<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Çalışma Ekonomisi / Endüstri İlişkileri - Türkiye'nin veri bankası</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Hakları saklıdır.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankası - Çalışma Ekonomisi / Endüstri İlişkileri</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>İŞ ETÜDÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?is-etudu-342846.html</link><description>ÖNSÖZ&lt;br/&gt;Okullarda öğretilen teorik bilgilerin uygulamasının yapılması hem bilgilerin daha iyi kavranmasına hem de  tecrübe kazanılmasına yardımcı olduğundan son derece faydalıdır. Bu nedenle öğrencilere verilen uygulamalı projeler teorik bilgilerin pratik çalışmalarla pekiştirilmesi için en uygun zemini oluşturmaktadırlar.&lt;br/&gt;İş etüdü gibi endüstri mühendisliğinin temel uygulama alanlarından biri olan bir konu hakkında uygulamalı çalışma imkanı yapabilme olanağı bulmuş olmam benim için çok önemli bir deneyimdir. Bu projenin hazırlanması sırasında ilgi ve bilgisini esirgemeyen Prof. Dr. Ahmet Fahri Özoka ve çalışmalarımda yardımcı olan tüm işletme çalışanlarına teşekkürü borç bilirim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;                  İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;GİRİŞ5&lt;br/&gt;1. İşletmelerde Verimlilik6&lt;br/&gt;2. İş Etüdü6&lt;br/&gt;  2.1. İş Etüdünün Tanımı6&lt;br/&gt;  2.2. İş Etüdünün Önemi ve Yararları7&lt;br/&gt;  2.3. İş Etüdü Teknikleri8&lt;br/&gt;  2.4. İş Etüdünün Temel Aşamaları8&lt;br/&gt;3. İşletme Hakkında Genel Bilgiler9&lt;br/&gt;  3.1. İşletmenin Ünvanı9&lt;br/&gt;  3.2. İşletmenin Faaliyet Alanı9&lt;br/&gt;  3.3. İşletmenin Pazar Payı9&lt;br/&gt;  3.4. İşletmenin Çalışanlarına Ait Bilgiler9&lt;br/&gt;  3.5. İşletmenin Seçim Nedenleri10&lt;br/&gt;4. Toplam Kalite Yönetimi, Kalite Kontrol Sistemleri ve ISO  900010&lt;br/&gt;  4.1. Toplam Kalite Yönetimi11&lt;br/&gt;  4.2. İşletmedeki Toplam Kalite ve ISO 9000 Çalışmaları12 &lt;br/&gt;5. Seçilen Bölümün Tanıtımı12&lt;br/&gt;  5.1. İş İstasyonun Seçim Nedenleri13&lt;br/&gt;  5.2. Çalışma Yerinin Yerleşim Düzeni14&lt;br/&gt;6. Ergonomik Tasarım15&lt;br/&gt;  6.1. Ergonominin Tanımı15&lt;br/&gt;  6.2. İnsan - Makine Sistemleri16&lt;br/&gt;    6.2.1. Sistem Tasarımı16&lt;br/&gt;      6.2.1.1. Sistem Tasarımının Temelleri17&lt;br/&gt;  6.3. Çevre Koşulları19&lt;br/&gt;    6.3.1. Aydınlatma 19                             &lt;br/&gt;      6.3.1.1. İş İstasyonundaki Aydınlatma Verileri ve &lt;br/&gt;                        Değerlendirilmesi&lt;br/&gt;22&lt;br/&gt;    6.3.2. İklim Etkileri22&lt;br/&gt;      6.3.2.1. İşyerlerinde İklim Koşullarını Etkileyen Faktörler24&lt;br/&gt;      6.3.2.2. İş İstasyonundaki  İklim Koşulları Verileri ve&lt;br/&gt;                        Değerlendirilmesi&lt;br/&gt;25&lt;br/&gt;    6.3.3. Gürültü26&lt;br/&gt;      6.3.3.1. Gürültü ve Verimlilik26&lt;br/&gt;      6.3.3.2. Gürültüye Karşı Alınacak Önlemler27&lt;br/&gt;      6.3.3.3. İş İstasyonundaki Gürültü Verileri ve Değerlendirilmesi28&lt;br/&gt;    6.3.4. Titreşim ve Etkileri29&lt;br/&gt;      6.3.4.1. İş İstasyonundaki Titreşim Verileri ve Değerlendirilmesi29&lt;br/&gt;    6.3.5. Zaralı Maddeler29&lt;br/&gt;      6.3.5.1. İş İstasyonundaki Zararlı Maddelerle İlgili Veriler &lt;br/&gt;                        ve Değerlendirilmesi&lt;br/&gt;30&lt;br/&gt;  6.4. Antropometrik Tasarım30&lt;br/&gt;    6.4.1. Ergonomi ve Antropometrik Tasarım30&lt;br/&gt;    6.4.2. İş İstasyonundaki Antropometrik Veriler ve&lt;br/&gt;                        Değerlendirilmesi&lt;br/&gt;32&lt;br/&gt;7. Metot Etüdü33&lt;br/&gt;  7.1. Metot Etüdünün Tanımı33&lt;br/&gt;  7.2. Metot Etüdünün Aşamaları33&lt;br/&gt;  7.3. Metot Etüdü Teknikleri34&lt;br/&gt;    7.3.1. Süreç sırasını Gösteren Şemalar34&lt;br/&gt;    7.3.2. Zaman Ölçekli Şemalar36&lt;br/&gt;    7.3.3. Hareketleri Gösteren Diyagramlar36&lt;br/&gt;  7.4. İşletmede Uygulanan Metodun Geliştirilmemiş Hali37&lt;br/&gt;  7.5. İşletmede Uygulanan Metodun Geliştirilmiş Hali39&lt;br/&gt;    7.5.1. Geliştirilmiş Metodun Değerlendirilmesi40&lt;br/&gt;8. Zaman Etüdü41&lt;br/&gt;  8.1. Zaman Etüdünün Tanımı41&lt;br/&gt;  8.2. Zaman Etüdünün Amacı41&lt;br/&gt;  8.3. Zaman Etüdünün Aşamaları41&lt;br/&gt;  8.4. Zaman Etüdü Teknikleri42&lt;br/&gt;    8.4.1. İş Örneklemesi42&lt;br/&gt;      8.4.1.1. Güvenlik Düzeyi ve Örnek Hacminin Saptanması43&lt;br/&gt;      8.4.1.2. İş Örneklemesinin Kullanılışı43&lt;br/&gt;    8.4.2. Kronometraj Yöntemi44&lt;br/&gt;    8.4.3. Sentetik Zamanlar Yöntemi44&lt;br/&gt;    8.4.3.1. Sentetik Zamanlar Yönteminin Değerlendirilmesi45&lt;br/&gt;  8.5. İşletmede Yapılan Zaman Etüdü Çalışması45&lt;br/&gt;9. SONUÇ47&lt;br/&gt;KAYNAKLAR47&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Teknolojik gelişmelerin ve uygarlık düzeyindeki ilerlemenin bir sonucu olarak iş alanları, ürün çeşitliliği ve sanayileşmeden kaynaklanan problemlerde hızlı bir artış görülmüştür. Bunun sonucu olarak da ortaya çıkan sorunları çözebilmek için yeni bilim dalları oluşturulmuştur.&lt;br/&gt;Günümüzde karşılaşılan en önemli sorunlardan birisi de verimliliğin arttırılmasıdır. Verimliliğin arttırılması beraberinde kalite kontrolü kavramını da getirmiştir. Verimliliği arttırılması ise insan, makine ve ma</description></item><item><title>YENİ ÇALIŞMA BİÇİMLERİ VE İŞE İLİŞKİN TUTUMLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yeni-calisma-bicimleri-ve-ise-iliskin-tutumlar-445913.html</link><description>YENİ ÇALIŞMA BİÇİMLERİ VE İŞE İLİŞKİN TUTUMLAR &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ  &lt;br/&gt;Son yıllarda gelişen yeni teknolojiler, ortaya çıkan yeni yönetim anlayışları, ülkeler arasında ekonomik ve sosyal bütünleşmeyi hızlandıran küreselleşme olgusu ve artan rekabet ortamında, belirginleşen esnekleşme arayışları ile ailevi ve sosyal ihtiyaçlar bugüne kadar standart kabul edilen çalışma biçimlerini değiştirmiş, ve yeni çalışma biçimleri ortaya çıkmıştır. Son zamanlarda birçok örgüt, esnekliği ve değişen şartlara adaptasyonu sağlayan yeni iş görme biçimlerine geçmiştir(CORDERY/ SEVASTOS/MUELLER/PARKER,1993, s.705).  &lt;br/&gt;Esnek çalışma biçimleri olarak da adlandırılan bu yeni çalışma biçimlerinde iş yine örgütsel bir rol olma özelliğini korumakla birlikte, yapıldığı mekan ve zaman değişikliklere uğramış, artık sadece belirli bir işyeri çatısı altında yapılan işler değil, daha kısa zamanda ve farklı saatlerde yapılan işler söz konusu olmaya başlamıştır. Bu çalışma biçimleri örgütlerin küresel ekonomik krizler ile arz ve talep dalgalanmalarına uyum sağlamalarını kolaylaştıracak esnek bir yapıya sahip olmasını sağlarken, çalışanlar açısında da bazı yararlar ve sakıncalar taşımaktadır. Çalışanlar açısından en büyük sakınca bu tür çalışma biçimlerine uygun olarak iş kanunlarında, çalışanların haklarını koruyacak yeni düzenlemelerin olmaması, diğer bir sakıncada ücretlerin düşüklüğü ve iş güvencesi sorunudur. İtalya, Arjantin, Belçika, Finlandiya, Almanya gibi bazı ülkelerde esnek çalışmaya ilişkin düzenlemeler yer almasına rağmen(ŞEN, 2000, s.54-55-56), ülkemizde bu konudaki eksiklik devam etmektedir. Ancak, getirdiği bazı avantajlar nedeniyle esnek ya da yeni çalışma biçimleri giderek artan bir ilgi ile karşılaşmakta ve iş yerinde esnek çalışmayı tercih edenlerin sayısı artmaktadır. Bu eğilimde iş gücünün demografik yapısının ve çalışanların işe ve çalışmaya bakışlarının değişmesinin etkili olduğu söylenebilir. &lt;br/&gt;İŞE İLİŞKİN TUTUMLAR AÇISINDAN YENİ ÇALIŞMA BİÇİMLERİ &lt;br/&gt;Yeni çalışma biçimlerinin çalışanlara getirdiği avantajların başında, çalışacakları zaman ve üretim miktarı konusundaki kararları vermede daha serbest olmaları dolayısıyla işleri üzerindeki kontrollerinin artması gelmektedir. Esnek çalışma ile çalışma süreleri ve işe başlama zamanı çalışana göre belirlendiği için, bireyler kendilerini en verimli hissettikleri zaman işe başlayacak, çalışırken kendilerini daha dinç ve enerjik hissedecekler, işle daha fazla ilgili olacaklar, işi yaparken daha dikkatli davranacaklardır(YAVUZ, 1999, s.100).  &lt;br/&gt;Yeni çalışma biçimleri çalışanların ailevi sorumlulukları ile iş sorumlulukları arasında bir denge kurmaya yardımcı olmaktadır. Yapılan araştırmalarda çalışanların bir çoğu, ailesi ile daha fazla zaman geçirmenin, ailevi sorumlulukları yerine getirmenin, kendilerine zaman ayırmak istemelerinin, esnek çalışma kararlarında etkili faktörler olduğunu belirtmişlerdir(MCSHULSKIS E., 1997, s.26). &lt;br/&gt;Aile yaşamı-özel yaşam ve iş arasındaki dengeyi kurmada en çok baskı hisseden ve zorlanan kadınlar için yeni çalışma biçimleri daha cazip olmaktadır. Esnek çalışmayı tercih eden kadınlar içinde çocuk sahibi olanların sayısı yüksek olduğu gibi, genç ve yaşlılar tarafından da yeni çalışma biçimleri tercih edilmektedir(Worklife Report, 1997, s.5). &lt;br/&gt;Yine işe gidiş-dönüşte trafik sıkışıklığı olmayan sakin zamanların verilmesi olanağı işe geç kalmadan kaynaklanan suçluluk ve utanma duygusunun ortadan kalkması çalışanların sosyal faaliyetlere katılma ve özel işlerini yapma olanağına kavuşması esnek çalışmanın getirdiği diğer avantajlardır(YAVUZ, 1999, s.100-101-102). &lt;br/&gt;İşyerlerinde uygulanan yeni çalışma biçimleri morali yükseltmekte, verimliliği arttırmakta, devamsızlığı ve iş gücü devrini azaltmaktadır(HALL / PARKER,1993). Yeni çalışma biçimlerinin uygulanması örgütlerin değişen piyasa şartlarına uyum sağlama, müşteri isteklerine yanıt verebilme amacını taşımakla beraber(LEE, 1996, s.543-554), çalışanların özel yaşam-iş yaşamı dengesini kurabilmesini sağlayarak iş doyumunu artırmak, stresi azal</description></item><item><title>GÜNÜMÜZDE İŞPORTACILIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunumuzde-isportacilik-444896.html</link><description>GÜNÜMÜZ İŞPORTACILIK KENTLERİNDE CANKURTARAN MESLEK &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  Bilindiği gibi geri kalmış tüm ülkelerin en önemli ortak özelliği tarıma dayalı bir ekonomik yapı ile hızla büyüyen nüfuslarıdır. Özellikle geleneksel tarıma dayalı toplumlarda nüfus, bu ekonomik yapının gereği olarak hızlı bir şekilde artmıştır. Ancak geleneksel usullerin terk edilmesi tıbbi yeniliklerin ölüm oranlarını hızla düşürmesi günümüzde geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde görülen nüfus patlaması probleminin oluşumuna zemin hazırlamıştır.  &lt;br/&gt; Nüfus patlaması dediğimiz olayın en güzel göstergesi hızlı ve düzensiz kentleşme ve bunun olumsuz sonuçlarıdır. Geleneksel yapının bozulması ile hızla artan nüfus tarımsal alanların dışına itilmekte ve bu kişiler umutlarını kentlerde aramaya zorlanmaktadırlar. Kentler ve özellikle de sanayi merkezleri kırsal alanlardan gelen çaresiz, düşük gelirli ve tarımsal üretimden başka üretim bilgisi olmayan kişilerle kalabalıklaşmaktadır. Bu kente yeni gelenler kentlerin en marjinal alanlarına yerleşmekte, oluşturdukları gecekondular her türlü sorunu toplumsal bir felaket haline dönüştürebilmektedir.  &lt;br/&gt; Kentlerin artan nüfusu istihdam alanında da büyük problemler yaratmak-tadır. Ekonomik gelişmenin karşılayamayacağı miktarda insanın kentlerin emek piyasalarına katılması, ortaya kitle işsizliği denen büyük ve kronik işsizlik sorununu çıkarmıştır. Sadece kentsel iş olanaklarının arttırılması bu problemlerin aşılması yetmemektedir. Uzun yıllar kırsal alanda yaşamış, oranın toplumsal değerleri ve ilişkileri ile sosyalleşmiş ve tarım dışında üretim bilgisi olmayan kişilerin kentlerde oluşan yeni sanayiinin vasıfsız işgücünü dahi oluşturamayacağı açıktır. Diğer bir ifadeyle modern kentsel işlerde vasıfsız olarak çalışmak bile bazı özellikler gerektirmektedir. Bu özelliklerin başında kentli olmak, kent kültürüne aşina olmak olarak da adlandırabileceğimiz kente uyum sağlama gelmektedir. &lt;br/&gt; Kente gelen kırsal nüfus kendi sorunlarının çözümlerini kendileri üretme durumunda kalmaktadırlar. İstihdam probleminin çözümü için ise insanların kendi kendilerine yarattıkları binlerce iş gelmektedir. Aslına bakıldığında bu işlerin ekonomik anlamda gerçekten iş olup olmadığı çoğunlukla tartışmalıdır. &lt;br/&gt; Kitle haberleşme araçlarının geliştiği ve televizyon gibi yurdun en ücra köşelerine kadar haberlerine götüren araçların bulunduğu günü-müzde, kentlerin yaşamak için çok da cazip olmadığı, işsizliğin ve sefaletin daha yaygın olduğu vurgulanmasına rağmen kır ile kent arasındaki göç neden devam etmektedir? Kentlerde ücreti işlerin çok daha zor bulunduğu artık toplumdaki tüm kesimler tarafından bilinmesine rağmen neden kent hala kırsal nüfusu cezbetmek-tedir? Bunun nedeni artık sanayide yüksek ücretler ile iş bulma umudu olmamak gerekir. Artık kentlerde o kadar çeşitli iş vardır ki, bu işlere girmek o kadar kolaydır ki, insanlar &quot;ne iş  olsa yaparım&quot; diyerek kentlere adeta doluşmakta-dırlar. Bu işlerin yasal olup olmadığı, topluma zararlı olup olmadığı giderek önemini yitir-mektedir. Üstelik bu işler zamanla yo-ğunluk kazanmaya ve ekonomi içinde söz sahibi olmaya başlamaktadır. &lt;br/&gt; Klasik istihdam araştırmaları bu kitle hakkında fazla bir bilgi sunamamak-tadır. Klasik araçlar gelişmiş ekonomi ve toplum modellerinden çıkarılmış kavramlar kullanılmaktadır ve açık olarak işsiz bulunan ve iş arayanları belirlemeye yara-maktadır. Ancak modern sektörlerde iş bulma ümidini kaybedip iş aramayan, daha önce de belirttiğimiz gibi esasında bir iş olarak değerlendiremeyeceğimiz işlerde çalışanlar hakkında hiçbir bilgi sunmamak-tadır. Çünkü bu kişiler işsiz değildirler, kendilerine göre bir işleri ve bir gelirleri vardır. Sorsanız çalıştıklarını söylerler, hatta bazıları  daha önce umduklarından çok daha iyi durumda olduklarını söyleyeceklerdir. Resmi istatistiklerde bu kişiler izlenememektedir. Hiçbir yerde bu kişilerin kayıtları bulunamamaktadır. Ancak zabıta ile başları derde girdiğinde bir kayıtları ortaya çıkmaktadır. Oysa günlük hayatta o kadar göz önündedirler ki art</description></item><item><title>ÜCRETLER VE İKRAMİYELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucretler-ve-ikramiyeler-347365.html</link><description>ÜCRETLER VE İKRAMİYELER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ücret Sistemi ve Miktarı&lt;br/&gt;Madde 24-a)Personele,İş kanununun 45.maddesinin 4.fıkrasında düzenlenen aylık ücret sistemine ve diğer bir sisteme ve hizmet akti ile belirlenen miktar üzerinden ödeme yapılır.&lt;br/&gt;b)Aylık ücret ödenen personelin ücretlerine,çalıştıkları günlerden başka hafta tatili,Ulusal Bayram ve genel tatil günlerine ait ücretleri de dahildir. Çalışmadıkları günler için ücret ödenmez.&lt;br/&gt;Geçici işgöremezlik&lt;br/&gt;Madde 25- Aylık ücretin günlük tutarı 1/30,saat tutarı 1/225&quot;dir.Hastalık veya iş kazası sebebiyle istirahat alan ve çalıştırılmayan personelin Sosyal Sigortalar kurumundan aldıkları iş görmezlik ödenekleri net aylık ücrete tamamlanır.Geçici iş göremezliğini aylık ücrete tamamlayan net ücret karşılığı olduğundan,belirtilen miktar vergi ve sosyal sigorta primine tabii tutulmak üzere brüte çevirilerek gerekli kesintiler yapılır.&lt;br/&gt;Ücret ödeme zamanı&lt;br/&gt;Madde 26-Ücretler ayda bir ve her ayın son günü ödenir.Ayın son günü hafta tatiline veya genel tatil gününe rastladığında ödeme,tatilden önceki işgününde yapılır.&lt;br/&gt;İkramiyeler&lt;br/&gt;Madde 27-Personele,her yıl her biri aylık ücretleri tutarında olmak üzere dört ikramiye verilir.&lt;br/&gt;İkramiyeler Mart,Haziran,Eylül ve Aralık aylarında ve her ayın son günü asıl ücretlerle beraber ödenir.&lt;br/&gt;İkramiye ödeme tarihinden önce işe girenlere giriş tarihleri ile ikramiye ödeme tarihleri arasındaki gün sayısına isabet eden ikramiye tutarı ödenir.&lt;br/&gt;ALTINCI BÖLÜM&lt;br/&gt;EK ÖDEMELER VE SOSYAL YARDIMLAR  &lt;br/&gt;Uygulama şartı&lt;br/&gt;Madde 28-Bu bölümde düzenlenen ek ödeme ve sosyal yardımlar,işyerlerinde çalışan daimi kadrolu personele uygulanır.Ancak toplu sözleşmesi mevcut işyerlerinde,sadece kapsam dışı daimi kadrolu personele uygulanır.&lt;br/&gt;Yakacak Yardımı&lt;br/&gt;Madde 29-Personele kışlık yakacak ihtiyacını karşılamak için Şirketçe tespit edilen miktarda yakacak bedeli verilir.Yardım Mart,Haziran,Eylül ve Aralık aylarında eşit taksitlerle personele ödenir.&lt;br/&gt;Karı ve kocanın aynı şirkette çalışması halinde,ödeme her ikisine de ayrı ayrı yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bayram Harçlığı&lt;br/&gt;Madde 30-Şeker ve kurban bayramlarında personele şirketçe tespit edilen miktarda bayram harçlığı ödenir.&lt;br/&gt;Yemek yardımı&lt;br/&gt;Madde 31-Personele tam gün çalışılan iş günlerinde üç kaptan oluşan bir öğün verilir.Tatil günlerinde işyerinde çalışan personele yemek verilemezse,bedeli verilir.&lt;br/&gt;Çocuk Yardımı&lt;br/&gt;Madde 32-Personele 657 sayılı kanun hükümlerince belirlenen şartlara ve miktara göre her ay çocuk yardımı yapılır.&lt;br/&gt;Yol parası &lt;br/&gt;Madde 33-İşverence personele işyerine gidip gelmek ve belirlenecek güzergahtan geçmek üzere servis aracı sağlanır.Araç sağlanamazsa,yol ücreti ödenir.&lt;br/&gt;Evlenme Yardımı&lt;br/&gt;Madde 34-Evlenen personele şirketçe tespit edilen miktarda evlilik yardımı yapılır.Çift,şirket personeli ise her ikisine de ödeme yapılır.&lt;br/&gt;Doğum Yardımı:&lt;br/&gt;Madde 35-Personelin veya eşinin doğum yapması halinde şirketçe belirlenecek miktarda doğum yardımı yapılır.&lt;br/&gt;Ölüm Yardımı&lt;br/&gt;Madde 36-Personelin ölümü halinde kanuni mirasçılarına;aile yakınının ölmesi halinde personele şirketçe belirlenen miktarda ölüm yardımı yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; 3.BÖLÜM&lt;br/&gt;NORMAL VE FAZLA ÇALIŞMA&lt;br/&gt;Madde 11-Personelin haftalık çalışma süresi en çok 45 saattir.Haftalık çalışma süresinin 45 saatten az uygulanmasına ve bu sürenin çalışılan günlere bölünmesine ait kararlar müktesap hak teşkil etmez.Şirketçe yapılan değişiklikler uygulamadan iki iş günü önce personele duyurulur.&lt;br/&gt;Ara dinlenmeleri&lt;br/&gt;Madde 12-Personele,günlük çalışma süresi 7.5 saat olan işlerde yarım saat,7.5 saatten fazla olan işlerde bir saat ara (öğle) dinlenmesi verilir.&lt;br/&gt;Ara dinlenmesi aralıksız ve bütün işçilere aynı saatte uygulanır.Ara dinlenme zamanı çalışma süresinden sayılmaz.&lt;br/&gt;Fazla Çalışma&lt;br/&gt;Madde 13-Şirket gerekli gördüğü hallerde İş kanunu ve fazla çalışma tüzüğü şartlarına uygun olarak fazla çalışma yaptırabilir.Personel şirket tarafından uygulanacak fazla çalışmaya uymayı peşinen kabul eder.&lt;br/&gt;Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yüz yükseltilmesi suretiyle ödenir.&lt;br/&gt;Müdür ve müdürüstü</description></item><item><title>EMPLOMENT POLIC</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?emploment-polic-366888.html</link><description>Contents:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.EMPLOYMENT POLICY&lt;br/&gt;a)Institutional Machinery for employment policy&lt;br/&gt;b)  The employment strategy of the Union&lt;br/&gt;c) The actions of European Social Fund&lt;br/&gt;II.EDUCATION, VOCATIONAL TRAINING AND YOUTH&lt;br/&gt;a)The foundations of training and education policies&lt;br/&gt;b)Education and training programs&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.EMPLOYMENT POLICY&lt;br/&gt;a)Institutional Machinery for employment policy&lt;br/&gt;Unemployment was not a major concern for the EU countries until 1970s. Due to&lt;br/&gt;economic factors such as inflation and economic recession, unemployment became the most serious social problem in 1990s. Therefore, The European Commission makes constant efforts to improve its employment policies. In order to achieve this, the Commission in the first place, set out to strengthen its information system, which constitutes the basis for all policies to be designed and to conduct research on employment policies.&lt;br/&gt;The information and documentation system provides employment statistics, reports on employment forecasts and experts&quot; analyses. The data are based on national work and the cooperation between the Member States and the Commission is necessary.&lt;br/&gt;The information system prepared by the Commission with these aims is composed of three networks: MISEP, SYSDEM, and RESEARCH.&lt;br/&gt;-MISEP (Mutual Information System on Employment Policies) is designed to allow information exchange between the representatives of Member States and the Commission.&lt;br/&gt;-SYSDEM (System of Documentation, Evaluation and Monitoring of Employment Policies) is composed of one labor market expert for each country, who analyses employment policies within the EU.&lt;br/&gt;-RESEARCH is a group of researchers making advices based on their studies.&lt;br/&gt;Since the Commission attaches so much importance to continuous dialogue and assessment, it organizes meetings on employment policies. The meetings are organized in a manner to allow the representatives to discuss, to exchange and examine the information.&lt;br/&gt;b)  The employment strategy of the Union&lt;br/&gt;The objective of promoting a &quot;high level of employment&quot; is set by the Amsterdam Treaty. An effective employment strategy makes it necessary for the Member States to consider unemployment as a common problem and to work in coordination. A close cooperation among the Member States in the field of employment as regards analysis, research, evaluation and exchange of information is seen as the key to design better and implement an employment strategy.&lt;br/&gt;The Amsterdam Treaty, which gave a great importance to employment, adopted a &quot;Resolution on Growth and Employment&quot;. The Resolution aims at the modernization of social protection systems, promotion of training and education systems, focusing on coordinated policies for employment, improvement of the taxation systems.&lt;br/&gt;In June 1999, the Cologne European Council set out to reduce unemployment by&lt;br/&gt;implementing the European Employment Pact. The three main principles of this Pact are :&lt;br/&gt;1)Structural reforms and modernization of the labor markets.&lt;br/&gt;2)Coordination and supportive interaction among macroeconomic policies.&lt;br/&gt;3)Improvement of employability, entrepreneurship, equal opportunities for men and women.&lt;br/&gt;These three essential points of the Employment Pact constitute the conditions for growth and employment while maintaining the macroeconomic balances. Since a single monetary policy was introduced, it is necessary that interactions between national economies and the EU are consistent</description></item><item><title>CE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ce-453362.html</link><description>CE UYGUNLUK İŞARETİ &lt;br/&gt;CE İşareti, Avrupa Birliği&quot;nin, teknik mevzuat uyumu çerçevesinde 1985 yılında benimsediği Yeni Yaklaşım Politikası kapsamında hazırlanan Yeni Yaklaşım Direktifleri içerisinde yer alan ürünlerle ilgili olup, ürünlerin AB&quot;nin ilgili direktiflerine uygun olduğunu ve gerekli bütün uygunluk değerlendirme faaliyetlerinden geçtiğini gösteren bir Birlik işaretidir.&lt;br/&gt;CE İşareti aşağıdaki şekilde sembolize edilmektedir.&lt;br/&gt;Yeni Yaklaşım Politikası kapsamında yayımlanan direktiflerde; ürünün tanımı, taşıdığı riskler, sahip olması gereken asgari güvenlik koşulları, uygunluk değerlendirme prosedürleri ayrıntılı bir şekilde belirlenmektedir. CE İşareti büyük oranda ürünlerin güvenliğine ilişkin bir işaret olmakla birlikte 89/336/EEC sayılı Elektromanyetik Uyumluluk Direktifinde olduğu gibi bazen güvenlik dışındaki hususları da temsil edebilmektedir. &lt;br/&gt;Yeni Yaklaşım Politikasıyla getirilen sisteme genel olarak bakıldığında, ürünlerin karşılamak zorunda olduğu temel gereklerin direktiflerde belirlendiği, uyumlaştırılmış standartlara atıfta bulunularak bu standartlara uygun ürünlerin direktifteki temel gerekleri karşıladığı varsayılmaktadır. Başka bir ifadeyle, ülkemizdeki uzun yıllar süren uygulamanın tersine standartlar ihtiyari kabul edilmekte, temel gerekleri karşılayan başka çözüm yollarına da imkan tanınmaktadır. Uyumlaştırılmış standartlar ise Avrupa Komisyonunun görevlendirmesiyle Avrupa Standardizasyon Kuruluşları olan CEN, CENELEC ve ETSI tarafından yerine getirilmektedir. &lt;br/&gt;CE İşareti, tüketiciye bir kalite güvencesi sağlamaz, yalnızca ürünün, asgari güvenlik koşullarına sahip olduğunu gösterir. Ancak, CE İşareti iliştirilebilmesi için bir kalite güvencesi sisteminin varlığını gerektiren ürün direktifleri için CE İşareti ile kalite güvencesi kavramı bir noktada bir araya gelmiş olmaktadır. CE İşareti, bir yandan tüketiciye ürünün güvenli olduğu bilgisini verirken, diğer taraftan, ticari açıdan, ürünlerin bir üye ülkeden diğerine dolaşımı sırasında bir çeşit pasaport işlevi görmektedir. Bu işareti taşıması gereken, Yeni Yaklaşım Direktifleri kapsamı bir ürünün, bir Avrupa Birliği ülkesine girişi için, üzerinde CE İşareti bulunması zorunludur.&lt;br/&gt;CE işaretinin iliştirilmesi ve kullanımına ilişkin esaslar aşağıda belirtilmektedir:&lt;br/&gt;I. Bir ürünün, CE işaretinin iliştirilmesini gerektiren birden fazla teknik düzenlemeye tabi olması durumunda, CE İşareti, ürünün, ilgili tüm teknik düzenlemelerin hükümlerine uygun olduğunu gösterir. &lt;br/&gt;II. CE İşareti; &lt;br/&gt;a) İlgili teknik düzenlemede aksi belirtilmediği takdirde, en az 5 mm boyunda &quot;CE&quot; harflerinden oluşur.&lt;br/&gt;b) Bu işaret için öngörülen oranlara ve şekle bağlı kalınmak üzere, küçültülebilir veya büyütülebilir.&lt;br/&gt;c) Ürüne veya veri levhasına iliştirilir. Ürünün yapısı gereği bunun mümkün olmaması halinde, etiketine, ambalajına ve ilgili teknik düzenlemenin ürünün beraberinde herhangi bir dokümanın bulunmasını gerektirdiği durumlarda, bu dokümanlara iliştirilir.&lt;br/&gt;d) Görünür, okunabilir ve silinmeyecek şekilde iliştirilir.&lt;br/&gt;III. CE İşareti, üretim kontrol safhasının sonunda iliştirilir.&lt;br/&gt;IV. İlgili teknik düzenlemenin gerektirdiği durumlarda, CE İşaretinin yanında, üretim kontrol safhasında yer alan onaylanmış kuruluşun Avrupa Komisyonu tarafından verilen kimlik kayıt numarası yer alır.&lt;br/&gt;V. Belirli ürünlerin kullanımına ilişkin özelliklerin belirtilmesinin gerektiği durumlarda, CE İşareti ve onaylanmış kuruluşun kimlik kayıt numarasından sonra bir piktogram veya kullanma kategorisini gösteren başka bir işaretleme yer alabilir.&lt;br/&gt;VI. Ürünlere, CE İşaretinin anlamı ve şekli hakkında üçüncü şahısları yanıltacak şekilde başka işaretler iliştirilemez.&lt;br/&gt;VII. Ulusal veya uluslararası bir standarda uygunluğu belirten işaretler CE İşaretinin görünebilirliğine ve okunabilirliğine zarar vermemek kaydıyla, ürüne, ambalajına veya ekli dokümanına iliştirilebilir.&lt;br/&gt;VIII. CE İşareti, üretici tarafından iliştirilir. Onaylanmış kuruluşun kimlik kayıt numarası, onaylanmış kuruluşun kendi sorumluluğu altında, kendisi veya üretici tarafından iliştirilir.&lt;br/&gt;Bugüne kadar belli ürünler itibariyle AB&quot;ye ihracatta zorunlu olarak aranan CE İşareti uygulaması, ilgili mevzuatın yürürlüğe girmesiyle birlikte, Türkiye&quot;de de iç piyasaya arz edilecek ürünler ile ithal edilecek ürünler için zorunlu hale gelmektedir. &lt;br/&gt;&quot;CE&quot; İŞARETİ İLİŞTİRİLMESİ ZORUNLU OLAN ÜRÜN GRUPLARI HANGİLERİDİR ?&lt;br/&gt;Halihazırda;</description></item><item><title>GENÇ İŞSİZLİĞİ SORUNU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?genc-issizligi-sorunu-344546.html</link><description>Birinci Bölüm&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genç İşsizliği Sorunu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I- GENÇLER VE ÇALIŞMA HAYATI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genç ve gençlik kavramları üzerinde evrensel olarak kabul edilen bir tanım henüz yapılmamıştır. Bunda, gençlik çağının güç tanımlanabilir, soyut bir kavram olmasının büyük rolü bulunmaktadır. Gençliğin sosyolojik, psikolojik ve demografik açıdan farklı tanımları yapılabilir. Bazı yazarlar, gençliği bir yaş değil, bir hal olarak tanımlamışlardır:  &quot;Gençlik, bir akıl, algı durumu, irade derecesi, bir hayal gücü yeteneği, heyecanların, kuvvetin, dinçliğin, cesaretin; korkaklığa, macera isteğinin; rahat ve sakin yaşama sevdasına üstünlüğüdür.hiç kimse yalnız birkaç yıl yaşamakla ihtiyarlamaz. İnsanları yaşlandıran ideallerinin gömülmesidir.&lt;br/&gt;Aristo bundan 2300 yıl önce gençliğin özelliklerini şöyle sıralar: &quot;Gençlerin istekleri pek çoktur ve bunları hemen eyleme dönüştürmek isterler. Tutkulu, huysuz ve öfkelidirler. Tutkularının kölesi olurlar. İsteklerinin önüne dikilen en küçük engele bile katlanamazlar. Onura ve başarıya paradan çok değer verirler. Çünkü paraya gereksinimleri olmamıştır. Eli açık ve iyilikseverdirler. Çünkü kötülükleri tanımamışlardır. Çabuk güvenir, çabuk bağlanırlar. Çünkü aldatılmamışlardır. Yüksek amaçları ve idealleri vardır. Çünkü daha yaşamın sillesini yememişler, koşulların sınırlayıcı etkisini öğrenmemiştirler.&lt;br/&gt;Uygulamada gençliğin demografik tanımı kültürel, geleneksel ve siyasal faktörlere bağlı olarak ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir. Sanayileşmiş ülkelerde bu çağın üst sınırı sıkça değişmesine rağmen, alt sınır genellikle zorunlu eğitim çağının sona erdiği yaşa isabet etmektedir. Başta Birleşmiş Milletler ve Avrupa Ülkelerinin çoğunda gençlik çağı, 15-24 yaş grubu olarak tanımlanırken, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere&quot;deki resmi istatistiklerde 16-24 olarak kabul edilmektedir. Biz de bu çalışmamızda, demografik tanımdan hareketle, gençliği bir yaş grubu olarak ele alacağız ve 15-24  yaş grubunu genç nüfus olarak tanımlayacağız. &lt;br/&gt;Birleşmiş Milletler verilerine göre, 6 milyara ulaşan dünya nüfusunun yaklaşık olarak 1.1 milyarını 15-24 yaş grubunda bulunan gençler oluşturmaktadır. Dünyadaki genç nüfusun %60&quot;a yakını yalnızca gelişmekte olan Asya ülkelerinde yaşarken, %23&quot;ü Afrika ve Latin Amerika&quot;da ve sadece %16&quot;sı gelişmiş ülkelerde yaşamaktadır. 1980-1995 döneminde 15-24 yaş grubunda bulunan gençlerin toplam dünya nüfusu içindeki payı, küçük bir düşüşle %19&quot;dan %18&quot;e gerilemiştir. Bu düşüş, toplam nüfus içinde gençlerin sayısının sürekli olarak arttığı Afrika dışında kalan bütün bölgelerde gerçekleşmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo1- Ekonomik Olarak Aktif Nüfusun İçinde Gençlerin Payı(%)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1970198519902000&lt;br/&gt;Dünya32.131.127.527.3&lt;br/&gt;Gelişmiş Ülkeler26.324.022.320.0&lt;br/&gt;Gelişmekte Olan Ülkeler34.135.134.129.5&lt;br/&gt;Azgelişmiş Ülkeler34.737.037.136.3&lt;br/&gt;Afrika36.736.537.036.4&lt;br/&gt;Amerika&lt;br/&gt;Latin Amerika35.135.233.730.4&lt;br/&gt;Kuzey Amerika28.925.021,820.1&lt;br/&gt;Asya1&lt;br/&gt;Doğu Asya33.131.621.622.6&lt;br/&gt;Güney Asya                           33.435.034,232.1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AVRUPA23,822,413&lt;br/&gt;Okyanusya28.127.223.922.8&lt;br/&gt;Geçiş Ekonomileri24.522.524.022.7&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gençlerin işgücüne katılma oranına bakıldığında, genel olarak bir düşüşün olduğu görülmektedir. Bu düşüş özellikle, 15-19 yaş grubunda bulunan gençler arasında daha yüksek oranda gerçekleşirken, 20-24 yaş grubunda yer alan genç kadınların işgücüne katılma oranlarında ise, bir çok ülkede göreli bir artış gözlenmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gençlerin işgücüne katılma oranlarındaki bu düşüşün en temel nedenlerinden birisi, eğitime devam etme oranlarının yükselmesidir. Dünyada 12-17 yaş gurubunun orta öğrenime devam etme oranı, 1970&quot;de %76 iken, bu oran 1990 yılında %88.3&quot;e yükselmiştir. Aynı şekilde yükseköğrenime devam etme oranları da dünyanın bütün bölgelerinde hızla artmış ve bu artış kadınlarda erkeklere göre daha büyük oranda gerçekleşmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gençlerin iş gücüne katılma oranlarında, yıllar itibarıyla yaşanan düşüşün nedenlerinden biriside yasal düzenlemelerdir. Çoğu Avrupa ülkesinde, gençleri korumaya yöne</description></item><item><title>CE İŞARETİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ce-isareti-450212.html</link><description>&quot;CE&quot; İŞARETİ&lt;br/&gt;CE İşareti, Avrupa Birliği&quot;nin, teknik mevzuat uyumu çerçevesinde 1985 yılında benimsediği Yeni Yaklaşım Politikası kapsamında hazırlanan Yeni Yaklaşım Direktifleri içerisinde yer alan ürünlerle ilgili olup, ürünlerin AB&quot;nin ilgili direktiflerine uygun olduğunu ve gerekli bütün uygunluk değerlendirme faaliyetlerinden geçtiğini gösteren bir Birlik işaretidir&lt;br/&gt;CE İşareti, başlangıçta Fransızca&quot;da &quot;Avrupa normlarına uygunluk&quot; anlamına gelen &quot;Conformite EuropÃ©enne&quot; sözcüklerinin baş harflerinden oluşmakta iken 1995 yılından itibaren &quot;Community Europe&quot; ifadesinin baş harfleri olarak kullanılmaya başlanmış ve aşağıdaki şekilde sembolize edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeni Yaklaşım Politikası kapsamında yayımlanan direktiflerde; ürünün tanımı, taşıdığı riskler, sahip olması gereken asgari güvenlik koşulları, uygunluk değerlendirme prosedürleri ayrıntılı bir şekilde belirlenmektedir.&lt;br/&gt;CE işareti, tüketiciye bir kalite güvencesi sağlamaz, yalnızca ürünün, asgari güvenlik koşullarına sahip olduğunu gösterir. CE İşareti, bir yandan tüketiciye ürünün güvenli olduğu bilgisini verirken, diğer taraftan, ticari açıdan, ürünlerin bir üye ülkeden diğerine dolaşımı sırasında bir çeşit pasaport işlevi görmektedir. Bu işareti taşıması gereken, Yeni Yaklaşım kapsamı bir ürünün, bir Avrupa Birliği ülkesine girişi için, üzerinde CE İşareti bulunması zorunludur.&lt;br/&gt;CE uygunluk işaretinin iliştirilmesi ve kullanımına ilişkin esaslar aşağıda belirtilmektedir:&lt;br/&gt;I)Bir ürünün, CE işaretinin iliştirilmesini gerektiren birden fazla teknik düzenlemeye tabi olması durumunda, CE uygunluk işareti, ürünün, ilgili tüm teknik düzenlemelerin hükümlerine uygun olduğunu gösterir. &lt;br/&gt;II)CE uygunluk işareti; &lt;br/&gt;a) İlgili teknik düzenlemede aksi belirtilmediği takdirde, en az 5 mm boyunda &quot;CE&quot; harflerinden oluşur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b) Bu işaret için öngörülen oranlara ve şekle bağlı kalınmak üzere, küçültülebilir veya büyütülebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;c) Ürüne veya veri levhasına iliştirilir. Ürünün yapısı gereği bunun mümkün olmaması halinde, etiketine, ambalajına ve ilgili teknik düzenlemenin ürünün beraberinde herhangi bir dokümanın bulunmasını gerektirdiği durumlarda, bu dokümanlara iliştirilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;d) Görünür, okunabilir ve silinmeyecek şekilde iliştirilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III) CE uygunluk işareti, üretim kontrol safhasının sonunda iliştirilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IV) İlgili teknik düzenlemenin gerektirdiği durumlarda, CE uygunluk işaretinin yanında, üretim kontrol safhasında yer alan onaylanmış kuruluşun Komisyon tarafından verilen kimlik kayıt numarası yer alır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;V) Belirli ürünlerin kullanımına ilişkin özelliklerin belirtilmesinin gerektiği durumlarda, CE uygunluk işareti ve onaylanmış kuruluşun kimlik kayıt numarasından sonra bir piktogram veya kullanma kategorisini gösteren başka bir işaretleme yer alabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VI) Ürünlere, CE uygunluk işaretinin anlamı ve şekli hakkında üçüncü şahısları yanıltacak başka işaretler iliştirilemez.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VII) Ulusal veya uluslararası bir standarda uygunluğu belirten işaretler CE uygunluk işaretinin görünebilirliğine ve okunabilirliğine zarar vermemek kaydıyla, ürüne, ambalajına veya ekli dokümanına iliştirilebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VIII) CE uygunluk işareti, üretici tarafından iliştirilir. Onaylanmış kuruluşun kimlik kayıt numarası, kendi sorumluluğu altında, kendisi veya üretici tarafından iliştirilir.&lt;br/&gt;Bugüne kadar belli ürünler itibariyle AB&quot;ye ihracatta zorunlu olarak aranan CE işareti uygulaması, ilgili mevzuatın yürürlüğe girmesiyle birlikte, Türkiye&quot;de iç piyasaya arz edilecek ürünler ile ithal edilecek ürünler için zorunlu hale gelecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;CE&quot; İŞARETİ İLİŞTİRİLMESİ ZORUNLU OLAN ÜRÜN GRUPLARI &lt;br/&gt;HANGİLERİDİR ?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Halihazırda;&lt;br/&gt;*alçak gerilim cihazları, &lt;br/&gt;*basit basınçlı kaplar, &lt;br/&gt;*oyuncaklar, &lt;br/&gt;*inşaat malzemeleri, &lt;br/&gt;*elektromanyetik uygunluk, &lt;br/&gt;*makineler, &lt;br/&gt;*kişisel korunma cihazları, &lt;br/&gt;*otomatik olmayan tartı aletleri, &lt;br/&gt;*aktif emplante edilen tıbbi cihazlar, &lt;br/&gt;*gaz yakan aletler, &lt;br/&gt;*sıcak su kazanları, &lt;br/&gt;*sivil kullanım için patlayıcılar, &lt;br/&gt;*tıbbi cihazlar, &lt;br/&gt;*patlayıcı ortamlarda kullanılan ekipmanlar, &lt;br/&gt;*asansörler, &lt;br/&gt;*dondurucular, &lt;br/&gt;*basınçlı kaplar, &lt;br/&gt;*telekomünikasyon terminal cihazları, &lt;br/&gt;*in vitro diagnostik tıbbi cihazlar, &lt;br/&gt;*gezi amaçlı tekneler, &lt;br/&gt;*radyo ve telekomünikasyon terminal cihazları &lt;br/&gt;direktifleri kapsamına giren ürünlere CE işa</description></item><item><title>ÇALIŞMA HAYATINDA YENİDEN YAPILANMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?calisma-hayatinda-yeniden-yapilanma-444659.html</link><description>ÇALIŞMA HAYATINDA YENİDEN YAPILANMA &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;4857 sayılı yasayı eksikliklerinden dolayı tenkit yerine eksiklerini giderilmesi için çaba göstermek adil olacaktır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Kıdem Tazminatı ile ilgili yeni bir hükmün getirilmeyerek bunun atiye terk edilmesi uygun olmuştur. Çünkü önerilen hususlar Türkiye gerçeğine ve gerek işçi ve gerekse işveren açısından olumsuzluklar doğuracak nitelikte bulunduğu için gerçekçi ve kazanılmış hakları etkilemeyecek ve işvereni mağdur etmeyecek bir sistem içinde yeni bir yapılanmanın gerekliliği kaçınılmazdır. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesinde anlatım aksaklıkları yanında hukuki gaf bulunması herhalde gözden kaçan bir yanlışlık olmuştur.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Konunun bilimsel platformlarda tartışmaya açılması ve kanunun elbirliği ile çalışarak eksik ve yanlışlıkların giderilmesi ve anlaşılması güç ifadelerin düzeltilmesi için kanun koyucuyu harekete geçirmek gerektiği kaçınılmazdır. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Sonuç olarak açıklamak gerekirse, 4857 sayılı İş Yasası ile sıkıntı yaratan konular çözüme ulaştırılmaya çalışılmışsa da yeterli düzeyde bekleneni sağladığını iddia edemeyiz. &lt;br/&gt;1930&quot;lu yıllarda devletçiliğin şiddetini hissettirdiği dönemlerde serbest ekonomi, sanayileşme Genç Türkiye&quot;nin öğrenme gelişme modernleşme açlığı içinde olduğu bir dönemde Modern İş Hukuku bağımsız bir hukuk olarak Türk pozitif hukukunda yerini almış ve 3008 sayı ile 08.06.1936 tarihli İş Kanunu yürürlüğe girmiştir. İşçi işveren ilişkilerinin 1936 yılından beri yasal bir düzenleme içinde ekonominin ve teknolojinin , insan haklarının, temel hürriyetlerin, sosyal gereksinmelerin gelişmesine ilerlemesine paralel olarak değişikliklere uğradığı ve halen de dinamik bir alan olan iş ilişkilerinde yeni yapılanmaların zorunlu olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Türk İş Hukuku bünyesinde 1936 dan bu yana çok büyük temel değişiklikler yerine aslında fertler arasında demokratik anlayışı zedeler biçimde zaman ve mekan açısından farklı uygulamalar yapılarak istikrarsızlık örneği bir takım değişikliklerin ve uluslararası sözleşmeler gereği yapılan düzenlemelerin dışında bir düzenleme ve değişiklik yapılmamıştır. &lt;br/&gt;Köklü bir reform ve uzun yıllar istikrarsızlık yaratılmadan uygulanması mümkün olabilecek kurallar ile iş ilişkilerinin yönlendirilmesi için yapılan çalışmalar verilen mücadeleler genellikle bir dönem bir kesimin diğer bir dönem diğer kesimin istekleri ve yararları bağlamında ileri sürülerek, eleştirilerek bugünlere kadar gelinmiş , globalleşmenin getirdiği şaşkınlık, uyum heyecanı, geleceğe yönelik üretilen kısır projeler, değişen ekonomi kuralları ve teknolojinin inanılmaz yükselişi karşısında iş ilişkilerinin yapılanmasında köklü değişiklikler zorunlu hale gelmiştir. &lt;br/&gt;Bu değişikliklerin önemli bir bölümü uluslar arası belgelere uyum sağlamaya yönelik olarak kaçınılmaz olup; bir kısmı da esasen yargı kararları ile uygulamaya girmiş bir takım kuralların yasal yapılanması olarak karşımıza çıkmıştır. &lt;br/&gt;Politikanın etkisinden kurtulamayan uzun müzakerelere neden olmuş sosyal yanlarca yapılan eleştiriler, objektif kurallar yerine subjektif ve ancak kısa dönem uygulama kabiliyeti olacak nitelikte kurallar ile geçiştirilmek üzere ileri sürülen teklifler Türkiye&quot;nin ihtiyacı olan bir İŞ YASASI&quot;nın geliştirilerek yasalaştırılmasını geciktirmiştir. &lt;br/&gt;4857 sayılı ve 22.05.2003 tarihli yasa ile uygulamada bir çok konuda sıkıntı yaratan ve dava konusu olan fiillerin yasal zemine oturtulmaya çalışıldığını kabul etmek gerekir. &lt;br/&gt;Ancak bu yasanın da uygulamada ortaya bir çok sorunlar çıkaracağı kaçınılmazdır. Ancak ortaya çıkacak sorunlara göre mevzuatın değerlendirileceğini ve gerekli değişiklik ve eklerin yapılabileceğini düşünmek ve bu nedenle 4857 sayılı kabul edilmiş yasayı eksikliklerinden dolayı tenkit yerine eksiklerini giderilmesi için çaba göstermek adil olacaktır.Ancak kanun koyucunun kanun yapma tekniği ve diğer mevzuat ile bağlantısı açısından yapmaması gereken yanlışlıklar açısından bunların derhal düzeltilmesi gerektiğini söylemek gerekmektedir. &lt;br/&gt;Bu yazımız kapsamında kanunun</description></item><item><title>ÇOKULUSLU ŞİRKETLER VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİNE ETKİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cokuluslu-sirketler-ve-endustri-iliskilerine-etkileri-438735.html</link><description>ÇOKULUSLU ŞİRKETLER VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİNE ETKİLERİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Çok uluslu şirketler (ÇUŞ), günümüzde en fazla gündeme gelen üzerinde yoğun tartışmaların yapıldığı şirketlerdir. ÇUŞ&quot;in halen  bütün yazarlar tarafından kabul edilen bir tanımı bulunmamakta, birçok yazar ÇUŞ&quot;in farklı özelliklerini dikkate alarak bu şirketleri tanımlamaya çalışmaktadır.  Tanımlar farklılaşsa da ÇUŞin ortak özellikleri; birden fazla ülkede işlev göstermeleri, merkezi denetim, bütün şirket bölümleri için birbirine uygun yeknesak bir politika izlenmesi, çeşitli ülkelerdeki yavru şirketlerin işlevlerini kontrol eden teşebbüsler olması şeklinde sıralanabilir. Bu özellikler dikkate alındığında ÇUŞ&quot;in genel merkezi belli bir ülkede olduğu halde, işlevlerini bir veya birden fazla ülkede kendi tarafından koordine edilen şubeler, yavru şirketler veya bağlı şirketler aracılığıyla ve genel merkez tarafından kararlaştırılan bir işletme politikasına uygun olarak yürüten büyük şirketlerdir. Bu şirketlerin yatırım, üretim, araştırma işlevi ve personel politikası ile ilgili stratejik kararları ana merkezin bulunduğu genel merkezde alınmaktadır (Kutal-Büyükuslu, 1996,29-35).  &lt;br/&gt; ÇUŞin geçmişi oldukça eskidir. Tutarlı şekilde sınıflandırılmış veriler olmamasına karşılık dünya ekonomisinde imalat alanında ÇUŞin XIX. yüzyılın ortalarında ortaya çıktıkları ve II.Dünya Savaşına kadar kurumlaştıkları konusunda geniş bilgi bulunmaktadır (Hirst-Thompson, 1996,46) İlk olarak Avrupa şirketleri daha sonra bazı ABD şirketleri birçok ülkede işlev görmeye başlamışlardır (Kutal-Büyükuslu,1996,35). II. Dünya Savaşından sonra ABD şirketleri, 1950 lerden sonra İngiliz ve Avrupa şirketleri işlev gördükleri alanı genişletmişlerdir. Son dönemlerde Japonya, Brezilya, Güney Kore şirketleri kendi ülkeleri dışında yoğun biçimde yatırıma yönelmişlerdir (Jackson, 1992,114).  &lt;br/&gt; ÇUŞin yayılmalarında  ilk yıllarda hammaddenin coğrafi dağılımı önem taşırken (Kutal-Büyükuslu,1996,35), günümüzde global rekabetin artması ve pazar payı sorunu temel belirleyici olmuştur. &lt;br/&gt; Doğrudan yabancı yatırımlar 1980lerde ABD, Japonya ve AB de yoğunlaşırken, bu eğilimin 1990ların başında gelişmiş ülkelerde azaldığı, gelişmekte olan ülkelerde artış gösterdiği belirtilmektedir. Bu dönemde gelişmekte olan ülkelerde görülen hızlı ekonomik büyüme ve ticaretin liberalizasyonu özellikle Asya ve Latin Amerika ülkelerinde yabancı sermayenin artmasında rol oynamıştır. NAFTA ve Asya bölgesindeki diğer bölgesel bütünleşmeler ile bu bölgedeki birçok hükümetin ticareti ve doğrudan yabancı yatırımları teşvik edici düzenlemeleri ÇUŞin bölgedeki işlevlerini hızlandırmıştır. Günümüzde ÇUŞ liberalleşme ve özelleştirme uygulamaları başlatan Orta ve Doğu Avrupaya giderek artan biçimde yönelmektedirler. &lt;br/&gt; 1970 yılında 7000 olan ÇUŞ sayısı ( de Benoist,1996,119) halen 40.000 ÇUŞ, 250.000 bağlı şirket ve 190 milyon çalışana ulaşmıştır (Blanpain, 1999,27). Bu şirketlerin %70i on dört gelişmiş OECD ülkesinde olup, ÇUŞ&quot;in merkezlerinin %90ı gelişmiş ülkelerdedir (Hirst-Thompson, 1996, 80).  &lt;br/&gt;  Şirketlerin çokuluslu hale gelmesinde etkili olan temel faktörler ÇUŞin ülkesindeki (köken ülke) koşulların iticiliği  ÇUŞin yatırım yaptığı ülkenin çekiciliği şeklinde sıralanabilir.  &lt;br/&gt; ÇUŞ&quot;in ülkesindeki koşulların iticiliğinden kaynaklanan nedenler çok sayıdadır. Bunlardan ilki iç piyasanın yetersizliğidir. İç piyasanın yetersizliği ülkenin ekonomik yapısı sonucu ürün ticaretinin yetersizliğinden veya  işletmenin üretim kapasitesinin ülkenin mala olan talebinin üze-rinde olmasından kaynaklanabilmektedir. İkinci neden mevcut pazarı koruma endişesidir. Üçüncü neden üretilen malın uluslararası nitelik taşımasıdır. Bu durum özellikle petrol ve maden istihracı ve plantasyon işleri gibi bazı işkollarında ortaya çıkmaktadır.  &lt;br/&gt;Dördüncü neden ÇUŞ&quot;in kendi ülkesinin ücret, sosyal haklar ve vergi gibi maliyet arttırıcı unsurlar bakımından dezavantajlı olmasıdır. Bu durumda  işletmeler düşük maliyetli üretim yapmak amacı ile diğer ülkelere yönelmektedirler. Ayrıca</description></item><item><title>SOSYAL GÜVENLİĞİMİZDEKİ SON GELİŞMELERİN DEĞERLENDİRİLMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sosyal-guvenligimizdeki-son-gelismelerin-degerlendirilmesi-447628.html</link><description>SOSYAL GÜVENLİĞİMİZDEKİ SON GELİŞMELERİN DEĞERLENDİRİLMESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. GİRİŞ&lt;br/&gt;İnsanoğlu varolduğundan beri hastalık, sakatlık, işsizlik, yaşlılık, ölüm&lt;br/&gt;vb. çok sayıda tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadır. Herkesin karşılaşabileceği&lt;br/&gt;bu tehlikeleri ortadan kaldırmak ve mümkün olduğunca sonuçlarını azaltmak&lt;br/&gt;için önlemler alınmaktadır. Amaç bu tehlikelerle karşılaşan bireylerin&lt;br/&gt;başkasının yardımına gerek kalmaksızın hayatlarını devam ettirebilmelerini&lt;br/&gt;sağlamaktır. İşte insanlardaki bu geleceği güvence altına almak gereksinimiyle&lt;br/&gt;ortaya çıkan sosyal güvenlik düşüncesi1 zaman içinde olgunlaşarak sosyal&lt;br/&gt;güvenliğin kurumlaşmasını sağlamıştır. Tehlikeler, gelecek nesiller için de söz&lt;br/&gt;konusu olduğundan, sosyal güvenlik her dönem ve her toplum için evrensel bir&lt;br/&gt;ihtiyaç olmakta ve nihayetinde de çağdaş uygarlığın simgesi olarak kabul&lt;br/&gt;edilmektedir.&lt;br/&gt;Çağdaşlaşmanın simgesi olan sosyal güvenlik için, zaman içindeki&lt;br/&gt;gelişmeler ve yeni ihtiyaçlar karşısında özellikle kapsam ve yöntem açısından&lt;br/&gt;yeniden yapılanma gereksinimi duyulmaktadır. Bu gereksinimler sonucunda&lt;br/&gt;sosyal güvenliğin standardizasyonu bakımından önemli değişiklikler&lt;br/&gt;yaşanmaktadır. Çalışmamızda, sosyal güvenliğimizin yeni standartları olan&lt;br/&gt;işsizlik sigortası, emekliliğe hak kazanma ile ilgili değişiklikler ve bireysel&lt;br/&gt;emeklilik ile ilgili yapılan düzenlemeler hakkında durum değerlendirmesi&lt;br/&gt;yapılmaktadır.&lt;br/&gt;II. SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİMİZDEKİ SON&lt;br/&gt;DEĞİŞİKLİKLER&lt;br/&gt;Sosyal güvenlik sistemimiz dünya standartları açısından ele alındığında&lt;br/&gt;toplumun büyük kesimine sosyal güvence veren bir yapıya sahip&lt;br/&gt;bulunmaktadır. Kapsam açısından yakın geçmişte işsizlik sigortası ve aile&lt;br/&gt;yardımları dışında eksiği bulunmayan sosyal güvenlik sistemimiz, 1 Haziran&lt;br/&gt;2000 tarihinden itibaren yürürlüğe giren ve 1 Mart 2002 tarihinden itibaren de&lt;br/&gt;* Dokuz Eylül Üniversitesi, İİBF, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri, Arş. Gör.&lt;br/&gt;1 TUNCAY Can: Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri, 9.Bası, İstanbul-2000, s.XXV.&lt;br/&gt;132&lt;br/&gt;ilk sonuçlarını vermeye başlayan işsizlik sigortasıyla2 önemli bir eksikliğini de&lt;br/&gt;daha gidermiştir.&lt;br/&gt;İşsizlik sigortasını kuran 4447 sayılı kanunla emekliliğe hak kazanma&lt;br/&gt;koşullarında da önemli değişiklikler yapılmış, ancak kademeli geçişe ilişkin&lt;br/&gt;maddeleri Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir3. Söz konusu yasanın&lt;br/&gt;Anayasa Mahkemesince iptal edilmeyen maddelerinde de yasasın yürürlüğe&lt;br/&gt;girdiği tarihten sonra ilk defa çalışmaya başlayanları etkileyen önemli&lt;br/&gt;düzenlemeler bulunmaktadır. İptal edilen maddelere ilişkin yeni düzenleme&lt;br/&gt;getirilmiş4 ve 23 Mayıs 2002 tarihinden önce sigortalı olarak çalışanların&lt;br/&gt;emeklilik haklarına için yeniden kademelendirme yapılmıştır.&lt;br/&gt;Yakın geçmişte sosyal güvenlik sistemimizle ilgili bir yenilik daha&lt;br/&gt;olmuştur. Gelişmiş ülkelerde sosyal güvenlik sistemini tamamlayıcı özelliğe&lt;br/&gt;sahip olan ve emeklilik dönemlerinde bireylere daha iyi yaşam standartları&lt;br/&gt;sağlamayı amaçlayan bireysel emeklilik ile ilgili düzenleme ülkemizde de&lt;br/&gt;yasalaşmıştır5. Yapılan bu düzenleme ile bireylere emeklilik dönemlerinde daha&lt;br/&gt;iyi yaşam standardı verilmesi hedeflenmektedir.&lt;br/&gt;Şimdi sırayla sosyal güvenlik sistemimizde yapılan bu son değişiklikler&lt;br/&gt;ele alınarak incelenecektir.&lt;br/&gt;A. İŞSİZLİK SİGORTASI&lt;br/&gt;İşsizlik sigortası; bir işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık&lt;br/&gt;ve yeterliliğinde olmasına rağmen, kendi istek ve kusuru dışında işini&lt;br/&gt;kaybedenlere, uğradıkları gelir kayıplarını kısmen de olsa karşılayarak&lt;br/&gt;kendilerinin ve aile fertlerinin zor duruma düşmelerini önleyen, sigortacılık&lt;br/&gt;tekniği ile faaliyet gösteren, devlet tarafından kurulan zorunlu bir sigorta&lt;br/&gt;koludur6.&lt;br/&gt;Tanımdan da anlaşılacağı üzere işsizlik sigortasının asıl amacı,&lt;br/&gt;sigortalının ve aile bireylerinin belli süreyle gelir kayıplarını kısmen de olsa&lt;br/&gt;gidererek onların zor durumlarla karşılaşmalarını önlemektir. Bu amacı&lt;br/&gt;gerçekleştirmek için işsizlik ödeneğini hak edişin bir takım ön koşullarının yanı&lt;br/&gt;sıra, bireyleri çalışmamaya teşvik ederek işsizliği arttırmamak için işsizlik&lt;br/&gt;ödeneğinin miktarının ve ödeneğin alınacağı sürenin de bazı sınırları&lt;br/&gt;2 Bkz 25.0</description></item><item><title>TÜRKİYEDE İHRACAT VE İHRACAT TEŞVİK POLİTİKALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyede-ihracat-ve-ihracat-tesvik-politikalari-367499.html</link><description>İHRACAT &lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;İhracat; bir malın yabancı ülkelere döviz karşılığı yapılan satışıdır. Çeşitli aşamalara ve çok yönlü bir niteliğe sahiptir. Ürünün ihracata yönelik biçimde kaliteli ve uluslararası standartlara ve piyasa şartlarına uygun biçimde üretilmesinden, yurt dışında pazarlanması, reklam ve tanıtımının yapılması, dış satımının gerçekleştirilmesi, en uygun ambalaj ve nakliye biçiminin seçilmesi, ihracatçının ülkesindeki dış ticaret mevzuatını bilerek zamanında gerekli işlemleri tamamlaması ve ürünün istenilen yere zamanında teslimine kadar uzanan çesitli aşamalardan geçmektedir. Başka bir tanımla ihracat; bir malın veya değerin, yürürlükteki İhracat Mevzuatı&quot;na uygun şekilde fiili ihracatının yapılması ve Kambiyo Mevzuatı&quot;na  göre bedelinin (bedelsiz ihracat hariç)yurda getirilmesinin veyahut Müsteşarlıkça ihracat olarak kabul edilebilecek sair çıkışlarıdır.(*)&lt;br/&gt;     İhracatçı gerçek usulde vergi mükellefi olup, bulunduğu ildeki Ticaret ve Sanayi Odalarına kayıtlı ve diğer kanunlara göre ihracat yapmasına bir engel bulunmayan gerçek veya tüzel kişi, tacirdir veya yine başka bir tanım ile; ihraç edeceği mala göre ilgili  ihracatçı birliğine üye olan, gerçek usulde vergiye tabi(tek vergi numarası sahib)gerçek tüzel tacirler, Esnaf ve Sanatkarlar Odalarına kayıtlı olup üretim  faaliyeti ile iştigal  eden esnaf ve sanatkarlar ile joint-venture ve konsorsiyumlarıdır.(**)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İHRACAT ŞEKİLLERİ(***)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a) Serbest İhracat&lt;br/&gt;   Müsaadeye veya kayda bağlı olmaksızın yapılan ihracata denilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b)Kayda Bağlı İhracat&lt;br/&gt;    Gümrük beyannamesinin fiili ihracattan önce ihracatçı birliklerince kayda alındığı ihracat şeklidir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;c)Transit Ticaret&lt;br/&gt;    Alış ve satış bedelleri arasında lehte fark bulunması kaydıyla mal bedelleri için transfer yapılarak veya yapılmaksızın gerçek veya tüzel kişilerce satın alınan yabancı menşeli malların transit olarak veya doğrudan doğruya başka bir ülkeye satılmasıdır&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;d)Konsinye İhracat &lt;br/&gt;    Kesin satışı daha sonra yapılmak üzere dış alıcılara, komisyonculara, şube ve temsilciliklerine mal gönderilmesi şeklinde yapılan ihracat biçimidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;e)Kredili İhracat&lt;br/&gt;  İki ve çok taraflı kredi anlaşmaları dışında kalmak kaydıyla, ihracat bedelinin Türk Parası Kıymetini Koruma Mevzuatında öngörülen süreleri aşacak şekilde yurda getirilmesine imkan tanıyan bir satış şeklidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(*),(**):   Anadolu Ünv. Açıköğretim Fak.- İthalat ve İhracat Uygulamaları&lt;br/&gt;   (***):   http://195.155.145.1/turkce/hakkinda/mudurlukler/dticaret.html#1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;f)Geçici İhracat&lt;br/&gt;   Geçici ihracatta ATA karnesi düzenlenir. Bu karne genelde yurt dışı fuar,sergi ve demostrasyon nedeniyle düzenlenir. &lt;br/&gt;Yurt dışına gidecek malzemeler en geç bir yıl içinde yurda dönmeli, beraberinde karne Odaya iade edilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;g)Bedelsiz İhracat&lt;br/&gt;    Karşılığında yurda herhangi bir bedel getirilmeksizin yurtdışına mal gönderilmesine Bedelsiz İhracat denilmektedir. Değeri 10.000 $ aşmayanların bedelsiz ihracat talepleri, doğrudan gümrüklere, değeri 10</description></item><item><title>MİSYON VİZYON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?misyon-vizyon-348284.html</link><description>MİSYON&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Kelime olarak örgütün yüklendiği özel görev anlamına gelir.&lt;br/&gt;*Örgüt üyelerine yön vermek amacıyla belirlenmiş ve örgütü benzerlerinden ayıran uzun dönemli görev ya da amaç &lt;br/&gt;*Örgütün misyonu, paylaşılan ortak değerler ya da inançlardır/&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir örgütün uzun dönemde ne gibi oluşumlar istediği, bunun nasıl bir yapılanmayı öngördürğü, işimiz nedir ve ileride ne olacaktır,ne olmalıdır sorularına cevap arayan bir kavramdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Ne iş yapacağız ve kimler için yapacağız&lt;br/&gt;*İşletmemiz nedir, ne olacaktır ve ne olmalıdır&lt;br/&gt;*Neyi gerçekleştirmek istiyoruz, hedeflerimiz ve inançlarımız nedir&lt;br/&gt;*Müşterilerimiz kimlerdir ve bunların ortak özellikleri nelerdir&lt;br/&gt;*Ürün kalitemiz ve buna uygun teknolojimiz ne olmalıdır&lt;br/&gt;*İşletmemizin temel ilkeleri nelerdir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşin ne olacağı ve ne olması gerektiği; tüketici ihtiyaç ve isteklerindeki gelişmeyi dikkate almak, geleceği düşünmek demektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A- MİSYON BELİRLENMESİNİN FAYDALARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*İşletme yönetiminin dikkatlerini insan kaynağına çevirir&lt;br/&gt;*İşletme bölümleri arasında hedef ve amaç çatışmalarına engel olmak&lt;br/&gt;*Örgüt yapısı ve yönetim stilini geliştirir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Örgüt misyonu üst düzey yöneticileri tarafından çalışanların desteği ile olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B- İŞLETMENİN MİSYONU 5 TEMEL ELEMANI TARAFINDAN BİÇİMLENİR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Tarihi Geçmiş&lt;br/&gt;2-Yönetimin Tercihleri&lt;br/&gt;3-İşletmenin Kaynakları&lt;br/&gt;4-Ayırt Edici Uzmanlık Alanları&lt;br/&gt;5-Hizmet Edilen Çevre&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her işletme kendine özgü bir KÜLTÜRE sahiptir. Bu kültür işletme geleneklerini, törelerini, şenliklerini, faaliyetlerinin icra ediliş biçimlerini, işletme üyeleri arasında iletişimde kullanılan lisan !, paylaşılan ortak değerleri, standartları, sosyal etiketleri, davranış biçimlerini, yönetim stillerini, örgüt içindeki yatay-dikey ve çapraz ilişkileri, müşterilere karşı tutum ve davranışları, işletme için nelerin uygun olup nelerin olmadığını içerir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;C- BAŞARILI BİR İŞLETME KÜLTÜRÜ İÇİN SIKSIK SORULMASI GEREKEN 4 TEMEL SORU VARDIR.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-NEREDEYDİK&lt;br/&gt;2-NELER YAPTIK&lt;br/&gt;3-NERDEYİZ&lt;br/&gt;4-GELECEKTEKİ YÖNÜMÜZ NE OLMALI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşletmenin  aldığı her karardan iyi sonuç elde etmiş olması her zaman mümkün olmayabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Başarısız kararların nedenleri konusunda herkesin açık yüreklilikle özeleştiri yapabilmesi özendirilmelidir.&lt;br/&gt;*Gelecekte benzer hatalara düşmemenin en kestirme yolu budur.&lt;br/&gt;*Yöneticiler hiç hata yapmadıklarını ileri sürerek çalışanların bu alandaki gelişmelerini önlerler&lt;br/&gt;*BİR ÖRGÜTE ÖZELEŞTİRİ KÜLTÜRÜNÜ YERLEŞTİRMEK LAZIM, BU İSE CESARET VE İNANÇTIR.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Misyon daha çok bu gün ile ilişkilidir, amaçla, iş felsefesiyle, kültürle. Bu, kişilerin değerleri ve inançlarıyla, sevk ve gururuyla ilgilidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Misyon daha ziyade hissedilir&lt;br/&gt;*Misyon belirsiz bir kavramdır, tanımlanması ve ortaya konması güçtür. Başı ve sonu yoktur. Yalnızca vardır. &lt;br/&gt;*Hayat ileriye doğru yaşanır ama geriye doğru anlaşılır.&lt;br/&gt;*Kurumun misyonu, kurumun izlemeyi seçtiği özel bir yoldur. Bu yolda ilerlemenin kuruma değer katacağı farz edilir.&lt;br/&gt;* Bir misyon bildirisi amaç, vizyon ve bu vizyona ulaşmak için gereken stratejinin bütünlüğü içinde açığa çıkar.&lt;br/&gt;*Misyon bildirisi geleceğe dair bir vizyon değil, fakat yine de vizyonu içinde taşır.&lt;br/&gt;*Misyon bildirisi yöneticilere ve personele çalışmalarında rehberlik eder. Fakat sadece şu an için, gelecekle değil.&lt;br/&gt;*Misyon ortak bir hedefe doğru yol alan insanları bir araya getirecek temel unsur olabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;D- BİR KURUMUN MİSYONU SİSTEMLE BÜTÜNLEŞMELİDİR.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Misyon, çalışanların işlerine hayat verecek enerjiye sahip olmalıdır.&lt;br/&gt;*İçinde kurumun başarısına yönelik bir beklenti barındırmalıdır.&lt;br/&gt;*Misyon düzenli olarak geçirilmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.AMAÇ&lt;br/&gt;2.TEMEL DEĞERLER&lt;br/&gt;3.GÜÇLER&lt;br/&gt;4.VİZYON&lt;br/&gt;5.DEĞERLER SİSTEMİNİN TEMELİNİ OLUŞTURAN DAVRANIŞ ÖRNEKLERİ&lt;br/&gt;VİZYON&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gelecekte nasıl görüneceğini, nasıl davranacağını, hangi tercihlere sahip olacağına dair bir resim yapmak olarak tanımlanabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VİZYON geleceğe bir ok atmaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ŞimdiGelecek&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amaçları mıknatısa benzer, kendilerini gerçekleştirecek her şeyi  çekerler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VİZYON;&lt;br/&gt;*Gerçekleşebilecek olanla şu anda gerçekleşen arasındaki gerilimden gelir.</description></item><item><title>İŞPORTACILIK GÜNÜMÜZ KENTLERİNDE CANKURTARAN MESLEK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?isportacilik-gunumuz-kentlerinde-cankurtaran-meslek-446571.html</link><description>İŞPORTACILIK: GÜNÜMÜZ KENTLERİNDE CANKURTARAN MESLEK &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bilindiği gibi geri kalmış tüm ülkelerin en önemli ortak özelliği tarıma dayalı bir ekonomik yapı ile hızla büyüyen nüfuslarıdır. Özellikle geleneksel tarıma dayalı toplumlarda nüfus, bu ekonomik yapının gereği olarak hızlı bir şekilde artmıştır. Ancak geleneksel usullerin terk edilmesi tıbbi yeniliklerin ölüm oranlarını hızla düşürmesi günümüzde geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde görülen nüfus patlaması probleminin oluşumuna zemin hazırlamıştır.  &lt;br/&gt; Nüfus patlaması dediğimiz olayın en güzel göstergesi hızlı ve düzensiz kentleşme ve bunun olumsuz sonuçlarıdır. Geleneksel yapının bozulması ile hızla artan nüfus tarımsal alanların dışına itilmekte ve bu kişiler umutlarını kentlerde aramaya zorlanmaktadırlar. Kentler ve özellikle de sanayi merkezleri kırsal alanlardan gelen çaresiz, düşük gelirli ve tarımsal üretimden başka üretim bilgisi olmayan kişilerle kalabalıklaşmaktadır. Bu kente yeni gelenler kentlerin en marjinal alanlarına yerleşmekte, oluşturdukları gecekondular her türlü sorunu toplumsal bir felaket haline dönüştürebilmektedir.  &lt;br/&gt; Kentlerin artan nüfusu istihdam alanında da büyük problemler yaratmak-tadır. Ekonomik gelişmenin karşılayamayacağı miktarda insanın kentlerin emek piyasalarına katılması, ortaya kitle işsizliği denen büyük ve kronik işsizlik sorununu çıkarmıştır. Sadece kentsel iş olanaklarının arttırılması bu problemlerin aşılması yetmemektedir. Uzun yıllar kırsal alanda yaşamış, oranın toplumsal değerleri ve ilişkileri ile sosyalleşmiş ve tarım dışında üretim bilgisi olmayan kişilerin kentlerde oluşan yeni sanayiinin vasıfsız işgücünü dahi oluşturamayacağı açıktır. Diğer bir ifadeyle modern kentsel işlerde vasıfsız olarak çalışmak bile bazı özellikler gerektirmektedir. Bu özelliklerin başında kentli olmak, kent kültürüne aşina olmak olarak da adlandırabileceğimiz kente uyum sağlama gelmektedir. &lt;br/&gt; Kente gelen kırsal nüfus kendi sorunlarının çözümlerini kendileri üretme durumunda kalmaktadırlar. İstihdam probleminin çözümü için ise insanların kendi kendilerine yarattıkları binlerce iş gelmektedir. Aslına bakıldığında bu işlerin ekonomik anlamda gerçekten iş olup olmadığı çoğunlukla tartışmalıdır. &lt;br/&gt; Kitle haberleşme araçlarının geliştiği ve televizyon gibi yurdun en ücra köşelerine kadar haberlerine götüren araçların bulunduğu günü-müzde, kentlerin yaşamak için çok da cazip olmadığı, işsizliğin ve sefaletin daha yaygın olduğu vurgulanmasına rağmen kır ile kent arasındaki göç neden devam etmektedir? Kentlerde ücreti işlerin çok daha zor bulunduğu artık toplumdaki tüm kesimler tarafından bilinmesine rağmen neden kent hala kırsal nüfusu cezbetmek-tedir? Bunun nedeni artık sanayide yüksek ücretler ile iş bulma umudu olmamak gerekir. Artık kentlerde o kadar çeşitli iş vardır ki, bu işlere girmek o kadar kolaydır ki, insanlar &quot;ne iş  olsa yaparım&quot; diyerek kentlere adeta doluşmakta-dırlar. Bu işlerin yasal olup olmadığı, topluma zararlı olup olmadığı giderek önemini yitir-mektedir. Üstelik bu işler zamanla yo-ğunluk kazanmaya ve ekonomi içinde söz sahibi olmaya başlamaktadır. &lt;br/&gt; Klasik istihdam araştırmaları bu kitle hakkında fazla bir bilgi sunamamak-tadır. Klasik araçlar gelişmiş ekonomi ve toplum modellerinden çıkarılmış kavramlar kullanılmaktadır ve açık olarak işsiz bulunan ve iş arayanları belirlemeye yara-maktadır. Ancak modern sektörlerde iş bulma ümidini kaybedip iş aramayan, daha önce de belirttiğimiz gibi esasında bir iş olarak değerlendiremeyeceğimiz işlerde çalışanlar hakkında hiçbir bilgi sunmamak-tadır. Çünkü bu kişiler işsiz değildirler, kendilerine göre bir işleri ve bir gelirleri vardır. Sorsanız çalıştıklarını söylerler, hatta bazıları  daha önce umduklarından çok daha iyi durumda olduklarını söyleyeceklerdir. Resmi istatistiklerde bu kişiler izlenememektedir. Hiçbir yerde bu kişilerin kayıtları bulunamamaktadır. Ancak zabıta ile başları derde girdiğinde bir kayıtları ortaya çıkmaktadır. Oysa günlük hayatta o kadar göz önündedirler ki art</description></item><item><title>ÜNİVERSİTELERİN İŞ DÜNYASI İLE İLİŞKİLERİNDE KARİYER GÜNLERİ VE İSTİHDAM FUARLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?universitelerin-is-dunyasi-ile-iliskilerinde-kariyer-gunleri-ve-istihdam-fuarlari-446012.html</link><description>ÜNİVERSİTELERİN İŞ DÜNYASI İLE İLİŞKİLERİNDE KARİYER GÜNLERİ VE İSTİHDAM FUARLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eğitimin toplum içinde üstlendiği önemli işlevlerden biri, beşeri sermaye yaratmaktır. Yaratılan bu beşeri sermaye üretim süreci açısından önemli bir girdi, eğitim sürecinden geçen genç için ise, geleceğe yönelik getirisi olan önemli bir yatırımdır. Her büyüklükteki işletme için günümüzün değişen üretim ilişkileri içinde beşeri sermaye, eğitim kanalı ile üretilen bilginin mal ve hizmet üretiminde var olan rekabet için belirleyici unsur haline gelmeye başlamıştır (Ercan; 1998, s.46-47).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1970&quot;li yıllarda başlayan, 1990&quot;lı yıllarda yepyeni boyutlar kazanan üretim sürecinde emek yoğun sanayilerden bilgi yoğun sanayilere geçiş ile birlikte eğitim ve bilgi rekabette önemli ayırdedici olmuştur (Drucker; 1998, s.141). Üretim sürecinin ulaştığı aşamaya bağlı olarak;&lt;br/&gt;- Haberleşme ve bilgi işlem teknolojisinde görülen hızlı gelişme ve     bunun için gerekli teknik donanım,&lt;br/&gt;- Teknolojideki gelişme,&lt;br/&gt;- Dünya ekonomisinde bütünleşme ve&lt;br/&gt;- Üretim sürecinde çalışanların yetenek ve uzmanlıklarında görülen artışlar&lt;br/&gt;          rekabet halindeki üreticiler için eğitimin önemini daha da arttırmıştır&lt;br/&gt;(Carnoy; 1995, s.655-656).  Nitekim önümüzdeki birkaç on yılda en  büyük&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Uludağ Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri ilişkileri Bölümü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; ihtiyaç duyulacak kişilerin yüksek beceri yanında yüksek düzeyde formal bilgiye sahip olan ve aynı zamanda bilgi edinip öğrenme konusunda yüksek kapasiteye sahip olmaları  gerektiği ön plana çıkmıştır(Drucker; 1997, s.108).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hızla değişen üretim süreci içinde teknolojinin yadsınamaz öneminin uzmanlaşmış bilgi ve yeteneğe ve insan bilgisine yapılacak yatırıma olan önemi daha da arttırması (Özkan Belet; 1997, s.134), işletmelerin yeni işe alacakları kişileri daha önemli hale getirmekte ve özel olarak seçilmelerini gerektirmektedir. Özellikle belirli bir mesleki bilgi birikimi, teknik ve kültürel donanım gerektiren işler için kaliteli ve günün koşullarına uygun eğitim almış beşeri sermayenin işletmeler için oldukça önemi vardır. Özellikle hizmete girişin öğrenim düzeyine bağlı olduğu rütbe sisteminde kaynak, yeni mezunlardır. Bu nedenle üniversiteler başlangıç düzeyindeki işler için uygun elemanların bulunabileceği bir kaynaktır (Aytaç; 1997, s.50). Ancak yeterli eğitimi almış olmasına karşılık, üniversiteden yeni mezun olan gençlerin iş bulmaları günümüzde başlı başına bir sorun olarak görülmektedir. Hele, işsizlik sorunun yoğun olarak yaşandığı ülkemizde yeni mezunların iş bulma sorunu, gencin geleceğe güvenle bakmasını da engellemektedir. Gelişmiş ülkelerde ise, yeni mezunların iş bulmalarında yardımcı olabilecek temel birimler mevcuttur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşe alma sürecinde dış kaynaklara yönelen işverenler için üniversitelerin işe yerleştirme büroları, eleman temini konusunda yardımcı olabilecek kanallardan birisidir. Ülkemizde bu yönde çalışmalara ilk kez 1988 yılında Hacettepe ve 19 Mayıs Üniversitelerinde başlanmıştır. İş ve İşçi Bulma Kurumu ile ortak çalışma sonucunda oluşturulan Üniversite İstihdam Danışma Büroları&quot;nın büyük ilgi görmesi sonucu aynı yıl Ege ve 9 Eylül  Üniversitelerinde de İstihdam Danışma Büroları kurulmuştur. Bu büroların, öğrencilerden yoğun ilgi görmesine karşılık işverenlerden beklenen ilgi görülememiştir. Ayrıca bu merkezlerin amacı, üniversiteden mezun olanların mesleklerine uygun alanlarda istihdamı, öğrencilerin ise kısa süreli ve geçici işler bulmalarına yönelik çalışmalar olmasına rağmen çalışma mevzuatında standart dışı çalışmaların düzenlenmemiş olması, bu merkezlerin amaçlarına yönelik çalışmasını engellemiştir. Yalnız mezuniyet aşamasındaki ya da yeni mezun gençlerin işe yerleştirilmesinde aracılık hizmetleri vermek zorunda kalan bürolar, sadece bahar aylarında kısa dönemli bir yoğunluk yaşamışlardır. Bu durum tanınmalarını engellemiş ve zaman içinde büroların işlerliği kalmamıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üniversite İstihdam Bürolarının ülkemizde geç kurulması, kurulduktan sonra ise, ye</description></item><item><title>GÖREVLİLERİN ÇALIŞMA KALİTESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİNDE BULANIK MANTIK YAKLAŞIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gorevlilerin-calisma-kalitesinin-degerlendirilmesinde-bulanik-mantik-yaklasimi-440941.html</link><description>GÖREVLİLERİN ÇALIŞMA KALİTESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİNDE BULANIK MANTIK YAKLAŞIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Özet&lt;br/&gt;Makalede türlü işyerlerinde görevlilerin yönetimi süreci araşdırılmış, onların çalışma&lt;br/&gt;kalitesini niteleğen göstergeler belirlenmiş ve bu göstergelerin özellıkleri incelenmişdir.&lt;br/&gt;Görevli faaliyetinin değerlendirilmesi amacıyla değerlendirme kriterlerinin&lt;br/&gt;eşdeğersizliği ve hiyerarşiliği göz önüne alınarak bulanık mantığa dayalı karak verme&lt;br/&gt;yöntemleri işlenmişdir. Önerilen yöntemler temelinde yazılım sistemi yapılmış ve Bilqi&lt;br/&gt;Teknolojileri Enstitüsünde görevlilerin çalışma kalitesinin değerlendirilmesinde&lt;br/&gt;uygulanmışdır.&lt;br/&gt;Anahtar kelimeler: Bulanık mantık; Personel yönetimi; Çalışma göstergeleri;&lt;br/&gt;Değerlendirme yöntemleri.&lt;br/&gt;1. GİRİŞ&lt;br/&gt;Türlü işyerlerinde çalışan personelin yönetimi, onun çalışma kalitesinin yükseltilmesi,&lt;br/&gt;bu sürecin biçimsel yöntemlerle zor belirlenmesi yeni yaklaşımlar talep edir.&lt;br/&gt;Öyle ki, görevlilerin faaliyetini niteleyen göstergeler kullanıcı görümlerini yansıtır ve&lt;br/&gt;değişik, tam ve kesin olmayan, bulanık değerler alabilmektedir. Bu özellıklerle yanısıra&lt;br/&gt;görevlilerin çalışmasını tanımlayan kriterler aynı ağırlik derecesine sahip değil ve&lt;br/&gt;çoğunlugla hiyerarşi yapıyla nitelenmektedir.&lt;br/&gt;Görevlilerin faaliyetini değerlendirmek, değerlendirmenin sonuçlarına göre her birini&lt;br/&gt;uygun olarak &quot;ödüllendirmek&quot; (örneğin, prim vermek, ucretini artırmak, görevden&lt;br/&gt;çıkarmak, terfi ettirmek, yenı göreve tayin etmek vb.) amacıyla karak verme&lt;br/&gt;yöntemleri işlenmişdir. Önerilen yöntemler bulanık mantık yaklaşımına dayanarak&lt;br/&gt;değerlendirme kriterlerinin eşdeğersizliğini ve hiyerarşiliğini göz önüne almaktadır.&lt;br/&gt;Yöntemlerin bilgi tabanını her bir görevli hakkında uzmanlar tarafından verilmiş ve&lt;br/&gt;değerlendirilmış bilgiler oluşturur. Bilgilerın sunulması ve kararların verilmesi bulanık&lt;br/&gt;ilişkili modele[1] dayanmaktadır, karar verme işlemi mümkün olabilen alternatifler&lt;br/&gt;arasından en iyisinin bulunmasından oluşturulur ve genelleşdirilmiş kriteriğe göre&lt;br/&gt;ranglaşdırma mümkünlüğünü sağlamaktadır.&lt;br/&gt;2. PROBLEMİN TANIMI VE ÇÖZÜM YÖNTEMLERİ&lt;br/&gt;X={x1, x2, â€¦ , xn}={ } N i xi , 1 , = herhangi bir işyerinde görevliler listesi olsun. Her bir&lt;br/&gt;görevlinin faaliyeti farklı önemlilik derecesi ile nitelenen kriterler kümesiyle&lt;br/&gt;belirlenmektedir:&lt;br/&gt;International XII. Turkish Symposium on Artificial Intelligence and Neural Networks - TAINN 2003&lt;br/&gt;{ } { } M m K K K K K m M , 1 , , ... , , 2 1 = = =&lt;br/&gt;K kriterler kümesine dahil olan her bir Km kriteri altkümedür, yani&lt;br/&gt;{ } { } T t k k k k K mt mT m m m , 1 , , ... , , 2 1 = = =&lt;br/&gt;ve onun elemanları farklı önemlilik derecesine sahiptir (şekil 1).&lt;br/&gt;Amaç: Çalışma göstergelerinin değerlerinin maksımumdan minimuma yönlendirilmiş&lt;br/&gt;sırası temelinde görevlilerin düzenlenmiş listesinin alınmasıdır, yani:&lt;br/&gt;* : X K X &amp;#8594;&lt;br/&gt;Problemin çözümü aşağıdaki işlemlerden oluşmaktadır.&lt;br/&gt;1. Önce farklı önemlilik dereceleri olan kriterlerin nispi önemlilik katsayılarının&lt;br/&gt;belirlenmesi gerekmektedir. Bu amaçla iki yöntemden kullanılabilir: 1) kriterlerin çift&lt;br/&gt;karşılaştırması sonucu alınan linguistik (sözel) bilgiler esasında; 2) uzman&lt;br/&gt;değerlendirilmesi yönteminden yararlanarak.&lt;br/&gt;2. Her bir alt katmanda olan kriterler için genelleşdirici kriterin değeri&lt;br/&gt;belirlenmektedir[2]. Yani, eğer ( ) ( ) ( ) { } ( ) { } T t x x x x i k i k i k i k mt mT m m , 1 , , ... , , 2 1 = = &amp;#981; &amp;#981; &amp;#981; &amp;#981; - &amp;#1093;i&lt;br/&gt;alternativinin Km kriterinin km1, km2, â€¦ ,kmT özelliklerine ait üyelik fonksiyonudursa ve&lt;br/&gt;wm1, wm2, â€¦ , wmT bu kriterin özelliklerinin nispi önemlilik katsayısıdırsa, bu halde&lt;br/&gt;aşağıdaki Â«bükmeÂ&#187; &amp;#1093;g alternatifinin Km genelleşdirici kriterine üyelik fonksiyonu tayin&lt;br/&gt;edilebilir: ( ) ( ) i&lt;br/&gt;T&lt;br/&gt;t&lt;br/&gt;k mt i K x w x mt m &amp;#8721;=&lt;br/&gt;=&lt;br/&gt;1&lt;br/&gt;&amp;#981; &amp;#981; .&lt;br/&gt;K(1)&lt;br/&gt;) 2 (&lt;br/&gt;1 K&lt;br/&gt;) 2 (&lt;br/&gt;2 K&lt;br/&gt;) 2 (&lt;br/&gt;m K â€¦..&lt;br/&gt;k11&lt;br/&gt;(3) k12&lt;br/&gt;(3) k1l&lt;br/&gt;(3) k21&lt;br/&gt;(3) k22&lt;br/&gt;(3) k2p&lt;br/&gt;(3) km1&lt;br/&gt;(3) km2&lt;br/&gt;(3) kmp&lt;br/&gt;(3) â€¦ â€¦ â€¦&lt;br/&gt;Şekil 1. Kriterlerin hiyerarşi yapısının genelleşdirilmiş şeması</description></item><item><title>KÜRESELLEŞME VE ÇALIŞMA HAYATINDA ESNEKLİĞE İLİŞKİN GENEL BİR DEĞERLENDİRME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kuresellesme-ve-calisma-hayatinda-esneklige-iliskin-genel-bir-degerlendirme-446003.html</link><description>KÜRESELLEŞME VE ÇALIŞMA HAYATINDA ESNEKLİĞE İLİŞKİN GENEL BİR DEĞERLENDİRME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çağımıza damgasını vuran küreselleşme ve beraberinde getirdiği yoğun uluslararası rekabetin sonuçlarından biriside çalışma hayatının değişen koşullara uyum amacıyla, giderek esnekleşmesidir. Başta bilgi, iletişim ve ulaşım teknolojilerinde yaşanan gelişmeler olmak üzere; bir dizi karmaşık faktörün etkileşimiyle ortaya çıkarak, hızla yayılan küreselleşme olgusu ve yoğun uluslararası rekabet çalışma yaşamını da derinden etkileyerek, esneklik olgusunu gündeme getirmiştir. &lt;br/&gt;Nitekim, günümüzde küreselleşme ve yoğun uluslararası rekabetin etkisiyle, giderek değişen ve farklılaşan ürün talebi ve ekonomik konjonktürde görülen dalgalanmalar çalışma yaşamında esnekliği gerekli kılarken; geçmişe hakim olan geleneksel kitlesel üretim, işbölümü ile tam günlü standart çalışmaya dayalı Fordist Üretim Yapısı&quot;nı hızla ortadan kaldırmaktadır. Diğer taraftan, esneklik çağımızın en önemli sosyal tehlikelerinin başında gelen işsizlikle mücadelede de istihdamı artıran, işsizliği azaltan etkin bir araç olarak giderek önem kazanmaktadır. Ayrıca teknolojik gelişmelere paralel olarak, üretim ve yönetim tekniklerinde meydana gelen köklü değişmelerde çalışma yaşamında esnekliği gerektirmektedir. Bu bakımdan çalışma yaşamında esneklik olgusu çağımızın yükselen değerleri arasında önemini korumaktadır. Bu çalışmanın amacı, günümüzde bu denli önemli olan ve gelecekte de bu önemini koruyacağına kesin gözüyle bakılan esneklik olgusunu daha yakından tanımaktır. &lt;br/&gt;Bu amaçla çalışma dört başlık altında toplanmıştır. Öncelikle küreselleşme ve çalışma hayatında esnekliğin ortaya çıkışını hazırlayan faktörler incelenmiş, ardından esneklik kavramı ve çalışma hayatında uygulanan esneklik şekillerine yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü ve dördüncü başlıkları altında ise: çalışma hayatında esnekliğin giderek yaygınlaşmasına yol açan nedenler ile Avrupa Birliği&quot;nde ve Türkiye&quot;de çalışma hayatında esneklik bakımından gelinen nokta irdelenmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A. KÜRESELLEŞME VE ÇALIŞMA HAYATINDA ESNEKLİĞİN ORTAYA ÇIKIŞINI HAZIRLAYAN KOŞULLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;En genel anlatımla; ulusal ekonomilerin artan ölçüde birbirine bağımlılığı olarak tanımlanan (N.Ekin, 1999, s.50) küreselleşme olgusu ve beraberinde getirdiği yoğun uluslar arası rekabetin çalışma hayatı üzerinde yarattığı değişimin en önemli sonuçlarından birisi de hiç kuşkusuz çalışma hayatının bu değişen koşullara uyum amacıyla, giderek esnekleşmesidir. Bir diğer ifade ile, küreselleşme, yoğun uluslararası  rekabet ve bunların yarattığı değişim çalışma hayatını etkileyerek çalışma yaşamında esnekliği gerekli kılmıştır.&lt;br/&gt;Tarihsel köken olarak oldukça eski bir geçmişe sahip olan küreselleşme olgusu etkisini, ekonomik, teknolojik ve sosyal alanlar başta olmak üzere, özellikle 1980&quot;li yıllardan itibaren arttırmaya başlamıştır. Öncelikle bu alanlarda başlayan değişim hızla diğer alanlara da yansıyarak dünya ölçeğinde yayılmıştır. Diğer taraftan II. Dünya Savaşından sonra ortaya çıkan teknolojik gelişmeler, emek piyasasını etkileyerek üretimin şeklini ve yapısını değişime zorlamaya başlamıştır. Nitekim, özellikle 1970&quot;li yıllardan itibaren petrol fiyatlarının giderek artmasıyla baş gösteren 1973 dünya petrol kriziyle birlikte, toplam talebin düşmesi, Bretton Woods para sisteminin çökmesi gibi faktörler gelişmiş batılı ülkelerde sanayi devriminden itibaren süregelen kitlesel üretim, işbölümü ve tamgünlü standart istihdama dayalı Fordist Üretim Yapısı&quot;nı olumsuz yönde etkileyerek, bu üretim yapısının giderek terkedilmesine yol açmıştır (A. Yavuz, 1995, s.6-7 ve M. Güven, 1996, s.123). &lt;br/&gt;İşte bir taraftan II.Dünya Savaşı sonrasında başlayan teknolojik değişmeler, diğer taraftan 1973&quot;de yaşanan Dünya Petrol Krizinin yarattığı olumsuz koşullar ve nihayet 1980&quot;lerden itibaren etkisini ve ivmesini giderek arttıran küreselleşme ve beraberinde getirdiği köklü değişim, çalışma hayatını birbiri ardına etkileyerek, günümüzde giderek önem kazanan çalışma hayatında esneklik olgusunu</description></item><item><title>DEĞER(KIYMET)PARADOKSU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?deger(kiymet)paradoksu-393539.html</link><description>DEĞER(KIYMET)PARADOKSU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      &quot;Ulusların zenginliği&quot;&quot; adlı kitabında Adam SMİTH bir bilmece soruyor:Çok değerli bir mal olan yaşamak için her insanın ihtiyacı olduğu &quot;su&quot; nasıl olur da şampanyadan daha ucuza satılabilmektedir?&lt;br/&gt;  * Paradoks şekilde açıklanmaktadır.&lt;br/&gt;Şekilde suyun arz ve talebi düşük olan Ps fiyatında kesişmektedir.&lt;br/&gt;Gerçektende suyun talebi büyüktür.Denge E noktasıdır.&lt;br/&gt;Bu noktada suyun tüketimi fazladır,bu nedenle marjinal faydası düşüktür.&lt;br/&gt;Dengede suyun marjinal faydası EQ1 kadardır&lt;br/&gt;Öte yandan şampanyanın arz ve talebi yüksek yerde kesişmektedir.&lt;br/&gt;Şampanya yüksek fiyattan satılır.&lt;br/&gt;Çünkü arzı üretim maliyetlerinden dolayı azdır.&lt;br/&gt;Fakat suyun arzı fazladır.Bu nedenle ucuz satılmaktadır.&lt;br/&gt;Şampanya bu durumun sonucu olarak daha az kişi tarafından tüketilir. &lt;br/&gt;Ve tüketicilerin son birim şampanya tüketiminden elde ettikleri marjinal fayda yüksektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ancak bu olayın bir yüzünü yansıtır.Bizi ölmekten kurtaran suyun değerini içtiğimiz son bardak suya değil de birinci bardak suya bakarak ortaya koyarız.Örneğin;Q2 birim suyun değeri son derce yüksektir ve bunun üst değerini şekilde gösteremeyiz.Mesela susamış bir insan için oldukça yüksektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TÜKETİCİ ARTIĞI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Bir malın belli bir miktarı için 14 000 birim ödemeye razı olduğumuzu düşünelim.Ve bu malı 10 000 birime aldığımızı düşünelim.&lt;br/&gt;Bu durumda razı olduğumuz fiyattan 4 000 birim daha az ödemiş oluruz.&lt;br/&gt;Bu durumlara hayatta çok rastlanır.Ödediğimizde tasarruf ettiğimiz 4 000 birime tüketici artığı denir.Aşağıda şekil (A) da bireysel talep eğrisinin altındaki fiyatın üzerindeki taralı alan tüketici artığını göstermektedir.&lt;br/&gt;(B)  şeklindeki bir malın fiyatı P1 den P2 ye düştüğü zaman bütün tüketicilerin elde edecekleri yararı göstermektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DAHA İLERİ TÜKETİCİ YAKLAŞIMI:ORDİNAL FAYDA TEORİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Kardinal fayda teorisinin sergilediği bazı zorluklar karşısında ordinal fayda teorisi geliştirilmiştir.Ordinal(sırasalcı) fayda teorisinin kardinal(sayısalcı) fayda teorisinden farkı tüketicinin ne yaptığını gözlemlemesi  değil,akılcı (rasyonel)bir tüketicinin belli koşullar altında ne yapması gerektiğini incelemesidir.&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;  Tüketici davranışları gibi bir çok değişik etmenin etkisinde bulunan bir olguyu belli kurallara bağlayabilmek için gerek çevre gerek bireysel bir çok varsayımda bulunmak gerekir.Bu varsayımları iki ana başlık altında toplayabiliriz.Birinci varsayım bireysel ve ekonomik insan (homo economicus)adı verilen özel insanı tanımlamaktadır.&lt;br/&gt;        Buna göre ekonomik insan;&lt;br/&gt;1.Çoğu aza tercih eder.&lt;br/&gt;2.Tercihleri arasında tutarlıdır.&lt;br/&gt;3.Çevresi ,piyasa,mal gibi konularda tam bilgiye sahiptir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     İkinci grup için varsayımlar çok çeşitli olmasına rağmen zorunlu değildir.Bunlardan bir yada bir kaçı geçerli olmadığında yine kurallar geçerlidir.Ancak ,bu kurallara en uygun çözümleri bulamak zorlaşır.&lt;br/&gt;Bu nedenle ikinci grup varsayımlara birleştirici varsayımlardenir.&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;        İkinci grup varsayımlara göre;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Bireyin faydasının ,sadece bireyin kendi tüketiminden etkilendiği&lt;br/&gt;2.Piyasada tam rekabetin geçerli olduğu&lt;br/&gt;3.Toplamda sadece iki birey ,iki mal,iki üretim faktörü ve iki üretici olduğu varsayılır.(Buna 2*2*2 kuralı denir.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bunlardan ilk ikisi birey yada piyasa hakkındaki basitleştirici varsayımlardır.Üçüncüsü,anlatımda düzlem geometri tekniklerini kullanabilmek için yapılmıştır.Ekonomik insan öğelerini yakından incelersek çoğu insan için geçerli olamayacağını görürüz.&lt;br/&gt;Ancak tüketiciler konusunda yapılan araştırmalar göstermiştir ki toplumda tüketici davranışları ,ortalama olarak bu özelliklere uymaktadır.&lt;br/&gt;       Buna göre;&lt;br/&gt;1.İnsanların çok büyük bir yüzdesi çok malı az mala tercih eder.&lt;br/&gt;2.Koşullar değişmedikçe,daha önce tercihleri değiştirmediği gibi ,A&quot;yı B&quot;ye,&lt;br/&gt;B&quot;yi C&quot;ye tercih etmişse ,her zaman A&quot;yı C&quot;ye tercih eder.&lt;br/&gt;3.Belki hergün aldığı sigara gibi şeyleri tüketici alırken ince eleyip sık dokumaz, çoğu zaman bu malları alışkanlıkları ve kolay bulduğu için alır.Ancak önemli harcamalarında(mobilya,otomobil v.b.)çoğu kez ince eleyip sık dokur,araştırma yaparak alır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FARKSIZLIK EĞRİLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Ordinal fayda fonksiyonu rasyonel tüketiciler tarafından tüketilen çeşitli malları faydasıyla ilişkilidir.Yani;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                              U=U(X1,X2 .....Xn)dir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Genel olarak tüketicinin seçimini  iki malla sınırlı olacağı varsayılarak analiz basitleştirilir.Böylece;</description></item><item><title>SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARI, GELİR KAYNAKLARI VE KAYNAKLARIN ÜLKEYE YANSIMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sosyal-guvenlik-kurumlari,-gelir-kaynaklari-ve-kaynaklarin-ulkeye-yansimasi-435930.html</link><description>SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARI, GELİR KAYNAKLARI ve KAYNAKLARIN ÜLKEYE YANSIMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.BÖLÜM&lt;br/&gt;SOSYAL GÜVENLİĞİN TANIMI VE AMAÇLARI&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A- Sosyal Güvenlik; çalışma gücünü, beden ve ruh sağlığını devam ettirmek için gelir kaynaklarını geçici veya sürekli kaybedenlere toplum olarak yardım etmek suretiyle onları ihtiyaçlarının tutsaklığından kurtarmaya çalışan bir sistemdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Başka bir görüşe göre ise sosyal güvenlik gelirleri ne olursa olsun, kişilere belirli sosyal riskler karşısında ekonomik güvence sağlama görevine sahip kurum yada kurumlar topluluğudur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Milletlerarası normlara göre herkese asgari bir yaşayış seviyesi ve hastalık, dul ve yetimlik, sakatlık, işsizlik ve ferdin iradesi dışında meydana gelen her türlü tehlikeye karşı güvenliğin sağlanmasıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bütün bu tanımlamaları birlikte değerlendirdiğimizde, sosyal güvenlik genel olarak kişilerin ve bütün olarak toplumun bugünden olduğu kadar yarınlarından da emin olmasını hedefleyen ve aralarında sıkı bir koordinasyon sağlanması gereken sistemler bütünüdür. Sosyal güvenlik ihtiyacı toplumdaki tüm sosyal gruplar için söz konusudur. Yani sosyal güvenlik çalışan tüm bireyler için asgari bir gelir garantisi sağlanması ve meydana gelebilecek tüm sosyal risklere karşı toplumun korunması sorunu olarak ifade edilebilmektedir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B. Sosyal Güvenliğin Amaçları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evrensel bir ilkeye dönüşen ve çağdaş uygarlığın simgesi olarak tüm toplulara damgasını vuran güvenlik, özde bireyin karşılaşacağı ve yaşamı için tehlike oluşturan olaylara karşı bir güvence anlayışının ürünüdür. Tehlikeyle karşılaşan ve yoksulluğa düşen bireye, asgari bir güvence sağlamak, sosyal güvenliğin varoluş amacıdır. &lt;br/&gt;Sosyal güvenlik sistemleri ülkelerin ekonomik ve sosyal durumuna veya kültürel geleneklerine göre farklı riskleri göz önünde tutmuştur. Bununla beraber uluslar arası alanda sık sık kullanılan bir anlaşma vardır. Bu anlaşma Uluslar arası Çalışma Örgütü&quot;nün 102 sayılı ve 1952 tarihli Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Anlaşması&quot;dır. Bu anlaşmanın amacı, imzacı devletlerin sosyal güvenlik alanında yerine getirmeye mecbur oldukları en az normları saptamalıdır. 102 sayılı anlaşma sosyal güvenliğin 9 temel dalını sıralamıştır. Bunlar; hastalık, iş kazası ve meslek hastalığı, analık, sakatlık, yaşlılık, ölüm, aile yardımları ve işsizliktir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkenin ekonomik düzeyi ile doğrudan bağlantısı nedeniyle gelişmiş ülkelerdeki sosyal güvenlik, gelişmekte olan ülkelere oranla kapsam açısından daha ileridedir. örneğin Yeni Zelanda&quot;da 9 branşın yanısıra doğa riskleri de sosyal güvenlik içine sokulmuştur. Türkiye&quot;de ise işsizlik sigortası ve aile yardımları uygulanmamaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemiz sosyal güvenlik politikasının temel hedefi, anayasada öngörülen sosyal devlet ve sosyal adalet ilkesine uygun olarak toplumsal gelişme ile ekonomik büyümenin birlikte ve dengeli olarak yürütülmesi temel ilkedir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sosyal Güvenliğin Dokuz Temel Norm&quot;u&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a-Hastalık ve Analık Sigortası &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Doğurduğu geçici iş görmezlik kişinin çalışmasını dolayısıyla mesleki faaliyetten gelir elde etmesini engeller veya kişinin çalışma gücünü etkilememekle birlikte, olağanüstü giderler (ilaç, doktor, hastane gibi) yapmasına neden olur. İşte hastalık sigortası, birbirini tamamlayıcı parasal ve sağlık yardımları aracılığıyla belirtilen olumsuzlukları ortadan kaldırmak ve azaltmak amacına yöneliktir. Bu amaç yalnızca sigortalıya yönelik değildir, en azından sağlık yardımları açısından sigortalının geçindirmekle yükümlü olduğu aile bireylerini de kapsar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Analık da hastalık gibi geçici bir süre iş görmezlik yaratan bir sosyal sigorta riskidir. Öyle ki, doğuran kadın sigortalı ise geçici süre gelir kaybına uğrar, ekstra giderlerle (tedavi, muayene, doğum, sağlık tesisinde yatma, bebeğin emzirilmesi, beslenme gibi) karşılaşır. Sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan eşinin gebeliği ve doğum yapması nedeniyle ana- sağlık yardımları yapılmasını ve bu yüzden uğranılan gelir kayıplarını karşılamayı amaçlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b.  Yaşlılık, Sakatlı, Ölüm Sigortası&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaşlılık b</description></item><item><title>İŞ GÜCÜ PİYASASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?is-gucu-piyasasi-445443.html</link><description>I. YURT DIÂªINA İŞGÜCÜ GÖÇÜ &lt;br/&gt;1.1.Yurt DÃµ*Ãµna İşgücü Göçünün Nedenleri &lt;br/&gt;Türkiye.den yurt dÃµ*Ãµna i*gücü göçü, İkinci Dünya Sava*ÃµnÃµ izleyen yÃµllarda &lt;br/&gt;BatÃµ Avrupa ülkelerinde ortaya  çÃµkan  i*gücü açÃµğÃµnÃµn, bu ülkelerin kendi öz  &lt;br/&gt;kaynaklarÃµndan kar*ÃµlanamamasÃµ, buna kar*ÃµlÃµk  bu ülkeleri güneyden çevreleyen ve &lt;br/&gt;geli*mekte olan Akdeniz HavzasÃµ ülkelerinin kendi  ekonomileri  tarafÃµndan  istihdam &lt;br/&gt;edilemeyen  fazla  i*gücü arzÃµyla kar*Ãµ kar*Ãµya  kalmasÃµ sonucunda  olu*an büyük göç &lt;br/&gt;hareketlerinin bir parçasÃµnÃµ olu*turmaktadÃµr. &lt;br/&gt;1950.li yÃµllarÃµn sonlarÃµnda ülkemizden BatÃµ Avrupa ülkelerine önce bireysel &lt;br/&gt;planda ba*layan göç, 1960lÃµ yÃµllarÃµn ba*Ãµndan  itibaren  devlet  tarafÃµndan da yurt dÃµ*Ãµ &lt;br/&gt;istihdam politikalarÃµ ile özendirilmi*tir. Ülkemizdeki i*gücü fazlasÃµnÃµn yanÃµ sÃµra aynÃµ &lt;br/&gt;yÃµllarda hissedilen döviz sÃµkÃµntÃµsÃµ  da  yurt  dÃµ*Ãµ  istihdamÃµn  özendirilmesinin  ba*lÃµca  &lt;br/&gt;nedenleri arasÃµnda yer almÃµ*tÃµr. &lt;br/&gt;1.2. BatÃµ Avrupa Ülkelerindeki Vatanda*larÃµmÃµz &lt;br/&gt;Ba*langÃµçta,  özellikle  BatÃµ Avrupa ülkelerine çalÃµ*mak amacÃµyla giden ve &lt;br/&gt;belirli  bir tasarrufta bulunduktan sonra Türkiye.ye dönmeyi planlamÃµ* olan birinci &lt;br/&gt;ku*ak vatanda*larÃµmÃµz  emeklilik  ya*Ãµna gelirken, ikinci ku*ak, bulunduklarÃµ &lt;br/&gt;toplumlarda kendilerine bir yer edinme çabasÃµ içine girmi*lerdir. Bugün BatÃµ Avrupa &lt;br/&gt;ülkelerinde ya*ayan vatanda*larÃµmÃµz, .konuk i*çi. konumundan çÃµkmÃµ*, süresiz &lt;br/&gt;ikamet statüsüne sahip, i*çisi, sendikacÃµsÃµ, i*vereni, serbest çalÃµ*anÃµ,  bilim  adamÃµ, &lt;br/&gt;öğretmeni, öğrencisi, sanatçÃµsÃµ, yazarÃµ ve sporcusu ile ya*adÃµklarÃµ toplumlarda sosyal, &lt;br/&gt;kültürel ve ekonomik katkÃµlarÃµ  her  geçen  gün daha çok hissedilen yerle*ik bir Türk &lt;br/&gt;varlÃµğÃµ haline gelmi*lerdir. &lt;br/&gt;Bugün, Türkiye dÃµ*Ãµnda,  dünyada 3.8 milyon Türk vatanda*Ãµ ya*amaktadÃµr. &lt;br/&gt;BunlarÃµn  3.3 milyonu Avrupa.da, 2.3 milyonu ise  Almanya.da  ya*amaktadÃµr.. Bu &lt;br/&gt;veriler gözönüne alÃµndÃµğÃµnda,  dünyadaki Türklerin % 60.ÃµnÃµn Avrupa.da, &lt;br/&gt;Avrupa.daki  Türklerin  %  70.inin  ise  Almanya.da  ya*adÃµklarÃµ sonucuna &lt;br/&gt;ula*ÃµlmaktadÃµr.  Bu  nedenle,  raporda,  özellikle  Almanya.da  ya*ayan ve çalÃµ*an &lt;br/&gt;vatanda*larÃµmÃµz ile bunlarÃµn sorunlarÃµna geni* yer verilmektedir. &lt;br/&gt;Ancak bu ülkelerde sendikalara, derneklere, spor  kulüplerine  üye  yüz &lt;br/&gt;binlerce insanÃµmÃµz, sosyal ve sÃµnÃµrlÃµ  ölçüde  de  olsa  politik  ya*ama doğrudan &lt;br/&gt;katÃµlmaktadÃµr.  Genel  seçimlerde  oy  kullanma  hakkÃµ normal olarak  o  ülke &lt;br/&gt;vatanda*larÃµna verilmektedir. Buna mukabil, İsveç, Norveç, Danimarka, Hollanda ve &lt;br/&gt;İngiltere gibi bazÃµ ülkeler yabancÃµlara ve bu arada vatanda*larÃµmÃµza mahalli seçimlere &lt;br/&gt;katÃµlma hakkÃµnÃµ  tanÃµmÃµ*lardÃµr. Yerel  seçimlere  katÃµlÃµmÃµn, vatanda*larÃµmÃµzÃµn haklarÃµnÃµ &lt;br/&gt;daha iyi koruma imkanÃµ sağlayacağÃµ değerlendirilmektedir. &lt;br/&gt;Günümüzde, AB üyesi ülkelerde ya*ayan giri*imci  vatanda*larÃµmÃµzÃµn &lt;br/&gt;sayÃµsÃµnÃµn 55.000.i a*tÃµğÃµ tahmin edilmektedir. AB üyesi bir çok ülkede serbest çalÃµ*an &lt;br/&gt;Sekizinci Be* YÃµllÃµk KalkÃµnma PlanÃµ                        İş Gücü PiyasasÃµ OİK Raporu Yurt DÃµ*Ãµnda Ya*ayan Türkler Alt Komisyonu Raporu  &lt;br/&gt;http://ekutup.dpt.gov.tr/isgucu/oik650.pdf  2 &lt;br/&gt;yabancÃµlara  ili*kin ayrÃµ  istatistik  yayÃµnlanmamasÃµ nedeniyle bu konuda kesin bilgiler &lt;br/&gt;sağlanamamaktadÃµr. Ancak, tahminlere göre Fransa genelinde  3.500,  Hollanda.da &lt;br/&gt;7.500 civarÃµnda Türk giri*imcisinin  faaliyet  göstererek  yakla*Ãµk  18.000 ki*inin  bu &lt;br/&gt;i*yerlerinde istihdam olanağÃµ  bulduğu,  İngiltere.de  KÃµbrÃµs.tan  gelenler  dahil  olmak &lt;br/&gt;üzere 5-6 bin civarÃµnda soyda*ÃµmÃµzÃµn serbest çalÃµ*tÃµğÃµ öngörülmektedir. Almanya.da, &lt;br/&gt;47.000.i  a*kÃµn sayÃµda vatanda*ÃµmÃµzÃµn  genelde  küçük ve orta ölçekli i*letmeler &lt;br/&gt;kurduğu, bu  vatanda*larÃµmÃµzÃµn  toplam  yatÃµrÃµmlarÃµnÃµn  yakla*Ãµk 9,5 milyar DM,  &lt;br/&gt;İşletmelerinin  yÃµllÃµk cirolarÃµ toplamÃµnÃµn ise 41,4  milyar DM olduğu, bunlarÃµn içinde &lt;br/&gt;BatÃµ Avrupa endüstrileri ile rekabet edebilecek  düzeyde  modern  *irketlerin de &lt;br/&gt;bulunduğu, bu i*letmelerde,  bir  çoğu  Alman uyruklu olmak üzere yakla*Ãµk 202.000 &lt;br/&gt;ki*inin istihdam edildiği bilinmektedir. &lt;br/&gt;Halen yurt dÃµ*Ãµnda yüksek öğrenim  gören  gençlerimizin  sayÃµsÃµnÃµn ise &lt;br/&gt;29.000.in üzerinde oldu</description></item><item><title>ÇALIŞMA SÜRELERİ BAKIMINDAN AYRIMCILIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?calisma-sureleri-bakimindan-ayrimcilik-375705.html</link><description>ÇALIŞMA SÜRELERİ BAKIMINDAN AYRIMCILIK                        &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                               GİRİŞ&lt;br/&gt;   1970&quot;li yıllardan sonra başlayan esnek çalışma modelleri ile çalışma şekil ve sürelerinde değişiklikler olmuştur. Belirsiz süreli, tam zamanlı, istihdam güvencesi olan iş sözleşmeleri yerini belirli süreli, istihdam güvencesi olmayan, esnek çalışma biçimlerine bırakmıştır. &lt;br/&gt;   Bu çalışmada çalışma sürelerinin farklılaşmasıyla meydana gelen ayrımcılık ele alınmaktadır.&lt;br/&gt;   Bu çerçevede önce 4857 sayılı İş Kanunu&quot;na göre belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi, kısmi ve tam süreli iş sözleşmesi ve bunların ayrımları ile çağrı üzerine çalışma, kısa çalışma ve geçici iş ilişkisi konuları incelenmektedir. Bu kapsamda ayrıca değişik ülkelerde çalışma süreleri analiz edilmektedir. Daha sonra sözleşme türü bakımından ayrımcılık konusu ele alınmış ve bununla ilgili olarak ücret farklılıkları incelenmektedir. Son olarak da genel bir değerlendirme yapılmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                            &lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   4857 Sayılı İş Kanunu&quot;na Göre İş Sözleşmesi ve Türleri &lt;br/&gt;   9. maddeye göre &quot;...İş sözleşmeleri belirli veya belirsiz süreli yapılır. Bu sözleşmeler çalışma süreleri bakımından tam süreli veya kısmi süreli yahut deneme süreli ya da diğer türlerde olabilir.&quot;  Bu yeni maddeyle eski İş Kanunlarından farklı olarak esnek çalışmaya olanak sağlayan bir ortam yaratılmıştır. Yine bu maddeye göre iş sözleşmelerinin belirli süreli, belirsiz süreli, tam süreli veya kısmi süreli, deneme süreli ya da başka bir türde yapılabileceği belirtilmektedir.&lt;br/&gt;   Bu sözleşme türlerini kanuni açıklamalarıyla şöyle ele alabiliriz:&lt;br/&gt;                         1)Belirli ve Belirsiz İş Sözleşmesi &lt;br/&gt;11. maddeye göre belirli iş sözleşmesi, belirli süreli işlerde veya&lt;br/&gt;belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması     gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üstüste yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilmektedir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korumaktadır. &lt;br/&gt;   Bu maddede esaslı bir neden olduğu takdirde belirli iş sözleşmesinin zincirleme şeklinde devam edebileceği belirtilmiştir. Ayrıca yasada belirli süreli iş sözleşmeleri iş güvencesi kapsamı dışında tutulduğundan, belirli süreli iş sözleşmelerine zaman sınırı getirilmemesi nedeniyle iş güvencesinin kapsamı daraltılmaktadır.  &lt;br/&gt;   12.madde, belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesinin ayrımının sınırlarını açıklamaktadır. Buna göre, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, sırf iş sözleşmesi süreli olduğu için belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamaz. Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçi, belirsiz iş sözleşmesi ile çalışan işçiye verilen ücret ve paraya ilişkin menfaatlerden çalıştığı süreyle orantılı olarak faydalanmaktadır.&lt;br/&gt;2) Kısmi Süreli ve Tam Süreli İş Sözleşmesi &lt;br/&gt;   13. maddeye göre kısmi süreli iş sözleşmesi, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumundaki sözleşmedir. Kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayrımı haklı kılan bir neden olmadıkça, iş sözleşmesi kısmi süreli olduğundan dolayı tam süreli emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamaz.  Kısmi süreli çalışan işçinin ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatleri, tam süreli emsal işçiye göre çalıştığı süreye orantılı olarak verilir.&lt;br/&gt;   Kısmi süreli çalışma ilk defa kanunla düzenlenmektedir. Bu madde, hem kısmi süreli çalışan işçilere yönelik ayrımcılığı önlemek hem de kısmi süreli çalışmayı teşvik etmek, işçi ve işverenlerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde çalışma sürelerinin esnekleşmesine katkıda bulunmaktadır. Kısmi süreli çalışan işçiye yıllık izin hakkı, ihbar öneli, kıdem tazminatı gibi bölünemeyen menfaatler emsal işçiye orantılanarak verilirken; ücret, ikramiye ve bayram harçlığı gibi bölünebilir menfaatler çalıştığı süreye orantılı olarak verilecektir.&lt;br/&gt;3) Çağrı Üzerine Çalışma&lt;br/&gt;   14. maddeye göre çağrı üzerine çalışmaya dayalı kısmi iş sözleşmesi, yazılı sözleşme ile işçinin üstlendiği işle ilgili olarak kendisine ihtiyaç duyulması halinde iş görme ediminin yerine getirileceğinin kararlaştırıldığı</description></item><item><title>SÜREÇLERİNİZİN HARİTASINI ÇIKARMAK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sureclerinizin-haritasini-cikarmak-344453.html</link><description>Süreçlerinizin Haritasını Çıkarmak:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Artık ne tür süreçlerin kıyaslanması gerektiğini bildiğinize göre,sıradaki görev o kıyaslanacak süreçleri bulmaktır. Büyük bir olasılıkla,şimdiye dek hiç kimse firmanızı sizin yaptığınız gibi incelememiştir. Bu nedenle de,bu evreyi başarıyla tamamlayabilmek için biraz sabırlı olmanız gerekecektir. Bu aşamada başarılı olabilmeniz için,firmanızda çalışan kişilerin,çalıştıkları işletme birimlerinde ne yaptıklarını söylemelerini ya da sizin onların ne yaptıklarına ilişkin düşüncelerinizi bir yana bırakarak,gerçekte ne iş yaptıklarını iyice anlamanız gerekeceği hemen hemen kesindir. Kendi iş deneyiminize bağlı olarak,bir yandan bu aşamanın gereklerini yerine getirirken,bir yandan da yeni işletme bilgileri ve iş deneyimleri edinebilirsiniz.&lt;br/&gt;      Kıyaslamanın bu evresi,süreçlerin haritalanması olarak bilinir. Kısa bir anlatımla,bu evrede üretecekleriniz kilit süreçlerinizin bir dizi diyagram üzerinde betimlenmesidir;bu betimleme diyagramları sayesinde süreçlerinizin etkinliklerini inceleyebilir ve onları başka işletmelerdeki süreçlerle ya da gelecekteki iyileştirmelerinizden ve geliştirmelerinizden sonraki halleri ile karşılaştırabilirsiniz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Helikopter Bakışı:&lt;br/&gt;      Genel bir bakış ya da bir helikopter bakışı gerçekleştirecek olursanız,her işletme basit adımlar halinde ifade edilebilir. Başarılı işletmelerin tümü Şekil&quot;de gösterilen kalıbı izleme eğilimindedir.&lt;br/&gt;      Bir işletmeyi bir başkasından daha başarılı kılan şey,bu şekilede gösterilen döngünün her unsurunun ayrıntılı bir biçimde düzenlenmesidir. Bir kuruluşun tüm süreçlerinin haritalanmasının çok uzun alabileceğine daha önce karar vermiştik. İşletmelerin çoğu,etkileşim içine girdikleri zaman o işletmeyi eşsiz,benzersiz kılan en az 80 ayrı sürece sahiptir. Ama bu, o süreçlerden bazılarını ayrıştırıp izole etme gçrevinden kaçmak için bir bahane olamaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                          Araştırma&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                Yatırım                                GELİŞME                                Üretim&lt;br/&gt;                                                            DÖNGÜSÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                   Ödeme                                              Dağıtım&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Aynı biçimde,işletmenin gündelik çalışmasını yürüten insanlar,işlemsel geliştirmeye aday süreçleri açıkça görebilirler. Klasik uzlaşma,en iyi çözümdür. Siz her ikisini birden yapmaya girişmelisiniz;çünkü,bilinen can alıcı süreçlerin ayrıntılı haritalanmasında yol kat ederken tüm süreçlerinizi öğrenerek,yeni kıyaslama kültürünün kısa ve uzun erimli hedeflerine de erişmiş olursunuz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Süreçler İçin Teknikler:&lt;br/&gt;      Ticari geçmişinize bağlı olarak,herhangi bir çözümlemeli tekniği kullanırken öbürlerine oranla kendinizi daha rahat hissedebilirsiniz. Ne var ki,sizin olağan deneyiminizin kapsamı dışında bulunabilecek teknikleri kullanmak,size işletmenizin daha önce asla tam olarak anlamadığınız bazı bölümlerini kavrama olanağı sağlayabilir. Nihai kıyaslamanın sağlam olması isteniyorsa,asıl gereken,her sürecin temel niteliklerini açıkça ortaya koymanızdır.&lt;br/&gt;      İşte süreç belirleme tekniklerinden bazıları:&lt;br/&gt;1-Performanslar ve Uygulamalar&lt;br/&gt;2-Akış Şemaları&lt;br/&gt;3-Ok / Akıl Haritası&lt;br/&gt;4-Neden ve Sonuç&lt;br/&gt;5-Tedarik Zinciri&lt;br/&gt;6-Matris&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Bu teknikler hem bütün kuruluşa,hem de bütünün parçalarına,aynı etkililikle uygulanabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1)Performanslar ve Uygulamalar:&lt;br/&gt;      En başında,geliştirildiklerinde işletmenize önemli bir rekabet gücü kazandırabileceğini düşündüğünüz sekiz veya dokuz kilit alanı belirlemiş olabilirsiniz. Eğer böyle bir belirtme yaptıysanız,arzulanan performansı ilgili sürece bağlayan bir basit ağaç diyagramı kurun.&lt;br/&gt;      Bir ağacın,yaprakları sola kökleri sağa gelecek biçimde yan çevrildiğini düşünün. Soldaki dallar,işletme içindeki kilit süreçleri gösterecektir. Sağ taraftaki kökler ise,her süreç içindeki özgül unsurları temsil edecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Daha sonra,her unsur,ilgili sürecin karmaşıklık düzeyine göre başkaca &quot;alt köklere&quot; doğru saçaklanabil</description></item><item><title>İSO 90002000</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iso-90002000-343517.html</link><description>ISO 9000:2000 Revizyonu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uluslararası Standartlar Organizasyonu ISO, tüm dünya çapındaki ulusal standart kuruluşlarının bir federasyonudur. Uluslararası Standartların hazırlanması ISO Teknik Komiteleri (TC) tarafından yürütülür. Her üye kuruluş ilgili olduğu konu ile ilgili teknik komitede temsil edilme hakkına sahiptir. ISO ile bağlantılı uluslararası organizasyonlar da&lt;br/&gt;bu çalışmanın içerisindedirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Teknik komiteler tarafından hazırlanan taslak Uluslararası Standartlar üye kuruluşların görüşlerini de almak için dağıtılırlar. Taslağın, Uluslararası Standart olarak yayınlanması için teknik komiteye (veya alt komiteye) katılan üye kuruluşların üçte ikilik çoğunluğunun onayı, ve son taslak için yapılan oylamada negatif oylar tüm ISO üyesi kuruluşların dörtte birini geçmemelidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ISO 9001:2000 revizyonu ISO/TC 176 nolu teknik komitenin SC 2 alt komitesi tarafından hazırlanmıştır. ISO 9002:1994 ve ISO 9003:1994ün gereksinimleri ISO 9001:2000 ile birleştirilmiş ve ISO 9001:2000in yayınlanması ile birlikte ISO 9002 ve ISO 9003 kaldırılacaktır. Geçmişte ISO 9002:1994 ve ISO 9003:1994 uygulayan firmalar, uygulama kapsamını daraltarak ISO 9001:2000i uygulayabilirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ISO 9001in 2000 yayını, Kalite Güvence terimini içermeyen revize edilmiş bir başlık taşımaktadır. Bu ISO 9001in bu yayınında kalite yönetim sistemi gereksinimlerinin sadece ürün ve/veya hizmetin kalite güvence uygunluğu ile ilgili olmadığı, aynı zamanda bir organizasyonun müşteri tatmini sağlama kabiliyetini de ortaya koyduğu anlamına gelir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ISO 9001in bu yayını, ISO 9004:2000, Kalite Yönetim Sistemleri - Performans Gelişimi İçin Rehber, ile birlikte kalite yönetim sistem standartları çiftinin sürekli bir parçası olmak üzere geliştirilmiştir. Bu iki uluslararası standart beraber kullanılmak üzere tasarlanmışlardır, fakat aynı zamanda ikisi de tek başlarına kullanılabilen birer dokümandır. Kullanım kolaylığı açısından, bu iki standart benzer yapılara, fakat farklı kapsamlara sahiptirler. ISO 9001 kalite yönetim sistem gereksinimlerini, ürün ve/veya hizmet uygunluğu açısından ve belgelendirme amaçları doğrultusunda kullanılabilir. ISO 9004 ise bir organizasyonun bütündeki performansını iyileştirmek için kalite yönetim sistemi konularına rehberlik eder. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ISO 9001 ve ISO 9004, kalite yönetim sistemi standartları çifti, tüm jenerik ürün kategorilerini (donanım, yazılım, işlenmiş malzeme ve hizmetler vb.) kapsar. Aynı zamanda her sektör için geliştirilebilecek gereksinimlere de taban oluştururlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeni standardın geliştirilmesi ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemleri - Kullanım rehberi ve Spesifikasyonlar ile uyum sağlanabilmesi için Teknik Komite ISO/TC 207, Çevre Yönetimi, SC 1 Çevre Yönetim Sistemleri alt komitesinin çalışmaları ile birlikte koordine edilmiştir. Şekilde bu standartta belirlenen kalite yönetim sistemi ihtiyaçları için proses modeli gösterilmektedir. Model, bu standarttaki 4 ana element başlığının entegrasyonunu grafiksel olarak yansıtmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2000 yılı sonuna kadar ISO 9000 ailesine üç yeni standart daha eklenecektir. Bunlar;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  ISO 9000:2000 Kalite Yönetim Sistemi; Genel Esaslar ve Tanımlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi, Gerekleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ISO 9004:2000 Kalite Yönetim Sistemi; Performans İyileştirme Rehberi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ISO 19011:2000 Kalite ve Çevre Yönetim Sistemleri- Tetkik Kılavuzu (Taslak)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 1.ISO 9000:2000 Kalite Yönetim Sistemi Proses Modeli&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Geçiş Süreci &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akreditasyon kurumları, yetkili belgelendirme kuruluşları ile ekonomik organizasyonların; ISO 9000:1994&quot;den ISO 9000:2000&quot;ne geçişi önemli bir süreçtir. ISO TC 176 Komitesi, Uluslararası Akreditasyon Forumu (IAF) ile ortak bir çalışma grubu oluşturmuş, geçiş sürecinin planlanması rehberini dokümante etmektedir. Ortak çalışma grubunun 26 Eylül 1999&quot;da Viyana&quot;da gerçekleşen toplantısında;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ISO 9000:2000 normları basılıp yayınlanmadan belgelendirme faaliyetlerinin, ISO 9000:1994 versiyonunun ruhuna uygun yürütülmesi ancak, belgelendirme kuruluşları 2000 yılından itibaren elementel kontrol list</description></item><item><title>ESNEK ÇALIŞMA SÜRELERİNİN ORTAYA ÇIKIŞI VE GELİŞİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?esnek-calisma-surelerinin-ortaya-cikisi-ve-gelisimi-444815.html</link><description>ESNEK ÇALIŞMA SÜRELERİNİN ORTAYA ÇIKIŞI VE GELİŞİMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çalışma sürelerinin kısaltılması, işçi ve işveren tarafları arasında devamlı olarak tartışma konusu olmuştur. İşçi sendikaları, toplu pazarlık görüşmelerinde, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması, çalışma yaşamının insanileştirilmesi, işçinin iş dışında kişiliğini geliştirmesine olanak tanınması ve iktisadi durgunluk döneminde işsizliğin artmasının engellenmesi gibi nedenlerle haftalık ve günlük çalışma sürelerinin kısaltılmasına çalışmıştır. &lt;br/&gt;Zamanla, çıkarılan yasalarla ve imzalanan toplu iş sözleşmeleri ile haftalık çalışma sürelerinin sürekli olarak azaldığı görülmüştür. Örneğin; 1960 yılında Batı Avrupa ülkelerinde, imalat sanayiinde ortalama haftalık çalışma süresi 46 saat iken, 1985 tarihinde bu rakam 40 saatin altına düşmüştür. Günümüzde de, birçok sanayi ülkesinde haftalık çalışma süresi 40 saatin altında bulunmaktadır. Hatta, Birleşik Almanyada metal işkolunda haftalık çalışma süresinin 35 saat olduğu bilinmektedir &lt;br/&gt;Ancak 1970 lerden sonra meydana gelen ekonomik ve teknolojik gelişmeler, çalışma süresinin kısaltılmasına karşılık Çalışma Süresi Esnekliği  (Working Time Flexibility) fikrini ön plana çıkarmış bulunmaktadır. Artık, işçi sendikalarının kısaltılma taleplerine karşı olarak işverenler esnekliği ileri sürmektedirler. İş yasalarının katılıklardan arındırılmasını ve esnekleştirilmesini talep etmektedirler. Günümüzde, çalışma süresinin esnekliği çalışma süresinin kısaltılmasından daha az tartışmalı bir konu haline gelmiştir. Çalışma sürelerinin azaltılmasının tek başına sağlanması oldukça güçleşmiştir. &lt;br/&gt;Bu süreç içinde, işçi sendikaları, yasal düzenlemeler veya toplu pazarlıklarla, ücretlerde bir düşüş olmadan çalışma süresinin kısaltılmasını istemelerine rağmen; işverenler, esas olarak çalışma süresinin esnekleştirilmesinden yana olmaktadırlar. Verimlilik artışı olmadan veya ücret artışlarının dondurulması sağlanmadan çalışma sürelerinin kısaltılmasına yanaşmamaktadırlar. Örneğin; 1983 ve 1985 yıllarında, Hollandada daha önceden % 5 olarak öngörülen ücret artışından vazgeçilerek aynı oranda çalışma süresinden bir kısıtlamaya gidilebilmiştir. &lt;br/&gt;Artık günümüzde, Avrupa Birliği ülkelerinde çalışma süreleri ile ilgili katılıkların azaldığı ve çalışma sürelerinin esnekleştiği görülmektedir. Örneğin; Belçikada 22 ocak 1985 tarihinde çıkan bir yasayla haftalık çalışma süresinin azami sınırı esnekleştirilmiştir. Bu yasa ile, daha önceden 40 saat olan haftalık azami çalışma süresi, imzalanan toplu iş sözleşmeleri ile 45 saate çıkarılabilmektedir. İlave edilen 5 saatlik çalışma ise fazla mesai sayılmamaktadır. Ancak, yılık çalışma süresi artmamakta, bu sürenin toplamı yine eskisi gibi haftalık 40 saat çalışmaya göre hesaplanmaktadır. &lt;br/&gt;Ayrıca, 1987 yılında Belçikada çıkarılan bir yasayla, çalışma süreleri daha esnek bir yapıya kavuşturulmuştur. Buna göre, işçi ve işveren tarafları anlaşarak toplu iş sözleşmeleri ile pazar günü ve diğer tatil günleri fazla mesaiye girmeden çalışabilmektedirler. Bununla beraber, günde 12 saati geçmemek koşulu ile, günlük ve haftalık tavan çalışma sürelerini aşabilmektedirler. Fakat, yıllık olarak çalışma süresinde bir üst tavan mevcut olmaktadır. Aynı şekilde, Fransada da 1987de yapılan yasal değişiklikle, yıllık ortalama 39 saati geçmemek kaydı ile, haftalık maksimim çalışma süresinin 44 saate çıkarılması mümkün olmaktadır. Bu duruma, Çalışma Sürelerinin Seneleştirilmesi (Annualization) denilmektedir. Yani, yılık toplam çalışma süresini değiştirmeden günlük ve haftalık çalışma sürelerinde esneklik yapılarak azami sınırların arttırılması veya kaldırılması olarak tanımlanmaktadır. Çalışma sürelerinin seneleştirilmesi, çıkarılan yasalarla Belçika, Danimarka, Fransa, İtalya ve Hollanda gibi birçok Avrupa Birliği ülkesinde görülmektedir. &lt;br/&gt;Çalışma sürelerinin esnekleştirilmesini sağlayan önemli diğer bir husus ise, Esnek Toplu İş Sözleşmeleridir. Esnek toplu iş sözleşmeleri, mal ve hizmet talebindeki konjonktürel dalgalanmalara işletmeler</description></item><item><title>AVRUPA BİRLİĞİ&quot;NDE İSTİHDAM STRATEJİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?avrupa-birligi-nde-istihdam-stratejileri-446735.html</link><description>AVRUPA BİRLİĞİ&quot;NDE İSTİHDAM STRATEJİLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;. GİRİŞ&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;     1998 yılında Çalışma Bakanlığının gözetiminde ve diğer ilgili bakanlık ve kamu ile gönüllü kuruluşların desteğinde uygulamaya konulan New Deal, Birleşik Krallık&quot;ta  uzun süreli genç işsizliği, toplam genel işsizliği önlemek ve istihdam edilebilirlik için geliştirilen bir programdır. New Deal; kamu, özel, gönüllü tüm kuruluşlarla, ekonomik refah ve sosyal gelişmişliği temin edici eylemler için sıkı işbirliği içinde çalışmaktadır. &lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;     New Deal bir iş yaratma programı değildir. Çıkış noktası, yeni ve güncelleştirilmiş becerileri sağlayarak uzun süreli işsiz kişilerin istihdam edilebilirliklerini iyileştirmektir. &lt;br/&gt;New Deal, hem işverenlerin istihdam eksikliklerini gidermede hem de çalışmak isteyen kişilere istihdam yaratmada önemli başarılar sağlamıştır. New Deal iş yaratma programı olmamakla birlikte sağladığı eğitim, mesleki eğitim ve diğer faaliyetleri sonucunda, şirketlerin genişlemesiyle yeni işlerin dolaylı olarak yaratılmasına sebep olmuştur.&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;     New Deal, ulusal düzeyde yürütülen &quot;Welfare to Work&quot; (&quot;Yardım Parasından  İşe Geçiş&quot;) stratejisinin bir parçasıdır. Amacı bireylerin kendi gelecekleri için sorumluluk almaları ve onları bağımlı kılan parasal yardım desteğinden uzaklaştırarak çalışma yoluyla bağımsızlıklarını kazandırmaya yardımcı olacak eylemleri oluşturmaktır. Bunlara örnek olarak ONE, Working Families&quot; Tax Credit, Working Age Agency  gibi eylemler verilebilinir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Hükümet; amacı istikrarlı büyüme ve yüksek istihdam seviyelerini temin etme olarak; bu alandaki iniş ve çıkışlı döngüye son vermek ve uzun dönemli ekonomik istikrar sağlamak için ulusal düzeyde bir kampanya olarak nitelendirilebilecek girişimlerde bulunmuştur.  Güçlü bir ekonomi ile uzun vadeli refahı sağlamak, adil bir toplum ile sosyal gelişimi sağlamak için, işsizlikle başetmek ve istihdam seviyesini arttırmak hayati önem taşımaktadır. &lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;     Ancak ülkede işsizlik hala çok yüksektir. Hükümetin hedefleri; sürdürülebilir makroekonomik isikrar politikaları ile eskisinden daha yüksek bir istihdam seviyesini temin etmek; çalışmayan ailelerdeki çocuk sayısını azaltmak; dezavantajlı bölge ve gruplardaki istihdam oranlarında artışı sağlamak ve bu grupların istihdam seviyesi ile genel istihdam seviyesi arasındaki farkı azaltmaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Bunları inşa etmek için uzun dönemli amaçlar; en zor durumda olanlara yardım etmeyi de içeren, işgücü piyasasından dışlanmışlığa son vermek; hak ve sorumluluklar arasında bir dengeyi gözeterek, bağımsız olmayı teşvik etmek için yardım sistemini değiştirmeye devam etmek; işgücü piyasasında, beceri eksikliğini gidermek için yüksek nitelikli becerilere sahip kişilerin sayısını artırmaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II.  NEW DEAL&quot;IN KAPSAMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.  Sosyal Taraflar   &lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;     New Deal programı, uzun dönemli genç işsizlikle başetmek için 1998 Nisan&quot;ında ulusal düzeyde başlatılmıştır. New Deal, işgücü piyasasında önemli değişikliklerin yaşandığı bir zamanda ortaya çıkmıştır: artan çalışan kadın sayısı; işgücünün üçte ikisinin kısmi süreli çalışma içinde oluşu; hizmet sektöründe işlerin artışı; düşük becerili işlere olan talepte azalış gibi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Bu program önce genç işsizler daha sonra da diğer korunmaya muhtaç gruplar için geliştirilmiştir. Programın başlangıç amacı; gençlere; ümit ve olanak sunmak, kendilerini değersiz hissetmelerine son vermek, genç insanların sunacak birşeyleri olmadığı duygusuna son vermek, genç insanların tüm potansiyallerine ulaşmalarına yardımcı olmaktır. 1997 yılında hedef, 250 bin genç insanın sosyal yardımlardan uzaklaşarak işe yerleştirilmeleri idi. 2000 yılında bu rakam 254 520 olarak gerçekleşmiştir. 2002 yılında ise 360 000&quot;e ulaşmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Devlet, New Deal&quot;ın uygulanması ve fonlanmasında öncü roldedir. Bu program, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda&quot;da dönüşümlü yönetimler ve katkıda bulunan diğer kuruluşlarla yürütülmektedir. New Deal; genç insanları, işverenleri, özel ve kamu sektöründen katılımcıları, çevre ve gönüllü kuruluşları ve dev</description></item><item><title>ÜNİVERSİTELERDE DÜZENLENEN İSTİHDAM FUARLARI VE İSTİHDAM HAFTASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?universitelerde-duzenlenen-istihdam-fuarlari-ve-istihdam-haftasi-446572.html</link><description>ÜNİVERSİTELERDE DÜZENLENEN İSTİHDAM FUARLARI VE İSTİHDAM HAFTASI &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde her büyüklükte işletme için işgücünün önemi tartışılamayacak kadar açıktır. Bu nedenle işletmelerin, yapacakları iş, ne olursa olsun yeni işe alacakları kişiler önemlidir ve özel olarak seçilmeleri gerekir. Konuya bu açıdan yaklaşıldığında  da işletmeler işe yeni alacakları elemanları son derece dikkatli seçmek istemektedirler. Özellikle belirli bir mesleki bilgi birikimi, teknik ve kültürel donanım gerektiren işler için kaliteli olan yüksek eğitimli işgücünün istihdamı işletmeler için ayrı bir öneme sahiptir.  Üniversiteler ise, bu konu da işletmelerin en önemli kaynağıdır. Hizmete girişin öğrenim düzeyine bağlı olduğu rütbe sisteminde kaynak yeni mezunlardır. Bu nedenle üniversiteler başlangıç düzeyindeki işler için uygun elemanların bulunabileceği bir kaynaktır(Aytaç; 1997, s.50).   &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;İşe alma sürecinde dış kaynaklara yönelen işverenler için üniversitelerin işe yerleştirme büroları eleman temini konusunda yardımcı olabilecek temel birimler olması gerekir. Ülkemizde bu yönde çalışmalara ilk kez 1988 yılında Hacettepe ve 19 Mayıs Üniversitelerinde başlanmıştır. İş ve İşçi Bulma Kurumu ile ortak çalışma sonucunda oluşturulan Üniversite İstihdam Danışma Büroları&quot;nın büyük ilgi görmesi sonucu aynı yıl Ege ve 9 Eylül  Üniversitelerinde de İstihdam Danışma Büroları Kurulmuştur. Bu büroların öğrencilerden yoğun ilgi görmesine karşılık işverenlerden beklenen ilgi görülememiştir. Ayrıca bu merkezlerin amacı, üniversiteden mezun olanların mesleklerine uygun alanlarda istihdamı, öğrencilerin ise kısa süreli ve geçici işler bulmalarına yönelik çalışmalar olmasına rağmen çalışma mevzuatında standart dışı çalışmaların düzenlenmemiş olması, bu merkezlerin amaçlarına yönelik çalışmasını engellemiştir. Yalnız mezuniyet aşamasındaki ya da yeni mezun gençlerin işe yerleştirilmesinde aracılık hizmetleri vermek zorunda kalan bürolar sadece bahar aylarında kısa dönemli bir yoğunluk yaşamışlardır. Bu durum tanınmalarını engellemiş ve zaman içinde büroların işlerliği kalmamıştır.  &lt;br/&gt;Üniversite İstihdam Bürolarının ülkemizde geç kurulması, kurulduktan sonra ise, yeterince etkin olamaması gerek işletmeleri gerekse üniversiteleri yeni yöntemler aramaya itmiştir. İşletmelerin insan kaynakları yöneticileri mezuniyet öncesi  dönemde üniversiteleri dolaşarak aradıkları niteliklere uygun elemanları bulmak için öğrencilerle görüşmeler yapmakta ve koşullarına uygun olanlara iş teklifleri götürmektedirler. İşletmeler bu aşamada  ziyaret edecekleri üniversitenin seçimine önem vermektedirler. Özellikle büyük ölçekli işletmeler kamuoyunda yer edinmiş üniversiteleri tercih etmektedirler. Ancak çok büyük zaman ve maliyet isteyen bu yöntem her işletme için uygun olmamaktadır. Oysa gözden uzak tutulmaması gereken konu, yerel üniversitelerin işgücü bulma maliyet ve sürecini kısalttığı gerçeğidir (Aytaç; 1997, s.52). Bazı işletmeler ise, şirket tanıtım günleri (kariyer günleri) düzenleyerek kendilerini mezuniyet aşamasındaki adaylara tanıtma yolunu seçmektedir. Bu yöntem bireysel girişimlere dayandığı için organizasyonda çeşitli güçlüklerle karşılaşılmaktadır. Organizasyonların kısa süreli olması nedeniyle istenen öğrenci kitlesine ulaşma olanağı azalmakta ve çoğu zaman öğrencilerle bire bir görüşme olanağı elde edilememektedir.   &lt;br/&gt;Son yıllarda ise, İş ve İşçi Bulma Kurumu&quot;nun her yıl Mayıs ayının ilk yarısında düzenlediği İstihdam Haftası çerçevesinde üniversiteler ile işbirliği yaparak düzenlediği İnsan Kaynakları ve İstihdam Fuarları üniversite öğrencilerinden ve başta fuarların açıldığı üniversitelerin bulunduğu bölgedeki işletmeler olmak üzere pek çok işletmeden büyük ilgi görmektedir. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;İnsan Kaynakları ve İstihdam Fuarlarının Amacı &lt;br/&gt;İstihdam Fuarlarının amacı; üniversite gençlerine işgücü piyasası ile ilgili bilgiler aktarmak, tanıtmak, onları çalışma hayatına hazırlamak, mezun olma durumunda olanlara çalışabilecekleri işyerleri konusunda bilgi sağlamak ve rehberlik etmek, staj ve</description></item><item><title>GENÇ İŞSİZLİĞİ SORUNU VE ÇÖZÜMLEYİCİ POLİTİKALAR (TÜRKİYE ÖRNEĞİ)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?genc-issizligi-sorunu-ve-cozumleyici-politikalar-(turkiye-ornegi)-369004.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;Sayfa No&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER.............................................................................................................2&lt;br/&gt;KISALTMALAR.......................................................................................................... 3&lt;br/&gt;TABLOLAR LİSTESİ..................................................................................................4&lt;br/&gt;GİRİŞ............................................................................................................................5&lt;br/&gt;1.TANIM.......................................................................................................................6&lt;br/&gt;1.1.Günümüzde Gençlik......................................................................................6&lt;br/&gt;1.2.Gençlik Sorunları............................................................................................7&lt;br/&gt;   1.2.1. Yerleşim Evreleri ve Gençlik....................................................................7&lt;br/&gt;1.2.2. Zamanlama Sorunları................................................................................    8&lt;br/&gt;1.2.3. Eğitim .......................................................................................................     9   &lt;br/&gt;1.2.3.1. Eğitimi Etkileyen Unsurlar.........................................................      10&lt;br/&gt;1.2.3.2. Mesleki Yönlendirme.................................................................  11 &lt;br/&gt;1.2.3.3. Mesleki Teknik Eğitim...............................................................  11&lt;br/&gt;1.2.3.4. Eğitim Kurumlarının Eğilimleri.................................................  11&lt;br/&gt;1.2.3.5. Eğitim Harcamaları....................................................................  12&lt;br/&gt;1.2.4. Çalışma Hayatı ve Gençlik........................................................................  12&lt;br/&gt;1.2.4.1. Çalışan Gençlik..........................................................................  13&lt;br/&gt;1.2.4.2. Hukuk ve Gençlik.......................................................................  13&lt;br/&gt;1.2.4.3. Rejim ve Gençlik........................................................................       13&lt;br/&gt;1.2.5. Sosyal Güvenlik Politikalarında Gençlik .................................................       14&lt;br/&gt;BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;GENEL OLARAK GENÇ İŞSİZLİĞİ VE TÜRKİYE BOYUTU.................................       15&lt;br/&gt;1.İŞSİZLİK.................................................................................................................       15&lt;br/&gt;1.1.Konjektürel Devri işsizlik.............................................................................     15&lt;br/&gt;1.2.Yapısal İşsizlik..............................................................................................      15&lt;br/&gt;1.3.Açık İşsizlik..................................................................................................       17&lt;br/&gt;1.4.Gizli İşsizlik...................................................................................</description></item><item><title>BENCHMARKING</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?benchmarking-391109.html</link><description>BENCHMARKING&lt;br/&gt;Benchmarking&quot;in Tanımı&lt;br/&gt;Benchmarking, işletmeler arası karşılaştırma, hedef belirleme nirengileme, rekabete dayalı kıyaslama ve bir örnekleme olayıdır. Diğer bir ifade ile, bir kuruluşun faaliyetlerinde başarıya ulaşma ya da iyileşme sağlamak amacıyla, aynı sektörde başarılı uygulamaları ile piyasada iyi tanınmış diğer kurum ve kuruluşların, örnek hizmetlerini ve çalışma işlemlerini esas alarak; sürekli, düzenli ve sistemli bir uygulama metodudur. &lt;br/&gt;Benchmarking, bir yönetsel araç olarak işletmelerde kullanılmaya başlaması henüz yeni sayılır. Sözlük anlamı; sabit nokta, bir ölçüyü sonradan hatırlayabilmek için kullanılan bir işaret olarak tanımlanmaktadır. Bir başka anlatımla benchmarking; performansın ölçümlemesinde referans alınabilecek bir numune ya da standart olarak kullanılan bir ölçümleme türüdür.&lt;br/&gt;Aslında benchmarking kelimesi teknik bir anlam ifade eden benchmark kelimesinden türetilmiştir. Bu haliyle benchmarking; bir işletmenin iyi bir performans elde etmesi amacıyla, piyasadaki performansı açısından en iyi uygulama ve en güzel faaliyetlere sahip olmasıyla tanınan ya da bilinen diğer işletmelerin mal ve hizmetlerini değerlendirmede kullanılabilecek sürekli ve sistematik bir süreçtir.&lt;br/&gt;Kıyaslama olarak da bilinen bu yönetsel araç, işletmelerin performansını arttırmak için kullanılan bir yönetim tekniği olarak da algılanmaktadır. Doğru olarak uygulanması durumunda, zorlu bir rekabet ortamında işletmeyi güçlü hale getirebilme özelliğine sahiptir. &lt;br/&gt;Aynı zamanda işletmelerin gelecekteki faaliyetleri ile ilgili strateji geliştirmek, işletmenin faaliyet süreçleri esnasında eksiklikleri belirleyip, en iyisini yapabilme fırsatını veren stratejik planlama sürecinin en önemli unsurudur.&lt;br/&gt;Bir başka açıdan benchmarking, işletmenin kendi başarısını, faaliyet sınıfında en iyi olan işletme veya işletmelerle karşılaştırarak, en iyi olan işletmenin gösterdiği olumlu performansı nasıl yakaladığını belirleyip, elde edilen bilgilerin kıyaslama yapan işletmenin</description></item><item><title>ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?calisma-ekonomisi-ve-endustri-iliskileri-bolumu-436543.html</link><description>1. ÇALIŞMA KAVRAMI&lt;br/&gt;Çalışma, yaşamın sürekliliğini sağlayan sosyal bir faaliyet olarak, geçmişi insanlığın varoluşuna kadar uzanan, insan yaşamının en merkezi alanlarından biridir. Genellikle çalışma kavramıyla iş, istihdam, emek ya da meslek gibi kavramların aynı anlamda kullanıldığı görülmektedir. Çalışma kavramının anlamı ve değeri, tarihsel süreçte ekonomik gelişmeye paralel olarak ve her toplumun normları, inançları ve değerleri tarafından belirlenmektedir. (TINAR, 1996, s. 3.) Dolayısıyla, çalışmanın, tarih boyunca yüklendiği anlam farklı olmuştur. Örneğin, çalışma, Aristokrat ve Eski Yunan toplumlarında aşağılanmış ve kölelikle eşdeğerde tutulmuştur. Bu dönemde çalışmak zorunluluğun esiri olmak anlamına gelmiştir (LORDOĞLU-TÖRÜNER-ÖZKAPLAN, 2000, s.3). Protestanlığın doğuşuyla birlikte de Tanrı için faaliyet göstermenin tek yolu olarak görülmüştür. &lt;br/&gt;Görüldüğü gibi, çalışma, zaman ve mekana göre sabit veya evrensel bir anlamı olmayan bir fenomen olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yüzden bu kavramın tanımlanmasında bazı güçlüklerin olduğunu kabul edilmektedir. Genel olarak çalışma, başka insanlar için değerli hizmetler ve ürünler üreten bir faaliyet veya enerji harcaması, olarak tanımlamaktadır (HALL, 1986, s.11). Çalışma zamanın üretici faaliyetlerle doldurulmasıdır. (GRINT, 1998 s.14) ya da çalışma malların üretilmesi ve diğerlerine değerin sunulmasıdır (ROTHMAN, 1987, s.5) şeklinde de tanımlanmaktadır. Yine başka bir tanıma göre çalışma, bedensel, zihinsel ve ruhsal bir çaba ile bireyin kendisi ya da başkaları için değer ifade eden mal ve hizmetleri üretme faaliyeti (TINAR, a.g.e., s.6) olarak daha ayrıntılı bir şekilde ifade edilmektedir. Ancak, tanımlamada yaşanan güçlükler, eksiklikler göz önüne alınarak burada incelenen konu çerçevesinde çalışma, bireyin bedensel, zihinsel ve/veya ruhsal enerji harcayarak maddi ve /veya manevi bir kazanç karşılığı kendisi ya da başkaları için değerli mal ve hizmetler ürettiği amaçlı ve sürekli bir sosyal bir faaliyet olarak ele alınacaktır. Bu bağlamda çalışma, ücretli çalışma, ev işi ve gönüllü çalışmayı kapsamaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÖNÜLLÜ KADIN KURULUŞLARI 2000:YENİ BİN YILA HAZIRLIK&lt;br/&gt;Doç.Dr. Şengül HABLEMİTOĞLU&lt;br/&gt;Türk Kadınlar Konseyi Derneği 2. Başkanı (1998-2000)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bernard Shawın İnsan ve Süpermen( 1905) adlı kitabında, geçerliğini hiçbir zaman kaybetmeyecek çarpıcı bir cümlesi var. İki farklı insan tipinden sözederek,  ...makul insan dünyaya uyum sağlar, makul olmayan ise dünyayı kendisine uydurmaya çalışır, işte bunun için bütün gelişmeler makul olmayan insanlar yüzündendir... diyor. Tam da bu noktada bu sözler gönüllü kuruluşlarını çağrıştırıyor. Çünkü tüm gönüllü kuruluşlar ve tabii ki gönüllü kadın kuruluşları da,  makul olmayan insanlar  gibi, çalışmalarını, programlarını, bürokrasiye ve geleneklere, mevcut sistemin darboğazlarına uydurmak yerine; insanların yararı, refahı için artık açıkça yeterli olmadığı anlaşılan sistemin yarattığı bu darboğazların, engellerin kırılma noktalarını yakalayarak, makul olmayan çalışmalarla insanların yaşamını değiştirmeye çaba sarfediyorlar. Bugün gönüllü kuruluşların içinde bulunduğu durum da böyledir.&lt;br/&gt;Bir gönüllü kadın kuruluşunun dünyanın herhangi bir yerinde çalışmaya başlaması, belli bir talebi karşılamak içindir. Bu talep kırsal kesimde kadınlara kredi sağlanması, üreme sağlığının korunması, tarımsal yayım eğitiminin ulaştırılması ya da kentlerde ekonomik ve sosyal sorunların giderilmesi gibi pek çok seçenekten biri olabilir. Bu taleplerin karşılanması için yapılan çalışmalar başarılı ise, önemli sayıda kadının güçlenmesine katkıda bulunulduğu düşünülür ki, ülkemizde bugün gönüllü kadın kuruluşlarının geldikleri nokta; bu açıdan önemli yol katettiklerini göstermektedir.&lt;br/&gt;Ancak elde edilen başarıları, izleyen karşı konulmaz soru  Daha fazlasını nasıl elde edebiliriz ?  dir. Bir gönüllü kadın kuruluşu olarak her birimiz, katkılarımızın her nekadar güzel bir damla olduğunu biliyorsak da, okyanusta bir damladan öteye gitmediğinin de</description></item><item><title>ÇOKULUSLU ŞİRKETLER VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİNE ETKİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cokuluslu-sirketler-ve-endustri-iliskilerine-etkileri-438540.html</link><description>ÇOKULUSLU ŞİRKETLER VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİNE ETKİLERİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Çok uluslu şirketler (ÇUŞ), günümüzde en fazla gündeme gelen üzerinde yoğun tartışmaların yapıldığı şirketlerdir. ÇUŞ&quot;in halen  bütün yazarlar tarafından kabul edilen bir tanımı bulunmamakta, birçok yazar ÇUŞ&quot;in farklı özelliklerini dikkate alarak bu şirketleri tanımlamaya çalışmaktadır.  Tanımlar farklılaşsa da ÇUŞin ortak özellikleri; birden fazla ülkede işlev göstermeleri, merkezi denetim, bütün şirket bölümleri için birbirine uygun yeknesak bir politika izlenmesi, çeşitli ülkelerdeki yavru şirketlerin işlevlerini kontrol eden teşebbüsler olması şeklinde sıralanabilir. Bu özellikler dikkate alındığında ÇUŞ&quot;in genel merkezi belli bir ülkede olduğu halde, işlevlerini bir veya birden fazla ülkede kendi tarafından koordine edilen şubeler, yavru şirketler veya bağlı şirketler aracılığıyla ve genel merkez tarafından kararlaştırılan bir işletme politikasına uygun olarak yürüten büyük şirketlerdir. Bu şirketlerin yatırım, üretim, araştırma işlevi ve personel politikası ile ilgili stratejik kararları ana merkezin bulunduğu genel merkezde alınmaktadır (Kutal-Büyükuslu, 1996,29-35).  &lt;br/&gt; ÇUŞin geçmişi oldukça eskidir. Tutarlı şekilde sınıflandırılmış veriler olmamasına karşılık dünya ekonomisinde imalat alanında ÇUŞin XIX. yüzyılın ortalarında ortaya çıktıkları ve II.Dünya Savaşına kadar kurumlaştıkları konusunda geniş bilgi bulunmaktadır (Hirst-Thompson, 1996,46) İlk olarak Avrupa şirketleri daha sonra bazı ABD şirketleri birçok ülkede işlev görmeye başlamışlardır (Kutal-Büyükuslu,1996,35). II. Dünya Savaşından sonra ABD şirketleri, 1950 lerden sonra İngiliz ve Avrupa şirketleri işlev gördükleri alanı genişletmişlerdir. Son dönemlerde Japonya, Brezilya, Güney Kore şirketleri kendi ülkeleri dışında yoğun biçimde yatırıma yönelmişlerdir (Jackson, 1992,114).  &lt;br/&gt; ÇUŞin yayılmalarında  ilk yıllarda hammaddenin coğrafi dağılımı önem taşırken (Kutal-Büyükuslu,1996,35), günümüzde global rekabetin artması ve pazar payı sorunu temel belirleyici olmuştur. &lt;br/&gt; Doğrudan yabancı yatırımlar 1980lerde ABD, Japonya ve AB de yoğunlaşırken, bu eğilimin 1990ların başında gelişmiş ülkelerde azaldığı, gelişmekte olan ülkelerde artış gösterdiği belirtilmektedir. Bu dönemde gelişmekte olan ülkelerde görülen hızlı ekonomik büyüme ve ticaretin liberalizasyonu özellikle Asya ve Latin Amerika ülkelerinde yabancı sermayenin artmasında rol oynamıştır. NAFTA ve Asya bölgesindeki diğer bölgesel bütünleşmeler ile bu bölgedeki birçok hükümetin ticareti ve doğrudan yabancı yatırımları teşvik edici düzenlemeleri ÇUŞin bölgedeki işlevlerini hızlandırmıştır. Günümüzde ÇUŞ liberalleşme ve özelleştirme uygulamaları başlatan Orta ve Doğu Avrupaya giderek artan biçimde yönelmektedirler. &lt;br/&gt; 1970 yılında 7000 olan ÇUŞ sayısı ( de Benoist,1996,119) halen 40.000 ÇUŞ, 250.000 bağlı şirket ve 190 milyon çalışana ulaşmıştır (Blanpain, 1999,27). Bu şirketlerin %70i on dört gelişmiş OECD ülkesinde olup, ÇUŞ&quot;in merkezlerinin %90ı gelişmiş ülkelerdedir (Hirst-Thompson, 1996, 80).  &lt;br/&gt;  Şirketlerin çokuluslu hale gelmesinde etkili olan temel faktörler ÇUŞin ülkesindeki (köken ülke) koşulların iticiliği  ÇUŞin yatırım yaptığı ülkenin çekiciliği şeklinde sıralanabilir.  &lt;br/&gt; ÇUŞ&quot;in ülkesindeki koşulların iticiliğinden kaynaklanan nedenler çok sayıdadır. Bunlardan ilki iç piyasanın yetersizliğidir. İç piyasanın yetersizliği ülkenin ekonomik yapısı sonucu ürün ticaretinin yetersizliğinden veya  işletmenin üretim kapasitesinin ülkenin mala olan talebinin üze-rinde olmasından kaynaklanabilmektedir. İkinci neden mevcut pazarı koruma endişesidir. Üçüncü neden üretilen malın uluslararası nitelik taşımasıdır. Bu durum özellikle petrol ve maden istihracı ve plantasyon işleri gibi bazı işkollarında ortaya çıkmaktadır.  &lt;br/&gt;Dördüncü neden ÇUŞ&quot;in kendi ülkesinin ücret, sosyal haklar ve vergi gibi maliyet arttırıcı unsurlar bakımından dezavantajlı olmasıdır. Bu durumda  işletmeler düşük maliyetli üretim yapmak amacı ile diğer ülkelere yönelmektedirler. Ayrıc</description></item><item><title>İŞ GÜVENCESİ YASASI NELER GETİRİYOR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?is-guvencesi-yasasi-neler-getiriyor-446083.html</link><description>İŞ GÜVENCESİ YASASI NELER GETİRİYOR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giri&amp;#254;&lt;br/&gt;Prof. Dr. A. Can TUNCAY&lt;br/&gt;Yeditepe Üniversitesi&lt;br/&gt;Hukuk Fakültesi&lt;br/&gt;Ö&amp;#240;retim Üyesi&lt;br/&gt;&amp;#221;&amp;#222; GÜVENCES&amp;#221; YASASI&lt;br/&gt;NELER GET&amp;#221;R&amp;#221;YOR&lt;br/&gt;Yukar&amp;#253;daki görü&amp;#254;lerin kan&amp;#253;m&amp;#253;zca hemen&lt;br/&gt;hepsinde bir gerçek pay&amp;#253; vard&amp;#253;r. Do&amp;#240;rusu&lt;br/&gt;dozu iyi ayarlanm&amp;#253;&amp;#254; bir i&amp;#254; güvencesini de&lt;br/&gt;içine alan yeni bir &amp;#221;&amp;#254; Kanunu&quot;nun ç&amp;#253;kar&amp;#253;lmas&amp;#253;d&amp;#253;r.&lt;br/&gt;Çünkü mevcut &amp;#221;&amp;#254; K. art&amp;#253;k ihtiyaçlara&lt;br/&gt;cevap veremez hale gelmi&amp;#254;tir. Kanun&lt;br/&gt;modas&amp;#253; geçmi&amp;#254; kat&amp;#253; hükümlerle dolu olup,&lt;br/&gt;ne esnek çal&amp;#253;&amp;#254;ma süresinden, ne atipik çal&amp;#253;&amp;#254;ma&lt;br/&gt;modellerinden haberdard&amp;#253;r. Fakat 158&lt;br/&gt;say&amp;#253;l&amp;#253; Sözle&amp;#254;meyi 8 y&amp;#253;l önce bir kanunla&lt;br/&gt;kabul edip bugüne kadar gere&amp;#240;ini yerine&lt;br/&gt;getirmemi&amp;#254; olmak da Türkiye&quot;nin devlet&lt;br/&gt;olma ciddiyetiyle ba&amp;#240;da&amp;#254;mamaktad&amp;#253;r.&lt;br/&gt;Nitekim 158 say&amp;#253;l&amp;#253; Sözle&amp;#254;menin gereklerinin&lt;br/&gt;yerine getirilmesi konusunda çok geç&lt;br/&gt;kal&amp;#253;nd&amp;#253;&amp;#240;&amp;#253;n&amp;#253; gören o zaman&amp;#253;n Çal&amp;#253;&amp;#254;ma ve&lt;br/&gt;Sosyal Güvenlik Bakanl&amp;#253;&amp;#240;&amp;#253; 2000 y&amp;#253;l&amp;#253;nda&lt;br/&gt;akademisyenlerden olu&amp;#254;an bir komisyona &amp;#221;&amp;#254;&lt;br/&gt;Güvencesi Yasas&amp;#253; ad&amp;#253;yla an&amp;#253;lan bir taslak&lt;br/&gt;haz&amp;#253;rlatm&amp;#253;&amp;#254;sa da yukar&amp;#253;da belirtti&amp;#240;imiz tepkiler&lt;br/&gt;kar&amp;#254;&amp;#253;s&amp;#253;nda taslak rafa kald&amp;#253;r&amp;#253;lm&amp;#253;&amp;#254; fakat&lt;br/&gt;bu defa i&amp;#254; güvencesini de içine alacak&lt;br/&gt;biçimde yeni ihtiyaç ve geli&amp;#254;melere paralel&lt;br/&gt;biçimde yeni bir &amp;#221;&amp;#254;K. tasar&amp;#253;s&amp;#253;n&amp;#253; haz&amp;#253;rlatma&lt;br/&gt;karar&amp;#253;na var&amp;#253;lm&amp;#253;&amp;#254;t&amp;#253;r. Ancak bu noktada i&amp;#254;çi&lt;br/&gt;ve i&amp;#254;veren kesimleri aras&amp;#253;nda bir konsensus&lt;br/&gt;sa&amp;#240;lanmas&amp;#253; amac&amp;#253;yla i&amp;#254;çi ve i&amp;#254;veren konfederasyonlar&amp;#253;&lt;br/&gt;komisyonca haz&amp;#253;rlanacak&lt;br/&gt;tasar&amp;#253;ya kar&amp;#254;&amp;#253; ç&amp;#253;kmayacaklar&amp;#253; hususunda&lt;br/&gt;2001 y&amp;#253;l&amp;#253; ortalar&amp;#253;nda prensip antla&amp;#254;mas&amp;#253;na&lt;br/&gt;varm&amp;#253;&amp;#254;lard&amp;#253;r. Bunun üzerine i&amp;#254; güvencesi&lt;br/&gt;yasa tasar&amp;#253;s&amp;#253;n&amp;#253; haz&amp;#253;rlam&amp;#253;&amp;#254; olan bilim komisyonundan&lt;br/&gt;yeni bir &amp;#221;&amp;#254; Kanunu haz&amp;#253;rlanmas&amp;#253;&lt;br/&gt;istenmi&amp;#254;tir. Komisyon bir y&amp;#253;l sürdürdü&amp;#240;ü&lt;br/&gt;çal&amp;#253;&amp;#254;malar sonucunda haz&amp;#253;rlad&amp;#253;&amp;#240;&amp;#253; metni&lt;br/&gt;geçti&amp;#240;imiz Nisan ay&amp;#253;nda Çal&amp;#253;&amp;#254;ma ve Sosyal&lt;br/&gt;Güvenlik Bakanl&amp;#253;&amp;#240;&amp;#253;na sunmu&amp;#254;tur. Bakanl&amp;#253;k&lt;br/&gt;da bunu görü&amp;#254; bildirmeleri için sosyal&lt;br/&gt;taraflara göndermi&amp;#254;tir. Herkes ça&amp;#240;da&amp;#254; ihtiyaç&lt;br/&gt;ve geli&amp;#254;melere göre haz&amp;#253;rlanan bu metnin,&lt;br/&gt;üzerinde baz&amp;#253; rötu&amp;#254;lar yap&amp;#253;larak TBMM&lt;br/&gt;Genel Kuruluna kanunla&amp;#254;mas&amp;#253; için gönderilmesini&lt;br/&gt;beklerken al&amp;#253;nan erken seçim&lt;br/&gt;karar&amp;#253;n&amp;#253;n hemen ard&amp;#253;ndan, daha önce rafa&lt;br/&gt;kald&amp;#253;r&amp;#253;lm&amp;#253;&amp;#254; olan ve 1475 say&amp;#253;l&amp;#253; &amp;#221;&amp;#254; K.nun&lt;br/&gt;hizmet akdinin sona ermesiyle Sendikalar&lt;br/&gt;K.nun sendika temsilcisi ve sendikal ay&amp;#253;r&amp;#253;mc&amp;#253;l&amp;#253;kla&lt;br/&gt;ilgili maddelerinde de&amp;#240;i&amp;#254;iklik yapan&lt;br/&gt;ve kamuoyunda &quot;&amp;#221;&amp;#254; Güvencesi Yasa Tasar&amp;#253;s&amp;#253;&quot;&lt;br/&gt;olarak bilinen tasar&amp;#253; birden bire raftan&lt;br/&gt;indirilerek baz&amp;#253; de&amp;#240;i&amp;#254;ikliklerle 09.08.2002&lt;br/&gt;günü yasala&amp;#254;t&amp;#253;r&amp;#253;lm&amp;#253;&amp;#254; ve 15.08.2002 günü&lt;br/&gt;Resmi Gazete&quot;de yay&amp;#253;nlanm&amp;#253;&amp;#254;t&amp;#253;r. Bu &amp;#254;ok&lt;br/&gt;geli&amp;#254;meler sürerken sürpriz &amp;#254;ekilde istifa&lt;br/&gt;eden eski bakan&amp;#253;n yerine atanan yeni Çal&amp;#253;&amp;#254;ma&lt;br/&gt;ve Sosyal Güvenlik Bakan&amp;#253;n&amp;#253;n bir jestiyle&lt;br/&gt;4773 say&amp;#253;l&amp;#253; bu kanunun yürürlü&amp;#240;e girmesi&lt;br/&gt;15.03.2003&quot;e b&amp;#253;rak&amp;#253;lm&amp;#253;&amp;#254;t&amp;#253;r. Yasan&amp;#253;n yürürlü&amp;#240;e&lt;br/&gt;giri&amp;#254; tarihinin ileri at&amp;#253;lmas&amp;#253;n&amp;#253;n nedeni&lt;br/&gt;de yeni seçilecek Meclise &amp;#221;&amp;#254; Kanunu&lt;br/&gt;tasar&amp;#253;s&amp;#253;n&amp;#253; kanunla&amp;#254;t&amp;#253;rabilmek ve 4773 say&amp;#253;l&amp;#253;&lt;br/&gt;Kanun henüz yürürlü&amp;#240;e girmeden yenisini&lt;br/&gt;yürürlü&amp;#240;e koyabilmek için zaman tan&amp;#253;mak&lt;br/&gt;olarak aç&amp;#253;klanm&amp;#253;&amp;#254;t&amp;#253;r.&lt;br/&gt;Bu durumda 15.03.2003&quot;e kadar yeni bir &amp;#221;&amp;#254;&lt;br/&gt;Kanunu kabul edilip yürürlü&amp;#240;e</description></item><item><title>YENİ TEKNOLOJİLER VE DEĞİŞEN ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yeni-teknolojiler-ve-degisen-endustri-iliskileri-444859.html</link><description>YENİ TEKNOLOJİLER VE DEĞİŞEN ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Teknoloji, bir sanayi dalıyla ilgili üretim yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri kapsayan bilgi olarak tanımlanabilir. Teknoloji, üretimle ilgili bilginin gerçek hayatta kullanılmasını ifade eden tekniklerin bütününü oluşturmaktadır. Ayrıca insanın bilgisini çeşitli araç ve gereçlerin oluşumunda devreye sokması ve insanın maddi çevresini değiştirmek ve denetlemek amacı da teknoloji tanımında yer almaktadır. Teknoloji bilgi birikiminin pratik hayatta yaygın  biçimde uygulanması anlamı taşımaktadır. Teknolojik gelişme, üretim ile ilgili yöntemleri, kullanılan araç gereç ve aletleri kapsayan bilgideki gelişmeyi ifade etmektedir (Balcı,1995,78). &lt;br/&gt;Yeni teknolojiler ise teknolojik değişimin günümüzde ulaştığı son aşamadır. Teknolojik gelişme, ekonomik ve toplumsal yapıdaki değişim ve etkileşimlerle sanayileşmeye, sanayileşmeden  de içinde bulunduğumuz yeni teknoloji aşamasına ulaşmıştır. Bu anlamda teknolojik değişim, var olan değişim sürecinin bir parçasıdır. Bu değişim sürecinde teknik yeniliklerin, ekonomik gelişmeyle toplumsal ve kurumsal değişikliklerle karşılıklı bağımlılıkları söz konusudur (Erdut, 1998,1) &lt;br/&gt;200 yıl önce İngiltere ve bazı Batı Avrupa ülkelerinde, buharlı makina ve bu makinaların kullanıldığı dokuma tezgahları, kol gücü  dönemini kapsayan ve makinalaşma dönemine geçilmesini sağlayan  yeni teknolojinin simgesi olmuştur. XIX. yüzyılın sonları ve XX. yüzyılın başlarında Fransa, Almanya ve İsveç gibi bazı Batı Avrupa ülkelerinde  ve ABDde kimyasal ürünleri geliştirerek, elektriği yaygınlaştırarak ekonomik büyümeyi sağlayan  yeni teknolojiler teknolojik gelişmede yeni bir aşamayı oluşturmuşlardır. II. Dünya Savaşından sonra ise teknolojik gelişmeler yeni bir ivme kazanmıştır. 1920lerden sonra uygulanmaya başlayan, yarı otomatik montaj hattına dayanan Fordizm adını taşıyan üretim süreci yerini otomasyona bırakmıştır. Çelik, petro-kimya gibi ağır sanayilerde otomatik üretim işlemleri geliştirilmiştir. &lt;br/&gt;Günümüzde ise bilimsel veya teknolojik devrim  veya teknolojik patlama adı verilen tüm ekonomik alanları, üretimin organizasyonunu, dağıtımını ve yaratılan gelirin paylaşımını doğrudan etkileyen yeni teknolojiler dönemi ortaya çıkmıştır.  Son teknolojik gelişmeler emek yoğun makineleşme dönemini geride bırakarak sermaye yoğun makineleşme sistemleri dönemini başlatmıştır.  Makine sistemleri bir üretim sürecinde birbirini tamamlayan makinaların organik olarak birleşmesini ifade etmekte, bu sistemde üretimde enformasyon akışı, eşgüdüm ve işbölümü  en üst düzeyde bilimsel yöntemlerle yapılmaktadır (Petrol-İş, 1990,409). &lt;br/&gt; Günümüzde yeni teknolojiler bilgi teknolojisi, bio-teknoloji, materyal teknolojisi, uzay teknolojisi ve nükleer teknoloji şeklinde sıralanabilir. Bunlar içinde kullanımı ve etkinliği en fazla olanı bilgi teknolojisi olarak görünmektedir (ILO,1996,19). Bilgi teknolojisi, bilgisayar, mikroelektronik ve telekomünikasyon teknolojilerini birlikte ifade etmektedir. Önceleri birbirinden ayrı olarak gelişen bu üç teknoloji elektronik teknolojideki gelişmenin etkisi ile tek bir akım halinde birleşmiştir. Bilgi teknolojisi bilginin toplanması, işlenmesi, saklanması, gerekli olduğunda  çağrılması ve iletilmesinde köklü yenilikler sunan bir teknolojidir. Bilgi teknolojisi, hızlı bir şekilde sektörler arasında yaygınlaşan, ürün ve üretim süreci yeniliklerini içeren, işletmede maliyetlerin azalmasına ve verimliliğin artmasına yol açan, ulusal ve uluslararası piyasalarda rekabet üstünlüğü sağlayan yeni bir teknoloji sistemi olarak ortaya çıkmaktadır . &lt;br/&gt;Teknolojik değişme, ekonomik gelişme ile sosyal-kurumsal değişimle bağımlı olduğundan bilgi teknolojisinin etkileri ekonomik ve sosyal koşullardan ayrı değerlendirilememekte, ekonomik ve sosyal yapıdaki değişim de yeni teknolojilerle uyumlu olarak meydana gelmektedir. Bu anlamda yeni teknolojiler endüstri ilişkilerini etkilemektedir (Erdut,1998,5,148). Bu etkileşim endüstri ilişkilerini oluşturan faktö</description></item><item><title>ÜCRET YÖNETİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucret-yonetimi-447374.html</link><description>ÜCRET YÖNETİMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çalışanlara verilecek ücretlerin belirlenmesi için; ücret politikasının oluşturulmasından, piyasa ücret araştırmalarına; ücret sisteminin kurulmasından işletilmesine kadar yapılan tüm çalışmalar ücret yönetimini oluşturur.&lt;br/&gt;Ücret Sistemi :&lt;br/&gt;Çalışanlara hangi periyotlarla (haftalık, aylık vb.), hangi ölçüte göre ( saat veya ay) ve hangi miktarlarda ücret ödeneceğinin belirlendiği prosedürlerdir.&lt;br/&gt;Ücret çalışanın çalışması karşılığında şirketten sağladığı ekonomik yararlar arasında en önemli yeri tutmaktadır. Diğer ekonomik yararlar, primler ve ödüller ile sosyal kolaylıklar ( yemek, ulaşım , özel sağlık sigortası, lojman, araç, telefon vb.) dır. Ücret, yönetici düzeyinde giderek önemini kaybetse de, alt düzey çalışanlar için hala büyük önem taşımakta ve ücret politikası, çalışanların motivasyonunda önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle istikrarlı ve adil bir ücret politikası oluşturulması zorunludur.&lt;br/&gt;Çalışanlar şirketten ekonomik yararlar dışında sosyolojik ve psikolojik yararlar da sağlarlar. Bir gruba ait olma, statü, iş doyumu bu tür yararlara örnek olarak verilebilir. Çalışan, şirkete yaptığı katkıları, şirketten elde ettiği tüm yararlarla karşılaştırır ve bunlar arasında bir denge kurar. Çalışanlara iyi bir çalışma ortamı yaratılmasının önemi de burada yatmaktadır. İyi bir çalışma ortamı sağlayan bir şirket, daha kötü çalışma ortamı olan bir şirkete nazaran çalışanlarına daha az ekonomik yararlar sağlayarak faaliyetlerini sürdürebilir. İnsan kaynakları politikalarının çalışanların huzur ve mutluluğunu öne çıkarmasının önemi bundandır.&lt;br/&gt;Ücreti tayin eden makro ve mikro düzeyde bir çok faktör vardır. Ücret baremleri bahsinde geçen görev tanımları ve görev nitelikleri, mikro ( işletme içi) düzeyde olup, bunların dışında ücreti tayin eden pek çok makro faktör vardır (1):&lt;br/&gt;1.Ekonominin gelişme seviyesi ( teknolojik gelişme ile beraber ), &lt;br/&gt;2.Ekonomideki istihdam haddi ve işsizlik oranı, &lt;br/&gt;3.Konjonktürel dalgalanmalar, &lt;br/&gt;4.Sermayenin nisbi fiyatı ( maliyeti ), &lt;br/&gt;5.Emek prodüktivitesi, &lt;br/&gt;6.Fiyatlardaki artış seyri ( hayat pahalılığı, geçinme indeksleri ), &lt;br/&gt;7.Karlılık, &lt;br/&gt;8.Konsantrasyon oranı ( işletme cesameti, yani, toplu sözleşme ile kapsanan endüstrinin istihdam ve katma değer bakımlarından toplam ekonomi içindeki önemi ve ağırlığı ), &lt;br/&gt;9.Dış ticaret haddi ( özellikle ihracat ekonomileri için ) &lt;br/&gt;10.Sendikalaşma oranı ( sendikaların ve işverenlerin kuvvetleri ve aktiviteleri ), &lt;br/&gt;11.Toplu iş sözleşmelerinin cereyan ettiği saha ve süresi, &lt;br/&gt;12.Mevcut ücret bünyesinin bozulmaması, yani muhafaza edilmesi gayreti, &lt;br/&gt;13.İşçilerin grev mantalitesi, &lt;br/&gt;14.Kanuni asgari ücretler, &lt;br/&gt;15.Ücret teşekkülüne devletin müdahalesi, &lt;br/&gt;16.Hükümetlerin dolaylı tesirleri ( bilhassa sola eğilimli hükümetler kanalıyla), &lt;br/&gt;17.Taraflarca ve hükümetçe tesbit edilmiş ücretlerin mevcudiyeti, &lt;br/&gt;18.Diğer faktörler. &lt;br/&gt;Ücret Skalası :&lt;br/&gt;Ücret Baremleri, çalışanların mevki ve statülerine göre alt ve üst sınırları belirli ücret aralıklarıdır. Bu aralık içerisinde dereceleme yapıldığında her bir derece veya basamak, ücret kademesi olarak adlandırılır. Ücret barem ve kademelerinden oluşan sisteme ücret skalası denilmektedir. Adil bir ücret politikası, görev analizindeki görev tanımları ve görev nitelikleri değerlendirilerek yapılan bir ücret skalası ile sağlanabilir.&lt;br/&gt;Bir ücret skalasının objektif esaslara göre hazırlanması, iş değerleme yapılarak gerçekleşir. İş değerleme, mevcut işlerin (pozisyonların), o işin yapılması için gerekli eğitim, beceri (kazanılan tecrübe), işin sorumlulukları (idari, mali,hukuki) ve çalışma koşulları dikkate alınarak sıralamasının yapılmasıdır. İş değerlemenin yapılması için öncelikle iş analizlerinin yapılarak görev tanımlarının ve pozisyonun gerektirdiği niteliklerin ortaya konması gerekir. &lt;br/&gt;Ücret skalası belirlenirken, her bir mevki ve statünün ücret aralıklarının olabildiğince</description></item><item><title>İNSAN DOĞASININ GELECEĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?insan-dogasinin-gelecegi-449241.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;Günümüzün biyo-teknolojik ve genetik gelişmeleri, insan doğasının geleceğine ilişkin pek çok tartışmayı beraberinde getiriyor. Bu biyo-teknolojik gelişmelerin felsefi, etik ve siyasal sonuçlarını ele alan Mabermas&quot;ın yönelttiği en çarpıcı soruların başında, insanın tasarımcısının Tanrı ya da başka bir yüce varlık değil, yine bir insan olmasının, insanın kendini tanıyıp bilmesi açısından nasıl bir sonuç doğuracağı geliyor. &lt;br/&gt;İnsanı bir &quot;tür&quot; varlığı olması gerçeğinden hareketle ele alan Habermas, &quot;iyi v e doğru hayat sürme&quot; ye yönelik felsefimetafizik söylemlerin tükendiği bir çağda  biyo-teknolojinin ve onun temel tahrik gücü olan genetiğinin sunduğu imkanların bir kez daha değer ve etik sorunlarını, ama bu sefer bambaşka bir boyutta sorgulamamız gerektiğini savunuyor. Onu en çok rahatsız eden durum ise felsefenin bu sorular karşısındaki sessizliği. &lt;br/&gt;Pratik felsefenin adalet kuramları tartışmaları içinde tıkanması eleştirip ahlakın &quot;tür-etiksel&quot; bir anlayış içinde ele alınması gerektiğini savunan Habermas, doğal yollardan büyüyüp gelişen ile insan elinden çıkmak suretiyle var olan insan doğasına ilişkin son derece çarpıcı akıl yürütmelere yer verirken, insan doğasının araçsallaştırılmasına karşı çıkıyor, biyo-teknolojik tasarıma dayalı insan hayatı modelinin aczini gözler önüne seriyor ve çağımıza uygun bir &quot;kendi olma imkanı&quot;nı hangi felsefi ve etik temeller üzerine oturması gerektiğini sorguluyor. &lt;br/&gt;İnsanın yaşam kalitesini artırıcı genetik ve biyo-teknolojik gelişmelerin karşısında olmayıp daha ziyade bu gelişmelerin felsefi ve etik açıdan dikkatle ele alınması gerektiğini vurgulayan Habermas, bu çalışmasıyla, bilim-felsefe ilişkisine yeni ve derinlikli bir boyut katmakta ve insanı yakın gelecekte bekleyen en ciddi var oluş  sorunlarından biri karşısında uyanık olmaya çağırmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. SESSİZ KALIŞIN SEBEBİ ve TEMELLENDİRİLİŞİ&lt;br/&gt;Bir zamanlar felsefe,  doğaya ve tarihe bir bütün olarak hakim olduğunu, bu bağlamda da, bireysel olarak ve topluluk halinde idame edilen insan hayatının uyması gerektiği, sözümona sabit bir anlamlandırma çerçevesine sahip olduğunu iddia etmekteydi. Bu anlayış içinde iyi hayat ve adil toplum, etik ve siyaset gibi konulardaki öğretilerin tamamı tek bir kalıptan çıkmaydı. Oysa toplumsal değişimin hız kazanmasıyla ahlaki hayata dair bu modellerin miyatları da giderek kısaldı. &lt;br/&gt;John Rawls&quot;un savunduğu siyasal liberalizm bu gelişmenin son noktasıdır. Rawls, dünya görüşlerindeki bolluğa ve hayat tarzlarındaki giderek artan bireyselleşmeye böylece kendine göre bir tepki göstermekteydi. Ayrıca, felsefenin belirli hayta minvallerini örnek gösterme ya da genel anlamda bağlayıcı şekilde tarif etme denemesinde başarısız kalmasından kesin sonuçlar çıkarıyordu. Rawls&quot;a göre &quot;adil toplum&quot;, &quot;kişilere biçilen hayat süresince ne yapacaklarını&quot; yine kişilerin kendi takdirlerine bırakmaktı. Bu çıkarım, herkese aynı özgürlüğü garanti etmekte, etik bir benlik anlayışının gelişimini sağlayabilmekte ve insanların &quot;iyi hayat&quot;a dair kişisel tasarımlarını kendi imkan ve kararları doğrultusunda gerçekleştirebilme şansı tanımaktaydı.&lt;br/&gt;Günümüzde pratik felsefe genel normatif akıl yürütmelerden vazgeçmiş değilse de, kendisini büyük oranda adalet sorunsalıyla sınırlandırmıştır. Günümüzde pratik felsefe, herkesin kendi çıkarına olduğu kadar, herkes açısından iyi olanı saptamak durumunda olan norm ve edimleri hangi kıstasa göre değerlendireceğimiz sorusuna açığa çıkarma gayreti içindedir. Zaten, ilk bakışta ahlak kuramı ile etiğin aynı sorudan hareket ediyor izlenimi yaratması da bu nedenledir: &quot;Ben ne yapmalıyım, biz ne yapmalıyız?&quot; Oysa buradaki &quot;görev kipi&quot;, dahil edici biz-perspektifinden hareketle herkesin birbirine yüklediği hak ve görevleri sorgulamayı bir kenara bırakıp, birinci tekil şahıs kipinden hareket ederek kendi hayatımızla ilgilendiğimizde ve uzun vadede &quot;benim için&quot; ya da &quot;bizim için&quot; en iyi neyin olduğunu sormaya başladığımızda bambaşka bir anlama kavuşacaktır. Zira benim kendi iyiliğim ve kötülüğüme il</description></item><item><title>İNGİLTERE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ingiltere-372438.html</link><description>İNGİLTERE&lt;br/&gt;(Ülke Raporu)&lt;br/&gt;Konjonktür İzleme ve Analiz Dairesi &lt;br/&gt;Ekonomik Araştırmalar ve &lt;br/&gt;Değerlendirme Genel Müdürlüğü &lt;br/&gt;Resmi adı Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı olan İngiltere, Büyük Britanya adasına, İrlanda&quot;nın kuzeyine ve bir çok takım adaya (Shetland, Orkney, Hebrides, İskoçya&quot;nın güney batısında yer alan adalar, Anglesey, Wight, vb.) yayılmıştır. İngiltere kuzey batı ve güney batıda Atlas Okyanusu, güneyde Manş Denizi, doğuda Kuzey Denizi ile çevrilidir.&lt;br/&gt;Birleşik Krallık, Büyük Britanya&quot;yı oluşturan İngiltere, İskoçya ve Galler ve bu ülkelere ilaveten Kuzey İrlanda&quot;dan oluşan bir anayasal monarşidir. 19. yüzyılın önde gelen sanayi ve deniz gücü olan İngiltere, parlamenter demokrasinin gelişmesinde ve edebiyat ve bilimin ilerlemesinde çok önemli bir rol oynamıştır. En güçlü olduğu dönemlerde İngiliz İmparatorluğu dünya yüzeyinin dörtte birine yayılmıştı. 20. yüzyılın ilk yarısı, İngiltere&quot;nin iki dünya savaşında gücünü ciddi bir şekilde tükettiğine şahit olmuştur. İkinci yarısı ise İmparatorluğun yıkılışına ve İngiltere&quot;nin kendisini modern ve zengin bir Avrupa ulusu olma yolunda yeniden yapılandırmasına tanık olmuştur. İngiltere, devamlı olarak kıta Avrupası ile entegrasyonunun derecesini tartmaktadır. Avrupa Birliği&quot;nin bir üyesi olmasına rağmen şimdilik Avrupa Para Birliği&quot;nin dışında kalmayı tercih etmiştir. Anayasal reform da İngiltere&quot;de önemli bir konudur. 1999 yılında değişik derecedeki güçlerdeki bölgesel meclisler İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda&quot;da açılmıştır.&lt;br/&gt;AET&quot;ye girişi 1963 ve 1967 yıllarında General De Gaulle tarafindan engellenen İngiltere, 22 Ocak 1972&quot;de Edward Heath&quot;in başbakanlığı sırasında katılma protokolünü imzalayarak topluluğa üye olmuştur.&lt;br/&gt;Başlıca sosyal göstergeler&lt;br/&gt;Tablo: 1&lt;br/&gt;Resmi Adı&lt;br/&gt;Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı&lt;br/&gt;BaşkentiLondra&lt;br/&gt;Resmi Diliİngilizce, Gal dili&lt;br/&gt;Dini27 milyon Anglikan, 9 milyon Katolik, 1 milyon Müslüman, 800 bin Presbiteryen, 760 bin Metodist, 400 bin Sih, 350 bin Hindu, 300 bin Yahudi&lt;br/&gt;Etnik Gruplarİngiliz %81,5, İskoç %9,6, İrlandalı %2,4, Galli %1,9, Kuzey İrlandalı %1,8, Batı Hint Adalı, Hintli, Pakistanlı ve diğerleri %2,8&lt;br/&gt;Yüzölçümü (km2)241.590&lt;br/&gt;Komşularıİrlanda (360 km)&lt;br/&gt;Nüfusu (2000-Tahmin)59.511.464&lt;br/&gt;Erkek/Kadın Oranı (2000-Tahmin)0,97&lt;br/&gt;Nüfus Artış Hızı (2000-Tahmin)%0,25&lt;br/&gt;Ortalama Ömür (2000-Tahmin)77,66&lt;br/&gt;Bebek Ölüm Oranı (2000-Tahmin)%0,563&lt;br/&gt;Okur Yazarlık Oranı%99&lt;br/&gt;Para Birimi1 $=0,706 İngiliz Poundu (1 Temmuz 2001)&lt;br/&gt;Kaynak: The World Factbook 2000, CIA&lt;br/&gt;1. İngiltere&quot;nin ekonomisi&lt;br/&gt;Önemli bir ticari güç ve finans merkezi olan ve kapitalist bir ekonomiye sahip İngiltere, Batı Avrupa&quot;nın trilyon dolarlık dört ekonomisinden biridir. Hükümetler son 20 yılda devletin elindeki işletmeleri önemli bir şekilde azaltmış ve sosyal refah programlarının büyümesini kontrol altında tutmuştur. Oldukça mekanize olan tarım sektörü verimlidir ve iş gücünün sadece %1&quot;i ile gıda ihtiyacının yaklaşık %60&quot;ını üretmektedir. Büyük kömür, doğal gaz ve</description></item><item><title>ÇALIŞMA İLİŞKİLERİNİN HUKUKİ TEMELLERİ GEÇİCİ İŞ İLİŞKİSİ VE ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARININ TÜRK HUKUK SİSTEMİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?calisma-iliskilerinin-hukuki-temelleri-gecici-is-iliskisi-ve-ozel-istihdam-burolarinin-turk-hukuk-sistemi-uzerindeki-etkisi-372276.html</link><description>ÇALIŞMA İLİŞKİLERİNİN HUKUKİ TEMELLERİ &lt;br/&gt;GEÇİCİ İŞ İLİŞKİSİ ve ÖZEL İSTİHDAM&lt;br/&gt;BÜROLARININ TÜRK HUKUK SİSTEMİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Doç. Dr. Ufuk AYDIN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sibel YILMAZ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;58246382244&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ESKİŞEHİR&lt;br/&gt;2003&lt;br/&gt;1. GEÇİCİ İŞ İLİŞKİSİ ve ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de günümüze değin İş Kanunun 1936, 1971 ve 2003 yıllarında olmak üzere önemli değişikliklerle çalışma hayatını etkilediğini görmekteyiz. &lt;br/&gt;Türkiye&quot;nin Uluslararası Çalışma Örgütünün normlarına ve Avrupa Birliği&quot;ne uyum sürecinde, 4857 sayılı İş Kanunu ile çalışma yaşamana birçok yeni kavram ve kurum kazandırılmıştır. &lt;br/&gt;Biz burada üzerinde ne çok tartışılan &quot;Geçici İş İlişkisi&quot; ve &quot;Özel İstihdam Büroları&quot; üzerinde duracağız. &lt;br/&gt;1.1. Geçici İş İlişkisi ve Ücretli İş Bulma Büroları &lt;br/&gt;Geçici iş ilişkisi bir işverenin kendisine iş sözleşmesi ile bağlı olan işçisini onun rızasını alarak belirli veya belirsiz fakat geçici bir süre için çalışmak üzere bir başka işverenin emrine vermesi ile kurulan hukuki ilişkidir. Dolayısıyla bu ilişki, işveren, geçici işçi ve işçinin geçici bir süre yanında çalışacağı diğer bir işveren arasında kurulan üçlü bir ilişkiye dayanır. Bu üçlü ilişkide işçisini geçici olarak başka işverene veren işverenle işçisi arasındaki işi ilişkisi bozulmaz, işveren gene işveren kalmaya, ücret ödeme yükümlülüğü de ona ait olmaya devam eder. Buna karşılık işçiyle geçici işveren (buna batı hukuklarında &quot;kullanıcı&quot; (user) işveren denilmektedir.) arasında bir hizmet akdi ilişkisinin meydana geldiğini söylemek zordur.  &lt;br/&gt;Türk çalışma hayatında ödünç iş ilişkisi, 1960&quot;lı yıllardan başlayarak, sermaye yoğunlaşmasıyla sayıları gittikçe artan şirket toplulukları ve holdinglerle çok kullanılan bir yol haline gelmiş hatta ödünç iş ilişkisini mesleki faaliyet olarak yürütüp gelir sağlamayı amaçlayan girişimcilerin sayılarında da artış olmuştur. &lt;br/&gt;Ülkemizde çalışma yaşamının ihtiyaçlarının ortaya çıkardığı yaygınlaştırdığı bu ilişki türü hakkında Borçlar Kanunu madde 320/2&quot;de yer alan hüküm dışında herhangi bir düzenleme yokken 4857 sayılı Kanunun 10.6.2003 tarihinde yürürlüğe girmesiyle İş Kanunumuzun 7. maddesinde &quot;Geçici İş İlişkisi&quot; başlığı adı altında düzenlenmiştir. &lt;br/&gt;Borçlar Kanunu&quot;nun 320. maddesi uyarınca &quot;Hilafı Mukaveleden veya hal icabından anlaşılmadıkça işçi taahhüt ettiği şeyi kendisi yapmaya mecbur olup başkasına devredemez. İş sahibinin dahi hakkını başkasına devredebilmesi aynı kayıtlara tabidir&quot;. Bu yasal düzenlemeye göre işveren iş görme ediminin ifasını isteme hakkını kural olarak üçüncü kişiye devredemez. Ancak anılan hükümde sözleşmeyle bu hakkın devrine olarak tanındığından bu yönde işçinin rızasının bulunması halinde ödünç iş ilişkisi kurabilir, işçi iş görme borcunu başka bir işverenin işyerinde yerine getirebilir.&lt;br/&gt;Borçlar Kanunu m.320&quot;de ifade edilen &quot;halin icabı&quot; örneğin işyerinin devredildiği veya işverenin kişiliğinin değiştiği hallerde ortaya çıkar ve bu gibi durumlarda işin görülmesini isteme hakkı işçinin rızasına gerek olmadan yeni işverene geçer. &lt;br/&gt;4857 sayılı K</description></item><item><title>İŞVEREN SENDİKACILIĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?isveren-sendikaciligi-449911.html</link><description>İŞVEREN SENDİKACILIĞINA İLİŞKİN KAVRAMLAR VE YAKLAŞIMLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.GENEL OLARAK SENDİKA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sendika deyiminin kaynağı çok eskidir. Roma ve Yunan hukuk sistemlerinde karşılaştığımız &quot;Sydnic&quot; deyimi, bir birliğin (Site &quot;nin) temsilini sağlamakla görevli kişileri ifade ediyordu.(DEMİR,1999, 3) Bugün Fransız, İtalyan, İspanyol ve Brezilya  hukuklarında mesleki birlikleri ifade için, birbirine eş ve benzer olan &quot;Syndicat&quot; ve &quot;Sindicato&quot; kelimeleri kullanılmaktadır. İngiltere &quot;de ve Amerika Birleşik Devletleri &quot;nde ise işçi ve işveren sendikaları için &quot;Employers Association&quot; kullanılmaktadır. Türk hukuk sisteminde 274 sayılı kanunda tüm sendikal birimleri ifade etmek için &quot;Mesleki Teşekkül&quot; deyimi kullanılmaktadır. 2821 sayılı kanunda ise &quot;Sendika&quot; deyimi tüm işçi ve işveren örgütlerini ifade etmek için kullanılmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sendika kavramını, çeşitli sosyal grupların ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi ve hukuki çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla kendi aralarında oluşturdukları mesleki kuruluşlar biçiminde de tanımlayabilmek mümkündür.(PUR, 1981, 65)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.SENDİKALAR KANUNUNA GÖRE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1983 yılında yürürlüğe giren 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 2. &lt;br/&gt;Maddesi sendikayı şöyle tanımlamaktadır:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşçilerin ve işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini koruma ve geliştirmek için meydana getirdikleri tüzel kişiliğe sahip kuruluşlara sendika denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yukarıda verilen tanım  çerçevesinde, sendikanın unsurlarını şu şekilde sıralayabiliriz:&lt;br/&gt;-Ortak ekonomik ve sosyal yararları koruma ve geliştirme amacı,&lt;br/&gt;-Özgürce kurulabilme,&lt;br/&gt;-Bağımsızlık (işçi ve işveren sendikalarının birbirine karşı bağımsızlığı ve devlete karşı bağımsızlık),&lt;br/&gt;-Özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olma,&lt;br/&gt;-Sendikaların yönetiminde demokratik ilkelere uygunluk ilkesi,&lt;br/&gt;gibi  unsurlardır.(DEMİRCİOĞLU - CENTEL, 1999, 167 - 173)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.İŞVEREN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İş Kanununun 1. maddesinin ilk fıkrasına göre, &quot;Bir hizmet akdine  dayanarak herhangi bir işte ücret karşılığı işçi çalıştıran tüzel veya gerçek kişiye işveren denir.&quot;(ÇELİK, 1994, 44 - 45)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sendikalar kanununa göre ise, &quot; İşçi sayılan kimseleri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kamu kuruluşlarına denir.&quot; (mad. 2/4). Öte yandan, &quot;Bir adi şirkette fiziki veya fikri emek arzı suretiyle ortak olanların dışındaki ortaklar da bu kanun bakımından işveren sayılırlar.&quot; (mad. 2/5).(DEMİR,1994, 22 - 23)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.İŞVEREN VEKİLİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İş Kanununun 1. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarına göre, &quot;İşyerlerinde işveren adına hareket eden ve işin ve işyerinin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir.&quot; Ancak kanunda işveren vekilleri için söz konusu edilen sorumluluğun her işveren vekilinin yetkisi ve görevi ile sınırlı olduğunu, işveren için öngörülen her çeşit sorumluluğu kapsamadığını kabul etmek gerekir.(ÇELİK, 1994, 45)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sendikalar Kanunu, işveren sayılan gerçek veya tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayan kamu kuruluşları adına işletmenin bütününü yönetmeye (sevk ve idareye) yetkili olanlara işveren vekili denileceğini belirttikten sonra, bu kanunun uygulanmasında bunların da işveren sayılacaklarını belirtmiştir (mad. 2/5 ve 6).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşveren vekili bakımından İş Kanunu ile Sendikalar Kanunun arasındaki farklılığı, her iki kanunun amaçları göz önünde tutulursa kaçınılmaz olarak kabul etmek gerekir. İş Kanunun, işyerindeki işlerin çokluğu ve çeşitliliği yüzünden işverenin her işe yetişemeyeceği düşüncesinden hareketle, işlerin zamanında görülebilmesi için çok sayıda işveren vekiline yer verme zorunluluğunu kabul etmiş olduğu açıktır. Sendikalar Kanununun amacı ise başkadır. Sendikalar Kanunun, Anayasanın sağladığı sendika hakkı (m. 51) ile toplu sözleşme hakkından (m. 53) işçilerin yararlanmasını düzenlemekte ve İş Kanununa öre işveren vekili sayılan, fakat hizmet akdi ile işverene balı olan işçilerin de bu haklardan yoksun kalmalarını önlemek istemektedir. Ancak, kanun işletmenin bütününü yönetmeye yetkili olanları, bunların da işverene hizmet akitleriyle bağlı olmalarına karşın, işverene en yakın kişiler olmalarını nedeniyle ve yaptıkları iş açısından işveren gibi kabul edilmeleri zorunluluğu karşısında, ayrı tutmuş ve bunlara ancak işveren sendikalarına görebilme olanağı tanımıştır.(ÇELİK, 1994, 46 - 47)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B.İŞVEREN SENDİKALARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşveren sendikaları, ekonomik toplumsal alanda kurulan çeşitli çıkar ve baskı grupları gibi çalışma hayatında işverenler adına hareket etmek ve onların çıkarlarını korumak ve geliştirmek üzere işverenler tarafından oluşt</description></item><item><title>İŞGÜCÜ PİYASALARININ ETKİNLİĞİNİN ARTTIRILMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?isgucu-piyasalarinin-etkinliginin-arttirilmasi-446368.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;Bu çalâ€ºflmada, Türk Endüstri â€¹liflkileri DerneÂ¤i - TEâ€¹D&quot;in Çalâ€ºflma ve Sosyal Güvenlik&lt;br/&gt;Bakanâ€º Yaflar Okuyan&quot;â€ºn himayelerinde düzenlenmifl olan, â€¹flgücü Piyasalarâ€º&lt;br/&gt;nâ€ºn EtkinliÂ¤inin Arttâ€ºrâ€ºlmasâ€ºnda Özel â€¹stihdam Kurumlarâ€ºnâ€ºn ve Esnek Çalâ€ºflma Biçimlerinin&lt;br/&gt;Rolü konulu 4. Uluslararasâ€º Kongresi&quot;nde sunulan tebliÂ¤ler ve tartâ€ºflmalar&lt;br/&gt;yer almaktadâ€ºr.&lt;br/&gt;Böylesine güncel bir konuda bu kongrenin yapâ€ºlmasâ€ºna destek veren Adecco&lt;br/&gt;flirketine ve Power dergisine, kongreye bildirileriyle katâ€ºlan deÂ¤erli bilimadamlarâ€º&lt;br/&gt;ile uygulamacâ€ºlara ve tüm katâ€ºlâ€ºmcâ€ºlara teflekkürlerimizi sunarâ€ºz.&lt;br/&gt;TEâ€¹D&quot;in 4. Uluslararasâ€º Kongresi&quot;nde ele alâ€ºnan konular, ülkemizin çalâ€ºflma hayatâ€º&lt;br/&gt;nâ€º yakâ€ºndan ilgilendiren önemli dönüflüm noktalarâ€ºnâ€º yansâ€ºtmaktadâ€ºr. Gerçekten&lt;br/&gt;çalâ€ºflma yasalarâ€ºmâ€ºzâ€ºn çaÂ¤dafllafltâ€ºrâ€ºlmasâ€ºna yönelik giriflimlerin olduÂ¤u bu günlerde&lt;br/&gt;özel istihdam kurumlarâ€ºnâ€ºn ve geçici (dönemsel) çalâ€ºflmanâ€ºn tartâ€ºflmaya açâ€ºlmasâ€º içerik&lt;br/&gt;bakâ€ºmâ€ºndan olduÂ¤u kadar zamanlama açâ€ºsâ€ºndan da son derece yerinde olmufl-&lt;br/&gt;tur. Bu baÂ¤lamda, özellikle bu konularda kendi ülkelerindeki deneyimleri bize aktaran&lt;br/&gt;yabancâ€º konuklara, â€¹spanya eski Çalâ€ºflma Bakanâ€º Sayâ€ºn Manuel Pimental&quot;a, â€¹talya&lt;br/&gt;Çalâ€ºflma Bakanlâ€ºÂ¤â€º Danâ€ºflmanâ€º Prof. Dr. Marco Biagi&quot;ye, Uluslararasâ€º Çalâ€ºflma Örgütü&lt;br/&gt;(ILO) â€¹stihdam Hizmetleri Uzmanâ€º Sayâ€ºn Ellen Hansen&quot;a ve CIETT temsilcisi Sayâ€º&lt;br/&gt;n TundÃ© Johnson&quot;a özel olarak teflekkür borçluyuz. DiÂ¤er katâ€ºlâ€ºmcâ€ºlarâ€ºn açâ€ºklamalarâ€º&lt;br/&gt;da Türkiye&quot;de yapâ€ºlacak düzenlemeler bakâ€ºmâ€ºndan hepimize yararlâ€º ipuçlarâ€º&lt;br/&gt;saÂ¤lamâ€ºfltâ€ºr.&lt;br/&gt;â€¹fiKUR Genel Müdürü Sayâ€ºn Dr. Necdet Kenar, kongremizin düzenlenmesinde&lt;br/&gt;Çalâ€ºflma ve Sosyal Güvenlik Bakanlâ€ºÂ¤â€º ile olan koordinasyonu saÂ¤ladâ€ºÂ¤â€º gibi paneldeki&lt;br/&gt;çok deÂ¤erli açâ€ºklamalarâ€ºyla da önemli katkâ€ºlarda bulunmufltur. Kendisine ve&lt;br/&gt;paneli dirayetle yöneten Adecco International temsilcisi Sayâ€ºn Enrique de la Rubia&quot;ya&lt;br/&gt;ayrâ€ºca teflekkür etmek isteriz.&lt;br/&gt;DerneÂ¤imizin 4. Uluslararasâ€º Kongresi saÂ¤ladâ€ºÂ¤â€º yararlarâ€ºn yanâ€ºsâ€ºra maalesef&lt;br/&gt;üzerimizde bâ€ºraktâ€ºÂ¤â€º acâ€º bir anâ€º ile de belleklerimizde yaflayacaktâ€ºr. Kongremize katâ€º&lt;br/&gt;lan dost ve çok deÂ¤erli bilimadamâ€º Prof. Dr. Marco Biagi, Kongre tarihinden yaklaflâ€º&lt;br/&gt;k birbuçuk ay kadar sonra, â€¹talya&quot;da uÂ¤radâ€ºÂ¤â€º silahlâ€º bir terörist saldâ€ºrâ€º sonucu ha-&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8&lt;br/&gt;yatâ€ºnâ€º kaybetmifltir. â€¹fl Hukuku ve Endüstri â€¹liflkileri dünyasâ€ºnâ€º karartan bu elem verici&lt;br/&gt;olayâ€º kâ€ºnâ€ºyor, Uluslararasâ€º Endüstri â€¹liflkileri DerneÂ¤i&quot;nin (IIRA) tüm üyelerine ve&lt;br/&gt;kederli ailesine baflsaÂ¤lâ€ºÂ¤â€º diliyoruz. Bu vesile ile IIRA Baflkanâ€º ile Genel Sekreterinin&lt;br/&gt;Prof. Dr. Marco Biagi&quot;nin anâ€ºsâ€ºna hazâ€ºrladâ€ºklarâ€º bir bildiriyi bu kitapta yayâ€ºnlâ€ºyoruz.&lt;br/&gt;Bu çalâ€ºflmada yeralan bildiri ve tartâ€ºflma metinleri ses kayâ€ºtlarâ€ºndan çözülerek&lt;br/&gt;yayâ€ºna hazâ€ºrlanmâ€ºfltâ€ºr. EmeÂ¤i geçen tüm kurulufl ve kifliler ile Arafltâ€ºrma Görevlisi&lt;br/&gt;Umut Omay ve diÂ¤er arafltâ€ºrma görevlilerine teflekkür eder, kitaptaki bilgi ve açâ€ºklamalarâ€º&lt;br/&gt;n Türk çalâ€ºflma hayatâ€ºna yararlâ€º olmasâ€ºnâ€º dileriz.&lt;br/&gt;Prof. Dr. Marco Biagi&quot;nin Anâ€ºsâ€ºna* (1950 - 2002)&lt;br/&gt;â€¹fl Hukuku ve Endüstri â€¹liflkileri Profesörü Dr. Marco Biagi, 19 Mart 2002 akflamâ€º, fanatik teröristler&lt;br/&gt;tarafâ€ºndan öldürüldü. Onun ölümü ile uluslararasâ€º bilim topluluÂ¤u ünlü bir kifliliÂ¤i kaybetmifl oldu. ÖÂ¤-&lt;br/&gt;renimini Bologna Üniversitesi&quot;nde tamamladâ€ºktan sonra, Marco Biagi&quot;nin akademik kariyeri, Ferrara, Calabria&lt;br/&gt;ve Johns Hopkins Üniversitelerinde devam etmifl ve Modena ve Reggio Emilia Üniversitesi&quot;nde â€¹fl&lt;br/&gt;Hukuku kürsüsünde noktalanmâ€ºfltâ€ºr. Marco Biagi bu üniversitede Uluslararasâ€º ve Karflâ€ºlafltâ€ºrmalâ€º Arafltâ€ºrmalar&lt;br/&gt;Merkezi&quot;ni kurmufl, bu merkez küresel aflamada â€¹fl Hukuku ile Endüstri â€¹liflkileri arasâ€ºnda bir köprü&lt;br/&gt;rolü üstlenerek önde gelen bir kurum olarak hâ€ºzla büyük bir üne kavuflmufltur. Biagi, son derece üretken&lt;br/&gt;ve yaratâ€ºcâ€º bir yazardâ€º. Yayâ€ºnlarâ€º hem sayâ€º hem de kalite açâ€ºsâ€ºndan etkileyicidir.&lt;br/&gt;Marco Biagi, â€¹talyan Diritto delle relazioni industriali ve International Journal of Comparative Labour&lt;br/&gt;Law and Industrial Relations dergilerinin editörü olmasâ€ºnâ€ºn yanâ€ºsâ€ºra Avustralya, Japonya, ABD, Latin&lt;br/&gt;Amerika ve Güney Afrika&quot;da alanâ€ºna ait çeflitli bilimsel dergiler arasâ€ºnda güçlü bir</description></item><item><title>TOPLU PAZARLIK HUKUKU GREV VE LOKAVT HAKKI, AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE&quot;DEKİ UYGULANIŞI, KARŞILAŞTIRILMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?toplu-pazarlik-hukuku-grev-ve-lokavt-hakki,-avrupa-birligi-ve-turkiye-deki-uygulanisi,-karsilastirilmasi-360920.html</link><description>GİRİŞ &lt;br/&gt;Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında 40 yılı aşan sürede zaman zaman karşılıklı güven bunalımı yaşanmış, çeşitli sorunlara rağmen 1996 tarihinde tamamlanan Gümrük Birliği ile Ankara Anlaşmasının (12 Eylül 1963) önemli bir aşaması tamamlanmış ve 1999 tarihinde Türkiye&quot;ye de diğer  aday ülkelerle eşit koşullarda adaylık statüsü verilmiştir. Helsinki sonrası Avrupa Birliği Türkiye&quot;ye topluluğa  katılmada yol haritası niteliği taşıyan &quot;Katılım Ortaklığı Belgesi&quot; hazırlayarak iletmiştir. Helsinki Zirvesi sonrası kazanılan ivmeye uygun olarak ilerleyebilmesi için tarafların karşılıklı taahhütlerini yerine getirmeleri gerekmektedir (AB Sosyal Politika ve Türkiye&quot;nin Uyumu, İktisadi Kalkınma Vakfı, İstanbul, Ekim, 2001, s.64).&lt;br/&gt;Türkiye&quot;nin Avrupa Birliğine aday üyeliğinin kabul edildiği Helsinki Zirvesinin ardından tüm diğer alanlarda olduğu gibi sosyal politika alanında da AB ile ilişkiler ve AB üyelerinin etki ve gerekleri daha fazla ön plana çıkmaya başlamıştır. &lt;br/&gt;AB sosyal politikası içerisinde toplu iş hukuku, grev ve lokavt hakkı ve sendikaların durumu ile Türkiye&quot;nin uyum sürecindeki yükümlülükleri Türkiye&quot;nin eksikleri ve yapması gerekenler nelerdir sorusunun AB sosyal politikası ve Türkiye&quot;nin mevzuatını inceleyerek ele almaya çalışılacaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;AVRUPA BİRLİĞİ ve TÜRKİYE&quot;DE TOPLU PAZARLIK HUKUKU,GREV ve LOKAVT&quot;IN KAYNAKLARI&lt;br/&gt;1.1. KAVRAMLAR ve HUKUKİ BAKIŞ &lt;br/&gt;1.1.1.Toplu İş Sözleşmesi Hakkı : 1982 Anayasasının ilgili maddesine göre; işçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını, çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. &lt;br/&gt;Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Aynı işyerinde, aynı dönem için birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz (TC Anayasası,  Md. 53). &lt;br/&gt;1.1.2.Toplu Pazarlık Hukuku, Grev ve Lokavt Hakkı: 1982 Anayasasının ilgili maddesine göre toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılması ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir. &lt;br/&gt;Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı ve kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddi zarardan sendika sorumludur. &lt;br/&gt;Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda toplum zararına ve milli serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz. &lt;br/&gt;Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonucunda uyuşmazlık yüksek hakem kurulunca çözümlenir. &lt;br/&gt;Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve direnişler yapılamaz. &lt;br/&gt;Greve katılmayanların işyerlerinde çalışmaları, greve katılanlar tarafından hiçbir şekilde engellenemez (TC Anayasası Md. 54). &lt;br/&gt;1.1.3.Bireysel İş Hukuku: Çalışma ya da diğer yaygın adıyla iş hukuku işçileri ele alır. Bunların işverenlerle olan ilişkilerini düzenler. Bilindiği gibi çalışanlar aralarında kesin bir çizilememekle birlikte bağımlı ve bağımsız çalışanlar olarak iki gruba ayrılmaktadır. Bağımlı olarak çalışanların başında işçiler gelir. Memurlar da bağımlı çalışanlar grubuna girer. Memurlar idare hukukuna tabii iken işçiler iş hukukuna tabiidir. İşverenler de ticaret hukukuna tabiidirler. İş hukuku ise işçilerin özel hukukudur (ÇELİK, 1994; s.1-2). &lt;br/&gt;İş hukuku sadece işçi - işveren değil, işçi - işveren - devlet ilişkilerinin düzenlenmesinde de gereklidir. İş hukuku</description></item><item><title>ÇALIŞMA SERMAYESİ YÖNETİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?calisma-sermayesi-yonetimi-367758.html</link><description>Küreselleşme ile birlikte ortaya çıkan aşırı rekabet ortamında işletmelerin faaliyetlerini aksatmadan müşteri ihtiyaç ve isteklerini karşılayabilmek için bir yandan teknolojiye ayak uydurması bir yandan da varlıklarını en iyi şekilde kullanması gerekmektedir. İşletmelerin can damarını oluşturan varlıklar başarılı bir çalışma sermayesi yönetimi sonucunda istenilen düzeyde tutulabilir. Fakat önceleri kendi içinde çalışılan çalışma sermayesi küreselleşmeyle birlikte artık tüm işletmenin bütünlüğü arasında kabul edilmekte ve işletmelerin diğer unsurlarını da etkilemektedir. Ancak bu sayede işletmelerde optimum kararlar alınır ve sonuca gidilebilir.  Özellikle faaliyet alanları geniş olan işletmelerde çalışma sermayesi yönetimi son derece önem arz etmektedir. &lt;br/&gt;Bu çalışmanın da amacı, günümüzde giderek artan önemi dolayısıyla çalışma sermayesi ve çalışma sermayesi yönetiminin önemi  açıklamak ve çalışma sermayesi yönetiminin neden işletmeler için önemli olduğu sorusuna cevap aramaktır.&lt;br/&gt;Mal ve hizmet üretiminde bulunmak isteyen işletmeler sahip oldukları fonları çeşitli varlıklara yatırmak zorundadırlar. Çalışma sermayesi de dönen varlıklarla kısa vadeli kaynaklardan oluşan bir kavramdır.&lt;br/&gt;Üretimin başlatılabilmesi için gereken ve gider gruplarına bağlanan para ve krediye &quot;işletme sermayesi &quot; denir. Çalışma sermayesi, &quot;Working Capital&quot; olarak da isimlendirilen bu kavram, işletmenin dönen varlıklarını ifade etmek için kullanılmaktadır. &lt;br/&gt;İşletme faaliyetlerinin sürdürülmesi amacıyla kullanılan ve kısa sürede paraya dönüşme özelliğine sahip varlıklara işletme sermayesi denmektedir.   Çalışma sermayesi bazen, herhangi bir işletmenin vadesi gelmiş borçlarını karşılayabilme ölçüsü olduğundan kısa vadeli borçlarını ödeyebilme gücü olarak da kabul edilmektedir.    &lt;br/&gt;İşletme sermayesi dar anlamda nakdin, alacakların, stokların yönetimini kapsamakla beraber geniş anlamda cari borçların yönetimini de kapsamaktadır. &lt;br/&gt;Bu anlatımlardan yola çıkarak çalışma sermayesi yönetimini, işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için  sağlanan varlıklar ile bunların finansmanında kullanılan kısa vadeli kaynaklara ilişkin politika ve teknikleri kapsar.   Bu  ifadeden de  anlaşılacağı gibi çalışma sermayesi yönetimi faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerekli varlıkları kapsamaktadır. Genel olarak dönen varlıkların kısa vadeli kaynaklarla karşılanması gerektiği görüşü hakimdir. Ama bu tür bir yaklaşım özellikle piyasaların dalgalanma zamanlarında bir takım sorunları da beraberinde getirmektedir. Yani kısa vadeli kaynaklar dönen varlıkları finansmanda her zaman yeterli olmayabilir. Dönen varlıkların kısa vadeli kaynakları aşan bölümüne net çalışma sermayesi denmektedir.  &lt;br/&gt;İşletmelerin amaçlarına ulaşmasında çalışma sermayesi yönetimi önemli yer tutmaktadır.İşletmelerin özellikle kriz dönemlerini kayıpsız atlatmak, verimliliği arttırmak, kapasiteyi maksimum düzeye çıkarmak için çalışma sermayesi büyük önem taşımaktadır. Mali yönden zor duruma düşmek istemeyen firmalar çalışma sermayesi yönetiminin önemini iyi algılamalıdırlar. Firma açısından işletme sermayesi yönetiminin önemini ortaya koyan hususlar şöyle açıklanabilir.  &lt;br/&gt;- İşletme sermayesi yönetimine ayrılan süre&lt;br/&gt; Finans yöneticilerinin zamanlarının büyük bir kısmını günlük işlemlere ayırdığı yapılan araştırmalar sonucunda ortaya konmuştur. Günlük işlemler ise dönen varlık ve finansman kaynaklarından oluşmaktadır. &lt;br/&gt;- Dönen varlıklara yapılan yatırım tutarı&lt;br/&gt;Dönen varlıklara yapılan yatırım tutarları işlemlerin büyüklüğüne ve faaliyet alanlarına  göre değişmektedir. Örneğin, sinai alanda faaliyet gösteren firmalar sabit yatırımlar olarak daha fazla varlığa sahip olurken, işletme sermayeleri nispeten az olacaktır.  Dönen varlıklar ise varlıkların toplamı arasında büyük yer tutmaktadır. Bu yüzden işletmeler bu konu üzerinde yoğunlaşmak zorunda kalmaktadırlar.&lt;br/&gt;- İş hacmi ve çalışma sermayesi arasındaki ilişki&lt;br/&gt;İş hacminin artması ile çalışma sermayesinin arasında yakın bir   ilişki vardır.  İş hacminin genişlemesi</description></item><item><title>GENÇ İŞSİZLİĞİ SORUNU VE ÇÖZÜMLEYİCİ POLİTİKALAR (TÜRKİYE ÖRNEĞİ)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?genc-issizligi-sorunu-ve-cozumleyici-politikalar-(turkiye-ornegi)-379453.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;Sayfa No&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER.............................................................................................................2&lt;br/&gt;KISALTMALAR.......................................................................................................... 3&lt;br/&gt;TABLOLAR LİSTESİ..................................................................................................4&lt;br/&gt;GİRİŞ............................................................................................................................5&lt;br/&gt;1.TANIM.......................................................................................................................6&lt;br/&gt;1.1.Günümüzde Gençlik......................................................................................6&lt;br/&gt;1.2.Gençlik Sorunları............................................................................................7&lt;br/&gt;   1.2.1. Yerleşim Evreleri ve Gençlik....................................................................7&lt;br/&gt;1.2.2. Zamanlama Sorunları................................................................................    8&lt;br/&gt;1.2.3. Eğitim .......................................................................................................     9   &lt;br/&gt;1.2.3.1. Eğitimi Etkileyen Unsurlar.........................................................      10&lt;br/&gt;1.2.3.2. Mesleki Yönlendirme.................................................................  11 &lt;br/&gt;1.2.3.3. Mesleki Teknik Eğitim...............................................................  11&lt;br/&gt;1.2.3.4. Eğitim Kurumlarının Eğilimleri.................................................  11&lt;br/&gt;1.2.3.5. Eğitim Harcamaları....................................................................  12&lt;br/&gt;1.2.4. Çalışma Hayatı ve Gençlik........................................................................  12&lt;br/&gt;1.2.4.1. Çalışan Gençlik..........................................................................  13&lt;br/&gt;1.2.4.2. Hukuk ve Gençlik.......................................................................  13&lt;br/&gt;1.2.4.3. Rejim ve Gençlik........................................................................       13&lt;br/&gt;1.2.5. Sosyal Güvenlik Politikalarında Gençlik .................................................       14&lt;br/&gt;BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;GENEL OLARAK GENÇ İŞSİZLİĞİ VE TÜRKİYE BOYUTU.................................       15&lt;br/&gt;1.İŞSİZLİK.................................................................................................................       15&lt;br/&gt;1.1.Konjektürel Devri işsizlik.............................................................................     15&lt;br/&gt;1.2.Yapısal İşsizlik..............................................................................................      15&lt;br/&gt;1.3.Açık İşsizlik..................................................................................................       17&lt;br/&gt;1.4.Gizli İşsizlik...................................................................................</description></item><item><title>SANAYİ SONRASI SÜREÇTE TÜRK ÇALIŞMA HAYATINDAKİ DEĞİŞME DİNAMİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sanayi-sonrasi-surecte-turk-calisma-hayatindaki-degisme-dinamikleri-454653.html</link><description>SANAYİ SONRASI SÜREÇTE TÜRK ÇALIŞMA&lt;br/&gt;HAYATINDAKİ DEĞİŞME DİNAMİKLERİ&lt;br/&gt;Arş. Gör. Osman ŞİMŞEK&lt;br/&gt;Gazi Üniversitesi, İİBF, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Günümüzde dünyanın sanayi toplumundan sanayi sonrası topluma doğru geçiş&lt;br/&gt;yaşadığı yönündeki görüş genellikle geçerlik kazanmış durumdadır. Bu ifadeye bağlı&lt;br/&gt;olarak yapılan bu çalışma, Batıdaki sanayi sonrası toplumun çalışma hayatına yönelik&lt;br/&gt;değişme dinamikleri ile Türkiye&quot;nin sanayi toplumundan sanayi sonrası topluma doğru&lt;br/&gt;değişim yaşaması sürecinde, çalışma hayatının temel kavramları olan işçi-işveren,&lt;br/&gt;sendika, siyaset, demokrasi gibi belli başlı belirteçlerin bu değişimden nasıl&lt;br/&gt;etkilendikleri sorusuna yorumlayıcı sosyolojik çözümleme yöntemi ile cevap arama&lt;br/&gt;amacını taşımaktadır.&lt;br/&gt;18. yüzyıldan itibaren Batı Avrupa merkezli endüstriyel gelişmeler neticesinde&lt;br/&gt;sanayi toplumu yapısı ortaya çıkmıştır.&lt;br/&gt;Dahrendorf&quot;a göre sanayi toplumu çok sayıda uyuşmazlık ve anlaşmazlıkların bir&lt;br/&gt;arada bulunduğu farklılaşma toplumudur (Gidden, 1994:45). Aron ise sanayi&lt;br/&gt;toplumunu birbirlerine benzemeyen beş ayrı özelliğinin olduğunu belirtir (Aron,&lt;br/&gt;1997:65).&lt;br/&gt;Sanayi toplumu ile birlikte o zamana kadar varolmayan yeni sosyal sınıflar ortaya&lt;br/&gt;çıkmıştır. Bu yapı, mevcut sosyal sınıfları, grupları, zümreleri ve sosyal tabakaları&lt;br/&gt;derinden etkilemiş ve değişime uğratmıştır. Yine sanayi toplumu süreciyle &quot;kendi içine&lt;br/&gt;kapalı&quot; iktisadi ve sosyal düzenden &quot;para ve piyasa&quot; ekonomilerine geçilmiş, böylece&lt;br/&gt;geleneksel sektöre karşı, modern sektör istihdamı artmıştır (Ekin, 1994:3). Ayrıca kar,&lt;br/&gt;verimlilik, bireyselleşme, ulus devlet yapısının ortaya çıkması gibi başlıca faktörler hep&lt;br/&gt;sanayi toplumu toplumsal yapı belirteçleri olarak ifade edilir (Giddens, 1994:65).&lt;br/&gt;I. SANAYİ SONRASI TOPLUM&lt;br/&gt;Son çeyrek yüzyıldır dünyada yaşanan toplumsal değişim hangi noktadadır, temel&lt;br/&gt;sorusuna çeşitli cevaplar verilmektedir. Bazı gözlemciler, günümüzde görülen şeyin&lt;br/&gt;PDF created with FinePrint pdfFactory Pro trial version http://www.pdffactory.com&lt;br/&gt;SANAYİ SONRASI SÜREÇTE TÜRK ÇALIŞMA HAYATINDAKİ&lt;br/&gt;DEĞİŞME DİNAMİKLERİ&lt;br/&gt;140&lt;br/&gt;gerçekte artık sanayileşme üzerine kurulmayan yeni bir topluma doğru geçiş&lt;br/&gt;yaşandığını iddia etmişlerdir. Bunlar, hep birlikte sanayi ihtilalinin ötesinde bir gelişme&lt;br/&gt;dönemine girdiğimizi ifade ederler (Giddens, 2000:556). Yaşanan toplumsal değişimin&lt;br/&gt;niteliğini ifade anlamında kavram tartışması da konunun bir başka boyutudur. Yaşanan&lt;br/&gt;değişimi modern toplumdan post-modern topluma geçiş olarak tanımlayan kesime karşı,&lt;br/&gt;bu süreci sanayi toplumundan sanayi sonrası topluma geçiş olarak da ifade edenler&lt;br/&gt;bulunmaktadır.&lt;br/&gt;Toplumsal değişimi modernlikten post-modernliğe geçiş olarak tanımlayanlara&lt;br/&gt;göre, post-modernlik toplumsal gelişimin yörüngesinin bizi modernliğin kurumlarından&lt;br/&gt;uzaklaştırıp, yeni ve farklı bir toplumsal düzene doğru götürmesi olarak belirtilir. Yani&lt;br/&gt;post-modernlikte geçmişten belirgin bir biçimde farklı bir dönemde yaşanıldığı görüşü&lt;br/&gt;ileri sürülür (Giddens, 1998:48).&lt;br/&gt;Yaş</description></item><item><title>ÜCRETLENDİRMEDE YENİ YAKLAŞIMLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucretlendirmede-yeni-yaklasimlar-447831.html</link><description>Ücretlendirmede Yeni Yaklaşımlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çiğdem Taş (Ernst &amp; Young İnsan Kaynakları Danışmanı) &lt;br/&gt;Geçtiğimiz 40-50 yıl boyunca şirketler çalışanlarına &quot;hangi hedef ya da beklentiler karşılığında ne kadar ücret ödenmesi&quot; gerektiği ile ilgili doğru kararlar vermek için çeşitli yöntemler kullandı. Geçmişte olduğu gibi bugün de bütün bu yöntemlerin temel amacı, maliyetleri kontrol altında tutarken kalifiye işgücünü şirkete çekecek, elde tutacak ve motive edecek bir ücret sistemi kurmaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ancak günümüzde şirketler geçmişte kullandıkları yöntemlerin artık yetersiz kaldığını görmekte ve ücret yapılarında değişiklik yapma ihtiyacını daha yoğun olarak yaşamaya başlamaktadır. Bu yöndeki ihtiyaç nedenlerinin başında, değişen ve yataylaşan organizasyon yapıları ile işgücü yapısının farklılaşması gelmektedir. Daha kalifiye, daha bireysel ve mobil olan yeni işgücünü geleneksel ücret sistemleri ile şirkete çekmek, elde tutmak ve motive etmek gün geçtikçe zorlaşmaktadır. Diğer taraftan, çalışanların ücretlerini artırmada klasik &quot;kaçış yolu&quot; olarak kullanılan terfiler, artan yatay organizasyonlar ile birlikte kullanılamaz bir araç haline gelmeye başlamıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yukarıdaki tabloya, 1970&quot;lerden günümüze değişen ve ücret yapılarını yönetirken insan kaynaklarını zora sokan birkaç nokta daha eklenebilir. Bunlar özetle, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a. Düşen kar payları ve artan kalifiye işgücü arzı karşısında ücret bütçelerinin daralması, &lt;br/&gt;b. Ücretlendirmede ağırlıklı olarak kullanılan temel ücretin eski ağırlığını kaybetmeye başlaması ve değişken ücretin toplam ücret paketindeki ağırlığını arttırması, &lt;br/&gt;c. Ağırlıklı olarak şirket içi adalete odaklanan, işe göre ücretlendirme mantığının yetersiz kalmaya başlaması. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Geleneksel Ücret Sistemleri Neden Yetersiz Kalıyor? &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Organizasyon yapısı ücret sistemi tasarımını doğrudan etkilemektedir. Bu etki, geleneksel ücret sistemlerinde kullanılan iş değerleme yönteminde daha da ön plana çıkmaktadır. Örneğin, pozisyonların yetki seviyesi, bağlı çalışan sayısı, sorumluluk alanı gibi kriterler organizasyon yapısı ile birebir ilişkilidir ve iş değerleme faktörleri arasında sıkça kullanılmaktadır. Dolayısıyla şirketteki hiyerarşik yapının, iş değerlemesinin temel dayanak noktalarından birini oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz. Ancak günümüzde, şirketler yönetim kademelerini azaltmaya, yapılarını takım çalışmasına daha yatkın hale getirmeye ve çalışanlarını yetkilendirmeye çalışırken geleneksek yapıda olan ücret sistemleri ile boğuşur hale gelmektedirler. Geleneksel ücret yapıları, özellikle teknoloji ağırlıklı ya da görev tanımlarının değişken ve geniş tanımlandığı, değişime hızla adapte olma gerekliliği olan hizmet sektöründeki şirketlerin ihtiyaçlarını karşılayamaz olmuştur. İş değerleme sürecinden sonra belirlenen ücret yapıları, sözü geçen şirketlerde çalışanlar arasında memnuniyetsizlik yaratmaya başlamıştır. &lt;br/&gt;Geleneksel ücret sistemleri, çalışanın yetkinlikleri veya sahip olduğu becerilerden ziyade, her bir işin değerinin ortaya konulması üzerine yoğunlaşır. Bu sisteme göre temel ücretin belirlenmesinde, analiz konusu, işi gerçekleştiren çalışan değil yapılan işin kendisidir. Bu da, her bir iş için minimum ve maksimum ücret değerlerinin o işi yapan ve işin değerine göre bir ücret alacak olan çalışandan bağımsız olarak belirlenmesi anlamına gelmektedir. Oysa günümüzde ücret kararları verilirken odak noktası işlerden çalışanlara doğru kaymaktadır. &lt;br/&gt;Yeni yaklaşımlarda şirketler ücret sistemini dar bir çerçevede tanımlanan işler üzerine kurmak yerine, çalışanların yetkinliklerini, potansiyellerini ve performanslarını göz önünde bulundurarak ücretleri belirlemeye çalışmaktadırlar. Ancak, yine de iş odaklı ücret sistemleri hala pek çok şirket için uygun olabilir. Bu şirketin yapısına, politikalarına ve içinde bulunduğu piyasa koşullarına bağlıdır. Örneğin, işlerin sık değişmediği ve standart olduğu, işgücü devir oranının düşük olduğu, hiyerarşik yapının desteklendiği ve teknolojinin nispeten durağan olduğu şirketlerde geleneksel ücret sistemler</description></item><item><title>ÜLKEMİZ AÇISINDANGÜMRÜK BİRLİĞİ SÜRECİNDE ÜCRET SEVİYESİNİN ÖNEMİ VE SOSYAL DAMPİNG</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ulkemiz-acisindangumruk-birligi-surecinde-ucret-seviyesinin-onemi-ve-sosyal-damping-437264.html</link><description>ÜLKEMİZ AÇISINDANGÜMRÜK BİRLİĞİ SÜRECİNDE ÜCRET SEVİYESİNİN ÖNEMİ VE SOSYAL DAMPİNG&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Ülkelerin ekonomik gelişmelerini hızlandıran önemli unsurlardan biri, uluslararası sistemle bütünleşmedir. Ticaretin serbestleştiği, ulusal pazarların genişlediği günümüzde uluslararası sistemle bütünleşmenin en iyi yolu, ekonomik bloklardan birine entegre olmaktır. İthal ikameci içe dönük bir ekonomi, uluslararası sistemde varlığını sürdüremez. Dünyanın serbest ticarete yöneldiği bir dönemde ülkemizin de güçlü entegrasyon biçimlerinden biri olan Avrupa Birliği&quot;ne üye olması, ekonomik ve sosyal yönden pek çok avantajı da beraberinde getirecektir. Özellikle uluslararası sistemdeki değişimi ve hareketliliği yakalayıp buna uygun ekonomik ve sosyal düzen oluşturduğumuz taktirde gelişme sürecinde önemli bir aşama kaydetmiş oluruz.&lt;br/&gt;Bu gerçeği gözönüne alan Türkiye, başlangıcından beri Avrupa&quot;da oluşturulan bu bütünleşme hareketine kayıtsız kalmamıştır(1). Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki ilişkiler, 36 yıllık bir geçmişi kapsamaktadır. Son dönemdeki gelişmeler ise AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin en hareketli dönemini oluşturmaktır. Özellikle 13 Aralık 1995 tarihinde, Avrupa parlamentosu oylaması ile ülkemiz resmen AB üyeleri ile Gümrük Birliğine (GB) kabul edilmiştir. Bu gelişme ülkemizin AB&quot;ne üye olması yolunda önemli bir adımdır. Çünkü AB&quot;ni kuranRoma Antlaşması&quot;na göre bu hareketin ilk aşaması GB&quot;nin kurulmasıdır. Ayrıca Avrupa parlamentosunun onayı, Ülkemizin sadece Avrupa ekonomisi ile değil aynı zamanda dünya ekonomisi ile bütünleşmesi yolunda da büyük önem arzeder.&lt;br/&gt;Bu kararın alınmasıyla birlikte ekonomik uyum çalışmaları hızlanmış ve GB hemen hemen her yönüyle ülkemizin en tartışılan konularından biri haline gelmiştir. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÜMRÜK BİRLİĞİ TANIMI VE KAPSAMI&lt;br/&gt;GB, ülkeler arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerde yaşanan beş aşamalı entegrasyon biçiminden biridir(2). Bu aşamada iki ya da daha çok ülkenin karşılıklı mal ihracat ve ithalatındaki gümrük vergilerini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir sözleşmedir. Bu sözleşmeyle söz konusu ülkeler birliğe üye olmayan ülkeler karşısında, her mal için o malın Birlik üyesi bir ülkeye girişinde benzer bir korunma düzeyi sağlayan Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) benimsemeyi kabul eder.&lt;br/&gt;Bu aşamada temel amaç, Milli ekonomi potansiyellerini birbirine yakınlaştırmak suretiyle yaratılacak daha büyük bir ekonomik potansiyelden faydalanmaktır(3).&lt;br/&gt;Gümrük Birliği konusuna daha da açıklık getirmek için(4);&lt;br/&gt;1.Ortak gümrük alanları sınırlarına uygulanabilir, ortak bir gümrük tarifesinin kurulması,&lt;br/&gt;2.Ortak bir gümrük tarifesinin hazırlanıp uygulanması,&lt;br/&gt;3.Üye devletler arasındaki alış verişlerde gümrük vergilerinin ya da eşdeğerdeki vergilerin ve sınırlayıcı her türlü mevzuatın yasaklanmasını ve böylece üye devletlerin gümrük alanları yerine tek bir gümrük geliştirilmesi.&lt;br/&gt;4.Ortak gümrük tarifesi gereğince alınan gümrük vergilerinin paylaşılmasının zorunlu kılındığını belirtmek gerekir.&lt;br/&gt;Bu amaçlara ulaşmak için, Birliğin iki aracı vardır. Birincisi; 1968 yılında saptanan &quot;Ortak Gümrük Tarifesi&quot; ikincisi ise , Ortak Tarifenin benzer biçimde uygulanmasını sağlayan ve aslında bunun bir çeşit kullanış şekli sayılabilecek olan &quot;Gümrük Mevzuatı&quot; dır. Bu süreç içinde, ayrıca önemle belirtilmesi gereken GB yalnızca üye ülkelerin karşılıklı olarak uyguladıkları gümrük vergileri, eş etkili vergiler ve miktar kısıtlamalarını kaldırmaları ve OGTni üçüncü ülkelere yaptıkları ihracata uyguladıkları bir sistem olmanın ötesinde , ABnin bir dizi politikalarının da zorunlu kılan bir yapı olduğudur. Ülkemizin GBne kabulü ile birlikte 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren karşılaştığı yükümlülüklerin bir kısmını şöyle sıralayabiliriz(5).&lt;br/&gt;1.Miktar kısıtlamalarını bırakmak&lt;br/&gt;2.Ortak Gümrük Tarifesine uyum,&lt;br/&gt;3.Topluluğun dış ticaret politikasının kabulü&lt;br/&gt;4.Gümrük mevzuatının kabulü&lt;br/&gt;5.Rekabet hukuku kabulü&lt;br/&gt;6.Standart uygulama usulleri kabulü&lt;br/&gt;7.GATT Müzakeresinde kabul edilen AB çizgisini kabul etmek&lt;br/&gt;Yukarıda belirtilen yüküml</description></item><item><title>İTHALAT-İHRACAT FİNANSMANI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ithalatihracat-finansmani-457465.html</link><description>İTHALAT &amp;#8211; İHRACAT FİNANSMANI&lt;br/&gt;Bir işletme 3 yolla finansman sağlayabilir, bunlar;&lt;br/&gt;1.Öz kaynaklardan finansman&lt;br/&gt;2.Dış kaynaklardan finansman&lt;br/&gt;3.Oto finansman&lt;br/&gt;İşletmelerin ihtiyaç duyduğu fonları en uygun ve en iyi biçimde bulmak ve kullanmak finansman olarak açıklanabilir. Bir ülkede yapılan işleri belirli bir bölümü dış ülkelerle ilişkilidir. İhraç etmek, ithal etmek, dış ülkelerden borç para almak, alınan paraları geri ödemek, yabancı ülkelerde yatırım yapmak, lisans olmak şeklinde sayılabilir. Dış ticaret biri doğal diğeri ekonomik 2 grubun tesiri altında ortaya çıkmıştır. Doğal etkilerin başında tabi kaynakların yeryüzüne eşit dağıtılmaması vardır. Tabiat bazı kaynakları belirli ülkeye vermiştir. Yer altı kaynakları da bunların başındadır. Her ülkede ihtiyacı kadar petrol, kömür vs. maden bulunmamaktadır. Bazı ülkelerde ise ihtiyaçtan çok fazladır. Mutlak üstünlük denilen bu durum dış ticaretin tabi ve ilk sebebidir.&lt;br/&gt;Kendine yetecek kadar hammadde ve doğal kaynağı bulunmayan ülkeler ihtiyaçlarını diğer ülkelerden ithal etmektedir. Bu ancak dış ticaretle sağlanır. İlkim şartları ve belli ürünlerin sadece belirli ülkelerde üretilebilmesi de dış ticaretin bir başka gerekçesidir. İkinci kategori ise tamamen ekonomik üstünlüğe dayalıdır. Ekonomik faaliyetlerin ve üretimin rasyonelleşmesi ancak dış ticaretle mümkün olabilecektir. İhracatın geliştirilmesine ağırlık verilen politikaların ekonomik kalkınma açısından da yaralı sonuçlar vereceğini ileri süren teorik nedenler şunlardır;&lt;br/&gt;1.İthal ikamesine göre (miktar kısıtlamaları, gümrük vergileri gibi koruyucu tedbirlerle yerli sanayiinin geliştirilmesi ve yurt içinde sanayii özendirici tedbirlerin alınmasıdır) ihracatın teşvik edilmesinin maliyeti daha düşüktür.&lt;br/&gt;2.İhracatın çeşitli nedenlerle ve araçlarla sınırlandırılması iç piyasayı daha karlı kılmakta ihracata yönlenmeyi önleyici rol oynamaktadır. Bu nedenle ihracat yolunun teşviki gerekir.&lt;br/&gt;3.Uluslar arası ortamda rekabetçi şartların zorlanması ile yerli firmaların maliyet, kalite ve pazarlama çabaları artacaktır. &lt;br/&gt;4.Geleneksel ürünlerde seyreden aleyhte ticaret hadleri sanayi ürünlerinin ihracatının arttırılmasıyla azalabilecek bu da ekonomik gelişme açısından olumlu etkiler doğuracaktır.&lt;br/&gt;Ayrıca alternatif sanayileşme stratejilerinin etkileri üzerinde yapılan uygulamalı çalışmalarda ihracata yönelik politikalar uygulayan ülkelerin ihracatta daha başarılı sonuçlar aldığını ortaya koymuştur. Ülkemizdeki uygulamalara gelince Cumhuriyetin kuruluşundan beri zaman zaman özellikle dış ticarette liberalleşme eğilimleri görülmekte ise de 1980&quot;e kadar ithal ikamesi politikalarının uygulandığı görülmektedir. Bu uygulamalar başarılı sonuçlar vermiş ise de aşırı korumacılığın sürdürülmesi ve zamanında gerekli politika değişiklerinin yapılmaması nedeniyle yatırımlarda verimlilik düşmüş istihdam yaratmada maliyetler yükselmiş ve sonuç olarak yüksek maliyetli bir ithal ikamesi uygulaması ortaya çıkmıştır. 24 Ocak 1980&quot;den sonra ise ağırlık ihracatın teşvikine verilmiştir.&lt;br/&gt;İhracatı Teşvik Tedbirleri ve Etkinliği&lt;br/&gt;          Teşvik Tedbirleri : &lt;br/&gt;Kısa dönemde ihracatın arttırılmasını sağlamak, uzun dönemde ise kaynaklanan ihracat endüstrilerine kayması amacıyla çeşitli tedbirler alınarak ihracatın teşvik edilmesidir. İhracatın teşviki genel olarak tarife koruyuculuğu ve ihracat vergileri, primleri ve malı ve finansal politikaları ve pazarlama yardımlarını kapsamaktadır. &lt;br/&gt;1.TARİFE KORUYUCU VE İHRACAT VERGİLERİ&lt;br/&gt;A.KORUYUCU TARİFELER ve KOTALAR         &lt;br/&gt;Bir dış ticaret politikası olarak gümrük tarifeleri ve kotalar aslında iç piyasayı cazip kılmak ve iç üretimi teşvik amacıyla korunur. Ancak uygun bir zamanlama gerçekçi bir yaklaşımla ihracatı geliştirme stratejisinde kullanılabilir. Sonuçta pek çok başarılı ihracatçı ülke başlangıçta çekici bir korumacılık arkasından güçlü bir sanayi oluşturmuştur. Bu ülkelerde politika ağırlığı ihracata kaydıktan sonra yüksek tarife ve kotalarla koruyacak sadece birkaç endüstri için sürdürülmüş ve tüm olarak korumacılık hızla azaltılmıştır. &lt;br/&gt;Başlangıçtaki koruma daha sonraki özelleştirmeye ve liberalleştirmeye bir zemin olması açısından zorunlu olarak kabul edilmiştir. Bir başka koruma yöntemi de, mamul mal ihracatında girdilerin gümrük vergisinden muaf tutulması ya da sonradan iadesi şeklinde olabilir. Böylece ihraç edilecek olan mal iç piyasadaki nihai malın ithal girdiler üzerine konulan vergiler ölçüsünde bir maliyet elde etmişlerdir.&lt;br/&gt;B.İHRACAT VERGİLERİ&lt;br/&gt;İhrac</description></item><item><title>MODERN YÖNETİM VE ÖRGÜT TEORİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?modern-yonetim-ve-orgut-teorisi-390711.html</link><description>A.GİRİŞ4&lt;br/&gt;B.MODERN YÖNETİM VE ÖRGÜT TEORİSİ5&lt;br/&gt;1.Genel Sistem Teorisi ve Tarihçesi5&lt;br/&gt;2.Sistemin Tanımı6&lt;br/&gt;3.Sistem Nedir?6&lt;br/&gt;4.Sistem Yaklaşımının Temel Kavramları8&lt;br/&gt;a)  Sistem ve Altsistemler8&lt;br/&gt;b)  Girdi, Süreç, Çıktı ve Geribesleme8&lt;br/&gt;c)  Çevre9&lt;br/&gt;d)  Sistemin Sınırları9&lt;br/&gt;5.Açık Sistem &amp;#8211; Kapalı Sistem9&lt;br/&gt;6.Sistem Türleri10&lt;br/&gt;C.SİSTEM MODELLERİ11&lt;br/&gt;1.Fonksiyonlarına göre Modeller11&lt;br/&gt;a)  Tanımsal (Descriptive) Modeller11&lt;br/&gt;b)  Öngörülü (Predictive) Modeller11&lt;br/&gt;c)  Kuralsal  (Normative) Modeller12&lt;br/&gt;2.Yapılarına göre Modeller12&lt;br/&gt;a)  Uyuşum (İconic) Modelleri12&lt;br/&gt;b)  Benzeşim (Analog) Modelleri12&lt;br/&gt;c)  Sembolik (Symbolic) veya Matematik Modeller12&lt;br/&gt;3.Temsil Şekillerine göre Modeller12&lt;br/&gt;a)  Sözlü (Verbal) Modeller12&lt;br/&gt;b)  Şematik (Schematic) Modeller12&lt;br/&gt;4.Zaman Esasına göre Modeller12&lt;br/&gt;a)  Statik (Static) Modeller12&lt;br/&gt;b)  Dinamik (Dynamic) Modeller13&lt;br/&gt;5.Edinilen Bilgi Miktarına göre Modeller14&lt;br/&gt;a)  Belirlilik Halinde (Deterministic) Modeller14&lt;br/&gt;b)  Olasılık Taşıyan (Probabilistic, Under Risk) Modeller14&lt;br/&gt;c)  Belirsizlik Halinde (Under Uncertainty) Modeller14&lt;br/&gt;D.SİSTEM YAKLAŞIMI AŞAMALARI15&lt;br/&gt;1.Sistem Analizi15&lt;br/&gt;a)  Problemin Tanımlanması ve Formülasyonu15&lt;br/&gt;b)  Sistem Projesinin Organizasyonu15&lt;br/&gt;c)  Sistemin Tanımı15&lt;br/&gt;d)  İncelenen Sistemin Bir Parçası Olduğu Daha Geniş Üst Sistemin Tanımı16&lt;br/&gt;e)  Daha Geniş Sistemin Hedeflerinin Tanımı16&lt;br/&gt;f)  Sistemin Hedeflerinin Tanımı16&lt;br/&gt;g)  Tüm Ekonomik Ölçütlerin Tanımı17&lt;br/&gt;h)  Bilgi ve Veri Toplama17&lt;br/&gt;2.Sistem Tasarımı17&lt;br/&gt;a)  Tahmin17&lt;br/&gt;b)  Model Kurma ve Simulasyon17&lt;br/&gt;c)  Optimizasyon17&lt;br/&gt;d)  Denetim18&lt;br/&gt;e)  Güvenilirlik18&lt;br/&gt;3.Sistem Hazırlama18&lt;br/&gt;a)  Belgeleme18&lt;br/&gt;b)  Kurma18&lt;br/&gt;4.Sistem İşlemesi18&lt;br/&gt;a)  Başlangıç İşlemi19&lt;br/&gt;b)  Projenin Değerlemesi19&lt;br/&gt;c)  İyileştirilmiş İşlem19&lt;br/&gt;E.SİSTEM OLARAK ORGANİZASYON20&lt;br/&gt;1.Modelin Dayandığı Varsayımlar 20&lt;br/&gt;2.Organizasyonun Çevresi 20&lt;br/&gt;3.Organizasyonun Giriş ve Çıkışları 21&lt;br/&gt;4.Organizasyonun Alt Sistemleri21&lt;br/&gt;a)  Fonksiyonel Alt Sist</description></item><item><title>BILDIRIM PROSEDÜRLERI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bildirim-prosedurleri-457789.html</link><description>TEHLİKELİ MALLAR, ZARARLI MADDELER VE/VEYA DENİZLERDEKİ KİRLETİCİ MADDELER İÇEREN OLAYLARIN BİLDİRİMİNE İLİŞKİN ANA HUSUSLAR DAHİL OLMAK ÜZERE GEMİ BİLDİRİM SİSTEMLERİ VE GEMİ BİLDİRİM GEREKSİNİMLERİNE YÖNELİK GENEL PRENSİPLER</description></item><item><title>KADROLAMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kadrolama-364653.html</link><description>Kadrolama en yaygın anlamıyla kuruluşun insan varlığını yönetmeyi içerir. İnsan varlığının yönetiminde çalışanların yetenek ve becerilerinin geliştirilmesi önemlidir. Çalışanların uygun mevkilere yerleştirilmesi ve herhangi bir nedenle işletmeden ayrılan personelin yerinin nasıl doldurulacağının planlanması gerekir. Yeni personeli işe alma, bunları işletmenin bünyesinde uygun yerlere yerleştirme ve iş bölümünü gerçekleştirme, kadrolama işlevinin hedefleri arasındadır.&lt;br/&gt;            İnsan kazanma işletmenin çalışmaları ve işgücünün etkililiği için önemlidir. Eğer çalışanlar arasından yüksek verimli olanları seçme olanağı olsaydı, işgücü verimliliği büyük bir sorun haline gelmezdi. Verimliliği arttırmak kadrolama işlevinin amacıdır. Ayrıca personelin uygun işlere yerleştirilmeleri de işgücü verimliliğini etkilemektedir. Eğer personel daha verimli oldukları mevkilere yerleştirilmişlerse verimlilikleri buna bağlı olarak artacaktır. Yüksek verimlili çalışanları işletme bünyesinde tutabilmek için tasarlanan politika ve tatkitlerin denetimi de işgücü verimliliğine katkıda bulunacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İŞLENDİRME:&lt;br/&gt;        &quot;Kadrolama&quot; işe alma, yerleştirme ve işten ayrılmayı da içerek bir biçimde geniş kapsamlı olarak &quot;işlendirme&quot; personelin işletmenin bünyesine yeni çalışanların alınması anlamında kullanılmaktadır. İşverme gerçekten insan varlığını kazanmaktadır. İşverme uygulaması, yeni personel gereksiniminin saptanması, işe alma, başarılı adayların belirlenmesi, başarısız adayların elenmesi ve seçmeyi içerir. Bu amaçların her birinde teknik konuların yanında yönetim ağırlıklı konularda vardır. Bunlar işe almanın etkinliğini ve kazanılan insan varlıklarının işletmeyle uyumunu belirlemektedir.&lt;br/&gt;            İş verme gereksiniminin belirlenmesi için işgücü sayısının planlanması ve işletme bilgisi gerekmektedir. İşgücü sayısını planlama çalışmaları belli etkinlik düzeyinde, yapılacak işlerin sayısını ve türlerini saptayan ilkelerin oluşturulmasını amaçlar. Gözetimciler doldurulması gereken işler ve gereksinimlerine bağlı olarak, işlendirme ilkelerini saptarlar. İşe alma gereksinimlerinin akılcı bir biçimde belirlenmesi verimli iş gücü elde etmede önemlidir. Bu etkili bir işgücü kontrolü için en önemli gerektir. İş vermede gerekenlerin doğru belirlenmesi de sonraki personel alma, eleme ve seçiminde temel oluşturur.&lt;br/&gt;            Gerekler doğru olarak belirlenmeden iş vermede  zaman ve para verimliliğinin azalmasına neden olur. Gereksiz işlerde kullanılan kaynaklar verimli çalışma ortamını bozarlar. İşlendirme etkinlikleri de önemli ölçüde kaynak harcamayı gerektirmektedir. Zaman giderleri de oldukça önemlidir. Bu giderlerin etkili yönetimi öncelikle işlendirme gereklerinin gerçekçi saptanmasına bağlıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PERSONEL ALMA:&lt;br/&gt;            Personel alma etkinliklerinde uygulanan yöntemler bir dizi sorun yaratmaktadır. Bu sorunlardan biri kaynak seçimiyle ilgilidir. Kaynak seçimiyle ilgili seçenekler sınırlıdır. Personel alma kaynakları arasında araştırma, acenta, reklam, dolaysız personel alma ya da işletmeye başvuranlara yanıt verme sayılabilir. Bu personel alma kaynaklarının seçimi ve yönetimi, maliyet etkililiğine, kaynağın verimliliğine ve bunun en iyi bir biçimde nasıl kullanılabileceğine bağlıdır. Değişik personel alma kaynaklarının maliyet  etkililiği sezgisel bir temelde değerlendirilmemelidir. Farklı kaynakların temel maliyet unsurları değişik durumların incelenmesinde göz önünü alınmalıdır. Maliyet sorunu yalnızca personel bölümü üyelerinin ceplerinden yaptıkları harcamalarla ilgili değildir. Toplam maliyetlerin yönetimi söz konusudur. Buna yönetimin yeni personelin işine alışması, iş standartlarına erişmesi için gerekli olan zamanın maliyeti de dahil edilmelidir.&lt;br/&gt; &amp;#8594;Eleme&lt;br/&gt;            Adayların elenmesi iş verme işlemindeki ikinci önemli adımdır.Çoğu işletme için gerekli olan, seçme tekniklerinin çoğaltılması değildir. Gerekli olan temel teknikleri daha etkili bir şekilde uygulamaktadır. Örneğin, karşılıklı görüşme önemli ve geleneksel bir eleme işlemidir. Görüşmeyi kapsamayan bir personel seçimini kavramak güçtür. Araştırmanın gösterdiğine göre, personel almada karar verirken gerekli olan bilginin yarıdan fazlası kişisel görüşmelerle elde edilmektedir. İş gerekleri konusunda bilgili kişiler işletme içinde dağılmışlardır. Görüşme tekniklerinde ya da değerlendirme işleminde pek yeterli oldukları söylenemez. Denetçiler bu konularda eğitilmemişlerdir. Örneğin, görüşme becerileriyle ilgili eğitim çalışmalarında, görüşme</description></item><item><title>VAZİFE MALLLÜĞÜ KAVRAMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?vazife-malllugu-kavrami-447724.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Emekli Sandığı&quot;na tabi olanların sosyal güvenliklerini sağlayan 5434&lt;br/&gt;sayılı Kanun, vazifelerini yapamayacak ölçüde bedensel arızaya veya tedavisi&lt;br/&gt;imkansız hastalıklara maruz kalanları genel anlamda malul saymış; bu&lt;br/&gt;maluliyet, yasada kesin olarak sayılan belli hal ve sebeplerden ileri geldiği&lt;br/&gt;takdirde de, kendilerini vazife malulü olarak nitelendirmiştir. Maluliyetleri&lt;br/&gt;vazife malullüğüne dahil olmayanlar ise, adi malul sayılmıştır.&lt;br/&gt;Bununla birlikte, bir kimse ilk aşamada vazife malulü sayılmanın&lt;br/&gt;olumlu koşullarını taşısa dahi, eğer maluliyeti, yasanın olumsuz nitelikte&lt;br/&gt;koşullar olarak öngördüğü ve vazife malullüğünün ortaya çıkmasında etken&lt;br/&gt;olmamasını istediği bazı hal ve sebeplerden kaynaklanmışsa, o kimsenin vazife&lt;br/&gt;malullüğü hakkında adi malullük hükümleri uygulanacaktır.&lt;br/&gt;Çalışmamızda, bu koşulları da içerdiği şekilde, vazife malullüğü&lt;br/&gt;kavramının unsurları olan &quot;İştirakçi olmak&quot;, &quot;malul olmak&quot;, &quot;vazife malulü&lt;br/&gt;sayılmayı gerektiren hal ve sebeplerden dolayı malul olmak&quot;, &quot;vazife&lt;br/&gt;malullüğünü adi malullüğe dönüştüren hal ve sebeplere yol açmamak&quot; ve&lt;br/&gt;&quot;vazife malullüğünü süresinde bildirmek&quot; koşulları ele alınmaktadır.&lt;br/&gt;I-GİRİŞ&lt;br/&gt;5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu, kapsamındakilere (genel&lt;br/&gt;olarak iştirakçilere) maruz kaldıkları riskler dolayısıyla iki tür aylık tahsis&lt;br/&gt;etmektedir : Yaşlılık için &quot;emeklilik&quot; ve sakatlık için &quot;malullük&quot;(m.13). Yine&lt;br/&gt;yasa, malullük riskini de, onun gerçekleşmesine yol açan sebeplerin niteliğine&lt;br/&gt;göre &quot;adi malullük&quot; ve &quot;vazife malullüğü&quot; olarak sınıflandırmaktadır.&lt;br/&gt;Bunlardan adi malullük, vazife malullüğüne yol açmayan sebeplerden&lt;br/&gt;dolayı uğranılan malullüktür(m. 46). Bir de yasada (m. 64) &quot;harp&lt;br/&gt;malullüğü&quot;nden söz edilmektedir. Vazife malullüğünün yasadaki özel bir&lt;br/&gt;düzenlenme şekli olan harp malullüğünde, vazife malullüğü yalnızca harple&lt;br/&gt;ilişkili olarak değil; bazı hallerde barışta veya olağanüstü hallerde de ortaya&lt;br/&gt;çıkabilmektedir.&lt;br/&gt;* D.E.Ü, İ.İ.B.F., Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Görevlisi.&lt;br/&gt;113&lt;br/&gt;Çalışmamızda, 5434 s.lı yasada düzenlenen vazife malullüğü kavramı&lt;br/&gt;ele alınacak; kavramın unsurlarıyla bağlantılı olmayan harp malullüğü&lt;br/&gt;değerlendirilmeyecektir.&lt;br/&gt;II- YASAL TANIMI VE UNSURLARI&lt;br/&gt;A- Tanımı&lt;br/&gt;Hukukumuzda vazife malullüğü kavramı, yasanın 45.m.sinde şu şekilde&lt;br/&gt;tanımlanmıştır:&lt;br/&gt;&quot;44 üncü maddede yazılı malullük; a) İştirakçilerin vazifelerini&lt;br/&gt;yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b) Vazifeleri dışında&lt;br/&gt;kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken,bu işlerden&lt;br/&gt;doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken&lt;br/&gt;o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartiyle); ç)&lt;br/&gt;Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde,işe başlamadan evvel iş sırasında veya&lt;br/&gt;işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden&lt;br/&gt;veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; buna (Vazife&lt;br/&gt;malullüğü) ve bunlara uğrayanlara da (Vazife malulü) denir.&quot;&lt;br/&gt;Görüldüğü gibi, yasa genel anlamda malullük halinin düzenlendiği 44.&lt;br/&gt;maddeye de atıfta bulunarak; vazife malulü sayılmanın önkoşulu olan&lt;br/&gt;malullüğün hangi hal ve sebepler doğrultusunda gerçekleşmesi gerektiğini,&lt;br/&gt;olumlu koşullar olarak ve dört bent halinde saymıştır. Öte yandan, yasanın 48.&lt;br/&gt;m.sinde gerçekleşmemesi gereken, olumsuz koşullara da yerverilmiştir. Buna&lt;br/&gt;göre; &quot;Vazife malullükleri a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler&lt;br/&gt;kullanmaktan; b) Kanun,tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan; c) Yasak&lt;br/&gt;fiilleri yapmaktan; ç) İntihara teşebbüsten; d) Her ne suretle olursa olsun&lt;br/&gt;kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından&lt;br/&gt;doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında (Adi malullük) hükümleri&lt;br/&gt;uygulanacaktır&quot;.&lt;br/&gt;Yukarıda belirtilen koşulları taşıyan bir vazife malullüğünün ayrıca&lt;br/&gt;&quot;ilgili makamlara bildirilmesi&quot; de gerekmektedir. Bu kon</description></item><item><title>BİR İŞ FİKRİ BULMAK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bir-is-fikri-bulmak-446051.html</link><description>BİR İŞ FİKRİ BULMAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ara&amp;#254;t&amp;#253;rman&amp;#253;z&amp;#253;  ba&amp;#254;latmadan  önce,&lt;br/&gt;baz&amp;#253;  temel  noktalar  oldu&amp;#240;unu&lt;br/&gt;bilmelisiniz.&lt;br/&gt;Herkes  i&amp;#254;  fikri  ara&amp;#254;t&amp;#253;rabilir  ve&lt;br/&gt;bulabilir de. &amp;#221;&amp;#254; ve e&amp;#240;itim geçmi&amp;#254;iniz&lt;br/&gt;geli&amp;#254;tirebilece&amp;#240;iniz  fikirleri&lt;br/&gt;s&amp;#253;n&amp;#253;rlamaz.  Örnekler:&lt;br/&gt;* Bisiklet tekerle&amp;#240;i bir veteriner&lt;br/&gt;taraf&amp;#253;ndan icat edildi&lt;br/&gt;* Frisbee bir f&amp;#253;r&amp;#253;nc&amp;#253; taraf&amp;#253;ndan icat&lt;br/&gt;edildi&lt;br/&gt;* M&amp;#253;s&amp;#253;r gevre&amp;#240;i bir çiftçi taraf&amp;#253;ndan&lt;br/&gt;geli&amp;#254;tirildi.&lt;br/&gt;Aynen insanlar gibi, her fikrin bir&lt;br/&gt;ömür dönemi (life cycle) vard&amp;#253;r&lt;br/&gt;buna ürünün ömür dönemi denir ve&lt;br/&gt;a&amp;#254;a&amp;#240;&amp;#253;da gösterilmi&amp;#254;tir.&lt;br/&gt;Ürün Ömür Dönemi&lt;br/&gt;Yukar&amp;#253;daki    &amp;#254;ekle  bir  bak&amp;#253;n&amp;#253;z.&lt;br/&gt;Gördü&amp;#240;ünüz gibi bir ürün; geli&amp;#254;tirme&lt;br/&gt;ile ba&amp;#254;layan sat&amp;#253;&amp;#254;lar&amp;#253;n artt&amp;#253;&amp;#240;&amp;#253; büyüme&lt;br/&gt;a&amp;#254;amas&amp;#253;, sonra  sat&amp;#253;&amp;#254;lar&amp;#253; artt&amp;#253;rman&amp;#253;n&lt;br/&gt;art&amp;#253;k  pek  mümkün  olmad&amp;#253;&amp;#240;&amp;#253;&lt;br/&gt;olgunluk / doyum a&amp;#254;amas&amp;#253; ve nihayet&lt;br/&gt;sat&amp;#253;&amp;#254;lar&amp;#253;n dü&amp;#254;meye ba&amp;#254;lad&amp;#253;&amp;#240;&amp;#253; gerileme&lt;br/&gt;a&amp;#254;amas&amp;#253;ndan ibaret bir seri a&amp;#254;amadan&lt;br/&gt;geçer.  Bir  10-lobut    bowling&lt;br/&gt;salonunu,  bu  &amp;#254;ekildeki  hangi&lt;br/&gt;a&amp;#254;amaya yerle&amp;#254;tirirsiniz? Büyüme?&lt;br/&gt;Doygunluk? Gerileme?&lt;br/&gt;Faks makinelerini hangi a&amp;#254;amaya&lt;br/&gt;yerle&amp;#254;tirirsiniz? Buradaki ince nokta,&lt;br/&gt;geli&amp;#254;tirme veya büyüme a&amp;#254;amas&amp;#253;nda&lt;br/&gt;olan bir ürün bulmakt&amp;#253;r. Örne&amp;#240;in,&lt;br/&gt;video telefonlar&amp;#253;n&amp;#253; hangi a&amp;#254;amaya&lt;br/&gt;yerle&amp;#254;tirirsiniz?&lt;br/&gt;F i k i r l e r i   ö l d ü r m e k ,   f i k i r&lt;br/&gt;geli&amp;#254;tirmekten çok daha kolayd&amp;#253;r.&lt;br/&gt;Fikir bulmada ba&amp;#254;ar&amp;#253;l&amp;#253; olabilmek için,&lt;br/&gt;her &amp;#254;eye bakmaya haz&amp;#253;r olmal&amp;#253;s&amp;#253;n&amp;#253;z.&lt;br/&gt;Unutmay&amp;#253;n&amp;#253;z, e&amp;#240;er birisi size yirmi&lt;br/&gt;y&amp;#253;l önce duvardaki bir delikten para&lt;br/&gt;çekebilece&amp;#240;inizi söylese idi, veya&lt;br/&gt;be&amp;#254;  y&amp;#253;l  önce  size    telefona&lt;br/&gt;konu&amp;#254;tu&amp;#240;unuz dilin otomatik olarak&lt;br/&gt;arad&amp;#253;&amp;#240;&amp;#253;n&amp;#253;z ülkenin diline tercüme&lt;br/&gt;edilece&amp;#240;ini söylese idi, siz ne derdiniz&lt;br/&gt;bunlara  kar&amp;#254;&amp;#253;l&amp;#253;k?  O  halde,  hayal&lt;br/&gt;gücünüzü tamamen serbest b&amp;#253;rak&amp;#253;n&amp;#253;z-&lt;br/&gt;b&amp;#253;rak&amp;#253;n&amp;#253;z yüzlerce fikir yüze ç&amp;#253;ks&amp;#253;n;&lt;br/&gt;sonradan muhtemel &amp;#254;ampiyonlar&amp;#253; ve&lt;br/&gt;muhtemel umutsuzlar&amp;#253; ay&amp;#253;rmak için&lt;br/&gt;bol bol vaktiniz olacakt&amp;#253;r.&lt;br/&gt;Bu kitapç&amp;#253;k size bir i&amp;#254; fikri bulmada&lt;br/&gt;yard&amp;#253;mc&amp;#253; olmak bak&amp;#253;m&amp;#253;ndan belki de&lt;br/&gt;bir ilk ad&amp;#253;md&amp;#253;r. Kitab&amp;#253;n arkas&amp;#253;nda&lt;br/&gt;yararlanabilece&amp;#240;iniz bir çok ba&amp;#254;ka&lt;br/&gt;yard&amp;#253;m ve destekle ilgili detaylar&amp;#253;&lt;br/&gt;bulabilirsiniz.&lt;br/&gt;Geli&amp;#254;tirme&lt;br/&gt;Büyüme&lt;br/&gt;Olgunluk&lt;br/&gt;Doyum&lt;br/&gt;Gerileme&lt;br/&gt;4&lt;br/&gt;Yeni  fikir  üretmede  yayg&amp;#253;n  olarak&lt;br/&gt;kullan&amp;#253;lan bir metotdur, Beyin F&amp;#253;rt&amp;#253;nas&amp;#253;&lt;br/&gt;denen metotdur.&lt;br/&gt;Ba&amp;#254;ar&amp;#253;l&amp;#253; bir Beyin F&amp;#253;rt&amp;#253;nas&amp;#253; uygulamas&amp;#253;&lt;br/&gt;için, öncelikle bir grup insan&amp;#253; bir araya&lt;br/&gt;getirmeniz gerekiyor - bu insanlar aile&lt;br/&gt;fertleri, meslekta&amp;#254;, veya dostlar olabilir.&lt;br/&gt;Bir grupla en iyi sonuç, dört ila sekiz ki&amp;#254;i&lt;br/&gt;ile al&amp;#253;nmaktad&amp;#253;r.&lt;br/&gt;Kurallar basittir:&lt;br/&gt;&amp;#149; Yeni fikirler bulmak istedi&amp;#240;iniz bir konu&lt;br/&gt;seçiniz; örne&amp;#240;in, genç insanlar için&lt;br/&gt;e&amp;#240;lence  faaliyetleri  diye  bir  konu&lt;br/&gt;seçebilirsiniz&lt;br/&gt;&amp;#149; Beyin F&amp;#253;rt&amp;#253;nas&amp;#253; seans&amp;#253; için bir zaman&lt;br/&gt;s&amp;#253;n&amp;#253;r&amp;#253; tayin ediniz -yakla&amp;#254;&amp;#253;k 15 dakika&lt;br/&gt;genellikle yeterli olmaktad&amp;#253;r&lt;br/&gt;&amp;#149; Seans s&amp;#253;ras&amp;#253;nda üretilecek tüm fikirleri&lt;br/&gt;not  edecek  birisini  belirleyiniz&lt;br/&gt;&amp;#149; Ba&amp;#254;lamak  için,  herkese,  basitçe,&lt;br/&gt;dü&amp;#254;ünebildikleri her ve herhangi fikri&lt;br/&gt;önermelerini rica ediniz&lt;br/&gt;&amp;#149; Beyin F&amp;#253;rt&amp;#253;nas&amp;#253; s&amp;#253;ras&amp;#253;nda, ne kadar ç&amp;#253;lg&amp;#253;n&lt;br/&gt;ya da acayip görünürse görünsün,  her&lt;br/&gt;fikir geçerlidir&lt;br/&gt;&amp;#149; Hiçbir  fikre  kar&amp;#254;&amp;#253;  olumsuz  tepki&lt;br/&gt;vermemeye çal&amp;#253;&amp;#254;&amp;#253;n&amp;#253;z; unutmay&amp;#253;n&amp;#253;z ki&lt;br/&gt;bir  insan&amp;#253;  bu  seansa  katk&amp;#253;da&lt;br/&gt;bulunmaktan vazgeçirmek çok kolayd&amp;#253;r&lt;br/&gt;- sadece bir</description></item><item><title>TERÖR KAVRAMI VE SEBEPLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?teror-kavrami-ve-sebepleri-360879.html</link><description>Tarihin eski zamanlarından beri toplumları ve ülkeleri tehdit eden terörizm; günümüzde de dünya devletlerini tehdit etmeye devam etmektedir. 20. yüzyılda Dünya devletlerinin bazılarının, topyekün büyük zararlara yol açan sıcak savaşlar yerine daha az zararlı psikolojik savaşlara yönelmeleri ve terörizmi de bu savaş türü içinde algılayarak  sürekli  kullanmaları,  bir kısım  devletlerin  kendi  siyasi  ve ekonomik çıkarları için, bir kısmının ise kendi iradeleri dışında alınan kararlar gereğince terörizme destek çıkmaları terörü uluslararası nitelikte büyük bir sorun haline getirerek yaygınlaştırmıştır.&lt;br/&gt;Son olarak, 11 Eylülde ABDde gerçekleşen terörist eylem neticesinde;  terörizm, bir kez daha dünya gündemine damgasını vurmuş, yaşanan bu olaydan sonra bütün ülkeler kendi politik çıkarlarım bir kenara bırakarak terörizme karşı işbirliği sağlamaya çalışmıştır.&lt;br/&gt;Jeopolitik konum açısından oldukça stratejik bir noktada bulunan ülkemiz de diğer ülkeler gibi terörden etkilenmektedir. Özellikle terör eylemleri, topraklarımız üzerinde çıkarları bulunan yada bölgede güç kazanmak isteyen devletler tarafından bazen açık olarak bazen de gizli olarak sürekli desteklenmektedir.&lt;br/&gt;Ülkemizi derinden etkileyen terörü; örgüt düzeninde kurularak, yıldırma, sindirme, tehdit ve şiddet yoluyla toplumları istenilen şekilde yönlendirme, kendi ideolojilerini yerleştirme amacıyla yapılan illegal hareketlerdir şeklinde kısaca tanımlamamız mümkündür. Söz konusu yöntemler devlet tarafından diğer ülkelerde gerçekleştirilebileceği gibi, örgütler ve kişiler tarafından kendi devletlerine karşı da yöneltilebilir. Bu durumda, devlet terörü ve devlete karşı terör karşımıza çıkmaktadır.&lt;br/&gt;Ülkemiz uzun yıllardan bu yana gerek yıkıcı sol terör örgütleriyle gerekse bölücü terör örgütleriyle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Terör de amaç mevcut düzeni yıkmaktır, değiştirmektir. Ancak, farklı olarak bölücü terör, ülke topraklarının belirlenen bir kısmında yeni bağımsız bir devlet kurma amacını hedeflemektedir. Türkiyenin karşı karşıya bulunduğu bölücü terör; Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizi kaplayan alanda Bağımsız Bir Kürdistan Devleti kurma yönünde faaliyetlerde bulunmaktadır.  Bu  tür terör faaliyetlerine  maruz kalan  ülkemizde 30.000 insan hayatını sırf terör nedeniyle kaybetmiş, kalkınmaya harcanabilecek olan Trilyonlarca lira da terörle mücadele konusunda sarf edilmek zorunda kalmıştır.&lt;br/&gt;Değişik kaynaklardan faydalanarak meydana getirmeye çalıştığımız lamızda; dünya üzerinde ve ülkemizde görülen terör eylemleri ile ülkemizde faaliyet gösteren teröristlerin sosyal tabanı üzerine değerlendirmelerde bulunmaya&lt;br/&gt;Birinci  bölümde;  genel  olarak terör kavramı  üzerinde durarak tanımına, Dünya üzerinde görülen terör çeşitlerine ve insanları teröre iten sebeplere değindik. terörün tanımı    üzerinde    çeşitli    yorumlar    bulunmasından dolayı, değişik kaynaklardan yararlanarak ortak bir tanım oluşturmaya çalıştık. Çeşitleri konusunda; devlet terörü olarak ve devlete karşı terör ayrımı yapmayı uygun gördük. Devlete karşı terörü de, devrimci, ayrılıkçı, kır, şehir, iç ve uluslararası terör olarak tasnifledik.&lt;br/&gt;Terörün sebepleri olarak; ekonomik, sosyo-kültürel, eğitim ve psikolojik sebepler üzerinde durduk.&lt;br/&gt;İkinci bölümde; terör konusunda özele inerek ülkemizde ki terör üzerinde değerlendirmede bulunduk. Öncelikle,  1970 öncesi,  1970-80 arası,  1980 sonrası şeklinde zaman  dilimlerine  ayırarak  Türkiyede  ki  terörün  tarihsel   gelişimini inceledik. Daha sonra ülkemizde faaliyet gösteren bölücü, sol ve sağ terör örgütleri üzerinde durduk.&lt;br/&gt;Üçüncü bölümde; İstanbul ilinde Emniyet Müdürlüğünde gerçekleştirdiğimiz; an 150 kişilik grup üzerinde yüz yüze mülakat tekniği ile elde ettiğimiz bilgileri detaylı bir şekilde inceleyerek, teröre karışanların kişisel özellikleri, terör konusundaki düşünceleri, ekonomik durumları ve eğitim seviyeleri hakkında değerlendirmelerde bulunduk.&lt;br/&gt;Sonuç bölümünde; değişik &lt;br/&gt;TERÖR KAVRAMI VE SEBEPLERİ &lt;br/&gt;1.1.      TERÖR KAVRAMI &lt;br/&gt;1.1.1.   Kapsam</description></item><item><title>GÜMRÜK BİRLİĞİ TEORİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gumruk-birligi-teorisi-372578.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;Günümüzde Dünyada birbirine zıt iki akım olan küreselleşme ve bölgeselleşme hızla gelişmektedir. &lt;br/&gt;          Küreselleşme akımının en üst düzeyde GATT temsil etmektedir. Bu konuda son yıllarda ilerlemeler kaydedilmiştir.&lt;br/&gt;Türkiye 1980den sonra uyguladığı dışa açılma politikaları ile küreselleşme ve bölgeselleşme akımlarının dışında kalmamak ve çağımız koşullarında gerekli yapısal değişimi büyük ölçüde gerçekleştirmiş bulunmaktadır. &lt;br/&gt;GB (Gümrük Birliği)ne girilmesine takiben Türkiye bölgeselleşme oluşumu içerisine geri dönülmez şekilde girmiştir. Türkiyenin ulusal alanda ilk defa yaşadığı bölgeselleşme sürecinde nelerle karşılaştığı, sürecin getirisi ve götürülerinin neler olacağı zamanla görülecektir, ve bu gerçekleşecek durum henüz kimse tarafından tam olarak kestirilememektedir. Ama kesin olan bu zorlu sürecin Türkiye açısında olumlu olacağıdır.&lt;br/&gt;      Gbnin, kısa dönemde mal akımlarına yanında sermaye ve teknoloji akımlarını yanında getirmesi sonucunda ekonomi ve para politikalarının yakınlaştırılması bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Gb ile bütünleşmek aynı zamanda Dünya ekonomisiyle bütünleşme yolunda büyük adım olmuştur.      &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;GÜMRÜK BİRLİĞİ  TEORİSİ&lt;br/&gt;1.1   Gümrük birliği tanım ve kapsamı&lt;br/&gt;Gümrük birliği teorisinin temelleri  J.Viner tarafından atılmış,daha sonra  J.E  Meade, Markus Fleming, H:G.Johhnson, C.A.Cooper,B.F.Massel, R.G.Lipsey ve Kelvin Lancersteriin katkıları ile geliştirilmiştir. Bir gümrük birliğinin gerçekleştirilebilmesi için iki koşul gereklidir. Bunlar:&lt;br/&gt;           1. gümrük birliğine üye ülkeler arasıındaki gümrük tarifelerinin ortadan kaldırılması,&lt;br/&gt;2. üçüncü ülkelere karşı ortak bir gümrük tarifesi uygulaması.&lt;br/&gt;Vinerden sonra, M:Chocholtiaden ve iktisadi entegrasyona ait eserlerinde J:Harrop ve W:Mole, gümrük birliğinin ekonomik etkilerini modern yöntemlerle analiz etmişler ve konuya yeni boyutlar kazandırmışlardır. Buna göre bir gümrük birliğinin gerçekleşebilmesi için gerekli iki koşuldan birincisi, üye ülkeler arasında rekabeti hızlandıran ve ticareti teşvik eden bir sonuç doğurmaktadır. Gerekli koşullardan ikincisi ise, dış dünyaya karşı ortak bir tarife uygulanması sebebiyle koruyucu bir sonuç doğurmaktadır.&lt;br/&gt;GB, ülkeler arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerde yaşanan beş aşamalı entegrasyon biçiminden biridir. Bu aşamada iki ya da daha çok ülkenin karşılıklı mal ihracat ve ithalatındaki gümrük vergilerini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir sözleşmedir. Bu sözleşmeyle söz konusu ülkeler birliğe üye olmayan ülkeler karşısında, her mal için o malın Birlik üyesi bir ülkeye girişinde benzer bir korunma düzeyi sağlayan Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) benimsemeyi kabul eder. &lt;br/&gt;Bu aşamada temel amaç, Milli ekonomi potansiyellerini birbirine yakınlaştırmak suretiyle yaratılacak daha büyük bir ekonomik potansiyelden faydalanmaktır. &lt;br/&gt;Gümrük Birliği konusuna daha da açıklık getirmek için; &lt;br/&gt;1.Ortak gümrük alanları sınırlarına uygulanabilir, ortak bir gümrük tarifesinin kurulma</description></item><item><title>TÜRK FİRMALARININ ULUSLARARASI PAZARLARDA REKABET STRATEJİLERİ - TEKSTİL VE HAZIR GİYİM SANAYİİ ÖRNEĞİNDE BİR ANALİZ -</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-firmalarinin-uluslararasi-pazarlarda-rekabet-stratejileri--tekstil-ve-hazir-giyim-sanayii-orneginde-bir-analiz--455628.html</link><description>TÜRK FİRMALARININ ULUSLARARASI PAZARLARDA REKABET STRATEJİLERİ - Tekstil ve Hazır Giyim Sanayii Örneğinde Bir Analiz -&lt;br/&gt;Bahadır NECAT&lt;br/&gt;DT Uzmanı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İthalat Genel Müdürlüğü&lt;br/&gt;Bu çalışmada esas itibariyle, genelde Türkiye&quot;de imalat sanayiinde ve ihracatta önemli payı bulunan tekstil ve hazır giyim sektöründe yer alan firmaların başarısına etki eden farklı faktörler ile özelde bu firmalar arasında dış pazarlar için imalatta bulunanların uluslararası pazarlara erişim ve rekabet stratejileri ve bunların işletmelerin başarısına olan etkileri incelenmektedir. Bu amaçla daha çok yapıyı sınayan analiz teknikleri kullanılmıştır.&lt;br/&gt;Çalışmaya esas olan veriler, sektördeki ve oluşturulan örnekte kullanılan firma sayısının fazlalığı gözönünde bulundurularak hazırlanan soru formlarının ihracatçı birlikleri tarafından birliklere kayıtlı bulunan firmalara dağıtılması suretiyle toplanmıştır. Çalışma için 115 işletmeden oluşan bir örnek plan öngörülmüş ve bu plan sanayiin Türkiye&quot;nin illerindeki katma değer açısından dağılımı gözönüne alınarak hazırlanmıştır. Özellikle, yapılan testlerin istatistik olarak güvenilir olmasını teminen katılımı yüksek tutmak amacıyla, bölgesel olarak ağırlıklar gözönüne alınarak Türkiye genelinde dört dağıtım noktasına 300 adet soru formu gönderilmiştir.&lt;br/&gt;Karlılığın veya başarının ölçüsü olarak kar marjı değişkeni soru formundaki 1997 net karı ve 1997 toplam satışları değişkenlerinin oranından elde edilmiştir. Kar marjı değişkeni, yapı itibariyle bir ölçüm değişkeni olup, çeşitli konularda yönlenme ve stratejilerin sorulduğu sıralama değişkenleri bağımsız değişken olarak kullanıldığında ortalamaların karşılaştırılmasına imkan vererek, bu sıralama değişkenlerinin kar marjı veya başka bir deyişle çalışmadaki başarı ölçüsü üzerindeki etkilerini saptamakta kullanılabilir.&lt;br/&gt;Bu yazının hacmini mümkün olduğunca dar tutmak amacıyla aşağıdaki bölümlerde formal hipotez kurulmamıştır. Diğer taraftan, soru formuyla talep edilen bilanço değerleri, ankete katılan firmaların verdikleri bilgiler doğrultusunda değerlendirilmiştir. Yapılan istatistik analizlerde, kurulan hipotezlerin doğrulanmaması halinde, sonuca dair yorumlar teoriye dayanarak ve bu konuda daha önce başka ülke ve/veya firmaların yaşadığı tecrübeden de yararlanmak suretiyle yapılmış olup, sonuca ait değerlendirmede genel kabul görmüş hususlar da kullanılmıştır.&lt;br/&gt;I. Örnek Plan&lt;br/&gt;İncelemede kullanılan örnekte esas itibariyle ait olduğu çerçeve ve sektördeki şirket sayısını ne ölçüde temsil ettiği dikkate alınmamış, sadece yapılan testlerin istatistiki olarak mümkün olduğunca anlamlı olması için azami katılım konusu üzerinde durulmuştur. Ancak, bu örnek plan, temelde tekstil ve hazır giyim üretiminin yarattığı katma değer açısından Türkiye üzerinde coğrafi dağılım gözönüne alınarak oluşturulmuştur.&lt;br/&gt;Tekstil ve hazır giyim üretiminde bulunan işletme sayısı resmi istatistiklerde 4.460 adet olarak görülmektedir. Hisse senetleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında bulunan firma sayısı 37&quot;dir. Bu</description></item><item><title>İSTİHDAM VE İŞE ALMA DESTEKLEMELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?istihdam-ve-ise-alma-desteklemeleri-449936.html</link><description>İSTİHDAM VE İŞE ALMA DESTEKLEMELERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1) Sosyal Diyalog ve İşbirliği Etkili Biçimde Sağlanmalıdır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; İstihdamda bulunan ve istihdam yaratan sosyal kesimler, istihdamla ilgili politikaların ve araçların belirlenmesinde ve uygulanmasında etkin olarak yer almalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; AB ülkelerindeki gibi işçi ve işveren kesimlerinin üzerinde mutabık kaldığı hususlar, yasama faaliyeti ile uygulamaya dönüştürülmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Başta işçi ve işveren kesimleri olmak üzere tüm toplum kesimleri, verimli istihdamın artırılması ve işsizliğin önlenmesi konusunda sorumluluk üstlenmeli, kendi aralarında ve hükümetle işbirliği yapma anlayışı içinde davranmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Devletimizin yürütme ve yasama organları da yürürlüğe konulacak her yasa ve uygulamanın verimli istihdama etkisini dikkate almalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; İşçi ve işveren kesimleri, toplumun ortak menfaat alanını oluşturan verimli istihdam yaratılması konusunda, işletmenin işçisi ve işvereni ile bir bütün oluşturduğu gerçeğinden hareketle,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*çağdaş hak ve özgürlükler ve çalışma koşulları rehber alınarak, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*işsizliğin azaltılması ve işletmelerin rekabet gücünün geliştirilmesi &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;amaçlarını esas almalıdır. Sosyal taraflar her iki amacın da takipçisi olmalı; bu iki amaç arasında denge ve uyum sağlamalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2) Uygulanacak Ekonomi Politikaları Üretim, Yatırım, İhracat ve İstihdamı Temel    Almalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Türkiye&quot;nin, işsizliği önlemesi ve verimli istihdam yaratabilmesi için öncelikle istikrarlı ve yüksek bir büyüme trendine girmesi gereklidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Bu nedenle, enflasyonla sürekli mücadele, ülkenin üretim ekonomisi şartlarına kavuşması ve ihracata dayalı bir kalkınma stratejisinin benimsenmesi kaçınılmazdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; İleri ve öncü teknolojilere dayalı istihdam ve yatırım dostu politikaların uygulanmasına ihtiyaç bulunmaktadır.&lt;br/&gt; Bugün kalkınmada fark yaratmak isteyen tüm ülkelerin benimsediği gibi yerli ve yabancı yatırımcıya elverişli bir yatırım ve işletme ortamı sağlanması hayati önem taşımaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3) Bölgesel İstihdam Farklılıklarını Gidermeye Yönelik, Geri Kalmış Bölgeler için Girişimciliği Destekleyecek Önlemler Alınmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Bölgesel gelişmişlik farklarının giderilmesi için diğer ekonomilere göre çok düşük olan tarımsal verimlilikte atılım yapmak gereklidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Tarımsal üretimin dünya piyasalarına daha duyarlı hale getirilmesi,  tarımsal işletmecilik sisteminin teşvik edilerek geliştirilmesi, AR-GE faaliyetlerine hız verilmesi, dünya koşullarına uygun çağdaş bir destekleme sisteminin uygulanması önem taşımaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Öte yandan, katma değer üretecek modern sanayi ve hizmet yatırımlarının hızla artırılması hedeflenmelidir. Organize Sanayi Bölgelerinin ve Küçük Sanayi Sitelerinin, geri kalmış bölgelerde desteklenmesine önem verilmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Görece geri kalmış bölgelere getirilecek vergi ve prim indirimlerinde kişi başına GSMH düzeyi tek kriter alınmak yerine; DİE&quot;nin İstatistiki Bölge verilerinde esas alınan çoklu parametreler sistemi (NUTS) kullanılmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Bölgesel istihdam farklarını gidermek amacıyla; yerel-bölgesel sanayi merkezlerinin oluşturulması, işgücünün eğitimli ve nitelikli hale getirilmesi, geri kalmış bölgelerde istihdam üzerindeki yüklerin azaltılması, kadın istihdamının artırılması, yerel ve bölgesel düzeyde katılımcılığın güçlendirilmesi vb. politikalar izlenmelidir. Ayrıca bu politikalar, tarım politikaları ile karşılıklı etkileşim içinde bulunmalıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; İl İstihdam Kurulları ve İl Mesleki Eğitim Kurulları da, yerel istihdam ve eğitim politikalarının oluşturulması ve uygulanmasında daha aktif rol oynamalıdır. Bu kurullar daha sık toplanmalı ve eşgüdüm içinde çalışmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4) Tüm Sektörlerde Girişimcilik ve İstihdam Yaratma Teşvik Edilmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Girişimcilik ve inovasyon, sürdürülebilir büyüme ile verimli, sürekli ve &quot;düzgün&quot; işlerin yaratılmasında en önemli unsurlardır. Girişimciliğin gelişmesi ise birçok politikaya bağlıdır. Bunlardan temel olanlar; istikrarlı uygun ekonomik ortam, yasal ve kurumsalyapı ile bürokrasinin kalitesi, nitelikli işgücü imkanı, girişimcilik ve yöneticilik yeteneğinin geliş</description></item><item><title>VZA İLE MALİ TABLOLARINA DAYALI ETKINLIK ÖLÇÜMÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?vza-ile-mali-tablolarina-dayali-etkinlik-olcumu-457762.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Günümüzde yasanan yoğun rekabet, isletmeleri kaynaklarını&lt;br/&gt;etkin ve verimli sekilde kullanmaya, rekabet ettikleri sektör içindeki&lt;br/&gt;performanslarını göreli olarak değerlendirmeye ve etkinlik sınırında&lt;br/&gt;yer almak için referans almaları gereken isletmeleri belirlemeye&lt;br/&gt;zorlamaktadır. Veri Zarflama Analizi (VZA), isletmelerin&lt;br/&gt;kaynaklarını ne ölçüde etkin kullandıklarını belirlemede yararlanılan&lt;br/&gt;parametrik olmayan, doğrusal programlama tabanlı bir yöntemdir. Bu&lt;br/&gt;çalısmada, DMKB 100 endeksinde islem gören metal ana sanayiindeki&lt;br/&gt;13 isletmenin 2003-2007 dönemleri arasındaki mali tablolarına dayalı&lt;br/&gt;etkinlik ve verimlilikleri, iki girdi-iki çıktı kullanılarak VZA&lt;br/&gt;yöntemlerinden çıktı yönlü CCR modeli ile arastırılmıstır. Analiz için&lt;br/&gt;EMS paket programı kullanılmıstır. Ayrıca 2007 yılında çıktı yönlü&lt;br/&gt;CCR modeline göre etkin olmayan isletmelerin etkin ve verimli&lt;br/&gt;konuma geçebilmeleri için kullandıkları girdi-çıktı miktarları ve ait&lt;br/&gt;oldukları sektörde etkin konumda olan isletmelere göre potansiyel&lt;br/&gt;iyilestirme oranları belirlenmistir.&lt;br/&gt;Anahtar Kelimeler: Performans Ölçme, Etkinlik, Veri&lt;br/&gt;Zarflama Analizi, Metal Ana Sanayii.</description></item><item><title>TÜRK ÇALIŞMA MEVZUATININ GELİŞTİRİLMESİNDE ÇALIŞMA MECLİSLERİNİN KATKISI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-calisma-mevzuatinin-gelistirilmesinde-calisma-meclislerinin-katkisi-444883.html</link><description>TÜRK ÇALIŞMA MEVZUATININ GELİŞTİRİLMESİNDE ÇALIŞMA MECLİSLERİNİN KATKISI  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  GİRİŞ &lt;br/&gt; Çalışma Bakanlığı Teşkilat Yasası ile bir danışma organı olarak, Türk Çalışma Hayatında yer alan &quot;Çalışma Meclisi&quot;, çalışma ilişkilerinden kaynaklanan sorunların çözümünde, çalışma hayatının aktörlerini bir araya getirerek uzlaştırıcı, ahenkleştirici ve vizyoncu bir rol oynamıştır. Bugün gelişmiş batı endüstri ilişkiler sistemlerinin yöneldiği, neo-korportarist eğilimler, bu meclislerin oluşturulmasının amaçları arasında yer almıştır. Özellikle günümüzde bile, Türk çalışma hayatının yakalayamadığı üçlü yapıya dayalı müzakere sistemini bu meclisler bünyesinde barındırmıştır. Bundan dolayı da, bağlayıcı nitelikte kararlar alma yetkisi olmadığı halde Türk Çalışma Mevzuatı&quot;nın geliştirilmesinde ve çalışma hayatının diğer sorunlarının tespitinde önemli rol oynamıştır.  &lt;br/&gt; Bu çalışmada, çalışma meclislerinin kuruluşu, yapısı ve faaliyetleri hakkında kısa bir bilgi verilmek istemiştir.  &lt;br/&gt;1. Çalışma Meclislerinin Kuruluşu &lt;br/&gt; Çalışma meclisi, 28.01.1946 tarihinde kabul edilen ve 30.01.1946 tarihinde yürürlüğe giren 4841 sayılı &quot;Çalışma Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri hakkındaki kanun&quot;un 17 nci maddesinde yer alarak kurulmuştur. 4841 sayılı yasanın 17 nci maddesine göre &quot;Çalışma Bakanının veya Müşteşarın başkanlığı altında bakanlıklardan gönderilecek tam yetkili birer temsilci ile 4792 sayılı kanunun 12 nci maddesinde gösterilen işçi ve işveren temsilcilerinden toplu bir çalışma meclisi kurulur.  &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Çalışma Meclisi Bakanlıkça belli edilen zamanda toplanır ve çalışma hayatı ile ilgili olmak üzere bakanlıkça verilecek konular hakkında inceleme ve görüşmelerde bulunarak görüş bildirir.  &lt;br/&gt; Çalışma Meclisinin Ankara dışından gelen işçi ve işveren üyelerine Bakanlıkça konulacak esaslara göre yolluk ödenir.  &lt;br/&gt; 4792 sayılı kanunun 25 nci maddesi hükmü Çalışma Meclisine katılacak işçi üyeler hakkında da uygulanır&quot; denilerek Çalışma Meclislerinin nasıl teşekkül edeceği, faaliyetlerinin nasıl olacağı açıkça belirtilmiştir.  Ancak daha sonra Çalışma Meclisi 1985 yılında ve 18639 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 09 OCAK 1985 gün ve 3146 sayılı &quot;Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun&quot; ile yeniden düzenlenmiştir. 3146 sayılı yasanın 25 nci maddesinde, Çalışma Meclisi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı sürekli kurulları arasında sayılmış, 26 ncı maddesinde ise Çalışma meclisinin oluşumu ve çalışma yöntemi belirtilmiştir.  &lt;br/&gt; 2. Çalışma Meclislerinin Oluşumu ve Çalışma Yöntemleri &lt;br/&gt;  3146 sayılı yasanın 26 ncı maddesine göre &quot;Çalışma Meclisi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanın veya Müşteşarın başkanlığında, Çalışma Genel Müdürü, İşçi Sağlığı Daire Başkanı,   Bakanlıklardan ve Devlet Planlama Teşkilatından iştirak edecek birer temsilci,  &lt;br/&gt;  Üniversitelerin İş Hukuku, Sosyal Ekonomi, Sosyal Siyaset, İş Fizyolojisi, İş Sağlığı, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği, İş Mühendisliği ve gündemdeki konularla ilgili dallarından Yüksek Öğretim Kurulunca seçilecek beş öğretim üyesi, en fazla işçi ve işveren temsil eden konfederasyonlarda her iş kolunda seçilecek işçi ve işverenden meydana gelir. &lt;br/&gt;  Çalışma Meclisi, Bakanlıkça tespit edilen gün ve gündeme göre toplanıp, gündemdeki konular hakkında inceleme ve görüşmelerde bulunarak düşüncelerini bildirmekle görevlidir. Çalışma Meclisinin Ankara dışından gelen işçi temsilcileri, meclis toplantılarına katıldıkları sürece izinli sayılırlar.  Çalışma Meclisinin Sekretarya işleri Çalışma Genel Müdürlüğünce yerine getirilir.&quot; denilerek Çalışma Meclisinin oluşumu ve fonksiyonları açıkça belirtilmektedir. 3146 sayılı yasanın 26 ncı maddesi çok net olarak Çalışma Meclisini bir danışma organı olarak düzenlemektedir. Dolayısıyla Çalışma Meclislerinin aldığı kararlar nitelikleri itibarıyla siyasal erki bağlayıcı özellikte değil, sadece yol göstericidir. Ancak, Çalışma Meclislerini teşkil eden unsurların kaynağı, kararların içeriği ve öngörülen hedefler dikkate alındığında, Çalışma Meclislerinin</description></item><item><title>TÜRKİYEDE SANAYİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyede-sanayi-349213.html</link><description>TÜRKİYE&quot;DE  SANAYİ:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Giriş: Topraktan ve ya toprak altından elde edilen hammaddeler,sanayi yolu ile tüketime elverişli hale getirilir.sanayi adı altında toplanan farklı işlerden bir kısmı el ve tezgah işleri dır.Her ikisinin de, belirli bir hammaddenin maddeye dönüştürülme işlemi yapılır.  Bu işlem  yaplırkende  iki önemli faktör devreye  girer.  İşçi ve enerji, Bu  iki faktörün  yanında  kapital  ile  hammaddenin  imalata   dönüştürülmesi   hedeflenir . Görüldüğü gibi geniş anlamı ile sanayi işlenmiş yada işlenmemiş maddelerin,fabrikada veya imalathanelerde işlenerek,kullanılır hale getirilmesidir.&lt;br/&gt;                 &lt;br/&gt;                    Önceleri, bütün hammaddeler elde veya tezgahlarda işlenir.  XVIII.yüzyıl sonlarına doğru buhar gücünün bulunması ve bu enerjinin sanayi de  kullanılması ile doğan büyük endüstri,XIX. Yüzyıl içinde egemen duruma geçti öyleki el tezgahları ve el sanatlarına dayalı küçük imalat sanayi kaybolmaya başladı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                 Büyük sanayi nin hızla gelişmesi sonucunda her ülke sanayisinin gelişmesine önem vererek ülkeler hammaddelerini kendileri işlemeye çalışmaktadırlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        ÜLKEMİZDE BÜYÜK SANAYİ&quot;NİN KURULMASININ EVRELERİ: &lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;                Ülkemizde büyük sanbayinin kurulması çok eskiye dayanmaktadır.Bununla birlikte  sanayi  kuruluşu  sırasında ,     gerekli koruma tedbirleri alınıp,yeni sanayi kollarının geliştirilmesi pek olası değildir. Çünkü Osman lı devleti XVI yüzyılda Avrupa devletleri ile Kapitülasyonlar adı verilen anlaşmalar imzalamıştır.     Önceleri yararlı&lt;br/&gt;olan  bu anlaşmalar daha sonraları     Osmanlı devletinin gerilemesinde büyük rol oynamıştır. Bunun sonucunda sanayiinin gelişmesine engel olmuştur.&lt;br/&gt;                          Bu dönemde ülke isteğini karşılayacak bir takım küçük kuruluşlar bulunmaktaydı. Bunlar.&lt;br/&gt;           *Toprak ürünlerini ülke içinde tüketebilecek hale getirmek için kurulanlar;yağ,sabun,değirmencilik ,makarna,sebze ve konserve gibi.&lt;br/&gt;            *Besin sanayi ile ispirto içki ve tütün sanayi&lt;br/&gt;            *Daha çok köylü ve askerin gereksinimini karşılamak üzere bazı dokuma işleri.&lt;br/&gt;            *Dericilik&lt;br/&gt;            *Dışardan getirilmesi güç ve pahalı olan bazı yapı malzemesi hazırlanması,örneğin tuğla,çimento gibi.&lt;br/&gt;            *Birkaç geni ve makine onarım evi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            Bu kuruluşlardan hemen hiç biri ülke gereksinimini  karşılayacak durumda değildi.bir çoğu büyük fabrika olmaktan çok,yarı tezgah işi biçimindeydi.Hiç biri Avrupa ile yarışacak durumda değildi.Ayrıca bu işletmelerin Büyük çoğunluğu yabancı yatırımlar ile kurulmuştur. Lozan antlaşması ile,1923 &quot;de kapitülasyonlar kaldırılınca,ülkede sanayi alanında hafif kıpırdamalar başladı. 5 yıl içinde, önce 1927 tarihinde Teşviki Sanayi kanunu çıkarıldı. Bu kanun ile ülkede sanayi nın canlanması amaçlanmıştır. 1929 ithal malları üzerinde gümrük vergisi kullanılmaya başlanılmıştır. Daha sonra Sanayi ve Madden Bankası , 1933 te de Sümerbank adını almıştır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                     TÜRKİYE&quot;DE SANAYİNİN GELİŞMESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Ülkemizde sanayi kısa sürede hem çok hızlı gelişmiş ve çeşitlenmiştir.Ekonomimizde göze çarpan başlıca özeliklerden birisi budur.Bu gelişme son 30-40 yıl içinde olmuştur.Türkiye&quot;de sanayiinin gelişimi nin başlangıcı Cumhuriyet olmuş ancak bunun gelişmesi ve çeşitlenmesi 1950 &quot;den sonra olmuştur. Ülkemizde bu gün sanayide çalışan nüfus %12 dır.Ülkemizde ilk yılardan başlamak üzere sanayi alanaınadaki gelişmeler     daha çok tarıma dayalı sanayi alanında olmuştur.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;           &lt;br/&gt;           TÜRKİYE&quot;DE SANAYİNİN GELİŞMESİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER:&lt;br/&gt;      &lt;br/&gt;         1-Çeşitli ve bol hammadde varlığı&lt;br/&gt;         2-Gerekli eneji için ülkemizde zengin taş kömürü  ve yakınında demir yatakları bulunması. Güçlü ve bol su kaynakları&lt;br/&gt;        3-Son yıllarda  termik santrelerin doğal gaza dönüştürülme çalışmalarına önem verilmektedir.&lt;br/&gt;        4-Hıdro-elektrik santralerine gelince ;akarsuların suyun düşüş güçünden elektrik enerjisi sağlamak için son yıllarda büyük barajlar yapılmış ve bir kısmada yapılmaktad</description></item><item><title>KOBILERE (KÜÇÜK VE ORTA BÜYÜKLÜKTEKI ISLETMELER) ILISKIN BAZI TEMEL KAVRAM VE BILGILER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kobilere-(kucuk-ve-orta-buyuklukteki-isletmeler)-iliskin-bazi-temel-kavram-ve-bilgiler-435938.html</link><description>IÇINDEKILER&lt;br/&gt;GIRIS *&lt;br/&gt;BIRINCI BÖLÜM&lt;br/&gt;1.1. KOBI&quot;LERE (KÜÇÜK VE ORTA BÜYÜKLÜKTEKI ISLETMELER) ILISKIN BAZI TEMEL KAVRAM VE BILGILER * &lt;br/&gt;1.1.1 Isletme * &lt;br/&gt;1.1.2 Girisim ( Tesebbüs ) * &lt;br/&gt;1.1.3 Girisimci ( Mütesebbis ) *&lt;br/&gt;1. 2. TÜRKIYE&quot;DE &quot; KÜÇÜK VE ORTA BOY ISLETME &quot; KAVRAMI * &lt;br/&gt;1.3. DÜNYADA &quot; KÜÇÜK VE ORTA BOY ISLETME &quot; KAVRAMI * &lt;br/&gt;1.3.1 Avrupa Toplulugunda &quot; Kobi &quot; Tanimi * &lt;br/&gt;1.3.2. OECD Ülkelerinde KOBI Tanimi * &lt;br/&gt;1.3.3. DOGU ASYA Ülkelerinde KOBI Tanimi *&lt;br/&gt;1.4. KOBILERIN TARIHSEL GELISIMI * &lt;br/&gt;1.5. TÜRKIYE&quot;DEKI KOBI&quot;LERIN YAPISI VE ÖZELLIKLERI * &lt;br/&gt;1.6. KOBILERIN TÜRKIYE EKONOMISINDEKI YERI * &lt;br/&gt;1.7 KOBI&quot;LERIN DÜNYA EKONOMISINDEKI YERI * &lt;br/&gt;1.8 AVRUPA BIRLIGINDE KOBI&quot;LERLE ILGILI EKONOMIK GÖSTERGELER * &lt;br/&gt;1.9 AVRUPA BIRLIGINDE KOBI&quot;LERE YÖNELIK DEVLET YARDIMLARI * &lt;br/&gt;1.10 KOBI&quot;LERIN EKONOMIK VE SOSYAL SISTEME KATKILARI * &lt;br/&gt;1.11 KOBI&quot;LERIN AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI * &lt;br/&gt;1.11.1 Avantajlari * &lt;br/&gt;1.11.2 Dezavantajlari * &lt;br/&gt;IKINCI BÖLÜM&lt;br/&gt;2.1 IHRACAT NEDIR? * &lt;br/&gt;2.2 IHRACATIN ISLETMELER VE ÜLKE EKONOMISI AÇISINDAN YARARLARI * &lt;br/&gt;2.3 IHRACATIN ÖNEMI VE IHRACATI BELIRLEYEN FAKTÖRLER. * &lt;br/&gt;2.3.1 Makro Belirleyiciler * &lt;br/&gt;2.3.2 Mikro Belirleyiciler *&lt;br/&gt;2.4 IHRACAT SEKILLERI VE IHRACATLA ILGILI YASAL DÜZENLEMELER * &lt;br/&gt;2.4.1 Serbest Ihracat * &lt;br/&gt;2.4.2 Kayda Bagli Ihracat * &lt;br/&gt;2.4.3 Özelligi Olan Ihracat * &lt;br/&gt;2.4.3.1 Kredili Ihracat * &lt;br/&gt;2.4.3.2 Bedelsiz Ihracat * &lt;br/&gt;2.4.3.3 Geçici Ihracat * &lt;br/&gt;2.4.3.4 Konsinye Ihracat * &lt;br/&gt;2.4.3.5 Kiralama Yoluyla Ihracat *&lt;br/&gt;2.5 IHRACATTA ÖDEME YÖNTEMLERI (TAHSILAT ISLERI) * &lt;br/&gt;2.5.1 Açik Hesap * &lt;br/&gt;2.5.2 Poliçeli ( Vesaik Mukabili ) Ödeme * &lt;br/&gt;2.5.3 Pesin ödeme * &lt;br/&gt;2.5.4 Akreditifle Ödeme *&lt;br/&gt;2.6 IHRACATIMIZDA KOBILERIN YERI VE ÖNEMI * &lt;br/&gt;2.7 IHRACATIN KOBI&quot;LERE SAGLADIGI AVANTAJLAR * &lt;br/&gt;2.8 KOBILERIN IHRACAT AMAÇLARI * &lt;br/&gt;2.9 TÜRKIYE&quot;DE KOBI&quot;LERIN IHRACAT DURUMLARI * &lt;br/&gt;2.9.1 KOBI&quot;LERIN IHRACAT SORUNLARINA GENEL BIR BAKIS * &lt;br/&gt;2.9.1.1 KOBI&quot;lerin Isletme Bazindaki Ihracat Sorunlari * &lt;br/&gt;2.9.1.2 KOBI&quot;lerin Ülke Bazindaki Ihracat Sorunlari * &lt;br/&gt;2.9.2 KOBI&quot;LERDE IHRACATIN FINANSMANI * &lt;br/&gt;2.9.3 Kobi&quot;lere Yönelik Ihracat Tesvik Kredileri * &lt;br/&gt;2.9.3.1 KOBI&quot;lere Yönelik Ihracat Tesvik Kredisinin Amaci Nedir? * &lt;br/&gt;2.9.3.2 SEVK ÖNCESI IHRACAT KREDILERI (SÖIK) * &lt;br/&gt;2.9.3.2.1 Sevk Öncesi KOBI Ihracat Kredisi * &lt;br/&gt;2.9.3.2.2 Sevk Öncesi Kalkinmada Öncelikli Yöreler Ihracat Kredisi * &lt;br/&gt;2.9.3.2.3 Sevk Önceki Döviz Ihracat Kredisi *&lt;br/&gt;2.10 ISLETMELERIN IHRACATTA BASARI SANSININ ÖLÇÜLMESI * &lt;br/&gt;2.11 KOBILERIN IHRACATTA PAZAR PAYI VE PAZARDAKI YETERSIZLIKLERININ NEDENLERI * &lt;br/&gt;2.12 GÜMRÜK BIRLIGININ KOBI&quot;LER VE IHRACATIMIZ ÜZERINE ETKILERI * &lt;br/&gt;ÜÇÜNCÜ BÖLÜM&lt;br/&gt;3.1 KOBILERIN IHRACATTA ÖRGÜTLENMELERI * &lt;br/&gt;3.1.1 Ihracatta Örgütlenmenin Gerekliligi * &lt;br/&gt;3.1.2 Kobi&quot;lerin Ihracatta Örgütlenme Nedenleri * &lt;br/&gt;3.1.3 Ülkemizde Ihracatta Örgütlenmeye Yönelik Uygulamalar *&lt;br/&gt;3.2 IHRACATTA ÖRGÜTLENMEYE YÖNELIK YENI BIR MODEL : SEKTÖREL DIS TICARET SIRKETLERI ( SDS) * &lt;br/&gt;3.2.1 SDS&quot;leri Olusturan Ortaklarin Sorumluluklari * &lt;br/&gt;3.2.2 Sektörlerde SDS Ihtiyacini Doguran Nedenler *&lt;br/&gt;3.3 SDS&quot;NIN YARARLARI * &lt;br/&gt;3.4 SDS&quot;LERE SAGLANAN KOLAYLIKLAR * &lt;br/&gt;3.5 TÜRKIYE&quot;DE SEKTÖREL DIS TICARET SIRKETLERINE ILISKIN MEVCUT YAPI * &lt;br/&gt;3.5.1 SDS&quot;lerin Illere ve Sektörlere Göre Dagilimi * &lt;br/&gt;3.5.1.1 Kurulan SDS&quot;lerin Ortak Sayisi * &lt;br/&gt;3.5.1.2 Sermaye Miktari *&lt;br/&gt;3.6 SDS&quot;LERIN KURULUS AMAÇLARI * &lt;br/&gt;3.7 KURULAN SDS&quot;LERIN IHRACAT PERFORMANSLARI * &lt;br/&gt;3.8 TÜRKIYE&quot;DE MEVCUT SDS MODELINDEN BEKLENEN FAYDALAR * &lt;br/&gt;3.8.1 Profesyonellerce Yürütülecek Etkin Pazarlama Faaliyeti * &lt;br/&gt;3.8.2 Standardizasyon * &lt;br/&gt;3.8.3 Kurumsallasma * &lt;br/&gt;3.8.4 Ihracat Maliyetinde Toplam Düsüs * &lt;br/&gt;3.8.5 Isletmelerdeki Eksik Potansiyelin Faaliyete Geçirilmesi * &lt;br/&gt;3.8.6 Nitelikli Insan Kaynagi Meydana Getirme * &lt;br/&gt;3.8.7 Üretim Maliyetini Ucuzlatmak * &lt;br/&gt;3.8.8 Rekabette Üstünlük Saglamak * &lt;br/&gt;3.8.9 Ürünlerin Yurt Disi Tanitimlari * &lt;br/&gt;3.8.10 Dagitimda Etkinlik * &lt;br/&gt;3.8.11 Etkili Bilgi Akisi *&lt;br/&gt;3.9 KOBI&quot;LERE VE SDS&quot;LERE IHRACATTA DEVLET YARDIMLARI VE DESTEKLERI * &lt;br/&gt;3.9.1 Arastirma-Gelistirme (Ar-Ge) Yardimlari * &lt;br/&gt;3.9.1.1 AR-GE Faaliyetinde Bulunan Kuruluslara Proje Destegi * &lt;br/&gt;3.9.1.2 Ürün Gelistirme ve Stratejik Odak Konulari Projelerine Sermaye De</description></item><item><title>IK UZMANLIGI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ik-uzmanligi-436126.html</link><description>DEĞİŞEN YÖNLERİYLE PERSONEL YÖNETİMİ: İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ&lt;br/&gt;Araş.Gör. Aşkın KESER &lt;br/&gt;Uludağ Üniversitesi, İ.İ.B.F., Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Giriş:&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY-Human Resources Management) kavramı, son yıllarda, çalışma hayatında geniş yankı uyandıran  bir yönetim yaklaşımı olmuştur. Tarihsel perspektifine bakıldığında, Bilimsel Yönetim yaklaşımı ile başlayan yönetim felsefesi, günümüzde İnsan Kaynakları Yönetimi aşamasına ulaşmıştır. Modern bir yönetim anlayışını ifade etmekte olan İnsan Kaynakları Yönetimi; işletmelerde çalışan bireylerin ihtiyaçları, eğitim ve geliştirilmeleri gibi konulara odaklanmış olup insan odaklı bir anlayışı benimsemektedir. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;İnsan Kaynakları Yönetimi, personel yönetimi anlayışına da birtakım yenilikler getirmiştir. Personel yönetimi sürecinde, çalışanlarla ilişkiler geliştirici ve işbirliğine dayalı, problem çözümünde iş görenlerin katılımına başvuran, değerlerde çalışanlara ve müşteriye odaklanan  bir anlayış ortaya çıkmıştır. Bu dönüşümle birlikte, klasik personel yönetim anlayışının yerini modern bir yönetim yaklaşımı almıştır. Personel yönetimi anlayışından insan kaynakları yönetimine geçişte işletmelerin yapısının önemli olduğu söylenebilir. Özellikle aile işletmelerinin ve  küçük işletmelerin  ya  personel  yönetimi uygulamalarına devam etmekte oldukları ya da  personel yönetimi uygulamalarına insan kaynakları  yönetimi altında uygulamaya devam ettikleri görülmektedir.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;İnsan Kaynakları Yönetimi Kavramı&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;İşletmeler için rekabet kavramı, geleneksel dar kalıplara sığdırılmış tanımlamasının ötesinde bir şeyler ifade etmeye başlamıştır. Esas itibariyle, rekabet stratejileri, dengeli ücret politikası ve verimlilik ilişkisini aşarak, yüksek üretim kalitesi, ürün çeşitlemesi, yaratıcılık ve pazarda hızlı hareket edebilme gibi yeni konseptleri kapsamaya başlamıştır. Böylece, yeni rekabet anlayışı beraberinde insan kaynakları politika ve uygulamalarında önemli bir organizasyonel değişimi getirmiştir. (Büyükuslu, Ekim 1998, s.11) Bu noktada işletmelerin başarılı örgütsel yaşam evreleri geçirmelerinin, insanın artan önemini dikkate alınması şartına bağlı olduğu görülmektedir. (Storey-Sısson; 1993, s.1) İşletmelerin artan rekabet ortamında başarıyı hedeflemeleri açısından insan faktörünün gözden kaçırılmaması düşüncesi çalışma hayatında özellikle son yıllarda kabul görmüş ve bu düşünce işletmelerin misyon ve vizyon gibi temel örgüt kültürü unsurlarında yer almıştır. İnsanın, psiko-sosyal bir varlık olması (bireyin duygu ve düşünceleri ile bir bütün olması dikkate alınırsa)  üretim faktörleri içinde  doğal olarak farklı bir yere ve öneme sahip olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Bu düşünce doğrultusunda örgütlerdeki insan kaynağının yönetimi de ayrı bir önem arz etmektedir. Örgütsel gelişmelere paralel olarak gelinen aşamada, İnsan Kaynakları Yönetimi konusunun daha geniş bir şekilde analiz edilmesini ve işletmelerde çalışan insan kaynağına daha fazla yatırım yapılmasını gerekli kılan politikaların benimsenmesini desteklemektedir.  Bu noktada İnsan Kaynakları Yönetimi kavramına ilişkin bir çok tanıma rastlanmaktadır. Bunlar:&lt;br/&gt;*         İnsan Kaynakları Yönetimi; İşletmelerin hedeflerine ulaşabilmeleri için gerekli olan işlevleri gerçekleştirecek yeterli sayıda vasıflı elemanın işe alınması, eğitilmesi, geliştirilmesi, motive edilmesi ve değerlendirilmesi işlemidir  (Boone-Kurtz; 1988, s.266). &lt;br/&gt;*         İnsan Kaynakları Yönetimi, Organizasyon ve çalışanlar arasındaki ilişkileri etkileyen tüm yönetim karar ve hareketleridir. (Armstrong; 1992, s.175). &lt;br/&gt;Genel anlamda İnsan Kaynakları Yönetimi&quot;nin, insana odaklanmış, çalışanların ilişkilerini yönetsel bir yapı içinde ele alan, kurum kültürüne uygun çalışan politikalarını geliştiren ve bu yönüyle kurum yönetiminde kilit  işlev görevi gören bir fonksiyona sahip bulunduğu söylenebilir. (Fındıkçı, 2000, s.14)&lt;br/&gt;Bu tanımlar ışığında İnsan Kaynakları Yönetimi,  insan faktörünün işletme hedefleri doğr</description></item><item><title>KALDER KIYASLAMA PROJESİ SÜREÇ YÖNETİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kalder-kiyaslama-projesi-surec-yonetimi-443684.html</link><description>KalDer KIYASLAMA PROJESİ SÜREÇ YÖNETİMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kıyaslama, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;öğrenen organizasyon anlayışının önemli bir parçası,&lt;br/&gt;bir öğrenme ve öğretme, &lt;br/&gt;anlama ve uyarlama, &lt;br/&gt;paylaşma ve gelişme &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;sürecidir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kuruluşun iyileştirme önceliği olan süreçlerinde en iyiyi veya daha iyileri araştırmak, bulmak, öğrenmek ve kendi süreçlerine uyarlayarak sürekli iyileşmeyi sağlamak  sürecidir.</description></item><item><title>TOLERANS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tolerans-348088.html</link><description>TOLERANS&lt;br/&gt;Bir resim Özerine konulan ölçülerin, yapım anında işçi tarafından elde edilen ölçülerdeki en büyük ve en küçük değerleri belirtmesi parçanın sıhhatli çalışması bakımından önemlidir. Bilhassa birbirine takılarak beraber çatışacak parçalara konulacak ölçüler, takılış ve görev yapma özelliklerini de belirtmelidir. Bu özellikler TOLERANS VE ALIŞTIRMA İŞARETLERİ ile belirtilir.&lt;br/&gt;Resim Özerinde verilen ana ölçülerin özel aletler, iş kalıpları, otomatik makinalar, mastarlar ve çok hünerli işçiler kullanmak suretiyle dahi tam olarak elde edilmesine imkan yoktur. Elde edilen ölçü, resim üzerindeki değerden ya biraz büyük veya biraz küçük olacaktır. Aynı bir parçadan birkaç tanesi aynı tezgah aynı Ölçü aletleri ve yay m işçi tarafından yapıldığı halde, hepsi aynı ölçü aleti ile ayrı ayrı ölçüldüğü zaman dahi, her birinin ölçüsü arasında milimetrenin askatları ile ölçülebilen farkların varlığı görülmektedir. Yani resim üzerinde verilen ölçüler iş üzerinde tam olarak elde edilemez. Elde etmeye çalışmak ise gereksiz bir çok masraflara yol açar. Bu sebeple her bir ölçü, parçanın çalışmasında hiçbir sakınca meydana getirmeyecek hata miktarını belirten Â«TOLERANSLARIÂ&#187; taşımalıdır. Böylece parçanın yapımında müsaade edilen hata miktarlarını seçmek görevi de Mühendis, Teknisyen ve Konstrüktörlerin omuzlarına yüklenmektedir. Ölçülerdeki çok büyük tanrılıklar yani çok küçük hata payları fazla masrafları gerektirdiğine göre Konstrüktör çok yakın hata paylarından kaçınacaktır, fakat parçanın görevini gözönüne alarak fazla toleransa da müsaade etmeyecektir.&lt;br/&gt;Birbirleriyle değiştirilebilen yedek parça yapımının zarureti, ölçüler üzerinde toleransların belirtilmesinin en önemli sebebini teşkil eder. Çünkü, bir makinanın bozulan bir parçası sökülüp yerine aynı özellikleri taşıyan ve piyasadan hazır olarak kolayca temin edilebilen yenisini takıp, makinayı Hemen çalışır hale getirme imkanları ancak bu sayede sağlanmış olur. Yedek parça yapımı olmayınca modern bir endüstri mevcut olamaz. Toleranslı ölçülendirme olmayınca da yedek parça yapımı yar olamaz. Çünkü başka başka yerlerde, başka başka şahıslar tarafından aynı tamlıktaki parçalar ancak toleranslı ölçülerle elde edilebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil 1. Toleransların gösterilmesi&lt;br/&gt;LİMİT ÖLÇÜLERİ&lt;br/&gt;(SINIR ÖLÇÜLERİ)&lt;br/&gt;Eskiden, birbirine   takılacak parçaların   ölçülendirilmesinde   kullanılan metot şu idi, her iki parçanın resimleri yan yana çizilir. Şekil1a da görüldüğü gibi her iki resme de aynı ölçü konulur ve birbirine nasıl takılacakları Â«Serbest geçmeÂ&#187; Â«Sıkı geçmeÂ&#187; gibi açıklama yazılarak belirtilirdi. Alıştırma kalitesi doğrudan doğruya işçinin maharetine kalırdı. Bugün ise Şekil 1-b de görüldüğü gibi, ölçü rakamlarının sağ tarafına konulan rakamlarla kabul edilebilecek hata paylan belirtilir, işçi resme baktığı zaman parçayı hangi ölçüler arasında yapacağını kolayca fark eder ve gerekil ölçü aletleriyle bu değerler arasında ölçü elde ettiği zaman iki parça arasındaki uygunluk kendiliğinden meydana gelmiş olur.&lt;br/&gt;Şekil 1-b deki deliğin AO ölçüsü, deliğin esas boyut ölçüsüdür. Bu ölçünün yanındaki değerlerin buna eklenmesi veya çıkarılmasıyla elde edilen; 40 4- 0,1 = 40,1 mm ve 40 â€” 0.05 = 39,95 mm ölçüleri LİMİT ÖLÇÜLERİ (sınır ölçüleri) dır. Yani deliğin yapılabileceği en büyük ve en küçük çap ölçüleridir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil 2. Sınır Ölçüleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sınır ölçülerinin en büyüğüne (40.1) Â«En büyük ölçüÂ&#187; (Maksimum ölçü) (Dg). en küçüğüne (39,95) Â«En küçük ölçüÂ&#187; (Minimum ölçü) (Dk)  adı  verilir  (Şekil .2-a).&lt;br/&gt;Bu iki ölçü arasındaki farka da TOLERANS denir ve T ile gösterilir. Yukarıdaki ölçüye göre;&lt;br/&gt;Maksimum ölçü Dg = 40,10 mm &lt;br/&gt;Minumum   ölçü Dk = 39,95 rom&lt;br/&gt;      T = 0,15mm dır.&lt;br/&gt;Resim üzerindeki parçanın esas ölçüsünü belirten ölçüye Â«Nominal ölçü veya Anma ölçüsüÂ&#187; denir ve N harfi ile gösterilir (Şekil .1 de 40 ölçüsü)&lt;br/&gt;Birbirine alıştırılmış miller ve deliklerde, iç ve dış parçaların meydana getirdiği geçmelerde ya bir sıkılık veya boşluk vardır. Boşluklar S ve sıklıklar U ile gösterilir (Şekil 2-b). S boşluğu delik büyük</description></item><item><title>BEYİN GÖÇÜ KAVRAMI VE KAPSAMLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?beyin-gocu-kavrami-ve-kapsamlari-358037.html</link><description>BEYİN GÖÇÜ KAVRAMI VE KAPSAMLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1. Beyin Göçü:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      &quot; Beyin göçü iyi eğitim görmüş, kalifiye, nitelikli, seçkin, uzman ve yetenekli işgücünün yetiştiği az gelişmiş/ gelişmekte olan bir ülkeden gelişmiş bir ülkeye en verimli olduğu dönemde çalışmak/araştırma yapmak için akışı/göçü olarak tanımlanabilir.  Kıt ve sınırlı kaynakları ile yetiştirdiği değerli beyinleri kaybeden az gelişmiş/gelişmekte olan ülkelerin beyin göçü nedeni ile gelişmeleri daha da yavaşlarken, gelişmiş ülkelerin yetişmiş beyinlere daha yüksek ücret ve daha iyi olanaklar sağlaması ile gelişmeleri daha da hızlanmaktadır. Beyin göçü ülkeler arasındaki gelişmişlik farkının daha da artmasına neden olmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Beyin göçü 1960&quot;lı yıllarda başlamış olup, önce doktorlar, mühendisler ve sonra bilim adamları arasında yaygınlaşmıştır. Beyin göçü iç ve dış beyin göçü olarak ikiye ayrılabilir. Ülke içindeki beyin göçüne iç ve ülke dışına olan beyin göçüne ise dış beyin göçü adı verilir. Ülkemizde iç beyin göçü çoğunlukla devlet sektöründen özel sektöre olmaktadır. Örneğin Devlet Üniversitelerinden Vakıf Üniversitelerine Öğretim Üyesi erozyonu veya devlet dairelerinden yetişen elemanların özel sektöre geçişi iç beyin göçü olarak adlandırılabilir. İç beyin göçünün ülke açısından pek fazla zararı yoktur. Dış beyin göçü ise iyi yetişmiş yetenekli işgücünün gelişmiş ülkelere akışı şeklinde algılanabilir ve ülkeye zararı çok büyüktür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Türkiye beyin göçü en fazla olan 34 ülke içinde 24. sırada yer almakta olup, maalesef iyi eğitim gören yüz kişiden 59&quot;unu elinden kaybetmektedir. Beyin göçü Dünyada&quot; da önemli bir sorundur. Beyin göçünün fazla verildiği ülkeler arasında Hindistan, Pakistan, Birleşik Devletler Topluluğu, Çin, Filipinler, Cezayir, Fas, Tunus, İran, Mısır, Nijerya, Türki Cumhuriyetler vs. de vardır. Önemli ölçüde beyin göçü alan ülkeler arasında ABD, Kanada, Avustralya, G. Afrika, Almanya, Fransa vs gibi ülkeler vardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Gelişmiş ülkeler arasında bile beyin göçü söz konusudur. Örneğin Kanada ve İngiltere&quot;den ABD&quot;ye beyin göçü söz konusudur. Kanadalılar daha iyi iş olanakları, yüksek ücret ve daha düşük vergi nedeniyle ABD&quot;de çalışmayı tercih etmektedirler. Kanada&quot;dan dışarıya olan beyin göçü kadar da Kanada kendisi dışarıdan beyin göçü aldığından gidenler ve gelenler birbirini dengelemektedir. Çoğunlukla gelenler daha fazla olmaktadır. Türkiye, Hitler döneminde Yahudi bilim adamlarına kucak açmış ve son on yıldır özellikle Sovyetler Birliğinin dağılması ile birlikte Türki Cumhuriyetlerden bir miktar beyin göçü alsa da bunu iyi değerlendirdiğini söylemek doğru olamayacaktır&quot;(1).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.2. Beyin Göçünün Sınıflandırılması:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &quot;Beyin göçü kavramının daha iyi ifade edilebilmesi için dört farklı kategoriye ayırabiliriz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      1.1.2.1. Beyin Bolluğu (taşması): &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir ülkedeki vasıflı elaman fazlasından yararlanılamaması ve bu elemanların vasıflı eleman talebi bulunan ülkeler tarafından emilmesidir. Bu tür bir beyin göçünü ülkenin mevcut işsizlik problemine ilaveten plansız ve karşılaştırmalı olarak maliyeti düşük alanlara yönelik eğitim politikası da teşvik etmektedir. Beyin bolluğuna yüksek oranda vasıflı elaman yetiştirme, düşük istihdam, vasıflı elamanları uzmanlık alanlarında istihdam edilebilme oranının düşüklüğü, yetişen elemanlarda tecrübe ve rekabet eksikliği yol açmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Beyin gücü fazlası hem soyut hem de duygusal açıdan değerlendirilebilir. Beyin üretimi fazlalığı olmasına rağmen, bazen yetişen beynin iş için çok iyi, bazen de işin yetişen beyin için çok iyi olması beyinden yararlanamayı artıkmaktadır. Böyle bir beyin gücü fazlalılığının fırsat maliyetinin sıfır olması nedeniyle bu beyin gücünün yurt dışına gitmesi ülke ekonomisine (kısa vadede veya görünürde) zarar vermezken, işsizlik probleminin çözümüne dahi yardımcı olabilir. Bu tür bir beyin gücü fazlalılığının oluşumuna katkı yapan en büyük faktörlerden biri de ülke ekonomisinin ihtiyaç duyduğu alanlarda elaman yetiştirmeyip, daha az ihtiyaç duyduğu (kullanabileceği alanlarda)</description></item><item><title>İŞ ETÜDÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?is-etudu-450278.html</link><description>1.1.   İş Etüdünün Tanımı                &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Literatürde en fazla kabul edilen ve kullanılan iş etüdü tanımı, İngiliz standartlar Sözlüğü tarafından yapılmıştır. Buna göre İş Etüdü, gelişme olanağı yaratabilmek amacıyla, belirli bir olayı yada etkinliği ekonomiklik ve etkenlik yönünden etkileyen tüm kaynakları ve etmenleri dizgesel olarak araştırmaya yönelik ve insan çalışmasını geniş kapsamda inceleyen bir teknik olup özellikle metot(yöntem) etüdü ve iş ölçümü teknikleri için kullanılan genel bir terimdir.&lt;br/&gt;Yukarıdaki uzun ve detaylı tanımlamaya karşılık daha kısa ve özlü tanımlamalarda yapılmaktadır. Bunlardan birine göre iş etüdü, bir işin analizinde kullanılan sistematik bir prosedürdür. Diğer bir taraftan Uluslar arası çalışma örgütü (ILO:International Labour Organization) iş etüdünü, tanımlanmış bir faaliyetin gerçekleşmesi için gerekli insan ve malzeme kaynaklarının en uygun kullanımını sağlamaya yönelik, metot etüdü ve iş ölçümü tekniklerinin oluşturduğu bir terimdir şeklinde tanımlamaktadır(Wild, sh:127).&lt;br/&gt;Daha sonraki bölümlerde bahsedilecek eleştirisel bakış açısı,soruşturma tekniği ve tüm metoda üstten bakıp değerlendirme prensipleri sadece İş Etüdü&quot;nün değil,aynı zamanda endüstri mühendisliğinin de temel ve en önemli noktalarındandır.&lt;br/&gt;1.2.İş Etüdünün Amaçları&lt;br/&gt;Mal veya hizmet üreten tüm üretim sistemlerinde iş etüdünün kullanılmasının nihai amacı, verimliliği artırmaktır. Bu sonuca ulaşılması için birtakım alt amaçların gerçekleştirilmesi gereklidir. Bu amaçlar gerçekleştirilmeye çalışılırken uyulması gereken temel varsayımlardan biri de işlerin tanımlı fonksiyonlarından herhangi bir kayba izin verilmemesi gereğidir. Böylece, tanımlanmış bir iş ile ilgili faaliyetler, bu işin yapılmasından beklenen fonksiyonlar dikkate alınarak değerlendirilirler. Söz konusu amaçlar bu görüşler ışığında aşağıdaki gibi ele alınabilirler:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2.1Gereksiz faaliyetlerden kurtulmak:&lt;br/&gt; Üretimde iş etüdü çalışmasının kullanılmasıyla elde edilmesi beklenen somut sonuçlardan birini oluşturur. Amacın temel felsefesi, bir işi yapmanın en iyi yolunun onu, en az hareketle gerçekleştirme prensibi olarak ifade edilebilir. Bu yaklaşım aslında bir yaşam felsefesi olarak genelleştirilmektedir. Burada elimine edilmeye çalışılan faaliyetler, genel olarak emek ile ilgili olanlardır. Böyle bir eliminasyon ise işgücü maliyetlerinde azalmaya neden olacak ve ürünlerin rekabet gücünü artıracaktır. Tanımlanmış bir işin yapılışında, gereksiz faaliyetlerden kurtulmak genel olarak üretim miktarını artırırken dolaylı olarak da mekanizasyona ve otomasyona geçişi kolaylaştıracaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2.2Gerekli faaliyetleri mümkün olan en ekonomik şekilde düzenlemek:&lt;br/&gt;Bu amaç ile ilgili bazı özellikleri incelemeden önce iş etüdünün bir varsayımından daha bahsetmekte fayda vardır; bir işin yapılış biçiminin(yönteminin) hiçbir zaman optimal bir çözümü yoktur. Her zaman daha iyi bir yöntem bulunabilir. Zaten bu varsayımdan ötürü iş etüdü çalışması dinamik bir yapıya sahiptir. Burada önemli olan, bir işin yapılışı ile ilgili olarak daha iyi bir yöntemin araştırılmasına gerek yada ihtiyaç var mıdır? sorusuna verilecek cevaptır. Mevcut koşullar altında bir işin yapılış biçimini en ekonomik şekilde yeniden düzenlemek, her şeyden önce kalifiye işgücünden daha iyi yararlanmayı hedefler. Günümüzde mekanizasyonun artmasıyla özellikle düz işçiliğin oranının azalması, diğer taraftan haftalık çalışma saatlerinin de zaman içerisinde azalması, iş etüdü çalışmalarının önemini artırmaktadır. Çünkü, mevcut çalışma saatleri(diyelim ki 40 saat) içindeki bir saatlik iş kaybı, çalışma saatlerinin azalacağı gelecekteki(diyelim ki 35 saat) bir saatlik iş kaybından çok daha az önemlidir ve az masraflıdır. Bu nedenle iş etüdü gelecekte de önemini artırarak devam ettirecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2.3Uygun çalışma yöntemlerini standartlaştırmak:&lt;br/&gt;Bu amaçla gerçekleştirilmeye çalışılan, uygun olduğuna karar verilen yöntemin tanımlanması ve standartlaştırılmasıdır. Tanımlamaktan amaç, işin yapılış biçimini formal olarak belge</description></item><item><title>BEYİN GÖÇÜNÜN SOSYO EKONOMİK ETKİLERİ VE TERSİNE BEYİN GÖÇÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?beyin-gocunun-sosyo-ekonomik-etkileri-ve-tersine-beyin-gocu-439171.html</link><description>BEYİN GÖÇÜNÜN SOSYO EKONOMİK ETKİLERİ VE TERSİNE BEYİN GÖÇÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1)Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2)Beyin Göçünün Nedenleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3)Beyin Göçüyle Karşılaşan Ülkeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4)Türkiye&quot;de Beyin Göçü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5)Beyin Göçünü Durdurmak İçin Yapılan Çalışmalar ve Tersine Beyin Göçü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6)Sonuç ve Çözüm Önerileri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Giriş&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;         Beyin göçü; iyi eğitim görmüş, kalifiye ya da yetenekli iş gücünün, yetiştiği az gelişmiş veya gelişmekte olan bir ülkeden, gelişmiş bir ülkeye akışı olarak tanımlanabilir. Beyin göçü tanımı içine, üniversite derecesine ya da bir alanda geniş bilgiye sahip olan, yüksek nitelikli kişiler girmektedir. Bu ifade tam bir netlik ifade etmemekle birlikte, yüksek nitelikli uzman-lar, bağımsız yöneticiler, kıdemli işletmeciler, teknik alanda uzman kişiler, tüccarlar, yatırım-cılar, fizikçiler, iş adamları, anahtar alanlardaki işçiler ve taşeron çalışanlar bu kavramın için-de yer almaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         Beyin göçü, iç ve dış beyin göçü olarak ikiye ayrılabilir. Ülke içindeki beyin göçüne iç beyin göçü, ülke dışına olan beyin göçüne ise dış beyin göçü adı verilir. Ülkemizde iç beyin göçü çoğunlukla devlet sektöründen özel sektöre olmaktadır. Örneğin, devlet üniversitelerin-den vakıf üniversitelerine öğretim üyesi erozyonu veya devlet dairelerinde yetişen elemanla-rın özel sektöre geçişi iç beyin göçü olarak adlandırılabilir. Dış beyin göçü ise, iyi yetişmiş yetenekli iş gücünün gelişmiş ülkelere akışıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         Beyin göçü, ülkeler arasındaki gelişmişlik farkının daha da artmasına neden olmaktadır. Ülke dışı istihdam, iş gücünü dışarıya gönderen ülke yönünden olumlu ve olumsuz sonuçlar doğurabilir. Yurtdışında istihdam edilmek üzere işçi gönderen ülke, içeride işsizliğin azalma-sı, giden işçilerin her türlü ek maliyetinden kurtulma ve onların ülkeye getirebilecekleri döviz fazlalığı gibi avantajlarla karşı karşıyadır. Bunun sürekli hale gelmesi durumunda ise kalifiye işçinin yurtdışına kaçması, giden işçilerin hem gittikleri ülkelerde, hem de ileride kendi ülke-lerine geri döndüklerinde ciddi sosyal uyumsuzluklarla karşı karşıya kalmalarına neden ola-bilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gönderen Ülkelere Muhtemel Olumlu Etkileri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bilim ve teknolojide:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#9679; Dışarıda eğitim alarak dönen insan sermayesi, yabancı araştırma kurumları ile bağı kuvvet-lendirir, bilgi akışı ve işbirliği imkanları sağlar.&lt;br/&gt;&amp;#9679; Teknolojide ihracat fırsatı doğurur.&lt;br/&gt;&amp;#9679; Dışarıdakilerle iletişimi geliştirerek ortak girişimler ve para transferi sağlar.&lt;br/&gt;&amp;#9679; Yurtdışında başarılı girişimlerde bulunan kişiler, işletme alanında yönetim deneyimleri ka-zanır ve global iletişime geçişi sağlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İnsan sermayesine etkileri:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#9679; Daha yüksek beceriler arayan kişileri teşvik eder.&lt;br/&gt;&amp;#9679; Nitelikli ihracatta olası riski azaltır, bireysel eğitim yatırımlarından umulan geri dönüşü artırır.&lt;br/&gt;&amp;#9679; İç ekonomide nitelik arayışını sağlayabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gönderen Ülkelere Muhtemel Olumsuz Etkileri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İnsan sermayesine etkileri:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#9679; Beyin göçü, yüksek nitelikli iş gücünün ve öğrencilerin geçici süreyle de olsa yokluğuna bağlı olarak, üretken kapasitenin kaybına neden olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#9679; Yüksek öğrenimdeki kamu yatırımlarının geri dönüşünü asgari seviyeye indirir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alıcı Ülkelere Muhtemel Olumlu Etkileri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bilim ve teknolojide:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#9679; Yüksek beceride iş gücünün var olmasına bağlı olarak Ar-Ge ve ekonomik faaliyetlerin artmasına katkı sağlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#9679; Yüksek gelişme sahalarında girişimciliği artırır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#9679; Gönderici ülkelerle işbirliğini ve bilgi akışını sağlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#9679; Göçmenler arasında farklılık ve yaratıcılığı teşvik edebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#9679; Teknoloji için ihracat fırsatları doğurur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yüksek eğitim sistemleri:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#9679; Küçük programların devam edebilmesini ve yüksek öğrenime kayıtların artmasını sağlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#9679; Üniversitedeki öğretim üyelerinin ve araştırmacıların emekliliği nedeniyle oluşabilecek kaybı dengeleyebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İş piyasalarında:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#9679; İş gücü eksikliği olan ve yüksek gelişme gösteren sektörlerde ücret modernizasyonunu sağ-lar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#9679; Göçmen girişimciler şirket ve iş yaratıcılığını</description></item><item><title>İŞGÜCÜ PİYASALARININ KÜRESELLEŞMESİ VE KÜRESEL İŞGÜCÜ PİYASASINDA ULUSAL İŞGÜCÜ PİYASALARININ YERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?isgucu-piyasalarinin-kuresellesmesi-ve-kuresel-isgucu-piyasasinda-ulusal-isgucu-piyasalarinin-yeri-444863.html</link><description>İŞGÜCÜ PİYASALARININ KÜRESELLEŞMESİ VE KÜRESEL İŞGÜCÜ PİYASASINDA ULUSAL İŞGÜCÜ PİYASALARININ YERİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.GİRİŞ &lt;br/&gt;       Özellikle son yıllarda yüceltilen küreselleşme ile birlikte çalışma hayatında birtakım yeni sorunlar gündeme gelmiştir. İşgücü piyasalarının küreselleşmesinin birtakım olumsuz sonuçları nedeniyle acil tedbir alınması gereken sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada öncelikle işgücü piyasalarının küreselleşmesinin nedenleri ve ne anlama geldiği üzerinde durulurken daha sonra küresel işgücü piyasası ile ulusal işgücü piyasası arasındaki karşılıklı etkileşimler anlatılmaktadır. İşgücü piyasalarının küreselleşmesinin ulusal işgücünün yapısı ve çalışanlar üzerindeki etkileri bu çalışmada ortaya konulmaktadır. Tüm bu olgular  finans, sermaye, mal ve hizmet ve işgücü piyasalarının küreselleşmesi ve karşılıklı bağımlılıkları temelinde ele alınmaktadır. &lt;br/&gt;       İşgücü piyasalarını küreselleştiren eğilimler arasında karşılıklı neden sonuç ilişkisine dayalı karmaşık bir etkilenme alanı vardır. Bu süreci 5 ana etmen belirmektedir. Bunlardan birincisi uluslararası ticarette yaşanan serbestleşmedir. GATT görüşmeleri, Dünya Ticaret Örgütü girişimleri ve bölgesel serbest ticaret anlaşmaları (NAFTA, EU...vb) uluslararası ticaret engellerini hızla azaltmıştır. İkincisi mikro-elektronik ve enformasyon teknolojisindeki gelişmelerdir. Bu gelişmeler taşıma ve iletişim maliyetlerinde azalma yaratırken aynı zamanda etkinliği arttırmıştır. Üçüncüsü gelişmiş ülkeler  ve gelişmekte olan ülkelerde liberalleşme ve kuralsızlaştırma temelli politikaların yaygınlaşmasıdır. Dördüncü belirleyici etmen gelişmekte olan ülkelerdeki işgücünün eğitim seviyesinin gelişmesine bağlı olarak ortaya çıkan ve sayıları artan nitelikli işgücü varlığıdır. Sonuncu etmen ise teknolojinin çokuluslu işletmeler yoluyla küresel düzeyde yayılması olarak belirtilebilir(1). &lt;br/&gt;2. KÜRESELLEŞEN İŞGÜCÜ PİYASALARI &lt;br/&gt;        İşgücü piyasalarının küreselleşmesi, bu etmenlerin belirlediği süreç içerisinde farklı ulusal işgücü piyasalarının birbirini daha çok etkilemesi anlamını ifade eder veya bir başka anlatımla işgücü piyasalarının birbirlerine olan bağımlılığının arttığına işaret eder(2). Ülkelerin ekonomik yapılarını uluslararası ekonomik ilişkilere artan oranda açmaları ve entegre olma çabaları, uluslararası ticaretin artması ve üretim faktörlerinin artan mobilitesi herhangi bir ülkedeki işgücü piyasasını diğer ülkelerdeki işgücü piyasalarına bir bağla bağlamaktadır(3). İşgücü piyasalarının küreselleşmesiyle ortaya çıkan bu bağ sermayeye diğer üretim faktörleri yanısıra, işgücü faktörünü de küresel olarak kar maksimizasyonu sağlayacak biçimde bir araya getirebilmesi için uygun bir ortam sunar. Küresel işgücü piyasası varlığı göz önünde bulundurulduğunda sermaye bir ülkeye ait işgücü piyasasına bağımlı değildir ve farklı ülkelerin işgücü piyasalarında istihdam edebileceği geniş bir işgücü arzı vardır(4). Bu süreçte işgücü piyasalarının küreselleşmesi, uluslararası hareketliliği serbest olan sermaye bakımından değişik ülkelerdeki işgücünün açık rekabete sokulduğu tek bir uluslararası işgücü piyasası işlevi üstlenir. &lt;br/&gt;         Küresel işgücü piyasasının işleyişi yeni bir işbölümü ortaya çıkarır. Bu yeni işbölümünün gerçekleşmesi şu şekilde özetlenebilir: &quot;Dünyanın pek çok bölgesi küresel ucuz emek ekonomisine &quot;aktif şekilde&quot; dahil edilmemiş olmalarına karşın dünya ölçeğindeki emek maliyetlerinin düzenlenmesi açısından önemli rol oynayan &quot;ucuz emek rezervleri&quot; içeriyor. Üçüncü dünyadaki herhangi bir merkezde ücretlerin arttırılması doğrultusundaki toplumsal baskılarda dahil olmak üzere işçi huzursuzlukları baş gösterirse, ulus ötesi sermaye üretimi alternatif ucuz emek merkezlerine kaydırılabilir ya da (dışarıda ürettirmek üzere) bu merkezlerdeki taşeronlara başvurabilir&quot;(5). Bunun sonucu ise düşük ücretler ve ücret farklılıklarının ortaya çıkışıdır. &lt;br/&gt;TABLO: 1 SEÇİLMİŞ ÜLKELERDE İMALAT SEKTÖRÜNDE İŞÇİ BAŞINA ORTALAMA ÜCRET VE KATMA DEĞER ORANI &lt;br/&gt;Ülkeler Ücret/İşçi ($/işçi) Ka</description></item><item><title>GÜMRÜK TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gumruk-terimleri-sozlugu-370557.html</link><description>GÜMRÜK TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TÜRKÇEFRANSIZCAİNGİLİZCE&lt;br/&gt;Aktarma beyanıDÃ©claration pour transbordement Declaration for transhipment &lt;br/&gt;Aktarmak TransborderTo tranship&lt;br/&gt;Ambalaj listesiListe d&quot;emballagePacking list&lt;br/&gt;Ambar Magasin Warehouse&lt;br/&gt;AntrepoEntrepÃ´t Bonded warehouse&lt;br/&gt;Antrepo makbuzuQuittance d&quot;entrepÃ´tWarehouse receipt&lt;br/&gt;Asıl manifesto &lt;br/&gt;Manifeste originale  Original ship&quot;s commercial, original manifest  &lt;br/&gt;ATA karnesi Carnet ATAATA carnet&lt;br/&gt;ATR dolaşım belgesiCertificat de circulation ATRATR movement certificate&lt;br/&gt;Avarya &lt;br/&gt;Avarie Average &lt;br/&gt;Aynı eşyaMarchandise identiqueIdentical goods&lt;br/&gt;Ayrıcalıklı tarife işlemleriTraitement tarifaire favorable Favourable tariff treatment&lt;br/&gt;Ayrımcı olmayan gümrük tarifesi Tarif douanier non-discriminatoireNon-discriminatory customs tariff&lt;br/&gt;Bagajların kontrolüContrÃ´le des bagagesInspection of luggage&lt;br/&gt;Bağlayıcı tarife bilgisiRenseignement tarifare contraignantBinding tariff information&lt;br/&gt;Basitleştirilmiş beyan usulüProcÃ©dure simplifiÃ©eSimplified procedure&lt;br/&gt;Başvuru sahibi Demandeur Applicant &lt;br/&gt;Belgelerin varlığının ve gerçekliğinin kanıtlanmasıContrÃ´le de l&quot;existance et de l&quot;authenticitÃ© des documentsVerifying the existence and authenticity of documents&lt;br/&gt;Beyan edilen kıymet Valeur dÃ©clarÃ©eDeclared value&lt;br/&gt;Beyan sahibi&lt;br/&gt;DÃ©clarant Declarant&lt;br/&gt;Bilgisayar sistemi &lt;br/&gt;SystÃ¨me informatique Computer system&lt;br/&gt;Bilgisayarlı Gümrük etkinlikler (BİLGE)&lt;br/&gt;ActivitÃ©s douaniÃ¨res informatisÃ©esComputerized Customs Activities&lt;br/&gt;Bitki sağlık sertifikası Certificat phytosanitairePhytosanitary certificate&lt;br/&gt;Boşaltma (tahliye )DÃ©chargement Unloading&lt;br/&gt;Boşaltma limanıPort de dÃ©chargement Port of unloading&lt;br/&gt;Çeki listesi Liste de colisagePacking list/certificate of weight&lt;br/&gt;Çıkış gümrüğüDouane de sortie Exit customs &lt;br/&gt;Çok yanlı antlaşma, cok taraflı antlaşma Accord multilatÃ©ral Multilateral agreement&lt;br/&gt;Dahilde işleme rejimiPerfectionnement actifInward processing&lt;br/&gt;Dahili taşıma şekli Mode de transport intÃ©rieur Mode of transport inland&lt;br/&gt;Damga vergisi Droit de timbre Stamp duty &lt;br/&gt;Değişim Ã‰change Exchange &lt;br/&gt;Değişmemiş eşya Marchandise en l&quot;Ã©tat Goods in the unaltered state&lt;br/&gt;Deniz gümrük bölgesi Zone maritime douaniÃ¨re  Customs maritime zone &lt;br/&gt;Deniz taşıtların kontrolüContrÃ´le Ã  bord et visite des navires Boarding and search of ships &lt;br/&gt;Denizaşırı ülkeler Pays d&quot;outre-mer Overseas countries&lt;br/&gt;Detaylı beyan DÃ©claration en dÃ©tail Detailed declaration &lt;br/&gt;Devredilebilir akreditifCrÃ©dit transfÃ©rable Transferable letter of credit &lt;br/&gt;Dış ticaret politikası Politique du commerce extÃ©rieur Foreign trade policy &lt;br/&gt;Doğrudan temsil ReprÃ©sentation directe Direct representation &lt;br/&gt;Dökme mal (ambalajsız mal )Cargaison en vrac Bulk cargo &lt;br/&gt;Dolaylı temsil ReprÃ©sentation indirecte Indirect representation &lt;br/&gt;Dolaylı vergi ImpÃ´t indirect  Indirect tax&lt;br/&gt;Dolaysız vergiImpÃ´t direct Direct taxGÜMRÜK TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TÜRKÇEFRANSIZCAİNGİLİZCE&lt;br/&gt;Aktarma beyanıDÃ©claration pour transbordement Declaration for transhipment &lt;br/&gt;Aktarmak TransborderTo tranship&lt;br/&gt;Ambalaj listesiListe d&quot;emballagePacking list&lt;br/&gt;Ambar Magasin Warehouse&lt;br/&gt;AntrepoEntrepÃ´t Bonded warehouse&lt;br/&gt;Antrepo makbuzuQuittance d&quot;entrepÃ´tWarehouse receipt&lt;br/&gt;Asıl manifesto &lt;br/&gt;Manifeste originale  Original ship&quot;s commercial, original manifest  &lt;br/&gt;ATA karnesi Carnet ATAATA carnet&lt;br/&gt;ATR dolaşım belgesiCertificat de circulation ATRATR movement certificate&lt;br/&gt;Avarya &lt;br/&gt;Avarie Average &lt;br/&gt;Aynı eşyaMarchandise identiqueIdentical goods&lt;br/&gt;Ayrıcalıklı tarife işlemleriTraitement tarifaire favorable Favourable tariff treatment&lt;br/&gt;Ayrımcı olmayan gümrük tarifesi Tarif douanier non-discriminatoireNon-discriminatory customs tariff&lt;br/&gt;Bagajların kontrolüContrÃ´le des bagagesInspection of luggage&lt;br/&gt;Bağlayıcı tarife bilgisiRenseignement tarifare contraignantBinding tariff information&lt;br/&gt;Basitleştirilmiş beyan usulüProcÃ©dure simplifiÃ©eSimplified procedure&lt;br/&gt;Başvuru sahibi Demandeur Applicant &lt;br/&gt;Belgelerin varlığının ve gerçekliğinin kanıtlanmasıContrÃ´le de l&quot;existance et de l&quot;authenticitÃ© des documentsVerifying the existence and authenticity of documents&lt;br/&gt;Beyan edilen kıymet Valeur dÃ©clarÃ©eDeclared value&lt;br/&gt;Beyan sahibi&lt;br/&gt;DÃ©clarant Declarant&lt;br/&gt;Bilgisayar sistemi &lt;br/&gt;SystÃ¨me informatique Computer system&lt;br/&gt;Bilgisayarlı Gümrük etkinlikler (BİLGE)&lt;br/&gt;ActivitÃ©s douaniÃ¨res informatisÃ©esComputerized Customs Activities&lt;br/&gt;Bitki sağlık sertifikası Certificat phytosanitairePhytosanitary certificate&lt;br/&gt;Boşaltma (tahliye )DÃ©chargement Unloading</description></item><item><title>ÜCRETTE ADALETİ SAĞLAYAN PERFORMANSA DAYALI ÜCRET SİSTEMLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucrette-adaleti-saglayan-performansa-dayali-ucret-sistemleri-446011.html</link><description>ÜCRETTE ADALETİ SAĞLAYAN PERFORMANSA DAYALI ÜCRET SİSTEMLERİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ &lt;br/&gt;İnsan Kaynakları Yönetimi&amp;#146;nde önemli bir işlevi olan ücret ve maaş yönetimi, çalışanların ücretlerinin hem örgüt içinde hem de örgüt dışında tutarlılığını sağlamaya çalışmayı ifade etmektedir. Ücret konusu farklı açılardan ele alınabilmektedir. Çalışanlar için ücret, gelir ve yaşam standardını belirleyen bir öğe olarak karşımıza çıkarken; sanayinin gelişmesi için önemli bir maliyet faktörü ve toplumdaki sosyal adaletin ortaya çıkma oranını belirleyen önemli bir unsurdur. (Dursun, 1997, 339) &lt;br/&gt;Bu çalışmada, ücret konusunu psikolojik açıdan ele alarak ücretin örgüt içinde ve dışında adaletli olmasını en iyi şekilde sağlamaya yönelik Performansa Dayalı Ücret sistemlerinden bahsedilecektir.  &lt;br/&gt;I. PSİKOLOJİK AÇIDAN ÜCRET &lt;br/&gt;Yapılan bir araştırmada ücretin motivasyon aracı olarak ve iş memnuniyetsizliğine neden olan bir faktör olarak görülmesinin nedenleri araştırılmış ve ortaya çıkan tablo aşağıda gösterilmiştir  &lt;br/&gt;(Bkz. Grafik 1 ve 2) (Myers, 1972, 41,64) &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Görüldüğü gibi, ücretin olumlu olarak bir motivasyon aracı olarak belirlenmiş olması çalışanların en çok tanınmaya (% 39) veya belli bir statü elde etmiş olmalarının simgeleniyor olmasına önem verdiklerini göstermektedir. Diğer taraftan, ücretin olumsuz olarak iş memnuniyetsizliğine neden olması da çalışanlar açısından, örgüt içinde veya dışında ücret adaletinin (% 40) sağlanmamış olmasından kaynaklanmaktadır.  &lt;br/&gt;Tüm koşulların olumlu olması durumunda ücretin bir motivatör olması, ancak adil bir dağılım olmaması durumunda da yine aynı ücretin iş memnuniyetsizliğine neden oluyor olması ücretin psikolojik açıdan oldukça karmaşık bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Ücretin psikolojik açıdan işlevlerinden söz etmek gerekirse; &lt;br/&gt;* Ücret, genellikle arzu edilen sonuçlara erişmede bir araç olarak görülmekte ve bu sonuçlara ulaşmayı sağladığı sürece de giderek önemi artan bir faktör olarak kendini göstermektedir. &lt;br/&gt;* Ücret, çalışanların örgüt içindeki göreli pozisyonunu ve yaptığı işin diğer işler ile kıyaslanınca örgüt amaçlarına ulaşmada ne derecede başarılı olduğunu belirleyen bir göstergedir. Çalışanların çaba ve katkılarının ödüllendirilmesi ile kendilerine sağlanmış olan bir geribildirim mekanizması olması özelliği sayesinde de çalışanların yaptıkları hataları düzeltmeleri için bir olanaktır. &lt;br/&gt;* Ücretin örgüt içindeki yüksekliği, dolaylı olarak, çalışanların ve bağlı bulundukları bölümlerin çalışma koşulları ve diğer bölümler üzerinde ne derecede denetim sahibi oldukları hakkında bir fikir verir. (Tınar, 1996, 63) &lt;br/&gt;Ücretin böylesi önemli psikolojik işlevlerinin bulunması konunun hassasiyetini gözler önüne sermektedir. Önceki paragraflarda, ücretin adil olmaması durumunda iş memnuniyetsizliğine yol açabileceğinden bahsedilmişti. Ücretten memnun olmama durumunda çalışanları bekleyecek olan durumlar aşağıdaki şekilde bir model halinde belirtilmiştir. (Lawler, 1973, 142) &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; Modelden de anlaşılacağı üzere, çalışanların emekleri karşılığında aldıkları ücretten memnun olmama durumu sonrasında giderek ciddiyeti artan işten soğuma ve bunun sonucunda da hem psikolojik hem de fiziksel rahatsızlıklar görülebilmektedir. Modelde, ücret memnuniyetsizliği bölümü açıklanmamakla beraber aslında, Grafik 2&amp;#146;de görülen ücretin &amp;#147;adaletsiz&amp;#148; olması ile birlikte iş memnuniyetsizliğinin önemli bir unsurunu oluşturması, ücrette &amp;#147;adalet&amp;#148; sağlanmasının gerekli olduğu konusunda bir fikir vermektedir. Bu anlamda, çalışan bireylerin örgütün amaçlarına ulaşmada işlerini birbirleri ile kıyaslayarak örgüt içinde kendi pozisyonlarını belirlemeleri, gösterdikleri performansa bağlı olarak alacakları ücretin de değişebileceğini düşünmeleri gerekmektedir. Önemli olan, örgüt içinde bulunan tüm çalışanların performans-ücret ilişkisini anlamasıdır. (Thierry, 1992, 163-184) Aşağıdaki bölümde detaylı bir şekilde açıklanacak olan Performansa Dayalı Ücret sistemleri bu ilişkiyi en iyi şekilde sağlayarak örgüt içinde adale</description></item><item><title>SOSYAL POLİTİKALAR AÇISINDAN TÜKETİCİNİN KORUNMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sosyal-politikalar-acisindan-tuketicinin-korunmasi-371609.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sayfa &lt;br/&gt;ÖZâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦i&lt;br/&gt;ABSTRACTâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦......ii&lt;br/&gt;JÜRİ VE ENSTİTÜ ONAYIâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦...iii&lt;br/&gt;ÖZGEÇMİŞâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..iv&lt;br/&gt;KISALTMALARâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦......v&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLERâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.vi&lt;br/&gt;GİRİŞâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;TÜKETİCİ KAVRAMI, TÜKETİCİ KAVRAMININ UNSURLARI VE TÜKETİCİNİN KORUNMASININ TARİHSEL GELİŞİMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.KISIM&lt;br/&gt;TÜKETİCİ KAVRAMI, TÜKETİCİ KAVRAMININ UNSURLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;l .TÜKETİCİ KAVRAMIâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..3&lt;br/&gt;1.1.Genel Olarak Tüketici Kavramı3&lt;br/&gt;1.2. Hukuki İşlemler Bakımından Tüketici Kavramı7&lt;br/&gt;1.2.1. Satış7&lt;br/&gt;1.2.2. Trampa7&lt;br/&gt;1.2.3. Bağışlama8&lt;br/&gt;1.2.4. Finansal Kiralama8&lt;br/&gt;1.2.5. Kira9&lt;br/&gt;1.2.6. İstisna9&lt;br/&gt;1.2.7. Vekalet10&lt;br/&gt;1.3. Sözleşmenin Tarafları Bakımından Tüketici Kavramı10&lt;br/&gt;1.4. Sözleşmenin Konusu Bakımından Tüketici Kavramı11&lt;br/&gt;1.5. Sözleşmenin Amacı Bakımından Tüketici Kavramı11&lt;br/&gt;1.6. Tüketici Kavramının Önemi ve Benzer Kavramlardan Farkı12&lt;br/&gt;2. TÜKETİCİ KAVRAMININ UNSURLARIâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦14&lt;br/&gt;2.1. Kişiler Yönünden14&lt;br/&gt;2.2. Amaçlar Yönünden16&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. KISIM&lt;br/&gt;TÜKETİCİNİN KORUNMASININ TARİHSEL GELİŞİMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. DÜNYADA TÜKETİCİNİN KORUNMASININ TARİHSEL GELİŞİMİâ€¦â€¦â€¦...19&lt;br/&gt;1.1.Amerika Birleşik Devletlerinde Tüketicinin Korunmasının Tarihsel Gelişimi22&lt;br/&gt;1.2. Avrupa Birliğinde Tüketicinin Korunmasının Tarihsel Gelişimi23&lt;br/&gt;1.2.1. Birinci  ve İkinci Program25&lt;br/&gt;1.2.2. Üçüncü Program27&lt;br/&gt;1.2.3. Dördüncü Program29&lt;br/&gt;2. TÜRKİYE&quot;DE TÜKETİCİNİN KORUNMASININ TARİHSEL GELİŞİMİâ€¦â€¦...31&lt;br/&gt;2.1.Osmanlı İmparatorluğunda Tüketicinin Korunması32&lt;br/&gt;2.2 Cumhuriyet Döneminde Tüketicinin Korunması33&lt;br/&gt;2.2.1. Cumhuriyetin İlk Yıllarında33&lt;br/&gt;2.2.2. Planlı Dönemden Günümüze33&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İKİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;SOSYAL POLİTİKALAR AÇISINDAN TÜKETİCİNİN KORUNMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. KISIM&lt;br/&gt;KORUNMA GEREĞİ VE BİÇİMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. KORUNMA GEREĞİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.40&lt;br/&gt;1.1.Amaç40&lt;br/&gt;1.2. Tüketicinin Korunmasını Gerektiren Gelişmelerin Temelinde &lt;br/&gt;       Bulunan Nedenler41&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2.1. Teknolojideki Gelişmeler41&lt;br/&gt;1.2.2. Toplumun Yapısındaki Değişimler42&lt;br/&gt;1.2.3. Reklam ve Pazarlama Stratejilerindeki Gelişmeler43&lt;br/&gt;1.2.4. Ekonomik Yoğunlaşma44&lt;br/&gt;1.3. Günümüzde Başlıca Tüketici Sorunları45&lt;br/&gt;1.3.1. Mal Çeşitlerinin Artması ve Niteliklerinin Karmaşıklaşma45&lt;br/&gt;1.3.2. Malla İlgili Garantiler ve Satış Sonrası Hizmetler47&lt;br/&gt;1.3.2.1. Garanti Belgelerinin Karmaşık Olması48&lt;br/&gt;1.3.2.2. Garanti Süresinin Sınırlı Olması49&lt;br/&gt;1.3.2.3. Satış Sonrası Hizmetlerin Yetersiz Olması49&lt;br/&gt;1.3.3. Ambalajla İlgili Sorunlar49&lt;br/&gt;1.3.4. Reklamla İlgili Sorunlar50&lt;br/&gt;1.3.5. Fiyatla İlgili Sorunlar53&lt;br/&gt;1.3.6. Dağıtımla İlgili Sorunlar55&lt;br/&gt;2. KORUNMA BİÇİMİ İLKESİ VE ALANIâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.56&lt;br/&gt;2.1. Kapsama İlkesi56&lt;br/&gt;2.1.1. Tüketicinin Sağlık ve Can Güvenliğinin Korunması56&lt;br/&gt;2.1.2. Tüketicinin Ekonomik Çıkarlarının Korunması58&lt;br/&gt;2.1.3. Tüketicinin Bilgilendirilmesi ve Eğitilmesi60&lt;br/&gt;2.1.4. Tüketicinin Zararının Tazmin Edilmesi63&lt;br/&gt;2.1.5. Tüketicinin Örgütlenme ve Temsil Edilmesi65&lt;br/&gt;2.1.6. Tüketicilerin Çevresel Tehlikelerden Korunması66&lt;br/&gt;2.2.Korunma Alanı68&lt;br/&gt;2.2.1. Etkin Bir Rekabet Ortamının Oluşturulması68&lt;br/&gt;2.2.2. Uluslararası Standardlara Uygun Kaliteli Mal ve Hizmet Üretiminin       &lt;br/&gt;          Yaygınlaştırılması68&lt;br/&gt;2.2.3. Tüketicilerin Bilgilendirilmesi ve Eğitilmesi69&lt;br/&gt;2.2.4. Tüketicilerin Örgütlenmesi70&lt;br/&gt;2.2.5. Tüketici Şikayetlerinin Çözümlenmesi71&lt;br/&gt;2.2.6. Tüketici Kredi Sistemini Geliştirmek72&lt;br/&gt;2.2.7. Yasal Ortamın ve Denetini Sisteminin Oluşturulması72&lt;br/&gt;2.2.8. Üretici Sorumluluğu Sigortası Uygulamasının Yaygınlaştırılması73&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. KISIM&lt;br/&gt;TÜKETİCİNİN KORUNMASINA YÖNELİK SOSYAL POLİTİKALARIN DAYANAKLARI VE ARAÇLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. ULUSAL DAYANAKLAR VE ARAÇLARâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦.74&lt;br/&gt;1.1. Kurumsal Düzenlemeler74&lt;br/&gt;1.2. Kamu Ekonomik Girişimciliği75&lt;br/&gt;1.3. Sivil Toplum Örgütleri75&lt;br/&gt;1.3.1. Tüketici Örgütleri75&lt;br/&gt;1.3.2. Sendikalar76&lt;br/&gt;1.3.3. Kooperatifler78&lt;br/&gt;1.3.4. Diğer Sivil Toplum Örgütleri78&lt;br/&gt;1.4. Sosyal Planlama80&lt;br/&gt;2. ULUSLAR ARASI DAYANAKLAR VE ARAÇLARâ€¦...â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...80&lt;br/&gt;2.1. BM80&lt;br/&gt;2.2.Uluslararası Tüketici Örgütleri84&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;III. KISIM&lt;br/&gt;TÜRKİYEDE TÜKETİCİNİN KORUNMASINA YÖNELİK HUKUKİ DÜZENLEMELER VE GENEL BİR DEĞERLENDİRME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. TÜKETİCİNİN KORUNMASINA YÖNELİK HUKUKİ DÜZENLEMELER..â€¦.87&lt;br/&gt;1.1. Türkiyede Tüketiciyi Koruma Hukukunun Gelişimi87&lt;br/&gt;1.1.1. Tüketiciyi Koruma Hukukunun Tanımı87&lt;br/&gt;1.1.2. Tüketiciyi Koruma Hukukundaki Sistemler ve Türkiyedeki Durum88&lt;br/&gt;1.2. Kamu Hukuku Alanında Tüketicinin Korunması89&lt;br/&gt;1.2.1. 1982 Anayasasında Tüketicinin Koru</description></item><item><title>GÜNÜMÜZ GELİŞİM ÇERÇEVESİNDE ÜRÜN VERİ YÖNETİM STRATEJİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunumuz-gelisim-cercevesinde-urun-veri-yonetim-stratejisi-355947.html</link><description>GÜNÜMÜZ GELİŞİM ÇERÇEVESİNDE ÜRÜN VERİ YÖNETİM STRATEJİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NEDEN ÜRÜN VERİ YÖNETİMİ HAZIRLANIR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ürün veri yönetimi firmanızın rakiplerinizden daha güçlü olmamızı sağlar. Bu avantaj ile firma performansı ve nerelerde gelişmeler yapılabileceğini analiz edebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NEDEN İHTİYAÇ VARDIR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dizayn, mühendislik ve imalat için gelişen bilgisayara dayalı uygulamalar yaygın bir ürün tanımını da beraberinde getirdi. Ürün Veri Yönetimi bu geniş ürün verilerini kontrol altına alarak mühendislere ve yöneticilere bu ürünlerle ilgili süreçlerde yaratıcı olmalarına yardımcı olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FAYDALARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ürün veri yönetiminin faydaları ikiye ayrılabilir;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Organizasyonel faydalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1. Ürün döngü maliyetini azaltılması&lt;br/&gt;1.2. Çevresel etkinin azaltılması&lt;br/&gt;1.3. Pazar için zamanın azaltılması&lt;br/&gt;1.4. Ürün kalitesinin geliştirilmesi&lt;br/&gt;1.5. Sürecin esnekliğinin geliştirilmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Direkt teknik faydalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. Verinin ürün gelişiminden ürün döngüsüne kadar paylaşılması&lt;br/&gt;2.2. Ürün döngüsündeki değerlere ulaşmada emniyet&lt;br/&gt;2.3.Veri bütünlüğünün geliştirilmesi&lt;br/&gt;2.4. Uyuşan süreçler ve eşzamanlı veri paylaşımı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ZORLUKLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Veri yönetim sistemi komplex bir süreç olduğu için her an kontrol altından çıkabilir ya da tamamlanmamış işlere ve projelere sebep olabilir; Yaşanan bazı zorluklar;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.  Bu sistem geniş ve belirli kaynak içeriği istediği için projeyi nereden başlatıp, neyi ilk yapacağını bilmek ve ayarlamak zordur.&lt;br/&gt;2.   Uzun zaman istediği için, diğer önemli projelere yetişilemeyebilir.&lt;br/&gt;3.   Diğer sistemlerden daha pahalı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BAŞARISI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu sistemde maliyeti iyi ayarlayınca diğer bütün sistemlerden başarılı olmaması için bir sebep yoktur.&lt;br/&gt;Bazı başarı örnekleri;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.   Ürün değişim döngüsünde %95 oranında düşme.&lt;br/&gt;2.   Yeni ürün girişi 36 dan 22 aya inmiştir.&lt;br/&gt;3.   Kalite maliyeti, satılan malın maliyetinden %1 oranında düşmüştür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FONKSİYONELLİK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.   Ürün döngü dökümantasyonu&lt;br/&gt;2.   Giriş ve kontrol mekanizması&lt;br/&gt;1.Mühendislik desteği&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PDM NEDİR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Endüstride sıkça kullananlar, Ürün Veri Yönetiminin ne kadar karışık olabileceğini unuturlar. Uzmanlar dahi terminoloji ve teknoloji konularında sık sık ayrılığa düşerler. Bu yüzden, bazen bir adım geri gidip PDM&quot;in sınırlarına bakmak ve iskeletini açıklamak faydalı olur. &lt;br/&gt;PDM sistemleri ürünle alakalı bilgileri, tasarım geometrisi, mühendislik çizimleri, proje alanları, parça dosyaları, montaj diyagramları, ürün spesifikasyonları, nümerik kontrollü makine elemanlarının programları, analiz sonuçları, yazışma, malzeme faturaları ve bunun gibi pek çok hareketi kontrol eder. Pek çok değişik alanları bağlayan bir alet entegrasyonuyla, doğru kişiye doğru zamanda doğru şekilde doğru bilgi sağlandığında, PDM yatırımın başından sonuna kadar ürün verilerini yönetir. Burada, PDM farklı gruplar arasındaki ilişkiyi ve desteği geliştirir ve organizasyonlar için temel oluşturur. Mühendislik uyumu ve ürün gelişimindeki işbirliği başlangıçlarını kurar. &lt;br/&gt;Tipik kullanıcılar geleneksel olarak tasarımcılar ve mühendislerdir. Fakat, PDM sistemleri daha farklı alanları içerecek şekilde genişletilmiştir. Web gezginleri ve diğer teknolojiler, yatırım boyunca insanlara bilgi oluşturmak için genişletilmiştir. Böylelikle imalat personeli, proje müdürleri, finanstakiler kullandıkları gibi danışmanlar da satış, pazarlama, satın alma, nakliye için PDM kullanırlar.&lt;br/&gt;PDM sistemlerini mühendislik ötesinde genişleterek, ister istemez önceki projelerini bırakan insanlar ürün tasarımına ve gelişimine girmişlerdir:&lt;br/&gt;Anlaşmış mühendislik başlangıcının önemli bir hedefi; sonuç, daha hızlı iş, daha az hata, daha az yedekleme, daha fazla uyum ve daha düzgün iş akışıdır. Bu para tasarrufu ve zaman kaybında azalma sağlar.&lt;br/&gt;Yetenek açısından, PDM sistemleri beş kullanıcılı fonksiyonları desteklemektedir. Veri atama ve doküman yönetimi, ürün bilgisi düzenlenmesi ve depolanmasını sağlar. İş akışı, proses yönetimi ürün prosedürlerini kontrol eder ve bilgiyle iş yürütmek için mekanizma sağlar. Ürün yapısı yönetimi, malzeme faturaları, ürün konfigirasyonları , ilgili versiyonları ve</description></item><item><title>DEVLET ANA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?devlet-ana-397620.html</link><description>DEVLET ANA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kemal Tahir&quot;in &quot;Devlet Ana&quot; adlı romanı altı bölümden meydana gelmektedir. Bu altı bölüm, büyük harflerle yazılarak kaçıncı bölüm olduğunun belirtilmesi yanında ayrıca yine büyük harflerle her bölümün konusunu içeren başlıklarla verilmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Romanın altıncı ve son bölümü &quot; Kerimcan&quot; ın Yolu&quot; başlığı altında verilmiştir. Yine bu son kısımda romen rakamları ile birbirilerinden ayrı üç kısım bulunmaktadır. Roman toplam 610 sahifeden ibarettir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Romanın ilk baskısı 1967 yılında Bilgi Yayınevi tarafından yapılmıştır. Romanın elimizdeki en son basım tarihi Ocak 1984&quot; tür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Roman tek ciltten ibaret olup, ön kapak sade bir baskıya yer verirken arka kapakta kitabın özeti ve yazardan birkaç söz yer almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Romanın Konusu:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Osmanlı imparatorluğunun aşiretliğideki yaşam tarzı, adaletleri gelenek ve görenekleri konu edilerek nasıl devlet olma mertebesine yükseldiğıinin destansı bir ifade tarzı ile okuyucuya verilmesi sözkonusudur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eserde Osmanlı imparatorluğunun aşiretlik devrine inilerek Söğüt&quot; teki yaşam tarzı dikkatlere sunulmuştur. Bu mekan içerisinde Osmanlı imparatorlğunun yükselmesine sebep olan tarihi şahsiyetler dahil edilmiştir. Bu şahsiyetler içinde osmanlı aşiretinin kurucusu ertugrul Gazi ile ağlu osman Bey ve onun oğlu Orhan Bey mütelaa edilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vaka:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Notüs Gladyüs, burada geçici olarak konaklamaktadır. Bu hanı Mavro ablası Liya ile birlikte işlemektedir. Notüs Gladyüs&quot; ün Türkopol Uranha isminde arkadaşı vardır. Notüs Gladyüs, oldukça alçak ve karaktersiz bir kişidir. Karanlıktan yararlanarak Liya&quot;nın odasına girer ve ona tecavüz etmeye kalkar ancak Liya&quot;nın elindeki bıçağın zehirli olduğuni söylemesi üzerine bu emelini gerçekleştiremez. Diğer yandan Liya, Türk genci olan Demircan&quot;a aşıktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir gün Liya ile Demircan&quot;ı buluşma halinde yakalar ve acımadan Demircan&quot;ı öldürür aynı zamanda Liya&quot; ya tecavüz eder. Yardımcı Türkopal Uranha&quot;dır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu olay Osmanlı aşiretinde Osman Bey&quot;in oğlu Orhan ve Demircan&quot;ın kardeşi K</description></item><item><title>SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNDE YENİLENME İHTİYACI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sosyal-guvenlik-sisteminde-yenilenme-ihtiyaci-446104.html</link><description>SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNDE YENİLENME İHTİYACI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Özet: Türkiye&amp;#146;de sosyal güvenlik sisteminin&lt;br/&gt;yaşadÃµğÃµ sorunlarÃµn temelinde&lt;br/&gt;devletin sosyal güvenliğe bakÃµşÃµndaki yanl&lt;br/&gt;ÃµşlÃµk yatmaktadÃµr. 1970&amp;#146;li yÃµllardan bu yana&lt;br/&gt;devlet sosyal güvenlik fonlarÃµna bütçe ihtiya&lt;br/&gt;çlarÃµnÃµ karşÃµlamada yararlanacak kaynaklar&lt;br/&gt;olarak bakmÃµştÃµr. Bunun yanÃµsÃµra,&lt;br/&gt;sosyal güvenlik sisteminin temelinde yatan&lt;br/&gt;aktüarya kavramÃµ görmezden gelinerek, bu&lt;br/&gt;kurumlar prim karşÃµlÃµğÃµ olmaksÃµzÃµn hizmet&lt;br/&gt;sağlayan yardÃµm kurumlarÃµ olarak görülm&lt;br/&gt;üştür. Bunlara borçlanma gibi popülist&lt;br/&gt;uygulamalar ve denetim yetersizlikleri de&lt;br/&gt;eklenince sosyal güvenlik kuruluşlarÃµnÃµn&lt;br/&gt;tÃµkanmasÃµ kaçÃµnÃµlmaz olmuştur.&lt;br/&gt;Bütün Avrupa ülkelerinin tersine,&lt;br/&gt;devletin gelir dağÃµlÃµmÃµnÃµ düzeltmede en&lt;br/&gt;önemli araç olan sosyal güvenlik sistemine&lt;br/&gt;katkÃµ sağlamamasÃµ da, devletin temel gö-&lt;br/&gt;revleri dikkate alÃµndÃµğÃµnda anlaşÃµlmasÃµ zor&lt;br/&gt;bir durumdur.&lt;br/&gt;Küreselleşme ile birlikte bütün dünyada&lt;br/&gt;sosyal sorunlarÃµn şiddetlenmesi, sosyal&lt;br/&gt;güvenlik sistemlerinin önemini artÃµrm&lt;br/&gt;ÃµştÃµr. Türkiye gerek Birleşmiş Milletler,&lt;br/&gt;gerekse Avrupa kapsamÃµnda birçok sosyal&lt;br/&gt;güvenlik anlaşmasÃµna taraf olmuştur ve bu&lt;br/&gt;anlaşmalarÃµn gereğini yerine getirmeye&lt;br/&gt;çalÃµşmaktadÃµr.&lt;br/&gt;Son yÃµllarda yaygÃµnlaşan sosyal gü-&lt;br/&gt;venlik fonlarÃµnÃµn özel kuruluşlar eliyle değerlendirilmesi&lt;br/&gt;eğilimlerine dikkatli bir bi-&lt;br/&gt;çimde yaklaşmak gerekmektedir. Sosyal&lt;br/&gt;güvenlik sisteminin tüm toplumun refahÃµnÃµ,&lt;br/&gt;huzurunu ve demokratikleşmesini etkileyen&lt;br/&gt;bir kavram olduğu gözden kaçÃµrÃµlmamalÃµdÃµr.&lt;br/&gt;Sosyal devlet yalnÃµzca kamu düzeninin&lt;br/&gt;sarsÃµlmasÃµ halinde topluma müdahale etmekle&lt;br/&gt;yetinen, onun dÃµşÃµndaki toplumsal&lt;br/&gt;olaylara gözlemci kalan, toplumsal yaşam-&lt;br/&gt;Ãµn işleyişi içinde düzenin kendiliğinden oluşacağ&lt;br/&gt;ÃµnÃµ kabul eden bir devlet olmayÃµp,&lt;br/&gt;topluma hizmet sunarak ve toplumu yönlendirerek,&lt;br/&gt;örgütlü bir toplumda ekonomik&lt;br/&gt;ve toplumsal düzene adil bir biçim vermekle&lt;br/&gt;de ödevli devlettir.(1) Sosyal devlet,&lt;br/&gt;vatandaşlarÃµna insan hak ve onuruna yaraş&lt;br/&gt;Ãµr bir yaşam düzeyi sağlamayÃµ ödev edinen&lt;br/&gt;devlettir. Devlet bu görevlerini herşeyden&lt;br/&gt;önce toplumdaki bireylerin hem&lt;br/&gt;ekonomik hem de başka nedenlerle güçsüz&lt;br/&gt;duruma düşmemelerini önleyici önlemleri,&lt;br/&gt;politikalarÃµ almakla yerine getirir. Bireylerin&lt;br/&gt;güçsüz duruma düşmelerini insan onuruna&lt;br/&gt;yaraşÃµr bir biçimde yaşamlarÃµnÃµ sürdürmelerini&lt;br/&gt;sağlamak devletin sosyal koruma politikalar&lt;br/&gt;ÃµnÃµn başÃµnda yer almaktadÃµr.&lt;br/&gt;Devlet olmanÃµn gereği olarak sosyal&lt;br/&gt;koruma önlemleri bütün alanlarda alÃµnmal&lt;br/&gt;ÃµdÃµr. Eğitim de, sağlÃµkta, sosyal hizmet ve&lt;br/&gt;yardÃµmlarda, kadÃµn, özürlü ve göçmen iş-&lt;br/&gt;çiler gibi özel ilgi bekleyen bütün gruplarÃµn&lt;br/&gt;korunmalarÃµnda bu sosyal politika temel&lt;br/&gt;bakÃµşÃµnÃµ görmek mümkündür.&lt;br/&gt;(1) Pamir, T., Fizyoterapi-Rehabilitasyon &amp;#147;Hukuksal&lt;br/&gt;AçÃµdan Bedensel, Ruhsal SakatlÃµklarÃµ ve Uyum&lt;br/&gt;BozukluklarÃµ Sempozyumu&amp;#148; Özel SayÃµ, KasÃµm 1981,&lt;br/&gt;s.27.&lt;br/&gt;(*) DPT, Planlama UzmanÃµ,&lt;br/&gt;Planlama Dergisi Özel SayÃµ &amp;#150; DPT&amp;#146;nin Kuruluşunun 42. YÃµlÃµ&lt;br/&gt;http://ekutup.dpt.gov.tr/planlama/42nciyil/danisoge.pdf 220&lt;br/&gt;Sosyal güvenlik sistemleri son yÃµllarda&lt;br/&gt;içinde bulunduklarÃµ ciddi finansman sorunlar&lt;br/&gt;Ãµna rağmen devletlerin sosyal koruma&lt;br/&gt;politikalarÃµnda son derece önemli bir yere&lt;br/&gt;sahiptir. Pek çok ülkede devletin sosyal&lt;br/&gt;harcamalarÃµnÃµn hukuki, idari ve mali boyutlar&lt;br/&gt;Ãµ ekonomilerin belirgin bir fonksiyonu&lt;br/&gt;haline gelmiştir. KalkÃµnmanÃµn da önemli&lt;br/&gt;göstergelerinden biri olmuştur.&lt;br/&gt;Bugün batÃµ toplumlarÃµ kamu sosyal&lt;br/&gt;güvenliğini bir bütün olarak kabul ederek,&lt;br/&gt;risklerin toplumsal bir paylaşÃµmla önemli&lt;br/&gt;ölçüde telafi edilmesini kabul etmiştir. Sosyal&lt;br/&gt;politikalarla ekonomik politikalar aras&lt;br/&gt;Ãµnda halkÃµn refahÃµnÃµn artÃµrÃµlmasÃµ ortak hedefini&lt;br/&gt;destekleyen karşÃµlÃµklÃµ bir sorumluluk&lt;br/&gt;bulunmaktadÃµr.&lt;br/&gt;Ülkemizde Durum&lt;br/&gt;Tarihsel süreç içersinde dini ve Osmanl&lt;br/&gt;Ãµ Devleti uygulamalarÃµnda kÃµsmi bir&lt;br/&gt;örgütlülük taşÃµyan sosyal güvenlik sisteminin&lt;br/&gt;organize ve hak doğurur bir nitelikte,&lt;br/&gt;kamusal, sistemli ve kurumsal olarak sunumu&lt;br/&gt;son 50 yÃµl içerisinde gelişmiştir.&lt;br/&gt;Türk sosyal güvenlik sistemi çeşitli&lt;br/&gt;kurumsal ve idari uygulamalarla batÃµ toplumlar&lt;br/&gt;ÃµnÃµn tersine sahip olduğu pozitif nü-&lt;br/&gt;fus yapÃµsÃµnÃµ olumlu olarak değerlendirememiş</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot;DE VERİMLİLİK VE İSTİHDAM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-de-verimlilik-ve-istihdam-444545.html</link><description>TÜRKİYE&quot;DE VERİMLİLİK VE İSTİHDAM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde ekonomik yönden gelişmiş ülkelerin en önemli sorunu sürdürülebilir verimliliktir.Verimlilik artmıyorsa ekonomide durgunluk kaçınılmaz olacaktır.Bu nedenle sürekli verimliliğin en önemli şartı sürekli öğrenmek ve gelişmektir.Kalite ve maliyet unsurlarını gözardı etmeden yapılan işin daha iyi yapılması temel hedef olmalıdır. &lt;br/&gt;Verimlilik, ekonomik gelişmenin, ulusal refahın ve bireylerin yaşam standartlarının yükseltilmesinin temelini oluşturmaktadır. Verimli çalışan ve verimliliği hayat standardı olarak kabul eden ülkeler gelecekte dünya liderliğinin avantajlarını paylaşacaklar, rekabet ortamına uyum sağlayacak ve refah içinde yaşayacaklardır. &lt;br/&gt;Ülkemizde 1980 yıllarına kadar verimlilik artan bir trend izledi. 1980&quot;li yıllarda getirisi ve geri ödemesi geç olan alt yapı yatırımlarına yönelme sonucu verimlilik geri sayıma geçti. Kamu borçlarının sürekli artış göstermesi, yatırımlarda azalma, sanayide yenileme yatırımlarına kaynak ayrılmayışı, yeni teknoloji yatırımlarının yapılamayışı sonucu 1990&quot; lı yıllarda özellikle kamuda çağdaş üretim teknolojileri kullanamayan bir sanayi yapısı ortaya çıktı. &lt;br/&gt;Buna bağlı olarak, üretim ve verimlilikle bağlantısı bulunmayan bir ücret sistemi kabul görmeye başladı. Arge harcamalarına yeterince kaynak ayrılamadı.Üretimdeki çalışanlara yeterli düzeyde eğitim verilemedi, zamanında stratejik planlama yapılamadığı için verimlilik hızla düşmeye başladı. &lt;br/&gt;Avrupa ülkelerinde, iş gücü verimliliği ülkemizdekinden 6 kat daha fazladır. &lt;br/&gt;Yüksek verimlilik sayesinde, öncelikle ülke kalkınmasını sağlayacak kişi başına düşen milli gelir yükselecek, bireylerin refah seviyesi artacak, tek pazar haline gelen dünya ekonomisinde işverenlerin rekabet güçleri artacağından yaşama ve büyüme şansı artacak. Yatırımlar artacağından, istihdam olanakları genişleyecek mal ve hizmet kalitesi düzelecektir. &lt;br/&gt;Yüksek verimlilik için: &lt;br/&gt;Eğitim sistemimiz yeniden gözden geçirilmeli, AB ülkelerindeki modellere uygun ara meslekler için yeni eğitim sistemleri oluşturulmalı,yenileme yatırımları Devlet tarafından teşviklerle desteklenmelidir.Ücretlendirme politikaları gözden geçirilmeli, üretim ve verimlilikle ilintili ücretlendirmeye geçilmeli, çağa uygun üretim teknolojilerine yatırım yapılmalıdır &lt;br/&gt;Ar-ge yatırımları için kaynak ayrılmalı. İşçi ve işveren sendikalarının, verimlilik konusunda müşterek Strateji oluşturması için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı&quot;nın düzenleyici faaliyetler de bulunması gerekiyorsa yasal düzenlemeler yapması sağlanmalıdır. Devletin verimlilik konusunda yeni stratejik kararlar alması ve uygulamaya koyması gerekmektedir. Öncelikli olarak, Kamu Yönetimi başta olmak üzere her kesime büyük görevler düşmektedir.Verimlilik konusunda ülke genelinde verimlilik bilincini oluşturmaya yönelik olarak çok ciddi bir bilinçlendirme kampanyası başlatılmalıdır. İlkokuldan başlamak üzere tüm okullarda ders olarak okutulmalıdır. &lt;br/&gt;2002-2003 dönemi Türk Ekonomisine baktığımızda; &lt;br/&gt;*2002 yılı enflasyonu hedeflenenin altında kaldı. &lt;br/&gt;*2003 ilk 4 ayı umut vadediyor ! &lt;br/&gt;*İhracat artıyor. &lt;br/&gt;*Bütçe dengesi ve faiz dışı fazlası hedeflere uygun. &lt;br/&gt;2002 yılı büyüme oranı   %7,8 &lt;br/&gt;Sanayide büyüme oranı %9,4 &lt;br/&gt;Tarımda büyüme oranı   %7,1 &lt;br/&gt;Ticarette büyüme oranı  %10,7&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türk ekonomisinde görülen düzelmenin devamı için; &lt;br/&gt;İç ve dış piyasalara güven verilmeli, ekonomik program kararlılıkta uygulanmalıdır. Devlet artık küçülmeli, katma değer yaratmayan işlerden derhal çekilmeli, israfa son vermeli, özelleştirmede radikal çözümler üretilmelidir. Yerli yatırımcıya  tanınan olanaklar yabancı yatırımcıya da tanınmalıdır.Vergi avantajı sağlamak suretiyle istihdam artışı sağlanmalıdır.İstihdam suç olmaktan çıkartılmalı, teşvik edilmelidir. Yatırım özendirilmelidir. İstihdam artışı ancak talep artışı ve yatırımların artmasıyla mümkün olacaktır. &lt;br/&gt;Bu nedenle yabancı yatırımcıların Türkiye&quot; ye yatırım yapmaları teşvik edilmelidir. &lt;br/&gt;Yatırımların artması için yılda  en az % 6 büyüme sağlanmalıdır. Ekonomide istik</description></item><item><title>ÜCRET SİSTEMLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucret-sistemleri-358049.html</link><description>İşletmeler izledikleri insan kaynakları politikası, kendi yapısal özellikleri ve geleneklerine göre birbirinden oldukça farklı ücret sistemleri uygularlar. Bu sistemler; kıdeme, performansa, beceriye ve ekibe dayalı olarak öncelikle incelenecek, daha sonra özendirici ücret sistemlerine yer verilecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Kıdeme Dayalı Ücret Sistemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Yapılan işin miktarı, kalitesi ve nitelikleri göz önüne alınmaksızın sadece işletmede işgörenin geçirdiği süre dikkate alınarak kök ücretin saptanması işlemidir. Anlaşılması ve uygulanması çok basit olmakla birlikte sistemin çalışanları motive edici etkisi çok azdır. Bir bakıma &quot;tekkeyi bekleyen çorbayı içer&quot; yaklaşımı geçerlidir. Ancak bant sisteminin uyguladığı montaja dayalı işlerde zamanı esas alan bu sistemin uygulanmasını doğal karşılamak gerekir. Ayrıca sendikalar tarafından performans yerine kıdeme dayalı ücret sistemi çok destek bulmaktadır. &lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Sistemin Sakıncaları : Bu sistem pratik görülmekle birlikte bazı sakıncaları kendisiyle getirmektedir. Örneğin:&lt;br/&gt;-Verimliliği ve kaliteyi yükseltmeye özendirici niteliği yoktur.&lt;br/&gt;-Çok çalışan ile çok çalışan arasındaki farklılık ücrete yansımaz.&lt;br/&gt;-Çalışanları tembelliğe iten bir nitelik taşır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b)Performansa Dayalı Ücret Sistemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Kıdeme dayalı sistemin aksine burada kişinin yaptığı işte gösterdiği performans esas alınmaktadır. Bu sistem, performans düzeyindeki artış ile ücret düzeyi arasında ilişki kurmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Performansa dayalı ücret sistemi günümüzde çok ilgi gören ve sendikaların aksine işveren tarafından çok destek bulan bir sistemdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      İşletmeleri performansa dayalı ücretlemeye yönelten nedenler aşağıdaki gibi sıralanabilir:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-İşletmede stratejik iş hedeflerine ulaşmak,&lt;br/&gt;-İşletmeye esneklik sağlamak ve insan gücü maliyetlerini düşürmek, &lt;br/&gt;-Verimlilik, kalite, karlılık gibi alanlarda işletmenin daha yüksek bir performans düzeyine yönelmesini sağlamak.&lt;br/&gt;-Performans düzeyini iyileştirerek çalışanların kazanımlarını genişletebilme yeteneğine sahip olmak.&lt;br/&gt;-İş gücü maliyetlerini arttırmadan yüksek performansa sahip çalışanları ödüllendirmek.&lt;br/&gt;-Yetenekli personel için cazip firma olabilmek.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         İşletmeler organizasyonun stratejik hedeflere ulaşabilmesi açısından ücret ile performans artışını ilişkilendirmeyi stratejik bir araç olarak kullanmaktadırlar. Böylece çalışanların stratejik hedefleri gerçekleştirme yönünde motive edilmeleri ve çabalarının artması mümkün olabilmektedir.&lt;br/&gt;      &lt;br/&gt;         Gerçekten performansa dayanan ücret sistemi çalışanların motivasyonunu arttırma yönünde etkili bir araçtır. Bilindiği gibi para genel olarak her ortamda güçlü bir motivasyon aracıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Ayrıca, performansa dayalı ücret sistemi ile başarılı kişiler ödüllendirilmektedir. Özellikle başarılı bir kişi çalışmasının karşılığını görmek ister. Bütün iyi niyetini ve çalışma gücünü ortaya koyan kişi, kendisinden daha az ve ilgisiz çalışan biriyle aynı ücreti alırsa bu durum işgörenin motivasyonunu olumsuz yönde etkiler. Dolayısıyla performansa dayalı ücret sistemi kişideki eşitsizlik duygusunu kaldırarak tatmin ve adalet sağlamış olmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         Etkin bir performansa dayanan ücret sistemi kurmak için dikkate alınması gereken noktalar aşağıdaki gibi sıralanabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Performansın Doğru Ölçümü          &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Performans Priminin Belirlenmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Çalışanların Sistemi Kabullenmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Ödüllendirme Zamanı  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Sistemin Kapsamı &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Sistemin Sakıncaları&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;          Performansa dayalı ücret sistemi; çalışanları motive etmesi çalışanları başarıya endekslemesi, üretim ve karlılığın artması gibi yararlar getirmesine karşın belirli sorun ve sakıncaları da içerdiği bir gerçektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Performans değerleme sistemi ile ücret sistemi arasında bağlantı kurulduğunda bu bağlantının organizasyon üzerindeki etkisi önem kazanmaktadır. Eğer performans değerleme sistemi yetersiz ise ücretleme sistemi ile bağlantılandırılması olumsuz sonuçlara yok açacaktır. Dolayısıyla etkin ve sağlıklı bir şekilde işleyen performans değerlem</description></item><item><title>KÖMÜRLE ÇALİSYAN TERMİK SANTRALLARİN ÇEVRESEL ETKİLERİ VE ÖNLEME OLANAKLARİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?komurle-calisyan-termik-santrallarin-cevresel-etkileri-ve-onleme-olanaklari-370567.html</link><description>Kömürle çalisan termik santrallarin çevresel etkileri ve önleme olanaklari&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;Türkiye&quot;nin sahip oldugu en bol fosil kaynakli yakit, düsük-kaliteli ve yüksek derecede kirlenmeye yol açan linyittir ve en bol bulundugundan ülke enerji üretiminin belkemigidir. Ancak bu tür kömürün kullanimi çok yüksek miktarlarda kükürt dioksit (SO2), azot oksitler (NOx), karbonmonoksit (CO), Ozon (O3), hidrokarbonlar, partiküler madde (PM) ve kül olusturmaktadir. Bu atiklar, çevre sagligina çok çesitli biçimlerde etki eder. Bu olumsuz etkileri su sekilde siralayabiliriz: &lt;br/&gt;Baca gazlari ve atiklarinin etkileri&lt;br/&gt;Eger herhangi bir filtre kullanilmazsa 100 megawatt gücünde kömürle çalisan bir termik santralin kirletici etkileri asagidaki tabloda görülmektedir.&lt;br/&gt;Kükürt dioksit (SO2)45,000 ton/yil&lt;br/&gt;Azot oksitler (NOx)26,000 ton/yil&lt;br/&gt;Karbonmonoksit (CO)750 ton/yil&lt;br/&gt;Kati partiküller (PM)32,500 ton/yil&lt;br/&gt;Hidrokarbonlar250 ton/yil&lt;br/&gt;Kül5,660 ton/yil&lt;br/&gt;SO2 ve NOx gazlari asit yagmurlarinin olusumundan birinci derecede sorumludurlar. Bacalardan atilan kükürt ve azot oksitler, hakim rüzgarlarla ortalama 2 - 7 gün içerisinde atmosfere tasinirlar. Bu zaman süresi içinde bu kirleticiler, atmosferdeki su partikülleri ve diger bilesenlerle tepkimeye girerek sülfürik asit ve nitrik asiti olustururlar. Bunlar da yeryüzüne yagmur ve kar ile ulasir. Böylece baca gazlari ikinci kez ve daha genis bir bölgeye etki etmis olurlar. Bölgenin arazi yapisi ve hava kosullarina bagli olarak, etki yüzlerce kilometreye kadar yayilabilmektedir. Asit yagmuru denilen bu olgu yalnizca canlilar için degil, tas yapitlar ve eski sanat eserleri için de önemli bir tehlike olusturmaktadirlar. &lt;br/&gt;Asit yagmurlari, yapraklarin stomalarina girerek yapragin su dengesini saglayan stoplazmanin asitlesmesine neden olurlar. Bunun sonucunda sivi kaybeden yaprak, kisa sürede ölür. Bu sekilde agacin hastaliklara dayanikliligi azaldigindan zararli böceklerin istilasina ugrar ve ölümü hizlanir. Ayrica giderek zayiflayan ve yaprak kaybeden agacin tepe çatilari seyrekleserek rüzgar perdesi görevini yapamaz ve agaç rüzgardan devrilebilir. Asit yagmurunun topraga düsmesi sonucu topragin asiditesi artar ve bu kuvvetli asidik çözeltiler topraktaki Ca++ , Mg+ , K+ gibi minerallerin kaybina neden olur. Bu mineraller agaçlarin büyümesi ve kendilerini yenilemeleri için yasamsal öneme sahiptirler. Toprakta PH %5&quot; in altina düserse toprak sivisi içinde alüminyum ve agir metallerin konsantrasyonu artar. Kurak mevsimlerde topraktaki nemin azalmasi sonucu bu maddeler iyice yogunlasir ve bitki kökleri için öldürücü etki gösterirler. Ayrica kloroplastlarda biriken SO2 yapragin fotosentez yapmasini engeller ve bu yolla da agaca zarar verir. Tüm bunlarin sonucunda agaçlarin yesil sürgünleri gelismeyip kurumakta, yapraklari dökülmekte, çiçek ve meyve vermemektedir. &lt;br/&gt;Asit yagmurlari ve diger zararli gaz ve küllerin verdigi ekonomik zararlari söyle siralayabiliriz: &lt;br/&gt;1. Agaçlarin henüz olgunlasmadan kesilmesinden dogan zarar.&lt;br/&gt;2. A</description></item><item><title>KESK TARİHÇESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kesk-tarihcesi-457783.html</link><description>CUMHURİYET&quot;TEN 1965&quot;E KADAR KAMU EMEKÇİLERİNİN ÖRGÜTLENME SÜRECİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kamu emekçilerinin örgütlenmesi ve sendikalaşması işçilerden daha sonra başlamıştır.</description></item><item><title>İŞ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ KONULARINDA DEVLETİN İŞVERENİN İŞÇİNİN GÖREV VE SORUMLULUKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?is-sagligi-ve-is-guvenligi-konularinda-devletin-isverenin-iscinin-gorev-ve-sorumluluklari-446626.html</link><description>İŞ SAĞLIĞI ve İŞ GÜVENLİĞİ KONULARINDA DEVLETİN İŞVERENİN İŞÇİNİN GÖREV ve SORUMLULUKLARI&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Bu makalede iş güvenliği, iş sağlığı konularındaki mevzuatlar incelenip devletin, işverenin ve işçinin sorumlulukları incelenecektir.&lt;br/&gt;Sanayileşmenin doğal bir sonucu olarak, yoğun işçi çalıştırılan iş yerlerinde iş kazalarının sayısında büyük artışlar olmuştur. Önceleri bu kazalar işverenler tarafından fazla önemsenmezken zaman içinde bu kazalar sonucu doğan üretim kayıpları işverenlerin önlem alma zorunluluğunu doğurmuştur.&lt;br/&gt;Bir yandan yapılan düzenlemelerle; iş yerlerindeki çalışma koşulları işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından tehlikelerden arındırılmaya çalışılırken diğer yandan da sosyal güvenlik kuruluşlarının işverenlere sadece kusurlarının bulunmadığı durumlarda güvence sağlayacağı fikri yerleştirilmeye çalışılmıştır. Bugün için sosyal güvenlik kuruluşlarının kusurlu işverenlere bir güvence sağlamayacağı fikri toplum tarafından kabul edilmiş ise de; iş yerlerinin tehlikelerden arındırılmış olduğunu söylemek pek mümkün değildir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Anahtar sözcükler : Sosyal güvenlik, işyeri denetleme, iş sağlığı, iş güvenliği&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;In this paper, the reponsibilities of employers, state institutions and workers on topics of safety of work and health of qork will be investigated.&lt;br/&gt;As a natural consequence of industrialization, there is considerable increase in industrial accidents (injuries) in companies that employ many workers. Although employers didn&quot;t give too muh importance to these injuries, as the time past, serious precautions are needed in case of manufacturing capability losses.&lt;br/&gt;While the working conditions in factories, workshops and companies is tried to be refined from dangerous situations, emplyores are informed about that the only was of taking social security is having any reponsibility of employers related to injuries. Even many organizations and institutions in soceiety accept this rule, we cannot say that the dangerous conditions are filly eliminated&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Keywords: Social security, auditing, health of work, security of work&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;02-03 Mayıs 2003 tarihlerinde Adana&quot;da gerçekleştirilen &quot;II. İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi&quot;nde bildiri olarak sunulmuştur.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Sanayileşmenin doğal bir sonucu olarak, yoğun işçi çalıştırılan iş yerlerinde iş kazalarının sayısında büyük artışlar olmuştur. Önceleri bu kazalar işverenler tarafından fazla önemsenmezken zaman içinde bu kazalar sonucu doğan üretim kayıpları işverenlerin önlem alma zorunluluğunu doğurmuştur.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Sosyal güvenlik kuruluşlarının doğması da, bu gelişmelerin ortaya çıkmasının bir sonucudur. Önceleri yaralanan ve hastalanan işçilerin tedavisi için katkıda bulunan işverenler daha ileri aşamalarda, bunları organize edecek olan kuruluşların oluşumuna katkıda bulunarak sosyal güvenlik kuruluşlarının doğmasına yol açmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İleri aşamalarda ise gerek baskı gruplarının etkisi gerekse toplumsal gelişmeler karşısında bu tür katkıların yeterli olmadığı, önemli olanın bir zararın meydana gelmesinin engellenmesi olduğu anlaşılmıştır. Bunun doğal bir sonucu olarak, koruyucu önlemler getirilmiştir. Önceleri çalışma sürelerinin sınırlandırılmasının yeterli olduğu düşünülmüş ise de; zamanla  bunların sadece  süre açısından tehlikeyi sınırlandırdığı, tehlike riskini ortadan kaldırmadığı anlaşılmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir yandan yapılan düzenlemelerle; iş yerlerindeki çalışma koşulları işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından tehlikelerden arındırılmaya çalışılırken diğer yandan da sosyal güvenlik kuruluşlarının işverenlere sadece kusurlarının bulunmadığı durumlarda güvence sağlayacağı fikri yerleştirilmeye çalışılmıştır. Bugün için sosyal güvenlik kuruluşlarının kusurlu işverenlere bir güvence sağlayamayacağı fikri toplum tarafından kabul edilmiş ise de; iş yerlerinin tehlikelerden arındırılmış olduğunu söylemek pek mümkün değildir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bugün ülkemizde uygulanmakta bulunan mevzuat açısından, ülkemizin çağdaş ülkelerden daha geri olduğunu söylemek mümkün değildir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü</description></item><item><title>HAVA KİRLİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hava-kirliligi-365083.html</link><description>HAVA İNSANIN EN ÖNEMLİ GEREKSİNİMDİR &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İnsanoğlunun yaşamını devam ettirebilmesi için üç önemli temel gereksinimi vardır. Hava bunlardan en önemli gereksinimdir. Bir insanın günde yaklaşık olarak 2,5 litre su, 1,5 kg besin ve 15-20 m3 hava ihtiyacı vardır. Ve hava insanoğlunun en baş yaşam kaynağıdır. İnsanın havasızlığa uzun sure dayanabilecek bir yapısı bulunmamaktadır. Saf hava başta azot ve oksijen olmak üzere argon, karbondioksit, su buharı, neon, helyum, metan, kripton, hidrojen, azot monoksit, karbon monoksit, ksenon, ozon, amonyak ve azot dioksit gazlarının karışımından meydana gelmiştir. Fakat ne yazık ki her gün ciğerlerimize çektiğimiz hava kendi doğal halinde ve temiz olamamakta, her gecen gün çeşitli etmenlerle kirlenmekte ve insanoğlu için potansiyel bir tehlike oluşturabilmektedir. Günümüzde, her geçen gün artan çevre sorunlarının başında gelen hava kirliliği, geleceğin dünyasını ciddi bir şekilde tehdit etmekte, ekolojik tehlikelerle karşı karşıya bırakmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HAVA KİRLİLİĞİNE NEDEN OLAN KİRLETİCİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hava kirliliğine neden olan kirleticilerin, kaynaklarına göre hava kirliliği, tabii kaynaklardan meydana gelen kirlilik ve insan faaliyetleri sonucu suni kaynaklardan meydana gelen kirlilik olmak üzere iki sınıfa ayrılır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Doğal kaynaklardan gelen kirlilik.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Doğal yollarla atmosfere karısan kirleticilerden birisi tozlardır, meteorlardan, yer yüzeyindeki büyük çöl alanlarından ve kumluk alanlardan rüzgarlarla atmosfere taşınırlar; ayrıca orman yangınları ve faaliyet halinde ki volkanlar önemli doğal kirleticilerdir ve sonucunda atmosfere önemli miktarlarda duman ve zehirli gazlar karışır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Suni kaynaklardan gelen kirlilik.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; İnsan yapısı sonucu havaya karısan kirleticiler arasında çeşitli amaçlarla yakılan ateşler, endüstriyel tesisler ve yerleşmeler, ev bacalarının dumanları, konutların ısıtılması ve soğutulması, motorlu taşıtların egzost gazları, atmosferik özellikler, metan gazı çıkaran atıklar, savaş halinde veya tatbikatlarında kullanılan askeri araç gereçler vb gibi etmenler vardır. Bunların sonucunda havaya zehirli gazlardan olan karbon monoksit, kükürt dioksit ve nitrik asit gibi gazlar bol miktarda karışır. Doğal veya insan yapısı sonucu atmosfere karışan kirleticiler, her iki halde de atmosfere yayıldıkları anda hızla kimyasal reaksiyonlar oluştururlar ve hava akımları ile karışır, dağılır, yayılır ve taşınırlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; HAVA KİRLİLİĞİ SAĞLIĞIMIZI NASIL ETKİLER. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Dünya nüfusunun hızla artmasına paralel olarak, artan enerji kullanımı, endüstrinin gelişimi ve şehirleşmeyle ortaya çıkan hava kirliliği insan sağlığı ve diğer canlılar üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Hava kirliliği toplum sağlığını günümüzde tehdit eden en önemli sorunlardan biridir. Soluma ve emme yoluyla insan ve doğadaki diğer canlılar kirlilikten etkilenirler. Dolayısıyla kirliliğin en temel etkisi akciğere ve kalbe verdiği zarardır. Solunum bozuklukları, astım, kalp hastalıkları gibi rahatsızlıların özellikle, hava kirliliğinin de etkisiyle, günümüzde sayısı sıkça artmıştır. Bu hastalıklar özellikle hava kirliliğinin çokça görüldüğü üçüncü dünya ülkelerinde artmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; HAVA KİRLİLİĞİN SONUÇLARI:&lt;br/&gt;1.Ozon tabakasındaki delikler.&lt;br/&gt;Hava kirliliğinin sonuçları arasında en etkili olanlardan biriside ozon tabakasında oluşan deliktir. Ozon tabakası yeryüzündeki bütün canlıları ültraviyole radyasyondan korur. Ozonun en önemli düşmanı kloroflorokarbon (CFC)gazlarıdır. Yüksek dereceler zemin seviyesi ozonunun artmasına sebep olmaktadır ki zemin seviyesi ozonu hava kirliliğinin ana maddesidir ve böylece iklim değişimi kentlerdeki hava kirliliğini şiddetlendirmektedir. Ozon düşük seviyede toksik ve yüksek yoğunlaşmada öldürücüdür. Ciğerlerdeki hücre zarını çatlatır ve hücresel sıvılar oluşmaya baslar, solunum hızlanır, nefesler kısalır ve acı verici olur. Yaşlılar ve çocuklar özellikle bu tehlikeye açıktırlar ve ozon ciğerleri serleştirip, yaralar. Ozon ayni zamanda solunum yollarını alerjenlere ve tahriş edici maddelere karşı daha duyarlı hale getirir. Yükselen ozon seviyesi daha fazla astım, solunum yolları hastalıkları ve akut solunum bozuklukları anlamına gelir.</description></item><item><title>KOBİ&quot;LERDE ÇOK ORTAKLI ŞİRKETLEŞME MODELİ ÜZERİNE HATAY MOBİLYA İMALATI İŞKOLUNDA BİR ARAŞTIRMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kobi-lerde-cok-ortakli-sirketlesme-modeli-uzerine-hatay-mobilya-imalati-iskolunda-bir-arastirma-447031.html</link><description>KOBİ&quot;LERDE ÇOK ORTAKLI ŞİRKETLEŞME MODELİ ÜZERİNE HATAY MOBİLYA İMALATI İŞKOLUNDA BİR ARAŞTIRMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GİRİŞ&lt;br/&gt;1980&quot;li yıllarda ihracata yönelik sanayileşme stratejisi ile kalkınmayı benimseyen&lt;br/&gt;ülkemiz, bu dönemde &quot;Dış Ticaret Sermaye Şirketi&quot; (DTSŞ) modeli ile büyük ölçekli&lt;br/&gt;işletmeleri desteklemiştir. İhracat teşviklerinin bu tür firmalara yönlendirilmesi, çok&lt;br/&gt;sayıda DTSŞ kurulmasına neden olmuştur. Dış pazarlarda güçlü olmanın gerekliliği,&lt;br/&gt;rekabetin yoğunluğu, çokuluslu şirketler ve ihracat gruplarıyla rekabet zorunluluğu,&lt;br/&gt;küçük ve orta boy işletmelerin (KOBİ) dış pazarlarda fiyat rekabetine girerek malların&lt;br/&gt;daha düşük fiyatla ihraç edilmesine neden olmaları, söz konusu modelin&lt;br/&gt;desteklenmesinin önemini arttırmıştır.&lt;br/&gt;Ancak 1990&quot;lı yıllara gelindiğinde modelin hedefine ulaşmadığı, bu firmaların dış&lt;br/&gt;pazarlarda uzun dönemli ilişkiler geliştiremedikleri, yabancı firmalarla ortaklıklar&lt;br/&gt;kuramadıkları, ihracat teşviklerini daha çok kısa dönemli kar amacı ile kullandıkları&lt;br/&gt;görülmüş, ihracata zarar veren uygulamalar sonucu ise teşvikler büyük ölçüde&lt;br/&gt;kısılmıştır.&lt;br/&gt;Bu gelişmeler dikkatlerin KOBİ&quot;lere yöneltilmesini sağlamış; 1990&quot;lı yıllarda&lt;br/&gt;ülkemizde KOBİ gerçeğini kavrayan bir çok kuruluş ve üniversite, bu alanda çeşitli&lt;br/&gt;araştırma enstitüleri, merkezler kurup araştırma projeleri yürütürken, devlet de bu&lt;br/&gt;işletmeleri dış pazarlara yönlendirecek, ancak güçlü olmalarını sağlayacak iki modeli&lt;br/&gt;yürürlüğe koymuştur.&lt;br/&gt;Bu modelden birincisi &quot;Çok Ortaklı Dış Ticaret Sermaye Şirketi&quot;dir. Farklı&lt;br/&gt;alanlarda çalışan KOBİ&quot;lerin dış pazarlarda birlikte hareket etmelerinin daha kolay&lt;br/&gt;olacağı düşüncesiyle geliştirilen bu model, iş dünyasında destek bulmamış; ardından&lt;br/&gt;aynı alanda faaliyet gösteren KOBİ&quot;lere yönelik &quot;Sektörel Dış Ticaret Sermaye Şirketi&quot;&lt;br/&gt;(SDTŞ) yürürlüğe girmiştir.&lt;br/&gt;SDTŞ&quot;nin başarıya ulaşması için yapılan tanıtım ve bilgilendirme çalışmaları&lt;br/&gt;başarıya ulaşmış ve KOBİ&quot;ler bir araya gelerek bu model çerçevesinde örgütlenip dış&lt;br/&gt;pazarlara yönelmeye çalışmışlardır. Bugün sayıları 25 civarında olan SDTŞ&quot;nin ortak&lt;br/&gt;sayıları yüzlerle ifade edilmektedir.&lt;br/&gt;Bu gelişmelere ve sağlanan teşviklere rağmen, işletmelerinin %98&quot;i KOBİ olan&lt;br/&gt;ülkemizde bu model hedeflenen ölçüde gelişmemektedir. Gelişmiş ülkelerde KOBİ&quot;lerle&lt;br/&gt;ilgili gelişme süreci incelendiğinde, benzeri modellerin veya şirket evliliklerinin&lt;br/&gt;uygulandığı görülmektedir.&lt;br/&gt;Her şeyden önce dış pazara girecek bir firma için ilk sorunun şu olması gerektiği&lt;br/&gt;unutulmamalıdır:&lt;br/&gt;&quot;Dış pazarda şu anda ürettiğim bu mala talep var mıdır? Talep ne tür mal&lt;br/&gt;özellikleri geliştirmemi gerektirmektedir?&quot;&lt;br/&gt;Bu soruya birçok KOBİ olumlu yanıt veremezse, dış pazarlara açılmayı sağlayan&lt;br/&gt;modellerin başarı şansı da yoktur. İşbirliğinin gerekliliğine işletme sahip-yöneticileri&lt;br/&gt;inanmıyorsa, bu modellerin başarı şansı da yoktur.&lt;br/&gt;* Mustafa Kemal Üniversitesi Antakya Meslek Yüksekokulu&lt;br/&gt;** Mustafa Kemal Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi&lt;br/&gt;139&lt;br/&gt;2. ARAŞTIRMANIN AMACI&lt;br/&gt;Büyük bir bölümü şahıs işletmesi konumunda olan, oldukça sınırlı kaynaklarla&lt;br/&gt;faaliyet gösteren , ürettikleri mallar itibariyle henüz ihracata açılma aşamasında&lt;br/&gt;bulunmayan bu işletmelerin söz konusu ortama kavuşabilmelerini sağlayacak model,&lt;br/&gt;&quot;Çok Ortaklı Şirket&quot; modelidir. Bu model ile kalite, teknoloji ve yönetim vb. konularda&lt;br/&gt;belirli bir düzeye gelen KOBİ&quot;lerin, dış pazarlara yönelik modellere daha kolay&lt;br/&gt;yönelebilecekleri düşünülmektedir.&lt;br/&gt;Bu çalışma, Hatay&quot;da önemli bir geleneksel sektör olarak kabul edilen ve yaklaşık&lt;br/&gt;50 yıllık bir geçmişi olan mobilya imalatı işkolunda, bu modelin uygulama olanaklarını&lt;br/&gt;ortaya koymayı hedeflemiştir. Ülkemizin diğer illerinde benzer modelleri hayata geçiren&lt;br/&gt;girişimciler karşısında Hatay&quot;da bu konuda durum saptaması yapmak, sorunları&lt;br/&gt;belirlemek ve modelle ilgili işletme sahiplerinin düşünceleri ışığında bilimsel&lt;br/&gt;değerlemeler yapmak amacıyla söz konusu işkolunda araştırma yapılmıştır.&lt;br/&gt;3. ARAŞTIRMA MODELİ&lt;br/&gt;Çalışmanın kavramsal modeli şu şekilde oluşturulmuştur:&lt;br/&gt;Bu model çerçevesinde tanımlayıcı araştırma modeli sınırları içinde araştırma&lt;br/&gt;p</description></item><item><title>HAVA KİRLİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hava-kirliligi-380952.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hava kirliliği, hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme, kalitesiz yakıt kullanımı, motorlu taşıt sayısının giderek artması ve bilinçsiz büyüme ile yüzyılımızın en büyük çevre problemlerinden biri haline gelmiştir.  Isparta, Akdeniz bölgesinin Göller Yöresi olarak adlandırılan kesiminde yer almaktadır. Şehrin coğrafi ve meteorolojik özellikleri bakımından yoğun bir hava kirlenmesi potansiyeli vardır. Kent merkezinde uzun yıllardan  bu yana, özellikle kış aylarında yaşamakta olan hava kirliliği önemli boyutlara ulaştığı düşünülmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada, Isparta&quot;da Halk Sağlığı laboratuarının yapmış olduğu SO2 ve TSP (Toplam Askıda Partikül) ölçüm değerleri kullanılarak, 1999 - 2001 yıllarındaki hava kirliliği ölçümleri istatiksel olarak değerlendirilmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üç  yıllık verilerin ortalaması SO2 için 88 (  ), TSP de 72 ( 3), ortancası SO2  için  , TSP&quot;de 62 (  ) bulunmuştur. KVS (Kısa Vadeli Standart) olan 400 (  ) SO2  için zamanın %3&quot;ünde, TSP için ise zamanın %0,3&quot;ünde aşılmıştır. Haftalık ve aylık ortalama ile 7 günlük ve 14 günlük hareketli ortalamalar kullanılarak yapılan analizlerde 1999&quot;dan 2001&quot;e SO2 ve TSP konsantrasyonlarında bir azalma görülmüştür. SO2 ve TSP arasında basit lineer regresyon yöntemi ile kurulan ilişkinin R2 değeri 0.25 civarındadır, bu ise Isparta&quot;da yanmadan hariç önemli toz kaynaklarının bulunduğuna işaret etmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. BULGU VE TARTIŞMALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.1. GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Isparta Halk Sağlığı laboratuarından alınan 1999-2001 yılları arasında tüm verilerin yıllık, aylık, haftalık olmak üzere ortalaması, ortancası, standart sapması ve modu hesaplanmıştır. Ayrıca haftalık ve aylık ortalamaların zamana karşı grafikleri yıllık ve aylık histogramlar çizilmiştir. Yedi ve 14 günlük hareketli ortalamalar hesaplanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.2. ÖZET İSTATİSTİKLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Isparta&quot;da 1999-2001 yılları arasında ölçülmüş olan SO  ve TSP derişimlerinin istatistiksel sonuçları aşağıdaki tablolarda görülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 1&quot;de üç yıllık ve 1999-2000-2001 yılları SO  derişimleri verilmiştir. 2002 yılı ortalamasının diğer yıllara göre daha yüksek olmasının nedeni; bu yıl için kullanılan verilerin sadece kış ayları (Ocak ve Şubat) değerlerinden oluşmasıdır.Buna göre en yüksek ortalama değer 1999 yılında, en düşük ortalama değer 2000 yılındadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 1.  Özet  İstatistikler (SO2 yıllık)&lt;br/&gt;YıllarNOrt.OrtancaModStd.SapmaMin.       Max&lt;br/&gt;3 yıllık       1098       88       35                 8113        697       1&lt;br/&gt;199931412224111696971&lt;br/&gt;2000362642810724051&lt;br/&gt;200136370378693304&lt;br/&gt;2002591711551328638851&lt;br/&gt;N:Veri Sayısı, Min: En  Küçük  Derişim, Max :En Büyük Derişim&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 2&quot;de tüm SO verilerinin aylık olarak hesaplanmış analiz sonuçları verilmiştir.Yaz ve kış aylarının ortalama değerlerinin birbirlerine yakın olmadığı tabloda açıkça görülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 2.  Özet  istatistikler (SO  Aylık)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AylarNOrt.OrtancaModStd.SapmaMin.       Max</description></item><item><title>GLOBALLEŞEN İŞ PİYASALARINDA GELİŞEN ÜLKELERİN YERİ VE BU ÇERÇEVEDE TÜRK İŞ PİYASASINA BİR BAKIŞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?globallesen-is-piyasalarinda-gelisen-ulkelerin-yeri-ve-bu-cercevede-turk-is-piyasasina-bir-bakis-357708.html</link><description>GLOBALLEŞEN İŞ PİYASALARINDA GELİŞEN ÜLKELERİN YERİ VE BU ÇERÇEVEDE TÜRK İŞ PİYASASINA BİR BAKIŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;KISALTMALARiv&lt;br/&gt;TABLOLAR LİSTESİv&lt;br/&gt;ÖZETvi&lt;br/&gt;SUMMARYvii&lt;br/&gt;GİRİŞ1&lt;br/&gt;1. DEĞİŞME, GELİŞME, TEKNOLOJİ VE GLOBALLEŞME&lt;br/&gt;1.1. Değişme, Gelişme ve Teknoloji Kavramları4&lt;br/&gt;1.1.1. Değişme ve Gelişme Kavramı4&lt;br/&gt;1.1.2. Teknoloji Kavramı6&lt;br/&gt;1.1.3. Değişme, Gelişme ve Teknoloji Üzerine Terminolojik Saptamalar9&lt;br/&gt;1.2. Globalleşme12&lt;br/&gt;1.2.1. Globalleşme Kavramı ve Globalleşmenin Ortaya Çıkış Nedenleri12&lt;br/&gt;1.2.2. Bloklaşmanın Getirdiği Globalleşme15&lt;br/&gt;1.2.3. Globalleşme ve ÇUŞ Etkileşimi18&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. GLOBALLEŞEN İŞ PİYASALARINDA YENİ TEKNO-EKONOMİK YAPI: SANAYİ SONRASI TOPLUM21&lt;br/&gt;2.1. Sanayi Sonrası Toplumun Makro Boyutta Kavranması21&lt;br/&gt;2.1.1. Sanayi Sonrası Toplum Kavramı21&lt;br/&gt;2.1.2. Sanayi Sonrası Toplumun Karakteristikleri23&lt;br/&gt;2.1.3. Sanayi Sonrası Toplumu Etrafında Süregelen Tartışmalar25&lt;br/&gt;2.2. Üretim Organizasyonunun Değişimi: &quot;Esnek Çalışma&quot;28&lt;br/&gt;2.2.1. Esneklik Kavramı28&lt;br/&gt;2.2.2. Fordizmden Post-Fordizme Geçiş31&lt;br/&gt;2.2.3. Japon Esnek Üretimi34&lt;br/&gt;2.3. Gelişmiş Ülkelerde İşgücünün Yapısal ve Sektörel Değişimi37&lt;br/&gt;2.3.1. Yeni Tip İşgücü: &quot;Bilgi İşçisi&quot;37&lt;br/&gt; 2.3.2. Değişen Çalışma Anlayışları39&lt;br/&gt;2.3.3. Büyüyen Hizmetler Sektörü41&lt;br/&gt;2.4. Bilgi Teknolojileri ve İşsizlik43&lt;br/&gt;3. GLOBALLEŞEN İŞ PİYASALARINDA GELİŞEN ÜLKELERİN YERİ VE TÜRKİYE DEĞERLENDİRMESİ49&lt;br/&gt;3.1. Yeni Tekno-Ekonomik Yapıya Gelişen Ülkelerin Uyum Süreci49&lt;br/&gt;3.1.1. Kaybedilen Uluslararası Rekabet Avantajı: Ucuz Emek Avantajı Ve Sonuçları49&lt;br/&gt;3.1.2. Gelişen Ülkeler İçin Gerekli Yeni Bir Teknoloji Politikası51&lt;br/&gt;3.1.2.1.  Teknoloji Transferi Ve Ar-Ge Açısından Gelişen Ükeler52&lt;br/&gt;3.1.2.2. Gelişen Ülkeler İçin Alternatif Bir Teknoloji Politikasının Esasları56&lt;br/&gt;3.2. Gelişen Ükelerde İstihdamın Sektörel Değişimi59&lt;br/&gt;3.3. Türkiye&quot;nin Yeni  Tekno-Ekonomik Yapıya Uyum Süreci62&lt;br/&gt;3.3.1. Teknoloji Transferi ve Ar-Ge Açısından Türkiye64&lt;br/&gt;3.3.2. Türkiye&quot;nin Bilgi Teknolojisine Geçiş Sürecinde Avantajları ve Türk İş Piyasasına Yönelik Öneriler66&lt;br/&gt;SONUÇ VE ÖNERİLER72&lt;br/&gt;KAYNAKÇA78&lt;br/&gt;ÖZGEÇMİŞ86&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KISALTMALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AB:Avrupa Birliği&lt;br/&gt;AR-GE:Araştırma ve Geliştirme   &lt;br/&gt;BM:Birleşmiş Milletler(United Nations)&lt;br/&gt;CAD:Bilgisayar Destekli  Tasarım&lt;br/&gt;CAM          :  Bilgisayar Destekli   İmalat&lt;br/&gt;ÇUŞ            :Çok Uluslu Şirketler&lt;br/&gt;EFTA          : Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi(European Free Trade Associotion)&lt;br/&gt;G.Ü.        :Gelişen Ülke&lt;br/&gt;GATT         : Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Anlaşması (General Agreement On Tariffs And Trade&lt;br/&gt;IFR              : Uluslararası Robot Federasyonu&lt;br/&gt;ILO            : Uluslararası Çalışma Örgütü (Internatıonal Labour Organisation)&lt;br/&gt;IMF            :Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund)&lt;br/&gt;NAFTA      : Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi(North Free Trade Agreement)&lt;br/&gt;OECD        :Uluslararası İktisadi Kalkınma Örgütü&lt;br/&gt;TTGV        :  Türkiye  Teknoloji Geliştirme  Vakfı &lt;br/&gt;TÜBA         :  Türkiye  Bilimler Akademisi&lt;br/&gt;TÜBİTAK:  Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu&lt;br/&gt;TÜSİAD     :  Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği&lt;br/&gt;UNIDO   :  Uluslararası  Sınai Kalkınma Örgütü (Unıted Nations Industrıal Development Organisation)&lt;br/&gt; WTO      : Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Organisation)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TABLOLAR LİSTESİ&lt;br/&gt;Tablo 1.1. Gelişmiş Ülkeler&quot;in Dünya Ekonomisindeki Yeri15&lt;br/&gt;Tablo 2.1. Sanayi Sonrası Toplum : Karşılaştırmalı Bir Şema27&lt;br/&gt;Tablo 2.2.Esnek Üretim İle Geleneksel Üretimin Karşılaştırılması34&lt;br/&gt;Tablo 2.3. Toyotoizm ve Onun Sosyal Çevresi37&lt;br/&gt;Tablo 2.4. Gelişmiş Ülkelerde ve Gelişen Ükelerde İşgücünün Sektörler İtibari  İle Dağılımı43&lt;br/&gt;Tablo 2.5. Karşılaştırmalı İşsizlik Oranları46&lt;br/&gt;Tablo 3.1. OECD Ülkelerinden G.Ü.&quot;lere Teknolojik Bilgi İhracatı52&lt;br/&gt;Tablo 3.2. Ülke Başına Ar-Ge&quot;ye Ayrılmış Bilim Adamı Ve Mühendis Sayısı55&lt;br/&gt;Tablo 3.3. 1975-1995 Arası Dünya Toplamı İçinde Gelişen Ükelerin İmalat Payı60&lt;br/&gt;Tablo 3.4. Endüstri Ülkelerinde ve Gelişen Ükelerde Bağımlıların İşgücündeki Nisbi Önemi62&lt;br/&gt;Tablo 3.5. Türkiye&quot;nin 22 OECD Ülkesi Arasında Rekabet Gücü Sıralamasındaki Yeri6</description></item><item><title>İŞ GÜCÜ PİYASASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?is-gucu-piyasasi-446484.html</link><description>İŞ GÜCÜ PİYASASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER I&lt;br/&gt;I. YURT DIŞINA İŞGÜCÜ GÖÇÜ 1&lt;br/&gt;1.1.Yurt DÃµşÃµna İşgücü Göçünün Nedenleri 1&lt;br/&gt;1.2. BatÃµ Avrupa Ülkelerindeki VatandaşlarÃµmÃµz 1&lt;br/&gt;1.3.Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkelerindeki VatandaşlarÃµmÃµz 2&lt;br/&gt;1.4. Rusya Federasyonu ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerindeki VatandaşlarÃµmÃµz 3&lt;br/&gt;2. YURT DIŞINDAKİ VATANDAŞLARIMIZIN BULUNDUKLARI ÜLKELERDE VE&lt;br/&gt;ÜLKEMİZE DÖNDÜKTEN SONRA KARŞILAŞTIKLARI SORUNLAR 4&lt;br/&gt;2.1. Yurt DÃµşÃµndaki VatandaşlarÃµmÃµzÃµn KarşÃµlaştÃµklarÃµ Sorunlar 4&lt;br/&gt;2.1.1. Avrupa Birliği Üyesi Ülkelerde İkamet Eden VatandaşlarÃµmÃµza &amp;#147;Avrupa Birliği&lt;br/&gt;Hukuku&amp;#148;nun UygulanmamasÃµ 4&lt;br/&gt;ÖNERİ 6&lt;br/&gt;2.1.2. İşsizlik ve Meslek Eğitimi 7&lt;br/&gt;ÖNERİ 7&lt;br/&gt;2.1.3. Aile Birleştirmesi 8&lt;br/&gt;2.1.4. VatandaşlarÃµmÃµza İlişkin Hukuki SorunlarÃµn Değerlendirilmesi 9&lt;br/&gt;ÖNERİ 13&lt;br/&gt;2.1.5. Vize UygulamasÃµ 13&lt;br/&gt;2.1.6. YabancÃµ DüşmanlÃµğÃµ 14&lt;br/&gt;2.1.7.Sosyal YardÃµmlardan YararlananlarÃµn Denetlenmesi 14&lt;br/&gt;2.1.8 Eğitim Eşitsizliği 14&lt;br/&gt;2.1.9.Vergi Yükümlülüğünde Eşitsizlik 15&lt;br/&gt;2. 2 VatandaşlarÃµmÃµzÃµn Uyum SorunlarÃµ 15&lt;br/&gt;2.2.1. Yetişkinlerin Uyum SorunlarÃµ 17&lt;br/&gt;ÖNERİLER 18&lt;br/&gt;2.2.2. Türk ÇocuklarÃµnÃµn ve Gençlerinin Uyum SorunlarÃµ 19&lt;br/&gt;2.2.3. Aileden Kaynaklanan Sorunlar 20&lt;br/&gt;2.2.4. Almanya&quot;daki Fiziki Durumun Yetersizliğinden, Alman Toplumundan ve&lt;br/&gt;Uygulamalardan Kaynaklanan Sorunlar 20&lt;br/&gt;2.2.5. Mevzuattan Kaynaklanan Sorunlar 21&lt;br/&gt;2.2.6.Türk ÇocuklarÃµnÃµn ve Gençlerinin Alman Toplumuna Uyumunun Önemi ve&lt;br/&gt;Bu Konuda AlÃµnabilecek Önlemler 22&lt;br/&gt;ÖNERİLER 23&lt;br/&gt;Sekizinci Beş YÃµllÃµk KalkÃµnma PlanÃµ İş Gücü PiyasasÃµ OİK Raporu Yurt DÃµşÃµnda Yaşayan Türkler Alt Komisyonu Raporu&lt;br/&gt;http://ekutup.dpt.gov.tr/isgucu/oik650.pdf ii&lt;br/&gt;3. YURT DIŞINDAKİ VATANDAŞLARA YÖNELİK EĞİTİM HİZMETLERİ 26&lt;br/&gt;3. 1. Halen Yurt DÃµşÃµnda Bulunan VatandaşlarÃµmÃµzÃµn ÇocuklarÃµnÃµn Eğitim ve&lt;br/&gt;Öğretimine İlişkin Hizmetler 26&lt;br/&gt;TABLO-3: Yurt DÃµşÃµnda Örgün Eğitim KurumlarÃµndaki Türk Öğrenci SayÃµsÃµ 28&lt;br/&gt;4. YURT DIŞINDA YAŞAYAN VATANDAŞLAR VE SOSYAL HİZMET&lt;br/&gt;MÜDAHALESİ 30&lt;br/&gt;4.1. Yurt DÃµşÃµndaki VatandaşlarÃµmÃµzÃµn SorunlarÃµ Ve Çözüm Önerileri 30&lt;br/&gt;4.1.1. Sözel İletişim Becerisi 30&lt;br/&gt;4.1.2. Sosyal İlişkiler AğÃµ 30&lt;br/&gt;4.1.3 SağlÃµk 31&lt;br/&gt;4.1.4. ÇocuklarÃµn YaşadÃµklarÃµ Sorunlar 33&lt;br/&gt;4.1.5. KadÃµnlarÃµn YaşadÃµklarÃµ Sorunlar 33&lt;br/&gt;4. 2. Yurt DÃµşÃµndaki VatandaşlarÃµmÃµzÃµn AraştÃµrma Ve Hizmetlerden Etkin Biçimde&lt;br/&gt;Yararlanabilmelerine Yönelik Diğer Öneriler 35&lt;br/&gt;5. VATANDAŞLARIMIZIN GERİ DÖNÜŞ EĞİLİMLERİ VE YENİDEN UYUM&lt;br/&gt;SORUNLARI 40&lt;br/&gt;5. 1. Geri Dönüş Eğilimleri 40&lt;br/&gt;5.2. Yeniden Uyum SorunlarÃµ 41&lt;br/&gt;5.2.1. Kesin Dönüş Yapan VatandaşlarÃµmÃµzÃµn Yeniden UyumlarÃµ İle İlgili Olarak&lt;br/&gt;Verilen BaşlÃµca Hizmetler 41&lt;br/&gt;6. ORTADOĞU VE KUZEY AFRİKA ÜLKELERİNDE ÇALIŞAN&lt;br/&gt;YURTTAŞLARIMIZIN SORUNLARI 43&lt;br/&gt;6.1. Libya&amp;#146;daki VatandaşlarÃµmÃµzÃµn SorunlarÃµ 44&lt;br/&gt;7. VATANDAŞLARIMIZIN TÜRK MEVZUATI VE İDARİ UYGULAMALARDAN&lt;br/&gt;KAYNAKLANAN SORUNLARI 46&lt;br/&gt;7. 1. Yurt DÃµşÃµnda Geçen Sürelerin Sosyal Güvenlik BakÃµmÃµndan Türk MevzuatÃµna&lt;br/&gt;Göre Değerlendirilmesi 46&lt;br/&gt;7. 2 . 3201 SayÃµlÃµ Yurt DÃµşÃµnda Bulunan Türk VatandaşlarÃµnÃµn Yurt DÃµşÃµnda Geçen&lt;br/&gt;Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri BakÃµmÃµndan Değerlendirilmesi HakkÃµnda Kanun&amp;#148;un&lt;br/&gt;UygulanmasÃµnda KarşÃµlaşÃµlan Sorunlar 46&lt;br/&gt;7. 3. Pasaport Süreleri ve HarçlarÃµ 48&lt;br/&gt;7. 4. YabancÃµ Ülkelerde İkamet Eden VatandaşlarÃµmÃµzÃµn Askerlik İşlemleri 48&lt;br/&gt;Sekizinci Beş YÃµllÃµk KalkÃµnma PlanÃµ İş Gücü PiyasasÃµ OİK Raporu Yurt DÃµşÃµnda Yaşayan Türkler Alt Komisyonu Raporu&lt;br/&gt;http://ekutup.dpt.gov.tr/isgucu/oik650.pdf iii&lt;br/&gt;7.4.1. Askerlik İşlemlerine İlişkin Sorunlar 49&lt;br/&gt;7.4.2. Askerlik İşlemlerine İlişkin Öneriler 50&lt;br/&gt;7. 5. Gümrüksüz Otomobil İthal İzni Talebi 51&lt;br/&gt;8. YURT DIŞI MÜTEAHHİTLİK SEKTÖRÜ İÇİNDE ÇALIŞAN TÜRK İŞÇİLERİ&lt;br/&gt;İLE İLGİLİ SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 52&lt;br/&gt;8. 1. Türk Müteahhitlerin Yurt DÃµşÃµna İşçi Götürmede KarşÃµlaştÃµklarÃµ Sorunlar 52&lt;br/&gt;8. 2. Yurt DÃµşÃµ Müteahhitlik Hizmetlerinde ÇalÃµşanlarÃµn SorunlarÃµna İlişkin Türk&lt;br/&gt;Müteahhitler Birliği TarafÃµndan Getirilen Öneriler 59&lt;br/&gt;8. 2. 1. Topluluk SigortasÃµ UygulamasÃµndan Kaynaklanan Soruna İlişkin Öneriler 59&lt;br/&gt;8. 3. Asgari Ücret Sorunu 60&lt;br/&gt;8.3.1. Sözleşme Sorunu 61&lt;br/&gt;8.3.2. Masraf KarşÃµlÃµklarÃµna İlişkin Sorunlar 62&lt;br/&gt;9.YURT DIŞINDA YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZIN SOSYAL GÜVENLİK&lt;br/&gt;SORUNLARI 64&lt;br/&gt;ÖNERİ</description></item><item><title>PATRON, GİRİŞİMCİ, YÖNETİCİ VE LİDER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?patron,-girisimci,-yonetici-ve-lider-358882.html</link><description>PATRON, GİRİŞİMCİ, YÖNETİCİ VE LİDER &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PATRON KİMDİR? [6]&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bugün patron, kurum sermayesinin çoğunluğunu elinde bulunduran kişi anlamına gelmektedir. Patronluk da bugün bir meslek haline gelmek üzeredir. Patronun yönetim kurulu başkanı olması veya yönetim kurulunda üye olması kesinlikle gerekmez.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Patronlar, işlerinde piyasa araştırması, fizibilite, üretim planlama vb. işlevleri çoğu kez içgüdüsel olarak bilimsel olmaktan uzak bir şekilde, pratik zekaları sayesinde, yaptıklarının isimlerinin ne olduğunun farkına dahi varmadan yapmışlar ve iyi sonuçlar almışlardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Patronun esas görevi ana sermayedarı bulunduğu kurumun aktiflerinin geliştirilmesini temin etmektir.&lt;br/&gt;Patron, aynı zamanda herhangi bir hisse senedi sahibi gibi hisselerinin hangi nedenle bu tür bir değer kazanma veya kaybetme eğiliminde olduğunu öngörecek sistematik bir araştırma ve irdeleme olanağına sahip olmalıdır. Başka bir deyişle patron, şirketin değerlendirme olanaklarını elinde tutmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zamanla gelişen pazar bu kurumları geliştirmiş, girişimci patronların bir kısmı profesyonel yöneticiler kullanarak ve patronluk işlevlerini sürdürerek, bir kısmı ise yöneticilik eğitiminden geçerek başarı çizgilerini sürdürmüşlerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bazıları ise işi kurmuş olmanın verdiği kendine güvenle kendilerini yönetici zannederek kurumlarını yürütme görevini yüklenerek işlerinin kötüye gitmesine neden olmuşlardır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Patronun Özellikleri [6]&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Patronun özellikleri arasında;&lt;br/&gt;&amp;#61485;Küçük de olsa kurumun tüm sermayesine&lt;br/&gt;&amp;#61485;Girişimci ruhuna &lt;br/&gt;&amp;#61485;Liderlik huylarına&lt;br/&gt;&amp;#61485;Kurumun iş gördüğü dalda yeterli bilgiye sahip olması yatmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Patronluk, servetin bekçiliğini yüklenen, danışma, denetim, onay makamı olup, karar verici olmamalıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞİMCİ KİMDİR? [1,6]&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Girişimci kişiliğe sahip bir kişi, çok önemsiz durumları bile çok önemli fırsatlara çevirir. Girişimciler, içimizdeki vizyon sahibi kişilerdir. Girişimci bizim yaratıcı kişiliğimizdir. Her zaman bilinmeyenle ilgilenen, geleceği kurcalayan, olasılıklardan olanaklar yaratan, kaosları uyuma çeviren kişidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her güçlü girişimci kişilik olağanüstü bir denetim ihtiyacı duyar. Geleceğin hayali dünyasındaymış gibi yaşarken, hayallerinde yoğunlaşabilmek için günümüzdeki insanlarla olayları kontrol etmeye ihtiyaç duyar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir Girişimci&quot;nin işi merak etmektir. Düşünmek ve hayal kurmak. Kalbinin içinde ve başının üzerinde bir yerde dolaşan  ihtimallerden mümkün olduğu kadar faydalanabileceğini görmek. Geçmişte değil, gelecekte yaşamak. Girişimci kişiliğin iş kurarken ve sonra bütün süreçte yaptığı şey budur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YÖNETİCİ KİMDİR? [1,6]&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yönetici, lider tarafından geliştirilen ve hayal gücü ile vizyona dayanan yönlendirmeye uygun olarak planlar yapan ve bu planları usullerine uygun olarak uygulayan ve öngörülen hedeflere ulaştıran kişidir. Bunun için yöneticinin, fikir üretimi, iş bitirme azmi ve heyecanı, çalışkanlık, bilgi, deneyim, organizasyon, denetim, finans, iç ve dışta iyi ilişkiler kurma huylarına sahip şanslı bir ekiple çalışma alışkanlığını taşıması gereklidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yöneticilik ise bir meslektir ve eğitim ile elde edilebilir. Yönetici olmadan ne planlama olur, ne düzen, ne de öngörü. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yönetici ile girişimci arasındaki farklılıklar: [1]&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Girişimci gelecekte yaşıyorsa, Yönetici geçmişte yaşamaktadır.&lt;br/&gt;-Girişimci kontrole çılgınca bir tutku duyarken, Yönetici düzen delisidir.&lt;br/&gt;-Girişimci değişikliklerle başarı sağlarken, Yönetici tam anlamıyla statükoya bağlı kalır.&lt;br/&gt;-Girişimci olaylardaki fırsatları hemen yakalarken, Yönetici hep problemleri görür.&lt;br/&gt;-Yönetici bir ev yapar ve sonuna kadar orada yaşar, Girişimci evi inşa eder ve anında bir sonrakini planlamaya başlar.&lt;br/&gt;-Yöneticinin işleri düzgün ve özenlidir. Girişimci ise Yönetici&quot;nin sıraya sokacağı şeyleri yaratır.&lt;br/&gt;-Yönetici, Girişimci&quot;nin arkasından ortalığı toparlayan kişidir. Girişimci olmazsa temizlenecek bir şey de olmaz.&lt;br/&gt;-Yönetici olmazsa işler ve toplum yürümez. Girişimci olmazsa yenilik olmaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Görüldüğü gibi girişimci, patron ve yönetici özellikleri birb</description></item><item><title>SANAYİ İŞLETMELERİNDE GÜRÜLTÜ SORUNU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sanayi-isletmelerinde-gurultu-sorunu-360343.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLERâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦i&lt;br/&gt;TABLO LİSTESİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.iv&lt;br/&gt;GİRİŞâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.1&lt;br/&gt;BÖLÜM 1. GÜRÜLTÜâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..4&lt;br/&gt;   1.1.Gürültü kavramıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.4&lt;br/&gt;      1.1.1. Gürültünün tanımı â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..........5&lt;br/&gt;      1.1.2. Sesin tanımıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.6&lt;br/&gt;      1.1.3. Ses ile gürültü arasındaki ilişkiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦6&lt;br/&gt;BÖLÜM 2. SESE İLİŞKİN TEMEL KAVRAMLARâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦7&lt;br/&gt;   2.1. Sesin yeğinliği (şiddeti)â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. â€¦â€¦â€¦..7&lt;br/&gt;      2.1.1. Ses şiddetinin ölçülmesiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦... ..8&lt;br/&gt;      2.1.2.. Eşdeğer gürültü düzeyiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...8&lt;br/&gt;      2.1.3.Tepe düzeyiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...8&lt;br/&gt;   2.2. Sesin frekansıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.............8&lt;br/&gt;   2.3. Ses gürlüğüâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.9&lt;br/&gt;      2.3.1. Fonâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. .9&lt;br/&gt;      2.3.2. Sonâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 10&lt;br/&gt;   2.4. Oktavâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦10&lt;br/&gt;      2.4.1. Oktav bantlarıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 10&lt;br/&gt;BÖLÜM.3. ÇALIŞMADADA İŞİTME DUYUSUNUN ÖNEMİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦11&lt;br/&gt;   3.1. İşitme organının yapısıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.11&lt;br/&gt;   3.2. İşitme olayının oluşmasıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..12&lt;br/&gt;BÖLÜM.4. GÜRÜLTÜNÜN İNCELENMESİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦13&lt;br/&gt;   4.1. Gürültünün sınıflandırılmasıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦13&lt;br/&gt;   4.2. Çevre sorunu olarak gürültüâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.14&lt;br/&gt;   4.3. Gürültü perdeleriâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦17&lt;br/&gt;BÖLÜM.5. ENDÜSTRİLERDE GÜRÜLTÜ SORUNUâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦....19&lt;br/&gt;   5.1.Endüstriyel gürültüâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦..â€¦.19&lt;br/&gt;   5.2. Endüstriyel gürültü kaynaklarıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...........20&lt;br/&gt;   5.3. Sanayide çokça kullanılan birkaç makinenin&lt;br/&gt; gürültü düzeylerinin hesaplanmasıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..21&lt;br/&gt;       5.3.1. Fanlarda gürültüâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦21&lt;br/&gt;       5.3.2. Pompalarda gürültüâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.22&lt;br/&gt;       5.3.3. Dişlilerde gürültüâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦23&lt;br/&gt;       5.3.4. Elektrik motorlarında gürültüâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.....23&lt;br/&gt;       5.3.5. İnşaat yapı ve makinelerinde gürültüâ€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.23         &lt;br/&gt;   5.4.Gürültünün Ölçülmesiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦25&lt;br/&gt;BÖLÜM.6. GÜRÜLTÜNÜN OLUMSUZ ETKİLERİâ€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...28&lt;br/&gt;   6.1. Gürültünün çalışan üzerine etkileriâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦....28&lt;br/&gt;      6.1.1. Gürültünün işitme duyusuna yaptığı olumsuz etkilerâ€¦â€¦â€¦..â€¦â€¦â€¦.28&lt;br/&gt;      6.1.2. Gürültünün sinir sitemi üzerine yaptığı olumsuz etkilerâ€¦..â€¦â€¦â€¦....32&lt;br/&gt;  6.2. Gürültünün verimlilik üzerine etkileriâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦â€¦â€¦...35&lt;br/&gt;BÖLÜM.7. ENDÜSTRİLERDE GÜRÜLTÜ KONTROLÜâ€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦â€¦.â€¦37&lt;br/&gt;   7.1. Gürültünün denetimiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦â€¦â€¦â€¦.37&lt;br/&gt;      7.1.1. Gürültünün mühendislik uygulamalarıyla kontrolüâ€¦â€¦..â€¦â€¦â€¦â€¦....37&lt;br/&gt;        7.1.1.1.Gürültünün kaynağında azaltılmasıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦â€¦â€¦â€¦.38&lt;br/&gt;          7.1.1.1.1. Planlama ile gürültü kontrolüâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦39&lt;br/&gt;          7.1.1.1.2. Gürültü kaynağının örtülmesiyle gürültü kontrolüâ€¦â€¦â€¦..â€¦...40&lt;br/&gt;          7.1.1.1.3. Bakım ve Onarım Çalışmalarıyla Gürültü Kontrolüâ€¦â€¦â€¦..â€¦41&lt;br/&gt;          7.1.1.1.4. Susturucularla Gürültü Kontrolüâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦..41&lt;br/&gt;          7.1.1.1.5. Titreşim Yalıtımlarıyla Gürültü Kontrolüâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..42&lt;br/&gt;        7.1.1.2. Gürültünün Yayıldığı Yolda azaltılmasıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦43&lt;br/&gt;          7.1.1.2.1. Kaynağın Bulunduğu Ortamın &lt;br/&gt;Akustik Özelliklerinin Ayarlanmasıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦....43&lt;br/&gt;          7.1.1.2.2. Ses Bariyerlerinin kullanılmasıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..43&lt;br/&gt;          7.1.1.2.3. Duvarlarda ve Döşemelerde Ses yalıtımı â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦44&lt;br/&gt;          7.1.1.2.4. Kapı ve Pencerelerde Ses Yalıtımıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦..45&lt;br/&gt;          7.1.1.2.5. Hava Kanallarında Ses yalıtıcı ve&lt;br/&gt; Yutucu Malzemeyle Gürültü Kontrolüâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦.46&lt;br/&gt;        7.1.1.3. Gürültünün Alıcıda Kontrolüâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦47&lt;br/&gt;          7.1.1.3.1. Kulak Koruyucularla Gürültüden Korunmaâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦47&lt;br/&gt;      7.1.2. Gürültünün Yönetsel Önlemlerle Kontrolüâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...â€¦..49&lt;br/&gt;      7.1.3. Gürültünün Yasal Önlemlerle Kontrolüâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦49&lt;br/&gt;BÖLÜM 8. GÜRÜLTÜ ÖLÇÜMÜNE İLŞİKİN BİR UYGULAMAâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.51&lt;br/&gt;   8.1. İşletmenin kısaca Tanınmasıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...51&lt;br/&gt;   8.2. İşletmedeki gürültü Kaynaklarıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...51&lt;br/&gt;   8.3. Plazma Teknik A.Ş&quot;de Gürültü Denetimiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦..53&lt;br/&gt;SONUÇâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦55&lt;br/&gt;KAYNAKÇAâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...</description></item><item><title>İSTİHDAM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?istihdam-457223.html</link><description>1.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sosyal politika istihdamla ilgili, emeğin serbest dolaşımına yönelik tedbirlerle çalışma hayatının kalitesini korumaya yönelik tedbirleri de içeren konuları ele almaktadır. Sosyal politikanın amaçları, tam ve daha iyi koşullarda istihdam, hayat ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve sosyal ortakların AB&quot;nin ekonomik ve sosyal konulardaki kararlarına daha fazla katılımlarıdır. (Springer,1992) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sosyal politika yetki paylaşımının olduğu (sorumluluğun üye devletlerle AB kurumları arasında paylaşıldığı) bir alandır fakat yerele öncelik (subsidiarity) ilkesi her aktör için hangi eylemlerin daha uygun olduğu konusunda bir yol göstericidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sosyal politikanın hukuki tabanı temel antlaşmalardaki paragraflarda bulunmaktadır. Roma Antlaşması&quot;nda bu paragraflar emeğin serbest dolaşımı ile ilgili 48-51. maddeler ve anahtar nitelikteki 3 maddeden (mad.117-119) oluşan sosyal politika hakkındaki III. Başlıkta bulunmaktadır. Antlaşma ayrıca mesleki eğitim programları ile işten çıkarılan işçilerin yeniden işe yerleştirilmesine yönelik programlara finansman sağlayan Avrupa Sosyal Fonu&quot;nu (ASF; mad. 123-128) kurmuştur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sosyal politikanın tarihi, 1960&quot;larda bu konudaki tartışmalarda hareketliliğin çok az olduğunu, 1970&quot;lerde ise arttığını göstermektedir. 1980&quot;lerin sonlarına doğru, Tek Pazar programının sosyal sonuçları konusundaki endişelere cevap olarak Temel Haklar Şartı kabul edilmiştir. 1990&quot;larda ise istihdam bir numaralı öncelik haline gelmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bugün çoğu ülkede istihdam yapısı ve işsizliğin boyutu, ülkedeki ekonomik gelişme ve sosyal kalkınma düzeyinin önemli bir göstergesi olmaktadır. Ulusal gelirdeki artış, daha fazla insana üretken istihdam sağladığı ölçüde anlam kazanmaktadır.&lt;br/&gt;21. yüzyılın başlarında çoğu ülkede varolan yüksek işsizlik oranları, en ciddi ekonomik ve sosyal sorun olmaya devam etmektedir. ILO tarafından yayınlanan Dünya İstihdam Raporu 2001e göre, tüm dünyadaki işgücünün üçte biri ya da yaklaşık üç milyar kişi, ya açık işsiz konumundadır ya da ek iş arama veya ailesini geçindirecek gelirden daha azına çalışma anlamında eksik istihdam koşullarındadır.  &lt;br/&gt;1990lı yılların başında, tek başına ekonomik büyümenin emek piyasalarını etkileyen yapısal sorunları çözmek için yeterli olmadığı görülmüştür. Nitekim bunun önemli bir yansıması Avrupa Birliği (AB) istihdam politikalarında ortaya çıkmıştır. 1997 yılında kabul edilen ve 1997 yılında yürürlüğe girmiş olan Amsterdam Anlaşmasına istihdam konusunda bir bölüm eklenmiş ve ilk defa olarak, istihdam politikasının ortak bir Avrupa görevi olduğu kabul ve ilan edilmiştir. &lt;br/&gt;AB ile müzakere sürecinde olan Türkiyenin, ekonomisini global ekonomiye entegre etme süreci devam ettikçe, farklı etkilere açık olması kaçınılmazdır. Küreselleşme çabaları, sonuçta talep ve üretim daralması yaratmakta ve bu durum, istihdam olanaklarını geliştirmek bir yana işsizliği daha da arttırmaktadır.  &lt;br/&gt;Bu çalışmanın ilk bölümünde, Avrupa Birliği İstihdam Politikası&quot;nın gelişimi Sosyal Politika çerçevesi içinde incelenecek, ikinci bölümünde ise Avrupa Birliği ile müzakere süreci içerisinde olan Türkiye&quot;nin İstihdam ve Sosyal Politika alanındaki durumu değerlendirilecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Avrupa Birliği İstihdam ve Sosyal Politikası&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa istihdam ve sosyal politikasının amacı, aktif, içerici ve sağlıklı bir toplumda herkes için insanca bir yaşam kalitesi ve standardını sağlamaktır. Bugüne kadar, bu politika, işsizler, yaşlılar, özürlüler, sosyal bakımdan dışlanmış insanlar, emek piyasasında ayrımcılık ile karşılaşan kişiler ve daha pek çokları dahil milyonlarca AB vatandaşının yaşamlarının iyileştirilmesine yardım etmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AB, Avrupa istihdam ve sosyal politikasıyla tek başına uğraşmadığı gibi, bu konuda yalnızca kendisi sorumluluk taşımaz. Sosyal politika, üye devletlerin asli bir sorumluluğudur. Yetki ikamesi ilkesine uygun olarak, Avrupa ,sadece bir AB çözümünün daha anlamlı olduğu konularla ilgilenir. Bugüne kadar, AB sadece asgari standartlar ve asgari haklar belirlemiştir. Dolayısıyla, üye devletler, Avrupa sosyal düzenlemelerinin ötesine giden kurallar ve yönetmelikler kabul edebilirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupanın sosyal sorunlarının çözülmesi için, olabildiğince çok sayıda oyuncunun birleşik katkısına ihtiyaç vardır. Bu nedenle, Avrupa istihdam ve sosyal politikası, hem üye devletler ile birlikte, hem de dernekler ve sivil toplum kuruluşları (STK) ile işbirliği halinde uygulanmaktadır. 1990ların ortalarında, bu örgütler bir</description></item><item><title>TEKSTİL ENDÜSTİRİSİNİN ATIKSULARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tekstil-endustirisinin-atiksulari-367811.html</link><description>TEKSTİL ENDÜSTİRİSİNİN ATIKSULARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1 GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1. Çalışmanın Amacı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çevreyi global yönde etkileyen en önemli etkenler, çarpık kentleşme, hızla artan nüfus, sanayinin hızlı ve plansız gelişimidir. Bu sayılan etkenler doğal kaynakların yanlış kullanımı sonucu oluşan çevre kirliliği, alıcı ortamı kirletecek kadar etkisi fazla olan ve alıcı ortamı kirlenme tehlikesiyle karşı karşıya bırakmış çevre kirliliği açısından çok önemli etkenlerdir. Çevreyi kirlenme ile karşı karşıya bırakmış bu etkenleri azaltacak önlemler alınmalıdır. Bilindiği gibi su dünyada en önemli ana madde olup yeryüzünün % 70&quot;I suyla kaplıdır. Bu rakamdan da anlaşılacağı gibi su, kullanılabilir hale getirilerek insanların hizmetine sınırsız olarak sunulmuştur. İnsan ve çevre sağlığı için suyun önemi bu şekilde anlaşılmaktadır. Buda suların önemini göz önüne koymaktadır. Atık suların oluşması önlenemeyeceği için arıtma ve tekniğine uygun bir uzaklaştırma sistemiyle çevreye zararlı etkileri azaltılabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bugün dünyada su tüketiminde, önemli bir bileşen de endüstriyel atık sulardır. Her endüstriyel proses doğal su sistemlerine zarar verebilecek atıklar verir. Bunlardan en önemlisi ise tekstil endüstrisidir. Deşarj edilen atık suların fiziksel ve kimyasal özellikleri kirlenmenin boyutu hakkında bilgi verir ancak bunun boyutu hesaplanabilir neticeler vermeyebilir. Bu amaçla atık suların fabrika içindeki proseslerde kontrolü ve planlanması gerekir. Geri devir, geri kazanma gibi alternatiflerin değerlendirilmesinin akabinde kalan suyun miktarı ve kalitesi, uygulanabilecek arıtma seçeneklerinin daha detaylı değerlendirilmesini sağlayacaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tekstil sektörünün esas amacı, insan tüketim ihtiyaçlarını karşılayacak ürünleri, gelişen teknolojiyi en iyi şekilde kullanarak en kaliteli ve en kısa sürede üretirken en çevreye en az zararı vermektir. Uygulanan yöntemlerin, kullanılan maddelerin, seçilen her kimyevi maddenin kullanmadan önce çevreye etkilerini araştırmalı ve en az zararlı ürünü seçerek uygulamaya geçirilmelidir. Bunun için Avrupa&quot;da bir çok kuruluş ekolojik tekstil mamulleri için standartlar getirmiş ve bu standartlara uyan çevre dostu etiketler pazarlayarak etkinliklerini hissettirmeye başlamışlardır. Bununla ilgili şuan yayınlanmış birçok eser vardır. Bu standartların büyük çoğunluğu , insan ve çevre sağlığına zarar vermeyecek tekstil mamullerinin özelliklerini tanıtıcı niteliktedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde sanayilerin amacı, çevreyi yasal mevzuat ve yönetmeliklere göre korurken,yönetim sistemi kapsamında çevresel etkileri en etkili ve en hesaplı yollarla en aza indirgeme yolundadır. Bu, bize çevre kirliliğinin en büyük etkeni olan sanayi sektörünün çevreyi koruma bilincinin ne kadar geliştiğini açıkça anlatmaktadır. Tekstil sektöründe çevreye uyum iki şekildedir. Birincisi üretilen mamuller üzerindeki boya ve kimyevi maddelerin insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde seçilmesi, ikincisi ise , üretim sonucu oluşan atık suların hava, toprak ve su ortamına deşarjını kontrol altında tutarak ekolojik dengenin korunmasını sağlamaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tekstil endüstrisi atıksuları, gerek üretilen mamullerin gerekse de üretim sırasında uygulanan işlemlerin ve kullanılan hammaddelerin çeşitliliği nedeniyle farklı niteliktedir. Atıksuların farklı nitelikte olması arıtımını güçleştirmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yapılan bu çalışma kapsamında çevre üzerindeki kirletici niteliği oldukça fazla olan pamuklu tekstil endüstrisi üretim prosesleri tanıtılmış, bu proseslerden kaynaklanan atık ve atıksu özellikleri incelenmiş, atıksuların çevre ve insan sağlığı üzerinde yapacağı olumsuz etkileri incelenmiş ve kirliliğin azaltılması için alınacak önlem ve stratejiler belirlenmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pamuklu tekstil endüstrisinde kullanılan arıtma yöntemleri araştırılmış, en uygun arıtma teknolojisinin seçiminde etkili olan faktörler belirlenmiştir. Son olarak ise bir pamuklu tekstil endüstrisi olan Tarsus&quot;ta bulunan  Berdan Tekstil fabrikasının atık ve atıksuları ve arıtma yöntemleri incelenmiştir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.TEKSTİL ENDÜSTRİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; 2.1.Endüst</description></item><item><title>ENDÜSTRİYEL PSİKOLOJİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?endustriyel-psikoloji-357928.html</link><description>ENDÜSTRİYEL PSİKOLOJİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Endüstri Psikolojisi enerjinin mümkün olan en az miktarda kullanılmasını amaçlar. Bu amaç özetle işin analiz edilerek gereksiz hareketlerin ortadan kaldırılmasıdır. Endüstri psikologu düşük maliyet yüksek kar (veya az masraf çok üretim) anlayışını sergiler, insanı bir makine gibi kabul ederek organizasyonu ona göre yapar. Bu anlamda Endüstri Psikologu, alet ve makinelerin insan fizyolojisine uygun biçimde tasarlanmasında da Endüstri Mühendisiyle ortak çalışır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Endüstri Psikologunun bazı ana görevleri şunlardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Araştırma: Endüstri psikologu iş ortamında problemlere geçerli ve pratik faydalar bulmak üzere bu ortamlarda iş ve insan ilişkisini araştırır, .Yani Endüstri Psikologu, sorunlara bir Endüstri Mühendisi gibi (genelde bir mühendis gibi)  yaklaşır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Danışmanlık: Endüstri psikologu, psikoloji formasyonundan hareketle her konuda danışmanlık verebilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Personel Değerlendirilmesi: Endüstri psikologu işe elverişli adamı seçmek ve bu çalışanın işe adaptasyonunu sağlamakla yükümlüdür. Kararını verirken kişinin mevcut işteki kişisel ihtiyaçlarını fazla göz önünde tutmaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İNSAN FAKTÖRÜ VE PSİKO-SOSYOLOJİK YAKLAŞIM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Modern psiko-sosyolojik tekniklerle, güvenilir saha araştırmaları yapılması  ve objektif verilerin elde edilmesine kadar, insan faktörünün iş yaşamındaki davranışları konusunda sübjektif yaklaşımlarla yetinilmiştir. Bu dönemde, insan davranışları genellikle biyolojik bir mantık ile değerlendirilerek, çalışanların gizli bir yarışma içinde bulunduğu, olumsuz tutum ve davranışların ardında da yakın çevre ve toplumun  değer yargılarına karşı bir isyan özentisinin bulunduğu kabul ediliyordu. Psiko-sosyolojide de genellikle insan davranışları ve zekası esas alınıyor ve insanların davranışlarında &quot;aşırı bir bencilliğin&quot; hakim olduğu düşünülüyordu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Taylor ve Gilbert&quot;in mekaniktik ve ölçümsel yaklaşımları sürecinde iş gören, gerçekten kendi belirlediği bir amaç için çalışıyor ve içinde bulunduğu çalışma ortamını da sadece bir zorunluluk olarak görüyordu. O dönemde endüstriyel hizmetler zor ve yıpratıcı oluğu halde, insanın bir işinin olması, kendisini belli bir iş grubu içersinde belirli işleri yapan ve belirgin katkılarda  bulunan bir insan olarak hissetmesi önemliydi. Ayrıca iş görenler kendilerini yaşam kavgasında belirli bir başarıya ulaşmış kabul ettikleri için mutlu oluyor ve maddi beklentilerinin de genellikle az olması nedeniyle kolayca tatmin olabiliyorlardı. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüz endüstrilerinde insan tabiatının ve endüstriyel toplum içindeki davranışlarının incelenmesi ise yeni davranış ve beklentilerin ortaya çıktığını belgelemiştir. Böyle bir yaklaşımda psiko-sosyolojik temellere inerek çeşitli tip insanların işbaşındaki davranışlarını değerlendirmek yanında işgörenlerin tüm davranışlarında içinde yaşadıkları sosyolojik ortam ve genel psikolojik streslerinde de etkilerini incelemek önemli olmaktadır. Bu gerçeklerin ışığında yapılacak çalışmalarda karşılaşılabilecek önemli sorunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*       Kişi olarak insanın doğal özellikleri nelerdir? Kişinin temel gereksinimleri nasıl belirlenebilir?&lt;br/&gt;*     İnsanın bir varlık olarak davranışlarının temel özellikleri nelerdir? İnsanların toplum içindeki kişisel uyumu nasıl gerçekleşmektedir?&lt;br/&gt;*        İş yaşamındaki genel karakteristikleri nelerdir? İnsanları ergin yaşlarında, daha önceden oluşmuş psikolojik yapıları ve sosyal alışkanlıkları ile bir iş ortamında yerleştirdiğimizde, bu ortamın onlar üzerindeki etkisi nasıl olacaktır?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Endüstriyel etkinliklerin güçlükleri ve yarattığı stresler göz önünde tutularak yönetimlerin , çalışma koşullarını iyileştirme , yorgunluk ve organik yıpranmayı önleme gibi yaklaşımlar ile iş koşullarını ve işçilerin yaşantısını iyileştirme çabaları, modern işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini de geliştirmeye olanaklı kılmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşçinin kirlenip pislenmesi, yetersiz aydınlatma, gürültü  gibi etmenlerle mücadele yanında işçilere daha düzenli çalışma koşulları , beslenme, giyim, koruyucu araç gibi</description></item><item><title>BOSSA A.Ş.&quot;DE KULLANIL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bossa-a.s.-de-kullanil-395522.html</link><description>BOSSA  A.Ş.&quot;DE  KULLANILAN   İHRACAT  BELGELERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. ARAŞTIRMANIN   AMACI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BOSSA  A.Ş&quot;de kullanılan ihracat belgelerini teorik  ve uygulamalı olarak açıklamaya çalışılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İhracat belgelerinin hangi bilgileri içerdiklerini karşılaşılan temel sorunları, dikkat edilmesinde fayda görülen  hususları ve ihracatçının  belgeleri  hazırlanırken kontrol etmesi gereken ayrıntılara değinilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ayrıca teorik olarak  ihracat hakkında  genel bilgi ve ihracatta  4P ve Akreditif  gibi  ihracatla ilgili  hassas  konulara  deyinmeye  çalışılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. ARAŞTIRMANIN  METODU  VE  SINIRLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Araştırmanın  teorik  bilgileri ikincil  kaynak  olarak  kütüphanelerden  ve internet  adreslerinden  elde edilmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Birincil  kaynakları içeren  uygulamalı  örnekler  ise  BOSSA  A.Ş.&quot;den  tremin  edilmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.  İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;I. BÖLÜM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İHRACATLA İLGİLİ  GENEL  BİLGİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. İHRACATIN  TANIMI&lt;br/&gt;2. TÜRKİYE&quot;DE  İHRACATIN  GELİŞİMİ&lt;br/&gt;3. İHRACATTA  4P&lt;br/&gt;3.1.  Mamül&lt;br/&gt;3.1.1.  Ürünlerin  Sınıflandırılması&lt;br/&gt;3.1.1.1. Tüketici  Malları&lt;br/&gt;3.1.1.2. Endüstriyel  Mallar&lt;br/&gt;3.1.2.  Ürün  Hayat  Eğrisi&lt;br/&gt;3.1.3.Ürün  Karması Kararları&lt;br/&gt;3.1.4.  Ürün  Politikaları&lt;br/&gt;3.1.5. Ürün  Rekabetinin  Değişkenleri&lt;br/&gt;3.2. Fiyat&lt;br/&gt;3.2.1.  Fiyatın  Önemi&lt;br/&gt;3.2.2.  Fiyatlandırmayı  Etkileyen  Faktörler&lt;br/&gt;3.2.2.1.  İçsel  Faktörler&lt;br/&gt;3.2.2.2.Dışsal  Faktörler&lt;br/&gt;3.2.3.  Fiyatlandırma  Stratejileri&lt;br/&gt;3.2.4. Fiyat  Belirleme  Süresi&lt;br/&gt;3.2.5. Yeni Ürünlerin  Fiyatlandırılması&lt;br/&gt;3.2.6.  Fiyat  Belirleme  Süresi&lt;br/&gt;3.2.7.İhracat  Fiyatının  Belirlenmesi&lt;br/&gt;3.3.  Tutundurma&lt;br/&gt;3.3.1.  Tutundurmanın  Tanımı&lt;br/&gt;3.3.2.İletişim  ve Tutundurma  Çabaları&lt;br/&gt;3.3.2.1. Pazarlama  İletişimi&lt;br/&gt;3.3.2.2. Etkili  İletişim  Süresi&lt;br/&gt;3.3.2.3.Tutundurma  Karması&lt;br/&gt;3.3.2.4.Tutundurma  Karması ile  Bütçenin  Oluşturulması&lt;br/&gt;3.3.3.  Reklam  ve Reklamcılık  İlkeleri&lt;br/&gt;3.3.4.  Satış  Geliştirme  İlkeleri&lt;br/&gt;3.3.5.  Halkla  İlişkiler&lt;br/&gt;3.3.6. Doğrudan  Pazarlama&lt;br/&gt;3.4.  Dağıtım&lt;br/&gt;3.4.1.  Dağıtım  Kana</description></item><item><title>TÜRKİYEDE İŞ GÜVENCESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyede-is-guvencesi-444741.html</link><description>1. Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hizmet ilişkisinin işveren tarafından sona erdirilmesi, öteden beri Türk Çalışma mevzuatının en sorunlu konularından birini teşkil etmektedir. Türk Çalışma Hukuku&quot;nda genel olarak hizmet akdinin haksız nedenle feshi durumunda, işverenin fesih işlemini sınırlayan bir düzenleme yoktur. Türk çalışma mevzuatındaki düzenleme hizmet ilişkisinin sona erdirilmesini geciktirici niteliktedir. Yasa koyucunun ve çalışma hayatı aktörlerinin çok iyi bildiği bu durum, maalesef  şimdiye kadar bir çözüme kavuşamamıştır. Bu sorunun çözümüne yönelik yasa koyucu, zaman zaman yasa yapma sürecine girmiştir. Ancak, bu teşebbüs yasa taslağı ya da yasa tasarısından öteye gidememiştir.&lt;br/&gt; Ne var ki; Türkiye 1991 yılından itibaren kodifikasyon açısından yeni bir sürece girmiştir. Öncelikle 1991 yılından itibaren, artık İş Güvencesi&quot;nin ne olduğu, Türk İş Hukuku&quot;ndaki yansımasının nasıl olması gerektiği hususunda kamuoyunda tartışılmak üzere somut adımlar atılmıştır. Bu sürecin en önemli özelliklerinden birisi, İş Güvencesi ile ilgili 158 sayılı ILO sözleşmesi paralelinde bir iş güvencesi yasa tasarısının hazırlanmasıdır. İkincisi ise, 1994 yılında daha ileri bir adım atılarak ILO&quot;nun 158 sayılı sözleşmesinin onaylama yoluna gidilmesidir. &lt;br/&gt;Hizmet ilişkisinin işveren tarafından sona erdirilmesi ile ilgili düzenlemeleri öngören 158 sayılı ILO sözleşmesinin onaylanması ile Türk Çalışma Mevzuatında revizyon yapma ihtiyacı iki nedenle zorunlu hale gelmiştir. Bunlardan birincisi, Türk çalışma mevzuatında değişiklik yapmak uluslararası hukuk yükümlülüğü gereğidir. İkincisi ise bu duruma bağlı olarak Türkiye&quot;de artık emek kesimi bu hakkın bilincine varmıştır ve bu hakkı yasal olarak talep etme sürecine girmiştir. &lt;br/&gt;Bugün varılan nokta ise yasa koyucu bütün bu gelişmelerin aksine Türk çalışma mevzuatında ciddi bir değişiklik yapmaksızın kısmi değişiklikler yaparak 158 sayılı sözleşmeyi iç mevzuatla uyumlu hale getirmeye çalışmaktadır. Nitekim en son Eylül 2000 tarihli iş güvencesi yasa taslağı ile yasa koyucunun böyle bir niyeti çok net olarak ortay konulmaktadır.  Taslak ile mevcut İş yasasında köklü bir değişiklik yapmaksızın, İş ilişkisinin sona erdirilmesini düzenleyen yasa hükümlerine bazı ilaveler yapılarak işverenin işçinin hizmet ilişkisini sona erdirmesi durumunda, fesih işleminin gerekçelendirilmesi ve haklı bir nedene dayandırılması istenmektedir. Ancak, haklı nedenlerin neler olacağı belirlenilmemekte ve haklı nedene dayanmaksızın yapılan fesihlerde yaptırım ne olacağı hususunda da düzenlemeler söz konusu olmamaktadır. &lt;br/&gt;Bu çalışmada yukarıda vurgulanan düşünceler doğrultusunda öncelikle iş güvencesi kavramının neyi ifade ettiği vurgulanmış, iş güvencesi ile ilgili olarak Türk İş Hukuku&quot;ndaki düzenlemeler ile ILO&quot;nun 158 sayılı sözleşmesindeki düzenlemeler belirtilmiş ve Çalışma Bakanlı&quot;ğının Eylül 2000 tarihli iş güvencesi yasa tasarısı taslağı kısaca değerlendirilmiştir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2.2.       İş Güvencesi Kavramı&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Çoğu zaman, doktrinde çalışma hakkının korunması anlamında da kullanılan &quot;iş güvencesi&quot; kavramı temelde, geçimini emeği ile sağlayan bağımlı çalışanları, haklı bir neden olmaksızın, işveren tarafından hizmet ilişkisine son verilmesi durumunda, işverenin fesih işlemini sınırlayan veya engelleyen, iş ilişkisini hukuki zemine çeken, böylece hizmet akdinin işçi açısından dayanıksız niteliğini bertaraf eden ve hizmet ilişkisine süreklilik kazandıran, koruyucu yönü ağır basan normatif düzenlemeleri içermektedir.(Demir,1999, s.30-31; Ünsal, 1992, s.20-21) İş Güvencesi kavramının arka planında ekonomik, sosyal ve bireysel gerçekler yatmaktadır. İş İlişkisinde başlı başına sürekliliğin ifadesi sayılmaktadır. Çünkü, klasik hukukta taraflara tanınan eşit fesih yetkisi kuramsal kalmaktadır. İş ilişkisinin haklı bir nedene dayanmaksızın fesih durumu işçi açısından iki durum birden yaratmaktadır. Birincisi, çalışma koşullarını işçi aleyhine değiştirmektedir. İkincisi ise; işçinin gelirini kaybetmesi ile ailesinin ve kendisinin yaşamı tehlikeye düşm</description></item><item><title>GENÇ İŞSİZLİĞİ SORUNU VE ÇÖZÜMLEYİCİ POLİTİKALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?genc-issizligi-sorunu-ve-cozumleyici-politikalar-357710.html</link><description>GENÇ İŞSİZLİĞİ SORUNU VE ÇÖZÜMLEYİCİ POLİTİKALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;Sayfa No&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER.............................................................................................................2&lt;br/&gt;KISALTMALAR.......................................................................................................... 3&lt;br/&gt;TABLOLAR LİSTESİ..................................................................................................4&lt;br/&gt;GİRİŞ............................................................................................................................5&lt;br/&gt;1.TANIM.......................................................................................................................6&lt;br/&gt;1.1.Günümüzde Gençlik......................................................................................6&lt;br/&gt;1.2.Gençlik Sorunları............................................................................................7&lt;br/&gt;   1.2.1. Yerleşim Evreleri ve Gençlik....................................................................7&lt;br/&gt;1.2.2. Zamanlama Sorunları................................................................................    8&lt;br/&gt;1.2.3. Eğitim .......................................................................................................     9   &lt;br/&gt;1.2.3.1. Eğitimi Etkileyen Unsurlar.........................................................      10&lt;br/&gt;1.2.3.2. Mesleki Yönlendirme.................................................................  11 &lt;br/&gt;1.2.3.3. Mesleki Teknik Eğitim...............................................................  11&lt;br/&gt;1.2.3.4. Eğitim Kurumlarının Eğilimleri.................................................  11&lt;br/&gt;1.2.3.5. Eğitim Harcamaları....................................................................  12&lt;br/&gt;1.2.4. Çalışma Hayatı ve Gençlik........................................................................  12&lt;br/&gt;1.2.4.1. Çalışan Gençlik..........................................................................  13&lt;br/&gt;1.2.4.2. Hukuk ve Gençlik.......................................................................  13&lt;br/&gt;1.2.4.3. Rejim ve Gençlik........................................................................       13&lt;br/&gt;1.2.5. Sosyal Güvenlik Politikalarında Gençlik .................................................       14&lt;br/&gt;BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;GENEL OLARAK GENÇ İŞSİZLİĞİ VE TÜRKİYE BOYUTU.................................       15&lt;br/&gt;1.İŞSİZLİK.................................................................................................................       15&lt;br/&gt;1.1.Konjektürel Devri işsizlik.............................................................................     15&lt;br/&gt;1.2.Yapısal İşsizlik..............................................................................................      15&lt;br/&gt;1.3.Açık İşsizlik..................................................................................................       17&lt;br/&gt;1.4.Gizli İşsizlik..................................................................................................       17&lt;br/&gt;1.5.Sürekli Durgunluk.........................................................................................      17&lt;br/&gt;2.PLANLI DÖNEM VE GENÇLİK POLİTİKALARI...................................................      18&lt;br/&gt;2.1.Planlama Ve İşsizlik ......................................................................................      18&lt;br/&gt;2.1.1. I. Plan Ve Gençlik ........................................................................... ............     18&lt;br/&gt;2.1.2. II. Plan Ve Gençlik ........................................................................      18&lt;br/&gt;2.1.3. III. Plan Ve Gençlik........................................................................      19&lt;br/&gt;2.1.4. IV. Plan Ve Gençlik........................................................................      19&lt;br/&gt;2.1.5. V. Plan Ve Gençlik.........................................................................   20&lt;br/&gt;2.1.6. VI. Plan Ve Gençlik................</description></item><item><title>ULUSLARARASI SERMAYE HAREKETLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uluslararasi-sermaye-hareketleri-367106.html</link><description>ULUSLARARASI SERMAYE HAREKETLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;_GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Günümüzde globalleşme ile birlikte ülkeler arasındaki sınırların kalkması  ticaretin hızla gelişmeye başlaması,iletişim sektöründeki gelişmeler,yatırımların büyük oranda artması zamanla ülkelerin birbirlerine olan bağımlılığının artmasına neden olmuştur.Özellikle teknolojik gelişmelere bağlı olarak gelişen ticaret zamanla ülkelerde biriken fonların daha yüksek getiri  elde edeceği ülkelerin piyasalarına doğru akmasına neden olmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Gelişmekte olan ülkelerin gerekli alt yapı ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla,veya özel yatırımların gerekli finansman ihtiyacı nedeniyle yeterli tasarruf miktarına sahip olmamalarından dolayı,bu finansman ihtiyaçlarını borçlanarak karşılamak zorunda kalmaktadırlar.Bugün dünyada borçlanılabilecek üç piyasa vardır bunlar;Yanki piyasası, Samuray piyasası ve Euro piyasasıdır.Bu piyasalarda her gün milyarlarca dolar dönmektedir.Fakat bu piyasalardan istenildiği kadar borçlanmak kolay değildir.Özellikle Yanki ve Samuray piyasalarında her ülkenin belli bir borçlanma sınırı vardır.Bu nedenle;ülkeler gerekli finansman ihtiyaçlarını kısa vadeli sermaye hareketlerini kendine çekerek karşılama yoluna gitmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         Teknolojik gelişmelere bağlı olarak; kısa vadede yüksek kar amacı güden para hareketleri hızla gelişmiştir.Kısa vadede bu fonlara ihtiyacı olan ülkelerde bu fonları kendilerine çekmek için yüksek faiz,düşük kur gibi araçlar kullanarak kısa vadede finansman ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmışlardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Bu çalışmada;öncelikli olarak sermaye hareketlerinin türleri olan özel sermaye hareketleri ve resmi sermaye hareketleri üzerinde duracağız.İkinci olarak Uluslar arası sermaye hareketlerinin gelişmesine neden olan etkenler  olan finans piyasalarında kontrolün kalkması,Paraları konvertbl olması,finansal piyasaların rekabete açılması,Finansal araçların çeşitlilik kazanması,ve teknolojik gelişmelerdir.Bu nedenler açıklanarak sermaye hareketlerini nasıl etkilediğini açıklamaya çalışacağım.Üçüncü olarak;Kısa vadeli Sermaye hareketleri üzerinde duracağım.Burada kısa vadeli sermaye hareketlerine yol açan etkenler olan; Faiz kur arbitrajı,Ödemler dengesi açığı, ve Kamu kesimi açığı üzerinde duracağım.Ayrıca,Kısa vadeli sermaye hareketlerinin yol açacağı sorunlar,kısa vadeli sermaye hareketlerinin kontrol yöntemlerini açıklayacağım.Kısa vadeli sermaye hareketlerinin kontrol yöntemleri olan döviz kur rejimi üzerine yapılan kontroller,çeşitli vergiler şeklinde yapılan kontroller,burada Tobin vergisini açıklayacağım.Daha sonra ticaret akımı üzerine yapılan kontrollerden bahsedeceğim.Çalışmanın son aşamasında ise uzun vadeli sermaye hareketlerine değineceğim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          2.SERMAYE HAREKETLERİNİN TÜRLERİ:&lt;br/&gt;          Uluslararası sermaye hareketleri küreselleşme ile birlikte serbestleşen hareketleri ile kolayca bir ülkeden diğerine gidebilmektedir.Bu sermaye hareketleri çeşitli amaçlar güdülerek yapılmaktadır.Özellikle,gelişmiş ülkelerde biriken fonlar kısa vadeli spekülatif amaçlı veya uzun vadeli doğrudan sermaye hareketleri ile gelişmekte olan ülkelere doğru bir akım oluştururlar.Böylece gelişmekte olan ülkenin tasarruf açığından dolayı ihtiyacı olan dövizi sağlamış olurlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Sermaye hareketleri özel kesim elindeki fonlar aracılığıyla olabileceği gibi ,Resmi sermaye hareketleri olarak kabul edilen bir ülkenin diğerine çeşitli amaçlar güderek yapmış olduğu bağışlarla veya borçlarla da olabilir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;          Özel kesim elindeki fonlar,daha fazla getiri elde etmek amacıyla hareket ettiklerinden dolayı bir ülkede hangi yatırımdan en fazla gelir elde edecekse o alana yatırım yapmak isteyecektir.Eğer bir ülkede doğrudan yatırım yapmak karlı ise yani üretim yapmak avantajlı ise bu piyasalara yatırım yaparak uzun vadede bu ülkenin mali yapısına güvendiğini belirtmektedir.Özelleştirmede özel sermaye hareketlerinden biridir.Bazı ülkeler kurmuş oldukları kamu iktisadi teşebbüslerini çeşitli amaçlardan dolayı satmak isteyebilir.Fonlar ise eğer bu işletmeyi karlı bulurlarsa bu işletmeyi satın alabilirler.Bu durum da ülkeye uzun vadeli sermaye girişi sağlanmış olur.Borçlanma ile kısa vadeli veya uzun vadeli amaç güdülebilir.Portfolyo yatırımlarda ise kısa vadeli amaç güdülerek bir ülkenin finans piyasasına yapılan yatırımdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          2.1.Özel Sermaye Hareketleri;&lt;br/&gt;          Özel kesinim elinde biriken fonlar en yüksek karı elde edecek alanlara yatırım yapılır.Bu alanlar uzun vadeli olabileceği gibi kıs</description></item><item><title>MALZEME YÖNETİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?malzeme-yonetimi-346724.html</link><description>Malzeme Yönetimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Malzeme yönetimi, bir malzemenin akışının planlanması, tedarik edilmesi, depolanması, miktar ve zaman yönlerinden kontrol edilmesidir. Hammadde ve diğer araç ve gereçlerin üretime hazır olduğu zaman ile bunlara ihtiyaç duyulan zamanın olabildiğince birbirine yakın olmasına çalışır. Malzeme taşımanın üretim üzerine etkisi büyüktür. Malzeme taşıma süreçleri tezgahların ve onları çalıştıran işçilerin verimine, tezgahlar arasında bulunması gereken yarı mamul envanterinin miktarına, genel imalat giderlerine doğrudan etki ederler. Bu nedenle taşıma şeklinin mümkün olduğu kadar ekonomik, taşıma uzaklığının mümkün olduğu kadar kısa ve taşıma için ayrılacak tesis alanının da mümkün olduğu kadar küçük olması sağlanmalıdır. Gelişen teknoloji malzeme taşıma şekillerini de değiştirmiş ve geliştirmiştir. Bilgisayar destekli sistemlerin kurulmasıyla malzeme taşıma da daha etkin, daha verimli ve daha ekonomik bir hal almıştır. &lt;br/&gt;Bilgisayar Destekli Malzeme Taşıma&lt;br/&gt;Bilgisayar destekli malzeme taşıma; fabrika içindeki mal hareketlerinin otomatize edilerek bilgisayarlar aracılığıyla kontrol edilmesi ve yönlendirilmesidir. Bilgisayar Destekli Malzeme Taşıma (Computer Aided Handling-CAH) CIM (Computer Integrated Manufacturing - Bilgisayarla Bütünleşik Üretim) yapısının modüllerinden biridir. CIM kültüründe CAE (Computer Aided Engineering - Bilgisayar Destekli Mühendislik), CAD (Computer Aided Design - Bilgisayar Destekli TAsarım), CAPP(Computer Aided Process Planning - Bilgisayar Destekli Proses Planlama), MRPII (Materials Requirement Planning - Malzeme Gereksinim Planlama), CAQ(Computer Aided Quality - Bilgisayar Destekli Kalite), CAM (Computer Aided Manufacturing - Bilgisayar Destekli Üretim), CAH (Computer Aided Handling - Bilgisayar Destekli Malzeme Taşıma ) modülleri birlikte çalışırlar.&lt;br/&gt;Pazardan gelen talep, CAE&quot;nin AR_GE (araştırma Geliştirme), CAD&quot;nin Konstrüksiyon (yapı), CAPP&quot;nin iş hazırlığı, MRPII&quot;nin Üretim Planlama ve Kontrolde, CAM&quot;in imalatta, CAQ&quot;nun son kalite kontrolde, CAH&quot;nin malzeme hareketlerinde (Depolama ve sevk) kullanılmasıyla üretilen ürünün pazara arz edilmesiyle karşılanmış olur.&lt;br/&gt;Fabrika İçinin Planlanması ve Kurulması&lt;br/&gt;Hem üretim, hem de hizmet endüstrilerinde malzemelerin nasıl, ne zaman ve kim tarafından taşınacağı önemli bir teknolojik seçimdir. Malzeme taşıma, bir ürünün taşıma, paketleme ve depolama süreçlerinin bütünüdür. Her sürecin zaman ve para maliyeti olmasına rağmen bunlar ürüne herhangi bir katma değer katmazlar. Bu nedenle operasyonlarla ilgilenen mühendisler her zaman malzemenin bir operasyondan diğerine akışını otomatize edecek yollar ararlar.&lt;br/&gt;Otomatize Malzeme Taşıma: &lt;br/&gt;Mantıklı malzeme taşıma otomasyonunun nereye kadar uygulanacağı yerleştirme stratejisine dayanır. Operasyonlar proses odaklı olduğunda ürünün takip edeceği iş adımları farklılaşır ve malzeme taşımada çok az bir tekrarlılık söz konusu olur. Böyle durumlarda otomasyon kurulamaz ve işçiler malzeme ve ekipmanlar üstü açık konteynerlarda, kartlarda veya kaldıraçlı araçlarda (transpalet) taşırlar.&lt;br/&gt;Operasyonlar ürün odaklı olduğunda ise yüksek tekrarlılık söz konusudur ve taşıma otomatize edilebilir. Buna ek olarak bu iki ayrı uçtaki üretim şekillerinin arasında kalan yerleştirme stratejileri olan firmalar için başka esnek otomasyon tipleri de mevcuttur. Bu tiplerden biri AGV (Automated Guided Vehicle) otomatik kontrollü araçlardır.&lt;br/&gt;AGV: Küçük, sürücüsüz, batarya ile hareket eden ve malzemeleri operasyonlar arasında taşıyan araçlara otomatik kontrollü araç denir. Talimatlar ya on-board yani AGV üzerindeki bir bilgisayar panelinden ya da merkezi bir bilgisayardan verilir. Birçok model yerin hemen altına döşenen kabloları izleyerek hareket eder. Ancak optik rotalar ve serbest dolaşım metotları bu araçların manevra kabiliyetlerini arttırmıştır. Koridor genişliğinde bir alanda ve düzgün bir zeminde herhangi bir yere gidebilirler.&lt;br/&gt;AGVlerin üretim darboğazları ve transportasyon blokajları gibi problemlerin etrafından dolaşarak yoluna</description></item><item><title>İŞSİZLİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?issizlik-359126.html</link><description>İŞSİZLİK&lt;br/&gt; Çalışma karar ve gücünde olup, cari ve geçerli ücret üzerinden ve kanun veya örf ve adetle belirlenmiş çalışma saatleri içinde bir iş aradığı halde iş bulamayan kimse işsizdir.&lt;br/&gt; İşsiz sayılabilmek için:&lt;br/&gt;a)Çalışma karar ve gücünde olmak gerekir. Çalışma kararının özgür irade ile verilmesi esastır. Bu koşul, zorla çalıştırma halini dışlamaktadır. Ayrıca, yapılacak işe uygun bedensel ve zihinsel güce, bilgi ve beceriye sahip olunmalıdır. Aksi halde, tornacının açık bulunan bilgisayar uzmanlığına başvurmasına benzer çelişik bir durum ortaya çıkar.&lt;br/&gt;b)Cari ve geçerli ücret haddi üzerinden iş aranmalıdır. Cari koşullar altında işin piyasada oluşmuş fiyatı kabul edilmelidir. Kişi kendisini daha üst gelir tekliflerine uygun bulabilir ama objektif olarak belirlenmiş ücreti kabul etmek zorundadır. Kendisini aşırı değerlendirmesi halinde kişi işsiz sayılamaz.&lt;br/&gt;c)Yasal ya da örf ve adetle belirlenmiş çalışma saatleri içinde iş aramalıdır. İşin yapılması gereken zaman dilimi dışında kalan başvurular işsizlik nedeni sayılmaz. Sözgelimi, ürün sabahın erken saatlerinde toplandığı halde kendisine öyle uygun düştüğü için öğle saatlerinde başvuran kişiyi işsiz sayamayız.&lt;br/&gt;d)İş aradığı halde bulamamalıdır. Çalışma kararına varan kişinin iş araması şarttır. İş adama değil adam işe gidecektir. Aksine, kişiler rahatlıkla çalışmama kararını da alabilirler. O halde iradi işsizlik hali ile karşı karşıya kalınır. Bunun nedeni ise tembellik, tatmin edici çalışma dışı gelir sahibi olma, hatta çalışmayı ayıp sayma gibi tutum ve davranışlardır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;İşsizlik sorununun daha iyi anlaşılabilmesine yardımcı veriler sağlamak amacıyla işsizlerin bazı özelliklerini kısaca görelim:&lt;br/&gt;*işsizliğin ortalama süresi genellikle ekonomik koşullarla değişmektedir. Kuşkusuz, ekonominin yavaşlayıp daraldığı dönemlerde işsizlik süresi uzamaktadır. Uzun süreli işsizlik genellikle yaşlılar, vasıfsızlar ve kapanan sektörlerde çalışanlar arasında görülür.&lt;br/&gt;*İşsizlerin yaşı ve cinsiyeti de bu konudaki araştırmalara ayrı bir boyut kazandırmaktadır. Genç emek faktörü arasında sık iş değiştirdikleri için işsizlik genellikle yüksektir. Yaş diliminin üst sınıra doğru ise dinamizmi kaybolan, karar verme tedirginliği artan, bilgi ve becerisi güncelliğini kaybeden, yeni işlerin gerektirdiği yenilenmeyi gerçekleştiremeyen ileri yaş işsizliği ortaya çıkar.&lt;br/&gt;*Ailede ikinci gelir kazananlar, genellikle kadınlar arasında işsizlik daha çok görülmektedir.&lt;br/&gt;*İşsizliğin çekirdeğini ise okur-yazar olmayanlar, kronik hastalar, bedensel ve zihinsel yetersizliği olanlar, alkolikler ve benzerleri oluşturmaktadır. Bunların çalışma istek ve yetenekleri o denli düşük ve hatta yoktur ki tüm çalışmaya yönlendirici program ve uygulamalar, bu çekirdeği çözemez. Bu insanlar çalışmaz, çalıştırılmaz, sosyal ve ekonomik olarak ayrışık bir grup oluştururlar. Bu çekirdeğin onaylanmayan bir davranış modeli sergilediği açıktır. Nitekim aile sorumluluğu olmayan ya da kaybetmiş, öz saygısını yitirmiş, ruhi uyumsuzluk ve sürekli hoşnutsuzluk gösteren bu grubun nasıl iş arayacağını, varsa beceri ve deneyimlerini nasıl pazarlayacağı konusundaki aczi sürekli işsiz kategorisini kaçınılmaz olarak oluşturur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                      &lt;br/&gt;     İşsizlik Türleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)İradi-gayri iradi işsizlik&lt;br/&gt;         İradi işsizlik, sosyal yapı ve insan psikolojisiyle ilgili bir hal olup günümüzde iktisadi tartışma alanının dışına büyük ölçüde düşmektedir. Klasik iktisatçılar, ekonomide geçerli olduğunu varsaydıkları koşullar nedeniyle iradi işsizliği öngörmektedirler. Cari olandan daha yüksek bir ücret talebini ya da daha iyi çalışma koşulları aranması halini işsizlik saymak dahi mümkün değildir.zira bu tür işsizler cari koşullara razı olduklarından çalışma olanağına kavuşmaktadırlar. Burada ele alınması gereken, cari ücret düzeyinden iş aradığı halde bulamayan gayri iradi işsizdir.&lt;br/&gt;b)  Açık işsizlik&lt;br/&gt;        Çeşitli biçimlerde ortaya çıkan bu işsizlik insanlar çalışma amacıyla iş yerlerine ya da iş bulma kurumların başvurdukları için açık işsizli</description></item><item><title>ÇALIŞMA YAŞAMININ KALİTESİ VE ÇAĞDAŞ YÖNETİM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?calisma-yasaminin-kalitesi-ve-cagdas-yonetim-444548.html</link><description>ÇALIŞMA YAŞAMININ KALİTESİ VE ÇAĞDAŞ YÖNETİM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son yıllarda bilim ve teknolojideki hızlı değişim ve gelişmeler pek çok sosyal kavramı gündeme getirmiştir. Çalışma yaşamının kalitesi (QWL) kavramı da bunlardan birisidir. Özellikle gelişmiş ülkeler için &quot;İş yaşamının nasıl daha nitelikli bir hale getirilebileceği &quot; önemli bir sorun haline gelmiştir.&lt;br/&gt;Yaşam kalitesinin iyileştirilmesi üzerine yapılan çalışmalar, ekonomik ve teknolojik iyileştirmelerin yeterli olmadığını ortaya çıkarmıştır. Bundan sonra dikkatler, çalışma yaşamına, çalışan insanların niteliğine yönelmiştir. Örgüt düzeyinde yapılan çalışmalar, çalışanlara daha insancıl ve sağlıklı iş koşullarının sağlanması, örgütlerde çalışanların niteliğinin yükselmesi ve bu doğrultuda örgütlerin uzun dönemli etkinliklerinin ve verimliliğinin sağlanması için daha iyi çalışma ortamının oluşturulmasını ve çağdaş yönetim anlayışını kapsamaktadır.&lt;br/&gt;Bilim ve teknolojideki, özellikle iletişim konusundaki gelişmeler, uluslar arası rekabetteki artış, insanların yaşam kalitesini artırma konusundaki beklentilerini arttırmış, bu da yeni yönetim anlayışlarını gerekli kılmıştır. &lt;br/&gt;Önümüzdeki yıllarda, dikkatlerin insan boyutu üzerinde yoğunlaştırılması zorunlu hale gelecek, işadamları ve yöneticiler en çok etrafındaki insanlarla özelikle de emirleri altındaki personelle ilişkilerini düzenleme ve onların verimli bir şekilde çalışmalarını sağlayabilme konularıyla meşgul olacaklardır. Hangi amacı gerçekleştirmek için kurulmuş olursa olsun tüm örgütlerin yaşama ve gelişme gücü; onu oluşturan bireylerin belirlenen amaçlar doğrultusunda, beraberce çalışabilmelerindeki istek ve arzularına bağlıdır. Bazen az miktarda bir maaş artışı, söylenen bir güzel söz, örgütte verimliliği sağlayabileceği gibi, bazı durumlarda iş görenlere yapılan bir saygısızlık, yeterli ödüllendirme sisteminin olmayışı v.b. kuruluşu beklenmeyecek şekilde bir zarara sokabilecektir. ( Enginer, 2001, 20 )&lt;br/&gt;Örgütlerdeki yönetim anlayışı, bireyin yaşam kalitesini ve çalışma yaşamının kalitesini etkilemektedir.&lt;br/&gt;Üretimde verimlilik, teknolojiden yararlanmaya, çalışanların yeteneklerine, çabalarına olduğu kadar örgütün yönetim anlayışına da bağlıdır. Bu bağlamda çağdaş yönetim anlayışına sahip örgütlerle, geleneksel yönetim anlayışına sahip örgütler birbirinden ayrılmaktadır. &lt;br/&gt;Çağımızda modern teknolojinin gelişme göstermesi ona koşut olarak örgütsel yapı ve anlayışta bir takım gelişmeleri zorunlu kılmıştır. Ancak çağdaş örgüt kuramının sınırlarını çizmek ve kesin çizgilerle belirlemek oldukça güçtür. ( Sabuncuoğlu, Tokol, 2001, 174 )&lt;br/&gt;Geleneksel örgütlerde daha çok teknoloji ön plana çıkmaktadır. İnsan bir araçtan öteye gidememektedir. Bu nedenle de kararlara katılması söz konusu değildir. İletişim kanalları oldukça zayıftır. Çağdaş yönetim anlayışı ise bireye bir değer ve örgütün önemli bir parçası olduğunu hatırlatması açısından daha bütünleştirici bir süreç yaratmaktadır. İletişim ve işbirliği, kararlara katılma çağdaş yönetim anlayışında daha belirgindir. ( Serbest,   2000, 32 )&lt;br/&gt;Geleneksel örgütlerde &quot;yönetim&quot; anlayışı &quot;hiyerarşi&quot; kavramı ile birlikte düşünülmekte ve iş yaşamında ifade ettiği anlamı ile de bir dizi basamağı hatırlatmaktadır. Bu hiyerarşik basamaklar örgüt içinde iletişim ve işbirliğini oldukça güçleştirmektedir. Çağdaş örgütlerde ise yatay bir örgütlenme yapısı ve esnek bir yönetim anlayışı dikkat çekmektedir. Çalışanlarla işbirliği, kararlara katılımın sağlanması, örgüt hedefleri ile birlikte kişisel beklenti ve isteklere önem verilmesi çağdaş yönetim anlayışında daha fazla ön plana çıkmaktadır. ( Serbest,  2000, 33 )&lt;br/&gt;Çalışma yaşamında kalitenin sağlanması, çalışanların örgütün yönetimine katılabilmeleri ve yönetimle ya da kendileriyle ilgili kararların alınması sürecinde aktif rol oynamalarına da bağlıdır.  Ancak yönetime katılmanın etkili olabilmesi için çalışanların da katılım düşüncesiyle ilgilenmesi gerekmektedir. Aynı zamanda çalışanların aldıkları kararların önemli olduğunu, işin ciddiyetini anlamış olmaları ger</description></item><item><title>ÜCRET, ÜCRET TEORİLERİ VE ÜCRET SİSTEMLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucret,-ucret-teorileri-ve-ucret-sistemleri-360928.html</link><description>ÜCRET, ÜCRET TEORİLERİ ve ÜCRET SİSTEMLERİ&lt;br/&gt;A.Ücret:&lt;br/&gt;Ücretin ekonomik anlamı, mal ve hizmet üretiminde kullanılan emeğin karşılığı yeni iş gücünün fiyatıdır. Ücret, bir üretim faaliyetine bedensel veya zihinsel çaba harcayarak katkıda bulanan kişiye emeği karşılığı bir takım kriterlere göre belirli bir yöntemle hesaplanarak ödenen paradır. Ekonomik açıdan ücret &quot;emeğin fiyatı&quot; sosyal siyaset açısında &quot;emeğin geçim aracı&quot;, iş hukuku açısından&quot;emeğin fikri ve bedeni hizmetlerinin karşılığı&quot;dır. &lt;br/&gt;Ücretin ödenmesi ve ödeme şekli kanunla güvence altına alınmıştır. Ücret ödemesi nakden ve Türk parası ile ödeneceği iş kanununda (m.26/I-II)yer almaktadır. &lt;br/&gt;B.Ücret Haddi ve Ücret Geliri:&lt;br/&gt;Ücret haddi; belirli bir zaman içerisinde veya belirli bir üretim birimi başına ödenen ücreti gösterir. Ücret geliri ise iş müddeti ve ücret haddinin çarpımına eşittir. İş veren bakımından işçinin maliyetinin hesaplanmasında ücret geliri göz önüne alınır. Çünkü ücret haddi çıplak ücrettir. Ücret haddi birim ücrettir. Buna karşılık ücret geliri; fazla mesai ücreti, hafta tatili ve yıllık izin ücreti, ücretli izinler, işe devamlılık, sosyal yardımlar, ikramiye ve pirim gibi parasal olguların toplamıyla ilgilidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;C.Maaş Kavramı:&lt;br/&gt;Esasen maaş bir ücrettir. Maaşla ücret arasında esaslı bir mahiyet farkı yoktur. Fakat maaş adı altında tediye edilen ücretler daha uzun vadelidir. Genellikle büro memurlarının ücretlerine verilen addır. Ayrıca maaşların üst kademeleri ücret bakımından daha yüksek ve iktisadi güvenlikleri daha garantilidir. Maaş  çalışmadan önce ödenirken, ücret çalıştıktan sonra ay sonunda ödenir. &lt;br/&gt;D. Brüt Ücret:.&lt;br/&gt;Brüt ücret, işçinin işverene maliyetidir. Yani işletmenin işçi için yaptığı harcamaların toplamı, işletme kasasından çıkan para miktarıdır. Brüt ücrete;vergiler, sosyal sigorta primleri, sendika aidatları ve benzeri kesintilerde yer alır. Brüt ücretten yapılan kesintiler artıkça net ücret düşer. &lt;br/&gt;E.Nakdi (Parasal) Ücret, Re el Ücret&lt;br/&gt;Ücret ödeme aracı olan paranın, nominal(nakdi)birde re el (gerçek) değeri vardır. Nominal değer paranın rakamsal değeridir. Paranın re el değeri ise o paranın alım gücünü ifade eder. Bilhassa enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde nominal ücretle re el ücret arasındaki fark yüksektir. İşletmenin ödediği ücret, nakdi ücrettir. Sonuçta ücret işletme için bir maliyet unsurudur ve işletmeyi ödediği  rakamsal değer ilgilendirir. İşçinin eline geçen ücret ise, re el ücret yani gerçek ücrettir. İşçiyi aldığı ücretin rakamsal değeri değil, piyasa şartlarındaki alım gücü ilgilendirir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;F.Asgari Ücret&lt;br/&gt;Asgari ücret, emek sahibine verilecek ücretin en alt seviyede sınırlandırılması ve bu seviyenin altına düşülmemesini ihtiva eder. Asgari ücret taban ücrettir. Asgari ücretin tespitini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı&quot;na bağlı, Asgari Ücret Tespit Komisyonu en geç iki senede bir belirler. Günümüzde 16 yaşından küçükler ve 16 yaşından büyükler için iki ayrı asgari ücret belirlenir.&lt;br/&gt;İş Kanunu  Asgari Ücret Yönetmeliği&quot;ne göre; işçilerin normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçların günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücrettir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.Klasik Ücret Teorisi:&lt;br/&gt;Klasik ücret teorisi, David RİCHARDO&quot;nun Malthus&quot;un &quot;nüfus teorisi&quot; &quot;ni esas alarak 1817&quot;de ortaya attığı bir teoridir. &lt;br/&gt;Emeğin maliyeti, her hangi bir malın fiyatı gibi üretim masraflarına dahildir. Nüfus teorisine göre ücretler, gıda maddeleri gibi aritmetik olarak artar ve uzun dönemde asgari yaşam &lt;br/&gt;B.Marksist Ücret (Artık Değer) Teorisi&lt;br/&gt;Marx&quot;a göre &quot;emek&quot; piyasada mal gibi alınıp satılmaktadır. Çalışanın kendini yeniden üretmek için gerekli olan mal ve hizmetin ortalama fiyatıda çalışanlara yapılan ödemeler ücret olarak sunulur. Ve emeğin karşılığı para olarak ödenmiş olur. İş veren sermayesinin bir kısmını ücret ödemelerine ayırmaktadır. Bu ayrılan kısım değişen sermayelerin, sermayenin orta kalan kısmı ise durağan sermayeyi oluşturur. Durağan serma</description></item><item><title>KAYITDIŞI İSTİHDAM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kayitdisi-istihdam-445489.html</link><description>1. Sistemin Değiştirilmesi &lt;br/&gt;Mevcut sosyo-ekonomik sistemin kendisi kayıtdışı çalışmanın ortaya çıkmasına önderlik ediyorsa, bu durumda sistemin değiştirilmesi düşünülmelidir. Geri kalmış ya da uygun olmayan yasal düzenlemelerin neden olduğu engeller kaldırılmalı, yükler azaltılmalıdır. Örneğin; kayıtdışı çalışmanın nedeni esnek olmayan işgücü piyasası, katı yasal düzenlemeler, yüksek ücret dışı işgücü maliyetleri ise bunlara yönelik tedbirleri uygulamak gerekir. &lt;br/&gt;Sosyo-ekonomik sistemi değiştirmede kullanılabilecek tedbirler şunlardır: &lt;br/&gt; Vergi indirimleri, &lt;br/&gt; Sosyal güvenlik katkı paylarının azaltılması, &lt;br/&gt; Çalışma mevzuatının esnekleştirilmesi, &lt;br/&gt; Esnek istihdam türlerinin (kısmi çalışma, belirli süreli çalışma, geçici  çalışma vb.) uygulamaya konması, &lt;br/&gt; Devlet tarafından sübvansiyone edilen istihdam uygulamaları, &lt;br/&gt; Kayıtlı işgücü piyasasına girişte bürokratik engelleri azaltmak üzere, gerekli başvuruların tek bir mercie yapılması (istihdam idareleri için tek durak bürolar oluşturmak), &lt;br/&gt; Belge karşılığı işyerlerine kolaylık ve destek sağlanması (service vouchers).&lt;br/&gt;2. Sistemin Güçlendirilmesi &lt;br/&gt;Bireylerin kurallara uyma isteksizliği ve/veya kuralların uygulanmasında yetersizlik söz konusu ise, mevcut sistemin güçlendirilmesi gereklidir. &lt;br/&gt; Denetimin artırılması, &lt;br/&gt; Kamu otoriteleri arasında bilgi alışverişi ve işbirliğinin geliştirilmesi, &lt;br/&gt; Kamu otoriteleri ile sosyal taraflar arasında işbirliğinin artırılması, &lt;br/&gt; Alan denetimleri yapılması, &lt;br/&gt; Kamu otoriteleri arasında ulusal, bölgesel, hatta yerel ağların oluşturulması, &lt;br/&gt; Kayıtdışı çalışmanın ihbar edilmesi amacıyla kayıtdışı çalışma telefon hattının kurulması, &lt;br/&gt; Etkin bir merkezi nüfus kayıt sisteminin oluşturulması, &lt;br/&gt; Tescil ve kimlik saptama işlemlerinin geliştirilmesi, &lt;br/&gt; Sınır kontrollerinin artırılması, &lt;br/&gt; Sıkı göç politikası izlenmesi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Kayıtlı İşgücü Piyasasına Girişin Teşvik Edilmesi &lt;br/&gt;Ekonominin düzgün şekilde organize edildiği ve yasaların iyi işlediği durumlarda bile bireyler kayıtlı işgücü piyasasına girişte yasal düzenlemelerin karmaşık olması, kurallara uymanın çok fazla bürokrasiyi içermesi gibi engellerle karşılaşabilirler. &lt;br/&gt;Bu durumda alınabilecek tedbirler şunlardır: &lt;br/&gt; İşverenlere ve çalışanlara formalitelerin yerine getirilmesinde danışmanlık hizmeti sunmak ve bilgilendirmek, &lt;br/&gt; İş kurmak isteyenlere işletme başlangıç sermayesi vermek, &lt;br/&gt; Çalışanlar için vergi indirimi sağlamak, &lt;br/&gt; Kuralların doğru olarak uygulanması, sistemde şeffaflığın ve etkinliğin artırılması için kamu görevlilerini eğitmek.&lt;br/&gt;4. Davranış ve Tutum Değişikliğinin Sağlanması &lt;br/&gt;Daha önce belirtildiği gibi, kayıtdışı çalışmada önemli bir neden de, bireylerin vergi ödeme konusunda isteksiz olmaları, devletin toplanan vergileri doğru yerlerde harcamayacağına inanmaları ve bazı faaliyetlerin (örneğin; bebek bakıcılığı, ev temizliği gibi) bildirim zorunluluğunun bulunmadığını düşünmeleridir. Bu çerçevede, bilgilendirme ve bilinçlendirme kampanyaları yoluyla bireylerin davranış ve tutumlarını değiştirmeye çalışmak gereklidir. &lt;br/&gt;Kayıtdışı çalışma ile mücadelede, hem bu tür çalışmanın önlenmesine, hem de kayıtlı ekonomiye geçişin özendirilmesine yönelik tedbirlerin birarada uygulanması önem taşımaktadır. &lt;br/&gt;Yukarıda belirtilen politikalardan her biri kayıtdışı çalışmanın farklı nedenleriyle ilgilidir. Bütün bu nedenler, AB ülkelerinin hepsinde farklı ölçülerde de olsa mevcuttur. &lt;br/&gt;Dolayısıyla AB, belirtilen tüm politika ve yöntemleri içeren KARMA POLİTİKAnın uygulanmasını tavsiye etmektedir. &lt;br/&gt;Öte yandan, geleneksel kamu yönetimi yaklaşımı, sonuç almak üzere KANUNİ VE POLİSİYE TEDBİRLERLE YETİNME eğiliminde olduğundan, özellikle Türkiye için KAYITDIŞINDAN KAYITLI SEKTÖRE GEÇİŞİ ÖZENDİRİCİ yöntemlerin bilinmesi gereklidir. &lt;br/&gt;Bu nedenle, izleyen bölümde bazı AB ülkelerinde bu yönde uygulanan çağdaş politikalara değinilmiştir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;KAYITDIŞI İSTİHDAM &lt;br/&gt;________________________________________&lt;br/&gt;III. ÜLKELER İTİBARİYLE UYGULANAN ÖZENDİRİCİ POLİTİKALAR &lt;br/&gt;1. İtalya&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vergi ve Prim İndirim ve Kolaylıkları &lt;br/&gt;   2000 yılı Bütçe K</description></item><item><title>GEMİ ADAMLARININ ÇALIŞMA SÜRELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gemi-adamlarinin-calisma-sureleri-446148.html</link><description>GEMİ ADAMLARININ ÇALIŞMA SÜRELERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Baz&amp;#253; sektör çal&amp;#253;&amp;#254;anlar&amp;#253; di&amp;#240;erlerine&lt;br/&gt;göre daha zor ve tehlikeli i&amp;#254;lerle u&amp;#240;ra&amp;#254;maktad&amp;#253;rlar&lt;br/&gt;ki bunlardan biri de&lt;br/&gt;denizcilik sektörüdür. Bir kazan&amp;#253;n ard&amp;#253;ndan&lt;br/&gt;tekrar gemiye dönülmesi veya&lt;br/&gt;kaptan&amp;#253;n gemiyi en son terk etmesi&lt;br/&gt;gereken ki&amp;#254;i olmas&amp;#253; gibi gelenekler,&lt;br/&gt;halen baz&amp;#253; yerlerde varl&amp;#253;&amp;#240;&amp;#253;n&amp;#253; sürdürmektedir.&lt;br/&gt;Bunun yan&amp;#253;nda, pek de&lt;br/&gt;sa&amp;#240;l&amp;#253;kl&amp;#253; olmayan gemi ko&amp;#254;ullar&amp;#253;, kaptan&amp;#253;n&lt;br/&gt;veya liman makamlar&amp;#253;n&amp;#253;n karaya&lt;br/&gt;ç&amp;#253;k&amp;#253;lmas&amp;#253;na izin vermemesi, gemi&lt;br/&gt;adam&amp;#253;n&amp;#253;n yabanc&amp;#253; limanda b&amp;#253;rak&amp;#253;lmas&amp;#253;&lt;br/&gt;gibi sorunlar gemi adamlar&amp;#253; için birçok&lt;br/&gt;kurum olu&amp;#254;mas&amp;#253;na ve denizcilik&lt;br/&gt;sektörünün farkl&amp;#253; düzenlemelere tabi&lt;br/&gt;k&amp;#253;l&amp;#253;nmas&amp;#253;na yol açm&amp;#253;&amp;#254;t&amp;#253;r.1&lt;br/&gt;Denizcilik sektörünün farkl&amp;#253; düzenlemelere&lt;br/&gt;tabi k&amp;#253;l&amp;#253;nmas&amp;#253;n&amp;#253;n, gemi&lt;br/&gt;adamlar&amp;#253; için farkl&amp;#253; kurallar öngörülmesinin&lt;br/&gt;yegane sebebi bu mesle&amp;#240;in&lt;br/&gt;güç ve tehlikeli olmas&amp;#253; de&amp;#240;ildir. Bu&lt;br/&gt;düzenlemeler ayn&amp;#253; zamanda çevrenin&lt;br/&gt;korunmas&amp;#253;yla da ilgilidir. Bu itibarla,&lt;br/&gt;düzenlemelerin amac&amp;#253;n&amp;#253;n iki kategoriye&lt;br/&gt;ayr&amp;#253;ld&amp;#253;&amp;#240;&amp;#253; söylenebilir2: Birinci kategoriyi&lt;br/&gt;gemi adamlar&amp;#253;n&amp;#253;n korunmas&amp;#253; için getirilen&lt;br/&gt;düzenlemeler; ikinci kategoriyi ise&lt;br/&gt;denizde can güvenli&amp;#240;ini ve çevrenin&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. G&amp;#221;R&amp;#221;&amp;#222;&lt;br/&gt;1 Gemi adamlar&amp;#253; ile ilgili kurulu&amp;#254;lara, http://www.seafarers.org/ ve http://www.seamenschurch.org/links.htm adreslerinden&lt;br/&gt;ula&amp;#254;&amp;#253;labilir.&lt;br/&gt;2 Ayr&amp;#253;nt&amp;#253;l&amp;#253; bilgi için bkz. http://www.ilo.org./public/english/standarts/norm/whatare/stndards/maritl.htm&lt;br/&gt;MAKALE&lt;br/&gt;8&lt;br/&gt;korumas&amp;#253;n&amp;#253; sa&amp;#240;lamak için getirilen&lt;br/&gt;düzenlemeler olu&amp;#254;turmaktad&amp;#253;r. &amp;#221;&amp;#254; sözle&amp;#254;mesine,&lt;br/&gt;sa&amp;#240;l&amp;#253;&amp;#240;a, sosyal güvenli&amp;#240;e&lt;br/&gt;vs. ili&amp;#254;kin olarak getirilen düzenlemeler&lt;br/&gt;gemi adamlar&amp;#253;n&amp;#253; koruyan düzenlemelerdir&lt;br/&gt;ve bireysel mahiyettedirler. Denizde&lt;br/&gt;can güvenli&amp;#240;ini sa&amp;#240;lamak için&lt;br/&gt;getirilen düzenlemeler ise gemi adamlar&amp;#253;yla&lt;br/&gt;birlikte üçüncü ki&amp;#254;ilerin ve&lt;br/&gt;çevrenin de korunmas&amp;#253; amac&amp;#253;n&amp;#253; ta&amp;#254;&amp;#253;rlar&lt;br/&gt;ve bu sebeple kollektif nitelik arz ederler.&lt;br/&gt;Gemi adamlar&amp;#253;n&amp;#253;n asgari ya&amp;#254;&amp;#253;na,&lt;br/&gt;çal&amp;#253;&amp;#254;ma saatlerine, gemi adamlar&amp;#253;n&amp;#253;n&lt;br/&gt;yeterlilik belgelerine ili&amp;#254;kin kurallar bu&lt;br/&gt;niteliktedir.&lt;br/&gt;Denizde çal&amp;#253;&amp;#254;arak kazanç elde etmeye&lt;br/&gt;çal&amp;#253;&amp;#254;an gemi adamlar&amp;#253; da di&amp;#240;er&lt;br/&gt;i&amp;#254;çiler gibi hizmet sözle&amp;#254;mesiyle çal&amp;#253;&amp;#254;&amp;#253;r&lt;br/&gt;ve i&amp;#254;verene hem ekonomik hem de&lt;br/&gt;ki&amp;#254;isel olarak ba&amp;#240;&amp;#253;ml&amp;#253;d&amp;#253;rlar. Ancak yukar&amp;#253;da&lt;br/&gt;belirtti&amp;#240;imiz gibi gemi adamlar&amp;#253;n&amp;#253;n&lt;br/&gt;gördükleri i&amp;#254;in niteli&amp;#240;i bunlar&amp;#253;n&lt;br/&gt;di&amp;#240;er i&amp;#254;çilerden ayr&amp;#253; de&amp;#240;erlendirilmesini&lt;br/&gt;ve farkl&amp;#253; düzenlemelere tabi tutulmas&amp;#253;n&amp;#253;&lt;br/&gt;gerekli k&amp;#253;lmaktad&amp;#253;r. Örne&amp;#240;in, farkl&amp;#253; fesih&lt;br/&gt;sebepleri, fesih hükmünün ertelenmesi,&lt;br/&gt;yurda iade, ia&amp;#254;e servisi kurulmas&amp;#253;,&lt;br/&gt;ikamet yeri sa&amp;#240;lanmas&amp;#253; zorunlulu&amp;#240;u&lt;br/&gt;denizde yap&amp;#253;lan faaliyetlere özgüdür.&lt;br/&gt;Bundan ba&amp;#254;ka, denizlerde yap&amp;#253;lan çal&amp;#253;&amp;#254;malara&lt;br/&gt;ili&amp;#254;kin farkl&amp;#253;l&amp;#253;klar&amp;#253;n bir bölümünü&lt;br/&gt;de i&amp;#254; süresi ve fazla çal&amp;#253;&amp;#254;maya ili&amp;#254;kin&lt;br/&gt;hükümler olu&amp;#254;turmaktad&amp;#253;r ve bu sebeple&lt;br/&gt;Deniz &amp;#221;&amp;#254; Kanununda i&amp;#254; süresi ve&lt;br/&gt;fazla çal&amp;#253;&amp;#254;maya ili&amp;#254;kin hükümler gemilerde&lt;br/&gt;yap&amp;#253;lan çal&amp;#253;&amp;#254;malar&amp;#253;n niteli&amp;#240;ine&lt;br/&gt;uygun olarak di&amp;#240;er i&amp;#254; kanunlar&amp;#253;nda yer&lt;br/&gt;almayan, farkl&amp;#253; düzenlemeler içermektedir.&lt;br/&gt;Uluslararas&amp;#253; alanda da denizcilik&lt;br/&gt;sektörü di&amp;#240;er sektörlerden ayr&amp;#253; düzenlemelere&lt;br/&gt;tabi tutulmu&amp;#254;tur.&lt;br/&gt;Uluslararas&amp;#253; Çal&amp;#253;&amp;#254;ma Örgütünün&lt;br/&gt;gemi adamlar&amp;#253;n&amp;#253;n çal&amp;#253;&amp;#254;ma sürelerine&lt;br/&gt;ili&amp;#254;kin son sözle&amp;#254;mesi 1996 tarihli ve&lt;br/&gt;180 say&amp;#253;l&amp;#253;d&amp;#253;r3; ancak henüz yürürlü&amp;#240;e</description></item><item><title>BUSINESS ETHICS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?business-ethics-367753.html</link><description>INTRODUCTION&lt;br/&gt;The aim of this project is to show the effects of toy advertising on children from the ethical perspectives: rights and duties, utilitarianism and care. Since play is seen as fundamental to the development of children, toys are seen as an essential element in play. Since toys tend to have a high development cost and short life cycles, the economics of scale are very important in suppressing their retail price. Advertising play as crucial role in achieving the critical mass necessary to exploit the economies of scale. The focus of this project is mostly toy advertising on television; because television provides one of the most powerful media for the transmission of commercial messages to children. In general, this work is based on two different opinions towards television advertising in terms its effects on children. On the one hand, children can rationally interpret advertising while they are making decision; on the other hand, they are innocent, so advertising negatively effects child&quot;s socialisation.&lt;br/&gt;In the first part of this paper, you can find the overview of toy industry, and its place in global economy and in the market. Since toy industry has high sales volume; toy companies take marketing of their products in the first place; apply different marketing strategies to different segments like child and parents with multicultural dimensions. Since there is a significant sales volume in toy industry, manufacturers and managers do not hesitate to pursue high profit margin and company&quot;s competitive advantage. Therefore, they forget their impacts on children and the society.&lt;br/&gt;The next section includes ways of advertising that creates children and beliefs. Also, you can find the social effects of toy advertising on mother-child relations and peer pressure.&lt;br/&gt;Finally, &quot;Barbie&quot; case is taken as an illustration of all phenomenon mentioned above. Barbie played an important role in social values, life-styles, child development (i.e. sexual maturity, femininity), parental values (mother-child relations), cultural and racial differences with its high sales volume and effective marketing strategies.&lt;br/&gt;I. THE OVERVIEW of TOY ADVERTISING&lt;br/&gt;One of the driving forces behind the increasing commercialisation of children&quot;s media has been the rise of privatised commercial television around the world. Children from a wide range of countries now have access to Teenage Mutant Ninja Turtles, Power Rangers, and PokÃ©mons via television, the internet, video games, movies and a whole range of toy products, comis books, and clothing. Since many of these television characters and toys are marketed on a global scale, they are difficult to escape.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TOY ADVERTISING in the ECONOMY&lt;br/&gt;As more and more parents begin to afford toys for their children, toy business throughout the world becomes more significant. Since toys are necessary products for child development, supply of them is increasing year by year. In other words, the more toy companies in the system, leads t</description></item><item><title>İŞ GÜVENCESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?is-guvencesi-445802.html</link><description>Giriş &lt;br/&gt; Hizmet ilişkisinin işveren tarafından sona erdirilmesi, öteden beri Türk Çalışma mevzuatının en sorunlu konularından birini teşkil etmektedir. Türk Çalışma Hukuku&amp;#146;nda genel olarak hizmet akdinin haksız nedenle feshi durumunda, işverenin fesih işlemini sınırlayan bir düzenleme yoktur. Türk çalışma mevzuatındaki düzenleme hizmet ilişkisinin sona erdirilmesini geciktirici niteliktedir. Yasa koyucunun ve çalışma hayatı aktörlerinin çok iyi bildiği bu durum, maalesef  şimdiye kadar bir çözüme kavuşamamıştır. Bu sorunun çözümüne yönelik yasa koyucu, zaman zaman yasa yapma sürecine girmiştir. Ancak, bu teşebbüs yasa taslağı ya da yasa tasarısından öteye gidememiştir. &lt;br/&gt; Ne var ki; Türkiye 1991 yılından itibaren kodifikasyon açısından yeni bir sürece girmiştir. Öncelikle 1991 yılından itibaren, artık İş Güvencesi&amp;#146;nin ne olduğu, Türk İş Hukuku&amp;#146;ndaki yansımasının nasıl olması gerektiği hususunda kamuoyunda tartışılmak üzere somut adımlar atılmıştır. Bu sürecin en önemli özelliklerinden birisi, İş Güvencesi ile ilgili 158 sayılı ILO sözleşmesi paralelinde bir iş güvencesi yasa tasarısının hazırlanmasıdır. İkincisi ise, 1994 yılında daha ileri bir adım atılarak ILO&amp;#146;nun 158 sayılı sözleşmesinin onaylama yoluna gidilmesidir.  &lt;br/&gt; Hizmet ilişkisinin işveren tarafından sona erdirilmesi ile ilgili düzenlemeleri öngören 158 sayılı ILO sözleşmesinin onaylanması ile Türk Çalışma Mevzuatında revizyon yapma ihtiyacı iki nedenle zorunlu hale gelmiştir. Bunlardan birincisi, Türk çalışma mevzuatında değişiklik yapmak uluslararası hukuk yükümlülüğü gereğidir. İkincisi ise bu duruma bağlı olarak Türkiye&amp;#146;de artık emek kesimi bu hakkın bilincine varmıştır ve bu hakkı yasal olarak talep etme sürecine girmiştir.  &lt;br/&gt;Bugün varılan nokta ise yasa koyucu bütün bu gelişmelerin aksine Türk çalışma mevzuatında ciddi bir değişiklik yapmaksızın kısmi değişiklikler yaparak 158 sayılı sözleşmeyi iç mevzuatla uyumlu hale getirmeye çalışmaktadır. Nitekim en son Temmuz 2000 tarihli iş güvencesi yasa taslağı ile yasa koyucunun böyle bir niyeti çok net olarak ortay konulmaktadır.  Taslak ile mevcut İş yasasında köklü bir değişiklik yapmaksızın, İş ilişkisinin sona erdirilmesini düzenleyen yasa hükümlerine bazı ilaveler yapılarak işverenin işçinin hizmet ilişkisini sona erdirmesi durumunda, fesih işleminin gerekçelendirilmesi ve haklı bir nedene dayandırılması istenmektedir. Ancak, haklı nedenlerin neler olacağı belirlenilmemekte ve haklı nedene dayanmaksızın yapılan fesihlerde yaptırımın ne olacağı hususunda da düzenlemeler söz konusu olmamaktadır.  &lt;br/&gt;Bu çalışmada yukarıda vurgulanan düşünceler doğrultusunda öncelikle iş güvencesi kavramının neyi ifade ettiği vurgulanmış, iş güvencesi ile ilgili olarak Türk İş Hukuku&amp;#146;ndaki düzenlemeler ile ILO&amp;#146;nun 158 sayılı sözleşmesindeki düzenlemeler belirtilmiş ve Çalışma Bakanlı&amp;#146;ğının Temmuz 2000 tarihli iş güvencesi yasa tasarısı taslağı kısaca değerlendirilmiştir.  &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;1. İş Güvencesi Kavramı: &lt;br/&gt; Çoğu zaman, doktrinde çalışma hakkının korunması anlamında da kullanılan &amp;#147;iş güvencesi&amp;#148; kavramı temelde, geçimini emeği ile sağlayan bağımlı çalışanları, haklı bir neden olmaksızın, işveren tarafından hizmet ilişkisine son verilmesi durumunda, işverenin fesih işlemini sınırlayan veya engelleyen, iş ilişkisini hukuki zemine çeken, böylece hizmet akdinin işçi açısından dayanıksız niteliğini bertaraf eden ve hizmet ilişkisine süreklilik kazandıran, koruyucu yönü ağır basan normatif düzenlemeleri içermektedir.(Demir,1999, s.30-31; Ünsal, 1992, s.20-21) İş Güvencesi kavramının arka planında ekonomik, sosyal ve bireysel gerçekler yatmaktadır. İş İlişkisinde başlı başına sürekliliğin ifadesi sayılmaktadır. Çünkü, klasik hukukta taraflara tanınan eşit fesih yetkisi kuramsal kalmaktadır. İş ilişkisinin haklı bir nedene dayanmaksızın fesih durumu işçi açısından iki durum birden yaratmaktadır. Birincisi, çalışma koşullarını işçi aleyhine değiştirmektedir. İkincisi ise; işçinin gelirini kaybetmesi ile</description></item><item><title>SOSYAL GÜVENLİKTE ÖZELLEŞTİRME SEBEPLER VE UYGULAMALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sosyal-guvenlikte-ozellestirme-sebepler-ve-uygulamalar-444781.html</link><description>SOSYAL GÜVENLİKTE ÖZELLEŞTİRME SEBEPLER VE UYGULAMALAR&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Yazar 1967 yılında Eskişehir&quot;de doğmuştur.&lt;br/&gt;1985 yılında Eskişehir Anadolu Lisesinden mezun olmuş, aynı yıl girdiği Ankara Üniversi-tesi Hukuk Fakültesini 1989&quot;da bitirmiştir.&lt;br/&gt;1990 yılında Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü İş Hu-kuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim dalına araştırma görevlisi olarak atanmıştır.&lt;br/&gt;1992 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde &quot;Toplu İş Sözleşmele-rinde Yürürlük Tarihinin Geçmişe Etkili Olarak Kararlaştırılması ve Uygulama So-runları&quot; konulu tezi ile yüksek lisansını tamamlamıştır.&lt;br/&gt;1996 yılı Ekim ayında &quot;Sosyal Güvenlik Sorunlarının Çözümünde Özel Sigortalar&quot; konulu tezi ile doktorasını tamamlamış, Aralık 1996&quot;da Yrd. Doç Dr. Olarak atanmıştır.&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Sanayi Devrimi ile başlayıp II. Dünya Savaşından sonra gelişen sosyal devlet kavramının önemli bir yönü, vatandaşların yarınlarını güvence altına almak, onları sosyal güvenliğe kavuşturmaktır. Ancak, 1970&quot;lerde yaşanan petrol krizi sonrası ortaya çıkan gelişmeler ve 1980&quot;lerde görülen ekonomik durgunluk, gerileme ve artan bütçe açıkları tüm dünyada sosyal güvenlik alanında yeni açılım gereksinimlerini doğurmuştur .&lt;br/&gt;Nitekim, 1980&quot;ler ile 1990&quot;ların, sosyal güvenlik politikalarında büyük bir değişimi içerdi-ği, bir çok devletin sosyal güvenlik sistemlerine yeni bir şekil vermeyi hedefledikleri gö-rülmektedir . Belirtilen gelişim bazı ülkelerde sosyal güvenliğin büyük ölçüde özelleştiril-mesi gibi radikal bir değişimi içerirken, bazılarında kısmi bir özelleştirmeyi içeren ılımlı bir dönüşümü ortaya koymaktadır. Diğer bir kısım ülkelerde ise sosyal güvenliğin özelleşti-rilmesi konusunda tartışmalar yapılmakta, ancak somut adımlar, bugün için, atılmamakta-dır.&lt;br/&gt;Bu arada önemle belirtelim ki sosyal güvenlikte özelleştirme kavramı üzerinde de bir gö-rüş birliği bulunmamaktadır. Özellikle sosyal taraflar ve öğreti bu konuda açık bir tanım vermekten kaçınmakta, tartışma, sınırlı sayıdaki uygulamanın değerlendirilmesi niteliğini taşımaktadır. Gerçekten, sosyal güvenlik sorunlarına çözüm önerileri getirmeyi amaçla-yan bir çok eserde, özelleştirmeden söz edilmiş iken, herhangi bir tanım verilmemiştir &lt;br/&gt;Sosyal güvenlik alanında özelleştirme uygulamaları ve bunlara yönelik görüşler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, özelleştirmenin, sosyal devlet olgusundan belli bir ölçüde uzaklaşmayı ifade ettiği ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda sosyal güvenliğin özelleştirilme-sini, &quot;sosyal devletin, sosyal güvenliğin sağlanması ödevini tamamen ya da kısmen özel sektöre devretmesidir&quot;, şeklinde tanımlamak mümkündür.&lt;br/&gt;Böylece, özelleştirme ile devlet, doğumundan bu yana kendi üzerinde bulunan sosyal güvenliği sağlama yükümlülüğünden kısmen ya da bütünüyle çekilmekte, bu yükümünü özel sektöre devretmektedir. Özelleştirme uygulamasından sonra devlet, bu alanda ge-nellikle bir denetim fonksiyonu görmektedir.&lt;br/&gt;Bu çalışmada öncelikle devletleri özelleştirmeye yönelten sebepler, ardından da ana hat-ları ile özelleştirme uygulamaları incelenecektir. Bu arada ülkemizdeki duruma da kısaca değinilecektir.&lt;br/&gt;I. SOSYAL GÜVENLİKTE ÖZELLEŞTİRMEYE YOL AÇAN SEBEPLER&lt;br/&gt;Sosyal güvenlik alanında özelleştirmeye yol açan sebeplerin başında finansman güçlükle-rinin geldiği çoğunlukla kabul edilen bir görüştür . Öte yandan sosyal güvenliğin örgüt-lenmesinden kaynaklanan ve çoğunlukla sisteme siyasal etkileri mümkün kılan yapılanma da özelleştirme fikrini kabul görür hale getirmiştir. Bunun yanında, 1980 sonrası bireyi ön plana çıkaran görüşlerin de sosyal güvenlik alanındaki bu yeni gelişimi etkilediği bir ger-çektir.&lt;br/&gt;Özetle belirtmek gerekirse, sosyal güvenlikte özelleştirme fikri, sosyal güvenliğin kendi içsel sorunları  yanında, konjonktürün de etkisi ile bir çok çevrede kabul görür hale gel-miştir.&lt;br/&gt;a. Finansman Güçlükleri&lt;br/&gt;Sosyal güvenlik sistemlerinin temelinde genç ve sağlıklı çalışanlardan yaşlılara bir gelir transferi yatmaktadır. Başka bir deyişle bugünün gençleri bugünün yaşlılarını ve hasta</description></item><item><title>FAZLA ÇALIŞMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?fazla-calisma-344109.html</link><description>BURÇİN BOZKAYA&lt;br/&gt;9812389-02&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;IFAZLA ÇALIŞMA NEDİR?&lt;br/&gt;I.AGENEL OLARAK&lt;br/&gt;Çalışma yaşamının ihtiyaçları, bazı durumlarda günlük ve haftalık çalışma sürelerinin aşılması sonucunu kaçınılmaz olarak doğurmaktadır. İşte bu durum, Kanunda belirtilen normal çalışma sürelerinin dışında çalışılmaya devam edilmesi, başka bir deyişle fazla süreli çalışmaya yol açmaktadır.&lt;br/&gt;Fazla Çalışma, İş Kanununun 35. maddesinde &quot;... kanunda yazılı günlük çalışma süresi dışında&quot; yapılan çalışmalar şeklinde ifade edilmiştir. Fazla çalışma uygulamasının esasını, günlük çalışma süresinin üzerinde belirli koşullar içinde yapılan çalışma oluşturur.&lt;br/&gt;Anayasanın 50. maddesinde &quot;Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.&lt;br/&gt;Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar.&lt;br/&gt;Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.&lt;br/&gt;Ücretleri, hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izinleri hakları ve şartları kanunla düzenlenir.&quot; Şeklinde ifade olunan hükümlerle bireylerin çalışma şartları ve dinlenme hakkı açık bir biçimde teminat altına alınmıştır.&lt;br/&gt;Çeşitli kanunlarda da işçiler için haftalık çalışma süreleri ayrı ayrı tesbit edilmiştir. Mesela 854 sayılı Deniz İş Kanununda 48 saat (madde 26) , 5953 sayılı Basın İş Kanununda 48 saat (ek madde 1)  , 1475 sayılı İş Kanununda ise bu süre 45 saat (m.61/a)  , olarak belirlenmiştir. Ayrıca İş Kanununda (m.35), Fazla Çalışma Tüzüğünde (m.1) ve İş Süreleri Tüzüğünde (m.4)  , Haftalık İş Günlerine Bölünemeyen Çalışma Süreleri Tüzüğünde , günlük çalışma süreleri düzenlenmiştir. Mevzuata göre günlük çalışma süresi, haftanın 6 iş günü çalışılan işyerlerinde 7,5 saat, Cumartesi günleri de tatil edilerek haftada 5 iş günü çalışılan iş yerlerinde 9 saat, Cumartesi günleri kısmen tatil edilen işyerlerinde Cumartesi çalışılan süre 45 saatten çıkarıldıktan sonra kalanın beşe bölünmesiyle tesbit edilen süre olarak ortaya çıkmaktadır.&lt;br/&gt;Daha önce yukarıda belirttiğimiz gibi; Fazla Çalışma uygulamasının esasını, günlük çalışma süresinin üzerinde belirli koşullar içinde yapılan çalışma oluşturur. Bu açıklığa karşın, Yargıtay&quot;a göre, İş Kanunu anlamında fazla çalışmadan bahsedebilmek için haftalık çalışma süresinin (ya da günlük normal çalışma süresinin) de tamamlanması gerekmekte, sadece belirlenmiş günlük çalışma süresinin aşılması durumunda (ve fakat haftalık çalışma süresinin aşılmadığı hallerde)  İş Kanunu anlamında bir fazla çalışmanın sözkonusu olmadığı ısrarla belirtilmektedir.&lt;br/&gt;Özetlemek gerekirse, fazla çalışma, İş Kanununda belirlenen günlük çalışma süresi dışında yapılan çalışmadır. Bunun yanısıra, haftalık çalışma süresini aşan çalışmalar da fazla çalışma sayılmaktadır. Ancak, haftanın 7. gününde çalışan bir işçinin, bu çalışmasının fazla çalışma sayılabilmesi için, 7. günden önceki 6 gün de çalışmaış olması gerekmektedir. Aksi halde örneğin salı günü tatil yapan ve fakat pazar günü çalışan işçinin Pazar günü yaptığı çalışma fazla çalışma değildir.&lt;br/&gt;Fazla çalışma ile ilgili olarak üzerinde durulması gereken bir başka nokta da, çalışma sürelerinin özellikle toplu iş sözleşmelerinde işçi yararına azaltıldığı durumlarda ortaya çıkar. Ancak bu durumda Yargıtay sözleşmedeki zamanların tamamlanmasını yeterli bulmamakta günlük 7,5 veya haftalık 45 saat aşan çalışmaların fazla çalışma sayılabileceğini kabul etmektedir. Buna karşılık, tarafların hizmet akdi veya toplu iş sözleşmeleri ile 36 saat ila 45 saat arasındaki süre ya da 6 saat  ila 7,5 saat arasındaki süre için fazla saatlerle çalışma ücreti belirlemelerine herhangi bir engel bulunmamaktadır.&lt;br/&gt;I.BFAZLA ÇALIŞMA TÜRLERİ&lt;br/&gt;Nedenlerine bağlı olarak fazla çalışmayı 4 ayrı başlık altında incelemek mümkündür.&lt;br/&gt;I.B.aGenel Sebeplerle Yapılan Fazla Çalışma&lt;br/&gt;Genel sebeplerle fazla çalışmaya ilişkin hükümler İş Kanunu, m.35/1&quot;de ve bu maddeye dayanılarak çıkarılmış &quot;Fazla Çalışma Tüzüğü&quot;nde  yer almaktadır. Madde 35 metni şöyledir.&lt;br/&gt;&quot;Madde 35- Memleketin genel yararları, yahut işin niteliği veya üretimin arttırılması gibi se</description></item><item><title>SOSYAL, KÜLTÜREL VE YAPISAL ÖZELLİKLERİLE SANAL İŞGÜCÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sosyal,-kulturel-ve-yapisal-ozelliklerile-sanal-isgucu-445825.html</link><description>Sosyal, Kültürel ve Yapısal Özellikleriyle SANAL İŞGÜCÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Modern dünya &quot;iş&quot;i ve &quot;işyerini&quot; yaşamın merkezi haline getirdi. Geleneksel toplumda &quot;evde çalışan&quot; insanlar, artık &quot;fabrikalarda çalışma&quot;ya başladılar. İş, aileden ayrıldı.  Sosyologların büyük önem atfettikleri  bu gelişme (Weber, s.18) ekonomide olduğu kadar, zihniyet dönüşümünde de oldukça önemli işlevler gördü .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Modern dünyanın adeta merkezi haline gelen endüstriyel üretim düzeni, eğitimden aile düzenine kadar tüm kurumların yeniden örgütlenmesine yol açtı. &quot;Büyük aile&quot; parçalanarak, endüstri toplumunda &quot;çekirdek aile&quot;ye dönüşürken, eğitimde endüstrinin gereksinimlerine uygun tarzda kitleselleşti. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Kendi işini yapan&quot; ya da &quot;ücretsiz aile efradı&quot; olarak çalışan insanların yerini, &quot;ücretli&quot; iş gücü aldı.  Ekonomi ve toplum kabuk değiştirdi. Dağınık yerleşim birimlerinde yaşan insanlar, modern dünyada, büyük kitleler halinde, endüstri merkezlerine akın ettiler. Her alanda gözle görülür bir merkezileşme ortaya çıktı. Çünkü bu merkezileşmeye, standartlaşmaya ve kitleselleşmeye (Toffler, s.75-94) dayanan anlayış maliyetleri minimize ediyordu. Sonuçta &quot;iş&quot; modern dünyada &quot;aile&quot;den koptu ve &quot;aile&quot; farklı bir işlev kazandı.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. Kavramsal Çerçeve&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ancak içinde yaşadığımız bu post endüstriyel çağda, tekrar tersine bir eğilim ortaya çıktı: İş, yeniden eve dönme eğilimine girdi. Başta Amerika olmak üzere çok sayıda gelişmiş ülkede &quot;evde çalışma&quot; (work at home), &quot;tele çalışma&quot;(telework), &quot;uzaktan çalışma&quot;(distance work) ya da &quot;tele işe gidip gelme/telekomute&quot; (telecommuting) dedikleri çalışma türleri olağan üstü bir hızla artmaya başladı(*). &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu kavramlar arasında kısmi farklar olsa bile, çoğu kere adına &quot;sanal işgücü&quot; (virtual workers) diyebileceğimiz, yeni bir işgücü türünün yükselişini göstermektedir. Aslında endüstri uygarlığı ile gelen standart çalışma türlerinin dışına çıkan uygulamaların kökleri daha eskiye dayanmaktadır. Ancak son dönemde enformasyon teknolojilerinin(özellikle de İnternet&quot;in)  gelişimi, bu yeni çalışma türlerinin yaygınlaşmasını çok daha kolaylaştırmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Sanal işgücü&quot; kavramını, ILO&quot;nun tanımından (Davis) esinlenerek, &quot;tele çalışma&quot;nın bir alt birimi olan, &quot;tele işe gidip gelen&quot; (telecommuter) işçilerden, hiç işyerine gitmeksizin zaman ve mekandan bağımsız çalışan işgücüne kadar, enformasyon teknolojilerinin kullanılması yoluyla, uzaktan çalışan işgücü olarak tanımlayabiliriz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sanal işçiler, esnek işyeri uygulamasının bir parçası olan, &quot;telekomute/tele işe gidip gelme&quot; uygulamasında olduğu gibi, haftanın belli günlerine işyerinde, kalan günlerinde de evlerinde çalışabilirler; veya hiç işyeri ve işvereni ile direkt yüz yüze temasa geçmeksizin, tümüyle sanal ortamda, daha çok proje bazında, faaliyette bulunabilirler. Sanal çalışma düzeninde, işçi işe gitmiyor, iş işçinin ayağına geliyor (Harler, s.26).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Biz burada sanal işgücü kavramını &quot;telekomute/tele işe gidip gelme&quot;den (telecommuting) başlayarak, tüm işlerin sanal ortamda yapıldığı ileri düzeyde sanal çalışmaya kadar, enformasyon teknolojileri vasıtasıyla uzaktan çalışma şekillerini da kapsayacak şekilde kullanıyoruz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. Sosyal ve Kültürel  Boyutlarıyla Sanal İşgücü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genellikle yüksek vasıflı, bilgi işçisi sınıfına giren ve ileri düzeyde enformasyon teknolojilerini kullanan sanal işgücünün istihdamının hızla yaygınlık kazandığına tanık olunmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aslında işçi (worker) kavramı kullanılmakla beraber, sanal işgücünün, geleneksel işgücü ile  ücretli çalışmak dışında pek fazla bir benzerliği yoktur. Sadece vasıf yönünden değil, sahip olduğu kültürel özellikler bakımından da geleneksel işçiden farklılaşır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sanal işgücü, geleneksel endüstriyel işgücü istihdamında olduğu gibi uzun süre aynı işyerinde çalışmaz; dolayısıyla onun &quot;işyeri aidiyeti&quot; son derece zayıftır. Bunun yerine sanal işgücünde &quot;meslek aidiyeti&quot;nin öne geçtiğine tanık olunmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sanal işgücünün işyeri ile ilişkisi, proje bazlı işlerde olduğu gibi, çoğunlukla belli sürelerle sınırlıdır. Projenin tamamlanması ile</description></item><item><title>İSPANYADA İŞ GÜVENLİĞİ VE SAĞLIĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ispanyada-is-guvenligi-ve-sagligi-385953.html</link><description>İSPANYADA İŞ GÜVENLİĞİ VE SAĞLIĞI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İspanyada iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili resmi istatistikler çok sıkı bir şekilde tutulan iş kazaları ve meslek hastalıkları raporlarına dayanmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu makalede İspanya&quot;nın ulusal çalışma koşullarının irdelendiği bir anketten bahsedilecektir. Bu anket İspanya&quot;da 3445 işveren ve 3804 çalışana uygulanmıştır. Örneklem tüm sektörler ve şirketlerin büyüklük derecelerini içerecek şekilde seçilmiştir.    &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ankete göre;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.FİZİKSEL UYGUNSUZLUK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ankete göre işçilerin %8,5  80db&quot;in üzerinde gürültüye maruz kalıyor.Bu oran geçen ankete göre (4 sene önce yapılmış) düşük bir oran ancak hala alınması gereken bazı önlemler var;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Gürültüyü kaynağında yok edecek yada azaltacak sistem yada prosedürlerin hazırlanması&lt;br/&gt;-İzolasyon&lt;br/&gt;-İşçiye verilecek eğitim ve bilgiler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu önlemlerle İspanyada meslek hastalığı olarak kabul edilen, çalışma koşulları yüzünden ortaya çıkan sağırlık sorununun azalacağı söylenmektedir.Titreşime maruz kalan işçilerin oranı ise ankete göre %7,8. Bu sorunda ise geçmiş döneme göre herhangi bir gelişme olmamış. Anket koruyucu önlemler olarak;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Ekipmanın uygun yerleştirilmesi&lt;br/&gt;-Titreşimin absorbe edileceği mekanizmaların geliştirilmesi&lt;br/&gt;-İşçi eğitimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. DURUŞLAR VE HAREKETLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ankete göre çalışanların %28.8&quot;i mesaileri süresince sürekli ağır parçaları kaldırmak zorunda kalıyorlar. Bu oran, geçmiş yıllarda yapılan anketlere göre yüksek bir oran. Ayrıca anket, çalışma koşullarının şirket küçüldükçe ağırlaştığını gösteriyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ankete göre çalışanların %49.3&quot;ü sürekli tekrar gerektiren işlerden rahatsız olduklarını ortaya koyuyor. Burada alınması gereken önlemler, &lt;br/&gt;-Molalar ve iş rotasyonunun optimizasyonu&lt;br/&gt;-İş zenginleştirme&lt;br/&gt;-Yeni teknolojilerin kullanımı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. KİMYASAL MADDEYE MARUZ KALMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşçilere ankette &quot;zararlı veya zehirli maddeleri  veya ürünleri işinizde kullanıyor musunuz&quot; sorusuna %15 lik bir oran &quot;evet&quot; yanıtını vermiştir. Kimyasal maddelere maruz kalan işçiler geneld</description></item><item><title>ELEKTRONİK TİCARETTE BİLGİ GÜVENLİĞİ TERİMLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?elektronik-ticarette-bilgi-guvenligi-terimleri-373499.html</link><description>ELEKTRONİK TİCARET TERİMLER SÖZLÜĞÜ&lt;br/&gt;ELEKTRONİK TİCARETTE BİLGİ GÜVENLİĞİ TERİMLERİ&lt;br/&gt;açık anahtar (public key): Açık anahtarlı bir kriptografik yöntem (algoritma) kullanan bir kullanıcının kendisine ait olan iki anahtarından kamuya açık olanı.&lt;br/&gt;açık anahtar altyapısı-AAA (public key infrastructure-PKI ): Bilgi iletişiminde açık anahtarlı kriptografinin yaygın ve güvenli olarak kullanılabilmesini sağlamaya yarayan ve birbirleriyle eşgüdüm içinde çalışan anahtar üretimi, anahtar yönetimi, onay kurumu, sayısal noterlik, zaman damgası gibi hizmetlerin tümü.&lt;br/&gt;açık anahtarlı kriptografi (public key cryptography): Her kullanıcıya, sürekli kullanım için biri açık diğeri gizli iki anahtarın verildiği şifreleme/şifre çözme yöntemlerinin tümü. Asimetrik kriptografi ya da çift anahtarlı kriptografi adını da alır.&lt;br/&gt;açık bilgisayar ağı (open computer network): İsteyen herhangi bir bilgisayar kullanıcısının bağlanabileceği ve diğer kişilerle bilgisayar üzerinden iletişim kurabileceği, herkese açık elektronik iletişim ortamı. Örnek: Internet.&lt;br/&gt;anahtar (key): Şifreleme ve şifre çözme sırasında kullanılan sayı dizisi.&lt;br/&gt;anahtar üretimi (key generation): Açık anahtarlı kriptografide, her kullanıcının açık/gizli anahtar çiftinin, kullanılan kriptografik yönteme bağlı matematiksel işlemlerle hazırlanması &lt;br/&gt;anahtar yönetimi (key management): Açık anahtarlı kriptografide her kullanıcıya farklı anahtar çiftleri verilmesi, kullanıcıların açık anahtarlarının herkesin ulaşımına açık olarak saklanması ve kullanıcıların gizli anahtarlarının mutlak gizliliğinin sağlanmasından sorumlu düzen&lt;br/&gt;anahtarı bulan kurum-ABK (key recovery agency-KRA): Yasal erişime yardımcı olmak amacıyla kurulan ve yargının gerektirdiği durumlarda, zan altındaki kişinin gizli anahtarının matematiksel yöntemlerle elde edilmesini sağlayan kurum. Gizli anahtarını kaybeden herhangi bir kişi de, kimliğini belgeleyerek ABK&quot;ye başvurursa anahtarını yeniden elde edebilir&lt;br/&gt;Basit bölüm: (Simple segment) Hiçbir sınıflandırmaya ihtiyacı olmayan bölüm. (Anlamı sabit ve açık olan bölüm)&lt;br/&gt;Basit veri elemanı: (Simple data element) Tek bir değer taşıyan veri elemanı.&lt;br/&gt;bilgi bütünlüğü (message integrity): Bilginin saklanması veya açık/kapalı iletişim ağlarından iletimi sırasında içerik açısından herhangi bir değişime uğratılmamış olması, özgün halinde korunması &lt;br/&gt;bilgi güvenliği (information security): Bilginin, i) kime ait olduğu belirlenmiş, ii) bütünlüğü korunarak, ve iii) gizliliği sağlanmış olarak iletimi ve saklanması.&lt;br/&gt;Bölüm adı: (Segment name) Doğal dilde bir ya da daha çok sözcük ile veri bölümü kavramının tanımlanması.&lt;br/&gt;Bölüm kodu: (Segment code) Bölüm rehberinde tanımlandığı şekilde, her bölümü tek olarak gösteren kod.&lt;br/&gt;Bölüm rehberi: (Segment directory) Tanımlandırılmış, isimlendirilmiş bölümler listesi.&lt;br/&gt;çift anahtarlı kriptografi (double key cryptography): Açık anahtarlı kriptografi veya asimetrik kriptografi.&lt;br/&gt;Doküman: (Document) Bir verinin üzerine kayıt edildiği, insan ya da makine tarafından okunabilen</description></item><item><title>GLOBALLEŞEN İŞ PİYASALARINDA GELİŞEN ÜLKELERİN YERİ VE TÜRKİYE DEĞERLENDİRMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?globallesen-is-piyasalarinda-gelisen-ulkelerin-yeri-ve-turkiye-degerlendirmesi-379206.html</link><description>GLOBALLEŞEN İŞ PİYASALARINDA GELİŞEN ÜLKELERİN YERİ VE TÜRKİYE DEĞERLENDİRMESİ&lt;br/&gt;3.1. Yeni Tekno-Ekonomik Yapıya Gelişen Ülkelerin Uyum Süreci&lt;br/&gt;3.1.1.Kaybedilen Uluslararası Rekabet Avantajı: Ucuz Emek Avantajı Ve Sonuçları&lt;br/&gt;Gelişmiş ülkelerin yüksek teknoloji çerçevesinde apayrı bir üretim mantığına yönelmeleri, uluslararası rekabet alanında yeni stratejileri gündeme getirmekte, kendi içinde homojen bir görünüm vermemesine rağmen G.Ü.&quot;lerin beliren bu yeni düzene uyumu beraberinde bir takım sorunlar getirmektedir. Öncelikle sanayi sonrası dönüşüm adı verilen bu dönemin kumanda merkezi gelişmiş ülkelerdir. Bu yüzden de, G.Ü.&quot;lerin gelişmiş ülkelerin güdümünde kalmaları bir tehdit oluşturmakta ayrıca G.Ü.&quot;lerin mevcut kurum ve davranışları ile bu güdümden kurtulmaları olanaksız gözükmektedir.&lt;br/&gt;Günümüze değin, G.Ü.&quot;lerin, uluslararası piyasalarda ihracata dayalı bir sanayileşmeyi sürdürmelerinde ana avantajı bol ve ucuz emeğe sahip olması idi. Özellikle Asya kaplanları adı verilen Güney Kore, Tayvan, Singapur gibi ülkeler imalat sanayinde ucuz ve bol emeğe sahip olmaları ile hızlı bir kalkınma hamlesi yaşamışlardır. Ancak günümüzde, G.Ü.&quot;lerin ucuz emeğe dayalı karşılaştırmalı üstünlüğüne (daha doğrusu karşılaştırmalı durumu idare etmesi) karşı gelişmiş ülkelerin iki hareketi olmuştur (Kazgan, 1994: 117). &lt;br/&gt;İlk olarak G.Ü.&quot;lerden gelen bu gibi malların girişi çeşitli tarife dışı engeller yolu ile uluslararası düzenleme gücünü kullanarak sınırlanmıştır. Bu düzenlemeler, tarım ürünleri-işlenmiş tarım ürünleri-dokuma giyim gibi emek-yoğun malların GATT Uruguay Round Antlaşması ile getirilen patent ve lisans hakları ile gelişmiş ülkelerin tekeline geçmesi olarak ifade edilebilir.&lt;br/&gt;İkinci tepki ise, &quot;faktör tersinmesi&quot; denen olayla yani daha önce emek-yoğun teknoloji ile göreli daha düşük maliyetle üretilebilen malların, gelişmiş ülkelerde sermaye yoğunluğu yüksek teknoloji ile daha karlı bir biçimde üretilir duruma gelmesidir. Böylece, üretim teknolojisi ve otomasyonda ilerlemeler bu şekilde emek verimlilik düzeyini arttırmıştır ve rekabette yüksek kalite, tasarım, yeni buluşlar, değişen tüketici gereksinimlerine uygun ürün ve hizmet genişletebilme yeteneği gibi öğeler ön plana çıkmış ve işçiliğin üretim faktörleri arasındaki nisbi önemi hızla azalmaktadır (Dahlman, 1995: 17; Drucker, 1992: 54, UNIDO, 1996: 7) 31. Bu durum gelişmiş ve G.Ü.&quot;in yeni rekabet stratejileri ve özellikle G.Ü.&quot; lerin iş piyasası açısından şu gibi sonuçlara yol açar:&lt;br/&gt;1)Gelişmiş ülke imalatçıları dışarıya taşıdıkları faaliyetlerini yavaş yavaş geri getirmeye başlamışlardır (Drucker, 1992: 55; Eğilmez, 1996: 43; Yentürk, 1994b: 39). Örneğin Ford &quot;un Brezilya &quot;daki fabrikasını yeniden ABD&quot;ye taşıması ve Çin &quot;de dikim işini yapan ve ünlü firmalarla çalışan çizimcilerin bugün yeniden ABD&quot;de üretime yönelmeleri gibi (Bozkurt, 1996: 7). Çünkü, günümüzdeki şiddetli global rekabet ortamında hız son derece önemlidir.&lt;br/&gt;2)Dünün ücret maliyeti yüksek otomobil ve çelik gibi sanayilerinden</description></item><item><title>DIŞ KAYNAKLARDAN YARARLANMA (DKY) VE SÖZLEŞME YÖNETİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dis-kaynaklardan-yararlanma-(dky)-ve-sozlesme-yonetimi-447379.html</link><description>DIŞ KAYNAKLARDAN YARARLANMA (DKY) VE SÖZLEŞME YÖNETİMİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son yıllarda üzerinde tartışılan konulardan biri de outsourcing, ya da dilimizde kullanıldığı biçimiyle dış kaynaklardan yararlanma (DKY) dır. Küresel rekabet, yönetimi kendini yeniden tarif etmeye, daha saydam olmaya ve örgütün temel yetenekleri üzerinde odaklamaya zorlamıştır. Temel yeteneklere verilen bu önem ise, temel olmayan destekleyici fonksiyonların organizasyonun dışından alınması konusunda artan bir ilgiye, kısaca DKY olarak bilinen bir sürece neden olmuştur(1). Kısa bir ifadeyle bir firmanın kendisinin üretebileceği bir malı veya hizmeti bir tedarikçiden satınalması dış kaynaklarlan yararlanma olarak adlandırılmaktadır(2). Diğer bir deyişle DKY, bir işletmenin sadece temel süreçleri ve yetenekleri üzerine odaklaşarak, temel olmayan süreçleri ise işletme dışından sağlayarak rekabet gücünü artırmaya yönelik bir stratejidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DKY neden önemlidir ?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uygulamada DKY çok farklı seviyelerde gerçekleştirilebilir. Belirli spesifik bir görev için dış kaynak kullanımına gidilebileceği gibi, işletmenin tüm fonksiyonları için de dış kaynak kullanımı tercih edilebilir(3). Organizasyonda dış kaynak kullanımının sınırını, dışarıdan sağlanacak kaynağın yada hizmetin, organizasyon için taşıdığı stratejik önemi oluşturur. Organizasyon için stratejik olarak değerlendirilmeyen tüm işlerde dış kaynak kullanımının, kalite, maliyet, verimlilik ve farklılık avantajı getireceği ileri sürülmektedir(4). Organizasyonda insan kaynakları süreçlerinde dış kaynak kullanımı da yine aynı kriterden yola çıkılarak orgnizasyon için taşıdığı stratejik değer gözönünde bulundurularak karar verilecek bir olgudur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzdeki hızlı değişim ve artan küresel rekabet, işletmelerin giderek daha fazla esnek yapılara sahip olmalarını gerektirmektedir. Geleceğin organizasyonları, bu günkünden çok daha hızlı hareket etmeye olanak veren yapılar üzerinde oluşacaktır. Sözgelimi büyük organizasyonlar, daha bağımsız olarak hareket edebilen iş üniteleri gruplarına doğru dönüşmektedir. Bu yaklaşım, büyük organizasyonların farklı ürün/ürün grubu üreten veya farklı yerlerdeki birimlerinin, küçük bir işletme gibi, işletme stratejilerine uygun olmakla birlikte operasyonlarla ilgili kendi kararlarını alabilen özerk iş üniteleri halinde örgütlenmesini ifade etmektedir. İş üniteleri halinde yapılanan bir organizasyonda, iş ünitelerinin faaliyetleri ile ilgili bir çok karar, iş ünitesi yönetimi tarafından alınmaktadır. İş üniteleri organizasyonunda, muhasebe, insan kaynakları gibi destek fonksiyonları da iş ünitesi bünyesinde yer almakta, yada yerel dış kaynaklardan sağlanmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yine esnek yapılanmaya olanak veren bir diğer yaklaşım da sanal organizasyonlardır. En basit şekilleriyle sanal ekipler, faaliyetlerinin dış kaynaklardan sağlanan kısımları ile bütünleşmiş organizasyonlardır(5). Bununla birlikte sanal organizasyonlar, temel yetkinliklerini dışındaki stratejik önemde görünmeyen fonksiyonlarını dış kaynaklardan sağlayan organizasyonlardan farklıdırlar. Dışsallaştırılmış organizasyon ve sanal organizasyonlar arasındaki temel fark, amaç ve yaygınlık noktasındadır(6). Sanal organizasyonlar, temelde bir iki kilit nitelik dışında fonsiyonlarınının çok büyük bir bölümünü dışarıdan sağlamaktadır. Üstelik burada temel amaç, maliyet avantajından çok, maksimum düzeyde hızlılık ve esneklik sağlamaktır. Burada üzerinde önemle durulması gereken nokta, organizasyonun yapıdan çok, esnek süreçlere odaklanmasıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Organizasyonların esnek yapı ve süreçlere sahip olması, esnek işgücüne ihtiyaç gösterir. DKY  işletmeler açısından esnek işgücü yaratılmasında  önemli yöntemlerden biridir. Bu açıdan DKY başlıca iki biçimde gerçekleşebilir : Birincisinde, ticari bir işletmeden mal veya hizmet satınalınmakta, bu malın kullanılabilmesi veya hizmetin geçekleştirilmesi için, bu mal/hizmeti sunan işletmenin personeli, bu hizmetin verildiği işletmede çalışmaktadır. Günümüzde, temizlik, güvenlik, danışmanlık hizmetleri gibi bir çok hizmetin</description></item><item><title>SİSTEM YAKLAŞIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sistem-yaklasimi-391237.html</link><description>I.SİSTEM YAKLAŞIMI&lt;br/&gt;Sistem yaklaşımı olarak bilinen bu yeni düşünce tarzı biyolog Von Bertalanffynin 1920lerde başlattığı &quot;genel sistem teorisinden&quot; kaynaklanmaktadır. Böyle bir yaklaşımın amacı, yönetim olayının ve birimlerinin bir birleriyle olan ilişkilerini ve bu ilişkilerin niteliğini incelemek, belirli bir birimdeki gelişmelerin diğer birimler üzerindeki etkilerini araştırmak; kısaca, yönetim olaylarını başka olaylarla ve dış çevre şartları ile ilişkili olarak incelemektir.&lt;br/&gt;1. TANIMI: &lt;br/&gt;Bir sistemi, belirli parçalardan (alt birimlerden, alt sistemlerden) oluşan, bu parçalar arasında belirli ilişkileri olan bu parçaların aynı zamanda dış çevre ile ilişkisi olan, bir bütün olarak tanımlamak mümkündür. &lt;br/&gt;Yönetimde sistem yaklaşımı denildiği zaman, yönetim olaylarını ve bu olayların cereyan ettiği birimleri bir birleri ile ilişkili bir şekilde ele alan yaklaşım anlaşılmaktadır. Başka bir değişle sistem yaklaşımı, organizasyonu çeşitli parçalar, süreçler ve amaçlardan oluşan bir bütün olarak ele alır. Örneğin organizasyon sistemini oluşturan parçalar olarak insan unsuru (çalışanlar), makineler, maddi kaynaklar, görevler ( görev tanımları ), formal yetki ilişkileri, küçük informal guruplar sayılabilir. Bütün bu parçalar organizasyonun amacını gerçekleştirmek üzere, haberleşme ve karar verme süreçleriyle bir birlerine bağlanmış bulunmaktadır. Dolayısı ile organizasyon ana sistemdir. Bu sistem bir birleriyle ilişkili ve karşılıklı bağımlı alt sistemleri içermelidir. Yönetimsel davranışta esas olan bu karşılıklı ilişki ve bağımlılıktır.  &lt;br/&gt;Yönetimde Sistem Yaklaşımının Nedenleri: Yönetimde sistem yaklaşımını gerektiren iki neden vardır. &lt;br/&gt;a) Örgüt yapılarının gittikçe karmaşıklaşması ilk nedendir. bu karmaşıklığa; &lt;br/&gt;- Teknolojik gelişmeler&lt;br/&gt;- Örgütle çevre arasında artan ilişkiler.&lt;br/&gt;- Ürün çeşitliliği ve ürünlerin piyasa ömürlerininin kısalması neden olmaktadır. &lt;br/&gt;b) Yönetim alanındaki yeni gelişmeler ise ikinci neden olarak sistem yaklaşımını gerektirmiştir. &lt;br/&gt;- Bilgi-geri besleme  ( information-feedback ) teorisi.&lt;br/&gt;- Geliştirilmiş karar verme süreci &lt;br/&gt;- Yönetim bilimi tekniklerindeki gelişmeler.&lt;br/&gt;- Elektronik bilgi işlem makineleri.&lt;br/&gt;şeklinde sıralıya biliriz.  &lt;br/&gt;Yönetimde Sistem Yaklaşımını Kullanmanın Yararı: Bir defa böyle bir yaklaşım klasik yönetim teorisini katılığı ve kapalılığından kurtulmak için gerekli olmuştur. böyle bir yaklaşım organizasyonlara esneklik sağlamış ve organizasyonları daha kapsamlı bir şekilde ünitelemek mümkün olmuştur. Ayrıca böyle bir yaklaşım Neo Klasik Yönetim Teorisinin bulgularını daha etkin bir şekilde uygulamaya olanak sağlamıştır. &lt;br/&gt;2. SİSTEM YAKLAŞIMI İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR VE SİSTEME İLİŞKİN ÖZELLİKLER:&lt;br/&gt;a) Sistem ve Alt Sistemler: Bir sistem çeşitli parçalardan oluşmaktadır. Bu parçalar alt sistem olarak adlandırılmaktadır. Örneğin organisazyonda &quot;personel yönetimi&quot; bir sistem olarak ele alınırsa eleman seçimi, yerleştirme, terfi, maaş ve ücret yönetimi, eğitim ve geliştirme, şikayetler vs ile ilğili personel yönetimi faaliyetleri birer alt sistem olacaklardır. Alt sistem kavramının önemi şuradadır: Bir sistemin faaliyeti o sistemin alt sistemleri arasındaki fonksiyonel bağlılığın bir sonucu olarak ortaya çıkar. Dolayısı ile alt sistemler, bir sistemin incelenmesinde ele alınacak temel birimlerdir. &lt;br/&gt;b) Kapalı ve Açık Sistemler: Her sistem belirli bir ortamda faaliyet göstermektedir. Eğer sistem ile sistemin faaliyette bulunduğu çevre arasında enerji, bilgi ve materyal alış verişi varsabu tür sistemler açık sistem olarak adlandırılır. Eğer sistem ile çevresi arasında bu tür bir ilişki yoksa, sistem kapalı sistemdir. Açık sistemler sürekli olarak çevresidnen input alır ve dinamik bir denge içinde faaliyetini sürdürür. &lt;br/&gt;c) Çevre ( Dış Çevre ): Bütün sistemler belirli bir ortamda faaliyet gösterirler. Sistemin sınırları dı8şında kalan her şey çevreyi oluşturur. Kapalı sistemlerin çevreleri ile ilişkisi olmadığından, bu tür sistemler için çevrenin önemi azdır. Fakat açık sistemler için çevre son derece önemlidir. &lt;br/&gt;d) Sistemin Sınırları: Sınır, sistemin iç bünyesine ilişkin değişkenleri, sistemin çevresine ilişkin faktörlerden ayırır. Sınır, sistemin nerede başlayıp nerede bittiğini gösterir ve her sistemin bir sınırı vardır. Kapalı sistemlerde sınırlar katı ve çevre ile alış verişe imkan vermediği halde, açık sistemlerde sınır çevre ile alış verişe ( bilgi, enerji ve materyal akışına ) müsaittir. &lt;br/&gt;e) Entropi ve Negatif Entropi: Entropi kavramı termo dinamikten a</description></item></channel></rss>