulü ( Adlandýrma, Ýsimlendirme Metodu )&lt;br/&gt;2-Savti Usul (Ses Metodu)&lt;br/&gt;3-Kelime Usulü&lt;br/&gt;4-Muhtalit (Karýþýk) Usul&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;C- 1936 ÝLKOKUL PROGRAMI&lt;br/&gt;D- 1948 ÝLKOKUL  PROGRAMI&lt;br/&gt;E-1968 VE 1982 ÝLKOKUL PROGRAMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝLKOKUMA YAZMA ÖÐRETÝMÝNDE KULLANILAN YÖNTEMLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-BÝREÞÝMSEL YÖNTEMLER&lt;br/&gt;HARF (ALFABE) YÖNTEMÝ&lt;br/&gt;SES (FONETÝK) YÖNTEMÝ &lt;br/&gt;HECE YÖNTEMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B-ÇÖZÜMSEL YÖNTEMLER&lt;br/&gt;SÖZCÜK YÖNTEMÝ&lt;br/&gt;CÜMLE (ÇÖZÜMLEME) YÖNTEMÝ&lt;br/&gt;ÖYKÜ YÖNTEMÝ&lt;br/&gt;KARMA YÖNTEM&lt;br/&gt;REFORM&lt;br/&gt;SES TEMELLÝ CÜMLE YÖNTEMÝNÝN AÞAMALARI&lt;br/&gt;YÖNTEMLERÝN KULLANILMA GEREKÇELERÝ&lt;br/&gt;SES TEMELLÝ CÜMLE YÖNTEMÝNÝN GEREKÇELERÝ &lt;br/&gt;CÜMLE YÖNTEMÝNÝN GEREKÇELERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAYNAKLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Maðara Resimleri &lt;br/&gt; Yazýnýn tarihi resimlerle baþlar. Ilk insanlar maðara duvarlarýna av hayvanlarýný resmediyorlardi. Bunun nedeni, günümüzde bazý yerlerde görülen büyücülerin kullandýðý gibi, büyüsel amaççlýydý. Hayvanlarý bu yolla etkileyeceklerini ve daha kolay bir þekilde avlayabileceklerini düþünüyorlardý. Yani maðara resimleri ilk insanlarýn inançlarýný ve de korkularýný anlatýyordu. &lt;br/&gt;Daha sonraki uzun bir dönemde insanlar yazýya pek gereksinim duymadýlar. Çünkü insan bilgisi az olduðu iççin, bu bilgiler bellekte tutulabiliyor ve gelecek nesillere anlatarak aktarýlýyordu. Fakat insan bilgisi arttýkça bu iþ güçleþti ve &quot;anýt&quot; insanlarýn yardýmýna koþtu. Mezar taþlarý bir önderin yaptýðý iyi iþleri ve savaþlarýný anlatma</description></item><item><title>SEMANTIC ARGUMENT CLASSIFICATION AND SEMANTIC CATEGORIZATION OF TURKISH EXISTENTIAL SENTENCES USING SUPPORT VECTOR LEARNING</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?semantic-argument-classification-and-semantic-categorization-of-turkish-existential-sentences-using-support-vector-learning-443274.html</link><description>Semantic Argument Classification and Semantic Categorization of Turkish Existential Sentences Using Support Vector Learning&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;OUTLINE&lt;br/&gt;Role of Semantics in NLU&lt;br/&gt;Shallow Semantic Parsing&lt;br/&gt;On Turkish Existential Sentences&lt;br/&gt;Categories Due to Senses of var and yok&lt;br/&gt;Semantic Annotation&lt;br/&gt;Abstract Thematic Roles&lt;br/&gt;Word-by-Word Semantic Parsing via Support Vector Learning&lt;br/&gt;Features&lt;br/&gt;Classifier (SVM)&lt;br/&gt;System Implementation&lt;br/&gt;Semantic Categorization of Sentences&lt;br/&gt;Concluding Remarks&lt;br/&gt;Questions &amp; Comments&lt;br/&gt;Unraveling &quot;Semantics&quot;&lt;br/&gt;Simple speech-  and text-based NLU systems&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;How?&lt;br/&gt;Shallow Semantic Parsing&lt;br/&gt;Automatic&lt;br/&gt;Accurate&lt;br/&gt;Wide-coverage&lt;br/&gt;Shallow Semantic Parsing&lt;br/&gt;Process of assigning a simple structure to sentences in text:&lt;br/&gt;WHO did WHAT to WHOM, WHEN, WHERE, WHY, HOW, etc.&lt;br/&gt;Technically:&lt;br/&gt;Group sequences of words together (identification)&lt;br/&gt;Assign labels to these semantic arguments (classification)&lt;br/&gt;Turkish Existential Sentences&lt;br/&gt;A somewhat &quot;overlooked&quot; sentence type&lt;br/&gt;Minimally characterized by two particles&lt;br/&gt;Var: &quot;there is/are&quot;&lt;br/&gt;Yok: &quot;there is/are no&quot;&lt;br/&gt;From Sezer (2003):&lt;br/&gt;&quot;Sence aþk yok mu?&quot; (As far as you are concerned, does love not exist?)&lt;br/&gt;&quot;Ýçimde bir þüphe var.&quot; (There is a doubt in me.)&lt;br/&gt;&quot;Bizim bir þikayetimiz yok.&quot; (We don&quot;t have a complaint.)&lt;br/&gt;&quot;Ýçeride Müdür Bey var.&quot; (Mr. Director is inside.)&lt;br/&gt;&quot;Biz o toplantýda vardýk.&quot; (We were present at that meeting.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bare Existentials&lt;br/&gt;Overt subject&lt;br/&gt;Sence aþk yok mu?&lt;br/&gt;according to you love NE Q&lt;br/&gt;&quot;As far as you are concerned, does love not exist?&quot;&lt;br/&gt;Bugün su var.&lt;br/&gt;today water E&lt;br/&gt;&quot;Today there is water.&quot;&lt;br/&gt;Hiç þüphe yok. &lt;br/&gt;no doubt NE&lt;br/&gt;&quot;There is no doubt.&quot;&lt;br/&gt;Case Existentials&lt;br/&gt;Case information (i.e. locative, ablative, dative, comitative)&lt;br/&gt;Þehir-de güzel evler var.&lt;br/&gt;city-LOC nice houses E&lt;br/&gt;&quot;There are nice houses in the city.&quot;&lt;br/&gt;Anne-m-den haber yok.&lt;br/&gt;mother-1SG-ABL news NE&lt;br/&gt;&quot;There is no news from my mother.&quot;&lt;br/&gt;Siz-e bir mektup var.&lt;br/&gt;you-DAT a letter E&lt;br/&gt;&quot;There is a letter to you.&quot;&lt;br/&gt;Göz-üm-le ilgili bir derd-im yok-tu.&lt;br/&gt;eye-1SG-COM about a trouble-1SG NE-APAST&lt;br/&gt;&quot;I did not have trouble with my eye.&quot;&lt;br/&gt;Existential Possession&lt;br/&gt;Due to the lack of a verb meaning &quot;to have&quot; in Turkish&lt;br/&gt;Ad-ýnýz yok mu?&lt;br/&gt;name-2PL NE Q&lt;br/&gt;&quot;Don&quot;t you have a name?&quot;&lt;br/&gt;Kim-in silgi-si var?&lt;br/&gt;who-GEN eraser-3SG E&lt;br/&gt;&quot;Who has an eraser?&quot;</description></item><item><title>KAZAKÇA ADASKANDAR (ALDANANLAR, YANILANLAR) -ROMAN - YAZAR SABÝT MUKANOV - BÝRÝNÞÝ BÖLÝM (BÝRÝNCÝ BÖLÜM) BÜRKITTIN SIRI I. SALDUVAR (GÖRGÜSÜZ YETÝÞEN YARAMAZ KÝMSE)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kazakca-adaskandar-(aldananlar,-yanilanlar)-roman-yazar-sabit-mukanov-birinsi-bolim-(birinci-bolum)-burkittin-siri-i.-salduvar-(gorgusuz-yetisen-yaramaz-kimse)-395409.html</link><description>ÖNSÖZ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kazak Türkçesi dersini ilk defa 3. sýnýfýn ilk döneminde tanýdým. Yaþayan Türk Lehçeleri içerisinde en sevdiðim ders haline gelmiþti Kazak Türkçesi. Özellikle Kazak Türkleri&quot;nin ve deðir Türk kardeþlerimizin mazilerinde yaþamýþ olduklarý bir takým üzücü olaylar beni derinden etkilemiþ ve bu dersle ilgili çalýþma yapmayý kendime bir borç bilmiþtim.&lt;br/&gt;Kazak Türkçesi þuan Kazakistan&quot;da Türk halkýnýn kullandýðý bir dildir.&lt;br/&gt;Kazak Türkçesiyle ilgili kýsaca  bilgi verecek olursak ; Kazak Türkçesinde 23 ünsüz, 9 ünlü harf bulunmaktadýr. Kazak Türkçesinde Türkiye Türkçesinden farklý olarak 5 ünsüz mevcuttur. Kazak Türkçesi Kazak boyunun hayat þartlarý içerisinde serbest bir geliþme imkaný bulmuþtur.&lt;br/&gt;Tranksripli çevirisini yapmýþ olduðum SÃ¤bit Mukanov&quot;a ait olan Adaskandar (aldanamlar, yanýlanlar) adlý kitap 1929&quot;da  kaleme alýnmýþtýr. Sýnýf mücadelesini iþleyen ilk Kazak romaný sýfatýný taþýmaktadýr. 1959&quot;da tekrar düzenlenecek Mölder Muhabbat, 1999 yýlýnda Adaskandar adýyla üçüncü defa basýlmýþtýr.&lt;br/&gt;SÃ¤bit Mukanov, 1900 yýlýnda Kazakistan&quot;da Kazak avulunda doðdu. Orta halli bir ailenin çocuðu olup fakirlik ve zorluklar içinde büyüdü. Kazaklar arasýnda söylenilenler kýssa ve destanlarý ezberleyerek yetiþti. Bütün zorluklara raðmen yüksek tahsilini yaptý ve Kazak edebiyatýnýn en deðerli yazarlarýndan biri oldu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ADASKANDAR &lt;br/&gt;(ALDANANLAR, YANILANLAR)&lt;br/&gt;-ROMAN-&lt;br/&gt;BÝRÝNÞÝ BÖLÝM (Birinci Bölüm)&lt;br/&gt;BÜRKITTIN SIRI&lt;br/&gt;I.SALDUVAR (Görgüsüz Yetiþen Yaramaz Kimse)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;[7] kan-meniÃ± balam!&lt;br/&gt;-SeniÃ± balan emes, meniÃ± balam!-dep, ekem men apamnýÃ± jas kezimde ma&amp;#289;an talasatýný küni büginge þeyin köz adlýmda. &lt;br/&gt;Üyde bala köp bol&amp;#289;anmen, iþindegi erkek kindiktisi koþkarbay men ekevmiz &amp;#289;ana edik. Apam 13 kursak kötergen eken. SonýÃ± ekevi erte kezde ölipti. Kal&amp;#289;an on birdiÃ± birevin uzatýptý. Osý küni tabaný kürektey 10 bala barmýz, munýÃ± segizi kýzý Segiz kýzdýÃ± maðan tetelesi Ulmeken!&quot; Artýnan ul tuvar ma-eken?&quot; Dep ekemniÃ± ýrýmdap Koyðaný bolsa kerek. UlmekenniÃ± artýnan men tuvðan soÃ±. Artý</description></item><item><title>INTRODUCING THE LANGUAGE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?introducing-the-language-442780.html</link><description>Introducing the Language&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The official and predominant language spoken in Japan is Japanese (Nihongo). After the Meiji Restoration in 1868, the government attempted to create a strong centralized state. Linguistic unification was a step toward shaping the national identity.&lt;br/&gt;Japanese is linguistically related to Korean and both languages are thought to be members of the Ural-Altaic family. Despite similarity in syntax, vocabulary and grammar, the contemporary languages are mutually unintelligible. Japanese also has close connections to various Oceanic languages. Chinese has had enormous impact on the Japanese language and civilization. The Chinese system of writing was introduced along with Buddhism in the sixth century and Chinese orthography was used to transform Japanese into a written language. Until the 19th century, stylized versions of written Chinese remained a hallmark of elite culture.&lt;br/&gt;The introduction of Chinese characters 1500 years ago established semantic and orthographic systems that make Japanese one of the most complicated languages in the world. The contemporary language relies on an enormous number of words and terms that are Sino-Japanese in origin as well as words derived from indigenous Japanese terminology. Most written characters can be read in contemporary Japanese with both a Sino-Japanese pronunciation and Japanese reading.&lt;br/&gt;The sound system of the native language was remarkably simple, &quot;50 sound&quot;. The 50 sounds consist theoretically of 50 syllables of which  five are plain vowels and 45 are made up of combinations of nine consonants with each of the same five vowels A few of the 50 sounds have been subject to slight phonetic changes during the centuries. In view of the structure of the native language, it is not surprising that the Japanese have always analyzed it into syllables rather than into vowels and consonants. In this native language, the only monosyllables are usually the grammatical particles: most nouns and verbs consist of two, three, four or more syllables. A noteworthy feature is that every syllable is open (end with a vowel) &lt;br/&gt;In addition to the adaptation of Chinese characters to preexisting Japanese vocabulary, two phonetic systems of writing were developed after the 9th century. Those orthographies made it possible to write Chinese phonetically and to write spoken Japanese terms that had no equivalent Chinese characters.&lt;br/&gt;The writing system romaji (Roman characters) is used to transcribe Japanese into the Roman alphabet. Romaji is widely used on signs in advertising and in the mass media. An alternative system, adopted but not mandated by the government is much less commonly used. &lt;br/&gt;Although spoken and written forms of Japanese are largely standardized throughout the nation there are several linguistically distinctive ethnic and regional dialects. The most distant dialects are those spoken in the Okinawan Ýslands. Okinawan dialects are considered by several linguists to be distinct from Japanese. &lt;br/&gt;Other linguistic minorities include the Korean-Japanese and the Ainu. Most Korean-Japanese are bilingual or especially among the younger generations monolingual speakers of Japanese. There are only a handful of native speakers of Ainu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2. Introduction of the Informant&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Name: Mizu Kanoza Çetindal&lt;br/&gt;Gender: Female&lt;br/&gt;Age: 28&lt;br/&gt;Education: High School Grade&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.3. Introducing the Research&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;My research subject is Japanese and in specific, I will try to inform you on Japanese pronouns&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.3.1. Purpose of the Research&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Purpose of my research is to introduce you Japanese language in general and Japanese pronouns and pronominal in detail. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.3.2. Boundaries of the Research&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The boundaries of my research is limited with 1st 2nd and 3rd person singular and plural pronouns in Japanese and to find out whether their inflections exist or not, comparing with their English counterparts.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. METHOD&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1 Selection of the Informant(s)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I looked for a Japanese native speaker. After several visits to Japanese Embassy, I</description></item><item><title>TÜRKÇENÝN YAPISAL ÖZELLÝKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkcenin-yapisal-ozellikleri-394272.html</link><description>TÜRKÇENÝN YAPISAL ÖZELLÝKLERÝ1. Türkçe sondan eklemeli bir dildir. Hiçbir ek, sözcüðün baþýna gelemez, ortasýna giremez. Sözcükler ek alýrken sözcük kökünde deðiþiklik olmaz. (Kimi türetme ve kullanýmlarda meydana gelen &quot;belli orandaki&quot; deðiþikliklere TÜRKÇEDE SES OLAYLARI bölümünde deðinilecektir.) Çekim ve yapým ekleri sözcüðün sonuna gelerek, onun tümceye uyumunu saçar, görevini belirler; anlamýný ve türünü deðiþtirir.Yol, buradan sola kývrýlýr. (Kullaným yalýn, deðiþiklik yok.)Yol-da araba var. (Durum eki &quot;-deyi aldý. Anlam deðiþmedi. Görevi: DT)Yol-cu-luk-u herkes sevmez, (&quot;-cu&quot; ve &quot;-luk&quot; yapým eki; sözcüðün anlamýný deðiþtirdi, &quot;-u&quot; çekim eki, sözcük görevce NESNE oldu.)UYARIKimi sözcüklerimiz önden ek almýþ gibi görünür. Ama Türkçede önek yoktur. Bu tür sözcükler birleþtirme yoluyla oluþturulmuþtur Önek (ön-ek), sonsöz (ön+söz)...2. Türkçe sözcüklerde sesler birbiriyle uyumludur. Yani sesuyumlarý vardýr, (ileride bunlara SES UYUMLARI ve SESSÝZLER BENZEÞMESÝkonusunda teðinelecektir.) Türkçenin ahenkli (uyumlu) bir dil oluþu bundan ötürüdür. Balýk-çý-larKalýn-lýk-lar (Kalýndan sonra kalýn)Ýnce-lik-lerGel-in-lik-ler(inceden sonra ince)3. Yeryüzünde hiçbir dilde Türkçedeki kadar sesli yoktur. En çok seslisi olan dillerde 5 tane sesli vardýr. Örneðin Arapçanýn bir seslisi vardýr. Halbuki Türkçenin 8 seslisi (8 sesli harfi) vardýr. Türkçe müzikalitesi olan bir dildir.4.Türkçede yardýmcý öðe (tümleyen/tamlayan) baþta, esas öðe (tümlenen/tamlanan) UYARI:Devrik tümceli anlatýmlarda belirteç eylemden sonra; yan cümlecik, temeltümcenin arkasýndan gelebilir: Anlattý, bir bir.Adýllý (zamirli), ilgeçli (edatlý) tamlamalarda yardýmcý öðe sona gelebilir:Benim + içinBunun + kadar5. Türkçenin sessizlerinde dahi benzeþme ve birbirini etkileme vardýr:Vur - gün dur - gun (Kök, yumuþak sesli olduðu için ek de yumuþaksesliyle)Tut - kun sus-kun (Kök, sert sesli olduðu için ek de sert sesliyle.)Balýk : Balýða Seslil</description></item><item><title>JAPONCA VE KANJÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?japonca-ve-kanji-453042.html</link><description>JAPON DÝLÝ VE KANJÝ&lt;br/&gt;Japonca, 125 milyonu aþkýn konuþaný ile dünyadaki ilk on dil arasýnda yer alýr.Canlý ya da ölü, Japonca ve diðer diller arasýnda hiçbir kesin baðlantý bulunamamýþtýr. M.S. 3. yüzyýlda Çince resim-yazý harflerini benimsemesine raðmen Japonca bazýlarýnýn düþündüðü gibi köken olarak Çinceye baðlý deðildir. Japoncanýn dilbilgisi yapýsýyla Koreceye benzemesinden dolayý bazý uzmanlarýn birbirleriyle iliþkili olduklarýný ileri sürmüþ olmalarýna raðmen bu hala kanýtsýz kalmaya devam etmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Japon dilini ve bu dilin son yüzyýldaki geliþimini incelediðimizde bizim için ders çýkarýlacak noktalar olduðunu ve Türkçe ile ilgili bize öðretilen bazý deðerlendirmelerinse, yapýlanlarýn doðru olmasýna karþýn,  nesnellikten uzak olduðu sonucuna vardýk. Japonya&quot;nýn bizim için uzakta olduðu, gerek mesafe gerekse kültür açýsýndan tartýþýlmaz bir  gerçek. Japonlarýn da öyle... Ancak belki de birbirimize en çok benzeyen yanýmýz dil yapýlarýmýz desek pek de yanýlmýþ sayýlmayýz. Türkçe ve Japonca, Dünyadaki dillerin sýnýflandýrýlmasýnda ayný ailede yer alýr, hani þu Türkçe dersinde öðrendiðimiz Ural- Altay dil ailesinin.&lt;br/&gt;Linguistler dil ailelerini sýnýflandýrýrken o milletlerin sosyal iliþkilerine deðil, dil yapýlarýnýn temel benzerliðine bakarlar. Bu da bilimsel deðerlendirmede Japonca ve Türkçe&quot;yi ayný yapýdaki dil ailesinin içine sokmuþtur. Japonca, dilbilgisi olarak Türkçe&quot;ye inanýlmaz benzer; hatta Japon dilini incelediðimizde bir an aklýmýza þöyle bir düþünce geldi: Japon dil yapýsý, cümle düzeni, fiil çekimleri, edatlar vb... ile sanki Türkçe&quot;nin basitleþtirilmiþ bir alt kümesi. Öyle ki eðitimli bir Türk&quot;ün, iddia ediyoruz, Japon gramerini öðrenmesi üç ay sürmez! Sadece gramer deðil, telaffuzu da kolay! Türkçe&quot;deki bir ünsüz ve bir ünlü harften oluþan yaklaþýk 70 hece; iþte bütün Japonca bu kadar. Yani , a, i,u, e, o,ka, ka, ku, ke, ko,...&lt;br/&gt;Genel kaný Japonca&quot;nýn çok zor bir dil olduðu ve öðrenilmesinin neredeyse imkansýz olduðu yolundadýr. Bu kanaatte de doðruluk payý mevcuttur. Ancak, þunu hemen kafanýzý karýþtýrmadan belirtelim ki, zor olan yaný dilin konuþma deðil, yazma kýsmýndadýr. Bunu en anlaþýlýr bir biçimde þöyle ifade edebiliriz, bir Japon vatandaþýn tam olarak okur yazar olabilmesi için en az Lise mezunu olmasý gerekmektedir.&lt;br/&gt;  Japon dilinin tarihsel süreçteki  geliþimine baktýðýmýzda Türkçe ile kaba bir paralellik söz konusudur. Eski Japonca&quot;da þimdiye kadar uzanan istikrarlý bir yazý sistemi mevcut deðildi. Japonlarýn yazmayý tam anlamýyla Çinlilerden öðrendiði (4.yüzyýl) tarihsel bir gerçektir. Bugünkü Japon harflerinin temelini de tamamen Çin alfabesi de diyebileceðimiz Çince karakterler (harfler) oluþturmaktadýr. Bir benzetme yapmak gerekirse, Ýslam dinini benimseyen Türk kavimlerinin Arapça&quot;yý ve Arap harflerini kullanmaya baþlamasý örnek gösterilebilir. Hatta öyle ki, Osmanlýca gibi, Japonca&quot;da da &quot;Kanbun&quot; denilen ve artýk kullanýlmayan bir alt dil türemiþtir.         19. yüzyýlýn baþýna gelindiðinde ise, Japonca&quot;da yaklaþýk 10.000 harf ve 50.000 kelime vardý. Meiji devrimi ile Ýkinci Dünya savaþýndan sonra yapýlan dil reformlarý, bugün Japonca&quot;yý temel 2000 harf ve 10.000 kelimeyle anlaþýlacak hale getirmiþtir. Diðer bir ifadeyle eðer bir kiþi bu 2.000 harf karakterini ve 10.000 kelimeyi bilmiyorsa, Japon diline hakim deðildir. Bunlar ile birlikte ikinci dünya savaþýný Amerika&quot;ya karþý kaybeden Japonlarýn Amerikan kültüründen etkilenmesi dile de yansýmýþtýr. 1950&quot;li ve 1960&quot;lý yýllarda Japonca&quot;da artýk Japonlarýn bile takip edemediði sayýda Ýngilizce kelime yer almýþtýr. Öyle ki Ýngilizce&quot;nin etkileri Japon dilinde yeni bir dil türetmiþtir; &quot;Wasei Eigo&quot;, yani Japon Ýngilizce&quot;si.&lt;br/&gt;Japonca yetmiþ sesten meydana gelmiþtir. Yetmiþ sesle Ýngilizce kelimeleri telaffuz etmeye çalýþan Japonlar, anadili Ýngilizce olan milletlerin bile anlamadýðý ancak kendilerinin Ýngilizce dediði bir dil ve kelimeler yýðýný oluþturmuþtur. Bu kelimeler, günlük Japonca&quot;da her yerde mevcuttur, reklamlarda, dergilerde, gazetelerde... Ayrýca Japonlar bu kelimeleri yazmak için bir de özel alfabe kullanýrlar. &quot;Katakana&quot; denir bu alfabeye. Örnek vermek gerekirse Ýngilizce&quot;de kelime anlamýna gelen &quot;Word&quot;, Japon Ýngilizce&quot;sinde  &quot;Waado&quot; olarak telaffuz edilir. Japonca, gerek Çince gerekse Ýngilizce kökenli kelimeler sonucunda son derece zengin bir dil haline gelmiþtir. &lt;br/&gt;Ülkemizin batý toplumuyla entegrasyon sürecinde kökten bir deðiþimle kullanmaya baþladýðýmýz alfabenin, (Latin alfabesi) yazýmý ve okunmasý oldu</description></item><item><title>DIL DEVRIMININ GERÇEKLESTIRILMESI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-devriminin-gerceklestirilmesi-347536.html</link><description>DIL DEVRIMININ GERÇEKLESTIRILMESI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dil devriminin Atatürkün görüsündeki yerini tespit edebilmek için, kendisinin bu konudaki düsüncelerini ele alacagiz. Diyor ki:&lt;br/&gt;...Millet dil, kültür ve ülke ile birbirine bagli vatandaslarin teskil ettigi bir toplumdur.&lt;br/&gt;Atatürk, dil bagini, ulus olabilmenin ilk sartlari arasinda görmüstür. Gerçekten de bu devrim, ulusal bir kültürün yaratilabilmesi için ulusal bir dilin yeniden canlandirilmasi amacina yöneliktir.&lt;br/&gt;Çünkü, ulusal birligin ilk unsuru kültür birligidir. Halkla aydini birbirine yaklastiran en etkili araç hiç kuskusuz, her iki zümrenin kolaylikla anlasabilecekleri sade bir dildir. Atatürk 1932 yilinda:&lt;br/&gt;Türk dilinin, kendi benligine, aslindaki güzellik ve zenginligine kavusmasi için bütün devlet teskilatimizin, dikkatli, ilgili olmasini isteriz (Söylev ve Demeçler, C. I, 5. 311)&lt;br/&gt;demis ve bu amaçla da 1932 yilinda Türk Dilini Tetkik Cemiyetini kurmustur. Bu cemiyet ayni yil içinde Türk Dil Kurumu ismiyle çalismalarini Atatürkün yakin gözetimi altinda sürdürmüstür). &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dil Kurumu, 1937 yilina kadar çok verimli bir çalisma göstermis ve bilimsel terimlerin önemli kismi özlestirme ve arindirma sonucu olarak temiz bir Türkçeye dönüstürülmüstür. Ancak, Atatürkün ölümünden sonra, Dil Kurumunun ayni dogrultuda çalistigini kanitlayacak tutamaklardan oldukça yoksun kalindigini söylemek, insafsizlik olmayacaktir.&lt;br/&gt;Atatürk, Dil ve Tarih Kurumlarinin daha sonraki çalisma dönemleri için su tarihi direktifi vermis ve isi, bu iki kurumun inisiyatifine terk etmistir:&lt;br/&gt;Türk Dil Kurumu çalismalarina sonuna dek katilacak degilim. Tarih Kurumunun kurulusunu izleyen yillarda, tarih üzerine arkadaslari tesvik için beraber çalistim; sonucunda bu kurum teskilatlandiktan ve çalismalarina hiz verdikten sonra, Tarih Kurumunun çalismalarina karismiyorum. Kurum üyeleri bildikleri gibi akademik çalismalarina devam ediyorlar. &lt;br/&gt;Dil Kurumu çalismalarina da ilgim böyle olacaktir. Dil bilginlerinin uzmanlarin akademik çalismalarina karismayacagim. Sizin de -toplantidaki Dil Kurumu Merkez Kurulu Üyelerine hitaben- çalismalarinizi bilimin son verilerine uydurmaniz gerekir. (1937)&lt;br/&gt;Atatürk tarafindan baslatilan dilcilik çalismalari, Onun gösterdigi yönde gelistikçe hiç kuskusuz hedefine ulasacak, aksi halde, yazi dili ile konusma dili ve halkla aydin dili arasinda gene kopukluklar olacaktir. Tarihten ders almak bu konudaki sorunun çözümü için en geçerli bir metottur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ana dilin, asil kaynaklarina dönüs zorunlulugunu Batida ilk kez ortaya atan Roma filozofu Çiçerondur. Doguda da dil ve kültür emperyalizmine ilk kez karsi koyanlar, Türk dilini tas anitlar üzerine isleyerek, düsmana karsi koruyan ve sonsuzlastiranlar, Göktürk Hakanlari; Kül Tegin, Bilge Kagan ve Tonyukuk olmustur. Anadoluda Türk dilini Farsçaya karsi savunan ve koruyan Karamanoglu Mehmet Bey (1277) Selçuk Türkünün ilk dil devrimcisidir Dil devrimi bir ulusun kendi kaynaklarini canima, kendi asil ana varligina ve özüne sahip çikma davasidir. Atatürk de bunu istemistir.&lt;br/&gt;Türk dil devriminin, Atatürkün gösterdigi hedefe daha etken ve daha erken ulasabilmesi için, Türk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile yine Atatürk tarafindan kurulan ve çalisma amaci ve dilcilik konusu yönünden ayni sorumlulugu tasiyan Dil ve Tarih Cografya Fakültesinin çok siki bir isbirligi halinde çalismasinda zorunluluk vardir. Bu gün için böyle bir isbirliginin etkili biçimde sürdürüldügüne ait elimizde doyurucu ve yeterli belgeler mevcut degildir.&lt;br/&gt;Türk dilinin istenilen amaç dogrultusunda gelismesi, olusmasi, benligini bulup daha da zenginlesmesi için; tarih bilincine dayali, yasayan Türkçe ve lehçelerine saygili bir sözcük üretimine Türk Dil Kurumunun ve konuyla ilgili üniversitelerimizin hep birlikte basarili çalismalar yaparak, az zamanda dil sorunumuzun, Atatürkçü düsünce içerisinde çözüme baglanmasini beklemekteyiz.&lt;br/&gt;Bu gün dünya üzerinde çesitli Türk lehçeleriyle konusan 200 milyon Türk vardir. Bunun yaklasik 70 milyonu anavatanda yasamaktadir. Dilcilikle ugrasan kurum ve kurulusla</description></item><item><title>SIFATLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sifatlar-365068.html</link><description>SIFATLAR (ÖN AD)&lt;br/&gt;Sýfat: Varlýklarý (isimleri) çeþitli yönlerden niteleyen kelimelere  sýfat denir. Yalnýz baþýna sýfat yoktur. Bir isim ancak bir baþka ismi nitelerse sýfat olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uzun makaleBirtakým insanlar&lt;br/&gt;Kýrýk camNe gün &lt;br/&gt;Bir asýrKaç kiþi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NOT: &lt;br/&gt;Sýfatýn mutlaka isimden önce gelmesi gerekmez. Kimi zaman ismi nitelediði halde isimden sonra da gelebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61694;O, çalýþkan bir öðrenciydi.&lt;br/&gt;&amp;#61694;O öðrenci çalýþkandý.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NOT: &lt;br/&gt;Sýfat olan kelimeler çoðul eki alamazlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu adamlar köyden gelmiþ. iþaret sýfatý&lt;br/&gt;Bunlar köyden gelmiþ.iþaret zamiri&lt;br/&gt;Bazý adamlar yalan söylemez belgisiz sýfat&lt;br/&gt;Bazýlarý yalan söylemez belgisiz zamir&lt;br/&gt;Güzel çocuklarý açýklýyorum ..niteleme sýfatý&lt;br/&gt;Güzelleri açýklýyorum. adlaþmýþ sýfat&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sýfatlar Kendi Aralarýnda Ýkiye Ayrýlýr:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-) Niteleme Sýfatý&lt;br/&gt;B-) Belirtme Sýfatý (Kendi arasýnda beþe ayrýlýr.)&lt;br/&gt;1-Ýþaret (gösterme) Sýfatlarý&lt;br/&gt;2-Belgisiz (Belirsizlik) Sýfatlarý&lt;br/&gt;3-Soru Sýfatý&lt;br/&gt;4-Sayý Sýfatý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-)   NÝTELEME SIFATLARI&lt;br/&gt;Varlýklarýn durumunu, rengini ya da biçimini bildiren sözcüklere niteleme sýfatý denir.&lt;br/&gt;Ada sorulan &quot;nasýl&quot; sorusu bize niteleme sýfatýný verir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61656;Kýrmýzý tuðlalar altý köþeli&lt;br/&gt;&amp;#61694;Uçun beyaz kelebekler uçun&lt;br/&gt;&amp;#61694;Geçmiþ günler her þeye deðer&lt;br/&gt;&amp;#61694;Yýkýk duvardan uzak dur&lt;br/&gt;&amp;#61694;Gelecek zaman meydan okuyor bize&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Unvan Sýfatlarý: Ýnsanýn rütbe, görev ve sosyal durumlarýný bildiren sözcüklere denir.&lt;br/&gt;             Unvan sýfatlarý da niteleme sýfatýdýr. Bu sýfatlar adlardan önce ya da sonra kullanýldýðý gibi hem önce hem de sonra kullanýlabilir. &lt;br/&gt;* Zeynep Haným&lt;br/&gt;* Bu okulda Öðretmen Ýsmail Alper Bey diye birisi yok.&lt;br/&gt;* Gazi Mustafa Kemal Paþa&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B-)    BELÝRTME SIFATLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Belirtme sýfatlarý beþe ayrýlýr: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Ýþaret (gösterme) Sýfatlarý: &lt;br/&gt;Nesneleri iþaret ederek  belirten sýfatlardýr. Ýþaret sýfatlarý yalnýz baþýna iþaret zamirleridir. Ýsme sorduðumuz &quot;hangi&quot; sorusunun cevabý iþaret sýfatýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu:Yakýndaki nesne için kullanýlýr &lt;br/&gt;Bu ev, bu araba &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Þu:Biraz uzaktaki nesneleri için kullanýlýr&lt;br/&gt; Þu adam,    þu aðaç&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;O:Uzaktaki nesneler için kullanýlýr&lt;br/&gt;O kalem,    o kaðýt&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NOT-1: &lt;br/&gt;&quot;Þöyle, böyle, öte, öteki, beri, beriki&quot; gibi sözcükler eðer bir ismi belirtirse iþaret sýfatý olurlar. &lt;br/&gt;&amp;#61694;Böyle piþkin adam hiç görmedim&lt;br/&gt;&amp;#61694;Þöyle aðaç meyve vermez mi?&lt;br/&gt;&amp;#61694;Öte sýrada çalýþalým istiyoruz.&lt;br/&gt;&amp;#61694;Cemil dün öteki sýrada oturuyordu.&lt;br/&gt;&amp;#61694;Beri dükkanda olay mý var?&lt;br/&gt;&amp;#61694;O binada deðil de, beriki binada oturuyorlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NOT-2: &lt;br/&gt;Ýþaret sýfatý ile iþaret zamirlerini karýþtýrmayalým.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61694;Bu genç benim amcamdýr iþaret sýfatý&lt;br/&gt;&amp;#61694;Bu benim amcamdýr   iþaret zamiri&lt;br/&gt;&amp;#61694;Bunlar bizim evlatlarýmýz iþaret zamiri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NOT-3: &lt;br/&gt;iþte sözcüðü iþaret sýfatýný pekiþtirmek için de kullanýlýr. &lt;br/&gt;Ýþte þu kýz beni beðenmiyor.þu sýfatý pekiþtirilmiþ&lt;br/&gt;Ýþte hendek, iþte deve iþaret sýfatý&lt;br/&gt;Ýþte geldi, iþte gidiyorzarf&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-Belgisiz (Belirsizlik) Sýfatlarý: &lt;br/&gt;Bir varlýðý ona kesinlik kazandýrmadan  belirten sýfatlardýr.  Belgisiz sýfatlar isimleri sayýca az çok belli ederler ama tam olarak belirtmezler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61694;Bütün insanlar bana inanýyor&lt;br/&gt;&amp;#61694;Birkaç adam þiir okudu&lt;br/&gt;&amp;#61694;Birtakým öðrenciler vurdumduymaz &lt;br/&gt;&amp;#61694;Bazý çocuklar doðarken de aðlamaz&lt;br/&gt;&amp;#61694;Çok kiþi romandan da anlamaz&lt;br/&gt;&amp;#61694;Seninle baþka zaman görüþelim&lt;br/&gt;&amp;#61694;Her insan akýllý deðildir&lt;br/&gt;&amp;#61694;Þiiri çoðu insan okuyamaz&lt;br/&gt;&amp;#61694;Yazýn bir ev almayý düþünüyorum&lt;br/&gt;&amp;#61694;Falan adam seni sordu&lt;br/&gt;&amp;#61694;Bu hayaller az insanla kurulmaz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NOT-1: &lt;br/&gt;Belgisiz sýfatlarý, belgisiz zamirlerle ve edatlarla karýþtýrmayalým. &lt;br/&gt;&amp;#61694;Bazý haftalar çalýþýyorum.................belgisiz sýfat&lt;br/&gt;&amp;#61694;Bazen kendimden de geçerim..........belgisiz sýfat&lt;br/&gt;&amp;#61694;Birtakým öðrenciler çalýþýyor............belgisiz sýfat&lt;br/&gt;&amp;#61694;Bir takým elbise aldýk sayý sýfatý&lt;br/&gt;&amp;#61694;Seni anlamak için fazla zamaným yok....belgisiz sýfat&lt;br/&gt;&amp;#61694;Fazlasýný geri verin............................belgisiz sýfat&lt;br/&gt;&amp;#61694;bugünlerde fazla uyuyor.....................zarf&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NOT-2:&lt;br/&gt;Art arda sýralanmýþ kimi sayý sýfatlarý belgisiz sayý sýfatý olarak kabul edilir.&lt;br/&gt;&amp;#61694;Dokuz on gün ortalýkta görünme.&lt;br/&gt;&amp;#61694;Bu dönem üç dört dersten zayýfým var.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61694;Sýnavda sadece bir kiþi bayýlmýþ.sayý sýfatý&lt;br/&gt;&amp;#61694;Bir gece çýkýp eve geldi.belgisiz sýfat&lt;br/&gt;&amp;#61694;Bazý haftalar çalýþýyorum.belgisiz sýfat&lt;br/&gt;&amp;#61694;Bazen çalýþýyorum.belgisiz sýfat&lt;br/&gt;&amp;#61694;B</description></item><item><title>ARKEOMETRÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?arkeometri-344523.html</link><description>Arkeometri Sir Christopher Hawkes tarafýndan, yayýmýna 1958&quot;de baþlanan History of Art at Oxford ve Arkeoloji Araþtýrma Laboratuarý bülteninin ismi olarak bulunmuþ bir kelimedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Arkeometri kelimesi arkeoloji ve metric (Grekçe meitron kelimesinden &quot;ölçme iþlemi&quot; bir ölçüm) kelimelerinin birleþiminden meydana gelmiþtir ve arkeolojik buluntularýn deðerlendirilmesinde kullanýlan ölçüm veya sistemler anlamýna gelmektedir.&lt;br/&gt;Bu kelimenin ikinci kýsmýnýn arkaik olarak gösterilen anlamý arkeologlarla fizik ve tabii bilimciler arasýnda ortak bir yüzey temin etme konusunda arkeometrinin rolü ile anlam kazanmýþtýr. Çok kýsa olarak arkeometri, arkeolojik verilerin fiziksel ve kimyasal metodlarla, matematiksel modelleme, istatistiksel analiz ve bilgi edinme teknikleri ile deðerlendirilmesi þeklinde açýklanabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Arkeometri&quot;yi çeþitli disiplinlerin Arkeoloji&quot;de ortak çalýþmasý diye özetleyebiliriz. Bu disiplinlere Antropoloji, Zooloji, Botanik, Biyoloji, Biyokimya, Keramoloji, Metalurji, Malzeme Bilimi,Yerbilimleri, Fizik, Kimya, Matematik, Ýstatistik, Bilgisayar Bilimleri ve çeþitli tarihleme metodlarý örnek olarak sayýlabilir. Eskiden Arkeometri denince sadece arkeolojik seramik üzerine yapýlan çalýþmalar kasdedilirdi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Arkeolojide oluþan somut bir soru üzerine, bu sayýlan displinlerden biri veya birkaçý arkeolojiyle ortak çalýþmalar yapabilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Arkeolojik çalýþmalarýn baþlangýcý çok eski zamanlara dayanmaktadýr. Bununla birlikte bu bahsedilen disiplinlerin kullanýmý ve uygulanmasý ortalama olarak son 50 yýldýr büyük bir geliþme göstermiþtir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Arkeoloji sosyal bir bilimdir. Ancak arkeolojik araþtýrmalarda kullanýlan bazý verilerin elde edilmesi ve incelenmesi için çeþitli fenni bilimlere baþvurulmaktadýr. Örneðin metal buluntulardan alýnan örneklerin elektron mikroskobuyla incelenerek yapým tekniklerinin araþtýrýlmasý, seramiklerin kesitlerinin alýnýp kullanýlan kilin yataðýnýn belirlenmesi, seramik kaplardaki mikroskobik miktardaki yemek artýklarýnýn analiz edilip tanýmlanmasý arkeometri bilminin iþidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Organik veya inorganik materiyalleri Radyakarbon(C-14), Dendrokronoloji, Elektron Spin Rezonans(ESR), Termolüminesans(TL) ve OSL gibi arkeometrinin en önemli uygulamalarý arasýnda sayýlabilecek yöntemlerle tarihlendirmek mümkündür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Arkeolojik bulgularýn tarihlendirilmesinde kullanýlan bazý yöntemler:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Potasyum Argon Metodu (KA): Radyoaktif olan bir maddenin (potasyumun) radyoaktif olmayan Argon40 gazýna dönüþmesi olayýdýr. Özellikle jeolojik tabakalar içinde bulunan fosil kalýntýlarýna uygulanýr. 100.000 yýlý aþkýn volkanik kayalara da uygulanmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Radyokarbon Metodu (C-14): 1955&quot; te Amerika&quot;da Chicago Üniversitesi&quot;nde W. Libby ve arkadaþlarý bu metodu uygulamýþlardýr. Bu tarihten itibaren en geçerli, en yaygýn trihlendirme metodudur. Özellikle tarih öncesi arkeolojide kullanýlýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tüm organik maddelerde bulunan radyoaktif karbonun, bunlarýn canlýlýklarýný kaybetmelerinden sonra belirli bir tempoda azaldýðý gözlenmiþtir. Bu oran bilindiðinden, bulunan organik maddenin yaþý, bu gözönünde tutularak bulunur. Ölçülere göre yaklaþýk olarak organik maddelerin ömürlerinin yarýsý boyunca yýlda 5568 karbon kaybettikleri anlaþýlmýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu temel üzerine hesaplar yapýlmaktadýr. Fakat 5568&quot;in sonradan 5730 (yarý ömür) olduðu saptanmýþ, yine de eskiden vazgeçilmemiþtir. Sakýncalý yaný tam doðru netice vermemesidir. Nedeni de atmosferin her zaman ayný miktarda karbon ihtiva etmemesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dendrokronoloji: Amerikalý A.E. Douglass tarafýndan bulunan, aðaç gövdelerinin enine kesitinde görülen yýllýk halka tabakalarýnýn incelenmesine dayanan tarihlendirme yöntemidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aðaçlar her yýl gövdesinde yeni bir halka oluþturur. Bu halka bol yaðýþlý yýllarda kalýn, az yaðýþlý yýllarda ince olur. Douglass eski evlerde kullanýlan aðaçlardan özel bir teknikle kesit alarak, üzerlerindeki halkalarý sayýp yaoýlarýn tarihini saptamayý baþarmýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Termolüminesans Metodu: Taþ, keramik, cam gibi kristal yapýya sahip maddelerin içindeki enerji birikimler</description></item><item><title>ÇAÐATAY TÜRKÇE&quot;SÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cagatay-turkce-si-394830.html</link><description>Harezm Türkçe&quot;sinin doðal bir devamý gibidir. 15. yy&quot;dan baþlayarak batýdaki Osmanlý Türkçesine karþý Orta Türk dünyasýnýn edebi Türk dilini temsil etmiþ ve yüzlerce eser üretilmiþtir. Bu edebi dil 20. yüzyýlda Sovyet Rejimine kadar devam etmiþtir. Yalnýz Çaðatay deðil bütün Türk Dili ve Edebiyatýnýn en büyük isimlerinden olan Ali Þir Nevai&quot;de bu dönemde yetiþtirilmiþtir. Baþlýca temsilcileri þunlardýr: Ali Þir Nevai, Hüseyin Boykara, Sekkaki Emiri, Lütfi, mirza Haydar, Mirza Ledoi, Babürþah, Ebul Lazý, Bahadýr Han&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;15. YÜZYILDA ÇAÐATAY TÜRKÇESÝNDE VERÝLEN ESERLER&lt;br/&gt;Dehname: Emiri tarafýndan yazýlmýþ olan bu mesnevi Londra, British Musevm&quot;dadýr.&lt;br/&gt;Beng ül Cagýr: Manzum &amp;#8211; mensur karýþýk bir münazara kitabý olan eser Londra, British Museum&quot;da yer alýp Emiri tarafýndna yazýlmýþtýr. Emirinin bir de divaný vardýr. Mahzenü&quot;l Esrar: Timur aileisnden Mirza Haydar&quot;ýn Nizami&quot;den çevirdiði bu mesnevi, tanýnmasýna vesile olmuþtur. 1858&quot;de Kozan&quot;da basýlmýþ olan Mahzenü&quot;l Esrar&quot;ýn Millet Kütüphanesi&quot;nde minyatürlü bir yazma nüshasý bulunmaktadýr.&lt;br/&gt;Sekkaki divaný: Kaside, gazel ve tuyuðlardan meydana gelmiþ olan divanýn tek yazma nüshasý Londra British Museum&quot;dadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GAZEL&lt;br/&gt;1 Ey menin könlümni zülfi tek periþan eylegen&lt;br/&gt;Nar yanaðýn otýdur baðrýmný biryan eylegen&lt;br/&gt;2 Yüz üze zülfün irür genc üstide yatgan yýlan&lt;br/&gt;Ah uþol genc arzusýdur bizni viran eylegen&lt;br/&gt;3 Sa&quot;y kýl könlüm ivi hem esrü viran bolmasun&lt;br/&gt;Sen irürsin kim ana köp lutf ü ihsan eylegen&lt;br/&gt;4 Rahm kýlgýl bendege ey þah bir Tenri içün&lt;br/&gt;Ol irür mini geda vü sini sultan eylegen&lt;br/&gt;5 Bilmemiþ bolma bilip Sekkaki&quot;nin can halini&lt;br/&gt;Ey cihandýn akl alýp özini nadan eylegen&lt;br/&gt;Ölçek: Failatün Failatün Failatün Failün&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Açýklamasý:&lt;br/&gt;1) Ey, benim gönlümü saçý gibi periþan eyliyen! &amp;#8211; Baðrmý kebap eyliyen (senin) nar [ya da: ateþ] yanaðýnýn ateþidir.&lt;br/&gt;2) Yüzünün üstünde saçýn, hazine üzerinde yatan yýlandýr, - ah! Ýþte o hazineyi istemek bizi harap etmektedir.&lt;br/&gt;3) Çalýþ ki gönlümün evi çok harap olmasýn, - ona çok lutuf ve ihsan eyliyen sen</description></item><item><title>SIMPLE PRESENT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?simple-present-387242.html</link><description>*SIMPLE PRESENT&lt;br/&gt;Positive                                                         Negative                                                    Questions&lt;br/&gt;He                                                                   He                                                                                 he&lt;br/&gt;She  +  V1(e)s  +  Obj.                                  She  +  doesnt  +  V1  +  Obj.                  Does  +   she  +  Obj. ?&lt;br/&gt;It                                                                     It                                                                                    it&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I                                                                      I                                                                                  I&lt;br/&gt;You  +  V1  + Obj.                                        You  +  dont  +  V1  +  Obj.                        Do  +  you  +  Obj. ?&lt;br/&gt;We                                                                We                                                                             we&lt;br/&gt;They                                                            They                                                                          they&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;*PRESENT CONTINIOUS&lt;br/&gt;Positive                                                        Negative                                                        Questions&lt;br/&gt;I  +  am  +  V1-ing  +  Obj.                          I  +  am  not  +  V1-ing  +  Obj.                   Am  +  I  +  V1-ing  +  Obj. ?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;He                                                                  He                                                                             he&lt;br/&gt;She  +  is  +  V1-ing  +  Obj.                       She  +  isnt +  V1-ing  +  Obj.                      Is  +  she  +  V1-ing  +  Obj. ?&lt;br/&gt;It                                                                    It                                                                                it&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;You</description></item><item><title>DÝL BÝLGÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-bilgisi-367363.html</link><description>DÝL BÝLGÝSÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;En basit þekliyle iletiþim aracý olarak tanýmlanan dilin, farklý tarifleri yapýlmýþtýr. Bunlardan birkaçýný verelim: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Ýnsanlar arasýnda anlaþmayý saðlayan tabii bir vasýta; kendisine mahsus kanunlarý olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde geliþen canlý bir varlýk, temeli bilinmeyen zamanlarda atýlmýþ bir gizli antlaþmalar sistemi, seslerden örülmüþ içtimai bir müessesedir.&quot;(Muharrem Ergin) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Dil, bir anda düþünemeyeceðimiz kadar çok yönlü, deðiþik açýlardan bakýnca baþka baþka nitelikleri beliren, kimi sýrlarýný bugün de çözemediðimiz büyülü bir varlýktýr&quot; (Doðan Aksan) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Bir toplumu oluþturan kiþilerin düþünce ve duygularýnýn o toplumda ses ve anlam bakýmýndan ortak ögeler ve kurallardan yararlanarak baþkalarýna aktarýlmasýný saðlayan çok yönlü ve geliþmiþ bir sistem.&quot;(Zeynep Korkmaz) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Dil, insanlarýn aralarýnda haberleþmelerini, duygu ve düþüncelerini, arzularýný, isteklerini bir takým mesajlarla birbirlerine nakletmelerini temin eden her çeþit iþaretler topluluðuna verilen isimdir.&quot;(Ayhan Songar) &lt;br/&gt;&quot;Ýnsanlarýn düþündüklerini ve duyduklarýný bildirmek için kelimelerle, veya iþaretlerle yaptýklarý anlaþma, lisan.&quot;(Türkçe Sözlük, TDK)Dilin niteliðini daha iyi kavramak için dilin özelliklerini inceleyelim (Esasen dilin özellikleri bu tanýmlarýn açýlýmýyla aynýdýr.):&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dilin Özellikleri &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Anlaþma aracýdýr: Dilin birinci ve asýl iþlevi anlaþma aracý olmasýdýr. &quot;Ancak onun vasýtalýðýný yanlýþ anlamamak lazýmdýr. Zira dil, tabii bir vasýtadýr. Geliþigüzel bir vasýta, maddi bir vasýta, gelip geçici iðreti bir vasýta, bir alet deðildir. Dil, canlý bir vasýta gibidir. Ýnsanlara, fertlere hizmet eder; fakat insanlarýn, fertlerin keyfine tabi deðildir. Ýnsanlar, onu istedikleri biçime sokamazlar, ona deðiþik bir þekil veremezler. Onu olduðu gibi kabul etmeðe, onun hususiyetlerine dikkat etmeðe, onun tabiatýna uymaða, onun kanunlarýna boyun eðmeðe mecburdurlar.&quot;[1] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýnsanlar ayný mekanda saatlerce, günlerce, aylarca, hatta yýllarca birlikte kalsalar bile duygu ve düþüncelerini belirtmedikleri zaman aralarýnda iletiþim saðlanamaz. Duygular, düþünceler, istekler ancak açýða vurmak suretiyle baþkalarýna taþýnabilir. Ýþte insanlar arasýndaki bu iletiþimi en kolay ve doðal þekliyle saðlayan, dildir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Doðallýk: Dilin önemli özelliklerinden biri de doðal olmasýdýr. Çevremizde doðal olarak nitelendirdiðimiz (aðaç, su, toprak, güneþ, deniz, at... gibi) varlýklarýn tabiatýný deðiþtirmek mümkün olmadýðý gibi öz itibariyle dilin tabiatý da deðiþtirilmez. Nitekim dil yapay olsaydý, insanlar farklý farklý dillerle konuþmak ve yazmak yerine ortak bir dil yaparlar, onu kullanýrlardý.[2] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Kurallarý vardýr: Her dilin kendine özgü kurallarý vardýr. Bu kurallar dilin tabiatýndan ortaya çýkmaktadýr. Daha açýk bir ifadeyle söylemek gerekirse biz önce kurallarý koyup bu kurallara göre konuþmuyoruz. Mevcut kurallarý, dilin doðal yapýsýndan tespit ediyoruz. Mesela; Türkiye Türkçesinde fiilin, gelecek zamanda yapýlacaðýný belirtmek için -acak, -ecek ekini kullanýyoruz. Bu eki deðiþtirmek, yeni bir ek kural ortaya atmak gibi bir tasarrufumuz olamaz. &lt;br/&gt;4. Canlýdýr :Dil, kendi kanunlarý içerisinde yaþayan canlý bir varlýktýr. Canlýlarýn ortak özelliklerinden olan doðma, büyüme, geliþme gibi özellikler dil için de geçerlidir. Ahmet Haþim, dilin kelimelerini yapraklara benzetiyor. Yapraklar ilkbaharda büyümeye baþlýyor; yazýn hala dallardadýr; sonbaharda sararmaya baþlýyor ve kýþ gelirken dökülüyor; bir anlamda ölüyor. Bunun gibi dilde de bir kelime ihtiyaçtan ortaya çýkýyor bir süre kullanýlýyor ve belli bir zaman sonra kullanýmdan kalkýyor. Mesela; kaðný&quot;nýn kullanýmdan kalkmasýyla birlikte kaðný kelimesi ve kaðnýyý oluþturan parçalarýn her birine verilen adlar da kullanýmdan kalkmaktadýr. Yalnýz bu demek deðildir ki þimdi kullandýðýmýz kelimelerin hepsi de bir gün tamamen unutulacak. Dil, geliþmesini doðal olarak gösterecektir. Ölü bir kelimeyi zorla günlük dile sokmaya çalýþmak bir ölüyü diriltmeye benzer ve bir netice vermez. Mesel</description></item><item><title>SÝMPLE PAST TENSE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?simple-past-tense-365188.html</link><description>GEÇMÝÞ ZAMAN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Geçmiþ zaman geçmiþte olmuþ hareketleri anlatmak için kullanýlýr. &quot;Yürüdüm &quot;, &quot;uyudum&quot;, &quot;aldý&quot;, &quot; getirdiler&quot; sözlerindeki fiiller geçmiþ zaman halindedirler.&lt;br/&gt;Ýngilizce&quot;de fiiller geçmiþ zaman hallerine göre ikiye ayrýlýrlar.&lt;br/&gt;a-Düzenli Fiiller&lt;br/&gt;b-Düzensiz fiiller&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a-Düzenli Fiiller :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Düzenli fiillerin özelliði þudur: bu gruptan bir fiili geçmiþ zaman haline sokmak için fiilin sonuna &quot;ed&quot; takýsý ilave edilir.&lt;br/&gt;Düzenli bir fiil olan&quot; to walk&quot;  fiilinin, önce bildiðimiz þimdiki, geniþ , gelecek zamanlarda sonra geçmiþ zaman da aldýðý þeklini görelim.&lt;br/&gt; I am Walkýng  &amp;#61614; Yürüyorum&lt;br/&gt;          I Walk             &amp;#61614; Yürürüm&lt;br/&gt;  I Shall Walk    &amp;#61614; Yürüyeceðim&lt;br/&gt; I Walked         &amp;#61614; Yürüdüm&lt;br/&gt;Düzenli fiiller grubundaki bütün fiiller bu örnekte görüldüðü gibi &quot;ed&quot; eki alarak geçmiþ zaman haline girerler.&lt;br/&gt;Fiillere eklenen &quot;ed&quot; çoðunlukla  (d ) olarak okunur. Fakat fiilin son harf veya harflerinin verdiði ses ( p, k, f, s, þ, ç ) seslerinden biri ise &quot; ed&quot; eki  &quot; t &quot;  sesi olarak okunur. Fiilin son harfi &quot;t&quot; veya &quot;d &quot; ise ilave edilen  &quot;ed&quot;  eki  &quot; id&quot;  olarak okunur.&lt;br/&gt;Düzenli fiiller ile yapýlmýþ geçmiþ zaman örneklerini vermeden önce düzenli olanlarýn listesini  verelim.&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;FÝÝLERGEÇMÝÞ ZAMAN EKÝTÜRKÇESÝ&lt;br/&gt;To AnswerAnsweredCevap vermek&lt;br/&gt;To askAskedSormak&lt;br/&gt;To carryCarried (&quot;y&quot; harfi düþer,&quot; i &quot; eklenir)Taþýmak&lt;br/&gt;To ChangeChangedDeðiþtirmek&lt;br/&gt;To CleanCleanedTemizlemek&lt;br/&gt;To CountCountedSaymak&lt;br/&gt;To fillFilledDoldurmak&lt;br/&gt;To helpHelpedYardým etmek&lt;br/&gt;To learnLearnedÖðrenmek&lt;br/&gt;To lýkeLýkedBeðenmek&lt;br/&gt;To lýveLývedYaþamak&lt;br/&gt;To look LookedBakmak&lt;br/&gt;To openOpenedAçmak&lt;br/&gt;To orderOrderedDüzen&lt;br/&gt;To playPlayed (sesli harf olduðundan &quot;y&quot; kalýr )Oynamak&lt;br/&gt;To rememberRememredHatýrlamak&lt;br/&gt;To smokeSmokedSigara içmek&lt;br/&gt;To talk TalkedKonuþmak&lt;br/&gt;To travelTravelledSeyahat etmek&lt;br/&gt;To useUsedKullanmak&lt;br/&gt;Tro visitVisitedZiyaret etmek&lt;br/&gt;To waitwaitedBeklemek&lt;br/&gt;ÖRNEKLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;My daughter walkedBenim kýzým yürüdü&lt;br/&gt;My daughter walked to the doorKýzým kapýya yürüdü&lt;br/&gt;She asked me a difficalt questýonBana zor bir soru sordu&lt;br/&gt;The boy changed his bookÇocuk kitabýný deðiþtirdi&lt;br/&gt;We waited for the postmanPostacýyý bekledik&lt;br/&gt;We washed our shirtsGömleklerimizi yýkadýk&lt;br/&gt;They walked in the gardenBahçede çalýþtýlar&lt;br/&gt;You learned EnglýshÝngilizce öðrendiniz&lt;br/&gt;You helped the old womanYaþlý kadýna yardým ettiniz&lt;br/&gt;He visited his father yesterdayDün babasýný ziyaret etti&lt;br/&gt;I cleaned the windows last week Pencereleri geçen hafta temizledim&lt;br/&gt;She carried two baskets Ýki sepet taþýdý&lt;br/&gt;They lived in a village Köyde oturdular&lt;br/&gt;My father smoked one cigaretteBabam bir sigara içti&lt;br/&gt;She worked in the garden yesterdayO dün bahçede çalýþtý&lt;br/&gt;My teacher walked in the classroom Öðretmenim sýnýfta yürüdü&lt;br/&gt;Fatma  didn&quot;t cook the dinnerFatma akþam yemeði piþirmedi&lt;br/&gt;You din&quot;t go to school last weekGeçen hafta okula gelmediniz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b) Düzensiz Fiiller&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Düzensiz fiillerin özelliði þudur : Bu  gruba giren fiillerin geçmiþ zaman halleri fiile bir ek ilavesi ile yapýlmaz, bunlarýn geçmiþ zaman kipinde kullanýlmak üzere ayrý þekilleri vardýr. örneðin düzensiz bir fiil olan &quot; too see &quot; &quot;görmek &quot; fiilini öðrenirken bunun geçmiþ zaman halinin  &quot; saw &quot; olduðunu da bilmeliyiz. &lt;br/&gt;Düzensiz fiillerin bir kýsmýnýn geçmiþ zaman halleri aþaðýdaki gibidir :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FÝÝLLERGEÇMÝÞ ZAMAN HALÝTÜRKÇESÝ&lt;br/&gt;To beginbeganBaþlamak</description></item><item><title>DERS PLANI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ders-plani-379666.html</link><description>DERS PLANI&lt;br/&gt;BÖLÜM I&lt;br/&gt;DERSÝN ADIGiyim Uygulama Teknikleri&lt;br/&gt;SINIF9-C&lt;br/&gt;ÜNÝTENÝN ADITeknik Çizime Giriþ Temel ve Model Uygulamalý Etek Çizimleri&lt;br/&gt;KONUModel Uygulamalý Etek Çizimleri&lt;br/&gt;ÖNERÝLEN SÜRE40 x 3&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM II&lt;br/&gt;Öðrenci Kazanýmlarý Hedef ve DavranýþlarModa figürü giydirirken dikkat edilecek noktalarý kavrama. Model uygulamalý etek çizimlerini hazýrlama &lt;br/&gt;Ünite Kavramlarý ve Sembolleri Davranýþ ÖrüntüsüÝþlem basamaklarýna uygun dikmek &lt;br/&gt;Güvenlik Önerileri Malzemeleri dikkatli kullanma.&lt;br/&gt;Öðretme - Öðrenme - Yöntem ve TekniklerDemostrasyon, grup halinde anlatma, soru-cevap yöntemi&lt;br/&gt;Kullanýlan Eðitim Teknolojileri-Araç ve Gereçler ve&lt;br/&gt;Kaynakça&lt;br/&gt;Öðretmen - Öðrenci  Öðretmen: Ders notlarý ve çizim için gerekli malzemeler&lt;br/&gt;Öðrenci: Çizim malzemeleri (cetvel, makas, resim kartonu, parþömen kaðýdý, boya kalemleri)&lt;br/&gt;Öðretme - Öðrenme EtkinlikleriDers için hazýrlýk yapýlmasý, sýnýf ortamýnýn ve öðrencilerin derse hazýrlanmasý. &lt;br/&gt;Dikkati ÇekmeEtek hakkýnda ve moda figürü giydirirken dikkat edilecek noktalar hakkýnda öðrencilere sorular yöneltilir.&lt;br/&gt;GüdülemeModel uygulamalý örnek etek çizimleri gösterme.&lt;br/&gt;Gözden GeçirmeÖðrenciler verilen örnek çizimleri dikkatlice incelerler.&lt;br/&gt;Derse GeçiþÖðretmen, model uygulamalý etek çizimleri yaparken dikkat edilmesi gereken noktalarý anlatmaya baþlar.&lt;br/&gt;Bireysel Öðrenme Etkinlikleri (Ödev, deney, problem çözme vb.)Öðrenciler, öðretmeni dinlerler ve gördükleri etek çizim örneklerini çizmeye baþlarlar.&lt;br/&gt;Grupla Öðrenme Etkinlikleri (Proje, gezi, gözlem vb.) Öðretmen, öðrencileri grup halinde çaðýrýr ve çizim teknikleri anlatarak çizimini yapar. &lt;br/&gt;ÖzetGiyim hakkýnda ve moda figürü giydirirken dikkat edilecek noktalar ve tanýmlar kavratýlýr. Model uygulamalý etek çizimleri tanýmlanýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM III&lt;br/&gt;Ölçme Deðerlendirme&lt;br/&gt;- Bireysel Öðrenme Etkinlikleriyle yönelik ölçme deðerlendirme&lt;br/&gt;- Grupta öðrenme etkinliklerine yönelik ölçme deðerlendirme&lt;br/&gt;- Öðrenme güçlüðü olan öðrenciler ve ileri düzeyde olan öðrenciler için ek ölçme deðerlendirme etkinlikleri- Ders sonunda öðrencilerin çizimleri kontrol edilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- Bilmedikleri ve takýldýklarý noktalar tespit edilip tekrar deðerlendirilir. &lt;br/&gt;- Eksikleri varsa tekrar anlatýlýr ve düzeltmeler yapýlýr. &lt;br/&gt;Dersin Diðer Derslerle ÝliþkisiEl becerisi geliþimiyle iþ eðitim dersine katkýsý olur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM IV&lt;br/&gt;Planýn uygulanmasýna iliþkin açýklamalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Rehber Öðretmen                   Danýþman                            Ö&lt;br/&gt;GÜNLÜK PLAN&lt;br/&gt;OKUL: Selçuklu Kýz Meslek Lisesi&lt;br/&gt;SINIF: 9 / C&lt;br/&gt;DERS: Giyim Uygulama Teknikleri&lt;br/&gt;ÜNÝTE : Teknik Çizime Giriþ ve Model Uygulamalý Etek Çizimleri&lt;br/&gt;KONU: Model Uygulamalý Etek Çizimlerinin Silüete Giydirilmesi&lt;br/&gt;KONU ANALÝZÝ&lt;br/&gt;Bilgi Konularý: &lt;br/&gt;1) Etek hakkýnda genel bilgi&lt;br/&gt;    - Eteðin tanýmý, tarihçesi ve toplumdaki yeri&lt;br/&gt;2) Moda figürü giydirirken dikkat edilecek noktalar&lt;br/&gt;3) Silüetin duruþuna göre etek çizimleri&lt;br/&gt;4) Model uygulamalý etek sýnýflandýrýlmasý&lt;br/&gt;    - Parçalý Etek    - Büzgülü Etek     - Pantolon Etek&lt;br/&gt;Ýþlemleri&lt;br/&gt;1) Model uygulamalý etek çizimlerinin silüete giydirilmesi&lt;br/&gt;ALIÞKANLIK-TUTUM-DEÐERLER&lt;br/&gt;* Modeli silüete giydirirken iþlem sýrasýný takip etme alýþkanlýðý kazanma&lt;br/&gt;* Grupla çalýþma alýþkanlýðý kazanma&lt;br/&gt;* Çalýþýrken çevreyi temiz tutma&lt;br/&gt;Biliþsel Amaçlar&lt;br/&gt;* Etek çeþitlerini tanýyabilme&lt;br/&gt;* Moda figürü giydirirken dikkat edilecek noktalarý bildirme</description></item><item><title>CÜMLENÝN ÖGELERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cumlenin-ogeleri-378558.html</link><description>CÜMLENÝN ÖGELERÝ&lt;br/&gt;CÜMLE: Bir düþünceyi, bir duyguyu, bir durumu, bir olayý yargý bildirerek anlatan kelime dizisine cümle denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* YÜKLEM&lt;br/&gt;* ÖZNE&lt;br/&gt;* NESNE&lt;br/&gt;* TÜMLEÇ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YÜKLEM&lt;br/&gt;Cümlede yargý belirten çekimli unsur yüklemdir. Ýþ, hareket, oluþ, durum yüklem tarafýndan karþýlanýr. Yüklem cümlenin ana unsurudur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Araba kalabalýðý þehri yaþanmaz hale getirdi. &lt;br/&gt;Þehri bu hale getiren bir olumsuzluk da insanlarýn birbirlerini sevip saymamalarýdýr. Â  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cümle oluþturmaya yeterli olan tek öðe yüklemdir. &lt;br/&gt;Â  &lt;br/&gt;Öðretmenim. &lt;br/&gt;Geliyorum. &lt;br/&gt;Â  &lt;br/&gt;   Diðer unsurlar, yüklemin anlamýný desteklemek üzere cümlede bulunur.</description></item><item><title>DÝL NEDÝR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-nedir-451551.html</link><description>DÝL NEDÝR? &lt;br/&gt;  -XIII- &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;     Genç okurlarýmýzýn istekleri doðrultusunda evrensel edebiyat ve sanat akýmlarý üzerine hazýrladýðýmýz bu yazý dizisinde dünyadaki ve Türkiye&quot;deki sanat-edebiyat akýmlarýný sunuyoruz. &lt;br/&gt;     Ama daha önce, genelde dil, dillerin sýnýflandýrýlmasý, dilin iþlevleri konularýnda genç okurlarýmýza temel bilgiler vermeyi gerekli gördük. En iyi dileklerimizle...   GÖKHAN EVLÝYAOÐLU &lt;br/&gt;    &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;TANZÝMAT EDEBÝYATININ &lt;br/&gt;NÝTELÝKLERÝ NELERDÝR? &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;      1839&quot;dan 1896&quot;ya kadar süren Tanzimat Edebiyatýnýn niteliklerini þöyle özetleyebiliriz:&lt;br/&gt;a- Dilde sadeleþme baþlamýþtýr. Farsça terk edilir, Osmanlýca Türkçeleþmeye doðru götürülür.&lt;br/&gt;b- Fransýz klasisizmi ile romantizm þiiri ve edebiyatý etkilemeye baþlar.&lt;br/&gt;c- Eski ve yeni, doðu ve batý düþüncesi savaþ halindedir.&lt;br/&gt;d- Gelenekçilerden yavaþ yavaþ ayrýlan edebiyat batý estetiðine yönelmiþtir.&lt;br/&gt;e- Gazeteler ve dergiler, fikir ve politika yanlarýyla düz yazýyý tabiileþtirir ve þiire nazaran düz yazý üstünlük saðlar.&lt;br/&gt;f- Vatan, millet, hürriyet, eþitlik, kanun vb. kavramlar þiir ve edebiyat yolu ile toplum hayatýna karýþýr.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Tanzimat edebiyatýnýn ünlü kiþileri: Þinasi, Ziya Paþa, Namýk Kemal, Ahmet Mithat, Ali Suavi, Abdülhak Hamid, Recaizade M. Ekrem, Ahmet Vefik Paþa, Muallim Naci, Sami Paþazade Sezai, Þemseddin Sami, Ebüzziya Tevfik, Ahmet Cevdet Paþa&quot;dýr.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Edebiyatý Cedide Akýmýnýn Özellikleri Nelerdir? &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;      1896&quot;da Servet-i Fünun dergisini çýkaran þair ve yazarlarýn meydana getirdiði canlý bir akýmdýr. Ýmparatorluðun baskýlarý sonucu daðýlan bu þair ve yazarlar ayrý ayrý baðlý bulunduklarý fikirleri yaymaya devam etmiþlerdir.&lt;br/&gt;Edebiyat-ý Cedide þairleri, yalnýz aydýnlara seslenmiþler, (sanat için sanat) ilkesini benimsemiþlerdir. Fransýz romantiklerini, parnasyonleri ve sembolist þairleri örnek almýþlardýr.&lt;br/&gt;Tevfik Fikret, Cenap Þahabettin, Halit Ziya Uþaklýgil, Süleyman Nazif, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçýn tarafýndan yürütülen bu akým, Serveti-i Fünun dergisini sürdüren sürdüren, kendilerine Fecr-i Ati&quot;ciler denilen Ahmet Haþim, Refik Halid, Hüseyin Rahmi Gürpýnar, Ahmet Mithat ve Ahmet Rasim gibi yazar ve þairler tarafýndan ayný ilkelerle izlendi.&lt;br/&gt;Her iki grup da eserlerinde Arapça ve Farsça sözcükleri bol bol kullanmýþlar ve bu bakýmdan genç kuþaklar tarafýndan þiddetle eleþtirilmiþlerdir.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Milli Edebiyat Döneminin Yenilikleri Nelerdir? &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;      Eskilerin þiddetli eleþtirilerinden yeni ve halka dönük halk diline önem veren yeni bir edebiyat akýmý doðdu.&lt;br/&gt;1908&quot;de Ýkinci Meþrutiyet ilanýndan sonra (Genç Kalemler) dergisi etrafýnda toplanan Ömer Seyfettin, Ali Canip, Ziya Gökalp tarafýndan baþlatýlan milliyetçilik, milli dil, milli edebiyat akýmý sonralarý bunlara katýlan Hecenin Beþ Þairi (Faruk Nafiz Çamlýbel, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy) grubu ile geliþtirildi.&lt;br/&gt;      Bu arada hiçbir akýma baðlý kalmayan baðýmsýz þair ve yazarlar içinde bu yeni akýmý etkileyen ünlü isimler çýktý: Yahya Kemal Beyatlý, Yakup Kadri Karaosmanoðlu, Falih Rýfký Atay, Mehmet Akif Ersoy, Reþat Nuri Güntekin, Ahmet Hikmet Müftüoðlu, Türk dil edebiyatýnýn Türkçeleþmesinde, yüksek þiir ve yazý diline ulaþmasýnda, Milli duygularýn realizmin, natüralizmin güzel örneklerinin verilmesinde çok baþarýlý oldular.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;      Cumhuriyet Dönemi Edebiyatý Neler Getirdi? &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;      Cumhuriyet dönemi, millileþme akýmýnýn devamý olarak, hýzlý bir geliþme ve oluþma çýðýrý açmýþtýr.&lt;br/&gt;Devrimler, özellikle (Dil) devrimi Türkçe&quot;yi ve Türk Edebiyatýný gerçek mecrasýna sokmuþ milliyetçi, halkçý, devrimci, modern sanat ve edebiyat görüþlerinin benimsenmesine yol açmýþtýr.&lt;br/&gt;      Cumhuriyet dönemi, sürüp gelen dil tartýþmalarýný bilimsel bir sonuca baðlamýþ, Türk Edebiyatý Batý taklitçiliðinden kurtulmuþ, yeni bir atýlýþla kendisi kiþiliðini bulmuþ, halk ve aydýn arasýndaki uçurum kapatýlmaya çalýþýlmýþtýr.&lt;br/&gt;Cumhuriyet döneminin çýðýr açan þair ve yazarlarýndan en önde gelenler þunlardýr:&lt;br/&gt;      Ahmet Hamdi Tanpýnar, Ahmet Kutsi Tecer, Necemeddin Halil Onan, Ömer Bedrettin Uþaklý, Kemaleddin Kamu, Abdülhak Þinasi Hisar, Yaþar Nabi Nayýr, Ziya Osman Saba, Ahmet Muhip Dýranas, Vasfi Mahir Kocatürk, Cahit Sýtký Tarancý, Orhan Veli Kanýk, Behçet Kemal Çaðlar, Sait Faik Abasýyanýk ve günümüzün yaþayan bütün baþarýlý yazar ve þairleri.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VI. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genç Kalemler ve Türkçülük &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       XIX. yüzyýlýn sonlarýnda, yazýný da etkileyen, daha doðrusu besleyen üç düþünce akýmýyla karþýlaþýlmaktadýr. Batýcýlýk, Türkçülük, Ýs</description></item><item><title>ÖZEL GÖRELÝLÝK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ozel-gorelilik-364731.html</link><description>Özel Görelilik &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Einstein in görelilik kuramý, gerçekliðin keyfiyete göre ( sana göre, bana göre) deðiþtiðini bu anlamda da herhangi bir konuda her hangi bir gerçeklikten söz edemilemiyeceðini söyleyen görüþlerin aksine,zaman daha dahil herþeyi bellirli bir maddi gerçeðe ( belirli bir maddi referans sistemine ) endeksliyor ve doða yasalarýnýn bütün referans sistemleri için baðlayýcý ve ayný olduðunu ortaya koyuyor. Ýsterseniz özel görelilik kuramýný örneklerle irdelemeye çalýþalým. &lt;br/&gt;Adres tarif ediyoruz, þu caddenin solundaki ev diyoruz. Doðu, batý yönlü bir cadde üzerinde üzerinde olsun evimiz, o halde yön belirtmeden, yolun saðýnda yada solunda demek yeterli olmuyor. Þu cadde üzerinde doðuya doðru giderken solda demek gerekiyor. Yani sað ve sol kavramlarý ancak bir yön verildiðinde anlamlý olmaktadýr. &lt;br/&gt;Gündüzmü, gecemide de durum böyledir. Örneðin Türkiyede gündüzken, Avustralyada gecedir. Yani bir coðrafi nokta belirtmeden dünya üzerinde gece ve gündüz sorularý yanýtlanamaz. &lt;br/&gt;Ayný þekilde büyük, küçük de böyledir. Neye göre büyük neye göre küçük sorularý yanýtlanmadan yani bir referans noktasý alýnmadan bu soru yanýtlanamaz. Benim yaþým Ali den büyük Ayþe den küçük gibi, yada boyum þundan uzun, bundan kýsa gibi. &lt;br/&gt;Yukarý ve aþþaðý kavramlarý ele alalým. Dünyamýzý küresel olduðunu gözümüzün önüne getirirsek ve Ýstanbulu referans alýrsak, Avustralya aþaðýmýzda yer alýr. Ortaçaðda dünyanýn küresel olduðu gerçeðini reddedenler þu itirazda bulunuyorlardý, insanlarýn baþaþaðý yürüyebilmeleri olacak þeymiydi. Öyleya bize göre Avustralyalýlar baþaþaðý durmaktadýrlar. Dünya nýn küreselliði bilinmediði, onun bir masa gibi dümdüz sanýldýðý dönemlerde þakül doðrultusu insanlarýn zihninde mutlak bir kavramdý ve yeryüzünün her noktasýnda þakül doðrultularýnýn yönü aynýydý, birbirlerine parelel doðrulardý. Bundan dolayý yukarý ve aþaðý kavramlarý mutlaktý, referans yüzeyi Dünyanýn düz olan yüzeyiydi. &lt;br/&gt;Dünya nýn küresel olduðu kanýtlandýðýnda þakül doðrultusu kavramýda insan zihninde yalpayamaya baþladý. Dünyanýn deðiþik noktalarýndan tutulan þaküllerin hepsi yere dikti ama þakül ipi doðrultularý birbirine paralel deðil belli bir açý ile duruyordu. Böylelikle, dünyanýn merkezinde toplanan ve birbirlerine göre açýlý duran çeþitli doðrultular buluruz. Ýþte Ýstanbuldan tuttuðumuz þakül ipinin doðrultusunu mutlak alýrsak, Avustralya sakinlerinin baþaþþaðý yürüdükleri sonucuna varýrýz varýrýz, Avustralya sakinlerine görede baþaþþaðý duran bizleriz. Yani bir refarans noktasý alýnmadan kim aþþaðýda kim kim yukarýda anlaþýlmaz. &lt;br/&gt;Ayný þekilde uzaydaki konum kavramýda görelidir. Bir cismin uzaydaki yerini belirtmemiz gerektiðinde, onun baþka cisimlere göre konumu kastedilmektedir. Eðer bizden bir soruya cevap olarak, bir cismin yerini, baþka cisimleri belirtmeden saptamamýz istenirse, o soruyu saçmalýkla nitelemek gerekir. &lt;br/&gt;Gene bir cismin uzayda yer deðiþtirmesi kavramýda, görelidir. Bir cisimin yerdeðiþtirdiðini gözledik dediðimizde, onun diðer cisimlere göre konumu deðiþti, demek istiyoruz aslýnda. Örneðin dünya þu hýzla, þu yönde hareket etmekte dediðimizde, güneþi referansa alarak söylüyoruz. &lt;br/&gt;Göreliliði ; þuna göre, buna göre diye tanýmlayabiliriz, yani her zaman bir referans noktasýna ihtiyacýmýz var. Mutlak anlamda büyük, küçük yok þuna göre büyük, buna göre küçük var. Uzaydaki konumdada bu böyle, þuna göre þu hýzda hareket ediyor, þuna göre þu konumda bulunuyor gibi tariflenebilir cisimler ancak. &lt;br/&gt;Þimdide bir cismin hareketini farklý referans noktalarýndan irdelemeye çalýþalým. Uçaktan aþþaðýya örneðin çelik bir bilya atalým. Pilota göre bu bilya düz bir çizgi boyunca yere düþüyor gözükecektir, ama yerden bakan birine göre bilya hafifçe bombelenerek yani parabol denen bir eðri çizerek yere doðru düþmekte gözükecektir. Akla hemen þu soru geliyor, peki cismin gerçek hareketi hangisidir ? Bu soru, farklý açýlardan çekilen boðaz manzarasý resimlerinin hangisinin gerçek boðaz manzarasý resmi olduðu sorusundan daha anlamlý deðildir. Yani her ikiside doðru söylüyor, farklý açýlardan çekilen iki fotoðrafýnda gerçekliði yansýttýðý gibi. &lt;br/&gt;Þimdi otobüsün içindeyiz ve iþe gitmekteyiz, bende dahil diðer oturan yolcular otobüse göre hareketsiz konumdadýr, ama dýþardan otobüse bakan biri bizi belli bir hýzla hareket ediyor görecektir. Burdada iki farklý referans noktasý var. Yer ve otobüs. Yere göre yolcular hareket halindeyken, otobüsü baz alýrsak hareketsiz durumdalar. Yani yerdekinin söylediðide, otobüsün içindekinin söylediðide</description></item><item><title>SES BÝLGÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ses-bilgisi-389027.html</link><description>SES BÝLGÝSÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÝL VE DÝL BÝLGÝSÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Düþünce, duygu ve isteklerimizi anlatmak için kullandýðýmýz iþaret ve seslere dil denir.Her milletin kendine özgü bir dili vardýr:Türkçe, Ýngilizce, Almanca, Arapça....vb.&lt;br/&gt;Dikkat! Türkçe, kaynaðý bakýmýndan Ural-Altay dilleri ailesine, kelimelerin yapýsýna göre de bitiþken (eklemeli) diller grubuna girer.&lt;br/&gt;Þimdi dilin özelliklerini inceleyelim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;LEHÇE (Diyalekt)&lt;br/&gt;Ýlk olarak Altay yörelerinde konuþulmaya baþlanan dilimiz, göçler nedeniyle dünyanýn çeþitli bölgelerine taþýnmýþtýr.Bunun sonucu olarak oralardaki kültürlerin ve konuþulan diller-in de etkisiyle çeþitli konuþma ve yazý deðiþiklikleri meydana gelmiþtir.&lt;br/&gt;Ýþte bir dilin farklý coðrafi bölge ve kültür ayrýlýklarý nedeniyle birbirinden farklý söy-leyiþ ve yazýlýþlara lehçe denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkçe&quot;nin Lehçeleri&lt;br/&gt;1-Anadolu lehçesi&lt;br/&gt;2-Azeri lehçesi&lt;br/&gt;3-Çaðatay lehçesi&lt;br/&gt;4-Kýpçak lehçesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bizler Türkçe&quot;nin Anadolu lehçesini kullanýyoruz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÞÝVE (Aðýz)&lt;br/&gt;Bir dilin konuþulduðu ülkenin bölgeleri, kentleri, köyleri arasýndaki sadece konuþmaya yansýyan farklýlýklara þive denir.&lt;br/&gt;Karadeniz þivesinde &quot;paluk&quot; diye söylenir ama yazarken &quot;balýk&quot; diye yazýlýr.&lt;br/&gt;Trakya þivesinde &quot;üj&quot;diye söylenir ama yazarken &quot;üç&quot; diye yazýlýr.&lt;br/&gt;Gördüðünüz gibi þive yazýya yansýmaz, sadece konuþmalarda farklýlýk gösterir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HARFLER VE ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Harf:Seslerin yazýdaki iþaretlerine denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yazý:Duygu, düþünce ve isteklerin belli iþaretlerle ifade edilmesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alfabe:Bir dilin sesleri olan bütün harflerin belli bir sýra ile dizilmiþ haline denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkler baþlangýçtan günümüze dört deðiþik alfabe kullanmýþlardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Göktürk &lt;br/&gt;2-Uygur&lt;br/&gt;3-Arap&lt;br/&gt;4-Latin (Yeni Türk Alfabesi)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GUAL kelimesiyle tarihsel sýrayý aklýmýzda tutabiliriz.&lt;br/&gt;Alfabemizde sekizi sesli, yirmi biri sessiz olmak üzere 29 harf vardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-SESLÝ (Ünlü) HARFLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a - e - ý - i - o - ö - u - ü &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sesli Harflerin Özellikleri&lt;br/&gt;*Aðzýmýzda hiçbir engele uðramadan çýkarlar.&lt;br/&gt;*Tek baþlarýna okunabilirler.&lt;br/&gt;a - e - ý - i - o - ö - u - ü&lt;br/&gt;*Tek baþlarýna hece oluþturabilirler.&lt;br/&gt;Ör:Ali - Odun - Üzüm&lt;br/&gt;*Her hecede mutlaka bir sesli harf bulunur.&lt;br/&gt;Ör:Ak ak çe ka ra gün i çin dir&lt;br/&gt;       &lt;br/&gt;Sesli harf sayýsý = Hece sayýsý&lt;br/&gt;*Türkçe kelimelerde iki sesli harf yanyana gelmez.&lt;br/&gt;Ör:Saat, Þair, Þiir, Dua&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sesli Harflerin Söyleniþ Özellikleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÜZ&lt;br/&gt;Kalýn AI&lt;br/&gt;ÝnceEÝ&lt;br/&gt;GeniþDar&lt;br/&gt;YUVARLAK&lt;br/&gt;OU&lt;br/&gt;ÖÜ&lt;br/&gt;GeniþDar</description></item><item><title>AZIM KURALLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?azim-kurallari-365324.html</link><description>YAZIM KURALLARI&lt;br/&gt;ÝMLA: Bir dilin sözcüklerinin doðru olarak yazýya geçirilmesini saðlayan ortak yazma biçimine imla denir.&lt;br/&gt;A. Türkçe Sözcüklerin Yazýmý Ýle Ýlgili Temel Kurallar:&lt;br/&gt;1.Türkçede her ses kendini gösteren harfle yazýlýr. Dilimizde söylenip yazýlmayan ya da yazýlýp söylenmeyen ses yoktur.&lt;br/&gt;2.Türkçede her sözcük ayrý yazýlýr. Ýki sözcük arasýnda , o yazýda kullanýlan  &quot;o&quot; harfi kadar bir boþluk býrakýlýr.&lt;br/&gt;3.Yurdumuzun çeþitli bölgelerinde  bazý sözcükler oldukça deðiþik biçimde söylenmektedir. Cittum, kalduk gibi. Sözcükleri bu biçimleriyle deðil yazý diline esas kabul ettiðimiz Ýstanbul Türkçesi ile yazmak gerekir. Gittim, kaldýk gibi.&lt;br/&gt;4.Satýr sonuna sýðmayan sözcük, kýsa çizgi(-) ile bölünerek ayrýlýr. Sözcük bölünürken hece asla bölünmez. Satýr sonunda tek harf kalacak þekilde kelime bölmek doðru deðildir. O-kul, e-lemek gibi.&lt;br/&gt;B. Büyük Harflerin Kullanýldýðý Yerler:&lt;br/&gt;1.Her cümlenin ilk harfi büyük yazýlýr.&lt;br/&gt;2.Þiirlerin her dizesi büyük harfle baþlar&lt;br/&gt;3.Özel adlarýn (kiþi ad ve soyadlarý; hayvanlara verilen adlar; kurum, kuruluþ ve bina adlarý;coðrafya ile ilgili adlar; devlet ve ülke adlarýmillet, din ve dil adlarýð; kitap, dergi, gazete, þiir, masal, hikaye, film adlarý; tarihle ilgili belgeler, ve dönem adlarý; saygý ve unvan bildiren adlar; mektup baþlýðý ve zarf üzerindeki sözcükler; güneþ, ay ve gezegen adlarý; belirli bir tarihi gösteren ay ve gün adlarý) ilk harfi büyük yazýlýr.&lt;br/&gt;C. Ek Fiillerin Yazýmý:&lt;br/&gt;Ýdi, imiþ, ise, iken fiilleri birer sözcüktür, ayrý yazýlabilir.(yaðýþlý idi, hasta imiþ, yorgun ise, çalýþýr iken gibi). Bu ek fiiller bitiþik yazýlýrken ;bitiþecekleri sözcük ünsüzle bitiyorsa bu ek fiillerin baþlarýndaki i düþer. (uysal idi&gt; uysaldý, açýk imiþ&gt;açýkmýþ, ucuz ise&gt;ucuzsa, yolda iken&gt;yoldayken); ek fiillerin bitiþecekleri sözcükler ünlü ile bitiyorsa, ek fiillerin baþlarýndaki i&quot;ler y olur(beþinci idi&gt;beþinciydi, babasý imiþ&gt;babasýymýþ, evde ise&gt;evdeyse, yolda iken&gt;yoldayken gibi).&lt;br/&gt;D. Ýle Sözcüðünün Yazýmý:&lt;br/&gt;Ýle sözcüðü ayrý yazýlabilir(babam ile annemâ€¦)ile sözcüðübitiþik yazýlýrken; ile, sonunda ünsüz bulunan bir sözcük ile bitiþirse baþýndaki i, düþer(köpek ile&gt;köpekle gibi); ile, sonunda ünlü olan bir sözcük ile bitiþirse baþýndaki i sesi, y olur(sevgi ile&gt;sevgiyle, gibi).&lt;br/&gt;E. Mi soru Ekinin Yazýmý:&lt;br/&gt;Mi soru eki her zaman sözcüklerden ayrý yazýlýr. Kendisinden sonra gelen ekler olsa da yine ayrý yazýlýr(Görüyor musunuz?, Bunlarý bilmiyor muydunuz? gibi).&lt;br/&gt;F. De Baðlacý ve -de Ekinin Yazýmý:&lt;br/&gt;Baðlaç görevindeki &quot;de&quot; her zaman ayrý yazýlýr. Baeðlaç ünlü uyumuna uyarak da/de þeklinde kullanýlýr. Ancak ünsüz benzeþmesinden etkilenmez ve her zaman da/de biçiminde yazýlýr, asla ta/te biçisinde yazýlmaz.(Gel de çalýþalým., Çok da güzelmiþ.,  Ahmet de geldi., gibi). Ýsmin hal eki olan -de eki hem ünlü uyumuna uyar -da/-de þekli vardýr; hem de ünsüz benzeþmesinde -ta/-te þekline girer(Evde kimseler yoktu., Bu kitap onlarda var., bitiþikte yaþayan kim?, sokakta oynayalým. gibi).&lt;br/&gt;G. Ki Baðlacý ve -ki Ekinin</description></item><item><title>DÝL VE TOPLUM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-ve-toplum-395444.html</link><description>DÝL&lt;br/&gt;&quot;Dil duygu ve düþüncenin kabýdýr.&quot; Bir milletin bütün duygu ve düþünce hazinesi, dil kabýna veya kalýbýna dökülür ve bu dil kalýbý ile yerden yere, nesilden nesile aktarýlýr.Yazý, dilin sesini kaydeden bir vasýta olarak dilin bir parçasýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dil-kültür iliþkisi her iki olgunun da can damarýný oluþturan bir iliþkidir. Dil, bir kültürün ana taþýyýcýsýdýr. Hem kültürü oluþturur, hem de kültür tarafýndan oluþturulur. Bir baþka deyiþle, dil kültürün olmazsa olmazýdýr. Bu ikisi de bir ulusu ulus yapan en temel öðelerdir.&lt;br/&gt;a. Dil Devrimi Ne Demektir?&lt;br/&gt;Bir ulusun kendi ana dilinin kaynaklarýna dönüþ, bu kaynaklardan yeni sözcükler üretimi, dil ve kültür emperyalizmine karþý çýkma hareketine dil devrimi diyoruz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ana dilin, kaynaklarýna dönüþ zorunluluðunu Batýda ilk kez ortaya atan Latin filozofu Çiçeron&quot;dur. Doðuda dil ve kültür emperyalizmine ilk kez karþý çýkanlar Türk dilini taþ anýtlar üzerine iþleyerek düþmana karþý koruyan, Göktürk Hakanlarý Kül Tigin, Bilge Kaðan ve Tonyukuk olmuþtur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anadolu&quot;da Türk dilini Farsça&quot;ya karþý savunan Karamanoðlu Mehmet Bey (1277) Selçuk Türkiyesinin ilk dil devrimcisidir. Atatürk&quot;ün dil devriminde de toplum bilimci düþünürümüz Ziya Gökalp&quot;in önemli katkýsý olmuþtur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;XVI. yüzyýlda Avrupa&quot;da bir edebiyat akýmý halini alan ana dil kaynaklarýna dönme hareketi, sonralarý bir bilim dalý oldu. XVIII. Yüzyýlda milliyetçilikle paralel geliþen bir kültür ve sanat akýmý niteliði kazandý.&lt;br/&gt;b. Türk Dil Devriminden Ne Anlýyoruz? &lt;br/&gt;Bütün kültürel devrimler,siyasal ve ideolojiktir.Yazý devrimi de kültürel bir devrimdir.Bu yüzden onun da siyasal ve ideolojik yönü aðýr basar.Yazý bir simgedir.Yalnýz düþüncenin ve duygunun simgesi deðil, bir toplumun tüm yaþamýnýn da ifadesidir.Atatürk devrimi de siyasal ve ideolojik nitelik taþýmakla birlikte ideolojisini &quot;batýcýlýða&quot; ve &quot;anti-emperyalizme&quot; dayamýþtýr.Anti-emperyalizm, batý gibi olmak anlamýnda kullanýlan batýcýlýðýn ön koþuludur.Batý gibi olmanýn ön koþulu da,Atatürk&quot;e göre Batý&quot;nýn siy</description></item><item><title>YAZIM KURALI </title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yazim-kurali--378543.html</link><description>YAZIM KURALI &lt;br/&gt;EKLER&lt;br/&gt;&quot;DE&quot; BAÐLACININ YAZILMASI&lt;br/&gt;&quot;De&quot; baðlacý baþlý baþýna bir sözcük olduðundan  kendisinden önceki sözcüklerden hep ayrý yazýlýr. Bu baðlaç genellikle &quot;dahi&quot;, &quot;hatta&quot;, &quot;bile&quot; baðlaçlarýnýn yerini tutar. &lt;br/&gt;Büyük ünlü uyumuna uyar.  &lt;br/&gt;Örnek: Alsan da kullanmazdýn.&lt;br/&gt;Ünsüz sertleþmesine uymaz. &lt;br/&gt;Örnek: Zonguldak da deniz kýyýsýndadýr.&lt;br/&gt;Özel adlardan sonra  gelse bile kesme iþaretiyle belirtilmez. &lt;br/&gt;Örnek: Gönül de bizimle gelecek.</description></item><item><title>ÇAÐATA TÜRKÇESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cagata-turkcesi-364399.html</link><description>ÇAÐATAY TÜRKÇESÝ&lt;br/&gt;Çaðatay Türkçesi, Kuzey-Doðu Türkçesinin ikinci döneminin adýdýr. 15. yüzyýlda baþlar, 20. yüzyýl baþlarýna kadar devam eder. Batý Türkçülüðünün sýnýrlarýn çizen Karadeniz, Kafkas Daðlarý, Hazar Denizi ve Orta Ýran&quot;ýn kuzey ve doðusunda kalan ve Müslüman olan bütün Kuzey ve Doðu Türklüðü, 15. yüzyýl baþlarýndan 20. yüzyýl baþlarýna dek ayný yazý dilini kullanmýþtýr; bu yazý dilinin Türkoloji literatüründeki adý Çaðatay Türkçesidir.  Belirttiðimiz sýnýrlarýn doðusunda kalan; fakat aslen Oðuz olan Türkmenlerde buna dahildir. Bunun tek istisnasý Kýrým Hanlýðýdýr. 1475&quot;te Osmanlý iradesine girdikten bir süre sonra bu hanlýktaki Türklerin yazý dili Osmanlý Türkçesi olmuþtur. &lt;br/&gt;Çaðatay Türkçesi, Çaðatay Dili, Çaðatayca terimleri çok tartýþýlmýþtýr. Armin Vambery&quot;nin 1867&quot;de Leipzig&quot;de basýlan Çagataische Sprachstudien eseri Çaðatay teriminin baþta Macaristan ve Almanya olmak üzere Batý literatürlerine yerleþmesinde en önemli amillerden biri olmuþtur. Varmbey, &quot;Çaðatay terimini sadece 12-19. yüzyýllarýn Orta Asya Ýslami Türk Edebiyatýnýn dili için deðil, ayný zamanda kendi çaðýnýn yaþayan Orta Asya Türk þiveleri ve bilhassa Özbek þivesi için de&quot; kullanmýþtýr. &lt;br/&gt;1928&quot;de Aleksandr N. Samoyloviç, Orta Asya edebi Türk dilini dört devreye ayýrýr:&lt;br/&gt;1.Karahanlý Türkçesi veya Kaþgar Türkçesi (11.-12. yüzyýllar);&lt;br/&gt;2.Kýpçak-Oðuz Türkçesi (13-14. yüzyýllar);&lt;br/&gt;3.Çaðatayca (15-19. yüzyýllar);&lt;br/&gt;4.Özbekçe (20. yüzyýl) (Eckmann 1988:XI.)&lt;br/&gt;Görüldüðü gibi Samoyloviç, Çaðatayca için bugün artýk yaygýnlaþmýþ olan görüþün temelini atmýþtýr. &lt;br/&gt;Bu tasnife en büyük itiraz Fuat Köprülü&quot;den gelmiþtir.  Fuat Köprülü&quot;nün Çaðatay tanýmý þöyledir: &quot;Çaðatayca kelimenin en geniþ manasý ile Moðol istilasýndan sonra Cengiz&quot;in çocuklarý tarafýndan kurulan Çaðatay, Ýlhanlý, Altýn-ordu imparatorluklarýnýn medeni, merkezlerinde XIII-XIV. Asýrlarda inkiþaf eden ve Timurlular devrinde bilhassa XV. Asýrda klasik bir mahiyet alarak, zengin bir edebiyat yaratan edebi Orta Asya lehçesidir.&quot; Köprülü Çaðatayca&quot;yý þu devirlere ayýrýr:&lt;br/&gt;1.Ýlk Çaðatay devri: 13. ve 14. yüzyýllarda, önce Türkistan, Horasan ve Ýran sahalarýnda, Harezm&quot;de ve sonra Altýn Ordu&quot;da geliþen edebi bir dil.&lt;br/&gt;2.Klasik Çaðatay devrinin baþlangýcý: 14. yüzyýl sonlarýndan baþlaýp 15. yüzyýlýn ortalarýna kadar &quot;Timurlular devrinde Horasan ve Maveraünnehr&quot;in Herat ve Semerkant gibi medeni ve siyasi merkezlerinde geliþen edebi bir dil.&lt;br/&gt;3.Klasik Çaðatay devri: 16. yüzyýlýn ikinci yarýsýný alan ve Nevai&quot;yi ile baþlayan devir.&lt;br/&gt;4.Klasik devrin devamý: 16. yüzyýlda Babür ve Þeybaniler devri.&lt;br/&gt;5.Gerileme ve çökme devri: 17-19. yüzyýllar (Köprülü 1945:270).&lt;br/&gt;Aslýnda Köprülü ile Samoyloviç arasýndaki fark bir isimlendirme farkýdýr. Dikkar edilirse her ikisi de 13 ve 14. yüzyýllarý ayrý bir devir olarak kabul eder. Fuat Köprülü Ýlhanlý, Çaðatay ve Timur saraylarýnda Türkçe kullanýldýðýný özellikle vurgular. Kaynaklarda zikredilen; fakat bu güne ulaþmayan bu eserler Köprülü&quot;ye göre Altýn Ordu&quot;dan önce Ýlhanlý ve Çaðatay sahalarýnda edebi dilin geliþtiðini gösterir. &lt;br/&gt;Wilhelm Radloff da bu devamlýlýðý çok net olarak belirtir: &quot;Çaðatay dediðimiz dil, Uygurca temelinde geliþmiþtir ve canlý dille alakasý yoktur. Babur&quot;un ve onun en iyi araþtýrýcýsý Vambery&quot;nin bizi iknaya çalýþtýklarý gibi Doðu Türkçesi ve Çaðatay dili, Orta Asya dili deðildir. Bu týpký Osmanlý yazý dili gibi suni bir yazý dilidir, tarihi þartlar neticesinde meydana gelen bu dil, bugün çeþitli þivelerle konuþan Doðu Türklerinin edebi dilidir.&quot; &lt;br/&gt;19. yüzyýlda Quatremere ve Pavet de Courteille gibi Fransýz müþterikleri  &quot;turc oriental&quot; (Doðu Türkçesi) terimini tercih etmiþlerdir. Bu terim bugün Türkiye Türkolojisinde Oðuz grubunu ifade eden &quot;Batý Türkçesi&quot; terimine karþý 13. yüzyýldan bugüne kadar Oðuz grubu dýþýndaki Türklerin edebi dili içinde kullanýlmaktadýr.  &lt;br/&gt;Ahmet Caferoðlu 11. yüzyýldan 16. yüzyýla kadar devam eden Karahanlý ve Harezm Türkçelerini &quot;Müþterek Orta Asya Türkçesi&quot; terimi altýnda ele alýr. Ona göre Çaðatayca bu terim üzerine kurulmuþtur: &quot;Kökünü Yusuf Hashaip tarafýndan iþlendikten sonra, Nevai devrine kadar birkaç yüzyýl boyunca Orta Asya&quot;nýn edebi ve kültür dilini teþkiletmiþ olan Müþterek Orta Asya Türkçesinden alan Çaðatayca; XV-XVI. yüzyýllarda Semerkant ve Herat&quot;ta kemalýný bularak edebi Özbekçenin ilk temel taþý rolünü oynamýþtýr. &lt;br/&gt;Sovyet Türkolojisinde Çaðatay Türkçesi için Starouzbekskiy &quot;Eski Özbekçe&quot; terimini kullanýlýr. Hatta Çaðatay öncesi devirler de bazen Eski Özbekçe ile ifade edilir.</description></item><item><title>DÝL DEVRÝMÝ - ULUSALLAÞMANIN ÖNEMLÝ BÝR AÞAMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-devrimi-ulusallasmanin-onemli-bir-asamasi-382393.html</link><description>Dil Devrimi - Ulusallaþmanýn Önemli Bir Aþamasý -&lt;br/&gt;Utku Balcý&lt;br/&gt;Tarih: 2001 &lt;br/&gt;Tür: Ödev &lt;br/&gt;Pamukkale Üniversitesi, Gýda Mühendisliði&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÝL DEVRÝMÝ (Ulusallaþmanýn Önemli Bir Aþamasý)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Atatürk bizi, milliyetimize ve Türk ulusal bilincine sahip kýlarken bir taraftan da &quot;Türk Ulusal Dili&quot; üzerinde çalýþýyor ve dil devrimini gerçekleþtiriyordu. Osmanlý devrinde cahil ile okumuþ; devlet adamý ile halk, birbirleriyle konuþup anlaþma olanaðýný hemen hemen yitirmiþlerdi. Arabi ve Farisi deyimler arasýnda Türkçe, neredeyse silinip gidiyordu. Bütün bu karmaþýklýða son veren Atatürk olmuþtur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dil devrimi, gerçekte milliyetçilik devriminin bir bakýma tamamlayýcýsý olmuþtur. Yeni harflerin kabulünden sonra ilk 10 yýl içinde dilimizdeki &quot;özleþme&quot; &quot;arýndýrma&quot; ve &quot;geliþme&quot; hýzlanmýþtýr. Zira yeni yazý bizi Arapça ve Farsça sözlerden uzaklaþtýrýp, Türkçe konuþup yazmaya zorlamýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bilindiði gibi her ulusun bir dili vardýr ve bu dilin de bir fonetiði, yani gýrtlaktan çýkan ses yapýsý mevcuttur. Konuþulan dil; o dile uygun bir fonetikle yazýlamadýðý takdirde o dil, dil olmaktan çýkar. Nitekim Türkçede gýrtlaktan çýkan sesli ve sessiz harfler bellidir. Eski yazý dediðimiz Arap Alfabesi ise Türk insanýnýn gýrtlaðýndan çýkan ses yapýsýna kesinlikle uymamaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu açýklamadan da kolayca anlaþýldýðý gibi Arap Alfabesindeki harflerle Türkçe bir sözü yazmak dilcilik tekniði bakýmýndan mümkün deðildir. Bu böyle olduðu gibi, Ýngiliz, Fransýz ya da Rus alfabesindeki harflerle Türkçenin veya bir baþka dilin yazýlmasý da mümkün deðildir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu durumu herkesten önce gören Atatürk, Türk dilinin yazýlýþýna uygun olan sesli ve sessiz harfleri bilimsel metodla bir araya getirerek konuþma fonetiðimize uygun bir yazý (alfabe) fonetiðini de bize kazandýrmýþ oldu. Böylece, dilimiz bacýmsýzlýða eriþmiþ; Arapça, Farsça kelimeler kendiliðinden ayýklanmaya baþlanmýþtýr.&lt;br/&gt;Dil devriminin içinde yalnýzca harf sorununun çözümlenmesi ile yetinilmemiþ, ayný zamanda terminoloji dediðimiz, bilim adamlarý tarafýndan konulmuþ, insanlýðýn müþterek malý olan uygarlýðýn her bir uzmanlýk ve bu uzmanlýklarýn belli bölümlerinin anlatýmýnda kullanýlan sözcükler ve deyimlerde de devrim yapýlmýþtýr.&lt;br/&gt;Örneðin; diplomatlarýn, tabiplerin, teknisyenlerin, kimyacýlarýn, matematikçilerin uzmanlýk dallan ile ilgili ayrý ayrý terminolojileri vardýr. Türkçe karþýlýklarý bulunamayan bu gibi deyimlerin, uluslararasýnda kullanýlanlarý kabul edilmiþtir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cumhuriyete kadar, Arap kültürü etkisiyle, Arap dili ve grameri ile türetilmiþ uzmanlýk terminolojileri (ýstýlahlarý)ný kullanýyorduk. Büyük Atatürk, batýlýlaþma yolunda, batý terminolojilerini millileþtirmeyi de dikkate alarak dilimize kazandýrmýþ, böylece batý bilimine kolaylýkla ayak uydurmak ve batý uygarlýðýna yetiþmek için, ulusumuza büyük bir atýlým hýzý kazandýrmýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Terminoloji devrimi, dil devrimimizin bir bölümünü teþkil eder. Terminoloji denilen o uzmanlýk deyimlerini bilenler, yabancý dille de konuþtuklarýnda kendi meslektaþlarýyla kol</description></item><item><title>DÝL DEVRÝMÝ (ULUSALLAÞMANIN ÖNEMLÝ BÝR AÞAMASI)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-devrimi-(ulusallasmanin-onemli-bir-asamasi)-373439.html</link><description>DÝL DEVRÝMÝ (Ulusallaþmanýn Önemli Bir Aþamasý)&lt;br/&gt;Atatürk bizi, milliyetimize ve Türk ulusal bilincine sahip kýlarken bir taraftan da &quot;Türk Ulusal Dili&quot; üzerinde çalýþýyor ve dil devrimini gerçekleþtiriyordu. Osmanlý devrinde cahil ile okumuþ; devlet adamý ile halk, birbirleriyle konuþup anlaþma olanaðýný hemen hemen yitirmiþlerdi. Arabi ve Farisi deyimler arasýnda Türkçe, neredeyse silinip gidiyordu. Bütün bu karmaþýklýða son veren Atatürk olmuþtur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dil devrimi, gerçekte milliyetçilik devriminin bir bakýma tamamlayýcýsý olmuþtur. Yeni harflerin kabulünden sonra ilk 10 yýl içinde dilimizdeki &quot;özleþme&quot; &quot;arýndýrma&quot; ve &quot;geliþme&quot; hýzlanmýþtýr. Zira yeni yazý bizi Arapça ve Farsça sözlerden uzaklaþtýrýp, Türkçe konuþup yazmaya zorlamýþtýr.&lt;br/&gt;Bilindiði gibi her ulusun bir dili vardýr ve bu dilin de bir fonetiði, yani gýrtlaktan çýkan ses yapýsý mevcuttur. Konuþulan dil; o dile uygun bir fonetikle yazýlamadýðý takdirde o dil, dil olmaktan çýkar. Nitekim Türkçede gýrtlaktan çýkan sesli ve sessiz harfler bellidir. Eski yazý dediðimiz Arap Alfabesi ise Türk insanýnýn gýrtlaðýndan çýkan ses yapýsýna kesinlikle uymamaktadýr.&lt;br/&gt;Bu açýklamadan da kolayca anlaþýldýðý gibi Arap Alfabesindeki harflerle Türkçe bir sözü yazmak dilcilik tekniði bakýmýndan mümkün deðildir. Bu böyle olduðu gibi, Ýngiliz, Fransýz ya da Rus alfabesindeki harflerle Türkçenin veya bir baþka dilin yazýlmasý da mümkün deðildir.&lt;br/&gt;Bu durumu herkesten önce gören Atatürk, Türk dilinin yazýlýþýna uygun olan sesli ve sessiz harfleri bilimsel metodla bir araya getirerek konuþma fonetiðimize uygun bir yazý (alfabe) fonetiðini de bize kazandýrmýþ oldu. Böylece, dilimiz bacýmsýzlýða eriþmiþ; Arapça, Farsça kelimeler kendiliðinden ayýklanmaya baþlanmýþtýr.&lt;br/&gt;Dil devriminin içinde yalnýzca harf sorununun çözümlenmesi ile yetinilmemiþ, ayný zamanda terminoloji dediðimiz, bilim adamlarý tarafýndan konulmuþ, insanlýðýn müþterek malý olan uygarlýðýn her bir uzmanlýk ve bu uzmanlýklarýn belli bölümlerinin anlatýmýnda kullanýlan sözcükler ve deyimlerde de devrim yapýlmýþtýr.&lt;br/&gt;Örneðin; diplomatlarýn, tabiplerin, teknisyenlerin, kimyacýlarýn, matematikçilerin uzmanlýk dallan ile ilgili ayrý ayrý terminolojileri vardýr. Türkçe karþýlýklarý bulunamayan bu gibi deyimlerin, uluslararasýnda kullanýlanlarý kabul edilmiþtir.&lt;br/&gt;Cumhuriyete kadar, Arap kültürü etkisiyle, Arap dili ve grameri ile türetilmiþ uzmanlýk terminolojileri (ýstýlahlarý)ný kullanýyorduk. Büyük Atatürk, batýlýlaþma yolunda, batý terminolojilerini millileþtirmeyi de dikkate alarak dilimize kazandýrmýþ, böylece batý bilimine kolaylýkla ayak uydurmak ve batý uygarlýðýna yetiþmek için, ulusumuza büyük bir atýlým hýzý kazandýrmýþtýr.&lt;br/&gt;Terminoloji devrimi, dil devrimimizin bir bölümünü teþkil eder. Terminoloji denilen o uzmanlýk deyimlerini bilenler, yabancý dille de konuþtuklarýnda kendi meslektaþlarýyla kolayca anlaþýrlar. Baþka dillerle yazýlmýþ mesleki eserleri kalayca anlarlar. Uluslararasý terminolojilerin kullanýlmasý ulusal dilimize zarar verme</description></item><item><title>GÜNEÞ - DÝL TEORÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-dil-teorisi-394738.html</link><description>Atatürk, aþinalarýn sebep olduklarý bu dil çýkmazýndan kurtulma yolunu 1935 Kasýmýnda ortaya attýðý Güneþ-Dil teorisiyle bulmuþtur. Atatürkün bu teorisi, Viyanalý Dr. Hermann F. Kvergitchin La psycholo-gie de quelque elements des langues turques &quot;Türk dillerindeki bazý unsurlarýn psikolojisi&quot; adlý Fransýzca küçük bir etüdünden ilham almýþtýr. Dr. Hermann F. Kvergitch, Viyana Üniversitesinde, dilciliði sosyoloji ve antropolojiye yardýmcý olarak kullanan bir yönteme göre yetiþmiþ idi. Bu metod ile elde ettiði bilgileri Freudun psikanaliz görüþleri ile birleþtirerek, dil akrabalýklarýnýn araþtýrýlmasýnda yeni bir yöntem bulmak istiyordu. Seslerin sembolizmine, yani ses ile anlam arasýndaki ilgiye, dayanan küçük bir inceleme hazýrlamýþtý. Dr. Kvergitch yukarýda adýný andýðýmýz incelemesinde bu metodu Türk, Moðol, Mançu, Tunguz, Fin, Macar, Japon ve Hitit dillerine uygulayarak bu diller arasýndaki akrabalýk ve yakýnlýðý ortaya koyacak kanýtlar arýyordu. Dr. Kvergitch 41 daktilo sayfasý hacmindeki bu incelemesini 1935 Þubatýnda Atatürke göndermiþ, Atatürk de 1935 yýlýnýn Þubat-Aðustos aylarýnda bu yazý ile yakýndan ilgilenmiþ ve onu incelemiþtir.&quot; Atatürk iþte baþlýca bu eserden ilham alarak Güneþ-Dil teorisinin ana çizgilerini tesbit etmiþ. 1935 yýlý güzünde de bu teorinin esaslarýný anlatan Etimoloji, Morfoloji ve Fonetik Bakýmýndan Türk Dili adlý kitabýný (küçük boy 68 sayfa, renkli 2 levha) imzasýz olarak yayýmlatmýþtýr. Bu eserin 7. sayfasýnda Dr. Kvergitchin yazýsý hakkýnda þöyle denilmektedir: &quot;Bu sýrada Dr. Phil. Orient. H. F. Kvergitchin Psychologie de quel-que elements des langues turques adlý basýlmamýþ kýymetli eserini okuduk. Türk dilindeki süfikslerin gösterici manalarýný bulmak için Dr. Kvergitchin bu nazariyesini Türk Dil Kurumunun ekler hakkýndaki geniþ ve çok mÝsalli çalýþmalarý sayesinde anlýyabildik ve Ýstifade ettik.&quot; Güneþ-Dil teorisi, ana çizgileri ile, þöyledir:Ýnsanoðlu, içgüdüleriyle davranan bayaðý bir yaratýk olmaktan kurtulup düþünen</description></item><item><title>CÜMLE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cumle-392555.html</link><description>CÜMLE1&lt;br/&gt;Tanýmý1&lt;br/&gt;Özellikleri2&lt;br/&gt;Cümle Dýþý Unsurlar ve Ara Söz, Ara Cümle16&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;CÜMLE&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Tanýmý&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bir duyguyu, düþünceyi, isteði, haberi, durumu, olayý vb. ifade etmek için kurulan ve kendi içinde anlam ve yargý bütünlüðü olan sözcüðe veya söz dizisine cümle denir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bugün hava ne kadar güzel!&lt;br/&gt;Senin de benim gibi, otobüste, çalan cep telefonun uzun süre açmayanlara, &quot;Þehir magandalarý!&quot; diye baðýrasýn geldi mi hiç?&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Özellikleri&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;]Her cümle bir yüklem ve varsa ona baðlý diðer öðelerden oluþur. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;]Cümlede yargý bildiren unsur yüklemdir. Cümle yüklem üzerine kurulur. Ýhtiyaca göre baþka öðelerle desteklenir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Geldim.&lt;br/&gt;Ben geldim.&lt;br/&gt;Ben buraya geldim. &lt;br/&gt;Ben evden buraya geldim.&lt;br/&gt;Ben evden buraya koþarak geldim.&lt;br/&gt;Ben evden buraya kadar koþarak geldim.&lt;br/&gt;Ben seni görmek için evden buraya kadar koþarak geldim.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;]Bir cümle anlam ve yargý bildiren, ek-fiille çekimlenmiþ bir tek isimden (yüklem) veya zamana ve þahsa göre çekimlenmiþ bir tek fiilden (yüklem) de oluþabilir, yüklemi ve birbirini anlam bakýmýndan bütünleyen birden fazla kelime ya da kelime grubundan da. Yani en küçük cümle tek kelimeden oluþabilir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Öðretmenim.&lt;br/&gt;Öðretiyorum.&lt;br/&gt;Biz sizinde gelmeyeceðiz.&lt;br/&gt;Sokaklarda, caddelerde, kaldýrýmlara park eden otolar yüzünden, yayalarýn rahatça yürüme imkaný kalmadý artýk.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Karþýlýklý konuþmalarda tek kelimeden oluþan cevap cümleleri önceki kelimelerle tamamlanmaya býrakýlmýþtýr&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&amp;#9472;Ýnsanýn elini yakmaz mý?&lt;br/&gt;&amp;#9472;Yakmaz.&lt;br/&gt;&amp;#9472;Sen çok güzel Türkçe biliyorsun.&lt;br/&gt;&amp;#9472;Biliyorum.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Cümle Dýþý Unsurlar ve Ara Söz, Ara Cümle&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Cümlenin kuruluþuna katýlmayan, yani öðe olmayan ve dolaylý olarak cümlenin anlamýna yardýmcý olan unsurlardýr. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Baðlaçlar, ünlemler, ünlem gruplarý, hitaplar, ara sözler cümle kuruluþunun dýþýnda kalan unsurlardýr. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor.&lt;br/&gt;Lakin vatandan ayrýlýþýn ýztýrabý zor.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Þair, sen üzüldükçe ve öldükçe yaþarsýn.&lt;br/&gt;Ulu mabet, seni ancak bu sabah anlýyorum.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Neden böyle düþman görünürsün</description></item><item><title>TENSLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tensler-348993.html</link><description>SÝMPLE   PRESENT  TENSE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                  Bu tense, alýþkanlýklardan veya düzenli olarak yapýlan iþlerden bahsedilirken kullanýlýr. Bu Tense&quot;in Türkçe karþýlýðý &quot;GENÝÞ ZAMAN&quot;dýr. Yani iþler, daha öncede yapýlmýþtýr, þu sýralarda yapýlmaktadýr, gelecekte de yapýlacaktýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                            Now&lt;br/&gt;-----------x-------------x-------------------I----------------x-------------x---------&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; # I get up at 6 o&quot;clock every morning.(Her sabah saat 6&quot;da uyanýr.)&lt;br/&gt; # I play basketball at the weekends.(Hafta sonlarý basketball oynarým.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;@  Yardýmcý fiilleri do ve does&quot;dýr. Do ve does, olumlu cümlelerde bulunmazlar. Does: Sadece olumlu cümlede fiile -s takýsý olarak gelir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; # e.g: play_plays, get up_ gets up, cook_ cooks...&lt;br/&gt; # Sümeyra plays backgammon well.(Sümeyra iyi tavla oynar.)&lt;br/&gt; # Samet gets up very early in the morning.(Samet sabahlarý erken uyanýr.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;@       Does fiile bazende  -es olarak eklenir. Bunun kurallarý þöyledir:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Fiil &quot;o&quot; ile bitiyorsa;&lt;br/&gt;       go_goes, do_does,....&lt;br/&gt;b)Fiil&quot;s,sh,ch,x&quot; veya &quot;z&quot; ile bitiyorsa;&lt;br/&gt;  wish_wishes, teach_teaches, kiss_kisses,.....&lt;br/&gt;c)Fiil &quot;y&quot;den önce bir sessiz harfle bitiyorsa, &quot;y&quot; i&quot;ye dönüþür ve -es eklenir;&lt;br/&gt;  try_tries, carry_carries, study_studies,.....&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FORM: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;#  Affirmative (olumlu):                           #  Negative (olumsuz):&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(+) I work at a hospital.                           (-)I don&quot;t work at a hospital.&lt;br/&gt;(+) You have breakfast at 9.                    (-)You don&quot;t have breakfast at 9.&lt;br/&gt;(+) He has some work.                            (-)He doesn&quot;t have any work.&lt;br/&gt;(+)She eats lunch at the hotel.                 (-)She doesn&quot;t eat lunch at the hotel.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FREQUENCY    ADVERB&lt;br/&gt;WÝTH&lt;br/&gt;PRESENT   SÝMPLE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;              Frequency Adverb, olaylarýn oluþ sýklýðýný gösteren zarflardýr. Çoðunlukla Simple Present Tense&quot;le kullanýlýrlar. Bunlar aþaðýdaki gibi en sýk olandan, en az olana doðru sýralanmýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Frequency Adverbs:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;# Always ----------------------------------------------- hep,her zaman.                              &lt;br/&gt;# Nearly always/ almost always -------------------- hemen hemen her zaman.&lt;br/&gt;# Very often  ------------------------------------------ çok sýk.&lt;br/&gt;# Usually ----------------------------------------------- genellikle.&lt;br/&gt;# Often ------------------------------------------------- sýk sýk.&lt;br/&gt;# Sometimes ------------------------------------------- bazen arasýra.&lt;br/&gt;# Rarely ------------------------------------------------ ender, nadiren, seyrek.&lt;br/&gt;# Handly ever ----------------------------------------- hemen hemen hiç.&lt;br/&gt;# Never ------------------------------------------------ hiç, hiçbir zaman, asla.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;@ Yardýmcý fiil bulunmayan olumlu cümlelerde bu zarflar asýl fiilden önce, özne ile yüklemin arasýnda yer alýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;# She always sings in English.&lt;br/&gt;# They seldom goto the theatre.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;@ Bu zarflar am, is, are&quot;dan sonra gelir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;# I sometimes go to work late.&lt;br/&gt;# I am sometimes late for work.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;@ Kýsa cevaplarda Frequency Adverb&quot;ler  özne ve fiil arasýnda kullanýlýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;# Is he ever home?&lt;br/&gt; - Yes, he often is.        &lt;br/&gt;# Do they usually come late?&lt;br/&gt; - No, they seldom do.                   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;@ Bu kelimeler genellikle özneden sonra kullanýlýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;# I usually go to Mengen.                                                 (Devamý arkada....)&lt;br/&gt;# She sometimes sleep early.&lt;br/&gt;# We rarely buy a magazine.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;@ &quot;HOW OFTEN&quot; soru kelimesi &quot;NE KADAR SIKLIKLA&quot; anlamýndadýr ve iþlerin ne kadar sýklýkla yapýldýðýný belirtmekte kullanýlýr. Bu soru tipine de aþaðýdaki kalýplarla cevap verebiliriz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;# ONCE&lt;br/&gt;# DAY                                                       WEEK&lt;br/&gt;# TWÝCE                                 A               MONTH&lt;br/&gt;# THREE TÝMES                                      YEAR&lt;br/&gt;# FOUR TÝMES&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;# They play bridge once a week.(Onlar haftada bir kez  briç oynar.)&lt;br/&gt;# Susan goes shopping twice a week.(Susan haftada iki kez alýþ_veriþe gider.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; # EVERY   /  DAY&lt;br/&gt;                        HOUR &lt;br/&gt;                        WEEK&lt;br/&gt;                        MOUNTH&lt;br/&gt;                        SUMMER</description></item><item><title>ÇEÞÝTLÝ YÖNLERÝYLE DÝL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cesitli-yonleriyle-dil-447980.html</link><description>ÇEÞÝTLÝ YÖNLERÝYLE DÝL&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu bölüm,dilin tanýmý ile birlikte bir dilin ulus yaþamýndaki yerine ve dil kültür iliþkisi içinde Türkçe&quot;nin tarihi geliþimine kýsaca bir bakýþý kapsamaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Filozof Konfüçyus&quot;a sormuþlar;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Sizi devletin en üst makamýna getirseler,ne yaparsýnýz?&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Konfüçyus;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;&quot;Ülkedeki bütün dil bilginlerini toplar,dili gözden geçirmelerini isterdim&quot;&quot;, demiþ.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu cevaba þaþýran insanlar;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;&quot;Saðlýk,ekonomi,eðitim gibi sorunlar dururken neden dil?&quot;&quot; diye sormuþlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Konfüçyus;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Bir ulus dilini doðru bilmiyor ve kullanmýyor, kullanamýyorsa hiçbir kurum görevini yerine getiremez!...&lt;br/&gt;Hasta derdini,öðretmen dersini anlatamaz, sanýk koltuðunda oturan insan savunmasýný yapamaz. Ýnsanlar birbirlerini anlamayýnca da kargaþa doðar. Bunu önlemek için dili iyi öðretmeliyiz. Çünkü dil insanlar arasýnda anlaþmayý saðlar.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Konfüçyus&quot;un bu sözlerini düþünüp deðerlendirmek lazým!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A- DÝL NEDÝR ? DÝLÝN ÖZELLÝKLERÝ NELERDÝR ?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Konfüçyus, dilin anlaþmayý saðlayan bir araç olduðunu belirtmekte fakat biz anlaþmayý saðlayan araçlarýn hepsine birden DÝL diyemeyiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mutluluk içten bir gülüþle anlatýlabilir. Kýzgýnlýk, çatýk kaþlarla ifade edilebilir fakat DÝL, konuþmanýn ötesinde yazý ile anlaþmayý saðladýðý kadar geçmiþi geleceðe de taþýyabildiði için samimi bir gülüþle çatýk bir kaþtan ayrýlmaktadýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kendi aramýzda þifrelerle anlaþmayý saðlayabiliriz. Bu tür bir anlaþma da dil deðildir. Çünkü dilin kendine özgü kurallarý vardýr. Dil nasýl doðmuþ, nerede doðmuþtur ? Kurallarý ne zaman kimler tarafýndan belirlenmiþtir ? Bu tür sorularýn cevaplarý da hala kesin olarak bilinmiyor. Ancak kesin olarak bilinen bir gerçek þu ki, dil insanla birlikte var olmuþtur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýlk çaðlarda taþlarý yontarak silah yapan insan, günümüzde uzaya uydular göndermektedir. Çaðlar boyunca insanýn gösterdiði geliþimi dil de kendi kurallarýný geliþtirerek göstermiþtir. Bu kurallara baðlanarak geliþimini sürdüren ve sürdürmekte olan DÝL insan gibi YAÞAYAN CANLI BÝR VARLIKTIR.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dil öncelikle toplumlarý birleþtirerek ulus (millet) basamaðýna çýkartan ve bir ulusun kültürünü gelecek nesillere taþýyan bir köprüdür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kýsaca DÝL ; yazý ve konuþma ile insanlarýn anlaþmasýný saðlayan,ses iþaretlerinden oluþan bir SÝSTEM dir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÝLÝN ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dil, ses iþaretleriyle insanlar arasýnda karþýlýklý anlaþmayý saðlar.&lt;br/&gt;Dil, toplumlara ulus (millet) olma bilincini vererek, o ulusun kültürünü gelecek nesillere taþýr.&lt;br/&gt;Dilin, kendine ait kurallarý vardýr; dil bu kurallar çerçevesinde geliþen canlý bir varlýktýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B- DÝL-KÜLTÜR ÝLÝÞKÝSÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sabah erken kalktým sütü piþirdim&lt;br/&gt;Sütün kaymaðýný yere taþýrdým&lt;br/&gt;Burçak tarlasýnda aklým þaþýrdým&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ah ne yaman zormuþ burçak yolmasý&lt;br/&gt;Burçak tarlasýnda gelin olmasý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(Burçak Tarlasý-anonim türkü) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ana baþta taç imiþ&lt;br/&gt;Her derde ilaç imiþ&lt;br/&gt;Bir evlat pir olsa da&lt;br/&gt;Anaya muhtaç imiþ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(Mani-anonim)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Belimizde kýlýcýmýz kirmani&lt;br/&gt;Taþý deler mýzraðýmýn temreni&lt;br/&gt;Hakkýmýzda devlet etmiþ fermaný&lt;br/&gt;Ferman padiþahýn daðlar bizimdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dadaloðlu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yukarýdaki dizeleri Türkleri hiç tanýmayan, fakat Türkçe bilen bir yabancýya okutsak; Türklerin tarýmla uðraþtýðýný, kadýnlarýn tarlada çalýþtýðýný, annenin Türk kültürü içinde çok önemli bir yerinin olduðunu belirterek, bir dönem padiþahlýkla yönetildiðini söyleyebilir bize. Okuduðu þiirlerden bu sonuca ulaþmasý hiç de zor olmasa gerek.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Görülüyor ki, bir ulusun (millet) yaþam biçimini,dünya görüþünü, yaþadýðý toplumsal çalkantýlarýný, özlemlerini gelenek ve göreneklerini DÝL aracalýðýyla meydana getirilen eserlerden öðrenebiliriz .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu da demektir ki ; DÝL,TOPLUMUN AYNASIDIR.TOPLUMLAR KÜLTÜRLERÝNÝ ANCAK DÝL ÝLE GELECEK NESÝLLERE AKTARABÝLÝRLER. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;C- DÝLÝN BÝR ULUSUN (milletin) HAYATINDAKÝ YERÝ ve ÖNEMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yabancý bir ülkede olduðumuzu düþünelim ve çevremizde de hiç anlamadýðýmýz bir dille konuþan yýðýnla insan olduðunu. Kesinlikle yalnýz, yapayalnýz olduðunu düþünür herhalde insan. Hem de öyle bir yalnýzlýk ki ! Etrafýnýzda yüzlerce insan var fakat siz hiçbirisi ile konuþamýyor ve birisine olsun derdinizi anlatamýyorsunuz. Konuþ</description></item><item><title>GÖKTÜRK ALFABESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gokturk-alfabesi-457047.html</link><description>GÖKTÜRK ALFABESÝ</description></item><item><title>AHMED ER- RÝFAÝ MENKIBELERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahmed-er-rifai-menkibeleri-395008.html</link><description>AHMED ER- RÝFAÝ MENKIBELERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Seyyid Ahmed er-Rifai&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Seyyid  Ahmed  er-Rifai hicri 512&quot;de (1118) Irak&quot;ta, Baðdat ile Basra arasýnda kalan Bataih bölgesindeki Ümmü Abide  köyünde doðdu. Atalarýn Rifa&quot;a el- Hasan el-  Mekki&quot;den (Ö.331/943) dolayý Rifai nisbesini, aldý. Devrin alimlerinden Ýslami ilimleri tahsil etti, dayýsýndan da tasavvufi eðitim gördü ve hilafet aldý. Ýnsanlara Ýslam ahlakýný ve  irfanýný öðretti.22 Cemaziyelevvel 578&quot;de (23 Eylül 1182) vefat etti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAZAR VE ESER HAKKINDA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Farsça&quot;dan  tercümesi yapýlan bu eserin müellifi Hacý Hüsam diye  bilinen Ýbrahim b. Muhammed b. Ýbrahim el-Kazeruýni es-Sýddýki el- Firuzabadi&quot;dir. Hayatý hakkýnda yeterli bilgi bulunmamaktadýr.Meþhur el-Kamusü&quot;l- muhit&quot;in müellifi olan ve hicri 9. asrýn baþlarýnda vefat eden Muhammed b. Ya&quot;kub b. Muhammed Firuzabadi&quot;nin  (Ö. 817/1415)&lt;br/&gt;Bibliyografik kaynaklarda  Ýbrahim Kazerýuni&quot;nin Þifaü&quot;l-eskam haricinde el- Mizab fi nesebi Seyyidi&quot;l Aktab ve el- Burhanü&quot;l- müeyyed fi menakýbý&quot;l- Ýman er Rifai isimlerinde iki eserinin adý daha kaydedilmektedir. Ýbrahim Kazerüni&quot;nin elimizdeki bilinen  tek eseri Þifaül- eskam&quot;dýr. Bu nüsha 22 Cemadiye&quot;l- evvel 829 (1 Nisan 1426) tarihinde Muhammed b.  Yusuf b. Muhammed el- Kadiri el- Abbasi isimin d ebir müstensih tarafýndan Ehl-i Beyt&quot;ten  Ýmam Ahmed b. Musa er-Rýza&quot;nýn türbesinde tamamlanmýþtýr. Her sayfada 14 satýr bulunmaktadýr.&lt;br/&gt;Kazeruni&quot;nin ifadesine göre Þifaül&quot;-eskam, Ahmed er- Rifai&quot;nin menkýbelerini ihtiva eden Arapça bir eserin (Siret) Farsça tercümesidir.&lt;br/&gt;Katbüdün Katbüddin Ali&quot;nin müridi olduðu söylenebilir.Kazeruni bu esere Vasýti&quot;nin Tüyaku&quot;l- muhibbin ve  Abdullah Yafi&quot;nin Hulasatü&quot;l- mefahir gibi eserlerinde ve belki kendi duyduðu sözlü rivayetlerden de ilaveler yaparak Farsça yeni  bir eser vücuda getirmiþtir.&lt;br/&gt;Eserin büyük bir bölümü Ahmed er- Rifa&quot;i&quot;nin hayatý, sözleri ve menkýbelerini  ihtiva etmektedir. Son kýsýmda ise Ahmed er- Rifai&quot;den sonra ilk bir asýr (h.7 yüzyýl) içinde tarikatý yayan bazý Rifai þeyhleri an</description></item><item><title>CÜMLENÝN ÖÐELERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cumlenin-ogeleri-364099.html</link><description>CÜMLENÝN ÖÐELERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sözcüklerin cümle içerisindeki görev adlarýna &quot;cümlenin öðeleri&quot; denir. Cümle öðelerini, temel öðeler ve yardýmcý öðeler olmak üzere iki grupta inceleyebiliriz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    A) Temel       Öðeler:  &lt;br/&gt;            1- Yüklem   2- Özne&lt;br/&gt;    B) Yardýmcý Öðeler:  &lt;br/&gt;            1- Nesne      2- Dolaylý  Tümleç   3- Zarf Tümleci&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A) TEMEL ÖÐELER:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Yüklem: Cümlede iþi, oluþu, hareketi kiþi ve zamana baðlý olarak anlatan yani yargý bildiren unsura &quot;yüklem&quot; denir. &lt;br/&gt;Cümlede yüklemi bulmak için herhangi bir soru sorulmaz. Yüklem tek baþýna cümle olabilir.   Diðer öðeler yüklemi tamamlar. Yüklem kurallý cümlelerde sonda bulunur. &lt;br/&gt;Yüklem tek sözcükten oluþabileceði gibi deðiþik söz gruplarýndan da oluþabilir.&lt;br/&gt;Örnekler:&lt;br/&gt;Babam erkenden dükkana gitti.&lt;br/&gt; Kaçtýlar.&lt;br/&gt; Burada en çok yetiþen ürün elmadýr.&lt;br/&gt; Tek isteði onu görmekti.&lt;br/&gt; O gençliðinde rüzgar gibiydi.&lt;br/&gt; Dün onu arayan bendim.&lt;br/&gt; Bu kitap Mustafa&quot;nýn hatýrasýdýr.&lt;br/&gt; Ýsmail baþarýlý bir öðrenciydi.&lt;br/&gt; Bu hareketiyle gözden düþtü.&lt;br/&gt; Geç fark ettim taþýn sert olduðunu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- Özne:&lt;br/&gt;Cümlede yüklemin bildirdiði iþi, hareketi yapan ve yargýya konu olan unsurdur. Özneyi bulmak için yükleme &quot;Ne?, Kim?&quot; sorularýný sorarýz.&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;Örnekler: &lt;br/&gt;Adam umursamadan gülüyordu.  (Gülen   kim?)&lt;br/&gt;Bizim evimiz köyün dýþýndaydý. (Köyün dýþýnda olan ne?)&lt;br/&gt;Dün akþam babamýn arkadaþý geldi bize.&lt;br/&gt;Çalýþmak baþarmaktýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uyarý:Özneler cümlede yer alýp almamasýna veya fiilin çatý özelliðine göre deðiþik isimler alýr. &lt;br/&gt;a) Gerçek Özne: Fiilin bildirdiði iþi yapan öznedir.&lt;br/&gt;Örnek: Ahmet derslerine çok çalýþýr.&lt;br/&gt;b) Gizli Özne: Cümlede yer almayan öznedir.  Gizli özne yüklemden anlaþýlýr.&lt;br/&gt;Örnek: Bu imtihana çok çalýþtým.&lt;br/&gt;   c) Sözde Özne: Ýþi yapmayan, yapýlan iþten  etkilenen öznedir.&lt;br/&gt;Örnek: Cam kýrýldý. Ezan okundu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B)YARDIMCI ÖÐELER:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Nesne:&lt;br/&gt;Cümlede öznenin yaptýðý iþten etkilenen varlýða &quot;nesne&quot; denir. Nesneyi bulmak için yükleme &quot;Neyi? Kimi?&quot; ve özneyi bulduktan sonra &quot;Ne&quot; sorularý sorulur. &lt;br/&gt;Uyarý: &quot;Ne&quot; sorusu özneyi bulmak için de sorulduðu için bir cümlenin önce yüklemi, sonra öznesi, daha sonra nesnesi bulunmalýdýr. (Y.Ö.N.)&lt;br/&gt;Nesneler hal eki alýp almamalarýna göre ikiye ayrýlýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A) Belirtili Nesne:&lt;br/&gt;Nesne görevinde bulunan söz ismin -i hal ekini almýþsa bu tür nesneye belirtili nesne denir. Yükleme sorulan &quot;Neyi? Kimi?&quot; sorularýna cevap verir. Nesne tek kelimeden oluþabileceði gibi bir   kelime grubundan da oluþabilir.&lt;br/&gt;Örnekler: &lt;br/&gt;Türkçe dersini çok seviyordu. (Neyi seviyordu?)&lt;br/&gt;Eski günleri çok özledik.&lt;br/&gt;Onun gibisini görmedim hayatýmda.&lt;br/&gt;Bugünkü gazeteleri okudun mu?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B) Belirtisiz Nesne:&lt;br/&gt;Nesne görevinde bulunan kelime yalýn halde bulunuyorsa bu durumdaki nesneye belirtisiz nesne denir. Yükleme özneyi bulduktan sonra sorduðumuz &quot;Ne?&quot; sorusuna cevap olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Örnekler:&lt;br/&gt; Önce bir bardak su içti. (Ne içti?)&lt;br/&gt;Pazardan üç kilo elma almýþ.    (Ne almýþ?)&lt;br/&gt;Sabahtan beri kitap okuyor.     (Ne okuyor?)&lt;br/&gt;Ünlü yazar, bu konuda birkaç makale yazdý.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- Dolaylý Tümleç:&lt;br/&gt;Cümlede yüklemin anlamýný yer bakýmýndan tamamlayan sözlere denir. Dolaylý tümleç, yüklemi yönelme, bulunma, çýkma, yönünden tamamlar. Dolaylý tümleç olan kelimeler mutlaka ismin &quot;-e, -de, -den&quot; hallerinden birinde bulunur. Dolaylý tümleci bulmak için yükleme &quot;Kime?, Kimde?, Kimden?, Neye?, Neyde?, Neyden?, Nereye?, Nerede?, Nereden?&quot; sorularý sorulur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Örnekler: &lt;br/&gt;Çocuklar sokakta oynuyorlar.&lt;br/&gt;Eve geç gittim.&lt;br/&gt;Çarþýdan henüz dönmediler.&lt;br/&gt;Bayburt&quot;tan ayrýlacaklarmýþ.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3- Zarf Tümleci:&lt;br/&gt;Yüklemi zaman, miktar, durum, yer-yön bakýmýndan tamamlayan kelimelere denir. Zarf tümleci yüklemin yönünü, yüklemde bildirilen iþin ne zaman ve nasýl yapýldýðýný, miktarýný bildirir. Zarf tümlecini bulmak için yükleme deðiþik sorular sorulur.&lt;br/&gt;Bunlar: &quot;Ne zaman?, Niçin?, Neden?, Ne kadar?, Nasýl?&quot; gibi sorulardýr.&lt;br/&gt;Örnek: Halamlar dün bize geldiler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Örnekler:&lt;br/&gt;Dün maçý kazandýk. (Ne zaman?)&lt;br/&gt;Yaþlý kadýn durmadan konuþuyordu. (Nasýl?)&lt;br/&gt;&quot;Aðýr aðýr çýkacaksýn bu merdivenlerden.&quot;&lt;br/&gt;Çocuk sessizce içeri girdi.&lt;br/&gt;Mehmet hastalandýðýndan okula gitmemiþ.&lt;br/&gt;Ýþçiler çok yorulmuþtu.&lt;br/&gt;Öðrenciler dýþarý çýktýlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uyarý</description></item><item><title>AHMET ARÝF&quot;ÝN HASRETÝNDEN PRANGALARI ESKÝTTÝM ADLI KÝTABINDAKÝ KELÝME GRUPLARININ ÝNCELENMESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahmet-arif-in-hasretinden-prangalari-eskittim-adli-kitabindaki-kelime-gruplarinin-incelenmesi-363623.html</link><description>ÖNSÖZi&lt;br/&gt;KISALTMALARii&lt;br/&gt;A) ÞÝÝRLERÝN NUMARALANDIRILMASI1&lt;br/&gt;B) KELÝME GRUPLARI2&lt;br/&gt;1. ÝSÝM TAMLAMASI2&lt;br/&gt;a) BELÝRLÝ ÝSÝM TAMLAMASI2&lt;br/&gt;b) BELÝRSÝZ ÝSÝM TAMLAMASI4&lt;br/&gt;2. SIFAT TAMLAMASI6&lt;br/&gt;3. SIFAT FÝÝL GRUBU10&lt;br/&gt;4. ÝSÝM FÝÝL GRUBU10&lt;br/&gt;5. ZARF FÝÝL GRUBU11&lt;br/&gt;6. TEKRAR GRUBU11&lt;br/&gt;7.EDAT GRUBU12&lt;br/&gt;8. BAÐLAMA GRUBU12&lt;br/&gt;9.ÜNVAN GRUBU13&lt;br/&gt;10. BÝRLEÞÝK ÝSÝM14&lt;br/&gt;11. ÜNLEM GRUBU14&lt;br/&gt;12. SAYI GRUBU14&lt;br/&gt;13. BÝRLEÞÝK FÝÝL14&lt;br/&gt;14. KISALTMA GRUPLAR15&lt;br/&gt;a) Ýsnat Grubu15&lt;br/&gt;b) Bulunma Grubu15&lt;br/&gt;c) Yaklaþma Grubu15&lt;br/&gt;d) Yükleme Grubu15&lt;br/&gt;e) Uzaklaþma Grubu15&lt;br/&gt;f) Vasýta Grubu16&lt;br/&gt;C) SONUÇ VE DEÐERLENDÝRME17&lt;br/&gt;KAYNAKÇA18&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;ÖNSÖZ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;KISALTMALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;A) ÞÝÝRLERÝN NUMARALANDIRILMASI&lt;br/&gt;1SEVDAN BENÝ&lt;br/&gt;2ÝÇERDE&lt;br/&gt;3KARANFÝL SOKAÐI&lt;br/&gt;4YALNIZ DEÐÝLÝZ&lt;br/&gt;5MERHABA&lt;br/&gt;6HANÝ KURÞUN SIKSAN GEÇMEZ GECEDEN&lt;br/&gt;7AKÞAM ERKEN ÝNER MAHPUSHANEYE&lt;br/&gt;8SUSKUN&lt;br/&gt;9AY KARANLIK&lt;br/&gt;10VAY KURBAN&lt;br/&gt;11UNUTAMADIÐIM&lt;br/&gt;12KARA&lt;br/&gt;13BU ZÝNDAN, BU KIRGIN, BU CAN PAZARI&lt;br/&gt;14UY HAVARI&lt;br/&gt;15ANADOLU&lt;br/&gt;16LEYLÝM-LEYLÝM&lt;br/&gt;17HASTERÝNDEN PRANGALAR ESKÝTTÝM&lt;br/&gt;18DÝYARBEKÝR KALESÝNDEN NOTLAR VE ADÝLOÞ BEBENÝN NÝNNÝSÝ&lt;br/&gt;19OTUZÜÇ KURÞUN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;B) KELÝME GRUPLARI&lt;br/&gt;1. ÝSÝM TAMLAMASI&lt;br/&gt;a) BELÝRLÝ ÝSÝM TAMLAMASI&lt;br/&gt;Birinci unsuru ilgi eki taþýyan isim tamlamasýna &quot;belirli isim tamlamasý&quot; denir.&lt;br/&gt;evin / kapýsý&lt;br/&gt;Kitaptaki Belirli Ýsim Tamlamalarý&lt;br/&gt;1.memleketimin daðlarý3/9&lt;br/&gt;2.Garcia Lorca&quot;nýn mezarý3/23&lt;br/&gt;3.Pierre Curie&quot;nin göz bebekleri3/24&lt;br/&gt;4.Irgadýn yüreði4/35&lt;br/&gt;5.dostun susan dudaðý4/58&lt;br/&gt;6.cihanlarýn aziz meyvasý5/17&lt;br/&gt;7.koruyanlarýn çelik kadavrasý6/12&lt;br/&gt;8.bakýþlarýndaki öldüren buðu6/33&lt;br/&gt;9.Kürdün Gelini7/18&lt;br/&gt;10.çakmaktaþýnýn yüreði8/25&lt;br/&gt;11.gök kuþaklarýnýn serinliði8/26&lt;br/&gt;12.daðýn doruðu8/48&lt;br/&gt;13.atmacamýn yalýn gölgesi8/49,50&lt;br/&gt;14.cihanýn ilk umudu8/57&lt;br/&gt;15.Spartakus&quot;un ilk gerillasý8/58&lt;br/&gt;16.kaburgamýn altýn parçasý8/64&lt;br/&gt;17.çarþýlarýn en küçük meyhanesi8/69&lt;br/&gt;18.derimizin altý8/71&lt;br/&gt;19.Ahmet&quot;in iþi8/72&lt;br/&gt;20.dost elinin hançersizliði8/73&lt;br/&gt;21.senden gayrýsý9/6&lt;br/&gt;22.daðlarýna atdý1,2,3,42&lt;br/&gt;23.memesinin altý10/8&lt;br/&gt;24.bulutun rahmeti10/26&lt;br/&gt;25.kurdun, karýncanýn rýzký10/29&lt;br/&gt;26.cennet vatanýn uðru10/47&lt;br/&gt;27.ipin, kurþunun raðmý10/57&lt;br/&gt;28.yetimin hakký10/61&lt;br/&gt;29.beynimizin ýþýðý10/75&lt;br/&gt;30.ömrünün en güzel aþk hasadý10/78&lt;br/&gt;31.elimizin hüneri10/79&lt;br/&gt;32.anýmýzýn gizlisi11/32&lt;br/&gt;33.kalemin yazýsý12/15&lt;br/&gt;34.Kaf Daðý&quot;nýn ardý13/15&lt;br/&gt;35.Kabil&quot;in murdar baltasý13/33&lt;br/&gt;36.puþt ölümün borazancýlarý13/38&lt;br/&gt;37.topraðýmýn altýn sabrý13/40&lt;br/&gt;38.meltemin tadý13/42&lt;br/&gt;39.yaðmurun bir damlasý13/48&lt;br/&gt;40.senin uykularýn13/56&lt;br/&gt;41.serabýn sonu13/59&lt;br/&gt;42.kýzýmýn çatal göðsü14/6&lt;br/&gt;43.kara topraðýn ak südü14/32&lt;br/&gt;44.alným(ýn) þaký14/42&lt;br/&gt;45.ömrümün sebebi14/51&lt;br/&gt;46.yarýnýn çocuklarý14/51&lt;br/&gt;47.Ferhad&quot;ýn gürzü15/14&lt;br/&gt;48.þairlerin, bilginlerin dünyalarý15/14&lt;br/&gt;49.celladýn yüzü15/49&lt;br/&gt;50.hasretimin koncasý15/61&lt;br/&gt;51.dünyamýzýn yarýsý&lt;br/&gt;ÖNSÖZi&lt;br/&gt;KISALTMALARii&lt;br/&gt;A) ÞÝÝRLERÝN NUMARALANDIRILMASI1&lt;br/&gt;B) KELÝME GRUPLARI2&lt;br/&gt;1. ÝSÝM TAMLAMASI2&lt;br/&gt;a) BELÝRLÝ ÝSÝM TAMLAMASI2&lt;br/&gt;b) BELÝRSÝZ ÝSÝM TAMLAMASI4&lt;br/&gt;2. SIFAT TAMLAMASI6&lt;br/&gt;3. SIFAT FÝÝL GRUBU10&lt;br/&gt;4. ÝSÝM FÝÝL GRUBU10&lt;br/&gt;5. ZARF FÝÝL GRUBU11&lt;br/&gt;6. TEKRAR GRUBU11&lt;br/&gt;7.EDAT GRUBU12&lt;br/&gt;8. BAÐLAMA GRUBU12&lt;br/&gt;9.ÜNVAN GRUBU13&lt;br/&gt;10. BÝRLEÞÝK ÝSÝM14&lt;br/&gt;11. ÜNLEM GRUBU14&lt;br/&gt;12. SAYI GRUBU14&lt;br/&gt;13. BÝRLEÞÝK FÝÝL14&lt;br/&gt;14. KISALTMA GRUPLAR15&lt;br/&gt;a) Ýsnat Grubu15&lt;br/&gt;b) Bulunma Grubu15&lt;br/&gt;c) Yaklaþma Grubu15&lt;br/&gt;d) Yükleme Grubu15&lt;br/&gt;e) Uzaklaþma Grubu15&lt;br/&gt;f) Vasýta Grubu16&lt;br/&gt;C) SONUÇ VE DEÐERLENDÝRME17&lt;br/&gt;KAYNAKÇA18</description></item><item><title>DÝL, DÝLBÝLÝM VE FÝLOLOJÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil,-dilbilim-ve-filoloji-354331.html</link><description>DÝL, DÝLBÝLÝM VE FÝLOLOJÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Konularýmýzý yukarýda belirttiðimi gibi üç ana baþlýk altýnda deðerlendirelim.  Önce Dil&quot;in tanýmýný yaparak, dillerin  nasýl doðduðunu, dünyada hangi dillerin kullanýldýðýný belirttikten sonra dilbilimin doðuþu, tanýmý ve filoloji ile iliþkisini açýklamaya çalýþalým. &lt;br/&gt;DÝL&lt;br/&gt;Ýnsanlarýn günlük hayatlarýný sürdürebilmeleri için yemeye, içmeye ihtiyaçlarý olduklarý kadar duygularýný, düþüncelerini, sevinç ve kederlerinin baþkalarýna anlatabilmeleri için de dil denilen bir anlaþma sistemine ihtiyaçlarý olduðu açýk bir gerçektir. Ýnsanoðlunu bütün canlýlardan ayýran en büyük özelliklerinden birisi de konuþmasýdýr. Mutlu olur, mutluluðu paylaþýr, derdine çareler arar. Bunlarý anlatabilmek için yaptýðý mimikler, jestler yetersiz kalýr ve dil denilen anlaþma sistemine baþvurur. Ýnsanoðlu yaratýldýðý ilk günden beri birbirleri ile anlaþma ihtiyacý duymuþtur. Bu birlikte yaþamanýn bir gereksinimidir. Bu yüzden dilin tarihi insanlýk tarihi kadar eskidir. Ýngilizler &quot;Language&quot; kelimesiyle karþýladýklarý bu genel anlamdaki dile bizde F. Kadri Timurtaþ &quot;Lisan&quot; kelimesini önerir.  &lt;br/&gt;Dilin tanýmýný en kapsamlý ve isabetli yapmaya çalýþan Prof. Dr. Muharrem ERGÝN þöyle der: &quot;Dil insanlar arasýnda anlaþmayý saðlayan tabii bir vasýta, kendine mahsus kurallar olan ve ancak bu kurallar çerçevesinde geliþen canlý bir varlýk, temeli bilinmeyen zamanlarda atýlmýþ bir gizli antlaþmalara sistemi, seslerden örülmüþ iþtimai müessesidir.&quot; &lt;br/&gt;Hemen belirtelim ki bir dildeki kelimelerin anlamý o toplumun insanlarý bilir. Ancak dil kelimeden ibaret deðildir. Bir dilin karakterini ortaya koyan gramer yapýsýdýr. &lt;br/&gt;Özetleyelim: Dil, insan zihnini mahsulü semboller sistemi ve insanlar arasýndaki bir iletiþim sistemidir. Dil, bir toplumu meydana getiren insanlar arasýndaki anlaþmayý saðlayan gizli bir anlaþma sistemidir. Dil, iþlevi ve yapýsý canlý bir varlýktýr. Dil, geçmiþten bu güne, bu günden yarýna bir kültür taþýyýcýsýdýr. Dil kendine has kurallarýyla milli bir sistemdir. Bkz 1&lt;br/&gt;Dil, hem baþlýca düþünüþ, düþün üretme aracý hem de oluþturan düþün ürünlerini taþýyan, gerekli yerlere ulaþtýran ve gerektiðinde biriktirilmesine, depolanmasýna yarayan baþlýca taþýyýcýdýr.  &lt;br/&gt;Bir millet hakkýnda yapýlacak en saðlam deðerlendirme dil deðerinin incelenmesinden geçer. Çünkü bir dildeki deðerlendirmeler o Milletin gerçek yüzünü, kimliðini gösteriri. Dil bir milletin kültürel deðerlerinin baþýnda geldiði için ona büyük deðer vermek gerekir. W. Humboldt&quot;un dediði gibi &quot;Bir Millettin dili ruhudur, ruhu da dildir&quot;. &lt;br/&gt;Geliþen teknik, ilerleyen medeniyet içerisinde her insan bir þeylerle uðraþmakta, o alanda en iyisini yapmak istemektedir. Hepsi de insanlarýn daha mutlu olabilmeleri, yarýnlara daha iyi bakabilmeleri içindir. Bütün bunlarýn gerçekleþtirilebilmesi, geçmiþteki yapýlanlarýn öðrenilmesi, yeni buluþlarýnda baþkalarýna anlatýlabilmesi yine dil sayesinde mümkün olmaktadýr. Bir Milletin tarihinden süzülüp gelen ve o milleti millet yapan maddi, manevi deðerlerin bütünü olan kültürün en önemli unsuru muhakkak ki dildir. Dil birliði bozulmuþ ve geçmiþi ile irtibatý kesilmiþ nesiller, kendilerinin devrinin ve geçmiþlerinin eserleri ile besleyecek kültürlü bir kiþi olmazlarsa; özetler ve ilkelerle yetinmek zorunda kalarak düþüncelerini kurutmuþ olacaklardýr. Bu kötü durumda o nesillerin oluþturduðu Milletin yýkýlmasý demektir. &lt;br/&gt;Bir Milletin fertleri, maddi ve manevi açýdan dýþarýdan aldýklarý kültür gýdasýyla beslenirler, geliþirler. Fransýz fikir adamý ve þairi Paul Valery&quot;in &quot;Aslanýn vücudu yediði hayvanlardan oluþur&quot; dediði gibi. Millet denilen sosyal varlýðýn temelini insanlar teþkil ettiðine göre, kültürel deðerlerin baþýnda gelen dilin insanlara saðlam bir gýda olarak verilmesi gerekir. Þurasý unutulmamalýdýr ki, &quot;Bir memlekette maddi ve manevi kültürü yaratanlar o memleketini kültürlü insanlarýdýr. Kültürlü insan dilini en iyi kullanan insandýr. Edebiyat dýþýndaki eserlerle de beslenir.  &lt;br/&gt;Dilin güçlü etkisi kültür varlýðýnýn her yanýnda</description></item><item><title>ORHANVELÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?orhanveli-365459.html</link><description>ORHAN VELI KANIK &lt;br/&gt;HAYATI &lt;br/&gt;VE&lt;br/&gt;ÞIIRLERI&lt;br/&gt;Orhan Veli Kanýk 13 Nisan 1914de,Ýstanbul&quot;da doðdu.Galatasarayda baþladýðý öðrenimini kýsa bir süre sonra babasýnýn atandýðý Ankarada sürdürdü.Lise sýralarýnda Oktay Rýfat ve Melih Cevdetle tanýþýp arkadaþ oldu.Liseyi bitirince Ýstanbul&quot;a gelerek Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne girdiyse de bir sure sonra öðrenimini yarim býraktý.1936 da Ankaraya dondu ve askere gidene kadar PTT Genel Müdürlüðü&quot;nde memurluk yapti.Yedek subayligini tamamlayinca,iki yýl kadar,gene Ankarada,Milli Egitim Bakanligi Tercume Burosunda çalisti.1947de,bu kurumda &quot;antidemokratik bir hava&quot;esmeye basladigini söyleyerek istifa etti.1 Ocak 1949da yayimlamaya basladigi,on bes gunde bir cikan,iki sayfalik &quot;Yaprak&quot; dergisini 15 Haziran 1950ye kadar yirmi sekiz sayi surdurdu.Dergiyi cikaramayacagini anlayinca Ankaradan ayrilip Istanbula gitti.Gene o yil kasim ayi icinde ,bir haftaligina geldigi Ankarada bir gece,yolda,tamirat icin kazilmis bir cukura düserek yaralandi.Istanbula dondukten bir iki gün sonra bir arkadasinin evindeyken birdenbire fenalasarak kaldirildigi Cerrahpasa Hastanesinde,14 Kasým 1950de,beyin kanamasindan oldu.&lt;br/&gt;GUZEL HAVALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Beni bu guzel havalar mahvetti,&lt;br/&gt;Boyle havada istifa ettim&lt;br/&gt;Evkafdaki memuriyetimden.&lt;br/&gt;Tutune boyle havada alistim,&lt;br/&gt;Boyle havada asik oldum&lt;br/&gt;Eve ekmekle tuz goturmeyi&lt;br/&gt;Boyle havalarda unuttum;&lt;br/&gt;Siir yazma hastaligim&lt;br/&gt;Hep boyle havalarda nuksetti&lt;br/&gt;Beni bu guzel havalar mahvetti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ANLATAMIYORUM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aglasam sesimi duyar misiniz,&lt;br/&gt;Misralarimda;&lt;br/&gt;Dokunabilir misiniz,&lt;br/&gt;Gözyaslarima,ellerinizle?&lt;br/&gt;Bilmezdim sarkilarin bu kadar guzel,&lt;br/&gt;Kelimelerinse kifayetsiz oldugunu&lt;br/&gt;Bu derde dusmeden once.&lt;br/&gt;Bir yer, biliyorum;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her seyi soylemek mumkun;&lt;br/&gt;Epiyce yaklasmisim,duyuyorum;&lt;br/&gt;Anlatamiyorum.&lt;br/&gt;KARMAKARISIK&lt;br/&gt;Bir okla yarali kalbim,&lt;br/&gt;Boyacinin sandiginda;&lt;br/&gt;Guvercinim kagit helvasinda;Sevgilim kayigin burnunda;&lt;br/&gt;Yarisi balik,&lt;br/&gt;Yarisi insan;&lt;br/&gt;Ýn miyim?&lt;br/&gt;Cin miyim?&lt;br/&gt;Ben neyim? ILLUSION&lt;br/&gt;Eski bir sevdadan kurtulmusum;&lt;br/&gt;Artik butun kadinlar guzel;&lt;br/&gt;Gomlegim yeni,&lt;br/&gt;Yikanmisim,&lt;br/&gt;Tiras olmusum;&lt;br/&gt;Sulh olmus.&lt;br/&gt;Bahar gelmis.&lt;br/&gt;Günes acmýs.&lt;br/&gt;Sokaga cikmisim,insanlar rahat;&lt;br/&gt;Ben de rahatim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SOKAKTA GIDERKEN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sokakta giderken,kendi kendime&lt;br/&gt;Gülümsedigimin farkina vardigim zaman&lt;br/&gt;Beni deli zannedeceklerini dusunup&lt;br/&gt;GulumsuyorumQUANTITATIF&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Guzel kadinlari severim&lt;br/&gt;Isci kadinlari da severim;&lt;br/&gt;Güzel isci kadinlari&lt;br/&gt;Daha cok severim&lt;br/&gt;INTIHAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kimse duymadan olmeliyim&lt;br/&gt;Agzimin kenarinda&lt;br/&gt;Bir parca kan bulunmali&lt;br/&gt;Beni tanimayanlar&lt;br/&gt;&quot;Mutlaka birini seviyordu&quot;demeliler&lt;br/&gt;Taniyanlarsa,&quot;Zavalli,demeli,&lt;br/&gt;Çok sefalet cekti..&quot;&lt;br/&gt;Fakat hakiki sebep&lt;br/&gt;Bunlardan hic birisi olmamaliSAKA KUSU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güzel kiz,sen kücüklügümde&lt;br/&gt;Bahcemizdeki erik aðgcinin&lt;br/&gt;En yüksek dalina kurdugum&lt;br/&gt;Oksenn ustunde dolasan&lt;br/&gt;Saka kusu kadar&lt;br/&gt;Sevimli degilsin&lt;br/&gt;MACERA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kucuktum,kucucuktum,&lt;br/&gt;Oltayi attim denize;&lt;br/&gt;Bir ususuverdi baliklar,&lt;br/&gt;Denizi gordum.&lt;br/&gt;Bir ucurtma yaptim,telli duvakli;&lt;br/&gt;Kuyrugu ebemkusagi renginde;&lt;br/&gt;Bir saliverdim gokyuzune;&lt;br/&gt;Gokyuzunu gordum.&lt;br/&gt;Buyudum,issiz kaldim,ac kaldim;&lt;br/&gt;Para kazanmak gerekti;&lt;br/&gt;Girdim insanlarin icine,&lt;br/&gt;Insanlari gordum.&lt;br/&gt;Ne yardan gecerim,ne serden;&lt;br/&gt;Ne denizden,ne gokyuzunden ama...&lt;br/&gt;Birakmiyor son gordugum,&lt;br/&gt;Birakmiyor gecim derdi.&lt;br/&gt;Oymus,diyorum,zavalli sairin&lt;br/&gt;Gorup gorecegi.BIRDENBIRE&lt;br/&gt;Her sey birdenbire oldu.&lt;br/&gt;Birdenbire vurdu gun ýsýgý yere;&lt;br/&gt;Gokyuzu birdenbire oldu;&lt;br/&gt;Mavi birdenbire.&lt;br/&gt;Her sey birdenbire oldu;&lt;br/&gt;Birdenbire tutmeye basladi duman topraktan;&lt;br/&gt;Filiz birdenbire oldu,tomurcuk birdenbire.&lt;br/&gt;Yemis birdenbire oldu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Birdenbire,&lt;br/&gt;Birdenbire;&lt;br/&gt;Her sey birdenbire oldu.&lt;br/&gt;Kiz birdenbire,oglan birdenbire;&lt;br/&gt;Yollar,kirlar,kediler,insanlar...&lt;br/&gt;Ask birdenbire oldu,&lt;br/&gt;Sevinc birdenbire.</description></item><item><title>DÝL NEDÝR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-nedir-383355.html</link><description>DÝL NEDÝR?&lt;br/&gt;      Dil, en basit tanýmý ile bir bildirim aracýdýr. Doðadaki bazý hayvan türlerinin ve Ýnsanlarýn toplu olarak yaþayabilmeleri, öncelikle aralarýndaki karþýlýklý haberleþme veya anlaþmayý saðlayacak bir bildiriþme (communication) aracýna sahip olmalarý ile mümkündür. Bazý hayvan ve böcek türlerinde bu bildiriþim içgüdüye dayanan anlamlý birtakým hareketler ile gerçekleþtirilmektedir. Arýlarda, karýncalarda, yunus balýklarýnda ve bazý kuþlarda tespit edilen haberleþme hareketleri bunun tipik örnekleridir. Nitekim, yiyecek maddesi aramaya çýkan karýncalar, yiyecek bulduklarý zaman bunu geçtikleri yol üzerine býraktýklarý koku maddesi ile yuva arkadaþlarýna haber vermekte, onlar da antenleri vasýtasýyla bundan haberdar olmaktadýrlar. Hayvan sesleri üzerinde araþtýrma yapan bilim adamlarý, yunus balýklarýnýn çok yüksek titreþimli seslerden yararlanarak birbirleri ile haberleþtiklerin; ve belirli sayýda iþaretlerden oluþan bir bildiriþme sistemlerinin bulunduðunu tespit etmiþlerdir.&lt;br/&gt; En basit þekliyle bildirim aracý olarak tanýmlanan dilin farklý tarifleri yapýlmýþtýr. Mesela; Prof. Dr. Muharrem Ergin&quot;e göre dil :&quot;Ýnsanlar arasýnda anlaþmayý saðlayan tabii bir vasýta; kendi kanunlarý içinde yaþayan ve geliþen canlý bir varlýk ;milleti birleþtiren,koruyan ve onun ortak malý olan sosyal bir müessese; seslerden örülmüþ muazzam bir yapý; temeli bilinmeyen zamanlarda atýlmýþ bir gizli antlaþmalar ve sözleþmeler sistemidir.&quot;&lt;br/&gt; &quot;Bir toplumu oluþturan kiþilerin düþünce ve duygularýnýn o toplumda ses ve anlam bakýmýndan ortak öðeler ve kurallardan yararlanarak baþkalarýna aktarýlmasýný saðlayan çok yönlü ve geliþmiþ bir sistem. &quot;(Prof. Dr. Zeynep Korkmaz)&lt;br/&gt; &quot;Ýnsanlarýn meramlarýný anlatmak için kullandýklarý bir sesli iþaretler sistemidir.&quot; (Prof. Dr. Tahsin Banguoðlu)&lt;br/&gt; &quot;Dil,insanlarýn aralarýnda haberleþmelerini,duygu ve düþüncelerini, arzularýný, isteklerini bir takým mesajlarla birbirlerine nakletmelerini temin eden her çeþit iþaretler topluluðuna verilen isimdir.&quot;(Prof. Dr. Ayhan Songar)&lt;br/&gt;  &quot;Ýnsanlarýn duygularýný ve düþündüklerini bildirmek için kelimelerle,yazýyla veya iþaretlerle yaptýklarý anlaþma,lisan.&quot; (Türkçe Sözlük,TDK)&lt;br/&gt;DÜÞÜNCE&lt;br/&gt; Düþünce,  sözlü veya yazýlý olarak  baþkalarýna aktarýlabilen , iletilebilen ürün, mütela fikirdir.&lt;br/&gt; Descartes&quot;e göre  düþünme varlýk nedenidir. Bu yüzden &quot;düþünüyorum öyleyse varým&quot; demiþtir.&lt;br/&gt; Alain&quot;e göre; düþünmek kendini unutmaktýr.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;DÝL - DÜÞÜNCE ÝLÝÞKÝSÝ&lt;br/&gt;      Ýnsanoðlunu öteki yaratýklardan ayýran en büyük özelliði, zekasýnýn ve düþünme yeteneðinin varlýðýdýr. Zeka, duygu ve düþünce sistemi, insanýn iç benliðin; kuran öðelerdir. Hayal eden, düþünen ve duygulanan kimse, bunlarýn sonuçlarým davranýþlar veya söz olarak kendi benliðinin dýþýna aktarýr. Bu aktarmada onun en büyük yardýmcýsý dildir. Þu halde dil, bir yönü ile insan zekasýnýn, insandaki duygu ve düþünce gücünün en iyi dýþa verme, en iyi anlatým aracýdýr. Bu durumu dolayýsýyla, o ayný zamanda kiþinin iç dünyasý ile çevresi</description></item><item><title>BEDEN DÝLÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?beden-dili-457239.html</link><description>TEÞEKKÜR&lt;br/&gt;Bu araþtýrmayý ben yaptým. Ama þunu da unutmamak gerekir hiçbir araþtýrma araþtýrmacýnýn tek baþýna ortaya çýkardýðý bilgiler yýðýný deðildir ve öðrendiklerimizin tümü baþkalarýndan öðrendiklerimizdir. Öncelikle ilk öðretmenlerim olan annem Þefika EVKARALI ve babam Kamil EVKARALI&quot;ya teþekkür etmek istiyorum.&lt;br/&gt;Bu araþtýrmayý ortaya koymam süreci içinde araþtýrmacý ruhumu keþfetmemi saðlayan, araþtýrma yapmayý bana öðreten Deðerli Hocam Yrd.Doç.Dr. Ayhan URAL&quot;a, bilgilerini benimle paylaþmaktan hiç çekinmeyen, bilgilerinin ýþýðýnda yolumu aydýnlatan, sorularýyla araþtýrmama yön veren, en yoðun dönemlerinde bile bana  vakit ayýran Araþ. Gör. Elbeyi PELÝT&quot;e, Araþ. Gör. Emrah ÖZKUL&quot;a ve Araþ. Gör. Selma GÜLTEKÝN&quot;e teþekkür etmek istiyorum. Ayrýca bu araþtýrmamda öðrendiklerimi kendimde gözlemlememe izin veren Ben&quot;e, gözlemlediðim bütün insanlara, emeði geçen herkese teþekkür etmek istiyorum. &lt;br/&gt;Araþtýrmam boyunca, sorularýmý sýkýlmadan cevaplayan, araþtýrma yapmak ve bilimselliðin içerisinde araþtýrmamý ortaya koymak için bilgisini benimle paylaþan, daha iyinin en kalitelisine ulaþtýrmak adýna araþtýrmacý yönümü geliþtirmem adýna duygularýyla deðil mantýðýyla yaklaþan ve beni yetiþtiren, bildiklerimle ben olmayý öðrettiði kadar paylaþmakla anlam kazanmasýný saðlamamý öðreten Deðerli Hocam, Danýþmaným Öðr. Gör. Ýbrahim KILIÇ&quot;a teþekkür etmek istiyorum.&lt;br/&gt;&quot;Ben yokum, Biz&quot;i sizlerden öðrendim. Þimdi sizlerde her bir ben ile biziz.&quot;&lt;br/&gt;Baki EVKARALI&lt;br/&gt;05.05.2002&lt;br/&gt;Akçakoca&lt;br/&gt;Â &lt;br/&gt;Â &lt;br/&gt;Â &lt;br/&gt;Â &lt;br/&gt;I. bölüm&lt;br/&gt;Bu bölümde araþtýrmaya iliþkin problem durumu, alt problemler, önem, sýnýrlýlýklar yer almaktadýr.&lt;br/&gt;1.1. Problem Durumu&lt;br/&gt;1.1.1. Ýletiþim Kavramý Ve Tanýmý&lt;br/&gt;Yakýn zamanlara kadar, dilimize Fransýzca&quot;dan ve Fransýzca söyleniþi ile geçen komünikasyon (communication) sözcüðü ile birlikte ve ayný anlamý karþýlamak için haberleþme kavramý kullanýlýyordu. Günümüzde kullanýmý yaygýnlaþan iletiþim sözcüðü ise haberleþmeyi de içeren daha geniþ kapsamlý bir ileti alýþveriþi anlayýþý yansýtmaktadýr.Fransýzca ve Ýngilizce&quot;de yazýlýþý ayný, söyleniþi ayrý communication kavramý Latince&quot;deki communicatio sözcüðünün karþýtýdýr. Sözcüðün 14. yüzyýl Fransýzca&quot;sýnda, ticaretin(merkantilizmin) geliþtiði dönemde ticaret ve iliþkiler karþýlýðýnda kullanýlmasý, belli bir dönemdeki etkinliklerin sözcüklere yükledikleri anlamlar açýsýndan ilginç bir örnektir. Communication&quot;un kökeninde ve Latince&quot;deki communis kavramý bulunmaktadýr. Birçok kiþiye ya da nesneye ait olan ve ortaklaþa yapýlan anlamlardaki bu kavramlardan hareketle iletiþim sözcüðünün özünde, yalýn bir ileti alýþveriþinden çok toplumsal nitelikli bir etkileþimi, deðiþ tokuþu ve paylaþýmý içerdiðini söyleyebiliriz. &quot; Birisiyle iletiþim kurmak&quot;; &quot;Bir haberin, bir bilginin iletilmesi&quot;; &quot;Çaðýmýz iletiþim çaðýdýr&quot;; &quot;Bir dosyanýn, belgenin iletilmesini istemek&quot;; &quot;Kitle iletiþim araçlarý, dünyayý küçük bir köye dönüþtürdü&quot;; &quot;Ýnsan-makine iletiþimi&quot;; &quot;Sistemler arasý iletiþim&quot;; &quot;Ýletiþim sistemler&quot;; &quot;Hayvanlarda iletiþim özellikleri&quot; iletiþim kavramýnýn kullanýmýnda akla gelebilecek pek çok örnekten yalnýzca birkaçýdýr.Düþünce ve görüþlerin sözlü olarak karþýlýklý alýþveriþidir. Baþka bir tanýma göre; Bizim baþkalarýný baþkalarýnýn da bizi anlamasý süreci olarak tanýmlanmaktadýr. Doðan Cüceloðlu ise; &quot;iletiþim iki birim arasýnda bir biriyle iliþkili mesaj alýþveriþidir&quot; þeklinde açýklamýþtýr. Birim kelimesi insaný, hayvaný ya da makineleri kapsamaktadýr. Ýletiþim sadece insana özgü bir olay deðildir. (http://abone.turk.net/elibal/yazim/iletisim.htm)Ýletiþim kavramý o denli deðiþik alanlarda kullanýlýyor ki, birbirinden çok ayrý anlamlarý yükleniyor. Yazýlý kaynaklarýn taranmasý yöntemiyle yapýlan bir araþtýrmada sözcüðün 4560 kullanýmý derlenmiþ ve daha sonra 15 anlamý belirlenmiþtir.Düþüncenin sözel olarak(konuþma ile) karþýlýklý deðiþ tokuþu;&lt;br/&gt;-Â Â Â Ýki kiþinin birbirini anlamasý, insanýn karþýsýndakine kendisini anlatabilmesi;&lt;br/&gt;-Â Â Â Organizma düzeyinde bile olsa ortak davranýþa olanak veren etkileþim;&lt;br/&gt;-Â Â Â Bireyde benlikle ilgili olarak belirsizliðin azaltýlmasý;&lt;br/&gt;-Â Â Â Duygularýn, düþüncelerin, bilgi ve becerilerin aktarýlma süreci;&lt;br/&gt;-Â Â Â Bir kiþi ya da bir þeyin baþka bir kiþiye/bir þeye içinden aktarýmla, deðiþ-tokuþla dönüþme deðiþme süreci;&lt;br/&gt;-Â Â Â Yaþayan bir evrenin parçalarýnýn ilintilenmesi, baðlantýlarýnýn kurulmasý süreci;&lt;br/&gt;-Â Â Â Bir kiþinin tekelinde olanýn baþkalarýyla paylaþtýrýlmasý, baþkalarýna da aktarýlmasý süreci;&lt;br/&gt;-Â Â Â Askeri dilde iletiþim(komutun) iletiyi gönderilmesi ile ilgili araç, usul ve teknikler;</description></item><item><title>YAPISAL DÝLBÝLÝM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yapisal-dilbilim-377069.html</link><description>YAPISAL DÝLBÝLÝM&lt;br/&gt;Dilbilim incelemelerinin, gerçek anlamdaki geliþmesini F. De Saussure&quot; e borçlu olduðuna; F. De Saussure&quot; ün dil konusundaki düþüncelerinin çaðdaþ dilbilimin kaynaðýný oluþturduðuna; dilbilimcinin amacýnýn , dilin &quot;bilimsel&quot; incelemesini açmak olduðuna; ancak, insanýn aklýna böyle bir inceleme olanaklý mýdýr sorusunun gelebileceðine; A. Martinet&quot; in bu soruya þöyle yanýt verdiðine deðinilmiþtir: &quot;Bir incelemeye, olgularýn gözlemine dayandýðý ve bir takým estetik ve ahlaki deðerler adýna, bu olgular arasýnda bir seçme yapýlmasýný önermekten kaçýndýðý zaman bilimsel denir.&quot;&lt;br/&gt;F.de Saussure&quot;un en büyük özelliklerinden birinin , dil incelenirken &quot; beðeni &quot; gibi öznel düþüncelerle, bazý toplumsal ön yargýlardan kaçýnmak gerektiðini savunmasý olduðu; dili incelerken, dil bilimcinin olaylarý nesnel bir biçimde, hiçbir þeyi dýþlamadan ve taraf tutmadan çözümlediði yöntemler kullanýldýðý üzerinde durulmuþtur.&lt;br/&gt;5.1 Genel Dilbilim Dersleri&lt;br/&gt;Derslerin kuralcý dilbilgisi, filoloji ve karþýlaþtýrmalý dilbilgisinin eleþtirisiyle baþladýðý; dilbilimin konusunun, öteki insan bilimleri arasýndaki yerini, daha önceden iyice belirlemiþ ve sýnýrlandýrmýþ nesnesinin kesin çözümlenmesine olanak saðlayan temel kavramlarý betimlemeyi amaçlayarak kuramsal ve yöntemsel ilkeler bütününü içerdiði belirtilmiþtir.&lt;br/&gt;Ýþlevleri açýsýndan dilin bir iletiþim aracý, anlatým ve düþüncelerin oluþtuðu bir araç olarak ele alýnabileceðine; varlýk nedeninin koþullarý açýsýndan, dili, tarihsel ve kültürel bir olgu olarak alýnabileceðine; iç düzeni açýsýndan, dilin ileti üretmeye, üretilen iletiyi anlamaya yarayan bir göstergeler dizgesi olarak ele alýnabileceðine; F.de Saussure&quot; ün, sadece dilin çoðulculuðunun farkýna varmadýðýna, ayný zamanda bu yeni kavramý bir dizi kavram yardýmýyla açýkladýðýna deðinilmiþtir.&lt;br/&gt;5.2 Sözlü Dile Verilen Öncelik&lt;br/&gt;5.2.1. Dilbilim Betimsel Bir Bilimdir&lt;br/&gt;F.de Saussure&quot;un kuralcý dilbilgisi adýný verdiði geleneksel dilbilgisinin her þeyden önce &quot;doðru&quot; ve &quot;yanlýþ&quot; dilsel biçimleri birbirinden ayýran kurallar ürettiði; salt gözlemi kabul etmeyen ve düþünce ulamlarý mantýðýna dayanan bu dilbilgisinin, betimsellikten yoksun olduðu; kýsacasý, dilin hep kadýn gibi güzel olmasýný isteyen, &quot;bu denir&quot; , &quot;bu denmez&quot; kaygýsýný güden geleneksel dilbilgisinin, dilin kendi iþleyiþi içindeki gözlemlerden yola çýkmak yerine, felsefe ve ruh bilime iliþkin kavramlar aracýlýðýyla nesnesini çözümlemek istediði belirtilmiþtir. Dilbilimin, dilsel gerçeklik adýna ne &quot;güzel dil&quot; e ne de kuralcý görüþ açýsýna ayrýcalýk tanýdýðýna, dilbilimin temel amacýnýn doðal dillerin gerçek iþleyiþini açýklamak ve betimlemek olduðuna; deðer yargýlarýný bir yana býrakan dilbilimin tümüyle betimsel bir bakýþ açýsý benimseyerek, bilimsellik özelliði kazandýðýna; dilbilimin geleneksel dilbilgisinin yaptýðý gibi, kurallar üretmek yerine, dilsel olgularýn gözlemlenmesinden yola çýkarak, dil dizgesinin eþ zamanlý boyutta iþleyiþini incelediðine; hiçbir zaman soyut bir çevre içinde kurallar oluþturmak istemediðine deðinilmiþtir. &lt;br/&gt;Dilbilimin, kurallarý olmasýna karþýn, hiçbir kural benimsetmek yerine, dilin iþleyiþini göstermeye, var olan bütün dilsel düzeyleri ortaya çýkarmaya çalýþtýðý vurgulanmýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;5.2.2. Sözlü Dile Verilen Öncelik&lt;br/&gt;Dilbilimin temel konusunun &quot;sözlü dil&quot; olduðunun belirtilmesi gerektiðine deðinilmiþtir. F.de Saussure&quot; e göre: &quot;dil ve yazý birbirinden ayrý iki göstergeler dizgesidir. Yazýnýn tek varlýk nedeni dili göstermektedir. Dilbilimin konusunu, yazýdaki sözcükle konuþmadaki sözcüðün birleþimi oluþturmaz. Ne var ki yazýlý sözcük, görüntüsü olduðu sesli sözcükte öylesine kaynaþýr ki sonunda baþ köþeye kuruluverir. Böylece, sesli göstergenin görüntüsüne kendisinden daha çok önem verilir. Sanki birini tanýmak için onun yüzüne bakmaktansa resmine bakmak daha geçerli bir yolmuþ gibi! Yapýsal dilbilimin, iki önemli kanýt aracýlýðýyla, sözlü dilin öncelik taþýdýðýný vurgulamýþtýr. Bu kanýtlardan biri, söz yazýdan daha eski ve daha yaygýndýr; ikincisi ise, bilinen yazý dizgelerinin sözlü dil birimleri üzerine kurulmuþ olmasýdýr. Bu kanýt tartýþýlamayacak kadar açýktýr. Yazýlý dil, okulda dil öðretimine baðlý olmasýna, çeþitli nedenlerle ve özellikle de yazýnýn etkisine karþýn bütün saygýnlýðýný korusa bile, sözlü dile verilen öncelik, yazýlý dile ikinci derecede ve simgesel bir iþlev verir.&lt;br/&gt;Dilin anlatým düzleminin birincil tözünün ses olduðu, yazýnýn aslýndan, bir dilin sözcük ve tümcelerini olaðan biçimde, gerçekleþtirdikleri tözden</description></item><item><title>ZAMÝRLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?zamirler-367676.html</link><description>ZAMÝRLER&lt;br/&gt;&quot;Sen ve ben ve deniz&lt;br/&gt;      Bizi anlamayan bir nesle aþina deðiliz&quot;&lt;br/&gt;                                                     (A. Haþim)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Taným:  Ýsimlerin yerine kullanýlan, söz söyleyen ile söylenen kiþilerin yerlerini tutan sözcüklere zamir denir.&lt;br/&gt;ZAMÝR ÇEÞÝTLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sözcük Durumundaki                              Ek Durumundaki               Zamirler                                                  Zamirler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            Kiþi zamirleri                                            Ýlgi zamiri  &lt;br/&gt;         Ýþaret zamirleri                                        Ýyelik zamiri &lt;br/&gt;         Belgisiz zamirler&lt;br/&gt;         Soru zamirleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sözcük durumundaki zamirler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Kiþi Zamirleri: (Ben, sen, o, biz, siz, onlar, kendi) Cümlede kiþi isimlerinin yerine kullanýlan zamirlere kiþi kiþi zamiri denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kiþi zamirleri, durum ve hal eklerini alarak çekimlenirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bizi, bize, bizde, bizden gibi</description></item><item><title>THREE KEY ISSUES IN BILINGUALISM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?three-key-issues-in-bilingualism-447435.html</link><description>THREE KEY ISSUES IN BILINGUALISM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SUMMARY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Although the discussion about the effects of bilingualism on the cognitive, linguistic and  social development of bilinguals continues, the recent reseach and the arguments reveal that bilingualism has positive effects on bilinguals.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Keywords: Bilingualism&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;INTRODUCTION&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The discussion about the effects of bilingualism on linguistic, cognitive and social development of bilinguals continues. Some reseachers claim that bilingualism affects the linguistic and cognitive development of bilinguals negatively, others say just the opposite.  Similarly, some researchers claim that it is imposiible to learn/acquire another language after a certain age. Others criticize this idea and assert that language learning/acquisition is a life-long process and cannot be limited to a certain period of time.  Some other reseachers, especially sociolinguists, discuss the outcomes of bilingualism in speech communities. These three issues are dealt in this paper.     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. THE EFFECTS OF BILINGUALISM ON LANGUAGE SYSTEMS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The claim that simultaneous bilingualism or learning another language before the native language is completely developed can lead to detrimental effects on language development, like semilingualism, both reflects misconception, monolingual view of bilingualism, and neglects the neurolinguistic and neurobiological findings on bilingualism.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Monolingual view of bilingualism considers bilingualism as sum of two languages, in other words, as two separate language competencies or two monolinguals in one person (Grosjean, 1989; Hamers &amp; Blanc, 1990).  Based on this idea, by taking monolinguals as norms, bilingualism and the language skills of bilinguals are assessed and evaluated by the same criteria and tools used in monolingualism rather than the ones specific to distinct nature of bilingualism.  As a result of  the misleading findings due to the use of inappropriate evaluation measures and criteria, it is believed that learning another language causes interference and mental confusion which are detrimental for both languages,  Therefore, bilingualism is generally misconceived and evaluated negatively (Hakuta, 1986; Grosjean, 1989).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;However, it is now commonly accepted that bilingualism is not equal to L1 + L2 and it is more than the sum.  Two languages form a unique system in its own right (Cummins &amp; Swain, 1986; Perecman, 1989; Grosjean, 1989; Hamers &amp; .Blanc, 1990).  Two language systems interact and form a common underlying system activated when bilinguals use one of the two systems.  In other words, bilingualism is considered as a unitary conceptual processing with two interrelated and interdependent lexical processing (Perecman, 1989).  Hamers &amp; Blanc (1990), similar to Cumminss interdependence hypothesis,  state that bilingual  memory is a single system in which information is stored as a complex set of attributes or tags.  Language is seen as one of these tags through which the common storage tapping into two lexical systems.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;This view is also empirically supported: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a. Evidence from association tasks: Kolers (1963) gave English-Spanish, English-German and English-Thai bilinguals different word associations to translation equivalents in their two languages.  Similar association tasks were given by Lambert &amp; Moore (1966) with French-English bilinguals and by Dalrymple-Alford &amp; Aamiry (1970) with Arabic-English bilinguals.  The results were interpreted as an evidence for a common semantic representation (cited in Hamers &amp; Blanc, 1990).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b. Language tagging:  Rose &amp; Carroll (1974) found that when English-Spanish bilinguals were instructed to recall the language of a stimulus in addition to the word itself, they did this without errors.  Moreover, Light, Berger &amp; Bardales (1975) demonstrated that depending on the nature of the task semantic attributes of a word can be stored.  On the other hand, Brown, Sharma &amp; Kirsner found that phonology is likely to act as a powerful tag.  These res</description></item><item><title>DÝL BÝLGÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-bilgisi-392593.html</link><description>DÝL BÝLGÝSÝ&lt;br/&gt;Dil Nedir?1&lt;br/&gt;Ana dil2&lt;br/&gt;Ana dili2&lt;br/&gt;Lehçe2&lt;br/&gt;Þive:2&lt;br/&gt;Aðýz2&lt;br/&gt;Dilin Önemi2&lt;br/&gt;Dilin Özellikleri2&lt;br/&gt;Dilin Millet Hayatýndaki Yeri ve Önemi2&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Dil Nedir?&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bir sesli iþaretler sistemi olan dil, ayný toplulukta yaþayan veya ayný milletten olan insanlarýn anlaþabilmelerini saðlayan en geliþmiþ iletiþim aracýdýr. Dilin kaynaðý çok eskilere dayanýr ve dilin kendinden doðma kurallarý vardýr. Dil, toplumun ortaklaþa meydana getirdiði ve kullandýðý canlý bir varlýk, sosyal bir kurumdur.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ana dil&lt;br/&gt;Bugün ses yapýsý, þekil ve anlam bakýmýndan birbirinden az ya da çok farklýlaþmýþ bulunan dil veya lehçelerin, kök bakýmýndan bilinmeyen bir tarihte birleþtikleri ortak dil: Ana Türkçe, Ana Moðolca, Ana Altayca, Latince vb.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ana dili&lt;br/&gt;Ýnsanýn doðup büyüdüðü aile ve soyca baðlý bulunduðu toplum çevresinden öðrendiði, bilinç altýna inen ve kiþilerle toplum arasýndaki iliþkilerde en güçlü baðý oluþturan dil.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Lehçe&lt;br/&gt;Bir ana dilin tarihi, siyasi, sosyal ve kültürel sebeplerle deðiþik bölgelerde, zamanla ses yapýsý, þekil ve kelime hazinesi bakýmýndan önemli farklýlýklarla birbirinden ayrýlan ve bu ayrýlma zamanlarý yazýlý metinlerle takip edilemeyen kollarýdýr. Türkçenin Çuvaþça ve Yakutça gibi iki uzak lehçesi vardýr. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Þive:&lt;br/&gt;Ana dilden yazýlý metinlerle takip edilebilen zamanlarda ayrýlmýþ olan, ses ve þekil farklýlýklarý gösteren, ama lehçe kadar anlaþýlmaz olmayan kollarýna þive denir. Þiveler, milletin deðiþik boylarý tarafýndan kullanýlýr. Türkçenin Anadolu, Azeri, Özbek, Kazak, Kýrgýz, Türkmen vb. þiveleri vardýr ki bunlara bazý dil bilimciler yakýn lehçeler de derler.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Aðýz&lt;br/&gt;Bir ana dilin herhangi bir lehçesi ve ya þivesi içinde var olan ve sadece ses (telaffuz) farklýlýklarýna dayanan söyleyiþ þekli. Gramer ve kelime farklýlýðý göstermez, yazý dili aynýdýr. Ancak bazý sesler, deðiþik þekilde söylenir. Rumeli aðzý, Karadeniz aðzý vb.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Dilin Önemi&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dil, sadece iletiþim kurmakla kalmaz, ayný zamanda bu iletiþim sonucu doðan kültür</description></item><item><title>ÞÝÝR TAHLÝLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?siir-tahlileri-365857.html</link><description>I.&lt;br/&gt;AKINCI TÜRKÜLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tuna boylarýnda sýra serviler&lt;br/&gt;Tan yeli estikçe sessiz aðlarmýþ; &lt;br/&gt;Gül bahçelerinde baykuþlar öter&amp;#8230;&lt;br/&gt;Þu viranelikler eski baðlarmýþ!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Namazgah bir otluk:Kalmamýþ taþý;&lt;br/&gt;Çeþmelerden akan: Kanlý göz yaþý!...&lt;br/&gt;Orada bir güzel var,çatýlmýþ kaþý;&lt;br/&gt;Ak alnýna kara çatký baðlarmýþ!...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kýrýk minareden duyulmaz ezan&amp;#8230;&lt;br/&gt;Hep ocaklar sönmüþ,devrilmiþ kazan.&lt;br/&gt;Bir inilti duydum,sandým bir ozan;&lt;br/&gt;Sesime ses veren karlý daðlarmýþ!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Söðüt dallarýnda hasta serçeler&lt;br/&gt;Eski akýn destanýný heceler&amp;#8230;&lt;br/&gt;Tuna aðlýyormuþ bazý geceler&lt;br/&gt;Göðsünde kefensiz þehitler varmýþ!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bozulan baðlarýn üzümü acý;&lt;br/&gt;Asi köle kesiþ eski haracý;&lt;br/&gt;Yine yedi kral giymiþler tacý...&lt;br/&gt;Þahin yuvasýný kargalar sarmýþ!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Haydi eski ozan, al sazý ele,&lt;br/&gt;Düþmanlar içine düþsün velvele.&lt;br/&gt;De ki:Hor bakmayýn bu durgun sele;&lt;br/&gt;O, yetmiþ bir kavme akýn çýkarmýþ!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                 FUAD KÖPRÜLÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AKINCI TÜRKÜLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fuad Köprülünün bu þiiri Fecr-i Ati ile Milli Edebiyat akýmý arasýndaki farký çok iyi  belirtir.Ayný þahýs iki ayrý estetiðe göre þiir yazýnca, adeta baþka bir þahsiyetle karþýlaþmýþ gibi oluruz.Aslýnda deðiþen þahýs deðil, þahsýn dýþýnda var olan dil þekil, konu ve duyuþ tarzýdýr.&lt;br/&gt;Akýncý Türküleri hecenin en ahenkli vezni olan 6+5 ile yazýlmýþtýr.Þekil Halk þairlerinin çok sevdikleri koþma tarzýna uygundur.Fakat burada kafiyeler yarým deðil, tamdýr.Bundan baþka Köprülü. Kafiye dýþýnda bazý sesleri tekrarlayarak da þiirini daha ahenkli kýlmaða çalýþýyor.&lt;br/&gt;Þiir, Halk þiirine nazara þekil bakýmýndan çok muntazam olduðu gibi, muhteva bakýmýndan deðiþik ve kuvvetli bir bütünlüðe sahiptir.xýx.&quot;uncu yüzyýl Halk þairleri de bir çok yýkýlýþ ve çöküþ þiiri söylemiþlerdir.Fakat onlarda bu teferruat zenginliði, resme has tasvir gücü yoktur.Fuad köprülü, Tuna boylarýnda yýkýlan bir Türk-Müslüman köyünü ve bundan doðan karakteristik hüzünü vermeye çalýþýyor.Burada göz önüne konulan müþahhas ayrýntýlara, bilhassa onlarý bir araya getiren perspektif ve dokuya Halk þiirlerin de pek rastlanýlmaz.Bu þiir ancak Servet-i fununcular gibi þiiri resme yaklaþtýran estetik bir görüþle yazýlabilirdi.&lt;br/&gt;Köprülünün bu þiiri o devrin Baklan bozgunlarýna uygun havasý ile devre has bir özellik taþýr.Fakat onu deðerli kýlan Milli edebiyat akýmýna uygun, güzel bir þiir oluþudur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;UZLETTE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akþamýn dud-ý laciverdisi&lt;br/&gt;Ýniyor bahçenin aðaçlarýna;&lt;br/&gt;Güllerin buy-i mest ü þehevisi&lt;br/&gt;Kalbi hasretle eyliyor imla...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eiyor bad-ý þuh u eflatun,&lt;br/&gt;Esiyor akþamýn ipek nefesi,&lt;br/&gt;Þimdi kalbim onunladýr meþhun,&lt;br/&gt;Yaþýyor bende hüsn-i muktebesi&amp;#8230;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir hafif þu&quot;le-i mutalsamla&lt;br/&gt;Nim mer&quot;i olan bütün yollar&lt;br/&gt;Onu bulmak için mi böyle uzar?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Onu teþbih için midir zühale &lt;br/&gt;Zülf-i þeb takyý ahter-i elmas&lt;br/&gt;Bana hep eyliyor onu ihsas&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her ne varsa güzel bu uzlette.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                           TAHSÝN NAHÝD</description></item><item><title>TEACHING SPEAKING</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?teaching-speaking-379246.html</link><description>TEACHING SPEAKINGA-IntroductionIn recent years it has become apparent that there have been marked changes in the goals of language education programs.Today ,language  students are considered successful if they can communicate effectively in their second or foreign language ,whereas two decades ago the accuracy of the language procedure would most likely be the major criterion contributing to the judgement of a students  success or lack of success.These developments in language teaching (proficiency movement or functionel ability) have moved us away from the goal of accurate form toward a focus on fluency and communicative effectiveness.Thus, the teaching of speaking of  skill has become incressingly important.B-BackgroundWithin existing approaches to the teaching of languages , one of the first to offer a clean perspective on the teaching of oral skills was audiolingualism. Audiolingualism appreciated the importance of input before output.And with oral skills proceding writen , the four phase cycle of listening &amp;#8211;speaking &amp;#8211;reading &amp;#8211;writing was applied in sequence for each structure.More centrally , audiolingualism was based on behaviorist theories of learning and assumed that the language was little more than overt , observable behaviour.Its proponents believed that repetition was central to learning,since this has been shown to help memorization ,automaticity and the formation of associations between different elements of language and between language and contexts of use.Hence, teaching oral languge was thought to require no more than engineering the repeated oral production of structures in the target language ,concentrating on the development of grammatical and phonological accuracy, combined with fluency.Ýn the 1970s, language teaching become increasingly influenced by cognitive and sociolinguistic theories of language and learning.Specialists realized that audiolingual approaches neglected the relationship between language and meaning and failed to provide a social context within which the formal features of language could be associated with funtional aspects.A communicative approach developed in two ways, a notional-functional approach and a learner-centered approach. Nonetheless, these approaches were based on the identification of speech acts, in contrast with the teaching of reading and writing, none were focused on the study of naturally occuring oral interactive discourse, or on the study of oral skills. More recently, a skills-based  has been used to study oral second language use, within the context of a task-based approach. Finally, studies of oral second language performance within task-based contexts have identified the problems of using more accurate,fluent and comlex language and have started to explore the ways in which learners communicative performance can be influenced through communication practice. C. Elements of SpeakingThe ability to speak requires both a knowledge of some language features and the ability to process information. C. 1. Language FeaturesC. 1. 1. Connected speech: effective speakers of English need to be able not only to produce the individual phonemes of English but also use fluent &quot;Connected Speech&quot; .The sounds of words change when they come into contact with each other. For ex: &quot;Would you come earlier? C. 1. 2. Expressive devices: native speakers of English change the pitch and stress of particular parts of utterances, vary paralinguistic means how they are feeling. The use of these devices contributes to the ability to convey meanings, emotions.C. 1. 3. Lexis and grammar: in order to speak spontaneously we need to use a number of common lexical phrases in the performance of certain language such as agreeing, expressing surprize, shock or approval.C. 1. 4. Negatiation language: effective speaking benefits from the negotiatory language we use to seek clarification and to show the necessary structure. For ex: &quot;I am sorry  I didnt catch that&quot;C. 2. Mental / Social Processing Success in fluent speech also depends upon the rapid processing skills that talking necessitates. C. 2. 1. Language Processing: effective speakers need to able to process language in their own heads and put it into coherent order so that it comes out in forms that are not only comprehensible but also convey the meanings that are intended. C. 2. 2. Interacting with others: effective speaking invol</description></item><item><title>HZ. PEYGAMBER&quot;ÝN ÞAÝRÝ H</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hz.-peygamber-in-sairi-h-397197.html</link><description>Ebü&quot;l-Velid (Ebu Abdirrahman) Hassan b. Sabit b. El-Münzir el-Hazreci el-Ensari. Rivayete göre Hz. Peygamber&quot;den yedi-sekiz yýl önce (562-563), bir baþka riyayete göre 570 ya da 590 yýllarýnda Yesrib&quot;de (Medine) doðduðu kaydedilmektedir. Hazrec kabilesinin Neccaroðullarý koluna mensuptur. Ebü&quot;l-Velid, Ebü&quot;l-Husam (Keskin kýlýç sahibi) ve Ebü&quot;l Mudarrib (iyi savaþçý) diye künyeleri vardýr.&lt;br/&gt;Babasý Sabit, kabile reisi olmakla birlikte iyi bir þairdir. Abdulmuttalib&quot;in annesinin Neccaroðullarý&quot;ndan olmasý hasebiyle Hassan&quot;ýn Rasul-i Ekrem&quot;le soy yakýnlýðý vardýr. Annesi Furey&quot;a Halid b.Kays&quot;ýn kýzý olup, islamý seçenlerdendir. &lt;br/&gt;Akraba olan Evs ve Hazrec kabileleri arasýnda meydana gelen ve hicrete kadar devam eden bütün çarpýþmalarda; özellikle Yevmü&quot;r-Rabi, Yevmü Sümeyha, Yevmü&quot;d-Derek ve sonuncusu kabul edilen Yevmü Buas&quot;da siirleriyle kabilesinin savunuculuðunu yapan Hassan b.Sabit, bu dönemlerde Ukaz panayýrýna gider ve düzenlenen þiir yarýþmalarýna katýlýr, devrinin diðer þairleri gibi þiirleriyle para kazanýrdý.&lt;br/&gt;Bir yýl Yesrib&quot;de kalýr, ertesi yýl Gassaniler&quot;in sarayýna giderdi. Gassani hükümdarlarýndan özellikle el-Haris b.Ebi Þamir, Amr b.el-Haris el Gassani ve Cebele b.Eylem, Hassan&quot;la ilgilenir, ona iltifatta bulunurdu. Amr b.el Haris&quot;e söylediði &quot;Lamiyye Kasidesi&quot; ile Gassani sarayýnda itibar kazanmýþ ve müslüman olduktan sonra da devam eden yardýmlar almýþtýr. Ayrýca Hire&quot;deki Lahmi hükümdarlarýndan Numan b.Münzir&quot;in sarayýnda da kaldýðý rivayet edilmektedir.&lt;br/&gt;Hassan b.Sabit&quot;in cahiliye dönemi oldukça hareketli geçmiþtir. Nabiða&quot;nýn hakemliðini yaptýðý bir yarýþmada, Aþa ve kadýn þair Hansa&quot;dan sonra üçüncü olunca itiraz edip, &quot;senden ve babandan ve dedenden de daha iyi þairim&quot; demiþtir. Cahiliyye devrinde þarabý ve þarab meclislerini tasvir etmek, ihsanlarýna nail olmak için Gassani ve Hire hükümdarlarýný ziyaret edip onlarý övmek, Evs ve Hazrec arasýndaki çarpýþmalarda kabilesinin þeref ve asaletini, kahramanlýklarýný dile getirmekle meþgul oldu. &lt;br/&gt;Ýkin</description></item><item><title>ÝNGÝLÝZCE- ZAMANLARIN ÖZETÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ingilizce-zamanlarin-ozeti-367681.html</link><description>AUX. VERBADVERBSAMPLE SENTENCES&lt;br/&gt;PASTDid.....Ago&lt;br/&gt;last....&lt;br/&gt;yesterday- I went (did + go) to the theater yesterday (Dün tiyatroya gittim.)&lt;br/&gt;- I didn&quot;t go to the theater yesterday.&lt;br/&gt;- Did you go to the theater yesterday?&lt;br/&gt;PRESENTDo / DoesUsually&lt;br/&gt;Sometimes&lt;br/&gt;Rarerly&lt;br/&gt;Never&lt;br/&gt;Ever&lt;br/&gt;Often&lt;br/&gt;Always&lt;br/&gt;occasionally- I often go to the pup every saturday.&lt;br/&gt;- She always tells lies.&lt;br/&gt;- He doesn&quot;t speak english.&lt;br/&gt;- Does he read a book every week?&lt;br/&gt;- Do you always stay up late?&lt;br/&gt;FUTUREAm&lt;br/&gt;Ýs     +Going to&lt;br/&gt;areTomorrow&lt;br/&gt;Next....- We are going to play tennis next week........&quot;&quot;going to&quot;&quot; gonna olarak okunabilir.&lt;br/&gt;- I am not going to invite him to my party (Onu partime davet etmeyeceðim.)&lt;br/&gt;- Are they going to build a new house?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PROGRESSÝVE ( CONTÝNUOUS) TENSES (BE + V Ýng) ( Süreklilik saðlar.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AUX. VERBADVERBSAMPLE SENTENCES&lt;br/&gt;PASTWas&lt;br/&gt;WereWhen&lt;br/&gt;While......&lt;br/&gt;at 8:00 o&quot;clock- I was watching TV at 8:00 o&quot;clock last night ( Dün akþam saat 8:00&quot;de TV seyrediyordum.)&lt;br/&gt;- He was not sleeping when you called last night ( Dün gece aradýðýnda uyumuyordu.)&lt;br/&gt;- Were you having dinner when the bomb exploded?&lt;br/&gt;PRESENTAm&lt;br/&gt;Ýs&lt;br/&gt;areNow&lt;br/&gt;At the moment&lt;br/&gt;At present&lt;br/&gt;Right now- She is cooking the dinner now.&lt;br/&gt;- They are not playing tennis at the moment.&lt;br/&gt;- Is he talking to the doc (doctor) now?&lt;br/&gt;FUTUREWill   be+V ingat 8:00 o&quot;clock&lt;br/&gt;tomorrow night- I will be playing the piano at 8:00 tonight (saat 8:00&quot;de piyano çalýyor olacaðým.)&lt;br/&gt;- She will be doing the dishes when you come home night ( Bu akþam eve geldiðinde bulaþýklarý yýkýyor olacak)&lt;br/&gt;- They will not ( won&quot;t) be drinking when you come home tonight&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PERFECT TENSES ( YAKIN GEÇMÝÞ) ( HAVE + V3 )&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AUX. VERBADVERBSAMPLE SENTENCES&lt;br/&gt;PASTHad + V 3Already&lt;br/&gt;Just&lt;br/&gt;Yet&lt;br/&gt;Never&lt;br/&gt;Ever&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Since&lt;br/&gt;for(Süreç önemli ise kullanýlýr. Genelde bir zarf cümleciði ile kullanýlýr. Geçmiþteki bir olaydan daha önce olmuþ bir olayý anlatmak için kullanýlýr.)&lt;br/&gt;- When I came home last night, he had already slept ( Dün gece eve geldiðimde o çoktan uyumuþtu.)&lt;br/&gt;- When the telephone rang yesterday I had just left the bathroom.( Dün telefon çaldýðýnda banyoyu henüz terk etmiþtim)&lt;br/&gt;- Hadn&quot;t you ever driven a car when you married? (Evlenmeden önce hiç araba kullanmamýþ mýydýnýz?)&lt;br/&gt;PRESENTHave&lt;br/&gt;Has      + V 3- I haven&quot;t had a licence  for 5 years. ( Beþ yýldan beri ehliyetim yok)&lt;br/&gt;( Konuþma anýnda cevaben kullanýlýr.)&lt;br/&gt;- I haven&quot;t worked for 8 months ( 8 aydýr çalýþmýyorum. ( çalýþmadým))&lt;br/&gt;- He has an accident now. He hasn&quot;t had a licence for 5 years&lt;br/&gt;- Has he slept for 2 hours?&lt;br/&gt;FUTUREWill + have V 3- When you come home tomorrow night I will have already slept ( Yarýn akþam eve geldiðinde çoktan uyumuþ olacaðým)&lt;br/&gt;Simple past tens ile past perfect tens&quot;in en önemli farký; Simple past tensli cümlelerde mutlaka belirli bir tarih vardýr. Olay bir kereliktir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;   YER ZARFLARI&lt;br/&gt;OnÜzerinde&lt;br/&gt;ÝnÝçinde&lt;br/&gt;AtCivarýnda&lt;br/&gt;UnderAltýnda&lt;br/&gt;AboueÜzerinde&lt;br/&gt;BelowAltýnda&lt;br/&gt;BetweenÝki þey arasýnda&lt;br/&gt;AmongÇok þey arasýnda&lt;br/&gt;Ýn front ofÖnünde&lt;br/&gt;Ýn back ofArkasýnda&lt;br/&gt;Next toYanýnda&lt;br/&gt;               &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IMe (beni,bana)My (Benim)Mine (Benimki)&lt;br/&gt;YouYou (Seni,sana,sizi,size)Your (Senin,sizin)Yors (Seninki,sizinki)&lt;br/&gt;HeHim (Onu,ona)His (Onun)His (Onunki)&lt;br/&gt;SheHer (Onu,ona)Her(Onun)Her (Onunki)&lt;br/&gt;ÝtÝt   (Onu,ona)Ýts (Onun)Ýts (Onunki)&lt;br/&gt;WeUs (Bizi,bize)Our (Bizim)Ours (Bizimki)&lt;br/&gt;TheyThem (Onlarý,onlara)Their (Onlarýn)Theirs (Onlarýnki)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;POSSESÝV PRONOMEN&lt;br/&gt;       (Ýyelik Zamirleri)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;There isn&quot;t any water in the glass.&lt;br/&gt;There is some water in the glass.</description></item><item><title>YAPIM EKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yapim-ekleri-450697.html</link><description>Yapým Ekleri&lt;br/&gt;Ýsim ve fiillerin kök veya gövdelerine gelerek onlardan baþka isim ya da fiil türeten eklerdir.&lt;br/&gt;Burada kök sözünü de açýklamakta fayda var.&lt;br/&gt;Kök&lt;br/&gt;Bir sözcüðün anlamý ve yapýsý bozulmadan parçalanamayan en küçük parçasýdýr. Köklerde yapým eki bulunmaz, ancak çekim eki bulunabilir. &lt;br/&gt;Örneðin;&lt;br/&gt;&quot;Evimiz&quot; sözünde &quot;ev&quot;; sözcüðün, anlamlý ve parçalanamayan en küçük parçasýdýr. &quot;-(i)-miz&quot; eki iyelik ekidir; yani isim çekim ekidir. Öyleyse bu sözcük yapým eki almamýþtýr, kök halindedir. &lt;br/&gt;Kökler iki türde bulunur; Ýsim kökleri ve Fiil kökleri.&quot;Geldi&quot; sözcüðündeki kök &quot;gel-&quot; fiil kökü; &quot;sözlük&quot; sözcüðünün kökü olan &quot;söz&quot; isim köküdür. Ancak bazen ses taklidi yoluyla oluþan yansýma kökler de vardýr.&lt;br/&gt;Örneðin;&lt;br/&gt;&quot;aðaçlýk&quot; sözcüðünün kökünü bulurken en anlamlý olarak gördüðümüz &quot;að&quot; sözünü kök olarak düþünebiliriz. Ancak &quot;aðaçlýk&quot; sözüyle balýk tutmakta kullanýlan &quot;að&quot; sözünün herhangi bir anlam iliþkisi yoktur. Öyleyse bu sözcüðün kökü &quot;að&quot; olamaz. Ondan sonra aða&quot; sözcüðünü görüyoruz. Yine &quot;aðaçlýk&quot; sözüyle &quot;aða&quot; sözcüðü arasýnda bir anlam ilgisi yoktur. Öyleyse bunu da kök olarak alamayýz. Alabileceðimiz kök elbette &quot;aðaç&quot; köküdür. Buradan þu sonucu çýkarabiliriz; sözcüðün köküyle, ek aldýktan sonraki þekli arasýnda mutlaka bir anlam ilgisi olmalýdýr. &lt;br/&gt;Sözcüðün yapým eki aldýktan sonraki durumuna gövde denir. &lt;br/&gt;Bir sözcük birden çok yapým eki alabilir. Ýlk yapým eki köke diðerleri gövdeye eklenir.&lt;br/&gt;Çekim Ekiyle Yapým Ekinin Farklarý:&lt;br/&gt;Çekim ekleri eklendiði sözcüðün anlamýnda bir deðiþiklik yapmaz; yapým ekleri ise anlamý, köke baðlý olmak þartýyla, deðiþtirir.&lt;br/&gt;Örneðin;&lt;br/&gt;&quot;Yolda bekliyor.&quot; cümlesindeki &quot;yol&quot; sözü &quot;geçilen yer&quot; anlamýndadýr. &quot;-de&quot; hal ekini alarak &quot;yolda&quot; þekline geldiðinde de geçilen yer olma anlamý deðiþmemektedir.&lt;br/&gt;&quot;Yolcu bekliyor.&quot; cümlesinde ise &quot;geçilen yer&quot; olan &quot;yol&quot; sözü &quot;-cu&quot; yapým ekini alarak bu anlamýný yitirmiþ &quot;yoldan gelen&quot; ya da &quot;yola giden&quot; kiþi anlamýna gelmiþtir. Yani yolla bir anlam ilgisi vardýr; ama yer ismi, kiþinin niteliði anlamýný ifade edecek hale gelmiþtir. &lt;br/&gt;Çekim ekleri bir sözcüðe yapým ekinden sonra eklenir. Yani önce yapým ekleri, sonra çekim ekleri gelir. Ýstisnalarý olsa da bu genel bir kuraldýr.&lt;br/&gt;Ek ve kök hakkýndaki bu genel bilgilerden sonra þimdi eklerin önemlileri üzerinde durabiliriz.&lt;br/&gt;a. Ýsimden Ýsim Yapan Ekler&lt;br/&gt;Ýsim kök veya gövdelerine gelerek onlardan yeni isimler türeten eklerdir. Ancak bu sözcükler sýfat, zarf gibi görevlerde de kullanýlabilir. &lt;br/&gt;Bu eklerden bazýlarý þunlardýr:&lt;br/&gt;&quot;-lýk - lik&quot; eki&lt;br/&gt;&quot;Buraya bir odunluk yapmýþtýk.&quot; &lt;br/&gt;cümlesinde ek, &quot;odunlarýn koyulacaðý yer&quot; anlamýnda bir sözcük türetmiþ.&lt;br/&gt;&quot;Pencereye güneþlik almamýz gerekiyor.&quot; &lt;br/&gt;cümlesinde güneþten korunmak için kullanýlan alet ismi yapmýþ.&lt;br/&gt;&quot;Sendeki bu gençlik bir gün gidecek.&quot; &lt;br/&gt;cümlesinde soyut bir isim yapmýþ.&lt;br/&gt;&quot;Kiralýk ev arýyoruz.&quot; cümlesinde &quot;kiraya verilecek&quot; anlamýnda sýfat yapmýþ.&lt;br/&gt;&quot;Benlik özenle korunmalýdýr.&quot; &lt;br/&gt;cümlesinde zamire gelerek ondan soyut bir isim türetmiþtir.&lt;br/&gt;Yukarýdaki örnekte olduðu gibi bir ek eklendiði sözcüðe deðiþik anlamlar katabilir. Bundan sonraki ekleri cümle içinde gösterip geçeceðiz. Ne anlama geldiðini cümle içindeki kullanýmlardan çýkarabilirsiniz.&lt;br/&gt;&quot;Artýk biz de þehirli olduk.&quot;&lt;br/&gt;&quot;Kimse evsiz yaþayamaz.&quot;&lt;br/&gt;&quot;Her noktaya bir gözcü koyalým.&quot;&lt;br/&gt;&quot;Bu yaz Ýngilizce kursuna gideceðim.&quot;&lt;br/&gt;&quot;Gençleri çaðdaþ bir insan olarak yetiþtirelim.&quot;&lt;br/&gt;&quot;Yarýþmada üçüncü olduðumu söylediler.&quot;&lt;br/&gt;&quot;Her sýnýftan üçer kiþi gelsin.&quot;&lt;br/&gt;&quot;O çocuksu gülüþüne bayýlýyorum.&quot;&lt;br/&gt;&quot;Bu yemeðin acýmsý bir tadý var.&quot;&lt;br/&gt;&quot;Onun kendine özgü bir anlatýmý var.&quot;&lt;br/&gt;&quot;Sen çok bencil birisin.&quot;&lt;br/&gt;&quot;Þu gelen sarýþýn çocuðu tanýyor musun?&quot;&lt;br/&gt;&quot;Seninle yaþýt olduðumu bilmiyordum.&quot;&lt;br/&gt;Bunlarýn dýþýnda, az da olsa, kullanýlan isimden isim yapma ekleri de vardýr. Önemli olan kök halindeki sözcüðü bulup eklerini inceleyebilmektir.&lt;br/&gt;Küçültme eki olarak kullanýlan &quot;-cýk, -caðýz, -cak&quot; eklerini kimi kaynaklar çekim eki olarak deðerlendirir. Ancak sorulardan anladýðýmýz kadarýyla bu ek yapým ekidir.&lt;br/&gt;&quot;Kýþ gününde bu incecik gömlekle gezilir mi?&quot;&lt;br/&gt;&quot;Bu hayvancaðýz bu kadar yükü nasýl t</description></item><item><title>MÖNÜ KAVRAMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?monu-kavrami-354582.html</link><description>MÖNÜ KAVRAMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Mönü yabancý bir kelime olmasýna raðmen, günlük hayatýmýzda çok kullanýlmaktadýr. Mönü deyince hemen herkesin aklýna ilk gelen þey, yiyecek bir-þeylerdir. Fransýzca bir kelime olan mönü, gastronomi dilinin ortak bir terimi olup, birçok dilde ayný þekilde yazýlmakta ve ayný anlamda kullanýlmaktadýr. Günün Mönüsü, Mönü Seçenekleri, Mönü Kartý gibi ifadeler ülkemiz restoranlarýnda da son derece yaygýn olarak kullanýlmaktadýr.&lt;br/&gt; Mönü kelimesinin neyi ifade ettiðini anlamak için günümüzde deðiþik sýnýflardan restoranlarda mönü adý altýnda servis edilen yemekler gurubunu incelemek gerekir. Çünkü mönü, oralarda hazýrlanýr, servis edilir ve insanlar oranýnýn sadece sözüyle deðil, kendisiyle karþýlaþýrlar. Mönüyü duyarlar okurlar, görürler, bizzat yiyerek faydalanýrlar.Restoranlarda servis edilen mönüler deðiþik yemeklerden meydana gelirler.&lt;br/&gt; Mönüyü meydana getiren yemeklerin cinsi, hazýrlanýþ ve servis ediliþ þekilleri milletlere mevsimlere ve restoranlara göre deðiþir. Her ülkenin kendine  has bir mutfaðý olduðu  gibi, her mevsimde piþirilecek yemekler de farklýdýr. Bir mevsimde bol veya lezzetli olan bir besin maddesi baþka bir mevsime uymayabilir. Bir ülkede severek yenilen bir besin maddesi bir baþka ülkede üretilmediði için. bilinmediði gibi tüketilmez. Bazýlarýnýn kýymetli yemeði baþkalarý için inançlar sebebiyle yasak olabilir.&lt;br/&gt; Ülkemizde ve batý ülkelerinde deðiþik sýnýflardan restoranlarda servis edilen mönüleri incelediðimiz zaman karþýmýza þu iki örnek çýkar:&lt;br/&gt;1) Çorba2) Ordövr&lt;br/&gt;    Ana yemek                 Ana yemek&lt;br/&gt;                Tatlý                              Peynir&lt;br/&gt; Bu iki örnek, milletlerin kendilerine has karakteristik mönüleri dýþýnda dünyadaki belli baþla iki mönü tipidir. Çorba, ana yemek ve tatlýdan meydana gelen mönü tipi, Türk mutfaðýna has bir mönü sýralamasýdýr. Yurdumuzdan baþka orta ve kuzey Avrupa ülkeleriyle birçok Asya ve Afrika ülkelerinde de yaygýn bir mönü tipidir.&lt;br/&gt; Ýkinci tip mönü ise Fransýz mutfaðýnýn karakteristik yemek sýralamasýdýr. Bu tip mönüde yemek, iþtah açan sýcak veya soðuk yemeklerden bir veya birkaçý ile baþlar: karýn doyuran, insana gerekli besinleri saðlayan ana yemek ve garnitürleriyle devam eder: mideyi basýmcý, tokluk hissi veren ve hazmý kolaylaþtýran peynir veya peynir çeþitleriyle son bulur. Bu mönü de yer yüzünde çok yaygýndýr.&lt;br/&gt; Bilinçli olarak hazýrlanan mönüde, yukarýda belirtilen yemek gruplarýndan geliþi güzel yemekler alýnmaz. Mesela, hiçbir zaman Tavuk Suyu ile Þehriye Çorbasý, Tavuk Haþlama, Tavus göðsü mönü olarak servis edilmez. Bir baþka örnek daha verelim: Lahana Çorbasý, Kýymalý Kabuska. Elma Kompostosu. Burada da hep sulu yemekler bir araya getirilmiþtir. Ya da Yoðurtlu Mantý, Talaþ Böreði, Baklava. Bu yemekler grubunda ise üç çeþit yemeðin hepsinin ana maddesi undur. Yukarýda verdiðimiz çeþitli örnekler insanlarýn beslenme ihtiyaçlarýný tam olarak karþýlamazlar. Tek tip besin maddelerini içerdiklerinden dengesiz bir beslenmeye yol açarlar. Bazdan hiç tokluk hissi vermezken, bir diðeri sadece hamur iþlerinden meydana geldiði için hazým güçlüðü da doðurur. Görülüyor ki. her çorba, ana yemek, tatlý veya ordövr, ana yemek peynirden meydana gelen yemekler gurubuna mönü diyemeyiz.&lt;br/&gt; Mönü hem yukarýdaki guruplardan seçilmiþ yemeklerden meydana gelmeli hem de, mönüyü meydana getiren yemekler birbirleriyle uyumlu olmalýdýr. Mönüyü meydana getiren yemekler, onu alan kiþinin çok yönlü besin ihtiyacýný karþýlamalýdýr.&lt;br/&gt; Bir yemekler gurubuna mönü diyebilmek için onda aranacak bir baþka özellik da mönüyü meydana getiren yemeklerin servis sýrasýna göre dizilmesi ve bu sýraya göre servis edilmesidir. Servis sýrasý insanlarýn alýþtýklarý, onlarýn iþtahýný açan, bir biri ardýna rahatça ve istenerek yenen, hazmý kolaylaþtýran bir sýra olmalýdýr. Bu sýraya uyulmaz, yemekler ait olduklarý yer ve zamanda servis edilmezlerse, birbirleriyle iyi uyuþsalar bile onlara mönü demek doðru olmaz. Mesela Fýrýn sütlaç, Kuzu pirzola, sebze çorbasý yukarýda bahsedilen m</description></item><item><title>DÝL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-352616.html</link><description>DÝL&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            Dil, insanlar arasýnda anlaþmayý saðlayan tabii bir vasýta kendi kanunlarý içinde yaþayan ve geliþen canlý bir varlýk;milleti birleþtiren koruyan ve onun ortak malý olan sosyal bir kurum; seslerden örülmüþ muazzam bir yapý; temeli bilinmeyen &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;zamanlarda atýlmýþ gizli antlaþmalar ve sözleþmeler sistemidir.            Bu tarifte dikkati çeken noktalar dilin tabii bir vasýta olmasý, sosyal ve milli bir kurum olmasý ve seslerden örülmüþ olmasýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kýsacasý dilin vasýflarý                                                                   Dil seslerden kurulmuþtur. Sesler yan yana gelerek kelimeleri, kelimelerde cümleleri oluþtururlar.                                                                                                                  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu sesler tabii ki insan sesleridir. Dilde seslerle, ses topluluklarý arasýnda bir mana baðý vardýr. Dil sosyal bir kurumdur. Fertlerin üstünde  bütün bir milleti ilgilendirir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir milleti ayakta tutan, bir milletin varlýðýný saðlayan ve devam ettiren bir insan topluluðunda sarsýlmaz bir birlik yaratan, bir millete mensup olma hissini canlý ve fiili örneðini teþkil eden ve insanlarý birbirine yaklaþtýran unsur olarak dilin oynadýðý rol çok büyüktür.      &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Bu bakýmdan dil, milleti teþkil eden unsurlarýn baþýnda gelir. Dil bir milleti bir kavmi bazen tek baþýna ayakta tutar. Bir kavmin baþka bir milletin içinde, baþka bir devletin idaresi altýna düþmüþ ise, dil milli benliði muhafaza ederek onu ayakta tutar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Demek ki dil bir milletin en kýymetli varlýðýdýr.    Milletin, istiklalin, hürriyetin temeli milli þuurdur. Milli þuurun en kuvvetli belirtisi ise, o ülkede konuþulan milli dildir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yer yüzündeki her kavmin kendine ait bir dili vardýr. Her kavmin dili kendi kavmin ismi ile adlandýrýlýr. Bizim dilimizde dil isimleri yapmak için kavim isimlerinin sonuna -ce, -ca,-çe,-ça, ekleri getirilerek dil isimleri yapýlýr.Örneðin: Türkçe, Ýngilizce, Arapça, Farsça gibi       &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yer yüzündeki diller bugün birbirlerinden ayrý ve müstakil durumdadýrlar; fakat ne kadar ayrý olsa da aralarýnda grup grup bir takým yakýnlýklar vardýr. Diller arasýnda mevcut olan bu yakýnlýk bazen açýk bazen de dilcilerin görebileceði derecede kapalýdýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Menþe bakýmýndan birbirine yakýn olan diller ayný kaynaktan çýkmýþ bulunan akraba dillerdir. Bu diller bir dil ailesi teþkil eder. Dünya dilleri bu þekilde ayrý ayrý dil ailelerine ayrýlýr.   Bir dil ailesi ana dilden geliþme yolu ile ayrýlarak  kendi dilini oluþturur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fakat her ne kadar kendi dilini oluþtursa da kaynak bakýmýndan büyük bir dil ailesine mensuptur.Bu bakýmdan yer yüzündeki baþlýca dil ailelerini inceleyecek olursak karþýmýza beþ büyük ana dil ailesi çýkar                       &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Ana dil aileleri þunlardýr:&lt;br/&gt;Hint-Avrupa Dil Ailesi&lt;br/&gt;      Bu dil ailesinin içine Macarca, Fince ve diðer bazý küçük memleketlerde konuþulan diller dýþýnda kalan bütün Avrupa dilleri ile Asya dillerinden Farsça ve Hindistan&quot;da konuþulan diller girer. Yani adýndan da anlaþýlacaðý gibi biri Avrupa&quot;da diðeri Asya&quot;da olmak üzere iki kola ayrýlýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa kolunun içinde Germen dilleri, Roman dilleri, Ýslav dilleri olmak üzere üç büyük kola yarýlýrlar.&lt;br/&gt;Germen dilleri koluna: Almanca, Felemenkçe, Ýngilizce ve Ýskandinav dilleri girer.&lt;br/&gt;Roman dilleri kolunun ana dili Latince&quot; dir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Roman dillerinin bugün yaþayan baþlýca dilleri ise þunlardýr: Fransýzca, Ýspanyolca, Portekizce, Ýtalyanca ve Rumence&quot;dir.       Ýslav dilleri koluna ise Rusça, Bulgarca, Sýrpça, Lehçe gibi diller girer. Bunlardan baþka Yunanca, Keltçe, Litvanca da yine bu dil ailesinin üyesidir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hint-Avrupa dil ailesinin Asya koluna ise; baþlýca Hint-Ýran dilleri girer. Bunlar tarihi Sanskritçe eski, orta ve yeni Farsça&quot;dýr. &lt;br/&gt;Yaþayan dillerden Ermenice&quot;de bu kola girer. &lt;br/&gt;Ayrýca Avestece&quot;de yine bu kola mensuptur.    &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu aileye Ýbrani ve Arap dilleri girer.</description></item><item><title>DÝLBÝLGÝSÝ TEST</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dilbilgisi-test-364776.html</link><description>Adý Soyadý:&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;...&lt;br/&gt;Sýnýfý        :&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;No :&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;&amp;#61628;..&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Türkçe,Kökenleri bakýmýndan aþaðýdakilerden hangi dil grubuna girer?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( A ) Hami - Sami dilleri   ( B ) Hint - Avrupa dilleri&lt;br/&gt;( C ) Ural - Altay dilleri    ( D ) Çin - Tibet dilleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- Türkçe yapýlarý bakýmýndan hangi dil grubuna girer?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( A ) Tek heceli               ( B ) Bitiþken&lt;br/&gt;( C ) Bükümlü                 ( D ) Bantu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3- Bir Dilin geniþ alanlarda büyük farklarla konuþulup yazýlmasýna verilen ad aþaðýdakilerden hangisidir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( A ) Lehçe                     ( B ) Aðýz&lt;br/&gt;( C ) Terim                     ( D ) Deyim&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4- Bir dilin temel kurallarýnýn uygulandýðý biçime ne ad verilir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( A ) Konuþma dili          ( B ) Anadili&lt;br/&gt;( C ) Kültür dili                ( D ) Yazý dili&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5- Türkçe&quot;yi ilk kez devlet dili sayan Türk büyüðü, aþaðýdakilerden hangisidir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( A ) IV. Murat                ( B ) Fatih Sultan Mehmet&lt;br/&gt;( C ) Karamanoðlu Mehmet Bey  ( D ) Timur&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6- Bir dilin konuþma ve yazmada uyulmasý gereken tüm kurallarýný gösteren bilim dalýna verilen ad nedir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( A ) Dilbilgisi                   ( B ) Anadil&lt;br/&gt;( C ) Cümle bilgisi           ( D ) Anlam bilgisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7- Aþaðýdaki cümlelerde geçen hangi kelimede, dört harften oluþan bir hece bulunmaktadýr?&lt;br/&gt;Dertlerini  çabuk  unutan  insanlar.&lt;br/&gt;      1            2           3           4&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( A ) 1          ( B ) 2          ( C ) 3         ( D ) 4&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8- Aþaðýdaki sözcük çiftlerinden hangisi, büyük sesli uyumu kuralýna aykýrý deðildir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( A ) Traktör - Okurken   ( B ) Mavimtýrak - Kýrmýzý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( C ) Masmavi - Bahçeler   ( D ) Ýyice - Özdeyiþ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                     Tarih:    &amp;#61628;../&amp;#61628;  /20&amp;#61628;.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;9- &quot;Tavuklar çifter çifter yumurtluyor.&quot; Cümlesinde küçük ses uyumuna aykýrý sözcükler hangileridir?  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( A ) Tavuklar - çifter       &lt;br/&gt;( B ) Tavuklar - yumurtluyor &lt;br/&gt;( C ) Çifter - çifter   &lt;br/&gt;( D )  Çifter - yumurtluyor&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;10- Aþaðýdaki sözcüklerin hangisinde tümüyle sert sessiz harfler vardýr?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( A ) Defter                                       ( B ) Sýnýf&lt;br/&gt;( C ) Kýzýlýrmak                                 ( D ) Kitapçý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;11- Aþaðýdaki kelimelerden hangisi, sesli harfle baþlayan bir ek olduðunda sonundaki sessiz yumuþar?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( A ) At                                               ( B ) Tokat&lt;br/&gt;( C ) Sanat                                         ( D ) Balýk&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;12- Aþaðýdaki kelimelerden hangisi       &quot; -i &quot; eki aldýðýnda hece düþmesine uðramaz?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( A ) Burun                                          ( B ) Kilim&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( C ) Akýl                                              ( D ) Göðüs&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;13- Aþaðýdaki cümlelerde, altý çizili sözcüklerden hangisinin yazýlýþý yanlýþtýr?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( A ) Sütçü henüz mahalleye uðramadý . &lt;br/&gt;( B ) Otobüslerden, biletçiler kaldýrýldý. &lt;br/&gt;( C ) Bizim sýnýfta çiftçi, çocuklarý çoðunlukta.     &lt;br/&gt;( D ) Öðretmenler gününde çiçekçiye uðradým. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;14- Aþaðýdaki kelimelerden hangisinde sert sessiz yumuþamasý vardýr?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( A ) Aðaçtan                               ( B ) Gümüþle&lt;br/&gt;( C ) Gömleði                               ( D ) Altýný&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;15- Aþaðýdakilerden hangisinde hep ince ünlü kullanýlmýþtýr?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;( A )  Kayseri                                  ( B ) Sivas&lt;br/&gt;( C ) Ýçel                                         ( D ) Samsun</description></item><item><title>NOKTALAMA ÝÞARETLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?noktalama-isaretleri-364300.html</link><description>NOKTALAMA ÝÞARETLERÝÝnsanlar duygu ve düþüncelerini ifade edebilmek, aktarabilmek ve okuduðunu karþýsýndakine anlatabilmek için iþaret sistemlerinden oluþan harfleri ve bu harfleri düzenleyen kurallar bütününü bilmek zorundadýrlar. Noktalama iþaretleri, duygu ve düþüncelerimizi daha açýk bir þekilde dile getirmeye, cümlenin yapýsýný ve duraklama notalarýný belirlemeye, okuma ve anlamayý kolaylaþtýrmaya, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmeye yardýmcý olur. Noktalama iþaretlerinin tarihi, Bizans dilbilgini Aristophanes ile baþlar. Bununla birlikte düzenli olarak kullanýmý, XVI. yüzyýlda matbaanýn icadý ile gerçekleþmiþtir. XIX. yüzyýlda ise, genelleþerek kesin kurallara baðlanmýþtýr.Bizim edebiyatýmýzda, noktalama iþaretleri, ancak Avrupayý tanýdýktan sonra, XIX. yüzyýldan itibaren görülmeye baþlamýþtýr. Ýlk olarak Þinasi, Þair Evlenmesi (1859) adlý tiyatro oyununun baþýnda iki iþaretten söz etmektedir: &quot;Mutarýza ( ) içinde bulunan kelam hali tarif içindir. Þöyle bir hatt-ý ufki - söz baþýna delalet eder. Nokta, sözün nihayetine alamet olur&quot;.Þemsettin Sami de, Kamus-ý Türki adlý sözlüðünde iki noktaya (:), noktateyn; virgüle (,), fasýla demektedir.Önceleri düzyazý metinlerinde kullanýlan noktalama iþaretlerinin, þiirde kullanýlmadýðýný görüyoruz. Baþlangýçta, hem þiir hem düzyazý yazan edebiyatçýlarýmýz, noktalama iþaretlerini, düzyazý metinlerinde kullanmýþlar, bununla beraber þiir halinde yazdýklarý metinlerde noktalama iþaretlerini kullanmamýþlardýr. Sonralarý þiirlerde de baþarý ile noktalama iþaretlerinin kullanýldýðý görülmektedir. Örneðin Recaizade Mahmut Ekrem, hem Araba Sevdasý adlý romanýnda, hem de Zemzeme, Pejmürde gibi þiir kitaplarýnda bu iþaretlere dikkat etmiþ ve yerli yerinde kullanmýþtýr. Servet-i Fünun döneminde, Tevfik Fikretin þiirlerinde, noktalama iþaretlerinin dikkatle kullanýldýðýný görmekteyiz. *Nokta ( . )    *Virgül ( , )*Noktalý Virgül ( ; )*Üç nokta (...)*Soru iþareti (?)*Ünlem iþareti (!)*Çizgi (-)*Birleþtirme çizgisi (-)*Noktalý çizgi (.-)*Týrnak iþareti (&quot; &quot;)*Parantez ( )*Köþeli parantez [ ]*Kesme iþareti ()*Paragraf iþareti (Â§)*Yýldýz (not) iþareti (*)*Bölme (yan çizgi) iþareti (/)*Denden iþareti (&quot;)*Diðer iþaretlerToplama iþareti: + artýÇýkarma iþareti: - eksiÇarpma iþareti: x çarpýBölme iþareti: - bölüEþitlik iþareti: =Yüzde iþareti: %NOKTA ( . )1-Cümle sonlarýnda kullanýlýr. Belli bir duraklama yapýlacaðým gösterir.(Cümle yazdýrýldý.)2- Þiir, kitap, gazete, dergi, yazý baþlýklarýndan sonra nokta kullanýlmaz. Bölüm baþlýklarýndan sonra da kullanýlmaz.Büyük Nutuk Gün Eksilmesin Penceremden Giriþ V. BölümBaþlýklardan sonra satýr baþý yapýlmamýþ, söze açýklamayla devam edilmiþse nokta kullanýlýr. (Zamir çeþitleri: Kiþi zamiri, iþaret zamiri, soru zamiri)3- Kurum ve kuruluþ isimlerinden sonra nokta kullanýlmaz. Sait Çiftçi Dispanseri Müdür Yýldýz Sinemasý) 4- Sýk geçen kýsaltmalarda nokta kullanýlýr. (Prof. Dr. T.C.) Ancak kimi kýsaltmalarda nokta kullanýlmaz. TBMM AET NATO TDK cm kg l fe5- Sýra bildirmek için sayýlardan sonra konur. II. Mehmet III. Selim 5. Cadde XX. yüzyýl Sýra bildiren sayýlarda lnci (birinci) biçimindeki yazýlýþlar kýsaltma sayýlmaz.6- Tarihleri yazmada gün, ay ve yýlý ayýrmak için aralarýna konur. 9.X1I.1986, 1.3.1967. Tarihlerde ay adlarý yazýylaolursa ay adlarýndan önce ve sonra nokta kullanýlmaz. 23 Nisan 1920 7. Saat ve dakikalarý ayýrmak için kullanýlýr.Okul saat 8.30da baþlar.8- Kelimelerin bir veya birkaç harfi alýnarak yapýlan kýsaltmalarda kullanýlýr. Psikol. þok. sos. sp. snt.</description></item><item><title>ÝNAY AÐZI SES ÖZELLÝKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?inay-agzi-ses-ozellikleri-394805.html</link><description>ÝNAY&lt;br/&gt;Uþak&quot;ýn Ulubey ilçesine baðlý Ýnay Köyü&quot;nün adý hakkýnda çeþitli görüþler hakimdir. Muammer Sakaryalý &quot;Ýna&quot;is&quot;ten Ýnay&quot;a&quot; adlý kitabýnda Ýnay Köyü&quot;nün adý üzerine yeni bir görüþ ileri sürmüþtür. Bu görüþte Ýnay adýnýn Na&quot;Ýs / Ýnai&quot;ten geldiðini söylüyor. Þimdiki Ýnay Köyü&quot;nün 2km güneyinde önce Lidya ülkesine, daha sonra Roma ve Bizans&quot;a baðlý bir küçük kentçik ya da kasaba vardýr. Adý da Nais / Ýna&quot;is&quot;dir. Na&quot;is, eski Helen dilinde &quot;Su Perisi&quot; anlamýna geliyor. Hellen yazýmýnda, Ý&quot;nin üzerine yan yana iki nokta konur ve köylere ai grubunun &quot;ay&quot; diye deðil, her iki ünlünün ayrý ayrý deðerlendirilmesiyle okunacaðýný belirtir. Ýnay Köyü&quot;ün adý açýktýr ki Ý Na&quot;Ýs&quot;ten geliyor; burada baþtaki Ý, Helen dilinde diþi adlarýn baþýnda söylenen belirtme sözcüðüdür.&lt;br/&gt;Türkçe ön ekli bir dil deðil, son ekli bir dildir. Dolayýsýyla Na&quot;Ýs&quot;in önündeki Ý&quot;in Türkler tarafýndan konulup kullanýldýðýný düþünemeyiz. Fakat kanýmca Türkçe&quot;deki ses türemesi nedeniyle, Ýna&quot;Ýs&quot;in Ýnay olmasý Türklerin kullanýmýna da uygun düþüyor. Çünkü bizim halkýmýz limonu ilimon, Rýza&quot;yý Irza, Ramazan&quot;ý Irmazan v. b. yapar. Ýna&quot;Ýs&quot;in Ýna, Ýne, Ýney ya da Ýnay olarak kullanýlmasý halkýmýzýn diline de yatkýn gelmiþ olmalýdýr. Ýnay&quot;a çevre köylerin halký Ýne, Ýney der. Ýnay&quot;lý birisiyle karþýlaþýnca, &quot;Sen Ýneli misin ya da Ýney&quot;limisin? Ýney&quot;de kimlerdensin? &quot; diye sorar. Buradaki kullanýmda da dilin ses eðilimi ve en az çaba (ekonomiklik) lkuralýna uygun bir durum görülüyor. &lt;br/&gt;Ýnay Aðzýndaki Kelimelerin Ses Özellikleri&lt;br/&gt;Kalýnlýk - Ýncelik Uyumu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýnay&quot;da: Yazý Dilinde&lt;br/&gt;Amat: Ahmet &lt;br/&gt;Guvatlý: Kuvvetli&lt;br/&gt;Ataþ: Ateþ&lt;br/&gt;Mezer: Mezar&lt;br/&gt;Hagiget: Hakikat&lt;br/&gt;Habar : Haber&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Düzlük - Yuvarlaklýk Uyumu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝNAY&quot;DA: YAZI DÝLÝNDE&lt;br/&gt;Gabýk: Kabuk&lt;br/&gt;Tavýk: Tavuk&lt;br/&gt;Yavýk: Yavuklu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ötümsüz Ünsüzlerin Ötümlüleþmesi&lt;br/&gt;G &lt; K: En Yaygýn Ötümlüleþmelerdendir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝNAY&quot;DA: YAZI DÝLÝNDE&lt;br/&gt;Geçi: Keçi&lt;br/&gt;Gabak: Kabak&lt;br/&gt;Gadir: Kadir&lt;br/&gt;Gýþ: Kýþ&lt;br/&gt;Gabir: Kabir&lt;br/&gt;Gadýn: Kadýn&lt;br/&gt;Gaþýk: Kaþýk&lt;br/&gt;Gomþu: Komþu&lt;br/&gt;D &lt; T: Bu da oldukça yaygýndýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkçe ön</description></item><item><title>DÝL DEVRÝMÝ (ULUSALLAÞMANIN ÖNEMLÝ BÝR AÞAMASI)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-devrimi-(ulusallasmanin-onemli-bir-asamasi)-385244.html</link><description>DÝL DEVRÝMÝ (Ulusallaþmanýn Önemli Bir Aþamasý)&lt;br/&gt;Atatürk bizi, milliyetimize ve Türk ulusal bilincine sahip kýlarken bir taraftan da &quot;Türk Ulusal Dili&quot; üzerinde çalýþýyor ve dil devrimini gerçekleþtiriyordu. Osmanlý devrinde cahil ile okumuþ; devlet adamý ile halk, birbirleriyle konuþup anlaþma olanaðýný hemen hemen yitirmiþlerdi. Arabi ve Farisi deyimler arasýnda Türkçe, neredeyse silinip gidiyordu. Bütün bu karmaþýklýða son veren Atatürk olmuþtur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dil devrimi, gerçekte milliyetçilik devriminin bir bakýma tamamlayýcýsý olmuþtur. Yeni harflerin kabulünden sonra ilk 10 yýl içinde dilimizdeki &quot;özleþme&quot; &quot;arýndýrma&quot; ve &quot;geliþme&quot; hýzlanmýþtýr. Zira yeni yazý bizi Arapça ve Farsça sözlerden uzaklaþtýrýp, Türkçe konuþup yazmaya zorlamýþtýr.&lt;br/&gt;Bilindiði gibi her ulusun bir dili vardýr ve bu dilin de bir fonetiði, yani gýrtlaktan çýkan ses yapýsý mevcuttur. Konuþulan dil; o dile uygun bir fonetikle yazýlamadýðý takdirde o dil, dil olmaktan çýkar. Nitekim Türkçede gýrtlaktan çýkan sesli ve sessiz harfler bellidir. Eski yazý dediðimiz Arap Alfabesi ise Türk insanýnýn gýrtlaðýndan çýkan ses yapýsýna kesinlikle uymamaktadýr.&lt;br/&gt;Bu açýklamadan da kolayca anlaþýldýðý gibi Arap Alfabesindeki harflerle Türkçe bir sözü yazmak dilcilik tekniði bakýmýndan mümkün deðildir. Bu böyle olduðu gibi, Ýngiliz, Fransýz ya da Rus alfabesindeki harflerle Türkçenin veya bir baþka dilin yazýlmasý da mümkün deðildir.&lt;br/&gt;Bu durumu herkesten önce gören Atatürk, Türk dilinin yazýlýþýna uygun olan sesli ve sessiz harfleri bilimsel metodla bir araya getirerek konuþma fonetiðimize uygun bir yazý (alfabe) fonetiðini de bize kazandýrmýþ oldu. Böylece, dilimiz bacýmsýzlýða eriþmiþ; Arapça, Farsça kelimeler kendiliðinden ayýklanmaya baþlanmýþtýr.&lt;br/&gt;Dil devriminin içinde yalnýzca harf sorununun çözümlenmesi ile yetinilmemiþ, ayný zamanda terminoloji dediðimiz, bilim adamlarý tarafýndan konulmuþ, insanlýðýn müþterek malý olan uygarlýðýn her bir uzmanlýk ve bu uzmanlýklarýn belli bölümlerinin anlatýmýnda kullanýla</description></item><item><title>LANGUAGES AND TOOL SUPPORT GROUP</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?languages-and-tool-support-group-355454.html</link><description>Languages and Tool Support Group&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Languages for describing aspects&lt;br/&gt;How to represent non-functional/quality aspects?&lt;br/&gt;Tool support&lt;br/&gt;Documentation issues&lt;br/&gt;What we did&lt;br/&gt;Mainly focussed on requirements level separation of concerns approaches and description languages&lt;br/&gt;Meta-model Taxonomy&lt;br/&gt;For concern/aspect description languages at the RE level&lt;br/&gt;Meta-model: description of abstract syntax of RE-level concern/aspect description languages&lt;br/&gt;Language elements are instances of entity types in the meta-model&lt;br/&gt;An abstract model&lt;br/&gt;Should be possible to concretise to a range of RE approaches: viewpoints, use cases, problem frames, goals, Cosmos, PREView, ARCADE, AOCE, Xbel (to name a few)&lt;br/&gt;The Taxonomy&lt;br/&gt;Specification&lt;br/&gt;Representation&lt;br/&gt;Transformation&lt;br/&gt;Verification&lt;br/&gt;Extensibility&lt;br/&gt;Taxonomy: Specification&lt;br/&gt;Means to provide partial specifications of stakeholder requirements&lt;br/&gt;Means to categorise partial specifications&lt;br/&gt;Examples: Viewpoints, use cases, goals, concerns, aspects, etc.&lt;br/&gt;Means to specify relationships between partial specifications&lt;br/&gt;Examples: usage, composition, constraint, interactions, dependency, etc.&lt;br/&gt;Taxonomy: Representation&lt;br/&gt;Represent each partial specification as a node in a graph&lt;br/&gt;Possible options: Graph markup language, GXL, Other XML-based representations&lt;br/&gt;Represent each relationship as a node in the graph&lt;br/&gt;Each element in the description is a first class entity.&lt;br/&gt;Edges in the graph represent intentional relationship targets.&lt;br/&gt;Taxonomy: Transformation&lt;br/&gt;Two types:&lt;br/&gt;Transformation between views&lt;br/&gt;Examples: Transform a specification to a different view for reasoning and analysis&lt;br/&gt;Transformation to more concrete representations&lt;br/&gt;Examples: Refine specification and map to architecture elements, design elements, implementation artefacts, etc.&lt;br/&gt;Taxonomy: Verification&lt;br/&gt;Verification based on relationship constraints&lt;br/&gt;Examples: Typing, dependency, etc.&lt;br/&gt;Taxonomy: Extensibility&lt;br/&gt;The meta-model should be extensible&lt;br/&gt;Support incorporation of new types of partial specifications and their relationships with existing artefacts in the description language&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Taxonomy: Tool Support&lt;br/&gt;Tool support for the concern/aspect description language:&lt;br/&gt;Specification&lt;br/&gt;Representation&lt;br/&gt;Transformation&lt;br/&gt;Verification&lt;br/&gt;Extensibility</description></item><item><title>DÝLDE APISAL BOZUKLUKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dilde-apisal-bozukluklar-366712.html</link><description>2.YAPISAL BOZUKLUKLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anlatým bozukluklarýný iki ana gruba ayýrmýþtýk. Birinci grupta incelediðimiz bozukluklar sözcüklerin anlamlarý ile ilgiliydi. Yapýsal bozukluklar ise daha çok dilbilgisine ait terimlerle izah edilebilir. Yapýsal bozukluklarý þu baþlýklar altýnda inceleyeceðiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Özne ile yüklem arasýndaki tekillik - çoðulluk iliþkisi&lt;br/&gt;2.Özne eksikliði&lt;br/&gt;3.Tamlayan eksikliðinin bulunmasý&lt;br/&gt;4.Cümle içinde sözcükleri birbirine baðlayan eklerin yanlýþ  kullanýlmasý&lt;br/&gt;5.Tamlama yanlýþlýklarý&lt;br/&gt;6.Çoðul anlam ifade eden sýfatlara gelen çoðul sözcüklerin anlatýmý   bozmasý&lt;br/&gt;7.Fiil çatýsý ile ilgili anlatým bozukluklarý&lt;br/&gt;8.Özne ile yüklem arasýndaki olumluluk olumsuzluk iliþkisi&lt;br/&gt;9.Öðe eksikliði&lt;br/&gt;10.Sýralý ve baðlý cümlelerde yüklemlerin ortak ekfiili kullanmalarýndan kaynaklanan anlatým bozukluklarý&lt;br/&gt;11.Sýralý ve baðlý cümlelerde görülen eylem eksikliði&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.ÖZNE ÝLE YÜKLEM ARASINDAKÝ TEKÝLLÝK - ÇOÐULLUK ÝLÝÞKÝSÝ:&lt;br/&gt;Bir cümlede öznenin bildirdiði þahýslarla yüklemin aldýðý þahýs ekleri uyum içinde olmalýdýr. &lt;br/&gt;&amp; Özne birinci ve ikinci tekil þahýs ise (ben ve sen) yüklem  birinci çoðul þahýs ekini alýr.&lt;br/&gt;&quot;Ben ve sen tiyatroya bugün gitmeliyiz.&quot; cümlesinde anlatým bozukluðu yoktur. Çünkü koyu dizili bölümler içinde istenilen uyum saðlanmýþtýr.&lt;br/&gt;&quot;Buralarda bir ben bir de sen yalnýzsýn.&quot;&lt;br/&gt;cümlesinde koyu dizili bölümlere dikkat etmeliyiz, özne birinci ve ikinci tekil kiþi ise yüklem birinci çoðul kiþi olmalýdýr. Cümle,&lt;br/&gt;&quot;Buralarda bir ben bir de sen yalnýzýz.&quot; þeklinde düzeltilmelidir.&lt;br/&gt;&amp; Özne birinci ve üçüncü þahýs olursa yüklem birinci çoðul þahýs olur.&lt;br/&gt;&quot;Gerek ben,  gerek o sanatý anlatamýyor; ama onunla uðraþýyordu.&quot;&lt;br/&gt;cümlesinde &quot;ben ve o&quot; sözcükleri öznedir. Yüklem birinci çoðul þahýs ekini almalýdýr. Cümle,&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;&quot;Gerek ben, gerek o sanatý anlatamýyor; ama onunla uðraþýyorduk.&quot; þeklinde düzeltilmelidir. &lt;br/&gt;&amp; Özne ikinci ve üçüncü þahýs olursa yüklem ikinci çoðul þahýs olur. (sen ve o), (sen ve onlar), (siz ve onlar) &lt;br/&gt;&quot;Sen ve Tibel oradan hemen uzaklaþýn.&quot; cümlesi bu kurala uygun biçimde kurulmuþtur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1993 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Türkçe&quot;de, bir cümlenin öznesi, birinci ve üçüncü tekil kiþiden oluþuyorsa, yüklemi birinci çoðul kiþi olur.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aþaðýdaki cümlelerin hangisinde bu kurala uymamaktan kaynaklanan bir bozukluk vardýr?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A)Ben onunla ilk kez sizin evde karþýlaþtým.&lt;br/&gt;B)O filmi seninle birlikte izlemiþtik sanýrým.&lt;br/&gt;C)Son duraða geldiðimizde, otobüste bir ben bir de o yaþlý adam kalmýþtý.&lt;br/&gt;D)O, aðabeyinle ayný lisede okumuþtu.&lt;br/&gt;E)Hatýrlarsan, geçen sene bu günlerde sen, ben ve kardeþim denize giriyorduk.&lt;br/&gt;Çözüm&lt;br/&gt;Bu sorudaki açýklama bölümünde özne ile yüklem uyumunun nasýl olacaðý çok güzel biçimde ortaya konmuþtur. C&quot;de özne &quot;bir ben bir de o yaþlý adam&quot;dýr. Dolayýsýyla yüklem birinci çoðul þahýs ekini almalýdýr. Oysa yüklem þahýs eki almamýþ, üçüncü tekil þahýs çekimine girmiþtir. Cümle,&lt;br/&gt;&quot; Son duraða geldiðimizde, otobüste bir ben bir de o yaþlý adam kalmýþtýk.&quot; þeklinde düzeltilmelidir.&lt;br/&gt;Cevap C&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1995&lt;br/&gt;Aþaðýdaki dizelerin hangisinde özne-yüklem uyuþmazlýðý vardýr?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A)Gözümün deðdiði yere gül düþer&lt;br/&gt;B)Dinle de gönlümü alýver gitsin&lt;br/&gt;C)Yeryüzünde bir sen bir de ben varým&lt;br/&gt;D)Ýstersen dünyayý çaðýr imdada&lt;br/&gt;E)Arkandan gelecek hep ayak sesim&lt;br/&gt;Çözüm&lt;br/&gt;Bu tür sorular ayný zamanda dilbilgisi sorularýdýr. Ýlk önce özne ile yüklemi bulacaðýz daha sonra bildiðimiz anlatým bozukluklarý kurallarýný uygulayacaðýz. C&quot;de özne &quot;sen ve ben&quot;dir, böylece yüklemi &quot;varým&quot; deðil, &quot;varýz&quot; olacak. Çünkü özne birinci ve ikinci þahýs olursa yüklem birinci çoðul þahýs olur.&lt;br/&gt;Cevap C&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp; Ayný durum tamlamalar için de geçerlidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Benim ve arkadaþýmýn ailesi ÖSS&quot;yi kazanmamýzý istiyor.&quot; cümlesinde tamlayan durumunda bulunan &quot;benim&quot; ve &quot;arkadaþýmýn&quot; sözcükleri 1. ve 3. tekil þahýslara baðlanmalýdýr. Oysa &quot;ailesi&quot; sözcüðü ortak tamlanan olamaz, sadece 3. tekil þahýs iyelik ekini almýþtýr. Bu da ek yanlýþlýðýndan kaynaklanan anlatým bozukluðudur. Cümle, &lt;br/&gt;&quot;Benim ailem ve arkadaþýmýn ailesi ÖSS&quot;yi kazanmamýzý istiyor.&quot; þeklinde düzeltilebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1997&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aþaðýdaki cümlelerden hangisinde bir anlatým bozukluð</description></item><item><title>TÜRKMEN EDEBÝYATI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkmen-edebiyati-395407.html</link><description>ÖNSÖZ&lt;br/&gt;Türkmence, Türkmenistan&quot;daki Türkmen Türklerinin kullandýðý dildir. Çaðdaþ Türkmen edebiyatý ise bu dille oluþturulan edebiyattýr. &lt;br/&gt;Türkmen Türkçesinde 9 sesli, 23 sessiz harf vardýr. Türkiye Türkçesinden farklý olarak Türkmence de iki &quot;e&quot; vardýr. Bu çalýþmamda göstermiþ olduðum  Ã¤  sesi bizdekinden daha geniþ ve açýktýr. Türkmen Türkçesinin en tipik özelliði uzun ünlülere sahip olmasýdýr. 9 ünlünün her birinin uzun þekli de vardýr. Ancak bunlar bugünkü Türkmen yazýsýnda gösterilmemektedir. Bu uzunluklar ünlü sesin üzerine bir çizgi koyarak gösterilmiþtir. Uzun ünlüler çok defa anlam farký meydana getirir: at(at) &amp;#8211;at(isim), ot(ot) &amp;#8211;ot(ateþ) gibi bunlar Türkmencenin özelliklerinin çok küçük bir kýsmýdýr. &lt;br/&gt;Bu çalýþmam ise Akmuhammet Velsapar&quot;ýn yazmýþ olduðu &quot;Ahal Ayak Eterde&quot; adlý kitabýn 160 ile 214 üncü sayfalarý arasýndaki metnin Kril harflerinden Latin harflerine aktarýmýdýr.Ayrýca çalýþmamýn sonunda hazýrlamýþ olduðum dizin kýsmýnda ise metnin içinden seçmiþ olduðum kelimelerin Türkiye Türkçesindeki karþýlýklarý verilmekle birlikte, bu kelimelerin kaçýncý sayfada ve  paragrafta hangi ekleri almýþ olduðu da gösterilmektedir. Yapmýþ olduðum transkripte Türkmen Türkçesine ait özelliklerin pek çoðunu da bulmak mümkündür.&lt;br/&gt;Türkmen Türkçesinin zevkine varmak, güzelliðini tatmak için konuþmasýný, okuyup yazmasýný bilmek gerekir.Bizler yeterince imkanýmýz olmadýðýndan sadece derslerde aldýðýmýz bilgilerle yetinmek zorunda kaldýk. Umarým bizden sonraki öðrenci arkadaþlarým bu transkripleri Türkiye Türkçesine aktarabilirler. Böylece Türkmence&quot;nin yapýsýna dair daha geniþ bilgi edinmiþ olurlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;[160] Eygermen nÃ¤me Kýnçýlýk çekdigiçe, þonça-da adamýn eti gatayar, birnime hamý galnap, yüregi carlanyar.&lt;br/&gt;-Hbe Annameret, Annameret! Senem bir þu piþuni taþlasaÃ± Ýl bilen deÃ± gopsaÃ± bizem bir arkayýn ayagýmýzý uzadýp otursak. &lt;br/&gt;Annameret gözüni alardýp, ayalýna narazý bakdý&lt;br/&gt;-DeÃ±ze girmege gayrat gerek. Ol halacedeyinleriÃ± bolsa ayagýÃ±a çolaþýp yörmekden baþga bitir</description></item><item><title>DÝL DEVRÝMÝNÝN GERÇEKLEÞTÝRÝLMESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-devriminin-gerceklestirilmesi-385277.html</link><description>DÝL DEVRÝMÝNÝN GERÇEKLEÞTÝRÝLMESÝ&lt;br/&gt;Dil devriminin Atatürkün görüþündeki yerini tespit edebilmek için, kendisinin bu konudaki düþüncelerini ele alacaðýz. Diyor ki:&lt;br/&gt;&quot;...Millet dil, kültür ve ülke ile birbirine baðlý vatandaþlarýn teþkil ettiði bir toplumdur.&quot;&lt;br/&gt;Atatürk, dil baðýný, ulus olabilmenin ilk þartlarý arasýnda görmüþtür. Gerçekten de bu devrim, ulusal bir kültürün yaratýlabilmesi için ulusal bir dilin yeniden canlandýrýlmasý amacýna yöneliktir.&lt;br/&gt;Çünkü, ulusal birliðin ilk unsuru kültür birliðidir. Halkla aydýný birbirine yaklaþtýran en etkili araç hiç kuþkusuz, her iki zümrenin kolaylýkla anlaþabilecekleri sade bir dildir. Atatürk 1932 yýlýnda:&lt;br/&gt;&quot;Türk dilinin, kendi benliðine, aslýndaki güzellik ve zenginliðine kavuþmasý için bütün devlet teþkilatýmýzýn, dikkatli, ilgili olmasýný isteriz&quot; (Söylev ve Demeçler, C. I, 5. 311)&lt;br/&gt;demiþ ve bu amaçla da 1932 yýlýnda &quot;Türk Dilini Tetkik Cemiyeti&quot;ni kurmuþtur. Bu cemiyet ayný yýl içinde &quot;Türk Dil Kurumu&quot; ismiyle çalýþmalarýný Atatürkün yakýn gözetimi altýnda sürdürmüþtür). &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dil Kurumu, 1937 yýlýna kadar çok verimli bir çalýþma göstermiþ ve bilimsel terimlerin önemli kýsmý özleþtirme ve arýndýrma sonucu olarak temiz bir Türkçeye dönüþtürülmüþtür. Ancak, Atatürkün ölümünden sonra, Dil Kurumunun ayný doðrultuda çalýþtýðýný kanýtlayacak tutamaklardan oldukça yoksun kalýndýðýný söylemek, insafsýzlýk olmayacaktýr.&lt;br/&gt;Atatürk, Dil ve Tarih Kurumlarýnýn daha sonraki çalýþma dönemleri için þu tarihi direktifi vermiþ ve iþi, bu iki kurumun inisiyatifine terk etmiþtir:&lt;br/&gt;&quot;Türk Dil Kurumu çalýþmalarýna sonuna dek katýlacak deðilim. Tarih Kurumunun kuruluþunu izleyen yýllarda, tarih üzerine arkadaþlarý teþvik için beraber çalýþtým; sonucunda bu kurum teþkilatlandýktan ve çalýþmalarýna hýz verdikten sonra, Tarih Kurumunun çalýþmalarýna karýþmýyorum. Kurum üyeleri bildikleri gibi akademik çalýþmalarýna devam ediyorlar. &lt;br/&gt;Dil Kurumu çalýþmalarýna da ilgim böyle olacaktýr. Dil bilginlerinin uzmanlarýn akademik çalýþmalarýna karý</description></item><item><title>LE FUTUR SIMPLE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?le-futur-simple-388096.html</link><description>LE FUTUR SIMPLE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Formation :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pour la plupart des verbes, le radical du futur est infinitif.&lt;br/&gt;Les terminaisons sont &amp;#8211;ai&lt;br/&gt;-as&lt;br/&gt;-a&lt;br/&gt;-ons&lt;br/&gt;-ez&lt;br/&gt;-ont&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Verbes des 1er et 2e groupes : infinitif + terminaisons&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PARLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;je parlerai &lt;br/&gt;tu parleras&lt;br/&gt;il parlera&lt;br/&gt;elle parlera&lt;br/&gt;on parlera&lt;br/&gt;nous parlerons&lt;br/&gt;vous parlerez&lt;br/&gt;ils parleront&lt;br/&gt;elles parlerontMANGER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;je mangerai&lt;br/&gt;tu mangeras&lt;br/&gt;il mangera&lt;br/&gt;elle mangera&lt;br/&gt;on mangera&lt;br/&gt;nous mangerons&lt;br/&gt;vous mangerez&lt;br/&gt;ils mangeront&lt;br/&gt;elles mangerontFINIR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;je finirai&lt;br/&gt;tu finiras&lt;br/&gt;il finira&lt;br/&gt;elle finira&lt;br/&gt;on finira&lt;br/&gt;nous finirons&lt;br/&gt;vous finirez&lt;br/&gt;ils finiront&lt;br/&gt;elles finirontCHOISIR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;je choisirai&lt;br/&gt;tu choisiras&lt;br/&gt;il choisira&lt;br/&gt;elle choisira&lt;br/&gt;on choisira&lt;br/&gt;nous choisirons&lt;br/&gt;vous choisirez&lt;br/&gt;ils choisiront&lt;br/&gt;elles choisiront&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Verbes en &amp;#8211;re (sauf faire) : &lt;br/&gt;Infinitif + terminaisons&lt;br/&gt;Verbes en &amp;#8211;ir :Certains sont rÃ©guliers :&lt;br/&gt;infinitif +terminaisons&lt;br/&gt;CONDUIRE&lt;br/&gt;je conduirai&lt;br/&gt;tu conduiras&lt;br/&gt;il conduira&lt;br/&gt;elle conduira&lt;br/&gt;on conduira&lt;br/&gt;nous conduirons&lt;br/&gt;vous conduirez&lt;br/&gt;ils conduiront&lt;br/&gt;elles conduirontPRENDRE&lt;br/&gt;je prendrai&lt;br/&gt;tu prendras&lt;br/&gt;il prendra&lt;br/&gt;elle prendra&lt;br/&gt;on prendra&lt;br/&gt;nous prendrons&lt;br/&gt;vous prendrez&lt;br/&gt;ils prendront&lt;br/&gt;elles prendrontSORTIR&lt;br/&gt;je sortirai&lt;br/&gt;tu sortiras&lt;br/&gt;il sortira&lt;br/&gt;elle sortira&lt;br/&gt;on sortira&lt;br/&gt;nous sortirons&lt;br/&gt;vous sortirez&lt;br/&gt;ils sortiront&lt;br/&gt;elles sortirontFINIR&lt;br/&gt;je finirai&lt;br/&gt;tu finiras&lt;br/&gt;il finira&lt;br/&gt;elle finira&lt;br/&gt;on finira&lt;br/&gt;nous finirons&lt;br/&gt;vous finirez&lt;br/&gt;ils finiront&lt;br/&gt;elles finiront&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Verbes en &amp;#8211;oir : la plupart sont irrÃ©guliÃ¨rs.  savoir &amp;#61680; je saurai&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Emploi :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61656;Le futur situe le fait dans un avenir proche ou lointain.&lt;br/&gt;&amp;#61680;Â« Des orages Ã©clateront dans la soirÃ©e. Â&#187; annonce la mÃ©tÃ©o.&lt;br/&gt;&amp;#61680;Nous visiterons Venise l&quot;Ã©tÃ© prochain.&lt;br/&gt;&amp;#61656;Le futur peut Ãªtre employÃ© Ã  la place d&quot;un impÃ©ratif. Il attÃ©nue l&quot;ordre.&lt;br/&gt;&amp;#61502;Vous me donnerez votre rÃ©ponse au plus tard la semaine prochaine.&lt;br/&gt;&amp;#61502;(= Donnez-moi votre rÃ©ponse au plus tard la semaine prochaine.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;LES VERBES IRREGULIERS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AVOIR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;j&quot;aurai&lt;br/&gt;tu auras&lt;br/&gt;il aura&lt;br/&gt;nous aurons&lt;br/&gt;vous aurez&lt;br/&gt;ils aurontETRE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;je serai&lt;br/&gt;tu seras&lt;br/&gt;il sera&lt;br/&gt;nous serons&lt;br/&gt;vous serez&lt;br/&gt;ils serontFAIRE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;je ferai&lt;br/&gt;tu feras&lt;br/&gt;il fera&lt;br/&gt;nous ferons&lt;br/&gt;vous ferez&lt;br/&gt;ils ferontSAVOIR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;je saurai&lt;br/&gt;tu sauras&lt;br/&gt;il saura&lt;br/&gt;nous saurons&lt;br/&gt;vous saurez&lt;br/&gt;ils saurontALLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;j&quot;irai&lt;br/&gt;tu iras&lt;br/&gt;il ira&lt;br/&gt;nous irons&lt;br/&gt;vous irez&lt;br/&gt;ils irontVENIR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;je viendrai&lt;br/&gt;tu viendras&lt;br/&gt;il viendra&lt;br/&gt;nous viendrons&lt;br/&gt;vous viendrez&lt;br/&gt;ils viendront&lt;br/&gt;POUVOIR&lt;br/&gt;je pourrai&lt;br/&gt;tu pourras&lt;br/&gt;il pourra&lt;br/&gt;nous pourrons&lt;br/&gt;vous pourrez&lt;br/&gt;ils pourrontVOULOIR&lt;br/&gt;je voudrai&lt;br/&gt;tu voudras&lt;br/&gt;il voudra&lt;br/&gt;nous voudrons&lt;br/&gt;vous voudrez&lt;br/&gt;ils voudrontVOIR&lt;br/&gt;je verrai&lt;br/&gt;tu verras&lt;br/&gt;il verra&lt;br/&gt;nous verrons&lt;br/&gt;vous verrez&lt;br/&gt;ils verrontENVOYER&lt;br/&gt;j&quot;enverrai&lt;br/&gt;tu enverras&lt;br/&gt;il enverra&lt;br/&gt;nous enverrons&lt;br/&gt;vous enverrez&lt;br/&gt;ils enverrontCOURIR&lt;br/&gt;je courrai&lt;br/&gt;tu courras&lt;br/&gt;il courra&lt;br/&gt;nous courrons&lt;br/&gt;vous courrez&lt;br/&gt;ils courrontDEVOIR&lt;br/&gt;je devrai&lt;br/&gt;tu devras&lt;br/&gt;il devra&lt;br/&gt;nous devrons&lt;br/&gt;vous devrez&lt;br/&gt;ils devront&lt;br/&gt;pleuvoir&lt;br/&gt;falloir&lt;br/&gt;recevoir&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;il pleuvra&lt;br/&gt;il faudra&lt;br/&gt;je recevraitenir&lt;br/&gt;s&quot;asseoir&lt;br/&gt;valoir&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;je tiendrai&lt;br/&gt;je m&quot;assiÃ©rai&lt;br/&gt;je vaudrai</description></item><item><title>KÜTAHYA VE YÖRESÝ AÐIZLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kutahya-ve-yoresi-agizlari-394760.html</link><description>KÜTAHYA VE YÖRESÝ AÐIZLARI&lt;br/&gt;(Ýnceleme, Metinler, Sözlük)&lt;br/&gt;Þiir III - 148 sayfa&lt;br/&gt;Ninemin beyitlemesini þey ediverem mademki:&lt;br/&gt;Sýçanýmýn asasý var&lt;br/&gt;Kuyruklu kesesi var&lt;br/&gt;Sýçaným he yerlerde&lt;br/&gt;Türlü türlü hissesi var&lt;br/&gt;Sahanýn kapaðýný açar&lt;br/&gt;Dolmanýn irisini seçer&lt;br/&gt;Üstünübiberle seçer&lt;br/&gt;Aldý mý it gibi seçer&lt;br/&gt;Hay gidinin sýçaný aha bu&lt;br/&gt;Dombay göle yattý mý&lt;br/&gt;Boynuzlarý battý mý&lt;br/&gt;Ben askere gidince&lt;br/&gt;Yanýna eller yattý mý&lt;br/&gt;XVIII 176 sayfa Ramazan Uyarlanýr. &lt;br/&gt;Yolum gider büklüm büklüm&lt;br/&gt;Davuldur benim yüküm&lt;br/&gt;Ýki gözüm aðlar beyler,&lt;br/&gt;Evvela selamün aleyküm&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aþaðýdan yularý geldim,&lt;br/&gt;Düþtüm davulumu daldým,&lt;br/&gt;Ýki gözüm aðlar, beyler&lt;br/&gt;Sizi uyarmaya geldim&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yoðurdum ver ezilecek&lt;br/&gt;Tülbentlerden süzülecek&lt;br/&gt;Ýki gözüm aðlar beyler&lt;br/&gt;Çok yerim var gezilecek&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evlerinin önü iðde&lt;br/&gt;Ýðdenin dallarý yerde,&lt;br/&gt;Ýki gözüm aðlar beyler &lt;br/&gt;Bekletmeyin soðuk yerde&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ayaðýmý çaldým tasa&lt;br/&gt;Taþ yarýldý baþtan baþa&lt;br/&gt;Benim aðam bahþiþ vermiþ,&lt;br/&gt;Devletinle binler yaþa&lt;br/&gt;I&lt;br/&gt;Bir varmýþ bir yokmuþ. Bir gün bir ailenin bir kýzý varmýþ. Onlara siz burada durun, ben büyük annenizin yanýna gidiyorum. Kapýyý açmayýn kimse gelmesin evimize, hiç dýþarý çýkmayýn dev sizi yer demiþ. Sonra onlarýn büyük annesine benzeyip gelmiþ kapýyý çalmýþ. Kim o demiþ. Büyük annenizin demiþ, Annem sizin eve gitti ya demiþ. O da ben anneni görmedim, aþaðýdan geldim demiþ. Sonra da ellerini sok bakayým demiþ. Ellerini karaymýþ. Þenin ellerin kara ya demiþ. Sonra bir çuvala varmýþ, ona sokmuþ gelmiþ, beyaz olmuþ. Þimdi beyaz ellerin ya demiþ. Sonra gir buyur içeri demiþler. Lambayý içeri girince, lambayý söndürmüþ. Hemen yataða yatmýþ. Ben çok üþüdüm biraz ýsýtýverin beni demiþ. Sonra çocuklarýn hepsi beraber soyunmuþlar yatmýþlar çocuklarý bütün yemiþ.&lt;br/&gt;II&lt;br/&gt;Bir gün bir tilki varmýþ üç kýz çocuðu varmýþ, üç oðlan çocuðu varmýþ. Kapýyý çalmýþ buyrun tilki amca demiþ girmiþ. Anneniz nerede demiþ annem çayýra çýktý, þimdi gelir demiþ. Babanýz nerede? Babam daða gitti demiþ. Þimdi gelir demiþ. Benim annenizle iþim yok, ben annenizi görm</description></item><item><title>ÝSTÝKLAL MARÞINDAKÝ SIFAT TAMLAMALARINI ALT ÇÝZGÝLÝ OLARAK GÖSTERME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?istiklal-marsindaki-sifat-tamlamalarini-alt-cizgili-olarak-gosterme-394810.html</link><description>ÝSTÝKLAL MARÞI&lt;br/&gt;Korkma, sönmez bu þafaklarda yüzen al sancak;&lt;br/&gt;Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.&lt;br/&gt;O benim milletimin yýldýzýdýr, parlayacak;&lt;br/&gt;O benimdir, o benim milletimindir ancak.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çatma, kurban olayým, çehreni ey nazlý hilal!&lt;br/&gt;Kahraman ýrkýma bir gül! Ne bu þiddet, bu celal?&lt;br/&gt;Sana olmaz dökülen kanlarýmýz sonra helal. . .&lt;br/&gt;Hakkýdýr, hakka tapan, milletimin istiklal!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ben ezelden beridir hür yaþadým, hür yaþarým.&lt;br/&gt;Hangi çýlgýn bana zincir vuracakmýþ? Þaþarým!&lt;br/&gt;Kükremiþ sel gibiyim, bendimi çiðner, aþarým.&lt;br/&gt;Yýrtarým daðlarý, enginlere sýðmam, taþarým.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Garbýn afakýný sarmýþsa çelik zýrhlý duvar,&lt;br/&gt;Benim iman dolu göðsüm gibi serhaddim var.&lt;br/&gt;Ulusun, korkma! Nasýl böyle bir imaný boðar,&lt;br/&gt;Medeniyet! dediðin tek diþi kalmýþ canavar?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Arkadaþ! Yurduma alçaklarý uðratma, sakýn.&lt;br/&gt;Siper et gövdeni, dursun bu hayasýzca akýn.&lt;br/&gt;Doðacaktýr sana vadettigi günler hakkýn. . .&lt;br/&gt;Kim bilir, belki yarýn, belki yarýndan da yakýn.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bastýðýn yerleri toprak! diyerek geçme, taný:&lt;br/&gt;Düþün altýnda binlerce kefensiz yataný.&lt;br/&gt;Sen þehit oðlusun, incitme, yazýktýr, ataný:&lt;br/&gt;Verme, dünyalarý alsan da, bu cennet vataný.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kim bu cennet vatanýn uðruna olmaz ki feda?&lt;br/&gt;Þuheda fýþkýracak topraðý sýksan, þuheda!&lt;br/&gt;Caný, cananý, bütün varýmý alsýn da hüda,&lt;br/&gt;Etmesin tek vatanýmdan beni dünyada cüda.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ruhumun senden, ilahi, þudur ancak emeli:&lt;br/&gt;Deðmesin mabedimin göðsüne namahrem eli.&lt;br/&gt;Bu ezanlar-ki þahadetleri dinin temeli,&lt;br/&gt;Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taþým,&lt;br/&gt;Her cerihamdan, ilahi, boþanýp kanlý yaþým,&lt;br/&gt;Fýþkýrýr ruh-i mücerred gibi yerden naþým;&lt;br/&gt;O zaman yükselerek arþa deðer belki baþým.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dalgalan sen de þafaklar gibi ey þanlý hilal!&lt;br/&gt;Olsun artýk dökülen kanlarýmýn hepsi helal.&lt;br/&gt;Ebediyen sana yok, ýrkýma yok izmihlal:&lt;br/&gt;Hakkýdýr, hür yaþamýþ, bayraðýmýn hürriyet;&lt;br/&gt;Hakkýdýr, hakka tapan, milletimin istiklal!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mehmet Akif Ersoy</description></item><item><title>ZAMÝR (ADIL)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?zamir-(adil)-388802.html</link><description>ZAMÝR (ADIL) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zamir (Adýl) : Cümlede ismin yerini tutan, isim olmadýðý halde isim gibi kullanýlabilen kelimelere denir.&lt;br/&gt;Zamirler, cümle içinde isimlerin yerlerini tuttuklarý için onlarýn bulunduðu görevlerde bulunabilirler;  özne, yüklem, nesne, zarf tümleci, dolaylý tümleç olabilirler.&lt;br/&gt;Zamirler, isimlerin yerlerini tutma þekillerine ve yerlerini tuttuklarý isimlere göre gruplara ayrýlýr.&lt;br/&gt;Zamir Çeþitleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A. Kelime Halindeki Zamirler&lt;br/&gt;B. Ek Halindeki Zamirler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                        Kelime Halindeki Zamirler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Kiþi Zamirleri&lt;br/&gt;2. Ýþaret Zamirleri&lt;br/&gt;3. Belgisiz Zamirler&lt;br/&gt;4. Soru Zamirleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                        Kiþi Zamirleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kiþi isimlerinin yerine kullanýlan zamirlerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                               TEKÝL                                 ÇOÐUL&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                            1. kiþi  ben               1. biz&lt;br/&gt;    2. kiþi  sen2. siz&lt;br/&gt;    3. kiþi  o3. onlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Not: &quot;Kendi&quot; kelimesi de kiþi zamirlerinden sayýlmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kiþi zamirlerinin özellikleri : &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a. Kiþi zamirleri, isimlere getirilen hal eklerini alabilirler.&lt;br/&gt;ben, beni, bana, bende, benden&lt;br/&gt;sen, seni, sana, sende, senden&lt;br/&gt;o, onu, ona, onda, ondan&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Birinci ve ikinci tekil kiþi zamirleri, -e hal eki aldýðýnda kök deðiþikliðe uðrar;Ý bana, sana þekline girer.&lt;br/&gt;ben - e &gt; bana, sen - e &gt; sana&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b. Kiþi zamirleriyle tamlama kurulabilir. Tamlayan görevinde kullanýlýrlar :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Benim yurdum&lt;br/&gt;*Onun evi&lt;br/&gt;*Senin kitabýn&lt;br/&gt;*Onlarýn sorunlarý&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;                                                         Ýþaret zamirleri      &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Varlýklarýn yerini belirtme için kullanýlan zamirlere iþaret zamiri denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tekil olanlar : bu, þu, o&lt;br/&gt;Çoðul olanlar : bunlar, þunlar, onlar &lt;br/&gt;Diðer iþaret zamirleri : öteki, beriki&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61692;Bu çok saðlam bir evdir.&lt;br/&gt;&amp;#61692;Bunlarý kim götürecek ?&lt;br/&gt;&amp;#61692;Onu kim kýrdý?&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ýþaret zamirlerinin özellikleri :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a. Bu, þu, o kelimeleri, ismi belirttiðinde sýfat, ismin yerine kullanýldýðý</description></item><item><title>HALK ÞAÝRLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?halk-sairleri-364762.html</link><description>Türkiye-Irak Ýliþkilerine Bir Bakýþ&lt;br/&gt;Yazar: Erdoðan Ýrge &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türü: Makale-Analiz &lt;br/&gt;Tarih: 2001 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Antik çað coðrafyacýlarýnýn MEZOPOTAMYA olarak tanýmladýklarý, VII nci yüzyýlda Müslümanlar tarafýndan ele geçirilmesinden sonra IRAK olarak adlandýrýlan bölge Orta Asya ile Akdeniz arasýnda bir geçiþ bölgesi olmasý nedeniyle dünya üzerinde önem kazanan bölgelerden birisidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Müslüman Araplarýn VII nci yüzyýlda bölgeyi ele geçirmesinden sonra Emevi ve Abbasi hakimiyetinin ardýndan 1055 yýlýnda Baðdat&quot;ý ele geçiren Selçuklu Hükümdarý Tuðrul ile bölgenin egemenliði Türklerin eline geçmiþtir. Bölge sýrasýyla Selçuklularýn, Ýlhanlýlarýn, Timur&quot;un, Karakoyunlu&quot;larýn ve Akkoyunlularýn egemenliði altýna girmiþ ve 1514 yýlýnda Yavuz Sultan Selim zamanýnda Osmanlý hakimiyeti altýna girmiþtir. Birinci Dünya Savaþý sýrasýnda Ýngiltere ile Türkiye arasýnda cereyan eden kanlý çarpýþmalar sonrasýnda Birinci Dünya Savaþýnýn sona ermesi ile Mondros Ateþkes anlaþmasý ile Ýngiltere tarafýndan ele geçirilmiþtir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Birinci Dünya Savaþý sonrasýnda Ýngiltere&quot;nin en büyük meselesi Osmanlý Ýmparatorluðunun tasfiyesi idi. Bu nedenle 30 Ocak 1919 tarihinde Lloyd George , Paris Konferansýnda Kürt meselesini gündeme getirerek, konferans metnine; &quot; Ermenistan, Suriye,Mezopotamya ve Kürdistan, Filistin ve Arabistan Osmanlý Ýmparatorluðundan tamamen ayrýlmalýdýr.&quot; maddesini koydurmuþtu. Bu husus çerçevesinde Ýngiltere Ortadoðu haritasýný tek baþýna çizerken en önemli etkenlerden birisi de Musul petrolleri olmuþtur. Musul petrolleri bir bakýma Ortadoðu&quot;nun kaderini belirlerken , diðer yandan da Türk dýþ politikasý en büyük yarayý Musul meselesinden almýþtýr. 1055&quot;ten bu yana Türk egemenliði altýndaki bölgedeki Türk varlýðý bir bakýma anavatandan kopartýlýrken, Irak ve Suriye&quot;deki göçebe Arap aþiretlerine birer devlet lütfedilerek, Ýngiltere ve Fransa&quot;nýn mandaterliði altýna alýnmanýn hesabý içerisine girilmiþtir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Birinci Dünya savaþý sonrasýnda Osmanlý Devleti ile galip devletler arasýnda imzalanacak olan barýþ anlaþmasýnýn nihai karar aþamasý olarak bilinen San Remo Konferansýnda Osmanlý Devletinden kopartýlan topraklar üzerinde manda idareleri oluþturulmuþ ve bu arada Musul için &quot;A&quot; tipi manda idaresi söz konusu hale getirilmiþti. Nisan 1920&quot;de yapýlan San Remo görüþmeleri sýrasýnda Musul petrollerinin % 25 hissesini Fransa&quot;ya veren Ýngiltere, Fransa&quot;nýn siyasi desteðini kazanýrken, ABD saf dýþý býrakýlmýþtýr. ABD bu duruma tepki göstermiþ ve Ankara Hükümetini destekleyen bir tavýr içerisine girmeye baþlamýþtý. Ýngiltere ABD&quot;yi kazanmak için daha sonra 1922&quot;de ABD&quot;ye Musul petrollerinin % 20&quot;sini verilmesini karar altýna almýþtýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu suretle Irak adý altýnda Musul&quot;un da içinde bulunduðu topraklar ile Osmanlý Devleti&quot;nin iliþkisi tamamen kesilmiþ ve bölgede Ýngiltere&quot;nin inisiyatifinde yeni bir idare tesis edilmeye baþlamýþtýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Irak&quot;ta bu geliþmeler olurken, Anadolu&quot;da Milli Mücadele Harekatý baþlamýþ ve 23 Nisan 1920&quot;de Büyük Millet Meclisi açýlarak Misak-ý Mil</description></item><item><title>OÐLUMUN KÜTÜPHANESÝ - DEGUÝGNES - HÜSEYÝN CAHÝD (YALÇIN)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?oglumun-kutuphanesi-deguignes-huseyin-cahid-(yalcin)-395486.html</link><description>Oðlumun KütüpHanesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tercümeleri kamilen ikmal edilmiþ olan eserleri bervechi atidir.&lt;br/&gt;Ýlim ve dini Muharriri: Emil Bütrü&lt;br/&gt;Hürriyet vicdan: LeviHan Parilye&lt;br/&gt;Ýngiliz tarihi edebiyatý: Ýgalyet Tehen&lt;br/&gt;Umumi Sosyoloji: Vilfradev Paratev&lt;br/&gt;Sosyolist meslekleri&lt;br/&gt;Din hayatýnýn iptidai þekilleri: Dürkheim&lt;br/&gt;Sanayi Nefisenin menþeileri: Hiran&lt;br/&gt;Ýsa&quot;nýn hayatý: Ernest Reno&lt;br/&gt;Ruh ve beden: Bine&lt;br/&gt;Hayat ve memat: Daster&lt;br/&gt;Felsef-i lisan: Albert Vaza&lt;br/&gt;Tecriyi pedogoji: Kalaparat&lt;br/&gt;Tecrübe üzerine müessis psikoloji: Hofdiog &lt;br/&gt;Talim ve terbiye: Polbart&lt;br/&gt;Çocuklar hakkýnda asri fikirleri: Bine&lt;br/&gt;Asri devlet: Cayen Hill&lt;br/&gt;Aile içide terbiye: oðullarýmýz: Tomas&lt;br/&gt;Aile içide terbiye: kýzlarýmýz: Tomas&lt;br/&gt;Menþe&quot;i lisan: Muhtelif muharrirlerden&lt;br/&gt;Türklerin tarihi umumiyesi: De Kini&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖNSÖZ&lt;br/&gt;Bu çeviri Osmanlý Türkçesi&quot;nden Latin harfleriyle günümüz Türkçe&quot;sine çevrilmiþ olup Hunlar&quot;ýn tarihini ayrýntýlý bir þekilde anlatmaktadýr. Bu eseri Hunlar&quot;ýn yaþadýklarý çoðrafyalar, Çinliler&quot;le yaptýklarý mücadeleyle, baþa geçen Ýmparatorlar ve aileleri þeklinde bölümlere ayýrmakta mümkündür.&lt;br/&gt;Türkiye Türkçe&quot;sinin tarihi devresini teþkil eden Osmanlý Türkçe&quot;sinin gramer esaslarýný ve eski edebi dildeki Arapça ve Farsça unsurlarýn kurallarýný bu eserde görebiliriz. Hunlar&quot;ýn tarihini öðrenmek isteyenler için her türlü ilk bilgiyi ve gerekli örnekleri vermektedir. Dolayýsýyla bu kitap sadece Tarih eðitimi alanlar için deðil Tarih&quot;e meraklý insanlar içinde bir ders kitabý mahiyetindedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Elinizdeki bu kitap Deguignes tarafýndan yazýlmýþ olup Hüeyin Cahid (Yalçýn) tarafýndan Osmanlýca Türçesi&quot;yle tercüme edilmiþ ve tarafýmýzdan günümüz Latin harflerine çevrilmiþtir.&lt;br/&gt;Ýstanbullu bir aileye mensup olan Hüseyin Cahid Balýkesir&quot;de doðmuþ ilk tahsilini Serez&quot;de orta ve yüksek tahsilini Ýstanbul&quot;da yaparak, Mülkiye mektebinden mezun olmuþtur.Vefa, Mercan idadilerinde muallimlik, Mercan idadisi müdürlüðü gibi maarif hizmetlerinde bulunmuþ, Mektep, Servet-i Fünun mecmualarýnda çalýþmýþ Meþrutiyetten sonra, Tev</description></item><item><title>DÝL ÝLETÝÞÝM ARACIDIR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-iletisim-aracidir-383656.html</link><description>Dil iletiþim aracýdýr, canlýdýr, kültür taþýyýcýsýdýr ve insanlarýn duygu ve düþüncelerini anlatmak için vardýr. &lt;br/&gt;Düþünce insanlarýn olay ve durumlar karþýsýndaki durum yapabilme yetisidir. &lt;br/&gt;Öneri: Dil ve düþünceyi birbirinden ayrý kýlamayýz. Düþünmeden dili kullanamayýz. Düþünerek konuþmak her zaman daha iyi sonuçlar doðurur. &lt;br/&gt;Banu ÖZBAY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dil,  insanlarýn iletiþim kurabilmeleri için  birbirleriyle paylaþtýklarý düþüncelerin somut þeklidir. Çaðýn koþullarýna uygun  deðiþir çünkü dil ayný zamanda canlýdýr.&lt;br/&gt;Düþünce, insanlarýn bir olay karþýsýnda  oluþturduklarý taslaktýr. Düþünce ve dil birbirlerinden ayrýlamaz bir bütündür. Dil olmadan düþünce var olamaz. Düþünce olmadýðý zaman da dilin hiçbir fonksiyonu yoktur. &lt;br/&gt;Öneri: Dili ne kadar iyi kullanýrsak düþüncelerimizi o kadar iyi ifade ederiz. Bu nedenle  dili hem günlük konuþmamýzda hem de yapý olarak yazý dilimizde  gerektiði gibi düzgün kullanmalýyýz ve yine dilimize giren yabancý  sözcüklerin karþýlýðýný Türkçe olarak vermeliyiz ya da en azýndan  yazýlýþ olarak Türkçe  harfleri kullanmalýyýz. &lt;br/&gt;Damla ORTAK &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Düþünce beynin fiilidir ve kiþi fiilinden mesuldür. Bunun sonucunu kaçýnýlmaz bir biçimde yaþayacaktýr. (Ahmet Hulusi)&lt;br/&gt;Düþünce nedir? Bu soruya anlamlý cevaplar bulmak farklý açýlardan bakmak, düþüncenin tasarým boyutunu irdelemek , yaþamýn rejisörü , yaþamýn paratoneri olarak deðerlendirmek mümkündür. &lt;br/&gt;Sözlük olarak düþünce ise; bir eylemin meydana gelmesinden önce onu olabildiðince  tasarlamak ya da bir iþ için  zihinde  hazýrlanan çare  anlamlarýný ifade eder. &lt;br/&gt;Düþünce pratik hayata geçmeyle uðraþmaz. Hayata geçmesini saðlayan irade gücümüzdür. Düþünmemiz kendiliðinden yaþamýn gizemini çalýþtýrarak irade gücünü harekete geçirir. Yaþamýn gizemiyle  irade gücünün meydana gelmesi hep düþünce gücünden kaynaklanýr. &lt;br/&gt;Tüm buluþlar ve baþarýlar  tasarlanmalarýnýn sonucu olarak ortaya çýkar. &lt;br/&gt;Düþünce gücü evrenin içinde bulunan gizemi ve o da</description></item><item><title>TÜRKÇE&quot;NÝN TARÝHSEL GELÝÞÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkce-nin-tarihsel-gelisimi-355258.html</link><description>TÜRKÇE&quot;NÝN TARÝHSEL GELÝÞÝMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Türk dillerinin yazýlý metne dayalý tarihleri 7.-9. yüzyýl Orhon Türkçesine kadar uzansa bile, Türkiye Türkçesi için, Anadoluya göç eden Oðuzlarýn 11. yüzyýldan sonra kendi lehçeleri üzerine kurduklarý yazý dilini baþlangýç saymak gerekir.&lt;br/&gt; 15. yüzyýla kadar Eski Anadolu Türkçesi olarak adlandýrdýðýmýz bu dönemin en ünlü temsilcisi Yunus Emredir.&lt;br/&gt; Anadolu Selçuklularýnýn önce Arapçayý, sonra da Farsçayý resmi dil olarak kabul etmeleri nedeniyle Türkçe Anadolu sahasýnda 13. yüzyýla kadar geliþememiþtir. 13. ve 15, yüzyýllar arasýnda da gittikçe artan sayýda Arapça, Farsça sözcük içeren bir dil ortaya çýkmýþtýr. Ancak yine de sade sayýlabilecek bir Türkçenin egemen olduðu bu dönemden sonra Osmanlýca adý verilen, yoðun Arapça, Farsça etkisi görülen bir dönem baþlamýþtýr.&lt;br/&gt; 16. yüzyýldan 20. yüzyýla kadar süren Osmanlýca dönemi kendi içinde Baþlangýç Dönemi, Klasik Dönem ve Yenileþme Dönemi olarak üç bölümde incelenir. Bu dönemde yalnýz Arapça, Farsça sözcükler deðil gramer kurallarý da Türkçeye girmiþ, yalnýz aydýn kesimin okuyup yazabildiði bir saray dili ortaya çýkmýþtýr.&lt;br/&gt; Dilde özleþme çabalarý 19. yüzyýlýn ikinci yansýnda Tanzimat dönemi ile baþlamýþtýr. Aydýnlarýn Türkçe sözcük kullanma, Arap alfabesinde yenilikler yapma (örneðin tüm ünlüleri yazýda gösterme, normalde bitiþik yazýlan Arapça harfleri ayrý yazma gibi) çabalarýyla geçen bir hazýrlýk döneminden sonra Cumhuriyetle birlikte çaðdaþ Türkçenin temelleri atýlmýþtýr.&lt;br/&gt; Atatürkün özel ilgi ve çabalarýyla Latin alfabesine geçilmiþ, tarama, derleme ve türetme yoluyla dildeki Türkçe sözcük oraný kýsa sürede büyük oranlara ulaþmýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ORTA ASYADAN GÜNÜMÜZE TÜRK DÝLÝ &lt;br/&gt; Türk edebiyatý; Türk dilinin yarattýðý edebiyattýr. Türk dili ise, Orta Asya&quot;daki ana yurdundan dünyanýn her yanýna dalga dalga yayýlan, sayýsýz büyük devletler kuran, tarihin gidiþine defalarca yön veren; bugün Balkanlardan Çin içlerine kadar yerleþmiþ bulunan büyük Türk ulusunun konuþtuðu dildir. Böyle bir dilin yarattýðý edebiyatýn da doðal olarak, çok büyük ve çok geniþ olmasý gerekir.&lt;br/&gt; Türk edebiyatý; Türk dilinin varlýðýyla yaþýttýr. Türkçe, edebiyatýmýzýn temelidir. Ýlk çaðlardan bu yana Türklük dünyasý, ulusal diline sýký sýkýya baðlý kalmýþtýr.&lt;br/&gt; Orta Asya&quot;dan dünyanýn dört bir yanýna daðýlan, akýnlarla göçlerle Avrupa içlerine dek ilerleyen Türkler, öz yurtlarýndan uzaklaþtýkça dillerinde de deðiþmeler, karýþmalar olmuþtur.&lt;br/&gt;Baþlangýçtan zamanýmýza deðin gelen, Türkçe söylenmiþ, Türkçe yazýlmýþ tüm sanatlý metinleri, sözlü ve yazýlý edebiyatýmýzýn kapsamýna alabiliriz.&lt;br/&gt; Türk dili; ana kaynaðýndan bugünkü þivelerine varýncaya kadar birçok geliþme dönemleri göstermiþtir: Altay; En eski Türkçe; Hun, Hazar Türk lehçelerini içerisine alan Ýlk Türkçe dönemleri gibi. Bunlar hakkýnda hiçbir edebi bilgimiz yoktur. Bugünkü Türk edebiyatýna kaynaklýk eden dönemler:&lt;br/&gt;1.Eski Türkçe; bu dönem hakkýnda elimizde bol bilgi vardýr. Â«Göktürk - Uygur TürkçesiÂ&#187; dediðimiz bu dönem, zaman bakýmýndan V. yüzyýldan IX. yüzyýla kadar devam eder.&lt;br/&gt;2.Orta Türkçe; Â«Müþterek Orta Asya TürkçesiÂ&#187;nin hüküm sürdüðü bu devir; Karahanlýlar, Selçuklular, Moðollar ve Osmanlýlar zamanýna rastlar. Bu dönem, X. - XV. yüzyýllarý içine alýr.&lt;br/&gt;3.Yeni Türkçe; Osmanlý, Çaðatay, Özbek, Azeri edebiyatlarýný meydana getiren bu Türkçe XV. - XX. yüzyýllar arasýnda konuþulan Türkçe&quot;dir.&lt;br/&gt;4.Modern Türkçe; bugün bütün Türk halklarý aðzýnda yaþayan Türkçe&quot;dir. Türkçe, dünyada konuþulan diller arasýnda, konuþanlarýn sayýsýna göre Çince, Ýngilizce, Hintçe, Ýspanyolca, Almanca, Rusça, Japonca, Arapça ve Bengalce&quot;den sonra 10. sýrayý almaktadýr. Türkçe konuþanlar; Fransýzca, Ýtalyanca, Portekizce... konuþanlardan daha fazladýr.&lt;br/&gt; Bugün, Orhun&quot;dan Tuna boylarýna, Adriyatik kýyýlarýndan Himalaya eteklerine, Çin seddinden Alaskalara, Kuzey denizinden Hint Okyanusu&quot;na deðin uzanan geniþ ülkelerde Türkçe konuþarak anlaþabiliriz.&lt;br/&gt; Türkiye Türkçesi; eski Anadolu Türkçesi, Osmanlýca&quot;dan sonra, Ýstanbul Türkçesi temel olarak alýn</description></item><item><title>BALA ÝLÇESÝ AÐZINDA ÜNLÜ TÜRLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bala-ilcesi-agzinda-unlu-turleri-395384.html</link><description>Bala ilçesinin fiziki coðrafyasý&lt;br/&gt;Bala ilçesinin etnik yapýsý&lt;br/&gt;SES BÝLGÝSÝ&lt;br/&gt;ÜNLÜLER&lt;br/&gt;Bala ilçesi aðzýnda ünlü türleri&lt;br/&gt;Ã¡ ünlüsü&lt;br/&gt;Ã¥ ünlüsü&lt;br/&gt;&amp;#279; ünlüsü&lt;br/&gt;+ ünlüsü&lt;br/&gt;Ã­ ünlüsü&lt;br/&gt;ünlüsü&lt;br/&gt;Ã³ ünlüsü&lt;br/&gt;Ãº ünlüsü&lt;br/&gt;UZUN ÜNLÜLER&lt;br/&gt;Uzun ünlüler ve oluþmalarý&lt;br/&gt;Hece kaynaþmasý olayý ile&lt;br/&gt;Ünsüz düþmesi Ýle&lt;br/&gt;Çift ünlülerin kaynaþmasý ile&lt;br/&gt;Yabancý kelimelerde uzunluk&lt;br/&gt;KISA ÜNLÜLER&lt;br/&gt;GENÝZ ÜNLÜLERÝ&lt;br/&gt;ÝKÝZ ÜNLÜLER&lt;br/&gt;Yükselen ikiz ünlüler&lt;br/&gt;Eþit ikiz ünlüler&lt;br/&gt;Alçalan ikiz ünlüler&lt;br/&gt;ÜNLÜ UYUMU&lt;br/&gt;Dil benzeþmesi (Kalýnlýk-incelik uyumu)&lt;br/&gt;Yabancý kelimelerde dil benzeþmesi&lt;br/&gt;Ünlü uyumunun bozulmasý&lt;br/&gt;Uyum deðiþmesi&lt;br/&gt;Dudak benzeþmesi&lt;br/&gt;ÜNLÜ DEÐÝÞMELERÝ&lt;br/&gt;Kalýn ünlülerin incelmesi&lt;br/&gt;Ýnce ünlülerin kalýnlaþmasý&lt;br/&gt;Geniþ ünlülerin daralmasý&lt;br/&gt;Dar ünlülerin geniþlemesi&lt;br/&gt;Düz ünlülerin yuvarlaklaþmasý&lt;br/&gt;Yuvarlak ünlülerin düzleþmesi&lt;br/&gt;ÜNLÜ DÜÞMESÝ&lt;br/&gt;ÜNLÜ TÜREMESÝ&lt;br/&gt;Ön seste ünlü türemesi&lt;br/&gt;Ýç seste ünlü türemesi&lt;br/&gt;Son seste ünlü türemesi&lt;br/&gt;ÜNSÜZLER&lt;br/&gt;Bala ilçesi aðzýnda ünsüz türleri&lt;br/&gt;ÜNSÜZ DEÐÝÞMELERÝ&lt;br/&gt;TONLULAÞMA&lt;br/&gt;TONSUZLAÞMA&lt;br/&gt;SÜREKLÝLEÞME&lt;br/&gt;Sýzýcýlaþma&lt;br/&gt;Akýcýlaþma&lt;br/&gt;SÜREKSÝZLÝK&lt;br/&gt;AKICI ÜNSÜZLER ARASINDAKÝ DEÐÝÞMELER&lt;br/&gt;ÝÇ SESTE ÜNSÜZ BENZEÞMESÝ&lt;br/&gt;Ýlerleyici Benzeþme&lt;br/&gt;Yarým benzeþme&lt;br/&gt;Tam benzeþme&lt;br/&gt;Gerileyici Benzeþme&lt;br/&gt;BENZEÞMEZLÝK&lt;br/&gt;ÜNSÜZ DÜÞMESÝ&lt;br/&gt;ÜNSÜZ TÜREMESÝ&lt;br/&gt;Ön seste h- türemesi&lt;br/&gt;Ön seste y- türemesi&lt;br/&gt;ÜNSÜZ ÝKÝZLEÞMESÝ&lt;br/&gt;ÝKÝZ ÜNSÜZÜN TEKLEÞMESÝ&lt;br/&gt;HECE KAYNAÞMASI&lt;br/&gt;HECE YUTUMU&lt;br/&gt;ÜNSÜZ GÖÇÜÞMESÝ&lt;br/&gt;Yakýn göçüþme&lt;br/&gt;Uzak göçüþme&lt;br/&gt;VURGU&lt;br/&gt;Kelime Vurgusu&lt;br/&gt;Cümle Vurgusu&lt;br/&gt;ÞEKÝL BÝLGÝSÝ&lt;br/&gt;ÝSÝMLER&lt;br/&gt;Ýsim yapma ekleri&lt;br/&gt;Ýsimden isim yapan ekler&lt;br/&gt;Fiilden isim yapan ekler&lt;br/&gt;Ýsim çekim ekleri&lt;br/&gt;Hal ekleri&lt;br/&gt;Ýlgi hali (tamlayan durumu)&lt;br/&gt;Yükleme hali&lt;br/&gt;Yönelme hali&lt;br/&gt;Bulunma hali&lt;br/&gt;Ayrýlma hali&lt;br/&gt;Eþitlik h&amp;#257;li&lt;br/&gt;Sýnýrlama Eki&lt;br/&gt;Vasýta hali&lt;br/&gt;Yön gösterme hali&lt;br/&gt;Ýsimlerde çokluk&lt;br/&gt;Ýyelik ekleri&lt;br/&gt;Aitlik eki&lt;br/&gt;Soru eki&lt;br/&gt;ZAMÝRLER&lt;br/&gt;Þahýs zamirleri&lt;br/&gt;Þahýs zamirlerinin edatlara baðlanmasý&lt;br/&gt;Dönüþlülük zamiri&lt;br/&gt;Ýþaret zamirleri&lt;br/&gt;Ýþaret zamirlerinin edatlara baðlanmasý&lt;br/&gt;Soru zamirleri&lt;br/&gt;Belirsizlik zamirleri&lt;br/&gt;SIFATLAR&lt;br/&gt;Niteleme (vasýflandýrma) sýfatlarý&lt;br/&gt;Belirtme sýfatlarý&lt;br/&gt;Ýþare</description></item><item><title>VERB FORMS USED FOR THE FUTURE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?verb-forms-used-for-the-future-388034.html</link><description>VERB FORMS USED FOR THE FUTURE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Here are some examples of verb forms used to express the future.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Be going to:   I am going to spend six weeks in the USA  ( an intention )&lt;br/&gt;Will:   I will be free for most of the summer  ( neutral future )&lt;br/&gt;Present continuous:   I am starting work in September  ( in arangement  )&lt;br/&gt;Present simple:   She finishes college in June.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;WILL &amp; SHALL&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A)Will for the future&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;We use will to say what we know or think about the future. Will here has a neutral meaning. It doesn&quot;t express the idea that we have already decided to do someting or that we are planning something.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B)Will  for instant decisions&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;We also use will for an instant decision, when we decide on something or agree to do it more or less at the moment of speaking.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I am thirsty. I think I will make some tea.&lt;br/&gt;You have left your computer on.   Oh I will go and switch it off.&lt;br/&gt;We must celebrate. I know, we will have party.&lt;br/&gt;I don&quot;t think  I will do any work tonight. I am too tired.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;We also use it to order things.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I will have the ham salad.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;We also use will in offers and invitations. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Offer: I will peel the potatoes.  Oh thank you &lt;br/&gt;Invitation: Will you come to lunch?  Yes, thank you. I would love to&lt;br/&gt;Promise:I will pay you back next week.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;C)Shall&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;We can use shall for the future , but only in the first person, after I or we.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I will be / I shall be on holiday in August.&lt;br/&gt;We will know / We shall know the result soon.&lt;br/&gt;But NOT   Everyone shall know the results soon.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I will and I shall have the same meanning here, shall is a little formal. Both I will and I shall can be shortened to  I&quot;ll&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I&quot;ll be on holiday in August.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BE GOING TO&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A)Intentýons&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;We use be going to to talk about something  we have decided to do (an intention).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I am going to watch the next program.&lt;br/&gt;Emma is going to do an experiment  this afternoon.&lt;br/&gt;Rachel and Vicky are going to spend six weeks in Paris.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;We can use &quot;I am not going to&quot; f</description></item><item><title>P L A T O N DEVLET I-II (ÇEVÝRÝ)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?p-l-a-t-o-n-devlet-iii-(ceviri)-369427.html</link><description>DEVLET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I-II&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dil ve Tarih-Coðrafya Fakültesi Klasik Filoloji&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Baþkaný Prof. Dr. Georg Rohdenin yönetiminde,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;doktora öðrencileri Azra Erhat, Samim Sinanoðlu ve Suat Sinanoðlu tarafýndan aslýndan çevrilmiþtir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eski Yunanca özel adlarýn yazýlýþý hakkýnda not&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yunan eserlerinin çevirisinde tanrý, insan ve ülke adlarýný, asýllarýndaki gibi yazmayý uygun bulduk; bunun için de bugün Avrupa ülkelerinin hemen hepsinde kullanýlan çevriyazý yöntemini aldýk. Yunancanýn her harfi, aþaðýdaki cetvelde gösterildiði gibi, tek veya çift harfle karþýlanmýþtýr. &quot;Th&quot; ve &quot;kh&quot; gibi çift harfleri kullanmaya gerek vardý; çünkü Yunancanýn Qsýný da, T ýný da &quot;t&quot; ile gösteremezdik, ikisini ayýrmak zorunluydu. &quot;X&quot; için de yalnýzca &quot;h&quot; harfini alsaydýk Yunancada bazan sesli harflerin önüne gelen (  ) iþareti ile karýþabilecekti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Ph&quot; çift harfine gelince, Yunancanýn F harfini Avrupalýlar öteden beri böyle gösterirler; eski Romalýlar da öyle göstermiþler; demek ki o harfin söyleniþi Romalýlarýn &quot;Æ&quot;&quot; harfinin söyleniþine tümüyle uymuyormuþ. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Romalýlar ve bugünkü Avrupa ülkeleri, Yunancanýn X harfini de &quot;x&quot; ile gösterirler; ancak &quot;x&quot; harfi bizim alfabemizde yok; bu yüzden &quot;x&quot; yerine &quot;ks&quot; çift harfini kullanmayý daha uygun bulduk.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yunancada &quot;y&quot; harfi sessiz deðil, sesli harftir ve &quot;ü&quot; okunmasý gerekir. Ancak bu söyleyiþ kesin de deðil. Bugünkü Yunanlýlar onu &quot;i&quot; diye okuyorlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çift sesli harfleri de gene çift olarak gösterdik. Ancak (ou) yerine tek bir &quot;u&quot; koyduk; bu þimdiki uluslararasý çevriyazýda da böyledir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yunan Alfabesi:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A A H E N N T T&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B B Q Th X Ks Y Y&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;G G I Ý O O F Ph&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;D D K K P P X Kh&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;E E ? L P R Y Ps&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Z Z M M S S W O&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DEVLET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;DEVLET&quot;ÝN I. KÝTABI HAKKINDA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çevirisine baþladýðýmýz eser, Symposion ve Phaidonla birlikte Platonun bütün eserlerinin en yüksek noktasýný oluþturur. Platonun hemen hemen hiçbir gençlik dönemi diyaloðu yoktur ki, herhangi bir yönüyle &quot;Devlet&quot;i hazýrlamýþ olmasýn; son diyaloglar arasýnda hemen hemen hiçbiri yoktur ki kökleri Devlette bulunmasýn, ya da hiç olmazsa onunla ilgili olmasýn. Vinci kitabýn sonlarýna doðru, yani bütün eserin tam ortasýnda okunan ana cümle þunu ileri sürmektedir: &quot;Ya hükümdarlar filozof, yahut da filozoflar hükümdar olmalýdýrlar; böyle olmazsa, devlet ve insanlýk için mutluluk beklenemez. &quot;Bu söz, felsefe tarihinin son derece önemli olaylarýndan biri olan Sokratesin ölümüne Platonun verdiði son yanýttan baþka bir þey deðildir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Devlet, elimizde bulunan el yazmalarýnda 10 kitaba ayrýlmýþtýr. Fakat bu ayýrma Platonun kendisinden deðil, Ýmparator Tiberius zamanýnda yaþamýþ olan astrolog ve filozof Trasyllostan kalmadýr. Platonun, eseri nasýl böldüðünü bilmiyoruz. Eserin 10 kitaba ayrýlmýþ olmasý, onun kuruluþuna iyi uymuyor. Yalnýzca Iinci ve Xuncu kitaplar, fikir bakýmýndan, bir bütün meydana getirmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Iinci kitap, örneðin Lakhes ve Lysis gibi, aporetik yani çýkmazlý denen diyaloglara pek benzer. Bu gibi di</description></item><item><title>DENKLINATION MIT DEM BESTIMMTEN ARTIKEL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?denklination-mit-dem-bestimmten-artikel-372131.html</link><description>DENKLINATION MIT DEM BESTIMMTEN ARTIKEL&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Singular:                                  Maskulin  &lt;br/&gt;                                                                                     &lt;br/&gt;Nominativ                     der gute   Mann   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akkusativ                            den guten Mann&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dativ                                   dem guten Mann&lt;br/&gt;                                               &lt;br/&gt;Genetiv                                des guten Mannes&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Plural                                       Maskulin   &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Nominativ                     die guten  MÃ¤nner   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akkusativ                            die guten MÃ¤nner   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dativ                                   den guten  MÃ¤nnern                         &lt;br/&gt;Genetiv                                der guten MÃ¤nner   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Singular:                                  Feminin &lt;br/&gt;                                                                                     &lt;br/&gt;                                &lt;br/&gt;Nominativ                     die gute   Frau&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akkusativ                            die gute Frau&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dativ                                   der guten Frau&lt;br/&gt;                                               &lt;br/&gt;Genetiv                                der guten Frau&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Plural                                       Feminin&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nominativ                     die guten  Frauen  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akkusativ                            die guten Frauen&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dativ                                   den guten  Frauen                       &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genetiv                                der guten  Frauen&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Singular:                                  Neutrum&lt;br/&gt;                                                                                     &lt;br/&gt;                                &lt;br/&gt;Nominativ                     das gute   Kind&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akkusativ                            das gute Kind&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dativ                                    dem guten Kind&lt;br/&gt;                                               &lt;br/&gt;Genetiv</description></item><item><title>NOKTALAMA ÝÞARETLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?noktalama-isaretleri-373978.html</link><description>NOKTALAMA ÝSARETLERÝ&lt;br/&gt;Yazýda okumayý kolaylastýrmak amacýyla kulanýlan isaretlerdir.bunlar cümlenin yapýsýný,sözün baðlantý yerlerini belirtmeye ,vurgulu okunacak bölümleri ve duraklarý bildirmeye yarar.&lt;br/&gt;1.NOKTA:&lt;br/&gt;A)Cümle sonlarýnda &lt;br/&gt;B)Kimi kýsaltmalarda;T.C&lt;br/&gt;C)Tarihlerde;05.12.1995&lt;br/&gt;2.VÝRGÜL:&lt;br/&gt;A)Yazýda sýralanan es görevli kelimeler ve cümleler arasýna konur;Türk,Öðün,Çalýþ,Güven.&lt;br/&gt;B)Uzun cümlelerde özneden sonra konur.&lt;br/&gt;C)Cümle içinde ara söz ve ara cümleleri ayýrmak için kullanýlýr.&lt;br/&gt;3.NOKTALIVÝRGÜL:&lt;br/&gt;A)Birbirine baglý cümleleri ayýrmada kullanýlýr:Yigit ölür;þan kalýr.&lt;br/&gt;B)Cümle içinde virgülle ayrýlmýþbölümler varsa ana bölümlere ayýrmada kullanýlýr.&lt;br/&gt;4.ÝKÝ NOKTA:&lt;br/&gt;A)bir cümleden sonra örnek yada açýklamalar verilecekse cümle sonuna konulur.iki noktadan sonra açýklamalar bagýmsýz bir cümleyle baslýyorsa basý büyük harfle;tek tek örnekler veriliyorsa basý küçük harfle baslar.&lt;br/&gt;B)Baskasýndan alýnan cümleden ya da konusma isaretinden önce konur.&lt;br/&gt;5.ÜÇ NOKTA:&lt;br/&gt;A)Bitmemis cümlelerin sonuna konur.&lt;br/&gt;B)Birtakým örnekler sayýldýktan sonra gibi anlamýnda kullanýlýr.&lt;br/&gt;C)Yazýda söylenmek istenmeyen kelimelerin yerine kullanýlýr.&lt;br/&gt;6.SORU ÝSARETÝ:&lt;br/&gt;A)Soru bildiren yada sözlerin sonuna konur.&lt;br/&gt;B)Yazýda parantez içinde kullanýldýgýnda o sozun süpheyle karþýlandýgýný bildirir.&lt;br/&gt;7.ÜNLEM:&lt;br/&gt;A)Cümlelerin sonunda yada ünlemlerden sonra konur.&lt;br/&gt;B)Yazýda parantez içinde bir kelimeye dikkat cekmek için kullanýlýr.&lt;br/&gt;8.KONUÞMA CÝZGÝSÝ:&lt;br/&gt;-Yazýda konuþmalarý gostermeye yarar.&lt;br/&gt;9.BÝRLEÞTÝRME ÇÝZGÝSÝ(KÜÇÜK ÇÝZGÝ):&lt;br/&gt;A)Satýr sonunda bitmeyen kelimelerin ayrýlmasýnda kullanýlýr.&lt;br/&gt;B)Cumle içindeki ara soz ve ara cümleyi ayýrmada kullanýlýr.&lt;br/&gt;C)Eklerin baþýnda ve kelimelerin eklerini ayýrmada kulllanýlýr.&lt;br/&gt;10.TIRNAK ÝÞARETÝ:&lt;br/&gt;A)Baþka bir kimseden aktarýlan sozlerin baþýnda ve sonunda kullanýlýr.&lt;br/&gt;B)Cümle içinda özel olarak belirtilmek istenen bir kelime týrnak içine alýnýr.&lt;br/&gt;11.PARANTEZ:&lt;br/&gt;-Cümle içindeki açýklayýcý bilgiyi,ara söz ve ara cümleleri içine alýr;Özel adlar büyük harfle baslar.&lt;br/&gt;12.KÖÞELÝ PARANTEZ:&lt;br/&gt;-Parantez içinde verilen bir bilgi içinde ayrýca parantez içine alýnmasý gerekli bir bölüm varsa &lt;br/&gt;bu bölüö köseli parantez içinde yazýlýr.&lt;br/&gt;13.KESME ÝÞARETÝ:&lt;br/&gt;A)Özel adlara getirilen çekim eklerini ayýrmak için kullanýlýr.&lt;br/&gt;B)Sayýlardan,kýsaltmalardan.elerden,harflerden sonra getirile ekler ayýrmada kullanýlýr.&lt;br/&gt;                                            NOKTALAMA ÝSARETLERÝ&lt;br/&gt;Yazýda okumayý kolaylastýrmak amacýyla kulanýlan isaretlerdir.bunlar cümlenin yapýsýný,sözün baðlantý yerlerini belirtmeye ,vurgulu okunacak bölümleri ve duraklarý bildirmeye yarar.&lt;br/&gt;1.NOKTA:&lt;br/&gt;A)Cümle sonlarýnda &lt;br/&gt;B)Kimi kýsaltmalarda;T.C&lt;br/&gt;C)Tarihlerde;05.12.1995&lt;br/&gt;2.VÝRGÜL:&lt;br/&gt;A)Yazýda sýralanan es görevli kelimeler ve cümleler arasýna konur;Türk,Öðün,Çalýþ,Güven.&lt;br/&gt;B)Uzun cümlelerde özneden sonra konur.&lt;br/&gt;C)Cümle içinde ara söz ve ara cümleleri ayýrmak için kullanýlýr.&lt;br/&gt;3.NOKTALIVÝRGÜL:&lt;br/&gt;A)Birbirine baglý cümleleri ayýrmada kullanýlýr:Yigit ölür;þan kalýr.&lt;br/&gt;B)Cümle içinde virgülle ayrýlmýþbölümler varsa ana bölümlere ayýrmada kullanýlýr.&lt;br/&gt;4.ÝKÝ NOKTA:&lt;br/&gt;A)bir cümleden sonra örnek yada açýklamalar verilecekse cümle sonuna konulur.iki noktadan sonra açýklamalar bagýmsýz bir cümleyle baslýyorsa basý büyük harfle;tek tek örnekler veriliyorsa basý küçük harfle baslar.&lt;br/&gt;B)Baskasýndan alýnan cümleden ya da konusma isaretinden önce konur.&lt;br/&gt;5.ÜÇ NOKTA:&lt;br/&gt;A)Bitmemis cümlelerin sonuna konur.&lt;br/&gt;B)Birtakým örnekler sayýldýktan sonra gibi anlamýnda kullanýlýr.&lt;br/&gt;C)Yazýda söylenmek istenmeyen kelimelerin yerine kullanýlýr.&lt;br/&gt;6.SORU ÝSARETÝ:&lt;br/&gt;A)Soru bildiren yada sözlerin sonuna konur.&lt;br/&gt;B)Yazýda parantez içinde kullanýldýgýnda o sozun süpheyle karþýlandýgýný bildirir.&lt;br/&gt;7.ÜNLEM:&lt;br/&gt;A)Cümlelerin sonunda yada ünlemlerden sonra konur.&lt;br/&gt;B)Yazýda parantez içinde bir kelimeye dikkat cekmek için kullanýlýr.&lt;br/&gt;8.KONUÞMA CÝZGÝSÝ:&lt;br/&gt;-Yazýda konuþmalarý gostermeye yarar.&lt;br/&gt;9.BÝRLEÞTÝRME ÇÝZGÝSÝ(KÜÇÜK ÇÝZGÝ):&lt;br/&gt;A)Satýr sonunda bitmeyen kelimelerin ayrýlmasýnda kullanýlýr.&lt;br/&gt;B)Cumle içindeki ara soz ve ara cümleyi ayýrmada kullanýlýr.&lt;br/&gt;C)Eklerin baþýnda ve kelimelerin eklerini ayýrmada kulllanýlýr.&lt;br/&gt;10.TIRNAK ÝÞARETÝ:&lt;br/&gt;A)Baþka bir kimseden aktarýlan sozlerin baþýnda ve sonunda kullanýlýr.&lt;br/&gt;B)Cümle içinda özel olarak belirtilmek istenen bir kelime týrnak içine alýnýr.&lt;br/&gt;11.PARANTEZ:&lt;br/&gt;-Cümle içindeki açýklayýcý bilgiyi,ara söz ve ara cümleleri içine alýr;Özel adlar büyük harfle baslar.&lt;br/&gt;12.KÖÞELÝ PARANTEZ:&lt;br/&gt;-Parantez içinde verilen bir bilgi içinde ayrýca parantez içine</description></item><item><title>SIFATLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sifatlar-349935.html</link><description>SIFATLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;isimlerden önce gelerek onlarýn anlamlarýný sayý, renk, durum, hareket, biçim, yer, iþaret ve soru yönlerinden tamamlayan; onlarý niteleyen ve belirten kelimelere sýfat denir. bu iki kelimenin (sýfat ve isim) oluþturduklarý kelime grubuna da sýfat tamlamasý denir ki bütün sýfat çeþitleriyle sýfat tamlamasý oluþturulabilir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Kolay iþ, bu sorular, küçük çocuk, hangi ev, iki elma, üçüncü sýnýf... &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;A. Sýfatlarýn Özellikleri&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1. Sýfatlar isimlerden önce gelerek onlarý sayý, renk, durum, hareket, biçim, yer, iþaret ve soru yönlerinden tamamlar; onlarý niteler veya belirtir:&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&quot;O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru aðlýyor... Sessizce, titreye titreye aðlýyor. Yanaklarýndan gözyaþlarý birbiri arkasýna, temiz vagon pencerelerindeki yaðmur damlalarý nasýl acele acele, sarsýla çarpýþa dökülürse öyle, baðrýnýn sarsýntýlarýyla yerlerinden oynayarak, vuruþarak içlerinde güneþli mavi gök, pýrýl pýrýl akýyor.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;o zaman, küçük çocuk, minimini yavru, temiz vagon pencereleri, güneþli mavi gök&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2. Tek baþlarýna kullanýldýklarý zaman isim deðerindedirler. Çünkü ancak bir isimden önce geldikleri zaman sýfat olduklarý anlaþýlabilir:&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;yeþil elbise(sýfat)yeþili severim (isim)&lt;br/&gt;Ýhtiyar kadýn (sýfat)Ýhtiyarlara iyi davranmalýyýz (isim)&lt;br/&gt;Büyük park (sýfat)parklarýn en büyüðü (isim)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;3. Tek baþlarýna kullanýldýklarýnda isim deðerinde olduklarý için alabildikleri isim çekim eklerini, yani hal eklerini, iyelik eklerini ve çoðul ekini, bir isimden önce gelerek onu niteledikleri ya da belirttikleri zaman, yani sýfat olarak kullanýldýklarý zaman alamazlar:&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bir basamak yukarý çýk.sýfat&lt;br/&gt;Birler basamaðýisim&lt;br/&gt;Yürüyen merdivensýfat&lt;br/&gt;Yürüyenler ve koþanlarisim&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;4. Bir sýfatla onun nitelediði ya da belirttiði bir isim arasýna noktalama iþareti (özellikle virgül) konmaz. Virgül konursa ilk kelime tek baþýna kalmýþ olur, dolayýsýyla isimleþir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Genç adama gülümseyerek baktý. (genç: sýfat)&lt;br/&gt;Genç, adama gülümseyerek baktý. (genç: isim, özne)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;5. Birkaç sýfat, arka arkaya sýralanarak bir ismi niteleyebilir veya belirtebilir:&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Karanlýk, büyük, korkutucu ve nemli bir evdi.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;6. Sýfatýn varlýðýndan bahsedildiði her yerde mutlaka sýfat tamlamasý vardýr; o sýfatla (soru sýfatý da olsa) bir tamlama oluþturulmuþtur. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;B. Sýfat Çeþitleri&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Sýfatlar görev ve anlam yönünden, yani kendilerinden sonra gelen isme kattýklarý anlam yönünden önce ikiye, sonra daha alt baþlýklara ayrýlýrlar:&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1.      Niteleme Sýfatlarý&lt;br/&gt;2.      Belirtme sýfatlarý&lt;br/&gt;a.Ýþaret sýfatlarý&lt;br/&gt;b. Sayý sýfatlarý&lt;br/&gt;Asýl sayý sýfatlarý&lt;br/&gt;Sýra sayý sýfatlarý&lt;br/&gt;Kesir sayý sýfatlarý&lt;br/&gt;Üleþtirme sýfatlarý&lt;br/&gt;c. Belgisiz sýfatlar&lt;br/&gt;d. Soru sýfatlarý&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1. Niteleme Sýfatlarý&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;]Ýsimlerin þeklini, durumunu, hareketini, rengini, kýsacasý kalýcý özelliklerini gösteren sýfatlardýr. Nitelene sýfatlarý isimlere sorulan &quot;nasýl&quot; sorusunun cevabýdýr:&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Penceresinden kavak aðaçlarý görünen / bir saðlýk ocaðý&lt;br/&gt;yanaklarýmý pembeleþtiren / makaslar&lt;br/&gt;uçuþan / pamukçuklar&lt;br/&gt;Kavaklarý silkeleyen / rüzgar&lt;br/&gt;Koca / bahçe&lt;br/&gt;Tasasýz / gözler&lt;br/&gt;Güzel / çerçeveler&lt;br/&gt;Kocaman / bir masasý ve koltuðu&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Mavi deniz, tatlý su, kötü gün, yakýn arkadaþ, çalýþkan öðrenci, susuz yaz, yuvarlak masa, bayan memur, erkek adam, temiz giysi, güzel insan, düz yol, çatal çivi, sivri tepe, yassý burun...&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2. Belirtme Sýfatlarý&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ýsimleri sayý yönünden tamlayan; yerlerini iþaret eden; özelliklerini belli belirsiz olarak bildiren; onlarýn özelliklerini soran sýfatlarýn tümüne belirtme sýfatlarý denir. Belirtme sýfatlarý varlýklarýn geçici özelliklerini bildirirler:&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bu adam, o adam, þuradaki adam, (herhangi) bir adam, bir (tane) adam, kaçýncý adam, hangi adam?...&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Belirtme sýfatlarý alt baþlýklara ayrýlýr: &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;a. Ýþaret Sýfatlarý&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ýsimleri iþaret ederek belirten ve yerlerini bildiren sýfatlardýr. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&quot;bu, þu, o, öteki, beriki, böyle, þöyle...&quot;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bu soruyu kim cevaplayacak?&lt;br/&gt;Kitabý þu genç almýþtý.&lt;br/&gt;O eþyalarý nereye götürüyorsun?&lt;br/&gt;Öteki sorulara geçiniz.&lt;br/&gt;Beriki masalarý da taþýdýk.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;b. Sayý Sýfatlarý&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ýsimlerin sayýlarýný, bölüml</description></item><item><title>SÖZCÜKTE YAPI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sozcukte-yapi-391155.html</link><description>SÖZCÜKTE YAPI&lt;br/&gt;***Sözcükte yapý konusundan ÖSS&quot;de 1-3 soru gelebilir.&lt;br/&gt;***Sözcükte yapý konusu dilbilgisi öðrenmenin temelini oluþturduðundan önemlidir.&lt;br/&gt;***Sözcüðün yapýsý ile ilgili sorular&quot;yapýca ve biçimce &quot;kavramlarýyla sorulur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÝÇÝM BÝLGÝSÝ&lt;br/&gt;*Türkçe sözcükler daima ( kök+yapým eki+çekim eki ) biçiminde kurulurlar.&lt;br/&gt;*Bir sözcük sadece kökten,kök+yapým ekinden,kök+çekim ekinden oluþabilir. Yani yapým ekleri daima kökten sonra ve çekim eklerinden önce yer alýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-KÖK&lt;br/&gt;Kök:Sözcüðün anlamlý en küçük parçasýna kök denir.&lt;br/&gt;*Kökler isim kökleri ve fiil kökleri olmak üzere ikiye ayrýlýr.&lt;br/&gt;Bas-kýn   sarý-ardým     toz-luk   kar-ýlmak&lt;br/&gt; Fk           ik                   ik           fk&lt;br/&gt;*Türkçe&quot;de hem isim hem de eylem kökü olarak kullanýlabilen sözcükler vardýr.Bunlara &quot;kökteþ kök ya da ortak kök&quot;  adý verilir.&lt;br/&gt;Acý-,kuru,boya,güven,savaþ,barýþ....&lt;br/&gt;*Yansýma sözcükler isim köküdür.&lt;br/&gt;*Bir sözcüðün kök olabilmesi için gövdesiyle anlamsal bir bað içinde bulunmasý gerekir.Yani kýlavuz&quot;un kökü kýl,otuz&quot;un kökü ot, &quot;balýk&quot;ýn &lt;br/&gt;kökü bal olamaz. &lt;br/&gt;*Türkçe&quot;de kökten önce ek gelmez. Bembeyaz,masmavi,dipdiri gibi pekiþtirmeler bunun tek istisnasýdýr.&lt;br/&gt;*Birleþik sözcüklerin birden fazla kökü vardýr.&lt;br/&gt;Gelebilirim,biraz,imambayýldý...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yapým ekleri:Sözcüklerden yeni sözcükler türeten ya da sözcüklerin anlamý deðiþtiren eklere yapým ekleri denir.&lt;br/&gt;Addan ad yapan ekler:&lt;br/&gt;-lik:odun-luk,ders-lik&lt;br/&gt;-li:sü-lü,iç-li,öz-lü&lt;br/&gt;-siz:dil-siz,ütü-süz&lt;br/&gt;-ci:kale-ci,odun-cu,&lt;br/&gt;-cil:ev-cil,kýr-çýl,ben-cil&lt;br/&gt;-ca:Alman-ca,çocuk-ça,&lt;br/&gt;-daþ:ses-teþ,yol-daþ,vatan-daþ&lt;br/&gt;-cek:oyun-cak,aile-cek&lt;br/&gt;-iz:ik-iz,üç-üz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Addan eylem türeten ekler:&lt;br/&gt;-le:baþ-la-,göz-le-,iz-le-&lt;br/&gt;-lan:ev-len-,yol-lan-,kir-len-&lt;br/&gt;-el:düz-el,az-al-,yön-el-&lt;br/&gt;-er:sarý-ar-,mor-ar-,ak-ar-&lt;br/&gt;-kir:hay-kýr-,tü-kür-,fýþ-kýr-&lt;br/&gt;-se:önem-se-,umur-sa-,özüm-se-&lt;br/&gt;-a-e:yaþ-a-,tür-e,boþ-a-&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eylemden ad türeten ekler:&lt;br/&gt;-me:dol-ma,oku-ma,yaþa-ma&lt;br/&gt;-mek:biç-mek,yat-mak,aðla-mak&lt;br/&gt;-iþ:gör-üþ,sat-ýþ,gül-üþ&lt;br/&gt;-emek:bas-amak,kaç-amak&lt;br/&gt;-ici:gör-ücü,bil-ici,tut-</description></item><item><title>SOME TECHNIQUES FOR TEACHING PRONUNCIATION</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?some-techniques-for-teaching-pronunciation-376960.html</link><description>Some Techniques for Teaching Pronunciation&lt;br/&gt;Background&lt;br/&gt;There is also a tendency for us to focus on production as the main problem affecting our learners. Most research however, shows clearly that the problem is more likely to be reception - what you dont hear, you cant say. Moreover, if the &quot;English&quot; sound is not clearly received, the brain of the learner converts it into the closest sound in their own language . Thus the dental English fricative / th / (sorry, phonetic symbols cant easily be displayed) in &quot;those&quot; ,becomes converted by Turkish speakers into the tava /t/ , producing &quot;t&quot; as this is what the speaker hears. Given this reality , it would seem logical to place a heavy emphasis on listening (reception) as a way into releasing appropriate pronunciation (production). &lt;br/&gt;Apart from using knowledge of our students and our ears in order to be aware of their pronunciation problems, it is also useful to have some prior knowledge of what elements of English phonetics and phonology are likely to cause problems. This is one area of language learning where few people would question the use of contrastive analysis. For instance, to give some simple examples, we can predict that Arabic speakers will have difficulty distinguishing between / p / and / b / , Japanese speakers will not perceive the difference between / l / and / r / and Spanish speakers will hava a problem realising consonant clusters like [ sts ]. Having informed him or herself of some of the main areas of contrast between native language and target language and what difficulties students have, it then remains for the teacher to build this information into some meaningful classroom exercises. &lt;br/&gt;Techniques : &lt;br/&gt;Exercise should be simple, accessible , fun and combine reception and production. Some students (usually s) do feel embarassed to pull ridiculuous faces when practising vowel sounds (this may be personal or cultural or both) but I have generally found that this soon passes and students enjoy the pronunciation work. Where possible, exercises should be communicative in that they should (and do generate differences of opinion and disagreement about what was said/heard. Below are two examples. &lt;br/&gt;Exercise A :&lt;br/&gt;After having taught or exposed the students to long and short vowels through listening and oral work, the teacher can check recognition, retention and ability to discriminate in the following way. This could also be used simply for teaching. &lt;br/&gt;Stage 1 :&lt;br/&gt;The teacher writes a variety of words containing the target sounds (long and short vowels) on the board. The following is just one possible set. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PORT   PIT   PAT   PERT   PET   POT   PUTT   PUT   PART   PEAT&lt;br/&gt;0      1     2     3      4     5     6      7     8      9&lt;br/&gt;Here, the only difference in sound is that of the vowel - familiar to anyone who has done minimal pair work. As in these examples, the word should begin and end with the same consonant. 0, 3, 8, and 9, are long vowels and the rest are short. &lt;br/&gt;Stage 2 :&lt;br/&gt;The teacher then s each word and individal repetition follows. The vowel sound can be isolated and the procedure repeated until the teacher is reasonably sure that there are no major problems. He or she then tells the students that they are going to hear one of the words and must write the number which corresponds to the word they hear. What the students have written is then checked and compared. &lt;br/&gt;This automatically leads into a discussion of what they heard and what sounds they are confusing. If student X heard1 when the teacher said 9, they are confusing the short vowel / I / with the long vowel / i: / . The teacher gives feedback and the sounds may then be led again and practised. &lt;br/&gt;Stage 3:&lt;br/&gt;Two or three words are then presented together and the procedure repeated. The teacher then tells the class they are going to hear six words and that the numbers correspond to an important telephone number. The teacher delivers the words and asks , &quot;Whats my number?&quot;. Again there will be differences in what was heard. This allows a focus on which sounds are not being discriminated effectively by which students and where their problems lie. Later discussion may revolve aroud what strategies students may employ to improve their discrimination skills - songs, minimal pair games with friends, movies, radio, etc. &lt;br/&gt;Stage 4:&lt;br/&gt;Learners are then invited to  the telephone number. This stage usually generates much discussion and disagreement along the lines of - &quot;You said ...</description></item><item><title>MEHMET AKÝF ERSOYUN DÝLÝ ÜZERÝNE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mehmet-akif-ersoyun-dili-uzerine-394764.html</link><description>Mehmet Akifin dili üzerinde kýsaca Türkçe deyip gecerneyiz. Çünkü bu dil ve onu kullananlara göre, daha baþka, daha ayrýntýlý belirtilmesi gerekli nitelikler göstermektedir. Bu özelliklerine bakarak bu dil nasýl bir dildir? Nerelerden kaynaklanmaktadýr?&lt;br/&gt;Halkýn hayatýnda, inançlarýnda, göreneklerinde, adetlerinde yer almýþ olan bütün bu unsurlar nerelerden geliyor? Ayrýca, kelimelerin, deyimlerin, ata sözlerinin kullanýlýþýnda dikkate çarpan özellikler nelerdir? Mehmet Akifin þiirleri bu açýdan incelendiði zaman, bütün bunlarý kendi aralarýnda baþka baþka kümelere bölebilirmiyiz? Bin baþka deyiþle, Akifin þiirlerinde, konuya baðlý olarak kullandýðý dil üzerinde bir ayrýcalýk varmýdýr? Yokmudur? Sorusu yerindemidir? Bu soruyu türlü yönlerden karþýlamak için tanýklarýmýz ve dayanaklarýmýz varmýdýr ve bunlar saðlammýdýr? Yeterlimidir? Bunu denemeye kalktýðýmýz zaman, bence þu noktalar üzerinde durabileceðimizi düþünüyorum.&lt;br/&gt; Mehmet Akifin manzumelerini bu bakýmdan incelediðimiz zaman onun kullandýðý dil üzerinde þu açýlardan bir Bölüm&lt;br/&gt;yapabiliyoruz:&lt;br/&gt;*Konuþmalarýnda, fýkralarýnda, hikayeleride kullandýðý dil,&lt;br/&gt;*Ayný manzumenin içinde yer alan, yahut bunlardan ayrý,baþlý baþýna birer manzume olan yazýlarýnda kullandýðý dil.&lt;br/&gt;*Doðrudan müstakil bir konu olarak seçtiði ve ayrý baþlýklar koyduðu þiirlerindeki dil.&lt;br/&gt;Baþka bir soru: Mehmet Akifin þiirlerinde bu dil zenginliði nereden geliyor? Baþta o, halkýn dilini, bunu açarsak, onun kelimelerini, deyimlerini, atasözlerini, inançlarýný ve folklorunu&lt;br/&gt;biliyor.&lt;br/&gt;Hem bunu kitaplardan öðrenmiþ deðildir; anladýðýmýza göre güreþte olduðu gibi, içinde yaþamýþtýr. Çocukluðundan bu yana. Ýslamlýðý, onun dayandýðý temelleri tanýmýþ, içine sindirmiþ olarak ve yaþayarak tanýmýþtýr, bilmektedir. Kuran-ý Kerim ve hadisler, öyle görünüyor ki ezberindedir. Türk, Arap ve Fars edebiyatýnýn büyük mümessillerini okumuþ, kendine mal etmiþtir. Bir baþka deyiþle, okumuþlarýn Türkcesine, Arapçasýna ve Farscasýna sahiptir; ne yazdýðýný, n</description></item><item><title>YAPIM EKLERÝ TEST</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yapim-ekleri-test-363474.html</link><description>TEST 1&lt;br/&gt;1.Aþaðýdaki cümlelerin hangisinde birden çok yapým eki almýþ bir sözcük vardýr?&lt;br/&gt;A)Sevgi, duygularýn en güçlüsüdür.&lt;br/&gt;B)Sevgi, hayatý güzelleþtiren bir duygudur.&lt;br/&gt;C)Sevgi, her þeyi sevmek demektir.&lt;br/&gt;D)Sevgi, bir yöntemdir insanlara ulaþabilmek için.&lt;br/&gt;E)Sevgi, insan yüreðinin derinliklerine inebilmektir.&lt;br/&gt;2.&quot;-den&quot; eki aþaðýdakilerin hangisinde tamlayan eki göreviyle kullanýlmýþtýr?&lt;br/&gt;A)Dünden bugüne çok þey deðiþti.&lt;br/&gt;B)Arkadaþýmýn kitabýndan yararlandým.&lt;br/&gt;C)Sizden ayrýldýðým için üzgünüm.&lt;br/&gt;D)Oðlumun uzun saçlarýndan þikayetçi.&lt;br/&gt;E)Sorulardan bazýlarýný yanýtlayamadýk.&lt;br/&gt;3.Aþaðýdaki cümlelerin hangisinde -lýk (-lik, -luk, -lük) yapým ekiyle türemiþ sözcük, somut bir varlýðýn adý durumundadýr?&lt;br/&gt;A)Çiçekler odaya bir ferahlýk vermiþ&lt;br/&gt;B)Çay takýmýnýn þekerliði kýrýldý.&lt;br/&gt;C)Kýskançlýk kiþiyi yer, tüketir.&lt;br/&gt;D)Ýnsanlýk bir ölüm kalým savaþý veriyor.&lt;br/&gt;E)Ýþi büyütmeyin, mahkemelik bir durum yok.&lt;br/&gt;4.Aþaðýdaki cümlelerden hangisinde altý çizili sýfatýn olumsuzu ayný kökten türetilemez?&lt;br/&gt;A)Dün yediðim acýlý kebap mideme dokundu.&lt;br/&gt;B)Þanslý adammýþsýn, aradýðýný hemen buldun.&lt;br/&gt;C)Masanýn üstündeki kaplý kitabý getirdi.&lt;br/&gt;D)Çocuk, tuzlu yemeðin zararýný biliyordu.&lt;br/&gt;E)Pahalý elbiseler giymeyi çok severdi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.Aþaðýdaki altý çizili sözcüklerden hangisi, yapýsý bakýmýndan diðerlerinden farklýdýr?&lt;br/&gt;A)Senin gibi biri için yazýk deðil mi?&lt;br/&gt;B)Böyle bir sonuca sevinmek doðru mu?&lt;br/&gt;C)Kasým ayý baþýnda yazýlý sýnava gireceðiz.&lt;br/&gt;D)Oyunun sonunda herkese birer bilmece soruldu.&lt;br/&gt;E)Tahta silgileri sonunda iyice eskimiþti&lt;br/&gt;6.-i (-ý-u-ü) eki, aþaðýdakilerin hangisinde eklendiði sözcüðün anlamýný deðiþtirmemiþtir?&lt;br/&gt;A)Öðretmen, tahtaya yeni bir soru yazdý.&lt;br/&gt;B)Yapý yükseliyor kan ter içinde.&lt;br/&gt;C)Bu olay aramýzda güzel bir aný olarak kalacaktý.&lt;br/&gt;D)Maçta ters hareket yapýnca dizi döndü.&lt;br/&gt;E)Öðrenciler, öðretmen masasýna güzel bir örtü sermiþlerdi.&lt;br/&gt;7.Aþaðýda altý çizili sözcüklerden hangisi yapýca diðerlerinden farklýdýr?&lt;br/&gt;A)Grubun sözcüsü kýsa bir konuþma yaptý.&lt;br/&gt;B)Sabahlarý iki kilometre koþardý.&lt;br/&gt;C)Ameliyattan sonra yüzü eski haline geldi.&lt;br/&gt;D)Yazýyý dikkatle okuyup dergiyi býraktý.&lt;br/&gt;E)Can sýkýntýsýný televizyon izleyerek gideriyor.&lt;br/&gt;8.Aþaðýdaki cümlelerin hangisinde, yüklem türemiþ sözcük deðildir?&lt;br/&gt;A)Takýma yeni katýlan arkadaþ Adanalý&quot;ydý.&lt;br/&gt;B)Sütçü, her zamanki gibi hayvanlarýndan þikayetçiydi.&lt;br/&gt;C)Her þey çoðalýr kendisiyle.&lt;br/&gt;D)Bitkileri de büyütüyor sevgiyle.&lt;br/&gt;E)Amaçsýzsan her sabah donar yüreðin.&lt;br/&gt;9.&quot;Özgür, Ece&quot;den boyca daha kýsadýr.&quot; Cümlesindeki &quot;boyca&quot; sözcüðüne getirilen -ca (-ce, -ça) ekinin sözcüðe kattýðý anlam, aþaðýdaki cümlelerde altý çizili sözcüklerden hangisinde vardýr?&lt;br/&gt;A)Bunca zahmete deðer miydi bilmem.&lt;br/&gt;B)Bu kararý sýnýfça aldýk.&lt;br/&gt;C)Ahmet Bey, sanýldýðý gibi paraca varlýklý deðilmiþ.&lt;br/&gt;D)Bu konuyu kýsaca açýklamakta yarar var.&lt;br/&gt;E)Bu kitap, bence ötekinden daha kalýn.&lt;br/&gt;10.Aþaðýdaki cümlelerin hangisinde -dan (-den, -tan) eki almýþ olan sözcük ötekilerden farklý bir görevde kullanýlmýþtýr?&lt;br/&gt;A)Duvardan atladý, yan bahçeye geçti.&lt;br/&gt;B)Gürültüden uyuyamadý, balkona çýktý.&lt;br/&gt;C)Caddeden geçti, karþý bakkala girdi.&lt;br/&gt;D)Denizden çýktý, temiz suyla duþ aldý.&lt;br/&gt;E)Sandalyeden düþtü, sol kolunu incitti.&lt;br/&gt;11.&quot;-ce&quot; eki aþaðýdakilerin hangisinde altý çizili sözcüðe farklý bir anlam katmýþtýr?&lt;br/&gt;A)Eline irice bir taþ almýþtý.&lt;br/&gt;B)Büyükçe bir eve taþýndýlar.&lt;br/&gt;C)Geniþçe bir odalarý vardý.&lt;br/&gt;D)Bolca bir elbise giymiþti.&lt;br/&gt;E)Camlarý iyice sildi.&lt;br/&gt;12.Aþaðýdaki cümlelerden hangisindeki altý çizili sözcük farklý bir kökten türemiþtir?&lt;br/&gt;A)Sokakta bir karaltýyla karþýlaþmýþtým.&lt;br/&gt;B)Yanýmda fýsýltýyla konuþup duruyorlar.&lt;br/&gt;C)Kedi, minderin üstünde mýrýltýyla uyuyor.&lt;br/&gt;D)Dere, tatlý bir þýrýltýyla akarmýþ.</description></item><item><title>FERÝT DEVELLÝOÐLU OSMANLICA-TÜRKÇE ANSÝKLOPEDÝK LÃ›GAT INDAKÝ BÝRLEÞÝK ÝSÝMLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ferit-devellioglu-osmanlicaturkce-ansiklopedik-lgat-indaki-birlesik-isimler-394619.html</link><description>ÖNSÖZ&lt;br/&gt;Dil,  en basit tanýmýyla insanlar arasýnda iletiþim saðlayan, bilgi aktarmaya ve düþünceyi  geliþtirmeye yaran bir araþtýr.  Ýnsaný hayvanlardan ayýran  en belirgin  özellik dildir. Dünyamýzý, insanlýðýmýzý ve kendimizi anlamamýzý dil saðlar. Bunun için de  dilin doðasýný  anlamak gerekir.&lt;br/&gt;Dil, insanlar arasýnda anlaþmayý saðladýðý için bir gereksinim olmuþtur. Yani dil insaný insan yapan bir  nitelik haline gelmiþtir. Bu mükemmeliyetin farkýna varan insanoðlu da  dili daha iyi anlamak ve geliþtirmek için dil üzerinde incelemeler yapmýþtýr.&lt;br/&gt;Her dil kendi toplumunun ihtiyaçlarýna göre þekil bulmuþtur. Ýþte isimler de  gereksinimlerden  doðan ve dilin kullanýlmasýný kolaylaþtýran sistemdir. Türk dilinin incelenmesi  amaçlý çalýþmalardan yola çýkarak Ferit Devellioðlu &quot;Osmanlýca-Türkçe Ansiklopedik Lugat&quot;ýndaki birleþik isimleri  tesbit ettim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. PROBLEM:&lt;br/&gt;Dilimizde  kelime türetme yollarý, oldukça zengindir. Bu türetme son ekler ve kelime birleþikleri yolu ile yapýlmaktadýr. Bizim çalýþmamýz Ferit Devellioðlu &quot;Osmanlýca-Türkçe Ansiklopedik Lugat&quot;ýndaki birleþik isimlerdir.&lt;br/&gt;II. AMAÇ:&lt;br/&gt;Tezimizin amacý, Ferit Devellioðlu &quot;Osmanlýca-Türkçe Ansiklopedik Lugat&quot;ýndaki ndeki  birleþik isimleri tesbit etmektir. &lt;br/&gt;II. SINIRLILIKLAR:&lt;br/&gt;Tezimizde,  Ferit Devellioðlu &quot;Osmanlýca-Türkçe Ansiklopedik Lugat&quot;ýndaki  birleþik isimler tespit edilmiþ, sonra ne tür  bir birleþik isim olduðu incelenmiþ, çalýþmanýn taslaðý  oluþturulduktan sonra alfabetik sýraya göre birleþik isimler ve anlamlarý yazýlmýþtýr.&lt;br/&gt;Tezimizde, Arapça birleþik isim, Arapça + Farsça  birleþik isim, Farsça + Arapça  birleþik isim; Farsça  birleþik isim, Farsça + Türkçe birleþik isim türündeki kelimeler yer almaktadýr. Toplam 2.467 birleþik kelime incelenmiþ ve tespit edilmiþtir.&lt;br/&gt;Birleþik isimler, ad tamlamasý, sýfat tamlamasý,sýfat + fiil, isnat grubu,                 ad + çekimli fiil, ikileme kalýbý yöntemi ile  birleþmiþ kelimelerdir. &lt;br/&gt;Yararlý bir eser ortaya koymuþ olmayý düþünmeni</description></item><item><title>DÝE DEUTSCHE AUFGABE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?die-deutsche-aufgabe-348235.html</link><description>-Die  Wörter -&lt;br/&gt;1-) fern :   weit entfernt.&lt;br/&gt;Ich plaudere der Mensch von fernem Land.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-) s Abschiedswort ,&amp;#61618;er: das selte Wort.&lt;br/&gt;Der Lehrer muss  die Abschiedswort benutzen, um diese Lektion zu Lehren.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-) s Königreich : königtum,von einem König regiertes Land.&lt;br/&gt;Das Osmanische Königreich schautte die Welt &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4-) spüren : Mit Hilfe das Tustsinns und der Nervein wahrnehmen, da&amp;#946; etw.  vorhanden.&lt;br/&gt;Ich habe gar nicht gespürt , da&amp;#946; mich die Mücke gestochen hat.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5-) e Erziehung  : Alle Ma&amp;#946;nahmen und Methoden , mit denen man jemand erzieht.&lt;br/&gt; Meine Schwester fÃ¤hrt nach Newyork um ihre Erziehung zu weitermachen.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6-) r Schatten : ein Bereich ,wo dunkel ist.&lt;br/&gt;  Mir ist es zuhei&amp;#946; in der prallen Sonne , ich setze mich jetzt in den Schatten.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7-) heben :  Nach oben bewegen.&lt;br/&gt; Er macht Bodybuilding und hebt Mühelos Gewitte von hundert Kilo.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8-) folgen : sich hinten etw. her in derselben Richtung bewegen ; nach gehen. &lt;br/&gt;Der Hund folgte der Blutspur im Schnee.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;9-) verbringen : eine bestimmte Zeit lang einem Ort sein. &lt;br/&gt;Die schöne Frau will eine freien Tag am Meer verbringen. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;10-) s Grab,es : Das Lock in der Erde , in das ein Toter bei der Beerdigung gelegt wird. &lt;br/&gt;Ich besuchte die Grabes meiner Gro&amp;#946;eltern.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;11-) landen : Aus der Luft oder aus dem Wasser an Land bringen.&lt;br/&gt;Wir landeten pünktlich in Amsterdam und flogen von dort weiter nach Boston.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;12-) bedrücken : bewirkt , da&amp;#946; jemand traurig pessimistisch.&lt;br/&gt;Sie sieht bedrückt aus.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;13-) kreischen : mit lauter und hoher Stimme schreien.&lt;br/&gt; &quot;Hilfe &quot; kreischte eine Frau im einsamen Wald.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;14-) vermessen : genau messen , wie gro&amp;#946; etw.&lt;br/&gt;Das junge Kind versucht die LÃ¤nge der Giraffe vermessen. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;15-) flüstern : sehr leise sprechen , etw. sehr leise sagen. &lt;br/&gt;Na, dem werde ich was flüstern ,wenn ich ihn gewische.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;16-) murmeln : leise ,so sprechen da&amp;#946;  man es nich verstehen kann.&lt;br/&gt;Der Lehrer versteht nicht weil der Schüler murmelt. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;17-) r GefÃ¤ngniswÃ¤rter : ein GebÃ¤ude , in dem Personen eingesperrt. Sind , die ein verbrechen begangen haben.&lt;br/&gt;     Weil der GefÃ¤ngniswÃ¤rter schlief , flüchten der Verbrecher heimlich.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;18-) e Brennessel,n :  eine Pflanze , deren BlÃ¤tter feine Haare haben , die unangenehm Juckende Flecken Haut verursachen. &lt;br/&gt;Überal wachsen Brennesseln auf  unserem Garten.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;19-) umkreisen :etw. bewegt sich im Kreis um etw.herum.&lt;br/&gt;Die Erde umkreist die Sonne. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;20-) senken : etw. bewirken , da&amp;#946; etw. nach unten kommt; heben&lt;br/&gt;Der Sarg ins Grab senkt.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;21-) verwandeln : ganz anders werden. &lt;br/&gt; Die neue Tapete hat den Raum verwandelt.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;22-) erfüllen : das tun , was man jemand versprochen hat oder jemand von einem erwartet oder fordert.&lt;br/&gt;Die Schuhe sind zwar alt , aber sie erfüllen noch ihren Zweck.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;23-) sehnen sich : den starken Wunsch haben ,da&amp;#946; jemand da ist oder da&amp;#946; man etw. bekommt.&lt;br/&gt;Nach drei Jahren Exil sehnte sich danach , in sein Land zurückkehren zu können.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;24-) stürzen :ein gefÃ¤&amp;#946; mit der öffnung so nach unten drehen , da&amp;#946; der inhalt herausfÃ¤llt.&lt;br/&gt;Jemand aus der Fenster , von der Brücke stürzen.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;25-) r Friedhof,&quot;e : ein Platz wo die Toten begraben werden.&lt;br/&gt;Sie geht auf den Friedhoft um ihre Tote Mutter zu besuchen.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;26-) bemerken : etw. sehen ; hören  oder riechen. &lt;br/&gt; Hast du denn nicht bemerkt , da&amp;#946; man dich betrügen wollte ? &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;27-)e Flitterwochen (Pl) :  Die ersten Wochen nach der Heirat.&lt;br/&gt;Die Braut &amp;#305;nd Der Schwigersohn fahren für die Flitterwoche auf die Insel Mainau.&lt;br/&gt;____________________________________________________________&lt;br/&gt;Fragen - Antworten&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-) Wie viele Brüder hat Elisa?&lt;br/&gt; Sie hat elf Brüder.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-)  Warum starb ihre Mutter ?&lt;br/&gt;   Weil sie krank war , starb sie.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-) Wann wollte der König wieder heiraten?    &lt;br/&gt;Nachdem die Königin gestorben war ,wollte er wieder heiraten &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4-) Warum verwandelte die böse Königin die Jungen in SchwÃ¤ne&lt;br/&gt; Denn die böse Königin wollte den König für sich allein haben.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5-) Was sagte die böse Königin dem König über die Jungen in SchwÃ¤ne verwandelt?&lt;br/&gt;Sie sagte ihm ,da&amp;#946; die Jungen in der Wel</description></item><item><title>ANLATIM BOZUKLUKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?anlatim-bozukluklari-394863.html</link><description>Bazen bir yazým yanlýþý bazen telaffuz yanlýþý anlatmak istediðimizin anlaþýlmaz olmasýna yol açabiliyor. Dolayýsýyla hem yazarken hem de konuþurken dikkatli olmamýz gerekmektedir. Daha sonra yar vereceðim makalelerde de göreceðimiz üzere küçücük bir dikkatsizlik büyük bir ifade yanlýþlýðýna yol açmaktadýr. Ve bu konu aydýnlarýmýzýn da ilgi alaný olduðu için bir çok makale yazýlmýþ ve doðru yazma ve konuþma alýþkanlýðý kazandýrýlmaya çalýþýlmýþ. Ýlk önce Prof. Dr. Hazma Zülfikarýn bu konu üzerine yazmýþ olduðu makalenin bazý kýsýmlarýna yer vermek istiyorum.&lt;br/&gt;Doðru Yazalým&lt;br/&gt;Doðru Okuyalým&lt;br/&gt;Sür&quot;at, tel&quot;in, mer&quot;i, Viyadük, Darka, Gökçek; &quot;i, Özkök&quot;ün, Kur&quot;aný Kerim, standart, etüt, metot üzerine.&lt;br/&gt;Bir okuyucumuz sür&quot;at kelimesinin neden kesme iþareti kullanýlarak yazýldýðýný soruyor.&lt;br/&gt;Ünsüzler açýsýndan birbirine benzeyen suret (kopya, nüsha, görünüþ) , surat (yüz, çehre) ile sür&quot;at (hýz) sözlerinin yazýlýþlarýnda bazen de telaffuzlarýn da yanlýþlýklar yapýldýðýna tanýk oluyoruz. Ancak &quot;hýz&quot; anlamýndaki sür&quot;at sözünün kesmeli yazýlýþý, ünsüzleri bakýmýndan birbirleriyle karýþtýrýlabilen suret, surat kelimeleri ile ilgili bir durum deðildir. Sür&quot;at kelimesinin kesmeli yazýlýþý, &quot;tel&quot;in (lanetleme, protesto etme) mer&quot;i (yürürlükte) örneklerinde olduðu gibi bu tür kelimelerin te-lin, me-ri, sü-rat deðil de, tel-in, mer-i sür-at biçiminde hecelenmelerine dayanýr. Söyleyiþte de duyulan bu durumdan dolayý tel&quot;in, mer&quot;i, sür&quot;at gibi kelimeler, 1996 yýlýnda yayýmlanan Ýmla Klavuzu&quot;nda kesmeli yazýlmýþtýr. Kesme koymadan yazýldýðýnda sürat biçimi söyleyiþte &quot;yüz&quot; anlamýndaki surat ile karýþtýrýlýyor.&lt;br/&gt;Arapça&quot;dan alýnan sür&quot;at (&amp;#8230;&amp;#8230;), te&quot;in (&amp;#8230;&amp;#8230;. .) mer&quot;i (&amp;#8230;&amp;#8230;. .) gibi kelimeleri kesmeli yazmak, bunlarýn yapýlarýnda, bünyelerinde yer alan, ancak bugün bir harf olarak yazýlmayan gýrtlak sesinden kaynaklanmaktadýr.&lt;br/&gt;Bu kadar gerekçe göstereceðimize þunlarýn Türkçelerini kullanýn, olsun bitsin diyebilirsiziniz. Mer&quot;i sözünün yerine &quot;yürürlükte&quot; karþýlýðý tutmuþ ve genel olarak benimse</description></item><item><title>TÜRKÝYE&quot;DE YABANCI DÝL EÐÝTÝMÝNÝN YERÝ VE BU DÝLLERÝN TÜRKÇE ÜZERÝNE OLAN ETKÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-de-yabanci-dil-egitiminin-yeri-ve-bu-dillerin-turkce-uzerine-olan-etkisi-352442.html</link><description>TÜRKÝYE&quot;DE YABANCI DÝL EÐÝTÝMÝNÝN YERÝ VE BU DÝLLERÝN TÜRKÇE ÜZERÝNE OLAN ETKÝSÝ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;ÖNSÖZ &lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;Giriþ &lt;br/&gt;1 .TÜRKÝYE&quot;DE YABANCI DÝL EÐÝTÝMÝNÝN YERÝ VE BU DÝLLERÝN TÜRKÇE ÜZERÝNE OLAN ETKÝSÝ &lt;br/&gt;1.1 Yabancý Dil Eðitiminin Tarih Ýçindeki Durumu &lt;br/&gt;1.2 ÜLKEMÝZDE YABANCI DÝL EÐÝTÝMÝNE VERÝLEN ÖNEM VE KONU ÜZERÝNE YAPILAN ÇALIÞMALAR&lt;br/&gt;Grafik 1: Týp Fakültesinde okuyan öðrencilerin yabancý dil eðitimleri&lt;br/&gt;1.3 YABANCI DÝLLERÝN TÜRKÇE ÜZERÝNE OLAN ETKÝSÝ&lt;br/&gt;2. ARAÞTIRMA &lt;br/&gt;2.1 ARAÞTIRMANIN KONUSU &lt;br/&gt;2.2 ARAÞTIRMANIN AMACI&lt;br/&gt;2.3 SONUÇLAR13 &lt;br/&gt;Grafik 2: Öðrencilerin Yabancý Dil Öðrenim Durumlarý &lt;br/&gt;Tablo 1:Yabancý Dil Bilen Öðrenci Sayýsý&lt;br/&gt;Tablo 2: Öðrencilerin Bildikleri Yabancý Diller&lt;br/&gt;Tablo 3: Öðrencilerin Ýleride Yabancý Dil Öðrenme Arzularý&lt;br/&gt;Grafik 3: Öðrenilmek Ýstenen Diller &lt;br/&gt;Tablo 4: Öðrencilerin Yabancý Dil Öðrenme Nedenleri&lt;br/&gt;Tablo 5: Öðrencilerin En çok Öðrenmek Ýstedikleri Diller&lt;br/&gt;Tablo 6: Öðrencilerin Türkiye&quot;nin Uluslar arasý  Konumu Hakkýndaki Görüþleri&lt;br/&gt;Tablo 7: Yabancý Dil Eðitiminin Uluslar arasý  Konuma Etkisi&lt;br/&gt;Tablo 8: Türkiye&quot;de Yabancý Dil Eðitiminin Durumu &lt;br/&gt;Tablo 9: Öðrencilerin Yabancý Kelime Kullanýmlarý&lt;br/&gt;Tablo 10: Yabancý Dillerin Türkçe Üzerinde Olan Etkisi &lt;br/&gt;3. DEÐERLENDÝRME VE YORUMLAR &lt;br/&gt;4. ÖNERÝ VE ÇÖZÜMLER &lt;br/&gt;KAYNAKÇA &lt;br/&gt;DÝZÝN&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Giriþ&lt;br/&gt; Küreselleþme nin bir sonucu olarak mesafelerin kýsalmasý ve iletiþimin kolaylaþmasý ile dünyanýn farklý yerlerindeki insanlar, hedefleri doðrultusunda daha sýk bir araya gelmeye ve iletiþim  kurmaya baþladýlar. Zamanýmýzdan 50-60 yýl önce olsa birbirlerinin varlýklarýndan haberdar olma olasýlýklarý bile olmayan bu insanlar, þimdi teknolojinin getirdiklerinden faydalanarak iletiþim kuruyorlar, ticaret yapýyorlar. Birçok ülkenin ekonomisi de, bu iliþkiler üzerine kurulu. Ülkeler gittikçe kabuklarýný zorluyor ve kendi kendileriyle yetinmez hale geliyorlar. Artýk sadece yönetim  ve ekonomiler deðil, normal vatandaþlar da çeþitli kitle iletiþim araçlarý vasýtasýyla yabancýlarla bir araya geliyor ve etkileþimde bulunuyor. Kültürler ve yaþam tarzlarý arsýndaki farklarýn giderek azaldýðý günümüzde, gitgide tüm dünyanýn paylaþacaðý ortak bir kültüre, yaþam biçimine doðru sürükleniyoruz. Ama þimdilik tüm dünya insanlarýnýn kullandýðý ortak bir &quot;dünya dili &quot; mevcut deðil. &lt;br/&gt; Bazý ülkelerin anadilleri ortak olsa da, genelde her ülke farklý bir dil konuþuyor. Bu da doðal olarak dil problemine yol açýyor. Ama geliþmiþ ülkeler bu durumun farkýndalar ve öðrencilere çok erken yaþlardan baþlayarak yabancý dil eðitimi veriyorlar. Geliþmekte olan ülkeler ise yabancý dile gereken önemi vermedikleri sürece ilerlemelerinin mümkün olmadýðýný biliyorlar ve dil eðitimini sistemlerine kalýcý bir þekilde oturtabilmek için çalýþmalar yapýyorlar. Bunlar çok güzel hareketler fakat þu da bir gerçek ki, eðer dikkatli olunmazsa ve eðitim yoluyla gereken önlemler alýnmazsa öðrenilen ve kullanýlan yabancý dil (özellikle anadilden daha popüler bir dilse), çeþitli kelime ve yapýlarýyla anadil  içerisine sýzacak ve deðiþimler meydana getirecektir. Dillerin birbirleriyle etkileþimde bulunmasý kaçýnýlmaz; ama yabancý bir dilin, belli bir milli kültürün ürünü olarak ortaya çýkmýþ anadilin orijinal yapýsýný bozmasýný kabullenmek de mümkün deðildir.&lt;br/&gt; Bu raporda, Türkiye&quot;de yabancý dil eðitiminin yeri ve verilen önem tarih içindeki geliþimiyle kýsaca incelenmiþ, günümüzdeki yapýsý ve geliþtirilme çalýþmalarý da örneklerle açýklanmýþtýr. Ayrýca yabancý dilin Türkçe  ile gerçekleþtirdiði etkileþim  sonucunda Türkçe&quot;nin durumu ve korunup korunmadýðý bu raporun içeriðindedir.&lt;br/&gt; Raporun araþtýrma bölümünde ise, üniversite öðrencilerine uygulanan bir sormaca vasýtasýyla öðrencilerin dil bilip bilmedikleri ve konu hakkýndaki görüþleri öðrenilmeye çalýþýlmýþ ve bu þekilde gençlerin dil öðretimine bakýþ açýlarý saptanmýþtýr. Ayrýca onlarýn Türkçe  konuþurken yabancý kelimeler kullanýp kullanmadýklarý, bu konuya ne kadar özen gösterdikleri ve görüþlerinin ortaya çýkarýlmasý da raporun amaçlarý arasýndadýr.&lt;br/&gt; Bu amaçlara ulaþýlabilmesi i</description></item><item><title>SIFATLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sifatlar-365530.html</link><description>SIFATLAR&lt;br/&gt;SIFATLAR (ÖN AD)&lt;br/&gt;Ýsimleri renk, biçim, hareket,durum gibi&lt;br/&gt;   deðiþik yönlerden niteleyen; iþaret, sayý, soru ve belirsizlik gibi yönlerden de belirten kelimelere sýfat denir.&lt;br/&gt;   Sýfatlar yalnýz baþlarýna isim gibi kullanabilmelerine  raðmen aslýnda isim olmayýp ismin özelliði olan kelimelerdir.&lt;br/&gt;UYARI&lt;br/&gt;Bir kelimenin sýfat olabilmesi için o kelimenin bir isimden önce gelerek o ismi nitelemesi veya belirtmesi gerekir.&lt;br/&gt;      &quot;Güzel günler sizleri bekliyor.&quot;&lt;br/&gt; Cümlesinde &quot;güzel&quot; kelimesi &quot;günler&quot; isminden&lt;br/&gt; önce gelip onu etkilediðinden sýfattýr.</description></item><item><title>RELATIVE CLAUSES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?relative-clauses-390325.html</link><description>RELATIVE CLAUSES&lt;br/&gt;1-Defining relative clauses with who, that and which :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Examples :&lt;br/&gt;I spoke to the woman who owns the hotel.&lt;br/&gt;Did you see the letter that came this morning?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-These clauses tell us which person or thing the speaker means (for example who owns the hotel tells us which woman ; and that came this morning tells us which letter).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-We use who for people .&lt;br/&gt;Examples :&lt;br/&gt;I spoke to the woman. She owns the hotel.&lt;br/&gt;I spoke to the woman who owns the hotel.&lt;br/&gt;The man was very nice. He interviewed me.&lt;br/&gt;The man who interviewed me was very nice.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-We use that for things.&lt;br/&gt;Examples :&lt;br/&gt;Did you see the letter? It came this morning.&lt;br/&gt;Did you the letter that came this morning?&lt;br/&gt;The keys have disappeared. They were on this table.&lt;br/&gt;The keys that were on this table have disappered.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4-We can use which instead of that (to talk about things) in a defining relative clause.&lt;br/&gt;Examples:&lt;br/&gt;Did you see the letter which came this morning?&lt;br/&gt;The keys which were on this table have disappeared.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;In an informal style , it is also possible to use that instead of who (to talk about people).&lt;br/&gt;Example:&lt;br/&gt;I spoke to the woman that owns the hotel.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- Leaving out who, that and which in defining relative clauses:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Who, that and which can be the subject of a defining relative clause.&lt;br/&gt;Examples:&lt;br/&gt;Marianne is the girl who invited us to the party. (who = subject : she invited us to the party).&lt;br/&gt;Marianne is the girl who we met last night. (who = object : we met her last night).&lt;br/&gt;2-We often leave out who , that or which  when they are the objects in defining relative clauses.&lt;br/&gt;Examples :&lt;br/&gt;Marianne is the girl we met last night. (we met her last night).&lt;br/&gt;Have you seen the book I put on this table? (I put it on this table).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-But we cannot leave out who , that or which when they are the subjects in these clauses.&lt;br/&gt;Examples:&lt;br/&gt;Marriane is the girl who invited us to the party. (Not : Marianne is the girl invited usto the party.)&lt;br/&gt;Have you seen the book that was on this table? (No</description></item><item><title>YABANCI DÝL ÖÐRENÝMÝNDE TEMEL PRENSÝPLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yabanci-dil-ogreniminde-temel-prensipler-384055.html</link><description>YABANCI DÝL ÖÐRENÝMÝNDE TEMEL PRENSÝPLER&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yabancý dil öðreniminde, belli bir yaþtan sonra çocuklar kadar hýzlý ve kolay dil öðrenilemeyeceði yaygýn bir kaný haline gelmiþtir. Bu makalenin genel savý, uygun þartlar yerine getirildiðinde doðal dil edinim becerisinin her yaþta faal olduðudur. Makalede yabancý dil becerilerini kendi kendine geliþtirmek isteyenler için önemli ipuçlarý sunulmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anahtar Kelimeler: Edinim, Doðal Yaklaþým, Dil Eðitimi, Öðrenme &lt;br/&gt;1.GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Okuma yazma oranýnýn en düþük olduðu Kýt&quot;a muhtemelen Afrika&quot;dýr. Ancak ayný kýtanýn sakinleri, geçmiþte olduðu gibi muhtemelen bugün de, yabancý dil bilme yarýþýnda birinci sýrayý iþgal etmektedirler. Kabile içi evlenmenin yasak olduðu bölgelerde evlenmenin ön þartý müstakbel eþin kabilesinin dilini öðrenmektir. Evlilik çaðýna girmiþ Afrikalý gençler yüzyýllardýr en etkin dil öðretim kursuna katýlmak suretiyle nesillerini devam ettirmeyi becerebilmiþlerdir. Modern dil kurslarýndan farklý olan bu eðitim süreci, hedef dilin bizzat kullanýldýðý doðal ortama gidip orada iþçi olarak çalýþýrken dili farkýnda olmadan edinmekten ibarettir.  &lt;br/&gt;Modern dünyanýn sakinleri ise yabancý dil öðrenme teþebbüslerinde öylesine hayal kýrýklýðýna uðramýþlardýr ki, doðuþtan sahip olduklarý dil edinme yetisini belli bir dönemden sonra kaybettiklerini zannetmektedirler. Ýkinci dil öðretmenleri ve yöntem bilimcileri arasýnda yaygýn kanýlardan biri, ergenlik sonrasý doðal dil edinme yetisinin kaybolduðu ve bu dönemden sonra yeni bir dilin ancak genel öðrenme mekanizmalarý tarafýndan öðrenilebileceðidir. Yani gramer kurallarýný, matematik öðrenir gibi bilinçli olarak irdeleyip bol miktarda alýþtýrma yapmak suretiyle bilinçaltýna yerleþtirmek, yetiþkinlerin takip edebileceði tek yol olarak gösterilmektedir (Bley-Vroman, 1989). &lt;br/&gt;Ergenlik sonrasý doðal dil edinme yetisinin güdükleþtiði savýný çürüten en güçlü delil, müstakbel eþlerine, yeni öðrendikleri dilde kur yapamasalar da, idareyi kelam edebilen milyonlarca Afri</description></item><item><title>FÝLOLOJÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?filoloji-442177.html</link><description>FÝLOLOJÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÝL&lt;br/&gt;Ýnsanlarýn her türlü etkinliðinde anlaþmayý saðlayan doðal araç: Kendine özgü yasalarý olan ve bu yasalar doðrultusunda zenginleþen, geliþeni, temeli insanlýkla birlikte oluþmuþ eserler düzenidir. Yine ilkel topluluklarda insanlar kendi aralarýnda iletiþim saðlamak amacýyla belirli sesleri çýkararak düþüncelerini, duygularýný ve yapmak istediklerini birbirine aktararak dil denilen olguyu yaratmýþlardýr. &lt;br/&gt;Deðiþik kültürlerin ve toplumsal yapýlarýn dilleri birbirinden ayrýlýr. Çoðu kez ayný toplum içinde bile, kültür ve ekonomik konumlarý farklý olanlar dili deðiþik biçimde kullanmaktadýrlar. Örneðin argo toplumun benimseyip onayladýðý dil içinde topluluða uyum saðlayamamýþ bireylerin geliþtirdiði ve kullandýðý bir alt dil durumundadýr. Bütün toplumlarda dil, her zaman bir önceki kuþaðýn kendinden sonrakilere býraktýðý bir miras olmuþtur. Toplumlar da dillerini olduðu gibi kabul edilmesi gereken bir ürün olarak görürler. Bu yüzden dillerde rastgele ve ani deðiþimler olanaksýzdýr. Ancak hýzla geliþen ve deðiþen toplum yapýlarýnda toplumun isteklerine göre dilin yeni baþtan olmasa bile belli oranlarda deðiþtirilmesi gerçekleþebilir. Yani; her dilin kendine özgü bir sözcük daðarcýðý, yapýsal özellikleri ve kullaným kurallarý vardýr.   &lt;br/&gt;Sosyal bir varlýk ve kurum olan dil, toplumlarýn tarihi geçmiþinden kaynaklanarak geliþir. Tarihin çaðlar içinde bu geliþme kendisini yapý, iþleniþ ve anlam bakýmýndan gösterir. Yüzyýllar içinde dil de toplum gibi dýþ etkenlerin gücünden kendisini kurtaramaz. Toplumun tarihi ve siyasi gücünden çok kültürel gücü etkilemeyi ve etkilenmeyi durdurabilir. Ya etkilenip erir, ya etkileyip eritir. Her durumda da dil etkilenmeden de etkilemeden de uzak kalamaz.&lt;br/&gt;1-Dil bir anlaþma aracýdýr.&lt;br/&gt;2-Seslerden örülmüþtür.&lt;br/&gt;3-Sosyal bir varlýk ve kurumdur.&lt;br/&gt;4-Yapýsý ve iþleniþiyle kuþaktan kuþaða kalýplaþarak tarihi bir geliþme gösterir.&lt;br/&gt;Bu durumda &quot;Dil, yapýsý, iþleniþi ve anlamý ile kuþaktan kuþaða geçen bir anlaþma aracý olarak seslerden örülen, tarih içinde kalýplaþan canlý bir varlýk ve sosyal bir kurumdur&quot;. Yine bir millet hakkýnda yapýlacak en saðlam deðerlendirmeler dil deðerlerinin incelenmesinden geçer. Çünkü bir dildeki deðerler o milletin gerçek yüzünü, kimliðini gösterir. Dil milletin kültürel deðerlerinin baþýnda geldiði için ona büyük deðer vermektedir. Millet denilen sosyal varlýðýn temelini insanlar teþkil ettiðine göre, kültürel deðerlerin baþýnda gelen dilin insanlara saðlam bir gýda olarak verilmesi gerekir. Þurasý unutulmamalýdýr ki; &quot;Bir memlekette maddi ve manevi kültür yaratanlar o memleketin kültürlü insanlarýdýr&quot;. Bu baðlamda dil; geçmiþten bu güne, bu günden yarýna bir kültür taþýyýcýsýdýr. Dil kendine has kurallarýyla milli bir sistemdir.  &lt;br/&gt;Dil, hem baþlýca düþünüþ, düþünce üretme aracý hem de oluþturulan düþünce ürünlerini taþýyan, gerekli yerlere ulaþtýran ve gerektiðinde biriktirilmesine, depolanmasýna yarayan baþlýca taþýyýcýdýr.&lt;br/&gt;Dil birliði de, ulus olmak için yeterli deðil; ulus olarak kalmak için gerekli þartlardan biridir. Tarihin akýþý içinde çeþitli sebeplerle oluþan sosyokültürel þartlar bazen deðiþik dilleri kullanan insanlarý birlikte yaþamaya zorlar. Birlikte yaþayan insanlar, birbirleriyle kaynaþarak ulus olmayý amaçladýklarýnda ortak bir dili de benimserler.&lt;br/&gt;Bazen bir yabancý dilin inceliklerini ana dilimizden, kültürünü kendi özkültürümüzden daha iyi öðrenmiþ olmamýza raðmen, o dilin ve kültürün sahibi olan ulustan olamayýz. Çünkü, dili ve kültürü edinmek akýl iþi, kendisini bir ulustan hissetmek gönül iþidir. &lt;br/&gt;DÝLLERÝN SAYISI&lt;br/&gt;Bu gün yeryüzünde konuþulan dil sayýsýnýn 280 olduðu söylenmektedir. Ölü diller de buna eklenince dil sayýsýnýn 680&quot;e çýktýðý belirtilir. Fakat bu sayýlar çok düþüktür. Ölü ve yaþayan dil sayýsýnýn 2547&quot;nin üstünde olduðu yeni incelemelerle kayýtlýdýr. &lt;br/&gt;DÝLLERÝN SINIFLANDIRILMASI&lt;br/&gt;Diller muhtelif biçimde sýnýflandýrýlmaktadýr.&lt;br/&gt;1-Zamana Göre Sýnýflandýrma&lt;br/&gt;a)Ýlkel Diller: Ýlk insanlarýn konuþtuklarý dillerdir.&lt;br/&gt;b)Türemiþ Diller: Yeni dill</description></item><item><title>SENTETÝK TÜRKÇE SÖZCÜK KÖKLERÝ ÜRETÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sentetik-turkce-sozcuk-kokleri-uretimi-440967.html</link><description>SENTETÝK TÜRKÇE SÖZCÜK KÖKLERÝ ÜRETÝMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET: Tükçe, bütün dünya dilleri arasýnda kurallý olmasý ve düzenli yapýsýyla farklý bir&lt;br/&gt;konumdadýr. Bu çalýþma kapsamýnda Türkçe&quot;nin dilbilgisi kurallarý kullanýlarak&lt;br/&gt;geliþtirilen bir bilgisayar yazýlýmý ile olasý yeni sözcük kökleri üretilmiþtir. Gerçeklenen&lt;br/&gt;çalýþmada PC-Kimmo yazýlýmý için geliþtirilmiþ olan Türkçe sözlükler kullanýlarak&lt;br/&gt;yaklaþýk 24 bin sözcüklü bir sözcük bankasý oluþturulmuþ ve üretilen sözcüklerin&lt;br/&gt;Türkçe&quot;de kullanýlýp kullanýlmadýðý, bu sözcük bankasý ve üretilen sözcük kökleri&lt;br/&gt;arasýnda yapýlan istatistiksel karþýlaþtýrmalarla ortaya çýkarýlmaya çalýþýlmýþtýr.&lt;br/&gt;Anahtar Kelimeler: Doðal Dil Ýþleme, Sentetik Sözcük Kökü Üretimi&lt;br/&gt;1. GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Doðal dil iþleme alanýnda, Türkçe&quot;nin farklý bir konumda olmasýnýn temel nedeni,&lt;br/&gt;Türkçe&quot;nin dil bilgisi yapýsýnýn kurallara dayanmasý, düzenli olmasý ve istisnalarýn&lt;br/&gt;sayýsýnýn az olmasýdýr. Bu özellikleri ile Türkçe, bilgisayar ile iþlenmek ve analiz&lt;br/&gt;edilmek için çok uygundur.&lt;br/&gt;Türkçe konusunda çalýþan dil bilimcilerinin en önemli sorunlarýndan bir tanesi, yeni&lt;br/&gt;ortaya çýkan kavramlarýn Türkçe karþýlýklarýnýn türetilmesidir. Çoðu kez, teknolojik ya&lt;br/&gt;da kültürel alanda ortaya çýkan yeni kavramlara, zamanýnda Türkçe karþýlýk&lt;br/&gt;bulunamadýðý için, bu kavramlarý ifade eden yabancý sözcükler zamanla halk tarafýndan&lt;br/&gt;kabul görmekte ve bir daha deðiþtirilememek üzere Türkçe&quot;ye yerleþmektedir. Bu&lt;br/&gt;sorunun tek çözümü, yeni kavramlara karþýlýk gelen Türkçe sözcüklerin zamanýnda&lt;br/&gt;üretilmesi veya türetilmesidir [1].&lt;br/&gt;Bu çalýþmada, Türkçe&quot;deki sözcüklerin özellikleri incelenmiþ, harflerin yanyana gelme&lt;br/&gt;durumlarý ve sözcük içerisinde bulunabilecekleri yerlere iliþkin kurallar araþtýrýlmýþ,&lt;br/&gt;bulunan kurallar kullanýlarak Türkçe harfleri bitiþtirme yoluyla olasý sözcük kökleri&lt;br/&gt;üreten bir yazýlým gerçeklenmiþtir. Günlük hayatta kullanýlmakta olan Türkçe kökenli&lt;br/&gt;sözcüklerin ses kurallarýna uyanlarýnýn büyük bir çoðunluðu, sentetik olarak üretilen bu&lt;br/&gt;sözcük köklerinin içerisinde yer almaktadýr. Ancak üretilen sözcük köklerininin&lt;br/&gt;çoðunluðu, henüz bir anlam taþýmayan, üzerine anlam yüklenebilecek, Türkçe kurallara&lt;br/&gt;International XII. Turkish Symposium on Artificial Intelligence and Neural Networks - TAINN 2003&lt;br/&gt;uygun sözcüklerdir. Çalýþmamýzdaki ana amaç, olasý sözcük köklerini dil bilimcilere&lt;br/&gt;sunarak, yeni kavramlara Türkçe karþýlýklar üretilmesini kolaylaþtýrmaktýr.&lt;br/&gt;Çalýþma üç temel bölüme ayrýlmýþtýr. Birinci bölümde, Türkçe sözcükleri oluþturan&lt;br/&gt;harflerin diziliþ kurallarý ortaya konulmuþ ve bu kurallar kullanýlarak harfleri bitiþtirip&lt;br/&gt;yeni Türkçe sözcük kökleri üreten bir yazýlým gerçeklenmiþtir. Üretilen sözcük&lt;br/&gt;köklerinin kullanýlabilirliðini ölçmek ve günümüz Türkçesi&quot;ndeki sözcüklerin ne&lt;br/&gt;kadarýnýn bu kurallara uyduðunu belirlemek üzere bir Türkçe sözcük bankasý&lt;br/&gt;oluþturulmasý süreci çalýþmanýn ikinci aþamasýný oluþturmaktadýr. Son bölümde ise&lt;br/&gt;sentetik olarak üretilen sözcüklerin, Türkçe sözcük bankasýnda bulunma oranlarý,&lt;br/&gt;sözcüklerin harf sayýlarýna göre sözcük bankasýnda bulunma oranlarý, sözcük boylarýnýn&lt;br/&gt;daðýlýmlarý ve benzeri sonuçlar incelenmiþtir.&lt;br/&gt;2. SENTETÝK SÖZCÜK ÜRETÝMÝ&lt;br/&gt;Bilgisayar yardýmý ile Türkçe sözcük üretimine baþlamadan önce, Türkçe sözcüklerdeki&lt;br/&gt;harflerin diziliþ kurallarýnýn araþtýrýlmasý ve bu kurallarýn hangilerinin uygulanacaðýna&lt;br/&gt;karar vermek gereklidir. Türkçe sözcüklerdeki harflerinin diziliþ sýrasý ve harflerin&lt;br/&gt;sözcük içinde bulunduklarý yerlere iliþkin kurallar çeþitli kaynaklarda [1,2,3] aþaðýdaki&lt;br/&gt;gibi listelenmiþtir:&lt;br/&gt;* Büyük sesli uyumu kuralý&lt;br/&gt;* Küçük sesli uyumu kuralý&lt;br/&gt;* Sessiz uyumu kuralý&lt;br/&gt;* Sözcük sonunda bulunan çift sessiz harf kuralý&lt;br/&gt;* Sözcük baþýnda c, f, ð, h, j, l, m, n, p, r, þ, v, z bulunmamasý kuralý&lt;br/&gt;* Sözcük sonunda b,c,d,g harflerinin bulunmamasý kuralý&lt;br/&gt;* Sözcük baþýnda 2 sessiz harf bulunmamasý kuralý&lt;br/&gt;* Sözcük sonunda 3 sessiz harf bulunmamasý kuralý&lt;br/&gt;* n ve b harflerinin yanyana gelmemesi kuralý&lt;br/&gt;Bu kurallarýn uygulanmasý için sonlu durum makineleri kullanýlmýþtýr. Þekil 1 ve Þekil&lt;br/&gt;2&quot;de, büyük ve küçük sesli uyumu ve sess</description></item><item><title>TÜRKÝSTANDA VE HÃ‚RÝZMDE TÜRK DÝLÝ VE EDEBÝYATI - KIPÇAK TÜRKÇESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkistanda-ve-hrizmde-turk-dili-ve-edebiyati-kipcak-turkcesi-394508.html</link><description>TÜRKÝSTANDA ve HARÝZMDE TÜRK DÝLÝ ve EDEBÝYATITürkistan Tarihinde Harizmin ÖnemiCeyhunun aþaðý mecrasýnda verimli bir deltadan ibaret olan bu kýta -sonraki ismiyle Hive- daha çok eski zamanlardan beri, Orta Asyanýn medeni ve siyasi tarihinde ayrý bir ehemmiyete sahiptir. Daha Ýslamiyetten evvel, burada &quot;Ari&quot; cinsten olan ve Ýranlýlarla ýrken yakýn bir akrabalýklarý bulunan Harizmliler otururlardý. O zamanlardan baþlayarak, Ýslamiyetten sonra da bura hükümdarlarý Harizmþah lakabýný taþýmýþlardýr. Harizmli El -Biruninin verdiði bilgiye göre, burada Ýran asýllý eski bir hars vardý ki M. S. VIII. yüzyýla kadar pek kuvvetli olan bu harsý Harizm Zerdüþtleri XI. yüzyýla kadar saklayabildiler. Burada ateþperestlerden baþta Melekit mezhebinde Hýristiyanlar da vardý. Eski siyasi birliði muhafaza eden Harizm Ýslam istilasýný takip eden hicri II. yüzyýlda siyaseten parçalandý. &quot;Ürgenc: Cürcaniye&quot; de Harizmþahlardan ayrý diðer bir hükümdar sülalesi daha türedi. Lakin H. 385te Ürgenc emin Memun b. Muhammed o eski birliði kendi lehine kurarak &quot;Harizmþah&quot; lakabýný aldý. Memun-ý Saniden sonra &quot;Sultan Mahmud-ý Gaznevi&quot; burayý zaptederek, Harizmþahlýðý, emirlerinden Altuntaþa verdi. H. 432de bu sülalenin düþmesiyle Cend emin Þah Melik bir aralýk Harizmþah oldu ise de, Selçuklular tarafýndan kovuldu. Nihayet Selçuklular zamanýnda -ismen onlara baðlý olan- Kutbüddin Mehmed ve oðlu Atsýz ile en büyük ve mühim Harizmþahlar sülalesi baþladý. Sultan Sencerin ölümünden sonra baþý boþ kalan Harizmþahlar 590da Tuðrul-ý SelçukTnin Tekeþ tarafýndan katli üzerine Selçuklu Ýmparatorluðu makamýna geçmiþlerdi. 607de Mehmedin Gürhana galebesiyle bu devlet Karahýtaylarýn tabiiyetinden kurtularak Seyhunun sað sahilinden Dicle havalisine kadar büyük bir Ýslam Ýmparatorluðu halini aldý. Asya tarihinde ilk ve son defa olarak Harizmin böyle bir imparatorluk þeklinde geliþmesi, memleketin iktisadi geliþmesiyle uygun oldu. Onun coðrafi mevkiinin de bir neticesi olan bu iktisadi</description></item><item><title>LE PASSE COMPOSE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?le-passe-compose-388068.html</link><description>LE PASSE COMPOSE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Formation :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Auxiliaire Ãªtre  ou avoir au prÃ©sent + participe passÃ©&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;verbeparticipe passÃ©auxiliaire + participe passÃ©&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;parler&lt;br/&gt;faire&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;parlÃ©&lt;br/&gt;faitJ&quot;ai parlÃ© avec lui.&lt;br/&gt;J&quot;ai fait mes Ã©tudes Ã  Ankara.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Verbes en -erVerbes en -re&lt;br/&gt;-Ã©manger&lt;br/&gt;chercher&lt;br/&gt;payer&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;mangÃ©&lt;br/&gt;cherchÃ©&lt;br/&gt;payÃ©Ãªtre&lt;br/&gt;naitre&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;Ã©tÃ©&lt;br/&gt;nÃ©&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Verbes en -irVerbe en &amp;#8211;reVerbes en &amp;#8211;oir&lt;br/&gt;-utenir&lt;br/&gt;venir&lt;br/&gt;courir&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;tenu&lt;br/&gt;venu&lt;br/&gt;courulire&lt;br/&gt;rendre&lt;br/&gt;plaire&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;lu&lt;br/&gt;rendu&lt;br/&gt;plurecevoir&lt;br/&gt;falloir&lt;br/&gt;pleuvoir&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;reçu&lt;br/&gt;fallu&lt;br/&gt;plu&lt;br/&gt;Les participes passÃ©s en Â« u Â&#187;sont trÃ¨s nombreux.Pour tous les infinitif en &amp;#8211;oir/oire sauf (s&quot;) asseoir &amp;#8594; assis&lt;br/&gt;-irÃ©ussir&lt;br/&gt;finir&lt;br/&gt;sortir&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;rÃ©ussi&lt;br/&gt;fini&lt;br/&gt;sortirire&lt;br/&gt;dormir&lt;br/&gt;suivre&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;ri&lt;br/&gt;dormi&lt;br/&gt;suivi&lt;br/&gt;-isacquÃ©rir&amp;#61680;acquisprendre&lt;br/&gt;mettre&lt;br/&gt;promettre&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;&amp;#61680;pris&lt;br/&gt;mis&lt;br/&gt;promis(s&quot;)asseoir&amp;#61680;assis&lt;br/&gt;-itdire&lt;br/&gt;Ã©crire&lt;br/&gt;cuire&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;dit&lt;br/&gt;Ã©crit&lt;br/&gt;cuit&lt;br/&gt;-ertouvrir&lt;br/&gt;offrir&lt;br/&gt;souffrir&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;&lt;br/&gt;&amp;#61680;ouvert&lt;br/&gt;offert&lt;br/&gt;souffert&lt;br/&gt;-ortmourir&amp;#61680;mort&lt;br/&gt;-aitfaire&amp;#61680;fait&lt;br/&gt;-aintcraindre&lt;br/&gt;(se)plaindre&amp;#61680;&amp;#61680;craint&lt;br/&gt;plaint&lt;br/&gt;-eintpeindre&lt;br/&gt;Ã©teindre&amp;#61680;&amp;#61680;peint&lt;br/&gt;Ã©teindre&lt;br/&gt;-ointjoindre&amp;#61680;joint&lt;br/&gt;-ousdissoudre&amp;#61680;dissous&lt;br/&gt;(fÃ©minin&amp;#61680;dissoute)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Auxiliaire ÃªtreAux. Ãªtre et avoir&lt;br/&gt;Aller&lt;br/&gt;Entrer&lt;br/&gt;Monter&lt;br/&gt;Arriver&lt;br/&gt;Naitrex&lt;br/&gt;x&lt;br/&gt;x&lt;br/&gt;&amp;#61680;&lt;br/&gt;xVenir&lt;br/&gt;Sortir&lt;br/&gt;Descendre&lt;br/&gt;Rester&lt;br/&gt;mourir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61680;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Partir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;entrer&lt;br/&gt;monter&lt;br/&gt;passer&lt;br/&gt;resterx&lt;br/&gt;xsortir&lt;br/&gt;descendre&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61680;Je suis montÃ© par l&quot;escalier.  (aux. Ãªtre )&lt;br/&gt;&amp;#61680;J&quot;ai montÃ© par l&quot;escalier.  (aux. avoir.)&lt;br/&gt;&amp;#61680;Je suis sorti de la classe.  (aux. Ãªtre )&lt;br/&gt;&amp;#61680;J&quot;ai sorti mon chien au dehors.  (aux. avoir.)&lt;br/&gt;&amp;#61680;Je suis passÃ© sur le pont.  (aux. Ãªtre )&lt;br/&gt;&amp;#61680;J&quot;ai passÃ© mes vacances.  (aux. avoir.)&lt;br/&gt;&amp;#61680;Je suis rentrÃ© chez moi.  (aux. Ãªtre )&lt;br/&gt;&amp;#61680;J&quot;ai rentrÃ© ma voiture Ã  la gare.  (aux. avoir.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Auxiliaire hem Ãªtre  hem avoir olan fiillerde avoir yardýmcý fiilini kiþiler üzerinde kullanýlmýyor. Â« J&quot;ai entrÃ© mon frÃ¨re dans son lit. Â&#187; cümlesinde olduðu gibi. Auxiliaire hem Ãªtre  hem avoir olan fiillerde avoir yardýmc</description></item><item><title>ARAPÇA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?arapca-380665.html</link><description>ÖNSÖZ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünya üzerinde yaygýn kullaným aðý olan diller arasýnda yer alan Arapça, Hami-Sami dil grubunun Sami koluna dahil bir dildir. Bu dil tarihi seyir içerisinde deðerlendirildiðinde þu kollara ayrýlýr; 1- Eski Arapça, 2- Klasik Arapça, 3- Orta Arapça, 4- Modern Arapça, 5- Orta ve Modern Arapça&quot;nýn devamý olan ve edebi tarzlar geliþtiren mahalli lehçeler.&lt;br/&gt;Klasik Arapça Kuran&quot;ýn da inmesiyle büyük bir geliþme seyrine girmiþtir. Bu seyir içerisinde esas alýnan lehçe ise Kureyþ lehçesi olmuþtur.&lt;br/&gt;Anlatýlmak istenen þeyin rahat anlatýlabilmesi ve muhatap tarafýndan rahat anlamlandýrýlabilmesi için dillerde kullanýlan kelimeler çok önemlidir. Arapça içerisinde de edatlarý bu þekilde deðerlendirebiliriz. Yani edatlar anlatýlmak istenen þeyin daha rahat anlatýlmasýný saðlamasý açýsýndan deðerlidir. O halde dilde temel olan insan iliþkilerini kolaylaþtýrmaktadýr. Bu çalýþmamýzda böyle bir þeye vesile olabilirsek mutlu oluruz.&lt;br/&gt;Günümüzde insanlar iletiþime daha fazla ihtiyaç duymaktadýr. Modern dünyada sýnýrlar kalkmakta ve dünya giderek küçülmektedir. Böyle bir ortamda hiç kimse kabuðuna çekilerek baþkalarýný görmezlikten gelemez. O halde bu entegrasyonunun içerisine gireceksek konumuzun özne (etki eden) olmasýný saðlamalýyýz. Bu da kendi kültürel deðerlerimize sahip olarak gerçekleþtirilebilir. Kültürel deðerlerimize sahip olarak gerçekleþtirilebilir. Kültürel deðerlerimize sahip olabilmek için geçmiþimizdeki bilgi birikiminden yararlanmak durumundayýz. Klasiklerimize baktýðýmýzda bunlarýn bir çoðunun Arapça olduðu göze çarpmaktadýr. Kültürel deðerlerimize sahip çýkmak açýsýndan bu dilin önemi biraz daha artmaktadýr. Böyle bir amaca hizmet edebilirsek bu büyük bir mutluluktur.&lt;br/&gt;Yukarýdaki bahsettiðimiz konulardan ziyade asýl amaç Kuran&quot;ýn  günümüz insaný tarafýndan daha iyi bir þekilde anlaþýlmasýna ummanda bir katre misalide olsa bir katký saðlamaktýr. Böyle bir amaca hizmet edebilirsek, bu bize tariflere sýðmaz bir mutluluk verecektir.&lt;br/&gt;Bu çalýþmayý hazýrlarken bana yol gösteren ve yardýmlarýný esirgemeyen deðerli hocam Yrd. Doç. Dr. Necdet GÜRKAN beye teþekkürlerimi bir borç bilirim.&lt;br/&gt;Tevfik ve hidayet yüce Allah&quot;tandýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                          Cihan DEMÝRAL&lt;br/&gt;             ISPARTA 2002&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Arapça&quot;da kelime isim, fiil ve harf olmak üzere üçe ayrýlýr. Bir kelime bu üç halden baþka bir konumda bulunamaz.&lt;br/&gt;Ýsim; insanlara, hayvanlara, bitkilere, cansýzlara, yerlere, zamanlara ve sýfatlara delalet edip, herhangi bir zaman bildirmeyen kelimedir.&lt;br/&gt;Fiil; özel bir zamanda bir iþin, bir oluþun meydana geldiðini gösteren kelimedir.&lt;br/&gt;Harf; yalnýz baþýna bir anlam ifade etmeyen ancak beraber kullanýldýðý isim veya fiili ile bir anlam kazanan kelimedir.&lt;br/&gt;Bizim bu araþtýrmamýzda ele aldýðýmýz &quot;&amp;#61538;&amp;#61663;&quot; edatý harf ve isim olarak iki ayrý görevde kullanýlmaktadýr. Bir fiilin mastar haline sokulmasý, bir kelimenin olumsuzu (nefi) yapýlýrken kullanýlan &quot;&amp;#61538;&amp;#61663;&quot; edatý ve bazý edat veya fiillerin sonuna gelen onlarýn konumlarýna herhangi bir etkisi olmayan yani fazladan (zaid) gelen &quot;&amp;#61538;&amp;#61663;&quot; edatý harf olarak kullanýmýdýr. Ancak ismi mevsul olan, soru anlamý ifade eden þart edatý olan, þaþýrma (Taaccüp) bildiren, cümleye belirsizlik (nekra) ve açýklýk / belirlilik katan &quot;&amp;#61538;&amp;#61663;&quot; edatlarý isim olarak kullanýlmaktadýr.&lt;br/&gt;Harf olarak kullanýmýnda edatýn yalnýz baþýna bir anlamý yokken, isim olarak kullanýldýðýnda kendi baþýna müstakil bir anlamý da vardýr.&lt;br/&gt;Bu edatýn kullanýmý dikkate alýndýðýnda ondaki zenginlik ilk bakýþta</description></item><item><title>SIMPLE PRESENT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?simple-present-386024.html</link><description>*SIMPLE PRESENT&lt;br/&gt;Positive                                                         Negative                                                    Questions&lt;br/&gt;He                                                                   He                                                                                 he&lt;br/&gt;She  +  V1(e)s  +  Obj.                                  She  +  doesnt  +  V1  +  Obj.                  Does  +   she  +  Obj. ?&lt;br/&gt;It                                                                     It                                                                                    it&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I                                                                      I                                                                                  I&lt;br/&gt;You  +  V1  + Obj.                                        You  +  dont  +  V1  +  Obj.                        Do  +  you  +  Obj. ?&lt;br/&gt;We                                                                We                                                                             we&lt;br/&gt;They                                                            They                                                                          they&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;*PRESENT CONTINIOUS&lt;br/&gt;Positive                                                        Negative                                                        Questions&lt;br/&gt;I  +  am  +  V1-ing  +  Obj.                          I  +  am  not  +  V1-ing  +  Obj.                   Am  +  I  +  V1-ing  +  Obj. ?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;He                                                                  He                                                                             he&lt;br/&gt;She  +  is  +  V1-ing  +  Obj.                       She  +  isnt +  V1-ing  +  Obj.                      Is  +  she  +  V1-ing  +  Obj. ?&lt;br/&gt;It                                                                    It                                                                                it&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;You</description></item><item><title>TÜRK DÝLÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-dili-391887.html</link><description>TÜRK DÝLÝ&lt;br/&gt;&amp;#61607;Atatürkün Türkçenin yabancý dillerin boyunduruðundan kurtarýlmasýný istemesinin en önemli nedeni Dilin, bir toplumda düþünce birliðini yarattýðýný ve o toplumun ulusal benliðini kazanmasýnda en etkili araç olduðunu bilmesidir. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Yazý dilinin Kalýcý olmasý özelliði toplumun kültürel birikimlerini kuþaktan kuþaða taþýmasýna yol açmýþtýr. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Lehçe ya da aðýz denilen dil birliklerinin oluþmasý dilin þu temel özelliðiyle açýklanabilir: Dilin geliþen ve deðiþen canlý bir varlýk olmasýyla &lt;br/&gt;&amp;#61607;Genel dilin toplumsal çevreye, yaþa ve kültür düzeyine, mesleklere baðlý olarak kullanýlmasý özel dillerin ortaya çýkmasýnda etkili olmuþtur. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Konuþma dili kiþiden kiþiye farklýlýklar gösterir, sese dayanan bir eylemdir, El yüz hareketleri konuþmaya doðallýk katar, dilin geliþimine temel oluþturur. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Yazýlý iletiþim araçlarýnda bulunmasý gereken biçimsel özellikler: Yalýnlýk, Dengelik, Akla uygunluk, Birörneklik &lt;br/&gt;&amp;#61607;Araþtýrma raporlarýndaki þekil çeþitleri: Çizgi grafiði, Harita, Örgüt þemasý, Sütun grafiði &lt;br/&gt;&amp;#61607;Araþtýrma raporlarýnýn giriþ bölümünde Problem, Sýnýrlýlýklar, Amaç, Önem yer alýr. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Bilim dili ile argo arasýnda, özel dil olmalarý bakýmýndan bir benzerlik vardýr.&lt;br/&gt;Bireylerin toplumla olan baðlarýný güçlendiren öðelerden biri de anadilidir.&lt;br/&gt;Konuþma organlarý, anadilin ses özelliklerini yansýtacak biçimde geliþir.&lt;br/&gt;Lehçe ve aðýz, bir dilin deðiþikliðe uðramýþ türleridir. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Yazýlý anlatýmýn özellikleri: Yazým kurallarýna uyma gerekliliði, Yazýlý anlatýmýn kalýcý olmasý, Bilimin ve kültürün gelecek kuþaklara aktarýlmasýnda önemli bir rol oynamasý, Her dilin genel yazma kurallarýnýn olmasý &lt;br/&gt;&amp;#61607;Yaratýcý yazmanýn gerçekleþtiði alanlar: Þiir, Roman, Öykü, Destan &lt;br/&gt;&amp;#61607;Bir duygunun ya da düþüncenin, zihinde tasarlanan bir konunun sözle ya da yazýyla bildirilmesine Anlatým denir. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Anadilin özellikleri: Bireylerin toplumla en güçlü baðlarýný oluþturur, Bilinçaltýna inen &quot;düþünme dili&quot;dir, Her ulusun dili o ulusa ait kiþilerin ana dilidir, Anadil ulusal nit</description></item><item><title>YAPISALCILIK VE YAPI KAVRAMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yapisalcilik-ve-yapi-kavrami-394392.html</link><description>YAPISALCILIK VE YAPI KAVRAMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yapýsalcýlýk 1950li yýllarda Avrupanýn gündemine oturur; 1960lý yýllarda Foucault, marxist düþünür Althosser, R. Barthes ile bir geçiþ dönemi yaþar ve bütün dünyada yaygýnlýk kazanýr. Kökeninde Ýsviçreli dilbilimci F. de Saussure, C. Levi-Strauss, Vladimir Propp ve Rus biçimcileri. Trubetskov, Roman Jacobson; Roland Barthes, Algirdas Julietý Greimas, Jacgues Lacan, Louis Althousser, Jacc/ues Dcrrida, Michel Foucault vb. isimler var. Doðal olarak, bu isimler hep ayný þeyleri söylediler, hepsi ayný anlamda &quot;yapýsalcý&quot; dýrlar demek istemiyoruz. Farklý, eleþtirel þeyler söyleseler de yapýsalcýlýðýn oluþmasýna ve geliþmesine, yaygýnlýk kazanmasýna katkýda bulunan kiþilerdir bunlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýnsanlar nasýl konuþur, nasýl anlaþýr? Dilin kökeninde ne var? Nesneler nasýl adlandýrýlýr, nasýl anlamlandýrýlýr? Bir metin nasýl anlamlandýrýlmalý? Dili düþünüp þaþýrmayan var mý? Yapýsalcýlýðýn ilk çýkýþ noktasýnda da bu ve benzeri sorularla dil üzerine düþünenler, dili bir inceleme nesnesi olarak kabul edip dile açýklamalar getirmek isteyenler, dilbilimsel yöntem var; dili, dil incelemelerini &quot;bir model olarak&quot; almak; &quot;her þeyi dilbilim terimleri yoluyla bir kez daha düþünmek&quot; isteði var. &quot;Þaþýrtýcý olan þey, öyle görünüyor ki, bugüne kadar hiç kimsenin bunu yapmayý düþünmemiþ olmasýdýr yalnýzca; çünkü bilincin ve toplumsal yaþamýn bütün öðeleri arasýnda dil, henüz belirlenmeyi bekleyen türden benzen olmayan bir ontolojik önceliðe sahip gibi&quot; dir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dil, dilbilim deyince ilk akla gelen isim ise F. de Saussuredür. F. de Saussure&quot;ün (1857-1913) dilbilim alanýnda öne çýkaran yapýtý, ölümünden sonra 1916 yýlýnda yayýnlanan Genel Dilbilim Dersleridir. Saussureün dilbilime getirdiði ilkelerle geliþen yeni bir dilbilim anlayýþý, yapýsalcýlýðýn da temelini oluþturur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Saussure &quot;dil&quot;i, var olan nesnelere sadece etiket yapýþtýran bir katalog olarak görmez. Böyle olsaydý, bir dilin sözlüðünü ezberleyen o dili bilmiþ olurdu. de Saussure ilk defa &quot;dil sadece</description></item><item><title>NOKTALAMA ÝÞARETLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?noktalama-isaretleri-453411.html</link><description>Noktalama Ýþaretleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nokta (.) &lt;br/&gt;1- Cümle sonlarýnda kullanýlýr. Belli bir duraklama yapýlacaðýný gösterir.(Cümle yazdýrýldý.) &lt;br/&gt;2- Þiir, kitap, gazete, dergi, yazý baþlýklarýndan sonra nokta kullanýlmaz. Bölüm baþlýklarýndan sonra da kullanýlmaz. &lt;br/&gt;Büyük Nutuk Gün Eksilmesin Penceremden Giriþ V. Bölüm &lt;br/&gt;Baþlýklardan sonra satýr baþý yapýlmamýþ, söze açýklamayla devam edilmiþse nokta kullanýlýr. (Zamir çeþitleri: Kiþi zamiri, iþaret zamiri, soru zamiri) &lt;br/&gt;3- Kurum ve kuruluþ isimlerinden sonra nokta kullanýlmaz. Sait Çiftçi Dispanseri Müdür Yýldýz Sinemasý) &lt;br/&gt;4- Sýk geçen kýsaltmalarda nokta kullanýlýr. (Prof. Dr. T.C.) Ancak kimi kýsaltmalarda nokta kullanýlmaz. TBMM AET NATO TDK cm kg l fe &lt;br/&gt;5- Sýra bildirmek için sayýlardan sonra konur. II. Mehmet III. Selim 5. Cadde XX. yüzyýl Sýra bildiren sayýlarda lnci (birinci) biçimindeki yazýlýþlar kýsaltma sayýlmaz. &lt;br/&gt;6- Tarihleri yazmada gün, ay ve yýlý ayýrmak için aralarýna konur. 9.X1I.1986, 1.3.1967. Tarihlerde ay adlarý yazýyla &lt;br/&gt;olursa ay adlarýndan önce ve sonra nokta kullanýlmaz. 23 Nisan 1920 &lt;br/&gt;7. Saat ve dakikalarý ayýrmak için kullanýlýr. &lt;br/&gt;Okul saat 8.30da baþlar. &lt;br/&gt;8- Kelimelerin bir veya birkaç harfi alýnarak yapýlan kýsaltmalarda kullanýlýr. Psikol. þok. sos. sp. snt. &lt;br/&gt;9- Sýra göstermek için satýr baþlarýna konan harflerden ve sayýlardan sonra kullanýlýr. a, b. 1.1. A. B. &lt;br/&gt;10-Üçlü gruplara ayrýlarak yazýlan büyük sayýlarda gruplar arasýna konur. 8.375.562, 27.870.197. Gruplara ayrýlan sayýlarda nokta kullanýlmayabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Virgül (,) &lt;br/&gt;1-Yazýda arka arkaya gelen eþ görevli kelimeler arasýna konur. Ali, Mahmut ve Veli samimi arkadaþtýrlar. &lt;br/&gt;2- Eþ görevli cümleler arasýna konur. Hýzla içeri girdi, çantasýný aldý. &lt;br/&gt;3- Cümle içindeki ara sözleri ayýrmak için kullanýlýr. Bütün okullar, Ýstanbul Lisesi hariç, eylül sonunda açýlýyor. &lt;br/&gt;4- Cümle içinde özel olarak vurgu yapýlmasý gereken kelimeden sonra kullanýlýr. Böylece, her istediðini almýþ oldu. &lt;br/&gt;5- Sayýlarda ondalýk bölümleri ayýrmak için kullanýlýr. 45,9 999,9 13,5 587,3 &lt;br/&gt;6- Çok uzun cümlelerde özneden sonra kullanýlýr. 7.Tekrarlanan kelimeler arasýna konur.Akþam,yine akþam.-A.Haþim.Ancak, ikilemelerde kelimeler arasýna virgül konmaz. Akþam akþam, bata çýka. &lt;br/&gt;8- Hitap kelimelerinden sonra konur. Sayýn Baþkan, Sevgili kardeþim, &lt;br/&gt;9- Ve, veya baðlaçlarýndan önce ve sonra virgül kullanýlmaz.Oradan buraya gelen ve gidenlerin arkasý kesilmiyordu. &lt;br/&gt;10-Bir düþünceyi kabul veya kabul etmeme sözlerinden sonra kullanýlýr.Hayýr, sizin gibi düþünmüyorum. Evet, sizi dinliyorum. &lt;br/&gt;11-Yazýþmalarda yer isimlerini tarihlerden ayýrmak için kullanýlýr. &lt;br/&gt;Beþiktaþ, 9 Aralýk 1986, Ankara, 3 Mayýs 1960. &lt;br/&gt;12-Ünlem grubu oluþturmak için cümlede ünlem gibi kullanýlan kelimeden sonra konur, ünlem ise cümle sonuna alýnýr. &lt;br/&gt;Arkadaþ, yurduma alçaklarý uðratma sakýn! &lt;br/&gt;13- Sayýlarýn yazýlýþýnda, kesirleri ayýrmak için konur. 38, 6 19,5 0,25 &lt;br/&gt;14- Biyografik künyelerde yazar, eser, basým evi vb. maddelerden sonra konur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Noktalý virgül ( ; ) &lt;br/&gt;1-Þekil ve anlamca baðlarý bulunan cümleleri ayýrmak için kullanýlýr. &lt;br/&gt;At ölür, meydan kalýr; yiðit ölür, þan kalýr. &lt;br/&gt;2- Cümle içinde ayný deðerde olup virgül ile ayrýlmýþ türleri, gruplarý ayýrmak için kullanýlýr. &lt;br/&gt;Sýnýfýn öðrencilerinden Ali, Hasan ve Veli 3-A sýnýfýna; &lt;br/&gt;Murat, Mehmet, Onur da 3-B sýnýfýna gönderildiler. Olan oldu, iþ iþten geçti; gelmese de olur. &lt;br/&gt;3- Virgülle ayrýlmýþ örnekleri farklý örneklerden ayýrmak için konur. &lt;br/&gt;Ýtalya, Ýngiltere, Fransa; Roma, Londra, Paris. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýki nokta ( : ) &lt;br/&gt;1- Bir cümlenin sonunda açýklama yapýlacaksa, örnek verilecekse konur. &lt;br/&gt;Baþarmanýz için bir tek þart vardýr: Çalýþmak. Ýnce sesli harflerimiz þunlardýr: e, i, ü, ö. &lt;br/&gt;2- Ýki noktadan sonra gelen açýklama baðýmsýz bir cümle ile baþlýyorsa, cümlenin ilk kelimesi büyük yazýlýr. Annesi merak ederek sordu: Bu çalýþmadan kýrýk mý aldin? &lt;br/&gt;3- Ýki nokta iþaretinden sonra örnekler sýralanacaksa ilk kelimenin birinci harfi küçük yazýlýr. Sýnýfýn hali þöyleydi: kýrýk iki masa, yerde sandalyeler. &lt;br/&gt;4- Kataloglarda yazar adlarý ile eser adlarý arasýna konur. (Yahya Kemal Beyatlý: Eski Þiirin Rüzgarýyla, Kendi Gök Kubbemiz). &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üç nokta (...) &lt;br/&gt;1- Bir sebeple bitirilmemiþ cümlelerin sonuna konur. Burada kýrlar o kadar güzel ki... &lt;br/&gt;2- Açýkça yazýlmasý istenmeyen kiþi ve yer adlarý yerine kullanýlýr. Onun A... geldiðini kimse bilmiyordu. &lt;br/&gt;3- Kaba sayýlan, yazýlmasý istenmeyen sözlerin yerine konur. Yaptýðý... kötülüðünü sonradan anladým diyordu. &lt;br/&gt;4- Bir konuda birtaký</description></item><item><title>ADAPTION OF THE LATIN ALPHABET</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?adaption-of-the-latin-alphabet-373199.html</link><description>Adaption of the Latin Alphabet &lt;br/&gt;&quot;The governments most creative and significant duty is education.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A new measure of undeniable importance, which was intended to get rid of the obstacles which hindered the communication of the Turks with the civilised countries, was that concerned with numerals. Turkey was using the Arabic numerals which had been used in Arabia before being introduced Europe in the tenth century. Europe adopted the system in place of the rather awkward Roman characters; however, the numbers suffered changes that made them unrecognisable at first sight, to such an extent that it was necessary to make a special study to be able to identify the Arabic numerals now in international use, with the old style, still used in Turkey. The new figures adopted by the Republic began to be used officially from June 1928. &lt;br/&gt;During the whole of the autumn and winter of 1927, the Gazi concentrated his constructive powers on the preparation of the reform of writing, to which he gave a basic and essential place in the peoples efforts to rebuild and progress intellectually; this was Kemals passion as an administrator. &lt;br/&gt;The Turks had adopted Arabic alphabet at the same time as their conversion to Islam, about a thousand years before. Under Moslem influence, they abandoned their old form of writing, in which a number of inscriptions have been found in Northern Mongolia, on the banks of the river Selenga, tributary of lake Baikal, and which are known as the Orhon inscriptions. The Arabic Alphabet is not convenient or adaptable to the sounds of the Turkish language, which is rich in vowels. Apart from this, there arose another great difficulty; to learn the Arabic script, which was excessively complicated and uncertain, one needed long years of study, which naturally favoured illiteracy, and made knowledge the privilege of the rich classes. Kemals philosophy could in no way admit this, since he belived that education must be accessible to the whole people. He therefore accused the monarchical regime of having left its people illiterate and ignorant, during centuries of great universal progress. &lt;br/&gt;The Arabic writing was strangling Turkeys desire for international cooperation in intellectual affairs, and hindered her cultural progress. The Gazi had taken upon himself the task of getting rid of the alphabet then in use, and replacing it by one which would not only be easy to teach, but which would also be very similar to the Latin alphabet, used internationally. He therefore got down to work; he called in linguists, historians, grammarians, and intellectuals generally, and after explaining his plans for reforming the alphabet in general lines, he asked their opinion and discussed with them the system which would be most advantageous to introduce. He gave careful study to the various adoptions of the Latin alphabet which were in use for different languages, and the phonetic values given to its signs; then he began to adapt them to Turkish, after a conscientious analysis of the grammar, phonetics and peculiarities of the Turkish language. &lt;br/&gt;The studies presented by the specialists were discussed at special meetings, until the road of reform was gradually marked out. As the work proceeded, Kemal returned again to Istanbul and took up residence in Dolmabahçe Palace, which was transformed into a real academy. The sessions presided over by the reformer were dutifully attended by professors and linguists, Ministers and Members of Parliament. &lt;br/&gt;As one can well imagine, there were some who were doubtful about the proposed reform. Would it not make it necessary to reprint all the books in the Turkish bibliography, dictionaries, and school and university texts ? This task, which would certainly take years, together with the learning of the new alphabet which would not take less than that, would mean a serious hold up in the development of public education. People who had already finished school could not return there to learn to write all over again. &lt;br/&gt;The final version of the alphabet was ready in August 1928. The greater part of the success achieved was due to the reformer itself, since it was he who found by tenacity and logic the letters which most exactly represented the sounds of the Turkish language. This latin-based alphabet, which is called the Turkish alphabet, as opposed to the Arabic, is not only the most modern known, but is essentially phonetic; there is no letter or sign which is unnecessary, nor are there double le</description></item><item><title>CÜMLE ÇEÞÝTLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cumle-cesitleri-372478.html</link><description>CÜMLE ÇEÞÝTLERÝ&lt;br/&gt;Duygu ve düþüncelerimizi anlatmakta temel unsur olan cümleler, anlamlarýna, yapýlarýna, yüklemlerine ve öðelerin diziliþ biçimine göre dört ana bölüme ayrýlýr:&lt;br/&gt;-Anlamlarýna göre cümleler sekiz bölümde incelenir: &lt;br/&gt;*Bildirme cümleleri &lt;br/&gt;*Ýstek cümleleri &lt;br/&gt;*Emir cümleleri &lt;br/&gt;*Soru cümleleri &lt;br/&gt;*Ünlem cümleleri &lt;br/&gt;*Þart cümleleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Olumlu ve olumsuz cümleler&lt;br/&gt;Yapýlarýna göre cümleler dört bölümde incelenir: &lt;br/&gt;*Yalýn cümleler &lt;br/&gt;*Bileþik cümleler &lt;br/&gt;*Sýralý cümleler&lt;br/&gt;a. Baðýmlý sýralý cümleler&lt;br/&gt;b. Baðýmsýz sýralý cümleler &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Giriþik cümleler&lt;br/&gt;Yüklemlerine göre cümleler iki bölümde incelenir: &lt;br/&gt;*Ad cümleleri &lt;br/&gt;*Eylem cümleleri&lt;br/&gt;Öðelerinin diziliþine göre cümleler iki bölümde incelenir: &lt;br/&gt;*Kurallý cümleler&lt;br/&gt;*Devrik cümleler &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ANLAMLARINA GÖRE CÜMLELER&lt;br/&gt;Duygu ve düþüncelerimizi baþkalarýna açýklarken genellikle bazý konularda bilgiler veririz, isteklerimizi belirtiriz, sorular sorarýz. Heyecanlandýðýmýz, korktuðumuz, þaþkýnlýða uðradýðýmýz zamanlar, duygularýmýzý birden bire açýða vururuz. Gördüklerimiz, bildiklerimiz hakkýnda bize göre olumlu ve olumsuz gelen yönleri belirtiriz. Bir þeyin yapýlmasýný istediðimiz zaman emirler veririz. Bütün bunlarý göz önünde bulundurarak cümleleri anlamlarýna göre sekiz bölümde inceleyebiliriz:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÝLDÝRME CÜMLELERÝ&lt;br/&gt;Duygu ve düþüncelerimizi ya da herhangi bir konuyu açýklamak istediðimiz zaman bildirme cümleleri kullanýrýz. Bildirme cümleleri kurulurken genellikle þu özellikler görülür:&lt;br/&gt;Bildirme  cümleleri  belirli  geçmiþ zaman,  belirsiz geçmiþ zaman,  þimdiki zaman, gelecek zaman ve geniþ zaman kipleri ile kurulur:&lt;br/&gt;Belirli geçmiþ zaman  : Dün akþama kadar yaðmur yaðdý.&lt;br/&gt;Belirsiz geçmiþ zaman: Kuþlar tarladaki bütün buðdaylarý yemiþ.&lt;br/&gt;Þimdiki zaman           : Nice zor yýllardan sonra, artýk aydýnlýk günler geliyor.&lt;br/&gt;Gelecek zaman           : Çocuklarýmýz bizden daha güzel günler yaþayacak.&lt;br/&gt;Geniþ zaman : Doðayla uyum içinde yaþamak, insana huzur ve saðlýk verir.&lt;br/&gt;Bildirme cümleleri eylemlerin yaný sýra ek eylemle de kurulur: &lt;br/&gt;Senin yanýnda ben çok mutluyum. &lt;br/&gt;Ýnsanlar düþünen varlýklardýr, oysa hayvanlar düþünmez.&lt;br/&gt;Ek eylemin olumsuzu deðil sözcüðü ile yapýlýr:&lt;br/&gt;Sizler gençliðin deðerini henüz tam anlamýþ deðilsiniz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;var ve yok sözcükleri ile bildirme cümleleri kurulur: &lt;br/&gt;Yaþam sofrasýnda zayýflarýn yeri yoktur. &lt;br/&gt;Tedbirli olmakta yarar vardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝSTEK CÜMLELERÝ&lt;br/&gt;Ýsteklerimizi   belirtmek  için  istek  cümleleri  kurarýz,   istek  cümleleri  istek, gereklik, dilek-koþul ve emir kipleri ile kurulur:&lt;br/&gt;Yarýn hep birlikte yemeðe gidelim. (Ýstek) &lt;br/&gt;Bu iþi bir an önce çözüme kavuþturmalýyýz. (Gereklik) &lt;br/&gt;Akþam bize gelirsen seninle ders çalýþýrýz. (Dilek-koþul) &lt;br/&gt;Derslerine çok çalýþ, iyi insan ol, kimseye kötülük yapma! (Emir)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EMÝR CÜMLELERÝ&lt;br/&gt;Bir iþin baþkalarý tarafýndan yapýlmasýný istemek, bir dilekte bulunmak ya da öðüt vermek için genellikle emir cümleleri kullanýlýr:&lt;br/&gt;Hemen buraya gel! (Emir)&lt;br/&gt;Kötü insanlarla arkadaþlýk yapma! (Öðüt)&lt;br/&gt;Tanrý yardýmcýn olsun! (Dilek) B)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SORU CÜMLELERÝ&lt;br/&gt;Öðrenmek istediðimiz ve bir konuda bilgi edinmek istediðimiz þeyler için soru cümleleri kurarýz:&lt;br/&gt;Kabahat ölende mi. öldürende ini? (Türk Atasözü) &lt;br/&gt;El mi yaman, hey mi yaman? (Türk Atasözü) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÜNLEM CÜMLELERÝ&lt;br/&gt;Bir sevinci, korkuyu, þaþkýnlýðý, heyecaný anlatan cümlelere ünlem cümleleri denir:&lt;br/&gt;Ýmdat, imdat! Bahçede kocaman bir yýlan var! &lt;br/&gt;Baba! Baba! demek sen hala yaþýyorsun!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÞART CÜMLELERÝ&lt;br/&gt;Yüklemi  -sa   (-se)   ekiyle   kurulan   ve   þart  anlamý   veren   cümlelere   þart cümleleri denir:&lt;br/&gt;Ýnsanlar severek çalýþýrlarsa her iþi baþarýrlar.&lt;br/&gt;Hýzlý koþarsan tez yorulursun.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;OLUMLU ve OLUMSUZ CÜMLELER</description></item><item><title>DÝL DEVRÝMÝ (ULUSALLAÞMANIN ÖNEMLÝ BÝR AÞAMASI)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-devrimi-(ulusallasmanin-onemli-bir-asamasi)-351043.html</link><description>DÝL DEVRÝMÝ (Ulusallaþmanýn Önemli Bir Aþamasý)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Atatürk bizi, milliyetimize ve Türk ulusal bilincine sahip kýlarken bir taraftan da Türk Ulusal Dili üzerinde çalýþýyor ve dil devrimini gerçekleþtiriyordu. Osmanlý devrinde cahil ile okumuþ; devlet adamý ile halk, birbirleriyle konuþup anlaþma olanaðýný hemen hemen yitirmiþlerdi. Arabi ve Farisi deyimler arasýnda Türkçe, neredeyse silinip gidiyordu. Bütün bu karmaþýklýða son veren Atatürk olmuþtur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dil devrimi, gerçekte milliyetçilik devriminin bir bakýma tamamlayýcýsý olmuþtur. Yeni harflerin kabulünden sonra ilk 10 yýl içinde dilimizdeki özleþme arýndýrma ve geliþme hýzlanmýþtýr. Zira yeni yazý bizi Arapça ve Farsça sözlerden uzaklaþtýrýp, Türkçe konuþup yazmaya zorlamýþtýr.&lt;br/&gt;Bilindiði gibi her ulusun bir dili vardýr ve bu dilin de bir fonetiði, yani gýrtlaktan çýkan ses yapýsý mevcuttur. Konuþulan dil; o dile uygun bir fonetikle yazýlamadýðý takdirde o dil, dil olmaktan çýkar. Nitekim Türkçede gýrtlaktan çýkan sesli ve sessiz harfler bellidir. Eski yazý dediðimiz Arap Alfabesi ise Türk insanýnýn gýrtlaðýndan çýkan ses yapýsýna kesinlikle uymamaktadýr.&lt;br/&gt;Bu açýklamadan da kolayca anlaþýldýðý gibi Arap Alfabesindeki harflerle Türkçe bir sözü yazmak dilcilik tekniði bakýmýndan mümkün deðildir. Bu böyle olduðu gibi, Ýngiliz, Fransýz ya da Rus alfabesindeki harflerle Türkçenin veya bir baþka dilin yazýlmasý da mümkün deðildir.&lt;br/&gt;Bu durumu herkesten önce gören Atatürk, Türk dilinin yazýlýþýna uygun olan sesli ve sessiz harfleri bilimsel metodla bir araya getirerek konuþma fonetiðimize uygun bir yazý (alfabe) fonetiðini de bize kazandýrmýþ oldu. Böylece, dilimiz bacýmsýzlýða eriþmiþ; Arapça, Farsça kelimeler kendiliðinden ayýklanmaya baþlanmýþtýr.&lt;br/&gt;Dil devriminin içinde yalnýzca harf sorununun çözümlenmesi ile yetinilmemiþ, ayný zamanda terminoloji dediðimiz, bilim adamlarý tarafýndan konulmuþ, insanlýðýn müþterek malý olan uygarlýðýn her bir uzmanlýk ve bu uzmanlýklarýn belli bölümlerinin anlatýmýnda kullanýlan sözcükler ve deyimlerde de devrim yapýlmýþtýr.&lt;br/&gt;Örneðin; diplomatlarýn, tabiplerin, teknisyenlerin, kimyacýlarýn, matematikçilerin uzmanlýk dallan ile ilgili ayrý ayrý terminolojileri vardýr. Türkçe karþýlýklarý bulunamayan bu gibi deyimlerin, uluslararasýnda kullanýlanlarý kabul edilmiþtir.&lt;br/&gt;Cumhuriyete kadar, Arap kültürü etkisiyle, Arap dili ve grameri ile türetilmiþ uzmanlýk terminolojileri (ýstýlahlarý)ný kullanýyorduk. Büyük Atatürk, batýlýlaþma yolunda, batý terminolojilerini millileþtirmeyi de dikkate alarak dilimize kazandýrmýþ, böylece batý bilimine kolaylýkla ayak uydurmak ve batý uygarlýðýna yetiþmek için, ulusumuza büyük bir atýlým hýzý kazandýrmýþtýr.&lt;br/&gt;Terminoloji devrimi, dil devrimimizin bir bölümünü teþkil eder. Terminoloji denilen o uzmanlýk deyimlerini bilenler, yabancý dille de konuþtuklarýnda kendi meslektaþlarýyla kolayca anlaþýrlar. Baþka dillerle yazýlmýþ mesleki eserleri kalayca anlarlar. Uluslararasý terminolojilerin kullanýlmasý ulusal dilimize zarar vermez. Ancak, bu konuda ölçülü davranmak da þarttýr. Kendi dilimizde karþýlýðý bulunan ve kullanýlan bir deyim varken, uluslararasý bir terminolojidir diye gereksiz yere dilimize yabancý kelimeleri doldurmaktan da sakýnmalýdýr.&lt;br/&gt;Bu arada þunu da belirtmeliyim ki, Ruslar, kendi kril alfabelerini bütün azýnlýklarýna özellikle Türk asýllý olan uyruklarýna zorla kabul ettirerek tam bir asimilasyon (benzeþme) politikasýný bu yoldan uygulamýþlardýr. Rus harfleri ile Türkçe bir kelimeyi tam aksaný (söyleniþi ile yazmaya, konuþmaya olanak yoktur. Ruslar bu yolla orta Asya Türk dillerini bozmuþlardýr. Çin alfabesi ile Türk kelimesini yazmak nasýl mümkün deðilse, bir Ýngiliz ya da Alman fonetiði ve alfabesi ile Türkçeyi ifade etmek de mümkün deðildir.&lt;br/&gt;Dil devrimi harf devrimi ile bir arada görülmeli ve biri, diðerinin tamamlayýcýsý olduðu bilinmelidir. Ulusal dil bu þekilde yaratýlýr. Atatürkün, bu devrimi ile ne kadar büyük bir iþ yapmýþ olduðunu giderek daha iyi anlayabiliyoruz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÝL DEVRÝMÝNÝN GERÇEKLEÞTÝRÝLMESÝ&lt;br/&gt;Dil</description></item><item><title>TABLOLANDIRILMIÞ GÜNLÜK PLÃ‚N</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tablolandirilmis-gunluk-pln-370109.html</link><description>DERS PLANI&lt;br/&gt;1. Hafta / 1-2. Ders&lt;br/&gt;BÖLÜM I       &lt;br/&gt;Dersin AdýSOSYAL BÝLGÝLER&lt;br/&gt;Sýnýf4. Sýnýf&lt;br/&gt;Ünitenin Adý / NoAile, Okul ve Toplum Hayatý / 1&lt;br/&gt;KonuÝlköðretim Haftasý (Okullarýn açýldýðý ilk hafta)&lt;br/&gt;Önerilen Süre40&quot; + 40&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM II&lt;br/&gt;Öðrenci Kazanýmlarý / Hedef ve DavranýþlarHedef: Eðitim ve öðretimde okulun önemini kavrayabilme.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ünite Kavramlarý ve Sembolleri / Davranýþ ÖrüntüsüEðitim, öðretim, ilköðretim&lt;br/&gt;Öðretme-Öðrenme-Yöntem ve TeknikleriAnlatým, soru-cevap, gösteri&lt;br/&gt;Kullanýlan Eðitim Teknolojileri-Araç, Gereçler ve Kaynakça&lt;br/&gt;&amp;#61558;Öðretmen&lt;br/&gt;&amp;#61558;ÖðrenciDers defteri, kitap, dergiler ve resimler, CD&lt;br/&gt;Öðretme-Öðrenme Etkinlikleri:&lt;br/&gt;&amp;#61558;Dikkati Çekme&lt;br/&gt;&amp;#61558;Güdüleme&lt;br/&gt;&amp;#61558;Gözden Geçirme&lt;br/&gt;&amp;#61558;Derse Geçiþ&lt;br/&gt;&amp;#61558;Bireysel Öðrenme Etkinlikleri (Ödev, deney, problem çözme vb.)&lt;br/&gt;&amp;#61558;Grupla Öðrenme Etkinlikleri (Proje, gezi, gözlem vb.)&lt;br/&gt;&amp;#61558;Özet1.Öðrenciler bahçede sýra olacaklar&lt;br/&gt;2.Ýlköðretim Haftasý ile ilgili yapýlan tören izlenecek.&lt;br/&gt;3.Eðitim ve öðretimde okulun önemi açýklanacak.&lt;br/&gt;4.Aile, okul ve toplum hayatý isimli ünite tanýtýlacak.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM III&lt;br/&gt;Ölçme-Deðerlendirme&lt;br/&gt;&amp;#61558;Bireysel öðrenme etkinliklerine yönelik Ölçme-Deðerlendirme&lt;br/&gt;&amp;#61558;Grupla öðrenme etkinliklerine yönelik Ölçme-Deðerlendirme&lt;br/&gt;&amp;#61558;Öðrenme güçlüðü olan öðrenciler ve ileri öðrenme hýzýnda olan öðrenciler için ek Ölçme Deðerlendirme etkinlikleri1.Eðer okumasaydýk, hayatýmýzda neler eksik olurdu?&lt;br/&gt;2.Verilen cevaplara göre deðerlendirme yapýlacak.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dersin Diðer Derslerle ÝliþkisiTürkçe dersindeki ilgili metinlerden yararlanma&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM IV&lt;br/&gt;Planýn Uygulanmasýna Ýliþkin Açýklamalar &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sýnýf ÖðretmeniUygundur .../.../...&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;DERS PLANI&lt;br/&gt;1. Hafta / 3. Ders&lt;br/&gt;BÖLÜM I       &lt;br/&gt;Dersin AdýSOSYAL BÝLGÝLER&lt;br/&gt;Sýnýf4. Sýnýf&lt;br/&gt;Ünitenin Adý / NoAile, Okul ve Toplum Hayatý / 1&lt;br/&gt;KonuToplumun Temel Unsuru Aile (Atatürkçülük)&lt;br/&gt;Önerilen Süre40&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM II&lt;br/&gt;Öðrenci Kazanýmlarý / Hedef ve DavranýþlarHedef : Türk toplumunda ailenin önemini kavrayabilme&lt;br/&gt;Davranýþlar :&lt;br/&gt;1.Aileyi tanýmlama.&lt;br/&gt;2.Ailenin toplumun temeli olduðunu açýklama.&lt;br/&gt;3.Ailede kazanýlan davranýþlarýn toplum hayatýný nasýl etkilediðini açýklama.&lt;br/&gt;4.Atatürk&quot;ün Türk toplumunda aileye neden önem verdiðini söyleme.&lt;br/&gt;Ünite Kavramlarý ve Sembolleri / Davranýþ ÖrüntüsüAile, birey, toplum.&lt;br/&gt;Öðretme-Öðrenme-Yöntem ve TeknikleriAnlatým, soru-cevap, gösteri, CD&lt;br/&gt;Kullanýlan Eðitim Teknolojileri-Araç, Gereçler ve Kaynakça&lt;br/&gt;&amp;#61558;Öðretmen&lt;br/&gt;&amp;#61558;ÖðrenciDers defteri, kitap, dergiler ve resimler &lt;br/&gt;Öðretme-Öðrenme Etkinlikleri:&lt;br/&gt;&amp;#61558;Dikkati Çekme&lt;br/&gt;&amp;#61558;Güdüleme&lt;br/&gt;&amp;#61558;Gözden Geçirme&lt;br/&gt;&amp;#61558;Derse Geçiþ&lt;br/&gt;&amp;#61558;Bireysel Öðrenme Etkinlikleri (Ödev, deney, problem çözme vb.)&lt;br/&gt;&amp;#61558;Grupla Öðrenme Etkinlikleri (Proje, gezi, gözlem vb.)&lt;br/&gt;&amp;#61558;Özet1.Anne, baba ve çocuklardan meydana gelen birliðe aile denildiði söylenecek.&lt;br/&gt;2.Sýnýfça aile resimleri incelenecek.&lt;br/&gt;3.Aileyi oluþturan kimselere aile bireyleri denildiði söylenecek.&lt;br/&gt;4.Atatürk&quot;ün , toplumun huzur ve mutluluðunu ailede gördüðü için, aileye çok önem verdiði söylenecek.&lt;br/&gt;5.Kültür deðerlerimizi, gelenek ve göreneklerimizi, önce ailede öðrenip yaþadýðýmýz belirtilecek.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM III&lt;br/&gt;Ölçme-Deðerlendirme&lt;br/&gt;&amp;#61558;Bireysel öðrenme etkinliklerine yönelik Ölçme-Deðerlendirme&lt;br/&gt;&amp;#61558;Grupla öðrenme etkinliklerine yönelik Ölçme-Deðerlendirme&lt;br/&gt;&amp;#61558;Öðrenme güçlüðü olan öðrenciler ve ileri öðrenme hýzýnda olan öðrenciler için ek Ölçme Deðerlendirme etkinlikleri1.Aile bireyleri kimlerden oluþur?&lt;br/&gt;2.Atatürk&quot;ün aileye verdiði önemi belirtiniz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dersin Diðer Derslerle ÝliþkisiTürkçe dersinde toplum ve millet vurgusu yapýlabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM IV&lt;br/&gt;Planýn Uygulanmasýna Ýliþkin Açýklamalar &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sýnýf ÖðretmeniUygundur .../.../...&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;DERS PLANI&lt;br/&gt;1. Hafta / 4. Ders&lt;br/&gt;BÖLÜM I       &lt;br/&gt;Dersin AdýSOSYAL BÝLGÝLER&lt;br/&gt;Sýnýf4. Sýnýf&lt;br/&gt;Ünitenin Adý / NoAile, Okul ve Toplum Hayatý / 1&lt;br/&gt;KonuAilenin Yapýsý ve Önemi&lt;br/&gt;Önerilen Süre40&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM II&lt;br/&gt;Öðrenci Kazanýmlarý / Hedef ve DavranýþlarHedef :&lt;br/&gt;1.Aile, Okul ve Toplum Hayatý&quot; ünitesinde geçen kavramlarýn anlam bilgisi&lt;br/&gt;2.Ailenin yapýsýný tanýyabilme&lt;br/&gt;3.Ailenin önemini kavrayabilme&lt;br/&gt;Ünite Kavramlarý ve Sembolleri / Davranýþ ÖrüntüsüBüyük aile, küçük aile&lt;br/&gt;Öðretme-Öðrenme-Yöntem ve TeknikleriAnlatým, soru-cevap, gösteri&lt;br/&gt;Kullanýlan Eðitim Teknolojileri-Araç, Gereçler ve Kaynakça&lt;br/&gt;&amp;#61558;Öðretmen&lt;br/&gt;&amp;#61558;Öðrenci</description></item><item><title>GRAMER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gramer-364785.html</link><description>Time Expressions&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I get up at 7:00 in the morning on weekdays.&lt;br/&gt;I go to bed around tenin the  eveningon weeknights.&lt;br/&gt;I leave workearlyin the afternoonon weekends.&lt;br/&gt;I get home lateat nighton Fridays.&lt;br/&gt;I stay upuntil midnighton Saturddays.&lt;br/&gt;I wake upbefore/after noonon Sundays.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Demonstrativesone, ones&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;How much is this necklase?How much is that necklase?  Which one?&lt;br/&gt;this one?that one?&lt;br/&gt;How much are these earrings?How much are those earrings? Which ones?&lt;br/&gt;these?those? &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Prefences; comparisons with adjectives&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Which one do you prefer?That one is nicer than the wool one.&lt;br/&gt;-I prefer the leather one.This one is cheaper than...&lt;br/&gt;The leather jacket is pretter than...&lt;br/&gt;Which one do you like better / more?It looks bigger than...&lt;br/&gt;- I like the leather one better / more.It&quot;s more attractive than...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Would; verb + to + verb&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Accepting on invitantion&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Do you want to see a movie with me tomorrow?&lt;br/&gt;- Yes, l&quot;d love to (see a movie with you tomorrow.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Would you like to go out on Saturday night?&lt;br/&gt;- Yes, l would.     &lt;br/&gt;- Yes, l&quot;d love to. Thanks.  &lt;br/&gt;- Yes, l&quot;d really like to go.         &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Refusing an invitation and making an excuse&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Do you want to have dinner with me on Friday night? &lt;br/&gt;- I&quot;m sorry, but l can&quot;t. I have to study.        &lt;br/&gt;- Sorry, l need to stay home with my brother.        &lt;br/&gt;- Gee, l&quot;d like to, but l want to go to bed early.   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Would you like to see a movie?&lt;br/&gt;- l&quot;d like to, but l have to work late.       &lt;br/&gt;- l&quot;d like to, but l need to save money.        &lt;br/&gt;- I&quot;d like to, but l want to visit my parents.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Adverbs of frequency&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;How often do you usually exercise?&lt;br/&gt;- I lift weights every day.&lt;br/&gt;- I go jogging about once a week.&lt;br/&gt;- I play basketball twice a week.     &lt;br/&gt;- I exercise about three times a year.   &lt;br/&gt;- I don2t exercise very often / very much.    &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Do you ever  watch television in the evening?&lt;br/&gt;- Yes, I almost always watch TV after dinner.        &lt;br/&gt;- I sometimes watch TV before bed.       &lt;br/&gt;- Sometimes I watch TV before bed.     &lt;br/&gt;- I seldom watch TV in the evening.     &lt;br/&gt;- No, l never watch TV.       &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Questions with how;  short answers&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;How often do you work out?Twice a week.Not very often.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;How much time do you spend at the gym?Around two hours.&lt;br/&gt;How long do you spend working out?I don&quot;t work out.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;How well do oyu play racquetball?     Pretty well. / About average, l guess.  /  Not very well.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;How good are you at sports?l&quot;m pretty good at sports.&lt;br/&gt;I guess l&quot;m  OK.  / Not too good.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;There is, the are; one, any, some&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Is there a laundromat near here?Prepositions&lt;br/&gt;Yes, there is. There&quot;s one across from the shopping center.on&lt;br/&gt;No, there aren&quot;t, but there are some on Third Avenue.next to&lt;br/&gt;across from&lt;br/&gt; Are the any grocery stores around here? Oppositopposite&lt;br/&gt;Yes, there are. There are some on on Pine Street.Ýn front of&lt;br/&gt;No, there aren&quot;t, but there are some on Third Avenue.Ýn back of/behind&lt;br/&gt;near/close to&lt;br/&gt;between&lt;br/&gt;on the corner of&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;How much  and  how many&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uncountable  nouns&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;How much crime is there?There&quot;s a lot.&lt;br/&gt;There&quot;s a little.&lt;br/&gt;There&quot;s isn&quot;t much.&lt;br/&gt;There&quot;s isn&quot;t any.&lt;br/&gt;There&quot;s none.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Countable  nouns&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;How many restaurants are there?There are a lot.&lt;br/&gt;There are a few.&lt;br/&gt;There aren&quot;t many.&lt;br/&gt;There aren&quot;t any.&lt;br/&gt;There are none.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Questions  for  describing  people&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;General appereanceHair</description></item><item><title>DÝL ÝLE ÝLGÝLÝ KAVRAMLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-ile-ilgili-kavramlar-454559.html</link><description>DÝL ÝLE ÝLGÝLÝ KAVRAMLAR &lt;br/&gt;Anadil, çeþitli lehçeleri ya da dilleri doðuran dil anlamýndadýr. Anadili ise, baþlangýçta anneden ve yakýn çevreden, daha sonra iliþkide bulunulan çevreden öðrenilen, insanýn bilinç altýna inen ve bireylerin toplumla olan iliþkilerini saðlayan dildir. Ortak dil, bir ülkede konuþulan ya da aðýzlar içinde yaygýnlaþan ve egemen olana verilen addýr. Toplumda belli bir guruba veya sosyal bir sýnýfa mahsus olan ve genel dilin koynunda asalak bir sözvarlýðý bulunana konuþma sistemlerine argo adý verilir: hýrsýz argosu, öðrenci argosu, asker argosu vb. Hýrsýz argosu ayný zamanda gizli bir dildir. Bütün argolar özel dil sýnýfýna girer. Özel dil, bir dilin belirli insan guruplarý tarafýndan kullanýlan ve içinde özel sözcükler ve deyimler bulunan biçimidir: asker dili, gemici dili, tüccar dili, avcý dili, madenci dili, matbaacý dili vb. (Devellioðlu, 1990) Argo&quot;nun baþka tanýmlarý da vardýr: Bir toplumda geçerli genel dilden ayrý, ama ondan türemiþ olan, yalnýzca belirli çevrelerce kullanýlan, toplumun her kesimince anlaþýlmayan, kendine özgü sözcük, deyim deyiþlerden oluþan özel dil. (Ana Britannica c.2 s. 266) Argoda alan ve öbekler: hýrsýz, uyuþturucu, kumar, kabadayý, dilenci argolarý... Kapalý dünya argolarý (tutukevi, yatýlý okul, okul, kýþla, denizci) Azýnlýk argosu (etnik azýnlýklar, göçmen, kültürel azlýk) Cinsel dünya (cinsel, eþcinsel, fuhuþ argosu) Alýþveriþ dünyasý (satýcý, seyyar satýcý, eskici, dövizci, þoför, gazino, meyhane, müzisyen argolarý) Spor dünyasý (sporcu, spor yazarý, taraftar argosu) Jargon , konuþulanlar dýþýndaki kimselerce anlaþýlmamasý için sözcüklerin bozulmuþ biçimlerinden oluþturulan ve yine bir zümreye özgü olan özel dil türüne verilen addýr. Bilim adamlarýnýn, teknik elemanlarýn ve çeþitli meslek gruplarýndan insanlarýn baþkalarý tarafýndan anlaþýlmamak amacýyla deðil, birbirleriyle anlaþabilmek için oluþturduklarý sözcükler de jargona dahildir. Lehçe, ayný dilin deðiþik alanlarda ve yerine göre deðiþik çaðlarda yine ayný toplum tarafýndan konuþulan deðiþik biçimine denilir. (Aksan, 1990). Türk lehçelerine örnek olarak Azerice, Türkmence, Özbekçe ve Türkiye Türkçesiâ€¦ Aðýz, konuþulan dil içerisindeki mahalli söyleyiþ biçimlerini ifade eder. Türkiye Türkçesi bir lehçenin, Konya ve Adana aðzý bu lehçe içinde bir bölgede görülen söyleyiþ farklarýnýn adýdýr. Aksan, bir dili standart konuþma biçimlerinden ayýrarak deðiþik konuþmadýr. Fransýz aksanýyla Türkçe konuþmakâ€¦ 1) Bir çok dilin türemiþ olduðu dil. Proto dil. ......................................... 2) Bireyin çevresinden öðrendiði dil. Etnik dil. ....................................... 3) Ayný dilin ses, yapý ve söz varlýðý bakýmýndan az çok farklýlýklar içeren deðiþik türleri. ............................................................................. 4) Bir dilin konuþma dilinde görülen söyleyiþ farký. .............................. 5) Bir dili standart konuþma biçiminden farklý tonlamalarda ve vurgularda konuþmak. ............................................................................. 6) Ulusal-devletin yasal dili ya da çoðunluðun/üst kimliðin dili. ....................................................................................................................... 7) Baþka kültürlerin dilini öðrenme zorunluluðunu ortadan kaldýrmak için özel olarak oluþturulan dil. .......................................... 8) Bilimsel çalýþmalarda kullanýlan, kendine özgü terimleri ve söylemi olan dil. ......................................................................................... 9) Hiçbir toplulukça konuþulmayan dil. ..................................................... 10) Konuþulan ve yazýlan dil. &lt;br/&gt;                                                                                             SES BÝLGÝSÝ DÝL VE DÝL BÝLGÝSÝ&lt;br/&gt;                      Düþünce, duygu ve isteklerimizi anlatmak için kullandýðýmýz iþaret ve seslere dil denir.Her milletin kendine özgü bir dili vardýr:Türkçe, Ýngilizce, Almanca, Arapça....vb. Dikkat! Türkçe, kaynaðý bakýmýndan Ural-Altay dilleri ailesine, kelimelerin yapýsýna göre de bitiþken (eklemeli) diller grubuna girer.  LEHÇE (Diyalekt) Ýlk olarak Altay yörelerinde konuþulmaya baþlanan dilimiz, göçler nedeniyle dünyanýn çeþitli bölgelerine taþýnmýþtýr.Bunun sonucu olarak oralardaki kültürlerin ve konuþulan diller-in de etkisiyle çeþitli konuþma ve yazý deðiþiklikleri meyda</description></item><item><title>WISHES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?wishes-387537.html</link><description>WÝSHES&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Explanetions &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- Wish about the present:  This kind of sentences is similar to a conditional two sentences.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            - I wish I owned a helicopter. If I owned a helicopter, I would be happy.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            - I wish I didn&quot;t have to go to school. If I didn&quot;t go to school, I would be happy.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#9679; Asin conditional two sentences the past simple a from doesn&quot;t  refer to past time.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Wish aot the past:   This kind of sentences is similar to a conditional three sentences.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                    I wish I had lived in the 19. century. If I had lived in the 19 century, I would have been happy. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                    I wish I haden&quot;t eaten so much I feel owful If I had not eaten so much it would have been better for me.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;             &lt;br/&gt;Wish with could:    This kind of wish is about a change ypu would like to make.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                      I wish I could fly &lt;br/&gt;         &lt;br/&gt;                     I wish I could stay at home tomarrow.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hope: When we make wishes about the future we use hope. We don&quot;t use conditional sentences rules with hope. It&quot;s fallowed by present simple or will.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                 I hope the weather will be fine tomarrow. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;               I hope you have good time at the party.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;If only :  We can replace I wish ýf only for emphasis. We usal stress only in speech. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;              -  If only I owned helicopter.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;              -  If I hadn&quot;t so much.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MIX EXAMPLES&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- I am sunburnt. I wish I hadn&quot;t sunbathed for so long.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- I don&quot;t feel well I wish I could saty at hoem tomarrow.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- I am not a good swimmer. But I wish could swim well.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- I wish I had a puppy or kitten.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- I wish I could see you tomarrow. But it&quot;s impossible. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- I wish Jim didn&quot;t sit next to me. He is so annoying. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- If only we had some money we could take the bus. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- I hope you enjoy yourselves at the dance tomarrow&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- I am not a good swimmer. But I wish could swim well.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- I wish I had a puppy or kitten.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- I wish I could see you tomarrow.</description></item><item><title>DÝL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-383289.html</link><description>DÝL&lt;br/&gt;Dilin Tanýmý &lt;br/&gt;Dil, toplumdan topluma deðiþik özellikler gösteren , hem ait olduðu toplumun yaþayýþ tarzýyla þekillenen hem de o yaþayýþ tarzýný etkileyip, o topluma belirli bir kimlik kazandýran tarihi ve aktüel bir gerçekliktir. Kýsacasý dil, insanlarýn birbirleriyle iletiþim kurmak için kullandýklarý sesler sistemidir. &lt;br/&gt;Beden Dili&lt;br/&gt;Ýnsanlarýn ilk anlaþma aracý ve ilk diline beden dili denir. beden dili aracýlýðýyla insanlar duygularýný düþüncelerini, isteklerini, ihtiyaçlarýný ve ruhsal zenginliklerini baþka insanlarla paylaþmýþlardýr. Ýnsan hayat boyunca çoðunlukla farkýnda olmaksýzýn günlük beden dilini son derece etkili olarak kullanýr. Gerçek duygu ve düþüncelerimizi, kelimelerin arkasýna gizlemek belki mümkündür, ama beden dilimizi gizlememiz çok kere mümkün deðildir, beden esastýr. &lt;br/&gt;Konuþma Dili: &lt;br/&gt;Konuþma insanýn, düþündüklerini, sesli, sözlü belirtilere baðlama yetkisini, dil aracýlýðýyla belirli, bilinçli bildiriþim biçimleri ve dinamik bir mekanizma içinde kullanmasýdýr. Þu anlamda &quot;konuþma&quot; sesli bir &quot;düþünme&quot;dir. Konuþma dili, düþüncedeki içerikleri, sistemli, uyumlu ses  kalýplarý halinde düzenleyip bildiriþime anlatma aracý olur. &lt;br/&gt;Konuþma Dili: Bir dilin günlük hayatta konuþulurken kullanýlan sesli þeklidir. Dolaysýz ve kýsa anlatýmla etkilemeyi esas alýr.  Bu nedenle günlük konuþma dili içinde, kýsa ve devrik cümlelerle soru cümleleri kullanýmýna, deyimlere, kalýp ifadelere, hitap ya da seslenme kelimelerini vb. yer verilir. Konuþma dilinde vurgu ve tonlama önemlidir. &lt;br/&gt;Dillerin Birbirleriyle Olan Ýliþkileri ve Ýþlevleri &lt;br/&gt;Dil iletiþimi saðlayan doðal bir araçtýr. Doðal bir süreç içersinde  öðrenilen dil, insanlarýn hayatýný kolaylaþtýrmak ve insanlar arasýnda karþýlýklý duygu aktarýmýný saðlamak için kullanýlan en önemli araçtýr. Konuþma dili canlýk bir varlýk gibidir. Yani; doðup yaþayýp ölür. Nesilden nesile aktarýlan dil insaný  diðer canlýlardan ayýrýr. Çünkü insanýn dili geliþmeye müsaittir; ama diðer canlýlarýn dili geliþmey</description></item><item><title>KAYSERÝ&quot;NÝN FELAHÝYE ÝLÇESÝNE BAÐLI BÜYÜK TORAMAN KASABASI&quot;NDA TÜRKÝYE TÜRKÇESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kayseri-nin-felahiye-ilcesine-bagli-buyuk-toraman-kasabasi-nda-turkiye-turkcesi-395414.html</link><description>BÜYÜK TORAMAN KASABASI&quot;NIN GENEL ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;BÖLGENÝN TARÝHÝ VE COÐRAFÝ YAPISI&lt;br/&gt;GENEL BÝLGÝLER VE TARÝH&lt;br/&gt;Kayseri il merkezinin 75 km. ve Felahiye ilçesinin 16 km. kuzeyinde bulunan Büyük Toraman Kasabasý topraklarý; Güneyde Özvatan ilçesi ve Tuðlaþa köyü, güney batýda Kayapýnar Kasabasý, batýda Karaþýh Köyü, kuzey batýda Büyükkýþla Kasabasý, kuzeyde Elçi köyü, doðuda Kavaklý köyü ile çevrilidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SES BÝLGÝSÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÜNLÜLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kayseri&quot;nin Felahiye ilçesine baðlý Büyük Toraman Kasabasý&quot;nda Türkiye Türkçesi&quot;nde kullanýlan a, e, ý, i, o u, ö, ü ünlüleriyle beraber, komþu seslerin etkileri veya konuþan kiþilerin konuþma özelliklerinden doðan baþlýca ünlüler de þunlardýr:&lt;br/&gt;a, &amp;#7885;, &amp;#7909;&lt;br/&gt;Büyük Toraman Kasabasý halký tarafýndan kullanýlan ünlüleri kýsaca açýklayacak olursak:&lt;br/&gt;a : a ünlüsünün telaffuzu esnasýnda dudaklar yarý kapalý veya kapalý durumuna yakýndýr. Kendinden önceki veya sonraki hecelerin, dar ünlülerin etkisiyle oluþmuþtur. &lt;br/&gt;Var  ýmýþ, &amp;#289;apmýþ, zati, bi hafta sona, fahýrým...&lt;br/&gt;&amp;#7885; : &amp;#7885; ünlüsü, ö-o arasý incelmiþ o yada kalýnlaþmýþ ö&quot;dür. Sert damak sesi olup, boðumlanma noktasýnýn, artdamak sýnýrýna kaymasýyla oluþur. &lt;br/&gt;g&amp;#7885;tür, g&amp;#7885;nül, &amp;#7885;ð&amp;#7909;t, böyl olur...&lt;br/&gt;&amp;#7909; : &amp;#7909; ünlüsü, ü-u arasý incelmiþ u yada kalýnlaþmýþ ü&quot;dür. Sert damaðýn önünde oluþan ü ünlüsü ile yumuþak damaðýn arkasýnda oluþan u ünlüsü arasýndaki orta damak bölgesinde, dil sýrtýnýn, orta damaðýn ön kýsmýna yükselmesiyle oluþur. &lt;br/&gt;g&amp;#7909;n, &amp;#7885;ð&amp;#7909;t, &amp;#289;ulüp, g&amp;#7909;z...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;UZUN VE KISA ÜNLÜLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uzun ünlüler: Türkiye Türkçesi&quot;nde, uzun veya kýsa ünlüler yoktur. Ancak, Büyük Toraman Kasabasý&quot;nda bazý ünlüler, aðýz özelliklerine baðlý olarak uzun veya kýsa telaffuz edilmektedir. &lt;br/&gt;Ünlülerin uzun veya kýsa telaffuz edilmesinde deðiþik gramer kaidelerinin etkisi vardýr. Bunlar kýsaca þunlardýr:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A)Ünsüz düþmesi ile&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Büyük Toraman Kasabasý aðzýnda, içseste bir ünlüden sonra gelen -ð-, -h-, -k-, -n-, -y- ünsüzleri, eriyerek kaybolduklarý veya düþtükleri zaman kendilerinden önce gelen ünlüleri uzatýrlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1) -ð- ünsüzünün düþmes</description></item><item><title>RUSÇA GÜNLÜK KONUÞMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?rusca-gunluk-konusma-353232.html</link><description>Rusça Günlük Konuþma&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Merhaba&amp;#1047;&amp;#1044;&amp;#1056;&amp;#1040;&amp;#1042;&amp;#1057;&amp;#1058;&amp;#1042;&amp;#1059;&amp;#1049;&amp;#1058;&amp;#1045;&lt;br/&gt;(&amp;#1055;&amp;#1056;&amp;#1048;&amp;#1042;&amp;#1045;&amp;#1058; )Zdravstvuyte       ( Privyet )&lt;br/&gt;Günaydýn&amp;#1044;O&amp;#1041;POE &amp;#1059;TPODobroye utro&lt;br/&gt;Tünaydýn&amp;#1044;O&amp;#1041;P&amp;#1067;&amp;#1049; &amp;#1044;EH&amp;#1068;Dobrýy den&lt;br/&gt;Ýyi günler&amp;#1044;O&amp;#1041;P&amp;#1067;&amp;#1049; &amp;#1044;EH&amp;#1068;Dobrýy den&lt;br/&gt;Ýyi akþamlar&amp;#1044;O&amp;#1041;P&amp;#1067;&amp;#1049; BE&amp;#1063;EPDobrýy veçer&lt;br/&gt;Ýyi gecelerC&amp;#1055;AKO&amp;#1049;HO&amp;#1049; HO&amp;#1063;&amp;#1048;Spakoynoy noçi&lt;br/&gt;Teþekkür ederimC&amp;#1055;AC&amp;#1048;&amp;#1041;OSpasiba&lt;br/&gt;Birþey deðilHE &amp;#1047;A &amp;#1063;TONi za þto&lt;br/&gt;Nasýlsýnýz?KAK B&amp;#1067;                         &amp;#1055;O&amp;#1046;&amp;#1048;BAETE?Kak výy pajivayete?&lt;br/&gt;Saðolun, iyim.C&amp;#1055;AC&amp;#1048;&amp;#1041;O, MHE &amp;#1061;OPO&amp;#1064;OSpasiba, mne haraþo&lt;br/&gt;Evet&amp;#1044;ADa&lt;br/&gt;HayýrHETNiet&lt;br/&gt;Haným&amp;#1043;OC&amp;#1055;O&amp;#1046;AGaspaja&lt;br/&gt;Bey&amp;#1043;OC&amp;#1055;O&amp;#1044;&amp;#1048;HGaspadin&lt;br/&gt;Lütfen&amp;#1055;O&amp;#1046;A&amp;#1051;&amp;#1059;&amp;#1049;CTAPajaluysta&lt;br/&gt;Affedersiniz&amp;#1048;&amp;#1047;&amp;#1042;&amp;#1048;&amp;#1053;&amp;#1048;&amp;#1058;&amp;#1045;Ýzvinite&lt;br/&gt;Acýktým&amp;#1071; &amp;#1055;&amp;#1056;&amp;#1054;&amp;#1043;&amp;#1054;&amp;#1051;&amp;#1054;&amp;#1044;&amp;#1040;&amp;#1051;&amp;#1057;&amp;#1071;Ya progoladalsya&lt;br/&gt;SusadýmMHE XO&amp;#1063;&amp;#1048;TC&amp;#1071; &amp;#1055;&amp;#1048;T&amp;#1068;Mne hoçitsya pit&lt;br/&gt;Kayboldum&amp;#1071; &amp;#1055;&amp;#1054;&amp;#1058;&amp;#1045;&amp;#1056;&amp;#1071;&amp;#1051;&amp;#1057;&amp;#1071;Ya pateryalsya&lt;br/&gt;TamamXOPO&amp;#1064;OHaraþo &lt;br/&gt;ÖnemliBA&amp;#1046;HOVajna&lt;br/&gt;ÝmdatHA &amp;#1055;&amp;#1054;&amp;#1052;&amp;#1054;&amp;#1065;&amp;#1068;Na pomoþç&lt;br/&gt;Hoþgeldiniz&amp;#1044;&amp;#1054;&amp;#1041;&amp;#1056;&amp;#1054;       &amp;#1055;&amp;#1054;&amp;#1046;&amp;#1054;&amp;#1051;&amp;#1054;&amp;#1042;&amp;#1040;&amp;#1058;&amp;#1068;Dobro pajalavat&lt;br/&gt;HoþbuldukPA&amp;#1044; BAC B&amp;#1048;&amp;#1044;ET&amp;#1068;Rad vas bidet&lt;br/&gt;Allahýsma-ladýk&amp;#1044;O CB&amp;#1048;&amp;#1044;AH&amp;#1048;&amp;#1071;Do svidaniya&lt;br/&gt;Güle güle&amp;#1044;O CB&amp;#1048;&amp;#1044;AH&amp;#1048;&amp;#1071;&lt;br/&gt;( C&amp;#1063;&amp;#1040;&amp;#1057;&amp;#1058;&amp;#1051;&amp;#1048;&amp;#1042;&amp;#1054; )Do svidaniya (þasliva)&lt;br/&gt;Anlýyorum&amp;#1071; &amp;#1055;&amp;#1054;&amp;#1053;&amp;#1048;&amp;#1052;&amp;#1040;&amp;#1070;Ya panimayu &lt;br/&gt;Anlamýyorum&amp;#1071; &amp;#1053;&amp;#1045; &amp;#1055;&amp;#1054;&amp;#1053;&amp;#1048;&amp;#1052;&amp;#1040;&amp;#1070;Ya ni panayu &lt;br/&gt;Biliyorum&amp;#1071; &amp;#1047;HA&amp;#1070;Ya znayu&lt;br/&gt;Bilmiyorum&amp;#1071; &amp;#1053;&amp;#1045; &amp;#1047;&amp;#1053;&amp;#1040;&amp;#1070;Ya ni znayu&lt;br/&gt;Ýstiyorum&amp;#1071; &amp;#1061;&amp;#1054;&amp;#1063;&amp;#1059;Ya haçu&lt;br/&gt;Ýstemiyorum&amp;#1071; &amp;#1053;&amp;#1045; &amp;#1061;&amp;#1054;&amp;#1063;&amp;#1059;Ya ni haçu&lt;br/&gt;Lütfen bana...&amp;#1055;&amp;#1054;&amp;#1046;&amp;#1040;&amp;#1051;&amp;#1059;&amp;#1049;&amp;#1057;&amp;#1058;&amp;#1040;  &lt;br/&gt;MHE .....Pajaluysta mne...&lt;br/&gt;Yardým edin&amp;#1055;&amp;#1054;&amp;#1052;&amp;#1054;&amp;#1043;&amp;#1048;&amp;#1058;&amp;#1045;Pamagite&lt;br/&gt;DünB&amp;#1063;EPAVçera&lt;br/&gt;BugünCEBO&amp;#1044;H&amp;#1071;Sevodnya&lt;br/&gt;Yarýn&amp;#1047;ABTPAZavtra&lt;br/&gt;Sabah&amp;#1059;TPOUtra&lt;br/&gt;Öðle&amp;#1055;&amp;#1054;&amp;#1051;&amp;#1044;&amp;#1045;&amp;#1053;&amp;#1068;Polden&lt;br/&gt;AkþamBE&amp;#1063;EPVeçer&lt;br/&gt;GeceHO7bNoç&lt;br/&gt;Burada&amp;#1047;&amp;#1044;&amp;#1045;&amp;#1057;&amp;#1068;Zdes&lt;br/&gt;ÞuradaBOT  TAMVot tam&lt;br/&gt;OradaTAMTam&lt;br/&gt;SaðdaHA &amp;#1055;PABO&amp;#1049;&lt;br/&gt;CTOPOHENa pravoy storone&lt;br/&gt;SoldaHA &amp;#1051;EBO&amp;#1049; &lt;br/&gt;CTOPOHENa levoy storone&lt;br/&gt;ÖndeB&amp;#1055;EPE&amp;#1044;&amp;#1048;Vperedi&lt;br/&gt;Arkada&amp;#1055;&amp;#1054;&amp;#1047;&amp;#1040;&amp;#1044;&amp;#1048;Pozadi&lt;br/&gt;Dosdoðru&amp;#1055;P&amp;#1071;MOPryamo&lt;br/&gt;VarECT&amp;#1068;Yest&lt;br/&gt;YokHETONieto&lt;br/&gt;Teþekkür ederim, iyim. Siz nasýlsý-nýz?C&amp;#1055;&amp;#1040;&amp;#1057;&amp;#1048;&amp;#1041;O XOPO&amp;#1064;O, A B&amp;#1067;?Spasiba haraþo, a výy ?&lt;br/&gt;Teþekkür ederim. Ben de iyim.C&amp;#1055;&amp;#1040;&amp;#1057;&amp;#1048;&amp;#1041;O, MHE       TO&amp;#1046;E XOPO&amp;#1064;OSpasiba, mne toje haraþo&lt;br/&gt;Adýnýz ne?KAK BAC 3AB&amp;#1059;T?Kak vas zavut?&lt;br/&gt;Adým Meh-met. Sizin adýnýz ne?MEH&amp;#1071; 3AB&amp;#1059;T&lt;br/&gt;ME&amp;#1061;MET, A BAC?Minya zavut Mehmet, a vas?&lt;br/&gt;Nerelisiniz ?KTO B&amp;#1067; &amp;#1055;O        HA&amp;#1062;&amp;#1048;OHA&amp;#1051;&amp;#1068;HOCT&amp;#1048;?Kto výy pa natsionalnosti?&lt;br/&gt;Türküm.&amp;#1071; T&amp;#1059;POKYa turak&lt;br/&gt;Nerede kalý-yorsunuz ?&amp;#1043;&amp;#1044;E B&amp;#1067;                          &amp;#1055;&amp;#1056;&amp;#1054;&amp;#1046;&amp;#1048;BAETE?Gde výy projivayete?&lt;br/&gt;Dedeman Otel&quot;de kalýyorum.&amp;#1071; &amp;#1055;&amp;#1056;&amp;#1054;&amp;#1046;&amp;#1048;&amp;#1042;&amp;#1040;&amp;#1070; &lt;br/&gt;B &amp;#1043;&amp;#1054;&amp;#1057;&amp;#1058;&amp;#1048;&amp;#1053;&amp;#1048;&amp;#1062;&amp;#1045;&lt;br/&gt;&amp;#1044;E&amp;#1044;EMAHYa projivayu v gastinitse Dedeman&lt;br/&gt;Tanýþtýðýmýza memnun oldum.&amp;#1</description></item><item><title>RELATIVE CLAUSE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?relative-clause-365414.html</link><description>RELATIVE CLAUSES&lt;br/&gt;1-Defining relative clauses with who, that and which :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Examples :&lt;br/&gt;I spoke to the woman who owns the hotel.&lt;br/&gt;Did you see the letter that came this morning?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-These clauses tell us which person or thing the speaker means (for example who owns the hotel tells us which woman ; and that came this morning tells us which letter).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-We use who for people .&lt;br/&gt;Examples :&lt;br/&gt;I spoke to the woman. She owns the hotel.&lt;br/&gt;I spoke to the woman who owns the hotel.&lt;br/&gt;The man was very nice. He interviewed me.&lt;br/&gt;The man who interviewed me was very nice.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-We use that for things.&lt;br/&gt;Examples :&lt;br/&gt;Did you see the letter? It came this morning.&lt;br/&gt;Did you the letter that came this morning?&lt;br/&gt;The keys have disappeared. They were on this table.&lt;br/&gt;The keys that were on this table have disappered.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4-We can use which instead of that (to talk about things) in a defining relative clause.&lt;br/&gt;Examples:&lt;br/&gt;Did you see the letter which came this morning?&lt;br/&gt;The keys which were on this table have disappeared.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;In an informal style , it is also possible to use that instead of who (to talk about people).&lt;br/&gt;Example:&lt;br/&gt;I spoke to the woman that owns the hotel.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- Leaving out who, that and which in defining relative clauses:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Who, that and which can be the subject of a defining relative clause.&lt;br/&gt;Examples:&lt;br/&gt;Marianne is the girl who invited us to the party. (who = subject : she invited us to the party).&lt;br/&gt;Marianne is the girl who we met last night. (who = object : we met her last night).&lt;br/&gt;2-We often leave out who , that or which  when they are the objects in defining relative clauses.&lt;br/&gt;Examples :&lt;br/&gt;Marianne is the girl we met last night. (we met her last night).&lt;br/&gt;Have you seen the book I put on this table? (I put it on this table).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-But we cannot leave out who , that or which when they are the subjects in these clauses.&lt;br/&gt;Examples:&lt;br/&gt;Marriane is the girl who invited us to the party. (Not : Marianne is the girl invited usto the party.)&lt;br/&gt;Have you seen the book that was on this table? (Not : Have you seen the book was on this table?) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4-We can use whom instead of who (for people) when it is the object of the verb in a relative clause.&lt;br/&gt;Example:&lt;br/&gt;I met a woman whom I know. (I know her)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;But whom is quite formal and not very common in everyday speech. Instead , we use who or that (or we leave them out).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-Defining relative clauses with whose, where, when and why/ that:&lt;br/&gt;1-Whose: We use whose in relative clauses (in place of his, her, their, etc.) to talk about possesion.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Examples:&lt;br/&gt;I have got a friend. His brother is an actor.&lt;br/&gt;I have got a friend whose brther is an actor.&lt;br/&gt;They are the people. Their house caught fire. &lt;br/&gt;They are the people whose house caught fire.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-Where , when and why/that:&lt;br/&gt;A- We can use where (for places) and when (for times) in relative clauses. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Examples:&lt;br/&gt;The factory where I work is going to close down.&lt;br/&gt;Is there a time when we can meet?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; B- After the reason we can use why or that in relative clauses.&lt;br/&gt;Example:&lt;br/&gt;Is there a reason why/that you want to leave now?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;C- We can leave out when , why and that. We can also leave out where if we use a proposition.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Examples:&lt;br/&gt;Is there a time we can meet?&lt;br/&gt;Is there a reason you want to leave now?&lt;br/&gt;The hotel we stayed at was very small.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4-Defining and non-defining relative clauses:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1- &quot;Defining&quot; relative clauses identify nouns: these clauses tell us which person , thing , etc the speaker means.&lt;br/&gt;Examples:&lt;br/&gt;I spoke to the woman who owns the hotel. (who owns the hotel tells us which woman) &lt;br/&gt;The house which Sue has bought is over 100 years old. (which Sue has bought tells us which house)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- &quot;Non-defining&quot; relative clauses do not tell us which person , thing , etc the speaker means ; these give more information about a person or thing already identified.&lt;br/&gt;Example:&lt;br/&gt;Ken&quot;s mother , who is 69 , has just passed her driving test. (who is 69 does not tell us  which woman ; we already know that is Ken&quot;s mother.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Non-defining clauses are more common in a formal style , especially in writing. When we write these clauses , we put commas (,) at the beginnin</description></item><item><title>DÝL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dil-352963.html</link><description>Dil&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. BÖLÜM&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Problem Durumu&lt;br/&gt;&quot;Büyük Çin düþünürü Konfüçyüs&quot;e (ÝÖ 551-479) sordular:&lt;br/&gt;- Bir ülkeyi yönetmeye çaðrýlsaydýnýz yapacaðýnýz ilk iþ ne olurdu?&lt;br/&gt;Büyük düþünür þöyle karþýlýk verdi:&lt;br/&gt;- Hiç kuþkusuz, dili gözden geçirmekle iþe baþlardým.&lt;br/&gt;Sonra, dinleyenlerin hayret dolu bakýþlarý karþýsýnda sözlerine devam etti:&lt;br/&gt;- Dil kusurlu olursa sözcükler düþünceyi iyi anlatamaz; düþünce iyi&lt;br/&gt;anlatýlmazsa yapýlmasý gereken þeyler doðru yapýlamaz; ödevler gereði gibi&lt;br/&gt;yapýlamazsa töre ve kültür bozulur; töre ve kültür bozulursa adalet yanlýþ yola sapar;&lt;br/&gt;adalet yoldan çýkarsa þaþkýnlýk içine düþen halk ne yapacaðýný, iþin nereye varacaðýný&lt;br/&gt;bilemez. Ýþte bunun içindir ki hiçbir þey dil kadar önemli deðildir.&quot;&lt;br/&gt;Konfüçyüs, yüzyýllar önce söylediði bu sözleriyle dilin ulus yaþamýndaki&lt;br/&gt;önemini özlü biçimde ortaya koymakta, bir ülkeyi felakete sürükleyen nedenlerin&lt;br/&gt;temeli olarak dildeki bozulmaya dikkat çekmektedir.&lt;br/&gt;Düþünmenin ve iletiþimin aracý olan dil; insanlarý birbirine baðlayan, bir&lt;br/&gt;toplumu geliþigüzel insan yýðýný olmaktan çýkaran, millet haline getiren en önemli&lt;br/&gt;öðelerden biridir. Ayný dili konuþan ve dil birliði saðlanan toplumlarda bireyler&lt;br/&gt;arasýnda köklü bir yakýnlýk, sevgi ve saygý baðlarý oluþur. Bu baðlar, toplum yaþayýþý&lt;br/&gt;için çok önemli olan güven duygusunun kaynaðýdýr. Çok iyi biliyoruz ki birbirine&lt;br/&gt;güven duyan insanlarýn meydana getirdiði toplumlarda birlik ve bütünlük kolay&lt;br/&gt;saðlanýr (Kavcar, 1999:141).&lt;br/&gt;Ulu Önderimiz Atatürk de bu gerçekten hareketle dili, ulus olmanýn en temel&lt;br/&gt;öðesi, ulusal kültürün en etkili aktarýcýsý olarak görmüþ ve þöyle demiþtir:&lt;br/&gt;&quot;Milli duygu ile dil arasýndaki bað çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin&lt;br/&gt;olmasý, milli duygunun geliþmesinde baþlýca etkendir. Türk dili, dillerin en&lt;br/&gt;zenginlerindendir; yeter ki bu dil bilinçle iþlensin. Ülkesini, yüksek baðýmsýzlýðýný&lt;br/&gt;korumasýný bilen Türk milleti, dilini de yabancý dillerin boyunduruðundan&lt;br/&gt;kurtarmalýdýr&quot; (1930).&lt;br/&gt;2&lt;br/&gt;Atatürk bu sözleriyle dilin, ulusallaþma sürecinde ve kültürel geliþmelerdeki&lt;br/&gt;önemini vurgulamakla kalmamýþ; bir ülkenin yönetiminden sorumlu bir devlet adamý&lt;br/&gt;olarak ulusunun dilini gözden geçirdiðini, dilin bilinçle iþlenememe ve yabancý&lt;br/&gt;dillerin boyunduruðunda olma gibi sorunlarýyla da yakýndan ilgilendiðini&lt;br/&gt;kanýtlamýþtýr.&lt;br/&gt;Tanzimat döneminde baþlayýp da Cumhuriyet&quot;e kadar sürekli olarak kendini&lt;br/&gt;gösteren dil sorunlarýný, Atatürk, bir devlet sorunu sayarak bilinçli bir yaklaþýmla ele&lt;br/&gt;almýþtýr. 1911&quot;de Genç Kalemler dergisince ortaya atýlan &quot;Yeni Lisan&quot;, yani sade&lt;br/&gt;Türkçe ve Milli Edebiyat akýmý ile yakýndan ilgilenmiþ, duru Türkçeden yana tavýr&lt;br/&gt;almýþtýr. 1922&quot;de, yani Kurtuluþ Savaþý bütün þiddetiyle sürerken bile halkýn&lt;br/&gt;anlayabileceði dil zorunluluðu ve ibadet dilinin Türkçeleþtirilmesi üzerinde&lt;br/&gt;durmuþtur. 1928&quot;de gerçekleþtirilen Yazý Devrimi&quot;nin mimarý ve önderi olmuþtur.&lt;br/&gt;Dil Devrimi ile eðitim ve kültür yaþamýna hýz ve yaygýnlýk kazandýrýlmasýný, dil&lt;br/&gt;sorunlarýnýn güncelleþmesini saðlamýþtýr. Örgütlü ve merkezi çalýþma gereði ile Türk&lt;br/&gt;Tarih Kurumu&quot;nun (1931) ve Türk Dil Kurumu&quot;nun (1932) kurulmasýna, Türk Dil&lt;br/&gt;Kurultaylarýnýn (1932, 1934, 1936) toplanmasýna, Dil ve Tarih-Coðrafya&lt;br/&gt;Fakültesi&quot;nin (1936) açýlmasýna önderlik etmiþtir (Kavcar, 1999:174-179).&lt;br/&gt;Atatürk&quot;ün Türkçeye karþý gösterdiði büyük ilgi, Türkçe ile ilgili çalýþmalara&lt;br/&gt;bizzat düþünce ve eylem adamý olarak katýlmasý, yaþamýnýn son günlerine kadar&lt;br/&gt;sürmüþtür. &quot;Türkiye Cumhuriyeti&quot;nin temeli kültürdür.&quot; diyerek ulusal, demokratik,&lt;br/&gt;laik ve çaðdaþ niteliklere sahip kültür devrimini gerçekleþtirme yolunda eðitime çok&lt;br/&gt;büyük önem vermiþ, þöyle demiþtir: &quot;Hükümetlerin en temel görevi eðitim&lt;br/&gt;meselesidir. Eðitimdir ki bir milleti hür, baðýmsýz, þanlý, yüce bir toplum halinde&lt;br/&gt;yaþatýr veya bir milleti kölelik ve yoksulluða terk eder&quot; (1924).&lt;br/&gt;Eðitim sürecinde bireylere kültür deðerlerinin kazandýrýldýðý, kültürün&lt;br/&gt;aktarýlmasýnda da en temel öðenin dil olduðu gerçeðinden hareket edildiðinde eðitim&lt;br/&gt;ve kültür hayatýndaki verimliliðin, baþarýnýn dile gösterilen özenle, dildeki yetenekle&lt;br/&gt;doðru orantýlý</description></item><item><title>SES BÝLGÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ses-bilgisi-369237.html</link><description>SES BÝLGÝSÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÝL VE DÝL BÝLGÝSÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Düþünce, duygu ve isteklerimizi anlatmak için kullandýðýmýz iþaret ve seslere dil denir.Her milletin kendine özgü bir dili vardýr:Türkçe, Ýngilizce, Almanca, Arapça....vb.&lt;br/&gt;Dikkat! Türkçe, kaynaðý bakýmýndan Ural-Altay dilleri ailesine, kelimelerin yapýsýna göre de bitiþken (eklemeli) diller grubuna girer.&lt;br/&gt;Þimdi dilin özelliklerini inceleyelim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;LEHÇE (Diyalekt)&lt;br/&gt;Ýlk olarak Altay yörelerinde konuþulmaya baþlanan dilimiz, göçler nedeniyle dünyanýn çeþitli bölgelerine taþýnmýþtýr.Bunun sonucu olarak oralardaki kültürlerin ve konuþulan diller-in de etkisiyle çeþitli konuþma ve yazý deðiþiklikleri meydana gelmiþtir.&lt;br/&gt;Ýþte bir dilin farklý coðrafi bölge ve kültür ayrýlýklarý nedeniyle birbirinden farklý söy-leyiþ ve yazýlýþlara lehçe denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkçe&quot;nin Lehçeleri&lt;br/&gt;1-Anadolu lehçesi&lt;br/&gt;2-Azeri lehçesi&lt;br/&gt;3-Çaðatay lehçesi&lt;br/&gt;4-Kýpçak lehçesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bizler Türkçe&quot;nin Anadolu lehçesini kullanýyoruz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÞÝVE (Aðýz)&lt;br/&gt;Bir dilin konuþulduðu ülkenin bölgeleri, kentleri, köyleri arasýndaki sadece konuþmaya yansýyan farklýlýklara þive denir.&lt;br/&gt;Karadeniz þivesinde &quot;paluk&quot; diye söylenir ama yazarken &quot;balýk&quot; diye yazýlýr.&lt;br/&gt;Trakya þivesinde &quot;üj&quot;diye söylenir ama yazarken &quot;üç&quot; diye yazýlýr.&lt;br/&gt;Gördüðünüz gibi þive yazýya yansýmaz, sadece konuþmalarda farklýlýk gösterir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HARFLER VE ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Harf:Seslerin yazýdaki iþaretlerine denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yazý:Duygu, düþünce ve isteklerin belli iþaretlerle ifade edilmesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alfabe:Bir dilin sesleri olan bütün harflerin belli bir sýra ile dizilmiþ haline denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkler baþlangýçtan günümüze dört deðiþik alfabe kullanmýþlardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Göktürk &lt;br/&gt;2-Uygur&lt;br/&gt;3-Arap&lt;br/&gt;4-Latin (Yeni Türk Alfabesi)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GUAL kelimesiyle tarihsel sýrayý aklýmýzda tutabiliriz.&lt;br/&gt;Alfabemizde sekizi sesli, yirmi biri sessiz olmak üzere 29 harf vardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-SESLÝ (Ünlü) HARFLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a &amp;#8211; e &amp;#8211; ý &amp;#8211; i &amp;#8211; o &amp;#8211; ö &amp;#8211; u &amp;#8211; ü &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sesli Harflerin Özellikleri&lt;br/&gt;* Aðzýmýzda hiçbir engele uðramadan çýkarlar.&lt;br/&gt;* Tek baþlarýna okunabilirler.&lt;br/&gt;a &amp;#8211; e &amp;#8211; ý &amp;#8211; i &amp;#8211; o &amp;#8211; ö &amp;#8211; u &amp;#8211; ü&lt;br/&gt;* Tek baþlarýna hece oluþturabilirler.&lt;br/&gt;Ör: Ali &amp;#8211; Odun - Üzüm&lt;br/&gt;* Her hecede mutlaka bir sesli harf bulunur.&lt;br/&gt;Ör: Ak ak çe ka ra gün i çin dir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sesli harf sayýsý = Hece sayýsý&lt;br/&gt;* Türkçe kelimelerde iki sesli harf yanyana gelmez.&lt;br/&gt;Ör: Saat, Þair, Þiir, Dua&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sesli Harflerin Söyleniþ Özellikleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÜZ&lt;br/&gt;Kalýn A I&lt;br/&gt;Ýnce E Ý&lt;br/&gt;Geniþ Dar&lt;br/&gt;YUVARLAK&lt;br/&gt;O U&lt;br/&gt;Ö Ü&lt;br/&gt;Geniþ Dar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu tabloya göre sesli bir harfin üç söyleniþ özelliði vardýr:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A Kalýn &amp;#8211; Düz &amp;#8211; Geniþ&lt;br/&gt;Ý Ýnce &amp;#8211; Düz &amp;#8211; Yuvarlak&lt;br/&gt;Ö Ýnce &amp;#8211; Yuvarlak &amp;#8211; Geniþ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Örnek Soru:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aþaðýdaki kelimelerin hangisinde, sesli harflerin tamamý &quot;kalýn &amp;#8211; düz&quot; seslidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-Bayraðým B-Þerefim&lt;br/&gt;C-Tarihim D-Topraðým&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çözüm:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu tip sorularýn çözülebilmesi için sesli harf tablosunun mutlaka ezberlenmesi gerekir.&lt;br/&gt;&quot;Kalýn &amp;#8211; Düz&quot; harfler (a-ý) Bayraðým&lt;br/&gt;Cevap A&quot;dýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-BÜYÜK SESLÝ (Ünlü) UYUMU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkçe kelimeler kendine özgü bazý özellikler gösterirler, böylelikle Türkçe kelimeler yabancý kelimelerden ayýrt edilir.Ýþte bu özelliklerden biri, büyük ün</description></item><item><title>BEDEN DÝLÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?beden-dili-365404.html</link><description>BEDEN DÝLÝ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ýnsanlarýn birbirleriyle iletiþim kurmasýnýn birçok yolu vardýr. Ýsteklerini sözlü,yazýlý,jest ve mimikler vs gibi çeþitli yollarla anlatýrlar. Araþtýrmalara göre verilmek istenen bir mesajýn toplam etkisinin yaklaþýk %7&quot;sinin sözel(sadece sözcükler),%38&quot;inin sesli(ses tonu,sesin yükselip alçalmasý ve diðer sesler) ve %55&quot;inin de sözel olmayan öðelerden oluþtuðunu ortaya koymuþtur. Araþtýrmalarýn da anlattýðý gibi sözel olmayan öðeler yani bedensel ifadeler(jestler,mimikler vs.) insanlarýn anlaþýlmasý açýsýndan büyük önem taþýmaktadýr. Araþtýrmacýlarýn çoðuna göre sözel kanal temelde bilgi aktarmak için kullanýlýrken sözel olmayan kanal da kiþiler arasý tavýrlarýn aktarýlmasýnda kullanýlýr ve bazý durumlarda sözel mesajlarýn yerini tutar. &lt;br/&gt;Ýnsanlarýn çoðu zaman farkýnda olmadan kullandýklarý bedensel hareketleri çeþitli biçimlerde kategorilere ayýrmak mümkündür. Hareketleri doðuþtan gelen,genetik, sonradan öðrenilen ve kültürel iþaretler þeklinde kategorilere ayýrabiliriz. &lt;br/&gt;Çoðu primat bebek doðar doðmaz emme becerilerine sahiptir. Ayný þekilde çocuklardaki gülümseme yeteneðinin öðrenmeden baðýmsýz olarak geliþtiði tespit edilmiþtir. Bu tip hareketler doðuþtan gelme ya da genetik hareketler kategorisine dahil edilebilir.&lt;br/&gt;Ýletiþimde kullanýlan temel davranýþlarýn çoðu dünyanýn her yerinde aynýdýr. Ýnsanlar mutluyken gülümserler,üzgün veya kýzgýnken kaþlarýný çatarlar. Baþ sallama hareketi ise dünyanýn neredeyse her yerinde &quot;evet&quot; anlamýna gelirken,bir çeþit baþ eðme hareketi olan baþý iki yana sallama hareketi &quot;hayýr&quot; anlamýnda kullanýlmaktadýr. &lt;br/&gt;Araþtýrmalar çeþitli kültürleri inceleyerek bedensel hareketlerin içinde bulunulan kültürle de alakasý bulunduðunu ortaya çýkardý. Bir davranýþ belli bir kültürde yaygýn ve açýk bir anlama sahip olabilirken baþka bir kültürde anlamsýz veya tamamen zýt bir anlama sahip olabilir. &lt;br/&gt;Örneðin, baþ parmak ve iþaret parmaðýnýn birleþtirilmesiyle oluþan hareket A.B.D&quot;de herþey tamam anlamýnda kullanýlýrken,Japonya&quot;da para, Fransa&quot;da sýfýr ya da hiç anlamýna gelmektedir. Otostopçular tarafýndan yaygýn olarak kullanýlan baþparmaðýný kaldýrma hareketi Ýtalya&quot;da bir sayýsýný ifade ederken,Yunanistan&quot;da bir küfür yerine kullanýlmaktadýr. &lt;br/&gt;Hareket gruplarý ve sözel ve sözel olmayan kanallar arasýndaki uyuþmanýn gözlenmesi vücut dilinin doðru yorumlanmasýnda kilit önem taþýrlar. Ýçinde bulunulan ortam,hava koþullarý,giyim þekli,içinde bulunduðu statü vb durumlar insanýn vücut dilini kullanmasýný kýsýtlayabilir veya deðiþik hareketler göstermesine sebep olabilir. Bu yüzden insanlarýn hareketlerin yorumlanmasýnda bu gibi faktörlerin göz önünde bulundurulmasý gerekir. Bazý hareketlerin hýzý ve karþýdakiler için ne kadar açýk olduðu kiþinin yaþýyla da ilgilidir. Örneðin, beþ yaþýndaki bir çocuk yalan söyledikten hemen sonra iki eliyle aðzýný kapatýrken, ergenlik çaðýndaki bir genç elini yine aðzýna götürecek fakat aðzýn