<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Aile Planlaması - Türkiye'nin veri bankası</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Hakları saklıdır.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankası - Aile Planlaması</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>AİLE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-374726.html</link><description>AİLE&lt;br/&gt;Aile, aileyi oluşturan üyelerin tüketim davranışları üzerinde Önemli bir etkiye sahiptir. Bu yüzden, aile birçok ürün grubu için ana hedefi oluşturur. Aileyi oluşturan kişilerin yüklendikleri roller aileyle ilgili kararların alınmasında önemli bir etken olmaktadır. Kocanın rolü, kadının rolünden nasıl farklıdır? Satın alma kararları nasıl verilmektedir? Ürün ve marka seçiminde ailenin oluşturduğu kriterler nelerdir? Bu soruların yanıtlanması etkili bir pazarlama çalışmasında önemli rol oynayacaktır. &lt;br/&gt;Aile en geniş anlamı ile, kan bağı, evlilik gibi etmenler neticesinde birlikte oturan iki ya da daha fazla kişinin oluşturduğu toplumsal bir grup olarak, tanımlanabilir. Ailenin üye sayısına, evlenme biçimlerine, soyun beli deniş biçimine, oturma yerine, otoritenin dağılımına göre sınıflandırmalar yapılmıştır. Ancak, tüketici davranışları açısından karar vermeye etki önemli bir unsur olduğundan, bu özelliğe göre yapılan sınıflandırana daha anlamlı olmaktadır. &lt;br/&gt;l. Ataerkil Aile. Babanın egemenliğine dayanan bir aile tipidir. Asıl ve son karar verici durumunda olan babanın otoritesi sonsuz ve mutlaktır. Diğer aile üyeleri bu kararlara uymak zorundadırlar. &lt;br/&gt;2. Anaerkil Aile. Annenin egemenliğinin kesin ve mutlak olduğu aile tipidir. &lt;br/&gt;3. Geniş Aile. Geleneksel aile tipidir. Aileyi oluşturan üyelerin sayısı fazladır. Genellikle, birçok küçük aileden oluşur. &lt;br/&gt;4. Küçük Aile. Baba ve anne eşit otoriteye sahiptir. Üye sayısı az ve sınırlıdır. Bu yüzden çekirdek aile olarak da bilinir. &lt;br/&gt;Ailenin İşlevleri &lt;br/&gt;Sosyolojik olarak ailenin işlevleri arasında, neslin sürdürülmesi, çocukların bakımı ve yetiştirilmesi gibi etmenlerin sayılmasına karşın, tüketici davranışlarının incelenmesinde bunlardan ayrı olarak bazı işlevler daha çok önem kazanır. &lt;br/&gt;1. Ekonomik İşlev. Ailenin finansal ihtiyaçları karşılama işlevi hiç şüphesiz temel işlevdir. Ekonomik işlevin yerine getirilmesinde aile üyelerinin sorumlulukları büyük değişiklikler göstermiştir Örneğin, Türkiyede çalışan kadın sayısı artmaktadır. Kültürel ortam, aile üyelerinin bu konudaki sorumluluklarına değişik ölçü ve biçimler getirebilmektedir. &lt;br/&gt;2. Toplumsallaşma İşlevi. Aile üyeleri boş vakitlerinde toplumsallaşma işlevini yerine getirirler. Arkadaş ziyaretleri, dini bayramlarda ziyaretler, gruplar halinde pikniklere gitmek gibi örnekler verilebilir. Bunun dışında, çocukların ve anne babanın birlikte geçirdikleri boş zamanlar vardır. Aile üyelerinin birbirleriyle oluşturdukları ilişkiler çocukların kişiliklerini ve değerlendirme kriterlerini etkiler. Aile hem kazanan, hem de tüketen bir birim olduğundan, tüketim konusundaki kararlar üyeleri etkilemektedir. &lt;br/&gt;3. Duygusal İşlev. Aile üyeleri arasında, sevgi, mutluluk, kıvanç, üzüntü gibi duygusal ilişkiler üst düzeydedir. Aile üyelerinden birinin başarısı tüm üyeleri sevince boğar. Mutsuz bir olay ise, aile üyelerinin üzülmesine ve mutsuz olmalarına neden olur. Bu duygusal ilişkiler aile üyelerini birbirine bağlar ve kaynaştırır Örneğin, yeni alman bir araba tüm üyelerin sevinmesine neden olurken, sınavda başarısız olan bir çocuğun durumu diğer aile üyelerini de etkiler. &lt;br/&gt;4. Uygun Yaşara Biçimi İşlevi. Aile; finansal durum, aile tipi, yaşam eğrisindeki yeri, aile üyelerinin kişilikleri, sosyal konum gibi etmenlerin etkisinde uygun bir yaşam biçimi oluşturur Yaşam biçimi ise, aile ve üyelerinin tüketim yapılarına şekil verir. Örneğin, kendi kendine yeterli ve ekonomik bakımdan kısıtlı bir yaşam biçimi olan ailede, küçük çocukların istedikleri yüksek fiyatlı ithal malı oyuncakların alınmasına karşı çıkılabilecektir &lt;br/&gt;5-Süzgeç İşlevi. Daha geniş toplumsal sistemlerin (kültür, sosyal sınıf, danışma grubu gibi) normları aile üyeleri tarafından süzgeçten geçirilir ve yorumlanır. Bu süreç geniş toplumsal sistemlerin özellikle çocukların tüketim davranışlarını etkiler. Örneğin, çocukların ne zaman ve hangi televizyon programlarını seyredeceği, neferi okuması gerektiği, hangi oyuncak türlerinin alınacağı gibi konularda anne ve babalar etkili olurlar. Özellikle annenin çocukları için satın alma kararı vermesinin yanında, çocukların tercihlerine etki etniği de bilinmektedir. Anne, tüketici durumunda olmasa bile, reklamların annelere yönelik olmasının nedeni bu olabilir. Çocuk beslenmesiyle ilgili yayınlanan reklamları, anlamsız, mantıksız ve açıklayıcı olmaktan uzak bulan anneler bunların alınmasına karşı çıkabilmektedir. &lt;br/&gt;Aile Satın alma Kararları: Temel karar birimi olarak pazarlamacılar tarafından ele alınan aile üyelerinin ince</description></item><item><title>EVLİLİK &quot; TEKEŞLİLİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?evlilik-tekeslilik-397380.html</link><description>EVLİLİK &amp;#8211; TEKEŞLİLİK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ölüm bizi ayırıncaya kadar. Bu sözler Batı uygarlığının evliliğe bakış açısını özetliyor. Eğer insanoğlu tekeşli ise niçin İngilteredeki evliliklerin üçte biri, ABDdekilerin yarısı boşanmayla sonuçlanıyor? Çocukların yüzde 15inin babası niçin evlilik cüzdanlarındaki kayıtlı eş değil? Bazı insanlar bunu aile değerlerinin çöküşü, toplumun dağılması veya ilişkiler dahil herşeyi yenileme hastalığının bir yansıması olarak görse de biyologlar konuya farklı bir açıdan yaklaşıyorlar. Biyologlar, son yıllarda gerçekleştirilen araştırmaların ışığı altında tekeşliliğin önceden sanıldığı gibi bazı hayvan türlerinin beyinlerine kazınmış bir içgüdü olmadığını, sadakat simgesi olarak kabul edilen bazı hayvanların fırsatını yakalar yakalamaz eşine ihanet ettiğini ortaya koyuyor. &lt;br/&gt;Güney Amerikada yaşayan ipek maymun denilen tamarin maymunu çoğunlukla tekeşlidir ve çocukların bakımını erkekler üstlenir. Bazı durumlarda erkekler çokeşliliği seçer ve dişiden dişiye gezerek gönül eğlendirir. Son yıllarda maymun çiftlerinin boşanma eğilimlerinde görülen artış, büyük ölçüde dişilerin ölüm oranlarındaki artıştan kaynaklanır. Buna bağlı olarak dişi maymun nüfusundaki azalma, her erkeğe bir dişi düşme olasılığını ortadan kaldırdığı için açıkta kalan erkekler, yuva yardımcısı olarak, kurulu yuvalara 3.kişi olarak yanaşır. Yuva yardımcıları, bir dişi ve bir erkekten kurulu yuvada, kendisinin olmadığı halde, çocukların bakımını üstlenir. Yuvada bir bakıcının bulunması en çok çiftin erkeğinin işine yarar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuklara bakmak zorunda kalmadığı için rahatça başka dişilerin peşine düşecek zamanı bulur ve karısının kızışma zamanını bekleyeceğine başka dişilerle çiftleşerek üreme şansını arttırır. Bu arada yardımcının da emekleri karşılıksız kalmaz. Yuvanın dişisi kızışma döneminde, gerçek eşi yanında değilse, yardımcıyla çiftleşir. İşin ilginç tarafı yuvadaki dişi eşinin ne yaptığı ile fazla ilgilenmez; dişi için önemli olan yavruların bakımını bi</description></item><item><title>AİLE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-350798.html</link><description>AİLE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aile denince genellikle aynı evde oturan anne baba ve evlenmemiş çoçuk gelir. oysa ailenin tanımı bundan daha geniştir.&lt;br/&gt;Ailesözcüğü günlük dilde çok değişik grupları tanımlamak için kullanılr.Örn,Hasan iyi bir aile reisidir dendiğinde,hasanın sorumlu bir baba ve koca olduğuanlaşılır.oysa birisi benim ailem adanadan gelmiştir dediği zaman annesiyle babasının,hatta dedelerinin bile adanada yaşadığını söylemek istiyor.Bir başkası bu bir aile toplantısıdır dediğinde,o toplantıda yalnızca akrabaların,sözgelimi amcaların,teyzelerin ve evlilik bağıyla katılmış kişilerin bulunacağı anlaşılır.Sözcüğün yüklendiği bu anlamlarda bile aile kavramı her zaman evliliğe ya da ortak atalara dayalı ilişkileri kapsar.&lt;br/&gt;GENİŞ AİLEDEN ÇEKİRDEK AİLEYE&lt;br/&gt;Çağdaş toplumlarda,yeni evlenen çiftler genellikle baba evinden ayrılarak kendilerine yeni bir ev kurarlarOysa bundan 100,200 yıl önce yeni evlilerin damadın yada gelinin ailesı ile oturması köklü bir gelenekti.Böylece anne baba kızlar damadlar ogullar gelinler torunlar ın aynı çatı altında yaşadığı !!GENİŞ AİLE!! oluşuyordu.Tarıma dayalı geleneksel yapısını koruyan pekçok toplumda bu gelenek bugünde sürmektedir.Bu toplumlarda ailedeki çoçuklardan biri genelliklede en büyük oğul evlendiği zaman baba evinden ayrılmaz ve çiftliğin sorumluluğunu babsindan devralır.Böylece,öbür çoçuklar evlenerek aileden uzaklaşsalar bile çiftlik işlerinde babaya,ev işlerinde anneye yardımcı olarak bir oğul ve gelin herzaman ailenin yanında kalmış olur.Üstelik ailenin ortak malı olan toprağın elbirliği ile işlenmesi hem bedava işgücü sağlar hem de aile bireylerini başka bir geçim kaynağı arama zahmetinden kurtarır.Bu tür geniş ailelerde evli çoçuklar ve onların eşleri genellikle büyük ana babanın otoritesi altındadır ve aile içinde alınacak kararlarda son sözü çoğu kez yaşlı baba söyler.Bütün ailenin bakım ve ilgisi ile büyüyen çoçukların yetiştırmesinde de genellikle büyükannenin sözü geçer.&lt;br/&gt;Sanayileşmış çağdaş toplumlarda,özellikle kentlerde geniş aileler yerini Çekirdek Ailelere bırakmıştır.Çekirdek aile anna,baba ve evlenmemiş çoçuklardan oluşan toplumsal birimdir.Yalnız bırey sayısıyla değil yapısıyla da geniş aileden çok farklı olan çekirdek ailelerin doğuşu,kentlerdeki yaşam ve üretim koşullarına bağlanabilr.Kırsal kesimde çoğu kez bütün bireylerin birlikte çalışıp birlikte ürettikleri ekonomik bir birim olan aile kentlerde bu özelliğini yitirir.Üretimin aile dışında yapılması,aile bireylerinin ev dışında çalışarak bağımsızlaşmasını sağlar.Geniş katı alt_üst ilişkileri de çekirdek ailede eşitlikçi ilişkilere dönüşür.Çoçukların bilgi ve beceri edinmeleri,aile bireyin geleceğinin güvencesi olmaktan çıkar.&lt;br/&gt;Meslek bilgilerinin genellikle aile büyüklerinden öğrenildiği eski dönemlere ve tarımsal kesime oranla,kentlerde çoçuklar toplumsal yaşama daha ıleri yaşlarda katılr.Sanayileşme öncesi yy larda çoçuğun eğitim süresi daha kısa işe başlama yaşi daha küçüktü.Oysa çağdaş uygarlık düzeyinin nitelikli işgücünü zorunlu kılması çoçuğun eğitim dönemini uzatmıştır.Bu nedenle çoçuklar geçimlerini sağlayabilicek yaşa gelinceye kadar aileleriyle yaşar.Ve evlendiklerinde başka bir eve yerleşerek yeni çekirdek aileyi oluştururlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; AİLE VE EVLİLİK&lt;br/&gt;Birçok toplumda ailenin temeli evlilikle atılır.Hemen hemen bütün ülkelerde ailenin kurulması ve aile birliğinin bozulması gelenek ve törelere bırakılmayıp yasalarla düzenlenmiştir.&lt;br/&gt;Bugün birçok ülkede evlilikler tek eşlidir.Evlilik bağı yalnızca bir erkek ile bir kadın arasında kurulabilir.Oysa bazı ülkelerde bir erkek birden çok kadınla evlenebilir.POLİGAMİ denen bu evlilikte,aynı evin içinde her kadının kendi çoçuklarıyla birlikte oturduğu ayrı birimler oluşur.Bu gelenek bazı asya ve afrika ülkelerinde özellikle zenginler arasında yaygındır.Buna karşılık bazı toplumlarda örn;Hindistandaki todalar ve nayarlar arasında kadınların birden çok erkekle evlenmesi olağandır.Buna poliandri denir.&lt;br/&gt;Eski türk toplumları aile kurumuna büyük önem vermiştir.Tek eşli evlilik temeline dayanan ail</description></item><item><title>TÜRKİYE NÜFUS POLİTİKALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-nufus-politikalari-344907.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye nüfus politikaları yönünden iki önemli aşama geçirmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarından 1965&quot;e kadar pronatalist politika izlenirken bu tarihten donra antenatalist döneme geçilmiştir. &lt;br/&gt;Aile planlamasında önemli bir kilometre taşı da 1983&quot;de çıkarılan yasadır. Bu yasa ile isteğe bağlı düşükler ile gönüllü cerrahi sterilizasyon yasallaşmış, ebelerin RİA uygulamalarına ve pratisyen hekimlerin menstrual regulasyon yöntemi ile gegeliklerin sonlandırılmasına izin verilmiştir.&lt;br/&gt;Aile planlaması hizmetleri büyük oranda sağlık ocakları ,Ana çocuk sağlığı ve Aile planlaması merkezleri aracılığı ile Sağlık bakanlığı tarafından sunulmaktadır. Devlet hastanelerinde de Aile planlaması hizmetleri verilmekte, ayrıca bu kurumlarda cerrahi sterilzasyon yöntemleri ve küretaj yapılmaktadır. Sağlık bakanlığı dışında , SSK gibi diğer kamu kurumları da aile planlaması hizmeti vermektedir. Buna rağmen çiftlerin önemli bir bölümü hala geleneksel, güvenilirliği düşük ve hatta sakıncalı yollarla doğum kontrol yöntemleri uygulamaya çalışmaktadır. Bu duruma neden olan faktörlerin arasında yöntemler hakkında bilgi sahibi olunmaması önemli bir yer tutmaktadır.&lt;br/&gt;Bu araştırmada amaç, Evka 4 Sağlık ocağı bölgesinde 15-49 yaş arası kadınların aile planlaması yöntemleri konusundaki bilgi düzeyini incelemek ve bilgi düzeyi ile yaş, eğitim durumu,ekonomik durumu, çocuk sayısı, etkin veya etkin olmayan yöntem kullanımı arasındaki ilişkileri incelemektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GEREÇ VE YÖNTEM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kesitsel tanımlayıcı tipte yapılan bu çalışma 29-5-2001 ile 4-6-2001 tarihleri arasında Evka 4 Sağlık ocağına gelen 15-49 yaş arası kadınlar arasında Aile planlaması ve yöntemleri konusundaki bilgi düzeyleri ve uygulama tercihlerinin değerlendirilmesi amacı ile gerçekleştirildi. Çalışma 165 kadın üzerinde yapıldı.22 kapalı uçlu soru ile yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak yapıldı. Anket formunda ,kadınlara bildiği aile planlaması yöntemleri, yöntemi nereden öğrendiği , uyguladığı yöntemler, eğitim düzeyi , çocuk sayısı , ekonomik durumu, sağlık ocağında verilen Aile Planlaması hizmetleri konusundaki bilgileri sorulmuştur. Anketimizde 12,17,18,20,21,22. sorular bilgi soruları olarak kabul edildi ve 6 sorudan en az 4 tanesini bilenler bilgi bakımından yeterli olarak değerlendirildi. 12. soruda en az bir etkin yöntemin bilinmesi doğru olarak kabul edildi. Veriler elde kodlama ve çeteleme yöntemi ile değerlendirilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BULGULAR &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 1 : Yaş Gruplarına Göre Dağılımı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaş grupları&lt;br/&gt;Sayı&lt;br/&gt;%&lt;br/&gt;18 yaş altı31,82&lt;br/&gt;19-30 yaş7545,45&lt;br/&gt;31-40 yaş5935,75&lt;br/&gt;41-49 yaş2816,98&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Grubun % 45,45ini 19-30 yaş ve %35,75 ini 31-40 yaş grubu kadınlar oluşturmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 2 : Mesleğe göre dağılım&lt;br/&gt;MeslekSayı%&lt;br/&gt;Eşi veya kendisi sağlık personeli42,42&lt;br/&gt;Ev hanımı10764,85&lt;br/&gt;Diğer5432,73&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;Grubun % 64,85&quot;ini Ev hanımları ve % 32,73&quot;ünü diğer meslek grubu teşkil etmekte (sağlık sektörü ile ilgisi olmayan meslek dalları).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 3 : Eğitim durumuna göre dağılım&lt;br/&gt;Eğitim durumuSayı%&lt;br/&gt;Okur-yazar değil31,82&lt;br/&gt;Okur-yazar42,42&lt;br/&gt;İlkokul mezunu6438,78&lt;br/&gt;Ortaokul mezunu3420,60&lt;br/&gt;Lise4124,84&lt;br/&gt;Üniversite1914,51&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;Grubun % 38,78&quot;ini İlkokul mezunları oluştururken %24,84&quot;ünü lise mezunları oluşturmakta.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 4: Ekonomik duruma göre dağılım&lt;br/&gt;Ekonomik durumSayı%&lt;br/&gt;İyi2816,97&lt;br/&gt;Orta13173,40&lt;br/&gt;Kötü63,63&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;Grubun %73.40&quot;ını ortalama bir ekonomiye sahip olan kişiler oluştururken,%16.97&quot;sini iyi bir ekonomiye sahip kişiler oluşturmakta.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 5 : Çocuk sayısına göre dağılım&lt;br/&gt;Çocuk sayısısayı%&lt;br/&gt;Yok2615,75&lt;br/&gt;14225,45&lt;br/&gt;26237,57&lt;br/&gt;33118,78&lt;br/&gt;4 ve üzeri42,42&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;Grubun %37.57&quot;sini 2 çocuğu,%25.45&quot;ini ise 1 çocuğu mevcut kişilerce oluşmakta&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 6. İstenmeyen Gebelik Nedenlerine Göre Dağılımı&lt;br/&gt;İstenmeyen gebelik nedeni&lt;br/&gt;ile yapılan küretajsayı%&lt;br/&gt;yaptıranlar5231,51&lt;br/&gt;yaptırmayanlar11368,49&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;Grubun %68.49&quot;u istenmeyen gebelik nedeni ile küretaj yaptırmayan kişilerce oluşturulmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 7: Yöntem bilgisine göre dağıl</description></item><item><title>AİLE PLANLAMASI HİZMETLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-planlamasi-hizmetleri-345911.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Doğurganlığın yüksek olduğu toplumlarda aile planlaması hizmetleri sadece gebeliğin önlenmesi doğrultusunda çalışmalarını sürdürmektedir. Ancak aile planlamasının temel hedeflerinden biride infetil çiftlerin çocuk sahibi olmalarına yardımcı olmaktır. (1) İnfetlite tedavisinde son yıllarda ulaşılan gelişmelerle yardımcı üreme teknikleri çocuk sahibi olması imkansız çiftle için umut kaynağı olmuştu. Bilindiği gibi infetil çiftlerin toplumdaki oranı % 10, %15 arasında değişmektedir (10) İnfertilite eşlerin her ikisi içinde psikolojik olaraktan tehdit edici, duygusal olarak stresli, ekonomik olarak pahalı genellikle de fiziksel olarak acı verici karmaşık bir yaşam kitidir.(3)&lt;br/&gt;Yüt overden oosit alımını takiben uygulanan işlemlere verilen isimdir. Bu iki uygulama embriyolojik çalışmaların önde gelen ismi Dr. Robert Edwards ve klinik ekspetizi sağlayan Dr. Robert Steptee sayesinde 1978 yılında ilk sonucu vermiştir. (3)&lt;br/&gt;İnfertilite Nedir? Normal cinsel yaşamı olan çiftte kontraseptif yöntem kullanmadıkları halde bir yıl sonunda gebeliğin durmamasıdır. Fertiliteyi etkileyen faktörlerle olarak kadın ve erkeğin yarı coitus sıklığı, zamanlaması, sigara, alkol sayılabilir.(4) Tanı yöntemleri olarak öykü alma, fiziksel muayene, laboratuar testleri uygulanmaktadır.(4) İnfertilite tedavisinde amaç belli bir anatomik yada fizyolojik sonucu ortadan kaldırmak yada düzeltmektir.&lt;br/&gt;Erkekte infertilite tedavisi: Endokrin tedavi, Cerrahi tedavi, enfeksiyonların tedavisi, artifisyel inseminasyonu içermektedir. Kadında infetilite tedavisi; tıbbi tedavi, cerrahi tedavi (IVF - ET - ZIFT - GIFT) içermektedir. &lt;br/&gt;Keywords : ZIFT - GIFT   İnfertility: IVF &amp; ET   Anahtar Kelimeler : ZIFT - GIFT  İnfertilide : NF &amp; ET &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;Rn societies with high birth rate, family planning is corned out only for the purpose of preventing pregnancy. However, one of the main objectives of family planning is to aid infertile couples to have babes (KDK 446). The recent develop mends in the treatment of infertility have given a glimpse of hope to such compels. As it is known, the rate of infertile couples in the society RANGES 10 TO 15 % (10).&lt;br/&gt;When a couple wither a normal sexual life cannot get pregnancy after a year although they use no contraceptive, this is called infertility. Among the factors that affect infertility are the age of husband and wife, the frequency of coitus timing, smoking, alcohol etch. (Elkit 154)&lt;br/&gt;Phys, cal examination, lab tests are used to reach a diagnosis (156) The aim in an infertility treatment is to eliminate an anatomical or physiological problem. &lt;br/&gt;Infertility treatment for man includes endocrine treatment, surgical treatment, and artificial insemination, where as for women it includes medication and surgical tree atmen (VF .......)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir çift için infertilite tedavisinin ana hedefi bir aile ortamına sağlıklı bir çocuk getirmektedir. Çocuk sahibi olma arzusu içgüdülerin en doğal olanlarından birisidir. Çeşitli çalışmalar özellikle annelerin uzun süre infertilitede sonra psikolojik rahatsızlıklara daha eğilimli olduğunu göstermiştir. Erkekler psikolojik sonuçlarda kaçamazlar ancak, onlarda daha yüksek oranda psikosomatik hastalık riskine yol açan &quot;baskılanmış anksiyeteye&quot; doğru bir eğilim vardır. &lt;br/&gt;Bu bölümde infertilite tedavisinin sonuçlarını ve aynı zamanda bu çilideks duygusal etkilerini özetlemeyi amaçlıyoruz. Çeşitli infertilite tedavileri yoluyla elde edilen gebelik sonuçlarını birbirleriyle ve aynı zamanda sponten gebeliklerle karşılaştırırken bir dizi konak faktöre göz yumulmalıdır. İnfertilite tedavisine başvuran çiftler büyük olasılıkla yaşlıdır ve buda olumsuz bir eğilime yol açar. Ovulasyon indüksiyonu ve özellikle gonodotropin tedavisinin kullanıldığı tedavi şekilleri daha yüksek orada çoğul gebelikle ile sonuçlanmaktadır ve buda yüksek dostetrik risk ile birliktedir.&lt;br/&gt;IVF - ET ilk gündeme gelmesiyle birlikte dünyada başlangıçta bir ürküntüye yol açmıştır. Bu devrinimsel tedavi daha önce üstesinde gelinmeyen infertilite ya</description></item><item><title>AİLE PLANLAMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-planlamasi-380738.html</link><description>İÇİNDEKİLER                                                                                                    SAYFA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-ÖNSÖZ&lt;br/&gt;-GİRİŞ&lt;br/&gt;-DERS PLANI&lt;br/&gt;1-AİLE PLANLAMASI                                                                                           1&lt;br/&gt;1-1Tanımı                                                                                              1   &lt;br/&gt;1-2Aile planlamasının amacı                                                                 1&lt;br/&gt;1-3Aile planlaması ana sağlığı açısından önemi                                   3 &lt;br/&gt;                      1-4 Aile planlamasının çocuk sağlığı açısından önemi                       3&lt;br/&gt;                      1-5 Aile planlamasının topluma faydaları nelerdir                             4&lt;br/&gt;1-6 Türkiye&quot;de aile planlaması hizmetlerinin tarihsel gelişimi              4&lt;br/&gt;                      1-7 Aile planlaması hizmetlerinin düzenlenmesi ve yönetimi            5&lt;br/&gt;                        1-7-1 Hizmet türleri                                                                          6 &lt;br/&gt;                        1-7-2 Hizmet akışı                                                                            6 &lt;br/&gt;                        1-7-3 Hizmet sunumu                                                                       7 &lt;br/&gt;2- DANIŞMANLIK                                                                                                  8 &lt;br/&gt;                  2-1 Aile planlaması danışmanlığının önemi                                            8&lt;br/&gt;                  2-2 aile planlaması danışmanlığının uygulanma alanları                        8&lt;br/&gt;3- AİLE PLANLAMASI YÖNTEMLERİ                                                              10&lt;br/&gt;                  3-1 Etkili kontroseptif  yöntemler                                                         10&lt;br/&gt;                         3-1-1 Oral kontrosiptif yöntemler                                                  10&lt;br/&gt;                                  3-1-1-1 Sadece progesteron</description></item><item><title>EVLİLİK HAKKINDA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?evlilik-hakkinda-397381.html</link><description>EVLİLİK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA ÖZETİ&lt;br/&gt;YORUM :&lt;br/&gt;Evlenilecek  bireyin  birçok  açıdan  olduğu  gibi  ekonomik  açıdan da  aynı  yada  birbirlerine  yakın  düzeyde  olmaları  gerekir.Bu  durum  evliliğin  yürütülmesinde  daha  sağlıklı  bir  yaklaşım  olacaktır.&lt;br/&gt;Evlenilecek  bireylerin ailelerinin de  aynı  düzeyde  veya  birbirine  yakın  olması  gerekir. Ekonomik  açıdan  bireyler  veya  aileler  arasında  büyük  ölçüde  farklılıklar  olması  zengin  olan  tarafın  daha  düşük  ekonomik  durumu  olan  taraf  karşısında  daha  üstün  duruma  gelmesine  neden  olabilir. Tarafların  bu  durumu  kabullenmesi  ve  rahatsızlık  duymaması halinde  bu  durum  sorun  olarak  yansımayabilir. Fakat  bu  durumun  bir  yada  her  iki  taraf  tarafından da  kabullenilmemesi  evli  bireyler  ve  aileleri  arsında  belli  sorunların  gündeme  gelmesine  neden  olabilir.&lt;br/&gt;Bireylerin  ve  ailelerin bu  duruma  bakış  açısı  ne  olursa  olsun , bir  tarafın  zengin  diğer  tarafın  daha  az  gelirli  olması , zengin  aile  lehinde  bir  eşitsizliğin  gündeme  gelmesine  neden  olur. Eşitsizlik  üzerine  kurulan  bir  evlilikte  er  yada  geç  birçok  sorunun  gündeme  gelmesi  kaçınılmazdır.&lt;br/&gt;YORUM :&lt;br/&gt;Eğitim  durumunun  bireylerin  sağlıklı  bir  evlilik  sürdürebilmesi  üzerinde  küçümsenmeyecek  ölçüde  etkileri  vardır .Bireylerin   birbirlerini anlayabilmeleri  ve  paylaşımları  açısından  aynı  düzeyde  eğitime  sahip  olmaları  gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yüksek  öğrenimi  bitirmiş , bir  bireyle  ilkokul  mezunu  bir  bireyin  ne  oranda  bir  paylaşımı  olabilir. Birbirlerini  ne  oranda  anlayabilirler  evliliğin  sürdürülmesi , bireylerin  birbirlerini  kabullenmeleri  ve  kendilerince  belli  bir  evlilik  düzeni  kurmalarıyla  sağlanabilir. Fakat  paylaşımcı  ve  her  alanda  birbirini  anlayabilen  bireylerin  oluşturacağı  birlikteliğin  daha  anlamlı  olacağı  kanısındayız. Böyle  bir  evlilik  her  iki  birey  içinde  daha  doyum  sağlayıcı  olacaktır. Aksi  halde  bireyler  ev</description></item><item><title>TÜRKİYEDE AİLE PLANLAMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyede-aile-planlamasi-358641.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye nüfus politikaları yönünden iki önemli aşama geçirmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarından 1965&quot;e kadar pronatalist politika izlenirken bu tarihten donra antenatalist döneme geçilmiştir. &lt;br/&gt;Aile planlamasında önemli bir kilometre taşı da 1983&quot;de çıkarılan yasadır. Bu yasa ile isteğe bağlı düşükler ile gönüllü cerrahi sterilizasyon yasallaşmış, ebelerin RİA uygulamalarına ve pratisyen hekimlerin menstrual regulasyon yöntemi ile gegeliklerin sonlandırılmasına izin verilmiştir.&lt;br/&gt;Aile planlaması hizmetleri büyük oranda sağlık ocakları ,Ana çocuk sağlığı ve Aile planlaması merkezleri aracılığı ile Sağlık bakanlığı tarafından sunulmaktadır. Devlet hastanelerinde de Aile planlaması hizmetleri verilmekte, ayrıca bu kurumlarda cerrahi sterilzasyon yöntemleri ve küretaj yapılmaktadır. Sağlık bakanlığı dışında , SSK gibi diğer kamu kurumları da aile planlaması hizmeti vermektedir. Buna rağmen çiftlerin önemli bir bölümü hala geleneksel, güvenilirliği düşük ve hatta sakıncalı yollarla doğum kontrol yöntemleri uygulamaya çalışmaktadır. Bu duruma neden olan faktörlerin arasında yöntemler hakkında bilgi sahibi olunmaması önemli bir yer tutmaktadır.&lt;br/&gt;Bu araştırmada amaç, Evka 4 Sağlık ocağı bölgesinde 15-49 yaş arası kadınların aile planlaması yöntemleri konusundaki bilgi düzeyini incelemek ve bilgi düzeyi ile yaş, eğitim durumu,ekonomik durumu, çocuk sayısı, etkin veya etkin olmayan yöntem kullanımı arasındaki ilişkileri incelemektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GEREÇ VE YÖNTEM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kesitsel tanımlayıcı tipte yapılan bu çalışma 29-5-2001 ile 4-6-2001 tarihleri arasında Evka 4 Sağlık ocağına gelen 15-49 yaş arası kadınlar arasında Aile planlaması ve yöntemleri konusundaki bilgi düzeyleri ve uygulama tercihlerinin değerlendirilmesi amacı ile gerçekleştirildi. Çalışma 165 kadın üzerinde yapıldı.22 kapalı uçlu soru ile yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak yapıldı. Anket formunda ,kadınlara bildiği aile planlaması yöntemleri, yöntemi nereden öğrendiği , uyguladığı yöntemler, eğitim düzeyi , çocuk sayısı , ekonomik durumu, sağlık ocağında verilen Aile Planlaması hizmetleri konusundaki bilgileri sorulmuştur. Anketimizde 12,17,18,20,21,22. sorular bilgi soruları olarak kabul edildi ve 6 sorudan en az 4 tanesini bilenler bilgi bakımından yeterli olarak değerlendirildi. 12. soruda en az bir etkin yöntemin bilinmesi doğru olarak kabul edildi. Veriler elde kodlama ve çeteleme yöntemi ile değerlendirilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BULGULAR &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 1 : Yaş Gruplarına Göre Dağılımı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaş grupları&lt;br/&gt;Sayı&lt;br/&gt;%&lt;br/&gt;18 yaş altı31,82&lt;br/&gt;19-30 yaş7545,45&lt;br/&gt;31-40 yaş5935,75&lt;br/&gt;41-49 yaş2816,98&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Grubun % 45,45ini 19-30 yaş ve %35,75 ini 31-40 yaş grubu kadınlar oluşturmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 2 : Mesleğe göre dağılım&lt;br/&gt;MeslekSayı%&lt;br/&gt;Eşi veya kendisi sağlık personeli42,42&lt;br/&gt;Ev hanımı10764,85&lt;br/&gt;Diğer5432,73&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;Grubun % 64,85&quot;ini Ev hanımları ve % 32,73&quot;ünü diğer meslek grubu teşkil etmekte (sağlık sektörü ile ilgisi olmayan meslek dalları).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 3 : Eğitim durumuna göre dağılım&lt;br/&gt;Eğitim durumuSayı%&lt;br/&gt;Okur-yazar değil31,82&lt;br/&gt;Okur-yazar42,42&lt;br/&gt;İlkokul mezunu6438,78&lt;br/&gt;Ortaokul mezunu3420,60&lt;br/&gt;Lise4124,84&lt;br/&gt;Üniversite1914,51&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;Grubun % 38,78&quot;ini İlkokul mezunları oluştururken %24,84&quot;ünü lise mezunları oluşturmakta.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 4: Ekonomik duruma göre dağılım&lt;br/&gt;Ekonomik durumSayı%&lt;br/&gt;İyi2816,97&lt;br/&gt;Orta13173,40&lt;br/&gt;Kötü63,63&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;Grubun %73.40&quot;ını ortalama bir ekonomiye sahip olan kişiler oluştururken,%16.97&quot;sini iyi bir ekonomiye sahip kişiler oluşturmakta.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 5 : Çocuk sayısına göre dağılım&lt;br/&gt;Çocuk sayısısayı%&lt;br/&gt;Yok2615,75&lt;br/&gt;14225,45&lt;br/&gt;26237,57&lt;br/&gt;33118,78&lt;br/&gt;4 ve üzeri42,42&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;Grubun %37.57&quot;sini 2 çocuğu,%25.45&quot;ini ise 1 çocuğu mevcut kişilerce oluşmakta&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 6. İstenmeyen Gebelik Nedenlerine Göre Dağılımı&lt;br/&gt;İstenmeyen gebelik nedeni&lt;br/&gt;ile yapılan küretajsayı%&lt;br/&gt;yaptıranlar5231,51&lt;br/&gt;yaptırmayanlar11368,49&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;Grubun %68.49&quot;u istenmeyen gebelik nedeni ile küretaj yaptırmayan kişilerce oluşturulmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 7: Yöntem bilgisine göre dağıl</description></item><item><title>A DIFFERENT FAMILY  - HAVING A VISUALLY IMPAIRED CHILD AND THE DEVELOPMENTS IN A FAMILY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?a-different-family---having-a-visually-impaired-child-and-the-developments-in-a-family-439078.html</link><description>A DIFFERENT FAMILY  - HAVING A VISUALLY IMPAIRED CHILD AND THE DEVELOPMENTS IN A FAMILY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;By:Mrs Eliane Bonamie (Belgium)&lt;br/&gt;Orthopedagogue, co-ordinator of the home guidance centre for visually impaired children&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Co-author:Leen van Belle&lt;br/&gt;Social worker at the home guidance centre for visually impaired children&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dear audience,&lt;br/&gt;My lecture is based on experience and examples in the work of early care in Belgium. Some&lt;br/&gt;of the families are Turkish. I hope that the ideas can offer inspiration to you, working in the&lt;br/&gt;Turkish society. Each parent, no matter what culture he comes from, will experience and go&lt;br/&gt;through the process of having  a handicapped child in his own individual way. We have to&lt;br/&gt;respect this.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I hope that during this congress I can get some feedback. Thank you for that.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; You cant learn anything to someone, you can only help him to discover it inside&lt;br/&gt; himself. Galileâ€¹.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT.&lt;br/&gt;After 20 years of practical experience in early home guidance for visually impaired children,&lt;br/&gt;we would like to draw your attention to the family. After all, the child is immersed in the&lt;br/&gt;family system, and the child and parent-oriented work is continuously influencing each other.&lt;br/&gt;During daily guidance, both parents and child are involved so that we can speak about mutual&lt;br/&gt;enrichment. From a social and psychological way of thinking, we are formulating some ideas&lt;br/&gt;in which  we are situating our way of working with the families of visually impaired children.&lt;br/&gt;Basic principles are: social, perspectives, deviation from the rule, shared territory, truth and&lt;br/&gt;interpretations of the truth, everything is communication. We want to describe and illustrate a&lt;br/&gt;start of using these concepts.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. INTRODUCTION&lt;br/&gt;We can look at the early home guidance for the visually impaired children from different&lt;br/&gt;points of view. We can consider the guidance of the evolution of visually impaired children,&lt;br/&gt;but that is not what it is all about. We can also consider the guidance of the family with a&lt;br/&gt;visually impaired child. That is what we want to do. We want to describe the basic attitude&lt;br/&gt;from which the different workers (.) of our service act. This attitude may look familiar, to&lt;br/&gt;home workers in families with children with a disability of a different kind.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(.) The workers of our service have various academic degrees: pediatrist,&lt;br/&gt;ortopedagogue, social worker, special educator, therapist. In the article below, we will call&lt;br/&gt;them: HOME WORKERS.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. EARLY HOME GUIDANCE: A SHORT HISTORY&lt;br/&gt;The foundation of the early home guidance centres in Flanders was based on three motives:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. The needs of the visually impaired children;&lt;br/&gt;2. The needs of the parents and the whole family;&lt;br/&gt;3. The social context: the integration of the impaired child in its natural environment.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The first years in the process of growth of a young visually impaired child are of the utmost&lt;br/&gt;importance. The child is in full development and, as a result, its ability to correct and&lt;br/&gt;compensate functional deficiencies is at its best. The parents of a young visually impaired&lt;br/&gt;child will find themselves in a crisis and will have to cope with a number of difficult tasks.&lt;br/&gt;They will have to deal with the disability of their child emotionally and they will have to learn&lt;br/&gt;how to handle their child. In addition, they have to get over the attitude and the reactions of&lt;br/&gt;the environment. They have to adapt themselves to the influence a visually impaired child has&lt;br/&gt;on the functioning of their family, on their marriage and on the social functioning of each&lt;br/&gt;parent separately.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The first home guidance centres in Flanders started in the seventies as experimental projects.&lt;br/&gt;In 1988, the centres were officially recognised by law.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. PEDAGOGICAL FAMILY-ORIENTED MODEL&lt;br/&gt;The concept of family guidance is designed for each child separately, and is the result of the&lt;br/&gt;needs and demands of both parents and visually impaired child, linked to what we, as home&lt;br/&gt;workers, can offer as help.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;We get our theoretical options from:&lt;br/&gt;1. Orthopedagogy and developmental ps</description></item><item><title>ANA-BABA TUTUMLARININ ÇOCUKTA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?anababa-tutumlarinin-cocukta-398088.html</link><description>ANA-BABA  TUTUMLARININ  ÇOCUKTA &lt;br/&gt;SORUMLULUK  DUYGUSUNA  ETKİSİ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLERi&lt;br/&gt;1.  TOPLUMSAL  SORUMLULUK  VE  EĞİTİM1&lt;br/&gt;1.1.  Toplumsal  Sorumluluk  Kavramı1&lt;br/&gt;1.2.  Toplumsal Sorumluluğun Gelişmesinde Eğitimin Rolü1&lt;br/&gt;1.3.  Sorumluluk  Vermek2&lt;br/&gt;2.  ÇOCUK EĞİTİMİNDE  AİLENİN  ÖNEMİ3&lt;br/&gt;2.1.  Ailede Eğitim  ve Çocukta  Sorumluluk  Duygusu3&lt;br/&gt;2.2.  Aile  ve Eğitim4&lt;br/&gt;3. ANA-BABALAR DEĞERLERİNİ ÇOCUKLARINA NASIL ÖĞRETEBİLİRLER5&lt;br/&gt;3.1.  Aşırı  Koruyucu  Tutum6&lt;br/&gt;3.2.  Otoriter  Tutum7&lt;br/&gt;3.3.  Gevşek Tutum (Çocuk Merkezci Aile)7&lt;br/&gt;3.4.  Tutarsız  Tutum8&lt;br/&gt;3.5.  Yetkinci  Tutum9&lt;br/&gt;3.6.  Demokratik  Tutum10&lt;br/&gt;4.  ÇOCUĞUN SORUMLULUK KAZANMASINDA ARKADAŞ İLİŞKİLERİ11&lt;br/&gt;5.ÇOCUĞUN SORUMLULUK DUYGUSUNU KAZANMADA SEVGİNİN ROLÜ11&lt;br/&gt;6.  DİSİPLİN NEDİR?13&lt;br/&gt;6.1.  Ailede Disiplin ve Ceza Anlayışı14&lt;br/&gt;6.2.  Fiziksel Disiplin Yöntemleri14&lt;br/&gt;6.3.  Sözel  Olumsuz  Disiplin  Yöntemleri15&lt;br/&gt;6.4.  Kontrollü Disiplin (Özdisiplin)15&lt;br/&gt;7. ÖDÜL VE CEZANIN ÇOCUKTA SORUMLULUK DUYGUSUNU KAZANMASINA ETKİSİ15&lt;br/&gt;7.1.  Sorumluluk  Duygusu  Nasıl Kazandırılır17&lt;br/&gt;7.2.  Öneriler17&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1.  TOPLUMSAL  SORUMLULUK  VE  EĞİTİM&lt;br/&gt;1.1.  Toplumsal  Sorumluluk  Kavramı&lt;br/&gt;Toplumsal sorumluluk duygusunu sonradan kazanır insan. Başka bir deyişle toplumsal sorumluluk duygusu, toplumsallaşma sürecinin bir ürünüdür.&lt;br/&gt;Bu duygu hem birey ile öteki insanlar arasındaki ilişkileri, hem bireyin kendisine karşı takındığı tavrı, hem de birey ile toplum arasındaki ilişkileri kapsamına almaktadır. Sorumluluk duygusu, aynı zamanda ahlak kavramı içine de girmektedir. Kişinin ahlak kurallarına ayması ve yaşamının ahlaklı olması, sorumluluk duygusunun kaçınılmaz bir gereğidir. &lt;br/&gt;Bazı sosyologlara göre sorumluluk duygusu, kişinin iyiyi kötüden, haklıyı haksızdan, doğruyu yanlıştan, adaleti adaletsizlikten, ahlaklı olanı ahlaksızlıktan ayırt edebilmesi ve hem kendisine hem de başkalarına karşı dürüst ve insanca davranmasıdır. &lt;br/&gt;Sosyal yapımız gereği, genellikle aile güvenliği sistemini benimsemişizdir. Çocuğu büyüt</description></item><item><title>GEÇİŞ DÖNEMİNDEKİ AİLELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gecis-donemindeki-aileler-363257.html</link><description>GEÇİŞ DÖNEMİNDEKİ AİLELER&lt;br/&gt;(KAPICI AİLELERİ ÜZERİNDE BİR İNCELEME)&lt;br/&gt;Bugünün çağdaş toplumlarında kentleşme yaygın bir olaydır. Öyle ki hem endüstrileşmiş hem de endüstrileşmekte olan toplumlar bu olaydan etkilenmektedirler. Kırsal yaşamdan kentsel yaşama geçiş ise farklı yaşam biçimlerini oluşturur. Buna karşın bir çok toplumlarda görüldüğü gibi toplumumuzda da kırsal alanlardan göç yoğun bir şekilde kendini göstermektedir. İnsanlar kendilerine daha iyi bir yaşam biçimi aramak ve iş güvenliği sağlamak amacıyla kentlere göç etmektedirler.&lt;br/&gt;Kentin çekiciliğine karşın kentte yaşam insanları bazı güçlüklerle karşı karşıya bırakmaktadır. Bireysel düzeyde insan ilişkileri kentte daha karmaşık bir görünüm kazanmakta, insanların birlikte olmak zorunda oldukları grupların sayıları kırsal alana oranla artmaktadır.&lt;br/&gt;Kente kırsal alanlardan göç etmiş olan ve belli bir iş dalına girmiş olan bir grup üzerinde yazar inceleme yapmış ve bu iş dalı da &quot;KAPICILIK&quot;tır. Kapıcıların aile ve iş ilişkilerini incelemede bu çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Genellikle kırsal alandan gelen kimselerin oluşturduğu kapıcılar &quot;geçiş ailesi&quot; özelliğini taşımaktadırlar. Kırsal alanda alıştıkları yaşam şekillerini geride bırakarak, kent yaşamına ve kentteki kuracağı iş yaşamına uyum sağlamaya çalışmaktadırlar.&lt;br/&gt;Kapıcı işini bir yandan yürütürken bir yandan da apartmanın kendisine gösterdiği yerde ailesiyle birlikte yaşamaktadır. Kısa bir öğretimden sonra apartmanda ısıtma ve servis işlerini rahatlıkla yapabilmektedirler.&lt;br/&gt;Kapıcı ailelerin kökenlerinin kırsal alandan olması nedeniyle geleneksel kültür yapısından pek kolay kurtulamamaktadırlar. Bu geleneksel yapı, evlenme biçimlerine, başlık geleneğine kadar yansımaktadır. Ancak birçok &quot;geçiş&quot; yapılarında rastlanıldığı gibi bazı geleneksel özelliklerini kentte kaybetmektedirler.&lt;br/&gt;Aile yapılarındaki değişmeler aile içi rollerde de değişmeleri ortaya çıkaracaktır. Kapıcı aileleri de bu değişmelerden etkilenmektedirler. Kırsal alandakilerden farklı bir iş alanına ve iş ilişkisine giren ailelerin karı-koca ilişkileri de Geleneksel aile yapılarında kadın-erkek rolleri ayrılmıştır.&lt;br/&gt;Kadınlar kente geldiklerinde temizlikçi - işçi olarak işe girerlerken erkekler de apartmanlara kapıcı olarak girerler. Kadın yaptığı bu yeni iş türü, geleneksel aile işi görevlerinin paralelinde bir özellik göstermektedir. Kadın bu kez başka evlerde çocuk bakımı ve temizlik işiyle uğraşmaktadır. Bu durum aile içi rollerde de bir değişimi beraberinde getirebilir. Bu nedenle değişen koşullarda kültürel farklılıklara karşın kapıcı ailelerinde de modern, eşitçi rol ilişkilerinin ortaya çıkması beklenmektedir.&lt;br/&gt;Kapıcı ailelerinin kökenlerinin kırsal olması nedeniyle bu tür ailelerde yüzyüze ilişkiler önem taşımaktadır. Ancak kentte bu tür ilişkilerle birlikte karmaşık rasyonel ilişkilerde iş düzeyinde ortaya çıkmaktadır. Kentin gecekondu kesimine yerleşen kır kökenli aileler yakın ilişkilerini çevrelerindeki akraba ve yakınlarıyla doyurabilirlerken, kentin yerleşmiş kesiminde kapıcı ailelerinin bu ilişkileri kurma olanakları oldukça zayıftır. Kapıcı aileleri kentin en karmaşık yerleşim yerinde kendilerini yalnız bulmaktadır.&lt;br/&gt;Sonuç olarak diğer göç eden ailelerle birlikte bu ailelerin de (kapıcı aileleri) hem işlerine hem de yeni toplumsal çevrelerine uyumda kolaylıklar sağlanması için uygulamacıların dikkati çekilmeli, böylece belirginleşmiş olan &quot;yalnızlık&quot; olgusunun kronik duruma dönüşmesi engellenebilmelidir.</description></item><item><title>AİLE PLANLAMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-planlamasi-398087.html</link><description>BIRINCI BÖLÜM &lt;br/&gt;Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanimlar &lt;br/&gt;Amaç &lt;br/&gt;Madde 1- Bu Yönetmeligin amaci; saglik hizmetlerine duyulan ihtiyaç bakimindan toplumun en ön- celikli kesimini olusturan kadin, anne ve çocuklarin saglik düzeyini yükseltmek, üreme sagligi hizmet- leri bütünü içerisinde ailelere aile planlamasi hizmetlerini ve diger saglik kuruluslariyla isbirligi içinde diger ana-çocuk sagligi hizmetlerinin sunumunu koruyucu saglik hizmetleri ilkelerine uygun sekilde gerçeklestirmek üzere kurulan &quot;Ana-Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Merkezleri&quot;nin hizmetlerini ve bu hizmetlerin yürütülmesine dair usul ve esaslari düzenlemektir. &lt;br/&gt;Kapsam &lt;br/&gt;Madde 2- Bu Yönetmelik, Saglik Bakanligina bagli olarak faaliyet gösteren Ana-Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Merkezleri ile bu Merkezlerde görevli personeli kapsar. &lt;br/&gt;Hukuki Dayanak &lt;br/&gt;Madde 3- Bu Yönetmelik; 181 sayili Saglik Bakanliginin Teskilat ve Görevleri Hakkinda Kanun Hükmünde Kararnamenin 43 üncü maddesine ve 3359 sayili Saglik Hizmetleri Temel Kanununun 9 uncu maddesinin (c) bendine dayanilarak hazirlanmistir. &lt;br/&gt;Tanimlar &lt;br/&gt;Madde 4- Bu Yönetmelikte geçen; &lt;br/&gt;a) Bakanlik: Saglik Bakanligini, &lt;br/&gt;b) Genel Müdürlük: Bakanligin Ana Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Genel Müdürlügünü, &lt;br/&gt;c) Merkez: Ana-Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Merkezini, &lt;br/&gt;d) AÇSAP: Bu Yönetmelik kapsamindaki hizmetler olarak kadin, ana-çocuk sagligi ve aile planla- masini, &lt;br/&gt;e) Bölge: Merkezin hizmet vermekle sorumlu olacagi yerlesim yerlerini, &lt;br/&gt;f) Saha: AÇSAP hizmetlerinin gelistirilmesi için çalismalarin yapilacagi ilin tamamini, &lt;br/&gt;g) Egitim Merkezi: Fiziki yapisi ve insangücü özellikleri nitelik ve nicelik olarak yeterli olan, gerekli malzeme ve ekipman ile donatilmis hizmet içi egitim merkezlerini, &lt;br/&gt;ifade eder. &lt;br/&gt;IKINCI BÖLÜM &lt;br/&gt;Kurulus Esaslari &lt;br/&gt;Kurulus Usulü &lt;br/&gt;Madde 5- Merkez, bu Yönetmeligin 6 nci ve 10 uncu maddesindeki sartlarin bulundugunun tesbiti üzerine Valiligin teklifi, Genel Müdürlügün olumlu görüsü ve Bakanligin onayi ile kurulur.</description></item><item><title>AKRABA EVLİLİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?akraba-evlilikleri-344187.html</link><description>Akraba Evliliği&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;   Ülkemizde her gün binlerce kişi evleniyor. Akraba evliliklerinin bu evliliklerden farkı nedir?&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;   Aynı soydan gelen kişilerin yaptığı evliliğe akraba evliliği denir. Akrabalık; anne soyundan gelebileceği gibi baba soyundan da gelebilir. Her ikisi de aynı derecede önemlidir. Anne veya babalarından biri kardeş olan bir çiftin yaptığı evliliklere 1.DERECE AKRABA EVLİLİĞİ (Kuzen Evlilikleri) denir. &lt;br/&gt;Büyükanne veya büyükbabalarından biri kardeş olan çiftlerin yaptığı evliliklere ise 2.DERECE AKRABA EVLİLİĞİ (Torun Evlilikleri) denir.&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;   Ülkemizde her beş evlilikten birini oluşturan akraba evliliklerinde özürlü çocuk doğma riski yüksektir. Türkiyede evliliklerin yüzde 20sini oluşturan akraba evliliklerinde özürlü çocuk doğma riski iki katına çıkıyor. Bu yüzden akraba evliliği yapmayı planlayan çiftlere evlenmeden önce muhakkak genetik danışmanlık almaları öneriliyor. Uzmanlar, toplumda yüzde 2-4 olan özürlü çocuk oranının akraba evliliği yapanlarda yüzde 4-8lere çıktığını belirtiyor. Akraba evliliği yapacak çiftlere evlilik öncesi veya gebelik öncesinde genetik danışma almalarının büyük önem taşıdığına dikkat çekilmelidir. Danışan kişilere öncelikli olarak ayrıntılı olarak bir soy ağacı çıkarılıyor. Soy ağacında ailede herhangi bir anormalik, zeka kusuru, düşükler ve ölü doğumlar tespit edililiyor ve daha önce ailede bu hastalıklar görünmüşse risk daha da artıyor.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;   Türkiye gibi akraba evliliklerinin yoğun olduğu ülkelerde, sakat bebek doğumları çok sık görülmektedir. Uzmanlar akraba evliliklerinin büyük bir bölümünün aile baskısından kaynaklandığını söylüyorlar. Bu tür evlilikler yüzünden sakat doğum olayların yaşandığına dikkat çeken uzmanlar, vatandaşların bu konuda aydınlatılması gerektiğini söylüyorlar. Akraba evliliklerin görülmesinin sebepleri arasında genellikle, aileye ait mal varlığının  dağılmaması, aile bireyleri arasındaki sevgi ve saygıyı korumak, akrabaların evlilik ve sosyo ekonomik beklentilerinin aynı olması ve karşı cinsle rahat iletişime girememe gibi etkenler sayılabilir. Akrabalar arasında yapılan evliliğe endogami denilmektedir.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;   Her insanda 23 çift kromozom vardır. Her bir çift kromozomun bir tanesi anneden, diğeri babadan gelmektedir. Kromozomlar, kalıtımımızla ilgili olan DNAyı içerir. DNAnın fonksiyonel ürün kodlayan bölümler ise gen denir.    &lt;br/&gt;   Kalıtımın taşıyıcısı genlerdir. Bizler nesiller öncesinden gelen atalarımızın  bize hediye ettiği genetik kalıtımla yaşama başlamaktayız. Vücudumuzun büyüyüp gelişmesi ve çalışması genlerimizin kontrolü altındadır. Yaşamın temel taşı olan &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;genler, bir DNA molekülünündeki  belirli bir özellik içeren kesitine verilen addır. Her bir gen ya da birkaç gen kümesi bizdeki bir özelliğin bilgisini içerir. Anne ve babadan eşit olarak geçen genler, bizdeki tüm yaşam duvarlarını örer.  Genler hücrelerde bulunan kromozomların kısımlarıdır. Dolayısıyla genler, kromozomlarla birlikte çoğalarak, hücre bölündükçe yeni hücrelere geçerler. Kişide her genin, biri anneden biri babadan gelmiş olan iki kopyası (aleli) bulunur. Bazen genin bir kopyasının yapısı bozuktur ve bu bozuk kopya yüzde elli olasılıkla çocuğuna geçer. Bozuk bir gen, kişinin bazı vücut işlevlerinin bozulmasına neden olur. &lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;   Bir karaktere ait olan özelliğin diğerine baskın olması halinde o karaktere baskın (dominant)  gen , baskın olmayan gen&quot;e resesif (çekinik) gen denir. Bir karakterin çıkması, iki aynı gen frekansının karşılaşması demektir. Eğer bir hastalığa ait gen (resesif) anneden aktarılırken, babadan da aynı (resesif) gen ile karşılaşırsa o hastalık mutlaka doğacak olan çocukta çıkacaktır. Eğer, anneden resesif gen, babadan da dominant gen  karşılaşırsa bu sefer doğacak çocuk da  tıpkı anne ve</description></item><item><title>ÇALIŞAN ANNELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?calisan-anneler-448173.html</link><description>ÇALIŞAN ANNELER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuklarını çalışarak büyüten anneler bunun yaşamlarındaki en zor şey olduğunu söylerler. Çalışan annelerin bir bölümü ekonomik yetersizlikler nedeniyle çalışmak zorunda oldukları, diğer bir bölümü ise ekonomik bağımsızlıklarını kaybetmemek veya mesleklerinden uzak kalmamak için çalışır. Her iki koşulda da çalışan annelerin en önemli sorunları aşağıdaki şekilde gruplandırılabilir;&lt;br/&gt;a. Çocuk bakıcısı arayışı, &lt;br/&gt;b. Aşırı sorumluluk yüklenme, zihinsel ve bedensel yorgunluk, &lt;br/&gt;c. Suçluluk duygusu. &lt;br/&gt;a. çocuk bakıcısı arayışı&lt;br/&gt;Çocuğunuza kimin bakacağına doğumdan önce anne ve baba birlikte karar verin.&lt;br/&gt;Çocuğunuza bakmasına karar verdiğiniz kişi bir akraba ise:&lt;br/&gt;Bu kişinin çocuğunuza bakmaya gerçekten gönüllü ve uygun olduğundan emin olun,&lt;br/&gt;Bu kişiden çocuğunuza mümkünse kendi evinizde bakılmasını isteyin,&lt;br/&gt;Çocuğunuzun geceleri ve hafta sonları sizinle kalmasını sağlayın,&lt;br/&gt;Bu kişiye çocuğunuzun bakımı ve eğitimi ile ilgili tüm beklentilerinizi açık bir şekilde ve anne-baba biraradayken bildirin.&lt;br/&gt;Çocuğunuza bakmasına karar verdiğiniz kişi bir çocuk bakıcısı ise,&lt;br/&gt;Bu kişinin çocuk bakıcılığı için gerçekten yeterli ve uygun olduğundan emin olun,&lt;br/&gt;Bu kişiden çocuğunuza kendi evinizde bakılmasını isteyin,&lt;br/&gt;Evinizde yatılı kalarak çocuğunuza bakmasını talep etmeyin,&lt;br/&gt;Bakıcının çalışma düzenini ve iş tanımını önceden belirleyin, çocuğunuzun bakımı ve eğitimi ile ilgili tüm beklentilerinizle birlikte açık bir şekilde ve anne-baba biraradayken bu kişiye bildirin,&lt;br/&gt;Yeterli bir süre çocuğunuza bu kişiyle birlikte bakın ve çalışmaya başlamadan önce aşamalı olarak günün belirli saatlerinde evden uzaklaşarak çocuğunuzu bu uzun süreli ayrılığa yavaş yavaş alıştırın.&lt;br/&gt;Çocuğunuza bakıcı ararken şunlara dikkat edin;&lt;br/&gt;Bakıcıda aradığınız özellikleri önceden sıralayın ve önceliklerinizi belirleyin (tıpatıp beklentilerinize uygun biri karşınıza çıkmayabilir),&lt;br/&gt;Bakıcıyı mümkünse evinde ziyaret edin, çocuklarıyla ilişkisini gözlemleyin,&lt;br/&gt;Referanslarıyla ve komşularıyla görüşün, gerekli belgeleri temin edin.&lt;br/&gt;Çocuğunuza bakıcı ararken şu özelliklere sahip olmasına dikkat edin;&lt;br/&gt;Temiz, düzenli ve dürüst olmasına,&lt;br/&gt;Aile yaşantısının düzenli olmasına,&lt;br/&gt;Dakik ve elinin çabuk olmasına,&lt;br/&gt;Sevecen ve güleryüzlü olmasına,&lt;br/&gt;Esnek ve hoşgörülü olmasına, katı-kuralcı olmamasına,&lt;br/&gt;Yeniliğe ve değişime açık olmasına, sabit fikirli olmamasına,&lt;br/&gt;Sorumluluk ve insiyatif sahibi olmasına,&lt;br/&gt;İletişim becerisinin olmasına,&lt;br/&gt;Yaş ve kişilik olarak bakılacak çocuğun annesine benzemesine,&lt;br/&gt;Sabırlı olmasına,&lt;br/&gt;Eğitimli, kendini yetiştirmiş ve bilinçli olmasına,&lt;br/&gt;Çocuğu ya da işe devamını etkileyecek bir rahatsızlığının olmamasına,&lt;br/&gt;Sigara içmemesine.&lt;br/&gt;b. aşırı sorumluluk yüklenme, zihinsel ve bedensel yorgunluk&lt;br/&gt;Çalışan annenin en önemli sorunu aşırı sorumluluk yüklenmesi ve yorgunluktur; çünkü bu sorun annelere çözümsüz ve başa çıkılamaz gibi görünür. Alışıldık bir düzen vardır; evde ve işte yapılacaklar zaten belirlidir, şimdi hepsine geceyi gündüze katan bir bebek eklenmiştir ve gün 24 saattir, dolayısıyla yorgunluk kaçınılmazdır. Böyle değerlendirince, gerçekten de çalışan anne için yapılacak pek birşey yok gibi görünüyor. Oysa ki, durum hiç de öyle umutsuz değil, çalışan anneler iş listelerini pekala hafifletebilirler;&lt;br/&gt;Gerek evde gerekse işte, yükünüzün arttığı dönemlerde bir süre yalnızca acil ve önemli olan işlerinizle ilgilenin&lt;br/&gt;Bazı işleri başkalarına devretmeyi deneyin, işyerinde iş arkadaşlarınızdan; evde ise eşinizden, varsa diğer çocuklarınızdan veya yakınlarınızdan yardım isteyin. Çocuğunuz yokken evinizle, kadın olduğunuz için eşinizden daha çok ilgilenmiş olabilirsiniz, bu aynı düzenin devam edeceği anlamına gelmez.&lt;br/&gt;Eşiniz yeni doğan bebeğinizi emziremez belki ama, bugüne kadar hep sizin hazırladığınız akşam yemeğini hazırlayabilir. Aile içinde yapılabilecek ufak düzenlemeler size kısacık da olsa rahat bir nefes alma olanağı sağlayacaktır.&lt;br/&gt;Yükünüzün çok arttığını hissettiğiniz yerde bazı alışkanlıklarınızdan tamamen vazgeçin, bunun için kendinize önceden vazgeçilebilirler listesi bile</description></item><item><title>AİLE PLANLAMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-planlamasi-359804.html</link><description>İÇİNDEKİLER                                                                                                    SAYFA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-ÖNSÖZ&lt;br/&gt;-GİRİŞ&lt;br/&gt;-DERS PLANI&lt;br/&gt;1-AİLE PLANLAMASI                                                                                           1&lt;br/&gt;1-1Tanımı                                                                                              1   &lt;br/&gt;1-2Aile planlamasının amacı                                                                 1&lt;br/&gt;1-3Aile planlaması ana sağlığı açısından önemi                                   3 &lt;br/&gt;                      1-4 Aile planlamasının çocuk sağlığı açısından önemi                       3&lt;br/&gt;                      1-5 Aile planlamasının topluma faydaları nelerdir                             4&lt;br/&gt;1-6 Türkiye&quot;de aile planlaması hizmetlerinin tarihsel gelişimi              4&lt;br/&gt;                      1-7 Aile planlaması hizmetlerinin düzenlenmesi ve yönetimi            5&lt;br/&gt;                        1-7-1 Hizmet türleri                                                                          6 &lt;br/&gt;                        1-7-2 Hizmet akışı                                                                            6 &lt;br/&gt;                        1-7-3 Hizmet sunumu                                                                       7 &lt;br/&gt;2- DANIŞMANLIK                                                                                                  8 &lt;br/&gt;                  2-1 Aile planlaması danışmanlığının önemi                                            8&lt;br/&gt;                  2-2 aile planlaması danışmanlığının uygulanma alanları                        8&lt;br/&gt;3- AİLE PLANLAMASI YÖNTEMLERİ                                                              10&lt;br/&gt;                  3-1 Etkili kontroseptif  yöntemler                                                         10&lt;br/&gt;                         3-1-1 Oral kontrosiptif yöntemler                                                  10&lt;br/&gt;                                  3-1-1-1 Sadece progesteron içeren haplar                             13&lt;br/&gt;                         3-1-2 Deri altı implantları                                                               14 &lt;br/&gt;                         3-1-3 Rahim içi araçlar                                                                18&lt;br/&gt;                         3-1-4 Kondom                                                                              20 &lt;br/&gt;3-1-5 Diafram                                                                               21&lt;br/&gt;3-1-6 Cerrahi gebeliği önleme yöntemleri                                   21   &lt;br/&gt;                                  3-1-6-1 Tüp ligasyonu                                                        21&lt;br/&gt;                                  3-1-6-2 Vazektomi                                                              22  &lt;br/&gt;                 3-2 Etkisi sınırlı geleneksel yöntemler                                                23&lt;br/&gt;                       3-2-1 Takvim yöntemi                                                                   23&lt;br/&gt;                       3-2-2 Geri çekme                                                                           24 &lt;br/&gt;                       3-2-3 Spermisitle                                                                           24&lt;br/&gt;                       3-2-4 Vajinal yıkama                                                                     24  &lt;br/&gt;                       3-2-5 Emzirme ile gebelik ilişkisi                                                  25&lt;br/&gt;4- KISIRLIK                                                                                                         26   &lt;br/&gt;                  4-1 Kısırlık nedenleri                                                                          26&lt;br/&gt;                  4-2 Kısırlıkta uygulanan tetkikler                                                       28 &lt;br/&gt;5- ÖZET                                                                                                               30&lt;br/&gt;6- HOW TO USE THE DIAPHRAGM-JELLY TECHNIC                         &lt;br/&gt;7-</description></item><item><title>MOTİVASYONUN SAĞLANMASINDA AİLENİN ROLÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?motivasyonun-saglanmasinda-ailenin-rolu-455309.html</link><description>MOTİVASYONUN SAĞLANMASINDA AİLENİN ROLÜ&lt;br/&gt;Motivasyon, insanın istek ve ihtiyaçlarının farkına varması ve bunları gerçekleştirmek için harekete geçmesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Motivasyonu olumlu yada olumsuz etkileyen bazı faktörler vardır. Bunlardan biri ailedir. Aile, farkında olarak yada olmayarak, gencin motivasyon düzeyini etkiler. Bu etkileme olumlu yönde olabildiği gibi zaman zaman da olumsuz yönde olabilir. Tabii ki hiçbir anne baba, bu kadar önemli bir dönemde çocuğunun motivasyonunu olumsuz etkilemek istemez. Ancak gencin iyiliği adına yapılan bazı davranışlar ya da söylenen bazı sözler onu olumsuz etkileyebilir; motivasyonunu düşürüp, kaygı düzeyini yükseltebilir. Bu da gencin kaygılı, mutsuz ve verimsiz bir hazırlık süreci geçirmesine neden olur. Eminiz ki hiçbir anne baba çocuğuna böyle bir zarar vermek istemez. Tam tersine çocuğuna böylesine önemli bir dönemde olumlu destek olmak, motivasyonunun artmasına yardım etmek ister. Kısaca her anne baba çocuğunun başarımının artmasında kendi payına düşeni en iyi şekilde yerine getirmek ister.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Motivasyonun sağlanmasında ailenin olumlu rol aynayabilmesinin ilk şartı, genci anlamaktır. Ne denli zor bir dönem yaşadığının farkında olmak ve bunu da gence yansıtmak gerekmektedir. Bunun olabilmesinin yolu da aile içinde &quot;Olumlu bir iletişim ortamı&quot; kurulmasıyla olur. Olumlu bir iletişim ortamının olduğu ailelerde, aile üyeleri birbirini tanır(zayıf ve güçlü yönleriyle), olduğu gibi kabul eder, hiçbir koşula bağlı olmaksızın sever ve birbirine güvenir. Böyle bir ortamda yetişen genç, sevildiğini, kendisine güven duyulduğunu, anlaşıldığını bilir bu da ona güç verir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aile gencin zorluklarını anlamalı ve bunu ona aktarmalıdır. &quot;Hem okulu hem dershaneyi birlikte götürmenin zor ve yorucu olduğunu biliyorum ve bu zor dönemde senin yanındayım, benden istediğin desteği vermeye hazırım.&quot; şeklinde bir ifade gencin aileye olan güvenini daha da pekiştirecektir. Anlaşıldığının farkına varan genç yaşadığı zorlukları rahatça ailesiyle paylaşacak, sorumluluklarına da daha sıkı sarılacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sorumluluktan bahsetmişken hemen belirtmeliyiz ki, üniversite sınavına hazırlanmak sadece ve sadece gencin sorumluluğudur. Bu sorumluluk ne ailenin ne de özel öğretmeninindir. Bu gencin, sorumluluğudur. Aile bu sorumluluğu gencin yerine üstlenmemelidir. Gencin eksik olduğu konuları, kapatması gereken açıkları, çalışmadığı dersleri saptamak hangi derse ne kadar çalışacağını belirlemek ve takibini yapmak ailenin değil gencin sorumluluğudur. Aile, bu sorumlulukları gencin yerine üstlendiğinde gencin motivasyonuda doğal olarak düşecektir. O nedenle aile, bu sorumlulukların gence ait olduğunu bilmelidir. Aileye düşen, sorumluluklarını üstlenen ve yerine getiren gence, istediği desteği sağlamaktır.(Uygun bir çalışma ortamı temin etmek, yaşadığı zorlukları aktardığında birlikte çözüm üretmeye çalışmak... gibi)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuğunun motivasyonunu arttırmak isteyen aileler, çocuğun yapamadıklarının değil yapabildiklerinin üzerinde durmalıdır ki takdir edildiğini, desteklendiğini gören çocuk o davranışı daha sık göstersin. Örneğin hafta içinde bir kez oturup ders çalışan çocuğa &quot;oturup ders bile çalışamıyorsun, ne zaman otursan bir bahaneyle kalkıyorsun, bakalım sınavda ne yapacaksın&quot; gibi bir ifade kullanmak yerine geçen gün kendi başına oturup ders çalışabilmen çok hoşuma gitti, seninle gurur duydum. Belki ilk başta biraz zorlanırsın ama hiç moralini bozma, bunun da üstesinden gelebilirsin&quot; şeklinde bir ifade kullanmak, gencin kendi başına çalışma davranışını sıklaştıracaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sınavla ilgili olarak, gencin değerini sınavdaki başarısıyla eş tutmak, sonuçlarla ilgili olarak korkutmak, tehdit etmek, &quot;Sen hele bir kazanama, o zaman görüşürüz&quot; ya da &quot;Kazanamazsan arkadaşlarının yüzüne nasıl bakarsın, aile dostlarımızın hepsine rezil oluruz&quot; gibi ifadeler gencin motivasyonunu değil kaygısını arttırır. Genç ailesinin ve başkalarının gözünde kendisinin değil, sınavdaki başarısının önemli olduğunu düşünür ve sınava gerçek dışı bir anlam yükler. Bu da kaygısını arttırır. Kaygı, öğrenmenin ve öğrendiğini kullanmanın önündeki en önemli engeldir. Kaygısı artan, sınava olduğundan farklı anlamlar veren öğrenciler için her sınav bir &quot;Kriz&quot; dir. Kendisini ispatlaması gereken, değerli olduğunu herkesin görmesi gereken ve mutlaka kazanılması gereken bir savaş. Bu duygularla sınava hazırlanan genç her bir sınavı, hatta her bir çalışma testini, kazanılması gereken bir savaş olarak görecek, yapamadığı her bir soruyu kaybedilmiş bir savaş olarak</description></item><item><title>ÇOCUK VE ÖLÜM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-ve-olum-448182.html</link><description>ÇOCUK VE ÖLÜM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuğun içinde bulunduğu kapalı dünya gerçeği, her zaman araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Çocuğu anlamak için soru-cevap yöntemi belli bir noktaya kadar yararlı olabilmektedir; ancak yeterli olmamaktadır. Çocuğun kelime kapasitesi, soyut düşünme becerisi anlamayı olumsuz etkilemektedir. Bundan dolayı, araştırmacılar, çocuğun ölüm hakkındaki bilgisini, çeşitli varsayımlardan hareket ederek açıklamaya çalışmışlardır:1 fakat, varsayımlar da çocuğu anlamada yetersiz kalmaktadır; çünkü varsayımlar, kişinin anlayışına, inancına, hayata ve ölüme bakışına göre değişmektedir. Varsayımlar üzerindeki bu spekülasyonlar, çocuğu anlamanın en iyi yolunun anket yöntemi olduğunu ortaya çıkarmaktadır.&lt;br/&gt;Çocuğun hayata bakışı, yaratılıştan getirdiği özellikleriyle çözülebilir. Esasında çocuk doğuştan dindar olarak dünyaya gelir.2 Çocuğun ilgi alanları, arzu ve isteklerinin doğuşu ve gelişimi incelenirken, çocuğun dini inanca eğilimli ve kabiliyetli olduğu3 görülür. Schleier, Macher, Remplein, Hurlock, A. Vergote, İbni Sina, Sokrat, Eflatun ve La Fontaine4 gibi düşünürler, bu kabiliyet ve meylin kendiliğinden meydana geldiğini ve insanın özünde doğal olarak varolduğunu söylerlerken gerçeği bir noktadan ele almışlardır.5 Nitekim bu yaklaşım Kuran-ı Kerimde, Rum suresi 30. ayette şöyle netleştirilmiştir: Yüzünü hak din olan İslama çevir. O fıtrat dini ki, Allah insanları o din üzerine yaratmıştır. Allah yaratışını değiştirecek değildir; siz de Allahın yarattığını değiştirmeyin. İşte dosdoğru din budur; lakin insanların çoğu bilmez.6 Hazreti Peygamber de (asm) hadis-i şeriflerinde, Her doğan, İslam yaratılışında doğar; onu, anası-babası (başka dinde iseler) Hıristiyan, Yahudi, Mecusi yaparlar (bu dinlere sokarlar)7 derken, çocuğun üzerindeki iç ve dış faktörlere işaret etmektedir.&lt;br/&gt;Çocuğun zihnindeki Allah, ölüm, ahiret gibi kavramlar, çocuğun doğarken beraberinde getirdikleri ile sosyal çevre olarak kabul edilen aileden8 aldıklarının bileşimidir. Henüz somut olayları idrak edebilme aşaması içinde bulunan ve zaman zaman onu aşmaya çalışan çocuk, ölüm gibi soyut kavramları anlamakta haliyle hayli zorlanacaktır.9 Fıtratında taşımış olduğu nimetlerin gelişme ortamı aile ocağıdır.&lt;br/&gt;Çocuğun Ölüme Bakışını Belirleyen Faktörler&lt;br/&gt;Çocukların ölümle ilgili düşünceleri ve korkularının ve bununla başa çıkma yollarının nasıllığını belirleyebilmek için, gelişim evrelerini, zeka seviyesini, aile ortamını dikkate almak gerekecektir. Çocuğun ölüme bakışını ele almadan önce, Allah, Cennet, Cehennem, ahiret gibi kavramları nasıl algıladığını bilmek gerekecektir. Bu aynı zamanda ölüme bakışının da temelini oluşturacaktır.&lt;br/&gt;Erken yaşlarda çocuk için Allah, melek, Cennet, Cehennem, ölmek, dirilmek gibi kavramlar birer sır perdesi içindedirler. Çocuğun ölümü doğru algılayabilmesi için, Allahı tanıması ve sevmesi gerekmektedir. Allahı sevmeden onun yarattığı ölümü doğru anlaması mümkün değildir. Bu noktada anne ve babanın çocuğu hayat, varlık ve yaratıcı konusunda bilgilendirmesi gerekir. Bu yapılırken, çocuğun karşısına kendi diliyle çıkılması, onunla kendi dilinde konuşulması, sorularına kendi diliyle yanıt verilmesi gerekmektedir.10&lt;br/&gt;Çocuklar Allah fikrini büyükler yolu ile kelimeler ve ifadeler şeklinde aldıktan sonra bunların yorumunu da yine büyüklerle birlikte yapmak istemektedirler.11 Tabii ki çocuğun biyolojik gelişmesi, ruhi gelişmesi, zeka durumu ve onun fıtri yapısı dikkate alınmak durumundadır.&lt;br/&gt;Eğitimciler bazı kavramların doğru algılanmasında temel olarak çocuğun doğum öncesi aylarının da önemli olduğuna vurgu yapmaktadırlar.&lt;br/&gt;Ölüm konusunda 2 veya 3 yaşındaki çocuklarda kavramsal gelişim daha yeni olmasına rağmen, onlar ölümün biraz farkında olmuşlardır. 4 veya 5 yaşlarındaki çocuklarca evrenselliğe ve kaçınılmazlığa delalet eden ölümün iyice anlaşıldığı görülmektedir. 5 veya 6 yaşlarında ruh fikri, er-geç tashih gerektiren yanlış bir kavram olan maddi bir varlık gibi somutlaştırılmıştır. Bir çok küçük çocuk, gelişen inançları çözümleyememekte ve</description></item><item><title>AKRABA EVLİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?akraba-evliligi-398119.html</link><description>AKRABA EVLİLİĞİ&lt;br/&gt;SORUNLAR, NEDENLER VE ÇÖZÜMLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akraba evliliği toplumumuzda bir çok başka ülkede olduğu gibi ciddi bir tıbbi sorundur. Genetik hastalıkların sıklığını olumsuz etkilemesi nedeniyle üzerinde önemle durulması ve tartışılması gerekir.&lt;br/&gt;Akraba evliliği sıklığı nedir?&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de akraba evliliği sıklığı Hacettepe Nüfus Etüdleri Enstütüsünün 1983 yılında yaptığı çalışmada % 21.10 olarak bildirilmiştir. Bu sıklık yöreler arasında ciddi farklılıklar göstermektedir ve ülkenin batısından doğusuna doğru gidildikçe artmaktadır. Diğer bir araştırmada Doğu Anadolu&quot;da sıklık % 30.8 olarak bulunurken Batı Anadolu&quot;da %12.8&quot; e düşmektedir. Sıklık köy ve kasaba gibi dar topluluklarda artmaktadır. Ayrıca böyle dar topluluklar uzun süreler boyunca incelendiklerinde, burada yaşayan halkın yakından yada uzaktan bir şekilde birbiriyle akraba oldukları ortaya çıkar ki bu da aynı köyden iki kişinin evliliğinin bile akraba evliliği olarak kabul edilmesi gerekliliğini doğurur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Akraba evliliğinin sık olmasının nedenleri nelerdir?&lt;br/&gt;Akraba evliliği, evliliğe aile büyükleri tarafından karar verildiği durumlarda daha da artmaktadır. Erken yaşlardaki evliliklerde sıklığı daha fazladır. Resmi nikahlı eşlere göre dini nikahlı eşler arasında % 50&quot;lik bir artış izlenmektedir.  &lt;br/&gt;Yapılan çalışmalar eğitim ile akraba evliliği sıklığının azaldığını göstermektedir. İlkokul mezunları arasındaki sıklık yaklaşık  %20 iken orta ve yüksek öğrenimi tamamlayanlarda %10&quot;a kadar gerilemektedir. Yine ailesinde akraba evliliği olan kişilerde olmayanlara göre 2 kat fazla akraba evliliği bildirilmektedir. &lt;br/&gt;Akraba evliliğinin bu kadar sık olmasının nedenleri sosyal, ekonomik, psikolojik, dini ve coğrafi açıdan yapılacak incelemelerle ortaya konabilir. &lt;br/&gt;Sosyal sebepler arasında en önemli etken, belirli bir sosyal sınıfta olan kişilerin başka sosyal sınıftan kişilerle evlenmek istememesi ve kendine en yakın özelliklerdeki kişileri en kolay akrabaları arasında bulmasıdır. Ekonomik sebeplerde bu ya</description></item><item><title>AİLE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-350796.html</link><description>AİLE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evlilik, kan yada evlat edinme  bağlarıyla birbirine bağlı, tek bir hane halkı oluşturan, karı-koca, ana-baba, kız ve oğul, kız ve erkek kardeş olarak herbiri kendi toplumsal konumu içinde birbirlerinin karşılıklı etkileyen, ortak bir kültür yaratan, paylaşan ve sürdüren bireyler grubu.  Ayrıca aile topluluğu, tek bir hane halkını oluşturduğu için çoğu kez hane halkı terimiyle kullanılır. &lt;br/&gt;Başka bir açıklama yapmak gerekirse; Türk Hukuku&quot;na göre aile kan veya mukabele ile birbirine bağlanmış, aralarındaki hukuki münasabet medeni hukuk ile düzenlenmiş topluluktur. &lt;br/&gt;Aile, çok büyük önemi olan tabii bir toplumdur. Çünkü, çocukların korunması ve yetiştirilmesi, anne ve babaya ancak sürekli bir beraberlik  sayesinde yürütebilecekleri bir takım görevler yükler. Bu yüzden ailede eğitimin yeri çok önemlidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AİLEDE EĞİTİM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Anne ve Babanın Davranışları:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Insan ilişkileri içinde en uzun ömürlü ve önemli etkileri olanı, hiç kuşkusuz anne-baba ile çocukları arasında olan ilişkilerdir. Bir de çocuğun yetişmesinden başarı ya da başarısızlıklarından yalnızca veya yüzde yüz anne-babayı sorumlu tutmak doğru değildir. Çünkü çocuk yalnızca anne ve babasının aile eğitiminin etkisi altında kalmış olsaydı, bir ailedeki tüm çocukların birçok özellikleri yönünden birbirlerinin aynı olmaları gerekirdi. Her çocuk ailenin parçasıdır. Fakat çocuğun yetişmesi ve gelişmesinde okulun ve en geniş anlamda toplumunda sorumlulukları da katkılardan biridir. Bence, anne-babaları tarafından gerçekten sevilip sayıldıklarına inana çocuklar davranışlarında daha bağımsız ve kendilerine daha çok güvenen insanlar durumuna gelmektedirler.&lt;br/&gt;Çocuğun kişiliği önce ve esaslı olarak anne-babası arasında biçimlenmeye ve renk almaya başlar. Ancak bir çocuğun aile çevresinde kazandığı kötü alışkanlıkları değiştirmek, kolay bir iş değildir. Atalarımız, öncelikle ilk yıllardaki etkilerin önemini belirtmek için &quot;Ağaç yaşken eğilir&quot; demişlerdir. Yapılan incelemelerde gösterdiği gibi hayatında anne-babasının her yaşta kişiliği üzerinde etkisi olmaktadır. Eğer bu etkiyi derecelendirmek, ağırlık ve önem bakımından bazı dönemlere ayırmak gerekirse özellikle doğumdan 5 yada 6. Yaşın sonuna kadar  insan hayatındaki önemi çok büyüktür. &lt;br/&gt;Bunun nedenleri;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a.Bir çocuğun anne-babası ile bir arada olma süresi ve bu dönemde, hayatının diğer dönemleri ile kıyaslanamayacak kadar uzundur. &lt;br/&gt;b.Kimi anne-babalar, özellikle bu yaşlardaki çocuklar için &quot;daha yaşı küçüktür, nasılsa bir şeyler anlamaz&quot; diye düşünebilirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Bu türlü fikirler anne-babaların çocuklarına karşı davranışlarında, birbirlerine olan ilişkilerinde daha az &lt;br/&gt;hassas , daha az dikkatli olmalarına neden olmaktadır. &lt;br/&gt;Ve ruh sağlığının bozulmuş, uyumsuz bir duruma gelmiş insanların çoğunun hayat hikayelerinin dinlenince bu gibilerinin ruh sağlıklarının bozulmasını sağlayan nedenlerin köklerinin bu yaşlara kadar gelip dayandığı görülmektedir.&lt;br/&gt;Bu genel niteliklerden bahsettikten sonra hangi davranışların çocukların üzerinde etkili olduğundan bahsedebiliriz:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I-Anne-Babaların Sorumlulukları: Her anne-babayı bekleyen sorumluluklar vardır. Çocuğun yaşı ilerledikçe anne-babasının taşıyacağı sorumluluklar azalır. Bir kısmı uzar. Kimilerine göre anne-babaların en önemli sorumlulukları:  çocuğun yemek, içmek, giyim, kuşam vb. gibi temel ihtiyaçlarını gidermektir. Oysa anne-babaların sorumlulukları bunları aşan çok daha geniş, daha başka konuları kapsamaktadır. Çocukların bazı temel ihtiyaçları vardır ki, bunların sağlıklı ve dengeli olarak giderilmesindeki sorumlulukların önemli bir kısmı anne-babaları ilgilendirir. Özellikle büyüme ve gelişmenin çok hızlı olduğu okul öncesi çağında ve daha sonraları çocuğun yemesiyle, giyimi, kuşamıyla, uykusu, dinlenmesi ve oyunuyla ilgilenmesi gereken anne-baba, çok küçük yaşlardan başlayarak örneğin cinsel eğitimiyle de ilgilenmek zorundadır. Öte yandan çocukların ruhsal ve toplumsal nitelikleri temel ihtiyaçlarının (güven, başarı elde etme, sevgi, beğenilme, birlikte yaşama) gideri</description></item><item><title>AİLE PLANLAMASI İLE İLGİLİ KANUN MADDELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-planlamasi-ile-ilgili-kanun-maddeleri-448108.html</link><description>BIRINCI BÖLÜM &lt;br/&gt;Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanimlar &lt;br/&gt;Amaç &lt;br/&gt;Madde 1- Bu Yönetmeligin amaci; saglik hizmetlerine duyulan ihtiyaç bakimindan toplumun en ön- celikli kesimini olusturan kadin, anne ve çocuklarin saglik düzeyini yükseltmek, üreme sagligi hizmet- leri bütünü içerisinde ailelere aile planlamasi hizmetlerini ve diger saglik kuruluslariyla isbirligi içinde diger ana-çocuk sagligi hizmetlerinin sunumunu koruyucu saglik hizmetleri ilkelerine uygun sekilde gerçeklestirmek üzere kurulan Ana-Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Merkezlerinin hizmetlerini ve bu hizmetlerin yürütülmesine dair usul ve esaslari düzenlemektir. &lt;br/&gt;Kapsam &lt;br/&gt;Madde 2- Bu Yönetmelik, Saglik Bakanligina bagli olarak faaliyet gösteren Ana-Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Merkezleri ile bu Merkezlerde görevli personeli kapsar. &lt;br/&gt;Hukuki Dayanak &lt;br/&gt;Madde 3- Bu Yönetmelik; 181 sayili Saglik Bakanliginin Teskilat ve Görevleri Hakkinda Kanun Hükmünde Kararnamenin 43 üncü maddesine ve 3359 sayili Saglik Hizmetleri Temel Kanununun 9 uncu maddesinin (c) bendine dayanilarak hazirlanmistir. &lt;br/&gt;Tanimlar &lt;br/&gt;Madde 4- Bu Yönetmelikte geçen; &lt;br/&gt;a) Bakanlik: Saglik Bakanligini, &lt;br/&gt;b) Genel Müdürlük: Bakanligin Ana Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Genel Müdürlügünü, &lt;br/&gt;c) Merkez: Ana-Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Merkezini, &lt;br/&gt;d) AÇSAP: Bu Yönetmelik kapsamindaki hizmetler olarak kadin, ana-çocuk sagligi ve aile planla- masini, &lt;br/&gt;e) Bölge: Merkezin hizmet vermekle sorumlu olacagi yerlesim yerlerini, &lt;br/&gt;f) Saha: AÇSAP hizmetlerinin gelistirilmesi için çalismalarin yapilacagi ilin tamamini, &lt;br/&gt;g) Egitim Merkezi: Fiziki yapisi ve insangücü özellikleri nitelik ve nicelik olarak yeterli olan, gerekli malzeme ve ekipman ile donatilmis hizmet içi egitim merkezlerini, &lt;br/&gt;ifade eder. &lt;br/&gt;IKINCI BÖLÜM &lt;br/&gt;Kurulus Esaslari &lt;br/&gt;Kurulus Usulü &lt;br/&gt;Madde 5- Merkez, bu Yönetmeligin 6 nci ve 10 uncu maddesindeki sartlarin bulundugunun tesbiti üzerine Valiligin teklifi, Genel Müdürlügün olumlu görüsü ve Bakanligin onayi ile kurulur. Egitim Merkezi olarak faaliyet gösterecek Merkezlerin kurulusu da ayni usule tabidir. &lt;br/&gt;Nüfus Sarti ve Öncelik &lt;br/&gt;Madde 6- Merkez; ana ve çocuk sagligi ve üreme sagligi (aile planlamasi dahil) hizmetleri yeterin- ce verilemeyen ve birinci basamak saglik kuruluslari eksik olan bölgelere öncelik verilerek, il merkezlerinde her 100.000 nüfusa bir adet olmak üzere kurulabilir. Merkezi yerlesim nüfusu en az 30.000 olan ilçe merkezlerinde de bir adet Merkez kurulur. &lt;br/&gt;Bakanlik tarafindan belirlenen standardlara göre yeterli malzeme, araç, gereç, personel ve uygun bina temin edilmeden yeni merkezler açilmaz. &lt;br/&gt;Sorumluluk Bölgesi &lt;br/&gt;Madde 7- Merkezin hizmet vermekle sorumlu olacagi bölgenin sinirlari ve büyüklügü, kurulusun alt yapi ve insangücü kaynaklari ve çevredeki saglik kuruluslari gözönünde bulundurularak belirlenir. &lt;br/&gt;Faaliyetler &lt;br/&gt;Madde 8- AÇSAP Merkezleri, Il Saglik Müdürlügüne bagli olarak çalisirlar. Merkezlerin gösterecegi faaliyetler sunlardir: &lt;br/&gt;a) Ilde yatakli veya yataksiz saglik hizmeti veya destek hizmeti veren kuruluslar ve saglik egitimi veren diger kurum ve kuruluslarla isbirligi yapmak, &lt;br/&gt;b) Temel saglik hizmetleri ve tip etigi ilkeleri isiginda, kadin, ana ve çocuk sagligi ile ilgili koruyucu ve tedavi edici hizmetleri, laboratuar hizmetlerini, aile planlamasi hizmetlerini ve bunlar ile ilgili konulardaki teorik ve beceri kazandirma egitim ve danismanlik hizmetlerini vermek, &lt;br/&gt;c) Kadin, ana ve çocuk sagligi ile ilgili yürüttügü hizmetlerin kayit ve bildirimlerini yapmak, &lt;br/&gt;d) Ilin birinci basamak saglik hizmetlerini veren kuruluslarinda görev yapan saglik personelinin kadin, ana ve çocuk sagligi ve aile planlamasi dahil üreme sagligi konularinda hizmetiçi egitimlerini yürütmek, &lt;br/&gt;e) Gerektiginde, il disindan gelen saglik personelinin de kadin, ana ve çocuk sagligi ve aile planlamasi dahil üreme sagligi konularinda egitimlerini saglamak, &lt;br/&gt;f) Mesleki egitim kurumlari için, çocuk, adölesan, kadin ve erkek üreme sagligi (aile planlamasi dahil) hizmetleri ile ilgili olarak mezuniyet öncesi ve son</description></item><item><title>ANA-ÇOCUK SAĞLIĞI VE AİLE PLANLAMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?anacocuk-sagligi-ve-aile-planlamasi-438741.html</link><description>Ana-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BIRINCI BÖLÜM &lt;br/&gt;Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanimlar &lt;br/&gt;Amaç &lt;br/&gt;Madde 1- Bu Yönetmeligin amaci; saglik hizmetlerine duyulan ihtiyaç bakimindan toplumun en ön- celikli kesimini olusturan kadin, anne ve çocuklarin saglik düzeyini yükseltmek, üreme sagligi hizmet- leri bütünü içerisinde ailelere aile planlamasi hizmetlerini ve diger saglik kuruluslariyla isbirligi içinde diger ana-çocuk sagligi hizmetlerinin sunumunu koruyucu saglik hizmetleri ilkelerine uygun sekilde gerçeklestirmek üzere kurulan Ana-Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Merkezlerinin hizmetlerini ve bu hizmetlerin yürütülmesine dair usul ve esaslari düzenlemektir. &lt;br/&gt;Kapsam &lt;br/&gt;Madde 2- Bu Yönetmelik, Saglik Bakanligina bagli olarak faaliyet gösteren Ana-Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Merkezleri ile bu Merkezlerde görevli personeli kapsar. &lt;br/&gt;Hukuki Dayanak &lt;br/&gt;Madde 3- Bu Yönetmelik; 181 sayili Saglik Bakanliginin Teskilat ve Görevleri Hakkinda Kanun Hükmünde Kararnamenin 43 üncü maddesine ve 3359 sayili Saglik Hizmetleri Temel Kanununun 9 uncu maddesinin (c) bendine dayanilarak hazirlanmistir. &lt;br/&gt;Tanimlar &lt;br/&gt;Madde 4- Bu Yönetmelikte geçen; &lt;br/&gt;a) Bakanlik: Saglik Bakanligini, &lt;br/&gt;b) Genel Müdürlük: Bakanligin Ana Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Genel Müdürlügünü, &lt;br/&gt;c) Merkez: Ana-Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Merkezini, &lt;br/&gt;d) AÇSAP: Bu Yönetmelik kapsamindaki hizmetler olarak kadin, ana-çocuk sagligi ve aile planla- masini, &lt;br/&gt;e) Bölge: Merkezin hizmet vermekle sorumlu olacagi yerlesim yerlerini, &lt;br/&gt;f) Saha: AÇSAP hizmetlerinin gelistirilmesi için çalismalarin yapilacagi ilin tamamini, &lt;br/&gt;g) Egitim Merkezi: Fiziki yapisi ve insangücü özellikleri nitelik ve nicelik olarak yeterli olan, gerekli malzeme ve ekipman ile donatilmis hizmet içi egitim merkezlerini, &lt;br/&gt;ifade eder. &lt;br/&gt;IKINCI BÖLÜM &lt;br/&gt;Kurulus Esaslari &lt;br/&gt;Kurulus Usulü &lt;br/&gt;Madde 5- Merkez, bu Yönetmeligin 6 nci ve 10 uncu maddesindeki sartlarin bulundugunun tesbiti üzerine Valiligin teklifi, Genel Müdürlügün olumlu görüsü ve Bakanligin onayi ile kurulur. Egitim Merkezi olarak faaliyet gösterecek Merkezlerin kurulusu da ayni usule tabidir. &lt;br/&gt;Nüfus Sarti ve Öncelik &lt;br/&gt;Madde 6- Merkez; ana ve çocuk sagligi ve üreme sagligi (aile planlamasi dahil) hizmetleri yeterin- ce verilemeyen ve birinci basamak saglik kuruluslari eksik olan bölgelere öncelik verilerek, il merkezlerinde her 100.000 nüfusa bir adet olmak üzere kurulabilir. Merkezi yerlesim nüfusu en az 30.000 olan ilçe merkezlerinde de bir adet Merkez kurulur. &lt;br/&gt;Bakanlik tarafindan belirlenen standardlara göre yeterli malzeme, araç, gereç, personel ve uygun bina temin edilmeden yeni merkezler açilmaz. &lt;br/&gt;Sorumluluk Bölgesi &lt;br/&gt;Madde 7- Merkezin hizmet vermekle sorumlu olacagi bölgenin sinirlari ve büyüklügü, kurulusun alt yapi ve insangücü kaynaklari ve çevredeki saglik kuruluslari gözönünde bulundurularak belirlenir. &lt;br/&gt;Faaliyetler &lt;br/&gt;Madde 8- AÇSAP Merkezleri, Il Saglik Müdürlügüne bagli olarak çalisirlar. Merkezlerin gösterecegi faaliyetler sunlardir: &lt;br/&gt;a) Ilde yatakli veya yataksiz saglik hizmeti veya destek hizmeti veren kuruluslar ve saglik egitimi veren diger kurum ve kuruluslarla isbirligi yapmak, &lt;br/&gt;b) Temel saglik hizmetleri ve tip etigi ilkeleri isiginda, kadin, ana ve çocuk sagligi ile ilgili koruyucu ve tedavi edici hizmetleri, laboratuar hizmetlerini, aile planlamasi hizmetlerini ve bunlar ile ilgili konulardaki teorik ve beceri kazandirma egitim ve danismanlik hizmetlerini vermek, &lt;br/&gt;c) Kadin, ana ve çocuk sagligi ile ilgili yürüttügü hizmetlerin kayit ve bildirimlerini yapmak, &lt;br/&gt;d) Ilin birinci basamak saglik hizmetlerini veren kuruluslarinda görev yapan saglik personelinin kadin, ana ve çocuk sagligi ve aile planlamasi dahil üreme sagligi konularinda hizmetiçi egitimlerini yürütmek, &lt;br/&gt;e) Gerektiginde, il disindan gelen saglik personelinin de kadin, ana ve çocuk sagligi ve aile planlamasi dahil üreme sagligi konularinda egitimlerini saglamak, &lt;br/&gt;f) Mesleki egitim kurumlari için, çocuk, adölesan, kadin ve erkek üreme sagligi (aile planlamasi dahil) hizmetleri ile</description></item><item><title>AİLE PLANLAMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-planlamasi-342194.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye nüfus politikaları yönünden iki önemli aşama geçirmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarından 1965&quot;e kadar pronatalist politika izlenirken bu tarihten donra antenatalist döneme geçilmiştir. &lt;br/&gt;Aile planlamasında önemli bir kilometre taşı da 1983&quot;de çıkarılan yasadır. Bu yasa ile isteğe bağlı düşükler ile gönüllü cerrahi sterilizasyon yasallaşmış, ebelerin RİA uygulamalarına ve pratisyen hekimlerin menstrual regulasyon yöntemi ile gegeliklerin sonlandırılmasına izin verilmiştir.&lt;br/&gt;Aile planlaması hizmetleri büyük oranda sağlık ocakları ,Ana çocuk sağlığı ve Aile planlaması merkezleri aracılığı ile Sağlık bakanlığı tarafından sunulmaktadır. Devlet hastanelerinde de Aile planlaması hizmetleri verilmekte, ayrıca bu kurumlarda cerrahi sterilzasyon yöntemleri ve küretaj yapılmaktadır. Sağlık bakanlığı dışında , SSK gibi diğer kamu kurumları da aile planlaması hizmeti vermektedir. Buna rağmen çiftlerin önemli bir bölümü hala geleneksel, güvenilirliği düşük ve hatta sakıncalı yollarla doğum kontrol yöntemleri uygulamaya çalışmaktadır. Bu duruma neden olan faktörlerin arasında yöntemler hakkında bilgi sahibi olunmaması önemli bir yer tutmaktadır.&lt;br/&gt;Bu araştırmada amaç, Evka 4 Sağlık ocağı bölgesinde 15-49 yaş arası kadınların aile planlaması yöntemleri konusundaki bilgi düzeyini incelemek ve bilgi düzeyi ile yaş, eğitim durumu,ekonomik durumu, çocuk sayısı, etkin veya etkin olmayan yöntem kullanımı arasındaki ilişkileri incelemektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GEREÇ VE YÖNTEM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kesitsel tanımlayıcı tipte yapılan bu çalışma 29-5-2001 ile 4-6-2001 tarihleri arasında Evka 4 Sağlık ocağına gelen 15-49 yaş arası kadınlar arasında Aile planlaması ve yöntemleri konusundaki bilgi düzeyleri ve uygulama tercihlerinin değerlendirilmesi amacı ile gerçekleştirildi. Çalışma 165 kadın üzerinde yapıldı.22 kapalı uçlu soru ile yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak yapıldı. Anket formunda ,kadınlara bildiği aile planlaması yöntemleri, yöntemi nereden öğrendiği , uyguladığı yöntemler, eğitim düzeyi , çocuk sayısı , ekonomik durumu, sağlık ocağında verilen Aile Planlaması hizmetleri konusundaki bilgileri sorulmuştur. Anketimizde 12,17,18,20,21,22. sorular bilgi soruları olarak kabul edildi ve 6 sorudan en az 4 tanesini bilenler bilgi bakımından yeterli olarak değerlendirildi. 12. soruda en az bir etkin yöntemin bilinmesi doğru olarak kabul edildi. Veriler elde kodlama ve çeteleme yöntemi ile değerlendirilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BULGULAR &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 1 : Yaş Gruplarına Göre Dağılımı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaş grupları&lt;br/&gt;Sayı&lt;br/&gt;%&lt;br/&gt;18 yaş altı31,82&lt;br/&gt;19-30 yaş7545,45&lt;br/&gt;31-40 yaş5935,75&lt;br/&gt;41-49 yaş2816,98&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Grubun % 45,45ini 19-30 yaş ve %35,75 ini 31-40 yaş grubu kadınlar oluşturmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 2 : Mesleğe göre dağılım&lt;br/&gt;MeslekSayı%&lt;br/&gt;Eşi veya kendisi sağlık personeli42,42&lt;br/&gt;Ev hanımı10764,85&lt;br/&gt;Diğer5432,73&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;Grubun % 64,85&quot;ini Ev hanımları ve % 32,73&quot;ünü diğer meslek grubu teşkil etmekte (sağlık sektörü ile ilgisi olmayan meslek dalları).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 3 : Eğitim durumuna göre dağılım&lt;br/&gt;Eğitim durumuSayı%&lt;br/&gt;Okur-yazar değil31,82&lt;br/&gt;Okur-yazar42,42&lt;br/&gt;İlkokul mezunu6438,78&lt;br/&gt;Ortaokul mezunu3420,60&lt;br/&gt;Lise4124,84&lt;br/&gt;Üniversite1914,51&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;Grubun % 38,78&quot;ini İlkokul mezunları oluştururken %24,84&quot;ünü lise mezunları oluşturmakta.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 4: Ekonomik duruma göre dağılım&lt;br/&gt;Ekonomik durumSayı%&lt;br/&gt;İyi2816,97&lt;br/&gt;Orta13173,40&lt;br/&gt;Kötü63,63&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;Grubun %73.40&quot;ını ortalama bir ekonomiye sahip olan kişiler oluştururken,%16.97&quot;sini iyi bir ekonomiye sahip kişiler oluşturmakta.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 5 : Çocuk sayısına göre dağılım&lt;br/&gt;Çocuk sayısısayı%&lt;br/&gt;Yok2615,75&lt;br/&gt;14225,45&lt;br/&gt;26237,57&lt;br/&gt;33118,78&lt;br/&gt;4 ve üzeri42,42&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;Grubun %37.57&quot;sini 2 çocuğu,%25.45&quot;ini ise 1 çocuğu mevcut kişilerce oluşmakta&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 6. İstenmeyen Gebelik Nedenlerine Göre Dağılımı&lt;br/&gt;İstenmeyen gebelik nedeni&lt;br/&gt;ile yapılan küretajsayı%&lt;br/&gt;yaptıranlar5231,51&lt;br/&gt;yaptırmayanlar11368,49&lt;br/&gt;Toplam165100&lt;br/&gt;Grubun %68.49&quot;u istenmeyen gebelik nedeni ile küretaj yaptırmayan kişilerce oluşturulmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 7: Yöntem bilgisine göre da</description></item><item><title>DOĞU ANADOLU&quot;DA KADIN VE AİLE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dogu-anadolu-da-kadin-ve-aile-441000.html</link><description>DOĞU ANADOLU&quot;DA KADIN VE AİLE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriş&lt;br/&gt;Osmanlı İmparatorluğu&quot;nda 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ateşli tartışmalara&lt;br/&gt;konu olan kadının ailedeki konumu, Cumhuriyet&quot;in kuruluşu ve 1926&quot;da kabul edilen&lt;br/&gt;Medeni Kanun&quot;la kağıt üzerinde radikal bir dönüşüme uğradı. Osmanlı&lt;br/&gt;İmparatorluğu&quot;nda varolan paralel hukuk sistemlerine son veren, aile yasasını&lt;br/&gt;laikleştiren, tek eşlilik ilkesini getiren ve birçok alanda kadınlara erkeklerle eşit&lt;br/&gt;haklar sunan Medeni Kanun, &quot;modern&quot; aileyi hedefliyordu. Cumhuriyet aydınlarının&lt;br/&gt;ana varsayımlarından biri, Medeni Kanun da dahil olmak üzere gerçekleştirilen&lt;br/&gt;reformlarla hedeflenen değişimlerin sanayileşme, modernleşme ve eğitimin&lt;br/&gt;yaygınlaştırılmasıyla yurdun her yerine yayılacağı idi. Dolayısıyla, Cumhuriyet&quot;in&lt;br/&gt;kuruluşu sırasında varolan ve bölgesel koşullara, dinsel yorumlara, etnik yapılara göre&lt;br/&gt;değişiklik gösteren aileye ilişkin yasalar ve uygulamaların modernleşmeyle&lt;br/&gt;kendiliğinden ortadan kalkacağı varsayıldı. Bunun ötesinde, Cumhuriyet&quot;in &quot;lineer&quot;&lt;br/&gt;bir model içeren modernleşme varsayımının bir sonucu olarak, modernleşmenin ve&lt;br/&gt;sanayileşmenin bölgeden bölgeye farklılıklar gösteren etkileri, erkek egemenliğinin&lt;br/&gt;değişen koşullarda yeniden yapılanış biçimleri, kadınların modern/laik sistem içinde&lt;br/&gt;tam olarak neleri kazandıkları ve neleri kaybettikleri uzun yıllar inceleme konusu&lt;br/&gt;olmadı.&lt;br/&gt;Oysa, merkezi devlet otoritelerince tek geçerli yasa olarak kabul edilen Medeni&lt;br/&gt;Kanun&quot;a rağmen, bu kanunla çelişen birçok geleneksel ve dini yasa, Cumhuriyet&lt;br/&gt;Türkiye&quot;sinde bölgeye, ekonomik koşullara, dine ve mezhebe, etnik kimliklere göre&lt;br/&gt;farklılıklar göstererek var olmaya devam ettiği gibi, daha da karmaşık ve birbirinin&lt;br/&gt;içine geçen bir yapı kazandı. Özellikle özel alanda, yani ailede geçerli olmaya devam&lt;br/&gt;eden bu yasalar, tamamiyle yerel toplulukların denetimine kaldılar.&lt;br/&gt;1990&quot;lara varıldığında, aile kurumunun Türkiye&quot;nin geçirdiği tüm değişikliklere&lt;br/&gt;rağmen, toplumun en geleneksel kurumu özelliğini taşımakta olduğu ve&lt;br/&gt;modernleşmenin etkilerinin yıllarca varsayıldığı gibi tek boyutlu olmadığı, sınıf, etnik&lt;br/&gt;kimlik, mezhep, üretim biçimleri, yerel koşullar ve bölgelerin özelliklerine göre&lt;br/&gt;değişen bir yapı oluşturduğu görülüyor. Bu bağlamda Doğu Anadolu, Yakın&lt;br/&gt;Erttürk&quot;ün de belirttiği gibi, merkez kurumları karşısındaki tarihsel özerkliği,&lt;br/&gt;ekonomik, etnik ve sınıf yapısı gereği, modernleşmenin etkileri ve modernleşmeyle&lt;br/&gt;cinsiyet ilişkileri arasındaki ilişkinin en çarpıcı ve çelişkili örneklerinden birini&lt;br/&gt;oluşturuyor.1&lt;br/&gt;1 Yakın Ertürk, &quot;Doğu Anadolu&quot;da Modernleşme ve Kırsal Kadın&quot;. 1980&quot;ler Türkiyesi&quot;nde Kadın&lt;br/&gt;Bakış Açısından Kadınlar, der. Şirin Tekeli (İstanbul: İletişim, 1993).&lt;br/&gt;2&lt;br/&gt;Bu yazının amacı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu&quot;da kadınların yaşamını etkileyen en&lt;br/&gt;önemli kurumlardan biri olan aileye ilişkin resmi, geleneksel ve dini yasaları ve&lt;br/&gt;uygulamaları 1996-1997&quot;de Ümraniye, Doğu ve Güneydoğu&quot;da gerçekleştirdiğimiz&lt;br/&gt;bir alan araştırmasının verilerine dayanarak incelemek ve bölgedeki cinsiyet&lt;br/&gt;ilişkilerinde bu yasaların ve uygulamaların oynadığı role ışık tutmaktır.2 Alan&lt;br/&gt;uygulaması çerçevesinde bölgedeki 19 yerleşim biriminde 599 kadınla yüzyüze&lt;br/&gt;görüşülmüştür. Araştırmanın örnekleme yöntemi çok aşamalı, tabakalı, küme&lt;br/&gt;örneklemesidir. Örneklem, bölgeyi temsil edecek nitelikte ve bölge altında Doğu&lt;br/&gt;Anadolu ve Güneydoğu Anadolu, kır ve kent tahmini verecek şekilde tasarlanmıştır.3&lt;br/&gt;Araştırmanın gözlem birimi 15 ve daha yukarı yaştaki kadınlardır.&lt;br/&gt;Aşağıda sunulan sonuçlar, örneklemin dörtte üçünü oluşturan evli kadından elde&lt;br/&gt;edilen verilere dayanmaktadır (n=446). Tekkarılı evliliklerde ve çokkarılı evliliklerde&lt;br/&gt;yaşayan kadınlar için iki ayrı mülakat cetveli kullanılmıştır. Bunlardan birincisi 423&lt;br/&gt;soru, ikincisi 420 soru içermektedir. Dul ya da boşanmış olup şu anda evli olmayan&lt;br/&gt;kadınlardan, evliliklerine ilişkin olan soruları geçmişteki son evliliklerini düşünerek&lt;br/&gt;yanıtlamaları istenmiştir.&lt;br/&gt;EVLİLİK&lt;br/&gt;Evli kadınlara ilişkin göstergeler&lt;br/&gt;Evli kadınların yarıya yakını (% 46.2) 15-35 yaş gurubunda, oldukça genç bir kitleden&lt;br/&gt;oluşma</description></item><item><title>AİLE İŞLEVLERİ İLE AİLENİN DEMOGRAFİK, SOSYAL VE EKONOMİK NİTELİKLERİ VE YAŞAM DÖNGÜSÜ ARASINDAKİ İLİŞKİLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-islevleri-ile-ailenin-demografik,-sosyal-ve-ekonomik-nitelikleri-ve-yasam-dongusu-arasindaki-iliskiler-355676.html</link><description>AİLE İŞLEVLERİ ile AİLENİN DEMOGRAFİK, SOSYAL ve EKONOMİK NİTELİKLERİ ve YAŞAM DÖNGÜSÜ ARASINDAKİ İLİŞKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM I&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.Aileye Yönelik Sosyal Hizmetler 1&lt;br/&gt;1.2.Aile İşlevleri ve Sosyal Hizmet Müdahalesi 3&lt;br/&gt;1.3.Aile İşlevlerini Etkilemesi Olası Etmenler 4&lt;br/&gt;1.3.1.Ailenin Demografik, Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri 4&lt;br/&gt;1.3.2.Ailenin Yaşam Döngüsü 5&lt;br/&gt;1.4. Aile Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (AHUM)  &lt;br/&gt;Örneğinde Potansiyel Müracaatçılar Olarak Ailenin İşlevselliği &lt;br/&gt;Açısından Risk Altındaki Aileler 7&lt;br/&gt;1.5. ARAŞTIRMANIN PROBLEMİ 8&lt;br/&gt;1.6. ARAŞTIRMANIN AMACI 8&lt;br/&gt;1.7. ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ 8&lt;br/&gt;1.8. ARAŞTIRMANIN SAYILTILARI 9&lt;br/&gt;1.9. ARAŞTIRMANIN SINIRLILIKLARI 9&lt;br/&gt;1.10. TANIMLAR 9&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM II&lt;br/&gt;ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. ARAŞTIRMANIN MODELİ10&lt;br/&gt;2.2. EVREN ve ÖRNEKLEM10&lt;br/&gt;2.3. VERİ TOPLAMA ARAÇLARI10&lt;br/&gt;2.4. VERİ TOPLAMA SÜRECİ11&lt;br/&gt;2.5. VERİLERİN İŞLENMESİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ11&lt;br/&gt;2.6. SÜRE ve OLANAKLAR11&lt;br/&gt;KAYNAKLAR12&lt;br/&gt;EKLER:&lt;br/&gt;Ek-1: AHUM Yönetmeliği15&lt;br/&gt;Ek-2: Zaman Çizelgesi17&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM I&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;1.1.Aileye Yönelik Sosyal Hizmetler&lt;br/&gt;Sosyal hizmetler; kişi, grup ve ailelerin kendilerinden veya çevre koşullarından kaynaklanan maddi ve manevi sorunlarının çözümlenmesinde yardımcı olmayı ve yaşam koşullarını iyileştirerek, toplumda işlevsellik kazanmalarını sağlamayı amaçlayan hizmetlerdir.&lt;br/&gt;DPT Türk Aile Yapısı Özel İhtisas Komisyonu tarafından verilen aile tanımına göre aile; kan bağlılığı, evlilik ve diğer yasal yollardan, aralarında akrabalık ilişkisi bulunan ve çoğunlukla aynı evde yaşayan bireylerden oluşan; birey cinsel, psikolojik, sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarının karşılandığı, topluma uyum ve katılımlarının sağlandığı ve düzenlendiği temel bir toplumsal birimdir (Ünalan 1988).&lt;br/&gt;Aile sosyal hizmetlerin her zaman odağı olmuştur. Çünkü ailenin güçlü olması toplumun da güçlü olması anlamına gelmektedir. Bu nedenle aileye sağlanacak yardım ve destekler önem kazanmakta, bu yönüyle de sosyal hizmet mesleğinin ilgi odaklarındandır. Bu hizmetler aile danışmanlığından, ailenin özel ilgi ve bakıma gereksinimi olan üyelerine sağlanan bakımı geliştirme ve koruma hizmetlerinden; aileyi olumsuz olarak etkileyen sosyal ve çevresel koşulların iyileştirilmesine; birtakım toplumsal olguların neden olduğu sorunların çözümlenmesine kadar çeşitli hizmetleri içerir.&lt;br/&gt;Çağdaş sosyal hizmet anlayışı, ailenin refah, mutluluk, sağlığını koruyucu ve geliştirici yaklaşımlara büyük bir önem vermekte ve aileye yönelmenin gereğini kabul etmektedir.&lt;br/&gt;Sosyal hizmet mesleğinin aileye yönelik görev ve müdahaleleri aile sosyal hizmeti adı altında ifade edilmektedir. Aile sosyal hizmeti, bir bütün olarak ailenin ve birey olarak aile üyelerinin ailevi ilişkileri, sosyal uyumları ve her türlü işlevlerinin yerine getirilmesi ile ilgili sorunlarının çözümüne yardım etmek, aile hayatını geliştirmek ve güçlendirmek ve böylece ailenin refah, mutluluk ve bütünlüğünü sağlamak amacıyla bilinçli ve sistemli bir biçimde yapılan müdahale ve uygulamaları kapsayan mesleki bir faaliyet türüdür. Aile sosyal hizmetinin başlıca amacı; uyumlu aile ilişkilerine katkıda bulunmak, aileyi birarada tutan bağları kuvvetlendirmek ve aile üyelerinin kişiliklerinin sağlıklı biçimde gelişmesine ve toplumsal yaşama uyumlarına yardım etmektir (Bulut 1993: 21).&lt;br/&gt;Birey için önemi büyük olan ailenin toplum açısından da önemi inkar edilemez. Bunun için de her toplum ailenin güçlü olmasını kendisi için önemli sayarak onu korumak, desteklemek ve teşvik etmek için uygun gördüğü önlemleri alır (Koşar 1989: 171).&lt;br/&gt;Aile hizmet kurumları, aile yaşamının güçlenmesine, korunmasına, aile sorunlarının önlenmesi ve çözümüne, aile üyelerinin aile birliği içinde sağlıklı gelişme ve doyurucu yaşam sürmelerine yardımcı olan kuruluşlardır. Aileyi odak alan aile hizmet kurumları genellikle üç boyutlu bir hizmet programı sunar. Bu program; aile tedavi ve danışması, aile yaşamı açısından eğitim ve son zamanlarda gelişen, ailenin sosyal kurumlarla ilişkisini düzenleme ve savunuculuğunu yapma şeklinde sıralanma</description></item><item><title>AKICI KONUŞMA BOZUKLUĞU (KEKEMELİK)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?akici-konusma-bozuklugu-(kekemelik)-398122.html</link><description>AKICI KONUŞMA BOZUKLUĞU (KEKEMELİK)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kekemelik ya da konuşurken takılma, daha genel olarak tanımlarsak konuşmanın akıcılığını bozan duraklama ya da takılmalar çocuğun büyüme ve gelişmesiyle birlikte ortaya çıkar. 3-5 yaşlar arasında beyin gelişimi hızlanmakta ve çocuk daha hızlı düşünmektedir. İletişim sırasında düşüncelerin aktarılmasına yarayan konuşmanın oluşturulduğu dil ve dudak gibi aktarma organları ise henüz bu hıza yetişememektedir. Böylesi durumlarda konuşmanın başlangıcında bazı sözcükleri bulmada zorluk, takılma, gereksiz duraklama ve nefes düzenleme ile ilgili güçlükler ortaya çıkmaktadır. Eğer sesin oluşumu ile ilgili beyin işlevlerinde ya da aktarma organlarında belirgin bir sorun yoksa akıcı konuşma bozukluğu olarak ele almaktayız.&lt;br/&gt;Belirtilen yaşlarda oldukça sık karşılaşılan bu durum zaman içinde, genellikle hiçbir yardım gerekmeden kendiliğinden düzelmektedir. Bu sorunun kalıcı olmasında çocuğun anne babasının ya da çevresindeki diğer kişilerin tutumları etkili olmaktadır. Çocuklarının konuşmasında bir bozulma ortaya çıkması anne babaları kaygılandırmakta, artık çocuğun çıkaracağı sözcüklere dikkat etmeye, hatta çocuğun bu sözcüklerini düzeltmeye başlamaktadırlar. Bu ise çocuğun konuşacaklarına dikkat etmesine ve takılmayacağı sözcükleri seçmesine neden olmakta, giderek daha az ve seçici konuşmasına yol açmaktadır. Özellikle heyecanlandığında, yabancılarla konuştuğunda ortaya çıkan bu takılmalar nedeniyle çocuk böylesi ortamlarda konuşmamayı tercih etmektedir.&lt;br/&gt;Burada anne babanın konuşmadaki düzensizliğin gelişme ile ilgili olduğunu bilmesi ve zaman içinde geçeceğine inanması gerekmektedir. Böylece çocuğun takılmalarına dikkat etmeyecek, onun konuşmasını destekleyecek, böylece konuşma bozukluğunun yerleşmesini önleyeceklerdir.&lt;br/&gt;Akıcı konuşma bozukluğu daha sonraki dönemlerde de sürüyorsa, çocuk için belirgin bir sıkıntıya neden oluyorsa uzman değerlendirme ve danışmanlığı yararlı olacaktır. Böyle bir değerlendirmede çocuğun konuşmasını bozan aşırı heyecanı ya da kaygısı varsa giderilmeye çalışılır. Konuşmanın akıcılığındaki bu bozukluğa karşın konuşması gerektiği belirtilerek, daha fazla konuşması ve kendini ifade etmesi desteklenir. Konuşmada ortaya çıkan bozukluğun değerlendirilmesi ve tedavisi için konuşma terapistleri ile birlikte çalışmakta ve oldukça iyi sonuçlar almaktayız.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hazırlayan: Doç. Dr. Selahattin Şenol &lt;br/&gt;Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü</description></item><item><title>HUKUKİ DAANAK VE TANİMLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hukuki-daanak-ve-tanimlar-437176.html</link><description>Hukuki Dayanak ve Tanımlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BIRINCI BÖLÜM &lt;br/&gt;Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanimlar &lt;br/&gt;Amaç &lt;br/&gt;Madde 1- Bu Yönetmeligin amaci; saglik hizmetlerine duyulan ihtiyaç bakimindan toplumun en ön- celikli kesimini olusturan kadin, anne ve çocuklarin saglik düzeyini yükseltmek, üreme sagligi hizmet- leri bütünü içerisinde ailelere aile planlamasi hizmetlerini ve diger saglik kuruluslariyla isbirligi içinde diger ana-çocuk sagligi hizmetlerinin sunumunu koruyucu saglik hizmetleri ilkelerine uygun sekilde gerçeklestirmek üzere kurulan Ana-Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Merkezlerinin hizmetlerini ve bu hizmetlerin yürütülmesine dair usul ve esaslari düzenlemektir. &lt;br/&gt;Kapsam &lt;br/&gt;Madde 2- Bu Yönetmelik, Saglik Bakanligina bagli olarak faaliyet gösteren Ana-Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Merkezleri ile bu Merkezlerde görevli personeli kapsar. &lt;br/&gt;Hukuki Dayanak &lt;br/&gt;Madde 3- Bu Yönetmelik; 181 sayili Saglik Bakanliginin Teskilat ve Görevleri Hakkinda Kanun Hükmünde Kararnamenin 43 üncü maddesine ve 3359 sayili Saglik Hizmetleri Temel Kanununun 9 uncu maddesinin (c) bendine dayanilarak hazirlanmistir. &lt;br/&gt;Tanimlar &lt;br/&gt;Madde 4- Bu Yönetmelikte geçen; &lt;br/&gt;a) Bakanlik: Saglik Bakanligini, &lt;br/&gt;b) Genel Müdürlük: Bakanligin Ana Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Genel Müdürlügünü, &lt;br/&gt;c) Merkez: Ana-Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Merkezini, &lt;br/&gt;d) AÇSAP: Bu Yönetmelik kapsamindaki hizmetler olarak kadin, ana-çocuk sagligi ve aile planla- masini, &lt;br/&gt;e) Bölge: Merkezin hizmet vermekle sorumlu olacagi yerlesim yerlerini, &lt;br/&gt;f) Saha: AÇSAP hizmetlerinin gelistirilmesi için çalismalarin yapilacagi ilin tamamini, &lt;br/&gt;g) Egitim Merkezi: Fiziki yapisi ve insangücü özellikleri nitelik ve nicelik olarak yeterli olan, gerekli malzeme ve ekipman ile donatilmis hizmet içi egitim merkezlerini, &lt;br/&gt;ifade eder. &lt;br/&gt;IKINCI BÖLÜM &lt;br/&gt;Kurulus Esaslari &lt;br/&gt;Kurulus Usulü &lt;br/&gt;Madde 5- Merkez, bu Yönetmeligin 6 nci ve 10 uncu maddesindeki sartlarin bulundugunun tesbiti üzerine Valiligin teklifi, Genel Müdürlügün olumlu görüsü ve Bakanligin onayi ile kurulur. Egitim Merkezi olarak faaliyet gösterecek Merkezlerin kurulusu da ayni usule tabidir. &lt;br/&gt;Nüfus Sarti ve Öncelik &lt;br/&gt;Madde 6- Merkez; ana ve çocuk sagligi ve üreme sagligi (aile planlamasi dahil) hizmetleri yeterin- ce verilemeyen ve birinci basamak saglik kuruluslari eksik olan bölgelere öncelik verilerek, il merkezlerinde her 100.000 nüfusa bir adet olmak üzere kurulabilir. Merkezi yerlesim nüfusu en az 30.000 olan ilçe merkezlerinde de bir adet Merkez kurulur. &lt;br/&gt;Bakanlik tarafindan belirlenen standardlara göre yeterli malzeme, araç, gereç, personel ve uygun bina temin edilmeden yeni merkezler açilmaz. &lt;br/&gt;Sorumluluk Bölgesi &lt;br/&gt;Madde 7- Merkezin hizmet vermekle sorumlu olacagi bölgenin sinirlari ve büyüklügü, kurulusun alt yapi ve insangücü kaynaklari ve çevredeki saglik kuruluslari gözönünde bulundurularak belirlenir. &lt;br/&gt;Faaliyetler &lt;br/&gt;Madde 8- AÇSAP Merkezleri, Il Saglik Müdürlügüne bagli olarak çalisirlar. Merkezlerin gösterecegi faaliyetler sunlardir: &lt;br/&gt;a) Ilde yatakli veya yataksiz saglik hizmeti veya destek hizmeti veren kuruluslar ve saglik egitimi veren diger kurum ve kuruluslarla isbirligi yapmak, &lt;br/&gt;b) Temel saglik hizmetleri ve tip etigi ilkeleri isiginda, kadin, ana ve çocuk sagligi ile ilgili koruyucu ve tedavi edici hizmetleri, laboratuar hizmetlerini, aile planlamasi hizmetlerini ve bunlar ile ilgili konulardaki teorik ve beceri kazandirma egitim ve danismanlik hizmetlerini vermek, &lt;br/&gt;c) Kadin, ana ve çocuk sagligi ile ilgili yürüttügü hizmetlerin kayit ve bildirimlerini yapmak, &lt;br/&gt;d) Ilin birinci basamak saglik hizmetlerini veren kuruluslarinda görev yapan saglik personelinin kadin, ana ve çocuk sagligi ve aile planlamasi dahil üreme sagligi konularinda hizmetiçi egitimlerini yürütmek, &lt;br/&gt;e) Gerektiginde, il disindan gelen saglik personelinin de kadin, ana ve çocuk sagligi ve aile planlamasi dahil üreme sagligi konularinda egitimlerini saglamak, &lt;br/&gt;f) Mesleki egitim kurumlari için, çocuk, adölesan, kadin ve erkek üreme sagligi (aile planlamasi dahil) hizmetleri ile ilgili ol</description></item><item><title>AİLENİN ÇOCUK GELİŞİMİNE ETKİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ailenin-cocuk-gelisimine-etkisi-397918.html</link><description>AİLENİN ÇOCUK GELİŞİMİNE ETKİSİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PROBLEM : &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sosyolojik açıdan aile kurumunun çocuktaki şahsiyet gelişimine etkisi ve aralarında nasıl bir  ilişkinin olduğu bu araştırma ile ele alınmıştır. Araştırmada ailenin çocuğun şahsiyet gelişimine etkisi olduğu kabul edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ALT PROBLEMLER :&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&amp;#61607;Çocuktaki şahsiyet gelişiminde annenin etkisi var mıdır?&lt;br/&gt;&amp;#61607;Ana-baba arasındaki karşılıklı ilişkilerini çocuk şahsiyetine etkisi?&lt;br/&gt;&amp;#61607;Çocukla, anne-baba arasındaki karşılıklı ilişkinin etkileri?&lt;br/&gt;&amp;#61607;Kardeşler arasındaki ilişkilerin şahsiteye etkisi?&lt;br/&gt;&amp;#61607;Sosyal statü ve roller şahsiyetin gelişmesinde etkilimidir.?&lt;br/&gt;&amp;#61607;Rol çatışmasının şahsiyet gelişimindeki etkisi?&lt;br/&gt;&amp;#61607;Kültürün şahsiyet gelişimindeki rolü nedir?&lt;br/&gt;&amp;#61607;Sosyalleşme sürecinin şahsiyetin gelişmesindeki etkileri?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AMAÇ : &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ailenin çocuğun şahsiyet gelişimindeki etkilerinin boyutları belirlenmeye çalışılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VARSAYIM : &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aile ve şahsiyet arasında bir ilişki olduğudur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; EVREN VE ÖRNEKLEM :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Araştırmada evren veya örneklem yoktur. Aile ve şahsiyet üzerine yazılmış kitaplar, eserler süreli yayınlardan konular taranmış ve elde edilen veriler sınıflandırılıp yorumlama yapılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ANALİZ TEKNİĞİ :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Taranan eserlerden tümevarım yolu ile sonuçlar elde edilmiştir. Şahsiyet gelişiminde aile, eğitim, kültür, kardeşler arası ilişkiler, anne-babanın tutumlarının çocuğun şahsiyet gelişiminde etkili olduğu sonucuna varılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TANIMLAR :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Araştırmada öncelikle belli konuların iyi anlaşılabilmesi için bazı kavramların tanımlaması yapılmıştır. Bu tanımlar : sosyal rol, sosyal statü, kültür, sosyalleşme..vb&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KURAMSAL ÇERÇEVE :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kuramsal çerçevede yapısal-fonksiyonalist yaklaşım, sembolik etkileşimci yaklaşım, sistem yaklaşımı, kurumsal-tarihsel yaklaşımların aile ve şahsiyete bakışı üzerinde durulmuş ve bilgi verilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ARAŞTIRMADA KULLANILAN HİPOTEZLER:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61692;Aile, çocuğun şahsiyetinin oluşmasında ve gelişmesinde, fertlerin &quot;şahsiyet bütünlüğü&quot; kazanmalarında en önemli role sahiptir.&lt;br/&gt;&amp;#61692;Aile içi</description></item><item><title>BATI DÜNYASI VE A.B.D.&quot;DE AİLE YAPISI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bati-dunyasi-ve-a.b.d.-de-aile-yapisi-357386.html</link><description>Evlilik dışı çocukların doğum oranlarını vererek başlayacağımız konumuzda enteresan sonuçlara dikkatinizi çekmek istiyoruz. Amacımız ülkemizde nüfus planlamayı doğum kontrolü altında hain planlarını rahatça sergileyen  düşmanlarımızı tanımamız ve uyanmamızdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.B.D.&quot;de doğan her 19 çocuktan     4&quot;ü    yani % 20&quot;si&lt;br/&gt;İngiltere&quot;de doğan her 18 çocuktan    6&quot;sı  yani % 18&quot;i&lt;br/&gt;Danimarka&quot;da doğan her 49 çocuktan   49.6&quot;sı  yani % 50&quot;si&lt;br/&gt;Fransa&quot;da doğan her 16 çocuktan    1.6&quot;sı yani % 14.2&quot;si&lt;br/&gt;İsveç&quot;te doğan her 43 çocuktan    5&quot;i yani % 43.6&quot;sı gayri meşrudur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yıllık doğumlarda ortalama % 20&quot;sinin gayri meşru çocuk olduğu aile yapısının iflas ettiği bu ülkelerin  neden doğum kontrol ve nüfus planlaması için bize yardım ettiğini daha iyi anlayacaksınız. Bir hanede yaşayan insan sayılarında da onlar ile bizler arasında fark yeterli cevaptır sanırız. Bir hanede yaşayan insan sayısı A.B.D.&quot;de 2.6, Almanya&quot;da 2.7, Belçika&quot;da 2.7, İngiltere&quot;de 2.6, Portekiz&quot;de 2.9, Norveç ve İsveç&quot;te 2.5, Türkiye&quot;de ise 5&quot;tir. &lt;br/&gt;Bir başka acayip konu; A.B.D.&quot;de her 10 erkekten 2-3 tanesi eşcinseldir. Bu oran sayıya vurulduğunda 40 milyon civarında bir eşcinsel varlığı ortaya çıkmaktadır. Daha da korkuncu A.B.D. Başkanını seçecek oyların içinde eşcinsellerin oranı bir hayli fazladır. Dolayısıyla hangi aday unlar taviz verir, istediklerini yaparsa  onlarla içli dışlı olur. Onlar lehine kanunlar çıkarmayı vaad ederse seçim sonucunda başarıyı yakalar. &lt;br/&gt;1994 yılında Sabah gazetesinin bir haberinde &quot;Cilinton&quot;un ekibinde eşcinsel yönetici olduğu bildiriliyor.&quot; Bugün Clinton yine başkan, sanırım su sayı 2&quot;ye belki de 3&quot;e katlanmıştır. &lt;br/&gt;Bugün A.B.D.&quot;de her 100 çocuktan 25 tanesinin anne ve babasıyla yaşadığı tespit edilmiştir. Her 10 Amerikan gencinden 8 tanesi seksten başka bir şey  düşünemez haldedir.&lt;br/&gt;Cumhuriyet Gazetesinde çıkan bir haberde Ensest oluşumları, sapıklıkları açıklanıyor. Ensest, denen hukuken yasak olan bütün hukuk sistemleri ve dinlerde  evlenmeleri yasak olanların kurduğu ilişkinin adıdır. Yani bu kişiler arasında haram ve günah olan ilişki ve münasebetlerdir. Kim bunlar? Kardeşler, amca-yeğen, dayı-yeğen bu gibi insanların birbirleriyle gireceği, kuracağı cinsel ilişkilerdir. A.B.D.&quot;de her yıl 3 milyon çocuk ve genç bu tür davranışlara ve tacizlerle karşı karşıya kaldığını söyleyerek, Amerikan suç kayıtlarına geçmektedir.&lt;br/&gt;Milliyet&quot;de manşet &quot;Avrupa&quot;da aile bitti&quot;, &quot;Almanya&quot;da her üç kişiden biri yalnız yaşıyor. Her üç evlilikten biri boşanmayla sonuçlanıyor. 4 çocuktan 1 tanesinin ya annesi ya da babası yanında yok, ayrı yaşıyorlar. Almanya&quot;da  nikahsız yaşayanların sayısı bugün 1 milyonun üzerindedir. Ortalama 250 bin çocuk ise bunlarla birlikte yaşamaktadır.&quot; &lt;br/&gt;Bir başka toplum sorunu da, batı dünyasında aile yapısının noktalandıktan sonra yeni boşandıktan sonra kadının kadınla erkeğin erkekle yaşamı seçmiş olmasıdır. Bu yaşam içinde yaşayan yüz binlerce  çocuk kişilik problemleri arasında boğulmaktadır. Hatta daha kötüsü A.B.D. eşcinsellere çocuk edinme hakkı vermeyi düşünmektedir.&lt;br/&gt;Batı toplumları içerisinde en rezil en paspaya yaşantısı olan kadın erkek ilişkilerinde rezillikler sergileyen ülkelerden biri de Fransa&quot;dır. &lt;br/&gt;Mehmet Barlas&quot;ın &quot;Paris&quot;e yapmış olduğu devamlı ziyaretlerden birinde yaşamış olduğu anekdat gerçekten hayret vericidir.&quot; Üniversiteli kızlarla yaptığı söyleşilerin birinde,  Parisli kızlar genç ve yakışıklı erkeklerle kurdukları samimiyetlerin uzun süreli olamadığını, çünkü onların eşcinsel olduklarını belirtmektedir. &lt;br/&gt;General Degoulle ise ünlü Fransız aktrist  Brigitte Bardott&quot;u Legion d Honnoeur nişanını verirken neyi amaç edinmiş biliyor musunuz? Bu kadın çevirdiği filmlerle Fransız erkeklerinin kadınlara olan ilgisini artırmıştır. &lt;br/&gt;Zülfi Livaneli İsveç&quot;le ilgili anılarında şöyle diyor; &quot;1970&quot;lerde başlayan ve hızla yayılan cinsel özgürlük öyle bir hal  almıştı ki, Stockholm sokaklarında gece kulüplerinde  ahlaksız gösterileri  herkes beraberce izliyordu. Özgür aşk, özgür cinsel ilişki modaydı.</description></item><item><title>GELECEKTEKİ NÜFUS HESABI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gelecekteki-nufus-hesabi-348043.html</link><description>1.GELECEKTEK&amp;#304;   NÜFUS   HESABI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yerle&amp;#351;im  Merkezinin  Geçmi&amp;#351; Nüfus Say&amp;#305;mlar&amp;#305;:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1945 y&amp;#305;l&amp;#305; : 1500  1965 y&amp;#305;l&amp;#305; : 80401985 y&amp;#305;l&amp;#305; : 13200                                      &lt;br/&gt;1950 y&amp;#305;l&amp;#305; : 37001970 y&amp;#305;l&amp;#305; : 8860             1990 y&amp;#305;l&amp;#305; : 14400&lt;br/&gt;1955 y&amp;#305;l&amp;#305; : 51001975 y&amp;#305;l&amp;#305; : 10500             1995 y&amp;#305;l&amp;#305; : 15500&lt;br/&gt;1960 y&amp;#305;l&amp;#305; : 72501980 y&amp;#305;l&amp;#305; : 124502000 y&amp;#305;l&amp;#305; : 17105&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Küçükba&amp;#351; Hayvan Say&amp;#305;s&amp;#305; : 3720&lt;br/&gt;Büyükba&amp;#351; Hayvan Say&amp;#305;s&amp;#305; : 1550&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Qsanayi : %10 * Qinsan  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Proje 2002 Y&amp;#305;l&amp;#305;nda Haz&amp;#305;rlanm&amp;#305;&amp;#351;t&amp;#305;r.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-1. &amp;#304;ller Bankas&amp;#305;n&amp;#305;n Metoduna Göre Nüfus Hesab&amp;#305;&lt;br/&gt;Ço&amp;#287;alma Katsay&amp;#305;s&amp;#305; Hesab&amp;#305;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Ne = 1945 Y&amp;#305;l&amp;#305; nüfus say&amp;#305;m&amp;#305; neticesi           &lt;br/&gt;  Ny = Dikkate ald&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;m&amp;#305;z nüfus say&amp;#305;m&amp;#305; neticesi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  a = Ny ve Ne nüfuslar&amp;#305;n&amp;#305;n söz konusu oldu&amp;#287;u y&amp;#305;llar aras&amp;#305;ndaki fark. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ç1 Hesab&amp;#305; :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ne = 1500 &lt;br/&gt;Ny = 1950 Nüfusu = 3700&lt;br/&gt;a = 1950 - 1945 = 5&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çmax=  19,790         ve        Ç   3  oldu&amp;#287;undan  Ç = 3    al&amp;#305;n&amp;#305;r.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gelecekte her 5 y&amp;#305;ldaki nüfuslar&amp;#305;n hesab&amp;#305;&lt;br/&gt;      P : Proje Ömrü ( 5 , 10 , 15 , 20 , 25 , 30 )&lt;br/&gt;          n : Son nüfus say&amp;#305;m&amp;#305; ile projenin haz&amp;#305;rland&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305; y&amp;#305;l aras&amp;#305;ndaki fark.&lt;br/&gt;        &lt;br/&gt;          Ns : Son nüfus say&amp;#305;m neticesi.&lt;br/&gt;          Ng  : ( 5+ P + n )  Y&amp;#305;l sonraki nüfus. &lt;br/&gt;                  5 : Projenin haz&amp;#305;rland&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305; y&amp;#305;l ile i&amp;#351;letmeye aç&amp;#305;ld&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305; y&amp;#305;l aras&amp;#305;ndaki fark.&lt;br/&gt;Ng1 Hesab&amp;#305; :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;P = 30&lt;br/&gt;n = 2002-2000 = 2&lt;br/&gt;Ns = 2000 y&amp;#305;l Nüfusu = 17105&lt;br/&gt;Ng = (30+ 5 + 2 ) = 37  Y&amp;#305;l sonraki nüfus. =2037&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;             &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;10001   Ng   30000    &amp;#61662; qmax = 100 lt/N-G&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ng1 = 24388                       &amp;#61662; qmax   = 100  lt/N-G        Ng4 = 37995                   &amp;#61662; qmax   = 120 lt/N-G&lt;br/&gt;Ng2 = 28272                       &amp;#61662; qmax   = 100    &quot;              Ng5 = 44047                   &amp;#61662; qmax    = 120      &quot;&lt;br/&gt;Ng3 = 32775                       &amp;#61662; qmax   = 120     &quot;             Ng6 = 51062                   &amp;#61662; qmax   = 170    &quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-2.Su &amp;#304;htiyaçlar&amp;#305; Hesab&amp;#305;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Qhayvan hesab&amp;#305; :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  =  =1,543 lt /sn&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Qinsan hesab&amp;#305; :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Qinsan = Ng * qmax / 86400&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Qinsan2012 = Ng1 * qmax / 86400 = 24388 * 100 / 86400 =  28,227 lt/sn&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Qinsan2017 = Ng1 * qmax / 86400 = 28272 * 100 / 86400 =  32,722 lt/sn&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Qinsan2022 = Ng1 * qmax / 86400 = 32775 * 120 / 86400 =  45521  lt/sn&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Qinsan2027 = Ng1 * qmax / 86400 = 37995 * 120 / 86400 =  52,771 lt/sn&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Qinsan2032 = Ng1 * qmax / 86400 = 44047 * 120 / 86400 =  61,176 lt/sn&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Qinsan2037 = Ng1 * qmax / 86400 = 51062 * 170 / 86400 =  100,469 lt/sn&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Qsanayi   hesab&amp;#305; :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Qsanayi = %10 * Qinsan                                        &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Qinsan2012 = 0,1*28,227=2,8227 lt/sn            Qinsan2012 = 0,1*52,771  = 5,2771 lt/sn&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Qinsan2017 = 0,1*32,722=3,2722 lt/sn            Qinsan2022 = 0,1*61,176  =6,1176 lt/sn&lt;br/&gt;         &lt;br/&gt;Qinsan2017 = 0,1*45,521=4,5521 lt/sn            Qinsan2022 = 0,1*100,469=10,0469 lt/sn&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Gelecekteki Y&amp;#305;llara Göre Toplam Su &amp;#304;htiyac&amp;#305;                       &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Qisale = Qinsan + Qsanayi + Qhayvan&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YILQinsan (lt/sn)Qsanayi (lt/sn)Qhayvan (lt/sn)Qisale ( lt/sn )&lt;br/&gt;201228,2272,82271,54332,593&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;201732,7223,27221,54337,537&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;202245,5214,55211,54351,616&lt;br/&gt;202752,7715,27711,54359,591&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;203261,1766,11761,54368,837&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2037100,46910,04691,543112,0589</description></item><item><title>GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN NÜFUSU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gelismekte-olan-ulkelerin-nufusu-395702.html</link><description>1. GELİŞMEKTE  OLAN ÜLKELERİN  EKONOMİSİNİN  KALKINMASINDA  EN ÖNEMLİ ENGEL  HIZLI NÜFUS ARTIŞIMIDIR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1. Giriş&lt;br/&gt;Nüfus artışının; dünya kaynaklarının sabit olarak bulunduğu ve devamlı olarak azaldığı düşüncesinden bakıldığında ne kadar önemli bir sorun olduğu çok rahat anlaşılabilmektedir.Nüfus artışı şehirlerin ve yerleşim birimlerinin daha fazla genişlemesine dolayısıyla doğal alanların daha da azalmasına sebep olacaktır. Artan talebe karşılık vermek isteyen sanayi ve üretim kademesi kaynakları giderek daha fazla kullanır olacaktır.Toplumsal refahın artmasına bağlı olarak metrekarede yaşayan insan sayısı giderek düşmekte bunun sonucunda da tahribat artmaktadır.Nüfus artışı sonucu çevre de bundan nasibini almaktadır. Özellikle su kaynakları sanayi atıkları ve kanal deşarjları sonucu daha fazla kirlenmektedir.&lt;br/&gt;Özelikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde nüfus artışı yanında gecekondu gibi bir sorunu da yanında getirmektedir.&lt;br/&gt;Bu gibi birçok sorunu beraberinde getiren nüfus artışı konusunda gerekli önlemler alınmaya başlanmış ,ülkelerarası görüşmeler sonucu alınan bağlayıcı kararlarla aile planlaması teşvik edilmiş bunun sonucunda artış hızı azalmıştır.Bu olumlu gelişme gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak açısından önemli bir olgudur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2. Hızlı  Nüfus  Artışının  Olumsuz  Etkileri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Tüketim artar, ihracat  azalır veya  ithalat  artar&lt;br/&gt;*Demağrafik  Nüfusa  yapılan  (yatırım- yol, su, elektrik, konut hastane, okul  gibi)  yatırımlar artar&lt;br/&gt;*Tasarruf  azalır&lt;br/&gt;*Kalkınma hızı  yavaşlar&lt;br/&gt;*Kişi başına  düşen milli gelir azalır&lt;br/&gt;*İşsizlik atar. İç  ve dış  göçler  artar&lt;br/&gt;*Tarım  alanları  amaç dışı  kullanımı artar&lt;br/&gt;*Çevre  sorunları artar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir ülkede  milli gelir  sürekli olarak  artmasına rağmen  kişi başına düşen  gelir aynı şekilde artmıyorsa, O ülkede nüfus artış hızı fazladır.&lt;br/&gt;Bir ülkede çalışan nüfusun yaş ortalaması düşük ise o ülkede doğum oranı yüksektir. Nüfus artış hızı fazladır&lt;br/&gt;Bir yerde nüfusun artması ile iş imka</description></item><item><title>AİLE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-371707.html</link><description>AİLE&lt;br/&gt;Bir toplumda hukuki temele dayalı evlilik ve akraba bağlılığı (anne, baba, çocuklar, büyükanne ve baba ile yakın akrabalar) oluşmuş, aynı mekanda yaşayan en küçük toplumsal kurum olarak tanımlanan aile, çocuğun okulöncesi eğitimi açısından önemli bir sosyal kurumdur. &lt;br/&gt;Ailenin İşlevleri&lt;br/&gt;Ailenin; biyolojik, ekonomik, sevgi, koruyuculuk, toplumsallaştırma, eğitim ve boş zamanları değerlendirme gibi işlevleri vardır.</description></item><item><title>SİGARA ALIŞKANLIĞI VE ANNE BABA TUTUMU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sigara-aliskanligi-ve-anne-baba-tutumu-440801.html</link><description>Sigara alışkanlığı ve anne baba tutumu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET: Sigara alışkanlığı, toplumun hemen bütününü ilgilendiren önemli bir psikososyal sorundur.&lt;br/&gt;Alışkanlık yapıcı maddelerin en yaygın olanıdır.Sigara alışkanlığının zararı sadece kullananı değil,&lt;br/&gt;kullanmayan çevredeki bireyleri de etkiler.Bu makalede sigara alışkanlığının başlamasında,&lt;br/&gt;sürdürülmesinde ve bırakılmasında anne baba tutumunun etkisi gözden geçirildi.&lt;br/&gt;Anahtar kelime : Sigara. Ebeveyn tutumu.&lt;br/&gt;SUMMARY: Smoking is an important psyco-social problem which interest the all of the community.&lt;br/&gt;It is the general ways of substance abuse. The hazard of the smoking, was not only effects the user but&lt;br/&gt;it effects the nonsmoking people around. In this article, we reviewed the effect of the parents attitude&lt;br/&gt;on the beginning to smoking, continuing it and leaving.&lt;br/&gt;Key word: Cigarette, Parent attitude.&lt;br/&gt;GİRİŞ:&lt;br/&gt;İnsan yaşamında, doğumdan önce başlayan ve hayatın sonuna kadar etkisini sürdüren bir kurum&lt;br/&gt;olarak aile, fizyolojik olduğu kadar ekonomik, kültürel ve toplumsal yönleriyle de kişinin ruhsal&lt;br/&gt;gelişimini, davranışlarını biçimlendirip yönlendirir (1). Aile, çocuğun ruhsal gelişiminde en önemli&lt;br/&gt;ortam ve toplumsal kurumdur (2). Aynı zamanda, aile ciddi duygusal rahatsızlıkların, gerilim ve&lt;br/&gt;çatışmaların da kaynağı olabilir. Aile içi çatışmalar ve şiddet , kötü muamele gören çocuklar, yatma ve&lt;br/&gt;yeme ile sınırlandırılmış ilişkiler, engellenme ve başarısızlıklar, duygusal ya da diğer doyumsuzluklar&lt;br/&gt;da aile yaşamında&lt;br/&gt;karşılaşılabilen sorunlardır. Aile, tüm yönleriyle incelenmesi son derece güç bir yaşama ortamıdır (3).&lt;br/&gt;Gencin kendini tanıması , kişiliğini kazanması ve uyum sağlamasında anne-baba tutumlarının yeri çok&lt;br/&gt;önemlidir. Gencin ruh sağlığı ve sağlıksızlığını belirleyici en temel etkenlerden biri, kötü alışkanlıklar&lt;br/&gt;edinip edinmemesidir.&lt;br/&gt;Çocuk gelişiminde anne baba tutumunun etkisi&lt;br/&gt;Bebek, çocukluğa doğru geliştikçe yeni beceriler kazanmaya, davranışlarını kendi denetimi altına&lt;br/&gt;almaya başlar. Bu dönemde ailenin rehberliği çocuğun gelişimi üzerinde çok etkili olur.Hatalı anne&lt;br/&gt;baba tutumu ve bozuk aile yapısı, sağlıksız bir gelişimin ve uyumsuzlukların başlıca kaynağı olabilir.&lt;br/&gt;Anne-baba, bazen çocuğa çok şey vererek onun kendi gelişimine yön vermesini engeller.Bazen de çok&lt;br/&gt;az şey vererek ona gerekli desteği sağlayamaz ve uygunsuz davranış örüntülerinin gelişimine neden&lt;br/&gt;olur (4).&lt;br/&gt;Anne ve babaların kendi değer ve inançlarına göre değişik tutumları vardır. Anne baba tutumları,&lt;br/&gt;sevgi, hoşgörü ve kabul etmeyi içine alan &quot;demokratik tutum&quot; ve sevginin gösterilmediği hoşgörünün&lt;br/&gt;olmadığı, reddetmeyi içine alan otoriter tutum olmak üzere iki genel başlıkta toplanabilir. Demokratik&lt;br/&gt;anne-baba, çocuğun arzu ve ihtiyaçlarına karşı ilgilidir. Çocuğun davranışlarını ilgi ve anlayışla izler.&lt;br/&gt;Onun iradesine ve sağlıklı uyumuna değer verir. Çocukları yaşına göre kendisi ile ilgili bazı kararlar&lt;br/&gt;almaya teşvik eder. Önemli konularda alınan kararların nedenlerini çocukla tartışır. Onun görüşlerine&lt;br/&gt;değer verir. Dil alışverişine olanak sağlar. Hemen her konuda çocuğa iyi bir rehber olmaya çalışır (5).&lt;br/&gt;Otoriter anne-baba ise, çocuğa olan sevgisini bile çocuğu istenilen şekilde davrandıkça (şartlı)&lt;br/&gt;gösterir. Sevgiyi bir pekiştireç olarak kullanır. İstenen davranışlar da çoğunlukla gelenek ve daha üst&lt;br/&gt;otoritelerce saptanmış kurallara uygun davranışlardır. Anne baba, kendisini toplumsal otoritenin&lt;br/&gt;temsilcisi olarak görür. Mutlak itaat bekler. Kendisi otoriter kişiliğin temel nitelikleri olan dogmatik&lt;br/&gt;düşünce tarzına yatkın olduğundan, çocukla dil alışverişinde bulunmaz. İstek ve emirlerin tartışmasız&lt;br/&gt;yerine getirilmesini ister. Aksi halde, cezaya başvurur (5). Baskı altında büyüyen çocuk, çekingen,&lt;br/&gt;başkalarının etkisinde kolayca kalabilen, aşırı hassas bir kişilik yapısına sahip olabilir. Anne babanın&lt;br/&gt;aşırı koruması, çocuğa gerekenden fazla kontrol ve özen göstermesi sonucu çocuk, genellikle diğer&lt;br/&gt;kimselere bağımlı, özgüveni olmayan bir birey olarak yetişir (6).&lt;br/&gt;Aşırı hoşgörü ve dürüstlük, çocuğun bencil olmasına ve zayıf so</description></item><item><title>AİLENİN TEMEL GEREKSİNİMLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ailenin-temel-gereksinimleri-347781.html</link><description>AİLENİN TEMEL GEREKSİNİMLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Değerli olma duygusu: Aile içindeki etkileşim çocukları ya &quot;ben değerliyim&quot; ya da &quot;değersizim&quot; duygusuna götürür. Bu gereksinim aile içinde yerine getirilmezse çocuk her türlü davranışla bu duyguyu elde etmeye çalışır. Ergenlik çağındaki erkek çocukların çete(gang) kurarak çoğu kez ölümle sonuçlanan çatışmaları da, kendilerini önemli görmeyen aile ortamlarına bir tepki olarak yorumlanır.&quot;Ben değerliyim&quot; duygusunu aile içinde elde eden birey kendisini kanıtlamak için aşırı davranışlarda bulunmaya gerek duymaz. &lt;br/&gt;2.Güven ortamı: Aile içindeki bireylerin emniyette olduğu, dışarıdaki tehlikeli olayların aile içine girmeyeceği duygusu, bu gereksinmenin temel nedenidir. Eğer çocuk ev içinde kendisini güven içinde bulmuyorsa çocuk ailenin dışında bir yere yönelir. Aile ile olan bağlarını koparır. &lt;br/&gt;3.Yakınlık ve dayanışma duygusu: Aile içinde temel güven ve dayanışma varsa aile dışında bireyin karşılaştığı stres getirici olumsuz olaylar yıkıcı etkisini pek göstermez. Güven duygusunun baskın olduğu aile dış dünyanın yaratmış olduğu sıkıntı ve kaygılarından kendisini kurtarır. Bu tür aile içinde olan kimseler kendilerine olduğu gibi çevresine de güvenirler. Eğer aile içinde güven ve dayanışma sağlanmamışsa bu insanlar yoğun stres ve gerginlik yaşarlar. Bu kişiler kendilerine dahi güvenemezler. Dolayısıyla çevresinde yakın ilişkiler kuramazlar. &lt;br/&gt;4.Sorumluluk duygusu: Aile sistemi içindeki anne ve babalar davranış ve sözleri ile sorumluluk duygusunu ifade ederler. Aile içinde sadece anne baba değil herkes sorumluluk duygusunu paylaşır. Elbette ki çocuklara yaşları oranında sorumluluk yüklenmelidir. Tüm sorumluluğu kendi üzerine alan, çocuğunu sorumluluktan kurtaran anne ve babalar kendi yaşamını biçimlendirmekten aciz sürekli başkalarının yönetiminde olmaya yönelik bireyler yetiştirirler Bu tür tutumlar sonucunda yetişmiş bireyler yaşamlarında yer alan olaylardan sürekli başkalarını sorumlu tutarlar. Gelişimsel dönemi göz önüne alınarak çocuğun odasını toparlaması, ev işlerine yardım etmesi gibi konularda sorumluluğu sağlanabilir. Bunu yaparken kız ve erkek işleri kesin çizgilerle ayrılmamalıdır. 5.Zorluklarla mücadele ederek onların üstesinden gelmeyi öğrenme: Çocuğa her şey hazır verilmemelidir. Sorumluluk duygusunun gelişimi ile ilgili anlatılanlar zorluklarla mücadele etme ile ilgilidir. Çocuğun içinde bulunduğu gelişimsel dönem göz önünde bulundurularak çocuk kendi sorunları ile başbaşa bırakılmalıdır. Bu durum onların zor sorunları ile mücadele ederek, uğraşmasına olanak vermek, kendisine güvenli sorun çözme becerileri gelişmiş bireyler olarak yetişmeleri için gereklidir. Karşılaştığı her zorluğa aşırı yardım eden ana babaların çocukları sürekli başkalarına muhtaç, kendilerine güvensiz olur. Böyle kişiler yetenek becerilerini keşfedemezler. 6.Mutluluk ve kendisini gerçekleştirme ortamı: Aile ortamı bir mutluluk ortamıdır. Şimdiye kadar anlatılan gereksinimlerin karşılanması mutlu olmayı getirir. Evde değerli olduğu duygusunu tadan birey mutlu olur ve yaptığı şeylerden doyum alır, kendini gerçekleştirme olanağı bulur. 7.Sağlıklı manevi yaşamın temellerini oluşturma ortamı: Katı din kuralları altında yetiştirilmiş çocuk sürekli yargılanacağı, cezalandırılacağı korkusunu yaşar. Kendi yaşantı ve deneyimlerini zenginleştirecek iç ve dış dünyasını araştırıp keşfedeceği yerine körü körüne itaati, kendi düşünce ve duygularından utanmayı öğrenir. Sağlıklı manevi yaşam ailenin çocuğuna verebileceği en önemli süreçtir. Sağlıklı bir manevi temeli olan insanlar kendisi ile barışık, insan ilişkileri olumlu ve kuvvetli saygılı bireyler olarak yetişirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; KORUNMASI GEREKEN BEŞ TEMEL ÖZGÜRLÜK &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Şimdi ve burada olanı duyma ve görme (algılama) özgürlüğü &lt;br/&gt;2.Kendi düşündüğünü olduğu gibi ifade edebilme özgürlüğü &lt;br/&gt;3.Kendi duygularını olduğu gibi ifade edebilme özgürlüğü &lt;br/&gt;4.Kendi arzularına göre bir şeyi isteme ya da reddetme özgürlüğü &lt;br/&gt;5.Olmak istediği yönde gelişerek kendi özünü gerçekleştirme özgürlüğü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ta</description></item><item><title>AİLE TUTUMLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-tutumlari-450747.html</link><description>Sosyal uyum üzerine yapılan çalışmalar, ailenin çocuk üzerindeki ilk etkilerinin son derece önemli olduğunu göstermiştir. &lt;br/&gt;Kabullenme, koruma, kollama ve sevecenlik gibi bütün olumlu duyguları içerir. &lt;br/&gt;Öğretilen herşeyi, verilen bilgileri, becerileri, yasakları, kuralları, inançları, değer yargılarını, görgü kurallarını ve insanın sosyalleşmesi için gerekli olan tüm toplumsal değerleri  kapsar. &lt;br/&gt;Aşırı sevgi tutumunda:&lt;br/&gt;aile çocuğu sevgiye boğucu, onu çok koruyucu ve aşırı kollayıcıdır. Bunun sonucu olarak çocukta bağımlılık ve güvensizlik gelişir. Çocuk karşılaştığı her olayda anne-babasına yaslanır, onlara güvenir fakat kendisine güvensizdir.  &lt;br/&gt;Sevgi yetersizliği veya yokluğu&lt;br/&gt; sonucu ise, çocukta kendine ve çevreye karşı güvensizlik ve olumsuz duygular gelişir. &lt;br/&gt; Sıkı eğitim:&lt;br/&gt;Çocuğa olur olmaz yasaklar koyma ve yaşanmaz kurallar ile çocuğu yetiştirmedir. &lt;br/&gt;Gevşek eğitimde:&lt;br/&gt;  Çocuğun olumsuz davranışları aşırı hoşgörü ile karşılanır &lt;br/&gt; Anne ve babanın tutumları arasında tutarsızlık &lt;br/&gt; Aile içindeki kardeşlere farklı tutumlar &lt;br/&gt; Aile içi kutuplaşmalar&lt;br/&gt;    Uygun sınırlar koymama &lt;br/&gt;    Disiplin vardır ancak ne zaman, nerede uygulanacağı belirsizdir &lt;br/&gt;    Anne babalar kendi ruh durumları, çocuğun yapısı ve çevre koşulları nedeniyle çocuklarına karşı tutarsız davranabilirler. &lt;br/&gt;     Acındırma yolu &lt;br/&gt;      Bütün gün bağıran, azarlayan, söylenen anneler&lt;br/&gt;      Çocuğa küsme&lt;br/&gt;       Korkutma, utandırma, gururunu kırma &lt;br/&gt;      Dayak   &lt;br/&gt;  Bazı anababalar, disiplini, sorun olduğu &lt;br/&gt;zamanlarda başvurulacak uygulamalar olarak görürler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  Anababaların etkili ve kesin sınırlar koyamamasının bir nedeni de çocuklarının sevgisini kaybetme korkularıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Araştırmalarda disiplin yöntemi olarak ödüllendirmenin ceza vermekten daha etkili olduğu saptanmıştır.</description></item><item><title>ETKİLİ AİLE İLETİŞİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?etkili-aile-iletisimi-436778.html</link><description>ETKİLİ AİLE İLETİŞİMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Değerli anne babalar,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her zaman bilinen bir söz vardır:&quot; Eğitim ailede başlar&quot; Gerçekten de çocuğa aile içinde gereken becerileri kazandırmaya çalışıyoruz. Ama ne kadarını ve nasıl. Zaten önemli olanda &quot;Nasıl&quot; sorusunun cevabı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her aile başarılı çocuklar yetiştirmek ister. Bunun için çocuklarına mümkün olduğunca iyi bir gelecek sağlamaya çalışırlar. Onları iyi okullarda okutmak ister. Bunun için aile varını yoğunu ortaya koyar tüm özverisini çocuğuna verir. Ancak yadsınan bir konu vardır ki oda çocuğun sağlıklı bir kişilik nasıl geliştireceği. Aslında hayatta her şey başarı değildir. Önemli olan çocuğun içinde bulunduğu dönemi nasıl atlattığı, nasıl bir kimlik oluşturduğudur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuk aileyi yansıtır. Aile içindeki bireylerin kişilik yapısı çocuğun kişiliğini şekillendirir. Yani aile iletişim becerilerini kullanmazsa çocukta iletişim becerilerini kullanamaz. Dolayısıyla çocuk hem ailede hem de sosyal çevrede sürekli çatışma içine girer.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;O halde &quot;aile çocuğa nasıl eğitim verecek, çocukta nasıl sağlıklı bir kişilik oluşturacak?&quot;. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Elbette ki her anne baba çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmek ister. Çocuğuna iyi niyetle yaklaşmaya çalışır. Ama anne baba iyi niyetleri kullanmasına rağmen yanlış yöntemleri kullanabiliyor. Burada ailenin vereceği iyi bir eğitim çocuğuyla kurduğu sağlıklı iletişim becerilerini kullanmasına bağlıdır. Bu sağlıklı iletişimi çocukla kurabilmek için önce onu tanımak ve onun temel gereksinimlerine saygı duymak gerekir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşte ben de bunu düşünerek etkili iletişim kurma yollarını basit olarak size anlatmaya çalıştım . Bu kitapçıkta çocuğunuzun temel gelişimsel özelliklerini görecek, onu daha iyi tanıyacak ve daha iyi anlayacaksınız. Ayrıca sorun çözme, ben dilini kullanabilme, etkin dinleme gibi temel iletişim becerileri ile çocuğunuza daha olumlu yaklaşabileceksiniz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her şeyden önemlisi çocuklarınızı ayrı birer kişi olarak görüp onların kişiliklerine, bağımsızlıklarına saygı duymaktır. Çocukları tanımada ve anlamada en büyük yardım aslında kitaplar değil çocuğunuz ve sizlerin arasındaki o köprüdür. Yani ETKİLİ İLETİŞİM. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Etkili iletişim çocuğunuzla aranızdaki o köprüyü kurup ona ulaşmanızı kolaylaştıracaktır...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇOCUĞUNUZU TANIYOR MUSUNUZ?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ergenlik hızlı büyüme ve gelişmenin olduğu kız erkek cinsel özelliklerinin belirdiği ilk gençlik dönemini kapsar. Ergenlik dönemi kızlarda 13-14, erkeklerde 14-15 arasında değişir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Erinlik (buluğ) ERGENLİK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(13-14, 15 )&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hem bedensel hem de ruhsal yönden hızlı bir değişim içindedir. Bedensel görünüm sonucu kızlar kadınsı, erkekler erkeksi görünüme girerler. Çocuğun büluğ çağına girdiğini anlamak için:&lt;br/&gt;*Kızlarda adet görmesi *Erkeklerde gece boşalması *Sabahın ilk idrarının alınmasında CEREATINE maddesinin ortadan kalkması *Çocuğun kemik gelişimi (el, diz, eklem)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuğu buluğ çağına hazırlayan şey: GONODOTROPİK HORMON Ã  Hipofiz bezi salgılar. Ergenlik döneminde bu hormon önce kadınlarda yumurtalıkları, erkeklerde de testisleri geliştirir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; İkinci derecede bedensel özellikler görülür&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Erkeklerde sakal, bıyığın çıkması *Kızlarda göğüslerin büyümesi, kalçaların genişlemesi *Çocuğun şeffaf derisinin ergenlik dönemi ile değişmesi *Yağ dokusunun artması *Ter salgısının artması ve kokması *El ve ayaklarda hızlı büyüme (Bu durumda çocuk vücudunu tam olarak kontrol edemez. Böylece bu durum çocuğun davranışlarına yansır. Örneğin sakarlık olayı.)&lt;br/&gt;Çocukta yeni bir tip meydana geliyor. Ancak çocuktaki bu durum onda hayal kırıklığına neden olabilir. Bedensel değişimin artması çocuklarda bir takım fizyolojik rahatsızlıklara neden olabiliyor.(bel ağrıları, bacak ağrıları....) Ayrıca cinsiyet özelliklerini erken kazanmak kızlarda ve erkeklerde kaygı durumlarını oluşturabiliyor. İşte ergenlerdeki bu fizyolojik değişimler davranışlara yansıyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DAVRANIŞLARDAKİ DEĞİŞİMLER:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yalnızlık isteği:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her genç yalnızlığını paylaşacağı ayrı bir odasının olmasını ister. Odasında saatlerce kalabilir. Küçük nedenlere kızabilir, kırılabilir. Gencin bu isteğinin doğal karşı</description></item><item><title>AİLE VE ÇOCUK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-ve-cocuk-377910.html</link><description>Aile ve çocuk&lt;br/&gt;refahı&lt;br/&gt;(Child and&lt;br/&gt;family welfare)&lt;br/&gt;Buraya kadar sözü edilen çeşitli bilgiÂ¬ler anne ve baba tarafından tecrübelerle temas edildikçe tekrar tekrar gözden geÂ¬çirilmeli, bilgiler tazelenmeli, onlara yeÂ¬nileri zamanın akışı içersinde eklenmeliÂ¬dir. Yani bu tip bilgiler bir defa okunulup bitirilecek bir kitap içersinde kalmamalıÂ¬dır. Tekrar tekrar okunmah, uygulanmalı değerlendirmeler yapılmalıdır. Taki tıpkı bir lisaıı öğrenir gibi, hafızada iyice beÂ¬nimsenene kadar. Onun için bu alanda yapılan konferanslar da aynı zamanda bi-&lt;br/&gt;reylerin bilgilerini tazelemelerine fırsat verdiği için bilhassa değerlidir. Batı ülkelerinde yetişkinler okulları da bulunduğuÂ¬nu, bunun ilk kurucularından birisinin ünlü Dale Garııegie olÂ¬duğunu burada yinelemek yerinde olacaktır. Bilindiği gibi GarÂ¬neg$e&quot;nin dilimize de çevrilmiş bulunan &quot;Üzüntüyü bırak yaşaÂ¬maya hak&quot; başta olmak üzere muhtelif kitapları bulunmaktadır. Yetişkinler okuriunda da, günlük hayatın gerektirdiği türlü koÂ¬nular ~Ie alıp işlenmekte, aile ve çocuk refahı konularına da destek olunmaktadır.&lt;br/&gt;Bilimin amacı kolaylıktır. Bilim ihtiyaçlardan doğmuştur. AiÂ¬le ve çocuk refahı alanında elde edilmiş bulunan kolaylıklardarı aile, öğretmen ve ilgi1iI~eri yararland&quot;ırrn-ak, bu servislerin ilk ğÖÂ¬revleridlr. Bir uzmanlık alanı olan çocuk refahı ~chiid weİ fare&quot; öncelikle, ruh sağlığı, eğitim bilimi ve toplum bilim verilerin~ den yararlanır. Görüldüğü gibi burada sadece tıp sözkonusu değildir. Çocuğu sadece psikolojik bakımdan değerlendirmek de yetersizliktir. Çocuk herşeyden önce sosyal bir varlıktır ve hayatını cemiyet içersinde geçirecektir. Sosyal uyum esastır. Ni-&lt;br/&gt;t&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;t&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;t&lt;br/&gt;Ailuw&lt;br/&gt;çO~b&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;rqfabs&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;tekini akıl hastasının en kısa tanımı şudur. Akıl hastası bir sosÂ¬yal uyumsuzdur. Bu nedenle çocuk refahı multidisipliner bir aÂ¬landır. Aile bu kompleks biUmi tahsil edemez. Bu tabii bir olayÂ¬dır. Ancak rehberlik pzogramı içerisinde, ilgili uzmanlar aileye yeterli olamnı bir program d~ai~ıii1ıataie swmrlu.&lt;br/&gt;Pekçok bilimsel araştırmalar, bu konuda yazılmış eserler, çocuk refabında aileyi merkez olarak kabul ederler. Çocuğu aiÂ¬leden başlamak üzere bir sosyal çevre içerisinde düşünürler. 0-nun beden, zihin gelişimininde, ileride okula uyumunda yine aÂ¬ile esası teşkil etmekte4ir. Anne ve babanın zihin, ahlak, moral nitelikleri üzerinde önemle durulur ve çocuğa hizmet edilmek isteııiyorsa, aileden işe başlamak prensip olarak uluslararası düzeyde kabul edilmiş bir bilimselliktir.&lt;br/&gt;Özellikle Fransız Bilim adamı Guy Jacquelin&quot;in aile eğitimi üÂ¬zerinde bu kadar durmasının sebebi, ÇOCUğUn ilk günlerinde alÂ¬dJğı izlenimlerin ve e~ğilirnlerinin onun daha sonraki hayatında siUrımez izler bırakması ve böylece bütün hayatına kaçınılmaz bir tarzda yön vermesindendir.(*) Çocuğa ideal duygusunun veÂ¬rildiği ve verilmesi lazım geldiği yer aile ocağıdır. İyiye, güzele, ideal olana yöneliilmek bu merkezden çocuğa verilebilecektir. AiIesiz büyüyenler, yetiştirme yurtları vd yerlerde yetişen çoÂ¬cukla</description></item><item><title>GÜNÜMÜZ AİLESİ NİTELİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunumuz-ailesi-nitelikleri-352715.html</link><description>Günümüz Ailesi Nitelikleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ailenin Önemi&lt;br/&gt;Bir millet ve toplumun mükemmeliyeti aileden eşlerin       el ele  verip kurdukları yuvadan başlar.yuva terbiye esasları üzerine kurulmamışsa cemiyetin terbiyeli olması da  düşünülemez.  Evet  yuvada başarı  umum hayatta başarının ilk mertebesidir.&lt;br/&gt;Evliliğin Gayesi&lt;br/&gt;Aile bazı kişilerin anladığı gibi bir çocuk yapma  fabrikası değildir; o toplumun en hayati bir parçası ve milletin de ilk nüvesidir.dolayısıyla da o ne bir kuluçka makinesi ne de cismani arzuların tatmin vasıtasıdır. O kutsal bir müessesedir. &lt;br/&gt;İyi Evlat Yetiştirme&lt;br/&gt;Anne ve baba iyi evlat yetiştirme konusunda muatabakat sağlamalıdırlar.   Çocuk yetiştirme kabiliyet olmayan,  olsa da  sorumluluk yüklenmeyen anne ve onların hiçbir problemi  ile  meşgul olmayan bir babanın çocukları yetimdirler.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anne fıtratı itibariyle bir muallimedir. Onun en önemli vazifesi çocuğunu yetiştirme olmalıdır.Anne görevini  çocuklarını hakiki insanlığa  yetiştirme doğrultusunda kullanmalıdır. Baba ise hilkat ve konumu   icabı daima temkinli dirayetli ve dikkatli olması gerekmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;O siyasetle , ticaretle , memuriyetle , ziraatla  meşgul olur ve birazda ailedeki boşluğu doldurur. Zaten kadimden beri            o hep hususi  bir sorumluluğun insanı olagelmiştir . &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Erkek bir mukavemet abidesidir ama  bir şefkat kahramanı değildir. Şefkat ailenin en önemli  derinliğidir. O  dokuz   ay çocuğunu  karnın da gezdirir. Dünyaya getirir  yüz zahmetiyle  bakar  büyütür. Bin meşakketiyle gece inlediğinde hemen kalkıp koşar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tabiatından kaynaklanan bir  iştiyatla ve  insiyakla onu yaşatmak için  yaşar. İşte bir tarafta kadın  bir tarafta da erkek teşkil ettikleri aile ortamıyla topluma katkıda bulunurlar. Batıda erkek  ve kadın çalışır.   İki  durumda da çocuklar  ya başkasının yanındadır ya da kreşlerdedir .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuklar belli ölçülerde de olsa  yanlızlığa     terkedilirler. Sonra bu insanlar kendilerini    şöyle teselli ederler.&quot; orada çok şefkatli kişiler var ,  çocuklara  bizden daha iyi bakıyorlar.&quot; oysaki çocuğun sevgiye ihtiyacı var.kreşte çocuğun elbiselerini  giydirebilirler yemeğini giydirebilirler  çıkarıp gezdirebilirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ama bunu  yapanlar  çocuğun annesi babası gibi olamaz onun en çok muhtaç olduğu şefkati veremezler. Şefkat çocuğun  annesinin yüzünde okuduğu sinesinde bulduğu babasının kucağında hissettiği abili alakadır . Bunu vermedikleri takdirde ona başka hiçbir  fantezi ile  veremezler.&lt;br/&gt;Çocuk     Terbiyesi&lt;br/&gt;Eğitim yuvaları veya kreşlere terk edilen   çocuklar bir yana çıraklık devresinde bir ustaya verilen çocuklar  ele alalım. Eğer bu usta şefkatten uzak ve birazda haşin ise huşuvet gören çocuklar zamanla duygusuz, katı ve merhametsiz yetişirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ahlak ve terbiye konusunda çocukların eğitimleri ikinci bir hedef sayılır. Gerçi bir dönemde üniversite de eğitim gören ama terör odaklarının eline düşmüş olan bazı gençler oldu ve ana babayı ağlatan duygusuz hissiz nesiller yetişti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kimse evladının bir kurşunla vurulsun yada toplumun huzurunu kaçırsın  diye yetiştirilmez. Ama onların hiç beklenmedik cereyanlara kapılıp gitmesini de önleyemezsiniz . İşte böyle  tehlikeler karşısında anne baba çocuklarının  zayi olmasına fırsat vermeyendir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sonuç olarak diye biliriz ki anne baba hisli şuurlu vatanına milletine bağlı bir neslin yetişmesi için gerekli olan her şeyi yapmalıdır. Onun akli, kalbi, hissi, mantıki boşluk yaşamasına fırsat vermemelidir. &lt;br/&gt;ANNENİN YÜKSEK FAZİLETİ&lt;br/&gt;Anne bir milleti yetiştiren ailenin en önemli unsurudur. Öyledir zira anne bir milletti yoğuran mukaddes bir el ve toplumun ilk hücresini teşkil eden yuvanın da kurucusudur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anne bir şefkat kahramanıdır. Evlatları uğrunda öyle bir titrer ki bu konuda erkekle yarışsalar erkekler sınıfta kalır. Bu sadece insanlık alemine mahsus değildir. Tavuğun bütün sermayesi kendi hayatı olduğu halde yavrusunu köpeğin ağzından kurtarmak için kendini feda eder.  &lt;br/&gt;NASIL BİR AİLE OLMALI?&lt;br/&gt;Aile cemiyetin en önemli rüknüdür. Bu rüknü sağlamlığı millet ve devletinde sağlamlığı demektir</description></item><item><title>AİLE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-398138.html</link><description>AİLE&lt;br/&gt;Aile denince genellikle aynı evde oturan anne baba ve evlenmemiş çoçuk gelir. oysa ailenin tanımı bundan daha geniştir.&lt;br/&gt;Ailesözcüğü günlük dilde çok değişik grupları tanımlamak için kullanılr.Örn,Hasan iyi bir aile reisidir dendiğinde,hasanın sorumlu bir baba ve koca olduğuanlaşılır.oysa birisi benim ailem adanadan gelmiştir dediği zaman annesiyle babasının,hatta dedelerinin bile adanada yaşadığını söylemek istiyor.Bir başkası bu bir aile toplantısıdır dediğinde,o toplantıda yalnızca akrabaların,sözgelimi amcaların,teyzelerin ve evlilik bağıyla katılmış kişilerin bulunacağı anlaşılır.Sözcüğün yüklendiği bu anlamlarda bile aile kavramı her zaman evliliğe ya da ortak atalara dayalı ilişkileri kapsar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GENİŞ AİLEDEN ÇEKİRDEK AİLEYE&lt;br/&gt;Çağdaş toplumlarda,yeni evlenen çiftler genellikle baba evinden ayrılarak kendilerine yeni bir ev kurarlarOysa bundan 100,200 yıl önce yeni evlilerin damadın yada gelinin ailesı ile oturması köklü bir gelenekti.Böylece anne baba kızlar damadlar ogullar gelinler torunlar ın aynı çatı altında yaşadığı !!GENİŞ AİLE!! oluşuyordu.Tarıma dayalı geleneksel yapısını koruyan pekçok toplumda bu gelenek bugünde sürmektedir.Bu toplumlarda ailedeki çoçuklardan biri genelliklede en büyük oğul evlendiği zaman baba evinden ayrılmaz ve çiftliğin sorumluluğunu babsindan devralır.Böylece,öbür çoçuklar evlenerek aileden uzaklaşsalar bile çiftlik işlerinde babaya,ev işlerinde anneye yardımcı olarak bir oğul ve gelin herzaman ailenin yanında kalmış olur.Üstelik ailenin ortak malı olan toprağın elbirliği ile işlenmesi hem bedava işgücü sağlar hem de aile bireylerini başka bir geçim kaynağı arama zahmetinden kurtarır.Bu tür geniş ailelerde evli çoçuklar ve onların eşleri genellikle büyük ana babanın otoritesi altındadır ve aile içinde alınacak kararlarda son sözü çoğu kez yaşlı baba söyler.Bütün ailenin bakım ve ilgisi ile büyüyen çoçukların yetiştırmesinde de genellikle büyükannenin sözü geçer.&lt;br/&gt;Sanayileşmış çağdaş toplumlarda,özellik</description></item><item><title>STEPLERDE SOSYAL YAPI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?steplerde-sosyal-yapi-389451.html</link><description>STEPLERDE SOSYAL YAPI&lt;br/&gt;Steplerde Aile&lt;br/&gt;Eski göçebe topluluklarda aile sosyal yapının çekirdeğini oluşturmakta ve kan-bağı esasına dayanmaktadır.&lt;br/&gt;Eski Türk ailesinde çocuklar babalarının sağlığında evlenerek, mirastan hisselerini alıp ayrılabiliyorlardı. Baba evi ise küçük oğula kalıyordu. &lt;br/&gt;Her kabilenin bir kültü bulunur, kurban mevsimine ancak o kabileden olanlar katılabilirdi. Törenden kovulmak, kabile topluluğundan kovulmakla aynı şeydi. Akrabalık ilişkilerini düzenleyen kan temizliğine çok dikkat ediliyor, şüpheli şahıslar topluluktan atılıyordu. &lt;br/&gt;Eski Roma ailesinde kadın ve çocuğun hiçbir değeri yoktu. Pederşahi denen bu aile türünde aile reisi karısını ve çocuklarını satabilir isterse öldürebilirdi. Aileye ait her şeyin sahibi aile reisiydi aile bireylerinin hiçbir hakkı yoktu. Aile reisinin ölümü halinde o aileye dahil erkek çocuklarının her biri özgürlüklerini kazanmaktaydı. Buna rağmen sosyal birliğin devamına büyük bir önem verirler ve bunu zedeleyici her hareketten sakınırlardı.&lt;br/&gt;Halbuki eski Türk ailesi daha hür ve eşitçi (egalitaire) bir karakter gösteriyordu. Akrabalık tek taraflı değildi, ana ve baba tarafına dayanan bir özellik gösteriyordu. Yine erkeğin üstünlüğüne dayanan bu tür aileye, pederşahi aileden ayırmak için Z. GÖKALP &quot;Pederi Aile demiştir.&lt;br/&gt; Eski Türklerde bir genç evlendiği zaman ne gelini baba ocağına getirir, ne de gelinin ocağına giderdi. Bundan anlaşılıyor ki, iç-güveylik olmadığı gibi, iç-gelinlik de yoktu. Erkek, baba ocağından hissesine düşen malı alır, kız da &quot;yumuş&quot; adlı bir çeyiz getirirdi. Böylece ortak bir ev sahibi olurlardı. tekelerde evlenenlere temiz ve beyaz bir çadır yapılır, eski çadırlar kirlenmiş ve esmerleşmiş olduğu için bunlara &quot;Ak Ev denilirdi. Evin sağ tarafında &quot;kısrak memeli&quot;, evin sol tarafına da &quot;inek memeli&quot; iki put bulunurdu ki biricisi kocanın ikincisi karının sembolü idi.&lt;br/&gt;Eski Türklerde evin eşiği de kutsal sayılırdı ve eşiğe ayak basan yabancının çarpılacağına inanılırdı.&lt;br/&gt;&quot;soy&quot;&lt;br/&gt;Türk ailesi &quot;soy&quot; adını alıyordu. Soy&quot; da hem erkek hem de kadın akrabalıklar yer alıyordu. Bu iki taraf akrabalıkların hukuki statüleri eşitti. &lt;br/&gt;&quot;Soy&quot; batı Türklerde yedinci göbeğe kadar çıkardı. Yedinci göbeği dışında kalanlar yabancı sayılırdı. Bunlara &quot;yad yabancı&quot; veya &quot;yedi yad&quot; denirdi. Evlenmeler yedi göbeğin dışından olurdu. &lt;br/&gt;&quot;Soy&quot; büyükbabanın etrafında birleşmiş fert ve aileler topluluğudur. Soy birliği, büyükbabanın ölümünden sonra a devam eder, soyun başına soyun en yaşlısı geçer.&lt;br/&gt;Bir soya mensup fertler, soyu ilgilendiren işleri görüşmek için zaman zaman toplantılar yaparlardı. Bu toplantılarda soy üyelerinin söz söyleme hakkı vardı. Her soyun bir soyadı bulunmaktadır. Soylar arasında genellikle özel intikam (Vandetta) geleneği görülmektedir. &lt;br/&gt;Her soyun kendine göre adetleri, o soy içinde hayatı düzenleyen uyulması zorunlu hukuki nitelikte kuralları mevcuttur. &lt;br/&gt;Yakut&quot;larda totemizme dayanan bir akrabalık şekli vardı. Kan bağına dayalı akrabalığın hiçbir hukuki ve sosyal anlamı yoktu. Bu yüzden &quot;exogamie&quot; geçerli olması gerekir. Aslında &quot;Sip&quot; adını taşıyan yakut klanlarında totemdaşlığa dayanan akrabalığın bütün hukuki belirtileri görülüyordu. &quot;Sip&quot; içinde ortak mülkiyet vardı. Karı-kocadan oluşan ailenin özel ismi yoktu. Bir çocuğun babasına, kardeşlerin birbirine hitap edeceği kelimeler bulunmuyordu. Yakutlardaki akrabalık klan akrabalığıdır. &quot;Sip&quot; içinde egzogami kuralı geçerlidir. &lt;br/&gt;Anlaşılıyor ki Yakut&quot;larda en küçük sosyal çekirdek baba reisliğine dayalı aile (Kergen) dir. Bütün eski Türk topluluklarında olduğu gibi Yakut&quot;larda da aile patriarkal bir karakter göstermektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TÜRKLERDE AİLE&lt;br/&gt;Türklerde Ailenin Gelişmesi&lt;br/&gt;Gelişmiş bir &quot;baba ailesi&quot; ne sahiptiler. Baba ailesinin temeli, dışarıdan evlenme-yani (exogamy) ye dayanır. &lt;br/&gt;Büyük Hun İmparatorluğunda &quot;hakanların kız aldıkları&quot; belli boylar vardı. Tıpkı dede Korkut&quot;taki &quot;Dış Oğuzlar&quot; gibi. Hunlar&quot;ın sürekli olarak kız kaçırma geleneğiyle evlendiklerine dair bir kanıt yoktur. &lt;br/&gt;Proto-Moğollar da, &quot;ana ailesi&quot;&lt;br/&gt;Hunlar&quot;ın doğudaki Proto-Moğol komşularının henüz daha &quot;ana ailesi&quot; çağını yaşadıkları ise bir gerçekti. Örneğin Hunlar&quot;ın doğudaki en yakın komşularından İsa&quot;dan önceki Wuhuan Moğollarında &quot;oğlan evlendikten sonra kız evine gider ve ilk çocuk doğuncaya kadar kayınbabasına hizmet ederdi. Buna karşılık kayınbaba da damada ev ve mal verir böylece kızı ile damadının yuvalarını kurardı.&quot;&lt;br/&gt;Ana Ailesi&quot;nin bu örneğini Çingiz Han çağı Moğollarında da görebiliriz. Ancak Türk tarihinde buna benzer</description></item><item><title>EVLİLİKTE EŞ SEÇİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?evlilikte-es-secimi-397379.html</link><description>EVLİLİKTE EŞ SEÇİMİNDE KRİTERLERİ NELERDİR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM                                                                              SAYFA&lt;br/&gt;I PROBLEM  . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  1&lt;br/&gt;    1.1.Problem Durumu   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 1&lt;br/&gt;    1.2.Problem Cümlesi   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  . . . . .  . . .  . . . . . . . 8 &lt;br/&gt;    1.3.Alt Problemler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  8&lt;br/&gt;    1.4.Denenceler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 8 &lt;br/&gt;    1.5.Sayıltılar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  9  &lt;br/&gt;    1.6.Sınırlılıklar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  9&lt;br/&gt;    1.7.Tanımlar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  9&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II İLGİLİ  ARAŞTIRMALAR . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  11&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III YÖNTEM.. . . . . . . . . . .  . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  14 &lt;br/&gt;    3.1.Araştırma yöntemi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  . . . . . . . . . . . . .  14&lt;br/&gt;    3.2.Araştırma Evreni  . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 14&lt;br/&gt;    3.3.Araştırma Örneklemi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 14&lt;br/&gt;    3.4.Veri Toplama  Araçları  . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  . . . . . . . . . .    14&lt;br/&gt;    3.5.Çözümleme Yöntemleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  15&lt;br/&gt;IV BULGULAR  VE YOR</description></item><item><title>NEDEN AKRABA EVLİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?neden-akraba-evliligi-349060.html</link><description>AKRABA EVLİLİĞİ&lt;br/&gt;Tanımı ve Yaygınlığı: Aynı soydan gelen kişilerin  yapmış oldukları evlilikler akraba evliliğidir. Bu akrabalık  anne soyundan veya baba soyundan gelebilir. Her ikiside aynı derecede önemlidir. Halk arasında yanlış bir izlenim olarak baba soyundan gelen  akrabalığa daha çok önem verilir. Bu evliliklerde akraba ilişkileri derece derecedir. &lt;br/&gt;1. Derecede Akrabalık: &lt;br/&gt;&amp;#61558;Her iki çiftin babalarının kardeş olması &quot;Amca kızı , amca oğlu modeli&quot; (Şekil 1)&lt;br/&gt;&amp;#61558;Her iki çiftin annelerinin kardeş olması  &quot;Teyze kızı, teyze oğlu modeli&quot; (Şekil 2)&lt;br/&gt;&amp;#61558;Çiftlerden birisinin annesinin, birisinin babasının kardeşi olması (Hala kızı, dayı oğlu modeli&quot; (Şekil 3 A), &quot;Hala oğlu dayı kızı modeli&quot; /Şekil 3 B)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ŞEKİL 1&lt;br/&gt;AMCA KIZI, AMCA OĞLU &lt;br/&gt;EVLİLİĞİ&lt;br/&gt;       EVLİLİK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                            &lt;br/&gt;                                                            AMCA                                 AMCA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                              &lt;br/&gt;                                                            &lt;br/&gt;                                                            BABA                       ANNE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                            &lt;br/&gt;                                Hasta Erkek             Hasta Kız                  Sağlam Erkek                    Sağlam Kız               Taşıyıcı                       Taşıyıcı&lt;br/&gt;                                  Çocuk                       Çocuk                         Çocuk                             Çocuk                     Erkek Çocuk             Kız Çocuk&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ŞEKİL  2&lt;br/&gt;TEYZE KIZI, TEYZE OĞLU &lt;br/&gt;EVLİLİĞİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                TEYZE                        TEYZE&lt;br/&gt;                 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                   BABA                       ANNE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;    Hasta Erkek             Hasta Kız               Sağlam Erkek                    Sağlam Kız               Taşıyıcı                       Taşıyıcı&lt;br/&gt;         Çocuk                       Çocuk                     Çocuk                             Çocuk                     Erkek Çocuk             Kız Çocuk&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;               &lt;br/&gt;                                                      DAYI                         HALA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                 BABA                      ANNE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                  Hasta Erkek               Hasta Kız                  Sağlam Erkek                    Sağlam Kız               Taşıyıcı                              Taşıyıcı                                            &lt;br/&gt;                    Çocuk                         Çocuk                        Çocuk                        Erkek Çocuk             Erkek Çocuk                       Kız&lt;br/&gt;ŞEKİL 4&lt;br/&gt;HALA OĞLU , DAYI KIZI &lt;br/&gt;MODELİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       &lt;br/&gt;                                                HALA                           DAYI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       BABA                       ANNE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt; Hasta Erkek             Hasta Kız                  Sağlam Erkek                    Sağlam Kız               Taşıyıcı                       Taşıyıcı&lt;br/&gt;    Çocuk                       Çocuk                         Çocuk                             Çocuk                     Erkek Çocuk             Kız Çocuk&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AKRABA EVLİLİĞİNİN SAĞLIK YÖNÜNDEN SAKINCALARI&lt;br/&gt;Akraba evlilikleri gizli kalmış özellikleri ortaya çıkarabileceği için zararlıdır.  Otozomal resesif: çekinik genlerin ortaya çıkmasını  akraba evliliği kolaylaştırır. Bu konuyu şöyle açıklayabiliriz: Genetik özellik dediğimiz genlerdeki değişim; mutasyon sonucu bazı  hastalıklar ortaya çıkar. İnsanlarda kromozomlar çift olduğundan, diğer  bir değişle  genler vücutta çift olarak bulunduğundan, birisinde çalışmama durumunda  diğer gen çalıştığından hastalık görünmez. Bu duruma  heterazigot veya  taşıyıcılık diyoruz. Eğer anne ve baba aynı soydan geliyorsa ve birinci derecede akraba iseler , her ikisi de bu hastalığı taşıyorsa ,  ikisinden de bozuk çalışmayan geni alırsak  doğacak çocuk tam hasta olu</description></item><item><title>KARDEŞ İLİŞKİLERİ, KARDEŞ KISKANÇLIĞI, DÜNYAYA GELİŞ SIRASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kardes-iliskileri,-kardes-kiskancligi,-dunyaya-gelis-sirasi-360948.html</link><description>KARDEŞ İLİŞKİLERİ, KARDEŞ KISKANÇLIĞI, DÜNYAYA GELİŞ SIRASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KARDEŞLER ARASI İLİŞKİLER&lt;br/&gt;Aile içinde anne - baba ve kardeşler arasındaki ilişkiler çocuğun kişilik oluşumunda ve gelişiminde önemli rol oynar. Kardeşler arasındaki iletişim ve etkileşim çocuğun kişiliği üzerinde etkili olur. Bu iletişimin olumlu veya olumsuz etkiler bırakmasında ailenin tutumu da önemlidir. &lt;br/&gt;Aile kendi balına düşünüldüğünde içerisinde farklı pozisyonlar, farklı rolleri ve farklı güç dağılımlarını bulunduran bir yapıdır. Sözel olarak ayrımı net yapılmasa da ebeveynler otorite ve güç figürünü zaman zaman da kararların verildiği yetkiyi temsil ederler. &lt;br/&gt;&quot;Ebeveynlerin ikinci bir çocuğa sahip olma kararı ile başlattıkları değişim süreci aslında ailenin yapısını da derinden etkileyen bir sürece kapılarını açar. Aileye bir bebeğin katılmasıyla başlayan yeni dönem, sonrasında kardeşler arası yaşanacak farklı ilişki formlarını ve süreçlerini de bünyesinde barındırır. 1&lt;br/&gt;Aileye yeni katılan bebeğin kendini sözcük ve hareketlerle ifade etmeye başlamasıyla kardeşler arası etkileşimde çeşitlenir ve hızlanır. Bu noktada da kaçınılmaz olan kardeşler arasın çekişmeler gözlenmeye başlar. &lt;br/&gt;Büyük çocuklar bu rol dağılımında, daha sorumluluk sahibi, kardeşine göz-kulak olan ve pozisyon olarak anne - babaya daha yakın olan yeri alırlar. Küçük çocuklar ise yaptıklarının daha hoşgörü ile karşılandığı,küçük olmanın fırsatlarından yararlanan role sahip olurlar. Bu iki farklı pozisyon kardeşler arasında çok farklı algılanabilir. İki tarafta birbirlerinin rollerine özenebilir, hatta kendi pozisyonlarından dolayı memnuniyetsizlik yaşayabilirler. &lt;br/&gt;&quot;Bu tür güç savaşlarının neden olabileceği tartışma ve çekişmeler çocukların ayrı ayrı değerli oldukları mesajlarının verilemesini gerekli kılar ve çocuklardan beklenen rolleri çok sabit olarak tanımlanması beklentilerin bu pozisyon farkının yaratacağı hassaslığa göre ayarlanması ile dengelenebilir. &lt;br/&gt;Kardeşler arası çekişmelerin başka bir kaynağı da geçirdikleri ve içinde bulundukları dönemlerdir. 3 yaşındaki bir kardeşin bitmek bilmeyen &quot;Neden?&quot; soruları 9 yaşındaki abla - ağabey için dayanılmaz olabilir. Aslında her çocuk gelişim dönemi içinde doğru olanı ve beklenenleri sergiler. Ancak bu dönemlerin kritik anlarının kesişmesi ilişkiyi zorlayabilir. &lt;br/&gt;Diğer önemli faktörde kardeşlerin sahip oldukları farklı yapılarıdır. Sessiz kalıp kendi başına oyuncakları ile oynamayı tercih eden büyük çocuğun odasında fırtınalar estiren bir kardeş tabii ki oldukça sert bir tartışmaya sebep olabilir. Bu noktada, birbirlerinin zorlayıcı özelliklerini onlara tanıtıp sınır koyma yardımcı olabilir.&quot; 1&lt;br/&gt;&quot;Genellikle çocukların ilk kardeşe tepkileri daha büyük olur. İkinci kardeş gelince o ölçüde etkilenmezler. İlk kardeşle çekişmeyi sürdürüp ikinci kardeşe karşı koruyucu bir tutum takınırlar. Özellikle ablalar en  küçük kardeşe dört elle sarılır, bakımında annenin en iyi yardımcısı olurlar.&quot; 2 &lt;br/&gt;Kardeşler arası ilişkinin olumlu bir seyir halinde olmasında en önemli rol anne babaya düşer. Kardeşler arasında ayrım yapmamalı, bir kardeşin olumsuz tutumundan diğerini sorumlu tutmamalıdırlar. Bazı anne babalar da çocukları arasında cinsiyet ayrımı yaparlar. Birkaç kız veya birkaç erkek çocuktan sonra doğan farklı cinsiyetteki çocuğu diğerlerinden daha fazla sevme, ona karşı daha hoşgörülü olma gibi bir tutum sergileyebilirler. Bu durum kardeşler arasındaki ilişkileri de olumsuz etkiler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kardeş kıskançlığı&lt;br/&gt;Kıskançlık insanlık varolduğundan beri görülen doğal bir duygudur. Bir insanın kıskanılması için onun seviliyor olması gerekir. Yani seven insan sevdiğini kıskanır. Kardeş kıskançlığı da sevgiden kaynaklanır. Annesini çok seven çocuk onu diğer kardeşten kıskanır. Kendisi için çok değerli bir varlık olan annesini başkasıyla bölüşmek istemez. Küçük bir çocuk için kendisi varken neden ikinci bir çocuğa gerek duyulduğunu anlamak güçtür. &lt;br/&gt;Annesinin özellikle gebeliğin son aylarında kendisi ile ilgilenmemeye başlaması kucağına almaması küçük çocukta kard</description></item><item><title>KAFKA NIN HAYATI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kafka-nin-hayati-346810.html</link><description>Kafka nın Hayatı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriş&lt;br/&gt;Bizim bu projeyi seçmemizin amacı yabancılaşmayı ele almaktır. Babayla oğul arasındaki çatışma kuşkusuz Kafka yapıtlarının ana temasını oluşturur.Dönüşüm, bilinçaltında ailesinin baskılarından sıkılan, toplumun çarkları arasında ezildiğini hisseden, işyerinde köle olan, yalnızca kendisine verilen rolleri oynadığında benimsenip sevilen bireyin başkaldırı öyküsüdür.&lt;br/&gt;Dönüşüm ilk bakışta hamamböceğine dönüşen bir adamın öyküsü gibi görülebilir. Oysa Kafkanın eşsiz anlatımıyla karşımıza çıkan roman, toplumun kalıplarına, çürümüşlüğüne başkaldıran bireyin tragedyasını çarpıcı bir şekilde yansıtıyor.&lt;br/&gt;Bir böceğe dönüp yerde sürünen oğul, bir ara kendisini babasının karşısında bulur. &quot; Babası, Müdür Bey&quot; in şapka ve bastonunu kapıp sol eliyle masadan büyük bir gazete aldı, ayaklarını yere vurup baston ve gazeteyi havada sallayarak Gregor&quot; u odasından içeri tıkmaya çalıştı. Gregor&quot; un yalvarıp yakarmaları hiçbir işe yaramadı. &quot;Galiba ne yapacağını babası da bilmiyor, ama ayaklarını alabildigine kaldırarak adımlarını atıyordu. Çizmelerinin pençelerinin o devileyin büyüklüğü Gregor&quot; u şaşırtdıysa da , bu şaşkınlıktan sıyrılıp aldı kendini.&quot;&lt;br/&gt;Oğlunu her vakit ilke olarak bu gibi düş kırıklıklarına uğratmadan duramıyordu. Aralarında farklar, çatışmalar ve anlaşmazlıklar vardı. Fakat babasından öğrendiklerini yaşamında uygulaması aralarındaki yabancılaşmadan alakoydu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Franz Kafka&lt;br/&gt;Yaşamı ve eserleri simgesel bir nitelik taşıyan Kafka; varoluşu daha &lt;br/&gt;başından kaybedilmiş bir savaşım olarak ele alırken; kimi tarihçiler tarafından dışavurumculuğun temsilcileri arasında sayılmıştır. Kafkanın topluma bakışı onlara yaklaşırsa da, alaycı karamsarlığı; dışavurumcuların yergisinden çok daha katıdır.Franz Kafka&quot; nın yazmış olduğu Değişim adlı roman ilk defa 1915 yılında basılmıştır. &lt;br/&gt;3 Temmuz 1883te, taşralı bir Çek proletaryasından gelip, zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile, zengin ve aydın bir Alman yahudisi annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Kafka; çeşitli ailevi ve toplumsal nedenler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. &lt;br/&gt;Kafkanın babasıyla ilişkisi tüm ilişkilerine ve eserlerine bir temel oluşturur. İnsanın, çarkların nasıl işlediği anlaşılamayan ve amacının benimsenmediği bu toplumsal ve siyasal düzenek içerisinde; peşin bir suçluluk duygusu taşıması kaçınılmazdır. Dillerin anlaşılmaz olduğu, davranışların ise belli kalıplara sıkışıp kaldığı insan ilişkilerinde, tamamen aynı olan hareketler ve aynı kelimeler tekrarlanırken, Kafka daha o zamanlar, kitle iletişim araçlarının oluşturduğu evrende hakim olacak iletişimsizliği sezmiştir. Babasına yazdığı 100 sayfalık Babaya Mektup; hiçbir zaman adresine ulaşamayacaktır. Bu mektup; Kafkanın babasını hem küçümsediğinin hem de ona hayranlık duyduğunun belgesidir. Davanın son kelimelerini, yine bu kaybedilmiş baba oğul ilişkisinden yola çıkarak yazacak, babasına ve kendisine duyduğu güveni kaybettiğini; ... sanki utanç onun ardından da varlığını sürdürecekti cümlesiyle ifade edecekti. Değişimin kahramanı Gregor Samsa ise; üç şeye karşı çıkmaktadır: baba    otoritesinin baskısına, duygusal yaşamın yok olmasına ve ekonomik sömürüye. &lt;br/&gt;Gregor Samsa, babasının iflas etmesi sonucunda yıkıma uğrayan ailesine yardım etmektedir. Karabasanlarla dolu bir gecenin sonucunda, dev bir hamamböceğine dönüşen Samsa, aile bireyleri için bir tiksime ve utanç kaynağı olmuştur ancak insan gibi hissetmeyi ve düşünmeyi sürdürmektedir. Nihayet, bir gece kız kardeşinin çaldığı kemanın sesine kapılarak saklandığı delikten çıkar, ailesinin arasına katılmaya çalışır, ancak oradan dövülüp kovulduktan sonra, bir köşede ölüp gider. Kalıntılarının hizmetçi tarafından sanki bir çöp yığınıymışçasına süpürülüp atılmasıyla sona eren Dönüşüm, Kafkanın hissettiği ümitsizlik, işe yaramama ve aile bireyleri tarafından küçümsenme duygusuna açıklık getirmektedir. Böcek Samsa bir süre utanç dolu ve anlamsız bir yaşam sürdükten sonra pis ve yalnız bir şekilde ölür. Kafka bu tür bir ölümün kendisi için de ol</description></item><item><title>AİLE PLANLAMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-planlamasi-440692.html</link><description>Aile Planlaması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de doğum kontrol yöntemlerinin dağılımı&lt;br/&gt;Dünyadaki durum&lt;br/&gt;K.O.K.&quot;lerin olumlu yönleri&lt;br/&gt;Son derece etkilidir&lt;br/&gt;Kullanılması kolaydır&lt;br/&gt;Adet kanamaları miktarca az, daha kısa ve düzenli hale gelir&lt;br/&gt;Demir eksikliğinden kaynaklanan anemiyi azaltır&lt;br/&gt;Adet öncesi gerginlik ve endometriyozisle ilgili şikayetler azalır&lt;br/&gt;Adetlerde kramp veya ağrı çok azalır ya da hiç olmaz&lt;br/&gt;Cinsel ilişkiyi herhangi bir şekilde etkilemez&lt;br/&gt;Aknelere iyi gelebilir&lt;br/&gt;K.O.K.&quot;lerin olumlu yönleri&lt;br/&gt;İyi huylu meme hastalıklarını azaltır (kist ve fibroadenom gibi)&lt;br/&gt;Yumurtalıklarda kist oluşumunu azaltır&lt;br/&gt;Romatoid artriti azaltır&lt;br/&gt;Dış gebeliği önler&lt;br/&gt;Endometriyum ve over kanseri riskini azaltır&lt;br/&gt;PID. riskini azaltır (%50)&lt;br/&gt;Osteoporoz riskini azaltır&lt;br/&gt;Bırakıldığı zaman fertilite geri döner&lt;br/&gt;Etkileri ve yan etkileri çok iyi incelenmiştir&lt;br/&gt;K.O.K.&quot;de mutlak kontredikasyonlar&lt;br/&gt;Gebelik&lt;br/&gt;Tromboflebit, tromboembolik bozukluklar, serebro-vasküler hastalık, koroner tıkanıklığı, tedavi edilmemiş hipertansiyon, vasküler komplikasyonlu diyabet varlığı, akciğer embolisi&lt;br/&gt;Konjestif kalp hastalığı, kronik böbrek fonksiyon bozukluğu&lt;br/&gt;Bilinen veya şüphelenilen meme kanseri, yakın akrabalarda meme kanseri öyküsü olanlar&lt;br/&gt;K.O.K.&quot;de mutlak kontredikasyonlar&lt;br/&gt;40 yaş üzerinde günde 15 veya daha fazla sigara içen kadınlar&lt;br/&gt;Tanı konmamış üterin kanama (genital organ kanseri)&lt;br/&gt;Akut karaciğer hastalığı olanlar (hepatit fonksiyonun normale dönmesi ile sonuçlanmış geçmiş karaciğer hastalığı mutlak kontrendikasyon değildir)&lt;br/&gt;Hipofiz adenomu&lt;br/&gt;KLİNİK DEĞERLENDİRME VE HASTANIN RIZASINI GEREKTİREN RELATİF KONTRENDİKASYONLAR&lt;br/&gt;!&lt;br/&gt;Migren türü şiddetli başağrıları&lt;br/&gt;Emziren kadınlar&lt;br/&gt;Nedeni bilinmeyen anormal vajinal kanamalar&lt;br/&gt;Gebelik sırasında ya da daha önce hap kullanırken sarılık geçirmiş olanlar&lt;br/&gt;40 yaşını geçmiş kardiyovasküler hastalık riski taşıyanlar&lt;br/&gt;Diabetes mellitus&lt;br/&gt;Ana, baba ya da kardeşlerden birinin 50 yaşına gelmeden kalp krizi veya felç geçirmiş olması&lt;br/&gt;Hipertansiyon (KB   140/90 mm Hg)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;!&lt;br/&gt;Elektif Cerrahi: Postoperatif tromboz riskinden kaçınmak için E.C den önce OK ler kesilir.&lt;br/&gt;Bacağı uzun süre alçıda olanlar veya bacağın alt kısmında ciddi yaralanma geçirenler.&lt;br/&gt;Epilepsi&lt;br/&gt;Orak hücreli anemi&lt;br/&gt;Safra kesesi hastalığı&lt;br/&gt;Oligo-amenore&lt;br/&gt;Depresyon&lt;br/&gt;K.O. kontraseptiflerin uyarı işaretleri&lt;br/&gt;Şiddetli karın ağrısı&lt;br/&gt;Şiddetli göğüs ağrısı nefes darlığı&lt;br/&gt;Şiddetli baş ağrısı baş dönmesi&lt;br/&gt;Kuvvet ya da his kaybı&lt;br/&gt;Şiddetli uyluk ya da bacak ağrısı&lt;br/&gt;Ani görme kaybı yada bulanık görme (özellikle kontak lens kullananlarda) konuşma bozukluğu&lt;br/&gt;Deride ve sklerada sarılık&lt;br/&gt;Enjekte edilen kontraseptiflerin uygun olmadığı durumlar&lt;br/&gt;Gebelik&lt;br/&gt;Aktif karaciğer hastalığı&lt;br/&gt;Aktif tromboflebit ya da derin ven trombozu (akciğer veya bacakta)&lt;br/&gt;Nedeni belirlenmemiş vajinal kanama&lt;br/&gt;Meme kanseri tanısı ya da kuşkusu&lt;br/&gt;Kullanılabilir, ancak daha sık takip ve özel muayene gerektiren durumlar&lt;br/&gt;Memede nodüller&lt;br/&gt;Diyabet&lt;br/&gt;140/90 mm/Hg üzerinde kan basıncı&lt;br/&gt;Migren, şiddetli baş ağrıları ya da epilepsi&lt;br/&gt;Depresyon&lt;br/&gt;Fonksiyonel over kisti öyküsü</description></item><item><title>EVLİLİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?evlilik-345368.html</link><description>EVLİLİK - TEKEŞLİLİK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ölüm bizi ayırıncaya kadar. Bu sözler Batı uygarlığının evliliğe bakış açısını özetliyor. Eğer insanoğlu tekeşli ise niçin İngilteredeki evliliklerin üçte biri, ABDdekilerin yarısı boşanmayla sonuçlanıyor? Çocukların yüzde 15inin babası niçin evlilik cüzdanlarındaki kayıtlı eş değil? Bazı insanlar bunu aile değerlerinin çöküşü, toplumun dağılması veya ilişkiler dahil herşeyi yenileme hastalığının bir yansıması olarak görse de biyologlar konuya farklı bir açıdan yaklaşıyorlar. Biyologlar, son yıllarda gerçekleştirilen araştırmaların ışığı altında tekeşliliğin önceden sanıldığı gibi bazı hayvan türlerinin beyinlerine kazınmış bir içgüdü olmadığını, sadakat simgesi olarak kabul edilen bazı hayvanların fırsatını yakalar yakalamaz eşine ihanet ettiğini ortaya koyuyor. &lt;br/&gt;Güney Amerikada yaşayan ipek maymun denilen tamarin maymunu çoğunlukla tekeşlidir ve çocukların bakımını erkekler üstlenir. Bazı durumlarda erkekler çokeşliliği seçer ve dişiden dişiye gezerek gönül eğlendirir. Son yıllarda maymun çiftlerinin boşanma eğilimlerinde görülen artış, büyük ölçüde dişilerin ölüm oranlarındaki artıştan kaynaklanır. Buna bağlı olarak dişi maymun nüfusundaki azalma, her erkeğe bir dişi düşme olasılığını ortadan kaldırdığı için açıkta kalan erkekler, yuva yardımcısı olarak, kurulu yuvalara 3.kişi olarak yanaşır. Yuva yardımcıları, bir dişi ve bir erkekten kurulu yuvada, kendisinin olmadığı halde, çocukların bakımını üstlenir. Yuvada bir bakıcının bulunması en çok çiftin erkeğinin işine yarar. Çocuklara bakmak zorunda kalmadığı için rahatça başka dişilerin peşine düşecek zamanı bulur ve karısının kızışma zamanını bekleyeceğine başka dişilerle çiftleşerek üreme şansını arttırır. Bu arada yardımcının da emekleri karşılıksız kalmaz. Yuvanın dişisi kızışma döneminde, gerçek eşi yanında değilse, yardımcıyla çiftleşir. İşin ilginç tarafı yuvadaki dişi eşinin ne yaptığı ile fazla ilgilenmez; dişi için önemli olan yavruların bakımını bir erkekle paylaşmaktır. Bu erkeğin kim olduğu önemli değildir. &lt;br/&gt;Ne olup bittiğini anlamak için çiftleşme stratejisindeki bu değişikliğin yol açtığı avantajlara bir göz atmak gerekir. Matematiksel bir modelden yola çıkılırsa, yuvasının dışında çapkınlık yapan erkek, tekeşli bir düzeni bozmadan sahip olduğu yavru sayısını iki katına çıkartabildiği için kazançlıdır. Dişilerin bu durumda ne kaybı ne de kazancı vardır; onun için önemli olan kızışma döneminde çiftleşecek birini bulmaktır. Dolayısıyla yavruların sayısında bir değişiklik olmaz. Yardımcı, en kötü durumda bile çiftleşecek bir dişi bulduğu için haline şükreder. Tamarin maymunlarında ortaya çıkan bu yeni davranış şekli, değişen koşullara bir tepkidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kuralları Çiğnemek &lt;br/&gt;Tekeşlilik doğada seyrek rastlanan bir durumdur. Başta primat ve köpekler olmak üzere memelilerin yalnızca yüzde 5i tekeşlidir. Ancak bir grup hayvan için tekeşlilik bir kuraldır. Kuş türlerinin yüzde 90ı çiftleşme döneminde tekeşli bir düzen kurar. Dışarıdan bakıldığında birbirine bağlı, mutlu bir çift görünümü veren kuşların, ihanete ne denli yatkın oldukları bilimsel çalışmalarla su yüzüne çıktı. Bilimsel çalışmaların özünü oluşturan DNA tetkikleri, tekeşli kuş çiftlerine ait olan yumurtaların beşte birinin yuvadaki babaya ait olmadığını ortaya çıkarttı. Dolayısıyla pek çok erkek kuşun başka kuşların yavrularına babalık ettiği anlaşılmış oldu. &lt;br/&gt;Tekeşli hayvanlar eşlerine nasıl ihanet ediyor? Tekeşliliğe yol açan etmenlerin başında işbirliğinin geldiğine inanan davranış bilimcileri, son bulgular karşısında çiftleşme stratejileri hakkındaki görüşlerini yeniden gözden geçirmek zorunda kaldılar; sonuçta gerçeğin hiç de düşündükleri gibi olmadığını anladılar. &lt;br/&gt;İşbirliğinin kaçınılmaz olarak sömürü tehlikesini de beraberinde getirmesi, tekeşliliğe duyulan güveni temelinden sarsıyor. Tekeşli bir erkek hiçbir zaman, evdeki çocukların gerçek babası olup olmadığından emin olamaz. İşbirliğinin geçerli olduğu sistemlerde, aile dışı kaçamaklar hep bir çıkar uğruna yapılır. Bu nokt</description></item><item><title>EVLİLİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?evlilik-396551.html</link><description>Evliliğin tanımı&lt;br/&gt;   Kültürel ve aile yaşantısı olarak birbirinden farklı iki insanın,aynı evi,aynı zaman ve mekanı paylaşmaya başladıkları yeni hayat dönemindeki partner ilişkilerine&quot;evlilik&quot; denir.</description></item><item><title>AKRABA EVLİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?akraba-evliligi-398121.html</link><description>AKRABA EVLİLİĞİ&lt;br/&gt;SORUNLAR, NEDENLER VE ÇÖZÜMLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akraba evliliği toplumumuzda bir çok başka ülkede olduğu gibi ciddi bir tıbbi sorundur. Genetik hastalıkların sıklığını olumsuz etkilemesi nedeniyle üzerinde önemle durulması ve tartışılması gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akraba evliliği sıklığı nedir?&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de akraba evliliği sıklığı Hacettepe Nüfus Etüdleri Enstütüsünün 1983 yılında yaptığı çalışmada % 21.10 olarak bildirilmiştir. Bu sıklık yöreler arasında ciddi farklılıklar göstermektedir ve ülkenin batısından doğusuna doğru gidildikçe artmaktadır. Diğer bir araştırmada Doğu Anadolu&quot;da sıklık % 30.8 olarak bulunurken Batı Anadolu&quot;da %12.8&quot; e düşmektedir. Sıklık köy ve kasaba gibi dar topluluklarda artmaktadır. Ayrıca böyle dar topluluklar uzun süreler boyunca incelendiklerinde, burada yaşayan halkın yakından yada uzaktan bir şekilde birbiriyle akraba oldukları ortaya çıkar ki bu da aynı köyden iki kişinin evliliğinin bile akraba evliliği olarak kabul edilmesi gerekliliğini doğurur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Akraba evliliğinin sık olmasının nedenleri nelerdir?&lt;br/&gt;Akraba evliliği, evliliğe aile büyükleri tarafından karar verildiği durumlarda daha da artmaktadır. Erken yaşlardaki evliliklerde sıklığı daha fazladır. Resmi nikahlı eşlere göre dini nikahlı eşler arasında % 50&quot;lik bir artış izlenmektedir.  &lt;br/&gt;Yapılan çalışmalar eğitim ile akraba evliliği sıklığının azaldığını göstermektedir. İlkokul mezunları arasındaki sıklık yaklaşık  %20 iken orta ve yüksek öğrenimi tamamlayanlarda %10&quot;a kadar gerilemektedir. Yine ailesinde akraba evliliği olan kişilerde olmayanlara göre 2 kat fazla akraba evliliği bildirilmektedir. &lt;br/&gt;Akraba evliliğinin bu kadar sık olmasının nedenleri sosyal, ekonomik, psikolojik, dini ve coğrafi açıdan yapılacak incelemelerle ortaya konabilir. &lt;br/&gt;Sosyal sebepler arasında en önemli etken, belirli bir sosyal sınıfta olan kişilerin başka sosyal sınıftan kişilerle evlenmek istememesi ve kendine en yakın özelliklerdeki kişileri en kolay akrabaları arasında bulmasıdır. Ekonomik sebeplerde bu yaklaşıma eklendiğinde, aileler mal varlıklarının bölünmemesi için yakın akraba evliliklerini tercih eder hale gelmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Psikolojik faktörler bazı yörelerde ağırlık kazanmaktadır. Türkiye&quot;de bazı yörelerde evlenen kızın anne-babasıyla görüşmesi engellenmekte veya sınırlandırılmaktadır. Bu da kızını akrabaya vererek ilişkileri sürdürebilme yönüne insanlarımızı kaydırabilmektedir. &lt;br/&gt;Dini sebepler daha çok azınlıkları etkilemektedir. Başka dine mensup ülkelerde yaşayan azınlıklar çocuklarının aynı dinden insanlarla evlenmesi isteğiyle yakınlarındaki insanları evlilik için seçmektedir.&lt;br/&gt;Yine bazı yörelerde coğrafi koşullar nedeniyle ulaşım ve iletişim güçlüğü olması orada kapalı bir toplum oluşmasına yol açabilmektedir. &lt;br/&gt;Akraba evliliklerinin dağılımına bakıldığında birinci derece ve ikinci derece kuzen evliliklerinin tüm akraba evliliklerinin % 80-90&quot;nını oluşturduğu gözlenmektedir. &lt;br/&gt;Akraba evlilikleri ne tür risklere yol açar?&lt;br/&gt;Akraba evliliğini üzerinde durulması gereken bir sorun olduğunu gösteren bazı bulgular vardır. Akraba evliliği yapanlarda ölü doğum sıklığının normal topluma göre yaklaşık 2 kat arttığı bildirilmiştir (Normal toplumda %1.24, akraba evliliklerinde %2.14). &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Düşük ve ölü doğumlar birlikte ele alındığında aynı artış yine dikkati çekmektedir (Normal toplumda %5.21, akraba evliliklerinde % 10.55). Yenidoğan kayıpları açısından bakıldığında ise %50 lik bir artış söz konusudur (Normal toplumda %10.76, akraba evliliklerinde %16.29). Ayrıca akraba evliliklerinde doğumsal kusurların 10 kat arttığı bildirilmektedir. &lt;br/&gt;Akraba evlilikleri otozomal resesif ve çok faktörlü kalıtım gösteren hastalıkların görülme sıklığını arttırmaktadır. Genler anne babadan çocuklara özelliklerin nakledilmesini sağlayan yapılardır. Anne babadan çocuklara aktarıldıkları içinde aynı aile içinde genler arasında benzerlik ihtimali çok yükselmektedir. Akraba evliliği ile görülme riski artan hastalıklarda da her iki eşte de aynı tip bozuk genin/ genlerin olması gereklidir. Akrabalar arasında genler arasında benzerlik sıklığı arttığı için rahatsız çocuk sahibi olma ihtimali de akrabalar arasında artmaktadır.   &lt;br/&gt;Akraba evliği yapanların sağlıklı çocuğu olabilir mi?&lt;br/&gt;Olabilir ancak akraba evliliği yapanlarda diğer evliliklere göre risk artmaktadır. Aileleri yanıltan en önemli nokta, kendi aile ve çevrelerinde başkalarının yaptıkları akraba evliliklerinden sağlıklı çocuklar doğmasıdır. Bu olay aileleri akraba evliliğ</description></item><item><title>SOKAK ÇOCUKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sokak-cocuklari-354723.html</link><description>SOKAK ÇOCUKLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sokakta Çalışan Çocuklardan Farkı Nedir ?&lt;br/&gt;Sokakta çalışan çocuklar ailesinin geçimine katkıda bulunmak yada kendi masraflarını karşılamak için günün bir bölümünde sokakta çalışan, gecenin erken yada geç bir saatinde evine dönen çocuklardır.Mendil-sakız-su-kart satanlar, ayakkabı boyacılığı yapanlar, kırmızı ışıkta araba camı silenler, sabit noktalarda dilencilik yapanlar... v.s buna örnektir.Genelde tiner, bali ve benzeri madde bağımlılıkları yoktur. Bu çocukların aile ilişkileri bir şekilde sürmektedir.&lt;br/&gt;Hangi Tehlikeler İle Karşı Karşıya ?&lt;br/&gt;Uçucu Maddelere Neden Gereksinim Duyarlar ?&lt;br/&gt;Sokaktaki şiddete karşı durabilmek ve dayak yediklerinde acı hissetmemek, sokaktaki soğuğa dayanabilmek, yaşadığı zorluklara karşı bedensel ve duygusal güç oluşturabilmek yani kendilerini güçlü ve cesaretli hissedebilmek , halüsinasyonlar görüp güzel şeyler hayal edebilmek ve utanma duygularını yok ettiği için rahatlıkla başkalarından yemek isteyip, dilenebilmek ve özgürce konuşabilmek için uçucu maddelere gereksinim duyarlar. Bunun dışında, sokaktaki grupların ortak yaşam biçimine ayak uydurarak gruba kendini kabul ettirebilmek, tiner-bally gibi maddelerin ucuza kolayca bulunabilmesi de diğer başka etkenlerdir.&lt;br/&gt;SOKAKTA ÇALIŞAN VE YAŞAYAN ÇOCUKLAR&lt;br/&gt;BİR SOKAK ÇOCUĞUNUN KISA YAŞAM HİKAYESİ &lt;br/&gt;Benim evden kaçmamın sebebi, ben doğduktan 27 gün sonra benim babam vefat etmiş ve ben 3 aylıkken annem beni babaanneme ve dedeme bırakıp babasının evine gitmiş, bunun üzerine tabii beni de amcalarım sabah ilkokula, öğleden sonra sakız satmaya veya boyacılığa gönderiyordu ve akşam eve bazen parayla gelmediğim zaman dayak yiyor ve o da yetmiyormuş gibi birde tüm akrabalara kötülüyorlardı ve bazen babaannem ablamı dövdüğü için dövme dedim diye defalarca dayak yediğimi bilirim. Zaten ağabeyim dayanamayıp evden kaçmıştı bile ve ben de azda olsa ondan etkilenerek kaçmaya karar verdim.İstanbul&quot;a geldiğim zaman ağabeyimi bulur çalışırız diye düşündüm, meğer ağabeyim benden önce batmışta benim haberim yokmuş.Tabii haliyle ben de sokakta kalmaya başladım ve yapmak istediğim şeylerin hepsini yapamadım belki ama beni en çok mutlu eden olay sokakta geldi başıma.Yani geldiğim bu yaşa kadar beni en çok mutlu eden sevindiren olay bir gün sokakta geldi başıma ; kaldığım süreç içerisinde İzmir&quot;e gitmeye karar verdim ve İzmir&quot;e gittiğim zaman ne bir tanıdık ne bir arkadaşım vardı. Ve orda bir halk topluluğu gördüm ve oraya doğru yürümeye başladım. Orada bulunan birine sordum ve oranın bir sirk olduğunu öğrendim, herkes kuyruğa girmiş bilet alıyordu ve ben de o kuyruğu takip ederek ilerledim.Sıra bana gelince cebimdeki paranın kısıtlı olduğu aklıma geldi ve adama sordum,&quot;kaç para ağabey bilet?&quot; Bir buçuk milyon dedi, ve ben de bir bilet istedim, &quot;ön taraftan olsun lütfen&quot; dedim.ve adam da &quot;sana o fiyata bilet veremem&quot; deyince haliyle &quot;ön taraf kaç para&quot; dedim ve söylediği fiyat benimişime gelmiyordu.ve birden arkamdan biri &quot;bir dakika yeğenim&quot; dedi ve bana hafiften gülerek gişedeki adama &quot;iki tane bilet verir misin ? , biri ön taraftan olsun lütfen&quot; dedi ve beni çağırarak bana o bileti verdi ve o adama sorduğum zaman 6 senedir ceza evindeymiş ve o gün cezası İzmir Buca cezaevinde bitmiş, o da benim gibi topluluğu görüp gelmiş ve bana söylediği her üç laftan biri (BELA OLMA, SANA GELEN BELADAN UZAK DUR) ve anladım ki o adam hayattan az veya çok,bilemem ama, bir ders almış.</description></item><item><title>AİLE KONFERANSLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-konferanslari-391334.html</link><description>Aile konferansları&lt;br/&gt;Konferansa hazırlanma, ailenin, öğrencinin ve öğretmenin hazırlanması biçiminde de olur. Konferansa katılan herkes konferansa yeterince hazırlandığında konferans daha üretici ve rahat olacaktır.&lt;br/&gt;a)Öğrencilerin hazırlanması&lt;br/&gt;Öğrencilerin hazırlanmasında ilk adım, konferansın amaçlarını tartışmak, öğrencilerin soru sormalarına ve ilgilerini ifade etmelerine izin vermektir. Öğrenciler, ailelerine rapor verilmesinin nedenini ve konferansta neler olacağını bilmeye gereksinme duymaktadırlar.&lt;br/&gt;İkinci adım, öğrencilere kendi isteklerini değerlendirme fırsatını sağlamaktır. Düzenli öğretmen-aile konferansının birinci amacı, öğrencilerin başarılarını sınıflandırmak ve buna göre gruplamak olduğundan, öğrencilerin bu sürece katılması doğru bir yaklaşımdır. Öğrencilere, kendi çalışmalarını değerlendirme fırsatının sağlanması, aynı zamanda ailelerine verilecek bilgi tiplerine olan düşmanlığı azaltır. Öğrencilerin kendilerini değerlendirmelerinin birçok yaklaşımı vardır. En özgün ve geçerli yöntem, öğrencilere kendileri hakkında bir kart düzenlemelerine izin vermektir. Kendini değerlendirmeyi geliştirmenin en kolay ve etkili yöntemi, okulun gereksinim duyduğu konuları içeren maddelerden oluşan kartı doldurmalarını istemektir. &lt;br/&gt;Kendini değerlendirme kartı&lt;br/&gt;Öğrenci bu kartları doldurduktan sonra, her öğrenci ile bunları tartışmak, özetlemek için bir programın yapılması gerekmektedir. Bu konferansta öğretmen ve öğrenci arasındaki değerlendirme faklılıklarını tartışmak için öğrencilere izin verileceği açıklanır. Bu farklılıkları tartışmak çok önemlidir. Ailelere, öğrenci hakkında olumsuz bilgi verilecekse, bunu önceden öğrencilerle tartışmak gerekir. Öğrenci, kendisine uygun bir biçimde davranıldığını hissettiğinde, öğretmenlerine ve akranlarına daha kibar davranır ve saygılı olur. Bilgi kartı ile birleştirilebilen diğer bir yöntem, öğrencilerin belirledikleri amaçları ile akademik başarı ve davranışlarını karşılaştırmaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öğrencilerin Kendini Değerl</description></item><item><title>AİLEDE Kİ STRES ETKENLERİ VE ÇOCUK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ailede-ki-stres-etkenleri-ve-cocuk-397919.html</link><description>AİLEDE Kİ STRES ETKENLERİ VE ÇOCUK&lt;br/&gt;Çocuklarda dahil olmak üzere yaşayan her canlıyı psikososyal stres etkenleri etkiler. Zaten stres etkeninin bir insanı etkilememesi durumunda da normal bir psikolojik yapıdan bahsetmek zor olur. Bu etkilenme her bireyde az veya çok değişik şekillerde görülür. Çocuğun yetişmesinde ve hayata adım atmasında birincil , en önemli ve vazgeçilmez basamak olan aile ortamı da çocukların psikososyal gelişimini direk olarak etkiler. Aileyi etkileyen her türlü olayın çocukta büyük veya küçük bir etkisini görmek mümkündür. Aile ortamını yaşayan bir organizma olarak kabul edebiliriz . Nasıl ki kişinin bir organı hasta olduğunda bütün vücüdu etkilenir ve işlev kaybına uğrar , aynı şekilde aile üyelerinden birinde ki bedensel veya ruhsal sorun veya onu etkileyen stres etkeni de ailenin ve aile üyelerinin işleyişini , psikolojisini ve yapısını etkileyecektir. Bu etkilenme sonucunda aile ile birlikte aile içindeki her bireyde yakın veya uzak gelecekte bazı etkilenme belirtilerinin görülmesi kaçınılmazdır. &lt;br/&gt;Şunun altını çizmek gerekir ki aileyi oluşturan temel unsurlar olan Anne ve babanın çocukluk dönemindeki durumları ,hayatları boyunca karşılaştıkları olaylar ,şu an ki kişilik yapıları , eğitim durumları , çevre şartlarından etkilenmeleri , toplumsal statüleri gibi bir çok konu ailenin bu gününü ve geleceğini her konuda etkileyecektir. Yani bir anne babanın küçükken başından geçen bir hadise veya anne babasından devamlı olarak gördüğü davranış tarzı onun stres etkenine karşı cevap durumunu aynı zamanda çocuğuna karşı uyguladığı eğitimi veya gösterdiği tepkiyi etkiler. Bununla birlikte bir ailenin şu anki durumunu ve stres etkenine karşı gösterdiği cevabı tam olarak değerlendirmek için onun geçmişindeki etkenleri hesaba katmak yerinde olur. Basit bir örnek verelim anne babanın çocukken karşılaştığı örnek olarak bir ölüm olayında ,kendi anne babalarının tepkisi onun şu an aynı olay karşısındaki tepkisini belirler veya etkide bulunur. Bu örnekleri</description></item><item><title>KISIRLIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kisirlik-436692.html</link><description>Kısırlık son yıllarda gerek toplumun gerekse de medyanın gündemini giderek daha fazla işgal eden bir sağlık sorunu olmuştur. Bu konu hakkında doğru ve yanlış pek çok beyanat verilmekte ve çocuk sahibi olamayan çiftlerin yönlendirilmesi güçleşmektedir. Kısırlığın tedavisinde özellikle son 10 yıl içerisinde büyük aşamalar kaydedilmiş ve önceleri tedavi edilemez gözüyle bakılan çiftlere çocuk sahibi olma imkanı tanınmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadına ait kısırlık yumurta yapımının uyarılması, tüp cerrahisi ve Tüpbebek yöntemleri ile büyük ölçüde çözümlenebilmektedir. Kadının yaşının ileri olması veya yumurtalıklarının verilen ilaçlara yeterli cevap vermemesi tedavinin etkinliğini kısıtlayan en önemli faktörlerdir. Son 3 - 4 yıldır kullanılmakta olan mikroinjeksiyon erkek kısırlığının tedavisinde büyük bir devrim olarak nitelendirilmektedir. Tek spermin tek yumurta içine zerk edilmesi esasına dayanan ve ileri bir tüp bebek yöntemi olan Mikroenjeksiyon ile daha önceleri tedavi edilemez gözü ile bakılan pek çok erkek baba olma şansınıyakalamıştır. Menisinde hiç sperm bulunmayan erkeklerde bile testislerden sperm alınarak Mikroenjeksiyon yapılmakta ve gebelikler elde edilmektedir. Yirminci yüzyılın başından bu yana sperm sayısının giderek azaldığını gösteren verilerin ışığında bu tedavi yöntemlerinin daha da değer kazanacağı açıktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anlaşılacağı gibi kısırlık tedavisinde katedilen mesafeler çok büyük olup tıp ve teknoloji bugün kısır çiftlerin pek çoğunu çocuk sahibi yapabilecek bir noktaya gelmiştir. Tedavinin başarısını belirleyen en önemli unsurlar ise doğru tanı ve çifti yormadan en etkin tedavinin seçilerek hızlı bir şekilde uygulanmasıdır. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kısırlığın Tanımı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İnfertilite (kısırlık) korunmaksızın düzenli ilişkiye karşın 1 yıl içinde gebelik oluşmaması olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizde bu sorunun sıklığı hakkında yapılmış doyurucu bir çalışma yoktur. Ancak Avrupa ve ABDden bildirilen raporlardan toplumda çiftlerin %10-15in böyle bir problemle ilgilenmek zorunda kaldıklarını bilmekteyiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toplumda bu sorunun sıklığının artık benzeri oranda olmasına karşın gerek II. Dünya Savaşı sonrası üreme çağındaki populasyonun çoğalması gerekse sunulan tıbbi tanı olanaklarının yetkinleşmesi nedeniyle infertilite kliniklerine başvuran çiftlerin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Herhangi bir çiftin herhangi bir ay gebe kalma oranının %20-15 dolayında olduğu bilinmektedir. Genel olarak toplumda çiftlerin %85in 1 yıl içinde, %93ün ise 2. yılın sonunda gebe kaldıklarını görmekteyiz. İngilterede 1550 ile 1850 yılları arasındaki arşivleri inceleyen bir çalışmada kadınların ancak %8in yaşamı boyunca gebe kalamadığı bulunmuştur. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;sayfa başı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kısırlığın Teşhisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İnfertil bir çiftin araştırılması kadın ve erkeğin birlikte geldiği bir öngörüşme ile başlar. Bu sırada varsa çifte ait önceki tetkik ve filmlerin değerlendirilmesi yapılır. Kadının dahili ve jinekolojik öyküsü alınır, varsa erkeğe ait sorun hakkında konuşulur. Aynı seansta ya da daha sonraki bir seansta kadının jinekolojik muayenesi ve ultrasonografisi yapılır. Bunların sonucunda herhangi bir patoloji olup olmadığı not edilir. Eğer gerekiyorsa erkeğin ürolojik muayenesi istenir. Daha sonra o ana kadar oluşan kanaat ve bulgular doğrultusunda aşağıda söz edilecek tetkiklerden bir ya da birkaçı istenir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Kadının üreme organlarının değerlendirilmesi: tubal, uterin, servikal&lt;br/&gt;2. Kadının hormonal durumun değerlendirilmesi,&lt;br/&gt;3. Yumurtlamanın (ovulasyonun) ve luteal fazın değerlendirilmesi,&lt;br/&gt;4. Erkeğin değerlendirilmesi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Kadının üreme organlarının değerlendirilmesi&lt;br/&gt;*  Rahim ağzının değerlendirilmesi&lt;br/&gt;Rahim ağzının spermler için geçirgen olup olmadığının anlaşılması için yapılan teste postkoital test adı verilir. Kadının yumurtasının çatlayacağı öngörülen gün ilişkiden 2-8 saat içinde jinekolojik muayene yapılır ve rahim ağzından alınan mukus içerdiği sperm (erkek hücresi) açısından incelenir. Spermin mukus içindeki hareketleri ve ilerlemesi araştırılır. Ancak testin tekrarlandığında aynı sonuçları vermemesi</description></item><item><title>EVLİLİK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA ÖZETİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?evlilik-hakkinda-bir-arastirma-ozeti-345369.html</link><description>EVLİLİK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA ÖZETİ&lt;br/&gt;YORUM :&lt;br/&gt;Evlenilecek  bireyin  birçok  açıdan  olduğu  gibi  ekonomik  açıdan da  aynı  yada  birbirlerine  yakın  düzeyde  olmaları  gerekir.Bu  durum  evliliğin  yürütülmesinde  daha  sağlıklı  bir  yaklaşım  olacaktır.&lt;br/&gt;Evlenilecek  bireylerin ailelerinin de  aynı  düzeyde  veya  birbirine  yakın  olması  gerekir. Ekonomik  açıdan  bireyler  veya  aileler  arasında  büyük  ölçüde  farklılıklar  olması  zengin  olan  tarafın  daha  düşük  ekonomik  durumu  olan  taraf  karşısında  daha  üstün  duruma  gelmesine  neden  olabilir. Tarafların  bu  durumu  kabullenmesi  ve  rahatsızlık  duymaması halinde  bu  durum  sorun  olarak  yansımayabilir. Fakat  bu  durumun  bir  yada  her  iki  taraf  tarafından da  kabullenilmemesi  evli  bireyler  ve  aileleri  arsında  belli  sorunların  gündeme  gelmesine  neden  olabilir.&lt;br/&gt;Bireylerin  ve  ailelerin bu  duruma  bakış  açısı  ne  olursa  olsun , bir  tarafın  zengin  diğer  tarafın  daha  az  gelirli  olması , zengin  aile  lehinde  bir  eşitsizliğin  gündeme  gelmesine  neden  olur. Eşitsizlik  üzerine  kurulan  bir  evlilikte  er  yada  geç  birçok  sorunun  gündeme  gelmesi  kaçınılmazdır.&lt;br/&gt;YORUM :&lt;br/&gt;Eğitim  durumunun  bireylerin  sağlıklı  bir  evlilik  sürdürebilmesi  üzerinde  küçümsenmeyecek  ölçüde  etkileri  vardır .Bireylerin   birbirlerini anlayabilmeleri  ve  paylaşımları  açısından  aynı  düzeyde  eğitime  sahip  olmaları  gerekir.&lt;br/&gt;Yüksek  öğrenimi  bitirmiş , bir  bireyle  ilkokul  mezunu  bir  bireyin  ne  oranda  bir  paylaşımı  olabilir. Birbirlerini  ne  oranda  anlayabilirler  evliliğin  sürdürülmesi , bireylerin  birbirlerini  kabullenmeleri  ve  kendilerince  belli  bir  evlilik  düzeni  kurmalarıyla  sağlanabilir. Fakat  paylaşımcı  ve  her  alanda  birbirini  anlayabilen  bireylerin  oluşturacağı  birlikteliğin  daha  anlamlı  olacağı  kanısındayız. Böyle  bir  evlilik  her  iki  birey  içinde  daha  doyum  sağlayıcı  olacaktır. Aksi  halde  bireyler  evliliği  kurulan  düzeni  sürdürdükleri  bir  işlev  olarak  algılayacaklardır. &lt;br/&gt;Paylaşımlarını  farklı  insan  ve  nesnelere  yönelterek , birbirleri  dışındaki  bu  kişi  ve  nesneler  aracılığıyla  doyum  sağlamaya  çalışacaklardır. Bu  durumda  bireylerin  birbirinden  bu  alanda  uzaklaşmalarına  ve  ilerde  dolaylı  olarak  bazı  sorunlar  yaşayabilmelerine  neden  olabilir. Bu  nedenle  evlenecek  bireylerin  aynı  veya  birbirine  yakın  eğitim  düzeyinde  olması  daha  sağlıklı   bir  birlikteliği  sağlayabileceğini  söyleyebiliriz.&lt;br/&gt;YORUM :&lt;br/&gt;Aşkla  birlikte  gelen  evlilik  anlamlı  ve  hoş  duyguların  hakim  olduğu  bir  ortamı da  beraberinde  getirir. Aşk  olmadan da  evlilik  yürütülür , fakat  aşkında  mevcut  olduğu  evlilik  çok  daha  anlamlı  ve  mutluluk  verici  olacaktır. Bazı  bireyler  mantık  evliliğinin  her  zaman  daha  sağlıklı  ve  uzun  süreli  olacağını  düşünürler , fakat  aşkın  olmadığı  evlilik  insanlara  ne  derece  mutluluk  getirir.&lt;br/&gt;Aşk  mutlaka  önemli  bir  etkendir  fakat  tek  kriter  olmamalıdır. Çünkü  sadece  aşık  olduğu  için  kendisiyle  aynı  düzeyde  olmayan  biriyle  evlenen  bireyin  evliliği , beraberinde  birçok  problemi , dolayısıyla da  mutsuzluğu  gündeme  getirecektir. Bu  yüzden  tek  kriter  olmamalıdır. &lt;br/&gt;Mantık  çerçevesinde  fakat  sevdiğimiz  bir  kişiyle  evlenmek , daha  sağlıklı  ve  uzun  ömürlü  bir  evlilik  sağlayabilir.Evlilik  insanoğlunun  hayatındaki  en  önemli  dönüm  noktasıdır. Bireyin  evlilik  kararını  vermesiyle  birlikte  alışkın  olduğu  ortamdan  çok  daha  farklı  bir  ortama  geçişi  sağlanmış  olacak , bu  durumda  bir çok  sorumluluk  ve  yükü  beraberinde  getirecektir. Bu  yüzden  bireyler  bu  kararı  vermekte  güçlük  çekmektedirler.&lt;br/&gt;Psikolojik  olarak  bireyin  kendini  evliliğe  hazır  hissetmesi  gerekir. Evliliğe  kendini  hazır  hissetmeyen  bireyin  bu  kararı  vermesi  ve  gerçekleştireceği  evliliği  sağlıklı  bir  şekilde  yürütmesi  daha  güç  olacaktır. Gerçekleştirilm</description></item><item><title>AİLE PLANLAMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-planlamasi-354086.html</link><description>Aile Planlaması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Çağımızın en büyük problemlerinden biri olan  aile planlaması üzerinde  durulması gereken önemli bir konudur. Ülkemizde de  bu konu hakkında bir çok çalışmalar yapılmakta,  eğitim ve konferanslar  verilmektedir. &lt;br/&gt;Bugün kadın ve erkekler için  geliştirilmiş son  derece güvenilir ve sağlığa zararlı olmayan yöntemler kişilerin kullanımına  sunulmaktadır. Buna  rağmen  dünyadaki ve ülkemizdeki çiftlerin önemli bir bölümü hala geleneksel,  güvenilirliği düşük  hatta sakıncalı yollarla  doğum  kontrolü uygulamaya çalışmaktadır.  Bu duruma neden  olan bir çok faktör arasında  kişilerin yöntem hakkında  yeterli bilgiye  sahip olmamaları , hizmete ulaşamamaları  ve hizmeti verenlerin bilgi eksiklikleri en önemli yeri tutmaktadır. (Kaynak 1)&lt;br/&gt;Aile planlamasında yöntem çeşitliliği göz önüne alındığında  büyük kısmının  kadının üzerinde olduğu izlenimi doğmaktadır.  Oysa  aile planlaması bir çiftin  birlikte planlayacağı, karar vereceği,  sorumluluğunu alacağı ve yükünü paylaşacağı  ortak bir eylemdir. Yükü ve sorumluluğu kadınlara bırakmak, erkeğin kendi sorumluluklarından kaçması anlamını taşır. &lt;br/&gt;Aile planlamasının temel hedefleri;  ülkenin sürdürülebilir   bir kalkınma için  gerekli nüfus yapılarını oluşturması, istenmeyen gebelikleri  ve bunların neden  olduğu sorunları önlemek, birden fazla doğum yapıldığında iki gebelik arasında en az iki yıllık bir süre  olmasını sağlamak ,  topluma bedenen ve ruhen sağlıklı kişilerin  kazandırılmasına katkıda  bulunmaktır. (Kaynak 2).&lt;br/&gt;Doğurgan yaştaki kadın nüfusunun yaklaşık yarısı  doğum kontrolü kullanmakla birlikte  bu oran ülkeler  arası  gelişmişlik düzeyine paralel olarak  büyük farklılıklar göstermektedir.  Örneğin ABD&quot;de %68&quot;e kadar yükselmekte,  Nijerya&quot;da ise %5&quot;e  düşmektedir. &lt;br/&gt;Bir başka eğilimde  önceleri yalnız  gebelikten koruyucu etkileri  üzerinde durulan doğum kontrol yöntemlerinin bugün artık  bir çok  başka olumlu etkilerinin de ortaya çıkmış olmasıdır. (Kaynak 3).&lt;br/&gt;Aile planlaması  ailelerdeki kişi sayısının sınırlandırma anlamını taşımaz. Amaç; anne ve doğacak çocukların  sağlıklı olması  ve çocuk sahibi olmak istendiğinde  gebeliğin oluşmasıdır. Çünkü iki yıldan  az aralıklarla yapılan doğumlar  annenin vücut sağlığını  önemli ölçüde bozmakta,  gebelik sırasında  riskleri artırmakta,  hatta ara vermeden  arka arkaya yapılan doğumlar anne ölümlerine neden olmaktadır.  Ayrıca,  sık aralıklarla doğan çocukların anne karnında gelişmeleri  tam olmamakta (Doğum ağırlığı düşük bebekler),  sakatlık oranı yükselmekte, bakımları güçleşmekte ve bebek ölümleri artmaktadır. Bütün bunlar göz önüne alındığında  aile planlamasının  amaçlarını şöyle sıralayabiliriz; Bireyleri ve aileleri, üreme sağlığı konusunda eğitmek, anne ölümlerini önlemek ve sağlığını korumak, bebeklerin sağlıklı doğmalarını ve yaşamalarını sağlamak,  yüksek riskli gebelikleri önlemek,  istenmeyen gebelikleri önlemek, çocuk sahibi olmak isteyenlere tıbbi yardım sağlamak, bireyleri aile planlaması yöntemleri konusunda eğitmektir. (Kaynak 4).&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de aile planlaması hizmetleri; Sağlık Bakanlığı&quot;na bağlı olan  Sağlık Ocakları, Ana Çocuk Sağlığı  ve Aile Planlaması Merkezleri , Devlet ve SSK hastaneleri, üniversite  ve diğer kamu kuruluşlarının hastaneleri, özel sağlık merkezlerinde verilmektedir.  Kamu kuruluşlarında  kondom ve doğum kontrol hapları ücretsiz dağıtılmakta,  rahim içi araç (RİA)  ücretsiz ya da çok düşük bir ücret karşılığında uygulanmaktadır.  (Kaynak 5).&lt;br/&gt;Aile planlaması  etkili modern yöntemler;  ağızdan alınan haplar (%99)  rahim içi araçlar (%95-99)  kondom (Prezervatif %55-60) , diyafram (%93-98)  cerrahi yöntemler (%100) &lt;br/&gt;Etki  derecesi sınırlı yöntemler; takvim yöntemi (Ritm yöntemi), geri çekme yöntemi , spermisitler, hazne yıkama yöntemleridir. (Kaynak 6)&lt;br/&gt;MATERYAL METOD&lt;br/&gt;Yaptığımız araştırma  demografik özellikleriyle birlikte &quot;15-49&quot; yaş arası ev hanımlarının aile planlaması hakkındaki bilgi düzeylerini saptamak amacıyla planlandı. &lt;br/&gt;Araştırma Uşak SSK ve Devlet h</description></item></channel></rss>