<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Çocuk Saðlýðý / Çocuk Hastalýklarý - Türkiye'nin veri bankasý</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Haklarý saklýdýr.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankasý - Çocuk Saðlýðý / Çocuk Hastalýklarý</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>BÝR OLGU SUNUMU ÝLE BÝRLÝKTE ÇOCUK VE ERGENLERDE OBSESÝF KOMPULSÝF BOZUKLUÐA BÝR BAKIÞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bir-olgu-sunumu-ile-birlikte-cocuk-ve-ergenlerde-obsesif-kompulsif-bozukluga-bir-bakis-450523.html</link><description>BÝR OLGU SUNUMU ÝLE BÝRLÝKTE ÇOCUK VE ERGENLERDE OBSESÝF KOMPULSÝF BOZUKLUÐA BÝR BAKIÞ&lt;br/&gt;ÖZET: &lt;br/&gt;Çocuk ve ergenlerde obsesif kompulsif bozukluk nadir ve tedaviye dirençli bir sendrom olduðu düþünülmesine raðmen,araþtýrma bulgularý epidemiyolojik çalýþmalar, obsesif kompulsif bozukluðun prevalansýnýn çocuk ve ergenlerde düþünülenden daha yüksek olduðunu göstermiþtir.&lt;br/&gt;Çocuk ve ergenlerdeki obsesif kompulsif bozuklukta, eriþkinle karþýlaþtýrýldýðýnda kýsmen farklý belirtiler gözlenmektedir. Çocuk ve ergenlerde obsesif kompulsif bozukluk sýklýkla aile çatýþmalarý, sosyal çekilme ve okulda baþarýsýzlýða yol açmaktadýr. Çocuklar ritüellerine aile bireylerini ve arkadaþlarýný ortak edebilmekte, %90 vakada semptomlar zamanla degiþim gösterebilmektedir. Özellikle ergenlerde obsesif kompulsif bozukluðu erken baþlangýçlý þizofreniden ayýrmakta güçlükler olabilmektedir.&lt;br/&gt;Bu makalede bir olgu nedeniyle, çocuk ve ergenlerdeki obsesif kompulsif bozukluðun özellikleri, klinik gidiþ ve ayýrýcý taný gözden geçirildi. &lt;br/&gt;Anahtar Kelimeler: Obsesif Kompulsif Bozukluk, Çocuk, Ergen, Ayýrýcý taný&lt;br/&gt;GÝRÝÞ:&lt;br/&gt;Obsesyonlar (saplantý); kiþinin kendi zihninin ürünü olarak tanýmladýðý (düþünce sokulmasýndan farklý olarak), yok varsaymaya veya bastýrmaya ya da baþka düþünce veya hareketlerle nötralize etmeye çalýþtýðý, benliði rahatsýz eden (ego-distonik) yineleyeci ve ýsrarlý her türlü düþünce, fikir, dürtü ve imgelemlerdir. Kompulsiyon (zorlantý); çoðu kez obsedan düþünceleri kovmak için yapýlan irade dýþý yineleyen hareketlerdir.&lt;br/&gt;Son yýllara kadar obsesif kompulsif bozukluðun (OKB) çocuk ve ergenlerde nadir görüldüðüne inanýlýrdý. Ancak yeni çalýþmalar bu bozukluðun sanýldýðý kadar seyrek olmadýðýný göstermektedir (Swedo ve ark. 1992). Yapýlan epidemiyolojik bir çalýþmada OKB prevalansý yaklaþýk % 0.05 bulunmuþtur (Elkins ve ark. 1980). Flament ve arkadaþlarý(1989)yaptýklarý epidemiyolojik bir çalýþmada beþ bin lise öðrencisinde yaþam boyu yaygýnlýðý % 2 olarak saptamýþlardýr. Yani her 200 genç kiþiden biri OKBye sahiptir (Flament 1990). Retrospektif çalýþmalarda yetiþkinlikte OKB tanýsý alanlarýn 1/3-1/2sinde hastalýðýn baþlangýcýnýn çocukluk veya ergenlik döneminde olduðu saptanmýþtýr (Karno ve ark.1988).&lt;br/&gt;Erken baþlangýçlý grup ve ergende en erken baþlama yaþý 7, ortalama baþlama yaþý 10.2 yaþtýr (Swedo ve ark. 1989 ). Çalýþmalarda OKBye erkek çocuklarda kýzlardan daha sýk görüldüðü bulunmuþtur. OKB li erkek çocuklarý daha büyük olasýlýkla prepubertal baþlangýçlý olup ve aile üyelerinden birisi OKB veya tourette sendromlu iken, kýzlarda büyük olasýlýkla adolesans baþlangýçlýdýr (Rasmussen 1994).&lt;br/&gt;Bu makelede çoçuk ve ergenlerde OKBun klinik özellikleri, taný, ayýrýcý taný ve tedavisinin gözden geçirilmesi amaçlanmýþtýr. Yazýda sunum bir olgu ile birlikte ele alýnmýþtýr. Aþaðýda erken baþlangýçlý þizofreniyle karýþabilen obsesif kompulsif bozukluklu bir olgunun klinik özellikleri anlatýlacaktýr.&lt;br/&gt;OLGU:&lt;br/&gt;Ö.B Erkek, 15 yaþýnda, lise I de okuyor. Hasta 1996 mayýs ayýnda babasý tarafýndan GATA Ruh saðlýðý ve hastalýklarý kliniðine getirildi. Görüþme baþlangýcýnda aþýrý derecede anksiyetesi ve sürekli kalkýp oturma þeklinde ritüelleri mevcutdu. Zaman zaman sýkýntýdan yeter yeter diye baðýrýyordu. Durmadan hareket halindeydi. Yerinde sürekli kalkýyor ve oturuyordu. Hasta engelleyemediði hareket tekrarlarý ve kafasýndan bir türlü atamadýðý genellikle cinsel içerikli kötü düþüncelerden þikayet ediyordu. Bazý isimleri son harf benzerliðine göre tekrar ediyordu. Dezorganize klinik tabloya raðmen ilk görüþme sonrasý tanýmýz OKB idi. Hastanýn yatýþýna karar verildi.&lt;br/&gt;Babasý ile yaptýðýmýz görüþmede; son 10 gündür kardeþini dövdüðünü, camlarý kýrdýðýný, iki kez pantolonunu indirip cinsel organýný gösterdiði, küfür ettiði, flört eden kýzlara sinirlenip Orospu dediðini ifade ediyordu.&lt;br/&gt;Yatýrýldýðýnýn birinci günü kendisiyle görüþmemizde; Aklýma kötü iþler yapan insanlar geliyor, özellikle cinsel konularda, örneðin Sheron Stone gibi artistlerin cinsel filmleri aklýma geliyor, o zama</description></item><item><title>BÜYÜME VE GELÝÞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?buyume-ve-gelisme-449039.html</link><description>KONU BAÞLIKLARI&lt;br/&gt;Çocukluk Dönemleri&lt;br/&gt;Anne Karnýndaki Dönem &lt;br/&gt;Büyümeyi etkileyen faktörler &lt;br/&gt;Yenidoðan Dönemi &lt;br/&gt;Süç Çocukluðu, Oyun ve Okul Öncesi &lt;br/&gt;Vücut aðýrlýðý &lt;br/&gt;Boy uzunluðu &lt;br/&gt;Baþ çevresi &lt;br/&gt;Diþ geliþimi &lt;br/&gt;Kemik geliþimi &lt;br/&gt;Okul Çocukluðu Dönemi &lt;br/&gt;Ergenlik Dönemi &lt;br/&gt;Boy büyümesi &lt;br/&gt;Kilo artýþý &lt;br/&gt;Kemik deðiþiklikleri &lt;br/&gt;Ergenlik dönemi sorunlarý &lt;br/&gt;Büyüme ve Geliþmeyi Etkileyen Faktörler&lt;br/&gt;Yaþ ve Cinse Göre Büyüme ve Geliþme Eðrileri&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Büyüme, hücre sayýsý ve büyüklüðünün artýþýyla vücut hacmi ve kitlesinin artýþýdýr. Geliþme ise hücre ve dokularýn yapý ve içeriðinin deðiþimiyle bedensel olgunlaþmayý ifade eder.&lt;br/&gt;Çocukluk çaðý, erkek ve diþi üreme hücrelerinin birleþmesi ile baþlar ve ergenliðin tamamlanmasýna kadar devam eder. Çoðunlukla bu iki kavram bir arada deðerlendirilir. Çocukluk dönemini diðer dönemlerden ayýran en önemli özellik, gebeliðin baþlangýcýndan ergenliðin tamamlanmasýna kadar devam eden bir büyüme ve geliþme süreci oluþudur. Büyüme ve geliþme bu evrede zaman zaman daha hýzlý seyreder. Doðadaki diðer canlýlarýn yaþam süreçleriyle karþýlaþtýrýldýðýnda çocukluk çaðý insanda çok daha uzundur.&lt;br/&gt;Çocuklar sürekli büyüyen ve geliþen organizmalar olmalarý sebebiyle, saðlýk durumlarýný bozan her türlü etken, büyüme ve geliþme süreçlerini yavaþlatabilir, hatta durdurabilir. 0 - 1 yaþ ya da süt çocukluðu dönemi olarak ifade edilen devrede, büyüme hýzýnýn belirgin olarak yüksek oluþu nedeniyle, maruz kalýnan etkenler büyüme ve geliþme sürecinde daha aðýr ve kalýcý deðiþiklikler yaratýr.&lt;br/&gt;Normal büyümenin tarifi oldukça güçtür. Ancak kabaca, hastalýk belirtisi göstermeyen, yaþýna uygun bedensel büyüme ve olgunlaþma, ruh ve zeka geliþimi sergileyen bir çocukta büyüme ve geliþmenin normal olduðunu söyleyebiliriz. Yaþa uygunluk, toplumda daha önce saðlýklý çocuklarda yapýlmýþ geniþ çaplý araþtýrmalarla ortaya konmuþ olan normal büyüme eðrilerine göre deðerlendirilir. Büyüme ve geliþme durumunun yaþa göre normal, geri ya da ileri olduðunun belirlenmesi, çocuklarda klinik muayenenin en önemli bölümünü oluþturur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;ÇOCUKLUK DÖNEMLERÝ&lt;br/&gt;Çocuklar büyüme süreci içinde deðiþik dönemlerden geçerler. Her birinde farklý sorunlarýn görülebildiði bu dönemler, doðum öncesi ve doðum sonrasý olmak üzere önce iki gruba ayrýlýr, daha sonra kendi içinde alt gruplar halinde tasnif edilir (Tablo 1).&lt;br/&gt;Tablo I&lt;br/&gt;-------------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br/&gt;I... Doðum Öncesi ( Anne karnýnda geçirilen ) Dönem&lt;br/&gt;A) Embriyonal Dönem ( 0 - 10 hafta )&lt;br/&gt;B) Fetal Dönem ( 10 haftalýktan doðuma kadar )&lt;br/&gt;II.. Doðum Sonrasý Dönem&lt;br/&gt;A) Yenidoðan Dönemi ( 0 - 4 hafta )&lt;br/&gt;B) Süt Çocukluðu Dönemi ( 1 ay - 12 ay )&lt;br/&gt;C) Oyun Çocukluðu Dönemi ( 1 - 3 yaþ )&lt;br/&gt;D) Okul Öncesi Dönemi ( 4 - 5 yaþ )&lt;br/&gt;E) Okul Çocukluðu Dönemi ( kýzlarda 6-10 yaþ, erkeklerde 6-12 yaþ )&lt;br/&gt;F) Ergenlik Dönemi ( kýzlarda 10-18 yaþ, erkelerde 12-20 yaþ )&lt;br/&gt;-------------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br/&gt;Sevgili anne ve babalar, Tablo 1de gördüðünüz, gebeliðin baþlangýcýndan ergenliðin sonuna kadar olan evrelere, ilgili bölümlerde ayrýntýlý olarak deðinilecektir. Kendine özgü karakteristikleri nedeniyle her dönemde fizyolojik ve patolojik bulgularýn sýnýrlarý birbirinden farklý olduðundan, dönemlerin her biri kendi özellikleri çerçevesinde deðerlendirilecektir.&lt;br/&gt;sayfa baþý &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ýntrauterin Dönem&lt;br/&gt;Günümüzde yaþamýn döllenmeyle baþladýðý kabul edilmektedir. Ýntrauterin dönem dediðimiz gebelik süresi, bebeðin doðumdan sonraki yaþam standardýný belirleyen en önemli evredir.&lt;br/&gt;Büyüme ve geliþme, en hýzlý seyrini anne karnýndaki dönemde gösterir. Özellikle gebeliðin ikinci yarýsýnda boy ve tartý artýþý daha da belirgindir. 10. haftada bütün organ taslaklarý tamamlanmýþtýr. Grafik 1de, gebelik haftasýna göre bebeklerin büyüme eðrilerinde görüldüðü gibi anne karnýndaki 12 haftalýk bir bebeðin aðýrlýðý 18 gram, boyu 6,5 cm kadardýr. 16. haftada aðýrlýk 135 gram, boy 16 cm olur. Bundan sonra sýrasýyla haftalara göre tartý / boy deðerleri: 20</description></item><item><title>RECURRENT EARLY PREGNANCY LOSS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?recurrent-early-pregnancy-loss-443974.html</link><description>RECURRENT EARLY PREGNANCY LOSS  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*3 or more consecutive pregnancies ending spontaneously before fetal viability.&lt;br/&gt;*2 or more because recurrent risks &amp; subsequent outcomes are similar for women having 2 or 3 prior losses (Hill,1994)&lt;br/&gt;Recurrent early pregnancy loss:   15 w (ACOG,2001) &lt;br/&gt;                                                 or  20 W (Speroff,1999)&lt;br/&gt;Primary: No previous full term pregnancy.&lt;br/&gt;Secondary: previous full term pregnancy. The prognosis of secondary RPL is better than the primary (Roman et al,1980).</description></item><item><title>12&amp;18 AY GELÝÞÝM ÖZELLÝKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?1218-ay-gelisim-ozellikleri-371683.html</link><description>12-18 AY GELÝÞÝM ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;Bu dönemde önemli geliþmeler gözlenir. Çocuðun vücudunu kullanma becerisi arttýðý gibi, anlama, kavrama ve iletiþim becerilerinde de büyük ilerlemeler görülür. 1 yaþ civarýnda ilk baðýmsýz adýmlar, ilk anlamlý sözcükler, ilk yaratýcý oyunlar ve kiþiliðine ait önemli ipuçlarý sergilenir. Konuþmaya adým atmakla birlikte, hala söyleyebildiðinden daha fazlasýný anlar. Nesnelerin yerini bilir ve gösterebilir, bedenin bölümlerinin adlarýný bilir ve geliþen el becerisiyle kendi iþlerinden bir bölümünü görmeye baþlar.&lt;br/&gt;Küçük objeleri iþaret ve baþ parmaðýyla alabilir, inceleyebilir, birbirinin üstüne ya da içine koyabilir. Ýstediði veya tanýdýðý bir objeyi gerçek yaþamda ya da kitapta size gösterebilir. Basit sorularý anlamaya baþlar.&lt;br/&gt;Bu dönemde bebek, yürüyebilir ve ulaþabileceði nesneleri keþfetmeye çok büyük bir meraký vardýr. Tüm duyulara yönelik öðrenme ve keþfetme deneyimleri yaþayabilmesi için, anne babasýnýn saðlayacaðý zengin ve güvenli ortamlara gereksim duyar. Bu dönemde oyuncaðýn önemi büyüktür. Hem el becerisi geliþtirebileceði, parçalardan oluþmuþ (logo gibi) oyuncaklar, hem de fiziksel yeteneklerini ve güven duygusunu geliþtirecek büyük oyuncaklar (itip çekebileceði, üzerine binebileceði, sürükleyebileceði; panda, kocaman yumuþak bir köpek gibi) kendisine sunulmalýdýr. Bu dönemde kendisini ayrý bir birey olarak algýlamaya baþlayan bebek, günlük yaþamda yakýnlarýnýn davranýþlarýný izleyip onlarý taklit ederek, sosyal davranýþ kalýplarýný öðrenir. Bunlar, ev dýþý etkinliklerle (otobüse, trene binme, arkadaþ ziyaretleri gibi) zenginleþtirilerek sunulursa farklý deneyimlerle yeni öðrenme fýrsatlarý yaratýlmýþ olur.&lt;br/&gt;Bu dönemin en önemli özelliði; bebeðin tüm yaþamý boyunca kuracaðý iliþkilerdeki güven ya da güvensizlik boyutunun temelinin atýlmasýdýr. Bu dönemde bebeðin psiko-sosyal alanda gerçekleþtirmeye çalýþtýðý temel görevi, güvenmeyi öðrenmektir. Anne ile kurulan iliþkideki güven duygusu, gelecekte kurulacak kiþilerarasý iliþkilerin temelini oluþturur. Bu dönemde anne, dünyanýn tamamýdýr ve bebeðin gereksinimlerine zamanýnda yönelebilmesi, sýkýntýlarýný giderebilmesi, sözsüz dilini anlayabilmesi, anne ile bebek arasýndaki anlayýþ ve güvenin temelini oluþturur. Ericson, ilk 1 yýlda çocuðun, temel baðýmlýlýk gereksinimleri karþýlandýðý koþulda, kiþilik geliþiminin ikinci evresine hazýr hissedeceðini vurgular.&lt;br/&gt;BEDEN DURUÞU VE MOTOR BECERÝLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uzun süre oturabilir, oturuþu oldukça geliþmiþtir. Yatar konumdan oturur konuma geçebilir. Emeklemeye ya da poposu üzerinde kendini ileri hareket ettirmeye baþlar. Bir desteðe tutunarak ayaða kalkabilir ve yeniden geri oturabilir. Bir mobilyanýn çevresinde (örneðin koltuk) tutunarak sýralayabilir. Ellerinden tutulduðunda ileri ya da yana doðru yürüyebilir. Bir süre desteksiz ayakta durabilir, ya da desteksiz yürüyebilir. Emekleyerek merdiven çýkabilir. &lt;br/&gt;* Bebeðinizin oynarken çoraplarýný ayaðýndan çýkarmasýna öfkeli tepki vermeyin.&lt;br/&gt;* Bebeðiniz otururken sevdiði bir</description></item><item><title>FÝZÝKSEL VE MOTOR GELÝÞÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?fiziksel-ve-motor-gelisimi-394669.html</link><description>FÝZÝKSEL VE MOTOR GELÝÞÝM&lt;br/&gt;0-3 Yaþ arasý fiziksel ve motor geliþim&lt;br/&gt;Doðum öncesi: Diþi ve erkek hücrenin birleþmesiyle yani döllenmeyle birlikte zigot oluþur. Döllenmeden itibaren geçen 15 günlük süreye dölüt denir.&lt;br/&gt;Ýkinci haftanýn sonundan 8. haftanýn sonuna kadar döneme embriyon denir.&lt;br/&gt;9. haftadan doðuma kadar olan dönem fetus dönemidir. Yeni Doðmuþ Bebek&lt;br/&gt;Yaklaþýk olarak 280 gün anne karnýnda büyüyüp geliþen bebek mükemmel bir donanýmla doðar. Baþ: Yeni doðan bir bebeðin baþý diðer organlarýna oranla daha büyüktür.&lt;br/&gt;Boy ve aðýrlýk: Yeni doðan bir bebeðin boyu ortalama 48-53 cm kilosu ise 3-3,5 kg arasýndadýr. Kemik ve diþler: Yeni doðmuþ bir bebekte kemikler kýkýrdak halindedir. Diþ tabakalarý: Embriyon döneminde oluþmaya baþlamýþtýr. Sindirim ve Solunum Sitemi: Bebeðin sindirim sistemi ancak anne sütü veya ona benzer gýdalarý sindirebilecek niteliktedir. Beyin ve sinir sistemi: Doðuþta beynin aðýrlýðý 300-350 gr arasýnda deðiþmektedir. 3-6 Yaþ Arasý Fiziksel Ve Motor Geliþimi Boy ve aðýrlýk: Doðumdan sonraki ilk yýllarda bebek çok hýzlý bir büyüme içindedir.&lt;br/&gt;Boy büyümesi ve aðýrlýk artmasý kýzlarda erkeklerden daha önce baþlamakta ve daha önce bitmektedir. Kemik geliþimi: Kýz çocuklar kemik geliþimi bakýmýndan erkek çocuklardan bir yýl ilerdedir.&lt;br/&gt;Diþler: Genellikle 3 yaþýna kadar bütün süt diþler çýkmýþtýr. 6-12 Yaþ Arasý Fiziksel Geliþim&lt;br/&gt;Fiziksel geliþim yavaþ seyreder. Boy: Yýllýk boy artýþý ortalama 5,5 cm&quot;dir.10 yaþýndaki bir çocuk 140cm&quot;dir.&lt;br/&gt;Aðýrlýk: Aðýrlýk artýþý yavaþtýr. 7 yaþýnda bir çocuk ortalama 24 kg&quot;dýr. &lt;br/&gt;Kas ve kemik geliþimi: Kemik ve iskelet sistemi kas geliþiminden ileri düzeydedir. 7 yaþýnda parmak kemikleri ve kaslarý hassas iþleri yapabilecek olgunlukta deðildir. 12 yaþýnda ince motor kaslar geliþir. Çocuk enstrüman çalabilir.&lt;br/&gt;Solaklýk: Altý yaþ civarýnda çocuðun hangi eli kullanacaðý belirginleþir. Solak çocuklara baský yapýlmamalýdýr. Bu çocuklarýn önemli bir kýsmý küçük uyarýlar sonunda el deðiþtirebilirler. 12-18 Yaþ Arasý Fizik</description></item><item><title>ATEÞLÝ ÇOCUKLARA YAKLAÞIM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?atesli-cocuklara-yaklasim-375447.html</link><description>Vücut ýsýsýnda. &quot;merkezi ýsý ayarý&quot; nýn yükseðe  ayarlanmasý ile birlikte olan artýþa denir.&lt;br/&gt;Hipertermi  nedir ?&lt;br/&gt;Vücut ýsýsý artmýþtýr fakat &quot;merkezi ýsý  ayarý&quot; nýn düzeyi deðiþmemiþtir.</description></item><item><title>UNICEF KUÞ GRÝBÝ HABERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?unicef-kus-gribi-haberi-397887.html</link><description>UNICEF KUÞ GRÝBÝ HABERÝ&lt;br/&gt;Selami kuþ gribini atlattý, ama tehlike henüz geçmedi &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Selami Baþ, kuþ gribinden kurtulan çocuk.&lt;br/&gt;Fotoðraf Oðuz Saðdýç&lt;br/&gt;Â© UNICEF Türkiye 2006 &lt;br/&gt;Þanlýurfa/Ankara, 2 Þubat 2006 -- Selami Baþ, Yakubiye mahallesindeki evinin salonunda, salondaki tek mobilya denebilecek minderin üzerinde baðdaþ kurmuþ oturuyor. Yakubiye, Türkiye&quot;nin güneydoðusundaki tarihi Þanlýurfa kentinin yoksul bir mahallesi. Diðer çocuklar mahallenin dik ve taþlýk yollarýnda koþuþturup dururken, 4 yaþýndaki Selami üzerindeki kýrmýzý kazaðý ve kot ceketi, sürekli parmaklarýyla oynuyor. Selami&quot;nin özel bir konumu var: Kuþ gribi ülkeyi sarmýþken, Þanlýurfa ilinde kuþ gribi virüsü görülen tek kiþi o. Ve yaþadýðý için çok þanslý. &lt;br/&gt;Selami ve babasý kentin 80 km kadar doðusundaki bir köyde büyükbabasýnýn yanýnda kalýrken, 2006 6 Ocak günü hafif bir öksürüðe yakalandý ve ateþi yükseldi. Boðazýnýn ve karnýnýn aðrýdýðýný söyledi. Ýnþaat iþçisi olan babasý Mehmet Baþ, oðlunu hemen kentteki çocuk hastanesine götürmeye karar verdi. &lt;br/&gt;Hastaneye geldiklerinde gece saat 9 idi. Hastane personeli, son iki hafta içinde Türkiye&quot;nin dört bir yanýnda tavuklarda grip vakalarýnýn bildirilmiþ olduðunun farkýndaydý. Bildikleri bir baþka þey ise baþta çocuklar olmak üzere insanlarda görülen rapor edilmiþ vaka sayýsýnýn da artmakta olduðuydu. Son iki gün içinde ülkenin kuzeydoðusundaki daðlýk bölgede bulunan Doðubeyazýt&quot;ta üç çocuk ölmüþtü. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Sevinilecek bir durum.&lt;br/&gt;Fotoðraf Oðuz Saðdýç&lt;br/&gt;Â© UNICEF Türkiye 2006 &lt;br/&gt;Kurban bayramý olmasýna karþýn doktorlar giderek artan kuþkulu vakalarý incelemek üzere 24 saat görev yapmaktaydýlar. Selami&quot;nin büyükbabasýnýn tavuklarýyla oynamýþ olduðunu ortaya çýkarmalarý çok sürmedi. Selami&quot;ye Tamiflu verdiler ve kan örneðini alýp baþkent Ankara&quot;daki laboratuara test için gönderdiler. Ýki gün sonra test sonucunun pozitif çýktýðý öðrenildi. &lt;br/&gt;Aradan iki hafta geçtikten sonra Selami tam iyileþmiþ olarak hastaneden taburcu edildi. Ýnsanlarda solunum sistemine saldýr</description></item><item><title>YAÞAM GÜÇ OLABÝLÝR*</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yasam-guc-olabilir-455354.html</link><description>YAÞAM GÜÇ OLABÝLÝR*&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#8230;13-19 yaþ arasýndasýnýz. Baþkaldýrýlarýn ve macera arayýþlarýnýn dönemi olan bu yaþlar ayný zamanda pek çok üzüntü ve problemle de doludur: Kazanma, beðenilme, okulda baþarýlý olma, ailenizle iyi geçinme, zorlanmalarla baþ etme ve yaþamýnýz hakkýnda önemli kararlar alma için yoðun baskýlar vardýr. Bu streslerin çoðundan kaçýnýlabilir ama bunlar için endiþelenmek de çok doðaldýr. Ancak dikkatli olunmasý gereken, sizin aþýrý üzüntü, umutsuzluk ve deðersizlik hissedip hissetmediðinizdir. Siz böyle hissetmiyor olabilirsiniz de arkadaþýnýz bu þekilde hissediyor olabilir. Bunlar ve diðer uyarý belirtileri bir ruh saðlýðý problemine iþaret edebilir. Bu broþür size, ruh saðlýðý ile ilgili olarak, ne zaman gerçek bir problem olduðunun nasýl bilineceði ve bu problemle ilgili olarak neler yapýlabileceði ve nereden yardým alýnacaðý hakkýnda bilgiler vermektedir.&lt;br/&gt;Soru: Ben iyiyim. Arkadaþlarým da iyiler. Öyleyse bunlarý neden bilmem gerekiyor?&lt;br/&gt;Cevap: Ruh saðlýðý sorunlarý her insanýn baþýna gelebilir. Yaþ, ýrk, din ya da aile tipi, meslek, eðitim ya da gelir düzeyinin bir etkisi yoktur. Þimdi öðrendikleriniz, daha sonra sizin ya da bir tanýdýðýnýzýn iþine yarayabilir. Ruh saðlýðý sorunlarý gerçek sorunlardýr; ruh saðlýðý sorunlarý olan kiþilere yardým edilebilir ve yardým edilmesi gerekir. Ýþte bu bilgileri paylaþarak insanlarýn korkularýný ve bilgisizliklerini azaltmaya yardýmcý olabilirsiniz. &lt;br/&gt;Soru: Ruh saðlýðý nedir?&lt;br/&gt;Cevap: Ruh saðlýðý, yaþam olaylarý karþýsýnda nasýl hissettiðiniz, düþündüðünüz ve davrandýðýnýzdýr. Ruh saðlýðý, kendinize, yaþamýnýza ve çevrenizdeki insanlara nasýl baktýðýnýzdýr; tercihlerinizi nasýl deðerlendirdiðiniz ve seçimlerinizi nasýl yaptýðýnýzdýr. Ruh saðlýðý, stresle baþa çýkma, diðer insanlarla iliþki kurma ve karar vermeyi de içerir. Saðlýðýnýzýn fiziksel yönleri gibi ruh saðlýðýnýz da siz yaþlandýkça deðiþir.&lt;br/&gt;Ruh saðlýðý, genel olarak, iyilik halinden iyi olmamaya ve hatta kötü olmaya kadar deðiþebilir. Bir kiþinin ruh saðlýðý da bu þekilde deðiþiklik gösterebilir; bazen kiþi daha saðlýklý olabilir bazen de problemleriyle baþetmede yardýma ihtiyaç duyabilir. Her insan yaþamýnýn herhangi bir döneminde ruh saðlýðý ile ilgili bir sorun yaþayabilir.&lt;br/&gt;Soru: Ruh saðlýðý sorunlarý nelerdir?&lt;br/&gt;Cevap: Ruh saðlýðý sorunlarý gerçek sorunlardýr. Bunlar, düþüncelerinizi, bedeninizi, duygularýnýzý ve davranýþlarýnýzý etkiler. Uzmanlar tarafýndan bu sorunlara verilen adlarýn bazýlarý þunlardýr:&lt;br/&gt;*depresyon &lt;br/&gt;*manik-depresif bozukluk &lt;br/&gt;*dikkat eksikliði- hiperaktivite bozukluðu (ADHD) &lt;br/&gt;*kaygý bozukluklarý &lt;br/&gt;*yeme bozukluklarý &lt;br/&gt;*þizofreni &lt;br/&gt;*uyum bozukluklarý &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu bozukluklar sadece geçici dönemsel sorunlar deðillerdir; bunlar gerçekten kiþinin yaþamýna zarar verebilirler. Ruh saðlýðý sorunlarý ciddi olabilir ve okul baþarýsýzlýðýna, arkadaþ kaybýna ya da aile sorunlarýna yol açabilir.&lt;br/&gt;Soru: Bu sorunlarýn nedenleri nelerdir?&lt;br/&gt;Cevap: Çocuklarda ruh saðlýðý sorunlarý biyolojik yapýlarýndan, çevreden ya da her ikisinden kaynaklanabilir. Genç insanlar þiddete, kendileri için önemli birinin kaybýna, istismara ya da ihmale maruz kalýrlarsa büyük bir ihtimalle ruh saðlýklarý tehlike altýndadýr. Baþka risk faktörleri de ýrk, din, cinsel yönelim ya da ailenin geliri nedeniyle sürekli itilme duygusu ile ilgilidir. &lt;br/&gt;Okullar, aileler ve toplumlar, çocuklarý bu aþýrý stresli çevresel faktörlerden koruyarak bazý ruh saðlýðý sorunlarýný önleyebilirler. Sorunlar ortaya çýktýðýnda vakit geçirmeden yardým alýnýrsa, onlarýn daha da kötüleþmeleri önlenebilir.&lt;br/&gt;Ruh saðlýðý sorunlarý sizin hatanýz deðildir. Bu, sizin zayýf ya da baþarýsýz olduðunuz anlamýna gelmez. Bu tür sorunlarýnýzýn olmasý sizin çabalamadýðýnýz anlamýna da gelmez. Nedeni ne olursa olsun önemli olan yardým almaktýr.&lt;br/&gt;Soru: Bir ruh saðlýðý sorununun uyarý niteliðindeki bazý belirtileri nelerdir?&lt;br/&gt;Cevap: Muhtemel bir soruna iþaret eden pek çok farklý belirti vardýr. Bunlarýn bazýlarý aþaðýda listelenmiþtir. Bu belirtilerin sizde ya da arkadaþlarýnýzda olup olmadýðýna dikkat edin.&lt;br/&gt;Duygular rahatsýzlýk veriyor mu? Örneðin,&lt;br/&gt;*makul bir neden olmadan aþýrý üzüntü ve umutsuzluk duyma, bu duygulardan kurtulamama &lt;br/&gt;*çoðu zaman öfkeli olma, fazla aðlama, ya da olaylara gereksiz tepkide bulunma &lt;br/&gt;*deðersizlik ve suçluluk duyma &lt;br/&gt;*diðer çocuklardan daha fazla kaygýlý ve endiþeli olma &lt;br/&gt;*önemli birinin ölümü ya da kaybý sonrasý yaþanan olumsuzluðu atlatama</description></item><item><title>ÇOCUÐUN NORMAL GELÝÞÝMÝ VE GELÝÞÝMÝN AÞAMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocugun-normal-gelisimi-ve-gelisimin-asamalari-347881.html</link><description>ÇOCUÐUN NORMAL GELÝÞÝMÝ VE GELÝÞÝMÝN AÞAMALARI&lt;br/&gt;Ana-baba, çocuklarýný eðitirken öncelikle geliþim evrelerini bilmeli ve çocuklarýnýn içinde bulunduðu geliþim dönemini tanýmalýdýr. Baþka bir deyiþle,çocuklarýný tanýyarak iþe baþlamalýdýr. &lt;br/&gt;Ana-baba,çocuklarýnýn kendi modelleri olmadýðý gibi,kardeþlerinden ve arkadaþlarýndan farklý,baðýmsýz,kendine özgü zeka ve kiþilik özellikleri olan bir birey olduðu gerçeðinden hareket etmelidirler.&lt;br/&gt;Anne ve babanýn çocuklarýna , &quot;uygun olan davranýþý&quot; ya da neyin doðru neyin yanlýþ olduðunu öðretebilmeleri için,gerek kendi aralarýnda gerekse çocuklarýna yönelttikleri davranýþlarýnda dengeli,tutarlý ve kararlý olmalarý gerekir.&lt;br/&gt;Anne-babanýn güvenli bir çocuða sahip olabilmeleri için,önce kendilerine,sonra birbirlerine,ardýndan da çocuklarýna güvenmeleri gerekir.&lt;br/&gt;Anne-baba çocuðundan yaþý ve yeteneklerine uygun isteklerde bulunmalý,çocuðu hayal kýrýklýðýna uðratacak,yaþýnýn üstünde beklentiler içine girmemelidirler. Çocuðun ilgi ve yeteneði onun yönlendirilmesinde esas alýnmalý,ana-babanýn tutkularý dikkate alýnmalýdýr.&lt;br/&gt;1-MOTOR GELÝÞÝM VE ÖZELLÝKLERÝ &lt;br/&gt;Ýki üç yaþ arasý&lt;br/&gt;           Düþmeden koþabilir , bazý çizgileri taklit eder , merdivenden rahatlýkla kendi baþýna inip çýkabilir , oyuncaklarý ile oynarken el becerilerini rahatlýkla kullanabilir ,düðmesini açabilir,üç tekerlekli bisikleti sürebilir ,tek ayak üstünde kýsa bir süre durabilir , bir bardak suyu taþýyabilir ,yürürken engelleri adým atarak rahatlýkla geçer , rahatlýkla çömelip kalkabilir , geri geri yürüyebilir , &lt;br/&gt;Üç dört yaþ arasý&lt;br/&gt;            Tek ayaðý üzerinde uzun süre durabilir , ayakkabýsýný giyer , kendini doyurabilir , düz çizgi çizebilir , tek baþýna dolaþmaya çalýþýr , çift ayakla 40 cm sýçrayabilir , öne takla atabilir , yardýmsýz kaydýraktan kayabilir , çömelip kalkma hareketini rahatlýkla yapabilir , oyuncaklarý ile oynarken el becerilerini rahatlýkla kullanabilir , 40-50 cm den aþaðý atlayabilir , tek ayakla sýçrayabilir , dans etme müzik ile beraber tempo tutma , zýplayan topu eli ile tutma , kaðýttaki þekilleri boyar , 3-4 renk eþleþtirebilir , ayný kartlarý eþleþtirebilir , bazý harfleri eþleþtirebilir , artý eksi yapabilir , &lt;br/&gt;Dört altý yaþ arasý &lt;br/&gt;              Makasla kaðýtlarý kesebilir , bakarak 1 den 8-9 a kadar sayý yazabilir , öðretilirse adýný yazabilir ,sek sek oynayabilir , üçgen ve kare yi kopyalar , kendi giyinir kendi soyunur , ayakkabýsýný baðlar , yüzünü yýkar , diþini fýrçalar , altý yaþýnda iki tekerlekli bisiklete binebilir , el becerileri gözle görülür bir þekilde geliþir,&lt;br/&gt;DÝL GELÝÞÝMÝ VE ÖZELLÝKLERÝ &lt;br/&gt;Ýki üç yaþ arasý&lt;br/&gt;Tanýdýðý yetiþkinler ile rahatlýkla sohbet eder , reddetme ifadesi kullanabilir , cümle yapýsý eriþkin cümle yapýsýna benzemeye baþlar , vücudunun parçalarýný raharlýkla yapar , bütün komutlarý yerine getirebilir , kelime hazinesi hýzla artar,&lt;br/&gt;Üç dört yaþ arasý&lt;br/&gt;Konuþma ve cümle kurmasý eriþkine iyice benzemeye baþlar , kendine ait yaþ , soyad gibi özellikleri bilir , ezberlediði þarký sözleri vb. rahatlýkla söyler , eriþkinler ile rahat sohbet edebilir,&lt;br/&gt;Dört altý yaþ arasý&lt;br/&gt;Grup halinde olan konuþmalara katýlýr , hikaye ve masal anlatýr , sayý sayar , kelime hazinesi iyice artmýþtýr , sýfatlarý rahat kullanmaya baþlar , cümle yapýsý ve þekli eriþkinle hemen hemen benzer , isteklerini ayrýntýlarý ile anlatabilir, &lt;br/&gt;SOSYAL VE KÝÞÝLÝK GELÝÞÝMÝ ÖZELLÝKLERÝ &lt;br/&gt;Ýki üç yaþ arasý&lt;br/&gt;Evcilik oynar , ev iþlerine yardým eder , çatal kullanýr , giyimini kendi baþýna yapabilir , tuvaletini haber verir , bazý arkadaþlarýna daha fazla ilgi gösterir , &lt;br/&gt;Üç dört yaþ arasý&lt;br/&gt;Diðer çocuklar ile etkileþim ve iletiþimi iyice artmýþtýr , yetiþkinlerin söylediklerinin büyük çoðunluðunu anlar , oyunlarýndaki kurallara uymaya çalýþýr , kýyafetlerinin tamamýný çýkarabilir , gece tuvalet kontrolünü saðlayabilir , el yüz yýkama diþ fýrçalama iþlemini yapar &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dört altý yaþ arasý&lt;br/&gt;Sosyal hayata adapte olmaya çalýþýr , arkadaþlarý ile uyumu artar , TV da bazý programlarý takip eder , kendine has özellikler belirir , etrafla et</description></item><item><title>ÇOCUK RUHU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-ruhu-345490.html</link><description>ÇOCUK RUHU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝBRAHÝM ALAADDÝN&lt;br/&gt;SAYFA SAYISI :..................................................480&lt;br/&gt;YAYIN EVÝ:.............Maarif Vekaleti Basýmevi&lt;br/&gt;BASIM YILI:................................................1929&lt;br/&gt;ÖZETÝ HAZIRLAYAN:..................................Ümit AYDIN&lt;br/&gt; Ruhiyat malumatýna sahip olmaksýzýn terbiye ve talime teþebbüs, nebatatýn bünyelerini bilmeksizin ziraat yapmaya benzer.&lt;br/&gt;Ý.A.&lt;br/&gt;1.FASIL&lt;br/&gt;1-RUHÝYATIN TARÝF VE TELAKKÝSÝ&lt;br/&gt;Her mevzu gibi ruhta iki þekilde tetkik olunabilir :Ya bünyesi , cevheri ve aslý; ya da vazifeleri tezahürleri ve hadiseleri itibariyle. Ruhiyatýn asýl meþgul olduðu saha ; ruhi vazifeleri , tezahürleri ve hadiseleri itibariyle tetkik etmek ve kanunlarýný tesbite çalýþmaktýr.Maamafih  son zamanlarda  asrýn en  büyük mütefekkirlerinden (Bergson) &quot; un  ruhiyatý  mafeykattabiyat  vadisine doðru  sevketmiþ olduðunu ,hatta onun tesiriyle(W-James) gibi evvelce tamamen fenni ruhiyat taraftarý olanlarýn da ruhiyatý felsefei bir nazarla telakkiye temayül eylemiþ bulunduðunu þurada iþaret etmek lazýmdýr.&lt;br/&gt;RUHÝYAT-FELSEFE:Ruhiyatýn felsefeden bir kýsým olmadýðýný tavzi ve ispat için muhtelif meseleleri ruhiyatýn nasýl ve felsefenin nasýl mütaala ettiklerini gözden geçirmek kifayet eder. Ruhiyat ayný mevzuda tabiatý ,felsefe tabiatýn haricinde kalaný araþtýrýyor. Felsefe bu mevzu da kýymeti,ruhiyat þekil ve sureti düþünüyor.Bilfarz felsefe (nasýl olmalýyým?) sualine cevap verir,ruhiyat (neyim?) meselesini tetkik eder.&lt;br/&gt;Ruhiyat ve Ýçtimaiyat:Müteakip bahislerde görüleceði gibi filhakika ferdi ruhun teþekkülünde içtimai muhit belki yegane amidir denebilir.(Durkheim-Ziya Gökalp)&lt;br/&gt;Ruhiyat ve Giriziyat:  Ruhiyat ile fizyolojinin bu kadar sýký bir surette münasebettar olmasý  son asýrda iki ilim þubesinin tevellüdüne sebep olmuþtur :&quot;psiko-fiziyolojik&quot; ve psiko-fizik ki bunlarýn mevzularý fizyolojik veya fizik ahval vasýtasý ile tetkik ve mesuha etmektir.&lt;br/&gt;Ruhi  Hadiseler, Girizi Hadiseler:  1)  Evvelemirde gýrizi ve ruhi  hadiseler  mahiyetleri itibariyle farklýdýrlar .2 ) Fizyolojik hadiseler ihsasat ile ve ihsasatýn kuvvetini artýran alat ile anlaþýlýr.Ruhi hadiseler ise þuurla anlaþýlýr.3) Fizyolojik hadiseler gayriþahsi ,ruhi hadiseler ise þahsi enfusidir. 4) Gýrizi hadiselerin mutlak gayeleri ferdin bekasýdýr.&lt;br/&gt;2- RUHÝYATIN KISIMLARI&lt;br/&gt;Nazari ruhiyatýn gayesi ruhun muhtelif hadiselerini tetkik ve bunlarý kanunlara raptetmektir.Ameli ruhiyatýn gayesi de bu kanunlarý hayatýn muhtelif cihetlerine tatbik ve onlarýn müfit ve ameli neticelerini ihtihsal etmektir.Umumi hayat ruhi hadiseleri idare eden kanunlarý umumiyeti itibariyle keþfetmeðe uðraþýr.Ruhi hadiseleri meneleri ve geçirdikleri safhalar itibariyle tetkik eder.Cem&quot;i ruhiyat ruhi hadiselerin cemaatler içinde aldýðý þekilleri ve tahavvüllerini tetkik eder.Fertler bir gurup cemiyet hatta herhangi bir kalabalýk içinde bulunduklarý zamaný yanlýz kaldýklarý vakitlerde olduðundan baþka türlü düþünürler ve baþka tarzda hareket ederler.Ruhiyat, malumatýna sahip olmaksýzýn terbiye ve talime teþebbüs: nebatatýn bünyelerini bilmeksizin ziraat yapmaya benzer. Ruhiyat ahlakýn mühim bir istinatgahý olduðu gibi tabiat ile hukukunda çok kýymetli bir muaunýdýr. Ticaret eþyasýnýn revacý için halk psikolojisinin muhtelif yerlerde ve zamanlarýndaki istikametini tayin ve ilanlarýn dikkat ve rabet celbedecek surette tertibini temin içinde ruhiyata müracat edilmektedir, filhakika haliký  tanýmak için evvela nefsimizi bilmemiz lazým geldiðine göre beþerin ruhuna nüfuz :eþyanýn, sebeplerin, mebdelerin,nihayet eþyayý halk edenin mahiyetine nüfuz edebilmenin yolu oluyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.FASIL&lt;br/&gt;ÇOCUK RUHÝYATINDA USULLER&lt;br/&gt;  1-DAHÝLÝ  TAFAHHUS HARÝCÝ TAFAHHUS&lt;br/&gt;    1) Dahili tafahhus: Herhangi ruhi hadisenin sahibi  tarafýndan tetkik ve tahlil edilmesi demektir.Ruhun  ilmi kendi ruhumuzdan baþlar. Baþkalarýnda geçen  ruhi vakýalarý eðer kendimizde geçmemiþse tanýmaya imkan yoktur. Dahili tafahhusun çocuk ruhiyatýna yardýmý yetiþkin adamlarýn çocukluk hatýralarýný nakil ve tasvir etm</description></item><item><title>9-12 YAÞ GRUBU ÇOCUÐU VE RESÝMLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?912-yas-grubu-cocugu-ve-resimleri-437496.html</link><description>ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;     SAYFA NO&lt;br/&gt;I.BÖLÜM&lt;br/&gt;A-KÜLTÜR&lt;br/&gt; 1-Kültür Nedir ?1-2&lt;br/&gt; 2-Kültün Özellikleri2&lt;br/&gt; 3. Kültür ve Eðitim2-3&lt;br/&gt; 4. Kültür ve Sanat3-4&lt;br/&gt;B- SANAT&lt;br/&gt;1-Sanat Nedir?4&lt;br/&gt;2-Sanatçý nedir?4-5&lt;br/&gt;3. Sanat Yapýtýnda Sanatý Görmek ve Sanatsal Ýletiþim Sanat&lt;br/&gt; Yapýtýnda Sanatý Görebilmenin Yollarý5&lt;br/&gt;4.Sanatýn Ýþlevleri 5-6&lt;br/&gt;C-EÐÝTÝM&lt;br/&gt;    1.Eðitim Nedir?6-7&lt;br/&gt;2. Eðitimin Amaçlarý7&lt;br/&gt; 3. Çaðdaþ Eðitimin Temel Niteliði8&lt;br/&gt;D-GENEL EÐÝTÝM SORUNLARI&lt;br/&gt;    1.Eðitenlerden Kaynaklanan Sorunlar8-9&lt;br/&gt;    2.Eðitilenlerden  Kaynaklanan Sorunlar9&lt;br/&gt;    3.Eðitim Yerlerinden Kaynaklanan Sorunlar9&lt;br/&gt;E-SANAT EÐÝTÝMÝ;&lt;br/&gt;   1.Sanat Eðitimi9&lt;br/&gt;1.1Sanat Eðitiminin Birey ve Toplum Ýçin Önemi9-10&lt;br/&gt;1.2. Sanat Eðitiminin  Gerekliliði10&lt;br/&gt;1.3Sanat Eðitiminin Yaratýcýlýk Ýle Ýliþkisi10-11&lt;br/&gt;   2.Sanat eðitimin Amaçlarý11&lt;br/&gt;2.1 Kiþiliðin Geliþmesine Dönük Amaçlar11&lt;br/&gt;2.2 Toplumsal Çevre Ýle Ýliþkiye Girerek Grupla Ýþ Yapma&lt;br/&gt;       Alýþkanlýðýný Geliþtirmeye Dönük Amaçlar11&lt;br/&gt;2.3 Doða ve Kültür Deðerlerine Sahip Çýkma Anlayýþýnýn &lt;br/&gt;Geliþtirmesine Dönük Amaçlar12&lt;br/&gt;   3. Sanat Eðitiminde Çalýþma Alanlarý12&lt;br/&gt;F.SANAT EÐÝTÝMÝ SORUNLARI&lt;br/&gt;   1. Eðitilenlerden Kaynaklanan Sorunlar12-13&lt;br/&gt;   2. Eðitilenlerden Kaynaklanan Sorunlar13&lt;br/&gt;   3. Eðitim Yerlerinden Kaynaklanan Sorunlar13&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;G-YARATICILIK&lt;br/&gt;    1. Yaratýcýlýk nedir ?14&lt;br/&gt;    2.Yaratýcýlýðý Engelleyen Etmenler14&lt;br/&gt;    3.Yaratýcýlýk ve Eðitim 14-15&lt;br/&gt;H.ÇOCUK KAVRAMI&lt;br/&gt;   1.Çocuk Nedir?15&lt;br/&gt;   2. Çocuðun Genel Özellikleri15-16&lt;br/&gt;   3.Ailenin Çocuða Olan Etkileri16-17&lt;br/&gt;   4.Çocuk ve Oyun17-18&lt;br/&gt;   5. Çocuk Niçin Resim Yapar?18&lt;br/&gt;   6. Son Çocukluk Döneminde 10 Yaþ (Huzur Çaðý)18-19&lt;br/&gt;II.BÖLÜM&lt;br/&gt;9-12 YAÞ ARASI ÇOCUKLARDA GELÝÞÝM EVRELERÝ&lt;br/&gt;A-BEDENSEL GELÝÞÝM19&lt;br/&gt;B-ZÝHÝNSEL GELÝÞÝM&lt;br/&gt;    1.Somut Ýþlemler Dönemi19-21&lt;br/&gt;    2. 9, 10, 12 Yaþýndaki Çocuklarýn Zihinsel Geliþimi21-23&lt;br/&gt;C-SOSYAL GELÝÞÝM 23-24&lt;br/&gt;D-RESÝMSEL GELÝÞÝM&lt;br/&gt;1.Gerçekçilik (Gruplama) Dönemi (9-12 Yaþ)24-25&lt;br/&gt;2.Baþkaldýrma Devri25-26&lt;br/&gt;3.Çocuk ve Resim26&lt;br/&gt;4.Resmin Okuma Yazmadaki  Rolü26-27&lt;br/&gt;III.BÖLÜM&lt;br/&gt;E. RESÝM ÇÖZÜMLEMELERÝ  27-36&lt;br/&gt;F- GENEL DEÐERLENDÝRME 36&lt;br/&gt;G- ÖZEL DEÐERLENDÝRME37&lt;br/&gt;KAYNAKÇA38&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.BÖLÜM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-KÜLTÜR&lt;br/&gt;    1-Kültür&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Kültür&quot; sözcüðü çaðýmýzda çokça kullanýlan ama az anlaþýlan ya da karþýlýðýna tam oturtulamayan bir kavramdýr. Yalnýz bilim sanat felsefe deðil; insanoðlunun her davranýþýna ve yarattýðýna &quot;Kültür&quot; denmektedir.   &lt;br/&gt;Safi AVCI&quot;ya göre kültür; bireyin ya da toplumun yaþamýna giren her türlü sosyal ya da teknolojik, bilgi, duygu, deðer ve düþüncelerin; yaþam içerisinde yaþatýlýp, kullanýlmasýyla  oluþan ve bir süreç sonunda elde edilen birikimlerin toplamýdýr.  &lt;br/&gt;En basit tanýmýyla kültür ise; toplumlarýn geçmiþten devraldýklarý ve kendilerinin de katkýda bulunarak sonraki kuþaklara aktardýklarý maddi ve manevi öðelerin toplamýdýr.&lt;br/&gt;Manevi Kültür; toplumlardaki deðerleri, inançlarý, bilgileri, kurallarý, gelenekleri, görenekleri, davranýþlarý ve simgeleri kapsar.&lt;br/&gt;Maddi Kültür ise insanýn doðaya egemen olma ölçüsünü yansýtýr. Ýnsan emeðinin toplumsal geliþme süreci içinde gerçekleþtirdiði tekniði, araç ve gereçleri gösterir.&lt;br/&gt;Ziya GÖKALP gibi bazý düþünürler, kültürü milli ve evrensel olmak üzere iki boyutta ele alýrlar. Ziya GÖKALP&quot;a göre  Milli Kültür; her milletin kendisine özgü olan dil, ahlak, hukuk, din, sanat gibi unsurlarýn bütünüdür. O, buna hars adýný verir. Evrensel Kültür ise bilim, teknik gibi unsurlarý kapsar. Tüm insanlýða özgüdür ve uygarlýk adýný alýr.  &lt;br/&gt;Kültür kelimesi aslýnda Latince&quot;de &quot;topraðý iþlemek, ziraat&quot; demektir. Sonradan bu tabir, Batý Avrupa&quot;da &quot;yüksek umumi bilgi&quot; manasý kazanmýþ ve Türkçe&quot;ye de bu anlamda girmiþtir. Kültür tarihçileri, sosyologlar ve sosyal psikologlar kültürün  ýslahý (belirli bir sahadaki ilmi) manasýný de</description></item><item><title>ÇOCUKLUKTA CÝNSEL EÐÝTÝM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklukta-cinsel-egitim-375610.html</link><description>Çocuklukta Cinsel Eðitim &lt;br/&gt;      Cinsellik, bir canlýnýn cinsel kimliðe sahip olmasý, üreme süreci ve erotik zevk duyma özelliklerini içeren bir bütündür. Bazý yönleri doðum öncesi dönemde bile var olan cinsellik ile ilgili bilgilenme, tutum ve davranýþlarý bu bilgiler ýþýðýnda oluþturma her bireyin temel haklarýndan biridir. Çaðlar boyunca, çocuklarýn henüz üreme yetenekleri olmadýðýndan olsa gerek, cinsel konularda eðitilmeleri ihmal edilmiþtir. Ancak yaþamý merak eden çocuk uygun kaynak bulmasa da kendini eðitmek durumunda kalmýþ, yanlýþ bilgi edinmiþ, ilerideki yaþantýsýný ve saðlýðýný olumsuz olarak etkilemiþtir. Her toplumda deðiþik bakýþ açýlarý olsa da çocuklarýn meraklarý oluþtukça cinsellikle ilgili bilgilendirilmelerinin yerinde olacaðý savunulmaktadýr. Ancak uygun yaþta verilmemiþ bilgi alýnmamaktadýr. &lt;br/&gt;Bebeklik döneminde kendiliðinden uyan ile cinsel organlar tepki verebilirse de çocuðun cinsellikle bilinçli olarak ilgilendiðini gösteren ilk sorulan, üç yaþ dolaylarýnda, cinsiyet farklýlýklarý hakkýnda baþlar. Daha sonra sýrasý ile bebeðin nasýl doðduðu, nereden geldiði, babanýn rolü merak edilir. Sorulan doðru olarak, onlarýn anlayabilecekleri þekilde cevaplamaktan korkmamalýdýr. Beþ altý yaþa kadar artan ilgi genellikle okul çaðýnda azalýr. Cinsel kimliðini saðlýklý olan annesi, babasý ya da baþka bir yakýný ile özdeþleþtirerek oluþturan çocuðun merak ettiði sorular zamanýnda uygun cevaplarla karþýlanýrsa genç ve eriþkin olduðunda üreme saðlýðý yerinde bir birey olma þansý artar. Bu nedenle cinsel eðitimin ergenlikten önce yapýlmýþ olmasý gerekir. Erkek çocuk ve gençlerin kýzlardan daha bilgisiz olduklarý ve ileride kadýn üreme saðlýðýný da önemli ölçüde etkiledikleri düþünüldüðünde öncelikli olarak dikkate alýnmalarý gerekir. &lt;br/&gt;Bu konuda bilgilendirilmiþ saðlýk elemanlarý ve öðretmenler, özellikle anne eðitimine yapacaklarý katkýyla d hizmet açýðýný kapamada önemli bir iþlev yükleneceklerdir &lt;br/&gt;Günümüzdeki durum Son on yýlda saðlýðý geliþtirme çabalarý dünyadaki çocuklarýn yaþatýlmasý üzerinde yoðunlaþmýþtýr. Çocuklarýn saðlýðýný belirlemede bir önceki kuþaðýn, anne ve ý babanýn, üreme saðlýðýnýn önemli yeri vardýr. Kadýnýn r üreme saðlýðýný büyük ölçüde belirleyen ise toplumdaki konumu, genel saðlýk düzeyi ve üreme çaðý öncesi çocukluk ve ergenlikte geçirdiði bilinçlenme dönemidir. Erkek çocuk ve gençlerin küçük yaþlardan beri bu çerçevede eðitilmeleri, cinsellik ve üreme konularýnda sorumluluk taþýmayý ve kadýnlarýn kendi haklarýný belirlemelerine saygý duymayý öðrenmeleri açýsýndan özellikle önem taþýyor. &lt;br/&gt;Eylül 1994te Kahirede toplanan Dünya Nüfus ve   Kalkýnma Konferansýnýn en önemli sonucu üreme saðlýðý, cinsellik ve cinsel saðlýk kavramlarýný temel bir çerçeveye yerleþtirerek bu kavramlarý bir bütün oluþturacak þekilde tanýmlamasý olmuþtur. &lt;br/&gt;Dünya Saðlýk Örgütünün geliþtirdiði ve Kahirede onaylanan tanýmlamaya göre: Üreme saðlýðý insanlarýn doyurucu ve güvenli bir cinsel yaþamlarý, üreme yetenekleri ve bu yeteneði ku</description></item><item><title>ÇOCUK GELÝÞÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-gelisimi-354297.html</link><description>ÇOCUK GELÝÞÝMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Doðuþtan ergenliðin eþiðine kadar süren yaþam dilimine çocukluk denir. Bu dönemi de bölümlere ayýrmak  alýþkanlýk      olmuþtur.       Ýlk çocukluk  (0-15 ay); ikinci  çocukluk   (15 ay-3 yaþ ya da 3.5 yaþ); okul çaðý (6 yaþ-12 yaþ); 12 yaþýnda   ergenlik baþlar ve    çocukluk dönemi sona erer. &lt;br/&gt;       Çocuðun küçülmüþ bir insan deðil, 2 yönlü bir deneye girip baþarý saðlayacak, yani hem çevresini, hem kendisini   anlayacak   bütünüyle deðiþik bir yaratýk olduðunu akýldan çýkarmamak gerekir. Yeni doðmuþ bebekte boyun dörrte 1&quot;i kadar olduðu  halde yetiþkin insanda  sekizde bir kadar olan baþ büyüklüðü bile, küçük çocuk ile    gelecekteki büyük insan arasýndaki    büyük ayrýlýðý   ortaya  koymaya    yeterlidir. Ayrýca, kiþinin  duygusal ve   ruhsal    oluþumunda bu   dönemin taþýdýðý önem üstünde durmak gerekir. &lt;br/&gt;      Çocuk için ananýn varlýðý temeldir. (maddi bakýmdan hiçbir   eksiði bulunmadýðý halde ana sevgisinden yoksun olan çocuklarda      ruhsal bozukluklar belirdiði saptanmýþtýr); ana ve baba arasýnda  anlaþma ve uyum cinselliðinin bulmada çocuða yapacaklarý yardýmda     önemlidir. Öte yandan kiþiliðin geliþmesi de sürekli deðildir. Bireylere ve  cinslere göre deðiþir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                Ýlk Çocukluk&lt;br/&gt;        Bu dönemde çocuk dýþ dünya ile giderek artan iliþkilerle birlikte hýzlý bir beden büyümesi görülür. (7 aylýkken çocuk ilk doðduðu zamanki aðýrlýðýnýn 2 katý olur.) Ýlk yýl boyunca (aðzýl evre), aðýz bölgesi çocuk için baþlýca tanýma ve bilgi aracýdýr. Ýlgi duyduðu   herþeyi aðzýna götürür.   Bir yaþýna doðru ilk    sözcükler,    mýzýldamalarýn yerini alýr.    Bunlar sözcük tümcelerdir. 12-15 ay arasýnda      çocuk,   saðlam basarak yürümeyi baþarýr. &lt;br/&gt;                Ýkinci Çocukluk&lt;br/&gt;         Bu dönem boyunca çocukta gezinme ve dil  çok özel bir önem kazanýr. Çocuk yürür ve  koþar. Sözcükleri   birbirine ulayarak tümceler yapar.   Sözcük daðarcýðý     önce yavaþ sonra çok    abuk artar. 2-3 yaþ    arasýnda (dýþkýl evre) sidiðini ve dýþkýsýný tutmayý öðrenir. Bu evre çok önemlidir. Çünkü çocuk      annesinin hoþuna gidecek þeyler yapma, dolayýsýyla    yetiþkinlerle iliþki      kurma yolunu    bulur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          3-4 yaþýna doðru çocuk, cinsel organlarýyla ilgilenir. Bu evre cinsel sorunlar ve oidipus karmaþasý (karþý cinsten ana-baba için sevgi, ayný cinsten ana-baba için kin besleme. Çünkü ayný cinsten olan, rakip görülür.) çaðýdýr. Ana-baba arasýnda anlaþma varsa, bu sorun bir süre sonra çözüme kavuþur. Çocuk  ana babadan birini kendine  model seçer. Ötekini de ideal bir sevgi konusu yapar. &lt;br/&gt;                  Okul Öncesi Dönem&lt;br/&gt;           Çocuk bu dönem boyunca, bedensel araçlarýna daha büyük ölçüde egemen olur. Hareket denetimi doruk noktasýna varýr. Bu çaðýn en belirgin özelliði büyük bir sevimlilik ve toplumsal kümeyle bütünleþmedir. Ana okuluna giriþin bu döneme rastlatýlmasý bu bakýmdan önemlidir. Çocuk kolayca yeni dostluklar kurar, karmaþýk ve tutkulu oyunlar yaratýr. Yeni arkadaþlarýyla ne kadar çabuk kavga ediyorsa o kadar da çabuk barýþýr. Özellikle de ana babasýnýnkinden farklý bir yetkiyle karþýlaþýr.</description></item><item><title>HÝPERAKTÝF ÇOCUK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hiperaktif-cocuk-450439.html</link><description>HÝPERAKTÝF ÇOCUK&lt;br/&gt;Hiperaktif terimi yerinde duramayan veya enerjisi fazla gelen her çocuða yakýþtýrýlan bir durum haline geldi. Hiperaktif çocuk kimdir, probleminin özelliði nedir, anne baba ve öðretmene düþen sorumluluklar nelerdir? Bu sorularýn yanýtlarýný bu broþürde kýsaca toparlamaya ve kafalarýndaki belirsizlikleri daðýtmaya çalýþacaðýz. Hiperaktivite olarak da bilinen Dikkat Eksikliði Aþýrý Hareketlilik Bozukluðu olan çocuklar davranýþlarýný kontrol etmekte zorlanýrlar. Bu kontrol zorluðu arkadaþ ve alile iliþkilerinde sorunlara, okulda baþarýsýzlýða sebep olabilir.&lt;br/&gt;Hipraktivite Nedir?&lt;br/&gt;Hiperaktivite bir öðrenme bozukluðu deðil, bir davranýþ sorunudur. Bir baþka deyiþle, hiperaktivite davranýþ sorunlarýna sebep olabilen bir kiþilik özelliðidir. Hiperaktif çocuklar gereðinden fazla hareketlidirler, düþünmeden davranýr ve dikkatlerini (ilgilerini çekmeyen konularda) birkaç dakikadan fazla yoðunlaþtýramazlar. Hiperaktivite okul çaðýndaki çocuklarýn %3-5&quot;inde bulunan ve erkek çocuklarda daha fazla rastlanan bir problemdir. Hiperaktivite aile  için olduðu kadar çocuðun kendisi için de büyük bir stres kaynaðýdýr. Hiperaktif  çocuklar genellikle davranýþlarýnýn dikkat daðýtýcý ve rahatsýz edici olduðunu bilirler, fakat bu konuda ellerinden bir þey gelmez. Anne-babalarýn bunu anlamalarý ve çocuklarýna sevgi ve destek vermeleri gerekir. Anne-babalar hiperaktivitenin getirdiði zorluklarý aþabilmek için çocuklarýnýn doktoru, öðretmenleri ve danýþmanlarýyla iþbirliði yapmalýdýrlar.&lt;br/&gt;Hiperaktivitenin Bulgularý:&lt;br/&gt;Hiperaktivite baþka pek çok sorunla ortak belirtilere sahip olduðu için kesin taný koymak çok zor olabilir. Taný konmadan önce ayný belirtilerle kendini gösterebilecek olan diðer týbbi ve duygusal sorunlarýn saf dýþý edilmesi gerekir. Bu problemin belirtilerine, pek çok çocukta stres anlarýnda kýsa sürelerle rastlanabilir. Dolayýsýyla her belirti gösteren çocuk otomatik olarak hiperaktif sayýlmamalý, problemin geçmiþi ve ayrýntýlarý anlaþýlmalýdýr. Hiperaktivitenin belirtileri genellikle çocuk yedi yaþýna basmadan ortaya çýkar. Hiperaktif çocuklar dikkatlerini toplamakta zorlanýrlar, davranýþlarýný düþünmeden gerçekleþtirirler ve genellikle fazla hareketlidirler. Bazýlarýnda ise, dikkat eksikliði ve düþüncesiz davranýþlar olmakla birlikte aþýrý hareketlilik yoktur. Aslýnda her çocuk zaman zaman bu þekilde davranabilir, fakat hiperaktif çocuklar hemen her zaman böyle hareket ederler. Diðer yandan hiperaktif çocuðun kýsa süreli iþlerde ya da TV, bilgisayar oyunu gibi eðlenceli iþler sýrasýnda çok dikkatli olduðunu gözleyebilirsiniz. Bu sizi þaþýrtmasýn. Aþaðýdaki liste çocuðunuzda hiperaktivite belirtilerinin bulunup bulunmadýðýný anlamanýzda size yardýmcý olacaktýr. Eðer çocuðunuzda bu belirtileri kayda deðer bir kýsmýna rastladýysanýz ve bu belirtiler 6 ay ve daha fazla sürdüyse gözlemlerinizi doktorunuzla konuþun.&lt;br/&gt;Çocuklarda Dikkat Eksikliði Aþýrý Hareketlilik bozukluðunun belirtileri:&lt;br/&gt;Hiperaktivite ön plandaysa,&lt;br/&gt;* Yerinde duramaz,&lt;br/&gt;* Oturmasý gerektiði halde oturamaz,&lt;br/&gt;* Yerli yersiz koþup týrmanýr,&lt;br/&gt;* Aþýrý konuþur,&lt;br/&gt;* Sessiz sakin oyun oynamakta güçlük çeker,&lt;br/&gt;* Her zaman bir þeylerle uðraþýr,&lt;br/&gt;* Cevaplarý aðzýndan kaçýrýr,&lt;br/&gt;* Sýrasýný beklemekte zorlanýr,&lt;br/&gt;* Olaylara veya konuþmalara müdahale yarýda keser.&lt;br/&gt;Dikkat Eksikliði ön plandaysa,&lt;br/&gt;* Yönergeleri baþýndan sonuna kadar takip edemez, &lt;br/&gt;* Dikkatini yaptýðý iþe veya oyununa vermekte zorlanýr,&lt;br/&gt;* Evde veya okulda yapacaðý iþler ve aktiviteler için gerekli malzemeleri kaybeder,&lt;br/&gt;* Dinlemez,&lt;br/&gt;* Detaylarý gözden kaçýrýr,&lt;br/&gt;* Düzensiz görünür,&lt;br/&gt;* Uzun süre zihinsel çaba gerektiren iþleri yapmakta zorlanýr,&lt;br/&gt;* Unutkandýr,&lt;br/&gt;* Ýlgisi kolayca baþka yönlere kayar.&lt;br/&gt;Hiperaktiviteye Neler Sebep Olur?&lt;br/&gt;Hiperaktivitenin sebepleri tam olarak anlaþýlmamýþtýr. Bazý araþtýrmalar aþaðýdaki sebepler üzerinde durmaktadýr:&lt;br/&gt;- Hiperaktif  çocuklarýn beyinlerinde mesaj alýþ veriþini gerçekleþtiren kimyasal maddelerde bir sorun vardýr.&lt;br/&gt;- Anne - babadan birinde veya her ikisinde de hiperaktivite varsa, bunlarýn çocuklarýnda da hiperaktivite belirtilerine rastlanabilir.&lt;br/&gt;- Hiperaktivite çocukluk çaðý hastalýklarýndan sonra görülebilir.&lt;br/&gt;- Geliþimsel sorunlar hiperaktivite ile baðlantýlý olabilir.&lt;br/&gt;- Beyin dokusundaki doðumsal ya da sonradan olma zedelenmeler hiperaktiviteye sebep olabilir.&lt;br/&gt;Hiperaktivitenin Tanýsý:&lt;br/&gt;Bir çok çocuk zaman zaman, &quot;hiperaktif&quot; tanýmýna uygun davranýþlar sergileyebilir; fakat &quot;hakiki&quot; hiperaktiflik 12 yaþýn altýndaki 20 çocuktan yaklaþýk 1 tanesinde gör</description></item><item><title>ÇOCUK GELÝÞÝMÝ VE RUH SAÐLIÐI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-gelisimi-ve-ruh-sagligi-361184.html</link><description>KONTROL LÝSTESÝ&lt;br/&gt;I- Kimlik Bilgileri&lt;br/&gt;Uygulama Tarihi :&lt;br/&gt;Uygulayanýn Adý Soyadý :&lt;br/&gt;Uygulanacak Öðrencinin Adý Soyadý :&lt;br/&gt;Doðum Tarihi :&lt;br/&gt;Cinsiyeti :&lt;br/&gt;Okulu :&lt;br/&gt;Sýnýfý :&lt;br/&gt;II- Kullaným Yönergeleri&lt;br/&gt;Çocuðun eðitimine nerden baþlanacaðýný tespit etmek için, çocuðun neyi bilip bilmediðini anlamak için, çocuk hakkýnda detaylý bilgi almak için evde neler yaptýðýný öðrenmek aileyle ortak çalýþmak için kullanýlýr.&lt;br/&gt;III- Özbakým Becerileri&lt;br/&gt;1- Yemek yeme becerileri&lt;br/&gt;2- Giyinme becerileri&lt;br/&gt;3- Tuvalet becerileri&lt;br/&gt;4- Kiþisel bakým becerileri&lt;br/&gt;IV- Psikomotor Geliþim&lt;br/&gt;1- Büyük kas becerileri&lt;br/&gt;2- Küçük kas becerileri&lt;br/&gt;V- Sosyal Duygusal Alan&lt;br/&gt;1-   Ýletiþim becerileri&lt;br/&gt;2-   Sosyalleþme&lt;br/&gt;VI- Biliçsel ve Dil Alan&lt;br/&gt;1- Okuma yazmaya hazýrlýk&lt;br/&gt;2- Matematik becerileri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZBAKIM BECERÝLERÝ&lt;br/&gt;1- YEMEK YEME BECERÝLERÝ&lt;br/&gt;Fiziksel YardýmSözel ÝpucuÝþaret Söz ÝpucuBaðýmsýz&lt;br/&gt;1.Çatal kullanabiliyor mu&lt;br/&gt;2.Kaþýk kullanabiliyor mu&lt;br/&gt;3.Býçak kullanabiliyor mu&lt;br/&gt;4.Çatal býçaðý kullanabiliyor mu&lt;br/&gt;5.Çatal tutabiliyor mu&lt;br/&gt;6.Kaþýk tutabiliyor mu&lt;br/&gt;7.Býçak tutabiliyor mu&lt;br/&gt;8.Biberonu tutabiliyor mu&lt;br/&gt;9.Biberonu aðzýna götürebiliyor mu&lt;br/&gt;10.Biberondan süt içebiliyor mu &lt;br/&gt;11.Çatalýyla yiyecek alabiliyor mu&lt;br/&gt;12.Kaþýðýyla yiyecek alabiliyor mu&lt;br/&gt;13.Býçaðýyla yiyecek kesebiliyor mu&lt;br/&gt;14.Katý yiyecekleri tutabiliyor mu &lt;br/&gt;15.Katý yiyecekleri aðzýna götürebiliyor mu&lt;br/&gt;16.Katý yiyecekleri çiðneyebiliyor mu&lt;br/&gt;17.Katý yiyecekleri yutabiliyor mu&lt;br/&gt;18.Bardak tutabiliyor mu&lt;br/&gt;19.Bardaktan sývý içebiliyor mu&lt;br/&gt;20.Bardaðý aðzýna götürebiliyor mu&lt;br/&gt;21.Bardaðý masanýn üzerine koyabiliyor mu&lt;br/&gt;22.Tek eliyle bardaðý tutabiliyor mu&lt;br/&gt;23.Ýki eliyle bardaðý tutabiliyor mu&lt;br/&gt;24.Kulplu bardaðý tutabiliyor mu&lt;br/&gt;25.Bardaktan pipetle sývý içebiliyor mu&lt;br/&gt;26.Beslenme çantasýný açabiliyor mu&lt;br/&gt;27.Çantadan beslenmesini çýkarabiliyor mu&lt;br/&gt;28.Peçetesini serebiliyor mu&lt;br/&gt;29.Beslenmesini peçetesinin üzerine açabiliyor mu&lt;br/&gt;30.Peçetesini çöpe çýrpabiliyor mu&lt;br/&gt;31.Peçetesini katlayabiliyor mu&lt;br/&gt;32.Peçetesini çantasýna koyabiliyor mu&lt;br/&gt;33.Çantasýný kapatabiliyor mu&lt;br/&gt;34.Lavaboya gidebiliyor mu&lt;br/&gt;35.Eline sabun dökebiliyor mu&lt;br/&gt;36.Suyu açabiliyor mu&lt;br/&gt;37.Ellerini suyun altýna götürebiliyor mu&lt;br/&gt;38.Suyu kapatabiliyor mu&lt;br/&gt;39.Ellerini havluya uzatabiliyor mu&lt;br/&gt;40.Ellerini havluya silebiliyor mu&lt;br/&gt;41.Havluyu yerine asabiliyor mu&lt;br/&gt;42.Lavabodan çýkabiliyor mu&lt;br/&gt;43.Iþýðý açabiliyor - kapatabiliyor mu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- GÝYÝNME BECERÝLERÝ&lt;br/&gt;Fiziksel YardýmSözel ÝpucuÝþaret Söz ÝpucuBaðýmsýz&lt;br/&gt;1.Giyinirken kollarýný ve açabiliyor  mu&lt;br/&gt;2.Þapkasýný baþýna koyup çýkartabiliyor mu&lt;br/&gt;3.Çoraplarýný ayaðýndan çekip çýkarabiliyor mu&lt;br/&gt;4.Çoraplarýný ayaðýna geçirebiliyor mu&lt;br/&gt;5.Kollu giysilerini kollarýna geçirebiliyor mu&lt;br/&gt;6.Pantolonu bacaklarýna sokabiliyor mu&lt;br/&gt;7.Ayaðýna ayakkabýyý giyebiliyor mu&lt;br/&gt;8.Ayakkabýnýn baðcýðýný fiyonk yapabiliyor mu&lt;br/&gt;9.Ayakkabýnýn baðcýðýný çözebiliyor mu&lt;br/&gt;10.Düðmeleri çözebiliyor mu&lt;br/&gt;11.Düðmeleri çözüldüðünde pantolonu çýkarabiliyor mu&lt;br/&gt;12.Geniþ fermuarlarý altýndan geçirip çýkarmak olmadan açýp kapatabiliyor mu&lt;br/&gt;13.Çözüldüðünde basit giysilerini çýkartabiliyor mu&lt;br/&gt;14.Palto, kazak ve gömleðini giyebiliyor mu&lt;br/&gt;15.Giyeceklerin önünü bulabiliyor mu&lt;br/&gt;16.Yukardan giyilen giyecekleri giyebiliyor mu&lt;br/&gt;17.Giyeceklerin düðme ve çýt çýtlarýný açabiliyor mu&lt;br/&gt;18.Giyeceklerin düðme ve çýt çýtlarýný kapatabiliyor mu&lt;br/&gt;19.Parmaksýz eldivenleri giyebiliyor mu&lt;br/&gt;20.Parmaklý eldivenleri giyebiliyor mu&lt;br/&gt;21.Düðme kartýndaki ve masaya yatýrýlan bir ceketin büyük düðmelerini çözebiliyor mu&lt;br/&gt;22.Düðme kartýndaki ve masaya yatýrýlan bir ceketin büyük düðmelerini ilikleyebiliyor mu&lt;br/&gt;23.Çizmelerini giyebiliyor mu&lt;br/&gt;24.Kendi giysilerinin düðmelerini çözebiliyor mu&lt;br/&gt;25.Kendi giysilerinin düðmelerini ilikleyebiliyor mu&lt;br/&gt;26.Giyeceklerini akýya asabiliyor mu&lt;br/&gt;27.Ayakkabýlarýn baðcýklarýný geçirebiliyor mu&lt;br/&gt;28.Þapkanýn baðcýðýný</description></item><item><title>ENÝ DOÐAN BEBEÐÝN GÖRÜNÜÞÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?eni-dogan-bebegin-gorunusu-450532.html</link><description>Yenidoðan Bebeðin Görünüþü &lt;br/&gt;Bebekler için doðum  aslýnda sadece bir ortam deðiþikliðidir. Bebekler, oldukça gürültülü ve nispeten karanlýk bir ortamdan daha aydýnlýk, çok farklý seslerle dolu ve akciðerleriyle  soluk aldýklarý yeni bir ortama geçerler. Bu ortamda  ne kendilerinin ayrý bir varlýk olduklarýnýn ne de kazara gözlerinin önünden geçen ellerinin kendilerine ait olduðunun farkýndadýrlar. Ancak önceki 9 aylýk dönemde o kadar iyi donanmýþlardýr ki  yaþamla baþ edebilirler. Eðer siz de bebek bakýmý konusunda yeteri kadar donanýmlýysanýz bebeðiniz daha saðlýklý  ve daha hýzlý bir geliþme kaydedecektir.&lt;br/&gt;Bebeðiniz doðduðunda sizin fotoðraflarda gördüðünüz ve hayallerinizi süsleyen bebeklere benzemeyecektir. Bu size hayal kýrýklýðý yaþatmasýn; çünkü yenidoðanýn görünüþü genellikle bebeklerinkinden farklýdýr. Yenidoðanýn omuzlarý dar, karný geniþ, baþý gövdeye oranla büyük ve uzun ya da doðum sýrasýndaki baský nedeniyle þekli bozuk olabilir. Fakat birkaç gün içinde kafa normal yuvarlak halini alýrken bir kaç hafta içinde de bebek görünümü ortaya çýkar.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Yenidoðan Bebeðin Duyularý&lt;br/&gt;Bebeklerin hemen hemen tüm duyularý doðumdan önceki dönemde gayet iyi geliþmiþ durumdadýr. Bebekler anne karnýndayken sesleri iþitebildikleri için bazý seslerle sakinleþip bazý seslerle daha canlý ve hareketli bir duruma geçebilirler. Örneðin çamaþýr makinasý ve elektrik süpürgesi gibi makinelerinin sesleri anne karnýndaki seslere benzer ve kalp atýþ sesi gibi ritmik  olduðu için çoðu bebeði sakinleþtirebilir. Yenidoðanlar ani ve yüksek seste irkilirler.&lt;br/&gt;Bebeklerin dokunma duyularý da iyi geliþmiþtir. Doðduklarý andan itibaren sünnet gibi deriye acý veren iþlemlere duyarlý olduklarý ve ýsý deðiþmelerine tepki verdikleri bulunmuþtur. Yenidoðan oldukça iyi geliþmiþ tat duyusu sayesinde tatlý, tuzlu ve ekþiyi ayýrtedebilir. Bebeklerin önce tatlýyý tercih ettikleri, tuzlu tercihlerinin ise daha sonra geliþtiði bulunmuþtur. Yenidoðanýn, yetiþkinlerin hoþ ve nahoþ olarak ayýrt ettikleri kokularý ayýrt edebildiði,  meme emen 1 haftalýk bebeklerin biberonla beslenen bebeklere göre anne kokusuna daha duyarlý olduklarý ve kýz bebeklerin kokularý, erkek bebeklerden daha iyi  tanýdýklarý bulunmuþtur.&lt;br/&gt;Bebeklerin en zayýf duyusu görme duyusudur. Yetiþkinler kadar net görme ancak 4-5 yaþlarýnda gerçekleþir. Görme keskinliðinin iyi olmamasýna raðmen  yenidoðan gözüyle yavaþ hareket eden bir nesneyi izleyebilir ve 2 aylýkken de bir nesneyi gözüyle tarayarak inceleyebilir. Yaklaþýk 3 aylýkken renkleri ayýrt edebilir ve birbirine zýt renkler içeren karmaþýk ve hareketli þekiller ile insan yüzüne bakmayý tercih eder.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yenidoðan Bebeðin Refleksleri&lt;br/&gt;Bebeðin en temel donanýmlarý reflekslerdir. Bu reflekslerin varlýðý baþlangýçta yaþamý sürdürme açýsýndan çok önemlidir ve sinir sisteminin iyi geliþmiþ olduðunun bir iþaretidir. Ancak bir yýl içinde bebek büyüdükçe daha üst beyin yapýlarý geliþir  ve bu refleksler yavaþ yavaþ ortadan kalkarak, yerlerini istemli hareketlere býrakýrlar. Bebeðin  yaþamsal reflekslerinden biri  emme ve bununla baðlantýlý olan arama refleksidir. Bebeðin yanaðýna memenin ucu deðdiðinde bebek baþýný o yöne doðru döndürerek aðzýyla memeyi arar. Meme, parmak veya herhangi bir þey aðzýna verildiðinde emmeye baþlar. Bebek bazen beslenmek için bazen de kendini rahatlatýp yatýþtýrmak için emer. Bir baþka refleks de, bebeðin karný yere deðecek þekilde yatýrýldýðýnda emeklemeye benzer hareketler yapmasýdýr. Ayak tabanlarý yere deðecek þekilde dik tutulduðunda da adým atma hareketi yapar. Ancak tüm bu reflekslerin gerçek emekleme ve yürüme davranýþýyla bir iliþkisi yoktur ve bir süre sonra kaybolur. Diðer önemli bir refleks de yakalama refleksidir. Bebek avucunun içine konan herhangi bir þeyi parmaklarýyla sýkýca kavrayarak tutar. Reflekslerden biri de bebeði elleyip bellerken davranýþýnýzýn sert olup olmadýðý konusunda size bilgi saðlamaktadýr. Eðer bebeðin çok aðýr olan baþýný elinizle desteklemeden yataða býrakýyor ya da onu çok sert bir þekilde  kaldýrýyorsanýz bebek, ellerini ve ayaklarýný iki yana doðru açýp tekrar karnýna doðru çeker. Bu refleks ani gürültülerde de ortaya çýkar.     &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; Bebekler Arasý Farklýlýklar&lt;br/&gt;Bebeklerin bedensel özellikleri gibi mizaçlarý da farklýdýr. Bebeklerin doðuþtan getirdikleri özellikler, anne karnýndaki yaþantýlarý, doðum süreci ve sonrasýnda yaþadýklarýnýn tümü bebeðin yaþama uyumunu etkilemektedir. Sizin geçmiþ çocukluk yaþantýlarýnýz  ve kiþiliðiniz de bebeðinizin nasýl bir bebek olmasýný i</description></item><item><title>ÇOCUKTA HASTALIKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocukta-hastaliklar-455455.html</link><description>ÇOCUKTA HASTALIKLAR: &lt;br/&gt;Çoðunda hastalýk nedeni, virüs cinsi mikroorganizmalardýr.Aile içinde,okulda hastalýk çocuklarýn birinden diðerine kolayca bulaþýr.Bu hastalýklarýn bazýlarýndan aþý ile korunulur. &lt;br/&gt;Ateþ&lt;br/&gt;Normal vücut ýsýsý 36-37,5(derece santigrad).Ateþ büyük çocuklarda aðýz veya koltukaltýndan;bebeklerde makattan ölçülmelidir.Termometre saðlýklý bir ölçüm için en az iki dakika bekletilmelidir. Klasik civalý termometreler yanýnda,elektronik göstergeli olanlarý ve alna yapýþtýrýlarak ýsý ölçen bantlar bulunmaktadýr.Çocuðun ateþini 38 derece ölçtüysek bunu hafif yükselmiþ kabul ederiz.Ateþ,39 derece veya üstündeyse ve diðer bulgularda bir hastalýðý düþündürüyorsa çocuðu mutlaka doktora götürmeliyiz. &lt;br/&gt;Havale&lt;br/&gt;Bazen,çocuklar ateþi yükseldiðinde havale geçirir.Burada ateþin nedeni çoðunlukla barsak iltihabý veya gribal infeksiyondur.Çocuklar bunlarýn dýþýnda,zehirlenmelerde,menejit,sara gibi beyin hastalýklarýnda da havale geçirebilir. &lt;br/&gt;Havale geçiren çocuk yüzükoyun veya yan yatýrýlmalý;aðzý aþaðýya doðru gelmelidir.Baþý geriye atýlmamalýdýr.Havale nöbeti ateþe baglýysa,elbiseleri çýkarýlýp ýlýk banyo yaptýrýlarak ateþi düþürülmeye çalýþýlmalýdýr. En kýsa zamanda doktora götürülmelidir. &lt;br/&gt;KORUNMA &lt;br/&gt;Ateþ nedeniyle havale geçiren çocuðun ateþinin yükselmesi önlenmelidir.Bunun için ýlýk banyo ve ateþ düþürücü ilaçlar uygulanýr.Alkolle pansuman ,ateþin düþmesine yardýmcý olmasýna raðmen,yapýlmamalýdýr.Çünkü,deriden emilerek kan þekerinin düþmesine neden olabilir.Doktorun önerdiði ilaç varsa ihmal etmeden ve aksatmadan sürekli kullanýlmalýdýr. &lt;br/&gt;Önemli Not&lt;br/&gt;Özellikle aþaðýda anlatacaðýmýz virüslerin yol açtýðý ateþli hastalýklarda,enderde olsa&quot;Reye Sendromu&quot; adý verilen tehlikeli bir hastalýða yol açabileceðinden,ateþ düþürücü olarak asprin verilmemelidir. &lt;br/&gt;Su Çiçeði&lt;br/&gt;Genellikle okul çaðýnda görülür.Virüslerin yol açtýðý ateþli-döküntülü bir hastalýktýr.Ateþle baþlar.Önceleri,deriden hafif kabarýk,kýrmýzý döküntüler ortaya çýkar. Daha sonra bunlarýn ortalarýnda su dolu kesecikler(veziküller) oluþur.Döküntüler ilkin saçlým deride görülür,oradan gövdeye,kola ve bacaklara yayýlýr.Hastalýk derideki bu döküntülerden havaya karýþan virüslerle bulaþýr. &lt;br/&gt;döküntüler kabuklaþarak iyileþirler.Ýyileþe döküntünün yerinde hafif kahverengi lekeler kalýr.Bu lekeler,daha sonra hiç bir iz býrakmadan kaybolur.Döküntülerin hepsi kabuklaþtýðýnda bulaþtýrýcýlýk dönemi geçmiþtir. &lt;br/&gt;Döküntüler,kaþýndýklarýnda mikrop kapabilir.Bu durumda hastalýk aðýrlaþýr ve lezyonlar iyileþtiklerinde iz býrakýrlar. &lt;br/&gt;TEDAVÝ&lt;br/&gt;Tedavinin esasýný deri bakýmý oluþturur.Mikrop kapmasýný önlemek içinKaþýntý giderici losyonlar ve ýlýk duþ yararlýdýr. &lt;br/&gt;Korunma&lt;br/&gt;Hasta çocuk,döküntülerin hepsi kabuklanýncaya kadar diðer çocuklardan ayrýlmalýdýr. &lt;br/&gt;Kýzamýkcýk&lt;br/&gt;Havaya öksürüklwew yayýlmýþ kýzamýkcýk virüsüyle bulaþýr.Çocuklarda nispeten hafif seyreder.Bu hastalýðýn asýl tehlikesi hamilelikte geçirilmesidir.Hamile anne kýzamýkcýk geçirdiðinde,doðacak bebekte sakatlýk meydana gelebilir. &lt;br/&gt;Hastalýk hafif bir ateþle baþlar.Hastalýðýn karakteristik bulgusu,kulak arkasýnda ve ensede büyümüþ bezeciklerdir.,Hafif bir boðaz aðrýsý ve gözde kýzarýklýklar olabilir. &lt;br/&gt;pembe renkli küçük döküntüler önce yüzde ve boyunda ortaya çýkar.Hýzla tüm gövdeye yayýlýr.Döküntüler 24 saat sonra ilk görüldüðü yerden baþlayarak solar. &lt;br/&gt;Kýzamýkcýk çocukluk çaðýnda hafif geçen bir hastalýk olmasýna karþýn doðmamýþ bebekte ciddi sorunlar meydana getirir.Özellikle gebeliðin ilk 4ayýnda kýzamýkcýk geçiren annenin bebeðinde ciddi sakatlýklar olabilir.Bunlar arasýnda saðýrlýk,görme bozukluklarý, kalp hastalýklarý zeka geriliði sayýlabilir. &lt;br/&gt;Bu nedenle,çocukluðundakýzamýkcýk geçirmemiþ kadýnlar gebelikten önce bu hastalýða karþý aþýlanmalýdýrlar. &lt;br/&gt;Kabakulak&lt;br/&gt;Hasta bireyin öksürmekle havaya saldýðý küçük damlacýklarda taþýnan virüslerin yol açtýðý bir hastalýktýr.En sýk 5-15 yaþ arasýnda görülür.Eriþkinde daha ciddi ve aðýr seyreder. &lt;br/&gt;Genellikle çene kemiði köþesinin üstünde, kulaðýn ön ve altýnda yer alan tükrük bezi iltihaplanýr.Bazen çene altýndaki tükrük bezide tutulur.Bu bölgelerde þiþlik ve hafif kýzarýklýk dikkati çeker.Aðzý açmak acý verir.Sert ve ekþi gýdalarýn çiðnenmesinde aðrý meydana gelir. bu nedenden dolayý ýlýk ve sulu yiyecekler cverilmelidir.7 ila 10 gün içinde bezlerdeki þiþlikler geçer. &lt;br/&gt;aðýr vakalarda yüksek ateþ,kulak aðrýsý,baþ aðrýsý ve boðaz aðrýsý görülebilir.Ýltihap beyne geçerse,ense sertliði ve kusmalar ortaya çýkar.Özellikle eriþkin erkeklerde testis(yumurtalýk) ilti</description></item><item><title>BEBEKLÝK DÖNEMÝNDEKÝ GELÝÞÝM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bebeklik-donemindeki-gelisim-347970.html</link><description>BEBEKLÝK DÖNEMÝNDEKÝ GELÝÞÝM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A) BEDENSEL GELÝÞÝM&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;      Bebeklerin doðumdaki büyüklükleri ve doðumdan sonraki büyüme hýzlarý, onlarýn genel geliþimleri hakkýnda bize bilgi verir. Ortalama olarak erkek bebekler kýzlara göre bütün beden oranlarý bakýmýndan biraz daha büyüktürler. Bebeðin beden oranlarýnda görülen deðiþmeler özellikle birinci yýlýn ikinci yarýsýnda hýzlanýr. Doðumdan itibaren incelendiðinde baþýn en hýzlý geliþen organ olduðu görülür. Örneðin, doðumda baþýn bedene oraný 1/4 iken, bu oranýn eriþkinlikte 1/8&quot;e düþtüðü görülür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Doðumdan 1 yaþýna kadar gövde en hýzlý büyüyen alaný oluþtururken, bacaklardaki hýzlý büyümenin 1 yaþla ergenlik arasýnda gerçekleþtiði görülür. Bedence büyümenin hýzý, sosyo-ekonomik koþullarla ve beslenmeyle yakýndan iliþkilidir. (Ortalama boy ve kilo artýþý çizelgeden izlenebilir.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Doðumda ortalama aðýrlýk minimum 2268 gr., ortalama 3402 gr., maksimum 6350 gr.&quot;dýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýlk 3 ay içinde bebeklerin ortalama olarak haftada 170 gr. Almalarý beklenir. Bazý çocuklarýn geliþmelerinde büyüme ritmi açýsýndan farklýlaþtýklarý, beklenen ortalamanýn altýnda bir geliþim seyri izledikleri görülür. Baþlangýçta küçük çocuk izlenimi veren bu bebekler çocukluk döneminin herhangi bir evresinde hýzlý bir büyüme grafiði göstererek akranlarýna yetiþir.   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝSKELET GELÝÞÝMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeni doðan  48-50 cm boyundadýr. 1-3 yaþ arasýnda boyda ortalama 20,5 cm., aðýrlýkta 4,7 kg.&quot;lýk bir artýþ gözlenir. Bundan sonra büyüme yavaþlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeni doðan iskelet yapýsý önceleri yumuþak kýkýrdaktan oluþmaktadýr. Zamanla kýkýrdakta kalsiyum fosfat ve diðer minerallerin depolanmasýyla kemik materyali haline dönüþür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýskeletin görevi, hareketi dengeli hale getirmek, iç organlarý korumak ve vücudu dik tutmaktýr. Doðuþta bebekte 270 tane kemik vardýr. Bunlar incedir, bükülebilir ve birbirine gevþek bir biçimde baðlýdýr. Ergenlikte kemiklerin sayýsý 350&quot;ye çýkar. Eriþkinlikte ise bazý kemikler birleþir ve kemik sayýsý 206&quot;ya düþer. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAS GELÝÞÝMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeni doðan kýz olsun erkek olsun beden büyüklüðüyle orantýlý olarak kas liflerine sahiptir. Baþ ve boyuna yakýn olan kaslarýn daha aþaðýdaki kol ve bacak kaslarýna oranla daha önce  geliþtiði gözlenir. Erkek bebeklerin kas doku oraný, kýz bebeklerinkinden daha fazladýr. Cinsiyet farklýlýðýndan kaynaklanan bu üstünlüðü erkekler tüm yaþlarýnda ellerinde bulundururlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TEMEL FÝZYOLÝK GEREKSÝNMELER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a) Beslenme Gereksinimi: Açlýk ve susuzluk gereksinmeleri önem bakýmýndan ayýrt edilemez. Yeni doðanýn günde 7-8 kez emzirilmesi gerekmektedir. Bunu takip eden haftalarda 5-6&quot;ya indiði görülür. Ama alýnan besin miktarýnda azalma olmaz. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Bu konuda Türk-Ýslam düþünür Ýbn-i Sina (980-1037) bundan yüzyýllarca önce þu görüþleri ileri sürmüþtür:  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Çocuðun  emzirilmesi ve beslenmesine gelince mümkün olduðu kadar ana sütüyle beslenmelidir. Çünkü ana sütü, çocuðun ana rahmindeyken aldýðý gýdaya en çok benzer olanýdýr. Ve deneyle sabit olmuþtur ki çocuðun sancýlarýnýn giderilmesinde son derece faydalýdýr.&quot; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu tavsiye &quot;Analar çocuklarýný tam 2 yýl emzirsinler&quot; diye Kuran-ý Kerim&quot;e de uygun düþmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b) Uyku Gereksinimi: Ýnsan yaþamýnýn en az bilinen ve en gizemli ayný belki de uykudur. Çocuðun temel fizyolojik gereksinmelerinin baþýnda gelen uyku, çocuðun etkin katkýsý gerektirir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuða gerekli uykunun süresi bazý öðelere baðlýdýr. Bunlardan en önemlisi çocuðun yaþýdýr. Küçük çocuklarýn uykuya daha çok gereksinimi vardýr. Yeni doðan bebekler günde ortalama 16-18 saat uyuyarak zamanlarýnýn %80&quot;ini uykuda geçirirken 1 yaþ bebeklerinde bu süre %50&quot;ye düþmektedir. Ýlk 3-4 hafta boyunca bebekler ortalama olarak günde 7-8 kez kýsa dönemler halinde uyurlar. 6. haftadan itibaren bu kýsa uykularýn yerini günde 2-4 kez yinelenen uzun uyku periyotlarýnýn aldýðý görülür. 28. haftadan itibaren bebeklerin büyük bir çoðunlukla tüm gece boyunca uyuduklarý, buna ek olarak 1 yaþýna kadar gündüzleri de 2-3 kez kýsa sürelerle uyku süresi 2-5 yaþ için 13-15 saat, 6-8 yaþ için 12 saat, 8-10 yaþ için 11 saat ve 10 yaþý</description></item><item><title>ÇOCUK RUHU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-ruhu-353579.html</link><description>ÇOCUK RUHU&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ruhiyat malumatýna sahip olmaksýzýn terbiye ve talime teþebbüs, nebatatýn bünyelerini bilmeksizin ziraat yapmaya benzer. Ý. A.&lt;br/&gt;1.FASIL&lt;br/&gt;1-RUHÝYATIN TARÝF VE TELAKKÝSÝ&lt;br/&gt;Her mevzu gibi ruhta iki þekilde tetkik olunabilir: Ya bünyesi, cevheri ve aslý; ya da vazifeleri tezahürleri ve hadiseleri itibariyle. Ruhiyatýn asýl meþgul olduðu saha; ruhi vazifeleri, tezahürleri ve hadiseleri itibariyle tetkik etmek ve kanunlarýný tesbite çalýþmaktýr. Mamafih son zamanlarda asrýn en büyük mütefekkirlerinden (Bergson) &quot; un ruhiyatý mafeykattabiyat vadisine doðru sevketmiþ olduðunu, hatta onun tesiriyle(W-James) gibi evvelce tamamen fenni ruhiyat taraftarý olanlarýn da ruhiyatý felsefe-i bir nazarla telakkiye temayül eylemiþ bulunduðunu þurada iþaret etmek lazýmdýr.&lt;br/&gt;Ruhiyat-Felsefe: Ruhiyatýn felsefeden bir kýsým olmadýðýný tavzi ve ispat için muhtelif meseleleri ruhiyatýn nasýl ve felsefenin nasýl mütaala ettiklerini gözden geçirmek kifayet eder. Ruhiyat ayný mevzuda tabiatý, felsefe tabiatýn haricinde kalaný araþtýrýyor. Felsefe bu mevzu da kýymeti, ruhiyat þekil ve sureti düþünüyor. Bilfarz felsefe (nasýl olmalýyým?) sualine cevap verir, ruhiyat (neyim?) meselesini tetkik eder.&lt;br/&gt;Ruhiyat ve Ýçtimaiyat: Müteakip bahislerde görüleceði gibi filhakika ferdi ruhun teþekkülünde içtimai muhit belki yegane amildir denebilir.(Durkheim-Ziya Gökalp)&lt;br/&gt;Ruhiyat ve Giriziyat: Ruhiyat ile fizyolojinin bu kadar sýký bir surette münasebettar olmasý son asýrda iki ilim þubesinin tevellüdüne sebep olmuþtur: &quot;psiko-fiziyolojik&quot; ve psiko-fizik ki bunlarýn mevzularý fizyolojik veya fizik ahval vasýtasý ile tetkik ve mesuha etmektir.&lt;br/&gt;Ruhi Hadiseler, Girizi Hadiseler: &lt;br/&gt;1) Evvelemirde girizi ve ruhi hadiseler mahiyetleri itibariyle farklýdýrlar. &lt;br/&gt;2) Fizyolojik hadiseler ihsasat ile ve ihsasatýn kuvvetini artýran alat ile anlaþýlýr. Ruhi hadiseler ise þuurla anlaþýlýr.3) Fizyolojik hadiseler gayriþahsi, ruhi hadiseler ise þahsi enfusidir. 4) Girizi hadiselerin mutlak gayeleri ferdin bekasýdýr.&lt;br/&gt;2- RUHÝYATIN KISIMLARI&lt;br/&gt;Nazari ruhiyatýn gayesi ruhun muhtelif hadiselerini tetkik ve bunlarý kanunlara raptetmektir. Ameli ruhiyatýn gayesi de bu kanunlarý hayatýn muhtelif cihetlerine tatbik ve onlarýn müfit ve ameli neticelerini ihtihsal etmektir. Umumi hayat ruhi hadiseleri idare eden kanunlarý umumiyeti itibariyle keþfetmeðe uðraþýr. Ruhi hadiseleri meneleri ve geçirdikleri safhalar itibariyle tetkik eder. Cem&quot;i ruhiyat ruhi hadiselerin cemaatler içinde aldýðý þekilleri ve tahavvüllerini tetkik eder. Fertler bir gurup cemiyet hatta herhangi bir kalabalýk içinde bulunduklarý zamaný yalnýz kaldýklarý vakitlerde olduðundan baþka türlü düþünürler ve baþka tarzda hareket ederler. Ruhiyat, malumatýna sahip olmaksýzýn terbiye ve talime teþebbüs: nebatatýn bünyelerini bilmeksizin ziraat yapmaya benzer. Ruhiyat ahlakýn mühim bir istinatgahý olduðu gibi tabiat ile hukukunda çok kýymetli bir muaunýdýr. Ticaret eþyasýnýn revacý için halk psikolojisinin muhtelif yerlerde ve zamanlarýndaki istikametini tayin ve ilanlarýn dikkat ve raðbet celbedecek surette tertibini temin içinde ruhiyata müracaat edilmektedir, filhakika haliký tanýmak için evvela nefsimizi bilmemiz lazým geldiðine göre beþerin ruhuna nüfuz: eþyanýn, sebeplerin, mebdelerin, nihayet eþyayý halk edenin mahiyetine nüfuz edebilmenin yolu oluyor.&lt;br/&gt;2.FASIL&lt;br/&gt;ÇOCUK RUHÝYATINDA USULLER&lt;br/&gt;1-DAHÝLÝ TAFAHHUS HARÝCÝ TAFAHHUS&lt;br/&gt;1) Dahili tafahhus: Herhangi ruhi hadisenin sahibi tarafýndan tetkik ve tahlil edilmesi demektir. Ruhun ilmi kendi ruhumuzdan baþlar. Baþkalarýnda geçen ruhi vakýalarý eðer kendimizde geçmemiþse tanýmaya imkan yoktur. Dahili tafahhusun çocuk ruhiyatýna yardýmý yetiþkin adamlarýn çocukluk hatýralarýný nakil ve tasvir etmeleri sureti ile de vaki olabilir.&lt;br/&gt;2) Harici tafahhus: Ruh hadiselerini harici tezahürleri ve alametleri vasýtasýyla tetkik etmek usulüdür.&lt;br/&gt;A) Simadaki ve azadaki hareketlerdir.&lt;br/&gt;Kendi tahassüs tarzýmýza esir olmamak þartý ile uzun iþaretlerle ruhi hadiseleri tayin tarzý; çocuk ruhiyatýnda belk</description></item><item><title>ÇOCUK HASTALIKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-hastaliklari-449351.html</link><description>ÇOCUK HASTALIKLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BURUN PROBLEMLERÝ&lt;br/&gt;Bebeklerin burnu sýk sýk týkanabilir. Burun týkanýklýðýný geçirmenin en iyi yolu, burna tuzlu su (serum fizyolojik) damlatmaktýr. Burun damlasýný damlatmak için bebeðinizi sýrtüstü yatýrýp baþýný arkaya eðin. Kolunuzla ya da gövdenizle de kollarýný tutun ya da birisinden yardým isteyin. Ýlacý yavaþça her iki burun deliðine sýrayla damlatýn. Ayrýca bir burun aspiratörü kullanarak da bebeðinizin burnunun içindekileri kolayca temizleyebilmeniz mümkündür. &lt;br/&gt;Burun Kanamasý &lt;br/&gt;Bebeðinizin burnuna gelen bir darbe, sert bir þekilde sümkürmesi ya da burnunu karýþtýrmasý sonucu burun kanamasý olabilir. Ayrýca bebeðinizin burun damarlarýnýn ince olmasýndan dolayý veya yazýn burun kanallarýnýn kurumasýndan dolayý da gerçekleþebilir. &lt;br/&gt;Burun kanamasý esnasýnda bebeðinizin baþýný öne eðerek burun kemiklerinin altýndan parmaklarýnýzla burun deliklerini mandal gibi sýkýþtýrýn ve 10 dakika bu þekilde bekleyin. 10 dakika sonra eðer kanama durmamýþsa 10 dakika daha ayný iþlemi yineleyin. Çok soðuk suyla ýslatýlmýþ bir bezi ya da buz torbasýný da burnunun üzerinde tutabilirsiniz. Kanama durmuþsa burun deliklerinin içi hariç bebeðinizin burnunu ýslak bir pamukla silebilirsiniz. &lt;br/&gt;Eðer kanama yarým saatten fazla ayný þekilde devam ediyorsa ya da sýk sýk kanýyorsa doktorunuza danýþmalýsýnýz.&lt;br/&gt;KULAK PROBLEMLERÝ&lt;br/&gt;Kulak yolunun derininde kulak zarý bulunur. Kulak zarý, ses dalgalarý geldiðinde titreþen ince bir zardýr. Orta kulak, kulak zarýnýn arkasýnda bulunan ve hava ile dolu bir boþluktur. Kulak zarý titreþtiði zaman orta kulak boþluðundaki küçük kemikçikler de (örs, üzengi, çekiç) titreþir ve sesi iç kulaða iletir. Ýç kulakta sesi beyine ileten sinirler uyarýlýr. Orta kulak ile burnun gerisindeki geniz arasýnda, östaki tüpü adý verilen küçük bir kanal bulunur. Östaki tüpünün görevi, orta kulak boþluðundaki havanýn basýncýný dýþ ortamdaki atmosfer basýncý ile eþitlemektir. Esnerken veya yutkunurken kulaktan gelen sesler, bu basýnç eþitleme iþlemine aittir. &lt;br/&gt;Küçük çocuklarda en çok görülen rahatsýzlýk kulak iltihabýdýr. Kulak iltihabýnýn çoðunluðu da dýþ kulak ve orta kulak enfeksiyonlarý ile kulakla boðazý birleþtiren kanalýn týkanmasý oluþturur. Bu enfeksiyonlar eðer zamanýnda tedavi edilmezse, ilerde tehlikeli olabilirler. Kulak aðrýsý belirtileri; aþýrý duyarlýlýk, iþtahsýzlýk ve ateþtir. &lt;br/&gt;Dýþ Kulak Ýltihabý &lt;br/&gt;dýþ kulak yolunu döþeyen deride ortaya çýkar. Çocuðunuzun klorlanmýþ suda çok kalýrsa veya kulaðýna yabancý bir cisim sokup kulak derisini çizerse bu dýþ kulak iltihabýna yol açabilir. Belirtileri; üzerine yattýðýnda kulaðý aðrýsý çekmesi, dýþ kulak kanalýnda kýzarýklýk, kulaktan akýntý gelmesi ve kulak içinin kaþýnmasýdýr. &lt;br/&gt;Orta Kulak Ýltihabý (Otitis Media) &lt;br/&gt;Akut otitis media, kulak zarý arkasýndaki orta kulak boþluðunun iltihabýdýr. Çocuklarda östaki tüpü eriþkindekinden daha kýsadýr ve bu nedenle mikroplarýn burundan orta kulaða ulaþmasý daha kolaydýr. Bunun sonucunda orta kulakta iltihap sývýsý birikir; sývýnýn yaptýðý basýnç aðrýya ve kulak zarýnýn titreþememesine neden olur. Bu nedenle orta kulak iltihabý sýrasýnda bir miktar iþitme kaybý meydana gelir. Uygun ilaç tedavisi ile bakteriler öldürüldüðünde orta kulaktaki sývý da ortadan kalkar ve iþitme düzelir. &lt;br/&gt;Akut orta kulak iltihabý, çocukluk çaðýnýn sýk görülen bir hastalýðýdýr. Üç yaþýna kadar olan çocuklarýn 2/3ü en az bir kez orta kulak iltihabý geçirmektedir. Akut orta kulak iltihabýnýn tedavisi antibiyotiklerle yapýlmaktadýr. Etkili antibiyotik tedavisi yapýlsa bile, çocuklarýn %40ýnda 3-6 hafta daha orta kulakta iltihaplý olmayan bir sývý kalmakta ve daha sonra düzelen, hafif derecede iþitme kaybýna neden olabilmektedir. &lt;br/&gt;Sýk üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda orta kulak iltihabý da sýktýr. Bu nedenle, çocuk yuvalarýnda olduðu gibi kalabalýk ortamlara ilk kez girmeye baþlayan çocuklarda ,özellikle ilk iki yýl içinde, soðuk algýnlýðý ve kulak problemlerine daha sýk rastlanýr. &lt;br/&gt;Orta kulak iltihabýnýn baþka türleri de vardýr. Efüzyonl</description></item><item><title>ÇOCUKTA HASTALIKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocukta-hastaliklar-345570.html</link><description>ÇOCUKTA HASTALIKLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çoðunda hastalýk nedeni, virüs cinsi mikroorganizmalardýr.Aile içinde,okulda hastalýk çocuklarýn birinden diðerine kolayca bulaþýr.Bu hastalýklarýn bazýlarýndan aþý ile korunulur. &lt;br/&gt;Ateþ&lt;br/&gt;Normal vücut ýsýsý 36-37,5(derece santigrad).Ateþ büyük çocuklarda aðýz veya koltukaltýndan;bebeklerde makattan ölçülmelidir.Termometre saðlýklý bir ölçüm için en az iki dakika bekletilmelidir. Klasik civalý termometreler yanýnda,elektronik göstergeli olanlarý ve alna yapýþtýrýlarak ýsý ölçen bantlar bulunmaktadýr.Çocuðun ateþini 38 derece ölçtüysek bunu hafif yükselmiþ kabul ederiz.Ateþ,39 derece veya üstündeyse ve diðer bulgularda bir hastalýðý düþündürüyorsa çocuðu mutlaka doktora götürmeliyiz. &lt;br/&gt;Havale&lt;br/&gt;Bazen,çocuklar ateþi yükseldiðinde havale geçirir.Burada ateþin nedeni çoðunlukla barsak iltihabý veya gribal infeksiyondur.Çocuklar bunlarýn dýþýnda,zehirlenmelerde,menejit,sara gibi beyin hastalýklarýnda da havale geçirebilir. &lt;br/&gt;Havale geçiren çocuk yüzükoyun veya yan yatýrýlmalý;aðzý aþaðýya doðru gelmelidir.Baþý geriye atýlmamalýdýr.Havale nöbeti ateþe baglýysa,elbiseleri çýkarýlýp ýlýk banyo yaptýrýlarak ateþi düþürülmeye çalýþýlmalýdýr. En kýsa zamanda doktora götürülmelidir. &lt;br/&gt;KORUNMA &lt;br/&gt;Ateþ nedeniyle havale geçiren çocuðun ateþinin yükselmesi önlenmelidir.Bunun için ýlýk banyo ve ateþ düþürücü ilaçlar uygulanýr.Alkolle pansuman ,ateþin düþmesine yardýmcý olmasýna raðmen,yapýlmamalýdýr.Çünkü,deriden emilerek kan þekerinin düþmesine neden olabilir.Doktorun önerdiði ilaç varsa ihmal etmeden ve aksatmadan sürekli kullanýlmalýdýr. &lt;br/&gt;Önemli Not&lt;br/&gt;Özellikle aþaðýda anlatacaðýmýz virüslerin yol açtýðý ateþli hastalýklarda,enderde olsaReye Sendromu adý verilen tehlikeli bir hastalýða yol açabileceðinden,ateþ düþürücü olarak asprin verilmemelidir. &lt;br/&gt;Su Çiçeði&lt;br/&gt;Genellikle okul çaðýnda görülür.Virüslerin yol açtýðý ateþli-döküntülü bir hastalýktýr.Ateþle baþlar.Önceleri,deriden hafif kabarýk,kýrmýzý döküntüler ortaya çýkar. Daha sonra bunlarýn ortalarýnda su dolu kesecikler(veziküller) oluþur.Döküntüler ilkin saçlým deride görülür,oradan gövdeye,kola ve bacaklara yayýlýr.Hastalýk derideki bu döküntülerden havaya karýþan virüslerle bulaþýr. &lt;br/&gt;döküntüler kabuklaþarak iyileþirler.Ýyileþe döküntünün yerinde hafif kahverengi lekeler kalýr.Bu lekeler,daha sonra hiç bir iz býrakmadan kaybolur.Döküntülerin hepsi kabuklaþtýðýnda bulaþtýrýcýlýk dönemi geçmiþtir. &lt;br/&gt;Döküntüler,kaþýndýklarýnda mikrop kapabilir.Bu durumda hastalýk aðýrlaþýr ve lezyonlar iyileþtiklerinde iz býrakýrlar. &lt;br/&gt;TEDAVÝ&lt;br/&gt;Tedavinin esasýný deri bakýmý oluþturur.Mikrop kapmasýný önlemek içinKaþýntý giderici losyonlar ve ýlýk duþ yararlýdýr. &lt;br/&gt;Korunma&lt;br/&gt;Hasta çocuk,döküntülerin hepsi kabuklanýncaya kadar diðer çocuklardan ayrýlmalýdýr. &lt;br/&gt;Kýzamýkcýk&lt;br/&gt;Havaya öksürüklwew yayýlmýþ kýzamýkcýk virüsüyle bulaþýr.Çocuklarda nispeten hafif seyreder.Bu hastalýðýn asýl tehlikesi hamilelikte geçirilmesidir.Hamile anne kýzamýkcýk geçirdiðinde,doðacak bebekte sakatlýk meydana gelebilir. &lt;br/&gt;Hastalýk hafif bir ateþle baþlar.Hastalýðýn karakteristik bulgusu,kulak arkasýnda ve ensede büyümüþ bezeciklerdir.,Hafif bir boðaz aðrýsý ve gözde kýzarýklýklar olabilir. &lt;br/&gt;pembe renkli küçük döküntüler önce yüzde ve boyunda ortaya çýkar.Hýzla tüm gövdeye yayýlýr.Döküntüler 24 saat sonra ilk görüldüðü yerden baþlayarak solar. &lt;br/&gt;Kýzamýkcýk çocukluk çaðýnda hafif geçen bir hastalýk olmasýna karþýn doðmamýþ bebekte ciddi sorunlar meydana getirir.Özellikle gebeliðin ilk 4ayýnda kýzamýkcýk geçiren annenin bebeðinde ciddi sakatlýklar olabilir.Bunlar arasýnda saðýrlýk,görme bozukluklarý, kalp hastalýklarý zeka geriliði sayýlabilir. &lt;br/&gt;Bu nedenle,çocukluðundakýzamýkcýk geçirmemiþ kadýnlar gebelikten önce bu hastalýða karþý aþýlanmalýdýrlar. &lt;br/&gt;Kabakulak&lt;br/&gt;Hasta bireyin öksürmekle havaya saldýðý küçük damlacýklarda taþýnan virüslerin yol açtýðý bir hastalýktýr.En sýk 5-15 yaþ arasýnda görülür.Eriþkinde daha ciddi ve aðýr seyreder. &lt;br/&gt;Genellikle çene kemiði köþesinin üstünde, kulaðýn ön ve altýnda yer alan tükrük bezi iltihaplanýr.Bazen</description></item><item><title>ÇOCUKLARDA BÖBREK HASTALIKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklarda-bobrek-hastaliklari-392908.html</link><description>BÖBREK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öncelikle böbrek ve böbreðin fonksiyonlarýný hatýrlayalým. Böbrekler batýnýn arka yüzünde, vertebral kolunun iki yanýnda yer alan yaklaþýk 120 - 150 gram aðýrlýðýnda organlardýr&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61550;Böbreðin fonksiyon gören ünitesi nefronlardýr. &lt;br/&gt;&amp;#61550;Her iki böbrekte bir milyondan fazla nefron bulunur.&lt;br/&gt;Nefronlarýn Temel Ýþlevleri: Nefronun temel iþlevi istenmeyen maddeleri böbrek içinden geçtiði süre içinde plazmadan temizlemektir. Bunun için etkili olan temel mekanizmalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1)Glomerüler filtrasyon&lt;br/&gt;2)Tübüler reabsorpsiyon&lt;br/&gt;3)Tübüler sekresyon&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Böbreðin fonksiyonlarý &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61550;Bedenden sývý atýlmasýný düzenleyerek, plazma ozmolaritesini normal sýnýrlarda sürdürür. ( 285 osm )&lt;br/&gt;&amp;#61550;Plazma H+ konsantrasyonunu normal sýnýrlarda sürdürür. ( PH 7,4 )&lt;br/&gt;&amp;#61550;Her bir elektrolitin plazma konsantrasyonunun normal sýnýrlarda olmasýný saðlar.&lt;br/&gt;&amp;#61550;Protein metabolizmasýnýn son ürünü olan üre, ürik asit ve kreatini atar.&lt;br/&gt;&amp;#61550;Eritrosit yapýmýný uyaran eritropoetini yapar.&lt;br/&gt;&amp;#61550;D vitaminini aktif þekilde metabolize eder.&lt;br/&gt;&amp;#61550;Ýnsülini parçalar. ( Pankreasta yapýlan insülinin yaklaþýk %20&quot;si renol tübüler hücrelerde parçalanýr.)&lt;br/&gt;&amp;#61550;Kan basýncýnýn düzenlenmesinde önemli rolü olan renin enzimini yapar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖBREK HASTALIKLARINDA BELÝRTÝ VE BULGULAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Böbrek hastalýklarýnýn baþlangýcýnda ve seyri esnasýnda hasta böðür aðrýsý, poliüri, noktüri, dizüri, sýk idrara çýkma, hematüri, ödem, hipertansiyon, idrarda renk deðiþikliði, oligüri, anüri, üremik semptomlar ve batýnda kitle hissetmesi gibi þikayetlerle doktora baþvurabilir. Bu konuda bu semptomlardan kýsaca bahsedilecektir. Böbrek hastalýklarýnda ayrýca proteinüri sývý-elektrolit metabolizmasý bozukluklarý, asit-baz metabolizmasý bozukluklarý ve piyüri (mikroskopta büyük büyütmede &amp;#8805; 10 beyaz küre olmasý) de izlenebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖÐÜR AÐRISI&lt;br/&gt;Akut ve nöbetler halinde olan renal kolik veya lomber bölgede yerleþik þekilde olabilir. Renal kolikayýrýcý tanýsýnda biliyer kolik, appendisitis, divertikülit, divertikülozis, irritabl barsak sendromu, kasiskelet sistem</description></item><item><title>NEWBORN CARE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?newborn-care-444027.html</link><description>Newborn Care&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The first 24 hours of life are significant due to the critical transition from intrauterine to extrauterine life. &lt;br/&gt;Assessment of the newborn is essential.  This ensures that the transition is proceeding successfully. &lt;br/&gt;There are 3 major time frames for assessments (while in the hospital). They are:&lt;br/&gt;Immediately after birth&lt;br/&gt;Within the first 4 hours after birth&lt;br/&gt;Prior to discharge&lt;br/&gt;Apgar Score&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Assessment of Physical  Characteristics&lt;br/&gt;Assessment of Physical  Characteristics(cont&quot;d)&lt;br/&gt;Vernix&lt;br/&gt;Assessment of Neuromuscular Maturity Characteristics&lt;br/&gt;Square window sign (page 547 in Ladewig)&lt;br/&gt;Neuromuscular Maturity Characteristics (cont&quot;d)&lt;br/&gt;Recoil&lt;br/&gt;Popliteal angle&lt;br/&gt;Scarf sign&lt;br/&gt;Heel-to-ear extension&lt;br/&gt;Ankle dorsiflexion&lt;br/&gt;Head lag&lt;br/&gt;Ventral suspension&lt;br/&gt;Major reflexes&lt;br/&gt;General Appearance&lt;br/&gt;The newborn&quot;s head is disproportionately large for it&quot;s body. &lt;br/&gt; The center of the baby&quot;s body is the umbilicus.&lt;br/&gt; The body appears long and the extremities short. &lt;br/&gt;General Appearance: Weight&lt;br/&gt;The normal full-term Caucasian newborn has an average birth weight of 7 lbs, 8 oz (3405 g)&lt;br/&gt; Other factors that influence weight are:1. Age and size of parents2. Health of the mother and3. Interval between pregnancies&lt;br/&gt; Approximately 70-75% of the newborn&quot;s body weight is water.&lt;br/&gt;General Appearance: Length&lt;br/&gt;To measure babies, place them flat on their backs with their legs extended as much as possible. &lt;br/&gt;The average length of a newborn is about 50 cm.  The range is 48-52 cm. &lt;br/&gt;The newborn will grow about 1 inch every month for the first 6 months. &lt;br/&gt;General Appearance: Head&lt;br/&gt; At birth, the newborn&quot;s head is about 1/3 the size of an adult&quot;s head. &lt;br/&gt; The circumference is about 32-37 cm. &lt;br/&gt; To get an accurate measurement, place the tape over the most prominent part of the occipital and just above the eyebrows. &lt;br/&gt; The circumference of a newborn&quot;s head is approximately 2 cm greater than the circumference of it&quot;s chest. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;General Circumference: Chest&lt;br/&gt;At birth, the average circumference of the chest is 32 cm, and ranges from 30 to 35 cm. &lt;br/&gt;Place the tape measure at the lower edge of the scapulas and bring around anteriorly, directly over the nipple line. &lt;br/&gt;Temperature&lt;br/&gt;The temperature of the fetus in the uterus is about the same as the mothers.&lt;br/&gt;At birth, temperature drops as a result of the drafts and the skins heat loss mechanisms.&lt;br/&gt;body temp: drops 0.1Â°, and the skin temp. drops 0.3Â°c/min.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Temperature (cont&quot;d)&lt;br/&gt;Temperature stabilizes within 8-12 hours.&lt;br/&gt;Monitor temp. every 1/2 hour until stable for 2 hours, then every 8 hours.&lt;br/&gt;Assess using axillary, rectal, or continuous skin probe methods.&lt;br/&gt;Axilla: 36.4Â° C - 37.2Â° C&lt;br/&gt;Rectal: 36.6Â° C - 37.2Â° C (*36.8Â° C).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Skin Characteristics&lt;br/&gt;Color:&lt;br/&gt;European babies usually have a pinkish hue or tinge to the skin.&lt;br/&gt;African or native american babies have a pale pink with yellow or red tinge skin.&lt;br/&gt;Asian babies have pink or rosy red to yellow skin color.&lt;br/&gt;Acrocyanosis &lt;br/&gt;Mottling&lt;br/&gt;Harlequin sign&lt;br/&gt;Erythema toxicum&lt;br/&gt;Milia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cont&quot;d&lt;br/&gt;Jaundice is a condition in which the skin looks yellowish immediately after blanching.  It is first detected in the face and the mucous membranes of the mouth, progresses from head to toe.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cont&quot;d&lt;br/&gt;Forceps marks are sometimes present after a difficult birth but will disappear.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Birthmarks&lt;br/&gt;Should be identified and explained to the parents b/c they are often a cause of concern for parents.&lt;br/&gt;Telangiectatic nevi (stork bites).&lt;br/&gt;Mongolian spots.&lt;br/&gt;Nevus flammeus (port-wine stain).&lt;br/&gt;Nevus vasculosus (strawberry mark).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HeadGeneral Appearance&lt;br/&gt;Head should move easily in all directions.&lt;br/&gt;Soft and pliable skull bones&lt;br/&gt;Molding &lt;br/&gt;Gives head an asymmetrical appearance.&lt;br/&gt;Heads of breach born infants and those born by elective cesarean are characteristically round and well shaped.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Face&lt;br/&gt;The face of a newborn is designed to help them suckle.&lt;br/&gt;Chin is recessed, nose is flattened, lips are sensitive to touch and the sucking reflex is easily initiated.&lt;br/&gt;Assess symmetry, size, shape and spacing of eyes, nose, and ears.&lt;br/&gt;Facial movement symmetry should be assessed to deter</description></item><item><title>GENÇLÝK ÇAÐI VE SORUNLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?genclik-cagi-ve-sorunlari-345389.html</link><description>GENÇLÝK ÇAÐI VE SORUNLARI&lt;br/&gt;                                      &lt;br/&gt;Ruhsal Özellikler:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;12-21 yaþlarý arasýnda geçirilen, halk arasýnda delikanlýlýk denen çaðýn batýdaki adý Adolescence dir. Bu sözcük büyüme dönemini tek sözcükle ifade edebilecek bir özetidir.&lt;br/&gt;Ýlköðretim dönemine raslayan erinlik, ilk gençlik yýllarýdýr. Cinsel uyanýþ ile birlikte yeni ruhsal ve davranýþ özellikleri kendini gösterir. Dengeli ve uyumlu ilkokul çocuðunun yerini tedirgin, güç beðenen ve çabuk tepki gösteren bir genç almýþtýr. Duygularý hýzlý iniþ çýkýþlar gösterir. Tepkileri önceden kestirilmez. Derslerine ilgisi azalmýþtýr. Dikkati daðýnýktýr. Evde durmak istemez, önerilere aldýrmaz, beslenmesi düzensizdir.&lt;br/&gt;Ýlgileri artmýþ gelgeç hevesleri çoðalmýþtýr. Baþkalarý tarafýndan nasýl görüldüðünü merak eder. Dinlediði müzik, beðendiði sanat etkinlikleri deðiþiktir. Uzun uzun düþler kurar. Hatýra defteri tutmaya baþlar. Þiir, öykü yazmaya özenir. Yazdýklarýnda gizliliðe dikkat eder.&lt;br/&gt;Kulaktan dolma ödünç alýnmýþ fikirleri savunur. Büyükleri ile tartýþýr. Anne babasýna karþýt düþünceler ileri sürmeye dikkat eder. Karþý çýkmýþ olmak için karþý çýkar.&lt;br/&gt;Bu dönem için çeliþkili duyuþ ve davranýþ özellikleri olaðan sayýlýr. Bazý gençler çalkantýyý daha az yoðunlukta yaþayýp çabucak uyum saðlarlar. Bazýlarý ise ileri derecede uyumsuzluklar gösterip bu tür davranýþlarda ileri yaþlarda da bulunabilirler. Yinede bu tür davranýþlarýn görüldüðü yaþlar 13-15 ilk gençlik yýllarýdýr. &lt;br/&gt;Döneme bakýldýðýnda gencin içinde bulunduðu durum kolaylýkla anlaþýlabilir. Aniden hýzlanan büyüme genci zamansýz yakalamýþtýr. Cinsel dürtüler hissedilmekle birlikte ergen tam anlamý ile hazýr deðildir. Ana baba ve çevre gence yetiþkin gözü ile bakýp ona göre davranýþ bekledikleri gibi, daha sen çocuksun ifadesi ile onu þaþýrtabilirler. Çünkü genç büyümek için sabýrsýzlanmakta ise de bir türlü çocuksu davranýþlardan kurtulamamaktadýr. &lt;br/&gt;Ergenlik döneminde genç yeni arayýþlar içindedir. Bu arayýþlarýn ilki ve en önemlisi kimlik arayýþýdýr. Ýþe ilk önce ana babasýný görmezlikten gelmekle baþlar. Çocukluk yaþlarýnda nerede ise tanrýlaþtýrdýðý babanýn fikirleri eskisi gibi ilginç deðildir. Gücü kuvveti önemsenecek gibi deðildir. Çok az þey bilir. Ancak bu duygular ergenliðin sona ermesi ile kaybolur. Genç ana babasýný gerçekçi duygularla deðerlendirmeðe baþlar. &lt;br/&gt;Yeni bir kiþilik baðýmsýz olmakla þekilleneceðinden genç baðýmsýz olmaya büyük önem verir. Evden kopar, çevresinden uzaklaþtýrdýðý ana-babasýnýn boþluðunu doldurmak için yeni iliþkilere yönelir. Bir genç için dolup taþan enerjisini en iyi deðerlendirme yolu spordur. Genç hem spor yapar hem de kendisini yaþýtlarý ile karþýlaþtýrma fýrsatý bulur. Yaþýtlarýnýn da benzer problemlerinin olmasý gençler arasýnda gruplaþmalara yol açar. Bir grup içinde olmak gence güven verir. Onaylamasa bile grubun bazý davranýþlarýna katýlýr. Gençler için en büyük tehlike içinde bulunduðu grubun kötüye kullanýlmasýdýr. Bu konuda ana babaya düþen görev genci evde fazla sýnýrlamamak olmalýdýr. Çünkü bunalan genç dýþarýda daha etkin arkadaþlarýnýn peþinden gidebilir. Evinde kabul gören delikanlý zamanla ailesine daha kolay baðlanýr.&lt;br/&gt;Gençlik çaðý beðenilerin, özenmelerin, tutkularýn, hayranlýklarýn çok olduðu bir dönemdir. Ergenler bir yandan baðýmsýzlýklarýný kazanmaya çalýþýrken bir yandan da benzeyecekleri örnekler ararlar. Modellerinin meziyetleri kadar kusurlarý da örneklenir. Ancak model sýk sýk deðiþtirilebilir, her örnekten alýnan bir yan gencin kiþiliðine bir ilave yapar. Bu nevi denemeler ergenlik sonuna kadar sürer.&lt;br/&gt;Çalkantýlý bir dönem olarak anlattýðýmýz ergenlik hep uyumsuz davranýþlarla dolu deðildir. Olumlu duyuþ ve düþünüþler de bu dönemin özelliðidir. Örnek olarak genç soyut düþünme, yaþanmamýþ olgularý sembollerle ifade etme yetisini kuvvetlendirmiþtir. Her þeye olur olmaz karþý çýkarken eleþtiri ve yorumlara yönelir. Her þeyi bir anda düzeltecek kolay çözümler arar. Bunun için çabuk kandýrýlabilir. Sonuçta kendisi ve toplum için zararlý olacak</description></item><item><title>ÇOCUK GELÝÞÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-gelisimi-397690.html</link><description>GÝRÝÞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toplumsal ya da bireysel bir sorunun neliðine iliþkin sorulmasý gereken tüm sorularda saðlanacak isabet yüzdesi, o sorunun çözümü ile alakalý elde edilecek ipuçlarýnýn yakalanabilmesindeki isabet yüzdesiyle paralellik arzeder. Bireysel bir sorunun ortaya çýkýþýna zemin hazýrlayan nedenlerin neler olduðunun teþhisiyle, &quot;neden&quot; sorusunu bireyin bizzat kendisine sormasý arasýndaki vazgeçilmez iç tutarlýlýk iliþkisi, toplum için de geçerlidir. Bu nedenle, sosyal karakterli bir meselenin çözüm odaðýný, süreci düþünsel baðlamda tersine iþletmek suretiyle keþfetmek mümkündür. Aksi takdirde, sosyal bilincin geliþmesini saðlayan bileþenleri saptama, günün dinamiklerini tahlil etme ve bu tahlilleri bir senteze ulaþtýrma çabasý, sosyal akýþ bilincini rastlantýlara býrakmaktan öte bir anlam ifade etmeyecektir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülke sorunlarýný, günümüz dünyasýnýn sorunlarýndan soyutlamak ya da dünya ölçekli problemleri görmezden gelmek ise, sorunlarý aþma çabalarýnýn bir baþka çarpýk yanýný ifade eder. Çünkü, her gerçeðin evrensel bir izdüþümü; her izdüþümün evrensel bir gerçeði vardýr. Sözgelimi, sokakta yaþayan çocuklar sorununa dair oylumlu bir bakýþ açýsý geliþtirme gayretlerini çevreleyebilmek için, dünya tarihinin en az bir yüz yýlýna projektör tutmak gerekir. Dünyayý etkileyen ekonomik krizlerden, müzik akýmlarýna deðin tüm sosyal dalgalanmalarý ve yönlenmeleri çok iyi süzmek durumundayýz. Örneðin, sokaðýn saðladýðý özgürlükle, bir dönemin özgür ve asi karakterli müziði olarak betimlenen rock müziðinin örtüþen bir yaný var mýdýr? Ya da 1929 da patlayan ve tüm dünyayý sarsan ekonomik bulanýmýn, ülkemizin bugününe uzanan sosyal eksenli etkileri nelerdir? &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sokakta yaþayan çocuklar problematiðini, sadece ülke merkezli göç, iþsizlik vb. nedenlerle açýklamaya çalýþmak yeterli görülemez. Belki de, sokak çocuklarý meselesinde ülkemizin görmediði daha doðrusu göremediði ve sanki, sürpriz bir durumla karþý karþýya kalmýþçasýna panik havasýna kapýldýðý þey, döngüsüne kapýldýðý sosya</description></item><item><title>ÇOCUKLARDA RESÜSÝTASYON- GÜNCELLEME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklarda-resusitasyon-guncelleme-438171.html</link><description>ÇOCUKLARDA RESÜSÝTASYON- GÜNCELLEME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuklarda kardiyopulmoner arrest (KPA) sýklýðý ve ileri yaþam desteði gereksinimi eriþkine oranla daha azdýr. Bu rahatlatýcý bilgiye karþýn bilinenin aksine çocuklarda eriþkine oranla resüsitasyonun baþarý þansý düþüktür. Çocuklarda resüsitasyon ilkelerini belirlerken yaþadýðýmýz bir diðer dezavantaj da çocuk yaþ grubunda çalýþmalarýn az olmasýdýr. Çocuk yaþ grubunun her döneminin bir diðerinden anatomik, fizyopatolojik ve psikolojik yönden önemli farklýlýklar göstermesi de bir yaþ grubunda yapýlan çalýþmalarýn diðer yaþ grubu için referans teþkil edememesine neden olmaktadýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kardiyopulmoner Arrest (KPA)in Etyoloji ve Ýnsidansý&lt;br/&gt;Amerika Birleþik Devletlerinde her yýl tahminen 16000 çocuk beklenmeyen KPA nedeniyle ölmektedir. Acil Týp Sisteminin en iyi organize edildiði bu ülkede bile ani KPAlý çocuklarýn ancak %5-10u tanýmlanabilmektedir. KPAlý çocuklarýn yarýsý 1 yaþýndan küçük çocuklardýr. Bunlarýn %65i ise erkek çocuðudur. &lt;br/&gt;KPAlý çocuklarda ritm %73 bradisistol, %10 ventriküler taþikardi (VT) veya ventriküler fibrilasyon (VF) þeklindedir. KPAnýn etyolojisinde ani bebek ölümü sendromu (ABÖS) en sýk nedendir. Diðer nedenler ise travma, sepsis, akciðer hastalýklarý, boðulayazma, zehirlenme ve kardiyak nedenlerdir. Çocuklarda eriþkinlerden farklý olarak kardiyak olaylar KPAnýn en sýk nedeni deðildir. Ayrýca KPAnýn nedeni de yaþa baðlý olarak deðiþir ve multifaktöriyeldir. Bu nedenle eriþkinlerde ve hayvanlarda yapýlan çalýþmalardan yola çýkýlarak çocuklarda resüsitasyon için kararlar alýnamaz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KPAlý Çocuklarda Saðkalým Oraný ve Kalitesi&lt;br/&gt;Yapýlan çalýþmalarda KPAlý çocuklarda saðkalým oraný %0-17 olarak belirlenmiþtir. Bu oran, KPA hastane dýþýnda meydana gelmiþse yaklaþýk %8 iken hastanede KPA geliþmiþ çocuklarda yaklaþýk %24tür. Nabzý olan fakat solunumu olmayan çocuklarda ise saðkalým oraný %75tir. Bunlarýn %88inde ise nörolojik yönden bir sekel saptanmamýþtýr. Çocuklarda genellikle önce solunum arresti ardýndan ikincil olarak kardiyak arrest geliþtiði göz önüne alýnýrsa resüsitasyon  iþlemlerine erkenden baþlanmasýnýn önemi net olarak ortaya çýkmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Saðkalým Oranýný Etkileyen Faktörler&lt;br/&gt;Bu faktörler þunlardýr:&lt;br/&gt;1.Yaþ: 1 yaþ altý çocuklarda saðkalým oraný çok düþüktür. &lt;br/&gt;2.KPAya neden olan olay: Boðulayazma en iyi prognoza sahipken ABÖS en kötü prognoza sahiptir. &lt;br/&gt;3.KPAya neden olan ritm: VF/VT bradisistole oranla daha iyi prognoza sahiptir (Saðkalým oraný %30a karþý %5dir).&lt;br/&gt;4.Erken müdahale: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Resüsitasyon Önerilerinin Önemlerine Göre Sýnýflandýrýlmasý:&lt;br/&gt;Bu öneriler Tablo 1de ayrýntýlý olarak açýklanmaktadýr.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 1: Ýlk yardým ve resüsitasyon giriþimleri için yapýlan önerilerinin sýnýflandýrýlmasý&lt;br/&gt;SINIFLANDIRMAKLÝNÝK ANLAMI&lt;br/&gt;Sýnýf I: Çok iyiSýnýf I önerileri daima kabul edilebilir, güvenilirliði kanýtlanmýþ, kesinlikle yararlýdýr. Yararý konusunda en az bir adet prospektif, randomize kontrollu bir çalýþmanýn desteklediði çok deðerli kanýtlar mevcuttur.&lt;br/&gt;Güvenilirliði tam ve kesinlikle önerilebilir.&lt;br/&gt;Saðlam kanýtlarla desteklenmiþ&lt;br/&gt;Etkinliði kanýtlanmýþ&lt;br/&gt;Sýnýf IIa: Ýyi ile çok iyi arasýSýnýf IIa önerileri kabul edilebilir, güvenli ve yararlý olarak düþünülebilir. Çok  iyi kanýtlarla desteklenmiþtir. Ancak kanýtlarýn deðeri ve uzmanlarýn bu önerilerin lehine olan görüþleri güçlü deðildir. Buna karþýn uzmanlarýn büyük çoðunluðu bu önerilerin uygulanmasý taraftarýdýr.&lt;br/&gt;Kabul edilebilir ve kullanýþlý&lt;br/&gt;Ýyi veya çok iyi kanýtlarla desteklenmiþ&lt;br/&gt;Sýnýf IIb: Vasat ile iyi arasýSýnýf IIb önerileri kabul edilebilir ve yararlý olarak düþünülebilir. Ancak zayýf veya fena olmayan kanýtlarla desteklenmiþtir. Ek olarak kanýtlarýn deðeri ile uzmanlarýn bu önerilerin lehine olan görüþleri güçlü deðildir. Buna karþýn uzmanlarýn büyük çoðunluðu bu önerileri isteðe baðlý veya alternatif uygulamalar olarak önermektedir.&lt;br/&gt;Kabul edilebilir ve kullanýþlý&lt;br/&gt;Vasat veya iyi kanýtlarla desteklenmiþ&lt;br/&gt;Belirsiz Sýnýf: Belirsiz Sýnýf önerileri gelecekte yararlý olacaðý konusunda umut veren önerilerdir. An</description></item><item><title>KRONIK KARIN AGRILI ÇOCUKLARDA HELICOBACTER PYLORI ENFEKSIYONU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kronik-karin-agrili-cocuklarda-helicobacter-pylori-enfeksiyonu-352991.html</link><description>KRONIK KARIN AGRILI ÇOCUKLARDA HELICOBACTER PYLORI ENFEKSIYONU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IÇINDEKILER&lt;br/&gt;Içindekiler I&lt;br/&gt;Önsöz II&lt;br/&gt;1. GIRIS 1&lt;br/&gt;2. GENEL BILGILER 3&lt;br/&gt;2.1. Tarihçe 3&lt;br/&gt;2.2. Morfoloji 4&lt;br/&gt;2.2.1 Hücre Morfolojisi 4&lt;br/&gt;2.2.2. Koloni Morfolojisi 5&lt;br/&gt;2.3. Fizyolojik Özellikler 6&lt;br/&gt;2.4. Biyokimyasal Özellikler 6&lt;br/&gt;2.5. Moleküler Özellikler 7&lt;br/&gt;2.6. Diger Helicobacter Türleri 7&lt;br/&gt;2.7. Patogenez 9&lt;br/&gt;2.8. Epidemiyoloji 16&lt;br/&gt;2.9. Helicobacter pylori ile Iliskili Gastrointestinal Patolojiler 19&lt;br/&gt;2.9.1. H. pylori ve Gastritis 20&lt;br/&gt;2.9.2. H. pylori ve Peptik Ülser Hastaligi 22&lt;br/&gt;2.9.3. H. pylori, MALT-lenfoma ve Gastrik Karsinom 24&lt;br/&gt;2.10. H. pylori&quot;de Tani Yöntemleri 25&lt;br/&gt;2.10.1. Invazif Testler 26&lt;br/&gt;2.10.2. Non Invazif Testler 29&lt;br/&gt;2.10.3. Çocuklarda Tani 31&lt;br/&gt;2.11. Tedavi 33&lt;br/&gt;3. MATERYAL VE METOD 41&lt;br/&gt;3.1. H.pylori Immunglobulin G (HpIgG) Tayini 42&lt;br/&gt;3.2. H. pylori Stool Antigen (HpSA) Tayini 43&lt;br/&gt;4. BULGULAR 44&lt;br/&gt;4.1. Tedavi Sonrasi Bulgular 54&lt;br/&gt;5. TARTISMA 56&lt;br/&gt;6. SONUÇLAR 70&lt;br/&gt;ÖZET 72&lt;br/&gt;SUMMARY 73&lt;br/&gt;KAYNAKLAR 74&lt;br/&gt;EKLER 82&lt;br/&gt;3&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GIRIS&lt;br/&gt;Kronik tekrarlayan karin agrisi, çocuklarda sik karsilasilan bir sendromdur.&lt;br/&gt;Etiyolojik spektrumu oldukça genistir ve okul çagi çocuklarinin yaklasik %10-&lt;br/&gt;15&quot;inde görülmektedir (1-3).&lt;br/&gt;Dr. J. Apley, bu sendromda, etiyolojik nedenlerin %90&quot;indan fazlasinin organik&lt;br/&gt;kökenli olmadigi görüsünü savunmus ve bu yaklasim uzun yillar pediatristlerin&lt;br/&gt;benimsedigi bir prensip olmustur (4).&lt;br/&gt;Marshall ve Warren (5), 1983 yilinda kronik gastritli eriskinlerin gastrik&lt;br/&gt;mukozasinda, spiral seklindeki basilleri tanimladiktan sonra, bu mikroorganizma ile&lt;br/&gt;çesitli üst sindirim sistemi hastaliklari arasinda iliski ortaya konmustur (6-8). Tip&lt;br/&gt;dünyasindaki gelismelere paralel olarak pediatrik endoskopinin giderek&lt;br/&gt;yayginlasmasi ile önceleri Campylobacter pylori, daha sonra Helicobacter pylori&lt;br/&gt;olarak adlandirilan bu mikroorganizmanin, çocuklarin üst sindirim sistemi&lt;br/&gt;hastaliklarinda da etken olabilecegi yapilan bir çok çalismada gösterilmistir (9-11).&lt;br/&gt;Kronik karin agrili çacuklarla yapilan arastirmalarda; Mahony ve arkadaslari&lt;br/&gt;(12), 95 olgunun %25&quot;inde, Drum ve arkadaslari (13), 53 olgunun %12&quot;sinde, Czinn&lt;br/&gt;ve arkadaslari (14), olgularin %32&quot;sinde Helicobacter pylori enfeksiyonu ve ve antral&lt;br/&gt;gastrit saptamislardir. Ülkemizde yapilan benzer arastirmalarda; Yagci ve arkadaslari&lt;br/&gt;(15), 98 kronik karin agrili çocuk hastanin %55.5&quot;inde H. pylori enfeksiyonu ve&lt;br/&gt;antral gastrit, %10.2&quot;sinde ise duodenal ülser , Kutlu ve arkadaslari (16), 63 çocuk&lt;br/&gt;hastanin %65&quot;inde H. pylori enfeksiyonu ve antral gastrit, %17.2&quot;sinde duodenal&lt;br/&gt;ülser saptamislardir.&lt;br/&gt;H. pylori hakkinda ögrenilen ve yapilan çalismalarin sonuçlari, Dr. Apley&quot;in&lt;br/&gt;kronik karin agrili çocuklar için önerdigi kurallarin yeniden gözden geçirilmesine&lt;br/&gt;neden olmustur. Kronik karin agrili çocuklarda, etiyolojide H. pylori enfeksiyonu ve&lt;br/&gt;buna bagli üst sindirim sistemi hastaliklarini düsünerek daha genis spektrumda&lt;br/&gt;degerlendirilmeleri gerekliligi anlasilmistir.&lt;br/&gt;Çalismamizda , Süleyman Demirel Üniversitesi Tip Fakültesi Çocuk Sagligi ve&lt;br/&gt;Hastaliklari ABD&quot;na, kronik karin agrisi sikayetiyle basvuran 6-14 yas grubu&lt;br/&gt;çoçuklarda H. pylori enfeksiyonu, ELISA yöntemiyle serumda H. pylori IgG&lt;br/&gt;(HpIgG) ve gaitada Helicobacter pylori Stool Antigen (HpSA) bakilarak arastirildi.&lt;br/&gt;5&lt;br/&gt;HpIgG pozitifligi saptanan çocuklarin ailelerinde HpIgG arastirilarak aile içi geçisin&lt;br/&gt;rolü incelendi. Antikor ve antijen pozitifligi saptanan çocuklara tedavi verildi ve&lt;br/&gt;tedavi sonrasi HpIgG ve HpSA&quot; ne bakilarak tedavinin etkinligi ve enfeksiyon için&lt;br/&gt;olasi risk faktörleri degerlendirildi.</description></item><item><title>BEDENSEL YETERSÝZLÝÐÝ VE SÜREÐEN HASTALIÐI OLAN ÇOCUKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bedensel-yetersizligi-ve-suregen-hastaligi-olan-cocuklar-377872.html</link><description>BEDENSEL YETERSÝZLÝÐÝ VE SÜREÐEN HASTALIÐI OLAN ÇOCUKLAR &lt;br/&gt;A. TANIM VE SINIFLANDIRMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amerikan Özürlü Bireylerin Eðitimi Yasasý&quot;nda ortopedik yetersizlik, &quot;Çocuðun eðitimsel performansýný etkileyen konjentinal (doðuþtan) anomaliler, hastalýklar ve diðer faktörlerin neden olduðu yetersizliktir&quot; þeklinde tanýmlanmýþtýr. &lt;br/&gt;Milli Eðitim Bakanlýðýnca çýkarýlan Özel Eðitim Okullarý Yönetmeliðinde benzer bir tanýmla ortopedik özürlü &quot; Bütün düzeltmelere raðmen iskelet, sinir sistemi, kas ve eklemlerrdeki özürlerinden dolayý normal eðitim, öðretim, çalýþmalarýndan yeteri kadar yararlanamayan&quot; olarak tanýmlanmaktadýr. &lt;br/&gt;Amerikan Özürlü Bireylerin Eðitim Yasasýnda saðlýk yetersizliði olan çocuklar için &quot;çocuðun eðitim performansýný etkileyen çeþitli akut yada kronik hastalýklar nedeni ile sýnýrlý güce, yaþam süresine ya da harekete sahip olan bireylerdir&quot; tanýmý verilmiþtir. &lt;br/&gt;Milli Eðitim Bakanlýðýnýn çýkardýðý Özel Eðitim Okullarý Yönetmeliðinde ise &quot;sürekli bakým ve tedaviyi gerektiren hastalýklar sebebiyle eðitim, öðretim çalýþmalarýndan yeteri kadar yararlanamayanlar&quot; þeklinde tanýmlanmýþtýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Özürün tipine göre sýnýflandýrma:&lt;br/&gt;*Nörolojik sistemle ilgili yetersizlikler (beyin, omurilik ve sinir sistemi)&lt;br/&gt;*Kas-iskelet sistemi ile ilgili yetersizlikler (vücudun fiziksel yapýsý ile ilgili sistemler kaslar ve iskelet)&lt;br/&gt;*Saðlýk bozukluklarý (fiziksel iyilik, saðlýk ve fizyolojik fonksiyonlarýn olmayýþý, kýsýtlýðý ya da yetersizliði)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Nedenlere baðlý sýnýflandýrma:&lt;br/&gt;*Doðum öncesi (genetik olarak geçen bazý problemler, annenin geçirdiði enfeksiyonlar ile ilgili problemler oksijen yetersizliði, malnütrisyon, annenin madde kullanýmý ve anne karnýnda geçirilen travma gibi)&lt;br/&gt;*Doðum esnasý (doðum esnasýnda meydana gelen bazý problemler)&lt;br/&gt;*Doðum sonrasý (sonradan oluþan hastalýklar ya da geçirilen travmalara baðlý yetersizlikler, vücudun parçalarýnda yada fonksiyonlarýndaki kayýplar. Çocuk felci gibi enfeksiyonlarýn neden olduðu özürler, kanser ve benzeri gibi diðer saðlýk sorunlarý)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Yetersizliðin derecesine göre sýnýflandýrma:&lt;br/&gt;*Hafif (Yaþamýný sürdürmek için destekleyici bir araca gereksinim duymakta, kiþisel gereksinimlerini karþýlayabilmektedir. )&lt;br/&gt;*Orta (Yetersizliðin tipine göre yardým saðlayan bir araca gereksinimi vardýr. Kiþisel gereksinimlerinde yardýmcý araçlar kullanmaktadýr.)&lt;br/&gt;*Aðýr (Tekerlekli sandalyeyi kullanmaktadýr, kiþisel gereksinimlerini yardýmsýz yapamamaktadýr.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Culatta ve Tompkins (1999) ise çocuðu koþullarýn etkileme durumuna göre durumu iki grupta incelemiþtir: 1- ortopedik yetersizlikler, 2- saðlýk yetersizlikleri.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ORTOPEDÝK &lt;br/&gt;YETERSÝZLÝKLERSAÐLIK YETERSÝZLÝKLERÝ&lt;br/&gt;*Organ eksiklikleri&lt;br/&gt;*Cerebral palsy&lt;br/&gt;*Epilepsi&lt;br/&gt;*Çocukluk  romatoid artriti&lt;br/&gt;*Murfan sendromu&lt;br/&gt;*Multiple sklerosis&lt;br/&gt;*Muscular distrofi (kaslarýn geliþmemesi)&lt;br/&gt;*Gevrek kemikliler&lt;br/&gt;*Çocuk felci&lt;br/&gt;*Bel çatlaðý&lt;br/&gt;*Omurilik zedelenmesi&lt;br/&gt;*Travmatik beyin zedelenmesi*Dikkat eksikliði/Hiper aktivite bozukluðu (ADHD)&lt;br/&gt;*Kazanýlmýþ immün yetersizliði sendromu (AIDS)&lt;br/&gt;*Astým &lt;br/&gt;*Yanýklar&lt;br/&gt;*Kanser&lt;br/&gt;*Çocuk Ýstismarý&lt;br/&gt;*Konjenital kalp hastalýklarý&lt;br/&gt;*Sitomegalovirüs&lt;br/&gt;*Kistik fibrozis&lt;br/&gt;*Fetal alkol sendromu&lt;br/&gt;*Týbbi bakým ve araca ihtiyaç duyan çocuklar&lt;br/&gt;*Hemofili&lt;br/&gt;*HIV&lt;br/&gt;*Hipoglisemi&lt;br/&gt;*Diabet&lt;br/&gt;*Lösemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B. EN ÇOK KARÞILAÞILAN ORTOPEDÝK VE SAÐLIK YETERSÝZLÝKLERÝNÝN NEDENLERÝ, ÖZELLÝKLERÝ VE EÐÝTÝMLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Ortopedik YetersizliklerÇ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Organ Eksiklikleri: &lt;br/&gt;Doðuþtan veya sonradan kol ve bacak gibi vücuda eklemlerle baðlý organlardaki eksikliklerdir. Örneðin, parmaðýn olmamasý, elin olmamasý, ayaðýn, bacaðýn olmamasý gibi. Doðum öncesinde annenin röntgen ýþýnlarýna maruz kalmasý, ilaç kullanmasý, geçirdiði enfeksiyonlar gibi, doðum sonrasýnda geçirilen kazalar, yanlýþ týbbi müdahealeler, þeker hastalýðý gibi nedenlerden kaynaklanabilmektedir. Eðitimlerinde yardýmcý protez ve ortezler kullanýlmaktadýr. Ayrýca eðitsel çevre düzenlemeleri ve kiþinin takýlan protezine / ortezine uyum saðlayabilmesi için psiko - sosyal ve eðitsel çalýþmalarýn düzenlenmesi gerekmektedir. Uygun çevre düzenlemesi ve araç kullanýmý ile normal okullarda eðitim görebilmektedirler.&lt;br/&gt;Cerebral Palsy (C.P) - Beyinsel Ýnme: &lt;br/&gt;Beyinin zedelenmesinin neden olduðu hareket bozukluklarýný tanýmlayan genel bir terim olarak kullanýlmaktadýr. Bir kas koordinasyonu problemidir. Çocuklarýn kaslarý yada sinirleri zarar görmemiþtir, kaslar yada sinirler beyin sapý ile baðýntý kurabilir ancak beyin, kaslarýn kasýlma ve gevþemesini kon</description></item><item><title>ÇOCUK GELÝÞÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-gelisimi-354290.html</link><description>Çocuk Geliþimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇOCUK GELÝÞÝMÝ&lt;br/&gt;            Doðuþtan ergenliðin eþiðine kadar süren yaþam dilimine çocukluk denir.  Bu  dönemi  de  bölümlere   ayýrmak   alýþkanlýk   olmuþtur.   Ýlk çocukluk  (0-15 ay); ikinci  çocukluk   (15 ay-3 yaþ ya da 3.5 yaþ); okul çaðý (6 yaþ-12 yaþ); 12  yaþýnda  ergenlik baþlar  ve  çocukluk dönemi sona erer. &lt;br/&gt;            Çocuðun küçülmüþ bir insan deðil, 2 yönlü bir deneye girip baþarý saðlayacak, yani hem çevresini, hem kendisini   anlayacak   bütünüyle deðiþik bir yaratýk olduðunu akýldan çýkarmamak gerekir. Yeni doðmuþ bebekte boyun dörtte 1&quot;i kadar olduðu  halde yetiþkin insanda  sekizde bir kadar olan baþ  büyüklüðü  bile, küçük çocuk  ile gelecekteki büyük insan  arasýndaki  büyük ayrýlýðý   ortaya  koymaya  yeterlidir.  Ayrýca , kiþinin  duygusal ve   ruhsal    oluþumunda bu   dönemin taþýdýðý önem üstünde durmak gerekir. &lt;br/&gt;           Çocuk için ananýn varlýðý temeldir. (maddi bakýmdan hiçbir   eksiði bulunmadýðý halde  ana  sevgisinden  yoksun  olan çocuklarda ruhsal bozukluklar belirdiði saptanmýþtýr); ana ve baba arasýnda  anlaþma ve uyum cinselliðinin  bulmada çocuða  yapacaklarý  yardýmda  önemlidir. Öte yandan kiþiliðin geliþmesi de sürekli deðildir. Bireylere ve  cinslere göre deðiþir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Ýlk Çocukluk&lt;br/&gt;        Bu dönemde çocuk  dýþ dünya ile  giderek  artan  iliþkilerle  birlikte hýzlý  bir   beden   büyümesi   görülür.  ( 7 aylýkken  çocuk  ilk  doðduðu zamanki aðýrlýðýnýn 2 katý olur.) Ýlk yýl boyunca (aðzýl evre), aðýz bölgesi çocuk için baþlýca tanýma ve bilgi aracýdýr. Ýlgi duyduðu herþeyi  aðzýna  götürür.   Bir yaþýna  doðru  ilk    sözcükler,    mýzýldamalarýn yerini  alýr.    Bunlar  sözcük   tümcelerdir. 12 - 15  ay  arasýnda      çocuk,   saðlam basarak yürümeyi baþarýr. &lt;br/&gt;                Ýkinci Çocukluk&lt;br/&gt;         Bu dönem boyunca   çocukta   gezinme ve dil  çok   özel   bir   önem kazanýr. Çocuk yürür ve  koþar. Sözcükleri   birbirine ulayarak tümceler yapar.   Sözcük   daðarcýðý     önce yavaþ sonra çok  abuk  artar.  2 - 3 yaþ    arasýnda ( dýþkýl  evre ) sidiðini ve dýþkýsýný  tutmayý  öðrenir.  Bu evre çok önemlidir. Çünkü çocuk      annesinin  hoþuna  gidecek þeyler yapma, dolayýsýyla    yetiþkinlerle iliþki      kurma yolunu    bulur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          3 - 4  yaþýna  doðru  çocuk,  cinsel  organlarýyla ilgilenir.  Bu evre cinsel sorunlar ve oidipus karmaþasý (karþý cinsten ana-baba için sevgi, ayný cinsten ana-baba için kin besleme. Çünkü ayný cinsten olan, rakip görülür.) çaðýdýr. Ana-baba arasýnda anlaþma varsa, bu sorun bir  süre sonra   çözüme   kavuþur. Çocuk  ana  babadan   birini kendine  model seçer. Ötekini de ideal bir sevgi konusu yapar. &lt;br/&gt;                  Okul Öncesi Dönem&lt;br/&gt;           Çocuk bu dönem boyunca, bedensel araçlarýna daha büyük ölçüde egemen olur.Hareket denetimi doruk noktasýna varýr. Bu çaðýn en belir-          gin özelliði büyük birsevimlilik vetoplumsal kümeyle bütünleþmedir. Ana okuluna giriþin bu döneme rastlatýlmasý bu bakýmdan önemlidir.  Çocuk kolayca yeni dostluklar kurar, karmaþýk ve tutkulu oyunlar yaratýr.  Yeni arkadaþlarýyla   ne  kadar  çabuk  kavga  ediyorsa  o  kadar  da  çabuk barýþýr. Özellikle de ana  babasýnýnkinden  farklý  bir  yetkiyle  karþýlaþýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                   Okul Dönemi&lt;br/&gt;           Somut düþüncenin doðuþuyla ayný zamana denk gelir. 11 yaþýna doðru yerleþik ilkelerden hareketle geliþen sýký  bir  ilerlemeye  dayalý varsayýmla-tümdengelimli  düþünce  süreçleri  belirirken  okul  öncesi çaðýn taþkýn düþgücü hafifler. Sonunda çocuk ana  - baba  etkisinden kurtulmaya baþlar. &lt;br/&gt;           Ýnsanýn  2.  yaþ  çaðý  belki  en  nazik  dönemi  sayýlabilecek  olan ergenlik dönemi ruh-bilimsel alanda önemli sonuçlar doðruna biyolojik bir büyüme süreci  ile  birlikte  yürür.  Çocuðun cinsel  ilgisi  apansýzýn uyanýr.&lt;br/&gt;          Ergenlik öncesinde (erkeklerde 12 - 15 yaþ, kýzlarda  11 - 13  yaþ ) büyüme son derece hýzlýdýr. Birincil cinsel özellikler belirir,kendi ile dýþ dünya arasýndaki ayrýlýðý apaçýk gören  çocuk  yenilik  ist</description></item><item><title>ALTINI ISLATAN ÇOCUKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?altini-islatan-cocuklar-371658.html</link><description>ALTINI ISLATAN ÇOCUKLAR&lt;br/&gt;TANIM: &lt;br/&gt;     Çocuklar genellikle 2-3 yaþlarýna kadar altlarýný ýslatýrlar. Gündüz kontrol daha erken saðlanýrken (2-2,5 yaþ) geceleri biraz daha geçtir. 4 yaþýndan sonra alt ýslatmanýn devam etmesi durumunda Altýný Islatma (enuresis) sorunundan söz edilebilir.&lt;br/&gt;ÖZELLÝKLER:&lt;br/&gt;Dört þekilde görülür:&lt;br/&gt;*   Yalnýz gece altýný ýslatýrlar, (Nactural)Yattýktan biraz sonra ya da kalkmaya yakýn altlarýný ýslatýrlar,&lt;br/&gt;*    Yalnýz gündüz altýný ýslatýrlar, (Diurnal)Çok utangaç olduklarý ya da oyuna daldýklarý için altlarýný ýslatýrlar,&lt;br/&gt;*    Hem gece hem de gündüz altýný ýslatýrlar, (Kronik alt ýslatma)&lt;br/&gt;*    Ara-sýra altýný ýslatýrlar, Hastalýk sýrasýnda, yeni bir kardeþin dünyaya gelmesi sonucunda, sert disiplin uygulandýðýnda, korkutulduðunda, gece üstü açýk býrakýldýðýnda,  zorlama sonucu bel aðrýlarýyla altlarýný ýslatýrlar.&lt;br/&gt;Probleme Karþý Olumsuz Tutumlarýn Etkisiyle Çocukta,&lt;br/&gt;*           Parmak emme, týrnak yeme,&lt;br/&gt;*           Telaffuz bozukluðu,&lt;br/&gt;*           Kýskançlýk, korkaklýk ve pasiflik, &lt;br/&gt;*           Ýçe kapanýklýk ve yalnýz yaþama, &lt;br/&gt;*           Sorumluluktan kaçma,&lt;br/&gt;*           Kendine güvensizlik,&lt;br/&gt;*           Öfke ve aðlama nöbetleri, &lt;br/&gt;*           Saldýrgan davranýþlar,&lt;br/&gt;*           Hýrsýzlýk ve yalancýlýk,&lt;br/&gt;*           Dikkat daðýnýklýðý,&lt;br/&gt;*         Yaþýna uygun davranýþlar göstermeme oluþabilir.&lt;br/&gt;NEDENLER:&lt;br/&gt;A-    Fiziksel Olarak;&lt;br/&gt;*          Genetik yatkýnlýk,&lt;br/&gt;*           Sinir kas kontrolünün gecikmesi, &lt;br/&gt;*           Ýdrar yollarýnda enfeksiyon, idrar kesesinde tonus azlýðý,&lt;br/&gt;*           Çok derin uyku yaratacak aþýrý yorgunluk,&lt;br/&gt;*           Fazla sulu ve tuzlu yemek yeme,&lt;br/&gt;*           Ayaklarýn ve bel kýsmýnýn aþýrý üþümesi gibi nedenlerden kaynaklanabilir.&lt;br/&gt;B - Psikolojik Olarak;&lt;br/&gt;*        Yeni bir kardeþin doðmasý, okula baþlama, okul deðiþtirme, sevilen birinin kaybý gibi stres faktörlerine karþý hayatýn eski dönemlerine geri dönme isteði,&lt;br/&gt;*        Erken ve baskýlý tuvalet eðitimi, (Aþýrý titizlik ve sabýrsýz davranma ) &lt;br/&gt;*        Gün içinde korku yaþanmasý, &lt;br/&gt;*        Derin uyuma,&lt;br/&gt;*        Ruhsal zorlama, aþýrý baský ve üzüntü yaþanmasý, &lt;br/&gt;*        Anne babanýn ayrýlmasý, aile iliþkilerinde bozukluklar, evde huzursuzluk gibi ailevi faktörler,&lt;br/&gt;*        Ailenin aþýrý koruyucu ve hoþgörülü tutumu ile çocukta bebeksi kalma eðilimi,&lt;br/&gt;*        Ýlgi çekmek ve öç alma isteði,&lt;br/&gt;*        Okulda korkusu gibi nedenlerden kaynaklanabilir.&lt;br/&gt;ÖNERÝLER :&lt;br/&gt;*      Önce çocuk týbbi muayeneden geçirilmeli ve eðer gerekiyorsa ilaç tedavisi uygulanmalýdýr. (Yaygýn kanýnýn tersine bu ilaçlar kýsýrlýk yapmaz, yan etkileri azdýr ve iyi sonuç verirler).&lt;br/&gt;*      Doðduðu günden itibaren çocuða uygun bakým verilip, altýný ýslatýnca derhal deðiþtirilerek, çocukta temizliðe haz duyma alýþkanlýðý oluþturulabilir.&lt;br/&gt;*      Ayýp, biraz tut, eve gidince yaparsýn gibi yanlýþ tutumlar mesane bozukluklarýna yolaçýlabileceði için bunlardan sakýnmalýdýr.&lt;br/&gt;*      Çocuk, tuvaleti gelir gelmez nerede olursa olsun hemen ihtiyacýný gidermesi için teþ</description></item><item><title>BÖBREÐÝN KALITSAL VEYA GELÝÞÝMSEL DEFEKTLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bobregin-kalitsal-veya-gelisimsel-defektleri-438323.html</link><description>BÖBREÐÝN KALITSAL VEYA GELÝÞÝMSEL DEFEKTLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yenidoðan bir bebekte üriner sistem anomalilerini düþündüren öykü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Oligohidrramnios (renal agenezi, hipoplazi, obstrüktif anomaliler)&lt;br/&gt;*Polihidramnios (GÝS&quot;de atrezi ile birlikte seyreden böbrek anomalileri, diabetes insibitus)&lt;br/&gt;*Büyük plasenta (Fin tipi konjenital nefrotik sendrom)&lt;br/&gt;*Perinatal asfiksi (Akut tübüler nekroz, renal ven trombozu, böbrek yetersizliði)&lt;br/&gt;*Tek göbek arteri (GÝS obstrüksiyon ve genitoüriner anomaliler)&lt;br/&gt;*Organogenez döneminde teratojen ilaç kullanýmý, maternal hipoglisemi, intrauterin enfeksiyonlar (özellikle kýzamýkçýk)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yenidoðan bir bebekte üriner sistem anomalilerini düþündüren fizik muayene bulgularý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Potter yüzü (düþük ve deforme kulaklar)&lt;br/&gt;*Aniridia&lt;br/&gt;*Meme arasý geniþliðin fazla olmasý (kalkan Göðüs)&lt;br/&gt;*Tek göbek arteri&lt;br/&gt;*Karýn kaslarýnýn yokluðu (Prune Belly sendromu)&lt;br/&gt;*Asit,ödem, karaciðer kistik hastalýðý (polikistik böbrek)&lt;br/&gt;*Anüs imperfaratus&lt;br/&gt;*Megakolon (megaüreter ile beraber olabilir)&lt;br/&gt;*Dýþ genital anomaliler (kriptoorþitizm, epispadias, hipospadias)&lt;br/&gt;*Alt ekstremite ve omurga anomalileri (hemihipertrofi, spina bifida, meningomyelosel)&lt;br/&gt;*Doðumsal kalp anomalileri (VSD)&lt;br/&gt;*Gonadal disgenezi, Trisomiler&lt;br/&gt;*Küçük veya büyük böbrek&lt;br/&gt;*Mesane veya böbrek lojunda ele gelen kitle&lt;br/&gt;*Ýris ve Retina deðiþiklikleri&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Renal agenezi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Böbreðin yokluðu anlamýndadýr&lt;br/&gt;*Tek veya çift taraflý olabilir&lt;br/&gt;*Tek taraflý (Unilateral) daha sýk görülür (1/1000 canlý doðumda)&lt;br/&gt;*Diðer böbreðe ait anomaliler eþlik edebilir&lt;br/&gt;*Çift taraflý renal agenesis (Potter sendromu): Canlý doðumlar arasýnda 1/4000 oranýnda görülür. Hastalarýn çoðu erkektir. Hipertelorizm, epikantus, geniþ ve basýk burun, düþük kulak, mikrognati, yumru ayak þeklindeki tipik görünüm vardýr. Pulmoner displazi sýktýr. Gebelik döneminde oligohidroamnios mevcuttur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Renal hipoplazi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Böbreklerin tam geliþmemesi anlamýndadýr. Adultta böbrek aðýrlýðýnýn 50 gr&quot;dan, kaliks sayýsýnýn 5&quot;den az olmasý ile karakterizedir. Genellikle tek taraflýdýr. Çift taraflý olduðunda böbrek yetmezliði görülebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Ektopik böbrek&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Böbreðin farklý yerde lokalize olmasýdýr. En sýk pelviste lokalizasyon görülür. Genelde asemptomatiktir. Ancak üreterin kývrýlmasýna baðlý obstrüksiyon, taþ ve enfeksiyon geliþebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.At nalý böbrek&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Renal füzyon anomalilerindendir.&lt;br/&gt;*Asemptomatik olabilir veya hipertansiyon, hematüri eþlik edebilir.&lt;br/&gt;*Turner sendromlu vakalarda genel toplumdan daha sýk görülür.&lt;br/&gt;*Wilms tm geliþimi daha sýktýr.&lt;br/&gt;*Üriner enfeksiyon ve taþ oluþma riski artmýþtýr.&lt;br/&gt;*Travmada zedelenme þansý yüksektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.Duplikasyon anomalileri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Çift üreter en sýk rastlanýlanýdýr. Çoðunlukla asemptomatik olup tetkikler sýrasýnda rastlanýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6.Renal disgenezis&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Total veya segmenter olabilir. Bir veya iki böbrekte görülebilir. Çoðunlukla tek taraflýdýr. Böbreklerde kistik oluþumlar ortaya çýkabilir. Bu taktirde kistik displazi veya multikistik displazi terimleri kullanýlýr. Bunlar herediter olmamalarý ve daha ziyade tek böbreði tutmalarý nedeniyle böbreðin kistik hastalýklarýndan ayrýlýrlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7.Kistik böbrek hastalýklarý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a.Polikistik böbrek&lt;br/&gt;b.Medüllada kistlerle karakterize hastalýklar&lt;br/&gt;-Medüller sünger böbrek&lt;br/&gt;-Nefroftizi&lt;br/&gt;-Medüller kistik hastalýk&lt;br/&gt;c.Renal displastik kistler&lt;br/&gt;-Multikistik displazi&lt;br/&gt;-Kortikal kistler&lt;br/&gt;-Ýnfantil mikrokistik hastalýk (konjenital nefrotik sendrom)&lt;br/&gt;d.Glomerüler kistik hastalýk&lt;br/&gt;e.Basit böbrek kistleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Polikistik böbrek&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kistik böbrek hastalýklarý içinde en sýk görülenidir. Ýki böbreði de ilgilendiren kalýtsal bir hastalýk olup genellikle bilateraldir. Otozomal resesif (OR) geçiþli infantil tip ve otozomal dominant (OD) geçiþli eriþkin tip olmak üzere iki tipi vardýr. Bazýlarý infantil, juvenil ve eriþkin tip olmak üzere 3 tipte inceler.&lt;br/&gt;Ýnfantil tip polikistik böbrek hastalýðý: Yenidoðan döneminde böbrekler büyük ve palpe edilebilir durumdadýr, oligüri mevcuttur. Eðer oligüri intrauterin dönemde de mevcutsa pulmoner hipoplazi geliþebilir. Bu tür vakalar doðumdan kýsa bir süre sonra ölür</description></item><item><title>FETUS VE YENÝDOÐANDA ENERJÝ METABOLÝZMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?fetus-ve-yenidoganda-enerji-metabolizmasi-438191.html</link><description>Fetus ve Yenidoðanda Enerji Metabolizmasý&lt;br/&gt;Hazýrlayan Dr. Müge Çaðlar&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bu seminerde öncelikle fetus, yenidoðan, enerji ve metabolizma konularýnda genel tanýmlayýcý bilgiler verilecektir. Daha sonra karbonhidrat, protein ve yað metabolizmasý ele alýnacak ve son olarak enerji metabolizmasýnýn regülasyonu ve klinik izlem anlatýlacaktýr.&lt;br/&gt;Fetal dönem, gestasyonun 3. ayýnýn baþýndan doðuma kadar süren ve bedenin hýzla büyümesi, doku ve organlarýn olgunlaþmasý ile karakterize intrauterin döneme denir.&lt;br/&gt;Yenidoðan dönemi ise, doðumu izleyen ilk 4 haftalýk (28 günlük) süreyi tanýmlamaktadýr. Yenidoðanlar; miadýnda (term), prematüre (preterm), gebelik yaþýyla uyumlu (apropriate for gestational age = AGA) veya gebelik yaþýna göre küçük (small for gestational age = SGA) þeklinde deðiþik alt gruplara ayrýlmaktadýr. Bu gruplara göre metabolik özellikler farklýlýk göstermektedir.&lt;br/&gt;Enerji, iþ yapabilmek veya maddeyi deðiþtirebilmek için gereken kapatesidir. Toplam enerji, gýdalarýn kalorimetri kabý içinde tamamen yanmasý ile oluþan enerjidir. Kullanýlabilir enerji, toplam enerjiden atýlan enerjinin (idrar, gaita) çýkartýlmasý ile oluþan enerjidir.Enerjinin ölçü birimi kalori olarak kabul edilebilir. Protein, yað ve karbonhidratlarýn metobolize edilmesi ile oluþturduklarý kalori miktarý þu þekildedir:&lt;br/&gt;Toplam enerji           Kullanýlabilir enerji&lt;br/&gt;   Protein5,65 kcal/gr4 kcal/gr&lt;br/&gt;Yað9,45 kcal/gr9 kcal/gr&lt;br/&gt;Karbonhidrat4,10 kcal/gr4 kcal/gr&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Metabolizma ise, hücrelerde enzimler sayesinde meydana gelen anabolik ve katabolik reaksiyonlarý tümüdür. Bazal metabolizma, açlýk ve dinlenme durumunda vucudun solunum, dolaþým, hormonal aktivite ve vucut ýsýnýn sabit tutulmasý gibi süreçlerin sürdürülmesi için gerekli minimum enerji miktarýdýr. Kýsaca yaþamýn enerji olarak bedelidir. Bazal metabolizma hýzý aþaðýdaki formülle hesaplanýr. &lt;br/&gt;Bazal metabolizma = ( 55 - ( 2 x yaþ - yýl ) )xvucut aðýrlýðý&lt;br/&gt;Bazal metabolik hýz, harcanan enerjinin büyük kýsmýný oluþturur.  Bu faktör termregülasyon, soluma iþi, membranlardan iyon gradientinin devamlýlýðýný saðlama ve kardiak fonksiyon için harcanan enerjiyi içerir. Çeþitli faktörler bazal metabolizma hýzýný etkiler. Bu faktörler:&lt;br/&gt;-Vucut yüzeyi-Cins-Yaþ-Kas tonusu&lt;br/&gt;-Vucüt bileþimi-Hormanal faktörler-Gebelik&lt;br/&gt;-Beslenme durumu-Uyku-Ateþ                                &lt;br/&gt;Ýstirahattaki Metabolizma hýzý ( REE) = Bazal metabolizma hýzý(BEE)+BEE/10. Hesaplanan enerji (MEE) ise, oksijen tüketimi ve karbondioksit üretimi üzerinden ölçülür. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Saðlýklý term bebeðin enerji gereksinimi, prematüre bebeklerden daha düþük olup, ortalama 110-150 kcal/kg/gündür. Matür yenidoðanda enerjinin %35i büyüme için kullanýlýr. Prematürelerde bu oran %50 dir. Çocuklarda enerji gereksinimi, bazal metabolizma hýzýndan, fiziksel aktiviteden, besinlerin spesifik dinamik etkisinden veya besinlerden saðlanan termogenezden etkilenir. Enerji gereksinimi yaþ, cins, total vucut yüzeyi gibi etmenlerde iliþkilidir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Enerji harcanmasýný artýran durumlarArtýþ yüzdesi&lt;br/&gt;Ateþ (1 derece) %10-15&lt;br/&gt;Operasyon%20-30&lt;br/&gt;Sepsis %30-50&lt;br/&gt;Solunum distresi%10-20  &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;KARBONHÝDRAT METABOLÝZMASI&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Karbonhidratlar, basit ve kompleks sakkaritlerden oluþan organik maddelerdir. Karbonhidratlar, þeker molekülünün sayýsýna göre monosakkarit, disakkarit ve polisakkarit olmak üzere üç gruptur. Karbonhidratlar esansiyel enerji kaynaðý deðillerdir. Protein koruyucu ve enerji kullanýmýný optimize edici etkileri vardýr. Glikojen ve glukozun aneorobik yoldan metabolize olmasý ile daha fazla enerji üretilir.&lt;br/&gt;Fetal kanda varolan esas karbonhidrat, glukozdur. Glukoz, plasentadan kolaylaþtýrýlmýþ diffüzyon yolu ile geçer. Fetüs kan glukoz konsantrasyonu, dokulardaki glikojen üretimi ve annedeki glukoz konsantrasyonuna baðlýdýr. Fetal glisemi maternal gliseminin %60-70 kadardýr. Gebelikte glikojen birikim gestasyonun 13. haftasýnda baþlar ve ilerleyen aylarda artarak 20. haftada 36 mg/g ulaþýr. Bu deðer spesifik enzim yetersizliðine baðlý olarak, eriþ</description></item><item><title>ERGENLÝK DÖNEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ergenlik-donemi-362552.html</link><description>Fiziksel Geliþim&lt;br/&gt;Biliþsel Geliþim Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt;Duygusal Geliþim&lt;br/&gt;Sosyal Geliþim&lt;br/&gt;Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt;Fiziksel Geliþim&lt;br/&gt;UNESCO ergenlik dönemini 15-25 yaþ dilimleri arasýnda gösterirken ülkemizde ergenlik dönemi ortalama olarak kýzlarda 10-12, erkeklerde 12-14 yaþlarý arasýnda baþlar.  &lt;br/&gt;Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt;Erinlik evresi cinsel organlarýn olgunlaþtýklarý sýrada oldukça kýsa süren fizyolojik deðiþiklikler evresidir. Bu evre ergenlik döneminin bir bölümünü oluþturur ve bu dönemden önce görülür. Ergenliðin erinlikten farký tek baþýna fizik olgunluðu deðil tam bir olgunluðu kapsamasýdýr.&lt;br/&gt;Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt;Ergenlik dönemi en hýzlý büyüme evresinden biridir. Biyolojik deðiþme ile baþlar. Bedensel zihinsel ve ruhsal geliþme ile son bulur. Deðiþimler vücudun hýzlý büyüyerek geliþmesi, hormonlarýn çalýþmasý ve cinsel dürtülerin artmasý þeklindedir. &lt;br/&gt;Ergenin vücudundaki hýzlý deðiþimler hipofiz bezinin büyüme hormonu salgýlamasýyla olur. Kýzlarda ve erkeklerde &lt;br/&gt;Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt;Hormon deðiþikliði nedeniyle tüylenme görülür. Bedensel ve iç geliþmelerle birlikte kýzlarda kanama meydana gelir.&lt;br/&gt;Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt;Erkeklerde hem boyda hem de aðýrlýkta artýþ görülürken, kýzlarda ergenlik döneminde yavaþladýðý görülür. &lt;br/&gt;Erinlik öncesinde kýzlarýn aðýrlýðý erkeklere oranla daha azken, erinlik baþlarýnda kýzlarýn erkeklerden daha aðýr olduklarý görülür. Erinlik sonlarýna doðru erkeklerin aðýrlýðýnýn kýzlara oranla arttýðý dikkati çeker. &lt;br/&gt;Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt; Ergenlik döneminde kas ve kemiklerin büyümesi ile aðýrlýk artýþý olur. Beden þekli ve oranlarýndaki önemli deðiþikliklere bakýldýðýnda ergenlik döneminde erkeklerde dar kalça, geniþ omuzlar, dümdüz uzanan bacaklar gözlenirken; kýzlarda, geniþ kalça, dar omuzlar ve eðimli olarak uzanan bacaklar þeklinde olur.&lt;br/&gt;Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt;- Biliþsel Geliþim&lt;br/&gt;11 yaþýndan sonra baþlayan ve mantýksal düþünmenin yetiþkinler düzeyine ulaþtýðý bu döneme soyut iþlemler dönemi denir. 7-8 yaþlarýnda sosyalleþmeye baþlayan çocuk 11-12 yaþlarýnda kurallarýn kiþiler arasý anlaþma sonucu olduðunu anlayacak duruma gelmiþtir. Görüþ alýþveriþi ve &lt;br/&gt;Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt;tartýþma ile çocuklar görüþlerini haklý gösterebilecek düþünce kurallarýný ve mantýk yollarýný bulmaya baþlarlar. Bunun sonucu olarak da çeþitli varsayýmlar oluþturup bunlarý sýnayýp soyut düþünür, genelleme yapar ve soyut kavramlarý kullanarak bir durumdan ötekine geçiþ yapabilir. &lt;br/&gt;Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt; Zihinsel muhakeme, iþbirliði mantýðýn geliþmesi ve kurulmasýnda önemlidir. Ergen gerçek ya da olasý sosyal durumlara karþý ilgisinin artmasý sonucu kendisini ve üyesi olduðu çeþitli gruplarýn görüþlerine eleþtirici gözlerle bakabilir. Toplumun gelenek ve göreneklerine, kurallarýna karþý tutumu deðiþir. Ergen deneme yanýlma yoluyla&lt;br/&gt;Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt; sebep sonuç iliþkisini daha rahat anlar. &lt;br/&gt;Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt; - Duygusal Geliþim&lt;br/&gt;Ergenin duygusal geliþimine bakýldýðýnda &lt;br/&gt;yalnýzlýktan duyulan haz yanýnda bir gruba katýlma özlemi, &lt;br/&gt;yetiþkini hor görme ama ona katlanma,&lt;br/&gt;endiþe ve umutsuzluða karþýn geleceðe umutla bakma gibi belirgin çeliþkili duygular vardýr. &lt;br/&gt;Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt;Duygusal tepkileri saðlýk durumu, cinsiyet, zeka düzeyi, okul baþarýsý ve sosyal kabul düzeyi gibi etkileyen faktörler vardýr. &lt;br/&gt;Bu evre fýrtýna ve gerginlik dönemi olarak tanýmlanabilir. Karamsarlýk, gerçekle ilgili çatýþmalar, kiþisel üzüntü, güvensizlik duygusu, çevrenin takdirini kazanma duygusu, baþarýsýzlýklarý ve yetersizlikleri &lt;br/&gt;Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt;gencin içine kapanmasýna neden olabilir.&lt;br/&gt;Ergenlik döneminde duygularýn þiddetlendiði görülür. Bunun sonucunda gerginliðin iyi uyum saðlayamayanlarda  belirli alýþkanlýklara neden olduðu görülür. Örneðin ; týrnak yeme, parmak emme, saç bükme veya saç çekme, yüze elle dokunma gibi alýþkanlýklar.&lt;br/&gt;Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt;Ergenlik dönemindeki bu þiddetli duygusallýk çevresel ve toplumsal faktörlerle birlikte güvensizlik duygusu yaratýr. Aile içindeki duygusal ve sosyal etkileþim kuþaklar arasýndaki farklý düþünceler, sosyal beklentiler ve çevreye uyum süreci ergeni etkileyen durumlardýr. Belirsizlik ve bilinmeyene karþý korku ergenlikte de görülür. Ergen korkularý &lt;br/&gt;Ergenlik Döneminde Geliþim&lt;br/&gt;objelere karþý sosyal iliþkilerde duyulan ve kendisi ile ilgilidir. Ergende koþullanmýþ bir korkunun benzer durum ve nesnelere genellenmesi olarak ifade edilen k</description></item><item><title>UYUM SORUNU OLAN ÇOÇUÐUN TANILANMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uyum-sorunu-olan-cocugun-tanilanmasi-387476.html</link><description>UYUM SORUNU OLAN ÇOÇUÐUN TANILANMASI&lt;br/&gt;Uyumsuz çoçuklarýn mümkün olabildiðince erken tanýnmasý,uyumsuzluðun önlenmesinde gerekli önlemlerin alýnabilmesi açýsýndan çok önemlidir.Özellikle erken çoçukluk döneminde bu sorunlarýn belirlenmesi ve tanýlama çalýþmalarýnýn bu dönemde yoðunlaþtýrýlmasý gereklidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     0-4 yaþlarýnda tanýmlama ,ailenin istegi ile çoçuk pisikriyaisi bölümleri ,rehberlik araþtýrma merkezleri ve gerekirse sosyal hizmet ve saglýk hemþirelerinin ev ziyaretleriyle yapýlýr.&lt;br/&gt;    &lt;br/&gt;   4-7 yaþtan sonraki dönemlerde de , öðretmen problemin belirlenmesi aþamasýnda çok önemlidir.Öðretmen çeþitli eðitim ortamlarýnda çoçugu gözleyerek ,var olan sorunlarý belirler .ailenin de görüþlerini alarak çoçuk pisikriyati servislerine veya rehberlk araþtýrma merkezlerine baþvurur.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;  Ayrýca okullarda uyum sorunu olan çouklarýn belirlenmesi için uzman personel tarafýndan okulda taramalar da yapýlabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Taramalar ;guruplara uygulanan bilgi toplama yöntemleridir.Bu bilði toplama yöntemleri sonucunda ,gereken çoçuklarýn tedavisi ve egitimi adý geçen kurumlarda yapýlabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Uyumsuz çoçuklar için gerek hastanelerde , gerek rehberlik ve araþtýrma merkezlerinde kesin taný koyarak damgalamaktan kaçýnmak için sadece çoçugun özellikleri tanýmlanarak belirlenmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Çoçugun özelliklerini en iyi þekilde belirleyebilmek için de bireysel incelemeler yapýlmalýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Çougun içinde bulundugu geliþim dönemleri de dikkate alýnarak yapýlmasý gereken bireysel incelemelri 4 alanda görmak mümkündür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Bunlar sýrasýyla:&lt;br/&gt;         &lt;br/&gt;       1.  Týbbi Tanýlama :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Çoçuklarýn fiziksel ,ruhsal bozukluk ve hastalýklarýnýn tanýlanmsý ile organik tetkiklerin yapýlmasýný içerir.&lt;br/&gt;            &lt;br/&gt;        2. Pisiko-Sosyal  Tanýlama :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Çoçucugun baþarý,yetenek ,tutum sosyal iliþkiler.kiþilik ve geliþim unsurlarýný degerlendirmeyi amçlar Bu hususlarýn ayrýntýlý olarak belirlenmesinde kullanýlan yöntem ve teknikler ise;&lt;br/&gt;        &lt;br/&gt;       a -zeka testleri uygulamasý (ülkemiz için stadardize edilmiþ ,geçerlik ve güvenirliði yüksek testler )&lt;br/&gt;       b-Gözlemler&lt;br/&gt;       c-Aileye iliþkin bilgiler&lt;br/&gt;       d-Anne babalarýn çoçuklarý hakkýndaki raporlarý &lt;br/&gt;       e-Ögretmene iliþkin bilðiler&lt;br/&gt;       f-Ögretmenlerin çoçuklar hakkýndaki raporlarý &lt;br/&gt;      g-Sosyometrik teknikler &lt;br/&gt;      h-Okul geliþim geçmiþi &lt;br/&gt;      ý-Akranlarýnýn davranýþ degerlendirme ölçekleri&lt;br/&gt;      i-Kiþil,ik geliþim geçmiþi      &lt;br/&gt;      j-Uygulanan disiplin&lt;br/&gt;      k-Aile geçmiþi&lt;br/&gt;      l-Genel ve özel yetenek testleri&lt;br/&gt;      m-Sosyal geliþim ölçekleri&lt;br/&gt;      n-Geliþim grafiði&lt;br/&gt;      o-ögrencinin kendisi hakkýndaki düþüncelerini içerir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    3. Egitsel Tanýlama:&lt;br/&gt;      &lt;br/&gt;    Çoçugun egitim ögretim etkinliklerinde baþarýlý ve baþarýsýz oldugu durumlar ile durumlarýn derecelerini belirlemeyi amaçlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Bu konuda kullanýlan teknik ve yöntemler ;&lt;br/&gt;    a-Ögretmen kanaatleri&lt;br/&gt;    b-Baþarý testleri&lt;br/&gt;    c-Ýlgi testleri&lt;br/&gt;    d-Gözlemler&lt;br/&gt;    e-Toplu kayýt dosyalarýndaki baþarý kayýtlarýnýn incelenmesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    4-Pisikriyatikk Tanýmlama&lt;br/&gt;       Ruhsal sorunlarý ve uyum bozukluklarý olan çoçuklarýn  ,çoçuk pisikriyatisi kliniklerinde degerlendirilmeleri için yapýlacak okul-egitimci-aile -hekim iþbirliði ile sagaltýmlarýnýn yapýlmasýný içerir.&lt;br/&gt;                                       &lt;br/&gt;                                                          D-ÖNERÝLER&lt;br/&gt;       Sadece týbbi ya da sadece pisikolojik ve egitsel tanýlama yapýlmamasý gereklidir.izleme çalýþmalarýna agýrlýk verilmeli ,gözlem merkezleri bulunmalý ,çok az test aracýna baþvurularak tanýlama yapýlmamalýdýr.&lt;br/&gt;       Ayrýca tanýlamayý yapacak persenolin iyi yetiþmiþ olmasý önemlidir.Ýzlemeye alýnan uyumsuz çoçuklarýn</description></item><item><title>ENGELLÝ ÇOCUKLARIN EÐÝTÝMLERÝ VE AÝLELERÝNE ÖNERÝLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?engelli-cocuklarin-egitimleri-ve-ailelerine-oneriler-354731.html</link><description>ENGELLÝ ÇOCUKLARIN EÐÝTÝMLERÝ VE AÝLELERÝNE ÖNERÝLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Engelli çocuk normal çocuklardan bedensel veya zihinsel olarak farklýlýk gösteren çocuktur. &lt;br/&gt;Bu çocuklarýn eðitimleri özel bir çaba gerektirir. Bu eðitimleri yürüten özel eðitim kurumlarý vardýr:&lt;br/&gt;Yatýlý özel eðitim okullarý&lt;br/&gt;Gündüzlü özel eðitim okullarý&lt;br/&gt;Meslek okullarý ve mesleki eðitim merkezleri&lt;br/&gt;Görme engelli,iþitme engelli, ortopedik engelli, zihinsel engelli, süreðen hastalýðý olanlar ile uyum güçlüðü olanlarýn eðitimi ayrý ayrý eðitim kurumlarýnda gerçekleþtirilmektedir. &lt;br/&gt;Ülkemizde engelli insan sayýsý çok olmasýna raðmen tüm engel gruplarýnýn rahatlýkla eðitim görebilmeleri için bir þehirde toplu olarak bulunmasý gereken okullar sadece büyük þehirlerde bulunmaktadýr. &lt;br/&gt;Bu çocuklarýn eðitiminde okullar kadar ailenin de büyük rolü vardýr. Çünkü; AÝLELER ÇOCUKLARINI HERKESTEN ÇOK DAHA ÝYÝ TANIRLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ZÝHÝNSEL ENGELLÝ ÇOCUKLARIN AÝLELERÝNE ÖNERÝLER&lt;br/&gt;Her þeyden önce çocuðu kabul etmeliler.&lt;br/&gt;Çocuk için gereken ilgi ve þefkati fazlasýyla göstermeliler.&lt;br/&gt;Çocuðu aþýrý derecede korumamalýlar.&lt;br/&gt;Çocuðun kendine güven duymasýný saðlamalýlar. &lt;br/&gt;Çocukla konuþurken iþarete yer vermemeliler.&lt;br/&gt;Çocuða kesinlikle acýmamalýlar. &lt;br/&gt;Konuþma taklitle öðrenildiðinden onunla düzgün konuþmalýlar.&lt;br/&gt;Çocuðun eðitim ve öðretimine erken yaþta baþlamalýlar.&lt;br/&gt;Çocuðu arkadaþ edinebileceði yerlere götürüp, arkadaþlýk kurmasýna yardýmcý olmalýlar.&lt;br/&gt;Çalýþmalarýnýzda sabýrlý, güleryüzlü, sevecen bir tutum takýnmalýlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ENGELLÝLERÝN EÐÝTÝMÝ BÜYÜK FEDEKARLIK ÝSTER&lt;br/&gt;BEDENSEL ENGELLÝLERÝN AÝLELERÝNE ÖNERÝLER&lt;br/&gt;Ýskelet, sinir sistemi, kas ve eklemlerindeki özürlerinden dolayý normal eðitim-öðretim çalýþmalarýndan yararlanamayan çocuklardýr. &lt;br/&gt;Bu çocuklarýn;&lt;br/&gt;Yetersizliklerini ve özelliklerini çok iyi tanýmak gerekir. &lt;br/&gt;Yaptýðý hareketler desteklenmeli, yapmadýklarý için çocuklar zorlanmamalýdýr.&lt;br/&gt;Bedensel özürlülerin zihinsel olarak eksik olmadýðý bilinerek yaþýtlarýyla birarada bulunmalarý saðlanmalýdýr. &lt;br/&gt;EN BÜYÜK ÖZÜR ÝLGÝSÝZLÝKTÝR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÞÝTME ENGELLÝ ÇOCUÐU OLAN AÝLELERE ÖNERÝLER&lt;br/&gt;Bu çocuklarla net ve kýsa cümlelerle, ses yükseltilmeden konuþulmalýdýr. &lt;br/&gt;Yüz hareketleri, jest ve mimikler kullanýlmalý.&lt;br/&gt;Ýstenmeyen bir hareket karþýsýnda asla baðýrýlmamalý, yüz ifadeleriyle ikaz edilmelidir. &lt;br/&gt;KONUÞMA ENGELLÝ ÇOCUÐU OLAN AÝLELERE ÖNERÝLER&lt;br/&gt;Ýþitme engeli olan çocuklarda genelde konuþma engeli de ortaya çýkar.&lt;br/&gt; Bu çocuklarda ortaya çýkarýlan yanlýþ sesler ona kýzarak deðil, farklý biçimlerle farkettirilmelidir.</description></item><item><title>15 AÞ COCUKLARININ GELÝÞÝM ÖZELLÝKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?15-as-cocuklarinin-gelisim-ozellikleri-450431.html</link><description>5-15 YAÞ ÇOCUKLARININ GELÝÞÝM ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Ýnsan geliþimi döllenmeden baþlayarak yaþamýn sonuna dek sürer. Genel olarak doðumdan sonraki ilk iki yýl içinde insan yavrusu &quot;bebek&quot; olarak kabul edilir. &lt;br/&gt;Çocuðun geliþimini incelemek bir çok yönden yararlýdýr. Geliþim çeþitli dönemlerden meydana gelir. Belli geliþim dönemlerinde ortak davranýþ kalýplarýnýn olduðu yapýlan araþtýrmalar sonucu ortaya konmuþtur. Örneðin 3-4 yaþ çocuklarýna okuma yazma-öðretmeye çalýþmak boþuna bir çabadýr. Çünkü çocuk belli bir olgunlaþma sürecinden geçmeden belli becerileri kazanamaz. Buna karþýlýk dört yaþ çocuðu sayý sayamaz, renkleri ayýrt edemezken en güç müzik parçalarýný öðrenebilir. Eriþkinlerin bin bir güçlükle öðrendikleri bir yabancý dili, o dilin konuþulduðu ortamda çok kýsa sürede öðrenebilirler.Konuþma yeteneðinin geliþmesi de beynin belli bir olgunluk düzeyine eriþmesine baðlýdýr, beþ aylýk bir bebeðe ne kadar uðraþýlsa da konuþma öðretilemez, ancak 8-9 aydan sonra bebek duyduklarýný yinelemeye ve kapmaya baþlar. Çocuk bu dönemde ilgi ve uyarýlmadan yoksun kalýrsa yetenekler körelir. Daha da geç kalýnýrsa konuþma açýðý kapatýlamaz. Çocuðun öðrenmeye yatkýn olduðu bu dönemler kaçýrýlýrsa yetenekler gerektiði gibi açýlýp serpilemez. Buna &quot;Kritik dönem&quot; denir. Yani belli davranýþlarýn belli dönemlerde kazanýlmasý gerekir. Örneðin Fransa&quot;da ormanlýk bir bölge de bulunan 10-11 yaþlarýndaki Victor, hiçbir dili bilmez ve konuþmaz haldeydi. Yürümüyor, dört ayak üzerinde gidiyordu. Bir þeye uzun süre dikkat edemiyor,insanlardan korkuyor ve sosyal iliþkilerden kaçýnýyordu. Beþ yýllýk bir eðitimden sonra birkaç kelime ve isimden baþka bir þey söyleyemedi. Kendi baþýna yaþayýp, insanlarla iletiþim kurmayý da öðrenemedi.   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-3 YAÞ ÇOCUKLARININ GELÝÞÝMÝ (Özerklik Dönemi):&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tuvalet eðitiminin kazanýldýðý bu dönem 2 nci ve 3 ncü yaþý içine alýr. Yürümeye ve konuþmaya baþlamýþtýr. Kazanýlan bu iki önemli yetenek sayesinde baðýmsýz hareket etmek ister. Sürekli oradan oraya koþuþturur, her yere uzanmak, herþeyi tutmak ister. Çevresini araþtýrmaya keþfetmeye çalýþýr. Su ile oynar, yemekleri döküp saçmaya baþlar, isteklerini karþý çýkýlmasýna dayanamaz, aðlar, baþýna buyruk, ele avuca sýðmaz, öfkeli bir çocuk olup çýkmýþtýr.&lt;br/&gt;Bu çaðda cocuklarýn inatçý olumsuz, hareketli karýþtýrýcý tutturucu olduklarýný ve davranýþlarýnda çeliþkilerle dolu olduðunu unutmamak gerekir. Ayrýca bu olumsuzluklarýn geçici olduðunu  3 yaþýnda ortaya çýktýðýný bilmek yararlýdýr. Ortadan kesici, batýcý, yarayýcý nesneler kaldýrýlmalýdýr. Deðerli eþyalar çocuðun uzanamayacaðý yerlere konmalýdýr. Ama bunu yaparken her þeyi ortadan kaldýrmak yanlýþ olur. Çocuk oynamayacak birþeylerle oynuyorsa yavaþça elinden alýnmalý onun yerine ilgisini çekecek bir eþya veya oyuncak verilmelidir. &lt;br/&gt;Bu yaþlarda çocuklarýn dikkatlerinin baþka yöne kolaylýkla çekilebileceðini bilmek iyi olur. Böylece çocukla gereksiz yere kýsýr çekiþmelere girilmemiþ olur. Çocuk her an bir þey kýracak kendine veya eþyalara zarar verecek korkusuyla davranmak doðru bir hareket tarzý deðildir. Çocuk bazý titiz annelerin yaptýðý gibi belli bir alanda tutulmamalý, ev içinde oynama serbestisi tanýnmalýdýr.&lt;br/&gt;Sürekli olarak dur, otur, yapma , elleme demekten kaçýnmak yerinde olacaktýr. Bu yaþlarda korkutmalara, sert cezalara ve dayaða baþvurmak çok zararlýdýr. Ancak çocuk aðlamasýn diye her istediðini yerine getirmekten de kaçýnýlmalýdýr. Çocuðun döküp saçmasýna katlanarak kendi kendisini besleme kendi baþýna yemek yeme isteði desteklenmelidir. Üç yaþýnda çocuk kendi baþýna yemek yer duruma gelmelidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-6 YAÞ ARASI ÇOCUKLARININ GELÝÞÝMÝ  (Oyun dönemi):&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu dönemde çocuk konuþkan, cývýl cývýl ve hayat doludur. Sürekli sorular sorar: &quot;Anne bu ne ?,Baba bunun adý ne?, Neden?, Niçin?,&quot; sorularý bitmek bilmez. Sýk sýk büyüklerin sözünü keser, &quot;bana da söyle&quot; diye araya girer. Her þeyi bilmek, tanýmak ister. Bir önceki dönemin inatçýlýðý gitmiþ onun yerini uyumluluk ve söz dinlerlik almýþtýr. Bu dönemin en belirgin özelliði olan kendi iþini kendi görmeye bayýlýr. Çok canlý bir hayal gücü vardýr. Duyduklarýný abartýr, gördüklerini çarpýtarak anlatýr. Olmamýþ þeyleri olmuþ gibi anlatýr. Çizikler, sýyrýklar ve küçük yaralanmalardan çok etkilenirler. Bir damla kan görse avaz avaz baðýrýr, aðlaKýz veya erkek olduðunu ayýrt eder. Anne babaya benzeme çabasý içine girerler. Kýz çocuðu anneye hayrandýr, anneyle bir arada bulunmaktan, onunla mutfakta iþ yapmaktan çok hoþlanýr. Annenin hoþuna gidecek</description></item><item><title>GELÝÞÝM DÖNEMLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gelisim-donemleri-362749.html</link><description>GELÝÞÝM DÖNEMLERÝ</description></item><item><title>ANKARA LÖSEMÝLÝ ÇOCUKLAR VAKFI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ankara-losemili-cocuklar-vakfi-398075.html</link><description>Ankara Lösemili Çocuklar Vakfý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ankara Lösemili Çocuklar Vakfý (LÖSEV), ilk kez 1998 yýlýnda kuruldu. Lösemili çocuklarý tedavi amacýyla SSK Ankara Çocuk Hastanesine yatýrdýðýmýz ilk günlerdi... Hastane yönetiminden çocuklarýn odalarý için küçük bir televizyon talebine aldýðýmýz olumsuz yanýt sonrasýnda o hastanede çalýþan doktorlar, hemþireler ve personel, aramýzda para toplayarak küçük bir televizyon aldýk. Ýlk zamanlarda bir çocuðumuzun yol parasýný ya da okul ihtiyacýný karþýlamak bizler için büyük sorundu. Ancak günler geçtikçe büyüdük, güçlendik; projeler geliþtirdik, hedeflerimizi büyüttük. Çocuklarýmýzýn her türlü ihtiyaçlarýný karþýlamak için dürüstçe ve tüm enerjimizle çalýþtýk.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;24.Eylül.2000 tarihinde Türkiye&quot;nin ilk ve tek Lösemili Çocuklar Hastanesi LÖSANTE&quot;yi hizmete açmýþ olan Vakfýmýz; bugüne kadar 2000i aþkýn lösemili çocuk ve ailesini yaþama baðlamýþ, Türkiye&quot;nin ilk LÖSEV &amp;#8211; Lösemili Çocuklar Okulu&quot;nu açmýþ,Doðu ve Güneydoðu Anadolu&quot;da Pediatrik Hematoloji Servislerine destek vererek köklü çözümler yaratmayý, toplumsal ve kalýcý hizmetler vermeyi sürdürmüþtür.&lt;br/&gt;Bugün onlarca çalýþaný, 2000i aþkýn lösemili çocuk ve aileleri, binlerce gönüllü üyesiyle kocaman bir aileyiz... &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ankara Lösemili Çocuklar Vakfý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ankara Lösemili Çocuklar Vakfý (LÖSEV), ilk kez 1998 yýlýnda kuruldu. Lösemili çocuklarý tedavi amacýyla SSK Ankara Çocuk Hastanesine yatýrdýðýmýz ilk günlerdi... Hastane yönetiminden çocuklarýn odalarý için küçük bir televizyon talebine aldýðýmýz olumsuz yanýt sonrasýnda o hastanede çalýþan doktorlar, hemþireler ve personel, aramýzda para toplayarak küçük bir televizyon aldýk. Ýlk zamanlarda bir çocuðumuzun yol parasýný ya da okul ihtiyacýný karþýlamak bizler için büyük sorundu. Ancak günler geçtikçe büyüdük, güçlendik; projeler geliþtirdik, hedeflerimizi büyüttük. Çocuklarýmýzýn her türlü ihtiyaçlarýný karþýlamak için dürüstçe ve tüm enerjimizle çalýþtýk.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;24.Eylül.2000 tarihinde Türkiye&quot;nin ilk ve tek Lösemili Çocuklar Has</description></item><item><title>ÇOCUK HAKLARI VE EÐÝTÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-haklari-ve-egitimi-447589.html</link><description>GÝRÝÞ&lt;br/&gt;&quot;Bütün çocuklarýn insan haklarý olan yüksek kalitede eðitimden yararlanma hakkýný yaþama geçirme yönündeki çabalar bir&quot;eðitim devrimi&quot; ile sonuçlanmaktadýr... Tüm dünya çapýndaki bu hareketin amacý Herkes Ýçin Eðitim&quot;dir. Toplumsal deðiþimin itici gücü olan eðitim, yoksullukla mücadelede, kadýnýn güçlendirilmesinde, çocuklarýn  sömürücü ve tehlikeli iþlerle cinsel istismardan korunmasýnda, insan haklarýnýn ve demokrasinin geliþtirilmesinde, çevrenin korunmasýnda ve nüfus artýþýnýn denetlenmesinde en önemli biricik etmendir. Eðitim uluslar arasý barýþa ve güvenliðe uzanan yoldur... Herkes için eðitim vizyonunu küresel bir gerçekliðe dönüþtürecek siyasal kararlýktýr.&quot;&lt;br/&gt;                                                                           Kofi A.Annan&lt;br/&gt;1.Anayasa, yasalar ve çocuk haklarý sözleþmesi: &lt;br/&gt;1982 Anayasasý&quot;nda çocuklarla doðrudan ilgili bir çok hüküm yer almaktadýr. Bunlardan 5 inci maddede, &quot;Devletin temel amaç ve görevleri... insanýn maddi ve manevi varlýðýnýn geliþmesi için gerekli þartlarý hazýrlamaya çalýþmasýdýr.&quot; hükmü; 41 inci maddede, &quot;Aile toplumun temelidir... Devlet ailenin huzur ve refahý ile özellikle ananýn ve çocuklarýn korunmasý... için gerekli tedbirleri alýr, teþkilatý kurar&quot; hükmü yer almaktadýr. Burada aileye sunulacak hizmetler için örgütlenmeye gidilmesi ve idarece bu görevlerin yerine getirilmesi vurgulanmaktadýr. &lt;br/&gt;42. maddede eðitim öðretim hakkýný belirterek,&quot;Devlet, maddi imkanlardan yoksun baþarýlý öðrencilerin, öðrenimlerini sürdürebilmeleri amacý ile burslar ve baþka yollarla gerekli yardýmlarý yapar. Devlet durumlarý sebebiyle özel eðitime ihtiyacý olanlarý topluma yararlý kýlacak tedbirleri alýr&quot; demektedir.&lt;br/&gt;56. maddede saðlýk hizmetleri ve çevrenin korunmasý vurgulanýrken, 58. maddede ise &quot;Devlet gençleri alkol düþkünlüðünden, uyuþturucu maddelerden, suçluluk kumar ve benzeri kötü alýþkanlýklardan, cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alýr&quot; ifadesine yer vermektedir. &lt;br/&gt;59. maddede sporun geliþtirilmesi ilkesine yer verilirken, 62. madde yabancý ülkelerde çalýþan Türk vatandaþlarýnýn çocuklarýnýn eðitimi, kültürel gereksinimlerinin karþýlanmasý, anavatanla baðlarýnýn korunmasý ve yurda dönüþlerinde yardýmcý olunmasý gibi konularda devletin yerine getirmesi gereken görevlere yer vermektedir. &lt;br/&gt;Ayrýca 61. maddede &quot;... korunmaya muhtaç çocuklarýn topluma kazandýrýlmasý&quot; için devletçe gerekli tedbirlerin alýnacaðý belirtilmektedir. &lt;br/&gt;Yasalara gelindiðinde ise baþta Milli Eðitim Temel Kanunu, Medeni Kanun, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu, Çocuk Mahkemelerinin Kuruluþu Görev ve Yargýlama Usulleri Hakkýnda Kanun,Özel Eðitime Muhtaç Çocuklar Kanunu doðrudan çocuklarla ilgilidir. &lt;br/&gt;Anayasa ve tüm yasalar irdelendiðinde çocuðun öneminin ve gereksinimlerinin farkedildiði görülmekle birlikte bunlarýn uygulamaya geçirilmesinden kaynaklanan sorunlarýn yoðunluk kazandýðý görülmektedir. Uygulamada etkin ve verimli örgütlenme biçiminin olmamasý, görev-yetki ve sorumluluklarýn açýkça tanýmlanmamasý, uygulamanýn alanýnýn uzmaný olan nitelikli personelle desteklenmemesi, ayrýlan mali olanaklarýnýn yetersizliði, ulusal bir eylem planýnýn olmamasý, hedef ve stratejilerin anlaþýlýr biçimde belirlenmemesi, hizmetlerde sorumluluðu olan kurum ve kuruluþlarýn etkili bir koordinasyon ile ekip çalýþmasý içine girmemeleri, istatistiki verilerin yetersizliði vb. olumsuzluklar özenle gözden geçirilerek bu alandaki hizmetlerin sürekli, etkin ve yeterliliði saðlanmalýdýr. &lt;br/&gt;Çocuðun ve çocuk haklarýnýn korunmasý günümüzün en önemli ve ivedilikle çözüme kavuþturulmasý gereken sorunlarýndan birisidir. Yetiþkinlerin çocuk haklarýný gerçekleþtirme yükümlülükleri insan haklarý ile ilgili her türlü düzenlemede yer almaktadýr. &lt;br/&gt;Anayasamýz baþta olmak üzere tüm mevzuatta çocuðun korunmasý esas alýnmýþtýr. Anayasamýzýn 61/4 maddesinde, devlet korunmaya muhtaç çocuklarý topluma kazandýrmak için her türlü tedbiri alýr denmektedir. Bu hüküm çocuðun geliþmesi ve topluma yararlý bir birey olarak kazandýrýlmasý</description></item><item><title>4-5 AÞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?45-as-436038.html</link><description>4-5 YAÞ&lt;br/&gt;Kilo almaya ve boyu uzamaya devam eder&lt;br/&gt;Hareketlerindeki koordinasyon artar&lt;br/&gt;Yeme, uyuma ve dýþkýlama alýþkanlýklarý düzenlidir&lt;br/&gt;Çok hareketlidir&lt;br/&gt;Bir þeylere baþlar ama her zaman baþladýðýný bitirmez&lt;br/&gt;Patron gibi davranýr&lt;br/&gt;Diðer çocuklarla oynar fakat sürekli kendini savunur ve korur&lt;br/&gt;Kavgalarý kýsa sürer&lt;br/&gt;Büyük bir filozof gibi güzel konuþur&lt;br/&gt;Hikayeler anlatýr ve abartýr&lt;br/&gt;Uygunsuz sözcükleri yerli yersiz kullanýr&lt;br/&gt;Heceleri bir araya getirerek anlamsýz sözcükler üretmekten hoþlanýr&lt;br/&gt;Güler, kikirder&lt;br/&gt;Her þeyi aðýrdan alýr oyalanýr&lt;br/&gt;Söylendiðinde elini yüzünü yýkar&lt;br/&gt;Nasýl ve Niçin sorularý sorar&lt;br/&gt;Etkin bir hayal gücü vardýr&lt;br/&gt;Akranlarýna baðýmlýlýk gösterir&lt;br/&gt; Okul Öncesi Dönem *. 3-4 YAÞ&lt;br/&gt;Koþar, zýplar ve týrmanýr&lt;br/&gt;Kendi kendine yemek yiyebilir, fincandan içebilir&lt;br/&gt;Bazý þeyleri dökmeden taþýyabilir&lt;br/&gt;Kendinin soyunup giydirilmesine yardýmcý olabilir&lt;br/&gt;Öðle uykusuna yatmayabilir fakat sessizce oynar&lt;br/&gt;Yetiþkinlere cevap verebilir, onaylarýný ister&lt;br/&gt;Onay görmediðini belirten ifadelere duyarlýdýr&lt;br/&gt;Ýþbirliðine girer, basit iþler için bir yere gönderildiðinde koþarak gider&lt;br/&gt;&quot;Ben de&quot; dönemidir. Her þeyin içinde yer almak ister&lt;br/&gt;Her þeyi merak eder&lt;br/&gt;Hayal gücü kuvvetlidir. Karanlýktan ve hayvanlardan korkabilir.&lt;br/&gt;Hayali arkadaþlarý olabilir&lt;br/&gt;Konuþkandýr. Genellikle kýsa cümleler kurar.&lt;br/&gt;Bekleyebilir ama sabrý azdýr&lt;br/&gt;Oyuncaklarý sepete toplama gibi küçük sorumluluklar alabilir&lt;br/&gt;Kendi kendine gayet iyi oynar fakat grup oyunlarýnda problemlerle karþýlaþýlýr&lt;br/&gt;Karþý cinsten ebeveyne yakýnlýk duyar  fakat zaman zaman deðiþtirebilir&lt;br/&gt;Kýskançtýr. Özellikle yeni bir bebeðe tahammül edemez&lt;br/&gt;Suçluluk duyabilir&lt;br/&gt;Sürekli sýzlanarak, aðlayarak ve sevgiyi garanti etmeye çalýþarak duygusal açýdan güvensiz olduðunu gösterebilir&lt;br/&gt;Parmak emerek, týrnak yiyerek vb davranýþlarla gerginliðini azaltmaya çalýþabilir&lt;br/&gt;Kendini ifade etmeye çok açýktýr&lt;br/&gt;hazýrlayan: Doç. Dr. Melike Sayýl&lt;br/&gt;3-5 yaþ&lt;br/&gt;3 ve 4 yaþ arasý sýklýkla kim?, nerede? ve ne? gibi soru tiplerini yöneltirler. Cümleleri daha uzundur ve konuþmasý daha akýcýdýr. 4-5 yaþ arasý kendisine söylenen her þeyi anlar ve kolay anlaþýlýr bir þekilde konur.&lt;br/&gt;YaþYapmasý BeklenenlerÖneri Alýnmasý Gereken Durumlar&lt;br/&gt;3-4 yaþ*Çok sayýda sorular yöneltir. &lt;br/&gt;*Kendine ait öyküler uydurur ve yaptýklarýný anlatýr. &lt;br/&gt;*Yaklaþýk beþ- altý sözcüklü cümleler kurar. &lt;br/&gt;*Zamaný algýlar (yarýn, daha sonra, gelecek hafta gibi) *Ýfade etmek istediklerini anlaþýlýr bir þekilde söyleyemiyorsa &lt;br/&gt;*Konuþmasý sýrasýnda iletiþimini aksatacak ölçüde takýlma, duraksama ve ses, hece ya da sözcük tekrarlarý varsa. &lt;br/&gt;4-5 yaþ*Daha uzun öyküler anlatýr ve içinde ailesinin de olduðu öyküler yaratabilir. &lt;br/&gt;*Beþ sözcükten daha fazla sözcük içeren cümleler kurar. &lt;br/&gt;*Gelecek zamaný kullanýr (Örneðin; Yarýn anaokuluna gideceðim.gibi). *Eðer hala sözcükleri biraraya getirip cümle kurmakta güçlük çekiyorsa &lt;br/&gt;*Konuþmasýna iliþkin kullandýðý sesleri doðru olarak üretemiyorsa ya da artikülasyon hatalarý yapýyorsa &lt;br/&gt;*Söylenen direktifi anlamakta güçlük çekiyorsa &lt;br/&gt;*Ýletiþim kurma konusunda &lt;br/&gt;çekingense. &lt;br/&gt;*Öðrendiði ifadeleri uygun &lt;br/&gt;baðlamda kullanamýyorsa. &lt;br/&gt;Ona Nasýl yardým Edebilirsiniz?&lt;br/&gt;*Büyük- küçük, sert- yumuþak gibi zýtlýklar içeren oyunlar oynayýn. &lt;br/&gt;*Konuþmalarýnýza zamana iliþkin kavramlar katýn (bugün, yarýn, daha sonra, gelecek hafta gibi). &lt;br/&gt;*Çocuðunuza olaylara iliþkin hisleri ve duygularý hakkýnda konuþma fýrsatý tanýyýn ve paylaþýmda bulunun. &lt;br/&gt;*Kendinize ait sözcük oyunlarý, tekerlemeler, hikayeler yaratýn. &lt;br/&gt;*Sözcük bulma oyunlarý oynayýn. &lt;br/&gt;*Dil ötesi becerilere iliþkin oyunlar üretebilirsiniz ( örneðin;bir sözcüðün hangi sesle baþladýðýnýn ya da bir sesle baþlayan sözcüðün bulunmasý gibi fonolojik farkýnda olmaya iliþkin aktiviteler). &lt;br/&gt;WWW.EÐÝTÝM.COM&lt;br/&gt;5.1. 36-60 Aylýk Çocuklarýn Geliþim Özellikleri&lt;br/&gt;            Psikomotor Geliþim&lt;br/&gt;1.      Çizgi üzerinde yürür.&lt;br/&gt;2.      Daire etrafýnda döner.&lt;br/&gt;3.      Çift ayakla uzaða atlar.&lt;br/&gt;4.      Çift ayakla sýçrar.&lt;br/&gt;5.      Geri geri çift ayak sýçrar.&lt;br/&gt;6.      Tek ayak üzerinde sýçrar.&lt;br/&gt;7.      Tek ayak üzerinde 5-7 saniye durur.&lt;br/&gt;8.</description></item><item><title>ÇOCOKLARDA REFRAKSÝON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocoklarda-refraksion-448581.html</link><description>ÇOCUKLARDA REFRAKSÝYON&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Dr.Fulya Kamacý&lt;br/&gt;   Dr.Özen Ayrancý&lt;br/&gt;Dr.Esra Güney&lt;br/&gt;       Prof.Dr.Fazýl Sezen&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÖZÜN DOÐUMDAN SONRAKÝ GELÝÞÝMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1)PREMATÜRELER&lt;br/&gt;Prematüre bebeklerde (30-35. hafta) miadýnda doðan bebeklere göre gözün aksiyel uzunluðu daha azdýr ( ortalama 15.1 Â± 0.9 mm), kornealarýn eðriliði daha dik (53.6 Â± 2.5 D) ve lensin kýrýcýlýk gücü daha yüksektir ( 43.5 Â± 3.6 D). Pupillalar myotiktir ve tunika vaskuloza lentis artýklarý genelde mevcuttur. Bu bebeklerde bilateral simetrik lens opasiteleri görülebilir. Önce, lensin arka Y hattýnýn kenarýnda vakuoller olarak görülürler ama sonralarý arka subkapsüler bölgede yoðun bir kesifliðe dönüþürler. Bu durum daha çok doðumdan sonra 7-10. günlerde ortaya çýkar ve 1-2 hafta içinde de kaybolur. Retinanýn damarlanmasý nazalde 8. ayda, temporalde ise 9. ayda tamamlanýr. Retina periferi, damarlanmanýn tamamlanmadýðý yerlerde gri renktir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2)SÜT ÇOCUÐU&lt;br/&gt;Geliþimin 40. haftasýyla beraber, gözün aksiyel uzunluðu 16.8 Â± 0.6 mm&quot;ye yükselir. Kornea düzleþirken (51.2 Â± 1.1 D), lensin kýrýcýlýðý da 34.4 Â± 2.3 D&quot;ye düþer. Miadýnda doðan bebeklerde, retina periferinin damarlanmasý tamamlanmýþtýr ve ekstrafoveal retina neredeyse yetiþkininki gibi fonksiyon görmeye baþlamýþtýr ama fovea henüz geliþimini tamamlamamýþtýr. Yenidoðan foveolasý yetiþkin foveolasýna göre hem daha büyük bir çapa sahiptir, hem de daha az kon yoðunluðuna sahiptir. Yenidoðan foveolasýnýn çapý 1000 &amp;#956;m ve kon yoðunluðu 18 kon/100 &amp;#956;m iken yetiþkin foveolasýnýn çapý 650-700 &amp;#956;m ve kon yoðunluðu 42 kon/100 &amp;#956;m&quot;dir. Bu farklýlýk, yenidoðan konunun iç segment çapýnýn geniþliðine baðlýdýr ki bu çap, doðumda 7.5 &amp;#956;m iken yetiþkin çaðda 2.0 &amp;#956;m&quot;ye düþer. Buna karþýn yenidoðandaki kon iç segment uzunluðu 10 &amp;#956;m&quot;den yetiþkin çaðda 25 &amp;#956;m&quot;ye çýkar. Kon dýþ segment uzunluðu ise doðumdaki 3 &amp;#956;m&quot;den yetiþkin çaðda 60 &amp;#956;m&quot;ye çýkar. &lt;br/&gt;Süt çocuðunda fovea konlarýnýn tam geliþmemiþ olmasý, görme keskinliðinin düþük olmasýna birkaç yoldan sebep olur. Bunlarýn ilki, bebeklerde kon yoðunluðunun düþük olmasý, onlarýn spasyel frekansý tespit etme kabiliyetini düþürür. Hayatýn ilk yýlýnda foveoladaki kon yoðunluðu arttýkça, bununla orantýlý olarak spasyel frekansý tespit etme kabiliyeti de artar. Ýkinci olarak ise, doðumdan sonra kon dýþ segment uzunluðunun artmasý, ýþýðý, hatta renkleri ayýrt etmede konlarýn etkinliðini arttýrýr. Vizüel korteks ve görme yollarýnýn geliþiminin de önemli rolü olmasýna karþýn foveola konlarýnýn morfolojisi ve yoðunluðundaki deðiþiklikler süt çocuðunun görmesinin geliþiminde birincil rol oynar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3)BÝR YAÞINDAN SONRA&lt;br/&gt;Ýnsanlarda göz, hayatýn ilk yýlýnda hýzla geliþir. Hayatýn ilk 6 haftasýnda, kornea 51 D&quot;den 44 D&quot;ye düzleþir. Gözün aksiyel uzunluðu doðumda 17 mm iken, 1 yaþýnda 20 mm&quot;ye çýkar. Lensin kýrýcýlýk gücü ise doðumda 34 D iken bebek 6 aylýk olduðunda 28 D&quot;ye düþer. &lt;br/&gt;Çocuklarda kýrma kusuru, hayatýn ilk yýlýnda ortalama 1.00-1.25 D hipermetropidir. %15-30 oranýnda 1 D&quot;den yüksek astigmatizma görülür. 6-9 aylýk bebeklerin %5&quot;inde 3 D&quot;den yüksek hipermetropi, %0.5&quot;inde ise 3 D&quot;den yüksek miyopi görülür. Çocuk büyüdükçe hem hipermetropi hem de astigmatizma görülme oraný düþer. 3 yaþýna gelindiðinde 1 D ve daha üstünde astigmatizma görülme oraný %8&quot;e düþer. Miadýnda doðan veya prematüre bebeklerde, prematüre retinopatisi olmamasý kaydýyla, sferik veya astigmatik refraktif kusur farklý deðildir.&lt;br/&gt;Emetropi, gözün birçok yapýsýnýn deðiþimini içeren bir geliþim süreciyle ortaya çýkar. Kornea eðriliði 8 haftalýkken yetiþkin ölçülerine ulaþtýðýndan, hayatýn ilk 3 yýlýnda gözün aksiyel uzunluðundaki artýþýn, lens gücündeki düþmeyle dengelendiðine inanýlmaktadýr. 3-14 yaþlarý arasýndaysa, devam eden aksiyel uzunluk artýþý (ki bu genelde 1 mm&quot;dir) kornea ve lensin kýrýcýlýk gücünün azalmasýyla dengelenemediðinden, miyopiye gidiþ görülür. 13 yaþýndan itibaren, göz yetiþkindeki boyutuna eriþmiþ olur. Ergenlik sýrasýnda, gözün geliþim hýzýnda herhangi bir ivmelenme görülme</description></item><item><title>0-6 AS COCUK FÝZÝKSEL GELÝSÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?06-as-cocuk-fiziksel-gelisimi-451454.html</link><description>GENEL BÝLGÝLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Araþtýrmacýlar geliþimsel özelliklerin doðasý ile ilgili deðiþik alanlara yönelmiþler ve insanýn geliþimsel süreci üzerine deðiþik kuramlar geliþtirmiþlerdir. Biyolojik kuramlar, öðrenme kuramlarý, psikanalitik kuramlar ve biliþsel geliþim kuramlarý dört ana çerçeveyi oluþturmuþtur. Ýnsan geliþimi üzerine yazýlan kitap ya da bölümlerde yazarlar ya geliþim dönemleri ile ilgili bu kuramlar üzerinden boylamsal olarak geliþimi vermekte ya da yaþ gruplarý içindeki geliþimsel özellikleri kesitsel olarak aktarmaktadýrlar (Örneðin; doðum öncesi, bebeklik, oyun çaðý, okul çaðý, erken-orta ve geç ergenlik, erken-orta ve geç yetiþkinlik gibi, ya da 0-1 yaþ geliþimi, 2-6 yaþ, 7-12 yaþ, 13-18 yaþ gibi).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Ýnsanýn fiziksel ve ruhsal geliþimi üzerine yapýlan çalýþmalar; insan geliþiminin her birey, her toplum ve kültür için standart olmasa da büyük benzerlikler gösteren ve belirli bir düzen izleyen geliþimsel dönemleri olduðu  görüþünde birleþmektedir. Ýlk olarak Erik Erikson tarafýndan tanýmlanan ve Piaget&quot;nin biliþsel geliþim kuramýnda da vurgulanan epigenetik kurala göre, geliþimin saðlýklý olarak sürebilmesi için  her dönemin kendi içinde  gereksinim, sorun ve görevler yönünden uygun zamanda tamamlanmasý gerekmektedir. Dönemler davranýþýn analiz edilmesine, biyolojik sýnýflandýrmalarýn yapýlmasýna ve sürekliliðin anlaþýlmasýna yardým eder. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Çocukluðun ilk 6 yýlý&quot; bireyin geliþiminin temel taþlarýný oluþturmasý, temel bilgi ve becerilerin bu erken geliþim yýllarýnda kazanýlmasý nedeniyle büyük önem taþýr. Kiþilik oluþumu yönünden de önem taþýyan ilk 72 ayda çocuk, kendisine uyarýcý bir çevre sunan, sevgi gösteren, ve saðlýklý geliþimini saðlayan anne-babaya gereksinim duyar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Bu erken geliþim yýllarýnda temeli atýlan beden geliþimi, psiko-sosyal geliþim ve kiþilik yapýsýnýn, ileri yaþlarda yön deðiþtirmekten çok ayný yönde geliþme þansý daha yüksektir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Çocuk geliþiminin kendine özgü dinamikleri olduðu, her geliþim evresinin büyük oranda daha önceki evreler tarafýndan belirlendiði gerçektir. Araþtýrmalar, çocukluk yýllarýnda kazanýlan davranýþlarýn yetiþkinlikte, bireyin kiþilik yapýsýný, tavýr, alýþkanlýk, inanç ve deðer yargýlarýný büyük ölçüde biçimlendirdiðini ortaya koymaktadýr.&lt;br/&gt;           &lt;br/&gt;          Çoðu kez birbiriyle karýþtýrýlan &quot;Büyüme&quot; (Growth) ile &quot;Geliþme&quot; (Development) sözcükleri, gerçekte birbirinden farklý kavramlardýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Yapýsal artýþý dile getiren &quot;Büyüme&quot;, bedende gerçekleþen sayýsal deðiþiklikleri içermektedir (kilo, boy artýþý gibi). Çocuk, sadece fiziksel olarak büyümekle kalmaz, ayný zamanda onun beyniyle iç organlarýnýn yapý ve büyüklüðünde de deðiþmeler olur. Beynin geliþimi sonucu, çocukta giderek artan bir öðrenme, anýmsama ve muhakeme yeteneði oluþur. Böylelikle fiziksel büyümeye koþut olarak, çocuk zihinsel olarak da geliþir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Buna karþýlýk, &quot;Geliþme&quot;, deðiþikliklerin niceliði yanýnda niteliðini de içermektedir. Geliþme kavramý, düzenli, uyumlu ve sürekli bir ilerlemeyi dile getirmektedir. Geliþim, ileriye dönük olup, deðiþiklikler arasýnda belirgin bir iliþkiyi de kapsar. Kýsaca geliþim, sadece sayýsal ölçümlerle açýklanamayan, birçok yapý ve iþlevi bütünleþtiren karmaþýk bir olgudur. Bu bütünleþme nedeniyle, geliþimin her evresi kendinden bir sonraki evreyi doðrudan etkiler.&lt;br/&gt;            &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;GELÝÞÝMÝN TEMEL ÝLKELERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Geliþim süreci içinde tüm çocuklar ayný geliþim yolunu izlerler. Çocuk koþmadan önce yürür, yürümeden önce emekler. Ancak çocuklarýn geliþim hýzlarýyla bu davranýþlarý baþarmak üzere geçirdikleri sürenin bireyden bireye deðiþtiði görülür. Bazý çocuklar, diðerlerine oranla daha hýzlý geliþirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Geliþimdeki 6 temel kavram þöyle özetlenebilir: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Geliþim, dinamik bir olgudur. Geliþim yaþam boyu sürer. Geliþim belli aþamalara bölünmüþ ve her biri, önceki aþamalarýn birikimlerine dayalý olarak oluþan bir süreç içinde gerçekleþir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Geliþim, genetik ve çevresel deðiþkenlerin karþýlýklý etkileþimlerinin ürünüdür. Örneðin, kalýtsal zeka potansiyelinin uygun eðitim yaþantýlarýyla desteklenmemesi halinde, yeterince geliþmediði bilinmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Geliþim, giderek artan bir özelleþme sürecidir. Geliþim genelden özele, bütünden parçaya doðrudur. Örneðin, çocuklar belli bir geliþim aþamasýnda, sadece ellerini bir bütün olarak kullanýrken, ince kaslarýn geliþimi ile parmaklarýný kullanmaya baþlamaktadýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. Geliþimde denge vardýr. Geliþim özellikleri ayrýlmaz bir bütün</description></item><item><title>ÇOCUÐUNUZUN ÖÐ KOLALAÞTIRACAK 50 ÖN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocugunuzun-og-kolalastiracak-50-on-436874.html</link><description>ÇOCUÐUNUZUN ÖÐRENMESÝNÝ ARTIRMANIN&lt;br/&gt;50 YOLU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FARK ANNE VE BABADIR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuðunuzun eðitimindeki en önemli faktör sizin aktif katkýnýzdýr. George Power&quot;da bizim gördüðümüz fark ailelerin yarattýðýdýr. Bu yüzden çocuðunuzun eðitimine daha çok katkýda bulunmanýzý saðlayacak bu 50 öneriyi yayýnlýyoruz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu  anlaþýlmasý ve uygulanmasý kolay aktiviteler, iyi davranýþlar (Good Behaviour) kitabýnýn yazarlarý ve çocuk eðitimi, öðretimi konularýnda uzman olan Drs. Stephen  Marianne Garber ve Robyn Freedman Spizman tarafýndan geliþtirildi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bunu çocuðunuz ve sizin için yararlý ve teþvik edici  bulacaðýnýzý umuyoruz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Çocuðunuzla Konuþun: Çocuklar ilk altý yýlda hayatlarýnýn geri kalanýnda öðreneceklerinden daha fazlasýný öðrenirler. Bebeðinizle ne yaptýðýnýz, nereye   gittiðiniz  ve ne gördüðünüz hakkýnda  konuþun. Bebeðiniz bunun karþýsýnda sadece tanýmsýz sesler çýkaracaktýr, fakat onun sizin kelimelerinize ve cümlelerinize ihtiyacý vardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Soru Sormaya Cesaretlendirin: Merak öðrenme konusunda çocuklarýn motive olduðunu gösteren en doðal iþarettir. Ýlgiyi yüksek tutmak için, çocuðunuzun sorularýný cevaplandýrýn ve daha fazla soru sormalarý için onlarý cesaretlendirin.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Yetiþkin Kelimeleri Kullanýn: Konuþmalarýnýzýn düzeyini düþürmeyin. Kelimelerinizin % 50&quot;sini kendi kullandýðýnýz kelimelerden seçin. Yeni kelimeleri olaylarýn içinde, çocuðunuzla o olayý yaþarken tarif edin. Daha sonra çocuðunuzun  onu nasýl algýladýðýný ve kullandýðýný dinleyin.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. Okul Zamaný Çocuklarýnýza Düzenli Bir Yatma Saati Ayarlayýn: Çocuklarýn okulda ellerinden gelenin en iyisini yapmalarý için çok fazla uykuya ihtiyaçlarý vardýr. Çocuðunuzun yatma saatine karar vermek için, geceleri kaç saat uyuduktan sonra mutlu ve dakik olarak uyandýðýný belirleyin. Okula gitmek için kalkmasý gerektiði saatten geriye doðru sayarak yatmasý gereken saati bu þekilde bulabilirsiniz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5. Yatakta Uyuma Saati : Belirli aktiviteleri içeren uyku saati etkinlikleri düzenleyen, belirli bir zaman dilimini okumaya, birkaç dakikanýzý da ýþýðý kapatmadan önce anne yada babayla günlük olaylar hakkýnda konuþmaya ayýrýn. Hem bu yolla okumayý sevdirecek, hem anne babayla iletiþim yollarýný açýk tutacak, hem de çocuðunuzun daha kolay dinlenmesini saðlamýþ olacaksýnýz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6. Planlayýn ve Organize Edin: Özel projeler, raporlar ve testler için bir takvim iþaretleyin. Çocuðunuza bir görev verin, ve bu görevi baþarabilmesi için ona yardým edin, her görev için takvimde tamamlama tarihini iþaretleyin. Tamamladýðýnda çocuðunuzu tebrik edin, ödüllendirin.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1&lt;br/&gt;7.Planlarýnýzý Paylaþýn: Düzenli olarak yaptýðýnýz aile toplantýlarýnda, çocuðunuza model rolünde bir ebeveyn olarak kendi planlarýnýzdan bahsedin. Planlý olunduðu takdirde her iþinizi zamanýnda nasýl bitirdiðinizi anlatýn. Çocuðunuza ders dýþýnda extra aktiviteler planlamasý için yardýmcý olun ve ders çalýþma proðramýnýn aralarýna aile toplantýlarý koyun.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8. Kitap Okuma Saatlerinin Kaydýný Tutun: Yatay eksende haftanýn günlerinin yazýlý olduðu bur grafik tutarak çocuðunuzu okuma konusunda motive edebilirsiniz. Çocuðunuzun en sevdiði kitaptan her akþam kaç sayfa okuyacaðý konusunda hedef  belirlemesini saðlayýn ve grafiði nasýl iþaretlemesin gerektiðini öðretin. Bu þekilde her gün okuduðu sayfa sayýsýnýn arttýðýn göreceksiniz ve daha da önemlisi çocuðunuza bu ilerlemesinden dolayý övdüðünüz zaman yüzündeki ýþýltýyý sizde fark edeceksiniz.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;9. Problemlerine Yardýmcý Olun (Sorunlarýyla Ýlgilenin): Çocuðunuzun okulda sürekli tekrar eden bir problemi olduðunda, çocuðunuzun öðretmeniyle konuþun ve problemi çözmek için planlar yapýn. Buna raðmen sorun hala devam ediyorsa, çözülmemiþse ilerlemesine engel olan belirli bir öðrenme problemi olup olmadýðýný anlamak için bir test uygulayýn.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;10. Dinlenme Metodlarýný Öðretin: Eðer çocuðunuz sýnav olurken panikliyorsa, ona küçük bir dinlenme, rahatlama tekniði öðretin. Önce, karnýndan yavaþ ve rahat nefes almasýný söyleyin. Daha sonra, nefesini verirken  fýsýltýyla D-Ý-N-L-E-N demesini söyleyin. Ço</description></item><item><title>ÇOCUÐUNUZUN RUH SAÐLIÐI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocugunuzun-ruh-sagligi-345499.html</link><description>ÇOCUÐUNUZUN RUH SAÐLIÐI&lt;br/&gt;Bu yazýyla ilgilenip okuduðunuza göre bir yetiþkin olmalýsýnýz. Çocuðunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardýmcý olacak en iyi yolu bulmanýn zor olduðu zamanlar vardýr. Çocuðunuz sizi þaþýrtan, canýnýzý sýkan ya da çok korkutan davranýþlar gösteriyor olabilir. Bu tür davranýþlarýn bir bölümü, geliþme ve büyümenin normal sonuçlarý olabilir. Eðer çocuklarýn ruh saðlýðý hakkýnda daha çok þey öðrenmek istiyorsanýz bu yazýyý okumaya devam edin.&lt;br/&gt;Ruh Saðlýðý Ne Demektir?&lt;br/&gt;Ruh saðlýðý, yaþam olaylarý karþýsýnda neler düþündüðümüz, neler hissettiðimiz ve nasýl davrandýðýmýzdýr. Ruh saðlýðý, kendimize, yaþamýmýza ve tanýdýðýmýz ve ilgilendiðimiz insanlara nasýl baktýðýmýzdýr. Ayrýca ruh saðlýðý, zorlanma karþýsýndaki davranýþlarýmýzý, insanlarla kurduðumuz iliþkileri, tercihlerimizi ve seçimlerimizi belirler. Yaþamýn her döneminde fiziksel saðlýk kadar ruh saðlýðý da önemlidir.&lt;br/&gt;Ruh Saðlýðý Problemleri&lt;br/&gt;Bir çocuðun ateþinin yükseldiði kolayca anlaþýlabilir, fakat ruh saðlýðýnýn bozulduðunu anlamak daha zordur. Çünkü ruh saðlýðý ile ilgili problemler her zaman gözle görülmeyebilir ama belirtilerini anlamak mümkündür.&lt;br/&gt;Ruh saðlýðý problemleri teþhis edilebilmektedir. Ruh saðlýðý uzmanlarý belirtilerle ilgili bilgileri toplamakta ve incelemektedirler. Depresyon ve kaygý ile uyum, yeme bozukluklarý ve dikkat eksikliði/hiperaktivite ruh saðlýðý problemlerinden bazýlarýdýr.&lt;br/&gt;Ruh saðlýðý problemleri, her beþ çocuktan birinde herhangi bir zamanda ortaya çýkabilir.&lt;br/&gt;Ne yazýk ki, ruh saðlýðý bozulan çocuklarýn tahminen üçte ikisi ihtiyaçlarý olan yardýmý almamaktadýr.&lt;br/&gt;Pek çok çocuk ve ergen, kýsa süreli bir tedavi görerek atlatabilecekleri ve ciddi bir ruh saðlýðý problemine dönüþmeyebilen duygusal zorlanma dönemleri yaþarlar. Örneðin, sevilen birinin kaybý, aile iliþkilerinde bir deðiþme bu tür problemlere yol açabilir.&lt;br/&gt;Bir çocuðun ruh saðlýðý zihinsel kapasitesi ile iliþkili deðildir. Ruh saðlýðý sorunlarý olmayan çocuklarýnki gibi ruh saðlýðý sorunlarý olan çocuklarýn da zeka düzeyleri düþükten (zihinsel gerilik) yükseðe kadar deðiþebilir.&lt;br/&gt;Özel eðitim, fiziksel saðlýk sorunlarý olan öðrencilerin ihtiyacý olduðu kadar çeþitli ruh saðlýðý sorunlarý olan çocuklarýn ve ergenlerin de özel ihtiyaçlarýný karþýlamaya yardým eden okullarýn destek hizmetlerinden biridir. Özel eðitim alan herkesin ruh saðlýðý sorunu olmasý gerekmediði gibi, ruh saðlýðý sorunu olan her çocuk ve ergenin de özel eðitim almasý gerekmemektedir.&lt;br/&gt;Ciddi Duygusal Rahatsýzlýklar&lt;br/&gt;Çocuklar ve ergenler için &quot;ciddi duygusal rahatsýzlýklar&quot; deyimi, günlük yaþamý ve evde, okulda ya da toplum içindeki iþlevleri ciddi bir þekilde engelleyen rahatsýzlýklar için kullanýlýr. Ciddi duygusal rahatsýzlýk her 20 gençten birinde herhangi bir zamanda ortaya çýkabilir.&lt;br/&gt;Bu tür ruh saðlýðý sorunlarý, yardým edilmezse, okulda baþarýsýzlýða, alkol ya da ilaç kullanýmýna, aile ile çatýþmaya, þiddete ve hatta intihara yol açabilir.&lt;br/&gt;Nedenler&lt;br/&gt;Küçük çocuklarýn ruh saðlýðý sorunlarýnýn temelindeki nedenlerin hepsini bilmiyoruz. Bu sorunlarýn hem çevre hem de biyolojik yapýyla ilgili olduklarýný biliyoruz. Biyolojik nedenler içinde, kalýtým, kimyasal dengesizlik ve merkezi sinir sisteminin zarar görmesi sayýlabilir. Týp uzmanlarý bunlara nörobiyolojik beyin bozukluklarý demektedirler.&lt;br/&gt;Pek çok çevresel faktör çocuklarý tehlikeye sokabilir. Örneðin, þiddete, istismara, ihmale, ölüm ya da boþanma nedeniyle sevilen birinin kaybýna ya da bozuk iliþkilere maruz kalan çocuklar için ruh saðlýðý bozulma riski daha fazladýr. Diðer risk faktörleri, ýrk, cinsel yönelim, din ya da yoksulluk nedeniyle reddedilmeyi içerir.&lt;br/&gt;Vazgeçmeyin&lt;br/&gt;Çocuðunuz için doðru yardýmý buluncaya kadar aramayý sürdürmeniz önemlidir. Bazý çocuklarýn ve ailelerin psikolojik danýþmaya ya da desteðe ihtiyaçlarý vardýr. Diðerlerinin de týbbi bakýma, ev bakýmýna, ayakta tedaviye, eðitim hizmetlerine, yasal yardýma, haklarýn korunmasýna, yer deðiþtirmeye ya da danýþmanlýða ihtiyaçlarý olabilir.&lt;br/&gt;Bazý aileler, baþkalarýnýn ne söyleyece</description></item><item><title>ERGENLÝK NEDÝR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ergenlik-nedir-450708.html</link><description>ERGENLÝK NEDÝR? VE TOPLUMDAKÝ YERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Ergenlik, çocukluktan yetiþkinliðe geçiþ dönemi olup; bedensel ve ruhsal bir deðiþim sürecidir. Ergenlik döneminin sonunda fiziksel, ruhsal ve cinsel geliþim tamamlanýr. Ergenlik dönemindeki psikolojik deðiþim ile birey, öncelikle yeni bir kimliðe bürünür. Bu kimlik bireyin gelecekte toplumda üstleneceði rolün belirlenmesi açýsýndan oldukça önemlidir. Bluð çaðý, diðer bir deyiþle Puberte de vücutta gözle görünür ergenlik belirtileri ortaya çýkar. Puberte kýz çocuklarýnda 9-10, erkeklerde 11-12 yaþlarýnda baþlar. Cinsiyet özellikleri belirginleþir. Pubertenin ortaya çýkýþýnda genetik özellikler, sosyo-ekonomik düzey ve beslenme rol oynar. &lt;br/&gt;Genellikle 12-15 yaþ arasý ergenlik geliþimini içine alan ilk gençlik dönemi olarak tanýmlanýr. 15-21 yaþ arasý asýl gençlik olarak, 21-25 yaþ arasý da uzamýþ gençlik olarak bilinir. Birleþmiþ Milletler Örgütünün tanýmýna göre &quot;genç 15 ile 25 yaþlarý arasýnda, öðrenim gören, hayatýný kazanmak için çalýþmayan ve ayrý bir konutu bulunmayan kiþidir.&quot; Bu tanýma göre genç cinsel olgunlaþmasýný tamamlamýþ ancak baðýmsýzlýðýný kazanýp eriþkinler arasýna katýlamamýþ kiþidir. Gerçekten gençlik, hem biyolojik ve ruhsal hem de toplumsal bir kavramdýr. &lt;br/&gt;Kimi toplumlarda bir gencin eriþkinler arasýna katýlmasý bir takým törenlerle olurdu. Baþlatma törenleri diye bilinen bu törenler de delikanlýya aðýr sýnavlar, hatta iþkenceler uygulanýr. Bu törenlerden geçen delikanlý artýk yetiþkinler dünyasýna girer bir avcý, bir savaþçý olur, eþ bulur. Uygar toplumlarda çocukluktan yetiþkinliðe geçiþ döneminde böyle törenler yoktur. Delikanlý uzun bir hazýrlýk dönemi içinde yýllarca çabalar, bocalar ve kimliði iyi kötü bulur. &lt;br/&gt;Türk toplumu gerçek anlamda genç bir toplumdur. Nüfusumuzun % 60&quot;ýný 25 yaþýn altýndaki çocuk ve gençler oluþturmaktadýr. Gençlik çaðýný 12 yaþýndan baþlatýrsak genel nüfusun % 30&quot;u gençtir. Ülkemizde 1965 yýlýnda 12-24 yaþ diliminin toplam nüfus içindeki yeri 224 iken, 1975 yýlýnda % 27&quot;ye yükselmiþtir. Bugün ülkemizde 12-15 milyon genç yaþamaktadýr. Bu gençlerin yarýsý okumakta, kalan yarýsý da çalýþmaktadýr. Türkiye&quot;de gençlerin en baþta gelen sorunu eðitimsizlik ve iþsizliktir. Bir bakýma gençlik sorunu baþlý baþýna sorun deðil, toplumun asýl kendi sorunudur. Besleyebileceðimizden ve eðitebileceðimizden çok çocuk ve genç nüfus toplumun gücü deðil, yükü olmaktadýr.&lt;br/&gt;Aristo 2300 yýl önce gençliðin özelliklerini çok çarpýcý ve özlü biçimde anlatmýþtýr. Gençlerin istekleri pek çoktur ve bunlarý hemen  eðlenceye dönüþtürmek isterler. Bedensel isteklerine karþý koyamaz, özellikle cinsel isteklerine yenilirler. Çok deðiþkendirler. Ýstedikleri geçicidir, hasta bir insanýn açlýðý ve susuzluðu gibi birden parlar, birden sönerler. &lt;br/&gt;Ergenliðin ilk döneminde vücutta fiziksel ve cinsel geliþim ön plandadýr. Bu fizyolojik deðiþiklikler sýrasýnda ergenin ilgisi kendi bedenine yöneliktir. Birey bedenine ve o güne kadar taþýdýðý kiþisel role karþý yabancýlaþma hisseder. Bu süreçte hýrçýnlýk, sebepsiz öfke patlamalarý, durup dururken aðlamalar, sinirlilik halleri sýk görülen hallerdir. &lt;br/&gt;Ergenliðin erken döneminde; fiziksel büyüme devam eder. Kiþi kendi bedeninde ki fizyolojik deðiþikliklere uyum saðlar. Bu dönemde özerklik ön plandadýr. Yani, anne ve babadan baðýmsýz olarak kendi baþýna karar verebilme yeteneði geliþir. Özerklik döneminde bireyin kendi baþýna karar verebilmesi için özgüvenin geliþmesi gerekmektedir. Bu da anne ve babanýn desteðiyle gerçekleþir. Bir sonraki aþama kimlik oluþturmadýr. &lt;br/&gt;Ergen kiþi kendini tanýmlar &quot;Ben neyim&quot; sorusuna cevap arar. Çocukluktan itibaren kendisini ailenin bir ferdi olarak kabul eden birey toplumdaki yeni yerini aramaya baþlar. Bu dönemde arkadaþ grubunun önemi artar. Özerkliði iyi geliþmiþ birey grup üyelerinden herhangi birinin etkisi altýnda kalmaz. Bireyin hem aileden uzaklaþma ve kendi bireyselliðini ispatlama çabasý içindedir, hem de anne ve babanýn sevgi ve desteðine ihtiyaç duyar. &lt;br/&gt;Bu çeliþkili duygular içinde ergen kiþi a</description></item><item><title>ANAOKULU VE ÝLKOKUL ÇAÐI ÖZELLÝKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?anaokulu-ve-ilkokul-cagi-ozellikleri-347779.html</link><description>ANAOKULU  VE ÝLKOKUL ÇAÐI ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýlginin kendi üzerinde toplandýðý bir ev ortamýndan okul ortamýndan okul  ortamýna geçiþ ve çok sayýda insanla iliþki kurma her çocuðun bir bocalama dönemine girmesine neden olmaktadýr.  &lt;br/&gt; ANAOKULU: Fazla yorulurlar, sýk sýk dinlenme ihtiyacý içinde  bulunmaktadýrlar. Uyku Süresi 12 saat gece, 2 saat gündüzdür. Bu devrede sað sol elini kavramýþtýr.(sol eli kullanan bir çocuða sað eli kullanma zorunda býrakýlýrsa çocukta sinirlilik, kendini suçlu hissetme bazen de kekemelik  gibi uyum sorunlarý olur.) 3-6 yaþ çocuðu soru sormaktan çok  hoþlanýrlar. Bu devrede merak ve hayal gücü zirvededir. Bu hayal gücünü sorularda kullanýr. Bizim yapacaðýmýz: Bu durumunu  resimde, oyunda hikayede kullanabiliriz. Bu devrede kýskançlýk duygularý oldukça yaygýn görülmektedir. Çünkü bu devrede ilgi þefkat, beðeni çocuklar için çok önemlidir. Buna baðlý olarak çocukta ilgi çekme, kapris  yapma  eðilimi artmaktadýr. Sýnýf içerisinde öðretmen çocukla ilgilenmezse kendi Çok deðersiz hisseder ve duygusal sorunlar yaþamaya baþlar. Bu yaþlarda çocuðun saldýrgan davranýþlarýný denetleyebilmeyi öðrenebilmesi  için yasak olan þeylerin gerisindeki nedenler ona aklýnýn erebileceði bir biçimde açýklanmalý ikna edilmeye çalýþýlmalýdýr. Yine bu sorunlarý halledebilmek için oyun terapisi  yapýlabilir. &lt;br/&gt;ÝLKOKUL : 9-10  Yaþlarýnda çocuklarýn vücut kimyasý deðiþmektedir. Kýzlarda ilkokulun son yýllarýnda ani bir boy artýþý görülür. Erkek çocuklarda ortaokulun sonlarýnda boy artýþý görülür. Bu devrede oyunda  baþarýlý olamayan çocuklar  gurup  dýþý edilirler.   Kýzlarda bir tepki olmaz . Bu nedenle erkek çocuklara dikkat edelim. Oyunlara katýlmalarýný saðlayalým. Bu  devrede çok hareketlidirler.  Bu ataklýk ve hareketlilik bir çok kazalarý beraberinde getirmektedir. Çocuk hastalýklarýnýn çoðu ilkokul  1. Sýnýf devresinde artar.  2. Sýnýfa doðru yavaþ  yavaþ direnci artmaya baþlamaktadýr.  Ýlkokul devresinde beden   ergenlik öncesinin ani boy artýþý ve ergenlik çaðýnýn cinsel büyümesi  için enerji depolar.  Bu zamanlarda eklemlerin hala yumuþak oluþu nedeniyle dik oturma ve iyi yürüme alýþkanlýklarýnýn kazandýrýlmasý gerekmektedir. &lt;br/&gt; Zihinsel Özellikleri: öðrenmeye heveslidir. Konuþmaktan ve sorulara cevap vermekten çok hoþlanýrlar. Ýlkokul çocuðu çok konuþmayý sevdiði kadar iyi bir dinleyici deðildir. Öðretmen  bu alýþkanlýðý kazandýrmalýdýr. Yine bu devrede mantýki bir düþünceden yoksundur.  Ýlkokula yeni gelen çocuklar hayvan masallarýndan  , çocuk- hayvan dostluklarýný içeren hikayelerden hoþlanýrken, ilkokulun ortalarýnda kahraman çocuk serüvenlerinden  daha sonra yiðitlikten bahseden konulardan hoþlanýrlar. Çocuk kendini kahraman yerine koyarak dinler. Bu devrede biz edebiyat derslerinde kitap tartýþma oturumlarý düzenleyebiliriz. Bu da eleþtirme  ve beðeni yeteneðinin geliþmesini saðlar. Sosyal Özellikleri: Öðretmenin beðenisini her þeyin üzerinde tutarlar.  Onlara dikkat etmek gerekir.  Bazen bir  aferin çocuðun kendi saygýnlýðýný kazanmasýna yol açar.  Bu dönemde sýk sýk kýzlar ve erkekler kendi guruplarý içinde karþý cinsten olan arkadaþlarýna itici ve aþaðýlayýcý  sözler söylerler.  Bu nedenden dolayý  ayný sýraya oturtturmak faydasýzdýr.&lt;br/&gt;  Duygusal Özellikleri : öðretmenin sýcak ilgisi , eðlenip oynayacak ortamýn varlýðý  çocuðun kýsa bir süre içinde gevþeyip rahatlamasýna yardým eder.  &lt;br/&gt; KONU:  ÝLETÝÞÝM VE ÖZELLÝKLERÝ                           &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir ülkenin trafik düzeni  o toplumun insan iliþkilerini yansýtan önemli  göstergelerden biridir. Bazý kimseler konuþtuklarý kiþilerin sözlerini sürekli olarak keserler. Bu kiþiler sözlerini kestikleri kimselerden sosyal mevki prestij yada yaþ yönünden büyük olasýlýkla daha büyüktür. Bu kiþiler sanki karþýsýndaki konuþmuyormuþ gibi istedikleri anda söze baþlarlar.  Büyük araçlarýn küçük araçlarýn yollarýný sanki küçük araçlar yokmuþ gibi  davranmalarý arasýnda benzerlik vardýr. Bir aracýn sürücüsü yolda kendinden baþka araç yokmuþ gibi davranýrsa trafik kazasý olur.  Bir kiþ</description></item><item><title>ÇOCUK SAÐLIÐI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-sagligi-356661.html</link><description>ÇOCUK SAÐLIÐI: Cocuðun ana rahmine düþüþünden itibaren&lt;br/&gt;saðlýðýnýn düzenli olarak takip edilmesi ve standart deðerlerle &lt;br/&gt;kýyaslýyarak saðlýk düzeyini belirlemek&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýleri yaþlarda saðlýklý bir  vücut yapýsýna sahip olmanýn temeli &lt;br/&gt;çocuklukta atýlýr.Yetiþkinlik döneminde görülen sorunlarýn çoðu &lt;br/&gt;çocukluk döneminde baþlar. Bu nedenle anne ve babanýn çocuk &lt;br/&gt;saðlýðý konusunda  çok iyi eðitilmeleri gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde çocuk saðlýðýna gereken önemin verilmediðini çocuk&lt;br/&gt;ölüm oranlarý tablosunda daha önce görmüþtük.</description></item><item><title>YENÝDOÐANIN KALITSAL METABOLÝK HASTALIKLARININ LABORATUVAR TANISI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yenidoganin-kalitsal-metabolik-hastaliklarinin-laboratuvar-tanisi-353715.html</link><description>YENÝDOÐANIN KALITSAL METABOLÝK HASTALIKLARININ LABORATUVAR TANISI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genetik hastalýklar 3 grup altýnda incelenir;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kromozomal hastalýklar: Bir ya da daha fazla kromozomda düzensizlik ya da eksiklik sonucu oluþur. Bu nedenle birçok gen ürünü yapýlamaz. (Ör. Down Sendromu, Klinefelter Sendromu)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Polijenik (multifaktöriyel) hastalýklar: Diabetes mellitusta olduðu gibi birden fazla gen bozukluðu çevresel etkenlerin de yardýmýyla hastalýða neden olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Monojenik hastalýklar: Genetik bozukluklarýn en büyük grubunu oluþtururlar. Bu grupta tek gen bozuktur ve gen ürününün yapýlamamasý hastalýklara neden olur. Bu bozukluklara Kalýtsal Metabolizma Hastalýklarý adý verilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kalýtsal metabolizma hastalýklarýnýn (KMH) hepsi tek gen - tek ürün eksikliði þeklinde karþýmýza çýkar ve baþlýca 3 tip patoloji meydana gelir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Ürün eksikliði: Enzimin katalizlediði reaksiyonun ürünü meydana gelemez. (Ör. Konjenital adrenal hiperplazide 21- hidroksilaz yetersizliði sonucu kortizol yapýlamaz.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Ön madde birikimi: Ön madde (substrat) birikerek toksisiteye neden olur. (Ör. Fenilketonüride fenilalanin hidroksilaz olmadýðý için fenilalanin birikerek toksik belirtilere yol açar.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Yan ürünlerin artmasý: Biriken ön madde alternatif bir yola saparak yan ürünlerin artmasýna neden olur. (Ör. Konjenital adrenal hiperplazide androjen yapýmý artar.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KMH&quot;da kalýtým deðiþik þekillerde olur. Bunlar;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Otozomal resesif: En sýk rastlanan kalýtým þeklidir. Çocuklarýn %25&quot;i hasta, %50&quot;si ise taþýyýcýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Otozomal dominant: Çocuklarýn %50&quot;si hastadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.X&quot;e baðlý resesif: Baba hasta anne saðlam ise çocuklarýn hiçbirinde hastalýk görülmez, fakat bütün kýz çocuklar taþýyýcý olurlar. Eðer anne taþýyýcý baba saðlam ise her 2 erkek çocuðundan biri hasta, her 2 kýz çocuðundan biri ise taþýyýcý olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.X&quot;e baðlý dominant: Eðer baba hasta ise kýz çocuklarý hasta, erkek çocuklar saðlam. Eðer anne hasta ise hem kýz hem de erkek çocuklarýn yarýsý hasta olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KALITSAL METABOLÝZMA HASTALIKLARININ SINIFLANDIRILMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KARBONHÝDRAT METABOLÝZMASI&lt;br/&gt;1. GALAKTOZ&lt;br/&gt;KMHEKSÝK ENZÝM&lt;br/&gt;Galaktokinaz eksikliðiGalaktokinaz&lt;br/&gt;Klasik galaktozemiGalaktoz 1-P üridiltransferaz&lt;br/&gt;Epimeraz eksikliði UDP galaktoz-4-epimeraz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GALAKTOZEMÝ: &lt;br/&gt;Sütün en önemli þekeri olan laktoz incebarsak mukozasýnda laktaz ile glukoz ve galaktoza parçalanýr. Yukarýda da belirtildiði gibi baþlýca 3 tip galaktoz metabolizmasý bozukluðu vardýr.(þekil) Epimeraz yetersizliðinin hafif þekli hariç klinik tablo aynýdýr, bunlarda klinik belirti yoktur. Galaktokinaz yetersizliðinin görülme sýklýðý 1/40.000 iken klasik galaktozeminin görülme sýklýðý ise 1/35.000-60.000&quot;dýr. Epimeraz yetersizliði nadir görülür.&lt;br/&gt;Gerek anne sütü gerekse inek sütü  laktoz (galaktoz) içerdiðinden bebek beslenmeye baþladýktan sonraki birkaç gün içerisinde ishal, kusma, dehidratasyon ve kilo kaybý gibi klinik belirtiler ortaya çýkar. Biriken metabolik ara ürünler karaciðer, böbrek, beyin ve lensler olmak üzere birçok organa zarar verir. Karaciðer hasarý direk bilirubinemiye, transaminazlarda yükselmeye ve pýhtýlaþma faktörlerinde azalmaya neden olur. Hepatomegali ve sarýlýk genellikle birinci haftanýn sununa doðru ortaya çýkar. Karaciðer hasarýnýn glikojen oluþumundaki bozukluklara baðlý olduðu düþünülmektedir. Noktasal kataraktlar doðumdan itibaren mevcuttur ve galaktitol birikimine baðlý olduðu düþünülmektedir. Hipoglisemi ve toksik madde birikimine baðlý olarak mental retardasyon oluþmaktadýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TANI: Klinik belirtiler ve idrarda redüktan maddelerin bulunmasýyla güçlenir. Prematür bebeklerde ve bazý yeni doðanlarda zaman zaman galaktozürinin olabileceði unutulmamalýdýr. Kesin taný eritrositlerde enzim aktivitesinin tayini ile konur.&lt;br/&gt;TEDAVÝ: Laktozu azaltýlmýþ diyet mamalar verilir. Laktozun tümüyle diyetten çýkarýlmasý zararlýdýr, çünkü vücutta yeteri kadar UDP-galaktoz yoksa, galakto-protein ve galaktolipidlerin sentezi bozulur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. FRUKTOZ&lt;br/&gt;Kalýtsal fruktoz intoleransýAldolaz B&lt;br/&gt;Fruktoz1-6 bifosfataz eksikliðiFruktoz 1-6 bifosfata</description></item><item><title>ÇOCUKLARDA ALTINI ISLATMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklarda-altini-islatma-354289.html</link><description>ÇOCUKLARDA ALTINI ISLATMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;GÝRÝÞ1&lt;br/&gt;1. ÇOCUKLARDA ALTINI ISLATMA2&lt;br/&gt;1.1. Nedenleri:3&lt;br/&gt;1.1.1. Fizyolojik  Nedenleri (%90-95):3&lt;br/&gt;1.1.2.Organik Nedenler  (%2-3)4&lt;br/&gt;2. ÇOCUÐA YAKLAÞIM5&lt;br/&gt;3. TEDAVÝ6&lt;br/&gt;3.1. Tedavi Yöntemleri6&lt;br/&gt;3.1.1. Sývý Kýsýtlanmasý Ve Gece Uyandýrma6&lt;br/&gt;3.1.2. Kayýt Tutma ve Ödüllendirme7&lt;br/&gt;3.1.3. Alarm Kullanýmý ve Ýlaç Tedavisi:8&lt;br/&gt;3.1.4. Hipnozla Tedavi8&lt;br/&gt;SONUÇ9&lt;br/&gt;KAYNAKÇA10&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Çocuklarda genellikle 4 yaþýna kadar alt ýslatma davranýþýnýn görülmesi normal görülmektedir. 4-4,5 yaþlarýndan sonra bu davranýþýn görülmesi soran teþkil  etmektedir. Enuresis denilen bu sorun iki þekilde açýklanmýþtýr. Primer ve seconder  enuresis denilen bu iki sorun  fizyolojik ve organik olmak üzere iki nedenden dolayý olmaktadýr. Fizyolojik nedenler daha çok çocuðun psikolojik durumuyla alakalýdýr. Örneðin, yeni bir kardeþin doðmasý ve ateþli bir hastalýk geçirmesi gibi çocuðun ruhsal dengesini etkileyecek olaylardýr. Organik nedenleri ise çocuðun sindirim sisteminde ve boþaltým sistemini etkileyecek bedeni hastalýklardan dolayý olmaktadýr. Ýdrar yolu enfeksiyonlarý, böbrek hastalýklarý ve þeker hastalýklarý ve benzerleri gibi.&lt;br/&gt;Fizyolojik ve organik nedenli bu sorunlar günümüzde farklý tedavi yöntemleriyle bir uzman hekim kontrolünde baþarýyla sonuçlanabilmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. ÇOCUKLARDA ALTINI ISLATMA&lt;br/&gt; Genellikle çocuklar mesane kontrolü gerçekleþinceye kadar,yani ortalama olarak 2-3 yaþlarýna kadar geceleri altlarýný ýslatýrlar.Gündüz kontrol 2 yaþ dolaylarýnda,gece kontrol ise 3,5-4,5 yaþlarý arasýnda kazanýlýr.Çocuklarýn hemen hepsinin idrar ve dýþký kontrolünü kazandýklarý 4 yaþýndan sonra hala alt ýslatmanýn devam etmesi enuresis adýný alýr  (1).&lt;br/&gt;  Gece altýný ýslatma çoðu zaman mesane geliþimindeki gecikmenin bir sonucudur, bu nedenle de yaþla sýklýðý azalýr. Üç yaþýndaki çocuklarýn %40&quot;ý altýný ýslattýðý halde bu oran 5 yaþýnda %20&quot;ye, 6 yaþýnda %10&quot;a düþmektedir. Erkek çocuklar kýzlara göre daha sýk altýný ýslatma sorunu yaþamaktadýr. Aileler 5-6 yaþ civarýnda bu sorunla ilgilenmeye ve genellikle de 7-8 yaþýnda hekimlerden yardým istemeye baþlarlar. Ülkemizde 7-11 yaþýndaki erkek çocuklarýn %16&quot;sýnda, kýzlarýn ise %11&quot;inde altýný ýslatma sorunu olduðu bildirilmektedir (2).&lt;br/&gt;  Enuresis iki biçimde görülebilir.Bunlardan ilki, birincil (primer) enuresisdir ki bu,sinir-kas kontrolünün geliþmesindeki gecikmeden kaynaklanabilir ve doðumdan baþlayarak süregelir.Bu gecikme,anne ve babanýn düzensiz ya da yetersiz tuvalet eðitiminin bir sonucu olarak da oluþabilir.Bu enuretik çocuklarýn idrarlarýný kontrol etmelerinde, anne ve babalarýndan diðer kardeþlerine oranla daha az yardým gördükleri ya da hiç yardým görmedikleri saptanmýþtýr.Birincil enuresis zamanla kaybolur ve yavaþ geliþen bu çocuklar,tuvalet kontrolünde arkadaþlarýnýn düzeyine ulaþýrlar. Birincil enuresis yatak ýslatma sorununun hemen hemen % 75-80 ini oluþturur.Geri kalan % 20-25 oranýndaki enuresis,ikincil (seconder) enuresis adýný alýr.Bu tür alt ýslatma olayýnda tuvalet kontrolü oluþtuktan sonra bir gerileme söz konusudur.Ýkincil enuresis tipik olarak yeni bir kardeþin doðumu ya da yeni bir eve taþýnma gibi bazý ruhsal gerginlik durumlarýnda ortaya çýkar.Bu etkenler çocuðun bir süre için daha olgunlaþmamýþ davranýþ biçimlerine dönmesine neden olur.Bazý uzmanlara göre,özellikle bu gerileme türü,çocuðun annesine olan öfkesinin sembolik bir ifadesi olarak yorumlanabilir (1).&lt;br/&gt;  Adnan Menderes Üniversitesince yapýlan araþtýrmada, her 8 çocuktan birinin uykuda altýna iþediði saptandý. Pediatrik Nefroloji Bilimdalý Baþkaný Doç. Dr. Ferah Sönmez, Aydýn merkez ve köylerinde 5-15 yaþ arasý çocuklarda uykuda altýna iþemesýklýðýnýn saptanmasý ve bunun sosyoekonomik nedenlerinin belirlenmesi amacýyla 1008 çocuðu kapsayan araþtýrma gerçekleþtirildiðini bildirdi. Araþtýrmada, uykuda altýna iþeme sorunu yaþayan çocuklarýn oranýnýn yüzde 12.9 olarak saptandýðýný belirten Sönmez, þunlarý söyledi: Çocuklarýn altýna iþeme sýklýðý, ülkeler ve bölgeler arasýnda farklýlýk gösteriyo</description></item><item><title>GELÝÞÝM DÖNEMÝ ÖZELLÝKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gelisim-donemi-ozellikleri-450538.html</link><description>GELÝÞÝM DÖNEMÝ ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;6 Yaþ Grubu Çocuklarýnýn Psikolojik özellikleri&lt;br/&gt;Bu yaþlarda çocuklar oyun çaðýnýn birçok özelliklerini gösterir, 6 yaþ zihni ve duygusal geliþmeleri bakýmýndan okula devam edebilecek kadar olgun olunan bir yaþtýr.&lt;br/&gt;Zihni geliþimi&lt;br/&gt;o Bu çaðda çocuðun zihin gücü ve belleði bir hayli geliþir. Çocukta somut düþünce tarzý hakimdir.&lt;br/&gt;o Duygulan ile düþünür. Gözlemler ve deneyler sonucu bir takým hükümler verebilir.&lt;br/&gt;o Çocuk çevremsi toptan algýlar. Soyut ve mantýklý düþünenýezlen Toplu öðretim e uygun öðretme sistemidir.&lt;br/&gt;o His ve heyecanlannm etkimde Jcalarak yargýlara vana. OJ aylan objektif olarak eleþtiremez.&lt;br/&gt;o Sýk kendini över .Bu dönemin sonunda kendi Jcusurlarmý ^önleye baþlar Ve eleþtirir.&lt;br/&gt;o Zaman ayarlayamaz. ilersi için plan yapamaz.&lt;br/&gt;o Sayýlan kavramaya baþlar. Basit toplama, çýkarma hesaplan yapar.&lt;br/&gt;Dil Geliþimi&lt;br/&gt;o Dil çok zenginleþir. Çocuk çok fazlaJcelime öðrenir.&lt;br/&gt;o &quot;Toptan görüþ&quot; hakimdir, Bumun için okuroay^Jýarflerden baþlamak yerine, çocuk için anlamlý olan^ümle veJcelunelerden baþlamak daha uygundur.&lt;br/&gt;o Sezsiz okumasý, sesli okýýma.sýna nazaran daba Juzlýdýr.&lt;br/&gt;o Bu çaðýn sonuna doðru yabancý dil öðremneye bazýr hale geür.&lt;br/&gt;Ilgiler&lt;br/&gt;o Temsil oyýmlarma ilgi, hayvaýýlarla ilgili ternsillgr, þarkýlý temsillere ilgi devam eder.&lt;br/&gt;o Kýzlar; büyükler gibi giyimneye, evcilik oynamaya&lt;br/&gt;Erkekler; Þöförlük, Pilotluk, Askerlik gihi oyýmlar oynamaya yönelirler.&lt;br/&gt;o Böceklere ve diðer hayvaýdara ilgi -görülür.&lt;br/&gt;Moral Geliþinü&lt;br/&gt;o iyilik ve kötülük kavramlan, ana-babanm beðendiði ve beðemnediði davramþlan ile ilgili olarak deðiþir.&lt;br/&gt;o Davranýþlanmn büyükler t^rafýndan beðenýlmesine jaem verirler, Kýýsýýrlýý görimmek onlan endiþelendirir. o &quot;Baþkalarma zarar vermek kötüdür&quot; ^ibi ^genel &lt;ieðer yargýlarma varabilirler. Bu dönemde çocuklara hangi davranýþlarm iyi veyakötü olduðumý tamtmak faydalýdýr.&lt;br/&gt;Duygusal Geliþim&lt;br/&gt;o En önemli duygusal ihtiyaçlan sevilmek, beðenilmek, deðer verilmektir. Anne, baba, öðretmen tarafindan nekadar ügi ve þefkatle muamele görürlerse, ruh saðlýklan o kadar yerinde olur.&lt;br/&gt;o ilgi merkezi olma isteði kuvvetlidir.&lt;br/&gt;o Baþanlý olma ihtiyacý kuvvetlidir. Gerçek baþanlar elde edemezlerse hayali baþanlarla övündükleri görülür.&lt;br/&gt;o Bu dönemde korku, öfke, kýskançlýk, neþe, sevgi gibi duygular bir çocuðun gününü birbiri ardýna doldurabilir. Duygusal halleri çabuk deð4ir.&lt;br/&gt;Arkadaþlarla iliþkiler&lt;br/&gt;o Bu yaþta gmp halinde oyun oynayabilirler.&lt;br/&gt;o Arkadaþlýk kýsa sürelidir.&lt;br/&gt;o Genellikle yakm arkadaþlanm kendi cinslerindeü seçerler.&lt;br/&gt;o Fakir-zengin aynlýðý gözetmezler. Eakat haþka smýf, okul ve çocuklarma karþý cephe alýrlar.&lt;br/&gt;o Giyim, Konuþma, zevk bakýrmndan çocuk, arkadaþlanný taklit eder. Rekabete girer. Sosyal yönden prestij kazanmak amacýyla^üçfflsterilerme girerler. Eþya ve aileleriyle övündükleri ^örülür.&lt;br/&gt;Aile iliþkileri&lt;br/&gt;o Aile büyüklerme karþý tavýr takýmr, yaramazlýk ^der. Bazen xÝe Jsaygýü olur.&lt;br/&gt;o Çoðu zaman kiþiliðini gösterme, baðýmsýz olahüme çabasýyla inatçýlýk, dik baþlýlýk, itaatsýzlýk olabilir.&lt;br/&gt;o Büyüklerinin her þeyi daha iyi bildikleri ve yaptýklarmý düþýmürier. Ana-babasmý kendine ömek seçer.&lt;br/&gt;o Okulda gýmün önemli bir kýsmýný ^eçimýesine raðmen ana-baba sevgi ve ilgisine ihtiyacý çok kuvvetlidir.&lt;br/&gt;öðretmen ile ilgili bölüm&lt;br/&gt;o Çocuk öðretmenme büyük ilgi v6 lýayrarýhk duyar. Kendim beðendinnek için elinden geleni yapar.&lt;br/&gt;o Çok görülen þikayet olayý, çokJcere nðretmenin ýlgiþini çekmek içiýý yapýlýr.&lt;br/&gt;o Tenkitler çocuklarda çok büyük etki yapar. Alay ve ^þýn þakalarda alýnýr&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kazandýnlmasý geren davramþlar,&lt;br/&gt;1- Eþyarmý temiz ve düzenli kullanma,&lt;br/&gt;2- Yataðýný düzeltme,&lt;br/&gt;3- Kýyafetlerim kendismm giymesi ve çýkarttýklarmý katlayýp yerine koymasý,&lt;br/&gt;4- Sabah temizliðine dikkat etmesi, diþlerini fýrçalamasý,&lt;br/&gt;5- Oyuncaklanm toplamasý,&lt;br/&gt;6- Kardeþleriyle iyi iliþkiler içinde olmasý,&lt;br/&gt;7- Büyüklerine karþý saygýlý olmasý,&lt;br/&gt;8- Annesine yapabileceði ev iþlerinde yardýmcý olmasý,&lt;br/&gt;9- Verilen ödevi zamanmda yapmasý,&lt;br/&gt;10 -Eve gelen misafir çocuklanna iyi davranmasý,&lt;br/&gt;11- Oyuncaklanm paylaþmasý,&lt;br/&gt;12- Vaktinde yatma ve uyuma,&lt;br/&gt;13 - Tuvalet temizliðine dikkat etme,&lt;br/&gt;14 - Problemlerini rahatlýkla söylemesi,&lt;br/&gt;15 - Okula uyum saglama,&lt;br/&gt;16 - Evini, okulunu, yakm çevresini tamma,&lt;br/&gt;17 - Temel msan iliþkilerinde nasýl davranacaðmý bilme,&lt;br/&gt;18 - Milli ve manevi deðerlere karþý olumlu bir tutum geliþtirme,&lt;br/&gt;19 - Saðlýk kunýluþlanm bilme,&lt;br/&gt;20 - Trafik kurallanm bilme,&lt;br/&gt;21 - Toplu yaþama kurallanm bilme,&lt;br/&gt;22 - Tabiat sevme,&lt;br/&gt;23 - Boþ zamanlanm iyi deðerlendirme,&lt;br/&gt;24 - Zaman kavram</description></item><item><title>RECURRENT MISCARRIAGE AN EVIDENCE BASED APPROACH</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?recurrent-miscarriage-an-evidence-based-approach-443976.html</link><description>RECURRENT MISCARRIAGE AN EVIDENCE BASED APPROACH&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;An unexpected miscarriage is a distressing problem that can shatter dreams. &lt;br/&gt;Two or more can be devastating. But now there is hope, and a solution.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Recurrent miscarriage is defined as the loss of three or more consecutive pregnancies before viability (20w).&lt;br/&gt;Some clinicians favour changing the definition to two or more consecutive losses, but the efficacy of commencing investigations after two losses has not been established&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The incidence of clinical miscarriage is 15%,&lt;br/&gt; So the theoretical risk of three consecutive pregnancy losses is 0.34%. &lt;br/&gt;But the incidence of recurrent miscarriage is greater than that expected by chance alone.&lt;br/&gt;    about 1%. .&lt;br/&gt;We can conclude that at least one third of women who experience recurrent miscarriage do so because of successive episodes of bad luck   and THE OTHER will have a persistent underlying cause for their pregnancy losses. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;In approximately 3-5% of couples with recurrent miscarriage, one of the partners carries a chromosomal abnormality, most commonly a balanced reciprocal or Robertsonian translocation.&lt;br/&gt;According to a study in the June issue of Obstetric &amp;Gynecology 2003 Recurrent pregnancy loss may be associated with defective sperm. &lt;br/&gt;Genetic counselling offers the couple:-&lt;br/&gt; A prognosis for future pregnancy&lt;br/&gt; Familial chromosomal studies&lt;br/&gt;Counselling where there is a 5-10% chance of a pregnancy with an unbalanced translocation&lt;br/&gt;Recently, preimplantation genetic diagnosis has been explored as a treatment option for translocation carriers.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Grade C&lt;br/&gt;All couples with a history of recurrent miscarriage should have peripheral blood karyotyping performed. &lt;br/&gt;The finding of an abnormal parental karyotype should prompt referral to a clinical geneticist.</description></item><item><title>ERZURUM ÝLÝNDE ANA ÇOCUK SAÐLIÐI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?erzurum-ilinde-ana-cocuk-sagligi-450673.html</link><description>Özet&lt;br/&gt;Bu araþtýrma, Erzurum il merkezinde 15-49 yaþ grubu annelerin saðlýk ocaklarý tarafýndan verilen ana çocuk saðlýðý hizmederini kullanma durumlarý ve etkileyen faktörleri belirlemek amacýyla tanýmlayýcý ve kesitsei nicelikte planlanýp uygulanmýþtýr. Araþtýrmanýn evrenini, Erzurum il merkezinde 9 saðlýk ocaðýna kayýdý, 15-49 yaþ grubu anneler oluþturmaktadýr. Bu saðlýk ocaklarý birer küme olarak kabul edilmiþ ve basit rastgele örnekleme yöntemi ile her kümeden bireyler örnekleme alýnmýþtýr. Araþtýrma toplam 758 anne üzerinde yapýlmýþtýr. Veriler anket formu ile toplanmýþ, deðerlendirmede yüzdelik ve ki-kare testi kullanýlmýþtýr. Araþtýrmanýn sonucunda saðlýk ocaklarý annelerin büyük bir çoðunluðu tarafýndan kullanýldýðý halde ana-çocuk saðlýðý hizmetleri için kullanma oraný düþük bulunmuþtur. Araþtýrma kapsamýna alýnan annelerden %64.9*unun antenatal bakým hizmetini kullandýðý saptanýrken, lohusabk hizmeti alan anne oranýnýn (%26.9) oldukça düþük olduðu tespit edilmiþtir. Annelerden %u3,2sinin kontraseptif yöntem kullandýðý saptanmýþtýr, übe-hemþirelerin ev ziyaretinde verdiði hizmeder içerisinde kayýt tutma (%89.3) ilk sýrada bulunurken, gebe (%61.2), çocuk (%3?.6) ve lohusa (%26.9) izlemi düþük oranda bulunmuþtur.&lt;br/&gt;Anahtar Kelimelet: Doðum öncesi bakým, doðum sonrasý bakým, aile planlamasý, saðlýk&lt;br/&gt;hizmederi, kullanýlabilirlik&lt;br/&gt;GÝRÃŽÞ&lt;br/&gt;Saðlýklý ve mutlu nesiller yetiþtirmek her 2a.ma.r1 düþünülen ve hedeflenen bir ilkedir. Saðlýklý&lt;br/&gt;bir toplum kendi saðlýðýnýn deðerini bilen, koruyan ve sunulan saðlýk hizmederini iyi kullanan bireylerin sayýsýnýn artmasý ile oluþturulabilir. Saðlýk bakým hikmetlerinde kullanýlabilirlik; sisteme giriþi ya da sistemin kullanýlmasýný iþaret eder (1). Saðlýk bakým hizmetleri sisteminin toplum saðlýðýna katký saðlayabilmesi için saðlýk hizmetlerinin herkes tarafýndan kullanýlabilir olmasý gerekir.&lt;br/&gt;Saðlýk hizmetlerinin mevcudiyeti ve kullanýmý, toplumdaki ana-çocuk saðlýðý hizmederinin düzeyi ve niteliðinde belirleyici olmaktadýr. Türkiyede Saðlýk bakanlýðý hastane kayýdanna göre anne ölüm nedenlerinden ilk üç sýrayý, gebelik ve lohusabk toksemileri (%4l)5 kanamalar (%19.9) ve enfeksiyonlar (%5.5) almaktadýr (2). Ülkemizde anne ve bebek ölümlerine yol açan nedenler; aþýrý doðurganlýk, doðumlarýn saðlýklý koþullarda yapýlmamasý, diðer perinatal nedenler, doðum öncesi ve doðum sonrasý haltým yetersizlikleri, beslenme ve eðitim yetersizlikleri ve halkýn kendi saðlýðýna sahip çýkmamasýdýr (3).&lt;br/&gt;Ülkemizde tüm gebelerin %68*i doðum öncesi bakým almaktadýr. Ancak doðum öncesi bakýmdan yararlanmada kadýnlarýn temel özelliklerine göre belirgin farklýlýklar vardýr. Genç anneler 35 yaþ ve üzeri annelere göre doðum öncesi bakýmý almada daha istekli olduðu saptanmýþtýr. Bununla birlikte doðum sayýsý arttýkça bakým alanlar azalmaktadýr. Yine annelerin eðitim düzeyi yükseldikçe doðum öncesi bakým hizmetlerinden yararlanma durumunun da arttýðý bulunmuþtur. Kentsel alanda yaþayanlarýn doðum öncesi bakýmý kýrsal alanda, yaþayanlar</description></item><item><title>INTRA UTERINE GROWTH  RETARDATION</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?intra-uterine-growth--retardation-443952.html</link><description>Intra Uterine Growth  Retardation&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Definition &lt;br/&gt;Intrauterine growth retardation (IUGR) occurs when the unborn baby is at or below the 10th weight percentile for his or her age (in weeks). The foetus is affected by a pathologic restriction in its ability to grow.&lt;br/&gt;Classification &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aetiology&lt;br/&gt;The foetal growth is dependent on multiple factors.  &lt;br/&gt;IUGR resulting in SGA babies can result from many factors known and unknown either acting alone or in conjunction or in association .&lt;br/&gt;The aetiologic determinants of IUGR have two measures of effect: relative risk and etiologic fraction.&lt;br/&gt;Most of the evidence on aetiologic determinants is based on observational studies and systematic overviews or meta-analyses of such studies.&lt;br/&gt;In a majority of cases (40%) the cause is unknown- probably due to placental insufficiency (idiopathic).&lt;br/&gt;Aetiology&lt;br/&gt;General- Racial / Ethnic origin, Small maternal / paternal height / weight, Foetal sex.&lt;br/&gt;Maternal causes.&lt;br/&gt;Foetal causes.&lt;br/&gt;Placental causes.&lt;br/&gt;Idiopathic- In a majority of cases (40%) the cause is unknown- probably due to placental insufficiency.&lt;br/&gt;Maternal Risk Factors&lt;br/&gt;Has had a previous baby who suffered from IUGR.&lt;br/&gt;Extremes of age. &lt;br/&gt;Is small in size (Ht &amp; Wt).&lt;br/&gt;Has poor weight gain and malnutrition during pregnancy.&lt;br/&gt;Is socially deprived.&lt;br/&gt;Uses substances (like tobacco, narcotics, alcohol) that can cause abnormal development or birth defects.&lt;br/&gt;Has a low total blood volume during early pregnancy.&lt;br/&gt;Maternal Risk Factors&lt;br/&gt;Is pregnant with more than one baby.&lt;br/&gt;High altitude.&lt;br/&gt;Drugs  like anticoagulants, anticonvulsants.&lt;br/&gt;Has a cardio-vascular disease-preeclampsia, hypertension, cyanotic heart disease, cardiac disease Gr III &amp; IV, diabetic vascular lesions.&lt;br/&gt;Chronic kidney disease &lt;br/&gt;Chronic infection- UTI, Malaria, TB, genital infections&lt;br/&gt;Has an antibody problem that can make successful pregnancy difficult (antiphospholipid antibody syndrome, SLE).&lt;br/&gt;Fetal Risk Factors&lt;br/&gt;Exposure to an infection-German measles (rubella), cytomegalovirus, herpes simplex, tuberculosis, syphilis, or toxoplasmosis, TB, Malaria, Parvo virus B19.&lt;br/&gt;A birth defect (cardiovascular, renal, anencephally, limb defect, etc).&lt;br/&gt;A chromosome defect- trisomy-18 (Edwards&quot; syndrome),21(Down&quot;s syndrome), 16, 13, xo (turner&quot;s syndrome.&lt;br/&gt;A primary disorder of bone or cartilage.&lt;br/&gt;A chronic lack of oxygen during development (hypoxia).&lt;br/&gt;Developed outside of the uterus.&lt;br/&gt;Placenta or umbilical cord defects.&lt;br/&gt;Placental Factors&lt;br/&gt;Uteroplacental insufficiency resulting from -.&lt;br/&gt;Improper / inadequate trophoblastic invasion and placentation in the first trimester.&lt;br/&gt;Lateral insertion of placenta.&lt;br/&gt;Reduced maternal blood flow to the placental bed.&lt;br/&gt;Foetoplacetal insufficiency due to-.&lt;br/&gt;Vascular anomalies of placenta and cord.&lt;br/&gt;Decreased placental functioning mass-.&lt;br/&gt;Small placenta, abruptio placenta, placenta previa, post term pregnancy.&lt;br/&gt;Diagnosis &lt;br/&gt;IUGR can be difficult to diagnose.&lt;br/&gt;Presence of risk factors.&lt;br/&gt;Inadequate growth detected by serial measurement of Wt., abdominal girth and fundal Ht.&lt;br/&gt;Ultrasound to evaluate the foetal growth.&lt;br/&gt;Inadequate foetal growth.&lt;br/&gt;Reduced AFI.&lt;br/&gt;Placental calcification.&lt;br/&gt;Diagnosis &lt;br/&gt;Low ponderal index (Wt./Fl).&lt;br/&gt;Decreased subcutaneous fat.&lt;br/&gt;Presence  / appearance of - &lt;br/&gt;Hypoglycemia, &lt;br/&gt;Hyperbilirubinemia, &lt;br/&gt;Narcotizing enterocolitis, &lt;br/&gt;Hyper viscosity syndrome &lt;br/&gt;Neonate and Placenta in IUGR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Normal &amp; IUGR Newborn babies&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Normal &amp; IUGR Placentas&lt;br/&gt;Prevention &lt;br/&gt;Strategies include &lt;br/&gt;prenatal care modalities, &lt;br/&gt;protein/energy supplementation, &lt;br/&gt;treatment of anaemia, &lt;br/&gt;vitamin/mineral supplementation, &lt;br/&gt;fish oil supplementation&lt;br/&gt;prevention and treatment of &lt;br/&gt;hypertensive disorders, &lt;br/&gt;foetal compromise &lt;br/&gt;infection.&lt;br/&gt;Prevention &lt;br/&gt;Strong evidence of benefit only for the following interventions: &lt;br/&gt;balanced protein/energy supplementation,&lt;br/&gt;strategies to reduce maternal smoking, &lt;br/&gt;antibiotic administration to prevent urinary tract infections and &lt;br/&gt;antimalarial prophylaxis.&lt;br/&gt;Few statistically significant reductions in the risk of IUGR have been demonstrated with other interventions. &lt;br/&gt;Surveillance &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Treatm</description></item><item><title>ÇOCUK HASTALIKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-hastaliklari-357102.html</link><description>1.AÐIZ ÝÇÝ ÝLTÝHABI&lt;br/&gt;Diþetinin ve aðýz içi mukozasýnýn bir hastalýðýdýr. Yetiþkinlere kýyasla çocuklarda daha sýk görülür. Bu durumun en baþta gelen nedenleri, yetersiz temizlik, kötü beslenme ve saðlýksýz barýnma biçimleridir. Ama aðýz içi iltihabý, kýzýl hastalýðý, kýzamýk, tifo, raþitizm(kemik hastalýðý) ve frengi hastalýðýndan da kaynaklanabilir. Bu hastalýk bulaþýcýdýr, kiþiden kiþiye geçer. Hastanýn aðzýndan etrafa kötü bir koku yayýlýr. Diþeti kýzarýr ve þiþer. Ayrýca aðýz içinde ülserler oluþur. Diþler sallanmaya baþlar ve hatta düþebilirler. Diþeti sýnýrlarýnda, dilde ve aðýz mukozasýnda, sarýmtrak þiþkin bölgeler açýklýkla görülebilir. Kötü kokulu salyanýn rengi de kötüleþir. Aðýz içi ve yutak aðrýlýdýr.&lt;br/&gt;Bu hastalýðýn tedavisi için günde 4-5 kere ýlýk gargaralar yapýlýp aðýz boþaltýlýr. Bu gargaralar için adaçayý kullanýlýr. Ayrýca, aðýz içine günde bir kere adaçayý buðu tedavisi uygulanýr. Ýçecek olarak en uygun olaný madensuyu ve meyve suyudur. Gargara yapamayan küçük çocuklarýn aðýzlarýnýn içi, adaçayý ile ýslatýlmýþ yumuþak bir bezle silinir. Çiðnemek þiddetli aðrýlara yol açabileceði için, bu hastalýk sýrasýnda lapa türü besinlerle beslenmek doðru olur.&lt;br/&gt;Adaçayý: Bir tatlý kaþýðý ince kýyýlmýþ adaçayý, orta boy bir su bardaðý dolusu kaynar derecede sýcak suyla haþlanýr ve yarým dakika demlendikten sonra süzülür.&lt;br/&gt;2.ALERJÝ&lt;br/&gt;Ayný miktarý baþka kiþilerde herhangi bir tepki oluþturmayan bir maddeyle karþýlaþýldýðýnda organizmanýn tepkisiyle oluþan deðiþiklikler alerji olarak tanýmlanýr. Bunun anlamý: Mukozalar, deriler veya iç organlarý, bazý besinlere, kimyasallara, ýsýlara veya bitkisel ürünlere karþý aþýrý tepki verirler. Alerjiler kalýtsal olabildiði gibi, sonradan da kazanýlabilirler. Suyun dýþýnda, hemen hemen tüm maddelere alerjiler saptanmýþtýr. En ünlü türü saman nezlesidir. Öteki alerji türleri ise, serum hastalýðý(serum sickness), bronþiyal astým, deri tepkileri ve deri hastalýklarý, çeþitli mide-baðýrsak hastalýklarý, kan ve damar hastalýklarýdýr. Tüm alerjilerin temeli, bir antijen-antikor tepkimesine dayanýr: Antijenler, insan organizmasýnda bir savunma mekanizmasý oluþturan antikorlarýn oluþumuna yol açan, kaynaðý ve türü çok çeþitli olabilen yabancý maddelerdir. Ýkinci bir antijen temasý ise alerjileri baþlatýr.&lt;br/&gt;Alerjik tepkilere yol açan antijenler, alerjen olarak tanýmlanýr. Bir alerji kendini genellikle bir deri tepkisi biçiminde(kýzarýklýk, kaþýntýlý kabarýklýklar veya ödem), bazen de astým krizleri, þok veya bazý belirli enfeksiyonlarýn sonucunda romatizma oluþumu biçiminde belli eder.&lt;br/&gt;Isýrganotu: Yarým tatlý kaþýðý ince kýyýlmýþ ýsýrganotu, orta boy bir su bardaðý dolusu kaynar derecede sýcak suyla haþlanýr ve yarým dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3-4 bardak taze demlenmiþ ýsýrganotu çayý soðutulmadan yudumlanýr. &lt;br/&gt;Ebegümeci yýkamalarý: Deri alerjileri ebegümeci yýkamalarý ile tedavi edilebilir. Kaþýnan ve yanan yüz alerjilerinin ýlýk ebegümeci çayý ile yýkanmasý büyük rahatlýklar saðlar.&lt;br/&gt;Bir tatlý kaþýðý dolusu ince kýyýlmýþ ebegümeci, yarým litre soðuk suda 12 saat demlendikten sonra ýsýtýlýr ve süzülür. Söz konusu bölgeler bu ebegümeci çayý ile günde pek çok kere yýkanýr.&lt;br/&gt;3.ANEMÝ (KANSIZLIK)&lt;br/&gt;Genel dolaþýmdaki kanda alyuvarlar miktarýnýn düþmesiyle birlikte görülen hastalýklar, kansýzlýk hastalýklarý olarak adlandýrýlýr (kansýzlýk, anemi).Bazen demir veya vitamin eksikliðinden, bazen de hormon dengesizliðinden veya yanlýþ bir yaþam biçiminden kaynaklanan (yetersiz güneþ ýþýðý ve hareketsizlik), genç kýzlarýn solgunluðu (chlorosis) bir çeþit anemi, daha doðrusu demir yetersizliði anemisidir. Anemiye yol açabilecek nedenler þöyle sýralanabilir:Sürekli kan kaybý (hömoroit, ülserler), demir eksikliði, B12 vitamini eksikliði, kemik iliði hastalýklarý veya doðumsal özellikler. Kandaki alyuvarlar sayýsýnýn azalmasýyla birlikte bedendeki oksijen dolaþýmý da azalýr; pek çok organ, oksijen yetersizliði nedeniyle zarara uðrayabilir. &lt;br/&gt;Anemi, hastanýn belirgin derecede solgunluðu, uykusuzluðu, sini</description></item><item><title>PEDÝATRÝK ÝLERÝ YAÞAM DESTEÐÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pediatrik-ileri-yasam-destegi-438150.html</link><description>PEDIATRI K ILERI YASAM DESTEGI&lt;br/&gt;O lum; insanoglunun en cok korktugu ve en cok yenmek istedigi acö bir gercektir. Bu nedenle&lt;br/&gt;cok  eski  do nemlerden  gunumuze  kadar  gelen  bir  cok  mitolojik  kaynakta  bile  o lumun  geriye&lt;br/&gt;do ndurulebilirligi konusu o nemli o lcude yer almös t ör. O rnegin Eski Ahitte Ilyanön respiratuvar arresti&lt;br/&gt;olan  bir  bebegi  nasöl  resusite  ettigini  ...  bebegin  uzerine  egildi  ve  agzöndan  uc  defa  nefes  verdi&lt;br/&gt;s eklinde anlatmaktadör. 1856 yölönda ise Marshall Hall; resusitasyon c abasönön olay yerinde bas lamasö&lt;br/&gt;gerektigini, hastayö bir doktora veya hastaneye tas ömanön zaman kaybö oldugunu, geriye kacan dilin&lt;br/&gt;hava yolunu tökadögönö ve dilin cekilmesi gerektigini anlatmaya bas layarak gunumuzdeki resusitasyon&lt;br/&gt;anlayös önön  temelini  atmös t ör.  1958  yölönda  James  Elam  ve  Peter  Safar  taraföndan  agözdan  agöza&lt;br/&gt;solunum  gelis tirilmis ,  1960  yölönda  Dr.  Kouwenhoven,  Knickerbocker  ve  Jude  taraföndan  kapalö&lt;br/&gt;go gus  masajö  yeniden  tanömlanmös t ör.  20.  yuzyölön  ikinci  yarösöndan  itibaren  kardiyopulmoner&lt;br/&gt;resusitasyonu  (KPR)  töp  dös ö  insanlarön  da  yapabilmesi  icin  Temel  Yasam  Destegi  (TYD)  kurslarö&lt;br/&gt;verilmeye  bas lanmös t ör. Avrupa  ve Amerika  Birles ik  Devletlerinde  c es itli  kurulus lar  Temel Yasam&lt;br/&gt;Destegi  ve  Ileri Yasam  Destegi  (IYD)  kurallarönö  belirlemis ler  ve  uzun  yöllardör  duzenli  toplantölar&lt;br/&gt;yaparak standart protokolleri sök aralöklarla go zden gecirmektedirler. Pediatrik TYD ve IYD standart&lt;br/&gt;protokolleri ise 1978de belirlenmis  ve 1979da Amerika Birles ik Devletlerinde bir ulusal toplantöda&lt;br/&gt;sunulmus tur.  Gunumuzde  bir  cok  gelis mis   ulkede TYD  ve  IYD  temel  töp  egitiminin  ayrölmaz  bir&lt;br/&gt;parcasö haline gelmis tir. Buna kars ön ulkemizde halen TYD ve IYD temel töp egitiminin bir parc asö&lt;br/&gt;haline gelememis tir.&lt;br/&gt;C ocuklarda  kardiyopulmoner  arrestin  ve  s okun  patofizyolojisi  bir  cok  yo nden  eris kinden&lt;br/&gt;farklödör.  O rnegin;  eris kinde  kardiyopulmoner  arrest  genellikle  ani  kardiyak  arrest  ile  bas larken&lt;br/&gt;cocukluk do neminde (eger  altta yatan  bir konjenital veya kazanölmös   kalp  hastalögö  yoksa) solunum&lt;br/&gt;is levinin  giderek  bozulmasö  sonucunda  solunumun  durmasöna  ikincil  olarak  kardiyak  arrest  gelis ir.&lt;br/&gt;C ocuklar  cok  farklö  bir  kompansasyon  mekanizmasöna  sahiptirler  ve  kardiyopulmoner  arrestten&lt;br/&gt;hemen  o nce  bu  kompansasyon  mekanizmasönö  harekete  gecirirler.  Bo ylece  belirgin  intraselluler&lt;br/&gt;hipoksi ve asidoz gelis erek ilac  tedavisine ve defibrilasyona kalbin ve dolas öm sisteminin yanöt verme&lt;br/&gt;yetenegini  azaltörlar. C ocuklarda  kalp durmasöna  neden olan  surecler  ve  patogenezi  Sekil-1  ve 2de&lt;br/&gt;go rulmektedir.&lt;br/&gt;Sekil-1: C ocuklarda kardiyopulmoner arreste neden olan surec ler&lt;br/&gt;SIVI&lt;br/&gt;KAYBI&lt;br/&gt;Kan Kaybö&lt;br/&gt;Gastroenterit&lt;br/&gt;Yanöklar&lt;br/&gt;SIVI DAGILIMININ&lt;br/&gt;BOZULMASI&lt;br/&gt;Septik Sok&lt;br/&gt;Kalp Hastalöklarö&lt;br/&gt;Anaflaksi&lt;br/&gt;SOLUNUM&lt;br/&gt;SIKINTISI&lt;br/&gt;Yabancö Cisim&lt;br/&gt;Krup&lt;br/&gt;Astöm&lt;br/&gt;SOLUNUMUN&lt;br/&gt;BASKILANMASI&lt;br/&gt;Konvulziyonlar&lt;br/&gt;Kafa ic i basönc  artös ö&lt;br/&gt;Zehirlenme&lt;br/&gt;DOLASIM YETMEZLI GI SOLUNUM YETMEZLI GI&lt;br/&gt;KARDIYOPULMONER ARREST&lt;br/&gt;Yard. Doc . Dr. Hayri Levent YILMAZ&lt;br/&gt;2&lt;br/&gt;Bu yazöda gec en o nerilerin sönöflandörölmasö as agödaki s ekilde yapölmös t ör:&lt;br/&gt;-  Sðnðf I o nerileri daima kabul edilebilir o nerilerdendir. Guvenilirligi kanötlanmös , kesinlikle&lt;br/&gt;yararlödör. Yararö konusunda en az bir adet prospektif, randomize kontrollu bir calösmanön&lt;br/&gt;destekledigi cok degerli kanötlar mevcuttur.&lt;br/&gt;-  Sðnðf  IIa  o nerileri  kabul  edilebilir  ve  yararlö  olarak  dus unulebilir.  C ok    iyi  kanötlarla&lt;br/&gt;desteklenmis tir. Ancak kanötlarön degeri ve uzmanlarön bu o nerilerin lehine olan go rus leri&lt;br/&gt;guclu degildir.&lt;br/&gt;-  Sðnðf IIb o nerileri kabul edilebilir ve yararlö olarak dus unulebilir. Ancak zayöf veya  fena&lt;br/&gt;olmayan kanötlarla desteklenmis tir. Ek olarak kanötlarön degeri ile uzmanlarön bu o nerilerin&lt;br/&gt;lehine olan go rus leri guclu degildir.&lt;br/&gt;-  Sðnðf III bilgileri kesinlikle kabul edilemez bilgilerdir. Bu uygulamalarön yararönö go steren&lt;br/&gt;her hangi bir kanöt olmadögö gibi za</description></item><item><title>ALTINI ISLATAN ÇOCUKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?altini-islatan-cocuklar-450413.html</link><description>ALTINI ISLATAN ÇOCUKLAR&lt;br/&gt;   Çocuklar genellikle 2-3 yaþlarýna kadar altlarýný ýslatýrlar. Gündüz kontrol daha erken saðlanýrken (2-2,5 yaþ) geceleri biraz daha geçtir. 4 yaþýndan sonra alt ýslatmanýn devam etmesi durumunda Altýný Islatma (enuresis) sorunundan söz edilebilir.&lt;br/&gt;ÖZELLÝKLER:&lt;br/&gt;Dört þekilde görülür:&lt;br/&gt;*   Yalnýz gece altýný ýslatýrlar, (Nactural)Yattýktan biraz sonra ya da kalkmaya yakýn altlarýný ýslatýrlar,&lt;br/&gt;*    Yalnýz gündüz altýný ýslatýrlar, (Diurnal)Çok utangaç olduklarý ya da oyuna daldýklarý için altlarýný ýslatýrlar,&lt;br/&gt;*    Hem gece hem de gündüz altýný ýslatýrlar, (Kronik alt ýslatma)&lt;br/&gt;*    Ara-sýra altýný ýslatýrlar, Hastalýk sýrasýnda, yeni bir kardeþin dünyaya gelmesi sonucunda, sert disiplin uygulandýðýnda, korkutulduðunda, gece üstü açýk býrakýldýðýnda,  zorlama sonucu bel aðrýlarýyla altlarýný ýslatýrlar.&lt;br/&gt;Probleme Karþý Olumsuz Tutumlarýn Etkisiyle Çocukta,&lt;br/&gt;*           Parmak emme, týrnak yeme,&lt;br/&gt;*           Telaffuz bozukluðu,&lt;br/&gt;*           Kýskançlýk, korkaklýk ve pasiflik, &lt;br/&gt;*           Ýçe kapanýklýk ve yalnýz yaþama, &lt;br/&gt;*           Sorumluluktan kaçma,&lt;br/&gt;*           Kendine güvensizlik,&lt;br/&gt;*           Öfke ve aðlama nöbetleri, &lt;br/&gt;*           Saldýrgan davranýþlar,&lt;br/&gt;*           Hýrsýzlýk ve yalancýlýk,&lt;br/&gt;*           Dikkat daðýnýklýðý,&lt;br/&gt;*         Yaþýna uygun davranýþlar göstermeme oluþabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ALTINI ISLATAN ÇOCUKLAR&lt;br/&gt;   Çocuklar genellikle 2-3 yaþlarýna kadar altlarýný ýslatýrlar. Gündüz kontrol daha erken saðlanýrken (2-2,5 yaþ) geceleri biraz daha geçtir. 4 yaþýndan sonra alt ýslatmanýn devam etmesi durumunda Altýný Islatma (enuresis) sorunundan söz edilebilir.&lt;br/&gt;ÖZELLÝKLER:&lt;br/&gt;Dört þekilde görülür:&lt;br/&gt;*   Yalnýz gece altýný ýslatýrlar, (Nactural)Yattýktan biraz sonra ya da kalkmaya yakýn altlarýný ýslatýrlar,&lt;br/&gt;*    Yalnýz gündüz altýný ýslatýrlar, (Diurnal)Çok utangaç olduklarý ya da oyuna daldýklarý için altlarýný ýslatýrlar,&lt;br/&gt;*    Hem gece hem de gündüz altýný ýslatýrlar, (Kronik alt ýslatma)&lt;br/&gt;*    Ara-sýra altýný ýslatýrlar, Hastalýk sýrasýnda, yeni bir kardeþin dünyaya gelmesi sonucunda, sert disiplin uygulandýðýnda, korkutulduðunda, gece üstü açýk býrakýldýðýnda,  zorlama sonucu bel aðrýlarýyla altlarýný ýslatýrlar.&lt;br/&gt;Probleme Karþý Olumsuz Tutumlarýn Etkisiyle Çocukta,&lt;br/&gt;*           Parmak emme, týrnak yeme,&lt;br/&gt;*           Telaffuz bozukluðu,&lt;br/&gt;*           Kýskançlýk, korkaklýk ve pasiflik, &lt;br/&gt;*           Ýçe kapanýklýk ve yalnýz yaþama, &lt;br/&gt;*           Sorumluluktan kaçma,&lt;br/&gt;*           Kendine güvensizlik,&lt;br/&gt;*           Öfke ve aðlama nöbetleri, &lt;br/&gt;*           Saldýrgan davranýþlar,&lt;br/&gt;*           Hýrsýzlýk ve yalancýlýk,&lt;br/&gt;*           Dikkat daðýnýklýðý,&lt;br/&gt;*         Yaþýna uygun davranýþlar göstermeme oluþabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ALTINI ISLATAN ÇOCUKLAR&lt;br/&gt;   Çocuklar genellikle 2-3 yaþlarýna kadar altlarýný ýslatýrlar. Gündüz kontrol daha erken saðlanýrken (2-2,5 yaþ) geceleri biraz daha geçtir. 4 yaþýndan sonra alt ýslatmanýn devam etmesi durumunda Altýný Islatma (enuresis) sorunundan söz edilebilir.&lt;br/&gt;ÖZELLÝKLER:&lt;br/&gt;Dört þekilde görülür:&lt;br/&gt;*   Yalnýz gece altýný ýslatýrlar, (Nactural)Yattýktan biraz sonra ya da kalkmaya yakýn altlarýný ýslatýrlar,&lt;br/&gt;*    Yalnýz gündüz altýný ýslatýrlar, (Diurnal)Çok utangaç olduklarý ya da oyuna daldýklarý için altlarýný ýslatýrlar,&lt;br/&gt;*    Hem gece hem de gündüz altýný ýslatýrlar, (Kronik alt ýslatma)&lt;br/&gt;*    Ara-sýra altýný ýslatýrlar, Hastalýk sýrasýnda, yeni bir kardeþin dünyaya gelmesi sonucunda, sert disiplin uygulandýðýnda, korkutulduðunda, gece üstü açýk býrakýldýðýnda,  zorlama sonucu bel aðrýlarýyla altlarýný ýslatýrlar.&lt;br/&gt;Probleme Karþý Olumsuz Tutumlarýn Etkisiyle Çocukta,&lt;br/&gt;*           Parmak emme, týrnak yeme,&lt;br/&gt;*           Telaffuz bozukluðu,&lt;br/&gt;*           Kýskançlýk, korkaklýk ve pasiflik, &lt;br/&gt;*           Ýçe kapanýklýk ve yalnýz yaþama, &lt;br/&gt;*           Sorumluluktan kaçma,&lt;br/&gt;*           Kendine güvensizlik,&lt;br/&gt;*           Öfke ve aðlama nöbetleri, &lt;br/&gt;*           Saldýrgan davranýþlar,&lt;br/&gt;*           Hýrsýzlýk ve yalancýlýk,&lt;br/&gt;*           Dikkat daðýnýklýðý,&lt;br/&gt;*         Yaþýna uygun davranýþlar göstermeme oluþabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ALTINI ISLATAN ÇOCUKLAR&lt;br/&gt;   Çocuklar genellikle 2-3 yaþlarýna kadar altlarýný ýslatýrlar. Gündüz kontrol daha erken saðlanýrken (2-2,5 yaþ) geceleri biraz daha geçtir. 4 yaþýndan sonra alt ýslatmanýn devam etmesi durumunda Altýný Islatma (enuresis) sorunundan söz edilebilir.&lt;br/&gt;ÖZELLÝKLER:&lt;br/&gt;Dört þekilde görülür:&lt;br/&gt;*   Yalnýz gece altýný ýslatýrlar, (Nactural)Yattýktan biraz sonra ya da kalkmaya yakýn altlarýný ýslatýrlar,&lt;br/&gt;*    Yalnýz gündüz altýný ýslatýrlar, (Diurn</description></item><item><title>ÇOCUKLUK ÇAGI ENFEKSIYONLARININ TANI VE TAKIBINDE PROKALSITONIN, NEOPTERIN VE C-REAKTIF PROTEININ YERI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocukluk-cagi-enfeksiyonlarinin-tani-ve-takibinde-prokalsitonin,-neopterin-ve-creaktif-proteinin-yeri-353001.html</link><description>ÇOCUKLUK ÇAGI ENFEKSIYONLARININ TANI VE TAKIBINDE PROKALSITONIN, NEOPTERIN VE C-REAKTIF PROTEININ YERI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IÇINDEKILER&lt;br/&gt;Sayfa&lt;br/&gt;ÖNSÖZ ................................................................................................. i&lt;br/&gt;KISALTMALAR ..................................................................................... ii&lt;br/&gt;GIRIS ve AMAÇ .................................................................................... 1&lt;br/&gt;GENEL BILGILER ................................................................................. 2&lt;br/&gt;1. Konak Savunmasi ve Enflamasyon .................................................. 2&lt;br/&gt;A. Akut Enflamasyon .................................................................... 2&lt;br/&gt;B. Kronik Enflamasyon ................................................................. 5&lt;br/&gt;2. Enflamasyonun Sistemik Etkileri ...................................................... 6&lt;br/&gt;A. Akut Faz Reaksiyonlari ............................................................ 6&lt;br/&gt;B. Eritrosit Sedimentasyon Hizi .................................................. 17&lt;br/&gt;C. C-Reaktif Protein ..................................................................... 21&lt;br/&gt;D. Prokalsitonin ............................................................................ 25&lt;br/&gt;E. Neopterin ................................................................................. 32&lt;br/&gt;GEREÇ ve YÖNTEM .............................................................................. 39&lt;br/&gt;BULGULAR ............................................................................................. 43&lt;br/&gt;TARTISMA .............................................................................................. 54&lt;br/&gt;SONUÇ ................................................................................................... 60&lt;br/&gt;ÖZET ....................................................................................................... 61&lt;br/&gt;SUMMARY............................................................................................... 62&lt;br/&gt;KAYNAKLAR .......................................................................................... 63&lt;br/&gt;EKLER .................................................................................................... 72&lt;br/&gt;3&lt;br/&gt;ÖNSÖZ&lt;br/&gt;Süleyman Demirel Üniversitesi Tip Fakültesi Çocuk Sagligi ve Hastaliklari&lt;br/&gt;Anabilim Dali&quot;ndaki uzmanlik egitimim süresince engin deneyim ve bilgi&lt;br/&gt;birikimleriyle yetismemde büyük katkilari olan degerli hocalarim Çocuk Sagligi&lt;br/&gt;ve Hastaliklari Anabilim Dali ögretim üyeleri Prof. Dr. Ahmet Rifat Örmeci,&lt;br/&gt;Prof.Dr. Inci Ergürhan Ilhan, Prof. Dr. Duran Canatan, Prof. Dr. Bahattin Tunç,&lt;br/&gt;Doç. Dr. Ali Ayata, Yard. Doç. Dr. Hasan Çetin, Yard. Doç. Dr. Faruk Öktem,&lt;br/&gt;Yard. Doç. Dr. Seref Olgar&quot;a, tez çalismamda büyük destegini gördügüm Klinik&lt;br/&gt;Biyokimya Anabilim Dali Baskani Prof. Dr. Namik Delibas&quot;a en derin saygi ve&lt;br/&gt;sükranlarimi sunarim.&lt;br/&gt;Bu süreçte birlikte çalistigim arastirma görevlisi arkadaslarima, servis&lt;br/&gt;hemsirelerine, hematoloji laboratuvari, mikrobiyoloji ve klinik mikrobiyoloji&lt;br/&gt;laboratuvari, klinik biyokimya laboratuvari çalisanlarina, istatistik çalismalarinda&lt;br/&gt;yardimlarini gördügüm degerli arkadasim Halk Sagligi Uzmani Dr. Ersin&lt;br/&gt;Uskun&quot;a tesekkür ederim.&lt;br/&gt;4&lt;br/&gt;KISALTMALAR&lt;br/&gt;AA : Arasidonik asit&lt;br/&gt;AAG : a-1asit glikoprotein&lt;br/&gt;AIDS : Kazanilmis immün yetersizlik sendromu&lt;br/&gt;(Acquired immunodeficiency syndrome)&lt;br/&gt;ARDS : Eriskin solunum sikintisi sendromu&lt;br/&gt;BOS : Beyin omurilik sivisi&lt;br/&gt;CMV : Sitomegalovirus&lt;br/&gt;CRP : C-reaktif protein&lt;br/&gt;DIC : Yaygin damar içi pihtilasma (Disseminated intravascular coagulation)&lt;br/&gt;ELISA : Enzyme-linked immunosorbent assay&lt;br/&gt;ESH : Eritrosit sedimentasyon hizi&lt;br/&gt;G-CSF : Granülosit koloni stimülan faktör&lt;br/&gt;GM-CSF: Granülosit makrofaj koloni stimülan faktör&lt;br/&gt;GVHD : Graft versus host hastaligi&lt;br/&gt;H4B : Tetrahidro biopterin&lt;br/&gt;HDL : Yüksek molekül agirlikli kolesterol&lt;br/&gt;HIV : Human immunodeficiency virus&lt;br/&gt;HPLC : Yüksek basinçli sivi kromatografisi&lt;br/&gt;(High-performance liquid chromatography)&lt;br/&gt;IFN : Interferon&lt;br/&gt;Ig : Immunoglobulin&lt;br/&gt;IL : Interlökin&lt;br/&gt;5&lt;br/&gt;IFN : Interferon&lt;br/&gt;Ig : Immunoglobulin&lt;br/&gt;IL :</description></item><item><title>DOWN SNDROMU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?down-sndromu-453925.html</link><description>Down Sendromu,  nedir O? &lt;br/&gt;Down Sendromlu çocuk sahibi ailelerin en büyük düþmaný bilgi eksikliðidir. Bu yüzden, &quot;Down Sendromu nedir?&quot; sorusunu cevaplamaya çalýþacaðýz. Bunu yaparken kullanacaðýmýz bazý terimler size  yabancý gelse de endiþelenmeyin, bunlarýn daha doyurucu açýklamalarýný gönüllü ailelerimizde bulacaksýnýz.&lt;br/&gt;En basit tanýmýyla Down Sendromu çocuðunuzun vücudundaki hücrelerin 46 yerine fazladan bir kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olmasýdýr. Down Sendromu bir hastalýk deðil genetik bir farklýlýktýr.&lt;br/&gt;Ýnsan vücudunu oluþturan hücrelerin çekirdekleri, kromozomlarla birbirlerine baðlanmýþ olan genlerden oluþmuþtur. Ýþte bu genler ve kromozomlar fizyolojik ve kiþilik yapýmýzýn ana unsurlarýdýr, dolayýsýyla çocuðunuzun fazladan sahip olduðu bir kromozom onun hayatýný etkileyecektir. Kromozom anomalilerinin çoðunda embriyo geliþemez. Down Sendromu embriyonun geliþimini tamamlayabildiði bir durumdur.&lt;br/&gt;Çocuðunuzun fiziksel görünümü diðer çocuklardan biraz farklý olabilir, bir takým saðlýk sorunlarý bulunabilir. Fakat unutmayýn ki, bazý çocuklarýn sarý saçlý, bazýlarýnýn mavi gözlü olmasý gibi sizin çocuðunuzun da Down Sendromlu olmasý bir genetik farklýlýktýr.&lt;br/&gt;Down Sendromu konusunda iki þey kesindir. Birincisi, Down Sendromunun kaynaðý anne-baba deðildir ve hamilelik öncesi veya sýrasý olan hiç bir þey çocuðun Down Sendromlu doðmasýna yol açmaz. Ýkincisi, diðer çocuklar gibi Down Sendromlu çocuklarýn da kendilerine özgü kiþilikleri, yetenekleri ve düþünceleri vardýr. Diðer çocuklar gibi onlar da farklý kiþiliðe sahip bir birey olarak büyüyeceklerdir.&lt;br/&gt;Dünyanýn her yerinde ve tüm insan ýrklarýnda Down Sendromu mevcuttur ve zamanla ortaya çýkan bir durum deðildir. Down Sendromlu insanlarýn, insanoðlunun oluþumundan beri var olduðu düþünülmektedir. Dolayýsýyla Down Sendromunu yaþamýn doðal bir parçasý olarak kabul etmek yanlýþ olmasa gerek. Yukarý &lt;br/&gt;Down Sendromu nasýl oluþur?  &lt;br/&gt;Down Sendromunun nasýl oluþtuðunu anlayabilmek için genetik konusunda biraz daha detaylý bilgiye gereksinim duyacaðýz. Sahip olduðumuz hücrelerin çekirdeklerinin genlerden oluþtuðunu ve taþýdýðýmýz fiziksel özelliklerle, kiþiliðimizin ana unsurlarýnýn bu genlerde kodlanmýþ olduðundan söz etmiþtik. Genlerimiz birbirlerine kromozom denilen çubuklarla baðlýdýr. Çoðumuzun her hücresinde, 46 kromozom bulunmaktadýr. Kromozomlar da çiftler halinde kümelenmiþlerdir, yani hücrelerimiz 23 çift kromozoma sahiptirler.&lt;br/&gt;Kromozom çiftlerimizin biri annemizin yumurtasýndan, diðeri babamýzýn sperminden gelmektedir. Ýnsan vücudundaki yumurta veya spermlerin hücrelerine &quot;germ hücreler&quot; denir ve bir tek bunlara ait hücreler 23 kromozomdan oluþmuþtur.&lt;br/&gt;Yumurta ve sperm hücrelerinin birleþmesiyle 46 kromozomlu bir küme ortaya çýkmakta ve bunun oluþturduðu ilk hücre bölünüp ikinci bir hücre ortaya çýktýðýnda yeni hücre ilkinin özelliklerini taþýmaktadýr. Dolayýsýyla bebeðin genetik yapýsý oluþacak ilk hücreye baðlýdýr. Kromozomlar ikiþerli gruplar halinde 23 çift olarak denge halindedirler.&lt;br/&gt;Herhangi bir nedenle bu çiftlerin fazla kromozoma sahip olmasý dengeyi bozacaktýr. Bu durum, yani üç kromozoma sahip olma Trizomi olarak tanýmlanýr. Down Sendromu durumunda üç kromozom oluþumu gen zincirinin 21. Kromozom halkasýnda oluþtuðundan bu oluþum Trizomi 21 olarak da adlandýrýlýr. Embriyo geliþtikçe bu durum yeni oluþan hücrelere aktarýlarak tüm hücrelerin fazladan bir kromozoma sahip olmasýna neden olur. Down Sendromlu insanlarýn %95i söz ettiðimiz Nondisjuction Trisomy 21 türüdür. Yani 21. Kromozom bölünürken, tepesi koparak gövdenin alt kýsmý diðerine</description></item><item><title>ÇOCUK VE ERGENLERDE CÝNSEL GELÝÞÝM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-ve-ergenlerde-cinsel-gelisim-455711.html</link><description>Çocuk ve ergenlerde cinsel geliþim&lt;br/&gt;Doç. Dr. Figen Çok&lt;br/&gt;A.Ü. Eðitim Bilimleri Fakültesi Öðretim Üyesi&lt;br/&gt;Ýnsan yaþamýnýn saðlýklý bir yönü olan cinsellik, yaþam boyu süren bir geliþimdir. Cinsel geliþim doðum öncesinde baþlar ve yaþamýn sonuna kadar devam eder. Ancak günlük yaþamda cinselliðin saðlýklý yönü göz ardý edilerek sorunlu yönü vurgulanmaktadýr. Cinselliðin bu olumsuz yönünün ön planda olmasý da namus kavramýyla birlikte anýlmasýna yani tabu niteliði taþýmasýna baðlýdýr.&lt;br/&gt;Toplumda çocuk ve gençlere yönelik cinsel mesajlar çeliþkilidir. Bir yandan cinsellik ayýp kavramýyla anýlmakta, bastýrýlmasý gerektiði vurgulanmakta, öte yandan çocuk ve gençlere olumlu, çekici bir yaþantý olarak sunulmakta, dikkatleri kitle iletiþim araçlarýnda cinselliðe çekilmektedir. Reklam, klip, TV dizisi ve filmlerde hatta çocuklara yönelik çizgi filmlerde bile cinsel öðeler yer almaktadýr. Bunlarýn bir bölümü doðrudan, bir bölümü ise dolaylý biçimde cinselliðe yönelmiþlerdir. ,&lt;br/&gt;Bu süreç içinde cinsellik þöyle geliþir. Çocuðun yaþamýnda özellikle 3-6 yaþlarýnda belirgin biçimde görülmeye baþlar. Bu yaþlarda çocuklar iki cinsiyetin farkýný ayýrt eder ve cinsiyet farklarýný öðrenmeye güdülenir. Çýplaklýða ilgi duyarlar. Baþkalarýnýn ve kendisinin cinsel organlarý merak eder, cinsel organlara isim verirler. Resim yaparken cinsel organlarý da çizerler. &quot;Bebeðin dünyaya nasýl geldiði&quot; gibi cinsel sorularý sorarlar. Cinsellik, çocuklarýn doktorculuk, evcilik gibi oyunlarýnda da ortaya çýkabilir. Cinsellikle ilgili açýk ve kapalý mesajlarý alýr ve evlenme, aþk gibi konularla ilgilenir, bunlarý günlük yaþamlarýnda sýk sýk gündeme getirirler.&lt;br/&gt;Yine ayný yaþlarda, karþý cinsiyetten ana babalarýna (kýzlar babaya, erkekler anneye) farklý bir ilgi duymaya baþlarlar. Bu arada çocuðun gözünde ayný cinsiyetten ana baba biraz rakip niteliði taþýr ve biraz karýþýk duygular geliþir. Bunun sonucunda ayný cinsiyetten ana babanýn davranýþlarý benimsenir ve cinsel kimlik geliþir.&lt;br/&gt;Ayrýca bu yaþlarda çocuklar tarafýndan, cinsel içerikli küfürler kullanýlmaya baþlanýr. Bu, toplumsallaþma sürecine baðlý etkenler nedeniyle, erkek çocuklar arasýnda, kýz çocuklar arasýnda olduðundan daha yaygýndýr. Bu yaþlarda çocuklar cinsel içerikli küfürün anlamýný bilmez, ancak etkisini bilir.&lt;br/&gt;Bu dönemde mastürbasyon davranýþý da görülebilir. Bütün bu özellikler doðal ve beklendiktir. Ancak bu özellikler çok yoðun bir biçimde ve uzun süreli olarak çocuðun yaþamýný etkiliyor, çocuðu günlük etkinliklerinden alýkoyacak kadar meþgul ediyorsa problemli davranýþ düzeyinde riski vardýr ve üzerinde durulmasý, yani profesyonel bir yardýma baþvurulmasý gerekmektedir. &lt;br/&gt;Okul yýllarý olarak adlandýrýlan 7-11 yaþlarý arasýnda çocuklarýn çoðu önceki dönemde temel cinsel sorularýný yanýtlamýþ olurlar. Ancak kuþkusuz hala cinsellik onlar için önemlidir. Cinsel olgunluðun kazanýldýðý erinlik dönemi giderek daha erken yaþanmaktadýr. Bu nedenle okul çaðý çocuklarýnda özellikle kýzlar arasýnda erinlik belirtileri eskisine oranla daha önceki yaþlarda görülmektedir. Bu erken geliþimin nedeni geliþen beslenme ve saðlýk koþullarýna baðlanmaktadýr. Bu yüzden kýzlarda romantik ilgiler, aþk ve çýkmaya ilgi neredeyse çocukluðun içindeyken belirginleþmektedir. Kuþkusuz toplumsallaþma etkenleri olan kitle iletiþim araçlarý, çocuklara yönelik giysi ve oyuncaklar da böylesi bir deðiþime katkýda bulunmaktadýr.&lt;br/&gt;Yeni araþtýrmalar Türkiye&quot;de büyük kentlerde cinsel olgunlaþmanýn ölçütü sayýlan ilk adet yaþýnýn 12 yaþ olduðunu ortaya koymaktadýr. Bazý kýzlarda çok daha erken olabilen bu yaþ, ortalama yaþtýr. Erkeklerde cinsel olgunlaþmanýn ölçütü olarak ele alýnan, ancak üzerinde daha az araþtýrma yapýlan erkeklerde ilk boþalma yaþý 13 yaþ olarak ortaya çýkmaktadýr. Bu sonuçlar ergenlerin 12-13 yaþlarýnda cinsel olgunluða ulaþtýklarýný göstermektedir. Böylesi bir biyolojik geliþim duygusal ve toplumsal yaþamda doðurgularý olan pek çok duygusal ve toplumsal geliþim özelliðini de beraberinde getirmektedir. Bu yaþlarda bedene, çýplaklýða ilgi hala vardýr. Ancak davranýþlarý üzerinde kontrol geliþtiði için çocuðun bu özelliklerini ana baba eskisi kadar net gözlemeyebilir. Ýleri çocukluktan itibaren (10-11 yaþlar) cinsel dürtülerde artýþ görülür, beden yavaþ yavaþ yetiþkin özelliklerini kazanmaya  baþlar. Bu doðrultuda ilgilerde deðiþme, karþý cinsiyete ilgi, ana babadan baðýmsýz olma isteði çýkar. Cinsel bilgi gereksinimi kendini gösterir. Cinsel konularda bilgilenmek, bu konularý konuþmak erken</description></item><item><title>ÇOCUK VE SPOR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-ve-spor-343772.html</link><description>T.C.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MARMARA  ÜNÝVERSÝTESÝ&lt;br/&gt;BEDEN  EÐÝTÝMÝ  VE  SPOR YÜKSEKOKULU&lt;br/&gt;   SPOR  YÖNETÝMÝ  ANABÝLÝM  DALI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; YÜKSEK  LÝSANS  PROGRAMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HERKES  ÝÇÝN  SPOR &lt;br/&gt;                               &lt;br/&gt;Doç.  Dr.  Aysel  PEHLÝVAN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                   &lt;br/&gt;                                        &lt;br/&gt; ÇOCUK VE SPOR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hazýrlayan&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SUSAM  ÇEVÝK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                            Ýstanbul  2003&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇOCUK VE SPOR  &lt;br/&gt;         1. Giriþ&lt;br/&gt;         Bu bölümde egzersizin çocuklarýn üzerinde yaptýðý etkiler; yetenek ve yetenek seçimi konusu ve de çocuðun  büyüme ve geliþme dönemleri aktarýlmaya çalýþýlacaktýr.&lt;br/&gt;         Çocuðun buluð çaðý öncesi ve sonrasý düzenli olarak yaptýðý spor etkinlikleri, saðlýklý bir fiziki yapýnýn geliþmesini saðlarken; geç yaþlarda fiziki yapýnýn bozulmasýný engellemede önemli bir rol oynamaktadýr. Bilindiði  gibi büyümenin en hýzlý olduðu çocukluk devresinde insan vücudu deðiþken bir yapýya sahiptir. Çocuk bu devrede saðlýklý beslenir, düzenli egzersiz yapar, gerekli uykuyu alýr ve esnekliði, koodinasyonu, dayanýklýlýðý ve kuvveti artýran faaliyetlerde bulunursa büyüme geliþme yeteri kadar olur ve genetik olarak sahip olduðu fiziki yapýya ulaþabilir. Böylece çocuk yetiþkin çaða geldiði zaman uzun boya ve iyi bir solunum, dolaþým sistemine sahip olabilir.Ayrýca düzenli egzersiz ve saðlýklý beslenme, kalp hastalýklarý, þeker hastalýðý ve daha bir çok kanser türünün oluþma riskini azaltýr. aktif bir yaþam tarzý ile kazanýlan fiziki saðlýk, çocuða olumlu bir bakýþ, güven ve kontrol duygusu kazandýrýr. Ailelerin fitnessa yaklaþýmý davranýþ ve etkinlik düzeyi çocuk üzerinde çok etkilidir. Eðer aile etkin ise çocuðun öyle olma olasýlýðý yüksektir.(7)&lt;br/&gt;Spor geliþmekte olan çocuklar için yalnýzca saðlýk ve geliþme için deðil ayný zamanda þahsiyet geliþimleri ile mental saðlýklarý açýsýndan da önemlidir.Spor yapan çocuklar kiþisel deneyimlerini, yaratýcýlýklarýný geliþtirir ve sorumluluk duygusu kazanýrlar. Yardýmlaþma ve iþbirliði yapma, arkadaþlarýna ve oyun kurallarýna saygý gösterme gibi sosyal davranýþlarý da kazanarak olumlu bir benlik geliþimi saðlarlar.                                       Günümüzde yarýþma sporlarýna çok erken yaþlarda baþlandýðý bilinen bir gerçektir. Çocuklarýn zevk ve eðlence yapmalarý gereken spor uygulamalarýnýn yerini genellikle aþýrý yüklenmeli, stresli, ne olursa olsun kazanma arzusu ile yaptýrýlan ve büyükler tarafýndan organize edilen yarýþmalar almaktadýr. Bu yarýþmalar ilerleme deðil kazanmanýn esas alýndýðý ve antrenörlerin yarýþmasý þekline dönüþen yarýþmalar olmaktadýr. Avrupa konseyi çocuklarýn spora baþatýlmasý konusunda eðer çocuðun üzerinde akut ya da kronik zararlar býrakmayacaðýndan emin olunmuyorsa o spor dalýna baþlamasýnýn tavsiye edilmeyeceði görüþünü ileri sürmektedir. &lt;br/&gt;Aslýnda çocuðun spor yapmasýndaki esas amaç; onlardaki kardiyovasküler dayanýklýlýðý artýrma, sinir - kas koordinasyonunu, kuvveti, esnekliði geliþtirmek olmalýdýr ve bu özellikler okul öncesi ve ilkokul dönemi çocuklarda oyun þekilleri altýnda yapýlan uygulamalarla kazandýrýlmalýdýr. (3)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.ÇOCUK ve EGZERSÝZ&lt;br/&gt;         &lt;br/&gt;      2. 1-Çocukluk dönemi nedir?  &lt;br/&gt;Çocukluk dönemi doðumdan itibaren 11-12 yaþýna kadar süren bir zamaný kapsar. 0-1 yaþ süt çocukluðu, 1-3 yaþ küçük çocukluk, 3-6 yaþ okul öncesi çaðý, 6-10 yaþ birinci okul çocuðu çaðý, 10-12 yaþ ikinci okul çocuðu çaðý olarak kabul edilir. Ancak yaþa baðýmlý kalmadan , doðumdan itibaren çocuðun, fiziksel, zihinsel ve psikolojik geliþimindeki seyrine bakarak cinsel olgunluða eriþmesine kadar olan sürecin çocukluk dönemi olarak ele alýnmasý gerekir. Çünkü , kimi çocuk akranlarýna göre, daha erken veya geç geliþebilir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2-Çocuklarýn egzersize yanýtlarý nedir? &lt;br/&gt;Çocuklar bilindiði gibi bir geliþme ve büyüme periyodu içindedir. Bu periyotta genç çocuklarýn fizyolojik sistemleri, aðýr egzersizlerin getirdiði yükleri karþýlayacak düzeyde deðildir. Bu güç ancak geliþme çaðý sonrasý ya</description></item><item><title>ÇOCUKLUK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocukluk-363691.html</link><description>ÇOCUKLUK&lt;br/&gt;&quot;Güzellik denen þeyin gülümsemede saklý olduðuna inanýyorum. Eðer gülümseme bir yüzü güzelleþtiriyorsa, o yüz gerçekten güzeldir. Gülümsemesi görünüþüne bir þey katmýyorsa, o yüz herhangi bir yüzdür. Eðer gülümserken çirkinleþiyorsa, iþte o yüz de kesinlikle çirkin bir yüzdür.&quot; (Çocukluk, Kum saati Yayýnlarý 2003, s. 12). &lt;br/&gt;Lev Nikolayeviç Tolstoy, dünya edebiyatýnda Harp ve Sulh, Anna Karanina, Ölümden Sonra Dirilme, Ývan Ýlyiç&quot;in ölümü (roman) Yaþayan Ölü, Karanlýðýn Kudreti (tiyatro) adlý eserleriyle adýndan söz ettirmiþtir.&lt;br/&gt;1928 yýlýnda varlýklý, toprak zengini bir ailenin çocuðu olarak dünyaya gelen Lev Nikolayeviç Tolstoy yaþadýðý yüzyýlda olduðu kadar günümüz dünya edebiyatýna da adýný kabul ettirmiþ eþsiz yazarlardan biridir.&lt;br/&gt;&quot;Çocukluk&quot; basýlan ilk yazýsýdýr, yani bu yazý dünya edebiyatýn atýlan ilk adýmdýr. Yirmili yaþlarýn ilk yýllarýnda yazdýðý bu roman geniþ ölçüde gerçeklere dayanýr. Romandaki þahýslarýn birçoðu yaþamdan alýnmýþtýr. Kendisi, arkadaþlarý ve ailesi...&lt;br/&gt;Sovremennik dergisinde basýlan &quot;Çocukluk&quot; ruh çözümlemeleri ve karakterlerin gücüyle daha ilk eserinde Tolstoy&quot;u usta bir yazar olarak kabul ettirmiþtir.&lt;br/&gt;Roman 138 sayfadan oluþmakta ve 28 bölüme ayrýlmaktadýr. her bölüm, yazarýn hayatýnda tanýdýðý kiþiler ve yaþadýðý lahzalarý ifade eden kelime veya cümle ile ifade edilmiþ bu da romaný monotonluktan kurtarmýþtýr.&lt;br/&gt;OLAY ÖRGÜSÜ&lt;br/&gt;&quot;Çocukluk&quot; romaný tamamiyle realist bir kimlik taþýmaktadýr. Lev Nikolayeviç Tolstoy, çocukluðunda yaþadýðý olaylarý kaleme almýþtýr. Kahraman anlatýcý olarak nitelendireceðimiz yazar, eserinde hem anlatýcý hem de anlatýlan mevkiindedir. Onun kendi çocukluðu hakkýndaki düþünce ve görüþlerini okuyucu onun anlattýðý çerçevede görür.&lt;br/&gt;Anlatýcý romana Karl Ývanoviç&quot;i ve dersliði anlatarak baþlamýþtýr.&lt;br/&gt;&quot;Karl Ývanoviç çok güzel hediyeler aldýðým doðum günümden 3 gün sonra, yani 12 Aðustos sabahý, saat yedi sularýnda uyandýrdý beni.&quot; (s. 5).&lt;br/&gt;Önceleri öðretmenini çekilmez bir adam olarak görüyordu ve her þeyiyle iðrenç olduðunu düþünüyordu. Bir sabah Karl Ývanoviç&quot;in yaptýðý gýdýklama olayýyla sinirleri bozulmuþ ve aðlamýþtý. Bu olay üzerine Karl Ývanoviç&quot;e, gece gördüðü düþü hatýrlamadýðý için düþünde sözde annesi ölmüþ ve onu gömmek için götürdükleri yalanýný uydurmuþtu. Bu yalan rüyayý gerçekten görmüþ gibi hissettiðinde ise tekrar aðlamaya baþlamýþ ve öðretmeninin onu avutmaya çalýþýp yaratýcý sözler söylemesiyle, Karl Ývanoviç hakkýnda düþündüklerinin ne kadar yanlýþ olduðunun farkýna varmýþtýr.&lt;br/&gt;2. bölüm &quot;Annem&quot; baþlýðý ile baþlamakta ve yazar annesini anlatmaktadýr:&lt;br/&gt;&quot;Annemi o zamanlardaki yüzüyle düþündüðümde, sevgi ve iyilik dolu gözlerindeki pýrýltýyý görür gibi olurum. Boynunda, kýsa saçlarýnýn kývrýldýðý yerin biraz aþaðýsýnda bulunan ben; ince bir titizlikle iþlenmiþ beyaz yakasý ve her zaman beni okþayan, sýk sýk öptüðüm narin, zayýf eli gözümde canlanýr; ancak kendisini bir türlü tam olarak hayal edemezdim.&quot; (s. 11).&lt;br/&gt;Bu bölümde kýsaca kýz kardeþi Liyuba&quot;dan da bahsetmektedir. &lt;br/&gt;&quot;Salonun sol tarafýndaki kuyruklu, eski bir Ýngiliz piyanosunda solgun yüzü ve az önce buz gibi suyla yýkandýðý için kýpkýrmýzý olmuþ parmaklarýyla kýz kardeþim Liyuba, Clementi&quot;nin etütlerini çalýyordu. Liyuba 11 yaþýndaydý. Kýsa keten elbise ve beyaz, paçalarý dantelli bir pantolon giyiyordu&quot; (s. 11).&lt;br/&gt;Bölüm, Karl Ývanoviç&quot;in ve yazarýn annesi Natalya Nikolayevna&quot;nýn aralarýndaki konuþmasý ile devam etmekte ve annenin çocuklarýný babasýnýn yanýna göndermesiyle sona ermektedir.&lt;br/&gt;3. bölümde &quot;Babam&quot; baþlýðýný taþýmaktadýr lakin anlatýcý burada sadece babasýnýn maddi konulardaki talimatlarýna yer vermiþtir. Annesinden söz ederken güzel þeyler söylemekte ve tasvir etmektedir ancak babasýndan söz ederken böyle bir durum söz konusu deðildir.&lt;br/&gt;&quot;Dersler&quot; bölümüne geldiðimizde ise kýz kardeþi hariç erkek kardeþi Volodya ile birlikte Moskova&quot;ya giderek daha iyi eðitim almalarýný isteyen babasýna Karl Ývanoviç çok kýzgýndý ve derse bu öfkesini yansýtýyordu. Öfkesini þu sözlerden anlýyoruz: (s. 22).&lt;br/&gt;&quot;- Ýnsanla</description></item><item><title>ÇOCUKLUK PSÝKOZLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocukluk-psikozlari-450466.html</link><description>ÇOCUKLUK PSÝKOZLARI&lt;br/&gt;YAYGIN GELÝÞÝMSEL BOZUKLUKLAR&lt;br/&gt;   - Çocukluk otizmi &lt;br/&gt;   - Atipik otizm &lt;br/&gt;   - Rett sendromu &lt;br/&gt;   - Asperger sendromu &lt;br/&gt; ÇOCUKLUK OTÝZMÝ &lt;br/&gt;Kanner 1943 yýlýnda, yaþamýn ilk yýllarýnda görülen, sosyal iliþki ve iletiþim alanlarýnda bozukluk ve olaðan dýþý çevresel tepkilerle karakterize, þizofreniden belirli çizgilerle ayrýlabilen bir bozukluk olarak &quot;erken bebeklik otizmini&quot; tanýmlamýþtýr. DSM I ve II&quot;de (DSM: Ýstatistiksel taný elkitabý) genel bir taný olarak &quot;çocukluk þizofrenisi&quot; terimi kullanýlmýþ, ancak &quot;infantil otizm&quot; tanýsý 1980&quot;de DSM III&quot;e bir sýnýflandýrma tanýmý olarak girmiþtir. En son olarak DSM IV&quot;de ise &quot;yaygýn geliþimsel bozukluklar&quot; baþlýðý altýnda otistik bozukluk olarak sýnýflandýrýlmýþtýr. &lt;br/&gt;Tanýsal Özellikler: &lt;br/&gt;Otistik bozukluðun temel özellikleri; toplumsal etkileþim ve iletiþimin önemli ölçüde bozuk ve anormal geliþimi, ilgi ve etkinliklerin belirgin sýnýrlý oluþudur. Bozukluðun görünümleri bireyin kronolojik yaþý ve geliþim düzeyine baðlý olarak büyük deðiþimler gösterir. &lt;br/&gt;Karþýlýklý toplumsal etkileþimdeki bozulma çok belirgin ve süreklidir. Toplumsal etkileþim ve iletiþimi düzenleyen sözel olmayan davranýþlarýn (örneðin gözgöze gelme, takýnýlan yüz ifadesi, alýnan vücut konumu, yapýlan el-kol hareketleri) kullanýlmasýndaki bozulma çok belirgindir. Özellikle göz göze iliþki kurmamalarý  çok temel belirtilerdendir  ve bebeklikten beri bulunur. Yaþýtlarýyla geliþim düzeyine uygun iliþkiler kurmada baþarýsýzdýrlar. Erken yaþlarda arkadaþlýk kurma istek ve ilgileri yoktur ya da çok azdýr. Daha geç yaþlarda ise arkadaþlýða ilgi gösterebilirler ancak toplumsal etkileþimin gereklerini anlamada eksiklikleri vardýr. Sevinçlerini, ilgilerini ya da baþarýlarýný diðer insanlarla kendiliðinden paylaþma arayýþýnda deðildirler. Toplumsal ya da duygusal iliþkilere girmede zorluklarý vardýr (örn. basit sosyal oyunlara etkin biçimde katýlmama, tek baþýna olduðu etkinlikleri yeðleme, baþkalarýnýn etkinliklerine sadece robot gibi katýlma). Yaþý ilerlese de hayali ya da taklitlere dayanan oyun oynamada büyük güçlükler yaþarlar, örneðin hayali bir fincandan &quot;hüüp&quot; yapýp çay içme oyununu kavrayamaz, eliyle hoþçakal þeklinde iþaret yapmakta zorlanýr. Çoðu zaman baþkalarýnýn etrafýnda olduðunun farkýnda deðil gibidir. Diðer insanlara karþý ilgisizdir, baþkalarýnýn gereksinimlerinin ve sýkýntýlarýnýn farkýnda olma ve anlamada zorluklarý vardýr. &lt;br/&gt;ÇOCUKLUK PSÝKOZLARI&lt;br/&gt;YAYGIN GELÝÞÝMSEL BOZUKLUKLAR&lt;br/&gt;   - Çocukluk otizmi &lt;br/&gt;   - Atipik otizm &lt;br/&gt;   - Rett sendromu &lt;br/&gt;   - Asperger sendromu &lt;br/&gt; ÇOCUKLUK OTÝZMÝ &lt;br/&gt;Kanner 1943 yýlýnda, yaþamýn ilk yýllarýnda görülen, sosyal iliþki ve iletiþim alanlarýnda bozukluk ve olaðan dýþý çevresel tepkilerle karakterize, þizofreniden belirli çizgilerle ayrýlabilen bir bozukluk olarak &quot;erken bebeklik otizmini&quot; tanýmlamýþtýr. DSM I ve II&quot;de (DSM: Ýstatistiksel taný elkitabý) genel bir taný olarak &quot;çocukluk þizofrenisi&quot; terimi kullanýlmýþ, ancak &quot;infantil otizm&quot; tanýsý 1980&quot;de DSM III&quot;e bir sýnýflandýrma tanýmý olarak girmiþtir. En son olarak DSM IV&quot;de ise &quot;yaygýn geliþimsel bozukluklar&quot; baþlýðý altýnda otistik bozukluk olarak sýnýflandýrýlmýþtýr. &lt;br/&gt;Tanýsal Özellikler: &lt;br/&gt;Otistik bozukluðun temel özellikleri; toplumsal etkileþim ve iletiþimin önemli ölçüde bozuk ve anormal geliþimi, ilgi ve etkinliklerin belirgin sýnýrlý oluþudur. Bozukluðun görünümleri bireyin kronolojik yaþý ve geliþim düzeyine baðlý olarak büyük deðiþimler gösterir. &lt;br/&gt;Karþýlýklý toplumsal etkileþimdeki bozulma çok belirgin ve süreklidir. Toplumsal etkileþim ve iletiþimi düzenleyen sözel olmayan davranýþlarýn (örneðin gözgöze gelme, takýnýlan yüz ifadesi, alýnan vücut konumu, yapýlan el-kol hareketleri) kullanýlmasýndaki bozulma çok belirgindir. Özellikle göz göze iliþki kurmamalarý  çok temel belirtilerdendir  ve bebeklikten beri bulunur. Yaþýtlarýyla geliþim düzeyine uygun iliþkiler kurmada baþarýsýzdýrlar. Erken yaþlarda arkadaþlýk kurma istek ve ilgileri yoktur ya da çok azdýr. Daha geç yaþlarda ise arkadaþlýða ilgi gösterebilirler ancak toplumsal etkileþimin gereklerini anlamada eksiklikleri vardýr. Sevinçlerini, ilgilerini ya da baþarýlarýný diðer insanlarla kendiliðinden paylaþma arayýþýnda deðildirler. Toplumsal ya da duygusal iliþkilere girmede zorluklarý vardýr (örn. basit sosyal oyunlara etkin biçimde katýlmama, tek baþýna olduðu etkinlikleri yeðleme, baþkalarýnýn etkinliklerine sadece robot gibi katýlma). Yaþý ilerlese de hayali ya da taklitlere dayanan oyun oynamada büyük güçlükler yaþarlar</description></item><item><title>MONTESSORÝ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?montessori-sistemi-436808.html</link><description>MONTESSORÝ SÝSTEMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuk için önemli olan kendilik geliþimidir. Kendi öz kaynaklarýný ve yabancý, karmaþýk dünya ile baþa çýkma becerisini geliþtirmeye gereksinimi vardýr. Duyularý yoluyla, kendisi için öðrenmek, görmek ve yapmak ister, bir yetiþkin gözleri ile deðil. Çocuk bunlarý dünya ile uyum içinde baþardýðýnda, tam bir kiþi olmaya baþlar. O zaman eðitilmiþtir.&lt;br/&gt;Maria Montessori &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anakucaðý  Çocuk Evi, eðitim açýsýndan çaðdaþ ve ilerici bir yaklaþým hedefleyerek, yaþamda bilinmesi gereken her þeyin öðrenilebileceði, eðitimde çocuðu ve bir bütün olarak çocuðun geliþimini merkez alan bir yöntem olan Montessori sistemini temel almýþtýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu sistemde çocuklarýn en önemli becerinin kendi kapasite ve yeteneklerini geliþtirmek olduðunu kavramalarý hedeflenir. Bu amaçla geliþimlerine yönelik çok sayýda araç gerecin bulunduðu; zihinsel, fiziksel, sosyal ve ruhsal olarak geliþebilecekleri; dikkatli biçimde düzenlenmiþ bir çevrede özgürlükleri ve yaratýcýlýklarý desteklenir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Montessori Felsefesi&lt;br/&gt;Montessori eðitim sistemi hem çocuðun geliþimi ile ilgili bir felsefe, hem de bu geliþmeye rehberlik eden bir gerçekliktir. Çocuðun geliþimsel olarak çok sayýda materyalin bulunduðu ve bir çok deneyim yaþayacaðý, fiziksel ye sosyal olarak geliþebileceði, dikkatli biçimde düzenlemiþ bir çevrede ve belli sýnýrlar içinde özgürlüðe gereksinimi olduðu düþüncesini temel almýþtýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Montessori eðitimi, öðrenmede en önemli güdünün, çocuðun kendi motivasyonu olduðunu vurgular. Montessori sýnýflarý, çocuklarýn en önemli becerinin kendi kapasite ve yeterliliklerini geliþtirmek olduðunu kavramalarýna yönelik olarak düzenlenmiþtir. Öðretmen çevreyi, programlarý, etkinlikleri, iþlevleri kaynak kiþi olarak hazýrlar; çocuðun uyarýlmasýný ve yönlendirilmesini saðlar. Ancak öðrenen ve güdülenme yoluyla seçtiði görevleri sürdüren çocuktur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Montessori çevresi, çocuðu tüm yaþamý boyunca yaratýcý bir öðrenme becerisi oluþturabilmesi amacýyla , erken yaþlarda öðrenmeyi sevmeye teþvik eder. Montessori, hem eðitim açýsýndan çaðdaþ ve ilericidir, hem de yaþamda bilinmesi gereken her þeyin öðrenileceði bir yöntemdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amaçlar&lt;br/&gt;Montessori geleneðinde, okullar erken çocukluk eðitiminde en iyiyi vermeyi taahhüt eder. Amaç, okula gelen her çocuðun þu özelliklerinin geliþmesidir: &lt;br/&gt;-baðýmsýzlýk &lt;br/&gt;-içsel denetim &lt;br/&gt;-kendini onaylama &lt;br/&gt;-bir sosyal grubun üyesi olduðunu ve sorumluluklarýný bilme &lt;br/&gt;-öðrenme ve yaþamayla ilgili duyma ve keyif alma &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evrensel Özellikler&lt;br/&gt;Çocuklar öðrenmek isterler. Doðuþtan var olan öðrenme gereksinimleri engellenip baskýlanmadýkça da öðrenirler. Amaç, bu gereksinimlerini uyarýp, ön plana çýkarmaktýr. &lt;br/&gt;Çocuklarýn emen bir zihinleri vardýr. Çocuðunuzu yürüme ve konuþmayý öðrenirken gözlemlemiþsinizdir. Bunlarý ona öðrettiniz mi, yoksa doðal olarak mý bu davranýþlar ortaya çýktý? Nasýl yardýmcý olabildiniz? Çocuðunuzun ilk yürüme giriþimini destekleyerek mi, yoksa konuþarak mý? Çocuðunuzun kendi kendine öðrenebilmesine yardýmcý olmak için çevreyi düzenleyerek mi? &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuklar farklý hýzlarda ve farklý yollarla öðrenirler. Biz, çocuklarý baðýmsýz olmalarý, duygularýnýn farkýnda olmalarý, seçimler yapabilmeleri ve günlerini nasýl geçirmek istedikleri konusunda karar vermeleri için teþvik ediyoruz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuklar örneklerle ve deneyimler yoluyla öðrenirler. Biz eðlence ve uyarýmla eðitimsel deneyimler yaratýyoruz. Çocuklarýn içinde bulunduklarý duyarlý dönemleri tanýyor ve tanýmlýyoruz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Montessori, çocuklarýn evrensel özelliklerini belirlemiþ ve hem bu özelliklere hem de zihinsel gereksinimlerine göre düzenlenen bir hazýrlanmýþ çevre yaratmýþtýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hazýrlanmýþ Çevre&lt;br/&gt;Montessori sisteminde hazýrlanmýþ çevre çocuklarýn gereksinimlerine göre geliþtirilmiþtir. Burasý çocuklar için düzenlenmiþ, sakin ve onlarýn gün içinde gereksinim duyduklarý þeylerle yaþayacaklarý gerçek bir çevredir. Bu gerçeklik çocuða göre boyutlandýrýlmýþtýr. Materyaller açýk ve alçak raflarda sergilenir, dolayýsýyla çocuk baðýmsýz olarak bunlara ulaþabilir ve alabilir. Okul ve sýnýf</description></item><item><title>ÇOCUK SAÐLIÐI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-sagligi-448656.html</link><description>Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯ Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯&lt;br/&gt;__________________________________________________________________&lt;br/&gt;Â© WWW.MAXIMUMBILGI.COM&lt;br/&gt;1&lt;br/&gt;HASTALIKLARA KARÞI ALINABÝLECEK ÖNLEMLER&lt;br/&gt;Pek çok insan, bedeninin kusursuz çalýþmasýný bekler, ona sýnýrsýzca yük&lt;br/&gt;bindirebileceðini ve onun kendini iyileþtirici güçlerinin sýnýrsýz olduðunu sanýr.&lt;br/&gt;Bu açýdan kendilerini aldatanlarýn hayatlarý tehlikededir. Çünkü bedenimiz,&lt;br/&gt;anlayýþ, bakým, yeterince hareket ve yeni güçler oluþturabilmek için dinlenmek&lt;br/&gt;ister. Kendi saðlýðýný dikkatsizce sömüren hiç kimse cezasýz kalamaz.&lt;br/&gt;Bedenimize özenle davranýþýmýzýn olumlu etkilerini kanýtlayabilmek ise tabi ki&lt;br/&gt;pek kolay deðildir.&lt;br/&gt;Herhangi bir kiþi alýþýlmýþ ilkbahar nezlesine yakalandýðýnda, o kiþinin þanslý&lt;br/&gt;olduðu düþünülebilir. Ama bu þanslý sayýlan kiþinin basit uygulamalarla&lt;br/&gt;bedenini güçlendirmiþ olabileceðini çok az kiþi düþünür. Pek çok kimsenin, neden&lt;br/&gt;bir ökseotu kürü yapayým ki, kan dolaþýmýmda hiçbir anormallik yok, dediði de&lt;br/&gt;düþünülebilir. Yani sonuç olarak, akýlcýlýkla uygulanacak bir saðlýk önlemi ancak&lt;br/&gt;önerilebilir. Saðlýðý için neyin önemli olduðuna herkes kendi baþýna karar&lt;br/&gt;vermelidir. Ama Yaradan, saðlýklý yaþam için gereken her þeyi yaratmýþ. Bizden&lt;br/&gt;beklediði ise, armaðanlarýndan yararlanabilmek için biraz çaba göstermemiz.&lt;br/&gt;Bedene Dayanýklýlýk Kazandýrmak&lt;br/&gt;Genel saðlýk için hiçbir þey, ýþýk, açýk hava ve su banyolarý kadar önemli deðildir.&lt;br/&gt;Bu yöntemlerle kiþi bedenini sertleþtirebilir ve hastalýklara karþý dayanýklýlýk&lt;br/&gt;kazandýrabilir. Bu konuda soðuk su, kalbi ve dolaþým sistemini uyarmasý, derinin&lt;br/&gt;kan dolaþýmýný arttýrmasý açýsýndan, önemli ölçüde öne çýkmaktadýr. Bu&lt;br/&gt;uygulamalar sýrasýnda aþaðýdaki kurallara özenle uyulmalýdýr:&lt;br/&gt;a) Soðuk su kullanýmýndan önce bedenin sýcak olmasý gerekir. En doðrusu,&lt;br/&gt;sýcak yataktan kalktýktan hemen sonra soðuk su kullanýlmasýdýr.&lt;br/&gt;Akþamlarý ise, bir yürüyüþle veya uygun beden hareketleriyle beden&lt;br/&gt;ýsýtýlmalýdýr.&lt;br/&gt;b) Banyo odasý soðuk olmamalýdýr. Hava akýmý oluþmamasý için,&lt;br/&gt;pencerenin ve kapýnýn kapalý tutulmasý gerekir. Soðuk su&lt;br/&gt;kullanýmýndan sonra bedenin yeniden hýzla ýsýtýlmasý gerekir. Bunun&lt;br/&gt;en uygun yolu, bir süre için sýcak yataða girmektir.&lt;br/&gt;c) Bedeni güçlendirme önlemleri sýrasýnda aþýrýya kaçýrmamalýdýr, aksi&lt;br/&gt;halde beden bu tür uyanlara alýþabilir ve beklenen sonuç alýnamayabilir.&lt;br/&gt;Bu konudaki tüm olanaklardan sürekli yararlanmak yerine, duruma göre deðiþik&lt;br/&gt;uygulamalara yönelmek doðru olacaktýr.&lt;br/&gt;Özellikle çocuklar için gerekli olan saðlýk önlemleri: Elden geldiðince açýk havada&lt;br/&gt;bulunmak! Ama bir annenin çocuðuna verebileceði en deðerli þey, belirli bir süre&lt;br/&gt;boyunca onu emzirmektir Böylece ona, gelecekte karþýlaþabileceði enfeksiyon&lt;br/&gt;Araþtýrma Serisi No.4 Çocuk Saðlýðý&lt;br/&gt;Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯ Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯Â¯&lt;br/&gt;__________________________________________________________________&lt;br/&gt;Â© WWW.MAXIMUMBILGI.COM&lt;br/&gt;2&lt;br/&gt;hastalýklarýna karþý korunma gücü saðlamýþ olacaktýr. Çünkü anne sütünün&lt;br/&gt;içinde pek çok savunma maddeleri bulunur. Her çocuk, baðýþýklýk ve savunma&lt;br/&gt;sistemlerini oluþturmak zorundadýr. Deri ise, soðuða ve sýcaða karþý tepki&lt;br/&gt;göstermeyi öðrenmelidir. Bu öðrenim en iyi biçimde, açýk havada hareket&lt;br/&gt;etmekle gerçekleþtirilebilir; elden geldiðince hafif giyimli, yazýn ise en doðrusu&lt;br/&gt;çýplak olarak.&lt;br/&gt;Çocuk ayrýca açýk pencereli bir odada uyumalý ve çýplak ayakla dolaþmalýdýr, ki&lt;br/&gt;henüz yumuþacýk olan ayaklarý ayakkabý içinde biçimsizleþmeye karþý&lt;br/&gt;direnebilsin. Ýki yaþýndan sonra çocuðu yavaþ yavaþ serin suyla banyo ve duþ&lt;br/&gt;yapmaya alýþtýrmaya baþlanmalýdýr. Banyonun ardýndan hep soðuk suyla duþ&lt;br/&gt;yaptýrýlmalýdýr. Çocuk eðer dýþarýda bir su birikintisine dalarak ayaklarýný&lt;br/&gt;ýslatmýþsa, onlarý hemen bir sýcak ayak banyosuna sokmalý ve banyo sonunda&lt;br/&gt;iyice ovalayarak kurutmalýdýr. Banyonun yaný sýra çocuk sýcak bir limonlu bitki&lt;br/&gt;çayý içmeli ve gerçekten ýsýnabilmek için hemen yataða girmelidir.&lt;br/&gt;Sýcak birikimi tehlikeli olabilir. Bunun için çocuklara yazýn kesinlikle sýký ve&lt;br/&gt;hava geçirmeyen giysiler giydirilmemelidir. Kýþýn ise, sýcak</description></item><item><title>ÇOCUKLUK ÇAÐINDA TOPLUM KÖKENLÝ PNÖMONÝ TANI VE TEDAVÝ REHBERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocukluk-caginda-toplum-kokenli-pnomoni-tani-ve-tedavi-rehberi-440620.html</link><description>Çocukluk Çaðýnda Toplum Kökenli Pnömoni Taný ve Tedavi Rehberi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pnömoni: Ýnfeksiyöz veya infeksiyöz olmayan ajanlar tarafýndan oluþturulan akciðer dokusu inflamasyonu&lt;br/&gt;Toplum kökenli pnömoni (TKP): Kiþinin toplumda günlük yaþamý sýrasýnda ortaya çýkan pnömoni&lt;br/&gt;Akut Alt Solunum Yolu Enfeksiyonu (AASYE): Küçük bebeklerde pnömoni ve akut bronþioliti kapsayan bir tanýmlama &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Epidemiyoloji-I&lt;br/&gt;Dünyada &lt;br/&gt;Her yýl 5 yaþ altýnda 10.5 milyon çocuk önlenebilir ve tedavi edilebilir sadece 5 hastalýk nedeni ile yaþamýný yitiriyor!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ölümlerin *%28&quot;inden pnömoniler sorumlu&lt;br/&gt;                                          DSÖ 1999&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    &lt;br/&gt;Epidemiyoloji-II&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde &lt;br/&gt;&quot; 0&quot; yaþ grubunda bebek ölümlerinin %48.4&quot;ü, &lt;br/&gt;1-4 yaþ grubunda çocuk ölümlerinin   %42.1&quot; i pnömoni nedeniyle gerçekleþmekte&lt;br/&gt;*Akut Solunum Yolu Enfeksiyonlarý (ASYE)&lt;br/&gt; &quot;0&quot; yaþ grubu ölümlerde     II.sýrayý, &lt;br/&gt;5 yaþ altý çocuk ölümlerinde I. sýrayý almakta &lt;br/&gt;                                               Saðlýk Bakanlýðý-1998&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    &lt;br/&gt;Epidemiyoloji-III&lt;br/&gt;Yaþamýn ilk 5 yýlý Alt Solunum Yolu Enfeksiyonlarýnýn ve Pnömoninin  en sýk görüldüðü dönem&lt;br/&gt;Ýlk yaþta ASYE insidansý (100 çocuk baþýna / yýl):&lt;br/&gt;30 - 35   olgu&lt;br/&gt;Olgularýn % 10&quot;u pnömoni&lt;br/&gt;Pnömoni (100 çocuk baþýna / yýl):&lt;br/&gt;2-3 yaþta    4 - 5    olgu&lt;br/&gt;5-9 yaþta       2      olgu&lt;br/&gt; 10 Yaþ         1      olgu&lt;br/&gt;Epidemiyoloji-IV&lt;br/&gt;Tüm Pediatrik Yaþ Grubunda:&lt;br/&gt;Ayaktan tedavi edilen hastalarýn %23&quot;ü&lt;br/&gt;Hastaneye yatýrýlan hastalarýn %29-38&quot;i pnömoni tanýsý almakta&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Toplum Kökenli Pnömoniler&lt;br/&gt;Toplam toplum kökenli pnömonilerin % 37&quot;si çocukluk çaðýnda görülmekte&lt;br/&gt;En iyi koþullarda etkenlerin ancak % 40 - 50&quot;si belirlenebilmekte&lt;br/&gt;Olgularýn % 8 - 30&quot;unda  birden fazla etken (mixed enfeksiyon) söz konusu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocukluk Çaðý Pnömonilerinde Yaþ Gruplarýna Göre Etkenler&lt;br/&gt;Çocuklarda Alt Solunum Yolu Ýnfeksiyonlarýna Zemin Hazýrlayan Risk Faktörleri&lt;br/&gt;Yaþ (2 yaþýn altýnda olmak)&lt;br/&gt;Düþük doðum aðýrlýðý ve Prematürelik&lt;br/&gt;Anne sütü ile beslenememe&lt;br/&gt;Malnütrisyon&lt;br/&gt;Düþük sosyoekonomik düzey &lt;br/&gt;Kalabalýk yaþam koþullarý&lt;br/&gt;Ev içi ve ev dýþý hava kirliliði (baþta sigara)&lt;br/&gt;Saðlýk hizmetlerinden yararlanamama&lt;br/&gt;Anne yaþý ve annenin eðitimi&lt;br/&gt;Yetersiz baðýþýklama&lt;br/&gt;Altta yatan hastalýðýn olmasý&lt;br/&gt;Özgül Etkenlerle Ýnfeksiyon Riskini Arttýran Faktörler&lt;br/&gt;Penisiline Dirençli Pnömokok&lt;br/&gt; 6 yaþ&lt;br/&gt;Son 2 ayda beta-laktam grubu antibiyotik kullanýmý&lt;br/&gt;Atta yatan ya da ek hastalýk&lt;br/&gt;Kreþ bakýmý&lt;br/&gt;Baðýþýklýk sistemini baskýlayan hastalýk ya da ek hastalýk varlýðý &lt;br/&gt;Özgül Etkenlerle Ýnfeksiyon Riskini Arttýran Faktörler&lt;br/&gt;S.aureus&lt;br/&gt; 1yaþ (sýklýkla 6 ay)&lt;br/&gt;Aðýr viral enfeksiyon varlýðý&lt;br/&gt;Radyolojik olarak apse, pnömatosel, piyopnömotoraks gibi komplikasyonlarýn varlýðý&lt;br/&gt;H.influenza&lt;br/&gt;6 ay-2yaþ&lt;br/&gt;Altta yatan hastalýk (Doðumsal kalp hastalýðý, kronik akciðer hastalýðý)&lt;br/&gt;Önceden hsataneye yatýþ öyküsü&lt;br/&gt;Hib aþýsýnýn yapýlmadýðý çocuklar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tanýda Temel ÝlkelerFizik Muayene Bulgularý&lt;br/&gt;Taþipne: Alt solunum yolu infeksiyonlarýný üst solunum yolu infeksiyolarýndan ayýrmada en temel bulgu&lt;br/&gt;Çocuklarda: Öksürük ve ateþ ile birlikte, taþipne, raller, ronkuslar, solunum seslerinde azalma, göðüs duvarýnda çekilmeler , burun kanadý solunumu, siyanoz&lt;br/&gt;Küçük çocuklarda:  Ateþ, laterji, huzursuzluk, beslenme güçlüðü, kusma, diyare, karýn aðrýsý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünya Saðlýk Örgütünün Önerdiði Yaþa Göre Normal Solunum Sayýlarý ve Taþipne Ölçütleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Yaþ              Normal Solunum Hýzý                        Takipne Sýnýrý&lt;br/&gt;                        (Solunum Hýzý/dakika)               (Solunum Hýzý/dakika) &lt;br/&gt;                                       &lt;br/&gt;       2   ay                  40-60                                                60&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      3 - 11 ay               25-40                                                50&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      1-5 yaþ                 20-30                                                40&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         5    yaþ              15-25                                               30&lt;br/&gt;Tanýda Temel ÝlkelerRadyolojik Ýnceleme&lt;br/&gt;Radyolojik incelemenin gerekli olduðu koþullar:&lt;br/&gt;Düzelmeyen ve yineleyen klinik tablolarda&lt;br/&gt;Hastaneye yatýþ indikasyonunun varlýðýnda&lt;br/&gt;Hasta &lt;br/&gt;3 yaþýndan küçük,&lt;br/&gt;Ateþ  3</description></item><item><title>ATAXIA IN CHILDREN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ataxia-in-children-444094.html</link><description>ATAXIA IN CHILDREN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;CAUSES  OF  ATAXIA : ACUTE&lt;br/&gt;Idiopathic&lt;br/&gt;Metabolic:&lt;br/&gt;Hypoglycemia&lt;br/&gt;Hyponatremia&lt;br/&gt;Hyperammonemia&lt;br/&gt;Leigh&quot;s  disease&lt;br/&gt;Wernicke&quot;s  encephalopathy&lt;br/&gt;Causes of Ataxia : ACUTE&lt;br/&gt;Infections: &lt;br/&gt;Bacterial meningitis&lt;br/&gt;Viral meningitis&lt;br/&gt;Brain stem encephalitis&lt;br/&gt;Findings in cerebellar disease&lt;br/&gt;Hypotonia&lt;br/&gt;Pendular reflexes&lt;br/&gt;Limb movement impairment&lt;br/&gt;Asthenia&lt;br/&gt;Ataxia&lt;br/&gt;Decompensation of movements&lt;br/&gt;Asynergia&lt;br/&gt;Tremor&lt;br/&gt;Deviation from line of movement&lt;br/&gt;Impaired  rebound&lt;br/&gt;Dysdiadochokinesia&lt;br/&gt;Static tremor&lt;br/&gt;Vertigo&lt;br/&gt;Dysarthria&lt;br/&gt;Nystagmus&lt;br/&gt;Gait difficulties&lt;br/&gt;Causes of Ataxia : ACUTE&lt;br/&gt;Polyradiculopathy&lt;br/&gt;Guillain - Barre syndrome&lt;br/&gt;Tick paralysis&lt;br/&gt;Labrynthitis&lt;br/&gt;Brain stem tumors&lt;br/&gt;Multiple sclerosis&lt;br/&gt;Trauma&lt;br/&gt;Causes of Ataxia : EPISODIC&lt;br/&gt;Basilar  artery migraine (benign paroxysmal vertigo)&lt;br/&gt;Epilepsy&lt;br/&gt;Postictal state&lt;br/&gt;Minor motor status&lt;br/&gt;Toxins&lt;br/&gt;Dominant paroxysmal ataxia&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Causes of ataxia : CHRONIC&lt;br/&gt;Fixed deficit : CP , Malformations&lt;br/&gt;Degenerative:&lt;br/&gt;Friedreich&quot;s ,Dominant hereditary ataxia, Charcot-Marie-Tooth disease, Roussy-Levy&lt;br/&gt;Other inherited diseases:&lt;br/&gt;Wilson&quot;s , Refsum&quot;s, Bassen-Kornweig &lt;br/&gt;Ataxia telengiectasia, Sphingolipidoses&lt;br/&gt;Neuronal ceroid-lipofuscinoses&lt;br/&gt;Chediak Higashi, von  Hippel-Lindau disease&lt;br/&gt;Causes of ataxia :CHRONIC&lt;br/&gt;Acquired  diseases:&lt;br/&gt;Hypothyroidism&lt;br/&gt;Neoplasms&lt;br/&gt;Drugs and toxins&lt;br/&gt;Multiple sclerosis&lt;br/&gt;Nutritional cerebellar degenerations&lt;br/&gt;Treatable causes of inherited ataxia Refsum&quot;s disease&lt;br/&gt;Phytanic  acid &amp;#61537;-hydroxylase deficiency&lt;br/&gt;Clinical features:&lt;br/&gt;Retinitis pigmentosa&lt;br/&gt;cardiomyopathy&lt;br/&gt;hypertrophic neuropathy&lt;br/&gt;Ichythiosis&lt;br/&gt;Treatment:&lt;br/&gt;Dietary  restriction  of Phytanic  acid&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Treatable causes of inherited ataxia Bassen-Kornzweig syndrome&lt;br/&gt;Abetalipoproteinemia&lt;br/&gt;Clinical features:&lt;br/&gt;Acanthocytosis&lt;br/&gt;Retinitis pigment&lt;br/&gt;Fat malabsorption&lt;br/&gt;Treatment:&lt;br/&gt;Vitamin E&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Treatable causes of inherited ataxia Wilson&quot;s Disease&lt;br/&gt;Copper accumulation&lt;br/&gt;Clinical features:&lt;br/&gt;Kayser-Fleischer ring&lt;br/&gt;Liver involvement&lt;br/&gt;Treatment:&lt;br/&gt;Chelators: Penicillamine, BAL , EDTA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Treatable causes of inherited ataxia Hartnup&quot;s  disease&lt;br/&gt;Tryptophan malabsorption&lt;br/&gt;Clinical features:&lt;br/&gt;Pellagra rash&lt;br/&gt;intermittent   ataxia&lt;br/&gt;Treatment:&lt;br/&gt;Niacin&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Friedreich&quot;s  ataxia:Clinical features&lt;br/&gt;AR inheritance&lt;br/&gt;Onset before puberty of gait ataxia or scoliosis&lt;br/&gt;Rapid progression in initial 2 yr  of&lt;br/&gt;Limb ataxia ,scoliosis,loss of DTR&lt;br/&gt;position and light touch sensation&lt;br/&gt;Cardiomyopathy&lt;br/&gt;Absence of ophthalmoplegia&amp; dementia&lt;br/&gt;Biotin (Vitamin H)&lt;br/&gt;Biotin is a cofactor for  4 carboxylation enzymes&lt;br/&gt;these enzymes are involved in carbon chain elongation reactions: Gluconeo- genesis ,fatty acid synthesis, leucine catabolism  etc.&lt;br/&gt;Biotin is present in low  conc. in several foods - intestinal synthesis serves as a major source</description></item><item><title>ÇOCUKLARDA HÝPERAKTÝVÝTE SENDROMU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklarda-hiperaktivite-sendromu-439355.html</link><description>Çocuklarda hiperaktivite sendromu &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hiperaktivite sendromu nedir? &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Attention-deficit hyperactivity disorder (ADHD)&quot; birçok çocuk ve eriþkinde görülen bir davranýþ biçiminin ismidir. Bu sendromda kiþide dikkat azlýðý ve aþýrý aktivite vardýr ve bu genellikle hastanýn yaþýna kýyasla daha aðýr ve sýktýr. Böyle çocuklarýn çoðu hem dikkatsiz, hem de hiperaktiftir. Yaklaþýk 20 çocuktan 1&quot;ini etkileyen ve erkeklerde kýzlara göre daha sýk görülen bir sorundur. &lt;br/&gt;Hiperaktif çocuk aþaðýdaki belirtilerden 6 veya daha fazlasýna sahiptir.&lt;br/&gt;&amp;#61558;      Direktifleri izlemekte güçlük çekme&lt;br/&gt;&amp;#61558;      Okul veya evde iþ veya oyun aktivitelerine dikkatini toplamakta güçlük çekme&lt;br/&gt;&amp;#61558;      Okul ve evdeki aktiviteler için gerekli nesneleri kaybetme&lt;br/&gt;&amp;#61558;      Dinlemiyor gibi görünme&lt;br/&gt;&amp;#61558;      Ayrýntýlara dikkat etmeme&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&amp;#61558;      Daðýnýk görünme&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&amp;#61558;      Önceden planlama gerektiren görevlerde güçlük çekme&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&amp;#61558;      Unutkanlýk&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&amp;#61558;      Kolayca dikkatinin daðýlmasý&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Hiperaktif çocuk aþaðýdaki semptomlarýn en az 6&quot;sýna sahiptir:&lt;br/&gt;&amp;#61558;      Yerinde duramama&lt;br/&gt;&amp;#61558;      Uygunsuz þekilde koþma veya týrmanma&lt;br/&gt;&amp;#61558;      Sessizce oynayamama&lt;br/&gt;&amp;#61558;      Patlayýcý tarzda cevap verme&lt;br/&gt;&amp;#61558;      Koltukta (sandalyede) kalamama&lt;br/&gt;&amp;#61558;      Fazla konuþma&lt;br/&gt;&amp;#61558;      Her zaman fýrlamaya hazýr olma &lt;br/&gt;&amp;#61558;      Sýrasýný bekleyememe&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&amp;#61558;      Ýnsanlarýn sözünü kesme&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Hiperaktivite sendromunun nedeni nedir? &lt;br/&gt;Eskiden, hiperaktivite sendromunun bir çeþit beyin hasarýna baðlý olduðu düþünülüyordu. Þimdi ise, bu çocuklarýn beyin yapýlarýnýn normal olduðu, fakat beyin kimyasýnýn normal olmadýðý bilinmektedir. Bu durum genetik bir sorun olabilir. Hiperaktif çocuklar beynin kritik bölgelerinde, düþünceyi organize eden bazý kimyasal maddeleri yeterince yapamamaktadýrlar. Bu maddelerin yetersiz olmasý halinde ise beynin organizasyon merkezleri düzenli çalýþmamaktadýr. Bu durum hiperaktif  çocuklarda görülen belirtilere neden olmaktadýr. &lt;br/&gt;Hiperaktivite sendromu &quot;kötü anne-baba&quot; olmaya baðlý deðildir, fakat ev hayatýnýn ve okul çevresinin düzensiz olmasý belirtilerin kötüleþmesine neden olabilir. Hiperaktivite sendromu fazla veya eksik þeker tüketilmesine ya da diyet tadlandýrýcý kullanýmýna da baðlý deðildir. Besinlere eklenen katký maddeleri, boyalar, besin allerjisi ya da diðer allerjiler veya vitamin eksikliði ile de iliþkili deðildir. Fazla televizyon seyretme, floresan ýþýklar ve video oyunlarýyla da baðlantýsý yoktur. &lt;br/&gt;Hiperaktif çocuðuma nasýl yardýmcý olabilirim? &lt;br/&gt;Ebeveynler, okul çalýþanlarý ve doktorlardan oluþan bir ekibin birlikta çalýþmasý çocuðunuza yardým etmenin en güzel yoludur. Birçok çocuk ilaç tedavisinden fayda görür ve bazý çocuklar için de psikolojik danýþma gereklidir. Nasýl bir yaklaþým yapýlmasý gerektiðini doktorunuzla tartýþýnýz. &lt;br/&gt;Çocuðuma evde nasýl yardýmcý olabilirim? &lt;br/&gt;Hiperaktif bir çocuðun ebeveyni olmak kolay deðildir. Bu çocuklar bazý direktiflerinizi anlamakta güçlük çekebilirler. Hiperaktif çocuklar genellikle sürekli hareket halindedir. Bu durum eriþkinler için çok zordur. Çocuðunuza yardýmvý olabilmek için ev hayatýnýzý biraz deðiþtirmeniz gerekebilir. Aþaðýda bazý ipuçlarý verilmiþtir: &lt;br/&gt;*       Evdeki programýnýzý organize ediniz. Uyanma, yemek yeme, oyun oynama, ev ödevini yapma, televizyon seyretme veya video oyunlarý oynama ve yatma saatlerini belirleyiniz. Bu programý bir tahtaya veya kaðýda yazarak çocuðunuzun her zaman görebileceði bir yere asýnýz. Eðer çocuðunuz henüz okuyamýyorsa, her günün aktivitelerini resimler ya da þekillerle gösteriniz. Rutindeki deðiþiklikleri önceden açýklayýnýz. Çocuðunuzun deðiþiklikleri anladýðýndan emin olunuz. &lt;br/&gt;*       Evde uyulmasý gerekli kurallar koyunuz. Kurallarý basit, açýk ve kýsa tutunuz. Kurallar anlaþýlýr þekilde izah edilmelidir. Kurallara uyulduðu zaman veya uyulmadýðý zaman neler olacaðý açýklanmalýdýr. Kurallarý ve uyulmadýðý zaman doðacak sonuçlarý yazýnýz. Bu listeyi program listesinin yanýna asýnýz. Kurallara uymamaný</description></item><item><title>KOLESTAZ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kolestaz-359154.html</link><description>KOLESTAZ&lt;br/&gt;                         &lt;br/&gt;Kolestaz  safra akýmýnýn azalmasý þeklinde tanýmlanýr. Bozulmuþ safra akýmý normalde safrayla atýlan BÝLURIBIN, SAFRA ASÝTLERÝ ve KOLLESTROL gibi maddelerin KC &lt;br/&gt;Ve serumda akumulasyonuyla karekterýzedir.&lt;br/&gt;            &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;              Kolestazýn en tamamlayýcý lab. Bulgusu Direk Hiperbiluribinemidir. Direk bil ) 2 mg/dl dir  Direk Bil / Total Oraný 1 / 5 &quot; in üzerindedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;               Kolestazlý hastalarýn dikkatle deðerlendirilmesi ve medikal veya cerrahi olarak tedavi edilebilir spesifik antitelerin tanýmlanmasý gereklidir. Çünki erken uygun tedavi ile KC hasarý minimelite edilir ve hastanýn büyüme - geliþmesi optimize edilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kolestazýn Sonuçlarý þekil 1 de gösterilmiþtir.&lt;br/&gt;Þekil 1: Kolestazýn Neticeleri ( 68 ) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                       Kolestaz&lt;br/&gt; Safra retasyonu / regürjitasyonuProgresif bilier siroz   Barsaklara safra akýmýnda azalma&lt;br/&gt;Safra asitleri   KaþýntýPortal hipertansiyonBarsak lümeninde safra &lt;br/&gt;      Hepatotoksisite Konsantrasyonunda azalma&lt;br/&gt;kolestrolKksantomatosis&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bilirubinsarýlýk           Malabsorpsiyon&lt;br/&gt;BakýrHepatotoksisite       -Malnütrüsyon               Yaðda eriyen vitamin eksikleri   Diare&lt;br/&gt;                                                                         -Büyüme geriliði       Ca kaybý&lt;br/&gt;                      -A vitaamini        Gece körlüðü&lt;br/&gt;           -D vitamini        Metabolik kemik         hastalýðý&lt;br/&gt;                       -K vitamini             Kanama&lt;br/&gt; -E vitamini        Nöromusküler  de-&lt;br/&gt;                          jenerasyon&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;              &lt;br/&gt;                                                  &lt;br/&gt;Kolestaz pek çok nedene baðlý olarak meydana gelebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        &lt;br/&gt;KOLESTAZ       NEDENLERÝ&lt;br/&gt;                                     &lt;br/&gt;                                                                                               &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I- INTRA    HEPATÝK    HASTALIKLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-Genetik ve Metebolik Hastalýklar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Karbonhidrat  Metb. H. Galaktozemi&lt;br/&gt;                                 &lt;br/&gt;                                              Fruktozemi&lt;br/&gt;            Gllðn  Depo. H. Tip. VI&lt;br/&gt;*Aminoasit  Metb.   H :Tirozinemi&lt;br/&gt;*Lipid  Metb.   H :        Niemann- Pick  H&lt;br/&gt;                                        Gaucher  H&lt;br/&gt;                                        Wolmon  H.&lt;br/&gt;*Safra asit Metb. H :  3 /3 Hidroksisteroid de  hidrogenaz eks.&lt;br/&gt;*Kromozomal  Hastalýklar:  Trizomi  21 .  18 . 13&lt;br/&gt;*Diðerleri:&amp;#61537; 1 AT  eksikliði&lt;br/&gt;                           Kistik Fibrozis&lt;br/&gt;     Neonatal  hipopitüitarizm.&lt;br/&gt;     Zelweger  Send.&lt;br/&gt;A-Hepatitler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61472;&amp;#61472;&amp;#61472;*ENFEKSÝYONLAR .  TORCH&lt;br/&gt;  Hepatit  B , C &lt;br/&gt;  Echovirus  ,Varicella&lt;br/&gt;  Bakteriyel  Sepsis&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*TOKSÝK  :   Ýlaçlar&lt;br/&gt;                               TPN&lt;br/&gt;*ÝDÝOPATÝK  :  Ý . Neonatal  Hepatit.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B-Persiston Intrahepatik  Kolestaz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Arteriohepatik  Displazi  ( alagille Send ) &lt;br/&gt;*Nonsendromik ihtrahepatik   safra kanal azlýðý&lt;br/&gt;*Byler Hastalýðý&lt;br/&gt;*Benign Recurrent ýntrahepatik   kolestaz&lt;br/&gt;*Trihidroksicoprastonikasidemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II- EXRAHEPAHÝK  HASTALIKLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.BÝLÝER ATREZÝ  ; extrahepatik nednler  % 90 ! dýr.&lt;br/&gt;2.Koledok Kisti&lt;br/&gt;3.Koledoko litiazis&lt;br/&gt;4.Safra Çamuru Sendromu&lt;br/&gt;5.extrahepatik  safra kanu kompresyonu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kolestazlý ýnfantlarýn yaklaþýk % 70 - 80&quot; i ya  idiopatik neonatal hepatit yada Extra-&lt;br/&gt;Hepatik  Bilier atrezidir. Ýþte Infantil kolestazýn bu iki yaygýn formunu birarada ifade etmek için  INFANTÝL  OBTRUKTÝF  KOLANJÝOPATÝ  terimi kullanýlmaktadýr. Bunu öneren hipoteze göre bu iki durumayný sebeple oluþan iki olasý sonuçtur. Olayýn sebebi hepatobilier aðacýn herhangi bir yerinde çeþitli düzeylerde baþlayan inflamasyondur. Neonatal Hepatit vakalarýnda baþlýca tutulum intrahepatik oysa bilierAtreizide extrahepatik  bilier kanaldýr so.( -progresif fibrazis ve sonunda  safra kanallarýnda obliterasyon olur.) yinede kesin ety ve hasarýn mekanizmasý tam bilinmemektedir. ( Reourrus  tip 3 ? )&lt;br/&gt;Önemli Kolestaz  Nedenlerininm bazýlarýndan bahsedecek olursak&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.ÝNTRAHEPATÝK       H</description></item><item><title>BÝBERON ÇÜRÜÐÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?biberon-curugu-381682.html</link><description>BÝBERON ÇÜRÜÐÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son yýllarda çocuklarda uzayan biberon beslenmesinin erken ve hýzlý çürüklere neden olabileceði anlaþýlmýþ 2-3-4 yaþlarýndaki çocuklarda erken çocuk çürüklerinin klinik görünümü tipiktir ve belirli bir çizgiyi takip eder. Biberon çürüðü en çok maxiller anterior, maxiller yada mandibular 1.süt molar yada mandibular caninler en çok görüldüðü diþlerdir ve bu diþlerin orta 1/3&quot;ünde görülür. Mandibular kesiciler genelde etkilenmez.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Biberon çürüðü çocuklar yataða süt yada þekerli meþrubatlar içeren biberonla yatýrýldýðý zaman çocuk uykuya dalar, süt yada þekerli meþrubat maxiller anterior diþlere dökülür karbonhidrat içeren likit asidojenik mikro organizmalar için mükemmel bir kültür ortamý saðlar. Uyku boyunca salya akýsý azalýr ve likitin oral kavitadan temizlenmesi yavaþlar ve sonuçta çürük meydana gelir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bunun yanýnda bebeðin maxiller kesicilerin etrafýnda ki tükrük ve tükrük akýþýnýn niteliði bu diþleri bakteri kolonilerine karþý duyarlý yapar. Tükrük yolunun yeri ve aðýrlýðýndan dolayý maxiller anterior diþlerin etrafýndaki tükrük akýþý az ve yavaþtýr. Emmek tükrük akýþýný engeller (ayrýca bebeklerin dudak kaslarý geliþmemiþtir.) maxiller kesicilerdeki tükrük buharlaþmaya baþlar ve diþler kurur. Anne sütündeki veya biberondaki þeker bakteriler için substrast görevi yapar streptobacw mutonu partiküler gereksinime sahip bir bakteridir, kolonize olmak için sýk sýk beslenmesi gereklidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gandner, Norwood ve Eisenson ayný kliniðin gönderdiði ve her bir çocukta durumun spesifik memeyle beslenme alýþkanlýðýna baðlý vaka hikayeleri bildirdiler. Gözlem sonucunda sütün diþlere yapýþmasýna izin verildiðinde insan sütündeki laktoz içeriðinin biberondaki süt kadar karyojenik olabileceðini destekleyen sonuçtan ortaya çýktý.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dilley ve mochen uzayan beslenme alýþkanlýðý çürükleri olan bin çok çocuðu gözlemlediler predeminant ve düþük sosyaekonomik durum dýþýnda beslenme alýþkanlýðý ve aile geçmiþi arasýnda her hangi bir baðlantýnýn olmadýðý sonucuna</description></item><item><title>BAZI BULAÞICI ÇOCUK HASTALIKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bazi-bulasici-cocuk-hastaliklari-446114.html</link><description>Bazý bulaþýcý çocuk hastalýklarý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Suçiçeði&lt;br/&gt;Chicken pox&lt;br/&gt;Mikrobun bulaþmasýndan hastalýðýn ortaya&lt;br/&gt;çýkmasýna kadar geçen süre&lt;br/&gt;2-3 hafta&lt;br/&gt;Belirtileri&lt;br/&gt;Hafif ateþ, burnun akmasý ve þiþkin pembe&lt;br/&gt;beneklerin su toplayýp kabuk baðlamasýyla birlikte&lt;br/&gt;ortaya çýkan kýzarýklýklar. Hamile kadýnlarda ve&lt;br/&gt;yeni doðan çocuklarda daha þiddetli olabilir.&lt;br/&gt;Çocuðumu evde tutmam gerekir mi?&lt;br/&gt;Evet, kýzarýklýðýn ortaya çýkmasýndan sonra 5 gün&lt;br/&gt;süreyle ve kabarcýklarýn tamamýnýn kabuk&lt;br/&gt;baðlamasýna kadar çocuðu evde tutmak gerekir.&lt;br/&gt;Yayýlmayý önlemeye nasýl yardýmcý olabilirim?&lt;br/&gt;12 aylýktan fazla olan çocuklar için aþý mevcuttur.&lt;br/&gt;Aþýlý olmayan 12 yaþýndan fazla kimselerin aþý&lt;br/&gt;olmasý tavsiye edilmektedir.&lt;br/&gt;Konjonktivit&lt;br/&gt;Conjunctivitis&lt;br/&gt;Mikrobun bulaþmasýndan hastalýðýn ortaya&lt;br/&gt;çýkmasýna kadar geçen süre&lt;br/&gt;1-3 gün&lt;br/&gt;Belirtileri&lt;br/&gt;Gözde kaþýnma, kýzarýklýk ve bazen de sulanma.&lt;br/&gt;Uyanma sýrasýnda göz kapaklarý birbirine&lt;br/&gt;yapýþabilir.&lt;br/&gt;Çocuðumu evde tutmam gerekir mi?&lt;br/&gt;Evet, gözden akýntý olduðu sürece.&lt;br/&gt;Yayýlmayý önlemeye nasýl yardýmcý olabilirim?&lt;br/&gt;Ellerin özenle yýkanmasý; baþkasýnýn kullandýðý&lt;br/&gt;havluyu kullanmamaya çalýþýnýz. Antibiyotik de&lt;br/&gt;gerekli olabilir.&lt;br/&gt;Mide ve baðýrsak enfeksiyonu&lt;br/&gt;Gastroenteritis&lt;br/&gt;Mikrobun bulaþmasýndan hastalýðýn ortaya&lt;br/&gt;çýkmasýna kadar geçen süre&lt;br/&gt;Hastalýðýn sebebine baðlýdýr: bir kaç saatle, bir&lt;br/&gt;kaç gün arasý.&lt;br/&gt;Belirtileri&lt;br/&gt;Sýk sýk büyük aptese çýkmak ve dýþkýnýn cývýk&lt;br/&gt;olmasý, kusma, ateþ, mide kramplarý baþ&lt;br/&gt;aðrýlarýnýn birlikte ortaya çýkmasý.&lt;br/&gt;Çocuðumu evde tutmam gerekir mi?&lt;br/&gt;Evet, en azýndan ishalin geçmesinden 24 saat&lt;br/&gt;sonrasýna kadar.&lt;br/&gt;Yayýlmayý önlemeye nasýl yardýmcý olabilirim?&lt;br/&gt;Tuvalete gidildikten veya çocuk bezlerine&lt;br/&gt;dokunduktan sonra ve yiyeceðe dokunmadan&lt;br/&gt;önce ellerin sabunlu suyla dikkatli bir þekilde&lt;br/&gt;yýkanmasý.&lt;br/&gt;Alman kýzamýðý (Kýzamýkçýk)&lt;br/&gt;German measles (Rubella)&lt;br/&gt;Mikrobun bulaþmasýndan hastalýðýn ortaya&lt;br/&gt;çýkmasýna kadar geçen süre&lt;br/&gt;2-3 hafta&lt;br/&gt;Belirtileri&lt;br/&gt;Genel olarak orta derecede belirti veya belirtisiz,&lt;br/&gt;orta derecede ateþ, burun akýntýsý, þiþkin bezeler,&lt;br/&gt;kýsa süren pembe kýzarýklýklar. Hamile kadýnlarýn&lt;br/&gt;bu hastalýða yakalanmasý halinde doðum&lt;br/&gt;bozukluklarýna neden olabilir.&lt;br/&gt;Çocuðumu evde tutmam gerekir mi?&lt;br/&gt;Evet, en azýndan kýzarýklýðýn ortaya çýkmasýndan&lt;br/&gt;4 gün sonrasýna kadar.&lt;br/&gt;Yayýlmayý önlemeye nasýl yardýmcý olabilirim?&lt;br/&gt;12 aylýk ve 4 yaþýndayken aþý (MMR-Kýzamýk-&lt;br/&gt;Kabakulak-Kýzamýkçýk) yaptýrýlmasý.&lt;br/&gt;Bazý bulaþýcý çocuk hastalýklarý&lt;br/&gt;Some infectious diseases of children&lt;br/&gt;2 of 4&lt;br/&gt;Öpüþme hastalýðý&lt;br/&gt;Glandular fever&lt;br/&gt;Mikrobun bulaþmasýndan hastalýðýn ortaya&lt;br/&gt;çýkmasýna kadar geçen süre&lt;br/&gt;4-6 hafta.&lt;br/&gt;Belirtileri&lt;br/&gt;Ateþ, baþ aðrýsý, boðaz aðrýsý, yorgunluk, þiþkin&lt;br/&gt;bezeler.&lt;br/&gt;Çocuðumu evde tutmam gerekir mi?&lt;br/&gt;Hasta olmadýðý sürece, hayýr.&lt;br/&gt;Yayýlmayý önlemeye nasýl yardýmcý olabilirim?&lt;br/&gt;Ellerin dikkatle yýkanmasý. Ýçecek, yiyecek ve kap&lt;br/&gt;kacaðý ortaklaþa kullanmaktan ve öpüþmekten&lt;br/&gt;kaçýnýnýz.&lt;br/&gt;Þap hastalýðý&lt;br/&gt;Hand, foot and mouth disease&lt;br/&gt;Mikrobun bulaþmasýndan hastalýðýn ortaya&lt;br/&gt;çýkmasýna kadar geçen süre&lt;br/&gt;3-7 gün&lt;br/&gt;Belirtileri&lt;br/&gt;Hafif hastalýk, belki biraz ateþ, aðýz etrafýnda, el&lt;br/&gt;ve ayaklar üzerinde ve belki de çocuk bezinin&lt;br/&gt;sarýlý olduðu yerlerde kabarcýklar.&lt;br/&gt;Çocuðumu evde tutmam gerekir mi?&lt;br/&gt;Evet, su toplayan kabarcýklar kuruyana kadar.&lt;br/&gt;Yayýlmayý önlemeye nasýl yardýmcý olabilirim?&lt;br/&gt;Özellikle burun temizlendikten, tuvalete gidildikten&lt;br/&gt;ve çocuk bezlerini deðiþtirdikten sonra olmak&lt;br/&gt;üzere, ellerin dikkatle yýkanmasý.&lt;br/&gt;Bit&lt;br/&gt;Head lice&lt;br/&gt;Bulaþmanýn olmasýndan yavrularýn yumurtadan&lt;br/&gt;çýkmasýna kadar geçen süre&lt;br/&gt;Genellikle 5-7 gün.&lt;br/&gt;Belirtileri&lt;br/&gt;Kafatasýnýn kaþýnmasý, saç diplerine beyaz&lt;br/&gt;beneklerin yapýþmasý, baþta bit olmasý.&lt;br/&gt;Çocuðumu evde tutmam gerekir mi?&lt;br/&gt;Hayýr, bit tedavisi devam ediyorsa gerek yoktur.&lt;br/&gt;Yayýlmayý önlemeye nasýl yardýmcý olabilirim?&lt;br/&gt;Aile bireyleri, arkadaþlar ve sýnýf arkadaþlarý&lt;br/&gt;muayene edilmeli ve bulaþma olduysa, tedavi&lt;br/&gt;uygulanmalýdýr.&lt;br/&gt;Hepatitis A&lt;br/&gt;Hepatitis A&lt;br/&gt;Mikrobun bulaþmasýndan hastalýðýn ortaya&lt;br/&gt;çýkmasýna kadar geçen süre: 2-6 hafta kadar.&lt;br/&gt;Belirtileri&lt;br/&gt;Küçük çocuklarda genelde bir belirti olmaz; ani&lt;br/&gt;ateþ, iþtahýn azalmasý, mide bulantýsý, kusma,&lt;br/&gt;sarýlýk (cildin ve gözlerin sara</description></item><item><title>ÇOCUK RUHU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-ruhu-354062.html</link><description>ÇOCUK RUHU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kitabýn Artýlarý:&lt;br/&gt;Psikolojik bilimin tüm yönlerinin sistematik olarak anlatýlmasý çok güzel. Ýlgilenenler için tüm konular çocuklar içinde anlatýlmýþ. Yazarýn olaylara yaklaþýmý müsbet. Bazý psikolojik testler kitaba bakarak direkt uygulanabilir. Ýnsanlarý tetkik etmede ufuk açýcý.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kitabýn Eksileri:&lt;br/&gt;Basýmýn eski olmasý nedeniyle dil, üslup, imla olarak yapýlan yanlýþlar okuyucuyu sýkýyor. Bazý örnekleri kendi ailesinden vermesi eksiklik sayýlabilir. Dili oldukça aðýr, eski kelime oldukça fazla.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genel Deðerlendirme:&lt;br/&gt;Psikoloji bilminin konularý hakkýnda önce bilgi verilmiþ, sonra da bilgiler bol örnekle desteklenmiþ. Ayrýca tüm konularýn çocuklara yansýtýlmasý da her konunun sonunda anlatýlmýþ. Bu durum; çocuklara nasýl davranýlmasý gerektiðini gösteriyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Özel Not:&lt;br/&gt;Sadeleþtirilerek ders kitabý olarak okutulabilir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ruhiyat malumatýna sahip olmaksýzýn terbiye ve talime teþebbüs, nebatatýn bünyelerini bilmeksizin ziraat yapmaya benzer. Ý. A.&lt;br/&gt;1.FASIL&lt;br/&gt;1-RUHÝYATIN TARÝF VE TELAKKÝSÝ&lt;br/&gt;Her mevzu gibi ruhta iki þekilde tetkik olunabilir: Ya bünyesi, cevheri ve aslý; ya da vazifeleri tezahürleri ve hadiseleri itibariyle. Ruhiyatýn asýl meþgul olduðu saha; ruhi vazifeleri, tezahürleri ve hadiseleri itibariyle tetkik etmek ve kanunlarýný tesbite çalýþmaktýr. Mamafih son zamanlarda asrýn en büyük mütefekkirlerinden (Bergson) &quot; un ruhiyatý mafeykattabiyat vadisine doðru sevketmiþ olduðunu, hatta onun tesiriyle(W-James) gibi evvelce tamamen fenni ruhiyat taraftarý olanlarýn da ruhiyatý felsefe-i bir nazarla telakkiye temayül eylemiþ bulunduðunu þurada iþaret etmek lazýmdýr.&lt;br/&gt;Ruhiyat-Felsefe: Ruhiyatýn felsefeden bir kýsým olmadýðýný tavzi ve ispat için muhtelif meseleleri ruhiyatýn nasýl ve felsefenin nasýl mütaala ettiklerini gözden geçirmek kifayet eder. Ruhiyat ayný mevzuda tabiatý, felsefe tabiatýn haricinde kalaný araþtýrýyor. Felsefe bu mevzu da kýymeti, ruhiyat þekil ve sureti düþünüyor. Bilfarz felsefe (nasýl olmalýyým?) sualine cevap verir, ruhiyat (neyim?) meselesini tetkik eder.&lt;br/&gt;Ruhiyat ve Ýçtimaiyat: Müteakip bahislerde görüleceði gibi filhakika ferdi ruhun teþekkülünde içtimai muhit belki yegane amildir denebilir.(Durkheim-Ziya Gökalp)&lt;br/&gt;Ruhiyat ve Giriziyat: Ruhiyat ile fizyolojinin bu kadar sýký bir surette münasebettar olmasý son asýrda iki ilim þubesinin tevellüdüne sebep olmuþtur: &quot;psiko-fiziyolojik&quot; ve psiko-fizik ki bunlarýn mevzularý fizyolojik veya fizik ahval vasýtasý ile tetkik ve mesuha etmektir.&lt;br/&gt;Ruhi Hadiseler, Girizi Hadiseler: &lt;br/&gt;1) Evvelemirde girizi ve ruhi hadiseler mahiyetleri itibariyle farklýdýrlar. &lt;br/&gt;2) Fizyolojik hadiseler ihsasat ile ve ihsasatýn kuvvetini artýran alat ile anlaþýlýr. Ruhi hadiseler ise þuurla anlaþýlýr.3) Fizyolojik hadiseler gayriþahsi, ruhi hadiseler ise þahsi enfusidir. 4) Girizi hadiselerin mutlak gayeleri ferdin bekasýdýr.&lt;br/&gt;2- RUHÝYATIN KISIMLARI&lt;br/&gt;Nazari ruhiyatýn gayesi ruhun muhtelif hadiselerini tetkik ve bunlarý kanunlara raptetmektir. Ameli ruhiyatýn gayesi de bu kanunlarý hayatýn muhtelif cihetlerine tatbik ve onlarýn müfit ve ameli neticelerini ihtihsal etmektir. Umumi hayat ruhi hadiseleri idare eden kanunlarý umumiyeti itibariyle keþfetmeðe uðraþýr. Ruhi hadiseleri meneleri ve geçirdikleri safhalar itibariyle tetkik eder. Cem&quot;i ruhiyat ruhi hadiselerin cemaatler içinde aldýðý þekilleri ve tahavvüllerini tetkik eder. Fertler bir gurup cemiyet hatta herhangi bir kalabalýk içinde bulunduklarý zamaný yalnýz kaldýklarý vakitlerde olduðundan baþka türlü düþünürler ve baþka tarzda hareket ederler. Ruhiyat, malumatýna sahip olmaksýzýn terbiye ve talime teþebbüs: nebatatýn bünyelerini bilmeksizin ziraat yapmaya benzer. Ruhiyat ahlakýn mühim bir istinatgahý olduðu gibi tabiat ile hukukunda çok kýymetli bir muaunýdýr. Ticaret eþyasýnýn revacý için halk psikolojisinin muhtelif yerlerde ve zamanlarýndaki istikametini tayin ve ilanlarýn dikkat ve raðbet celbedecek surette tertibini temin içinde ruhiyata müracaat edilmektedir, filhakika haliký tanýmak için evvela nefsimizi bilmemiz</description></item><item><title>KAFKASYA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kafkasya-346116.html</link><description>ÖNSÖZ&lt;br/&gt;Kafkasya, aslýnda fiziki ve siyasi bir coðrafyanýn adý deðil, ortak bir kültür etrafýnda birleþmiþ pek çok halkýn bir arada yaþadýðý tarihi, etnik ve sosyokültürel bir coðrafya parçasýnýn genel adýdýr. Karadeniz ile Hazar Denizi arasýnda uzanan 1100 km. uzunluðundaki Kafkas sýradaðlarýnýn üzerinde yer alan bu coðrafya parçasýnda, binlerce yýldan beri deðiþik kökenlerden gelen ve birbirlerinden tamamen farklý pek çok dilde konuþan yirmiden fazla etnik grup, etnik ve kültürel bütünleþme neticesinde ortak bir kültür meydana getirmiþler ve &quot;Kafkas Kültür Alaný&quot; adý verilen bu kültür dairesi içinde &quot;Kafkasya Halklarý&quot; adýyla tanýnmýþlardýr.&lt;br/&gt;Biz de bu eserimizde, Kafkasya Halklarýnýn, kültürel yapýsýný sunmaya çalýþtýk. Sunmaya çalýþmak tabiri bile realist yaklaþmak gerekirse abartýlý bir kelimedir. Çünkü; Kafkasya dünyanýn en kozmopolitik yapýsýna sahip bölgelerden biridir. Bu konuda uzman bilim adamlarýnýn yaptýklarý çalýþmalarda bile tam bir ortak nokta saðlanamamýþ ve konuya açýklýk getirilememiþken. Bu þekildeki bir bitirme tezinde daha öncede dediðim gibi &quot;bitirmeye çalýþmak&quot; sözü bile abartýlý olur. Zaten mevcut kaynak ve maddi imkanlarda bir öðrencinin bu konuda tam bir araþtýrma yapmasýna engeldir.&lt;br/&gt;Kültür kavramýnýn içine insanlarýn uyumasýndan, yemesine - içmesine, oturmasýna - kalkmasýna, kýsaca hayata dair yaptýklarý her þey girmektedir. Sadece bir milletin, kültürel yapýsýný incelemek için yüzlerce sayfalýk kitaplar yetmeyebilirken tabi ki bu kadar çok milletin yaþadýðý, Kafkasya&quot;da her milletin kültürünü tek tek eline almak mümkün olmayacaktýr. Bundan dolayýdýr ki bilinen belli baþlý milletleri incelemiþ bulunmaktayýz. Ýleriki bölümlerde dil gruplarýna ait tabloyu göreceðiz. Bu tabloda dil gruplarýnýn temsilcileri diyebileceðimiz baþlýca milletleri bu tezde ele alarak Kafkasya&quot;yý tam olarak yansýtmasam da. Bugüne kadar haklarýnda fazla bir þey bilmediðimiz Kafkasya Halklarýnýn kültürel yaþantýlarýyla  ilgili genel bir yargýya ulaþabileceðimize inanýyorum.&lt;br/&gt;Kafkasya bizim için çok önemlidir. Çünkü ülkemizde Kafkasya asýllý milyonlarca insan yaþamaktadýr. Çünkü; Kafkasya bölgesi bizim hinterlandýmýzdýr. Rusya ile aramýzda tampon bir bölge, ayrýca Orta Asya ile geçiþ köprümüzdür. Bu yüzden, bu konu üzerinde yapýlan her araþtýrma, bu bölgeyi ve bu bölge insanlarýný tanýmamýz açýsýndan büyük önem arz eder. Fakat yaptýðým bu araþtýrma sýrasýnda farkýna vardým ki. Bu derece bizim için önemi olan bu bölge hakkýnda ülkemizde yeteri kadar araþtýrma yapýlmamýþtýr. Bu da bugün olduðu gibi, yarýnda ülkemizi dýþ politika da Kafkasya konusunda zor durumda býrakacaktýr.&lt;br/&gt;Bu eserde Çerkezlerin, Çeçenlerin, Gürcülerin ve Kafkasya Türklerini temsilen bölgede Türk çoðunluðu oluþturan Karaçay - Balkanlarýn (Malkanlýlar) kültürel yapýsýný ele aldýk. Azeriler ve Ermenilerin yaþadýklarý bölgenin, Kafkas ötesi dediðimiz Güney Kafkasya&quot;da yer almalarýdýr. Bir çok bilim adamý tarafýndan burasý Kafkasya olarak ele alýnmamaktadýr. Transkafkasya denmektedir. Fakat bölgesel yakýnlýktan dolayý elbette ki aralarýnda kültürel benzerlikler oluþmuþtur. Güney Kafkasya&quot;da olmalarýna raðmen Gürcüleri ele almamýzýn nedeni ise; Gürcistan sýnýrlarý Kuzey Kafkasya&quot;nýn içine kadar uzanmaktadýr. Ayrýca Gürcüler bölgenin en eski milletidir ve hemen hemen her alanda tüm Kafkasya&quot;yý etkilemiþlerdir. Özellikle konumuz kültür olunca Gürcüleri ele almamamýzýn, konuda büyük eksikliklere yol açacaðýna inanmaktayým.&lt;br/&gt;Bu araþtýrmayý yaparken, karþýmýza çýkan bir diðer sorunda, hayata dair her þeyin kültürün alaný içine girmesi olmuþtur. Elimizden geldiði kadar kültüre ait baþlýklarý ele almaya çalýþsak da kaynaklardaki yetersizlik burada da karþýmýza çýkmýþtýr. Bir millete ait bulduðumuz baþlýðýn aynýsýný diðer bir millet için bulamadýk. Fakat bunun çok büyük bir eksiklik olduðunu zannetmiyorum. Çünkü, Kafkasya&quot;daki milletler arasýndaki tek farklýlýk dilleridir. Bunun dýþýnda kalan milli giyim, müzik, folklor, gelenekler, adetler ve hayat tarzý... vb. kültürel alanlarda</description></item><item><title>ÇOCUKLARIN RUH SAÐLIÐI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklarin-ruh-sagligi-346824.html</link><description>Çocuklarýn ruh saðlýðý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde çocuklarýn, ruh saðlýklarý yerinde ve insani vasýflara sahip olarak yetiþmeleri için daha fazla çaba sarfedilmektedir. Artýk çocuðun dünyasýna girilmiþ, onun ruhunun gerçek zenginliði anlaþýlmaya baþlanmýþtýr. Günümüzde çocuðun geçirdiði evreler bilinmekte ve eðitim bu evrelerin özelliðine göre düzenlenmektedir. Eðitim yöntemleri, araç, gereç ve malzemeleri de yeniden ele alýnmakta, deðiþtirilmekte ve geliþtirilmektedir. Çocuk sanki yeniden keþfedilmektedir. &lt;br/&gt; Dünyada yapýlan bilimsel araþtýrmalarýn sonuçlarý, çocukluk yýllarýnda kazanýlan davranýþlarýn büyük bir kýsmýnýn yetiþkinlikte bireyin kiþilik yapýsýný, alýþkanlýk, inanç ve deðer yargýlarýný biçimlendirdiðini ve saðlam bir kiþiliðin temelinin ilk çocukluk yýllarýnda atýlabileceðini göstermiþtir. Çocuðun Antropolojisi ve Pedagojik Antropoloji gibi bilimler de eðitim ve öðretimi daha güçlü kýlacak görüþ ve tecrübeleri belirlemeye çalýþmaktadýr. Böylece çocuklara verilecek bilgilerin içinde bulunduklarý yaþ grubunun özelliklerine, ihtiyaçlarýna ve kapasitelerine uygun düþmesi saðlanmaktadýr. Çocuklarýn dini geliþimi, bu geliþimi etkileyen faktörler zihinlerinin, ruhlarýnýn  ne tür bir eðitimi kabulleneceði vb. konularda kuramlar yöntemler geliþtirilmekte , eðitici durumunda olanlarýn, küçüklerin dini geliþiminden haberdar olmasý, hangi yöntemin din eðitiminde yararlý, hangi yöntemin dini geliþimi tahrip edici olduðu ortaya konmaya çalýþýlmaktadýr.            &lt;br/&gt;Memleketimizde ise din eðitimi ve öðretimi alanýnda bu türden çalýþmalarýn epeyce gecikmiþ olduðunu söyleyebiliriz. Din eðitimi, çoðu zaman yön verici öðütler, amir ve yasaklar, söyletilmesi ve ezberlenmesi gereken kurallar bütünü olarak ele alýndýðýndan karakter geliþimine beklenen olumlu tesiri yapamamaktadýr. &lt;br/&gt;Günümüzde çocuðun din eðitimi ve öðretimi ile ilgili olarak geliþtirilen teorilerde þu fikir üzerinde önemle durulmaktadýr. &quot;çocuklara erken yaþta din hakkýnda bilgi verilmez gerekçesiyle din öðretiminin ileriki yaþlara tehir edilmesi doðru deðildir. Din farklý motiflerine ayrýlmalý, din öðretimi öðrencilerin kavrayýþýný göz önünde bulundurarak, yýllar göre programlanmalýdýr. Böylece öðrenciler her geçen yýl, dinin bütünü hakkýnda biraz daha doðru sahibi olacaklardýr. &lt;br/&gt;Din olgusunun, iman, ibadet ve ahlak esaslarýna  ait malzemesi belli geliþim basamaðýnda iþlendiðinde, çocuklar için daha etkili olur.&lt;br/&gt;Çocuðun geliþim düzeyine uygun olmayan, ilgi ve ihtiyaçlarýna cevap vermeyen bir program yalnýzca öðretimi baþarýsýz kýlmakla kalmaz ayný zamanda çocuðun geliþimini de büyük ölçüde etkiler. &lt;br/&gt;Yazar  araþtýrmanýn üzerinde durduðu problemi þöyle ifade etmektedir. Geliþim özellikleri, ilgi ve ihtiyaçlarý göz önünde bulundurularak, okul öncesi ve okul çaðý çocuðunun eðitiminde yer alabilecek dini motifler  neler olabilir? Çocuk, geliþiminin hangi evrelerinde hangi dini muhtevaya hazýrdýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Araþtýrmanýn Amacý Ve Önemi&lt;br/&gt;Araþtýrmanýn temel amacý, okul öncesi ve okul çaðý çocuklarýnýn geliþim özelliklerini, dini duygu ve düþüncelerinin uyanmasýný, geliþmesini saðlayan sosyal, zihinsel ve duygusal faktörleri ortaya koyarak bu yaþ grubuna verilecek din eðitim ve öðretiminin planlanmasýna yardýmcý olacak bilgi birikimini saðlamak ve bu yönde çözüm öneriler getirmektir. &lt;br/&gt;Yazar ayrýca çalýþmaný nasýl hazýrlanacaðýna, hangi kaynaklardan yararlanýldýðýna, hangi metotlardan faydalanacaðýna ve hangi konularý iþleyeceðine dair bilgiler de sunmaktadýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÝN EÐÝTÝM VE ÖÐRETÝMÝNÝN PSÝKOLOJÝK TEMELLERÝ&lt;br/&gt;Bu bölümde din eðitim ve öðretimi açýsýndan çocuðun geliþmesine ve tanýnmasýna iliþkin kavramlarý açýklanmaktadýr. Zaman zaman çocuðun geliþimine uygun din eðitim ve öðretiminin þekline kýsaca temas edilmiþtir.  &lt;br/&gt;Geliþim ve geliþim evrelerine yer verilmiþtir. Kiþiyi geliþimini geliþim çaðlarýna göre ya da duygu, zihin gibi geliþim alanlarýna göre ayýrmak, onun daha iyi tanýnmasýný kolaylaþtýrmak içindir. Çocukluk döneminin daha iyi deðerlendirilmesi ile yetiþkin insanýn karakteri de bir bakýma daha iy</description></item><item><title>DÝKKAT EKSÝKLÝÐÝ VE HÝPERAKTÝVÝTE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dikkat-eksikligi-ve-hiperaktivite-344754.html</link><description>DÝKKAT EKSÝKLÝÐÝ VE HÝPERAKTÝVÝTE&lt;br/&gt;Çocuk ve gençteki dikkat bozukluðu kolay uyarýlma olarak tanýmlanýr. Bu konu hakkýnda pek çok araþtýrma yapýlmasýna karþýn sebepleri tam olarak bilinememektedir. Kalýtým,doðum öncesi ve sonrasýnda ortaya çýkan travmalar, hipertiroid ilçlarý da buna benzer semptomlarýn ortaya çýkmasýna yol açmaktadýr. Ancak beyin kimyasallarýnda ki azlýðýn,beynin ön loblarýnýn yönettiði dikkat, motor kontrol ve yazma gibi faaliyetleri etkilediði sanýlmaktadýr. A.B.D.&quot;de iki milyon kadar çocukta dikkat eksikliði ve hiperaktivite görüldüðü bildirilmiþtir. Ayrýca bir diðer bulguda erkeklerde kýzlara oranla daha sýk görüldüðüdür. Þunuda unutmamak gerekir ki her dikkat bozukluðunda hiper aktivite görülmeyebilir. Bu tip çocuklar 3 grupta toplanabilirler: &lt;br/&gt;        1-     Sadece dikkat bozukluðu olanlar. &lt;br/&gt;2-     Sadece hiperaktivite sorunu olanlar. &lt;br/&gt;3-     Dikkat bozukluðu ve hiperaktivite sorunun birlikte görüldüðü çocuklar. &lt;br/&gt;  HÝPERAKTÝF ÇOCUKLARIN KARAKTERÝSTÝKLERÝ : &lt;br/&gt;*        Enerjiktirler,ellerini ayaklarýný nereye koyacaklarýný bilemezler. &lt;br/&gt;*        Sakin duramazlar,sandalyeden atlarlar,düþerler,koltukta kývranýrlar. &lt;br/&gt;*        Gereksiz davranýþlarda bulunurlar; ayaðý yere vurmak,parmaklarýný týklatmak,volta atmak gibi. &lt;br/&gt;*        Gereksiz saçma sesler çýkarýrlar. &lt;br/&gt;*        Ýsteklerini erteleyemezler,hemen her þey olsun isterler. &lt;br/&gt;*        Sonuçlarýný düþünmeden hareket ettikleri için kazaya eðilimlidirler. Yüksekten atlarlar,önlerine bakmadan bisiklete binerler vs. &lt;br/&gt;*        Söyleyeceklerini ketleyemezler,akýllarýna geleni söylerler. &lt;br/&gt;*        Kurallarý bilirler ama ayný hatalarý tekrarlarlar. &lt;br/&gt;*        Sessizce oynayamazlar, baþkalarýnýn oyunlarýna karýþýrlar &lt;br/&gt;*        Aþýrý konuþurlar. &lt;br/&gt;*        Parmak kaldýrýp beklemekte güçlük çekerler. &lt;br/&gt;*        Oyun ve aktivitelerde sýrasýnýn gelmesini bekleyemez. &lt;br/&gt;*        Ödevlere, sýnavlarý talimatlarý beklemeden baþlarlar, aceleden hepsini okuyup veya dinlemedikleri için bildikleri þeylerde bile hata yaparlar. &lt;br/&gt;*        Sunýfýn içinde dolanýrlar. &lt;br/&gt;  AÞIRI EMOSYONLAR: &lt;br/&gt;*        Kolay kýzarlar. &lt;br/&gt;*        Kolay üzülürler. &lt;br/&gt;*        Kolay irite olurlar. &lt;br/&gt;*        Kontrollerini kolay kaybederler. &lt;br/&gt;*        Karamsar ve içe dönük olabilirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÝÐER OLAÐAN KARAKTERLERÝ: &lt;br/&gt;*        Yaþýtlarýyla iliþki kurmakta güçlük çekerler, genellikle kendilerinden küçüklerle daha iyi anlaþýrlar. &lt;br/&gt;*        Aktivitelerde ve günlük olaðan iþlerde ki deðiþiklere uyum göstermekte zorluk çekerler. &lt;br/&gt;*        Agresif davranýrlar. &lt;br/&gt;*        Disipline olmalarý zordur. &lt;br/&gt;*        Uzun süreli görevlerde çalýþamazlar. &lt;br/&gt;*        Arkadaþlarý ve aileleri tarafýndan aptal ve beceriksiz olarak nitelendirildiklerinden dolayý öz saygýlarý düþüktür. &lt;br/&gt;  DÝKKAT EKSÝKLÝÐÝNÝN KARAKTERÝSTÝKLERÝ : &lt;br/&gt;*        Ona ne söylendiðini dinlemiyormuþ gibi görünürler, adeta ayakta uyurlar. &lt;br/&gt;*        Konu dýþý bir uyaranla akýllarý kolayca karýþýr. &lt;br/&gt;*        Bir yere odaklanmakta ve dikkatini devam ettirmekte güçlük çekerler. &lt;br/&gt;*        Okurken  kaldýklarý yeri devamlý kaybederler,ne okuduklarýný unuturlar. &lt;br/&gt;*        Kolay sýkýlýrlar. &lt;br/&gt;*        Aralýklý performans gösterirler; ödevini bir gün yapar bir gün yapmaz. &lt;br/&gt;*        Detaylara önem vermeyip dikkatsizce yanlýþlar yaparlar. &lt;br/&gt;*        Organize olamazlar,eþyalarýný bulamazlar, sýrasý,dolabý,odasý savaþ alaný gibidir. &lt;br/&gt;*        Unutkandýrlar. &lt;br/&gt;Þu kesinlikle bilinmelidirki dikkat eksikliði ve hiperaktivite tembellik, karakter bozukluðu veya inatçýlýk deðildir. Genellikle þefkat ve bilinçli bir programla tedavi edilebilirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇOCUÐUMUN HÝPERAKTÝF OLDUÐUNDAN ÞÜPHELENÝYORUM.NE YAPMALIYIM?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eðer çocuðunuz yukarýda ki belirtilerin bir kýsmýný gösteriyorsa ve bunlar onun günlük yaþantýsýný etkileyecek boyutlardaysa, vakit geçirmeden bu konuda uzman bir psikiyatrist,psikolog veya pedagoða baþvurmalýsýnýz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Þunuda belirtmeliyimki yukarýda saydýðým belirtileri gösteren her çocukta bu bozukluk olmayabilir. Çevrenin olumsuz özellikleri,aile veya okuldan kaynaklanan olumsuzluklardan dolayý</description></item><item><title>ERGENLÝK DÖNEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ergenlik-donemi-345351.html</link><description>ERGENLÝK DÖNEMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Ergen&quot; sözcüðü Batý literatüründeki &quot;adolescent&quot; karþýlýðý olarak kullanýlmýþtýr. Latince&quot;de büyümek, olgunlaþmak anlamýnda kullanýlan &quot;adolescere&quot; fiilinin kökünden gelmekte olan bu sözcük, yapýsý gereði bir durumu deðil, bir süreci belirtmektedir; günümüzde, bireyde gözlenebilen hýzlý ve sürekli bir geliþme evresi olarak da tanýmlanabilmektedir. &lt;br/&gt;Ergenlik dönemi, biyolojik, psikolojik, zihinsel ve sosyal açýdan bir geliþme ve olgunlaþmanýn yer aldýðý çocukluktan eriþkinliðe geçiþ dönemidir. &lt;br/&gt;Baþka bir tanýma göre ergenlik çaðý, kiþinin benzerliðine arama, geleceðe dönük kararlar verme ve seçimler yapma dönemidir. &lt;br/&gt;Ergenin geliþim ve olgunluðu genellikle devam edegelen bir süreçtir. Her bir evre kendinden önce gelene dayanmaktadýr. &lt;br/&gt;Ortalama olarak kýzlarýn erkeklere oranla iki yýl kadar önce olgunlaþmalarý nedeniyle, gençlik dönemindeki yaþ sýnýrlarýnda, cinsler arasýnda belirgin bir farklýlýk görülür. Ayný zamanda gençlik, çocukluktan yetiþkinliðe uzanan bütün ve tek bir çað olmakla birlikte, kendi içinde de, kesin sýnýrlarla ayrýlmayan ancak bazý özelliklerle belirlenen evrelere sahiptir. Bunlar; &lt;br/&gt;qBaþlangýç dönemi (kýzlarda 13-15, erkeklerde 15-17),&lt;br/&gt;qOrta dönem (kýzlarda 15-18,erkeklerde 17-19),&lt;br/&gt;qSon dönemdir (kýzlarda 18-20, erkeklerde 19-21). &lt;br/&gt;Baþlangýç dönemi, erinlik (buluð) dönemi olarak da adlandýrýlabilir. Erinlik dönemi, cinsel organlarýn olgunlaþtýklarý sýrada oldukça kýsa süren fizyolojik deðiþiklikler evresi olarak görülür. Bu evre kýzlarda altý ayý biraz aþarken, erkeklerde iki yýl, hatta daha fazla sürebilir. Erinlik döneminde birey, kendi bedeninde olagelen deðiþikliklerin farkýndadýr. Kendisi için yeni olan bir takým duygular içindedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BEDENSEL GELÝÞÝM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ergenlik, biyolojik deðiþmeyle baþlar ve bedensel, zihinsel ve ruhsal geliþmeyle son bulur. Ergenliðin baþlangýcýnýn en belirgin habercisi boy uzamasýdýr. Erkekler doðumda kýzlara oranla biraz daha uzundurlar. Kýzlar ergenlik dönemine daha erken girdikleri için birkaç yýl bu avantajý kaybederler. Ancak ergenliðin orta ve son dönemlerine doðru yeniden kazandýðý bu avantajý yaþam boyu sürdürür. &lt;br/&gt;Aðýrlýk ve boy geliþimleri karþýlaþtýrýldýðýnda, aðýrlýk artýþý, boy uzamasýna paralel bir geliþim izler. Aðýrlýk artýþý, kas ve kemiklerin büyümesiyle gerçekleþir. Erinlik dönemindeki iskelet yapýsýnda 350 kemik vardýr. Eriþkinlikte ise bu kemik sayýsý 206 ya düþer. Kemikleþme olgusu ergenlik yýllarý boyunca olgunlaþmaya kadar sürer. Yapýlan çalýþmalar kemikleþme derecesinin beslenmeyle yakýndan ilgili olduðunu göstermiþtir.&lt;br/&gt;Beden þekli ve oranlarýndaki önemli deðiþiklikler, ergenlik dönemindeki fiziksel büyümenin karakteristiðidir.&lt;br/&gt;15 yaþýndaki ergen, bazý geliþim faktörlerini tanýyabilmekte ve bunlarýn insanlararasý iliþkilerdeki etkisini bilmektedir. Örneðin kýsa ya da çok uzun boylu olmak, çok þiþman ya da çok zayýf olmak, ergenin grup içindeki statüsünü ve arkadaþ iliþkilerini etkileyen önemli bir faktör olabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÝLÝÞSEL GELÝÞÝM &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;11 yaþýndan sonra mantýksal düþünme yetiþkinler düzeyine eriþir. Görüþ alýþveriþi ve tartýþma çocuðun yaþamýnda önemli bir yer almaya baþlar. Toplumun gelenek ve göreneklerine, kurallarýna karþý tutumu deðiþir. Bunlarýn deðiþmez olduklarýný düþünen çocuðun tersine, genç bunlarýn yetiþkinler tarafýndan kararlaþtýrýldýklarýný ve deðiþik gruplara göre farklýlýklar gösterebileceklerini kavrar.&lt;br/&gt;Bu devrede, kontrol konusunun, özellikle aile iliþkilerini belirgin biçimde etkilediði görülmektedir. Bu devrede, kontrol, hem gençler hem de ana babalar açýsýndan bir sorun olabilmektedir. Gençler özellikle kendileri ile ilgili konularda kontrolü ele geçirmeyi istemekte, ele geçirebildiklerinde de, nasýl kullanacaklarý konusunda güçlük çekebilmektedirler. Ana babalar ise kontrolü çocuklarýna hangi alanlarda, hangi yaþlarda ve ne oranda býrakmalarý gerektiði sorularý ile baþa çýkmaya çalýþmaktadýrlar.&lt;br/&gt;Ana ve babalarýn, ergenlikte hem çocuklarý için önem kazanan konulara, hem de onlarýn kendilerine ters düþen davranýþlarýnýn,</description></item><item><title>ÇOCUKLARDA ÇÝÇEK HASTALIÐI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklarda-cicek-hastaligi-447385.html</link><description>ÇOCUKLARDA ÇÝÇEK HASTALIÐI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bugün için tarihsel önemi olduðu düþünülen çiçek, uzun yýllar dünya genelinde endemilere ve yüksek mortalitelere neden olmuþtur. Ancak eski çaðlardan beri bilinen  ve farklý þekilde uygulanan aþýnýn yaygýn olarak kullanýlmasý ile hastalýðýn önüne geçilmiþ ve hatta, dünya üzerinden eradike edildiði Dünya Saðlýk Örgütünün 8 Mayýs 1980 tarihli bildirisi ile deklare edilmiþtir. Konaðý sadece insan olan, kronik hastalýk formu bulunmayan çiçeðin baþarýlý þekilde dünya genelinde elimine edilmesi, günümüzde polio ve kýzamýðýn da eradikasyonunu gündeme getirmiþtir. &lt;br/&gt;Orthopoxvirus ailesi içerisinde yer alan çiçek bir DNA virüsüdür ve bilinen en büyük ve en kompleks virüsler arasýndadýr. Briket görünümünde ve 200 nm çapýnda olan virüs ile ayný ailede yer alan monkeypox, vaccinia ve cowpox da insanlarý enfekte edebilir, ancak enfeksiyon cilt lezyonu ile sýnýrlý kalýr ve kiþiden kiþiye nadiren yayýlým gösterir. &lt;br/&gt;Hastalýðýn eradikasyonu sonrasýnda rutin aþý uygulamasýnýn durdurulmasý, hastalýðýn mortalitesinin %30&quot;lara kadar çýkmasý ve etkili bir tedavisinin bulunmamasý, hava yolu ve temas ile kolaylýkla bulaþmasý variola virüsünün biyolojik silah olarak kullanýmýný gündeme getirmiþtir. Ancak çiçek hastalýðýnýn düþmaný etkisiz hale getirmek için silah olarak kullanýlmasý savaþlarýn þekil deðiþtirdiði günümüze mahsus deðildir. Kuzey Amerika&quot;da 1754-1767 yýllarý arasýnda Kýzýldereliler&quot;le Fransýz ve Ýngilizlerin arasýndaki savaþlarda, Ýngiliz askerleri çiçek geçirmekte olan kiþilerin battaniyelerini Kýzýlderelilere daðýtarak, daha önce hastalýkla karþýlaþmamýþ olan kabilelerde nüfusun yarýsýna yakýnýnýn kaybýna neden olmuþtur. Ancak Edward Jenner&quot;s tarafýndan insanlarda mortalitesi olmayan &quot;cowpox&quot;ýn&quot; neden olduðu enfeksiyonun çiçekten korunmayý saðladýðýnýn gösterilmesi ve &quot;cowpox&quot; inokülasyonun aþý þeklinde yaygýn olarak kullanýlmasý çiçeðin günümüze kadar biyolojik silah özelliðini yitirmesiyle sonuçlanmýþtýr. Bununla beraber, rutin aþýlamanýn durdurulmasý bugün çiçek ile hiç karþýlaþmamýþ ve aþý ile koruyucu cevap oluþturmamýþ oldukça büyük bir grubun meydana gelmesi, ayrýca son olarak 70&quot;li yýllarda aþýlananlarýn bugün hala yeterli antikor cevabý gösterip, gösteremediðinin de tahmin edilememesi çiçeðin tekrar önem kazanmasýný ve gündeme gelmesini saðlamýþtýr.&lt;br/&gt;Dünya Saðlýk Örgütü (WHO), 1977&quot;de çiçeðin eradike edildiði bildirmiþ, 1980&quot;da tüm Dünya ülkelerinin çiçek aþýlamasýný durdurmasýný istemiþtir. Bunun hemen sonrasýnda WHO uzman konseyi tüm ülkelerden ellerindeki çiçek virüsü izolatlarýnýn iki referans laboratuarýndan (Rusya&quot;da, Moskova Viral Ürünler Laboratuarý ve ABD&quot;de CDC&quot;nin Atlanta&quot;daki Viral Hastalýklar Ünitesi) birisine veya ikisine ulaþtýrýlmasý istemiþtir ve 1999 yýlýnda tüm çiçek virüs izolatlarýnýn yok edilmesini önermiþtir. Ancak ilk defa 1996 ve sonrasýnda 1999 yýlýnda WHO Týp Komitesi virüsün araþtýrma amaçlý olarak saklanmasýnýn uygun olabileceðini belirtmiþ ve bu yönde açýklamalarda bulunmuþtur, bugün için virüs izolatlarýnýn tamamen yok edilmesi yolunda yaptýrým gücü olan bir karar alýnmýþ deðildir. Sovyetler Birliði&quot;nin 1980&quot;li yýllarýn baþýndan itibaren çiçek virüsü üzerinde biyolojik savaþ ajaný olarak çalýþmalar yaptýðý ve ciddi miktarlarda üretim gerçekleþtirdiði bilinmektedir. Ayrýca üretimi gerçekleþtirilen virüslerin bomba haline getirildiði ve hatta balistik füzeler tarafýndan taþýnabilecek formlarda üretildiði bilinmekte ve yýllýk tonlarla ifade edilen miktarlarda üretim kapasitesi oluþturduðu da belirtilmektedir. Ken Alibek isimli Eski Sovyet araþtýrýcý, 2000&quot;li yýllarýn baþýnda bile Rusya&quot;nýn çiçek üzerinde daha virülan formlarla ilgili çalýþmalarýný devam ettirdiðini açýklamýþtýr. Rusya&quot;nýn yaþadýðý ekonomik olumsuzluklar ve pek çok silah ve silah teknolojisinin istemli ve kontrolsüz olarak Rusya&quot;dan diðer ülkelere ve hatta bazý gruplarýn eline geçtiði düþünülürse çiçek ile ilgili bilgilerin ve hatta silah formunun da istenmeyen gruplar tarafýndan elde edilmiþ olma olasýlýðý</description></item><item><title>ÇOCUK GELÝÞÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-gelisimi-451366.html</link><description>ÇOCUÐUN NORMAL GELÝÞÝMÝ VE GELÝÞÝMÝN AÞAMALARI&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1-PSÝKOMOTOR GELÝÞÝM BASAMAKLARI&lt;br/&gt;2-NORMAL BOY VE KÝLO GELÝÞÝM AÞAMALARI&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;________________________________________&lt;br/&gt;1-PSÝKOMOTOR GELÝÞÝM ve BASAMAKLARI &lt;br/&gt;1-MOTOR GELÝÞÝM&lt;br/&gt;2-DÝL GELÝÞÝMÝ&lt;br/&gt;3-SOSYAL VE KÝÞÝLÝK GELÝÞÝM&lt;br/&gt;4-ÇOCUK GELÝÞÝMÝNDE GENEL BÝLGÝLER&lt;br/&gt;________________________________________&lt;br/&gt;1-MOTOR GELÝÞÝM VE ÖZELLÝKLERÝ    &lt;br/&gt;Ýlk üç ay içinde&lt;br/&gt;    Gözleri ile hareket eden þekilleri takip edebilir ,kucaða alýndýðýnda kafasýný dik tutabilir , yüz üstü yatarken kafasýný bir miktar yukarý kaldýrabilir ve yanlara çevirmeye çalýþýr, kollarýný hareket ettirebilir,ellerini yumruk haline getirebilir.&lt;br/&gt;Üç altý ay arasýnda&lt;br/&gt;    Nesne ve oyuncaklarý yakalamaya çalýþýr onlara uzanmaya çalýþýr , eline aldýðý nesneleri aðzýna götürmeye çalýþýr, hoþuna giden nesnelere uzanmaya çalýþýr. Kafasýný yüz üstü yatarken tam dik kaldýrabilir. Kafasýný tutabilir.&lt;br/&gt;Altý oniki ay arasý&lt;br/&gt;    Oturabilir , emekleyabilir , tutunarak ayaða kalkabilir , 12. ayýn sonuna doðru ayakta çok kýsa süreli durabilir ,ayakta tutulduðunda ayaklarýný hareket ettirir, ufak eþyalarý ve oyuncaklarý iterek yuvarlayabilir , elleri arasýnda oyuncak geçiþi yapabilir, sýrt üstü yatarken düz dönebilir, iþaret parmaðý ile nesneleri gösterebilir.&lt;br/&gt;Oniki onsekiz ay arasý&lt;br/&gt;    Yürür , elinden tutulduðunda merdiven týrmanýr ,ayakta iken çömelebilir,ayaðý ile topa vurabilir,yere doðru eðilir , destekle zýplayabilir, kaþýðý rahatlýkla tutabilir.&lt;br/&gt;Onsekiz yimidört ay arasý&lt;br/&gt;    Kapýyý açabilir , kendi baþýna merdivenden inip çýkabilir , bir elini daha çok kullanmaya baþlar , oyuncaklarý ile oynarken el becerilerini rahatlýkla kullanabilir (2-3 küpten kule yapabilir ).&lt;br/&gt;Ýki üç yaþ arasý&lt;br/&gt;    Düþmeden koþabilir , bazý çizgileri taklit eder , merdivenden rahatlýkla kendi baþýna inip çýkabilir , oyuncaklarý ile oynarken el becerilerini rahatlýkla kullanabilir ,düðmesini açabilir,üç tekerlekli bisikleti sürebilir ,tek ayak üstünde kýsa bir süre durabilir , bir bardak suyu taþýyabilir ,yürürken engelleri adým atarak rahatlýkla geçer , rahatlýkla çömelip kalkabilir , geri geri yürüyebilir , &lt;br/&gt;Üç dört yaþ arasý&lt;br/&gt;    Tek ayaðý üzerinde uzun süre durabilir , ayakkabýsýný giyer , kendini doyurabilir , düz çizgi çizebilir , tek baþýna dolaþmaya çalýþýr , çift ayakla 40 cm sýçrayabilir , öne takla atabilir , yardýmsýz kaydýraktan kayabilir , çömelip kalkma hareketini rahatlýkla yapabilir , oyuncaklarý ile oynarken el becerilerini rahatlýkla kullanabilir , 40-50 cm den aþaðý atlayabilir , tek ayakla sýçrayabilir , dans etme müzik ile beraber tempo tutma , zýplayan topu eli ile tutma , kaðýttaki þekilleri boyar , 3-4 renk eþleþtirebilir , ayný kartlarý eþleþtirebilir , bazý harfleri eþleþtirebilir , artý eksi yapabilir , &lt;br/&gt;Dört altý yaþ arasý &lt;br/&gt;    Makasla kaðýtlarý kesebilir , bakarak 1 den 8-9 a kadar sayý yazabilir , öðretilirse adýný yazabilir ,sek sek oynayabilir , üçgen ve kare yi kopyalar , kendi giyinir kendi soyunur , ayakkabýsýný baðlar , yüzünü yýkar , diþini fýrçalar , altý yaþýnda iki tekerlekli bisiklete binebilir , el becerileri gözle görülür bir þekilde geliþir,&lt;br/&gt;DÝL GELÝÞÝMÝ VE ÖZELLÝKLERÝ &lt;br/&gt;Ýlk üç ay içinde&lt;br/&gt;    Sese karþý tepki verir , agulama þeklinde sesler çýkarabilir , tanýdýk kiþi ve eþyalarý görünce ellerini sallar gözü ile takip eder , kendi kendine gülümseyebilir ,müzik ve konuþmaya karþý tepki verir , kendi kendine oynarken bazý heceleri tekrarlar , dudaklarý ile p , b, m gibi harfleri çýkarmaya çalýþýr.&lt;br/&gt;Üç altý ay arasýnda &lt;br/&gt;    Çevresinde konuþan kiþileri arar , aðlarken konuþulunca rahatlar , agulama þeklinde iletiþim kurar , yüksek sesle güler , kendine göre aðlama dýþýnda heceler kullanýr,&lt;br/&gt;Altý oniki ay arasý&lt;br/&gt;    Annenin sesini taklit etmeye çalýþýr , cee oyunu oynar , bazý eþyalarý ses çýkartmak için kullanýr , ma ma -da da gibi sesleri rahatlýkla çýkarýr , 12 aya doðru baba  mama der , oyuncaklarý ve kiþileri ile anlamsýz dahi olsa konuþmaya çalýþýr ,&lt;br/&gt;Oniki onsekiz ay arasý&lt;br/&gt;   Hýzla yeni kelimeleri öðrenmeye devam eder , her gün gördüðü cisimleri adlandýrmaya ve onlarý rahat tanýmaya baþlar , insanlar ile iliþki kurarken anlamlý kelimeleri çoðunlukla kullanmaya baþlar , ailenin öðrettiði kelimeleri kendi kendine tekrarlar ,onsekizinci  aya doðru iki komutu üst üste anlayýp yerine getirir, (bardaðý al mutfaða götür gibi ) ,&lt;br/&gt;Onsekiz yimidört ay arasý&lt;br/&gt;   Ýki kelimelik cümleler yapmaya baþlar , tanýdýklarýnýn ismini bilir , isteklerini rahatlýkla ifade edebilir , ikiden fazla komutu anlar ve yerine ge</description></item><item><title>BEBEKLÝK DÖNEMÝNDEKÝ GELÝÞÝM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bebeklik-donemindeki-gelisim-348363.html</link><description>BEBEKLÝK DÖNEMÝNDEKÝ GELÝÞÝM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A) BEDENSEL GELÝÞÝM&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;      Bebeklerin doðumdaki büyüklükleri ve doðumdan sonraki büyüme hýzlarý, onlarýn genel geliþimleri hakkýnda bize bilgi verir. Ortalama olarak erkek bebekler kýzlara göre bütün beden oranlarý bakýmýndan biraz daha büyüktürler. Bebeðin beden oranlarýnda görülen deðiþmeler özellikle birinci yýlýn ikinci yarýsýnda hýzlanýr. Doðumdan itibaren incelendiðinde baþýn en hýzlý geliþen organ olduðu görülür. Örneðin, doðumda baþýn bedene oraný 1/4 iken, bu oranýn eriþkinlikte 1/8&quot;e düþtüðü görülür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Doðumdan 1 yaþýna kadar gövde en hýzlý büyüyen alaný oluþtururken, bacaklardaki hýzlý büyümenin 1 yaþla ergenlik arasýnda gerçekleþtiði görülür. Bedence büyümenin hýzý, sosyo-ekonomik koþullarla ve beslenmeyle yakýndan iliþkilidir. (Ortalama boy ve kilo artýþý çizelgeden izlenebilir.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Doðumda ortalama aðýrlýk minimum 2268 gr., ortalama 3402 gr., maksimum 6350 gr.&quot;dýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýlk 3 ay içinde bebeklerin ortalama olarak haftada 170 gr. Almalarý beklenir. Bazý çocuklarýn geliþmelerinde büyüme ritmi açýsýndan farklýlaþtýklarý, beklenen ortalamanýn altýnda bir geliþim seyri izledikleri görülür. Baþlangýçta küçük çocuk izlenimi veren bu bebekler çocukluk döneminin herhangi bir evresinde hýzlý bir büyüme grafiði göstererek akranlarýna yetiþir.   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝSKELET GELÝÞÝMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeni doðan  48-50 cm boyundadýr. 1-3 yaþ arasýnda boyda ortalama 20,5 cm., aðýrlýkta 4,7 kg.&quot;lýk bir artýþ gözlenir. Bundan sonra büyüme yavaþlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeni doðan iskelet yapýsý önceleri yumuþak kýkýrdaktan oluþmaktadýr. Zamanla kýkýrdakta kalsiyum fosfat ve diðer minerallerin depolanmasýyla kemik materyali haline dönüþür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýskeletin görevi, hareketi dengeli hale getirmek, iç organlarý korumak ve vücudu dik tutmaktýr. Doðuþta bebekte 270 tane kemik vardýr. Bunlar incedir, bükülebilir ve birbirine gevþek bir biçimde baðlýdýr. Ergenlikte kemiklerin sayýsý 350&quot;ye çýkar. Eriþkinlikte ise bazý kemikler birleþir ve kemik sayýsý 206&quot;ya düþer. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAS GELÝÞÝMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeni doðan kýz olsun erkek olsun beden büyüklüðüyle orantýlý olarak kas liflerine sahiptir. Baþ ve boyuna yakýn olan kaslarýn daha aþaðýdaki kol ve bacak kaslarýna oranla daha önce  geliþtiði gözlenir. Erkek bebeklerin kas doku oraný, kýz bebeklerinkinden daha fazladýr. Cinsiyet farklýlýðýndan kaynaklanan bu üstünlüðü erkekler tüm yaþlarýnda ellerinde bulundururlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TEMEL FÝZYOLÝK GEREKSÝNMELER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a) Beslenme Gereksinimi: Açlýk ve susuzluk gereksinmeleri önem bakýmýndan ayýrt edilemez. Yeni doðanýn günde 7-8 kez emzirilmesi gerekmektedir. Bunu takip eden haftalarda 5-6&quot;ya indiði görülür. Ama alýnan besin miktarýnda azalma olmaz. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Bu konuda Türk-Ýslam düþünür Ýbn-i Sina (980-1037) bundan yüzyýllarca önce þu görüþleri ileri sürmüþtür:  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Çocuðun  emzirilmesi ve beslenmesine gelince mümkün olduðu kadar ana sütüyle beslenmelidir. Çünkü ana sütü, çocuðun ana rahmindeyken aldýðý gýdaya en çok benzer olanýdýr. Ve deneyle sabit olmuþtur ki çocuðun sancýlarýnýn giderilmesinde son derece faydalýdýr.&quot; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu tavsiye &quot;Analar çocuklarýný tam 2 yýl emzirsinler&quot; diye Kuran-ý Kerim&quot;e de uygun düþmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b) Uyku Gereksinimi: Ýnsan yaþamýnýn en az bilinen ve en gizemli ayný belki de uykudur. Çocuðun temel fizyolojik gereksinmelerinin baþýnda gelen uyku, çocuðun etkin katkýsý gerektirir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuða gerekli uykunun süresi bazý öðelere baðlýdýr. Bunlardan en önemlisi çocuðun yaþýdýr. Küçük çocuklarýn uykuya daha çok gereksinimi vardýr. Yeni doðan bebekler günde ortalama 16-18 saat uyuyarak zamanlarýnýn %80&quot;ini uykuda geçirirken 1 yaþ bebeklerinde bu süre %50&quot;ye düþmektedir. Ýlk 3-4 hafta boyunca bebekler ortalama olarak günde 7-8 kez kýsa dönemler halinde uyurlar. 6. haftadan itibaren bu kýsa uykularýn yerini günde 2-4 kez yinelenen uzun uyku periyotlarýnýn aldýðý görülür. 28. haftadan itibaren bebeklerin büyük bir çoðunlukla tüm gece boyunca uyuduklarý, buna ek olarak 1 yaþýna kadar gündüzleri de 2-3 kez kýsa sürelerle uyku süresi 2-5 yaþ için 13-15 saat, 6-8 yaþ için 12 saat, 8-10 yaþ için 11 saat ve 10 yaþý</description></item><item><title>ÇOCUKLARDA OTÝZM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklarda-otizm-372855.html</link><description>ÇOCUKLARDA OTÝZM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Çocuklarda otizm, beyin sistemindeki fizyolojik fonksiyonlarýn, kimyasal dengenin bozulmasýyla, 3 yaþýndan önce ortaya çýkan, yaygýn geliþimsel bir bozukluktur. Otizm genetik nedenlere baðlý olarak da ortaya çýkabilir.&lt;br/&gt;        Otizm sosyal ve iletiþim becerilerinin oluþmasýný etkileyen bir geliþim bozukluðudur. Otizm genellikle yaþamýn ilk iki yýlýnda ortaya çýkar. Otistik çocuklarýn büyük bir kýsmýnda farklý seviyelerde zeka geriliði görülse de, zeka seviyeleri normal otistik çocuklar da vardýr. Ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, otistik çocuklar çevrelerindeki dünyayý algýlamakta ortak bir zorluk çekerler. &lt;br/&gt;        Bir annenin doðum sonrasý çocuðunun (tüm özür gruplarý dahil olmak üzere) özürlü olma oraný %2 dir; otistik olmasý oraný ise %0.5 tir. (eskiden bu oran 4/10.000 olarak deðerlendirilirdi.) Bir otistik çocuktan sonra, ikinci çocukta otizmin ortaya çýkmasý riski&lt;br/&gt; %3 tür. Otizm erkek çocuklarda kýz çocuklarýndan 4 kat daha fazla görülmektedir. Her çocuktaki otistik belirtiler ve bunlarýn seviyesi farklýlýk gösterebilir, bu nedenle otizmin seviyelerini kategorize etmek güçtür. Ayrýca, Asperger Sendromu ve Rett Sendromu olarak bilinen otizm formlarý da bulunmaktadýr.&lt;br/&gt;        Otistik bozukluðun genel anlamda belirgin belirtileri olmasýna karþýn, bazý durumlarda anne babalar tarafýndan geç farkedilebilmektedir. Otistik bozukluk, ilk 36 ayda bazý belirtiler vererek yavaþ yavaþ kendini göstermeye baþlar. Normalde bebeklerin geliþim dönemleri içerisinde bebeklerin anne veya diðer insanlar ile iletiþim ve etkileþim þekli önemlidir. Bebek ilk doðduðu andan itibaren etrafý ile iletiþim ve etkileþime girmek ister. Bu iletiþim ve etkileþim; göz ile nesneleri ve insanlarý takip ederek, agulama ile sinyal vererek, karþýsýndakine gülümsemede bulunarak, göz kontaðý kurarak olabilir. Otistik bozukluðun baþlangýcýnýn, ilk 36 aydaki belli ir normal geliþim döneminden sonra görülebileceði gibi, doðumdan itibaren bazý belirtiler ile birlikte de görülebilir.&lt;br/&gt;        Otistik bozukluðu olan çocuklarda üç temel belirti vardýr. Bunlardan birincisi iletiþim alanýndadýr. Yani konuþma, jest ve mimikler vb, araçlar ve etraf ile iletiþimin olmamasý veya çok kýsýtlý ve sýnýrlý olmasýdýr. Aileler çoðunlukla çocuklarýný &quot;konuþmuyor&quot; diye kulak-burun-boðaz hekimine götürürler. Daha sonra da, yapýlan tetkiklerin normal çýkmasý ile çocuk psikiyatristlerine giderler. Ýkinci bozulan alan ise çevre ve diðer insanlar ile etkileþim alanýdýr. Yani çocuk baþkalarý ile duygularýný, baþarýlarýný, sevinçlerini paylaþmaz ve etrafýndaki insanlar ile karþýlýklý etkileþime girmek istemez. Zaten otizmin kelime anlamýna uygun olarak &quot;kendi halinde, kendi kabuðunda&quot; davranýr. Ýnsanlarýn duygusal deðiþiklikleri ve sinyalleri onlarý etkilemez veya çok sýnýrlý olarak etkileþim görülür. Yaþýtlarýnýn yanýna gitmez, onlar ile ilgilenmezler. Üçüncü temel bozulma alaný ise ýsrarla tekrarlayan davranýþlar ( dönme, sallanma, zýplama vb.) ve çok sýnýrlý olan  ilgi alanýdýr. Bu durumdaki bir çocuk çamaþýr      makinasýnýn dönen merdanesi karþýsýnda  saatlerce oturup bakabilir veya bir arabanýn tekerleðini saatlerce çevirebilir veya bir eþyanýn parçasý ile saatlerce oturup uðraþabilir.&lt;br/&gt;        Ek olarak ayak ucunda yürüme,yandan bakýþ,aðrýya dayanýklýlýk,yemek konusunda gýda seçimi vb belirtiler ile otistik çocuk diðer çocuklardan kolaylýkla ayýrt edilir. Otizmin temel tedavisi eðitim olmakla birlikte erken taný ve hatalýða baþka sorunlarýn eþlik edip etmediði önemlidir. Otistik çocuklarda genel olarak tehlikeye karþý duyarsýzlýk, temastan, kucaða alýnmaktan ya da sevilmekten hoþlanmamak, bir sebep olmadan strese girmek, üzüntü duymak, yalnýz kalmayý tercih etmek, seslere karþý aþýrý duyarlýlýk ya da aþýrý duyarsýzlýk, aþýrý hareketsizlik ya da hareketsizlik ve motor hareket geliþiminde düzensizlik ( Topa vuramaz ama küpleri üst üste dizer ) gibi belirtiler gözlemlenir.&lt;br/&gt;        Otizm hastalýðýna yakalananlarýn dil geliþimlerinde gerilik olur, konuþmayý geç öðrenir, konuþulanlarý ve direktifleri anlamakta zorlanýrlar, istekleri için yetiþkinlerin elinden tutmayý, iþaret etmeyi tercih eder, kýsa konuþur, göz kontaðý kurmaktan kaçýnýr, isimleriyle seslenildiðinde tepkisizdir v sosyal iliþki kurmakta güçlük çeker.&lt;br/&gt;        Uzmanlar otizm oldukça geniþ bir semptom yelpazesi olduðunun bilinmesi gerektiðini bildirmektedirler. Ayný uzmanlar televizyonun ise bu geniþ yel</description></item><item><title>ALTINI ISLATAN ÇOCUKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?altini-islatan-cocuklar-450369.html</link><description>ALTINI ISLATAN ÇOCUKLAR&lt;br/&gt;TANIM: &lt;br/&gt;     Çocuklar genellikle 2-3 yaþlarýna kadar altlarýný ýslatýrlar. Gündüz kontrol daha erken saðlanýrken (2-2,5 yaþ) geceleri biraz daha geçtir. 4 yaþýndan sonra alt ýslatmanýn devam etmesi durumunda Altýný Islatma (enuresis) sorunundan söz edilebilir.&lt;br/&gt;ÖZELLÝKLER:&lt;br/&gt;Dört þekilde görülür:&lt;br/&gt;*   Yalnýz gece altýný ýslatýrlar, (Nactural)Yattýktan biraz sonra ya da kalkmaya yakýn altlarýný ýslatýrlar,&lt;br/&gt;*    Yalnýz gündüz altýný ýslatýrlar, (Diurnal)Çok utangaç olduklarý ya da oyuna daldýklarý için altlarýný ýslatýrlar,&lt;br/&gt;*    Hem gece hem de gündüz altýný ýslatýrlar, (Kronik alt ýslatma)&lt;br/&gt;*    Ara-sýra altýný ýslatýrlar, Hastalýk sýrasýnda, yeni bir kardeþin dünyaya gelmesi sonucunda, sert disiplin uygulandýðýnda, korkutulduðunda, gece üstü açýk býrakýldýðýnda,  zorlama sonucu bel aðrýlarýyla altlarýný ýslatýrlar.&lt;br/&gt;Probleme Karþý Olumsuz Tutumlarýn Etkisiyle Çocukta,&lt;br/&gt;*           Parmak emme, týrnak yeme,&lt;br/&gt;*           Telaffuz bozukluðu,&lt;br/&gt;*           Kýskançlýk, korkaklýk ve pasiflik, &lt;br/&gt;*           Ýçe kapanýklýk ve yalnýz yaþama, &lt;br/&gt;*           Sorumluluktan kaçma,&lt;br/&gt;*           Kendine güvensizlik,&lt;br/&gt;*           Öfke ve aðlama nöbetleri, &lt;br/&gt;*           Saldýrgan davranýþlar,&lt;br/&gt;*           Hýrsýzlýk ve yalancýlýk,&lt;br/&gt;*           Dikkat daðýnýklýðý,&lt;br/&gt;*         Yaþýna uygun davranýþlar göstermeme oluþabilir.&lt;br/&gt;NEDENLER:&lt;br/&gt;A-    Fiziksel Olarak;&lt;br/&gt;*          Genetik yatkýnlýk,&lt;br/&gt;*           Sinir kas kontrolünün gecikmesi, &lt;br/&gt;*           Ýdrar yollarýnda enfeksiyon, idrar kesesinde tonus azlýðý,&lt;br/&gt;*           Çok derin uyku yaratacak aþýrý yorgunluk,&lt;br/&gt;*           Fazla sulu ve tuzlu yemek yeme,&lt;br/&gt;*           Ayaklarýn ve bel kýsmýnýn aþýrý üþümesi gibi nedenlerden kaynaklanabilir.&lt;br/&gt;B - Psikolojik Olarak;&lt;br/&gt;*        Yeni bir kardeþin doðmasý, okula baþlama, okul deðiþtirme, sevilen birinin kaybý gibi stres faktörlerine karþý hayatýn eski dönemlerine geri dönme isteði,&lt;br/&gt;*        Erken ve baskýlý tuvalet eðitimi, (Aþýrý titizlik ve sabýrsýz davranma ) &lt;br/&gt;*        Gün içinde korku yaþanmasý, &lt;br/&gt;*        Derin uyuma,&lt;br/&gt;*        Ruhsal zorlama, aþýrý baský ve üzüntü yaþanmasý, &lt;br/&gt;*        Anne babanýn ayrýlmasý, aile iliþkilerinde bozukluklar, evde huzursuzluk gibi ailevi faktörler,&lt;br/&gt;*        Ailenin aþýrý koruyucu ve hoþgörülü tutumu ile çocukta bebeksi kalma eðilimi,&lt;br/&gt;*        Ýlgi çekmek ve öç alma isteði,&lt;br/&gt;*        Okulda korkusu gibi nedenlerden kaynaklanabilir.&lt;br/&gt;ÖNERÝLER :&lt;br/&gt;*      Önce çocuk týbbi muayeneden geçirilmeli ve eðer gerekiyorsa ilaç tedavisi uygulanmalýdýr. (Yaygýn kanýnýn tersine bu ilaçlar kýsýrlýk yapmaz, yan etkileri azdýr ve iyi sonuç verirler).&lt;br/&gt;*      Doðduðu günden itibaren çocuða uygun bakým verilip, altýný ýslatýnca derhal deðiþtirilerek, çocukta temizliðe haz duyma alýþkanlýðý oluþturulabilir.&lt;br/&gt;*      Ayýp, biraz tut, eve gidince yaparsýn gibi yanlýþ tutumlar mesane bozukluklarýna yolaçýlabileceði için bunlardan sakýnmalýdýr.&lt;br/&gt;*      Çocuk, tuvaleti gelir gelmez nerede olursa olsun hemen ihtiyacýný gidermesi için teþvik edilmelidir,&lt;br/&gt;*      Çocuða mümkün olduðunca çok sulu ve tuzlu yemek  verilmemelidir.&lt;br/&gt;*      Ayaklarý sýcak tutulup, yatmadan evvel yataðýnýn ýsýsý normal olmalý, mümkünse çorapla yatmasýna izin verilmelidir. (Yataðýnýn sýcak olmasýný saðlamak için elektrikli battaniye kullanýlabilir.)&lt;br/&gt;*      Çocuðun altýna bez koyulmamalýdýr, &lt;br/&gt;*     Altý ýslak olarak fazla kalmamalý, hemen deðiþtirilmelidir. Böylece çocuða altýnýn temizliði ve kuruluðu hissettirilmelidir. (Çocuk ýslaklýðý ve idrarýn kokusunu severse kasýtlý olarak altýný ýslatýr.)&lt;br/&gt;*      Çocuðun eðitiminde kötü söz ve dayaktan kaçýnýlmalýdýr.&lt;br/&gt;*      Çocuða karþý ilgisiz davranmaktan kaçýnýlmalýdýr. Özellikle de yeni kardeþi olunca çocuk ihmal edilmemelidir.&lt;br/&gt;*      Gece belli aralýklarla saat kurulup çocuk tuvalete kaldýrýlabilir.&lt;br/&gt;*      Gece yatmadan önce tuvalete götürülmeli, ayný saatte yatmasýna dikkat edilmelidir.&lt;br/&gt;*      Çocuk tuvalete kaldýrýldýðýnda tam olarak uyanýk olmasý saðlanmalýdýr.&lt;br/&gt;*      Korku filmi seyrettirilmemelidir. &lt;br/&gt;*      Aðýr oyuncaklarý kaldýrmamasýna ve arkadaþlarýyla oynarken birbirlerinin sýrtýna binmemelerine dikkat edilmelidir. &lt;br/&gt;*      Çocukla iyi bir iletiþim kurularak altýný ýslatmasýnýn geçici olduðunun anlatýlmasý, çocuðun bunun üstesinden gelebileceðine olan inancýný arttýrabilir. (çocuk bunun geçici olduðunu anlarsa yenmek için çaba sarfedecektir.)&lt;br/&gt;*      Çocuk altýný ýslatmadýðý zamanlarda ödüllendirilebilir. Ödül verirken þu iki yöntem kullanýlabilir.&lt;br/&gt;Takvim yöntemi :&lt;br/&gt;Çoc</description></item><item><title>AGRESÝF ÇOCUK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agresif-cocuk-456166.html</link><description>Agresif Çocuk&lt;br/&gt;Sosyal Pedagog Macide Serpemen*&lt;br/&gt;Hemen hemen her çocuk yuvasýnda, özellikle saldýrgan davranýþlar gösteren bir veya birkaç çocuk bulunur. Eðitmenler genellikle ne yapacaklarýný bilemezler: Bir yandan diðer çocuklarý korumak, diðer yandan da agresif çocuða yardým etmek isterler. Ama nasýl?&lt;br/&gt;Parkta, yuvalardaki çocuk gruplarýnda veya okulda, daha doðrusu çocuklarýn toplu olduðu yerlerde genellikle en azýndan bir çocuk vardýr ki, genellikle erkek çocuðudur, diðerlerini rahatsýz eder; her fýrsatta onlarý itmek, ýsýrmak veya onlara vurmak ister ve yapar da. Diðer çocuklarýn anneleri, veliler sinirlenir; genellikle de agresif çocuðun ailesinin eðitiminin yanlýþ olduðunu düþünür, þikayet eder ve mümkünse bu çocuðun gruptan, sýnýftan atýlmasýný veya uzaklaþtýrýlmasýný isterler. Öðretmenle, eðitmenle, müdürle tartýþmalar baþlar, çocuk cezalandýrýlýr, kimse yanýna yaklaþmaz. O artýk damgalanmýþtýr.&lt;br/&gt;Ýþte, tam da bu noktada dikkat etmek gerekir: Unutulmamalý ki, yarýn bu tutum içinde olan velilerin çocuklarý da ayný þeyleri yapabilir. Çünkü bütün küçük çocuklar onlara ilk anda hoþ gelen, heyecanlandýran, gücünü ortaya koyan þeyleri yapýp denemek isterler. Vurmak, ýsýrmak, saçýndan çekmek caziptir, heyecan vericidir; güçlü olduðunu, kuvvetini, elinin çabukluðunu göstereceði yollardýr bunlar. Þüphesiz bir- iki yaþýndaki bir çocuk altý yaþýndaki bir komþu kýzýnýn saçýný çekiyorsa konu olmaz. O henüz bu yaþlarda baþka çocuklarýn hislerini anlayamaz, kendini onun yerine koyamaz. Bu nedenle de yetiþkinler dikkat etmeli ve onu engellemelidir, engelleyebilmek için mümkün olduðunca göz önünde olmalýdýr.&lt;br/&gt;Çocuk zamanla, yaþý ilerledikçe bu davranýþýnýn yetiþkinlerce onaylanmadýðýný, annesinin üzüldüðünü fark edecek; diðerlerine acý verdiðini, kendini kabul ettirmek için baþka yollarýn olduðunu öðrenecektir. Ancak çocuk, yaþý ilerlemiþ olsa da davranýþlarýný deðiþtirmeyebilir. Çünkü o sürekli bu yolla baþarýlý olmakta olduðunu görmüþ, istediklerini bu yolla elde etmiþ,</description></item><item><title>ÇOCUKTA CÝNSEL GELÝÞÝM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocukta-cinsel-gelisim-345495.html</link><description>ÇOCUKTA CÝNSEL GELÝÞÝM :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Freud, cinsel derken, yalnýz eþeysel organlarýn birleþme-üretme amacýna yönelik duygu ve eylemlerini içeren dar bir kavrama baðlý kalmamýþtýr. Freud, cinsel terimini haz veren herhangi bir nesne ya da uyarana organizmanýn yöneliþi anlamýnda kullanmýþtýr. Bu anlamda sevilen, haz veren, doyum saðlayan her nesnenin niteliði vardýr. Frued, ruhsal bozukluklarýn, öncelikle nevrozlarýn oluþumunda ruhsal-cinsel geliþme kuramýna çok yer vermiþ, ve ruhsal-cinsel geliþme dönemlerindeki sorunlarýn ve saplantýlarýn nevrozlarýn kaynaðýný oluþturduðunu ileri sürmüþtür. Çocukluk çaðýnda yaþanýlan cinsel yöneliþlerin ve çatýþmalarýn bilinçdýþýna itildiðini ve bunlarýn ancak analitik yöntemlerle bilinç düzeyine çýkarýlabileceðini açýklamýþtýr (Öztürk, 1995).&lt;br/&gt;Cinsel geliþim, kiþinin kendi cinsi ile ilgili üreme organlarýnýn büyüyüp geliþmesini ve bunlardan doðan sorunlarla ilgili davranýþ deðiþikliklerini kapsar. Cinsel geliþim kiþiliðin diðer yönlerini de etkiler. Özellikle duygusal geliþimin bir kýsmý cinsel geliþimin etkisi altýndadýr (Binbaþýoðlu, 1975).&lt;br/&gt;Freud, çocuk cinselliðinin ilk belirtilerinin, beslenme ya da idrar kesesi ve barsak denetiminin kazanýlmasý gibi aslýnda cinsel nitelikli olmayan bedensel iþlevlerden kaynaklandýðý görüþünü ortaya koymuþtur. Bu görüþe göre çocukta psikolojik ve cinsel geliþim, her biri bir önceki dönemlerde kazanýlan davranýþlarý da kapsayan beþ dönemde tamamlanýr (Geçtan, 1995, s.33).&lt;br/&gt;Freud, cinsel geliþimi, Oral dönem, Anal Dönem, Fallik dönem, Gizil (latent) Dönem ve Genital Dönem olmak üzere beþ döneme ayýrmýþtýr. Genital Dönem ergenlik dönemini kapsadýðý için bu dönemi burada ele almayacaðýz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.3.1. Oral Dönem :&lt;br/&gt;Geliþimin ilk basamaðýdýr. 1-1,5 yýlý boyunca sürer. Bu dönemde baþlýca haz kaynaðý aðýzdan besin almaktýr. Bu dönemde bebek sürekli alýcýdýr. Bebeðin ihtiyaçlarý, algýlamalarý ve kendini anlatým yollarý daha çok aðýz bölgesinde odaklanmýþtýr. Aðýz bölgesinde algýlanan duyularýn baþlýcalarý; açlýk, susuzluk, anne memesi ya da onun yerine geçen nesnelerin oluþturduðu ve hoþlanma duygusu yaratan dokunma uyarýmlarý, yutma ve doymaya iliþkin duyulardýr. Bu dönemde çocuðun tek iletiþim kaynaðý aðzýdýr. Nesneleri aðzýyla yakalar, çiðner, severse yutar, sevmezse tükürür, çýkarýr. Bütün faaliyetlerin ana kaynaðý beslenme kaynaðý üzerine kuruludur. Bu evrede çocuðun tüm hayat enerjisi beslenme ihtiyacýnýn karþýlanmasýna yöneliktir. Bu sürede sadece beslenme içgüdüleri faaliyetlerini sürdürür (Alper, Bayraktar, Karaçam, 1997; Binbaþýoðlu, 1975; Geçtan, 1995; Özgü, 1994; Öztürk, 1995).&lt;br/&gt;Bu dönemde çocuk beslenmesini annesinin memesini emerek karþýlar. Freud, Cinsellik Üzerine adlý kitabýnda emme üzerine þunlarý söylemektedir: Emmeyi, çocuðun cinsel gösterilerinin tipi olarak ele alabiliriz. Daha süt çocuðunda bulunan ve olgun yaþa dek, hatta bütün yaþam boyunca süren emme ve azar azar içine çekme, amacý bir besini söðürme olmayan dudaklarýn ritmik ve yinelenen hareketinden baþka bir þey deðildir. Dudaðýn bir bölümü; dil, derinin bir baþka bölgesi, sýk sýk ayak baþ parmaðý bile emme nesneleri olurlar. Ayný zamanda baþka bir dürtü belirir, bu ritmik bir biçimde kulak memesini tutmak ve çekiþtirmektir. Emme zevki çocuðun bütün dikkatini alýr, sonra onu uyutur ya da ona hareket verici tepkilere, bir tür orgazma götürür. Yine sýk sýk emme, göðsün ve dýþ üreme kýsýmlarýnýn, tekrarlý dokunmasýna eþlik eder. Böylece çocuklar çoðu zaman emmeden mastürbasyona geçerler (Freud, 1996, s,58).&lt;br/&gt;Emme, sadece çocuðun besin ihtiyacýný karþýlamýyor. Ayný zamanda çocuða insel haz veren bir eylem haline de dönüþebiliyor. Çocuk bu hazzý duyduktan sonra emme eylemini devam ettirmektedir. Hatta yetiþkin yaþamýnda da bu yolla haz almaya devam edebilmektedir. En basit örneði de insanlarýn aðýzlarýnda emzik varmýþ gibi sigara ile her yerde dolaþmalarýdýr diyebiliriz. &lt;br/&gt;Bebekteki oral dürtülerin iki öðesi bulunmaktadýr. Bunlar: n Libidoya yönelik öðe (oral erotizm). Oral öðenin yarattýðý gerginliðe son verm</description></item><item><title>ÇOCUKLARDA KONJENÝTAL GÖÐÜS DUVARI DEFORMÝTELERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklarda-konjenital-gogus-duvari-deformiteleri-438193.html</link><description>Çocuklarda konjenital göðüs duvarý deformiteleri&lt;br/&gt;Dr. Mustafa Çelik&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Konjenital göðüs duvarý deformiteleri 5 sýnýfa ayrýlýr:&lt;br/&gt;1.Pektus ekskavatum &lt;br/&gt;2.Pektus karinatum &lt;br/&gt;3.Poland sendromu &lt;br/&gt;4.Sternum deformiteleri &lt;br/&gt;**        Torasik ektopia kordis&lt;br/&gt;**        Servikal ektopia kordis&lt;br/&gt;**        Torakoabdominal ektopia kordis&lt;br/&gt;**        Kleft veya bifid sternum&lt;br/&gt;5.Diffüz iskelet bozukluklarýnda torasik deformiteler &lt;br/&gt;**        Jeune sendromu&lt;br/&gt;**        Spondilotorasik displazi (Jarcho-Levin sendromu)&lt;br/&gt;**        Serebrokostomandibular sendrom&lt;br/&gt;Bunlarýn çoðunluðu, hayatý tehdit edici deðildirler ve sýnýrlý fonksiyonel kýsýtlýklýk yaparlar. Torasik ektopia kordis gibi bazý nadir patolojiler fatal seyrederler.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;PEKTUS EKSKAVATUM&lt;br/&gt;En sýk rastlanýlan göðüs duvarý deformitesidir. Sternum ve alttaki kosta kartilajlarýnda  arkaya doðru çökme vardýr. Sternumun genellikle alt yarýsý veya üçte ikisi etkilenmiþtir. Deformitenin lateral kýsýmlarý üst ve alt kýsmýndan daha keskin bir köþelenme yapar. Bu deformiteye baðlý, karýnda þiþman karýn görünümü ortaya çýkar. &lt;br/&gt;Pektus ekskavatum, hastalarýn çoðunda (%86) ya doðumda vardýr ya da hayatýn ilk yýlý içerisinde ortaya çýkar. Sýklýðý 400 canlý doðumda birdir. Erkeklerde kýzlardan 3 kat daha fazla sýklýkta görülür. &lt;br/&gt;Etyolojisi bilinmemektedir. Teorik olarak intrauterin basý, raþitizm ve diafragma anomalilerinin sternumda posterior traksiyonla sonuçlandýðý ileri sürülmüþtür. Ayrýca, genetik faktörlerin rol oynadýðý düþünülmektedir. Hastalarýn %37sinin ailesinde, göðüs duvarý deformitesi öyküsü vardýr. Hastalarýn %15 kadarýnda skolyoz vardýr ve %11inde ise ailede skolyoz öyküsü vardýr. &lt;br/&gt;Deformitenin, kostokondral bölgedeki dengesiz büyüme sonucu ortaya çýktýðý farzedilmiþtir. Tutulan kýkýrdaklar sýklýkla kaynaþmýþtýr, düzensiz þekillidir veya dönüktür. Rezeke edilmiþ kýkýrdaklar incelendiðinde kýkýrdak hücrelerinde düzensizlik, perikondrit ve aseptik nekroz alanlarý görülmüþtür. &lt;br/&gt;Pektus ekskavatum, Marfan sendromu ile beraber daha þiddetli derecelerde görülür. Bu deformiteye sahip hastalarda Marfan sendromu olma ihtimali mutlaka düþünülmelidir. Özellikle, skolyozu olan erkek çocuklarda bu göz önünde tutulmalýdýr.  Marfan sendromu düþünüldüðünde ekokardiyografi yapýlýr. Ekoda aort kökünde dilatasyon ve aort veya mitral kapakta regürjitasyon görülmesi Marfan sendromu tanýsýný destekler.&lt;br/&gt;Semptomlar nadiren erken çocukluk döneminde görülür. Erken adölesan döneminde spor yapmaya baþlayýnca kolay yorulma, dayanýksýzlýk ortaya çýkar. Deformite orta derecede veya þiddetli olduðunda kalp epeyce sola doðru yerleþir. Ýnspirasyon sýrasýndaki pulmoner ekspansiyon orta derecede sýnýrlanýr. Bu hastalarýn çoðu astenik yapýdadýr, kötü postüre sahiptir. Gevþek çýkýntýlý bir karýnlarý vardýr. Ksifoid bifid, büküntülü veya yana doðru yerleþmiþ olabilir. &lt;br/&gt;Pektus ekskavatumlu hastalarýn %2 sinde konjenital kalp hastalýðý vardýr. Çoðunda, kardiyak lezyonlarýn onarýmý infantil dönemde, göðüs duvarý onarýmý için uygun olan dönemden önce yapýlýr. &lt;br/&gt;Pektus ekskavatum ve pektus karinatumu olan hastalarda astým sýklýkla saptanan bir rahatsýzlýktýr. 694 olguyu içeren bir seride 35 hastada astým saptanmýþtýr (%5.2). Astýmýn bu insidansý, genel pediatrik popülasyondaki insidansla benzerdir. Burdan da astýmýn göðüs duvarý deformitelerini baþlatýcý rol oynamadýðý veya göðüs duvarý anomalilerinin astýmýn klinik gidiþatýný kötüleþtirmediði sonucu çýkartýlabilir. Pektus ekskavatum deformitesinin þiddetinin doðru olarak deðerlendirilmesinin yapýlacak cerrahi iþlemin haklý  gösterilmesi ve postoperatif sonuçlarýn iyiliði açýsýndan büyük önemi vardýr. Çöküntünün þiddetinin derecelendirilmesi için çeþitli yöntemler düzenlenmiþtir. Bu yöntemlerin tümü primer olarak sternumun en çökük yeri ve omurga arasýndaki mesafeyi kullanýr.&lt;br/&gt;Kardiyopulmoner Etkileri&lt;br/&gt;Bazý araþtýrmacýlar, pektus ekskavatumun kardiyovasküler veya pulmoner bozukluklara neden olmadýðýný savunmaktadýrlar. Bunun tersine, genel klinik izlenimler cerrahi onarým sonrasý bir çok ha</description></item><item><title>PEDÝATRÝK SEREBROVASKÜLER OLAYLARDA FAKTÖR V 1691 G-A DEÐÝÞÝMÝYLE FAKTÖR VIII YÜKSEKLÝÐÝNÝN ÖNEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pediatrik-serebrovaskuler-olaylarda-faktor-v-1691-ga-degisimiyle-faktor-viii-yuksekliginin-onemi-441018.html</link><description>PEDÝATRÝK SEREBROVASKÜLER OLAYLARDA FAKTÖR V 1691 G-A DEÐÝÞÝMÝYLE FAKTÖR VIII YÜKSEKLÝÐÝNÝN ÖNEMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61501;Antitrombin, protein C, protein S gibi doðal koagulasyon inhibitörlerinin herediter eksikliklerinin rolü tartýþmalý&lt;br/&gt;&amp;#61501;Lipoprotein (a) diðer önemli bir risk faktörü&lt;br/&gt;&amp;#61501;Hiperhomosisteinemi serebrovasküler, priferik vasküler, koroner kalp hastalýðý ve tromboz için bilinen bir risk faktörü.&lt;br/&gt;MTHFR 677 C-T mutasyonu&lt;br/&gt;&amp;#61501;Plazminojen aktivatör inhibitör -1- 675 4G/5G polimorfizmi ve nitrikoksit sentaz polimorfizmi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61501;Yüksek plazma faktör VIII düzeyi  venöz ve arteryel tromboz için önemli bir risk faktörü&lt;br/&gt;&amp;#61501;Kürekçi ve ark.&quot;nýn Türk pediatrik hastalarda yaptýklarý çalýþmada çocuk hastalarda da trombozla iliþkili bulunmuþtur.&lt;br/&gt;&amp;#61501;Çalýþmamýzda pediatrik serebrovasküler olaylarda Faktör V 1691 G-A deðiþimiyle faktör VIII yüksekliðinin önemini araþtýrmayý amaçladýk. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61501;SSS tromboembolik olaylarýn sýklýðý yýlda 100.000 çocukta 0.6 - 1.2&quot;dir.&lt;br/&gt;&amp;#61501;SVH çocuklarda ölümün en sýk 10 nedeni arasýndadýr.&lt;br/&gt;&amp;#61501;Ýnmenin ~ %45&quot;i 5 yaþýndan önce görülür. Hafif erkek predominansý (Erkek/Kýz = 1/1 - 1.2/1) mevcut.&lt;br/&gt;&amp;#61501;Çocukta insidans: AÝÝ / SVT &amp;#61614; 3/1</description></item><item><title>SÜT ÇOCUÐU BESLENMESÝNDE EK GIDALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sut-cocugu-beslenmesinde-ek-gidalar-440811.html</link><description>Süt Çocuðu Beslenmesinde Ek Gýdalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Saðlýklý bir bebek hayatýnýn ilk 6 ayý içinde&lt;br/&gt;sadece süt ile beslenmelidir. Anne sütü ile&lt;br/&gt;yapýlan beslenmeye doðal beslenme, inek&lt;br/&gt;sütü ya da formül sütlerle yapýlan&lt;br/&gt;beslenmeye ise yapay beslenme adý verilir.&lt;br/&gt;Hayatýn 6 ayýndan sonra diðer ek gýdalarýn da&lt;br/&gt;süte eklenmesi gerekir (karýþýk beslenme).&lt;br/&gt;Bir yaþýndan sonra çocuk evde yapýlan&lt;br/&gt;yemekleri yer ve sütle beslenme büyük&lt;br/&gt;ölçüde azaltýlýr (Tablo 1).&lt;br/&gt;Tablo 1. Süt Çocuðu Beslenmesinin Evreleri&lt;br/&gt;0-6 ay: Emme dönemi&lt;br/&gt;&amp;#8594; Sývý gýdalar (Ýnsan sütü, modifiye hayvan&lt;br/&gt;sütü, kutu mamalar)&lt;br/&gt;6-9 ay: Geçiþ (kaþýkla beslenme) dönemi&lt;br/&gt;&amp;#8594; Demirle zenginleþtirilmiþ tahýllar, unlu&lt;br/&gt;çorbalar (tarhana), sebze püresi (tuzsuz),&lt;br/&gt;yoðurt, meyve püresi, et, balýk, sakatat,&lt;br/&gt;tavuk, yoðurt, yumurta, peynir&lt;br/&gt;9-12 ay: Modifiye eriþkin (çiðneme)&lt;br/&gt;dönemi &amp;#8594; Baklagiller, ev yemekleri, meyve&lt;br/&gt;(küçük parçalar)&lt;br/&gt;Ek gýdalar&lt;br/&gt;Postnatal yaþamýn ilk 6. ayýndan sonra sindirim&lt;br/&gt;ve boþaltým sistemlerin fonksiyonlarý&lt;br/&gt;tümüyle olmasa bile büyük ölçüde olgunlaþýr&lt;br/&gt;ve katý gýdalara geçiþ mümkün olur (Tablo 2).&lt;br/&gt;Bu dönemden sonra tek baþýna anne sütü&lt;br/&gt;alýnmasý birçok bebekte beslenme sorunlarýna&lt;br/&gt;yol açabilir.&lt;br/&gt;Ek gýdalara baþlangýçta anne sütüne ya da&lt;br/&gt;formül süte tamamlayýcý nitelikte baþlanýr;&lt;br/&gt;bunlar zaman içinde yavaþ yavaþ sütün&lt;br/&gt;yerini tamamen alýrlar. Bunlara baþlama&lt;br/&gt;zamanýný belirleyen baþlýca faktörler bebeðin&lt;br/&gt;besinsel ihtiyacýndaki artýþ, fizyolojik&lt;br/&gt;geliþmesindeki matürasyon ve ailenin&lt;br/&gt;sosyoekonomik durumudur.&lt;br/&gt;Ek besinlere baþlama dönemi çocukluk&lt;br/&gt;çaðýnýn kritik bir dönemidir. Bu nedenle ek&lt;br/&gt;gýdalara ne zaman baþlanacaðý iyi tayin&lt;br/&gt;edilmelidir. Çok yakýn bir geçmiþe kadar&lt;br/&gt;özellikle geliþmiþ ülkelerde ek gýdalara&lt;br/&gt;birinci aydan önce baþlama alýþkanlýðý vardý.&lt;br/&gt;Halbuki ek besinlere 6. aydan önce&lt;br/&gt;baþlamanýn çeþitli sakýncalarý mevcuttur&lt;br/&gt;(Tablo 3).&lt;br/&gt;Orofaringiyal motor fonksiyonlarýn geliþimi&lt;br/&gt;Yaþ Fonksiyon Yiyecek&lt;br/&gt;0-3 ay&lt;br/&gt;3-5 ay&lt;br/&gt;5-7 ay&lt;br/&gt;7-8 ay&lt;br/&gt;8-10 ay&lt;br/&gt;10-12 ay&lt;br/&gt;12-24 ay&lt;br/&gt;- Emme/Yutma&lt;br/&gt;refleksleri&lt;br/&gt;-Dille dýþarý itme&lt;br/&gt;refleksi&lt;br/&gt;-Aðýz kenarýndan sývý&lt;br/&gt;kaçaðý&lt;br/&gt;- Dille dýþarý itme refleksinin&lt;br/&gt;kaybolmasý,&lt;br/&gt;- Aðýz kenarýndan sý-vý kaçaðýnýn&lt;br/&gt;azalmasý&lt;br/&gt;- Çenenin vertikal&lt;br/&gt;hareketleri&lt;br/&gt;- Dudak þapýrdatmak&lt;br/&gt;- Dilin lateral&lt;br/&gt;hareketleri&lt;br/&gt;- Kaþýktaki yiyeceklerin&lt;br/&gt;temizlenmesi&lt;br/&gt;- Dudak kontrolü&lt;br/&gt;- Erken çiðneme hareketleri&lt;br/&gt;- Dudak kontrolünün&lt;br/&gt;tamamlanmasý&lt;br/&gt;- Rotatuvar çene hareketlerinin&lt;br/&gt;baþlamasý&lt;br/&gt;- Çiðneme hareketleri-nin olgunlaþmasý&lt;br/&gt;Süt&lt;br/&gt;Unlu çorbalar, pürelere&lt;br/&gt;baþlanabilir&lt;br/&gt;Püreler&lt;br/&gt;Ezmeler&lt;br/&gt;Daha katý gýdalar&lt;br/&gt;Bardaktan su içme&lt;br/&gt;Bisküvi sertliðindeki yiyecekler&lt;br/&gt;Kýyýlmýþ katý yiyecekler&lt;br/&gt;Normal yiyecekler&lt;br/&gt;Her þeyden önce bebeðin gastrointestinal ve&lt;br/&gt;renal fonksiyonlarý yeteri kadar&lt;br/&gt;olgunlaþmadýðý için bu dönemde ek gýdalarý&lt;br/&gt;almaya hazýr deðildir. Bilindiði gibi bu&lt;br/&gt;dönemde verilen yarý katý gýdalarý bebek&lt;br/&gt;reddeder (dille itme refleksi) ve hatta&lt;br/&gt;kusar.&lt;br/&gt;Fakat anneler bu gýdalarý inatla vermeye&lt;br/&gt;devam ederlerse bebekler bu duruma adapte&lt;br/&gt;olabilirler. Hayatýn ilk altý ayý içinde ek&lt;br/&gt;besilere baþlanmasý bebeðe hiç bir avantaj&lt;br/&gt;saðlamadýðý gibi kýsa ve uzun vadede önemli&lt;br/&gt;sorunlara yol açabilir.&lt;br/&gt;Ek gýdalara erken beslenen bebekler daha az&lt;br/&gt;acýkacaklarý için anne memesini daha az ve&lt;br/&gt;daha isteksiz emerler. Sonuç olarak anne&lt;br/&gt;sütü yapýmý azalýr. Ayrýca, anne sütünün&lt;br/&gt;kontamine olma riski hemen hemen yok iken&lt;br/&gt;ek gýdalarý da bu olasýlýk yüksek olduðundan&lt;br/&gt;baþta gastroenteritler olmak üzere&lt;br/&gt;enfeksiyon riski artar. Bu dönemde mide&lt;br/&gt;asit salgýsýnýn düþük oluþu da enfeksiyon&lt;br/&gt;riskini arttýran baþka bir faktördür. Bundan&lt;br/&gt;baþka ek gýdalara erken baþlandýðýnda anne&lt;br/&gt;sütünün antiinfektif faktörlerinin etkisi ve&lt;br/&gt;baþta demir olmak üzere bazý besin maddelerinin&lt;br/&gt;emilimi azalabilir.&lt;br/&gt;Tablo 3. Ek gýdalara erken ve geç&lt;br/&gt;baþlamanýn rizikolarý&lt;br/&gt;ERKEN (  4 ay)&lt;br/&gt;Kýsa vadeli komplikasyonlar&lt;br/&gt;- Ýntestinal immatürite ve kontaminasyon&lt;br/&gt;riski nedeni ile infeksiyonlar ve&lt;br/&gt;gastroenteritler&lt;br/&gt;- Ek besinlerin baþlanmasý nedeniyle&lt;br/&gt;anne sütü yapýmýnda azalma&lt;br/&gt;- Anne sütündeki besleyicilerin&lt;br/&gt;biyoyararlanýmýnýn azalmasý&lt;br/&gt;- Besin alerjisi sýklýðýnda artma&lt;br/&gt;- Methemoglobinemi (nitratlý yiyecekler)&lt;br/&gt;Uzun</description></item><item><title>ÇOCUÐUN NORMAL GELÝÞÝMÝ VE GELÝÞÝMÝN AÞAMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocugun-normal-gelisimi-ve-gelisimin-asamalari-455398.html</link><description>ÇOCUÐUN NORMAL GELÝÞÝMÝ VE GELÝÞÝMÝN AÞAMALARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-PSÝKOMOTOR GELÝÞÝM BASAMAKLARI&lt;br/&gt;2-NORMAL BOY VE KÝLO GELÝÞÝM AÞAMALARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-PSÝKOMOTOR GELÝÞÝM ve BASAMAKLARI &lt;br/&gt;1-MOTOR GELÝÞÝM&lt;br/&gt;2-DÝL GELÝÞÝMÝ&lt;br/&gt;3-SOSYAL VE KÝÞÝLÝK GELÝÞÝM&lt;br/&gt;4-ÇOCUK GELÝÞÝMÝNDE GENEL BÝLGÝLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-MOTOR GELÝÞÝM VE ÖZELLÝKLERÝ &lt;br/&gt;Ýlk üç ay içinde&lt;br/&gt;Gözleri ile hareket eden þekilleri takip edebilir ,kucaða alýndýðýnda kafasýný dik tutabilir , yüz üstü yatarken kafasýný bir miktar yukarý kaldýrabilir ve yanlara çevirmeye çalýþýr, kollarýný hareket ettirebilir,ellerini yumruk haline getirebilir.&lt;br/&gt;Üç altý ay arasýnda&lt;br/&gt;Nesne ve oyuncaklarý yakalamaya çalýþýr onlara uzanmaya çalýþýr , eline aldýðý nesneleri aðzýna götürmeye çalýþýr, hoþuna giden nesnelere uzanmaya çalýþýr. Kafasýný yüz üstü yatarken tam dik kaldýrabilir. Kafasýný tutabilir.&lt;br/&gt;Altý oniki ay arasý&lt;br/&gt;Oturabilir , emekleyabilir , tutunarak ayaða kalkabilir , 12. ayýn sonuna doðru ayakta çok kýsa süreli durabilir ,ayakta tutulduðunda ayaklarýný hareket ettirir, ufak eþyalarý ve oyuncaklarý iterek yuvarlayabilir , elleri arasýnda oyuncak geçiþi yapabilir, sýrt üstü yatarken düz dönebilir, iþaret parmaðý ile nesneleri gösterebilir.&lt;br/&gt;Oniki onsekiz ay arasý&lt;br/&gt;Yürür , elinden tutulduðunda merdiven týrmanýr ,ayakta iken çömelebilir,ayaðý ile topa vurabilir,yere doðru eðilir , destekle zýplayabilir, kaþýðý rahatlýkla tutabilir.&lt;br/&gt;Onsekiz yimidört ay arasý&lt;br/&gt;Kapýyý açabilir , kendi baþýna merdivenden inip çýkabilir , bir elini daha çok kullanmaya baþlar , oyuncaklarý ile oynarken el becerilerini rahatlýkla kullanabilir (2-3 küpten kule yapabilir ).&lt;br/&gt;Ýki üç yaþ arasý&lt;br/&gt;Düþmeden koþabilir , bazý çizgileri taklit eder , merdivenden rahatlýkla kendi baþýna inip çýkabilir , oyuncaklarý ile oynarken el becerilerini rahatlýkla kullanabilir ,düðmesini açabilir,üç tekerlekli bisikleti sürebilir ,tek ayak üstünde kýsa bir süre durabilir , bir bardak suyu taþýyabilir ,yürürken engelleri adým atarak rahatlýkla geçer , rahatlýkla çömelip kalkabilir , geri geri yürüyebilir , &lt;br/&gt;Üç dört yaþ arasý&lt;br/&gt;Tek ayaðý üzerinde uzun süre durabilir , ayakkabýsýný giyer , kendini doyurabilir , düz çizgi çizebilir , tek baþýna dolaþmaya çalýþýr , çift ayakla 40 cm sýçrayabilir , öne takla atabilir , yardýmsýz kaydýraktan kayabilir , çömelip kalkma hareketini rahatlýkla yapabilir , oyuncaklarý ile oynarken el becerilerini rahatlýkla kullanabilir , 40-50 cm den aþaðý atlayabilir , tek ayakla sýçrayabilir , dans etme müzik ile beraber tempo tutma , zýplayan topu eli ile tutma , kaðýttaki þekilleri boyar , 3-4 renk eþleþtirebilir , ayný kartlarý eþleþtirebilir , bazý harfleri eþleþtirebilir , artý eksi yapabilir , &lt;br/&gt;Dört altý yaþ arasý &lt;br/&gt;Makasla kaðýtlarý kesebilir , bakarak 1 den 8-9 a kadar sayý yazabilir , öðretilirse adýný yazabilir ,sek sek oynayabilir , üçgen ve kare yi kopyalar , kendi giyinir kendi soyunur , ayakkabýsýný baðlar , yüzünü yýkar , diþini fýrçalar , altý yaþýnda iki tekerlekli bisiklete binebilir , el becerileri gözle görülür bir þekilde geliþir,&lt;br/&gt;DÝL GELÝÞÝMÝ VE ÖZELLÝKLERÝ &lt;br/&gt;Ýlk üç ay içinde&lt;br/&gt;Sese karþý tepki verir , agulama þeklinde sesler çýkarabilir , tanýdýk kiþi ve eþyalarý görünce ellerini sallar gözü ile takip eder , kendi kendine gülümseyebilir ,müzik ve konuþmaya karþý tepki verir , kendi kendine oynarken bazý heceleri tekrarlar , dudaklarý ile p , b, m gibi harfleri çýkarmaya çalýþýr.&lt;br/&gt;Üç altý ay arasýnda &lt;br/&gt;Çevresinde konuþan kiþileri arar , aðlarken konuþulunca rahatlar , agulama þeklinde iletiþim kurar , yüksek sesle güler , kendine göre aðlama dýþýnda heceler kullanýr,&lt;br/&gt;Altý oniki ay arasý&lt;br/&gt;Annenin sesini taklit etmeye çalýþýr , cee oyunu oynar , bazý eþyalarý ses çýkartmak için kullanýr , ma ma -da da gibi sesleri rahatlýkla çýkarýr , 12 aya doðru baba mama der , oyuncaklarý ve kiþileri ile anlamsýz dahi olsa konuþmaya çalýþýr ,&lt;br/&gt;Oniki onsekiz ay arasý&lt;br/&gt;Hýzla yeni kelimeleri öðrenmeye devam eder , her gün gördüðü cisimleri adlandýrmaya ve onlarý rahat tanýmaya baþlar , insanlar ile iliþki kurarken anlamlý kelimeleri çoðunlukla kullanmaya baþlar , ailenin öðrettiði kelimeleri kendi kendine tekrarlar ,onsekizinci aya doðru iki komutu üst üste anlayýp yerine getirir, (bardaðý al mutfaða götür gibi ) ,&lt;br/&gt;Onsekiz yimidört ay arasý&lt;br/&gt;Ýki kelimelik cümleler yapmaya baþlar , tanýdýklarýnýn ismini bilir , isteklerini rahatlýkla ifade edebilir , ikiden fazla komutu anlar ve yerine getirir , yirmidördüncü aya doðru üç kelimelik cümleleride konuþur , &lt;br/&gt;Ýki üç yaþ arasý&lt;br/&gt;Tanýdýðý yetiþkinler ile rahatlýkla sohbet eder , re</description></item><item><title>ÇOCUKTA ASTIM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocukta-astim-360799.html</link><description>1. GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Günümüzde kronik hastalýðý olan çocuk ve yetiþkinlerin nüfusu gittikçe artmakta ve kronik hastalýklar dünyada ve sanayileþmiþ ülkelerde görülen en önemli saðlýk sorununu oluþturmaktadýr.(1.2)&lt;br/&gt;L. Mayo&quot;nun (1986) tanýmýna göre kronik hastalýk aþaðýdaki özelliklerden bir yada birkaçýný içeren normalden sapma yada bozukluk olarak tanýmlanýr.&lt;br/&gt;Kronik hastalýklar;&lt;br/&gt;&amp;#61599;Süreklidir.&lt;br/&gt;&amp;#61599;Kalýcý yetersizlikler, sakatlýklar býrakýr.&lt;br/&gt;&amp;#61599;Geri dönüþsüz patolojik deðiþikliklere neden olur. &lt;br/&gt;&amp;#61599;Uzun süreli gözlem, kontrol ve bakým gereklidir.&lt;br/&gt;&amp;#61599;Rehabilitasyon için hasta bireyin yada ailesinin eðitimini gerektirebilmektedir.(1.2)&lt;br/&gt;Çocukluk döneminde en sýk görülen kronik hastalýklar arasýnda nörolojik hastalýklar, çeþitli kas iskelet bozukluklarý ve solunum sistemi hastalýklarýnýn yer aldýðý belirtilmektedir.(1) Astým solunum sistemi hastalýklarýndan biri olup, çocuklarda görülen kronik hastalýklardan en fazlasýný oluþturmaktadýr.(14)&lt;br/&gt;Astým, solunum yollarýnýn ev tozlarý, mantarlar, hayvan tüyleri, hamam böceði, çiçek - aðaç polenleri, çimenler gibi deðiþik uyaranlara karþý aþýrý duyarlýlýk ve bunlarýn sonucunda solunum yollarýnýn týkanmasý ile karakterize bir hastalýktýr. Astým için bazen spastik bronþit, astmatiform bronþit ya da allerjik bronþit  gibi terimler kullanýlmaktadýr.(1.4.15)&lt;br/&gt;Dünyada çocuk yaþ grubunda astým sýklýðý % 7-11 arasýndadýr. A.B.D&quot;nde astým hastalýðýna yakalanan çocuklarýn oranýnýn son 20 yýlda yaklaþýk ikiye katlandýðý ve 18 yaþýn altýndaki her dokuz çocuktan birinin astým hastasý olduðu bilinmektedir. Türkiye&quot;de yapýlan çalýþmalarda ise çocuklarda astým sýklýðýnýn %2,2 - 9,8 arasýnda olduðu belirtilmektedir. (14 - 16)&lt;br/&gt;Çocuklarýn % 70 - 80&quot;inde bulgular 5 yaþ öncesinde baþlar. Ergenlik öncesinde erkek çocuklarda kýzlardan iki kat daha sýk görülür. Daha sonraki dönemler görülme sýklýðý erkek ve kýzlarda aynýdýr. Astým bir yaþýndan önce nadiren görülen bir hastalýktýr. (17)&lt;br/&gt;Astýmýn çocukluk çaðýnda %90 oranýnda alerjik kökenli olduðu bilinmektedir. Yýl boyu maruz kalýnan ev içi alerjenleri bronþlarda yarattýðý alerjik iltihabi durum, soðuk hava, egzersiz, viral solunum yolu enfeksiyonlarý, kimyasal buharlar hava kirliliði ve sigara dumaný gibi nonspesifik uyananlarla temas astým belirtilerinin ortaya çýkmasýna neden olur. Bunun yanýnda spesifik olarak alerjinin söz konusu olduðu ev dýþý alerjenlere temas sonucu genellikle mevsimsel olarak ayný tablo gözlenmektedir.(18,24) &lt;br/&gt;Astým hastalýðýnýn önemi, solunum yollarýndaki týkanýklýk nedeniyle akciðerlerde bazý bölgelerde geliþen hiperventlasyon, ventilasyon/ perfüzyon dengesizliði, artar kanýnda karbondioksit artýþýve hipoksemiye yol açmasýdýr. Çocuðun nöbetin ilerlemesiyle solunum sayýsýný artýrarak, yeterli oksijeni alabilme çabasý hava yollarýnýn daha fazla daralmasýna neden olur ve solunum güçlüðü, wheezing meydana gelir. Hipoksi durumu aðýrlaþýr ve karbondioksit basýncý yükselir. Hýzla metabolik asidoz geliþir. Hipoksi akciðerlerde konjesyon yapar ve kapiller geçirgenliði azaltýr. (8,9) &lt;br/&gt;Çocuklarda astým kliniði çok hafiften hayatý tehdit eden aðýr tablolara kadar deðiþkenlik gösterir. Nöbet sýrasýnda solunum yollarýndaki daralmanýn derecesine göre belirtiler ortaya çýkar. Nöbet, çoðunlukla gece ve sabahýn erken saatlerinde baþlar. Göðüs kafesinde içe ve dýþa doðru derin hareketler gözlenir. Çocuk, nefes alýp - verirken ýslýk sesine benzer bir hýrýltý duyulur. Nabýz ve solunum sayýsýnda artma, göðüste daralma hissi, nefes darlýðý ve siyanoz görülür.&lt;br/&gt;Nefes darlýðýnýn nedeni, özellikle bronþlarýn belli uyarýlara karþý aþýrý duyarlýlýk göstererek daralýp, kýsmen týkanmasýdýr. Bronþial astýmda bronþlarýn duvarlarýndaki düz kas liflerinin kasýlarak bronþlarý daraltmasý, astým nöbeti sýrasýnda bronþlarýn mukazasýnda oluþan ödem ve fazla miktarda salgýlanan mukusun oluþturduðu yoðun salgý týkaçlarý bronþlarýn daralýp kýsmen týkanmalarýna neden olmaktadýr.(11,12) Ancak bazý çocuklarda hýrýltý ve nefes darlýðý geri plandadýr, boðmacada olduðu</description></item><item><title>ÇOCUKLARDA PNÖMOKOK AÞILARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklarda-pnomokok-asilari-438324.html</link><description>PNÖMOKOK AÞILARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aþý Ýçeriði (1)&lt;br/&gt;23 valanlý kapsüler polisakkarid aþý&lt;br/&gt;Enfeksiyonlarýn %85-90&quot;ýnda rol oynayan 23 farklý serotipin kapsüler antijenlerinden 25 mikrogram&lt;br/&gt;1, 2, 3, 4, 5, 6B, 7F, 8, 9N, 9V, 10A, 11A, 12F, 14, 15B, 17F, 18C, 19A, 19F, 20, 22F ve 33F&lt;br/&gt;7-11 valanlý Polisakkarid-protein konjuge aþý&lt;br/&gt;Özellikle çocukluk çaðýnda rol oynayan  invazif pnömokok enfeksiyonlarýn %70-90&quot;ýný kapsayan serotip kapsüler antijenlerinden 5 mikrogram&lt;br/&gt;4, 6B, 9V, 14, 18C, 19F ve 23F (+1, 5 veya 3, 7V)&lt;br/&gt;tetanoz toksoidi, difteri toksoidi, CRM 197 proteini veya meningokok dýþ zar proteini&lt;br/&gt;Aþý Ýçeriði (2)&lt;br/&gt;Koruyucu olarak; &lt;br/&gt;%0,25 fenol&lt;br/&gt;%0,01 thiomersol&lt;br/&gt;Serum fizyolojik içerir&lt;br/&gt;bir doz 0,5 ml-----ÝM veya SC&lt;br/&gt;2 - 8 Â°C&quot;de buz dolabýnýn rafýnda saklanýr. Dondurulmamalýdýr.&lt;br/&gt;Endikasyonlarý&lt;br/&gt;Kronik kardiaovasküler ve pulmoner hastalýk&lt;br/&gt;Nefrotik sendrom ve böbrek yetmezliði&lt;br/&gt;Fonksiyonel veya anotomik aspleni, orak hücreli anemi&lt;br/&gt;Ýmmünsüpresyon altýndaki çocuklar&lt;br/&gt;Organ transplantasyonu yapýlanlar&lt;br/&gt;Kronik karaciðer hastalýðý olanlar&lt;br/&gt;BOS kaçaðý&lt;br/&gt;HIV enfeksiyonu&lt;br/&gt;65 yaþ üstündekiler&lt;br/&gt;Alkolikler&lt;br/&gt;Kronik tekrarlayýcý sinüzit, otit atklarý ???&lt;br/&gt;Kontrendikasyonlarý&lt;br/&gt;Belirli bir kontrendikasyon tanýmlanmamýþtýr&lt;br/&gt;Anacak aþýdaki koruyuculara karþý allerjik reaksiyon geliþebilir.&lt;br/&gt;Aþýnýn maliyeti yüksek olduðu için sadece risk altýndaki kiþilere önerilmektedir.&lt;br/&gt;Ayrýca aþýda yer almayan pnömokok tiplerinin taþýnmasýnda göreceli bir artýþ yapacaðý endiþesi vardýr.&lt;br/&gt;Uygulama þekli, dozu ve doz þemasý&lt;br/&gt;Preparatlarý 0,5 ml içerir.&lt;br/&gt;ÝM veya SC olarak uygulanabilir. Diðer aþýlarala etkileþim bildirilmemiþtir.&lt;br/&gt;23 valant Polisakkarit aþý 2 yaþ üzerinde uygulanýr. 10 yaþ altýnda 3 yýl sonra, 10 yaþ üstünde 5 yýl sonra bir rapel doz  uygulanmasý tavsiye edilmektedir. &lt;br/&gt;Uygulama þekli, dozu ve doz þemasý&lt;br/&gt;Konjuge aþýlar 2 yaþ altýnda uygulanabilir.&lt;br/&gt;6B ve 23F serotiplerini içerenlerde antikor yanýtýnýn daha düþük olduðu, bu nedenle 3 kez aþýlama yapýlmasý önerilmektedir.&lt;br/&gt;14, 18C, 19 F serotiplerini içerenlerde tek doz yeterli olmaktadýr.  &lt;br/&gt;KORUYUCULUK&lt;br/&gt;Bu konuda kesin veriler olamamakla birlikte bu aþýyla aþýlanmýþ kiþilerin pnömoniden korunma olasýlýklarý %50-80 arasýndadýr.&lt;br/&gt;Özellikle konjuge aþýlarýn, tükrükte aþýnýn içerdiði serotiplerin kapsüler antijenlerine karþý antikorlarýn oluþumunu arttýrdýðý ve bu serotiplere karþý nazofaringeal taþýyýcýlýðýný azalttýðý belirlenmiþtir. Aþýlarda penisilin direnci en yüksek olan serotiplerin bulunmasý bu konuda bir avantaj saðlamaktadýr.</description></item><item><title>ÝLKOKUL ÇOCUÐUNUN ÖZELLÝKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ilkokul-cocugunun-ozellikleri-394808.html</link><description>ÝLKOKUL ÇOCUGUNUN PSÝKO-MOTOR ÖZELLÝKLERÝÝLKOKUL&lt;br/&gt;ÇOCUÐUNUN BÝLÝÞSEL GELÝÞÝMÝÝLKOKUL ÇOCUÐUNUN DUYGUSAL&lt;br/&gt;GELÝÞÝMÝÝLKÖÐRETÝM ÖÐRENCÝLERÝNÝN PSÝKO-SOSYAL&lt;br/&gt;GELÝÞÝMÝÝLKÖÐRETÝM ÖÐRENCÝLERÝNÝN PSÝKOSEKSÜEL GELÝÞÝMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýlkokul dönemi 6-12 yaþlar arasýnda yer almakla birlikte ülkemizde altý buçuk yaþ civarýnda çocuk okula baþlamakta ve 11. Yaþta okulu bitirmektedir. Ýlkokulun 1. 2. ve 3. Sýnýflarýn birinci devre, 4. ve 5. Sýnýflarýn ikinci devre olarak ayrýlmasý çocukluk döneminin kendi içinde iki döneme ayrýldýðýna iþaret etmektedir. Gerçekten ilkokulun ilk üç sýnýfýyla son iki sýnýfýnda okuyan çocuklar ilgileri, ihtiyaçlarý, psiko-sosyal ve zihinsel geliþimleri itibarýyla önemli farklýlýklar ortaya koymaktadýr.&lt;br/&gt;Geliþme dönemleri birbirinden kesin sýnýrlarla ayrýlmazlar. Bir önceki dönemin özellikleri belli bir süre sonraki dönemlerde de sürer gider. Baþka bir deyiþle bir dönemde ortaya çýkan özellikler bir sonraki dönemin özelliklerine eklenmekle kalmaz, kazanýlan davranýþlar yeni niteliklerle yoðrularak kiþiliðe sindirilirler. Bir dönemdeki olumsuz geliþme ya da sapmalar sonraki dönemlerdeki geliþmeyi de bozabilir.&lt;br/&gt;ÝLKOKUL ÇOCUGUNUN PSÝKO-MOTOR ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;Ýlkokulun 1. Devresinde çocuklarýn büyümesinde gittikçe artan bir azalma olduðu halde 9-10 yaþlarýnda kýz ve erkek çocuklarýn vücut kimyasý farklýlaþmakta, kýzlarda ilkokulun son yýllarýnda ani bir boy artýþý gözlenmektedir.&lt;br/&gt;Erkek çocuklar bütün ilkokul yýllarý boyunca kýzlardan daha hareketli ve kendi bedensel gücüne daha güvenli olarak iddialý ve zorlamalý bir fiziksel aktivite içindedirler. Oyunda baþarýlý olamayan bir erkek çocuk grup dýþý edilirken, oyun becerisi geliþtirmemiþ kýzlar gruptan bir tepki almazlar.&lt;br/&gt;Erkek çocuklar zorlamalý bir aktivite içinde yorulduklarýnýn farkýna varmadýklarýndan dinlendirici etkinliklerle ilgili çalýþmalar programlarda iyi planlanmalýdýr. Bu hareketlilik ve ataklýk bir çok kazalarý da beraberinde getirir. Oyun alanýnda yaralanma yanýnda bu dönemde ölümle sonuçlanabilecek traf</description></item><item><title>KONUÞMA VE ZORLUÐU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?konusma-ve-zorlugu-354527.html</link><description>KONUÞMA VE ZORLUÐU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KONUÞMA VE KONUÞMA ZORLUÐU&lt;br/&gt;KONUÞMA&lt;br/&gt;DÝL GELÝÞÝMÝ&lt;br/&gt;Bebekler daha birkaç haftalýktan itibaren sesli uyarýmlarý algýlamaya ve onlara tepkide bulunmaya baþlarlar. 1. Ayda bebekler &quot;bah&quot; ve &quot;pah&quot;, &quot;ga&quot; ve &quot;da&quot; ,b, heceleri birbirinden ayýrt edebilirler. &lt;br/&gt;Konuþmayý öðrenmek uzun ve karmaþýk bir süreçtir.  Çocuk 12 ve 15 aylýkken ilk sözcüðü söyler. Bu demektir ki 12 ya da 15. ayda  çocuk iletiþiminin dile hazýrlamak þeklinde yapar. &lt;br/&gt;Çocuðun gereksinimi olan iletiþim bu evrede mimiklerle, aðlama biçimleriyle ve anlamsýz mýrýldanmalarla ifade edilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝLK ÝLETÝÞÝM ARACI OLARAK AÐLAMA BÝÇÝMLERÝ VE NEDENLERÝ&lt;br/&gt;Hayatýn ilk günlerinde seslendirme aðlama þeklindedir. Bu nedenle aðlama bir iletiþim aracý niteliðindedir. Ýlk iki haftada aðlama düzensiz aralýklarla görülür ve çoðu kez uyku gereksiniminden kaynaklanýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7 haftalýktan sonra küçük çocuklarda açlýk aðlamak için en nemli nedenlerden biri iken gürültü ve ýþýk 2. derecede önemli nedenler arasýnda sayýlýr.&lt;br/&gt; Ýlk 3 ayda karýn aðrýsý, acý, parlak ýþýk, gürültü, rahatsýz pozisyon ve uyku sýrasýndaki rahatsýzlýklar nedeniyle çocuklar aðlarlar. Daha 3 aylýk bile olmadan çocuk aðlamanýn ilgi toplamak için bir yöntem olduðunu öðrenir. &lt;br/&gt;4 aylýk çocuk yetiþkin onunla oynamayý reddettiði zaman; 5 aylýk  çocuk yetiþkin kendisine ilgi göstermediði zaman; 9 aylýk çocuk yetiþkin baþka bir bebeði tercih ettiði zaman aðlar. &lt;br/&gt;Nedensiz aðlayan çocuklarsa çoðu kez kiþilik kusuru olan özürlü daðýlmýþ ya da saðlam olmayan temellere kurulmuþ ailelerin çocuklarýdýr. &lt;br/&gt;Her çocuk için dil geliþtikçe aðlama azalmaktadýr. Çocuk yeterli sözcük daðarcýðýna sahip olduðunda aðlamayý hemen terk edemez. Bunun için çocuðun önce isteklerini konuþarak ne þekilde yerine getirebileceðini öðrenmesi gerekir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;CIVILDAMA (KUMRU GÝBÝ SES ÇIKARMA)&lt;br/&gt;2. ayýn sonundan itibaren ilk zamanlarla oranla daha az aðlamaya rastlanýrken, bebekler kumru gibi sesler çýkarmaya baþlarlar. &lt;br/&gt;Bunlar genellikle bebeðin rahat ve hoþnut olduðu zaman çýkardýðý sesli harflerden oluþur ve dünyanýn her yerindeki çocuklarda görülür. &lt;br/&gt;Bu sesler öðrenilmemiþ ve geneldir. &lt;br/&gt;Bu ilkel seslerin çevresel etkenlerden ve iþitme algýsýndan baðýmsýz olarak meydana geldiði görülür. &lt;br/&gt;HECELEME&lt;br/&gt;5 ile 6. aylarda, kumru gibi ses çýkarma tek heceli anlamsýz sözcüklere dönüþür. &lt;br/&gt;Çocuk artýk seslendirmelerini dikkat çekmek, isteklerini açýða vurmak ya da karþý olduðunu belirtmek üzere kullanmaya baþlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýlkel dilini hem kendini ifade etmek, hem de diðerlerinin davranýþýný deðiþtirmek amacýyla kullanýr.&lt;br/&gt;Ýlk önce sesli harfler sessiz harflerle birleþir. Daha sonra çocuk bu sesleri birbiri ardýna tekrara eder. (ma-ma gibi) Ýþte bu gerçek hecelemedir. &lt;br/&gt;Heceleme yaþý 3 ile 12 ay arasýdýr. Ama ama kesinliði çocuk 8 aylýkken kazanýr. &lt;br/&gt;7. ve 8. aylarda çocuðun ayný hece kalýplarýný birbiri ardýna sýraladýðý ve tekrarladýðý görülür. (ba ba ba, ma ma ma). &lt;br/&gt;Heceleme sözlü bir pratiktir. Dile gerekli olan þekilli hareketlerin geliþmesi için temel hazýrlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KONUÞMAYA HAZIR OLMA&lt;br/&gt;Dudak ve diþlerin koordinasyonuyla meydana gelen seslerin çýkabilmesi için ön diþlerin çýkmasýný beklemek gerekir. &lt;br/&gt;Sinirler ve kaslar doðumda tümüyle geliþmiþ olmasýna raðmen bunlardan yararlanabilmek için vokal mekanizmanýn öteki parçalarýnýn da geliþmesini beklemek gereklidir. &lt;br/&gt;Konuþmaya zihinsel hazýrlýk motor hazýrlýktan sonra gelir. Beyin çocuðun geçmiþte olan olaylarý hatýrlayabileceði ya da o olaylarla þimdikiler arasýnda iliþki kurabileceði kadar geliþmedikçe çocuk zihinsel olarak konuþmaya hazýr deðildir.&lt;br/&gt;Konuþmaya hazýr olma 12-18 aylýk çocuklarda görülür. Bu dönem çocukta &quot;öðretilebilir&quot; evre olarak kabul edilir.&lt;br/&gt;Çocuk 1 yaþýndayken yetiþkinin belli kiþi ve nesneler için kullandýðý sözcükleri hatýrýnda tutmaya baþlar. Örneðin çocuk, babasýna &quot;baba&quot; diye hitap etmeyi öðrenince bütün erkeklere &quot;baba&quot; der; ta ki, belli sözcükleri belli anlamlarla birleþtirebilinceye kadar.</description></item><item><title>DÝKKAT EKSÝKLÝÐÝ HÝPERAKTÝVÝTE BOZUKLUÐU (DEHB)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dikkat-eksikligi-hiperaktivite-bozuklugu-(dehb)-437325.html</link><description>DÝKKAT EKSÝKLÝÐÝ HÝPERAKTÝVÝTE BOZUKLUÐU (DEHB)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         DEHB olan her çocuðun sorunlarý temelde ayný olmasýna karþýn, açýða çýkýþý çocuktan çocuða farklýlýk gösterir. Tedavi de her çocuða özeldir.&lt;br/&gt;DEHB nedir?   &lt;br/&gt;DEHB çocukluk çaðýnýn en sýk görülen psikiyatrik bozukluklarýndan biridir. DEHB olan çocuklar, aþýrý hareketlidir, dikkatleri çabuk daðýlýr, engellenmeye ve beklenmeye tahammülleri yoktur. Sabýrsýzdýrlar, kolay uyarýlabilirler, çabuk kýzar, hareketlenir ve kolay incinirler. Yetiþkin dönemde de yakýnmalar hafifleyerek ve þekil deðiþtirerek devam eder. DEHB tanýsýnýn konulabilmesi için, belirtilerin bazýlarýnýn 7 yaþýndan önce baþlamasý, en az 6 aydan beri devam ediyor olmasý ve yine en az iki ortamda (okul ve evde) sürüyor olmasý gerekir. DEHB tanýsý, çocuk ruh saðlýðý ve hastalýklarý kliniðinde, uzman bir ekip (çocuk psikiyatristi, klinik psikolog ve özel eðitim uzmaný) tarafýndan konulur.&lt;br/&gt;DEHP tanýsýnýn konulabilmesi için çocuðun doðumundan bugüne bütün geçmiþ öyküsü ve babadan alýnýr. Öðretmen deðerlendirmesi istenir, okul baþarýsýna iliþkin bilgi alýnýr. Zeka deðerlendirmesi ve nörolojik muayenesi (EEG tetkikini de içeren) yapýlýr.&lt;br/&gt;DEHP daha çok erkek çocuklarda görülür.&lt;br/&gt;           Eðer öðrencinizde DEHB varsa duygusal sorunlar (üzüntü, kýzgýnlýk, endiþe), sosyal sorunlar (kendi yaþ grubundan beklenen davranýþlarý gösterememe), arkadaþ iliþkilerinde sorunlar, kurallara uyamama ve uygun olmayan arkadaþ tercihleri ile anne baba ve kardeþlerle sorunlar görülebilir.&lt;br/&gt;Belirtiler Nelerdir?&lt;br/&gt;* DEHB gösteren çocuklarýn dikkat süreleri yaþlarýna uygun deðildir ve çabuk daðýlýr.&lt;br/&gt;* DEHB olan çocuklar yerlerinde duramazlar, kýpýr kýpýrdýrlar sýklýkla hareketler amaçsýzdýr. Bu çocuklar sýk sýk ellerini kollarýný sallayýp parmak þaklatýrlar. Bulunduklarý yere vurarak, dokunarak ritmik sesler çýkarýrlar. Huzursuzdurlar. TV seyrederken ders çalýþýrken, oyun oynarken pek çok þeyle birden ilgilenirler.&lt;br/&gt;*Bir aktiviteye uzun süre katýlma, dinleme ve pekiþtirme becerileri pek yoktur.&lt;br/&gt;*Dinlemekte güçlükler vardýr, dinleyemezler.&lt;br/&gt;*Bir hareketi yapmadan önce sonuçlarýný düþünemez ya da fark edemezler. Ancak hareketlerinin sonunda yapýlmamasý gerektiðini fark edebilirler. Örneðin öðretmen soru sorduðunda daha soruyu bitirmeden cevap verirler. Aniden yola araçlarýn önüne çýkabilir, çevreden uyarýlýnca da hemen alýnýp üzülürler.&lt;br/&gt;*Israrcý ve savunucudurlar. Yüksek sesle konuþurlar.&lt;br/&gt;*Eþyalarýna sahip çýkamazlar, sýk sýk bir þeyler kaybederler.&lt;br/&gt;*Yetiþkinlerle olan iliþkilerinde kurallara uymakta zorlandýklarý için sorunlar yaþarlar.&lt;br/&gt;*Zeka düzeyleri normal ve normale yakýn olmasýna karþýn okulda baþarýlý olamayabilirler. Okula ilk baþladýklarýnda aþýrý hareketlilik ve dikkat daðýnýklýðý davranýþlarýyla kendilerini gösterirler. Eðitimin ilerleyen aþamalarýnda sýnýfta oturmakta güçlük çektikleri, dikkatlerini öðretmenin anlattýklarýna yoðunlaþtýrmadýklarý için okulda edinilmesi gereken bilgiyi takip edip kazanamazlar. Ýleriki sýnýflarda bu durum çocuklarda güvensizlik, býkkýnlýk ve bezginlik gibi duygusal sorunlarý ortaya çýkarabilirler.&lt;br/&gt;*DEHB&quot;na sýklýkla öðrenme güçlüðü eþlik eder. Özellikle matematiði anlama, kavrama ve çözmede zorlanýrlar. Büyük bir hevesle derse veya herhangi bir etkinliðe baþlar ve çok baþarýlý olmayý isterler. Ancak, düzenli ders çalýþma becerilerinin olmamasý, organize olamama ve dikkatlerinin çabuk daðýlmasý nedeniyle baþarýlý olamazlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Kendilerini yetersiz, baþarýsýz ve güvensiz hissederler. Tedirgin ve kaygýlýdýrlar. Sýklýkla evde ya da okulda &quot;tembel ve yaramaz&quot; sözcüklerini iþitirler. Genellikle öðretmenlerinin kendilerine taktýðý için böyle kötü davrandýklarýný ileri sürerler. Öðretmenlerinin daha yaramaz ya da tembel olduklarý halde baþka öðrencilerine böyle kötü davranmadýklarýný, oysa ki o öðrencilerin daha fazla sýnýf düzenini bozmakta olduðunu söylerler.&lt;br/&gt;*Bu çocuklarýn yaþ grubu içinde uyumu yoktur. Hemen heyecanlanýr, engellemeye katlanamazlar. Kendilerine haksýzlýk yapýldýðýný düþünürler. Yanlýþlarý ve hatala</description></item><item><title>ÇOCUKLARDA DAVRANIÞ BOZUKLUKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklarda-davranis-bozukluklari-448609.html</link><description>ÇOCUKLARDA DAVRANIÞ BOZUKLUKLARI&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Davranýþ bozukluklarý çocuðun çeþitli ruhsal ve bedensel nedenlere baðlý, iç çatýþmalarýný davranýþlarýna aktarmasý sonucu ortaya çýkar. Hýrçýnlýk, sinirlilik, saldýrganlýk, inatçýlýk, yalan, çalma, küfür gibi davranýþlar davranýþ bozukluklarýna girer.&lt;br/&gt; Bir çocuðun davranýþýnýn bozukluk sayýlabilmesi için bazý ölçütler gerekir. Bu ölçütler:&lt;br/&gt;1-yaþa uygunluk: Her geliþim döneminin kendine özgü davranýþlarý vardýr. Bu nedenle çocuðun içinde bulunduðu geliþim döneminin özelliklerini iyi bilmek gerekir. Ör; 2 yaþ çocuðu negativist,hareketlidir ve istenilen Þeyi yapmaz. Freudun anal, Eriksonun özerkliðe karþý kuþku ve utanç dönemine rastlayan bu yaþlarda çocuk, özerk bir birey olduðunu öðrenir.Kendisi istemeyince altýnýn deðiþtirilmesini istemez, öpülmeyi reddeder.&lt;br/&gt;3-5 yaþ çocuðu dikkat çekmek ister.Hayal dünyasý çok geniþ olduðu için inanýlmaz öyküler anlatabilir.Henüz yalanla yalan olmayaný ayýrt edemezler. Bu nedenle  bu yaþlardaki çocuklarýn anlattýklarý yalan olarak kabul edilmezken, 11-14 yaþlarýndaki çocuklarda görülen yalan normalden sapan bir davranýþ olarak kabul edilir.&lt;br/&gt;2-Yoðunluk:Bir davranýþýn bozukluk olarak kabul edilmesindeki 2. Ölçüt yoðunluktur.Ör; 5 yaþ çocuðunda öfke ve huysuzluk doðalken, bu davranýþ baþkasýna fiziki zarar verme Þekline dönüþürse, davranýþ bozukluðu kategorisine girer.&lt;br/&gt;3-Süreklilik:Çocuðun belirli bir davranýþ türünü ýýsrarlý bir biçimde ve uzun zaman devam ettirmesidir.&lt;br/&gt;4-Cinsel rol beklentileri: Erkeklerde kýzlara oranla daha saldýrgan olmalarý beklenirken, davranýþlarý ile erkeklere benzer saldýrgan davranan kýzlarýn davranýþlarý normalden sapan davranýþ kategorisine girer.&lt;br/&gt;GENEL OLARAK DAVRANIÞ BOZUKLUKLARININ NEDENLERI&lt;br/&gt;-Dikkat çekmek:Çocuða gerekli sevgi ve ilgi gösterilmediðinde yada yeterli zaman ayrýlmadýðýnda dikkat çekmek için davranýþ bozukluklarýna yönelir.&lt;br/&gt;-Ebeveynlere karþý güç kazanma isteði:&lt;br/&gt;-Intikam alma isteði:   Özellikle dayak yiyen,sevgi verilmeyen çocuk ana-babasýndan intikam almak ister.aþýrý otoriter ve baskýcý tutum, katý disiplin ana-babaya karþý öfke ve nefret duygularýnýn geliþmesine ve buna parelel olarak baþkaldýrýcý bir bireyin oluþmasýna neden olur.&lt;br/&gt;-Yetersizlik:Çocuðun kendine güvensiz olmasý davranýþ bozukluklarýna neden olur. Anne-babanýn aþýrý koruyucu, hoþgörülü tutumu, gerektiðinden fazla özen gösterilmesi fazla kontrol anlamýna gelir. Sonuçta çocuk diðer kimselere aþýrý baðýmlý, kendine güveni olmayan, duygusal olarak çabuk kýrýlan bir kiþi olur.Bu durum çocuðun kendi kendisine yetmesine olanak vermez ve davranýþ bozukluklarýna neden olur.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;DAVRANIÞ BOZUKLUÐU OLAN ÇOCUKLARLA OLUMLU ILIÞKI NASIL KURULUR?&lt;br/&gt;1-karþýlýklý saygý:Azarlamak, baðýrmak, vurmak, susturmak,tutarsýz davranmak çocuða saygýsýzlýðýn göstergesidir. Her ana-baba çocuklarýna saygý göstermeyi öðrenmelidir. Her çocuk ayrý bir birey olarak ele alnýp, fikirleri sorulmalý ve fikirlerine saygý gösterilmelidir.&lt;br/&gt;2-Çocuða zaman ayýrmak: Çocukla ilgilenmek, zaman ayýrmak gerekir. Birlikte geçirilecek zaman nicelik deðil, nitelik olarak önemlidir. Birlikte çocuðun hoþlanacaðý faaliyetler yapýlabilir. &lt;br/&gt;3-Cesaretlendirme:Çocuðun kendine güvenmesini istiyorsa önce anne-baba çocuða güvenmelidir. Çocuðun çabasýný övmeli ve yüreklendirmelidir. Cesaretlendirme çocuðun kendini deðerli algýlayabilmesi için çok önemlidir.cesaretlendirme çocuðu olduðu gibi  kabul edip, kendi olduðu için deðer vermedir.&lt;br/&gt;4-Sevgiyi anlatmak:Çocuðun kendini güvenli hissedebilmesi için, en azýndansevildiðini bilmesi ve sevmesi gerekir.&lt;br/&gt;SALDIRGANLIK&lt;br/&gt;Saldýrganlýk küçük çocuklarda normal bir tepki biçimidir.Çocuðun güvenlik,mutluluk yada baþka bir gereksiniminin Þekil deðiþtirerek baþka bir biçimde ortaya çýkmasýdýr.Saldýrganlýðý kiþisel bir yaralanmanýn bir baþka Þekilde sonuçlanmasý olarak tanýmlayabiliriz.Bu yaralanma sonucunda çocuðun akranlarýna vurmasý, ýsýrmasý, eþyalarý fýrlatmasý,tekmelemesi, tükürmesi ve zarar vermeyi amaçlayan tehditler Þeklinde sözel saldýrýlarda  bulunmasýdýr.&lt;br/&gt;Sürekli ve aþý</description></item><item><title>ÇOCUKLARDA GH YETMEZLÝÐÝ TANISI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklarda-gh-yetmezligi-tanisi-441089.html</link><description>ÇOCUKLARDA GH YETMEZLÝÐÝ TANISI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GROWTH HORMON&lt;br/&gt;Adenohipofizdeki en çok üretilen hormon&lt;br/&gt;21 kD         191 aa        2 disülfit baðý&lt;br/&gt;%70-75&quot;i 22 k-Da form&lt;br/&gt;%15-20&quot;i 20 k-Da&lt;br/&gt;Plazmada GHBP baðlý taþýnýr. GHBP, GHR nin proteolitik yýkýmýyla oluþur &lt;br/&gt;PRL e ve hCS ye benzer&lt;br/&gt;Depolanýr ve sirkadien salýnýr&lt;br/&gt;Gün içinde seviyesi  2 ng/ml&lt;br/&gt;Yemek ve egzersizden 3 saat sonra pikler olur&lt;br/&gt;Uykudan 90 dakika sonra salýným hýzlanýr&lt;br/&gt;Derin uykuda maximum salýným</description></item><item><title>TÝKLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tikler-388701.html</link><description>TÝKLER&lt;br/&gt;              TÝK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýstemli çalýþan çizgili beden kaslarýnda istem dýþý ortaya çýkan aralýklý kasýlmalardýr. Bu kasýlmalar bir kas ve odak grubunda olabileceði gibi birkaç kas ve adale grubundan da olabilir. Tikler yer ve biçimde deðiþtirebilir; Ancak bir süre sonra belli bir yerde (kasta) yerleþip kalýr. Hareket çoðu zaman kiþi tarafýnda olmadan tekrarlanýr. Erkek çocuklarda daha çok görülür. Genellikle 6 yaþýndan sonra fazla görülmeye baþlar. En çok 8-12 yaþlarýnda rastlanýr. &lt;br/&gt;Okul öncesinde göz kýrpma gibi basit tikler görülebilir. Bu da ön ergenlikte kaybolur. Tikler ergenlik çaðýnda kaybolur. Yetiþkinliðe uzananlarý da vardýr. En fazla yüz ve boyunda görülür. Tikleri  Göz kapaklarýnýn fazla genellikle aþaðýdaki yerlerde ve þekillerde görürüz .   Göz kýrpmalar ile yüz ve yanak adalelerinde oluþan tikler. açýlýp kapanmasý  Göz kýrpma en sýk görülen tiktir. Çünkü her tür tehlikeden sakýnmak için göz  Baþ oynatma (Yaþanmýþ bir olayý görmemek için bilinçsiz bir sakýnma kýrpýlýr.   Sinirsel kökten  Boyun adalelerinde oluþan tikler tepkisi olarak yorumlanýr)   Gerekmediði halde burun çekme, üst gelen öksürmeler þeklinde oluþan tikler.   Boðaz Yutma veya yutar gibi hareket etme dudakla birlikte yapýlan tikler.   Parmak Omuz silkme temizler gibi hýçkýrmak,boðaz temizlemeye zorlamak   Sýk sýk gözleri alýþýlmamýþ þekilde Dizini veya ayaklarýný sallama çýtlatma   Kulaklarýný oynatmak,kaþlarý sýk sýk kaldýrýp Kollarý sallamak ayýrmak  indirmek. Bu daha çok fala göz açmaya eþlik eden bir tiktir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TÝKLERÝN NEDENLERÝ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tiklerin oluþmasýnda en fazla ruhsal nedenler söz konusudur. Tikler genellikle iç gerilimlerin veya çatýþmalarýn yansýmasýdýr. Kiþi tikleri sayesinde bu gerilimlerden kurtulma çabasý verir. Tiklere engel olmaya çalýþýldýkça daha da artýþ gözlenir. Duygulanma,üzüntü,yorgunluk arttýkça tiklerde artýþ gösterir. Tiklere neden olan ruhsal etkenlerin baþýnda erken yaþlarda baþlayan ve süren korku,tedirginlik, kaygý, gerginlik vardýr. Çevresinde, kavga,</description></item><item><title>ÇOCUÐUN NORMAL GELÝÞÝMÝ VE GELÝÞÝMÝN AÞAMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocugun-normal-gelisimi-ve-gelisimin-asamalari-436941.html</link><description>ÇOCUÐUN NORMAL GELÝÞÝMÝ VE GELÝÞÝMÝN AÞAMALARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ana-baba, çocuklarýný eðitirken öncelikle geliþim evrelerini bilmeli ve çocuklarýnýn içinde bulunduðu geliþim dönemini tanýmalýdýr. Baþka bir deyiþle,çocuklarýný tanýyarak iþe baþlamalýdýr. &lt;br/&gt;Ana-baba,çocuklarýnýn kendi modelleri olmadýðý gibi,kardeþlerinden ve arkadaþlarýndan farklý,baðýmsýz,kendine özgü zeka ve kiþilik özellikleri olan bir birey olduðu gerçeðinden hareket etmelidirler.&lt;br/&gt;Anne ve babanýn çocuklarýna , &quot;uygun olan davranýþý&quot; ya da neyin doðru neyin yanlýþ olduðunu öðretebilmeleri için,gerek kendi aralarýnda gerekse çocuklarýna yönelttikleri davranýþlarýnda dengeli,tutarlý ve kararlý olmalarý gerekir.&lt;br/&gt;Anne-babanýn güvenli bir çocuða sahip olabilmeleri için,önce kendilerine,sonra birbirlerine,ardýndan da çocuklarýna güvenmeleri gerekir.&lt;br/&gt;Anne-baba çocuðundan yaþý ve yeteneklerine uygun isteklerde bulunmalý,çocuðu hayal kýrýklýðýna uðratacak,yaþýnýn üstünde beklentiler içine girmemelidirler. Çocuðun ilgi ve yeteneði onun yönlendirilmesinde esas alýnmalý,ana-babanýn tutkularý dikkate alýnmalýdýr.&lt;br/&gt;1-MOTOR GELÝÞÝM VE ÖZELLÝKLERÝ &lt;br/&gt;Ýki üç yaþ arasý&lt;br/&gt;           Düþmeden koþabilir , bazý çizgileri taklit eder , merdivenden rahatlýkla kendi baþýna inip çýkabilir , oyuncaklarý ile oynarken el becerilerini rahatlýkla kullanabilir ,düðmesini açabilir,üç tekerlekli bisikleti sürebilir ,tek ayak üstünde kýsa bir süre durabilir , bir bardak suyu taþýyabilir ,yürürken engelleri adým atarak rahatlýkla geçer , rahatlýkla çömelip kalkabilir , geri geri yürüyebilir , &lt;br/&gt;Üç dört yaþ arasý&lt;br/&gt;            Tek ayaðý üzerinde uzun süre durabilir , ayakkabýsýný giyer , kendini doyurabilir , düz çizgi çizebilir , tek baþýna dolaþmaya çalýþýr , çift ayakla 40 cm sýçrayabilir , öne takla atabilir , yardýmsýz kaydýraktan kayabilir , çömelip kalkma hareketini rahatlýkla yapabilir , oyuncaklarý ile oynarken el becerilerini rahatlýkla kullanabilir , 40-50 cm den aþaðý atlayabilir , tek ayakla sýçrayabilir , dans etme müzik ile beraber tempo tutma , zýplayan topu eli ile tutma , kaðýttaki þekilleri boyar , 3-4 renk eþleþtirebilir , ayný kartlarý eþleþtirebilir , bazý harfleri eþleþtirebilir , artý eksi yapabilir , &lt;br/&gt;Dört altý yaþ arasý &lt;br/&gt;              Makasla kaðýtlarý kesebilir , bakarak 1 den 8-9 a kadar sayý yazabilir , öðretilirse adýný yazabilir ,sek sek oynayabilir , üçgen ve kare yi kopyalar , kendi giyinir kendi soyunur , ayakkabýsýný baðlar , yüzünü yýkar , diþini fýrçalar , altý yaþýnda iki tekerlekli bisiklete binebilir , el becerileri gözle görülür bir þekilde geliþir,&lt;br/&gt;DÝL GELÝÞÝMÝ VE ÖZELLÝKLERÝ &lt;br/&gt;Ýki üç yaþ arasý&lt;br/&gt;Tanýdýðý yetiþkinler ile rahatlýkla sohbet eder , reddetme ifadesi kullanabilir , cümle yapýsý eriþkin cümle yapýsýna benzemeye baþlar , vücudunun parçalarýný raharlýkla yapar , bütün komutlarý yerine getirebilir , kelime hazinesi hýzla artar,&lt;br/&gt;Üç dört yaþ arasý&lt;br/&gt;Konuþma ve cümle kurmasý eriþkine iyice benzemeye baþlar , kendine ait yaþ , soyad gibi özellikleri bilir , ezberlediði þarký sözleri vb. rahatlýkla söyler , eriþkinler ile rahat sohbet edebilir,&lt;br/&gt;Dört altý yaþ arasý&lt;br/&gt;Grup halinde olan konuþmalara katýlýr , hikaye ve masal anlatýr , sayý sayar , kelime hazinesi iyice artmýþtýr , sýfatlarý rahat kullanmaya baþlar , cümle yapýsý ve þekli eriþkinle hemen hemen benzer , isteklerini ayrýntýlarý ile anlatabilir, &lt;br/&gt;SOSYAL VE KÝÞÝLÝK GELÝÞÝMÝ ÖZELLÝKLERÝ &lt;br/&gt;Ýki üç yaþ arasý&lt;br/&gt;Evcilik oynar , ev iþlerine yardým eder , çatal kullanýr , giyimini kendi baþýna yapabilir , tuvaletini haber verir , bazý arkadaþlarýna daha fazla ilgi gösterir , &lt;br/&gt;Üç dört yaþ arasý&lt;br/&gt;Diðer çocuklar ile etkileþim ve iletiþimi iyice artmýþtýr , yetiþkinlerin söylediklerinin büyük çoðunluðunu anlar , oyunlarýndaki kurallara uymaya çalýþýr , kýyafetlerinin tamamýný çýkarabilir , gece tuvalet kontrolünü saðlayabilir , el yüz yýkama diþ fýrçalama iþlemini yapar &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dört altý yaþ arasý&lt;br/&gt;Sosyal hayata adapte olmaya çalýþýr , arkadaþlarý ile uyumu artar , TV da bazý programlarý takip eder , kendine has özellikler belirir , etrafla e</description></item><item><title>DÝKKAT EKSÝKLÝÐÝ VE HÝPERAKTÝVÝTE BOZUKLUÐU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dikkat-eksikligi-ve-hiperaktivite-bozuklugu-450541.html</link><description>DÝKKAT EKSÝKLÝÐÝ VE HÝPERAKTÝVÝTE BOZUKLUÐU&lt;br/&gt;TANIM: &lt;br/&gt;Dikkat eksikliði ve Hiperaktivite Bozukluðu bireyin yaþ ve geliþim düzeyine uygun olmayan aþýrý hareketlilik, istekleri erteleyememe (impulsivite) ve dikkat sorunlarýyla kendini gösteren bir psikiyatrik bozukluktur. &lt;br/&gt;ÖZELLÝKLER:&lt;br/&gt;*DEHB&quot;in (Dikkat eksikliði ve hiperaktivite bozukluðu) temel özelliði, kalýcý ve sürekli dikkatsizlik belirtileri ve yerinde duramama diye nitelenen aþýrý hareketliliktir. Yürümeye yeni baþlayan bir yada iki yaþýndaki bir çocuðun çok hareketli olmasý geliþimsel olarak beklenen bir durumdur. Ancak onbir yaþýndaki bir çocuðun sýnýfta 10-15 dakika bile yerinde oturamamasý geliþimsel olarak olaðan karþýlanmamaktadýr. Yine de bir yýl içinde sadece birkaç gün aþýrý hareketli olan çocuða bu taný konulamaz. Taný koyma aþamasýnda belirtilerin birden çok ve çeþitli olmasý beklenmekte, sadece unutkan olmak yada arkadaþlarýna dürtüsel davranmak taný için yeterli kabul edilmemektedir &lt;br/&gt;*DEHB tanýsý için çocuðun geliþim süreci, týbbi özgeçmiþi, DEHB&quot;in ailedeki geçmiþi, eðitimsel özgeçmiþ, sosyo-ekonomik ve psikolojik özellikler, çocuðun ve velinin birlikte gözlenmesi, test ve ölçeklerin uygulanmasý baþlýca ele alýnan konulardýr. &lt;br/&gt;*DEHB&quot;li çocuklarýn büyük çoðunluðu ayný özellikler göstermesine raðmen, tedavi boyutunda bireysel özellikleri nedeniyle yapýlacak etkinlikler farklýlýk gösterir. &lt;br/&gt;*DEHB&quot;i olan çocuk çoðunlukla birinci çocuktur. &lt;br/&gt;*Aþýrý konuþkan ve gürültücü bu çocuklarýn anneleri de normalden daha konuþkandýr &lt;br/&gt;*Annelerinin yaþlarý ortalamadan küçüktür. &lt;br/&gt;*Aile içinde bu problemin görülme sýklýðý normal populasyona göre daha fazladýr. &lt;br/&gt;*Anne babalarýnda alkolizm, psikopati ve depresyon daha sýklýkla görülür. &lt;br/&gt;*Boyu ve kilosu yaþýna göre ortalamanýn altýndadýr. &lt;br/&gt;*Acýya dayanýklýlýk görülebilir. &lt;br/&gt;*Titizliði ve takýntýlarý vardýr (obsesif-kompulsif tepkiler). &lt;br/&gt;*El yazýsý bozuktur. Sýnýfta kalma oraný normal çocuklara göre iki-üç kat daha fazladýr. &lt;br/&gt;*Santral sinir sistemi daha az geliþmiþtir (EEG&quot;de yavaþ dalga faaliyetleri görülmektedir). &lt;br/&gt;*Bireysel olarak uygulanan IQ testlerinde biliþsel geliþim olduðundan daha düþük görülmektedir, Bunun nedeni zihinsel geliþim için gerekli odaklanma eksikliði ve zihin tembelliðidir. &lt;br/&gt;*Erkeklerde aþýrý hareketlilik ve dürtüsellik belirtileri daha çok görülmekte iken, kýzlarda dikkatsizlik daha çok görülmektedir. &lt;br/&gt;*Bir yandan çocukluk dönemleri boyunca yaramaz olarak nitelenip davranýþ bozukluklarý yanlýþ deðerlendirilmekte ve önemsenmemektedir. Diðer yandan her yaramazlýk davranýþý hiperaktif bozukluk demek deðildir. &lt;br/&gt;Dikkat Eksikliði ve Hiperaktivite Konusunda Doðrular ve Yanlýþlar: &lt;br/&gt;oDEHB&quot; nin, (Dikkat Eksikliði ve Hiperaktivite Bozukluðu) nörobiyolojik bir temeli vardýr ve bu yüzden DEHB&quot; li çocuklar yalnýzca týbbi tedavi görmelidir. Ýlaçla tedavi gören DEHB&quot;li çocuklarýn %70-80&quot;ninde belirtilerde azalma görülmektedir. Ancak belirtilerde azalma olmasý bozukluðun ortadan kalkmasý ile eþ anlamlý deðildir. Ýlaçla tedavi çocuk psikiyatristi gerek görüyorsa sözkonusu olmalýdýr. Bunun yaný sýra davranýþsal ve akademik geliþme saðlanmasý için psiko-eðitimsel yardýmlara gereksinimi vardýr. Aksi takdirde ilaçla tedavi amacýna ulaþmamaktadýr. &lt;br/&gt;oDEHB gerçekte mevcut deðildir, bu durum çocuklarýný disipline edemeyen anne babalarýn hatasýdýr. Bilimsel araþtýrmalar DEHB&quot;in biyolojik temelli bir bozukluk olduðunu ortaya koymaktadýr, ancak nedenleri tam olarak anlaþýlamamýþtýr. Davranýþ denetlemek için beyin tarafýndan kullanýlan nörotransmitterlerin dengesizliði ve merkezi sinir sistemindeki anormal glikoz metabolizmasýndan kaynaklandýðý ileri sürülmektedir. &lt;br/&gt;oDEHB temel olarak kötü ana babalýktan ve disiplin eksikliðinden kaynaklanmaktadýr ve bütün DEHB&quot; li çocuklarýn gerçekte ihtiyaç duyduklarý þey böyle yapmacýk tedaviler deðil eski tarz bir disiplindir. Bazý anne babalar çocuðun yanlýþ davranýþýnýn onun ahlaki bir sorunu olduðunu düþünürler zaman zamanda kendilerinde kabahat bulurlar. Týbbi bir müdahale uygulamada</description></item><item><title>ÇOCUK SUÇLULUÐU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-suclulugu-361862.html</link><description>ÇOCUK  SUÇLULUÐU  VE  MAHKEMELER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türlü unsurlardan oluþan toplumda &quot;beþeri varlýk&quot;, &quot;insan&quot; en önemli unsurdur. Ýnsan unsurunun kaynaðý ise, çaðdaþ toplumlarda sosyal bir birim kabul edilen &quot;çocuk&quot; oluþturmak-ta;toplumun geleceði çocuklarýn beden, ruh, ahlak ve düþünce bakýmýndan saðlam ve iyi yetiþ- tirilmesine ve eðitilmesine baðlý bulunmaktadýr.&lt;br/&gt;Çocuk, her yerde, her yaþta, her ekonomik düzeyde bütünüyle korunmasý gereken bir toplumsal varlýktýr. Çocuklar, korunmalý ve iyi biçimde yetiþtirilmelidir. Kuþkusuz çocuðun korunma ve yetiþtirilme sorumluluðu, birinci derecede onu dünyaya getiren ebeveyne aittir. Toplum, geleceklerini planlayýp gerekli hizmetleri onlarýn yararýna sunmadýkça ana ve babalar, bu temel görevlerinde baþarý saðlayamazlar.   &lt;br/&gt;Esas olan, çocuklarýn gelecekteki sorunlarýyla yüzleþebilecek; onlarýn toplum çýkarla-rýna ters düþmeyecek biçimde çözebilecek doðrultuda eðitilmesidir. Böyle eðitilen bir çocuk kendini bir bütünün parçasý olarak hisseder. Kendisini diðer üyelerle birlikte yaþayan, birlikte çalýþan, birlikte oynayan bir üye olarak önce çocukluðunun küçük sorumluluðunu; daha sonra, olgunluk yaþýnýn daha büyük sorumluluðunu alýr.&lt;br/&gt;Çocuk ne doðuþtan kötü, ne de doðuþtan iyi bir  varlýktýr. O,her canlý gibi deðiþen, çevresiyle etkileþen ve geliþen bir bireydir.Ýyiye de kötüye de açýktýr. Sonucu belirleyen, kuþkusuz eðitim ve yaþantýlarýdýr.&lt;br/&gt;Çocuðun geliþmesi, devamlýlýk içeren dinamik bir süreçtir. Bu süreçte, kiþinin kendisinden kaynaklanan yetersizliðin ile çevrenin içerdiði zorluk çocuðu suçlu davranýþta bulunmaya yöneltir. Çocuk suçluluðu genelde sosyal bir uyumsuzluðun belirgin bir görünümüdür.&lt;br/&gt;Çocuk suçluluðu sorunu bir ülkede yalnýz devlet organlarý ve hukukçularý deðil, baþta eðimciler, sosyal hizmet uzmanlarý, psikologlar, siyasetle uðraþanlar ve idareciler olmak üzere bütün vatandaþlarý ilgilendiren bir konudur.(3) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇOCUK  SUÇLULUÐUNUN  SEBEPLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocukluk ve gençlik dönemlerinde iþlenen suçlarýn sebepleri çok çeþitlidir. Bu sebepler üç ana baþlýkta toplanabilir. &lt;br/&gt;1.Çocuðun yapýsý, özellikleri, yeteneklerine iliþkin etmenler;&lt;br/&gt;2.Çocuðun yetiþtiði aile yapýsý, aile içi düzensizlikler;&lt;br/&gt;3.Çocuðun ve ailenin içinde yaþadýðý sosyal çevre ve yaþam koþullarýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇOCUK  SUÇLULUÐUNUN  ÖNLENMESÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her ülkede suç vardýr. Suçlar; içinde bulunduðu ülkenin ekonomik, sosyal, ahlak, eðitim unsurlarýný yansýtan aynadýr. Suçun her toplumda varlýðý normaldir. Fakat suçun toplumsal yaþamý etkiler boyutlara ulaþmasý anormaldir. Her insan önemli veya önemsiz olsa da muhakkak hayatýnýn bir döneminde bir suç iþlemiþtir. &lt;br/&gt;Suçu  Önleyici  Tedbirler:&lt;br/&gt;1.Çocuðun ve ailenin ihtiyaçlarýný saptama ve anýnda iyileþtirmeye yöneliktir.&lt;br/&gt;2.Mesaj verici televizyon programlarýnýn yayýnlanmasý&lt;br/&gt;3.18 yaþýný doldurmamýþ  suç faili çocuklarýn hüviyetlerini açýklayan bilgi ve resimlerin yasaðý da suçu önlemeye yönelik tedbirlerdendir.&lt;br/&gt;4.Suç iþleme fýrsatlarýnýn giderilmesi. Demir kapýlar, zincir, kilit kastedilmemekte; kiþilerin davranýþlarýný  sýnýrlatan tedbirler alýnmalýdýr.&lt;br/&gt;5.Kendini frenleme davranýþý da suçu azaltýcý bir yöntemdir.(3)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SUÇLU VE SUÇU ÖNLEME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Suçlu için gerekli tedbirlerin örgütsel ve fiziksel düzeyde alýnmasý,&lt;br/&gt;2.Ekonomik ihtiyaçtan dolayý veya statü saðlamak için suç iþleyen kiþilere gerekli desteðin saðlanmasý ve o kiþinin topluma kazandýrýlmasý,&lt;br/&gt;3.Suç iþleyerek topluma karþý gelmiþ olan eski hükümlünün toplumca kabullenilmesini saðlayýcý tedbirler alýnmalýdýr.&lt;br/&gt;ÇOCUK SUÇLULUÐU VE AÝLE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ailenin çocuk üzerindeki rolü büyüktür. Yaþamýný mümkün kýlan gereksinimler aile tarafýndan karþýlanýr. Çocuðun yetiþtiði ailenin geniþliði, sosyo-ekonomik düzeyi, aile üyelerinin birbirine ve çocuða karþý tutumlarý, davranýþlarý, onun duygusal ve sosyal geliþimini etkileyerek çocuðun kiþiliðine, davranýþlarýna yön verir. Aile birliðinin bozulmasý veya  sona ermesi gibi  durumlarda çocuðun kiþiliði üzerinde olumsuz  etki yaratarak, toplumda potansiyel suçlu oluþmasýna neden olmaktadýr.&lt;br/&gt;Suça yönelen çocuklar gen</description></item><item><title>ÇOCUK VE ERGENLERDE OBSESÝF KOMPULSÝF BOZUKLUÐA BÝR BAKIÞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-ve-ergenlerde-obsesif-kompulsif-bozukluga-bir-bakis-450535.html</link><description>BÝR OLGU SUNUMU ÝLE BÝRLÝKTE ÇOCUK VE ERGENLERDE OBSESÝF KOMPULSÝF BOZUKLUÐA BÝR BAKIÞ&lt;br/&gt;ÖZET: &lt;br/&gt;Çocuk ve ergenlerde obsesif kompulsif bozukluk nadir ve tedaviye dirençli bir sendrom olduðu düþünülmesine raðmen,araþtýrma bulgularý epidemiyolojik çalýþmalar, obsesif kompulsif bozukluðun prevalansýnýn çocuk ve ergenlerde düþünülenden daha yüksek olduðunu göstermiþtir.&lt;br/&gt;Çocuk ve ergenlerdeki obsesif kompulsif bozuklukta, eriþkinle karþýlaþtýrýldýðýnda kýsmen farklý belirtiler gözlenmektedir. Çocuk ve ergenlerde obsesif kompulsif bozukluk sýklýkla aile çatýþmalarý, sosyal çekilme ve okulda baþarýsýzlýða yol açmaktadýr. Çocuklar ritüellerine aile bireylerini ve arkadaþlarýný ortak edebilmekte, %90 vakada semptomlar zamanla degiþim gösterebilmektedir. Özellikle ergenlerde obsesif kompulsif bozukluðu erken baþlangýçlý þizofreniden ayýrmakta güçlükler olabilmektedir.&lt;br/&gt;Bu makalede bir olgu nedeniyle, çocuk ve ergenlerdeki obsesif kompulsif bozukluðun özellikleri, klinik gidiþ ve ayýrýcý taný gözden geçirildi. &lt;br/&gt;Anahtar Kelimeler: Obsesif Kompulsif Bozukluk, Çocuk, Ergen, Ayýrýcý taný&lt;br/&gt;GÝRÝÞ:&lt;br/&gt;Obsesyonlar (saplantý); kiþinin kendi zihninin ürünü olarak tanýmladýðý (düþünce sokulmasýndan farklý olarak), yok varsaymaya veya bastýrmaya ya da baþka düþünce veya hareketlerle nötralize etmeye çalýþtýðý, benliði rahatsýz eden (ego-distonik) yineleyeci ve ýsrarlý her türlü düþünce, fikir, dürtü ve imgelemlerdir. Kompulsiyon (zorlantý); çoðu kez obsedan düþünceleri kovmak için yapýlan irade dýþý yineleyen hareketlerdir.&lt;br/&gt;Son yýllara kadar obsesif kompulsif bozukluðun (OKB) çocuk ve ergenlerde nadir görüldüðüne inanýlýrdý. Ancak yeni çalýþmalar bu bozukluðun sanýldýðý kadar seyrek olmadýðýný göstermektedir (Swedo ve ark. 1992). Yapýlan epidemiyolojik bir çalýþmada OKB prevalansý yaklaþýk % 0.05 bulunmuþtur (Elkins ve ark. 1980). Flament ve arkadaþlarý(1989)yaptýklarý epidemiyolojik bir çalýþmada beþ bin lise öðrencisinde yaþam boyu yaygýnlýðý % 2 olarak saptamýþlardýr. Yani her 200 genç kiþiden biri OKBye sahiptir (Flament 1990). Retrospektif çalýþmalarda yetiþkinlikte OKB tanýsý alanlarýn 1/3-1/2sinde hastalýðýn baþlangýcýnýn çocukluk veya ergenlik döneminde olduðu saptanmýþtýr (Karno ve ark.1988).&lt;br/&gt;Erken baþlangýçlý grup ve ergende en erken baþlama yaþý 7, ortalama baþlama yaþý 10.2 yaþtýr (Swedo ve ark. 1989 ). Çalýþmalarda OKBye erkek çocuklarda kýzlardan daha sýk görüldüðü bulunmuþtur. OKB li erkek çocuklarý daha büyük olasýlýkla prepubertal baþlangýçlý olup ve aile üyelerinden birisi OKB veya tourette sendromlu iken, kýzlarda büyük olasýlýkla adolesans baþlangýçlýdýr (Rasmussen 1994).&lt;br/&gt;Bu makelede çoçuk ve ergenlerde OKBun klinik özellikleri, taný, ayýrýcý taný ve tedavisinin gözden geçirilmesi amaçlanmýþtýr. Yazýda sunum bir olgu ile birlikte ele alýnmýþtýr. Aþaðýda erken baþlangýçlý þizofreniyle karýþabilen obsesif kompulsif bozukluklu bir olgunun klinik özellikleri anlatýlacaktýr.&lt;br/&gt;OLGU:&lt;br/&gt;Ö.B Erkek, 15 yaþýnda, lise I de okuyor. Hasta 1996 mayýs ayýnda babasý tarafýndan GATA Ruh saðlýðý ve hastalýklarý kliniðine getirildi. Görüþme baþlangýcýnda aþýrý derecede anksiyetesi ve sürekli kalkýp oturma þeklinde ritüelleri mevcutdu. Zaman zaman sýkýntýdan yeter yeter diye baðýrýyordu. Durmadan hareket halindeydi. Yerinde sürekli kalkýyor ve oturuyordu. Hasta engelleyemediði hareket tekrarlarý ve kafasýndan bir türlü atamadýðý genellikle cinsel içerikli kötü düþüncelerden þikayet ediyordu. Bazý isimleri son harf benzerliðine göre tekrar ediyordu. Dezorganize klinik tabloya raðmen ilk görüþme sonrasý tanýmýz OKB idi. Hastanýn yatýþýna karar verildi.&lt;br/&gt;Babasý ile yaptýðýmýz görüþmede; son 10 gündür kardeþini dövdüðünü, camlarý kýrdýðýný, iki kez pantolonunu indirip cinsel organýný gösterdiði, küfür ettiði, flört eden kýzlara sinirlenip Orospu dediðini ifade ediyordu.&lt;br/&gt;Yatýrýldýðýnýn birinci günü kendisiyle görüþmemizde; Aklýma kötü iþler yapan insanlar geliyor, özellikle cinsel konularda, örneðin Sheron Stone gibi artistlerin cinsel filmleri aklýma geliyor, o zama</description></item><item><title>TIRNAK YEME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tirnak-yeme-388693.html</link><description>TIRNAK YEME&lt;br/&gt;Týrnak Yeme Ve Parmak Emme Alýþkanlýðý&lt;br/&gt;Týrnak yeme alýþkanlýðýna çoðunlukla 3-4 yaþlarýndan önce baþlamaz. (Çok ender olarak 5 aylýk gibi erken bir dönemde görülebilir). Çocuklarýn %33 de týrnak yeme davranýþý görülür. Bu oran erken ergenlik çaðýna kadar sürer. Ergenlik çaðýnda týrnak yiyen çocuklarýn sayýsý %40-45&quot;e yükselir. Yani ergenlik çaðýna doðru çocuklarýn hemen hemen yarýsý týrnak yeme davranýþý gösterir. Bunun nedeni olarak gençlerin çevreden onay görmemeleri olarak deðerlendirilir. Ayrýca týrnak yiyen çocuklarýn ailelerinin çoðunda týrnak yiyenlere rastlanmaktadýr. Bunun içinde týrnak yemenin bir taklit olduðu ve büyükleri taklit etmek suretiyle öðrenildiði ileri sürülmektedir. Ergenlik çaðýnda sosyal onay görenlerin çoðu bu alýþkanlýðý terletmektedir. &lt;br/&gt;Týrnak yemek bazen ayak parmaklarýný ýsýrmakla ve ayak týrnaklarýný el parmaklarýyla yakalama ile iliþkili görülmektedir. Ayak parmaðý týrnaðýnýn yenilmesi ve ýsýrýlmasý hemen hemen sadece kýzlarda görülmektedir. &lt;br/&gt;TIRMAK YEME DAVRANIÞLARININ NEDENLERÝ&lt;br/&gt;Týrnak yeme davranýþýndan çok bu davranýþa neden olan olaylarý saptamak gerekir. &lt;br/&gt;Bu davranýþýn altýnda yatan sebepler parmak emmede olduðu gibi çoðunlukla psikolojik rahatsýzlýklardýr. &lt;br/&gt;Alýþkanlýk daha çok baský altýna alýnmýþ heyecanlarýn ilgilendiði durumlarla olup, çocuk bunun arzu edilmeyen bir davranýþ ve alýþkanlýk olduðunu anlayýnca kökleþmekte olduðu görülmektedir. &lt;br/&gt;Týrnak yeme bir güvensizlik belirtisi olarak kabul edilir. Aile içinde aþýrý bakýlý ve otoriter bir eðitimin uygulanmasý, çocuðun sürekli azarlanarak eleþtirilmesi, kýskançlýk, yeterli ilgi ve sevgi görememe sýkýntý ve gerginlik baþlýca nedenlerdir. &lt;br/&gt;Anne babanýn yaþantýsý da önemli bir etkendir. Anne baba geçimsizlikleri anne babanýn sýk sýk kavga etmesi ailedeki sorunlar çocuklarda týrnak yeme gibi davranýþlara neden olur. Bunun yaný sýra anne babanýn aþýrý kaygýlý olmasý çocuðu aþýrý derecede koruyup kollamasý ayrýca anne babanýn çocuklar arasýnda ayrým yapmasý çoc</description></item><item><title>6 YAÞ GRUBU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?6-yas-grubu-351658.html</link><description>6 YAÞ GRUBU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-)ÇOCUGUN FÝZÝKSEL VE MOTOR GELÝÞÝMÝNDE ETKÝNLÝK SAÐLAMAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-)Fiziksel Ýhtiyaçlarýn Karþýlanmasý ve Saðlýðýn korunmasý&lt;br/&gt;B-)Fiziksel Yapýnýn Tanýnmasý Ýçin Gerekli Uyarýcý Ortamýn&lt;br/&gt;Sunulmasý&lt;br/&gt;C-)Fiziksel Yapýnýn Etkin Bir Biçimde Kullanýlmasý&lt;br/&gt;D-)Kas Geliþiminin Saðlanmasý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-)ÇOCUKTA DUYGUSAL GÜVENÝ SAÐLAMAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-)Etkin Bir Sevgi Alýþveriþi Ortamýnýn Yaratýlmasý&lt;br/&gt;B-)Çocukta Kendine Karþý Olumlu Bir Tavrýn Geliþtirilmesi&lt;br/&gt;C-)Kiþiler Arasý Ýliþkilerde  Olumlu Tavýr Alýþlarýn Saðlanmasý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-)ÇOCUÐUN SAÐLIKLI BÝR SOSYALLEÞME SÜRESÝ ÝÇÝNDE GELÝÞMESÝNE OLANAK TANIMAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-)Grupla Çalýþma ve Grup Ýçi Saðlýklý Etkileþim Olanaklarýnýn Sunulmasý&lt;br/&gt;B-)Sosyal Çevrenin Tanýnmasý&lt;br/&gt;C-)Kültürel Deðerlerin Özümlenmesine ve Deðerlendirilmesine &lt;br/&gt;Olanak Tanýnmasý&lt;br/&gt;D-)Temel Alýþkanlýklarýn Kazandýrýlmasý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4-)ÇOCUÐUN SAÐLIKLI KÝÞÝLÝK GELÝÞÝMÝNE OLANAK TANIMAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-)Gerçek Benlik Kavramýnýn Geliþtirilmesi&lt;br/&gt;B-)Kendini Anlatma Açýða Vurma Olanaklarýnýn Saðlanmasý&lt;br/&gt;C-)Baðýmsýzlýðýn Geliþtirilmesi&lt;br/&gt;D-)Özdenetiminin Saðlanmasý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5-)ÇOCUKTA ÖÐRENME BECERÝSÝNÝ &lt;br/&gt;GELÝÞTÝRMEK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-)Uyarýcý Çevre Koþullarýnýn Sunulmasý&lt;br/&gt;B-)Akýl Yürütme Yeteneðinin Geliþtirilmesi&lt;br/&gt;C-)Dilin Zenginleþtirilmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6-)ÇOCUÐU OKUL YAÞAMINA HAZIRLAMAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-)Gerekli Sosyal Becerilerinin Elde Edilmesinin Saðlanmasý&lt;br/&gt;B-)Gerekli Zihinsel Olgunluk Düzeyinin Elde Edilmesine &lt;br/&gt;Olanak Tanýnmasý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6 YAÞ GRUBU ÇOCUKLARININ GENEL&lt;br/&gt; ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Etkin, atýlgan , coþkulu amaca yönelik davranýþlar&lt;br/&gt;sergiler&lt;br/&gt;2-Ev içi ve ev dýþý etkinliklerde çok canlýdýr&lt;br/&gt;3-El becerisi geliþmiþtir&lt;br/&gt;4-Oyunlarda kýz erkek ayrýmý olur&lt;br/&gt;5-Pasif kelime hazineleri geliþir&lt;br/&gt;6-Geçmiþ þimdi gelecek kavramlarý þekillenmiþtir&lt;br/&gt;7-Kararsýz bir kiþiliðe baðýmsýz bir ruha sahip olurlar&lt;br/&gt;8-Yanlýz baþýna iþ yapmaya baþlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Burada önemli olan neyi ne zaman &lt;br/&gt;kazandýracaðýmýzdýr*</description></item><item><title>ÇOCUK YETÝÞTÝRMEDE ANA BABALARA ÖÐÜTLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-yetistirmede-ana-babalara-ogutler-398054.html</link><description>ÇOCUK YETÝÞTÝRMEDE  ANA BABALARA ÖÐÜTLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ANNE-BABA DAVRANIÞLARININ ÇOCUK ÜZERÝNDEKÝ ETKÝLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuðun zeka ve kiþilik geliþiminin temelinde annenin ve babanýn davranýþlarýný buluyoruz. Onlarýn tek tek kiþilikleri, birbirlerine olan davranýþ ve tutumlarý ve çocuklarýna gösterdikleri ilgi ve davranýþ biçimleri gerçekten çok önemlidir. Çocuðun zeka ve kiþilik geliþiminde, özellikle anne ve baba davranýþlarýnýn büyük rolü vardýr. &lt;br/&gt;Bazý çocuk ileriki yaþamýnda týpký anne ve babasý gibi davranýr.&lt;br/&gt;Bazý çocuk öyle zorlanmýþtýr ki, reaksiyon olarak, kendisine yöneltilen davranýþ ve eðitim tarzýnýn tam tersini seçer. Doðru ya da yanlýþ olduðunu gözetmeden... Ýçinde birikmiþ acý ve sorunlar nedeni ile... &lt;br/&gt;Bazýlarý da, kendi anne ve baba davranýþlarýný bilinçli bir yorum süzgecinden geçirir ve en iyisini, en doðrusunu uygulamaya çalýþýr.&lt;br/&gt;*&quot;Benim doktor olmamý isterdi, annem... Olamadým... Bari oðlum doktor olsun. Bunu saðlamak zorundayým...&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YA DA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*&quot;Okutmak için boþuna zorladýlar beni... Zamaným boþ yere harcandý. Ben çocuðumu okutmayacaðým. Bir an önce hayata atýlsýn ve para kazansýn.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YA DA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*&quot;Onun annesi ve babasý olarak görevimizi seve seve yapacaðýz. Neye yeteneði varsa ve ne olmak isterse öyle olsun. Eðitmek, yetiþtirmek, mutlu ve verimli olmasýna yardým etmek en büyük görevimiz bizim...&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu ve benzeri davranýþlara çok sýk rastlamaktayýz. Genellikle çocuklarýn öðrenim ve eðitimlerinde anne ve babanýn, idealleri büyük rol oynamaktadýr. Çocuklarýnda adeta kendilerini gerçekleþtirmek istemektedirler. &lt;br/&gt;Kiþilik özellikleri tam geliþmemiþ olan &quot;BÜYÜK ÇOCUKLAR&quot; dýr bunlar... Kendi geçmiþlerinden , kendi çocukluk sorunlarýndan sýyrýlamamýþ olan büyük çocuklardýr.&lt;br/&gt;Çocuk hep inceler; bilir misiniz? Belli ederek ya da etmeyerek çocuk hep inceler. Ve zamaný gelince öyle bir konuþur ki þaþýrýr büyükler.&lt;br/&gt;ÇOCUÐUN KÝÞÝLÝK GELÝÞÝMÝ ve KARDEÞLÝK SIRASI&lt;br/&gt;Çocuðun benlik geliþimi iki yaþýndan itibaren geliþmeye baþlar. Çocuk ailesinin de yardýmýyla kendi</description></item><item><title>DÝKKAT EKSÝKLÝÐÝ VE HÝPERAKTÝVÝTE BOZUKLUÐU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dikkat-eksikligi-ve-hiperaktivite-bozuklugu-450544.html</link><description>DÝKKAT EKSÝKLÝÐÝ VE HÝPERAKTÝVÝTE BOZUKLUÐU&lt;br/&gt;TANIM: &lt;br/&gt;Dikkat eksikliði ve Hiperaktivite Bozukluðu bireyin yaþ ve geliþim düzeyine uygun olmayan aþýrý hareketlilik, istekleri erteleyememe (impulsivite) ve dikkat sorunlarýyla kendini gösteren bir psikiyatrik bozukluktur. &lt;br/&gt;ÖZELLÝKLER:&lt;br/&gt;*DEHB&quot;in (Dikkat eksikliði ve hiperaktivite bozukluðu) temel özelliði, kalýcý ve sürekli dikkatsizlik belirtileri ve yerinde duramama diye nitelenen aþýrý hareketliliktir. Yürümeye yeni baþlayan bir yada iki yaþýndaki bir çocuðun çok hareketli olmasý geliþimsel olarak beklenen bir durumdur. Ancak onbir yaþýndaki bir çocuðun sýnýfta 10-15 dakika bile yerinde oturamamasý geliþimsel olarak olaðan karþýlanmamaktadýr. Yine de bir yýl içinde sadece birkaç gün aþýrý hareketli olan çocuða bu taný konulamaz. Taný koyma aþamasýnda belirtilerin birden çok ve çeþitli olmasý beklenmekte, sadece unutkan olmak yada arkadaþlarýna dürtüsel davranmak taný için yeterli kabul edilmemektedir &lt;br/&gt;*DEHB tanýsý için çocuðun geliþim süreci, týbbi özgeçmiþi, DEHB&quot;in ailedeki geçmiþi, eðitimsel özgeçmiþ, sosyo-ekonomik ve psikolojik özellikler, çocuðun ve velinin birlikte gözlenmesi, test ve ölçeklerin uygulanmasý baþlýca ele alýnan konulardýr. &lt;br/&gt;*DEHB&quot;li çocuklarýn büyük çoðunluðu ayný özellikler göstermesine raðmen, tedavi boyutunda bireysel özellikleri nedeniyle yapýlacak etkinlikler farklýlýk gösterir. &lt;br/&gt;*DEHB&quot;i olan çocuk çoðunlukla birinci çocuktur. &lt;br/&gt;*Aþýrý konuþkan ve gürültücü bu çocuklarýn anneleri de normalden daha konuþkandýr &lt;br/&gt;*Annelerinin yaþlarý ortalamadan küçüktür. &lt;br/&gt;*Aile içinde bu problemin görülme sýklýðý normal populasyona göre daha fazladýr. &lt;br/&gt;*Anne babalarýnda alkolizm, psikopati ve depresyon daha sýklýkla görülür. &lt;br/&gt;*Boyu ve kilosu yaþýna göre ortalamanýn altýndadýr. &lt;br/&gt;*Acýya dayanýklýlýk görülebilir. &lt;br/&gt;*Titizliði ve takýntýlarý vardýr (obsesif-kompulsif tepkiler). &lt;br/&gt;*El yazýsý bozuktur. Sýnýfta kalma oraný normal çocuklara göre iki-üç kat daha fazladýr. &lt;br/&gt;*Santral sinir sistemi daha az geliþmiþtir (EEG&quot;de yavaþ dalga faaliyetleri görülmektedir). &lt;br/&gt;*Bireysel olarak uygulanan IQ testlerinde biliþsel geliþim olduðundan daha düþük görülmektedir, Bunun nedeni zihinsel geliþim için gerekli odaklanma eksikliði ve zihin tembelliðidir. &lt;br/&gt;*Erkeklerde aþýrý hareketlilik ve dürtüsellik belirtileri daha çok görülmekte iken, kýzlarda dikkatsizlik daha çok görülmektedir. &lt;br/&gt;*Bir yandan çocukluk dönemleri boyunca yaramaz olarak nitelenip davranýþ bozukluklarý yanlýþ deðerlendirilmekte ve önemsenmemektedir. Diðer yandan her yaramazlýk davranýþý hiperaktif bozukluk demek deðildir. &lt;br/&gt;Dikkat Eksikliði ve Hiperaktivite Konusunda Doðrular ve Yanlýþlar: &lt;br/&gt;oDEHB&quot; nin, (Dikkat Eksikliði ve Hiperaktivite Bozukluðu) nörobiyolojik bir temeli vardýr ve bu yüzden DEHB&quot; li çocuklar yalnýzca týbbi tedavi görmelidir. Ýlaçla tedavi gören DEHB&quot;li çocuklarýn %70-80&quot;ninde belirtilerde azalma görülmektedir. Ancak belirtilerde azalma olmasý bozukluðun ortadan kalkmasý ile eþ anlamlý deðildir. Ýlaçla tedavi çocuk psikiyatristi gerek görüyorsa sözkonusu olmalýdýr. Bunun yaný sýra davranýþsal ve akademik geliþme saðlanmasý için psiko-eðitimsel yardýmlara gereksinimi vardýr. Aksi takdirde ilaçla tedavi amacýna ulaþmamaktadýr. &lt;br/&gt;oDEHB gerçekte mevcut deðildir, bu durum çocuklarýný disipline edemeyen anne babalarýn hatasýdýr. Bilimsel araþtýrmalar DEHB&quot;in biyolojik temelli bir bozukluk olduðunu ortaya koymaktadýr, ancak nedenleri tam olarak anlaþýlamamýþtýr. Davranýþ denetlemek için beyin tarafýndan kullanýlan nörotransmitterlerin dengesizliði ve merkezi sinir sistemindeki anormal glikoz metabolizmasýndan kaynaklandýðý ileri sürülmektedir. &lt;br/&gt;oDEHB temel olarak kötü ana babalýktan ve disiplin eksikliðinden kaynaklanmaktadýr ve bütün DEHB&quot; li çocuklarýn gerçekte ihtiyaç duyduklarý þey böyle yapmacýk tedaviler deðil eski tarz bir disiplindir. Bazý anne babalar çocuðun yanlýþ davranýþýnýn onun ahlaki bir sorunu olduðunu düþünürler zaman zamanda kendilerinde kabahat bulurlar. Týbbi bir müdahale uygulamadan sadece disiplin yöntemleri uygulamanýn DEHB&quot;li çocuðun davranýþýný iyileþtirmekten ziyade iyice kötüleþtirdiðini gösteren aile etkileþim araþtýrmalarý vardýr. &lt;br/&gt;oDEHB yanlýþ tutumlar sonucu oluþur. Zayýf beslenme, þeker, katký maddeleri, olaðan ölçülerde kurþun, olumsuz ana baba tutumu DEHB&quot; e yol açmaz. DEHB genetik ve biyolojik temellidir. Bununla birlikte anne babalarýn davranýþlarý çocuðun DEHB davranýþlarýný denetleme becerilerini etkileyebilir. Ayrýca bazý araþtýr</description></item><item><title>ÇOCUKLARDAKÝ PSÝKOLOJÝK BOZUKLUKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklardaki-psikolojik-bozukluklar-436938.html</link><description>ÇOCUKLARDAKÝ PSÝKOLOJÝK BOZUKLUKLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;UYUM: Bireyin sahip olduðu özelliklerin kendi benliði ile ve içinde bulunduðu çevre arasýnda dengeli bir iliþki kurabilme ve sürdürebilmesidir. &lt;br/&gt;UYUMSUZ ÇOCUKLAR: Kendi benliði ve çevresiyle dengeli ve etkili iliþki kurma,geliþtirme ve sürdürebilmede güçlük çeken ve bu yüzden geliþimleri sekteye uðrayan ve çevresindekilerin olaðan çabalarý ile düzelmeyen davranýþ kalýplarýna sahip olan çocuklara denir. &lt;br/&gt;UYUMSUZLUÐUN NEDENLERÝ:&lt;br/&gt;1.Kalýtým : uyumsuzluðun ortaya çýkmasýnda kalýtýmýn etkili olduðu bilinmekle beraber,uygun eðitim ortamý ve koruyucu davranýþlarla bu etkinin ortadan kaldýrýlacaðý ya da en aza indirileceði bir gerçektir.&lt;br/&gt;2.Bedensel Nedenler: Uzun süren hastalýklar (epilepsi,beyin zedelenmeleri.zeka engelleri,saðýrlýk,körlük...)&lt;br/&gt;3.Temel gereksinimlerinin doyurulmamasý: Biyolojik ve fizyolojik,psikolojik ve sosyolojik.&lt;br/&gt;4.Yanlýþ Eðitim: Anne-babanýn yanlýþ tutumlarý,otoriter olma ya da aþýrý hoþgörü,ceza,dayak,tutarsýz eðitim...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇOCUKLARDA SIKLIKLA GÖRÜLEN BOZUKLUKLAR:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.ÖÐRENME GÜÇLÜKLERÝ&lt;br/&gt;2.KEKELEME &lt;br/&gt;3.FONOLOJÝK BOZUKLUK &lt;br/&gt;4.DÝKKAT EKSÝKLÝÐÝ VE HÝPERAKTÝVÝTE BOZUKLUÐU&lt;br/&gt;-ÖÐRENME GÜÇLÜÐÜ&lt;br/&gt;    Çocuklardaki öðrenme güçlüðü bazý alanlarda çocuðun zeka düzeyi ve yaþýna uygun geliþim düzeyinin çok altýnda baþarý göstermesi ile karakterizedir. Bu alanlar  matematik öðrenme güçlüðü , yazýlý anlatým güçlüðü ,okuma güçlüðü þeklinde özetlenebilir.&lt;br/&gt;    Özel öðrenme güçlüklerinin görünümü çocuðun zeka seviyesi normal olmasýna raðmen yukarýda bahsedilen alanlarda gerekli performansý- baþka bir psikiyatrik veya organik bir neden olmadan-gösterememesidir. &lt;br/&gt;    Özel öðrenme güçlüklerinin tanýsý klinik görünüm ve yapýlan testlerle belli olmaktadýr.Özel öðrenme güçlüðünün ayrýcý tanýsýnda okullardaki normal olarak geliþen sapmalar ,eðitim ve öðretimde  fýrsat eksikliði , çocuða verilen yetersiz öðrenim durumu göz önüne alýnmalýdýr. Ayrýca görme ve iþitme veya herhangi bir duyu bozukluklarýnda , zeka problemi olan çocuklarda , yaygýn geliþimsel geriliði olan çocuklarda görülen o bozukluða baðlý öðrenme güçlüðünden bu mevcut durum ayýrt edilmelidir.&lt;br/&gt;   Okuma bozukluðunda çocuðun zeka düzeyi ve aldýðý eðitim göz önüne alýndýðýnda çocuðun ondan beklenen seviyenin  önemli derecede altýnda okuma becerisi göstermesidir. Okuma bozukluðu olan çocuklarda sesli okumada çarpýklýklar , yanlýþ sözcük kullanma  ve sözcük atlamalarý olur. Okuma bozukluðu yüksek IQ ile beraberse , erken taný ve tedavi ile sonuç iyi olmaktadýr.&lt;br/&gt;    Matemetik ve yazýlý anlatým bozukluðunda da okuma bozukluðunda olduðu gibi IQ seviyesi ve aldýðý eðitim göz önüne alýndýðýnda önemli derecede yetersizlik görülür.Bu durum çocuðun okul performansýný ders baþarýsýný önemli derecede etkiler , Aileler normalde çocuklarýnýn zeka düzeyine baktýklarýnda belli bir baþarý beklemelerine karþýn çocuklardan yukarýda bahsedilen alanlarda önemli derecede sýkýntý olmaktadýr. Bu durumda çocuðun kendi özgüveni bozulmakta , aile ile olan iliþkilerde sorunlar yaþanmaktadýr.&lt;br/&gt;    Özel öðrenme güçlüklerine baþka psikiyatrik durumlar da eþlik edebilir. Özellikle dikkat eksikliði ve hiperaktivite bozukluðu ile sýk bir þekilde bir arada olabilir. Bu iki durumun ayýrýcý tanýsý bazý standart testler ve çocuðun klinik durumu ile kesinleþtirilmektedir.   Tedavide özel öðrenme güçlüðüne yönelik eðitimin verilmesi ile tedavi gerçekleþebilir. Ancak bu durumun tedavisi uzun bir süre almakta , bazý problemler yaþam boyu devam edebilmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-KEKELEME BOZUKLUÐU&lt;br/&gt;    Çocuðun konuþmasýnýn zamanlamasýnda ve akýcýlýðýnda bozulma sözkonusudur,seslerin ve hecelerin sýk uzatýlmasý ve tekrar edilmesi olabilir. Hece ve kelimeleri söylerken duraklama olabilir .Bazan söyleyemediði kelimeyi konuþmamak için kiþi baþka kelimeler kullanmaya çalýþabilir. Kelime yinelemeleri olabileceði gibi hece yinelemeleride olabilir.&lt;br/&gt;                 Genelde 2-4 yaþlarý arasýnda olan kekemelik normal olarak karþýlanýr . Kekemeliðin %90 geçici olmakla beraber %10 kadarý kalýcý olabilir . Israr eden</description></item><item><title>ÇOCUKTA TEMÝZLÝK ALIÞKANLIÐI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocukta-temizlik-aliskanligi-354303.html</link><description>ÇOCUKTA TEMÝZLÝK ALIÞKANLIÐI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AÝLE :                                                                                                            Çocukta bütün alýþkanlýklarda olduðu gibi temizlik alýþkanlýðý da ailede baþlar.Çocuklara temizlik alýþkanlýðýný aile küçük yaþlardan itibaren düzenli bir þekilde vermeye baþlamalýdýr.Yapýlan araþtýrmalara göre aile öz bakým becerilerinden tuvalet alýþkanlýðýný çocuklarýn cinsiyetini gözetmeksizin düzenli bir þekilde vermektedir.Ellerini yýkamayý,banyo  yapmayý,kendi tertip ve düzenlerini yine cinsiyete bakýlmaksýzýn bu alýþkanlýklar kazandýrýlmaya çalýþýlmaktadýr.&lt;br/&gt;     Aileye düþen diðer önemli bir görevde çocuða doðumundan itibaren temiz bir ortam hazýrlayýp çocuða örnek olmasýdýr, ayrýca çocuða dini eðitim verilirken de dinimizin (ülkemiz açýsýndan) temizliðe verdiði önemi çocuða aþýlamalýdýr.</description></item><item><title>ERÝTEMA NODOZUM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?eritema-nodozum-444273.html</link><description>ERÝTEMA NODOZUM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Taným&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alt ekstremitelerde &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akut inflamatuar nodül ve plaklar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Reaktif dermatoz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tipleri&lt;br/&gt;Akut&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kronik&lt;br/&gt;Epidemiyoloji&lt;br/&gt;20 - 45 yaþ en sýk&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadýn / Erkek &amp;#61664; 3 / 1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Puberte öncesi &amp;#61664; kadýn = erkek    &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Etyoloji&lt;br/&gt;Bakteriyel&lt;br/&gt;    - Streptokok infeksiyonlarý&lt;br/&gt;    - Tüberküloz &lt;br/&gt;    - Yersinia enterokoliti&lt;br/&gt;    - Mikoplasma pnomonisi&lt;br/&gt;    - Lepra &lt;br/&gt;    - Leptospiroz&lt;br/&gt;    - Tularemi&lt;br/&gt;    - Kamplobakter koliti&lt;br/&gt;       &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fungal &lt;br/&gt;   - Koksidyoidomikozis&lt;br/&gt;   - Histoplazmozis&lt;br/&gt;   - Blastomikozis&lt;br/&gt;   - Dermatofitozis&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Viral ve Klamidyal&lt;br/&gt;    - Ýnfeksiyöz mononükleoz&lt;br/&gt;    - Lenfogranüloma venereum&lt;br/&gt;    - Psittakoz&lt;br/&gt;    - Hepatit B&lt;br/&gt;    - Sütçü nodülü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýlaçlar&lt;br/&gt;   - Sülfonamidler&lt;br/&gt;   - Oral kontraseptifler&lt;br/&gt;   - Altýn&lt;br/&gt;   - Tiyomalat&lt;br/&gt;   - Bromür&lt;br/&gt;   - Ýyot&lt;br/&gt;   - Sülfanilüre&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Enteropatiler&lt;br/&gt;       - Kolitis ülseroza&lt;br/&gt;      - Crohn hastalýðý&lt;br/&gt;Malign Hastalýklar&lt;br/&gt;       - Lenfoma&lt;br/&gt;      - Lösemi&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Behçet&lt;br/&gt;Sarkoidoz&lt;br/&gt;Ýdiyopatik &amp;#61664; % 50 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Klinik&lt;br/&gt;Semptomlar&lt;br/&gt;    - Geçirilmiþ ÜSYE&lt;br/&gt;    - Ateþ yüksekliði&lt;br/&gt;    - Genel vücut aðrýsý, halsizlik&lt;br/&gt;    - Artralji&lt;br/&gt;    - Sýcak, duyarlý, aðrýlý þiþlikler&lt;br/&gt;    &lt;br/&gt;Tipik Lezyon&lt;br/&gt;3 - 20 cm. çapýnda, 5 - 10 tane &lt;br/&gt;Sýnýrlarý belirgin olmayan, infiltre&lt;br/&gt;Deri seviyesinde veya deriden kabarýk &lt;br/&gt;Düzgün yüzeyli&lt;br/&gt;Yuvarlak veya oval&lt;br/&gt;Aðrýlý&lt;br/&gt;Simetrik, nodül ve plaklar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yerleþim&lt;br/&gt;Tibia önyüzü, diz çevresi en sýk&lt;br/&gt;Femoral bölge, kollarýn ekstansör yüzleri&lt;br/&gt;Yüz ve boyun&lt;br/&gt;Laboratuar&lt;br/&gt;Lökosit &amp;#61664; normal, artmýþ&lt;br/&gt;CRP artmýþ&lt;br/&gt;ESH artmýþ&lt;br/&gt;Alfa 2 Globulin artmýþ&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;Seyir ve Prognoz&lt;br/&gt;3 - 6 hafta &lt;br/&gt;Spontan iyileþme&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ayýrýcý Taný&lt;br/&gt;Pannikulit&lt;br/&gt;Eritema induratum&lt;br/&gt;Noduler vaskulit&lt;br/&gt;Sifilitik gom&lt;br/&gt;Sweet sendromu&lt;br/&gt;Yüzeyel gezici tromboflebit&lt;br/&gt;Subkutanöz tüberkülozis&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tedavi&lt;br/&gt;Yatak istirahati&lt;br/&gt;Islak pansuman&lt;br/&gt;NSAI&lt;br/&gt;Potasyum iyodür&lt;br/&gt;Steroid ( Oral, intralezyonel )&lt;br/&gt;Antimalaryal ilaçlar&lt;br/&gt;Kolþisin&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kronik Eritema Nodozum&lt;br/&gt;Yaþlý kadýnlarda sýk&lt;br/&gt;Artralji dýþýnda sistemik semptom görülmez &lt;br/&gt;Diðer hastalýklarla birlikteliði  yoktur&lt;br/&gt;Unilateral, aðrýsýz, tek, gezici, subkutan nodül ve annüler plaklar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Histopataloji&lt;br/&gt;Akut E.N erken lezyonlarda &lt;br/&gt;   - Septumlardan periferik yað lobüllerinin periferine uzanan ödem ve infiltrasyon   &lt;br/&gt;   - Ýlk 48 saatte nötrofilik infiltrasyon&lt;br/&gt;   - 48 saatten sonra lenfohistiyositik infiltrat&lt;br/&gt;   - Miescher nodülleri&lt;br/&gt;   - Septal venül duvarýnda ödem ve miks hücre infiltrasyonu</description></item><item><title>UYUMSUZ ÇOCUKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uyumsuz-cocuklar-343850.html</link><description>UYUMSUZ ÇOCUKLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-TANIM VE SINIFLANDIRMA&lt;br/&gt;Eðitimde ve psikolojide bir çok terimin tanýmýný yapmak çok zordur. Ayný durum uyumsuz çocuklarýn tanýmý için de geçerlidir. Bu tanýmlarý yaparken karþýlaþýlan zorluklarý Hallahan;&lt;br/&gt;*Ruh saðlýðýnýn uygun bir tanýmýnýn olmayýþý,&lt;br/&gt;*Uyumsuz davranýþlara iliþkin kuramsal yaklaþýmlar arasý farklýlýklar,&lt;br/&gt;*Duygu ve davranýþlarý ölçmedeki güçlükler,&lt;br/&gt;*Normal ve uyumsuz çocuklarýn duygu ve davranýþlarýndaki deðiþiklikler,&lt;br/&gt;*Uyumsuz ve diðer özür gruplarý arasýndaki iliþkiler&lt;br/&gt;*Çocuklarý sýnýflandýran ve onlara hizmet veren meslek kuruluþlarýnýn iþlevlerindeki farklýlýklar,&lt;br/&gt;*Davranýþlara yönelik sosyal ve kültürel beklentiler,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çeþitli &quot;Uyumsuz Çocuk&quot; Tanýmlarý:&lt;br/&gt;Kaufmann; davranýþlarý  baþkalarýnýn beklentilerine ya da kendi beklentilerine uygun olmayan çocuklardýr.&lt;br/&gt;Çaðlar (1981); kendi benliði  ve çevresiyle dengeli ve etkili iliþki kurma, geliþtirme ve sürdürmede güçlük çeken ve bu yüzden geliþmeleri sekteye uðrayan, çevresindekilerin olaðan iliþkileri ile düzeltilmeyen davranýþ kalýplarýna sahip çocuklardýr þeklinde  tanýmlamýþtýr.&lt;br/&gt;Arý; çocuklarýn uzun süren nevrotik ve psikotik tipteki bozukluklarý da uyum bozukluklarý olarak tanýmlamaktadýr.&lt;br/&gt;MEB; zaman zaman çeþitli etkenlerden dolayý çevresiyle dengeli iliþki kurma ve sürdürmede güçlük çeken çocuklardýr&lt;br/&gt;Nazik; kendi benliði ile ve çevresiyle dengeli ve etkili iliþki kurma, geliþtirme ve sürdürmede güçlük çeken ve bu yüzden geliþmeleri yeterli olmayan, çevresindekilerin, normal iliþkileri ile düzeltilemeyen davranýþ kalýplarýna sahip çocuklardýr (Nazik, 1981).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1- Özel Eðitim Konseyinde, çocuklarýn uyumsuzluklarý dört ana kümede toplanmaktadýr.(Ersoy, Avcý;1981)&lt;br/&gt;a) Davranýþ Bozukluklarý: Sürekli hýrçýnlýk, sinirlilik, geçimsizlik, kavgacýlýk, okuldan kaçma, çalma, yangýn çýkarma, sürekli baþ kaldýrma ve kurallarý çiðneme gibi belirtiler bu kümede toplanýr. Davranýþ bozukluklarý, çocuðun çeþitli ruhsal ve bedensel nedenlere baðlý olarak, iç çatýþmalarýný davranýþýna aktarmasý sonucu ortaya çýkar. Baþka bir deyiþle, bu çocuklarýn çevresiyle iliþkileri sürekli olarak gergin ve sürtüþmelidir.&lt;br/&gt;b) Duygusal Bozukluklar: Bu kümede yer alan sorunlar, çocuðun çevresinden çok kendisini tedirgin eden ruhsal belirtilerdir.Korkular, kuruntular, saplantýlý düþünceler, uyku bozukluklarý, kekemelik, seyirceler ve benzer sorunlardýr. Bu belirtileri gösteren çocuklar çevreleriyle iliþkileri çok bozuk olmayan, gergin, güvensiz ve çekingen çocuklardýr. (Yörükoðlu, 1998)&lt;br/&gt;c) Alýþkanlýk Bozukluklarý: Parmak emme, mastürbasyon, gece iþemeleri, dýþký kaçýrma gibi alýþkanlýklarýn düzensizliði ilgili belirtiler bu kümede toplanýr. (Yörükoðlu,1998)&lt;br/&gt;d) Aðýr Ruhsal Bozukluklar: Çocuðun uyumunu ve gerçeði deðerlendirmesini her alanda ve sürekli olarak bozan ruhsal hastalýklar bu kümede yer almaktadýr. Bu bozukluklarýn her birinin tek baþýna gözlenmesi çocuðun uyumsuz olduðunu kanýtlamaz. Burada önemli olan çocuðun içinde bulunduðu geliþim dönemi, gözlenen belirtilenin sýklýðý ve sürekliliðidir.Geliþimin çeþitli basamaklarýnda çocuklarýn karþýlaþtýðý sorunlar çok çeþitlidir. Bunlarýn bir çoðu döneme özgü olan ve yaþ ilerledikçe kendiliðinden geçebilecek sorunlar olduðu gibi anne - babanýn desteði ile çözümlenecek nitelikte de olabilir. Ancak bu sorunlar yanlýþ deðerlendirilir ve uygun desteði bulamaz, anne - baba ya da öðretmenin tutumu yanlýþ olursa pekiþip büyüyebilir. Ayrýca stres altýndaki çocuklar da yukarýda sözü edilen bozukluklardan herhangi birini gösterebilir. (Ersoy, Avcý; 1981)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Normallik Ölçütleri&lt;br/&gt;Çocuk ve gencin davranýþýnýn normal mi yoksa davranýþ bozukluðu mu olduðunun belirlenmesi için bazý ölçütler gerekir.&lt;br/&gt;Bu ölçütler:&lt;br/&gt;1-Yaþa uygunluk,&lt;br/&gt;2-Sapan davranýþýnýn yoðunluðu&lt;br/&gt;3-Süreklilik,&lt;br/&gt;4-Cinsel rol beklentisi,&lt;br/&gt;5-Kültürel faktörler, þeklinde özetlenebilir.&lt;br/&gt;1) Yaþa Uygunluk: Çocuðun yaþý ve geliþimindeki yeri onun davranýþýnýn normalliðini belirlemede önemli rol oynar. Bazý spesifik korkularýn geliþimiyle, ebeveyn dikkatini üzerine çekme arzusu dört y</description></item><item><title>ALERJÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?alerji-394586.html</link><description>ALERJÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çevremizde yaygýn olarak bulunan alerjenlere bazý kiþiler diðerlerinden daha fazla duyarlý olup (atopik kiþiler) onlara karþý alerjik (allerjik) olmayan normal kiþilerden (atopik olmayan) çok daha abartýlý bir reaksiyon verirler. Bu duruma alerji (allerji) denilmektedir.  Toplumda yaþayan bireylerin yaklaþýk %30&quot;u alerjik tabiattadýr. Bu kiþiler duyarlý olduklarý bazý alerjenlere karþý özel E tipi antikorlar aracýlýðýyla abartýlý bir reaksiyon oluþturabilme yeteneðindedirler.  Bu tip antikorlara baðlý olarak bazen deðiþik alerjik hastalýklar ortaya çýkabilir. Ancak tek baþýna alerjik bünyeye sahip olmak, yani atopik olmak bir hastalýk olmayýp alerjik hastalýklara bir çeþit aday olma, yatkýn olma durumudur.  Alerjik Belirtiler&lt;br/&gt;Alerji belirtileri çok çeþitli olup tutulan hedef organa baðlý olarak geliþir. &lt;br/&gt;Burun týkanýklýðý, &lt;br/&gt;Sabahlarý hapþýrýk krizleri, &lt;br/&gt;Burun akýntýsý, &lt;br/&gt;Gözlerde yanma -batma, &lt;br/&gt;Geniz akýntýsý, &lt;br/&gt;Öksürük, &lt;br/&gt;Nefes darlýðý, &lt;br/&gt;Hýrýltý, kaþýntý, &lt;br/&gt;Döküntü, &lt;br/&gt;Dudakta -dilde þiþme, &lt;br/&gt;Tekrarlayan orta kulak iltihaplarý, &lt;br/&gt;Sinusit. &lt;br/&gt;Alerjik Hastalýklar&lt;br/&gt;Astým, alerjik burun nezlesi ve sinüzit, alerjik göz nezlesi, burun polipleri, alerjik orta kulak iltihabý, ürtiker ve egzema gibi alerjik deri hastalýklarý, gýdalara baðlý alerjik reaksiyonlar, çeþitli ilaç ve kimyasallar ile arý ve böcek sokmalarýna baðlý alerjik (allerjik) reaksiyonlar alerjik hastalýklarýn arasýnda öncelikli olarak sayýlmasý gerekenlerdir.   Allerjik Rinit ( Saman Nezlesi)&lt;br/&gt;En sýk görülen alerjik hastalýkdýr. Toplumun % 25&quot;ini etkilemektedir.  Burunda kaþýntý, hapþýrma, burun týkanýklýðý, boðazda kaþýntý, gözlerde yanma- batma, eniz akýntýsý tipik belirtileridir. &lt;br/&gt;Yýl boyu sürebildiði gibi mevsimsel ( bahar aylarýnda) de olabilmektedir. &lt;br/&gt;Saman nezlesi olan hastalar x3 daha fazla astým olma riski taþýmaktadýr. .  Nedenleri &lt;br/&gt;Ev tozu( mite)&lt;br/&gt;Polenler&lt;br/&gt;Küf mantarlarý&lt;br/&gt;Kedi-köpek tüyü&lt;br/&gt;Boyalý, katký maddeli gýdalar &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tanýsý: &lt;br/&gt;Sorumlu allerjnin saptanmasý için cilt alerji</description></item><item><title>ÇOCUK HASTALIKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-hastaliklari-347628.html</link><description>ÇOCUK HASTALIKLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bogmaca &lt;br/&gt;________________________________________&lt;br/&gt;Döküman Içerigi &lt;br/&gt;Bogmaca nedir ? &lt;br/&gt;Bogmacaya kimler yakalanir ? &lt;br/&gt;Bogmaca nasil yayilir ? &lt;br/&gt;Bogmacanin belirtileri nelerdir ? &lt;br/&gt;Belirtiler ne zaman ortaya çikar ? &lt;br/&gt;Hasta kisi bakteriyi ne zaman ve ne kadar süre ile yaymaya devam eder ? &lt;br/&gt;Bogmaca bagisiklik birakir mi ? &lt;br/&gt;Bogmacadan korunma için asi var midir ? &lt;br/&gt;Bogmacanin komplikasyonlari var midir ? &lt;br/&gt;Hastaligin yayilmasi nasil önlenebilir ? &lt;br/&gt;________________________________________&lt;br/&gt;Bogmaca nedir ? &lt;br/&gt;Bogmaca Bordetella Pertusis adli bakterinin neden oldugu üst üste inatçi ve bogulur tarzsa siddetli öksürük ile kendini gösteren, solunum yollarinin ciddi bir hastaligidir. &lt;br/&gt;Bogmacaya kimler yakalanir ? &lt;br/&gt;Bogmaca asisinin uygulanmadigi toplumlarda çocuklarda sik olarak görülür. Bagisik olmayan herkes hastaliga karsi hassastir. Bütün solunum yolu enfeksiyonlari gibi kis aylarinda sik olarak görülür. Her yasta olabilir ancak vakalarin çogu 7 yasindan küçük çocuklardir. &lt;br/&gt;Bogmaca nasil yayilir ? &lt;br/&gt;Bogmaca çok bulasici bir hastaliktir. Hasta kisilerin burun ve bogaz çikartilari ile dogrudan temas ve hava yolu ile bulasir. &lt;br/&gt;Bogmacanin belirtileri nelerdir ? &lt;br/&gt;Hastalik nezle, kuru öksürük, hafif ates ile üst solunum yollarinin basit bir enfeksiyonu gibi baslar. Öksürük giderek artar, özellikle geceleri tutar ve 8-10 cu güne dogru soluk verme sirasinda 5-10 kez arka arkaya öksürük gelmeye baslar. Arka arkaya gelen öksürükler sonrasinda çocuk derin ve sesli olarak nefes alma ihtiyaci gösterir. Bu görüntü onun boguluyormus gibi bir hal almasina neden olur. Öksürük nöbeti sirasinda hasta kizarir, morarir, gözler firlar dil disari sarkar. Çocuklarda hemen daima öksürük nöbeti sonrasi kusma olur. Bogmacali hastalarin alt göz kapaklari sistir. Bu durum iki hafta kadar sürer ve öksürük nöbetleri seyrekleserek hasta göreceli olarak normale dogru gider. &lt;br/&gt;Belirtiler ne zaman ortaya çikar ? &lt;br/&gt;Hastalik bakterinin alinmasindan ortalama 7-10 gün sonra ortaya çikar. Bu süre 5 güne kadar azalabilecegi gibi 15 güne kadar da uzayabilir. &lt;br/&gt;Hasta kisi bakteriyi ne zaman ve ne kadar süre ile yaymaya devam eder ? &lt;br/&gt;Bakteri hasta kisinin bogaz ve burun salgilari ile bulasmaktadir. Bogmaca geçirmekte olan kisi ile ayni evde kalan ya da ayni mekani paylasan hassas çocuklar hava yolu ile bakteriyi alirlar. Bulasicilik öksürüklerin devam ettigi 4-6 hafta boyunca devam eder. &lt;br/&gt;Bogmaca bagisiklik birakir mi ? &lt;br/&gt;Evet. Bogmaca geçirenlerde uzun bir süre bagisiklik kalir. Nadiren yillar sonra hastaliga tekrar yakalanan kisiler vardir. &lt;br/&gt;Bogmaca korunma için asi var midir ? &lt;br/&gt;Evet. Bogmaca asi ile korunulabilir bir hastaliktir. Tüm çocuklar yasamlarinin ilk yilinda bogmaca hastaligina karsi 2, 3 ve 4 cü aylarinda olmak üzere 3 kez asilanmalidir. Asi genelde difteri ve tetanos asilari ile birlikte karma asi seklinde yapilir. 1.5 yasinda tekrar hatirlatici dozu yapilmalidir. &lt;br/&gt;Bogmacanin komplikasyonlari var midir ? &lt;br/&gt;Bogmaca özellikle 3 yasindan küçük çocuklarda solunum sitemi, merkezi sinir sitemi ve sindirim siteminde geçici yada kalici ciddi komplikasyonlara neden olabilir. &lt;br/&gt;Hastaligin yayilmasi nasil önlenebilir ? &lt;br/&gt;Hastaligin yayilmasinin önlenmesinde tek araç toplumda yüksek oranda asilama oranlarina ulasilmasidir. Hasta kisilerin hassas kisilerle temas etmesinin önlenmesi önerilir. &lt;br/&gt;Difteri ( Bogaz Difterisi) &lt;br/&gt;________________________________________&lt;br/&gt;Döküman Içerigi &lt;br/&gt;Difteri nedir ? &lt;br/&gt;Difteriye kimler yakalanir ? &lt;br/&gt;Difteri nasil yayilir ? &lt;br/&gt;Difterinin belirtileri nelerdir ? &lt;br/&gt;Belirtiler ne zaman ortaya çikar ? &lt;br/&gt;Hasta kisi bakteriyi ne zaman ve ne kadar süre ile yaymaya devam eder ? &lt;br/&gt;Difteri bagisiklik birakir mi ? &lt;br/&gt;Difteriden korunma için asi var midir ? &lt;br/&gt;Difterinin komplikasyonlari var midir ? &lt;br/&gt;Hastaligin yayilmasi nasil önlenebilir ? &lt;br/&gt;________________________________________&lt;br/&gt;Difteri nedir ? &lt;br/&gt;Difteri Corynebacterium diphteriae adli basilin siklikla bogazda yerlesmesi ile meydana gelen ciddi bir hastaliktir. Basil burun ve deride de yerlesip hastaliga neden olabilir. Il</description></item><item><title>OUN VE COCUK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?oun-ve-cocuk-344228.html</link><description>OYUN ve ÇOCUK&lt;br/&gt;Oyun bireyin fiziksel ve zihinsel yeteneklerini geliþtirici , hayatý zevkli kýlýcý , sanatsal ve estetik nitelikleri  ve beceriyi geliþtirici etkinliklerdir.  Zamanýmýzda pedagoji alanýnda oyun, büyük bir önem taþýr; çoðu zaman çocuðun temel ilgilerini ve eðilimlerini, psikolojik güçlüklerini çözmeye yardým eder. &lt;br/&gt;Oyun çocuðun gerçek hayatýdýr.Oyun oynayan çocuk , kendinden geçer ve gerçek kiþiliðini ortaya koyar.Ýzleyene kendini her yönüyle tanýtýr.Liderler, pýsýrýklar, mýzýkçýlar, kavgacýlar, idareciler, tembeller, çalýþkanlar vb. oyun yardýmýyla kolayca tanýnýrlar.  Ýyi bir öðretmen çocuðun davranýþlarýný gözleyerek onun kiþiliðini oyun yardýmýyla  en iyi biçimde deðerlendirme olanaðýna kavuþacaktýr. &lt;br/&gt;Oyun, çocuðun hareket ihtiyacýný karþýladýðý bir metottur.Çocuk,oynarken iki þeyin etkisindedir.Birincisi;içinde bulunduðu aile,doðal ve kültürel çevre,ikincisi;genetik olarak,taþýdýðý,zeka,algýlama,yorumlama,yaratma ve sosyal reaksiyon özelliklerdir. &lt;br/&gt;Okul çaðýndaki oyunlar ilk yaþtakilere oranla daha bilinçli,daha disiplinli ve daha toplu oyunlardýr. Hele bu oyunlar annesi babasý gibi sevdiði öðretmeninin nezaretinde olursa, çocuk için daha etkili olur. Öðretmene kendini kabul ettirme,onun önünde baþarýya ulaþma, galip gelme motivasyonlarý taþýr. &lt;br/&gt;Sýnýfta gürültünün en yoðun olduðu dönem dersin baþlangýcýdýr. Okullarda teneffüs süresi kýsa olduðu için teneffüste rahatlayan, arkadaþlarýyla iletiþime baþlayan, oyundan dönen öðrenciler bir süre bu davranýþlarýna sýnýfta da devam ederler. Bu nedenle öðretmen sýnýfa girdiði zaman öncelikle öðrencileri dersi dinlemeye ve öðrenmeye hazýr hale getirmesi gerekir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EÐÝTSEL OYUNLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Oyunlar öðrencilere neþeli ve rahat bir ortam saðlamakta, sýnýf içi çalýþmalarda deðiþiklik getirmektedir. Eðitsel oyunlarla derste konular, ilgi çekici duruma getirilebilir,en pasif öðrencilerin bile bu etkinliklere katýlmalarý saðlanabilir. &lt;br/&gt;Diðer taraftan oyunlarda çocuk kendini oyun arkadaþlarýnýn yerine koyar ve onun nasýl davranacaðýný önceden tahmin edebilir. Piaget&quot;e göre çocuk karþýsýndaki kiþinin reaksiyonlarýný dikkate alarak kendini davranýþlarýný düzenleme ve verilen problem durumu düþünerek çözebilme yeteneðine ancak 11-12 yaþlarýnda ulaþabilir .&lt;br/&gt;Oyunlar problem çözme, karar verme gibi becerilerin öðretilmesinde kullanýlýr.Burada öðretmenin hedeflere uygun bir oyun seçmesi önem taþýmaktadýr.Öðretimsel .bir oyunun kendine özgü kurallarý, yapýsý, kazananlarýn ve kaybedenlerin belirlendiði bir yöntemi vardýr.  Düzenlenmiþ oyun, genel bilgi öðretmek ve dili geliþtirmek için iyi bir öðretim metodudur.Yönlendirilmiþ oyun; faaliyetleri, egzersizleri, vücudu tanýma oyunlarýný ve resim bilimini içine alýr. Bazý oyunlar hareketlerde ustalýk yerine bilgiye, zekaya dayanýr.Bilmece bulmaca gibi.Bu oyunlar da araç-gereçlerle oynanýr.Genellikle baþkalarýyla birlikte oynanan oyunlar zekamýzý ve becerilerimizi ortaya koyar. &lt;br/&gt;Her yaþ grubu varlýðý-insaný, oyun oynama güdüsünü tatmak ister.Öðretim ortamýnda öðretmen çocukta daha baskýn olan bu güdüyü eðitsel amaçlarýna ulaþmak için bir araç olarak kullana bilmelidir.Öðretimde oyun tekniði yardýmý ile konular ve etkinlikler ilgi çekici hale getirilebilir.Oyun tekniðinin uygulanmasý, diðer teknikler oranla daha çok dikkat, yaratýcýlýk, hayal gücü, espri yeteneði ve sentez gücü gerektirir.  &lt;br/&gt;Eðitsel oyunlar, öðrenilen bilgilerin pekiþtirilmesini ve daha rahat bir ortamda tekrar edilmesini saðlayan etkinliklerdir.Eðitsel oyunlar özellikle öðrenmeye yönelik olmalý ve bir amaç için sýnýf içinde uygulanmalýdýr. &lt;br/&gt;Çocuða öðretmekte güçlük çekilen pek çok kurak, oyun sýrasýnda kolaylýkla öðretilebilir. Nesneleri sýralama,düzene koyma karar verme,seçim yapma ve iþbirliði, baþkasýnýn yaptýðýna saygý gösterme gibi kural ve kavramlarý çocuk, oyunlar sýrasýnda farkýna varmadan öðrenir. Oyun hayal gücünü geliþtirir,dil geliþimini saðlar. Bunlarýn yaný sýra oyun, çocuðun çevreyi gerçek yönleriyle tanýma ve araþtýrma i</description></item><item><title>ÇALMA HIRSIZLIK DAVRANIÞI OLAN ÇOCUKLARLA ÇALIÞMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?calma-hirsizlik-davranisi-olan-cocuklarla-calisma-354452.html</link><description>ÇALMA / HIRSIZLIK DAVRANIÞI OLAN ÇOCUKLARLA ÇALIÞMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;GÝRÝÞ1&lt;br/&gt;1. ÇOCUK VE SUÇ2&lt;br/&gt;1.1. Çocuklarýn Suç Ýþleme Nedenleri ve Bu Sürecin Sonuçlarý3&lt;br/&gt;2. ÇOCUKLARDA UYUM VE DAVRANIÞ BOZUKLUÐU4&lt;br/&gt;2.1. Genel Olarak Davranýþ Bozukluklarýnýn Nedenleri4&lt;br/&gt;2.1. Bir Uyum Ve Davranýþ Bozukluðu Olarak Çalma4&lt;br/&gt;2.1.1.  1-7 Yaþlarý Arasýndaki Çocuklarda Görülen Çalma Eylemleri:4&lt;br/&gt;2.1.1.1. Çocuklarda Mülkiyet Kavramýnýn Geliþtirilmesi:6&lt;br/&gt;3. ÇALMA/HIRSIZLIK7&lt;br/&gt;3.1. Çalma Davranýþýnýn Farklý Kuramlarla  Göre Açýklanmasý8&lt;br/&gt;3.1.1. Bruner&quot;in Biliþsel Geliþim Kuramýna Göre Çalma Davranýþýnýn Yorumlanmasý8&lt;br/&gt;3.1.2. Piaget&quot;in Ahlak Geliþim Kuramýna Göre Çalma Davranýþýnýn Yorumlanmasý8&lt;br/&gt;3.1.3. Kohlberg&quot;in  Ahlak Geliþim Kuramýna  Göre Çalma Davranýþýnýn Yorumlanmasý9&lt;br/&gt;3.1.4.Freud &quot;un Ahlak  Geliþim Kuramýna Göre Çalma Davranýþýnýn Yorumlanmasý9&lt;br/&gt;3.2. Çalmanýn Nedenleri10&lt;br/&gt;3.2.1. Hatalý Anne-Baba Tutumlarý10&lt;br/&gt;3.2.1.1. Aþýrý disiplinli tutum10&lt;br/&gt;3.2.1.2.Kýyaslamacý tutum10&lt;br/&gt;3.2.1.3.Paraya Aþýrý Düþkünlük veya Cimrilik10&lt;br/&gt;3.2.1.4.Maddi Cezalar Verme10&lt;br/&gt;3.2.1.5. Gereksinimlerin Giderilmemesi11&lt;br/&gt;3.2.1.6. Önceki Çalma Davranýþýnýn Pekiþtirilmesi11&lt;br/&gt;3.2.2. Deðersizlik ve Özgüven Eksikliði11&lt;br/&gt;3.2.3. Kýskançlýk ve Rekabet Duygularý12&lt;br/&gt;3.2.4. Sevgi ve Ýlgisizlik13&lt;br/&gt;3.3. Çalma Çeþitleri14&lt;br/&gt;3.3.1. Çalýnan Objenin Kullanýlmasý14&lt;br/&gt;3.3.1.1. Yarar Saðlamayan Hýrsýzlýklar:14&lt;br/&gt;3.3.1.2. Cömertlik Hýrsýzlýklarý14&lt;br/&gt;3.3.1.3. Gereksinim Hýrsýzlýklarý14&lt;br/&gt;3.3.2. Patolojik Hýrsýzlýklar14&lt;br/&gt;3.3.2.1.Ýç tepisel (Ýmpulse) Hýrsýzlýklar14&lt;br/&gt;3.3.2.2. Saldýrgan hýrsýzlýklar14&lt;br/&gt;3.3.2.3. Zevk Hýrsýzlýðý15&lt;br/&gt;3.3.2.4. Telafi Hýrsýzlýðý15&lt;br/&gt;3.3.3. Kleptomani16&lt;br/&gt;3.4. Çalma Davranýþý Nasýl Önlenir?16&lt;br/&gt;3.5. Çalma Davranýþý Karþýsýnda Yetiþkinler Nasýl Bir Yol Ýzlemelidir?18&lt;br/&gt;SONUÇ20&lt;br/&gt;KAYNAKÇA21&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt; &quot;Çalma/Hýrsýzlýk Davranýþý  Olan Çocuklarla Çalýþma&quot;  konumuza küçük bir halk hikayesi ile baþlayalým:&lt;br/&gt;Bir anne ve oðul vardýr. Oðlu bir þeyler çalýp getirir. Annesi  nereden bulduðunu sormaz bile. Zamanla oðlu azýlý bir hýrsýz ve cani haline gelir. Ýdam sehpasýnda  asýlacaktýr. Son arzusunu sorarlar, annesini görmek ister. Annesini getirirler. Kadýn, &quot;yavrum kuzum!&quot; diye feryat figan etmektedir. &lt;br/&gt;&quot;Anneciðim&quot; der. Hýrsýz; &lt;br/&gt;&quot;Senin o tatlý dillerine doyamadým! Son arzu olarak dilini öpmek istiyorumâ€¦&quot; &lt;br/&gt;Annesi yanaþýr ve dilini uzatýr. Oðul ani bir hamle ile annesinin dilini ýsýrýr ve koparýr. Neden böyle yaptýðý sorulduðunda ise;&lt;br/&gt;&quot;O, ben küçükken bir þeyler çalýp getirdiðimde bana getirdiðin ne güzelmiþ derdi. Bana diliyle engel olmadý. Benim bu hale gelmemin sebebi annemin dilidir&quot; der. &lt;br/&gt;Çocuklarýmýz  duru ve temiz bir nehir gibi doðarlar. Ama yetiþkinlerle birleþme noktasýnda  her þey  baþlar. Bu yüzden yetiþkinlere, özellikle anne-baba ve öðretmenlere  düþen görevler çok büyüktür. Yukarýdaki hikayede de görüldüðü gibi  &quot;çocuklarýmýzý istersek hýrsýz, istersek iyi eðitimli bireyler olarak yetiþtirebiliriz&quot;. &lt;br/&gt;Bir çocuðu yetiþtirmek sadece onun karnýný doyurmak, altýný temizlemek, iyi giydirmekâ€¦ gibi görünen maddi ihtiyaçlarýný karþýlamak deðildir. Bunlarýn yanýnda çocuðun sevgi, þevkat, sosyal kabul görmeye, çevresinde model alacaðý insanlarýnda olmasýna ihtiyacý vardýr. Bunlarýn herhangi birinin  ya da birkaçýnýn  eksikliði halinde çocuk suç iþlemeye yönelebilir. &lt;br/&gt;*Çocuklarda çalma davranýþlarýný suç kapsamýnda ele alabilir miyiz?&lt;br/&gt;*Çocuklar çalma gibi davranýþ bozukluðunu yetiþkinlerden kaynaklanan nedenlerle mi gerçekleþtirirler. Yoksa  bu davranýþ bozukluðunun altýnda çocukla ilgili yatan baþka  etkenler var mýdýr?&lt;br/&gt;*Çalma davranýþýný önlemek bu davranýþý gösteren çocuklarý doðru yola getirmek için hangi yöntemler kullanýlmalýdýr?&lt;br/&gt;Yaptýðýmýz bu çalýþmada  bu sorularýn cevaplarýný örneklerle yanýtlamaya çalýþtýk. Çalma gibi davranýþ sorunu olan çocuklarýn , bu davranýþý sergilemelerinin  nedenlerini  ve bu davranýþýn düzeltilmesinde istenen hedefin sadece  öðrencilerin davranýþlarýnýn deðil ayný zamanda  anne-baba ve öðretmenin  davranýþlarýnýn da  bir o kadar önemli o</description></item><item><title>PEDÝATRÝK RÝNOSÝNÜZÝTLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pediatrik-rinosinuzitler-438271.html</link><description>PEDÝATRÝK RÝNOSÝNÜZÝTLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Çocuklarda rinit ve sinüzit çoðunlukla ayný hastalýðýn eþlik eden parçalarý olup klinik olarak ayýrt edilmeleri güçtür. Bu nedenle çocuklarda sinüzit yerine rinosinüzit terimini kullanmak daha uygun olur.  &lt;br/&gt;   Pediatrik populasyonun da homojen bir grup olmadýðý unutulmamalýdýr. Ýnfant ve okul öncesi çaðla, okul çaðý ve adölesan dönemi önemli farklýlýklar gösterir. Adölesan rinosinüzitlerinin eriþkin sinüzitleri ile daha fazla ortak yanlarý bulunmaktadýr. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;PARANAZAL SÝNÜSLERÝN GELÝÞÝMÝ&lt;br/&gt;  Paranazal sinüsler; frontal, etmoid, sfenoid ve maksiller sinüsler olmak üzere dört ana grupturlar. Kafa kemikleri arasýnda yer alan bu hava boþluklarý, yüz þekli ve sese rezonans katkýsý açýsýndan önemlidir. Çocuk sinüsleri, anatomik olarak eriþkin sinüslerinin aynýsý ancak küçüðü þeklindedirler. Çocuklarda sinüslerin, özellikle de ostiomeatal kompleks&quot;in küçük olmasý, ÜSYE ve sinüzit insidansýný arttýrmaktadýr. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;   Etmoid Sinüsler: Ýntra-uterin hayatýn 7. haftasýnda belirmeye baþlarlar. Sonra geliþimlerine devam ederek sayýlarý toplam 3-18 adet olmak üzere anterior ve posterior hücreler olarak iki gruba ayrýlýrlar. Etmoid hücreler doðumda vardýr, hipoplazi veya aplazilerine çok çok nadir rastlanýr. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;     Maksiller Sinüsler: Ýntra-uterin hayatýn 10. haftasýnda belirmeye baþlarlar, çok küçük de olsalar doðumdan hemen sonra tespit edilebilirler. Asimetrik veya tek taraflý hipoplazik (%9) olabilirler. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;     Sfenoid Sinüsler: Ýntra-uterin 16. haftada belirmeye baþlarlar. 1-2 yaþ arasý posterior hücre grubundan bilateral olarak geliþmeye baþlarlar, 3-4 yaþ arasýnda sfenoid kemiðe kadar uzanýrlar. Þekil ve boyut açýsýndan farklýlýklar gösterirler ancak genellikle parsiyel septalarla ayrýlmýþ hücre gruplarý halindedirler. Geliþimini ilk tamamlayan sinüs grubudur. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;        Frontal Sinüsler: Diðer sinüs gruplarýndan farklý olarak doðumdan sonra belirirler. 4-7 yaþ arasý pnömatize oplmaya baþlarlar. Þekil ve boyut açýsýndan birçok varyasyonlar görülür. Orbita tavanýna kadar pnömatize olabilirler. Puberte sona erdiðinde, tüm sinüs boþluklarý geliþimini tamamlamýþ, son halini almýþtýr. &lt;br/&gt;    &lt;br/&gt; TANIMLAR&lt;br/&gt;   Çocuklarda klinik rinosinüzit belirti ve bulgularýnýn 12 haftadan kýsa süre içinde tam olarak düzelmesi akut rinosinüzit, daha uzun sürmesi ise kronik rinosinüzit olarak adlandýrýlýr. ( Clement et. al.,1998 ). Ýlk 12 haftalýk süre içinde olduðu halde belirti ve bulgularýn daha çok kronik rinosinüzitle uyumlu olmasý durumunda, subakut rinosinüzit terimi kullanýlýr. Ataklar arasýnda belirti ve bulgularýn tamamen düzelmesi koþuluyla, tekrarlayan çok sayýda akut rinosinüzit ataklarýna rekürren akut rinosinüzit denir. Akut rinosinüzit belirti ve bulgularý ataklar arasýnda tam düzelme görülmeden tekrarlýyorsa, kronik rinosinüzit akut alevlenmeleri söz konusudur. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;  Pediatrik populasyonda bu tanýmlarýn kullanýlmasýnda çeþitli zorluklar vardýr. Bu tablolarla basit üst solunum yolu enfeksiyonlarý arasýndaki nedensel iliþki, belirti ve bulgulardaki örtüþmeler bu tanýmlarýn pratikte yararlý olmasýný sýnýrlar. Ayrýca çocuklarýn önceden almýþ yada halen almakta olduðu antibiyotik, steroid ve diðer medikal tedavi, belirti ve bulgularýn deðiþiklik göstermesine neden olur. Uygulanacak taný ve tedavi protokolleri  hastalýðýn uyduðu bu tanýma göre belirlenecektir. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;     SÝNÜZÝT PATOFÝZYOLOJÝSÝ &lt;br/&gt;   Pediatrik sinüzitleri incelerken, çocuklarýn immünolojik ve anatomik açýdan halen aktif olarak geliþim gösterdikleri unutulmamalýdýr. Sinüzit patogenezinin temelini, biri fonksiyonel diðeri anatomik iki ünite teþkil etmektedir;&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;1.     Mukoza+Silya+Mukus tabaka: Sinüs boþluklarýnda; mukoza+silya+mukus tabakasý birlikte fonksiyon görürler. Sinüzitte bu fonksiyonel ünitenin hastalýðýdýr. Mukus tabakasý; yüzeyde kalýn vizköz tabaka ve onun altýnda ince seröz tabaka olmak üzere iki katmandan oluþur. Üstteki kalýn tabaka, bakteri ve debrisi tutarken alttaki ince tabakada yer alan silyalar kalýn tabakaya uzanýp</description></item><item><title>5-15 YAÞ ÇOCUKLARININ GELÝÞÝM ÖZELLÝKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?515-yas-cocuklarinin-gelisim-ozellikleri-377809.html</link><description>5-15 YAÞ ÇOCUKLARININ GELÝÞÝM ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Ýnsan geliþimi döllenmeden baþlayarak yaþamýn sonuna dek sürer. Genel olarak doðumdan sonraki ilk iki yýl içinde insan yavrusu &quot;bebek&quot; olarak kabul edilir. &lt;br/&gt;Çocuðun geliþimini incelemek bir çok yönden yararlýdýr. Geliþim çeþitli dönemlerden meydana gelir. Belli geliþim dönemlerinde ortak davranýþ kalýplarýnýn olduðu yapýlan araþtýrmalar sonucu ortaya konmuþtur. Örneðin 3-4 yaþ çocuklarýna okuma yazma-öðretmeye çalýþmak boþuna bir çabadýr. Çünkü çocuk belli bir olgunlaþma sürecinden geçmeden belli becerileri kazanamaz. Buna karþýlýk dört yaþ çocuðu sayý sayamaz, renkleri ayýrt edemezken en güç müzik parçalarýný öðrenebilir. Eriþkinlerin bin bir güçlükle öðrendikleri bir yabancý dili, o dilin konuþulduðu ortamda çok kýsa sürede öðrenebilirler.Konuþma yeteneðinin geliþmesi de beynin belli bir olgunluk düzeyine eriþmesine baðlýdýr, beþ aylýk bir bebeðe ne kadar uðraþýlsa da konuþma öðretilemez, ancak 8-9 aydan sonra bebek duyduklarýný yinelemeye ve kapmaya baþlar. Çocuk bu dönemde ilgi ve uyarýlmadan yoksun kalýrsa yetenekler körelir. Daha da geç kalýnýrsa konuþma açýðý kapatýlamaz. Çocuðun öðrenmeye yatkýn olduðu bu dönemler kaçýrýlýrsa yetenekler gerektiði gibi açýlýp serpilemez. Buna &quot;Kritik dönem&quot; denir. Yani belli davranýþlarýn belli dönemlerde kazanýlmasý gerekir. Örneðin Fransa&quot;da ormanlýk bir bölge de bulunan 10-11 yaþlarýndaki Victor, hiçbir dili bilmez ve konuþmaz haldeydi. Yürümüyor, dört ayak üzerinde gidiyordu. Bir þeye uzun süre dikkat edemiyor,insanlardan korkuyor ve sosyal iliþkilerden kaçýnýyordu. Beþ yýllýk bir eðitimden sonra birkaç kelime ve isimden baþka bir þey söyleyemedi. Kendi baþýna yaþayýp, insanlarla iletiþim kurmayý da öðrenemedi.   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-3 YAÞ ÇOCUKLARININ GELÝÞÝMÝ (Özerklik Dönemi):&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tuvalet eðitiminin kazanýldýðý bu dönem 2 nci ve 3 ncü yaþý içine alýr. Yürümeye ve konuþmaya baþlamýþtýr. Kazanýlan bu iki önemli yetenek sayesinde baðýmsýz hareket etmek ister. Sürekli oradan oraya koþuþt</description></item><item><title>0 - 6 YAÞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?0-6-yas-352754.html</link><description>0 - 6 YAÞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;PROBLEM DURUMU&lt;br/&gt;Doðumdan ilkokul baþlayýncaya kadar olan çocukluk yýllarýný içine alan, bu yaþ çocuklarýnýn bireysel özelliklerini ve geliþimsel düzeylerine uygun zengin uyarýcý çevre imkanlarýný saðlayan, onlarýn tüm geliþimlerini toplumun kültürel deðerlerin ve özelliklerin doðrultusunda en iyi biçimde yönlendiren bir eðitim sürecidir. &lt;br/&gt;Okul öncesi Eðitim Kurumlarý, 0-6 yaþ arasý çocuklarýn tüm geliþimlerini saðlýklý ve düzenli fiziksel koþullar içinde, toplumun kültürel özellikleri doðrultusunda en iyi biçimde yönlendiren onlarda saðlam bir kiþiliðin sosyal duyarlýlýðýn ve yaratýcý bir zekanýn temellerini atan uzman eðitici kadroya sahip, temel fonksiyonu eðitim olan, sosyal kuruluþlardýr. (Aksoy, 1995)&lt;br/&gt;Ülkelerin kalkýnmasýnda eðitim bir madalyonun iki yüzü gibidir. (Adamson,1990: 2). Bir ülkede politika, ekonomi ve toplum açsýndan geliþmeler bekleniyorsa önce eðitimi ele almak gerekmektedir. Okul öncesi eðitimi ise eðitimin en önemli yýllarý kabul edilmektedir. &lt;br/&gt;Okul öncesi eðitim dönemini kapsayan 0-6 yaþ çocuklarýn bedensel, zihinsel ve sosyal geliþimlerini en hýzlý olduðu dönemlerden biridir. Bu dönemdeki geliþmeler, çocuðun ilerdeki yaþamýnda büyük önem taþýmaktadýr.&lt;br/&gt;Bloom&quot;un yaptýðý araþtýrmalara göre, 17 yaþýna kadar olan zihinsel geliþmenin %50 si 4 yaþýna, %30&quot;u 4 yaþýndan 8 yaþýna, %20&quot;si ise 8 yaþýndan 17 yaþýna kadar oluþmaktadýr. Bu bilgilere göre çocuðun eðitimde erken yýllarýn deðeri büyüktür ve bu dönemde çocuðun yetenek ve becerilerini geliþtirmek için ona rehberlik etmek çocuðun doðru davranýþlarýný pekiþtirmek gerekir. Bu da ancak en iyi bir þekilde planlanmýþ, sistemli bir okul öncesi eðitimiyle olur. &lt;br/&gt;Birçok araþtýrma bu kurumlardan yetiþen çocuklarýn zihin, beden, sosyal, duygusal vb. geliþim alanlarýnda diðerlerine göre daha ileri olduklarý ve bu daha sonraki eðitim basamaklarýnda bu çocuklarýn temelden gelen ve bu kuvvet nedeniyle okula çevreye uyumda erken yýllarda kiþiliklerinin oluþturulmasýndaki olumlu eðitimden kaynaklanmaktadýr. (Tekiner, 1996:10). Çünkü okul öncesi eðitimi çok özel bir eðitim alanýdýr ve beraberinde bu eðitimin verimin artýrmak yetki ve sorumluluklarýnýn önemle dikkate alýnmasý gerekmektedir. &lt;br/&gt;Mialaret tarafýndan okul öncesi eðitim evrensel sayýlabilecek amaçlarý üç ana baþlýkta toplamýþtýr. &lt;br/&gt;1-Toplumsal Amaçlar:&lt;br/&gt;Çalýþan annelere destek, her çocuðun bireysel farklýlýklarýný göz önüne alarak onlarýn sosyal, zihinsel, duygusal, fiziksel, cinsel vb. geliþim aþamalarýnda geleneksel eðitimin boþluklarýný telafi etmek.&lt;br/&gt;2-Eðitici Amaçlar:&lt;br/&gt;Çocuðun duygularýný eðitmek ve çevresiyle iletiþimi saðlayarak çocuðun duyarlý davranýþlarýný geliþtirmek.&lt;br/&gt;3-Geliþimsel Amaçlar:&lt;br/&gt;Çocuðun doðal geliþimi temel alarak kendi vücudunu kontrol etme, kendi denetimini baðýmsýz olarak ya konuþma yapan öðrenme, dil vs. gibi becerilerinin geliþimini saðlamak(Aral  ve ark. 2000:13, Oðuzkan, Oral, 1983: 50-51)&lt;br/&gt;ÝLK ÖÐRETÝME BAÐLI OLARAK EÐÝTÝM VEREN ANAOKUL SINIFLARININ FÝZÝKSEL ÖZELLÝKLERÝ NASIL OLMALIDIR? BU YAPILAR OLMASI GEREKTÝÐÝ GÝBÝ MÝ YAPILMIÞTIR?&lt;br/&gt;Bir anaokul binasý kurumu çocuða verilen eðitimin niteliðini belirleyen öðelerden biri kurumun fiziksel konumunu düzenleme biçimi ve donatýmýdýr. Gereðince düzenlenmiþ ve yeterince donatýlmýþ bir okul öncesi kurumu her þeyden önce saðlýklý, güvenli ve çekici olmalýdýr.&lt;br/&gt;ANA OKULLARINDA BULUNAN YEMEK ODALARININ VE MUTFAÐININ OLMAYIÞI&lt;br/&gt;Ana okullarýnda mutlaka mutfak olmalýdýr. Mutfak yemek odasýna yakýn olmalýdýr. Masa ve sandalyeler çocuklarýn boyuna uygun olmalýdýrlar. Yemek masalarýnýn yerden yüksekliði 60 cm sandalyelerin yerden yüksekliði 35 cm olmalýdýr.(Sükan, Belik 1980:48)&lt;br/&gt;Mutfak yemek odasý ile beraber veya ayrý bir mekan olarak düzenlenir. Ancak yemek odasýnýn mutfak ile iliþkisinin olmasý gerekir. Yemek daðýtýmýnýn kolay olmasýný saðlar. 100 çocuk kapasiteli bir anaokulunda yemek hazýrlýðý için ortalama 30 m2 bulaþýk için 12 m2 yere ihtiyaç vardýr.(Çin, 1989: Kalemci, 1995). Mutfakta saðdan sola doðru buzdolabý, tezgah, evye ,</description></item><item><title>ANA-ÇOCUK SAÐLIÐI VE AÝLE PLANLAMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?anacocuk-sagligi-ve-aile-planlamasi-438741.html</link><description>Ana-Çocuk Saðlýðý ve Aile Planlamasý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BIRINCI BÖLÜM &lt;br/&gt;Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanimlar &lt;br/&gt;Amaç &lt;br/&gt;Madde 1- Bu Yönetmeligin amaci; saglik hizmetlerine duyulan ihtiyaç bakimindan toplumun en ön- celikli kesimini olusturan kadin, anne ve çocuklarin saglik düzeyini yükseltmek, üreme sagligi hizmet- leri bütünü içerisinde ailelere aile planlamasi hizmetlerini ve diger saglik kuruluslariyla isbirligi içinde diger ana-çocuk sagligi hizmetlerinin sunumunu koruyucu saglik hizmetleri ilkelerine uygun sekilde gerçeklestirmek üzere kurulan Ana-Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Merkezlerinin hizmetlerini ve bu hizmetlerin yürütülmesine dair usul ve esaslari düzenlemektir. &lt;br/&gt;Kapsam &lt;br/&gt;Madde 2- Bu Yönetmelik, Saglik Bakanligina bagli olarak faaliyet gösteren Ana-Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Merkezleri ile bu Merkezlerde görevli personeli kapsar. &lt;br/&gt;Hukuki Dayanak &lt;br/&gt;Madde 3- Bu Yönetmelik; 181 sayili Saglik Bakanliginin Teskilat ve Görevleri Hakkinda Kanun Hükmünde Kararnamenin 43 üncü maddesine ve 3359 sayili Saglik Hizmetleri Temel Kanununun 9 uncu maddesinin (c) bendine dayanilarak hazirlanmistir. &lt;br/&gt;Tanimlar &lt;br/&gt;Madde 4- Bu Yönetmelikte geçen; &lt;br/&gt;a) Bakanlik: Saglik Bakanligini, &lt;br/&gt;b) Genel Müdürlük: Bakanligin Ana Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Genel Müdürlügünü, &lt;br/&gt;c) Merkez: Ana-Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Merkezini, &lt;br/&gt;d) AÇSAP: Bu Yönetmelik kapsamindaki hizmetler olarak kadin, ana-çocuk sagligi ve aile planla- masini, &lt;br/&gt;e) Bölge: Merkezin hizmet vermekle sorumlu olacagi yerlesim yerlerini, &lt;br/&gt;f) Saha: AÇSAP hizmetlerinin gelistirilmesi için çalismalarin yapilacagi ilin tamamini, &lt;br/&gt;g) Egitim Merkezi: Fiziki yapisi ve insangücü özellikleri nitelik ve nicelik olarak yeterli olan, gerekli malzeme ve ekipman ile donatilmis hizmet içi egitim merkezlerini, &lt;br/&gt;ifade eder. &lt;br/&gt;IKINCI BÖLÜM &lt;br/&gt;Kurulus Esaslari &lt;br/&gt;Kurulus Usulü &lt;br/&gt;Madde 5- Merkez, bu Yönetmeligin 6 nci ve 10 uncu maddesindeki sartlarin bulundugunun tesbiti üzerine Valiligin teklifi, Genel Müdürlügün olumlu görüsü ve Bakanligin onayi ile kurulur. Egitim Merkezi olarak faaliyet gösterecek Merkezlerin kurulusu da ayni usule tabidir. &lt;br/&gt;Nüfus Sarti ve Öncelik &lt;br/&gt;Madde 6- Merkez; ana ve çocuk sagligi ve üreme sagligi (aile planlamasi dahil) hizmetleri yeterin- ce verilemeyen ve birinci basamak saglik kuruluslari eksik olan bölgelere öncelik verilerek, il merkezlerinde her 100.000 nüfusa bir adet olmak üzere kurulabilir. Merkezi yerlesim nüfusu en az 30.000 olan ilçe merkezlerinde de bir adet Merkez kurulur. &lt;br/&gt;Bakanlik tarafindan belirlenen standardlara göre yeterli malzeme, araç, gereç, personel ve uygun bina temin edilmeden yeni merkezler açilmaz. &lt;br/&gt;Sorumluluk Bölgesi &lt;br/&gt;Madde 7- Merkezin hizmet vermekle sorumlu olacagi bölgenin sinirlari ve büyüklügü, kurulusun alt yapi ve insangücü kaynaklari ve çevredeki saglik kuruluslari gözönünde bulundurularak belirlenir. &lt;br/&gt;Faaliyetler &lt;br/&gt;Madde 8- AÇSAP Merkezleri, Il Saglik Müdürlügüne bagli olarak çalisirlar. Merkezlerin gösterecegi faaliyetler sunlardir: &lt;br/&gt;a) Ilde yatakli veya yataksiz saglik hizmeti veya destek hizmeti veren kuruluslar ve saglik egitimi veren diger kurum ve kuruluslarla isbirligi yapmak, &lt;br/&gt;b) Temel saglik hizmetleri ve tip etigi ilkeleri isiginda, kadin, ana ve çocuk sagligi ile ilgili koruyucu ve tedavi edici hizmetleri, laboratuar hizmetlerini, aile planlamasi hizmetlerini ve bunlar ile ilgili konulardaki teorik ve beceri kazandirma egitim ve danismanlik hizmetlerini vermek, &lt;br/&gt;c) Kadin, ana ve çocuk sagligi ile ilgili yürüttügü hizmetlerin kayit ve bildirimlerini yapmak, &lt;br/&gt;d) Ilin birinci basamak saglik hizmetlerini veren kuruluslarinda görev yapan saglik personelinin kadin, ana ve çocuk sagligi ve aile planlamasi dahil üreme sagligi konularinda hizmetiçi egitimlerini yürütmek, &lt;br/&gt;e) Gerektiginde, il disindan gelen saglik personelinin de kadin, ana ve çocuk sagligi ve aile planlamasi dahil üreme sagligi konularinda egitimlerini saglamak, &lt;br/&gt;f) Mesleki egitim kurumlari için, çocuk, adölesan, kadin ve erkek üreme sagligi (aile planlamasi dahil) hizmetleri ile</description></item><item><title>RESUSCITATION OF THE NEW BORN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?resuscitation-of-the-new-born-443720.html</link><description>Resuscitation of the New Born &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Acute asphyxia&lt;br/&gt;Chronic partial asphyxia &lt;br/&gt;Pre existing brain diseases&lt;br/&gt;Depression of respiratory center-drugs&lt;br/&gt;Trauma to CNS&lt;br/&gt;Prematurity&lt;br/&gt;Sepsis (GBS)&lt;br/&gt;Primary maternal diseases&lt;br/&gt;Anemia(several of this may be present in a single baby)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Effects of Asphyxia on Body Systems&lt;br/&gt;CNS-most serious impact,neurologic sequelae&lt;br/&gt;CVS-heart failure, myocardial ischaemia, necrosis, cardiac dilatation,TR&lt;br/&gt;Lungs-RDS,massive pulmonary hemorrhage, pul.edema,suppression of surfactant production&lt;br/&gt;Kidneys-ATN,renal failure,myoglobinuria&lt;br/&gt;Temp. homeostasis-hypothermia,hyperthermia&lt;br/&gt;Others-NEC,SIADH,GH deficiency,liver necrosis, jaundice,coagulation defects, DIC&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;One out of 50 requires active resuscitation in labor ward&lt;br/&gt;5.7% of all deliveries found to be apneic &amp; 25% of them need intubation&lt;br/&gt;70% of infants that require resuscitation come from predictably high-risk situations &lt;br/&gt;30% infants who need active resuscitation are born after an apparently normal labor, in which no e/o fetal compromise&lt;br/&gt;At every delivery someone capable of resuscitating the newborn baby needed -midwife-anesthetist     -pediatrician   -obstetrician (Gupta &amp; Tizard 1967,Primhak 1984, Milner &amp; Vyas-1985)&lt;br/&gt;Perinatal Complications Requiring a Pediatrician at Delivery&lt;br/&gt;CS (6.2% will need intubation &amp; ppv)&lt;br/&gt;Forceps&lt;br/&gt;Ventouse&lt;br/&gt;Breech (8% will need intubation &amp; PPV)&lt;br/&gt;Malpresentations&lt;br/&gt;Multiple pregnancy&lt;br/&gt;Thick meconium staining of amniotic fluid&lt;br/&gt;Gestational age  36 weeks&lt;br/&gt;Fetal distress(sustained bradycardia,scalp pH  7.1)&lt;br/&gt;Fetal complications:&lt;br/&gt;Rh disease &amp; Hydrops&lt;br/&gt;Serious congenital malformations (by antenatal USG)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Assessment of Newborn After Delivery&lt;br/&gt;As quickly after delivery as possible&lt;br/&gt;Record the response to resuscitation as a narrative in babies notes&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Factors Affecting Apgar Score&lt;br/&gt;Prematurity&lt;br/&gt;Drugs-sedatives,narcotics,mgso4&lt;br/&gt;A/c cerebral trauma&lt;br/&gt;Precipitate labor&lt;br/&gt;Cong. Myopathy&lt;br/&gt;Cong. Neuropathy&lt;br/&gt;Spinal cord trauma&lt;br/&gt;CNS anomaly&lt;br/&gt;Lungs-diaphragmatic hernia&lt;br/&gt;Airway-choanal atresia&lt;br/&gt;Cong. Pneumonia (GBS)&lt;br/&gt;Maternal acidosis&lt;br/&gt;High fetal catecholamine levels&lt;br/&gt;Some full term infants&lt;br/&gt;Limitations of Apgar Score&lt;br/&gt;Affected by many factors, so low apgar score do not necessarily signify fetal asphyxia&lt;br/&gt;Do not predict neonatal mortality or subsequent development of CP (score normal in most cases with CP &amp; incidence of CP is very low in those with apgar score 0-3 at 5 Mts..)&lt;br/&gt;1 min. Apgar score-strongly correlated with cord pH &amp; an index of intrapartum asphyxia&lt;br/&gt;Apgar score beyond 1 min. (5,10,15 &amp; 20min)-reflective of child&quot;s changing condition &amp; indicative of adequacy of resuscitative efforts&lt;br/&gt; Score 0-3 at 20 Mts.- indicate high mortality &amp; morbidity&lt;br/&gt;Cord Blood Analysis&lt;br/&gt;Objective way to assess asphyxia&lt;br/&gt;Collection from a double clamped segment of umbilical artery&lt;br/&gt;Ideally should be done in all deliveries- at least in all high-risk cases&lt;br/&gt;Help to diagnose the neonates failure to breathe other than asphyxia&lt;br/&gt;Examination of the Newborn&lt;br/&gt;Conditions to Exclude in Initial   External Examination of Newborns&lt;br/&gt;Goals of Resuscitation&lt;br/&gt;Expansion of lungs(by clearing upper airways &amp; ensuring patent route to the trachea)&lt;br/&gt;Increasing the arterial PO2 (by providing adequate alveolar ventilation,with O2 if needed)&lt;br/&gt;Supporting adequate cardiac output&lt;br/&gt;Ensuring that O2 consumption by newborn is minimized (by reducing heat losses in the immediate postpartum period)&lt;br/&gt;Labor Ward Management of Resuscitation&lt;br/&gt;Preparation     &lt;br/&gt;history&lt;br/&gt;equipment &amp; drugs&lt;br/&gt;equipment check on arrival &lt;br/&gt;Initial care of baby after delivery (60-90 sec) &lt;br/&gt;start clock &amp; note gestational age &lt;br/&gt;assess HR,RR,tone,reflexes&lt;br/&gt;dry,cover with warm blanket&lt;br/&gt;traditional apgar score at 1 minute&lt;br/&gt;if baby did not breathe quick assessment  whether apnea primary or terminal&lt;br/&gt;Apnea&lt;br/&gt;PRIMARY APNEA&lt;br/&gt;HR 80,good peripheral perfusion,tone &amp; reflexes&lt;br/&gt;Apgar score usually 4-7&lt;br/&gt;The onset of gasping &amp; regular respiration can be established by peripheral(tactile) stimulation &lt;br/&gt;TERMINAL (SECONDARY) APNEA&lt;br/&gt;HR 60, pale,apneic,poor tone &amp; r</description></item><item><title>ÇOCUKLARI BODURLAÞTIRMAK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklari-bodurlastirmak-363962.html</link><description>ÇOCUKLARI BODURLAÞTIRMAK1&lt;br/&gt;ARA TATÝLÝ DEÐERLENDÝRME2&lt;br/&gt;STRESÝN ÝLACI4&lt;br/&gt;ETKÝLÝ HATIRLAMA TEKNÝKLERÝ6&lt;br/&gt;DÜZEN9&lt;br/&gt;ÖZGÜVEN -ÖÐRETMEN / KÝÞÝLERDE-9&lt;br/&gt;DÜÞÜN13&lt;br/&gt;HAYIRLI ÝÞLER14&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇOCUKLARI BODURLAÞTIRMAK&lt;br/&gt;&quot;BONZAÝ USTALIÐI&quot;&lt;br/&gt;Bonzai bir aðaç türü olup, bonzai ustalýðý, aðaçlarý fidanken belirli bir teknik içinde budayarak bodur býrakma sanatýdýr. Japonlarýn park ve bahçelerini süslemede kullandýklarý bir teknik bonzai ustalýðý. Peyzaj mühendisliði alanýna giriyor.&lt;br/&gt;Neden bonzai ismine takýldýk? Çocuk eðitimi üzerinde çok yazýlýr, söylenir. Herkesin tecrübesi vardýr. Bir mecliste söz açýldý mý tecrübeler konuþur. Kimsenin kimseye pek ihtiyacý yoktur. Fazlasý ile biliyoruzdur zaten. Baþkalarýna da hararetli nasihatlerden de geri kalmayýz. &quot;Biz babamýzdan, atamýzdan böyle gördük. Babam kaþlarýný çatýnca dizlerimizin baðý çözülürdü, büyüklerin yanýnda konuþmak en büyük cürüm, vs.&quot;&lt;br/&gt;Bizim birinci sorunumuz atalarýn, babalarýn otoriter yaklaþýmlarýný yanlýþ yorumlamaktýr. Terbiye ile edeb, itaat ile dayatmacý otorite birbirine karýþtýrýlmaktadýr. &quot;Babanýn mutlak doðru yapmasý&quot; gibi büyük yanlýþ asýrlardýr gelir.&lt;br/&gt;Ýtaatin ne demek olduðu tanýmlanmadan itaat sorgusuz sualsiz beklenir. &quot;Çocuk sevmek geleneklere göreneklere (töreye) aykýrýdýr. Çocuðu þýmartmayacaksýn. Gizli seveceksin.&quot;&lt;br/&gt;Bu memlekette demokrasi hak ve hürriyetlerin geliþemeyiþi bizim geleneklerimizden gelen terbiye ve itaat gibi kavramlarýn tariflerinin yapýlmadan yanlýþ yorumlanmasýndan kaynaklanmaktadýr. Kuvveti her þeyi kabul edip çocuklarý da bilek gücüne göre yoðurma eðilimimiz hak ve hürriyet aðacýnýn filiz iken budanmasýdýr. Kabiliyetlerin geliþemeden önüne engeller çýkarýlmasýdýr. Koskoca çýnar gibi büyüyüp geliþme istidadý olan bonzai aðacý budanarak saksýya sýðacak boyda býrakýlabilmektedir. Evde baský, okulda baský, iþte baský ortamýnda yetiþen çocuklarýmýz ve insanlarýmýzýn hürriyetin sözlük anlamýný bile bilememesi gibi bir manzara ile karþý karþýyayýz.&lt;br/&gt;Hak ve hürriyetlerin ne anlama geldiðini doðru tarif edemeyen insanlardan hak ve hürriyetler için himmet ve gayret beklemek fazla iyimserlik olur. Kavramlar doðru anlatýlacak ve anlaþýlacak. Bilmeyen bilmediðinden sorumlu tutulamaz. Terbiye denilen ahlaki deðerler ve güzellikler okulda geçiþtiriliyor. Din Kültürü kitaplarýnda dini bilgiler dýþýnda her þey var. Dinler olarak da anlatýlanlarda Ýslamiyet dýþýnda bütün dinler var. Sistemin genelinde aman vatan tehlikede, dýþ düþmanlar girdi girecek, iç düþmanlar böldü bölecek, gibi hep hayali düþmaný canlý tutan bir sistem korkulara hitap ederek çocuklarýmýzý, insanlarýmýzý bonzai aðacý gibi bodur býrakýyor.&lt;br/&gt;Evde ise aman çocuklar ahlaksýz olacak gibi telaþlarýmýz, hürriyetleri aþýrý kýsýtlamamýz ileride laf söz anlamaz bir gençle muhatap olmayý hiç hesap edemiyoruz. Özellikle dindar aileler çocuklarý küçük yaþta çok sýkýyorlar. Terbiyeyi adeta çekiçle çakar gibi çocuða enjekte ediyorlar. Baský altýnda yetiþen gençler kindar, hýnçlý, insanlarla iletiþimi bozuk olmaktadýr. Kendini pozitif iþlerde ispatlayamadýðý zaman negatif iþlerde ispatlamak kolayýna gelmektedir.&lt;br/&gt;Evet ahlaki deðerleri, dini vecibeleri artýk her aile kendisi öðretecek. Sevdirerek, merakýný tahrik ederek, eðlendirerek bir þekilde öðretecek. Beþeri münasebetleri, görgü kurallarýný öðretecek. Davranýþlar baþkalarýnýn beðenmesi ve yadýrgamasýna endeksli olmamalý. Bir davranýþýn doðru ve yanlýþlýðýnýn ölçüsü; kitap, sünnet, icma, kýyas gibi kriterlere göre tesbit edilebilir. Bizim geleneksel kural olarak bildiðimiz birçok yanlýþ yargýlarýmýz var maalesef. Elbette kural olacak. Kuralsýzlýk anarþi demektir. Ýnsan ilim ile mükemmelleþmeye müsait ve aday yaratýlýþtadýr. Hürriyet içinde sorumluluk þuuru beraber kazandýrýlmalýdýr. Doðru davranýþlarýn mükafatý ile yanlýþlarýn cezasýný her insanýn bilmesi gerektiði gibi çocuklarýn da farkýna varmasý uygun bir sistem içinde verilecektir. Zehirli terbiye denilen, yolunu göstermeden hatalarýn cezalandýrýlmasý yöntemi çocuklarý ileride müteþebbis ruhtan uzak, pýsýrýk, nemelazýmcý</description></item><item><title>ÇOCUKLARDAKÝ GELÝÞÝM EVRELERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklardaki-gelisim-evreleri-347876.html</link><description>ÇOCUKLARDAKÝ GELÝÞÝM EVRELERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-BÝLÝÞSEL GELÝÞÝM &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýlk Ýki Yýlda Görülen Biliþsel Geliþim : Bebek doðumunun ilk gününden itibaren çevresini keþfetme çabasýna baþlar. Keþif çabasýnda kullandýðý temel araçlar doðuþtan getirdiði duyusal ve hareketsel yeteneklerdir. Biliþsel geliþimin aþamalarýndan birini çocuk nesnelerin deðiþmezliðini keþfederek baþarýr. Önceleri bebek için nesne ancak kendi görsel alaný içindeyken vardýr. Nesne ortadan kaldýrýlýnca nesnenin yok olduðunu artýk var olmadýðýný düþünür. Bir yaþýna doðru çocuk nesnenin deðiþmezliði kavramýný anlamaya baþlar ve göz önünden kaldýrýlan bir nesneyi etrafýna veya masanýn altýna bakarak arar. Deðiþikliklerin olabilmesi için çocuðun çevreyle etkileþim içinde olmasý gerekir. Olgunlaþma çocuðun sinir sistemini geliþtirerek onun daha karmaþýk algýlamalar yapabilecek düzeye gelmesini saðlarken, çocuðun çevresiyle duyusal ve hareketsel etkileþim yapmasý biliþsel geliþimin temelinde yatan öðrenme deneyimlerini oluþturur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýki Beþ Yaþ Arasýnda Biliþsel Geliþim : Bu devrede daha önce kazanýlan iç temsil süreçleri daha karmaþýk ve çok yönlü olmaya baþlar. Çocuk bu devrede kelime kullanmaya ve ilkel bir düzeyde ilk olarak bir sembol ile bu sembolün temsil ettiði nesne arasýndaki iliþkiyi anlamaya baþlar. Çocuk iç temsilden baþka bir deyiþle kelime, kavram ve sembollerin verdiði zenginlikten faydalanarak oyun yaþamýna yeni zenginlikler getirir. Örneðin; bir aðaç dalýný at gibi kullanmaya, ana-baba rollerine girerek arkadaþlarýyla yetiþkin iliþkilerini taklit oyunlarý oynamaya baþlar. Bu sembolik, hayali ve oyunsal maceralar sayesinde çocuk yavaþ yavaþ gerçek yaþama hazýrlanýr. Çocuðun bu yaþta becerdiði önemli adýmlardan biri nesneleri kategorilere ayýrmayý öðrenmesidir. Nesnelerin büyüklük, renk, biçim gibi belirli duyusal özelliklere göre sýnýflandýrmasý, nesnenin deðiþmezliði aþamasýndan sonra kendini gösterir. Beþ yaþýna ulaþtýðýnda çocuk, bir nesneyi ayrý, baðýmsýz bir nesne olarak deðil, o nesnenin ifade ettiði sýnýfýn bir temsilcisi olarak görebilir. Piaget&quot;e göre dil geliþimi, çocuðun biliþsel geliþiminin belirli bir aþamaya ulaþmasýnýn doðal sonucudur. Biliþsel geliþimin temelinde dil geliþimi deðil, aksine dil geliþiminin temelinde biliþsel geliþim yatar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Beþ Oniki Yaþ Arasý Biliþsel Geliþim : Doðumdan 2-3 ay sonra nesnelerin yok olduðunu düþünen çocuk, 12 ay civarýnda nesnelerin deðiþmez olduðu aþamasýna ulaþýr. Beþ yaþýna doðru çocuk nesneleri zihinsel olarak temsil eder ancak bu kavramlar ve semboller üzerinde zihinsel iþlemler yapamaz. Çocuk yedi yaþýna doðru yaklaþtýkça toplama, çýkarma gibi biliþsel iþlemleri yapmaya baþlar. Bu dönemde çocuk olaylarý baþkalarýnýn gözünden görmeye baþlar. Bu yaþ evresinde çocuk iki önemli beceriyi geliþtirir. Becerilerinden biri  sýnýf içerme becerisidir, baþka bir deyiþle bir sýnýfa ait olan nesnelerin, baþka bir sýnýfýn alt dizisi olabileceðini çocuk anlar. Örneðin köpekler hayvanlar sýnýfýnýn bir alt dizisini oluþturabilir. Çocuðun kazandýðý ikinci önemli beceri daha önceki evrede ancak nesnelere dokunarak gerçekleþtirebildiði sýnýflama sürecini sembolik olarak yapabilmesidir. &lt;br/&gt;Bu evrede çocuðun biliþsel alanda baþardýðý deðiþiklikler 3 temel grupta toplanabilir :&lt;br/&gt;1.Çocuk nesnelerin ve olaylarýn renk, biçim, yükseklik gibi dýþ duyusal özelliklerinin baskýsýndan kurtulup, onlarýn kitle, hacim, sayý gibi iç özelliklerini kavrayabilecek hale gelir. Bu deðiþiklikler çocuðun cinsiyet anlayýþýnda, sayý kavramýnýn geliþmesinde, mekan iliþkilerini kavramasýnda kendini gösterir.&lt;br/&gt;2.Okul çaðýndaki bir çocuk bir olayý diðer insanýn gözüyle görebilmeyi zamanla daha iyi becermeye baþlar. Bu dönemde çocuðun düþünce tarzý Piaget&quot;e göre ego merkezli (egocentric) düþünce tarzýdýr. Ego merkezli olmaktan kurtulup, diðer kiþinin gözüyle dünyayý görebilmek çocuðun sosyal iliþkilerinde yeni bir aþamaya yol açar.&lt;br/&gt;3.Çocuk dýþ dünyadaki nesnelerin yerine kafasýnda geliþtirdiði semboller ve zihinsel operasyonlar aracýlýðý ile iþlemler yapmaya baþlar.</description></item><item><title>YENÝDOÐANLARDA ENTERAL BESLENME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yenidoganlarda-enteral-beslenme-438349.html</link><description>YENÝDOÐANLARDA ENTERAL BESLENME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Yenidoðanlarda(YD) besin gereksinimlerini  &lt;br/&gt;   A)Gebelik yaþý,&lt;br/&gt;   B)Doðum aðýrlýðý,&lt;br/&gt;   C)Beslenme metodu,&lt;br/&gt;   D)Hastalýklarýn ve tedavilerin yarattðý metab. deðiþiklikler&lt;br/&gt;                   etkilemektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gebelik yaþý ifadesini iki ana baþlýkta toplamak uygundur&lt;br/&gt;Term infantlar ve preterm infantlar(Çok düþük doðum aðýrlýklý)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Term infantlar               Preterm Ýnfantlar&lt;br/&gt;Emme refleksini vardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Enteral toleransýn iyidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vücut depolarý yeterlidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vücüt fonksiyonlarý iyidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Enerji ihtiyacý fazla deðildir&lt;br/&gt; A)B. yakalamalarý gerekli deðildir.&lt;br/&gt; B)Bazal metabolizma fazla deðildir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Emme R. yoktur.(34hft )&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Enteral T. Yetersizdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vücüt depolarý yetersizdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vücüt fonksiyolarý kötüdür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Enerji ihtiyacý fazladýr.&lt;br/&gt;A)Büyümeyi yakalamalarý(BY) gereklidir.&lt;br/&gt;B)Bazal metabolizmalarý fazkadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Enteral alýmýn iyi olmamasý, yüksek enerji ihtiyacý nedeniyle klasik annesütüne destekleyici besin maddelerini katýlmasý gerekli olmakta,                                        oral beslenme haricinde yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadýr.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Tüm ihtiyaçlarý karþýladýðý kanýtlanmýþ olan     annesütü, saðlýklý term infantlarýn geliþimleri,                          hayatlarýný idame ettirmeleri için yeterlidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çok düþük aðýrlýkta infantlarda  barsak motilitesi ve fonksiyonlarýnýn immatüritesine has enteral beslenme problemleri olmakla birlikte&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çok düþük aðýrlýktaki infantlarýn beslenmesi üzerine bilgiler sýnýrlýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YD beslenmesi Üzerine Yapýlan Araþtýrmalar &lt;br/&gt;Büyük çoðunlukla çok düþük aðýrlýklý infantlar *&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Araþtýrmalarla cevaplanmasý amaçlanan sorular:&lt;br/&gt;   A) Verilmesi gereken enerji ne kadar olmalý?&lt;br/&gt;   B) Ne kadar protein eklenmesi büyümeyi saðlar?&lt;br/&gt;   C) Ek olarak lipit eklenmeli mi?&lt;br/&gt;   D) Eklenirse hangi tipte olmalý?(esansiyel Y.A.?)&lt;br/&gt;   E) Beslenme postnatal hangi dönemlerde baþlanmalý?&lt;br/&gt;   F) Beslenme sürekli mi, olmalý,aralýklý olmalý mý?&lt;br/&gt;   G) Esansiyel veya diðer aa katkýsý yaplmalý mý?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ENERJÝ&lt;br/&gt;Prematürlerde Büyüme Hýzý&lt;br/&gt;Fetal büyüme, gestasyonel haftaya göre                   ayný yoðunlukta büyüme gözlenmemektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;16. hft lýk iken fetus büyüme hýzý 5 gr/gün&lt;br/&gt;   21. hft lýk iken fetus büyüme hýzý 10 gr/gün&lt;br/&gt;   29. hft lýk iken fetus büyüme hýzý 20 gr/gün&lt;br/&gt;   37. hft lýk iken fetus büyüme hýzý 35 gr/gün&lt;br/&gt;   ile pik yapar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Prematürlerde Vücut Metabolitlerinde Deðiþmeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fetal dönemde vücuttaki maddelerin yoðunluðuda deðiþmektedir.&lt;br/&gt;24.-40. Hft&quot;lýk dönemde&lt;br/&gt;%87den %71 vücut su oranýnda azalma &lt;br/&gt;%8.8&quot;dan % 12&quot;ye vücut protein miktarýnda artma&lt;br/&gt;%1&quot;den %13.1&quot;e vücut yað miktarýnda artýþ olmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hepatik glikojen depolanmasý,                                            36. Haft döneme kadar 10mg dan 18 mg                                                    40.hft ya kadar 50 mg kadar artýþ olmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Enerji dengesi&lt;br/&gt;Enerji dengesi, enerji alýmýyla enerji gereksinimi arasýndaki ince bir de*&lt;br/&gt;Enerji alýmý, kayýptan fazla olduðunda &quot;+&quot; balans&lt;br/&gt;    Ancak bu durumda büyüme saðlanmaktadýr.                                         Yeni doku oluþumu ve enerji depolanmasý için gereklidir.&lt;br/&gt;Enerji kaybý, alýmdan fazla olduðunda &quot;-&quot; balans olmaktadý.&lt;br/&gt;    Bu durumda vücuttaki depolar kullanýlarak idame saðlanmaktadýr.&lt;br/&gt;    &lt;br/&gt;Çok düþük aðýrlýklý infantlarda, alým az olmasýyla  düþük depo düzeyi, yüksek enerji kullanýmýndan dolayý hastalýðýn akut faz dönemini yaþadýklarýnda , bazal enerjiyi ihtiyacý dahada artmakta idameyi sürdükmekte daha da zorlanýlmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Enerji gereksinimi&lt;br/&gt;Enerji kaybý+ Enerji harcanýmý + büyüme (Yeni doku*)&lt;br/&gt;Enerji kaybý, fekal ve idrar kayýplarýyla olmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Enerji harcanýmý:&lt;br/&gt;  1- Bazal metabolik hýz(BMH), &lt;br/&gt;   2-Post-parandiyel enerji harcanýmý&lt;br/&gt;   (Besinlerin termik etkisi, diyetin tetiklediði termogenesiz)&lt;br/&gt;   3-Fizik aktivite,&lt;br/&gt;Bunlardan büyük kompenentini bazal metabolik hýz kapsamakta&lt;br/&gt;   (Hücrelerin ve dokularýn devamlýlýðýný saðlayacak en az enerji)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Özellikle kritik hastalarda, kronik hipoksi, sepsis ve ateþ,&lt;br/&gt;    ve doku faktörleri BMH&quot;ý arttýrmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fizik aktivite:&lt;br/&gt;Total enerji Ha</description></item><item><title>0-6 AÞ EÐÝLÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?06-as-egilimi-450554.html</link><description>GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Okulöncesi dönemdeki çocuklar meraklý, araþtýrýcý, hayal güçleri kuvvetli ve sorgulayýcýdýrlar. Bu nedenle çocuklarýn bu yöndeki geliþimlerini desteklemek amacýyla, onlarýn araþtýrabilecekleri, meraklarýný giderebilecekleri, neden sonuç iliþkisini görebilecekleri, çeþitli fikirler öne sürerek tahminlerde bulunabilecekleri fýrsatlar verilmeli ve bu yönde eðitim ortamlarý hazýrlanmalýdýr. Bu da çocuklarýn merak ve araþtýrma duygularýný geliþtirici ve zihinsel yeteneklerini uyarýcý etkinliklerden biri olan &quot;fen etkinlikleri&quot; ile mümkündür. Okulöncesi dönemde fen etkinlikleri fen bilimlerine iliþkin bilgilerin çocuða aktarýlmasý olmayýp, çocuðun bunlarý yaparak ve yaþayarak öðrenmesidir. Ezbere bir fen bilgisi aktarýmý çocuðun zihinsel geliþimine katkýsý olmayýp, sadece bilgilerin artmasýna yarar. Oysa ki, okulöncesi yýllarda önemli olan çocuðun araþtýrma, inceleme ve gözlem becerilerini geliþtirerek, saðlam bilimsel temeller oluþturmasý ve bilimsel düþünmeyi öðrenebilmesidir. Anaokullarýnda çocuklarýn yaparak öðrenmeleri ile gerçekleþtirilecek fen çalýþmalarý sýrasýnda çocuk gözlem yapma, soru sorma, fikirler ileri sürme, tahmin etme, iletiþim kurma, düþüncelerini baþkalarý ile paylaþabilme ve neden sonuç iliþkisini kavrama fýrsatýna sahip olacaktýr. Bu nedenle, fen etkinliklerine çocuðun merak duygusunu uyaracak ve doðal merakýný tatmin edecek doðal ortamýn yaratýlmasýyla baþlanmalýdýr. Esas olan çocuðun merakýný giderebilmesi için sorular sormasý ve bu sorulara cevap bulabilmesi için gözlem inceleme ve araþtýrma yapmasýdýr. Okulöncesi çocuklar için fen öðretiminin baþlangýç noktasý onlarýn doðal çevreleridir. Çeþitli çevre gezileri ve yürüyüþler onlara gözlem ve inceleme yapma fýrsatý verirken, doðadaki deðiþimler (mevsimler, gün, hava durumu gibi). Onlara sorgulama ve araþtýrma olanaklarý yaratabilir. Ayrýca çevrelerindeki bitkiler, hayvanlar, taþlar, bulutlar, yeryüzü, canlý ve cansýz bütün nesneler onlarda heyecan yaratýr ve onlara araþtýrma fýrsatlarý sunar. Bu nedenle öðretmen iyi bir gözlemci olup, çocuklarýn ihtiyaç duyduklarý her an onlarý bu tür etkinliklere yönlendirebilmeli ve her konuda sorular sorarak, gözlem, inceleme, araþtýrma ve sorgulama yeteneklerini geliþtirebilmelidir. &lt;br/&gt;0-1 AYDA&lt;br/&gt;&amp;#61607;Yüzü koyun yatýrýldýðýnda baþýný kontrol etme çabasý içindedir.4.haftada tutabilir ve kaldýrabilir.Eli kapalýdýr.Avucunun içine küçük bir nesne dokundurulduðunda sýkýca yakalar. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Yüksek sese tepkide bulunur. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Göz,yakýn bir nesne üzerine kýsa süre sabitleþebilir.Parlak renkler ve þematik þekiller üzerinde,gözün biraz daha fazla kaldýðý izlenebilir. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Tatlý,tuzlu,ekþi,acý besinleri ayýrt edebilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-4 AYLARDA&lt;br/&gt;&amp;#61607;Omuz ve baþ kontrolü görülmeye baþlar. &lt;br/&gt;&amp;#61607;3. ve 4.aylar içinde desteklendiðinde kýsa bir süre oturabilir.Baþýný dik tutabilir.Kollarýna dayanarak doðrulabilir. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Görme duyusu geliþmiþtir.Yatay hareket eden nesneleri izleyebilir.Göz ilgisini çeken nesneler üzerinde daha uzun süre kalýr. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Görme ve iþitmenin iþbirliði görülür.Sesin geldiði yöne bakar. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Çevreye ilgi artar,ayak seslerine beslenme,banyo gibi hazýrlýklara tepki verir. &lt;br/&gt;&amp;#61607;sosyal gülme 2. ay sonunda görülür. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Esas sesleri taklit etme yeteneði geliþmiþtir. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Yakaladýðý bir hareketi durmadan tekrar eder. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Çýngýraðý hýzla sallayýnca ses çýkardýðýný fark eder.Avuç içi ile yakalar.Herþeyi aðzýna götürür. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Eller hafif açýktýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4-10 AYLARDA&lt;br/&gt;&amp;#61607;Sýrt üstü durumundan yan yatmaya geçebilir.Emekleme denemesi 5. ayda görülür.7. ayda,sürünme ve emekleme geliþir.8.ayda tam dönüþ görülür. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Uzatýlan nesneyi yakalamaya çalýþýr.6.ay içinde terredütlü yakalama görülür.8,9.aylarda iki küpü bir araya getirebilir. Ustaca yakalama 9. ayda görülür.Ayný ay içinde hangi elini seçtiðini belli edebilir. Sonra bu eli deðiþtirebilir. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Katý mamalarý,4.ayýn sonu ve 5.ay içinde yiyebilir. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Anlamlý sesler ve heceler çýkarmaya baþlar,taklit yeteneði geliþmektedir. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Destekle oturabilir.Omuz ve baþ konturolü geliþmiþtir.7.ay içinde desteksiz oturma görülür. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Yardýmla ayakta durabilir.Tutunarak durma 9. ve 10. ayda görülür.Emeklemede ustalaþmýþtýr. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Göz ve el koordinasyonunun baþlangýcý 4. aya raslar. &lt;br/&gt;&amp;#61607;6.ayb içinde tanýdýk ve yabancý yüzleri ayýrt etme baþlar.Seçicilik görülür. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Objeleri bir elinden diðerine geçirebilir.(Çocuklar genellikle9-12.aylar arasý hangi elleri</description></item><item><title>ÇOCUK HAKLARI ÇERÇEVESÝNDE ÇOCUK ÝHMAL VE ÝSTÝSMARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-haklari-cercevesinde-cocuk-ihmal-ve-istismari-448613.html</link><description>Çocuk Haklarý Çerçevesinde Çocuk Ýhmal ve Ýstismarý&lt;br/&gt;Giriþ&lt;br/&gt;Toplumun geleceðinde etki payý çok yüksek olan yeni nesillerin fiziksel ve ruhsal açýdan saðlýklý olmasý, kendi deðerlerinin farkýnda olarak yetiþmesi ve bu deðerleri insanlýðýn yararýna kullanabilmesi onlara saðlanacak olan koþullarla yakýndan ilgilidir. Çocuðun birey olarak çýkarýný gözeten ve çocuðun çýkarýný toplumun çýkarý ile bütünleþtiren yaklaþým çocuðun toplumun geleceði olduðu düþüncesine içerik kazandýrmaktadýr. Çocuklarýn sorumluluk sahibi, bilinçli ve nitelikli bir birey olarak yetiþtirilmesi toplumun bugünü ve geleceði ile örtüþmektedir. Birey olarak her çocuðun temel hak ve özgürlüklerden, sosyal ve ekonomik haklardan yararlandýrýlmasý, geliþtirilecek olan çocuk politikalarýnýn ve uygulamalarýnýn özünü oluþturmaktadýr.&lt;br/&gt;Çocuk Haklarýnýn Tarihçesi ve Tanýmý &lt;br/&gt;Savaþlarýn yarattýðý olumsuzluklarýn ortadan kaldýrýlmasý ve insanlýðýn barýþ ve huzurlu bir dünyada yaþamak isteði sonucu kurulan Milletler Cemiyeti, ilk olarak 26 Eylül 1924&quot;de Çocuk Haklarý Cenevre Bildirgesi&quot;ni kabul etmiþtir. Ancak 1939 yýlýnda yeni bir savaþ çýkmasý Çocuk Haklarý Sözleþmesi&quot;nin bir süre ertelenmesine neden olmuþtur. 1948&quot;de Birleþmiþ Milletler Genel Kurulu tarafýndan kabul edilen Ýnsan Haklarý Evrensel Sözleþmesi&quot;nde çocuklarýn hak ve özgürlüklerine yeterince deðinilmediði için çocuklarýn özel durumlarý ve özel korunma ihtiyaçlarý nedeniyle çocuklara özgü ayrý bir belge hazýrlama çalýþmalarý baþlatýlmýþtýr. 20 Kasým 1959 yýlýnda Birleþmiþ Milletler Genel Kurulu, 78 ülkenin temsilcilerinin katýldýðý genel oturumda Çocuk Haklarý Sözleþmesi&quot;ni oybirliðiyle kabul etmiþtir. Geçen otuz yýllýk süre içinde üye ülkeler açýsýndan baðlayýcý olan yeni bir uluslararasý metnin hazýrlanmasý gerekli görülmüþ ve yapýlan çalýþmalar sonucunda 20 Kasým 1989&quot;da Birleþmiþ Milletler Genel Kurulu Çocuk Haklarý Sözleþmesini oy birliði ile kabul etmiþtir. 28 Ocak 1990 tarihinde imzaya açýlan Sözleþme,  ayný gün 61 ülke tarafýndan imzalanmýþtýr. 2 Eylül 1990&quot;da 20 ülke tarafýndan onaylanarak uluslararasý bir yasa gücüyle yürürlüðe girmiþtir. 14 Þubat 1990 tarihinde Türkiye tarafýndan imzalanan ve Birleþmiþ Milletler Genel Kurulu&quot;nda onaylanan Sözleþme 9 Aralýk 1994 tarihinde  Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafýndan onaylanmýþtýr. Çocuk Haklarý Sözleþmesi 27 Ocak 1995 tarihinde Resmi Gazete&quot;de yayýnlanarak 4058 sayýlý yasa ile iç hukuk kuralýna dönüþmüþ ve Türkiye&quot;de de uygulanmaya baþlanmýþtýr (1,2).&lt;br/&gt;Çocuklarýn refahý alanýnda, çocuklarýn yaþatýlmasý, korunmasý ve geliþtirilmesi açýlarýndan yeni yaklaþýmlar ve standartlar getiren Çocuk Haklarý Sözleþmesi çocuklarýn yetiþtirilmesinde toplumun, devletin ve ailenin sorumluluklarýný, yeni ilke ve standartlarla açýklamaktadýr. Bu ilke ve standartlarla nitelikli insanýn yetiþtirilmesi temel hedef   olarak   belirlemiþtir. Çocuk Haklarý Sözleþmesi&quot;nde çocuðun saðlýðý, geliþimi, eðitimi ve katýlýmý temel konular olarak ele alýnmaktadýr. Temel konular çerçevesinde çocuk ihmal ve istismarý önemli yer tutmaktadýr. Türkiye&quot;de oldukça yaygýn olan çocuk ihmal ve istismarýnýn çocuk haklarý açýsýndan incelenmesi önemlidir (3).&lt;br/&gt;Çocuk Ýhmal ve Ýstismarýna Ýliþkin Maddeler&lt;br/&gt;Çocuk Haklarý Sözleþmesi&quot;nin 19, 34 ve 39&quot;uncu maddeleri çocuk istismarý, ihmali ve önlenmesiyle ilgilidir. Sözleþmenin 19&quot;uncu maddesine göre çocuðun yetiþtirilmesinden sorumlu olanlar, bu haklarýný çocuklara zarar verecek þekilde kullanamazlar. Devlet çocuðu anne-babanýn ya da çocuðun bakýmýndan sorumlu baþka kiþilerin her türlü kötü muamelesinden korumak, çocuðun istismarýný önlemek ve bu tür davranýþlara maruz kalan çocuklarýn tedavisini amaçlayan sosyal programlar hazýrlamakla yükümlüdür. Sözleþmenin 39&quot;uncu maddesi, silahlý çatýþma maðduru olan çocuklarýn bedensel ve ruhsal saðlýðýnýn korunmalarý veya buna yeniden kavuþmalarý ve toplumla bütünleþebilmelerini saðlamalarý için taraf devletlerin uygun önlemler almalarý gerektiðini vurgulamaktadýr. Taraf devletlerin silahlý çatýþma, iþkence, ihmal, kötü m</description></item><item><title>ÇOCUKLARDA POSTOPERATÝF REJYONAL ANALJEZÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklarda-postoperatif-rejyonal-analjezi-438169.html</link><description>ÇOCUKLARDA POSTOPERATÝF REJYONAL ANALJEZÝ&lt;br/&gt;Günümüzde çocuklarýn da eriþkinler kadar aðrý duyduðu, cerrahiye karþý stres yanýt geliþtirdiði, solunum merkezini etkilemeksizin aðrý ile mücadele edilmesi gerekliliðini ortaya koymuþtur.&lt;br/&gt;M.Ö. 2500 yýlýnda Dalens&quot;e ait bir yazýda penise bir cisimle (Menfis baþý) anestezi yapýldýðý yazýlmaktadýr. Modern anlamda ilk uygulama 1901 yýlýnda Harvey Cushing&quot;e aittir.&lt;br/&gt;Çocuklardaki kooperasyon güçlüðü, iðne korkusu, iþlem sýrasýndaki teknik güçlükler, tecrübesizlik uzun yýllar bölgesel anesteziye ilgisizliðe neden olmuþtur. Son 15 yýldýr ise, özellikle infantýn ve çocuðun postoperatif analjezisinde uygulanmaktadýr. Ayný zamanda genel anesteziyi tamamlayýcý bir yöntem olarak düþünülmesi bilinci, zamanla teknik güçlüklerin aþýlmasý, yeni lokal anesteziklerin geliþimi ile bu konuya ilgiyi arttýrmýþtýr11.&lt;br/&gt;Bölgesel anestezinin tek doz veya katater aracýlýðýyla sürekli uygu-lanmasý genel anestezi gereksinimini azaltmakta, postoperatif aðrý eþiðini yükseltmektedir12.&lt;br/&gt;Çocuklarda bölgesel anestezinin neden olduðu hemodinamik deðiþiklikler eriþkinden daha azdýr. Nedeni, sempatik sinir sisteminin immatür olmasýdýr. Eriþkine göre vücudun alt kýsmýnda göllenen kan miktarý azdýr. Afferent nöronal imputlarýn stress yanýtýný baskýlamaktadýr.&lt;br/&gt;Bu konuda yayýn yoðunluðu Fransa&quot;ya aittir. ADARPEF üyeleri (French Language Society of Pediatrik Anesthesiologist) 1 yýllýk 85412 iþlemdeki (61003&quot;ü genel anestezi 24409&quot;u regional anestezi) prospektif incelemede bulunmuþlardýr. Bunlarýn da 15013&quot;ünün santral bloklardan kaudal anestezi olduðunu bildirmiþlerdir. Kaudal anestezi bütün yaþ gruplarý içinde en çok kullanýlan tekniktir. 12 yaþýndan büyüklerde ise en çok uygulanan lumbal epidural&quot;dir (%76). Bunu %12 ile transsakral, %10 ile Taylor, %6 ile torasik epidural izler. Spinal anestezi ise tüm tekniklerin %2&quot;den fazlasýný oluþturmaktadýr.&lt;br/&gt;Ankara Üniversitesi Týp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ABD&quot;da 2 ay-12 yaþ grubunda inguinal herni ve orþiopeksi operasyonu geçiren 68 hastaya kaudal blok uygulamasý yapýlmýþtýr. Ýstanbul Üniversitesi Cerrahpaþa Týp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ABD&quot;da 9 ay-13 yaþ arasýndaki alt ekstremite cerrahisi geçiren çocuklardaki ilk spinal anestezi uygulama sonuçlarý da oldukça deðerlidir ve bu tekniðin de güvenle kullanýlabileceði vurgulanmaktadýr10.&lt;br/&gt;Rejyonel anestezi prematüre dahil tüm yaþ gruplarýnda güvenlidir. Klinisyenlerin komplikasyonlardan korunmasýnda en önemli önlem, standart dozda ilaç ve genel güvenlik kurallarýna dikkat etmeleridir. Lokal anesteziklerin maksimum dozlarýný birarada kullanmak gerekebilir. Bunlarýn adidif etki yaptýklarý unutulmamalýdýr. Komplikasyonlarýn %50&quot;sinin yanlýþ malzeme kullanmaya baðlý olduðu bildirilmektedir.&lt;br/&gt;PERÝFERÝK BLOK MU? SANTRAL BLOK MU?&lt;br/&gt;Periferik bloklar, inguinal bölge ve ekstemiteye ait minor cerrahide etkilidir. Üst abdominal major ve torasik iþlemlerde analjezi ve opioid gereksiniminde biraz azalma saðlar. Tüm afferent yollarý inhibe edemezler. Yüksek doz lokal anestezik gereksinimi göstermezler.&lt;br/&gt;Santral bloklar, major giriþimlerde tercih edilmelidir.&lt;br/&gt;Periferik bloklarýn süresinin kýsa olmasý, etkinliklerini sýnýrlamýþtýr.&lt;br/&gt;Periferik bloklar için kontrlateral tarafdaki motor ve duyusal fonksiyonlarýn korunmasý avantajdýr.&lt;br/&gt;Dural ponksiyon ve subaraknoid enjeksiyon gibi komplikasyonlar santral bloklarda görülmektedir. Periferik sinir bloklarýnýn literatürdeki komplikasyon oraný 0&quot;dýr.&lt;br/&gt;Ýki blok arasýndaki tercih kýyaslamasý, sadece güvenlik açýsýndan deðil, aðrý skorlarý, yan etki, iyileþme dönemindeki anestezi ve hastanýn memnuniyeti yönünden de deðerlendirilmelidir2.&lt;br/&gt;BLOÐU ETKÝLEYEN FAKTÖRLER&lt;br/&gt;Eriþkin ve yenidoðan farklýlýðý çok belirgindir. Çocuklara blok uygularken eriþkin gibi düþünmemeli arada bir grup olduðu unutulmamalýdýr7.&lt;br/&gt;1.Özellikle yeni doðanda karaciðerin ilaç metabolizmasýndan sorumlu enzimatik aktivitesi sýnýrlýdýr. Oksidasyon, redüksiyon ve konjugasyon yetersizdir. &lt;br/&gt;2.YD ve bebekde albumin glukoprotein oraný d</description></item><item><title>ÇOCUK BAÞAÐRILARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-basagrilari-438153.html</link><description>ÇOCUK BAÞAÐRILARI&lt;br/&gt;Baþaðrýsý çocukluk çaðýnda özellikle de adölesanda hekiminleri en çok uðraþtýran yakýnmalardan birisidir. Baþaðrýsý bazen viral bir enfeksiyona eþlik eden bir bulgu olabilir. Böyle bir tabloda aspirin ve asetaminofen gibi minör analjeziklerle tedavi edilir. Baþaðrýsý bazen tekrarlayabilir ya da diðer ciddi patolojilere eþlik eden bir bulgu olabilir (intrakranyal hipertansiyonla birlikte veya ayrý olarak menejit, ansefalit, serebral abse, vasküler malformasyon, travma, menenksleri veya serebral yapýlar infiltre eden tümöral kitle , iskemik infark, epilepsi). Prevalansý oldukça yüksek olan bu yakýnma her yaþta görülebilmekte ve hatta hayatýn ilk aylarýnda bile baþlayabilmektedir. Preadolesan çaðda baþaðrýsý sýklýðýnýn %20-54 arasýnda deðiþmektedir. Erkek çocuklarýn %13&quot;ü kýz çocuklarýn %20&quot;si kýsa veya uzun süreli baþaðrýsýndan yakýnýr.&lt;br/&gt;Çocuklarda kronik baþaðrýsý tanýmý genellikle 4-6 ayý geçen baþaðrýlarý için kullanýlýr. Oldukça sýk ifade edilen bu yakýnma hastalarýn çok büyük bir bölümünde organik bir patolojiye baðlý deðildir. Çoðu kez fizik muayenede anormal bir bulgu saptanamaz ve belirlenebilen nedenleri oldukça azdýr.&lt;br/&gt;Fundoskopik muayene, fizik muayene ve ayrýntýlý hikaye normal olmadýkça benign nedenli baþaðrýsý tanýsýna ulaþmak mümkün olmaz. Laboratuvar araþtýrmalarý eþlik eden klinik patolojilerin ayrýmýnda (özellikle aneminin olup olmadýðý) araþtýrýlmalýdýr. Baþaðrýsýnýn diðer nörolojik nedenleri, sinus enfeksiyonlarý (aurasýz migrende %15 prevalans bildirilmektedir), oftalmik baký ile kýrma kusurlarý, ayrýntýlý diþ bakýsý varsa diþ çürüklerinin tedavisi, allerjinin olup olmadýðý gerilim tipi baþaðrýsý için stres kaynaklarý deðerlendirilmelidir. Çocuk gereksiz invaziv giriþimler, ýþýn almaktan korunmalýdýr.&lt;br/&gt;Kranyal görüntüleme&lt;br/&gt;1.Anormal nörolojik bulgularýn olmasý &lt;br/&gt;2.Giderek þiddet ve sýklýðý artan subakut seyirli baþaaðrýlarýnýn varlýðý &lt;br/&gt;3.Çocukta gece baþaðrýlarýnýn olmasý ve hastayý gece uykudan uyandýrmasý ya da çocuðun sabahlarý baþaðrýsý ile uyanmasý &lt;br/&gt;4.Migrenli bir hastada aðrýnýn özellik deðiþtirmesi, tedavilere yanýt vermemesi, giderek þiddet ve sýklýðýnýn artmasý &lt;br/&gt;5.Komplike migrenli hastada bulgularýn hep ayný tarafta olmasý &lt;br/&gt;6.Baþaðrýsýna konvülsiyon, motor bulgular, öðrenme güçlüðü gibi yeni bulgular eklenmesi &lt;br/&gt;7.Çocukta kiþilik ve/veya davranýþ sorunlarýnýn ortaya çýkmasý &lt;br/&gt;Özellikle çocuk 6 yaþýn altýnda ise bu bulgulara ait en ufak kuþkuda ileri radyolojik görüntülenme istenmelidir.&lt;br/&gt;Migrenli çocuklarda atak sýrasýnda veya ataklar arasýnda EEG&quot;de diffüz veya fokal yavaþlama görülebilir. Epilepsiye benzer formatý nedeniyle ayýrýcý tanýda video EMG yapýlabilir.&lt;br/&gt;Uluslararasý Baþaðrýsý Derneði-1988 tarafýndan önerilen sýnýflama Dünya Saðlýk Örgütü&quot;nün hastalýk kodlama sistemine de (International Classification of Diseases ICD-10) uygundur. Bu sýnýflama ile yeni bir baþaðrýsý terminolojisi doðmuþ ve bugün uluslararasý sahada kabul görmüþ bir baþaðrýsý dili oluþmuþtur. Ancak sýnýflamada hastanýn deðil baþaðrýsýnýn esas alýnmasýnýn bazý yanlýþ tanýlara yol açabileceðini düþünen klinisyenler vardýr. Sýnýflamada en az 5 atak, 4-72 saat süren atak gibi çok kýsýtlayýcý ve kesin tanýmlamalar öngörülmesi nedeniyle bazý çocuk hastalarda taný ortada kalmaktadýr. Uluslararasý Baþaðrýsý Derneðinin 1988 sýnýflamasýndaki migren tipleri için belirtilen tanýmlayýcý kriterler pediatrik grup için sadece baþaðrýsý süresinin 2-48 saatler olarak deðiþtirilmesi ile uygulanmaktadýr.&lt;br/&gt;Bu nedenle çocukluk çaðýnda baþaðrýsý tanýmlayýcý kriterlerinde deðiþiklikler önerilmektedir. Migren ataklarýnda sürenin 2 saate indirilmesi kabul görmektedir. Ancak bugün hastalýklarýn patogenezinde ulaþýlan yeni geliþmeler ýþýðýnda, taný ve tedavide daha uygun kullanýlabilir ve ayný zamanda klinik çalýþmalarda da kullanýlabilecek yeni bir sýnýflamaya gerek olduðunu düþünenler çoðunluktadýr.&lt;br/&gt;Tablo 1&quot;de verilen baþaðrýsý sýnýflamasý ilk bakýþta kolay ve açýk gözükmekle birlikte, doðru uygulanabilmesi için uyulmasý gereken kura</description></item><item><title>ETKÝLÝ ÝLETÝÞÝM ÇOCUÐU DÝNLEMEKLE BAÞLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?etkili-iletisim-cocugu-dinlemekle-baslar-362743.html</link><description>Etkili iletiþim çocuðu dinlemekle baþlar&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ýletiþimsizlik Kaderiniz Deðil...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  Öncelikle tutumlarýmýzý gözden geçirmeliyiz...&lt;br/&gt;Çocuðunuzu nasýl dinlemelisiniz?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çoðu aile, eðer çocuklarýna arkadaþlarýna olduðu gibi iyi davransalar, iliþkileri geliþebilir...&lt;br/&gt;Buna karþýn arkadaþlarýna, çocuklarýna olduðu gibi davransalardý iliþkileri kopup giderdi...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Karþýlýklý saygýyý teþvik etmeli, bunun içinde çocuðumuzun duygularýný kabullenebilmeliyiz...&lt;br/&gt;Çocuklarýmýz Duygularýný Açýða Vurduklarýnda Oynadýðýmýz Roller&lt;br/&gt;Çocuklarýmýzýn kýzgýnlýk, düþ kýrýklýðý ve korku gibi duygularýný açýða vurduklarýnda çoðumuz ne yapmamýz gerektiðini bilemeyiz...&lt;br/&gt;Çünkü bizlere bu tür duygularýmýzý açýða vurmanýn zayýflýk olduðu yaþadýðýmýz toplum tarafýndan  kodlanmýþtýr. &lt;br/&gt;Bu þartlanma içinde oynadýðýmýz roller þunlardýr... &lt;br/&gt;BAÞKOMUTAN&lt;br/&gt;Bu rolü oynayan anne-baba, her þeyin kontrolü altýnda olmasýný ister. Bu yüzden çocuðun olumsuz duygularýndan bir an önce kurtulup, kendine gelmesini bekler.&lt;br/&gt;Emirler, komutlar, tehditler galip gelmek isteyen anne babanýn araçlarýdýr.&lt;br/&gt;Bu rolün oynandýðý sahnenin dekorunu size býrakýyoruz...&lt;br/&gt;AHLAK HOCALARI&lt;br/&gt;Ahlak hocalarýnýn &quot;bunu yapmalýsýn&quot;,&quot;Bunu yapmamalýsýn&quot; türü vaazlarý dikkati çeker.&lt;br/&gt;Çocuðun uygun duygulara sahip olmasýna titizlik gösterilir.&lt;br/&gt;HER ÞEYÝ BÝLENLER&lt;br/&gt;Bu rolü benimsemiþ anne-babalar, uzun yaþam tecrübeleri olduðundan ve artýk sorunun çözümünü bildiklerinden söz ederler. &lt;br/&gt;Konferans verip öðütlerde bulunarak çocuklarýna ne kadar üstün olduklarýný göstermeye çalýþýrlar.&lt;br/&gt;YARGIÇLAR&lt;br/&gt;Bu tür anne-babalar hiçbir muhakemeye gitmeden zaten çocuðu suçlu ilan etmiþlerdir.&lt;br/&gt;Sürekli olarak kendilerinin haklý çocuklarýnýn ise haksýz olduðunu kanýtlamaya çalýþýrlar. &lt;br/&gt;ELEÞTÝRMENLER&lt;br/&gt;Yargýç, ahlak hocasý, her þeyi bilen gibi, bu rolü oynayan aile de sadece haklý çýkmakla ilgilenir. &lt;br/&gt;Ancak eleþtirmen küçük düþürme, ad takma, çocuða aþaðýlayacak þakalara baþvurma yoluna gider.&lt;br/&gt;PSÝKOLOGLAR&lt;br/&gt;Bu rolü benimsemiþ anne-babalar, psikolog gibi problemi analiz etmeye çalýþýr. &lt;br/&gt;Çok iyi niyetli olan bu tür anne-babalar, çocuðu iyileþtirmenin yolunu bulmak için bütün ayrýntýlarý öðrenmek ister.&lt;br/&gt;Kendince teþhis koyar, durumu analiz eder ve sorular sorar. &lt;br/&gt;AVUTUCULAR&lt;br/&gt;Bu rolü üstlenen anne-babalarsa, çocuðun  duygularýný ciddiye almasýna bahaneler bulmaya çalýþýrlar. &lt;br/&gt;Çocuðun bütün korku ve endiþelerine yanýtlarý, sýrt sývazlama ve sahte sözlerden ibarettir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Yukarda saydýðýmýz rolleri bir kenara býrakýp çocuðumuzun ve biz anne babalarýn benimseyeceði temel yaklaþým kazan / kazan tutumu olmalýdýr. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuðun duygularýný görmezlikten gelen týkayýcý cevaplar vermekten kaçýnýn.&lt;br/&gt;Bu tarz bir dinleme çocuðumuzu iþitmediðimizi ve anlamadýðýmýzý belirtir...&lt;br/&gt;ÖNERÝMÝZ&lt;br/&gt;Çözümlemeci dinleme yani çocuðun duygularýný ve düþüncelerini duymak ve bunu belirterek çocuðun da bunu anlamasýný saðlamak...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu tarz dinleme , çocuðun kendini daha açýkça görmesini saðlayacak bir ayna tutmakla eþdeðerdir...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuklarýn öðrenmesine izin verin.  &lt;br/&gt;Kendi çözümlerimizi onlara empoze temekten kaçýnmalýyýz...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Etkili iletiþim çocuðu dinlemekle baþlar&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ýletiþimsizlik Kaderiniz Deðil...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  Öncelikle tutumlarýmýzý gözden geçirmeliyiz...&lt;br/&gt;Çocuðunuzu nasýl dinlemelisiniz?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çoðu aile, eðer çocuklarýna arkadaþlarýna olduðu gibi iyi davransalar, iliþkileri geliþebilir...&lt;br/&gt;Buna karþýn arkadaþlarýna, çocuklarýna olduðu gibi davransalardý iliþkileri kopup giderdi...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Karþýlýklý saygýyý teþvik etmeli, bunun içinde çocuðumuzun duygularýný kabullenebilmeliyiz...&lt;br/&gt;Çocuklarýmýz Duygularýný Açýða Vurduklarýnda Oynadýðýmýz Roller&lt;br/&gt;Çocuklarýmýzýn kýzgýnlýk, düþ kýrýklýðý ve korku gibi duygularýný açýða vurduklarýnda çoðumuz ne yapmamýz gerektiðini bilemeyiz...&lt;br/&gt;Çünkü bizlere bu tür duygularýmýzý açýða vurmanýn zayýflýk olduðu yaþadýðýmýz toplum tarafýndan  kodlanmýþtýr. &lt;br/&gt;Bu þartlanma içinde oynadýðýmýz roller þunlardýr... &lt;br/&gt;BAÞKOMUTAN&lt;br/&gt;Bu rolü oynayan anne-baba, her þeyin kontrolü altýnda olmasýný ister. Bu yüzden çocuðun olumsuz duygularýndan bir an önce kurtulup, kendine gelmesini bekler.&lt;br/&gt;Emirler, komutlar, tehditler galip gelmek isteyen anne babanýn araçlarýdýr.&lt;br/&gt;Bu rolün oynandýðý sahnenin dekorunu size býrakýyoruz...&lt;br/&gt;AHLAK HOCALARI&lt;br/&gt;Ahlak hocalarýnýn &quot;bunu yapmalýsýn&quot;,&quot;Bunu yapmamalýsýn&quot; türü vaazlarý dikkati çeker.&lt;br/&gt;Çocuðun uygun duygulara sahip olmasýna titizlik gösterilir.&lt;br/&gt;HER ÞEYÝ BÝLENLER&lt;br/&gt;Bu rolü benimsemiþ anne-babalar, uzun yaþam tecrübeleri olduðundan ve artýk sorunun çözümünü</description></item><item><title>INFLAMMATION AND RISK FOR PREMATURIT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?inflammation-and-risk-for-prematurit-444190.html</link><description>Inflammation and Risk for Prematurity&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Outline&lt;br/&gt;Preterm delivery&lt;br/&gt;Inflammation in preterm delivery&lt;br/&gt;Polymorphisms in inflammatory cytokines&lt;br/&gt;Obstetrics and cytokine polymorphisms&lt;br/&gt;Preterm Delivery&lt;br/&gt;6-8% of all pregnancies deliver preterm&lt;br/&gt;No improvement in preterm delivery rates with current management strategies&lt;br/&gt;Causes include&lt;br/&gt;Preterm premature rupture of membranes&lt;br/&gt;Preterm labor&lt;br/&gt;Maternal or fetal complications &lt;br/&gt;Rates of LBW continue to rise&lt;br/&gt;Risk Factors for Preterm Delivery&lt;br/&gt;Previous obstetric history &lt;br/&gt;Race/ethnicity&lt;br/&gt;Vaginal bleeding&lt;br/&gt;Multiple gestation&lt;br/&gt;Incompetent cervix&lt;br/&gt;Infection&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Risk Factors for Preterm Delivery&lt;br/&gt;Marital Status&lt;br/&gt;Substance use&lt;br/&gt;Pre-Pregnancy Weight&lt;br/&gt;Stress&lt;br/&gt;Maternal Age&lt;br/&gt;Congenital Anomalies&lt;br/&gt;Racial Disparity for Preterm Birth and Infant Mortality&lt;br/&gt;LBW in singletons- &lt;br/&gt;11.4% in blacks &lt;br/&gt;5% in whites&lt;br/&gt;#1 contributor to disparity in infant mortality&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Preterm Birth and Family History&lt;br/&gt;Data from linked database of birth certificates of two generational cohorts&lt;br/&gt;Risk of PTD for preterm mothers was higher than those that had been born at term (OR 1.18)&lt;br/&gt;If preterm mother delivered  30 weeks OR increased to 2.38&lt;br/&gt;Preterm Birth and Inflammatory Response&lt;br/&gt;Increased TNF production  in whole blood stimulated by LPS in patients with history of PTB (Amory et al, Am J Obstet Gynecol, 2001)&lt;br/&gt;Infection as a Noxious Stimuli&lt;br/&gt;BV is 2 times more prevalent among African Americans&lt;br/&gt;Higher prevalence not explained by known behaviors or risk factors&lt;br/&gt;High BV rates in African American women may account for up to 30% excess risk of PTD &lt;br/&gt;The Effects of Stress&lt;br/&gt;Endocrine system (CRH production)&lt;br/&gt;Immune system response&lt;br/&gt;Maternal behaviors&lt;br/&gt;smoking &lt;br/&gt;nutritional status&lt;br/&gt;substance abuse&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The Pathogeneses of Preterm Birth&lt;br/&gt;Decidual-chorioamniotic or systemic inflammation (40%)&lt;br/&gt;Activation  of the maternal or fetal HPA (30%)&lt;br/&gt;Decidual hemorrhage (20%)&lt;br/&gt;Pathologic overdistention (10%)&lt;br/&gt;Inflammatory Mediators and Preterm Birth&lt;br/&gt;Produced by choriodecidual tissues in response to infectious stimuli&lt;br/&gt;Elevated in maternal serum, amniotic fluid, cord blood, cervical/vaginal secretions in PTL and PPROM&lt;br/&gt;FIRS- elevated IL-6 by cordocentesis associated with serious neonatal complication (Gomez, 1998)&lt;br/&gt;Inflammatory Mediators and Intra-amniotic Infection&lt;br/&gt;Not always possible to document intra-amniotic infection&lt;br/&gt;Similar outcome in preterm patients with intra-amniotic inflammation and proven infection &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Interleukin-6&lt;br/&gt;Elevated in maternal serum in  chorioamnionitis (Greig, 1996) &lt;br/&gt;Elevated in fetal cord blood with  funisitis (Swamy, 2002)&lt;br/&gt;Elevated in PPROM with FIRS&lt;br/&gt;In amniotic fluid of  PPROM, PTL  especially in presence of infection&lt;br/&gt;Polymorphisms&lt;br/&gt;Common sequence variations that occur at a frequency greater than 1%  &lt;br/&gt;(Mutations occur  1%)&lt;br/&gt;Single nucleotide Polymorphism&lt;br/&gt;occur every 500-1000 bases throughout the genome&lt;br/&gt;IL-6 gene polymorphism&lt;br/&gt;Polymorphisms&lt;br/&gt;VNTR- common polymorphism that result form slippage during DNA replication&lt;br/&gt;several copies of a repeated unit&lt;br/&gt;GAGAGAGAGA &lt;br/&gt;Depending on location may result in alterations in protein production&lt;br/&gt;exon may alter the protein&lt;br/&gt;promoter region alter amount produced&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cytokine Polymorphisms and Systemic Disease&lt;br/&gt;TNF: septic shock, RA, AIDs, MS, diabetes, lupus, graft versus host disease, cardiac and renal transplant rejection&lt;br/&gt;IL-6: JCA, cardiac disease, graft versus host disease and lupus&lt;br/&gt;IL-10: lupus, RA, asthma, cardiac and renal transplant rejection, graft versus host disease&lt;br/&gt;Polymorphism and Transplantation&lt;br/&gt;Bronciolitis Obliterans in lung transplant patients with IL-6 -174G/C and IFN-gamma(+874) (Lu, Transplantation, 2002)&lt;br/&gt;Carriers of IL-6 -174C allele had inferior graft survival with RR of 3.7 for graft loss (Muller-Steinhardt, Kidney Int, 2002)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cytokine Polymorphism and GVHD&lt;br/&gt;Acute GVHD independently associated with IL-10 gene polymorphisms&lt;br/&gt;from the recipient (RR 7.9) and the donor (RR 3.5)&lt;br/&gt;Chronic GVHD independently associated with IL-6 gene polymorphism from recipient (RR 4.2, P=0.02)&lt;br/&gt;Interleukin-6 Polymorphisms&lt;br/&gt;-174G/C, -597G/A, -572G/C&lt;br/&gt;named fo</description></item><item><title>BEBEK BAKIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bebek-bakimi-449429.html</link><description>Göbek Baðýnýn Temizlenmesi&lt;br/&gt;Göbek baðý, genelde doðumdan sonraki ikinci hafta içinde düþer. Hastaneden ayrýlmadan önce size göbek baðýna pansuman yapmanýz için bir sývý verilecektir. Göbek baðýnýn kuru kalmasý, düþmesini çabuklaþtýracaktýr. Bu nedenle düþene kadar bebeðinizi küvette yýkamaya baþlamamanýz ya da bu bölgeyi ýslatmamanýz, göbek baðýnýn daha kolay düþmesini saðlar. Göbek baðýnýn havayla temas etmesi de daha çabuk iyileþmesini saðlayacaðý için bu bölgeyi bebek bezi ya da naylon külot ile kapatmamaya çalýþýn. Göbek baðýnýn çevresinde iltihap sýzýntýsý ya da kanama olursa veya kýzarýp þiþerse, enfeksiyon belirtisi olabileceði için doktorunuza danýþmalýsýnýz. &lt;br/&gt;Göbek baðý düþtükten sonra bu bölgeyi her gün kaynamýþ ýlýk su ve pamukla silip iyice kurulamalýsýnýz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bebeðin Gazýný Çýkartmak&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bebeklerin süt içerken hava yutmasý çok doðaldýr. Bebek, yuttuðu havadan ya gaz çýkararak ya da geðirerek kurtulabilir. Biberonla beslenen bebeklerde çok sýk görülmesine raðmen, anne sütüyle beslenen bebekler de hava yutabilir. &lt;br/&gt;Bebeðinizi beslerken gaz çýkarmasý için arada ona fýrsat verin; emziriyorsanýz göðüs deðiþtirirken bebeðinizin gazýný çýkarýn. Yuttuðu hava ona tokluk hissi verebilir ve onu rahatsýz ederek ihtiyacý olan besini almasýný engelleyebilir. Ya da gaz midesine baský yaparak, bebeðinizin kusmasýna sebep olabilir. Bebeðiniz mutluysa, geðirecek kadar hava yutmamýþtýr; kýpýrdanýp yüzünü buruþturuyorsa hava yutmuþtur, bu yüzden bir süre daha deneyin. Ancak gazýný hemen çýkarmasýný beklemeyin.&lt;br/&gt;Bebeðinizin yuttuðu havayý çýkarmak ve onu rahatlatmak için þunlarý deneyebilirsiniz;&lt;br/&gt;*  Onu poposundan tutup, baþý omzunuza gelecek þekilde kendinize yaslayýn sýrtýný yavaþça sývazlayýn ve ritmik bir þekilde nazikçe vurun. Aðzýndan biraz süt gelme ihtimaline karþý omzunuza temiz bir havlu ya da bez örtebilirsiniz. &lt;br/&gt;*  Bebeðinizi yüzüstü dizlerinize yatýrarak ve nazikçe sýrtýný sývazlayarak da bebeðinizin gazýný çýkartabilirsiniz. Aðzýndan biraz süt gelme ihtimaline karþý dizlerinize temiz bir havlu ya da bez örtebilirsiniz. &lt;br/&gt;*  Bebeðinizin 3. ayýndan sonra dizinize oturtup, bir elinizle göðsünden tutarak diðer elinizle sýrtýný sývazlayarak gazýný çýkartabilirsiniz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bebek Gazýný Nasýl Belli Eder? &lt;br/&gt;Bebeðinizin gazý varsa, rahatsýz olduðunu anlatan bazý hareketlerde bulunur. Gazýný çýkarmak için bacaklarýný uzatýp kendine çeker, aðlar ve huzursuz olur. Gaz sancýsý olan bebek ani bir þekilde çýðlýk atar gibi uzun süre aðlar. Vücudu gerginleþir, sýrtýný geriye doðru büker, yüzü kýzarýr ve el ve ayaklarý hafifçe morarabilir. &lt;br/&gt;Bebeðiniz günün herhangi bir saatinde gaz sancýsýyla karþýlaþabilir, ama daha çok akþam ve gece yarýsý ortaya çýkar. Geceleri geç uyumasýna ve uykusunun bölünmesine neden olur. Gazlý bebekler karakter olarak daha hassas, ilgi bekleyen ve kolay uyanan bebeklerdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bebek Giysilerinin Yýkanmasý &lt;br/&gt;Bebeðinizin tenine deðmeden önce bütün giysilerin yýkanmasý gerekir. Giysilerin marka etiketlerini çýkarýrsanýz bebeðinizin cildinin tahriþ olmasýný önlersiniz. &lt;br/&gt;Bebeðinizin cildi için giysilerini yýkarken cildinin tahriþ olmamasý için çamaþýr suyu ya da buna benzer deterjanlarla giysileri yýkamayýn. Bebekler için özel olan temizlik malzemeleri ve yumuþatýcýlarý kullanýn. Çamaþýrlarýný kurutmanýn en iyi ve en saðlýklý yolu, açýk hava ve güneþte kurutmaktýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bebeðin Tuvalet Eðitimi &lt;br/&gt;Bebeklerin baðýrsaklarýný denetlemeleri için gerekli kas ve büzgen geliþimi, 18 aylýk olana kadar tamamlanmaz. Çocuðunuzu bu yaþtan önce oturaða alýþtýrmak, onu tedirgin ederek tuvalet alýþkanlýðý sürecini geciktirir. Bu yüzden, bebeðiniz hazýr olana kadar beklemelisiniz. Ýdrar kontrolü ise daha da geç olur. Ýki buçuk - üç yaþýna kadar gecikebilir. &lt;br/&gt;Bebeðinize tuvalet alýþkanlýðý kazandýrmak oldukça sabýr isteyen bir uðraþtýr. Bebeðinizi asla korkutmamalý ve cezalandýrmamalý, onu ödüllendirerek teþvik etmelisiniz.&lt;br/&gt;Bebeðinizin tuvalet denem</description></item><item><title>ÇOCUKLARDA ÜST SOLUNUM OLU ENFEKSÝONLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklarda-ust-solunum-olu-enfeksionlari-438326.html</link><description>ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSÝYONU (ÜSYE)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üst solunum yolu, aðýz ve burundan baþlayarak farinks, larinks ve trakeadan oluþmaktadýr. Bu hava yolunu ilgilendiren herhangi bir patolojik durum ayný zamanda bu yollarla iliþkili olan paranazal sinüsler, orta kulak, tonsil ve adenoid doku ve epiglot gibi dokularý da ilgilendirir. Çocuklarda en sýk görülen enfeksiyon hastalýðý üst solunum yolu enfeksiyonlarýdýr. Bu nedenle iyi irdelenmesi gerekmektedir.&lt;br/&gt;ÜSYE&quot;de tutulan bölgeye göre; ateþ, burun akýntýsý, nazal konjesyon, öksürük, hapþýrýk, inspiratuar stridor, supraklaviküler ve suprasternal retraksiyonlar gibi semptomlar görülebilir.&lt;br/&gt;ÜSYE&quot;de çoðu kez etken, virüslerdir ve bu hastalýklarýn çoðu antibiotiksiz,  semptomatik tedaviyle düzelir. Beslenme bozukluklarý (PEM), immun yetmezlik (özellikle hücresel), preterm veya SGA doðum, kýþ mevsimi, kötü sosyoekonomik durum, kreþ, okul vb kalabalýk ortamlarda yaþama, biberon, emzik kullanma, erkek cinsiyet, GER bulunmasý, konjenital anomaliler ve hava kirliliði (sigara, sis, eksoz dumaný, elektrik ocaðý, katalitik sobalardaki NO2 (Endothelial contracting derivated factor), allerjik hastalýklar gibi sebepler predispozan faktörleri oluþtururlar. Normal bir çocukta yýlda 3-6 kez ÜSYE gözlenmesi doðaldýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AKUT RÝNÝT (A. RÝNOFARANJÝT = A. NAZOFARANJÝT)&lt;br/&gt; = Soðuk algýnlýðý/Nezle-Grip)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;En sýk etken Rinovirüs&quot;tür. (diðer virüsler; koronavirüsler, RSV, adenovirüsler, parainfluenza, influenza (grip)). Ateþ, baþ aðrýsý, burun akýntýsý (önce sulu (mükoz) daha sonra mükopürülan), hapþýrýk, iþtahsýzlýk, halsizlik, hafif kusma ve ishal gözlenebilir. Semptomlar hafiftir. 4-5 gün içinde semptomlar daha da hafifler ve kendiliðinden geçer. Tedavi semptomatiktir. Eðer ateþ yüksek seyirliyse veya düþtükten sonra tekrar yükseliyorsa, semptomlar þiddetleniyorsa bakteriyal bir enfeksiyon veya eþlik eden bir komplikasyon düþünülmelidir;&lt;br/&gt;*Bakteriyal etkenler: Çoðunlukla A grubu streptokoklar, nadiren Corynebacterium diphtheriae, Mycoplazma pneumoniae, Neisseria meningitidis, N. Gonorrhoeae etken olabilir. Sekonder bakteriyal enfeksiyondaki etkenler en sýk olarak Haemophilus influenzae,  pnömokok, stafilokoklardýr. &lt;br/&gt;Özellikle 3 yaþ altýnda streptokoklarýn yaptýðý ÜSYE sýktýr. Bu duruma streptokokozis denir. Yüksek ateþ, müko-pürülan burun akýntýsý (koyu yeþil), perioral bölgelerde küçük apseciklerle karakterizedir.  &lt;br/&gt;*ÜSYE&quot;de diðer komplikasyonlar: Otitis media, Sinüzit, Pnömoni, Bakteriyemi ve Menenjittir. &lt;br/&gt;Ayýrýcý tanýda poliomyelit, hepatit ve bir çok viral döküntülü hastalýðýn prodromal dönemi ÜSYE belirtileri ile baþladýðý için bu hastalýklar mutlaka ekarte edilmelidir. Kanlý, mükopürülan nazal sekresyonlarda burun difterisi, yabancý cisim veya lokal tahriþ akla gelmelidir. Yabancý cisimde olay genellikle tek taraflýdýr. Ayrýca bu durum yenidoðan döneminde olursa konjenital sifiliz, koanal atrezi de düþünülmelidir. Bilateral koanal atrezide nazal konjesyon yanýsýra aðlayýnca düzelen siyanoz tipiktir. (aðlayýnca siyanozun arttýðý durum konj. kalp hastalýklarý!!!)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ADENOÝD VEGETASYON VE ADENODÝT&lt;br/&gt;Adenoid doku Waldayer halkasýnýn [tonsilla pharyngea, tonsilla tubaria (Gerlach bademciði), tonsilla palatina (Lusecka&quot;nýn bademciði = adenoid) ve tonsilla lingualis] bir parçasýdýr. 3-4 yaþlarýnda maksimum büyüklüðüne ulaþýr ve puberteye kadar giderek küçülür ve atrofiye uðrar. Tekraralayan ÜSYE&quot;ler sýrasýnda bu dokular büyür. Eðer obstrüksiyon oluþturacak boyutta büyürse adenoid vegetasyondan bahsedilir. Bu çocuklar burundan nefes almakta güçlük çektikleri için aðýzlarý sürekli açýktýr, uyurken horlarlar ve rinolali (nazal konuþma) þeklinde konuþurlar. Büyük adenoidler aðýz içinden parmaðýmýzla kolayca palpe edilebilir.  Tedavide dekonjestanlar, burun damlalarý ve lokal antienflamatuarlar kullanýlabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Rinolali yapan sebepler;&lt;br/&gt;Adenoid vejetasyon, difteri vb&quot;e baðlý yumuþak damak paralizileri, nazofarinks tümörü (adölesanlarda ve genç eriþkinlerde daha sýk olup, tekrarlayan abondan burun kanamasý ve rinolali ile kendini be</description></item><item><title>TELEVÝZYONUN ÇOCUÐA ETKÝLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?televizyonun-cocuga-etkileri-398343.html</link><description>TELEVÝZYONUN ÇOCUÐA ETKÝLERÝ&lt;br/&gt;20. Yüzyýlýn en büyük buluþlarý arasýnda kitle iletiþim araçlarý yer almaktadýr. Bunlar içerisinde þüphesiz en önemli yeri de Televizyon almaktadýr. TV insanlýk tarihi adýna büyük geliþmelere vesile olmuþ ve halada etkileri açýsýndan insanlýk adýna tartýþýlmaz bir noktada yerini korumaktadýr. TV evlerde yerini almadan önce ve aldýktan sonra diye aile hayatýný ikiye ayýrmak belkide pek fazla yanlýþ olmaz. Bizim konu baþlýðýmýzdan da anlaþýlacaðý üzere bu yazýmýzda TV nin eriþkin birey , aile veya toplumsal yönlerini incelemek yönünde bir amacýmýz yok. Bu deðerlendirmeleri þimdilik daha ileri tarihlere erteleme gerekliliðini düþünüyoruz. &lt;br/&gt;Gerek klinik görüþmelerimiz sýrasýnda karþýlaþtýðýmýz anne babalardan, gerek deðiþik yollar ile bize gelen sorularda sýkça karþýlaþtýðýmýz sorulardan biri de &quot;TV nin çocuðumuza etkisi nedir ? &quot; þeklinde olan sorudur. Bu konuda anne babalara söylediðimiz genel þey her yaþ için þüphesiz bu sihirli kutunun çocuða etkileri farklý farklý olmaktadýr. Bunu iyi veya istenen etkiler ve kötü veya istenmeyen etkiler þeklinde ikiye ayýrabiliriz. Ama TV nin en büyük etkisi þüphesiz 0-3 yaþlarý arasýnda olmaktadýr. Çünki bu yaþlar hayat boyu kullanýlacak bazý psikososyal ve psikomotor özelliklerin kazanýldýðý çok önemli bir devredir. Bu devrede oluþabilecek herhangi bir sorun bütün hayatý etkilemektedir. Bu nedenle yaþlara göre TV nin etkileri konusunda anne babalarý bilgilendirmek gerektiðini düþünerek bu türlü bir yazý yazma ihtiyacý hissettik. &lt;br/&gt;0-3 yaþ gurubuna etkiler&lt;br/&gt;0-3 yaþ için TV bazý durumlarda ciddi sýkýntýlarýn kaynaðý olabilmektedir. Ailelerin sosyoekonomik zorluklarý , çalýþan annelerin durumu , çocuðun-ilgilenilmesi gereken - ek kardeþ durumu , anne babalarýn kendilerine ait sorunlarý ,yapýlmasý gereken ev iþleri , anne babalarýn sosyoekonomik zorluklardan dolayý ek iþlerde çalýþmalarý , anne babalardan birinin veya ev içerisindeki bireylerden birinin kronik hastalýðý , ailelerin kendi psikososyal iht</description></item><item><title>GELÝÞÝMSEL BOZUKLUKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gelisimsel-bozukluklar-350334.html</link><description>GELÝÞÝMSEL BOZUKLUKLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaygýn Geliþimsel Bozukluklar1&lt;br/&gt;Rett Bozukluðu2&lt;br/&gt;Çocukluðun Dezintegratif Bozukluðu4&lt;br/&gt;Asperger Bozukluðu6&lt;br/&gt;Otizm8&lt;br/&gt;Sembiyotik Psikoz24&lt;br/&gt;Kaynaklar25&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAYGIN GELÝÞÝMSEL BOZUKLUKLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaygýn geliþimsel bozukluklar; geliþimin deðiþik alanlarýnda ortaya çýkan ciddi ve kalýcý bozukluklarla belirli bir çocukluk dönemi sorunudur. Ciddi ve kalýcý bozukluklar karþýlýklý sosyal etkileþim ve iletiþim becerilerinde zayýflýk, stereotipik davranýþlar, sýð ilgi daðarcýðý ve sýnýrlý aktiviteler þeklinde kendini gösterir. DSM-IV yaygýn geliþimsel bozukluklar ana baþlýðý altýnda þu bozukluklarý ele almaktadýr:&lt;br/&gt;a)Rett Bozukluðu&lt;br/&gt;b)Çocukluðun Dezintegratif Bozukluðu&lt;br/&gt;c)Asperger Bozukluðu&lt;br/&gt;d)Otistik Bozukluk&lt;br/&gt;e)Sembiyotik Psikoz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaygýn geliþimsel bozukluklar genellikle yaþamýn ilk yýllarýnda kendilerini belli ederler. Sýklýkla zeka geriliði ile beraber bulunurlar. Kimi zaman diðer bir týbbi hastalýk ta beraberinde bulunur. Kromozal anomaliler, konjenital infeksiyonlar bu týbbi hastalýklara örnektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;RETT BOZUKLUÐU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýlk kez 1966 yýlýnda çocuk doktoru Andreas Rett tarafýndan tanýmlanmýþtýr. Rett tedavilerini izlediði 22 kýz çocuðunun yaklaþýk altý aylýk normal bir dönemden sonra geliþimlerinin birden durduðunu ve hýzla gerilediðini gözlemiþ, daha sonra diðer özgül belirtileri ile birlikte bozukluðu tanýmlamýþtýr. En önemli özelliði; doðumdan sonra normal bir iþlevsellik dönemini izleyen, birden çok özgül bozukluðun geliþimidir. Bireylerin prenatal ve perinatal geliþme dönemleri ve ilk beþ ay boyunca psikomotor geliþimleri normaldir. Doðumda kafa çevresi de normal sýnýrlardadýr. 5. ile 48. aylar arasýnda kafa büyümesi yavaþlayabilir. 5. ile 30. aylar arasýnda daha önceden kazanýlmýþ amaca yönelik el becerileri ve ince motor becerileri yitirmenin ardýndan, basmakalýp el bükme ya da el yýkamaya benzer el hareketleri yapmaya baþlarlar. Bozukluðun baþlangýcýný izleyen ilk birkaç yýl içinde çevreye olan ilgide azalmalar olabileceði gibi, daha sonralarý toplumsal etkileþim yeniden geliþebilir. Yürümede ya da beden hareketlerinde koordinasyon bozulur. Ýleri derecede psikomotor yavaþlamanýn yaný sýra, sözel anlatým ve dili algýlamada bozukluk vardýr. Ayakta durmak ve yürümek için gerekli dengeyi saðlayamazlar. Bunun için de bacaklarýný açarlar. Yiyecekleri uygun þekilde çiðneyememe, mesane ve barsak kontrolünü saðlayamama, aþýrý salya salgýlanmasý ve dilin dýþarý çýkmasý görülen bedensel belirtilerdir. &lt;br/&gt;Rett bozukluðu, özellikle kýzlarda görülen, nedeni bilinemeyen þiddetli nörogeliþimsel bozulma, edinsel mikrosefali, demans, amaçlý el kullanýmýnda bozukluk ve basmakalýp davranýþlar gibi hareket anormallikleri, düzensiz solunum, otistik davranýþ ve epileptik nöbetlerin olduðu nörolojik bir bozukluk olarak tanýmlanmaktadýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KLÝNÝK BULGULAR:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Rett bozukluðu, tipik olarak aðýr ya da ileri derecede aðýr zeka geriliði ile iliþkilidir. Hastalarda yaþ ile birlikte serebellar verilmiþ ve bu serebellarda hemisfer geniþliðinde azalma olduðu belirtilmektedir. Hastalardaki beyin dokusu hacimlerindeki azalmanýn orantýsýz olmasý (beyaz maddeye göre gri maddenin daha çok azalmasý), kortikal gri madde oranlarýnda farklý deðiþiklik (frontal bölgede daha fazla azalma), subkortikal gri madde nükleuslarýnda hacim azalmasý (kaudat nükleus) ve artmýþ beyin omurilik sývýsý hacmi de bildirilmiþtir. Bu sonuçlar gri madde de daha fazla olmak üzere ve gri-beyaz madde deðiþikliklerini düþündürmektedir. Beyin görüntüleme teknikleri ve otopsi raporlarý ile birlikte deðerlendirildiðinde frontal bölgede daha fazla olsa da oksipital ve paryetal bölgelerde de anlamlý derecede azalmýþ gri madde bulunmasý patolojinin yaygýn olduðunu düþündürmektedir. Ýstemli hareketlerin düzenlenmesinde rolü olan kaudat nükleusun hacmindeki azalmanýn Rett bozukluðunun klinik belirtilerinin açýklanmasýnda yardýmcý olduðu görülmektedir. Tüm çalýþmalar birlikte incelendiðinde Rett bozukluðundaki temel patolojinin f</description></