<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Şehircilik / Bölge Planlama - Türkiye'nin veri bankası</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Hakları saklıdır.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankası - Şehircilik / Bölge Planlama</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>BELEDİYELERDE ZABITA HİZMETLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?belediyelerde-zabita-hizmetleri-374097.html</link><description>BELEDİYELERDE ZABITA HİZMETLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Belediye Zabıtasının Niteliği:&lt;br/&gt;Belediye zabıtası, belediye sınırları içinde beldenin düzeni ve belde halkının sağlık ve huzurunu ve yetkili organların bu amaçla alacakları kararların yürütülmesini sağlamak ve korumakla; belediye suçlarının işlenmesini önleyici tedbirleri almakla ve işlenen belediye suçlarını takiple mükellef bir özel zabıta kuvvetlidir.&lt;br/&gt;Belediye zabıtası personeli üniformalı olup, kıyafet ve teçhizatı özel yönetmeliğinde gösterilir.&lt;br/&gt;Belediye Zabıtasının Kuruluşu:&lt;br/&gt;Her belediyede, ihtiyaç ve imkanına göre; sabit, gezici veya toplu zabıta teşkilatı kurulur. Yaklaşık olarak 1500 nüfusa bir zabıta personeli isabet etmek üzere, kuruluş kadrosu belediye meclisince tespit olunur ve yetkili mercilerin tasdiki ile uygulanır.&lt;br/&gt;Belediye Zabıtasının Bağlılığı:&lt;br/&gt;Belediye zabıtası doğrudan doğruya belediye başkanının emri altındadır. Belediye şubelerine ayrılan yerlerde şubeye bağlı zabıta personeli belediyeşube müdürlerinin emri altındadır.&lt;br/&gt;Özel kanunların, belediye zabıta personelini görevlendirebilecekleri hususunda kendilerini yetkili kıldığı hallerde en büyük mülkiye amirleri zabıta personelini görevlendirmekle beraber, ilgili belediye başkanı veya şube müdürüne de bilgi verirler.&lt;br/&gt;Belediye Zabıta Hizmetlerinin Sürekliliği:&lt;br/&gt;Belediye zabıta hizmetlerinde süreklilik asıldır. Ulusal bayram, genel tatil ve hafta tatili günlerinde ve günün 24 saatinde zabıta hizmeti aksatılmaz. Belediye zabıta personelinin çalışma saatleri, hafta tatilleri, genel tatiller, ulusal bayram&amp;#8230;vb&quot;de de sürekliliği sağlayacak şekilde, haftada 48 saati geçmeyecek şekilde düzenlenir. Bu, belediye zabıtasının en yüksek dereceli amirinin teklifi ve belediye başkanının onayı ile tespit olunur. Zabıta kadrosu 8 ve daha aşağı olan belediyelerde zabıta amir ve memurlarının çalışma saatleri iş durumuna göre haftada 48 saat kaydına bağlı olmaksızın belediye başkanı tarafından düzenlenir.&lt;br/&gt;Zabıta Hizmetlerinin Belediye Sınırları İtibariyle Bütünlüğü:&lt;br/&gt;Belediye zabıtası hizmetleri belediye sınırları içinde bir bütündür. Merkez amirliği ve şubelere ayrılan belediyelerde şube zabıta amirliği ile sürekli veya geçici olarak kurulabilecek geçici zabıta karakolları ve noktaları sabit belediye zabıta kuruluşlarıdır.&lt;br/&gt;Gezici belediye zabıtası esas itibariyle motorlu taşıtlarla donatılmış ekipler halindedir.&lt;br/&gt;Zabıta birimleri belediye zabıtasının en yüksek dereceli amirinin teklifi ve belediye başkanının onayı ile kurulur.&lt;br/&gt;Zabıta Memurlarının Yükümlülüğü:&lt;br/&gt;Görevli oldukları çalışma saatleri veya sabit olarak görevlendirildikleri belirli bir alan dışında karar, emir veya yasaklarına aykırı davranışlara şahit olan veya bu davranışlardan haberdar edilen belediye zabıta memurları menedilen veya yapılması suç, teşkil eden fiile el koymakla beraber belediye zabıtasının en yakın sabit kuruluşuna durumu iletirler ve failler hakkında giriştikleri işlemi onlara devrederler.&lt;br/&gt;Zabıta memurları, yangın, deprem, su baskını, olağanüstü hal gibi zaruret halinde, düzenlenen çalışma saatleri dışında çalışmaya mecburdurlar.&lt;br/&gt;Belediye zabıtası memurları, görevlerine ilişkin kanun, tüzük, yönetmelik ve emirleri bilmekle ve hizmetlerini bunların hükümleri dairesinde yapmakla ve görevlerin yerine getirilmesi sırasında birbirlerine yardım etmekle yükümlüdürler.&lt;br/&gt;Görevlerini yaparken belediye zabıtasına karşı gelenler Devlet Zabıtası&quot;na karşı koyanlar gibi ceza görürler.</description></item><item><title>BELEDİYE NUMARATAJ İŞLEMLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?belediye-numarataj-islemleri-369452.html</link><description>GİRİŞ &lt;br/&gt;Günümüzde yerel yönetimler açısından ihtiyaç duyulan planlama, mühendislik projeleri ve uygulamaları bilgilerine kolayca ulaşmak, gerektiğinde bu bilgileri kullanarak yeni bilgiler üretmek, bunların takibini ve kontrolünü yapmak düzenli ve planlı bir kentleşme için vazgeçilmez unsurlardır. Belediye numarataj işlemlerinin veri tabanından takibi, sorgulanması, sunulması ve harita üzerinde görüntülenmesi bu unsurların oluşturulması için çok önemlidir. Çağdaş toplumların etkin veri yönetim araçlarından olan konumsal bilgi sistemlerinden optimum verimin elde edilebilmesi, gerekli altyapı bileşenlerinin başlangıçta hazırlanmasına bağlıdır. Varlıkların yeryüzündeki konumlarının tanımlanmasını sağlayan adres bilgileri de bu bileşenlerden biridir. Konumsal bilgi sistemlerinin işleyişinde; bu bileşenler yardımıyla oluşturulacak adres bilgi sistemleri; taşınmaza ait veri tabanlarının hazırlanmasında ve o taşınmaza erişimin sağlanmasında önemli yer tutar. Erişimin doğru ve hızlı olması numarataj çalışmalarının doğru yapılmasına, adres bilgilerinin doğru belirlenmesine ve tebliğe esas bütün dokümanlarda standart bir adres formatının kullanılmasına bağlıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. ÇALIŞMANIN AMACI &lt;br/&gt;Telefon, elektrik, doğalgaz, su, çevre temizlik, ilan reklam ve iştirak payları gibi, tebliğe esas dokümanların ilgilisine ulaştırılması ile doğrudan gelir elde eden yerel yönetimler için, adres verisi önemli bir bilgidir. Yerel idarelerin gelirinin önemli kısmını oluşturan emlak vergilerinin toplanmasında taşınmazlara hakim olmak ve istenildiğinde maliklerine erişmek; adres belirsizliğinden dolayı önemli bir problem olarak ortaya çıkmaktadır. Kurumların tebliğlerinde farklı adres formatları kullanması (Tablo 1) ve numarataj sisteminde yapılan değişikliklerden (sokak isimlerinin değiştirilmesi, yeni sokak isimlerinin tesis edilmesi ve kapı numaralarını değiştirilmesi vb.) kurumların haberdar olmayışı bu adres belirsizliğinin yaşanmasına neden olmaktadır. Ülkemizde adres konusunda yaşanan sorunların tespit edilmesi ve bu sorunların giderilebilmesi için yapılacakların belirlenmesi çalışmaların temel amacı olmalıdır. Aşağıda aynı binaya ait, farklı kurumlardan gelen adres bilgisi gözükmektedir.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Adı SoyadıPosta İletisiAdres&lt;br/&gt;Ali CanElektrik FaturasıGazcılar cad. Anafartalar sk. Tuğcu Apt. No.&lt;br/&gt;Ali CanSu FaturasıKırcaali Mah. Anafartalar SK. N. 3/12 B B2. OSMANGAZI&lt;br/&gt;Ali CanPosta İletisiKırcaali Mah. Anafartalar Sk. N.3/12 HorozoğLu Apt.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. ADRES BİLGİ SİSTEMİNDE NUMARATAJ ÇALIŞMALARININ ÖNEMİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Adres bilgi sistemlerinin doğru olarak kurulabilmesi ve kullanılabilmesi için öncelikle doğru ve eksiksiz yapılmış, güncellemeye açık numarataj sistemlerinin oluşturulması gerekmektedir. Çünkü numarataj işlemi ile adres formatının temel iki bileşeni olan bina numaraları ve sokak isimleri belirlenmektedir. Bu bileşenler yardımıyla oluşturulacak standart adres formatı, kurulacak adres bilgi sistemi içinde temel veri olmaktadır. Adres bilgi sistem</description></item><item><title>SERBEST BÖLGELER VE SERBEST BÖLGE FAALİYETLERİNİN ESASLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?serbest-bolgeler-ve-serbest-bolge-faaliyetlerinin-esaslari-382002.html</link><description>SERBEST  BÖLGELER VE SERBEST BÖLGE FAALİYETLERİNİN ESASLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Serbest Bölgenin Tanımı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genel olarak, serbest bölgeler; ülkenin siyasi sınırları içinde olmakla beraber gümrük hattı dışında sayılan, ülkede geçerli ticari, mali ve iktisadi alanlara ilişkin hukuki ve idari düzenlemelerin uygulanmadığı veya kısmen uygulandığı, sınai ve ticari faaliyetler için daha geniş teşviklerin tanındığı ve fiziki olarak ülkenin diğer kısımlarından ayrılan yerler olarak tanımlanabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 1 Ocak 1996 tarihinde gerçekleştirilen Gümrük Birliği çerçevesinde yeniden düzenlenen gümrük mevzuatında ise, serbest bölgeler; Türkiye gümrük bölgesinin parçaları olmakla beraber, serbest dolaşımda olmayan malların herhangi bir gümrük rejimine tabi tutulmamak ve serbest dolaşıma girmemek kaydıyla konulduğu, gümrük vergileri ile ticaret politikası önlemlerinin ve kambiyo mevzuatının uygulanması bakımından Türkiye gümrük bölgesi dışında olduğu kabul edilen, serbest dolaşımdaki malların ise ihracat rejimi hükümlerine tabi tutularak konulduğu yerler olarak tanımlanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Değişik ülkelerdeki serbest bölge uygulamaları arasında &quot;gümrük hattı dışında sayılma&quot; ve &quot;özel teşviklerin sağlanması&quot; gibi ortak özellikler bulunmakla beraber, ülkelerin ekonomi ve ticaret politikalarının yanı sıra, sosyal ve siyasal durumlarına göre de bazı farklılıklar bulunabilmektedir. Serbest bölge uygulamaları arasındaki bu farklılıklar nedeniyle serbest bölge ile ilgili terminolojide büyük bir çeşitlilik bulunmaktadır. Halen yirmiye yakın terim genellikle serbest bölge olarak bilinen uygulamayı tanımlamak için kullanılmaktadır. Benzer anlamda olan bu terimlerden bazıları şunlardır:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Serbest bölge (free zone)&lt;br/&gt;*Serbest liman (free port)&lt;br/&gt;*Gümrüksüz bölge (customs free zone)&lt;br/&gt;*İhraç ürünleri işleme bölgesi (export processing zone)&lt;br/&gt;*Dış ticaret bölgesi (foreign trade zone)&lt;br/&gt;*Serbest ekonomik bölge (free economic zone)&lt;br/&gt;*Serbest üretim bölgesi (free production zone)&lt;br/&gt;*Serbest ticaret bölgesi (free trade zone)&lt;br/&gt;*Endüstriyel serbest bölge (industrial free zone)&lt;br/&gt;*İkiz fabrika (maquiladora)&lt;br/&gt;*Özel ekonomik bölge (special economic zone)&lt;br/&gt;*Vergisiz ticaret bölgesi (tax free trade zone)&lt;br/&gt;*Vergisiz bölge (tax free zone)&lt;br/&gt;*Gümrüksüz havaalanı (customs free airport)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bugün; ABD, Meksika, Brezilya, Arjantin, Almanya, İngiltere, İspanya, Bulgaristan, Macaristan, Romanya, Hindistan, Çin, Güney Kore, Endonezya, Mısır, İran ve Ürdün&quot;ün de aralarında bulunduğu 105 ülkede 850&quot;den fazla serbest bölge faaliyet göstermektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bazı ülkelerin bir gümrük rejimi olarak, bazı ülkelerin ise bir ekonomi ve dış ticaret politikası uygulaması olarak kullandıkları serbest bölgeler yalnızca gelişmekte olan ülkelerin kullandığı bir uygulama değildir. Ancak, gelişmekte olan ülkelerdeki serbest bölgeler genelde üretim ağırlıklı &quot;ihraç ürünleri işleme bölgeleri&quot; iken, gelişmiş ülkelerdeki serbest bölgeler ise ticaret ağırlıklı &quot;serbest ticaret bölgesi&quot; şeklinde kurulmuştur. Ülkemizdeki serbest bölgeler ise hem üretim hem de ticarete yönelik olup, karma bir özellik göstermektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Serbest bölgeler ile evsahibi ülkede uygulanan siyasi rejim ve ekonomi politikaları arasında bir bağlantı olmadığı görülmektedir. Serbest bölgeler; hem ABD ve Almanya gibi liberal ekonomi politikalarını benimsemiş gelişmiş batı ülkelerinde, hem de Çin ve Kore gibi kapalı ekonomi politikalarını benimsemiş ülkelerde kurulabilmektedir. Sovyetler Birliği&quot;nin dağılması sonucu bağımsızlığına kavuşan ülkelerde de liberal ekonomiye geçişte, özelleştirme ve özel girişime dayalı politikaların yanında, yabancı sermaye yatırımlarını ülkeye çekmek amacıyla serbest bölgeler de kurulmaya başlanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Serbest Bölgelerin Tarihsel Gelişimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de serbest bölge kurulması ile ilgili somut ve kalıcı sonuçlar veren çalışmalar 1985 yılında çıkarılan 3218 sayılı Kanunla başlamış olmakla birlikte, bundan önceki çalışmaların tarihi Osmanlı dönemine kadar uzanmaktadır. Örneğin; 1870 yılında, bugün Romanya sınırları içinde kalan, Tuna Nehri&quot;nin Karadeniz&quot;e döküldüğü yerdeki Sulina Limanı&quot;nın serbest bölge olması için teşebbüse geçildiği bilinmektedir. Bu liman halen serbest bölge olarak kullanılmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diğer taraftan, Cumhuriyetin ilk yıllarında, 22 Haziran 1927 tarihinde 1132 sayılı &quot;Serbest Mıntıka Kanu</description></item><item><title>THE URBANIZATION PROCESS IN ISTANBUL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?the-urbanization-process-in-istanbul-346526.html</link><description>The Urbanization Process in Istanbul&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Urbanization is a process with the relations of social, economic and political structures. We have to conceptualize &quot;urbanism as a way of life&quot; as Louis Wirth nicely puts. In Turkey, after the 1950&quot;s, Istanbul attracted mass migrations that led Istanbul to reach its today&quot;s social, economic, political structure, which in return determined the physical changes, structure and the development of Istanbul. In this paper I will study the reasons and the consequences of the urbanization in Turkey, especially in Istanbul. The main topics are the mutual affection of space and people, emergence of metropolitan cities, the Industrial Revolution, specialization of manufacturing and finance, rapid migration, rapid urbanization, new occupational structure, and the reality of squatter settlements.   &lt;br/&gt;&quot;Urban spaces are created by people, and they draw their character from the people that inhabit them&quot; (Knox 3). As people live and work in urban spaces, they use, modify and adjust the environment in order to satisfy their needs. Also, at the same time, they adapt their environment and people. The urban social geographers call this process a &quot;sociospatial dialectic&quot; in which &quot;neighborhoods and communities are created, maintained and modified; the values, attitudes and behavior of their inhabitants, meanwhile, cannot help but be influenced by their surroundings and by the values, attitudes and behavior of the people around them&quot; (Knox 3). Also the human ecology perspective suggests that  &quot;people create their cities but then cities shape their lives&quot; (Abu-Lughod 190). Therefore, we can also state that the social relations are constituted, constrained and mediated by space (Knox 3).&lt;br/&gt;Throughout the history, humanity experienced two substantial revolutions: the Agricultural Revolution and the Industrial Revolution. In the Neolithic Age, humans succeeded to domesticate wild animals, and made sharper tools and pottery to preserve foods. Based on this progress, in the Middle East, humans changed their means of living from food gathering to food production, and consequently the Agricultural Revolution occurred. The most important aspect of this revolution is that, thanks to the increased food production, nomadic people achieved to settle and form more dense communities. This process led to the first emergence of relatively large and permanent cities several thousands years later. (Abu-Lughod 20-28) These cities were the centers of control of agricultural production and manufacturing, control of social order, and the centers of the distribution of surplus (Kıray 153). &lt;br/&gt;The specialization of functions in production and control led to the formation of &quot;true&quot; cities.  In the thirteenth and the fourteenth centuries, the increase in the agricultural surplus led to &quot;international&quot; trade and led to the capital accumulation in the European cities (Kıray 153-154). In the eighteenth and the nineteenth century, the Industrial Revolution changed production from home and small shop to large factories in industrial cities with technological innovations which increased agricultural productivity. Farmers substituted machinery for muscle power and simple tools. Thus, one job could be done with fewer men, and men freed from food-raising responsibilities, started to pursue other activities. The specialized labor and steam-powered machines replaced the manual work of artisans. The increase in the economics of scale in production induced mass production, the centralization of production and employment, and the increasing advantages of the urban locations. Besides, we have to consider the implications of the technological innovations in intracity and intercity transportation, and the improvements in the construction methods which led to the increase in the intensity of land use and increase in the productive capacity and the feasible population of cities. (O&quot;Sullivan 84-87)&lt;br/&gt;Abu-Lughod writes that the real emergence of the &quot;true&quot; cities be</description></item><item><title>KÜRESEL KENTLERİN REKABETÇİ POTANSİYELİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kuresel-kentlerin-rekabetci-potansiyeli-449628.html</link><description>KÜRESEL KENTLERİN REKABETÇİ POTANSİYELİ:BAKÜ KENTİ ÖRNEĞİ&lt;br/&gt;Hakan ALTINTAŞ&amp;#61482;&lt;br/&gt;Mehmet TAN&amp;#61482;&amp;#61482;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;Cities are greatly changed by the advancement of science and technology, the intensification of global economic forces, the globalisation of production, the changing nature of wealth creation and the specialization and the division of knowledge. In this globalising world, capital concentrates on some certain cities, the so called &quot;world cities&quot; or &quot;global cities&quot;, which have a crucial role to organise the worldwide economy. In this process, the role of cities is shifted from industrial production to knowledge-based development. In last decades, it is observed that this globalisation process is effecting Baku. The city, with its geographical and strategic location, historical and cultural assets, dynamism and functional capacities that it carries, is in the process of transformation towards becoming a global city. The new developments modes are emerging in the areas of industrial sectors that attract global capital and investments. The impacts of these developments on the socio-economical and spatial aspects of the city are being analysed. The purpose of this paper is to analyse the potentials of Baku in the context of global city. It also explores the main obstacles in the way of Baku, in order to be a world city and how these obstacles can be overcome.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;İleri düzeyde bilim ve teknolojik gelişmeler, küresel ekonomik güçlerin yoğunlaştığı; üretimin küreselleştiği; refah yaratımı ve uzmanlaşma ve bilginin yayılımı kentlerde büyük bir değişime neden olmaktadır. Günümüzün küreselleşen dünyasında, sermaye &quot;dünya kentleri&quot; veya &quot;küresel kentler&quot; adı verilen dünya ekonomisinin kumanda merkezlerinde yoğunlaşmaktadır. Endüstri üretimini temel alan gelişmeden bilgi tabanlı gelişmeye doğru olan süreçte kentler önemli roller üstlenmektedir. Küreselleşme sürecinin etkileri özellikle son on yıl içerisinde Bakü kentinde gözlemlenebilir. Transformasyon süreci içinde olan Bakü&quot;nün coğrafik ve stratejik bir yerleşim alanına, tarihi ve kültürel zenginliklere, dinamik ve işlevsel bir kapasiteye sahip olması küresel kent konumuna ulaşacağını göstermektedir. Endüstri alanlarındaki yeni gelişme modelleri küresel sermaye ve yatırımlar için cazibe merkezi olmaktadır. Bu gelişmelerin sosyo-ekonomik ve kentin uzamsal yayılımındaki etkileri analiz edilecektir. Bu çalışmada, Bakü kentinin küresel bir kent olabilmesi için mevcut potansiyelinin değerlendirilmesi ve karşılaşılan güçlüklerin çözümüne yönelik önemli faktörler irdelenecektir.&lt;br/&gt;I. KÜRESEL KENTLER, KÜRESEL ETKİLEŞİM ALANLARI&lt;br/&gt;Kentleşme özellikle XX. yüzyılın en önemli olgularından biri olmuştur. Bu yüzyılın ikinci yarısından başlayarak dünya, özellikle gelişmiş ekonomilerin yönlendirmesi ile, daha küresel (global) bir bakış açısına yönlenmiş ve dünya ekonomik sistemi bu sürecin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Küreselleşme sürecinin ekonomileri birbirlerine eklemlemesi, kentleşme olgusunu da yerellikten dünya ölçeğine taşımıştır. Bu gelişme ile birlikte kentleşmeye koşut olarak metropolleşme ve kentsel sistemlere koşut metropol sistemler tanımlanmaya başlanmıştır. Metropolleşme süreci, 4 aşama ve farklı süreçler olarak tanımlanmaktadır. Birinci süreç metropolleşme, sade ya da basit bir kenti ya da kentsel bütünü, kentsel bölge ya da metropol statüsüne getiren süreç olarak tanımlanır. Ayrıca, metropolün, mekansal büyüklüğü ile tanımlanmış büyük kente göre üstlenmek zorunda olduğu rolleri de ifade eder. İkinci süreç, üretim faaliyetlerinin yarattığı dinamizm ile yönlendirilmiş dünya kentleri ya da uluslararası kentlerin ortaya çıkmasına neden olan süreç olarak tanımlanmaktadır. Üçüncü süreç, işgücü ve yatırımların odaklaşma, yoğunlaşma mekanizmaları ve kapasiteleri üzerine kurulmaktadır. Bu süreç tanımı daha çok sanayiye dayalı ekonomik yaşam ve özellikle dışsallıklar üzerine kurulmaktadır. Dördüncü süreç ise; metropol içi ayrışmayı öne çıkarmaktadır. &lt;br/&gt;Bu süreç içinde eş zamanlı olarak birbirine ters oluşumlar yaşanmaktadır: Örneğin gücün bir alanda yoğunlaşması, yüksek teknolojiye dayalı işlevler aynı zamanda eşitsizlikleri, güvensizlikleri ve huzursuzlukları da ortaya çıkarmaktadır. Küresel kentler, küresel etkileşim alanları olarak yerel ve bölgesel gelişme sürecinde, küresel ekonominin alt yapısının yeniden biçimlendirilmesinde, olmazsa olmaz şartlarının yeniden tanımlanmasında ayrıcalıklı bir konuma sahiptirler. Gerçekten de küresel kentler planlamacıla</description></item><item><title>MEMBRAN PROSESLERLE SU VE ATIKSU ARITIMINDAKİ UYGULAMALARI VE MEMBRAN PROSESLERİNE GENEL BAKIŞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?membran-proseslerle-su-ve-atiksu-aritimindaki-uygulamalari-ve-membran-proseslerine-genel-bakis-381239.html</link><description>1. GİRİŞ&lt;br/&gt;Hızlı nüfus artışı, aşırı sanayileşme, artan kuraklık, ve aşın tüketim ile birlikte tatlı su kaynaklan global ölçekte hızla tükenmektedir. Bu problem özellikle ülkemizin de coğrafyasında bulunduğu Balkanlar ve Orta doğuda son yıllarda daha da önemli hale gelmekte ve artık sahip olunan su kaynaklan ülkeler arasındaki stratejik ilişkiler ve pazarlıkların ana unsurlarından biri olmaktadır. Artan talebe karşılık tatlı su kaynaklarını yenileyip artırmak teknik ve ekonomik açıdan sınırlayıcı olduğu için sürdürülebilir kalkınmayı sağlayabilecek değişik pratik çözümlere ihtiyaç vardır. Bu bağlamda temiz su kaynaklarını korumanın ilk yolu atıksuları geri kazanma ile başlar düşüncesi ile arıtılmış atıksuların geri kazanımı ve birçok değişik amaçlı geri kullanımı için son yıllarda çalışmalar ve uygulamalar artırılmıştır. Atıksuların geri kullanımı ile hem tatlı su kaynaklarının tüketimi azaltılmakta hem de deşarj edilen arıtılmış atıksuların çevresel etkileri en aza indirilebilmektedir.&lt;br/&gt;Arıtılmış atıksuların geri kullanım alanları ana hatlarıyla aşağıdaki gibi sıralanabilir:&lt;br/&gt;&amp;#61607;Kentsel kullanım&lt;br/&gt;-Parklar, rekreasyon alanları, spor tesisleri, otoyol kenarları &lt;br/&gt;-Uydu kentlerde yeşil sahalar&lt;br/&gt;-Ticari ve endüstriyel gelişme alanları &lt;br/&gt;-Golf merkezleri&lt;br/&gt;-Yangın söndürme&lt;br/&gt;-Ticari ve endüstriyel alanlarda tuvalet pisuarları &lt;br/&gt;-İnşaat projelerinde toz kontrol ve beton üretimi &lt;br/&gt;-Araç yıkama tesisleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;Endüstriyel kullanım&lt;br/&gt;-Soğutma suyu &lt;br/&gt;-Proses suları &lt;br/&gt;-Kazan besleme &lt;br/&gt;-Tesis yeşil alan sulaması &lt;br/&gt;-Yangın söndürme&lt;br/&gt;&amp;#61607;Zirai sulama&lt;br/&gt;&amp;#61607;Habitat, yüzeysel suların, rekreasyon alanların beslenmesi&lt;br/&gt;&amp;#61607;Yeraltı suyu beslenmesi/enjeksiyonu&lt;br/&gt;-Sahil bölgelerinde tuzlu suyun yeraltı tatlı su kaynaklarına girişiminin engellenmesi&lt;br/&gt;-Toprak-yeraltı suyu sisteminde daha ileri arıtım&lt;br/&gt;-İçme suyu veya kullanma suyu kalitesindeki akiferlerin beslenmesi&lt;br/&gt;-Geri kazanılmış atıksuyun depolanması&lt;br/&gt;-Aşın yeraltı suyu pompalanması sonucu oluşabilecek göçüklerin engellenmesi.&lt;br/&gt;Membran biyoreaktör terimi aktif çamur prosesi ve membran ayrımı birleşimini tanımlar. Son teknik yenilikler ve maliyette önemli derecede azalma nedeniyle evsel atık su an tınımda membran biyoreaktör teknolojisinin geçerliliği önemli derecede artmıştır. Özellikle kentsel ve endüstri (sınai) alanların hassas yüzey sularının yakınma (tarım sektörü için önemlidir) sıkça yerleştirildiği yerlerde membran biyoreaktör teknolojisi klasik aktif çamur prosesi ile kıyaslandığında bir çok avantajlar gösterir.&lt;br/&gt;Ülkemizde olduğu gibi su talebinin çok olduğu sektörlerden birisi tarımdır. Dolayısıyla arıtılmış atıksuların zirai sulamada geri kullanımı tatlı su talebini düşürme açısından önemlidir. Bu bağlamda zirai sulamada kullanılabilecek nitelikte, güvenilir arıtılmış su üretebilecek, ilk yatırım ve işletme maliyeti açısından rekabet edebilecek, ileri arıtma teknolojilerine ihtiyaç vardır. Bu teknolojiye tipik ve çok iyi bir örnek son 10 yıl içinde geliştirilen membran biyoreaktör (MBR) sistemle</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - KONUT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-konut-400058.html</link><description>konut</description></item><item><title>KENTLEŞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentlesme-374980.html</link><description>ÖNSÖZ...................................................................................................................................... I&lt;br/&gt;GİRİŞ1&lt;br/&gt;1.BÖLÜM4&lt;br/&gt;1.1. ARAŞTIRMANIN KONUSU4&lt;br/&gt;1.2.ARAŞTIRMANIN PROBLEMİ4&lt;br/&gt;1.2.1. ALT PROBLEMLER5&lt;br/&gt;1.3. ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ5&lt;br/&gt;1.4. ARAŞTIRMANIN AMACI6&lt;br/&gt;1.5. ARAŞTIRMANIN DENENCELERİ7&lt;br/&gt;1.5.1. Alt Denenceler:7&lt;br/&gt;1.6. TANIMLAR :8&lt;br/&gt;1.7. ARAŞTIRMANIN ALANI VE SINIRLARI9&lt;br/&gt;1.8. ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ VE TEKNİKLERİ9&lt;br/&gt;1.8.1. Araştırmanın Evreni Ve Örneklem10&lt;br/&gt;1.8.2. Görüşme Sorularının Hazırlanması Ve Yararlanılan Kaynaklar:11&lt;br/&gt;2. BÖLÜM12&lt;br/&gt;KAVRAMSAL VE KURAMSAL TEMEL12&lt;br/&gt;2.1. KAVRAMSAL TEMEL12&lt;br/&gt;2.1.1 Dikey Hareketlilik12&lt;br/&gt;2.1.2 Yatay Hareketlilik13&lt;br/&gt;2.1.3 Kent14&lt;br/&gt;2.1.4 Kentleşme17&lt;br/&gt;2.1.5 Kentlileşme20&lt;br/&gt;2.1.6 Kentiçi Hareketlilik22&lt;br/&gt;KURAMSAL TEMEL24&lt;br/&gt;2.2.1 Kent Kuramları24&lt;br/&gt;2.2.2 Kentin Tarihsel Boyutu31&lt;br/&gt;2.2.3 Türk Toplumunda Kentleşme36&lt;br/&gt;2.2.3.1, Göç36&lt;br/&gt;2.2.3.2.Kentleşmenin Gelişimi41&lt;br/&gt;3. BÖLÜM : ISPARTA&quot;DA KENT VE KENTLEŞME47&lt;br/&gt;3.1. ISPARTA&quot;NIN TARİHSEL BOYUTU47&lt;br/&gt;3.2. ISPARTA&quot;NIN COĞRAFİ KONUMU49&lt;br/&gt;3.3. ISPARTA&quot;DA SANAYİLEŞME49&lt;br/&gt;4.BÖLÜM :  SERMET MAHALLESİ UYGULAMASI61&lt;br/&gt;4.1. GÖRÜŞÜLENLERİN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ61&lt;br/&gt;4.2. GÖRÜŞÜLENLERİN KENTE GELİŞ YERLERİ VE  TOPLUMSAL68&lt;br/&gt;HAREKETLİLİK68&lt;br/&gt;4.3. KENTLEŞME DENEYİMİ VE KENTLE İLİŞKİLER73&lt;br/&gt;4.4. KENT İÇİ HAREKETLİLİK89&lt;br/&gt;5. BÖLÜM :SONUÇ VE DEĞERLENDİRME93&lt;br/&gt;ÖNERİLER97&lt;br/&gt;KAYNAKÇA98&lt;br/&gt;EK : ANKET FORMU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarihsel düzlemde kent olgusu insanoğlunun yerleşik hayata geçmesiyle birlikte tartışma konusu olmuştur. Kent kavramı, her toplumun kendi tecrübeleri sonucunda, özelliklerine uygun olarak oluştuğu için toplumdan topluma semantik açıdan farklılık göstermektedir. Bununla beraber kent kavramı aynı toplum içerisinde gelişimsel niteliklere bağlı olarak farklı anlamlar kazanmaktadır. &lt;br/&gt;Kent kavramının özellikle sosyolojide önem arz eder duruma gelmesi ile birlikte, kentsel mekan içinde yaşanan ilişkiler, bireylerin davranış örüntüleri ve kentte yaşama bilincine sahip olma durumu kentleşme ve kentlileşme kavramları literatüre katılmıştır. Kentleşme, genel anlamda kent olma niteliğine atıfta bulunurken, kentlileşme ise bireylerin kentte yaşama anlamında bilişsel düzeylerinin altını çizmektedir.&lt;br/&gt;Kentleşme olgusunu doğuran ve onun en fazla kullanılan kavramlardan biri olmasını sağlayan etken, sanayileşme süreci olarak genel kabul görmektedir. Özellikle sanayi devrimi ile birlikte kentsel mekanda bulunan fabrikalara yapılan akın göç olgusunu da kentleşmeyle birlikte anılır duruma getirmektedir. Hatta bazı durumlarda kentleşmenin en başat faktörlerinden biri göç olarak görülmektedir. Göç olgusunun tartışılması ile birlikte kentlerdeki sorunlar toplumbilimin gündemini oluşturmaya başlamıştır. Kente yerleşenlerin uyum problemleri, beklentilerin karşılanıp karşılanmadığı, kente nüfuz edebilme konusunda tampon mekanizmalar, hemşehri dernekleri, çarpık kentleşme vb... konular göç olgusunun beraberinde getirdiği konu ve sorunlar olarak kendini göstermiştir. &lt;br/&gt;Göç olgusu bu tür sorunlarla anılmakla beraber kendi içinde belli tiplere de ayrılmaktadır. Bir ülkeden diğerine yapılan göçler dış göç; bir toplumun kendi içinde yapılan kalıcı yer değiştirmeler iç göç olarak nitelendirilmektedir. Aynı zamanda iç göç kavramı da kendi içinde kırdan kente, kentten kıra ve kentten kente olarak ayrılmaktadır. Bunun yanında mevsimlik göçler gibi diğer göç türlerinden de bahsedilmektedir. &lt;br/&gt;Ancak aynı kent içinde bir yerden bir yere yapılan geçiş anlamında kent içi hareketlilikten pek fazla bahsedilmemektedir. Aslında kent içi hareketlilik kent konusunda ele alınması zorunlu olgulardandır. Çünkü yukarıda saydığımız kente özgü problemlerin çözümünde önemli ayraçlardan biri kent içi hareketliliğin niteliğini, nicel değerlerini ve doğrultusunu incelemekten geçmektedir. Aynı zamanda bireylerin toplumsal hareketlilik parametrelerinin analiz edilmesi kent içi hareketlilik kavramının araştırılmasıyla mümkün görünmektedir. &lt;br/&gt;Bizde araştırmamızın ilk bölümünde genel anlamda kent, kentleşme, kentlileşme gibi kavramsal açıklamalara; sonra kentleşmenin doğuşu ve gelişimi gibi konulara, daha sonra da Türkiye&quot;de bu kavramların ve gelişmelerin karşılıklarını açıklamaya çalıştık. Çalışmamızın ikinci bölümün</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - YERLEŞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-yerlesme-400070.html</link><description>yerleşme</description></item><item><title>KENT, KENTLEŞME VE KENTLEŞME NEDENLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kent,-kentlesme-ve-kentlesme-nedenleri-382841.html</link><description>KENT,KENTLEŞME VE KENTLEŞME NEDENLERİ&lt;br/&gt;A. KENT&lt;br/&gt;Kent,genel anlamda kentsel yerleşmelerin yaygın adıdır.Kırsal olmayan şeklinde dile getirilen kent tanımımıza geçmeden önce kırsaldan neyi kastettiğimizi açıklamak gerekir.&lt;br/&gt;Kırsal kesim, genel anlamda kentin karşıtı olarak nüfusun büyük kısmının tarımla uğraştığı,daha çok cemaat karakteri gösteren yerleşim birimleridir.&lt;br/&gt; &quot;Kırsal kesim köy ve/veya kasaba, sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri,yönetim durumu ve demografik açıdan kentten ayırt edilen,genellikle tarımsal alanda çalışmak gibi işlevlerle belirlenen, konutları,öteki yapıları ve toplumsal ilişkileri bu yaşamı yansıtan yerleşme birimidir.&quot; 1&lt;br/&gt;Köy veya kasabalar birincil grup ilişkilerinin   ağırlıkta olduğu, mesleki gruplaşma  ve uzmanlaşmanın olmadığı,kişilerin örf,adet,değer  ve normlara göre davranışlarını biçimlendirdiği,eğitim oranı düşük olan yerleşme birimleridir.&lt;br/&gt;&quot;Kent, sosyo -ekonomik ve kültürel özellikleri yönetim durumu ve nüfus bakımından kırsal alanlardan ayırt edilen,genellikle tarımsal olmayan üretimin yapıldığı, daha önemlisi hem tarımsal hem de tarım dışı üretim dağıtım ve denetim işlevlerinin toplandığı,teknolojik gelişme derecelerine göre belirli bir büyüklük,heterojenlik ve bütünleşme düzeyine varmış,ikincil toplumsal ilişkilerin, toplumsal farklılaşma,uzmanlaşma ve hareketliliğin yaygın olduğu yerleşim alanıdır&quot;.2&lt;br/&gt;Bunun yanı sıra kentler doğurganlık oranının kırsal kesime göre düşük olduğu,çekirdek aile tipi yaygın olan,eğitim öğretimin yaygın olarak yapıldığı yerleşim birimleridir.&lt;br/&gt;Kentsel kesimlerde köy yerleşim birimlerinden farklı olarak kent kültürü egemendir.&lt;br/&gt;1)Kızılçelik,Sezgin,Sosyoloji Yazıları 2,Anı yay,Ankara,2000,s. 114&lt;br/&gt;2)a.g.e. s.120&lt;br/&gt;&quot;Kent  kültürü,siyasal,dinsel,sanatsal hoşgörüden /özgürlükten,laik düşünce ve demokrasiden,bilimsel bilgi ve nesnellikten oluşan bir bütünlüktür&quot;.3&lt;br/&gt;Kent kültüründe örf,adet,gelenek,görenek ve tüm bunları şekillendiren din olgusunun önemi azalmakta,dinsel özgürlük,sanat ,bilim ve tartışm</description></item><item><title>ÇİM ALANLARI TESİS ETMEK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cim-alanlari-tesis-etmek-365719.html</link><description>ÇİM ALANLARI TESİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;.......Günümüzdeki şehir planlamalarında yeşil alanlar özellikle yüzey etkisi yaratan çim alan lar, vazgeçilmez yüzey elemanarıdır. Hızlı kentleşme sonucu yok olan yeşil alanlardaki binaların aralarındaki boşlukların yapay olarak çim alanlarla doldurulması, bu alanlara ca nlılık ve güzellik verir.&lt;br/&gt;.......Diğer taraftan spor ve oyun sahalarında çimin özel bir önemi vardır. Böyle yerlerin çim lendirilmesi toz olayını ortadan kaldırdığı gibi çim örtüsü güneş ışıklarını emerek gözlerin rahatsız olmasını engeller . Gözlere dinlendirici bir etki yaratan çim alanlar ay nı zam anda estetik yönden de güzel bir görünüş de sağlar.&lt;br/&gt;Bundan başka çim alanlar şehir içindeki yol ortası ve kenarlarındaki refüjlerde estetik bir güzellik sağlar. Devlet yollarının, oto yolların kenarlarındaki eğimli alanlarda toprağın akmasını engellediği gibi kitle tesiri yapan ağaçlarla birlikte estetik bir güzellik de sağ larlar.&lt;br/&gt;......Çim alanlar genellikle Graminae familyasından olan bitkilerle yapay olarak tesis edilmiş yeşil alanlardır. Çim sahalar, park ve bahçelerde bulunan ağaç ve ağaççıklar ile çeşitli renklerdeki tek ve çok yıllık bitkilerle renk ve form olarak güzel bir kontrast sağlarlar.&lt;br/&gt;......Çim alanları, oyun ve dinlenme yerleri olarak gerçek fonsıyonu düşünüldüğünde sade ce geniş sahalar halinde tesis edildiği zaman YEŞİL YÜZEY ETKİSİ yaratabilir. Geniş yüzeyler halinde tesis edilen çim alanlarda bakım kolaylığı da sağlanır. Tesisinden son ra bakımsızlıktan bozulmuş, yabancı otlarla dolmuş alanlar çim alanı olarak düşünüle mez. Bakımsız yerlerde çim yerine kullanılan diğer yer örtüsü bitkiler estetik ve fonk siyon olarak çim bitkileriyle boy ölçüşemez.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇİM ALANLARIN TESİSİNDE ÖNEMLİ NOKTALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;.......Çimalanlannın tesisi zor ve özen gerektiren bir iştir. Başlangıçta yapılan yanlış uyg ulamalar ileride düzeltilmesi zor sonuçlar doğurur. Bu nedenle çim alan tesisine başlar ken bazı noktalara dikkat etmek gerekir.&lt;br/&gt;1 - Geniş çim alanları tesisinde, biçmeyi engellemeyecek hafif tepeciklerin planlanması yeknesaklığı bozarak çim alana hareketlilik kazandırır ve daha çok yüzey etkisi yaratır. Ancak su birikecek çukurlar ve dik şevlerden kaçınmalıdır.&lt;br/&gt;2 - Çim alanlar üzerinde fazla miktarda ağaç ve ağaççıkların bulundurulması ve yüzeyin parçalanması hatalıdır. Bu durum çim alanda estetik güzelliği arttırmadığı ve yüzey yar atmayı engellediği gibi bakım işlerinide zorlaştırır. Çim alanlarda ağaç ve ağaççıkların yerleştirilmesi ,fazla miktarda bitki kullanılması yüzey etkisini azaltır. Oysa çim sahaların en önemli görünüm özelliği insanı dinlendiren sakinleştiren yüzey etkisidir.Bu nedenle ağaç ve ağaççıklar çimlerin kenarında bulunacak şekilde planlanmalıdır.&lt;br/&gt;3 - Çim alanlarda beton ,tuğla plaka ve taş yollar yapılacaksa ekmeden önce bunların yerleştirilmesi gerekir. Taş plakalar arası 60 cm (ortadan oıtaya) olmalıdır.&lt;br/&gt;4 - Çim alanlarda toprak 15-20 cm kabartılarak işlenir ancak ilerde sulandıkça 3-4 cm oturur. Özellikle yol kenarları ve plaka taşların buna göre yerleştirilmesi gerekir. Pren sip olarak çim yüzeyi yollardan 3-4 cm yüksekte olmalıdır.Havuz kenarları ile çim yüze yi aynı yüksekliktedir.&lt;br/&gt;5 - Çım tesisleri uzun ömürlü tesislerdir ve devamlı bakım isterler. nedenle çım sahala rın ani kararlarla, mevsimsiz ve gelişi güzel bir toprak işlemesi ve herhangi bir çim to humu ile tesisinden kaçınmalıdır. Bu para ,zaman ve emek kaybı demektir. Çim sahala rı tesisi profesyonel ve ciddi bir iştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇiM ALANLARINDA KULLANILAN ÇİM BİTKİLERİNDE ARANAN ÖZELLİKLER&lt;br/&gt;........Çim tesislerinde başarılı olmak için kullanılan çim bitkileri tür ve çeşitlerinin özellikleri iyi bilinmelidir. Çim sahaların tek bİr çim ile tesisi sakıncalıdır .Çim sahalarda kullanılan bitkilerde aranan özellikleR şu şekilde özetlenebilir.&lt;br/&gt;1. - Renk: Çim bitkilerindeki yapraklar koyu yeşilden gri yeşile kadar çeşitli tonlardadır. Çim bitkisindeki aranan en uygun renk ise taze yeşil renktir. Bu rengin yaz ve kış kor unması tercih sebebidir Ancak yaz evleri gibi bazı yerlerde kullanılan çim türlerinde kışın sararmalar sakınca yaratmaz . Cynodon transvaalensiz &quot;Uganda&quot; çimi gibi kurak lığa ve basılmaya dayanıklı çim türleri yazlıklarda kullanılabilir.&lt;br/&gt;2 - Gençlik çağında hızlı, sonra yavaş gelişme Graminae familyasından bazı bitkiler bitkiler yem bitkisi olarak kullanılır . Bunlar devamlı gelişir ve biçme ister.Çim sahalımla ise bastan hızlı bir gelişme ile sahanoın örtülmesi daha sonrada yavaş gelişme arzu edilir. Çünki devamlı hızlı gelişm</description></item><item><title>HOUSING MANAGEMENT MODELS AND HOUSEHOLD BEHAIVOUR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?housing-management-models-and-household-behaivour-355026.html</link><description>HOUSING MANAGEMENT MODELS AND HOUSEHOLD BEHAIVOUR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TABLE OF CONTENTS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT ..............................................................................................................iii ÖZ ........................................................................................................................... .v ACKNOWLEDGEMENTS........................................................................................vii TABLE OF CONTENTS .........................................................................................viii LIST OF TABLES â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦.xiii LIST OF FIGURES â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦.xviii LIST OF GRAPHS â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. . xix ABBREVIATIONS â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦.xx CHAPTER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. INTRODUCTION .................................................................................................1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.Habitability, Sustainability, Quality and Maintenance of Housing Estates- The Need for Manag&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2. Typologies of Housing Environs With Respect To Management .....................5&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2.1. In Terms Of Ownership Regime ...............................................................5&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2.2. In Terms Of Physical Arrangement ..........................................................6&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2.3. In Terms Of Housing Development Process ............................................6&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.3. Social and Legal Framework Regulating Issues on Housing Management in&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Turkey......................................................................................................................7&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.4. Problem Areas, New Tendencies and Opportunities in Housing Management8&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.5. Purpose and Method of Study ........................................................................11&lt;br/&gt;2. HOUSING MANAGEMENT POLICIES AND PRACTICES IN OTHER COUNTRIES .........................................................................................................13&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. Housing Management in Literature ................................................................13&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. Main Concepts and Definitions, Previous Studies ..........................................14&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2. Management as a Part of Housing Policy, Actors and Facilities ....................16&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2.2. Housing and Housing Management Policies in Other Countries............16&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;viii&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2.2.2.1. In Britain ..............................................................................................16&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2.2.2. In France .............................................................................................17&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2.2.3. In Germany ..........................................................................................18&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2.2.4. In Netherlands .....................................................................................18&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2.2.5. In Denmark ..........................................................................................18&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.3. Forms of Housing Management .....................................................................20&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. 3. 1. Social Housing Management.....................................................................20&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. 3.2. Management in Private Rental Housing .....................................................22&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. 3.3. Management of Housing and Environs under Collective Ownership .........23&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.3.3.1. Condominiums.....................................................................................28&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.3.3.2. Non- Profit Tenant Cooperatives .........................................................34&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.3.3.2.1. Non-profit Housing Cooperatives in Canada ....................................36&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. 2.3.2.2. Multifamily Rental Buildings in Sweden ...........................................39&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.3.3.2.3. Neighbourhood- based Non-profit Cooperatives (in US) ..................39&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.3.3.3. Undivided co-ownership (co-owner co-ops) ........................................40&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.3.3.3.1. Coops in Canada ..............................................................................40&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.3.3.3.2. Multifamily Cooperative Buildings</description></item><item><title>GECEKONDU AİLESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gecekondu-ailesi-369201.html</link><description>2-Gece kondu Ailesi&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt; Gece kondu ailesinde çocuğum mesleki terciğini belirleyen faktörler üzerinde değerlendirme yapmadan önce ailenin teşkilini ve özelliklerini belirtmekte fayda görüyoruz. Türkiyede gecekondu bölgelerinde yapılan bütün saha araştırmaları ve gözlemler gecekondu nüfusunu, kırlık bölge ve köylerden şehirlere göç edip gelen insanların teşkil ettiği gerçeğini ortaya çıkartmıştır. Bu insanlar geldikleri bölgelerde daha çok tarıma dayalı işlerde çalıştıkları için vasıfsız işçi özelliği taşımaktadırlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Gecekondu aileleri şehir ve bölgelere göre meslek bakımından farklı hususiyetler göstermektedirler. Mesela, İstanbul&quot;da Zeytin burnu gecekondu bölgesi aile reislerinin genelde işçi olduğu yapılan araştırmalarla belirlenmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gecekondu ailelerini % 63 ünün çekirdek % 25 inin geleneksel aile özelliğine  sahip oldukları tespit edilmiştir. Gecekondu ailelerinde ebeveynler genel olarak ilkokul mezunudur.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Bu tip ailelerde eğitime bakış gelenekseldir. Çocuklarının zorla okumalarını isterler. Ancak çoğu zaman bu istek gerçekleşmez. Çünkü ilkokuldan sonra okuma oranı giderek düşer.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aile reislerinin eğitim seviyelerinin düşük olması ve çevre şartlarının (sosyal muhit) yetersizliği sebebiyle çocuk eğitimi mesleki (veçhesinden) açıdan yararlanamamaktadır. Bunun yanında ekonomik yetersizlikler de önemli rol oynamaktadır. Ekonomik durum iyileştikçe lükse ve gösterişe yönelmektedir. Gecekondu ailelerinde boş zaman değerlendirmede kitap okuma payının %5 olduğu göz önünde bulundurulursa, bu ailelerde eğitime ayrılan zamanın oranı kendiliğinden ortaya çıkar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gecekondu ailelerinde çocukların meslek seçiminde anne ve baba mesleğinin önemli bir etkisi yoktur. Çocukların %47&quot;si  kendi isteği ile mesleğini belirlemektedir Ancak bu isteğinin aynı ölçüde pratiğe yansıdığını söylemek güçtür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gecekondu ailelerinde çocukların %10&quot;u kaymakam, savcı, hakim olmayı, %68&quot;i doktor, mühendis-avukat olmayı istemektedir. Görülüyor ki çocuklar serbest meslek sahibi olmak istiyorlar. Bu meslekleri tercihlerinde mesleğin prestiji ve yüksek gelirini etkileyici faktör olarak ifade edebiliriz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gecekondu ailelerinde eğitimden ziyade çocuğun meslek seçiminde babanın mesleği ve sosyal menşei belirleyici rol oynamaktadır. 181 çocuktan ancak 4&quot;ünün üniversite eğitimi görmesi bunun en bariz ifadesidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sonuç olarak diyebiliriz ki, meslek seçiminde çocuklar kendi istekleri doğrultusunda hareket etmektedirler. Eğitimin mesleki veçhesinden yararlanamamaktadırlar. Sosyal menşeinin istikametinde rol almaktadırlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  a-Gecekondu Ailesinde Meslek Seçimine Etki Eden Faktörler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  1- Tarıma dayanıklı bir gelenekten gelme,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  2- Şehirleşmenin gerektirdiği sosyal, kültürel ve fiziki yapıdan uzak olma,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  3- Sosyal menşe ve fiziki çevrenin gecekondu bölgesi olması,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  4- Sanayi bölgesinde bulunan aile büyüklerinin genelde vasıfsız işçi olması,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  5- Aile okuma-yazma oranının düşük olması,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  6- Kır kültürünü terk edemeyen aynı zamanda şehirleşmeye çalışan insanların serbest mesleğe yönelmesi,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  7- Ekonomik (geçim) sıkıntıların büyük olması,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  8- Eğitime yeterince zaman ve gelirden pay ayırtamamak&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  9- Geleneksel köy hayatındaki mesleki anlayıştan vazgeçememek,</description></item><item><title>İSTANBUL ŞEHRE SU TEMİNİ VE İSALE HATLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?istanbul-sehre-su-temini-ve-isale-hatlari-388249.html</link><description>Şehre Su Temini ve İsale Hatları&lt;br/&gt;İstanbul M.Ö 658 yılında Sarayburnu ve çevresinde küçük bir yerleşim merkezi olarak kurulmuştur. Asırlar boyunca insanoğlunun yaşadığı en eski yerleşim merkezlerinden birisi olmuştur. Asya ve Avurpa arasında bir köprü görevi görmesi ve etrafını çevreleyen denizleri, İstanbul Boğazı ve Haliç gibi tabii limanlara sahip olması önemini daha da artırmıştır.Tarih boyunca askeri ve ticari yönden çok büyük bir cazibe merkezi olmuştur.&lt;br/&gt;Bu sebeplerde bir çok kavim ve milletin akınlarına maruz kalmış zaman zaman da tahrip edilmiştir. İstanbul Romalıların hakimiyetine girdikten sonra gelişmeye başlamıştır. Özellikle 330 yılında İmparator Konstantinin, şehri Roma İmparatorluğunun merkezi yapması ve kıymetli eserlerle mamur hale getirmesi, bu şehre olan alakayı daha da artırmıştır. 395 yılında İmparatorluğun ikiye bölünmesiyle Doğu Romanın merkezi haline gelmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fetih Öncesi İstanbulda Yapılan Su Tesisleri&lt;br/&gt;Tarihi kaynakalrdan edinilen bilgilere göre şehrin kuruluş dönemlerinde su ihtiyacı yeraltı kaynaklarından sağlanmaktaydı. Romalılar ve Bizanslılar şehrin çevresinde çeşitli su bentleri ve suyun taşınabilmesi için muhtelif kemerler ve şehrin içinde de su sarnıçları inşa ettiler. Hadriyen tarafından (117-138) surlar dışındaki bir kaynaktan Haliçin kenar mahallelerine kadar su yolu yaptırıldığı, Valens tarafından (368-378) Halkalı civarından Bayezıte kadar bir su yolu yapıldığı ve bu yol üzerinde Atışalanı Köyü civarındaki Mazul Kemerle, Bozdoğan (Valens) Kemerinin bu maksatla inşa edildiği kayıtlarda mevcuttur. Kağıthane Deresinin sularının havuzlarda toplanarak, vadilerden kemerlerle aşırılarak şehre isale edilmesi, İmparator Teodoryos (378-395) tarafından Mazul ve Bozdoğan Kemerlerinden geçirilmesiyle 3.bir su yolunun yapıldığı ve yine aynı imparator döneminde Belgrad Ormanından SultanAhmete kadar 4.bir su yolu yapıldığı bildirilmektedir.Harp hali ve kuraklık gibi durumlarda kullanılmak üzere üstü kapalı veya açık sarnıçlar in</description></item><item><title>ESKİŞEHİR BELEDİYESİ EĞLENCE HİZMETLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?eskisehir-belediyesi-eglence-hizmetleri-379529.html</link><description>xİÇİNDEKİLER...........................................................................................................................1&lt;br/&gt;ESKİŞEHİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ŞEHİR TİYATROLARI2&lt;br/&gt;ESKİŞEHİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SENFONİ ORKESTRASI4&lt;br/&gt;AFM SİNEMALARI4&lt;br/&gt;BUDA BAR4&lt;br/&gt;HAYAL KAHVESİ4&lt;br/&gt;COSMIC BOWLING4&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Marka Tescil Başvuruları&quot; na ait mal ve hizmetlerin sınıflandırılmasına ilişkin tebliğe göre eğlence hizmetleri aşağıdaki gibi sınıflandırılmaktadır:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Eğlendirme hizmetleri&lt;br/&gt;*Eğlence parkı  hizmetleri&lt;br/&gt;*Lunapark hizmetleri&lt;br/&gt;*Sirk hizmetleri&lt;br/&gt;*Parti düzenleme (eğlence) hizmetleri&lt;br/&gt;*Balo düzenleme hizmetleri&lt;br/&gt;*Diskotek hizmetleri&lt;br/&gt;*Tatil kampı hizmetleri  &lt;br/&gt;*Hayvanat bahçesi hizmetleri&lt;br/&gt;*Eğlendirme hakkında bilgilendirme hizmetleri&lt;br/&gt;*Boş zamanları değerlendirici etkinliklerin sağlanması hizmetleri&lt;br/&gt;*Boş zamanları değerlendirme konusunda bilgilendirme hizmetleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada tiyatro, senfoni orkestrası, sinema, bar ve restaruant işletmeleri üzerinde durulacaktır: &lt;br/&gt;ESKİŞEHİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ŞEHİR TİYATROLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eskişehir Büyükşehir Belediye Tiyatroları Türkiye&quot;deki beş şehir tiyatrosundan biridir. Genç ve dinamik kadrosuyla 2001 sezonunda perdesini açmış ve bugüne kadar toplam 6 oyununu Eskişehir halkının beğenisine sunmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türk yaşantısında önemli yeri olan ortaoyunu, bayram eğlenceleri gibi tiyatro gelenekleri özellikle 1980&quot;den sonra eski önemini yitirmiştir. Eskişehir Büyükşehir Belediye Tiyatroları&quot;nın ilk amacı Eskişehir halkını tiyatro ile yeniden barıştırmaktır. Bu amaçla kolay algılanabilir ve eğlenceli oyunlar seçilmekte ve düşük fiyat politikası izlenmektedir. Kurum zamanla daha sanatsal oyunlar sergilemeyi ve bu oyunları da seyirciyle buluşturabilmeyi hedeflemektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tiyatronun gelecekteki amaçlarından bir diğeri ise bir bölge tiyatrosu olmaktır. Afyon, Uşak, Kütahya, Bilecik gibi çevre illerdeki  sanatsal boşluğu doldurmak, özellikle bu şehirlere sezon dışında turneler düzenlemek ve &quot;kamyon tiyatro&quot; gibi projeler üzerinde durulmaktadır. &quot;Kamyon tiyatro&quot; projesi yalnızca il merkezlerini değil aynı zamanda ilçe ve köy gibi küçük yerleşim birimlerini de kapsaması düşünülmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kendilerine rakip olarak evlerdeki televizyonları görmekte, bu noktada evrensel anlamda sanatsal kalite gözetilmemekte ancak katılım sağlanmaya çalışılmaktadır ve genel politikalar buna göre belirlenmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Oyunlar sezonluk sahnelenmekte ve her sezon henüz bitmeden gelecek sezon oyunları belirlenmekte ve tahmini bütçeleri çıkarılmaktadır. Sezon Ekim-Haziran dönemini kapsamaktadır. Sezon dışında kalan zamanlarda turneler yapılmakta ve oyunlar için gerekli hazırlıklar yürütülmektedir. Oyun seçim süreci, Repertuar Kurulunun oyun havuzu oluşturmasıyla başlar. Genel sanat yönetmeni, genel sanat yönetmen yardımcısı ve bir sanatçı temsilcisinden oluşan yönetim kurulu hangi oyunların oynanacağına karar verir. Sıradaki aşamada Sahne Direktörlüğü oyunu yönetecek tiyatro adamlarına teklif götürür, oyuncuları belirler; diğer yandan Teknik Direktörlük de ışık, dekor gibi teknik konular üzerinde çalışmalara başlar. Metin üzerinde gerekli çalışmalar (değişiklikler, eklemeler vs.) yapıldıktan sonra ezber çalışmalarına ve provalara geçilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Oyuncular konservatuarların tiyatro veya dengi bölümlerinden eğitim almış kişiler arasından seçilmektedir. Sınav kararı alındıktan ve gerekli duyurular yapıldıktan sonra Genel Sanat Yönetmenini, misafir tiyatro adamlarını ve belediyenin temsilcisi olarak Tiyatro Daire Başkanını kapsayan bir jüri oluşturulur. Mülakat sonucu seçilen oyuncular bir yıllık bir staj süreci geçirip ardından asaletlerini almaktadırlar. Halen tiyatro bünyesinde 18 sanatçı yer almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Oyuncuların performans değerlendirmeleri birlikte çalıştıkları yönetmenlerden alınan raporlar doğrultusunda yapılır. Genel Sanat Yönetmeni bahsi geçen raporları toplar ve gerekli kadro derece ve puanlarını belirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diğer çalışanların Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olmalarına ve iletişim konusunda yetenekli olmalarına dikkat edilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eskişehir Büyükşehir Belediye Tiyatrolarının yönetimi; İzmit, İstanbul, Bakırköy Şehir Tiyatrolarının yönetmeliği esas alınarak hazırlanan bir yönetmelikle sağlanmaktadır.&lt;br/&gt;ESKİŞEHİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SENFONİ ORKESTRASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tamamına yakını ülkemiz olanakları ile yetişmiş ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde toplanmış olan genç sanatçılar, 2002 yılından itibaren Eskişehir halkı ile Büyükşehir S</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - MİMARLIKTA BİLGİSAYAR UYGULAMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-mimarlikta-bilgisayar-uygulamalari-400066.html</link><description>mimarlıkta bilgisayar uygulamaları</description></item><item><title>SAFEVİLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?safeviler-390604.html</link><description>İranda Akkoyunlu Devletinin yerine SAFEVİ DEVLETİ kurulmuştu. Devlet, adını Erdebilli (İran) Şeyh Safiyeddin (ölm. 1334)  tarafından kurulmuş olan Safeviyye Tarikatından almıştır. Şah İsmail , Akkoyunluların içinde bulunduğu kargaşadan faydalanarak, gerek Akkoyunlu ve gerekse Karakoyunlulardan dağınık Türkmen zümrelerini bir araya getirmeyi başarmıştır. Şah İsmail, çoğunluğu Anadoludan gitme (Rumlu, Şamlu, Tekelü, Ustacalu,  Dulkadirli, Afşar, Kaçar, Bayburtlu, Varsaklar) Türkmen aşiretlerinin de desteği ile Tebriz i zapt ederek Safevi Devletini kurdu (1502). Iran ve Azerbaycanda etkisini gösteren Şah İsmail, Doğu Anadoluda Osmanlı Devletini ciddi derecede tehdit etmeye başlamıştı. Anadoluya bir çok Şii propagandacı yollayan Şah İsmail, bu sayede Anadoluyu yönetimi altına almak istedi ve Şii mezhebini Anadoluda yaymaya çalışıyorlardı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Akkoyunlulardan Azebaycanı alan Şah İsmail, 1509da Bağdatı ele geçirdi. 1510 yılında Özbek Hanı Şibaniyi Merv yakınlarında ağır bir yenilgiye uğratarak sınırlarını Ceyhun nehrine kadar genişletti. Safeviler&quot;in bu faaliyetleri sonucu 1511 yılında Anadoluda ŞAH KULU İSYANI çıktı. O sırada Trabzon valisi olan Şehzade SELİM (Yavuz), babası II. Bayezıtın Safevi ve şii tehlikesine karşı yeterli önlem almaması üzerine Yeniçerilerin desteğiyle babasını tahttan indirerek padişah oldu. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Anadoluda Şii propagandasının gittikçe artması, Osmanlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selimi harekete geçirdi. 1514 yılında Çaldıranda yapılan savaşı kaybeden Şah İsmail, ölümüne kadar (1524) bir daha toparlanamadı.Sonuçta 1555&quot;te Safeviler ile Osmanlı devleti arasında Amasya Antlaşması imzalandı. Yerine geçen Şah Tahmasb (1524 -1576), döneminde Safeviler Anadolu üzerindeki siyasetlerine devam ettiler. Bu süre içersinde Safeviler doğuda Özbekler, batıda da Osmanlılar ile mücadele etti. Şah Tahmasb&quot;ın ölümü ile bir süre devam eden karışıklıklardan sonra hükümdar olan I.Abbas dönemi</description></item><item><title>İMAR PLANLAMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?imar-planlama-382020.html</link><description>İMAR  PLANLAMAI.  İMAR PLANLARININ TANIMI VE STANDARTLARIPlanlama,  koruma ve kullanma kararlarının optimizasyon çabasıdır. Yani, planlama ile bir yandan konut, ticaret, sanayi vb. kullanma kararları verilirken, öte yandan da yeşil alan, çocuk parkı, ağaçlandırılacak alan vb. koruma kararlarını vermek durumundayız. Koruma kararları dediğimiz yapı yapmaya karşı korunmuş alanlar, hem gelecekte kullanıma açılabilecek bir arazi stoku oluştururken, hem de kentin yaşaması için gerekli doğal, kültürel ve tarihi değerlerin gelecek kuşaklara devri için gerekli kültürel stokları da oluşturur.Bir planlama çabası, yalnızca üst yapı adını verdiğimiz binalardan oluşmaz. Bu üst yapının sağlıklı bir biçimde hizmeti için gerekli alt yapı tesisleri ile ilgili kararları da beraberinde getirir.&quot;Alt yapı&quot; bu uygulamada ikiye ayrılır :1.Sosyal Alt Yapı : Sağlıklı bir çevre meydana getirmek amacı ile yapılması gereken eğitim, sağlık, dini kültürel ve idari yapılar ile park, çocuk bahçeleri gibi yeşil alanlara verilen genel isimdir. 2.Teknik Alt Yapı : Elektrik, havagazı, içme ve kullanma suyu, kanalizasyon ve her türlü ulaştırma, haberleşme ve arıtım gibi servislerin temini için yapılan tesisler ile açık veya kapalı otopark kullanışlarına verilen genel isimdir.Beldelerin, imar yönünden düzenli olması, hazırlanan imar planlarının aynen mekana yansımasıyla mümkün olabilir. İmar planına mekan boyutu kazandırılması, bu planda er alan ve düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kamunun kullanımına açık olması, tüm yapıların plana uygun, ruhsata bağlı olarak yapılması ile mümkün olabilir.2 Kasım 1985 tarih ve 18916 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe konulan &quot;İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmelikte, kentsel sosyal ve teknik alt yapı standartları ek liste olarak yayınlanmıştır.(Ek - Tablo : 1A, 1B, 1C, 1D  ve 2)Ayrıca bu Yönetmelikte; eğitim tesisleri, sosyal ve kültürel tesisler, sağlık tesisleri ile resmi tesislere ait asgari alan büyüklükleri ek tablolarda belirtilmiştir. EĞİTİM TESİSLERİ (Ek - 1A)NOTESİS   ADIÖĞRENCİADEDİASGARİ ALANBÜYÜKLÜĞÜ (M2)1İlkokul---3.500 - 50002Ortaokul---5.700 - 8.8003Lise---10.000 - 15.0004Endüstri Meslek Lisesi (x)---20.0005Pratik Sanat Okulu(x)---7.5006Pratik Kız Sanat Okulu3002.3507Pratik Kız Sanat  Okulu3505.6008Kız Enstitüsü---9.700(x)Bu okulların atölyeleri için yeterli ilave alan ayrılır.SOSYAL VE KÜLTÜREL TESİSLER (Ek - 1B)TESİS ADINOOKUL ADIASGARİ ALANBÜYÜKLÜĞÜ (M2)Kütüphane1Küçük ilçe tipi1.2502Büyük İlçe Tipi2.0003İl tipi (300 kişi)1.0504İl tipi (400 kişi)1.070Halk EğitimMerkezi1Küçük tip Halk Eğitim Merkezi7602Orta tip Halk Eğitim Merkezi1.400Yurtlar1200 Yatak            2.500Ana OkuluÇocuk Yuvası140 kişilik           5.150260 kişilik5.600SAĞLIK  TESİSLERİ (Ek - 1C)NOTESİS   ADIASGARİ ALANBÜYÜKLÜĞÜ (M2)</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - ÜRDÜN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-urdun-400065.html</link><description>ürdün</description></item><item><title>ARSA VE ARAZİ DÜZENLEMESİNİN TARİHİ GELİŞİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?arsa-ve-arazi-duzenlemesinin-tarihi-gelisimi-346589.html</link><description>ARSA VE ARAZİ DÜZENLEMESİNİN TARİHİ GELİŞİMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET GİRİŞ.................................................................................................................1&lt;br/&gt;I. ÇALIŞMANIN AMACI2&lt;br/&gt;II.ÇALIŞMANIN KAPSAMI2&lt;br/&gt;1.ARSA VE ARAZİ DÜZENLEMESİNİN TARİHİ GELİŞİMİ, TANIMI VE AMACI2&lt;br/&gt;1.1. TARİHİ GELİŞİMİ2&lt;br/&gt;1.2.TANIMI4&lt;br/&gt;1.3. AMACI6&lt;br/&gt;2.ARAZİ VE ARSA DÜZENLEMESİNDE YETKİ VE DÜZENLEME İŞLEMİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ7&lt;br/&gt;2.1.ARAZİ VE ARSA DÜZENLEMESİNİN YAPMA YETKİSİ7&lt;br/&gt;2.1.1-Belediyelerin Arazi ve Arsa Düzenlemesi Yapma Yetkisi:7&lt;br/&gt;2.1.2-Valiliklerin Arazi ve Arsa Düzenlemesi Yapma Yetkisi:9&lt;br/&gt;3.ARSA VE ARAZİ DÜZENLEMESİ UYGULAMA ESASLARI9&lt;br/&gt;3.1- DÜZENLEME SAHALARININ TESBİTİ ESASLARI9&lt;br/&gt;3.2- DÜZENLEME SINIRININ GEÇİRİLMESİ10&lt;br/&gt;3.3-DÜZENLEME SIRASINDA KORUNACAK YAPILAR10&lt;br/&gt;3.4- TOPLU İNŞAATLARDA İMAR DÜZENİ11&lt;br/&gt;3.5- İMAR PARSELLERİNİN OLUŞTURULMASI VE DAĞITILMASINDAKİ ESASLAR11&lt;br/&gt;3.6- DÜZENLEME ORTAKLIK PAYI ORANINA AİT ESASLAR12&lt;br/&gt;3.7- KAMU TESİSLERİ ARSALARINA TAHSİS13&lt;br/&gt;3.8- UYGULAMA MASRAFLARININ TAHSİLİ13&lt;br/&gt;3.9- HİSSELİ ARAZİ VE ARSA SATIŞININ YASAKLANMASI13&lt;br/&gt;4- DÜZENLEMEDE HAZIRLIK ÇALIŞMALARI14&lt;br/&gt;4.1- İFRAZ VE TEVHİD İŞLEMLER (AYIRMA VE  BİRLEŞTİRME)14&lt;br/&gt;4.2- TAPU KAYITLARININ VE HARİTALARIN ELDE EDİLMESİ14&lt;br/&gt;4.3- HARİTALARIN REVİZYONU VE MÜKTESEP HAKLARIN TESBİTİ14&lt;br/&gt;4.4- KORUNMASI GEREKEN YAPILAR15&lt;br/&gt;4.5- UYGULAMA HARİTALARININ HAZIRLANMASI15&lt;br/&gt;4.6- İMAR ADALARININ NUMARALANDIRILMASI15&lt;br/&gt;4.7- ADALARIN ARAZİYE APLİKASYONU16&lt;br/&gt;4.8- ADA KÖŞELERİNİN ARAZİDE BELİRTİLMESİ16&lt;br/&gt;4.9- YAPI VE TESİSLERİN KORUNMASI16&lt;br/&gt;4.10- YAPI ADALARININ KESİN BOYUTLARININ TESBİTİ17&lt;br/&gt;4.11- HATA SINIRI17&lt;br/&gt;4.12- PARSELASYON PLANLARININ DÜZENLENMESİ17&lt;br/&gt;4.13- PARSEL ALANINDAKİ FARKIN GİDERİLMESİ18&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;5- DÜZENLEME İŞLERİ19&lt;br/&gt;5.1- KADASTRO AYIRMA ÇAPI19&lt;br/&gt;5.2- TAPU KAYITLARINA BELİRTME YAPILMASI (ŞERH KONULMASI)19&lt;br/&gt;5.3- DÜZENLEMEDE UMUMİ HİZMETLERE AYRILACAK PAYIN HESABI20&lt;br/&gt;5.4- DÜZENLEME ORTAKLIK PAYI ORANI VE KAMULAŞTIRILACAK ALANIN HESABI20&lt;br/&gt;5.5- DÜZENLEME ORTAKLIK PAYINDAN FAZLA ÇIKAN MİKTARIN SAĞLANMASI20&lt;br/&gt;5.6- DÜZENLEME ORTAKLIK PAYI ORANI (DOPO)21&lt;br/&gt;5.7-ÖZET CETVELLERİ21&lt;br/&gt;5.8- İMAR PARSELLERİNİN TEŞKİLİ22&lt;br/&gt;5.9- İMAR ADALARININ PARSELLENMESİ22&lt;br/&gt;5.10- PARSEL NUMARALARININ VERİLMESİ22&lt;br/&gt;5.11- KADASTRO YAPILMAYAN YERLERDEKİ DÜZENLEME İŞLERİ23&lt;br/&gt;5.12- PARSELASYON PLANLARININ ONAYI23&lt;br/&gt;5.13- PARSELASYON PLANLARININ KONTROLÜ24&lt;br/&gt;5.14- TAPU SİCİLİNE BEYAN VE TESCİL25&lt;br/&gt;5.15- HİSSE HESABI25&lt;br/&gt;5.16- İMAR PARSELASYON PLANLARININ HUKUKİ GEÇERLİLİĞİ25&lt;br/&gt;6- ARSA VE ARAZİ DÜZENLEME İŞLEMLERİNDE KONTROL İŞLEMLERİ26&lt;br/&gt;6.1-YAPIM YÖNTEMİ26&lt;br/&gt;6.2-İSTENEN BELGELER27&lt;br/&gt;6.3- İZLENECEK YOL30&lt;br/&gt;6.4- KONTROL İŞLEMLERİ31&lt;br/&gt;6.5- TAPU SİCİL MÜDÜRLÜĞÜNE DEVİR İŞLEMLERİ32&lt;br/&gt;6.6-TESCİLDEN  SONRA YAPILACAK İŞLEMLER32&lt;br/&gt;7.UYGULAMADA KARŞILAŞILAN SORUNLAR33&lt;br/&gt;7.1. TEKNİK PROBLEMLER33&lt;br/&gt;7.2. HUKUKİ PROBLEMLER VE ÖNERİLER36&lt;br/&gt;7.3. EKONOMİK PROBLEMLER37&lt;br/&gt;8. SONUÇLAR VE ÖNERİLER38&lt;br/&gt;KAYNAKÇA40&lt;br/&gt;EKLER41&lt;br/&gt;EK-1: 18. MADDE UYGULAMA ÖRNEĞİ&lt;br/&gt;EK-2: 18. MADDE UYGULAMALARINA AİT YÖNETMELİK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;TANIMI&lt;br/&gt;Başka türlü üzerinde yapı yapılmaya elverişli duruma getirilmesine olanak bulunmayan birbirinin içine geçmiş , bölünmüş,paylaşılmamış paylardan oluşan, düzgün ol mayan biçimlere dönüşmüş arsaları birleştirip, yol ve benzeri hizmetlere yeterince yer ayırdıktan sonra bunları imar parselleri durumuna sokulmuş olarak sahiplerine arsa yüz ölçümlerinin belli bir oranda eksiğiyle dağıtılmasına yetki veren bir kuraldır.&lt;br/&gt;AMACI&lt;br/&gt;İmar planları ile getirilen amaca uygun olarak planlı, düzenli ve sağlıklı bir kentleşmenin sağlanmasıdır. Beldenin gelişim ve ihtiyaç durumu dikkate alınmak suretiyle yeterli miktarda arsayı, konut yapılmasına hazır hale getirmektedir.&lt;br/&gt;YAPMAYETKİSİ&lt;br/&gt;3194 Sayılı İmar Kanunu&quot;nun 18.madde ve bu maddenin uygulanmasını gösterir yönetmeliğinin birlikte ele alındığında, arazi ve arsa düzenlemesi yapma yetkisi Belediyeler ve Valilikler tarafından kullanılmaktadır&lt;br/&gt;UYGULAMADA KARŞILAŞILAN SORUNLAR&lt;br/&gt;TEKNİK SORUNLAR&lt;br/&gt;İmar Planlarının yapımına esas olan halihazır haritalar kadastral olmadığı için plan yapan müellifin kadastro parsell</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - DOĞU KARADENİZ PEYZAJI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-dogu-karadeniz-peyzaji-400042.html</link><description>doğu karadeniz peyzajı</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - KONUT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-konut-432942.html</link><description>konut</description></item><item><title>KENTLEŞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentlesme-394339.html</link><description>KENTLEŞME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kentleşmenin Tanımı&lt;br/&gt;Kenti sınırları içinde yaşayan nüfusun geçim kaynaklarını tarım ve hayvancılık dışı uğraşıların oluşturduğu, toplumsal ilişkiler, kültürel alanlar, nüfus yoğunluğu gibi bir çok yönden kırsal alanlardan farklı olan yerler şeklinde tanımlamak mümkündür. Kentli ise, kentte yaşayan ve kentin kendine özgü kültürünü benimsemiş olan, kırın yaşam biçimlerinden farklı bir yaşam biçimi sürdüren, geçimini tarım ve hayvancılık dışı faaliyetlerden kazanan kişidir. Kent sözcüğü devamlı olarak medeniyet ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Bu anlamda medeniyetin kentleşmeyle geldiğini ve varolduğunu söylemek, genel bir kanıdır. Latin kökenli dillerde medeniyet anlamına gelen &quot;civilization&quot; kent anlamına gelen &quot;civitas&quot; sözcüğünden türemiştir. Bu özellik sadece batı kültürlerinde görülmemektedir. Arap kültüründe de medeniyet uygarlık anlamına gelmektedir ve bir kent ismi olan Medine sözcüğünden türetilmiştir. Bu açıklamalar ışığında Kentleşmeyi dar anlamda, kent sayısının ve kent nüfusunun artması olarak tanımlayabiliriz. Kentsel nüfus, doğumlarla ölümler arasındaki farkın doğumlar lehine olmasından ve aynı zamanda köylerden ve kasabalardan gelenlerle, yani göçlerle artar. Kentleşmenin bu manadaki tanımı, demografik yani nüfus artışıyla ilgilidir. Oysa kentleşme yalnız bir nüfus hareketi olarak görülürse eksik kavranmış olur. Çünkü, kentleşme bir toplumun ekonomik ve doğal yapısındaki değişmelerden de kaynaklanabilir. Bu nedenle kentleşmeyi tanımlarken, nüfus hareketinin kaynağını oluşturan ekonomik ve toplumsal değişmelere de yer vermek gerekir. Kentleşmenin bu açıklamalardan sonra geniş bir tanımı şöyle yapılabilir: Sanayileşme ve ekonomik gelişmeye bağlı olarak kent sayısının artması ve bugünkü kentlerin büyümesi sonucunu doğuran, toplum yapısında, artan oranda örgütlenme, işbölümü ve uzmanlaşma yaratan, insan davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişikliklere yol açan bir nüfus birikim sürecidir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üretim şeklindeki değişimin, yani ekonomi</description></item><item><title>ATIKSU ARITMA TESİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?atiksu-aritma-tesisi-367195.html</link><description>1. GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;20. yüzyılın ikinci yarısında hızla gelişen sanayileşme ve yaşam biçimlerindeki değişmeye paralel olarak ortaya çıkan atıklar, zaman içinde logaritmik bir artış göstermiş ve bu atıklardan kaynaklanan çevre sorunları küresel bir boyut kazanmıştır. &lt;br/&gt;Dünyadaki önemli sorunlardan biri, tatlı su kaynaklarının hızla azalmasıdır. Birleşmiş Milletler Çevre Programı&quot;nın 2002 yılında yayınladığı rapora göre, dünyadaki nehirlerin yaklaşık yarısının ciddi biçimde kirletildiği belirtilmektedir. Ayrıca, 1990&quot;lı yılların ortalarında, dünya nüfusunun % 40&quot;ına karşılık gelen 80 ülkede, önemli su sıkıntısı yaşandığı tespit edilmiştir. Büyük bölümü Afrika ve Asya&quot;da yaşayan 1.1 milyar insan sağlıklı suya ulaşamamakta, 5 milyar insan ise güvenli arıtma hizmetlerinden yoksun bulunmaktadır. Su kaynaklarının sınırlı olmasına ve dağılımındaki dengesizliğe ek olarak; &quot;hızlı nüfus artışı&quot;, &quot;su sektörüne yapılacak yatırımların finanse edilmesinde karşılaşılacak sorunlar&quot; ve &quot;su kaynaklarının kirlenmesi&quot; su açığının daha da büyümesine neden olan 3 önemli etkendir. Piyasa koşullarının küresel ölçekteki siyasi, ekonomik ve sosyal koşullara yön vermesi durumunda, 2032 yılı itibarı ile dünya nüfusunun yarıdan fazlası ciddi su sıkıntısıyla karşılaşabilecektir.&lt;br/&gt;Dünyadaki &quot;Su Yoksulluk İndeksine&quot; bakıldığında Türkiye&quot;nin &quot;orta sınıf&quot; grubuna girdiği görülmektedir. Dünya yıllık yağış ortalaması 1.000 mm iken Türkiye&quot;deki ortalama yağış 640 mm&quot;dir. Ayrıca Türkiye, kişi başına yıllık 2.940 m3 tatlı su kaynağıyla, 7.000 m3 olan Dünya ortalamasının altında bulunmaktadır. Bu gerçeğe rağmen, su kaynaklarımız korunamamakta, nehirlerimiz, göllerimiz ve yeraltı suyu kaynaklarımız hızla kirlenmektedir.&lt;br/&gt;2002 yılında düzenlenen Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi&quot;nde, son 10 yılda temiz suya erişim ve atıksuların arıtımında karşılaşılan yetersizliklerin sebep olduğu çocuk ölümlerinin, 2. Dünya Savaşı&quot;ndan sonra yaşanan silahlı çatışmalarda kaybedilen insan sayısından fazla olduğu gerçeğini gözler önüne sermektedir. Bu koşullar altında, 2000 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Binyıl Kalkınma Hedefleri arasında yer alan &quot;2015 yılı itibarı ile, güvenli içme suyuna erişim imkanı bulunmayan insan sayısını yarıya indirmek&quot; hedefi sadece bir niyet değil, tüm insanlık adına kaçınılmaz bir zorunluluk olarak algılanmalıdır.&lt;br/&gt;2001 yılı Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, ülkemiz nüfusunun ancak % 72&quot;sine su şebekesi, % 75&quot;ine ise kanalizasyon şebekesi ile hizmet verilebilmektedir. Yaklaşık olarak her 4 insanımızdan 1&quot;i yeterli su ve atıksu hizmetlerinden yoksundur.&lt;br/&gt;Yine 2001 yılı DİE verilerine göre, ülkemiz insanının ancak % 30&quot;una arıtılmış su hizmeti sunulabilirken, ancak % 17&quot;sinin atıksuları uygun şekilde arıtılabilmektedir. &lt;br/&gt;Endüstriyel faaliyetler atıksu oluşumunda önemli bir paya sahiptir. Çevre ve Orman Bakanlığı verilerine göre,  59 Organize Sanayi Bölgesi&quot;nden 17&quot;sinde atıksu arıtma tesisi mevcuttur. 9 tanesi atıksularını Belediye kanalizasyonuna vermektedir, 18 tanesinin atıksu arıtma tesisi inşaat aşamasındadır, 15 tanesinde ise arıtma tesisi bulunmamaktadır.&lt;br/&gt;Ülkemizin temel çevre sorunları arasında &quot;içme suyu kaynaklarının korunamaması&quot; ve &quot;atıksuların yeterince arıtılamaması&quot; gelmektedir. Yapılan arıtma tesislerinin birçoğu, yanlış projelendirme veya yüksek enerji maliyetleri ve kalifiye eleman istihdamının yapılmamasından kaynaklanan sebeplerle çalıştırılamamaktadır.&lt;br/&gt;Ülkemizin çevre alanındaki yatırımlarını gerçekleştirememesinin temel nedenleri arasında, finans kaynaklarının ve çevre sektörünün yetersizliği ön sıralarda gelmektedir. Yapılan çalışmalar, ülkemizdeki temel çevre sorunlarının çözümüne yönelik yapılması gereken altyapı yatırımları için 30 ile 50 milyar Euro arasında bir finansmana ihtiyaç bulunduğunu göstermektedir. Bu noktada, sıkça başvurulan yurtdışı kaynaklı krediler kullanılarak projelendirilen çevre yatırımları hem pahalı olmakta, hem de hizmetlerin yabancı firmalar tarafından yürütülmesi ve kullanılan malzemelerin büyük bölümünün krediyi veren ülkeden alınma zorunluluğu olması nedeniyle ülke ekonomisine yeterince katkı sağlanamamaktadır. &lt;br/&gt;Gelişmiş ülkelerdeki sanayi sektörü, &quot;sürdürülebilirlik&quot; hedeflerini gerçekleştirmede önemli sorumluluklara sahiptir. Artık çevre, sanayi sektöründeki firmaların yönetim sistemlerine dahil etmek zorunda oldukları önemli bir faktör halini almıştır. Hammadde, enerji ve su gibi doğal kaynakların kullanımı, üretim sürecinin çevresel maliyeti ve atık yönetimi bu s</description></item><item><title>KENT MOBİLYALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kent-mobilyalari-390149.html</link><description>KENT MOBİLYALARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kent mobilyaları, bir kentin planlanması, yaşama  mekanlarının örgütlenmesi kadar öncelik verilmesi gereken önemli şehir kimliği öğeleridir.Sokağa çıkıp baktığımız her şey bu kimliğin belirleyicisidir. Kentlerimiz şu anda bir kimlik bunalım içerisindedir.Yerel yönetim lerin bu konuda etkileri büyüktür. Projemizde amaç kargaşaya son verecek ve ortak bir dile ulaşabilecek tasarım geliştirmek olmalıdır. &lt;br/&gt;Şehirlerdeki görsel kaos içerisinde kent mobilyalarının (çöp kutusundan, oturma gruplarına kadar ) ilişkisizlik söz konusudur. Bilinçsizce seçilen renk, malzeme ve sistem kullanımı, tutarsız tasarımlar büyük zaman kaybına yol açmaktadır.&lt;br/&gt;Kentsel dış mekanların düzeni ve kullanılabilirliği, insanın günlük hayatına olumsuz yada olumlu katkıları vardır.Kaldırımların düzeni, çöp kutularının ulaşılabilirliği gibi...   Kentsel dış mekanların kullanılabilirliği o mekanın organizasyonunda kullanılan kent mobilyalarının uyumu ile yakın ilişkilidir. Yanlış detay, malzeme ve konumlandırmadan dolayı çöplük haline gelmiş çiçeklikler, kırık dökük banklar, sokak lambaları, kirletilmiş, yırtık ilan panoları, düzensiz kaldırımlar, okunamayan sokak panoları, düzensiz kaldırımları düzensizliğin göstergesidir diyebiliriz.&lt;br/&gt;&quot;Bir toplumun kültürel gelişmişlik düzeyi, kaldırım yüksekliğiyle ters orantılıdır&quot; tanımı  akla araçların park etmesini  önlemek için her gün biraz daha yükseltilen kaldırımlar geliyor.Yöneticilerin bulduğu sözde pratik engellemeler oluyorlar.&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de kentsel dış mekan düzenlemesiyle ilgili ilk çalışmalara Beyoğlunda  rastlıyoruz. 1857&quot;de 6. belediye dairesinin kurulmasıyla birlikte, İstanbul&quot;daki ilk imar hareketleri de başlamıştır.Galata - Beyoğlu hattı gazlı sokak lambaları, çöp tenekeleri v.b. kentsel mobilyalarla donatılıyor ve yol kaldırımları düzenleniyor.&lt;br/&gt;Le Corbusise &quot; Yaşadığı kenti oluşturan insan, aynı zamanda o kentle birlikte biçimlenir&quot; demiştir. Fakat ülkemizde bu özellikle 1950&quot;lerde kentlere göç  ile birlikte doğduğu v</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - KENTSEL KIYI KULLANIMI KIYI YÖNETİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-kentsel-kiyi-kullanimi-kiyi-yonetimi-432951.html</link><description>kentsel kıyı kullanımı kıyı yönetimi</description></item><item><title>KENTLEŞME VE KONUT YÖNELTİLERİNİN BAŞARILI OMASI İÇİN TEMEL İLKELER VE UYGULAMA ARAÇLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentlesme-ve-konut-yoneltilerinin-basarili-omasi-icin-temel-ilkeler-ve-uygulama-araclari-368481.html</link><description>KENTLEŞME VE KONUT YÖNELTİLERİNİN BAŞARILI OMASI İÇİN TEMEL İLKELER VE  UYGULAMA ARAÇLARI:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kentleşme ve konut yöneltilerinin oluşturulması adına ülkemizde tarihsel süreç içerisinde pek çok oluşum denenmiş ve bu konuda zaman zaman genel anlamda politikalar ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu konuda, maalesef görünen odur ki siyasi ve kısa zamanlı hesaplar sağlıklı ve planlı kentleşme yöneltilerinin önüne geçmiş ve temel ilkelerin uygulanmasında sıkıntılar yaşanmıştır. Ancak ülkemizde kentleşme ve konut yöneltilerinin kalkınma planlarına da girdiğini ve konuya bu şekilde ki bir yaklaşımın yaşamsal özelliklerinin anlaşılması bakımından sevindirici olduğunu söylemek mümkündür.  Bu alanda oluşturulmaya çalışılan kentleşme politikasının ilkeleri  özetle şu şekilde ifade edilebilir;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1- Kent planlaması ile ilgili bütün yasaların bir çerçeve yasa içinde bütünleştirilmesi.&lt;br/&gt;2- Yerleşme yapılarına ve özelliklerine göre uygun olarak planlama ölçünlerinin belirlenmesi.&lt;br/&gt;3- Deniz ve göl kıyıları, ulaşım alanları ve sanayi yerleşme bölgeleri gibi yerlerde, toprak kullanımının denetim altına alınması.&lt;br/&gt;4- Kentlerin imar planlarının hızlı tamamlanarak  &quot;arsa üretimi&quot;nin artırılması ve imar planı sınırları dışında yer alan yapılaşmanın etkin denetimi.&lt;br/&gt;5- Kent işletmeciliği için yeni bir modelin geliştirilmesi ve bu çerçevede kurumsal yapıda gerekenlerin yapılması.&lt;br/&gt;6- Oluşturulacak sanayi bölgelerinde ortaya çıkan kaçak kentleşme sorunlarına ve hizmet gereksinimlerine planlı bir yaklaşımla önceden çözüm bulunması.&lt;br/&gt;7- Tarımsal topraklar üzerindeki dağınık, düzensiz yapılaşmanın önlenmesi, sanayi kuruluş yerinin seçiminde, nüfusun ve ekonomik etkinliklerin  yurt düzeyine dağıtılmasında toplumsal adalet ilkelerine uyulmasıdır.(Ruşen Keleş, 2002: 77-84).  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Konut politikası ise; gelir, konut ölçünü ya da toplumsal sınıf gibi öncelikleri olan, ulusal kalkınma planları içinde yer alan ve ilgili ülkelerin kent ve bölge planlama politikaları ile bağdaşması gereken kurallar, amaçlar ve önlemler bütünü olarak tanımlanmaktadır (Keleş, 2002: 466).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu tanımdan yola çıkarak konut politikalarının ilkelerini şu şekilde sıralayabiliriz;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Toplumsal konut politikalarında,  konutun içinde yer aldığı çevre, bu çevrede yaşayanların ekonomik toplumsal ve kültürel sorunlarının çözümü, kent hizmetleri, gelir dağılımı, çalışma koşulları gibi sorunlar konut politikalarının ilgi alanına girmekte ve toplumsal konut politikalarının özünde kent arsalarının kullanılması bakımından, toplum yararına öncelik veren önlemlerin alınması gelmektedir.&lt;br/&gt;2- Toplumsal konut politikasının toplumsal sınıf, gelir düzeyi ya da konut ölçünü şeklinde önceliklerinin olması; toplumsal konut politikası genel olarak toplumsal ve ekonomik bakımından korunmaya muhtaç olanlar, belirli bir gelir düzeyinin altında olan aileler ve bir ülkedeki konut gereksiniminin doyma derecesini gösteren veya belirli norm ve ölçütteki konutlar toplumsal konut politikasının konusunu oluşturmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kamu ve toplum yarar</description></item><item><title>GEBZE ORGANİZE BÖLGESİ, YAĞCILAR KÖYÜ HEMZEMİN KAVŞAĞI ATASINDA YAPILACAK YOL ETÜDÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gebze-organize-bolgesi,-yagcilar-koyu-hemzemin-kavsagi-atasinda-yapilacak-yol-etudu-395057.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Bu tez, Kocaeli ili sınırları içinde, Gebze ilçesinin kuzeydoğusunda, İstanbul ve Kocaeli illerini birbirine bağlayan mevcut devlet yoluna alternatif yeni yol güzergahının mühendislik jeolojisi hakkındadır. Çalışma alanı olan alternatif yol güzergahının sınırları ise, Gebze Organize Bölgesi TEM Otoyol alt geçit köprüsünden başlayarak (Km:0+000) Yağcılar Köyü hemzemin kavşağında son (Km:21+500) bulmaktadır. Alternatif yol güzergahının genel jeolojisi çalışmaları, 1/25000 ölçekli G22b2-b3 ile G23a1-a2 paftalarını kullanarak yapılmıştır. Yol güzergahının mühendislik jeolojisi çalışmaları 1/4000 ölçekli harita paftaları üzerinde tamamlanmıştır. Çalışma alanındaki genel jeolojik istifi; İstanbul Palezoyik&quot;in sedimanter temeli üzerine gelen Kocaeli Triyas transgressif serisi ve Kuvaterner yaşlı güncel çökelleri şeklinde sıralayabiliriz&lt;br/&gt;Kuvaterner yaşlı alüvyonlar vadi tabanlarında ve geniş düzlük alanlarda gözlenmiştir. Gebze Organize Bölgesi civarında, Palezoyik yaşlı kayalarla Permiyen yaşlı Balçık Granit plütonun kontak zonu gözlenmişitir. Alternatif yol güzergahının mühendislik jeolojisi açısından yapılan çalışmalar;&lt;br/&gt;1. Alternatif yol güzergahı içerisinde belirlenen formasyonların tanımlanması vesınıflandırılması yapılarak kaya kalitesi belirlenmiştir.&lt;br/&gt;2. Kaya formasyonlarının kazı klası tesbit edilmiştir.&lt;br/&gt;3. Yol dolgu-yarmalarındaki şevlere verilebilecek uygun şev eğim açılarının, birimlerin kaya kalitesine, şev yüksekliğine, su durumuna göre ne olabileceği belirlenmiştir.&lt;br/&gt;4. Alternatif yol güzergahı üzerinde yer alan yüksek yarmalardan üç tanesinin (Km:0+500 - Km:2+820 ve Km:7+580) şev stabilite kinematik analizleri değerlendirilmesi yapılmıştır.&lt;br/&gt;5. Malzeme ocakları için bir adet taşocağı ve iki adet ariyet ocağı incelenmiş ve öneride bulunulmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;In this study, engineering geological studies were carried out along the alternative road route in northeast of Gebze town of the Kocaeli province. The study area is located between the Gebze Ind</description></item><item><title>NİHAL-GÜNHAN ALANOĞLU EVİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?nihalgunhan-alanoglu-evi-383048.html</link><description>NİHAL-GÜNHAN ALANOĞLU EVİ&lt;br/&gt;ESKİŞEHİRİN MERKEZİNDE AMA SAKİN ŞEHİR DOKUSU İÇİNDE SAHİPLERİNİN HAYATA BAKIŞ AÇISIYLA ÖRTÜŞEN &quot;KLASİK TÜRK EVİ&quot; TARZINDA PROJELENDİRİLİP İMALATI YAPILMIŞ BU EVİN MİMARI; YÜKSEK MİMAR MEHMET GÜREL. YÜKSEK MİMAR MEHMET GÜREL HAZIRLADIĞI MİMARİ VE İÇ MİMARİ PROJELERİYLE BİR DÜŞÜ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMÜŞ.&lt;br/&gt;ESKİŞEHİRİN VİŞNELİK SEMTİ, HEM MERKEZE OLAN YAKINLIĞI HEM DE SAKİNLİĞİ İLE SON YILLARDA ESKİŞEHİRLİLERİN ÖNCELİKLİ TERCİH ETTİĞİ YERLEŞİM BÖLGELERİNDEN. SEMT GENELİ İTİBARİYLE BAHÇELİ MÜSTAKİL EVLERDEN OLUŞUYOR. NİHAL VE GÜNHAN ALANOĞLU ÇİFTİNİN PAZAR KURULAN SOKAKLARDAN BİRİSİNDE BULUNAN TEK KATLI VE BAHÇELİ BİR EVİ SATIN ALMASI İLE DÜŞ SERÜVENLERİ BAŞLAMIŞ. MEVCUTTAKİ EV, TEK KATLI VE YIĞMA BİR BİNA İMİŞ. YÜKSEK MİMAR MEHMET GÜREL YAPININ MEVCUT HALİNDEN MÜMKÜN OLDUĞUNCA FAZLA YARARLANABİLMEK FİKRİ İLE SADECE ÇATISINI VE ÜST BETONARME DÖŞEMESİNİ YIKIP TAŞIYICI OLAN DUVARLARI BIRAKMIŞ. DÜŞLERDEKİ CUMBALAR EN GÜZEL YER OLAN BİNA KÖŞELERİNDE YERLERİNİ ALMIŞ.&lt;br/&gt;TEK KATLI OLAN BİNA, İKİ BUÇUK KATA ÇIKARTILARAK KULLANIM ALANI BÜYÜTÜLMÜŞ. EVİN İÇİNDEKİ TÜM AHŞAP UYGULAMALARIN ÖZEL DETAYLARI ÇIKARTILMIŞ VE KURALLARA MÜMKÜN OLDUĞUNCA UYULARAK &quot;ESKİ TÜRK EVİ&quot; KİMLİĞİ KAZANDIRILMIŞ. BUNA İLK ÖRNEK EVİN GİRİŞİNDEKİ VESTİYER DOLABI OLMUŞ.&lt;br/&gt;MERDİVEN KAPLAMALARI VE KORKULUKLARI DA BU MEKANIN VE EVİN BÜTÜNLÜĞÜNDE-Kİ YERLERİNİ ALMIŞLAR. GÜLER, BÜTÜN AHŞAP UYGULAMALARIN TEK ELDEN ÇIKMASININ, RENK VE KALİTE BÜTÜNLÜĞÜNÜ SAĞLADIĞINI SÖYLÜYOR. MALZEME OLARAK İSE ÇAM AĞACI ÜZERİNE CİLA KULLANILMIŞ. AHŞAP ZEMİNLERDE &quot;RABITA TAHTA&quot; DENEN ESKİ EVLERDE KULLANILAN ZEMİN KAPLAMASI UYGULANMIŞ. BU ŞEKİLDE KAPLAMA ALTINA KONULAN ISI YALITIM MALZEMESİ İLE DE AHŞABIN SICAKLIĞI BİR KAT DAHA ARTIRILMIŞ. SALONA GİRİLDİĞİNDE SİZİ KARŞILAYAN YEMEK MASASI, EVİN GALERİ BOŞLUĞUNDA BULUNUYOR. BU BÖLÜM YÜKSEK VE DOĞAL IŞIK ALAN VİTRAY DESENLİ TAVANIYLA EVİN MERKEZİ KONUMUNDA. ÜST KAT KORİDORU DA BU MEKANA BAKAN BİR SOFA GİBİ. PİRAMİT ŞEKLİNDEKİ VİTRAY TAVANIN TAM ORTASINDAN ANTİKA BİR AVİZE İKİ KAT BOYUNCA SALLANIYOR. VİTRAYLI TAVANIN ÜZERİNDEKİ ŞEFFAF ÇATI ÖRTÜSÜ SAYESİNDE, GÜNDÜZ AVİZENİN ZENGİN IŞIĞININ YERİNİ VİTRAYIN IŞILTISI ALIYOR. BÖYLECE EVİN BÜYÜK BÖLÜMÜ TEK NOKTADAN AYDINLATILABİLİYOR. ESKİ BİR OCAK ŞEKLİNDE İMAL EDİLEN ŞÖMİNEYE, KLASİK AHŞAP OYMALAR ÖZENLE VE DENGELİ BİR ŞEKİLDE YERLEŞTİRİLMİŞ. ŞÖMİNE ÖNÜNDE VE OTURMA BÖLÜMÜNDE İSE ANTİKA AVİZELER, KÜTAHYANIN EN ESKİ ÇİNİ USTALARINDAN AHMET GÜRELİN DESENİNİ HAZIRLADIĞI ALTIN İŞLEMELİ ÇİNİ TAVAN GÖBEKLERİNDEN SARKIYOR. SIRMA İŞLİ ESKİ BİR KADİFE YATAK ÖRTÜSÜ YENİ ALINAN BİR KANEPE ÜZERİNDE DEĞERLENDİRİLEREK MEKANIN OTURMA BÖLÜMÜ ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ. BURSA ANTİKACILARINDAN ALINAN ESKİ BİR KAPI DA SEHPA VAZİFESİNİ YERİNE GETİRİYOR. DUVARLARDA ORİJİNAL FERMANLAR VE ESKİ OSMANLI BELGELERİ KOLEKSİYONU YER ALIYOR.&lt;br/&gt;EVİN ZEMİN KATINDA ARKA TARAFTA BULUNAN MUTFAKTAN BAHÇE İLE BÜTÜNLEŞEN BİR KIŞ BAHÇESİNE ÇIKILIYOR. MUTFAK İLE SALON ARASINDA YER ALAN SEVİMLİ BİR PENCERE, GÖRSEL BAĞLANTIYI SAĞLAYARAK SALONDAN GEL</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - ÇAĞDAŞ ŞEHİRCİLİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-cagdas-sehircilik-400064.html</link><description>çağdaş şehircilik</description></item><item><title>EN UYGUN (OPTİMAL) KENT BÜYÜKLÜĞÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?en-uygun-(optimal)-kent-buyuklugu-388863.html</link><description>En Uygun (Optimal) Kent Büyüklüğü&lt;br/&gt;Kentleşme hareketlerinin büyük kentler yönünde oluşu ve çok&lt;br/&gt;büyük kentler yaratma eğiliminde bulunuşu, büyük kentlerin büyümesine bir sınır çizmek, sorunun araştırma konusu yapılmasına yol açmıştır, özellikle, gelişmekte olan bir çok ülkelerde nüfusu birkaç milyonu bulan kentlerde, hizmet maliyetlerinin yükselmesi, rahat yaşama olanaklarının yitirilmesi, beslenme, barınma, çalışma ve eğlenme ihtiyaçlarının karşılanmasında yetersizlikler baş göstermesi, kentleşmenin hem hızı, hem de biçimi üzerinde müdahalede bulun&lt;br/&gt;mayı kaçınılmaz duruma getirmiştir.&lt;br/&gt;Ne var ki, sözü edilen sorunların, kent ne kadar büyüdükten sonra başladığını saptamak için yapılan araştırmalar olumlu sonuç vermemiştir. Başka ülkelerde yapılmış araştırmaların sonuçları, kent hizmetlerinden bazıları için optimal büyüklükler bulunabileceğini ortaya koymuştur. Bir üniversite kentinin en az birkaç yüz bin kişi olması gerektiği, ya da aydınlatma, ısıtma ve içme suyu şebekesi kurmada, kentin nüfusu l milyonu aştıktan sonra hizmetlerin kişi başına maliyetinin yükseldiği; veyahut da maliyet değişmediği halde hizmet kalitesinin düştüğü saptanmıştır. Buna benzer optimallik hesaplan, ulaşım, haberleşme ve taşınım için de yapılmıştır.&lt;br/&gt;Belli bir büyüklüğü, örneğin nüfusu l milyonu geçen kentlerde, kentin kentte yaşayanların ve ulusal ekonominin sağlayacağı tatminlerde, yararlarda ve tasarruflarda azalmalar (diseconomies) baş-göstereceği ileri sürülmektedir. Az gelişmiş ülkelerin büyük kentlerinden buna örnekler gösterilebilir. Ancak, bu tasarruf azalmaları bilimsel yöntemlerle kanıtlansa bile, buna dayanılarak saptanacak politikaların uygulanması güçlük doğurmaktadır. Çünkü, gereğinden fazla büyüyen kentlerin sağladığı yararlarda azalmalar olması, kentlerin gereğinden fazla büyümesinin önlenmesinin daha rasyonel olduğu anlamına gelir. Oysa, kentlerin devleşmesini önleyecek kentleşme politikalarım uygulamanın büyük güçlüklen vardır. İngilizler Londranın Fransızlar Parisin, Sovyetler Moskovanın büyümesini sınırlandırma girişimlerinde başarı sağlayamamışlardır.&lt;br/&gt;Kaldı ki, kentlerin sadece hizmet maliyetlerine bakarak, yararları hakkında bir yargıya varmak yanıltıcıdır. Çünkü, kentler, gelir yaratan, verim arttıran yerleşme türleridir. Sosyal maliyeti yükselmekte olan kentlerde aynı zamanda verimlilik, gelir ve karlılık da pekala artabilir. Bu nedenledir ki, belki, optimal kent büyüklüğü bulmak mümkün olsa bile, bu büyüklük, hizmet maliyetlerinin en düşük düzeyde olduğu büyüklük değil; fakat, kentte sağlanan kazançlarla hizmet maliyetleri arasındaki farkın en büyük olduğu kent büyüklüğü olarak anlaşılmıştır. Hatta, optimal kent büyüklüğü konusunda yerinde teşhisler koyabilmek ve politikalar saptayabilmek için, belki bir adım daha ileri gidip, tek tek kentler için marjinal gelir ve marjinal maliyet karşılaştırmaları yapmağa ihtiyaç vardır. &lt;br/&gt;Ülkemizde, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük kentlerde, barınma, içme ve kullanma suyu, aydınlanma, sağlık, temizlik ve taşınım hizmetleri bakımından önemli tıkanıklıkların başladığı, gözlemlerle bilinmekte; ancak bu gözlemler bilimsel araştırmalara dayandırılmış bulunmamaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tuğrul Akçura, nüfusu l milyonu geçen kentlerde, yaşama çevresi olarak olumsuz etkilerin belirdiğini göstermektedir. Büyük kentlerin sağladığı net tasarruflar hakkında ayrıntılı araştırmalara büyük ihtiyaç vardır. Türkiyede büyük kentlerin daha fazla büyümesi biçiminde olagelen kentleşme hareketlerine gelecekte verilecek yön ve bununla ilgili politikalar, ancak bu araştırmalar yapıldıktan sonra isabetle seçilebilir.&lt;br/&gt;Türkiyede Kentleşme Politikası&lt;br/&gt;Köylerden kentlere olan nüfus akınlarının hızını, biçimini, coğrafi dağılışını ve kentlerde yarattığı sorunların çözümünü, uzun dönemde, ülkenin kalkınmasına yardım edecek biçimde etkileyen eşgüdümlü politikaların tümüne kentleşme politikası adı verilir. Bazı düşünürler, kentleşmenin hızım ve biçimini, piyasa güçlerinin serbest etkilerine açık bırakma eğilimindedirler. Madem ki kentleşmenin hızını coğrafi dağılışını etkilemek ucuz ve kolay değildir, o halde kentleşme sürecine hiç karışmamak daha yerinde olur, görüşündedirler.&lt;br/&gt;Oysa birçok ülkeler, kentleşme sürecinden kalkınmayı iten bir güç olarak yararlanmak istemekte, onun sağladığı iktisadi yararları arttırmağa, yarattığı sosyal sakıncaları azaltmağa çalışmaktadırlar. Bunlardan bir kısmı kentleşmenin hızını kısmayı, kentlere gelen kitlelerin hiç değilse bir kısmını köylerine geri çevirmeyi denemişlerdir. Bu çaban</description></item><item><title>GEÇİRİMLİ (POROZ) ASFALT KAPLAMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gecirimli-(poroz)-asfalt-kaplama-382563.html</link><description>GEÇİRİMLİ (POROZ) ASFALT KAPLAMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Bu araştırmadaki amaç, geçirimli asfalt kaplamanın ne olduğu, özellikleri, nasıl uygulandığı ve kullanıldığı, bakımı ve diğer asfalt kaplamalarıyla karşılaştırıldığındaki avantajları, dezavantajları ve maliyeti hakkında bilgi vermektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GEÇİRİMLİ ASFALT KAPLAMANIN TANIMI&lt;br/&gt;Geçirimli asfalt kaplama, yüzeyi ve alt temeli asfalt, çakıl ve kırılmış agregadan oluşan, içindeki boşluk hacmi yüzdesi yüksek olan, yola gelen yağmur suyunun veya erimiş karın hemen kaplama tabakası içine girmesine ve suyun drenaj tesisine ulaşmasından veya taban zeminine sızmasından önce üstyapı içinde geçici olarak depo edilmesine imkan veren bir kaplama türüdür.&lt;br/&gt;Geçirimli asfalt tabakasının diğer kaplamalardan farkı, serildikten ve sıkıştırıldıktan sonra % 20 gibi fazla miktarda boşluk oranına (poroziteye) ve daha büyük çapta agregaya sahip olmasıdır. Klasik yol kaplamalarında boşluk oranı genellikle daha düşüktür (%3-5 gibi) ve kaplamanın özellikle geçirimsiz olması istenir. Geçirimli kaplamada ise amaç bunun tersidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. GEÇİRİMLİ ASFALT KAPLAMANIN TARİHÇESİ&lt;br/&gt;Geçirimli asfalt kaplama ile ilgili ilk çalışmalar 1950&quot;lerin ortalarına doğru İngiltere Havayolları Bakanlığı tarafından başlatılmıştır. İngiltere&quot;nin ardından Danimarka, Norveç ve Hollanda&quot;da otoyollarda, askeri ve sivil hava alanlarında, suyun etkisiyle oluşan kızaklanmanın önlenmesi amacıyla bu kaplama türü kullanılmıştır.&lt;br/&gt;Fransa ise uzun süre geçirimli asfaltı test ettikten sonra, Paris kent içi yollarındaki gürültüyü azaltmak amacıyla bu kaplamayı kullanmaya karar vermiş ve daha sonra ülkedeki gürültü kirliğinin yoğun olduğu bölgelerde bu asfalt türü kullanmıştır.&lt;br/&gt;Ayrıca Avrupa&quot;nın birçok ülkesinde (İspanya, İsviçre, Belçika, İtalya) ve Amerika&quot;da trafiğin yoğun olduğu kentlerde geçirimli asfalt uygulamasına geçilmiştir.&lt;br/&gt;Türkiye de ise geçirimli asfalt oldukça yeni bir teknoloji olup, ilk örnekleri İstanbul da Şişli tercihli yolunda ve Fenerbahçe Parkı civarında gerçekleştirilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. GEÇİRİMLİ KAPLAMANIN UYGULANABİLME ŞARTLARI&lt;br/&gt;      3.1. Zemin / Topoğrafya / İklim Şartları&lt;br/&gt;Geçirimli asfalt kaplama hafif meyilli (max. %5) olan yerlerde, geçirgen zeminlerde ve derin yeraltı suyu veya ana kaya seviyelerinde uygulanılabilir. Ayrıca uygulanan zemin iyi drenaj yapabilmelidir. Çünkü taban toprağı, suyu sızdırıp ve süzme kapasitesinde farklılıklar göstereceği için, geçirimli kaplamanın projesi zeminin tipine bağlı olarak değişir.&lt;br/&gt;Meteorolojik şartlar ise en üstteki kaplama tabakasındaki sızdırma oranını ve birikim tabakası için gerekli hacmi etkileyecektir. Ayrıca meteorolojik şartlar don-tesir derinliğini yani birikim tabakasının derinliğini de etkiler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      3.2. Uygulama Yeri&lt;br/&gt;Geçirimli asfalt kaplaması havaalanlarında, otoyollarda, düşük hacimli park ve yürüyüş alanlarında, trafik ışığı olan yerlerde, basketbol ve tenis kortları gibi eğlence yerlerinde normal asfaltın yerine uygulanabilir. Resim-1&quot;de bazı uygulama yerlerinden örnekler verilmiştir</description></item><item><title>SYNOİKİSMOS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?synoikismos-457662.html</link><description>Synoikismos&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir yerleşimin neden ve nasıl kurulduğunu açıklamak ve bunları belirli kategorilere sokmak zordur. Çünkü bir yerleşim kurulurken bir çok etkenle karşılaşıldığı ve belli kalıpların içine sokulmakta ne kadar başarılı olunacağı şüphelidir. Aynı sorun Yunan kentleri için de geçerlidir. Yerleşimlerin kökenlerine göre geniş ve kapsamlı sınıflandırma yapan ve bu sınıflandırmaları Yunan kentleri ile bağdaştırmaya çalışan Gerkan şu şekilde ayırım yapmaktadır :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I Uygun doğal koşullar aracılığıyla derece derece oluşma&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1)Öncüleri Myken olmayan ve basit köylerden gelişen kentler ( Özellikle Yunanistan&quot;nın batısında, Epiros, Arkadia, Elis, Akhaia).&lt;br/&gt;2)Myken yerleşmeleri olan kentler daha sonraları birer &quot;kristalleşme noktası&quot; olarak sürdürülür. Atina da aralarında olmak üzere Yunanistan&quot;ın en büyük kentleri böyledir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. Bazı özel gereksinmeleri karşılamak için bir kurucunun ya da bir grubun isteğiyle kurulan kentler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1)Synoikismos &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2)Kolonicilik &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir yerleşim kurulma modeli olan Synoikismos farklı kategorilere ayrılabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kısaca Synoikismos bir yada bir çok topluluğun siyasal açıdan birleşmesine denir . Ya da Farklı toplumların bir kent devleti altında, ki bu polis olabilir, birleşmeleridir. Yunanlıların inanışına göre bu tür uygulamayı tek kişi yapar, örneğin en ünlüsü de Theseus tarafından Atina&quot;da böyle bir uygulamanın kullanılmasıdır .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Synoikismos&quot;un da farklı türleri vardır. Gerkan ikiye ayırmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1)Var olan bir kentin acele olarak geliştirilmek üzere seçilmesi (Atina, Tegia ve Elis)&lt;br/&gt;2)Bir araya gelen kentlerin nüfusunun bir bölümünün yeni kurulan bir kentte toplanması (Megalopolis, Rhodos)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Daha ayrıntılı bir ayrım yapacak olursak dörde de ayrılabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1)Bir bölgenin çeşitli kentlerinin bir politik birleşim içine girerek bu kentlerden birinin merkez edinmesi&lt;br/&gt;2)Tek bir kentin yer aldığı bölgelerde kırsak kesimde yaşayan nüfusun surla çevrili kentin içine toplanması&lt;br/&gt;3)İki kentin birleşip tek bir kent olması, beklide çok daha üstün bir otoritenin isteği üzerine birleşme olur. Hellenistik dönemde olan Holmoi ve Seleuceia birleşmesi gibi .&lt;br/&gt;4)Bir politik merkezin kurulması ile çiftlik ve köyler yerleşimlerinin biir devlet çatısı altında toplanması.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ayrı bir özellik olarak 2 ve 3&quot;de nüfus başka yerden getirilir. Böylelikle farklı toplumlar ve siyasi bir kararla birlikte yaşarlar. Ancak kent bir bütünlük göstermesi için dini inanışların da ortaklığını da dikkat edilir.&lt;br/&gt; .</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - İZMİR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-izmir-400067.html</link><description>izmir</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - TÜRKİYE&quot;NİN ULAŞTIRMA SİSTEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-turkiye-nin-ulastirma-sistemi-400063.html</link><description>türkiye&quot;nin ulaştırma sistemi</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - İMAR AFFI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-imar-affi-432946.html</link><description>imar affı</description></item><item><title>AKILLI KENT HARİTALARININ ÜRETİLMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?akilli-kent-haritalarinin-uretilmesi-455885.html</link><description>AKILLI KENT HARİTALARININ ÜRETİLMESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yrd.Doç.Dr. Hüseyin İNCE&lt;br/&gt;Meslek Yüksekokulu Harita Kadastro Programı&lt;br/&gt;Trakya Üniversitesi,  22033  Edirne&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET : Yeryüzü bilgilerinin belirli bir ölçekte küçültülmüş şekli olan haritadan, günümüzde bilgisayar yardımıyla çok çeşitli şekillerde yararlanma imkanları doğmuştur. Yeryüzünün harita  üzerinde gösterilen grafik şekilleriyle ilişkili olan konular ait  grafik olmayan bilgiler, bilgisayar ortamında  entegre edilerek bu bilgilerin analizi ve sorgulanması ile &quot; akıllı&quot;  olarak tabir edilen haritalar üretilebilir. Bu haritalar turistik  tesislerin, dinlenme  yerlerinin, otellerin, bankaların, güvenlik  birimlerinin yerlerinin belirlenmesinde, sağlık taramasında, belirli bir bölgede siyasi eğilimin belirlenmesi ile ilgili anket çalışmalarında ve buna benzer  birçok  konularda  toplumun  muhtelif  kesimleri  için  rehberlik hizmetlerinin yanında, gelecek  için  yapılacak  planlama   (imar, sağlık, tarımsal ve inşaat sektörü .vesaire) ve sanayi ürünlerinin pazarlaması gibi alanlarda çok etkili olmaktadır. Bu çalışmada, akıllı kent haritalarının  tanımı, amaçları,  uygulama  alanları, faydaları açıklanacak, bu haritaların genel anlamda üretim  tekniği belirtilecek  ve belediyeler için gelir sağlayacak bir öneri sunulacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeryüzü üzerindeki doğal ve suni tesisleri  belirli bir ölçekte grafik olarak gösteren klasik anlamdaki haritalar, günümüzde yapılan teknik çalışmalarda yetersiz kalmaktadır. Teknik proje çalışmalarında, kapsamlı bilgi ihtiyacını karşılayacak,  ihtiyaç duyulan amaca uygun olarak üretilmiş  bütün özel ve kamu sektörünün ortaklaşa kullanabileceği haritalara ihtiyaç vardır. Bu özellikleri taşıyan haritalar, günümüzde bilgisayar teknolojisi ile çok kolay bir şekilde üretilebilir.&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;Bilgisayar yazılım (software) ve donanım (hardware) bileşenlerinden oluşmaktadır.    [BANGER, 1995; TEPECİK, 1996].  Bilgisayarda grafik bilgi olan haritaların oluşturulması, yeterli donanım ve bu donanım üstünde çalışan yazılım kodlarına ihtiyaç vardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Haritalar yeryüzüne ait  bilgilerin grafiksel gösterimidir. Haritalar üzerindeki grafik şekillerle,  ihtiyaç duyulan konularda, bu şekillere ait grafik olmayan bilgiler  arasında,  bilgisayar ortamında uygun bir teknikle ilişki sağlanırsa &quot;akıllı &quot;  olarak tabir edilen kent haritaları elde edilir. Örnek olarak belirtmek gerekirse, bir  şehre ait kadastro, imar  haritasında grafik olarak gösterilen parseller ile grafik olmayan sözel  tapu bilgileri arasında , bilgisayar ortamında gerekli ilişki sağlanırsa, böyle bir haritayla, kadastro, imar ve tapu kuruluşlarına ait ihtiyaçlar  daha hızlı bir şekilde giderilebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akıllı kent haritaları, günümüzde  ihtiyaç duyulan pek çok alanda  üretilebilir. Bu haritalar turistik tesislerin, dinlenme yerlerinin, bankaların, sağlık kuruluşlarının, güvenlik birimlerinin yerlerinin  haritada gösterilmesinde;  sağlık taramasında, belirli bir bölgede siyasi eğilimin belirlenmesi ile ilgili anket çalışmalarında ve buna benzer birçok konularda topumun muhtelif kesimleri için rehberlik hizmetlerinin yanında, gelecek için yapılacak planlama (imar, sağlık, tarımsal ve inşaat sektörü .vesaire) ve sanayi ürünlerinin pazarlaması  gibi alanlarda çok etkili olmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada, akıllı kent haritalarının tanımı,amaçları, uygulama alanları, faydaları açıklanacak, bu haritaların genel anlamda üretim tekniği belirlenecek ve belediyeler için gelir sağlayacak bir öneri sunulacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.AKILLI KENT HARİTALARININ TANIMI, AMAÇLARI, UYGULAMA&lt;br/&gt;       ALANLARI VE FAYDALARI&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2.1Akıllı  Kent  Haritalarının  Tanımı &lt;br/&gt;Kent ve kentli için gerekli olan bilgilerin, bilgisayar ortamında özel olarak hazırlanmış alt programlar yardımıyla kaydedilmesi ve bu bilgiler  arasında gerekli ilişkilendirmenin yapılması suretiyle, grafik verilerden oluşan haritanın, sözel ve sayısal bilgilerle organize olarak kullanılmasına &quot; akıllı kent haritaları&quot; adı verilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2Akıllı Kent Haritalarının Amaçları&lt;br/&gt;Akıllı kent haritalarının amaçları, coğrafi bilgi sisteminin amaçlarına [PALANCIOĞLU, 1996] benzerlik göstermektedir. Bunlar genel hatlarıyla şöyle ifade edilebilir : &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1 - Entegrasyon  2 -Organizasyon  3 - Sorgulama  &lt;br/&gt;4 - Analiz           5 - Tahmin Etme 6 - Değişiklikleri İzleme &lt;br/&gt;7 - Görüntüleme     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.3Akıllı Kent Haritalarının Uygulama Alanları  ve Faydaları&lt;br/&gt;Bir şehirde belediyede veya özel sektörde kent bilgi sisteminin kurulmasıyla, bir kent için  gerekli olan bilgileri, anında bilgi</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot;DE BİR ÖTEKİ OLARAK ÇOCUK VE KENT PLANLAMADA TEMSİL SORUNSALI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-de-bir-oteki-olarak-cocuk-ve-kent-planlamada-temsil-sorunsali-355675.html</link><description>TÜRKİYE&quot;DE BİR ÖTEKİ OLARAK ÇOCUK ve KENT PLANLAMADA TEMSİL SORUNSALI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;Sayfa&lt;br/&gt;İçindekiler..................................................................................................................VII&lt;br/&gt;Şekil Listesi................................................................................................................XI&lt;br/&gt;Tablo Listesi..............................................................................................................XII&lt;br/&gt;Grafik Listesi...........................................................................................................XVI&lt;br/&gt;Bölüm Bir&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;1. Giriş..................................................................................................................... ..1&lt;br/&gt;1.1. Kavramlar.........................................................................................................4&lt;br/&gt;1.1.1. Öteki Kavramı.........................................................................................4&lt;br/&gt;1.1.2. Temsil Kavramı.....................................................................................18&lt;br/&gt;1.2. Türkiye&quot;de Çocuğa İlişkin Sayısal Veriler.....................................................20&lt;br/&gt;1.3. Materyal ve Yöntem.......................................................................................25&lt;br/&gt;Bölüm İki&lt;br/&gt;ÇOCUĞUN TEMSİL ALANLARI VE İRDELENMESİ&lt;br/&gt;2. Çocuğun Temsil Alanları ve İrdelenmesi.............................................................26&lt;br/&gt;2.1. Mekan Dışı Alanda Temsil............................................................................26&lt;br/&gt;VIII&lt;br/&gt;2.1.1. Yasa ve İlgili Mevzuatta Temsil............................................................26&lt;br/&gt;2.1.1.1. Çocuk Haklarının Önemi................................................................27&lt;br/&gt;2.1.1.2. Ulusal Hukukta Çocuk...................................................................28&lt;br/&gt;2.1.1.3. Türkiye&quot;de Çocuk Mahkemeleri....................................................38&lt;br/&gt;2.1.1.4. Değerlendirme...............................................................................42&lt;br/&gt;2.1.2. Örgütsel Yapıda Temsil.........................................................................43&lt;br/&gt;2.1.2.1. Resmi Örgütlenme ve Devletin Çocuğa Yönelik Politikaları.........43&lt;br/&gt;2.1.2.1.1. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Yapısı..............44&lt;br/&gt;a. SHÇEK Bünyesinde Türkiye&quot;deki Kuruluşlara Ait Sayısal Veriler...46&lt;br/&gt;b. SHÇEK&quot;nın 2001 Yılı Çocuklara Yönelik Projeleri...........................52&lt;br/&gt;2.1.2.2. Sivil Örgütlenme.............................................................................52&lt;br/&gt;2.1.2.3. Değerlendirme.................................................................................58&lt;br/&gt;2.1.3. Sanal Ortamda Temsil............................................................................59&lt;br/&gt;2.1.3.1. Televizyon ve Çocuk......................................................................59&lt;br/&gt;2.1.3.1.1. Televizyon ve Çocuk Programları.............................................59&lt;br/&gt;2.1.3.1.2. TRT&quot;nin Tarihsel Gelişimi İçinde Çocuk Programlarının&lt;br/&gt;Yeri............................................................................................66&lt;br/&gt;2.1.3.1.3. Özel Televizyon Yayıncılığı ve Çocuk Programları..................68&lt;br/&gt;2.1.3.1.4. Televizyonun Çocuğa Yönelik Olumsuz&lt;br/&gt;Etkileri.......................................................................................70&lt;br/&gt;2.1.3.1.5. RTÜK.......................................................................................73&lt;br/&gt;2.1.3.2. İnternet ve Çocuk............................................................................76&lt;br/&gt;2.1.3.3. Değerlendirme.................................................................................79&lt;br/&gt;2.1.4. Yayın Alanında Temsil..........................................................................80&lt;br/&gt;2.1.5. Oyun Araçlarında Temsil.......................................................................88&lt;br/&gt;2.1.5.1. Oyun Malzemeleri..........................................................................89&lt;br/&gt;2.1.5.2</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - İSTANBUL&quot;UN ÇARPIK KENTLEŞMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-istanbul-un-carpik-kentlesmesi-400053.html</link><description>istanbul&quot;un çarpık kentleşmesi</description></item><item><title>AKILLI KARTLAR VE TÜRKİYE&quot;DE SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARINDA AKILLI KART PROJELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?akilli-kartlar-ve-turkiye-de-sosyal-guvenlik-kurumlarinda-akilli-kart-projeleri-455938.html</link><description>AKILLI KARTLAR VE TÜRKİYE&quot;DE SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARINDA AKILLI KART PROJELERİ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Araş.Gör. Adem ANBAR &lt;br/&gt;Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. İşletme Bölümü &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Teknolojik gelişmelerin hayatımıza soktuğu yeniliklerden ve getirdiği kolaylıklardan bir tanesi de akıllı kartlardır. 1980lerde telefon kartlarında kullanılmaya başlanan akıllı kartlar, günümüzde bir çok alanda kullanılmaktadır. Ayrıca, akıllı kart teknolojisi de günden güne gelişmekte ve akıllı kartın işlevleri artmaktadır. Akıllı kart, özellikle bankacılık alanında kullanılmakta ve nakit paranın yerini almaktadır. Bankacılık dışında, toplu taşıma, alışveriş, telekomünikasyon gibi alanlarda da kullanılan akıllı kartların en önemli kullanım alanlarından birisi de sağlık sektörü ve sosyal güvenlik kurumlarıdır. Ülkemizde, e-devlet kapsamında, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığının akıllı kart projeleri bulunmaktadır. Bu projelerin hayata geçirilmesiyle, sosyal güvenlik kurumlarında yaşanan sıkıntıların büyük bir kısmı giderilebilecektir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. AKILLI KARTLAR&lt;br/&gt;1.1. Akıllı Kartın Tanımı ve Yapısı&lt;br/&gt;Akıllı (smart) kart, kişisel bilgileri ve elektronik parayı üzerinde depolayan ve bunun için manyetik şerit teknolojisini veya mikroişlemci çiplerini kullanan kartlardır (Kalakota ve Whinston, 1997:176). Bu kartlara akıllı kart denilmesinin nedeni, üzerinde çeşitli verileri saklayabilmesi ve işleyebilmesidir. Ayrıca, bu kartlara, üzerine parayı temsil eden değerler yüklenebildiği için, değer yüklenmiş kartlar (stored value cards) da denilmektedir. Yaygın olarak finans alanında ödeme aracı olarak kullanılmasının dışında, ulaşım, sağlık, haberleşme gibi bir çok alanda da kullanılmaktadır. &lt;br/&gt;Akıllı kart, 1979 yılında, Fransada Motorolanın da desteği ile Michel Ugon tarafından geliştirilmiştir. İlk olarak, 1980li yıllarda Fransada telefon kartlarında kullanılmaya başlanan akıllı kartlar, sadece finans sektöründe değil, günlük yaşamın hemen hemen her aşamasında kullanılmaktadır. Akıllı kartların, yıllık kullanımının büyüme hızı yaklaşık %40dır (Dreifus ve Monk, 1998:3). Dataquest, 2004 yılında, akıllı kart satışının 4 milyar kart/yıl olacağını tahmin etmektedir. &lt;br/&gt;Günümüzün akıllı kartları, birer mikrobilgisayar niteliğindedir ve bilgisayarda bulunan parçalardan oluşur. Akıllı kart, giriş/çıkış birimi, Ram bellek, Rom bellek, merkezi işlem birimi (CPU) ve EEPROM (elektronik silinebilir bellek) bellekten oluşmaktadır. Aşağıdaki şekil, basit bir akıllı kartın yapısını göstermektedir. &lt;br/&gt;Şekil 1: Akıllı Kartın Yapısı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akıllı kart, nakit değişimini içeren sistemlerin yerine özellikle küçük değerli işlemleri online doğrulama olmadan gerçekleştirebilmek amacıyla geliştirilmiştir. Akıllı kartlar, manyetik şeritli kartlara göre daha güvenlidir ve kişisel bilgilerin yanı sıra parayı temsil eden değeri de içinde barındırmaktadır. Akıllı kart sistemleri peşin ödemelidir. Kullanıcı, banka hesabından ATMleri veya banka şubelerini kullanarak, akıllı kartına para yükleyebilir. Kart kullanıldıkça, kart bakiyesi azalır. Kartın içindeki bilgiler değiştirilemez. Kaybolma ve çalınmaya karşı kart sahibini korumak için, harcama yapılması sırasında ve kartın yeninden yüklenilmesi sırasında, farklı şifreler istenebilir (Furche ve Wrightson, 1996:67). Akıllı kartların hepsinin tekrar doldurulabilme özelliği yoktur. Bazı akıllı kartlar tek kullanımlıktır. &lt;br/&gt;Günümüzde artık akıllı kartlar, manyetik kartların yerini almaktadır. Manyetik şeritli kartlarda da bilgi saklanabilir. Manyetik kartlarda saklanabilecek olan bilgi, manyetik şeritin boyu ile sınırlıdır. Bu kısıtlı alana ise ancak, kart sahibinin adı, soyadı, numarası gibi temel bilgiler yazılabilmektedir. Fakat, akıllı kartlarda saklanabilen bilgi hacmi, ortalama olarak manyetik kartların 80 katıdır (Türkoğlu, 1999:32). Akıllı kartların diğer bir üstünlüğü de, sağladığı güvenliktir. Manyetik kartların kopyalanması veya üzerindeki bilgilerin değiştirilmesi kolay iken, akıllı kartlarda kullanılan çeşitli şifreleme yöntemleri ile güvenlik sağlanabilmektedir. Akıllı kartların diğer bir üstünlüğü ise, çok amaçlı olarak kullanılabilmeleridir. Birden fazla uygulamayı tek kart üzerinde işletmek mümkündür. Örneğin, bir akıllı kart, aynı zamanda banka kartı, kredi kartı, sürücü belgesi, kütüphane üyelik kartı, elektronik alışveriş için şifre kartı, futbol kulübü üyelik kartı, elektronik cüzdan vs. olarak kullanılabilecek şekilde programlanabilir (www.akt.com.tr). &lt;br/&gt;Akıllı kartlar, bugün dünyada toplu taşımacılık, sağlık, sigorta, bankacılı</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - YAKIN DOĞUDA KENTLEŞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-yakin-doguda-kentlesme-432943.html</link><description>yakın doğuda kentleşme</description></item><item><title>PLANSIZ KENTLEŞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?plansiz-kentlesme-357263.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;1.PLANSIZ KENTLEŞME3&lt;br/&gt;2.ISINMADA KULLANILAN YAKITLAR3&lt;br/&gt;3.TOPRAK KİRLİLİĞİ4&lt;br/&gt;3.1.Kimyasal Kirlenme4&lt;br/&gt;3.2.Atmosferik Kirlenme4&lt;br/&gt;3.3.Mikrobiyal Kirlenme4&lt;br/&gt;4.HAVA KALİTESİ KONTROL YÖNETMELİĞİNDE BELİRLENEN HASSAS KİRLENME BÖLGELERİ5&lt;br/&gt;5.JEOLOJİK VE JEOMORFOLOJİK OLUŞUMLARIN BULUNDUĞU ALANLAR5&lt;br/&gt;6.TARIM ALANLARI5&lt;br/&gt;7.GÜRÜLTÜ VE TİTREŞİM5&lt;br/&gt;7.1.Gürültü Kaynakları5&lt;br/&gt;7.1.1Trafik Gürültüsü5&lt;br/&gt;7.1.2Endüstri Gürültüsü6&lt;br/&gt;7.1.3İnşaat Gürültüsü6&lt;br/&gt;7.1.4Yerleşim Alanlarında Oluşan Gürültüler6&lt;br/&gt;7.1.5Hava Alanları Yakınında Oluşan Gürültü6&lt;br/&gt;8.GÜRÜLTÜNÜN ÇEVREYE OLAN ETKİLERİ7&lt;br/&gt;8.1.Gürültünün Fiziksel Çevreye Etkileri7&lt;br/&gt;8.2.Sosyal Çevreye Etkisi7&lt;br/&gt;8.3.Gürültünün İnsanlar Üzerine Etkileri7&lt;br/&gt;8.3.1Fiziksel Etkisi7&lt;br/&gt;8.3.2Fizyolojik Etkisi7&lt;br/&gt;8.3.3Psikolojik Etkisi7&lt;br/&gt;8.3.4Performans Etkileri7&lt;br/&gt;8.4.Titreşim7&lt;br/&gt;9.ATIKLAR7&lt;br/&gt;9.1.Evsel Katı Atıklar7&lt;br/&gt;9.2.Tehlikeli Ve Zararlı Atıklar8&lt;br/&gt;9.2.1Özel Atıklar8&lt;br/&gt;9.2.1.1Hastane Atıkları8&lt;br/&gt;9.2.1.2Sıvı Yağlar8&lt;br/&gt;9.2.1.3Radyo Aktif Atıklar8&lt;br/&gt;9.3.Atıkların Bertaraf Edilmesi8&lt;br/&gt;9.4.Atıkların Değerlendirilmesi8&lt;br/&gt;9.5.Atıkların Çevre Üzerindeki Etkileri8&lt;br/&gt;10.SANAYİ TESİSLERİNDEN KAYNAKLANAN ÇEVRE SORUNLARI VE ALINAN ÖNLEMLER9&lt;br/&gt;10.1.Sanayi Tesislerinden Kaynaklanan Hava Kirliliği9&lt;br/&gt;10.2.Sanayi Tesislerinden Kaynaklanan Su Kirliliği9&lt;br/&gt;10.3.Sanayiden Kaynaklanan Toprak Kirliliği9&lt;br/&gt;10.4.Sanayi Tesislerinden Kaynaklanan Gürültü Kirliliği9&lt;br/&gt;10.5.Sanayi Atıkları9&lt;br/&gt;11.ALTYAPI9&lt;br/&gt;11.1.Su Sistemi9&lt;br/&gt;11.2.Pis Su Sistemi - Kanalizasyon10&lt;br/&gt;11.3.Yeşil Alanlar10&lt;br/&gt;12.ÇEVRE EĞİTİMİ10&lt;br/&gt;12.1.Kamu Kuruluşlarının Çevre Eğitimi İle İlgili Faaliyetleri10&lt;br/&gt;12.1.1Çevre İl Müdürlüğü10&lt;br/&gt;12.1.2İl Milli Eğitim müdürlüğü10&lt;br/&gt;12.2.Çevreyle İlgili Gönüllü Kuruluşlar Ve Faaliyetleri10&lt;br/&gt;12.2.1Vakıflar10&lt;br/&gt;12.3.Dernekler10&lt;br/&gt;12.3.1Tema Vakfı Temsilciliği10&lt;br/&gt;12.3.2Federasyonlar11&lt;br/&gt;13.ÇEVRE YÖNETİMİ VE PLANLAMA11&lt;br/&gt;13.1.Çevre Kirliliğinin Ve Çevresel Tahribatın Önlenmesi11&lt;br/&gt;14.DOĞAL KAYNAKLAR EKOLOJİK DENGELER ESAS ALINARAK VERİMLİ KULLANIM, KORUNMASI VE GELİŞTİRİLMESİ11&lt;br/&gt;15.EKONOMİK   VE   SOSYAL   FAALİYETLERİN   SONUÇLARININ   ÇEVRENİN TAŞIMA KAPASİTESİNİ AŞMAYACAK ŞEKİLDE PLANLANMASI11&lt;br/&gt;16.ÇEVRENİN     İNSAN     PSİKOSOSYAL     İHTİYAÇLARIYLA     UYUMUNUN SAĞLANMASI11&lt;br/&gt;17.ÇEVREYE DUYARLI ARAZİ KULLANIMI PLANLAMASI11&lt;br/&gt;18.YARARLANILAN KAYNAK11&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.PLANSIZ KENTLEŞME&lt;br/&gt;Osmaniye,Adana,G.Antep,Hatay yol kavşağında olup Güneydoğunun Akdenize açılan kapısı konumunda olduğundan, sürekli göç almış, merkez  nüfusu 1950 yılında 13.000 iken, 1990 yılında 122.400&quot;e ulaşmıştır. Osmaniye&quot;nin nazın imar planı 1987 yılında onaylanmıştır. Dolayısıyla 1993 yılına kadar imar planının uygulanması mümkün olmamıştır. Bu gün Osmaniyedeki kentsel gelişmeler, mevcut yerleşim modelinin yönlendirdiği kısa vadeli planlama politikaları çerçevesinde devam etmektedir.&lt;br/&gt;Kent merkezi .yerleşim alanının kuzey batısından geçen D-400 Devlet Karayolunun hemen güneydoğusunda bulunmaktadır. Yerleşim merkezinden güneydoğu yönüne doğru yoğun konut alanları oluşturmuştur. İskan alanının büyüklüğü nedeniyle dikey yapılaşma az katlı konutlara oranla daha azdır. Konut alanlarının büyük bölümü 2-3 katlı müstakil yada ikiz, yoğun trafik akslarında ise bitişik düzende oluşturulmuş az sayıda katlı konutlardan ibarettir. Günümüzde iskan alanının % 10undan fazla bir bölümü gecekondu önleme bölgesini kapsamaktadır.&lt;br/&gt;Kent, Karaçay Yatağı ve Fakuşağı, Dere obası, Karacalar ve Akyar Köylerini içine alan yamaçlara doğru gelişeceğine, tren yolu altındaki verimli tarım arazilerine doğru yayılmaktadır.&lt;br/&gt;2.ISINMADA KULLANILAN YAKITLAR&lt;br/&gt;İlimizde konut ve işyerlerinin ısıtılmasında yakıt olarak kömür, odun, elektrik enerjisi ve LPG kullanılmaktadır. Mahalli Çevre Kurulu Kararı ile İlimiz yakıt programı belirlenmiş Valiliğimizden satış izin belgesi almayan kömürlerin satışı engellenmektedir.&lt;br/&gt;Teshin amaçlı kullanımı yasaklanan Petro kokunun İl sınırlarımız içerisinde satışı ve kullanımı İl Müdürlüğümüzce sıkı denetim altına alınmıştır.&lt;br/&gt;a)  Satışa sunulan ithal köm</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - TİCARET BÖLGELERİ DÜZENLEME İLKELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-ticaret-bolgeleri-duzenleme-ilkeleri-432950.html</link><description>ticaret bölgeleri düzenleme ilkeleri</description></item><item><title>BİLGİ TOPLUMUNA GEÇİŞTE KENTLİLEŞME VE KENTSEL YOKSULLUK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bilgi-toplumuna-geciste-kentlilesme-ve-kentsel-yoksulluk-382624.html</link><description>BİLGİ TOPLUMUNA GEÇİŞTE KENTLİLEŞME VE KENTSEL YOKSULLUK&lt;br/&gt;İSTANBUL ÖRNEĞİ&lt;br/&gt; ÖZET&lt;br/&gt;Bu çalışmada dünyada giderek artan kentsel yoksulluk problemine değinilmektedir. Konunun kavramsal çerçevesi, kentsel uyumsuzluğun sebepleri ve ortaya çıkardığı yansımalar,  Türkiye&quot;nin en büyük metropolü olan İstanbul bağlamında ele alınmaktadır.&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;21. yüzyıla girdiğimiz ve insanlığın bilgi toplumu sürecini yaşadığı bir dönemde, insanların refah ve mutluluk içinde yaşamaları, ekonomik ve sosyal politikalar vasıtasıyla da bunun sürdürülebilir hale getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Yoksulluk, yalın kelime haliyle bile korkunç bir insanlık gerçeğini yansıtmaktadır. Dünyada yaklaşık olarak her beş kişiden birisi yoksuldur. Buna ilave olarak bölgesel sorunlar, iç savaşlar ve ekonomik ambargolar gibi dolaylı sebeplerden dolayı da insanlar istemeseler dahi yoksulluğa mahkum edilmektedirler. Yoksulluk özellikle kadın ve çocukları son derece olumsuz biçimde etkilemektedir. Hayat standartlarında ortaya çıkan dengesiz gelişmeler, gelir dağılımı bozuklukları ve ilave olarak pek çok dışsal etkenler yoksulluğu artırıcı etkiye sahiptir. Gelişme, çağdaşlaşma ve refah toplumu olma amacına uygun olarak, yoksullukla mücadele politikalarının geliştirilmesi ve süratle uygulanması önem kazanmaktadır. &lt;br/&gt;Günümüzde özellikle dünyanın gelişmekte olan ya da az gelişmiş bölgelerinde, yoksul insanların sayısı artık milyarlarla ifade edilmektedir. Sanayileşme ile beraber toplumların ekonomik ve sosyal yapılarında da bir takım değişiklikler olmaktadır. Bu değişmenin hızı ve oluş biçimi ülkeden ülkeye, toplumdan topluma ve bölgeden bölgeye değişmektedir. Bu değişimde toplumların ekonomik yapısı, tabii kaynaklara sahipliği, gelişmişlik seviyesi, insan gücü, sosyal durumu, kültürel zenginlikleri, dini inanışları ve etnik yapıları gibi unsurlar önemli belirleyici etken olmaktadır. &lt;br/&gt;Tüm diğer büyük metropoller gibi İstanbul&quot;da dünyayı saran küresel yoksulluktan  etkilenen bir metropol görünümündedir. Bu çalışmada  kentsel yoksulluk probleminin gelişimi ve sebepleri üzerinde görüşler ortaya konmuştur. Genelden özele bir gelişim izlenmiştir. Önce dünya sonra Türkiye ve özelde de  İstanbul&quot;a inilmiştir. Bu çalışmada bu konuda yapılan veya yapılacak olan  çalışmalara bir katkı sağlaması hedeflenmiştir.&lt;br/&gt;1. BİLGİ TOPLUMU KAVRAMI&lt;br/&gt;21 yy. da sanayileşme sürecini tamamlamış toplumlarda ve bir kısım yeni sanayileşmiş ülkelerde sanayi ötesi toplum ya da bilgi toplumu olarak tanımlanan yeni bir toplumsal yapının oluşmaya başladığı ileri sürülmektedir.&lt;br/&gt;Bilgi toplumu düşüncesi büyük ölçüde sanayi ötesi toplum tartışmalarından çıkarılmaktadır. Bu toplum düzeninde, bilgi farklı formlarda gelişmiş ekonomileri şekillendiren, işin ve üretimin niteliği kadar mesleki yapıları etkileyen önemli bir güç olarak tanımlanmaktadır. Bilgi piyasada alınıp satılan bir mal olarak görülmektedir. Bilginin ticarileşmesi modern ekonomide tamamen yeni bir sektörün oluşumuna neden olmuştur. Bu temel düşüncenin kaynağı yeni bi</description></item><item><title>MERNİS PROJESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mernis-projesi-453468.html</link><description>Mernis Projesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Proje kapsamında herkese bir kimlik numarası verildi ve nüfus müdürlükleri çevrimiçi olarak birbirine bağlandı. Projenin ikinci aşamasında ise MERNİS veritabanının çevrimiçi olarak kamu kurumlarına açılması ve kimliklerin yenilenmesi gerçekleştirilecek. Projenin temel amaçlan nüfus mevzuatına uygun olarak merkez ve ilçe birimlerinde nüfus işlemlerinin bilgisayar ortamında yapılması ve merkezi veritabanının oluşturulması, Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarasının verilmesi, kolay taşınabilir, taklit edilemez çağdaş nüfus kimlik kartlarının verilmesi, nüfus ve aile istatistiklerinin hızlı ve sağlıklı alınması ve kamu kuruluşlarına ve vatandaşa elektronik ortamda bilgi hikmetinin verilmesi olarak sıralanıyor.&lt;br/&gt;MERNİS Projesi şu anda 923 ilçe ve Ankara merkezde çevrimiçi olarak çalışıyor. Nüfusa yapılan başvurular kişilerin kayıtlı olduğu yerlere bakılmaksızın herhangi bir nüfus müdürlüğünden yapılabiliyor. Yapı, bütün ilçelerin Türk Telekom altyapısını kullanarak merkeze bağlanması ve ilçelerin diğer ilçelerle olan işlemlerini merkez üzerinden yapması üzerine kurulmuş bulunuyor.&lt;br/&gt;Projenin 2003-2004 takviminde MERNİS veritabanını kamu kurum ve kuruluşlarına açmak, teknolojik gelişmelerin adaptasyonunu sağlamak ve yeni nüfus cüzdanı projesini başlatmak bulunuyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                                             TURKPOİNT.COM&lt;br/&gt;Dünden Bugüne MERNİS&lt;br/&gt;Dünya Bankası Çalışmaları&lt;br/&gt;Dünya Bankası MERNİS projesine özelleştirme ve Sosyal Güvenlik Ağı(PİAL) kapsamında 5.5 milyon dolar kredi aktardı.&lt;br/&gt;Aktarılan bu kaynağın 3.5 milyon doları kullanılarak,&lt;br/&gt;İlçelerin bilgisayar donanımlarının bir kısmı satın alındı,&lt;br/&gt;Sistem Mühendisliği ihalesi yapıldı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yönetim Şeması&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Proje sorumluluğu Bilgi İşlem Daire Başkanlığınca yürütülmekte olup, ayrıca Genel Müdürünün başkanlığında yürütme komitesi oluşturulmuştur. Ayrıca Bilgi İşlem Daire Başkanlığının koordinasyonunda projenin her aşaması için teknik destek birimleri oluşturularak, projenin sağlıklı ve hızlı yürütülmesi sağlanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Veri Girişi ve Güncelleştirme Çalışmaları&lt;br/&gt;923 Nüfus İdaresinde yapılan çalışmalar sonucu 122.145.860 kişi kaydı (sağ ve ölü) bilgisayar ortamına aktarıldı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İlçe Müdürlüklerine Teknik Destek (Çağrı Merkezi)&lt;br/&gt;1998 yılı Haziran ayında Nüfus müdürlüklerinin veri girişi, sistem yönetimi, bilgisayar kullanımı ve uygulama yazılımlarında karşılaştıkları sorunların telefon ve bilgisayar aracılığı ile çözümünü sağlamak amacıyla Acil Destek Merkezi kuruldu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mernis Uygulama Yazılımları&lt;br/&gt;MERNİS Uygulama Yazılımları için;&lt;br/&gt;Sistem Gereksinimleri(Analiz) Raporu hazırlandı.&lt;br/&gt;Sistem Tasarım Raporları hazırlandı.&lt;br/&gt;Geliştirilen MERNİS yazılımı(programı) 8 pilot ilçede uygulanmak üzere 1 Mart 2000 tarihinde tamamlandı.&lt;br/&gt;MERNİS Uygulama Yazılımının 923 ilçe Nüfus Müdürlüklerine yaygınlaştırılması Nisan 2000 /Ekim 2000 tarihleri arasında gerçekleştirildi.&lt;br/&gt;MERNİS Uygulama Yazılımları, gelişen ihtiyaçlar çerçevesinde Ocak 2001-Nisan 2002 tarihleri arasında yenilenmiştir. Böylece, nüfus işlemlerinin kolaylaştırılması ve hızlandırılması ile vatandaşa daha hızlı hizmet verilmesi gerçekleştirilmiştir.(Kayıt örneği 20 gün, 1 hafta, 4,5 dk, 55 sn.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Personel Eğitimi&lt;br/&gt;Genel Müdürlükte 5 bilgisayar laboratuarı kuruldu.Bu tarihten itibaren bu 5 derslikte 280 dönemde 6500 ilçe personeli eğitime tabii tutuldu.2002 yılında 2000 personelin eğitimi planlanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Merkezi Veri Tabanı Sunucu Sistemi&lt;br/&gt;Merkezi Veri Tabanı Sunucu Sistemi ile birlikte Veri depolama ve yedekleme Alt Sistemleri satın alındı.&lt;br/&gt;PC-SUNUCU&lt;br/&gt;1997-2000 toplam PC ve yan donanımları:5105 adet&lt;br/&gt;İlçe sunucu sistemleri ve yan donanımları:923 nokta&lt;br/&gt;Genel Müdürlük destek sunucu sistemleri:63 adet&lt;br/&gt;Merkezi veri tabanı sunucu sistemi(ana bilgisayar):1 adet&lt;br/&gt;MERNİS İLETİŞİM ALT YAPISI&lt;br/&gt;Geniş alan ağ cihazları:923 nokta&lt;br/&gt;Yerel alan ağ cihazları ve alt yapısı:923 nokta&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genel Müdürlük geniş alan ağ cihazları ve alt yapısı:1 adet&lt;br/&gt;Merkezi Veri Tabanı Sunucu Sistemi 16 Kasım 2000 tarihinde kullanıma açıldı. &lt;br/&gt;Nüfus Bilgi Bankası oluşturuldu. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mernis Projesi İletişim Altyapı Mimarisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mart 2000 tarihinde komisyon kurularak ön analiz çalışmaları başladı. &lt;br/&gt;Konu ile ilgili teknolojik kaynak taraması yapıldı. &lt;br/&gt;Türk Telekom alt yapısı incelendi. &lt;br/&gt;Sektör firmalarından çözüm önerileri alındı. &lt;br/&gt;Taslak MERNİS iletişim mimarisi oluşturuldu&lt;br/&gt;Projeye kaynak sağlanması için gerekli girişimler gerçekleştirildi.&lt;br/&gt;Şubat-Haziran 2001 tarih</description></item><item><title>KENTLEŞME VE ÇEVRE SORULARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentlesme-ve-cevre-sorulari-382736.html</link><description>KENTLEŞME VE ÇEVRE SORULARI&lt;br/&gt;1.) Çevre sorunları alanında düzenlenen ilk uluslar arası konferans aşağıdakilerden hangisidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Stockholm Konferansı&lt;br/&gt;b)Habitat I&lt;br/&gt;c)Habitat II&lt;br/&gt;d)Rio Konferansı&lt;br/&gt;e)BM kahire Konferansı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   2.) Yerel gündem 21 belgesinin kabul ettiği uluslar arası konferans aşağıdakilerden hangisidir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)   Rio Konferansı &lt;br/&gt;b)  Avrupa Sürdürülebilir Kentler ve Kasabalar Konferansı &lt;br/&gt;c)   Stockholm Konferansı &lt;br/&gt;d)  Habitat II&lt;br/&gt;e)  Hiçbiri &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        3.) Aşağıdakilerden hangisi Türkiye&quot;de çevre korumaya yönelik Sivil toplum kuruluşlarının ilkidir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)   Türkiye Tabiatını Koruma Derneği &lt;br/&gt;b)   Türkiye Çevre Vakfı &lt;br/&gt;c)   Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıları Koruma Vakfı &lt;br/&gt;d)   Doğayı Koruma Vakfı &lt;br/&gt;e)   Çevre Gönüllüleri Derneği &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          4.) Küreselleşme süreci Türkiye&quot;nin çevre sorunlarına bakış açısını nasıl değiştirmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Ülke İçindeki sivil toplum kuruluşları çevre politikalarının belirlenmesinde etkin olmayan birer aktör haline gelmekte &lt;br/&gt;b)Çevre mevzuatımızı, uluslar arası anlaşmalar ve AB müktesebatı etkileyememekte &lt;br/&gt;c)Çevre mevzuatımız değişim göstermemekte &lt;br/&gt;d)Çevre sorunları ulusal niteliğini korumakta &lt;br/&gt;e)Çevre sorunları ulus devlet alanından çıkarak uluslar arası alana taşımakta &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         5.) Türkiye&quot;de Çevre Bakanlığı hangi yıl kurulmuştur?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)1989    &lt;br/&gt; b)1990   &lt;br/&gt;c)1991    &lt;br/&gt;d)1992    &lt;br/&gt;e)1993&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   6.) &quot;Sadece mevcut kirliliğin ortadan kaldırılması,engellenmesi değil, kaynakların gelecek nesillerinde yararlanabileceği şekilde kullanılabileceği, korunabileceği ve geliştirilebileceği&amp;#8230;&quot; nasıl bir kalkınma anlayışını yansıtmaktadır?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Küresel kalkınma &lt;br/&gt;b)Yerel kalkınma &lt;br/&gt;c)Sürdürülebilir kalkınma &lt;br/&gt;d)Çevresel kalkınma &lt;br/&gt;e)Ekonomik kalkınma &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7.) Türkiye&quot;de Yerel Gündem 21&quot;lerin Teşviki ve Geliştirilmesi projesi hangi örgütlenmeler arasında ve kaç yılında imzalanmıştır?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)UNDP Dışişleri Bakanlığı IULA EMM  / Eylül 1997&lt;br/&gt;b)BM Dışişleri Bakanlığı AB  / Eylül 1996&lt;br/&gt;c)AB Dışişleri Bakanlığı NATO  / Kasım 1998 &lt;br/&gt;d)Dışişleri Bakanlığı Çevre Bakanlığı  / Kasım 1999 &lt;br/&gt;e)Hepsi &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      8. ) Aşağıdaki oranlardan hangisi yaklaşık olarak Türkiye&quot;nin kentleşme oranının vermektedir? &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)%15&lt;br/&gt;b)%50&lt;br/&gt;c)%30&lt;br/&gt;d)%70&lt;br/&gt;e)Hiçbiri &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;9.) Aşağıdaki açıklamalardan hangi Yerel Gündem 21&quot;in amaçlarından değildir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, özel sektör kuruluşları, sendikalar, akademik kuruluşlar, kamu kuruluşları ile örgütlenmiş olsun yada olmasın kadınların, gençlerin, çocukların, yaşlıların, engellilerin kent yaşamına ve karar alma sürecine katılması&lt;br/&gt;b)Sürekli ve dengeli kalkınmanın hızlanması &lt;br/&gt;c)Ticaret ve çevrenin birbirini desteklemesi&lt;br/&gt;d)Nüfus ve sürdürülebilirlik ilişkisinin sağlanması &lt;br/&gt;e)Yerel katılımın engellenmesi yönünde çaba gösterilmesi &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;10.) Gelişmiş ülkelerde atık ve artıkların çevreye zararız hale getirilmesine ilişkin tüm çevre koruyucu uygulamalara rağmen topluların reddetme sendromu yada sap</description></item><item><title>TÜRKİYEDE ANAKENT YÖNETİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyede-anakent-yonetimi-381624.html</link><description>TÜRKİYEDE ANAKENT YÖNETİMİ&lt;br/&gt;Giriş&lt;br/&gt;Hızlı kentleşme sonucunda büyük kentlerin daha çok büyümesi belediye sınırlarının dışında düzensiz ve plansız gelişmelere yol açınca, anakentlerin yönetiminde özel modeller arayışı güncellik kazanmıştır. Denetim dışında kalan alanların ve buralardaki gelişmelerin sıkı bir düzen altına alınması; bir yandan küçüklü büyüklü çeşitli yerel yönetim birimleri arasında sıkı bir işbirliği kurulmasını, öte yandan, kentler için imar planları hazırlamaktan sorumlu olan yerel yönetim organlarının yeniden ele alınıp güçlendirilmesini gerekli kılmıştır. Bir büyük belediyenin sınırlarını ve dolayısıyla yetkilerini aşan imar ve planlama etkinlikleriyle kimi belediye hizmetlerini, belli bir plana bağlı olarak düzenlemek, anakent yönetimlerinin işidir.&lt;br/&gt;Devlet Planlama Teşkilatının, yönetimi ve yönetim yöntemlerini yeniden düzenleme konusunda yaptırmış olduğu kimi çalışmalarda, büyük kentlerdeki planlı çalışmalara önemli yer ayrıldığı görülür. Bunlardan, Türk Mahalli İdarelerinin Yeniden Düzenlenmesi Üzerindeki Araştırmada, bir yandan, &quot;büyük şehir belediyelerinin görevleri şehircilik ve bölge plancılığı prensibine uygun olarak tayin edilmeli&quot; denilmekte; öte yandan, &quot;büyük şehirlerin başında teknik ve idari bilgisi kuvvetli şahısların bulunmasını sağlayacak mevcut çıkarılması&quot; önerilmektedir.&lt;br/&gt;1970li yıllarda hazırlanmış bulunan bir Belediye Yasası tasarısı, belediyeleri büyüklüklerine göre ayırmakta ve 100 binden fazla nüfuslu olanlara &quot;büyük kent belediyesi&quot; adını vermekteydi.&lt;br/&gt;Anakentlerde özel yönetim biçimleri oluşturmak üzere, 1965 yılından başlayarak, Bakanlar Kurulu kararıyla, İstanbul, Ankara ve İzmir kentlerinin nazım planlarını hazırlama çalışmalarını yürütmek üzere, İmar ve İskan Bakanlığına bağlı Metropoliten (nazım) Planlama Büroları kurulmuştur. Bakanlar Kurulunun 20 Temmuz 1965 gün ve 6/4970 sayılı kararı, daha sonra, bu kentler dışındaki kimi büyük kentlere de yaygınlaştırılmıştır. Doğrudan doğruya Bayındırlık ve İskan Bakanlığına bağlı olarak kurulan bu büroların sayısı, 1980 yılından hemen önce 10a varmış bulunuyordu.&lt;br/&gt;Anakent sorunlarına, İl Özel Yönetimlerinden yararlanarak çözüm bulmayı önerenler de vardır. Türkiyenin geleneksel yönetim yapısına uygun bir modelin geliştirilmesindeki kolaylık, bu önerilere dayanak olmuştur. Böylece yalnız demokratik bir çerçeve içinde kalınmış olmayacağı, aynı zamanda, anakent alanında hizmetler açısından bütünlük de sağlanacağı savunulmuştur.&lt;br/&gt;Ülkemizde yönetim örgütü, bütün kentleşme sorunlarının üstesinden gelmeye elverişli değildir. Yerel yönetimler, akçal, yönetimsel ve siyasal açılardan güçsüzdürler. Yerel yönetimlerin yapısı, özeğin yetkilerinden kimilerini, belediyeler gibi alt birimlere aktaramayacak kadar özekçidir. Bu özekçi yönetim yapısı, 19. yüzyıl Fransasının yönetim sisteminden kopya edilmiştir. Bu sistem, içinde bulunduğumuz yüzyılın değişen koşullarına kendisini uydurabilmiş değildir. 1960larda başlayan planlı dönemde, yönetimi ve yönetim yöntemlerin</description></item><item><title>ISPARTA KENTİ YOL AĞAÇLANDIRMALARI ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?isparta-kenti-yol-agaclandirmalari-uzerine-arastirmalar-440162.html</link><description>ISPARTA KENTİ YOL AĞAÇLANDIRMALARI ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER.............................................................................................................i ÖZET..........................................................................................................................iii ABSTRACT................................................................................................................iv TEŞEKKÜR.................................................................................................................v ŞEKİLLER DİZİNİ.....................................................................................................vi ÇİZELGELER DİZİNİ..............................................................................................vii 1.GİRİŞ........................................................................................................................1 2.KAYNAK ÖZETLERİ.............................................................................................5 3.Kentsel Yol Ağaçlamaları.........................................................................................5 3.1.Kentsel Yol Ağaçlama Kavramı ve Tanımları.....................................................15 3.2.Ağaç-Yol ve Bina İlişkisi.....................................................................................23 3.3.Kentsel Yol Ağaçlamasının Önemi......................................................................25 3.4. Kentsel Yol Ağaçlarında Aranan Nitelikler........................................................31 3.5. Kentsel Yol Ağaçlamalarında Planlama ve Tasarım Tekniği.............................36 3.6. Kentsel Yol Ağaçlama Uygulama Tekniği ........................................................40 3.7. Kentsel Yol Ağaçlarında Bakım Tekniği Kuralları ...........................................44 4.MATERYAL ve YÖNTEM....................................................................................49 4.1. Materyal..............................................................................................................49 4.2. Araştırma Yerinin Özellikleri.............................................................................49 4.2.1. Isparta Kentinin Genel Konumu......................................................................49 4.2.2. Isparta Kentinin Doğal Özellikleri...................................................................49 4.2.3. Isparta Kentinin Sosyo-Ekonomik Özellikleri.................................................51 4.2.4. Isparta Kentinin Tarihi ve Kültürel Özellikleri................................................54 4.2.5.Isparta Kentinin İmar Planı ve Açık-Yeşil Alanları..........................................55 4.3. Yöntem................................................................................................................56 5. BULGULAR ve TARTIŞMA................................................................................57 5.1. Isparta Kenti Ana Yolları ve Yol Ağaçlamaları Açısından İrdelenmesi.............57 5.1.1. Atatürk Bulvarı ve Tali Yolları Ağaçlamalarının Mevcut Durumu ve İrdelenmesi.................................................................................................................57 5.1.2. Süleyman Demirel Bulvarı ve Tali Yolları Ağaçlamalarının Mevcut Durumu ve İrdelenmesi............................................................................................................60&lt;br/&gt;ii&lt;br/&gt;5.1.3. Adnan Menderes Bulvarı ve Tali Yolları Ağaçlamalarının Mevcut Durumu ve İrdelenmesi.................................................................................................................61 5.1.4. Alparslan Türkeş Bulvarı ve Tali Yolları Ağaçlamalarının Mevcut Durumu ve İrdelenmesi.................................................................................................................63 5.2. Diğer Kentiçi Yol Ağaçlamalarının Mevcut Durumu ve İrdelenmesi................64 5.3. Isparta Kentiçi Yol Ağaç</description></item><item><title>GALERİ VE TÜNEL AÇMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?galeri-ve-tunel-acma-342789.html</link><description>1. GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tünel, Türk Standartları Endüstrisinin tarifine göre; yeraltında çeşitli kayaçlar içinde inşa edilen giriş ve çıkışı olan, drenaj, kanalizasyon, su boruları, kanal, demiryolu, karayolu, yaya yolu vs. geçişine imkan veren bir geçiş yoludur. Galeri ise yeraltının istenilen yerine ulaşmak için açılan yatay veya eğimli bir boşluk veya geçittir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyamız her geçen gün artan oranlarda bir nüfus artışıyla karşı karşıya kalmaktadır. Buna paralel olarak insanların ihtiyaçları ve sorunları da beraberinde getirmektedir. Nüfus artışına paralel olarak şehirleşme hızla artmakta, bunun sonucunda da kentlerde yaşayan insan populasyonu artmaktadır. Özellikle milyonlarca insanın beraberce yaşadıkları metropollerde trafik ve çevre kirliliği gibi belli başlı sorunlar nüksetmektedir. Ulaşımın hızlı olarak sağlanması, özellikle büyük şehirlerde yer altı ulaşım sistemlerinin (metro) oluşturulmasıyla mümkün olmaktadır. Boş alan azlığı ve çevre sorunlarının yaşanmadığı önceki yıllarda tünelcilik sadece, zorlu dağ engellerini aşmak için düşünülürken günümüzde yer yokluğu ve çevre etkisi daha kolay yöntemlerle (örneğin hafriyat) çözümlenebilecek yapılarda bile insanları tünellere yöneltmektedir Ayrıca metropollerin önemli sorunlarından biri olan kanalizasyon gibi alt yapı sorunları karşısında sağlanan gelişmelerde de sevindirici olmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gün geçtikçe artan hammadde ihtiyacı karşısında doğal kaynaklardan  yararlanma eğilimi ön plana çıkmaktadır. Gerekli olan hammadde ve doğal kaynaklara en hızlı ve en ekonomik şekilde ulaşma ihtiyacı gündeme gelmektedir. Yeraltı madenlerinin işletilmesinde çağdaş standartlara uygun olarak üretim kapasitesinin arttırılması yönünde bir eğilim vardır. Bu da ancak mekanize edilmiş yeraltı maden işletmelerinde gerçekçi bir uygulama sağlanırsa mümkündür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyada olduğu gibi ülkemizde de enerji sorunun çözümünde varolan akarsu kaynaklarımız üzerinde yeni barajların yapılması ile birlikte etkin ve hızlı bir ulaşımın sağlanması için gerekli olan tünellerin açılmasında mekanizasyon yönünde bir tırmanış vardır.&lt;br/&gt;Galeri ve tünel açmada yaşanan en son teknolojik gelişmeler sayesinde hem madencilik alanında hemde inşaat mühendisliği alanında çalışma hızı ve ekonomiklik dolayısıyla da verimlilik artmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye son yıllarda gerek kara ve demir yolu tünelleri, metrolar, kanalizasyon gerekse doğal rezervlerimiz açısından mekanizasyon çalışmaları için önemli bir potansiyel teşkil etmektedir. Mekanize kazı sistemi 20. asrın son yarısından başlayarak bugüne hızlı bir gelişme göstermiştir. Madencilik alanında yüksek üretim kapasitesine erişmek ve yapı endüstrisinde ise daha kısa zamanda daha duraylı tünellerin açımında uygulanan mekanize kazı sistemleriyle normal koşullarda diğer klasik yöntemlere oranla daha yararlı olmaktadır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. TARİHSEL GELİŞİM &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;En eski tüneller günümüzden 3000 yıl kadar önce değerli metallerin araştırılması amacıyla Babilliler ve Aztekler tarafından Hindistan, Mısır ve Mezopotamya &quot;da inşa edilmiştir.  Yaklaşık olarak 19. yüzyıla gelininceye değin sert kayadaki tüneller arında ateş yakılarak kaya ısıtıldıktan sonra oluşan sıcak yüzeye su ve sirke püskürtülmesi esasına dayanılarak kazılmaktaydı. Bu yolla elde edilen ilerleme miktarı yaklaşık olarak haftada 1 metreydi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeryüzünde ilk tünel M.Ö. 4000 yıllarında Babil şehri yakınlarında, Fırat nehrinin altında açıldığı söylenmektedir. İnşa edilen bu tünel 3.5x4.5 çapında ve 1 km. uzunluktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sonraki dönemlerde galeri açmanın bir savaş tekniği olarak da kullanıldığı görülmektedir. Surların aşılabilmesi için altlarında galerilerin kazma ve kürek vasıtasıyla açıldığı bilinmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mısırlılar ve Romalılar da ağırlıklı olarak su nakletmek amacıyla tüneller açmışlardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Barutun icat edilmesiyle  beraber birçok alanlarda gelişmeler olmasına rağmen tünelciliğe uzun süre bir yararı olmamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tünel işlerinde önem arz eden bir gelişme 1823 - 1843 yılları arasında  Thames nehri altında açılan tünel sebebiyle olmuştur. Bu tünelin</description></item><item><title>KENTSEL YENİLENME VE KENTSEL DÖNÜŞÜM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentsel-yenilenme-ve-kentsel-donusum-453087.html</link><description>KENTSEL YENİLENME&lt;br/&gt;Kentlerin çeşitli faktörler sonucu  çöküntüye uğraması, ilgili çevreleri bu çöküntüyü ortadan kaldıracak çözüm arayışlarına yöneltmiştir. Kentsel yenileme kavramı, işte bu arayışların bir sonucu, bir çözüm yolu olarak ortaya atılmıştır. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Kentsel yenileme kavramı 20. yüzyıl başlarında toplumdaki ekonomik ve toplumsal değişimlerin başladığı dönemde ortaya çıkmıştır. Aşırı nüfus hareketleri, nüfus yığılmaları ile öncelikle kent merkezlerindeki mevcut nüfus yapısını değiştirmeye başlamıştır. Buna koşut olarak gelişen fiziksel yıpranma ile birlikte bu mekanların yenilenmesine gereksinim duyulmuştur. Ancak bu yenileme hareketleri her zaman bir dönüşümü de beraberinde getirmemiştir. Bu iki kavramın yani &quot;yenileme&quot; ve &quot;dönüşüm&quot; kavramlarının birbirine karıştırılmaması gerekmektedir. Kentsel dönüşüm salt bir kent mekanının yenilenmesi olarak algılanmamalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genel bir çerçeve içinde, kentsel yenileme, farklı nedenlerden ötürü zaman süreci içinde eskimiş, köhnemiş, yıpranmış ya da kimi durumlarda terkedilmiş, vazgeçilmiş kentsel dokunun, günün sosyo-ekonomik ve fiziksel koşulları göz önünde tutularak değiştirilmesi, dönüştürülmesi, ıslah edilmesi ve yeniden canlandırılarak kente kazandırılması olarak ifade edilebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aşırı nüfus hareketleri, yoğunlaşmaları ve yığılmaları ile birlikte, başta kent merkezleri olmak üzere tüm kentsel alanda bir dönüşüm başlamış, kent merkezlerinde yaşayan nüfusun yerini yeni sosyal tabakalar almıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Buna işlevsel anlamda dönüşümlerin de eklenmesi ile birlikte, kentsel çöküntü kendini göstermiştir. Kent merkezlerinin boşalması sonucu, bu alanda mevcut olan konut fonksiyonu, yerini ticaret birimlerine, küçük imalathanelere ya da depolara bırakmış, burada yaşayan nüfus da merkezleri terketmiş, yeni fonksiyonların getirdiği yeni bir sosyal tabaka merkeze yerleşmiştir. Bu işlevsel dönüşüm, kent merkezlerini son derece olumsuz yönde etkilemiş, bu alanlar, hem sosyo-kültürel, hem de fiziksel açılardan özgün niteliklerini kaybetmişlerdir.&lt;br/&gt;      &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde mekanın üretim ve tüketim süreçleri birbirinden ayrıldıkça, planlayıcı-tasarlayıcı-uygulayıcı-kullanıcı arasındaki iletişim kurulmadığı sürece yapılan planların uygulanabilir olması olanaksızdır&lt;br/&gt;       &lt;br/&gt;  Yapılan çalışmalardan edinilen tecrübeler göstermiştir ki; kentsel dönüşümün üç ayrı kanalı olmalı ve bunlar yani Fizik-mekansal, sosyal ve ekonomik dönüşüm kanalları ortak bir zeminde birbirine eklemlendirecek yeni ve farklı bir yasal çerçevede işlev göstermeli.&lt;br/&gt;Bunun sonrasında kentsel dönüşümü öngörülen bölge üzerinden süreç belli bir süreci içermeli. &lt;br/&gt;    &lt;br/&gt;Kentsel dönüşüm planlarının yapılacağı kentsel çöküntü bölgelerinin belirlenmesi, bu  planlama sürecinin ilk aşamasıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kentsel çöküntü bölgelerinin geçirdiği sürecin doğru değerlendirilmesi ve bu bölgelerde yapılan planlama yanlışlarının ortaya konması kentin diğer bölgelerinde aynı konumlarda bulunan bölgelerin aynı çöküntüye uğramadan dönüşümünün yapılması sonucunu doğuracaktır.&lt;br/&gt;     Kentsel yenileme komitesi; bu atılacak ikinci ancak en önemli adımdır. Kentsel yenileme projelerinin gerçekleştirilmesi, yerel yönetimlerin önderliğinde uzmandan, merkezi yönetime, özel şahıslardan, yerel halka dek uzanan bir katılım grubu ile gerçekleştirilmelidir. Oluşturulacak bu komite planlayanlarla planlananlar arasında köprü vazifesi görecektir. Bu komite sadece planlama aşamasında değil plan uygulama aşamasında da görev başında olacaktır.&lt;br/&gt;Ve devamında kentsel yenileme alanı olarak seçilen alanlara ait fiziksel tespitler yapılmalıdır. Plan alanındaki yapıların durumu, özellikleri, tarihi yapıların ve özgün sokak dokularının belirlenmesi, boş alanların tesbiti, teknik altyapı ve ulaşım ağı, sosyal yapı profili, vb. &lt;br/&gt; Çöküntü bölgelerindeki  mevcut sorunların saptanmasıyla da bölgede yaşayan halkın görüşmeleri ve taleplerine uygun kararlar alınmış olacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çöküntü bölgelerinde fiziksel planlamaya koşut olarak toplumsal planlamanın yapılması zorunludur. Yenilemeye dönük planlama ve uygulama o bölgenin sakinlerinden bir kısmını gerek yıkımlar gerekse onarımlar dolayısıyla güç durumda bırakabilir. Ortaya çıkabilecek zorlukları yumuşatmak amacı ile fiziki planlamaya koşut olarak, planlamadan etkilenenlerin aile, meslek, semte bağlılık durumlarını göz önüne alarak bir &quot;toplumsal plan&quot; yapılması zorunludur.&lt;br/&gt;Toplumsal plana koşut olarak yenileme bölgesinin ekonomik planının da yapılması gerekmektedir. Kentsel dönüşüm alanlarında her kesimin (plancı/planlanan)</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot;DE YERLEŞME ŞEKİLLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-de-yerlesme-sekilleri-354838.html</link><description>TÜRKİYE&quot;DE YERLEŞME ŞEKİLLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de yerleşmeler iki ana grup altında toplanmaktadır: Kır yerleşmeleri ve şehir yerleşmeleri.&lt;br/&gt;1.    Kır yerleşmeleri&lt;br/&gt;Kır yerleşmeleri; tarım ve hayvancılık işlevlerinin birlikte yapıldığı ya da birinin diğerine göre ön plana çıktığı yerleşmelerdir. Bu yerleşmelerde genel olarak nüfus azdır ve çoğu kez birkaç yüz kişi ile birkaç bin kişi bulunmaktadır.&lt;br/&gt;Kır yerleşmelerinde nüfusun az olması, bu alanlardaki kaynakların ancak belli sayıda insanı beslemesinden ileri gelmektedir. Başka bir anlatımla kırsal alanlar, belli sayıda nüfusu besleme potansiyeline sahiptir. Nüfus arttığında ise kır yerleşmelerinden şehirlere doğru göç başlamaktadır.&lt;br/&gt;Kır yerleşmelerinin özelliklerini doğal çevre ile insanların kültürel ve ekonomik yapısı belirlemektedir. Örneğin; hayvancılığın etkin olduğu engebeli ve kurak bölgelerde geçici kır yerleşmelerine rastlanılır. Çünkü, insanlar hayvanlarını otlatmak için sürekli dolaşmak zorundadır. Buna karşılık tarımın egemen olduğu bölgelerde devamlı ve toplu yerleşmeler kendini göstermektedir.&lt;br/&gt;Ülkemizdeki kırsal alanlarda devamlı ve geçici olmak üzere iki farklı kır yerleşme şekli mevcuttur. Devamlı iskan edilen kır yerleşmeleri, köy ve mahallelerden oluşur. Çoğunlukla yaz mevsiminde yerleşilen geçici yerleşme tipleri; mezraa, kom, oba, yaylak olarak adlandırılır. Kışın yerleşilen geçici yerleşmelere de kışlak denir.&lt;br/&gt;a.    Köy altı yerleşmeleri&lt;br/&gt;Köy altı iskan şekli, bir köyü oluşturamayacak kadar küçük olan bir yerleşme birimidir. Bunlar, bir veya birkaç evin bir araya gelmesinden oluşur.&lt;br/&gt;Köy altı yerleşmelerinde tek ev ve eklentisini oluşturan iskan çekirdeği şöyle meydana gelmiştir:&lt;br/&gt;1.    Baba ocağından ayrılan yeni bir ailenin iskanı,&lt;br/&gt;2.     Aileler arasında toprak bölüşümü nedeniyle meydana gelen ayrılmalar,&lt;br/&gt;3.    Nüfusun artması ile bir veya birkaç ailenin başka bir alana yerleşmesi,&lt;br/&gt;4.    Bahçe tarımına bağlı olarak evlerin bahçe içerisine veya kenarına yapılması,&lt;br/&gt;5.    Devlete ait topraklarda, özellikle orman alanlarında arazi kazanmak amacıyla yerleşmelerin kurulmasıdır.&lt;br/&gt;Birkaç ev ve eklentisi şeklinde olan iskan grupları ise göçebe veya gurbetçi bir ailenin toprağa yerleşmesi, tek ev ve eklentilerinin yanına yeni evlerin inşa edilmesi sonucu meydana gelmektedir.&lt;br/&gt;Mahalle: Köy altı iskan şekli ile köy arasında bir yerleşmedir. Bu yerleşme birimi, çoğu kez küçük iskan gruplarından oluşur. Mahalleler, hem akrabaların bir araya toplanmasından hem de sosyal ve ekonomik dayanışma içinde bulunan ailelerin birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu yerleşim birimi, kurulduğu yere ve hane sayısına göre çok değişik özellik gösterir. Şöyle ki, bazı mahalleler, bir yamacın eteğinde veya bir akarsu vadisi boyunca yer alır. Bazı mahalleler de birkaç meskenden oluşan küçük gruplar şeklindedir.&lt;br/&gt;Diğer köy altı yerleşmeleri&lt;br/&gt;Köy altı yerleşmeleri, kuruldukları yere ve halkın geçim özelliğine göre sınıflandırılır. Bunlar; çiftlik, kom, mezraa, divan, oba, canik, yayla, ağıl,dam ve bağ evidir. Bu tipteki köy altı iskan şekillerinin çoğu, aynı zamanda geçici iskan birimlerini de oluşturur.&lt;br/&gt;Bu gruptaki belli başlı yerleşme şekilleri ve özellikleri şöyledir:&lt;br/&gt;Çiftlik: Hayvan beslenen ve tarım yapılan geniş bir alan içindeki yerleşim birimidir. Bunlar, çoğunlukla Akdeniz ve İç Anadolu bölgeleri ile Trakya ve Batı Anadolu&quot;da bulunur.&lt;br/&gt;Yayla: Yazın hayvan otlatılan alanlarda kurulan geçici yerleşme birimidir. Ülkemizde çok farklı yayla yerleşmeleri görülür. Doğu Anadolu&quot;da 2500 m&quot;den yüksek alanlarda taştan yapılmış yayla meskenler hakimdir. Toros ve Kuzey Anadolu dağlarındaki yaylalar, ormanlık alanlarda ve ormanın üst sınırındaki otlaklarda yer alır. İç Anadolu&quot;da doğal bozkırların üst kesimindeki alanlarda da yaylalara geçilir.&lt;br/&gt;Yaylacılık etkinlikleri, köyün dışındaki yüksek alanlarda hayvan otlatmak amacıyla gelişmiştir.&lt;br/&gt;İlkbahar sonundan itibaren hayvan oylatmak için yüksek alanlara çıkan aileler, hem hayvanlarını otlatırlar hem de hayvansal ürünleri değerlendirirler. Bazen de yayalanın uygun al</description></item><item><title>YURDUMUZDA YERLEŞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yurdumuzda-yerlesme-394991.html</link><description>Yerleşme: İnsanların oturduğu ve yararlandığı alandır. &lt;br/&gt;Yurdumuzun üzerinde yer aldığı  topraklar, dünyanın ilk yerleşme alanları içinde yer alır. &lt;br/&gt;Bu yerleşmeleri birbirinden ayıran en önemli fark nüfustur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YERLEŞME&lt;br/&gt;Yurdumuzda yerleşmeler 2&quot;ye ayrılır:&lt;br/&gt;Kırsal yerleşmeler&lt;br/&gt;Kentsel  yerleşmeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KIRSAL YERLEŞMELER&lt;br/&gt;Bu yerleşmeler köy ve köy altı yerleşmelerinden oluşur. &lt;br/&gt;Köy altı  yerleşmeler; mahalle, kom, divan, ağıl, mezraa, oba, bağ evleri vb.&lt;br/&gt;Köyler, kır yerleşmelerinin en önemlileridir.&lt;br/&gt;Köyler&lt;br/&gt;Nüfusu 2000&quot;den az olan yerleşme biçimidir.&lt;br/&gt;Köylerimiz yurdumuzun değişik yerlerinde  yeryüzü şekilleri, iklim ve benzeri etmenlere dayalı olarak  dağınık ya da  toplu yerleşmeler şeklindedir. &lt;br/&gt;Köylerimizin en önemli ekonomik etkinliği tarım ve hayvancılıktır. &lt;br/&gt;Toplu köyler: Evler birbirine yakındır. &lt;br/&gt;Köylerimizin yaklaşık 2/3&quot;ü toplu köy şeklindedir. &lt;br/&gt;Tarla tarımı yapılan yerlerde köylerin büyük çoğunluğu bu türdendir.&lt;br/&gt;Dağınık köyler: Evler araziye serpilmiş veya 5-10 ev  bir mahalle oluşturacak şekilde kümelenmiştir. &lt;br/&gt;Bu tür yerleşmeler  daha çok arazinin engebeli olduğu yerlerde görülür. &lt;br/&gt;Köylerimizin Başlıca Sorunları&lt;br/&gt;Sağlık Sorunları&lt;br/&gt;Köylerimizin pek çoğunda  hastane veya sağlık ocağı gibi kurumlar yoktur. &lt;br/&gt;İstenilen anda sağlık personeli olmaması hastalar için olumsuz sonuçlara yol açabilir.&lt;br/&gt;Köylerimizde  gerekli önlemler yeterince alınmadığı için sıtma, verem ve çocuk felci gibi  hastalıklar da sık görülmektedir. &lt;br/&gt;Eğitim Sorunları&lt;br/&gt;Eğitim sorunlarında köydeki nüfusun çok hızlı artması ulaşım, iletişim gibi sorunların henüz çözümlenmemiş olması eğitimi olumsuz yönde etkilemektedir.&lt;br/&gt;Özellikle  köy okullarımızın bazılarında  öğretimin henüz birleştirilmiş sınıflarda yapılması önemli bir sorundur. &lt;br/&gt;Bu okullarımızda  araç-gereç sıkıntısı da çekilmektedir. &lt;br/&gt;İletişim Sorunları&lt;br/&gt;Köylerimizin pek çoğunda telefon, faks, radyo, televizyon, gazete gibi iletişim araç ve yayınlarının eksikliği de önemli bir sorundur.&lt;br/&gt;Ulaşım Sorunları&lt;br/&gt;Köylerimizin</description></item><item><title>URBAN LEGEND</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?urban-legend-359160.html</link><description>WHAT IS AN URBAN LEGEND?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Urban legends are stories, which contain elements of humor, horror, warning, embarrassment or morality and which are told as truth. They appear mysteriously and spread spontaneously by being passed from person to person in varying methods. Urban legends do not have to be false although most are false. Generally people exaggerate them. The original source of an urban legend cannot be known because it changed by being told from person to person; as a result, urban legends seem to come from nowhere.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;WHY DO URBAN LEGENDS SPREAD SO QUICKLY?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Urban legends are about any number of occurrences that could affect a lot of people if they were true. If you hear such a story, and you believe it, you feel compelled to warn your friends and family. The story that you heard is generally a friend of a friend&quot;s experience. You will probably abbreviate it yourself when you pass it on like the person who told you this story did and you will say it happened to one of your friends instead of saying that it happened to a friend of one of your friend&quot;s friend.&lt;br/&gt;What&quot;s more, the details of an urban legend play an important role because they make the story seem real. For instance, if you are familiar with the place where the event occurred, the story may sound real. This level of specificity also plays into your own fears and anxieties about what could happen to you in the places you visit regularly.&lt;br/&gt;To sum up, the closeness to the character of the story and the familiarity with the details of the story affect the audience. People love to tell a good story; as a result, they make changes in the story to make it more interesting and to have more attention on them. That&quot;s why urban legends are always interesting and disseminate so quickly.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;THE METHODS OF PASSING URBAN LEGENDS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Urban legends are passed on usually by word of mouth. They are told in the course of casual conversations and in such special situations as campfires or slumber parties etc. However, the methods of passing urban legends have also evolved over time. In the past 10 years, there has been a great wave of urban legends on the Internet. The most common way is forwarded e-mail. In this method, usually the story is not re-interpreted by each person who passes it on. By clicking the &quot;forward&quot; icon in the e-mail, a person can send it to all of his friend&quot;s e-mail addresses.&lt;br/&gt;As word-of-mouth legends, there are all sorts of e-mail hoaxes. Cautionary legends that often focus on made-up computer viruses or Internet scams, charity or petition appeal, which tells about an injustice and instructs you to add your name to a petition and send it on to everybody you know are some types of e-mail hoaxes.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DEAD GIVEAWAYS OF AN UNTRUE LEGEND&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-It happens to a friend of a friend, not to the storyteller&lt;br/&gt;-The general topic is one that is often on the news or what people gossip most about: death, sex, crime, contamination, technology, horror etc.&lt;br/&gt;-It contains a warning or moral lesson of some kind&lt;br/&gt;-It&quot;s just too weird or too good to be true&lt;br/&gt;-If it is an e-mail, one indicator is that the e-mail includes no address to send the list to when it is completed&lt;br/&gt;-If the message begins with &quot;this is not a hoax or urban legend&quot;, it probably is&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The baby-sitter and the man upstairs&lt;br/&gt;There was this baby-sitter that was baby-sitting for three children in a big house. She was watching TV when suddenly the phone rang. The children were all in bed. She picked up the phone and heard this guy on the other end laughing hysterically. She asked him what it was that he wanted, but he wouldn&quot;t answer and then hung up. She worried about it for a while, but then thought nothing more of it and went back to watching the movie.&lt;br/&gt;Everything was fine until about fifteen minutes later when the phone rang again. She picked it up and heard the same voice laughing hysterically at her, and then hung up. At this point she became really worried and phoned the operator to tell her what had been happening. The opera</description></item><item><title>ANKRAJ UYGULAMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ankraj-uygulamalari-345795.html</link><description>1.BÖLÜM&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mühendislikte, bir yapının sağlam ve kullanım amacına uygun olmasını yanında ekonomik olması da esas amaçlardandır. Son zamanlarda bu amaca uygun olarak yapılan ilerlemelerin başında da ankrajların uygulamada yaygınlaşması gelir. Ankraj uygulamaları teoriden daha hızlı gelişmiştir. Bu da, şehirlerdeki hızlı nüfus artışı ve şehir içindeki arsaların değer kazanması ile açıklanabilir. Ayrıca yapıların stabilitelerinin arttırılması, gerek duyulan büyük kuvvetlerin sağlanması doğrultusunda ortaya çıkan talepler ankraj teknolojisinin gelişmesinde hızlandırıcı rol oynamıştır. Bunun yanında ankraj teknolojisine bağlı birçok yan teknoloji gelişmiştir.&lt;br/&gt;İlk ankraj uygulamaları 1918 yılında Polonya&quot; da ve 1926 yılında Çekoslavakya&quot; da yapılmıştır. Delme işlerinde patlayıcıların kullanılması, yüksek basınçlı enjeksiyon uygulanması ve mekanik delicilerde elde edilen ilerlemelerle ankraj kullanımında 1950&quot; lerden sonra büyük artış olmuştur. İlk önceleri ankrajlar yalnız kayalarda ve de kohezyonsuz zeminlerde uygulanırken 1970&quot; li yıllardan sonra kohezyonlu zeminlerde de uygulanmaya başlanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil 1.1: Ankrajın Şematik Gösterimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. BÖLÜM&lt;br/&gt;    ANKRAJLARIN KULLANIM ALLANLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. Düşey Yer Değiştirmelerin Önlenmesi:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Temellerde ve havuz gibi yapılarda, yapının yüksüz ve yer altı su seviyesinin yükselmesi durumunda; yapının  düşey yönde yükselme tehlikesi söz konusu olabilir. Bu iki koşulun birlikte oluşması enderdir, oluşması halinde ise durum gerekli yerlere pompalar yerleştirilerek kontrol altına alınabilir. Ancak geçici bir çözümdür. Yapının sürekli stabilitesi iki şekilde sağlanabilir. İlki, yapının öz ağırlığı arttırılır (Şekil 2.a.), ikincisi ise yapıyı ana kayaya ankrajlarla bağlamak suretiyle sağlanabilir (Şekil 2.b.).  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Şekil 2.1: Düşey Deplasmana Karşı Havuzun Emniyete Alınması&lt;br/&gt;Şekil 2.1.a: Taban kalınlığını arttırarak &lt;br/&gt;Şekil 2.1.b: Ana kayaya ankrajlarla bağlanarak &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Taban kalınlığını arttırmak, hem kazı miktarının hem de beton kalınlığının artması sebebiyle oldukça pahalıdır. Bir yapının kaldırma kuvvetine karşı stabilitesinin sağlanması için gerekil ankraj kuvveti şu şekilde ifade edilebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;P= mv.U-Qo = mv.h.F-Qo                                                                                                            (1)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Burada;&lt;br/&gt;P=Ankraj kuvvetlerinin miktarı (kN)&lt;br/&gt;mv=Düşey yer değiştirmeye karşı emniyet faktörü (mv=1.05-1.2)&lt;br/&gt;U =Tabandaki kaldırma kuvveti (kN)&lt;br/&gt;h  =Yapı tabanının üstündeki suyun tabandan olan yüksekliği&lt;br/&gt;F  =Yapının taban alanı (m2)   &lt;br/&gt;Qo=Ankrajlamadan önceki yapı ağırlığı (kN)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2. Dönmeye Karşı Yapıların Emniyete Alınması:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir yapının uç noktası etrafındaki dönmeye karşı stabilitesi, koruyucu momentlerin devirici momentlere oranı olarak yazılabilir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;mp=                                                                                                                         (2)&lt;br/&gt;Stabiliteyi sağlayan koruyucu moment yapının zati ağırlığı ile ağırlık merkezi ve dönme noktası arasındaki uzaklığın çarpımıdır. Koruyucu momenti ankraj kuvvetleri ile etkili bir şekilde arttırmak mümkündür. Öyle ki, küçük ankraj kuvvetleri kullanmak suretiyle dahi, ankraj yük merkezi ile dönme noktası arasındaki uzaklık istenildiği gibi ayarlanarak büyük koruyucu momentler elde edilebilir. Aynı iş yapının kütlesi arttırılmak suretiyle yapılmak istendiğinde, yapının ağırlık merkezinin yeri istendiği gibi değiştirilemediğinden büyük kütlelere ve büyük harcamalara ihtiyaç duyulacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil 2.3: Yapının Dönmeye Karşı Stabilitesinin Artırılmasında Ankrajlamanın Etkisi.&lt;br/&gt;L= Buz basıncı&lt;br/&gt;V= Su basıncı&lt;br/&gt;U= Kaldırma kuvveti&lt;br/&gt;G= Yapının zati ağırlığı&lt;br/&gt;P= Ankraj kuvveti&lt;br/&gt;T1, tv, tu, tg, tp =herbir kuvvetin moment yarıçapı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil 3&quot; de görüldüğü gibi dönmeye karşı ankraj kullanılması halinde gerekli ankraj kuvveti,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Pp=                                                                                                         (3)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;den hesaplanabilir. Burada;&lt;br/&gt;P</description></item><item><title>ŞEHİR KANALİZASYONU VE PİS SULARIN TEMİZLENMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-kanalizasyonu-ve-pis-sularin-temizlenmesi-348227.html</link><description>ŞEHİR KANALİZASYONU VE PİS SULARIN TEMİZLENMESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Evlerden,ticari ve endüstriyel binalardan gelen pis su ve kirli sularda zararlı bakteri ve mikroplar bulunur. bu sular bulundukları yeri kirletir, sineklerin üremesine neden olur, etrafa fena koku yayar.&lt;br/&gt;      Şehirde çatı ve yollara yağış suları önemli rahatsızlıklar doğurur.&lt;br/&gt;      Bu nedenlerle şehirde pis ve kirli suların toplanarak şehir dışına taşınmaları ve burada zararsız hale gelinceye kadar temizlenmeleri gerekir bu amaçla şehir kanalizasyonları yapılır.&lt;br/&gt;Şehir kanalizasyonu ev dış pis su tesisatının bittiği yerden başlar, bir temizleme tesisinde veya zararsız hale getirildiği yerde son bulur.&lt;br/&gt;Şehir kanalizasyonu iki türlü yapılır.&lt;br/&gt;1)Birleşik sistem: Yağış suları ile pis sular aynı kanal içinde akar.&lt;br/&gt;2)ayrık sistem: biri pis su öteki yağış suları için olmak üzere iki kanal ağı ayrılır.&lt;br/&gt;Bu iki sistemin birbirinden bazı üstünlükleri vardır.birleşik sistem kanal ölçüleri büyük olmakla birlikte ucuza mal olur.bakım ve işletme giderleri azdır.&lt;br/&gt;Ayrık sistemde iki kanal ağı yapılması daha pahalıya mal olur.ancak temizleme tesisi sabit verdideki suları temizlemeyeceğinden daha küçük yapılabilir.&lt;br/&gt;Şehir kanalizasyonunun planlanmasında şehrin topoğrafik durumu kanallardan akması beklenen pis su miktarı şehrin nüfus yoğunluğu ve nüfusun dağılışı muhtemel gelişme bölgeleri pis su tesis yada tesislerinin yerleri zemin şartları mevcut su gaz telefon vb. Tesislerin sokaktaki yeri yeraltı geçitleri gibi hususlar dikkate alınır.&lt;br/&gt;Kanalizasyonda pis suları normal bir eğimle ve en kısa yoldan temizleme tesisine ulaşması esastır.&lt;br/&gt;Pis suyun verdisi kullanılan temiz su miktarına göre tespit edilir.&lt;br/&gt;Kanallarda verilecek eğim ve buna bağlı olarak da suyun akama hızı önemlidir.hızın 0.3m/sn den az olmaması halinde kanal dibinde tortu birikir bu hızın sağlanabilmesi için eğim kanalın büyüklüğüne göre 0.01-0.005 olmalıdır.&lt;br/&gt;Kanalın yeri sokağın ortası ile sokak arasında yada yaya kaldırımı altındadır.&lt;br/&gt;Kanal olarak hazır yapılmış borulardan yararlanılabileceği gibi gerektiğinde kanalın yerinde de yapılaması mümkündür.kullanılan hazır boruların künk ve büzlerdir.&lt;br/&gt;Kanallar daire oval , yarım elips vb. biçimlerde yapılabilir.&lt;br/&gt;Yerinde inşa edilen kanallar büyüklüğüne ve biçimine göre iki parçalı yapılabilir.&lt;br/&gt;Daire biçimli kanallar alt üst olama k üzere iki parçalı yapılırlar.Bazı kanallar hendek içine döşenir.&lt;br/&gt;Kanallar genellikle 4-5 m kadar derine döşenir.bazı özel hallerde derinliğin 5-8 m yapılması gerekebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil 1. Şehir Kanalı Biçimleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kanallar genellikle açık hendekler içine döşenir yada inşa edilir.derinliğin 7 m yi geçtiği yerlerde daha ekonomik olası için tünel açılabilir.tünele giriş çıkışın sağlanması için 225-450 m arlıklarla giriş bacakları kazılır.&lt;br/&gt;Kanalların döşenmesi veya inşası bittikten sonra hendek toprak ile doldurulur.kanalın iki yanındaki boşluk doldurulurken tokmakla sıkıştırılması ihmal edilebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil 2. Tuğladan Yapılmış Giriş Bacası&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bakım ve onarım amacıyla kanallarda girilebilmesini sağlayan giriş bacaklarına ihtiyaç duyulur.&lt;br/&gt;Birleşik sistemde yapılmış şehir kanalizasyon tesislerinde yağış sularını kanala iletecek fakat kokuların etrafa yayılmasını engelleyecek sifonlu bacalar yapılır.&lt;br/&gt;Yol ile yaya kaldırımının birleştiği yerde meydana gelen sokak arkına uygun aralıklarla ızgaralar konur.bunlar yağış sularının kanala akmasını sağlar.katı maddelerin içeri girmesini önler.&lt;br/&gt;Kanalların korunması ve bakımı özel bir dikkat ister.öncelikle kanala akıtılacak sular dikkatle kontrol edilmelidir.içlerinde benzin mazot ve bitkisel ve madensel yağlar ve asitler bulunan sularla sıcaklığı 35cdereceden yüksek olan sular kanalizasyona akıtılmamalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                 Şekil 3. Sifonlu Rögar                    Şekil 4. Sifon Düzeni Bulunan Baca&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PİS SULAR VE TEMİZLENMESİ&lt;br/&gt;Pis suyun özellikleri menşeine göre değişir. Ev endüstri ve şehir pis suları fiziksel ve  kimyasal bakımlardan farklılıklar gösterir.evlerden gelen pis suların otu</description></item><item><title>KENT, KENTLEŞME VE KENTLEŞME NEDENLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kent,-kentlesme-ve-kentlesme-nedenleri-382894.html</link><description>KENT,KENTLEŞME VE KENTLEŞME NEDENLERİ&lt;br/&gt;A. KENT&lt;br/&gt;Kent,genel anlamda kentsel yerleşmelerin yaygın adıdır.Kırsal olmayan şeklinde dile getirilen kent tanımımıza geçmeden önce kırsaldan neyi kastettiğimizi açıklamak gerekir.&lt;br/&gt;Kırsal kesim, genel anlamda kentin karşıtı olarak nüfusun büyük kısmının tarımla uğraştığı,daha çok cemaat karakteri gösteren yerleşim birimleridir.&lt;br/&gt; &quot;Kırsal kesim köy ve/veya kasaba, sos yo-ekonomik ve kültürel özellikleri,yönetim durumu ve demografik açıdan kentten ayırt edilen,genellikle tarımsal alanda çalışmak gibi işlevlerle belirlenen, konutları,öteki yapıları ve toplumsal ilişkileri bu yaşamı yansıtan yerleşme birimidir.&quot; &lt;br/&gt;Köy veya kasabalar birincil grup ilişkilerinin   ağırlıkta olduğu, mesleki gruplaşma  ve uzmanlaşmanın olmadığı,kişilerin örf,adet,değer  ve normlara göre davranışlarını biçimlendirdiği,eğitim oranı düşük olan yerleşme birimleridir.&lt;br/&gt;&quot;Kent, sos yo-ekonomik ve kültürel özellikleri yönetim durumu ve nüfus bakımından kırsal alanlardan ayırt edilen,genellikle tarımsal olmayan üretimin yapıldığı, daha önemlisi hem tarımsal hem de tarım dışı üretim dağıtım ve denetim işlevlerinin toplandığı,teknolojik gelişme derecelerine göre belirli bir büyüklük,heterojenlik ve bütünleşme düzeyine varmış,ikincil toplumsal ilişkilerin, toplumsal farklılaşma,uzmanlaşma ve hareketliliğin yaygın olduğu yerleşim alanıdır&quot;. &lt;br/&gt;Bunun yanı sıra kentler doğurganlık oranının kırsal kesime göre düşük olduğu,çekirdek aile tipi yaygın olan,eğitim öğretimin yaygın olarak yapıldığı yerleşim birimleridir.&lt;br/&gt;Kentsel kesimlerde köy yerleşim birimlerinden farklı olarak kent kültürü egemendir.&lt;br/&gt; &quot;Kent  kültürü,siyasal,dinsel,sanatsal hoşgörüden /özgürlükten,laik düşünce ve demokrasiden,bilimsel bilgi ve nesnellikten oluşan bir bütünlüktür&quot;. &lt;br/&gt;Kent kültüründe örf,adet,gelenek,görenek ve tüm bunları şekillendiren din olgusunun önemi azalmakta,dinsel özgürlük,sanat ,bilim ve tartışmalar önem kazanmaktadır.&lt;br/&gt;Kent kavramını genel çerçevede kısaca tanımladıktan sonra kentleşme sorunları üzerinde durmaya çalışacağız.&lt;br/&gt;B. KENTLEŞME                                                                                                                              &lt;br/&gt;Kentleşme dar anlamda,kent sayısının ve kentlerde yaşayan nüfusun artması demektir.Kentsel nüfus köyden kente göçlerle artar.Gelişmekte olan  ülkelerde kentleşme bu şekilde nüfus akınları halinde gerçekleşir.&lt;br/&gt;Fakat kentleşme yalnızca nüfus hareketi bağlamında düşünülmemelidir. Kentleşme, aynı zamanda  o toplumda ekonomik ve toplumsal yapıyla da ilintilidir.Bu nedenle kentleşmeyi tanımlarken o nüfus hareketini yaratan toplumsal ve ekonomik  değişmelere de yer vermek gerekir.Bu şekilde düşünürsek kentleşme, &quot;sanayileşmeye ve ekonomik gelişmeye koşut olarak kent sayısının artması bugünkü kentlerin büyümesi sonucunu doğuran, toplum yapısında artan oranda örgütleşme, işbölümü ve uzmanlaşma yaratan, insan davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişikliklere yol açan bir nüfus birikim süreci&quot; olarak ta</description></item><item><title>HARİTA TÜRLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?harita-turleri-355291.html</link><description>Harita Türleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Orienteering Haritası&lt;br/&gt;Harita hakkında&lt;br/&gt;Uydu Fotografı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aynı ölçekte&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Orienteering Haritası&lt;br/&gt;Haritanın Dili - Mavi&lt;br/&gt;Suyu anlatır:&lt;br/&gt;Göl&lt;br/&gt;Bataklık&lt;br/&gt;Belirsiz Bataklık&lt;br/&gt;Kuyu&lt;br/&gt;Su çukuru&lt;br/&gt;Çeşme&lt;br/&gt;Nehir-Kanal&lt;br/&gt;Dere&lt;br/&gt;Belirsiz dere&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Haritanın Dili - Siyah&lt;br/&gt;Haritanın Dili - Yeşil&lt;br/&gt;Haritanın Dili - Kahverengi&lt;br/&gt;Haritanın Dili - Bahçeler&lt;br/&gt;Nereden Nereye gideriz?&lt;br/&gt;Örneklersek :&lt;br/&gt;Haritayı üç boyutlu hayal edin:&lt;br/&gt;Eş yükselti eğrilerini anlamak:</description></item><item><title>ŞEHİRLERİN KURULUŞ NEDENLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehirlerin-kurulus-nedenleri-363884.html</link><description>ŞEHİRLERİN KURULUŞ NEDENLERİ&lt;br/&gt;Şehirlerin kurulmuş oldukları yerleri yakından incelersek bazı ortak noktalar bulmak, kuruluş nedenlerini anlamak mümkün olmaktadır. Genel olarak şehir kuruluşlarında aşağıdaki dört nedenin egemen olduklarını görmekteyiz.&lt;br/&gt;Coğrafi nedenler:&lt;br/&gt;Bugün var olan şehirlerin kuruluşlarına etki yapan en önemli faktör kuşkusuz coğrafi olanlardır. Eski çağlarda insanlar gıdalarını kolaylıkla sağlayabilmeleri için mümbit ve verimli arazi seçiyorlardı. Su kenarları, orman yakınları, havası ve manzarası güzel olan yerler de şehir kuruluşlarını etkileyen coğrafi nedenlerdir. Su kenarında bulunmak bugün ekonomik bakımdan da büyük bir fayda sağlarsa da, nehirler, denizler, şehirlerin kuruluşlarını çok kere coğrafi bakımdan etkilemişlerdir. Bir çok büyük şehirler, nehir kenarlarında kurulmuştur: Roma, Tibet&quot;in; Paris, Seine&quot;in; Rotterdam Meuse&quot;ün; Anvers, Escuet&quot;in; Viyana, Tena&quot;nın üzerinde bulunmaktadır. İtalyan şehirlerinin çoğu nehir kenarlarında kurulmuştur.&lt;br/&gt;Ekonomik nedenler:&lt;br/&gt;Mal değişiminde büyük bir rol oynayan transit yolları, yol kavşakları, gemilerin geçmesine elverişli nehir ağızları, doğanın yarattığı limanlar, şehirlerin kuruluşlarında etkisi olan ekonomik nedenlerdir. Hayati önemi olan maddelerin örneğin, Orta Çağda tuzun ve baharatın taşınmasında kullanılan yol da bazı şehirlerin kurulmasına neden olmuştur. Erzurum, Bağdat yolu üzerinde kurulmuş bir transit şehridir. Bir mıntıkada kömürün, maden cevherlerinin ve petrolün bulunması şehirlerin kurulmasını ve bunların gelişmelerini her zaman etkilemiş ekonomik faktörlerdir.&lt;br/&gt;Deniz kenarlarında bulunmak şehirler için büyük bir nimettir, çünkü deniz şehirleri birbirinden ayırmaz tepeleri tırmanan yollardan dağları sayısız tünellerle delip geçmek zorunluluğunda olan demiryollarından daha iyi bağlar. Bu bakımdan New York&quot;un durumu önemlidir. ........ da kurulan şehirlerin New York ve Philadelphia olması bir raslantı değildir. Londra ve Hamburg&quot;un yerleri de ekonomik bakımdan çok ilginçtir. Her ikisi de denizden çok içerde oldukları halde derin nehirlerle birleşmiş olduklarından deniz kenarında gibidirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Askeri nedenler:&lt;br/&gt;Eski şehirlerin kuruluşlarında savunma faktörü de çok önemli bir neden olmuştur. Roma İmparatorluğunun çökmesinden sonra bir çok küçük devletin meydana gelmesi ve derebeylerin kendi bağımsızlıklarını ilan etmeleri dolayısı ile Orta Çağda yeni kurulan şehirlerde, kolay savunabilme faktörü kuruluş nedenlerinin başına geçti. Her ne kadar daha evvel kurulmuş şehirler savunma olanağını bir takım surların inşaası ile elde etmeğe uğraştılarsa da bunların çok pahalıya mal olması yeni kurulacak şehirleri tepelere ve elverişli olmayan arazilere doğru itti.&lt;br/&gt;Askeri faktörler bu jet ve atom devrinde şehir kuruluşlarında önemli nedenler olmamakla beraber hepimizin bildiği gibi çok yakın tarihlere kadar geçerli olmuştur. Türkiye&quot;nin ilk demir ve çelik sanayiinin kurulduğu Karabük şehri için yer seçiminde askeri düşünceler egemen olmuş, fabrikanın ilkel maddeleri olan demirin, Ereğli&quot;den, kömürün Zonguldak&quot;tan getirtilmesindeki güçlüklere rağmen bu sanayi şehri, dağlar arasında uçakla dahi görülmesi o zaman için güç olan ve tepelere yerleştirilecek uçaksavar toplarıyla savunması gene o zaman için kolay olan dar bir vadiye kurulmuştur.&lt;br/&gt;Devlet Reisi veya Hükümetin İsteği:&lt;br/&gt;Tarihin bir hükümdarın veya İmparatorun isteği ile kurulan şehir örnekleri pek çoktur. Yakın devirlerde örnekler daha az olmakla beraber gene de vardır. Avusturalya&quot;da Kanberra bu şekilde kurulmuştur. En yeni iki şehir Chandigar ile Brasilia da bu gruba girer. Brasilia&quot;nın kurulması fikri her ne kadar eski ise de o zamanki Cumhurbaşkanı Kubitscbek&quot;in ısrarı en büyük neden olmuştur.&lt;br/&gt;Kuşkusuz bir şehrin kuruluşunda bu nedenlerden sadece bir tanesinin bulunması her zaman yeterli değildir. Örneğin Ankara ilk şekliyle bu koşullardan ekonomik ve askeri olanlarını bir arada toplayan bir yerde kurulmuştur. Ankara&quot;nın yeri o zamanın en büyük ticaret ve kervan yolu üzerinde olarak ekonomik bir nedene dayanırken arazi durumunun savunmaya elverişli olması hele şehir kalesi inşası ile ayrıcalı bir duruma geçmesi ile de askeri nedenlerin etkisinde kalmıştır. Saydığımız faktörlerden dördüncüsü Ankara&quot;nın hayatını ve geleceğini diğerlerinden çok daha fazla etkilemiştir. Çünkü onu bugünkü gelişmesine eriştiren karar, Büyük Ata&quot;nın isteğidir.</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - KENT,KENTLEŞME VE KENTLEŞME NEDENLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-kent,kentlesme-ve-kentlesme-nedenleri-400054.html</link><description>kent,kentleşme ve kentleşme nedenleri</description></item><item><title>KENT BILGI SISTEMLERINE GEÇISTE YEREL YÖNETIMLERDE YENIDEN YAPILANMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kent-bilgi-sistemlerine-geciste-yerel-yonetimlerde-yeniden-yapilanma-446040.html</link><description>KENT BILGI SISTEMLERINE GEÇISTE YEREL YÖNETIMLERDE YENIDEN YAPILANMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GIRIS&lt;br/&gt;Kent Bilgi sistemine geçiste yerel yönetimlerde yeniden yapilanma, bütün dünyada&lt;br/&gt;demokratiklesme sürecinin ayrilmaz bir parçasi olarak gün geçtikçe önem kazaniyor. Tarihsel&lt;br/&gt;olarak güçlü yerel yönetim yapilarina sahip devletler, çagimizin degisen kosullari karsisinda, bu&lt;br/&gt;kuruluslari yeniden ele aliyorlar. Yerel yönetimleri zayif ve az gelismis ülkelerde ise, yerinden&lt;br/&gt;yönetimin kurulmasi ve güçlendirilmesi önem kazaniyor. Dogu ve bati farkliliklarinin, rejim&lt;br/&gt;ayriliklarinin törpülendigi bir dünyada, eski Dogu Boku&quot;ndan çözülen ülkelerde, hem merkezi&lt;br/&gt;hem de yerel düzeyde, siyasal ve yönetsel yapilari çagin gereksinimlerine geregi gibi yanit&lt;br/&gt;verecek duruma getirmek üzere önemli atilimlar atiliyor.&lt;br/&gt;Yerel yönetimler özellikle belediyelerin içinde bulundugu kosullarin incelenmesine&lt;br/&gt;yönelik her çalismanin özetlenebilecegi sayisiz sorunlar vardir. Bir anlamda belediye yöneticiligi&lt;br/&gt;günümüz dünyasinin en güç islerinden birisidir. Konu ile ilgili herkese göre de bunun ayri ve&lt;br/&gt;degisik bir açiklamasi vardir. Bunlarin her birinin belirli ölçüde dogruluk payi vardir.&lt;br/&gt;Bu bildiride vermek istedigimiz mesaj gayet açiktir. Kentlesmenin yarattigi sonuçlarin en&lt;br/&gt;iyi sekilde düzenlenebilmesi için ilk öncelik kurumsal çerçevenin yeniden düzenlenmesine ve&lt;br/&gt;* Gebze Yüksek Tekn. Enst. Müh. Fak.Jeodezi ve Fotog. Böl.&lt;br/&gt;** Karadeniz Teknik Üniversitesi Müh. Fak. Jeodezi ve Fotog. Böl.&lt;br/&gt;COGRAFI BILGI SISTEMLERI BILISIM GÜNLERI / FATIH ÜNIVERSITESI / 13-14 KASIM 2001&lt;br/&gt;örgüt yapilari ile yönetim süreçlerinin gelistirilmesine verilmelidir. Böyle bir çalisma&lt;br/&gt;yapilmadan, yani saglikli bir örgütsel yapiya kavusmadan, çagdas bir yönetim düzeyi&lt;br/&gt;kurulmadan ve etkili bir planlama süreci olusturulmadan öteki düzenlemelerin istenilen sonuçlari&lt;br/&gt;vermesi oldukça zor olacaktir.&lt;br/&gt;Bilinmeli ve kabul edilmelidir ki yönetim ve bilgi teknolojisinde elde edilecek gelismeler&lt;br/&gt;ve gerçeklestirilecek iyi bir örgütsel yapi belediyelerimize birçoklarimizin düsünebileceklerinden&lt;br/&gt;ve öngörebileceklerinden çok daha olumlu ve önemli katkilar getirecektir.&lt;br/&gt;2. YEREL YÖNETIMLER VE BILGI TEKNOLOJISI&lt;br/&gt;Yüzyilimizin son çeyreginde ve özellikle 1980li yillarla birlikte, eski sosyalist bloktaki&lt;br/&gt;hizli degisim sonucunda Dogu ile Bati arasinda geleneksellesmeye yüz tutmus dengelerin altüst&lt;br/&gt;olmasi, merkeziyetçi, tepedenci, baskici rejimlere karsi artan mücadeleler baglaminda insan&lt;br/&gt;haklarina dayali çogulcu ve katilimci demokrasi arayislarinin agirlik kazanmasi, yeni uluslararasi&lt;br/&gt;örgütlenme ve isbirligi biçimlerinin ortaya çikmasi, ulasim ve iletisim alanindaki bas döndürücü&lt;br/&gt;gelismelerin, yeni siyasal, sosyo-ekonomik, kültürel ve benzeri iliskiler agi ve karsilikli&lt;br/&gt;bagimliliklar getirmesi, çevre sorunlarinin sinir tanimayan boyutlara ulasmasi gibi yerel, ulusal,&lt;br/&gt;bölgesel ve küresel ölçeklerde gerçeklesmekte olan süreçler, günümüzün ulus-devlet anlayisini&lt;br/&gt;ve uluslararasi düzenin isleyisini sorgulamakta ve köklü degisimlere yöneltmektedir.&lt;br/&gt;Bu degisimlerin basinda, dünyamizin 2000 yillarda yasamaya basladigi yeni süreçler&lt;br/&gt;gelmektedir. Günümüzde, dünyada bir yandan küresellesme süreci yasanirken, ayni zamanda&lt;br/&gt;da yerellesme egilimlerinin güçlendigi görülmektedir. Ilk bakista birbiri ile çelisir gözüken bu&lt;br/&gt;iki yönlü gelisme süreci baglaminda küresellesme egilimi, geleneksel ulus-devlet kavramini ve&lt;br/&gt;ulus-devletler arasindaki uluslararasi iliskilerin yapisini dönüstürmektedir; buna karsilik,&lt;br/&gt;yerellesme süreci ise küresellesme egiliminin kendi bünyesinde tasidigi tekdüze ve merkeziyetçi&lt;br/&gt;yapilanmaya karsi, tarihsel, kültürel ve fiziksel yerel kimlikleri yeniden üreterek ve birbirine&lt;br/&gt;eklemleyerek daha insani ve yasanabilir bir dünyanin yaratilmasina katkida bulunmaktadir.&lt;br/&gt;Bu gelismelerin önemli bir sonucu olarak, iki binli yillardaki sanayi toplumundan bilgi&lt;br/&gt;toplumuna geçis sürecine, merkezi agirlikli yönetim sistemlerinden güçlü yerel yönetime, temsili&lt;br/&gt;demokrasiden katilimci demokrasiye dogru gelismeler eslik etmektedir.&lt;br/&gt;Küresellesen dünyamizda,</description></item><item><title>BİYOLOJİK SU ARITIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?biyolojik-su-aritimi-356935.html</link><description>İ Ç İ N D E K İ L E R&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER1&lt;br/&gt;1.ARITIM YAKLAŞIMLARI2&lt;br/&gt;1.1.Aktif Çamur Sistemi3&lt;br/&gt;1.2.Atık Su Arıtımında Kullanılan Reaktörler5&lt;br/&gt;1.2.1.Kesikli Tip Reaktör5&lt;br/&gt;1.2.2.Tüpsel Akış Reaktörü (Karıştırmasız)5&lt;br/&gt;1.2.3.Sürekli Akışlı (Tam Karıştırmalı) Reaktör5&lt;br/&gt;1.2.4.Keyfi Akış Reaktörleri5&lt;br/&gt;1.2.5.Dolgulu Yataklar5&lt;br/&gt;1.2.6.Akışkan Yataklar5&lt;br/&gt;1.3.Nitrifikasyon9&lt;br/&gt;1.4.Denitrifikasyon10&lt;br/&gt;1.4.1.Oluşan Çamurun Uzaklaştırılması11&lt;br/&gt;1.5.Aromatik Bileşikler ve Fenoller12&lt;br/&gt;1.6.Siyanürlerin Odsidasyonu13&lt;br/&gt;1.7.Arıtılmış Atık Suyun Klorlanması13&lt;br/&gt;2.YARARLANILAN KAYNAKLAR14&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.ARITIM YAKLAŞIMLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kentlerde alt yapı olsun veya olmasın, dikkate alınması gereken evsel ve endüstriyel atıkların çevre sağlığını ne şekilde etkileyeceği hususudur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gelişmekte olan kentlerin, planlamasında prensip, organize sanayi bölgelerini kurduktan sonra bu bölgeleri, sanayinin proses ve üretim türlerine göre kendi içlerinde yeniden bölgelere ayırmak, üretim merkezlerinde ön ve hatta birinci fiziko - kimyasal arıtma dahi ortaklaşa yapılabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alt yapısı olan bölgelerde, ham arık suların kanala doğrudan deşarjı elbette düşünülemez. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İstanbul örneğini göz önüne alırsak, yılardan beri süre gelen sanayileşme sıhhatsiz bir şehirlerleşme olgusunu ortaya çıkarmıştır. Sanayi ve yerleşme merkezleri iç içedir. Bazı ilçeler sanayice yoğundur, bazıları ise yalnızca yerleşme merkezleridir. Sanayice yoğun ilçelerde de bazı sanayi dalları özellikle baskındır. Örneğin Eminönü&quot;nde giyim sanayi ( %59), Fatih&quot;te Kimya ve Giyim (%21) , Beyoğlu&quot;nda metal sanayi, Zeytinburnu&quot;nda maden/metal sanayi (%46), Şişli&quot;de kimya sanayi (%30),  Kartal&quot;da metal sanayi (%37) baskın çalışma kollarıdır. Dengeli dağıtım Bakırköy ilçesinde %20&quot;lik paylarla giyim kimya ve metal  sanayinde görülmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Böylesine yaygın bir sanayii, yeniden organize etmek ve kontrol edilebilir bir düzene sokmak ihtiyacı, artan nüfus ve artan çözüm bekleyen sorunlar nedeniyle belirginleşmiş ve 1966 Nazım Planında yer alan 9 sanayii bölgesi (Rami, Topkapı, Halkalı, Levent, Bomonti, Kurtköy, Küçükköy, Ümraniye) 1980 yılında yeniden tespit edilmiş ve iki Çekmece gölü arasında ( Firuzköy - Esenyurt, Halkalı, Kirazlı, Güneşli, İki Telli Köyleri çevresinde), sınırlı olarak Kemerburgaz vadisinde, Ümraniye, Kurtköy, Şıhlı, Dolayoba, Gebze, Şekerpınar ve Dilovası, Çerkezköy mevkilerinde sanayi yatırımları yönlendirilmiştir. Bu bölgelerin genel özelliği, İstanbul&quot;un içme suyu havzalarının dışında olmalarıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu durumda, yukarıda verdiğimiz prensip, yeni organize bölgelerde uygulamaya konulmalıdır. Sanayiin bölge içinde keyfi yer seçimini herhalde önlemek lazımdır. &lt;br/&gt;1.1.Aktif Çamur Sistemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aktif çamurla yapılan biyolojik arıtım, atık suyun bir bakteri kütlesi ile temasa getirilip havalandırılması ve biyolojik kütlenin yumaklanarak sedimantasyon yardımı ile ayrılması işlemlerini içerir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bakteriler biyolojik bozunabilen organik maddeyi, yeni hücrelerin üretimi için madde ve enerji kaynağı olarak kullanarak tüketirler.  Bozundurulamayan bir kısım organik molekül bu arada bazı anorganik madde ve iyonlar, bakteri yumakları üzerine adsorbe edilir. Organik maddenin tamamen tüketimi mümkün olmayıp, bozunma sonucu dayanıklı yeni tür bileşikler oluşuyor ise bunlarda adsorpsiyonlar uzaklaşabilecekleri gibi, uzaklaşmıyorlarsa daha ilerideki fiziko kimyasal arıtım adımlarından giderilebilirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bazı organik bileşikler biyolojik bozunmaya karşı direnç gösterirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ototrof organizmalar yeni hücre üretimi için gerekli enerjiyi güneş enerjisinden alarak fotosentetik olarak veya anorganik redoks reaksiyonlarından alarak kemosentetik olarak CO2 karbonu kullanırlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Heterotrof organizmalarda ise yeni hücre üretimi için gerekli enerji organik redoks reaksiyonlarından alınarak karbon kaynağı olarak organik karbon kullanılır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Canlı hücreler birbirine oldukça benzerler. Sert veya esnek bir membran olan hücre cidarı, protein, karbonhidratlar, sitoplazma içeren bir koloidal çözeltiyi korur. Sitoplazma bölgesinde, protein s</description></item><item><title>KENTLEŞME-KALKINMA VE NÜFUS ÜÇGENİNDEKİ DİNAMİKLER, TARTIŞMA BAŞLIKLARI VE ARAŞTIRMALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentlesmekalkinma-ve-nufus-ucgenindeki-dinamikler,-tartisma-basliklari-ve-arastirmalar-378901.html</link><description>xKentleşme-Kalkınma Ve Nüfus ÜçgenindekiDinamikler,Tartışma Başlıkları ve AraştırmalarI.GİRİŞ VE KAVRAMSAL ÇERÇEVEBu araştırmanın amacı kentleşme,nüfus v kalkınma konularında gündeme g lenolguları,bu olguları tartışan yazını v bu tartışmalara kaynaklık den araştırmalarıb lirlemek v mevcut yapının algılanmasında ve çözüm üretilmesindeki ksiklikl ritanımlayarak gerekli araştırma alanlarını saptayabilmek olarak tanımlanmıştır.Türkiy de kent-kalkınma v nüfus üçg nindeki ilişkil r yönelik kuramsal vuygulamadaki tartışmalar Cumhuriy tin başından bu yana incelendiğind ,farklıdön mlerde içeriğinin ve l alış biçiminin büyük ölçüde d ğiştiği izl nmektedir.Konunun l alınışında Türkiy nin değişen dinamiklerine ve sorunlarına dayalı olarakön mli değişimler yaşanmış ve vurgu noktaları farklılaşmıştır.Cumhuriy t öncesi dönemden başlayarak Türkiy d ön mli bir tartışma kanalı oluşturannüfus artışı-kentleşme v kalkınma ilişkil ri s ksen yılı aşkın bir sür içind d ğiş nağırlıklarla sürmüş olup,nüfus artışı il birlikt k ntlerdeki konomik tkinlikleri veistihdam olanaklarındaki genişlem v refahın yükselmesi y t rli olçüd sağlanamamış,bu durum mevcut sorunların sürmesin neden olurk n,g rek dış dünyadaki d ğişimler,ger kse Türkiy nin d ğiş n yapısal özellikl ri y ni sorunların eklenmesine yol açmıştır.Diğer bir deyişle birbirl rini besl y bil cek v sonunda daha g lişmiş bir konomik vtoplumsal yapıya ulaşmada itici bir güç olacak bu üç süreç arasındaki denge tüm çabalarakarşın sağlanamamıştır.Bu durum bu konudaki yazını tkilemiş v nüfus artışı,k ntleşm v kalkınma üçg nindeki mevcut yazın sorunların ön plana çıktığı bir nitelikkazanmıştır.Kentleşme-nüfus-kalkınma üçgenind ki yazını,tartışmaları v araştırmaları izl y bilmekiçin bir döneml ştirme g reği vardır.Bunun ned ni Türkiyenin Cumhuriyetin başından buyana çoğu önemli ekonomik bunalımlarla son bulan farklı ür tim-birikim v düzenlemebiçimleri ile ayırd dilebil n dönemlerd n geçmiş olmasıdır.Bu dönemlerin ayrıştırılmasında düzenlemeci okulun öğr tisinden yararlanılmıştır.Düz nlemeci okula gör bir dön min niteliğini birbiri il tutarlı olan ür tim biçimleri,birikim r jimi v düzenleme mekanizmları belirl r 1 .Bu üç sürecin birbiri il uyumunun1 Dunford,M.,1990,&quot;Theories of regulation&quot;Environment and lanning D:Society and Space 8297-321 veLipi tz,A.,1986,&quot;New tendencies in international division of labour:regimes of accumulation and nodesof r gulation&quot;in roduction,Work and Territory Editörler A J Scott,M Storper (Allen Unwin,London)16-351Kentleşme-Kalkınma Ve Nüfus ÜçgenindekiDinamikler,Tartışma Başlıkları ve AraştırmalarI.GİRİŞ VE KAVRAMSAL ÇERÇEVEBu araştırmanın amacı kentleşme,nüfus v kalkınma konularında gündeme g lenolguları,bu olguları tartışan yazını v bu tartışmalara kaynaklık den araştırmalarıb lirlemek v mevcut yapının algılanmasında ve çözüm üretilmesindeki ksiklikl ritanımlayarak gerekli araştırma alanlarını saptayabilmek olarak t</description></item><item><title>ŞEHİRCİLİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehircilik-366512.html</link><description>ŞEHİRCİLİK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şehircilik Çalışmalarında Donatım İlkeleri: Çağdaş toplumlarda sanayileşme, şehirleşme ve bunların doğurduğu olaylar nüfus yoğunlaşmasına ve yerleşmelerin olanca büyümesine sebep olmaktadır. Ve fiziki gelişmeleri olumsuz etkilemektedir. Yerleşmelerin düzenlenmesinde mekan ilgili bütün olayların sistemli olarak gözlenmesi çevre analizlerine dayanılarak verilerin tespit edilmesine değerlendirilmesine ve merkezi mahalli program içinde kalan kabullerin göz önünde tutularak yerleşmelerin düzenlenmesinin yapılması ve bunların uygulanması gerekir. Yerleşme sorunlarına çözüm getirecek düzenleme çalışmalarındaki son gelişmeler bu eylemlerin bazı ilkelere uygun olması zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Donatım:&lt;br/&gt;Düzenlemelerin dayandığı temel ilkelerden biridir. Bu ilke bölgeleme çalışmasının temelini oluşturur. İskan bölgelerine hizmet eden ticaret, eğitim, sağlık, kültür, endüstri, dinlenme, eğlenme gibi eylemler için gerekli tüm donanım içine girdiği tüm bölge ve bu bölgeleri birbirine bağlayan ulaşım ve altyapı gibi tesisleri de içine alır. Donatım tesisleri sosyoekonomik hayatın enfrastrüktür insanların huzur içinde yaşamaları için her yerleşmede olması gereken nüfus büyüklükleri ve özelliklerinin gerektirdiği donatım tesisleri yer almaktadır&lt;br/&gt;&amp;#10033;Yerleşmelerde olması gereken donatım yerleşme hiyerarşisine paralel olarak kabul edilen ilkelerden en küçük iskan edilen topluluğa kadar olan yerleşme hiyerarşisinde ek alınması gereken donatımlar konusunda tespit edilmiş belli kabuller henüz yoktur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Donatım İlkeleri:&lt;br/&gt;&amp;#61485;Yerleşme hiyerarşisi ( Kademelenme )&lt;br/&gt;&amp;#61485;Yerleşme kademelenmesi ile donatım arasındaki ilişki&lt;br/&gt;&amp;#61485;Donatım alanları ( Şehirlerin fonksiyonel bölgeleri, çalışma alanları, işlen alanları )&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YERLEŞMELER/YERLEŞME ALANLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toplumun Oluşumu: Yeryüzünde insanlar, bağlı oldukları aileler ve onların bir araya gelmesiyle oluşan sosyal bireyler, belirli mekanlarda barınmak, korunmak, geçinimlerini sağlamak ve yaşamak için yerleşirler. İnsanların bir araya gelmesindeki amaç ihtiyaçların temini, toplu yaşamın bir araya getirdiği menfaatlerden istifade ederek hak ve isteklerini düzenlemektir.&lt;br/&gt;İdeal bir yerleşme ve yerleşmeler arası düzenin temini için bu yerleşmelerin kapsadıkları insan sayılarının bu sayılara göre değişen özelliklerin bilinmesi ve yerleşme ilkelerinin yerleşmeler arası ilkelerin neler olmasının araştırılması gerekir.&lt;br/&gt;Kısaca, ülke üzerinde dengeli bir yerleşme politikasını yürütebilmek için yerleşme ilkelerinin bilinmesi gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yerleşmelerde Düzenleme İlkeleri:Yerleşmelerin düzenlenmesinde fiziksel gelişmelerinde takip edilecek yöntem planlamanın yöntemidir.&lt;br/&gt;Yerleşmelerin Düzenleme Yöntemi; Araştırma&amp;#61664;Değerlendirme&amp;#61664;Düzenleme(Planlama)&amp;#61664;Uygulama&lt;br/&gt;Konunun çok yönlü olması değişik etkenlerin bulunması özellikle değerlendirme safhalarının karşılıklı ilişkiler içinde düşünülmesini gerekli kılmaktadır.bundan dolayı araştırmaların değişik bilim dallarına mensup kişilerin(ekonomist, coğrafyacı, toplum bilimci, vb..) bir araya gelip bir ekip çalışmasına ihtiyaç gösterir. Yerleşmelerin düzenlenmesinde göz önüne alınacak en önemli faktör yerleşmedeki insan sayısıdır. Öte yandan benzer sayıdaki insan topluluklarının düzenlemeleri de aynı olmamaktadır. Sosyal ekonomik fiziksel özellikler arasındaki farklılıklar yerleşme planlamasını etkiler. Bu özelliklerin bilinmesi, yerleşme ilkelerinin tespiti açısından önemlidir. Her yerleşmenin insanlarının ihtiyaç ve problemlerini karşılayacak belli fonksiyonlar vardır. Bu fonksiyonlar toplumun büyüklüğüne göre değiştiği gibi her yerleşmede gün geçtikçe artmakta ve çeşitlenmektedir. Bu fonksiyonların yerleşme alanları belli mekan parçaları olabileceği gibi birkaç fonksiyona ayrılmış mekanda olabilir.&lt;br/&gt;Özetle yerleşmelerin sahip olduğu nüfus büyüklükleri fonksiyonlar ve bunlara tahsis edilmiş alanlar arasındaki ilişkiler bu yerleşmenin karakter ve özelliklerini gösterir. Bu ilke bir yerleşmenin nüfus büyüklüğüne bağlı olarak bazı belirli fonksiyonlara sahip olması gerçeğini ortaya çıkarır. Bu nedenle bilimsel yollarla araştırılarak her yerleşmede nüfus büyüklüğüne göre yer alması zorunlu sosyal ve ekonomik donatımlar(ekipmanlar) tesis edilmelidir. Öte yandan devlet programı ile bazı özel bölgeler güvenlik ve sınır kenti olması sebebi ile tesisler uygun görülen sosyal ekonomik kültürel nüfusa bakılmaksızın yerleştirilebilir.&lt;br/&gt;Bugün ülke üzerinde yerleşmelerin bir kısmı öze</description></item><item><title>YEREL YÖNETİMLERİN VERGİLENDİRME YETKİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yerel-yonetimlerin-vergilendirme-yetkisi-453459.html</link><description>YEREL YÖNETİMLERİN VERGİLENDİRME YETKİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.YEREL YÖNETİM NEDİR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Merkezi yönetimin yanı sıra ayrıca yerel yönetimlere niçin gerek olduğu sorusuna cevap ararken yerel yönetimlerin niçin var olageldiği hususu ile varolması gerekeceği hususlarım birbirinden ayırt etmekte yarar vardır. Yerel yönetimler niçin ve ne zamandan beri varolan birimlerdir? Böyle bir soruya kesin bir cevap vermek oldukça zordur. Çünkü, yerel yönelimlerin ortaya çıkışım devletin ortaya çıkışı ile birlikte incelemek gerekir. Tarihsel bir olgu olan devletin ise ilk olarak nerede ve nasıl ortaya çıktığı bilinememektedir. Gerçi bugünkü modern devletler feodalitenin yıkılmasını takiben kurulmaya başlanmışlardır. Aynı şekilde bugünkü anlamı ile yerel yönetimler de XIX. yüzyılın ortalama doğru devlet içinde ayrı bir hukuki kişilik kazanmışlardır. Nitekim günümüzde yerel yönetim denildiğinde bu kuruluşların: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a) Tüzel kişiliğe, &lt;br/&gt;b) Ayrı mal varlığına ve bütçeye &lt;br/&gt;c) Seçimle işbaşına gelenlerden.oluşan karar organlarına &lt;br/&gt;d) Sınırlanmış da olsa belli bir özerkliğe sahip bulunmaları, zorunlu birer ön koşul olacak kabul edilmektedir.&lt;br/&gt;Bugünkü hukuki niteliklerine ve etkinliklerine sahip olmasalar da yerel yönetimler ilk kez merkezi otoritenin yetkilerinden bir kısmının bazı yerel otoritelere devretmesinin ve yerel bazı topluluklara bazı haklardan yararlanma imkanının tanımış olmasının bir sonucu olarak ortaya çıkmışlardır. Yerel yönetimlerin temelinde, belli bir insan topluluğunun bir arada ve komşuca ilişkiler içinde yaşamasının ortaya çıkardığı ihtiyaçların kendileri veya kendilerinin seçtikleri kişi ve organlar aracılığı ile giderilmesi olgusu yatar. Bu idarelerin dikkati çeken özelliği sınırlı bir coğrafi alana bağlı olarak kurulmuş olmalarıdır. Köy, bunun tipik bir örneğidir. Ancak, topluca yaşamanın biçim ve boyutları değiştikçe toplum ihtiyaçlarına ve yönetimin gereklerine cevap verebilmek için sonraları devlet tarafından da bazı başka yerel yönetim üniteleri oluşturulmuştur. Komünlerin coğrafi bir alana bağlı olarak kurulmuş doğal kurumlar olmalarına karşın bu sonuncular genellikle bir veya birden fazla kamu hizmetine bağlı olarak kurulmuş ünitelerdir. Türkiyedeki il özel idareleri, Fransadaki departmanlar, A.B.D.deki countiesler bu tür idarelere örnek olarak gösterilebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.YEREL YÖNETİMLER VE ADEMİ MERKEZİYETÇİLİK KAVRAMI İLİŞKİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yerel yönetimlerin varoluşunun nedenlerini açıklayan ve niçin varolması gerekeceğini savunan görüşlerin hukuki dayanağı, idare Hukukunun üzerinde durduğu konulardan biri olan &quot;ademi merkeziyet&quot; (yerinden yönetim) kavramıdır. 1961 ve 1982 Anayasaların da &quot;yerinden yönetim&quot; olarak isimlendirilen ademi merkeziyet , Anayasadaki deyimle , merkezden yönetimin karşıtı olarak kullanılmaktadır. Ancak bir ülkenin Anayasal düzeni yerinden yönetime imkan tanımıyorsa böyle bir ülkede yerel yönetimlerin varolması hukuken mümkün olamaz. Merkezden yönetim ne demektir? Her devlette varolması doğal olan yaşama, yürütme ve yargıya ilişkin tüm yetkile</description></item><item><title>KENTLEŞME SORUNLARI VE TÜRKİYE ÖZELİNDE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentlesme-sorunlari-ve-turkiye-ozelinde-cozum-onerileri-382590.html</link><description>Kentleşme Sorunları ve Türkiye Özelinde Çözüm Önerileri &lt;br/&gt;Araş.Gör. Doğan BIÇKI &lt;br/&gt;Uludağ Üniversitesi, İİBF, Kamu Yönetimi Bölümü &lt;br/&gt; Kavramsal Çerçeve &lt;br/&gt;Kentleşme, teknik anlamda ikili bir anlama sahiptir. Bir, niceliksel olarak kent sayılarının atmasını; iki, mevcut kentlerin demografik açıdan büyümesini ifade eder. Kentleşmenin, bu anlamlar dışında, kente özgü yaşam biçimlerinin/kültürlerinin yaygınlaşması anlamına gelen, daha çok nitelikle ilgili bir anlamı daha vardır. O da, kentlileşme kavramıyla ifade edilmektedir. Batıda kentleşme ve onun kültürü niteliğinde olan kentlileşme eş zamanlı olarak yaşandığından dolayı bu iki kelime arasında bir ayrımlaşma gereği ortaya çıkmamıştır. İngilizcedeki urbanization kelimesi her iki anlamı birlikte sağlarken, Türkçede kentleşme ve kentlileşme şeklinde bir ayrımlaşma zaruri olmuştur.&lt;br/&gt;Kısa Tarihçe&lt;br/&gt;Batıda kentleşmenin ortaya çıkışını feodal dönem sonrasıyla; yaygınlaşmasını ise sanayi devrimi sonrasıyla başlatmak mümkündür. Kentin, başından beri para ekonomisinin ve ticaretin merkezi olması durumuna, büyük sanayinin/kitlesel üretimin kentte kurulması yönü eklendiğinde, kırsal alandan kopan, tarımla veya zanaatla iştigal eden nüfusun kentteki bu sanayilerde istihdam edilmesi söz konusu olmuştur. Kitlesel göçlerin apansız biçimde kentlere yönelmesiyle, öncelikle işçilerin barınma sorunlarıyla başlayan, daha sonra kötü yaşam koşullarınca pekişen bir kentleşme sorunu doğmuştur. Kentleşme sorunlarıyla ilgili literatürün oluşmaya başladığı yıllar da bu döneme tekabül eder. &lt;br/&gt;Türkiyede Kentleşme Sorunu&lt;br/&gt;Cumhuriyet tarihinin kentleşme ve kentleşmeye bağlı sorunları 50li yıllarda başlar. 50li yıllar, Türkiyenin kapitalist türde ilişkilerle yoğun etkileşime geçtiği döneme tekabül eder. 1948 yılında aralarında Türkiyenin de bulunduğu bazı ülkeler Marshall yardımı almıştır. Amerikanın Marshall yardımının sebebi, 2. Dünya Savaşı sonrası aşırı biçimde genişleyen üretim hacmini, konjonktürel nedenlerle, kısamaması; kısamadığı bu kapasite fazlalığı sorununu üçüncü dünyaya ihraç ederek çözmek istemesidir. Amerikanın birikim krizi, içeride, alt kentleşmenin teşvik edilmesi, ucuz ve uzun vadeli ev kredileri verilmesi (Bahçe kentler bu dönemin ürünüdür) dışarıda da, kapitalist türde ilişkilere uygun altyapıların hazırlanmasına yarayacak biçimde işlev görmüştür. Marshall yardımı uyarınca Türkiye, çok sayıda traktör, karayolu yapım aracı almıştır. Bu ikisinin yaygın olarak kullanıma girmesi, kırsal yapısının dönüşümünde ve kentleşmenin ivme kazanmasında hayati öneme sahip olmuştur.&lt;br/&gt;Kentbilim literatüründe yer alan başlıca dört kentleşme nedeni vardır: (1) Bunlar itici nedenler, çekici nedenler, iletici nedenler ve teknolojik nedenlerdir. İtici nedenler, kırsal alanın mahrumiyetliklerinden kaynaklanan nedenlerdir. Örneğin, bir yerde okul, hastane veya kültürel imkanların bulunmaması gibi. Bu neden, dönemin Türkiye kırsalı için ve hatta küçük ölçekli kentleri için bile söz konusu edilebilir. Ancak, tek başına itici nedenlerden kaynaklanan bir göç ve ona bağlı bir kentleşme olgusundan bahsetmek güçtür.&lt;br/&gt;Kentleşme nedenleri arasında gösterilen bir ikincisi, çekici nedenlerdir. Buna göre kentin sağladığı çeşitli servislerden dolayı kırsal nüfusu kendisine çektiği, bir cazibe merkezi olduğu söylenmektedir. Öteden beri, kırsal alandaki nüfuzlu ailelerin çocuklarını okutmak ve sair gerekçelerle büyük kentlere göç ettikleri bilinmektedir. Ancak bu etken de Türk kentleşmesi için sınırlı bir etkiye sahip olabilir. Çünkü, bu tarz bir mobilite belli bir varsıllık düzeyini gerekli kılmaktadır. İlgili dönemin kırsal ekonomisi göz önüne alındığında, bunun ne denli güç olduğu kendiliğinden ortaya çıkar.&lt;br/&gt;Kentleşme nedenleri arasında gösterilen iletici nedenler, kırla kenti birbirine bağlayan yolların gelişmesidir. Nitekim 50li yıllardan sonra, Marshall yardımının da etkisiyle, makineli karayolu yapımına girişilmiş, öncesiyle kıyaslandığında muazzam uzunlukta bir karayolu ağına sahip olunmuştur. Bu dönemde, kırın kendi içine kapanık yapısı kırılarak, kırdan kente olan süreli veya daimi amaçlı göçler hızlanmıştır. &lt;br/&gt;Son olarak, teknolojik nedenler, kırdan kopmayı hazırlayan teknolojik bir yeniliğin kullanıma girmesi bağlamında bir tür itici neden olarak da görülebilir. Marshall yardımından sonra, kırsal alana traktörün girmesi, aile içinde massedilen gizli işsizliğin açık işsizlik haline gelmesine neden olmuştur. Zira, traktörün kullanıldığı durumlarda ortalama dört kişilik emek gerektiren bir</description></item><item><title>ŞEHİR YÖNETİMİ VE ŞEHİR HUKUKU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-yonetimi-ve-sehir-hukuku-383082.html</link><description>Şehir Yönetimi ve Şehir Hukuku&lt;br/&gt;İstanbul Teknik Üniversitesi&lt;br/&gt;Sınava Hazırlık 2000&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Özel hukukta taraflar eşit ve özgür maddelerle karar verir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Kanun hükmünde kararname yetkisi bakanlar kuruluna verilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Yerleşim yerleri hali hazır haritalarını yaptırmak zorundadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. Nazım imar planları ilgili yönetmelikle gösterilen çizim nazım ve tekniklerine uygun olarak yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5. Çevre düzeni nazım imar planları bakanlık gerekli gördüğü zaman / bir çok belediyeyi ilgilendiren alana yaptırılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6. Plan sınırı bitişik olmayan teknik ve sosyal alt yapısı kendi içinde çözümlenen plana mevzii imar planı denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7. Boğaziçi nazım imar planları sahil şeridi bölgesi ile ; uygulama imar planları aslı ile onay için Ankara&quot;daki Boğaziçi imar yüksek koordinasyon kuruluna gider.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8. Plan değişimi şayet kat arttırımı gerekiyorsa&lt;br/&gt;...........H1 + H2........&lt;br/&gt;K &gt;_ ----------- + 7 ile hesaplanır. &lt;br/&gt;...............2............... &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;9. Nüfusu 10.000 in üzerinde olan yerlere imar planı yaptırılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;10. 5 yıllık imar programına ayrılan yerlere yapı izni verilmez.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;11. İmar planlarında kamu hizmetlerine ayrılan alanlarda kalan hazine arazileri valiliğin önerisiyle , maliye bakanlığı kararıyla bedel ödemeksizin belediyeye bırakılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;12. İmar parselasyon planları, belediyelerde belediye meclisiyle belediye dışında valiliğin onayıyla yürürlüğe girer.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;13. Birden fazla taşınmazın arasındaki sınır kaldırarak birleştirilmesine Tevhid denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;14. İmar kanununun 18. maddesi imar planı olan yerlerde uygulanır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;15. Kamu yapılarının yapılacağı yerlerde mimari proje ve belgeler aranmaz avan proje istenir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;16. Şehir planlama ve imarla ilgili konular kamu hukuku kapsamına girer.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;17. Kanun önerme yetkisi bakanlar kuruluna ve millet vekillerine verilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;18. Uygulama imar planlarıhazırlanırken, nazım imar planındaki teknik ve sosyal altyapı alanlarının kanunu eşdeğer alan ayırma koşulu ile değiştirilebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;19. Plan sınırına bitişik yeni alanlar planlanıyorsa buna mevzii imar planı denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;20. Turizm amaçlı nazım imar planı Turizm bakanlığından görüş alınarak Bayındırlık ve İmar Bakanlığı onayı ile yürürlüğe girer.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;21. Nüfus yoğunluğunu arttırıcı bir plan değişikliği yapılıyorsa, artan nüfusla orantılı olarak sosyal ve teknik altyapı alanları da attırlır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;22. Plan işlerinin gruplandırılmasında plan alanı veya planlanacak yerin nüfus projeksiyonu göz önüne alınır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;23. Belediyelerde 5 yıllık imar programları hazırlanır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;24. Kamu yararı kararı imar planı olan yerlerde alınmaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;25. İmar planındaki esaslara göre meydana gelen adaya yapı imar adası denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;26. Bir parselin plan ve mevzuata göre ayrılmasına İfraz denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;27. İmar kanununun 18.maddesine göre her taşınmazdan en fazla %35 kadar düzenleme ortaklık payı alınır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;28. Yeni yapılan yapılar ve mevcutlarda yapılacak onarımlar için, yapı izni alınması gerekir. Ancak sıva, boya, badana gibi taşıyıcı unsuru etkilemeyenler için izine gerek yoktur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;29. Huku</description></item><item><title>KENT İÇİ VE KENT DIŞI KARAYOLU ULAŞIM SİSTEMİNDE BİTKİLENDİRMENİN TRAFİK TEKNİĞİ YÖNÜNDEN İŞLEVLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kent-ici-ve-kent-disi-karayolu-ulasim-sisteminde-bitkilendirmenin-trafik-teknigi-yonunden-islevleri-451907.html</link><description>KENT İÇİ VE KENT DIŞI KARAYOLU ULAŞIM SİSTEMİNDE BİTKİLENDİRMENİN TRAFİK TEKNİĞİ YÖNÜNDEN İŞLEVLERİ&lt;br/&gt;         ÖZTÜRK, Banu. &lt;br/&gt;        Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü. &lt;br/&gt;Kayseri.&lt;br/&gt;Tel: 0352 437 49 01/35403&lt;br/&gt;Faks: 0352 437 65 54&lt;br/&gt;e-mail: banuoz@erciyes.edu.tr&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Kırsal ve kentsel peyzajı oluşturan en önemli elemanlardan biri ulaşım hatlarıdır. İnsanların dünyayı kendi kullanış ve yaşayışlarına uygun biçim getirme çabaları içinde doğa üzerinde en fazla etkili olan mühendislik yapıları ise karayollarıdır. Dünya üzerinde adeta bir ağ oluşturan karayolları, içlerinden geçtikleri peyzajı ikiye bölen planlama elemanları oldukları kadar, peyzajla bütünleşen elemanlar da olmalıdırlar.&lt;br/&gt;Kentsel yaşamın değişen koşullarıyla birlikte, özellikle son altmış yıllık süre içerisinde otomobil sahipliliğinin artması ve yol tekniğindeki gelişmeler mobilitenin de artmasına yol açmıştır. Kentin önemli bir bileşeni olan ulaşım sistemi de yaşam kalitesinin artırılması ve güvenlik açısından yeni ve çağdaş önlemler gerektirmiştir.&lt;br/&gt;Yol planlamasındaki önemli iki aşama;&lt;br/&gt;-Yeterli, güvenli ve hızlı bir ulaşım sisteminin sağlanması&lt;br/&gt;-Bu nitelikleri, yolun içinden geçtiği peyzaj motifini de dikkate alarak gerçekleştirilen uygulama&lt;br/&gt;-Özellikle güvenli ulaşım konusunda ve sözü edilen ikinci aşamada bitkilendirme çalışmalarının önemli rolü vardır. Şehir ve bölge plancısı ve yol mühendisi gibi disiplinlerle birlikte çalışacak olan peyzaj mimarı; yapacağı bitkisel düzenleme çalışmaları ile sürücünün içinden geçtiği peyzajla ilişki kurmasında, yolun kendisini yönelttiği mekan dizilerini hissetmesinde, sürücünün mekanların sürpriz ya da huzur veren etkilerini hissetmesinde bitkisel materyali sıklıkla kullanır.&lt;br/&gt;On dokuzuncu yüzyıl Avrupası&quot;nda toza engel olma ve manzarayı güzelleştirme amacıyla yapılan yol ağaçlaması ve bitkilendirilmesi çalışmaları estetik yönü dışında günümüzde trafik güvenliği açısından pek çok önemli fonksiyona sahip olmuştur. Yolun proje hızı, güzergahı, paralelizm, kazı-dolgu işlemleri ve yol geometrik standartları kadar etkin bir rol oynayan bitkilendirmenin bu açıdan bazı önemli fonksiyonları:&lt;br/&gt;-Kar ve rüzgar siperi oluşturma&lt;br/&gt;-Far ışıklarına karşı perdeleme&lt;br/&gt;-Kazaları önleme ya da hafifletme&lt;br/&gt;-Sinyalizasyon&lt;br/&gt;-Toprak stabilizasyonu&lt;br/&gt;-Sürücünün yorgunluğunu giderme&lt;br/&gt;-Sürücünün ilgi alanını sınırlama&lt;br/&gt;-Heyelan ve taş düşmelerinden koruma&lt;br/&gt;-Kimi noktaların vurgulanması&lt;br/&gt;Trafik güvenliğinin sağlanması konusunda canlı materyal; güzellik, etkinlik ve devamlılık açısından cansız materyale göre daha etkilidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Günümüzde yolculukların %95i (demiryolları hariç olmak üzere) karayollarından yapılmaktadır. Amerikada rekreasyonel hareketin çoğunluğu bugün artık büyük mesafelere ulaşmaya yönelmiştir. Ülkemizde de bu mesafelerin günümüzde arttığı ve kısa tatillerde bile araçlarla güney tatil yerlerine gidilip gelindiği gözlenmektedir. Bu kısa tatil sürelerinin büyük bir</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - ARNAVUTKÖY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-arnavutkoy-432949.html</link><description>arnavutköy</description></item><item><title>SÜRDÜRÜLEBİLİR KENTSEL GELİŞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?surdurulebilir-kentsel-gelisme-366261.html</link><description>GİRİŞ..........................................................................................................................................1&lt;br/&gt;1. Nüfus Hareketleri....................................................................................................................2&lt;br/&gt;2. Kent ve Kentleşme..................................................................................................................3&lt;br/&gt;3. Çevre, Ekoloji ve Sürdürülebilirlik.........................................................................................5&lt;br/&gt;     3.1. Çevre...............................................................................................................................5&lt;br/&gt;     - Nitelik Açısından Çevre......................................................................................................6&lt;br/&gt;     a. Fiziksel Çevre.................................................................................................................... 6&lt;br/&gt;     a.1. Doğal Çevre.....................................................................................................................7&lt;br/&gt;     a.2. Yapay Çevre....................................................................................................................7&lt;br/&gt;     b. Toplumsal Çevre................................................................................................................7&lt;br/&gt;     - Mekan Açısından Çevre......................................................................................................7&lt;br/&gt;     3.2. Ekoloji.............................................................................................................................8&lt;br/&gt;     3.3. Sürdürülebilirlik............................................................................................................10&lt;br/&gt;SÜRDÜRÜLEBİLİR KENTSEL GELİŞME...........................................................................11&lt;br/&gt;1. Sürdürülebilirlik Kavramına Yaklaşım.................................................................................11&lt;br/&gt;     1.1. Sürdürülebilir Kalkınma...............................................................................................11&lt;br/&gt;     1.2. Sürdürülebilir Sanayi....................................................................................................13&lt;br/&gt;     1.3. Sürdürülebilir Enerji.....................................................................................................14&lt;br/&gt;2. Sürdürülebilir Kentsel Gelişme.............................................................................................17&lt;br/&gt; Ulusal Kent Stratejileri.............................................................................................................19&lt;br/&gt;     2.2. Yerel Yönetimleri Güçlendirmek..................................................................................20&lt;br/&gt;     2.3. Kendi Kendine Yeterli Olma ve Vatandaş Katılımı.....................................................20&lt;br/&gt;     2.4. Yoksullar İçin Konut ve Hizmetler...............................................................................20&lt;br/&gt;     2.5. Kaynakların Daha Çoğundan Yararlanmak..................................................................21&lt;br/&gt;SONUÇ.....................................................................................................................................23&lt;br/&gt;KAYNAKÇA............................................................................................................................24&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son yıllarda çevre olgusu uluslararası kamuoyunu en çok meşgul eden olayların basında yer almaktadır. Aşırı nüfus artışı, açlık, nükleer felaketler, kentlerin kontrolsüz büyümesi, yağmur ormanlarının giderek yok olması, asit yağmurları, sera etkisi, ozon tabakasının delinmesi, şurup giden savaşlar gibi konular tüm insanlığın ortak kaygıları haline gelmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uluslararası ölçekte yaşanan bu sorunlardan, ülkemizi soyutlamak olanaksızdır. Bugün çevre sorunları, hiçbir sınır tanımaksızın yayılmaktadır. Örneğin, Çernobilde yaşanan nükleer kaza sonucu tüm Rusya ve komşu ülkeler giderek dünya ülkeleri tehlike altına girmiştir. Ülkemiz de bu kazadan etkilenmiştir. Yine, Karadenize bırakılan zehir yüklü varilleri, İstanbul Boğazında yaşanan tanker kazalarının, sadece bir bölgenin değil, gezegenimizin ortak sorunları olarak görmek gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışma yukarıda sıralanan sorunlardan;nüfus artışı, kentleşme ve çevre sorunlarına fiziki planlama açısından nasıl bakılabileceğini ortaya koymaya çalış</description></item><item><title>KANAL KAPLAMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kanal-kaplamalari-374773.html</link><description>KANAL KAPLAMALARI&lt;br/&gt;Sulama kanalları, sızmayı önlemek, pürüzlülüğü azaltmak kanal kapasitesini arttırmak, şevlerin aşınmasını önlemek ve kanalların bakımını kolaylaştırmak için beton, taş, bitüm, plastik, kil vb. malzemelerle kaplanır. Ülkemizde en çok kullanılan kaplama tipi beton kaplamadır. Yapılması ve tamiri kolaydır. Sağlam ve pürüzsüz yüzey sağlanması, uzun ömürlü olması ve az bakım gerektirmesi sebebiyle tercih edilirler.&lt;br/&gt;Beton kaplamalarda çimento dozajı 175 - 250 kg/m3 olarak alınabilir. Beton kalınlığı en az 8 cm en çok 15 cm olarak yapılır.&lt;br/&gt;Taşın bol ve ucuz olduğu yerlerde taş kaplama (pere) yapılır. Su kanalında harçlı pere kullanılır. genellikle kaplama kalınlığı 30 cm&quot;dir. Harçlı pere 300 dozlu çimento ile derzlenir. &lt;br/&gt;Petrol ürünü olan bitüm akıcı özelliğe sahip olduğundan beton asfalt şeklinde yerinde dökülebildiği gibi, prefabrike plaklar halinde de kullanılır. beton asfalt kaplama 5 cm kalınlıkta yapılır. &lt;br/&gt;Killi kum - çakıl sıkıştırıldığı takdirde oldukça sert ve geçirimsiz bir madde teşkil eder. Uygun malzemenin yakında bulunduğu yerlerde kil kaplama yapılır. Ucuz ve az geçirimli olan bu kaplama tipinin en büyük sakıncası otlanmaya uygun olmasıdır.&lt;br/&gt;KANALETLER&lt;br/&gt;Kanalet, prefabrike olarak yapılan ve değişik yükseklikte prefabrike ayaklar üzerine yerleştirilen kanal anlamında kullanılmaktadır. Genel olarak kanaletlerin normal taşıma mesafeleri 50 - 100 km arasında olmaktadır.&lt;br/&gt;Kanaletlerin hidrolik hesaplamalarında aşağıda verilen Bazin eşitliği kullanılır.&lt;br/&gt;Q =  &lt;br/&gt;Q = Kanaletin debisi, m3/s,&lt;br/&gt;A = Kanalet kesit alanı, m2,&lt;br/&gt;R = Hidrolik yarı çap, m,&lt;br/&gt;S = kanalet eğimi,&lt;br/&gt;&amp;#61543; = kanalet Bazin pürüzsüzlük kat sayısı (0,12 - 0,16)&lt;br/&gt;Kanaletler genellikle 5 ve 7 m uzunluğunda betonarme olarak imal edilir. Birleşme yerlerinde dayanma eyerlerine oturur. Eyerler ayaklara, ayaklarda temel parçaları üzerine oturur.&lt;br/&gt;SULAMA VE DRENAJ SİSTEMLERİNDEKİ SANAT YAPILARI&lt;br/&gt;Sulama ve drenaj sistemlerinde kullanılan sanat yapıları üç grupta toplanabilir. Bunlar;&lt;br/&gt;1.İletim görevi yapan sanat yapıları&lt;br/&gt;2.Kontrol görevi yapan sanat yapıları&lt;br/&gt;3.Geçit görevi yapan sanat yapıları&lt;br/&gt;İLETİM GÖREVİ YAPAN SANAT YAPILARI&lt;br/&gt;Kanallardaki suyun bir noktadan diğer bir noktaya ileten yapılardır. İletim görevi yapan sanat yapıları arasında, geçiş yapısı (rakortmon) ters sifon, süt, akedük, tünel, galeri, düşü ve çökeltim havuzu sayılabilir.&lt;br/&gt;GEÇİŞ YAPISI&lt;br/&gt;Kanallarda kesit değişince, değişik iki kesiti birbirine bağlayan geçiş yapıları yerleştirilerek enerji kayıpları azaltılır. Genellikle geçiş yapıları, trapez (yamuk) kesiti dikdörtgen kesite, dikdörtgen kesiti trapez kesite veya daire kesiti trapez kesite, trapez kesiti daire kesite bağlar. (Proje 1,2)&lt;br/&gt;SİFON&lt;br/&gt;Sulama kanallarının derin vadiler içindeki kuru dereleri, köprü yapımına uygun olmayan yol ve demir yollarını, çok fazla sediment taşıyan akarsuları geçmeleri halinde ve kanal olarak dolaşılmasının ekonomik olmadığı durumlarda sifon kullanılır. sulamada sifon ters sifon adı ile bilinir. Ters sifon daima enerj</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - RÖNESANSTA SANAT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-ronesansta-sanat-400047.html</link><description>rönesansta sanat</description></item><item><title>İMAR AFFI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?imar-affi-344547.html</link><description>İÇİNDEKİLER:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EKLER  LİSTESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 1 İMAR  AFFI  VE  GECEKONDU KAVRAMLARININ GENEL  TANIMI&lt;br/&gt;1.1İmar  Affı  Kavramının Tanımı&lt;br/&gt;1.2Gecekondu  Kavramının Tanımı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 2 İMAR  AFFI  VE  GECEKONDUNUN DEĞİŞİM  SÜRECİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1  Planlı  Dönem  Öncesi (1923-1960)&lt;br/&gt;          2.1.1 1923- 1948  Yılları  Arası&lt;br/&gt;                2.1.2    1948-1960  Yılları  Arası&lt;br/&gt;         2.2 1960  Ve  Sonrası (Kalkınma  Planları  Dönemi)&lt;br/&gt;                2.2.1   1960-1980  Yılları  Arası&lt;br/&gt;                2.2.2   1980  Ve  Sonrası&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 3  İMAR  AFFI  YASALARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.1    775 Sayılı  Gecekondu  Yasası  Öncesi  &lt;br/&gt;3.1.15218  Sayılı  Yasa (1948)&lt;br/&gt;3.1.25228  Sayılı  Yasa (1948)&lt;br/&gt;3.1.35431  Sayılı  Yasa (1949)&lt;br/&gt;3.1.46188  Sayılı  Yasa (1953)&lt;br/&gt;3.1.57367  Sayılı  Yasa (1959)&lt;br/&gt;3.2   775  Sayılı  Gece Kondu  Yasası  Sonrası&lt;br/&gt;3.2.1775  Sayılı  Yasa (1966)&lt;br/&gt;3.2.21990  Sayılı  Yasa (1976)&lt;br/&gt;3.2.32085  Sayılı  Yasa  (1983)&lt;br/&gt;3.2.42981  Sayılı  Yasa (1984)&lt;br/&gt;3.2.53290 Sayılı  Yasa (1986)&lt;br/&gt;3.2.63366  Sayılı  Yasa (1987)&lt;br/&gt;3.2.73414  Sayılı  Yasa (1988)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM  4 İMAR  AFFINA  VE  SONUÇLARINA İLİŞKİN GENEL DEĞERLENDİRME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.1Kentsel  ve  Siyasal  Popülizm,  Kentsel  Rant&lt;br/&gt;4.2 Fiziksel  Çevre  ve  Planlama  Pratiğine  etkileri&lt;br/&gt;4.3Değerlendirme  ve  Öneriler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     20.  yüzyılın  ikinci  yarısında,  gelişmekte  olan  ülkelerde  hızlı  bir  kentleşme  yaşanmıştır.Gelişmekte  olan  Türkiye  ve  diğer  ülkelerde  hızlı bir  kentleşme  yaşanmıştır.II.  Dünya  Savaşının  ardından  sanayinin  ve kentsel  servis  sektörünün  artan  işgücü  gereksinimi,  geleneksel  toplum  yapısının  çözülmesi  ile  kırdan  büyük kentlere  kitlesel  göçlere  neden olmuştur.Aynı  dönemde  Türkiye&quot;deki  kitlesel  göç  Ankara,  İstanbul,  İzmir  gibi  büyük  kentlere  yönelmiştir.Kente  ve  konuta  kaynak  ayırmayan  yada  ayıramayan  ülkede  kente  göçenler  kendi  barınma  gereksinimleri  ile  yüz yüze kalmışlardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Gecekondu  kırsal  alanlardan  kentlere  göç  edenler  için  barınma  gereksinimlerini  karşılayabilecekleri  uygun bir barınma yöntemi  olarak ortaya  çıkmıştır.Gecekondu denilen  yerleşim  biçimi  kırdan  kente  göç  ile  beslenerek  kendine  özgü  dinamikler  yaratmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Dinamik  ve  kendiliğinden oluşmuş  yerleşme  düzenleri  ile  gecekondu  bölgeleri   -yasalara  uygunsuz-  ama  yerel  yönetimler  ve  siyasi iktidarlar  tarafından,  sosyal  ve  fiziksel hizmet  götürme  zorunluluğundan  dolayı bir sorun olarak kabul edilmiştir.Ve  gecekondu sorununu  çözmeyen siyasiler  imar  affıyla  mevcut  gecekonduları  yasallaştırmış  ve  sorunun  çözmeye  çalışmışlardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     İlki  1948  yılında  hazırlanan  imar  affı  yasaları  bugüne  dek  11 kez  gündeme  gelmiştir.Yapılan bu çalışmada  ise  imar  affı  yasaları  ve  gecekondunun değişim  süreci  incelenmiş  ve  günümüze  kadar  olan  gelişmeler  irdelenmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;EKLER:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EK-1 5218  Sayılı  Yasa (1948)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EK-2  5228  Sayılı  Yasa (1948)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EK-3 5431  Sayılı  Yasa (1949)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EK-4  6188  Sayılı  Yasa (1953)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EK-5 7367  Sayılı  Yasa (1959)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EK-6  775  Sayılı  Yasa (1966)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EK-71990  Sayılı  Yasa (1976)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EK-82085  Sayılı  Yasa  (1983)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EK-92981  Sayılı  Yasa (1984)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EK-103290 Sayılı  Yasa (1986)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EK-113366  Sayılı  Yasa (1987)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EK-123414  Sayılı  Yasa (1988)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Bu  çalışmanın  ana  amacı Türkiye&quot;deki  gecekondu olgusunun  neden sonuç  ilişkileri  içerisinde  bir  süreç olarak  tanımlamak  ve bu  süreçle  beraber  gelişen imar  aflarını  irdemektir.Bu  doğrultuda  çalışma  dört  bölümden oluşmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     İlk  bölümde,  gecekondu  ve  imar  affı  kavramları  açıklanmıştır.Gecekondu  olgusunun  bir  sorunsal olarak  ortaya  çıktığı  dönem  anlatılmış  ve  bir  uyum  mekanizması  olan gecekondu  kavramı  çok ölçekli  olarak  tanımlanmıştır.İmar  affı  yasarı  ise  hukuki  yönden değerlendirilmiş  ve  şehircilik  hukuku  ve  uygulamaları içerisinde  tanımlanması  yapılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     İkinci  bölümde,  imar  affı  ve  gecekondunun  değişim  süreci  ele  alınmıştır.Bu  süreç  kalkınma</description></item><item><title>ŞEHIRLEŞME ÜZERINE INGILIZCE YAZI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehirlesme-uzerine-ingilizce-yazi-366029.html</link><description>Mustafa D. Güler&lt;br/&gt;                                                                                                                                                 010040046&lt;br/&gt;                                                                                                                                                 03.05.2005  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Most of the people think that urbanization should continue as it provides better social life, better safety and better job opportunities even though it is asserted that urbanization damages nature&lt;br/&gt;  I.The first reason why urbanization should continue is social life.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;  A. more people to talk&lt;br/&gt;    a-)neighbours&lt;br/&gt;    b-)collegues  &lt;br/&gt;  B.more social activities&lt;br/&gt;    a-)cinemas&lt;br/&gt;    b-)theaters&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II.Urbanization is also beneficial since it provides better safety.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    A.police protection &lt;br/&gt;      a-)from robbers&lt;br/&gt;      b-)from kidnappers&lt;br/&gt;    B.fire fighters&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III. An another important advantage of urbanization is better job oppotunities which enable people to earn serious amounts of money&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    A.opportunity to make a career&lt;br/&gt;      a-)in your company&lt;br/&gt;      b-)in an another company&lt;br/&gt;    B.better paid jobs&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IV.On the other hand it is claimed that urbanization damages nature, however this action can be taken under control.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    A.destroys animal habitats&lt;br/&gt;       Forests&lt;br/&gt;    B.depletion of natural resources&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  V. In conclusion urbanization should continue as it provides us better social life, better safety and better job opportunities even though it is asserted that urbanization damages nature.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                     Urbanization&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   The development of the first cities started about ten thousand years ago and as this development gained more acceleration by time urbanization has become a very controversial topic.It is stated in the article &quot;The Urabization of  the world&quot; that at mid-century the percentage of population living in cities was 17.8 percent and by the year two thousand and sixty this number is expected to be sixty percent.(n.d.)Most of the people think that urbanization should continue as it provides better social life, better safety and better job opportunities even though it is asserted that urbanization damages nature.&lt;br/&gt;  The first reason why urbanization should continue is social life.Humans are social beings and having friends or having more people to talk around is the most important criteria of this sociality.Friends and big groups of people are the things that  probably cannot be found at the countryside,but cities can provide very good opportunities in this aspect.For instance , people will always have neighbours and collegues as they live in a populated place and need a job to make money.Moreover cities provide more social activities like cinemas and theaters.&lt;br/&gt;  Urbanization is also beneficial since it provides better safety.At first police protection  comes to mind when the subject is safety.As cities are very populated settlements all kinds of people can be found including robbers and kidnappers.Police is a threat for these people and if they cannot prevent the crime from being committed finding the criminal afterwards and punishing him is their task.Since people know these , they feel themselves much safer compared to other small sattlements, villiages or countryside.In addition fire fighter&quot;s protection plays a very important role in this.&lt;br/&gt;  An another important advantage of urbanization is better job oppotunities which enable people to earn serious amounts of money.Big companies prefer to act in cities to sell more products or to get more jobs.Since these companies need workpower to do this , they offer a good career for the people who want to work for them.If you don&quot;t want to work for an</description></item><item><title>KRİZ DURUMLARINDA ACİL KONUT ÜRETİMİ VE GEÇİCİ YERLEŞİM ALANLARININ TASARIM KRİTERLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kriz-durumlarinda-acil-konut-uretimi-ve-gecici-yerlesim-alanlarinin-tasarim-kriterleri-355646.html</link><description>KRİZ DURUMLARINDA ACİL KONUT ÜRETİMİ VE GEÇİCİ YERLEŞİM ALANLARININ TASARIM KRİTERLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Doğal afetler toplumların hayatlarında her zaman derin izler bırakırlar ve&lt;br/&gt;meydana geldikleri zaman diliminden sonra bile kendilerini hissettirirler. Bu afetler&lt;br/&gt;deprem, sel, heyelan vb. farklı şekillerde karşımıza çıkabilmektedirler. Özellikle&lt;br/&gt;deprem bu afetler içinde yıkıcı etkisi büyük olan ve etkileri uzun süre hissedilen&lt;br/&gt;doğal afetlerden olagelmiştir. İnsanlık tarihine bakıldığında; toplumların ve&lt;br/&gt;medeniyetlerin sona ermesine neden olacak büyüklüklere varabilen depremler&lt;br/&gt;görülmektedir. Geçmişte olduğu gibi, bugün ve gelecekte de yine bu tür afetler&lt;br/&gt;meydana gelmeye devam edecektir. Dolayısıyla ilmi veriler doğrultusunda doğal&lt;br/&gt;afetlerle beraber yaşamak insanın kaçınılmaz kaderi olmaktadır.&lt;br/&gt;Ülkemizde 1999 tarihli iki büyük deprem; 17 Ağustos Marmara ve 12 Kasım&lt;br/&gt;Düzce Depremleri yaşandı. Bu depremlerin etkileri, sanayi ve nüfus yoğunluğunun&lt;br/&gt;yüksek olduğu bölgelerde gerçekleşmeleri nedeniyle, tüm ülke çapında hissedildi;&lt;br/&gt;beraberinde pek çok can ve mal kaybı yaşandı. Bu depremler cumhuriyet tarihimiz&lt;br/&gt;boyunca yaşanan en büyük depremler olarak tarihteki ve toplumsal hafızamızdaki&lt;br/&gt;yerlerini aldılar.&lt;br/&gt;Ancak doğal afetlerin her zaman ortaya çıkabileceği ve büyük hasarların&lt;br/&gt;oluşmasına neden olabileceği gerçekliği kadar; hayatın yeniden normale dönmesi ve&lt;br/&gt;her zamanki akışını sürdürmesi zarureti de bir diğer gerçeklik olarak karşımıza&lt;br/&gt;çıkmaktadır. Son depremlerden sonra yaşanan süreçte de bu durum kendini&lt;br/&gt;göstermiştir. Hayat kurtarma ve yıkıntıları kaldırma çalışmalarının hemen ardından&lt;br/&gt;evsiz kalan vatandaşların açıkta kalmalarını önlemek, barınma ihtiyaçlarını&lt;br/&gt;karşılamak ve hayatın yeniden normale dönmesini sağlamak için geçici yerleşim&lt;br/&gt;alanları oluşturulmuştur. İlk aşamada sadece çadırlardan ve çadırkentlerden oluşan&lt;br/&gt;bu geçici yerleşim alanları; daha sonra yerlerini prefabrik konutlardan oluşan geçici&lt;br/&gt;yerleşim alanlarına bırakmışlardır. Kalıcı konutların tamamlanmasına kadar geçecek&lt;br/&gt;uzun süreç içerisinde evsiz kalan depremzede vatandaşların barınma ihtiyacı bu&lt;br/&gt;geçici yerleşim alanlarında karşılanacaktır.&lt;br/&gt;Bu alanlarının geçtiğimiz iki yıldan bu yana kullanılmakta olduğu düşünülecek&lt;br/&gt;olursa; depremden sonra evleri oturulamayacak hale gelen insanlar için geçici&lt;br/&gt;yerleşim alanlarının ne denli önem arz ettiği daha iyi anlaşılacaktır.&lt;br/&gt;Bununla birlikte afet sonrası çok kısa sürede ilgili düzenlemelerin yapılması;&lt;br/&gt;oluşturulan geçici yerleşim alanlarında küçük çapta bir çok yeni afetlerin&lt;br/&gt;yaşanmasına neden olmaktadır. Örneğin oluşturulan geçici yerleşim alanları&lt;br/&gt;yağmurlu günlerde su baskınlarına teslim olmakta, çıkan bir yangınla pek çok geçici&lt;br/&gt;barınma ünitesi kullanılamaz hale gelmektedir. Bu durum geçici barınma üniteleri&lt;br/&gt;için yapılan harcamaların heba olmasına ve geçici yerleşim alanlarından beklenen&lt;br/&gt;verimin alınamamasına neden olmaktadır.&lt;br/&gt;Diğer taraftan bu alanlara asfalt ve beton gibi kalıcı malzemeler dökülmesi&lt;br/&gt;nedeniyle üzerlerine inşa edildikleri arazilerin yeniden eski kullanımlarına&lt;br/&gt;dönemeyecek hale gelmesi ciddi bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu&lt;br/&gt;durum da uzun vadede kentsel arazi kullanımını olumsuz bir şekilde etkilemektedir.&lt;br/&gt;Topraklarının % 90&quot;ı deprem riski taşımakta olan ülkemizde afetler sonrasına&lt;br/&gt;yönelik olarak yeterli düzeyde çalışmaların olmaması; yapılanların ise afetler&lt;br/&gt;sonrasına münhasır kalması büyük bir eksikliktir. Zira ortaya çıkan kötü tablo buna&lt;br/&gt;işaret etmektedir. Oysa gelişmiş ülke örneklerinde olduğu gibi; konunun, doğal&lt;br/&gt;afetler meydana gelmeden önce detaylı bir şekilde ele alınması gerekmektedir.&lt;br/&gt;Ancak bu türlü yaklaşımlarla afetlere önceden hazırlıklı olmak ve afet sonrası&lt;br/&gt;yapılacak düzenlemelerde başarıya ulaşmak mümkün olabilecektir. Böyle bir tutum&lt;br/&gt;geliştirilmesi; aynı zamanda ülke kaynaklarının ve mevcut kentsel arazi&lt;br/&gt;potansiyelinin boşa harcanmasını da önlemiş olacaktır.&lt;br/&gt;Ortaya çıkan sonuçları itibariyle böylesine önem arzeden bir konunun kesinlikle&lt;br/&gt;göz ardı edilmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Bu çalışmayla;</description></item><item><title>İMAR ASASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?imar-asasi-449122.html</link><description>BİRİNCİ BÖLÜM &lt;br/&gt;Genel Hükümler &lt;br/&gt;Amaç &lt;br/&gt;MADDE 1- Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.&lt;br/&gt;Kapsam &lt;br/&gt;MADDE 2- Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapılar bu Kanun hükümlerine tabidir.&lt;br/&gt;Genel Esas &lt;br/&gt;MADDE 3- Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz.&lt;br/&gt;İstisnalar &lt;br/&gt;MADDE 4- 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır.&lt;br/&gt;Türk Silahlı Kuvvetlerine ait harekat, eğitim ve savunma amaçlı yapılar için, bu Kanun hükümlerinden hangisinin ne şekilde uygulanacağı Milli Savunma Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir.&lt;br/&gt;Tanımlar &lt;br/&gt;MADDE 5- Bu Kanunda geçen terimlerden bazıları aşağıda tanımlanmıştır.&lt;br/&gt;Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır.&lt;br/&gt;Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır.&lt;br/&gt;Yerleşme Alanı; imar planı sınırı içindeki yerleşik ve gelişme alanlarının tümüdür.&lt;br/&gt;İmar Adası; imar planındaki esaslara göre meydana gelen adadır.&lt;br/&gt;İmar Parseli; imar adaları içerisindeki kadastro parsellerinin İmar Kanunu, imar planı ve yönetmelik esaslarına göre düzenlenmiş şeklidir.&lt;br/&gt;Kadastro Adası; kadastro yapıldığı zaman var olan adadır.&lt;br/&gt;Kadastro Parseli; kadastro yapıldığı zaman kadastro adaları içinde bulunan mülkiyeti tescilli parseldir.&lt;br/&gt;Yapı; karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir.&lt;br/&gt;Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme ve dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır.&lt;br/&gt;İlgili İdare; belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediye, dışında valiliktir.&lt;br/&gt;Bakanlık; Bayındırlık ve İskan Bakanlığıdır.&lt;br/&gt;Mücavir Alan; imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş olan alanlardır.&lt;br/&gt;Çevre Düzeni Planı; ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen plandır.&lt;br/&gt;Fen Adamları; (Ek:26.4.1989-3542/1.md.) yapı, elektrik tesisatı, sıhhi tesisat ve ısıtma, makine, harita kadastro ve benzeri alanlarda mesleki ve teknik öğrenim veren en az lise dengi okullardan mezun olmuş veya lise mezunu olup, bir öğretim yılı süreyle bakanlıkların açmış olduğu kursları başarıyla tamamlamış olanlar ile 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununa göre ustalık belgesine sahip olan elemanlardır.&lt;br/&gt;Ayrıca bu Kanunda adı geçen diğer tanımlar Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte tarif edilir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;İKİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;İmar Planlar</description></item><item><title>ULUSLARARASI MEVZUATTA PLANLAMA VE KENT YÖNETİMİNE ETKİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uluslararasi-mevzuatta-planlama-ve-kent-yonetimine-etkisi-353271.html</link><description>ULUSLARARASI MEVZUATTA PLANLAMA ve KENT YÖNETİMİNE ETKİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;21.YÜZYILA GİRERKEN &lt;br/&gt;KENTİN ÖNCELİKLİ KONULARI&lt;br/&gt;HABİTAT 1992&amp;1996&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;v GÜVENLİK VE SUÇLARIN ÖNLENMESİ&lt;br/&gt;v KİRLETİLMEMİŞ SAĞLIKLI BİR ÇEVRE&lt;br/&gt;v İSTİHDAM&lt;br/&gt;v KONUT&lt;br/&gt;v ULAŞIM VE DOLAŞIM&lt;br/&gt;v SAĞLIK&lt;br/&gt;v KENTSEL ALANLARDA SPOR VE BOŞ ZAMAN&lt;br/&gt;v KENTLERDE KÜLTÜR&lt;br/&gt;v KÜLTÜRLER ARASI KAYNAŞMA&lt;br/&gt;v KALİTELİ BİR MİMARİ VE FİZİKSEL ÇEVRE</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - GİRİŞ VE ORTAK ALAN EYLEMLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-giris-ve-ortak-alan-eylemleri-432941.html</link><description>giriş ve ortak alan eylemleri</description></item><item><title>KENTLEŞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentlesme-343472.html</link><description>BÖLÜM 1&lt;br/&gt;1  KENT,KENTLEŞME VE KENTLEŞME NEDENLERİ&lt;br/&gt;A. KENT&lt;br/&gt;Kent,genel anlamda kentsel yerleşmelerin yaygın adıdır.Kırsal olmayan şeklinde dile getirilen kent tanımımıza geçmeden önce kırsaldan neyi kastettiğimizi açıklamak gerekir.&lt;br/&gt;Kırsal kesim, genel anlamda kentin karşıtı olarak nüfusun büyük kısmının tarımla uğraştığı,daha çok cemaat karakteri gösteren yerleşim birimleridir.&lt;br/&gt; &quot;Kırsal kesim köy ve/veya kasaba, sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri,yönetim durumu ve demografik açıdan kentten ayırt edilen,genellikle tarımsal alanda çalışmak gibi işlevlerle belirlenen, konutları,öteki yapıları ve toplumsal ilişkileri bu yaşamı yansıtan yerleşme birimidir.&quot; 1&lt;br/&gt;Köy veya kasabalar birincil grup ilişkilerinin   ağırlıkta olduğu, mesleki gruplaşma  ve uzmanlaşmanın olmadığı,kişilerin örf,adet,değer  ve normlara göre davranışlarını biçimlendirdiği,eğitim oranı düşük olan yerleşme birimleridir.&lt;br/&gt;&quot;Kent, sosyo -ekonomik ve kültürel özellikleri yönetim durumu ve nüfus bakımından kırsal alanlardan ayırt edilen,genellikle tarımsal olmayan üretimin yapıldığı, daha önemlisi hem tarımsal hem de tarım dışı üretim dağıtım ve denetim işlevlerinin toplandığı,teknolojik gelişme derecelerine göre belirli bir büyüklük,heterojenlik ve bütünleşme düzeyine varmış,ikincil toplumsal ilişkilerin, toplumsal farklılaşma,uzmanlaşma ve hareketliliğin yaygın olduğu yerleşim alanıdır&quot;.2&lt;br/&gt;Bunun yanı sıra kentler doğurganlık oranının kırsal kesime göre düşük olduğu,çekirdek aile tipi yaygın olan,eğitim öğretimin yaygın olarak yapıldığı yerleşim birimleridir.&lt;br/&gt;Kentsel kesimlerde köy yerleşim birimlerinden farklı olarak kent kültürü egemendir.&lt;br/&gt;1)Kızılçelik,Sezgin,Sosyoloji Yazıları 2,Anı yay,Ankara,2000,s. 114&lt;br/&gt;2)a.g.e. s.120&lt;br/&gt;&quot;Kent  kültürü,siyasal,dinsel,sanatsal hoşgörüden /özgürlükten,laik düşünce ve demokrasiden,bilimsel bilgi ve nesnellikten oluşan bir bütünlüktür&quot;.3&lt;br/&gt;Kent kültüründe örf,adet,gelenek,görenek ve tüm bunları şekillendiren din olgusunun önemi azalmakta,dinsel özgürlük,sanat ,bilim ve tartışmalar önem kazanmaktadır.&lt;br/&gt;Kent kavramını genel çerçevede kısaca tanımladıktan sonra kentleşme sorunları üzerinde durmaya çalışacağız.&lt;br/&gt;B. KENTLEŞME                                                                                                                              &lt;br/&gt;Kentleşme dar anlamda,kent sayısının ve kentlerde yaşayan nüfusun artması demektir.Kentsel nüfus köyden kente göçlerle artar.Gelişmekte olan  ülkelerde kentleşme bu şekilde nüfus akınları halinde gerçekleşir.&lt;br/&gt;Fakat kentleşme yalnızca nüfus hareketi bağlamında düşünülmemelidir. Kentleşme, aynı zamanda  o toplumda ekonomik ve toplumsal yapıyla da ilintilidir.Bu nedenle kentleşmeyi tanımlarken o nüfus hareketini yaratan toplumsal ve ekonomik  değişmelere de yer vermek gerekir.Bu şekilde düşünürsek kentleşme, &quot;sanayileşmeye ve ekonomik gelişmeye koşut olarak kent sayısının artması bugünkü kentlerin büyümesi sonucunu doğuran, toplum yapısında artan oranda örgütleşme, işbölümü ve uzmanlaşma yaratan, insan davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişikliklere yol açan bir nüfus birikim süreci&quot; olarak tanımlanabilir.&lt;br/&gt;Bu bağlamda günümüz toplumları sanayileşme süreciyle birlikte az kentlileşmiş ya da çok kentlileşmiş olarak nitelendirilir.Kentleşme ve sanayileşme arasında doğrudan bir ilişki vardır.Gelişmiş olan ülkelerde bu durum paralellik arz ederken,gelişmekte olan ülkelerde, sanayileşme, kentleşmeyi yavaş bir hızla takip etmektedir.&lt;br/&gt;C. KENTLEŞME NEDENLERİ&lt;br/&gt;Kentleşme nedenleri biri diğerinden etkilenen nedenler olarak, ekonomik, teknolojik, siyasal ve psiko-sosyolojik nedenler şeklinde sınıflandırılır.&lt;br/&gt;A. EKONOMİK NEDENLER &lt;br/&gt;Kentleşmenin ekonomik nedenlerinde daha  çok kentlerin sunduğu ekonomik üstünlüklerin fazla oluşu karşımıza çıkar. &lt;br/&gt;Kentlerde işbölümü ve uzmanlaşmanın olması üretimi kolaylaştırıp,gelirleri artırmaya yol açmaktadır.&lt;br/&gt;3)a.g.e.127&lt;br/&gt;4)Keleş,Ruşen,Kentleşme Politikası,İmge kitabevi,İst,1975,s.19&lt;br/&gt;Kentlerde çok sayıda uzmana ihtiyaç olmaktadır. &quot;Öte yandan,özellikle az gelişmiş ülkelerde,tarı</description></item><item><title>KENTLEŞMENİN SOSYO EKONOMİK ETKİLERİ VE KARİYER KAVRAMININ TANIMLANMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentlesmenin-sosyo-ekonomik-etkileri-ve-kariyer-kavraminin-tanimlanmasi-395439.html</link><description>KENTLEŞMENİN SOSYO EKONOMİK ETKİLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Kentleşmenin Tanımı&lt;br/&gt;Kenti sınırları içinde yaşayan nüfusun geçim kaynaklarını  tarım ve hayvancılık dışı uğraşıların oluşturduğu, toplumsal ilişkiler, kültürel alanlar, nüfus yoğunluğu gibi bir çok yönden kırsal alanlardan farklı olan yerler şeklinde tanımlamak mümkündür.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kentli ise, kentte yaşayan ve kentin kendine özgü kültürünü benimsemiş olan, kırın yaşam biçimlerinden farklı bir yaşam biçimi sürdüren, geçimini tarım ve hayvancılık dışı faaliyetlerden kazanan kişidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kent sözcüğü devamlı olarak medeniyet ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Bu anlamda medeniyetin kentleşmeyle geldiğini ve varolduğunu söylemek, genel bir kanıdır. Latin kökenli dillerde medeniyet anlamına gelen &quot;civilization&quot; kent anlamına gelen &quot;civitas&quot; sözcüğünden türemiştir. Bu özellik sadece batı kültürlerinde görülmemektedir. Arap kültüründe de medeniyet uygarlık anlamına gelmektedir ve bir kent ismi olan Medine sözcüğünden türetilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu açıklamalar ışığında Kentleşmeyi dar anlamda, kent sayısının ve kent nüfusunun artması olarak tanımlayabiliriz. Kentsel nüfus, doğumlarla ölümler arasındaki farkın doğumlar lehine olmasından ve aynı zamanda köylerden ve kasabalardan gelenlerle, yani göçlerle artar. Kentleşmenin bu manadaki tanımı, demografik yani nüfus artışıyla ilgilidir. Oysa kentleşme yalnız bir nüfus hareketi olarak görülürse eksik kavranmış olur. Çünkü, kentleşme bir toplumun ekonomik ve doğal yapısındaki değişmelerden de kaynaklanabilir. Bu nedenle kentleşmeyi tanımlarken, nüfus hareketinin kaynağını oluşturan ekonomik ve toplumsal değişmelere de yer vermek gerekir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KARİYER KAVRAMININ TANIMLANMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kariyer sözcüğü kullanıldığı zaman herkesin aklında değişik kavramlar oluşmaktadır.Bu kavramlar, basit olabileceği gibi, karmaşık da olabilmektedir. Kariyer sözcüğünün en güzel anlamı, seçilen bir iş yolunda ilerlemek ve bunun sonucunda daha fazla para kazanmak, daha fazla sorumluluk üstlenmek; daha fazla saygınlık, erk ve pres</description></item><item><title>ŞEBEKE ANALİZİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sebeke-analizi-381043.html</link><description>ŞEBEKE ANALİZİ&lt;br/&gt;1. TANIM &lt;br/&gt;Program amacına ulaşabilmek için gereken faaliyetler ve olaylardan meydana gelen, faaliyet ve olayların birbirleri ile olan planlama gereği bağlantı ve ilişkilerini gösteren şemaya &quot;şebeke&quot; denir. &lt;br/&gt;Şebeke analizi bir planlama tekniği olup genellikle büyük ölçekli büyük ölçekli projelerin planlanması, bir noktadan diğer noktaya olan en kısa yolun bulunması, inşaat planlaması, yeni ürünlerin pazarlanmasının programlanması belirli sistemdeki maksimum oluşum akışın (örn: trafik akışı vb.) bulunması, büyük çaplı ihalelerin hazırlanması ve tv programının yapılması gibi birçok alanda kullanılabilir. &lt;br/&gt;2. ŞEBEKE ANALİZİYLE İLGİLİ KAVRAMLAR&lt;br/&gt;Şebeke analizini anlayabilmek için bazı terimlerin bilinmesi gereklidir. Bu terimler;&lt;br/&gt;Faaliyet : Bir işin tamamlanması için zaman ve kaynak harcamasını gerektiren hareketti ifade eder. Verilen herhangi bir faaliyetin başlayabilmesi için önceki faaliyetlerin tamamlanmamış olması gerekir. Proje bu tür faaliyetlerin bir araya gelmesinden oluşur. &lt;br/&gt;Olay : Bir faaliyetin bir zaman içersinde belli bir anda belli bir sonuca bağlanması durumudur. Projenin başlangıç ve bitiş anında birer olay olarak nitelendirilir ve her olaya şebekede bir numara verilir. Şebeke analizinde tüm faaliyetler oklarla ve tüm olaylar da daire veya noktalar ile gösterilir. &lt;br/&gt;Kritik Yol : Şebeke üzerinde en uygun yolu oluşturan ve böylece projenin tamamlanması için en uygun süreyi belirleyen faaliyetler dizisidir.   &lt;br/&gt;Faaliyet Süresi (Lend Time) : Bütün bir faaliyetler şebekesini zaman boyutu içinde belirtebilmek için olayların ne kadar zaman süreceğini belirtir ve böylece grafik model zamanlandırılmış olur. &lt;br/&gt;Tahmini Zaman : Bir faaliyet süresinin tahmini değerdir. &lt;br/&gt;En Muhtemel Zaman : Her şey yolunda ve planlandığı gibi gittiği takdirde projenin veya bir tek faaliyetin veya bir kilit noktasının gerçekleşeceği süre. Başka bir ifadeyle herşeyin yolunda gideceği hususundaki iyimser karaktere dayanılarak hesaplanan veya tahmin edilen süre.&lt;br/&gt;Kötümser Süre : Bir projenin gidişinde birçok şeyler kötü gittiği takdirde projenin süresi, beklenmedik şekilde veya akla gelen en kötü ihtimalle uzayacaktır. Böyle kötü tesadüflerle uzayan zamana kötümser süre denmektedir. &lt;br/&gt;Şebeke İskeleti : Proje çalışmaları şebekesinin fazla detaylaştırılmış bir şemasıdır. Çalışmayı kolaylaştırmak ve bazı alternatifleri ana hatlarıyla değerlendirmek için kullanılır.&lt;br/&gt;Yol (Parth) : Şebeke hatlarından ve yollarından birisi, Başlangıç ve sonunda bağlı olduğu olayların kodu bulunur. kritik, yarı kritik, hayali yol gibi ifadeler kullanılır. &lt;br/&gt;Kritik yol : Bir şebeke içinde, faaliyetlerin başlama noktasından zamanından son olaya giden çeşitli faaliyet zincirlerinden en uzun dolayısıyla da projenin tamamlanması yönünden kritik olanıdır.  &lt;br/&gt;3. ŞEBEKENİN PLANLANMASI VE ÇİZİMİ &lt;br/&gt;1.Gaye olan iyice tanımlanmalı ve bu olay şebekenin son olayı olacak şekilde hesaba katılmalıdır. &lt;br/&gt;2.Bundan sonra yan olaylar tanımlanmalı ve sadece bu yan olaylarla son olay arasın</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - ULAŞTIRMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-ulastirma-400051.html</link><description>ulaştırma</description></item><item><title>NEDEN KENT BILGI SISTEMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?neden-kent-bilgi-sistemi-444473.html</link><description>NEDEN KENT BILGI SISTEMI ?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Büyüksehir Belediyesi, Ilçe Belediyeleri ve diger kamu kuruluslari (Tapu ve Kadastro, altyapi&lt;br/&gt;kuruluslari, ulasim ve kentle ilgili diger kurumlar vb.) ile koordineli olarak her türlü hizmetin (planlama,&lt;br/&gt;ulasim, altyapi, saglik, çevre vb.) hizli, ekonomik, saglikli ve koordinasyona dayali verilebilmesi için&lt;br/&gt;Istanbul Büyüksehir Belediyesi bünyesinde Kent Bilgi Sistemi projesi çalismalarina baslanmistir.&lt;br/&gt;GIRIS&lt;br/&gt;Günümüzde, her meslek dalinin en belirgin hedeflerinden birisi, kendi ilgi alanindaki hizmetlerin&lt;br/&gt;en dogru, süratli ve en ekonomik olarak yerine getirilmesi için gelisen teknolojiyi yakindan izlemek ve&lt;br/&gt;uygulamaktir. Baslangiçta elle yapilamayan veya yapilsa da uzun zaman ve yogun emek gerektiren&lt;br/&gt;konulardaki darbogazlari asmak amaciyla gelistirilen bilgisayar teknolojisi, özellikle mühendislik&lt;br/&gt;uygulamalarini gerçeklestirecek sekilde gelisimini sürdürmüstür. Son yillarda grafik olanaklara da&lt;br/&gt;kavusan bilgisayar teknolojisi, artik teknik, sosyal ve ekonomik alanlarda faaliyet gösteren her meslek ve&lt;br/&gt;hizmetin ayrilmaz bir parçasi olmustur. Bu süratli gelisme süreci içerisinde bilgisayar, bir hesap makinesi&lt;br/&gt;olmaktan öte, her türde verinin degisik amaçlar için kullanilabildigi bir islem gücüne erismis, günümüzde&lt;br/&gt;toplumlarin gelisiminde en önemli rollerden birini oynayarak gelismisligin göstergesi kabul edilmistir.&lt;br/&gt;Bu gelismisligin ardindan canlandirmaya çalistigimiz &quot;KBS&quot; Istanbul Büyüksehir Belediyesi ve&lt;br/&gt;Ilçe Belediyelerinin mücavir alan sinirla ri içinde, diger kamu kuruluslari ile koordineli olarak her türlü&lt;br/&gt;hizmetin (planlama, altyapi, ulasim, saglik vb,) hizli, ekonomik ve saglikli ve koordinasyona dayali&lt;br/&gt;verilebilmesi için IBB bünyesinde kurulmakta olan bilgi bankasi olacaktir.&lt;br/&gt;AMAÇ&lt;br/&gt;1. Kent insanlarinin gereksinimlerini ele almak, sorunlari çözücü, etkin, akilci mekansal planlama&lt;br/&gt;için gerekli tüm kent verilerine hizli ve etkin olarak ulasabilmek,&lt;br/&gt;2. Kentte yasayan insanlara iliskin demografik, sosyal ve ekonomik bilgileri depolayarak mekansal&lt;br/&gt;planlamanin yaninda sosyal ve ekonomik planlamayi da hedeflemek,&lt;br/&gt;3. Altyapi, ulasim, saglik, güvenlik, denetim gibi hizmetlerin daha verimli, güvenilir, zamaninda ve&lt;br/&gt;dogru isletilmesini saglamak,&lt;br/&gt;4. Belediye birimleri ve kentle ilgili çalismalar yapan diger kuruluslarin çalismalarindaki&lt;br/&gt;verimliligin artirilmasi;&lt;br/&gt;-  bilgi ve çalismalarin gereksiz tekrarlarinin ,&lt;br/&gt;* Istanbul Büyüksehir Belediyesi, Bilgi Islem Koordinasyon Müdürlügü&lt;br/&gt;COGRAFI BILGI SISTEMLERI BILISIM GÜNLERI / FATIH ÜNIVERSITESI / 13-14 KASIM 2001&lt;br/&gt;-  birbirleriyle çelisen dogrultuda etkinliklerde bulunmanin önüne geçmek ve bu sebeple&lt;br/&gt;kuruluslarin etkinliklerinin ortak paydasini olusturmak.&lt;br/&gt;TARIHÇE&lt;br/&gt;Istanbul Büyüksehir Belediyesi&quot;nde Bilgi Sistemi kurulmasi çalismalarina 1987 yilinda Bilgi Islem&lt;br/&gt;Merkezine bir bilgisayar sisteminin kurulmasi ile baslanmistir. Bu sistem donanimi içerisinde, bir ana&lt;br/&gt;bilgisayara bagli, grafik ve grafik disi çalisma olanagi saglayan çalisma istasyonlari, &quot;mevcut çizimleri&lt;br/&gt;bilgisayar ortamina geçirmek&quot; diye tanimlayabilecegimiz sayisallastirmayi saglayan manyetik yüzeyli&lt;br/&gt;masa ve tabletler, hava ve yer fotograflari üzerinde görülen detaylari sisteme grafik olarak aktarabilen&lt;br/&gt;aletler, yapilan çalismalari kagida aktaran çiziciler ve yazicilar bulunmakta idi. Asil proje diye anilan&lt;br/&gt;çalisma kapsaminda, Istanbul Metropoliten alan sinirlari içerisinde fotogrametrik yöntemle toplam 980&lt;br/&gt;kilometrekarelik alanin halihazir haritalari üretilmistir.&lt;br/&gt;Daha sonra asil projenin prototipi olarak, tasarimda meydana gelecek eksikliklerin ve yanlisliklarin&lt;br/&gt;daha kisa sürede anlasilip düzeltilebilmesi için egitim ve deneme amaçli bir pilot proje baslatilmis ve pilot&lt;br/&gt;bölge olarak Avcilar bölgesi seçilmistir. Bu pilot bölge üzerinde ;kadastral paftalar sisteme aktarilmis,&lt;br/&gt;mülkiyet verileri bilgisayar ortamina aktarilmis ve kadastral paftalarla iliskilendirilmis imar durumu&lt;br/&gt;formlari ve imar plan paftalari sisteme aktarilmistir.&lt;br/&gt;Yapilan uygulama ve çalismalar sirasinda birçok sorunlarla karsilasi</description></item><item><title>KENTLEŞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentlesme-381530.html</link><description>KENTLEŞME &lt;br/&gt;Ülkemiz 779452 km² yüzölçümü ile dünya ülkeleri arasında toprak genişliği açısından 36. sıradadır. Toplam alanının 29777 km²sini göller, baraj gölleri gibi iç sular kaplar Avrupa ülkeleri arasında Fransa ve İspanyanın 544000 km² ve 504800 km² yüzölçümü olduğu düşünülürse büyüklüğü daha iyi canlandırılabilir. Ancak ülkemizin genişliği gerçek arazi kullanımı açısından incelenirse durum biraz daha değişir. Toplam alanın % 35-40 arası ekonomik olmayan sarp dağlar ve kaynaklardan oluşmaktadır. Yer altı kaynakları bakımından krom, bor ve linyit dışında önemli maden yatakları da yoktur. Ormanla kaplı alan %30 olup, ormanların üçte ikisi maki, fundalık, çalılık gibi vasıfsızdır. Arazinin % 30-35 kadarı tarıma uygundur, çoğu tarım alanı da erozyon etkisi altındadır. Anadolu yarımadası ortalama 900-1100 m deniz seviyesinden yüksekliği ve büyük bir kısmının da koruyucu orman ve bitki örtüsünden yoksun oluşu nedeniyle su ve rüzgar erozyonla her yıl Kıbrıs adasını 10 cm kalınlığında kaplayacak büyüklükte verimli tarım toprağının kaybı yanında nehirler üzerindeki barajların ekonomik kullanım ömrünü de kısaltmaktadır. Ülkemizdeki yağış rejimlerinin düzensizliği ve bulunduğumuz iklim kuşağında uzun süren kurak yaz ayları etkisiyle yangına çok hassas olan ormanlarımız da sık sık yanmakta, yeni orman yetiştirme çabaları bu kayıpların gerisinde kalmaktadır.&lt;br/&gt;Toplam, 22790000 ha tarım alanlarının en çok 10 milyon ha sulanabilir nitelikte olup, halen 5 milyon ha (1995) sulanabilmektedir. Karasal ve uzun süreli kurak iklimlerde susuz tarım verimsiz olmaktadır. 5850000 ha alan ise nadasa bırakılmakta. Sulanabilir verimli tarım alanlarımız, daha çok Çukurova, Antalya, Menderes, Gediz kıyısı ve nehir deltalarında bulunmaktadır. Geniş düzlüklerin bulunduğu tarihi Mezopotamya ovası ise ancak GAPın tamamlanmasıyla, sulamada da çoraklaşma ve tuzlanma tehlikesi mevcuttur. &lt;br/&gt;Verimli Tarım Arazileri Büyük Tehdit Altında &lt;br/&gt;Çok geniş gördüğümüz tarım alanlarımız, hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme ve sanayileşme baskısı ile büyük tehdit altında bulunmaktadır. Eski kentler; verimsiz, kayalık, dağlık arazilerde nehir ve deniz kenarlarındaki sarp yerler ve vadilerde yer alırken, günümüzde adeta bütün kentler, engebeli araziden düz verimli tarım arazilerine doğru genişlemektedir. Özellikle ülkemizde kentleşme ve sanayileşme uğruna verimli tarım arazileri büyük tehdit altına girmiştir. &lt;br/&gt;Halen şehirler toplam ülke alanının % 1inden azını kaplarsa da, özellikle çok verimli arazilerin konut ve sanayi amaçlı plansız kullanımı gelecek için büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Ayrıca coğrafi arazilerde 1927 yılında 13 milyon nüfus yaşarken bugün nüfusumuz 65 milyon olmuştur. &lt;br/&gt;1950 yılında nüfusumuzun sadece % 22si şehirlerde yaşamakta, yakın gelecekte % 80i şehirlerde yaşayacaktır. &lt;br/&gt;İskenderun-Mersin arası verimli tarım arazileri, Bornova başta olmak üzere İzmir civarı, Yeşil Bursa Ovası, Sakarya Ovası, Çorlu-Adapazarı arası, Yalova Gemlik başta olmak üzere hemen hemen tüm şehirlerimiz tarım alanlarını tehdit etmektedir. Bir dönüm seradan yılda 1 milyar TLlik tarımsal ürün veren Erdemli-Silifke civarındaki verimli alanların yerini hızla 2. Konutlar, yani yılda bir ay kullanılan yazlık konutlar almaktadır. Vakit çok geçmeden gerekli önlemler alınmalıdır. Aksi halde bu gidişle 50 yıl içinde tüm verimli alanlar konut ve fabrika olur ve pişmanlık dönüşü için de vakit geç olur. &lt;br/&gt;Ne yapılmalıdır? Bozuk kentleşme nasıl önlenebilir? Niçin ve nasıl bu duruma gelindi &lt;br/&gt;&quot;Şehir Kurma&quot; Bilinci &lt;br/&gt;Avrupa ve Amerikada 150-200 yıla yayılan sanayileşme ve kentleşmelerle göç, Türkiyede 50 yılda hem de çok hızlı bir nüfus artışı eşliğinde gerçekleştirilmeye çalışınca, daha doğrusu kendiliğinden bir sosyal patlama şeklinde olunca, buna da tarihsel ve kültürel özelliklerimiz eklenince çarpık kentleşme sorunu ortaya çıkmıştır. Aslında ders alacağımız bir model mevcuttu ve bu örneklerden ders alınabilirdi: Ankara Başkent olarak seçildikten sonra, Cumhuriyetin ilk yıllarında uzmanları &quot;Başkent Ankara&quot; imar planı hazırlatılmış ve uygulamaya konulmuştur. Ancak Ankara örneği bile sürekli gelişim göstermemiş, 1980 yılına gelindiğinde Ankaradaki nüfusun üçte ikisi gece kondu Ankarada yaşar olmuştur. Tarihsel gelişime göz atılacak olursa, Anadolu Selçuklu dönemi ile Lale Devri gibi sürele hariç, Türk</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - COĞRAFYA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-cografya-400060.html</link><description>coğrafya</description></item><item><title>EMİNÖNÜ İLÇESİNİN SİT ALANI OLARAK İNCELENMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?eminonu-ilcesinin-sit-alani-olarak-incelenmesi-382857.html</link><description>Eminönü İlçesinin Sit Alanı Olarak İncelenmesi&lt;br/&gt;Yazarlar: Celal Erdoğdu, &lt;br/&gt;Mehmet Ali Ersoy- İTÜ - Mimarlık&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İSTANBUL TEKNİK ÜNİERSİTESİ&lt;br/&gt;MIMARLIK FAKÜLTESİ&lt;br/&gt;ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA BÖLÜMÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;SİT KORUMA&quot;&lt;br/&gt;PROF.DR.NURAN ZEREN GÜLERSOY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HAZIRLAYANLAR:&lt;br/&gt;CELAL ERDOĞDU&lt;br/&gt;MEHMET ALİ ERSOY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. KORUMA ALANININ KENT BÜTÜNÜNE İLİŞKİN &lt;br/&gt;ARAŞTIRMA VE İNCELEMELER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.Koruma Alanının Kent Bütünü İçindeki Konumu ve Doğal Yapısı:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eminönü Türkiyenin Kuzey Batısında yeralan Marmara Bölgesindeki 65.246 nüfusa sahip (1997 kesin sonuçlarına göre ) bir ilçesidir. Kuzeyinde Haliç, Güneyinde Marmara Denizi, Doğusunda İstanbul Boğazı, Batısında Fatih ilçesi ile çevrelenmiştir. Yüzölçümü 5 km² dir. Eminönü İlçe&quot;sinin belli başlı semtleri Eminönü, Sirkeci, Bahçekapı, Cağaloğlu, Sultanahmet, Süleymaniye, Çemberlitaş, Çarşıkapı, Beyazıt, Laleli, Kadırga, Gedikpaşa, Kumkapı, Çatladıkapı ve Mahmutpaşa dır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eminönü, Fatih ile birlikte İstanbul&quot;a erişilmez silüeti kazandıran yerdir. Sarayburnu kesiminde taçlanan Topkapı Sarayı, Ayasofya, Sultanahmet cami ve bu alandan başlayarak sıralanan tepeler ve bu tepelerle bütünleşen kubbeler ve minareler, ünlü mimar Le Corbusier&quot;in not defterine çizdiği kroki yanına şu cümleyi yazmasına neden olmuştur.&quot; Plancılar, dikkat, silüet&amp;#8230;&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2. Koruma Alanının Çevresel Ulaşım Bağlantıları:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eminönü genelde radyokonsantrik gelişme gösteren İstanbul Metropoliten kentsel yerleşme alanının merkezinde ve bu makro formun bir bölümünü oluşturmaktadır. Eminönü&quot;nün yoğun gelişme baskısı altında ezilmesi önlenememiştir bu yüzden çok kere istenmeden fakat zorunlu olarak geçilen bir durumdadır. Eminönü sınırlı turistik alanlar dışında belirgin bir ulaşım ağına sahip değildir. Bizans döneminden beri güzergahı aynen korunan Divanyolu üzerinde sadece bir tramvayın işlediği bir yaya yolu olarak kullanılmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Divan yolu devamında Adnan Menderes Bulvarı ile E-5&quot;e bağlanmaktadır. Tramvay ile Eminönü &amp;#8211; Cevizlibağ arasındaki bağlantı sağlanmaktadır. Divan yolu ara caddeler ile birçok noktadan Sahil yoluna bağlanmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.3. Kent Bütünü İçindeki Alan Kullanımı ve Koruma Alanının Önemi:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eminönü ilçesi barındırdığı fonksiyon çeşitliliği ve güçlü aktivitesinin oluşturduğu çekim gücü, kentsel ölçeğe hizmet eden yüksek öğretim, turizm ve tarihi mekanlar, kültür, rekreasyon ve yoğun ticaret alanları gibi kullanımlarından dolayı sadece kendi içinde değil kentsel ve bölgesel açıdan da çok büyük bir önem arzetmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.4. Kent Bütünü İçindeki Nüfus Dağılımı ve Koruma Alanının Yeri:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1975 124.126&lt;br/&gt;1980 92.672 &lt;br/&gt;1985 74.004&lt;br/&gt;1990 83.230&lt;br/&gt;1997 65.246&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;hizmet alanı hareketli nüfusu 3 milyonun üzerindedir. Yerleşik nüfusun diğer bir deyimle gece nüfusunun azlığına karşı gündüz nüfusunun ağır baskısı altındadır. Eminönü 24 saat içinde 45 kat büyüyüp küçülen bir nüfusa sahiptir. Eminönü&quot;nde gündüz nüfusunu büyüten etkenlerin başında ticaret potansiyeli gelmektedir. Eminönün&quot;de konut sayısı azalırken, işyeri sayısı artmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.5. Kent ve Bölge Eknomisindeki Yeri:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tarihi ve turistik önemi yanında ilçenin ana karakteri, İstanbul&quot;un iş ve ticaret merkezlerinden biri olmasıdır. Eminönü imalat, küçük sanayi, depolama, toptan ticaret, matbaa ve benzeri fonksiyonları yapısında barındırmaktadır. Geniş ekonomik yapısıyla bölge ve ülke genelinde büyük pay sahibidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.6. Kent ve Bölge Kültür ve Turizmindeki Yeri:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eminönü&quot;nde ülkemizdeki en yoğun turizm hareketi yaşanmaktadır. Burada ağırlıklı olarak kültür ve turizm amaçlı iki tür turizm yapılmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kültür turizmi: Sultanahmet ve çevresinde yoğunlaşmaktadır. Bu bölge pansiyonculuktan, 5 yıldızlı otele varan bir yelpazedeki konaklama tesisleri ile Ege Akdeniz çizgisinde bir turizm bölgesi kimliği taşımaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ticaret amaçlı turizm: Aksaray beyazıt ekseninde yoğunlaşmaktadır. Ağırlıklı olarak Laleli otelleri bu tür talepleri karşılamaktadır. Bavul ticaretini de bu bölge beslemektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eminönü ilçesinde 500 dolayında otel ve pansiyonda toplam 30000 yatak bulunmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.7. Kentsel ve Bölgesel Gelişme Eğilimi İçinde Koruma Alanının Yeri:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bölge 2600 yıllık geçmişe sahiptir. Doğu Roma İmparatorluğu&quot;nun, Bizans&quot;ın, Osmanlı İmparatorluğunun yönetim merkezi burasıydı.bu etmenlerden dolayı ilçe yapısal anlamda bir değişim gösteremezken ancak fonlsiyonel anlamda bir değişim gösterebilmektedir. Ülkemizin en büyük kentinin yönetim, ticaret ve turi</description></item><item><title>KENTLEŞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentlesme-363690.html</link><description>T.C.&lt;br/&gt;SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ&lt;br/&gt;İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ&lt;br/&gt;KAMU YÖNETİMİ BÖLÜMÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DERS : TÜRKİYENİN TOPLUMSAL YAPISI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KONU:&lt;br/&gt;KENTLEŞME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HAZIRLAYAN:&lt;br/&gt;Duygu YORULMAZ&lt;br/&gt;2. Sınıf / II.Öğretim&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ISPARTA - 2004&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1. KENTLEŞME&lt;br/&gt;Kentleşme; Sanayileşme ve modernleşmenin yarattığı toplumsal yapıda köklü niteliksel değişme sürecidir. Kentleşme üretim ve istihdamda ağırlığın tarımdan sanayi ve hizmet sektörüne kaydığı evrensel bir olgudur. Tarım toplumları yerine endüstri toplumunu ve gelecekte &quot;bilgi toplumunu&quot; oluşturma sürecidir. Kentleşme sadece nüfusun kentlerde yoğunlaşması değildir. Bunun ötesinde farklılaşmış uzmanlaşmış, örgütlenmiş kent toplumunun inşa edilmesidir. Kentleşme sadece kentlerin sayısının artması da değildir. Demografik - ekonomik bakımdan büyüyen kentlerin bölgesel, ulusal ve küresel boyutlarda ilişkileri organize edebilmesidir. Kentleşme kentsel çevrenin, kentsel toplumun yaşamını nesiller boyunca sürdürebileceği biçimde geliştirilmesidir.&lt;br/&gt;Bir kentteki kentleşmenin bazı göstergelerini şöyle belirleyebiliriz; &lt;br/&gt;*Tarımın modernleşmesi, emek - yoğun aile üretimi yerine pazara dönük teknoloji yoğun üretimin önem kazanması,&lt;br/&gt;*Üretim ve istihdamda sanayi ve hizmet sektörü yerine değişmelerin olması,&lt;br/&gt;*Nüfusun çoğunluğunun kırsal alanlar yerine kentsel alanlarda yaşaması,&lt;br/&gt;*Kent&quot;e özgü değer ve davranış kalıplarının oluşması,&lt;br/&gt;*Ailede yapısal değişmelerin yaşanması; ailenin üretim birimi olmaktan çıkması ve küçülmesi, kadının iş hayatına katılması, aile içi ilişkilerde demokratik tutumların gelişmesi,&lt;br/&gt;*İnsanlar arası ilişkilerde birincil ilişkilerinin belirleyiciliğinin azalması onun yerine ikincil ilişkilerin ikame edilmesi,&lt;br/&gt;*İnsanların kendilerini &quot;birey&quot; olarak algılaması ve geliştirmesi,&lt;br/&gt;*Başarının toplumsal bir norm olması ve yatay - dikey sosyal hareketliliğinin artması,&lt;br/&gt;*Kitle iletişim sisteminin yüz yüze / sözel iletişimden daha etkin hale gelmesi, toplumsal yaşama daha çok belirlemesi,&lt;br/&gt;*Sosyal güvenlik sistemlerinin toplumun çeşitli kesimlerinde yaygınlaşması,&lt;br/&gt;*Eğitim yatırımlarının önemsenmesi ve nitelikli iş gücünün artması,&lt;br/&gt;*Kent yönetimlerinin ve kararlarının kentte yaşayanlarca belirlenmesi,&lt;br/&gt;*Toplumun uzlaşmasıyla belirlenen normların herkesi bağlaması, ayrıcalıklı kişi, grup ya da zümrenin oluşmaması,&lt;br/&gt;*Kentte yaşanabilir sosyal ve ekolojik çevrenin geliştirilmesi,&lt;br/&gt;*Kentsel mekanın kentin tarihsel dokusunu, doğal güzelliklerini koruyacak ve kentlilerin yaşamlarını kolaylaştıracak biçimde planlanması.&lt;br/&gt;Kentleşme, sanayi toplumlarının ürünüdür. Aynı zamanda sanayileşme de kentlerin ürünüdür. &quot;Kentleşme&quot; ve &quot;Sanayileşme&quot; birbirlerini üreten geliştiren olgulardır. Birini anlamak için diğerini analiz etmek gerekir. Şüphesiz sanayi öncesi toplumlarda da kentler vardı, üstelik bunların bir kısmı büyük nüfusa, yoğun ticari faaliyetlere sahipti. Ancak bu kentlerde kapalı bir tabakalaşma sistemi vardı, ekonomik güç birkaç aile ya da zanaat - ticaret örgütlerinin elindeydi, düşük bir teknoloji nedeniyle emek --yoğun bir üretim yapılmaktaydı. Kentte yaşayanların büyük çoğunluğu okur - yazar değildi. Kent yönetimi halk iradesinin dışında belirlenmekteydi vb. Sanayileşme olgusu toplumsal yapıyı bütünüyle değiştirdi; artık bireyler sosyal hareketlilik içinde yetenek ve başarıları ölçüsünde yüksek sektörlere ulaşma hakkını elde ettiler, ekonomi serbest pazarın doğasına uygun olarak yarışmacı ve üretken hale geldi, teknolojik ilerlemeler üretimin uluslar ve uluslararası pazarlara dönük olmasını sağladı, mal ve hizmetlerin üretiminde uzmanlaşma arttı, eğitim kentte yaşayan tüm yurttaşlar için organize edildi, dinin toplum ve devlet hayatın da belirleyici rolü azaldı, kitle iletişim sistemi sözel iletişimden daha etkili oldu. Tüm bunlar yeni kentleri, sanayi toplumunun kentlerini ortaya çıkardı. İşte bu kentlerin inşa edilme sürecine &quot;Kentleşme&quot; denilmektedir. Şüphesiz ki kentleşme olgusu her zaman böylesine pozitif değişmeleri yansıtmamaktadır. Kentleşme sağlıklı gelişmediği zaman düzensizliği, kuralsızlığı (anomi), bireyin yalnızlığını, yabancılaşmayı, suç artışını, paranın egemenliğini, gelir dağılımındaki adaletsizliği ifade eder. Ancak bu olumsuzluklar kentte yaşayanların organize olmasıyla, karar alma mekanizmalarına katılmasıyla, demokrasiyi ailede, okulda iş yerlerinde yaşama biçimi olarak özümsemekle azaltılabilir &lt;br/&gt;[Kent Sosyolojisi; Doç. Dr. Hüseyin BAL; I. Bölüm; 59-60-61-62].&lt;br/&gt;Kentlileşme, kente özgü yaşama biçiminin, kent kültürünün b</description></item><item><title>MİMARİ TASARIM VE EKOLOJİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mimari-tasarim-ve-ekoloji-441143.html</link><description>MİMARİ TASARIM VE EKOLOJİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sayfa&lt;br/&gt;EK L L STES  ......................................................................................................................... v Ç ZELGE L STES  .................................................................................................................viii ÖNSÖZ ......................................................................................................................................ix ÖZET .......................................................................................................................................... x ABSTRACT ..............................................................................................................................xi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.                  G R    ..................................................................................................................... 1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.                  ÇEVRE, ENERJ  VE EKOLOJ  KAVRAMLARINA GENEL BAKI   .............. 2&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1                Çevre Kavramının Tanımı ..................................................................................... 2&lt;br/&gt;2.1.1             Çevre Sorunları ...................................................................................................... 4&lt;br/&gt;2.1.2             &quot;Sürdürülebilir Kalkınma&quot; Kavramının Benimseni  i............................................ 6&lt;br/&gt;2.1.3             Çevre Sorunlarına Kar  ı Yapılan Uluslararası Konferanslardan Çıkan Sonuçlar . 7&lt;br/&gt;2.2                Enerji  kavramı .................................................................................................... 10&lt;br/&gt;2.2.1             Enerji Kaynakları................................................................................................. 11&lt;br/&gt;2.2.1.1          Yenilenemeyen Enerji Kaynakları....................................................................... 11&lt;br/&gt;2.2.1.2          Yenilenebilir Enerji Kaynakları........................................................................... 11&lt;br/&gt;2.2.1.2.1       Güne   Enerjisi...................................................................................................... 12&lt;br/&gt;2.2.1.2.2       Rüzgar Enerjisi .................................................................................................... 13&lt;br/&gt;2.2.1.2.3       Hidroelektrik Enerjisi .......................................................................................... 16&lt;br/&gt;2.2.1.2.4       Hidrojen Enerjisi.................................................................................................. 16&lt;br/&gt;2.2.1.2.5       Biyokütle Enerjisi ................................................................................................ 16&lt;br/&gt;2.2.1.2.6       Jeotermal Enerji ................................................................................................... 17&lt;br/&gt;2.2.1.2.7       Deniz Enerjileri.................................................................................................... 17&lt;br/&gt;2.2.2             Enerji Kaynaklarının Çevreye Etkileri ve Dünyanın Yenilenebilir Enerji&lt;br/&gt;Kaynaklarına  Yöneliminin Sebepleri ................................................................. 18&lt;br/&gt;2.3                Ekoloji Kavramının Tanımı................................................................................. 21&lt;br/&gt;2.3.1             Ekoloji Kavramının Anlamının Zaman  çinde De  i  imi .................................... 21&lt;br/&gt;2.3.2             Ekoloji Kavramının Günümüzde Önemini Arttıran Etkenler.............................. 22&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.                  EKOLOJ K M MARLIK .................................................................................... 24&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.1                Ekolojik Yapı Yakla  ımları ................................................................................. 25&lt;br/&gt;3.1.1             Eski Yapıların Yeniden Kullanımı ...................................................................... 25&lt;br/&gt;3.1.1.1          Eski Yapıların Yeniden Kullanımı  le  lgili Örnekler ......................................... 27&lt;br/&gt;3.1.1.1.1       Tat</description></item><item><title>YAĞMURLAMA SULAMA SİSTEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yagmurlama-sulama-sistemi-382473.html</link><description>YAĞMURLAMA SULAMA SİSTEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                  Su kaynağı genellikle bir pompa birimi aracılığıyla alınan ve kapalı borularda basınçlı olarak sulama alanına kadar iletilen su arazi yüzeyine belirli aralıklarla yerleştirilen yağmurlama başlıkları  aracılığıyla önce atmosfere verilir, buradan arazi yüzeyine düşer. İnfiltrasyonla toprağa girer  ve kök bölgesinde depolanır. Suyun bu sıradaki görüntüsü doğal yağmura benzediğinden yönteme yağmurlama sulama yöntemi denir.&lt;br/&gt;                  &lt;br/&gt;                  Toprak Koşulları&lt;br/&gt;                  Hemen her türlü toprak koşulunda uygulanabilir. Özellikle infiltrasyon hızı yüksek hafif bünyeli topraklar için hafif bünyeli topraklar için çok uygun bir yöntemdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                  Topoğrafya  &lt;br/&gt;                  Her türlü topoğrafyada koşullarına uygulanabilir. Eğimi yüksek ve dalgalı topoğrafyaya sahip arazi koşulları yöntem için kısıt oluşturmaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                  Bitki Koşulları                   &lt;br/&gt;                  Yaprakların ıslanmasından kaynaklanan hastalıklara duyarlı olmayan tüm bitkilerin sulanmasında kullanılabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                  Su Kaynağı   &lt;br/&gt;                  Özellikle yüzey sulama yöntemlerine göre çok düşük debilerdeki sulama suyu koşulunda bile başarıyla uygulanabilir. Ayrıca su kaynağının yüzeyde olması istenmez.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                  Yağmurlama Sulama Yönteminin Avantajları  &lt;br/&gt;1-) Topoğrafyası bozuk arazilerde tesviyeye gerek duymaksızın uygulanabilir.&lt;br/&gt;2-) Su alma hızı yüksek hafif bünyeli topraklarda yüksek bir sulama randımanı elde edilir.&lt;br/&gt;3-) Geçirimsiz tabakanın yada taban suyunun yüzlek olduğu yerlerde taban suyunu  &lt;br/&gt;      yükseltmeden kontrollü bir sulama yapılabilir. &lt;br/&gt;4-) Yöntemde eş su dağılım yeknesaklığı yüksek olduğundan su uygulama randımanı da       &lt;br/&gt;      yüksek olur, Böylece su ile daha geniş alanlar sulanabilir. &lt;br/&gt;5-) İyi bir projeleme ve işletim ile erozyon sorunu ortadan kaldırılır.&lt;br/&gt;                  6-) Borular genellikle gömülü olduğundan, yüzeyde olsa bile açık kanal sistemlerine göre &lt;br/&gt;                        çok daha az yer kapladığından tarım dışı alanlar artar. Tarımsal işlemler kolaylaşır. &lt;br/&gt;7-) Sulama işçiliği giderleri düşüktür.&lt;br/&gt;8-) Ticari gübreler ve tarımsal mücadele ilaçları istenirse sulama suyu ile birlikte &lt;br/&gt;      uygulanabilir.&lt;br/&gt;9-) Özellikle meyve ağaçları kritik dönemlerde dondan korunabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yağmurlama Sulama Yönteminin Dezavantajları&lt;br/&gt;1-) Sistemin ilk yatırım masrafları yüksektir.&lt;br/&gt;2-) Gerekli güç genellikle bir pompa birimiyle sağlandığından sistemin işletme giderleri de &lt;br/&gt;      yüksektir. &lt;br/&gt;3-) Rüzgar hızının yüksek olduğu yörelerde su dağılımı olumsuz yönde etkilenir. Bu &lt;br/&gt;      koşullarda ya sulamaları günün rüzgarsız saatlerinde yapmak yada olanaklar elveriyorsa &lt;br/&gt;      lateralleri etkin rüzgar yönüne dik olarak yerleştirmek gerekir. &lt;br/&gt;4-) Sıcaklığın yüksek olduğu yörelerde buharlaşma kayıpları yüksek olur. Böylece su &lt;br/&gt;      uygulama randımanı düşer. Bu sorun gece sulamalarıyla ortadan kaldırılır. &lt;br/&gt;5-) Özellikle, bitkilerin tozlaşma döneminde yapılan sulamalar döllenmeyi olumsuz yönde &lt;br/&gt;      etkileyeceğinden bu dönemlerde sulamalardan kaçınmak gerekir. &lt;br/&gt;6-) Bitki yaprakları ıslatıldığından, ayrıca havanın bağıl nemi yükseldiğinden hastalık ve &lt;br/&gt;      zararlıların yayılma eğilimi artar.&lt;br/&gt;7-) Özellikle sulamanın güneş ışınlarının şiddetli olduğu saatlerde bitirilmesi durumunda &lt;br/&gt;      yaprak yüzeyinde kalan su zerreciklerinin mercek görevi görmesiyle yaprak yanmaları        &lt;br/&gt;      oluşur. Bu sorun sulamaların akşam saatlerine doğru bitirilecek şekilde planlanarak &lt;br/&gt;      giderilebilir. &lt;br/&gt;8-) Bir önceki maddede değinilen sorun özellikle T3 (tuzluluk) ve daha yüksek sulama suyu &lt;br/&gt;      kalitesi koşulunda daha da kronikleşir. Bu nedenle T2&quot;nin üzerindeki tuzlu su koşulları &lt;br/&gt;      yöntemde önerilmez.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                      YAĞMURLAMA SULAMA SİSTEMİ UNSURLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                  Tipik bir yağmurlama sulama sistemi, su kaynağı,  pompa birimi, boru hatları ( ana, lateral, fitingsler ) ve yağmurlama başlıklarından oluş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                  a-) Su Kaynağı&lt;br/&gt;                  Yağmurlama sulama yönteminde her türlü su kaynağından yararlanılabilir. Bu bir rezervuar,  keson kuyu, akarsu, sulama kanalı,basınçlı boru hattı ve benzeri olabilir. Ancak, su kaynağının yüksek miktarda sediment içermemesi gerekir. Aksi takdirde gerek borular gerekse yağmurlama başlıklarının memeleri tıkanabilir. Süzme işlemi ise son derece pahalıdır.</description></item><item><title>KAVRAMSAL ÇERCEVE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kavramsal-cerceve-453710.html</link><description>Kavramsal Çerçeve &lt;br/&gt;Kentleşme, teknik anlamda ikili bir anlama sahiptir. Bir, niceliksel olarak kent sayılarının atmasını; iki, mevcut kentlerin demografik açıdan büyümesini ifade eder. Kentleşmenin, bu anlamlar dışında, kente özgü yaşam biçimlerinin/kültürlerinin yaygınlaşması anlamına gelen, daha çok nitelikle ilgili bir anlamı daha vardır. O da, kentlileşme kavramıyla ifade edilmektedir. Batıda kentleşme ve onun kültürü niteliğinde olan kentlileşme eş zamanlı olarak yaşandığından dolayı bu iki kelime arasında bir ayrımlaşma gereği ortaya çıkmamıştır. İngilizcedeki urbanization kelimesi her iki anlamı birlikte sağlarken, Türkçede kentleşme ve kentlileşme şeklinde bir ayrımlaşma zaruri olmuştur.&lt;br/&gt;Kısa Tarihçe&lt;br/&gt;Batıda kentleşmenin ortaya çıkışını feodal dönem sonrasıyla; yaygınlaşmasını ise sanayi devrimi sonrasıyla başlatmak mümkündür. Kentin, başından beri para ekonomisinin ve ticaretin merkezi olması durumuna, büyük sanayinin/kitlesel üretimin kentte kurulması yönü eklendiğinde, kırsal alandan kopan, tarımla veya zanaatla iştigal eden nüfusun kentteki bu sanayilerde istihdam edilmesi söz konusu olmuştur. Kitlesel göçlerin apansız biçimde kentlere yönelmesiyle, öncelikle işçilerin barınma sorunlarıyla başlayan, daha sonra kötü yaşam koşullarınca pekişen bir kentleşme sorunu doğmuştur. Kentleşme sorunlarıyla ilgili literatürün oluşmaya başladığı yıllar da bu döneme tekabül eder. &lt;br/&gt;Türkiyede Kentleşme Sorunu&lt;br/&gt;Cumhuriyet tarihinin kentleşme ve kentleşmeye bağlı sorunları 50li yıllarda başlar. 50li yıllar, Türkiyenin kapitalist türde ilişkilerle yoğun etkileşime geçtiği döneme tekabül eder. 1948 yılında aralarında Türkiyenin de bulunduğu bazı ülkeler Marshall yardımı almıştır. Amerikanın Marshall yardımının sebebi, 2. Dünya Savaşı sonrası aşırı biçimde genişleyen üretim hacmini, konjonktürel nedenlerle, kısamaması; kısamadığı bu kapasite fazlalığı sorununu üçüncü dünyaya ihraç ederek çözmek istemesidir. Amerikanın birikim krizi, içeride, alt kentleşmenin teşvik edilmesi, ucuz ve uzun vadeli ev kredileri verilmesi (Bahçe kentler bu dönemin ürünüdür) dışarıda da, kapitalist türde ilişkilere uygun altyapıların hazırlanmasına yarayacak biçimde işlev görmüştür. Marshall yardımı uyarınca Türkiye, çok sayıda traktör, karayolu yapım aracı almıştır. Bu ikisinin yaygın olarak kullanıma girmesi, kırsal yapısının dönüşümünde ve kentleşmenin ivme kazanmasında hayati öneme sahip olmuştur.&lt;br/&gt;Kentbilim literatüründe yer alan başlıca dört kentleşme nedeni vardır: (1) Bunlar itici nedenler, çekici nedenler, iletici nedenler ve teknolojik nedenlerdir. İtici nedenler, kırsal alanın mahrumiyetliklerinden kaynaklanan nedenlerdir. Örneğin, bir yerde okul, hastane veya kültürel imkanların bulunmaması gibi. Bu neden, dönemin Türkiye kırsalı için ve hatta küçük ölçekli kentleri için bile söz konusu edilebilir. Ancak, tek başına itici nedenlerden kaynaklanan bir göç ve ona bağlı bir kentleşme olgusundan bahsetmek güçtür.&lt;br/&gt;Kentleşme nedenleri arasında gösterilen bir ikincisi, çekici nedenlerdir. Buna göre kentin sağladığı çeşitli servislerden dolayı kırsal nüfusu kendisine çektiği, bir cazibe merkezi olduğu söylenmektedir. Öteden beri, kırsal alandaki nüfuzlu ailelerin çocuklarını okutmak ve sair gerekçelerle büyük kentlere göç ettikleri bilinmektedir. Ancak bu etken de Türk kentleşmesi için sınırlı bir etkiye sahip olabilir. Çünkü, bu tarz bir mobilite belli bir varsıllık düzeyini gerekli kılmaktadır. İlgili dönemin kırsal ekonomisi göz önüne alındığında, bunun ne denli güç olduğu kendiliğinden ortaya çıkar.&lt;br/&gt;Kentleşme nedenleri arasında gösterilen iletici nedenler, kırla kenti birbirine bağlayan yolların gelişmesidir. Nitekim 50li yıllardan sonra, Marshall yardımının da etkisiyle, makineli karayolu yapımına girişilmiş, öncesiyle kıyaslandığında muazzam uzunlukta bir karayolu ağına sahip olunmuştur. Bu dönemde, kırın kendi içine kapanık yapısı kırılarak, kırdan kente olan süreli veya daimi amaçlı göçler hızlanmıştır. &lt;br/&gt;Son olarak, teknolojik nedenler, kırdan kopmayı hazırlayan teknolojik bir yeniliğin kullanıma girmesi bağlamında bir tür itici neden olarak da görülebilir. Marshall yardımından sonra, kırsal alana traktörün girmesi, aile içinde massedilen gizli işsizliğin açık işsizlik haline gelmesine neden olmuştur. Zira, traktörün kullanıldığı durumlarda ortalama dört kişilik emek gerektiren bir işin tek kişiyle yapılması mümkün olmaktadır. Zaten miras ve sair yollarla küçülen topraklar aileyi beslemekten de uzaklaşmıştır. Böylelikle, çoğu kez m</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - ÇAĞDAŞ ŞEHİRCİLİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-cagdas-sehircilik-400059.html</link><description>çağdaş şehircilik</description></item><item><title>MERSİN EVLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mersin-evleri-344922.html</link><description>Mersin Evleri &lt;br/&gt;Mersinde evler genellikle taş ve bağdadi şeklinde yapılırdı. Fakirler ahşap, bahçecilikle iştigal edenler bahçe içinde yaptıkları huğ denilen evlerde yaşarlardı. Zenginlere ait büyük yapıların taşları yelkenlilerle Lazkiyeden getirilmiştir. Sonraları Toroslardan kesilen kireç taşı, yomtulmak suretiyle yapılarda kullanılmıştır. Bağdadi denilen yapı, iki tarafı tahta, ortası harçla doldurulmuş bir yapı türüdür. Güneşin sıcağını içeriye geçirmediği için makbul bir yapı türü sayılırdı. İçi dışı sıvanır, bazen dışına oluklu veya düz çinko kunurdu. &lt;br/&gt;Evler genellikle tek katlıdır. İki katlı olanlar yığma taş yapılardı. Bunların üstüne cihannüma tabir edilen bir çıkma yapılır, yazın sıcak günlerde burada oturulurdu. Ancak bu tür yapılar varlıklı kişilere ait yapılardı. Halen, Halk Bankasının arkasında, eski Vali konağı olan ve zengin bir Rundan kalma evde cihannüma mevcuttur. &lt;br/&gt;Taş yığma evlerin üstü kiremitle kaplanırdı. O yıllarda yerlisi bulunmadığı için, Marsilya kiremitleri kullanılıyordu. Genellikle Mersin evlerinin önünde sofa bulunurdu. &lt;br/&gt;Eski tek katlı Mersin evlerinin örnekleri halen Mesudiye ve Camişerif mahallelerinde mevcuttur. Eski Rum evlerinin örnekleri de, Azak hanın arka tarafında görülmektedir. &lt;br/&gt;Büyük Yapılar &lt;br/&gt;Burada konu edeceğimiz binaların bir kısmı halen olduğu şekile yakın durmda bulunmakta, bir kısmı değişikliğe uğramış halde ve bir kısmı da artık mevcut bulunmamaktadır. &lt;br/&gt;Hükümet Konağı &lt;br/&gt;İnşa edildiği durumu koruyan nadir eserlerdendir. Mersin 1864 yılında kaza olunca, Hükümet konağının bulunduğu yerde, üstü toprakla örtülü ve Hükümet dairesi olarak kullanılan bir bina bulunuyordu. Zaptiya dairesi de bu binada idi. &lt;br/&gt;Mevcut Hükümet Konağı, 1901 yılından sonra inşa edilmiştir. Bunun için Mutasarrıf Cemal bey, şehrin ileri gelenlerini toplamış, yardım çağrısında bulunmuştur. Halk inşaat giderlerine katkıda bulunmuş, Belediye meclisi de, Belediyenin iskele gelirinin dört yıllığını bu inşaata bağışlama kararı almıştır. Hükümet Konağı, arkasındaki eski hapishane ve jandarma Dairesi ile birlikte 18000 altın liraya mal olmuştur. İnşaat 4 yıl sürmüştür. Mimarlığını, o tarihte Belediye Meclisinde üye olan ve sonrada Belediye Başkanlığı da yapan Abdülkadir Seydavi yapmıştır. &lt;br/&gt;Atatürk Evi &lt;br/&gt;Atatürk caddesi üzerindeki bu güzel yapı, Rum zenginlerinden Mavromati ailesinin damadı olan Christmann isimli kişi tarafından 1897 yılında inşa ettirilmiştir. Christmann, Mersinde Alman Konsolosuydu ve eskiden bu binaya Palais de Christmann adı veriliyordu. &lt;br/&gt;Atatürkün 20.01.1925 tarihinde Mersine gelmesinden önce ikameti için bir ev aranmış ve bu ev uygun bulunarak Ankaraya iletilmiş, onlarca da uygun bulununca ev sahiplerine bildirilmiş ve aile gereken izni severek vermiştir. Atatürk ve eşi Latife Hanımın kalacakları üst kat boşaltılmıştır. Atatürk bu evde 11 gün kalmıştır. Binada bir süre Toros Koleji bulunmuş ve sonradan Atatürk Evine dönüştürülmek üzere Kültür Bakanlığı tarafından kamulaştırılmıştır. &lt;br/&gt;İstasyon Binası &lt;br/&gt;1886 yılında yapılmış ve yeni gar yapılıncaya kadar Mersin İstasyon Binası olarak kullanılmıştır. Altkatı bilet gişesi ve üst katı Müdür Lojmanı olarak kullanılan basit bir yapıydı. &lt;br/&gt;Çankaya İlkokulu &lt;br/&gt;Şimdiki Bit pazarının karşısındaki binadır. Zengin Rum Mavromatinin kendi malı olan bu bina, Cumhuriyetten evvel sahibi tarafından Mavromation Partenagogion Kız Okulu olarak tahsis edilmiştir. Mermer havuzlu olan ve 1890 tarihinde inşa edilen bu bina, Cumhuriyetten sonra, önce 5 sınıflı İlkokul olarak eğitime açılmış, sonradan sadece 4. ve 5. sınıfların okumasına ayrılmıştır. &lt;br/&gt;Kurtuluş İlkokulu &lt;br/&gt;Vali evi arkasında Kurtuluş Okulu olarak hizmet gören binadır. Esat Hayık adında bir kişi tarafından 1883 tarihinde ev olarak yapılmıştır. 1923 yılında Maarif Cemiyeti tarafından kamulaştırılarak okul haline getirilmiştir. &lt;br/&gt;İsmet Paşa İlkokulu &lt;br/&gt;Bu bina halen birçok değişikliği ile Salim Güven Okulunun bulunduğu binadır. Tarla mektebi olarak anılmış, daha sonra İsmet Paşa Okulu adını almıştır. Son ilaveler hariç tek k</description></item><item><title>2000 GENEL NÜFUS SAYIMININ İL BAZINDA GEÇİCİ SONUÇLARI EKTE DÖRT TABLO HALİNDE SUNULMAKTADIR.</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?2000-genel-nufus-sayiminin-il-bazinda-gecici-sonuclari-ekte-dort-tablo-halinde-sunulmaktadir.-389463.html</link><description>2000 Genel Nüfus Sayımının il bazında geçici sonuçları ekte dört tablo halinde sunulmaktadır.  &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Ülkemizde Cumhuriyetin ilanından 1950 yılına kadar olan dönemde,ölüm hızının azalması ve doğum hızının artması ile yıllık nüfus artış hızı yükselmiştir. 1923 ve 1955 yılları arasında Türkiye&quot;nin nüfusu, yaklaşık iki kat artarak 13 milyondan 24 milyona ulaşmıştır. Nüfus artış hızının en yüksek olduğu dönembinde 28.5 ile 1955-60 dönemidir. 1950&quot;li yıllardan sonra doğurganlık azalmaya başlamıştır. Ancak, doğurganlıktaki azalma hızı, ölüm hızlarında meydana gelen azalmadan daha az olduğu için nüfus büyümeye devam etmiştir. 1955 ile 1985 yılları arasında, nüfus yeniden ikiye katlanarak 24 milyondan 51 milyona ulaşmıştır. 1985 yılından sonranüfus artış hızı düşme eğilimine girmiştir. Yıllık nüfus artış hızımız; 1980-1985 döneminde binde 24.9, 1985-1990 döneminde binde 21.7 iken 1990-2000 döneminde bu hız binde 18.3&quot;e düşmüştür. Nüfusumuz yaklaşık son 75 yılda beş kat artmıştır. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2000 Genel Nüfus Sayımı geçici sonuçlarına göre: &lt;br/&gt;Türkiye&quot;nin 1990-2000 dönemindeki yıllık nüfus artış hızı binde 18.3, il ve ilçe merkezlerinin yıllık nüfus artış hızı binde 27.0, bucak ve köylerin yıllık nüfus artış hızı binde 3.9 olarak gerçekleşmiştir. &lt;br/&gt;81 il içinde en fazla nüfusu olan ilk üç il sırasıyla İstanbul, Ankara ve İzmir&quot;dir. 2000 yılında İstanbul&quot;un nüfusu 10 033 478, Ankara&quot;nın nüfusu 4 007 860 ve İzmir&quot;in nüfusu 3 387 908 olarak gerçekleşmiştir. &lt;br/&gt;81 il içinde nüfus artış hızı en yüksek olan ilk üç il sırasıyla  Antalya, Şanlıurfa ve İstanbul&quot;dur. 1990-2000 döneminde Antalya&quot;nın yıllık nüfus artış hızı binde 42.2, Şanlıurfa&quot;nın yıllık nüfus artış hızı binde 36.1 ve İstanbul&quot;un yıllık nüfus artış hızı ise binde  33.2 olarak gerçekleşmiştir. &lt;br/&gt;81 il içinde nüfus artış hızı en  düşük olan ilk üç il sırasıyla   Tunceli, Ardahan ve   Sinop&quot;dur. 1990-2000  döneminde Tunceli&quot;nin  yıllık  nüfus artış  hızı   binde -35.6, Ardahan&quot;ın  yıllık nüfus artış hızı binde -20.2 ve Sinop&quot;u</description></item><item><title>NAZİLLİ KENTİ PLANLI ALANLARINDA ODUNSU TAKSONLAR ÜZERİNE FENOLOJİK GÖZLEMLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?nazilli-kenti-planli-alanlarinda-odunsu-taksonlar-uzerine-fenolojik-gozlemler-352856.html</link><description>NAZİLLİ KENTİ PLANLI ALANLARINDA ODUNSU TAKSONLAR ÜZERİNE FENOLOJİK GÖZLEMLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER ÖZET ................................................................................................................................... i ABSTRACT ........................................................................................................................... ii ÖNSÖZ ................................................................................................................................ iii İÇİNDEKİLER ......................................................................................................................... iv SİMGELER DİZİNİ ................................................................................................................ v ŞEKİLLER DİZİNİ ................................................................................................................. v ÇİZELGELER DİZİNİ ............................................................................................................. vi 1. GİRİŞ ............................................................................................................................ 1 2. MATERYAL VE YÖNTEM ................................................................................... 15 3. BULGULAR ............................................................................................................... 17 3.1. Kızılçam (Pinus brutia Ten.) ................................................................................... 17 3.2. Fıstıkçamı (Pinus pinea L.) ...................................................................................... 17 3.3. Toros Sediri (Cedrus libani A. Rich.) ..................................................................... 21 3.4. Toros Göknarı (Abies cilicica Carr.) ........................................................................ 21 3.5. Doğu Mazısı (Biota orientalis Endl.) ...................................................................... 25 3.6. Arizona Servisi (Cupressus arizonica Greene.) ...................................................... 27 3.7. Demir Ağacı (Casuarina equisetifolia L.) .............................................................. 27 3.8. Akkavak (Populus alba L.) ...................................................................................... 30 3.9. Salkım Söğüt (Salix babylonica L.) ......................................................................... 32 3.10. Adi Ceviz (Juglans regia L.) .................................................................................... 32 3.11. İncir (Ficus carica L.) ............................................................................................... 36 3.12. Ak Dut (Morus alba L.) ............................................................................................ 36 3.13. Doğu Çınarı (Platanus orientalis L.) ....................................................................... 40 3.14. Büyük Çiçekli Manolya(Magnolia grandiflora L.) ................................................ 40 3.15. Güller (Rosa L.) ...................................................................................................... 44 3.16. Gülibrişim (Albizzia julibrissin Durazz.) ................................................................. 44 3.17. Kıbrıs Akasyası (Acacia cyanophylla Lindl.) ......................................................... 47 3.18. Yalancı Akasya (Robinia pseudoacacia L.) ........................................................... 47 3.19. Ökaliptus (Eucalyptus camaldulensis (L.) Herit.) .................................................. 52 3.20. Sarmaşık (Hedera helix var. minima L.) ................................................................. 52 3.21. Gümüşi Ihlamur (Tilia argentea Desf.) ................................................................... 56 3.22. Delice Zeytin (Olea europeae L.) ............................................................................ 56 3.23. Zakkum (N</description></item><item><title>GIS BASED URBAN POLICY DEVELOPMENT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gis-based-urban-policy-development-442273.html</link><description>GIS BASED URBAN POLICY DEVELOPMENT&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;____________________&lt;br/&gt;CONTENTS&lt;br/&gt;____________________&lt;br/&gt;Page&lt;br/&gt;Contentsâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. VII&lt;br/&gt;List of Tablesâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ IX&lt;br/&gt;List of Figures â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...... X&lt;br/&gt;Chapter One&lt;br/&gt;INTRODUCTION&lt;br/&gt;1. Introductionâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦................................ 1&lt;br/&gt;1.1 Development of Geographic Information Systemsâ€¦â€¦â€¦. 2&lt;br/&gt;Chapter Two&lt;br/&gt;GEOGRAPHIC INFORMATION AND&lt;br/&gt;GEOGRAPHIC INFORMATION SYSTEMS&lt;br/&gt;2.1 Geographic Information Systems : An Overviewâ€¦â€¦â€¦.. 10&lt;br/&gt;2.2 Geographical Informationâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 11&lt;br/&gt;2.3 Geographic Information Systemâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 15&lt;br/&gt;Chapter Three&lt;br/&gt;GEOGRAPHIC INFORMATION SYSTEMS DATA MODELS&lt;br/&gt;3 Data Modelsâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 22&lt;br/&gt;3.1 Definition of Data Modelsâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 24&lt;br/&gt;VIII&lt;br/&gt;3.1.1 Vector Data Modelâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 27&lt;br/&gt;3.1.2 Raster Data Modelâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦............ 28&lt;br/&gt;3.1.3 Object Oriented Data Modelâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦............. 33&lt;br/&gt;Chapter Four&lt;br/&gt;GIS IN THE CONTEXT OF DEVELOPING COUNTRIES&lt;br/&gt;4.1 Current Situationâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 40&lt;br/&gt;4.2 The Role and Current Trends of Information Technology in&lt;br/&gt;Developing Countriesâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 43&lt;br/&gt;4.2.1 Technology Transfer and GISâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 49&lt;br/&gt;Chapter Five&lt;br/&gt;CRITICAL APPROACH TO GIS-BASED&lt;br/&gt;REPRESENTATION 57&lt;br/&gt;Chapter Six&lt;br/&gt;CASE STUDY 67&lt;br/&gt;Chapter Seven&lt;br/&gt;CONCLUSION 76&lt;br/&gt;REFERENCES 79&lt;br/&gt;IX&lt;br/&gt;_____________________________&lt;br/&gt;LIST OF TABLES&lt;br/&gt;______________________________&lt;br/&gt;Page&lt;br/&gt;Table 2.1 Some Examples of Costs and Benefits of GISâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 13&lt;br/&gt;Table 2.2 Evaluation of GIS â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 16&lt;br/&gt;X&lt;br/&gt;______________________&lt;br/&gt;LIST OF FIGURES&lt;br/&gt;______________________&lt;br/&gt;Page&lt;br/&gt;Figure 3.1 Le Corbosier&quot;s Bordeaux-Passacâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 23&lt;br/&gt;Figure 3.2 Representation of a Computer Screenâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 23&lt;br/&gt;Figure 3.3 The Role of a Data Model in GISâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 25&lt;br/&gt;Figure 3.4 Levels of Abstraction Relevant to GIS Data Modelsâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 27&lt;br/&gt;Figure 3.5 Representation of Point, Line and Polygon Objects Using&lt;br/&gt;The Vector Data Modelâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 28&lt;br/&gt;Figure 3.6 Raster Data Modelâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 29&lt;br/&gt;Figure 3.7 The Integration of Vector and Raster Data in a GISâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 31&lt;br/&gt;Figure 3.8 Field Data Modelâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 32&lt;br/&gt;Figure 3.9 Object Data Modelâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 34&lt;br/&gt;1&lt;br/&gt;_________________________&lt;br/&gt;Chapter One&lt;br/&gt;INTRODUCTION&lt;br/&gt;_______________________&lt;br/&gt;1. Introduction&lt;br/&gt;Today Geographic Information System (GIS) is being extensively used to model&lt;br/&gt;and represent spatial phenomena in many disciplines. Particularly starting in early&lt;br/&gt;1990s studies on representation and its social dimensions has increasingly drawn&lt;br/&gt;attention and today representation in planning is one of major subjects. The current&lt;br/&gt;trends show that this issue will continue to be subject of Geographic Information&lt;br/&gt;Science in the future.&lt;br/&gt;This study aims to examine the issue of representation of information and effects&lt;br/&gt;of representation in policy development process. In this framework, firstly brief&lt;br/&gt;history of GIS and representation of information introduced. In addition to that&lt;br/&gt;interaction between policy making and representation is discussed. Secondly,&lt;br/&gt;existing representation types in GIS technology are introduced. Thirdly, data models&lt;br/&gt;are discussed and compared in terms of how data is structured and formalized and&lt;br/&gt;following that transfer of GIS technology and implications of GIS are examined in&lt;br/&gt;the context of developing countries. In the fourth chapter, effects and role of GIS on&lt;br/&gt;representation from critical point of view are analyzed. In the light of discussions in&lt;br/&gt;chapter four, how representation can affect our understanding of spatial phenomena&lt;br/&gt;in real world and therefore policies are examined based on 1990 census results of&lt;br/&gt;Metropolitan Municipality of Izmir at district level. Conclusions based on this study&lt;br/&gt;are presented at the final chapter.&lt;br/&gt;2&lt;br/&gt;1.1. Development of Geographic Information Systems&lt;br/&gt;The fist operational GIS softwares were developed 1960s and 1970s to handle and&lt;br/&gt;process large and complex data sets than could be handled via traditional manual&lt;br/&gt;methods.The first commercial GIS had been developed as Canadian GIS (CGIS) in&lt;br/&gt;1963 for t</description></item><item><title>SULAMA ŞEBEKELERİNDE SANAT YAPILARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sulama-sebekelerinde-sanat-yapilari-348048.html</link><description>Sulama &amp;#350;ebekelerinde Sanat Yap&amp;#305;lar&amp;#305;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Sulama &amp;#351;ebekelerinde kullan&amp;#305;lan sanat yap&amp;#305;lar&amp;#305; üç gurup alt&amp;#305;nda toplamak mümkündür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)&amp;#304;letim görevi yapan sanat yap&amp;#305;lar&amp;#305; &lt;br/&gt;b)Kontrol görevi yapan sanat yap&amp;#305;lar&amp;#305;&lt;br/&gt;c)Di&amp;#287;er sanat yap&amp;#305;lar&amp;#305;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-&amp;#304;letim Görevi Yapan Sanat Yap&amp;#305;lar&amp;#305;&lt;br/&gt;- Geçi&amp;#351; yap&amp;#305;lar&amp;#305; (Rakortmanlar)&lt;br/&gt;- Sifonlar&lt;br/&gt;- Dü&amp;#351;ü yap&amp;#305;lar&amp;#305;&lt;br/&gt;- Dü&amp;#351;ü havuzlar&amp;#305;&lt;br/&gt;- Akedükler &lt;br/&gt;- Tüneller&lt;br/&gt;- Galeriler&lt;br/&gt;- Çökelti havuzlar&amp;#305;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Geçi&amp;#351; yap&amp;#305;lar&amp;#305; (Rakortmanlar)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kanallarda enine kesit de&amp;#287;i&amp;#351;ince (örne&amp;#287;in dikdörtgen kanaldan trapez kanala veya trapez kanaldan dikdörtgen kanala ) de&amp;#287;i&amp;#351;ik iki kesiti birbirine ba&amp;#287;layan geçi&amp;#351; yap&amp;#305;lar&amp;#305; yap&amp;#305;larak enerji kay&amp;#305;plar&amp;#305; azalt&amp;#305;l&amp;#305;r. &lt;br/&gt;-Düz Rakortmanlar (Straight Transition)&lt;br/&gt;-K&amp;#305;r&amp;#305;k düzlem rakortman (Brocken back Transition)&lt;br/&gt;-Ak&amp;#305;m iplikçiklerine uygun rakortman (Streamlined Transition)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  Rakortman uzunlu&amp;#287;u  L=( ) e&amp;#351;itli&amp;#287;inden hesaplan&amp;#305;r. En çok kullan&amp;#305;lan tip olan k&amp;#305;r&amp;#305;k düzlemli Rakortmanlarda 150 &amp;#61537; 250 de&amp;#287;erleri aras&amp;#305;nda olur.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;b)Sifonlar &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir sulama kanal&amp;#305; tabii bir akarsu taraf&amp;#305;ndan kesildi&amp;#287;inde, akarsu kanal alt&amp;#305;ndan veya üstünden sel geçitleri ile kanala zarar vermeden geçirebilece&amp;#287;i gibi kanaldaki su dere yata&amp;#287;&amp;#305; alt&amp;#305;ndan bir boru ile kar&amp;#351;&amp;#305; sahile götürülebilir. Derin vadiler içindeki kuru derelerde köprü yap&amp;#305;m&amp;#305;na müsait olmayan yol veya demiryollar&amp;#305;nda kanal olarak dola&amp;#351;mas&amp;#305; ekonomik olmayan hallerde de sifonlar kullan&amp;#305;l&amp;#305;r. &lt;br/&gt;Hidrolik aç&amp;#305;dan sifon bas&amp;#305;nçl&amp;#305; olarak çal&amp;#305;&amp;#351;an bir borudur. Memba ile mansap aras&amp;#305;ndaki tesviye fark&amp;#305; kanal debisinin ayarlanmas&amp;#305; ile düzeltilebilir.&lt;br/&gt;Sifonlar genel olarak dört önemli k&amp;#305;s&amp;#305;mdan olu&amp;#351;ur.&lt;br/&gt;-Giri&amp;#351; yap&amp;#305;s&amp;#305;&lt;br/&gt;-As&amp;#305;l sifon k&amp;#305;sm&amp;#305;&lt;br/&gt;-Ç&amp;#305;k&amp;#305;&amp;#351; yap&amp;#305;s&amp;#305;&lt;br/&gt;-Bo&amp;#351;altma ve kontrol yap&amp;#305;lar&amp;#305;d&amp;#305;r.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giri&amp;#351; yap&amp;#305;s&amp;#305;nda genellikle ba&amp;#351;lang&amp;#305;ç k&amp;#305;sm&amp;#305;na bir &amp;#305;zgara tertip edilir.Kanal kesitinden boruya geçi&amp;#351;te  bir rakortman yap&amp;#305;l&amp;#305;r. Burada rakortman trapez kesitinden daireye düzgün bir geçi&amp;#351;i sa&amp;#287;lar.&lt;br/&gt;Ç&amp;#305;k&amp;#305;&amp;#351; yap&amp;#305;lar&amp;#305; sifondan kanal kesitine düzgün bir geçi&amp;#351;i sa&amp;#287;lar. Bo&amp;#351;altma kontrol k&amp;#305;sm&amp;#305; ise sifon boyunca konan temizlik ve tahliye bacalar&amp;#305;d&amp;#305;r. Tahliye bacas&amp;#305;ndan girilmek suretiyle su bo&amp;#351;altma donat&amp;#305;m&amp;#305; veya cazibe ile su bo&amp;#351;alt&amp;#305;l&amp;#305;r.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;c)Dü&amp;#351;ü yap&amp;#305;lar&amp;#305;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dü&amp;#351;ü yap&amp;#305;lar&amp;#305; suyu yüksek kotlardan, daha dü&amp;#351;ük bir kota enerjisini k&amp;#305;rarak emniyetli olarak indiren yap&amp;#305;lard&amp;#305;r. Topo&amp;#287;rafyan&amp;#305;n gerektirdi&amp;#287;i yerlerde tertip edilir. Genellikle yedek kanallarda veya yedek drenaj kanallar&amp;#305;nda kullan&amp;#305;l&amp;#305;rlar. Bu kanallar tesviye e&amp;#287;rilerine dik olarak geçirildi&amp;#287;i için arazi e&amp;#287;imlerinin büyük oldu&amp;#287;u yerlerde çe&amp;#351;itli dü&amp;#351;ü tipleri tertiplenir. Farkl&amp;#305; seviyede iki kanal aras&amp;#305;nda kullan&amp;#305;lmaktad&amp;#305;rlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Dik dü&amp;#351;ü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-E&amp;#287;ik düzlemli dü&amp;#351;ü (&amp;#350;üt)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Borulu dü&amp;#351;ü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Kaskat &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hangi tip dü&amp;#351;ü yap&amp;#305;s&amp;#305;na karar verilece&amp;#287;i hakk&amp;#305;nda ekonomik nedenler rol oynamakla birlikte proje tatbikat&amp;#305;nda dik dü&amp;#351;üler 2.5 m yüksekli&amp;#287;e kadar uygulanmaktad&amp;#305;r. Kaskat uygulamas&amp;#305; ise genellikle ekonomik aç&amp;#305;dan uygun olmamaktad&amp;#305;r. Froude say&amp;#305;s&amp;#305;n&amp;#305;n 15 i a&amp;#351;mamas&amp;#305; halinda ise 10 m den büyük olan dü&amp;#351;üler de tek bir e&amp;#287;ik düzlemli dü&amp;#351;ü yerine seri halde düzenlenen e&amp;#287;ik düzlemli dü&amp;#351;üler tertip etmek uygun olacakt&amp;#305;r. &lt;br/&gt;Genel olarak bir dü</description></item><item><title>BELEDİE KANUNU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?beledie-kanunu-450663.html</link><description>BELEDİYE KANUNU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kanun No. 5272&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kabul Tarihi : 7.12.2004&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BİRİNCİ KISIM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genel Hükümler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amaç, Kapsam ve Tanımlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amaç&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MADDE 1. - Bu Kanunun amacı, belediyenin kuruluşunu, organlarını, yönetimini, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kapsam&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MADDE 2. - Bu Kanun belediyeleri kapsar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tanımlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MADDE 3. - Bu Kanunun uygulanmasında;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a) Belediye : Belde sakinlerinin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişisini,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b) Belediyenin organları : Belediye meclisini, belediye encümenini ve belediye başkanını,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;c) Belde : Belediyesi bulunan yerleşim yerini,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;d) Mahalle : Belediye sınırları içerisinde yer alan, ortak ihtiyaç ve öncelikleri benzer özellikler gösteren ve sakinleri arasında komşuluk ilişkisi bulunan insanların yaşadığı idari birimi,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İfade eder.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İKİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Belediyenin Kuruluşu ve Sınırları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kuruluş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MADDE 4. - Nüfusu 5.000 ve üzerinde olan yerleşim birimlerinde belediye kurulabilir. İl ve ilçe merkezlerinde belediye kurulması zorunludur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İçme ve kullanma suyu havzaları ile sit ve diğer koruma alanlarında ve meskun sahası kurulu bir belediyenin sınırlarına 5.000 metreden daha yakın olan yerleşim yerlerinde belediye kurulamaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Köylerin veya muhtelif köy kısımlarının birleşerek belediye kurabilmeleri için, meskun sahalarının, merkez kabul edilecek yerleşim yerinin meskun sahasına azami 5.000 metre mesafede bulunması ve nüfusları toplamının  5.000 ve üzerinde olması gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir veya birden fazla köyün köy ihtiyar meclisinin kararı veya seçmenlerinin en az yarısından bir fazlasının mahallin en büyük mülki idare amirine yazılı başvurusu ya da valinin kendiliğinden buna gerek görmesi durumunda, valinin bildirimi üzerine, mahalli seçim kurulları, onbeş gün içinde köyde veya köy kısımlarında kayıtlı seçmenlerin oylarını alır ve sonucu bir tutanakla valiliğe bildirir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşlem dosyası valinin görüşüyle birlikte İçişleri Bakanlığına gönderilir. Danıştayın görüşü alınarak müşterek kararname ile o yerde belediye kurulur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeni iskan nedeniyle oluşturulan ve nüfusu 5.000 ve üzerinde olan herhangi bir yerleşim yerinde, İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine müşterek kararnameyle belediye kurulabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sınırların tespiti&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MADDE 5. - Yeni kurulan bir belediyenin sınırları, kuruluşu izleyen altı ay içinde aşağıdaki şekilde tespit edilir:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a) Eskiden beri beldeye ait sayılan tarla, bağ, bahçe, çayır, mera, otlak, yaylak, zeytinlik, palamutluk, fundalık gibi yerler ile kumsal ve plajlar belediye sınırı içine alınır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b) Belediye sınırlarını dere, tepe, yol gibi belirli ve sabit noktalardan geçirmek esastır. Bunun mümkün olmaması durumunda, sınır düz olarak çizilir ve işaretlerle belirtilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;c) Belediyenin sınırları içinde kalan ve eskiden beri komşu belde veya köy halkı tarafından yararlanılan yayla, çayır, mera, koru, kaynak ve mesirelik gibi yerlerden geleneksel yararlanma hakları devam eder. Bu haklar için sınır kağıdına şerh konulur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;d) Çizilen sınırların geçtiği yerlerin bilinen adları sınır kağıdına yazılır. Ayrıca yetkili fen elemanı tarafından düzenlenen kroki sınır tespit tutanağına eklenir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sınırların kesinleşmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MADDE 6. - Belediye sınırları, belediye meclisinin kararı ve kaymakamın görüşü üzerine valinin onayı ile kesinleşir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kesinleşen sınırlar, valilikçe yerinde uygulanmak suretiyle taraflara gösterilir ve durum bir tutanakla belirlenir. Kesinleşen sınır kararları ile dayanağı olan belgelerin birer örneği; belediyesine, mahalli tapu dairesine, il özel idaresine ve o yerin mülki idare amirine gönderilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kesinleşen sınırlar zorunlu nedenler olmadıkça beş yıl süre ile değiştirilemez.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sınır uyuşmazlıklarının çözümü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MADDE 7. - Bir il dahilindeki beldeler veya köyler arasında sınır uyuşmazlığı çıkması halinde ilgili belediye meclisi ve köy ihtiyar meclisi ile kaymakamın görüşleri otuz gün süre verilerek istenir. Vali, bu görüşleri değerlendirerek sınır uyuşmazlığını karara bağlar. Büyükşehir belediyesi sınırları içinde kalan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin sınır değişikliklerinde büyükşehir belediye meclisinin de görüşü alınır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İl ve ilçe sınırlarının değiştirilmesini gerektirecek sınır uyuşmazlıklarında 10.6.1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu hükümleri uygulanır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Birleşme ve katılmalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MADDE 8. - Bir belde veya köy</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - SULAMA ŞEBEKELERİNDE SANAT YAPILARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-sulama-sebekelerinde-sanat-yapilari-400049.html</link><description>sulama şebekelerinde sanat yapıları</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - ABD&quot;DEKİ MÜHENDİSLER HAKKINDAKİ KANAAT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-abd-deki-muhendisler-hakkindaki-kanaat-400057.html</link><description>abd&quot;deki mühendisler hakkındaki kanaat</description></item><item><title>ANAKENT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?anakent-363882.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. ANAKENTLEŞME (METROPOLİTANLEŞME)1&lt;br/&gt;II. ANAKENT YÖNETİM MODELLERİ2&lt;br/&gt;A) GEÇİŞLİ, KÜÇÜK ÖLÇEKLİ, DAR AMAÇLI ÇÖZÜMLER2&lt;br/&gt;1) Hizmet anlaşmaları2&lt;br/&gt;2) Hizmet Birlikleri3&lt;br/&gt;3) Özel amaçlı Örgütler3&lt;br/&gt;B) UZUN SÜRELİ ANAKENT YÖNETİM MODELLERİ4&lt;br/&gt;1) Birleştirmeler4&lt;br/&gt;2) Yerel Federasyonlar4&lt;br/&gt;3) Model Seçimi5&lt;br/&gt;III. METROPOLİTAN ALANIN GELİŞMESİNİ ETKİLEYEN ÖNEMLİ ETKENLER5&lt;br/&gt;1) Coğrafi Etkenler6&lt;br/&gt;2) Demografik Etkenler6&lt;br/&gt;3) Kentlerdeki Kamu Hizmetleri7&lt;br/&gt;a) Konutlarla İlgili Hizmetler7&lt;br/&gt;b) Ulaşım Hizmetleri8&lt;br/&gt;c) Sağlığı Koruma Hizmetleri8&lt;br/&gt;d) Çeşitli Hizmetler9&lt;br/&gt;IV. TÜRKİYE&quot;DE ANAKET YÖNETİMİ10&lt;br/&gt;KAYNAKÇA12&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;I. ANAKENTLEŞME (METROPOLİTANLEŞME)&lt;br/&gt;&quot;Metrepolitan alan&quot; yalnızca barındırdıkları nüfusun yoğunluğu dolayısıyla değil, aynı zamanda kamu ve özel sektör iş kollarının buralarda faaliyet göstermesi, eğitim ve sanat yönünden birer merkez olmaları nedeniyle de çağdaş dünyanın birer simgesi haline gelmişlerdir.&lt;br/&gt;Kentlerin alışılmamış ölçülerde büyümesi sonunda kent ile köy arasındaki ayırım mesafeler yönünden kaybolmaya yüz tutunca, mahalli idarelere ilişkin sorunları daha büyük coğrafi üniteler içinde ele almak zorunlu hale gelmiştir.&lt;br/&gt;Tanım: geniş bir city (ABD&quot;de beledi kuruluşların yüksek derecesini oluşturan yoğun nüfuslu yerleşme merkezi) ve onu çevreleyen çok sayıda uydu kentsel topluluklar. İdari yönden ayrı olmakla birlikte doğal ve ekonomik bir ayniyet gösterirler.&lt;br/&gt; Bir başka tanıma göre de, bir merkezin ve/veya kentsel bölgenin etrafında kutuplaşmış ve devamlı genişleme halindeki toplulukların geniş bir alanda toplanmalarıdır. Bu toplanma fiziki ya da coğrafi anlamda değil; idari anlamdadır. Bir başka söyleyişle, metropolitan alanda bir çekirdek kent vardır. Bu çekirdek kent adeta bir cazibe merkezidir. Bunun etrafında yine bir çok irili - ufaklı kentler vardır. Bu sonuncuların varlığı ve yaşamı aslında cezibe merkezi olan çekirdek kentten kaynaklanmaktadır. Uydu kentler diyebileceğimiz diğerleri ile bir arada ele alınır ve bunların tümü için ayrı bir yönetim tarzı benimsenirse karşımıza &quot;metropolitan alan&quot; kavramı ve idaresi çıkar.&lt;br/&gt;Belli büyüklükleri aşmış, örneğin nüfusu 1 milyonu aşmış kentlere metropalitan kent, kısaca anakent adı verilmektedir. Eğer bir anakentin nüfuu 1 milyona yaklaşmış, özekteki bu kente, yönekent uzaklığı içindeki yerleşmelerin kentleşme hızı, özeğin kentleşme hızına yaklaşmış ve onu geçmiş ise, özekteki kent ile çevresindeki yerleşmelerin oluşturduğu bütüne metropolitan bölge adı verilmektedir. Bu kentsel bütünlerin gelişmesinin, kentleşmenin başlıca özelliği olmasına da &quot;metropolitanleşme&quot; (anakentleşme) hareketi adı verilmektedir.&lt;br/&gt;Gelişmiş ülkelerde metropolitanleşme varlıklı sınıfların kent özeğinin gürültüsünden pisliğinden, yeni ve temiz semtlere kaçma isteklerinden doğmaktadır. (Kaynak: Halil Nadaroğlu, Mahalli İdareler, 1994, s. 111 - eyüp G. İşbir, Kentleşme Metropolitan Alan ve Yönetimi, 1982, s. 70-75 - Ruşen Keleş, Kentleşme Palitikası, 1997, s. 43-46).&lt;br/&gt;II. ANAKENT YÖNETİM MODELLERİ&lt;br/&gt;Anakentlerde kentleşme, planlama ve imar hizmetleriyle öteki kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir biçimde görülebilmesi amacıyla, yeryüzünde denenmiş türlü modeller birkaç kümede toplanabilir. Birinciler, geçici ve küçük ölçekli çözümler olarak, ikinciler ise uzun süreli modeller diye adlandırılabilir. Geçici ve kısa süreli çözümler;&lt;br/&gt;a)Yönetimlerarası hizmet oluşmaları&lt;br/&gt;b)Hizmet birlikleri&lt;br/&gt;c)Özel amaçlı anakent örgütleri&lt;br/&gt;Uzun süreli çözümlere örnek olarak;&lt;br/&gt;a)Birleşmeler ve &lt;br/&gt;b)Yerel federasyonlar gösterilebilir.&lt;br/&gt;A) GEÇİŞLİ, KÜÇÜK ÖLÇEKLİ, DAR AMAÇLI ÇÖZÜMLER&lt;br/&gt;1) Hizmet anlaşmaları&lt;br/&gt;Burada yerel birimler ya kendi aralarında ya da kamusal ya da özel kuruluşlarla hizmet alım satımı için anlaşmalar yaparlar. Hizmetleri satınalmak için anlaşmalar yapmak kimi yerel yönetimlere daha ucuz, kolay ve etkin gelebilir. ABD&quot;nin birçok eyaletinde yaygın olarak uygulanan bir yöntemdir.&lt;br/&gt;Hizmet anlaşmaları yoluyla kimi hizmetleri satınalma yolunun, savurganlığı önleme, özel amaçlı örgütler oluşturma gereğini ortadan kaldırma gibi üstünlükleri yanında, yerel birimlerin varlıklarını ortadan kaldırmama gibi olumlu sonuçları da vardır. Çünkü bu anlaşmalar özel hukuktaki istenç özgürlüğü ilkesine uygun olarak yapılır. Bununla birlikte anakenti oluşturan yerel birimler arasındaki çıkar çatışmaları, bütün anakent için bağlayıcı anlaşmalar yapmanın olanaklı olmayışı, anlaşmaları</description></item><item><title>DARÜŞŞAFAKA LİSESİ KAMPUSU-MASLAK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?darussafaka-lisesi-kampusumaslak-395372.html</link><description>SONUÇ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fen liselerinin eğitim programlarının ağırlığı,burada okuyan çocukların küçük yaştan itibaren evlerinden uzak olmaları, onların ruhsal gelişimlerini olumsuz etkilemektedir. Yapılan araştırmalarda görülmüştür ki bu öğrencilerin %30 a yakınının psikolojileri bozulmuştur. Bu noktada mekanın önemi ortaya çıkmaktadır. Mimari biçimlenişe etki eden veriler göz önüne alındıktan sonra tasarımcının buradaki mekanları değil YAŞANTIYI tasarlamalı ve sonuçta da mekana ulaşmalıdır.Öğrencilerin en az 3 yıl burada kalacakları düşünülecek olursa buradaki yaşantının tasarlanmasının ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar.Öğrencilerden yola çıkarak ÇOKLUK fikriyle araziyi kullanan,insani boyutlara duyarlı,akan,programın parçalanarak öğrencilere sahiplik duygusu kazandıracak,birbiri içine akan mekanlarla sürekliliğin sağlanması kullanıcıların ruhsal ve bedensel oluşumlarına ve mutluluklarına olumlu katkıda bulunacağını inanıyorum.&lt;br/&gt;Ülkemizin ileride her alanda kalkınmasını sağlayacak olan bu öğrencilere verilen değer neredeyse tüm vakitlerini geçirdikleri okul ortamlarında kendilerine gösterilmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SONUÇ&lt;br/&gt;Fen liselerinin eğitim programlarının ağırlığı,burada okuyan çocukların küçük yaştan itibaren evlerinden uzak olmaları, onların ruhsal gelişimlerini olumsuz etkilemektedir. Yapılan araştırmalarda görülmüştür ki bu öğrencilerin %30 a yakınının psikolojileri bozulmuştur. Bu noktada mekanın önemi ortaya çıkmaktadır. Mimari biçimlenişe etki eden veriler göz önüne alındıktan sonra tasarımcının buradaki mekanları değil YAŞANTIYI tasarlamalı ve sonuçta da mekana ulaşmalıdır.Öğrencilerin en az 3 yıl burada kalacakları düşünülecek olursa buradaki yaşantının tasarlanmasının ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar.Öğrencilerden yola çıkarak ÇOKLUK fikriyle araziyi kullanan,insani boyutlara duyarlı,akan,programın parçalanarak öğrencilere sahiplik duygusu kazandıracak,birbiri içine akan mekanlarla sürekliliğin sağlanması kullanıcıların ruhsal ve bedensel oluşumlarına ve mutluluklarına oluml</description></item><item><title>KENTLEŞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentlesme-382782.html</link><description>KENTLEŞME &lt;br/&gt;     Ülkemiz 779452 km² yüzölçümü ile dünya ülkeleri arasında toprak genişliği açısından 36. sıradadır. Toplam alanının 29777 km²sini göller, baraj gölleri gibi iç sular kaplar Avrupa ülkeleri arasında Fransa ve İspanyanın 544000 km² ve 504800 km² yüzölçümü olduğu düşünülürse büyüklüğü daha iyi canlandırılabilir. Ancak ülkemizin genişliği gerçek arazi kullanımı açısından incelenirse durum biraz daha değişir. Toplam alanın % 35-40 arası ekonomik olmayan sarp dağlar ve kaynaklardan oluşmaktadır. Yer altı kaynakları bakımından krom, bor ve linyit dışında önemli maden yatakları da yoktur. Ormanla kaplı alan %30 olup, ormanların üçte ikisi maki, fundalık, çalılık gibi vasıfsızdır. Arazinin % 30-35 kadarı tarıma uygundur, çoğu tarım alanı da erozyon etkisi altındadır. Anadolu yarımadası ortalama 900-1100 m deniz seviyesinden yüksekliği ve büyük bir kısmının da koruyucu orman ve bitki örtüsünden yoksun oluşu nedeniyle su ve rüzgar erozyonla her yıl Kıbrıs adasını 10 cm kalınlığında kaplayacak büyüklükte verimli tarım toprağının kaybı yanında nehirler üzerindeki barajların ekonomik kullanım ömrünü de kısaltmaktadır. Ülkemizdeki yağış rejimlerinin düzensizliği ve bulunduğumuz iklim kuşağında uzun süren kurak yaz ayları etkisiyle yangına çok hassas olan ormanlarımız da sık sık yanmakta, yeni orman yetiştirme çabaları bu kayıpların gerisinde kalmaktadır.&lt;br/&gt;Toplam, 22790000 ha tarım alanlarının en çok 10 milyon ha sulanabilir nitelikte olup, halen 5 milyon ha (1995) sulanabilmektedir. Karasal ve uzun süreli kurak iklimlerde susuz tarım verimsiz olmaktadır. 5850000 ha alan ise nadasa bırakılmakta. Sulanabilir verimli tarım alanlarımız, daha çok Çukurova, Antalya, Menderes, Gediz kıyısı ve nehir deltalarında bulunmaktadır. Geniş düzlüklerin bulunduğu tarihi Mezopotamya ovası ise ancak GAPın tamamlanmasıyla, sulamada da çoraklaşma ve tuzlanma tehlikesi mevcuttur. &lt;br/&gt;Verimli Tarım Arazileri Büyük Tehdit Altında &lt;br/&gt;Çok geniş gördüğümüz tarım alanlarımız, hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme ve sanayileşme baskısı ile büyük tehdit altında bulunmaktadır. Eski kentler; verimsiz, kayalık, dağlık arazilerde nehir ve deniz kenarlarındaki sarp yerler ve vadilerde yer alırken, günümüzde adeta bütün kentler, engebeli araziden düz verimli tarım arazilerine doğru genişlemektedir. Özellikle ülkemizde kentleşme ve sanayileşme uğruna verimli tarım arazileri büyük tehdit altına girmiştir.&lt;br/&gt;Halen şehirler toplam ülke alanının % 1inden azını kaplarsa da, özellikle çok verimli arazilerin konut ve sanayi amaçlı plansız kullanımı gelecek için büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Ayrıca coğrafi arazilerde 1927 yılında 13 milyon nüfus yaşarken bugün nüfusumuz 65 milyon olmuştur.&lt;br/&gt;1950 yılında nüfusumuzun sadece % 22si şehirlerde yaşamakta, yakın gelecekte % 80i şehirlerde yaşayacaktır. &lt;br/&gt; İskenderun-Mersin arası verimli tarım arazileri, Bornova başta olmak üzere İzmir civarı, Yeşil Bursa Ovası, Sakarya Ovası, Çorlu-Adapazarı arası, Yalova Gemlik başta olmak üzere hemen hemen tüm şehirlerimiz tarım alanlarını tehdit etmektedir. Bir dönüm seradan yılda 1 milyar TLlik tarımsal ürün veren Erdemli-Silifke civarındaki verimli alanların yerini hızla 2. Konutlar, yani yılda bir ay kullanılan yazlık konutlar almaktadır. Vakit çok geçmeden gerekli önlemler alınmalıdır. Aksi halde bu gidişle 50 yıl içinde tüm verimli alanlar konut ve fabrika olur ve pişmanlık dönüşü için de vakit geç olur.&lt;br/&gt;   Ne yapılmalıdır? Bozuk kentleşme nasıl önlenebilir? Niçin ve nasıl bu duruma gelindi &lt;br/&gt;      &quot;Şehir Kurma&quot; Bilinci &lt;br/&gt;Avrupa ve Amerikada 150-200 yıla yayılan sanayileşme ve kentleşmelerle göç, Türkiyede 50 yılda hem de çok hızlı bir nüfus artışı eşliğinde gerçekleştirilmeye çalışınca, daha doğrusu kendiliğinden bir sosyal patlama şeklinde olunca, buna da tarihsel ve kültürel özelliklerimiz eklenince çarpık kentleşme sorunu ortaya çıkmıştır. Aslında ders alacağımız bir model mevcuttu ve bu örneklerden ders alınabilirdi: Ankara Başkent olarak seçildikten sonra, Cumhuriyetin ilk yıllarında uzmanları &quot;Başkent Ankara&quot; imar planı hazırlatılmış ve uygulamaya konulmuştur. Ancak Ankara örneği bile sürekli gelişim göstermemiş, 1980 yılına gelindiğinde Ankaradaki nüfusun üçte ikisi gece kondu Ankarada yaşar olmuştur. Tarihsel gelişime göz atılacak olursa, Anadolu Selçuklu dönemi ile Lale Devri gibi sürele hariç, Türk Tarihinde daha çok göçebe yaşantısı egemen olmuş, Kervansaray ve cami-medrese dışında kalıcı konut yapımına yönelinmemiştir. Çadırdan konuta geçiş ise çok</description></item><item><title>BİLGİ SUNUMU VE HARİTA TASARIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bilgi-sunumu-ve-harita-tasarimi-383164.html</link><description>BİLGİ SUNUMU ve HARİTA TASARIMI&lt;br/&gt;CBSde veri tabanlarının oluşturulmasının ardından konumsal sorgulama ve analiz işlemleri tamamlanıp, son olarak, veri/bilgilerin sunulması (data output) aşaması gelir. Yapılan işlemler ve her türlü analiz sonrasında sonuçlar tablosal form veya diğer anlaşılabilir şekil ya da dijital formatlarda kullanıcıya aktarılmak üzere düzenlenir. Genel anlamda kabul gören en önemli çıktı ürünü haritadır. Sonuçta, kullanıcı ya da karar-verici harita üzerindeki bilgilere göre kendini yönlendirir. Dolayısıyla üretilecek haritalar, ihtiyaca cevap verecek nitelikte hazırlanmış olmalıdır. Öncelikle, haritada sunulacak coğrafik detaylar belirlenen bir koordinat sistemine dayandırılır. Referans olarak alınacak koordinat sistemleri kartezyen koordinat sisteminde olabileceği gibi coğrafik koordinat sistemi ya da herhangi bir projeksiyon sisteminde de olabilir. Bu durumda harita tasarımı referans alınan koordinat sistemindeki detayların şekil, uzunluk ve alan gibi ölçü değerlerini yansıtacak doğrulukta olmalıdır.&lt;br/&gt;CBSnin genel çıktı formu olan haritalar dışında, grafik-olmayan bilgilerin sunulması da büyük önem taşır. Genelde kartografik-olmayan çıktı olarak nitelendirilen bu tür bilgilerin gösterimi tablo ya da grafik (chart) şekillerle olur. Daha çok karakter bilgisi niteliğindeki bu tür çıktılar bilgisayar ekranlarında veya rapor halinde standart kağıt ortamlarında sunulur. CBSde konum analizleri neticesinde elde edilen tanımsal bilgiler daha çok istatistiksel yorumlar için üretilir CBS sonuç ürünlerinin sunulma şekillerinden biri de multimedya yöntemidir. Bu amaçla, fotoğraf görüntüleri, yazılar, grafikler, ses ve video görüntüleri birbirine link edilerek haritaların ya da konumsal analiz sonuçlarının çok daha etkin bir görsel yaklaşımla kullanıcıya sunulması sağlanır.&lt;br/&gt;Geleneksel konum bilgisi sunma şekli olan haritalar, coğrafik detay özelliklerini benzer sembollerle yansıtacak tematik harita, topografık veya diğer formlardaki haritalar şeklinde üretilirler. Bunların yanında özel amaçlı, örneğin yangın riski olan alanları veya orman yürüyüş yollarını gösteren haritaların üretilmesi de düşünülebilir. Birçok CBS yazılımı bu tür sonuç çıktılarının sunulmasına geniş anlamda format desteğine yönelik özel amaçlı modüller içermektedir. Dijital veya bilgisayar uyumlu çıktılar, genelde bir bilgisayar dosyası, optik disk veya diğer kayıt ortamlarında saklanabilecek, okunabilir, yazılabilir ve bilgisayar sistemleri arasında transfer edilebilir olmalıdır. Bilhassa Internet ortamında fiber-optik ve telefon hatları üzerinden verilerin aktarılabilmesi de gerekir. Dijital olarak sunulan veriler literatürde softcopy olarak ta adlandırılır.&lt;br/&gt;Dijital bilgiler yanında kullanılan diğer bilgi sunuş şekli de, analog ya da kağıt-uyumlu harita, grafik ve tablo şeklindeki hardcopy çıktı biçimleridir. Bu türden çıktıların sunulması için iki temel yaklaşım izlenir. Bunlar, geçici-olarak, elektronik ekranlarda yapılan sunumlar ile; kalıcı-olarak, kağıt veya plastik tabanlı malzemeler ile yapılan sunumlardır.&lt;br/&gt;Harita bileşenleri&lt;br/&gt;Son yıllarda, CBS yazılımcıları tarafından özellikle grafik sunuşların çok daha estetik olarak sunulmasına yönelik özel harita-araçları geliştirmektedir. Harita lejantı, başlık yazılan, koordinat işaretlemeleri, yön okları, ölçek ban, zengin renk seçimi, sembolleştirme, kolay yazı ekleme gibi özellikler bunlardan bazdandır. Haritaların, değişik renk ve kalınlıklarda çizgisel, dolu ve sürekli ya da gölgeli renklerle gösterilmesi de bu özellikler arasındadır. Sonuçta, kartografik anlamda, kullanıcı açısından sanatsal içerikli, kaliteli, doğru ve çekici bulunacak nitelikte harita üretimi amaçlanır. Harita üzerinde en azından olması gereken temel bilgiler vardır. Şekil 6. l de gösterilen bu bilgiler, harita bileşenleri olarak ta nitelendirilir. Bir haritanın kullanıcı açısından anlamlı olması bu bileşenlerin kaliteli sunum biçimlerine bağlıdır. Harita üzerinde detayların belirginleştirilmesi için, ortak anlamda kullanılan birçok çıktı format fonksiyonu olmasına karşın, genelde dikkate alınması gereken temel fonksiyonlar aşağıdaki gibidir.&lt;br/&gt;a)Harita kenar bilgileri (map annotations)&lt;br/&gt;b)Harita yazıları (text labels)&lt;br/&gt;c)Yazı şablonları ve çizgi stilleri (texture pattern and üne styles)&lt;br/&gt;d)Grafik semboller (graphic symbols)&lt;br/&gt;Harita kenar bilgileri&lt;br/&gt;Kenar veya diğer bir deyişle kitabe bilgileri harita üzerindeki genel bilgilerin açıklanmasına yardımcı olan bir anlamda harita kimlik bilgilerini teme</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - KÜRESELLEŞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-kuresellesme-400069.html</link><description>küreselleşme</description></item><item><title>GECEKONDU YIKIMLARI VE KONUT SORUNU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gecekondu-yikimlari-ve-konut-sorunu-456778.html</link><description>Gecekondu Yıkımları ve Konut Sorunu &quot;Eski bir kültüre sahip bir ülkenin manifaktür ve küçük üretimden büyük sanayiye, üstelik elverişli koşullarla çabuklaştırılmış böylesine hızla geçtiği bir dönem, aynı zamanda ileri düzeyde bir konut darlığı dönemidir. Bir yandan, kırsal işçi yığınlarını, birdenbire, sanayi merkezlere dönüşen büyük kentler çekmekte; öte yandan da, bu eski kentlerin yapı düzenlemeleri yeni büyük sanayi koşullarına ve buna tekabül eden trafiğe uymamakta; sokaklar genişletilmekte, yenileri açılmakta ve kentlerin ortasından demiryolları geçirilmektedir. Tam işçilerin yığınlar halinde kentlere aktığı sırada, işçi meskenleri büyük ölçüde yıktırılmaktadır. İşçiler ve küçük tüccarlar ve müşterileri işçiden oluşan zanaatçılar için aniden ortaya çıkan konut darlığı burdan gelmiştir.&quot; (abç) [1*] &quot;Bugünlerde basında öylesine büyük bir rol oynayan sözde konut darlığı, işçi sınıfının genellikle kötü, aşırı kalabalık ve sağlığa aykırı konutlarda yaşamalarını içermemektedir. Bu darlık günümüze özgü bir şey değildir; hatta, bu, daha önceki bütün ezilen sınıflar karşısında farklı bir yere sahip olan modern proletaryaya özgü bir sıkıntı da değildir. Tam tersine, bütün ezilen sınıflar bütün dönemlerde oldukça aynı biçimde bir sıkıntıyı çekmişlerdir. Bu konut darlığına son vermek için bir tek araç vardır: işçi sınıfının egemen sınıflarca sömürüsüne ve ezilmesine tümüyle son vermek. Bugün konut darlığı ile kastedilen, nüfusun ani bir şekilde kentlere akışı sonucu işçilerin kötü konut koşullarının kendine özgü bir şekilde yoğunlaşmasıdır; kiralardaki çok büyük artış, tek evlerdeki daha da büyük yoğunlaşma ve hatta bazıları için, yaşamak için bir yer bulma olanaksızlığı. Ve bu, konut darlığından bu kadar çok sözedilmesi, yalnızca işçi sınıfıyla sınırlı kalmayıp aynı zamanda küçük-burjuvaziyi de etkilediği içindir.&quot; [2*]Engelsin bundan yaklaşık yüz yıl önce yaptığı bu belirlemeler, aradan geçen tüm zamana karşın, hala geçerliliğini koruduğu şüphesizdir. Şöyle her bireyin kendi yaşadığı çevreye ve kendi yaşam koşullarına genel bir bakışı bile, bu belirlemelerin ne denli geçerli ve evrensel nitelikte olduğunu anlamayı sağlayacaktır. Bizim gibi, emperyalizme bağımlı ve emperyalist sömürü altında olan ülkelerde, Engelsin ortaya koyduğu gerçekler, çok daha çarpıcı niteliktedir. Bizim gibi geri-bıraktırılmış ülkelerde kapitalizm kendi iç dinamiği ile gelişmediğinden, yani dış dinamikle, emperyalizmin istek ve çıkarlarına uygun olarak yukarıdan aşağıya geliştirildiğinden, çarpık ve dengesizdir. Dolayısıyla, kırsal alanlardan göç ve buna bağlı olarak ortaya çıkan sosyal sorunlar (ki konut sorunu bunlardan birisidir), çok daha büyük ve çarpıktır. Bu çarpıklık, kırsal nüfusun olabildiğince azaltılması yönündeki ekonomi-politikayla birleşerek, daha da büyük çarpıklıklar oluşturması kaçınılmaz olmuştur. Genel olarak kırsal alandan göç eden nüfus, her durumda, sanayi merkezlerinde, yani kentlerde, iş</description></item><item><title>TOPLUM MERKEZLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?toplum-merkezleri-443059.html</link><description>TOPLUM MERKEZLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde tüm toplumlar çok hızlı bir değişme sürecinden geçmektedir. Sanayileşme, kentleşme ve modernleşme, ulaşım ve haberleşmenin yaygınlaşması, insanların ülke içinde birbirleriyle ve diğer ülke toplumlarıyla olan ilişkilerinin çok yoğun bir şekilde gelişmesine neden olmuştur. İnsanlarda daha iyi yaşama isteği artmış ve dünyadaki gelişmelere ayak uydurma çabaları yoğunlaşmıştır. Ülkemizde toplumu her yönden geliştirmek daha ileriye götürmek amacıyla, sosyal kültürel alanlarda büyük gayretler ve atılımlar içine girilmektedir. Ancak, tüm çabalara karşın değişim sürecine toplumların ayak uydurması güç olmakta, çeşitli sorunlarla karşılaşılmaktadır.&lt;br/&gt;- Ülkemizde, hızlı toplumsal değişme, kentleşme ve göçün yarattığı pek çok sorun yaşanmaktadır. Ortaya çıkan sorunlardan toplumun her kesimi etkilenmektedir. Örneğin; köyden kente yığınlar halinde göçler, köyleşen kentler, nüfus artışı, sağlıksız yerleşim merkezlerinin oluşması, artan işsizlik ve yoksulluğa karşın hizmetlerin yetersiz kalması, eğitimsizlik, kültürel çözülme, bulunduğu topluma uyumsuzluk, kuşaklar arası çatışma, aile bağlarının ve komşuluk ilişkilerinin zayıflaması, toplumsal değerlerde çözülme, suça yönelme ve zararlı alışkanlıklar edinme eğilimlerinin artması gibi bir çok sorunlar ortaya çıkmakta bu sorunlar o toplumdaki her kesimi etkilemektedir. Bu sorunlar bazı bölgelerde (Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri) ve büyük kentlerin gecekondu bölgelerinde daha yoğun yaşanmakta, bu nedenle bölgelerarası ve kent içi farklılıklar gözlenmektedir.&lt;br/&gt;- Bu sorunlar, bireylerin ve grupların kaderinden, eksikliğinden ya da yanlış davranışlarından kaynaklanmadığı gibi çözümü de bireylere ve gruplara bırakılamayacak kadar önemlidir ve sosyal devletin yükümlülüğü olarak görülmektedir. Sorunun çok yönlü olması bireylerin ve grupların bu sorunların üstesinden yalnız başlarına gelmelerini engellemektedir. Bu nedenle, yardımcı olacak meslek elemanlarına ve kuruluşlara gereksinim vardır. Eğer bu türlü temel sorunlar zamanında müdahale edilip çözümü yönünde çalışılmazsa çok daha önemli boyutlara ulaşması kaçınılmazdır.&lt;br/&gt;- Kentlerimizde nüfusun hızlı artmakta oluşu ihtiyaç içerisindeki gruplara yeterli çeşitlilik, hız ve etkinlikte hizmet götürülmesini güçleştirmekte hızlı kentleşme ve toplumsal değişmenin yarattığı ağır sorunlarla karşı karşıya kalan yoksul hanelerin oluşturduğu gecekondu ailesi çevrelerinde yeterli destek ve rehberlik hizmetleri bulamamaktadır.&lt;br/&gt;- Oysa daha sağlıklı, daha çağdaş kentler yaratabilmenin ön koşulu; gecekondulusu ve kent merkezlisi ile yaşadığı yöreleri benimseyen, seven sorunlarını hisseden, çözüm yolları öneren ve arayan katılımcı kentlilerin sayısını arttırmaktadır. &lt;br/&gt;- Bunu gerçekleştirmek için teknolojik ve ekonomik alanlardaki değişmeler önemli bir temel oluşturmakla birlikte günümüzde kalkınmaya, değişmeye halkın her bakımdan hazır duruma getirilmesi ve bu sürece katılımının sağlanması önem kazanmaktadır. Bu düşünce kalkınmanın maddi unsurlarının yanı sıra bir anlayış değişikliğini gerekli kılmaktadır. Toplumun sosyal fonksiyonları göz önüne alınmaksızın tek başına ekonomik kalkınma faaliyetine yönelmek yeterli olmamaktadır. Bu nedenle, bireylerin değişime; anlayış, tutum ve davranış olarak hazırlanması ve uyumlarının sağlanması zorunludur.&lt;br/&gt;- Bu gerekçeden yola çıkarak, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü çağdaş sosyal hizmet politikaları bağlamında Kurum odaklı hizmetlerinin yanı sıra, aileye ve kadına yönelik koruyucu-önleyici, eğitici-geliştirici, tedavi ve rehabilite edici hizmetleri yerine getirmek üzere 1992 yılında Toplum Merkezi Projesi&quot;ni hazırlayarak 1993 yılında toplum merkezi hizmetlerini başlatmıştır.&lt;br/&gt;YASAL DAYANAK&lt;br/&gt;- 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu&quot;nun 3.Maddesi gereğince düzenlenen &quot;Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu&quot;na Bağlı Toplum Merkezleri Yönetmeliği&quot; 11.07.2000 tarih ve 24106 sayılı Resmi Gazete&quot;de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.&lt;br/&gt;TANIM&lt;br/&gt;- &quot;Toplum Merkezleri&quot; hız</description></item><item><title>AIR QUALITY MODELING AND DECISION MAKING STUDIES FOR İZMİR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?air-quality-modeling-and-decision-making-studies-for-izmir-442259.html</link><description>AIR QUALITY MODELING AND DECISION MAKING STUDIES FOR İZMİR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;CONTENTS&lt;br/&gt;Page&lt;br/&gt;Contents ................................................................................................................ IX&lt;br/&gt;List of Tables ....................................................................................................... XII&lt;br/&gt;List of Figures .................................................................................................... XIV&lt;br/&gt;Chapter One&lt;br/&gt;INTRODUCTION&lt;br/&gt;1.1 Introduction........................................................................................................1&lt;br/&gt;1.2 Aim of Study......................................................................................................4&lt;br/&gt;1.3 Scope of Study ...................................................................................................5&lt;br/&gt;1.4 Thesis Outline ....................................................................................................6&lt;br/&gt;Chapter Two&lt;br/&gt;AIR QUALITY MANAGEMENT AND&lt;br/&gt;DECISION MAKING&lt;br/&gt;2.1 Air Quality Management Plans..........................................................................7&lt;br/&gt;2.2 Decision Support Systems ...............................................................................12&lt;br/&gt;2.3 Air Quality Management in Turkey.................................................................15&lt;br/&gt;X&lt;br/&gt;Chapter Three&lt;br/&gt;LITERATURE REVIEW&lt;br/&gt;3.1 Air Quality Management Studies.....................................................................18&lt;br/&gt;3.1.1 AMIS........................................................................................................18&lt;br/&gt;3.1.2 URBIS......................................................................................................22&lt;br/&gt;3.1.3 URBAIR...................................................................................................24&lt;br/&gt;3.1.4 IPIECA-UAQM .......................................................................................25&lt;br/&gt;3.1.5 Others .......................................................................................................27&lt;br/&gt;3.2 Example Decision Support Systems ................................................................28&lt;br/&gt;Chapter Four&lt;br/&gt;MATERIALS AND METHODS&lt;br/&gt;4.1 Air Quality Modeling.......................................................................................32&lt;br/&gt;4.1.1 Model Theory and Used Models..............................................................32&lt;br/&gt;4.1.2 Data Requirement ....................................................................................39&lt;br/&gt;4.1.3 Model Evaluations ...................................................................................42&lt;br/&gt;4.1.4 Model Scenarios.......................................................................................43&lt;br/&gt;4.2 Emission Estimates ..........................................................................................44&lt;br/&gt;4.3 Visualization ....................................................................................................48&lt;br/&gt;Chapter Five&lt;br/&gt;METEOROLOGICAL AND AMBIENT AIR&lt;br/&gt;QUALITY EVALUATIONS&lt;br/&gt;5.1 Meteorology .....................................................................................................49&lt;br/&gt;5.2 Ambient Air Quality ........................................................................................62&lt;br/&gt;XI&lt;br/&gt;Chapter Six&lt;br/&gt;RESULTS OF EMISSION INVENTORY&lt;br/&gt;6.1 Industrial Emissions.........................................................................................66&lt;br/&gt;6.2 Emissions from Domestic Heating ..................................................................85&lt;br/&gt;6.3 Traffic Emissions .............................................................................................96&lt;br/&gt;6.4 Total Emissions................................................................................................96&lt;br/&gt;Chapter Seven&lt;br/&gt;MODEL RESULTS AND DISCUSSION&lt;br/&gt;7.1 Air Quality Predictions ....................................................................................99&lt;br/&gt;7.2 Evaluation of Predicted Concentrations....................................</description></item><item><title>KENTLER VE GATS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentler-ve-gats-366769.html</link><description>KENTLER, KAMUSAL ALAN VE GATS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     İkinci  Dünya Savaşı  sonrasında kurulan Dünya ekonomik sistemi Dünya Bankası,IMF ile birlikte GATT&quot; tan (Gümrük tarifeleri Genel Anlaşması) ile birlikte Uluslararası Ticaret Örgütü kurulması için çabalar başlamış fakat bu çalışmaların sonuçlanması  mevcut dünya konjonktüründe mümkün olmamıştır. GATT görüşmeleri kapsamında Eylül 1986&quot;da  Uruguay&quot;da başlayan, 15 Aralık 1993&quot;te tamamlanan görüşmeler ve 15 Nisan 1995&quot;te Marakeş&quot;te imzalanan anlaşma sonucu Dünya Ticaret Örgütü kurulması  kararlaştırılmıştır.Bu anlaşma 1 Ocak 1995&quot;ten itibaren yürürlüğe girmek üzere hazırlanmış ve TBMM&quot;de 26 Mart 1995&quot;te onaylanması sonucu da iç hukuka dahil olmuştur.DTÖ&quot; ü  29 anlaşma ve bunlara bağlı anlaşmalardan oluşan dünya ticaretini düzenleme amacındaki bir dizi anlaşmadan oluşur.DTÖ kuruluş anlaşmasına dahil olan 29 ana anlaşmadan biri de GATS (General Agreement on Trade And Services=Hizmet  Ticareti Genel Anlaşması) &quot;tır.&lt;br/&gt;     GATS ,DTÖ kuruluş anlaşmaları içerisinde hizmet alanlarını ticaretin konusu olarak tanımlaması ve bu alanların bütününü deregülasyona (yeniden düzenleme) tabi tutularak liberalize  edilerek piyasaya açılmasını öngörmesiyle ayrılır.Öncelikli hedefiyse ülkelerin mevcut durumunu tespit ve bu durumdan liberalizasyon açısından geri dönüşün engellenmesidir.&lt;br/&gt;     Bu çalışma genel olarak GATS&quot; ın  ve bağlı anlaşmaların kapsama alanlarını incelemeye çalışmakla birlikte, özel olarak GATS&quot;ın kent hayatına ve kent planlamaya etkilerini incelemeyi hedefliyor.&lt;br/&gt;     Böyle bir inceleme çabasının içerisinde bu çalışmanın sahibi tarafsızlığa inanmaz.Tarafsızlık iddiasında da değildir.Yalnız taraflılığının bir körleşmeye,eleştirel-analitik düşünme  çabasının kaybına neden olmamasına uğraşır.Kaderini ve hakikatini bu ülkenin insanlarıyla özellikle yoksullarıyla bir görür.Onların kaderinden ayrı bir kader peşinde değildir. Bilinen anlamda kaderle arası da hiç iyi değildir zatenâ€¦..!&lt;br/&gt;     Bu toprakların yoksullarıyla birlikte sorular sorup yanıt arayabilmeyi ve uygulamayı önemser.Hayatla alaka kurmaya uğraşmayan bilgiden pek hazzetmez.Tuttuğu tarafın genelinin aksine tamamlanmış, hatta başlangıcı yapılmış, yanıtları olduğuna inanmaz.Birlikte soru sorup birlikte yanıtlar bulmayı önemser.İcat edilen &quot;söz-eylem&quot; ne kadar &quot;özgürlükçü&quot; olursa olsun bunu inşa eden süreç &quot;özgürlükçü&quot; değilse bu durumun hiç de &quot;özgürlükçü&quot; sonuçlara yol açmayacağına  da inanır.&lt;br/&gt;     Bilginin sermayeye dönüşmesinden de, apolet gibi omuzlarda taşınmasından da hoşlanmaz.Bilinen gerekçelerle yaşadığı günlerin tarihsel bir dönüşümün eşiği olduğunu düşünür.Fakat bu dönüşümü (geleceğini mesleğini etkileyecek durumları önemseyerek) yalnızca kendisinin ya da mesleğinin nasıl etkileneceğini hesaplayarak tartışmayı halkına karşı ,en hafifinden, aymazlık sayar.Bu söz konusu meslek alanlarının GATS&quot;tan nasıl etkileneceğini önemsemediği anlamına gelmez.&lt;br/&gt;     GATS&quot;ta hizmet ticaretinin konusu olarak tanımlanan dolayısıyla ticarete ve kar hırsına konu olan alanların çoğunun insanların yaşaması için temel gereksinme alanları olduğunu, dolayısıyla böyle bir duruma konu edilmesinin söz konusu bile olamayacağını  düşünür.Beslenme,içme suyu, kent içi ulaşım, sağlık,barınma,eğitim â€¦..gibi alanların kar hırsına konu olmasının dünyayı pek de yaşanılır bir yer kılmayacağının farkındadır.Dolayısıyla bu anlamda bir &quot;meczupluğu&quot; kabul eder.&lt;br/&gt;     Böyle bir densizliğe dur demenin yolunu ararken &quot;post-modern&quot; zamanların piyasanın insafına terk ettiği &quot;kamusal alanı&quot;,devletin ve de piyasanın dışında hakikaten &quot;kamusal&quot; tarifleyecek pratiklere ve arayışlara önem verir.Israrla insanların yaşaması için gereksindiği zorunlu ihtiyaç maddelerinin kar hırsının konusu olmasından gıcık alır.Aklından,düşünden ve adımlarından 11. Tez&quot;i   (hakikaten öyle amaâ€¦) eksik etmemeye uğraşır.&lt;br/&gt;     Ayrıca bu giriş bölümünün pek de akademiye uygun bir dille yazılmadığının da farkındadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GATS (HİZMET TİCARETİ GENEL ANLAŞMASI)&lt;br/&gt;     İkinci Dünya Savaşı sonrası  imzalanan GATT&quot; ın, kurulması hedeflenen sistemin IMF ve Dünya Bankası ile birlikte üçüncü ayağını oluşturduğunu söylemiştik. Yine GATT iğle birlikte öngörülen kurumlardan biri de Uluslararası Ticaret Örgütü&quot; dür. Daha önceki iki dünya savaşını ticaret anlaşmazlıklarından çıkaran kapitalizm böylece yenisine karşı baştan önlemini almaya dönük bir nevi çabaya girişmiş oluyordu.Yine GATT çerçevesinde belli aralıklarla çok sayıda müzakere turu düzenlenmiştir.Fakat kurulması planlanan Uluslararası Ti</description></item><item><title>AKILLI KENT HARİTALARININ ÜRETİLMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?akilli-kent-haritalarinin-uretilmesi-444509.html</link><description>AKILLI KENT HARİTALARININ ÜRETİLMESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET : Yeryüzü bilgilerinin belirli bir ölçekte küçültülmüş şekli olan haritadan, günümüzde bilgisayar yardımıyla çok çeşitli şekillerde yararlanma imkanları doğmuştur. Yeryüzünün harita  üzerinde gösterilen grafik şekilleriyle ilişkili olan konular ait  grafik olmayan bilgiler, bilgisayar ortamında  entegre edilerek bu bilgilerin analizi ve sorgulanması ile  akıllı  olarak tabir edilen haritalar üretilebilir. Bu haritalar turistik  tesislerin, dinlenme  yerlerinin, otellerin, bankaların, güvenlik  birimlerinin yerlerinin belirlenmesinde, sağlık taramasında, belirli bir bölgede siyasi eğilimin belirlenmesi ile ilgili anket çalışmalarında ve buna benzer  birçok  konularda  toplumun  muhtelif  kesimleri  için  rehberlik hizmetlerinin yanında, gelecek  için  yapılacak  planlama   (imar, sağlık, tarımsal ve inşaat sektörü .vesaire) ve sanayi ürünlerinin pazarlaması gibi alanlarda çok etkili olmaktadır. Bu çalışmada, akıllı kent haritalarının  tanımı, amaçları,  uygulama  alanları, faydaları açıklanacak, bu haritaların genel anlamda üretim  tekniği belirtilecek  ve belediyeler için gelir sağlayacak bir öneri sunulacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeryüzü üzerindeki doğal ve suni tesisleri  belirli bir ölçekte grafik olarak gösteren klasik anlamdaki haritalar, günümüzde yapılan teknik çalışmalarda yetersiz kalmaktadır. Teknik proje çalışmalarında, kapsamlı bilgi ihtiyacını karşılayacak,  ihtiyaç duyulan amaca uygun olarak üretilmiş  bütün özel ve kamu sektörünün ortaklaşa kullanabileceği haritalara ihtiyaç vardır. Bu özellikleri taşıyan haritalar, günümüzde bilgisayar teknolojisi ile çok kolay bir şekilde üretilebilir.&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;Bilgisayar yazılım (software) ve donanım (hardware) bileşenlerinden oluşmaktadır.    [BANGER, 1995; TEPECİK, 1996].  Bilgisayarda grafik bilgi olan haritaların oluşturulması, yeterli donanım ve bu donanım üstünde çalışan yazılım kodlarına ihtiyaç vardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Haritalar yeryüzüne ait  bilgilerin grafiksel gösterimidir. Haritalar üzerindeki grafik şekillerle,  ihtiyaç duyulan konularda, bu şekillere ait grafik olmayan bilgiler  arasında,  bilgisayar ortamında uygun bir teknikle ilişki sağlanırsa akıllı   olarak tabir edilen kent haritaları elde edilir. Örnek olarak belirtmek gerekirse, bir  şehre ait kadastro, imar  haritasında grafik olarak gösterilen parseller ile grafik olmayan sözel  tapu bilgileri arasında , bilgisayar ortamında gerekli ilişki sağlanırsa, böyle bir haritayla, kadastro, imar ve tapu kuruluşlarına ait ihtiyaçlar  daha hızlı bir şekilde giderilebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akıllı kent haritaları, günümüzde  ihtiyaç duyulan pek çok alanda  üretilebilir. Bu haritalar turistik tesislerin, dinlenme yerlerinin, bankaların, sağlık kuruluşlarının, güvenlik birimlerinin yerlerinin  haritada gösterilmesinde;  sağlık taramasında, belirli bir bölgede siyasi eğilimin belirlenmesi ile ilgili anket çalışmalarında ve buna benzer birçok konularda topumun muhtelif kesimleri için rehberlik hizmetlerinin yanında, gelecek için yapılacak planlama (imar, sağlık, tarımsal ve inşaat sektörü .vesaire) ve sanayi ürünlerinin pazarlaması  gibi alanlarda çok etkili olmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada, akıllı kent haritalarının tanımı,amaçları, uygulama alanları, faydaları açıklanacak, bu haritaların genel anlamda üretim tekniği belirlenecek ve belediyeler için gelir sağlayacak bir öneri sunulacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.AKILLI KENT HARİTALARININ TANIMI, AMAÇLARI, UYGULAMA&lt;br/&gt;       ALANLARI VE FAYDALARI&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2.1Akıllı  Kent  Haritalarının  Tanımı &lt;br/&gt;Kent ve kentli için gerekli olan bilgilerin, bilgisayar ortamında özel olarak hazırlanmış alt programlar yardımıyla kaydedilmesi ve bu bilgiler  arasında gerekli ilişkilendirmenin yapılması suretiyle, grafik verilerden oluşan haritanın, sözel ve sayısal bilgilerle organize olarak kullanılmasına  akıllı kent haritaları adı verilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2Akıllı Kent Haritalarının Amaçları&lt;br/&gt;Akıllı kent haritalarının amaçları, coğrafi bilgi sisteminin amaçlarına [PALANCIOĞLU, 1996] benzerlik göstermektedir. Bunlar genel hatlarıyla şöyl</description></item><item><title>KENTLEŞMENİN SOSYO EKONOMİK ETKİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentlesmenin-sosyo-ekonomik-etkileri-395440.html</link><description>KENTLEŞMENİN TANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kenti sınırları içinde yaşayan nüfusun geçim kaynaklarını  tarım ve hayvancılık dışı uğraşıların oluşturduğu, toplumsal ilişkiler, kültürel alanlar, nüfus yoğunluğu gibi bir çok yönden kırsal alanlardan farklı olan yerler şeklinde tanımlamak mümkündür.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kentli ise, kentte yaşayan ve kentin kendine özgü kültürünü benimsemiş olan, kırın yaşam biçimlerinden farklı bir yaşam biçimi sürdüren, geçimini tarım ve hayvancılık dışı faaliyetlerden kazanan kişidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kent sözcüğü devamlı olarak medeniyet ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Bu anlamda medeniyetin kentleşmeyle geldiğini ve varolduğunu söylemek, genel bir kanıdır. Latin kökenli dillerde medeniyet anlamına gelen &quot;civilization&quot; kent anlamına gelen &quot;civitas&quot; sözcüğünden türemiştir. Bu özellik sadece batı kültürlerinde görülmemektedir. Arap kültüründe de medeniyet uygarlık anlamına gelmektedir ve bir kent ismi olan Medine sözcüğünden türetilmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu açıklamalar ışığında Kentleşmeyi dar anlamda, kent sayısının ve kent nüfusunun artması olarak tanımlayabiliriz. Kentsel nüfus, doğumlarla ölümler arasındaki farkın doğumlar lehine olmasından ve aynı zamanda köylerden ve kasabalardan gelenlerle, yani göçlerle artar. Kentleşmenin bu manadaki tanımı, demografik yani nüfus artışıyla ilgilidir. Oysa kentleşme yalnız bir nüfus hareketi olarak görülürse eksik kavranmış olur. Çünkü, kentleşme bir toplumun ekonomik ve doğal yapısındaki değişmelerden de kaynaklanabilir. Bu nedenle kentleşmeyi tanımlarken, nüfus hareketinin kaynağını oluşturan ekonomik ve toplumsal değişmelere de yer vermek gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kentleşmenin bu açıklamalardan sonra geniş bir tanımı şöyle yapılabilir: Sanayileşme ve ekonomik gelişmeye bağlı olarak kent sayısının artması ve bugünkü kentlerin büyümesi sonucunu doğuran, toplum yapısında, artan oranda örgütlenme, işbölümü ve uzmanlaşma yaratan, insan davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişikliklere yol açan bir nüfus birikim sürecidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üretim şeklindeki değişimin, yani e</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - MİMARİ PROJE ÇEŞİTLERİ VE AÇIKLAMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-mimari-proje-cesitleri-ve-aciklamalari-400068.html</link><description>mimari proje çeşitleri ve açıklamaları</description></item><item><title>SU KAYNAKLARI YÖNETİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?su-kaynaklari-yonetimi-445409.html</link><description>I.GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Su, insan hayatı için en önemli unsurdur ve temelde sanılanın aksine sınırlı bir kaynaktır.Günümüzde su kaynaklarının etkin kullanımı en önemli problemlerden biridir. Eski çağlarda Mezopotamyada Hammurabinin Su Kanunlarından bugüne ülke yönetimleri su kaynaklarının idaresini bir bütün olarak elde tutmak istemişlerdir. Gelişmekte olan dünyamızda, halen su kaynaklarının etkin ve sürdürülebilir kullanımı sağlanamamıştır. Ayrıca akarsu ve yeraltı su kaynaklarının çevre etkilerine hassaslığı ve tarım, endüstri ve evsel kullanıcıların artan ihtiyaçları su kaynakları yönetimini gittikçe karmaşık ve zor bir problem haline getirmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Benzer problemlerle karşı karşıya olan Türkiyede su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi uzun dönemli ekonomik kalkınmada önemli bir rol oynamaktadır. Ülke su kaynakları potansiyeli her ne kadar yüksek gözüküyorsa da mevcut kaynaklar ve ihtiyaçlar yer ve zaman içinde uyuşmamaktadır. Suyun %76sı sulama, %14ü belediyeler, % 10 kadarı da endüstriyel amaçlar için kullanılmaktadır. Su kaynakları potansiyeli doğu yörelerinde ağırlıkta iken, ihtiyaçlar batı bölgelerinde yoğunlaşmaktadır. Yerel olarak su kıtlıkları ve bazı bölgelerde tahsis problemleri görülmekte ise de suyun içme ve tarımsal alanda daha ekonomik kullanımı açısından önemli bir potansiyel vardır. Bazı alanlarda da gerek tarımda gerek endüstride uygun olmayan kontrolsüz kullanımlar nedeniyle su kalitesi problemleri de yaşanmaktadır. Ayrıca toprak kaynaklarının uygun olmayan kullanımı ve orman kaynaklarının yetersizliği çok önemli erozyon ve sedimantasyon problemlerine neden olmaktadır. 1.2x106 hadan fazla bir sulak alan uluslarası olarak tanınmaktadır. Bir kısmı ulusal park niteliğinde korunmakla birlikte, büyük bir kısmı kontrolsuz olarak insan faaliyetlerine, dolayısıyla geri döndürülemez etkilere açıktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu raporda, su kaynaklarının incelenmesi ve sürdürülebilir kullanımının sağlanmasında problemlerin belirlenmesi ve çözümler aranması amaçlanmaktadır. Bu amaçla önce su kaynakları yönetimi ile ilgili bazı bilgiler verilecek, daha sonra mevcut durumun incelenmesine geçilecektir.  Bu şekilde şimdi veya gelecekte kalite ve/veya kantite açısından problemlere çözüm bulunmaya çalışılacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. SU KAYNAKLARI YÖNETİMİ KAVRAM VE YAKLAŞIMLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Önce su kaynaklarının fiziksel yapısını hatırlamak, ona ait problemleri ortaya koymak ve bu problemlere çözüm bulmak açısından faydalı olacaktır. Su hidrolojik çevrimde sıvı, katı, gaz gibi çeşitli şekillerde sürekli hareket halinde dinamik bir dengededir. Hidrolojik çevrim hareketine herhangi bir noktadan başlanabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hidrolojik çevrimi, mühendislik hidrolojisi bakımından daha anlamlı ve detaylı olarak, &quot;doğadaki çeşitli biriktirme sistemleri arasındaki ilişkiler&quot; şeklinde ele almak yararlı olacaktır. Sistem, &quot;düzenli bir şekilde birbirleriyle ilişkili olan, çevresinden belli bir sınırla ayrılan bileşenler takımı&quot; olarak tanımlanabilir. Sistemi çevresinden ayıran sınırın belirlenmesi, incelenen problemin özelliklerine bağlıdır. Su kaynaklarının geliştirilmesi çalışmalarında gözönüne alınan sistem bir akarsu havzasının bir kısmı veya bir biriktirme haznesi olabileceği gibi, bir havzanın tümü de olabilir. Benzer şekilde incelenen probleme bağlı olarak birden fazla havza birarada bir sistem olarak düşünülebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu sistemin çevre ile olan ilişkileri girdi ve çıktı vektörleriyle belirlenir. Bu durumda sistem (havza), &quot;girdileri bir takım çıktılar haline dönüştüren bir mekanizma&quot; olarak tariflenebilir. Su kaynaklarının yönetimi ise &quot;bu mekanizmanın eniyilenmesi&quot; şeklindedir ve bu yönetimin unsurları planlama, karar verme ve işletmedir. Entegrasyon ise bu unsurların sistem kavramı ile ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yapılarının farklılığı nedeniyle su kaynakları ve su ihtiyacının yer ve zaman içinde uyuşmaması su kaynaklarının etkin kullanımını zor bir problem haline getirmektedir. Gerekli düzenleme, su kaynaklarının geliştirilmesi çalışmaları ile yapılır. En önemli eleman biriktirme hazneleri</description></item><item><title>KÖYDEN KENTE GÖÇ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?koyden-kente-goc-378411.html</link><description>KÖYDEN KENTE GÖÇ&lt;br/&gt; Göç olgusu, toplumsal değişimin göstergelerinden biridir. Bir ülkenin sanayileşme ve kentleşme oranı, modernleşme süreciyle belirginleşir. Endüstrinin gelişmesine paralel olarak ortaya çıkan kentleşme olgusu, ekonomik olduğu kadar sosyal yapıdaki değişimlerde de ifadesini bulur. &lt;br/&gt; Endüstriyel gelişme sonucu kentlerde ortaya çıkan işgücü ihtiyacı, köyden kente göçün başlıca nedenini oluşturur. Köyden kente göç, sanayileşmenin bir gereği olduğu kadar, modernleşme sürecinin bir simgesi olarak da değerlendirilmektedir. Ancak göç olgusu, Türkiye&quot;de  bu genel anlamının dışında yapısal nitelikteki kimi değişkenlerle karakteristik hale gelerek, sosyal bir yaraya  dönüşmüştür.&lt;br/&gt; Bu çalışmada, Türkiye&quot;de 1950&quot;lerde başlayan ve hala devam eden &quot;köyden kente göç&quot; olgusunun, toplumun tek tek her kesimine ve bütününe olan yansımalarını yararlandığım kaynaklar ışığında ve konu hakkındaki kendi fikirlerim doğrultusunda aktarmaya çalışacağım.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1.TÜRKİYE&quot;DE KÖYDEN KENTE GÖÇ OLGUSU&lt;br/&gt; Türkiye&quot;de köyden kente göç, bütün diğer ülkelerde de olduğu gibi kentlerdeki sanayileşme ile kurulan fabrikaların işgücü ihtiyacını karşılamak, bununda dışında, göçen insanların gözünden olaya baktığımızda hem ekonomik hem de sosyal açıdan daha rahat bir yaşam sürdürebilmek amacıyla kentlere akın eden insanların oluşturduğu normal ve beklenen bir olgu idi. Ancak giriş paragrafında da belirttiğim üzere maalesef Türkiye&quot;de köyden kente göç, hem amacı dışına çıkmış hem de bu göçün sebepleri değişikliğe uğramıştır.&lt;br/&gt; &quot;Göç ile birlikte &quot;kaç&quot; kavramını kullanma ihtiyacını duyuyorum; çünkü göç daha çok iradi bir yer değiştirmeyi içermektedir. Bu nedenle göç kavramı Türkiye&quot;deki bütün yer değiştirmelerini (nüfus mobilitesini) açıklamaya yetmemektedir. Örneğin son 7 yılda yaklaşık 3000 köy ve mezranın boşaltıldığı yetkililerin kendi beyanlarından anlaşılmaktadır. Bu kendi iradesi dışında göçe zorlanan veya göçertilen nüfusun mobilitesi için &quot;kaç&quot; kavramının kullanılması daha uygun olur diye düşünüyorum. O nedenle güneydoğudaki göçü anlatırken sadece &quot;göç&quot; kavramını kullanmak eksik ve yetersiz kalacağından &quot;göç ve kaç&quot; hareketleri kavramlarının birlikte kullanılması daha kapsayıcı ve açıklayıcı olacaktır .&quot;&lt;br/&gt; Bununla birlikte insanların köyden kentlere çaresizlik içinde savruluşu, sosyal bir yaranın dışa vurumundan başka bir şey değildir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.TÜRKİYE&quot;DE KÖYDEN KENTE GÖÇÜN BAŞLANGICI&lt;br/&gt; Türkiye&quot;de 1946&quot;dan sonra gerçekleşen hızlı ekonomik değişmeye paralel toplumsal dönüşüm, kırdan kente göç olgusuyla kendini ortaya koymaktadır.  Ülkemizde, özellikle 1950&quot;li yılların başlarından itibaren hızlanan iç göç süreci, kentleşmenin hızlanmasına paralel olarak artmış, kentsel yerleşmenin nüfus artışını, hem kırsal yörenin hem de Türkiye nüfus artışının üstüne çıkarmıştır. Örneğin 1980 nüfus sayımı sonuçlarına göre ülke nüfusu %2.07 hızla artarken, Kırsal Nüfus %1.34, Kentsel Nüfus ise %3.04 hızla artmıştır.&lt;br/&gt; Türkiyede de nüfus artış hızı 1950li yıllarda yükselmeye başlam</description></item><item><title>SIFIR HATTININ GEÇİRİLMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sifir-hattinin-gecirilmesi-395517.html</link><description>SIFIR HATTININ GEÇİRİLMESİ&lt;br/&gt;Sıfır hattının geçirilmesi için:&lt;br/&gt;Başlangıç ve bitim noktaları arası kot farkının bilinmesi gerekir.&lt;br/&gt;Yolun başlangıç noktası: 982 m&lt;br/&gt;Yolun bitim noktası: 988 m&lt;br/&gt;Kot farkı: (1):988-982=6 m&lt;br/&gt;Yolun yaklaşık uzunluğu (1)=38cm&lt;br/&gt;1/2000 ölçeğinde L=38*20=760=0,78&lt;br/&gt;Tespit edilen bu kot farkı ve yaklaşık uzunluk ile yaklaşık eğim hesaplanır. Arazinin ortalama eğimi :&lt;br/&gt;(Sm)=H*100/L=6*100/760=0,78&lt;br/&gt;Arazinin eğimi 2&quot;den küçük çıktığı için %2-%6 arasında alınır.&lt;br/&gt;Bu yaklaşık eğime göre sıfır hattının çizilmesi için pergel açıklığı hesaplanır&lt;br/&gt;Harita ölçeği 1/2000&lt;br/&gt;Tesviye çizgisi aralığı(h)=2m&lt;br/&gt;Yaklaşık eğim=%3 alınır&lt;br/&gt;Sıfır poligonunun bir kenarının uzunluğu:1=h*100/Sm=2*100/3=66,67&lt;br/&gt;Bu uzunluk gerçekte: 66,67/20=3,334 cm&lt;br/&gt;Pergel aralığı: 3,34 cm alınır&lt;br/&gt;Bulunan bu pergel açıklıkları ile A noktasından B noktasına kadar her tesviye çizgisi kestirilip birleştirilir.&lt;br/&gt;2. YOL EKSENİNİN GEÇİRİLMESİ&lt;br/&gt;Karayolu geometrik standartları tablosundan maximum dever(d):%8 alınır.&lt;br/&gt;D=0,00443*Vp^2/RVp=80 km/hD(dever)=%8=0,08&quot;dir.&lt;br/&gt;R=0,00443*Vp^/d=0,00443*80^2/0,08=354,4 m&lt;br/&gt;1/2000 ölçeğinde R=17,72 cm alınır.&lt;br/&gt;3. YATAY KURP ELEMANLARI&lt;br/&gt;Teğet uzunluğu; T=R*tan&amp;#916;/2=94,96 m&lt;br/&gt;1/2000 ölçeğinde T=4,75 cm olur&lt;br/&gt;Bisektris uzunluğu b=R*(1/cos&amp;#916;/2-1)=354,4*(1/cos15-1)=12,51 m (&amp;#916;=30&amp;#61616;)&lt;br/&gt;Developman (Yay uzunluğu);d=2*3,14*R*&amp;#916;/360=2*3,14*354,4*30/360=185,47 m olur.&lt;br/&gt;Verilenlere göre karayolu geometrik standartları tablosundan platform genişliği; P.G=0,55 cm olur.&lt;br/&gt;DEVER HESABI&lt;br/&gt;4.1.Kurba Geometrisi&lt;br/&gt;B=11 m. R=250 m. Vp=70 km/h+=66,98 mT=0+78,54 m (&amp;#916;=30&amp;#61616;)&lt;br/&gt;d=154,64 m.&lt;br/&gt;4.2.Geçiş Eğrisi Özellikleri&lt;br/&gt;A2 = RxL=354,4x77,34=27409,30&lt;br/&gt;A = 165,56&amp;#61664;A=150 m alınır.&lt;br/&gt;L = A2/R=1502/354,4=63,49 m&lt;br/&gt;4.3.L Boyu Tahkiki&lt;br/&gt;31,75&lt;92,74&lt;br/&gt;4.4. A Parametresi Tahkiki&lt;br/&gt;Optik Şart;&lt;br/&gt;Dinamik Şart; Amin=0,17x&lt;br/&gt;4.5.Dever Özellikleri&lt;br/&gt;dmax=0,00443x&lt;br/&gt;dmax=0,08=0,00443vs=&lt;br/&gt;4.6.Diğer Geometrik Özellikleri&lt;br/&gt;T=radT=0,08957x57,2958&lt;br/&gt;T=5,134&amp;#61616;&lt;br/&gt;X=L-(+()&lt;br/&gt;X=63,44 m&lt;br/&gt;Y=[L3/(6xA2)]-[L7/(336xA6)]+[L11/(42240xA10)]&lt;br/&gt;Y=1,895m1</description></item><item><title>KENT SORUNLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kent-sorunlari-453800.html</link><description>Asya, Avrupa Ve Afrika Kıtalarının Birbirine Çok Yaklaştığı Bir Alanda Yer Alan Türkiye Cumhuriyeti, Doğuda Gürcistan, Ermenistan, Nahcivan Ve İran, Batıda Bulgaristan Ve Yunanistan, Güneyde Suriye Ve Irak İle Komşudur. Bu Sınırların Çoğu Osmanlı Imparatorluğunun Parçalanmasından Sonraki Anlaşmalarla Çizilmiştir. Konumu Nedeniyle Eski Asya Türk Kültürünün Avrupaya Ulaştırıldığı Bir Geçit Yeri Olan Türkiye, Aynı Zamanda Batı Dünyasının Doğuya Açılan Penceresidir. &lt;br/&gt;Üç Tarafı Denizlerle (akdeniz, Karadeniz Ve Ege Denizi) Çevrili Olan Türkiyenin Deniz Sınırları, Ülkeyi Yalnızca Yakın Bölgelerle Değil, Bütün Dünya İle Komşu Haline Getirir. Bu Uzun Kıyılar Ve Kıtalararası Köprü Niteliği Nedeniyle Ülke, Büyük Ticaret Ve Göç Yollarının Merkezi Olmuştur. Türkiye, Hem Bir Nato Ülkesidir Hem De İslam Ülkeleri Arasında Çok Taraflı Ekonomik İşbirliğinin Geliştirilmesi Konusunda Aktif Bir Rol Oynamaktadır.  Kentlerin karşılaştığı en büyük sorunlar-dandır.Giderek büyüyen nüfus artışı şehir-lerde herkesin barınacağı yer bırakma-maktadır.Kent belediyeleri bu sorun için konut projeleri geliştirmektedir. &lt;br/&gt;Ne var ki bu projenin işsizlik ve yoksulluk çeken ülkeler-de gerçekleşmesi çok zordur.&lt;br/&gt;Ulaşım büyük kentlerde varlığını sürdüren sorunlardan-dır. Motorlu taşıtların artışıyla bu sorun gittikçe büyümek-tedir. İş çıkış saatlerinde caddeler tıkanmaktadır.Bu sorunun çözülmesi için metro, tramvay gibi araçlar kullanılır.kentler birde park sorunuyla karşı karşıyadır.&lt;br/&gt;    Bu sorun için katlı otoparklar, yer altı garajları gibi çözüm yolları vardır.Kentlerde bazı sokaklar kapatılarak yayalara açılır. Böylelikle alış-veriş için elverişli bir ortam oluşur.&lt;br/&gt;Özellikle büyük kentlerde ve sanayi bölgelerinde görülür. Motorlu araçlardan çıkan egzoz dumanı , gürültü, egzoz dumanı zehirli gazlar, radyo aktif maddelerin deniz ,göl , ırmakla karışması çevre kirliliğinin temel nedenleridir.&lt;br/&gt;Çöpler ve sanayi atıklar bu konuyla doğrudan ilgilidir. Çöplerin toplanması bir sorunken ,bunların nasıl kaldırılacağı da başlı başına bir sorundur. &lt;br/&gt;Çevre kirliliğinin sosyal ve ekonomik boyutu DOĞA İLE BARIŞIK KENT . İnsanoğlu varolduğu günden bu yana, hem çevresindeki olaylardan etkilenmiş, hem de çeşitli etkinlikleriyle çevresini etkilemiş, tahrip etmiş, kirlenmesine ve bozulmasına neden olmuştur. Çevrenin bozulması demek, insanın yaşaması için gerekli olan ortamın bozulması demektir. Dünyamızda; nüfus artışı sürmekte, enerji kaynakları tükenmekte, kirlenme (hava, su, toprak, kentsel katı atık, gürültü kirliliği) gittikçe yayılmakta, çarpık kentleşme ve yeşil alan yetersizliği artmakta, gelişmiş ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki uçurum derinleşmekte, içme suyu zor bulunmakta, besin maddeleri güç ve ancak pahalı olarak sağlanabilmekte, ormanlar kaybolurken çölleşme artmakta, kaybolan yarım milyon hayvan ve bitki türü ekolojik çeşitliliği ve sürekliliği tehdit etmekte, gittikçe sancılı ve gergin bir dünyada, çatışma riskleri, şimdiye kadar görülmedik derecede büyümüş bulunmaktadır.</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - BEKLAN ALGAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-beklan-algan-400043.html</link><description>beklan algan</description></item><item><title>STRATEJİK ÇEVRESEL DEĞERLENDİRME YÖNETMELİĞİNİN UYUMLAŞTIRILMASI VE UYGULANMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?stratejik-cevresel-degerlendirme-yonetmeliginin-uyumlastirilmasi-ve-uygulanmasi-353878.html</link><description>Stratejik  Çevresel Değerlendirme Yönetmeliğinin Uyumlaştırılması ve Uygulanması &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖN ARAŞTIRMA RAPORU:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Stratejik  Çevresel Değerlendirme Yönetmeliğinin Uyumlaştırılması ve Uygulanması çerçevesinde &quot;Antalya İli Yakın Çevresinde Turizm Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve Turizm Sezonun Uzatılması Amaçlı Gelişim Projesi&quot; Kapsamında pilot projenin uygulanma alanı olarak belirlenmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu bölgenin pilot proje alanı olarak seçilmesinin amacı, kıyıda süregelen mevcut turizm hareketlerinin öncü-örnek yatırımlar ile iç kesimlere yönlendirilmesi, alternatif turizm türlerine yönelik yatırımlarla değerlendirilmesi kapsamında politikaların geliştirilmesidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Oymapınar Alt Gelişim Bölgesi, gerek bölgenin biyolojik çeşitliliği, bu çeşitliliğin geniş bir alanı kapsaması, gerekse bu alanlarda gerçekleştirilmesi planlanan projenin bir çok farklı fonksiyonu ( temalı parklar, golf alanları, eko turizm, konaklama amaçlı turizm yatırımları, yayla turizmi ve doğa parkı, sportif amaçlı turizm vb.) içermesi nedenleriyle Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tabi bir alan olarak tespit edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Projeye ilişkin saha araştırması ve potansiyel belirlenmesi çalışmaları kapsamında muhtelif kurum ve kuruluşlardan kendi görev alanlarına ilişkin bilgiler (askeri alanlar ve askeri güvenlik bilgileri, orman alanları, doğal ve arkeolojik sit sınırları, milli parklar, tarım alanları, mevcut ve öneri köy yolları, karayolu, demiryolu, havalimanları, mevcut ve öneri sanayi bölgeleri, kıyı kenar çizgisi, il-ilçe-belediye- mücavir alan sınırları, deprem risk analiz etüdü, jeolojik etüt raporu, fay hatları gibi depremsellik bilgileri, enerji nakil hatları, trafo merkezleri, yer altı ve yer üstü su potansiyelleri ve koruma alanları, sulama kanalları ve sulu tarım alanları, taşkın alanları, su toplama havzaları, barajlar, su kaynakları, yerleşme alanının kullanma suyuna ilişkin etüt ve öneriler, kamu arazileri ile ilgili bilgiler, kadastro yapılmış alanlar ve kamu mülkiyetindeki taşınmazlara ait kadastral paftalar, mülkiyet durumu)  edinilmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ayrıca sivil toplum örgütlerinin, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının projeye katılımının sağlanması ve yerel halkın eğitilmesi  pilot projenin öncelikli amaçları arasında yer almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çalışmanın başlangıcında ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alınmasının yanı sıra Antalya&quot;da, ilgili bakanlıkların il müdürlüğü temsilcileri, Yerel Gündem 21 temsilcileri, ÇED raporu hazırlayan bazı müşavir firmalar ve yöre halkının katılımıyla koordinasyon ve bilgilendirme toplantısı düzenlenmiştir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2. AMAÇLAR VE HEDEFLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Proje alanı Belek, Side, Manavgat Turizm Bandının arka etkileşim bölgesinde yer almaktadır. Bu Turizm bandı deniz-kum-güneş odaklı 7 - 8 aylık turizm faaliyetlerini içeren 75.000 yatak kapasiteli bir alandır. Oymapınar Kültür ve Turizm Gelişim Bölgesi, Belek, Side, Manavgat Turizm Bandındaki 7 aylık turizm potansiyelini turizm hizmet kalitesini yükselterek turizm hareketliliğini 12 aya yaymayı, turizm faaliyetlerinin  çeşitlendirilmesini, bununla beraber mevcut 75.000 yatak kapasitesinin hedef tüketici kitlesini yükseltmeyi hedefleyen bir proje bölgesi olarak seçilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. PROJE BİLGİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de ki yatağın büyük çoğunluğunun bölgenin kıyı kesiminde yer alması, bölgenin coğrafi konumunun turizm gelişimindeki önemi ve avantajları ( ulaşım kolaylığı, teknik alt yapı vb. ) ve taşıdığı doğal ve tarihi değerleri nedeniyle Bakanlığımızca yürütülen 2. Turizm Gelişim Projesinin Doğu Antalya &quot;da gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu kapsamda Manavgat İlçesi   sınırları içerisinde yer alan Oymapınar ve Manavgat Barajlarını da   kapsayan alt gelişim bölgesi, pilot proje alanı olarak belirlenmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pilot projede Turizm hizmet kalitesiyle kullanıcı kalitesini yükseltmek amacıyla yörede öncelikli olarak mevcut yatak potansiyeli yanında yatak stokunu arttırmadan teşvik edilecek yumuşak  turizm çeşitlerinin planlaması  ve örgütlenmesinin  sağlanması alternatif turizm hareketliliği olanaklarının geliştir</description></item><item><title>ARITMA TESİSİ TASARIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aritma-tesisi-tasarimi-367489.html</link><description>BÖLÜM 1 TANIMLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Atıksu: Suyun kullanımı sonucu doğal bileşiminin bozulması.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Izgaralar: Atıksuyla gelen katı maddeleri almak ve sisteme girerek pompa, boru ve mekanik aksama zarar vermek amacıyla kullanılırlar. İnce  ve kaba ızgara olmak üzere iki türü vardır. Farkları ızgara aralıklarıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kum Tutucu: Bu ünite atık su ile gelen kum tutulması ve boru, pompa ve mekanik aksama zarar vermesi engeller.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Terfi Merkezi: Kum tutucudan çıkan atıksuyun ön çöktürme havuzlarına basıldığı kısımdır. uygun pompalarla bu işlem yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ön Çöktürme Havuzu: burada kendi ağırlığı ile çökebilen katı maddeler ve askıda katı maddeler çöktürülür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Havalandırma Havuzu: Burada atıksu oksijene doyurularak biyolojik faaliyet sağlanır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son Çöktürme Havuzu: Burada biyolojik faaliyet sonucu oluşan çamur çöktürülür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çamur Yoğunlaştırma: Burada oluşan Çamur koni biçiminde havuzlarda suyu alınır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çamur Çürütme: Bu ünitede suyu alınan çamur anaerobik ortamda çürütülerek susuzlaştırılır ve çıkan metan gazı depolarda enerji üretmek amacıyla kullanılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 2. NUFÜS HESAPLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. 2004 Yılı Hesapları&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2. 2019Yılı Hesapları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.3. 2034 Yılı Hesapları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;BÖLÜM 3.IZGARA HESAPLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.1. Izgara Hesabı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2. Hız Hesabı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.3. İnce Izgara&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    olduğundan uygundur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.4. Kaba Izgara&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.5. Kaba Izgaradaki Yük Kaybı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.6. İnce Izgaradaki Yük Kaybı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.7. By-Pass Kanalı Hesabı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 4.KUM TUTUCU HESABI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.1. Kum Tutucu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5 adet 3&quot;lü kum tutucu planlanıyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.2. Ortalama Debi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Terfi Merkezi: Kum tutucudan çıkan atıksuyun ön çöktürme havuzlarına basıldığı kısımdır. uygun pompalarla bu işlem yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ön Çöktürme Havuzu: burada kendi ağırlığı ile çökebilen katı maddeler ve askıda katı maddeler çöktürülür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Havalandırma Havuzu: Burada atıksu oksijene doyurularak biyolojik faaliyet sağlanır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son Çöktürme Havuzu: Burada biyolojik faaliyet sonucu oluşan çamur çöktürülür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çamur Yoğunlaştırma: Burada oluşan Çamur koni biçiminde havuzlarda suyu alınır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çamur Çürütme: Bu ünitede suyu alınan çamur anaerobik ortamda çürütülerek susuzlaştırılır ve çıkan metan gazı depolarda enerji üretmek amacıyla kullanılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 2. NUFÜS HESAPLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. 2004 Yılı Hesapları&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2. 2019Yılı Hesapları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.3. 2034 Yılı Hesapları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;BÖLÜM 3.IZGARA HESAPLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.1. Izgara Hesabı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2. Hız Hesabı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.3. İnce Izgara&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    olduğundan uygundur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.4. Kaba Izgara&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.5. Kaba Izgaradaki Yük Kaybı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.6. İnce Izgaradaki Yük Kaybı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.7. By-Pass Kanalı Hesabı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 4.KUM TUTUCU HESABI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.1. Kum Tutucu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5 adet 3&quot;lü kum tutucu planlanıyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.2. Ortalama Debi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Kum Tutucu: Bu ünite atık su ile gelen kum tutulması ve boru, pompa ve mekanik aksama zarar vermesi engeller.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Terfi Merkezi: Kum tutucudan çıkan atıksuyun ön çöktürme havuzlarına basıldığı kısımdır. uygun pompalarla bu işlem yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ön Çöktürme Havuzu: burada kendi ağırlığı ile çökebilen katı maddeler ve askıda katı maddeler çöktürülür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Havalandırma Havuzu: Burada atıksu oksijene doyurularak biyolojik faaliyet sağlanır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son Çöktürme Havuzu: Burada biyolojik faaliyet sonucu oluşan çamur çöktürülür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çamur Yoğunlaştırma: Burada oluşan Çamur koni biçiminde havuzlarda suyu alınır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çamur Çürütme: Bu ünitede suyu alınan çamur anaerobik ortamda çürütülerek susuzlaştırılır ve çıkan metan gazı depolarda enerji üretmek amacıyla kullanılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 2. NUFÜS HESAPLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. 2004 Yılı Hesapları&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2. 2019Yılı Hesapları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.3. 2034 Yılı Hesapları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;BÖLÜM 3.IZGARA HESAPLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.1. Izgara Hesabı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2. Hız Hesabı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.3. İnce Izgara&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    olduğundan uygundur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.4. Kaba Izgara&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.5. Kaba Izgaradaki Yük Kaybı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.6. İnce Izgaradaki Yük Kaybı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.7. By-Pass Kanalı Hesabı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 4.KUM TUTUCU HESABI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.1. Kum Tutucu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5 adet 3&quot;lü kum tutucu planlanıyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.2. Ortalama Debi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Terfi Merkezi: Kum tutucudan çıkan atıksuyun ön çöktürme havuzlarına basıldığı kısımdır. uygun pompalarla bu işlem yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ön Çöktürme Havuzu: burada kendi ağırlığı ile çökebilen katı maddeler ve askıda katı maddeler çöktürülür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Havalandırma Havuzu: Burada atıksu oksijene doyurularak biyolojik faaliyet sağlanır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son Çöktürme Havuzu: Burada biyolojik faaliyet sonucu oluşan ça</description></item><item><title>ARSA VE ARAZI DÜZENLEMESININ TARIHI GELISIMI, TANIMI VE AMACI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?arsa-ve-arazi-duzenlemesinin-tarihi-gelisimi,-tanimi-ve-amaci-349357.html</link><description>IÇINDEKILER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET GIRIS.................................................................................................................1&lt;br/&gt;I. ÇALISMANIN AMACI2&lt;br/&gt;II.ÇALISMANIN KAPSAMI2&lt;br/&gt;1.ARSA VE ARAZI DÜZENLEMESININ TARIHI GELISIMI, TANIMI VE AMACI2&lt;br/&gt;1.1. TARIHI GELISIMI2&lt;br/&gt;1.2.TANIMI4&lt;br/&gt;1.3. AMACI6&lt;br/&gt;2.ARAZI VE ARSA DÜZENLEMESINDE YETKI VE DÜZENLEME ISLEMININ HUKUKI NITELIGI7&lt;br/&gt;2.1.ARAZI VE ARSA DÜZENLEMESININ YAPMA YETKISI7&lt;br/&gt;2.1.1-Belediyelerin Arazi ve Arsa Düzenlemesi Yapma Yetkisi:7&lt;br/&gt;2.1.2-Valiliklerin Arazi ve Arsa Düzenlemesi Yapma Yetkisi:9&lt;br/&gt;3.ARSA VE ARAZI DÜZENLEMESI UYGULAMA ESASLARI9&lt;br/&gt;3.1- DÜZENLEME SAHALARININ TESBITI ESASLARI9&lt;br/&gt;3.2- DÜZENLEME SINIRININ GEÇIRILMESI10&lt;br/&gt;3.3-DÜZENLEME SIRASINDA KORUNACAK YAPILAR10&lt;br/&gt;3.4- TOPLU INSAATLARDA IMAR DÜZENI11&lt;br/&gt;3.5- IMAR PARSELLERININ OLUSTURULMASI VE DAGITILMASINDAKI ESASLAR11&lt;br/&gt;3.6- DÜZENLEME ORTAKLIK PAYI ORANINA AIT ESASLAR12&lt;br/&gt;3.7- KAMU TESISLERI ARSALARINA TAHSIS13&lt;br/&gt;3.8- UYGULAMA MASRAFLARININ TAHSILI13&lt;br/&gt;3.9- HISSELI ARAZI VE ARSA SATISININ YASAKLANMASI13&lt;br/&gt;4- DÜZENLEMEDE HAZIRLIK ÇALISMALARI14&lt;br/&gt;4.1- IFRAZ VE TEVHID ISLEMLER (AYIRMA VE  BIRLESTIRME)14&lt;br/&gt;4.2- TAPU KAYITLARININ VE HARITALARIN ELDE EDILMESI14&lt;br/&gt;4.3- HARITALARIN REVIZYONU VE MÜKTESEP HAKLARIN TESBITI14&lt;br/&gt;4.4- KORUNMASI GEREKEN YAPILAR15&lt;br/&gt;4.5- UYGULAMA HARITALARININ HAZIRLANMASI15&lt;br/&gt;4.6- IMAR ADALARININ NUMARALANDIRILMASI15&lt;br/&gt;4.7- ADALARIN ARAZIYE APLIKASYONU16&lt;br/&gt;4.8- ADA KÖSELERININ ARAZIDE BELIRTILMESI16&lt;br/&gt;4.9- YAPI VE TESISLERIN KORUNMASI16&lt;br/&gt;4.10- YAPI ADALARININ KESIN BOYUTLARININ TESBITI17&lt;br/&gt;4.11- HATA SINIRI17&lt;br/&gt;4.12- PARSELASYON PLANLARININ DÜZENLENMESI17&lt;br/&gt;4.13- PARSEL ALANINDAKI FARKIN GIDERILMESI18&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;5- DÜZENLEME ISLERI19&lt;br/&gt;5.1- KADASTRO AYIRMA ÇAPI19&lt;br/&gt;5.2- TAPU KAYITLARINA BELIRTME YAPILMASI (SERH KONULMASI)19&lt;br/&gt;5.3- DÜZENLEMEDE UMUMI HIZMETLERE AYRILACAK PAYIN HESABI20&lt;br/&gt;5.4- DÜZENLEME ORTAKLIK PAYI ORANI VE KAMULASTIRILACAK ALANIN HESABI20&lt;br/&gt;5.5- DÜZENLEME ORTAKLIK PAYINDAN FAZLA ÇIKAN MIKTARIN SAGLANMASI20&lt;br/&gt;5.6- DÜZENLEME ORTAKLIK PAYI ORANI (DOPO)21&lt;br/&gt;5.7-ÖZET CETVELLERI21&lt;br/&gt;5.8- IMAR PARSELLERININ TESKILI22&lt;br/&gt;5.9- IMAR ADALARININ PARSELLENMESI22&lt;br/&gt;5.10- PARSEL NUMARALARININ VERILMESI22&lt;br/&gt;5.11- KADASTRO YAPILMAYAN YERLERDEKI DÜZENLEME ISLERI23&lt;br/&gt;5.12- PARSELASYON PLANLARININ ONAYI23&lt;br/&gt;5.13- PARSELASYON PLANLARININ KONTROLÜ24&lt;br/&gt;5.14- TAPU SICILINE BEYAN VE TESCIL25&lt;br/&gt;5.15- HISSE HESABI25&lt;br/&gt;5.16- IMAR PARSELASYON PLANLARININ HUKUKI GEÇERLILIGI25&lt;br/&gt;6- ARSA VE ARAZI DÜZENLEME ISLEMLERINDE KONTROL ISLEMLERI26&lt;br/&gt;6.1-YAPIM YÖNTEMI26&lt;br/&gt;6.2-ISTENEN BELGELER27&lt;br/&gt;6.3- IZLENECEK YOL30&lt;br/&gt;6.4- KONTROL ISLEMLERI31&lt;br/&gt;6.5- TAPU SICIL MÜDÜRLÜGÜNE DEVIR ISLEMLERI32&lt;br/&gt;6.6-TESCILDEN  SONRA YAPILACAK ISLEMLER32&lt;br/&gt;7.UYGULAMADA KARSILASILAN SORUNLAR33&lt;br/&gt;7.1. TEKNIK PROBLEMLER33&lt;br/&gt;7.2. HUKUKI PROBLEMLER VE ÖNERILER36&lt;br/&gt;7.3. EKONOMIK PROBLEMLER37&lt;br/&gt;8. SONUÇLAR VE ÖNERILER38&lt;br/&gt;KAYNAKÇA40&lt;br/&gt;EKLER41&lt;br/&gt;EK-1: 18. MADDE UYGULAMA ÖRNEGI&lt;br/&gt;EK-2: 18. MADDE UYGULAMALARINA AIT YÖNETMELIK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;TANIMI&lt;br/&gt;Baska türlü üzerinde yapi yapilmaya elverisli duruma getirilmesine olanak bulunmayan birbirinin içine geçmis , bölünmüs,paylasilmamis paylardan olusan, düzgün ol mayan biçimlere dönüsmüs arsalari birlestirip, yol ve benzeri hizmetlere yeterince yer ayirdiktan sonra bunlari imar parselleri durumuna sokulmus olarak sahiplerine arsa yüz ölçümlerinin belli bir oranda eksigiyle dagitilmasina yetki veren bir kuraldir.&lt;br/&gt;AMACI&lt;br/&gt;Imar planlari ile getirilen amaca uygun olarak planli, düzenli ve saglikli bir kentlesmenin saglanmasidir. Beldenin gelisim ve ihtiyaç durumu dikkate alinmak suretiyle yeterli miktarda arsayi, konut yapilmasina hazir hale getirmektedir.&lt;br/&gt;YAPMAYETKISI&lt;br/&gt;3194 Sayili Imar Kanunu&quot;nun 18.madde ve bu maddenin uygulanmasini gösterir yönetmeliginin birlikte ele alindiginda, arazi ve arsa düzenlemesi yapma yetkisi Belediyeler ve Valilikler tarafindan kullanilmaktadir&lt;br/&gt;UYGULAMADA KARSILASILAN SORUNLAR&lt;br/&gt;TEKNIK SORUNLAR&lt;br/&gt;Imar Planlarinin yapimina esas olan halihazir haritalar kadastral olmadigi için plan yapan müellifin kadastro parsellerinin plan dolayisiyla, uygulamayi güçlestire</description></item><item><title>ALIŞVERİŞ AMAÇLI MEKANSAL KULLANIMLARIN KENT İÇİ VE KENT DIŞI DAĞILIMLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?alisveris-amacli-mekansal-kullanimlarin-kent-ici-ve-kent-disi-dagilimlari-395499.html</link><description>Alışveriş Amaçlı Mekansal Kullanımların Kent İçi ve Kent Dışı Dağılımları&lt;br/&gt;Kent İçi Alışveriş Merkezlerinin Dağılımları&lt;br/&gt;Dükkan ve satış üniteleri&lt;br/&gt;Büyük mağazalar&lt;br/&gt;Kent Dışı Alışveriş Merkezlerinin Dağılımları&lt;br/&gt;Alışveriş merkezleri&lt;br/&gt;Süper marketler&lt;br/&gt;Hyper marketler&lt;br/&gt;Alışveriş Merkezi Tasarımındaki Planlama ve Mimariye Dayalı Kriterler&lt;br/&gt;Yer seçimi ve alan etüdleri&lt;br/&gt;Ekonomi ve Pazar analizi&lt;br/&gt;Çevre Alanları&lt;br/&gt;Ulaşım bağlantıları&lt;br/&gt;Araç Trafiği&lt;br/&gt;Toplu Taşım&lt;br/&gt;Toplu Ulaşımın Müşteri Trafiğinden Ayrılması&lt;br/&gt;Özel Araç Trafiği&lt;br/&gt;Yaya Trafiği&lt;br/&gt;Yaya Trafiğinin Araç Trafiğinden Ayrılması&lt;br/&gt;Alışveriş Trafiğinden Servisin Ayrılması&lt;br/&gt;Manzara&lt;br/&gt;Gün ışığı&lt;br/&gt;Kentsel donatım elemanları&lt;br/&gt;Oturma Birimleri&lt;br/&gt;Döşeme Elemanı&lt;br/&gt;Aydınlatma Elemanı&lt;br/&gt;Reklam Panoları&lt;br/&gt;Çiçek Kasası&lt;br/&gt;Sınır Elemanları&lt;br/&gt;Çöp Kutusu&lt;br/&gt;Su Elemanı&lt;br/&gt;Peyzaj-Bitki Örtüsü&lt;br/&gt;Alışveriş Mekanındaki İşlevsel Dağılım ve Sirkülasyonu Sağlayan Elemanlar&lt;br/&gt;Satış Birimleri&lt;br/&gt;Sirkülasyon Alanları&lt;br/&gt;Yeme İçme Mekanları&lt;br/&gt;Eğlence Mekanları&lt;br/&gt;Servis ve Depo Elemanları&lt;br/&gt;Garaj -Otopark&lt;br/&gt;Örnekler Üzerinde Alışveriş Merkezlerinin Karakteristiğini Ele Alma&lt;br/&gt;Kent İçi Alışveriş Merkezleri&lt;br/&gt;Atakule Alışveriş Merkezi&lt;br/&gt;Karum Alışveriş Merkezi&lt;br/&gt;Kent Dışı Alışveriş Merkezleri&lt;br/&gt;Real Alışveriş Merkezi&lt;br/&gt;Hosta Alışveriş Merkezi&lt;br/&gt;Sonuç&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Toplumsal ilişkiler ekonomik, sosyal, kültürel faktörlerin birbirlerini etkilemesi ve toplum üzerine yansımalarıyla değişmeler göstermektedirler. Bu nedenle toplum ve toplumsal değişmenin insanlar üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak gerekir. Toplum ve toplumu oluşturan kullanıcılar toplumsal, ekonomik ve kültürel değişmelerden etkilenerek, günümüzde daha farklı mekanlar yaratılmasını talep etmektedirler. Teknolojik gelişmeler ve iletişim olanaklarının hızla artması da bu talebin oluşmasında ve fiziksel çevreye yansımasında etkin rol oynamaktadır. Böylece bölgesel ve kültürel farklılıkların ortadan kalktığı ve dünyanın herhangi bir yerinde görülecek değişmeler kompleksler oluşmaktadır. Teknolojideki gelişmeler insan hayatini</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - KÖY ENSTİTÜLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-koy-enstituleri-400045.html</link><description>köy enstitüleri</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - MİNYATÜR NEDİR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-minyatur-nedir-400046.html</link><description>minyatür nedir?</description></item><item><title>İÇME SUYUNUN ELDESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?icme-suyunun-eldesi-366502.html</link><description>İÇME SUUNUN ELDESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Şehir suyu içilebilir olmalı, yani bileşiminde zehirleyici ya da hastalık yapıcı hiçbir madde bulunmaması gerektiğini öngören normlara uygun olmalı, aynı zamanda hoş bir içimi olmalıdır. Uygulamada içme  suyunda en çok şu üç özellik üzerinde durulmaktadır: 1. hastalık yapıcı mikrop ve parazit organizmaların bulunmaması; 2. bulanıklık ve tat; 3. zehirleyici ya da istenmeyen maddelerin olmaması.&lt;br/&gt;   Birinci koşulun yerine getirilmesi için, suyun işlenmesi sırasında olabilecek herhangi bir dış kirlenmeyi önlemek yeterlidir; çünkü işleme sırasında tüm mikroplar pratik olarak ya etkisizleştirilir ya da yok edilir. Dolayısıyla kendileri zararlı olmamasına karşın her zaman hastalık yapıcı etkenlerle bir arada bulunan kimi mikroorganizmaların bulunmadığını saptamak yeterlidir. Bu amaçla genellikle dışkı koliformlarının olup olmadığına bakılır.&lt;br/&gt;   Öteki iki koşulla ilgili zorunluluklar, günümüzde metreküp başına miligram düzeyindeki miktarları bile saptayabilen ölçme aygıtlarındaki ilerlemelere bağlı olarak her gün daha da artmaktadır. 1978&quot;de Avrupa Konseyi&quot;ne önerilen normlar en az 65 parametreden oluşan 5 tablo halinde düzenlenmiştir: organoleptik etkenler, fizikokimyasal etkenler, biyolojik etkenler, mikrobiyolojik etkenler, zehirleyici ya da istenmeyen maddeler.&lt;br/&gt;  Su kaynaklardan, kuyulardan (yeraltı suyu) ya da kanal sistemleriyle nehirlerden (yerüstü suları) sağlanabilir. Doğal suyun bileşiminde atmosferden ya da içinden geçtiği kayaçların çözünmesinden kaynaklanan çözünmüş gazlar, arazinin durumuna bağlı olarak her litrede birkaç miligram ile birkaç yüz miligram arasında çözünmüş maddeler (karbonatlar, klorürler, nitratlar, sülfatlar), bitkilerin ayrışmasından ileri gelen organik maddeler, koloidal asıltı durumunda kil tanecikleri, dağılımları suların kaynağına göre değişen bakteriler ile mikroorganizmalar bulunur. Belki de içilebilirlik normlarının giderek ağırlaştırılması yüzünden gerek yeraltı, gerek yerüstü suları, bileşimleri bakımından artık güvenilir olmaktan çıkmıştır.Bu nedenle su, dağıtım şebekesine verilmeden önce bakteri çoğalmasını önleyici ürünlerle, yani suda daha önceden bulunan ya da sonradan kazara karışmış olan her çeşit mikrobun çoğalmasını önlemek üzere kimi maddelerle işlenir. Bu amaçla en çok kullanılan maddeler klor gazı, sodyum hipoklorit (javel suyu), klor dioksit ve ozondur. Özellikle klor dioksit ile ozon, suya hiçbir kötü tat vermez.&lt;br/&gt;           &lt;br/&gt;                                                     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Bir suyun gerçek anlamda temizlenmesi, koloidal olsun ya da olmasın asıltı durumunda bulunan maddelerin uzaklaştırılmasını, kimi zaman çok küçük oranlarda bulunsa bile tehlikeli ya da rahatsız edici olarak kabul edilen ağır metaller, organoklorlu bileşikler, pestisitler, hidrokarbonlar gibi &quot;kirleticilerin&quot; giderilmesini amaçlar. Bu kirleticiler, yüzey sularının yanı sıra kimi zaman sel sularıyla sürüklenerek karıştıkları yer altı sularında da bulunur. Suların temizlenmesi işleminde en iri cisimleri uzaklaştırmak üzere ızgaralardan geçirilen su, çöktürme havuzlarına alınır.Önce asıltı durumundaki maddelerin koloidal özelliğini gidermek için suya tepkin bir madde hızla karıştırılarak katılır. Daha sonra bu su ağır ağır karıştırılır; bu sırada oluşan yumakçıklar, asıltı durumundaki parçacıkları birlikte sürükleyerek dibe çöker. Tepkin maddenin türü ve miktarı, laboratuarlarda yapılan deneylerle belirlenir. Böylece yumuşaklaştırılan su, durultuculara gönderilerek tam bir çökme sağlanır. Çok çeşitli durultucu tipleri vardır; bunların en yalını, genellikle uygun uzunlukta dikdörtgen biçiminde havuzlardan oluşur. Çamur yataklı durultucularda, yumaklaştırılmış su, işleme sırasında yükselen su akımıyla asıltı halinde tutulan bir çamur katmanı içinden geçirilir; asıltı durumundaki parçacıklar, çamur katmanından geçerken tutulur. Son yıllarda geliştirilen durultucularda çamur yerine birkaç mikrometre çapında kum taneleri (mikroskobik kum) kullanılmaktadır; yumakları tutan bu kum katmanı, durulmayı kolaylaştırır. Daha sonra su, genellikle kum katmanlı (yatak) filtrelerden geçirilir. Filtrenin çalışmasında tane boyutunun büyük bir önemi vardır. Tane boyutu, işlenecek suya göre seçilir. Tutulan maddeler, filtreyi tıkar; bu bakımdan periyodik olarak karşı akımla su ve basınçlı hava karışımı gönderilerek çamur birikintisi parçalanır; daha sonra yalnız su gönderilerek parçacıklar çamur halinde uzaklaştırılır. Durultucu depolarına gönderilen bu çamurlar yer darlığı söz konusuysa</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - OVER-POPULATİON İN BİG CİTİES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-overpopulation-in-big-cities-432947.html</link><description>over-population in big cities</description></item><item><title>KENT YOLLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kent-yollarinin-genel-ozellikleri-381307.html</link><description>KENT YOLLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;Kırsal yolların planlanması ve inşası sırasında öngörülen ana prensipler genel olarak kent yollan için de geçerlidir.Ancak,bu sırada kent içi yollarda gözlenen aşağıdaki ana ayrıcalıklarında nazara alınması uygun olur.&lt;br/&gt;- Bir ağ oluşturan kent yollan sık kesiştikleri için birbirlerine olan etkileri fazladır.Örneğin,bir yolda görülen trafik sıkışıklığının yakındaki diğer yollara da atlaması kolaylıkla mümkündür.Dolayısıyla yollar ve bunlar üzerindeki kavşaklar geniş bir alan içinde bir bütün olarak düşünülüp planlanmalı, geometrik ve fiziki standarttan bakımından birbirleri arasında u yum sağlanmalıdır.&lt;br/&gt;- Kırsal yollarda kavşaklar arası mesafe fazla olduğu halde kent içi yollarda bu mesafeler çok kısadır.Bu itibarla,bir kente ait yol ağının bütün olarak iyi çalışabilmesi için trafiği kesintiye uğratan bu kavşak noktalarına özel önem verilmelidir.Bu husus trafik güvenliği yönünden de zorunludur.&lt;br/&gt;- Kent içi yollarda gözlenen bir diğer husus yaya trafiğinin yoğun oluşudur.Bu itibarla, kent içi yolların planlanması sırasında ulaşım kolaylığı ve güvenliği bakımından yaya trafiği nazara alınacak ana faktörlerden biri olmalıdır.&lt;br/&gt;- Kent çapında kolay, hızlı ve güvenli bir ulaşım sağlanması bakımından, yolcu taşıma sistemlerinin işletilmelerine ilişkin otobüs duraklan, terminaller, otopark yerleri gibi tesisler kent yol ağının vazgeçilmez parçalarıdır.Dolayısıyla planlama sırasında bunlarında beraberce ele alınması gerekir.&lt;br/&gt;- Kent içi yollarda aydınlatma ve işaretlemenin özel bir önemi ve yeri vardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-TRAFİK AKIM CİNSLERİ&lt;br/&gt;Trafik akımları çeşitli yer değiştirmeleri yollar üzerinde görülen halini ifade için kullanılır.Her ne kadar şahıs iş yerine kabil olduğu kadar yalan oturmak isterse de şehir ve yol ağı planlamasında en az yer değiştirme olacak bir şekil araştırılmalı ve minimum trafik prensibi sağlanmalıdır.Trafik akım cinsleri aşağıdaki gibidir.&lt;br/&gt;2-1 Toplu Trafik: Diğer trafik akımları gibi sistemli ve periyodik özelliklere sahip olmayan ve merasim, bayram törenleri, spor gösterileri, fuar gibi çeşitli sebeplerle meydana gelen ve hacim tesiri önceden kolaylıkla tasarlanamayan trafik tipidir.Büyük insan topluluklarını alabilecek kavşaklar olması ve her şeye rağmen uygun bir ulaştırma sağlanması gerekir.Şehirlerde normal trafik akımlarını aksatmamak ve durdurmamak gayesiyle toplu trafiğin kabil olduğu kadar iyi tasarlanarak önceden planlanmasına çalışılmalıdır.&lt;br/&gt;2-2 Alış Veriş Ticaret Trafiği : Alış veriş trafiği daha ziyade konut yerleri ile ticaret yerleri arasında ticaret trafiği ise merkezde iş ve ticaret yerleri arasında meydana gelen trafik cinsleridir.Bunlar daha ziyade sabah ve akşam maksimum saatleri arasında cereyan eder.Alış veriş trafiğinde esas yön, radyal ticaret trafiğinde ise iç trafik özelliği hakim olup çekirdek içinde dağınık yönler söz konusudur.&lt;br/&gt;2-3 Konut Yeri İs Yeri Trafiği: Trafik hacminin en büyük kısmını teşkil eder. Sabah ve akşam maksimum saatlerinde meydana getirir. Sabah konut yerleri ile iş yerleri arasında akşamda aksi yönde mevcuttur.İş yerindeki öğle tatili saatlerinde de özel olarak konut yerleri iş yerlerine yakın olanlar için gidiş geliş daha söz konusu olabilir.Ancak büyük şehirlerde bu öğle trafiği sabah ve akşam maksimum saatlerine göre fazla bir önem arz etmez.&lt;br/&gt;2-4 Eğlence Gezi Trafiği: Eğlence veya gezi yerleri ile konutlar arasında meydana gelen trafiktir.Eğlence yerleri daha ziyade şehirde, gezi yerleri şehir dışında olmakla beraber, bu yer değiştirmeler bir taraftan konutlarla ilgili olduğundan esas yön radyal olacaktır.trafik cinslerinin yukarda özet olarak incelenmesinden merkeze doğru olan radyal yönü ana trafik yönü olduğu görülmekte ve yol ağı planlamasında bu hususun dikkate alınması gerekmektedir.Merkeze yaklaştıkça radyal yolların daha çok önem kazandığı görülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. YOL-ÇEVRE-ÜLKE İLİŞKİSİ&lt;br/&gt;Tüm ülkeye dengeli şekilde yayılmış, yeterli uzunlukta, fiziki ve geometrik standartları iyi bir yol ağının sağladığı erişebilirlik ve ulaşım kolaylığı çevre ve ülke için başlıca aşağıdaki olanakları oluşturur:&lt;br/&gt;1.   Yol ağındaki iyileşme sonucu ortaya çıkan kolay taşıma ile, üreticiye ürettiği malı daha çabuk ve daha uygun bir fiyatla pazarlama olanağı doğar.&lt;br/&gt;2.  Kolay ve ekonomik taşıma sonucu her çeşit mal ülke çapında daha geniş bir bölgeye daha ucuza intikal etmiş olur.&lt;br/&gt;3.  Üretimin artması ve taşıma maliyetindeki düşme ülkenin ihracat imkanını arttırır.&lt;br/&gt;4.  Ülke çapında iyi bir yol ağının sağladığı ulaşım kolaylığı çeşitli</description></item><item><title>AT MEYDANI VE ÇEVRESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?at-meydani-ve-cevresi-350330.html</link><description>AT MEYDANI ve ÇEVRESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;At Meydanı, İstanbul&quot;da Sultanahmet Camisi önündeki alana Osmanlıların vermiş olduğu addır. Roma ve Bizans dönemlerinde hipodromun yer aldığı bu alana 19. yüzyıldan sonra Sultanahmet Meydanı denmeye başlanmıştır. At meydanı, 196&quot;da Roma İmparatoru Septimus Severus tarafından kuruldu. İmparator Constantinus döneminde (306-337) hipodrom olarak tamamlandı. Bizans döneminde burası siyasal yaşamda önemli bir yeri olan at ve araba koşularının yanı sıra, devrimlerin, toplantıların; müzisyen toplulukların, dansözlerin, akrobatların, vahşi hayvanlarla kavga gösterilerinin yapıldığı değişmez alandı. Bütün bu faaliyetler için ise Roma devrinde bol tatil günleri mevcuttu. 1204&quot;te İstanbul&quot;un, Haçlılar tarafından işgali sırasında tahrip edildi. Fatih Sultan Mehmet İstanbul&quot;u aldığında hipodrom çoktan harap olmuştu. Osmanlı döneminde de at ve cirit oyunları, spor yarışmaları, büyük şenlikler ve düğünler burada yapılırdı. İmparatorluğun gerileme döneminde, yeniçeri ve sipahi ayaklanmalarının çoğu burada oldu. 16. yüzyılda bazı büyük vezir konaklarının ön yüzleri bu alana bakardı.17. yüzyılın başında Sultanahmet Camisi yapıldı. Caminin yapılmasıyla Atmeydanı iyice daraldı. Ama Topkapı Sarayı&quot;na, kentin ticaret ve liman kesimlerine yakınlığından dolayı önemini imparatorluğun son döneminde de korudu. İlk Osmanlı sergisi 1863&quot;te burada açıldı. Abdüllaziz&quot;in son yıllarında alan, parka dönüştürüldü.İzmir&quot;in, Yunanlılarca işgalinin protesto edildiği ünlü Sultanahmet mitingi de burada yapılmıştır.&lt;br/&gt;Orijinali, Roma İmparatoru Septimus tarafından yaptırılan ve daha sonra Büyük Constantinus tarafından genişletilen ve imparatorluğun değişik yerlerinden getirilen eserlerle donatılan Hipodromun; eni 117, boyu ise 480 metreye, kapasitesi ise 100.000 kişiye ulaşıyordu. Bir seferde şehrin nüfusunun dörtte birini aldığı söylenir. İmparatorluk sarayı ve dolayısıyla da kathisma denilen imparator locası, şimdi Sultanahmet Cami&quot;nin bulunduğu taraftaydı. Kuzey ucundaki girişte büyük kemerli yapılar, duvarlarda çok sayıda heykel vardı. Ortada, çevresinde yarışan arabaların döndüğü Spina&quot;da, bazıları günümüzde de bulunan anıtlar vardı.&lt;br/&gt;Muazzam Hipodromdan günümüze yuvarlak güney ucu gelmiştir. Büyük kemerlerle donatılmış tuğla bir yapıdır. Sonraki devirlerde Hipodromun taş blokları ve sütunlarının tamamı başka yapılarda kullanılmıştır. Hipodrom girişi sağındaki parkta 4-5.yüzyıla ait özel saray kalıntıları, az ilerisinde de Aya Öfemiya Bizans Kilisesinin kalıntıları bulunmaktadır.           &lt;br/&gt;Günümüz Sultanahmet Meydanı&quot;nda bulunan en önemli eserler; Büyük Theodosius tarafından diktirilen dikilitaş, üç tane yılanın birbirine dolandığı Burmalı Sütun, 32 metrelik örülme bir sütun ve 2. Wilhelm&quot;in 2. Abdülhamit için yaptırdığı Alman Çeşmesidir.&lt;br/&gt;Dikilitaş: İstanbul&quot;daki Dikilitaş, günümüzde Sultanahmet Meydanını süsleyen üç anıttan biridir. 18,74 metre yüksekliğindeki Dikilitaş, tek parça pembe granitten yapılmıştır. Mısır İmparatoru 3. Tutmosis&quot;in (İÖ 1504-1450) zaferlerini anlatan anıt, Heliopolis&quot;teki Karnak tapınağının önüne dikilmişti. Julianus Apostata zamanında (361- 363) İstanbul&quot;a getirilen Sütun, Theodosius döneminde mermer kaidesine yerleştirildi (390). Bu nedenle Theodosius Sütunu olarak da anılır. Kaidedeki Latince ve Yunanca yazıtlarda anıtın Mısır&quot;dan getirilişi ve yerine yerleştirilişi anlatılır. Batı, doğu ve güney yüzlerde Theodosius, karısı ve çocuklarıyla birlikte oyun ve şenlikleri izlerken; kuzey yüzde ise Arcadius ve karısı işlenmiştir. &lt;br/&gt;Burmalı ya da Yılanlı Sütun: Sultanahmet Meydanında bulunan üç anıttan ikincisidir. Birbirine dolanan üç yılandan oluşan bronzdan anıt, İÖ 480 ve İÖ 479&quot;da, Yunanlıların Perslere karşı kazandıkları zaferlerin anısına, Delphoi&quot;deki Apollon Tapınağı&quot;na sunulmuş olan üç ayaklı altından kazanın kaidesiydi. Yazıtında, savaşlara katılan otuz bir kent devletinin adı bulunuyordu. Bizans İmparatoru Constantinus, anıtı söktürerek Byzantion&quot;a getirtti ve Hipodroma diktirdi. 1204&quot;te Haçlı Seferleri sırası</description></item><item><title>ELEKTRİK DIŞ ADINLATMA YÖNETMELİĞİ VE ADINLATMA TANIMLAMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?elektrik-dis-adinlatma-yonetmeligi-ve-adinlatma-tanimlamalari-447967.html</link><description>Birinci Bölüm&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;AMAÇ&lt;br/&gt;Madde - 1: &lt;br/&gt;Bu yönetmeliğin amacı, elektrik enerjisinin nihai tüketiminde önemli payı olan dış aydınlatmada, enerjinin etkin ve doğru kullanılmasıyla gereksiz yere enerji sarfiyatını önleyerek enerji tasarrufu sağlanması ve astronomik gözlemleri ve doğal hayatı olumsuz yönde etkileyen ışık kirliliğinin önlenmesidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAPSAM&lt;br/&gt;Madde - 2: &lt;br/&gt;Bu yönetmelik, aydınlatmanın kalitesinden ve güvenliğinden ödün vermeden enerji tasarrufu sağlayacak şekilde, kentsel yerleşik alanlardaki bina, tesis, yol, cadde ve sokaklar ile milli park, vb. tabiatı koruma alanları, kentsel gelişme alanları ve turizm ve ticaret alanlarının dış aydınlatmalarında kullanılan aydınlatma armatürlerinin ve ışık kaynaklarının (lambaların) tiplerinin, teknik ve fotometrik özelliklerinin, konumlarının ve tesisatının belirlenmesinde uyulması gereken kuralları kapsar. &lt;br/&gt;Türk Silahlı Kuvvetlerine ait harekat ve savunma amaçlı aydınlatmalar, askeri yasak bölgeler güvenlik bölgelerindeki aydınlatmalar ile kendi yönetmeliğine uygun olarak tesis edilen havaalanı ve benzeri tesisler bu yönetmelik kapsamı dışındadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HUKUKİ DAYANAK&lt;br/&gt;Madde - 3: &lt;br/&gt;Bu yönetmelik, 3154 sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 28inci Maddesinin verdiği yetkiye dayanarak aynı kanunun 2inci Maddesinin (b) bendi ile 12/8/1993 tarihli ve 505 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 10uncu Maddesinin (d) bendi uyarınca hazırlanmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TANIMLAR&lt;br/&gt;Madde - 4: &lt;br/&gt;Bu Yönetmelikte yer alan kısaltmalar ve tanımlamalar aşağıda verilmektedir.&lt;br/&gt;Bakanlık : Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı &lt;br/&gt;Yetkili Kuruluş : Dış aydınlatma tesisine elektrik enerjisi sağlayan     elektrik dağıtım şirketidir. &lt;br/&gt;Dış Aydınlatma Tesisi : Dış aydınlatma yapmak üzere kurulmuş olup, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği kapsamında olan bir kuvvetli akım tesisidir. &lt;br/&gt;Yerleşme Alanı : İmar planı sınırı içindeki yerleşik ve gelişme alanlarının tümüdür (3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmelikler). &lt;br/&gt;Mücavir Alan : İmar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş olan alanlardır.     &lt;br/&gt;Yerleşik (Meskun) Alan :&lt;br/&gt; a) Planlı yerlerde; nazım imar planı ile belirlenmiş ve iskan edilmiş alanlar, &lt;br/&gt; b) Plansız yerlerde, belediye ve mücavir alan sınırları içindeki imar planı bulunmayan mevcut yerleşmelerin (mahalle, köy ve mecralar) müstakbel gelişme alanlarını da içine alan ve sınırları belediye meclislerince karara bağlanan alanlardır. &lt;br/&gt;Gelişme (İnkişaf) Alanı : Nazım imar planında kentin gelişmesine ayrılmış olan alanlardır. &lt;br/&gt;Kentsel Çalışma Alanları : &lt;br/&gt;a) Ticaret Bölgesi; imar planlarında ticari amaçlı yapılar için ayrılmış bölgedir (Bu bölgede bürolar, işhanları, &lt;br/&gt;    gazino, lokanta, çarşı, çok katlı mağazalar, bankalar, oteller, sinema ve tiyatro gibi kültürel ve sosyal tesisler, yönetimle ilgili tesisler ve benzeri yapılar yapılabilir). &lt;br/&gt;b) Sanayi Bölgesi; imar planlarında her türlü  sanayi tesisleri için ayrılmış alanlardır ( Bu bölge içerisinde amaca göre hizmet görecek diğer yapı ve tesisler de yapılabilir). &lt;br/&gt;Turizm Bölgeleri : Sınırları Turizm Bakanlığı&quot;nın önerisi ve Bakanlar Kurulu kararı ile tespit ve ilan edilen bölgelerdir ( 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve ilgili yönetmelik). &lt;br/&gt;Turizm Alanları : Turizm bölgeleri içinde öncelikle geliştirilmesi öngörülen, mevkii ve sınırları Turizm Bakanlığı&quot;nın önerisi ve Bakanlar Kurulu kararı ile tespit ve ilan edilen, doğal veya sosyo-kültürel değerlerin yoğunlaştığı alanlardır. &lt;br/&gt;Turizm Merkezleri : Turizm bölgeleri içinde veya dışında, yeri, mevkii ve sınırları Turizm Bakanlığı&quot;nın önerisi ve Bakanlar Kurulu kararı ile tespit  ve ilan edilen, turizm bakımından önem taşıyan yerler ve bölümlerdir. &lt;br/&gt;    &lt;br/&gt;Koruma Alanı : Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının muhafazaları veya tarihi çevre içinde korunmalarında etkinlik taşıyan korunması zorunlu olan alanlardır (2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 2873  sayılı Milli Parklar Kanunu)</description></item><item><title>KOCAELİ YARIMADASINDA KIR YERLEŞMELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kocaeli-yarimadasinda-kir-yerlesmeleri-368432.html</link><description>KOCAELİ YARIMADASINDA KIR YERLEŞMELERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kocaeli Yarımadası&quot;nda kır yerleşmelerini konu alan araştırma 5200 km2 lik bir alan üzerinde yapılmıştır. Marmara Bölgesi&quot;nin kuzeydoğusundan İstanbul Boğazı&quot;ndan Sakarya ve çark suyu vadilerine kadar olan alan kendine özgü özellikleri ile belirgin bir karakter taşır. Bu yüzden bir coğrafi ünite olarak ayırdedilmesine imkan verdirmiştir. Büyük bir kısmı morfolojik anlamda plato karakterine sahiptir. Yakın yıllarda Kocaeli Yarımadası&quot;nın bazı bölümleri Beşeri Coğrafya kapsamında önemli gelişme olmaktadır. Özellikle sanayileşme ve kentleşme hareketleri günümüzde büyük boyutlar kazanmış ve bu hareketlere bağlı olarak nüfus ve yerleşme konularında olumlu ve olumsuz ancak, önemli sayılabilecek gelişmeler meydana gelmiştir.&lt;br/&gt;Çalışma alanı içinde yer alan İstanbul ve İzmit kentleri hızla büyümüşler ve yakınlarında yer alan bazı küçük  yerleşme ünitelerini de  etkileyerek onlarında kentleşme sürecine girmelerine neden olmuştur. Ancak sanayileşme ve kentleşme hareketleri Kocaeli Yarımadası&quot;nın çok sınırlı bir alanında yoğunluk kazanmıştır. Bu alan İstanbul boğazı kıyısı ile Güneyde yer alan ve İstanbul-İzmit  arasında dar bir kıyı kuşağıdır. Belirlenen bu kesimler dışında Kocaeli yarımadası&quot;nın çok geniş bir bölümünde kırsal karakter hakimdir.&lt;br/&gt;Aynı yöre içinde yer alan ve yan yana bulunan iki sektörün (kırsal ve kentsel sektörün) birinin gelişip diğerinin sönük kalması Kocaeli Yarımadası&quot;nda kır ve kent ilişkisi açısından önemli bir çelişkidir. Sanayileşme ve kentleşme hareketlerinin, yöre dışından kaynaklandığı ve Kocaeli Yarımadası&quot;nın belirlenen kesimlerine adeta empoze edildikleri görünüyor.&lt;br/&gt;Kocaeli Yarımadası&quot;nın bu geniş bölümünde düzensiz olarak dağılmış bulunan kır yerleşmeleri topla nüfusun yalnızca %13.5&quot;ine sahiptirler ve bu bakımdan da aynı yöre içinde yer alan şehirsel kesim ile çelişki gösterirler. Ancak bu çelişki kır kesiminin önemsizliğinden çok, kentsel kesimin sahip olduğu büyük önemden ileri gelir. Nitekim Kocaeli Y.sı kırsal alanının, Marmara Bölgesi kırsal alanı ile nüfus yönünden , benzer özellikte olduğu belirlenmiştir. Yerleşme düzeninin bugünkü şekli, ekonomik faaliyetlerinde görülen nisbi farklılaşmalar, temelde fiziksel şartlarla ilişkili bulunmaktadır.&lt;br/&gt;Kocaeli Y.sı&quot;nın esasını meydana getiren plato yüzeyi genel olarak kuzeybatı yönünde çarpılmış ve akarsularla oldukça parçalanmış bir şekle sahiptir.&lt;br/&gt;Yarımadanın özellikle kısmen kıyıları, Kefken civarı haricinde, son derece düz bir uzanış göstermektedir.&lt;br/&gt;İzmit körfezi kıyıları diğerlerinden oldukça ayrıcalık gösterir. Tipik boğulma ve birikinti şekillerinin meydana getirdiği dar kıyı şeridi, aynı zamanda beşeri faaliyetler açısından da   elverişli şartlar ortaya koymuştur.&lt;br/&gt;Kocaeli Y.nın bu jeomorfolojik özellikleri ve bunlara bağlı olarak meydana gelmiş röliyef, insan faaliyetlerini çeşitli şekillerde etkileyerek farklı mekan parçaları ortaya koyarken, iklimi de etkilemiş çeşitlilik kazanmasına neden olmuştur. İklimin kısa mesafel</description></item><item><title>BURSA KENT PLANLAMA TARİHİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bursa-kent-planlama-tarihi-447383.html</link><description>BURSA KENT PLANLAMA TARİHİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Bursa kentsel planlama tarihi üzerine düşünmek, 19. yy da başlayan Türk mo-dernleşmesinin Bursa izdüşümünü yeniden okuma anlamını taşır.&lt;br/&gt;Modernite 17. yy dan itibaren Avrupa&quot;da oluşan ve etkileri giderek yaygınlaşan toplumsal yaşam ve organizasyon biçimidir. Modernite kavram olarak iki dönüştürücü sürecin birlikte düşülmesi ile anlaşılabilir. Bunlardan ilki genişleyen kapitalist pazarın itici gücüyle oluşan, sanayileşme kentleşme ve nüfus hareketleriyle yaratılan modern-leşme sürecidir. İkincisi ise geleneksel bağlarından kurtulmuş, kendi aklıyla kendini yönetebilen bireyin doğması ve evrensel olarak geçerli ahlak ve hukuk alanının kuru-labileceği düşüncelerini içeren kültürel boyutudur. (Cooke, 1988: 476-77) Modernite eş anlı olarak mekan ve zamanın belirli bir tarzda yaşanmasına denk düşer. (Berman, 1982) Modernite içinde örtük olarak yer alan önemli bir varsayım ise tüm mekanların (giderek tüm dünyanın) belirli bir zaman izinde modernleşeceğidir. (Giddens, 1991) Bu doğrultuda plan üretme mekanı (KENTİ) zaman içinde modernleştirmenin aracıdır. Kent planlarının yapılması ile kentsel alanların modernleşmesine yön verme amacı güdülür. Kentsel planlama ile yapıların, yolların, parkların, kamu kuruşlarının kısacası  kentin tüm fiziksel öğelerinin düzenlenmesi ve sosyo - ekonomik gelişmenin sağlan-ması amaçlanmaktadır.&lt;br/&gt;Kent planlaması batıda 1850&quot;ler sonrasında sanayi kentinin sorunlarının çözü-mü için geliştirilmiştir. Kent planlamasının gelişimi iki ayrı yoldan kaynak bulmaktadır. Bunlardan ilki, İngiltere&quot;de çıkartılan sağlık yasalarıyla kentin planlanmaya çalışılması ikincisi ise 1860&quot;lı yıllarda III Napolyon ve Haussman&quot;ın Paris uygulamalarıdır &lt;br/&gt;(Tekeli, 1980).&lt;br/&gt;Kent planlamasının modernleşme sürecinin içinde yer aldığı bilgisi ile Bursa Kent planlama tarihine bakıldığında ilginç bir durum ile karşılaşılır. Haussman&quot;ın Paris operasyonunu izleyen üç yıl içinde Bursa&quot;da benzer uygulamalar gerçekleşmiştir. Söz konusu uygulamaların analizi Bursa&quot;da kentsel yapıda ortaya çıkan sosyal, ekonomik ve mekansal bir dizi değişikliği içeren planlama sürecine yakından bakmayı getirecek-tir. Bundan önce yapılması gereken saptama Bursa&quot;da mekansal dönüşümün başla-dığı 19 yy&quot;da gerçekleşen 1855 depreminden sonra kentin imarının saray için adeta bir prestij sorunu haline gelmesinin Cumhuriyet döneminde de devam etmesi ve İs-tanbul nazım planını yapmak için gelen üç şehirciye- Löcher, Prost ve Piccinato&quot;ya - Bursa planının da yaptırılmasıdır.&lt;br/&gt;PLANLAMA SÜRECİ VE DEĞİŞEN KENTSEL YAPI&lt;br/&gt;19. yy da Bursa&quot;da gerçekleştirilen imar uygulamaları Türk modernleşmesinin prototipi gibidir. Modernite ile ilgili yazın incelendiğinde modernite sürecinin Avrupa dışındaki ülkelerde iki farlı yoldan uygulamaya geçtiği görülür (Kazancıgil, 1982). Bunlardan ilki kapitalizmin işleyişinin yarattığı yayılmacı etkilerdir. İkincisi ise Batıda ortaya çıkan gelişmelerin etkisinde kalan yönetici elitlerin çeşitli kurumsal düzenleme-ler ve eğitim yoluyla bir tür sosyal mühendislik uygulamasına gitmeleridir. Bursa 19 yy da birbirinin içinde gelişen söz konusu uygulamaların etkisinde kalmıştır. Kapitalizmin merkezi ülkelerden çevreye yaygınlaşması değerlendirildiğinde Bursa&quot;nın ipek üretim süreci ile öne çıktığı görülür (Erder; 1975, 1976, 1978; Aktar; 1995).&lt;br/&gt;Bursa&quot;da 16. yy da önemli bir sermaye birikimine yol açan ipek üretiminin (İnal-cık, 1969) 19. yy da fabrikalarda üretilmeye başlamasıyla kent için önemini koruduğu görülmektedir (Erder, 1976). 1824&quot;de Fransa&quot;nın ipek üretim merkezi olarak bilinen Lyon kendinde kozadan ipek ipliği mekanik bir  sistem ile çekilmeye başlandı. Bu tek-noloji değişimi Avrupa ipek üretiminde devrim anlamına gelmekteydi     &lt;br/&gt;(Aktar, 1993:121). Avrupa&quot;daki bu gelişmeden sadece 10 yıl sonra Bursa&quot;da buhar gücü ile çalışan iplik çekim fabrikalarının (filatür) görülmesi son derece ilginçtir. İtal-ya&quot;nın ipek merkezi olan Piedmont bölgesinde buharla çekim tekniğinin Bursa&quot;dan on yıl sonra görülmesi, Bursa&quot;nın önemini</description></item><item><title>AB KIRSAL KALKINMA PROGRAMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ab-kirsal-kalkinma-programi-453525.html</link><description>AB KIRSAL KALKINMA PROGRAMI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gelir Getirici Etkinlikler ve Tarımda Modernleşme AB Kırsal Kalkınma Politikasının önemli&lt;br/&gt;alt başlıkları...&lt;br/&gt;GAP&quot;ın yararlandırılacağı Programın, Güneydoğuda yaşayan nüfusun ekonomik ve sosyal&lt;br/&gt;koşullarını iyileştirmesi hedeflenmektedir. Programın sürdürülebilir ekonomik kalkınma,&lt;br/&gt;bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması, üretici kapasitenin geliştirilmesi ve istihdamın&lt;br/&gt;artırılması gibi ulusal program hedeflerini desteklemesi öngörülmektedir. Program, yerel&lt;br/&gt;KOBİlerin desteklenerek yeni işler yaratılmasını ve istihdam olanaklarının artırılmasını; kırsal&lt;br/&gt;nüfus için gelir getirici etkinliklerin desteklenmesini; önemli kültürel miras alanlarının&lt;br/&gt;renovasyon ve restorasyonunu ve kültürel ve turistik potansiyellerinin güçlendirilmesini;&lt;br/&gt;Bölgenin çevre koşullarının geliştirilmesini amaçlamaktadır. Programın üç bileşeni olacaktır: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* KOBİ Bileşeni: Bu bileşen çerçevesinde, Bölgedeki 5 Girişimci Destekleme Merkezinin&lt;br/&gt;(GİDEM) yönetimi; GİDEM personelinin eğitimi; yerel iş çevrelerine ve potansiyel&lt;br/&gt;yatırımcılara destek hizmetleri verilmesi; erişimi güç yörelerde etkinliklerde bulunulması;&lt;br/&gt;potansiyel girişimcilere enformasyon hizmeti verilmesi; ekonomik etkinliklerde çevre&lt;br/&gt;duyarlığı yaratılması konusunda çalışmalar yapılması; kadınların formel ekonomiye&lt;br/&gt;katılımının ve danışmanlık hizmetlerine ulaşımının önemini vurgulayan çalışmalar&lt;br/&gt;yapılması hedeflenmektedir. &lt;br/&gt;* Kırsal Kalkınma Bileşeni: Bu bileşen çerçevesinde, kuru ve sulu tarım ve tarım dışı&lt;br/&gt;alanlarda gelir getirici etkinliklerin desteklenmesi; eğitim hizmeti verilmesi; gelir getirici&lt;br/&gt;etkinliklerde küçük kredi kullanımının teşviki hedeflenmektedir. &lt;br/&gt;* Kültürel Mirasın Korunması ve Geliştirilmesi Bileşeni: Bu bileşen çerçevesinde, kültürel&lt;br/&gt;sit alanı restorasyonu ve kültür turizmi geliştirilmesi gibi bağlı etkinliklerin desteklenmesi&lt;br/&gt;için bir Kültürel Miras Fonu oluşturulması; restorasyon ve renovasyon çalışmaları&lt;br/&gt;alanında eğitim hizmeti verilmesi; kültürel sit alanlarına ilişkin enformasyon, eğitim ve&lt;br/&gt;iletişim materyalleri geliştirilmesi amacıyla yerel kuruluşların desteklenmesi&lt;br/&gt;hedeflenmektedir. &lt;br/&gt;KÜÇÜK VE ORTA BÜYÜKLÜKTE İŞLETME BİLEŞENİ&lt;br/&gt;GAP Bölgesi, KOBİ gelişimi alanında birtakım kısıtlarla karşı karşıyadır. Bunlar arasında&lt;br/&gt;yerel piyasaların sınırlılığı, girişimcilik ve sermaye birikimi yetersizliği, iş çevrelerinin&lt;br/&gt;bölgesel ve yerel kuruluşlarının bulunmayışı, yönetsel ve teknik becerilerin yetersizliği,&lt;br/&gt;yatırım özendiricileri yetersizliği ve altyapı eksiklikleri bulunmaktadır. Kredi ve sermaye&lt;br/&gt;edinim imkanlarına erişim, sıkı kefalet yükümlülükleri yüzünden sınırlanmaktadır.&lt;br/&gt;GAP İdaresi, Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (TOBB), Küçük ve Orta Sanayii Geliştirme&lt;br/&gt;İdaresi (KOSGEB) ve Türkiye Kalkınma Bankası (TKB) ile işbirliği halinde ve ayrıca&lt;br/&gt;UNDP&quot;nin de desteğini alarak, yerel KOBİ&quot;ler ve bölgede faal olmayı düşünen yatırımcılar&lt;br/&gt;için GAP-GİDEMler aracılığıyla enformasyon ve danışmanlık hizmetleri vermektedir.</description></item><item><title>GAP PROJESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gap-projesi-453876.html</link><description>1970lerde temeli atılan Türkiyenin en büyük, dünyanın ise 8inci büyük projesi GAP, gereken 32 milyar doların ancak yarısı bulunabildiği için 2010 yılını bekliyor. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Başbakanlık 32 milyar dolar harcayıp gelecek yıl bitirmeyi planladığı 34 yaşındaki GAP projesi için ancak yarısı kadar parayı denkleştirince Türkiyenin bu en büyük projesi yarım kaldı. 2003 sonu itibariyle GAPa ancak 16.6 milyar dolarlık yatırım yapılabildi. Kalan para bulunabilirse GAPın 2010 yılında bitirilmesi hedefleniyor. Türkiyenin en büyük projesi olarak adlandırılan GAP aynı zamanda dünyanın da en büyük 8. projesi olarak tarihe geçti. GAP &quot;Ben 50 senedir bu projeyle meşgulüm. Başka ömrüm olsa gene buraya verirdim&quot; diyen 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirelin de en önem verdiği projeydi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Temel hedefi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi halkının gelir düzeyi ve hayat standardını yükselterek, bu bölge ile diğer bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak, kırsal alandaki verimliliği ve istihdam imkanlarını artırarak, sosyal istikrar, ekonomik büyüme gibi milli kalkınma hedeflerine katkıda bulunmak olan GAP, çok sektörlü, entegre ve sürdürülebilir bir kalkınma anlayışı ile ele alınan bir bölgesel kalkınma projesidir. Proje alanı Fırat ve Dicle havzaları ile yukarı Mezopotamya ovalarında yer alan 9 ili kapsamaktadır (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1970lerde Fırat ve Dicle nehirleri üzerindeki sulama ve hidroelektrik amaçlı projeler olarak planlanan GAP, 1980lerde çok sektörlü, sosyo-ekonomik bir bölgesel kalkınma programına dönüştürülmüştür. Kalkınma programı, sulama, hidroelektrik, enerji, tarım, kırsal ve kentsel altyapı, ormancılık, eğitim ve sağlık gibi sektörleri kapsamaktadır. Su Kaynakları Programı 22 baraj, 19 hidroelektrik santrali ve 1.7 milyon hektar alanda sulama sistemleri yapımını öngörmektedir. Toplam maliyeti 32 milyar ABD doları olan Projenin, Enerji santrallerinin toplam kurulu gücü 7476 MW olup yılda 27 milyar kilowatsaat enerji üretimi öngörülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Proje, gelecek kuşaklar için kendilerini geliştirebilecekleri bir ortam yaratılmasını amaçlayan sürdürülebilir insani kalkınma felsefesi üzerine kurulmuştur; kalkınmada adalet, katılımcılık, çevre korunması, istihdam, mekansal planlama ve alt yapı geliştirilmesi GAPın temel stratejileridir.&lt;br/&gt;GAP&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneydoğu Anadolu Projesi; Türkiyenin Doğu Anadolu Bölgesinden kaynaklanan ve sularını Basra Körfezine boşaltan Fırat ve Dicle nehirleri havzalarındaki geniş ovalardan ve Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak illerinden oluşmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yüzölçümü 75.358 kilometre kare olan Bölge, ülkemizin toplam yüzölçümünün yaklaşık % 10unu oluştururken güneyde Suriye, güneydoğu da ise Irakla sınır komşusudur. Bölge Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile birlikte kısaca GAP Bölgesi olarak adlandırılmaya başlanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GAPın geçmişi 1930lu yıllarda başlayan &quot;Keban Projesi&quot;ne dayanmaktadır. Fırat ve Dicle nehirlerinin sulama ve elektrik üretimi amacıyla kullanılması fikri üzerine geliştirilmiş olan GAP, iki ayrı nehir projesi olarak yürütülürken 1980 yılında Güneydoğu Anadolu Projesi olarak birleştirilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GAP dokuz ili kapsayan (Adıyaman Batman Diyarbakır Gaziantep Kilis Mardin Siirt Şanlıurfa Şırnak) bir alanda 22 baraj, 19 hidroelektrik santrali ile Türkiye toplam su potansiyelinin % 28ini kontrol altına alırken, 1.7 milyon hektar arazinin sulaması ve 7476 megavatın üzerinde bir kurulu kapasite ile yılda 27 milyar kilovatsaatlik elektrik enerjisi üretecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GAPın entegre bir bölgesel kalkınma projesi olarak uygulanmasına 1989 yılında GAP Master Planının hazırlanmasıyla başlanmıştır. Aynı yıl 388 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bölgesel kalkınmayı planlamak, yönlendirmek, izlemek ve koordinasyonunu sağlamak üzere GAP Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatı kurulmuştur. GAP Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatı; GAP Yüksek Kurulu ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığından oluşmaktadır. GAP Yüksek Kurulu GAPtan sorumlu Devlet Bakanı, DPTden sorumlu Devlet Bakanı, Bayındırlık ve İskan Bakanı ile Başbakanın başkanlığında toplanır. Teşkilatın diğer organı olan GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı Merkez ve Taşra-Şanlıurfa Bölge Müdürlüğü ile Ad Hoc görev yapan Koordinasyon Kurulundan oluşur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Önce toprak ve su kaynaklarının geliştirilmesini amaçlayan bir mühendislik projesi olarak başlayan, daha sonra çok sektörlü, entegre, bölgesel bir yatırım programı olarak ele alına</description></item><item><title>KENT SORUNALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kent-sorunalari-344728.html</link><description>KENT SORUNALARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kentsel sorunların kaynağı &lt;br/&gt; Türkiye nüfusunun yüzde 70&quot;i kentlerde yaşamaktadır. Son 50 yıldır ekonomik-sosyal ve son 16 yıldır süren olan çatışma ortamı nedeniyle süren iç göçler sonucu kentlerin nüfusu hızla artmıştır. Yakın bir gelecekte ülke nüfusunun yüzde 85&quot;nin kentlerde yaşacağı öngörülmektedir. &lt;br/&gt; Türkiye&quot;de, kentsel sorunların kaynağı, İkinci Dünya Savaşı sonrası tercihlerine ve bu tercihlerin uygulanmasına dayanmaktadır. Truman Doktri&quot;nine dayalı olarak ABD ile Türkiye arasında 1947 yılında imzalanan &quot;Yardım Anlaşması&quot; bir dönemin de başlangıcıdır. &lt;br/&gt; 17. Stand-By anlaşmasını Aralık 1999&quot;da imzalayan Türkiye&quot;nin IMF serüveni bu dönemde başlıyordu. 14 Şubat 1947&quot;de IMF&quot;ye giren Türkiye, parasını yüzde 100&quot;ün üzerinde devalüe ediyor ve yakın tarihinde ortaya çıkan tüm ekonomik krizleri IMF&quot;nin istikrar programları ile çözmeye çalışmanın ilk adımını atıyordu. &lt;br/&gt; Tarım sektöründe 1950&quot;lerden itibaren büyük değişmeler olmuştur. Tarımın teknolojik yapısında, işlenen toprakların mülkiyetinde ve tarıma ayrılan kredilerin dağılımındaki değişmeler sonucu olarak ortaya çıkan mülksüzleşme, işsizlik, yüksek orandaki nüfus artışı büyük bir nüfusun tarımdan kopuş sürecini başlatmıştır. Karayolu ulaşımındaki hızlı gelişme mal ve insan akımını hızlandırmıştır. Bu olgu gerek tüketim gerek üretim mallarının kolaylıkla dolaşımını hızlandırmış, başka bir anlatımla tüketim toplumunun koşullarını hazırlamıştır. &lt;br/&gt;   Kentlere göç akışı, 1960&quot;larda otomotivi de içine alarak gelişen ve çeşitlenen, gümrük duvarları ve teşviklerle korunan, desteklenen montaj sanayine ucuz işgücü sağladığı için özendirilmiştir. 1950-1965 yılları arası tüm Türkiye&quot;de kentleşme hızının yüzde 6&quot;lar düzeyine tırmandığı yıllar olmuştur. Kentlerin hemen yakınlarında seçilen sanayi alanlarının etrafı gecekondularla doluyordu.  &lt;br/&gt;1-GECEKONDULAŞMA: İmar ve yapı işlerini düzenleyen kanun ve yönetmeliklere bağlı kalınmadan ve genellikle devlet arazisi üzerine izinsiz olarak yapılan konutlar yurdumuza gecekondu olarak adlandırılmaktadır.Kaçak yapılaşma ürünüdür.Kentlerin çevresinde yapılarak ayrı semtler oluşturur.Bu kesimler kırsal kesimden kentlere olan göçün doğurduğu sağlıksız kentleşmenin göstergesidir:Buraları altyapı hizmetlerini tam olarak bulunmadığı yerlerdir.Bunun için sağlık yönünden bazı sakıncaları bulunan yerleşim üniteleridir.Buralar çok hızlı ve plansız büyüdüğü için belediye hizmetleri yeteri kadar götürülmemektedir.  &lt;br/&gt;  Gecekondu kendini toplumsal bir olgu olarak kabul ettirmiş ve 1996&quot;da çıkarılan 775 sayılı &quot;Gecekondu Kanunu&quot; ile imar hukukuna girmiştir. Gecekondu bölgeleri tasfiye, ıslah ve önleme bölgeleri olarak sınıflandırılımış ve bu bölgeler için ayrı bir imar düzeni kabul görmüştür.1970&quot;lerden sonra İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük kentlerdeki gecekondu sürecinde niteliksel değişmeler başlamıştır. Gecekondu, karşılanamayan barınma ihtiyacının doğurduğu bir sorun olmaktan çıkıp rant kaynaklı bir kaçak yapılaşmaya, 1980&quot;lerden itibaren ise, kaçak yapı sorunu &quot;kaçak kentler&quot; sorununa dönüşmüştür. Bugün gelinen aşama, 3,4 ve daha yüksek katlı yapılaşma süreci ile gecekondudan çok kaçak yapıların egemen olduğu bir kentleşmedir. &lt;br/&gt; Gecekondu alanları süreç içinde kendine özgü bir değişim geçirmiştir. Bu değişim, bir yandan bu alanda yaşayanların kente tutunma çabaları, diğer yandan popülist ve himayeci siyaset pratikleri içinde biçimlenmiştir. 1950&quot;lerden bu yana genişleyerek sürdürülen, karın maksimize edilmesine dayalı, tutarlı bir konut ve arsa politikasının izlenmemiş olması, hazine topraklarının işgaline göz yumulmasını ve kent çevresinde hisseli parselasyonla toprakların küçük parçalara bölünmesini geliştirmiştir. &lt;br/&gt; Kaçak ve denetimsiz yapılaşma &lt;br/&gt; 1980&quot;li yıllardan itibaren kent merkezlerinde oluşan rant, ülke ekonomisine ve politikasına yön veren bir öneme ve büyüklüğe ulaşmıştır. Sağlıklı kentler yerine bunaltıcı yapılaşmalar ve insan yığılmaları oluşmuş, kent mekanları rantın aracı olarak görülmeye başlanmıştır. &lt;br/&gt; Faaliyet ala</description></item><item><title>SAFRANBOLUDA KORUMAYA HALKIN KATILIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?safranboluda-korumaya-halkin-katilimi-383061.html</link><description>Safranboluda Korumaya Halkın Katılımı&lt;br/&gt;Celal Erdoğdu&lt;br/&gt;İTÜ - Mimarlık&lt;br/&gt;Ödev 2003&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İ.T.Ü.&lt;br/&gt;MİMARLIK FAKÜLTESİ&lt;br/&gt;ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA BÖLÜMÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SAFRANBOLUDA KORUMAYA&lt;br/&gt;HALKIN KATILIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;CELAL ERDOĞDU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1- SAFRANBOLU İLÇESİNİN TANIMI&lt;br/&gt;2- SAFRANBOLU İLÇESİNİN 1940 SONRASI&lt;br/&gt;3- SAFRANBOLU İLÇESİNİN 1970 SONRASI&lt;br/&gt;4- SAFRANBOLU İLÇESİNİN 1985 SONRASI&lt;br/&gt;5- SAFRANBOLU HALKININ KORUMAYA KATILIMI&lt;br/&gt;6- SAFRANBOLU İLÇESİNDEKİ KORUMAYI ZORLAŞTIRAN FAKTÖRLER&lt;br/&gt;7- SAFRANBOLU İLÇESİNDE ÖRNEK OLMASI AMACIYLA YAPILANLAR&lt;br/&gt;8- HALKIN KATILIMINI VE KORUMANIN SÜREKLİLİĞİNİN SAĞLANMASI MAKSADIYLA YAPILANLAR&lt;br/&gt;9- KAYNAKÇA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SAFRANBOLUDA KORUMA VE HALKIN KATILIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1 &amp;#8211; SAFRANBOLU İLÇESİNİN TANIMI:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağırlıklı olarak bir Osmanlı Dönemi sehri olan Safranbolu, daha çok 18. ve 19 yy. geleneksel Türk toplum yaşantısını günümüze aktarmaktadır. Şehir Türk kent kültürünün ve mimarisinin bir zirvesini oluşturduğu için yeni tarz aranmamış ve 1940lara kadar fazla değişikliğe uğramaksızın kendi doğal gelişimi içinde ,bakım ve onarımlarla koruna gelmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- SAFRANBOLU İLÇESİNİN 1940 SONRASI:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu tarihlerde Demir-Çelik endüstirisinin kurulması ile Karabük hızlı bir gelişmeye sahne olmuş ve yeni cazibe merkezi haline gelmiştir. Bu sayede,ülkemizde hızlı kentleşmenin ve değişimin yaşandığı 1950 sonrası dönemde Safranbolu hiçbir bozulma riski yaşamamış, kentleşme tümü ile Karabükte ve daha sonraki dönemde Safranbolu nun ayrı bir kesimini oluşturan Kıranköy - Hastarla mevkiinde yoğunlaşmıştır..&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3 - SAFRANBOLU İLÇESİNİN 1970 SONRASI:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1976 yılında ise Safranbolu Evleri sergileri açılarak büyük bir ilgi görmüştür.Yöre halkına benimsetilen ve merkezi hükmetin dikkatini de çeken bu çalışmalar 1976 yılının sonunda Safranbolu için koruma kararı alınmasını sağlanmıştır.Bu ilk koruma kararı ile kültürel,tarihsel ve sayal gerekçeler izah edilerek, planlı koruma sağlanıncaya kadar geçiş dönemi yapılaşma koşulları ortaya koymuştur.Korunacak yapılar belirlenmiş, yol formunu yaratan öğelerin,yolların ve yol dokusunun, bahçe duvarlarının, dogal görüntünün korunması ve altyapı öğelerinin denetim altında tutulması öngörülmüştür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4 - SAFRANBOLU İLÇESİNİN 1985 SONRASI:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1985 yılında Taşınmaz Kültür Varlıkları Yüksek Kurulunca şehrin iki bölgesi ( çarşı ve bağlar) kentsel sit alanı olarak ilan edilmiş, ve bügün sayıları 1117si bulan sivil mimarlık ve anıt eseride koruma altına alınmıştır.Aynı kararla şehrin koruma imar planının Belediyece yaptırılması benimsenmiştir.Safranbolu Koruma İmar Planı ise 1991 yılında kabul edilerek uygulamaya konulmuştur.&lt;br/&gt;Safranbolunun örnek korumacılık çalışmalarına sahne oldugu 1975 sonrası dönemde Kültür Bakanlığı şehirde Kaymakamlarevi olarak bilinen konağı satın alarak restore ettirmiş ,Safranbolu Sağlıklaştırma Prejesi kapsamında otuz kadar evin dış cephe dekarasyonu ve bir kısım sokakların düzenlenmesini yaptırmıştır. Ayrıca Yemenicilere Arastasını restare erttirmiştir.Vakıflar Genel Müdürlüğü Cinci Hanı v</description></item><item><title>KENTLEŞME VE MEKAN SORUNLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentlesme-ve-mekan-sorunlari-383767.html</link><description>KENTLEŞME VE MEKAN SORUNLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nüfus artışı ve sanayileşme sonucu ortaya çıkan kentleşme olgusu, çok sayıda sorunu da beraberinde getirmiştir. Kentleşmenin stres, gürültü, kira fiyatlarının artması gibi sosyo-ekonomik etkileri yanında; hava kirliliği, su kirliliği gibi çevre üzerinde de olumsuz etkileri vardır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dar anlamda kent sayısının ve kentlerde yaşayan nüfusun artması olarak tanımlayabileceğimiz kentleşme, demografik, ekonomik ve sosyo-kültürel bir değişmeyi ifade eder. Demografik anlamda kentleşme, nüfusun kırsal ve tarımsal alanlardan kente göç etmesi iken, ekonomik anlamda kentleşme, tarım ve hayvancılıkla uğraşan nüfusun başta sanayi olmak üzere, tarım dışı faaliyetlere (sektörlere) kaymasıdır. Sosyo-kültürel anlamda kentleşme ise, demografik ve ekonomik olarak kentleşen nüfusun kentin normlarını ve yaşayış biçimini bir tarz olarak benimsemesi, yaşaması, yani &quot;kentlileşmesi&quot; demektir. Kentlileşme temelde bir kültür değişmesidir. Kentlileşme için kent kültürünün geliştirilmesi yanında, kentte yaşayanların fiziksel ve davranışsal olarak da uyum içinde olmaları gerekmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kentleşme adından da anlaşılacağı üzere başlamış ve devam eden bir süreci ifade eder. Bu sürecin sonunda gerçek anlamda bir kentleşmeden bahsedebilmek için yukarıda saydığımız üç unsurun, başka bir anlatımla üç değişmenin bir arada yaşanması gerekir. Bu unsurlardan birinin eksikliği halinde, o ülkede veya o kentte gerçek anlamda bir kentleşmeden bahsedilemez.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Kentleşmenin Sosyo Ekonomik Etkileri&quot; başlığını taşıyan bu çalışmada kentleşmenin tanımı yapılarak, yol açtığı sorunların irdelenmesi yanında bir takım pozitif etkilerinin de olabileceği tartışılmıştır. Ayrıca sürdürülebilir bir kentleşme için neler yapılabileceği ortaya konulmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Kentleşmenin Tanımı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kenti sınırları içinde yaşayan nüfusun geçim kaynaklarını  tarım ve hayvancılık dışı uğraşıların oluşturduğu, toplumsal ilişkiler, kültürel alanlar, nüfus yoğunluğu gibi bir çok yönden kırsal alanlardan farklı olan yerler şeklinde tanımlamak mümkündür.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kentli ise, kentte yaşayan ve kentin kendine özgü kültürünü benimsemiş olan, kırın yaşam biçimlerinden farklı bir yaşam biçimi sürdüren, geçimini tarım ve hayvancılık dışı faaliyetlerden kazanan kişidir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Kent sözcüğü devamlı olarak medeniyet ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Bu anlamda medeniyetin kentleşmeyle geldiğini ve varolduğunu söylemek, genel bir kanıdır. Latin kökenli dillerde medeniyet anlamına gelen &quot;civilization&quot; kent anlamına gelen &quot;civitas&quot; sözcüğünden türemiştir. Bu özellik sadece batı kültürlerinde görülmemektedir. Arap kültüründe de medeniyet uygarlık anlamına gelmektedir ve bir kent ismi olan Medine sözcüğünden  türetilmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu açıklamalar ışığında Kentleşmeyi dar anlamda, kent sayısının ve kent nüfusunun artması olarak tanımlayabiliriz. Kentsel nüfus, doğumlarla ölümler arasındaki farkın doğumlar lehine olmasından ve aynı zamanda köylerden ve kasabalardan gelenlerle, yani göçlerle artar. Kentleşmenin bu manadaki tanımı, demografik yani nüfus artışıyla ilgilidir. Oysa kentleşme yalnız bir nüfus hareketi olarak görülürse eksik kavranmış olur. Çünkü, kentleşme bir toplumun ekonomik ve doğal yapısındaki değişmelerden de kaynaklanabilir. Bu nedenle kentleşmeyi tanımlarken, nüfus hareketinin kaynağını oluşturan ekonomik ve toplumsal değişmelere de yer vermek gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kentleşmenin bu açıklamalardan sonra geniş bir tanımı şöyle yapılabilir: Sanayileşme ve ekonomik gelişmeye bağlı olarak kent sayısının artması ve bugünkü kentlerin büyümesi sonucunu doğuran, toplum yapısında, artan oranda örgütlenme, işbölümü ve uzmanlaşma yaratan, insan davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişikliklere yol açan bir nüfus birikim sürecidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üretim şeklindeki değişimin, yani ekonomik öğenin kentleşme tanımında önemli bir yeri vardır. Kentleşmenin tarımsal üretimden daha ileri bir üretim düzeyine geçiş olarak tanımlanabilmesinin asıl nedeni de budur. Kentleşme bir yandan kent nüfusunun artışını anlatırken, öte yandan kent kültürü olarak nitelendirebileceğimiz davranış ve tutumların benimsenmesi olarak da  görülebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kentleşme hareketi zaman içinde bir değişmeyi de anlatır. Bir ülkenin, ya da bölgenin kentleşme oranı ise, o ülke ya da bölge nüfusunun belli bir anda, belli bir tanıma göre kent sayılan yerleşme birimlerinde yaşayan oranıdır (Kentsel Nüfus/Toplam Nüfus). Yani,  kentleşme hareketi demografik tanımı ile belli bir süre içi</description></item><item><title>KENT SORUNALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kent-sorunalari-449724.html</link><description>Kentsel sorunların kaynağı &lt;br/&gt; Türkiye nüfusunun yüzde 70&quot;i kentlerde yaşamaktadır. Son 50 yıldır ekonomik-sosyal ve son 16 yıldır süren olan çatışma ortamı nedeniyle süren iç göçler sonucu kentlerin nüfusu hızla artmıştır. Yakın bir gelecekte ülke nüfusunun yüzde 85&quot;nin kentlerde yaşacağı öngörülmektedir. &lt;br/&gt; Türkiye&quot;de, kentsel sorunların kaynağı, İkinci Dünya Savaşı sonrası tercihlerine ve bu tercihlerin uygulanmasına dayanmaktadır. Truman Doktri&quot;nine dayalı olarak ABD ile Türkiye arasında 1947 yılında imzalanan &quot;Yardım Anlaşması&quot; bir dönemin de başlangıcıdır. &lt;br/&gt; 17. Stand-By anlaşmasını Aralık 1999&quot;da imzalayan Türkiye&quot;nin IMF serüveni bu dönemde başlıyordu. 14 Şubat 1947&quot;de IMF&quot;ye giren Türkiye, parasını yüzde 100&quot;ün üzerinde devalüe ediyor ve yakın tarihinde ortaya çıkan tüm ekonomik krizleri IMF&quot;nin istikrar programları ile çözmeye çalışmanın ilk adımını atıyordu. &lt;br/&gt; Tarım sektöründe 1950&quot;lerden itibaren büyük değişmeler olmuştur. Tarımın teknolojik yapısında, işlenen toprakların mülkiyetinde ve tarıma ayrılan kredilerin dağılımındaki değişmeler sonucu olarak ortaya çıkan mülksüzleşme, işsizlik, yüksek orandaki nüfus artışı büyük bir nüfusun tarımdan kopuş sürecini başlatmıştır. Karayolu ulaşımındaki hızlı gelişme mal ve insan akımını hızlandırmıştır. Bu olgu gerek tüketim gerek üretim mallarının kolaylıkla dolaşımını hızlandırmış, başka bir anlatımla tüketim toplumunun koşullarını hazırlamıştır. &lt;br/&gt;   Kentlere göç akışı, 1960&quot;larda otomotivi de içine alarak gelişen ve çeşitlenen, gümrük duvarları ve teşviklerle korunan, desteklenen montaj sanayine ucuz işgücü sağladığı için özendirilmiştir. 1950-1965 yılları arası tüm Türkiye&quot;de kentleşme hızının yüzde 6&quot;lar düzeyine tırmandığı yıllar olmuştur. Kentlerin hemen yakınlarında seçilen sanayi alanlarının etrafı gecekondularla doluyordu.  &lt;br/&gt;1-GECEKONDULAŞMA: İmar ve yapı işlerini düzenleyen kanun ve yönetmeliklere bağlı kalınmadan ve genellikle devlet arazisi üzerine izinsiz olarak yapılan konutlar yurdumuza gecekondu olarak adlandırılmaktadır.Kaçak yapılaşma ürünüdür.Kentlerin çevresinde yapılarak ayrı semtler oluşturur.Bu kesimler kırsal kesimden kentlere olan göçün doğurduğu sağlıksız kentleşmenin göstergesidir:Buraları altyapı hizmetlerini tam olarak bulunmadığı yerlerdir.Bunun için sağlık yönünden bazı sakıncaları bulunan yerleşim üniteleridir.Buralar çok hızlı ve plansız büyüdüğü için belediye hizmetleri yeteri kadar götürülmemektedir.  &lt;br/&gt;  Gecekondu kendini toplumsal bir olgu olarak kabul ettirmiş ve 1996&quot;da çıkarılan 775 sayılı &quot;Gecekondu Kanunu&quot; ile imar hukukuna girmiştir. Gecekondu bölgeleri tasfiye, ıslah ve önleme bölgeleri olarak sınıflandırılımış ve bu bölgeler için ayrı bir imar düzeni kabul görmüştür.1970&quot;lerden sonra İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük kentlerdeki gecekondu sürecinde niteliksel değişmeler başlamıştır. Gecekondu, karşılanamayan barınma ihtiyacının doğurduğu bir sorun olmaktan çıkıp rant kaynaklı bir kaçak yapılaşmaya, 1980&quot;lerden itibaren ise, kaçak yapı sorunu &quot;kaçak kentler&quot; sorununa dönüşmüştür. Bugün gelinen aşama, 3,4 ve daha yüksek katlı yapılaşma süreci ile gecekondudan çok kaçak yapıların egemen olduğu bir kentleşmedir. &lt;br/&gt; Gecekondu alanları süreç içinde kendine özgü bir değişim geçirmiştir. Bu değişim, bir yandan bu alanda yaşayanların kente tutunma çabaları, diğer yandan popülist ve himayeci siyaset pratikleri içinde biçimlenmiştir. 1950&quot;lerden bu yana genişleyerek sürdürülen, karın maksimize edilmesine dayalı, tutarlı bir konut ve arsa politikasının izlenmemiş olması, hazine topraklarının işgaline göz yumulmasını ve kent çevresinde hisseli parselasyonla toprakların küçük parçalara bölünmesini geliştirmiştir. &lt;br/&gt; Kaçak ve denetimsiz yapılaşma &lt;br/&gt; 1980&quot;li yıllardan itibaren kent merkezlerinde oluşan rant, ülke ekonomisine ve politikasına yön veren bir öneme ve büyüklüğe ulaşmıştır. Sağlıklı kentler yerine bunaltıcı yapılaşmalar ve insan yığılmaları oluşmuş, kent mekanları rantın aracı olarak görülmeye başlanmıştır. &lt;br/&gt; Faaliyet alanı finans ve sanayi olan sermaye grupları da &quot;toplu konut&quot; projelerine yönelerek, boyutları giderek artan kentsel rantlara el koymaya başlamışlardır. İmar planları, kentin geleceğini yönlendiren bilimsel ve hukuki belge olmaktan çok, rantların yaratılması ve dağıtılmasını düzenleyen belgeler haline gelmiştir. 1980 sonrası geliştirilen ve desteklenen belediyecilik anlayışı, çıkarılan imar afları, beldelerin ilçe ve ilçelerin il yapılması kararları vb. düzenlemelerle &quot;kaçak ve denetimsiz&quot; yapılaşma teşv</description></item><item><title>KENT ÇİFTLİKLERİ KAVRAMI VE ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kent-ciftlikleri-kavrami-ve-ataturk-orman-ciftligi-450185.html</link><description>KENTSEL BÜTÜN İÇİNDE KENT ÇİFTLİKLERİ VE ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET:&lt;br/&gt;Doğal kaynakların hızla yok edildiği ve sürdürülebilirliğin önem kazandığı günümüzde, gıda güvenliği gelecekteki önemli sorunlardan biri olarak görülmektedir. Tarımsal açıdan büyük bir tehlike olarak görülen bu durum, beraberinde kentsel tarımı gündeme getirmiştir. Kent çiftlikleri, kentsel tarım sistemlerinden biridir. Ülkemizde 1925 yılında kurulan Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ), bir kent çiftliği özelliği taşımaktadır. Kurulduğu tarihte Ankara halkına gıda, eğitim, iş ve rekreasyon olanakları sağlayan Çiftlik, tam olarak olmasa da bu görevini sürdürmektedir. 21. yüzyıl kentlerinde kentsel tarım yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Bu bağlamda, AOÇ ülkemiz için ilk ve tek örnektir. Bir model olarak AOÇnin; kent çiftliği özelliğinin korunması, günümüz koşullarına göre geliştirilmesi ve diğer kentlerde de yaygınlaştırılması gerekmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT:&lt;br/&gt;in todays world, as natural resources are increasingly diminished and sustainability gains increasingly more importance, reliability of food sources is regarded as one of the significant problems to be faced in future. This is seen as a significant danger in agricultural terms but brings with it, the notion of the urban agriculture. Urban farms constitute a part of the overall urban agricultural systems. in this country, Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ), established in 1925, has characteristics of an urban farm. AOÇ provided nutritional, educational, and recreational opportunities for people of Ankara ever since its establishment, and it continues to provide these today although to a lesser degree. The people of urban centers of the 21* century are putting more effort towards expanding urban agriculture. in this context, AOÇ constitutes the first and single example for this country. As a model institution, the AOÇ should be adopted to todays environment, its urban farm characteristics should be maintained, and similar farms should be established in other urban centers.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.GİRİŞ&lt;br/&gt;Nüfusun hızla arttığı, hatalı ve plansız gelişmelerle doğal kaynakların hızla tüketildiği günümüzde, gıda gereksinimi ve tarımsal alanların güvenliği tüm dünyanın karşı karşıya kaldığı en önemli ve en ciddi sorunlardan biridir. Gıda gereksiniminin karşılanması ve gelecek nesillere yaşam hakkının tanınması, çevre koruma çerçevesinde tarımda sürdürülebilirliğin sağlanmasından geçmektedir. Yeryüzünde sınırlı olan tarım yapılabilir alanların diğer alan kullanım tiplerinin yoğun baskısı ile giderek azalması, verimliliğini ve niteliğini yitirmesi, dünya nüfusunu açlık tehlikesi ile karşı karşıya bırakmıştır (Gelişmekte olan ülkelerde bir ölçüde hala rastlansa da 20. yüzyıla kadar hemen hemen tüm kentlerde bulunan çiftlikler ve meyve bahçeleri; ticaret, endüstri ve yerleşim alanları gibi güncel gereksinimler nedeniyle kırsal alanlara doğru itilmişlerdir. Böylece 20. yüzyılın kentleri kendi besin ve enerjilerini karşılama yeteneğini yitirmişler ve ürettiklerinden fazlasını tüketir hale gelmişlerdir.&lt;br/&gt;Ekolojik (biyolojik, organik) tarım, sürdürülebilir tarım ve kentsel tarım kavramları son yıllarda bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de üzerinde durulan önemli konular arasında yer almaktadır. Bu durum, tarımsal üretimin temelini oluşturan toprak, su, bitki gibi doğal kaynakların üretkenliklerinin azaldığı, erozyonun arttığı, toprak verimliliğinin düştüğü ve birçok ülkede açlık sorunun hüküm sürdüğü şu günlerde çok daha fazla ilgi görmektedir (Kıllı 1997).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu bildiride, kentsel tarım ve kent çiftlikleri kavramları açıklanarak, bir kent çiftliği olan AOÇnin Ankara kentine katkıları ve önemi vurgulanacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.KENTSEL TARIM VE KENT ÇİFTLİĞİ KAVRAMI&lt;br/&gt;Kentleşme ve tarımsal alanlardaki azalma ile ortaya çıkan ve yaşamsal bir önem taşıyan yeterli-güvenli gıda gereksiniminin karşılanması zorunluluğu nedeni ile &quot;kentsel tarım&quot; kavramı yeniden gündeme gelmiştir (UNDP 1996). Aslında Asya ve Avrupadaki pek çok toplumda; kentsel tarım köklü bir geçmişe sahiptir. Geçmişte; kentler arasındaki iletişim zayıflığı, ulaşım güçlüğü vb. nedenlerle kent halkı kendi besinini kendi yetiştirmek zorunda kalmıştır. Günümüzde ise özellikle düşük gelirli toplumlar, kendi besin gereksinimlerini karşılamak amacı ile kentsel tarım yapmaktadırlar. Orta ve üst gelir gruplarına sahip insanlar ise; sağlıklı beslenme, taze ürün elde etme ve estetik açıdan zevk alınan bir aktivite olması nedeni ile kentsel tarım ile uğraşmaktadırlar (Nugent 1997</description></item><item><title>POSTMODERNİZM VE KENT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?postmodernizm-ve-kent-369517.html</link><description>POSTMODERNİZM VE KENT&lt;br/&gt;Postmodernizmin kente bakışını incelemeden önce postmodernizm olarak algılanan ve bir çok alanda fikir belirten bu akımın genel tarifini şöyle belirleyebiliriz:                       &lt;br/&gt;Postmodernizm, modernden önce, modernden sonra eklektizm, avantgard yani öncü olma, bireyleşme, cemaatleşme gibi anlama gelmekte.&lt;br/&gt;Kentteki postmodernizmi Harveyin tarifinden açıklamak gerekirse; &quot;planlama ve gelişmenin geniş ölçekli metropol çapına teknolojik bakımdan rasyonel ve etkin kent planları üzerine yoğunlaşması gerektiği konusunda ısrar eden ve bunu kesinlikle yapmacıklıktan uzak bir mimari ile destekleyen modernist düşünceden bir şekilde kopuş şeklidir.Modernizmde mekanı toplumsal amaçlar uğruna biçimlendirecek bir şey olarak görürken, postmodernizm toplumsal sorumlulukla bir bağı olmaksızın estetik hedef ve ilkeleri ön planda tutarak mekana bakmıştır.Postmodernistler kentin insanı yoran, sıkıcı , tektip ve planlamaya yönelik yöntemlerini reddetmiştir. Onlara göre kentlerin bu özelliği ekonomik ve siyasal şartlardan dolayıdır&quot;(modernist kent).&lt;br/&gt;Postmodernizmin çıkış noktası olan modernizmin doğuşu 2.Dünya Savaşının ardından kapitalist devletlerin yaşadığı buhrandan ileri gelmektedir. Bu çok gerekliymiş gibi lanse edilen savaşın sonunda kapitalist devletlerde meydana gelen parasızlık işsizlik ve açlık gibi konulara dur denilmesi lazımdı.Tam istihdam acilen sağlanmalı harap şehirler acilen düzeltilmeliydi bu sebepten en insanca yaşam koşullarını en hızlı sürede oluşturmak adına planlama sistemi yani kentte modernizm doğdu.&lt;br/&gt;1933 yılında Atina&quot;da  Modern Mimari Kongresi toplanmış , kentleşme üzerine kararlar alınmış, 1941 yılında da bu kararlar Paris&quot;te imzalanan  Atina Anlaşması başlığı altında yayınlanmıştır. Bu toplantıda üzerinde durulan konular; konutlar, kentsel planlama, boş zaman yaratılması, ulaşım ve tarihsel kalıtlardır, çıkış noktaları ise kentin ve kentin insanının buhranıdır.Bu toplantıda vurgulanan en önemli nokta; &quot;toplumsal iyileşmenin sağlanması için  kenti değiştirmek ve iyileştirmek gerekir&quot; ilkesiydi.&lt;br/&gt;1945 ve sonrası kentsel manzara hakkında ise postmodernistlerin olaya bakış açıları şöyleydi; &quot;planlama sonucu meydana gelen kentler renkten yoksundular, meydana getirilen yoksul mahalleleri suç ve genel toplumsal mutsuzluk odağı; orta kesimin konutları son derece gri ve iç karartıcıydılar. Ayrıca planlanan meydanlar çok sıkıcı kimse dolaşmaz, yapılan kültür merkezleri proloterya kültürüne sahip ve kaliteli bir kitabevini taşıyamaz.Çevre yolları kentin bağırsaklarını deşiyordu. Yani onlara göre kentleri yeniden tasarlamak yağmalamak gibiydi.Postmodernistler kendilerini çizdikleri noktada eskiye özlem duyan, bugünün bunalımından kurtulmaya çalışan ve bu sebeplerle mimariye gönderme yapan kişiler olarak tanımladılar&lt;br/&gt;1950 sonrasında özellikle ABD&quot;de büyük sermaye parasıyla satın aldığı mimarın kitabındaki modernist hileler ile büyük şirketlerin gücünü simgeleyen anıtsal yapıtlar yaptırdılar.Chicaco Tr</description></item><item><title>KADIKÖYÜN TARİHİ GELİŞİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kadikoyun-tarihi-gelisimi-378982.html</link><description>KADIKÖYÜN TARİHİ GELİŞİMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            ANTİK ÇAĞ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;Kadiköy İlçesinin tarihi İsatnbuldan bile eskilere dayanmaktadır.İsatnbul  çevresindeki ilk insan yerleşimleriancak M.Ö.  5000-3000 yılları arasında ortaya çıkmışken, İçerenköyde taş devrine ait ilk el baltalarına rastlanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FİKİRTEPE KÜLTÜRÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İstanbulun tarih öncesine ait en önemli yerleşme alanı, 1.Troya öncesine(yaklaşık M.Ö. 4000-3000)  ait olan Fikirtepe kültürüdür.M.Ö. 1000 yıllarında Fikirtepede Horhada adıyla bilinen bir ticaret kolonisi vardı.O dönemde Kuşdili Deresi haliç şeklinde , kıyı çizgiside bugüne göre daha içerlerde olmalı.sözünü ettiğimiz bu ilk yerleşmeden sonra Moda Burnu ile Yoğurtçu arasında Kalkhedon adıyla ikinci bir yerleşme daha kuruldu.Kalkhedon. M.Ö. 680den sonra büyümeye başlayarak önce Moda Burnuna kadar geniçledi, kısa süre sonra da Kocaeli yarımadası ve Gebzeye kadar uzanan bir devletin merkezi oldu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;M.Ö. 6.yyın sonlarında Perslerin egemenliğine giren Kalkhedon, M.Ö. 431-404 yılları arasında yapılan Peloponnesos Savaşndan sonra bağımsızlığını kazanmaya çalıstı.M.Ö. 133 yılında Bergama Devletine teslim olan Kalkhedon , nihayet M.Ö. 74te Romanın hakimiyetine girdi.M.S. 451de 4.Ruhanı Meclis Kadıköyde Hagia Euphemia kilisesinde toplanır.Bu toplantı ile Kadıköy , önemli bir dini merkez haline gelmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KALKHEDONun ÇÖKÜŞÜ ve KADI HIZIR BEY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bizantionun Roma hakimiyetine girmesinden sonra önemi azalmaya başlayan Kalkhedon , Romanın başkentini  Bizantiona taşıması be Bizantionun Constantinopolis adını alarak gelişmeye başlamasıyla birlikte , çöküş sürecine girdi. 14. yy.dan itibaren Osmanlı akınlarına maruz kalmaya başlayan Kalkhedon, 1352-1353 yıllarında büyük ölçüde Osmanlı egemenliğindedir artık.İstanbulun fethinden sonraysa .Fatih Sultan Mehmet,Kalkhedonu ilk İstanbul Kadısı Hızır Beye verdi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadıköy adının bu sayede ortaya çıktığına inanılmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kalkhedon,Bizans döneminde tarımsal özellikleriyle öne çıkan mütevazi bir sayfiye kasabası görünümdedir.Ünlü bahçeleriyle, kalite şarapları ve meyveleriyle Bizans imparatorlarının gözde dinlenme mekanlarından biri olan Ortaçağ Kalkhedonunun tiyatrosundan,hipodromundan,kiliselerinden ve Constantinus sarayından bugüne ne yazık ki herhangi bir iz kalmamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;OSMANLI DÖNEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadıköy, Bizans döneminde olduğu gibi osmanlı döneminde de üst düzey yöneticilerin tercih ettiği bir sayfiye kasabası görünümündedir.Önemli bir tarımsal üretim alanı da olmasının yanında sultan ve üst düzey yaneticilere ait köşk,sahil saray ve bahçeler de yer almakta olup Lale devrinin önemli mesire yerlerindendir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu mesire yerlerinde kurulan çadırlarda ,tahta barakalarda pehlivan güreşleri, orta oyunları ,kukla gösterileri ,saz dinletileri yapılırdı.Büyüyerek gelişen Kadıköy ve civarında devrin önde gelenlerince cami ,namzgah ,çeşme ve köşkler yaptırılmıştır.Başlangıçta sadece yoksul Rumların yaşadığı Kadıköyde uzun bir süre boyunca Türk nüfusunda herhangi bir artış gözlenmez.18. yy.a dek Türklerin ve Rumların yaşadığı bölgeye , o tarihten sonra Ermeniler de yerleşmeye başlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Büyük yangınlar geçirmesine rağmen Kadıköy, o dönem için İstanbulun birçok yerinde olmayan kamu ve altyapı hizmetlerinin yer aldığı önemli yerleşim alanı, Cumhuriyete kadar devam eden renkli bir nüfus yapısına sahip olmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadıköyün toplumsal yapısındaki ilk gelişme, 19. yyın ikinci yarısında gözlenmektedir.Bunun nedenleri , şehir içi vapur işletmeciliğinin başlaması ve Haydarpaşa-İzmit demiryolunun açılmasıdır.Demiryolunun açılmasından sonra , Pendike kadar uzanan sahil şeridinde küçük köylere rastlanmaya başlanır.19. yyın ortalarına doğru deniz hamamlarının ortaya çıkmasıyla denize girme kültürü yerleşmeye başlamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1877-1878Osmanlı-Rus Savaşı ve Balkan Savaşı sonrasında ise , Bulgaristan ve Romanyadan gelen göçmen ailelerin Hasanpaşa,İkbaliye ve Göztepeye yerleştirilmesiyle , ilçede ilk göçmen mahalleleri kurulmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;20. yy.ın başındaki Kadıköyde, mekansal olarak büyük degişikler göremeyiz.Eğitime de önem verilen bu dönemde , dönemin ulusal mimarlık ilkelerine uygun okullar inşaa &lt;br/&gt;edilmiş;1911de İnas Numune Mektebi (Erenköy Kız lisesi ) adıyla İstanbulun en eski kız lisesi açılmıştır.Önemli imar uygulamaları sonrasında bazı yol ve altyapı uyulamalarının yanında şehir ve semt parkları oluşturulmaya başlanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu dönemde YoğurtçuParkı ile İskele Meydanında bulunan ve halen kullanılan belediye bin</description></item><item><title>KENT BİLGİ SİSTEMLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kent-bilgi-sistemleri-360546.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;Bilgi Sistemleri, etkin veri yönetiminin önemli araçlarından biridir. Gelişmiş ülkelerde birçok alanda kullanılmakta olan bilgi sistemleri, Türkiye için yeni bir gelişmedir. Son yıllarda, Türkiye&quot;de de birçok kurumun bilgi sistemlerinden yararlanma yönündeki taleplerinde hızlı bir artış gözlenmektedir. Bu kurumların başında ise, yerel yönetimler gelmektedir. Yerel yönetimler, kent gibi kompleks bir yapının yönetim ve denetiminde, bilgi sistemlerinin kent bazında uygulanma şekli olan Kent Bilgi Sistemlerinden yararlanmak istemektedirler. Ancak, bu alandaki çalışmaların yeni olmasının da etkisiyle, Türkiyede Kent Bilgi Sistemi uygulamalarının başarılı bir şekilde oluşturulabilmesi ve yaşatılabilmesi için, gerekli hukuki ve teknik altyapı henüz oluşmamıştır.&lt;br/&gt;Kent Bilgi Sistemi (KBS), kent ulaşımlarının planlanması gibi aynı zamanda mevcut çevreye en uygun yerleşim kararının alınmasında da planlamacılara yardımcı olduğundan, yönlendirici ve zaman kazandırıcı olmaktadır. Bu bağlamda, günümüz bilgisayar teknolojisi ve hazırlanan veritabanları ile sağlanan avantajlar yardımıyla, planlama kararları açısından eski ve yeni yerleşimlerde daha doğru sonuçlara ulaşılmasını sağlamaktadır. Mevcut çevre verileri ışığında yeni yerleşimler için uygun alanların saptanması, mevcut çevre sistemi analizi ile yeni yerleşimin yaya ve trafik yoğunluğunun nasıl olacağı ve etkileşimi, mevcut çevre doğal kaynaklarının ne ölçüde bir yoğunluğu karşılayabileceği, yerleşim üzerinde istenilen iki yer arasındaki uzaklık vb. veriler yardımı ile insan ölçeğine uyumlu hangi düzeylerde bir yapı kurgusu oluşturulabileceği ve moderleşme sonucu ortaya çıkan yeni kullanımlar hangi merkezlerde odaklanması gerektiği gibi sorunlara karşı -GIS ve KBS- bilgi sistemleri, mevcut idarelere hız kazandırıcı ve aynı durumda doğru sonuçlara ulaşılmasını sağlayan bir yardımcı araçtırlar.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1. KBSDE KULLANILAN TANIMLAR ve GELİŞİMİ&lt;br/&gt;1.1. KBSde Kullanılan Tanımlar&lt;br/&gt;1.1.1. Bilgi ve Bilgi Sistemleri&lt;br/&gt;Bilgi, herhangi bir somut veya soyut nesne, durum, olgu, eylem hakkında nitelik ve nicelik verilerdir. Bilgi, sabit bilgiler (özel isim), değişken bilgiler (sıcaklık), birikimli bilgiler (nüfus, arşiv bilgileri), üretilebilen bilgiler (koordinat, alan), planlanan bilgiler (imar planları) şeklinde sınıflandırılabilir.&lt;br/&gt;Sistem, belirli bir amaç doğrultusunda bir dizin içinde bulunan ve belirli fonksiyonlara sahip birden fazla birimler dizinidir. &lt;br/&gt;Bilgi sistemi ise, bu verilerin sistematik bir biçimde bir ortamda saklanması ve gereksinim duyulduğu zaman hızlı ve doğru bir biçimde ulaşılması yoluyla bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzenidir. Bilgi sistemleri konumsal olmayan bilgi sistemleri (öğrenci kayıtları, rezervasyon, kütüphane - hastane kayıtları, bankacılık kayıtları vb.) ve konumsal bilgi sistemleri (düzlemsel olarak koordinat sistemi üzerinde ifade edilebilen mekansal verileri içeren bilgi sistemi) olarak iki ana gruba ayrılırlar. Konumsal bilgi sistemleri, coğrafi bilgi sistemeri olarak isimlendirilmektedir.&lt;br/&gt;Bilgi sistemi, organizasyonların yönetimsel fonksiyonlannı desteklemek amacı ile bilgiyi toplayan, depolayan, üreten ve dağıtan bir mekanizma olarak da tanımlanır. Böyle bir sistem klasik yazılı dokümantasyon sistemi olabileceği gibi, bilgisayar destekli bir sistem de olabilir. Böyle bir sistem ile esas amaç planlama, araştırma ve yönetim işlevlerinde kullanıcının karar-verme yeteneğini artırarak, neden ve niçinler ile en doğru karan vermesine yardımcı olmaktır.&lt;br/&gt;Bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler bilgi sistemi kavramının günümüzde daha sıkça telaffuz edilmesine neden olmaktadır. Geniş bir uygulama alanı olan bilgi sistemleri uygulama şekillerine göre sınıflandırılmaktadır. Fakat, bilgi sistemlerine kurum ve kuruluşlar kendi uygulanmaları açısından baktıklarından ve bazen de bu sistemleri ortaklaşa kullandıklarından bilgi sistemlerinde belirgin bir sınıflandırma yapmak zordur. Bilgi sistemlerini başlangıçta iki gruba ayırmak mümkündür. Bunlar ;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;a) Konumsal Olmay</description></item><item><title>KAMU YÖNETİMİNDE ÇEVRE YÖNETİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kamu-yonetiminde-cevre-yonetimi-365410.html</link><description>İÇERİK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*KENTLER VE ÇEVRE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*TÜRKİYE&quot;DE KENTLER VE ÇEVRE &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*KİRLİLİK ÖNLEME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*YEREL YÖNETİM HİZMETLERİNDE KİRLİLİK ÖNLEME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*YEREL YÖNETİMLERDE KİRLİLİK ÖNLEME UYGULAMA&lt;br/&gt;  ÖRNEKLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*SONUÇ       &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KENTLER VE ÇEVRE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     20. yüzyılın başında nüfusu 1 milyonu aşan kent sayısı 11 iken yüzyılın sonunda bu sayının 300&quot;e ulaştığı görülmüştür.Bu süreç sonucunda küresel kent nüfusunun 3 kat artarak %50&quot;ye ulaşması kent ve çevre etkileşimi sonucu ortaya çıkan sorunların ciddiyetini daha net ortaya koymaktadır.&lt;br/&gt;          1996 yılında İstanbul&quot;da Birleşmiş Milletler bünyesinde gerçekleştirilen HABİTAT-II Zirvesi Hazırlık Komitesi, yaşadığımız kentlerin sürdürülebilir kalkınmanın itici gücü olduğunu belirtmekle beraber, bugünkü sorunların çözülmemesi halinde, kentsel alanların küresel ölçekte ciddi bir tehlikenin ana kaynağını oluşturacağı belirtilmektedir.Kent sakinlerinin temiz ve güvenli içme suyu ve gıdaya erişim, sosyal gelişmelerinin sağlanması gibi ihtiyaçlarının karşılanması söz konusu olduğunda, hem tüketilen doğal kaynak hem de üretilen atıklar, içerikleri ve büyüklükleri itibarı ile ciddi birer sorun olarak ortaya çıkmaktadır.&lt;br/&gt;          Bu yaklaşım doğrultusunda kentler ve çevreyi birbirine etki eden iki değişken olarak görmemiz gerektiği ortaya çıkmaktadır.       &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           TÜRKİYE&quot;DE KENTLER VE ÇEVRE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         Kent çevre ilişkisini ele almamız bir anlamda yerel yönetimler ile çevre ilişkilerini ele almamız demektir.Çünkü kentler ile çevreleri arasında ki olumlu veya olumsuz ilişkileri yerel yönetimler organize etmektedir.Bu bağlamda konuyu yerel yönetimler ve çevre olarak ele almamız daha doğrudur.&lt;br/&gt;          Kırsal kesimlerden kentlere göçün artması ve yaşanan hızlı kentleşme, beraberinde insan faaliyetlerinden kaynaklanan çevre kirliliğini ve doğal kaynakların tahribatını getirmektedir.Kentlerin yönetiminden sorumlu olan belediyelerin ise kirliliği kontrol ederek doğal kaynakların tahribatını ve topluma sağlıklı bir kentsel çevre sunmaktadır.Ancak,atıkların uygun bertarafı için kullanılan teknolojilerin yatırım ve işletme maliyetlerinin yüksek olması ve konu hakkında yeterli bilgi eksikliği sebebiyle kentsel atıkların toplanması ve bertarafı yerel yönetimlerin en çok sıkıntı çektikleri konuların başında gelmektedir.&lt;br/&gt;          Türkiye&quot;de yerel yönetimlerin yapısını ele aldığımızda yerel yönetimlerin çevre ilişkisini ancak istatistiksel olarak aktarabiliriz. Bu doğrultuda aşağıdaki istatistiklere göre yerel yönetim çevre ilişkisini yorumlayalım;   &lt;br/&gt;         Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından yürütülen 1996 Belediye Çevre Envanteri anket sonuçlarına göre, kanalizasyon şebekesi ile hizmet edilen belediye nüfusunun Türkiye nüfusu içindeki  payı %54.73, belediye nüfusu içindeki payı %71.82 olarak bulunmuştur. Atık su arıtma tesisleri ile hizmet edilen belediye nüfusunun Türkiye nüfusu içindeki payı %10.50 ve toplam belediye nüfusu içindeki payı ise %13.78 olarak belirlenmiştir.Ankete cevap veren 2322 belediyenin yönetmeliği yerine getirmeme sebepleri ise, maddi imkansızlıklar, personel yetersizliği, yönetmeliğin bilinmemesi, teknik sebepler ve araç yetersizlikleri olarak belirlenmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         Yine  Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından yayınlanan 2001 Belediye katı atık istatistikleri geçici anket sonuçlarına göre;&lt;br/&gt;          &lt;br/&gt;          *3215 belediyeden 2915 belediyede katı atık toplama hizmeti verildiği tespit edilmiştir.&lt;br/&gt;          *Katı atık toplama hizmeti veren belediyelerden yıllık ortalama 25.1 milyon ton katı atık toplandığı belirlenmiştir.&lt;br/&gt;          *2001 yılında katı atık hizmeti verilen 2915 belediyeden toplanan 25.1 milyon ton katı atığın %40&quot;ı belediye çöplüğünde, %33&quot;ü düzenli depolama sahalarında, %15&quot;i Büyükşehir belediyesi çöplüğünde, %2&quot;si gömülerek,%1&quot;i kompost tesislerinde, %0.4&quot;ü ise dereye dökülerek bertaraf edilmiştir.&lt;br/&gt;          *Aynı dönemde tıbbi atıkları ayrı toplanıp, taşınıp bertaraf edilen belediye  432, toplanan tıbbi atık miktarı ise 71 bin ton olarak tespit edilmiştir. Toplanan tıbbi atıkların %18&quot;i düzenli depolama sahalarında ,%15&quot;i yakma tesislerinde bertaraf edilmiştir.&lt;br/&gt;           DİE Katı Atık Kontrol Yönetmeliği hükümlerini yerine getirmeme sebeplerine göre belediyelerin 1996 ve 2001 yılı verileri bazında karşılaştırması Grafik&quot;te sunulmuştur.</description></item><item><title>KENTLER VE KENTLERİN FİZİKSEL ORTAMINI OLUŞTURAN BİNALAR.DOC</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kentler-ve-kentlerin-fiziksel-ortamini-olusturan-binalar.doc-380722.html</link><description>Kentler ve kentlerin  fiziksel ortamını oluşturan binalar, ülkelerin  toplumsal yapı  ve yaşam kültürlerini  yansıtan somut öğeleridir.  Binlerce  yıllık tarih ve kültür birikimi; derin  toplumsal  ve siyasal  dönüşümler, kentlere, binalara, konutlara yansır. Bu da insanlık tarihince süre gelen yerleşme ve barınmayı biçimlendirmektedir. &lt;br/&gt;&quot;Dünyamızı  çıplak  gözle  gözlendiğimizde us yürütme ve tartışmaya gerek bırakmayacak biçimde  gözlemlenebildiği  gibi,  süregelen  kentleşme  ve yapılaşma  dünyayı, doğayı ve var olan  toplumları  geliştirmediği gibi, varolan  dengeleri  bile  sürdürülebilir nitelikte de değildir&quot;.  &lt;br/&gt; &quot;Binanın temel varlık nedeni  hareketsiz kalabilmek  ve görülebilir her hangi bir hareketten kaçınarak zemine  ebediyen mıhlanmaktadır. Bu statik yer kaplama,  zamanla  hem dinamik hem de uyurgezer bir sosyal etki yaratır.&quot;   &lt;br/&gt;Melisan Devrim&quot;in Genç Sanat Dergisindeki makalesinde belirttiği gibi; &quot;Metafizik  resim  akımı kurucusu De Chirico, gerçek  özneler  dünyasından  aldığı  imgeleri  tanıdığımız  obje  ve formları, resimlerinde  kendi  bağlamlarından  koparak  gerçeklik  kavramına  radikal  şekilde  saldırır. Düşünceleri,  hızla sanayileşen  ve tüm  kurumlarıyla  yozlaşan  dünyanın  sonucudur.  Bu durumu Freud, &quot; uygarlıkla gelen  rahatsızlık duyusu&quot;  olarak tanımlamaktadır.  Bu, çağın  estetizm  ve romantizminin de  içinde  bulunduğu yalnızlık  ve yabancılaşma  duygularını, aynı  sıkıntıyı, kültür  konusundaki  aynı güven  yitimi; bilinmeyen, anlaşılmaz, tanımlanması olanaksız, tehlikelerle  çevrilmiş olma duyusunun tanımıdır. De Chirico, mimarinin doğayı  tamamladığını öne sürmektedir.&quot;  &lt;br/&gt;Merleau- Ponty&quot;nin, &quot;Varoluş mekansaldır&quot; deyimiyle  vurguladığı  üzere, canlı cansız,  bütün  özdeksel  (maddesel)  varlıklar, mekan  içinde  yer  kaplarlar; mekan  içinde  devinirler yada dururlar. Dolayısıyla, bütün  resimler  de mekana  bağımlıdırlar, mekanı  &quot; gösterirler&quot;. Magritte, Dali, Ernst, Delvaux, ve Chirico&quot;nun   resimlerindeki mekansal  yapısal  düzen ve biçimlenme, gerçekte, mimarlıkta olamaz; hem üç boyutlu gerçek dünya, gerçek yaşam elvermediği için, hem de işlevsellik açısından olamaz;  mimar  o tür mekanları, bu nedenlerden dolayı, hem yaratmaz, hem de  yaratamaz. Çizgiyle, boyayla  çalışan  ressam, mimara oranla  son derece özgürdür.   &lt;br/&gt; Kuş bedeni form açısından resim diline ve soyutlamaya çok yatkındır. Bu soyutlama   bazen bir başkaldırıya bazen hüzne yada coşkuya dönüşmektedir. Kuşun içsel yansımaları, resmi yeni araştırmalara sürüklemektedir. Kuşların tabiatı gereği ve vücut yapılarının formu, özellikle gökyüzünde rahat ve hızlı olabilmeleri sabit duran mimari yapılara karşın, hareketli yapılarını koruyabilmeleri düşünülerek kuş formu ele alınmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GENEL ANALİZ&lt;br/&gt;Yapılan  çalışmalarda görülen okunan, metinlerin ve imgesel gücün   yansımaları görülmektedir. İçlerinde anlık  yaratımların gizini taşıyan resimlerde görünmektedir.  Vurgulanan yönler  farklı kuş imgeleri ve onları çevreleyen mekanlardır.  Açık, sade mekanların ferahlığı çoğu zaman arka plandaki geniş ufuksuz fakat açıklı koyulu, kasvetli bir mavi- gri renkteki gökyüzünün bunaltıcı etkisiyle çelişmektedir. Her ne olursa olsun  resimlerde mekanı  tanımlama arzusu dikkat çekmektedir. Bu kuşatıcı bir mekandır, bizim anladığımız şekliyle; içinde yaşanılan bir mekanın üstünde felsefi alt yapısını oluşturan bir düzlemdir.Kant&quot;a göre; &quot;Mekan dış duyarlılığın şekli, zaman ise iç duyarlılığın şeklidir.  Öyle anlaşılıyor ki, mekan ve zaman  aklın, her türlü deneyden önce gelen  sezişleridir.  Herkes, mekan ve zamanı gördüğünü zanneder ancak aslında  görülen zamanın mekanın taşıdığı şeylerdir. Bu taşıdıklarından ayrı olarak  ne zamanı- süreyi algılayabiliriz ne de mekanı görebiliriz&quot; . &lt;br/&gt;İmgelerin tüm gariplikleri, şaşırtıcılıkları , içinde bulundukları bu mekanla birlikte anlam kazanmaktadır. Görülen her şey  bütün gerçeğin ancak küçük  bir parçasıdır  ve aslında düşlediğimiz her şey  yaşanılanlardan  daha gerçekçidirler.  Mekan  fikrini  veren,  aklın  sezişleriyse  bu soyut  resmin  taşıdığı  şeylerle de  verilebilmektedir.  Soyut espas  yalnız  yüzeyde  değil derinlikte de olabilir. Bu derine doğru bir küçülme şeklinde değil,  renklerin, tonların, biçimlerin önünü kesme  yoluyla sıkı bir görme bağlılığı oluşturmaktadır. Büyük ve küçük parçanın, önü kesilenle, kesenin bir araya bir araya getirilmesi, derinlik g</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - GEOTEKSTİLLERİN KULLANIM ALANLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-geotekstillerin-kullanim-alanlari-432945.html</link><description>geotekstillerin kullanım alanları</description></item><item><title>EĞİTİM YAPILARINDA ÜRETİM SÜRECİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?egitim-yapilarinda-uretim-sureci-395163.html</link><description>EĞİTİM YAPILARINDA ÜRETİM SÜRECİ&lt;br/&gt;Temel Kararlar Aşaması&lt;br/&gt;Programlama Aşaması&lt;br/&gt;Tasarlama Aşaması&lt;br/&gt;Gerçekleştirme Aşaması&lt;br/&gt;Yasal ve Örgütlenme düzeni açısından yapılması gerekli çalışmalar&lt;br/&gt;Maliyet tahmini yapılabilirlik&lt;br/&gt;Ana planın belirlenmesi&lt;br/&gt;Etüd Proje Aşaması&lt;br/&gt;Uygulayıcı kuruluşların oluşturulması&lt;br/&gt;Eğitim performans istekleri ve maliyet limitleri&lt;br/&gt;Proje tasarım yöntemi ve proje tasarımcısının belirlenmesi &lt;br/&gt;İhtiyaç Programının Belirlenmesi&lt;br/&gt;Avan projenin Düzenlenmesi ve onaylanması&lt;br/&gt;kesin projenin düzenlenmesi ve onaylanması &lt;br/&gt;Tatbikat projesinin düzenlenmesi ve onaylanması&lt;br/&gt;Yapım ve Uygulama Aşaması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EĞİTİM YAPILARININ YAPIM MALİYETLERİ DENETİMİ VE AŞAMASI&lt;br/&gt;Arsa ve alt yapıya ilişkin maliyet&lt;br/&gt;Kullanım maliyeti&lt;br/&gt;m2 başına maliyet&lt;br/&gt;Öğrenci başına maliyet&lt;br/&gt;Eğitim ünitesi başına maliyet&lt;br/&gt;Gerçekleştirme maliyeti&lt;br/&gt;İşletme ve sonrası maliyet&lt;br/&gt;Bakım ve onarım maliyetleri&lt;br/&gt;Maliyet Denetimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖNERİ YOZGAT FEN LİSESİ ÖRNEĞİNDE YAPI TASARIMINDAKİ &lt;br/&gt;EKONOMİK KOŞULLAR&lt;br/&gt;Yapım ve çevresinin mal oluş ve hesaplanması &lt;br/&gt;Yapıdaki alan kullanımının mal oluş ve hesaplanması&lt;br/&gt;Değerlendirme&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SONUÇ VE DEĞERLENDİRME&lt;br/&gt;KAYNAKÇA VE EKLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde, kalkınma planları ile tayin edilen ekonomik hedeflere uygun olarak ve artan nüfus ihtiyaçlarını karşılamak için ve ayrıca hızla yenilenen ekonomik, sosyal ve teknolojik koşullara paralel olarak &quot;Eğitim&quot; de yenilenmek ve geliştirilmek zorundadır. Çok açıktır ki bu, her şeyden önce bir finans meselesidir. Bu noktada konu, tayin edilen ekonomik hedef, korunacak kültürel değerler ve gelişen sosyal durum, artan nüfus talebi, gelişme ve yenilenme gereksinmeleri ve eğitimin kalite ve seviyesi ile eğitim için ayrılabilecek mali kaynaklar arasında dengeyi kurmak ve korumak meselesinin nasıl çözümlenebileceğinin yollarının araştırılması ve bulunması haline dönüşmektedir. Eğitim binalarına ayrılan bu sınırlı kaynakların en etkin biçimde kullanılması, bu çalışmanın amacıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EĞİTİM BİNALARI ÜRETİM SÜRECİ&lt;br/&gt;Üretim süreci işlemleri, eğiti</description></item><item><title>ŞEHİRLERİN MEKANI ÖRGÜTLEME YOLLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehirlerin-mekani-orgutleme-yollari-355717.html</link><description>ŞEHİRLERİN MEKANI ÖRGÜTLEME YOLLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Bir şehrin varoluşu ve ihtiyaçlarını karşılama yollarının belirlenmesi hinterlandınin örgütlenmesi sonucunu doğurur. Şehirlerle hinterlandları arasındaki ilişkiler, şehirlerin mekanda neden halen bulundukları biçimde dağılmış olduklarım açıklamak için iki modele esin kaynağı olmuştur. Bun-lardan birisi J.H.von Thünenin izole şehir (devlet) modeli ve diğeri de W. Christallerin merkezi yer teorisidir. Gerek Thünen gerekse Christaller, üzerinde nüfus yoğunluğu ve kaynakların tekdüze bir şekilde dağıldığı en basit hayali bir coğrafi görünümle, dümdüz türdeş bir yüzeyle işe başlamışlardı. Böyle bir yüzeye izotropik düzlem denilmektedir. Böyle bir yüzeyde taşıma maliyetleri de dümdüz hatlar olarak alınan mesafeye göre belirlenmişti.&lt;br/&gt; Von Thünen. böyle bir izotropik düzlemde yer almış bir şehir varsa. şehrin etrafındaki alan nasıl örgütlenecektir! sorusunu sorarken; Christaller de böyle bir düzlemde şehirler nasıl dağılmış olabilir? sorusunun cevabını araştırmışlardır. Sanayi Devrimine eşlik eden tarım devrimini dikkatle gözleyen J. H. von Thünen mesafenin ve taşıma maliyetlerinin üretim üzerindeki etkilerini I826da yayınlanan Der isolierte Staat in Beziehung auf Laridwirtschaft ımd Nationalekönomie (aslında 1819da kitabının adını  İdeal Devlet Der ideale Staat olarak belirlemişti; Johnson 1962) adlı kitabında ele alarak, dünyanın ilk coğrafi modellerinden birisini ortaya koymuştur. Von Thünen in şehri daima bir pazaryeri olarak görmesi ve tarımla ilişkisini incelemesine karşılık, şehirlerin nüfuslarım, fonksiyonlarını ve aralarındaki ilişkileri teorik olarak ilk inceleyen Christaller olmuştur.&lt;br/&gt;Von Thünen Modeli&lt;br/&gt; Johann Heinrich von Thünen kendi çiftliğini bir laboratuar olarak kullanarak, tek bir şehirsel merkezin etrafındaki tarımsal alanların dağılışını etkileyen faktörleri belirlemeye çalışmış; bunun için de bazı varsayımlarla işe başlamıştı. Birincisi, tüm bölgede toprak ve iklim koşulları aynı olacaktı: İkincisi de tamamen dümdüz olan araziyi hiçbir akarsu vadisi ya da dağ kesintiye uğratmayacaktı; üçüncüsü. İzole Devletde merkezi konuma salip tek bir şehir bulunacaktı ve bu şehrin etrafı boş, yerleşilmemiş alanlarla çevrili olacaktı. Dördüncüsü, çiftçiler ürünlerini merkezi şehir olan pazara doğrudan kendileri öküz arabalarıyla taşıyacaklardı. Bu da, merkezden çevreye doğru eşit ve aynı nitelikli bir yol sistemi bulunduğunu varsayıyordu ki bu sistemde tayıma maliyetleri mesafeyle doğru orantılı olacaktı.&lt;br/&gt; Von Thünen, deneyimleri sonucunda, tarımsal faaliyetlerin mekansal düzeninin merkezi şehirden dışarıya doğru açılan (konsantrik) bir dizi halkalar halinde olacağı sonucuna  varmıştı. Şehre en yakın olan halkada.kolaylıkla bozulabilen ve/veya en fazla kazancı sağlayacak ürünler (sebze gibi} yetiştirilmeliydi, çünkü kolaylıkla erişilebilen bu alana büyük bir talep vardı ve bu yüzden de burası oldukça pahalıydı; mandıracılık da bu en iç halkada sürdürülmeliydi. Tahıl ve patates daha uzak halkalarda yer alabilirdi. Taşıma maliyetlerinin şehre olan mesafeyle arttığı gerçeğinden yüründüğünde de, belirli bir hattın ötesi bir ürün yetiştirilmesi için artık ekonomik olmaktan çıkacaktı. Burada da ıssız alanlar başlayacaktı.&lt;br/&gt; Böylece, von Thünenin modelinde pazar merkezi olan şehri kuşatan dört konsantrik kuşak ya da tarımsal arazi kullanılış halkası ayırt edilir: birinci zon  entansif tarım ve mandıracılık yapılan kuşaktır. Sebzeler gibi en yüksek pazar fiyatına sahip tarımsal ürünlerin yetiştirildiği bu kuşağa birçok şehrin çevresinde rastlanır. Örneğin New Jersey etrafında böyle bir kuşak gözlenmektedir. Bahçe , Eyalet -Garden State olarak anılan New&quot; Jersey. geçmişte New York ve Philadelphia şehirlerinin sebze ve mandıra ürünlerini sağlamıştır; şimdi de yoğun bir sanayileşme yaşandığı halde New Jersey, şehrin hemen kenarındaki halkada sürdürülen sera ürünleri, domates, yumurta ve mandıra ürünleri üretiminde uzmanlaşmıştır (Bergman -J 996).&lt;br/&gt;Modeldeki ikinci halka, yakacak odun ye tahta .ihti</description></item><item><title>ŞEHİRLERİN ATIK SU İHTİYAÇLARININ KARŞILANMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehirlerin-atik-su-ihtiyaclarinin-karsilanmasi-ve-degerlendirilmesi-380421.html</link><description>ŞEHİRLERİN ATIK SU İHTİYAÇLARININ KARŞILANMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Atık Suların Temizlenmesi &lt;br/&gt;Şehirlerin ve endüstri tesislerinin atık sularında bulunan azot bileşkleri (özellikle amonyum), metal iyonları (Pb, Cd, Fe, Cu, vb.) atıldıkları ortamlarda yeraltı ve yerüstü sularını kirletmekte ve bu ortamların gerek temiz su gerekse kullanma suyu olma özelliklerini yok etmektedir. Ayrıca bu sularda yaşayan balık ve diğer su faunasına toksik etki yapmakta ve bu faunanın beslenmesi için gerekli alglerin üremesini de engellemektedir. Atık sularda bulunan azot ve istenmeyen bazı ağır metal katyonları (örn. Pb++), zeolitler tarafından kolaylıkla tutulmaktadır. ABD ve Japonyada çoğu şehir ve endüstriyel atık suları klinoptilolit kullanılarak temizlenmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeryüzündeki suyun bütün insanlığın ihtiyacını karşılayacak kadar çok olduğu ve tükenmez bir kaynak olduğu düşünülebilir. Ancak dünyadaki su kaynaklarının %3&quot;ü içme ve kullanma suyu teminine elverişlidir ve buna rağmen kaynakların hızla kirlendiği veya gereksiz yere tüketildiği de bilinmektedir. &lt;br/&gt;Su kirliliği, içme, kullanma, endüstri ve tarımsal sulama gibi ihtiyaçlarımızı karşıladığımız suyun çeşitli nitelik değişimlerine uğramasıdır. Kirlenen suyun tekrar doğaya verilmesi (toprağa, nehirlere, göllere, derelere, denizlere) çevre kirliliğinin oluşması ve insan sağlığı açısından büyük riskler oluşturmaktadır. Bunlar arasında kolera, tifo, dizanteri, hepatit, ishal, çocuk felci, sıtma&amp;#8230; vb. Sayılabilir. &lt;br/&gt;Ayrıca su ortamları çok büyük bir canlı varlık haznesini bünyesinde barındırmaktadır. Bundan dolayı dünyanın en büyük gıda maddelerinin (balıklar, diğer su ürünleri) deposu sayılmaktadır. Kirlenme sonucu su ortamlarındaki canlı hayatın olumsuz etkilenmesi veya yok olması dünya gıda zincirinin kökten sarsılmasına yol açabilmektedir. Yine aynı şekilde kentsel ve endüstriyel atıksuların gerekli arıtma işlemlerine tabi tutulmadan tarımsal amaçlı kullanımı, canlı yaşam için vazgeçilmez bir doğal kaynak olan toprağı kirletebilecektir.&lt;br/&gt;Bu amaçla içme ve kullanma ihtiyaçlarının karşılanması için şebekelerle dağıtılan suların, kullandıldıktan sonra kanalizasyon şebeke sistemleri atıksuların yeraltı kanallarıyla toplanarak uygun yerlere taşınması ve uygun arıtma teknolojileri ile arıtılması gerekmektedir.&lt;br/&gt;Lefkoşa kanalizasyon şebekesi ve arıtım tesisi tüm Lefkoşa&quot;ya hizmet edebilecek şekilde projelendirilmiş olup 1980 yılında devreye girmiştir. Tesis ve şebekelerin yapılmasında Dünya Bankası, Avrupa Topluluğu ve UNHCR&quot;in finansmanı ile gerçekleştirilmiştir. &lt;br/&gt;Lefkoşa kentinin topoğrafik yapısından dolayı kanalizasyon boruları Güney Lefkoşa&quot;dan başlayarak Kuzey Lefkoşa&quot;ya geçmekte sonra tekrar Güney Lefkoşa&quot;ya geçmekte ve en nihayet arıtım tesislerinin bulunduğu bölge olan Haspolat&quot;da (Miamilya) son bulmaktadır. &lt;br/&gt;Kanalizasyon şebekesine kentin değişik bölgelerden toplanan takriben 100,000 nüfüsun, ortalama olarak günde 12,000 metre küp pis su arıtılmak için Lefkoşa&quot;nın doğusunda 6 kilometre uzaklıkta bulunan atık su arıtma tesisine gitmektedir. Tesise gelmekte olan atık suyun ortalama olarak %8&quot;i Güney Lefkoşa&quot;dan gelmektedir. Bakım idamesi Lefkoşa Türk Belediyesi tarafından yapılmakta olup masrafların %80&quot;ini Lefkoşa Rum Belediyesi tarafından karşılanmaktadır. &lt;br/&gt;Tesiste yapılması gerekli tadilat ve yeni ilaveler her iki belediyenin teknik ekiplerinin düzenli olarak bir araya gelmesi ve fikir teatisinden sonra olmaktadır. &lt;br/&gt;Lefkoşa atık su arıtma tesisinin günde 20,000 metre küp suyun arıtılabilmesi için Avrupa topluluğunun finansmanı ile proje hazırlanmış olup Birleşmiş Milletler Örgütü olan UNOP tarafından finanse edilerek ihaleye çıkılmıştır. &lt;br/&gt;ATIK SUYUN TEKRAR KULLANILMASI:&lt;br/&gt;Kıbrıs yarı kurak bir bölgede bulunmaktadır. Yağışlar az olduğundan dolayı yeraltı su kaynaklarındaki mevcut su potansiyeli her yıl azalmaktadır. Bundan dolayı kanalizasyon arıtılmış sularını potansiyel su kaynağı olarak değerlendirmemiz gerekir. Bugün Kıbrıs&quot;ta içme suyu için mevcut suyu hem içme hem de tarımda sulama suyu olarak kullanmaktayız. Arıtılmış suları tarımda kullandığımız zaman içme suyu için ayrılan miktar çoğalacaktır.&lt;br/&gt;Tüm Kıbrısın nüfusu 900,000 kişi düşünülürse ve kişi başına günde 120 litre su kullanılıyorsa günde yeraltına arıtılmadan ortalama günde 108,000 metre küp su verilmektedir. Kanalizasyon sularını merkezi yerlerde</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - KAVŞAK VE KAVŞAKLARDA SİNYALİZASYON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-kavsak-ve-kavsaklarda-sinyalizasyon-400050.html</link><description>kavşak ve kavşaklarda sinyalizasyon</description></item><item><title>İSTANBULDA İŞERİ-STATÜ TEMELİNDE SEGREGASON 1990 SAYIMI ÜZERİNDE İLİŞKİSEL ÇÖZÜMLEMELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?istanbulda-iseristatu-temelinde-segregason-1990-sayimi-uzerinde-iliskisel-cozumlemeler-442422.html</link><description>İstanbulda İşyeri-Statü Temelinde Segregasyon; 1990 Sayımı Üzerinde İlişkisel Çözümlemeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gelişmiş ülkelerde sınıfaltı kavramıyla bütünleşerek toplum bilimlerinin başlıca tartışma konularından birini oluşturan kent yoksulluğu, ihtiyatla ele alınması gereken olumsal bir kavramdır. Bu alandaki araştırmalarda elde edilen bağdaştırılması güç varılan sonuçlar inceleme nesnesinin özellikleri kadar, benimsenen ideolojik çerçeve ve temsil yönteminden ve kavramlardan kaynaklanır (Fassin 1996). Gelişmiş ülkelerde demokrasinin meşruiyet temellerini sarsacak kadar önemli bir tartışma konusu olan Kent yoksulluğu Türkiyede yaygınlaşmasına (UNDP, 1998) yaşanabilirlik, toplumsal barış, açısından önemli sorunlara yol açmasına rağmen, siyasi ve akademik gündemde öncelikli bir sorun değildir. Çevre ülkelerinde kent yoksulları toplumsal dayanışma ağları sayesinde edilgen ve atomize bir oluşturmaz. Ne var ki sosyal güvenlik kurumlarının etkinliğinin hiç olmadığı ya da giderek azaldığı Türkiye gibi ülkelerde sorunun çözümünün sivil toplum kuruluşlarına (stk) veya stk ağırlıklı yaklaşımlardan beklenmemelidir (Erder, 1998).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Batıda özellikle 1980lerde ağırlaşan bu sorun, yeni sağ tarafından ahlakçı-kültüralist ve sol veya sosyal demokratlar tarafından da ilişkisel/yapısal çerçevelerde ele alınır. Yeni sağın ahlakçı-kültüralist yaklaşımına göre sorun, motivasyon eksikliği, moralsizlik, AİDS, madde bağımlılığı, bayanların yoksullaşması, çocuk/genç anneler, evlilik dışı annelik, çocuk suçluluğu vb. etnik kültürel yapıların sanayi toplumlarına uyumsuzluğu, kuşaktan kuşağa aktarılan bir yoksulluk kültürünün sonucudur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çevre koşullarının ve yerel tarihin ve toplumsal bağlamın önemini vurgulayan farklı sol (sosyal demokrat) yaklaşımlara göre, kent yoksulluğu, makro ölçekteki yapısal dönüşüm süreçlerinin, yerel koşullara farklı biçimlerde eklemlenmesinden kaynaklanır. Bu bağlamda değişmez özellikler sergileyen kent yoksulluğundan çok, kent yoksulluklarından söz edilmelidir (Wacquant 1996). Kent yoksulluğu, muğlak olmayan biçimde tanımlanması zor bir kavramdır. Kent yoksulları kitlesinin büyüklüğü sosyal güvenlik sistemlerinin yapısal özellikleri, yoksulluğun nasıl tanımlandığı, destek programlarının seçim ölçütleri (Mingione, 1996) kentsel servis istihdam rejimlerinin özellikleri (Sassen S. 1996), etnik ayrımcılık ve gettolaşma (Marcuse, 1996), yerel ekonominin yarışma gücü, işpazarının formel ve enformel bileşenlerinin özellikleri, etnik işbölümü ve demografik değişimlerden (Sugrue, 1993) etkilenmektedir. Küreselleşme sürecinde bu sorun ağırlaşmakta ve yeni boyutlar kazanmaktadır. Yapısalcılara göre, ilk bakışta toplumun küçük bir kesimiyle ilgili görünen kent yoksulluğu, toplumun genelini etkileyen, demokrasiyi, sivil toplum değerlerini aşındıran yapısal süreçlerden kaynaklanır (Katz,1993: 442). Çözüm konusunda ulusal ekonominin rekabet gücünü düşürmeyen, sıkı emek pazarı (tight labor market) koşullarında büyüme yaratan, nimetlerinden geniş bir kitlelerin yararlandığı evrensel programlar önerilmektedir (Wilson 1987:140-64).&lt;br/&gt;Ahlakçı-kültüralist yaklaşımlarda kent yoksulluğunun nedenleri şeklinde tanıtılan faktörler, yapısalcı yaklaşımlarda büyük dönüşümlerin olumsal sonuçları şeklinde görülür. Kapsamlı tarihsel ve yerel çözümlemeler öneren yapısal yaklaşım, kent yoksulluğu ve ilişkili kavramların eleştiri süzgecinden geçirilmesini ve yeniden tanımlanması önerilir (Katz, 1993b). Bu konuya özen göstermeyen araştırmacılar ister istemez mağdurları suçlama yanılgısına düşülebilmektedirler (Harvey 1997).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı (Habitat II) Türkiye Ulusal Rapor ve Eylem Planınında (BM-UREP, 1996) sorun, mekansal eşitsizliklerle ilişkili olarak ele alınır. Kent yoksulluğu sorununa genel, çok boyutlu ve katılımcı bir yaklaşım öneren Ulusal Rapor, bu alanda toplumsal farklılaşmalarla mekansal farklılaşmaların ne ölçüde üst üste düştüğünün sürekli izlenmesini önerir (BM-UREP,1996: 86) Ne var ki önerilen araştırma programının uygul</description></item><item><title>AVRUPA KENTSEL ŞARTI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?avrupa-kentsel-sarti-354183.html</link><description>AVRUPA KENTSEL ŞARTI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Avrupa Konseyi&quot;ne bağlı olarak çalışan Avrupa Yerel ve Bölgesel Yetkililer Sürekli Toplantısı&quot;nın 17-19 Mart 1992&quot;de Strasburg&quot;ta yaptığı 27&quot;nci oturumda kabul edilmiştir.&lt;br/&gt;Bu sözleşme, Avrupa Konseyi&quot;nin 1980-82 yıllarında yine Konseyce örgütlenen &quot;Avrupa Şehirler Rönesansı Kampanyası&quot;ndan esinlenmiş) şehir politikaları çalışmalarının bir parçasıdır. Şehirlerimizdeki yaşamın daha iyileştirilmesi amacıyla, Avrupa çapında yürütülen &lt;br/&gt;bu kampanya, dört genel alan üstünde yoğunlaşmıştı:&lt;br/&gt;-Fiziksel şehir ortamının iyileştirilmesi,&lt;br/&gt;- Varolan konut stoğunun onarımı,&lt;br/&gt;- Şehirlerde toplumsal ve kültürel fırsatların yaratılması,&lt;br/&gt;- Toplulukların geliştirilmesi ve halk katılımının sağlanması.&lt;br/&gt; Avrupa Konseyi çalışmalarının İnsan Hakları vurgusuna uygun olarak, kampanyada şehir gelişiminin niceliksel yanlarından çok, niteliksel (kaliteyle ilgili) yanları ağır basmış ve &quot;Yaşanacak Şehirler&quot; (Staedte zum leben, des villes pour vivre, a better life in towns) sloganı benimsenmişti.&lt;br/&gt; Bu kampanya daha sonra, 1982-86 yıllarında, Avrupa Konseyi içinde (kentsel sorunlardan sorumlu ulusal bakanlıklar temsilcilerinin oluşturduğu) Hükümetler-arası bir kurul tarafından geliştirilen bir şehir politikaları programına dönüştürüldü. Bu program da, 1986&quot;da Avrupa Konseyi&quot;nin Avrupa Yerel ve Bölgesel Yetkilileri Sürekli Toplantısı&quot;na aktarıldı. Böylelikle, birçok üye ülkedeki uygulamaların mantığı uyarınca, şehir topluluklarına ilişkin kararların esas itibarıyla yerel toplum önderlerince alınması ve diğerlerinde izlenen yerinden-yönetimci politikaların mantığı uyarınca da, şehir sorunlarında, hükümetin yerinden-yönetim kademelerine daha büyük sorumluluklar verilmesi öngörüldü.&lt;br/&gt; 1986&quot;dan günümüzde ise, şehir gelişmesinin (sağlık sorunlarını çözmek, endüstriyel merkezlerin gençleştirilmesini sağlamak, şehirlerdeki güvenlik eksikliğinin üstesinden gelmek, suç işlenmesini ve özellikle de uyuşturucu kaçakçılığını önlemek, mimari gelişmeyi denetlemek, tarihsel mirası korumak, yurttaşların kendi kendilerine yardım etmeleri ve şehirli topluluklarını geliştirmek gibi) çeşitli yanlarıyla ilgili, bu konuya ayrılmış toplantı ve sempozyumların örgütlenmesi, raporların ve onlara dayanarak Avrupa belediyelerine sunulan karar tasarılarının hazırlanması yollarıyla desteklenen bir program uygulandı.&lt;br/&gt;Siyayetçiler, profesyoneller ve halk arasında karşılıklı bir deneyim paylaşmasının ve bilgilendirmenin sağlanması için yapılan bu etkinlikler, Sürekli Toplantı&quot;nın yerel demokrasi, yerinden yönetim ve katılımla ilgili (Avrupa Yerel Özerklik Şartı gibi) diğer çalışmalarıyla birlikte, aşağıdaki Sözleşmenin ardalanını oluşturmuştur.&lt;br/&gt;Kentsel Şart&quot;ın Amacı, Felsefesi ve Yapısı&lt;br/&gt;Sözleşme&quot;nin bir dizi yerel düzeyde iyi şehir yönetimi ilkesini tek bir birleşik metinde toplamaktan amacı,&lt;br/&gt;yerel yetkililere, pratik bir klavuz ve kent yönetimi elkitabı sağlamak,&lt;br/&gt; gelecekte yapılabilecek daha bağlayıcı bir kentsel Haklar Sözleşmesinin başlıca öğelerini şimdiden saptamak,&lt;br/&gt;bu sözleşme ilkelerine uygun davranan şehirler için uluslararası bir ödüllendirme şemasının esasını oluşturmak,&lt;br/&gt;- Avrupa Konseyi için, insan yapımı çevreyle ilgili sorunlarda bir &quot;kartvizit olmak ve aynı zamanda Avrupa Yerel ve Bölgesel Yetkililer Sürekli Toplantısı&quot;nın şehirler konusunda ulaştığı çalışma sonuçlarının bir bileşimini meydana getirmektir.&lt;br/&gt;Metinde, Sözleşmenin felsefesiyle ilgili bir takım açık seçik ipuçları bulunuyor:&lt;br/&gt;- Bu yönetim düzeyinin özgül sorumlulukları üstünde yoğunlaşan sağlam bir yerel yetki boyutu içermektedir.&lt;br/&gt;- Şehir gelişmesinin niteliksel yanları ve yaşam kalitesi üstünde özellikle durmaktadır.&lt;br/&gt;- Bir dizi evrensel kılavuz ilke belirlemektedir.&lt;br/&gt;- Yerel yetkililerle üye ülkeler, ulusal ve yerel yönetimler, yerel yönetimlerle kendi toplulukları, Avrupa&quot;nın gerek içindeki gerekse ötesindeki şehirler arasında işbirliği yapılmasını ve dayanışılmasını öngörmektedir.&lt;br/&gt;- Yurttaşların temel bir takım kentsel hakları olduğu inancını vurgulamaktadır.&lt;br/&gt;- Bu gibi hakların, herhangi bir a</description></item><item><title>GRAFİKİR ALANI OLARAK KENT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?grafikir-alani-olarak-kent-455032.html</link><description>TRAKYA Üniversitesi&lt;br/&gt;Mimarlık Bölümü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Mimari Planlama ve Sorunları&quot;&lt;br/&gt;Prof.Dr. İlter BÜYÜKDIĞAN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Grafikir Alanı Olarak Kent&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Can Güven&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2003&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Grafikir Alanı Olarak Kent&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Grafikir Alanı Olarak Kent çalışması ile modernizmin uygulama alanı bulduğu günlerden, &quot;post-modernizm&quot;in meşruiyetini elde ettiği günümüze kadar geçen zaman diliminde, grafik algılarımızda meydana gelen paradigma kaymalarını, ardındaki anahtar kavramlarla okumaya ve anlamaya çalışmaktadır. Çalışma aslında, Las Vegas ya da İstanbul gibi geç-burjuvazinin kapital yığınağı olan kentlerde en absürd &amp;#8211;hatta kitch- ve açık yansımasını bulan, yeni kent ve mekan teorilerinde ise gömülü bir alt katman olarak sunulan grafiğin, kendini var eden fikir boyutu ile ara kesitinin ilginç kesişimlerini yeniden okuma girişimidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zorunluluğun Tıkanması ve Postmodernizme Geçiş&lt;br/&gt;Modernizm in felsefi başlangıcı Rönesansa kadar gitsede, gerçek anlamda uygulanması 19.yy başlarıdır. Doğanın bir parçası olmaktan kendini rönesansla kurtaran insanoğlu, doğaya karşı rasyonel duruşunu bu dönemde belirgin hale getirdi. Empirik ve matemetik kanıt, kabul edilebilir bilgi için şart koşuldu. Din ve hayatın anlamı gibi metafizik konuların anlamsızlığı vurgulandı ve yalnızca empirik kanıtlarla doğrulanabilir önermeler oluşturulabilen bilgi alanları rasyonel akıl yürütme çabasına değer görüldü. Eski olan ve doğal olarak geçmişte olan herşey dışlandı. Çünkü ihtiyaçlar yeniydi, yepyeni akıl yürütme ve çözüm üretme yöntemleri bulunmuştu, A.N. Whitehead in dediği gibi, 19. yy ın en büyük keşfi keşfetmenin yöntemini keşfetmekti, en önemli keşif tren, radyo, yada telgraf değil, bunları keşfetmenin, uygulanır hale getirmenin yönteminin keşfedilmesiydi(1).. Ve bu pratiklerin içinde eskiye yer yoktu. Yeni yöntemle elde edilen başarılar, insanoğlunun yeni ütopyalar oluşturmasına sebep oldu. Devlet kurumlarının ve bürokrasinin rasyonel yapılanmasıyla insanlar, özgürlükçü, eşitlikçi , demokratik bir dünyada, konforlu ve mutlu yaşayacaklardı. Herşey aklın yönetiminde ve insanlığın hizmetinde olacaktı. Bilginin evrensel geçerliliği olduğuna göre, tek bayrak, tek dil ve tek dinde hayal olmamalıydı.&lt;br/&gt;Tamamıyla insan kontrolündeki geleceğe dair azim ve pozitivist yöntemle insan hızla doğanın kurallarını çözüyor, onun iç yapısı ve hareketindeki sistemi kendi üretimlerine uyguluyordu. Bu çabanın sonuçları olan ilk somut ürünler endüstri devrimi ile alınmaya başlandı. Makineleşme ve seri üretim insanoğlunun hizmetinde çalışıyor, insanları tarlaların ve tezgahların başından kaldırıp makinelerin başına oturtuyordu. Şehirli insan sayısı artıyor, orta sınıf toplumda daha hakim bir konuma geliyordu. Modernizmin sağladığı gelişmeler içinde bizi en fazla ilgilendiren üretilenin ve üretenin arttığı kadar, tüketilen ve tüketenin de artıyor olmasıydı. Kent artık mekansal bir tarifin ötesine geçiyor; üretim faaliyetinin yer aldığı her alanda konturları belirleyen üst bir filtre</description></item><item><title>YEREL YÖNETİMLERİN VERGİLENDİRME YETKİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yerel-yonetimlerin-vergilendirme-yetkisi-453461.html</link><description>YEREL YÖNETİMLERİN VERGİLENDİRME YETKİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.YEREL YÖNETİM NEDİR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Merkezi yönetimin yanı sıra ayrıca yerel yönetimlere niçin gerek olduğu sorusuna cevap ararken yerel yönetimlerin niçin var olageldiği hususu ile varolması gerekeceği hususlarım birbirinden ayırt etmekte yarar vardır. Yerel yönetimler niçin ve ne zamandan beri varolan birimlerdir? Böyle bir soruya kesin bir cevap vermek oldukça zordur. Çünkü, yerel yönelimlerin ortaya çıkışım devletin ortaya çıkışı ile birlikte incelemek gerekir. Tarihsel bir olgu olan devletin ise ilk olarak nerede ve nasıl ortaya çıktığı bilinememektedir. Gerçi bugünkü modern devletler feodalitenin yıkılmasını takiben kurulmaya başlanmışlardır. Aynı şekilde bugünkü anlamı ile yerel yönetimler de XIX. yüzyılın ortalama doğru devlet içinde ayrı bir hukuki kişilik kazanmışlardır. Nitekim günümüzde yerel yönetim denildiğinde bu kuruluşların: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a) Tüzel kişiliğe, &lt;br/&gt;b) Ayrı mal varlığına ve bütçeye &lt;br/&gt;c) Seçimle işbaşına gelenlerden.oluşan karar organlarına &lt;br/&gt;d) Sınırlanmış da olsa belli bir özerkliğe sahip bulunmaları, zorunlu birer ön koşul olacak kabul edilmektedir.&lt;br/&gt;Bugünkü hukuki niteliklerine ve etkinliklerine sahip olmasalar da yerel yönetimler ilk kez merkezi otoritenin yetkilerinden bir kısmının bazı yerel otoritelere devretmesinin ve yerel bazı topluluklara bazı haklardan yararlanma imkanının tanımış olmasının bir sonucu olarak ortaya çıkmışlardır. Yerel yönetimlerin temelinde, belli bir insan topluluğunun bir arada ve komşuca ilişkiler içinde yaşamasının ortaya çıkardığı ihtiyaçların kendileri veya kendilerinin seçtikleri kişi ve organlar aracılığı ile giderilmesi olgusu yatar. Bu idarelerin dikkati çeken özelliği sınırlı bir coğrafi alana bağlı olarak kurulmuş olmalarıdır. Köy, bunun tipik bir örneğidir. Ancak, topluca yaşamanın biçim ve boyutları değiştikçe toplum ihtiyaçlarına ve yönetimin gereklerine cevap verebilmek için sonraları devlet tarafından da bazı başka yerel yönetim üniteleri oluşturulmuştur. Komünlerin coğrafi bir alana bağlı olarak kurulmuş doğal kurumlar olmalarına karşın bu sonuncular genellikle bir veya birden fazla kamu hizmetine bağlı olarak kurulmuş ünitelerdir. Türkiyedeki il özel idareleri, Fransadaki departmanlar, A.B.D.deki countiesler bu tür idarelere örnek olarak gösterilebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.YEREL YÖNETİMLER VE ADEMİ MERKEZİYETÇİLİK KAVRAMI İLİŞKİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yerel yönetimlerin varoluşunun nedenlerini açıklayan ve niçin varolması gerekeceğini savunan görüşlerin hukuki dayanağı, idare Hukukunun üzerinde durduğu konulardan biri olan &quot;ademi merkeziyet&quot; (yerinden yönetim) kavramıdır. 1961 ve 1982 Anayasaların da &quot;yerinden yönetim&quot; olarak isimlendirilen ademi merkeziyet , Anayasadaki deyimle , merkezden yönetimin karşıtı olarak kullanılmaktadır. Ancak bir ülkenin Anayasal düzeni yerinden yönetime imkan tanımıyorsa böyle bir ülkede yerel yönetimlerin varolması hukuken mümkün olamaz. Merkezden yönetim ne demektir? Her devlette varolması doğal olan yaşama, yürütme ve yargıya ilişkin tüm yetkile</description></item><item><title>KORUNMASI GEREKLİ KONUTLARDA ZAMAN İÇİNDE ORTAYA ÇIKAN DEĞİŞİMLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?korunmasi-gerekli-konutlarda-zaman-icinde-ortaya-cikan-degisimler-372219.html</link><description>KORUNMASI GEREKLİ KONUTLARDA ZAMAN İÇİNDE &lt;br/&gt;ORTAYA ÇIKAN DEĞİŞİMLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Koruma, kentlerin belli kesimlerinde yer alan tarihi ve mimari değerleri yüksek yapıtlarla, anıtların ve doğal güzelliklerin kentte bugün yaşayanlar gibi gelecek kuşaklarında yararlanması için her türlü yıkıcı, saldırgan ve toplum yararına aykırı eylemler karşısında güvence altına alınmasıdır.&lt;br/&gt;Geçmişteki öğelerin bir bölümünün korunması ve yer değişmelerin eklenmesiyle, yaşam çevresine zenginleştirici ve geliştirici bir anlayış kazandırılabilmesi toplumun kültür ve tarih bilincine erişebilmesi mümkün kılınmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Korunmayı Gerektiren Nedenler&lt;br/&gt;Tarihi ve mimari değeri olan yapılara anlam kazandırmanın en etkili yolu, onları yaşayan birer varlık konumuna getirebilmektir. Asıl amaç, yapıya işlevsel bir içerik kazandırmak, onu topluma yararlı kılmak, toplumun ve çevrenin onunla bütünleşmesini sağlamaktır.&lt;br/&gt;Tarihsel önemi de yapının tescil edilebilmesinde başlıca nedenlerden birisidir.&lt;br/&gt;Tarihsel yapılar birer ekonomik kaynak olarak da ele alınabilir. Eski yapı stokunun değerlendirilmesi, yeni konut alanları arayışını ve yatırım giderlerini azaltmaktadır.&lt;br/&gt;Ancak eski yapılar günümüz bulanım biçimine uymayabilir. Bunun için bu yapılara yeni işlevler adapte etmemiz mümkündür.&lt;br/&gt;Bu tür uygulamalarda yapının orijinal işlevinden farklı olacağından özenli bir tasarım, yaratıcılık, bilgi ve korumaya destek olacak doğru kararlar gerekmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KURULU&lt;br/&gt;Büro Müdürlüğü&lt;br/&gt;Kanun, yönetmelik ve ilke kararlarına göre çalışılıyor. Hepsi 2863 sayılı &quot;kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu&quot;na göre düzenlenmiş.&lt;br/&gt;Bir karara verilmezse de en son (neler kazanması gerektiğini) koruma kurulu üyeleri (yüksek kurul) karar veriyor.&lt;br/&gt;1.Örn: kanunda tarihi köprü tanımı, &quot;tarihi köprü kültür varlığıdır&quot;&lt;br/&gt;2.Yönetmelikte ise daha ayrıntılı bahsediliyor. Daha önceki yasalarda var. 19.yy sonuna kadar olan tarihi değerli köprü tescillenebilir diyor.&lt;br/&gt;3.İlke kararlarında ise kanun ve yönetmeliğe göre tescil edilen köprünün onarımının nasıl olacağından bahsediliyor.&lt;br/&gt;4.Yeterli olmayınca da (ki genelde yeterli olmuyor) koruma kurulları karar veriyor.&lt;br/&gt;Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulu, &quot;kültür varlıkları ve müzeler genel müd&quot;ne bağlı, müdürlük ise &quot;Kültür ve Turizm Bakanlığı&quot;na bağlı.&lt;br/&gt;Eskişehir&quot;deki Büro müdürlüğü Afyon, Kütahya ve Eskişehir illerine bakıyor. 2 adet raportör çalışıyor (mimar, harita müh). Şehir plancısı, arkeolog ve sanat tarihçisi de olması gerekir.&lt;br/&gt;Raportörler, kurula girmesi gereken konuları düzenleyip sunuyorlar. Karar alma yetkisi sadece kurulun. Kurula girmesi gerekmeyen konuları resmi yazışmalarla ropörterler cevaplandırabiliyorlar.&lt;br/&gt;Kurul üyeleri, 5 daimi üye, 1 tane de temsilci olmak üzere 6 üyeden oluşuyor.&lt;br/&gt;(üniversite) (bakanlık)&lt;br/&gt;Tescilli yapıların bakımının nasıl yapılacağına kurul karar veriyor.&lt;br/&gt;- Basit onarım - Esaslı onarım- Bakım&lt;br/&gt;Bir alan kentsel sit alanı ilan edilmişse (Odunpazarı 1981 yılında kentsel si</description></item><item><title>YEREL YÖNETİMLERİN TEMEL SORUNLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yerel-yonetimlerin-temel-sorunlari-368437.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;1. YEREL YÖNETİMLERİN TEMEL SORUNLARI1&lt;br/&gt;1.2. YEREL YÖNETİMLERDE İDARİ YAPILANMA2&lt;br/&gt;1.2.1. SİYASİ AÇIDAN YEREL YÖNETİM ANLAYIŞI3&lt;br/&gt;1.2.2. İDARİ AÇIDAN YEREL YÖNETİM ANLAYIŞI5&lt;br/&gt;1.2.3. İKTİSADİ AÇIDAN YEREL YÖNETİM ANLAYIŞI9&lt;br/&gt;1.2.4. YEREL YÖNETİM ANLAYIŞINDAKİ GELİŞMELER11&lt;br/&gt;İKİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;2. TÜRKİYEDE YEREL YÖNETİM ANLAYIŞINDAKİ GELİŞMELER15&lt;br/&gt;2.1. CUMHURİYET ÖNCESİ DÖNEMDE YEREL YÖNETİM ANLAYIŞINDAKİ GELİŞMELERâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦â€¦..15&lt;br/&gt;2.1.1. Tanzimat Öncesi Dönemdeki Gelişmeler15&lt;br/&gt;2.1.2. Tanzimat Sonrası Dönemdeki Gelişmeler17&lt;br/&gt;2.2. CUMHURİYET SONRASI YEREL YÖNETİM ANLAYIŞINDAKİ   GELİŞMELERâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦21&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;1. YEREL YÖNETİMLERİN TEMEL SORUNLARI&lt;br/&gt;Kamu hizmetlerinin görülmesi için genel olarak devletin örgütlenmesinde birbirine karşıt bulunan iki eğilimin olduğu görülmektedir. Bunlardan birincisi, hizmetlerin merkezden yönetilmesi ki buna merkeziyet (merkezden yönetim), ikincisi ise hizmetlerin büyük bir kısmının merkezden ayrı yer ve bazen de teşekküllere gördürülmesidir ki buna da yerinden yönetim (adem-i merkeziyet) denilmektedir. Genellikle çoğu ülkelerde bu iki zıt eğilim, bir tarafa ağırlık verilmekle beraber karma bir şekilde kullanılmaktadır . &lt;br/&gt;Günümüz modern anlayışı bireyler için gerekli ve faydalı olan hizmetlerin yapılmasını, insanların mutluluğunu sağlayacak olan çalışmaların gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Kamu hizmeti olarak adlandırılan kavram, belirli bir zaman ve yerde ortaya çıkan genel ve ortak nitelik taşıyan ihtiyaçların karşılanması için yapılan faaliyetler olduğuna göre bu faaliyetleri gerçekleştirecek bir teşkilatın bulunması gerekmektedir .&lt;br/&gt;Kamu hizmetleri günümüzde son derece artmış ve kamunun farklı alanlarında bu hizmetlerin yerine getirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Devlet veya kamu tüzel kişileri tarafından veya bunların genel gözetim ve denetimi altında kurulup yürütülen bu hizmetler, genel ve ortak ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olarak örgütlenmektedir. Bu hizmetleri yerine getirirken nasıl bir yönetim yapısının oluşturulacağı da ülkenin ekonomik, siyasal ve sosyal gelişmelerinden etkilenmektedir . &lt;br/&gt;Nitekim Türkiye&quot;de gerek 1961 Anayasası&quot;nda gerekse 1982 Anayasası&quot;nda idarenin merkezden yönetim ve yerinden yönetim şeklinde ikili bir idari yapılanmaya sahip olduğunu görmekteyiz. &lt;br/&gt;1.2. YEREL YÖNETİMLERDE İDARİ YAPILANMA&lt;br/&gt;Kamu hizmetlerinin yalnız bir merkezden idare edilmesi şeklindeki bir idari teşkilatlanma biçimine merkezden yönetim adı verilmektedir. Buna karşılık kamu hizmetlerinin çeşitli idareler arasında bölünerek bazı hizmetlerin bizzat mahallinde görülmesi için teşkilatlanma biçimine ise &quot;yerinden yönetim&quot; denilmektedir . Günümüzde toplumların ihtiyaçları artarken geniş toprakları olan ülkelerde tüm kamu hizmetlerinin bir tek merkezden yürütülmesi imkanı bulunmamaktadır. Bölgesel nitelikteki kamu hizmeti ve faaliyetleri ile teknik özellikler arz eden bazı hizmetlerin merkezi idareden alınarak ayrı kamu tüzel kişilerine verilmesiyle yerinden yönetim ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. &lt;br/&gt;Genel olarak bakıldığında siyasi merkeziyet bulunmayan bir devlette idari merkeziyetin bulunması da söz konusu değildir. Ancak siyasi merkeziyetin varlığı aynı zamanda idari merkeziyetin bulunmasını gerektirmemektedir. İdari yönden merkeziyet daha dar bir anlam ifade etmektedir ve idari işlevlerin tamamen ülke merkezinden görülmesini gerektirir. Kamu hizmetlerinin ve bunların yerine getirilme aracı olan kamu gücünün merkezileştirilmesi bir merkezde toplanması idari merkeziyeti ifade etmektedir. Merkezi yönetim biçiminde kamu yönetimi örgütlenmesi, aralarında hiyerarşi adı verilen ve makamlarla sistematize edilmiş hukuki bir yapılanma ile alttan yukarıya doğru merkeze bağlanmış kişi ve kurumlardan oluşmuş bir organizasyon olarak ifade edilebilir. &lt;br/&gt;Dolayısıyla çok genel nitelikteki ortak tüketime konu olan ve zorunlu hizmet veya tüketim, tüketimde rekabetin olmaması gibi teknik özellikleri olan toplumun geneline yayılan hizmetlerin merkezi idarenin finansmanıyla yerine getirilmesi zorunluluğu doğmaktadır. Dolayısıyla merkezi idare hükümetlerin icra programları ve bütçeleri aracılığıyla kamusal hizmetleri idari teşkilatlanması çerçevesinde siyasal sınırların en ücra köşesine kadar götürmek zorunluluğu anayasadan kaynaklanan bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak günümüzün gelişmeleri karşısında ve zaman içerisindeki gelişmeler kamusal nitelik arz etmekle birlikte birçok hizmetin yerinden yönetim kuruluşları ta</description></item><item><title>GüZEL BEOGLU PROJESININ DEGERLENDIRILMESI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?guzel-beoglu-projesinin-degerlendirilmesi-437908.html</link><description>AN OVERLOOK OF ISTANBUL&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The characteristics which make Istanbul distinctive among the world cities are; its rich heritage of two Empires, a city bridging two continents, nodal point of international transportation, center of international connections, center of historical, cultural and commercial activities, primary center of industry and economic core with an urban population of 12 million.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Istanbul is a linear city developed for more than sixty kilometers along the Marmara shores&lt;br/&gt;on each side of the harbour. Its population and industry are divided almost equally between&lt;br/&gt;the two sides of the city, Europe and Asia.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The CBD expanded linearly by following the lines of topography and the level of topogra-&lt;br/&gt;phy has had its effect on the expansion of the CBD activities in the new areas. Eminonu&lt;br/&gt;district of the historical peninsula, Karakoy, the area between Tunel and Taksim Square,&lt;br/&gt;orientated along the main thoroughfare Istiklal Caddesi, Osmanbey, Sisli and Mecidiyekoy&lt;br/&gt;are connected to each other linearly. Eminonu and Karakoy can be noted as the most important CBD of 1970 and although they are separated physically by the Golden Horn, they are also connected by the Galata bridge. Istiklal Street in Beyoglu, links the historical center to the newly developed ones and still has the most lively and dense CBD functions. Eminonu and Karakoy and the three others, separately located - Besiktas, Uskudar and Kadikoy - are developed along the coastal lowlands near shores.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AN OVERLOOK OF BEYOGLU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;When we think about the city, the articulation of claims to the city, and the&lt;br/&gt;appropriation of city spaces in Istanbul, &quot;Beyoglu&quot; appears as a distinctive neighborhood. Beyoglu/Pera has always been a distinct neighborhood within Istanbul. Throughout time it has been associated with certain values like tolerance and democracy. Established as a Genoese trading colony in the thirteenth century, it was autonomous from the Byzantine Empire and controlled trade routes. When the Ottomans conquered Constantinople in 1453, the Genoese colony in the area of Galata formed an alliance with the new rulers and managed to maintain its autonomy as a trading colony. Galata was the centre of trade in Istanbul. After the 16th century, embassy buildings were built in the area that attracted European tradesmen who would interact with Ottoman traders. The Christian minority,for the most part, resided in the Galata district until this century, although they preferred the hills of Beyoglu, rather than crowded Galata. They built their churches there, and so Beyoglu became a Christian minority settlement over the centuries. From 1453, when the Ottomans conquered Istanbul until the present date, Beyoglu has represented a diverse community and a vibrant space, both in terms of its architecture and its ideology, which has always differed from that of the dominant-hegemonic ideology imposed on the society in general. It is for this reason that this neighborhood has always been a space of conflict and appropriation. For the state it is crucial to control this space, as it produces alterities against the dominant ideologies. Social groups, on the other hand, see this space as important to conquer as difference is tolerated in this space and it is possible to reach a consensus here.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;In the following years, 5 different events which took place in Beyoglu. The first three examples demonstrate the formation of the state and its policies in the spaces of Beyoglu. The last two illustrate how claims by social groups are articulated in the spaces of Beyoglu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1) Between the years of 1942-1944, the Turkish government introduced the Wealth Tax. The government asked 300 milyon Turkish Lira (TL) to be collected from the tax&lt;br/&gt;officials of Istanbul. Eighty-three percent of this tax (290 milyon TL) was to be paid by&lt;br/&gt;the 54,337 non-Muslim citizens (Eksen 2002, p. 59). Most of the non-Muslims were&lt;br/&gt;unable to pay their taxes as they had small businesses around Istanbul and especially around Beyoglu.</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - İSTANBUL&quot;UN TARİHİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-istanbul-un-tarihi-400061.html</link><description>istanbul&quot;un tarihi</description></item><item><title>BİNA VE YOL OBJELERİNİN SAYISAL ORTAMDA GENELLEŞTİRİLMESİ: İSTANBUL ÖRNEĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bina-ve-yol-objelerinin-sayisal-ortamda-genellestirilmesi-istanbul-ornegi-379487.html</link><description>BİNA ve YOL OBJELERİNİN SAYISAL ORTAMDA GENELLEŞTİRİLMESİ: İSTANBUL ÖRNEĞİ&lt;br/&gt;İ. Öztuğ BİLDİRİCİ&lt;br/&gt;Doğan UÇAR&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Bu çalışmada İstanbul Büyükşehir Belediyesince üretilmiş sayısal haritalar kullanılarak gerçekleştirilen bina ve yol genelleştirmesi uygulaması irdelenmektedir. Uygulamada Hannover Üniversitesi Kartografya Enstitüsü tarafından geliştirilen CHANGE yazılımı kullanılmıştır. CHANGE yazılım sistemi ve gerekli diğer yazılımlar kısaca tanıtılarak, kaynak verilerin kalitesi irdelenerek, bina ve yol genelleştirmesinde uygulanan yaklaşım tartışılmıştır. Genelleştirme öncesi ve sonrası hesaplanan istatistiksel parametreler ışığında elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Görsel olarak da incelenen sonuçların kartografik açıdan kabul edilebilir olduğu rahatlıkla söylenebilir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1.GİRİŞ&lt;br/&gt;Genelleştirme ya da kartografik genelleştirme, türetme haritaların (büyük ölçekli haritalardan ve başka kaynaklardan yararlanılarak) elde edilmesi sırasında ortaya çıkan bilgi karmaşıklığının azaltılması, önemsiz bilgilerin atılması, harita objeleri arasındaki belirgin mantıksal ilişkilerin ve estetik kalitenin korunması işlemlerinin bileşkesi olarak tanımlanabilir. Temel harita üretiminde olduğu gibi genelleştirmede  de temel amaç grafik okunaklılığı çok iyi olan haritalar üreterek haritanın görünümünün ve aktarılmak istenen bilginin kolayca anlaşılmasını sağlamaktır (Bildirici ve Uçar, 1996).&lt;br/&gt;Genelleştirmede sayısal tekniklerin uygulanması yönündeki araştırmalar bilgisayar teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak yetmişli yıllardan beri sürmektedir. Büyük ölçekli haritaların genelleştirilmesi alanında Hannover Üniversitesi Kartografya Enstitüsü (IfK) tarafından yoğun olarak araştırmalar yapılmış, bu araştırmalar sonucu olarak CHANGE yazılım sistemine ulaşılmıştır. CHANGE sistemi 1: 1 000-1: 25 000 ölçek aralığında bina ve yol objelerinin genelleştirilmesi problemine çözüm getirmektedir. Sistemin yol genelleştirmesi modüllerinin akarsu sisteminin genelleştirilmesi problemine uygulanması da mümkündür.&lt;br/&gt;Bu bildiride CHANGE yazılım sistemi, sistem ile birlikte kullanılması gereken ek yazılımlar, varolan verilerin işlenebilmesi için gereken veri dönüşümü yazılımları tanıtılacak, İstanbul örneği bazında veri dönüşümünde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri tartışılacak ve uygulama örnekleri verilecektir.&lt;br/&gt;2.CHANGE Yazılım Sistemi&lt;br/&gt;CHANGE yazılım sisteminin temeli, Hannover Üniversitesinde yapılmış çok sayıda doktora çalışmasına dayanmaktadır. Üniversitenin bu konuya ağırlık vermesinin belki de en önemli gerekçesi, Aşağı Saksonya Eyalet Ölçme Dairesi&quot;nin 1: 25 000 ölçekli topografik harita takımını 1: 5 000 ölçekli temel harita takımından genelleştirme yoluyla üretiyor olmasıdır. Klasik el emeğiyle(manuel) yapılan genelleştirme işleminin en azından bina ve yol objeleri bazında otomatize edilmesinin önemli ölçüde personel ve zaman tasarrufu sağlayacağı şüphesizdir.&lt;br/&gt;Yukarıda sözü edilen doktora çalışmalarından Staufenbiel (1973), bina genelleştirmesi kon</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - ÇAĞDAŞ ŞEHİRCİLİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-cagdas-sehircilik-400056.html</link><description>çağdaş şehircilik</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ ( GAP )</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-guneydogu-anadolu-projesi-(-gap-)-432948.html</link><description>güneydoğu anadolu projesi ( gap )</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - KENT SORUNLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-kent-sorunlari-432944.html</link><description>kent sorunları</description></item><item><title>BURDUR MERKEZ ATIKSU ARITMA TESİSİ PROJESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?burdur-merkez-atiksu-aritma-tesisi-projesi-365787.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Projenin Tanımı3&lt;br/&gt;2. Projenin Amaç ve Kapsamı4&lt;br/&gt;3. Deşarj Standartları ve Proje Süresi 5&lt;br/&gt;4. Mevcut ve Gelecekteki Durum7&lt;br/&gt;5. Sanayi Profili8&lt;br/&gt;6. Debi Hesapları9&lt;br/&gt;7. Yük Hesapları13&lt;br/&gt;8. Izgaralar21&lt;br/&gt;9. Kum Tutucu30&lt;br/&gt;10. Ön Çökeltme Havuzu36&lt;br/&gt;11. Aktif Çamur Sistemi42&lt;br/&gt;12. Son Çöktürme Havuzu53&lt;br/&gt;13. Biyolojik Nutrient Giderimi56&lt;br/&gt;14. Damlatmalı Filtreler61&lt;br/&gt;15. Biodiskler62&lt;br/&gt;16. Stabilizasyon Havuzları63&lt;br/&gt;17. Hidrolik Profilin Çıkarılması66&lt;br/&gt;18. Terfi Merkezinin Boyutlandırılması73&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.PROJENİN TANITIMI  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yapılacak olan çalışma Burdur ( Merkez) ilinin atıksu arıtma tesisinin projelendirilmesini amaçlamaktadır. Atıksular ayrık sistemle toplandıktan sonra arıtılarak nehre deşarj edilecektir. Projeyi yönlendirecek olan deşarj standartları Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği  ve AB Standartları ( besi maddesi giderimi için) esas alınmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evsel ve endüstriyel atıksu miktar ve özelliği yerleşim biriminin özelliklerine göre belirlenecektir. Endüstriyel atıksuların kanalizasyona deşarj öncesi Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği&quot;nde belirtilen ilgili standartları sağlamak amacıyla ön arıtma yaptığı kabul edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Proje süresi 5 yılı planlama ve inşaat süresi olmak üzere 35 yıl alınmıştır. Tasarlanacak olan aktif çamur sistemi 2 kademe olarak seçilecektir. Birinci kademe ilk 15 yıl sonrasının ihtiyaçlarını, ikinci kademe daha sonraki 15 yılın ihtiyaçlarını karşılayacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İş Sahibi:&lt;br/&gt;Proje İsmi: Burdur (Merkez) Atıksu Arıtma Tesisi &lt;br/&gt;Projeyi Yapan: Kadir SEZER&lt;br/&gt;Projeyi Kontrol Eden: Ali Ertürk&lt;br/&gt;Tarih: 31.10.2003&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. PROJENİN AMAÇ VE KAPSAMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu proje kapsamında Burdur ( Merkez ) atıksuları ayrık sistemle toplandıktan sonra arıtılarak nehre deşarj edilecektir.Deşarj standartları olarak Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği ve besi maddesi giderimi için AB standartları esas alınacaktır.&lt;br/&gt;    &lt;br/&gt;Evsel ve endüstriyel atıksu miktar ve özellikleri yerleşim yerinin özelliklerine ve endüstrilere göre belirlenecektir.Endüstriyel atıksuların, kanalizasyona deşarj öncesinde Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği&quot;nden verilen deşarj standartlarına göre ön arıtmaya tabi tutulduğu gözönüne alınacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Atıksu arıtmada amaç halk sağlığı ve çevreye olan olumsuz etkileri kontrol altına almaktır.Atıksulardaki kirletici parametrelerin olumsuz etkileri; kanalizasyon şebekesinde su hızının düştüğü noktalarda tıkanma ve organik maddelerin ayrışmasıyla anaerobik ortam oluşması ve canlı hayatını olumsuz etkilemesi, alıcı ortamda çözünmüş oksijen tükenmesi ve  canlı hayatının yok olması, patojenlerin hastalık yapması, besi maddelerinin birikimi sonucu ötrofikasyon, , kanserojenik ve mutajenik etkilerin görülmesi ve toksisite olarak sıralanabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Proje kapsamında ilgili yerleşim yerinin atıksularını arıtmak üzere aşağıda verilen bütün sistemlerin hesapları yapılacaktır. Projede boyutlandırılacak tüm birimlerin detaylı çizimleri yer alacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Klasik Aktif Çamur Sistemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        -Izgara&lt;br/&gt;        -Terfi merkezi&lt;br/&gt;        -Kum tutucu&lt;br/&gt;        -Ön çökeltim havuzu&lt;br/&gt;        -Havalandırma havuzu&lt;br/&gt;        -Son çökeltim havuzu</description></item><item><title>KENT KENTLEŞME VE KENTLEŞME NEDENLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kent-kentlesme-ve-kentlesme-nedenleri-349054.html</link><description>KENT,KENTLEŞME VE KENTLEŞME NEDENLERİ&lt;br/&gt;KENT&lt;br/&gt; Kent,genel anlamda kentsel yerleşmelerin yaygın adıdır. Kırsal olmayan şeklinde dile getirilen kent tanımımıza geçmeden önce kırsaldan neyi kastettiğimizi açıklamak gerekir.&lt;br/&gt; Kırsal kesim, genel anlamda kentin karşıtı olarak nüfusun büyük kısmının tarımla uğraştığı,daha çok cemaat karakteri gösteren yerleşim birimleridir.&lt;br/&gt; &quot;Kırsal kesim köy ve/veya kasaba, sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri, yönetim durumu ve demografik açıdan kentten ayırt edilen, genellikle tarımsal alanda çalışmak gibi işlevlerle belirlenen, konutları,öteki yapıları ve toplumsal ilişkileri bu yaşamı yansıtan yerleşme birimidir.&quot; &lt;br/&gt;Köy veya kasabalar birincil grup ilişkilerinin   ağırlıkta olduğu, mesleki gruplaşma  ve uzmanlaşmanın olmadığı,kişilerin örf,adet,değer  ve normlara göre davranışlarını biçimlendirdiği,eğitim oranı düşük olan yerleşme birimleridir.&lt;br/&gt; &quot;Kent, sosyo -ekonomik ve kültürel özellikleri yönetim durumu ve nüfus bakımından kırsal alanlardan ayırt edilen,genellikle tarımsal olmayan üretimin yapıldığı, daha önemlisi hem tarımsal hem de tarım dışı üretim dağıtım ve denetim işlevlerinin toplandığı, teknolojik gelişme derecelerine göre belirli bir büyüklük, heterojenlik ve bütünleşme düzeyine varmış,ikincil toplumsal ilişkilerin, toplumsal farklılaşma,uzmanlaşma ve hareketliliğin yaygın olduğu yerleşim alanıdır&quot;.&lt;br/&gt;Bunun yanı sıra kentler doğurganlık oranının kırsal kesime göre düşük olduğu,çekirdek aile tipi yaygın olan,eğitim öğretimin yaygın olarak yapıldığı yerleşim birimleridir.&lt;br/&gt;Kentsel kesimlerde köy yerleşim birimlerinden farklı olarak kent kültürü egemendir.&lt;br/&gt; &quot;Kent  kültürü, siyasal, dinsel, sanatsal hoşgörüden /özgürlükten, laik düşünce ve demokrasiden,bilimsel bilgi ve nesnellikten oluşan bir bütünlüktür&quot;.&lt;br/&gt;Kent kültüründe örf,adet,gelenek,görenek ve tüm bunları şekillendiren din olgusunun önemi azalmakta,dinsel özgürlük,sanat ,bilim ve tartışmalar önem kazanmaktadır.&lt;br/&gt; Kent kavramını genel çerçevede kısaca tanımladıktan sonra kentleşme sorunları üzerinde durmaya çalışacağız.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KENTLEŞME                                                                                                                              &lt;br/&gt; Kentleşme dar anlamda,kent sayısının ve kentlerde yaşayan nüfusun artması demektir.Kentsel nüfus köyden kente göçlerle artar.Gelişmekte olan  ülkelerde kentleşme bu şekilde nüfus akınları halinde gerçekleşir.&lt;br/&gt;Fakat kentleşme yalnızca nüfus hareketi bağlamında düşünülmemelidir. Kentleşme, aynı zamanda  o toplumda ekonomik ve toplumsal yapıyla da ilintilidir.Bu nedenle kentleşmeyi tanımlarken o nüfus hareketini yaratan toplumsal ve ekonomik  değişmelere de yer vermek gerekir.Bu şekilde düşünürsek kentleşme, &quot;sanayileşmeye ve ekonomik gelişmeye koşut olarak kent sayısının artması bugünkü kentlerin büyümesi sonucunu doğuran, toplum yapısında artan oranda örgütleşme, işbölümü ve uzmanlaşma yaratan, insan davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişikliklere yol açan bir nüfus birikim süreci&quot; olarak tanımlanabilir.&lt;br/&gt;Bu bağlamda günümüz toplumları sanayileşme süreciyle birlikte az kentlileşmiş ya da çok kentlileşmiş olarak nitelendirilir.Kentleşme ve sanayileşme arasında doğrudan bir ilişki vardır.Gelişmiş olan ülkelerde bu durum paralellik arz ederken,gelişmekte olan ülkelerde, sanayileşme, kentleşmeyi yavaş bir hızla takip etmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KENTLEŞME NEDENLERİ&lt;br/&gt;Kentleşme nedenleri biri diğerinden etkilenen nedenler olarak, ekonomik, teknolojik, siyasal ve psiko-sosyolojik nedenler şeklinde sınıflandırılır.&lt;br/&gt;EKONOMİK NEDENLER &lt;br/&gt;Kentleşmenin ekonomik nedenlerinde daha  çok kentlerin sunduğu ekonomik üstünlüklerin fazla oluşu karşımıza çıkar. &lt;br/&gt;Kentlerde işbölümü ve uzmanlaşmanın olması üretimi &lt;br/&gt;Kentlerde çok sayıda uzmana ihtiyaç olmaktadır. &quot;Öte yandan,özellikle az gelişmiş ülkelerde,tarımın verimliliği ve kişi başına düşen tarımsal gelir, köylüyü köyünde tutmaya yetmeyecek kadar düşüktür. Gerek bu yetersiz gelirin, gerekse toprak iyeliğinin dengesiz dağılımı, tarım topraklarının çok parçalanmış</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - ÇAĞDAŞ ŞEHİRCİLİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-cagdas-sehircilik-400052.html</link><description>çağdaş şehircilik</description></item><item><title>ŞEHİR PLANLAMA - CAHİT ATASOY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sehir-planlama-cahit-atasoy-400044.html</link><description>cahit atasoy</description></item><item><title>SERT SU VE ARITMA YÖNTEMLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sert-su-ve-aritma-yontemleri-368012.html</link><description>SERT SU VE ARITMA YÖNTEMLERİ&lt;br/&gt; Su Sertliği&lt;br/&gt;             Su, çökelti verebilecek önemli miktarda iyonlar içeriyorsa, suyun sert su olarak tanımlanır. Sert su kalsiyum, magnezyum ve ağır metal iyonları içerir. Sabun ile çökelek oluşturur. Sertlik günümüzde, numunedeki bütün çok  yüklü katyonların toplam konsantrasyonuna eşdeğer kalsiyum karbonat konsantrasyonu cinsinden ifade edilir. Sert su ile yapılan buz buğulu bir görünümde olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                 İki çeşit sert su vardır; geçici sert su ve kalıcı sert su.&lt;br/&gt;      Geçici sert su : Bikarbonat iyonu, HCO3- içerir. HCO3-(aq) içeren su ısıtılırsa, bikarbonat iyonu CO32- , CO2 ve su vermek üzere kolayca bozunur. CO32- sudaki çok değerlikli katyonlarla tepkimeye girerek CaCO3 - MgCO3 karışık çökeltisini ve kazan taşı adı verilen tortuyu oluşturur.&lt;br/&gt;      Kazan taşının oluşumu buhar üreten sanayi kazanlarında ve buharla çalışan elektrik santralarında oldukça ciddi sorunlara neden olabilir.Kazan taşının oluşumu su ısıtıcılarının etkinliğini azaltır ve kazanın aşırı ısınmasına neden olabilir. &lt;br/&gt;      Geçici sert su, su arıtma tesisinde suya sönmüş kireç [Ca(OH)2] katıp metal karbonat çökeltisini süzmekle yumuşatılabilir. Baz, bikarbonat iyonu ile tepkimeye girerek su ve karbonat iyonu oluşturur. Karbonat iyonu Ca2+ gibi M2+ iyonları ile tepkimeye girerek metal karbonatları halinde çöker.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;              HCO3-  +  OH-            H2O  +  CO32-&lt;br/&gt;                     CO32-  +  M2+              MCO3 (k)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Kalıcı sert su : HCO3-   yanıda önemli derişimlerde, SO42- gibi başka anyonlar da içerir. Kalıcı sert suyu yumuşatmak için, içerisine Na2CO3 (çamaşır sodası) eklenir. Ortamdaki Ca2+ ve Mg2+ gibi katyonlar karbonatlar halinde çöktürülür.Geriye kalan su Na+ iyonu içeren yumuşamış sudur. Ca2+ ve Mg2+ iyonlarını içeren su sabun ile çökelti oluşturur ve köpürmeyi engeller. Banyo teknelerinde görülen tortu, kalsiyum ve magnezyum sabunlarının bir karışımıdır. Bir çökeltinin oluşumu sabunların ve şampuanların köpürmesini güçleştirir.&lt;br/&gt;        &lt;br/&gt;Suyun sertliğinin çeşitli mahzurları vardır. Bunlar ; &lt;br/&gt; Sert sularda sabun sarfiyatı fazladır, sabun geç köpürür. Suyun içinde bulunan kalsiyum ve magnezyum, sabunların bileşiminde bulunan sodyum ve potasyum ile yer değiştirerek tamamen sarfedildikten sonra sabun köpürür. &lt;br/&gt; Sudaki sertlik zamanla kendiliğinden veya su ısıtıldı