<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Turizm - Türkiye'nin veri bankası</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Hakları saklıdır.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankası - Turizm</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>KORUNARAK YAŞAYAN CUMALIKIZIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?korunarak-yasayan-cumalikizik-381010.html</link><description>KORUNARAK YAŞAYAN CUMALIKIZIK&lt;br/&gt;ULUDAĞIN KUZEY YAMAÇLARINDA BİRBİRİ ARDINA SIRALANAN BEŞ &quot;KIZIK&quot; KÖYÜ BULUNMAKTADIR. HAMAMLIKIZIK, CUMALIKIZIK, FİDYEKIZIK, DEREKIZIK VE DEĞİRMENLİKIZIK. CAMİSİ OLAN VE CUMA NAMAZLARININ DİĞER KÖYLERDEN GELENLERLE BİRLİKTE KILINDIĞI BU KÖYE CAMİLİ YA DA CUMALIKIZIK DENMEKTEYDİ DİĞER BİR RİVAYETE GÖRE ORHANGAZİ ZAMANINDA KÖYE GELEN KIZIKLARA ORHAN GAZİ ULUDAĞIN KUZEYİNDEKİ BU YÖREYİ BAĞIŞLAMIŞ, YEDİ KARDEŞ BİRBİRİNE YAKIN 5 KOY KURMUŞ, BU KÖYLER ONLARIN İSİMLERİNE GÖRE ADLANDIRILMIŞTI (CUMA ALİ BEYİN KÖYÜ CUMALIKIZIK). CUMALIKIZIK KÖYÜ EN ESKİ OSMANLI KIRSAL MİMARİ ÖRNEKLERİNİ BUGÜNDE YAŞATMAKTADIR. 1920-22 YUNAN İŞGALİ SIRASINDA DİĞER KIZIK KÖYLERİ YANMIŞ, CUMALIKIZIK TESADÜFEN, KURTULMUŞTUR. YEDİ MAHALLEDEN OLUŞAN KÖYÜN BELLİ BİR PLANI YOKTUR. EVLER İHTİYAÇ OLDUKÇA BİRBİRİNE BİTİŞİK BİR ŞEKİLDE YAPILMIŞTIR SOKAKLAR KARMAŞIK VE DARDIR YAĞMUR SULARINI KÖY DIŞINA TAŞIMAK İÇİN ORTAYA EĞİMLİ DÜZ TAŞLARDAN YAPILAN SOKAKLARIN ÇOĞU SADECE HAYVAN VEYA AT ARABALARININ GEÇEBİLECEĞİ GENİŞLİKTEDİR. KÖYDE OSMANLI DÖNEMİNDEN KALAN BİR AHŞAP CAMİİ, BİR HAMAM VE SİVİL MİMARİSİ ÖRNEĞİ KONUTLAR, YAKIN ÇEVREDE BİR KİLİSE KALINTISI BULUNMAKTADIR.&lt;br/&gt;EVLER 2 YA DA 3 KATLI OLUP, HEPSİNE SOKAKTAN İKİ KANATLI BİR KAPIYLA GEÇİŞ SAĞLANIR BU KAPIYLA YA BİR BAHÇEYE YA DA &quot;HAYAT&quot; DENİLEN BÖLÜME GİRİLİR. DIŞARIYLA BAĞLANTI HAYAT ÜSTÜNDEKİ CUMBADIR. ÜST KAT PENCERELERİNDE KAFES BULUNUR. CUMALIKIZIK EVLERİ AHŞAP İSKELET VE TAŞ ÜZERİNE ÜST KATLARDA KİREÇ DOLGU YAPILARDIR SARI, BEYAZ, MAVİ, MOR RENKLERLE BOYALI EVLERİN ÇATILARI KİREMİTLE ÖRTÜLÜDÜR.&lt;br/&gt;700 YILLIK BİR OSMANLI KÖYÜ OLAN CUMALIKIZIKIN KORUNARAK YAŞATILMASI VE VAROLAN DEĞERLERİNİN GELİŞTİRİLEREK GELECEĞE AKTARILMASI İÇİN CUMALIKIZIK KORUMA YAŞATMA PROJESI ÇALIŞMALARINA BAŞLANMIŞTIR. PROJE MART 1998DE YEREL GÜNDEM &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;21 KAPSAMINDA, ÇEŞİTLİ KAMU KURUM VE KURULUŞLARI, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ, ÜNİVERSİTE, GÖNÜLLÜLER VE CUMALIKIZIKLILARDAN OLUŞAN YENİ ORTAKLIK MODELİ İLE YÜRÜTÜLMEKTEDİR. &lt;br/&gt;CUMALIKIZIK KÖYÜNÜN</description></item><item><title>KANDIRA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kandira-365412.html</link><description>KANDIRA&quot;NIN TARİHÇESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kandıra,Orhan Bey zamanında,1308-1317 tarihleri arasında Kocaeli Fatihi adıyla anılan Akçakoca Bey tarafından Osmanlı topraklarına katıldı.1550&quot;den itibaren bozulmaya başlayan ekonomik durum İzmit&quot;i de etkilemeye başladı.Bunun Üzerine hazinenin gelirlerini arttırmak için devlet bazı önlemler almaya mecbur oldu.Bunlardan biri de &quot;Arazi Tahririlerini&quot; yenilemekti.Bunun üzerine pek çok kişi toprağını bırakarak soygunculuğa başladı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1565&quot;te Bursa sancak beylerinden Abdurrahman Bey eşkiyayı yakalayarak cezalandırmak üzere görevlendirildi.Bu yıllarda Suhte (Medrese öğrencisi) ayaklanmaları patlak verdi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu ayaklanmaların İzmit&quot;e büyük zararı oldu.özellikle Kandıra sık sık Suhtelerin saldırısına uğruyordu.1571 yılında Suhte olaylarından halkın yakınması üzerine İstanbul&quot;dan Ulefeciler Ağası Ramazan Bey 100 askerle kasabanın yardımına gönderildiyse de olaylar yatıştırılamadı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1573&quot;te doruk noktasına ulaşan Suhte olayları,1592&quot;de İstanbul&quot;da başlayan veba salgınının İzmit&quot;e de sıçraması zaten yaşanmaz hale gelen hayatı felce uğrattı.1868 yılından önce Kandıra,Üsküdar kazasına bağlı bir nahiyeydi.Kaza olunca Bağımsız İzmit Sancağına bağlandı.Coğrafi durumu,İstanbul,İzmit ve Karadeniz&quot;e yakınlığı sebebiyle Kandıra,İstiklal Savaşımızda oldukça yoğun faaliyetlerin yürütüldüğü bir yer oldu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İstanbul&quot;dan Milli Mücadele için kaçarak Ankara&quot;ya gitmek isteyenler,İstanbul-Şile istikametinden Kandıra&quot;ya geldiler ve sonra Geyve Boğazı yolundan Ankara&quot;ya ulaştılar.Bunların arasında Atatürk&quot;ün silah arkadaşlarından ve eski Harbiye Nazırı Fevzi Çakmak Paşa da bulunmaktaydı.Kandıra Kurtuluş Savaşı esnasında değişik işgallere maruz kaldı.1918&quot;deİngilizlerin,1920&quot;li yıllarda Yunanlıların işgalini yaşadı.Bir dizi Rum,Ermeni,Abaza,Çerkez çetelerin saldırı ve tecavüzleri ile yağmalar gördü.Bütün bunlara rağmen Kandıra halkı ve köyleri başlangıçtan itibaren Kuva-yi Milliye&quot;yi ve Mustafa Kemal&quot;in önderliğinde Kurtuluş Savaşı&quot;nı desteklediler.Dışarıdan hiçbir etkiye lüzum görmeden Kandıra halkı ve bilhassa köyleri,kendilerinden durumu anlayarak silaha sarılma zorunluluğu hissettiler ve birer baş seçerek,köy ve nahiye olarak,milis kuvvetleri kurarak mücadeleye başladılar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bunların bazıları Kandıra kazası Şehler nahiyesinden&quot;Halit Molla&quot;,Akçaova nahiyesinin Tokaçlar köyünden Ahmet reis oğlu &quot;Molla Rıfat&quot;,Kaymas nahiyesinden &quot;Halit Pehlivan&quot;, &quot;Dayı Mesut&quot;çetesi, &quot;Yahya Kaptan&quot;gibi çetelerdir.Milli mücadele yıllarında adını duyuran Kuva-yi Milliyeciler&quot;den biri de Kandıra ve Karasu yöresindeki direnişi yöneten &quot;İpsiz Recep&quot;tir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Eski Zam Beyi&quot;Apdullah Emiroğlu sülalesinden gözü kara bir Rize&quot;li...1862 doğumlu,ince uzun boylu bu delikanlı,mütareke öncesinde tuz kaçakçılığıyla geçinenRize&quot;li bir motorcudur.Motorunun Kefken Adası açıklarında batması üzerine çete kurar.Mütareke başlayınca çevresindekilerle Kuva-yi Milliye&quot;ye katılır ve İngiliz müfrezelerine büyük kayıplar verdirir.Recep,Yunanlılara ani baskınlar düzenleyerek Kefken Adası</description></item><item><title>HOLIDAY BROCHURE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?holiday-brochure-373046.html</link><description>Historical &amp; Touristic places&lt;br/&gt;KUŞADASI&lt;br/&gt;Kusadasi means &quot;Bird Island&quot; and the town takes its name from the little island (whose name in Turkish means &quot;Pigeon&quot; or &quot;Dove Island&quot;) that is in the harbor and is now connected by a causeway to the shore.&lt;br/&gt;Accommodations are what Kusadasi really stars in and there are numerous hotels, motels, and holiday villages located in and around the town that cater to every taste and pocket. Thanks to the marina and good harbor, Kusadasi is a favorite calling place for yachts and tour vessels with the result that there are many good shopping opportunities to be found.&lt;br/&gt;In Kusadasi ,you have the perfect mix of Eastern mysticism and modern western technology that is one of the reason why Kusadasi is a shopper paradise and why shopping remains on of the top tourists attraction. Kusadasi is one of those remarkable place where shopping is a not just a journey around shops its more like a journey for your personal again. You will enjoy the fun of bargaining whit smiling salesman speaking many languages negotiating for their goods no matters facilities your will fell at home here .Shopping is high on most Kusadasi itineraries and deservedly so competitive prices open bazaars an top class facilities all help make your spending spree a memorable experience. One of the delights of shopping in Kusadasi is that most shops are open seven days a week There are not set hours of business but generally shops in Kusadasi remain open from 09:00 am to 12:00 PM Every Tuesday and Friday large open markets sell locally grown fruit , vegetables , household items Turkish embroideries and textile. Most currencies and travellers cheques can be exchange at banks moneychangers , hotels and major retail outlets credit carts are widely accepted in most city shops.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;BERGAMA &lt;br/&gt;Bergama, (105 kms north of Izmir)~~ is one of the major sites antiquity in Turkey, having been a great center of culture and civilization throughout history. The site has remarkable remains from the Roman and Byzantine periods. The Asclepion to the southwest of the lower city, was built to pay homage to the God of Health, Asclepios, and it was the most celebrated in the world. The temples of Trajan and Dionysus, majestic Altar of Zeus, the temple of Demeter, inspiring theatre, the gymnasium, the arsenals, the lower agora and the famous library form the Acropolis. In addition, you may see the finds from Bergama and the surrounding area. In the Archaeological and Ethnographical Museum. The temple of Serapis, also called the &quot;Red Courtyard&quot; due to its red tiles, is today located within the town of Bergama. It was built as a sanctuary dedicated to Serapis and was then converted into a basilica by the Byzantines. Bergama is the homeland of many philosophers and scientists. Among them is Krates who invented and produced the &quot;parchment paper&quot; (Pergamene Kaste) here.&lt;br/&gt;Dikili is a harbor town close to Bergama, visited by cruise liners bringing visitors to Bergama. Dikili is an ideal place to relax after a Bergama excursion. A walk along the Rordan promenade is a pleasure. Between Dikili and Izmir do not forget to visit the port of Candaril which is crowned with one of the best preserved Genoese fortresses .&lt;br/&gt; ÇESME &lt;br/&gt;Cesme is a little town at the tip of the peninsula that forms the Gulf of Izmir. The meaning of &quot;Cesme&quot; is &quot;fountain&quot; or &quot;spring&quot; due to the curative springs and thermal baths around especially in Ilıca. Cesme and Ilıca are resorts that should be visited for a while because of the vast white beaches and azure waters with seasonal accommodation facilities. Ilıca is located at the center of several touristic sites. Thermal resorts of Sifne Pasa Limani, Buyuk Liman, Alacati, and the Bay of Boyalik. You may enjoy almost every kind of water sport in Cesme, including underwater diving. If you are lucky enough you may encounter the seals, off the shore. In this town, there are excellent</description></item><item><title>TURİZM - POLAT RENEİSSANCE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-polat-reneissance-402688.html</link><description>polat reneissance</description></item><item><title>YİYECEK İÇECEK DEPARTMANINI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yiyecek-icecek-departmanini-392012.html</link><description>Konumuza başlamadan önce yiyecek içecek departmanını şematik olarak çizdim,kısaca anlatmakta gerekirse,genel müdüre bağlı bir departmandır yiyecek içecek müdürü tarafından yönetilir.&lt;br/&gt;YİYECEK İÇECEK MÜDÜRÜ VE GÖREVLERİ&lt;br/&gt;              Yiyecek içecek Müdürü&quot;nün sorumlu olduğu konular oldukça geniş kapsamlıdır, departmanı ile ilgili tüm konularda bilgili,konusuna hakim,doğru kararlar verebilen,disiplinli bir kişiliğe sahip olmalıdır departmanın işleyişinde baş rol&lt;br/&gt;oynar departmanına bağlı tüm bölümlerin idaresi,düzeni,bu bölümlerdeki koordinasyon ve işleyiş tamamen bilgisi dahilinde gerçekleşir.Departman sorumluları ile paralel doğrultuda çalışmaya özen gösterir ve onların sorunlarını dinleyerek çözümler geliştirir,her yılın başında o yıl içerisinde yapılacak yenilikler konuşularak hayata geçirilir buna örnek verecek olursak o yıl düzenlenebilecek özel geceler,restoranlarda yapılabilecek değişik aktiviteler,mönülerde yeni seçimler gibi .&lt;br/&gt;ZİYAFET MÜDÜRÜ VE ZİYAFET  SATIŞ&lt;br/&gt;Şemamıza dikkat edecek olursak yiyecek içecek  müdürü ile bu yükü paylaşan bazı yardımcıları var buların başında geleni ziyafet müdürü &quot;dür şemayı kafamızda iki kısma ayıralım ziyafet ve restoranlar: ziyafetle restoranlar arasında farklar vardır  restoranlar genellikle sabit kurulumlu yerlerdir fakat ziyafet bölümünün kapsadığı alan sadece yemek ve içki ile sınırlı değildir ziyafet salonlarında toplantılar,konferanslar düğünler, davetler,özel geceler düzenlene bilir  restoranların alamayacağı kadar sayılardaki misafirler ziyafet salonlarında ağırlanabilirler bu sebeplerden dolayı ziyafet  bölümleri diğer bölümlerden ayrı tutulur daha çok örnek vermek gerekirse mönüleri restoran mönülerine göre çok fazla seçeneklidir,rezervasyonları bir veya iki yıl önceden alınabilir misafirlerin arzu ettiği şekillerde salon düzenleri kurulabilir işte bu anlattığım tüm görevleri ise ziyafet müdürü kontrolünde ziyafet satış bölümü üstlenir tabi ki ziyafet satış bölümü sadece ziyafet salonlarına rezervasyon alıyor diye</description></item><item><title>TÜRKİYENİN TURİSTİK DEĞERLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyenin-turistik-degerleri-385102.html</link><description>.TÜRKİYENİN TURİSTİK DEĞERLERİ&lt;br/&gt;Turistlerin seyahatleri sırasında görmek istedikleri varlıklara turistik değerler adı verilir. Ülkemizdeki turistik değerleri, tabii ve tarihi değerler olarak iki gruba ayırmak mümkündür.&lt;br/&gt;A.TABİİ DEĞERLER&lt;br/&gt;Tabiatta kendiliğinden oluşmuş güzelliklere tabii değerler denir.Tabii değerleri özelliklerine göre çeşitli şekillerde gruplandırabiliriz.&lt;br/&gt;1.Tabii Harikalar&lt;br/&gt;Görünüşleri ve özellikleriyle insanlarda hayranlık uyandıran,benzeri bulunmayan,tabiatta kendiliğinden oluşmuş güzelliklerdir.Ülkemizdeki tabii harikalardan bazıları şunlardır:&lt;br/&gt;- Pamukkale(Denizli)&lt;br/&gt;Şifalı suları,bembeyaz travertenleri,tarihi eserleri ile dünyada benzeri bulunmayan turistik bir yöremizdir.Pamukkale bu özellikleri sebebiyle bir tabiat harikasıdır.Dünyadaki tüm turistlerin ilgisini çekmektedir.Özelliklerinin bozulmaması için devlet tarafından koruma altına alınmıştır.&lt;br/&gt;-Peribacaları(Nevşehir)&lt;br/&gt;Peribacaları Göreme vadisinde bulunmaktadır.Tabiat olaylarının zamanla kayaları aşındırmasıyla oluşturduğu bacaya benzeyen şekillere peribacası denir.Peribacaları,dünyada benzeri bulunmayan büyüleyici güzelliği sebebiyle bir tabiat harikasıdır.&lt;br/&gt;2.Turizme Elverişli Mağaralar&lt;br/&gt;Mağara kayalıklarda doğal olaylarla açılan, insan veya hayvanlarca barınak olarak kullanılabilen çukur ve boşluklardır.Ülkemizdeki önemli mağaralardan bazıları şunlardır:&lt;br/&gt;-Damlataş Mağarası(Antalya)&lt;br/&gt;-İnsuyu Mağarası(Burdur)&lt;br/&gt;3.Obruklar&lt;br/&gt;Obruk; tabiat olaylarıyla taşların bulunduğu yerlerde taşların erimesiyle oluşan,ağzı açık,derin,doğal oyuklardır.Ülkemize her yıl çok sayıda turist çeken obruklardan birisi Mersin&quot;deki Cennet Cehennem obruklarıdır.&lt;br/&gt;4.Şelaleler&lt;br/&gt;Yüksek bir yerden sürekli bir hızla düşen akarsu kütlesine şelale denir.Ülkemizdeki önemli şelalelerden bazıları şunlardır:&lt;br/&gt;-Tortum(Erzurum)&lt;br/&gt;-Manavgat,Düden(Antalya)&lt;br/&gt;5.Şifalı Sular&lt;br/&gt;Şifalı sular çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılır.Ülkemize gelen turistler,tedavi olmak amacıyla şifalı suların bulunduğu yörelere gitmektedirler.</description></item><item><title>EDİRNE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?edirne-373483.html</link><description>EDİRNE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İLİN KİMLİĞİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yüz Ölçümü        :  6276 km2&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nüfusu                 :  404599&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İlçeleri                  :  Merkez, Enez, Havza, İpsala, Keşan, Lalapaşa, Meriç, Süloğlu, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uzunköprü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nüfus Yoğunluğu :  58&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Köy Sayısı             :  255&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bucak Sayısı          :  11&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Edirne;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Marmara Bölgesi&quot;nin Trakya kısmında yer alan; Türkiye&quot;nin  Avrupa Yakası&quot;nda ikinci büyük ve sınır boyu  şehiridir. Sınır kapısı, &quot;Bursa&quot;nın oğlu, İstanbul&quot;un babası &quot; olarak adlandırılan ve Osmanlı Devleti&quot;nin ikinci başkenti ve &quot; müzeşehir &quot; Edirne&quot;nin doğusunda Kırklareli ve Tekirdağ, güneydoğusunda Çanakkale, batısında Yunanistan, kuzey batısında Bulgaristan, güneyinde ise Ege Denizi bulunmaktadır. İl toprakları 40&amp;#61616;30&amp;#61602; ve 42&amp;#61616;00&amp;#61602; kuzey enlemleri ile 26&amp;#61616;00&amp;#61602; ve 27&amp;#61616;00&amp;#61602; doğu boylamları arasında yer alır. Trafik kod numarası 22&quot;dir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; İsminin Menşei&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Edirne, Roma İmparatoru Hadrianus tarafından M.S. 1020&quot;de yeniden imar edildiği için, buna hitaben, &quot; Hadrianapolis &quot; ismi verilmiştir. Doğu Roma ( Bizans ) zamanında &quot; Adrinople &quot; olarak adlandırılmış, Türkler Edirne&quot;yi fethedince, ilk önce Edrine demişler, sonradan bu kelime halk arasında Edirne olmuştur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fiziki Yapı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Trakya&quot;nın batısını kaplayan Edirne toprakları, geniş düzlükler ve basık tepelerden meydana gelir. Alanın %78&quot;i platolar, %5&quot;i dağ ve yaylalar ve %17&quot;si  ovalardan oluşur. Akarsu ve göl bakımından da zengin sayılır. %25&quot;i orman ve fundalıklarla kaplıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Ekonomi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Edirne&quot;nin ekonomisinde ağırlık tarıma dayanır. Çalışan nüfusun %73&quot;ğü tarım, balıkçılık, avcılık ve ormancılıkla uğraşır. Sanayi hızla gelişmektedir. Avrupa&quot;yı Ortadoğu&quot;ya, Anadolu ve İstanbul&quot;a bağlayan transit yol buradan geçer.  &lt;br/&gt;                    &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nüfus ve Sosyal Hayat&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1990 sayımına göre toplam nüfusu 404.599 olup, bunun 210,421&quot;i ilçelerde, 194,178&quot;i köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 6276km2 olup, Nüfus yoğunluğu km2 başına 64 kişidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Örf ve Adetleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Edirne tarih boyunca Avrupa ve Asya arasında göç, akın, istila ve sefer yolu üzerinde olduğu için, çeşitli kültürler bu bölgede hakim olmuştur. 1361&quot;de Osmanlı Türkleri&quot;nin fethiyle, Türk-İslam kültürü hızla yerleşmiş ve diğer kültürler unutulmuş, sadece bazı harabe ve tarihi kalıntıları kalmıştır. Edirne&quot;de Türk-İslam gelenekleri hakimdir. Kıyafet : Mahalli kıyafet gittikçe kaybolmakta, sadece düğün, bayram ve folklor gösterilerinde kullanılmaktadır. Yine de köylerde şalvar ve yelve gibi elbiselerin giyilmesi yaygındır.  Yemekleri : Mahalli yemekleri tarhana, badem ezmesi, ciğer sarması, mamaza ve akıtma ( mayalı, ince ) mantı ve katmer, bakla tavası, çerkez tavuğu, nemse böreği, gözlemedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kırkpınar Güreşleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;14. yy&quot;ın ikinci yarısından itibaren Edirne&quot;nin Kırkpınar mevkiinde güreş şenlikleri düzenlenir. Süleymen Paşa&quot;nın Rumeli&quot;yi fetihleri sırasında ( 1346-1358 ) Anadolu&quot;dan Rumeli&quot;ye geçen Türk askerleri bu bölgede mola verirken güreşe başladılar. Bu kırk er birbirini yenemedi ve güreşteyken öldüler. Seneler sonra arkadaşları seferlerden ( akınlardan ) dönünce arkadaşlarının kabrini ziyaret ettiklerinde soğuk, gür bir pınarın aktığını görürler. ( Kırklarpınarı ) zamanla Kırkpınarı olur. Rumeli&quot;yi fetheden kırk şehidi anmak için düzenlenen kırkpınar güreşleri zamanla gelenek haline gelir. Yiğitlerin harman olduğu er meydanı Kırkpınar&quot;daki güreşlerde baş pehliven olarak Aliço, Koca Yusuf, Hergeleci İbrahim, Adalı Halil ve Kurtdereli Mehmet yetişmişlerdir.</description></item><item><title>OSMANİYENİN TURİZMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?osmaniyenin-turizmi-357426.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;Çukurova&quot;nın doğu kısmında, sırtını Gavur Dağlarına dayayarak kurulmuş olan Osmaniye&quot;nin ve çevresinin kültürel tarihi zannedilenden, aksine daha gerilere gider. Bugünkü Osmaniye, kuruluş tarihi itibari ile yeni olmakla beraber farklı dönemlere ait tarihi ve kültürel mimarın etki ve ilgi alanı içinde kalmaktadır. &lt;br/&gt;Osmaniye ve çevresinde insanoğlunun mağaralarda yaşadığı poleolitik dönem ile yerleşik hayata geçtiği neolitik dönemlere ait buluntulara rastlanılmaktadır. Toprakkale&quot;nin bulunduğu toprak tepenin höyük olduğuna ilişkin iddia kesin ispat edilmemiştir. Hitit döneminden itibaren kullanılan İskenderun istikametinden gelen, bugün &quot;Akyar&quot; adı verilen tarihi yol Andırın - Göksun istikametine gidiyordu. Başka bir deyişle Çukurova&quot;nın Kilikya dönemlerinde Doğu Torosları aşan yol Osmaniye üzerinden geçiyordu. &lt;br/&gt;Roma dönemindne Ceyhan Nehri kenarında kurulan görkemli kentlerden biri olan Hieropolis  - Kastabala (M.Ö.I. M.S.VI.yy), Abbasiler döneminde inşa ve tamir  edilen Toprakkale ve Bizans döneminde Haçlı savaşları nedeniyle yapılmış olan Bodrumkale, Çardak Kalesi ve Savranda Kalesi başta olmak üzere Hasanbeyli Kalesi, Mitisin Gözetleme Kalesi, Fenk Kilisesi ve çoğu tahrip edilmiş irili, ufaklı diğer yapı kalıntıları Osmaniye Yöresinin antik dönemine ilişkin bilgileri oluşturup önemli kültür zenginlikleri içerisinde yer alır.&lt;br/&gt;Burada Osmaniye ili Turizmine deyinmeye çalışılıp, ilin arkeolojik ve kültürel değerlerini incelemeye çalışacağız.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.TURİZM&lt;br/&gt;Osmaniye; tarihi, arkeolojik ve turistik açıdan çeşitliliği olan E-5 ve D-400 devlet karayollarının kesiştiği noktada, Haydarpaşa-Bağdat demiryolunun üzerinde, denize ve yaylalara yakınlığıyla turistik avantaja sahip bir ilimizdir.&lt;br/&gt;İlin tarihini, MÖ. 3000 yıllarından başlayarak Lelegler adlı kavim, Hitit, Asur, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Uygarlıkları belirlemiştir. Türklerin Anadolu&quot;yu fethiyle beraber 1080&quot;li yıllarda Ulaşlı Aşireti&quot;nin bölgeye yerleşmesinin, ilin kuruluşunun başlangıcı olduğu kabul edilir.&lt;br/&gt;Osmaniye ve bölgesi, Memlük Türkleri&quot;nin Mısır&quot;da kuvvetlenmesi ile beraber Memlükler&quot;in yönetimine girmiş ve 1250-1517 yılları arasında bu devletin hakimiyetinde kalmıştır. Bu sırada büyük Türk göçleri olmuş, Kınık, Bayat, Yüreğir Aşiretleri bölgeyi tamamen Türkleştirmişlerdir. 1517-1696 yılları arasında &quot;Kınık Nahiyesi&quot; olarak Payas Sancağına bağlı olan Osmaniye 1722 yılında Maraş&quot;ta Zülkadiriye Eyaleti&quot;ne, daha sonra Halep Eyaleti&quot;ne bağlanmıştır. 1840 yılında Kavalalı Mehmet Ali Paşa döneminde Osmanlılar&quot;a bırakılan Osmaniye Adana&quot;ya bağlanmış, 1866 yılında Osmaniye Kazası olarak teşkilatlandırılmış, Payas Sancağı Yarpuz&quot;a taşınınca Osmaniye&quot;de Cebeli Bereket Sancağı  adını almıştır. &lt;br/&gt;II.Meşrutiyet ile sancak merkezi Osmaniye&quot;ye taşınmış ve 1924 yılına kadar da böyle kalmıştır. Cumhuriyet&quot;in ilanı ile vilayet olan Osmaniye 1933 yılında tekrar ilçe statü süne döndürülmüştür. Bu durum 24.10.1996 tarihine kadar sürmüş, bu tarihte Osmaniye il yapılmış  ve Türkiye&quot;nin 80. ili olmuştur.&lt;br/&gt;Osmaniye İli Selefküsler&quot;den ve Romalılar&quot;dan kalma tarihi kale ve ören yerleri açık hava müzeleri, camileri, mesire yerleri ve yayları ile görülmeye değer bir özellik taşımaktadır. İlin tarihi, turistik ve doğal güzellikleri aşağıda kısaca özetlenmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.Tarihi Kaleler&lt;br/&gt;1.1.1.Bodrum kalesi -Kastabala (Hierapolis) Şehri &lt;br/&gt;Osmaniye İli&quot;ne 15 km. uzaklıkta, Kesmeburnu Köyü ve Bahçe Köyü sınırları içinde kalan, Bodrum Kale olarak anılan Hierapolis-Kastabala, MÖ. 39-31 yılları arasında Roma imparatoru Mark Antony tarafından yerel kral seçilen Tarkandimotos&quot;un kurduğu ve başkent yaptığı bir antik kenttir.&lt;br/&gt;Ana Tanrıça Artemis&quot;in adına bir arada yapılmış olan tapınak nedeniyle  kent, din tarihinde büyük rol oynamıştır. Hatta her yıl düzenlenen  dini törenlerde, rahibelerin kor haline gelmiş kömürler üzerinde çıplak ayaklarıyla yürüyerek ayin yapmaları Kastabala&quot;nın bu tarihteki önemi nedeniyledir.&lt;br/&gt;Katabala, İmparator Valerian döneminde (253-260) &quot;Hierapolis-Kastabala&quot; veya  &quot;Pyramas</description></item><item><title>BEAUTıFUL PLACE ıN TURKE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?beautiful-place-in-turke-452367.html</link><description>The district of Galata is located on the north or left bank of the Golden Horn The village, which was already inhabited before the Christian era, was first known as Sycae or Sykai (fig field), and due to its location on the opposite shore, the inhabitants of Byzantium also named it Peran en Sykais, meaning &quot;fig field of the other side&quot;. The place was fortified by Constantine the Great (306-337), and later annexed to Constantinople by Theodosisus II (408-450). In the 6th century, the place was named Justinianopolis by Emperor Justinian (527-565), but the name only remained for a short time as it would never prevail upon Constantinople. The name Galata was mentioned for the first time with the arrival of the first Genoese settlers. It has been claimed that it derives from the word &quot;gala&quot; which means &quot;milk&quot; in Greek (because of the dairies which could be found around here), yet another possibility is that the name comes from a Genoese dialect word meaning &quot;slope&quot;. Galata began to flourish with the arrival of more Genoese and Venitian settlers who were antagonistic and fought for the monopoly of Constantinoples external and internal trade. In turn, they made alliances with the Byzantines. After 1261, in return for their help by providing a fleet of warships to recapture Constantinople from the Latins of the Fourth Crusade, Emperor Michael VIII Palaeologus granted the Genoeses the right to settle permanently in Galata. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;About 1348, they surrounded their district with fortifications and built the Galata Tower, replacing a former tower, which they used for the surveillance of the Harbor in the Golden Horn. Galata remained an independent city until the Ottoman conquest. The Genoeses came under the protection of Mehmet the Conqueror and were allowed to remain in Galata and keep their privileges but the fortifications walls were partly destroyed. The sultan also made this a residential area for Greek, Armenian and Jewish communities.&lt;br/&gt;The tower, to which the Ottomans added two stories, was converted into a prison. Later the Ottomans used it as a watch tower to detect fires in the city, because they prefered to build their houses in wood as they were more resistent in case of earthquake (but not in case of fire). &lt;br/&gt;In 1638, Hezarfen Ahmet Çelebi succeeded in flying with artificial wings from the Tower and landed in Üsküdar on the other side of the Bosphorus.&lt;br/&gt;The 12 stories tower has a height of 61m / 200 ft, a diameter of 8.95 m / 29.4 ft, and wall thickness of 3.75m / 12.3 ft.&lt;br/&gt;The tower was opened to the public in 1967 and an elevator was added inside. In the 1980s, it was entirely restored. &lt;br/&gt;During daytime, visitors can enjoy a magnificent view of the city from the top floor (open everyday from 08.30 - 20.00), and at night it is possible to enjoy dinner at the panoramic restaurant where belly dancers, folk dance groups and singers perform in a typical atmosphere.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Soon after the Ottoman conquest of Constantinople, the district of Galata became too narrow because of its dense population. The richer merchants and the first foreign embassies progressively moved to live beyond the walls of Galata to the hills above. Thus was born the new European district of Pera (Pera means &quot;beyond in Greek). When the Ottomans opened to trading with the West, Turkish Muslim families, also attracted by Galata, came and settled in the surroundings of the tower, but for the same reasons of overcrowding, they settled in Pera to which they gave the Turkish name Beyoğlu (the Son of the Bey). Towards the end of the 16th century, Pera-Beyoğlu had completely supplanted Galata. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇEŞME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çeşme is a holiday resort and a thermal spring center located at the extremity of a peninsula bordered with beautiful beaches. Its name which means &quot;spring&quot;, comes from the healing water of the numerous thermal baths such as Ilıca, Şifne, Paşa Limanı, Büyük Liman, Alaçatı and Boyalık Bay. Inside the Genoese fortress restored by the Ottomans, takes place the &quot;Çeşme Sea and Music Festival&quot;. &lt;br/&gt;KUŞADASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kuşadası is set in a superb gulf, on the site of a settlement founded by Ionians and identified as ancient Neapolis. In the vicinity were the two other Ionian cities of Phygale and Marathesion, but mighty Ephesus swapped Marathesion with Samos for Neapolis. Ephesus and Samos were both part of the Ionian Confederacy whose council, the Panionion, was held at the foot of Mount Mycale (today near Güzelçamlık*) . Following the Persian, Hellenistic and Roman do</description></item><item><title>TURİZM - KARAİN MAĞARASI  (HÖYÜK)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-karain-magarasi-(hoyuk)-402629.html</link><description>karain mağarası  (höyük)</description></item><item><title>TÜRKİYEDE TURİZM TEŞVİK TEDBİRLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyede-turizm-tesvik-tedbirleri-420108.html</link><description>ülkemizde turizm sektörünün teşviki yönünden turizm kredileri dışında geliştirilen hak, kolaylık ve muafiyetler diğer teşvik araçlarını meydana getirmektedir. yerli ve yabancı yatırımcılara aynı koşullar altında yararlandırılan söz konusu teşvik uygulamaları aşağıda belirtilmiştir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1-kamu arazisi tahsisi&lt;br/&gt;2-gümrük muafiyeti&lt;br/&gt;3-yatırım indirimi&lt;br/&gt;4-kaynak kullanımını destekleme fonu&lt;br/&gt;5-yabancı uyruklu personel çalıştırılması&lt;br/&gt;6-bina inşaat harcı istisnası&lt;br/&gt;7-vergi, resim ve harç istisnası&lt;br/&gt;8-bloke para kullanılması&lt;br/&gt;9-garantisiz ticari alacakların kullanılması &lt;br/&gt;10-ayni ve nakdi dış kredilerden yararlanma koşulları&lt;br/&gt;11-turizm geliştirme fonu&lt;br/&gt;12-orman fonuna katkının taksitlendirilmesi&lt;br/&gt;13-elektrik, havagazı ve su ücretleri&lt;br/&gt;14-haberleşme kolaylıkları&lt;br/&gt;15-personel çalıştırılması&lt;br/&gt;16-alkollü içki satışı ve talih oyunları&lt;br/&gt;17-resmi tatil, haftasonu ve öğle tatilleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;kamu arazisi tahsisi:</description></item><item><title>TURİZM - HAC TURİZMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-hac-turizmi-402617.html</link><description>hac turizmi</description></item><item><title>YAYLA ALANLARINDAKİ TURİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yayla-alanlarindaki-turi-396057.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm doğal ve kültürel çevrelerde oluşan bir olgundur. Butler&quot; a  göre de, turizm diğer endüstri türleri gibi gelişim ve değişimin nedenidir. Bu özelliklerinden dolayı turizmin çevre üzerinde çeşitli etkilerinin olduğu bilinen bir gerçektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda  turizmin sosyo-kültürel ve çevresel etkilerinden çok ekonomik etkilerinin üzerinde durulmuştur. Ancak turizmin              diğer etkilerinin önemi de turizm bakımından gelişmiş ülkelerdeki deneyimlerde görülmüştür. Turizmin bu etkilerini genelleştirmek oldukça zordur. Yaylalar zengin otsu bitkilere sahip, yüksek arazi parçalarıdır. Dünyada turizm tüketim kalıplarındaki önemli değişimler sonucu, doğa ile iç-içe, abartılı olmayan, bozulmamış ve               temiz bir çevrede aktif bir tatil giderek daha çok rağbet görmektedir. Turizmin çeşitlendirilmesi ve yaygınlaştırılması politikası doğrultusunda sürdürülen &quot;Yayla Turizmi&quot; dünya turizminde görülen doğaya yöneliş taleplerine uygun olarak arz oluşturmak, turizm sezonunu ve ortalama kalış süresini uzatarak, turizm gelirlerini artırmak, kırsal kesimde yaşayanların turizmden hak ettikleri payı almalarını sağlamak ve iç göçü azaltmaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toplumların yaşam biçimi ve kültür düzeyi, kaplıcanın bulunduğu alanda topoğrafik  ve jeolojik yapının getirdiği kısıtlamalar ve termal tesislerin günümüzde, tedavi edici özelliklerinin yanı sıra, dinlendirici özellikleriyle de zihinsel yorgunluğun giderildiği yerler olması, termal tesisi oluşturan bölümlerin birbiriyle olan yakın ilişkilerini etkilemekte, çevresel ve mekansal kararların oluşmasında önemli rol oynamaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.  BÖLÜM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. YAYLA   ALANLARINDAKİ     TURİZMİN   KAPSAMI   VE    TURİZM İÇİNDEKİ YERİ.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Doğal ve ekonomik nitelikleri yanında sosyal bir olgu olarak ta önem taşımaktadır. Yeşil ve mavinin böylesine harikulade göz kamaştırıcılığı tabiatın anlatılması zor güzelliğini dinlenme, gezi, spor imkanları turizm gerçeğine uygun şekli olan yayl</description></item><item><title>GOLF VE COUNTR CLUB</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?golf-ve-countr-club-355453.html</link><description>Golf&amp;Country Club&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A Golf&amp;Country Club is a complex where people can play golf and ride horse. &lt;br/&gt;People use these clubs in the aim of doing sports for healthy life, relaxing and feeling themselves better.</description></item><item><title>TOPKAPI SARAYI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?topkapi-sarayi-454217.html</link><description>TOPKAPI SARAYI&lt;br/&gt;15-19 uncu yüzyıllar arasında Osmanlı İmparatorluğunun merkezinde bulunan Topkapı Sarayı, labirentleriyle, Boğaz, Haliç ve Marmara Denizinin sularının karıştığı noktada, bir kara parçası üzerinde yer almaktadır. Yeni sarayın (Topkapı Sarayının) yapımına 1466dan sonra başlanmış ve Fatih ölmeden birkaç sene önce 1478de tamamlanmıştır. Bu saray diğer Avrupa Sarayları gibi tek bir binada olmayıp çeşitli köşk ve dairelerden oluşmuştur. İlk olarak yapılan Çinili Köşk Sırça Saraydır ve 1472de bitmiştir. Orta Asya mimarisi karakterinde ve iki katlı köşk 1875te Arkeoloji, 1908 senesinde de Türk İslam Eserleri Müzesi olmuştur. 1953te ise Fatih Eserleri Müzesi olarak açılmıştır. Çinili Köşkü, Kubbealtı Arzodası, Hasoda, Hazine, Kiler ve Seferliler gibi koğuşlar, mutfakların bir kısmı, hastalar odası, hamam şimdi kütüphane olan Ağalar Cami, ahır ve diğer binaların yapımı izlemiş ve son olarak da yapı 1478de Saray surlarının ve Bab-ı Humayun denen Sultanahmet yönündeki asıl kapının inşaatı ile tamamlanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fatih devrinde ortalama 750 kişi olan saray halkı gittikçe artmış ve XIX. yüzyılda normal günlerde 5000, bayram günleri gibi fevkalade zamanlarda ise 10.000i bulmuştur. Bu sebeple bu saraya zamanla yeni yeni ilaveler yapılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Topkapı Sarayı Harem kısmı III. Sultan Murat devrinde 1574 - 1595 yıllarında yapılmış ve ondan sonra Bayazıtdaki harem halkı buraya nakledilmiştir. XIX. yüzyıl başlarında harem halkı 474 kişi idi. Hareme girerken Kızlar Ağası Dairesi ve onun üst katında da küçük şehzadelerle Sultanlar için Şehzadeler Mektebi vardı. Sarayda zamanla Enderun Mektebi, Hekimbaşı Odası, Enderun Eczanesi, iç avlulardaki köşklerle Sarayburnu sahillerinde yazlık köşkler yapılmış, mutfaklar, ahırlar genişletilmiş, yeni yeni cami ve küyüphaneler ilave edilmiştir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;DOLMABAHÇE SARAYI&lt;br/&gt;19 uncu yüzyılda Sultan I. Abdülmecit tarafından yaptırılan Dolmabahçe Sarayının cephesi Boğazın Avrupa kıyısında 600 m boyunca uzanmaktadır. Dolmabahçe Sarayı, Avrupa sanatı üsluplarının bir karışımı olarak 1843-1856 yılları arasında inşa edilmiştir. Sultan Abdülmecitin mimarı Karabet Balyanın eseridir. Osmanlı Sultanlarının her devirde birçok sarayı bulunurdu. Ancak esas saray Topkapı, Dolmabahçe Saraylarının tamamlanmasından sonra terk edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dolmabahçe Sarayı üç katlı, simetrik planlıdır. 285 odası ve 43 salonu vardır. Denizden 600 metrelik bir rıhtımı, kara tarafında ise birisi çok süslü iki abidevi kapısı vardır. Bakımlı ve güzel bir bahçenin çevrelediği bu sahil sarayının ortasında, diğer bölümlerden daha yüksek olan tören ve balo salonu yer alır. Büyük, 56 sütunlu kabul salonu 750 ışıkla aydınlanan 4.5 tonluk muazzam kristal avizesi ile ziyaretçileri hayrete düşürür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sarayın giriş tarafı Sultanın kabul ve görüşmeleri, tören salonunun diğer tarafındaki kanat ise harem bölümü olarak kullanılmıştır. Iç dekorasyonu, mobilyaları, ipek halı ve perdeleri ve diğer tüm eşyası eksiksiz olarak, orijinaldeki gibi günümüze gelmiştir</description></item><item><title>TURİZM - AKDENİZ BÖLGESİNDE TURİZMİN GELİŞME NEDENLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-akdeniz-bolgesinde-turizmin-gelisme-nedenleri-402645.html</link><description>akdeniz bölgesinde turizmin gelişme nedenleri</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot;DE DENİZ TURİZMİ VE ULAŞTIRMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-de-deniz-turizmi-ve-ulastirmasi-383845.html</link><description>TÜRKİYE&quot;DE DENİZ TURİZMİ VE ULAŞTIRMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ORÇUN YÜKSEL&lt;br/&gt;0305020002&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TOPLUM BİLİMLERDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PROF.DR.ŞERMİN TEKİNALP&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2004/2005 YAZ OKULU DÖNEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1GİRİŞ0&lt;br/&gt;2TÜRKİYE&quot;DE DENİZ TURİZMİ2&lt;br/&gt;2.1Deniz Turizmi Tanımı2&lt;br/&gt;2.2Türkiye&quot;de Deniz Turizmi2&lt;br/&gt;2.3Türkiye&quot;de Deniz Turizminin  Durumu3&lt;br/&gt;2.4Türkiye&quot;de Deniz Turizminin Unsurları4&lt;br/&gt;2.4.1Yat Yatırımları ve İşletmeciliği4&lt;br/&gt;2.4.2Mega Yatlar5&lt;br/&gt;2.4.3Türkiye&quot;de Yat İnşası5&lt;br/&gt;2.4.4Marina Yatırımları ve İşletmeciliği5&lt;br/&gt;2.4.5Kruvaziyer Turizm ve Feribot İşletmeciliği6&lt;br/&gt;2.4.6Dalış Turizmi ve Su Sporları Faaliyetleri7&lt;br/&gt;2.4.7Suüstü Sporları8&lt;br/&gt;3TÜRKİYE&quot;DE  DENİZYOLU  ULAŞTIRMASI8&lt;br/&gt;3.1Denizyolu Ulaştırması:8&lt;br/&gt;3.2Türkiye&quot;de Denizyolu Ulaştırması8&lt;br/&gt;3.3Türkiye&quot;nin Deniz Taşımacılığı Hacmindeki Gelişmeler10&lt;br/&gt;3.3.1Kabotaj Yük Taşımaları10&lt;br/&gt;3.3.2Uluslararası  Taşımalardaki Gelişmeler12&lt;br/&gt;4SONUÇ13&lt;br/&gt;5KAYNAKLAR14&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1GİRİŞ&lt;br/&gt;Turizm ve ulaştırma  ülkelerin gelişmişlik düzeylerini belirlemekle birlikte ekonomilerinin gelişmesini sağlayan önemli faktörlerdir.&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de son yıllarda gelişme gösteren turizm dallarından birini deniz turizmi oluşturmaktadır. Deniz turizmi deniz araçları ile yapılan turizm amaçlı meslek faaliyetleri ile onu doğrudan destekleyen  meslek faaliyetlerini kapsamaktadır. Özellikle Türkiye&quot;nin üç tarafının denizlerle çevrili olması deniz turizmine elverişlidir. Gerek kara gerekse hava yoluna oranla daha maliyetlerin düşük olması son yıllarda deniz turizmine olan ilgiyi artırmıştır. Yaşanan 11 eylül olaylarının ardından belirli bir düşme yaşayan Türkiye  deniz turizmi bu olumsuz etkileri atma çabasına girmiştir. Türkiye turizm gelirlerinin  %25&quot;ini oluşturan deniz turizmi desteklenmesi gereken önemli bir ekonomik sektördür.&lt;br/&gt;Deniz turizmi kadar önemli bir sektörde denizyolları ulaştırma sektörüdür. Denizyolları taşımacılığı gerek yolcu taşımacılığı gerekse  yük taşımacılığı açısından önem  göstermektedir.  Türkiye&quot;nin, uluslararası deniz ulaşım yollarının kavşağında bulunan coğrafyası ve dünya dış ticaret hacmindeki hızlı büyüme, Türkiye&quot;deki  deniz taşımacılığının önemini daha da artmıştır.&lt;br/&gt; Dünya ticaretinin yaklaşık 80%&quot;i, Türkiye&quot;nin ithalat ve ihracat taşımalarının da yaklaşık %87&quot;lık bölümü deniz yolu ile yapılmaktadır. Türk deniz ticareti filosu, 2004 yılı itibariyle dünya sıralamasında 23. sırada yer almaktadır. Ekonomi açısından önemli bir yer teşkil eden deniz ulaştırmasının devlet tarafından güçlü politikalarla desteklenmesi gerekmektedir.&lt;br/&gt;&quot;Türkiye&quot;de Deniz Turizmi ve Ulaştırması&quot; başlıklı yapılan çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde deniz turizmi ele alınarak deniz turizminin unsurları incelenmiştir. İkinci bölümde  Denizyolları Ulaştırması ele alınarak Türkiye açısından önemi üzerinde durularak istatistikler verilerle  desteklenmeye çalışılmıştır.  Deniz turizmi ve deniz ulaştırmasının genel bir değerlendirilmesinin yapıldığı sonuç bölümüyle araştırma bitirilmiştir. Yapılan çalışma  konuyla ilgili kaynaklar ve internet siteleri taranarak hazırlanmaya çalışılmıştır. Ancak  konu hakkındaki  kaynakların azlığı ve ulaşmaktaki güçlükler daha geniş kapsamlı araştırma yapmanın önündeki engelleri oluşturmuştur. &lt;br/&gt;&quot;Türkiye&quot;de Deniz Turizmi ve Ulaştırması&quot; adıyla hazırlanan konu, bu konu  hakkında bilgi edinmek ve bu sektörde yer almak isteyen yatırımcılara yol gösterme niteliği taşıdığından önem arz etmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2TÜRKİYE&quot;DE DENİZ TURİZMİ&lt;br/&gt;2.1Deniz Turizmi Tanımı&lt;br/&gt;Denizde deniz araçları ile yapılan, turizm amaçlı meslek faaliyetleri ile  onu doğrudan destekleyen diğer meslek faaliyetleri deniz turizmi  olarak tanımlanmaktadır (Deniz Sektörü Raporu, 2003:1).&lt;br/&gt;2.2Türkiye&quot;de Deniz Turizmi&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de talebin en fazla olduğu turizm türüdür. Burada kişilerin &quot;deniz-kum &amp;#8211;güneş&quot; üçlüsü olarak değerlendirilen deniz ya da kıyı turizminden yararlanması söz konusudur. Türkiye, deniz turizmi için gerekli olan; uzun kıyılar, temiz deniz, uygun kumsallar, doğal ve tarihi güzellikler yanında, uygun iklim koşullarına da sahip olması nedeniyle bu turizm türünde oldukça gelişme göstermiştir. Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye&quot;yi ziyaret eden turistlerin önemli bir bölümü (yaklaşık %60) deniz turizmine yönelik amaçlarla seyahat etmektedir. Deniz turizminden yararlanma 4-5</description></item><item><title>TURİZM - ATOMUN YAPISI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-atomun-yapisi-402114.html</link><description>atomun yapısı</description></item><item><title>HAKKARİNİN KULTUREL YAPISI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hakkarinin-kulturel-yapisi-367101.html</link><description>HAKKARİ&quot;NİN KÜLTÜREL YAPISI &lt;br/&gt;     Kültür,bir milletin,bir toplumun sahip olduğu ve kökeni bilinmeyen çağlara uzanan,tarihin seyri içerisinde teşekkül etmiş kendisine has yaşam tarzı ve değerler&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;     Bir başka deyişle kültür,yazılı ve sözlü halk edebiyatının,halk müziğinin halk oyunlarının,geleneksel tiyatronun,halk sanatlarının,inançlarının,giyim kuşam geleneğinin,törenlerinin belirli olaylar ve durumlar karşısındaki tavırlarını belirleyen maddi ve manevi değerler bütünüdür.Kısaca ifade etmek gerekirse kültür bir millettin hafızasıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Konuya bu perspektiften bakınca Hakkari bölgesinin coğrafi yapısı,tarihi geçmişi halkın ekonomik yaşam tarzı ve üretim şekli kültürel dokunun belirlenmesinde en önemli etken olarak görülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Hakkari yöresi ilk çağlara kadar uzanan tarihi geçmişi boyunca çeşitli milletlerin ve topluluklarının yerleşim yeri olduğundan günümüze kadar varlığı devam eden değişik kültür ve medeniyet izlerini görmek mümkündür.Aşılması güç,sarp ve yalçın dağlarla çevrili bulunan bölgeye devamlı olarak muhkem bir kale gözü ile bakılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Hakkari yöresi zengin ve renkli bir folklora sahiptir Bu zenginliğin en can alıcı,en gözde ve en önemli kaynağı el sanatlarıdır.El sanatları doğal yaşamın vazgeçilmez bir parçası,yaşama tarzının en canlı unsurlarıdır.Doğanın renkli mozağini,halıda,kilimde,çantada ve çorapta nakış nakış görmek mümkündür.Koyunlardan elde edilen yün ve yapağılar yöre genç kız ve kadınlarının maharetli ellerinde,kilime,çantaya,çoraba,parzuna ve diğer nadide el sanatlarına dönüşür.Hünerle üretilen,yaşatılan eserlerin tümünde dokuyucusunun zeka seviyesi,ruh incelikleri,yaşam tarzı ve anlayışı,dünya görüşü,geleneği,göreneği,sevinçleri,&lt;br/&gt;Hüzünleri ve daha nice duyguları ilmek ilmek işlenir. Bunlar kimi zamanda bir çizgide kimi zaman da bir motifte gizlenmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Düğünler, bayramlar ve şenlikler bir başka hareketli ve renkli yaşamı gözler önüne serer. Hakkari yöresinde bayramlarda ve özel günlerde giyilen kendine özgü kadın ve erkek giysileri, halay türü, halk oyunları, türküleri ve ezgileri milli kültür mozayiğine apayrı bir canlılık katar. Şairin dediği gibi.&lt;br/&gt;HAKKARİ&quot;NİN KÜLTÜREL YAPISI &lt;br/&gt;     Kültür,bir milletin,bir toplumun sahip olduğu ve kökeni bilinmeyen çağlara uzanan,tarihin seyri içerisinde teşekkül etmiş kendisine has yaşam tarzı ve değerler&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;     Bir başka deyişle kültür,yazılı ve sözlü halk edebiyatının,halk müziğinin halk oyunlarının,geleneksel tiyatronun,halk sanatlarının,inançlarının,giyim kuşam geleneğinin,törenlerinin belirli olaylar ve durumlar karşısındaki tavırlarını belirleyen maddi ve manevi değerler bütünüdür.Kısaca ifade etmek gerekirse kültür bir millettin hafızasıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Konuya bu perspektiften bakınca Hakkari bölgesinin coğrafi yapısı,tarihi geçmişi halkın ekonomik yaşam tarzı ve üretim şekli kültürel dokunun belirlenmesinde en önemli etken olarak görülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Hakkari yöresi ilk çağlara kadar uzanan tarihi geçmişi boyunca çeşitli milletlerin ve topluluklarının yerleşim yeri olduğundan günümüze kadar varlığı devam eden değişik kültür ve medeniyet izlerini görmek mümkündür.Aşılması güç,sarp ve yalçın dağlarla çevrili bulunan bölgeye devamlı olarak muhkem bir kale gözü ile bakılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Hakkari yöresi zengin ve renkli bir folklora sahiptir Bu zenginliğin en can alıcı,en gözde ve en önemli kaynağı el sanatlarıdır.El sanatları doğal yaşamın vazgeçilmez bir parçası,yaşama tarzının en canlı unsurlarıdır.Doğanın renkli mozağini,halıda,kilimde,çantada ve çorapta nakış nakış görmek mümkündür.Koyunlardan elde edilen yün ve yapağılar yöre genç kız ve kadınlarının maharetli ellerinde,kilime,çantaya,çoraba,parzuna ve diğer nadide el sanatlarına dönüşür.Hünerle üretilen,yaşatılan eserlerin tümünde dokuyucusunun zeka seviyesi,ruh incelikleri,yaşam tarzı ve anlayışı,dünya görüşü,geleneği,göreneği,sevinçleri,&lt;br/&gt;Hüzünleri ve daha nice duyguları ilmek ilmek işlenir. Bunlar kimi zamanda bir çizgide kimi zaman da bir motifte gizlenmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Düğünler, bayramla</description></item><item><title>TURİZM KAVRAMI VE TURİZMİN TARİHİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-kavrami-ve-turizmin-tarihi-375467.html</link><description>TURİZM KAVRAMI VE TURİZMİN TARİHİTurizm; turistleri ve diğer ziyaretçileri kendine çekme ve ev sahibi olarak konuk etme süreci içinde turistler, işletmeler, ev sahibi yönetimler ve ev sahibi toplumların karşılıklı etkileşimlerinden doğan olaylar ve ilişkilerin tamamıdır.Turizm teriminin kökeni &quot;Tour&quot; sözcüğü olup, İbranicede &quot;öğrenme, araştırma anlamına gelen &quot;torah&quot; sözcüğünden türemiştir.  İbraniler olağan bir biçimde yaşanılan yerlerin dışındaki uzak yerleri görmek, oralarda oturan insanların ekonomik ve sosyal durumlarını incelemek üzere gönderilen kişilere turist ve bunların eylemlerine ise; turlamak derlerdi.  Turlayıcılar gittikleri ülke veya yörelerin kaynaklarını öğrenir, doğal güzelliklerini saptar, tarım ve hayvancılığın durumunu inceler ve nüfusunu tahmin etmeye çalışırdı.  Ancak bu işleri gizli yapmak zorunda olan turlayıcılar, kimliklerini de saklamak durumundaydılar.  Bu nedenle de seyahat olayı, zorluk, sıkıntı ve tehlike kısaca acı çekme anlamına gelen &quot;travail&quot; sözcüğüyle ifade ediliyordu.  Gerçekten de yol güvenliğinin olmayışı, ulaşım araçlarının ilkelliği, konaklama, yeme-içme, dinlenme-eğlenme, alış-veriş gibi seyahat hizmetlerinin yetersizliği; gezginin sıkıntılarının artmasına ve özellikle uzun yolculukların tehlikeli ve meşakkatli birer macera haline gelmesine neden oluyordu.  Bu yüzden seyahat, çoğu zaman ya macera düşkünü kişilerin, ya da herhangi bir nedenle bazı insanların katılmak zorunda oldukları bir yolculuk olarak görülüyordu.Doğal olarak o zamanlar yol güvenliğini sağlamak için gruplar ve kervanlar halinde birlikte seyahat etmeyi yeğleyen insanlar; bugün ise; sosyal ve ekonomik nedenlerle topluca seyahat etmekte ve seyahatin sorunsuz ve hoşça vakit geçirilen bir aktivite olduğuna inanmaktadırlar.  Her ne kadar bugün de seyahatlerde istenmeyen bazı deneyimler yaşanıyorsa da, günümüz turisti çoğunlukla seyahatin güzel deneyimlerinden hoşlanmakta, turların ve gezilerin ilginç, dinlendirici ve eğitici girişimler olduğunu düşünmektedir.  Eskiden zorunlu olarak katlanılan tehlike ve sıkıntı dolu seyahatler günümüzde güvence içinde ve iyi düzenlenmesi halinde de evin tüm konforuna sahip bir ortamda yapılabilmektedir.  Günümüzün seyahat yöntemleri, dünyanın en uzak yörelerini bile herkesin kolayca ulaşabileceği bir yakınlığa getirmiş durumdadır.  İnsanlar artık istediklere her yere daha hızlı ulaşabilmekte ve orada daha uzun süreler kalmaktan zevk alabilmektedirler.Turizm farklı işler, hizmetler ve endüstrilerin bir sentezidir.  Bu bileşim ulaştırma ve konaklama işletmeleri, yeme-içme kuruluşları, alış-veriş mağazaları, eğlence-dinlence yerleri, spor tesisleri ve ister tek başına, ister gruplar halinde olsun, evinden uzak yerlere seyahat edenlere sunulan her çeşit konukseverlik hizmetlerini içerir.  O, gezginlere mal ve hizmet sağlayan bütün üreticileri kapsar.  Bu bakımda turizm, ulaşım, konaklama, alış-veriş ve diğer tamamlayıcı kısımlarıyla tam bir dünya endüstrisidir.  Yani turizm, gezginlerin ülke içinde ve dışında yaptıkları harcamaların  toplamıdır.Turizm olayının yapısında, onu meydana getiren insan (gezgin) unsurunun yanı sıra biri statik, diğeri dinamik olmak üzere iki unsur daha vardır.  Coğrafi ve çevresel özellikler gibi faktörler turizmin statik unsurlarıdır.  Buna karşın gezi, seyahat ya da yer değiştirme gibi etkinlikler ise turizmin dinamik unsurlarını oluştururlar.  Bir turizm olayının meydana gelmesi bu iki unsurun bir arada bulunmasını gerektirir.Eskiden turizm, varlıklı insanlarla, üst düzey yöneticilerine özgü ve çoğunlukla uluslararasında yapılan seyahatler olarak gerçekleştiğinden; bu yüzyılın başlarına kadar yapılan tanımlar turizmi, sadece uluslar arası turist hareketleri açısından ele almakta ve özellikle yabancıların giriş-çıkışlarını dikkate alarak, ulusal ekonomiye döviz sağlayan ödemeler dengesi fonksiyonuyla değerlendirmekteydiler.  Çağdaş turizm kavramı, ilk olarak İkinci Dünya Savaşı döneminde, İsviçreli ekonomist Walter Hunziker ve Kurt Krapf tarafından formüle edildi ve tanımlanıp açıklandı.  Daha sonra bu tanım Uluslar arası Bilimsel Turizm Uzmanları Cemiyeti (AIEST) tarafından da kabul edildi.1.1. TURİZMİN BELİRLEYİCİ ÖZELLİKLERİTurizm kavramını belirleyen beş temel özellik vardır:*her şeyden önce turizm, insanların çeşitli yerlere yaptıkları seyahatler ve konaklamalarından doğar.*Amacı ve şekli ne olursa olsun, bütün turizm faaliyetlerinde iki element vardır:oBe</description></item><item><title>THE BREAT PYRAMID OF BIZA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?the-breat-pyramid-of-biza-355040.html</link><description>THE BREAT PYRAMİD OF BİZA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Man fears Time, yet Time fears the Pyramids&lt;br/&gt;It is the one and only Wonder which does not require a description by early historians and poets. It is the one and only Wonder that does not need speculations concerning its appearance, size, and shape. It is the oldest, yet it is the only surviving of the Seven Ancient Wonders. It is the Great Pyramid of Giza. &lt;br/&gt;Location&lt;br/&gt;At the city of Giza, a necropolis of ancient Memphis, and today part of Greater Cairo, Egypt. &lt;br/&gt;History&lt;br/&gt;Contrary to the common belief, only the Great Pyramid of Khufu (Cheops), not all three Great Pyramids, is on top of the list of Wonders. The monument was built by the Egyptian pharaoh Khufu of the Fourth Dynasty around the year 2560 BC to serve as a tomb when he dies. The tradition of pyramid building started in Ancient Egypt as a sophistication of the idea of a mastaba or platform covering the royal tomb. Later, several stacked mastabas were used. Early pyramids, such as the Step Pyramid of King Zoser (Djoser) at Saqqara by the famous Egyptian architect, Imhotep, illustrate this connection. &lt;br/&gt;The great pyramid is believed to have been built over a 20 year period. The site was first prepared, and blocks of stone were transported and placed. An outer casing (which disappeared over the years) was then used to smooth the surface. Although it is not known how the blocks were put in place, several theories have been proposed. One theory involves the construction of a straight or spiral ramp that was raised as the construction proceeded. This ramp, coated with mud and water, eased the displacement of the blocks which were pushed (or pulled) into place. A second theory suggests that the blocks were placed using long levers with a short angled foot. &lt;br/&gt;Throughout their history, the pyramids of Giza have stimulated human imagination. They were referred to as The Granaries of Joseph and The Mountains of Pharaoh. When Napoleon invaded Egypt in 1798, his pride was expressed through his famous quote: Soldats! Du haut de ces Pyramides, 40 si&amp;#35052;es nous contemplent. (Soldiers! From the top of these Pyramids, 40 centuries are looking at us) &lt;br/&gt;Today, the Great Pyramid is enclosed, together with the other pyramids and the Sphinx, in the touristic region of the Giza Plateau. Also in the area is the museum housing the mysterious Sun Boat, only discovered in 1954 near the south side of the pyramid. The boat is believed to have been used to carry the body of Khufu in his last journey on earth before being buried inside the pyramid. It may also serve him as a means of transportation in his afterlife journey according to Ancient Egyptian beliefs. &lt;br/&gt;Description&lt;br/&gt;When it was built, the Great pyramid was 145.75 m (481 ft) high. Over the years, it lost 10 m (30 ft) off its top. It ranked as the tallest structure on Earth for more than 43 centuries, only to be surpassed in height in the nineteenth century AD. It was covered with a casing of stones to smooth its surface (some of the casing can still be seen near the top of Khefres pyramid). The sloping angle of its sides is 51 degrees and 51 minutes. Each side is carefully oriented with one of the cardinal points of the compass, that is, north, south, east, and west. The horizontal cross section of the pyramid is square at any level, with each side measuring 229 m (751 ft) in length. The maximum error between side lengths is astonishingly less than 0.1%. &lt;br/&gt;The structure consists of approximately 2 million blocks of stone, each weighing more than two tons. It has been suggested that there are enough blocks in the three pyramids to build a 3 m (10 ft) high, 0.3 m (1 ft) thick wall around France. The area covered by the Great pyramid can accommodate St Peters in Rome, the cathedrals of Florence and Milan, and Westminster and St Pauls in London combined. &lt;br/&gt;On the north face, is the pyramids entrance. A number of corridors, galleries, and escape shafts either lead to the Kings burial chamber, or were intended to serve other fu</description></item><item><title>GÜZEL YURDUMUZ TÜRKİYE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?guzel-yurdumuz-turkiye-447966.html</link><description>-GÜZEL YURDUMUZ TÜRKİYE&lt;br/&gt;AMAÇLAR&lt;br/&gt;1.Güzel Yurdumuz Türkiye ünitesinde geçen kavramların anlam bilgisi &lt;br/&gt;2.Türkiyenin dünya üzerindeki yerini tanıyabilme &lt;br/&gt;KONULAR&lt;br/&gt;-Yurdumuza Genel Bakış &lt;br/&gt;oTürkiyenin Dünya Üzerindeki Yeri &lt;br/&gt;oTürkiyenin Dünya Üzerindeki Yerinin Önemi &lt;br/&gt;AMAÇLAR&lt;br/&gt;1.Yurdumuzun yeryüzü şekilleri bilgisi &lt;br/&gt;2.Yeryüzü şekillerinin yaşantımız üzerindeki etkilerini açıklayabilme &lt;br/&gt;KONULAR &lt;br/&gt;Yurdumuzun Doğal Durumu &lt;br/&gt;Yeryüzü Şekilleri (Genel özellikleri verildikten sonra bunların hayatımız üzerindeki etkileri kısaca açıklanacaktır.) &lt;br/&gt;AMAÇLAR &lt;br/&gt;1.Yurdumuzdaki iklim çeşitleri ile ilgili sınıflamalar bilgisi &lt;br/&gt;2.Yurdumuzdaki iklim çeşitlerinin etki alanları bilgisi &lt;br/&gt;KONULAR&lt;br/&gt;oİklimi ve Etki Alanları (Akdeniz iklimi, Karadeniz iklimi ve karasal iklimin özellikleri ile bu iklimlerin yurdumuzdaki etki alanları haritadan da yararlanılarak belirtilecektir.) &lt;br/&gt;AMAÇLAR &lt;br/&gt;1.Yurdumuzun doğal bitki örtüsü bilgisi &lt;br/&gt;2.Yurdumuzdaki doğal bitki örtüsünün önemini kavrayabilme &lt;br/&gt;KONULAR &lt;br/&gt;oDoğal Bitki Örtüsü (Doğal bitki örtüsünün genel özellikleri açıklandıktan sonra ormanlarımızın yararları üzerinde durulacaktır.) &lt;br/&gt;AMAÇLAR&lt;br/&gt;1.Yurdumuzun akarsularını tanıyabilme &lt;br/&gt;2.Yurdumuzun akarsularının özellikleri bilgisi &lt;br/&gt;3.Yurdumuzun akarsularından sağlanan yararları açıklayabilme &lt;br/&gt;4.Yurdumuzun göllerini tanıyabilme &lt;br/&gt;5.Yurdumuzun göllerinin özellikleri bilgisi &lt;br/&gt;6.Yurdumuzun göllerinden sağlanan yararları açıklayabilme &lt;br/&gt;7.Türkiyeden doğup sınır aşan akarsuların bilgisi &lt;br/&gt;8.Türkiyeden doğup sınır aşan akarsuların önemini kavrayabilme &lt;br/&gt;KONULAR&lt;br/&gt;oAkarsuları ve Gölleri (Başlıca akarsular ve göller harita üzerinde de gösterilerek belirtilecek ve bunlardan sağlanan yararlar ile bu suların kirletilmemelerinin önemi üzerinde durulacaktır. Sınır aşan akarsularımızın ekonomik ve politik önemi de kısaca vurgulanacaktır.) &lt;br/&gt;AMAÇLAR&lt;br/&gt;1.Yurdumuzu çevreleyen denizleri tanıyabilme &lt;br/&gt;2.Yurdumuzu çevreleyen denizlerin özellikleri bilgisi &lt;br/&gt;3.Yurdumuzun boğazlarını tanıyabilme &lt;br/&gt;4.Yurdumuzun boğazlarının özellikleri bilgisi &lt;br/&gt;KONULAR&lt;br/&gt;oYurdumuzu Çevreleyen Denizler ve Genel Özellikleri Bunlardan Sağlanan Yararlar &lt;br/&gt;AMAÇLAR &lt;br/&gt;1.Yurdumuzun kara sınırlarını tanıyabilme &lt;br/&gt;2.Yurdumuzun kara sınırlarının özellikleri bilgisi &lt;br/&gt;KONULAR&lt;br/&gt;oTürkiyenin Kara Sınırları ve Genel Özellikleri &lt;br/&gt;HEDEF : Türkiyenin dünya üzerindeki yerinin önemini kavrayabilme&lt;br/&gt;DAVRANIŞLAR &lt;br/&gt;1.Türkiyenin Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birleştiği bir bölgede yer aldığını söyleme &lt;br/&gt;2.Akdeniz ve Karadenizi birbirine bağlayan boğazların Türkiyenin egemenliği altında olduğunu söyleme &lt;br/&gt;3.Türkiyenin Asya ve Avrupa kıtaları arasında bir köprü oluşturduğunu söyleme &lt;br/&gt;4.Türkiyenin Karadenize kıyısı olan ülkelerin diğer denizlere açılmalarında önemli bir konuma sahip olduğunu söyleme/yazma &lt;br/&gt;5.Türkiyenin dünya için önem taşıyan petrol kaynaklarına sahip ülkelere komşu olduğunu söyleme/yazma &lt;br/&gt;6.Türkiyenin Akdeniz, Orta Doğu ve Avrupa uygarlıklarının kesiştiği bir yerde olduğunu söyleme/yazma &lt;br/&gt;7.Türkiyenin zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip olduğunu söyleme/yazma &lt;br/&gt;8.Türkiyenin büyük bir tarımsal üretim potansiyeline sahip olduğunu söyleme/yazma &lt;br/&gt;9.Türkiyenin tarım ürünleri bakımından kendi kendisine yetebilen ender ülkelerden biri olduğunu söyleme/yazma &lt;br/&gt;10.Türkiyenin içinde bulunduğu bölgede güçlü bir devlet olduğunu söyleme/yazma &lt;br/&gt;11.Türkiyenin genç ve dinamik bir nüfusa sahip olduğunu söyleme/yazma</description></item><item><title>TURİZM - EGE BÖLGESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-ege-bolgesi-402102.html</link><description>ege bölgesi</description></item><item><title>MISIR PİRAMİTLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?misir-piramitleri-386588.html</link><description>Mısır Piramitleri - Mısır&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünya harikalarının en yaşlıları aynı zamanda günümüzde ayakta kalabilen yegane harikalardır. Milattan önce 2000li yıllarda firavunlara (kraliyete) ait anıt mezarlar olarak yapılmıştır. Yaklaşık 80 kadarı hala ayaktadır. En büyükleri 147 metre boyuyla Keops Piramitidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Babilin Asma Bahçeleri - Bağdat&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nebuchadnezzarın sarayının yanındaki terasta bulunan bu asma bahçelerinin 29 ila 91 metreye kadar yükseldikleri söylenmektedir. Milattan önce 600 yıllarında, kralın, eşi dağlardan gelen kraliçeyi mutlu etmek için yaptırdığı söylenir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zeus Heykeli - Olympia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Milattan önce 400 yıllarında Phidias tarafından yapılan 12 metre uzunluğundaki heykel, orjinal Olympiyatların yapılış yerini belirtir. Altın ve pirinçten yapılan heykel üzerinde Zeus (Jupiter) bulunur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Artemis Tapınağı (Diana) - Efes&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;18 metre yüksekliğindeki 100den fazla kolonun üzerinde 122 metre uzanan, tamamıyle mermerden kurulu tapınağın inşası milattan önce 359 yılında başlamış ve 120 yıl kadar sürmüştür. Milattan sonra 262 yılında Gothlar tarafından yok edilmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Rhodos Heykeli - Rodos&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneş tanrısı Helios (Apollo) nun dev bronz heykeli, 36 metre yüksekliğiyle, Rodos Limanına girişin işaretidir. Milattan önce 280 yılında, 12 yıllık bir çalışma sonucu yapılan heykel, Milattan sonra 244 yılında bir depremde yokolmuştur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Halikarnas Mozelesi - Bodrum&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Milattan önce 353 yılında ölen Caria Kralı Mausolus anısına, eşi Kraliçe Artemis tarafından yaptırılmıştır. 43 metrelik anıt mezardan geriye kalan sadece British Museumde birkaç parça ve İngilizcedeki &quot;mausoleum&quot; (Türkçede &quot;mozole&quot;) kelimesi olmuştur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İskenderiye Feneri - Mısır&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Milattan önce 270 yıllarında yapılan mermer gözetleme kulesi ve deniz feneri. 122 metre yüksekliğindeki fener 1375 yılında bir depremde yıkılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mısır Piramitleri - Mısır&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünya harikalarının en</description></item><item><title>ESPETACULAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?espetacular-376757.html</link><description>ESPETACULAR</description></item><item><title>BEAUTIFUL IZMIR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?beautiful-izmir-370382.html</link><description>İzmir is the pearl the Aegean, a fascinating city whose history beginigs in the mists of legend. Turkey&quot;s third largest city and second most important port, İzmir is the center of tourism in the region. This modern city still retains traces of its ancient, Otoman and Levantine past.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       AGORA: Revealed in central İzmir during excavations carried out in 1932-1941 in the district of Namazgah. Eovering an area of 120x80m, the Agora throws invaluable light on Roman period İzmir. It wasn&quot;t only a market place, but the location of public institutions and the Temple of zeus. The Agora is open to the public between 9.00-12.00 and 13.00-18.00. The statues found here are on exhibit in İzmir Archaeological Museum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       ALSANCAK: A select neighboarhood with a unique character in modern İzmir. Stretching from the waterfront esplanade inland most of the area has been transformed into a pedestrian precient, so there is no traffic to disturb shoppers and strollers. The streets lined by modern bildings and attractive shops lead into the square where Alsancak station stands. Dating from 1858 the colonial archirecture of  the station distinguishes it in style from the rest of the city. Trains to Buca, Aydın and Denizli depart from here.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       ASANSÖR: The city&quot;s famous public elevator, and a symbol of İzmir. This elevator links Mithatpaşa Street below with Halil Rıfat Paşa Street at the summit of the precipitous hill. It was built 1907 and restored by the minicipality in 1993. The upper terrace has a breathtaking view over the city and bay. Here there is an Open-air-cafe, a restaurant and a Genoese tavern.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       BORNOVA: A suburb of İzmir, Bornova was the hub of the Levantine community in the late 19th and 20th centuries. Today it houses the campus of Ege University The İzmir- Manisa road passes through Bornova, which is linked to the city centre by a 7 km railway line.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       BUCA: Once İzmir&quot;s summer resort, Buca is today part of the city with a population of 200000 in 1990, Buca is today a commercial and university district.The British Levantine merchents who ran businesses in İzmir from the late 18th century onward built imposing mansions here.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       CLİMATE: Typical mediterranean climate, with hot dry summers and warm wet winters. The average temprature is 18 degrees.Snowfall is exteremely rare, and approximately 148 days of the year are clear and sunny.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       ÇEŞME: This popular and attractive resort west of İzmir is fomous for its modern hotels, sparkling clean sea and wonderful sandy beaches.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       DOKUZ EYLÜL: 9 September 1922... The day when İzmir was libarated from three years of Greek occupation following the Great Attavk launched by the Turkish army on 26 August. One of the major events in the Turkish War of Independence, this date is the name of the city&quot;s universities.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       FOCA: A picturesque fishing town 50 km North of İzmir. Amagnet for holidaymakers during sum</description></item><item><title>ALTERNATİF TURİZM VE TURİSTİK ÜRÜN ÇEŞİTLENDİRME STRATEJİLERİ HATA ÖRNEĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?alternatif-turizm-ve-turistik-urun-cesitlendirme-stratejileri-hata-ornegi-440481.html</link><description>Alternatif Turizm ve Turistik Ürün Çeşitlendirme Stratejileri: Hatay Örneği&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Ekonomik ve sosyal karlılığı olan turizm sektörü, büyük bir potansiyel haline gelmiş ve destinasyonlar arasında kıyasıya yarış başlamıştır. Bu yarışta kullanılan en önemli araç, eldeki kaynakları kullanarak, farklı turistik ürünleri oluşturmak ve alternatif turizmi geliştirmek olmuştur.. Bu politikaların uygulanmasında özellikle alternatif turizminin geliştirilmesi büyük önem kazanmıştır. 1980&quot;li yıllarda büyük sermaye yatırımları ile turizm pazarına giriş yapan Türkiye, deniz-kum-güneş üçlemesi yani kıyı turizmi ile hızlı ve plansız bir turizm gelişimi yaşamıştır. İlerleyen dönemlerde değişen turistik ihtiyaçlar, turistik profiller, turistik akımlar nedeniyle Türkiye pazarda gerilemeye ve yavaşlamaya başlamıştır. Kıyı turizminin bir etkisi olarakta, büyük bir kıyı tahribatı yaşanmış, ayrıca kıyı yörelerin taşıma kapasitesi iyice dolmuş bir hale gelmiştir. Türkiye, yeni turizm akımlarına uymak için, öncelikle ürün çeşitlendirmesine başlamış, alternatif turizm çeşitlerinin oluşturulması için harekete geçmiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Karadeniz Bölgelerindeki zengin potansiyellerden faydalanma yoluna gidilmiştir. Hatay Yöresi günümüzde oluşan alternatif turizm ve yeni turistik ürünlerin oluşumu için son derece uygundur. Zengin tarihi geçmişi, çok kültürlü yapısı, temiz ve geniş doğal alanlar Hatay Yöresinin önemli turizm potansiyelini oluşturmaktadır. Çalışmada, alternatif turizmle ilgili tanımlamalar, ürün çeşitlendirme ve alternatif turizm stratejileri, Türk turizminde alternatif turizm ve ürün çeşitlendirme konuları, alternatif turizm alanlarıyla ilgili olarak örnek çalışmada, Hatay Yöresi Turizmiyle ilgili konulara değinilmiştir. Literatür taraması yapılarak ikincil veriler toplanmış ve gözlem yoluyla Hatay Yöresi hakkında birincil veriler toplanarak yazıya dökülmüştür.   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çalışma son zamanlarda büyük gelişme gösteren turistik ürünlerin ve alternatif turizm çeşitlerinin, turizm açısından önemini vurgulamak amacıyla yapılmıştır. Türkiye&quot;nin ürün çeşitlendirme ve alternatif turizm konusundaki durumaları, konuyla ilgili olarak Hatay Yöresi örnek çalışma olarak verilmiştir. Çalışma sonucunda ortaya çıkacak değerlendirmeler, turizm gelişimi açısından önemli fikirler sunacaktır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1. Alternatif Turizm&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alternatif turizm, Turizm Bakanlığının yaptığı tanıma göre şöyledir;&lt;br/&gt;&quot;Sosyal ve ekolojik uyuma, yerel ve yabancı girişimcilerin işbirlğine ve gelişmede yerli malzeme kullanılmasına öncelik verme amacını güden turizm çeşididir&quot; (www.turizm.gov.tr). &lt;br/&gt;Diğer bir tanıma göre; &quot; geleneksel ve klasik kitle turizmi ve şehir turizminin olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla oluşturulmuş, yeni turistik ürünlerin bir araya getirilmiş turizm çeşididir&quot; (Hunter ve Green, 1996).  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Alternatif Turizm ve Gelişme Alanları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tanımlarından da anlaşılacağı gibi alternatif turizm sosyal, doğal ve kültürel yapıya bağlı olarak gelişme süreci izleyen bir yapıya sahiptir. Alternatif turizm kavramının ortaya çıkmasına sebep olan etkenler; turizmin gittikçe artan çevresel etkilerinin farkedilmesi, yeni turizm çeşitlerini arayan turist sayılarındaki artış, ekonomik ve çevresel etkenlerin önem kazanması, turizm pazarındaki genel eğilimlerdir. Alternatif turizm genel olarak soft (çevreye  zarar vermeyen) turizm, doğa turizmi, sürdürülebilir turizm, düşük etkili turizm gibi turizm çeşitlerini içine almaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alternatif turizm çok çeşitli özelliklere sahiptir. Daha küçük çaplıdır, bölgesel kişiler tarafından geliştirilmektedir. Doğal çevreye zarar vermez. Kültürel yapılar ön plana çıkmaktadır. Sürüdürülebilir turizmin içine aldığı, doğal kaynakların korunması, gelişme sınırlarının dikkate alınması, yerel kültürü ve toplumu ilgilendiren konulara dikkat edilmesi gibi anlayışları kabul etmektedir (Tosun, 2000). Alternatif turizm, büyük tur operatörlerden çok, bölgesel yada konuyla ilgili uzmanların ilgilendiği bir turizm çeşididir. Münferit ziyaretler daha ön planda ol</description></item><item><title>TURİZM - ENERJİ İLETİM HATLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-enerji-iletim-hatlari-402683.html</link><description>enerji iletim hatları</description></item><item><title>TURİZM - EPHESUS (EFES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-ephesus-(efes-402589.html</link><description>ephesus (efes</description></item><item><title>TURİZM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-398264.html</link><description>TURİZM&lt;br/&gt;TEMEL KAVRAMLAR VE ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TURİZMİN TANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Turizmin tarihsel süreç içerisinde pek çok tanımı ve ifadesi vardır. Günümüzdeki  tanımlarından  birkaçını  şöyle  sıralamak  mümkün :&lt;br/&gt;&quot;Turizm; kazanç sağlamak amacına yönelik olmamak ve sürekli yerleşmemek koşulu ile yabancıların bir yere seyahatleri ve orada konaklamaları sonucunda ortaya çıkan ilişkilerin tümü ya da sürekli yaşanan  yer  dışında  tüketici  olarak  yapılan  geçici  konaklama  olayıdır.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diğer  bir  tanım da şöyledir; &quot;Turizm, insanların sürekli ikamet ettikleri, çalıştıkları ve her zamanki olağan ihtiyaçlarını karşıladıkları yerlerin dışına seyahatleri ve buralardaki genellikle turizm işletmelerinin ürettiği mal ve hizmetleri talep ederek geçici konaklamalarından doğan olaylar  ve  ilişkilerin  bütünüdür.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diğer bir tanım ise; &quot;Turizm, herhangi bir amaç izlemek üzere insanların  kendi  konaklama  yerleri dışında seyahat ve konaklamalarından  meydana  gelen  olaylar,  ilişkiler  bütünüdür.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yukarıdaki  tanımlardan  da  anlaşılacağı  gibi  turizmin  öznesi  insandır ve turizme  ilişkin  belirleyici  üç  ana  özellik  vardır. Bunlar: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Seyahatin, devamlı ikamet edilen, çalışılan ve günlük olağan ihtiyaçların  sağlandığı  yerler  dışına  yapılması,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Konaklama  sırasında  turizm  kesimi  işletmelerinin  ürettiği mal ve hizmetlerin  talep  edilmesi,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Konaklamanın  geçici  olması  durumudur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öncelikle gezip görme, dinlenme, eğlenme gibi psikolojik, sosyal ve kültürel  gereksinmelerin  karşılandığı, ekonomik ve sosyal alanda geniş etkiler doğurduğu  günümüz  turizm  anlayışı  ile  ilgili  olarak  bu  tanımlar bir fikir verebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TURİZMİN ÖNEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizmin önemini genel olarak aşağıdaki ana maddeler altında toplayabiliriz:&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1.Turizm  milyonlarca  insanı  tüketici  ve  üretici  olarak  ilgilendirir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Turizm sağladığı döviz gelirleri ile dış ödemeler ve dış ticaret bilançolarının  düzeltilmesini  sağlayan  bir  faktördür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Turizm gelişm</description></item><item><title>KUZEY KIBRIS TÜRKİYE CUMHURİYETİN&quot;DE ÖZEL İLGİ TURİZMİNİN KARŞILAŞTIRMALI ÜSTÜNLÜĞÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kuzey-kibris-turkiye-cumhuriyetin-de-ozel-ilgi-turizminin-karsilastirmali-ustunlugu-371925.html</link><description>KUZEY KIBRIS TÜRKİYE CUMHURİYETİN&quot;DE ÖZEL İLGİ TURİZMİNİN KARŞILAŞTIRMALI ÜSTÜNLÜĞÜ  &lt;br/&gt;Turizm dünya ekonomisi bakımından önemli bir yere sahiptir. Dünyanın en hızlı büyüyen sektörleri arasındadır.  Turizme önem veren ülkeler katılanların amaçlarına göre turizm türlerinin ve turizm aktivitelerini kendi kaynaklarına göre belirlemektedirler. Diğer ülkelerde olduğu gibi KKTC&quot; de de hangi turizm türlerine öncelik verilmesi gerektiği karşılaştırılmalı üstünlük ilkesine göre belirlenmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* KKTC Turizminin Mevcut Durumu ve Önemi&lt;br/&gt;KKTC coğrafi konumu ve uygun iklim koşulları yanı sıra doğal güzellikleri, zengin arkeolojik kalıntıları, tarihsel varlıkları, geniş ve temiz kumsalları, çevre sorunlarında uzak yapısı bakımından turizme elverişlidir. Ama ülkenin turizm bakımından önemli sorunları vardır. Buna rağmen turizm KKTC ekonomisine döviz etkisi, ödemeler dengesine katkısı, gelir artışı ve istihdam yaratması diğer sektörleri olumlu yönde etkilemesi sektörü önemli hale getirmiştir.&lt;br/&gt;*Katma değer önemli ölçüde yarar sağlar GSYIH&quot; deki pay açısından 1977 ve 86&quot; da dalgalanma göstermiş872 den itibaren gelişmeye başlamıştır.&lt;br/&gt;*KKTC&quot; nin kıt kaynaklara kısıtlı üretim olanaklarına ve ada ekonomisine sahip olması turizme yönelmesine sebep olmuştur. Bu özelliğiyle yıllar boyu açık veren dış ticaret dengesinin kapanmasına yardımcı olmaktadır.&lt;br/&gt;*Konaklama, seyahat acenteleri, ulaştırma gibi doğrudan turistik mal ve hizmet sunan işletmelerde yaratılan istihdam olanakları turist sayısına göre artmaktadır. Böylece istihdam olanakları turist sayısına göre artmaktadır. Böylece istihdam kapasitesi yaratmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* KKTC&quot; de Özel İlgi Turizmi&lt;br/&gt;&quot;Deniz &amp;#8211; kum &amp;#8211; güneş&quot; turizminin yanı sıra alternatif yani özel ilgi turizmi geliştirilmeye çalışılmaktadır. Alternatif turizmi kişinin merak ya da özel ilgi alanlarına hitap eder ve turizmin mevsimlere dağılmasını sağlar. Bu bakımdan KKTC turizminde çeşitlendirme yöntemine baş vurulmalıdır. 21 adet &quot;casino&quot; faaliyet göstermekte, golf ve yat turizmi gelişmemiştir. Scuba turizmi deniz altı güzelliklerinin ve kıyı uygunluğu bakımından elverişlidir. Fakat alt yapı yetersizliğinden dolayı bu türün gelişmesi engellenmiştir.&lt;br/&gt;* Özel İlgi turizminde Kültür, Tarih ve İnanç Turizminin Önemi&lt;br/&gt;Doğal, tarihsel, arkeolojik ve kültürel değerleri Akdeniz Havzasındaki rakiplerine göre daha üstün düzeydedir. Bu bakımdan KKTC&quot; nin kültür ve inanç turizmine yönelmesi doğru olacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Makalenin Yorumu&lt;br/&gt;Siyasi, ekonomik ambargolara ve ulaşımda halen çözülmemiş sorunlara karşın turizmde azda olsa başarılı bir potansiyele sahiptir. Deniz &amp;#8211; kum &amp;#8211; güneşe dayalı kitle turizmine yönelmiş olup özel ilgi turizmi ise ikinci plana atılmıştır. Bu tamamen yanlış bir uygulamadır. Bu tutumun değiştirilmesi, turizmin çeşitlendirilmesi, turizm türlerinin ortaya konulması gerekir. GSMH&quot; ye göre, ödemeler dengesine, istihdama katkısı için bu uygulama yapılmaktadır. Kongre yat, dağ, golf, kültürel, tarih, casino, scuba, inanç turizmi ön plana çıkarılma</description></item><item><title>ITALY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?italy-386087.html</link><description>ITALY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Italy is one of the most beautiful and historical countries in europe. Italy is located below the France, Germany, Switzerland, Austria and Slovenia. Its full country name is Italian Republic. Italy is 301,250 sq km and its population is 57.6 million. The capital of Italy is Rome. Their economic resources are tourism, textiles, motor vehicles , food processing, engineering, chemicals and footwear. 85 % of their population is Roman Catholic and the others are Jewis and Protestant . Their prime minister is Silvio Berlusconi . &lt;br/&gt;      The best season for going to Italy is spring and autumn because during these seasons there are few crowds, temperatures are fine and scenery is beautiful. But try to don&quot;t go there in august because in august most of the Italians take their vacations and as a result most of the shops and businesses are closed.&lt;br/&gt;There are lots of historical, cultural and religious events in Italy. For example Historic Regatta in Venice is very famous and most of the tourists try to go to Venice in september because of this festival. Let&quot;s skip to the famous cities of  Italy. I think Rome is the most historical city in the world. In Rome you can see Etruscan tombs, Republican meeting rooms, Imperial temples, early-Christian churches, medieval bell towers, Renaissance palaces and baroque basilicas.  Another beautiful and historical city is Venice. As you know Venice is unique in the world . In this city there is no allowance for cars because there are no roads for driving cars . The city is built on 117 small islands , and is linked to the mainland service town of Mestre by a road and rail causeway . Venice is surrounded by equally enchanting islands: the Lido (forever linked with Tommy Mann, Dirk and Death in Venice), Murano ( the home of Venetian glass ) , Burano (famous for its lace) and strangely time-warped Torcello , with its Byzantine cathedral . And the Italy&quot;s city of business Milan ; visitors come to Mil</description></item><item><title>DOĞANIN MUCİZESİ KAPADOKYA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?doganin-mucizesi-kapadokya-357695.html</link><description>DOĞANIN MUCİZESİ KAPADOKYA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAPADOKYANIN KONUMU&lt;br/&gt;Roma İmparatoru Augustus zamanında Antik Dönemyazarlarından Strabon 17 kitablık Geographika adlı kitabında (Anadolu XII,XIII,XIV) Kapadokya Bölgesinin sınırlarını güneyde Toros Dağları, batıda Aksaray, doğuda Malatya ve kuzeyde Doğu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniş bir bölge olarak belirtir. Bu günkü Kapadokya Bölgesi Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı&lt;br/&gt;alandır. Daha dar bir alan olan kayalık Kapadokya Bölgesi ise Uçhisar, Göreme, Avanos, Ürgüp, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresinden ibarettir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VOLKANLARIN PATLAMASI VE JEOLOJİK OLUŞUM&lt;br/&gt;Kaya yapısı&lt;br/&gt;Kapadokya Bölgesindeki Erciyes, Hasndağı ve Göllüdağ jeolojik devirlerde aktif birer volkandı. Bu volkanla birlikte diğer çok sayıdaki volkanların püskürmeleri Üst &lt;br/&gt;Miyosende ( 10 milyon yıl önce) başlayıp, holosene (Günümüze) kadar sürmüştür.&lt;br/&gt;Neojen gölleri altındaki yanardağlardan çıkan lavlar, platoda, göller ve akarsular üze-&lt;br/&gt;rinde 100-150m. kalınlığında farklı sertlikte tüf tabakasını oluşturmuştur. Bu tabakanın bünyesinde tüften başka tüffit, ignimbirit tüf, lahar, volkan külü, kil, kumtaşı, marn aglomera ve bazalt gibi jeolojik kayaçlar bulunmaktadır.&lt;br/&gt;Ana volkanlardan püsküren maddelerle şekillenen plato, şiddeti daha az küçük volkan&lt;br/&gt;ların püskürmeleriyle sürekli değişime uğramıştır. Üst Pliosenden başlayarak başta Kızılırmak olmak üzere akarsu ve göllerin bu tüf tabakasını aşındırmaları nedeniyle bölge bugünkü halini almıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Peribacalarının Oluşumu:&lt;br/&gt;Vadi yamaçlarından inen sel suşarının ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırma-&lt;br/&gt;sıyla  Peribacası  adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır. Sel sularının dik ya-maçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olmuş-&lt;br/&gt;tur. Alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemelerin derin bir şekilde oyul-ması ile yamaç gerilemiş, böylece üsy kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan koru-nan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır. Daha çok Ürgüp civarında bulunan şap- kalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloku bulunmaktadır.&lt;br/&gt;Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka  kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır. Bu peribacasının oluşu-&lt;br/&gt;mu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak,peribacaları uzun veya&lt;br/&gt;kısa ömürlü olmaktadır.&lt;br/&gt;Kapadokya Bölgesinde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili,man-tar biçimli, sütunlu ve sivri kayalardır.&lt;br/&gt;Peribacaları en yoğun şekilde Ürgüp- Uçhisar- Avanos üçgeni arasında kalan vadi-lerde, Ürgüp Şahinefendi arasındaki bölgede Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde va Aksaray Selime köyü civarında bulunmaktadır.&lt;br/&gt;Peribacalarının dışında vadi yamaçlarında yağmur sularının oluşturduğu ilginç kıvrım-&lt;br/&gt;lar bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır. Bazı yamaçlarda görülen renk armonisi lav tabakalarının ısı farkından dolayıdır. Bu oluşumlar Uçhisar, Çavuşin, Güllüdere, Göreme, Meskendir, Ortahisar Kızılçukur ve Pancarlı vadilerinde gözlenir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PREHİSTORİK DÖNEMLERDE KAPADOKYA&lt;br/&gt;Prehistorik Dönem&lt;br/&gt;Kapadokya Bölgesindeki Prehistorik Dönem kültürleri en iyi şekilde Niğde - Köşk Höyük, Aksaray- Aşıklı Höyük, Nevşehir- Civelek  Mağarasında görülür. Her üç yerleşim yerinde kazı çalışmaları devam etmektedir.&lt;br/&gt;Civelek Mağarası&lt;br/&gt;Nevşehirin Gülşehir ilçesinin 4km. doğusunda yer alan Civelek köyü yakınlarındadır. Mağara, köyün Gürlek Tepe olarak adlandırılan tepesinde yer alır. Kalkerli bir yapı-ya sahip olan mağaraya 14m.uzunluğunda aşağıya doğru uzanan bir galeri vasıtasıyla inilebilmektedir. Ana mekanı 22X11m. olan mağaranın tavan kısımlarında kalsit kris-&lt;br/&gt;talden oluşan 5-15cm. arasında değişen uzunlıktaki sarkıtlar yer almaktadır. Nevşehir&lt;br/&gt;Müzesi ve İtalyan Mağarabilimcileri ile birlikte yapılan çalışmalarda mağara tabanın-da özellikle göçen kaya parçaları arasındave galerilerde Kalkolitik D</description></item><item><title>TURİZM VE SEYAHAT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-ve-seyahat-364229.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.            TURİZM VE SEYAHAT&lt;br/&gt;1.1. TURİZM&lt;br/&gt;1.1.1.TURİST&lt;br/&gt;1.1.2.TURİZM İŞLETMELERİ&lt;br/&gt;1.2.SEYAHAT&lt;br/&gt;1.2.1.SEYAHAT NEDENLERİ&lt;br/&gt;1.2.2.TURİZM İŞLETMELERİNDE DAĞITIM KANALLARI&lt;br/&gt;1.2.2.1.  OTEL TEMSİLCİLERİ&lt;br/&gt;1.2.2.2.  TUR OPERATÖRLERİ&lt;br/&gt;1.2.2.3.  SEYAHAT ACENTALARI&lt;br/&gt;1.2.2.3.1.    SEYAHAT  ACENTALARININ&lt;br/&gt;                      KURULUŞ  AŞAMALARI&lt;br/&gt;                        1.2.2.3.1.1.    ŞİRKET ANA SÖZLEŞMESİ&lt;br/&gt;                        1.2.2.3.1.2.    SEYAHAT ACENTASI KURULUŞ BELGELERİ&lt;br/&gt;1.2.2.3.1.3.    SEYAHAT ACENTASI ÇEŞİTLERİ&lt;br/&gt;1.2.2.3.1.4.    SEYAHAT ACENTASININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ&lt;br/&gt;1.2.2.3.1.5.    SEYAHAT ACENTASININ GÖREVLERİ&lt;br/&gt;     1.2.2.3.1.6.    TÜRKİYE&quot;DEKİ SEYAHAT ACENTACILIĞI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.EĞİRDİR  ve  TURİZM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2.EĞİRDİR&quot;İN TURİZM POTANSİYELİ&lt;br/&gt;2.3.EĞİRDİR TURİZM İŞLETMELERİ&lt;br/&gt;2.3.2.BAKANLIK BELGELİ&lt;br/&gt;2.3.3.BELEDİYE BELGELİ&lt;br/&gt;2.3.3.3. OTELLER&lt;br/&gt;2.3.3.4. PANSİYONLAR&lt;br/&gt;3.EĞİRDİR&quot;DE TURİZMİN GELİŞMESİ&lt;br/&gt;                                           VE&lt;br/&gt;                  EĞİRDİR&quot;DE TURİZMİN GELİŞMESİ İÇİN &lt;br/&gt;                  SEYAHAT  ACENTASININ GEREKLİLİĞİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.              SONUÇ VE ÖNERİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;ÖNSÖZ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İnsanların gezme, görme merakı seyahat kavramını ortaya çıkarmıştır. Bu kavram zamanla gelişerek Turizmin can damarı olan Seyahat Acentalarının oluşmasına neden olmuştur.&lt;br/&gt;Araştırmanın birinci bölümünde Turizm ve Turizm işletmelerinin tanımı yer almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İkinci bölümde Seyahat ve Seyahat Acentası kavramının geniş hatlarıyla açıklaması yer almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üçüncü bölümde Eğirdir ve Turizm, Eğirdir&quot;de Turizmin Gelişmesi ve Turizm Potansiyeli yer almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son olarak yaptığım araştırmaların değerlendirmesi olarak Eğirdir&quot;de turizmin gelişmesi için sunduğum öneriler yer almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaptığım araştırmalar neticesinde ortaya çıkan bu kitabın yararlı olmasını diliyorum. Aynı zamanda bu kitabı hazırlamama yardımcı olan Değerli Öğretmenlerime saygılarımı sunuyor ve teşekkür ediyorum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                             Nurgül  UZ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.   TURİZM VE SEYAHAT&lt;br/&gt;               1.1.  TURİZM&lt;br/&gt;        &quot;Turizm; İnsanların sürekli ikamet ettikleri, çalıştıkları ve her zamanki olağan gereksinimlerini karşıladıkları yerler dışında yerleşmemek, ekonomik anlamda gelir elde etmemek koşuluyla dinlenme, eğlenme, merak, spor, sağlık, kültür, deneyim kazanama, akraba ziyareti, kongre ve dini gereksinmeler vb. nedenlerle kişisel ya da toplu olarak yaptıkları seyahatlerden ve gittikleri yerlerde en az bir geceleme yaparak turizm işletmelerinin ürettiği mal ve hizmetleri talep etmelerinden ortaya çıkan iş ve ilişkiler bütünüdür.&quot; &lt;br/&gt;    &lt;br/&gt;          Turizm  Çeşitleri :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Amaçlarına Göre Turizm:&lt;br/&gt;*Dinlenme ve Eğlence Turizmi.&lt;br/&gt;*Kış Sporları Turizmi.&lt;br/&gt;*Tur.&lt;br/&gt;*Sağlık Turizmi.&lt;br/&gt;*Kültür Turizmi.&lt;br/&gt;*Alternatif Turizm&lt;br/&gt;*İnanç Turizmi.&lt;br/&gt;*Gençlik Turizmi.&lt;br/&gt;*Hafta Sonu Turizmi.&lt;br/&gt;*Klüp + Tatil + Seyahat Acentası.&lt;br/&gt;*Üçüncü Yaş Turizmi.&lt;br/&gt;*Sosyal Turizm.&lt;br/&gt;2.Oluşumuna Göre Turizm.&lt;br/&gt;3.Ekonomik Yapısına Göre Turizm.&lt;br/&gt;*İç Turizm.&lt;br/&gt;*Dış Turizm.&lt;br/&gt;4.Gezi Süresine Göre Turizm.&lt;br/&gt;*   Hafta sonu.&lt;br/&gt;*   Uzun  süreli.&lt;br/&gt;          *   Günübirlikçi.&lt;br/&gt;5.Konaklama Şekline Göre Turizm.&lt;br/&gt;*Otellerde konaklayan Turistler.&lt;br/&gt;*Otel dışı yerlerde konaklayan Turistler.&lt;br/&gt;6.Sosyal Yapısına Göre Turizm.&lt;br/&gt;*Gençlik Turizmi.&lt;br/&gt;*Lüks Turizm.&lt;br/&gt;*Üçüncü yaş Turizmi. &lt;br/&gt;1.1.1.   TURİST:&lt;br/&gt;Belirli gelire ve boş zamana sahip olan konaklama, yeme, içme ve seyahat gibi somut dinlenme, eğlenme, merak, kültür, eğitim, spor, dini gerekler vb. soyut amaçlarla sürekli yaşadığı, çalıştığı bölgeden başka bir bölgeye seyahat eden ve gittiği bölgede en az bir gece konaklayan ekono</description></item><item><title>TURİZM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-363439.html</link><description>TÜRK MİLLİ EĞİTİMİNİN TEMEL AMAÇLARI                                                               A)TURİZM KAVRAMI B)TURİZMİN ÖZELLİKLERİ C)TURİST   Ç) TURİSTİN BAŞLICA ÖZELLİKLERİ   D)TURİZMLE İLGİLİ KAVRAMLAR        1-YABANCI ZİYARETÇİ 2-YABANCI ZİYARETÇİ SAYILMAYANLAR1-Turizmin temel amaçlarını kavratmak , turistin tanımını ve özelliklerini öğretmek,.                      2-Turizmin gelişimi hakkında bilgi vermek, turizmin yapısal gelişimini kavratmak.                               3-Türkiyede turizm eğitiminin amaç ve önemini kavratmak.                           4-İnsanları turizme yönelten sebeplerin neler olduğunu kavratıp bu sebepler hakkında bilgi vermek.                                                 5-Turizmde teşvik edici sebeplerin fayda ve önemini kavratmak                            6-Turistin gittiği yere göre ve sayısına göre turizm çeşitlerini ve özelliklerini kavratmak.                            7-Turistin ekonomik gücüne göre turizm çeşitlerini ve özelliklerini kavratmak                                                 8-Sosyal turizmin gelişmesini sağlayan ve engelleyen faktörleri kavratmak.                             Anlatım      Soru-CevapTurizm Ders Kitabı                        Emir M. ULUCAK Adnan YAZGIAtatürk İlke ve İnkılapları1-İnsanları turizm hareketine yönelten sebepler                                              2-Turizmin tarihi gelişiminin arastırılması                                      3-İç ve dış turizm                                4-Turizmin fonksiyonları                            5-Turizm teşekküllerinin araştırılması                                 6-Ulaştırma çeşitlerinin arastırılması                               7-Ülkemizdeki tarihi ve kültürel zenginlikler                         Dersin ilk beş dakikasında bir önceki derste işlenen konular soru-cevap metoduyla öğrencilere hatırlatılacak. Yeni konu ile bağlantı kurulup konuya geçilecektir. Dersin son beş dakikasında konunun anlaşılıp anlaşılmadığı soru-cevap metodu ile tesbit edilip anlaşılmayan konuların kısa ve özlü bir tekrarı yapılacak ve bu zaman zarfında gelecek ders de işlenecek konu öğrencilere bildirilecektir.&lt;br/&gt;E)TURİZMİN GELİŞİMİ 1 -TURİZMİN TARİHİ GELİŞİMİ a)İlkçağda Turizm b)Ortaçağda Tur c)Yeniçağda Tur  ç)Yakınçağda Turizm          2-TURİZMİN YAPISAL GELİŞİMİ       TURİZM EĞİTİMİ a)Amaçları b)Türkiyede Turizm eğitimi  1)Öıgün eğitim  2)Yaygın eğitimAnlatım      Soru-CevapTurizm Ders Kitabı                        Emir M. ULUCAK Adnan YAZGI&lt;br/&gt;İNSANLARI TURİZME YÖNELTEN SEBEPLER   A)Merak  B)Din  C)Kültür ve Eğitim  Ç)Dinlenme  D)Eğlence E)Spor   f)Sağlık  G)Macera arama  Ğ)Taklit ve gösteriş  H)Ziyaret  I)Toplantılara katılma  İ)Kişisel alışveriş  J)Teşvik edice sebepler   1)Tatil Kredisi verme  2)Taksitle tatil imkanı 3)Tanıtma ve reklam  4)Etkili satış teknikleriAnlatım      Soru-CevapTurizm Ders Kitabı                        Emir M. ULUCAK Adnan YAZGI&lt;br/&gt;TURİZM ÇEŞİTLERİ VE ÖZELLİKLERİ A)Turistin gittiği yere göre Tur.çeş. 1)İç turizm  2) Dış turizm          B) Turist Sayısına göre 1)Kişisel  2)Kollektif    3)Kitle turizmiAnlatım      Soru-CevapTurizm Ders Kitabı                        &lt;br/&gt;29 Ekim Cumhuriyet bayramının anlam ve önemi                                                   C)Turistin Ekonomik Gücüne Göre Turizm Ç.   1)Lüks   2)Geleneksel   3)Sosyal    a)Sosyal Turizmi doğuran sebepler   b)Amacı  c)Gelişmesini engelleyen faktörler d)Gelişmesini sağlayan faktörler e)Türkiyede sosyal turizmAnlatım      Soru-CevapTurizm Ders Kitabı                        Emir M. ULUCAK Adnan YAZGI&lt;br/&gt;AMAÇLARYÖNTEM VE TEKNİKLERARAÇ VE KAYNAKZÜMRE ÖĞRETMEN    LERİYLE İŞBİRLİĞİDENEY, GEZİ GÖZLEMATATÜRKÇÜLÜKÖDEV KONUSUSINAV DEĞERLENDİRMEDÜŞÜNCELER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;9-Turistlerin yaş düzeylerine göre turizm çeşitlerini kavratmak                                                               10-Turizmin gerçekleştiği zamana göre turizm çeşitlerini ve özelliklerini kavratmak.                          11-Kullanılan ulaşım araçlarına göre turizm çeşitlerini kavratmak                                              12-Turistik amaçlara göre turizm çeşitlerini kavratmakAnlatım      Soru-CevapTurizm Ders Kitabı                        Emir M. ULUCAK Adnan YAZGIAtatürkün Cumhuriyetçilik İlkesi&lt;br/&gt;Anlatım      Soru-CevapAtatürkün fikir hayatı.&lt;br/&gt;1.Yazılı Yoklama &lt;br/&gt;Anlatım      Soru-CevapTurizm Ders Kitabı                        Emir M. ULU</description></item><item><title>HİNDİ KAZ VE ÖRDEKLE YAPILAN YEMEK ÇEŞİTLERİ (TURİZM ÖĞRENCİLERİNE)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hindi-kaz-ve-ordekle-yapilan-yemek-cesitleri-(turizm-ogrencilerine)-366360.html</link><description>Alaturka Hindi Biftek Izgara&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Servis (Kaç Kişilik): 4&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Malzeme Listesi:&lt;br/&gt;8 adet Hindi Biftek&lt;br/&gt;1 kahve fincanı Yoğurt&lt;br/&gt;1 kahve fincanı zeytinyağı&lt;br/&gt;2 adet domates&lt;br/&gt;4 adet sivri biber&lt;br/&gt;1 adet soğan &lt;br/&gt;1 çorba kaşığı domates salçası 1/2 tatlı kaşığı tuz&lt;br/&gt;1/2 tatlı kaşığı kırmızı toz biber&lt;br/&gt;1 çay kaşığı karabiber&lt;br/&gt;1 çay kaşığı kekik&lt;br/&gt;1 çay kaşığı kimyon&lt;br/&gt;1 adet soğan suyu&lt;br/&gt;Yapılışı:&lt;br/&gt;1 adet soğanı rendeleyip elinizle sıkarak suyunu alın. Hindi biftekleri soğan suyu ve diğer malzemeler ile harmanlayıp buzdolabında en az 20 dakika kadar dinlendirin. Eğer bu marinadı 4 saatten fazla dinlendirecekseniz soğan suyu kullanmayın. Aksi takdirde soğan suyu bu süreden sonra hoş olmayan bir tat ve görünüme neden olur. Domateslerin sap kısımlarını alarak ortadan ikiye bölün. Soğanı ise soyup 4 halka olacak şekilde kesip hazırlayın. Hindi biftekleri tercihen ızgarada veya tavada pişirin. Domates, sivri biber ve halka soğanları da ızgarada pişirip kekik ve tuz ile lezzetlendirin. Arzu ederseniz soğanlara pişme esnasında kimyon ilave edebilirsiniz. Hindi biftekleri ve garnitürleri servis tabağına uygun bir şekilde dizip tercihen yanında pilav ile servis edebilirsiniz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kremalı ve Sütlü Hindi Izgara&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Servis (Kaç Kişilik): 4&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Malzeme Listesi:&lt;br/&gt;8 adet Hindi Dilimli Fileto&lt;br/&gt;1 kahve fincanı Süt&lt;br/&gt;1 kahve fincanı Krema&lt;br/&gt;1/2 kahve fincanı zeytinyağı&lt;br/&gt;1/2tatlı kaşığı kekik1 adet soğan&lt;br/&gt;4 diş sarımsak&lt;br/&gt;1 tatlı kaşığı kıyılmış dereotu&lt;br/&gt;1 çay kaşığı karabiber&lt;br/&gt;1/2 tatlı kaşığı pul biber&lt;br/&gt;Yapılışı:&lt;br/&gt;Hindi dilimli filetoları çukur bir kabın içerisine alıp zeytinyağı, süt, krema, dereotu, soğan suyu, dövülmüş sarımsak ve bütün baharatlar ile harmanlayın. Marinatladığınız hindi dilimli filetoları buzdolabınızda en az 20 dakika dinlendirip ızgarada veya tavada pişirin. Süt ve krema hindi ızgaranıza mükemmel bir lezzet ve yumuşaklık kazandıracaktır. Yanında patates kızartması , pilav , Ketçap, Mayonez veya kekik ile lezzetlendirilmiş ızgara sebze ile servis edebilirsiniz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kızarmış Brokolili Hindi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Servis (Kaç Kişilik): 4&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Malzeme Listesi:&lt;br/&gt;450 gr. Hindi Pirzola&lt;br/&gt;450 gr. taze brokoli&lt;br/&gt;1 bardak tavuk suyu&lt;br/&gt;1 yemek kaşığı mısır nişastası&lt;br/&gt;3 yemek kaşığı sıvı yağ&lt;br/&gt;1 yemek kaşığı tereyağı&lt;br/&gt;115 gr. dilimlenmiş taze mantar1 orta boy (soyulup halka halka dilimlenmiş) kırmızı soğan&lt;br/&gt;1 kutu mısır konservesi&lt;br/&gt;1 adet limon 1/2 çay kaşığı tuz&lt;br/&gt;1 çay kaşığı kuru kekik&lt;br/&gt;1/4 çay kaşığı öğütülmüş beyaz biber&lt;br/&gt;Pilav, süsleme için limon dilimleri&lt;br/&gt; Yapılışı:&lt;br/&gt;Limon kabuklarını rendeledikten sonra, limonun suyunu sıkın. Limon suyunu, kekiği ve tuzu, limon kabuğu rendesine ekleyip karıştırın. Hindi pirzolalarını dilimler halinde kesin, limon karışımına ekleyip, 30 dk. bekleyin. Brokoli saplarını kesip atın. Çiçeklerinin her birini de küçük saplar kalacak şekilde ayırın. Kalan brokoli saplarını soyduktan sonra çaprazlamasına parçalara ayırın. Ve bir kenarda bekletin. Brokolinin saplarını suya atıp 1 dk. pişirin. Brokoli çiçeklerini de ekleyip 2 dk. daha pişirin. Süzgeçten geçirin, soğuk suyla çalkalayın. Mısır nişastasına tavuk suyunu ekleyerek nişasta eriyene dek karıştırın. Bir kenarda bekletin.Tencereyi yüksek ateşte ısıtıp 1 yemek kaşığı sıvı yağ ve tereyağı koyup, yağı kızartın. Soğanı ekleyip kızartın. Büyük bir kaba çıkartın. Tencerede bir yemek kaşığı sıvı yağ kızdırın. Hindi dilimlerinin yarısını tek kat dizerek esmerleşene dek kızartıp, mantarlı karışıma ekleyin. Geri kalan 1 kaşık sıvı yağ ve Hindi dilimleriyle aynı işlemi tekrarlayın. Mısırları tencereye koyup ısıtın. Mısır nişastalı tavuk suyunu karıştırıp tencerede pişirin. Hindiyi, brokoliyi ve soğanlı mantarı ekleyin. Ve pilavın üzerine servis yapın. Arzu edilirse limon dilimleriyle süsleyin. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hindi Frit&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Servis (Kaç Kişilik): 8&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Malzeme Listesi:&lt;br/&gt;1 bütün Hindi Fileto&lt;br/&gt;1/2 su bardağı Un2 adet yumurta&lt;br/&gt;1 su bardağı galeta unu&lt;br/&gt;1/2 lt. ayçiçek yağı&lt;br/&gt; Yapılışı:&lt;br/&gt;Hindi etini parmak kalınlığında düzgün şeritler halinde doğrayın. Ayrı bir kapta yumurtaları iyice çırpın. Etleri önce una ardından &lt;br/&gt;yumurtaya ve daha sonra galeta ununa bulayın. Önceden yağını kızdırdığınız tavada, hazırladığınız Hindi filetolarını 1-2 dakika kızartın. Patates kızartması, ketçap veya mayonez ile servis yapın.</description></item><item><title>ANTALA TANITIM INGILIZCE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?antala-tanitim-ingilizce-348947.html</link><description>THE TURQUOISE RIVIERA&lt;br/&gt;Antalya is a holiday paradise in a lovely natural setting. The pine-clad Toros Mountains sweep down to the crystal clear sea forming an irregular coastline of rocky headlands and secluded caves.&lt;br/&gt;The region is bathed in sunshine for 300 days of the year and is thus perfect for a lazy holiday of sunbathing and swimming, or for sporting activities such as windsurfing, water-skiing, sailing, mountain climbing, hunting and spelunking. Those who vacation in March and April can ski in the mornings and in the afternoons swim in the warm waters of the Mediterranean. The coast is lined with magnificent beaches lapped by clear blue waters, and surrounded by pine forests, olive and citrus groves, palm trees, avocado trees and banana plantations. Important historical sites await discovery in these marvellous surroundings, which are home to a rich variety of plant and wildlife, and which are now protected as a conservation area. Holidaymakers will find everything here they can imagine for a perfect vocation. &lt;br/&gt;The Turkish Riviera is the tourist capitol of Turkey. With its wide ranging accomadition, from tourist class to deluxe hotels, the hospitable people of Antalya are always ready to welcome you.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Antalya&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The principal holiday resort of the Mediterranean is the lovely region of Antalya with a majestic coastline of beaches and rocky coves where the towering Toros (Taurus) Mountains provide a magnificent backdrop. Antalya is an attractive city, at an altitude of only about 50 metres, with shady, palm-lined boulevards, a prize-winning marina and a picturesque old quarter called Kaleici which has narrow, winding streets and quaint, old, wooden houses next to the city walls. Since its founding in the 2nd century B.C. by Attalus II, a king of Pergamon who named the city Attaleia after himself, it has had a continuous history. The Romans, Byzantines and Seljuks occupied the city before it came under Ottoman rule.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PLACES OF INTEREST IN THE CITY&lt;br/&gt;MUSEUMS&lt;br/&gt;Archaeology Museum: With remains from the Paleolithic Age to Ottoman Times, this is one of the most important museums in the Mediterranean region. (Open daily except Mondays.) &lt;br/&gt;Ataturk Museum: This museum displays objects used by Ataturk, founder of the Turkish Republic. (Open daily except Mondays.) &lt;br/&gt;Suna-Inan Kirac Museum: This museum is connected to the Research Institute for Mediterranean Cultures. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HISTORICAL SITES AND MONUMENTS&lt;br/&gt;Ancient City Walls: Since its founding in the 2nd century B.C., Antalya has had a continuous history. The ancient walls flank the city and other sections of the walls are still standing near the marina. &lt;br/&gt;Clock Tower: Situated by the ancient city walls, it was part of the old city fortifications in the Kalekapisi Square. &lt;br/&gt;Hadrians Gate: The beautifully decorated, three-arched gate was built in honour of Hadrian when he visited the city in 130 A.D. &lt;br/&gt;Hidirlik Tower: This tower was probably first built as a lighthouse in the 2nd century. &lt;br/&gt;Karatay Medrese: This theological school dates from the 13th century and is situated in the Kaleici neighbourhood. The stone carvings on the portal and mihrap (prayer niche) are fine examples of Seljuk art. &lt;br/&gt;Ataturk Monuments: One of the largest and most interesting monuments is located in Cumhuriyet Square within the city centre. The other one is in the center of Vatan Square. &lt;br/&gt;Kaleici Quarter: This quaint area surrounding the Kaleici Marina is full of small hotels, pensions and restaurants as well as restored houses that all help to create the atmosphere for which the city is famous.&lt;br/&gt;MOSQUES&lt;br/&gt;Yivli Minareli Complex: It was built by the Seljuk Sultan Alaeddin Keykubat in the 13th century. Its elegant, fluted minaret has become the symbol of the city. &lt;br/&gt;Kesik Minaret Complex: A memorial to the mixed history of Antalya is the Kesik (truncated) Minaret Mosque. Formerly a church, it has seen Roman, Byzantine, Seljuk and Ottoman modifications. &lt;br/&gt;Tekeli Mehmet Fasa Mosque: An important 18th-century Ottoman mosque s</description></item><item><title>TURİZM - TURİZMİN GELECEĞİ-EKOTURİZM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-turizmin-gelecegiekoturizm-402641.html</link><description>turizmin geleceği-ekoturizm</description></item><item><title>TURİZMİN TÜRK EKONOMİSİNDEKİ YERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizmin-turk-ekonomisindeki-yeri-350251.html</link><description>Turizmin Türk Ekonomisindeki Yeri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ2&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 1TURİZM OLAYINA GENEL YAKLAŞIM3&lt;br/&gt;1.1.Turizmin Tanımı ve Turizm Olayına Yaklaşımlar31.2.Turizm Olayının Özellikleri41.3.Turizmin Önemi4&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 2TURİZMİN TÜRK EKONOMİSİNDEKİ YERİ6&lt;br/&gt;2.1.Turizm İle İstihdam Arasındaki İlişkiler6&lt;br/&gt;2.1.1.Doğrudan İstihdam62.1.2.Dolaylı İstihdam62.1.3.Uyarılmış İstihdam6&lt;br/&gt;2.2.Türkiye&quot;de Turizm Sektörünün İstihdamdaki Yeri ve Önemi  72.3.Turizmin Türkiye&quot;nin Ödemeler Dengesine Etkisinin Analizi8 2.3.1.Ödemeler Dengesi Kavramı8 2.3.2.Turizmin Ödemeler Dengesine Etkisi8 2.3.3.Dış Turizm Bilançosu9 2.3.4.Türkiye&quot;nin Dış Turizm Bilançosunun Analizi92.4.Turizmin Etkilediği Faaliyet Kolları                           14 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SONUÇ VE DEĞERLENDİRME    16&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAYNAKÇA    17&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gün geçtikçe büyüyen, gelişen, globalleşen bir sektördür turizm. Bu yüzden turizmin bir ülkeye kazandırdığı ekonomik yararlar tartışılmaz bir gerçektir. Gerek insanlara istihdam olanağı sağlaması, gerekse milli gelire ve ödemeler dengesine katkıda bulunması nedeniyle her ülke için vazgeçilmez ekonomik bir kaynaktır.&lt;br/&gt;Günümüzde birçok ülke, özellikle de gelişmekte olan ülkeler ödemeler dengesi bakımından önemli sorunlar yaşamaktadır. Bu sorun genellikle ödemeler dengesinin önemli miktarlarda açıklar vermesi sonucunda oluşmaktadır. Ödemeler dengesi açıklarının kapatılmasında temel yol ülkenin dışsatımının artırılmasıdır. Birçok ülke turizm sektörünü geliştirerek ödemeler dengesi açıklarını kapatmak için ve ekonomik darboğazlara düşmemek için büyük çaba harcamaktadır. Bu ülkelerden birisi de Türkiye&quot;dir. &lt;br/&gt;Türkiye özellikle son yıllarda turizmi önemli ölçüde teşvik ederek dış turizm gelirlerini artırma ve bu gelirlerle ödemeler dengesi açıklarını kapatma politikası benimsemiştir. Benimsemiş olduğu bu politikada önemli oranda başarı sağlayan Türkiye için ödemeler dengesini olumlu etkileyen en önemli kalemlerden birisinin turizm olduğu görülmektedir.&lt;br/&gt;Turizmin diğer bir faydası ise birçok kişiye istihdam olanağı sağlamasıdır. Bugün, turizm sektörünün içinde bulunduğumuz kriz dolayısıyla her zaman olduğundan daha fazla istihdama katlıda bulunması beklenmektedir. Türkiye&quot;nin jeopolitik konumu, dört semavi dininin buluştuğu bir ülke olarak ön plana çıkması, bununla birlikte rakiplerine göre son derece temiz plaj ve koylara sahip olması ve dört mevsimin bir arada yaşanması özellikleri nedeniyle adeta bir turizm cenneti görünümündedir. Türkiye&quot;nin sahip olduğu bu değerleri turizm amaçlı kullanması, ülkemizin içinde bulunduğu işsizlik sorununun giderilmesinde çok önemli rol oynayacaktır.&lt;br/&gt;Bu çalışmanın amacı; turizm sektörü ile istihdam arasındaki ilişkiyi, turizmin Türk ekonomisine sağladığı faydayı ve Türk ekonomisindeki önemini göstermektir.         &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. TURİZM OLAYINA GENEL YAKLAŞIM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1. Turizmin Tanımı ve Turizm Olayına Yaklaşımlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizmin tanımı sanıldığı kadar kolay değildir. Özellikle de çok yönlü özelliği, her kesimden insanlar tarafından kabul edilecek bir tanımın yapılmasını zorlaştıracaktır.&lt;br/&gt;Turizm tanımının kökü Latince&quot;den gelmektedir. Latince &quot;Tornus&quot; sözcüğü bir dönme hareketini ifade eder. İngilizce &quot;Touring&quot; kelimesi ile &quot;Tour&quot; kelimesi bu sözcükten çıkmıştır. &quot;Tour&quot; dairesel bir hareketi, bazı site ve yörelerin ziyaretini, iş ve eğlence amacı ile yapılan yer değiştirme hareketini ifade eder. &quot;Touring&quot; kelimesi ise zevk için yapılan eğitsel ve kültürel özellik gösteren seyahatler için kullanılır. &quot;Tourner&quot; dönmek ve ya döndürmek anlamına gelir.&quot;Tour&quot; ise hareket edilen yere dönmek şartıyla yapılan kısa veya uzun süreli seyahatleri ifade eder. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Türkçe&quot;de &quot;Seyyah&quot; sözcüğü turist, &quot;seyahat&quot; sözcüğü ise turizm kelimelerinin karşılığıdır. &quot;Turist&quot; sözcüğü ise turizmle ilgisi olan anlamına gelir.&lt;br/&gt;Turizmin zor olmasına rağmen, halen mevzuatımız açısından geçerli olan tanımı 13.05.1953 günü kabul edilen 22.05.1953 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Turizm Endüstrisini Teşvik Kanunu&quot;nun 36. maddesi</description></item><item><title>BİR KÜLTÜR VE TİCARET ŞEHRİ KAYSERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bir-kultur-ve-ticaret-sehri-kayseri-443181.html</link><description>BİR KÜLTÜR ve TİCARET ŞEHRİ KAYSERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KUŞ CENNETİ&lt;br/&gt;YAHYALI ŞELALESİ&lt;br/&gt;KİLİSE&lt;br/&gt;ERCİYES&lt;br/&gt;AVANOS&lt;br/&gt;GÖREME&lt;br/&gt;PERİBACASI&lt;br/&gt;KAYSERİ SANAYİSİ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAYSERİ SANAYİSİ, HER SENE TÜRKİYE&quot;NİN İHRACATTA  İLK 500 ŞİRKETİ  ARASINA GİREN BİRÇOK BÜYÜK İŞLETMELERİ VE KOBİ&quot;LERİ İÇİNDE BULUNDURAN 6 ORGANİZE SANAYİSİ VE BİR SERBEST BÖLGESİ İLE  ÜLKE EKONOMİSİNE KATKIDA BULUNMAKTADIR. SANAYİ ODASINA KAYITLI FABRİKA SAYISI  391 dir&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot; İSTİKBAL &quot;&lt;br/&gt;&quot; YATAŞ &quot;&lt;br/&gt;&quot; BELLONA &quot;&lt;br/&gt;&quot; İPEK MOBİLYA&quot;&lt;br/&gt;&quot; SOLEY HAVLU &quot;&lt;br/&gt;&quot; SARAY HALI &quot;&lt;br/&gt;&quot; ATLAS HALI &quot;&lt;br/&gt;&quot; KARSU TEKSTİL &quot;&lt;br/&gt;&quot; ORTAANADOLU TEKSTİL &quot;&lt;br/&gt;&quot; HES KİMYA &quot;&lt;br/&gt;&quot; HES KABLO &quot; &lt;br/&gt;MİO&lt;br/&gt;İlim Araştırma Kulübü&lt;br/&gt;Üniversitemizin en eski ve büyük kulübüdür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KULÜP Faaliyetleri&lt;br/&gt;&quot;Ulusal Proje Aranıyor&quot; öğrenci proje yarışması&lt;br/&gt;Kriz Yönetimi konulu panel&lt;br/&gt;Microsoft Kayseri Verimlilik Toplantısı&lt;br/&gt;Kariyer Günleri&lt;br/&gt;Tuana Restaurant Fasıl Programı&lt;br/&gt;Bahar Şenliği Kapsamında aktiviteler &lt;br/&gt;Vizyon Dergisi&lt;br/&gt;Teknik ve sosyal geziler</description></item><item><title>ARTEMİS TAPINAĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?artemis-tapinagi-389465.html</link><description>Bizanslı Philon &quot;Babilin asma bahçelerini, Olimpostaki Zeus Heykelini, Rodos Kolossusunu, yüksek piramitlerin kudretli işçiliğini ve Mausoleusin mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Efesteki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümünün gölgede kaldığını hissettim.&quot; diye yazmıştı. &lt;br/&gt;Tanrıça Artemis adına ilk türbe M.Ö.800lü yıllarda Efesteki nehrin yakınındaki bataklık kıyıya yapılmıştı. Bazen Diana da denen Efes tanrıçası Artemis, Yunan Artemisiyle aynı değildi. Yunan Artemisi av tanrıçasıydı. Efes Artemisi ise belinden omuzlarına kadar birçok göğüsle resmedildiği gibi verimlilik, bereket ve doğurganlık tanrıçasıydı. &lt;br/&gt;Bu eski tapınakta muhtemelen Jüpiterden düşen bir meteorit olduğu düşünülen kutsal birtaş vardı. Tapınak, sonraki yüzyıllarda birkaç kez tahrip olmuş ve yeniden inşaa edilmiştir. M.Ö.600lerde Efes şehri büyük bir ticaret limanı haline geldi ve Chersiphron adlı bir mimar yüksek taş kolonları olan yeni ve büyük bir tapınak inşaa etti. &lt;br/&gt;Lidya kralı Croesus, M.Ö.550de Efesi ve Anadoludaki diğer Yunan şehirlerini fethetti. Bu savaş sırasında mabet tahrip oldu. Croesus, mimar Theodorusa daha öncekilerin hepsini gölgede bırakan yeni bir mabet yaptırdı. Yeni tapınak öncekinin 4 katı büyüklükte 90 metre yükseklikte ve 45 metre genişlikteydi. Masif bir çatı, yüzden fazla taş sütunla destekleniyordu &lt;br/&gt;M.Ö. 356da Herostratus adlı biri tarafından çıkarılan bir yangında yanarak tahrip oldu. Bundan kısa bir süre sonra o günün en ünlü heykeltraşı olan Scopaslı Paros tarafından yeni bir mabet yapıldı. Romalı tarihçi Plinyye göre yeni tapınak, 130 metre uzunlukta ve 68 metre genişlikteydi. Tavanı, yükseklikleri 18 metre olan 127 adet sütun destekliyordu. İnşaat 120 yıl sürmüştü. Büyük İskender M.Ö.333de Efese geldiğinde tapınağın inşaası hala devam ediyordu. Bu yeni tapınak, Yunan tapınakları içinde o güne kadar yapılan en büyük yapı idi. Tapınağın başka bir özelliği de tamamen mermerden yapılmış olmasıydı.&lt;br/&gt;M.S. 57de St. Paul hristiyanlığı yaymak için Efese geldi. O kadar başarılı oldu ki bundan, şehrin demircisi ve tapınaktaki heykellerin sahiplerinden birisi olan Demetrius büyük bir korkuya kapıldı. Çünkü Demetrius tapınaktaki heykellerin bir kısmının sahibiydi ve her yıl tapınağa hacca gelenlerden iyi bir geliri vardı ve insanların dinini değiştirmesi demek onun geçimini kaybetmesi anlamına geliyordu. Birlikte ticaret yaptığı diğer kişileri de yanına alan Demetrius heyecan verici ve &quot;Yaşasın Efeslilerin Artemisi&quot; diye biten bir söylev yaptı ve halkı galeyana getirdi. Hemen sonra St. Paulun yardımcılarından ikisini tutukladılar. Bunu bir isyan takip etti. Sonuçta St. Paul, tutuklanan yardımcılarıyla şehri terketti ve Makedonyaya geri döndü. &lt;br/&gt;262de Gotların bir akını sırasında büyük Artemis tapınağı yakılıp yıkıldı. Bir yüzyıl sonra Roma İmparatoru Constantine şehri yeniden inşaa ettirdi. Fakat hristiyan olduğu için tapınağı restore ettirmedi.Constantinin çabalarına rağmen Efes eski günlerine dönemedi. Çünkü gemilerin demirlediği liman yokolmuştu. Nehrin taşıdığı alüvyonlar tarafından deniz şehirden uzaklaşmıştı. Zamanla şehir sakinleri kenti terkettiler. Mabetin kalıntıları başka yapıların ve heykellerin yapılmasında kullanıldı. &lt;br/&gt;British Museumdan John Turtle Wood 1863de tapınağı araştırmaya başladı. 1869da 6 metre derinlikte, çamurların içinde tapınağın temellerini buldu. Bulduğu heykelleri ve bazı kalıntıları British Museuma götürdü.</description></item><item><title>TURİZM - DÜNYA,TÜRKİYE VE EGE BÖLGESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-dunya,turkiye-ve-ege-bolgesi-402660.html</link><description>dünya,türkiye ve ege bölgesi</description></item><item><title>KKTC DEKI TARIHI ESERLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kktc-deki-tarihi-eserler-366200.html</link><description>KKTC DEKI TARIHI ESERLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MEZARLIKLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BALDÖKEN MEZARLIĞI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aşağı Girnede bulunan Osmanlı dönemine ait bir mezarlık alanıdır bu alanın Roma ve Bizans döneminde de kullanıldığı,mezarlığın doğusundaki alanın altında saptanan mozayik kalıntılardan anlaşılmıştır. Mezarlıktan günümüze 3 mezar ,bir türbe ve çeşme kalmıştır. Türbe kesme taştan yapılmış olup kare planlıdır 4 tarafı sivri kemerli ve üzeri kubbe ile örtülüdür. Burası daha sonra ölülerin yıkanmasında kullanılmıştır ve mezarlığın kuzeyinde çeşme yer alır. Bu çeşmelerden birinin üzerineki yazıtta Kıbrıs muhassılı Eseyit Emin Efendi tarafından yaptırıldığı kayıtlıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KÜTÜPHANELER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.SULTAN MAHMUT KÜTÜPHANESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sultan 2. Mahmut dönemine rastlayan 1829 yılında Kıbrıs valisi Ali Ruhi Efendi tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan yapılmış olup klasik Osmanlı dönemi plan ve yapı özelliklerini taşımaktadır kütüphanede bulunan taş yazıtta Sultan Mahmut ile kütüphaneden övgü ile söz edilmektedir. Kütüphane tek kubbeli kare planlı bir mekandan ve bu mekanın doğusundaki küçük kubbeyle örtülü revak bölümünden oluşmaktadır.Yapının kuzey ,güney ve batı duvar cephelerindeki mermer levhalarda maşallah yazılıdır.Giriş kapısının üst tarafındaki levhada ise burası kütüphanedir yazısı kütüphane memuruna ait odanın duvarında ise Sultan Mahmut a aittir bir tuğra bulunmaktadır.Kütüphane odasındaki dolap ve vitrinlerde yaklaşık 1700 adet basılmış ve el yazması eski kitap bulunur.El yazması olanların milli arşive aktarılması kararı alınmıştır.Kütüphaneye başta 2. Sultan Mahmut olmak üzere tanınmış bir çok kişi kitap bağışında bulunarak kütüphanenin zenginleşmesini sağlamıştır. Kütüphane odasındaki kubbenin altını çevreleyen brodür içerisinde 2. Sultan Mahmut u öven Kıbrıslı şair Müftü Hilminin bir kasidesi bulunmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;CAMİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SARAY ÖNÜ CAMİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1820-1824 yılları arasında 2 .Sultan Mahmut tarafından inşa edilmiştir.Ali Paşa adına inşa edilen cami ordu önü mescidi olarak bilinmekteydi,Osmanlı idaresi döneminde valilik ikametgahının camisi olarak kullanılmaktaydı. 1902 yılında bilinmeyen bir nedenle yıkılması üzerine 1903 yılında Evkaf Dairesi Müdürü İrfan Bey tarafından yeniden inşa edilmiş ve Saray Önü Camisi diye isimlendirilmiştir. Günümüzde evlendirme dairesi olarakta kullanılmaktadır.Caminin cephesi kadameli katlı revaklı ,çatısı ahşap ve minaresi klasik Osmanlı karakterindedir cephesinde sivri atnalı biçiminde kemerler kulanılması yapıya Kuzey Afrika &amp;#8211;Hint &amp;#8211;İspanya uslubuna yakın bir karakter vermektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ARAP AHMET PAŞA CAMİSİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kıbrıs fatihlerinden Arap Ahmet Paşa&quot; nın adına 1845 yılına inşa edilmiştir klasik Osmanlı karakterinde kesme taştan inşa edilen caminin kare planlı ana mekanı yarım küre şekilli kubbesi ve ön taraftaki son cemaat yeri üzerindeki 3 küçük kubbesi vardır tabanında orta çağa ait mezar taşları bulunmaktadır. Avlusunda bir şadırvan ve mezarlık bulunmaktadır Kıbrıs&quot; ta 4 kez sadrazamlık,Tuzla Kaymakamlığı ve Efkaf Müdürlüğü gibi görevl</description></item><item><title>YİVLİ MİNARE CAMİİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yivli-minare-camii-348192.html</link><description>Yivli Minare&lt;br/&gt;Adı ile anılan külliye içerisinde camiinin hemen güneydoğusundadır. I. Alaeddin Keykubat tarafından (1219-1238) tarihleri arasında yaptırılmıştır. Kare planlı bir kaidenin üstünde silindirik bir kısmı ve yarım sütun şeklinde ekiz yivli bir gövdesi vardır. Oldukça kalın olan görev bu yivli bölümlerle zarif bir görünüm kazanmıştır. Sağlam durumdadır. Minarenin inşa malzemesi taş tuğla ve horasan naradır. Minarenin kuzeydoğu tarafından giriş kapısı vardır. 20 basamak merdivenle çıkılır ilk onyedi basamak taş ve normal yüksekliktedir. Diğerleri ise yüksekçe olup, 40-44 cm. kadar yükselen basamakları vardır. Minare gövdesi üzeri firuze çinili tuğlalarla süslüdür. Minarenin yüksekliği tahminen 38 m.dir. Kaidenin güneydoğu kısmında kare iniş içinde firuze çinilerle kufi yazılı bir pano sunulmaktadır.&lt;br/&gt;Yivli Minare Camii&lt;br/&gt;Yivli Minare külliyesi içinde yivli minarenin kuzey batısındadır. Dikdörtgen planlı olan camii kuzey-güney doğrultusunda uzanmaktadır. İki giriş kapısının biri kuzeyde, biri doğudadır. Camii Hamitoğullarından Mehmet Bey tarafından 1372 yılında Balaban Tavaşiye yaptırılmıştır. Üzeri altı adet yarım süresel kubbe ile örtülmüştür. Plandan kubbelere geçiş ters-düz üçgen pandantiflerledir.&lt;br/&gt;Giriş kapısı üzerinde sivri kemerli alınlık içinde yedi satırlık sütun kitabesi vardır. Kitabenin tercümesinden camiinin yerinde başka bir yapıdan tamir edilerek (onarılarak) yapıldığını belirlemek mümkün olmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Süleyman Paşa Hamamı : &lt;br/&gt;Göynük ilçe merkezinin doğusunda Akşemseddin Türbesinin yakınında bulunmaktadır. Vakıf kayıtlarına göre 1331-1335 tarihinde Gazi Süleyman Paşa tarafından cami ile birlikte yaptırılmıştır. Cami 1875 yılındaki büyük sel baskınında yıkılınca Sultan II. Abdülhamid devrinde tamamen yenilenmiştir.&lt;br/&gt;Hamam orijinal ebat ve planını koruyan en eski Osmanlı Hamamlarından birisidir. 1950 den sonra yapılan esaslı bir onarımla cephe taşlarının çoğu, kat silmeleri değiştirilmiştir. Erkekler ve kadınlar bölümü olmak üzere çifte hamam olarak teşkil olunmuştur. Her iki bölümde soğukluk, ılıklık ve sıcaklık kısımlarından oluşmaktadır. Erkekler soyunmalığına batı köşedeki kapıdan girilmektedir. Soğukluk bölümü 9 delikli tepe pencereleri olan kubbe ile örtülüdür. Kubbeye aralarında nişler bulunan tromplarla geçilmekte, bu da iç mekana hareketli bir görünüm kazandırmaktadır. Ilıklık kısmı doğu ve batıdan iki eyvan arasındaki kare mekandan oluşmakta ve kare mekanın üzeri kubbeyle örtülüdür. Bu mekanın güney batısındaki koridor şeklindeki bölümde ise tuvaletler yer almaktadır. Sıcaklığa batıdaki eyvandan geçilmektedir. Sıcaklık ortada kare mekana açılan üç eyvan ve üç köşe hücresinden oluşmaktadır. Orta mekan, köşe hücreleri kubbe, eyvanlar beşik tonozla örtülüdür. Güneybatı ve güneydoğudaki hücrelerin kubbeleri dilimlidir. Kubbe geçişleri Türk üçgenlerinden oluşmaktadır.&lt;br/&gt;Kadınlar kısmı birkaç ayrıntı ve ebat farkının dışında erkekler kısmıyla benzer plan özelliğine sahiptir. Kuzeyde külhanın yer aldığı hamamın duvarlarında kesme taş malzeme kullanılmıştır. Üst örtü oluklu kiremit örtülü iken son onarımlarla saçla kapatılmıştır.&lt;br/&gt;İslamlılığın ortaya çıkması ve yayılması ile Antalyada İslam akınlarına maruz kaldı. M.S. 860 tarihinde Abbasi halifesi Mütevekkilin kumandanlarından Fazıl Bin Karin denizden yaptığı hücum ile şehri bir süre zaptetti. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadoluda ilerleyen Selçuklu sultanlarından Süleyman Şah tarafından şehir kuşatılarak fethedildi. Antalya daha sonra Latinlerin eline geçti. 1207 tarihinde Selçuklu Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev Antalyayı kuşattı ve şehir Selçukluların eline geçti. Her ne kadar 1215 tarihinde Kıbrıs kralının kumandanı Gautier şehri tekrar geri almışsa da, kısa bir süre sonra Sultan İzzettin Keykavus şehri tekrar fethederek Antalyayı tam bir Türk şehri haline getirmiştir. Selçuklular zamanında liman ağzına bir mendirek ve şehre birçok eser yapılmıştır. XIII. yüzyıl sonunda Selçukluların yıkılması ile Isparta-Antalya arasındaki topraklar Teke aşiretinin</description></item><item><title>TURİZM - SEYAHAT ACENTESİ NEDİR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-seyahat-acentesi-nedir-402648.html</link><description>seyahat acentesi nedir?</description></item><item><title>BEATİFUL İZMİR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?beatiful-izmir-387071.html</link><description>Izmir is the pearl of the Aegean, a fascinating city whose history begins in the mists of legend. Turkeys third largest city and second most important port, Izmir is the center of tourism in the region. This modern city still retains traces of its ancient, Ottoman and Levantine past. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AGORA: Revealed in central Izmir during excavations carried out in 1932-1941 in the district of Namazgah. eovering an area of 120 x 80 m, the agora throws invaluable light on Roman period Izmir. it was not only a market place, but the location of public institutions and the Temple of Zeus. The agora is open to the public between 9.00 -12.00 and 13.00 -18.00. The statues found here are on exhibit in Izmir Archaeological Museum. &lt;br/&gt;ALSANCAK: A select neighbourhood with a unique character in modern Izmir. Stretching from the waterfront esplanade inland most of the area has been transformed into a pedestrian precinct, so there is no trarffic to disturb shoppers and strollers.The streets lined by modern buildings and attractive shops lead onto the square where Alsancak station stands. Dating from 1858 the colonial architecture of the station distinguishes it in style from the rest of the city. Trains to Buca, Aydin and Denizli depart from here. &lt;br/&gt;ANGLICAN CHURCH : This church was built in 1835 by Levantines of English extraction living in Buca. The church is famous for its wood carving, beautiful stained glass windows and huge organ. &lt;br/&gt;ASANSOR: The citys famous public elevator, and a symbol of Izmir. This elevator links Mithatpasa street below with Halil Rifat Pasa street at the summit of the precipitous hill. It was built in 1907 and restored by the municipality in 1993. The upper terrace has a breathtaking view over the city and the bay. Here there is an Open-air cafe, a restaurant and a Genoese tavern. &lt;br/&gt;BALCOVA: This spa is on the outskirts of Izmir on the road to Urla and Çesme. Turn left at Inciralti crossroads to reach Balçova thermal springs one kilometer down the road. Known as the Agamemnon Springs in antiquity, this may have been the first hydrotherapy center of the ancient world. Today there are modern facilities for visitors to the hot springs and luxury hotels. The temperature of the water is 63 degrees C. &lt;br/&gt;BARLAR SOKAGI: Street of Bars. Some of the attractive old houses under conservation order in Alsancak now house bars and restaurants. &lt;br/&gt;BASMANE: In this district are Izmirs oldfashioned shopping streets, the park where the famous</description></item><item><title>TURİZM ENDÜSTRİSİ VE KIRGIZİSTAN TURİZMİNİN YAPISI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-endustrisi-ve-kirgizistan-turizminin-yapisi-392321.html</link><description>1. TURİZM ENDÜSTRİSİ VE KIRGIZİSTAN TURİZMİNİN YAPISI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.Genel Kavramlar&lt;br/&gt;Turizmin öneminin giderek artması, özellikle turizm potansiyeline sahip olan ülkelerin ekonomilerinde büyük bir ağırlık kazanması ve her yıl geniş kitlelerin uzun mesafeler aşarak seyahat etmeleri, turizm ve turistin tanımlanması ihtiyacını göstermektedir. Turist turizm olayını gerçekleştiren en önemli öğedir. Bundan dolayı turistin tanımlanması ve taşıdığı özelliklerinin sıralanması gerekmektedir. Söz konusu turizm ve turistin değişik yönlerden bakılan tanımları ve taşıması gereken temel özellikleri aşağıda sırasıyla açıklanılacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.1. Turizmin Tanımı ve Temel Özellikleri&lt;br/&gt;Turizm olayının tarihsel olarak geçmişi 1811&quot;lere, belki de daha öncelere dayanmakla beraber, dünya turizm hareketleri II. Dünya savaşından sonra sağlanan barış ortamı, iletişim teknolojisindeki hızlı gelişmeler, ekonomik ve sosyal kültürel kalkınma sonucu önemli ilerlemeler göstermiştir. &quot;Günümüzde her yıl yüz milyonlarca insan, sürekli yaşadıkları yerlerden geçici sürelerle ayrılarak başka ülkelere veya bölgelere gitmekte ve buralarda gezip görme, dinlenme, eğlenme ve öğrenme gibi psikolojik, sosyal ve kültürel gereksinimlerini karşılamaktadırlar&quot; &amp;#61531;Barutçugil,1983:3&amp;#61533;.&lt;br/&gt;Bugün artık turizm ekonomik, sosyal ve kültürel boyutları ile bir sosyal bilim dalı olarak incelenmektedir &amp;#61531;İçöz,1998:1&amp;#61533;.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm olayını veya kavramını belirlemek amacıyla yapılan çalışmalar, on dokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar uzanmaktadır. Olay değişik yönlerden değinen yazarlar, değişik tanımlar yapmışlardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Birçok kaynakta turizmle ilgili çeşitli tanımlamalara yer verilmektedir. Prof. Tuncay Toskay&quot;a göre turizm; &quot;insanların devamlı ikamet ettikleri, çalıştıkları ve her zamanki olağan ihtiyaçlarını karşıladıkları yerlerin dışına seyahatleri ve buralardaki, genellikle turizm işletmelerinin ürettiği mal ve hizmetleri talep ederek, geçici konaklamalarından doğan olaylar ve ilişkiler bütünüdür&quot; &amp;#61531;Burgazlıoğlu,1994:5&amp;#61533;.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Prof. Dr. Hasa</description></item><item><title>TURİZM - TURİZM HUKUKU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-turizm-hukuku-402633.html</link><description>turizm hukuku</description></item><item><title>ANTALYA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?antalya-345107.html</link><description>ANTALYA-----------------------&lt;br/&gt;        The City WallsThe ancient city of Antalya was protected by two walls, in the shape of a horseshoe, one enclosing it along the shore and the other inland. In addition, there were walls within the city separating the various settlements, and a great number of towers on the outer walls at 50 paces from each other. These walls date back to ancient times and, as was the general rule, the Romans built on the Hellenistic foundations and these were subsequently widens and repaired by the Seljuks. Many stone blocks with ancient inscriptions were used and the walls were well protected until the end of the 19th century. Today in the city can be seen the remains of some of the walls, a few turrets, Hadrians Gate, the Clock Tower, and the HIDIRLIK Tower. Hadrian&quot;s Gate    This is one of the best preserved monuments in Antalya. This Roman edifice was built in 130 A.D. to honor the Emperor Hadrian. Formerly the city walls enclosed the outside of the gate and it was not used for many years. This may be the reason why it has not been destroyed, and it was only revealed when the walls collapsed. It is considered as Pamphylias most beautiful Gate. The upper part has three apertures in the shape of a cupola, and except for the pillars is built entirely of white marble. The ornamentation is very striking. The original Gate was two stories but little is known of the top story. On either side of the Gate are towers, which are known not to have been built at the same time. The southern one is known as the Julia Sancta tower and is a work of the Hadrian era. It was constructed of plain stone blocks. While the base of the northern tower belongs to antiquity, the upper part is left over from the Seljuks. It is worth while stopping in front of the Gate and reflecting for a few moments. On the one hand you are standing on modern Antalyas dual carriage way, lined with palm and orange trees, Ataturk Caddesi, while behind you is ancient Attaleia, the past and the present separated by Pamphylias most beautiful Gate, which itself has on either side towers representing the art and civilization of two different epochs. This blending of the epochs is something peculiar to Antalya and can be often seen.   The Hıdırlık Tower  This tower, which has a square base surmounted by a cylindrical edifice, can be seen at the southern most point of the land walls. Belonging to ancient times, there is a large square block in the interior. The tower is a very solid building and, from the shape of the inside, it is thought to have been used for defense or to send out signals by lighting a fire. TERMESSOS                                                         This is perhaps the most interesting ancient city in the Antalya region, a Psidian city build at a height of 1050 meters in the Taurus Mountains. Termessos constitutes an unusual synthesis of a large number of rare plants and animal species, which are under protection in the Termessos National Park. When turning off the Antalya-Burdur highway (11 Km.) in the direction of Korkuteli, the Termessos signpost will be seen 14 Km. further on, and Termessos it self is a further 9 Km. a visit to this site requires time and the stamina to walke up hill, because Termessos is build entirely on a mountainous are difficult of access. The inhabitants of Termessos were known as the Solyms but unlike those of other cities of the time they did not come from the sea and were entirely of Anatolian origin. What is known of their history commences principally at the time that Alexander the Great surrounded the city in 333 B.C., which he likened to an eagles nest and failed to conquer. Termessos, after a gradual decline, was finally abandoned by the 5th century A.D. Some of the remains found there are the walls, Hadrians triumphal arch, cisterns, theater, gymnasium, agora, Odeon. Among the tombs which are scattered far and w</description></item><item><title>MADRİD</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?madrid-420101.html</link><description>avrupa&quot;nın en batı ucundaki iberia yarımadası&quot;nın (portekiz dışında) hemen hemen tümünü kaplayan ispanya&quot;nın yüzölçümü 504.783 kilometrekaredir.atlantik okyanusun&quot;daki kanarya adaları, akdeniz&quot;deki balear adaları ve fas&quot;ın kuzeyindeki ceuta (septe) ve melilla kentleri de ispanya&quot;ya aittir.&lt;br/&gt;coğrafi olarak türkiye&quot;ye çok benzeyen ispanya&quot;nın da üç yanı denizlerle çevrilidir.kuzeyinde cantabria denizi, doğusunda ve güneyinde akdeniz, batısında da atlantik okyanusu bulunur.kuzeyi dağlık ve ormanlık olup büyük oranda yağmur almaktadır.&lt;br/&gt;denizden 600-700 yükseklikteki orta bölüm tıpkı anadolu platosu gibi oldukça sıcak ve kurak bir tahıl bölgesidir.doğusu ve güneyi ise bilinen akdeniz&quot;dir.&lt;br/&gt;ispanya idari olarak 18 bölgeye ayrılmıştır.başkenti madrid olan madrid özerk bölgesi dışında kimi birkaç kimi tek bir ilden oluşan içişlerinde özerk olup, dışişlerinde madrid hükümetine bağlı olan bu bölgeler şunlardır:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.galicia&lt;br/&gt;2.asturias&lt;br/&gt;3.cantabria&lt;br/&gt;4.el pais vasco&lt;br/&gt;5.navarra&lt;br/&gt;6.catalunia&lt;br/&gt;7.el pais valenciano&lt;br/&gt;8.aragon&lt;br/&gt;9.castilla-leon&lt;br/&gt;10.castilla-la mancha&lt;br/&gt;11.extramadura&lt;br/&gt;12.murcia&lt;br/&gt;13.la rioja&lt;br/&gt;14.andalucia&lt;br/&gt;15.baleares&lt;br/&gt;16.canarias&lt;br/&gt;17.ceuta&lt;br/&gt;18.melilla</description></item><item><title>SEEHAT ACENTALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?seehat-acentalari-449434.html</link><description>DÜNDEN BUGÜNE &lt;br/&gt;Siz dünyayı bir baştan bir başa ölçtünüz;&lt;br/&gt;ırmaklar üzerine köprüler kurdunuz,&lt;br/&gt;dağlarda arabalarla yollar açtınız,&lt;br/&gt;çölleri iskan ettiniz,&lt;br/&gt;disiplin ve emirlerinizle onları güzelleştirdiniz.&lt;br/&gt;Şimdi dünyanın ve bütün ulusların&lt;br/&gt;yasa ve geleneklerini gösteren rehberlere gereksinimi kalmadı.&lt;br/&gt;Çünkü siz,&lt;br/&gt;Dünya için bir rehber oldunuz,&lt;br/&gt;Bütün kapıları açtınız ve&lt;br/&gt;Onları gözleri ile görmesi olanağını herkese verdiniz. &lt;br/&gt;*Romalı bir seyyahın (Aristide) İmparatora yolladığı mektuptan&lt;br/&gt;Ister ilk çağlarda tüccarların yaptıkları geziler ister biraz ötede Marco Poloların gerçekleştirdiği dünya gezileri başlangıç alınsın turizm dünya kültürlerinin birbirini görmesinde en etkin araçlardan biri olageldi.&lt;br/&gt;Devrimlerle üretim biçimlerinin değişmesi, toplumlara daha fazla hizmet ve mal bulma olanağı sunarken, insanların ve kültürlerin bir yerden bir başka yere taşınması ilkçağlardan bu yana inanılmaz derecede hızlandı. Önceleri bireysel olarak yapılan geziler zamanla sözünü ettiğimiz üretim devrimlerinden sonra ve özellikle de taşıma araçlarının gelişmesiyle 19.Yüzyıla doğru kitlesel bir yapı kazandı. &lt;br/&gt;Seyahat endüstrisinde Thomas Cook, Cooperative Holiday Association, Natur Freunde ile başladığı kabul edilen kitle halinde seyahat zamanla hükümetlerin ve kurumların devreye girmesiyle daha organize bir hal aldı.&lt;br/&gt;Diğer yandan ilk zamanlarında varlıklı insanların gerçekleştirebildiği seyahatler toplumların üretim yapılarının, araçlarının ve ilişkilerinin gelişmesiyle düşük gelirli insanların da katılabildiği bir faaliyet haline geldi.&lt;br/&gt;1840lı yıllarda Cookun başlattığı seyahat acentalığı, seyahatin ve turizmin kurumsal anlamda ilk ciddi adımı olarak kabul ediliyor. Cooku izleyen kişi ve kurumlardan bu yana seyahat ve turizm, ülkelerin ödemeler dengesinden istihdamına, sosyal refahından toplumlararası uzlaşmanın sağlanmasına kadar bütün iktisadi ve sosyal değişkene imzasını attı.&lt;br/&gt;Seyahatın yaygınlaşmaya başlaması beraberinde kurumsallaşmayı ve bu kurumların toplumsal zemininin yaratılmasını da gündeme getirdi. 19.Yüzyıl başlarına doğru bütün dünyada organize olmaya başlayan seyahat ve turizm endüstrisi, bir yanda turizm bakanlıkları diğer yanda acenta ve operatörlerin kurduğu birlik, dernek ve kurumlarla ülkelerin genel politikaları içine girmeye başladı.&lt;br/&gt;Dünyada 19.yüzyılın ortalarında başlayan seyahat acentalığı ve turizm Türkiyede Cumhuriyetin ilk yıllarında filizlenmeye başladı. Aslında turizmle doğrudan ilgisi olan ancak o dönemin (Osmanlı) kendi yapısı içinde ayrı bir yere sahip olan yeniden yapılanma çalışmalarıyla Türkiyeye getirilen buharlı gemiler Türkiyede  turizmle ilgili ilk hareketler olarak görülebilir. &lt;br/&gt;II. Mahmut döneminde Kırlangıç (swift) adlı buharlı geminin Artemis öncülüğünde alımıyla başlayan deniz taşımacılığı 1829 yılında Tersane-i Amire tarafından alınan Kebir ve Sagir buharlı gemilerinin alınmasıyla gelişmeye başladı. Aynı yıllarda Aynalıkavak Tersanesinde Eser-i Hayır gemisinin yapımına başlandı. Aynı tersaneden, Mesir-i Bahri ve Tair-i Bahri adında iki gemi daha çıktı. Bu gemilerle Bandırma ve Tekirdağ seferleri yapılmaya başlandı. Bu gemiler aynı zamanda Türkiye Denizcilik Işletmeleri Genel Müdürlüğünün de başlangıcı oldu. Bu gemilerin ardından 1838 yılında Fransa seferi yapmak üzere Peyki Sevket vapuru inşaa edildi.&lt;br/&gt;1963 yılında Sultanahmet Meydanında düzenlenen Sergi-i Umumi-i Osmani, Osmanlı döneminde iç turizme yönelik ilk faaliyetler arasında yer aldı. Bu yıllarda seyahat acentası olarak faaliyet gösteren bir şirket de yer alıyor; İngiltere oteli sahibi Mösyö Misirinin kurduğu acenta 75 Osmanlı lirasına 42 günlük Avrupa gezisi düzenliyor.&lt;br/&gt;Diğer yandan, Türkiye turizminin gelişme safhalarından biri olarak kabul edilen tercüman ve rehberlik 1800lü yıllarda ciddi gelişmeler kaydetti. Yasal adını 29 Ekim 1890 yılındaki 190 sayılı nizamname ile atılan Tercüman Rehberlik 1914 yılından 1923 yılına kadar resmi olmayan ancak amatör (Esat Tomruk, Kıbrıslı Hayri Bey gibi gönüllü kişiler) bazı grupların önderliğinde gelişt</description></item><item><title>BİR EFSANENİN ADI: AYASOFYA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bir-efsanenin-adi-ayasofya-373290.html</link><description>BİR EFSANENİN ADI: AYASOFYA&lt;br/&gt;Şüphesiz dünyanın en güzel şehri olan İstanbulun merkezinde, insanlığın şu ana kadar yarattığı en büyük mimari eserlerden biri yer alır: Ayasofya. Ayasofya, bin yılının en büyük şaheseridir, yapıldıktan sonra Bizans ve Osmanlı coğrafyasının odağını oluşturan en önemli yapısı ve aynı zamanda Hıristiyanlar ve Müslümanlar için tarih boyunca çok önemli bir dini merkez olmuştur. Şu ana kadar da büyüklük bakımından ancak üç kilisece geçilmiştir: Londradaki St. Paul, Romadaki St. Peter ve Milanodaki Duomo. &lt;br/&gt;Ayasofyanın yüzölçümü 7570 metrekaredir. Uzunluğu 100 metreyi geçer. Depremlerden sonra geçirdiği onarımlardan dolayı tam bir daire olma özelliğini kaybeden kubbenin yerden yüksekliği 55.60, çapı ise 30.90 ila 31.80 metredir. Merkezdeki büyük ağırlık zeminde ve üst galerilerde sıralanan ve Ephesustaki Artemis Tapınağından Heliopolisteki Güneş Tapınağına, Baalbekten Kyzikosa kadar pek çok antik merkezden getirilen 107 kolona bindirilmiştir. Yapıda kullanılan mermerlerin arasında Fransanın Atlas Okyanusu kıyısından getirilenler dahi olduğu kayıtlardan öğrenilmektedir. O zamana kadar kullanılmamış bir yenilikle ana kubbenin iki yanına yerleştirilen yarı-kubbelerle merkez alan genişletilmiş ve içinde duran insana muazzam bir genişlik duygusu, hatta &quot;ezici&quot; bir etki verilmesi sağlanmıştır. Bugün ona bakan çağdaş bir insanda bile hayret ve huşu duyguları uyandıran bu muhteşem yapının yapıldığında ne kadar etkileyici olduğunu düşünmek bile mümkün değildir. &lt;br/&gt;Bizanslı Justinien, Vikingli Halfdan &lt;br/&gt;Ayasofya, Bizans İmparatoru Justinienın insanlığa bir hediyesidir. Justinien, eski Roma İmparatorluğunu yeniden kurma iddiasıyla komutanlarını Kuzey Afrika ve İtalya üzerine sefere gönderirken, daha önce aynı yerde kurulmuş, fakat çeşitli nedenlerle harap olmuş iki kilisenin yerine, kuracağı imparatorluğa yaraşır ve o zamana kadar görülmemiş büyüklükte bir kilise yaptırmaya girişir. Kilisenin mimarı olarak Trallesli matematikçi Anthemius ve Miletuslu geometri bilgini İsidorus görevlendirilir. Devasa kilisenin inşaatı beş yıl, on ay, dört gün gibi dönemine göre oldukça kısa bir sürede tamamlanır ve kilise 27 Aralık 537 tarihinde açılır. Bugünkü etkileyiciliği bir yana, 6. yüzyılın ölçütlerinde bu o kadar etkileyici bir yapı olmuştur ki kiliseyi yaptıran İmparator Justinien bile açılışta heyecana kapılarak kiliseye girmiş ve Kudüsteki büyük tapınağa atıfta bulunarak, &quot;Seni geçtim, Süleyman&quot; diye haykırmıştır. &lt;br/&gt;Pek çok depreme karşı onarımlarla da olsa bugüne kadar ayakta kalmayı başarabilen Ayasofyanın tarihi de İstanbulun ve bölgenin tarihi ile özdeştir. İstanbula her gelen Ayasofyaya bir iz bırakmıştır. Mesela 1204 Latin İşgalinin başkomutanı Venedikli Dandolonun mezarı buradadır. Hatta Bizansa herhalde çalışmaya gelen &quot;Halfdan&quot; adlı bir Viking de galerideki bir taşa adını kazıyıp gitmiştir. Osmanlılar, İstanbulu alınca 916 yıldır Kostantinopolisin patriklik kilisesi olarak kullanılan Ayasofyayı camiye çevirmişlerdir. Çağın ideolojik koşullarında büyük bir saygı jesti olan bu eylem aynı zamanda binanın da korunmasını sağlamıştır. Fetihten çok sonra resim ve mozaiklerin üzerine badana çekilmiş, bu da Bizans dönemindeki İkonoklast tahribatının aksine koruyucu bir vazife görmüştür. Osmanlı döneminin Ayasofyaya hediyesi ise dört minare ve içeriye asılan, ve İslam aleminin en büyük yazıları olarak kabul edilen, 7,5 metre çapındaki levhalar üzerine yazılan, &quot;Allah&quot;, &quot;Muhammed&quot;, &quot;Ebubekir&quot;, &quot;Ömer&quot;, &quot;Osman&quot;, &quot;Ali&quot;, &quot;Hasan&quot; ve &quot;Hüseyin&quot; yazılarıdır. Cami haline getirildikten 1935te müzeye dönüştürülünceye kadar, Ayasofya, 477 yıl boyunca İslam aleminin bir numaralı camisi olarak kullanılmıştır. &lt;br/&gt;&quot;Ayasofya ve Kostantiniyye Efsaneleri&quot; &lt;br/&gt;Böylesine muhteşem bir yapı hakkında pek çok efsanenin oluşması da tabii olağandır. Ayasofya hakkında, Bizans, Latin, Ermeni ya da Türk menşeli irili ufaklı pek çok efsane vardır. Ayasofya ile ilişkisi olan herkes, kendine göre birtakım efsaneler yaratarak bu büyük edebiyata katkıda bulunmuştur. &lt;br/&gt;Bir süre önce, Ayasofya hakkında söylene gelen pek çok efsaneyi, onlara kaynaklık eden metinleri de inceleyerek derleyen ve yepyeni bir anlayışla değerlendiren bir inceleme yayınlandı: Türkçesi İletişim Yayınları tarafından çıkarılan Stefanos Yerasimosun &quot;Ayasofya ve Kostaniyye Efsaneleri&quot; adlı kitabı. Yerasimos, efsanede yer alan ideolojik tarihi çok ince bir biçimde deşifre ederken, efsanenin başlangıcını Hz. Süleymana kadar götürüyor. Bundan sonra Yanko bi</description></item><item><title>INTERNET TURİZMİNDE ELEKTRONİK TİCARET VE WEB&quot;İN ETKİN KULLANIMI </title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?internet-turizminde-elektronik-ticaret-ve-webin-etkin-kullanimi--417343.html</link><description></description></item><item><title>İZNİK ( NİKAİA ) KENTİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iznik-(-nikaia-)-kenti-389475.html</link><description>Antik mirası,  kent dokusu ,  ünlü çinisi , yeşil cevresi , turizm ve kültür kenti potansiyeli ile iznik, güney marmara bölgesinde adını aldığı gölün doğu kıyısına yerleşmiş , dörtbuçuk kilometrelik surlarla çevrili Bursa&quot;ya 75km uzaklıkta eski bir kenttir. Karaların içine 50km sokulan derin bir körfezin sonunda kurulmuştur. İznik gittikçe daralan Gölcük havzasında , tersane ; liman şehridir. Derin bir şekilde boğumlaşıp darlaşan , iç kısmı bir havuz şeklinde olması harp limanını ve tersaneleri oluşturmuştur. Roma İmparatorluğu harp limanı olarak kullanmıştır. İlk Osmanlı tershanesi burada kurulmuştur. Evliya Çelebi gemilerin burada yapıldığını bildirmiştir. Baş iskele &quot; Astakos &quot; ( Bugünkü yerinden 6 km kuzeybatısında ) adıyla kurulmuş deprem ve saldırılarla tahribe uğramış Bithynia Kralı Nikomedia tarafından yeri değiştirilip bugünkü yerine kurulmuştur. Günümüzde İznik Körfezi; kuzey kıyısında sanayi, güney kıyısında turizmi geliştirmiştir. Eski çağda &quot;Askania &quot;diye anılan İznik gölünün doğusunda bulunan yerleşim yeri İznik, göl seviyesinden, 8-10 m yüksekte bulunmaktadır. İznik Körfezi güney yönünde  Kızılçam ormanlarını barındırır ve doğu  batı doğrultulu dağ sıraları ve onları ayıran çukur sistemi kırık fay hattını oluşturur. Tektonik bir göle sahip olan İznik, sularını Gemlik Körfezine boşaltır. Suları dışa akışlı olduğundan tatlıdır. &lt;br/&gt;Antik Çağdan itibaren adı Nikaia olarak bilinir. Yapılan araştırmalar  buranın prehistorik devirlerden itibaren yerleşim yeri olarak kullanıldığını göstermiştir. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı izleri görülür.&lt;br/&gt;MİTOLOJİYE DAYANAN İZNİK ÖYKÜSÜ :&lt;br/&gt;Efsaneye göre şarap tanrısı Dionysos&quot; un kentidir. Sangarios ( Sakarya ) ırmağı ile tanrıça Kybele&quot; nin kızı olan Nikaia yanına hiçbir erkeği yaklaştırmamaktadır. Kendisine gönül veren Hymnos isimli bir çobana karşı koymaya çalıştığı bir anda attığı okla  onu yere serip öldürür. Aşk tanrısı Eros, kızın bu davranışına çok içerler ve onun Dionysos&quot; a ait olacağına karar verir. Nikaia&quot; ya tutulan Dionysos, kızın su içtiği bir ırmağa şarap karıştırır ve kızın şarhoşluğundan yararlanarak muradına erer. Gebe kalan Nikaia önce canına kıymak ister ama sonra tanrıya boyun eğer ve ona pek çok çocuk doğurur. Dianysos&quot; da Nikaia&quot; nın şerefine bir şehir kurup ona sevgilisinin adını verir.Bu şehir ilk çağda Nikaia , bugünde İznik diye anılır. Nikaia sikkelerinde Dianysos ve Herakles&quot;in adlarına rastlanır.Tanrılara burada özel bir saygı gösterirler.&lt;br/&gt;İLK ÇAĞ TARİHİNDE İZNİK &lt;br/&gt;Şehrin Kuruluşu: Kentte yerleşim Kalkolitik Çağ&quot;a dayanır. Bu önemli şehrin doğması Makedonya Kralı Büyük İskenderin ölümünden sonra ,onun kurduğu çok geniş İmparatorluğu Krallıklar halinde paylaşan komutanları zamanında olmuştur. İskender&quot;in Frigya satrabı Antigonos, M.Ö IV.yy &quot;da  ( 316 )  İlk çağda adı &quot;Askania &quot; olan İznik gölü kıyısında bir şehir kurarak kendi adından ötürü buraya &quot; Antigoneia &quot; ismini vermiştir. Fakat eski Trakya satrabı Lysimakhos , Antigonos&quot;a savaş açar ve onu yener. Şehri ele geçiren Lysimakhos , karısı Nike&quot;den şehrin adını Nikaia&quot;ya çavirmiştir. Eşine armağan ettiği bu kent Türk döneminde Türkçeleştirilerek İznik adını alır. &lt;br/&gt;HELENİSTİK ÇAĞDA İZNİK :&lt;br/&gt;M.Ö IV. yy&quot;da İznik, Helenistik çağda karelere bölünmüş düzenli bir plana sahiptir. Yüzyıllar boyunca bu sistem ana çizgileriyle bugünkü kasabada kalmıştır. İlk çağın ünlü coğrafyacısı Strabon&quot;un yazdığına göre, tam ortada GYMNASİUM bulunuyor ve buradaki bir taş anıtta şehrin dört yöne açılan dört kapısı görülebiliyordu.&lt;br/&gt;Bir süre İznik Bithynia Krallarının baş şehri olmuş, fakat kral I. Nikomedes ( M.Ö 278 -250 )&lt;br/&gt;Kendi ismiyle Nikomedeia şehrini kurmuştur. III. Nikomedes ( M.Ö 91-74 ) çocuksuz olduğundan krallığını Roma İmparatorluğuna vasiyet etmiş ve böylece İznik Roma idaresine girmiştir.&lt;br/&gt;Hellenistik Çağa ait Anıt-Mezar : Erken döneme ait tek eser, kasaba dışında, doğu tarafında bir tepede bulunan yekpare bir taş kitlesinden yontulmuş dev ölçüde bir lahit ya da mezar odası. Halk Berberkaya olarak adlandırmıştır. Uzakta yapılıp gtirilrken yolda çatladığından buraya bırakıldığı düşünülür. Oğlundan kaçıp İznik&quot;e sığınan ve burada öldürülen  Bithynia Kralı II.Prusias (M.Ö 185-149) için yapıldığı ileri sürülmektedir. Malesef define  arayıcılarının tahribi sonunda  1953 &quot; de tamamen parçalanmıştır.</description></item><item><title>TURİZM - SEYAHAT ACENTALARI VE TARİHİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-seyahat-acentalari-ve-tarihi-402554.html</link><description>seyahat acentaları ve tarihi</description></item><item><title>EGE BÖLGESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ege-bolgesi-450151.html</link><description>Ege Bölgesi&lt;br/&gt;Bilindiği gibi, Türkiye, batısından doğusu&quot;na 1500 km, kuzeyinden güneyine 600 km&quot;lik geniş bir alana yayılmış, toplam 914,578 km2lik yüzölçümüyle çok çeşitli coğrafik ve iklimsel özelliklere sahip farklı sosyoekonomik bölgelere ayrılmış bir ülkedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Örneğin, İstanbul, genellikle, konfeksiyon, çimento, kağıt, petrokimya ürünleri, dayanıklı tüketim maddeleri, gemicilik ve yat sektörlerinin yanında endüstri, ticaret ve turizm konularında başı çekmektedir. Buna rağmen tekstil, gıda ve tarımda Ege bölgesinden sonra ikinci sırayı almaktadır. Diğer taraftan Türkiye&quot;nin başkenti Ankara, ve Orta Anadolu bölgesi bilgi teknolojileri, elektronik, askeri ekipmanlar, hububat ve hayvancılık alanında daha uzmanlaşmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ege Bölgesinin Klasik Görünümü&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ege Bölgesi, Türkiye yüzölçümünün % 21&quot;ine karşılık gelen ve yaklaşık 170,000 km2&quot;lik bir alana sahip olmasına karşılık, coğrafi yapısı, doğal kaynakları, iklimi, akarsu sistemleri, su ürünleri, doğal bitki örtüsü, toprak formasyonu ve verimlilik, toprak kullanımı, tarımsal ürünler, hayvancılık ve enerji kaynakları konusunda Türkiye&quot;nin en önemli  bölgelerinden biridir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İkinci Büyük Sanayi Bölgesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bölge, İstanbul&quot;dan sonra kendine has sosyo-ekonomik özellikler gösteren ikinci büyük sanayi bölgesidir.&lt;br/&gt;Bölgenin toplam nüfusu yaklaşık olarak 15 milyon, GSMH içindeki payı %15,2 ve bölgenin kişi başına düşen milli geliri ise 2.642 $&quot;dır.  2001 istatistiklerine göre bölgenin toplam ihracatı 8 Milyar $ ve toplam ithalatı ise 6 Milyar $&quot;dır. Bölgede gerçekleşen ihracat toplam ihracatın %25&quot;ini toplam ithalatın ise %14&quot;ünü oluşturmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ege Bölgesinin büyük bir kısmı işlenmiş topraktan oluşmaktadır. Türkiye&quot;nin tütün üretiminin yarısından fazlası ve üretilen toplam pamuğun üçte biri bu bölgede üretilmektedir. . Aynı zamanda bölgede çeşitli sebze ve meyveler üretilmektedir. Çekirdeksiz üzüm (35%), incir (80%), zeytin (48%), narenciye meyvesi ve bunlar ile ilgili ürünler  bölgede büyük oranda üretilen ve ihracatı yapılan ürünlerdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu nedenle, İzmir&quot;in önderliğinde bölge  başta Agro-endüstri, gıda, tekstil, deri, plastik ve makine olmak üzere tüm sektörlerin aktif olarak çalıştığı bir  bölge haline gelmiştir. Bölgenin kuzeyinde zeytin yağı endüstrisi gelişmiş ve diğer çevre iller şeker fabrikaları, halı dokumacılığı, pamuk işlemeciliği konularında sanayileşmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İzmir&quot;in ilçesi olan Aliağa&quot;da bir petrol rafinerisi bulunmaktadır. Bölge, Türkiye&quot;nin elektrik üretimine termal santraller, hidroelektrik santraller ve jeotermal tesisleriyle katkı sağlamaktadır. Turizm de bölgenin ekonomisine büyük ölçüde destek vermektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İzmir, Türkiye&quot;nin üçüncü ve Ege Bölgesinin en büyük şehridir. Bölgede toplam 15 Üniversite, 250.000 öğrenci ve 13.200 akademik personel görev almaktadır . Bu üniversitelerden 5 tanesi bölgenin en büyük şehri olan İzmir&quot;de yer almaktadır. İzmir, Ankara ve İstanbul&quot;a yaklaşık olarak 600 km uzaklıktadır. Bölge, bir serbest bölgeyi, bir uluslar arası havalananı ve limanı içerisinde barındırmakta olup diğer şehirlere bağlanan otoyol üzerinde bulunmaktadır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İzmir, iyi örülmüş taşımacılık ve telekomünikasyon altyapısıyla, dış ve iç  pazarlara yakınlığıyla ve de kaliteli insan gücüyle yabancı yatırımcılar için potansiyel bir merkez haline gelmiştir. İzmir&quot;in merkezinde, büyük alan üzerine kurulmuş bir adet organize sanayi bölgesi ve 5 adet  çevre organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. Bu sanayi bölgeleri toplam 1.300 firma barındırmakta ve 60.000 kişilik istihdam yaratmaktadır. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ekonomik Özellikler&lt;br/&gt;Tarım&lt;br/&gt;Kıyı kesimindeki Ege Bölümü&quot;nde verimli tarım topraklarının bulunması ve Akdeniz ikliminin etkisi nedeniyle, ekonomik değeri yüksek olan ihraç ürünleri yetiştirilir. Bu bölümde tarımda makine kullanımı yaygındır. İntansif (modern) tarım yöntemleri uygulanır. Tarımsal nüfus yoğunluğu fazla olan bu bölümde seracılık da yaygındır. İç Batı Anadolu Bölümü&quot;nde iklimin karasallaşması ve sulamanın yaygın olmaması, tarımsal ürün çeşitliliğini azaltır. Kıyıda yeti</description></item><item><title>TURİZM - TURİZM ŞURASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-turizm-surasi-402628.html</link><description>turizm şurası</description></item><item><title>SİNOP İLİNİN TARİHÇESİ VE TARİHİ ESERLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sinop-ilinin-tarihcesi-ve-tarihi-eserleri-362244.html</link><description>SİNOP İLİNİN TARİHÇESİ VE TARİHİ ESERLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Sinop ilinin yerleşme tarihi ilk Tunç Çağıyla başlamıştır. MÖ. 7. yüzyılda bir Helen Kolonisi olarak kurulan Sinop, Antik Çağda Karadenizin en önemli kentiydi. Helenistik dönemde Anadolunun yerli kültürleriyle, Helen ve Pers kültürlerini birleştirmek isteyen Pontus Devletinin başkentlerinden biri de Sinoptu. Bizans döneminde yöre Ortodoks Hıristiyanlığının etkisiyle dilde ve kültürde Helenleşmiştir.  &lt;br/&gt;    Sinop, MÖ. 70 yılında Romalıların,  MS. 395 yılında Bizanslıların, 3 Ekim 1214 tarihinde Selçukluların, 1461 yılında Osmanlıların hakimiyetine girmiştir. &lt;br/&gt;    Sinop 1972 yılında kalkınmada ikinci derece öncelikli iller kapsamına alınmıştır. İlk büyük ölçekli sanayi kuruluşu, Ayancık Kereste Fabrikasıdır. Diğer önemli sanayi kuruluşları Şişe Cam Fabrikası, Un Sanayi, Söksa, İç Çamaşırı Örme Ve Konfeksiyon AŞ. ile toprak sanayinde tuğla ve kiremit fabrikalarıdır. Ayancık keteni, Boyabat çember dokumacılığı, ahşap kotra maketi yapımı ve tahta el işlemeciliği Sinoptaki en köklü el sanatlarıdır. &lt;br/&gt;    İlk kütüphane 1924 yılında Dr. Rıza Nurun öncülüğünde kurulmuştur.&lt;br/&gt;TARİH ÖNCESİ SİNOP : &lt;br/&gt;    Sinop ilk çağda  Paflagonya adı verilen bölge içindedir. Anadolunun kuzey sahilleri ile Kırım yarımadası arasında deniz ticaretinde önemli bir rol oynamıştır. Önemli bir doğal liman konumundadır.&lt;br/&gt;    1953 yılında Kocagöz höyükte (kazılınca çoğu kez altında eski yapı kalıntıları ve eski eserler çıkan, yayvanca - alanı geniş ve derinliği az bir şekilde toprak tepe.) yapılan kazı ile 1987 ve 1988 yıllarında Müze Müdürlüğünce yapılan yüzey araştırmacıları sonucunda tarih öncesi devreler biraz olsun aydınlığa kavuşmuştur. &lt;br/&gt;    Karagöz höyükte yapılan kazılarda, İlk Tunç Çağı 1. dönemine ait (MÖ.? 3000-2700) buluntular ortaya çıkarılmıştır. Bulunan malzeme Sinop, Balkanlar ve İç Anadolu arasındaki ilişkiyi göstermektedir. &lt;br/&gt;    Yapılan yüzey araştırması sonucunda çevrede çok sayıda tarih öncesi yerleşim yerlerine rastlanmıştır. Bu yerleşim yerleri sahil boyunca, nehir ağızlarında ve nehir vadileri boyunca iç kesimlere doğru yayılmaktadır. Ele geçen malzeme genel olarak ilk Tunç Çağı 1 ve İlk Tunç Çağı 2ye tarihlenmektedir. Ancak Kabalı çayı vadisinde Erken kalkolitik (MÖ. 4500) yıllarına tarihlenen iki yerleşim yeri saptanmıştır. Bugün Sinop çevresinde en eski yerleşim alanı Kabalı çayı vadisi olarak belirlenmiştir. Sahil kesiminde İlk Tunç Çağı 2nin başında korkunç bir yangınla höyükler terkedilmiştir. Bundan sonra höyüklerde bir yerleşmeye rastlanmamaktadır.&lt;br/&gt;HİTİT DEVRİNDE SİNOP : &lt;br/&gt;    1952-1954 yılları arasında yapılan kazılarda Sinopta Hitit dönemini belgeleyecek hiçbir esere rastlanmamıştır. Hitit metinlerinde Karadenizde Gaşka kavimlerinin varlığından söz edilmekte ise de, ancak şimdiye kadar Sinop yöresinde hiçbir buluntu ele geçmemiştir. &lt;br/&gt;    Yapılan yüzey araştırmasında sahil bandında bir tek Gerze ilçesi Köşkhöyükte Er Hitit (MÖ. 1800) malzemesine rastlanmıştır. Ancak Hitit İmparatorluğu dönemine  ait hiçbir malzeme bulunmamıştır. Bundan sonra 756 yılına ait malzemeler bulunabilmektedir. (MÖ. 2700-1800), (MÖ. 1800-756) yılları arasında Sinop sahil şeridiyle ilgili bir bilgi yoktur.&lt;br/&gt;MÖ. 1000 BAŞLARINDA SİNOP : &lt;br/&gt;    MÖ. 756 yılında Miletten  ayrılan ve kendilerine yeni bir şehir kurmak isteyen göçmenler buraya gelerek bugünkü Sinopun ilk temelini atmışlar ve bu şehre Sinope adını vermişlerdir. Efsaneye göre tanrıça Sinope ırmak tanrısının kızıdır. Zeus Sinopeye aşık olur. Her dilediğini yerine getireceğine söz verir. Sinope kızlığına dokunmamasını ister. Tanrı yemine bağlı kalarak onu kız bırakır. Bugünkü Sinopun olduğu yere gelir.&lt;br/&gt;    Daha sonra MÖ. 630 yılında ikinci bir koloni (sömürge, göçmen topluluğu ya da bu topluluğun yerleştiği yer) grubu Sinopa  yerleşmiştir. Şehrin surlarının büyük bir olasılıkla kolonize (koloniler halinde yaşanan) devirlerde yapıldığı tahmin edilmektedir. &lt;br/&gt;    7. yy başlarında Sinop, Anadoluya kuzeyden gelen Kimmerlerin, 6. yy ortalarında İrandan gelen Perslerin isti</description></item><item><title>LONDON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?london-362260.html</link><description>LONDON PRESENTATION&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hello everybody, today I will present you one of the most popular cities of Europe, London. &lt;br/&gt;Before doing this I would like to first clarify you why I have chosen this city.  First of all, London is one of the world&quot;s most remarkable and exciting cities as it has something to offer every kind of people from different cultures and nationalities. This metropolis embraces the diverse cultures of its population, and reflects this diversity through cuisine, shops, music and colourful festivals.  It is a very accessible city; it has five international airports, an efficient road network and extensive Underground, train, bus, and taxi services. The city is famous for a wealth of history and culture. Home to Britain&quot;s national art collections, the Royal family and a host of major attractions, London&quot;s rich history, striking architecture and over 200 museums offer a unique cultural experience. &lt;br/&gt;Despite a population of over seven million, more than 30% of London is made up of parks and green space, greater than any other city of its size in the world. This space provides the perfect opportunity for walks, relaxation or sporting activities. London also offers some of the best shopping opportunities in the world. From major department stores to designer boutiques and street markets - the choice is immense.As if that wasn&quot;t enough, London is hard to beat when it comes to nightlife. There are huge numbers of restaurants, pubs, cinemas, theatres and nightclubs plus live music and comedy venues. So, at any time of day, whatever the weather, there is always something extra special in London. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FACTS &amp; FIGURES:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;London covers an area of 1,584 sq km and is the smallest of the England&quot;s nine regions (1.2% of the total land area of England) Source: ONS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;There are four World Heritage Sites - Palace of Westminster, Tower of London, Maritime Greenwich and Kew Gardens. Source: English Heritage &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The number of passengers arriving and departing to or from Londons airports was 116.7 million in 2002. London has direct flights to 59 global destinations. Source: TfL, Visit London &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;There are almost 21,000 licensed taxis in London and a further 2,200 licensed minicab operators. Source: TFL (www.tfl.gov.uk) TRANSPORT FOR LONDON  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;London has over 30,000 shops with over 3,000 in central London. London has 26 major street markets, more than any other capital city in the western world. Source: London Retail Consortium &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Queen Elizabeth II is the 40th monarch since William the Conqueror.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Open space accounts for 30% of London&quot;a area including 143 registered parks and gardens. Source: English Heritage &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Oxford Street is the busiest shopping street in Europe, with 200 million visitors a year and a turnover of Â£5 billion. Source: London Retail Consortium &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;London has 3800 pubs, 9% of those in Britain. There are 233 nightclubs,15% of the clubs in Britain. Source: GLA Economics &lt;br/&gt;HISTORY, GEOGRAPHY &amp; LANGUAGE&lt;br/&gt;Roman London &lt;br/&gt;The Romans arrived in 43 AD and established &quot;Londinium&quot; as a permanent military camp. In 60 AD, Londinium was burned to the ground, only to emerge as the new commercial and administrative capital of Britannia. &lt;br/&gt;The Saxons and the Danes &lt;br/&gt;By the fourth century the Roman Empire was failing and in 410 the Romans officially abandoned the city, leaving Londinium to the mercy of Saxon invaders. In 841 and 851 the Danish Vikings attacked and in 1016 the Danish leader Canute became King of all England. London was designated the capital, a position that it has held ever since. The brief Danish rule ended with the accession of Edward the Confessor (1042-66) &lt;br/&gt;1066 to the Black Death &lt;br/&gt;Edward appointed Harold, Earl of Wessex, as his successor. Harold was defeated by William the Conqueror at the Battle of Hastings in 1066. Over the next few centuries, the City waged a continuous struggle with the monarchy for a degree of self-government which culminated in the Magna Carta of 1215. London was granted the right to elect its own Lord Mayor. In 1348 the city was hit by the Black Death. This disease, carried by black rats, wiped</description></item><item><title>KAHRAMANMARAŞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kahramanmaras-383204.html</link><description>KAHRAMANMARAŞ&lt;br/&gt;A. COĞRAFİ KONUMU&lt;br/&gt;B. İKLİMİ&lt;br/&gt;C.TARİHİ&lt;br/&gt;D. TURİZM&lt;br/&gt;1. Tarihi ve Kültürel Değerler&lt;br/&gt;f) Ashab-ı Kehf Camisi&lt;br/&gt;g) Ashab-ı Kehf Külliyesi&lt;br/&gt;h) Taş Medrese&lt;br/&gt;ı) Taşhan&lt;br/&gt;i) Katip Hanı&lt;br/&gt;j) Hışırhan&lt;br/&gt;k)Ceyhan Köprüsü&lt;br/&gt;l)Çukur Hamamı&lt;br/&gt;m)Tüfekçi Hamamı&lt;br/&gt;o)Paşa Hamamı&lt;br/&gt;n)Acar Hamamı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Mağaralar&lt;br/&gt;a) Döngel Mağarası&lt;br/&gt;b)Gümüşkaya Mağarası&lt;br/&gt;d)Bulut Deliği Mağarası&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Çeşmeler&lt;br/&gt;a)Şeyhadil Çeşmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.Gezi Ve Mesire Yerleri&lt;br/&gt;a)Güvercinlik&lt;br/&gt;b) Fırnız Vadisi&lt;br/&gt;c)Ali Kayası&lt;br/&gt;d)Tekir&lt;br/&gt;e) Pınarbaşı&lt;br/&gt;f) Kumaşır Gölü&lt;br/&gt;g) Diğer Mesire Yerleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5 Kaplıca ve Dağ Turizm İmkanları&lt;br/&gt;a)Zeytun Kaplıcası&lt;br/&gt;b) Ekinözü (Cela) İçmeleri&lt;br/&gt;c)Yavşan Yaylası&lt;br/&gt;d)Başkonuş Yaylası&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;E.KAHRAMANMARAŞ DÖĞME DONDURMASI&lt;br/&gt;F. ULAŞIM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAHRAMANMARAŞ&lt;br/&gt;A. COĞRAFİ KONUMU&lt;br/&gt;      İlimiz, 37-36 enlemleri ile 36-56 boylamları arasında merkez ilçe ve deniz seviyesinden 568 metre yükseklikte olup, ilin kuzey kesimlerinde il toprakları yükseltileri 3000 metreye varan genellikle Güneydoğu Toroslarının uzantıları olan dağlarla bunlar arasında kalan çöküntü aralarında oluşmuştur. &lt;br/&gt;     Kahramanmaraş, 14.327 km².lik yüzölçümü ile Türkiyenin 13. büyük şehri durumundadır. Kuzeyden Sivas, kuzeybatından Kayseri, güneybatıdan Adana, güneydoğudan Gaziantep, doğudan Adıyaman, kuzeydoğudan Malatya ile çevrili bir Akdeniz şehridir. &lt;br/&gt;      Arazi yüksekliği 350 metreden 3.000 metreye kadar çıkan ilde geniş ovalar vardır. Bunlar, Gavur, Maraş, Göksun, Aşağı Göksun, Afşin, Elbistan, Andırın, Mizmilli, Narlı ve İnekli ovalarıdır. İlin belli başlı dağları ise Nurhak, Binboğa, Engizek, Uludaz ve Ahırdağı&quot;dır. Ceyhan ve Aksu nehirleri ile Göksun, Söğütlü, Hurman, Körsulu ve Erkenez Çayları ilin akarsularıdır. Toprakların %59unu dağlar, %24ünü platolar ve %16sını da ovalar teşkil eder.&lt;br/&gt;B. İKLİMİ&lt;br/&gt; Kahramanmaraş üç ayrı coğrafi bölgenin (Akdeniz Bölgesi ,Doğu Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ) birbirine en çok yaklaştığı alanda yer alır . Coğrafi konumu ve diğer faktörlerinde etkisi ile üç farklı iklim tipi</description></item><item><title>TURİZMİN TANIMI VE TÜRLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizmin-tanimi-ve-turleri-393621.html</link><description>TURİZMİN TANIMI VE TÜRLERİGünümüzde insanlar, sürekli yaşadıkları yerlerden geçici sürelerde ayrılarak başka ülke veya bölgelere gitmekte ve buralarda gezme, görme, dinlenme, eğlenme ve öğrenme gibi sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını gidermektedirler. İşte bu olay &quot;Turizm&quot; olarak isimlendirilmekte hem ekonomik ve hem de sosyal anlamda geniş etkiler doğurmaktadır. Tüketicilerin turizm hizmeti desteklenen arzu, istek ve özlemlerinin değerlendirilerek geliştirilen kültür turizmi, inanç turizmi, tatil turizmi, av turizmi, yat turizmi, agro-turizm (çiftçilik turizmi), yayla turizmi gibi turizm türleri&quot;ni şu üç başlık altında sınıflayabiliriz:1. Rekreasyon Turizmi: Eğlence ve boş zamanları değerlendirme amaçlı2. İş Turizmi: İş, ticari, bilimsel vb. amaçlı3. Sağlık Turizmi : Dinlenme, tedavi amaçlı turizm hareketleriTURİZMİN TÜRK EKONOMİSİNDEKİ YERİTurizm günümüzde döviz girdisini arttırıcı ve istihdam sağlayıcı özellikleriyle ulusal ekonomiye katkıda bulunan , uluslar arası kültürel ve toplumsal iletişimi sağlayıcı ve bütünleştirici etkisi ile dünya barışının korunmasında büyük payı olan bir sektördür. Türk ekonomisinin de  vazgeçilmez temel taşlarından biri olan turizm, bu gün ki dış ticaret açığına, enflasyona ve işsizliğe çare arayan hükümetlerin önemle üzerinde durduğu bir konudur.İlk devirlerden beri kıtalar arası ilişkileri büyük ölçüde Anadolu toprakları üzerinde olmuştur . Göçler, savaşlar ,istilalar , ticaret yolları ve haberleşme için Anadolu toprakları sürekli kullanılmış ve bir çok uygarlığın beşiği olmuştur. Tüm bu uygarlıkların birleşimi , bu günkü Anadolu kültürünün temelini oluşturmuştur.  Türkiyede ekonomi politikaları geniş bir perspektifle tartışılmaya başlandığı 1960lı yıllar turizmin öneminin de  kavranmaya başladığı yılları ifade etmektedir. Ancak hedefler ve gerçekleşme sonuçlarına göre turizm yatırımlarına ayrılan pay 1980li yıllara kadar toplam sabit sermaye yatırımlarının %0,7sini geçememiştir. 1982 yılında yürürlüğe giren 263</description></item><item><title>HUKUKİ, DİNİ VE AHLAKİ KURALLARIN TURİZM PLANLAMASINA ETKİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hukuki,-dini-ve-ahlaki-kurallarin-turizm-planlamasina-etkisi-445823.html</link><description>HUKUKİ, DİNİ VE AHLAKİ KURALLARIN TURİZM PLANLAMASINA ETKİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Bu çalışmada; insan yaşantısını hemen her boyutuyla etkileyen, insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen, zaman zaman yaptırımlar uygulayan Hukuki, Dini ve Ahlaki kuralların Turizm Planlaması üzerindeki etkileri incelenecektir. Söz konusu kurallar, çevresel faktörler içerisinde değerlendirilmektedir. Diğer çevresel faktörler ise politik gelişmeler, sosyo-kültürel koşullar, ekonomik koşullar ve ekolojik şartlardır. &lt;br/&gt;Çalışmada öncelikle, planlama kavramı, planlama konusundaki yeni yaklaşımlar hakkında bilgiler verildikten sonra, bu üç olgunun genel planlamaya ve örnekler yardımıyla sektörel bazda turizm planlamasına olan etkileri açıklanmaya çalışılmıştır.&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Planlama hem makro hemde mikro düzeyde, mevcut şartların değerlendirilerek, hedeflerin belirlenmesine yönelik bir çalışmadır. Planlama konusunda olumlu ve olumsuz düşünceler mevcut olmakla beraber, avantajları ve dezavantajları arasında bir karşılaştırma yapıldığında, planlama faaliyetinin gerekli olduğunu söylemek mümkündür.&lt;br/&gt;Planlamada dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de, planlama yapıldığı dönemdeki iç ve dış çevre değişkenlerinin zaman içerisinde değişip değişmediklerinin sürekli denetlenmesidir. Hukuki, dini ve ahlaki kurallar önemli dış çevre değişkenlerindendir. Ve bunlar içerisinde özellikle dini ve ahlaki kuralların değişebileceğinden söz etmek pek doğru olmaz. Bununla beraber, hukuksal nitelikteki kuralların kısa süreler içerisinde değişmeleri ( temel nitelikte olanların bir kenara bırakılması şartıyla ) olasıdır. Planlama çalışmalarında, bu durumun göz önünde bulundurulması faydalı sonuçlar verebilir.&lt;br/&gt;1. Planlama Kavramının Tanımı&lt;br/&gt;Amaçların ve bu amaçların elde edilmesi için gerekli faaliyetlerin belirlenmesi sürecine planlama denmektedir ( Can v.d., 1991 : 117 ).&lt;br/&gt;Daha geniş olarak planlama, tüketici zevkleri, talep, maliyetler, yeni ürünler, rakipler, pazarlar, hükümet düzenlemeleri gibi konulardaki değişimleri dikkate almaya daha doğrusu tahmin etmeye çalışan bir yönetim fonksiyonudur ( Üner ve Tatar, 1992 : 58 ).&lt;br/&gt;Planlama bir çeşit tahminlemedir. Tahminleme ise, gelecekte olacağı varsayılan birtakım olaylar ya da durumları önceden belirlemektir. Planlamanın yokluğu ya da geleceği göz önüne almayan kısa vadeli planlamalar birtakım ciddi sorunlara ve yetersizliklere yol açarlar. Planlama çok boyutlu bir faaliyettir ve entegre bir çalışmayı gerektirir. Ayrıca planlama sosyal, ekonomik, politik, antropolojik ve teknolojik faktörleri de göz önüne alır. Bu nedenle planlama politik bir faaliyet olarak değerlendirilir. Çünkü planın uygulanması devletin desteğini, profesyonellerin, bürokrasinin, topluluğun ve politikaların değer sistemleri arasında karşılıklı etkileşimi gerektirir. Bunun sonucu olarak &quot; entegre gelişme için planlama&quot; anlayışı bulunduğumuz yüzyılda önemli bir kavram olarak benimsenmiştir ( İçöz, 1993:89).&lt;br/&gt;Planlama kavramı ile ilgili olarak yapılan tanımlamaların ortak noktasının geleceğin tahminlenmesi olduğu dikkati çekmektedir. Gelecek tahmin edilmeye çalışılırken mevcut durumun da göz önünde bulundurulması gerekliliği vurgulanmıştır. &lt;br/&gt;2. Planlamaya Farklı Bakışlar&lt;br/&gt;Fiziksel planlama bir kavram ve uygulama olarak yüzyıllardan beri varlığını sürdürmektedir. M. Ö. 3000&quot;li yıllarda Hint şehirlerinin, hava akımlarının rahat dolaşımına imkan verecek biçimde planlandığı görülmüştür. Ortaçağ da ise şehirler genellikle, savunmayı güçlendirme amacı ile yüksek duvarlarla çevrilecek şekilde planlanmıştır. Planlama çalışmalarındaki yapım &lt;br/&gt;( inşaat ) kuralları ( prensipleri ) antik çağlara kadar uzanmaktadır.&lt;br/&gt;Kasaba gibi küçük yerleşim birimlerinin planlanması İngiltere&quot;de 200 yıldır gerçekleştirilmektedir. İngiltere söz konusu olduğu zaman, planlamanın endüstrileşmeden kaynaklanan fiziksel ve sosyal rahatsızlıklar nedeni ile cazip hale geldiğini ve bunun neticesinde uygulamaya konulduğunu söylemek mümkündür ( Gunn, 1994: 18 - 19 ).&lt;br/&gt;Planlama çok boyutlu ve tamamlayıcı bir faaliyet olduğu</description></item><item><title>TEMEL KAVRAMLAR VE ÖZELLİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?temel-kavramlar-ve-ozellikleri-392465.html</link><description>TEMEL KAVRAMLAR VE ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TURİZMİN TANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Turizmin tarihsel süreç içerisinde pek çok tanımı ve ifadesi vardır. Günümüzdeki  tanımlarından  birkaçını  şöyle  sıralamak  mümkün :&lt;br/&gt;&quot;Turizm; kazanç sağlamak amacına yönelik olmamak ve sürekli yerleşmemek koşulu ile yabancıların bir yere seyahatleri ve orada konaklamaları sonucunda ortaya çıkan ilişkilerin tümü ya da sürekli yaşanan  yer  dışında  tüketici  olarak  yapılan  geçici  konaklama  olayıdır.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diğer  bir  tanım da şöyledir; &quot;Turizm, insanların sürekli ikamet ettikleri, çalıştıkları ve her zamanki olağan ihtiyaçlarını karşıladıkları yerlerin dışına seyahatleri ve buralardaki genellikle turizm işletmelerinin ürettiği mal ve hizmetleri talep ederek geçici konaklamalarından doğan olaylar  ve  ilişkilerin  bütünüdür.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diğer bir tanım ise; &quot;Turizm, herhangi bir amaç izlemek üzere insanların  kendi  konaklama  yerleri dışında seyahat ve konaklamalarından  meydana  gelen  olaylar,  ilişkiler  bütünüdür.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yukarıdaki  tanımlardan  da  anlaşılacağı  gibi  turizmin  öznesi  insandır ve turizme  ilişkin  belirleyici  üç  ana  özellik  vardır. Bunlar: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Seyahatin, devamlı ikamet edilen, çalışılan ve günlük olağan ihtiyaçların  sağlandığı  yerler  dışına  yapılması,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Konaklama  sırasında  turizm  kesimi  işletmelerinin  ürettiği mal ve hizmetlerin  talep  edilmesi,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Konaklamanın  geçici  olması  durumudur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öncelikle gezip görme, dinlenme, eğlenme gibi psikolojik, sosyal ve kültürel  gereksinmelerin  karşılandığı, ekonomik ve sosyal alanda geniş etkiler doğurduğu  günümüz  turizm  anlayışı  ile  ilgili  olarak  bu  tanımlar bir fikir verebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TURİZMİN   ÖNEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizmin önemini genel olarak aşağıdaki ana maddeler altında toplayabiliriz:&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1.Turizm  milyonlarca  insanı  tüketici  ve  üretici  olarak  ilgilendirir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Turizm sağladığı döviz gelirleri ile dış ödemeler ve dış ticaret</description></item><item><title>TURİZM - ADIYAMAN TURİSTİK YERLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-adiyaman-turistik-yerler-402097.html</link><description>adıyaman turistik yerler</description></item><item><title>BURSA VE TURİZM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bursa-ve-turizm-362802.html</link><description>Bursa ve Turizm&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm potansiyeli açısından İstanbuldan sonra en önemli merkezlerden olan Bursa, tarihi eserlerinin zenginliği ile gözleri kamaştırmaktadır. Bursa ve İznik erken Hıristiyanlık ve Osmanlı döneminin eşsiz eserleri ile süslüdür. &lt;br/&gt;Türkiyenin kış turizmi merkezi olan Uludağ Kayak Merkezi Bursaya 40 dakika uzaklıktadır ve kış turizminin bütün olanaklarına sahiptir. &lt;br/&gt;Marmara Denizi kıyıları uzun yıllardan beri bütün Türkiyenin tercih ettiği tatil yöreleridir. &lt;br/&gt;Uludağ Milli Parkı günübirlik turizm, kampçılık ve trekking için ideal bir ortamdır. Uludağ etekleri özel araçları ve cip safari ile geziye çıkanlara sihirli güzelliklerini sunar. Pek çok keşfedilecek yer arasında Bursa ilçelerinin tabii güzellikleri, çağlayanları, mağaraları ve otantik Osmanlı köyleri yer alır. &lt;br/&gt;Bursa kaplıcaları Roma Döneminden beri kullanılan sağlık merkezleridir. Bursa içinde Çekirge semti bir kaplıcalar merkezidir. Bursa ilçelerinin çoğunda da kaplıcalar yılın her döneminde büyük rağbet görür. &lt;br/&gt;İznik ve Uluabat (Apolyont) gölleri yüzme, kano ve sörf gibi su sporları için ideal alanlardır. &lt;br/&gt;Bursayı tanımak için kent içinde en az iki gün konaklamak gerekir. Tabiat güzelliklerini tanımak tamamen arzuya bağlıdır. İlk ve Orta çağın en önemli merkezlerinden biri olan İznike bir gün ayırmak gerekir. Bursa bütün zenginliklerini keşfe çıkan Türkiye ve Dün ya insanlarını ünlü konukseverliği ile ağırlamaktan gurur duyan insanların yönettiği her zevke hitabeden konaklama tesislerine sahiptir.&lt;br/&gt;Tarihi eserler&lt;br/&gt;Kurulduğu tarihden günümüze dek devamlı gelişme içinde olan Bursanın bugün ulaştığı sınırlar Uludağ eteklerinden Bursa ovası içlerine, İzmir, Mudanya, Yalova ve İnegöl yollarına, civar köylere uzanmaktadır. İç içe tarih kokan sokaklar, evler yerlerini beton yığınlarına terk ederken birçok tarihi anıt bu yığınların arasında adeta kaybolmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Yıldırım Külliyesi&lt;br/&gt;*Emirsultan Camii ve Türbesi&lt;br/&gt;*Yeşil Türbe&lt;br/&gt;*Yeşil Medrese&lt;br/&gt;*Muradiye Külliyesi&lt;br/&gt;*Tarihi Hanlar&lt;br/&gt;*Ulu Camii&lt;br/&gt;*Bursa Kalesi&lt;br/&gt;*Osmangazi Türbesi&lt;br/&gt;*Orhangazi Türbesi&lt;br/&gt;*Hüdavendigar Türbesi                                                           &lt;br/&gt;*Hüdavendigar Camii&lt;br/&gt;*Cumalıkızık Köyü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Müzeler&lt;br/&gt;Bursada ilk Müze 19 Ağustos 1904 tarihinde İmparatorluk Müzesinin (Müze-i Hümayun) bir şubesi olarak Bursa Erkek Lisesinde açılmıştır. 1904-1930 tarihleri arasında eserler Erkek lisesinin bir bölümünde depolanmış ve sergilenmiştir. Bu eserlerin birçoğu bugün Yeşil Medresedeki Türk İslam Eserleri Müzesi ve Kültürpark içerisineki Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Arkeoloji Müzesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Türk İslam Eserleri Müzesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Atatürk Müzesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Osmanlı Evi Müzesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Hüsnü Züber Evi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Mütareke Evi Müzesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Tahir Paşa Konağı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Şemaki Evi Müzesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Celal Bayar Müzesi             &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uludağ Milli Parkı&lt;br/&gt;Bursanın 32 kilometre güneyinde, karayolu ile Bursaya 40, havaalanına 60 dakikadır. Antik dönemde Olympos Misios adıyla tanınan Uludağ, Troya Savaşını tanrıların izlediği yer olarak ta mitolojideki yerini almıştır. 2543 metreye ulaşan doruğu ile Batı Anadolunun en yüksek dağıdır. &lt;br/&gt;Olağanüstü tabii yapısı, flora ve faunasının zenginliği ile 1961 yılında Milli Park ilan edilmiştir. Türkiyenin en önemli Kış Sporları ve kış turizmi merkezidir. &lt;br/&gt;Kayak tesislerinin yeterliliği ile konaklama imkanları Uludağın vazgeçilmez bir tatil yöresi olmasını sağlamaktadır. Yaz aylarında kampçılık, trekking ve günübirlik piknik alanı olarak yararlanılması Uludağı her mevsim çekici kılmaktadır. Uludağ 20 Aralık - 20 Mart tarihleri arasında 120 gün/yıl süreli kayak mevsimine sahiptir. Merkezde 5 telesiyej, 7 teleski ve 1 adet teleferik vardır. &lt;br/&gt;Ulaşım &lt;br/&gt;Bursa&quot;dan Uludağ Milli Parkı giriş kapısına (Karabelen) 22 km.lik asfalt yol ile ulaşılabilmektedir. Buradan oteller yöresi ve kayak merkezine 10 Km.lik asfalt + parke yolla ulaşılmaktadır. Ayrıca Bursa&quot;dan 20 dakikalık bir teleferik yolculuğu ile Uludağ Milli Parkı Sarılan kamp ve kullanım alanına ulaşılabilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mesire yerleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bursa, tarihi ve turistik yerlerin yanısıra d</description></item><item><title>TURİZM - TURİZMİN TANIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-turizmin-tanimi-402656.html</link><description>turizmin tanımı</description></item><item><title>TURİZM - YİYECEK-İÇECEK İŞLETMELERİNİN KURULUŞ VE İŞLETME AŞAMALARINDA MENÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-yiyecekicecek-isletmelerinin-kurulus-ve-isletme-asamalarinda-menu-402544.html</link><description>yiyecek-içecek işletmelerinin kuruluş ve işletme aşamalarında menü</description></item><item><title>AVRUPA BİRLİĞİ İÇİN TURİZMİN ÖNEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?avrupa-birligi-icin-turizmin-onemi-347957.html</link><description>1.AVRUPA BİRLİĞİ İÇİN TURİZMİN ÖNEMİ&lt;br/&gt;Avrupa&quot;da çok farklı dillere,  kültür ve geleneklere sahip insan toplulukları bulunur. Bu çeşitlilik içerisinde, aralarında birçok fark bulunan bu insanların yenileşme ve yaratıcılık istekleri en önemli ortak yönleridir. Avrupa Birliğinde, turizmde farklı kültürlerin anlaşması gerekmektedir. Ç ünkü İtalya&quot;daki turistik bir yer ile Fransa&quot;daki turistik bir yer aynı ülke içerisindeki turistik yerler olarak kabul edilmektedir. Seyahatler ve boş zamanı değerlendirme  faaliyetleri, farklı kültürlerdeki halklar arasındaki bütünleşmeyi sağlama  açısından çok önemlidir. Turizm, Avrupa kimliğini güçlendirir ve Avrupa değerlerinin uluslararası sahnede savunulmasına ve tanıtılmasına katkıda bulunur.&lt;br/&gt; Avrupadaki kültürlerin ve geleneklerin zenginliği, turizmin sosyal ve külürel katkısı yanında,  Avrupa Birliğini (AB), pazarın % 53üyle dünyanın en büyük turizm bölgesi yapar. AB GSYHsinin % 5.5i turizmden elde edilir. Turizm ile ilgili faaliyetlerde istihdam edilen 9 milyon kişiyle, ki bu rakam toplam AB istihdamının % 6sını temsil eder, turizm özellikle azgelişmiş ve çevre bölgelerde önemli bir iş yaratma kaynağıdır.&lt;br/&gt;AB&quot;de henüz bir Topluluk Turizm Politikası geliştirilmemekle birlikte özellikle turizm özellikle, turizm sektöründe etkili olan diğer politika alanları yoluyla topluluk katkısının ne kadar büyük bir önemi olduğunu göstermektedir. Birçok farklı alanı ilgilendiren turizm konusunda çevre, tüketici  işleri, sağlık, bölgesel kalkınma, istihdam, rekabet, vergileme, kültür, eğitim, araştırma gibi diğer politikalar büyük rol oynamaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.TURİZMİN GELİŞİMİ&lt;br/&gt;AB&quot;ye üye olan Devletlerinin çıkarları farklılık göstermektedir. Turist gönderen ülkeler Kuzey ve turist alan ülkeler Güney ülkeleridir. Bu nedenle üye devletlerin danışması için 1986&quot;da bir Turizm Danışma Komitesi kuruldu. 18 Avrupa Ekonomik Sahası ülkesinin temsilcilerinden oluşan komitenin amacı, turizm alanında bilgilenme, danışma ve işbirliğini kolaylaştırmaktır. Halen, Danışma Komitesi, 18 Avrupa Ekonomik Sahası ülkesinin temsilcilerinden oluşmaktadır. Turizmin bütünleştirici rolünü vurgulamak ve onun ekonomik ve sosyal önemini belirtmek amacıyla 1990 yılı Avrupa Turizm Yılı olarak ilan edildi. Topluluk bütçesinden toplam 7,74 milyon euro harcandı.&lt;br/&gt;1993-1995 Turizm Destekleme Eylem Planı, çerçevesinde Avrupa bir turizm bölgesi olarak tanıtıldı. AB üyesi olmayan ülkeler ile işbirliğine geçişin ilk adımıböylece atılmış oldu. Kırsal, kültürel, eğitimsel ve çevresel turizm üzerine incelemeler ve pilot projeler, toplam 21.7 milyon euro ile finanse edildi.&lt;br/&gt;1995 yılında, Birliğin Turizm Alanındaki Rolü üzerine bir Yeşil Kitap komisyon tarafından kabul edildi.&lt;br/&gt;3.AB&quot;nin TURİZM HEDEFLERİ&lt;br/&gt;Serbest dolaşım: turistler için kolaylık&lt;br/&gt;ABnin en büyük başarılarından biri, bütün Topluluk ülkelerinde kişilerin, malların, sermayenin ve hizmetlerin serbest dolaşımını sağlamaktır. AB ülkeleri arasında sınır kontrollerinin kaldırılması, Avrupa Tek Pazarının temel unsuru olmuştur. Avrupalı vatandaşların çoğunluğu için, dolaşım serbestliği hakkı, turist olarak seyahat ederlerken kullanılır. Şimdi, AB vatandaşları Avrupanın her yerinde rahatça seyahat edebilmektedir.&lt;br/&gt;Rekabet gücünün ve istihdamın taşviki&lt;br/&gt;Avrupa turizm sektöründe, GSYH (% 5.5), istihdam (toplam istihdamın % 6sı) ve dış ticaret (hizmetler ticaretinin yaklaşık üçte biri) bakımından AB ekonomisine önemli bir katkı yapan Küçük ve Orta Boy İşletmeler(KOBİ) hakimdir. Turizm sektörünün ekonomik önemi nedeniyle, AB, Avrupa turizminin gelişebilmesi için elverişli bir ekonomik ortamın şartlarını teşvik etmiştir:&lt;br/&gt;U Küçük ve orta boy turizm i*letmeleri için fırsatların çoğaltılması: Avrupalı KOBİlerin rekabet gücünü iyileştirmek için AB düzeyinde eylemler başlatılmıştır. Örneğin, turizm işletmeleri, piyasadaki fırsatlarını geliştirmek için onlara bilgi sağlayarak işletmelere yardım eden Avrupa Bilgi Merkezi şebekesinden yararlanabilirler. Ayrıca, BC-NET şebekesi, işlerini geliştirmek için ortaklar arayan i*</description></item><item><title>OTELLERDE SATINALMA PROSEDÜRÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?otellerde-satinalma-proseduru-361335.html</link><description>INDEKS&lt;br/&gt;SATINALMA PROSEDÜRÜ&lt;br/&gt;I.  AMAÇâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦1&lt;br/&gt;II. KAPSAMâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...1&lt;br/&gt;III. SORUMLULUKLARâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...â€¦â€¦â€¦1&lt;br/&gt;1.  İSTEK SAHİBİ DEPARTMAN SORUMLUSUâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...1&lt;br/&gt;A.  DEPO ŞEFİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...1&lt;br/&gt;B.  TEKNİK MÜDÜRâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..1&lt;br/&gt;C.  F&amp;B MÜDÜRÜ, EXEC. CHIEFâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..2&lt;br/&gt;D.  ÇAMAŞIRHANE ŞEFİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.3&lt;br/&gt;E.  ANİMASYONâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦3&lt;br/&gt;F.  HOUSEKEEPERâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..3&lt;br/&gt;G.  DİĞER DEPARTMAN SORUMLULARIâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...3&lt;br/&gt;2. SATINALMA ŞEFİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..3&lt;br/&gt;A.  YİYECEK İÇECEK MALZEMELERİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..3&lt;br/&gt;B.  MÜŞTERİ MALZEMELERİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.4&lt;br/&gt;C.  TEMİZLİK MADDELERİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..4&lt;br/&gt;D.  TEMİZLİK MALZEMELERİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.4&lt;br/&gt;E.  BASILI EVRAK KIRTASİYEâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...4&lt;br/&gt;F.  YAKITâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.5&lt;br/&gt;G.  DEMİRBAŞ MALZEMELERâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...5&lt;br/&gt;H.  TEKNİK HİZMETâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..5&lt;br/&gt;I.  ANİMASYON MALZEMELERİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.5&lt;br/&gt;J.  ÜNİFORMA. â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.5&lt;br/&gt;K.  TEKNİK MALZEMELERâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..6&lt;br/&gt;3.  OPERATION ANALYSTâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...6&lt;br/&gt;4.  MUHASEBE MÜDÜRÜâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦6&lt;br/&gt;5.  MALİYET KONTROLÜNDEN SORUMLU GENEL MÜDÜR YARDIMCISIâ€¦..6&lt;br/&gt;6.  GENEL MÜDÜRâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦â€¦..7&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ACİL SATINALMA PROSEDÜRÜâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦â€¦â€¦..8&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SATINALMA PROSEDÜRÜ AKIM ŞEMASIâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦9&lt;br/&gt;SATINALMA PROSEDÜRÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.  AMAÇ :&lt;br/&gt;İşletmenin ihtiyacı olan tüm demirbaş eşyalar, makineler, yedek parçalar, sarf malzemeleri ve teknik hizmetlerin en uygun fiyat ve ödeme koşullarında, mümkün olan en üst kalitede merkez satınalma ile koordineli olarak satın alınmasıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II.  KAPSAM: &lt;br/&gt;Satınalma prosedürü, işletmenin ihtiyacı olan tüm demirbaş eşyalar, makineler, yedek parçalar, sarf malzemeleri ve teknik hizmetlerin satın alınmasını kapsar.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III.  SORUMLULUKLAR:&lt;br/&gt;1.  İstek Sahibi Departman Sorumlusu&lt;br/&gt;Departman sorumluları ihtiyaçları olan malzeme yada hizmetleri satınalma formu doldurarak satınalma departmanına bildirir.  Bu satınalma formunda gerekli tüm satınalma verileri ve gereken diğer açıklamaların bulunması gerekmektedir.  Bu satınalma verileri içerisinde marka, cins, model, teknik özellikler ve bunlara ait tolerans sınırları, ambalaj, etiket, taşıma koşulları, gerekli diğer teknik detay ve çizimler, mevcut stok durumu, sipariş tarihi, istenen tarih ile birim ve miktarı bulunmaktadır.  Gerekli olan bu satınalma verilerinin eksiksiz olması alınacak malzeme yada hizmetin ihtiyacı tam olarak karşılaması ve gelen teklifler arsından en uygun seçimin yapılabilmesi için son derece önemlidir.  Satınalma talepleri sadece departman sorumluları tarafından yapılabilir ve formdaki bölüm imzalanmak suretiyle satınalmaya teslim edilir. &lt;br/&gt;A.  Depo Şefi&lt;br/&gt;Depo şefine bağlı bulunan yiyecek, içecek, müşteri malzemeleri, temizlik deterjanları, temizlik malzemeleri, basılı evrak ve kırtasiye depolarında stoklu olarak çalışılan ürünlerde belirlenmiş olan maksimum-minimum stok seviyelerine göre ve mutfak ile koordineli bir şekilde satınalma istek formu ile siparişlerini bildirir.  Bu formlara gerekli olan tüm satınalma verilerini yazmakla sorumludur.   &lt;br/&gt;B.  Teknik Müdür&lt;br/&gt;Teknik departmanın siparişlerinden sorumlu olduğu kalemler dışarıdan sağlanacak olan teknik hizmetler, yakıt (LPG, mazot, kalorifer yakıtı), üretimler ve teknik sarf malzemeleri ile demirbaşlar olarak özetlenebilir.  &lt;br/&gt;Teknik departman kendi bünyesinde halledemediği yada garanti kapsamındaki hizmet alımlarının takibi teknik müdür tarafından yapılır.  Tüm bakım sözleşmeleri teknik müdür tarafından takip edilir ve hizmetin gerekli görüldüğü durumlarda, ilgili firma için teknik müdür tarafından satınalma sipariş formu doldurularak onaya sunulur.&lt;br/&gt;Yakıt siparişleri de gene teknik departman tarafından anlaşmalı olduğumuz firmalara verilir.  Sipariş zamanları ise ortalama olarak LPG için depo seviyesi % 40&quot;a indiği zaman (27 ton toplam kapasite), motorin için % 50 (11 ton toplam kapasite), kalorifer yakıtı için ise % 40 (10 ton toplam kapasite) seviyesine indiği zaman sipariş verilir.  Doluluğun çok düşük olduğu zamanlarda bu seviyeler düşebilir yada olağan üstü durumlarda da (planlı elektrik kesintisi, özel grup talepleri) bu seviye teknik müdür tarafından yükseltilebilir.&lt;br/&gt;Özel üretim gerektiren kalemlerde toplam üretim tutarı 1000 â‚¬&quot;ya kadar ise teknik müdür tarafından gerekli malzemeler için satınalma talep formu düzenlenerek onaya sunulur</description></item><item><title>TARİHİ, TURİSTİK VE İLGİ ÇEKİCİ YERLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tarihi,-turistik-ve-ilgi-cekici-yerleri-383933.html</link><description>TARİHİ, TURİSTİK VE İLGİ ÇEKİCİ YERLERİ &lt;br/&gt;ADANA ETNOGRAFYA MÜZESİ : Kuruköprü mevkiindedir. Müzede Türk ve İslam dönemi eserleri sergilenmektedir. &lt;br/&gt;ADANA ATATÜRK MÜZESİ : Atatürkün 15 Mart 1923te misafir olduğu Tepebağ da 19. yy. da yapılmış kagir bir yapıdır. 1981 de müze olarak halkın ziyaretine açılmıştır. &lt;br/&gt;ADANA ARKEOLOJİ BÖLGE MÜZESİ : Adana merkezinde E-5 karayolu üzerinde bulunan müze 1924 yılında kurulmuştur. Çukurova nın yanı sıra Kahramanmaraş, Gaziantep, Mersin Yumuktepe, Tarsus Gözlükule ve Misis kazısı buluntularını da bünyesinde topladığından aynı zamanda bölge müzesidir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;ULUCAMİ : Ramazanoğulları döneminde Halil Bey tarafından 1507 yılında yaptırılmıştır. Sekizgen gövdeli minaresi, çift renkli taşları ve İznik çinileri ile ünlüdür. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;ULUCAMİ MEDRESESİ : Ramazanoğlu Piri Bey tarafından 1540 yılında yaptırılmıştır. &lt;br/&gt;RAMAZANOĞLU KONAĞI : Türkiyenin en eski ev örneklerindendir. 1495 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından yaptırılmıştır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;ADANA SABANCI MERKEZ CAMİİ :  65.000 m2 arsaya inşa edilen ve içerisinde 18 bin 500 kişinin ibadet edebildiği modern bir camiidir. Daha fazla bilgi almak için resme tıklayınız.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇARŞI HAMAMI : Ramazanoğlu Piri Bey tarafından 1529 yılında yaptırılmıştır. &lt;br/&gt;RAMAZANOĞLU ÇARŞISI : 15. yy. da kurulan çarşı, tarihi İpek yolu üzerinde, ADANA nın en canlı ticaret merkezi olmuştur.   &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;BÜYÜKSAAT KULESİ : Vali Abidin Paşa tarafından 1881 yılında yaptırılmıştır. Tamamı kesme taştan olan kule 32 metre yüksekliğindedir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;TAŞKÖPRÜ : Seyhan Nehri üzerinde bir Roma devri şaheseri olan köprü, M.S. 4. yy. da mimar Auxentios a yaptırılmıştır.  &lt;br/&gt;YAĞ CAMİ : 1501 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından yaptırılmıştır. Cami, tonoz örtülü, beş sahanlı ve kesme taştandır. En gösterişli yeri anıtsal taç kapısıdır. &lt;br/&gt;HASANAĞA CAMİSİ : 1558 yılında Ramazanoğlu Piri Bey tarafından yaptırılmıştır. Alidede semtindedir.        &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;BEBEKLİ KİLİSE : Tepebağ da 1880 li yıllarda ST. Paul adına yaptırılmış, İtalyan Katolik kilisesidir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;ESKİ ADANA MAHALLELERİ VE EVLERİ : Bugünkü adlarıyla Alidede, Sarıyakup, Tepebağ ve Türkocağı mahalleleridir. Bu mahallelerin doğusunda Yağ Cami (1501), Hasanağa Cami (1558), Alidede Cami (1704) ; batısında Irmak Hamamı (1600), güneyde Yeni Hamam (1720), Şeyh Zilfo Camisi (1844), Alemdar Camisi (1748); kuzeyde Ağca Mescit (1409), Kemeraltı Camisi (1915) Yeşil Mescit (1753) ve Taşköprü yer almaktadır. Eski ADANA evleri yıkılmışsa da 169 kadarı ayaktadır. Bu evler Akdeniz Bölgesi inin özel karakteri ile Türk evi plan tiplerinde görülen genel karakterin sentezidir. Evler, saçakları geniş, cepheleri çıkmalı, cumbalı ; pencereler, dikdörtgen ve panjurlu ; kapıları kemerlidir.&lt;br/&gt;MİSİS (MOPSUHESTIA) ÖREN YERİ : İlimizin önemli antik yerleşim yerlerinden Ceyhan Nehri kenarında tarihi İpek Yolu üzerinde kuruludur. Misis, Roma, Bizans, Memluk, Ramazanoğulları, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde gerek ulaşım, gerekse zengin tarım alanlarından ötürü önemli bir kent olmuştur. Günümüze Misis Köprüsü, Mozaik Müzesi, ve su yolu kemerleri kalmıştır. &lt;br/&gt;MİSİS MOZAİK MÜZESİ : Çeşitli hayvan tasvirleri yer alır. Müze, ören yerlerinden ve Adana Arkeoloji Bölge Müzesinden getirilen diğer mozaiklerle zenginleştirilmiştir.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;YILANKALE : Çukurovanın haçlı işgali döneminde 12. yüzyılda Ceyhan Nehri kenarındaki tepeye yapılan Yılanlı Kale; bulunduğu doğal kayalıkla bütünleşen sağlam surları, kale meydanına üç kapıdan sonra ulaşılabilmesi ve kapıları birbirine bağlayan portatif merdivenler kullanılması nedeniyle fethedilmesi oldukça zorlaştırılmış bir yapı. 1352den itibaren terk edilen kalenin adı Kovaraymış. Ancak Evliya Çelebi 17. yüzyılda yörenin Şahmaran efsanesinden esinlenerek, kaleye Şahmaran adını vermiş. Sonraları da Yılanlı Kale adını almış. Anavarza, Tumlu ve Kozan Kalelerinin görüş alanı içindeki Yılanlı Kaleye dik kayalar ve patikalar arasından tırmanış yarım saat sürüyor. Kale eteğine kurulan &quot;Yılankale Turistik Tesisleri&quot;nden rehber alabiliyor, ayrıca yiyecek ve içecek ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz.İsminin kalede yaşayan Şahmaran adında yılanları eğiten  birinden geldiği söylenir. Adana Ceyhan Karayolu 35. km sindedir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;CEYHAN-SİRKELİ MUVATTALİ KABARTMASI : Eski Misis-Ceyhan karayolu üzerinde Sirkeli köyündedir. Muvattali kabartması, Anadolu nun en eski Hitit kabartmasıdır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;KURTKULAĞI KERVANSARAYI : Ceyhan ın Kurtkulağı beldesindeki kervansaray, eski Adana - Halep ticaret yolu üzerind</description></item><item><title>TURİZM İN TARİHİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-in-tarihi-395738.html</link><description>A. TURİZM KAVRAMI VE TURİZMİN TARİHİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm; turistleri ve diğer ziyaretçileri kendine çekme ve ev sahibi olarak konuk etme süreci içinde turistler, işletmeler, ev sahibi yönetimler ve ev sahibi toplumların karşılıklı etkileşimlerinden doğan olaylar ve ilişkilerin tamamıdır.&lt;br/&gt;Turizm teriminin kökeni &quot;Tour&quot; sözcüğü olup, İbranicede &quot;öğrenme, araştırma anlamına gelen &quot;torah&quot; sözcüğünden türemiştir.  İbraniler olağan bir biçimde yaşanılan yerlerin dışındaki uzak yerleri görmek, oralarda oturan insanların ekonomik ve sosyal durumlarını incelemek üzere gönderilen kişilere turist ve bunların eylemlerine ise; turlamak derlerdi.  Turlayıcılar gittikleri ülke veya yörelerin kaynaklarını öğrenir, doğal güzelliklerini saptar, tarım ve hayvancılığın durumunu inceler ve nüfusunu tahmin etmeye çalışırdı.  Ancak bu işleri gizli yapmak zorunda olan turlayıcılar, kimliklerini de saklamak durumundaydılar.  Bu nedenle de seyahat olayı, zorluk, sıkıntı ve tehlike kısaca acı çekme anlamına gelen &quot;travail&quot; sözcüğüyle ifade ediliyordu.  Gerçekten de yol güvenliğinin olmayışı, ulaşım araçlarının ilkelliği, konaklama, yeme-içme, dinlenme-eğlenme, alış-veriş gibi seyahat hizmetlerinin yetersizliği; gezginin sıkıntılarının artmasına ve özellikle uzun yolculukların tehlikeli ve meşakkatli birer macera haline gelmesine neden oluyordu.  Bu yüzden seyahat, çoğu zaman ya macera düşkünü kişilerin, ya da herhangi bir nedenle bazı insanların katılmak zorunda oldukları bir yolculuk olarak görülüyordu.&lt;br/&gt;Doğal olarak o zamanlar yol güvenliğini sağlamak için gruplar ve kervanlar halinde birlikte seyahat etmeyi yeğleyen insanlar; bugün ise; sosyal ve ekonomik nedenlerle topluca seyahat etmekte ve seyahatin sorunsuz ve hoşça vakit geçirilen bir aktivite olduğuna inanmaktadırlar.  Her ne kadar bugün de seyahatlerde istenmeyen bazı deneyimler yaşanıyorsa da, günümüz turisti çoğunlukla seyahatin güzel deneyimlerinden hoşlanmakta, turların ve gezilerin ilginç, dinlendirici ve eğitici girişimler olduğunu düş</description></item><item><title>SİNOP İLİNİN TARİHÇESİ VE TARİHİ ESERLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sinop-ilinin-tarihcesi-ve-tarihi-eserleri-375795.html</link><description>SİNOP İLİNİN TARİHÇESİ VE TARİHİ ESERLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Sinop ilinin yerleşme tarihi ilk Tunç Çağıyla başlamıştır. MÖ. 7. yüzyılda bir Helen Kolonisi olarak kurulan Sinop, Antik Çağda Karadenizin en önemli kentiydi. Helenistik dönemde Anadolunun yerli kültürleriyle, Helen ve Pers kültürlerini birleştirmek isteyen Pontus Devletinin başkentlerinden biri de Sinoptu. Bizans döneminde yöre Ortodoks Hıristiyanlığının etkisiyle dilde ve kültürde Helenleşmiştir.  &lt;br/&gt;    Sinop, MÖ. 70 yılında Romalıların,  MS. 395 yılında Bizanslıların, 3 Ekim 1214 tarihinde Selçukluların, 1461 yılında Osmanlıların hakimiyetine girmiştir. &lt;br/&gt;    Sinop 1972 yılında kalkınmada ikinci derece öncelikli iller kapsamına alınmıştır. İlk büyük ölçekli sanayi kuruluşu, Ayancık Kereste Fabrikasıdır. Diğer önemli sanayi kuruluşları Şişe Cam Fabrikası, Un Sanayi, Söksa, İç Çamaşırı Örme Ve Konfeksiyon AŞ. ile toprak sanayinde tuğla ve kiremit fabrikalarıdır. Ayancık keteni, Boyabat çember dokumacılığı, ahşap kotra maketi yapımı ve tahta el işlemeciliği Sinoptaki en köklü el sanatlarıdır. &lt;br/&gt;    İlk kütüphane 1924 yılında Dr. Rıza Nurun öncülüğünde kurulmuştur.&lt;br/&gt;TARİH ÖNCESİ SİNOP : &lt;br/&gt;    Sinop ilk çağda  &quot;Paflagonya&quot; adı verilen bölge içindedir. Anadolunun kuzey sahilleri ile Kırım yarımadası arasında deniz ticaretinde önemli bir rol oynamıştır. Önemli bir doğal liman konumundadır.&lt;br/&gt;    1953 yılında Kocagöz höyükte (kazılınca çoğu kez altında eski yapı kalıntıları ve eski eserler çıkan, yayvanca - alanı geniş ve derinliği az bir şekilde toprak tepe.) yapılan kazı ile 1987 ve 1988 yıllarında Müze Müdürlüğünce yapılan yüzey araştırmacıları sonucunda tarih öncesi devreler biraz olsun aydınlığa kavuşmuştur. &lt;br/&gt;    Karagöz höyükte yapılan kazılarda, İlk Tunç Çağı 1. dönemine ait (MÖ.? 3000-2700) buluntular ortaya çıkarılmıştır. Bulunan malzeme Sinop, Balkanlar ve İç Anadolu arasındaki ilişkiyi göstermektedir. &lt;br/&gt;    Yapılan yüzey araştırması sonucunda çevrede çok sayıda tarih öncesi yerleşim yerlerine rastlanmıştır. Bu yerleşim yerleri sahil boyunca, nehir ağızlarında ve nehir vadileri boyunca iç kesimlere doğru yayılmaktadır. Ele geçen malzeme genel olarak ilk Tunç Çağı 1 ve İlk Tunç Çağı 2ye tarihlenmektedir. Ancak Kabalı çayı vadisinde Erken kalkolitik (MÖ. 4500) yıllarına tarihlenen iki yerleşim yeri saptanmıştır. Bugün Sinop çevresinde en eski yerleşim alanı Kabalı çayı vadisi olarak belirlenmiştir. Sahil kesiminde İlk Tunç Çağı 2nin başında korkunç bir yangınla höyükler terkedilmiştir. Bundan sonra höyüklerde bir yerleşmeye rastlanmamaktadır.&lt;br/&gt;HİTİT DEVRİNDE SİNOP : &lt;br/&gt;    1952-1954 yılları arasında yapılan kazılarda Sinopta Hitit dönemini belgeleyecek hiçbir esere rastlanmamıştır. Hitit metinlerinde Karadenizde Gaşka kavimlerinin varlığından söz edilmekte ise de, ancak şimdiye kadar Sinop yöresinde hiçbir buluntu ele geçmemiştir. &lt;br/&gt;    Yapılan yüzey araştırmasında sahil bandında bir tek Gerze ilçesi Köşkhöyükte Er Hitit (MÖ. 1800) malzemesine rastlanmıştır. Ancak Hitit İmparatorluğu dönemine  ait hiçbir malzeme bulunmamıştır. Bundan sonra 756 yılına ait malzemeler bulunabilmektedir. (MÖ. 2700-1800), (MÖ. 1800-756) yılları arasında Sinop sahil şeridiyle ilgili bir bilgi yoktur.&lt;br/&gt;MÖ. 1000 BAŞLARINDA SİNOP : &lt;br/&gt;    MÖ. 756 yılında Miletten  ayrılan ve kendilerine yeni bir şehir kurmak isteyen göçmenler buraya gelerek bugünkü Sinopun ilk temelini atmışlar ve bu şehre Sinope adını vermişlerdir. &quot;Efsaneye göre tanrıça Sinope ırmak tanrısının kızıdır. Zeus Sinopeye aşık olur. Her dilediğini yerine getireceğine söz verir. Sinope kızlığına dokunmamasını ister. Tanrı yemine bağlı kalarak onu kız bırakır. Bugünkü Sinopun olduğu yere gelir.&quot;&lt;br/&gt;    Daha sonra MÖ. 630 yılında ikinci bir koloni (sömürge, göçmen topluluğu ya da bu topluluğun yerleştiği yer) grubu Sinopa  yerleşmiştir. Şehrin surlarının büyük bir olasılıkla kolonize (koloniler halinde yaşanan) devirlerde yapıldığı tahmin edilmektedir. &lt;br/&gt;    7. yy başlarında Sinop, Anadoluya kuzeyden gelen Kimmerlerin, 6. yy ortalarında İrandan gelen Perslerin istilasına uğramıştır.&lt;br/&gt;HELENİSTİK DEVİRDE SİNOP : &lt;br/&gt;    MÖ. 4. yüzyılın birinci yarısında Paflagonyalılar bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. MÖ. 332 yılında Büyük İskenderin Anadoluya girişini fırsat bilen 1. Ariarathes Kapadokyada bağımsızlığını ilan ederek, Sinopu da hakimiyetine almış. MÖ. 302 yılında Mitridat Ktistes Paflagonyada dağınık halde bulunan prenslikleri bir araya getirerek kuvvetli bir devlet (bağımsız bir ülke ile onun yönetiminden oluş</description></item><item><title>TURİZM HAFTASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-haftasi-398263.html</link><description>TURİZM HAFTASI &lt;br/&gt;( 15 &amp;#8211; 22  Nisan ) &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;İnsanların türlü amaçlarla yaptıkları gezilere turizm denir. &lt;br/&gt;Turizm; başka yerleri görmek, tanımak, eğlenmek, dinlenmek ve alıveriş etmek için yapılan gezilerdir. Bu gezilere katılanlara turist denir. &lt;br/&gt;Turizm; iç ve dış turizm olarak ikiye ayrılır. İnsanlar ülke içinde dinlenmek, eğlenmek, alışveriş etmek, gezip görmek için, sürekli yaşadıkÂ¬ları kentin dışına çıkarlar. Başka yerlere giderler. Buna iç turizm denir. Dış turizm ise ülkeler arasında yapılan gezilerdir. &lt;br/&gt;Yabancı turist, ülkemize hangi amaçla gelirse gelsin para harcayacakÂ¬tır. Turistin harcadığı paraya döviz denir. Döviz, yabancı ülke parasıdır. &lt;br/&gt;Ülkemizde üretilmeyen ilaç, makine; gereksinme duyduğumuz petrol ve benzeri mallar yabancı ülkelerden alınır. Bunların satın alınabilmesi için dövize gereksinmemiz vardır. Dövizi ürünlerimizin ve ürettiğimiz malların dış ülkelere satışından ya da turizmden sağlarız. Görülüyor ki ülkemizin kalkınmasında turizmin çok önemli bir yeri vardır. &lt;br/&gt;Turist, dinlenmek, eğlenmek, görmek istediği yere çabuk, kolay ve rahat gitmek ister. Bunun için yollarımızın bakımlı, konaklama yerlerinin iyi olması gerekir. Yurdumuz turistlerin ilgi duyduğu bir ülkedir. Yurdumuz kuzey yarımkürede Asya ile Avrupa kıtaları arasında bir köprü durumundaÂ¬dır. Ülkemizin üç yanı denizlerle çevrilidir. Ilıman iklim kuşağındadır. Bitki örtüsü bakımından zengindir. Yurdumuzda dört mevsimin özellikleri görüÂ¬lür. Türkiyemiz aynı zamanda tarihi anıtlar yönünden de çok zengindir. Anadolumuzda çeşitli uygarlıklar yaşanmıştır. Bu uygarlıkların kalıntıları günümüze dek gelmiş ve korunmuştur. &lt;br/&gt;Yurdumuz, turizm zenginlikleri bakımından dünyanın sayılı ülkelerinden biridir. Bir ülkede turizmin gelişmesi için bazı koşulların gerçekleşmesi zorunludur. Yolların güzel olması, ulaşım araçlarının gelişmiş olması, konaklama yerlerinin bol, rahat ve temiz olması gereklidir. Turist yatacağı yerin temiz olmasını ister. &lt;br/&gt;Ülkemize turist gelmesini istiyorsak, onlara kar</description></item><item><title>SAĞLIK TURİZMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?saglik-turizmi-372795.html</link><description>SAĞLIK TURİZMİ &lt;br/&gt;Önemli bir jeotermal kuşak üzerinde yer alan Türkiye, kaynak zenginliği ve potansiyeli açısından dünyada ilk yedi ülke arasına girmektedir. Sıcaklıkları 20*C - 110*C arasında debileri ise 2 - 500 l./ sn arasında değişebilen 1000nin üzerinde kaynak bulunmaktadır. Bu kaynaklardan 200ün üzerinde termal merkez oluşturulmuştur. &lt;br/&gt;Türkiyenin Marmara ve Ege Bölgelerinde yoğunlaşan bu termal merkezlere İstanbul, İzmir, Pamukkale ve Marmaris Fethiye alanı gibi popüler destinasyonlardan kolaylıkla ulaşılabilir. Eski Hieropolis şehri, dağdan akan kaynak suyunun yamaçları göz kamaştıran beyaz kalkerli taşlardan yumuşak katmanlarla bezendirerek muazzam dairevi havuzlar oyduğu, Pamukkalenin zengin maden suları mekanı üzerinde inşa edilmiştir. Kuşkusuz, eski Likya şehri Kaunosun sakinleri, yakınlarındaki Köyceğiz Gölünün maden bakımından zengin çamurunda banyo yapmışlardır. &lt;br/&gt;İzmir - Balçova termal kaynakları, Roma çağında sularının tedavi özelliği bilinen ve yararlanılan, Agamemnon Hamamları mekanı içinde yer almaktadır. Osmanlı Hanedanının ilk payitahtı Bursa, eskilerin Olimpos Dağı olarak bildiği Uludağ karşısında kurulmuştur. Burada doğal termal Çekirge kaynakları, Osmanlıları, 1. Murat (1359 - 1389 ) döneminde daha önceki Roma ve Bizans hamam kompleksinin yer aldığı mekanda daha büyük kubbeli hamam kompleksi inşa etmeye özendirmiştir. &lt;br/&gt;Ege kıyında bulunan Çeşme, doğal termal kaynakları ve deniz sularının tedavi etkisi ile ünlüdür ve Marmara Denizinin güney sahilindeki yeşil ormanlar arasında, Yalova termal kaynakları çeşitli rahatsızlıkları tedavi ettiğine inanılan, maden bakımından zengin sulara sahiptir. &lt;br/&gt;Orta Anadolu Bölgesinde yer alan &quot;Balıklı Kangal Termal Merkezi&quot; olağanüstü nitelikte ve dünyada kendi türünde önde gelen bir termal merkezdir. Sivas ili Kangal ilçesine 13 km. mesafede yer alan bu merkez 36 derece sıcaklıktaki şifalı suları, bikarbonat, kalsiyum, magnezyum ve çeşitli deri hastalıklarının tedavisinde hayati rol oynayan, (2 - 10 cm. uzunluğunda) küçük balıklar barındırmaktadır. Bu ilde değerli sağlık kazandırıcı tedavileri ile ünlü Sıcak Çermik ve Soğuk Çermik isimli iki termal merkez daha bulunmaktadır. &lt;br/&gt;Termal tedavi alanında uluslararası standardını koruması ile ünlü diğer bir termal kompleks Kütahya yakınında Yoncalıda yer almaktadır ve &quot;TÜTAV Termal Tesisleri&quot; adıyla ün yapmıştır. &lt;br/&gt;Ünlü Sandıklı (Afyon), Gönen (Balıkesir), Kestabol (Çanakkale), Ilgın (Konya), Kızılcahamam (Ankara), Haruniye (Adana), Ayder (Rize), Ladik (Samsun), Hasanapdal (Van) ve Billoris (Siirt) termal merkezleri, termal tesisleri ile ün yapmış ve tavsiye edilmektedirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-  Adana&lt;br/&gt;-  Afyon&lt;br/&gt;-  Amasya&lt;br/&gt;-  Ankara&lt;br/&gt;-  Balıkesir&lt;br/&gt;-  Bingöl&lt;br/&gt;-  Bolu&lt;br/&gt;-  Bursa&lt;br/&gt;-  Çanakkale&lt;br/&gt;-  Denizli&lt;br/&gt;-  Diyarbakır&lt;br/&gt;-  Erzurum&lt;br/&gt;-  Eskişehir&lt;br/&gt;-  İzmir&lt;br/&gt;-  Kırşehir&lt;br/&gt;-  Konya&lt;br/&gt;-  Kütahya&lt;br/&gt;-  Manisa&lt;br/&gt;-  Muğla&lt;br/&gt;-  Nevşehir&lt;br/&gt;-  Rize&lt;br/&gt;-  Samsun&lt;br/&gt;-  Siirt&lt;br/&gt;-  Sivas&lt;br/&gt;-  Yalova&lt;br/&gt;-  Yozgat&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Doğa güzelliği, kumsalları, plajları ve mevcut turistik tesisleriyle görülmeye değer bir yer olan İlimiz, yörenin günü birlik deniz ihtiyacını karşıladığından ve özellikle İstanbul ve Ankara gibi yakın yörelerde yaşayıp hafta sonunda sakin bir tatil için denizden yararlanmayı düşünenlere bu imkanı tanıdığından ikinci konut yeri seçimi yönünden tercih edilen iller arasındadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Karasu ve Kocaali İlçelerinin kıyı kesimleri yörede turizm hareketliliğine ve canlılığına katkıda bulunmaktadır. Deniz, dağ, orman, ve sağlık turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olmakla birlikte turizm potansiyelinin tam anlamıyla değerlendirildiği söylenemez.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Sağlık turizmi açısından Akyazı   Kuzuluk Kaplıcaları tüm ülke çapında en önemli merkezlerden biridir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Ayrıca Akyazı Çökek Kaplıcası, Geyve Acısu ve Geyve Ilıca Köyü İçmesi ile Taraklı kıl Hamamı Sağlık Turizmi açısından değerlendirilecek yerlerdendir.</description></item><item><title>FETHİE (ALMANCA - TÜRKÇE)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?fethie-(almanca-turkce)-359854.html</link><description>Hititler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hititler ile ilgili bilgilerimiz daha bu yüzyılın başlarına dayanır. Ondokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar, Hititlerin tarih içindeki konumu bilinmiyordu. Gerçi Mısır metinleri ve Tevrat bir kavimden söz ediyordu ama bu kavmin Anadolu kökenli olabileceği kimsenin aklına gelmemişti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İç Anadolunun İlk Çağ tarihi ile ilgili yapılan araştırmalar ,  On dokuzuncu yüzyılda buraları gezen Charles Texier , William Hamilton gibi gezginlerin izlenimlerinden öteye gitmemiştir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Daha sonra Yozgat Tabletleri adı verilen , Boğazköy arşivine ait eserle bulunmuş ve ünlü Çek bilgini Hronzy tarafından 1917 yılında çözülmüştür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu tabletlerde Anadolunun bu bölgesinden Hatti Ülkesi diye sözedildiği görüldüğünden bu uygarlığı yaratanlara ,  Tevrattaki isimle de uyuşturarak Hititler denmiştir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Hititleri tanımak Anadolu uygarlığını, hatta Anadolunun bugününü tanımak demektir. &lt;br/&gt;Anadolu toprakları üzerinde Hittilerin mirasçısı olan bizler ,  bu kültürü tanıdıkça, inançlarını öğrendikçe, bugünkü kültürümüzü daha iyi anlayabiliriz.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; Hattiler&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Hititleri incelemeye başlamadan önce, Hitit göçlerinden önce aynı yerlerde uygarlık kurmuş olan ve Hititleri büyük ölçüde etkilemiş olan Hatti uygarlığını incelemek gerekmektedir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Yaklaşık MÖ 2500 -1700 yılları arasında Anadoluda büyük bir uygarlık oluşturmuş Hattiler hakkında bilgilerimiz oldukça sınırlıdır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Hattiler Anadolunun yerli halkı olarak kabul edilmekle beraber, göçlerle geldiklerini - hatta Türk kökenli olduklarını- savunanlar da vardır. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Yapılan araştırmalar Hititlerin uygarlık ve inanç/mitoloji bakımından Hattilerden oldukça etkilendiklerini ortaya koymuştur. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Hititler kendilerini başka isimle anmalarına rağmen, ülkelerine Hatti ülkesi demeleri ve din ile ilgili tabletlerde rahibin Hatti dilinde konuştuğunu belirtmeleri bu etkiyi göstermektedir. Ayrıca özel isimlerin birçoğu da Hatti dilinden gelmektedir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Hatti uygarlığına ait en önemli eserler Alacahöyükte bulunmuştur. 1935de Atatürkün himayesinde başlayan kazılarda bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi&quot;nde sergilenen güneş kursları, heykelcikler, altın kupalar birçok eser bulunmuştur. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Yapılan kazılarda ölülerin hocker pozisyonunda bulunması (ana rahminde olduğu gibi, cenin vaziyetinde) , toprak ve yeniden dirilme kültlerini varlığını, dolayısıyla da ana tanrıça kültünün varlığını göstermektedir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bir başka buluntu yeri de Tokat Horoztepedir. Burada da ana tanrıçaya ait idoller ve tören zilleri bulunmuştur. Ancak buluntuların büyük bölümü yurt dışına kaçırılmıştır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Hattilere ait süsleme ve bezeme şekillerinin Anadolunun bir çok yerinde görülmesi bu uygarlığın ne kadar yayılmış olduğunu ve önemini göstermektedir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Hatti halkı, hayvan biçimli tanrıların kültünü geliştirmiş, özellikle de boğa en önemli simge olmuştur. Boğa ile gök/güneş kurslarının birlikteliği boğa/gök ilişkisini düşündürtmüştür. Buna göre boğa en büyük gök tanrıyı temsil etmektedir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Hattiler Hititlerle kaynaşmış, Hatti uygarlığı, Hitit uygarlığı içinde yaşamaya devam etmiştir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; Hititlerin Kökeni&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Anadolu Uygarlıkları içinde en önemlilerinden olan Hititlerin kökeni hala tartışmalıdır. Ancak Hititlerin Anadolunun yerli halkı olmayıp dışarıdan geldikleri kesindir. Hatta Hitit adı da daha sonra Eski Ahite göre uydurulmuş bir isimdir. Hitit diye andığımız bu halkın kendilerine Nesi dili konuşan&quot; Nesili &quot;dediklerini biliyoruz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Batı dünyasındaki bilim adamlarının üzerinde anlaşmaya vardıkları Hititlerin, Hint-Avrupa kökenli bir kavim oldukları yolundadır. Konuştukları dil ve ataerkil yapısı ve diğer kültür özellikleri bu görüşü destekler nitelikledir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ancak Hititlerin nereden göç ettikleri tam olarak açığa kavuşmamıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cumhuriyetin ilk yıllarında , o zamanki isimleriyle, Etilerin Türk olduğu söylenmiştir. Hatta Etibank da adını buradan almıştır. Öte yandan Hititlerin olmasa da Hattilerin Asiatik kavimlerle alakası vardır. Özellikle dilleri ve kültürleri bu bağlantıyı güçlendirmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öte yandan bir başka teori de Hititlerin Çerkes kökenli o</description></item><item><title>TURİZM VE ÇEVRE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-ve-cevre-449156.html</link><description>TURİZM VE ÇEVRE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Araş. Gör. Hüsniye ERDOĞAN &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akdeniz Üniversitesi &lt;br/&gt;İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi &lt;br/&gt;Kamu Yönetimi Bölümü &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Doğal, sosyal ve kültürel değerler, turizmin en çok yararlandığı ve her dönemde önemini koruyan değerlerdir. Bu değerler &lt;br/&gt;turizmin ortaya çıkış nedenlerinin başında gelip, gelişmesinin de birinci koşulu olmuştur. Turizm ve çevre arasında ortak bir &lt;br/&gt;ilişki vardır.Günümüzde çevre, turizmin birincil ve temel kaynağıdır, ancak turizmin yine en önemli etkisi çevreye olmaktadır. &lt;br/&gt;Bu durum bir ortak yaşamsal (symbiotic) ilişkidir. Turizm, çevreye biraz dokunduğunuz zaman intikam alan belki de tek &lt;br/&gt;sektördür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Birçok turizmci, &quot;turizm çevre bilimine dayalı bir toplum endüstrisidir&quot; diyerek, çevre kaynaklarının istismar edilmesinin &lt;br/&gt;önlenmesi gerekliliği üzerinde durmaktadır. (Küçüktopuzlu, 1991, 248). &quot;Şüphesiz ki her türlü doğal kaynağın kullanımındaki &lt;br/&gt;temel ilke, koruma-kullanma dengesinin sağlanmasıdır. Doğal kaynakların aşırı ve dengesiz kullanımı sonucu yaratılan çevre &lt;br/&gt;sorunlarının ve tahribatının insan da dahil dünyadaki her türlü canlının yaşamını tehdit eden boyutlara ulaştığı bilimsel &lt;br/&gt;çalışmalarla ortaya konulmaktadır. Doğal değerlerin yıldan yıla daha fazla yitirilmekte olduğu, gelecek nesillere nasıl bir &lt;br/&gt;çevre bırakacağımız endişesi bütün dünya ülkelerinde artık araştırılan bir konudur.&quot; (Dindar, 2002, 263) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Doğal varlıkların korunması turizm açısından oldukça önemlidir. Çünkü turizm sektörü doğal varlıkların sergilendiği &lt;br/&gt;güzellikler, dinlenme, sağlık, spor, bilim ve eğlence faaliyetlerine uygun ortamlardır. Turizm bu doğal güzellikler, tarihi ve &lt;br/&gt;kültürel varlıklar içinde gelişip uygulanmaktadır (Dindar, 2002, 264). &quot;Çevre bir turizm kaynağı olma özelliğini taşırken, &lt;br/&gt;turizmin varolması için çevrenin yaşaması gerektiği doğanın ve çevrenin aleyhine gelişen bir turizmin kendi kaynağını &lt;br/&gt;tüketeceği açıktır.&quot; (Işıkçı, 2002, 271). &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Küçüktopuzlu&quot;nun da özellikle tek sorumlu olarak görmediği turizmin çevre üzerinde oldukça önemli olumsuz etkileri söz &lt;br/&gt;konusudur. Turizm nehirler, göller, denizler ve özellikle kıyılar üzerine ekolojik yönden önemli ölçülerde zarar vermekte ve bu &lt;br/&gt;alanların yapısal, tarihsel ve estetik değer kayıplarına uğramasına neden olmaktadır. Bu tür yıkıcı sonuçların tek sorumlusu &lt;br/&gt;turizmin kendisi değil, aşırı ticarileşmeye doğru yönelmesidir. Bu durumda turizmden sağlanacak uzun dönemli yararlar göz &lt;br/&gt;ardı edilerek, kısa dönemli kazançların peşine düşülmekte ve doğal kaynakların kullanımı yozlaşarak bozulmaktadır. Gerçekten &lt;br/&gt;de iyi yönetilmeyen turizm hareketleri sonucunda; (Küçüktopuzlu, 1991, 248) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Â§ Doğal çevrenin tahribi, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Â§ Vizüel kalitenin bozulması, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Â§ Hava, su, toprak kirlenmesi, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Â§ Kamu sağlığının bozulması, gibi olumsuz etkiler görülmektedir. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TURİZMİN EKOLOJİK DEĞERLERE ETKİLERİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm faaliyetleri öncelikle doğal dengenin duyarlı olduğu alanlarda gelişme göstermektedir. Bu alanlarda oluşacak aşırı &lt;br/&gt;yoğunluk, belirli taşıma kapasitesini aştıktan sonra, doğal kaynakların bozulmasına ve bazılarının azalmasına veya yok olmasına &lt;br/&gt;neden olmaktadır. Turist yoğunluğunun arttığı bu bölgelerde özellikle eko-sistemler önemli boyutlarda zarar görmektedirler &lt;br/&gt;(Ürger, 1992, 277-278). &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizmin ekolojik değerlere etkilerini çeşitli örneklerle ele alıp inceleyelim; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bitki örtüsü birçok turistik yerleşim alanlarının ana çekim elemanlarından biridir. Bitki örtüsü, turistik etkinlikler sonucunda &lt;br/&gt;olumsuz olarak etkilenebilmektedir. Örnek olarak; bitki koleksiyoncularının etkilerini, kamp ve piknik ateşleri sonucunda çıkan &lt;br/&gt;orman yangınlarını, yapılaşma amacıyla ağaç kesimlerini, çöp dökme ile doğal bitki örtüsünün kirletilmesini, yoğun araç trafiği &lt;br/&gt;ile, kampçılık ile bitki örtüsünün çiğnenmesini, toprağın yoğun turistik etkinlikler sonucu sıkışarak erozyona uğramasını &lt;br/&gt;verebiliriz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turistik etkinlikler ve su kalitesine yönelik olarak da; turistik kentlerde kanalizasyon sularının plajlara, göllere ve nehirlere &lt;br/&gt;akıtılmasını, deniz araçlarından boşalan yağların deni</description></item><item><title>TÜRKİYENİN TANITIM HARCAMALARININ DIŞ TURİZM TALEBİNE ETKİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyenin-tanitim-harcamalarinin-dis-turizm-talebine-etkileri-437238.html</link><description>TÜRKİYE&quot;NİN TANITIM HARCAMALARININ DIŞ TURİZM TALEBİNE ETKİLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Dış Tanıtım Türkiye açısından özellikle büyük önem taşımaktadır. Çalışmanın amacı, Türkiye&quot;nin uzun yıllardan beri gündeminde olan dış tanıtım konusuna değinmek ve dış tanıtım için yapılan harcamaların etkinliğini ölçmektir. Çalışmanın başlangıcında tanıtım, dış tanıtım ve turistik dış tanıtım kavramlarına, temel kavramlar olmaları nedeni ile, kısaca deyinilmiş, daha sonra dış tanıtım araçlarından bahsedilmiştir. Türkiye son on beş yıllık dönem içerisinde turizm sektöründe çok büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Bu ilerlemeyi gerçekleştirebilmek için gerek alt - yapı gerekse üst - yapı alanlarında çok büyük harcamalar yapılmış, girişimcilere önemli miktarlarda teşvikler verilmiş ve kolaylıklar sağlanmıştır. Bu dönemde yapılan harcamaların önemli bir bölümünü de dış tanıtım harcamaları oluşturmuştur. Türkiye hem tarihten gelen ve belirli çevrelerde hala varlığını koruyan yanlış ve olumsuz imajını düzeltebilmek, pek çok kişi ve kuruluş tarafından aleyhine yürütülen kampanyaların etkinliğini azaltabilmek hem de kendi değerlerini, hedeflerini, ilkelerini, insanının pek çoklarında bulunmayan olumlu özelliklerini anlatabilmek amacıyla dış tanıtım faaliyetlerinde bulunmuştur ve bulunmaktadır. Bu çalışma dahilinde &quot; Dış Tanıtım &quot; kavramı teorik olarak belirli açılardan ele alınmış ve Türkiye&quot;nin Dış Tanıtım faaliyetleri nedeniyle yapmış olduğu harcamaların etkinliği de ölçülmeye çalışılmıştır.&lt;br/&gt;1-Dış Tanıtım Kavramı&lt;br/&gt;         &quot;  - Enformasyon, iletişim, propaganda, devlet reklamcılığı, halkla ilişkiler, kollektif reklamcılık, satış geliştirmesi ve ticari reklamcılığı içeren,&lt;br/&gt;            - Siyasal, ekonomik, kültürel ve turistik tanımını da kapsayan bir kavram olarak, &lt;br/&gt;   -Ülkenin temel siyasal ve ekonomik tercihleri doğrultusunda, ulusal dış politikaya uygun olarak&lt;br/&gt;    -Diğer ülkelerde sorunlarını anlatmak, dünya kamuoyunda kendi lehine olumlu bir imajı yaratmak, geliştirmek, saygınlığı arttırmak, ülke hakkındaki yanlış izlenimleri düzeltmek amacıyla,&lt;br/&gt;   -Politikası ve planlaması devlet tarafından saptanan,&lt;br/&gt;   -Bir koordinasyon içinde, &lt;br/&gt;   -Açık, sürekli, yoğun ve sistemli bir şekilde,&lt;br/&gt;   -Bilimsel ve teknik yöntemlerle yürütülen faaliyetlerin tümüdür.&quot; &lt;br/&gt;          Turizm talebi konusunda yapılan birçok araştırmada &quot;Dış Tanıtım&quot; önemli bir değişken olarak saptanmıştır. Reklam ve propaganda gibi araçlardan yararlanılarak gerçekleştirilen &quot; Dış Tanıtım&quot;ın talep üzerindeki en önemli etkisi, bir turistik bölge ya da ülke konusunda tüketiciyi haberdar etmesi ya da bilgi vermesidir. Bu faktörün mevcut turizm talebini artırmaya yönelik etkisi olacağı gibi, potansiyel talebi de harekete geçirme gücü vardır.&lt;br/&gt;2-Dış Tanıtım Araçları &lt;br/&gt;            Başlıca tanıtım araçları, dış tanıtımın yürütülmesi sırasında kullanılan Reklam, Propaganda, Halkla İlişkiler ve Enformasyon faaliyetleridir. Dış Tanıtım yönüyle bu araçlara kısaca değinmekte fayda vardır.&lt;br/&gt;a)Reklam&lt;br/&gt;           &quot;Turizm reklamcılığı , &quot;ticari reklamcılığın araç ve yöntemlerini kullanarak turizm hareketlerini geliştirmek ve turistik mal ve hizmetlerin satışını arttırmak amacıyla girişilen çabaların tümü&quot; &lt;br/&gt;           Reklam, turizm pazarlaması araçları arasında büyük önem taşıyan, satış artırıcı bir tür haberleşme tekniğidir. Turizm reklamcılığı, ticari reklamcılığın araç ve yöntemlerini kullanarak turizm hareketlerini geliştirmek ve turistik mal ve hizmet satışını artırmak amacıyla girişilen çabaların tümü olarak tanımlanabilir.&lt;br/&gt;            Reklam faaliyetleri; devlet tarafından gerçekleştirilen reklam faaliyetleri, kişisel reklamcılık faaliyetleri ve kolektif reklamcılık faaliyetleri olarak üç grupta toplanabilir.&lt;br/&gt;b)Propaganda &lt;br/&gt;           &quot;Propaganda; ideolojik ,politik ,sosyal ,ekonomik ,veya dini bir sisteme veya inanışa taraftar kazanmak için yapılan faaliyetlerdir.&quot;  &lt;br/&gt;           Potansiyel turistleri efektif turistler haline getirme amacı güden, bir ülkenin veya bölgenin turizm değerleri hakkında bilgi vererek g</description></item><item><title>TURİZM - TURİZM ARAŞTIRMALARINDA KÜLTÜREL FARKLILIK DUYARLILIĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-turizm-arastirmalarinda-kulturel-farklilik-duyarliligi-402618.html</link><description>turizm araştırmalarında kültürel farklılık duyarlılığı</description></item><item><title>AB VE TÜRKİYE TURİZMİ 2003 DEĞERLENDİRMESİ VE 2004 BEKLENTİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ab-ve-turkiye-turizmi-2003-degerlendirmesi-ve-2004-beklentileri-451580.html</link><description>AB ve Türkiye Turizmi&lt;br/&gt;2003 değerlendirmesi ve 2004 beklentileri&lt;br/&gt;konulu basın toplantısı notları, TYD BAŞKANI OKTAY VARLIER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;29 Ocak 2004 Perşembe&lt;br/&gt;Conrad Hotel Istanbul&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Oktay Varlıer :  Sayın Basın mensupları hepiniz hoşgeldiniz. &lt;br/&gt;Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD), AB ile ilgili ciddi çalışmalar yapmaya başladı. 4 Aralık&quot;ta düzenlediğimiz &quot;AB VE TÜRKİYE TURİZMİ&lt;br/&gt;MEVZUAT-POLİTİKALAR-FIRSATLAR&quot; semineri sırasında hazırladığımız rehber kitaptan bahsetmiştik. AB ülkelerinde turizm mevzuatı ile ilgili tüm yasaların taranması ile ortaya çıktı. Turizm mevzuatı, AB&quot;de tüketici hakları, ulaştırma gibi konuları içinde yer almaktadır. Bu rehber kitap, önümüzdeki dönem içinde Türkiye&quot;nin AB mevzuatına uyması için yapılması gerekenleri içeriyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa Birliği, en büyük ekonomik ve siyasi entegrasyonlardan birisidir.&lt;br/&gt;10 trilyon dolarlık milli gelir ile dünyadaki toplam gelirin üçte birini, 2 trilyon doları aşan ihracatla da dünya ihracat hacminin yaklaşık % 40&quot;ını elinde bulundurmaktadır. Dünyanın en büyük ekonomik ve siyasi entegrasyonu olan AB, aynı zamanda dünyanın en büyük turizm destinasyonunu da oluşturmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AB ülkelerini 2002 yılında 285 milyon turist ziyaret etmiştir. AB&quot;nin turist sayısı bakımından dünyadaki pazar payı % 40&quot;dır. AB&quot;nin turizm geliri 2002 itibariyle 180 milyar dolardır. Bu da, dünya turizm gelirlerinin % 40&quot;ıdır. AB ülkelerinde uluslararası standartta 9,5 milyon yatak bulunmaktadır. Türkiye&quot;de bu rakam 430 bindir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa Birliği, 1990&quot;ların başına kadar turizm sektörünün bölgesel kalkınma ve istihdam yaratmasındaki öneminin bilincinde olmakla birlikte, sektörel bir yaklaşımda bulunmamayı tercih etmiş ve turizm alanındaki faaliyetleri dolaylı olarak sürdürmüştür. Birliğin, ulaştırma, sosyal politika, çevre, vergilendirme, eğitim, rekabet, tüketicilerin korunması gibi alanlarında, KOBİ&quot;lere yönelik çalışmalarda ve genel olarak Avrupa tek pazarının gerçekleştirilmesinde turizm sektörü dikkate alınsa da, başlıca bir turizm politikası oluşturmakta AB çekingen davranmıştır. 1995&quot;ten bu yana turizmin AB&quot;nin ekonomik ve sosyal bütünleşmesinde ve Avrupa kimliğinin gelişmesindeki katkısına ve bu sektördeki KOBİ&quot;lerin istihdam yaratmadaki önemi sürekli vurgulanmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hazırlanan raporlarda turizmin sadece ekonomik değeri açısından değerlendirilmesinin yanlış olduğu, ayrıca Avrupa vatandaşlığı kavramının yerleştirilmesinde büyük rol oynayacağı belirtilmiştir. Öte yandan, turizmin göreceli olarak geri kalmış bölgelerde ekonomiye katkı yapacağı vurgulanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa Birliği&quot;ndeki turizm teşvik politikası ikiye ayırmak mümkündür. Bunlardan ilki, AB&quot;nin doğrudan turizmi hedef alan küçük bütçeli teşvik programları (eğitim, kültür, çevre koruma gibi alanlarda), ikincisi ise Yapısal Fon ve Avrupa Yatırım Bankası gibi kaynaklardan elde edilen, doğrudan turizmle ilgili olmayan, ancak ulaştırma, haberleşme ve diğer altyapı yatırımları gibi turizm sektörü için hayati öneme sahip yatırımları finanse etmekte kullanılan ve büyük miktarlara ulaşan teşviklerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bunların dışında, AB ülkeleri turizm üstyapısı için kendi bünyelerinde devlet teşvikleri uygulamaktadır. Bu tür teşvikler tesis inşaatına verilen yatırım teşviklerinden, modernizasyon, turistik faaliyetlerin iyileştirilmesine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Devlet teşvikleri hibe, uzun vadeli krediler, faiz sübvansiyonu gibi finansal, ya da vergi muafiyeti, yatırım/amortisman indirimi, gümrük vergisi muafiyeti gibi mali teşviklerden oluşmaktadır. Üyeler uyguladıkları devlet teşviklerini Komisyona bildirmekle yükümlüdürler.&lt;br/&gt;Komisyon, bu teşviklerin rekabet politikasına uyumunu kontrol etmektedir. Komisyonun turizm sektöründe devlet teşviklerine yaklaşımı olumludur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AB&quot;nin turizm politikası, Türkiye&quot;yi yakından ilgilendirmektedir. Türkiye&quot;yi ziyaret eden turistlerin yarısından çoğunun AB ülkelerinden gelmesi ve Türkiye&quot;nin dünya turizm pazarında AB ülkeleriyle rekabet içinde olması nedeniyle, Birliğin turizm politikaları Türkiye&quot;yi etkilemektedir. AB ülkelerinde turistik hizmet kalitesinin artması ve turizm faaliyetlerinin çeşitlenmesi karşısında Türk turizminin takınacağı tavır Türkiye&quot;ye yönelik talep açısından önemlidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye, AB&quot;ye aday ülkelerin de katılımına açık olan bazı programlardan yararlanabilme imkanına sahiptir. Türkiye&quot;nin turizm sektörüne yönelik kullanabileceği destekler daha çok Avrupa Akdeniz Ortaklığı kapsamındadır.  Bu kapsamda siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel alanlarında işbirliği öngörül</description></item><item><title>ÇANAKKALE SAVAŞLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?canakkale-savaslari-448715.html</link><description>Milli Park&lt;br/&gt;Doğal ve kültürel değerleri yanı sıra Dünya Savaş Tarihi açısından büyük önem taşıyan ve Mustafa Kemal komutasındaki Türk Ordu birliklerinin dünyayı şaşırtan cesaret ve kahramanlıklarının sergilendiği Çanakkale Savaşlarının izlerini ve anılarını korumak amacıyla 1973 yılında Milli Park ilan edilmiştir.&lt;br/&gt;Gelibolu Yarımadası Tarihi ve Milli parkı, ilimizin en önemli gezi yerlerinden birisidir. Parkın kara sınır- larını Gelibolu Yarımadasının Saroz körfezindeki Kabatepe limanı ile Çanakkale Boğazında yer alan Akbaş iskelesi arasında çizilecek bir hat oluşturur. Seddülbahir köyü çevresindeki Teke ve Hisarlık &lt;br/&gt;Burunları, Ertuğrul, Morto, İkiz Koyları, Alçıtepe, Kereviz- dere, Zığındere ile kuzeydoğuda yer alan Arıburnu, Conkba- yırı, Kocaçimen, Kanlısırt, Anafartalar ve Suvla koyları sava- şın cereyan ettiği başlıca alanlardır. Çanakkale Savaşları sırasında büyük cesaret göstererek şehit olan birlikler ve şahıslar adına bugün Gelibolu Yarımadasında çok sayıda şehitlik vardır. Herbiri ayrı bir kahramanlık örneği olan bu şehitliklerin en önemlisi Morto koyunda, Hisarlık Tepe üze- rinde tüm şehitlerimizin anısına dikilen ÇANAKKALE ŞE- HİTLER ABİDESİdir. Gelibolu Yarımadası üzerinde, Çanak- kale savaşlarında hayatlarını kaybeden yabancı askerler için de Anıt ve mezarlıklar vardır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çanakkale Savaşları      &lt;br/&gt;Sararan yapraklarını ağır ağır dökmeye başlamış ağaçlar... Poyraz, çok kötü bir şekilde hissettiriyor kendini... Hava oldukça sert ve gün yeni ağarmakta Seddülbahirde...&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Çamburnu Anıtı&lt;br/&gt;Eceabat - Seddülbahir yolunun 2.nci km.sinde yer alır. Anıt, Balkan ve Çanakkale Şehitleri adına 1962 yılında yaptırılmıştır. Bir kaide üzerine oturtulmuş olan Anıtın boyu 2.5 m.dir. Çevresi demir motiflerle süslenmiştir. Anıtın bir yüzünde, Burada Balkan ve Çanakkale Harplerinde şehit düşen binlerce kahramanlar yatar yazısı, diğer yüzünde de DUR YOLCU şiirinin bir kıtası yer alır. &lt;br/&gt;Havuzlar Şehitliği&lt;br/&gt;Kerevizdere savaşlarında yaralanıp bu yerde vefat eden 2 subay ve 8 er anısına 1961 yılında dikilmiştir. &lt;br/&gt;Sığındere Sargı Yeri Anıtı&lt;br/&gt;Alçıtepe köyünün kuzeybatısındadır. 1947 yılında yapılmıştır. 25 ve 26. Piyade Alaylarında şehit düşen tüm personel ve 2. Tüm. Kur. Bşk. Kur. Yzb. Kemal Bey ile Sığınderedeki ilk yardım istasyonunda tedavi görmekte iken düşmanın açtığı ateş esnasında şehit olan askerlerimiz anısına, 1995de T.C Kültür Bakanlığınca inşa edilmiştir. &lt;br/&gt;İlk Şehitler Anıtı&lt;br/&gt;Seddülbahir köyündedir. 1986 yılında, Çanakkale Savaşlarında ilk olarak canlarını veren 5 Subay, 81 er olmak üzere toplam 86 şehidimiz anısına dikilmiştir. Cephanelik Şehitliği olarak da adlandırılmaktadır. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Fransız Anıt ve Mezarlığı&lt;br/&gt;Morto koyuna bakan bir yamaç üzerine kurulan Anıt, Çanak- kale Savaşlarında hayatlarını kaybeden 14.382 Fransız as- kerinin anısına yapılmıştır. Mezarlıkta kimlikleri bilinen as- kerler için ayrı ayrı taşlar dikilidir. Kimlikleri tespit edileme- yenler ise Anıt çevresindeki dört toplama bölmesi ile Anıt girişindeki toplama bölmesine konulmuştur. &lt;br/&gt;Çanakkale Şehitler Abidesi&lt;br/&gt;Morto köyü önündeki Hisarlıktepe üzerinde Çanakkale Savaşlarında bu cennet vatan için canlarını veren 253.000 &lt;br/&gt;şehidimizin anısına izafeten yaptırılmıştır. Temeli 19 Nisan 1954 tarihinde atılmış ve 21 Ağustos 1960 tarihinde ziyarete açılmıştır. Yüksekliği 41.70 cm. dir. Çanakkale Şehitleri anısına yapılan Anıtın altında SAVAŞ ESERLERİ MÜZESİ bulunmaktadır. Abidenin girişte sol tarafında ise T.C Kültür Bakanlığınca 1992 yılında yaptırılan Çanakkale Şehitliğinde yurdumuzun her bir köşesinden vatan savunması için Çanakkaleye koşan ve en kıymetli varlıklarını, canlarını veren aziz şehitlerimiz huzur içerisinde dinlenmektedirler. &lt;br/&gt;Şehitler Abidesi Müzesi&lt;br/&gt;Müze, Şehitler Abidesinin altındaki salonda hizmet vermek- tedir. Salonun girişinde Çanakkale Savaşlarını gösteren krokiler ile savaş anında çekilmiş fotoğraflar yer alır. Salo- nun sağındaki vitrinlerde, İngilizlere ait harp esnasında kul- lanılan ilaç, içki, karavana kapları vardır. Diğer vitrinlerde şehitlerimize ait</description></item><item><title>TURİZM - REKLAM VE REKLAM FOTOĞRAFÇILIĞININ İNSAN YAŞAMINA NE GİBİ KOLAYLIKLAR SAĞLADIĞINI VE REKLAM FOTOĞRAFÇILIĞININ ALANYADAKİ TURİZM POTANSİYELİNİN YÜKSELMESİNDE NE DERECE ETKİLİ OLDUĞU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-reklam-ve-reklam-fotografciliginin-insan-yasamina-ne-gibi-kolayliklar-sagladigini-ve-reklam-fotografciliginin-alanyadaki-turizm-potansiyelinin-yukselmesinde-ne-derece-etkili-oldugu-402582.html</link><description>reklam ve reklam fotoğrafçılığının insan yaşamına ne gibi kolaylıklar sağladığını ve reklam fotoğrafçılığının alanyadaki turizm potansiyelinin yükselmesinde ne derece etkili olduğu</description></item><item><title>TURİZM - İNGİLİZCE KELİMELER VE ANLAMLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-ingilizce-kelimeler-ve-anlamlari-402677.html</link><description>ingilizce kelimeler ve anlamları</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot;DE DENİZ TURİZMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-de-deniz-turizmi-394489.html</link><description>TÜRKİYE&quot;DE DENİZ TURİZMİ&lt;br/&gt;Deniz Turizmi Tanımı&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de Deniz Turizmi&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de Deniz Turizminin Durumu&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de Deniz Turizminin Unsurları&lt;br/&gt;Yat Yatırımları ve İşletmeciliği&lt;br/&gt;Mega Yatlar&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de Yat İnşası&lt;br/&gt;Marina Yatırımları ve İşletmeciliği&lt;br/&gt;Kruvaziyer Turizm ve Feribot İşletmeciliği&lt;br/&gt;Dalış Turizmi ve Su Sporları Faaliyetleri&lt;br/&gt;Suüstü Sporları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TÜRKİYE&quot;DE DENİZYOLU ULAŞTIRMASI&lt;br/&gt;Denizyolu Ulaştırması:&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de Denizyolu Ulaştırması&lt;br/&gt;Türkiye&quot;nin Deniz Taşımacılığı Hacmindeki Gelişmeler&lt;br/&gt;Kabotaj Yük Taşımaları&lt;br/&gt;Uluslararası Taşımalardaki Gelişmeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SONUÇ&lt;br/&gt;KAYNAKLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GİRİŞ&lt;br/&gt;Turizm ve ulaştırma ülkelerin gelişmişlik düzeylerini belirlemekle birlikte ekonomilerinin gelişmesini sağlayan önemli faktörlerdir. Türkiye&quot;de son yıllarda gelişme gösteren turizm dallarından birini deniz turizmi oluşturmaktadır. Deniz turizmi deniz araçları ile yapılan turizm amaçlı meslek faaliyetleri ile onu doğrudan destekleyen meslek faaliyetlerini kapsamaktadır. Özellikle Türkiye&quot;nin üç tarafının denizlerle çevrili olması deniz turizmine elverişlidir. Gerek kara gerekse hava yoluna oranla daha maliyetlerin düşük olması son yıllarda deniz turizmine olan ilgiyi artırmıştır. Yaşanan 11 eylül olaylarının ardından belirli bir düşme yaşayan Türkiye deniz turizmi bu olumsuz etkileri atma çabasına girmiştir. Türkiye turizm gelirlerinin %25&quot;ini oluşturan deniz turizmi desteklenmesi gereken önemli bir ekonomik sektördür. Deniz turizmi kadar önemli bir sektörde denizyolları ulaştırma sektörüdür. Denizyolları taşımacılığı gerek yolcu taşımacılığı gerekse yük taşımacılığı açısından önem göstermektedir. Türkiye&quot;nin, uluslararası deniz ulaşım yollarının kavşağında bulunan coğrafyası ve dünya dış ticaret hacmindeki hızlı büyüme, Türkiye&quot;deki deniz taşımacılığının önemini daha da artmıştır.  Dünya ticaretinin yaklaşık 80%&quot;i, Türkiye&quot;nin ithalat ve ihracat taşımalarının da yaklaşık %87&quot;lık bölümü deniz yolu ile yapılmaktadır. Türk deniz ticareti filosu, 2004 yılı itibariyle dünya sıral</description></item><item><title>GÜNEY DOĞU ANADOLU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?guney-dogu-anadolu-361894.html</link><description>GÜNEYDOĞU ANADOLU&quot;YU TANIYORUM &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu sene haziran ayında okul bittiğinde babam,ailece Güneydoğu Anadolu Bölgesi&quot;ne geziye gideceğimizi söyledi. Bu  habere sevinmiştim çünkü, o  güne kadar hep tatile Ege  veya Akdeniz Bölgesi&quot;ne  gitmiştik. Doğuya gitmek hiç  de aklımıza gelmemişti. Galiba, Türkiye&quot;de bir çok kişi  de benimle aynı şeyi düşünüyor. Neden acaba?&lt;br/&gt;Babam, Güneydoğu Anadolu Bölgesi&quot;nde  Gaziantep, Urfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Adıyaman illerine gideceğimizi fakat gitmeden ,özellikle GAP ile ilgili bilgi toplamamızı istedi. Ben  de araştırmaya başladım &lt;br/&gt;GAP, Güneydoğu Anadolu Projesi demekti. Bölge, bildiğim kadarıyla, düzlük bir alana sahip .Bölgede   Güneydoğu Toroslar, Karacadağ volkanik kütlesi  ve  bol bol  da plato vardı.İklime baktığımızda ise, Türkiye&quot;nin en sıcak yeri  olan Şanlıurfa,bu bölgede bulunmakta. Ayrıca bölge denize uzak olması ve güneyden gelen sıcak rüzgarların etkisinde kalması  nedeniyle, buharlaşmanın fazla olduğu bir yer.Kış sıcaklıkları  da çok düşük değil.Çünkü Güneydoğu Toroslar, kuzeyden gelen soğuk havayı keser.  İki tane çok önemli nehri var,Dicle ve Fırat nehirleri. &lt;br/&gt;Tarımın  bölgede çok ilerlemiş olması gerekirken bunun tam aksi söz konusuymuş.Neden acaba ? &lt;br/&gt;Bölge düzlük,iklim tarıma uygun,su kaynakları da yeterince olduğu halde GAP&quot;a neden gerek duyuldu?&lt;br/&gt;Okuduğum kaynakta  iki nehir, çok derin vadilerin içinde aktığından tarımda kullanılamadığı yazıyordu. İşte burada devreye GAP giriyormuş.&lt;br/&gt;GAP&quot;ta amaç;arazinin düzlük olması nedeniyle, tarıma çok elverişli topraklara sahip  bölgenin, sulama ihtiyacını karşılamak ve bu sayede ürün çeşidinin ve veriminin artmasını sağlamakmış.&lt;br/&gt;GAP, 1936 yılında,düşünülmüş bir projedir; hayata geçirilmesi ise 1980&quot;li yıllara rastlar.13 ayrı projeden meydana gelen  GAP, 22 baraj ve 19 hidroelektrik santralini kapsıyormuş 32 milyar dolarlık bir projeymiş ancak;şu ana  kadar  14 milyar dolarlık  yatırım yapılmış.&lt;br/&gt;Projeden en çok yararlanacak olan  il Şanlıurfa&quot; ymış.&lt;br/&gt;Eğer proje gerçekleşirse; &quot;  bölgedeki nadas alanları yok denecek kadar azalacak; sulamalı tarıma geçilecekmiş; pamuk, pirinç, buğday gibi ürünlerde artış sağlanacakmış. &lt;br/&gt;Barajlarla, su ürünlerinin üretimi artacak,içme suyu sağlanacak,çevrenin iklimi yumuşayacak, 27 milyar KW saat elektrik elde edilecek, tarım ve tarıma dayalı sanayi gelişecek, iş imkanları artacağından göçler duracak, güvenlik sağlanacakmış.&quot; Bunları okuduğumda inanamadım. Güneydoğu&quot;yu görebilmek için  sabırsızlanıyordum. &lt;br/&gt;İşte okul tatil oldu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi&quot;ndeyiz.  &lt;br/&gt;Gaziantep&quot;te otelimize yerleştik. Yolculuğumuz esnasında, iklimin kuraklığından dolayı,  hiç ağaç göremeyeceğimi düşünürken, çevredeki zeytin  ve fıstık  ağaçları beni, çok şaşırtmıştı. Rehbere bu durumu sorduğumda şöyle bir açıklama getirdi:&lt;br/&gt;   -   &quot;Gaziantep&quot;in  de içinde bulunduğu Orta Fırat Bölümü, Akdeniz &quot;e çok yakın olduğundan  ve Nur  dağları&quot;nın yükseltisi  de az olduğundan Akdeniz ikliminin  bu çevrede etkili olduğunu, ancak bölgenin doğusuna doğru gidildikçe kuraklığın etkisi arttığı için, bu ağaçları artık  göremeyeceğimizi&quot;  söyledi.&lt;br/&gt;Ben sorularıma devam ederek;&lt;br/&gt;-&quot;O kadar zeytin  ağacı olmasına rağmen, orman olarak niteleyebileceğimiz alanlarla neden  karşılaşmadık?&quot; &lt;br/&gt;Rehberimiz  de bana:&lt;br/&gt;-       &quot;Aslında  eskiden ormanların burada, geniş alan kaplamasına rağmen; insanlar tarafından tahrib edildiğini,sıcak ve kuru rüzgarların  etkisi, buharlaşmanın  fazla olması ve yağışın   da  az olması nedeniyle ormanların azaldığını  &quot; söyledi&lt;br/&gt; Bölgede, en yoğun orman alanına yağışların arttığı Mardin Eşiği, Karacadağ ve Güneydoğu Toros&quot;ların eteklerinde rastlanmaktaymış. Buralar  da  zaten nüfusun yoğunluk kazandığı yerlermiş.&lt;br/&gt;Gaziantep&quot;te kısa bir şehir turu yapıp, kebap ve baklavasından yedikten sonra, Urfa&quot;ya gittik.İnanılmaz sıcaktı. Urfa&quot;da gittiğimiz ilk yer, Balıklı Göl idi.  Oradan Urfa&quot;nın</description></item><item><title>BURSA ŞEHRİNİN TANITIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bursa-sehrinin-tanitimi-367426.html</link><description>BURSA&lt;br/&gt;M.Ö. 3.yüzyılda Bithynialılar ve Prusias&quot;lılar tarafından kurulan kentin ilk adı Prusa idi. Şehir merkezine yakın ilk yerleşimin kesin bulguları, M.Ö. 2700-2500 yıllarına tarihlenmektedir. M.Ö. 1200 yıllarında Trakyadan bu bölgeye Ibkit saldırılarından kaçan Traklar, Thinler ve Bitinler yerleşmişlerdir.&lt;br/&gt;Bu nedenle yazılı kaynaklarda bölgenin adı Bitinya olarak geçer. 1326 yılında Orhan Bey tarafından Türklerin eline geçen ilimiz Osmanlı İmparotorluğuna başkentlik yapmıştır.&lt;br/&gt;Bursada Roma ve Bizans Dönemlerinden günümüze ulaşabilmiş yapı yoktur. Eski kenti çevreleyen surların ilk olarak Bithynialılarca yapıldığı, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde ise onarılarak kullanıldığı düşünülmektedir. &lt;br/&gt;Bursa, Osmanlı İmparatorluğunun ilk 200 yıllık döneminde diğer kentlere göre büyük gelişmeler göstermiş, bir çok mimari yapı ile süslenmiş, devrinin tanınmış medreseleri ile bilim aleminin merkezi olmuş canlı bir ticaret şehridir. I.Murad zamanından başlayan Hüdavendigar Külliyesi, I. Beyazıdın yaptırdığı Yıldırım Külliyesi, I.Mehmed (Çelebi) döneminde başlayıp II. Murad zamanında tamamlanan Yeşil Külliyesi Bursanın mekansal gelişimini etkileyen ve bugünde ayakta duran büyük komplekslerdir. &lt;br/&gt;Cumhuriyet dönemiyle birlikte planlama çalışmalarına başlanan şehirde, 1960lı yıllardan itibaren sanayinin önemi artmış, kentin nüfus ve kentsel gelişimi hızlı bir değişime uğramıştır. Coğrafi konumu, tarımsal, ticari ve sanayi potansiyelinin yüksek oluşu kentin çekiciliğini her dönem korumasını sağlamaktadır.&lt;br/&gt;Kent çarpıcı güzellikte ve alabildiğine cömert bir doğa parçasına yerleşmiş olması nedeniyle hızlı bir kentleşme sürecine girerek 1960lı yıllardan itibaren tarih, kültür ve doğa değerlerinin aşınması tehlikesi ile yüz yüze gelmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I BEYAZIT&lt;br/&gt;Babası : Murat Hüdavendigar       Annesi : Gülçicek Hatun&lt;br/&gt;Doğum Tarihi : 1360                     Vefati : 8 Mart 1403&lt;br/&gt;Babası Birinci Muradin 1386 da Karamanoğlu Alaattin Ali Beyle yaptığı Konya muharebesinde Rumeli askerine kumanda ettiği sırada harbdeki sürat ve celadetinden dolayı &quot;Yıldırım&quot; unvanı verilmiş olan Beyazıt, Osmanlı padişahlarının en mühimlerinden biridir. Devlet, daha kuruluş devresinde olduğu halde, Beyazidın on üç yıllık saltanatı sırasında yapılan fütuhatın genişliği ve Anadolu Türklüğünün bir bayrak altında toplanması gayretlerini bilhassa nazari dikkati çeker. Kosova meydan muharebesini müteakiü hobin meyvelerini toplamak üzere Rumelide yapılan harekat neticesi: Sırplar Osmanlı himayesini tanımışlar, 1393 yılında da Bulgar devletine nihayet verildiğinden, Rumelidendi Türk nüfuz ve hakimiyeti hayli kuvvetlenmiştir. Yıldırım Beyazidın fütuhata müstenit icraaatının mühim kısmi bilhassa Anadolu cihetinde toplanmıştır. Saltanatının ikinci yılı zarfında Saruhan, Aydın , Germiyan ve Menteşe Türk beylikleri toprakları Osmanlılara katılmıştır. Daha sonra Kastamonu Beyliği ile Sivas ve Kayseri bölgesi hakimi Kadi Burhaneddin hükümeti arazisi de zaptedilmistir. Anadolu beyliklerinin en kuvvetlisi olan Karaman oğullarıyla da muharebeler yapılmış, en sonunda 1397 de bu beyliğe de nihayet verilmiştir. Beyazidin Anadolu harekatında gözettiği gaye, kuru bir fütuhat hırsından ibaret olmayıp, Osmanlı devletinin temelini teşkil eden Anadolu Türklüğünü bir bayrak altında birleştirmek noktasında toplanıyordu.</description></item><item><title>EGE BÖLGESİNDEKİ TURİSTİK YERLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ege-bolgesindeki-turistik-yerler-350697.html</link><description>EGE BÖLGESİNDEKİ TURİSTİK YERLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EGE KIYILARI&lt;br/&gt;Ege kıyılan Türkiyenin en güzel yerlerindendir. Büyüleyici bir sahil şeridi ve temiz sulara sahiptir. Etrafı zeytin bahçeleri, çam ağaçları ve kayalıklarla çevrili plajları vardır. Bölgenin 5000 yıldan fazla olan geçmişi, kültürü, mitolojisi, popüler tatil köyleri, eski uygarlıkların kalıntıları vb. her türlü insanın ilgisini çekecek bir yer mevcuttur. Sahil yolu boyunca her zevke ve bütçeye uygun barınma yerleri vardır. işte bu eşsiz bölgemizde bulunan turistik yerler :&lt;br/&gt;BALIKESİR   Ayvalık&lt;br/&gt;iyi korunmuş eski kent dokusu, doğal güzellikleri, plajları, konaklama ve yeme içme tesisleriyle yörenin en önemli turizm merkezlerinde biridir.&lt;br/&gt;Ayvalıkın en güzel yanlarından biri hemen hepsi uçuk renkli taş evleri arasında, taş döşeli sokaklarda dolaşmak, yüz yıl önceden kalmış yapıların kapı tokmaklarına, alınlıklarına işlenmiş motiflerdir.&lt;br/&gt;Eski kiliselerin çoğunun sonradan camiye çevrildiği Ayvalıkda bulunan, en ünlü kilise Taksiyarhis Kilisesidir. ikonalar ve balık derişi üzerine işlenmiş aziz portreleri ile 130 yıllık geçmişi yansıtan kilisenin, geçtiğimiz yıllarda ikonunun çalınması nedeniyle günümüzde ziyarete kapatılmıştır. Ali Bey Camisi, Saatli Cami, gene kiliseden çevrilen Yeni Cami ile Abdülhamit döneminde yapılmış olan Hamidiye Camisi başlıca tarihi eserleridir.&lt;br/&gt;* Sarımsaklı Plajları&lt;br/&gt;ilçe merkezine 5 km uzaklıktaki geniş kumsallı uzun Sarımsaklı Plajları, beş yıldızlıdan pansiyona kadar her sınıftan konaklama tesisi, orta kalitedeki lokantalarından küçük büfelerine kadar Ayvalıkın en önemli turistik yöresidir. Denizi sığ ve kumsalı güzeldir.&lt;br/&gt;* Cunda (Ali Bey ) Adaşı&lt;br/&gt;Adı ada olmasına rağmen karayolu bağlamışı bulunan Cunda, Ayvalık akşamlarının en canlı yeridir. Deniz kıyısında açık alanları bulunan bir dizi balıkçı lokantası yan yana sıralanır.&lt;br/&gt;Cunda güzel lokantaları yanında zeytin ağaçları ve çamlar arasında doğa yürüyüşü yapma imkanı sağlamaktadır.&lt;br/&gt;* Şeytan Sofrası&lt;br/&gt;Ayvalık çevresini, körfezin koylarla ve zeytinliklerle süslenmiş güzel manzarasını çepeçevre görebilen tepe merkeze 5 km uzaklıktadır. Efsaneye göre şeytanlar her akşam burada buluşup yemek yerlermiş. Kaya üzerindeki ayak izine benzeyen şeklin de şeytanın ayak izi olduğu söylenir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;İZMİR&lt;br/&gt;Uzun ve dar bir körfezin basında bulunan, gemiler ve yatlarla çevrelenmiş bir şehirdir. İklimi ılıktır, yazları denizden gelen serin rüzgar yazın bunaltıcı sıcaklığım azaltarak rahatlatıcı bir hava meydana getirmektedir.&lt;br/&gt;Bahçelerde, balkonlarda, kapıların ve pencerelerin önünde, her yerde çiçekler vardır, izmir kadar çiçekli bir kentimiz yoktur.&lt;br/&gt;Güney duvarları ve batı burçları ayakta olan kadife kale Hellen ve Roma dönemi taş işçiliğinin izlerim taşır. Kalenin yakınında bulunan, uzun yıllar sahil tarafından yukarıdaki Halil Rıfata taşıt olarak kullanılan ve geçen yıllarda çevresi ile birlikte düzenlenerek yeniden çalıştırılan asansör ülkemizdeki en ilginç taşıttır.&lt;br/&gt;İzmirin gezilebilecek diğer önemli yerlerinden bazıları namlusunda sürekli bir güvercin olan Hasan Tahsin Heykeli, Saat Kulesi, Konak iskelesi ve Kemer Altıdır.&lt;br/&gt;Kemer Altı, eğri büğrü sokakları, işportacıları ve şık mağazaları ile çok canlı bir çarşıdır.&lt;br/&gt;Eski yerleşim bölgesi Bayraklı da yapılan kazılarda M.Ö 925 yılma ait olduğu belirlenen ev ortaya çıkarılmıştır. Antik Kentten çok önemli bulgular ortaya çıkarılmıştır. Kazılar hala devam etmektedir.&lt;br/&gt;Egenin tarihi zenginlikleri Konak Meydanı yakınındaki Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.&lt;br/&gt;  Bergama&lt;br/&gt;Antik çağda dünyanın kültür ve sanat merkezlerinden biri idi. Kentin güneyindeki Şadırvan Camisi, kuzeydoğuda Bergama Çayı kenarındaki Ulu Cami, Hükümet Konağı yanındaki Kurşunlu Cami kentteki en önemli Osmanlı Dönemi yapıtlarıdır.&lt;br/&gt;* Bergama Müzesi&lt;br/&gt;Şehir merkezinde bulunan Bergama Müzesinin Arkeoloji Bölümünde Tunç çağından Bizansa kadar yaşanmış uygarlıklardan buluntular sergilenmektedir. Müzenin bir de Bergama ve çevresinin halk kültürü ürünlerinin sergilendiği etnografya bölümü vardır.&lt;br/&gt;* Pergamon&lt;br/&gt;Pergamon antik kenti yüks</description></item><item><title>SEYAHAT ACENTALARI VE TARİHİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?seyahat-acentalari-ve-tarihi-343972.html</link><description>SEYAHAT ACENTALARI TARİHİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarihimizin ilk seyyahlarından bir! Evliya Çelebidir. Evliya Celebinin ünlü seyahatnamesinin gerçek adı Tarih-i Seyyahdır ve uluslararası İlk turistin izin leşçil belgesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evliya Çelebiye bir ayrıcalık tanıyalım fakat, Osmanlının has günlerinde seyahat etmek aklı basında adamın yapacağı iş değildir. Onaltıncı yüzyılda görgü kuralları üstüne yazdığı kitapla Gelibolulu Mustafa Ali Bey, seyahat etmesi mantıklı olanları şöyle sıralar; Önce, en hayırlı yolculuk yapanlar, yani Kabe yoluna düsen hacılar. Sonra, devlet yoluna bas koyup savaşmaya giden yiğitler. Kafirlere karşı sefere çıkmakda ne de olsa bir seyahattir. Sonra, adalet ve vergi için görev icabı dolaşmak zorunda kalan devlet görevlileri. Birde rencberler diye anılan ve bir is bulmak için yollara düşmüş olan yoksullar kafilesi vardır. Yararın pek hayırlı anmadığı avcılar ve gelin almak için yola çıkan heyetler de bir ölçüde seyyah sayılırlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gelibolulu Mustafa Alinin, seyahati sadece görev gereği görmesinin nedenleri vardır elbette. Ne yolculuk etmek ne de konaklamak kolay isler değildi. Ne yollar yol, ne de taşıtlar taşıttır. Bırakın onaltıncı yüzyılı, geçen yüzyılın ortalarında bile yolculuk eşittir azap demekti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Osmanlı Devletinde hal böyle iken, Avrupada isler değişmeye başlamıştı. Eskiden pek keyifli bir uğra? olmayan seyahat, demiryollarının yayılmasıyla rağbet kazanmaya başlamıştı. Ressam Delacroix, bu yeni refaha hemen alışıp söyle buyurmuştur: Demiryolu bulunmayan ülkelerde yolculuk tahammül edilir gibi değildir, insanı kötü bir araba İçinde her çeşit serseri ile birlikte istif ediyorlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1- Türkiyeye Gelen İlk Turist Grubu&lt;br/&gt;Demiryollarının Avrupayı asıp İstanbula uzanması için 1883 yılını beklememiz gerekiyor. Ama organize ilk turist grupları Orient Expressden yirmi yıl Önce İstanbula gelmiştir. Tabii vapurlar sayesinde. Bu turistik ziyaret, Prof. Dr. Rıfat Önsoy&quot;un bir araştırmasında belirtildiğine göre, İstanbulda 1863 yılında açılan Sergi-i Umumi-i Osmani dolayısıyla gerçekleşmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sergi Avrupada büyük ilgi uyandırmıştır. Basta Viyana olmak üzere çeşitli Avrupa şehirlerinde aralarında işadamı, gazeteci ve fabrikatörlerin bulunduğu gruplar sergiyi gezmek üzere İstanbula gelmişlerdi. Bunlar aynı zamanda İmparatorluka toplu halde gelen ilk turist kafileleri idi. 1863 Nisanı başlarında gelen 142 kişilik bir grubu 450 kişilik başka bir grup takip etmiştir. Sonuncular İstanbulda beş gün kaldıktan sonra İzmire geçerek oradan da memleketlerine dönmüşlerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aynı tarihle Trieste üzerinden gelen Viyanalı bir grup İse ilk gün sergiyi gezdikten sonra İstanbul ve Boğazı görmek için bir süre daha İstanbulda kalmışlardır. Kafile mensupları bu seyahat esnasında kişi basına 2250 kuruş harcamışlardır. Aynı yıl içerisinde Türkiyeden Avrupaya ilk organize tur gerçekleşmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Verilen ilan yolculuğun temmuz ayında vapurla başlayacağını, Napoli şehrinde üç gün kalındıktan sonra demiryoluyla Marsilya üzerinden Parise varılacağını açıklayarak devam ediyor. Pariste ve ardından Londrada sekizer gün kalındıktan sonra Belçika ve Almanya üzerinden Viyanaya geçilecektir. Burada da tarihi ve önemli yerleri gezmek için beş gün kaldıktan sonra Tuna üzerinden İstanbula dönülecektir. 42 gün sürecek bu seyahat, tüm masraflar içinde olmak kaydıyla yalnız yetmiş beş Osmanlı Lirasıdır.&lt;br/&gt;Turizmin tarih öncesinde bunlar yazılı. Gerçek tarih ise, Orient Ekspressin Sirkeci Garına varışı, Pera Palasta yolcularını ağırlayışı ile başlayacak. Ondokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde Avrupadan Türkiyeye gelen veya buradan Avrupaya gitmek isleyenler İçin iki geçenek vardı. Birincisi Galataya inip bir seyahat acentesinden bilet almak, ikincisi ise Orient Ekspressle yola çıkmak. İstanbulda Avrupanın çeşitli limanlarına doğru hareket eden bir çok vapur ve bunların temsilcilikleri vardı. Lloyd, Panhelenik, Moss Steamship, Navigazione Generale Italiana, Papayani Line, Massagerias Marilimes ile Mısır Hidiviye Vapurculuk Kumpanyası bunların başlıcalarıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- Orient Ekspress Saltan</description></item><item><title>KONYA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?konya-352527.html</link><description>KONYA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TARİHİ&lt;br/&gt;COĞRAFİ KONUMU&lt;br/&gt;NÜFUSU&lt;br/&gt;EKONOMİ&lt;br/&gt;SANAYİ VE TİCARET&lt;br/&gt;ORMAN &lt;br/&gt;EĞİTİM &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KÜLTÜR&lt;br/&gt;TURİZM&lt;br/&gt;SOSYAL HİZMETLER&lt;br/&gt;SPOR &lt;br/&gt;ULAŞIM&lt;br/&gt;BASIN&lt;br/&gt;İLÇELER&lt;br/&gt;KONYA TARİHİ&lt;br/&gt;Konya adının &quot;kutsal tasvir&quot; anlamındaki ikon sözcüğüne bağlı olduğu iddia edilir&lt;br/&gt;Konya ili MÖ 7. bin yılından beri yerleşim yeri olmuş, pek çok medeniyete beşiklik etmiştir.&lt;br/&gt;Çatal höyük, Neolitik Erbaba, Karaca höyük,  Katolik, Alaaddin tepesi , eski tunç devri merkezleridir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sultan Alpaslan Malazgirt Zaferiyle Türklere Anadolu&quot;nun kapılarını açtı.&lt;br/&gt;Ardından bütün Anadolu&quot;nun fethi için hazırlıklara girişildi.&lt;br/&gt;Konya Anadolu fatihi Selçuklu Kutalmışoğlu  Süleyman Şah tarafından fet edildi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1402 Ankara Savaşı felaketinden sonra Karaman oğulları Beyliği yeniden kuruldu&lt;br/&gt;Konya; Fatih Sultan Mehmet&quot;in Karaman oğulları Beyliğini  ortadan kaldırdığı 1465 yılına kadar Osmanlı Karaman mücadelesine sahne oldu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fatih 1407&quot;de imparatorluğun Sofya, Kütahya, Tokat Eyaletlerinden sonra dördüncü eyalet olarak Karaman Eyaletini merkez Konya şehri olmak üzere kurdu.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;17.YY&quot; da Eyalet 11sancaklı ve 80. 000 km büyüklüğündeydi.&lt;br/&gt;Tanzimat Döneminde eyalet için Karaman yerine  Konya adı verildi. &lt;br/&gt;1910 yılında eyaletin nüfusu 1. 380.000 idi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Konya Selçuklulara iki asırdan beri başkentlik yapması sebebiyle Türk mimarisinin gözde eserleriyle süslenmiştir.&lt;br/&gt;Bu yönüyle Konya Selçuklu devrinde Bursa Edirne ve İstanbul&quot;dan önce &quot;En Muhteşem Şehir &quot; mertebesine yükselmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Konya 12. yy ikinci yarısında Sultan Alaaddin Keykubat Devri ve sonrasında dünyanın ilim ve sanat merkezi olma özelliğini kazanmıştır.&lt;br/&gt;Dünyanın her tarafından gelen bilim ve sanat adamları Konya&quot;da toplanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Milli Mücadele yıllarında Konya , üzerine düşen görevi layığıyla yapmıştır.&lt;br/&gt;Batı Cephesi karargahının Akşehir&quot;de kurulması, planların burada hazırlanması ordunun burada komuta edilmesi Konya&quot;ya ayrı bir önem kazandırmıştır. &lt;br/&gt;COĞRAFİ DURUM &lt;br/&gt;Konya ili Anadolu Yarımadasının ortasında 340 bulunan İç Anadolu Bölgesinin güneyinde şehrin kendi adıyla anılan Konya Bölümünde yer alır. yüzölçümü 38257 km2 dir.&lt;br/&gt;Ortalama yükseltisi 1016 m. dir.&lt;br/&gt;36Â°  41&quot;ve 39Â° 16Â´kuzey enlemleri ile 31Â° 14Â´ve34Â° 26Â´ doğu boylamları arasında yer alır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Konya ilinde en fazla yer alan yeryüzü şekli ovalar ve platolardır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;İlin kuzey  kısmında yer alan yükseltiler genel olarak doğu- batı doğrultusunda uzanır. En önemlisi Boz dağdır.&lt;br/&gt;İlin batısındaki dağlar kuzeyden güneye uzanır. En kuzeyde Sultan, Ala dağlar, Laros, Esenler dağları vardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu alanda volkanik kütlelerin ve arazilerin önemli bir yeri vardır. &lt;br/&gt;En önemli volkanik dağlar Karaca dağ, Erenler Dağı ve Takkeli Dağdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yöredeki en önemli iki plato Obruk ve Cihanbeylidir. Ortalama 1000 m yükseltiye sahip geniş düzlüklerdir.&lt;br/&gt;Obruk Platosu üzerinde karstik şekillerden obruklara sıkça rastlandığından bu ismi almıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cihanbeyli Platosu genel olarak kireç taşı tabakalarıyla kaplıdır.&lt;br/&gt;Zengin bozkırlarla kaplı olan bu platolar, il hayvancılığı ve tarımı açısından önemlidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İl sınırları içinde ovalar platolardan sonra en fazla yeri kaplar.&lt;br/&gt;Konya Ereğli Ovaları yörenin en geniş ovalarıdır.&lt;br/&gt;Konya İli bu ovaların batı ucunda kurulmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Konya İli sınırları  içinde mevsimlik ve sel rejimli akarsular yer alır.&lt;br/&gt;İldeki en büyük ve ne önemli akarsu Çarşamba Suyudur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İldeki pek çok göl ve bataklık vardır.&lt;br/&gt;En  önemli göller Tuz Gölü, Beyşehir Gölü,  Suğla Gölü, Ilgın Gölü, Ereğli Ak göl, Yunak Ak göl, ayrıca Baraj gölleri vardır. Bunlar: Apa, May, Ayrancı, Sille, Altunapa, Hatun saray, baş höyük barajlarıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İldeki en önemli bataklıklar şunlardır.&lt;br/&gt;Ereğli Bataklığı, Hotamış Bataklığı, Ala kova Bataklığı, Aslım Bataklığı Beş göz Bataklığı, İn suyu Bataklığıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Konya İlinde karasal iklim etkilidir.&lt;br/&gt;Konya&quot;da yıllık ortalama sıcaklık 11.5 derecedir.&lt;br/&gt;İlde yükseltiye bağlı olarak ova tabanında, bozkırlar yükseklerde de ormanlar yer alır.&lt;br/&gt;NÜFUS&lt;br/&gt;Konya ili merkezi 691.106 olan nüfusu ile  Türkiye&quot;nin yedinci büyük ilidir.&lt;br/&gt;Ülkemizin 1997 nüfus tespitine göre nüfus yoğunluğu 51&quot;dir.&lt;br/&gt;Cumhuriyetin ilk yıllarında nü</description></item><item><title>GAZIANTEP</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gaziantep-354468.html</link><description>GAZİANTEP&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Area: 7.642 km² &lt;br/&gt;Population: 1.140.594 (1990) &lt;br/&gt;Trafic Code: 27 &lt;br/&gt;The province of Gaziantep is one of the oldest culture centers of Southeastern Anatolian Region. The history of the city extends to 4000 B.C years and most of the civilizations were founded on the surrounding lands. The city is located between Mesopotamia and Mediterranean and is at the intersection point of the roads connecting east to south and north to west and is also located on the historic Silk Road. The province of Gaziantep hosts findings, creations and structures of Paleolithic, Neolithic and Calceolithic Ages, Bronze Age, Hittite, Median, Asurian, Persian, Alexander the Great, Selefkos, Roman, Byzantine, Abbasi and Seljuk civilizations periods. Beside its cultural riches, Gaziantep is a tourism paradise with its natural beauties, geography, rich variety of food and shopping possibilities.&lt;br/&gt;Districts: Gaziantep (center), Araban, İslahiye, Karkamış, Nizip, Oğuzeli, Nurdağı, Şahinbey, Şehitkamil, Yavuzeli. &lt;br/&gt;CASTLES&lt;br/&gt;Gaziantep Castle: Gaziantep Castle is one of the beautiful samples of the castles that could withstand the destruction of time. The definite period of construction and its original inhabitants are unclear. &lt;br/&gt;There are some rumors about the castles origin as it was initially constructed as a frontier watch tower in Roman period and extended in time to become a castle and attained the current form in the Byzantine Emperor Justinianus period in 6th century A.D. The ruins of a bath, cisterns, small mosque and various other structures are located inside the castle. &lt;br/&gt;Hours of Visit: 08.30a.m - 12.00a.m / 13.00p.m - 16.45p.m &lt;br/&gt;Rumkale Rumkale: (Hromgla) Castle is located on a dominant hill covered with high and steep rocks at the western shores of Fırat River, where Fırat river joins with Merziman Creek at the Kasaba village of Yavuzeli District of Gazinatep province. It is estimated that the Johannes, Apostle of Jesus Christ live in the vicinity of Rumkale and try to spread Christianity in the Roman period at this locality and also it is estimated that Johannes hide his drafts of Holy Bible in a room carved in the rocks and later this Bible of Johannes was taken to Beirut. The tomb of Johannes is located in the castle and therefore the castle is a sacred place for Christians. . &lt;br/&gt;MUSEUMS AND ANCIENT CITIES&lt;br/&gt;Gaziantep Archeology Museum: The museum hosts ceramic pieces from Neolithic Age, various objects, figures, seals from Calcolithic and Bronze Age, stone and bronze objects, jewelry, ceramics, coins, glass objects from Urartu, Hittite, Persian, Roman and Byzantium periods, the bones and remains of a Mammoth, mosaics with high art values, statues and tomb steles obtained from the ancient city of Belkıs (Zeugma). &lt;br/&gt;Another attractive section in the museum is the Technology Section and Nostalgia display cabinet. In these sections, the cameras, old radios, gramophones, typewriters, old sewing machines, century old wall clocks and old postcards displaying the development of Gaziantep are exhibited. &lt;br/&gt;Museum Tel: (+ 90 - 342) 231 11 71 Address: Kamil Ocak Avenue No: 2 Şehit Kamil Open hours to visit: 08.30a.m - 12.00a.m / 13.00p.m - 16.45p.m Open days to visit: Everyday except Mondays &lt;br/&gt;Hasan Süzer Ethnography Museum: This museum was founded inside an old and restored traditional Antep house constructed at the beginning of the 20th century by Hasan Süzer. The museum has been hosting the Ethnography section of the Gaziantep Museum since 1985. &lt;br/&gt;In a separate section of the house, the weapons and the war equipment used in the defense of Antep, documents and the photos of the heroes, war veterans and martyrs are exhibited. Other sections of the house are decorated with the authentic objects reflecting the daily lifestyle. &lt;br/&gt;Museum Tel: (+ 90 - 342) 230 47 21 Address : Eyüboğlu Quarter, Hanifioğlu Street No: 64 Şahinbey Open hours to visit: 08.30a.m - 12.00a.m / 13.00p.m - 16.45p.m Open days to visit: Every day except Mondays &lt;br/&gt;Yesemek Open Air Museum: The muse</description></item><item><title>TURİZM - DÜNYANIN YEDİ HARİKASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-dunyanin-yedi-harikasi-402550.html</link><description>dünyanın yedi harikası</description></item><item><title>TURİZM - AKTİF DIŞ TURİZM(İNCOMİNG TURİZM)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-aktif-dis-turizm(incoming-turizm)-402560.html</link><description>aktif dış turizm(incoming turizm)</description></item><item><title>TURİZM - DENİZ ULAŞIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-deniz-ulasimi-402622.html</link><description>deniz ulaşımı</description></item><item><title>HER YÖNÜYLE KARADENİZ BÖLGESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?her-yonuyle-karadeniz-bolgesi-417833.html</link><description>turizm&lt;br/&gt;bolu&lt;br/&gt;turizm, bolu ekonomisinde gelişen bir faaliyettir. ilde iç turizm önem taşımaktadır. 1980&quot;lerin başlarına değin çok sınırlı kalan dış turizmin, kartalkaya kış sporları merkezi&quot;nin kuruluşu ile canlanacağı düşünülmektedir.&lt;br/&gt;bolu&quot;ya turistik değerini, zengin doğal yapısı kazandırmaktadır. orman varlığı, yükselti bölgeleri, karlı dağları, gölleri karadenizdeki kıyıları, ilin başlıca turistik zenginlikleridir. bu temel üzerinde gelişen turizm kesimi, dinlenme, spor etkinlinlikleri, avcılık, dağcılık gibi öğelerden oluşan tatil turizmi niteliği taşımaktadır. bolu&quot;daki kaplıcalar ve tarihsel kalıntıların da il turizmi içinde belli bir yeri vardır.bolu, ülkemizin en zengin orman bölgesidir. yoğun orman varlığı, hem dağ turizmi hem de avcılık için geniş alan ve çeşitli olanaklar sunar.&lt;br/&gt;bolu&quot;nun dağ turizmi potansiyeli yüksektir ve il turizmine özellik katmaktadır. turizm ve tanıtma bakanlığı turizm planlaması genel müdürlüğü&quot;nce geliştirilen kayak merkezleri yer seçimi ölçütlerine göre bolu köroğlu dağları “iç ve dış turizme dönük spor turizmi ve kitle sporunun birlikte geliştirileceği kayak merkezleri” sınıflamasında, bursa-uludağ ve antalya- beydağları&quot;ndan sonra 3. bölge olarak seçilmiştir. kayak alanlarının ormanlarla çevrili oluşu yörenin çekiciliğini artırmaktadır...</description></item><item><title>KIBRIS TURİZM ADANIN EN HIZLI GELİŞEN SEKTÖRÜYDÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kibris-turizm-adanin-en-hizli-gelisen-sektoruydu-391570.html</link><description>TURİZM ADANIN EN HIZLI GELİŞEN SEKTÖRÜYDÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm dış faktörlere karşı son derece hassa bir sektör olmasına rağmen , ne adanın siyasi kaderinin henüz tayin edilmemiş olması , ne de Ortadoğu&quot;ya yakınlığı bu sektörün Kıbrıs ekonomisi içinde en hızlı gelişen sektörlerden biri olmasını engelleyememiştir. 1961-1972 yıllarıını kapsaya İkinci beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde turist girişlerinde % 25.6&quot;lık bir artış öngörüldüğü halde , gerçekleşen miktarın % 27 olması bunun bir delilidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aynı dönemde ,planlanan turizm gelirleri yıllık artış ortalama  %26.3 olduğu halde ,gerçekleşme % 30.3 oranında olmuştur. Tablo 1&quot;de adanın bağımsızlığını ilan ettikten sonra   sonraki ilk yıl olan 1961&quot;den itibaren adaya gelen yabancı sayıları ve bunlardan sağlanan gelirler görülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 1:  Kıbrıs&quot;a 1961-1973 yılları arasında turist girişleri ve turizm gelirleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yıl Turist GirişleriDeğişme yüzdesiTurizm Geliri&lt;br/&gt;MilyonDeğişme Yüzdesi&lt;br/&gt;196140,14056.22.821.2&lt;br/&gt;196250,17725.13.5519.6&lt;br/&gt;196374,61948.54.328.3&lt;br/&gt;196416,08478.41-76.7&lt;br/&gt;196533,346106.72.2118&lt;br/&gt;196654,11462.73.665.1&lt;br/&gt;196768,39726.34.319.4&lt;br/&gt;196888,492295.834.9&lt;br/&gt;1969188,00633.37.834.5&lt;br/&gt;1970126,5807.28.13.8&lt;br/&gt;1971178,5984113.666.7&lt;br/&gt;1972228,30927.818.7.39.7&lt;br/&gt;1973264,20016--------&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1972&quot;de turizm gelirleri görünmez kalemlerin  % 22&quot;sinin üstünde gerçekleşmiştir ve bu miktar yerli ihracat gelirlerinin  % 42.5&quot;ine eşittir. Aynı yılın parakende fiyatları ile hesap edilen toplam yerli üretiminin  %6.7&quot;sine tekabül etmiştir. Tablo 2&quot;den de anlaşılacağı gibi ,1971&quot;e kadar adanın ihracat kalemleri içinde ikinci sırayı alan madenler oluyordu. Bu tarihten itibaren turizm , madenleri de aşarak ikinci sırada yer aldığı görülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Tablo 2: 1969-1972 Yılları arasında Kıbrıs&quot;ta turizm gelirlerinin ihracat gelirleri içindeki payı &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İHRACAT GELİRLERİ1969197019711972&lt;br/&gt;Zirai ürürnler19,22719,48624,10226,181&lt;br/&gt;Sanayi Mamülleri5,2786,2508,2489,763&lt;br/&gt;Mad</description></item><item><title>TÜRK TURİZMİ HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM KAMPANYASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-turizmi-halkla-iliskiler-ve-tanitim-kampanyasi-374539.html</link><description>TÜRK TURİZMİ HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM KAMPANYASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Biz Turkuaz İletişim Danışmanlık olarak  Türkiye Cumhuriyeti Turizm Bakanlığı&quot;nın ajansımızdan talebi doğrultusunda Türk turizmi halkla ilişkiler ve tanıtım kampanyasını üstlenmiş bulunmaktayız. Kampanyanın ülkemiz için önemi ve boyutunu da göz önünde bulundurarak kampanyamız sürecinde çalışmalarımızı TC Turizm Bakanlığı, özellikle TC Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü ve ulusal mesleki turizm örgütleriyle işbirliği içinde yürütüceğiz. Turizm sektöründe yakalanılacak başarıda ülkemizde de halkla ilişkiler ve tanıtımın şart olduğunun giderek daha iyi anlaşılıyor olması kanımızca çok sevindirici bir gelişme ve biz de Turkuaz İletişim Danışmanlık olarak en başından beri ülkemiz adına olabildiğince etkili, verimli ve kazanca yol açan bir kampanya hazırlama amacı içersindeyiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1)ARAŞTIRMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;                      -DURUM ANALİZİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Türkiye, yıllardan beri &quot;turizm&quot; olgusunu çok önemsemekte, bu sektörü geliştirmek amacıyla yoğun çabalar harcamaktadır. Bilindiği üzere turizm ülkemiz ekonomisine olumlu katkılar sağlayan,ekonomimize birçok getirisi olan bi sektördür. Türkiye&quot;nin başarılı olduğu alanlardan biridir ve özellikle son yaşadığımız ekonomik kriz de dikkate alındığında turizm sektörü ülke ekonomimiz için büyük bir kozdur. Ülkemizde turizmin toplam ihracat içindeki payı 98 yılı verilerine göre %29dur ki elimizde istatistik olmamasına rağmen her geçen yıl bu payın arttığı tahmin edilmektedir. Turizmin yarattığı toplam istihdam 2000 yılında 2,5 milyondur ki işsizliğin önemli boyutlarda olduğu ülkemizde bu önemli bir rakamdır. 1999 yılında sektörde yaşadığımız görece düşüşü saymazsak son yıllarda ülkemize gelen turist sayısında devamlı bir artış gözlenmektedir. Son yıllarda ülkemize giren yabancı turist sayısına baktığımızda;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1997 yılında bu sayı 9.689.000, 98&quot;de 9.752.000&quot;dır. 99&quot;da biraz önce bahsettiğimiz gibi bu sayı 7.464.00&quot;e inmiş fakat 2000 yılında 10.412.000 gibi bir sayıya ulaşmıştır. 2001 yılı ilk 11 ayı itibariyle ise bu sayı 11.173.000&quot;e yükselmiştir, bu 2000 yılına göre % 11.68lik oldukça umut verici bir artıştır. Fakat ne yazık ki 11 Eylül saldırıları ve sonrasında oluşan savaş ortamı bu sevindirici tabloya gölge düşürmüştür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İstatistikler değerlendirildiğinde ülkemize en çok turistin Avrupa ülkelerinden geldiği görülmektedir. Bunu ABD ve Japonya takip etmektedir. Güney Amerika ülkelerinden gelen turist sayısında da oran olarak çok fazla olmasada eski yıllara nazaran bir artış gözlenmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünya Turizm Örgütü&quot;nün verilerine göre 2000 yılında en çok turist çeken ülkeler sıralamasında Türkiye 20. sıradadır, turizmden en çok kazaman ülkeler sıralamasında ise 14. sıraya çıkmaktadır. Bu azımsanır bi durum olmamakla beraber etkili ve bilinçli kampanyalar ve izlenicek yerinde turizm politikalarıyla Türkiye, çok daha üst sıralara yerleşebilecek potansiyelde bir ülkedir.  Yine Dünya Turizm Örgütü&quot;nün öngörülerine göre Türkiye 95 yılından 2020 yılına kadar turizm sektöründe 5.5lik bir büyüme kaydedecektir ki bu da Avrupa ülkeleri arasında en yüksek 4. büyüme oranıdır. Dolayısıyla turizm sektörü Türkiye için oldukça umut verici gelişmelere açık bir sektördür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde başta TC Turizm Bakanlığı olmak üzere birçok mesleki örgüt Türk turizmi adına önemli çalışmalara imza atmaktadırlar. Ülkemizde bulunan başlıca mesleki turizm örgütleri Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD), Türkiye Oteller Birliği (TÜROB), Akdeniz Turistik Otelciler Birliği (AKTOB)&quot;dur. Dünya Turizm Örgütü (WTO) ve Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) &quot;de uluslararası alanda Türkiye&quot;nin işbirliği içinde üyesi bulunduğu örgütlerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                 -SWOT ANALİZİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÜÇLÜ YÖNLER&lt;br/&gt;Türkiye&quot;nin, Asya ve Avrupa kıtalarının birleşme noktasında yer alması ülkemizin Doğu ile Batı arasında bir köprü işlevi görmesini sağlamıştır. Konumu gereği Türkiye Avrupa&quot;dan Anadolu&quot;ya uzanan doğal, tarihsel, kültürel, dinsel ve hatta insani çeşitliliğe sahip mozaik bir yapıya sahiptir. 3 tarafının denizlerle çevrili olması,8000 km.&quot;lik kıyı şeridinin turizme olan elverişliliği, 4 mevsimin yaşanabilmesi, verimli topraklarının, doğal kaynaklarının varlığı dünyadaki her ülkenin sahip olmadığı önemli özelliklerdir. Tarih boyunca birçok uygarlıklara mekan olmuş, bunların tarihi ve kültürel izlerini taşıyan bir ülkedir. Farklı köklerden gelen farklı toplumların yüzyıllardır uyum içinde yaşadığı düşünüldüğünde çok yoğun bir kültürel dokuy</description></item><item><title>TURİZMDE KARİYER PLANLAMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizmde-kariyer-planlamasi-395904.html</link><description>TURİZMDE  KARİYER  PLANLAMASI&lt;br/&gt;GİRİŞ &lt;br/&gt;Turizm, gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkeler için vazgeçilmez bir unsur görünümündedir. Ekonomik anlamda gelir getirici bir rol üstlenmesi yanında farklı ülkelerden insanları bir araya getirerek dünya barışını sağlaması, bu endüstrinin tüm dünyada gelişmesine etki eden unsurlardan sadece bir kaçıdır. Turizm endüstrisi tüm dünyada büyük bir hızla gelişmeye devam ederken, bu endüstrinin sağlamış olduğu faydalardan daha fazla pay alma yarışında olan ülkeler arasındaki rekabet de aynı oranda artmaktadır. &lt;br/&gt;Turizm endüstrisi emek-yoğun niteliğe sahip, otomasyona diğer sektörlerden çok daha az imkan sağlayan bir hizmet sektörüdür. Gerçekte sosyo-ekonomik bir olgu olan turizmin en büyük özelliği bu sektörün insan unsuruna dayalı olmasıdır. Turizm sektöründe seyahat eden de hizmeti sunan da &quot;insan&quot;dır. İnsanın insana hizmet verdiği bir üretim sürecinde, tüketim ve üretim aynı anda yapılmakta ve turistik yapının depolanması mümkün olmamaktadır. &lt;br/&gt;Genel olarak bir örgütün amaçlarını iki grup halinde toplamak mümkündür. Bunlar, parasal amaçlar ve parasal olmayan amaçlardır. Parasal amaçlar; büyümek, gelişmek, kar sağlamak gibi iktisadi amaçları kapsarken, parasal olmayan amaçlar prestij, güç sağlama, ahlaki ve sosyal prensipler şeklinde gruplandırılabilir. Fakat, her iki amacın gerçekleştirilmesi de örgütte yer alan insan gücüne bağlıdır. İnsan gücüne geliştiren ve motive eden örgütler amaçlarına daha kolay ulaşırken, bunu başaramayan örgütler ekonomik olanakları ne kadar mükemmel olursa olsun amaçlarına ulaşamazlar.&lt;br/&gt;Bir hizmet sektörü olarak turizm sektörünün kapsamına giren birimlerden biri de otel işletmeleridir. Günümüz rekabet şartlarında otel işletmelerinin başarısı, kuşkusuz sahip olduğu insan kaynaklarının kalitesine bağlıdır. &lt;br/&gt;Turistik tüketicilerin gittikleri yerlerdeki otel işletmelerinden istek ve beklentileri her geçen gün değişmektedir. Otel işletmeleri de değişen bu tüketici istek ve ihtiyaçlarına en hızlı şekil</description></item><item><title>CAPPADOCIA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cappadocia-380227.html</link><description>CAPPADOCIA&lt;br/&gt;Cappadocian region is the place where nature and history come together most beautifully within the world. While geographic events are forming Peribacaları (fairy chimneys), during the historical period, humans had carried the signs of thousand years old civilizations with carving houses and churches within these earth pillars and decorating them with frisks. &lt;br/&gt;During the Roman Emperor, Augustus period, territories of Cappadocian Region as a wide region lying till to the Toros Mountains at south, Aksaray at west, Malatya at east and Eastern Black Sea shores at north within the 17 volume book named Geographika of Strabon, one of the Antic Period writers. Todays Cappadocian Region is the area covered by Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri, and Kırşehir cities. More limited area, rocky Cappadocian Region is composed of Üçhisar, Göreme, Avanos, Ürgüp, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara and environment. &lt;br/&gt;Traditional Cappadocian houses and dovecotes carved into stones are showing the uniqueness of the region. These houses are constructed on the feet of the mountain via rocks or cut stones. Rock, which is the only construction material of the region, as it is very soft after quarry due to the structure of the region, can be easily processed but after contact with air it hardens and turns into a very strong construction material. Due to being plentiful and easy to process of the used material, regional unique masonry is developed and turned into an architectural tradition. Materials of neither courtyard nor house doors is wood. Upper parts of the doors built with arches are decorated with stylized ivy or rosette motifs. &lt;br/&gt;Dovecotes within the region are small structures constructed within 18th century and end of 19th century. Some of the dovecotes, which are important for showing Islamic picture art are constructed as monastery or church. Surfaces of dovecotes are decorated with rich inscriptions and adornments by regional artists. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;CAPPADOCIA&lt;br/&gt;Cappadoci</description></item><item><title>HİERAPOLİS (PAMUKKALE)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hierapolis-(pamukkale)-449043.html</link><description>HİERAPOLİS (PAMUKKALE):&lt;br/&gt;Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin arkeoloji literatüründe Kutsal Kent olarak adlandırılması, kentte bilinen bir çok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır.&lt;br/&gt;Hierapolis coğrafi konumu ile kendisini çevreleyen çeşitli tarihi bölgeler arasında yer almaktadır. İlk Çağda yaşayan Strabon ile Ptolemaios verdikleri bilgilerde, Karia bölgesine sınır olan Laodikeia ve Tripolis kentlerine yakınlığı ile Hierapolisin bir Frigya kenti olduğunu ileri sürerler. Hierapolis olarak adlandırılmadan önce kentte bir yaşamın var olduğunu Ana Tanrıça kültünden dolayı biliyoruz. &lt;br/&gt;Kentin kuruluşu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın; Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından M.Ö. II. yy başlarında kurulduğu ve Bergamanın efsanevi kurucusu Telephosun karısı Amazonlar kraliçesi Hieradan dolayı, Hierapolis adını aldığı bilinmektedir. &lt;br/&gt;Hierapolis, Roma İmparatoru Neron dönemindeki (MS. 60) büyük depreme kadar, kentleşme ilkelerine bağlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüştür.Kent, Neron dönemi depreminden büyük zarar görmüş ve tamamen yenilenmiştir. Üst üste yaşadığı bu depremlerden sonra, tüm niteliğini kaybetmiştir. Hierapolis Roma Döneminden sonra Bizans Döneminde de çok önemli bir merkez olmuştur. Bu önem, MS. 4. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık merkezi olması (metropolis), MS. 80 yıllarında, Hz. İsanın havarilerinden olan, Aziz Philipin burada öldürülmesinden kaynaklanmaktadır. Hierapolis, 12. yüzyıl sonlarına doğru Türklerin eline geçmiştir.&lt;br/&gt;Başlıca Kalıntılar: Ana Cadde ve Kapılar: Yaklaşık 1 km. uzunluğundaki kentin geniş ana caddesi, kenti bir ucundan diğer ucuna ikiye böler. İki tarafında sütunlu galeriler ve önemli kamu yapıları vardır. Her iki ucunda birer anıtsal kapı bulunmaktadır. Bu kapılar ve caddenin büyük bölümü Roma Döneminde inşa edildiğinden, Bizans surunun dışında kalmaktadır. Güneyinde MS.5. yüzyıla tarihlenen Güney Bizans Kapısı vardır. Kuzeyde, iyi korunmuş, üç gözlü ve iki yanında yuvarlak kuleleri olan kapıda, İmparator Domitiana ithaf edilmiş Latince yazılmış bir yazıt vardır. Bu yazıttan dolayı buna Domitian Kapısı veya Roma Kapısı denir. Bu kapıdan güneye inen yolun surla kesiştiği yerde, MS. 5. yüzyılda tarihlenen Kuzey Bizans Kapısı bulunmaktadır. &lt;br/&gt;Surlar: MS. 5. yüzyılda, kuzey, güney ve doğu yönlerinde surlarla çevrilmiştir. Büyük kısmı bugün yıkılmış halde olan surlara, 24 adet kare planlı kule yerleştirilmiştir. İki anıtsal kapı ve iki küçük kapı olmak üzere 4 girişi vardır. Kuzey ve güney anıtsal kapıları ana caddeye açılır. &lt;br/&gt;Büyük Hamam Kompleksi: Bugün, masif duvarları ve bazı tonozları ayakta kalabilmiş olan yapının iç mekanlarının mermerle kaplı olduğuna dair izler bulunmaktadır. Hamamın planı diğer tipik Roma hamamları gibidir. Önce girişte büyük avlu, iki yanında büyük holler bulunan kapalı dikdörtgen bir alan ve esas hamam yapısı yer alır. Palaestranın yan kanatlarında, biri güneyde, diğeri kuzeyde olan iki büyük hol imparatora ve törenlere ayrılmıştır. Hamam kompleksinin kalıntıları MS. 2. yüzyıla tarihlenir. Büyük hole bitişik tonozlu kapalı mekanlar günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.&lt;br/&gt;Apollon Tapınağı: Mevcut tapınak, eski ve dini mağara olarak bilinen Plutonion üzerine kurulmuştur. Yerli halkın en eski dini merkezi olan bu yerde Apollon, bölgenin Ana Tanrıçası Kybele ile buluşmuştur. Eski kaynaklar, Ana Tanrıça Kybele rahibinin bu mağaraya indiğini ve zehirli gazdan etkilenmediğini bildirirler. Apollon Tapınağında üst yapıya ait kalıntılar MS. 3. yüzyıldan geriye gitmemektedir. Tapınak alanına geniş basamaklarla çıkılır. &lt;br/&gt;Tiyatro: Yamaca yaslanmış tüm cephesiyle birlikte korunabilen büyük bir yapıdır. İnşasına MS. 60 yılında olan büyük depremin ardından Flaviuslar döneminde MS. 62 yılında başlanmış, MS. 206 yılında tamamlanmıştır. 50 oturma sırası bulunur ve 8 merdivenle 7 bölüme ayrılmıştır. Caveanın tam ortasından geçen diozomaya her iki yandan tonozlu birer geçit ile girilir. Sütunların arası heykellerle süslenmiş olu</description></item><item><title>LOS ANGELES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?los-angeles-373905.html</link><description>LOS ANGELES&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Short Facts&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Location = Southern California, on Pacific Ocean, 350 miles (560 km) southeast of San Francisco.&lt;br/&gt;Population = City, 3,485,398; metropolitan area, 8,863,164. &lt;br/&gt;Area = 464 square miles (1,202 sq. km), third largest in U.S.&lt;br/&gt;Climate = Temperature averages 57.5 F (14 C) in winter, 70 F (21 C) in summer; annual precipitation averages 12.6 inches (319 mm). &lt;br/&gt;Government = Mayor and 15-member city council, all elected for 4-year terms.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;General Information&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Los Angeles, in southern California, the second most populous city in the United States.We might consider Los Angeles and New York  as İstanbul and Washington.It is a major center of manufacturing, commerce, finance, transportation, and ocean shipping, and is significant nationally and internationally in entertainment, film industry. Its sunny climate which encourages a lot of outdoor activities all through the year, attracts new residents to the city and millions of tourists.&lt;br/&gt;From its beginning as a sleepy pueblo of only 44 people, Los Angeles has become an international metropolis. Along with Paris and London, it is one of only three cities in the world to hold two Olympiads. Now the first city of the American West, Los Angeles developed from a frontier town into a sprawling urban center. This &quot;new Ellis Island&quot; has become a crossroad of immigration from all over the world. A world-class center of power, it is often considered as a prototype of the city of the future. Today it suffers from severe problems of  pollution, racial friction, and unmanageability.&lt;br/&gt;Bounded on the south and west by the Pacific Ocean, Los Angeles is situated on a broad coastal plain broken by rows of low hills. The plain slopes gently northward to the Verdugo Hills and toward the San Gabriel and Santa Monica mountains. Other mountains enclose the city on the east. Residential, business, and industrial settlements stretch in all directions from its downtown Civic Center.&lt;br/&gt;The search for an additional water supply, important for the growth of the city, prompted residents of adjoining towns and large unincorporated areas to vote for annexation to Los Angeles. The annexation of the San Fernando Valley in 1915, which brought about 170 square miles (440 sq km) into the city limits, was the largest in its history. Increasingly, farmlands devoted to fruit growing, market gardening, and livestock raising were sacrificed to metropolitan growth. In order to permit development of the port of Los Angeles, the city boundaries were moved south through acquisition of a &quot;shoestring&quot; strip embracing the harbor communities of San Pedro and Wilmington, both of which were separate cities until 1909.&lt;br/&gt;Los Angeles is peopled by newcomers from all states of the Union. The receptivity of the residents to the offbeat economic radicalism of Francis E. Townsend and to religious exotics like Aimee Semple McPherson encouraged an atmosphere of impermanence not found in cities that grew less rapidly.&lt;br/&gt;The &quot;L.A.&quot; image came to feature movie and television stars, surfers, skiers, and sports enthusiasts. But Los Angeles is maturing with San Francisco for cultural leadership in western America. Its museums, an imposing Music Center, and a fine symphony orchestra have contributed to a new sense of pride. More than 32 million people have come to that center since it first opened in 1964. It is the home of the Los Angeles Philharmonic, the Joffrey Ballet, and the Center Theater Group.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Los Angeles, located on the Pacific coast of southern California, is the seat of Los Angeles County. With 3,485,398 (1990) habitants, Los Angeles is the second most populous city in the United States, having overtaken Chicago for that position during the decade of the 1980s with a growth rate of 17.5%. Metropolitan Los Angeles County, with a population of 8,863,164 (1990), stretches eastward for about 160 km (100 mi) to the San Gabriel Mountains and includes Long Beach, Pasadena, Santa Monica, Beverly Hills, and about 100 other independent cities.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HİSTORY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;General Look&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The Spaniard Gaspar de Portoli camped near the site of Los Angeles in 1769. The settlement itself was founded in 1781 by Felipe de Neve, who named it El Pueblo de Nuestra Se&amp;#8211;ora la Reina de los Angeles de Porci&amp;#339;ncula (The Town of Our Lady, the Queen of the Angels of Porci&amp;#339;ncula). U.S. forces won the city in 1847 during the Mexican War and gained all of California in the same year. The arrival of two railroadsÃ‘the Southern Paci</description></item><item><title>BÜYÜKADA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?buyukada-449294.html</link><description>BÜYÜKADA  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         Marmara Denizinin ortasında bulunan Büyükada İstanbul ilinin en eski tatil beldesi sayılan ve &quot;Prens Adaları&quot; diye adlandırılan dokuz adanın en büyüğü ve en yeşil olanıdır. Her tarafı çam ormanlarıyla kaplı olup özgün bitki örtüsü, doğal plajları ile bir doğa harikasıdır.         &lt;br/&gt;           Yüzyıllar boyunca farklı dil, din ve kültüre sahip insanların iç içe kardeşçe yaşadığı Büyükada 2000 yıllık tarih ve kültür mozaiği olan bir merkezdir. Günümüze kadar ulaşabilen tarihi yapıları, her biri ahşap mimari sanatının değişik örneklerini sergileyen bahçe içindeki görkemli köşkleri, yalıları görülmeye değer birer kültür hazinesidir.          &lt;br/&gt;           Şehrin merkezine yakınlığı ve ulaşım kolaylığı dolayısıyla yaz mevsiminde yerli ve yabancı tatilciler Büyükada&quot;ya akın ederler. Şehrin trafik gürültüsünden ve stresinden kurtulmak temiz hava almak isteyen İstanbul&quot;un Anadolu ve Avrupa yakasından kalkan vapurlarla yarım saatlik bir yolculuktan sonra Büyükada iskelesine çıkarlar. Motorlu taşıtlar bulunmadığı için ada içi ulaşım faytonlarla ve bisikletlerle sağlanır. Vapur iskelesinden binilen faytonlar büyük tur ve küçük turlarla adayı dolaştırırlar.            &lt;br/&gt;          Kısaca, Büyükada bozulmamış doğası ile görülmesi ve yaşanması gereken bir doğa harikasıdır.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      TARİH VE BÜYÜKADA       &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Tarih sahnesine, 569 yılında, imparator  II. Jüsten&quot; in bir saray inşa etmesiyle çıkan Büyükada, 637 senesinde İmparator Heraklius&quot;un  oğlu Atalarih&quot;in babasına ihanet ettiği için burnu ve sağ eli kesilerek sürgün edildiği yer olarak da bilinir. Bu olaydan sonra, 765 senesinden itibaren bir sürgün yeri olmaya başlar. 815 senesinde imparator olan Pepe Mihal ölünce ilk karısından olan oğlu Teofil imparator olur ve evli olduğu Konstantin &quot;in kızı Efrosini &quot;yi manastıra gönderir. Büyükada&quot;nın Maden semtinde Reşat Nuri Güntekin &quot;in köşkünün yanında ve deniz kenarında bir kaya vardır ve bu kaya taşlaşmış bir rahibe görünümü vermektedir. Bir efsaneye göre Efrosini tekrar inzivaya gönderildiğinde dua ederken aklı Tanrı&quot;da olmadığı için ve saraydaki hayatını andığı için Allah tarafından taşlaştırılmış denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           &lt;br/&gt;           1182 yılında İstanbul&quot;da Ortodokslarla Katolikler arasında çıkan kavgalardan sonra memleketlerine dönmek için hareket eden Ceneviz gemileri Büyükada&quot;dan geçerek yağma etmişlerdir.!204 yılında IV. Haçlı Seferleri sırasında  Henri Damande idaresindeki Latin donanması Büyükada&quot;yı yağma etmiştir. On üçüncü asrın sonlarına doğru Yalova&quot;dan birçok göç olmuştur. 1303&quot;de Cenevizlilerin donanması Sustiniani &quot;nin Komutanlığında adayı yağma etmiş ve ada sakinlerinin kayıklarını alarak İstanbul&quot;a gelmişlerdir; ve esirleri kayıkların direklerine asarak kırbaçlamışlardır. Bu olay halkın &lt;br/&gt;önünde olmuş ve çok büyük rahatsızlık yaratmıştır. Bu nedenle halk İmparator&quot;dan fidye istemiştir ama maddi imkansızlıklar nedeniyle bu istek karşılıksız kalmıştır.&lt;br/&gt;            &lt;br/&gt;            1453 yılında Baltaoğlu Süleyman Paşa Adayı fethettiği zaman Maden semtindeki otuz asker dışında başka insan yoktu. Fetihten kısa bir süre sonra Fatih Sultan Mehmet &quot; in emriyle Karadeniz&quot;den göçmenler getirildi. Fransız tarihçi Gylli&quot; nin söylediğine göre 1490 ve 1555 seneleri arasında Büyükada&quot;da iki köy vardır Biri Maden semtindeki Kariye Köyü diğeri ise Kumsal tarafındaki Kariyeyi Rumiyan köyüdür. 1543 yılında Kanuni Sultan Süleyman&quot;ın emriyle Şehzade Camii Mimar Sinan&quot;a inşa ettirilir. 1549&quot;dan kalan bilgilere göre Kariyeyi Rumiyan Köyü&quot;nde 96 kişi Kumsal Kariyeyi Kariye&quot;de 49 kişi bulunur. XVII. Yüzyılda nüfusunun 200&quot;lere çıktığı söylenen Büyükada &quot;da, o tarihlerde beş tane manastır vardı. Birinci tepede İsa Manastırı, ikinci tepede Aya Yorgi, Aya Yani, Meryem Ana ve Aya Dimitri  manastırları bulunurdu.&lt;br/&gt;          &lt;br/&gt;            1847 yılıyla birlikte Hazine-i Hassa  vapur şirketi kurulur ve ilk buharlı gemi Büyükada&quot;ya yanaşır. Bundan yedi sene sonra Kariye ve bugünkü Karacabey mevkii</description></item><item><title>TURIZM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-343956.html</link><description>Tourism Centres Of Turkey&lt;br/&gt;    Turkey, whose land mass is 780.000 sq km., is a beautiful country among three continents. Three sides of it is surrounded by seas. İts population is near to 65.000.000. Iraq and Syria at the south, Iran at the east, Georgia and Armenia at the nort-east, Russia at the north, Bulgaria at the north-west and Greece at the west are the neighbours of Turkey.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Our country has lots of tourism centers. İf you like doing things like sking or mountain climbing, you can go to Uludağ. You can ski at Moun Uludağ from December to March. İf you love visiting historic places,you should see Termessos, Perge, Aspendos, Side(in the region of Antalya) the canyon of Ihlara, the underground cities of Derinkuyu and Kaymaklı(in region of cappodocia)The Temple of Artemis at Ephesus and the remains of the seven wonders of the world at Bodrum are worth visiting. The Manastery of Sumela in Maçka, the hazel nut growes in Ordu, the cherry orchards in Giresun and the untouched naturals beauties of black sea coast are fabulous place. You can spend your holidays on the high plateaus of Trobzon. İf you are a tea addict, you can go to Rize and drink tea in the beautiful  tea gardens by the sea.I advise you to go to Kırşehir to learn the Ahi Brotherhood. İf you want to know Mevlana and his religious beliefs, you must pass by Konya. The festival of the Dancing Dervishes can be see in December. İf you like lying on the beaches all day, the Mediterranean coasts and the Aegean Coasts are most suitable places for each person. You can get a suntan on thesandy beaches in these areas.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Atatürk&quot;s mousoleum&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Atatürk&quot;s houseAnkara&lt;br/&gt;On a hill overlooking the Turkish capital of Ankara is the monument to the man without whom have been reduced to little more than a patch of steppeland. General Mustafa Kemal roused a people already exhausted by the Ottoman defeat in the First World War, drove the invading forces into the sea, and won back for the Turks their homeland. Taking the name Atatürk or &quot;Father of the Turks&quot;, Mustafa Kemal founded the modern democratic Republic of Turkey, based on Western laws. İt was Atatürk who made the strategically placed Ankara Turkey&quot;s capital, and the city is a monument to his vision of a modern westernized state.&lt;br/&gt;   Even around Ankara, this path of civilization stretches back a long way; to the Hittites, a proud and warlike people who ruled an empire from the Black Sea to Phrygians, a Thracian people who dominated the Anatolian plateau in the 1.millenium B.C&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   The Hittite capital of Hattusas(now called Boğazkale) lies 200km.to the north-east of Ankara. The craggy hillof Hattusas was ringed by double walls and its gates were guarded by lion statues. Close to Hattusas is the Hittite open air sanctuary  of Yazılıkaya, and also nearby is the Hittite city of Alacahöyük.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;   To the south-west of Ankara,near Polatlı,is the site of the Phrygian capital of Gordion, where Alexander the Great cut the famous Gordion knot that gave him the key to Asia. Also at Gordion is the great eart tumulus of King Midas, famed in the legend the Golden Touch.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Mirroring the ancient civilizations of the land  is Ankara&quot;s Museum of Anatolian Civilizations(Archaelogical Museum),with its unique collection of proto-Hittite sun discs and stg cult figures,Hittite reliefs and phrygian metalwork.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil 1Dovecotes&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil 2in the Valley of Göreme&lt;br/&gt;Cappadocia&lt;br/&gt;Violent eruptions of the volcanoes Erciyes Dağı and Hasan Dağı three million years ago, covered the surrounding plateau with tuff. From this brittle rock the wind and rain have eroded Capadocia&quot;s spectacular, surrealist landscape of rock cones, capped pinncles and fretted ravines, in colours ranging  from warm reds and gold to cool greens and greys.&lt;br/&gt;   Cappadocia is one of those rare regions in the world where the works of man blend unobtrusively into the landscape. Dwelling are known to have been hewn from the rock as far back as 400B.C., when xenophon mentioned them in his Anabas</description></item><item><title>TURİZM - TURİZM ENDÜSTRİSİ VE KIRGIZİSTAN TURİZMİNİN YAPISI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-turizm-endustrisi-ve-kirgizistan-turizminin-yapisi-402585.html</link><description>turizm endüstrisi ve kırgızistan turizminin yapısı</description></item><item><title>TÜRKİYENİN TURİZM POTANSİYELİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyenin-turizm-potansiyeli-350002.html</link><description>PLAN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*TURİZM&lt;br/&gt;İnsanları turistik hareketlere ve faaliyetlere yönelten iç ve dış faktörler&lt;br/&gt;*TÜRKİYE&quot;NİN TURİZM POTANSİYELİ&lt;br/&gt;a)Türkiye&quot;de turizmin başlaması&lt;br/&gt;b)Doğal güzelliklerin değerlendirilmesi &lt;br/&gt;c)Tarihi eserlerin değerlendirilmesi&lt;br/&gt;d)Turizmin ülke ekonomisine katkısı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*TURİZM&lt;br/&gt;   Yirminci yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan ekonomik, sosyal, kültürel, çevresel ve psikolojik değişmeler, alışkanlıklar ve ihtiyaçlar üzerinde büyük etkiler yaratmış; bunu sonucu olarak uluslar arası düzeyde yaygın bir turizm hareketi doğmuştur. Böylece, turizm olgusu günümüzde ulaştığı boyutlar sayesinde, sanayileşme veya uluslararası ticaret gibi önemli ve sürekli bir sektör özelliğine sahip olmuştur. Turist çekme ve turiste hizmet etme bilimi, sanatı ve ticareti olarak tanımlanan turizm; ulusal ve uluslar arası düzeyde kazandığı dev boyutlarla, yatırımları ve iş hacmini geliştiren, gelir yaratan, döviz sağlayan, istihdam alanları açan, sosyal ve kültürel hayatı etkileyen önemli toplumsal ve insancıl fonksiyonları başaran bir nitelik kazanmıştır. &lt;br/&gt;   Bu nitelik dünyada turizme yönelik ulusal ilgiyi arttırmış; turizmden beklentileri olan ülkeleri bu endüstrinin geliştirilmesine yöneltmiştir. Dövizin turizm yoluyla elde edilmesine yönelik faaliyetler, bu sektörün milli ekonomide önem kazanması sonucunu doğurmuştur. Turizmin özellikle gelişmekte olan ülkelerin ödemeler dengesine yaptığı olumlu katkı, ekonomik yönden turizmin yararlarını en önemli göstergesi olmuştur.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;İnsanları turistik hareketlere ve faaliyetlere yönelten iç ve dış faktörler&lt;br/&gt;   İnsanları turistik hareketlere ve faaliyetlere yönelten faktörler çok çeşitlilik göstermektedir. Özellikle günümüz turizm hareketlerinde bu çeşitliliği oluşturan sebeplerin sayısı çok fazladır. &lt;br/&gt;   İç faktörler: Turizm olayının özünde bulunan, insanları seyahat ve konaklamaya yönelten temel dürtüler olarak tanımlanabilir. İnsanların gelir düzeyleri yükseldikçe ve sosyal devlet ilkeleri doğrultusunda ilerleme sağlandıkça, turizmin temelinde bulunan yer değiştirmeler, turizm ihtiyacını karşılamaya yönelik iç faktörler niteliğini kazanmaktadır. Bu faktörlerin başlıcaları şunlardır: &lt;br/&gt;   İş: Dünyada ekonomik ilişkilerin yoğunlaşarak gelişmesi milyonlarca insanın iş amacıyla seyahat etmesine sebep olmuştur. Örneğin, meslek alanındaki yeni gelişmeleri izlemek veya bir işi Merak: Turizm hareketlerini diğer yer değiştirmeler ve hareketlerden ayıran temel niteliği, başka yerleri ve toplumları görmek merakıdır. Turistler bu nedenle ülkenin kendine has özelliklerini görebilecekleri bir deve kervanını, bir dağ köyünün evlerini, yaşam biçimini, insan ve doğa manzaralarının bulunduğu yerler gibi bölgelere giderler. Turistler bu nedenle ülkemizde en çok İstanbul, Bodrum, Efes Bergama, Didim, Göreme, Antalya, Pamukkale, Nemrut, gibi tabii ve tarihsel bakımdan zengin olan yerleri gezerler.&lt;br/&gt;   Din: Tanrıya ibadet ve inanç konusunda insanların yöneldikleri yola din denmektedir. İnsanlar daima inandığı dini liderinin doğduğu, büyüdüğü, yaşadığı yeleri görmek ister. Bu inançla kutsal yerleri, mabetleri ziyaret etmeyi dini görev olarak kabul etmektedir. Müslümanların Mekke ve Medine&quot;yi, Hıristiyanların Efes&quot;teki Meryem Ana Evini ve Roma kentindeki Vatikan Sarayını ziyaret etmeleri gibi.&lt;br/&gt;   Kültür, Eğitim, Öğretim: Kültür ve eğitim, insanları turistik harekete yönelten faktörlerin başında gelmektedir. Bazı ülkeler, kültür ve eğitim turizminden büyük döviz kazancı sağlamaktadır. Örneğin; Paris kenti sanat ve kültür dünyasındaki yeri ile turistik ziyaretlerin merkezi olmuştur. Londra, ünlü üniversiteleri, çeşitli eğitim kurumları, yaz okulları ve araştırma enstitüleri ile dünyanın pek çok ülkesinden her yıl öğrenim içi binlerce öğrenciyi çekmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Dinlenme ve Eğlenme: Gezerek eğlenmek ve dinlenmek çok eski bir kültür kalıbıdır. Çağdaş toplumsal ve kültürel koşullar, gezerek eğlenme ve dinlenme anlayışını daha da yaygınlaştırmıştır. Turizm faaliyeti bunun bir görünümüdür. &lt;br/&gt;   Spor: Spor turizmi her geçen gün büyük bir önem</description></item><item><title>TURİZM - DENİZ YOLLARI İLE TURİZM İLİŞKİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-deniz-yollari-ile-turizm-iliskisi-402551.html</link><description>deniz yolları ile turizm ilişkisi</description></item><item><title>WH DID I CHOOSE THIS TOPIC</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?wh-did-i-choose-this-topic-347463.html</link><description>Why did I choose this topic?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tourist  is  someone who travels for pleasure.&lt;br/&gt;Tourism  is  the business of providing services  for tourists.&lt;br/&gt;Economics is the social science that deals with the production, distribution, and consumption of wealth, goods, and services, with the means of supplying the material needs of mankind, and with such related problems as capital, labour, and taxation.&lt;br/&gt;Economy  is  sum total of the production, distribution, and consumption of wealth, goods, and services, as of a nation.&lt;br/&gt;         The words which are explained above are related with each other very closely. Tourism may be the basis of  a country&quot;s economy. Turkey is full of historical and natural resources.         By way of tourism, our economy can grow rapidly. I am interested in tourism  because we live in the Aegean Region of Turkey and lots of tourists come to our region to visit historical places, to swim, and to have a good time every year. I selected this topic to show the importance of tourism once more.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                        Tamer YILDIRIM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TOURISM AND ITS DEVELOPMENT&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          The tours for seeing the natural, historical and beautiful places of a country  are called tourism. The word &quot;tourism&quot; was started to be used for the tours to Europe of some English merchants in the nineteenth century. But in this century we live, plenty of developments have occurred in tourism and tourism organisations have been founded in many of the countries. The first organisations  for this target were the tours of British Alpine Club and London Camping Club. A committee named OECE  has been working throughout Europe since 1949. The number of tourists who came to Turkey was 767.200     in 1990. This number increased to 935.000 in 1991. Tourism companies developed much  more than the other hotels and had more beds than them.       To improve tourism in Turkey, Turkish Tourism Bank, Turkish Tourism Council and Turkish Tourism and Presentation Ministry were established. In this way, tourism has become one of the biggest sources of income in our country. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Economics and economical crisis&lt;br/&gt;         Economics is the social science which examines how man-made values and the wealth of countries are revealed, and how they are shared.&lt;br/&gt;         Why  the prices increase and decrease, why some firms get more profit than the others, how the government decide the kinds of taxes....  are some of the questions in the economical area. The person who is in the field of economics and tries to find the answers to these questions  is called economist.&lt;br/&gt;         Economics is examined in two titles. These are micro economics and macro economics.&lt;br/&gt;         Micro Economics: This part examines the behaviour styles of consumers and firms.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Macro Economics:  This part  deals with the economical situation of             a country as a whole.&lt;br/&gt;        When we talk about economical crisis, these circumstances come to mind: Unemployment, resources of a country which are not exactly used, inflation, shutting down of factories... Together with  the economical crisis in the world  between 1929 - 1933, unemployment increased, people became poorer and in this way, the amount of consuming got reduced, the goods which had produced in the factories weren&quot;t sold. Therefore, production decreased and the countries became poorer. In that economical crisis, The United States got the biggest loss of all countries.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The contributions of tourism to our country and its economy&lt;br/&gt;         Tourism is one of the biggest  income sources   in our country. Tourist is someone who travels for pleasure, for holiday or to see historical places and natural resources in his/her own country or abroad. The money that these people spend abroad is called foreign currency.   Foreign currency enables our country to develop and to reach the standards of the modern world. Unfortunately, some people who are greedy for money  swindle out of tourists in our country. They rent or sell ma</description></item><item><title>TURİZM - GENEL TURİZM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-genel-turizm-402627.html</link><description>genel turizm</description></item><item><title>SPAIN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?spain-355460.html</link><description>Spain&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Country name: Kingdom of Spain, Spain&lt;br/&gt;Capital: Madrid&lt;br/&gt;Location: Southwestern Europe, bordering the Bay of Biscay, Mediterranean Sea, North Atlantic Ocean, and Pyrenees Mountains, southwest of France &lt;br/&gt;Border countries:Andorra, France, Gibraltar, Portugal, Morocco (Ceuta), Morocco (Melilla) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Spain includes Balearic Islands, the Canary Archipelago, and the Moroccan coastal territories of Ceuta and Melilla.&lt;br/&gt;Government type: parliamentary monarchy &lt;br/&gt;Population: 40,217,413 (July 2003 est.) &lt;br/&gt;Languages: Castilian Spanish 74%, Catalan 17%, Galician 7%, Basque 2% note: Castilian is the official language nationwide; the other languages are official regionally &lt;br/&gt;Religions: Roman Catholic 94%, other 6% &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GDP - per capita: purchasing power parity - $21,200 (2002 est.) (32nd in the world) (2002 est.)&lt;br/&gt;Industries: textiles and apparel (including footwear), food and beverages, metals and metal manufactures, chemicals, shipbuilding, automobiles, machine tools, tourism &lt;br/&gt;Currency: euro (EUR) (CIA, World Fact Book)&lt;br/&gt;Important Facts&lt;br/&gt;The second top destination in the world&lt;br/&gt;51,7 million international tourist arrivals (second highest after France)&lt;br/&gt;$ 33.6 billion international tourism receipts (the second after US) (WTO, 2003)&lt;br/&gt;Coastline: 4.964 km &lt;br/&gt;Terrain: large, flat to dissected plateau surrounded by rugged hills; Pyrenees in north &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Climate: temperate; clear, hot summers in interior, more moderate and cloudy along coast; cloudy, cold winters in interior, partly cloudy and cool along coast (CIA, World Fact Book). &lt;br/&gt;Europe&quot;s second most mountainous country (after Switzerland). Climate varies dramatically according to altitude. True alpine conditions prevail from the Pyrenees in the north to the Sierra Nevada (above Granada) in the south.&lt;br/&gt;Spain is divided into two distinctive regions (Catalonia and Basque regions), each with its own culture, history and language.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Selling Points&lt;br/&gt;Historical sites, lively cities, some of the finest art in the world, the Alhambra, shopping, cultural events, beaches, museums, caves, windsurfing, castles, skiing, water sports, fishing great food, bullfighting, flamenco, spectacular Moorish architecture, golf and tennis.&lt;br/&gt;Brief History&lt;br/&gt;The people who were later named Iberians (or dwellers along the Rio Ebro) by the Greeks, migrated to Spain in the third millennium B.C. The origin of the Iberians is not certain, but archaeological evidence supports the theory that they came from the eastern shores of the Mediterranean Sea &lt;br/&gt;The Phoenicians (by 1100 BC), Romans and Germanic tribes had strong influence&lt;br/&gt;AD 14, Part of the Roman Empire (called Hispania by the Romans), conquered by Germanic Tribes in 419&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AD 700, The Moors, the Islamic conquerors ruled Spain for more than half a millennium&lt;br/&gt;1492, Columbus&quot;s exploration of the Americas, start of the peak of Spain&quot;s power and influence, world empire of the 16th and 17th centuries.  Failure to embrace the mercantile and industrial revolutions caused the country to fall behind Britain, France, and Germany in economic and political power &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Madrid&lt;br/&gt;Calle and Plaza Mayor (medieval Madrid)&lt;br/&gt;The city&quot;s oldest church, San Nicolas de los Servitas&lt;br/&gt;Calle Serrano, Gran Via (places for shopping)&lt;br/&gt;Victory Arc&lt;br/&gt;Palacio Real (the royal palace; art treasurers, crown jewels)&lt;br/&gt;Rastro Flea Market&lt;br/&gt;Plaza de las Cibeles, Puerto del Sol (major intersections: fountains, monuments and shops)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Paradise for museum-goer&quot;s.&lt;br/&gt;15 important museums and dozens galleries &lt;br/&gt;The Prado Museum (one of the greatest in the world, 18th century building, features the works of Rubens, Goya, El Greco, Bosch, Velazquez, Titian, Murillo, Durer)&lt;br/&gt;Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofia (newest art museum in Madrid, features Picasso&quot;s masterpiece &quot;Guernica&quot;&lt;br/&gt;The Palacio de Villahermosa, Lazaro Galdiano Museum, Ermita de San Antonio de la Florida, and Madrid&quot;s Tiflological Museum, Museum of America.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;terraza&quot; (outdoor cafes)&lt;br/&gt;parks and lakes (Retiro Park, Victorian greenhouse, Crystal Palace - small lake and swans)&lt;br/&gt;26th floor of Edific</description></item><item><title>KONYA&quot;NIN TARİHÇESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?konya-nin-tarihcesi-439608.html</link><description>KONYA&quot;NIN TARİHÇESİ        &lt;br/&gt;                           &lt;br/&gt;Efsaneye göre bir zamanlar bu şehre Medüz denen bir canavar musallat olur. Zeusun oğlu Perse, Medüzün başını keserek şehri kurtarır. Halk da, Persein bir heykelini şehrin meydanına diker. Bundan sonra, şehrin ismi heykel şehri demek olan İkonium olur. Bir zamanlar Anadolu Selçuklu Devletinin başkenti olan Konyanın yerleşim tarihi, Can Hasan, Çatalhöyük ve Erbaba kazılarının sonuçlarına göre Neolitik Çağa (MÖ 8000-5500) kadar uzanır.Çumra, Karaman, Seydişehir, Beyşehir dolaylarındaki alanlarda yerleşik hayata geçerek tarım ve avcılığı benimsemiş, kendini savunabilmek için taştan çeşitli savaş aletleri yapmıştır. &lt;br/&gt;Konya büyük kentleşme evrimine maden evriyle başladı. M.Ö. 3000de Alaeddin Tepesine yerleşip güvenliğini sağlayarak kendisini dış etkenlerden korudu. Ve yüzyıllar boyunca bağımsız yaşadı.&lt;br/&gt;Anadoluda Hitit egemenliğine son veren Frigler Trakyadan Anadoluya göç etmiş kavimlerdir. Alaaddin Tepesi ve Karapınar, Gıcıkışla, Sızmadan elde edilen buluntular MÖ VII. yüzyıla aittir. Frigyalılardan sonra Konya ( KAVANİA ) Lidyalılar ve İskenderin istilasına uğramıştır. Daha sonraları Anadoluda Roma hakimiyeti sağlanınca Konya İkonium olarak varlığını korumuştur. ( MÖ 25 ). Antalyadan Anadoluya çıkan Hıristiyan azizlerden St. Paul Antiochia ( Yalvaca ) sonra İkoniuma ( Konyaya ) gelmiştir. Bu devirde Hatunsaray Lystra-Derbe ve Laodika ( Ladik Halıcı ) ve Sille önemli Bizans yerleşim yeridir. İslamiyetin Anadoluda yayılması ile Bizansa ( Yani İstanbula ) Arap akınları başlamıştır. Emeviler, Abbasiler, Konya üzerinden akınlar yapmışlardır.&lt;br/&gt;Klasik çağlara Konya, Roma İmparatorluğunun sömürgesi olarak, Romalı valiler tarafından yönetilmiş, yerli halk Roma egemenliği altında yüzyıllar boyunca Diyar-ı Rum olarak yaşamıştır. Siyasal hakimiyet kurulduktan sonra kent biraz büyümüş, ek işlev kazanmaya başlamıştır.&lt;br/&gt;Roma İmparatorluğunun parçalanması ve Doğu Romanın Bizans ismiyle siyasal alanda boy göstermesiyle Konya garnizon aracılığı ile yüzyıllar boyunca idare edilmiştir. Hristiyan azizelerinden Saint Paulun Konyayı iki defa ziyaret etmesiyle kutsallık kazanan şehir, Hristiyanlarca da ayrı bir önem kazanmıştır.&lt;br/&gt;M.S. 1077 yılında Kutalmışoğlu Süleyman Bey tarafından köhne Bizansın elinden alınan Konya şehrinin fethi kolay olmuş, Gevele Kalesi (Takkeli Dağ) kumandanı, kalenin anahtarını ve yöneticiler de yönetimini Selçuklulara bırakmıştır. Daha sonra Haçlı Seferlerinin geçit yolu olan Konyanın 1096 yılında başkent olmasıyla İslam-Türk Medeniyeti Tarihi süresi için de başlangıç olmuş ve yüzyıllarca çevreye ışık saçmıştır. Konya şehrinin büyük bayındırlık etkinlikleri başlamış; medreseler, camiler, kütüphaneler, şifahaneler ve ilim yuvaları yapılmıştır.&lt;br/&gt;Konyanın fethi esnasında şehir, Alaeddin Tepesi ve civarında dar bir alanda bulunuyordu. Pazar yerleri, hanlar, hammadde satan dükkanlar ile bunları işleyen sanatkarlar işlevlerini bu dar alanda yerine getirmişlerdir. Yerel pazarların yanında uluslararası pazarların yolu Konyadan geçtiğinden Cenevizliler, Venedikliler, Lehler gerek iç alımlarda, gerekse dış alımlarda sağladıkları mallarını Konya üzerinden Akdeniz limanlarına sevk etmişlerdir.&lt;br/&gt;Konya şehrini kısa zamanda gelişmesi, oturum alanlarının batıya doğru uzanması şehrin savunmasını zorlaştırmıştır. Bu durum 1222 yılında Alaeddin Keykubad tarafından dış kalenin kapılarının civarına taşınmıştır.&lt;br/&gt;Bir süre Karamanoğlu egemenliği altına geçen Konyanın Karamanoğlu-Osmanlı çekişmeleri ile bir kat daha kötüye giderek yüzyıllar boyu sürecek olan karanlık günlerin devam etmesine neden olmuştur. Zaman içerisinde Konyanın asıl halkı, bu kötü günleri tevekkül ile karşılamış; kaderinin bir gün ters döneceğine inanmış, kendi gelenek ve göreneklerinyle yaşamayı kabullenmiştir.&lt;br/&gt;Konya şehrinin kaba çizgileriyle anlattığımız bu tarih hikayesi 20. asrın ilk çeyreğinde de yeniden devam etmiştir; Anadolu-Bağdat demiryolunun 1895-1896da Konyaya ulaşması ve 1901 yılında Avlonyalı Ferit Paşanın Konyaya va</description></item><item><title>TURİZM HAFTASI KUTLAMA PROGRAM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-haftasi-kutlama-program-396407.html</link><description>TURİZM HAFTASI KUTLAMA PROGRAMI SUNUSU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; SUNUCU:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sayın Kaymakamım, Sayın Garnizon Komutanım, Sayın Belediye Başkanım, Sayın Okul Müdürüm, Saygı değer Konuklarımız, Değerli Öğretmen arkadaşlarım ve Sevgili Öğrenciler&lt;br/&gt;Turizm Haftası nedeniyle hazırlamış olduğumuz kutlama programınına hoş geldiniz. &lt;br/&gt;Kutlama Programı:&lt;br/&gt;-Saygı duruşu ve İstiklal Marşı,&lt;br/&gt;-Okul Müdürümüz Sayın &amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;açış konuşması,&lt;br/&gt;-Md.Yardımcımız &amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;Türkiye&quot;de Turizm Eğitimi konulu konuşması,&lt;br/&gt;-Oratoryo&lt;br/&gt;-Şiir&lt;br/&gt;-&quot;Türk Misafirperverliği&quot; adlı skeç&lt;br/&gt; -Ödül töreni &lt;br/&gt;-Şiir,&lt;br/&gt;-Halk Oyunları&lt;br/&gt;-Slayt gösterisi&lt;br/&gt;    Sıralamasıyla sunulacaktır.Arz ederim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SUNUCU:&lt;br/&gt;Sizleri, bu cennet vatanı yoktan var eden Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları, bütün Türk büyükleri ve aziz şehitlerimiz huzurunda 1 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.Saygı duruşunun ardından &amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;.yönetiminde İstiklal Marşımız okunacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SUNUCU: &lt;br/&gt;Turizm, ülkeler arasında kültürel, ekonomik ve sosyal iletişimin sağlanmasında; dostça ilişkiler kurulmasında baş rolü oynar. Konuklarımıza insanımızın üstün yeteneklerini, sevgi dolu yüreğini, sıcakkanlılığını ilk ağızdan göstermesi gerekenler elbette ki turizm hizmet personelidir. Okulumuz bunun bilincinde olarak eğitimli turizm personeli yetiştirme görevini üstlenmiştir. &lt;br/&gt;Turizm Haftası kutlama etkinliklerinin açış konuşmasını yapak üzere Okul Müdürümüz Sayın &amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;.kürsüye davet ediyorum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SUNUCU: &lt;br/&gt;Akdeniz&quot;in en güzel koylarından birinde lüks, konforlu ve huzur dolu bir tesiste güzel bir tatil hayal edin&amp;#8230; Böyle bir yerden memnun kalmamak neredeyse imkansızdır. Elbette size hizmet edenlerin eğitimi çok önemli.Eğitimsiz personel en güzel yerde bile huzurunuzun kaçmasına yol açabilir.&lt;br/&gt;&quot;Türkiye&quot;de Turizm Eğitimi&quot; konusunda bilgi vermek üzere Okulumuz Müdür Yardımcılarından Sayın &amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;kürsüye davet ediyorum. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SUNUCU: &lt;br/&gt;Mavi deniz parlak güneş, yanı başında muhteşem bir tarih&amp;#8230; Medeniyetin beşiği, kültürlerin buluşma noktası&amp;#8230;</description></item><item><title>TURİZM - TURİZM HUKUKU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-turizm-hukuku-402651.html</link><description>turizm hukuku</description></item><item><title>ANKARA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ankara-373234.html</link><description>ANKARA&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The seat of Turkeys government in the strategic heart of central Anatolia,Ankara is the city selected by Mustafa Kemal Ataturk, the republics founder, to house the capital of the newly politically defined country. Though thoroughly modern in appearance Ankaras history and that of the surrounding area dates back to the Bronze Age and the Hatti civilization. In the second millennium B.C. the Hittites followed as lords of the land and were succeeded in turn by the Phrygians, Lydians and Persians. In the third century B.C., the Galatians, a Celtic race, made Ankara their capital. It was then known as Ancyra, meaning anchor (which is one of the oldest words in the language of the sea-loving Celts). The Romans and then the Byzantines held this strategic expanse of land until 1073 when the Seljuk Turks, commanded by Alpaslan, conquered it. Just over three centuries later in 1402, the city, then but a small outpost, passed into the hands of the Ottomans led by Beyazit I.&lt;br/&gt;After the first World War, Ankara assumed a prominent position as the center of Ataturks national resistance and the War of Independence that liber ated the Turkish homeland from the domination of foreign powers. On the 13th of October, 1923, Ankara was declared the capital of the new Republic of Turkey.&lt;br/&gt;Dominating the modern part of the city, much of it constructed since Ankaras rise to prominence, is the imposing limestone Anitkabir, the mausoleum of Kemal Ataturk. Completed in 1953, this fusion of ancient and modern architectural concepts testifies to the power and grace of Turkish architecture. A museum at Anitkabir displays some of Ataturks personal items and documents. His house in Cankaya, next to the Presidential Palace, is open on Sunday afternoons.&lt;br/&gt;The oldest parts of the city surround the ancient hisar or citadel. Within the walls, the 12th century Alaeddin Mosque although much rebuilt by the Ottomans, still boasts fine Seljuk woodwork. Many interesting traditional Turkish houses have been restored in the area, and some have found new life as art galleries or attractive restaurants serving local dishes and wine. The beautiful Ankara castle restaurant offers excellent local and international cuisine and wine. Its well-known that Ankara was the cradle of &quot;vine&quot; (Hatti and Hittite) by 2000 B.C. Many vineyards around Ankara sponsor wine-tasting socials. Close to the gate, Hisar Kapisi, the beautifully restored bedestan (covered bazaar), houses the Museum of Anatolian Civilizations with its priceless collection of Paleolithic, Neolithic, Hatti, Hittite, Phrygian, Urartian and Roman artifacts, and the showpiece Lydian treasure. The museum is open every day except Monday. Out side the citadel the 13th century Arslanhane Mosque and the 14th century Ahi Elvan Mosque are worth visiting.&lt;br/&gt;The legacy of Roman times - the third century A.D. public baths (built by the Roman Emperor Caracalla), the fourth century Julian Column and the second-century Temple of Augustus is located in an area below the citadel, near Ulus Meydani (Nation Square). The sole surviving &quot;Political Testament of Augustus&quot;, a statement detailing the achievements of the Emperor Augustus, remains inscribed on the wall of his temple in Ankara. At one time every temple dedicated to him throughout the Roman Empire bore this document; this is the only complete copy in existence today. The Galatian king Pylamenes built the temple as a tribute to Augustus in 10 A.D. and in the second century, it was re-constructed by the Romans on the ancient Ankara Acropolis. In the fifth century the Byzantines converted the temple into a church.&lt;br/&gt;Excavations of a Roman theatre, pro-scene (stage), and scene (backstage), can be seen outside the citadel. Roman statues found here are exhibited in the Anatolian Civilizations Museum. The audience area is still under excavation.&lt;br/&gt;Adjacent to the temple stands the 15th-century Had Bayram mosque and mausoleum. This complex is greatly venerated by Muslims as a holy shrine.&lt;br/&gt;From Ulus Meydani, with its equestrian statue of Ataturk, continue down Ataturk Boulevard to the Ethnographical Museum which houses magnificent Seljuk doors of carved wood, and other artifacts of daily life. Nearby, the Sculpture and Painting Museum illustrates the history of the Turkish fine arts. The largest mosque in Ankara graces the Kocatepe quarter. Kocatepe Mosque was built between 1976 and 1987, and is in the Ottoman architectural style.&lt;br/&gt;Ankara has an active artistic an</description></item><item><title>TURİZM - TURİZMİN TANIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-turizmin-tanimi-402625.html</link><description>turizmin tanımı</description></item><item><title>SANLIURFADAKI ZIYARET VE ADAK YERLERI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sanliurfadaki-ziyaret-ve-adak-yerleri-398215.html</link><description>SANLIURFADAKI ZIYARET VE ADAK YERLERI&lt;br/&gt;HZ. IBRAHIM PEYGAMBER MAKAMI :Sehir merkezindedir. Hz. Ibrahim Peygamberin dogdugu rivayet edilen magaradir. Adak adanir. Çocuk sahibi olmayi dileyenler, çocuklari erken dogarsa adini Ibrahim Halil koyarlar. Içinde su da olan magaranin sinir ve ruh hastalarina iyi geldigi öne sürülmektedir.                                                     EYYÜP PEYGAMBER MAKAMI : Sehir merkezinin güneyindedir. Hz. Eyyüp Peygamberin burada iyilestigi ve yasadigi rivayet edilir. Buradaki suyun sifali oldugu öne sürülür. Magarasi, Sanliurfanin bilinen adak yerlerinden biridir. &lt;br/&gt;EYYÜP NEBI : Türbe Viransehir yakinlarindaki Eyyüp Nebi Köyünde bulunmaktadir. Türbede Hz. Eyyüp (a.s)in kabri bulunmaktadir. Ayrica köyün güneybatisinda Hz. Elyesa (a.s)nin türbesi bulunmaktadir. Köy mescidinin kuzeyinde Hz. Rahime Hatunun türbesi bulunmaktadir.HAYAT EL-HARRANI:Hayat el-Harrani hazretlerinin babasinin adi Kays idi. Harranda dogup, orada yasadigi için kendisine el-Harrani denilmistir. Devrinin en büyük evliyasindandir. Hayat el-Harrani hazretleri için, vefatindan sonra tasarruflari devam eden dört evliyadan biridir denilmektedir. Babasi da büyük evliyadandir. Hayat el-Harrani hicri 581, miladi 1185de vefat etti. Harranda defnedildi. 1195de üzerine bir türbe yapildi.&lt;br/&gt;Hayat el-Harrani hazretleri çok keramet gösteren bir veli idi. Bugün türbesi halk tarafindan ziyaret edilmektedir.&lt;br/&gt;SEYH MESUD (SIH MAKSUT) :Sanliurfaya ne zaman geldigi belli degildir. Nisaburdan Urfaya geldigi bilinmektedir. Türbesi ve tekkesi Sanliurfanin güneyinde, Urfa Kalesinin de güney tarafina düsen tepenin üzerindedir. Mezari bu türbenin içindedir. Devrinin alim ve mutasavvuflarindandir. Halk arasinda &quot;Sih Maksut&quot; diye yanlis taninmaktadir. Asil adi Seyh Mesuddur. Bu türbe hem bir ziyaret yeri etrafi ise bir mesire yeridir. &lt;br/&gt;Türbe Selçuk Mimari tarzinda yapilmis olup, kubbesi yari açik birakilmistir. Seyh Mesudun mezari türbenin dogu tarafinda bulunan e</description></item><item><title>İSTANBUL ARKEOLOJİ MÜZESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?istanbul-arkeoloji-muzesi-448688.html</link><description>İSTANBUL ARKEOLOJİ MÜZESİ&lt;br/&gt;BULUNDUĞU YER :&lt;br/&gt;İstanbul Arkeoloji Müzesi, İstanbul ilinin sınırları içindedir. Sultanahmet olarak isimlendirilen semttedir.Gülhane Parkı girişinin sağında Topkapı Sarayı&quot;na doğru kıvrılan Osman Hamdi Yokuşu&quot;nun sol tarafında yer alır. &lt;br/&gt;ULAŞIM :&lt;br/&gt;Müzeye gitmek için, Eminönü ilçesinden tramvaya binilerek, Gülhane durağında inilmelidir. Müzemiz, Gülhane Parkının yanındaki, Osman Hamdi Bey Yokuşu&quot;nun solunda bulunmaktadır. Adresi; İstanbul Arkeoloji Müzeleri  34400  Sultanahmet / İstanbul  Türkiye Tel: 0212 520 77 40-41 Faks: 0212 527 43 00        &lt;br/&gt;ZİYARET GÜNLERİ VE SAATLERİ :&lt;br/&gt;Pazartesi hariç her gün 09:00 - 16:15 saatleri arasında müze ziyarete açıktır.&lt;br/&gt;TARİHÇE :&lt;br/&gt;Sultan Abdülmecit (1839-1861) zamanında, Tophane Müşirliği&quot;nde bulunan Damat Fethi Paşa (1846) Aya İrini kilisesinin avlusunda bazı eski eserler toplamıştı. Aya İrini Kilisesi o zamanlar &quot;Mecmuai Asari Atika&quot;(eski eser koleksiyonu) ve &quot;Mecmuai Esliha-i Atika&quot; (silah koleksiyonu) adıyla iki bölümde toplanmıştı. Eserler, üzerlerine bir tahta yafta konulmuş şekilde korunmaya çalışılıyordu. Böylece arkeoloji müzesi ile askeri müzenin temelleri atılmış oldu. Bu küçük koleksiyonun resmi bir sıfatı olmadığı gibi asker nöbetçilerden başka sorumlu bir memuru yoktu.1869&quot;da bu küçük koleksiyona &quot;Müzei Hümayun&quot; adı verildi. Müzenin ilk katalogu 1868&quot;de Albert Dumont tarafından hazırlanmıştır. &lt;br/&gt;1871&quot;de E.Goold, müzeye müdür olarak tayin edildi ve ikinci müze kataloğunu hazırladı. Bu kataloğun resimlerini Limoncuyan isimli bir ermeni yapmıştır.&lt;br/&gt;1881&quot;de Dr. Deither&quot;in ölümüyle, 11 Eylül 1881&quot;de Osman Hamdi müze müdürü oldu. Bugün de geçerli olan &quot;Asari Atika&quot;1884 nizamnamesi hazırlandı yürürlüğe kondu (eski eserlerin yurtdışına çıkışını önleyen). 1887&quot;de Sayda&quot;da  krallar mezarlığında yapılan kazıda İskender lahdi, Ağlayan kadınlar, Satrap, Likya ve Sayda Kralı Tabnit&quot;in lahitleri ortaya çıkarılmıştır. Değerli bir Türk ressamı olan Osman Hamdi Bey, yaptığı arkeolojik kazılarla Türkiye müzeciliğine çok önemli eserler katmıştır. Osman Hamdi Bey&quot;in müdür olduğu dönemde müze, bir taşra müzesi karakterindedir.İlk arkeolojik kazı çalışmalarını, Ayvalık ve Bergama civarında yapmıştır. 1887&quot;de Sayda (Sidon), Ayaa mevkiinde yaptığı kazılarda, arkeoloji aleminde büyük yankı yaratmıştır&lt;br/&gt;Müzenin üst katındaki Hazine&quot;de 800.000 eserin yer aldığı; sikke, mühür, nişan, madalya ve sikke kalıplarından oluşan &quot;Gayri İslami Sikke, Sikke Kabini bulunur.Osman Hamdi Bey müzenin gelişmesi için çok çaba harcamış, eserlerin ve müzenin düzenlenmesinden başka, bunları çeşitli yayınlarla bilim dünyasına tanıtmış ve kataloklarını yaptırmıştır. Osman Hamdi Bey, 1910 yılında ölünce, yerine kardeşi Halil Edhem tayin edilmiştir.Halil Edhem Bey&quot;in müdürlüğü 1931&quot;e kadar sürmüştür.1931-1953 arasında Aziz Ogan müdürlük yapmıştır. Sırasıyla: Rüstem Duyuran (1954-1961), Necati Dolunay (1962-1978), Nezih Fıratlı (1978-1979), Aykut Özet (1979-1980), Altan Akat (1980-1981), Nusin Asgari (1982-1985), Alpay Pasinli (1985-1999), ve Halil Özek (2002-....) müdür olmuşlardır.&lt;br/&gt;YAPILARIN TARİHİ :&lt;br/&gt;İstanbul Arkeoloji Müzeleri üç müze ve atölyelerden oluşmakta, bünyesinde 1 milyonu aşkın eser bulunmaktadır. &lt;br/&gt;1.Arkeoloji Müzesi: Osman Hamdi Bey tarafından mimar Alexandra Vallaury&quot;e yaptırılan ana bina 1891 yılında ziyarete açıldı. Alexandra Vallaury&quot;nin tasarımı, son derece klasik bir plan şemasına ve neogrek vurgusu belirgin klasik bir konsepte  oturmaktadır. Güney ve kuzey kanatları ise 1902 ve 1908 yıllarında ziyarete açılmıştır.Sidon Kral Nekropolü ve Antikçağ Heykelciği bölümleri mevcut.Bu binada müze ihtisas kütüphanesi ile nümizmatik kabini de yer almaktadır.Bina, müze olarak inşa edilmiş ilk Türk müzesidir.Dünyada müze binası olarak inşa edilen ilk 10 müze arasında yer almaktadır. &lt;br/&gt;Ek Bina: 1968 yılında inşaatına başlanan ek bina teşhir ve tanzim çalışmalarının bitmesiyle 100. Kuruluş yılı olan 13 Haziran 1991&quot;de büyük bir bölümü ziyarete açılmıştır.Ana binanın güneydoğu bitişinde yer alan ek binada müz</description></item><item><title>TURİZM - ÖZEL İLGİ TURİZMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-ozel-ilgi-turizmi-402640.html</link><description>özel ilgi turizmi</description></item><item><title>TOPKAPI PALACE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?topkapi-palace-356463.html</link><description>I am very exiting, because I am going to visit the Topkapi Palace. I will go there fist time. I went to Istanbul two times but I didn&quot;t visit the Topkapi Palace. Because I was very younger at that times. Schools closed and summer holiday began.&lt;br/&gt; We began to holiday last week. First week in holiday, I got relaxed. Now, holiday&quot;s second week and next week I am going to go Istanbul.&lt;br/&gt;I am very curious about the palaces, museums and historical things. Sometimes I want to see these places. When I wanted the see these places, which city doesn&quot;t make any difference, I can go there.&lt;br/&gt;I am making some preparations about my trip now.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;First of all, I am going to hospital and check up will be done, because I don&quot;t want to go to Istanbul as ill.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Second, I am going to agent and buy tickets. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; I will go to clothes shop and buy new and thick clothes, because Istanbul is colder than Antalya. So I don&quot;t want to become ill. Also, my mother is very interested in me.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;For the present my plans are like this.&lt;br/&gt;I hope they don&quot;t change.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I will go there my sister. Actually, my father and my mother promised to come for me. But they won&quot;t be able to come with me, because my father must join a lot of meetings. They are very important for him. So he won&quot;t be able to come with me. My mother is going to my grandfather&quot;s house. Because my grandfather became ill and he is old. So she won&quot;t be able to come with me, too.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;One week later,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Our trip is going to start to İstanbul. Last week, I made a lot of preparations. I bought something and I learned, &quot;I am very healthy&quot;. And also I went to library and learned some information...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;At night,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;My sister and I are going to bus station with my parents now. We are going to there by bus. After that we say good-bye them and starting out to go Istanbul. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;After Journey,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;We are in Istanbul. We are staying at a nice hotel. Our journey was very comfortable and good. But we are very tired. We are going to Topkapi Palace tomorrow&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;First Trip of the Palace,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;But, firstly we search the tourist information Centers.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The Topkapi Palace Museum Contact and Visiting Information&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Address: &lt;br/&gt;TOPKAPI SARAYI &lt;br/&gt;Sultanahmet, Eminönü &lt;br/&gt;Tel: +90- 212- 512 04 80 &lt;br/&gt;Fax: +90- 212- 528 59 91 &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;*Museum hours are 9:30 am - 5:00 pm.&lt;br/&gt;*Topkapi Palace is closed on Tuesdays.&lt;br/&gt;*Harem section can be visited only by a guided tour and tickets should be purchased separately.&lt;br/&gt;*Entrance fees:&lt;br/&gt;oBetween $10 and $15 depending on the exchange rate. &lt;br/&gt;oTurkish students and soldiers: Free &lt;br/&gt;oEntrance fee for the Harem section:&lt;br/&gt;&amp;#61607;Additional $2 (Only guided tours are allowed in Harem section.)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Contact address for researchers: &lt;br/&gt;Kultur Bakanligi Anitlar ve Muzeler Genel Mudurlugu,&lt;br/&gt;II. Meclis Binasi, 06100, Ulus, Ankara, Turkey.&lt;br/&gt;Telephone: 90-312-3104960&lt;br/&gt;Fax: 90-312-3111417 &lt;br/&gt;Internet: http://www.kultur.gov.tr &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;We are in a Topkapi Palace now. It is wonderful palace. A woman will accompany to us. She is a guide.&lt;br/&gt;Firstly, we are looking a drawing of Palace. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;And than, we learned something about palace. Our guide gave us a brochure.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;It is our brochureâ€¦&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Topkapi Palace was home to all the Ottoman sultans until the reign of Abdulmecid I (1839-1860), a period of nearly four centuries. The order for the construction of the Topkapi Palace on the Seraglio Point overlooking both Marmara and Bosphorus was given by Mehmed II after the conquest of Constantinople in 1453. The place was then an ancient olive grove. The final form of the first palace covered an area 700m², and was enclosed with fortified walls 1400 meters in length.  The walls were pierced by a number of gates, namely the Otluk gate, the Demir gate and the Imperial gate (Bab-I Humayun), and a number of minor angled gates between them. After the reign of Mehmed II the conqueror, the palace grew steadily to form a city like complex of buildings and annexes, including a shore palace known as the Topkapi shore palace, as it was situated near the cannon gate -Topkapi- of the</description></item><item><title>DÜNYANIN EDİ HARİKASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dunyanin-edi-harikasi-367454.html</link><description>ARTEMİS TAPINAĞI&lt;br/&gt;Bizanslı Philon &quot;Babilin asma bahçelerini, Olimpostaki Zeus Heykelini, Rodos Kolossusunu, yüksek piramitlerin kudretli işçiliğini ve Mausoleusin mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Efesteki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümünün gölgede kaldığını hissettim.&quot; diye yazmıştı. &lt;br/&gt;Tanrıça Artemis adına ilk türbe M.Ö.800lü yıllarda Efesteki nehrin yakınındaki bataklık kıyıya yapılmıştı. Bazen Diana da denen Efes tanrıçası Artemis, Yunan Artemisiyle aynı değildi. Yunan Artemisi av tanrıçasıydı. Efes Artemisi ise belinden omuzlarına kadar birçok göğüsle resmedildiği gibi verimlilik, bereket ve doğurganlık tanrıçasıydı. &lt;br/&gt;Bu eski tapınakta muhtemelen Jüpiterden düşen bir meteorit olduğu düşünülen kutsal birtaş vardı. Tapınak, sonraki yüzyıllarda birkaç kez tahrip olmuş ve yeniden inşaa edilmiştir. M.Ö.600lerde Efes şehri büyük bir ticaret limanı haline geldi ve Chersiphron adlı bir mimar yüksek taş kolonları olan yeni ve büyük bir tapınak inşaa etti. &lt;br/&gt;Lidya kralı Croesus, M.Ö.550de Efesi ve Anadoludaki diğer Yunan şehirlerini fethetti. Bu savaş sırasında mabet tahrip oldu. Croesus, mimar Theodorusa daha öncekilerin hepsini gölgede bırakan yeni bir mabet yaptırdı. Yeni tapınak öncekinin 4 katı büyüklükte 90 metre yükseklikte ve 45 metre genişlikteydi. Masif bir çatı, yüzden fazla taş sütunla destekleniyordu &lt;br/&gt;M.Ö. 356da Herostratus adlı biri tarafından çıkarılan bir yangında yanarak tahrip oldu. Bundan kısa bir süre sonra o günün en ünlü heykeltraşı olan Scopaslı Paros tarafından yeni bir mabet yapıldı. Romalı tarihçi Plinyye göre yeni tapınak, 130 metre uzunlukta ve 68 metre genişlikteydi. Tavanı, yükseklikleri 18 metre olan 127 adet sütun destekliyordu. İnşaat 120 yıl sürmüştü. Büyük İskender M.Ö.333de Efese geldiğinde tapınağın inşaası hala devam ediyordu. &lt;br/&gt;M.S. 57de St. Paul hristiyanlığı yaymak için Efese geldi. O kadar başarılı oldu ki bundan, şehrin demircisi ve tapınaktaki heykellerin sahiplerinden birisi olan Demetrius büyük bir korkuya kapıldı. Çünkü Demetrius tapınaktaki heykellerin bir kısmının sahibiydi ve her yıl tapınağa hacca gelenlerden iyi bir geliri vardı ve insanların dinini değiştirmesi demek onun geçimini kaybetmesi anlamına geliyordu. Birlikte ticaret yaptığı diğer kişileri de yanına alan Demetrius heyecan verici ve &quot;Yaşasın Efeslilerin Artemisi&quot; diye biten bir söylev yaptı ve halkı galeyana getirdi. Hemen sonra St. Paulun yardımcılarından ikisini tutukladılar. Bunu bir isyan takip etti. Sonuçta St. Paul, tutuklanan yardımcılarıyla şehri terketti ve Makedonyaya geri döndü. &lt;br/&gt;262de Gotların bir akını sırasında büyük Artemis tapınağı yakılıp yıkıldı. Bir yüzyıl sonra Roma İmparatoru Constantine şehri yeniden inşaa ettirdi. Fakat hristiyan olduğu için tapınağı restore ettirmedi.Constantinin çabalarına rağmen Efes eski günlerine dönemedi. Çünkü gemilerin demirlediği liman yokolmuştu. Nehrin taşıdığı alüvyonlar tarafından deniz şehirden uzaklaşmıştı. Zamanla şehir sakinleri kenti</description></item><item><title>MERSİN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mersin-352452.html</link><description>MERSİN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. MERSİN&quot;İN TARİHÇESİ&lt;br/&gt;İlk, orta ve yeni çağlarda Küçük Asya&quot;nın en eski meskun bölgelerinden birisi KİLİKYA (Cilicie)dır. Aşağı yukarı bugünkü ÇUKUROVA da diyebileceğimiz Kilikya, coğrafi ve fiziki bakımından iki farklı kısma ayrılır.&lt;br/&gt;Birisi DAĞLIK KİLİKYA&quot;dır. (CİLİCIA TRAHEİA) Hududu Alanya&quot;dan Limonlu (LAMUS) Çayı&quot;na kadar uzanır.&lt;br/&gt;İkincisi, OVALIK KİLİKYA (CILICIA PEDIAS)&quot;dır ve Limonlu Çayı&quot;ndan doğuya kadar kısmen İçel ve Adana İli&quot;nin tamamı kaplayan bölgedir. Kilikya adı üzerinde değişik iddialar bulunmaktadır. Ancak en isabetli izahın büyük  tarihçi Heredot tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. Heredot&quot;a göre bölgenin iskanını yapan Finikeli AGENOL&quot;un oğlu CILIX&quot;dır ve ona izafeten bölgeye CILICA adı verilmiştir.&lt;br/&gt;Bölgede yaşayan kavimlere geçmeden önce Kilikya&quot;da yaşanan olaylardan ve burada yaşayan önemli kişilerden kısaca bahsedelim.&lt;br/&gt;Hıristiyanlığın yayılmasında en büyük etken olan SAINT PAUL Tarsus&quot;ta doğmuştur. İNCİL&quot;de büyük yer tutan Resullerin İşleri ve birçok mektup Paul&quot;e aittir. Hıristiyanlıkta Azize mertebesine ulaşmış olan THEAKLA Meryemlik denilen yerde yaşamış ve orada ölmüştür.&lt;br/&gt;Anadolu kıtasının genel valisi olan ANTONIUS, Tarsus&quot;u merkez yapmış ve KLEOPATRA ile burada evlenmiştir. Tarsus&quot;ta bir mabedde yapılan düğün törenlerine Asya hükümdarlarından birçoğu davet edilmiştir.&lt;br/&gt;Arap hükümdarlarından Harun Reşit&quot;in oğlu Me&quot;mun Tarsus&quot;ta ölmüştür. Haçlı seferleri ile Silifke&quot;ye gelen Alman İmparatoru FRIEDRICH BARBAROSSA Antakya&quot;ya giderken Göksu Irmağı&quot;nda boğulmuştur. İsrailoğullarına gönderilen Hz.DANYAL bir süre Tarsusta yaşamış ve orada ölmüştür.&lt;br/&gt;Hz.Peygamberin müezzini BİLALI HABEŞİ&quot;nin makamı da Tarsus&quot;tadır. Hz.Ömer zamanında fethedilen yerleri ziyaret eden Bilalı Habeşi, Tarsus&quot;a da gelmiş ve şimdi makamının bulunduğu yerde ezan okumuş ve namaz kılmıştır.&lt;br/&gt;Bütün dinlerde yer alan ESHAB-I KEHF olayı da Tarsus&quot;ta cereyan etmiştir.&lt;br/&gt;Bölgemizde yapılan araştırmalar, bu yörede yerleşimin Taş Devri&quot;ne kadar gittiğini göstermektedir.&lt;br/&gt;Bölge ilk çağlardan yeni çağlara kadar çok değişik devletlerin ve beyliklerin yönetiminde olmuştur. Bunların sadece isimlerini zikredeceğiz. M.Ö. 1650 yıllarında KIZVATNA Krallığı&quot;nın hükümranlığını görüyoruz. Tarsus&quot;ta Gözkule&quot;de yapılan kazılarda bulunan mühür damgasından bunların Tarsus yöresinde hüküm sürdükleri anlaşılmaktadır.&lt;br/&gt;Mersin&quot;de Yumuktepe&quot;de yapılan kazılarda Hititlerin bu bölgedeki yaşamları açıklıkla belirlenmiştir.&lt;br/&gt;M.Ö. 12&quot;inci yılında Hitit Devleti&quot;nin yok olduğu görülmektedir. Bölgede Kueliler, Asurlular, Mısırlılar, Persler, Makedonyalılar, Kilikyalılar, Selefkoslar, Romalılar, Bizanslılar, Emeviler, Selçuklular, Ermeniler, Karamanoğulları, Ramazanoğulları gibi devletler ve beylikler zaman zaman hükümran olmuşlardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. MERSİN&quot;İN ADI NEREDEN GELİYOR?&lt;br/&gt;Aşiret Adı mı?&lt;br/&gt;Evliya Çelebi 1670&quot;li yıllarda bölgemizden geçmiştir. Seyahatnamenin bu bölümünde aynen şöyle denmektedir: &quot;Kırk evli Hacı Alaittinoğlu Köyü&quot;nü geçerek Gerendür Nehri&quot;nden sonra MERSİNOĞLU denilen 70 haneli bir Türkmen köyünde misafir olduk&quot;&lt;br/&gt;Sait Uğur da kitabında &quot;Mersin&quot;e Mersin denilmesinin sebebi şimdiki Mersin şehrinin yakınlarında eskiden MERSİNLİ adında bir aşiret varmış. Bu aşiret Türkistan&quot;dan gelen bir aşiretmiş. Adı bu  Türk Oymağı&quot;ndan gelmiştir. Yoksa Mersin&quot;deki Mersin ağacından dolayı bu ismi almış değildir&quot; der. Sait Uğur bu düşüncesine, Mersin nebatının bulunmadığı yerlerde de Mersin adı taşıyan mahaller bulunduğunu destek yapmaktadır.&lt;br/&gt;Mersin Bitkisinden mi?&lt;br/&gt;Mersin adının Arapların HAMBELES dedikleri MYRTUS- MURT adı verilen MERSİN bitkisinden geldiği yolundaki iddialar daha yaygındır.&lt;br/&gt;VİTAL CUINET, La Turquie D&quot;Asi Nam eserinin 51&quot;inci sahifesinde zamanında Mersin Zephırıum adını taşırdı &quot;Bu günkü ismi, çevresinde bol miktarda bulunan Murt ağacından kaynaklanmaktadır&quot; diyor ve ayrıca Mersin kelimesinin Yunanca&quot;da da Murt anlamına geldiğini ilave ediyor.&lt;br/&gt;VICTOR LANGLOİS de &quot;Eski Kilikya&quot; isimli eserinde, Yunanca olarak yazılan diğer bir eserde Mersin&quot;in isminin</description></item><item><title>TURİZM OLAYINA GENEL YAKLAŞIM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-olayina-genel-yaklasim-382201.html</link><description>TURİZM OLAYINA GENEL YAKLAŞIM3&lt;br/&gt;1.1.Turizmin Tanımı ve Turizm Olayına Yaklaşımlar31.2.Turizm Olayının Özellikleri41.3.Turizmin Önemi4&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 2TURİZMİN TÜRK EKONOMİSİNDEKİ YERİ6&lt;br/&gt;2.1.Turizm İle İstihdam Arasındaki İlişkiler6&lt;br/&gt;2.1.1.Doğrudan İstihdam62.1.2.Dolaylı İstihdam62.1.3.Uyarılmış İstihdam6&lt;br/&gt;2.2.Türkiye&quot;de Turizm Sektörünün İstihdamdaki Yeri ve Önemi  72.3.Turizmin Türkiye&quot;nin Ödemeler Dengesine Etkisinin Analizi8 2.3.1.Ödemeler Dengesi Kavramı8 2.3.2.Turizmin Ödemeler Dengesine Etkisi8 2.3.3.Dış Turizm Bilançosu9 2.3.4.Türkiye&quot;nin Dış Turizm Bilançosunun Analizi92.4.Turizmin Etkilediği Faaliyet Kolları                           14 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SONUÇ VE DEĞERLENDİRME    16&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAYNAKÇA    17&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gün geçtikçe büyüyen, gelişen, globalleşen bir sektördür turizm. Bu yüzden turizmin bir ülkeye kazandırdığı ekonomik yararlar tartışılmaz bir gerçektir. Gerek insanlara istihdam olanağı sağlaması, gerekse milli gelire ve ödemeler dengesine katkıda bulunması nedeniyle her ülke için vazgeçilmez ekonomik bir kaynaktır.&lt;br/&gt;Günümüzde birçok ülke, özellikle de gelişmekte olan ülkeler ödemeler dengesi bakımından önemli sorunlar yaşamaktadır. Bu sorun genellikle ödemeler dengesinin önemli miktarlarda açıklar vermesi sonucunda oluşmaktadır. Ödemeler dengesi açıklarının kapatılmasında temel yol ülkenin dışsatımının artırılmasıdır. Birçok ülke turizm sektörünü geliştirerek ödemeler dengesi açıklarını kapatmak için ve ekonomik darboğazlara düşmemek için büyük çaba harcamaktadır. Bu ülkelerden birisi de Türkiye&quot;dir. &lt;br/&gt;Türkiye özellikle son yıllarda turizmi önemli ölçüde teşvik ederek dış turizm gelirlerini artırma ve bu gelirlerle ödemeler dengesi açıklarını kapatma politikası benimsemiştir. Benimsemiş olduğu bu politikada önemli oranda başarı sağlayan Türkiye için ödemeler dengesini olumlu etkileyen en önemli kalemlerden birisinin turizm olduğu görülmektedir.&lt;br/&gt;Turizmin diğer bir faydası ise birçok kişiye</description></item><item><title>THE TOURİSM SECTOR OF CYPRUS: A BRİEF OVERVİEW</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?the-tourism-sector-of-cyprus-a-brief-overview-418573.html</link><description></description></item><item><title>TÜRKİYEDE TURİZM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyede-turizm-420107.html</link><description>turizm hareketi dünyada 19. yy. ortalarında avrupa&quot;da başlamış ve etkisini diğer yerlerde de göstermiştir. sanayi devriminin getirdiği ulaşım kolaylıkları ve refah artışına bağlı olarak zamandan mesafeyi kısaltılma da eklenince insanların gezmek  - görmek ve eğlenmek arzusu daha geniş kitlelere yaygınlaşmaya başlamıştır. insanların bu arzularını gidermeleri için organizasyon gerekiyordu. bunu da thomas cook gerçekleştirmiştir. thomas cook&quot;un kıta avrupa&quot;sına başlattığı ilk gezinin paris sergisine olması gibi, osmanlı imparatorluğuna da ilk toplu ve örgütlü gezi ya da bir başka deyişle ilk modern turizm hareketi böyle bir sergi ile başladı.  1863&quot;de “ sergi-i umum-i osmani” adlı serginin açılışı dolayısıyla, başta avusturya almak üzere çeşitli yerlerden turizm  grupları istanbul&quot;a gelmiştir. osmanlı imparatorluğu&quot;ndan da ilk turist grupları çeşitli düzenlemelerle yurt dışına gitmeye başladılar.&lt;br/&gt;osmanlı topraklarına bu olaydan önce çeşitli küçük seyahatler oluyordu; ancak bunların miktarı konusunda bir tahminde bulunulmadığı gibi, günümüzde ki tatil yolculuklarıyla da benzerliği yoktu. ilk seyahatler arasında eski ve değerli eşyalar, madalyalar, misyonerler, tarihçiler gibi farklı amaçlarla gelenlerin ziyaretleri bulunuyordu. daha sonra batıdaki turizm gelişmeleri osmanlı imparatorluğu&quot;na da yansıması başladıysa da, ulaşım yollarının olmaması, seyahat koşullarının elverişsizliği, can güvenliğinin sağlanamaması gibi nedenlerle olayın küçük ölçekli kalmasına yol açıyordu. &lt;br/&gt;yabancıların gelmeye başlaması bir takım ihtiyaçları da beraberinde getirdi. bunların en önemlisi konaklamaya talebin artmasıydı. türk toplumunda henüz gezmek alışkanlığı yerleşmediğinden oteller ülkemizde gelişmemiştir.&lt;br/&gt;resmi işler için eyaletlere gönderilen devlet yenilikleri bizans&quot;tan miras kalan karmaşık bir “ carvee” sisteminden yaralanarak yerel yöneticilerin sağladığı yerlerde...</description></item><item><title>TURİZM - KÜLTÜR SANAT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-kultur-sanat-402636.html</link><description>kültür sanat</description></item><item><title>TURİZM POLİTİKASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-politikasi-374232.html</link><description>2 Turizm Politikasının Tanımı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm politikası gelişen ve değişen turizm anlayışı doğrultusunda yeni anlamlar, boyutlar ve hedefler kazanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son zamanlara kadar &quot; turizm politikası, iç  ve dış turizmin geliştirilmesi, ekonomik ve meta- ekonomik fonksiyonlarından en yüksek düzeyde yararlanılması için kamu yönetiminin turizm alanında aldığı önlem ve yaptığı müdahalelerin tümü&quot;  olarak tanımlanıyordu. (Çetin, Yalnız; 1976, 32)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Nitekim Turizm ve Tanıtma Bakanlığı tarafından yayımlanan bir dokümanda &quot; turizm politikası, turizmde sağlanan ekonomik, sosyal ve kültürel kazançların en yüksek düzeye çıkarılmasını ve maliyetleri ise en aza indirmeyi amaçlayan dinamik bir politika olarak tanımlanmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Politikanın dinamik karakteri; turizm sektörünün ülkenin koşullarından soyutlanamamasını ve koşullar değiştikçe değişen verilere göre, önerilerin ve önlemlerin değişeceğini, böylece uygulamalara bilinçli bir esnekliğin getirilmesini ifade eder. (Olalı; 1990, 30)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm politikası, örgütlenmiş bir toplumda, turizmin ekonomik ve ekonomik olmayan fonksiyonlarından en rasyonel şekilde yararlanmak, turizmin muhtemel olumsuz etkilerini en alt düzeye indirmek amacıyla turistik gelişmenin gidişine bilinçli olarak yapılan müdahalelerin ve sektörde alınan önlemlerin tümüdür. (Olalı, Nazilli, Kırcıoğlu, Sümer; 1984, 320)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Böylece turizm politikasından anlaşılan, kamu yönetiminin turizm alanına dolaylı ve dolaysız olarak yaptığı her türlü müdahaledir. Diğer bir deyişle turizm politikası, örgütlenmiş toplumlarda, özellikle devlet tarafından turistik gelişmenin gidişine bilinçli  bir biçimde müdahale etmektir. Bu müdahalenin temel hedefleri şöyle özetlenebilir:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Turizm politikası, turizmin arz ve talep yönündeki ve mevcut koşulların ıslahını gerektiren nedenleri belirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-Turizm politikası, turizm alanında uygulanmakta olan ve önerilen müdahalelerin, alınacak önlemlerin yapacağı etkileri araştırır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-Turizm politikası, turizmin gelişmesi için yeni hedefler, araçlar ve olanaklar ortaya koyar. (Usta; 1988, 183)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4-Turizm politikasının hedefi ekonomiktir ve turizmin sağladığı ekonomik yararları en yüksek düzeye çıkarmayı hedefler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5-Turizm alanında psikolojik ve sosyal engelleri, çelişik fikir ve davranışları frenler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6-Turizm alanında sağlam ve güvenilir meslek kuruluşlarının oluşmasını özendirir, destekler, böylece turizm endüstrisinin değişik alanlardaki faaliyetlerinin tatmin edici şekilde sürdürülmesini ve oto kontrolü sağlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7-Turizmin uluslar arası piyasaya girmesine yardımcı olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8-Turizm sektörünün aşiri duyarliligindan, zaman ve mekan bakimindan yogun karakterinden dogan milli kayiplari, sorunlari kismen önler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;9-Turizmin yarattığı dışsal ekonomilerin olumlu yönlerini geliştirip, genel ekonomi politikası içinde sektörün düzenli ve dengeli gelişmesini sağlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;10- Turizmin sağlık, dinlendirici, kültürel fonksiyonlarından mümkün olduğu kadar daha çok bireyi yaralandırır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;11-Turizme sanayileşme</description></item><item><title>İSTANBUL UN TANITIMI (ALMANCA)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?istanbul-un-tanitimi-(almanca)-367144.html</link><description>Istanbul, das alte Konstantinopel, ist die gröÃŸte Stadt der Türkei. Sie erstreckt sowohl auf der europÃ¤ischen wie auf der asiatischen Seite des Bosporus und ist damit die einzige Stadt der Erde, die auf zwei Kontinenten liegt. Mit ihrer 3000 jÃ¤hrigen Geschichte ist sie einer Ã¤ltesten noch bestehenden StÃ¤dte der Welt. Istanbul ist der Kultur und Wirtschaft Zentrum von der Türkei. Istanbul ist das Zentrum der Ortodox Kirche und des gröÃŸten Symbols der moslemischen Religion, also ist Istanbul die Stadt der Mischung der Kulturen.Istanbul ist UniversitÃ¤tsstadt und  hat Bibliotheken, viele Museen. Die eigentliche Stadt hat 9.800.000 Einwohner.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Istanbul liegt zwischen dem Marmarameer und dem Goldenen Horn, einer Bosporusbucht, und dem Südausgang des Bosporus, durchschnittlich 40 Meter über dem Meeresspiegel.&lt;br/&gt;Im Norden der Stadt liegt das Schwarze Meer, im Süden das Marmarameer, verbunden vom Bosporus. Im europÃ¤ischen Westen, dort wo Bosporus und Marmarameer aufeinandertreffen, befindet sich die durch das Goldene Horn gebildete Halbinsel mit dem historischen Zentrum Istanbuls. Im Südosten liegen die Prinzeninseln.&lt;br/&gt;Die geografischen Koordinaten sind 40,58 Grad nördlicher Breite und 29,05 Grad östlicher LÃ¤nge. Die eigentliche Stadt hat eine FlÃ¤che von 1.269 Quadratkilometer, die Provinz Istanbul eine FlÃ¤che von 5.220 Quadratkilometer.Im groÃŸen Bazaar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Strategisch günstig gelegen auf einer Halbinsel wurde Istanbul, damals noch Byzantion (griech.: &amp;#914;&amp;#965;&amp;#950;&amp;#940;&amp;#957;&amp;#964;&amp;#953;&amp;#959;&amp;#957;), von dorischen Kolonisten aus MÃ©gara um 670 v. Chr. gegründet. Die Stadt war Mitglied im Attischen Seebund wÃ¤hrend des Peloponnesischen Krieges. Unter Vespasian wurde sie ins Römische Reich eingegliedert. Wegen der wachsenden Bedeutung des Ostteils des Reiches wurde Byzantion von Konstantin als christliches Gegenstück zum heidnischen Rom geplant und 330 in Konstantinopel umbenannt.&lt;br/&gt;Nach der Reichsteilung von 395 wurde Konstantinopel zur Hauptstadt des Oströmischen Reichs. Unter Justinian I. erreichte es seine Blütezeit und blieb bis ins Mittelalter die gröÃŸte und bedeutendste Metropole des Abendlandes. 1204 wurde Konstantinopel vom Heer des 4. Kreuzzuges eingenommen und geplündert; das von den Eroberern installierte Lateinische Kaiserreich war nur von kurzer Dauer. Nach mehreren erfolglosen Belagerungen gelang den Osmanen unter Sultan Mehmed II. am 29. Mai 1453 die Eroberung Konstantinopels, das daraufhin Adrianopel als Hauptstadt des Osmanischen Reichs ablöste.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                  Satellitenaufnahme von Istanbul &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Das alte, im Süden der europÃ¤ischen Seite gelegene Stadtzentrum Konstantinopels mit den Stadtteilen Eminönü und Fatih wird durch das Goldene Horn von den nördlicher gelegenen, jüngeren Stadtteilen getrennt und im Westen von der Theodosianischen Landmauer begrenzt.&lt;br/&gt;Nördlich des Goldenen Horns befinden sich das europÃ¤isch geprÃ¤gte Beyoğlu und Beşiktaş, wo sich der letzte Sultanspalast befindet, gefolgt von einer Kette ehemaliger Dörfer wie Ortaköy und Bebek entlang dem Ufer des Bosporus. Hier errichteten wohlhabende Istanbuler bis zum Anfang des 20. Jahrhunderts luxuriöse Holzvillen&lt;br/&gt;Die auf der asiatischen Seite gegenüberliegenden Stadtteile Üsküdar und Kadıköy waren ursprünglich selbststÃ¤ndige StÃ¤dte. Heute sind sie vor allem Wohn- und GeschÃ¤ftsviertel. Auch auf dieser Seite liegen ehemalige Dörfer am Bosporus, die heute zu Stadtteilen oder -vierteln geworden sind.</description></item><item><title>TÜRKEY TORISHM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkey-torishm-380348.html</link><description>TÜRKEY   TORİSHM&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Whether you are an art and history buff, an archaeology nut or a nature lover, enjoy browsing through markets or going diving, the different regions of Turkey offer endless possibilities all year round. Each area has its own personality, history, landscape and even cuisine, and with so much on offer to visitors it is not surprising that one trip to Turkey is never enough.&lt;br/&gt;Surrounded by four different seas, Turkey is a beach paradise with over 8000 km of sunny strips of sand. It also has an abundance of plant and wildlife species that can be enjoyed while camping or trekking in the many national parks which are dotted around the country.&lt;br/&gt;Home to more than 20 different fascinating civilisations, Turkey has a 10,000 year-old heritage, much of which is still being uncovered. Its rich history is very much part of the present, with temples, ancient theatres, churches, mosques, tombs, statues of gods, palaces and fortresses, and of course the many detailed and fascination museums which bring the past to life.&lt;br/&gt;And of course in cities like Istanbul, there is a modern, lively ambience of contemporary society living alongside tradition, where art and music can be enjoyed whether it belongs to today or yesteryear.&lt;br/&gt;  The Mediterranean &lt;br/&gt;   Aegean &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Beginning from the south of splendid Toros Mountains lies the Mediterranean coast with beautiful sceneries, sandy beaches, secluded coves, tranquil ruin places and attractive holiday facilities...It will be out of exaggeration to depict Anatolia presenting its utmost spectacles to Agean coasts. As to Heredots statement &quot;Embracing the most beautiful sky and mildest climate of the world&quot; gulfs and peninsulas, coves and golden beaches line up one after the other among the Agean coast...&lt;br/&gt;  The Black Sea Region &lt;br/&gt;   Central Anatolian Region &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Coasts curling besides mountains covered with very green forests, valleys and plains. Fields of tea, hazelnut, tobacco and corn, highway parallel to narrow coastline, coves,villages and beaches...Being at the center of Turkey, Central Anatolian Region embodies assorted beauties.Having been witness to the transitions of important civilizations, today the region is the political center of Turkey.&lt;br/&gt;  East  and Southeast Anatolia  &lt;br/&gt;   Marmara &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;With its high mountain ranges, valleys, plains and lakes,streams and riverbeds integrated with colors of purple, brown, grey, yellow and red ,and adorned with the unique architectural samples of Turkish culture, East and Southeast Anatolian Region bring to the sight pleasurable panoramic views... Hills of various sizes,fields of sunflowers and vineyards as far as the eye can see. And Trakya constituting the European side of Turkey.The region separated from Anatolia by Bosphorus, The Sea of Marmara and the Dardanelles. A traveller from Europe on his/her arrival to Edirne first encounters the masterpiece of Mimar Sinan, Selimiye Mosque.This province boasts to have the most authentic works of Ottoman architecture.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Geographic structure of Turkey is an appropriate ground for hunting in connection with its plant cover and wild life. Turkey is an important center of winter activities and attractions with her high altitude mountains covered with snow all throughout the year&lt;br/&gt;  Faith Tours &lt;br/&gt;    Silk Road &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;All throughout its history as the homeland of various religions,Turkey posses monuments worth seeing by people having different beliefs.Anatolia, is formed one of the most important junction points of Silk Road from China to reaching to Europe through passing over Middle Asia .&lt;br/&gt;   Thermal Resorts &lt;br/&gt;   Congress Tourism &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Turkey with its rich and curative mineral waters is the paradise of thermal springs and welcomes the ones seeking for good health with its high quality facilities..Located on the junction point of Europe and Assia,Turkey is an ideal venue of meetings and congresses..&lt;br/&gt;  Golf &lt;br/&gt;   Youth Tourism</description></item><item><title>TURİZM İŞKOLU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-iskolu-344157.html</link><description>11. TURİZM  İŞKOLU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TURİZM  İŞKOLU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm, Türkiye&quot;de son on yılda büyük bir sıçrama göstermiş ve ekonominin en fazla döviz girdisi sağlayan sektörü olmuştur. Sektör, 1999 yılında yaşanan büyük kriz ve deprem felaketlerinden olumsuz etkilenmişsede 2000 yılında yeni bir toparlanmaya girmiş ve ülkemize 10,400,000 turist getirerek 7,5 milyar dolar döviz girdisi sağlamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyamızın içinde bulunduğu koşullarda 2001 yılından başlayarak turizm sektörünün Türkiye&quot;ye uluslararası rekabette göreceli üstünlük sağlayan en önemli sektör olduğu görülmektedir. Turizm sektörü her yıl artan döviz girdileri ile ülkemiz ekonomisinin lokomotifi olmaya namzet birinci sektördür. Ayrıca İstanbul Sanayi Odası&quot;nın yaptığı bir araştırmaya göre, turizm sektörü, Türkiye ekonomisinin 38 farklı sektörünü aynı anda etkilemektedir. Bu da ülke ekonomisi açısından sektörün önemini bir kez daha kanıtlamaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diğer yandan &quot;Türkiye&quot;nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı&quot;nın başarıya ulaşmasına ve ülkemizin şu anda içinde bulunduğu ağır finansal ve ekonomik krizden kurtulmasına yardımcı olacak sektörlerin başında da yine Turizm sektörü görülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu denli önem atfedilen sektörümüzün beklentilerine cevap vermesi için yaşadığı güncel sorunları acilen aşması gerekmektedir. Bu sorunları bazı başlıklar altında irdelemeye ve çözüm önerilerimizi sunmaya çalışacağız.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Tanıtıma Önem Verilmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yirmibirinci yüzyılda turizm tüm çağdaş ülkeler açısından &quot;bacasız sanayi&quot; olarak kabul edilmekte ve sektör artık &quot;Seyahat Endüstrisi&quot; olarak tanımlanmaktadır. Bu gelişmenin doğal sonucu olarak da pazardan daha büyük paylar almak isteyen ülkeler arasında rekabet giderek artmıştır. Bu rekabet ortamında ülkelere en büyük avantajı ise tanıtım sağlamaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemiz maalesef geçtiğimiz yıllarda Türkiye&quot;nin tanıtımı için gerekli bütçeyi ayıramamış, ayrıca sektördeki ilgili kuruluşların organizasyonu sağlanamamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot;nin turizmde hak ettiği yere gelebilmesi için tanıtıma gerekli önemin verilmesi amacıyla;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Tanıtımın ulusal bir yaklaşımla ele alınması ve tanıtım politikalarının hükümet değişikliklerinden etkilenmesinin önlenmesi gerekmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Sektörde çeşitli kesimleri temsil eden dernek, birlik ve kuruluşların tanıtım için yaptıkları çalışmaların daha büyük fayda sağlamak için tek bir merkezden koordine edilmesi amacıyla tüm bu kuruluşların de temsil edilebileceği Ulusal Tanıtma Konseyi en kısa zamanda oluşturulmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*2001 yılı için ayrılan tanıtım bütçesi revize edilmediğinden, 2001 yılında yapılacak tanıtım sadece bu yıl için değil 2002 içinde yetersiz kalacak ve olumsuz etki gösterecektir. Bu nedenle Türkiye ve Türk halkı imajı çalışmaları için en az 250 milyon ABD Doları, turizm yöreleri ve sektörel tanıtım için ise ayrıca 250 milyon ABD doları olmak üzere, toplam 500 milyon dolarlık bir kaynak tanıtım için ayrılmalı, sektörle eşgüdümlü ve tutarlı bir programla harcanmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Turizm Gelirleri İhracat Sayılmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı&quot;nda turizm gelirlerinin ihracat geliri sayılması kabul edilmiştir. Ancak bugüne kadar bu konuda herhangi bir kanun ve mevzuat çalışması maalesef yapılmamıştır. Bu konunun hayata geçirilmesi, turizm yatırımcı ve işletmecilerine sağlayacağı yararın ötesinde bir katkıyı Türkiye ekonomisine yapacak ve kayıtdışı çalışan işletmeler bu tür imkanlardan yararlanmak amacıyla yasal çerçeveler içinde çalışmaya özendirileceklerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Türkiye&quot;nin düze çıkması için büyük önem verilen turizm gelirlerini artırmak, yatırımcı ve işletmecileri teşvik etmek için derhal bu konudaki çalışmalar başlatılmalı ve turizm yatırımcıları, ihracata uygulanan çeşitli teşviklerden yararlandırılmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Turizm İşletmeleri KOBİ Yatırım Teşvik ve Kredi Kapsamına Alınmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm İşletmelerinin KOBİ Yatırım Teşvik ve Kredi kapsamına alınması 1999 yılı Hükümet icra programına alınmış olmasına rağmen bugün halen bu konu işlerlik kazanmamıştır. Ayrıca bu tür teşvik kredisi kullandırılmasında kayıtlı, büyük ve kuru</description></item><item><title>ESKİ GÜMÜŞ MANASTIRI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?eski-gumus-manastiri-352748.html</link><description>ESKİ GÜMÜŞ MANASTIRI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eski Gümüş Manastırı, Niğde İli, Merkez İlçeye  bağlı Gümüşler Kasabası sınırları içerisinde, Niğde&quot;nin 9 km. kuzey-doğusunda,Niğde-Kayseri karayolunun 4 km. doğusunda bulunmaktadır.   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fresklerin temaları şöyledir:&lt;br/&gt;En üstte evrenin efendisi ve otorite sembolü olarak İsa bir taht üzerine resmedilmiştir.&lt;br/&gt;İsa&quot;nın yanında Meryem, St. John, Melekler, Gabriel ve Michael ve diğer kutsal semboller bulunmaktadır.&lt;br/&gt;Bu kısmın altında ikinci tema olarak 12 havarinin belden yukarıları resmedilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu &quot;Gülümseyen Meryem ve Bebek İsa &quot; freski Anadolu&quot;da tek olması açısından önemlidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kemerin sol kısmındaki melek Gabriel, karşısında duran Meryem&quot;e doğru sağ elini kaldırmış, Tanrı&quot;nın selamını iletmektedir.&lt;br/&gt;Orta temadaki freskler ise bir kaya sığınağı içerisinde çizilerek kutsal aile betimlemesi yapılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;En üstteki temada ise Meryem&quot;inİsa&quot;yı diğer azizlere tanıtması konu edilmiştir.&lt;br/&gt;Batı duvarının genel resmi</description></item><item><title>SİVAS İLİNİN TARİHİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sivas-ilinin-tarihi-362612.html</link><description>SİVAS İLİNİN TARİHİ&lt;br/&gt;Sivasın bugünkü sınırları içerisinde yer alan Hafik Gölü, Pılır Höyüğü, Zara Tödürge Gölü kıyısındaki Tepecik Höyüğü ile Kangal ilçesi Çukur Tarla ve Kavak nahiyesi Höyük değirmeninde Prehistorik buluntular elde edilmiştir. Yıldızeli Argaz Höyük ve çevresinde Kalkolitik çağ (maden taş devri M.Ö. 5000-3500) ile Tunç Devri (M.Ö. 3000-1500) buluntuları elde edilmiştir.&lt;br/&gt;Sivasın yazılı tarihi M.Ö. 2000 yılı başlarında Hititlerle başlamakta olup merkez Tatlıcak Köyü ile Uzuntepe Köyündeki Höyükler, Divriği Maltepe Köyünde bulunan höyük ve Gürün Şuğul vadisindeki Hititçe yazılar başlıca Hitit yerleşim alanlarıdır. Balkanlar üzerinden Anadoluya gelen Frig&quot;lerin Hititleri ortadan kaldırmaları sonucu Sivasta Frig egemenliğine girmiştir. Frig yerleşimi Hitit yerleşim alanlarının üst katlarında görülmektedir. Lidya&quot;lılar zamanındaki meşhur Kral Yolu da Sivastan geçmektedir.&lt;br/&gt;Anadoludaki Pers egemenliğinden sonra kurulan şehir devletlerinin zamanla Roma İmparatorluğuna bağlanması sonucu, önemli yol kavşağı üzerinde bulunan şimdiki şehir merkezinin iskan edildiği ve Sebasteia adını aldığı görülmekte veya ilin isminin Hitit Kavmi olan sibasip adından geldiği gibi, Roma İmparatoru Aguste tarafından şehre yunancada şehir manasına gelen &quot;Sebasteia&quot; adının verildiği ve yine Selçuklular zamanında üç değirmen anlamına gelen &quot;Sebast&quot; kelimesinden geldiği rivayet edilmektedir.   &lt;br/&gt;Bu yörede Roma hakimiyeti tam olarak yerleştikten sonra şehre &quot;Diyapolis&quot; yani Mebud şehri adı verilmiştir.&lt;br/&gt;Roma İmparatorluğu hakimiyetine giren şehir 395te Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğuna ayrılan topraklar içerisinde kaldı.1509da Anadoluya giren Türkmen güçleri ve 1604te Alparslanın önünden kaçan Selçuklu şehzadesi Elbasan Sivas yöresinde kısa süre hakimiyet sağlamışsa da, bölgenin Türk egemenliğine girmesi ancak 1071 Malazgirt Zaferinden sonra gerçekleşti. Kısa bir süre Selçuklu hakimiyetinde kalan Sivasta 1075te Danişmend Beyliği kuruldu. Danişmend Beyliğinin taht kavgaları ile zayıf düşmesinden sonra Anadolu Selçuklularını yeniden birleştiren I.Mesud, 1152&quot;de Sivası eline geçirdi.&lt;br/&gt;Bizanslılarında karıştığı taht ve egemenlik kavgaları sırasında Anadolu Selçukluları ile Danişmend&quot;liler arasında sürekli el değiştiren Sivas, 1175te II. Kılıçarslan tarafından kesin olarak Selçuklulara bağlandı. Daha sonra İzzetdin Keykavus Sivası başkent yapmış, uzun müddet Sivasta kalarak günden güne genişleyen Sivas Şehri mamur edilmiş ve 1217 yılında Şifaiye Medresesini yaptırmıştır. İlim adamlarını Sivasta toplayarak şehri büyük bir ilim merkezi haline getirmiştir, İzzetdin Keykavus Türbesi&quot; yaptırdığı medrese içinde bulunmaktadır. &lt;br/&gt;1220 yılında İzzettin Keykavus ölünce yerine I. Aladdin Keykubat hükümdar oldu. Bu dönem Anadolu Selçuklularının en parlak dönemi oldu. Moğol istilasını dikkatle izleyen ve önlemler almaya çalışan Sultan 1224te Sivası surlarla çevirerek korunaklı duruma getirdi. Yerine geçen II. Gıyasettin Keyhüsrevin kötü yönetimi sırasında sıkıntı çeken halk,1240 yıllarında ayaklanarak Sivası yağmaladı. Selçuklu askerlerinin sivilleri sindirmek için seferber olduğunu gören Moğollar, Anadoluyu ele geçirmek üzere harekete geçtiler. Gıyasettin Keyhüsrevi 1243te Kösedağı Savaşında yenilgiye uğratan Moğol güçleri, Sivası işgal ettiler. Moğollarca bağımlı duruma gelen Selçuklular, Moğollar tarafından kurulan İlhanlı Devleti ile idareye hakim olunmuş. Sivas ili bu dönemlerde büyük bir gelişme göstererek önemli bir ticaret ve bilim kenti olmuştur.&lt;br/&gt;Anadoluda yarım asır kadar devam eden İlhanlılar devrinde Vali Demirtaş Sivasa yerleşmiş ve istiklalini ilan ederek Sivasta uzun yıllar saltanatını sürdürmüştür. Demirtaştan sonraki Sivas Valileri sırayla, Alaattin Ertana oğlu Gıyaseddin Mehmet, Alaattin Ali ve oğlu Mehmet Bey Sivasta saltanatı sürdürmüşlerdir.&lt;br/&gt;Ali Beyin ölümünden sonra yerine geçen yedi yaşındaki Mehmet Beyi Kadı Burhaneddin saltanatından uzaklaştırarak Sivasta kendi devletini kurmuştur. Bu arada Kadı Burhaneddin Sivası onarmak için birçok çaba göstermiştir.&lt;br/&gt;Surların etrafında hendekler kazdırılmış, kaleleri tamir ettirmiş ama Akkoyunlu aşireti reisi Kara Osmanla yaptığı muharebe sonunda katledilmiş yerine oğlu Alaattin geçmiştir.&lt;br/&gt;Bu sırada Timurlenk Anadoluya akınlar yapmıştır. Yıldırım Beyazıt Amasyayı almış Sivasa yaklaşmış, güneyde Karamanlıların baskısına dayanamayan Alaattin, şehri Osmanlılara teslim etmiştir.&lt;br/&gt;Bir davetle Sivası teslim alan Beyazıt, şehri en büyük şehzadesi Emir Süleymana vermiştir. Sivas Osmanlıların el</description></item><item><title>TURİZM - NAZIM HİKMET RAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-nazim-hikmet-ran-402605.html</link><description>nazım hikmet ran</description></item><item><title>TURİZMDE PAZARLAMA STRATEJİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizmde-pazarlama-stratejisi-362939.html</link><description>TURİZMDE PAZARLAMA STRATEJİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşletmenin pazarlama amaç yada amaçlarını ve erek yada ereklerini belirleyen bilgilerin yer aldığı yol haritasına politika adı verilir. Dolayısı ile politika; öngörümlerden oluşan bir çizimdir. Buna karşın, planlama sürecinin ilk evresini ortaya koyan bir çizginin nasıl ve hangi araçlarla izlenilebileceğini de strateji belirler. Ancak, planlama sürecinin politika adı ile dile getirilen bu ilk diliminin uzantısı olan stratejide kendisine özgü aşamaları olan bir süreç içinde oluşmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pazarlama Stratejisi Süreci:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gerçekten, turizm işletmelerine özgü bir pazarlama politikası oluşturmak kadar belli bir pazarlama politikasının araçlarını saptamak da buz üzerine yazı yazmaya benzemektedir. Çünkü; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;*Turizm verileri yer yüzünde çok geniş bir alana yayılmış durumdadır.&lt;br/&gt;*Hem sayıları çoktur ve hem de birbirlerine benzemeye başlamışlardır.&lt;br/&gt;*Bu yüzden, turizm işletmeleri arasında sert bir rekabet ve kaçınılmaz bir risk olasılığı vardır.&lt;br/&gt;*Bu nedenlerle turizm piyasasının sınırlarını çizmek olanaksız denecek kadar zordur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Strateji Belirleme Sürecinin Aşamaları:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Pazar Bölümlenmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-İş amaçlı seyahat edenler &lt;br/&gt;-Toplantı pazarı (kongre vb.)&lt;br/&gt;-Demografik bölümleme (gençlik turizmi pazarı, çekirdek aile,parçalanmış aile)&lt;br/&gt;-Toplumsal sınıf ve katmanlar&lt;br/&gt;-Aile turları pazarı&lt;br/&gt;-Dinsel kökenli turizm pazarı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b)Çevresel Kısıtlayıcıların Tanımlanması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Ekonomik, toplumsal, siyasal ve kültürel koşullar&lt;br/&gt;-Kamusal ve yasal güçler&lt;br/&gt;-Rakipler ve rekabet koşulları&lt;br/&gt;-Ulusal ve uluslar arası entegrasyon &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;c)Pazarlama Amaçlarının Formüle Edilmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Turist gereksinimlerinin karşılanması&lt;br/&gt;-Pazar payı geliştirme &lt;br/&gt;-Hedef bölgesindeki turistlerin bağlılığını geliştirme &lt;br/&gt;-Yatak/oda oranı &lt;br/&gt;-Sürekli doluluk&lt;br/&gt;-Çevre imajının geliştirilmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;d)Pazarlama Kaynaklarının Tahsisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Ürün;&lt;br/&gt;-Çekicilik, uygun ortam, sunuş, erişme kolaylığı, tüketim yada kullanma kolaylığı, farklılık&lt;br/&gt;     Yer;&lt;br/&gt;-Mekan, gidebilme olanağı, doğrudan dağılım kanalları, dolaylı dağıtım kanalları&lt;br/&gt;     Tutundurma;&lt;br/&gt;-Uygun medya, yayın ve yayınlar, imaj yaratma, aracılar&lt;br/&gt;     Fiyat;      &lt;br/&gt;-Fiyatlarda indirim, mevsim değişiklikleri, grup indirimleri &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PAZARLAMADA STRATEJİK PLANLAMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÖREV TANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Stratejik pazarlama planlamasının ilk aşaması, yapılan işin ne olup olmadığını açıklayan bir hedef ve görev tanımının hazırlanmasıdır. Görev tanımı &quot;iş tanımı&quot; ya da &quot;işletme amacının tanımlanması&quot; olarak da adlandırılmaktadır.&lt;br/&gt;Bir görev tanımı, işletmenin faaliyet alanı ile ilgili olarak; &lt;br/&gt;*Ne yapıyoruz?&lt;br/&gt;*Bunu nasıl yapıyoruz?&lt;br/&gt;*Bunu kimin için yapıyoruz?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ile dile getirilen bu ilk diliminin uzantısı olan stratejide kendisine özgü aşamaları olan bir süreç içinde oluşmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pazarlama Stratejisi Süreci:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gerçekten, turizm işletmelerine özgü bir pazarlama politikası oluşturmak kadar belli bir pazarlama politikasının araçlarını saptamak da buz üzerine yazı yazmaya benzemektedir. Çünkü; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;*Turizm verileri yer yüzünde çok geniş bir alana yayılmış durumdadır.&lt;br/&gt;*Hem sayıları çoktur ve hem de birbirlerine benzemeye başlamışlardır.&lt;br/&gt;*Bu yüzden, turizm işletmeleri arasında sert bir rekabet ve kaçınılmaz bir risk olasılığı vardır.&lt;br/&gt;*Bu nedenlerle turizm piyasasının sınırlarını çizmek olanaksız denecek kadar zordur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Strateji Belirleme Sürecinin Aşamaları:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Pazar Bölümlenmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-İş amaçlı seyahat edenler &lt;br/&gt;-Toplantı pazarı (kongre vb.)&lt;br/&gt;-Demografik bölümleme (gençlik turizmi pazarı, çekirdek aile,parçalanmış aile)&lt;br/&gt;-Toplumsal sınıf ve katmanlar&lt;br/&gt;-Aile turları pazarı&lt;br/&gt;-Dinsel kökenli turizm pazarı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b)Çevresel Kısıtlayıcıların Tanımlanması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Ekonomik, toplumsal, siyasal ve kültürel koşullar&lt;br/&gt;-Kamusal ve yasal güçler&lt;br/&gt;-Rakipler ve rekabet koşulları&lt;br/&gt;-Ulusal ve uluslar arası entegrasyon &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;c)Pazarlama Amaçlarının Formüle Edilmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Turist gereksinimlerinin karşılanması&lt;br/&gt;-Pazar payı geliştirme</description></item><item><title>KONAKLAMA İŞLETMELERİNDE BAŞARIM DEĞERLEMESİ VE İŞDOYUMU ANALİZİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?konaklama-isletmelerinde-basarim-degerlemesi-ve-isdoyumu-analizi-447654.html</link><description>KONAKLAMA İŞLETMELERİNDE BAŞARIM DEĞERLEMESİ VE İŞDOYUMU ANALİZİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Konaklama endüstrisi, seyahat ve turizm endüstrisini birlikte oluşturan ve&lt;br/&gt;bir araya getiren, birkaç endüstriden biridir. Kişi başına düşen gelirin artması,&lt;br/&gt;çalışma saatlerinin azalması , teknoloji ve küreselleşmenin etkisi ile, insanların&lt;br/&gt;seyahate yönelmeleri gün geçtikte artış göstermektedir. Bu durum, konaklama&lt;br/&gt;işletmelerinin giderek önem kazanan işletmeler durumuna gelmesine neden&lt;br/&gt;olmaktadır.&lt;br/&gt;Turizm endüstrisinin içinde yer alan ve endüstrinin bel kemiğini oluşturan&lt;br/&gt;konaklama işletmeleri, büyük oranda fiziksel verilere dayanmakla birlikte,&lt;br/&gt;işletmelerin başarıları bütünü ile insan gücünün etkinliğine dayanmaktadır.&lt;br/&gt;Buna bağlı olarak, yüz yüze ilişkilerin yoğun olarak yaşandığı ve işgören&lt;br/&gt;deviniminin yüksek olduğu konaklama işletmelerinde işgörenin eğitimi,&lt;br/&gt;geliştirilmesi ve iş doyumu daha da önemli hale gelmektedir. İş doyumunun&lt;br/&gt;yüksek olması, işgörenin daha verimli çalışmasını ve başka çalışma arayışları&lt;br/&gt;içinde bulunmamasını da beraberinde getirmektedir.&lt;br/&gt;İnsan kaynakları biriminin işlevleri doğrultusunda işgörenin seçimi,&lt;br/&gt;eğitim ihtiyaçlarının sağlanması, işletmeye daha faydalı hale getirilmesi ve&lt;br/&gt;dolaylı olarak iş doyumuna katkısı bakımından yürütülen başarım değerleme&lt;br/&gt;uygulamaları ile yönetsel kararlar, ölçülebilir temellere dayandırılmaktadır.&lt;br/&gt;Örgütlerin başarım değerlemeye olan ilgileri son yıllarda artış göstermiştir. Bu&lt;br/&gt;ilgi özellikle 1950 yıllardan itibaren işgörenin ürettiği iş ya da sonuçlara yönelik&lt;br/&gt;kriterleri esas alan tekniklerin işletmelere yaygın olarak kullanılması ile&lt;br/&gt;başlamıştır. Böylece, işgörenin ve işletmenin gelişmesine hizmet eden ve&lt;br/&gt;toplam başarının artmasını sağlayan yöntemler de önem kazanmaktadır. Aynı&lt;br/&gt;zamanda, konunun önemi işgören, yönetim ve işletmenin etkinliğini artıracak&lt;br/&gt;yöntem ve tekniklerin geliştirilip uygulanmasını da gerekli kılmaktadır&lt;br/&gt;(Uyargil, 1994).&lt;br/&gt;Bu çalışmanın amacı, konaklama işletmelerinde çalışan işgörenlerin&lt;br/&gt;yetenek ve becerilerinin rasyonel olarak kullanılarak işletmeye katkılarını en üst&lt;br/&gt;düzeye getirmek amacıyla yürütülen başarım değerleme sürecinin incelenmesi,&lt;br/&gt;çalışanların iş doyumlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve başarım&lt;br/&gt;değerleme uygulamasının çalışanların iş doyumlarına etkisini ortaya koymaktır.&lt;br/&gt;Bu amaçla, başarım değerleme uygulaması yapan beş yıldızlı oteller saptanmış&lt;br/&gt;ve örnekleme yöntemleri gözönüne alınarak, işgörenlerin iş doyumu ve başarım&lt;br/&gt;değerlemesi uygulamasına bakış açıları alan araştırması ile saptanmıştır.&lt;br/&gt;Yapılan alan araştırmasında anket tekniği uygulandığından, sonuçlar&lt;br/&gt;tanımlayıcı ve çıkarımsal istatistik kapsamında değerlendirilmiştir.&lt;br/&gt;143&lt;br/&gt;ÇALIŞMANIN ÖNEMİ VE AMACI&lt;br/&gt;1950&quot;lerde yapılan araştırma sonuçlarına göre başarım ile iş doyumu&lt;br/&gt;arasında oldukça az bir ilişkinin varlığı ortaya konmuştur. 1964&quot; te Vroom&quot; un&lt;br/&gt;çalışmaları sonucunda bu iki kavram arasında pozitif bir ilişkinin var olduğu&lt;br/&gt;gösterilmektedir. Başka bir deyişle, daha iyi başarım gösterenlerin daha&lt;br/&gt;başarısız olan işgörenlere göre daha doyumlu oldukları gözlenmiştir. Önemli&lt;br/&gt;çalışmalar, yüksek iş doyumunun başarıya yol açmasının aksine, yüksek&lt;br/&gt;başarımın dolaylı olarak da olsa, iş doyumuna yol açtığını göstermektedir.&lt;br/&gt;Lawler ve Porter (1967) &quot;başarımın iş doyumuna neden olduğunu&quot; ortaya&lt;br/&gt;koyacak bir çalışma yapmışlardır. Buna göre, başarım ve iş doyumu arasındaki&lt;br/&gt;mükemmel olmayan ilişki ve ödüllerde eşitlik algılamasının güçlü etkisi nedeni&lt;br/&gt;ile, pek çok durumda başarım ve iş doyumu arasında az fakat olumlu bir ilişki&lt;br/&gt;olabilmektedir. Bazı durumlarda güçlü bazı durumlarda ise olumsuz (negatif)&lt;br/&gt;bir ilişki ile karşılaşılabilir. Ödüllendirme başarım doğrultusunda veya başarım&lt;br/&gt;ile ters orantılı olarak yapılıyorsa, başarım ile iş doyumu arasındaki ilişkinin&lt;br/&gt;olumsuz olması beklenebilir (Lawler, 1991).&lt;br/&gt;İş doyumu ile ilgili yapılan çalışma sayısı 6000&quot;in üzerindedir. Başarım&lt;br/&gt;ile iş doyumu arasındaki ilişkinin ötesinde, konaklama işletmelerinde başarım&lt;br/&gt;değerleme uygulamasının iş doyumu üzerindeki etkisini ortaya koyan yeterl</description></item><item><title>TURİZM SAĞLIĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-sagligi-444533.html</link><description>YENİ BİR KAVRAM: TURİZM SAĞLIĞI&lt;br/&gt;Turizmin Tanımı, Türleri ve Türkiye İçin Önemi&lt;br/&gt;Dünyadaki en büyük kitle hareketi olan turizm en basit tanımı ile; Bir yerin tarihi ve doğal güzelliklerini görmek, tanımak, eğlenmek ve dinlenmek için yapılan gezidir. Ancak, günümüzde ulaşım imkanlarının daha kolay ve ucuz hale gelmesi, insanların geride bıraktıkları ile kolayca haberleşmesini sağlayan kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması sayesinde; turizm kavramı asıl yaşadığı yerin dışında başka bir yere eğlence, tatil, kültür, arkadaş ve akraba ziyareti, aktif spor, toplantı, görev, iş, öğrenim, sağlık, transit vb. amaçlarla seyahat etmenin doğurduğu olaylar bütünü olarak terimler sözlüğündeki yerini almıştır.&lt;br/&gt;Tüketicilerin turizm hizmeti satın almak için duyduğu ve yeterli satın alma gücü ile desteklenen arzu, istek ve özlemlerinin değerlendirilerek geliştirilen kültür turizmi, inanç turizmi, tatil turizmi, av turizmi, yat turizmi, agro-turizm (çiftçilik turizmi), yayla turizmi gibi turizm türlerini şu üç başlık altında sınıflayabiliriz:&lt;br/&gt;1.Rekreasyon Turizmi: Eğlence ve boş zamanları değerlendirme amaçlı &lt;br/&gt;2.İş Turizmi: İş, ticari, bilimsel vb. amaçlı &lt;br/&gt;3.Sağlık Turizmi: Dinlenme, tedavi amaçlı turizm hareketleri &lt;br/&gt;Türkiye, son yirmi yılda geçirdiği ve geçirmekte olduğu önemli sosyal ve ekonomik değişimlerle birlikte turizm alanında da büyük bir canlılık yaşamış ve yukarıda sıraladığımız turizm hareketlerine sahne olmuştur. Türkiye&quot;ye 1980 yılında 1.3 milyon yabancı turist gelmişken, 1998 yılında bu sayı 9.8 milyona yükselmiştir. Buna paralel olarak turizm tesislerinin sayısı da birkaç yüzden yaklaşık iki bine yükselmiştir. Bu gelişmeler sonucu turizm sektörü Türk ekonomisine 1998 yılı sonu itibari ile 7.8 milyar dolarlık katkıda bulunmuştur. Turizm Bakanlığı 1998 Konaklama İstatistikleri&quot;ne göre; yabancı doluluk oranının en yüksek olduğu tesis türü yıllık ortalama %46.8 ile golf tesisleridir. Bunu %46.3 ile tatil köyleri, %40.1 ile beş yıldızlı oteller izlemektedir. Yerli doluluk oranının en yüksek olduğu tesis türü %41 ile termal otellerdir. Bunu %30.9 doluluk oranı ile oberjler (kış ve dağ sporuna olanak veren tesisler), %25.1 ile tek yıldızlı oteller izlemektedir. Turizm sektörünün amacı, bu göstergeleri daha da yükseltmek ve Türkiye&quot;nin gizli kalmış turizm potansiyelini ortaya çıkarmaktır.&lt;br/&gt;Turizm önemli bir kitlesel harekettir. Turizmin günümüzün en önemli kitle hareketini oluşturması turistlerle ilgili sağlık sorunlarının boyutunun çok artmasına neden olmuştur. &lt;br/&gt;Turizm insana özgü ve sosyal bir olaydır. İnsana özgü önemli bir olay olarak gündeme gelmiştir. Giderek boyutu artmıştır. Turizmin insana özgü ve sosyal bir olay olma özelliği büyük önem taşımaktadır. İnsanlar birikimlerini amaçlı olarak herhangi bir kazanç amacı gütmeksizin turizm amacıyla harcamaktadır. Herhangi bir mesleki çıkarın olması da zorunlu değildir. &lt;br/&gt;Turizm önemli bir tüketim olayıdır. Turizm milyonlarca insanı tüketici ve üretici olarak etkilemektedir. Kişilerin kendi serbest seçimleri esastır. İş, merak, din, sağlık ve spor, dinlenme, kültür ve özenme bu seçimi etkilemekte olan etmenlerden sadece bir kaçıdır. Televizyon, radyo, basın gibi kitle iletişim araçları; sinema ve benzeri sanatsal etkinlikler, okul ders kitapları başka ülkeleri ve kültürleri tanıma isteğini artırmaktadır. Turizm hareketinin tüketim boyutu çok önemlidir. Tüketici haklarının korunması, bununla ilgili ulusal ve uluslararası düzenlemeleri zorunlu kılması, konuyla ilgili uluslar arası işbirliğini zorlaması, tüketici hakları ile ilgili olarak gündeme getirilen uygulamaların istismarının yarattığı sorunlar, bu sorunların çözümüne yönelik adımlar, harcamaların ülke ekonomisine katkı yapacak biçimde yönlendirilmesi gibi sorunları gündeme getiren önemli bir harekettir.&lt;br/&gt;Tüketim ve pazar özelliği nedeniyle hem turist gönderen ülke açısından hem de turist kabul eden ülke açısından çok büyük grupları kapsamaktadır. &lt;br/&gt;Turizm önemli bir sosyal ve ekonomik bir olaydır. Endüstri ve ekonominin gelişmesi, k</description></item><item><title>PAMUKKALE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pamukkale-449037.html</link><description>Hierapolis&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; Street and Byzantine Gate &lt;br/&gt;Hierapolis, the &quot;Sacred City,&quot; is located at present-day Pamukkale in south central Turkey.  In the first century it was part of the tri-city area of Laodicea, Colossae, and Hierapolis.  This connection between the cities lies behind Paul&quot;s reference to Hierapolis and Laodicea in his epistle to the Colossians (Col 4:13).  Before 70 A.D. Phillip (either the apostle or the evangelist) moved to Hierapolis, where he was believed to have been martyred.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;The Apollo Temple &lt;br/&gt;In the foreground of this picture are the remains of the Apollo Temple.  Its foundations date to the Hellenistic period, but the structure itself was built in the 3rd century A.D.  Apollo was thought to be the city&quot;s divine founder.  The temple was built beside the plutonium, an underground cavern from which poisonous gases emerged.  The city&quot;s theater stands in the background.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; The Theater &lt;br/&gt;After an earthquake in 60 A.D., a theater was built against a hillside.  This theater contains one of the best examples of original Roman theater decoration.  The stage was ornate, decorated with various reliefs.  A seat for distinguished spectators was located in the center of the seating area (cavea).  Approximately thirty rows of seats are preserved.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;The Necropolis &lt;br/&gt;Another prominent archaeological aspect of Hierapolis is the necropolis, located just outside the northern city walls.  Here lies one of the largest and best-preserved cemeteries in all of Turkey.  It contains sarcophagi, many different types of tombs, and funeral monuments dating from the Hellenistic until the early Christian times.  There are also numerous inscriptions here, more than 300 of which have been translated and published.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Related Websites&lt;br/&gt;Hierapolis (WebBible Encyclopedia, ChristianAnswers.Net)  A brief, encyclopedia-type article highlighting basic historical and present-day facts.&lt;br/&gt;Hierapolis (ourfatherlutheran.net)  A lengthy article featuring good pictures that illustrate and enhance the text.&lt;br/&gt;Hierapolis (Christian Travel Study Program)  Summarizes the history, location, and archaeological finds associated with the site, while highlighting interesting features of the region.&lt;br/&gt;Hierapolis (turizm.net)  Focuses not only on the founding and history of the city, but on various cultural aspects including religion, entertainment, and industry.&lt;br/&gt;Denizli-Laodicea-Pamukkale (Hierapolis) (Turkish Odyssey)  Scroll down to locate the section on Hierapolis.  Focuses on the natural aspect, the history, and the site itself.&lt;br/&gt;Hierapolis (Kusadasi Guide)  Gives an informative history of the city, including its rise and fall in fame.  Includes a brief section on getting there for tourists.&lt;br/&gt;Pamukkale (Hierapolis) (Personal Page, Tour Guide Burak Sansal)  Highlights both the ancient remains of the city and the present attraction of the sites unique geological formations.  Includes links to other informative articles within this tour guides site.&lt;br/&gt;Hierapolis, near Pamukkale in Turkey (Bodrum)  Highlights the attractions in and around the ancient ruins of the city.&lt;br/&gt;Hierapolis - Its Called Pamukkale Today (Bodrum Pages)  Displays several nice pictures.</description></item><item><title>DÜNYANIN YEDİ HARİKASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dunyanin-yedi-harikasi-379293.html</link><description>İnsanların çağlar boyunca hayran kaldıkları büyük eserler, asırlar boyu sanatçılara ilham, onlara yaklaşma ve onları geçme, daha iyisini ve daha güzelini yapma arzusu vermiştir. Tarihi açıklayan, insan gücünün ve kabiliyetinin tanıkları olan bu şaheserlere ilgi duymayan nesiller, yaratıcılıklarını kaybetmişler, içinde bulundukları nesillerin medeniyet yarışında geri kalmalarına sebep olmuşlardır. Bu sebeple, bütün dünya için eşsiz birer kaynak ve hazine olan bu eserlerin bilinmesinde büyük faydalar vardır. &lt;br/&gt;Tarihçiler, yazarlar ve sanatkarlar, yüzyıllardan beri &quot;Dünyanın en büyük ve en güzel anıtları hangileridir, nerede, ne zaman ve niçin yapılmışlardır?&quot; sorularına cevap aramışlardır.&lt;br/&gt;M.Ö. 4. yüzyılda Sidonlu Antipatros ilk defa, kendi çağında yeryüzünde mevcut olan yedi büyük ve güzel anıtı &quot;Dünyanın Yedi Harikası&quot; olarak adlandırmıştır. Heykeltraşlık ve mimarlık şaheseri olan bu eserler şunlardır:&lt;br/&gt;*Mısır Piramitleri &lt;br/&gt;*İskenderiye Feneri &lt;br/&gt;*Babilin Asma Bahçeleri &lt;br/&gt;*Efesteki Artemis Tapınağı &lt;br/&gt;*Olimpostaki Zeus Heykeli &lt;br/&gt;*Kral Mausoleusun Mozolesi &lt;br/&gt;*Rodos Heykeli &lt;br/&gt;Antipatrosun, yaşadığı çağda dünyanın başka yerlerine gitme imkanı olsaydı, belki de bu harikaların sayısını iki, üç katına çıkarırdı. Ancak, sadece tanıdığı yerlerde gördüğü bu eserleri yedi harika olarak tanımlamıştır.&lt;br/&gt;Ne yazık ki bu eserlerden günümüze sadece Mısır Piramitleri ulaşabilmiştir. Diğerlerinin ise kısmen kalıntıları bulunabilmiş ve hatta bazıları tamamen yok olmuşlardır.&lt;br/&gt;Daha sonraki yüzyıllarda bazı tarihçiler &quot;Dünyanın Yedi Harikası&quot;na denk başka eserler olduğunu ve bu sayının arttırılıması gerektiğini dile getirmişler, Çin Seddini, Ayasofyayı, Maya ve Aztek tapınaklarını, Taç Mahali, Sultanahmet Camiini ve diğer bazı eserleri de harika sanat eserlerinin arasında saymışlardır.&lt;br/&gt;Unutmamak gerekir ki, bu eserleri değerlerine, üstünlüklerine göre bir sıraya koymak mümkün değildir. Yaş farkı gözetmeksizin her insanın harika sıfatını almış bu eserleri tanımasının, bu eserlerin ortaya çıkmasındaki ortam, yaşam tarzı ve inanışları bilmesindeki faydaları küçümsenemez&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MISIR PİRAMİTLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyanın yedi harikasından günümüze kadar ulaşan tek eser, Mısırdaki Keops Piramididir. Mısırın başkenti Kahire yakınındaki Nil Nehrinin batısında bulunan Giza Yaylasında bulunmaktadır. &lt;br/&gt;Keops Piramidinin yanında biraz daha küçük olan Kefren ve Mikorinos piramitleri bulunmaktadır. Ayrıca, içlerinde prenseslere ve firavunun en yakın yardımcılarına ait mumyaların bulunduğu beş piramit daha vardır. &lt;br/&gt;Büyük Piramit de denen Keops Piramidi, M.Ö. 2800 yıllarına doğru hüküm süren Mısırın 4. Sülale devri hükümdarlarından Keopsun mezarıdır. İkinci büyük piramit, Keopsun kardeşi olan ve O öldükten sonra firavun olan Kefrene aittir. Küçük piramit ise M.Ö. 2500lü yıllarda hüküm süren Mikerinosa aittir. &lt;br/&gt;Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-kabirlerin en eskileri ve en büyükleridir. Bunların en haşmetlisi olan Keops Piramidi dış görünüşü ile de &quot;Dünyanın B</description></item><item><title>TURİZM - HİERAPOLİS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-hierapolis-402543.html</link><description>hierapolis</description></item><item><title>TURİZM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-456388.html</link><description>Turizm, insanların sürekli yaşadıkları yer dışına yaptıkları seyahatler ve gittikleri yerlerde geçici konaklamalarından doğan ihtiyaçlarının karşılanması ile ilgili faaliyetlerdir. İnsanlar, tarihin her çağında değişik nedenlerden dolayı seyahat etmişlerdir. Ancak, günümüzde sanayinin gelişmesi, ulaşım ve haberleşme teknolojisinin ileri düzeye ulaşması, kişi başına gelirin artması, refah düzeyinin yükselmesi ve insanların kullanabilecekleri boş zamanlarının çoğalması; turizme, tarihte insanların ticari, dini ve askeri amaçlarla yaptıkları seyahatlerden çok farklı bir şekil vermiştir. Bugünkü anlamıyla turizm deyimi, 19. yüzyılın sonlarına doğru kullanılmaya başlanmasına karşılık, 20. yüzyılın bir olgusu olarak gelişerek; günümüzde geniş kitleleri ilgilendiren sosyal ve ekonomik bir faaliyet haline gelmiştir.Turizm II. Dünya Savaşından sonra hızla gelişmiş, daha geniş halk kitlelerine ve uzak mesafelere yayılmıştır. Günümüzde parasal ve kitleci bir olay haline gelen turizmin; yarattığı ekonomik, sosyal, kültürel ve politik etkiler, ülke ekonomilerinde ve özellikle uluslararası ekonomik ve politik ilişkilerde önemli sonuçlar doğurmaktadır. Bu durum, yalnız uluslararası turizm hareketinden büyük pay alan gelişmiş ülkelerde değil, aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerde de turizme verilen önemi arttırmaktadır.Ulusal ve uluslararası düzeyde kazandığı dev boyutlarla turizmin; yatırımları ve iş hacmini geliştiren, gelir yaratan, döviz sağlayan, yeni istihdam alanları açan, sosyal ve kültürel hayatı etkileyen, siyasal bakımdan da önemli toplumsal ve insancıl fonksiyonların gerçekleştirilmesini kolaylaştıran bir nitelik kazanması, ülkelerin dikkatinin bu ekonomik olay üzerinde yoğunlaşmasına neden olmuştur. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin karşılaştıkları ekonomik sorunların ve darboğazların aşılmasında, turizmin yarattığı dinamik ekonomik etkiler, söz konusu ülkelerin turizme daha çok önem vermesine neden olmuştur.Dış ticaretin ve sanayinin finansmanı sorunu, ihracatı ve diğer döviz kazandırıcı faaliyetleri önemli hale getirmiş, bu durum, ihracatta büyümenin kısa vadede sınırlarına ulaşabileceği kanaati sonucunda, ihracat dışında diğer döviz kazandırıcı faaliyetlere de yönel inmesi gerektiğinin anlaşılmasına neden olmuştur.Turizm, bu noktada çoğu gelişmekte olan ülkelerde; döviz kazandırıcı özelliği nedeniyle, dış ticaretin ve sanayinin finansmanında en etkili alternatiflerden birisi olarak dikkati çekmektedir.Son yıllarda turizm sektörünün, ülke ekonomilerindeki önemi hızla artmaktadır. Diğer sektörlere canlılık kazandırması, kazanılan döviz gelirlerinin ihracat ve GSMH içindeki payının artması ve yarattığı istihdam olanakları; turizme verilen önemin artmasına ve kaynakların bu sektöre akmasına neden olmaktadır.Türkiyede turizm sektörünün yapısal değişimi ve gelişiminin hızlanması 1980li yıllarda başlamıştır. Yapı değişikliğinin temel nedeni, bu yıllarda kitle turizmi için gerekli özel turizm altyapısının ve uygun turizm üstyapısının oluşturulmasıdır.Elde edilen ekonomik v</description></item><item><title>TURİZM-HAVA YOLU İLİŞKİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizmhava-yolu-iliskisi-374230.html</link><description>Turizm-hava yolu  ilişkisi &lt;br/&gt;   Turizm-havayolu ilişkisi;özellikle toplu -gezi turizminin yapılmaya başlandığı 1950&quot;lerden bu yana önem kazanmış ve tur operatörlerinin, geniş halk kitleleri üzerinde turizm istemini arttırmak için başta gelen uğraşılarından biri olmuştur. Nitekim günümüzde turizm endüstri;bireysel zevklere  yönelmeyen ,adeta fabrikasyon yöntemi ile sürekli standart  ve ucuz bir üretim için örgütlenmiş bulunmaktadır. &lt;br/&gt;Seyahat hizmetlerinin  bu denli örgütlenmiş ve bütünleştirilmiş şekli ise &quot;PAKET TUR&quot; adının  alır .Hiç kuşkusuz , toplu-gezi turizmini yaratan ve böylece uluslara arası turizmin hızlandıran paket turlar genellikle en etkin bir biçimde &quot;havayolu&quot; (uçak) ile yapılmaktadır.&lt;br/&gt;Havayolları ile yapılan seyahatların  1950 yılından beri sürekli bir şekilde büyümesi ,şüphesiz &quot;turizm -havayolu ilişkisi &quot;nin birbirine bağımlı olduğunu ve aralarında doğrusalbir fonksiyonun bulunduğunu göstermektedir.&lt;br/&gt;Nitekim,İnternational  Civil Aviation  Organisation (ICAO)&quot;nun raporuna göre;1987 yılında  dünyada havayolları ile seyahat eden yolcu sayısının ,ulusal eve ulusalar arası hatlarda toplam 1,037,000,000 kişiye ulaşması bu hususu doğrulamaktadır.&lt;br/&gt;Özellikle son kırk yıl içinde milyonlarca insan havayolu ulaştırması ile dünyanın en uzak bölgelerine kendi ülkeleri gibi gezip görebilme hale gelmişlerdir. İşte bu özellik;yenilik arayan , ilginç ve fakat  uzak olan ülkelerdeki  tarih zenginliklerinin gezip görmek isteyen 20, turistini havayollarına çeken en büyük unsur olmuştur . Yine uçaklar sayesinde satın alma gücü normal olan bir kimse hafta sonu tatilini dahi ülkesinin bir başak bölgesinde hatta komşu ülkelerden birinde  geçirebilmekte ve Pazar akşamı tekrar evine dönebilmektedir.&lt;br/&gt;Günümüzde uçak şirketlerinin ; zamanlarının %90&quot;ını turizm e harcamaları turizmin başlıca gelişme kaynaklarında biri olmuştur . Bunun sonucu olarak günümüzdeki turizm hareketlerinin  büyük bir bölümü için ulaştırma , havayollarını ifade  etmektedir. Gerçekten ;1950 Yılında 25,281,000 olan uluslar arası turizm hacmi ,hava paket turları (air package tours)seyahat formülü sayesinde 19610&quot;da 71,200,000&quot;e, 1970&quot;de 169,000,000&quot;a ,1980&quot;de280,050,000&quot;e ,günümüzde  ise 390,000,000&quot;a ulaşmıştır.&lt;br/&gt;Uluslar arası turizm hareketlerinde görülen bu denli gelişme aynı zamanda , uluslar arası hava ulaşım pazarının da genişlemesine neden olmuştur .&lt;br/&gt;İşte bu gelişmeler karşısında, turizm ile hava yolu arasında karşılıklı yarara dayanan doğrusal bir ilişki  bulunduğu sonucuna varmak mümkündür.&lt;br/&gt;Kanımızca turizmi , hava ulaşımını  bir yan ürünü olarak ele almak , yada hava ulaşımını turizmin  bir yan ürünü olarak  göstermek yapıcı olmaktan uzak basit bir görüştür. &lt;br/&gt;Çünkü ;her iki endüstri arasındaki ilişkiler , karşılıklı yarar ve  bağımlılık  esasına dayanarak bir gelişme göstermektedir. &lt;br/&gt;Nitekim ; Manila&quot;da yapılan &quot;Turizm ve hava taşımacılığı&quot; konulu uluslar arası sempozyumunda  da bu konu üzerinde durulmuş ve &quot; Turizm-Hava yolu&quot; ilişkilerinin , karşılıklı yarara dayanan &quot;symbiotic&quot;ve karşılıklı  bağımlılık  derecesi  çok yüksek(3) olan bir eğilim  içinde oldukları vurgulanmış, böylece ulaştığımız sonuçla aynı anlama gelen ifade kullanılmıştır. &lt;br/&gt;Bugün uluslar arası  seyahat larda turist hedefini pazarlamanın gerekli bir ön koşulu haline gelen hava yollarının turizm bakımından arz ettiği önem şu şekilde özetlene bilir .&lt;br/&gt;a)Hava yolları turistlik seyahatlarda  talep yaratıcı üstün hızı ile ;zamanı az değerli olan günümüz turistinin seyahatlara  katılmasına , yeni bölgenin turizme açılmasına ve turist çekim merkezindeki konaklama süresinin uzatılmasına imkan sağlamıştır.&lt;br/&gt;b)Hava yoları kişiye seyahatları süresince güven veren ve konfor arz eden özellikleri ile , aktif üretimi sürecini tamamlayan ve boş zamana sahip olan yaşlı insanların oluşturduğu&quot;üçüncü yaş turizmi &quot;ni geliştirmiştir .&lt;br/&gt;c)Havayolları ;ulaştırma , konaklama gastronomi yerel gezilerde ve transferler gibi  turistin temel ihtiyaçlarını  kapsamayan paket turların en elverişli koşullarda düzenlemesine imkan vere n böylece kitle turizmi için gerekli olan ucuzluğun  yaratılmasını organize edilmiş bir seyahatin  gerçekleşmesini  sağlayan bir ulaştırma türüdür.&lt;br/&gt;d)Havayolları;ortak amaçlı grup gezileri &quot; common interest group &quot; ortak ilişkili grup gezileri &quot; affiniyt  group &quot;, ödül grup gezileri &quot;incetive  group &quot; için uygulandığı indirimli tarifeleriyle  ve özellikle  talebin düşük olduğu kış turların da sezon ( low) uygulamalarıyla turizm  mevsiminin uzatılmasına ve evr</description></item><item><title>YİYECEK İÇECEK İŞLETMELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yiyecek-icecek-isletmeleri-375466.html</link><description>YİYECEK İÇECEK İŞLETMELERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hazırlayanlar : NAZAN YORGANCI&lt;br/&gt;              MELTEM ÜNLÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İzmir 2004&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YİYECEK  İÇECEK İŞLETMELERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YİYECEK VE İÇECEK HİZMETLERİNİN GELİŞİMİ&lt;br/&gt;&amp;#61656;Yemek, içmek karşılanması zorunlu temel gereksinimlerdir.&lt;br/&gt;&amp;#61656;İlk insanlar, yaban hayvanları, kabuksuz meyve, ham besinlerle yaşamlarını sürdürmüşlerdir.&lt;br/&gt;&amp;#61656;Sonraları insanların yerleşik hayata geçmeye, tarlada çalışmaya, hayvanları evcilleştirmeye başlanması ve ateşin bulunması ile pişirme yöntemleri geliştirilmeye başlandı.&lt;br/&gt;&amp;#61656;Topluca yemek hizmetinin sağlanması ve uygarlıkların başlangıcı bir tutulmaktadır.&lt;br/&gt;&amp;#61656;Mutfak kültürü, en eski uygarlıklardan olan Çin, Hitit ve Mezopotamya ile birlikte gelişmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YİYECEK İÇECEK GEREKSİNİMLERİNİ ORTAYA ÇIKARAN FAKTÖRLER&lt;br/&gt;&amp;#61656;Fiziksel gerekler&lt;br/&gt;&amp;#61656;Sosyal gruplaşmadan doğan gerekler&lt;br/&gt;&amp;#61656;Sağlıktan kaynaklanan gerekler&lt;br/&gt;&amp;#61656;Sosyal gerekler&lt;br/&gt;&amp;#61656;Duygusal gerekler&lt;br/&gt;&amp;#61656;Koşullanmadan doğan gerekler&lt;br/&gt;&amp;#61656;Kaynaklar&lt;br/&gt;&amp;#61656;İmaj kaynaklı gerekler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YİYECEK İÇECEK HİZMETLERİNİ GELİŞTİREN NEDENLER&lt;br/&gt;&amp;#61656;Boş zaman formundaki değişme&lt;br/&gt;&amp;#61656;Harcanabilir gelirdeki artış ve yaşam biçimindeki değişiklikler&lt;br/&gt;&amp;#61656;İşletme sayısındaki artış&lt;br/&gt;&amp;#61656;Mönülerdeki gelişmeler&lt;br/&gt;&amp;#61656;Ticari faaliyetlerin yoğunlaşması&lt;br/&gt;&amp;#61656;Sosyal aktivitelerin artması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YİYECEK İÇECEK HİZMETLERİNİN VERİLDİĞİ BİRİMLER&lt;br/&gt;1 &amp;#8211; Restoranlar&lt;br/&gt;2 &amp;#8211; Perakende Satış Hizmeti Veren Kuruluşlar&lt;br/&gt;3 &amp;#8211; Endüstri Kuruluşları&lt;br/&gt;4 &amp;#8211; Eğlence İşletmeleri&lt;br/&gt;5 &amp;#8211; Kafeteryalar&lt;br/&gt;6 &amp;#8211; Konaklama İşletmeleri&lt;br/&gt;7 &amp;#8211; Ulaştırma İşletmeleri&lt;br/&gt;8 &amp;#8211; Kar Amacı Gütmeyen İşletmeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YİYECEK İÇECEK İŞLETMELERİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;&amp;#61656;Ürün çeşidi fazladır.&lt;br/&gt;&amp;#61656;Emek ve malzeme yoğunluğu fazla olan işletmelerdir.&lt;br/&gt;&amp;#61656;Örgütsel yapı diğer sektörlerdeki işletmelerden farklıdır.&lt;br/&gt;&amp;#61656;Mönü planlaması önemlidir.&lt;br/&gt;&amp;#61656;Müşteri tipleri farklıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;OTEL İŞLETMELERİNDE YİYECEK İÇECEK &lt;br/&gt;&amp;#61656;Tüketicilerle olan temas ölçütüne göre &quot;ön plandaki&quot; departman olarak sınıflandırılır.&lt;br/&gt;&amp;#61656;Resort otel işletmelerinde tam pansiyon konaklama yapanlar için yiyecek içecek hizmetleri, şehir otellerine göre daha büyük önem taşır.&lt;br/&gt;&amp;#61656;Oda gelirlerinden sonra en fazla gelir getiren merkezdir. (%25-50)&lt;br/&gt;&amp;#61656;187 beş yıldızlı otel ve birinci sınıf tatil köyünden 103&quot;üne dayanarak yapılan araştırmaya göre; &lt;br/&gt;*Tesislerin yiyecek içecek gideri, toplam giderin %25-35&quot;ini oluşturmaktadır.&lt;br/&gt;*Tesislerde yılda ortalama 300 milyon $&quot;lık (505 trilyon TL) yiyecek içecek tüketilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;OTEL İŞLETMELERİNDE YILDIZ VE YİYECEK-İÇECEK&lt;br/&gt;&amp;#61656;Bir yıldızlı otellerde; kahvaltı salonu, büfe hizmeti  zorunludur.&lt;br/&gt;&amp;#61656;İki yıldızlı otellerde; içki servisi verebilen büfe yeterlidir.&lt;br/&gt;&amp;#61656;Üç yıldızlı otellerde; restoran zorunluluğu başlar.&lt;br/&gt;&amp;#61656;Dört yıldızlı otellerde; restoranlar birinci sınıf olarak düzenlenmelidir.&lt;br/&gt;&amp;#61656;Beş yıldızlı otellerde; birinci sınıf restorana ek olarak, en az bir restoran ve &quot;Amerikan Bar&quot;ın bulunduğu bir salonun bulunması zorunludur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;RESTORANLARIN SINIFLANDIRILMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÜÇÜNCÜ SINIF RESTORANLAR&lt;br/&gt;&amp;#61656;Fonksiyon ve sınıfına uygun malzeme ile uyum içinde dekore edilerek aydınlatma&lt;br/&gt;&amp;#61656;Tesis kapasitesine uygun malzeme dolabı&lt;br/&gt;&amp;#61656;Alarm düzeni olan içeriden açılabilen soğuk saklama deposu veya dolabı&lt;br/&gt;&amp;#61656;İhtiyaca uygun pişirme donanımı&lt;br/&gt;&amp;#61656;Tesiste verilecek yemek türlerine uygun yeterli hazırlık yerleri&lt;br/&gt;&amp;#61656;Yıkama, kurutma, istif yerleri, raflar, dolaplar ve servis kapasitesine uygun bulaşık makinesi&lt;br/&gt;&amp;#61656;İyi düzenlenmiş yemek salonu&lt;br/&gt;&amp;#61656;İlk yardım, yangın ve iş güvenliği için gerekli önlemler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İKİNCİ SINIF RESTORANLAR&lt;br/&gt;Üçüncü sınıf restoranlara ek olarak;&lt;br/&gt;&amp;#61656;Kapalı salon kapasitesi en az 50 kişilik&lt;br/&gt;&amp;#61656;Mutfak alanı yemek salonunun %25&quot;inden büyük&lt;br/&gt;&amp;#61656;Giriş holü, telefon hizmeti&lt;br/&gt;&amp;#61656;İdare odası&lt;br/&gt;&amp;#61656;Kapasiteye uygun malzeme deposu&lt;br/&gt;&amp;#61656;Salon ve servis birimleri ayrı katlarda ise servis merdiveni veya monşarj&lt;br/&gt;&amp;#61656;Ayrı servis girişi&lt;br/&gt;&amp;#61656;Bayan ve bay için ayrı müşteri tuvaletleri, tezgahlı lavabo&lt;br/&gt;&amp;#61656;Yemek salonu ile mutfak servisi arasında bir ofis&lt;br/&gt;&amp;#61656;Personel için soyunma yerleri, lavabo, duş ve tuvalet&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BİRİNCİ SINIF RESTORANLAR&lt;br/&gt;Üçüncü ve ikinci sınıf restoranlara ek olarak;&lt;br/&gt;&amp;#61656;En az 100 kişili</description></item><item><title>LADİK (LAODİ KEİA)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ladik-(laodi-keia)-357391.html</link><description>LADİK (LAODİ KEİA)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kasabanın Tarihçesi:&lt;br/&gt;Ladik Kasabası Konya-İstanbul karayolunun 40. km&quot;si üzerindedir.&lt;br/&gt;Üç tarafı dağlarla çevrili kasabanın kuzeyi ise açık ova olup, tarım ziraatine son derece elverişlidir. Ladik, Sarayönü ilçesine bağlı bir yerleşim merkezi olup, Konya&quot;yı Eskişehir, Afyonkarahisar üzerinden Ege ve Marmara bölgelerine bağlayan karayolu kasabasından  geçmektedir. Ladik (Laodicea Combusta)&quot;ya tekabul eder ki, bir takım eski kaynaklarda Ladik &quot;Suhta&quot; (Yanık) olarak geçmektedir.&lt;br/&gt;Ancak bazı kaynaklarda geçtiği şekli ile bu isim tabiat zemini ile alakalı değildir. Arazi volkanik olmayıp, daha ziyade kireçlidir. Ladik &quot;Suhta&quot; muhtemel olarak eski çağlarda işletilmiş olan maden (civa) izabe ocaklarından iştirak etmiş (türemiş) bulunmaktadır. Evliye Çelebi&quot;nin Cihannüma adlı eserinde burası -yani Ladik- Sahrah (düz ve işlek yol) üzerine kurulmuş cami, han ve hamamlar bulunan bir kaza merkezi olarak bahsedilir. Yine Evliya Çelebi Seyahatnamesinde (II. cilt sayfa 390) buranın kendi zamanında celali ve cemali zulmünden bir kasabacık haline geldiğini söyler.&lt;br/&gt;19. yüzyılda buradan geçmiş olan bazı seyyahlar halkın örtü, halı, aba imalatı ile meşgul olduğundan bahsederler.&lt;br/&gt;Yukarıda tarihçesini kısmen açıklamaya çalıştığımız Ladik Kasabası bugün yeni görünümlerle çehresi güzelleşmekte planlı bir şehirleşmeye doğru gitmektedir.&lt;br/&gt;35 yılı aşkın bir süredir dünya piyasalarına sürdüğü 40x50 kalitedeki Ladik halıları halkın başlıca kaynaklarından bir tanesidir. Halıcılık başladığı günden günümüze gelişme kaydetmiştir.&lt;br/&gt;Ladik El Halıcılığının Gelişmesi&lt;br/&gt;Ladik el halıcılığı ilk olarak 13. yüzyılda başlamıştır. Konya ve yöresi Selçuklu devletinin hakim olduğu yıllarda Isparta&quot;dan gelen halı ustaları beraberinde el halıcılığının Ladik&quot;e taşıdılar. O zamanlar halk yöresel halı olarak üretir ve sadece kendi ihtiyaçlarını karşılarlardı. &lt;br/&gt;İplikleri &quot;kirmen&quot; adı verilen aletle kendileri eğirirler ve boyanacak iplikleri (sadece atkı iplikleri) kök boyaları ile kendileri boyarlardı. Fakat bu şekilde dokunan halılar kaba dokunmuş halılar olmaktan öteye gidememiştir.&lt;br/&gt;Ladik halıcılığı şu anki haline 1945&quot;li yıllarda gelmiştir. O tarihte zaruri ihtiyaçlar için üretimden çıkıp, gelir amaçlı olarak üretime başlanmış, hatta bir süre önemli derecede döviz girdisi sağlamıştır. Halı üzerinde uygulanan desenler İRAN-IRAK taraflarından çalıntıdır. Konuya &quot;Desenlendirme&quot; kısmında değineceğiz.&lt;br/&gt;Ladik kasabasının % 20&quot;si el halıcılığı yaparak geçimini sağlamaktadır. Önceki yıllara oranla bu sayı oldukça düşüktür. Çeşitli sebeplerden dolayı (en önemlisi ihracatın durma noktasına gelmesi) halk halıcılığı bırakıp başka alanlara yönelmektedir.&lt;br/&gt;Bundan 10 yıl öncesine kadar üretimin büyük kısmını ihracata veren üreticiler ihracat düşse de hala Amerika, Almanya, Hollanda, Fransa ve İtalya başta olmak üzere bir çok ülkeye satılmaktadır. Satış işlemi üreticiler tarafından yapılmayıp aracı kurumlar vasıtası ile sağlanmaktadır. Söz konusu aracı kurumlar Turizm şirketleridir. Bunlar gerekli Pazar araştırmasını yaptıktan sonra, Ladik&quot;deki üreticilerle temasa geçerek el halısını belli bir fiyat karşılığı alırlar. Daha sonra da üzerine karını ekleyerek yurt dışındaki müşterilerine satarlar. Ancak yurt içi pazarda Turizm şirketi ile birlikte üreticilerde direkt satış yapabilmektedirler. Yurt içi satış % 5 ile sınırlıdır. Rakamdan da anlaşılacağı üzere halkımızın ne el halısını alacak maddi imkanı ne de el halısının en büyük rakibi makine halısına karşı sahip olduğu üstünlüklerden haberi vardır. Yukarıda sözünü ettiğimiz şirketlerden bir kaçının ismi Pazar 54, Labis ve Sentez Turizm şirketleridir.&lt;br/&gt;OSMANLI HALI SARAYI&lt;br/&gt;İşletme 1986 yılında Halil Akbaş tarafından kasabadaki halıcılığın gelişmesi, yayınlaşması ve önemli derecede döviz girdisi sağlaması nedeniyle kurulmuştur. Tesis Konya-Ladik karayolunun 40. km&quot;sinde yol üzerinde bulunmaktadır.&lt;br/&gt;500 m2 kapalı alana sahip işletmede 100 tezgah ve 500 işçi çalışmaktadır. Fakat bu sayıla kasabanın dört bir yanına dağılmış &quot;</description></item><item><title>İSTANBUL HAKKINDA GENEL BİLGİLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?istanbul-hakkinda-genel-bilgiler-358603.html</link><description>Kız Kulesi  &lt;br/&gt;Üsküdar&quot;da, Salacak&quot;ın 150-200 metre kadar açığında, küçücük bir ada üzerinde şirin, beyaz bir yapı olarak inşa edilmiş olan Kız Kulesi, İstanbul&quot;un güzelliğine güzellik katan başlıca mimari unsurlardan biri. Tarihi yarımadayı Üsküdar kıyılarından seyretmeyi sevenler, İstanbul panoramasının Kız Kulesi&quot;yle nasıl bir renk ve canlılık kazandığını bilirler. Tarihin eski dönemlerinden beri bilinen bir mevki olan Kız Kulesi, sadece estetik zerafetiyle değil, efsaneleri ve anılarıyla da İstanbul&quot;u zenginleştiriyor.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Kız Kulesi Efsaneleri &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Kız Kulesi ile ilgili rivayetlerin en eskilerinden biri, İstanbul&quot;un, ya da o zamanki adıyla Byzantium&quot;un Atina&quot;nın hükümranlığı altında olduğu döneme dayanıyor. Bu rivayete göre, Makedonya Kralı Filip&quot;in İstanbul&quot;a saldırma ihtimaline karşı, Atina krallığı, İstanbul&quot;u korumak üzere Amiral Hares komutasında 40 pare gemi gönderiyor. Hares&quot;in çok sevdiği eşi Damalys öldüğünde, amiral, eşini buradaki kayalıkların içine oydurduğu bir mezara defnediyor. &lt;br/&gt;Bir başka efsaneye göre ise, Leandra adlı bir genç burada bir genç kıza aşık oluyor. Her gece, sevgilisiyle buluşmak için karşı kıyıdan yüzerek buraya gelen Leandra&quot;ya yol göstermek için, sevgili Kız Kulesi&quot;nin bulunduğu kayalıkların üstünde ateş yakıyor. Bir fırtınalı gecede genç kızın yaktığı ateş sönüyor. Leandra, kayalıkları bulamıyor ve yolunu kaybediyor. Boğazın serin ve karanlık sularında boğulup gidiyor. Leandra&quot;nın ölümüne dayanamayan sevgilisi de intihar ediyor.&lt;br/&gt;Bizans dönemiyle ilgili efsane de, eski Yunan hikayesindeki gibi &quot;acı son&quot;la bitiyor. Falcılar, Bizans kralına, &quot;Sevgili kızın, yılan sokmasından ölecek&quot; diye, kötü bir haber veriyor. Kral, kızını yılan sokmasın diye, Kız Kulesi&quot;nin bulunduğu kayalıklara bir ev yaptırıp, kızını buraya yerleştiriyor. Ancak genç bir subay, kralın kızına aşık oluyor. Günlerden bir gün, genç subay, prensese sunmak için bir demet çiçek hazırlıyor. Çiçek demetinin içinde gizlenen bir yılan, talihsiz prensesi sokup öldürüyor.&lt;br/&gt;Selçuklu dönemiyle irtibatlandırabileceğimiz Battal Gazi efsanesinde ise &quot;mutlu son&quot; var. Battal Gazi, Üsküdar Tekfuru&quot;nun kızına aşık olunca, Tekfur, kızını burada yaptırdığı kuleye hapsediyor. Bunu öğrenen Battal Gazi, kuleyi basarak Tekfur&quot;un kızını kaçırıyor.&lt;br/&gt;Evliya Çelebi&quot;nin hikayesi ise Osmanlı döneminde geçiyor. Çelebi, Sultan Bayezid-i Veli zamanında, Kız Kulesi&quot;nde yaşayan bir velinin, her gün cübbesinin eteklerini toplayıp denizin üstüne oturarak Sarayburnu&quot;na gittiğini ve Sarayda Padişah&quot;a ders verdiğini anlatıyor.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Tarihi bilgiler&lt;br/&gt;Üsküdar açıklarındaki Kız Kulesi&quot;nin bulunduğu kayalıklarda &quot;insan yapısı&quot; bir bina bulunduğuna dair ilk kesin bilgiler 12. Yüzyıla dayanıyor. Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos&quot;un, Boğaz&quot;ın Marmara&quot;ya bakan tarafına iki tane savunma kulesi yaptırdığı kaydediliyor. Biri Kız Kulesi&quot;nin bulunduğu yerde, diğeri de Sarayburnu kıyılarında olan bu kulelerin arasına İstanbul&quot;a yönelik saldırıları önlemek ve ticari gemilerin vergi kaçırmasını önlemek için zincir geriliyor.&lt;br/&gt;Bizans vakanüvisleri de, Osmanlı Sultanı Orhan Bey&quot;in Üsküdar&quot;a kadar geldiğini, Sultan Orhan&quot;ın kayınpederi Kantakuzenos&quot;un ise karşı kıyıdan Kız Kulesi&quot;ne kadar gelerek buradan Sultan Orhan&quot;a elçiler gönderdiğini kaydediyor.&lt;br/&gt;Fetih sırasında da Venedik&quot;e ait bir deniz birliğinin burayı üs olarak kullandığına dair bilgiler var.&lt;br/&gt;Fetih&quot;ten sonra, Fatih Sultan Mehmet Kız Kulesi&quot;nin bulunduğu yere bir kale yaptırmış.&lt;br/&gt;Kız Kulesi, Fetih&quot;ten sonra çeşitli zamanlarda onarılıyor ve bazı değişikliklere uğruyor.&lt;br/&gt;Kulenin Osmanlı dönemindeki son büyük onarımı 2. Mahmut döneminde (1808-1839) yapılıyor. Hattat Rakım&quot;ın kitabesiyle belgelenen bu onarım (H. 1248/M. 1832-33), Kız Kulesi&quot;ne bugünkü şeklini veriyor. Kule daha sonra 1943 yılında içeriden betona çevriliyor.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Hangi amaçlarla kullanıldı?&lt;br/&gt;Başlangıçta, savunma amacıyla inşa edilen Kız Kulesi bu özelliğini Osmanlı döneminde de bir süre muhafaza ediyor. Ancak, İmparatorluğun sınırları genişledikçe savunma amacı önemini kaybediy</description></item><item><title>TURİZM - GENEL TURİZM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-genel-turizm-402646.html</link><description>genel turizm</description></item><item><title>TURİZMİN DÜNÜ BUGÜNÜ YARINI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizmin-dunu-bugunu-yarini-446311.html</link><description>Turizmin DÜNÜ BUGÜNÜ YARINI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;sonra en b&amp;#159;y&amp;#159;k ikinci sekt&amp;#154;r konumunda. (savaÃŸ end&lt;br/&gt;&amp;#159;strisi son on y&amp;#221;lda ikinci s&amp;#221;radan &amp;#159;Â&amp;#159;nc&amp;#159; s&amp;#221;raya indi)&lt;br/&gt;Hatta, istihdam hacmi ve baz&amp;#221; &amp;#159;lkelerin Gayri Safi Milli&lt;br/&gt;Has&amp;#221;las&amp;#221; iÂindeki pay&amp;#221; itibariyle s&amp;#221;ralamadaki liderliUi&lt;br/&gt;onaylanan, Ükinci D&amp;#159;nya SavaÃŸ&amp;#221;Ã•ndan bu yana t&amp;#159;m d&amp;#159;nyada&lt;br/&gt;en y&amp;#159;ksek ve istikrarl&amp;#221; b&amp;#159;y&amp;#159;me g&amp;#154;steren sekt&amp;#154;r&lt;br/&gt;olarak da tan&amp;#221;mlan&amp;#221;yor. S&amp;#221;n&amp;#221;rlar&amp;#221;n ve mesafelerin &amp;#154;nemini&lt;br/&gt;yitirdiUi k&amp;#159;reselleÃŸme s&amp;#159;reci iÂinde ve h&amp;#221;zl&amp;#221; ulaÃŸt&amp;#221;rma&lt;br/&gt;ile etkin haberleÃŸme ortam&amp;#221;nda gelecek on y&amp;#221;llar&amp;#221;n egemen&lt;br/&gt;sekt&amp;#154;r&amp;#159; olacaU&amp;#221; ise tart&amp;#221;ÃŸmas&amp;#221;z kabul g&amp;#154;r&amp;#159;yor.&lt;br/&gt;Tart&amp;#221;ÃŸ&amp;#221;lan, herkesin yarar&amp;#221;na paylaÃŸ&amp;#221;lmas&amp;#221; m&amp;#159;mk&amp;#159;n&lt;br/&gt;olan bu pastan&amp;#221;n, nas&amp;#221;l doUru b&amp;#159;y&amp;#159;t&amp;#159;leceUi; doUa, iklim,&lt;br/&gt;Âevre, k&amp;#159;lt&amp;#159;r, tarih, folklor v.b. vazgeÂilmez fakt&lt;br/&gt;&amp;#154;rlerin korunarak ve geliÃŸtirilerek gelecek nesillere&lt;br/&gt;nas&amp;#221;l aktar&amp;#221;lacaU&amp;#221;d&amp;#221;r. GeliÃŸmiÃŸ Bat&amp;#221; &amp;#159;lkeleri, art&amp;#221;k, kullan&lt;br/&gt;&amp;#221;labilir veri ve fakt&amp;#154;rleri bug&amp;#159;nk&amp;#159; nesillere olabildi&lt;br/&gt;Uince satmak ve t&amp;#159;kettirmek yerine, onlar&amp;#221; k&amp;#221;s&amp;#221;tl&amp;#221;&lt;br/&gt;kulland&amp;#221;rmak ve kontroll&amp;#159; satarak gelecek nesillere ta-&lt;br/&gt;ÃŸ&amp;#221;may&amp;#221; amaÂl&amp;#221;yorlar. Bu y&amp;#154;n&amp;#159; ile turizmin malzemesi&lt;br/&gt;olan veri ve fakt&amp;#154;rler, zaten, d&amp;#159;nya durdukÂa insan&lt;br/&gt;soyunun vazgeÂilmez gereksinimi iÂinde yer alacak.&lt;br/&gt;D&amp;#159;n&lt;br/&gt;T&amp;#159;rkiye, diUer t&amp;#159;m Kuzey Akdeniz &amp;#159;lkelerine k&amp;#221;yasla,&lt;br/&gt;turizm end&amp;#159;strisinin sorun ve nimetleriyle Âok geÂ tan&lt;br/&gt;&amp;#221;ÃŸt&amp;#221;. Bir aÂ&amp;#221;k m&amp;#159;ze olduUu t&amp;#159;m d&amp;#159;nyada kabul g&amp;#154;ren&lt;br/&gt;AnadoluÃ•nun tarihi ve k&amp;#159;lt&amp;#159;rel zenginliUi, stratejik konumu,&lt;br/&gt;iklimi, doUal Âevresi ve nihayet genÂ n&amp;#159;fusunun&lt;br/&gt;ferdi ve toplumsal olarak g&amp;#154;n&amp;#159;l c&amp;#154;mertliUine ra-&lt;br/&gt;Umen, Ã”80Ã•li y&amp;#221;llar&amp;#221;n baÃŸ&amp;#221;na kadar turizm end&amp;#159;strisi&lt;br/&gt;hakettiUi d&amp;#159;zeyde &amp;#154;nemsenmedi. Planl&amp;#221; kalk&amp;#221;nma d&amp;#154;-&lt;br/&gt;nemi iÂinde -s&amp;#154;ylemeye dilimiz varm&amp;#221;yor ama neredeyse-&lt;br/&gt;yads&amp;#221;nd&amp;#221;. Geriye bakt&amp;#221;U&amp;#221;m&amp;#221;zda, 25-30 y&amp;#221;l &amp;#154;nce&lt;br/&gt;sekt&amp;#154;rler aras&amp;#221;nda 26.Ã•l&amp;#221;ktan yukar&amp;#221;ya Â&amp;#221;kamayan turizm&lt;br/&gt;end&amp;#159;strisinin, bug&amp;#159;n ikinci ya da &amp;#159;Â&amp;#159;nc&amp;#159; sekt&amp;#154;r&lt;br/&gt;olup olmad&amp;#221;U&amp;#221;n&amp;#221; tart&amp;#221;ÃŸ&amp;#221;yoruz. Sekt&amp;#154;r kuruluÃŸlar&amp;#221;, turizm&lt;br/&gt;b&amp;#159;rokrasisi, araÃŸt&amp;#221;rmac&amp;#221; ve yazarlar, sekt&amp;#154;r&amp;#159;n&lt;br/&gt;ekonomi ve kalk&amp;#221;nmaya pozitif etkisini, istihdam hacmi&lt;br/&gt;ve GSMH iÂindeki &amp;#154;nemini vurguluyorlar. Hatta&lt;br/&gt;CumhurbaÃŸkan&amp;#221; Say&amp;#221;n Demirel, bu &amp;#159;lkenin son 15 y&amp;#221;lda&lt;br/&gt;GAPÃ•a 20 milyar $, otoyollara 14 milyar $ harcarken,&lt;br/&gt;turizm iÂin 40 milyar $ yat&amp;#221;r&amp;#221;m yapt&amp;#221;U&amp;#221;n&amp;#221; dile getiriyor.&lt;br/&gt;VazgeÂilmez &amp;#154;nemine binaen bu hassas sekt&amp;#154;-&lt;br/&gt;r&amp;#159;n korunarak geliÃŸtirilmesi kamu ve &amp;#154;zel sekt&amp;#154;re hedef&lt;br/&gt;g&amp;#154;steriliyor.&lt;br/&gt;T&amp;#159;rk turizmi geride b&amp;#221;rakt&amp;#221;U&amp;#221; k&amp;#221;sa s&amp;#159;re iÂinde hem&lt;br/&gt;d&amp;#159;nyada &amp;#154;rnek g&amp;#154;sterilen bir geliÃŸme iÂinde oldu,&lt;br/&gt;hem de say&amp;#221;s&amp;#221;z s&amp;#221;k&amp;#221;nt&amp;#221; ve badireler iÂinde benzersiz&lt;br/&gt;tecr&amp;#159;beler edindi. &amp;#133;zellikle t&amp;#159;m d&amp;#159;nya ticaret ve turizmini&lt;br/&gt;etkileyen K&amp;#154;rfez SavaÃŸ&amp;#221; s&amp;#159;resince, Amerika&lt;br/&gt;k&amp;#221;tas&amp;#221;, UzakdoUu ya da Bat&amp;#221; AvrupaÃ•dan bak&amp;#221;l&amp;#221;nca s&amp;#221;-&lt;br/&gt;G &amp;#154; r &amp;#159; ÃŸ : A U u s t o s 1 9 9 8&lt;br/&gt;Tavit K&amp;#154;letavitoUlu&lt;br/&gt;cak Âat&amp;#221;ÃŸma b&amp;#154;lgesi iÂinde olduUu san&amp;#221;s&amp;#221;n&amp;#221; uyand&amp;#221;ran&lt;br/&gt;coUrafi konumu ile genÂ turizmimiz, iÃŸletmelerde d&amp;#159;-&lt;br/&gt;ÃŸ&amp;#159;k kapasite kullan&amp;#221;m&amp;#221; ve daha &amp;#154;nemlisi azalan fiyatlar&lt;br/&gt;sonucu ciddi yaralar ald&amp;#221;. DiUer yandan da, bu olumsuz&lt;br/&gt;etkilerin doUal uzant&amp;#221;s&amp;#221; olarak, baÃŸta yabanc&amp;#221;lar olmak&lt;br/&gt;&amp;#159;zere yat&amp;#221;r&amp;#221;mc&amp;#221;lar ve</description></item><item><title>TURİZM SEKTÖRÜNDE REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-sektorunde-reklam-ve-halkla-iliskiler-362820.html</link><description>TURİZM PAZARLARINDA HAKLA İLİŞKİLER  &lt;br/&gt;VE &lt;br/&gt;REKLAMCILIK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TURİZM PAZARLARINDA PAZARLAMA VE REKLAMCILIK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ticari işletmeler mal ve hizmet üretip satan ve bunun sonucu kar elde eden ekonomik birimlerdir. Genel olarak işletmeler belirli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra bazı sosyal sorumlulukları da yerine getirerek imajlarını perçinleme, bilinirliklerini arttırma  yoluna giderler.İşletmeler asıl amaçları olan, kar sağlamayı başarmak için müşterilerinin istek ve ihtiyaçlarını, iyi bir şekilde analiz edip, yorumlayıp ona uygun davranmaları gerekir. Yani genel anlamda firma müşteri istek ve ihtiyaçlarını en üst düzeyde tatminle bazen çelişen bazen de çakışan maksimum kar amacını dengelemek zorundadır. Şirketler bu dengeyi kurarken en önemli yardımcıları pazarlama unsurlarıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bütün gelişmekte olan ülkelerin kaderinde olduğu gibi ülkemizde de pazarlama unsuru üretimden sonra gelmekteydi. Bu durum son yıllarda büyük ölçekli işletmeler için değişmiş olsa da küçük ve orta ölçekli işletmelerin büyük bir çoğunluğu hala modern pazarlama tekniklerini uygulamaktan çok uzaktalar.Bütün bu aşamaların en sonuncusu olan endüstriyel devrim sonucu verimlilik artmış,Üretim bir sorun olmaktan çıkmış artık ürettiğini satmak zorlaşmış ve bu da şirketleri satış ve pazarlama çalışmaları araştırmalarına itmiştir.Bazı kişilere göre pazarlama satış ve dağıtım ile eş anlamlıdır. Tüketici içinse TV ve  basındaki çeşitli reklamlar ve kampanyalar pazarlamadır. Bazılarına göre de  pazarlama, &quot;Pazar koşulları ve satışlarla ilgili olarak yapılan araştırma eylemleridir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ama aslında pazarlama bütün bunlardan daha geniş bir kavramlar bütünüdür. Çeşitli kaynaklar pazarlamanın tanımını şöyle yapmaktadır. &quot;Pazarlama ürün ve hizmetlerin üreticiden tüketiciye doğru akışına yön verilmesini sağlayan bir işletme faaliyetidir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Reklam, gazete, dergi, radyo, televizyon, afiş, tabela gibi medialar aracılıgıyla çeşitli mal ve hizmetlerin geniş halk kitlelerine tanıtımıdır. Bu mal ve hizmetlerin nereden, nasıl, ne fiyata alınacagı ve nasıl kullanılacagı hakkında tüketiciye bilgi veren, ona parasını en iyi şekilde degerlendirme yolunu gösteren bir araçtır. Aynı zamanda üreticinin, iş adamının iyi bir pazar bulmasına, sermaye ve çabasını degerlendirmesine, yeni üretim ve yatırımlara yönelmesine büyük bir destek unsurudur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tanıtım, tüketiciye inandırıcı ve güven verici bir sesleniş olayıdır. Tanıtımı yapan kişinin, grafik sanatçısının görevi; pazara çıkarılan en yeni ürünün ya da hizmetin benzerleri arasında ilgi çekmesini, satın alma hevesi yaratmasını saglamaktır.Reklam, sürekli yeniligi, sürekli arayışı gerektiren bir bilimdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TURİZM PAZARINDA  HALKLA İLİŞKİLERİN ÖNEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu noktada halkla ilişkiler, geçmişten günümüze klasik anlamını aşarak, hedef kitlelerle iletişim kurmak, kurum kimliğini oluşturmak, geçekleştirmiş olduğu tanıtım faaliyetleri ile olumlu bir kurumsal imaj yaratmanın ötesinde, ürün imajını arttırmak ve dolayısıyla pazarlama faaliyetlerine destek olmak suretiyle satışların artmasına yardımcı olan bir fonksiyon olarak da kendisini kabul ettirmiştir.&quot;Halkla ilişkilerin günümüzde sözü edilen boyutları litaratüre halkla ilişkilerin özel formları olarak CPR, pazarlama amaçlı halkla ilişkiler (MPR) ve Reaktif, Proaktif halkla ilişkiler kavramlarını kazandırmıştır.&quot;Kurum Kültürü: &quot;Kurum kültürü, kurum tarafından benimsenen temel değerler, örgütün çalışanlarına ve müşterilerine yönelik politikasına kılavuzluk eden felsefesi, örgüt üyelerince paylaşılan temel inanç ve varsayımlar, işin nasıl organize edilmesi, otoritenin nasıl kullanılması, insanların nasıl ödüllendirilmesi ve kontrol edilmesi gerektiğine ilişkin kuvvetli inançlar bütünüdür.</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot;NİN TURİZM MERKEZLERİNDE EKOTURİZM YAKLAŞIMLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-nin-turizm-merkezlerinde-ekoturizm-yaklasimlari-443035.html</link><description>TÜRKİYE&quot;NİN TURİZM MERKEZLERİNDE EKOTURİZM YAKLAŞIMLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde sanayileşmenin gelişmesi ile birlikte oluşan aşırı kentleşme, yaşam koşullarının güçleşmesi ve diğer olumsuz etkenler, özellikle kentsel alanlarda yaşayan insanlar üzerinde büyük baskılar oluşturmaktadır. Bu baskılardan kaçış, turizm hareketlerine yansımakta ve klasik Turizm anlayışının yerini doğal ortamlarda dinlence arayışları almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son yıllarda dünya nüfusunun hızlı artışı, gereksinimlerin ve zevklerin değişimi ile turizm oldukça önem kazanmaya başlamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ancak dünyada çok hızlı bir biçimde artan ve gelecekte de devam edeceği bilinen turizm faaliyetlerinin kültürel, doğal ve fiziksel çevre üzerine olumsuz etkileri vardır. Uluslararası alanda turizmde doğal alanlara yönelik talebin artması, değişik turistik yörelerde gerekli altyapı ve donanımları oluşturmadan turizme açarak betonlaşmaya yol açmakta, doğal ve fiziksel çevre tahrip olmaktadır. Hızlı nüfus artışı, büyüyen endüstrileşme, yenilenmesi mümkün olmayan doğal kaynakların tükenmesi, çevrenin kirlenmesi ve bozuluşu dünyamızın ortak geleceğini, her geçen gün daha büyük boyutlarda tehdit etmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çevrenin korunmasında turizmin fiziksel planlamasının önemi çok büyüktür. Çevre kirliliğinin önemli sebebi çevreye duyarlı turizm planlamasının yapılmamasıdır. Turizm fiziksel planlamasında sürdürülebilir turizmin geliştirilmesi için mekanın en rasyonel şekilde kullanılması gerekmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Önüne sürdürülebilir, yumuşak, biyolojik, kırsal ya da ekolojik gibi tanımlayıcı sözcükler de getirsek turizm özünde insana hizmet veren, insan merkezli bir iş türüdür. Bu nedenle ekolojik tabanlı turizm planlaması farklı konumlardaki insan kavramını irdeleyerek uzlaştırıcı bir çözüm üretmek durumundadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-EKOTURİZM &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son on yıl içerisinde giderek artan şekilde sözü edilmeye başlanan ekoturizm, doğal bölgelere yapılan, doğal çevreyi korumayı, doğal çevre ile etkileşim içerisinde yaşayarak kendine has bir kültür yaratmış olan yöre insanını ve kültürünü tanımayı amaçlayan sorumlu bir seyahat olarak tarif edilmektedir . &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ekoturizm kavramı son yıllardaki sürdürülebilirlik tartışmaları bağlamındaki gündemin popüler konularından biridir. Western&quot;in (1993) tanımlaması ile ekoturizm kelime anlamı ile doğa severlerin turistik hareketlerinden daha geniş kapsamlı bir konudur. Gerçekte bu olgu çevresel, ekonomik,sosyal ilgilerin bir alaşımıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ekoturizm zamanla daha da belirginleşen yeni tip turistin beklentileri, &quot;deniz, kum ve güneş&quot; üçgeninden uzak, doğa ile iç içe abartılı olmayan tesislerde iyi bir oda, iyi hizmet ve tüm bunların başında bozulmamış ve temiz bir çevrede aktif bir tatil olarak özetlenebilir .&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ekoturizm kavramı güçlü bir doğa bağlantısını ve sosyal sorumluluk sağduyusunu birlikte ele almaktadır. Ekoturizm Society&quot;nin tanımı ile &quot;ekoturizm doğal ve kültürel çevreye, çevreyi koruyarak ve fakat yerel halkın refahını gözeterek/sağlayarak yapılan sorumluluk, yoğun bir seyahattir&quot;. Ekoturizm oldukça kompleks ve disiplinler arası ekoloji ve ekonomi evliliğinin bir ürünüdür . &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm gelişim modellerinden olan &quot;ekoturizm-ecotourism&quot; ya da &quot;yumuşak turizm-soft tourism&quot; ve &quot;kitle turizmi-mass tourism&quot; ya da &quot;sert turizm-hard tourism&quot; bazı özellikleri ile birbirinden kesin olarak ayrılmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sert turizm prensiplerine göre; kısa dönem kararlar, ani müdahale, yıkıcı etkiler, hızlı işlemler, kontrolsüz gelişim, düzensizlik, maksimum kar, kısa dönem, belirli gruba yönelik, sektörel, fiyatlı, nicel, büyüme eğiliminde, değişime dirençsiz, dışsal kontrolle etkilenen turizm modeli olarak tanımlanır. Yumuşak turizm ise prensiplerine göre önceden planı müdahale, koruyucu etkiler, yavaş işlemler, kontrollü gelişim, düzenlilik, optimal kar, uzun dönem, genel maksatlı, integre sistem, değerli, nitel, gelişme eğiliminde, değişime dirençli,  kendini kontrol eden turizm modeli olarak tanımlanır . &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Starateji ve planlama yaklaşımına göre de sert turizm plansız mekansal organizasyonlar, proje kapsamlı, düzensiz</description></item><item><title>TURİZM - TURİZM VE TERÖRİZM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-turizm-ve-terorizm-402575.html</link><description>turizm ve terörizm</description></item><item><title>KARAİN MAĞARASI (HÖYÜK)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?karain-magarasi-(hoyuk)-389486.html</link><description>KARAİN MAĞARASI  (HÖYÜK)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Antalya-Burdur karayolunun 13. km.sinde Karain işaret levhasından sola dönülerek Karain Mağarası yoluna girilir. Antalyaya uzaklığı 27 km.dir.1946 yılından beri kazılar yapılmaktadır. Yapılan kazılardan, bölgenin günümüzden 50 000 yıl kadar öncede yerleşim merkezi olarak kullanıldığı sonucuna varılmıştır. Türkiyenin içinde insan yaşamış en büyük mağarasıdır. Buluntular Karaindeki küçük bir müzede ve Antalya Müzesindeki Tarih Öncesi bölümünde sergilenmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ASPENDOS  (ANTİK ŞEHİR)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aspendos kenti, Side ile birlikte daha İÖ 5. yüzyılda kendi adına gümüş sikkeler basması, kentin zengin hayat sürdüğünü göstermektedir. Truva Savaşı&quot;ndan sonra güneye inen Argoslu kolonistler tarafından kurulduğu bilinen kent, sık sık Pers istilasına uğramıştır. Strabon ise Aspendos hakkında şu bilgileri verir: &quot;Syllion&quot;dan, sonra geniş bir göle Kapria&quot;ya, sonra da Eurymedon nehrine; ve gemiyle altmış stadia nehir yukarı gidilirse Argoslular tarafından kurulmuş, kalabalık bir kent olan Aspendos&quot;a gelinir. Aspendos&quot;un üstünde Pednellssos bulunur.&quot;&lt;br/&gt;Yunanlı Komutan Kimon, Aspendos&quot;u Akdeniz&quot;e bağlayan ve Aspendos kentinin yanından geçen Eurymedon (Köprüçay) ırmağı üzerinde Perslere karşı deniz ve kara savaşında (İÖ. 469) büyük bir zafer kazanmış; böylece Aspendos ile birlikte güney Akdeniz kentleri Attika-Delos Deniz Birliği&quot;ne katılmışlardı. Fakat çok geçmeden Persler İÖ. 425&quot;de yine Pamfılya&quot;yı kontrolları altına aldılar. Buna karşılık Atinalılar bir haraç kaynağı olarak gördükleri Aspendos&quot;u 425 yılına kadar ellerinde tutmayı başardılar. &lt;br/&gt;İÖ 411 de Persler bu kenti donanma üssü olarak tekrar kullandılar. İÖ. 389&quot;da Atina Generali Traybulos Pelepones Savaşlarından sonra meydana gelen yenilgi ile Atina&quot;nın onurunu tekrar kazanmak üzere (bunun yanında kendisine bir servet sağlamak için Küçük Asya kıyılarına yöneldi. Traybulos Eurymedon&quot;a ulaşarak Aspendos önünde demir attı. Onunla bir savaş yapmaktansa bir miktar para ile bu tehlikeyi atlatmak isteyen Aspendoslular halk arasında toplatılan bir miktar parayı kendisine verdiler Fakat askerleri bütün tarlalardaki ekinleri çiğneyerek Aspendosluları zarara uğrattıklar ıçin Aspendoslular harekete geçerek Traybulos&quot;u çadırında öldürdüler.  &lt;br/&gt;Büyük İskender İÖ 334&quot;te Aspendosa geldiği zaman burası hala Pers egemenliği altında idi. Önce B.İskender ile anlaşma yoluna giden Aspendoslular, Büyük İskender Side&quot;den sonra tekrar Perge yönüne ilerlediğinde bu anlaşmadan caymaya karar vermişler ve Büyük İskender&quot;in bir daha geri dönebileceğini hiç hesaba katmamışlardı Hatta neyi var neyi yoksa bütün her şeylerini Akropolis&quot;e taşımışlar, kalenin yıkıl&quot; kısımlarını onarmışlar, savunma için her türlü önlemi almışlardı 0 sırada Sillyon&quot;u kuşatmakta olan B.İskender kuşatmadan vazgeçerek bütün kuvvetiyle Aspendos üzerine yürüdü ve aşağı Aspendos&quot;u ele geçirerek esas kentin bulunduğu Akropolis&quot; kuşattı. Ancak bunun yanında Aspendoslular -herhalde araları açık olan Side tarafından olacak- komşuları tarafından kendilerine ait olmayan toprakları zorla almak ve tecavüz etmekle suçlandılar.  &lt;br/&gt;Bugüne kadar B.İskender hiçbir yenilgiye uğramadığı için, Aspendoslular korktular ve teslim olmayı en iyi sonuç olarak kabullendiler. Bu yeni koşullara göre; Aspendos yıllık 100 altın Talent vergi (1 Talent = 30,2 kg), her yıl Pers kralına verilen 4.000 al ve kentin ileri gelenlerinden esirler verilecek, bir Makedonya askeri grubu kentte bırakılacak ve B.İskender&quot;in belirleyeceği valiye boyun eğilecekti. Aspendoslular bu yeni koşulları kabul etmekten başka çare bulamadılar.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İS 129&quot;da Roma&quot;ya tabi olan Aspendos, Perge&quot;de olduğu gibi Romalı Siyaset adamı Verres&quot; in soygununa uğradı. Bu kişi, binalardaki ve tapınaklardaki heykelleri söküp götürdü. Verres daha sonra Cicero tarafından Roma Senatosu&quot;na dava edildi. Cicero, Sayın Baylar. Sizlerin de bildiği gibi&quot; diye başlayan konuşmasını şöyle sürdürmüştür: &lt;br/&gt;&quot;Aspendos, Pamfılya&quot;nın eski bir tarihe sahip ve birbirinden güzel heykellerle dolu ünlü bir kentidir. Benim şikayetim, bu kentten şu veya bu şekilde bir tane heykelin alınması değildir. Benim şikayetim, Verres&quot;in kentte tek bir heykel bile bırakmaması nedeniyledir. Verres bütün tapınak ve meydanlardaki heykelleri alıp götürmüştür. Evet, hatta bu heykeller arasında, Greklerde atasözü haline gelmiş olan hikayesini duymuş olduğunuz kendi müziğini kendi yapan Aspendos&quot;un ünlü*&quot;Harb Çalan Heykeli&quot; ni de alıp götürmüştür.&quot; Bu nedenledir ki, bugün Aspendos&quot;ta yapılan araştırmalarda bir tek he</description></item><item><title>OTELCİLİK - TURİZM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?otelcilik-turizm-401680.html</link><description>turizm</description></item><item><title>BURSA TANITIM (INGILIZCE)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bursa-tanitim-(ingilizce)-360112.html</link><description>BURSA&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BURSA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bursa is big and historic  and very beautiful.  It&quot;s a fifth Big city  in Turkey.  Bursa is  famous  for  it&quot;s  peacks,  chenuts,  knifes,  towels,  texiles, tombs, Uludağ, telefrik  and  mosques.&lt;br/&gt;                                         &lt;br/&gt;MOSQUES&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;ULU MOSQUE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The Ulu Mosque  was built  by Yıldırım  Bayezıd  in from 1395 to 1399. It&quot;s the biggest mosque  in  Bursa.It   was  twenty  domes.It has got an old Kabe&quot;s cover.It has got Kabe&quot;s Picture and a lot of Arabic writer.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;                     &lt;br/&gt;EMİRSUTAN  MOSQUE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The Emirsultan Mosque is in the area of Emirsultan district. The mosque has got Selvi trees. The mosque was built by Yıldırım Bayezıt&quot;s doughter and Hundi Hatun.The mosque was dostroyed by an earthquake in 1795 and rebuilt in 1954. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;GREEN MOSQUE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The Green mosque is in the area of Yeşil.İt was built by Çlebi  Mehmet  in  1939. Green  mosque is  famous  for  it is  tile.The mosque is the most beatiful and glamorous in Bursa.It&quot;s architect Hacı İvaz Ağa.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TOMBS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ORHANGAZİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Orhangazi is in the area of  Tophane. Sultan Orhan was a great organizer and the scond ruler of the Otoman empire. During this reing Bursa was camptured from Byzanitinos. Few years later Otoman crossed into vurope and the first Otoman silver coin was minted. He died in Bursa. The Tomb was built on the old foundation of a Byzatino cnurh some mosaic decoration has survived. The Tomb was dostroyed by an earthquake in 1855 and rebuilt in 1863.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GREEN TOMB&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sultan Çelebi Mehmet was fifth ruler of the Otoman state heregainedthe power after the defeats and the long dispute of throne with his brothers, the Tomb was completed under the orders of Hacı İvaz Paşa. At the command of Murat II following Mehmet Çelebi&quot;s death in may 1421. It was the noblest tomb that the dynasty had yet achived with the fine workmanshipof its tiles and wooden doors the sarcaphagus  gives the date of Sultan&quot;s deat on each window is surmounted by an inscription containingphrases of Hz Muhammed.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EMİR SULTAN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Emir Sultan is in the area of Emir Sultan.The tomb opposite Emir Sultan mosque.Emir Sultan, he&quot;s son emir Alii he&quot;s wife Hundi Hatun and he&quot;s two daughters  lie on the tomb.&lt;br/&gt;                     &lt;br/&gt;OSMANGAZİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Osmangazi is in the area of Tophane.Osmangazi was the founder of the Otoman empire which lasted six hundred years with his name the was burried after the copture of Bursa because of his will.The Tombs as originally know as the silvered tomb because the lead plates of its dome shone like silver the inscription above the door gives the name of Osman Gazi and the restoration date of 1863 the wooden sarcophagus is richly decurated.&lt;br/&gt;MUSEUMS&lt;br/&gt;                       &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;17. YY   OSMANLI  HOUSE  MUSEUM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;17. yy Osmanlı house museum is in the area of Muradiye.The house  is opposite the second Murad&quot;s külliye.The home is the  oldest  homes  in the Bursa.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BURSA YENİŞEHİR ŞEMAKİ&quot;S HOUSE&lt;br/&gt;                           &lt;br/&gt;            The museum is in the area of Yenişehir in Bursa. It was built by Şemaki&quot;s family.They were live in İran  formerly but later they were live Yenişehir. &lt;br/&gt;                                                                  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                                                                                   TÜRK  İSLAM  ESERLERİ MUSEUM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The museum was built by Çelebi Mehmet in from 1414 to 1424.It&quot;s in the  area of Yeşil Tomb.The museum has got İslam&quot;s work of art.museum is very nice.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;             ARKEOLOJİ MUSEUM  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;It&quot;s in the area of Kültür Park. Arkeoloji museum&quot;s to be found importand stone works in the garden. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ATATÜRK   MÜSEUM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;It was built in 19. yy. Atatürk  use in visit. It&quot;s in the area of Çekirge street.The museum has got old objeckts.When you enter in,you feel very nice.You bewitch nearly.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;         &lt;br/&gt;                                        BURSA ZOO&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;It was built on 10th November in 1998. It has got many animals.The zoo</description></item><item><title>TURİZM - PAMUKKALE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-pamukkale-402631.html</link><description>pamukkale</description></item><item><title>DİYARBAKIR EVLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?diyarbakir-evleri-382955.html</link><description>KENTİN TARİHİ&lt;br/&gt;TOROS DAĞLARININ GÜNEYİNDE, YUKARI DİCLE HAVZASINDA, NEHRİN SAĞ KIYISINDA VE DENİZDEN 650 M YÜKSEKLİKTE BULUNAN (YAKLAŞIK 40Â° 20 ENLEM VE 38Â° 50 BOYLAM) DİYARBAKIR, KARACADAĞIN LAVLARI ÜZERİNE KURULMUŞ OLUP TARİHİNİN, HİTİT VE HURRİ GÜNLERİNE KADAR İNDİĞİ (İ.Ö. 3500LER) KABUL EDİLİR. ERGANİ-ÇAYÖNÜNDE YAPILAN YENİ ARKEOLOJİK ARAŞTIRMALAR, BURADAKİ YERLEŞİK DÜZENİ İ.Ö. 7000LERE İNDİRİYOR. ŞURASI KESİN Kİ; YUKARI MEZOPOTAMYA UYGARLIĞINA BAĞLI OLARAK, ZENGİN VE ETKİN HİNTERLANDI NEDENİYLE TARİHİN HER DÖNEMİNDE ÖNEMİNİ KORUDUĞU, KENTİN BUNDAN GENİŞ ÖLÇÜDE ETKİLENDİĞİ ANLAŞILIYOR. BU NEDENLE İ.S. 349 YILINDA, ROMA İMPARATORU 2. KONSTANTİN GÜNLERİNDE KENTİN ÇEVRESİ SURLARLA ÇEVRİLDİ. 363TEKİ ANTLAŞMA GEREĞİ, NUSAYBİNDEN GELEN 40.000 KADAR GÖÇMEN, KENTİN HEMEN BATI YAKASINA YERLEŞTİRİLMEK İSTENİNCE, GAZİ CADDESİ BOYUNCA KUZEYDEN GÜNEYE UZANAN SURLAR (367-375) YIKTIRILIP BATI YÖNDE GENİŞLETİLEREK ŞİMDİKİ YERİNİ ALDI VE BÖYLECE KENT BİR O KADAR DAHA BÜYÜTÜLMÜŞ OLDU. GENELDE BİR KALKAN BALIĞINA BENZETİLEN KENTTE İÇ KALE, KUZEYDOĞU YÖNÜNDE VE SAVUNMASI EN KOLAY KÖŞEDEDİR. FİŞ KAYA VE BURASI DOĞU YÖNDE DOĞAL UÇURUMUYLA ÇOK UYGUN BİR SAVUNMA ORTAMI OLUŞTURUR. BUGÜNKÜ SURLAR, YAKLAŞIK 5 KM KADAR OLUP ENİ DOĞUDAN BATIYA, ELİMİZDEKİ HARİTALARA GÖRE ~1400 MYE, GÜNEYDEN KUZEYE 1040A YAKLAŞIR (~1,5 KM2). DİYARBAKIR SURLARI BAŞLI BAŞINA BİR TARİHTİR. SİYASAL GÜÇLERE BAĞLI OLARAK YIKILMIŞ, ONARILMIŞ VE BÜYÜTÜLMÜŞTÜR.&lt;br/&gt;AMİD (VEYA KARAAMİD), HAZRETİ ÖMERİN HALİFELİĞİ GÜNLERİNDE (634-644), 27 MAYIS 638DE ARAPLARIN ELİNE GEÇTİ. YAYINLAR BU TARİHİ DAHA ÇOK 639 OLARAK VERİYORLAR. ORDU, KENDİ KUŞATTIĞINDA İYAZ BİN GUNM MARDİN KAPISINI, SAİD BİN ZAYD URFA KAPISINI, MİRAZBİN CABAL DAĞ KAPISINI (HARPUT KAPISI) VE HALİD BİN VELİD DE YENİ KAPIYI ZORLUYORLARDI. GÜÇLÜ SURLAR, KENTİ ALMADA ÇOK ÖNEMLİ BİR ENGELDİ. KUŞATMA 5 AY SÜRDÜ. KENTİN DİCLE (DOĞU) YAKASINI SÜREKLİ OLARAK VURAN KUMANDANA, BİR GÜN KÖPEKLERİN GİRİP ÇIKTIĞI BİR KANALİZASYONUN GÖRÜLDÜĞÜ HABERİ VERİLİNCE, HALİ</description></item><item><title>TURİZİMİN ÜLKE EKONOMİSİNE KATKISI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizimin-ulke-ekonomisine-katkisi-451539.html</link><description>TURİZM SEKTÖRÜNÜN TÜRKİYE EKONOMİSİ İÇİNDEKİ&lt;br/&gt;YERİ VE ÖNEMİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME &lt;br/&gt;AN ASSESSMENT OF TOURISM SECTOR AND ITS SIGNIFICANCE &lt;br/&gt;IN THE TURKISH ECONOMY&lt;br/&gt;Ali ÇIMAT&lt;br/&gt;*&lt;br/&gt;Ozan BAHAR&lt;br/&gt;**&lt;br/&gt;ÖZET &lt;br/&gt;Türkiye&quot;de de turizm sektörü, özellikle 1980 yılından sonra büyük bir &lt;br/&gt;gelişme göstermiş ve ülkenin ekonomik sıkıntılar yaşadığı dönemlerde büyük &lt;br/&gt;bir döviz girdisi sağlayarak dış açıkların giderilmesinde, işsizliğin &lt;br/&gt;azaltılmasında, ödemeler bilançosunun iyileştirilmesinde önemli bir paya &lt;br/&gt;sahip olmuştur. Bu bağlamda çalışmanın amacı, turizmin Türkiye ekonomisi &lt;br/&gt;içindeki yeri ve önemini, gelişimini ve temel ekonomik büyüklükler açısından &lt;br/&gt;durumunu ikincil verileri kullanarak analiz etmektir. Türkiye&quot;ye gelen toplam&lt;br/&gt;yabancı turist sayısı, turizm geliri, turist başına harcama, turizmin milli gelir,&lt;br/&gt;ihracat ve toplam yatırımlar içindeki payı ile turizm tesis ve sayısını içeren söz &lt;br/&gt;konusu veriler; turizmin 1980 yılından günümüze çok büyük bir gelişme &lt;br/&gt;kaydettiğini ve Türk ekonomisinin en önemli sektörlerinden biri olduğunu &lt;br/&gt;göstermektedir. Turizm gelirleri ile turist sayısının daha da arttırılması&lt;br/&gt;açısından çevreyle uyumlu, rekabetçi ve sürdürülebilir &lt;br/&gt;politikalar &lt;br/&gt;izlenebilirse, Türkiye&quot;nin ileri yıllarda uluslararası turizm gelirinden çok daha&lt;br/&gt;fazla pay alması mümkün olacaktır. Bu da, toplumsal refahı en kısa sürede &lt;br/&gt;yükseltecektir. &lt;br/&gt;Anahtar Sözcükler: Turizm Ekonomisi, Türkiye&quot;de Turizm Sektörü, Türkiye &lt;br/&gt;Ekonomisi ve Turizm. &lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;Tourism sector in Turkey has shown great progress since 1980. &lt;br/&gt;Contribution of foreign currency while the country was having economic&lt;br/&gt;problems, helped to decrease foreign debt and unemployment. The aim of&lt;br/&gt;this study is to analyze the place of tourism in Turkish Economy and &lt;br/&gt;development of tourism within economic indicators by using secondary&lt;br/&gt;data. The data showing the number of tourists coming to the country, &lt;br/&gt;income earned from tourists, amount of expenditure per tourists and the &lt;br/&gt;share of tourism from GDP, investments and exports, indicate that tourism &lt;br/&gt;is one of the most leading sectors in Turkish Economy from 1980&quot;s &lt;br/&gt;onwards. It will be possible for Turkey to have a greater share from&lt;br/&gt;international tourism sector earnings if more competitive and sustainable &lt;br/&gt;policies are implemented in the future; and this will increase social welfare in&lt;br/&gt;the possible shortest period. &lt;br/&gt;Keywords: Tourism Economy, Tourism Sector in Turkey, Turkish Economy and &lt;br/&gt;Tourism.&lt;br/&gt;*&lt;br/&gt;Muğla Üniversitesi İ.İ.B.F., Öğretim Üyesi&lt;br/&gt;**&lt;br/&gt;Muğla Üniversitesi İ.İ.B.F., Doktora Öğrencisi&lt;br/&gt;________________________________________&lt;br/&gt;Page 2&lt;br/&gt;Turizm Sektörünün Türkiye Ekonomisi İçindeki Yeri ve Önemi Üzerine &lt;br/&gt;Bir Değerlendirme&lt;br/&gt;2&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, turizm, dünya ekonomisinde en &lt;br/&gt;hızlı gelişen ve genişleyen sektörlerden biri haline gelmiştir. Turizm, çoğu &lt;br/&gt;zaman diğer bir çok endüstri gibi bölgesel veya ulusal kalkınma için bir araç &lt;br/&gt;olarak kullanılmıştır. Turizm sektörü, yaygın biçimde gelir, iş ve vergi &lt;br/&gt;gelirlerinin &lt;br/&gt;oluşturulmasında,&lt;br/&gt;ödemeler &lt;br/&gt;dengesi &lt;br/&gt;problemlerinin &lt;br/&gt;hafifletilmesinde, bölgesel ve ulusal ekonomik gelişmelere katkıda &lt;br/&gt;bulunmada rol oynayan önemli bir faktör olarak yerini almıştır. &lt;br/&gt;Türkiye&quot;nin aktif dış turizmi özellikle 1980&quot;lerden itibaren önemli bir &lt;br/&gt;gelişme göstermeye başlamış ve ülke ekonomisine çok büyük katkı sağlayan &lt;br/&gt;gelir kaynaklarından biri durumuna gelmiştir. Ayrıca dünyadaki bütün &lt;br/&gt;turistler için de Türkiye popüler bir turist çekim merkezi halini almış, &lt;br/&gt;özellikle 1983-1989 yılları arasında turist sayıları ve turizm gelirleri &lt;br/&gt;bakımından Türk Dış Turizminin, diğer geleneksel turizm gelirlerine göre &lt;br/&gt;artış oranı bir önceki yılla karşılaştırıldığında %127 ile rekor düzeye çıkmıştır. &lt;br/&gt;Turizm gelirlerinin GSMH içindeki payı 1980 yılında %0.6&quot;dan, 2001 yılında &lt;br/&gt;% 6.0&quot;ya; bununla beraber turizm gelirlerinin toplam ihracat içindeki payı da &lt;br/&gt;aynı&lt;br/&gt;dönemlerde&lt;br/&gt;%11.2&quot;den &lt;br/&gt;%28.8&quot;e &lt;br/&gt;yükselmiştir&lt;br/&gt;(http://www.turizm.gov.tr.15.02.2003). Turizm, Türkiye için önemli bir &lt;br/&gt;döviz kaynağı oluşturarak, yeni istihdam olanaklarının meydana &lt;br/&gt;getirilmesinde dolayısıyla da işsizliğin azaltılmasında ve ödemeler dengesi &lt;br/&gt;problemlerinin giderilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle de&lt;br/&gt;turizm sektörü, Türkiye&quot;nin ekonomik kalkınma stratejisinde anahtar sektör&lt;br/&gt;olarak kabul edilebilecek bir konuma sahiptir . &lt;br/&gt;Çalışmanın amacı, turizmin Türk ekonomisindeki yeri konusunda bilgi &lt;br/&gt;vermek, Türkiye&quot;nin Avrupa ve dünya turizmi içind</description></item><item><title>BURSA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bursa-350978.html</link><description>BURSA &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Osmanlı Devletinin bir ara başkentliğini yapan, evliyalar diyarı, tarihi abideler şehri, tabii güzellikleri ve binlerce senedir bilinen şifalı kaplıcaları ile dünyaca isim yapan bir ilimiz.&lt;br/&gt;Marmara bölgesinin güneyinde yer alan Bursa , Bilecik, Balıkesir, Kütahya, Kocaeli, İstanbul illeri ve Marmara Denizi ile çevrili, Marmara bölgesini, Ege ve İç Anadolu&quot;ya bağlayan bir kavşak noktasıdır. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi Türkiye&quot;nin üç büyük şehrinin meydana getirdiği üçgenin merkezinde sayılır. 280  10&quot; ve 300  00&quot; kuzey enlemleri ile 400  40&quot; ve 390  35&quot; doğu boylamları arasında yer alır. Trafik numarası 16&quot;dır.&lt;br/&gt;                 İsminin Menşei&lt;br/&gt;Bursanın Bitinya kralı ikinci Prusias tarfından kurulduğu ve şehre &quot;Prusias&quot; (Prosa) dendiği, zamanla bu isim &quot;Brousse&quot; ve &quot;Brus&quot; olduğu söylenmektedir. Türkler şehri fethedince, &quot;Bursa&quot; demişlerdir.&lt;br/&gt;                 Tarihi&lt;br/&gt;Bu şehre tarih, damgasını okadar derin ve kuvvetli basmıştır ki o her yerde önümüze çıkar. İstanbul&quot;dan sonra en çok tarihi şahsiyetler ve eserleri bağrında taşıyan Bursa&quot;nın Türk tarihinde çok müstesna bir yeri vardır.&lt;br/&gt;Milattan iki bin yıl önce Trakya&quot;dan gelen &quot;Bitiniler&quot; Bursa ve civarına yerleşmiş ve Bitinya Krallığını kurmuşlardır. Bitinya kralı Prposyas, M.Ö. 1500 senelerinde Bursayı kurmuş, şehre Prosa denmiştir. Kartaca komutanı Anibal, bu krallığa sığınmış ve verdiği plana göre bu şehir kurulmuştur. Bitinya&quot;nın merkezi İzmit idi. Lidya kralı Krezüs, Bitinya topraklarını ele geçirmiş, Persler Lidyayı yenerek 200 sene valilik (satraplık) olarak idare etmiştir. Persleri Makedonya Kralı İskender yenerek  bu bölgeye hakim olmuştur. İskender&quot;in ölümü üzerine  imparatorluk kumandanlar arasında taksim edilince, bu bölge &quot;Antiyon&quot;un hissesine düşmüştür. Bilahare bu bölge, Roma İmparatorluğu&quot;na dahil edilmiş ve Roma&quot;nın M.S.395&quot;te Doğu ve Batı olarak bölünmesinde Bursa ve civarı Doğu Roma&quot;nın (Bizans&quot;ın) hissesine kalmıştır. Bizans devrindeyken İran Sasani hükümdarı Hüsrev Perviz, Bizans İmparatoru Herakliyüs&quot;ü yenerek Bursayı ele geçirmiş, Trakya&quot;dan gelen Türkler Bizanslılara yardım ederek geri almıştır.  &lt;br/&gt;Abbasi halifesi Harun Reşit zamanında İslam ordusu Söğütçük kasabasına kadar gelmiş anlaşma yapıp geri dönmüşlerdir. Hamdanoğlu sülalesinden Seyfüddevle 924&quot;te Bursa&quot;yı kuşatmış ise de alamamıştır. 1071 Malazgirt zaferinden sonra Bursa civarı Türk&quot;lerin eline geçmiştir. 1097&quot;de Türkler Bursa&quot;yı fethetti fakat bu kısa sürdü. Selçuklu Sultanı Melikşah, Kutamışoğlu Süleyman Şahı Bursa fethine gönderdi. İznik önünde geri çevirdi.&lt;br/&gt;Oğuz Türk&quot;lerinin Kayıhan boyundan Karakeçeli aşiretinin lideri Ertuğrul Gazi, Selçulu Sultanı Alaeddin Keykubat zamanında (1210-1236) Söğüt ve Domaniç civarında yerleşti. Oğlu Osman Bey Osmanlı Devletini kurdu. Osmanlı Devletinin ilk fethettiği yer Kulacahisar&quot;dır.(İnegöl&quot;den 5 Km. uzaklıkta bir köy.) Bilahare Karacahisar&quot;ın fethinden sonra sırayla İnegöl, Kestel, Ulubat, Yalova, Karamürsel fethedildi. Osman Gazi, oğlu Orhan Gazi&quot;ye Bursa&quot;nın güneşte parlayan Sent Eli Manastırının kubbesini (Tophane) göstererek beni buraya gömün diyerek vasiyet etti. Orhan Gazi Mudanya, Gemlik ve Atronos (Orhaniye)u fethettikten sonra, Bursa güneyinde Pınarbaşı&quot;nda karargahını kurdu. Bursa&quot;yı kuşattı. Bursa tekfuru, Köse Mihail vasıtasıyla teslim olmak istediğini bildirdi. 30 bin flori altın verdi ve Osmanlı askerleri nezaretinde İstanbul&quot;a gitti.&lt;br/&gt;Bursa 6 Nisan 1326 Cumartesi günü Türkler tarafından fethedildi. Orhan Gazi, Bursa&quot;yı Osmanlı Devletinin Başkenti yaptı. Birinci Murat (Hüdavendigar) 1365&quot;te Osmanlı başkentini Edirne&quot;ye nakletti. Fakat tahta çıkmalar, cenaze törenleri ve gömülmeler Bursa&quot;da olmuştur. İstanbul&quot;un fethine kadar Bursa sembolik başkent olarak devam etti.1841&quot;den sonra Anadolu Beylerbeyi Bursa&quot;da oturmuştur.&lt;br/&gt;Yıldırım Beyazit ile Timur Han 28 Temmuz 1402&quot;de yapılan Ankara svaşından sonra Bursa ve Osmanlı Devleti sıkıntılı günler geçirdi. Kısa zamanda burada Osmanlı hakimiyeti sağlandı. Birinci Dünya Harbine kadar her hu</description></item><item><title>SAĞLIK TURİZMİNİN ÖZELLİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?saglik-turizminin-ozellikleri-388976.html</link><description>SAĞLIK TURİZMİNİN ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;İnsanlar yaşadıkları yıllar içinde sağlıklı olmak zorundadırlar. Çünkü, insanlar sağlıklı oldukça verimli bir çalışma yapabilirler.&lt;br/&gt;Bu nedenle ilk çağlardan bu yana insanlar sağlık bulmak, ağrılarından, sızılardan, yağlardan kurtulmak için kendilerini sağaltma olanaklarını aramışlar, bulmuşlardır.&lt;br/&gt;Kuşkusuz ilk caglarda insanlar ancak bol olanaklardan oldugu gibi yararlanmaya yollarini bulmuşlar. Bunlardan bir çogu bugün tip bilimi içinde yer almiş, dolayli olarak da turizme özgü etkinlikleriyle önem kazanmiştir.&lt;br/&gt;Sanayileşme ve kentleşme sonucu gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde cevre sorunlari insan sagligini bozan, iş gücü verimini azaltan bir yaşama ortamina neden olmaktadir. Beslenme bozukluklari , sinirsel yogunluklari artiran, bu ortamin yarattigi sorunlari gidermek  amaciyla Almanya, Fransa, Italya vb. ülkeler  kaplıca, deniz ve iklim gibi kaynak değerlerinden yararlanma yollarını aramış, başlangıçta halk sağlığını ve işgücü verimini korumak amacıyla sürdürülen bu çabalar, sonraları iç ve iklim kürleri gibi uygulamalara dönüşmüştür.&lt;br/&gt;Kür ve tedavi amacı ile belirli bir zaman için yer değiştiren insanlar, gittikleri yerlerde konaklama, beslenme, kür ve tedavi uygulaması, dinlenme ve eğlenme gereksinimlerini karşılayarak alt-üst yapısı tesislerine gerek duymaktadırlar.Ekonominin arz ve talep kuralı içinde işlerlik kazanan bu olay günümüzde sağlık turizmi olarak adlandırılan önemli bir turizm türünü oluşturmuştur.&lt;br/&gt;Doğanın sağlık verici özelliklerinden yararlanmak isteyen insanların sıcak su, maden suyu, hamam, kaplıca ve bunaları tamamlayan kür merkezlerini ve bazı tıbbi hizmetlerin sunulduğu sağlık merkezlerini ziyaret etmeleridir. Tıbbi turizm deniz, iklim ve mağara tedavisini içine almaktadır.&lt;br/&gt;Kür tedavisi zamanla tüm yıl boyu sürdürülebilmesi, turizm sektörüne ayrı bir çekicilik kazandırmıştır.Kür kuralları gereğince kaplıca, deniz ve iklim kürlerinde 3 hafta süre ile kür yapılmasının öngörülmesi ise, sağlık turizm</description></item><item><title>EDİRNEKAPI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?edirnekapi-384295.html</link><description>EDİRNEKAPI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İstanbul surları üzerinde, kuzeybatı yönünde, kara yönüne açılan kapılardan biri ve yöresindeki semtin adı. İmparator II. Theodosios tarafından ikmal edilen ve bu sebeple Thedosios surları adı ile anılan Haliç&quot;ten Marmara Denizi&quot;ne kadar uzanan kara surları üzerinde olup, Osmanlı-Türk hakimiyeti devresinde Edirne karayolunun başlangıç noktası olmak itibariyle Edirne Kapısı (Edirnekapı) adlı olan bu kapının Bizans devrindeki adı Kharsia pyle veya Palykhandria idi. İstanbul&quot;un yedi tepesinden biri üzerinde bulunan bu kapının denizden yüksekliği 74m&quot;dir. Bizans devrinde 14 idari bölgeye bölünen şehrin 10. bölgesinde bulunuyordu .&lt;br/&gt;MİHRİMAH veya MİHRÜMAH SULTAN (1524-1578)&lt;br/&gt;(İstanbul) M. 1550-55 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman&quot;ın kızı ve Sadr-ı azam Rüstem Paşa&quot;nın zevcesi Mihrimah Sultan namına İstanbul&quot;da Edirnakpı&quot;da Mimar Sinan tarafından yapılmıştır.&lt;br/&gt;Kanuni Sultan Süleyman ile Hurrem Sultan&quot;ın kızı. Sultan Süleyman&quot;ın tek kız çocuğu olmakla büyük bir itina içinde yetiştirilmiş ve babasının şefkat ve muhabbetini ölünceye kadar muhafaza ederek, Cihan Padişah&quot;ının üzerinde büyük bir nüfuza sahip olmuştur. Gayet dindar ve hayır kuruları yaptırmaya meraklı bir kişilikte idi. &lt;br/&gt;Kendisinin ve eşi Rüstem Paşa&quot;nın servetini bu hayır işlerine harcamakla ün yapmıştır. İstanbul&quot;da Edirnekapı&quot;da cami, çeşme, hamam ve medrese ile Üsküdar&quot;da iskele meydanında yine bir cami, çeşme ve misafirhane onun eseridir. Bunlardan başka Mekke&quot;de Zübeyde kaynağı su yollarını da inşa ettirmiştir . &lt;br/&gt;MİHRİMAH SULTAN KÜLLİYESİ (Edirnekapı)&lt;br/&gt;Suriçi&quot;nin Haliç&quot;e egemen olan siluetini Edirnekapı&quot;da sonlandıran Mihrimah Sultan Camii, Sinan&quot;ın mimarideki plastik tasarım gücünü en iyi ifade eden yapılarından biri olarak haklı bir üne sahiptir. Evliya Çelebi &quot;Şair Selatin camilerinin kasrı makamındadır&quot; der. Bütün masraflarının 1. Süleyman (Kanuni) tarafından yapıldığını söyleyen Evliye, cami ile birlikte odaları avlunun dört tarafı işgal eden bir medrese, hamam ve çarşının olduğunu, fakat darüzziyafe ve darüşiffasının ve sultan mahfisinin olmadığını, dış avlusunun çınar ağaçlarının gölgesinde bulunduğunu söyler.hadika&quot;da ise caminin iki medresesi, mektebi ve mahfil-i hümayunu olduğu ve arka avluda bulunan türbenin Rüstem Paşa&quot;nın damadı Güzel Ahmet Paşa&quot;nın türbesi olduğu yazılmaktadır.&lt;br/&gt;Peçevi ve Evliya külliyelerinin masrafının Kanuni tarafından verildiğinin yazılması ve babasının türbesinde yatan Mihrimah Sultan&quot;ın ölümünün 964/1556-57 olarak hadika tarafından belirtilmesi Mihrimah Sultan&quot;ın yapılarının babasına mal edilmesine ve tarihlerinin ona göre dönüşülmesine yol açmıştır. İhtifalci Ziya Bey 1555 tarihini verir. Bu bilgilerin kaynağını vermez. Fakat Süleymaniye külliyesi yapılırken Mihrimah Sultan külliyesinin yapılmadığını düşünmek zordur. C. Boysun kızının Kanuni&quot;den çok sonra (1578) öldüğünü yazar. Madresenin ilk hocasının 975/1568-69&quot;da atandığı bilindiğine (C. Baltacı) ve Atai camii&quot;nin inşatının 970/1652-63&quot;te bir kez durdurularak, sonradan tanımlandığını yazdığına göre Konyalının 1562-65 arasında yapıldığına ilişkin ve bu kaynaklara dayandığı anlaşılan tarihlemesi doğrudur. Avlu çevresindeki medresenin yine 1560&quot;lı yıllarda bittiği anlaşılıyor. Medresenin sonradan eklendiği şekilde düşünceler varsa da, Edirnekapı yakınındaki bir zemin yükseltisi üzerinde bu külliye platformunun, başından medreseyi de içerecek şekilde tasarlanmış olduğunu yansıtır. Bir vaziyet planı sorunu yoktur. Camiin vakfiyesi 978/1570-71&quot;den tanzim edilmiştir. Bu vakfiyede cami ve medresenin vakfı olarak cami civarında 63 dükkanlı bir çarşı, bir ev ve bir bakkal dükkanından söz edilmektedir. Baltacı daha önce burada bir han ve sebil yapılmasının düşünüldüğünü yazıyorsa da bu konuda bir kaynak göstermemektedir.&lt;br/&gt;Bütün bu bilgiler derlendiği zaman Edirnekapı külliyesinin cami, medrese, çifte hamam, çarşı, türbe ve sıbyan mektebi olarak, belki aralıklarla fakat 1560&quot;lı yıllarda tamamlandığı kabul edilmektedir.&lt;br/&gt;Tarihi Raşid&quot;de 29 Mayıs 1719&quot;da İstanbul sularında da büyük tahribata neden olan büyük depremde Mihrimah Sultan Camii&quot;nin kubbelerinin çöktüğü ve medrese kubbelerinin yıkıldığı yazılıdır. İkinci medresenin bu medrese olup olmadığı ve Hadika&quot;da sözü edilen ikinci medresenin yeniden tamir edilmiş olabilecek bir</description></item><item><title>TURİZM - KÜLTÜREL ZENGİNLİKLER ÜLKESİ TÜRKİYE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-kulturel-zenginlikler-ulkesi-turkiye-402576.html</link><description>kültürel zenginlikler ülkesi türkiye</description></item><item><title>ÇANAKKALE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?canakkale-383171.html</link><description>ÇANAKKALE</description></item><item><title>BERGAMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bergama-378994.html</link><description>İzmir&quot;in büyük bir ilçesi olan Bergama, Bakırçay&quot;ın geçtiği ovanın kuzey kenarında, 300 m. yükseklikteki bir tepenin eteklerinde yer almaktadır. Ege Denizi ve Çandarlı Körfezine 25- 30 km. uzaklıktadır. Bugünkü adı antik dönemdeki ismi olan Pergomon &quot;dan gelmektedir. İlk çağda muhteşem abideleriyle büyük bir şehir ve aynı adı taşıyan krallığın merkezi olmasının yanı sıra Ortaçağ&quot;ın önemli stratejik mevkii, Karesioğulları&quot;nın merkezi ve son olarak Osmanlı İmparatorluğunun önemli merkezlerindendir. &lt;br/&gt;Kesin kuruluş tarihi bilinmeyen kentin yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen bilgilere göre M.Ö.7. yüzyıllarda sur duvarlarının inşa edildiği saptanmış olup, bu yıllarda kentleşmenin başladığı anlaşılmaktadır. Tarihi belgeler arasında adına ilk defa Ksenofon&quot;un (M.Ö.355-352) Anabasis&quot;inde rastlanır. Bu eserde verilen bilgilerden, Bergama&quot;nın M.Ö. 547-546&quot;da Anadolu&quot;yu istila eden Perslerin eline geçtiği ve onların burada bir garnizon kurdukları öğrenilmektedir. M.Ö.334&quot;te Büyük İskender tarafından alınan kent onun ölümünden sonra önce Frigya- Lykya Kralı Antigonos&quot;un, daha sonra Trakya Kralı Lysimakhos&quot;un eline geçti. Lysimakhos&quot;un ölümünden sonra Philaettairos Trakya Krallığından ayrılarak Selevkos Krallığı&quot;na bağlı otonom bir devlet kurdu. (M.Ö.283). Bu devlet I. Eumenes (M.Ö. 263 - 241) tarafından bağımsızlığına kavuşturuldu. Bergama bundan sonraki bir buçuk asır boyunca adını verdiği krallığın önemli idari ve kültürel merkezi olma özelliğini sürdürdü. I. Attalos ve oğlu II. Eumenes zamanında en parlak devrini yaşadı. Şehirde akropol, tiyatro ve çeşitli eserler inşa edildi . Muhteşem kütüphanesi, 120.000 kişilik nüfusu, özellikle şehrin adını aldığı deriden imal edilen parşömen kağıdı (Pargamenj kağıdı ) ile kent M.Ö. 133&quot;te Roma hakimiyetine girdi. Roma döneminde Asya eyaletinin önemli bir merkezi oldu. M.S.117 - 138 yıllarında Hadrianus devrinde önemli gelişmeler oldu ve Roma yapıları ile kent süslendi. &lt;br/&gt;Hristiyanlığın yayıldığı yıllarda Bergama, Bizanslıların önce Efes&quot;e bağladıkları bir piskoposluk merkezi daha sonra metropolitlik oldu. &lt;br/&gt;12. yüzyılda Türklerin akınları başladı. 1113 yılında Türkler şehri aldılarsa da bu kısa sürdü. Bizanslılar ile Türkler arasında el değiştiren kent bir süre haçlı seferlerine de hedef oldu. 1302 yılında Bizans hakimiyeti ortadan kalkan şehirde Karesioğulları Beyliği idareyi ele aldı. 1341 yılından hemen sonra ise Bergama Osmanlılar tarafından alındı. &lt;br/&gt;Önceleri, tepede etrafı surlarla çevrili bir kale şehir olan Bergama, Attoloslar zamanında etrafı iki defa surlarla çevrilmiş oldukça büyük ve müstahkem bir şehir durumundaydı. Romalılar zamanında ise ovaya doğru yayılmış bir görüntü arzetmekteydi. Türkler&quot;in eline geçtiğinde de bu fiziki özelliğini korudu, hatta yeniden canlılık kazandı ve bir Türk şehri halinde gelişti. 1520 - 1530 yıllarından kalan arşiv kayıtlarına göre şehirde bir üzüm işleme atölyesi , bozahane, mum imalathanesi bulunuyor , büyük kısmının gelirleri çeşitli vakıflara ait en az 350 dükkan, bir bedesten, en az üç han, dört hamam ve bir kervansaray yer alıyordu. Şehirde günümüze ulaşan, Osmanlı döneminde inşa edilen belli başlı yapılar arasında şunları sayabiliriz. Ulu Cami (XIV. Yüzyıl), Çukurhan (XV. Yüzyıl), Taşhan (1432), Bedesten (XV.Yüzyıl), Kurşunlu Cami (1435), Hacı Hakim Camii (1508- 1509), Ansarlı Camii (1543), Şadırvanlı Camii (1550) ve Selimiye Camii (1890- 1891). &lt;br/&gt;ANTİK YERLEŞMELER &lt;br/&gt;AKROPOLİS&lt;br/&gt;Akropol son derece dik bir tepe üzerinde kurulmuştur. Yaklaşık 300 m. yükseklikteki bu tepeye kıvrılarak tırmanan bir yoldan çıkılır. Akropol denilen şehir yerleşiminde dini, resmi, sosyal ve ticari binalar iç içe kendine özgü bir plan çerçevesi içinde yerleşmiştir. İlk çağlardan bu yana iskan yeri olan tepenin üstünde Bergama Kral sarayları yer alır. Beş adet sarnıç ile cephanelik de bu tepe üzerine yerleşmiştir. Binaların alt bölgesinde Athena Tapınağı vardır. Ayrıca Kütüphane ve Trajan tapınağı da bulunmaktadır. Bunlarında altındaki terasta Zeus sunağı özenle yerleştirilmiştir. Dünyadaki en dik tiyatrolardan birisi de burada yer almaktadır.. En alt kesimde ise Gymnasion ve Demeter tapınağı bulunur. Akropol&quot;ün tüm yapıları topoğrafik konum nede niyle kent yolunun gerektirdiği zorunluluk sonucu güneyden kuzeye doğru sıralanmışlardır. Ancak ana cepheleri uzaktan görülmeleri amacıyla batıya dönüktür. Zeus sunağı her yönden görülmesi için kolonad</description></item><item><title>DENİZLİDE TERMAL TURİZMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?denizlide-termal-turizmi-351111.html</link><description>Denizlide Termal Turizmi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;1- Termal Turizm &lt;br/&gt;1.1 Termal turizminin tanımı&lt;br/&gt;1.2 Termal tesislerinin nitelikleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- Ülkemizde Termalizm &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3- Şifalı Sular ve Kaplıcalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4- Denizli&quot;de Termal turizm&lt;br/&gt;4.1 Pamukkale şifalı suları&lt;br/&gt;4.2 Buldan maden suyu&lt;br/&gt;4.3 Karahayıt kaplıca ve içmeleri&lt;br/&gt;4.4 Pamukkale kaplıca ve içmeleri&lt;br/&gt;4.5 Kaklık mağarası&lt;br/&gt;4.6 Çizmeli çamur kaplıcası&lt;br/&gt;4.7 Gölemezli çamur kaplıcası&lt;br/&gt;4.8 Babacık ( Kabaağaç) kaplıcası&lt;br/&gt;4.9 Tekkeköy kaplıcası&lt;br/&gt;4.10 Kavakbaşı kaplıcası&lt;br/&gt;4.11 Kızıldere kaplıcası&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5- Pamukkale Karahayıt Bölgesinde Yapılan Tedavi Şekilleri&lt;br/&gt;5.1 Otellerin uzmanlar kontrolünde sundukları hizmetler&lt;br/&gt;5.2 Elektroterapi uygulama alanları&lt;br/&gt;5.3 Sinir yaralanmalarında fizyoterapi rehabilitasyon programları&lt;br/&gt;5.4 Bel tedavisi ve bel rahatsızlıkları için fizyoterapist programları&lt;br/&gt;5.5 Zayıflama ve selülit programı&lt;br/&gt;5.6 Romatizmal hastalığında tedavi programı&lt;br/&gt;5.7 Stres atma programı&lt;br/&gt;5.8 Migren tedavisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖNSÖZ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde, turizm açısından en önemli doğal kaynaklardan biri termal sulardır. Termal su kaynaklarının kalitesi ülke coğrafyasına yayılmış yoğunluğun ve henüz dış turizme açılmamış olması nedeniyle kaplıca turizmi oldukça cazip görünmektedir. Ülkemiz dünyada kaplıca turizmi açısından üst seviyelerde olmaya adaydır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemiz kaplıca turizmindeki kaynakları verimli olarak kullanmak için turizme yönelik turist yapılarının geliştirilmesi teknolojik yeniliklerle donatılması, gerekli iş gücünün yetiştirilmesi gibi önlemler alınmalıdır. Ayrıca ülkemiz kaplıca turizmini dünya standartlarına ulaştırmak ve bu alandaki kaynakları verimli olarak kullanmak gerekmektedir. Avrupa kaplıcalar birliğine ülkemizin de katılması önemli bir gelişmedir. Bu gelişme ile kaplıca otel ve kültür merkezlerinin oluşumu sağlanmaktadır.&lt;br/&gt;Bu konun incelenmesinin amacı Denizli&quot;nin termal turizmi hakkında önemli bilgiler edinebilmektir. Burada önemli olan şifalı kaplıca sularını ve maden sularını kapsayan termal turizmin insanların turizme ilgi duymasında önemli bir etken olduğunun öğrenilmesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.TERMAL TURİZM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1 TERMAL TURİZMİNİN TANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tedavi amacı ile yapılan turizmdir. Doğanın sağlık verici özelliklerinden yararlanmak isteyen insanların sıcak su ve maden suyu, hamam, kaplıca ve bunları tamamlayan kür merkezlerine ve bazı hizmetlerin ucuz olarak sunulduğu sağlık merkezlerini ziyaret etmeleridir.(Demir, Çevre Yazıları: 71)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde sanayileşme ve kentleşme sonucu ortaya çıkan çevre sorunları ve kirlenmesi insan sağlığını bozan, verimliliği azaltan bir ortam yaratmıştır. Romatizmal hastalıklar, beslenme bozuklukları ve sinirsel yorgunlukları arttıran ortamın sorunlarını gidermek amacı ile kaplıca kürleri düzenlenmektedir. Ayrıca ülkemizde kaplıcaya gitmek bir gelenektir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm sektöründe bu potansiyelin değerlendirilmesi için termal tesislerin planlı bir şekilde yapılması, mevcutların gözden geçirilerek eksiklerin giderilmesi, denetimi zorunludur. Konu ile ilgili mevzuat incelendiğinde yürütme aşamasında aksakların olduğu bir gerçektir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de termal turizmine yönelik mevzuatın yürütümü, Turizm, Sağlık, Bayındırlık ve İskan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlıkları&quot;nın işbirliği halinde çalışması ile mümkündür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm Bakanlığı, birinci derecede önemli ve öncelikli kaplıca, içme ve kür merkezlerinin imar planlarının hazırlatılması, ilgili bölgelerde konaklama tesislerinin gerçekleştirilmesi için belge ve kredi verilmesi, altyapı ve kür tesislerinin gerçekleştirilmesi için yardım, kredi ve teşvikte bulunulması, ilgili işletmelerin denetiminin etkin kılınması, bu konularda ülke içi ve dışı tanıtma faaliyetlerinde bulunulması hizmetlerini yürütmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sağlık Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı ile işbirliği yaparak, tedavi ve kür merkezlerinin yapı ölçütlerinin &quot;Yapı İhtiyaç Programının&quot; tespiti, tıp fakülteleri ile işbirliği yaparak konu ile ilgili araştırma enstitülerinin açılması, özel eğitim görmüş kür doktorları ve yardımcı sağlık personelinin yetiştirilmesi, kaplıca-içme-lerin su analizlerinin yapılma</description></item><item><title>DÜNYANIN YEDİ HARİKASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dunyanin-yedi-harikasi-365335.html</link><description>- DÜNYANIN YEDİ HARİKASI -&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İnsanların çağlar boyunca hayran kaldıkları büyük eserler, asırlar boyu sanatçılara ilham, onlara yaklaşma ve onları geçme, daha iyisini ve daha güzelini yapma arzusu vermiştir. Tarihi açıklayan, insan gücünün ve kabiliyetinin tanıkları olan bu şaheserlere ilgi duymayan nesiller, yaratıcılıklarını kaybetmişler, içinde bulundukları nesillerin medeniyet yarışında geri kalmalarına sebep olmuşlardır. Bu sebeple, bütün dünya için eşsiz birer kaynak ve hazine olan bu eserlerin bilinmesinde büyük faydalar vardır. &lt;br/&gt;Tarihçiler, yazarlar ve sanatkarlar, yüzyıllardan beri &quot;Dünyanın en büyük ve en güzel anıtları hangileridir, nerede, ne zaman ve niçin yapılmışlardır?&quot; sorularına cevap aramışlardır.&lt;br/&gt;M.Ö. 4. yüzyılda Sidonlu Antipatros ilk defa, kendi çağında yeryüzünde mevcut olan yedi büyük ve güzel anıtı &quot;Dünyanın Yedi Harikası&quot; olarak adlandırmıştır. Heykeltraşlık ve mimarlık şaheseri olan bu eserler şunlardır: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1- Mısır Piramitleri &lt;br/&gt;2- İskenderiye Feneri &lt;br/&gt;3- Babilin Asma Bahçeleri &lt;br/&gt;4- Efesteki Artemis Tapınağı &lt;br/&gt;5- Olimpostaki Zeus Heykeli &lt;br/&gt;6- Kral Mausoleusun Mozolesi &lt;br/&gt;7- Rodos Heykeli &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Antipatrosun, yaşadığı çağda dünyanın başka yerlerine gitme imkanı olsaydı, belki de bu harikaların sayısını iki, üç katına çıkarırdı. Ancak, sadece tanıdığı yerlerde gördüğü bu eserleri yedi harika olarak tanımlamıştır.&lt;br/&gt;Antik Çağda yapılan bu eserler, hem boyutları hem de olağanüstü dekor ve işlemelerinden dolayı önemli eserlerdir. Dünyanın yedi harikasından günümüze sadece Mısır piramitleri kalmıştır. Yangın, deprem, savaş ve zamana aşımı diğerlerinin yok olmasına neden olmuştur. Arkeologlar eserlerin görünüşleri ile ilgili olarak anlatılanları temel almışlardır.&lt;br/&gt;MISIR PİRAMİTLERİ&lt;br/&gt;Dünyanın yedi harikası arasında günümüze kadar gelebileni Mısır piramitleridir. Mısırın çeşitli bölgelerinde onlarca piramit vardır. Piramitlerin nasıl ve niye yapıldığı hakkında çeşitli görüşler olmasına rağmen bu sorulara kesin cevaplar verilememiştir. Ama en akla yatkını piramitlerin Mısırda tanrısal bir anlam taşıyan firavunların mezarı olmasıdır. İçindeki gizli dehlizler, kapılar, salonlar hep yabancılara karşı firavunun hazinelerini ve mumyalanmış bedenini korumak için yapılmıştır. Bu piramitlerin en büyüğü Firavun Keopsa ait olan 146 metre yüksekliğindeki piramittir. &lt;br/&gt;  Dünyanın yedi harikasından günümüze kadar ulaşan tek eser, Mısırdaki Keops Piramididir. Mısırın başkenti Kahire yakınındaki Nil Nehrinin batısında bulunan Giza Yaylasında bulunmaktadır.&lt;br/&gt;Keops Piramidinin yanında biraz daha küçük olan Kefren ve Mikorinos piramitleri bulunmaktadır. Ayrıca, içlerinde prenseslere ve firavunun en yakın yardımcılarına ait mumyaların bulunduğu beş piramit daha vardır. &lt;br/&gt;Büyük Piramit de denen Keops Piramidi, M.Ö. 2800 yıllarına doğru hüküm süren Mısırın 4. Sülale devri hükümdarlarından Keopsun mezarıdır. İkinci büyük piramit, Keopsun kardeşi olan ve O öldükten sonra firavun olan Kefrene aittir. Küçük piramit ise M.Ö. 2500lü yıllarda hüküm süren Mikerinosa aittir. &lt;br/&gt;Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-kabirlerin en eskileri ve en büyükleridir. Bunların en haşmetlisi olan Keops Piramidi dış görünüşü ile de &quot;Dünyanın Birinci Harikası&quot; olma niteliğine hak kazanmıştır. &lt;br/&gt;Piramitler, firavunun mumyası ile hepsi birbirinden değerli eşsiz nitelikteki sanat eserlerini; kral, kraliçe, prens heykellerini de içlerinde saklıyordu ve bu eşsiz hazineleri saklamak için yapılmışlardır. &lt;br/&gt;Keops Piramidinin yüksekliği 138 metredir. Tepeden 10 metre kadar aşınmıştır. Bazıları 10-15 ton ağırlığında olan 2.300.000 adet blok taşın üst üste yığılmasıyla oluşturulmuştur. Bir kenarı 227 metre olan dörtgen tabanı 50.524 metrekarelik bir alanı kaplar. Piramidin iç ortasında, tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar yukarıda firavunun odası vardır. Firavunun mumyası, hazinesi ve özel eşyası bu odaya konmuştur. Oda 10,5 metre uzunlukta, 5 metre genişlikte ve 6 metre yüksekliktedir. Buraya 50 metrelik bir dehlizden girilir. Biri kraliçeye ait olan iki oda daha vardır. &lt;br/&gt;Tarihçi Herodota göre, ağır granit blokları, piramidin üst bölümlerine çıkarmak için 925 metre boyunda, 19 metre genişlikte bir rampa yapılmıştır. Sadece bu rampanın yapılması bile 10 yıl sürmüştür. Bu muazzam mezar, üç ayda bir toplanan 100.000 esirin çalışmasıyla 30 yılda tamamlanmıştır. Daha sonra da Keopsun ve eşinin mumyalanmış cesetleri bu mezara yerleştirilmiştir.</description></item><item><title>AB TURİZM POLİTİKASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ab-turizm-politikasi-445779.html</link><description>AB Turizm Politikası&lt;br/&gt;&quot;iş dünyası, istihdam ve gelişme&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AVRUPA BİRLİĞİNDE TURİZMİN ÖNEMİ1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AVRUPA BİRLİĞİ TURİZMİ NASIL DESTEKLER?2&lt;br/&gt;*1990lardaki başarılar&lt;br/&gt;*Son gelişmeler: Turizm ve İstihdam Politikası&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AVRUPA BİRLİĞİ HEDEFLERİNE &lt;br/&gt;BİR KATKI OLARAK TURİZM4&lt;br/&gt;*Serbest dolaşım: turistler için kolaylık&lt;br/&gt;*Rekabet gücünün ve istihdamın teşviki&lt;br/&gt;*Bölgesel kalkınma: azgelişmiş bölgelerde turizmin&lt;br/&gt;geli*mesinin te*viki&lt;br/&gt;*Turizm sektöründe mesleki güvenlik ve sağlık&lt;br/&gt;*Tüketici hakları: turistlerin korunması&lt;br/&gt;*Özürlülerin bütünleşmesinin kolaylaştırılması&lt;br/&gt;*Çevrenin korunması&lt;br/&gt;*Turizm ve kültür arasındaki işbirliğinin arttırılması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AVRUPA-AKDENİZ ORTAKLIĞI: &lt;br/&gt;AB VE TÜRKİYE ARASINDA &lt;br/&gt;TURİZM İŞBİRLİĞİ ÇERÇEVESİ10&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AVRUPA BİRLİĞİNİN GENİŞLEMESİ:&lt;br/&gt;TOPLULUK MÜKTESEBATININ BENİMSENMESİ11&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BİLGİ KAYNAKLARI12&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AVRUPA BİRLİĞİ İÇİN TURİZMİN ÖNEMİ&lt;br/&gt;Avrupa, farklı diller, kültürler, gelenekler ve manzaralar içeren bir kaleydoskoptur. Avrupanın çeşitliliği, aralarındaki farkları korudukları halde birçok ortak değere sahip olan halklarının yenileşme ve yaratıcılığına tanıktır. Utrecht yakınında bir lale tarlasında yürümek, bir Berlin meyhanesinde lager birası içmek, Valenciada güzel bir paella yemek veya Atinada Parthenonun anıtsal kolonları arasında durmak, turizmin farklı kültürlerin anlaşılmasına nasıl katkıda bulunabileceğini ve onları nasıl bir araya getirebileceğini gösteren örneklerdir. Seyahat ve boş zaman faaliyetleri, halklar arasındaki bütünleşme açısından çok önemlidir. Turizm, Avrupa kimliğini güçlendirir ve Avrupa değerlerinin uluslararası sahnede savunulmasına ve tanıtılmasına katkıda bulunur.&lt;br/&gt;Turizmin sosyal ve kültürel katkısı, sadece onun yararlı etkisiyle sınırlı değildir. Avrupadaki kültürlerin ve geleneklerin zenginliği, Avrupa Birliğini (AB), pazarın % 53üyle dünyanın en büyük turizm bölgesi yapar. AB GSYHsinin % 5.5i turizmden elde edilir. Turizm ile ilgili faaliyetlerde istihdam edilen 9 milyon kişiyle, ki bu rakam toplam AB istihdamının % 6sını temsil eder, turizm özellikle azgelişmiş ve çevre bölgelerde önemli bir iş yaratma kaynağıdır.&lt;br/&gt;AB Üye Devletleri arasında yıllarca süren bilgi alışverişleri ve işbirliği sonucunda, 7 Şubat 1992de imza edilen Avrupa Birliği Antlaşmasının 3(u) sayılı maddesinde, Topluluk hedeflerine ula*mak için turizmin geli*tirilmesine yönelik tedbirler veya temel ilkeler için yetki verildi. Turizmin geli*tirilmesi ve yönetilmesi, her şeyden önce üye devletlerin yetki alanı içinde olduğundan, bu yenilik, turizme bir Avrupa boyutu verme fırsatı anlamına geliyordu. Bilgi, uzmanlık ve uygulama alışverişi yoluyla, Topluluk ve ülke politikalarında, hem kamusal hem de özel, sınırötesi işbirliğini desteklemek bir öncelik haline geldi. Ekonomik ve sosyal gelişmenin ve kaynaşmanın teşvik edilmesi bir turizm stratejisi hedefi oldu.&lt;br/&gt;Ancak, AB Antlaşması, bir Topluluk Turizm Politikası geliştirilmesi için özel bir hukuki temel sağlamaz. Turizm alanında Topluluk eylemlerinin açıkça gerekli olması ve Konsey tarafından oybirliği ile kabul edilmesi şarttır. Dolayısıyla, bir Topluluk Turizm Politikası olmamakla beraber, bu broşür, bugün turizme Topluluk katkısının, özellikle, turizm sektöründe etkili olan diğer politika alanları yoluyla, önemli düzeyde olduğunu göstermektedir. Farklı alanları ilgilendiren mahiyeti nedeniyle, turizm konusunda eylem, sadece birkaçını belirtmek gerekirse, çevre, tüketici  işleri, sağlık, bölgesel kalkınma, istihdam, rekabet, vergileme, kültür, eğitim, araştırma gibi diğer politikaların kapsamındadır. Sonuçta, turizmi desteklemeye yönelik geniş bir Topluluk tedbirleri yelpazesi ortaya çıkmıştır.&lt;br/&gt;AVRUPA BİRLİĞİ TURİZMİ NASIL DESTEKLER?&lt;br/&gt;Avrupada turizme baktığımızda, AB Üye Devletlerinin çıkarlarının farklılaşabildiğini anlamak önemlidir. Turist gönderen -ülkeler esas olarak Kuzey - ve turist alan ülkeler- esas olarak Güney-arasında halen bazı yaklaşım farkları olmakla beraber, bütün AB üye devletleri, turizmi desteklemek üzere biraraya gelmişlerdir.&lt;br/&gt;Toplulukun rolü, turizm</description></item><item><title>TÜRKİYE TURİZMCİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-turizmciligi-398177.html</link><description>TÜRKİYE TURİZMCİLİĞİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Devamlı surette yaşanan yerin dışına tüketici olarak, tatil, dinlenme, eğlence, kültür vb. ihtiyaçların giderilmesi amacıyla yapılan seyahat ve konaklama hareketleri&quot; biçiminde tanımlanan turizm kavramı; çok yakın bir tarihe kadar akla öncelikle denizi, kumu ve güneşi getirmekte; turizm sektörünün yatırımcıları ise İngilizce &quot;sea&quot;, &quot;sand&quot;, &quot;sun&quot; sözcüklerinin baş harflerinden oluşan &quot;üç s&quot;in bulunduğu yerleri yatırımları için uygun ve yeterli bulmakta idiler. Ancak sözü edilen bu &quot;üç s&quot; ağırlıklı olduğu kıyı turizmciliği, artan yoğun talebi kısa zamanda karşılayabilmek için pek çok yerde doğayı yok etme pahasına betonlaşmaya yönelmiş; oteller moteller, club hoteller, diskotekler, barlar, kıyılara yan yana, üst üste, dip dibe dizilerek beraberinde gürültüyü, kirliliği, çirkinliği ayrıca doğadan, doğal çevreden, yöre insanından ve yöresel kültürden kopukluğu gündeme getirmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zamanla değişen ve gelişen dünya görüşler, hemen her toplumda yaşanan hızlı toplumsal değişmeler ve buna bağlı olarak toplumsal yapılarda ortaya çıkan farklılaşmalar, pek çok alanda olduğu gibi turizm ve turizmcilik anlayışlarında da yeni arayışlara yönelme gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu arayışların sonucunda bir &quot;alternatif turizm&quot; kavramı doğmuş, alışılagelmiş tatil anlayışlarının dışına taşan bu turizm türü; turizm amacıyla başka bir ülkeye giden insanlara o ülkenin kültürünü tanıtmayı, turistlerin o ülkede yaşayanlarla tanışarak sosyal ilişkiler kurmalarını hedeflemiştir. Bu bağlamda alternatif turizmin amacı; bir yandan gün geçtikçe küreselleşen dünyamızdaki insanları birbirleri ile daha iyi bir biçimde kaynaştırmak diğer yandan da ülkelerin turizm getirilerini arttırmaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avusturya, İsviçre, Fransa, İtalya, Norveç, ABD, Kadana, Japonya vb. ülkelerin gündeme getirip öncülüğünü ettiği bu yeni yaklaşım; doğaldır ki bunu sunacak ülkelerin potansiyel tarihi, coğrafi ve kültürel değerlerinin yoğunluğu ile yakından ilgili olduğu açık olup bunları zaman</description></item><item><title>HOTEL FULYA MEVKİİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hotel-fulya-mevkii-383051.html</link><description>HOTEL FULYA MEVKİİ&lt;br/&gt;ALABİLDİĞİNE UZANAN ÇOLAKLI KUMSALINDA HOTEL SELİN VE KAMELYA TATİL KÖYÜ İLE BİRLİKTE BİR TATİL KOMPLEKSİ OLUŞTURUR. TARİHİ VE TURİSTİK BİR MERKEZ OLAN SİDE&quot;YE SADECE 8 KM VE ANTALYA HAVA LİMANI&quot;NA 55 KM UZAKLIKTADIR.&lt;br/&gt;KONAKLAMA&lt;br/&gt;TÜM ODALARDA KOMPLE BANYO, UYDU KANALLI RENKLİ TV, AİRCONDİTİON, MİNİBAR, TELEFON, EMANET KASA VE BALKON MEVCUTTUR. 3 ADET SAKAT ODASI. ODALARIN BÜYÜK BİR ÇOĞUNLUĞUNDA EŞSİZ AKDENİZ MANZARASI BULUNMAKTADIR. &lt;br/&gt;RESTAURANT&lt;br/&gt;SICAK VE SOĞUK ÇEŞİTLERLE DONATILMIŞ KAHVALTI BÜFESİ HER SABAH SİZLERİ ÖZENLE BEKLEMEKTE. YEREL VE ULUSLAR ARASI SPESİYALİTELERİN YERALDIĞI SOĞUK VE SICAK YEMEKLERLE BEZELİ GENİŞ SEÇİM OLANAKLARI BULUNAN AİRCONDİTİONLİ RESTAURANTTA ÖĞLE VE AKŞAM YEMEKLERİNİZİ ZEVKLE YİYEBİLİRSİNİZ.&lt;br/&gt;KAFETERYA KAMELYA TATİL KÖYÜ ALIŞVERİŞ MERKEZİNDE BULUNMAKTADIR.  AYRICA DAMAK ZEVKİNİZ İÇİN SNACK BAR HİZMETİNİZDEDİR. TURQUAZ TÜRK RESTAURANT, MERCAN BALIK RESTAURANT, LA PERİA İTALYAN RESTAURANT VE ÇİN RESTAURANT.&lt;br/&gt;SERVİS VE HİZMETLER&lt;br/&gt;KUMSALI GÖREN GÜNEŞLENME TERASLARININ ÇEVRELEDİĞİ VE ÇOCUKLAR İÇİNDE BİR BÖLÜMÜN AYRILDIĞI MUHTEŞEM YÜZME HAVUZU. AQUAPARK. HAVUZ YANINDA EŞSİZ GÜZELLİKTEKİ SNACK SERVİSİ DE YER ALIR. LOBBY BAR, HEDİYELİK EŞYA DÜKKANLARI, KUAFÖR, TÜRK HAMAMI, SAUNA VE FİTNESS SALONU HİZMETİNİZDEDİR.&lt;br/&gt;SPOR VE EĞLENCE FAALİYETLERİ&lt;br/&gt;PLAJDA VE YÜZME HAVUZUNDA ÇOK ÇEŞİTLİ VE GENİŞ SPOR VE EĞLENCE FAALİYETLERİ PROGRAMLARI. ÇOCUKLAR İÇİN, PARTİLER VE OYUNLAR DÜZENLENEN MİNİ-CLUB SAHİLDE HER ÇEŞİT SU SPORLARI, AYDINLATMALI 2 TENSİ KORTU (QUARTZSAND) BULUNMAKTADIR. GÜNÜN SEVİLEN PARÇALARIYLA DİSKODA GÖNLÜNÜZCE DANS EDEBİLİRSİNİZ. DANS, KABARE, PARTİ, FOLKLOR GÖSTERİLERİNİN YER ALDIĞI GÜNLÜK DOPDOLU ANİMASYON PROGRAMLARI&amp;#8230; DİSCO.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;KAMELYA H.V.&lt;br/&gt;MEVKİİ:&lt;br/&gt;GENİŞ KUMSALI İLE AKDENİZ&quot;İN TURİSTİK YÖRESİ ÇOLAKLI&quot;DA YER ALIR. TURİSTİK VE TARİHİ BİR MERKEZ OLAN SİDE&quot;YE 8 KM, ANTALYA HAVA LİMANINA 55 KM MESAFEDEDİR.&lt;br/&gt;KONAKLAMA&lt;br/&gt;GENİŞ BAHÇELERİN İÇERİSİNE YAYILMIŞ KÜÇÜK İKİ KATLI EVLERİN OLUŞTURDUĞU BLOKLARDIR. STÜDYO VEYA DOU</description></item><item><title>EGE BÖLGESİNDEKİ TARİHİ YERLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ege-bolgesindeki-tarihi-yerler-350472.html</link><description>EGE BÖLGESİNDEKİ TARİHİ YERLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İZMİRİN TARİHİ YERLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kuruluşu Amazonlara kadar uzanan ve adını da, kurucusu Amazondan aldığı varsayılan İZMİR (SMYRNA), 5000 yıllık tarihe sahip çok eski bir şehirdir. İzmir birçok konuda ilkler kentidir de. Örneğin, Guinnes Rekorlar Kitabında da yerini alan yapım tarihi bilinen en eski köprü İÖ 850 yılından kalma Melez Çayı üzerindeki taş köprüdür. Bilinen en eski Kala Dromos (güzel yol), Bayraklı Tepekuledeki İzmirin ilk yerleşim yerindedir. Yine dünyanın 7 harikasından birincisi olan Artemision Tapınağı Efesostadır (Selçuk). Smyrna, İyonya döneminde Kent Federasyonu şeklinde örgütlenmiş bir kentler birliğinin en önemli yerleşim merkeziydi. Çevresinde federasyona bağlı İyon kentleri ve bu federasyonun dışında kalan Aiol kentleri vardı. Tüm bu kentler içinde ayakta kalmayı başarıp yaşamını günümüze kadar sürdürebilen İzmir, ören yerleri bakımından hayli şanslı ve zengin bir kenttir. Bugün bile kent içinde eski İzmirin izlerini sürmek mümkündür. Bayraklıda ilk İzmirin kurulduğu yer olan ve halen kazı çalışmaları süren Tepekule, Büyük İskender tarafından Pagus Dağında (Kadife Dağı) inşa ettirilen kale (Kadifekale), Roma dönemine ait Agora, kent içinde bilinen en önemli arkeolojik değerlerdir. Bunların dışında Osmanlı döneminden kalma Kızlarağası Hanı, birçok cami, kilise, sinagog ve özgün yapılarla dolu Kemeraltı, Alsancak, Buca tarih içinde yolculuk yapmaya meraklıları için görülmeye değer yerleşimlerdir.&lt;br/&gt;        &lt;br/&gt;         1-Bayraklı - Tepekule (Eski İzmir)&lt;br/&gt;                                                                   &lt;br/&gt;Smyrnanın (İzmir) ilk kurulduğu bölgedir. İzmir Körfezinin kuzeydoğusunda yeralır. Kral Tantolosun mezar kalıntılarının da bulunduğu Tepekulede kazı çalışmaları halen devam etmektedir. İÖ. 3000den itibaren sürekli yerleşim alanı olarak varlığını sürdürmüştür. Truva-Yortan ve Hitit uygarlıklarına ait buluntular vardır. İÖ. 7.yya ait megaron tipi evler ile Tantalosun mezarı önemli arkeolojik kalıntılardır.&lt;br/&gt;2-Agora&lt;br/&gt;                               &lt;br/&gt;İzmirin Namazgah - Tilkilik mevkiindeki Roma dönemine ait devlet agorasının büyük bir bölümü ortaya çıkarılmıştır. 1927 yılında başlayan kazılar sırasında ortaya çıkarılan Poseidon, Demeter ve Artemis heykelleri İzmir Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. İzmir şehrinin M.S. 178 yılında yaşadığı büyük depremde zarar gören Agora, İmparator Marküs Averliusun yardımlarıyla yeniden inşa edilmiştir.&lt;br/&gt;3-Kadifekale&lt;br/&gt;                                                   &lt;br/&gt;Tepekuledeki eski İzmir (Smyrna) dışında, kentin Pagosta (Kadife Dağı) yeniden kurulduğu alandır. İÖ. 4. YYda kurulan kentten bugüne değin varlıklarını sürdüren Hellen, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait kalıntılar görülmeye değer arkeolojik öneme sahip eserlerdir. İzmirin ve körfezin kuşbaşı seyir noktası olan Kadifekale, şehrin güneyinde 186 metre yükseklikteki bir tepe üzerindedir. Eski adı Pagos olan Kadifekalede yaşayan Amazon kadınlarının, dağın eteklerinden Meles Çayı kıyalarına indikleri, hakimiyetlerini uzun yıllar sürdürdükleri rivayet edilmektedir.Büyük İskenderin generallerinden Lysmachos tarafından yaptırılan kalede halen bu döneme ait kalıntılara rastlanmakta, Bizans dönemine ait sarnıçlar bulunmaktadır.&lt;br/&gt;            4-Saat Kulesi&lt;br/&gt;                                                           &lt;br/&gt;Son derece zarif görünümüyle, Konak Meydanını süsleyen Saat Kulesi bir sanat abidesidir. 1901 yılında Sultan Abdülhamitin tahta çıkışının yıldönümü nedeniyle yaptırılmıştır. Saati, Alman İmparatoru 2. Wilhelm tarafından armağan edilmiştir.&lt;br/&gt;        5-İzmir Arkeoloji Müzesi&lt;br/&gt;Bölgemizin en büyük müzesi olan İzmir Arkeoloji Müzesinde çoğunluğu bir benzeri bulunmayan 23 bin 404 adet çeşitli boyutta eser bulunmaktadır. Müze 1924te kurulmuş, 1927de açılmış, Varyanttaki şimdiki yerine ise 1984 yılında taşınmıştır. Müzede, İzmir merkez ve çevresinde yapılan kazılarda çıkan eserler sergilenmektedir. Bunlar arasında Erythraide (Ildırı) bulunan Kkore (genç kız) heykeli, Anadolunun en büyük</description></item><item><title>HUKUKİ, DİNİ VE AHLAKİ KURALLARIN TURİZM PLANLAMASINA ETKİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hukuki,-dini-ve-ahlaki-kurallarin-turizm-planlamasina-etkisi-444954.html</link><description>HUKUKİ, DİNİ VE AHLAKİ KURALLARIN TURİZM PLANLAMASINA ETKİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Bu çalışmada; insan yaşantısını hemen her boyutuyla etkileyen, insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen, zaman zaman yaptırımlar uygulayan Hukuki, Dini ve Ahlaki kuralların Turizm Planlaması üzerindeki etkileri incelenecektir. Söz konusu kurallar, çevresel faktörler içerisinde değerlendirilmektedir. Diğer çevresel faktörler ise politik gelişmeler, sosyo-kültürel koşullar, ekonomik koşullar ve ekolojik şartlardır. &lt;br/&gt;Çalışmada öncelikle, planlama kavramı, planlama konusundaki yeni yaklaşımlar hakkında bilgiler verildikten sonra, bu üç olgunun genel planlamaya ve örnekler yardımıyla sektörel bazda turizm planlamasına olan etkileri açıklanmaya çalışılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Planlama hem makro hemde mikro düzeyde, mevcut şartların değerlendirilerek, hedeflerin belirlenmesine yönelik bir çalışmadır. Planlama konusunda olumlu ve olumsuz düşünceler mevcut olmakla beraber, avantajları ve dezavantajları arasında bir karşılaştırma yapıldığında, planlama faaliyetinin gerekli olduğunu söylemek mümkündür.&lt;br/&gt;Planlamada dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de, planlama yapıldığı dönemdeki iç ve dış çevre değişkenlerinin zaman içerisinde değişip değişmediklerinin sürekli denetlenmesidir. Hukuki, dini ve ahlaki kurallar önemli dış çevre değişkenlerindendir. Ve bunlar içerisinde özellikle dini ve ahlaki kuralların değişebileceğinden söz etmek pek doğru olmaz. Bununla beraber, hukuksal nitelikteki kuralların kısa süreler içerisinde değişmeleri ( temel nitelikte olanların bir kenara bırakılması şartıyla ) olasıdır. Planlama çalışmalarında, bu durumun göz önünde bulundurulması faydalı sonuçlar verebilir.&lt;br/&gt;1. Planlama Kavramının Tanımı&lt;br/&gt;Amaçların ve bu amaçların elde edilmesi için gerekli faaliyetlerin belirlenmesi sürecine planlama denmektedir ( Can v.d., 1991 : 117 ).&lt;br/&gt;Daha geniş olarak planlama, tüketici zevkleri, talep, maliyetler, yeni ürünler, rakipler, pazarlar, hükümet düzenlemeleri gibi konulardaki değişimleri dikkate almaya daha doğrusu tahmin etmeye çalışan bir yönetim fonksiyonudur ( Üner ve Tatar, 1992 : 58 ).&lt;br/&gt;Planlama bir çeşit tahminlemedir. Tahminleme ise, gelecekte olacağı varsayılan birtakım olaylar ya da durumları önceden belirlemektir. Planlamanın yokluğu ya da geleceği göz önüne almayan kısa vadeli planlamalar birtakım ciddi sorunlara ve yetersizliklere yol açarlar. Planlama çok boyutlu bir faaliyettir ve entegre bir çalışmayı gerektirir. Ayrıca planlama sosyal, ekonomik, politik, antropolojik ve teknolojik faktörleri de göz önüne alır. Bu nedenle planlama politik bir faaliyet olarak değerlendirilir. Çünkü planın uygulanması devletin desteğini, profesyonellerin, bürokrasinin, topluluğun ve politikaların değer sistemleri arasında karşılıklı etkileşimi gerektirir. Bunun sonucu olarak &quot; entegre gelişme için planlama&quot; anlayışı bulunduğumuz yüzyılda önemli bir kavram olarak benimsenmiştir ( İçöz, 1993:89).&lt;br/&gt;Planlama kavramı ile ilgili olarak yapılan tanımlamaların ortak noktasının geleceğin tahminlenmesi olduğu dikkati çekmektedir. Gelecek tahmin edilmeye çalışılırken mevcut durumun da göz önünde bulundurulması gerekliliği vurgulanmıştır. &lt;br/&gt;2. Planlamaya Farklı Bakışlar&lt;br/&gt;Fiziksel planlama bir kavram ve uygulama olarak yüzyıllardan beri varlığını sürdürmektedir. M. Ö. 3000&quot;li yıllarda Hint şehirlerinin, hava akımlarının rahat dolaşımına imkan verecek biçimde planlandığı görülmüştür. Ortaçağ da ise şehirler genellikle, savunmayı güçlendirme amacı ile yüksek duvarlarla çevrilecek şekilde planlanmıştır. Planlama çalışmalarındaki yapım &lt;br/&gt;( inşaat ) kuralları ( prensipleri ) antik çağlara kadar uzanmaktadır.&lt;br/&gt;Kasaba gibi küçük yerleşim birimlerinin planlanması İngiltere&quot;de 200 yıldır gerçekleştirilmektedir. İngiltere söz konusu olduğu zaman, planlamanın endüstrileşmeden kaynaklanan fiziksel ve sosyal rahatsızlıklar nedeni ile cazip hale geldiğini ve bunun neticesinde uygulamaya konulduğunu söylemek mümkündür ( Gunn, 1994: 18 - 19 ).&lt;br/&gt;Planlama çok boyutlu ve tamamlayıcı bir faaliyet olduğ</description></item><item><title>AYASOFYA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ayasofya-386875.html</link><description>AYASOFYA&lt;br/&gt;921 Yıl kilise , 421 yıl da cami olarak hizmet gören ayasofya ; &lt;br/&gt;Kalp hastalığını iyileştiren su&lt;br/&gt;Unutkanlıkları iyi eden yer&lt;br/&gt;Her türlü hastalığa deva delikli direk&lt;br/&gt;Nuhun gemisinin tahtalarıyla yapıldığı söylenen kapılar &lt;br/&gt;ve daha bir çok öyküleri ve muhteşem varlığı ile içinde sayısız sırlar saklar .&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;AYASOFYANIN YAPILIŞI&lt;br/&gt;Ayasofya birçok kereler yapıldı ve yıkıldı.En son yıkılışı da Bizans tarihinde geçen Nika isyanı sırasında oldu M.S. 532 yılındaki bu isyan sırasında Ayasofya tamamen yandı.&lt;br/&gt;Bizans imparatoru Justinyanus kiliseyi yeniden yaptırmaya karar verdi.Yapacak mimarı bir türlü bulamadı.O günlerde çok ilginç bir olay oldu :Bir dini ayin sırasında elindeki kutsal ekmekçiği bir arı kapıp kaçtı.İmparator arının sakladğı peteği bulup getirene ödüller vaat etti.&lt;br/&gt;Sonunda birisi bulup getirdi ve hayretlerle gördülerki petek mabet maketi şeklindeydi.mabedin mihrap yerinde de kutsal ekmek duruyordu.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Duvarlar kubbe seviyesine gelince bu defa mimarbaşı ortadan yokoldu.Romaya kaçtığını öğrendiler .7 yıl sonra mimar romadaki işini de bırakıp tekrar İstanbula döndü.&lt;br/&gt;İmparator mimarbaşını görünce çok kızdı .Fakat mimarbaşı ona şöyle dedi : &quot;Bu koca yapının temelinin çok sağlam olması gerekir . eğer kalsaydım acele ettirecektiniz ve yapının sağlamlığı tehlikeye düşecekti.&quot;&lt;br/&gt;Ayasofyanın yapımı 40 yıl sürdü .Büyük kubbenin üzerine altın bir haç takıldı .&lt;br/&gt;Bu haç o zamanlar öyle parlaktı ki , güneş vurunca ışığı Alemdağdan hatta Istranca Dağlarından dahi görünüyordu.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;EFSANELER&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;*Justinyanusun karısı İmparatoriçe Thedora , güzelliğinden başka birşey düşünmeyen çok günahkar bir kadındı.Ölünce yılanların kendisini yiyeceklerinden çok korkuyordu.&lt;br/&gt;Bu nedenle kurşun bir lahit yaptırdı ve kilisenin büyük kapısı üzerine gömülmesini emretti.&lt;br/&gt;Ancak efsaneye göre iki yılan lahitte delikler açarak girdiler ve ceseti yediler.Şimdi Ayasofyanın giriş kapısı üzerinde görünen delikler yılanların açtığı delikler olarak kabul edilir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;*Ayasofyanın kıbl</description></item><item><title>TURİZM - TURİZM VE TURİZM SEKTÖRÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-turizm-ve-turizm-sektoru-402649.html</link><description>turizm ve turizm sektörü</description></item><item><title>TURİZM - EGE BÖLGESİNDEKİ TARİHİ YERLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-ege-bolgesindeki-tarihi-yerler-402643.html</link><description>ege bölgesindeki tarihi yerler</description></item><item><title>ARTEMİS TAPINAĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?artemis-tapinagi-386644.html</link><description>ARTEMİS TAPINAĞI&lt;br/&gt;Efeslilerin ilk yerleşimlerinin bu tapınağın olduğu yerde bulunduğu bilinmektedir.Daha sonra bir depremle yıkılması üzerine Roma İmparatorluğu&quot; nun yardımı ile Efesliler tapınağı yeniden ve daha gösterişli bir biçimde inşa etmişlerdir.Dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilen Efes Artemis Tapınağı&quot;nın bugün sadece temel kalıntıları bulunmaktadır.Selçuk&quot;tan Kuşadası yoluna girişte sağda bu görkemli tapınağın kalıntıları görülür.Bakir doğa tanrıçası Artemis inancının köken itibari ile bir Anadolu inanışı olduğu ve kaynağının Hititlerin ana tanrıçası Kibele&quot;ye dayandığı bilinmektedir.Efes&quot;te bu iki ana tanrıça bolluk ve bereket timsali olarak anılmakta ve İlyada Destanları&quot;nda da doğum yeri olarak eski Yunancada bıldırcın anlamına gelen &quot;Ortyge&quot; olduğu bilinmektedir.Ortyge&quot;nin bugün Efes&quot;te kurulduğu yer olan Bülbül Dağı olduğu kaynaklarda yer almaktadır.Artemis tapınağı 127 sütunlu olup cephedeki 36 sütunu kabartmalıdır.Tapınağın 125 metre uzunluğu, 65 metre genişliği ve 25 metre yüksekliği olabileceği düşünülmektedir.Tapınağın en eski kalıntılarının M.Ö.6.yy&quot;a kadar tarihlendiği, tapınağın ikinci kez yapılışında ölçülerin105 metre uzunluğu, 55 metre genişliğinin, 25 metre yükseklik ile 600 metrekarelik bir alana yayıldığı bilinmektedir.En son olarak M.S.253 yılında Got&quot;lar tarafından saldırıya uğrayan tapınak yıkılmış ve yağma edilmiştir.1869 yılında ingiliz Wood tarafından bulunan Artemis Tapınağı&quot;nda 1904&quot;de yine ingiliz olan Hogart kazıları sürdürmüştür.Bugün Ören yerindeki kazılar Avusturalyalılar tarafından yapılmaktadır.  &lt;br/&gt;ARTEMİS TAPINAĞI&lt;br/&gt;Efeslilerin ilk yerleşimlerinin bu tapınağın olduğu yerde bulunduğu bilinmektedir.Daha sonra bir depremle yıkılması üzerine Roma İmparatorluğu&quot; nun yardımı ile Efesliler tapınağı yeniden ve daha gösterişli bir biçimde inşa etmişlerdir.Dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilen Efes Artemis Tapınağı&quot;nın bugün sadece temel kalıntıları bulunmaktadır.Selçuk&quot;tan Kuşadası yoluna girişte sağda bu gör</description></item><item><title>BERGAMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bergama-383648.html</link><description>BERGAMA&lt;br/&gt;COĞRAFİ BİLGİLER&lt;br/&gt;  Bergama, Ege bölgesinin kuzey batısında İzmir iline bağlı bir ilçedir. II merkezine uzaklığı 107 km. ve deniz kıyısına uzaklığı 30 km.dir. 1688 KM lik ilçe sınırları içerisinde 114 köy, 6 bucak ve merkez dahil 6 belediye bulunmaktadır. Bu köylerin 65i orman köyü olup,ilçe merkezinde 18 mahalle vardır. 2000 yılı verilerine göre; (içenin toplam nüfusu 105.845dir.&lt;br/&gt; 39.07 kuzey-27.12 güney enlemlerinde yer alan Bergama, kuzeyinde Madra Dağı, güneyinde Yuntdağı ile çevrili Bakırçay havzasında kurulmuştur. Bakırçay ovasının uzunluğu 45 km. genişliği ise, 15-20 km. arasında değişir, ilçe merkezinin rakımı 65m.,akropol tepesi 331 olup ilçenin en yüksek noktası 1344 m. olan Maya tepesidir.&lt;br/&gt; Kentin batı sınırı Bergama Tarihinin en eski kalesi sayılan Teuthraniayı taşıyan ünlü kalarga tepesi ile sınırlanır.Paşa ılıcası yanındaki eski Bergama antikitelerini taşıyan madra silsilelerinden Çamlıtepe ve buradan güney doğuya doğru uzun bir derinlikte ve ortasından Bakırçay  geçen verimli bir ova açılmış bulunmaktadır. İlçenin doğusunda Manisa ili ve Kınık ilçesi, güneyinde Manisa ve Menemen ilçesi, batıda Dikili, kuzeyde Balıkesir ve güneybatıda Ege denizi ile çevrilidir.&lt;br/&gt;İKLİMİ&lt;br/&gt;        Akdeniz İklimi özelliklerini gösteren Bergama da yazlar sıcak (ortalama olarak 28derece) ve kurak, kışlar ılık (ortalama 6 derece  ve yağışlı geçer. Kışın en yüksek sıcaklık farkı 14, yaz için bu fark 15 derecedir. Gündüz gece sıcaklık farkı 15-20 derece arasındadır. Baharın ve güzün sisli günler olur. Yazın ve kışın kuzeyden yıldız, kuzaydoğudan poyraz, kuzeybatıdan karayel eser. Lodos ve batı rüzgarları yağış getirir. Poyraz, şiddetli sıcakları hafıfletir. Yağışlar baharda ve kışın, özellikle güzün çok yağar. Yıllık yağış tutarı 600 mm. dir. Bazı yıllar 550 mm., bazı yıllar 800 mm.ye ulaşır 1973 yılına göre yağış tutarı ortalaması 747,5 mm. olarak gösterilmektedir.Yağmur toprağa 25 ile 30 cm. sızar ve toprak 2-7 hafta arası nemliliğini saklar. Bergama da kar pek seyrek yağar. Bazı yıllar birkaç santimetre kar tuttuğu olsa da yerde çok kalmaz, bir gün içinde erir. Çevredeki dağlarda ise kar daha uzun zaman kalır. Don pek seyrek olur. Hava 6asıncı 760-800 mm. arasında olup, ,nemlilik oranı ise 69-90 arasındadır.&lt;br/&gt;TARİHİ&lt;br/&gt; Tarih boyunca bir çok kültüre ev sahipliği yapan Anadolu da yaşadığı uygarlığa ait kalıntılar ve yapılarıyla geçmişi yansıtabilirle özelliğine sahip bir çok şehir vardır. Bunlardan bazıları Hitit, Yunan, Roma, Bizans.Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşıyarak günümüze kadar ulaşmışlardır.&lt;br/&gt; Milattan öncesinden itibaren şehirleşme sürecine giren Anadoludaki yerleşimlerin çoğunun kuruluşu Helenistik döneme kadar iner.Özellikle İskender&quot;den sonra ve Roma döneminde oldukça gelişmiş bir kentsel yaşam düzeyine ulaşılmıştır. Ancak, çeşitli&lt;br/&gt;belgelerden anlaşıldığına göre bu şehirlerin gelişim  süreci M.S. 7. ve8.yy. da sona eren antik kentler giderek küçüldüler ve Bizansdönemi sonlarında surların içind</description></item><item><title>TURİZM İŞLETMELERİNDE ETKİN HABERLEŞMEYİ SINIRLAYAN FAKTÖRLER VE HABERLEŞMENİN ÖNEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-isletmelerinde-etkin-haberlesmeyi-sinirlayan-faktorler-ve-haberlesmenin-onemi-447725.html</link><description>TURİZM İŞLETMELERİNDE ETKİN HABERLEŞMEYİ SINIRLAYAN FAKTÖRLER ve HABERLEŞMENİN ÖNEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Bireylerin iletişimini sağlaması ve hayatın aksamadan sürdürülmesi için&lt;br/&gt;haberleşme önem arz etmektedir. İnsan ilişkilerinin yoğun olduğu turizm&lt;br/&gt;endüstrisinde düşüncelerin aktarılması, fikirlerin açıklanması gerekmekte ancak&lt;br/&gt;bu şekilde anlaşmalar sağlanabilmektedir. Bu anlamda haberleşmenin bir çeşit&lt;br/&gt;tarafları birbirine bağlama işlevi olduğu söylenebilmektedir. İyi haberleşmenin&lt;br/&gt;olmaması ise hizmetin verilmesi esnasında bazı sorunların ortaya çıkması&lt;br/&gt;* Araştırma Görevlisi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İşletme Fakültesi, Turizm İşletmeciliği&lt;br/&gt;Bölümü&lt;br/&gt;155&lt;br/&gt;anlamına gelmektedir bu da hem personel ile müşterilerde tatminsizliğe yol&lt;br/&gt;açmakta hem de işletmede hizmet kalitesini düşürebilmektedir. Bunun&lt;br/&gt;önlenmesi için de haberleşmeyi önleyen engellerin ortadan kaldırılması&lt;br/&gt;gerekmektedir. Çalışmada amaç ise haberleşmenin yönetim açısından önemini&lt;br/&gt;irdelemektir. Bu amaçla kullanılan araştırma yöntemi ise literatür taramasıdır.&lt;br/&gt;HABERLEŞMENİN TANIMI ve ÖNEMİ&lt;br/&gt;Haberleşmenin değişik tanımları yapılabilmektedir. Ancak haberleşme ile&lt;br/&gt;özdeşleşmiş olan &quot;iletmek&quot; kelimesinde olduğu gibi haberleşmenin tek yönlü&lt;br/&gt;bir eylem olarak değil karşılıklı bilgi alışverişi ve etkilenmenin olduğu bir&lt;br/&gt;eylem olarak ele alınması gerekmektedir.&lt;br/&gt;Buradan hareketle haberleşme; &quot;Farklı araçları olan kişilerin ve&lt;br/&gt;örgütlerin amaçlarına ulaşmak için karşılıklı bilgi alışverişi, inandırma,&lt;br/&gt;eğlendirme ve etkilenme işlemlerinin hepsidir&quot; (Boyacı, 1996)&lt;br/&gt;İşletme ve kuruluşlarda etkin bir yönetim iyi bir haberleşme sürecine&lt;br/&gt;dayanmaktadır. Yönetim fonksiyonları ile ilgili kararları oluşturan fikirler çeşitli&lt;br/&gt;biçimlerde gönderici ve alıcının karşılıklı duygu ve jestlerini de içererek&lt;br/&gt;iletilmektedir. Yani haberleşme, örgütsel faaliyetlerin temelini oluşturmaktadır.&lt;br/&gt;Öte yandan haberleşmeden bahsedebilmek için bireylerarasında karşılıklı olarak&lt;br/&gt;fikir, bilgi ve duygu alışverişini zorunlu kılan bir ilişkinin olması gerekmektedir&lt;br/&gt;(Eren, 1998).&lt;br/&gt;Haberleşme, sistemin parçalarını birbirine bağlayarak, bağlantı işlemini&lt;br/&gt;yerine getirmektedir. İyi bir haberlşeme bir yönetici becerisi olarak da&lt;br/&gt;tanımlanmaktadır. Haberleşmenin etkinliği ise haberleşme araçlarının çok&lt;br/&gt;olduğu anlamına gelmemekte, haberleşme etkinliği tüm ilgililer arasında&lt;br/&gt;mesajların aksaksız, değişikliğe uğramadan ve beklemeden gidip gelmesi ile&lt;br/&gt;ölçülmektedir. Örgütün sorunlarının çözülmesinde her kademedeki kişilerin&lt;br/&gt;yetkileri ölçüsünde katkıda bulunması çift yönlü haberleşme açısından önemli&lt;br/&gt;olmaktadır. Gereğinden fazla verilen bilgiden sakıncalar doğduğu gibi&lt;br/&gt;gereğinden az verilen bilgiler de turistik işletme yönetimi açısından sakıncalar&lt;br/&gt;doğurmaktadır (Boyacı,1996)&lt;br/&gt;Yönetimlerde iletilen her türlü mesaj işletmenin başarısı için önemlidir.&lt;br/&gt;Mesajları açık şekilde iletmek anlaşma açısından gerekmektedir. Mesajlar&lt;br/&gt;anlaşıldığı ve kabul edildiği takdirde bireylerin işlerini sürdürmeleri mümkün&lt;br/&gt;olmaktadır.&lt;br/&gt;Tam olarak anlaşılmayan ya da yanlış anlaşılan mesajlar ise işletmeyi&lt;br/&gt;çoğu zaman sorunlara itmektedir. İşletme böylece hem zamanını, hem işgücünü&lt;br/&gt;156&lt;br/&gt;boşuna harcamış olmaktadır. Hizmette sorunlar yaşanmakta, kriz çıkmakta,&lt;br/&gt;performans zayıflamakta ve daha yüksek maliyetler oluşmaktadır. Özellikle&lt;br/&gt;yönetici açısından iletişim eksikliği alışkanlık haline geldiyse bu hem&lt;br/&gt;personelde tatminsizliğe hem de buna bağlı olarak yüksek işgücü devirlerine&lt;br/&gt;neden olmaktadır. Ancak görüldüğü üzere, aslında haberleşmede en önemli&lt;br/&gt;kusurlardan bir tanesi &quot;dinlemenin&quot; ihmal edilmesidir. Bundan daha da önemlisi&lt;br/&gt;genellikle ağırlama endüstrisinde dinleme için yeterli zaman da ayrılmamasıdır.&lt;br/&gt;Oysa her iki tarafın da dinleme için zaman ayırması gerekmektedir (Miller,&lt;br/&gt;Porter and Drummond, 1998).&lt;br/&gt;HABERLEŞME SÜRECİ&lt;br/&gt;Bütün yönetim faaliyeti sonunda haberleşme sürecinin etkin işlemesine&lt;br/&gt;dayanmaktadır. Bu nedenle yöneticinin dikkat etmesi gereken bir süreçtir.&lt;br/&gt;Yönetici plan yaptığı takdirde bunu uygulamaya aktaramadığı sürece&lt;br/&gt;anlamsızdır ve uygulamaya aktarmanın ilk şartı da haberl</description></item><item><title>TURİZM MEVZUATI KAPSAMINDA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-mevzuati-kapsaminda-395654.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizmin tanımlanmasında Bilim adamlarının birleşÂ¬tiği nokta devamlı yaşanan yer dışında, tüketici olarak ve para kazanma amacı olmadan dinlenme ve diğer gerekÂ¬sinimlerin giderilmesi nedeniyle boş zaman harcamasından ortaya çıkan, tüketim harcamaları ile belirtilen geçici yer değiştirmeye bağlı olan ilişkilerin ve olayların tamamıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm değerleri açısından Türkiye, birçok Akdeniz ülkesi arasında ayrıcalıklı bir yer tutar.  Üç tarafını çevreleyen denizler, iç kısımlardaki doğal güzellikler çeşitli kültür faaliyetleriyle, henüz yeteri kadar değerÂ¬lendirilmemiş bulunan önemli potansiyele sahiptir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kıyılardan yararlanma biçimleri kıyı miktarının arttırılamaz olması nedeniyle birbiriyle çatışır duruma gelmiştir. Kıyılar çoğaltılmayan ancak planlı kullanımla kullanışı arttırılabilen, tüketilmeyen ancak kötü ve yanlış kullanımla niteliği bozulabilen bir kaynaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kıyı kullanımlarından biri de turizmdir. Büyük ölçüde plansızlık ve yanlış kullanımlar yüzünden bu gibi yararlanma biçimleri deniz ve kıyılarda giderek büyüyen sorunlara neden olmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kıyı turizmi son 30 yılda kazandığı sayısal büyüklük ve coğrafi yaygınlık sayesinde olağanüstü bir olgu haline dönüşmüştür. Özellikle yaz aylarında kıyıları dolduran büyük kalabalıkların beraberinde oluşturdukları yapısal değişim ve arkalarında bıraktıkları kirlilik kolaylıkla görülmektedir. Öte yandan turizm hareketinin ülke ekonomisine getirdiği canlılık ve hareketliliğin mevsimlik olmasına karşın birçok alt bölgede önemli ekonomik değişimleri sağladığı da gözden kaçmamaktadır.&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de turizm olgusu bilinçli bir biçimde ele alınmadığından toplumsal fiziksel ve ekonomik açıdan gerekli irdelenmeler yapılmadığından, çalışmalar tam verime ulaşamamış, bazen de karşıt tepki yaratmıştır. Gelişmekte olan bir çok ülke gibi Türkiye&quot;de de turizm olgusunun tüketici ve bozucu yanı ağır basmaktadır. Doğal ve kültürel değerler yozlaşmakta ve yok olmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de turizm hareketi giderek hızlanırken ve buna bağlı olarak turizm amaçlı yatırımlar birbiri ardına tamamlanıp hizmete sunulurken herkesin birleştiği gözlem &quot;kentlerimizden sonra kıyılarımızda betonlaşıyor.&quot;olmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çeşitli şekilde tanımlanan turizm belli bir politiÂ¬kayı ve planlamayı beraberinde getirmektedir.  Ülke ekoÂ¬nomisinde turizmin yeri göz önünde bulundurulursa bu sektörün ve bu sektörü içinde barındıran mekanların bazı yasalar ve planlamalarla düzenlenmesi gerekmektedir. Türkiyede Kültür ve Turizm Bakanlığı bu çalışmaları gerçekleştirmekte.Kültür ve Turizm Bakanlığınca yapılan araştırma çalışmaları sonuçlarına ve Kalkınma Planı ilke ve hedefÂ¬lerine uygun olarak turizm sektöründe Kamu Kuruluşları ve Özel Sektörce gerçekleştirilecek alt ve üst yapı yaÂ¬tırımlarının yer alacağı alanların bir plan disiplini içinde gelişmesini temin etmek amacıyla fiziksel planlaÂ¬ma çalışmaları yapılmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmanın içeriğinde Türk turizminin lokomotifi olan kıyı turizminin yasal mevzuatlarla nasıl teşvik edilip korunduğu, yasa ve yönetmeliklerin mekansal yapıyı kontrol izleme ve uygulamada yeterliliği incelenmekte, içerikteki sıralama göre daha ayrıntılı anlatalım ve turizm mevzuatının kıyı alanlarındaki turizm yapılaşmasına olan etkilerini irdeleyelim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kıyı, insan eylemlerinin bir çoğu için elverişli bir ortam oluşturur.  Bu eylemler, özellikle belirli eşikleri aştıktan sonra kıyı doğal ortamı için zararlı olabilir.  Kıyı çizgisi, her iki yanında yer alan tüm eylemlerin tek tek toplamından öte bir eylemler dizisine sahne olmaktadır.&lt;br/&gt;Kıyılarımız ise turizm olgusu içinde önemli yer tutarlar bu yerin önemi kıyıların oluşturduğu mekanların insanların dinlenme, eğlence gibi ihtiyaçlarına önemli ölçüde cevap vermelerinden kaynaklanmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Büyük yoğunlukta beliren turizm eylemlerinin, yerel hayatı tekrardan diriltemeyecek biçimde öldürdükleri, yozlaştırdıkları da bir gerçektir.  Hassas mekan olarak kıyılar önemli yer tutar.  Deniz, göl ve nehir kıyıları genelde aynı anlamda ele alınır.  Ama deniz kıyılarının özellikli bir durumu vardır. Bu mekan (kıyı mekanı) ülkede toprağın yerini denize bıraktığı bir dar banttır. Ve ülke için bir şans olarak kabul edilir.  Kıyı mekanın organizasyonu, ister karasal ister denize ait düzenlemeÂ¬ler şeklinde olsun, kendi bölgesinin coğrafik boyutlarıÂ¬nı geçer, ulusal ilgiyi konu eder ve önemli sorunlar orÂ¬taya koyar.  Bunlar;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Denizin muhtemel zenginliğinin işletilmesi sorunÂ¬ları.&lt;br/&gt;*Kıyı bütünü içinde ul</description></item><item><title>HER YÖNÜ İLE BODRUM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?her-yonu-ile-bodrum-341731.html</link><description>Her Yönüyle BODRUM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin, senden öncekiler de böyleydiler. Akıllarını hep Bodrum&quot;da bırakıp gittiler... &lt;br/&gt;Halikarnas Balıkçısı böyle yazmıştı Bodrum için. Türkiye&quot;nin tatil yöreleri içinde hiç bir yer Bodrum kadar değişik bir imaja sahip değildir. Herkesin ayrı bir Bodrum&quot;u vardır. İsterseniz Bodrum&quot;u Türkiye&quot;ye ve dünyaya tanıtan Halikarnas Balıkçısı&quot;nın Bodrum&quot;u ile başlayalım: &lt;br/&gt;Eskiden evler, savaş ve savunma için yüksek yamaçlara kondurulurdu. Bunlara ev değil kule denirdi. Ama deniz özlemiyle, maviye imrenişten ötürü yerlerinde duramayarak, çam kokan nalınlarıyla, tıngır mıngır yokuş aşağı seğirtmişler; iki koyun gıcır gıcır çakılları boyunca dizilmişler. Arkada kalanlar ayak uçlarına kalkarak kızkardeşlerinin omuzları üzerinden denize bakakalmışlar. Kimi cesur evler de denize dalıp kayık olmuşlar ve dalgalar üzerinde oynaya güle, karadaki pısırık kızkardeşleriyle alay etmişler. İşte bundan dolayı kayıklarla evlerin, bir de mandalin bahçelerinin sıkı fıkı akrabalığı vardır. Denizde gidip gelmekten usanan kayıklar ya ev ya da mandalin bahçesi olurlar. &lt;br/&gt;Görüp yaşamayana, Bodrum&quot;u tanımayana yalan gelebilir ama Cevat Şakir&quot;in dedikleri aynıyla vakidir, inanın. &lt;br/&gt;Bodrum ülkemizin adından en çok söz edilen tatil yörelerindendir. Bodrum&quot;u tanıtan Halikarnas Balıkçısı ve onun Bodrum&quot;a sevdalandırdığı aydınlarımızın, Bodrum&quot;u mesken tutup yılın büyük bölümünü ya da tümünü orada geçiren yazar-çizerlerimizin bu ünde büyük payları vardır. Selim İleri&quot;nin, Vedat Türkali&quot;nin ve daha nice yazarımızın romanları, hikayeleri vardır Bodrum&quot;da geçen. Ünü gittikçe artan, ünü arttıkça kalabalığı da artan Bodrum&quot;da bildiğiniz bir şairimize, yazarımıza ya da ressamımıza rastlarsınız mutlaka bir yerlerde. &lt;br/&gt;Ama elbette sadece buradan gelmiyor ünü. Bodrum&quot;un engin yürekli süngercileri, denizlere sevdalı kaptanları, balıkçıları, beyaz badanalı evleri, evlerin duvarlarına sarılmış mor çiçekli begonvilleri, içinde olmasa da çevresindeki pırıl pırıl koyları ve en çok da gündoğumuna doğru uzayıp giden geceleri ününe ün katıyor Bodrum&quot;un. &lt;br/&gt;Bodrum yalnızca dinlenilecek bir yer değildir. Tatile mutlaka eğlence katılır. Bodrum tatilinde gün ikiye bölünür. Gündüz masmavi bir koyda denize girilir, parlak güneşin yakıcılığına bırakılır bedenler, yani dinlenilir de geceye hazırlanılır. Gün batıp da yıldızlar gökyüzünü süslediğinde yeni bir hayatın çağrısı duyulur. Bu çağrıya kulak tıkamak mümkün değildir. Bodrum gecesinin çağrısıdır bu. Dostlukların, düşlerin, aşkların çağrısına kim karşı koyabilir? Hele bir de dolunay süslüyorsa gökyüzünü!.. &lt;br/&gt;Kıyı boyunda, çevre köylerde ve koylarda, beyaz badanalı evlerin kıyısına dizildiği sokaklarda, yamaçlarda lokantalar geceye hazırdır. Usta balıkçıların ağlarına, oltalarına paçayı kaptırmış balıklar buzlara yatırılmıştır. Orfozlar, renkli skaroslar, midye dolmaları, kalamarlar ve mutlaka ahtapotlar!.. Bodrum&quot;da rakı sofrası kurulmuşsa ahtapot salatası olmazsa olmaz. Ahtapotlarından mı, pişiren ustalardan mıdır bilinmez ama öyledir. &lt;br/&gt;Bodrum&quot;da herkes kendi gönlüne göre bir yer bulur akşamı geçirecek. Balıkçı meyhanesi de vardır, pizzacı da. Fasıl geçilen yer de vardır, rock müzik de. Barlar Sokağı, Cumhuriyet Caddesi, Neyzen Tevfik Caddesi, Azmakbaşı; kısacası her yer barlarla, meyhanelerle doludur. Seçim sizin. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BODRUM&quot;DA TARİHİN ZENGİNLİĞİ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bodrum sadece deniz ve güneş değildir, sadece renkli geceler de değildir. İnsanoğlunun Bodrum&quot;daki macerasının 3000 yıla uzanan bir tarihi var. Bodrum&quot;lu Tarihçi Herodot kentin MÖ. 1000 yıllarında Dorlar tarafından bugün kalenin bulunduğu yerde kurulduğunu yazıyor. O zaman burası adaymış. &lt;br/&gt;Halikarnassos en parlak dönemini MÖ. IV. yy&quot;da yaşamış. Burayı Karya başkenti yapan Mausolos&quot;un 24 yıl süren yönetiminde dünyanın yedi harikasından biri sayılan ve günümüze ancak temelleri ulaşabilen muhteşem Mausoleion anıtının yapımına başlanmıştı. Onun ölümünden sonra hem karısı, hem de kızkardeşi olan II. Artemisia anıt mezarın yapımını sürdürdü. O da tamamlaya</description></item><item><title>GENEL TURİZM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?genel-turizm-358781.html</link><description>GENEL TURİZM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Bölüm&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizmin Tanımı &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm, insanların sürekli ikamet ettikleri, çalıştıkları ve her zaman ki olağan gereksinimlerini karşıladıkları yerlerin dışında yerleşmemek ve ekonomik anlamda gelir elde etmemek koşuluyla dinlenme, eğlenme, merak, spor, sağlık, kültür, deneyim kazanma, akraba ziyareti, kongre ve seminerlere katılma,dini gereklerini yerine getirme... nedenlerle kişisel ya da toplu olarak yaptıkları seyahatlerden, ve gittikleri yerlerde en az bir gece konaklama ve turizm işletmelerinin ürettiği mal ve hizmetleri talep etmelerinden ortaya çıkan iş ve ilişkiler bütünüdür.&lt;br/&gt;Tanım, bir seyahat ve konaklamanın turizm sayılıp sayılmayacağını şu kriterler içinde belirlemektedir:&lt;br/&gt;*Seyahatin sürekli ikamet edilen, çalışılan ve günlük ihtiyaçların giderildiği yerlerin dışına yapılması.&lt;br/&gt;*Konaklama sırasında turistik işletmelerin mal ve hizmetlerini talep etme.&lt;br/&gt;*Konaklamanın geçici olması.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turist Kimdir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turist, belirli bir gelire sahip konaklama, yeme-içme gibi somut, dinlenme-eğlenme, merak kültür ve eğitim, spor vb. gibi soyut amaçlarla sürekli yaşadığı bölgenin dışına seyahat eden ve gittiği bölgede en az bir gece konaklayan, ekonomik anlamda tüketici olan kişi yada kişiler topluluğudur. Günübirlikçi ise,benzer amaçlarla seyahat eden ve turistin sahip olduğu diğer özellikleri taşıyan ama gittiği bölgede 24 saatten az kalan kişi yada kişilerdir. &lt;br/&gt;Tanıma göre turistin özellikleri:&lt;br/&gt;*Düzenli bir gelire sahip olmalı.&lt;br/&gt;*Belirli bir boş zaman sahip olmalı.&lt;br/&gt;*Gittiği bölgede turizm işletmelerinin ürettiği mal ve hizmetleri satın almalı.&lt;br/&gt;*Geçici bir süre için seyahat etmeli ve gittiği bölgede en az bir gece kalmalı.&lt;br/&gt;Buradan yola çıkılarak aşağıdaki özelliklere sahip olan kişiler turist sayılmaktadır:&lt;br/&gt;*Zevk, ailevi nedenler ve sağlık... amaçlı seyahat edenler.&lt;br/&gt;*Toplantılara katılma veya Herhangi bir türde temsilcilik yapma amacıyla yolculuk edenler.&lt;br/&gt;*Ticari nedenlerle iş bağlantıları için yolculuk edenler.&lt;br/&gt;*24 saatten az kalsalar bile gemi ile yolculuk edenler.&lt;br/&gt;Aşağıdaki niteliklere sahip olanlar ise turist olarak kabul edilmezler:&lt;br/&gt;*Ülkeye bağlantılı ya da bağlantısız çalışmak için gelenler.&lt;br/&gt;*Bir ülkeye yerleşmek için gelenler.&lt;br/&gt;*Öğrenci yurtlarındakine okullardaki gençler (Bir yıllık sürede altı aydan fazla kalırlarsa).&lt;br/&gt;*Bir sınır bölgesinde ikamet edenler veya başka bir ülkede yaşayıp komşu ülkeye çalışmak için gelenler.&lt;br/&gt;*Seyahatleri 24 saatten fazla olsa bile bir ülkede mola vermeksizin gelip geçenler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm Araştırmalarında Temel Yaklaşımlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kurumsal Yaklaşım&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu tür, turizm sektörüne yönelik çalışmalarda bulunan kurumların faaliyetlerini incelemektedir. Böyle bir araştırma yaklaşımından beklenen amaç; turizm sektörüyle bir şekilde ilişkide bulunan kurumların faaliyetleri sırasında karşılaştıkları sorunları ortaya koymak ve söz konusu sorunlara çözümler üretmektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ürün Yaklaşımı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ürün yaklaşımı; turizm sektöründe satışa sunulan çeşitli mal ve hizmetlerin, daha açık bir anlatımla turistik ürünün üretilmesi,pazarlanması ve tüketilmesi aşamalarını araştırma kapsamına almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarihsel Yaklaşım&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm faaliyetlerinin tarihsel süreç içinde kaydetmiş olduğu gelişmelerin araştırılmasıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yönetsel Yaklaşım&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yönetsel yaklaşım, bir turizm işletmesinin yönetilmesi için gerekli olan planlama, araştırma, fiyatlandırma, reklam, denetim vb. yönetsel etkinlikleri incelemektedir. Bu yaklaşımla güdülen amaç; turizm işletmelerinin yönetsel faaliyetlerinin daha verimli hale getirilmesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ekonomik Yaklaşım&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ekonomik yaklaşım turizmin ekonomik gelişme ve turizmin diğer ekonomik unsurları üzerinde durmaktadır. Bunun yanı sıra ekonomik yaklaşımda kültürel, psikolojik, sosyolojik ve çevresel konular dikkate alınmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sosyolojik Yaklaşım&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sosyolojik yaklaşım, turizmin neden olduğu toplumsal hareketliliği araştırmaktadır. Bu araştırmalar bireylerin boş zamanlarını değerlendirme şekilleri, beklentileri ve alışkanlıklarını ortaya koymaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Coğrafi Yaklaşım&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Coğrafya bilimi ile ilgilenen b</description></item><item><title>TURİZM - TURİZMİN TÜRK EKONOMİSİNDEKİ YERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizm-turizmin-turk-ekonomisindeki-yeri-402639.html</link><description>turizmin türk ekonomisindeki yeri</description></item><item><title>TURİZMİN TANIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turizmin-tanimi-349620.html</link><description>GENEL TURİZM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Bölüm&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizmin Tanımı &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm, insanların sürekli ikamet ettikleri, çalıştıkları ve her zaman ki olağan gereksinimlerini karşıladıkları yerlerin dışında yerleşmemek ve ekonomik anlamda gelir elde etmemek koşuluyla dinlenme, eğlenme, merak, spor, sağlık, kültür, deneyim kazanma, akraba ziyareti, kongre ve seminerlere katılma,dini gereklerini yerine getirme... nedenlerle kişisel ya da toplu olarak yaptıkları seyahatlerden, ve gittikleri yerlerde en az bir gece konaklama ve turizm işletmelerinin ürettiği mal ve hizmetleri talep etmelerinden ortaya çıkan iş ve ilişkiler bütünüdür.&lt;br/&gt;Tanım, bir seyahat ve konaklamanın turizm sayılıp sayılmayacağını şu kriterler içinde belirlemektedir:&lt;br/&gt;*Seyahatin sürekli ikamet edilen, çalışılan ve günlük ihtiyaçların giderildiği yerlerin dışına yapılması.&lt;br/&gt;*Konaklama sırasında turistik işletmelerin mal ve hizmetlerini talep etme.&lt;br/&gt;*Konaklamanın geçici olması.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turist Kimdir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turist, belirli bir gelire sahip konaklama, yeme-içme gibi somut, dinlenme-eğlenme, merak kültür ve eğitim, spor vb. gibi soyut amaçlarla sürekli yaşadığı bölgenin dışına seyahat eden ve gittiği bölgede en az bir gece konaklayan, ekonomik anlamda tüketici olan kişi yada kişiler topluluğudur. Günübirlikçi ise,benzer amaçlarla seyahat eden ve turistin sahip olduğu diğer özellikleri taşıyan ama gittiği bölgede 24 saatten az kalan kişi yada kişilerdir. &lt;br/&gt;Tanıma göre turistin özellikleri:&lt;br/&gt;*Düzenli bir gelire sahip olmalı.&lt;br/&gt;*Belirli bir boş zaman sahip olmalı.&lt;br/&gt;*Gittiği bölgede turizm işletmelerinin ürettiği mal ve hizmetleri satın almalı.&lt;br/&gt;*Geçici bir süre için seyahat etmeli ve gittiği bölgede en az bir gece kalmalı.&lt;br/&gt;Buradan yola çıkılarak aşağıdaki özelliklere sahip olan kişiler turist sayılmaktadır:&lt;br/&gt;*Zevk, ailevi nedenler ve sağlık... amaçlı seyahat edenler.&lt;br/&gt;*Toplantılara katılma veya Herhangi bir türde temsilcilik yapma amacıyla yolculuk edenler.&lt;br/&gt;*Ticari nedenlerle iş bağlantıları için yolculuk edenler.&lt;br/&gt;*24 saatten az kalsalar bile gemi ile yolculuk edenler.&lt;br/&gt;Aşağıdaki niteliklere sahip olanlar ise turist olarak kabul edilmezler:&lt;br/&gt;*Ülkeye bağlantılı ya da bağlantısız çalışmak için gelenler.&lt;br/&gt;*Bir ülkeye yerleşmek için gelenler.&lt;br/&gt;*Öğrenci yurtlarındakine okullardaki gençler (Bir yıllık sürede altı aydan fazla kalırlarsa).&lt;br/&gt;*Bir sınır bölgesinde ikamet edenler veya başka bir ülkede yaşayıp komşu ülkeye çalışmak için gelenler.&lt;br/&gt;*Seyahatleri 24 saatten fazla olsa bile bir ülkede mola vermeksizin gelip geçenler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm Araştırmalarında Temel Yaklaşımlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kurumsal Yaklaşım&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu tür, turizm sektörüne yönelik çalışmalarda bulunan kurumların faaliyetlerini incelemektedir. Böyle bir araştırma yaklaşımından beklenen amaç; turizm sektörüyle bir şekilde ilişkide bulunan kurumların faaliyetleri sırasında karşılaştıkları sorunları ortaya koymak ve söz konusu sorunlara çözümler üretmektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ürün Yaklaşımı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ürün yaklaşımı; turizm sektöründe satışa sunulan çeşitli mal ve hizmetlerin, daha açık bir anlatımla turistik ürünün üretilmesi,pazarlanması ve tüketilmesi aşamalarını araştırma kapsamına almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarihsel Yaklaşım&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turizm faaliyetlerinin tarihsel süreç içinde kaydetmiş olduğu gelişmelerin araştırılmasıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yönetsel Yaklaşım&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yönetsel yaklaşım, bir turizm işletmesinin yönetilmesi için gerekli olan planlama, araştırma, fiyatlandırma, reklam, denetim vb. yönetsel etkinlikleri incelemektedir. Bu yaklaşımla güdülen amaç; turizm işletmelerinin yönetsel faaliyetlerinin daha verimli hale getirilmesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ekonomik Yaklaşım&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ekonomik yaklaşım turizmin ekonomik gelişme ve turizmin diğer ekonomik unsurları üzerinde durmaktadır. Bunun yanı sıra ekonomik yaklaşımda kültürel, psikolojik, sosyolojik ve çevresel konular dikkate alınmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sosyolojik Yaklaşım&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sosyolojik yaklaşım, turizmin neden olduğu toplumsal hareketliliği araştırmaktadır. Bu araştırmalar bireylerin boş zamanlarını değerlendirme şekilleri, beklentileri ve alışkanlıklarını ortaya koymaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Coğrafi Yaklaşım&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Coğrafya bilimi ile ilgilenen b</description></item><item><title>ALTERNATİF TURİZM VE TURİSTİK ÜRÜN ÇEŞİTLENDİRME STRATEJİLERİ HATA ÖRNEĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?alternatif-turizm-ve-turistik-urun-cesitlendirme-stratejileri-hata-ornegi-363203.html</link><description>1830 Fransız temmuz Devrimi Sırasında&lt;br/&gt;Almanya&quot;dan İzlenimler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HEINRICH HEINE&lt;br/&gt;    1830 Fransız Devrimi&quot;nden çok etkilenen ve coşkuya kapılan Heine 1831&quot;de Paris&quot;e gitti. 1834&quot;den itibaren&quot;de Almanya&quot;da yazıları yasaklandı. Bu yazıyı 19 Ağustos 1830&quot;da Cuxhafen&quot;de yazmıştı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Burası deniz banyosu almaya gelmiş Hamburglular ve karılarıyla kaynıyor. Her ülkeden bir sürü kaptan&quot;da uygun rüzgarların çıkmasını bekleyen, yüksek rıhtımda bir oyana bir bu yana gezinip duruyor yada meyhanelerde sert içkiler içip Temmuz&quot;un 13. gününü kutluyor. Fransızlara her dilde, çoktandır hakettikleri yaşal&quot;lar çekiliyor, o ketum Britanyalı bile, mücadelenin ateşine kapılmış halkı ferahlatsın diye portakal yükünü doğrudan Paris&quot;e çıkaramadığına hayıflanan geveze Portekizli kadar çok konuşuyor. Bana anlatılanlara göre Hamburg&quot;da, Fransızlara neferetin en köklüsünün duyulduğu o Hamburg&quot;da bile Fransa coşkusu hakim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Evet, heryerde bütün ülkelerde insanlar bu 3 Temmuz gününün anlamını kolayca kavrayacak ve onları kendi çıkarlarının zaferi olarak kutlayacaklardır. Fransızların büyük eylemi en yükseğinden en aşağısına bütün halklara ve bütün zekalara sesleniyor.Bozkır steplerinde de, Endülüs&quot;ün tepelerinde de yürekler aynı şekilde titreyecek. Haberi aldıklarında Napolililerin boğazında makarnalarının, İrlandalıların boğazında ise patateslerin tıkanı ver