<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Radyo-Televizyon - Türkiye'nin veri bankası</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Hakları saklıdır.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankası - Radyo-Televizyon</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - TÜRK SİNEMASINDA EŞCİNSELLİK KAVRAMI 1975-1992 YILLARI ARASINDAKİ TOPLUMSAL, SİYASAL,KÜLTÜREL DEĞİŞMELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-turk-sinemasinda-escinsellik-kavrami-19751992-yillari-arasindaki-toplumsal,-siyasal,kulturel-degismeler-401783.html</link><description>türk sinemasında eşcinsellik kavramı 1975-1992 yılları arasındaki toplumsal, siyasal,kültürel değişmeler</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - TELEFON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-telefon-402496.html</link><description>telefon</description></item><item><title>BASIN YAYIN - NATİONAL GEOGRAPHİC FRANCE İNCELEMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-national-geographic-france-incelemesi-402832.html</link><description>national geographic france incelemesi</description></item><item><title>BASIN YAYIN - KÜTÜPHANELER HAFTASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-kutuphaneler-haftasi-402956.html</link><description>kütüphaneler haftası</description></item><item><title>BASIN YAYIN - FAZLADAN BİR ADAM - JONATHAN AMES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-fazladan-bir-adam-jonathan-ames-403047.html</link><description>fazladan bir adam - jonathan ames</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - DOST KAZANMAK VE İNSANLARI ETKİLEME SANATI  - ÖZET - DALE CARNEGİE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-dost-kazanmak-ve-insanlari-etkileme-sanati-ozet-dale-carnegie-402512.html</link><description>dost kazanmak ve insanları etkileme sanatı  - özet - dale carnegie</description></item><item><title>BASIN YAYIN - MADDE ANALİZİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-madde-analizi-403062.html</link><description>madde analizi</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - GRİFFİTH</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-griffith-401770.html</link><description>griffith</description></item><item><title>BASIN YAYIN - VİRÜS HABERLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-virus-haberleri-406470.html</link><description>virüs haberleri</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - MACHİAVELLİ&quot;NİN PRENS(HÜKÜMDAR) KİTABI ÜZERİNE İKTİDAR AHLAKI TARTIŞMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-machiavelli-nin-prens(hukumdar)-kitabi-uzerine-iktidar-ahlaki-tartismasi-402445.html</link><description>machiavelli&quot;nin prens(hükümdar) kitabı üzerine iktidar ahlakı tartışması</description></item><item><title>MPEG FORMATINDA KAYIT KURGU  TAM EKRAN OYNATIM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mpeg-formatinda-kayit-kurgu--tam-ekran-oynatim-439340.html</link><description>MPEG FORMATINDA KAYIT, KURGU &amp; TAM EKRAN OYNATIM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Snazzi PRO ile video kasetlerinizi bilgisayar ortamına aktarmak için zorlanmıyacaksınız.  Profesyonel kartlara taş çıkartırcasına tüm işlemleri yapabilirsiniz. AVI kartlarındaki gibi profesyonelce video montaj yapabilir, efektlerle süsleyebilir, altyazı veya bilgisayar grafikleriyle donatabilirsiniz. Kurgulanan video çalışmalarınızı CD üzerine MPEG/VCD destekli olarak sorunsuzca kaydedebilir ve kaydedilen Video CDyi ister bilgisayarın CD-ROMu istersenizde harici VCD-DVD player cihazlarında seyredebilirsiniz.  &lt;br/&gt;Snazzi PRO paketi multimedia alanında size yüksek kalite Mpeg standartlarında kullanım imkanı sunuyor. Pratik kullanım menüsü ve kompakt dizaynı ile bir çok işi tek bir cihaz üzerinden artık yapabilirsiniz. Üstelik gerekli tüm programlar da kullanımız için ücretsiz olarak hediye ediliyor. Kısaca bu paket  haricinde (elbette bilgisayarınızda CD-RW kayıt cihazı olmak koşulu ile) bir şeye ihtiyacınız olmayacak. &lt;br/&gt;32 Bit PCI bus yapısına sahip Snazzi kart, seri şekilde veri transferi yapabilmekte ve çalışmaları için çok özel konfigurasyonlu bilgisayara ihtiyaç duymamaktadır. Herhangi bir kaynaktan (video, kamera vb.) hareketli olarak görüntüleri (tam ekran) bilgisayar harddiskine (video capture 25 kare/sn PAL) kayıpsız olarak aktarabilirsiniz. Sıradan bir capture kartı veya AVI formatlarında yapacağınız kayıt işleminin 10/1 kadar sıkıştırma ile yerden tasarruf edebilirsiniz. Örneğin 100 MB tutan bir AVI görüntüsü Snazzi ile sadece 10 MB yer tutar. Böylelikle görüntülerinizi istenilen her alanda kullanabilirsiniz. &lt;br/&gt;Video CD hazırlamak için &lt;br/&gt;Avi capture kartlarına, mpeg çevirici yazılımlara ihtiyacınız yok!  &lt;br/&gt;Snazzi, Video kaynağından görüntü capture sırasında direkt mpeg kodlamasınına çevrim yapar ve görüntü bittiğinde Video CD (.dat uzantılı dosya) dosyanız hazırdır. Geriye kalan sadece CD üzerine kayıt işlemidir. Böylelikle hem zamandan (piyasadaki birçok video kartı VCD kodlamayı yazılım üzerinden hazırlar, buda size zaman ve kalite kaybetmenizi sağlar), hem de yerden (avi veya diğer formatlarda capture edilen görüntüler gerektiğinden fazla HD üzerinde yer kaplar. Oysa ki; Snazzi direkt capture sırasında gerçek zamanlı kodlama yaparak HD üzerine kaydettiğinden fazla yer kaplamaz) tasarruf edersiniz. Kaliteli VCD hazırlamak için yüksek kapasiteli bir bilgisayara değil, asıl işi yapacak olan MPEG kartının yüksek performanslı olanını tercih etmeniz gerekir.  &lt;br/&gt;Snazzi Pro paketi ile gelişmiş çok kapsamlı video kurgu (editing) için size gerekli yazılımlar paket içinde beraber verilmektedir. Dünya çapında en çok kullanılan video edit yazılımı olan Media Studio Pro, Snazzi Pro kartına özel Mpeg destekli özel sürücüler sayesinde Mpeg olarak capture edilmiş film kareleri üzerinde oynama, montaj imkanı sunar.  &lt;br/&gt;İstekleriniz doğrultusunda film üzerine alt yazılar yazabilir, bilgisayar grafik ve animasyonları ekleyebilirsiniz.Animasyon kayıtlarınızı da Snazzi üzerinden gerçek zamanlı harddisk üzerine kaydedebilir, çalışma sonrası dijital olarak CD üzerine kaydedebilirsiniz.  &lt;br/&gt;Snazzi pro paketi ile hazırlanan hareketli görüntüler her türlü prezentasyonda kullanılabilinir. Powerpoint, NETpresenter gibi multimedya sunum yazılımlarında snazzi ile hazırlanmış görsel dosyalar kullanılabilinir.  &lt;br/&gt;Snazzi, sizlere ses dosyalarınızı da özel Mpeg formatlarında sıkıştırma imkanı sunuyor.  &lt;br/&gt;Kart üzerinde bulunan entegre ses çipi ile ses kartı bağımsız çalışmalar yapabilirsiniz. 1 GB Harddiske 12-13 saat CD kalitesine müzik kaydı yapabilirsiniz. CD üzerine yaklaşık 9 saat müzik kaydı yapılabilir. Snazzi ile sıkıştırılmış müzikleri Winamp gibi MP3 uyumlu player&quot;lar ile de sorunsuzca kullanabilirsiniz. &lt;br/&gt;Video Filtre  &lt;br/&gt;Video kayıtları ile uğraşanların tek sorunu kayıtların mükemmel olmamasıdır. Herkes genelde en iyisini ister ama bazen imkanlar buna izin vermez. VCD formatında yapılan çalışmalarda da ekstra katkılar olmadan kayıtların mükemmel olması beklenemez. Kullanılan kart ne kadar iyi olursa olsun</description></item><item><title>BASIN YAYIN - TARİKAT SERMAYESİ-II YEŞİL SERMAYE NEREYE? (İSLAMCI ŞİRKETLER NEREYE?) - FAİK BULUT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-tarikat-sermayesiii-yesil-sermaye-nereye-(islamci-sirketler-nereye)-faik-bulut-402984.html</link><description>tarikat sermayesi-ıı yeşil sermaye nereye? (islamcı şirketler nereye?) - faik bulut</description></item><item><title>TİYATRO - TÜRK EDEBİYATINA TİYATRONUN GİRİŞİ,GELİŞİMİ VE İLK ESERLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-turk-edebiyatina-tiyatronun-girisi,gelisimi-ve-ilk-eserler-401976.html</link><description>türk edebiyatına tiyatronun girişi,gelişimi ve ilk eserler</description></item><item><title>BASIN YAYIN - KONT LEV NİKOLAYEVİÇ,TOLSTOY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-kont-lev-nikolayevic,tolstoy-402987.html</link><description>kont lev nikolayeviç,tolstoy</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - TARİŞ İMAJ RELANSMAN ÇALIŞMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-taris-imaj-relansman-calismasi-402441.html</link><description>tariş imaj relansman çalışması</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - ŞİFRELİ DİJİTAL SİSTEMLER NEDİR, NASIL ÇALIŞIRLAR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-sifreli-dijital-sistemler-nedir,-nasil-calisirlar-401766.html</link><description>şifreli dijital sistemler nedir, nasıl çalışırlar?</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BİRİ,HİÇBİRİ,BİNLERCESİ - LUİGİ PİRANDELLO</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-biri,hicbiri,binlercesi-luigi-pirandello-403002.html</link><description>biri,hiçbiri,binlercesi - luigi pirandello</description></item><item><title>BASIN YAYIN - FIRAT ÜÇGENİ (GAP PROJESİ&quot;NİN GÜVENLİK BOYUTU)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-firat-ucgeni-(gap-projesi-nin-guvenlik-boyutu)-403048.html</link><description>fırat üçgeni (gap projesi&quot;nin güvenlik boyutu)</description></item><item><title>METİNDEN SAHNEYE DRAMATURG ÇALIŞMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?metinden-sahneye-dramaturg-calismasi-419008.html</link><description>okuduğu yapıtı beğenen ve onun sahnelenmesini dileyen dramaturgun yaptığı ilk iş, metnin bir kopyasını yönetmene, öteki dramaturglara, çevre tasarımcılarına, bestecilere ve bunla¬rın yardımcılarına ve başrolleri oynayabilecek oyunculara dağıtmaktır. herkes oyunu okuduktan sonra, sözkonusu kişiler¬den oluşan kurul toplanır ve metin üstünde tartışılır. yapıtın&lt;br/&gt;sahnelenmesi kurulca onaylandığında dramaturg her üyeden, genel anlamı ortaya çıkaracak biçimde, oyunu incelemesini ve sinopsisle birlikte ona yazılı olarak iletmesini ister. amaç, me¬tinde dikkat çeken noktaların gelecek toplantıda yeniden &quot;tartı¬şılmasıdır, kimi zaman da, sahne aşamasında metinde yapıla¬cak değişikliklerin. tüm eleştiri ve uyarılar toplandıktan sonra metin bu kez dramaturg, çevre tasarımcısı, yönetmen ve gereki¬yorsa besteciden oluşan daha küçük bir kurula teslim edilir. dramaturgun çalışması bu aşamada çok önemlidir: oyunu her yönüyle inceler, açımlar, düşünce dizgesini saptar (&quot;göstermek istediğim şey&quot;), ve herkesin algılayabileceği bir biçimde tiyatro diline aktarır. bu çalışmaya koşut olarak, yazın dilinin sahne di¬line aktarımına yardımcı olabilecek, belge araştırmaları da yü¬rütülür, aynı dönemde. sözgelimi, arturo ui&quot;nin önlenebilir yükselişi&quot;nin hazırlıkları sırasında...</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ONE DAY WİTH NEDİM GÜRSEL (NEDİM GÜRSEL&quot;LE BİR GÜNÜN HİKAYESİ)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-one-day-with-nedim-gursel-(nedim-gursel-le-bir-gunun-hikayesi)-402414.html</link><description>one day with nedim gürsel (nedim gürsel&quot;le bir günün hikayesi)</description></item><item><title>TİYATRO - MUHSİN ERTUĞRUL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-muhsin-ertugrul-401966.html</link><description>muhsin ertuğrul</description></item><item><title>BASIN YAYIN - AL MİDİLLİ - J. STEİNBECK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-al-midilli-j.-steinbeck-402416.html</link><description>al midilli - j. steinbeck</description></item><item><title>TÜRK BASININDA SAĞLIK HABERCİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-basininda-saglik-haberciligi-417609.html</link><description>sağlık habercisi, basın kuruluşlarında kamuoyunu sağlık alanıyla ilgili her türlü gelişme konusunda aydınlatma amacıyla görev yapan, konusunda uzman basın mensubudur. türkiye&quot;de gerek yazılı gerekse görsel medya kuruluşlarında sağlık haberciliğinin geçmişi birkaç yıl öncesine dayanmaktadır. muhabirlik mesleğinin önemli ihtisaslaşma alanlarından biri olan sağlık muhabirliği, ülkemizde son zamanlarda tartışılmaya başlanan bir kavram olmasına karşın, abd başta olmak üzere birçok avrupa ülkesinde spesifik olarak gelişimini tamamlamıştır ve bugün bir ihtisas alanı olarak birçok basın kuruluşunda &quot;sağlık muhabiri&quot; sıfatıyla bu alanda uzmanlaşmış kişiler görev yapmaktadır. bununla birlikte yurtdışında sadece yazılı basın değil kitle iletişim araçlarının tamamı sosyal sorumluluk misyonuyla yürütülen birçok kampanyada eşgüdümlü çalışarak görevlerini yerine getirmektedir.</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ÇATIDAKİ RÜZGAR - V.C.ANDREWS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-catidaki-ruzgar-v.c.andrews-403020.html</link><description>çatıdaki rüzgar - v.c.andrews</description></item><item><title>TİYATRO - EPİK TİYATRONUN TÜRK TİYATROSUNDA YORUMLANIŞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-epik-tiyatronun-turk-tiyatrosunda-yorumlanisi-401907.html</link><description>epik tiyatronun türk tiyatrosunda yorumlanışı</description></item><item><title>BASIN YAYIN - EMİLE ZOLA - THERESE RAQUİN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-emile-zola-therese-raquin-403042.html</link><description>emile zola - therese raquin</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - CASİNO ÜZERİNE SCORSESE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-casino-uzerine-scorsese-401793.html</link><description>casino üzerine scorsese</description></item><item><title>GLOBALLEŞME YERELLEŞME VE YEREL MEDYA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?globallesme-yerellesme-ve-yerel-medya-435331.html</link><description>medya insanları özgürleştiremez, ancak özgürleşim tarifleri yapılmasına yardımcı olabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;yerel medyanın imkanları, eşitsizlikçi ve güçlünün özgürlüğünden yana pazar ilişkilerinde sadece ayakta durmayı başarmakla sınırlı değildir, taraf tutmayı gerektirir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;------ &lt;br/&gt;bia (istanbul) - ı. globalleşme yaklaşımları &lt;br/&gt;globalleşme kavramı, günümüz dünyasında olup bitenleri açıklama iddiası taşıyan popüler kavramlardan birisi haline gelmiştir. ancak kavramın ifade ettikleri konusunda bir uzlaşma bulunmamaktadır. globalleşme kavramı etrafında götürülen tartışmaların, genel olarak birbirine zıt iki yaklaşım etrafında toplandığı görülmektedir. birinci yaklaşım, globalleşmeyi liberalizmin &quot;zaferini&quot; ifade eden bir &quot;mutlu son&quot; olarak gören yaklaşımdır. bu yaklaşım, kapitalizmin gelişim &lt;br/&gt;süreci içerisinde varılan ve günümüzde batılı ülkelerinin temsil ettiği &lt;br/&gt;noktanın, insanlığın erişebileceği en üst siyasal/ekonomik aşama olduğunu varsaymaktadır. bu varsayımın arkasında yatan iddia, &quot;dünyanın geri kalan kısımlarının insanlığın ulaştığı bütün olumlu şeyleri temsil eden batı gibi olmak yolunda, kaçınılmaz olarak evrileceği/evrilmesi gerektiği&quot; biçimindeki, bizim gibi ülke insanlarına çok tanıdık gelen bir iddiadır. globalleşme &lt;br/&gt;böylelikle, üçüncü dünya için tek &quot;doğru&quot; ve &quot;kaçınılmaz&quot; yol olarak görülen batılılaşma ve modernleşme sürecinin bir başka adı olmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ikinci yaklaşım bunun tam karşısında yer almaktadır ve globalleşmenin; emperyalizmin günümüzde almış olduğu yeni biçime işaret ettiğini, batı&quot;nın/kapitalizmin çıkarları doğrultusundaki bir ekonomik, kültürel/siyasal tektipleş(tir)menin adı olduğunu iddia etmektedir. bu anlamdaki globalleşmeyi, en iyi &quot;hür dünyanın&quot; fast food zincirini oluşturan &quot;mcdonald&quot;ların küresel olarak yaygınlaşmasımının temsil ettiği ifade edilmekte ve globalleşme, bir &lt;br/&gt;bakıma küresel &quot;mcdonaldlaşma&quot; sayılmaktadır. ayrıca, kavramın kullanımının emperyalizmin yeni-görüntüsünü meşrulaştıran ideolojik bir işlev gördüğü...</description></item><item><title>ŞE ADVENTURES OF HUCKLEBERRY FİNN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?se-adventures-of-huckleberry-finn-419943.html</link><description>huckleberry was şe son of şe town&quot;s drunkard. all şe moşer&quot;s of şe town hated him. because he was lazy, lawless and wişout manners and he had got a bad ...</description></item><item><title>TİYATRO - GELENEKSEL TİYATRO</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-geleneksel-tiyatro-401942.html</link><description>geleneksel tiyatro</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - TİYATRO METNİ TAKSİ DURAĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-tiyatro-metni-taksi-duragi-402520.html</link><description>tiyatro metni taksi durağı</description></item><item><title>BASIN YAYIN - PROTECTİNG CHİLDRENFROM VİOLENCE AND PORNOGRAPHY ON TV</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-protecting-childrenfrom-violence-and-pornography-on-tv-402877.html</link><description>protecting childrenfrom violence and pornography on tv</description></item><item><title>TİYATRO - SAHNE 1 KÖY (DIŞ/SABAH)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-sahne-1-koy-(dis-sabah)-401910.html</link><description>sahne 1 köy (dış/sabah)</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - TEMİZLİK,TÜKETİM KÜLTÜRÜ VE BEDEN SRATEJİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-temizlik,tuketim-kulturu-ve-beden-sratejisi-402393.html</link><description>temizlik,tüketim kültürü ve beden sratejisi</description></item><item><title>RADYO YAYINI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-yayini-372146.html</link><description>RADYO YAYINI&lt;br/&gt;Radyoelektrik dalgalar aracılığıyla çeşitli programların yayını ve iletimi. Radyo yayınının amacı, belli bir bölgede oturan ve alıcı&quot;sı olan herkese, önceden hazırlanmış bir programa uygun olarak yapılan yayını alma olanağını sağlamaktır. Radyo yayınını sağlayan destek, elektromagnetik bir dalgadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;RADYO YAYINININ BAŞLICA AŞAMALARI&lt;br/&gt;Sese ilişkin radyo yayınının başlıca aşamaları arasında şunlar ayırt edilebilir:&lt;br/&gt;1. YAYIN YAPIMI. Özel olarak düzenlenmiş bir stüdyoda (stüdyo yapımı), ya da, geçici olarak uygun bir düzenleme sağlanan herhangi bir yerde (röportaj ya da dış yapım) gerçekleştirilir.&lt;br/&gt;2. SESLERİN ELEKTRİK AKIMINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ. Mikrofonlar yardımıyla yapılır. Bazı durumlarda, bu aşama yerine, plak ya da mange-tik bantlara kayıttan kaynaklanan elektrik sinyallerinden yararlanma yöntemi kullanılır. Böylece, yükseltilebilen ve modülasyonu ya da alçak frekans sinyalini oluşturan bir akım elde edilir.&lt;br/&gt;3. MODÜLASYONUN DAĞILIMI. Modülasyon dağıtım merkezi adı verilen ve hem bütün yapım merkezlerine, hem de bütün vericilere bağlı olan bir merkezden gerçekleştirilir.&lt;br/&gt;4.  MODÜLASYONUN TAŞINMASI. Gereğince yapılan bir denetleme, yükseltme ve düzeltme işlemlerinden sonra, modülasyon bir yandan yapım merkezinden modülasyon   dağıtım merkezine, öte yandan modülasyon dağıtım merkezinden vericilere taşınır. Bu taşana için telekomünikasyon kablolarından oluşan bir şebeke (uzak erimli kablolar) ya da Hertz dalgaları demetlerinden, yani 2ye 2 iletken radyoelektrik vericilerden yararlanılır.&lt;br/&gt;5. YAYIN. Ulaşılacak bölgeye, modüle edilmiş bir dalganın yollanmasıdır. Radyo yayım vericilerinin üç amacı vardır: a. Taşıyıcı ya da yüksek frekans adı verilen bir dalgaya denk düşen, kesinlikle sabit bir frekansta bir radyoelektrik salınım üretirler; b. bu salınımın genlik ya da frekans açısından modüle edilmesini sağlarlar, yani genliği ya da frekansı bunlara modülasyon dağıtım merkezinden ulaşan değiştirim akımının ritmine göre değişen bir akım (ve ardından bir radyoelektrik dalga) elde edecek biçimde yüksek frekans sinyali ve alçak frekans sinyaliyle birleştirilirler; c. bu yöntemle modüle edilmiş salimim verici antenlerinden yayarlar. 6. ALMA. Kullanıcının alıcıları tarafından gerçekleşir. Yayınlanan dalgayı alan radyo yayını alıcıları şu öğeleri kapsar: a. Verici antenin yaydığı enerjinin bir bölümünü toplayan alma anteni; b. arifen yardımıyla toplanan modüle sinyali-yükseltmek ve özelliklerini uyarlayıp en üstün işleyiş koşullarını elde etmek amacıyla dönüştürmeye yarayan katlar; c. yüksek frekans dalgasını yok eden ve çıkışında mikrofonun verdiği alçak frekans akımının bütünüyle elde edilmesini sağlayan modülasyon giderici ya da çözücü sistem; d. bir alçak frekans yükseltici sistem; e. elektrik modülasyonunu ses dalgalarına dönüştüren bir aygıt (hoparlör).&lt;br/&gt;Radyoelektrik dalga ya da yüksek frekans dalgası, yararlı dalganın ya da alçak frekans dalgasının uzamda taşınmasına yarar ve yalnızca aracı rolü oynar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;RADYO YAYINI DONATIMLARI&lt;br/&gt;VERİCİLER. Büyük bir ülkenin radyo yayını donanımları belli sayıda vericiyi kapsar:&lt;br/&gt;- Kilometrik dalgalar ve hektometrik dalgaların verici şebekeleri, ulusal ve bölgesel programların yayınında kullanılırlar;&lt;br/&gt;- Dekametrik dalgaların verici şebekeleri dünya çapındaki programların ya da uzaktaki bölge (sözgelimi, denizaşırı bölgeler) için yapılacak programların yayınında kullanılırlar. &lt;br/&gt;- uzak ülkelerde bu vericilere, programları devralan ve büyük alanlı ülkelere ulaştırmak amacıyla programları 40 m ya da daha yüksek frekans bantlarında yayan yardımcı vericiler eklenir.&lt;br/&gt;YAPIM MERKEZLERİ Bir yayın yapım merkezinde belli sayıda stüdyo ve yönetim odaları (reji odası) bulunur. Stüdyo hem iyi ses yalıtımı elde edilmesini, hem</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BOMBA - ÖMER SEYFETTİN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-bomba-omer-seyfettin-403013.html</link><description>bomba - ömer seyfettin</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - SEN HİÇ ATEŞBÖCEĞİ GÖRDÜN MÜ?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-sen-hic-atesbocegi-gordun-mu-401804.html</link><description>sen hiç ateşböceği gördün mü?</description></item><item><title>TİYATRO - AGOP AYVAZ HAYATI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-agop-ayvaz-hayati-401963.html</link><description>agop ayvaz hayatı</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - YUSUF ÖZASLAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-yusuf-ozaslan-401761.html</link><description>yusuf özaslan</description></item><item><title>SAHNE 1 KÖY (DIŞSABAH)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sahne-1-koy-(dissabah)-344566.html</link><description>K.NO.     MEKANÇEKİM ÖLÇEĞİM      KADRIN İÇERDİĞİ VE DİYALOGLAR SES VE MÜZİK TEKNİK HUSUSLAR&lt;br/&gt;    1Sahne 1 KÖY (DIŞ/SABAH)        GP    İlkbaharın kendini gösterdiği günlerden bir tanesi.Köyde kuşların cıvıltıları ve  tavuk sesleri. Köy yeni bir güne uyanıyor. Erkenden kalkmış köy kadınlarının kapı önü muhabbetleri.Kuş cıvıltıları ve tavuk gıdaklamalarıSabit kamera, yavaş yavaş zoom in&lt;br/&gt;   2Sahne 2 Kasım Ağa konağı  (İÇ/GÜNDÜZ)           YPSabah erkenden kalkmış olan Kasım Ağa hizmetkarlarına seslenir;&lt;br/&gt;                                 KASIM AĞA&lt;br/&gt;Benim sabah kahvem hazırsa getirin,şimdi içmek istiyorum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                 HİZMETLİ&lt;br/&gt;    Tamam ağam şimdi, hazır ederim.Hele siz oturun.Atmosfer sesiYakın plan&lt;br/&gt;   3Sahne 3 Konağın içi (İÇ/GÜNDÜZ)         OP Getirilen kahveyi ağa yudumlarken misafirler gelir. Muhabbet edilir ve yemek yenilerek köy hakkında konuşulur.Ağa gerekli olan şeyleri sorduktan sonra bir liste yapılır.Tabak, çanak sesleriSabit kamera hafif alt rakurs&lt;br/&gt;   4&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   5Sahne 4 Çelik Ailesi Konağı (İÇ/AKŞAM)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sahne 4 devamı        GP&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     YPERSHerkes büyük bir sadet içinde gülüş cümbüş oturuyor. İçeriden yanan loş ışı ile bir hafiften çalan müzik edilen muhabbeti daha da bastırır.Daha sonra üst kattan gelen bir sesle ev halkı telaşlanır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Meliha Hanım  (Metinin annnesi)&lt;br/&gt;                               Ayy!( çığlık)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ev halkı büyük bir telaşla gelinin odasına gider.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Salih Efendi (Metinin Babası)&lt;br/&gt;Dayan bitanem ebe şimdi geliyor.Kendini sıkma ve rahat ol.&lt;br/&gt;&quot;Ebe gelir ve odadakiler dışarı çıkartılır.&quot;&lt;br/&gt;                    &lt;br/&gt;                                 EBE&lt;br/&gt;Sakin olun hanımım ve kendinizi sıkmayın.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Meliha Hanım  (Metinin annesi)&lt;br/&gt;                                  Ayy!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ebe az sonra dışarı çıkar.&lt;br/&gt;                                 EBE&lt;br/&gt;        Müjde Beyim! Nur topu gibi bir oğlunuz oldu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bütün aile büyük bir mutlulukla bu güzel haber ile sevinir. Çelik ailesinin oğlu olmuştur ve bu çok gurur vericidir.Kahkaha sesleri&lt;br/&gt;Müzik sesi&lt;br/&gt;Çığlık sesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bebek ağlama sesiSabit kamera, yavaş yavaş zoom in&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sabit kamera f=60mm&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   6Sahne 5 Orakçı Ailesi Konağı (İÇ/AKŞAM)     UPERSP&lt;br/&gt;     OP&lt;br/&gt;     YP     Orakçı ailesi de tıpkı Çelik ailesi gibi büyük bir aile saadeti içinde otururken bir ses duyarlar. Bu ses gelinin odasından gelmektedir.Aynı şeyler Çelik ailesinde de yaşanmaktadır. Bu ailenin bir kızı olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aileler birbirlerini mutlulukları paylaşmak üzere aradıklarında birbirlerine haberi verirler.&lt;br/&gt;                        &lt;br/&gt;                        Salih Efendi (Metinin Babası)&lt;br/&gt;İyi akşamlar Ahmet efendi (Zeynep&quot;in babası). Nasılsınız? Sizinle bu mutluluğumu paylaşmadan edemeyeceğim. Biliyor musunuz bir oğlum oldu!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                         Ahmet Efendi (Zeynep&quot;in  babası)&lt;br/&gt; İyi akşamlar Salih Efendi.İyiyim sağ olun .Biliyomusunuz bende şimdi sizi arayacaktım.Bizde çok mutluyuz. Bizimde bir kızımız oldu&lt;br/&gt;Telefonda  ikisi de beraber gülüşürler.Telefon sesi&lt;br/&gt;sabit kamera orta rakurs&lt;br/&gt;   7&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   8Sahne 6 Kasım Ağanın Konağı (İÇ/SABAH)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sahne 6 devamı       YP&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    YPERSİki ailede dün akşam yaşadıkları mutluluklarını paylaşmak üzere köyün ağası olan Kasım Ağaya giderler. Zaten her şey ağaya göre ve onun izni ile yapılır. Sıra çocukların isimlerinin konulmasına gelir. Ağa Oğlana Metin adını,Kıza ise Zeynep adını koyar. Bunun üzerine ağanın aileye bir teklifi olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                   Kasım Ağa&lt;br/&gt;Benim size bir teklifim olacak.Biliyorsunuz ki köyde bir gelenek vardır.Bebekleri beşik kertmesi yapsak hiçte fena olmaz.&lt;br/&gt;Bu fikir Salih ve Ahmet beye çok cazip gelir.&lt;br/&gt;                          &lt;br/&gt;                            Salih ve Ahmet Efendi&lt;br/&gt;Tamam ağam siz nasıl isterseniz.  Boş bir zamanınızda   bebekleri kertme yapalım.&lt;br/&gt;                                  Kasım Ağa&lt;br/&gt;Tamam!Yarın Öğle namazıyla birlikte bebekleri de birleştiririz. Yalnız bütün köyün haberi olsun.Herkesi habe</description></item><item><title>SİNEMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sinema-363935.html</link><description>SİNEMA&lt;br/&gt;Birçoklarının tiyatrodan sirkten ya da operadan ayırt etmediği, ancak ayrıntı olarak &quot;daha eğlendirici&quot; bulduğu bir araçtır.&lt;br/&gt;Her akşam, dünyanın her yanında, milyonlarca seyirci; sinemanın büyüsüne kapılmak üzere bir araya gelirler. Bu geniş kitleler için sinema bir eğlenti aracı,y yaşamın sorunlarından kaçarak sığındıkları bir &quot;melce&quot; ve başkalarıyla birlikte sessizce paylaştıkları bir rüyadır. Bunlar için sinemada geçirilen zaman, çalışmanın yorgunluklarını dinlendirmek ve zihinsel uğraşıları unutmak için hoş bir zaman süresidir. Çoğu kimse bir başka hayatı yaşamak, bir kaçamak sağlamak için sinemaya gider. bunun anlamı düşlenen bir aleme girmek için gerçek dünyadan çıkıp gitmektir.&lt;br/&gt;Denir ki, her kültür çağı, aynı maksat için toplanılan binalar topluluğu ile varlığını kanıtlar. Böylece Yunanistan&quot;daki tiyatrolar, Mısır&quot;daki mabetler birer kültür çağını vurgular. Orta Çağ&quot;ın büyük kiliseleri ve Renaissance&quot;in saralarının vurguladığı gibiâ€¦&lt;br/&gt;Bu gün de sinema salonu ortaklaşa kullanılan binaların sayıca en üst düzeyde olanıdır. Bugün dünyada liseden çok sinema vardır. &lt;br/&gt;Seyirciler bakımından sinema yoluyla bazı zararlar doğsa bile, gerçek şudur ki, zamanımızda, herkese okumak ne denli hoş gelmekteyse film görmek de o denli hoş gelmektedir.&lt;br/&gt;Bir eğlenti aracından daha fazla bir şey olduğunu da belirtmek gerekir. sinema bir sanattır. Dahası, tüm sanatların mirasçısıdır. Onun sanatsal gerçekliği üzerinde pek çok tartışmalar yaptıktan sonra varılmış bir sonuçtur buâ€¦&lt;br/&gt;Böylece film kültürle özdeşleşmiştir. Kitaplar bizi nasıl aydınlatırsa, sinema da öylesine aydınlatır ve kitaplarla filmler olmaksızın 20. yüzyılın hümanizması bir anlam taşımaz. Bu çağın insanları nasıl öğrenmek, zorunda iseler, sinema izlemeyi de öğrenmek zorundadırlar; ve okumak nasıl sadece harfleri sökmek demek değilse sinema seyretmek de sadece projeksiyon sırasında perdeye bakmak değildir.&lt;br/&gt;Nasıl başka çağlarda yaşayan insanların fikirlerini anlamak için felsefe; bizden önce yaşamış insanların deneylerinin ışığında yaşamayı öğrenmek için tarihi; insanların yaratıcı yeteneklerinin en derin ifadelerini kavramak için sanat ve edebiyat bilgileri ediniyorsak; sinemayı da bir anlatım aracı olarak tam anlamıyla kavramak için sinema bilgisini edinmek gerek.&lt;br/&gt;Sanatını, tarihini öğrendikten sonra sinemaya gitmek, Sanat Tarihi&quot;ni öğrendikten sonra tabloları açımlayan bir profesörle müzelere gitmeye benzer.&lt;br/&gt;*Sinema; anlatımı, hareket halindeki görüntüler aracılığıyla sağlama sanatıdır.&lt;br/&gt;*Sinemayı, öteki sanatlarla karşılaştırdığımızda; sinema doksan küsur yıllık geçmişi olan yeni bir sanattır. Bundan dolayı ona; öteki sanatlar arasında bir yer bulmak zordur. Yine bundan dolayı onu, öteki sanatların mirasçısı olarak niteledik.&lt;br/&gt;Resim, mimarlık ve yontu mekan sanatlarıdır. Şiir ve müzik, tempo sanatlarıdır. Tiyatro ve dans zaman ve mekan sanatlarıdır. Sinemayı da bu sonuncu kategoriye sokabiliriz, ancak kendine özgü bazı karakteristiklerini kabul ederekâ€¦ Sinema, görüntüleri, iki boyutlu bir mekan içinde veri ve hareket halindeki bir tempoda. Ancak, bunlar, bir başka bölümde göreceğimiz gibi, tiyatro ve danstan farklı bir zaman ve mekan anlayışıdır.&lt;br/&gt;Gelişmeyen Sinema&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de sinemanın ilk evresine ilişkin şu görüş ileri sürülmüştür:&lt;br/&gt;&quot;â€¦ İkinci Meşrutiyet&quot;in ilanına kadar (23 Temmuz 1908) Türkiye&quot;de bir sığıntı olmaktan kurtulamadı. Daha çok ramazanlarda karagöz, ortaoyunu, meddah gibi çeşitli eğlenceler yanında, tiyatrolar da, kıraathanelerde program zenginleştirmekte kullanılan &quot;gravür işi&quot; bir eğlence olarak kaldı.&quot;&lt;br/&gt;Bu ve Abdülhamit&quot;in elektriğin yurda sokulmasına izin vermeyişi gibi görüşler gerçeğin ancak bir bölümünü yansıtmaktadır. And&quot;ın aktardığı bilgiler 1908&quot;e dek sinema etkinliklerinin sanıldığından daha yoğun sürdürdüğünü göstermektedir. Sinemanın özellikle yapım açısından gelişememesinde, bu alandan kar bekleyen yatırımcıların ortaya çıkmamasının payı olduğu, başka ülkelerdeki gelişmelere bakarak kolayca saptanabilir. Osmanlı ekonomisi tümüyle yabancıların elindedir ve sinema alanından daha karlı alanlar önlerinde durmaktadır.&lt;br/&gt;Kaldı ki, sinemanın etkileyici, yönlendirici özelliği de yeniden saptanmaya başlanmıştır. 1908 yılında gösterilen &quot;Yenileşen Türkiye&quot;, 1909 yılında tümüyle, 1915&quot;te Harbiye Nazırı ve Başkumandan vekili olarak Almanya&quot;ya yaptığı gezide, Alman ordusunda bir sinema kolunun bulunduğunu gören, çeşitli savaş cephelerinde çekilen filmleri propaganda özellikli bir tür avant ı&quot; ecran örnekleri izleyen, halk üzerindeki etk</description></item><item><title>BASIN YAYIN - CEZMİ ERSÖZ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-cezmi-ersoz-402872.html</link><description>cezmi ersöz</description></item><item><title>TİYATRO - DRAMATURGİ RAPORU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-dramaturgi-raporu-401929.html</link><description>dramaturgi raporu</description></item><item><title>BASIN YAYIN - HAYALLERİ OLANLAR ASLA UYUMAZ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-hayalleri-olanlar-asla-uyumaz-402943.html</link><description>hayalleri olanlar asla uyumaz</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - DİGİTAL TV NEDİR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-digital-tv-nedir-402449.html</link><description>digital tv nedir?</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BASIN BÜLTENİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-basin-bulteni-402846.html</link><description>basın bülteni</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - YAMAN OKAY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-yaman-okay-401785.html</link><description>yaman okay</description></item><item><title>BASIN YAYIN - HONORé DE BALZAC</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-honor-de-balzac-403006.html</link><description>honoré de balzac</description></item><item><title>BASIN YAYIN - MEDYA VE DEMOKRASİ - JOHN KEANE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-medya-ve-demokrasi-john-keane-402957.html</link><description>medya ve demokrasi - john keane</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BELLİ BİR ROMAN HAKKINDA ELEŞTİRİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-belli-bir-roman-hakkinda-elestiri-403041.html</link><description>belli bir roman hakkında eleştiri</description></item><item><title>RADYONUN SINIF VE İNSANLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyonun-sinif-ve-insanlar-uzerindeki-etkisi-380344.html</link><description>RADYONUN  SINIF VE İNSANLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde insanların yaşantılarını etkileyen ve insanların sosyalleşmesinde etkili olan en önemli etkenlerden birisi de radyo ve televizyondur. Radyo artık küçük yerleşim noktalarına kadar girmiş ve insanların yanlarında taşıdıkları bir araç haline gelmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Televizyonun yaygınlaşmasından önceki dönemlerde bireyi bilgilendirici ve eğlendirici en önemli kitle iletişim aracı radyo ve basılı yayınlardı. Radyo, bireyin sadece işitme duyusuna yönelik olduğu için bu araç çocuklarda ve gençlerde dinleme becerisinin gelişmesine katkıda bulunuyordu. Bu beceri okullarda yaygın olarak kullanılan anlatım yöntemine dayalı öğrenmeye çocukları hazırlamaktadır. Bu dönemlerde günümüzdeki kadar çok basılı yayın bulunmamakla birlikte çocukların ve gençlerin yapabilecekleri çok fazla etkinlik olmadığı için özellikle eğitim düzeyi yüksek ailelerde çocuklar okuma alışkanlığı kazanabiliyorlardı&lt;br/&gt;Radyonun sınıf yönetimine etkisi diğer kitle iletişim araçlarından daha azdır. Bu durum sadece göze hitap etmesinden kaynaklanır. Televizyon adeta radyoyu insanların hayatından çekip almış ve yerine kendisini koymuştur. Radyo öğrenciler tarafından sadece müzik dinleme aracı olarak kullanılmaktadır. Radyodaki diğer yayınlar öğrenciler tarafından ilgi görmekte ve radyo programları da bu nedenle daha  çok müzik yayını yapmaktadır. Radyolar zaman içerisinde boyut olarak küçülmüş ve cepte  taşınabilecek küçüklüğe gelmiştir. Şimdi ise el radyosu diyebileceğimiz küçüklükte radyolar yapılmış ve cep telefonundan da radyo dinlemek mümkün hale gelmiştir. Öğrenciler, özellikle  lise öğrencileri, teknolojiyi yakından izleme merakı içindedir.Yeni çıkan teknolojik aletlere sahip olmayı bir ayrıcalık görmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Radyonun bu kadar kolay taşınabilir hale gelmesi öğrencinin radyoyu sınıf içerisine sokmasına neden olmuştur. Öğrenci sınıf içerisinde, ders sırasında, kendi tabirleriyle &quot;öğretmene çaktırmadan&quot; radyonun kulaklığını takıp dinleyebilir. Çoğu öğrenci de özellikle erkek öğrenciler arka sıralara oturarak  bunu çok yapmaktadır. Bunu yapan öğrenci  eğer öğretmene yakalanmadan, öğretmenden hiçbir olumsuz tepki almadan ders sırasından  bunu yapmayı başarmışsa kendisinde diğer arkadaşlarında bir üstünlük durumu hissedir. &quot;Ben öğretmen görmeden, öğretmene hiçbir şey fark ettirmeden ders boyunca  hep radyo dinledim&quot; tavrı içerisinde olur. Eğer bu durum diğer öğrenciler tarafından da bir ayrıcalık durumu gibi algılanıyorsa o zaman bu algılama içerisinde olan öğrenciler bu tür bir eylemde bulunabilirler. Bunu yapan öğrenci arkadaşları arasında bu durumu onurla anlatabilir. Bu durum bir çok davranış için geçirlidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Görüldüğü gibi kitle iletişim araçlarından birisi olan radyo bir araç olarak öğrenci üzerinde etki meydana getirmekte ve sınıf yönetimini olumsuz olarak etkilemektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öğrenci, okula gelmeden önce dinlediği ve o dönem yaşadığı duygularıyla bağlantı kurduğu  bir şarkıyı radyodan dinlemiş olabilir. O şarkı sözlerinin kendi r</description></item><item><title>BASIN YAYIN - HARRY POTTER VE ATEŞ KADEHİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-harry-potter-ve-ates-kadehi-402941.html</link><description>harry potter ve ateş kadehi</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BRİÇ MASASINDA CİNAYET - AGATHA CHRİSTİE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-bric-masasinda-cinayet-agatha-christie-403014.html</link><description>briç masasında cinayet - agatha christie</description></item><item><title>PROGRAM YAPIMCISININ ÖZELLİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?program-yapimcisinin-ozellikleri-347315.html</link><description>PROGRAM YAPIMCISININ ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Radyo yayınları birden çok kişinin ortak çalışması ile gerçekleşir, Bir programın düşünce aşamasından yayın sonrası aşamasına karlar pek çok kişi çaba harcar. Ses teknisyeninden, müzisyeninden, spikerinden, dramaturgundan, yapımcısına, değin pek çok kişi bir yayının gerçekleşmesinde çalışır. Çalışan her görevlinin yayındaki emeği az ya da çok yayının bir parçasını oluşturur. Onların kalkılan olmaksızın yayınların gerçekleşmesi de olanaksızdır. Program yapımında da, yayında olduğu gibi birden fazla, elemanın çalışması zorunludur. Ancak, tüm çalışanlar içerisinde doğrudan programın yapımından sorumlu olan, programı ortaya çıkarması beklenilen kişi program yapımcısıdır programın ortaya çıkarılmasında yayımı hazır duruma getirilmesinde diğer emeği geçenlerle birlikte çalışmayı gerçekleştirecek, onların katkılarını planlayacak, düzenleyecek kişi program yapımcısıdır.&lt;br/&gt;Program yapımında bu denli ağırlığı olan görevlinin, bu işi başarılı biçimde yapabilmesi için bir takım niteliklerinin özelliklerinin bulunması gerekir. Bu özelliklerin bir kısmının doğuştan olması gereken özellikler olmasına karşılık, bir kısmı eğitimle, öğretimle kazanılan özelliklerdir Batı radyoculuğunda yapımcılığın doğuştan kazanılan bir yetenek olduğu savı ileri sürülüre de, normal bir insanın bir takım fiziksel ve biyolojik; özelliklerini yönlendirerek ve buna eğitimi de katarak iyi. bir programcı olması söz. konusudur. Bir yapımcıda bulunması gereken dikkat, araştırıcı, gözlemci olma, yaratıcılık, esneklik, disiplin gibi özelliklerin kişide doğuştan var olması beklenebilir. Genelde herkesde olan bu özellikler kimilerinde daha fazla olabilir, Bu ise, yapımcının başarısını arttırır. Ancak, yalnızca bu özelliklerin varlığı ile de iyi bir program yapımcısı olunamaz, bu konuda eğitim de önemlidir Kuşkusuz burada iyi yapımcı olmak için eklenmesi gereken bir üçüncü husus, bu konunun yaparak öğrenileceği hususudur. İyi bir yapımcı biyolojik yeteneklerine bu konudaki eğitimi katarak ve bunu stüdyoda deneyerek, yaparak geliştirebilir. Uygulamanın iyi program yapmadaki yeri yadsınamaz. İyi bir program yapımcısında bulunması gereken özellikleri şöyle sıralayabiliriz :*&lt;br/&gt;Program yapımcısı iyi eğitim görmüş olmalıdır. İnsanın bilgisi, gördüğü eğitim düzeyi ile yakından ilgilidir. Eğitimsiz bir kişinin ne kadar kendini yetiştirmiş olursa olsun, temel eğitimin, resmi eğitimin verdiğini tüm. olarak kendi kendine alması, öğrenmesi olanaklı değildir. Bu bakımdan, birinci koşul olarak program yapımcısının iyi bir eğitim görmüş olması, özellikle toplum bilimlerle ilgili bilgileri alması gerekir. Yapımcının eğileceği ya da eğilmesi istenen konular farklı olabileceğinden, toplum bilimlerin çeşitli konularında eğitim görmüş olması, en azından bu konuda nasıl bilgi sahibi olacağını bilmesine yol açar. Kuşkusuz burada, meslek eğitimi yapan eğitim kurumlarının önemine do değinmek gerekir. Son on beşyirmi yıldan beri bu tür öğrenim yapan kurumların çoğalması bu tür bir gereksinimin doğal sonucudur. Bu okullarda verilen mesleksel bilgiler yanında, toplum bilimleri ile ilgili bilgilerin de program yapımcılığında gerekli olan bilgileri kapsadığı açıktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;_________________________________&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* Burada program yapımcısının farklı ülkelerdeki özelliklerine de değinmek gerekir. Amerikan radyoculuğunda yapımcının çoğunlukla kendi programını sunması beklendiğinden, sesinin iyi olması, kendi programının kurgusunu yaptığından teknisyen olması, diskcokey (dlscjokey) olarak görev yaptığından müzikten anlaması vb. gibi özellikleri olması beklenir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Yapımcı iyi bir kültüre sahip olmalıdır; Kültürü geniş olarak aldığımızda. eğitim ve kültürün tüm alanlarını kapsadığından, program yapımcının içinde bulunduğu evren hakkında, toplum hakkında bilgi sahibi olması, kendini sürekli yinelemesi, gelişen yeni durumları öğrenmesi gerekir. Hor konunun resmi eğitim kurumlan ile verilemediği bir gerçektir. Program yapımcı o tür bir öğretim görmüş ancak kendi ilgisizliği ya da</description></item><item><title>TİYATRO - KİMLİK ÇÖZÜMLEMELERİ-DRAMATURGİ RAPORU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-kimlik-cozumlemeleridramaturgi-raporu-401932.html</link><description>kimlik çözümlemeleri-dramaturgi raporu</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - PİC 16F84 ÖĞRENME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-pic-16f84-ogrenme-401799.html</link><description>pic 16f84 öğrenme</description></item><item><title>BASIN YAYIN - YUSUF SANCAK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-yusuf-sancak-402881.html</link><description>yusuf sancak</description></item><item><title>BASIN YAYIN - PERİYODİK ÖZELLİKLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-periyodik-ozellikler-406463.html</link><description>periyodik özellikler</description></item><item><title>BASIN YAYIN - TONYUKUK BENGÜ TAŞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-tonyukuk-bengu-tasi-402838.html</link><description>tonyukuk bengü taşı</description></item><item><title>TİYATRO - OYUN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-oyun-401979.html</link><description>oyun</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - ORTAK MOBİL HABERLEŞME SİSTEMİ ( UNİVERSAL MOBİLE TELECOMMUNİCATİONS SYSTEM )</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-ortak-mobil-haberlesme-sistemi-(-universal-mobile-telecommunications-system-)-402469.html</link><description>ortak mobil haberleşme sistemi ( universal mobile telecommunications system )</description></item><item><title>DRAMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?drama-417112.html</link><description>drama is any words decided to perform at scene by actors. ıt may be in prose and in verse. we can meet prose and verse drama.ın a drama şe story is related by ...</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ADI AYLİN - AYŞE KULİN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-adi-aylin-ayse-kulin-402421.html</link><description>adı aylin - ayşe kulin</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - İLETİŞİM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-iletisim-402435.html</link><description>iletişim</description></item><item><title>BASIN YAYIN - TÜRKİYE&quot;DE MEDYA SEKTÖRÜNDEKİ YOĞUNLAŞMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-turkiye-de-medya-sektorundeki-yogunlasma-402876.html</link><description>türkiye&quot;de medya sektöründeki yoğunlaşma</description></item><item><title>TİYATRO - BERTOLT BRECHT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-bertolt-brecht-401959.html</link><description>bertolt brecht</description></item><item><title>WOULD SELF REGULATION OF THE MEDIA WORK IN TURKEY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?would-self-regulation-of-the-media-work-in-turkey-368889.html</link><description>WOULD SELF REGULATION OF THE MEDIA WORK IN TURKEY?TUNCAY BAYLAN0003913First of all, the question, I think, must be &quot;Which one would work better in Turkey: govermental regulation or self regulation?&quot;. The reason for this proposition is that none of them will work ideally. I mean, they both can be proven as the best way of regulation in theory, but the practice of both would be completely different. In fact, this is the reason of looking for an alternative to the governmental regulation. RTÜK, in Turkey was not established to protect the behooves of the government, but it does. Since there will always be the factor of being &quot;human&quot;, such deviations from the theory must be taken into account.As a matter of fact, since, in the situation of self regulation, the quantity of the factors which will have the tendency to abuse the power will increase, there will be more problems than gowernmental regulation. For example, the self that would be regulated and the self that would regulate will be mutually contradictory. There will always be a fight between the media companies to get the control of that self regulation. The representatives of the media companies that are equal in quantity in the organization which is responsible for regulation will never be enough to them, and they will always struggle to affect the overall attitude and decisions of the organization. Besides there will also be another factor of small media companies which will partly loose the government protection. Since they dont have the power to affect the organization, the big media companies can easily eliminate them from the competition. Especially in a country like Turkey, the government should never stop controlling competition. Since the concept of self regulation can be a good platform for unfair competition in Turkey, the governmental control should never be abolished.The media in a country, I think, must be in a certain level of maturation to put operations like self regulation into practice. And Turkey is not such a country. The Turkish media is yet ripened mature enough. Most of the media companies in Turkey do not have an identity yet. Most of them are used by the owners to get the other parts of their company stronger. For example the Doğan Company uses Kanal D to get credit from the government of to get the bids for the banks. They do not have any rules for broadcasting. They do not have any conventions that they refer when they have doubts if something is moral or not. Besides they do not care if something is moral or not. They just care the profits of their bosses. The only thing that stops them from going far deep in being amoral is the RTUK. Then, if you give them the opportunity to get rid of the RTUK and regulate themselves, that only gives them the chance to become richer. The media companies will choose the most unprincipled journalists to represent them in that self regulation council or whatever it is, and they will always make rule which will make their bosses richer.The other thing is as we have talked in class, there will be no sanction if the government control is abolished. This will be a big problem. What can the council do if a media company does not comply with the rules of the council? Nothing. If some kind of punishment is applied through the hands of the government, then how can it be self regulation. RTUK was doing almost the same thing and it was controlled by the government, by the state. However if give that self regulation such a power, if you give it the ability to give punishments, then who will control it. Who will regulate the self regulation council? It can be very dangerous to give a non-governmental organization a governmental power.Another problem is the harmony of the media companies in Turkey. This is a problem because there is no harmony between them. Besides some of them are enemies and there is no way of bringing them together. For example, Star and the Doğan Group. There is no way for</description></item><item><title>MEDA VE DEMOKRASİ ADLI KİTABIN ÖZETİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?meda-ve-demokrasi-adli-kitabin-ozeti-358421.html</link><description>KİTABIN ÖZETİ :&lt;br/&gt;MEDYA VE DEMOKRASİ&lt;br/&gt;    Bilinen anlamda basın özgürlüğünü ilk destekleyen Euro-Amerikan devrimi özellikle on sekizinci yüzyıl boyunca, devlet sansürünün sınırları konusunda çeşit çeşit yeni ve iyi işlenmiş fikirlerin geliştirilmesine neden oldu. Modern anlamda basın özgürlüğü fikrinin doğum yeri olan İngiltere&quot;de en azından dört farklı sav ile karşılaşıyoruz.&lt;br/&gt;    1. Teolojik yaklaşım, devlet sansürünü Tanrı&quot;nın insanlara ihsan eylediği akıl adına eleştiriyordu. Bu görüş ruhsata ve sansüre bağlı olmasını buyuran bir hükümet kararına karşı, Tanrı aşkı ile &quot;özgür ve bilgili ruhun&quot; serpilip gelişmesi için özgür basına arka çıktı.&lt;br/&gt;    2. Basının davranışlarının bireyin haklarına uygun olması fikri.&lt;br/&gt;    3. Faydacılık kuramı, kamuoyu üzerindeki devlet sansürünü istibdata verilmiş bir açık kart olarak görüyor ve yönetilenlerin mutluluğunun en üst düzeye çıkarılması ilkesine aykırı buluyordu.&lt;br/&gt;    4. Basın özgürlüğünün dördüncü savunması, Hakikat&quot;e yurttaşlar arasındaki kısıtlamasız tartışma yoluyla ulaşılacağı düşüncesine dayanıyordu. Basın özgürlüğüne ilişkin tüm bu savların sorunsuz oldukları söylenemez ama bu görüşler erken modern toplumların ilk gelişmesini derinden etkilediler. On dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar gerek Amerika&quot;da gerekse İngiltere&quot;de &quot;basın özgürlüğü&quot; cesur ve bulaşıcı ütopik bir kavram olarak işlevini sürdürdü. Yöneten sınıfları sıkıştırmaya yaradı. Devletin ifade özgürlüğüne getirdiği kısıtlamaları dramatize etti. Medeni haklar ve siyasal demokrasi mücadelesine hız kazandırdı. Özgür basının yaygınlaşması yazılı metinlerin görünümüne hem katkıda bulundu hem de ondan yararlandı; metinler laik bir nitelik kazandıkları gibi, okunmaları da kolaylaştı. Fakat basın özgürlüğünün ilk Avrupalı ve Amerikalı savunucuları bu ütopik vizyonun birçok kör noktalarla malul olduğunu da görememişlerdi. İlkin basının kendi kendini sansür etmesi olayını hesaba katmadılar; çünkü fikirlerini topluluk önünde ifade etme yeteneğine &quot;doğal olarak&quot; sahip olan kişilerin karşısında başlıca dış tehdidin siyasal iktidardan geleceğini varsaydılar. Baskılar nedeniyle basın özgürlüğü savunucularının sansür sorununa negatif özgürlük paradigmasıyla bakmaları anlaşılabilir bir tutumdur. Söz ve basın özgürlüğü negatif özgürlük anlamına geliyordu; yani, bu özgürlük bireylerin yada bireylerden oluşan grupların önceden bir dış engelleme olmaksızın düşüncelerini dile getirme özgürlüğüydü ve yalnızca bu özgürlüğü tüm diğer bireylere garanti eden ve hükümet tarafından yaptırımlarıyla uygulanan yasalara tabiydi. İşin can alıcı noktası, basın özgürlüğünü savunan bu kuramların felsefi anlamda yeterince çoğulcu olmamalarıdır. Her şeyin tartışılması mübahtı, bir şey hariç: Kendi dünya görüşleri. Tüm ideologlar gibi, tüm dünya için geçerli olmayı hak etmiş evrensel bir dil olduklarını varsayarak kendilerini eleştirilere karşı korumaya çalıştılar.&lt;br/&gt;         Konuya eleştirel gözle bakan biri sorabilir: Mademki basın özgürlüğü hakkındaki modern ideal daha en başından bu kadar kusurluydu, onu doğumundan üç yüzyıl sonra niçin tartışalım? Bu deneme işte bu çetin sorulara cevap vermeye çalışıyor. Basın özgürlüğü hakkındaki eski söylemin güçlü ve zayıf yanlarının değinilmesinin günümüzde önemli olduğunu savunuyor.&lt;br/&gt;         İlk yaklaşım Pazar rekabetinin basın ve yayın özgürlüğünün kilit koşulu olduğunda ısrar ediyor; bu özgürlüğü de devlet müdahalesinden özgürlük olarak, bireylerin düşüncelerini dış kısıtlamalar olmaksızın iletebilme hakları olarak anlıyor. Devlet sansürü, bireysel seçim, yasal düzenlemenin kaldırılması yani &quot;deregülasyon&quot; pazar liberallerinin tezinin temel kavramıdır.&lt;br/&gt;         Özel ellerde bulunan bir basın ve çok kanallı bir yayım sistemi özgürlüğün kalesidir. Kültürel ayrıcalıkların ve devlet baskısının savunucularının baş belasıdır. Pazar liberalleri devletçe korunan medyanın pederşahiliğine karşı çıkıyorlar. Onlara göre, kamu hizmeti yayımcılığı fikri en başından yolunu sapıtmıştı. Aslında, kamu hizmeti yayımcılığı kişisel ihtiyaç v</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ONDOKUZUNCU YÜZYIL  DÜNYA EDEBİYATI YAZARLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-ondokuzuncu-yuzyil-dunya-edebiyati-yazarlari-402967.html</link><description>ondokuzuncu yüzyıl  dünya edebiyatı yazarları</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - MEDİA RESPONSİBİLİTİES DURİNG ELECTİON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-media-responsibilities-during-election-402526.html</link><description>media responsibilities during election</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - GÖRÜNTÜYLE HABERİ ANLATMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-goruntuyle-haberi-anlatma-402432.html</link><description>görüntüyle haberi anlatma</description></item><item><title>PENTİ REKLAMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?penti-reklami-381614.html</link><description>PENTİ REKLAMI&lt;br/&gt;Adam pala bıyıklı sert görünüşlüdür. Adam ayağına penti kadın çorabını giymeye başlar. Karşısında oturan kadın onunla hiç ilgilenmezken penti çorabı görünce adama bakmaya başlar. Adam çorabı dizine kadar çeker. Kadın adama hayran hayran bakar. Adam bıyığını büker. Kadın adama aşık olmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÖRÜNTÜAÇIKLAMAÇEKİM AÇISISÜREDSF&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Adam kadına bakmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genel çekim&lt;br/&gt;3 sn.&lt;br/&gt;Müzik sesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Adam kadına &lt;br/&gt;Bakarken&lt;br/&gt;Adama omuz çekim&lt;br/&gt;2 sn.&lt;br/&gt;Müzik sesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadın adamın bakışlarını fark ederken&lt;br/&gt;Boy çekim&lt;br/&gt;2 sn.&lt;br/&gt;Müzik ses&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadın adamın bakışlarını farkederken&lt;br/&gt;Genel çekim&lt;br/&gt;3 sn&lt;br/&gt;Müzik sesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadın adamın bakışlarından rahatsız olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yakın çekim&lt;br/&gt;2 sn.&lt;br/&gt;Müzik sesi&lt;br/&gt;Adam kapala bıyıklı sert görünüşlüdür. Adam ayağına penti kadın çorabını giymeye başlar. Karşısında oturan kadın onunla hiç ilgilenmezken penti çorabı görünce adama bakmaya başlar. Adam çorabı dizine kadar çeker. Kadın adama hayran hayran bakar. Adam bıyığını büker. Kadın adama aşık olmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÖRÜNTÜAÇIKLAMAÇEKİM AÇISISÜREDSF&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Adam kadına bakmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genel çekim&lt;br/&gt;3 sn.&lt;br/&gt;Müzik sesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Adam kadına &lt;br/&gt;Bakarken&lt;br/&gt;Adama omuz çekim&lt;br/&gt;2 sn.&lt;br/&gt;Müzik sesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadın adamın bakışlarını fark ederken&lt;br/&gt;Boy çekim&lt;br/&gt;2 sn.&lt;br/&gt;Müzik ses&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadın adamın bakışlarını farkederken&lt;br/&gt;Genel çekim&lt;br/&gt;3 sn&lt;br/&gt;Müzik sesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadın adamın bakışlarından rahatsız olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yakın çekim&lt;br/&gt;2 sn.&lt;br/&gt;Müzik sesi&lt;br/&gt;Adam kadının rahatsız olduğunu anlar ve çorabı çıkarır ve giymeye başlar&lt;br/&gt;Yakın açıdan tilt yapılır&lt;br/&gt;5 sn.&lt;br/&gt;Müzik sesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadın birden ilgiyle adama bakar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Baş çekim&lt;br/&gt;dının rahatsız olduğunu anlar ve çorabı çıkarır ve giymeye başlar&lt;br/&gt;Yakın açıdan tilt yapılır&lt;br/&gt;5 sn.&lt;br/&gt;Müzik sesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadın birden ilgiyle adama bakar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Baş çekim&lt;br/&gt;3 sn.&lt;br/&gt;Müzik sesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Adam çorabı giymeye çalışırken&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Detay çekim&lt;br/&gt;2 sn.&lt;br/&gt;Müzik sesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadın adama bakarken&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genel çekim&lt;br/&gt;3 sn.&lt;br/&gt;Müzik sesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kadın adama gülümser&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yakın çekim&lt;br/&gt;1 sn.&lt;br/&gt;Müzik</description></item><item><title>BASIN YAYIN - KANAL - JERY STEFAN STAWİNKSY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-kanal-jery-stefan-stawinksy-402950.html</link><description>kanal - jery stefan stawinksy</description></item><item><title>TELEVİZYONDA ŞİDDET</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?televizyonda-siddet-345672.html</link><description>TELEVİZYONDA ŞİDDET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Kitle iletişimi alanındaki toplumsal araştırmalarda üzerinde ısrarla durulan ve belki de en az açıklığın sağlandığı konu değişik araçların etkileridir. Birçok ülkede kitle iletişim araçları izlenirken sarfedilen zaman ve bu araçların üretim ve dağıtımı için ayrılan kaynakların miktarı düşünüldüğünde, böyle bir sorgulamanın nedeni yeterince anlaşılabilir. Bir yanıt oluşturmak için çok şey yazılmış ve epeyce araştırma yapılmışsa da konunun hem kitle iletişim araçlarının genel önemi, hem de özelde kitle iletişiminin belirli düzeylerinin olası etlileri açısından yine de tartışmalı olduğu kabul edilmelidir. Bu konuda bitmeyen zorluklardan birisi araçların etkilerini araştıranlarla kitle, kitle iletişim araçları üreticileri ve alanda kamu politikalarını oluşturanlar arasındaki iletişim eksikliğinden kaynaklandığından tartışma kaçınılmaz olarak kullanılan terimlere bazı açıklıklar getirilmesiyle başlamalıdır.&lt;br/&gt;    Belki de her şeyden önce belirtilmesi gereken, din, hukuk, eğitim gibi kitle ile ya da belirli kitlelerle iletişimde bulunan ve amaçları kadar etkileri açısından da sorgulanabilecek benzeri kitleler için böyle bir soru çok nadiren yöneltilmiş olduğundan kitle iletişim araçları konusunda da etkilerin sorgulanmasının haksızlık olacağıdır. Kitle iletişim araçları içerikleri ve örgütleniş biçimleriyle çok çeşitlilikler gösterir ve toplum üzerinde etkili  olabilecek geniş bir alandaki faaliyetleri kapsarlar. Sorunun sadece daha haklı kılınması için değil, anlamlı hale getirilmesi için de belirli nitelik ve özelliklerden söz etmemiz gerekiyor (Korkmaz, Kaya, 1983, 45).&lt;br/&gt;    İngiltere&quot;de Halloran, Televizyon araştırma Komitesinin ilk raporunda, Klapper gibi, &quot;etki&quot; araştırmalarının genel bir değerlendirmesini yapmıştır. Klapper&quot;in bulgularını kanıtlayan Halloran &quot;sosyolojik&quot; yaklaşımın yeni yönelim olduğunu ve olması gerektiğini ortaya atmıştır. McQuail bu yeni dönemi etki sorusunun tekrar açılması olarak belirler. Halloran ve McQuail aynı çevrenin aydınlarıdır ve görüşleri birbirinin tamamlayıcısıdır. &quot;Yeni Dönemi&quot; McQuail, etki sorusunun yeniden açılması olarak alır. Bu yeniden açılma görüşü, Klapper&quot;in ulaştığı az etki sonucuna bir tepkidir. Bu yeni dönemde, McQuail gibiler kitle iletişim araçlarının etkisi soruşturmasını sürdürürken, Halloran gibiler dikkatlerini kitle iletişim araçlarının toplumsal kurum ve kitle iletişiminin toplumsal süreç olarak incelendiği bir sosyolojik yaklaşımın gelişmesine ve geliştirilmesine çevirirler.&lt;br/&gt;    McQuail&quot;e göre, kitle iletişim araştırmaları, 1960&quot;larda iletilerin kişilerde doğrudan etkisiyle ilgili eski modellerden, toplumsal sisteme ve uzun dönemdeki sosyokültürel kurumlara ve davranışlara etkisini incelemeye yöneldi. Çalkantılı 60&quot;larda, Amerikalı ve Avrupalı araştırmacılar güçlü kitle iletişim araçlarının sözde tehlikeli olmayan etkilerini daha derinden soruşturmaya ve iletileri yönetici sınıfların sömürücü ideolojileri olarak yorumlamaya başladılar. Bu araştırmacılara göre, iletişim ve kitle iletişim araçları örgütlenme kalıpları herhangi bir toplumsal yapının doğasında bulunur ve değişim basitçe iletiyi değiştirmekle değil, toplumsal gücün daha eşitçi dağılımı ile gerçekleştirilebilir.&lt;br/&gt;    McQuail&quot;e göre, iletişim araçları içerik ve örgütlenme bakımından çok çeşitlidir ve topluma etkide bulunabilecek çeşitli etkinlikleri içerir. McQuail ilk olarak etki ile etkililik ayrımı yapar: Etki, kitle iletişim araçlarının işleyişlerinin doğuracağı sonuçları, etkililik ise, belli amaçları elde etme kapasitesini gösterir. McQuail&quot;in üzerinde durduğu ikinci nokta, zamanla ilgilidir. Geçmişle mi, yoksa geleceğe yönelik kestirimlerle mi ilgileniyoruz? Geçmişle ilgileniyorsak kesin olmamız gerekir. Gelecekle ilgili isek, bu çoğu kez şu anda ne olduğunu ve sonuçlarının neler olabileceğinin kestirilmesini gerektirdiğinden kaçınılmaz olarak bazı belirsizlikler olacaktır. Üçüncü olarak, ister birey, grup, kurum ister bütün toplum ya da kültür düzeyinde olsun, etkilerin hangi düzey</description></item><item><title>BASIN YAYIN - TV VE ÇOCUK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-tv-ve-cocuk-402904.html</link><description>tv ve çocuk</description></item><item><title>BASIN YAYIN - DOSTOYEVSKİ(1821 - 1881)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-dostoyevski(1821-1881)-403029.html</link><description>dostoyevski(1821 - 1881)</description></item><item><title>TİYATRO - TİYATRO</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-tiyatro-401960.html</link><description>tiyatro</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - KISMİ SINIRLAMALARIN BÜTÜNLEŞTİRİLMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-kismi-sinirlamalarin-butunlestirilmesi-402392.html</link><description>kısmi sınırlamaların bütünleştirilmesi</description></item><item><title>BASIN YAYIN - SEVGİ KÖPRÜSÜ - KONSALİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-sevgi-koprusu-konsalik-402974.html</link><description>sevgi köprüsü - konsalik</description></item><item><title>BASIN YAYIN - AHMET ÖZAL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-ahmet-ozal-406475.html</link><description>ahmet özal</description></item><item><title>BASIN YAYIN - FÜREYA - AYŞE KULİN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-fureya-ayse-kulin-403049.html</link><description>füreya - ayşe kulin</description></item><item><title>BASIN YAYIN - TUT- ANKH- AMON 3000 YILLIK GİZEM - TURGAY TUNA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-tut-ankh-amon-3000-yillik-gizem-turgay-tuna-402991.html</link><description>tut- ankh- amon 3000 yıllık gizem - turgay tuna</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - SHANNON TEORİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-shannon-teorisi-401275.html</link><description>shannon teorisi</description></item><item><title>BASIN YAYIN - DOLU DOLU YAŞAMAK - PROF. DR. ÖZCAN KÖKNEL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-dolu-dolu-yasamak-prof.-dr.-ozcan-koknel-403040.html</link><description>dolu dolu yaşamak - prof. dr. özcan köknel</description></item><item><title>BASIN YAYIN - JOHN STEINBECK- İNCİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-john-steinbeck-inci-406471.html</link><description>john steınbeck- inci</description></item><item><title>NOTREDAM&quot;IN KAMBURU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?notredam-in-kamburu-419074.html</link><description>olay ocak 1482&quot;de paris&quot;te geçmektedir. sehir heyecan içindedir. kralın oğlu ile flandralı margaret&quot;ın düğün töreninde bulunmak üzere flaman vatandaşlarını temsil eden bir grup parise&quot;e gelmiştir. her çeşit hareket, eğlence ve kargaşaya izin verilen yıllık çılgınlar bayramı kutlamaları devam etmekteydi. yazdığı oyun seyirci bulamayınca büyük hayal kırıklığına uğrayan gringore cebinde beş kuruşu kalmadığı için gezinmekteydi. büyük bir topluluğun bir halka oluşturmuş şekilde durduğunu görür. kalabalığın arasında hayatını şarkı söylemekle, dans etmekle ve eğitilmiş küçük keçisi ile bazı oyunlar yaparak kazanan esmeralda adında bir çingene kızı da vardır. esmeralda dünyaya bir çingene kızı olarak gelmemiştir. doğumunun üzerinden çok fazla süre geçmeden çingeneler onu kaçırmış ve yerine çirkin ve sakat bir çocuğu bırakmışlardır. annesi, bu olaydan sonra yalnız başına yaşamaya başlamış ve çingenelere düşman bir tavır takınmıştır. esmeralda&quot;nınsa  bu konu hakkında her hangi bir bilgisi bulunmamaktadır. geçmişini bulmasını sağlayabilecek tek şey kendi patiğidir.</description></item><item><title>BASIN YAYIN - KİTAP ÖZETİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-kitap-ozeti-406479.html</link><description>kitap özeti</description></item><item><title>BASIN YAYIN - PRONOUNS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-pronouns-403056.html</link><description>pronouns</description></item><item><title>HABERİN GÖRÜNTÜYLE ANLATIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?haberin-goruntuyle-anlatimi-420416.html</link><description>görme insanın çevresiyle iletişimde en çok kullandığı algılama çeşitidir. bu algılama işleminin olması için bir kaç aşama söz konusudur. öncelikle ortamda bir miktar ışık, bir göz ve bunları algılayan, kaydeden bir beyin. bunların kameranın parçalarıyla aynı işlevlere sahip oldukları ilk bakışta göze çarpıyor...</description></item><item><title>RADO PROGRAMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?rado-programi-453566.html</link><description>DÜNDEN BUGÜNE HAYAT&lt;br/&gt;                            7&quot; DEN  77&quot;YE  (BARIŞ MANÇO)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SİNYAL: .........&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SES:          Merhaba sevgili dostlar. Bugünkü programımızda, sizlerin karşısına farklı bir türde programla çıkmaya karar verdik.Bugün yapacağımız program  çok değerli bir sanatçımız olan ve 1999 yılının ocak ayında kaybettiğimiz Barış Manço ile ilgili olacak.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bugünkü programımızı bu şekilde yapmamızın nedeni  sizinde bildiğiniz gibi bugün Barış Manço&quot;nun  ölüm yıldönümü.Bugün bütün program boyunca Barış abimizin hayatını anlatacağız, onun en güzel şarkılarını dinleyeceğiz, yani kısacası bugün yüreğimizi  Barışla dolduracağız.     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SİNYAL: Yükselir ve biter..&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SES: Barış Manço 2 ocak 1943 tarihinde saatler 02.00 civarını göstermekte iken Bağlarbaşı-Üsküdar semtindeki Zeynep-Kamil hastenesinde dünyaya gözlerini açar.&lt;br/&gt;İsmail Hakkı Bey ile Rikkat Uyanık Hanımın ikinci oğululları olarak, ekmeğin karneyle dağıtıldığı ve ikinci dünya savaşının en kızgın oldugu zamanda dünyaya gelen Manço, 2 yıl önce dünyaya gelen abisinin Savaş ismini almasından sonra, ailesinin artık dünyaya Barış gelsin diye düşünmesinden dolayı barış adını almıştı&lt;br/&gt;Türkiyede Barış adını ilk alan kişinin kendisi olduğunu yıllar sonra TRT için hazırladığı 7 den 77 ye adlı programı aracılığıyla, öğrenecekti.&lt;br/&gt;Şimdi o yıllardan bir şarkı dinlemeye ne dersiniz sevgili dinleyiciler.&lt;br/&gt;MÜZİK: Nane Limon Kabuğu...........Barış Manço.............Band ....4&quot; 47&quot;&quot;&lt;br/&gt;MÜZİK:Gönül Ferman Dinlemiyor....Barış Manço............Band......4&quot; 48&quot;&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SES: Sevgili dinleyiciler; bit salgınının ortalığı kırıp geçirdiği bir dönemde ilkokula başlayan Manço, gezginliğe bu dönemlerde başlar. Gezginliğinin ilk durakları okullardır. Zira bu dönemlerde birsürü okul değiştirmek zorunda kalıyordu. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İlkokula Kadıköy Yeldeğirmeni Mustafa Kemal Paşa İlkokulunda başlayan Barış, 4. Sınıfı Ankara Maarif Koleji İlkokulu nda, 5.Sınıfıda yine Kadıköy Yeldeğirmeni Mustafa Kemal Paşa İlkokulunda okuyordu. İlkokulu bitirdikten sonra Galatasaray Lisesi yılları başlıyordu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Galatasaray Lisesinde okuyan abisi Savaş Mançonun okuldaki lakabı Ayı idi. Barışında Galatasaray Lisesi ne gelmesinden sonra lakapları Büyük Ayı ve Küçük Ayı olarak değişiyordu. 1957 yılı Şeker Bayramında çok sevdiği Babaannesi Nimet Hanımı yitirir. Manço, yıllar sonra bir şarkı yazacaktır onun adına (Gülpembe) çok beğeni kazanacak olan bu şarkı aynı zamanda dinleyenleri üzerinde büyük merak uyandıracaktır kim bu Gül Pembe?&lt;br/&gt;               Sen gülünce güller açar Gülpembe,  &lt;br/&gt;               Bülbüller seni söyler, biz dinlerdik Gülpembe.  &lt;br/&gt;               Sen gelince bahar gelir Gülpembe,  &lt;br/&gt;               Dereler seni çaglar, sevinirdik Gülpembe.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MÜZİK:Gülpembe..................Barış Manço..........................Band.......4&quot;  46&quot;&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SES: Müzikle daha küçük yaşlarında tanışmıştı. Annesinin bir ses sanatçısı olması, Onun müziğe pek yabancılık çekmemesini sağladı. İlk olarak 14 yaşında sınıf arkadaşlarıyla birlikte Galatasaray Lisesinde Kafadarlar adlı grubu kurdu. Bugünün ünlü ekonomistlerinden Asaf Savaş Akad bu grubun saksofoncusuydu. İkinci grubu olan Haramiler de yine Galatasaray Lisesindeki arkadaşlarıyla birlikte çalıştı. Haramilerle birlikte dönemin popüler müziklerini yorumladı.&lt;br/&gt; 1958 yılında ilk defa sahneye çıkıyordu. 1958 in Mart ayında yeğeni Ayselin evlendiği akşam, Moda Düğün Salonunda Elvis Presley den iki şarkı söyleyen (bunlardan biri Jailhouse Rockdı) Manço, o gün abisi Savaş Mançoya belkide hayatındaki yapacağı en önemli şeyi söylüyordu: ben çocuklara şarkı söyleyeceğim.&lt;br/&gt;1959 yılının Nisan başında Galatasaray Lisesi konferans salonunda ilk resmi konserini veren manço, 4 Mayıs 1959 da babası İsmail Hakkı Beyin ani ölümüyle ruhen yıkılıyordu.&lt;br/&gt;İşte bu konserden bir parça dinliyorsunuz şimdi;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MÜZİK: Nick The Chopper.............Barış Manço........................Plak...3&quot; 27&quot;&quot;&lt;br/&gt;MÜZİK: Little Darling......................Barış Manço........................Plak...2&quot; 26&quot;&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SES: 1967 yılında Hollanda d</description></item><item><title>CHANNEL ESTIMATION FOR OFDM SYSTEMS WITH SPACE FREQUENC TRANSMIT DIVERSIT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?channel-estimation-for-ofdm-systems-with-space-frequenc-transmit-diversit-355324.html</link><description>Channel Estimation for OFDM Systems with Space Frequency Transmit Diversity&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Introduction&lt;br/&gt;Representation of Mobile Radio Channels&lt;br/&gt;Alamouti&quot;s Transmit Diversity Scheme for OFDM&lt;br/&gt;EM based MAP channel Estimation&lt;br/&gt;Modified Cramer Rao Bound&lt;br/&gt;Conclusions</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BELÇİKA BASININDA ÖRGÜTLENME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-belcika-basininda-orgutlenme-406476.html</link><description>belçika basınında örgütlenme</description></item><item><title>BASIN YAYIN - MİLLİ KÜTÜPHANE&quot;NİN TARİHÇESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-milli-kutuphane-nin-tarihcesi-402960.html</link><description>milli kütüphane&quot;nin tarihçesi</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ALARM - HEİNZ G.KONSALIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-alarm-heinz-g.konsalik-402426.html</link><description>alarm - heinz g.konsalık</description></item><item><title>CİTİZEN KANE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?citizen-kane-347339.html</link><description>Citizen  Kane&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Filmin  başında  ekranda  tel  örgüler  görürüz.Kamera  tel  örgülerin  üzerinden  yükselir.Ardından  bir  sonraki  sahneye  geçilir.Çerçevenin  sol  köşesinde  demir  parmaklıklı  bir  kapı  görürüz.Bunu  takip  eden  bir  kaç  sahneye  mixlerle  geçilir.Sonunda  daha  önce  bize  gösterilen  büyük  bir  şatonun  içine  gireriz.Ardından  bir  sonraki  çekimde  kar  yağmaktadır.Sanki  kamera  odadan  çıkmış  dışarıdadır.Ardından  bir  kulübe  görürüz.Kamera  hızlı  bir  şekilde  zoom  out  yapar.Sonuçta  bu  yağan  karın  ve  kulübenin  bir  cam  küre  içindeki  maket  olduğunu  görürüz.&lt;br/&gt;   Odanın  içinde  Kane&quot;i  yatarken  gördüğümüzde  oldukça  zayıf  bir  aydınlatma  kullanılmıştır.Kane&quot;in  yatağının  arkasındaki  bir  pencereden  giren  ışık  arka  fonu  aydınlatmasına  rağmen  çerçevenin  önü  göreceli  olarak  karanlıktır.Aslında  mekanlarda  yaratılan  bu  loş  ortamları  filmin  ilerleyen  birçok  sahnesinde  görmeye  devam  edeceğiz.Bu  tür  bir  aydınlatma  gerçekte  Welles&quot;in  psikolojik  bir  incelemenin  var  olduğunu  söyleyebileceğimiz  filminde  bu  psikolojinin  görselleştirilmesinde  oldukça  etkili  olmuştur.Aydınlatmanın  dışında  dikkat  çeken  bir  diğer  konu  filmde  anlatım  tekniği  olarak  Flashback&quot;lere  yer  verilmesidir.Filmde  kısa bir  giriş  ve  altı  geriye  dönüşle  yer  verilmiştir.İlk  başta  Kane&quot;in  ölümünü  gösteren  bir  haber  filmi  diğerleri  ise  Kane&quot;i  tanıyan  insanların  söyledikleri  verilmektedir.Filmdeki  bu  anlatımın  bir  kaç  özelliği  vardır.Herşeyden  önce  Welles,  Kane&quot;i  anlatırken  kendini  ortadan  siliyor,  taraf  tutmuyor,  nesnel  davranıyor,  değişik  insanların  gözünden,  bazen  birbiriyle  çelişen  davranışlarıyla  kahramanını  ortaya  koyuyor.(Özön , 1965,  sf:21)Bu  sayede  yönetmenimiz  yargıyı  izleyiciye  bırakıyor.Fakat  bu  flashback&quot;lerde  tarih  sırasına  uyulmuyor.Yani  karşımızda  alışıla  gelmişten  farklı    geri  dönüşler  vardır.Çünkü  genelde  yapılan  bu  geri  dönüşlerde  geriye  dönüldükten  sonra  tarih  sırasının  varlığından  söz  edebiliriz.Yurttaş  Kane&quot; de  ise  flashbacklerin  sıralanışı  tarih  sırasından  ziyade   dramatik  yapının  varlığını  dahada  güçlendiren  bir  şekildedir.Bu  geri  dönüşlerde  Kane&quot;i  tanıyan  insanların  anlattıkları  canlandıtrılır.Filmde  dikkat  çeken  bir  diğer  taraf  ise  alan  derinliğinin  çok  iyi  kullanılmasıdır.Görüntü  alanı  içinde  herşeyi  en  önden  en  arkaya  net  bir  şekilde  görmekteyiz. Bu  derinlikle  gerçek  yaşamda  olduğu  gibi  görülen  her  şey  tüm  boyutlarıyla  kavranmakta  ve  bu  derinliğin  içinde  olup  biten  bir  çok  şey  arasında  seçim  yapma  fırsatı  yaratılmaktadır.Bu  sayede  de  yönetmenin  önde,  arkada  ve  dipteki  varlık  ve  eşyalar  üzerine  izleyicinin  dikkatini  çekmek  için  ayrı  ayrı  çekimler  yapmasına  da   gerek  kalmamıştır.Bunun  sonunda  da  filmde  genelde  kamera  oyuncu  hareketlerini  pan&quot;lerle  takip  etmiş  yada  oyuncuların  sabit  olduğu  sahnelerde  kamerada  sabit  bir  hal  almıştır.Yönetmen  bu  şekilde,  sahneyi  çekimlere  bölmeden  alan  derinliği  sayesinde  sahnenin  bütünlüğünü  bozmadan,  bu  bütünlük  içinde  hangi  noktanın  önem  taşıdığını  bulması  için  seyirciye  imkan  tanımaktadır.Yönetmen  kullandığı  bu  teknikle  seyircinin  daha  dikkatli  olmasını  sağlamakla   birlikte  film  ile  izleyici  arasında  sıkı  bir  bağ  kurmuş  oluyor.Welles  kullandığı  derinlemesine  görüntü  ile  anlatacaklarını  daha  kısa  bir  olarak  anlatabilme  olanağı  sağlamaktadır.Buna  örnek  olarak  filmde  Kane&quot; in  küçüklüğünü  izlediğimiz  sahneyi  verebiliriz.Çerçevenin  önünde  ve  sağ  tarafında  annesi  onun  arkasında  babası  ve  Thatcher&quot;ı  görürüz.Arkada  bir  pencere  görürüz.ve  en  dipte  de  dışarıda  oynayan  Kane&quot;i  görürüz.İlk  olarak  evin  içindeki  annesi  ve  babası  ve  Thatcher&quot;ın  konuşmalarını  inceleyecek  olursak;  başka bir  yöntemle  mekan  içinde   oyuncuların  filmde  olduğundan  daha</description></item><item><title>TİYATRO - TİYATRO</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-tiyatro-401974.html</link><description>tiyatro</description></item><item><title>SİNEMA- MÜZİK RADYO PROGRAMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sinema-muzik-radyo-programi-367909.html</link><description>SİNEMA- MÜZİK                                                                               &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Müzik : Jenerik (Paul Oakenfold-Chase) 15&quot;&quot;                                                                                &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Müzik : Paul Oakenfold Fonda Alçalır                                                 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SES : Merhaba sinema-müzik dinleyenleri.Bu hafta sizlere Amerikan Müzik Ödülleri Grammy,Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi&quot;nin Oscar&quot;a Aday gösterdiği filmleri ve Tom Cruise&quot;nin başrolünü oynadığı &quot;Son Samuray&quot; filmini konuşacağız. Öncelikle 10 Şubat 2004 tarihinde sahiplerini bulan 46.Amerikan Müzik Ödüllerinden Grammy&quot;dan bahsetmek istiyorum,ama hemen öncesinde Nıcelback&quot;ten dinliyoruz Someday.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Müzik : Nıcelback-Someday -3&quot;27&quot;&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Müzik : Paul Oakenfold - Machıne Fonda Devam Eder&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SES : 46.sı düzenlenen Grammy Ödülleri Amerika&quot;nın Los Angales eyaletinde düzenlenen törenle sahiplerini buldu.Törene Destiny&quot;s Chıld gurubunun eski üyesi Ünlü Şarkıcı Beyonce Knowles aldığı 5 dalda ödülle damgasını vurdu.Dangerously İn Love adlı şarkısıyla &quot;rhytm performans&quot; ve &quot;en iyi çağdaş rhytm and  blues&quot; kategorilerinde 2 ödül alan Beyonce Knowles erkek arkadaşı olan Jay-Z ile seslendirdiği &quot;Crayz İn Love&quot; adlı parçasıyla &quot;Rap/Sung İşbirliği&quot; ile &quot;rhytm and blues&quot; kategorilerinde de 2 ödül kazandı.Beyonce ayrıca Vandross ile düet yaparak söylediği &quot;The Closer I Get To You&quot; parçasıyla &quot;en iyi rhytm and blues performansı&quot; dalındaki ödülüde alarak 5. ödülünün sahibi oldu.Beyonce böylece daha önce kendisi gibi beş dalda Grammy ödülü kazanan Alicia Keys,Norah Jones ve Lauryn Hill ile birlikte bu ödülü en çok kazanan kadın sanatçılar arasına girmiş oldu.En iyi rock albümü dalında ödülü Foo Fighters alırken,erkek rock şarkısı kategorisinde Dave Matthews &quot;Gravedigger&quot; adlı       parçasıyla ödüle layık görüldü.Şimdi Beyonce ve Jay-Z&quot;nin       düeti geliyor Crayz in Lıve                  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Müzik : Beyonce Knowles&amp;Jay-Z (Crayz In Love)-3&quot;57&quot;&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Müzik : Paul Oakenfold yükselir ve alçalarak Fonda Devam Eder            &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SES : Törende 2 ödül kazanan Justın Timberlake,geçtiğimiz günlerde yaşanan meme skandalı yüzünden özür diledi.En İyi Pop Şarkıcı ödülünü ise Christina Aguilera alırken törende taktığı Türk yapımı mücevherleri dikkat çekti.Törende en ilginç ödül ise En İyi Sesli Kitap dalıydı bu kategoride ödüle bir çocuk kitabını birlikte seslendiren Bill Clinton,Mihail Gorbaçov ve Sophia Loren layık &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SİNEMA-MÜZİK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;görüldü.Ayrıca bu yılın en iyi çıkış yapan guruplarından biri olan Evanescence 2 dalda ödül almayı başardı.En İyi erkek pop vokal&lt;br/&gt;ödülünü kazanan parça ile Justın Tımberlake radyolarınızda        Cry Me a Rıver&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Müzik : Justın Tımberlake (Cry Me a Rıver)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Müzik : The Lord Of The Rıngs Sound Track Fonda Devam Eder   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SES : Şimdi sıra 76.sı 29 Şubat gecesi düzenlenecek Oscar törenlerinde.Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi&quot;nin &lt;br/&gt;5803 üyesinin değerlendireceği Oscar adayları arasında bu yıl öne çıkan isim &quot;The L</description></item><item><title>BASIN YAYIN - GÜLTEN DAYIOĞLU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-gulten-dayioglu-403060.html</link><description>gülten dayıoğlu</description></item><item><title>RADYO PROGRAMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-programi-392725.html</link><description>PROGRAMI ÖNEREN:        Fatih EFE&lt;br/&gt;               020904063&lt;br/&gt;               RTV - 4&lt;br/&gt;        &lt;br/&gt;               Ahmet ARİK     &lt;br/&gt;                                                   020904016&lt;br/&gt;         RTV - 3&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PROGRAMIN ADI:                Sinema - Müzik&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PROGRAMIN KONUSU:     Albüm tanıtımları, film tanıtımları ve festivallerden bilgiler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PROGRAMIN AMACI:         Dinleyenlere en son çıkan albümleri, gösterime yeni giren filmleri ve bu albümlerle filmlerin boy gösterdiği festivaller hakkında dinleyicilere bilgiler vermek.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KONU DÖKÜMÜ:                  Antalya Altın Portakal Film Festivali&quot;nin tarihi &lt;br/&gt;                                                      Festivalin ne zaman başladığı&lt;br/&gt;      42. Antalya Altın Portakal Film Festivali&quot;nde kimlerin hangi &lt;br/&gt;      ödülleri aldığı&lt;br/&gt;      Festivalde nelerin yapıldığı &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PROGRAMIN HEDEF KİTLESİ: Sinema ve müzik severler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PROGRAMIN TÜRÜ:           Müzik eğlence programı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PROGRAMIN BİÇİMİ:         Sözlü anlatıma dayalı ancak aralarda dinleyicilerin &lt;br/&gt;sıkılmaması için güncel pop müzik çalınacak        &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAYIN GÜNÜ:                       Her hafta Cuma günü akşam saatlerinde&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAYIN SAATİ:                       19:30&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PROGRAMIN SÜRESİ:         30 dk. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SİNEMA- MÜZİK &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Başlangıç  müziği : Yanni  - Nightingale 15&quot;&quot; müzik yükselir sonra alçalarak devam eder&lt;br/&gt;      &lt;br/&gt;Single: SİNEMA - MÜZİK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SES : Merhaba sinema-müzik dinleyenleri.Bu hafta sizlere 42. si düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivalinde ödülleri kimlerin aldığından ve festivalin tarihçesinden  bahsedeceğim.03.10.2005 tarihinde yapılan ödül töreninin tarihçesine geçmeden, Hande Yener &quot;in son albümünden çıkış parçası Aşkın Ateşi parçasını dinleyelim.&lt;br/&gt;Fon müziği : Yanni  - Nightingale 5&quot;&quot; müzik yükselir sonra alçalarak devam eder&lt;br/&gt;Müzik : Hande Yener - Aşkın Ateşi - 3&quot;52&quot;&quot;&lt;br/&gt;Fon müziği : Yanni  - Nightingale 5&quot;&quot; müzik yükselir sonra alçalarak devam eder&lt;br/&gt; SES: Evet sinema müzik dinleyenleri Hande Yener &quot;in ardından programımıza kaldığımız yerden devam edelim. 1950li yılların ortalarında Aspendos Tiyatrosunda düzenlenmeye başlayan konserler ve tiyatro oyunlarına dayanıyor. Halk bu gösterilere yoğun ilgi gösterince 60lı yılların başlarında bu şenliğin gönüllü organizatörleri Dr. Avni Tolunay ve arkadaşı Behlül Dal burada bir sinema festivali yapma kararı alırlar. Dr. Avni Tolunayın 1964 yılında aday olduğu belediye başkanlığı seçimini kazanması ile &quot;Antalya Altın Portakal Film Festivali&quot; ortaya çıkar. Festivale ilk yıl büyük ilgi gösterilir. Festivalin organizatörü konumundaki Antalya Belediye Başkanı Dr. Avni Tolunay, bu ilgiden aldığı destekle festivalin gelenekselleşeceğini ve bir bayrak yarışı gibi bu organizasyonun sonsuza kadar süreceğini ilan eder Dr. Avni Tolunay, o gün yaptığı konuşmada festivalin misyonunu &quot;Türk Sinema Sektörünü maddi manevi anlamda desteklemek, Türk film yapımcılarını nitelikli yapıtlar üretmeye teşvik etmek, Türk sinemasının uluslararası platforma açılmasına zemin hazırlamak&quot; olarak belirler. Gerçekten de kısa bir süre sonra festival Türkiyenin Oscarı olarak görülmeye başlar. Festivalin tarihçesinden bahsettikten sonra bir şarkı daha dinleyelim. Şimdi radyolarınızda uzun süredir ortalarda görünmeyen fakat benim çok sevdiğim birisi olacak İlhan İrem.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MÜZİK : İlhan İrem - Sürgün Gibi Masallarda 6&quot;30&quot;&quot;&lt;br/&gt;      &lt;br/&gt;Single: SİNEMA - MÜZİK&lt;br/&gt;Fon müziği : Yanni  - Nightingale 5&quot;&quot; müzik yükselir sonra alçalarak devam eder&lt;br/&gt;SES: Antalya Altın Portakal Film Festivalini, Korhan Abay ve Şebnem Dönmez  sundu. Kapanış töreni Aspendos Antik Tiyatrosunda yapıldı. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışmasında ödüller 5 film arasında paylaşılırken, festivale damgasını beşer ödül kazanan, İki Genç Kız ve Korkuyorum Anne filmleri vurdu. Yarışmanın en prestijli ödülleri ise şöyle paylaşıldı.En İyi Film ödülü, Ulaş İnaçın yönettiği Türev adlı filmin oldu. Festivalde, En İyi Erkek Oyuncu ödülü Gönül Yarası adlı filmdeki performansıyla Şener Şenin  En İyi Kadın Oyuncu ödülünüyse iki oyuncu paylaştı. Ödülü, Beste Bereket Türev, Vildan Atasever de İki Genç Kız adlı filmdeki adlı filmdeki performansıyla kazandı. Atasever&quot;in ödülü kazanmasının ardından da tartışmalar başladı. Neyse biz bu &lt;br/&gt;                                                                                                                                 (./â€¦)</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - SİNEMADA SANSÜR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-sinemada-sansur-401758.html</link><description>sinemada sansür</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - CAN ATAKLI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-can-atakli-402459.html</link><description>can ataklı</description></item><item><title>BASIN YAYIN - VİCTOR HUGO (SEFİLLER)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-victor-hugo-(sefiller)-402906.html</link><description>victor hugo (sefiller)</description></item><item><title>HAYAT EĞİTİM KURUMLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hayat-egitim-kurumlari-439415.html</link><description>HAYAT EĞİTİM KURUMLARI&lt;br/&gt;&quot;HAYAT AİLE SİNEMASI&quot; AKTİVİTESİ &lt;br/&gt;GÖSTERİM LİSTESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öğrenci Gösterim Listesi:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1- Orijinal Adı:JUMANJI&lt;br/&gt;Türkçe Adı:JUMANJİ&lt;br/&gt;Oyuncular:Robin Williams&lt;br/&gt;Yönetmen:&lt;br/&gt;Film Hakkında:Robin Williams&quot;ın başarılı performansı ile renklenen, çocukların seyretmekten büyük zevk duyacakları yarı fantastik bir film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:ÖZGÜR RUH&lt;br/&gt;Film Hakkında:Bir çocukla at arasındaki yakınlaşmanın ve bu yakınlaşmadan doğan sevginin ve özgürlük aşkının anlatıldığı, görsel yorumu izleyicileri büyüleyen bir çizgi film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3- Orijinal Adı:BLACK BEAUTY&lt;br/&gt;Türkçe Adı:SİYAH İNCİ&lt;br/&gt;Oyuncular:Sean BEEN - David THEWLİS&lt;br/&gt;Film Hakkında:Hayatına giren bir atla yaşama bakışı değişen bir çocuğun hikayesinin anlatıldığı, seyir zevki yüksek bir dünya klasiği.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4- Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:BUZ ÇAĞI&lt;br/&gt;Film Hakkında:Güzel seyirlik bir çizgi film animasyon&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:BEYAZ DİŞ&lt;br/&gt;Film Hakkında:Ehlileştirilen bir köpekle sahibin arasında geçen ve yaşam mücadelesini anlatan güzel bir klasik film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6-Orijinal Adı:SHREK&lt;br/&gt;Türkçe Adı:SHREK&lt;br/&gt;Film Hakkında:Dünya Klasikleriyle esprili bir biçimde dalga geçen, seyri güzel bir animasyon film.&lt;br/&gt;7-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:OZ BÜYÜCÜSÜ&lt;br/&gt;Film Hakkında:Geniş oyuncu kadrosuyla izleyiciyi sürükleyen bir dünya klasiği film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:DEFİNE GALAKSİSİ&lt;br/&gt;Film Hakkında:Güzel seyirlik bir çizgi film animasyon&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;9-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:DEV ŞEFTALİ&lt;br/&gt;Film Hakkında:İzleyicilere zevkli dakikalar geçirten, seyir zevki oldukça yüksek bir animasyon film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;10-Orijinal Adı:A BAG&quot;S LIFE&lt;br/&gt;Türkçe Adı:BİR BÖCEĞİN YAŞAMI&lt;br/&gt;Film Hakkında:Eğitici yönü ve görsel zevki yüksek,  bir animasyon film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;11-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:BEBEK FİRARDA&lt;br/&gt;Film Hakkında:Seyir zevki yüksek, eğlendirici bir film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;12-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:SEVİMLİ CANAVARLAR&lt;br/&gt;Film Hakkında:İzleyici için zevkli dakikalar yaşamasına vesile olan seyir zevki yüksek bir animasyon film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;13-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:KARINCA Z&lt;br/&gt;Film Hakkında:Eğitici yönü oldukça yüksek, izleyicilerin görsel olarak tat alacakları bir animasyon film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;14-Orijinal Adı:HAIDI&lt;br/&gt;Türkçe Adı:HAİDİ&lt;br/&gt;Film Hakkında:Küçük bir kızın yaşamını konu alan ve yaşama sevincine dair bir çok güzelliği bulabileceğimiz bir dünya klasiği film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;15-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:OYUNCAKLAR ŞEHRİ&lt;br/&gt;Film Hakkında:Seyirlik bir animasyon film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;16-Orijinal Adı:PACK ADAM&quot;S&lt;br/&gt;Türkçe Adı:ROBOT ADAM&lt;br/&gt;Oyuncular:Robin Williams&lt;br/&gt;Film Hakkında:Robin Williams&quot;ın robot olarak yer aldığı ve seyir zevki yüksek bir film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;17-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:ORMAN KAÇKINI&lt;br/&gt;Film Hakkında:Orman yaşamı içerisinde bir adamın hayatını esprili bir şekilde anlatan film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;18-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:TAVUKLAR FİRARDA&lt;br/&gt;Film Hakkında:Seyir zevki yüksek bir animasyon film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;19-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:EVDE TEK BAŞINA 1- 2 -3&lt;br/&gt;Film Hakkında:Yanlışlıklar sonucu ailesinden uzak tek başına kalan bir çocuğun, suçlularla geçirmek zorunda kaldığı birkaç günün anlatıldığı eğlenceli bir film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;20-Orijinal Adı:HOOK&lt;br/&gt;Türkçe Adı:KANCA&lt;br/&gt;Oyuncular:Dustın Hoffman - Robin Williams&lt;br/&gt;Film Hakkında:Seyirlik bir fantastik film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;21-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:KEDİLER VE KÖPEKLER&lt;br/&gt;Film Hakkında:Kedilerle köpekler arasındaki mücadeleyi ve ilişkileri anlatan seyirlik bir film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;22-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:DOSTUM DRUM&quot;UN HİKAYESİ&lt;br/&gt;Film Hakkında:Bir çocukla köpeği arasında geçen ve hayata dair güzel duyguların olduğu seyirlik bir film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;23-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:YALNIZ ÇOCUK&lt;br/&gt;Film Hakkında:Avustralya&quot;da ailesiyle yolculuk yaparken kaza sonucu ailesini kaybeden ve tek başına kalarak yaşam savaşı veren bir çocuğun anlatıldığı seyirlik ve eğitici bir film.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;24-Orijinal Adı:&lt;br/&gt;Türkçe Adı:YUVADAN UÇUŞ&lt;br/&gt;Film Hakkında:Yabani kazları evcilleştiren ve onlardan ayrılmamak için ailesiyle bir yarış içine giren ve sonuçta onları ikna edip bir yol bulmaya çalışan bir kızın yaşamını anl</description></item><item><title>BASIN YAYIN - LİBERAL BASIN ANLAYIŞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-liberal-basin-anlayisi-402875.html</link><description>liberal basın anlayışı</description></item><item><title>BASIN YAYIN - KÜTÜPHANELER VE SÜRELİ YAYINLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-kutuphaneler-ve-sureli-yayinlar-402892.html</link><description>kütüphaneler ve süreli yayınlar</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - BİLGİ ÇAĞINDA KİTLE İLETİŞİMİ VE ETKİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-bilgi-caginda-kitle-iletisimi-ve-etkileri-402492.html</link><description>bilgi çağında kitle iletişimi ve etkileri</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BASIN BÜLTENİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-basin-bulteni-402845.html</link><description>basın bülteni</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - İNGİLİZCE REZUME YAZMAK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-ingilizce-rezume-yazmak-402534.html</link><description>ingilizce rezume yazmak</description></item><item><title>BASIN YAYIN - KİM RUDYARD KİPLİNG</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-kim-rudyard-kipling-402952.html</link><description>kim rudyard kipling</description></item><item><title>TELEVİZYONDA TEKELLESME AYDIN DOGAN VE STAR IN SATILMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?televizyonda-tekellesme-aydin-dogan-ve-star-in-satilmasi-456203.html</link><description>MEDYADA TEKELLEŞME AYDIN DOĞAN VE STAR TV&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;MEDYA İZLEME RAPORU &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Medya, günümüzde önemli bir güç odağı haline gelmiştir. İşlevi bakımından kamuoyunu doğru yönde bilgilendirmesi gereken kitle iletişim araçları, tümüyle egemen güçlere hizmet eder bir konuma girmiştir. Mesleki anlamda olayları nesnel biçimde aktarma yükümlülüğü bulunan medya, bu işlevini büyük ölçüde yitirme noktasındadır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Doğruyu söyleme mesleği olan gazetecilik, günümüz koşullarında medya patronlarının çıkarları doğrultusunda hizmet veren bir kuruma dönüşmüştür. Medyanın böyle bir dönüşüm göstermesinde, mülkiyet yapısındaki değişim önemli bir rol oynamıştır. Ülkemiz açısından 1980&quot;lere kadar &quot;medyanın şirketleşmesi&quot; olarak adlandırılabilecek süreç, 1980&quot;ler ve özellikle 1990&quot;lı yıllardan itibaren holdinglerin medyaya girişiyle yeni bir nitelik kazanmıştır. Medyadaki her etkili grup; gazetesi, televizyonu, bankası ve diğer sınai-ticari kuruluşlarıyla holding yapısına kavuşmuştur. Bu oluşum artık, &quot;çapraz medya mülkiyeti&quot; olarak tanımlanıyor.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Medyada Tekelleşme&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Türkiye&quot;de medyanın tekelleşme süreci şu dönemlere ayrılabilir:&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1950&quot;lere kadar basında devlet denetiminin egemen olduğu bir dönem yaşanmıştır. 1950&quot;den sonra, özellikle 1970-1980 arası basının şirketleştiği görülmektedir. Bu dönem, teknolojik yatırımın arttığı ve gazetecilikten para kazanmanın yaşandığı bir dönem olarak nitelendirilebilir. Medya patronları bu dönemde yayın faaliyetinden biriktirdikleri sermaye ile basın dışında ticari girişimlere yönelmişlerdir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Türkiye&quot;de birçok toplumsal olayın nirengi noktası da sayılan 1980&quot;e gelindiğinde, holdinglerin medya sektörüne girişi dikkat çekmektedir. Basın dışından ilk sermaye girişi, Aydın Doğan&quot;ın 1980 yılında Milliyet gazetesini satın almasıyla başladı. Aydın Doğan&quot;ın ardından, Libya&quot;da inşaat işleri yaparak para kazanan ve Hisarbank&quot;ın sahiplerinden olan Kozanoğlu-Çavuşoğlu grubu, 1982 yılında Güneş gazetesini çıkararak medyaya girdi. 1990&quot;lara kadar uzanan bu dönemde Asil Nadir de Günaydın ve Güneş gazetesiyle ve Gelişim Yayınları&quot;nı satın aldı. İzmir bölgesinde daha çok yerel gazetecilik yapan Bilgin ailesi ise, 1980 sonrasında İstanbul&quot;a gelerek Sabah gazetesini çıkarmaya başladı.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;12 Eylül 1980 askeri darbesiyle birlikte toplumsal muhalefetin sesi kesilmiş ve bu depolitizasyon süreci medyaya da yansımıştır. 1980 sonrası dönemde sermayenin ideolojik anlamda da egemenliğinin medya araçlarıyla sürdürülmesi önem kazanmıştır. 1990 sonrasında ise medyada çapraz tekelleşmenin yaygınlaştığını görüyoruz. Doğan Grubu, Bilgin Grubu gibi gruplar, bu dönemde çeşitli gazetelerin yanı sıra televizyon kanallarının da sahibi olmuş ve giderek diğer sektörlere yayılarak banka ve benzeri kuruluşların mülkiyetini ele geçirmişlerdir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Gruplar ve Etkinlikleri</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ÇAKAL - FREDERİCK FORSYTH</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-cakal-frederick-forsyth-403018.html</link><description>çakal - frederick forsyth</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - TRT WAS THE FİRST TV CHANNEL İN TURKEY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-trt-was-the-first-tv-channel-in-turkey-401790.html</link><description>trt was the first tv channel in turkey</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - REKLAM NEDİR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-reklam-nedir-401756.html</link><description>reklam nedir?</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - RADYO OYUNU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-radyo-oyunu-401755.html</link><description>radyo oyunu</description></item><item><title>BASIN YAYIN - HARRY POTTER VE FELSEFE TAŞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-harry-potter-ve-felsefe-tasi-402939.html</link><description>harry potter ve felsefe taşı</description></item><item><title>TİYATRO - ZELİHA BERKSOY HAKKINDA YAZILANLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-zeliha-berksoy-hakkinda-yazilanlar-401978.html</link><description>zeliha berksoy hakkında yazılanlar</description></item><item><title>BASIN YAYIN - AHMET HAKAN COŞKUN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-ahmet-hakan-coskun-402856.html</link><description>ahmet hakan coşkun</description></item><item><title>AKŞAM GÜNEŞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aksam-gunesi-374767.html</link><description>AKŞAM GÜNEŞİ&lt;br/&gt;Sinyal: 3 sn&lt;br/&gt;Fon: Leman SAM (Gül Güzeli) 3 sn&lt;br/&gt;Ses: İyi akşamlar sevgili dinleyiciler! Üniversite Fm frekansından ben Tuğba ile beraberliğiniz başladı. Hepinize hoş geldiniz diyor ve güzel bir parçayla programımıza başlıyoruz.&lt;br/&gt;Fon: Leman SAM-2 sn(Gül Güzeli)&lt;br/&gt;Müzik:Alpay (Eylül&quot;de Gel) 2 dk. 57 sn.&lt;br/&gt;Fon: 2 sn.&lt;br/&gt;Ses: Bazen hayatımıza giren öyle insanlar olur ki onların belli amaca hizmet etmek, bize ders vermek, kim olduğumuzu yada olmak istediğimiz bulmamıza yardım etmek için bizimle olduklarını ta yüreğimizin derinliklerinde hissederiz.Bu insanların kim olacağını asla önceden kestiremeyiz. Belki oda arkadaşımız, komşumuz, sevgilimiz yada belki de sadece göz göze geldiğimiz bir yabancı. Her kim olursa olsun o kader anında hayatımızın bir biçimde etkileneceğini hissederiz. Ve bazen öyle olaylar yaşarız ki o anda bu olaylar bizleri korkunç acı dolu haksız gibi görünür. Ancak kötü deneyimler hayatta en zor ama büyük ihtimalle en önemli olanlardır.&lt;br/&gt;Fon:2 sn.&lt;br/&gt;Ses: Sevgili dinleyiciler eğer biri sizi kırar ihanet eder yada üzerse size güveni ve kalbinizi açtığınız birine karşı dikkatli olmayı öğrettikleri için onları affedin. Eğer biri sizi sever sizde bunun karşılığında onu koşulsuz sevin. Sadece onlar sizi sevdiği için değil. Size sevmeyi ve onlar olmadan göremeyeceğiniz yada hissedemeyeceğiniz şeylere kalbinizi ve gözlerinizi açmanızı öğrettikleri için.&lt;br/&gt;Fon: 2sn&lt;br/&gt;Ses: Düşünüyorum da hayatta bu küçük ama kötü deneyimler başımıza gelmeseydi hayat hiçbir yere varmayan düz ve sıkıcı bir yol gibi uzayıp giderdi. Güvenli ve rahat, ancak boş ve amaçsız.&lt;br/&gt;Fon: 2 sn.&lt;br/&gt;Müzik:Funda ARAR (Sevda Yanığı)&lt;br/&gt;AKŞAM GÜNEŞİ&lt;br/&gt;Fon:2 sn.&lt;br/&gt;Ses: Günümüzde sevgi, dostluk, aşk gibi değerler gittikçe önemini kaybediyor. Acaba yaşam koşullarımız maddenin hayatımızdaki değeri bir takım güzellikleri kaybetmemize ve insanlığımızdan biraz daha uzaklaşmamıza mı? Neden oluyor ne dersiniz? &lt;br/&gt;Çoğumuzun tabiri ile babamıza bile güvenemeyeceğimiz bu devirde kime güveneceğiz? Toplumsal, kültürel ve iç çatışmalarımız bizleri tüketici birer insan yapıyor. Eşler bile artık çoğu zaman evliliklerinden vazgeçebilecek duruma gelebiliyorlar. Boşanmaların büyük bir hızla artığı günümüzde bunun nedenleri eğer varsa çocuklarımızın üzerinde ne gibi bir etki bırakacağı ve ne yapmamız konusunda psikolog doktor Gülay ARSUN&quot;dan bilgi almak istedik. Sağ olsun, o da bizleri kırmadı ve programımıza konuk oldu. Ama programımıza geçmeden önce dilerseniz bir şarkı dinleyelim.&lt;br/&gt;Fon: 2 sn.&lt;br/&gt;Müzik: Barış Manço (Kol Düğmeleri) 4.18 sn&lt;br/&gt;Fon: 2 sn&lt;br/&gt;Ses: Programımıza hoş geldiniz, Psikolog Doktor Gülay ARSUN. Nasılsınız efendim. &lt;br/&gt;Dr: Hoş bulduk, teşekkür ederim. Sizler nasılsınız. &lt;br/&gt;Ses: Bizler de gördüğünüz gibi çok ama çok iyiyiz. Efendim, sizinde bildiğiniz gibi evlilik, her kurum gibi zaman zaman aksayan yönleri olan bir kurum ve bu sorunlar giderilmediğinde ne yazık ki pek çok ailemiz dağılıyor. Özellikle de çocuklar noktasında bu boşanma daha sancılı bir hale geliyor. Öncelikle evliliğin bitmesine yol açan sebepler hakkında bizlere bilgi verebilir misiniz?&lt;br/&gt;Dr. : Elbette; bu sebepler çok çeşitli olabilir. Ekonomik sorunlar, eşlerin sosyo-kültürel  yapı farklılıkları, cinsel sorunlar, iletişim bozukluğu, eşlerden birinin ihaneti, aile içi şiddet, bunu etkileyen en önemli faktörler. Sonuçta hepsi de bireylerin psikolojisini ve davranışlarını değiştiren etkenler. &lt;br/&gt;AKŞAM GÜNEŞİ&lt;br/&gt;Ses : Muhakkak. Peki, boşanma kararına ulaşmış eşlerin ki bu kararı vermek eminim zordur. Bu konuda eşler bu kararı vermeden önce neleri göz önünde bulundurmalı ve nelere dikkat etmeliler? &lt;br/&gt;Dr. : Öncelikle yaşadığı sorunların ve mutsuzluğunun sebebi gerçekten evliliğinden mi, yoksa başka etkenler var mı kendine sormalı. Evliliğini kurtarmak için elinden gelen her şeyi yaptı mı? Bu kararı uzun sürede ve etki altında kalmadan verdi mi? Eşine ve kendine yeterince zaman tanıdı mı? Çocukların ve kendisinin bu olaydan nasıl etkileneceğini biliyor mu? Ve boşanma olayı gerçekleştikten sonra çıkabilecek yeni sorunlarla başa çıkabilecek gücü var mı? Tabi bu seçenekler daha da artar. &lt;br/&gt;Ses : Peki, artık karar kesin olarak verildiğinde çocuğun bu boşanma sürecinden olabildiğince az etkilenmesini sağlayabilmek için anne babalar ne yapmamalılar ve çocukları ile nasıl bir iletişim içerisinde olmalılar? &lt;br/&gt;Dr. : Öncelikli anne babaların çocuklarına bu boşanma</description></item><item><title>BASIN YAYIN - SORUN ÇÖZME - DOĞAN ŞAHİNER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-sorun-cozme-dogan-sahiner-402979.html</link><description>sorun çözme - doğan şahiner</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot;DE MEDYA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-de-medya-417420.html</link><description></description></item><item><title>BASIN YAYIN - HARD DİSKLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-hard-diskler-402938.html</link><description>hard diskler</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - ANKET</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-anket-402527.html</link><description>anket</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BEDEL - KENNETH GODDARD</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-bedel-kenneth-goddard-403007.html</link><description>bedel - kenneth goddard</description></item><item><title>PRİME TİME İZLENME ORANLARI GRAFİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?prime-time-izlenme-oranlari-grafikleri-435356.html</link><description>atv, kanald, show tv, star tv, tgrt, trt1, tüm aylar detaylar...</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BRİTNEY SPEARS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-britney-spears-406462.html</link><description>britney spears</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ERMENİ SORUNU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-ermeni-sorunu-403051.html</link><description>ermeni sorunu</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - MOTİVASYONDA CEZANIN YERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-motivasyonda-cezanin-yeri-402503.html</link><description>motivasyonda cezanın yeri</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - THE LORD OF THE RİNGS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-the-lord-of-the-rings-401794.html</link><description>the lord of the rings</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ŞAFAKTA KAZANDIK ZAFERİ - AN DUK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-safakta-kazandik-zaferi-an-duk-402970.html</link><description>şafakta kazandık zaferi - an duk</description></item><item><title>ÇEKİM PLANI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cekim-plani-377867.html</link><description>ÇEKİM PLANI:1- Şebnem Ferahın &quot;Sigara&quot; isimli müzik parçası eşliğinde program başlar.2- Sunucu bazı sorular sorarak giriş yapar&amp;#61607;Sigaranın zararsız olanı varmıdır?&amp;#61607;Sigara içinde hangi maddeler hastalık yapar?&amp;#61607;Sigaranın  bütün zararları kalıcı ve süreklimidir ?&amp;#61607;Sigaranın kanser yaptığı bilimsel olarak ispatlanmışmıdır ?&amp;#61607;Sigara içenler neden öksürürler ?&amp;#61607;Sigaranın başka sakıncaları varmıdır ?&amp;#61607;Sigara içmeyenlerde akciger kanserine yakalanırmı ?&amp;#61607;Sigarayı bırakmak mümkünmüdür ?&amp;#61607;Sigara nasıl bırakılır ?&amp;#61607;Pasif sigara içimi nedir ?&amp;#61607;T.C kanunlarının &quot;Tütün mamüllerinin zararlarının önlenmesine dair kanunları&quot; nelerdir ?3- Sunucu : Şimdi bir sınıf ortamında sağlık bakanlığının yapmış  olduğu eğitici birderse bakalım.(Sınıf 8-F)4- Mersin Devlet Hastanesi Gögüs Hastalıkları Uzmanı Prof Dr. Mazhar Canöz giriş konuşması yapar :Sigara her yıl Türkiyede 100 bin, dünyada 3,5 milyon kişinin ölümüne yol açıyor. 10 milyon ölümün % 70 i , yani 7 milyonu , gelişmekte olan ülkelerde olacak.Dünyanın neresinde meydana gelirse gelsin , bir uçak kazasında 50-100 kişi öldüğünde hepimizin içi sızlıyor, üzülüyoruz. oysa sigara kullanımı nedeni ile, hergün 6-7 uçak dolusu insan hayatını kaybediyor, ama sorun bir uçak kazası kadar ilgi çekmiyor.5-  Bu arada sınıf öğretmeni dahada derinleştirmek için &quot;Sigara üreten firmaların hedef kitleleri kimlerdir?&quot; diye bir soru sorar.6- Prof Dr.Mazhar Canöz : Uluslar arası büyük sigara fabrikları kendilerine yeni pazar arayışına girdiler . Açıkca söylemek gerekirse, gelişmekte olan ülkeleri iyi bir pazar olarak seçtiler.Bu gelişmelerde Türkiye de payını aldı. Türkiyede son 10 yıldan bu yana yabancı sigara ithalatı serbest oldu ve yabancı firmalar ülkemizde fabrikalar kurmaya başladı. Bu gelişmenin ülkemizde sigara alışkanlığının daha hızlı artmasına yol açıcağına düşünülerek kaygılanıyoruz.Sigaranın yol açtığı sorunlar karşısında en korumasız ve masum olanlar bebekler ve çocuklardır. Bebekler daha anne karınındayken olumsuz etkilenmeye başlarlar. Doğduktan sonrada onları tehlikeler beklemektedir. Mesela sigara içen bir annenin çocuğu içmeyene oranla daha sık ve çokca hastalanır. Hatta ciddi ve kalıcı hastalıklar bile söz  konusudur.Her üç kanser vakasından birinin sigaraya bağlı olduğu düşünülürse, sadece bebekler ve çocuklar değil toplumun tümü için ne kadar büyükbir sorunla karşı karşıya olduğumuz çıkar ortaya.7- Öğretmen tekrar bir soru sorar: &quot; Sİgara alışkanlığından vazgeçilemez mi?&quot;8- Prof Dr. Mazhar Canöz: &quot;Sigara alışkanlığı vazgeçilemiyecek alışkanlık değildir.Sigarayla mücadelenin üç önemli ayağı vardır.Bunlardan ilki,sigaraya başlanmasının önlenmesidir.Buda eğitimle başarılabilir.Mücadelenin ikinci ayağı,alışkanlığı edinmiş olan kişiyi bu zararlıdan vazgeçirmektir.İnsanlar,sigarya hangiş nedenle başlıyorsa,başka nedenle de bırakabilirler.Sigaraya başlamak için neden bulunlar,bırakmak içinde birsürü neden bulabilirler.Sigarayı bırakanlar;elim boş kaldı, sürekli bir şeyler yemek ihtiyacı duyuyorum,canım sıkılıyor,kafam kazan gibi oluyor ,gibi yakınmalarda bulunuyorlar.Sigarayı bıraktıktan sonra kitap okuyabilir, spor yapabilir, çekirdek yiyebilir, sakız çiğneye bilirler ama mutlaka birşey yapmak gerekmez.Yani sigara, onun yerine başka birşey konmadan da bırakılabilir.9- Prof Dr.Mazhar Canöz tekrar sınıfa  dönerek öğrencilerin sorularının olup olmadığını sorar.10- Sabırsız parmaklar yükselir11- Prof Dr.Mazhar Canöz bir öğrenciye söz verir12- Öğrenci: Zararsız sigara varmıdır?13- Prof Dr. Mazhar Canöz: Hayır.Sigaranın hiçbir türü zararsız değildir ve insan sağlığına zarar verdiği halde satışına ve reklemına izin verilen yegane ticari mal sigaradır.14- Başka bir öğrenci: Az sayıda sigara içmek zarasız olabilirmi?15- Prof Dr.Mazhar Canöz: Hayır.İçilen her sigaranın insan sağlığına zararı vardır.Otopside,az sayıda sigara içenlerin akciğerlerinde bile bozukluk</description></item><item><title>DİZİLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?diziler-449318.html</link><description>Diziler&lt;br/&gt;*Giriş &lt;br/&gt;*Dizilerin Bildirimi &lt;br/&gt;*Dizilere Başlangıç Değeri Verme &lt;br/&gt;*Dizileri Yazdırma/Okuma &lt;br/&gt;*Sıralama (Sorting) &lt;br/&gt;*Karakter Dizileri (Strings) &lt;br/&gt;*Çok Boyutlu Diziler &lt;br/&gt;*Dizilerin Fonksiyonlarda Kullanılması &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Giriş&lt;br/&gt;Dizi bir kümedir. Aynı tipteki verilere tek bir isimle erişmek için kullanılır. Bir dizi bildirildikten sonra, dizinin bütün elemanları bellekte peşpeşe saklanır [1]. Bu yüzden dizilere tek bir isim altında çok sayıda değişken içeren bellek bölgesi de denir. Buna göre bir diziyi dizi yapan iki temel özellik vardır [2]: &lt;br/&gt;*dizi elemanların bellekte sürekli biçimde bulunması &lt;br/&gt;*dizi elemanların aynı türden değişkenler olması &lt;br/&gt;Dizilerin Bildirimi&lt;br/&gt;Bir dizi çok sayıda değişken barındırdığından, bunları birbirinden ayırdetmek için indis adı verilen bir bilgiye ihtiyaç vardır. C Programlama Dilinde, bir dizi hangi tipte tanımlanmış olursa olsun başlangıç indisi her zaman 0dır. &lt;br/&gt;Bir dizinin bildirim işleminin genel biçimi söyledir: &lt;br/&gt;     tip dizi_adı[eleman_sayısı];&lt;br/&gt;Örneğin, 5 elemanlı bazı kütle verilerini tutmak için kutle dizisi şöyle tanımlanabilir: &lt;br/&gt;     float kutle[5];&lt;br/&gt;Bu dizinin elemanlarına bir değer atama işlemi şöyle olabilir: &lt;br/&gt;     kutle[0] = 8.471&lt;br/&gt;     kutle[1] = 3.683&lt;br/&gt;     kutle[2] = 9.107&lt;br/&gt;     kutle[3] = 4.739&lt;br/&gt;     kutle[4] = 3.918&lt;br/&gt; NOT &lt;br/&gt;1. elemanın indisi 0, 5. elemanın indisinin 4 olduğuna dikkat edin. &lt;br/&gt;Bildirim sırasında dizilerin eleman sayısı tamsayı türünden bir sabit ifadesiyle belirtilmesi zorunludur. Örneğin: &lt;br/&gt;     int n=100;&lt;br/&gt;     int a[n];&lt;br/&gt;şeklindeki tanımlama, dizi uzunluğunun değişken (n) ile nelirtilmesi nedeniyle geçersizdir. Bunun yerine dizilerin eleman sayısı sembolik sabitlerle belirtmek mümkündür. Örneğin: &lt;br/&gt;     #define n 100&lt;br/&gt;     ...&lt;br/&gt;     int a[n];&lt;br/&gt;Bir dizinin bellekte kapladığı alan bayt cinsinden sizeof operatörü ile öğrenilebilir[4]. Örneğin: &lt;br/&gt;     int   a[5],b,c;&lt;br/&gt;     ...&lt;br/&gt;     b = sizeof(a);             /* bellekte kapladığı alan: b = 4*5  = 20 bayt */&lt;br/&gt;     c = sizeof(a)/sizeof(int); /* Dizinin boyutu         : c = 20/4 = 5       */&lt;br/&gt;Dizilere Başlangıç Değeri Verme&lt;br/&gt;Bir diziye başlangıç değerleri aşağıdaki gibi kısa formda atanabilir: &lt;br/&gt;     float  kutle[5]= { 8.471, 3.683, 9.107, 4.739, 3.918 };&lt;br/&gt;     int    kilo[3] = { 25, 72, 94 };&lt;br/&gt;     double a[4]    = { 10.0, 5.2, 7.5, 0.0};&lt;br/&gt;Küme parantezlerinin sonlandırıcı ; karakteri ile bittiğine dikkat ediniz. Bir dizinin uzunluğu belirtilmeden de başlangıç değeri atamak mümkündür. Örneğin: &lt;br/&gt;     int   a[] = { 100, 200, 300, 400 };&lt;br/&gt;     float v[] = { 9.8, 11.0, 7.5, 0.0, 12.5};&lt;br/&gt;Derleyici bu şekilde bir atama ile karşılaştığında, küme parantezi içindeki eleman sayısını hesaplar ve dizinin o uzunlukta açıldığını varsayar. Yukarıdaki örnekte, a dizisinin 4, v dizisinin 5 elemanlı olduğu varsayılır. &lt;br/&gt;Dizileri Yazdırma/Okuma&lt;br/&gt;printf ve scanf fonksiyonları bir dizinin okunması ve yazdırılması için de kullanılır. Örneğin bir A dizisinin aşağıdaki gibi bildirildiğini varsayalım: &lt;br/&gt;  int A[10];&lt;br/&gt;Bu dizinin elemanlarını klavyeden okumak için: &lt;br/&gt;    for(i=0;i 10;i++)&lt;br/&gt;      scanf(%d,&amp;A[i]);&lt;br/&gt;daha sonra bu değerlerini ekrana yazmak için: &lt;br/&gt;    for(i=0;i 10;i++)&lt;br/&gt;      printf(%d&lt;br/&gt;,A[i]);&lt;br/&gt;Program 9.1, klavyeden girilen n = 10 adet sayının ortalamasını hesaplar. Ortalama  formülü ile hesaplanabilir. &lt;br/&gt;Program 9.1: 10 sayının ortalamasını hesaplar &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; 1: /* 09prg01.c: 10 tamsayının aritmetik ortalamasını hesaplar */&lt;br/&gt; 2: &lt;br/&gt; 3: #include  stdio.h &lt;br/&gt; 4: &lt;br/&gt; 5: #define n 10&lt;br/&gt; 6: &lt;br/&gt; 7: void main(void)&lt;br/&gt; 8: {&lt;br/&gt; 9:    int   i,x[n],toplam=0;&lt;br/&gt;10:    float ort;&lt;br/&gt;11: &lt;br/&gt;12:    for(i=0;i n;i++)&lt;br/&gt;13:    {&lt;br/&gt;14:       printf(%d. sayi : ,i+1);&lt;br/&gt;15:       scanf(%d,&amp;x[i]);  /* i+1. sayı okunuyor ... */&lt;br/&gt;16: &lt;br/&gt;17:       toplam += x[i];&lt;br/&gt;18:    }&lt;br/&gt;19: &lt;br/&gt;20:    ort = (float) toplam/n;&lt;br/&gt;21: &lt;br/&gt;22:    printf(Sayilarin ortalamasi = %f&lt;br/&gt;,ort);&lt;br/&gt;23: }&lt;br/&gt;Bu programda, ortalaması alınacak sayılar adı x olan 10 elemanlı tamsayı tipindeki bir dizide saklanmıştır. Bu şekilde saklanan sayıların hepsi program çalıştığı sürece bellekte kalacaktır. Bu sayede, program içinde daha sonra (gerektiğinde) aynı sayılar tekrar kul</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ADA - ALDOUS HUXLEY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-ada-aldous-huxley-402420.html</link><description>ada - aldous huxley</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - TİTANİC</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-titanic-401775.html</link><description>titanic</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - MEDYADA KÜRESELLEŞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-medyada-kuresellesme-401806.html</link><description>medyada küreselleşme</description></item><item><title>MİLLİ GAZETE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?milli-gazete-435830.html</link><description>mıllı gazete:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;milli gazete, günlük tiraj olarak incelediğimiz gazeteler arasında en düşük olanıdır. gazetenin günlük tirajı 14.256 adettir. günlük tirajda milliyet ve  hürriyet önde gelmektedir. milli gazetenin sayfa sayısı ortalama olarak 20&quot;dir. milli gazete 250.000tl &quot;sına satılmaktadır. gazete herhangi bir ek vermemektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;milli gazete haber içeriği olarak  en düşük ortalamaları vermektedir. 1.sayfada haber ortalaması 6&quot;dır. en fazla haber ortalaması 13 ile dünya gazetesidir, bu gazeteyi cumhuriyet ve posta gazetesi 10 ortalama ile takip etmektedir.</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - İLETİŞİM NEDİR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-iletisim-nedir-402479.html</link><description>iletişim nedir?</description></item><item><title>TİYATRO - METİNDEN SAHNEYE DRAMATURG ÇALIŞMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-metinden-sahneye-dramaturg-calismasi-401922.html</link><description>metinden sahneye dramaturg çalışması</description></item><item><title>BASIN YAYIN - AHMET ŞAHİN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-ahmet-sahin-402915.html</link><description>ahmet şahin</description></item><item><title>BASIN YAYIN - FİLM INCELENMESI NNOWHERELAND</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-film-incelenmesi-nnowhereland-406485.html</link><description>film ıncelenmesı nnowhereland</description></item><item><title>BASIN YAYIN - TARİHE YÖN VEREN 20&quot;NCİ YÜZYIL KONUŞMALARI - BRAİN MCARTHUR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-tarihe-yon-veren-20-nci-yuzyil-konusmalari-brain-mcarthur-402983.html</link><description>tarihe yön veren 20&quot;nci yüzyıl konuşmaları - brain mcarthur</description></item><item><title>BRAVEHEART</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?braveheart-420182.html</link><description>şe year is 1276. ın a quiet, sunny scottish valley, a group of scottish nobles ride towards a farm. şe nobles ride handsome horses and wear rich cloşes....</description></item><item><title>ANKET SORULARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?anket-sorulari-377325.html</link><description>ANKET SORULARI&lt;br/&gt;1. Genel anlamda Batılılaşmanın ne olduğunu biliyor musunuz?&lt;br/&gt;a) Evetb) Hayır&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;YORUM :&lt;br/&gt;Anket sonucunda görüldüğü gibi insanlar batılılaşmanın ne olduğunun farkındadırlar. % 93&quot;lük kısım batılılaşmayı bilirken, % 7&quot;lik grup ise batılılaşma hakkında bir fikri olmayanlardır. Bence bu % 7&quot;lik kısımda batılılaşmanın zaten farkındadır. Ve batılaşmayı yaşıyorlardır. Ancak bunun bilincinde olamayan kişilerdir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2. Sizce Batılılaşmanın Türkiye üzerindeki etkileri olumlu mudur?&lt;br/&gt;a) Evetb) Hayır&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YORUM :&lt;br/&gt;Burada bende çoğunluğa yani % 60&quot;lık gruba katılıyorum. Batılılaşmanın Türkiye açısından olumlu olacağını düşünmüyorum. Bunun nedeni batılılaşmanın kültür ihtilaline yol açması, sosyal çöküntüye neden olmasından dolayı. Türkiye üzerinde ise olumlu etkisi yoktur. Evet diyenler ise Batı&quot;nın yaşam tarzını benimsemeye çalışan insanlardır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;3. Batılılaşmanın hangi dönemde başladığının biliyor musunuz?&lt;br/&gt;a) Evetb) Hayır&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YORUM :&lt;br/&gt;Burada yine üniversite öğrencilerinin yeterli düzeyde tarih bilgisine sahip olmamalarından kaynaklanmaktadır. Oysa Osmanlı dönemine dönüp baksalar gayet açık ve net ortadadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;4. Sizce Türkiye&quot;de batılılaşmanın kültürel ve sosyal alandaki etkileri yararlı mıdır?&lt;br/&gt;a) Evetb) Hayır&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;YORUM :&lt;br/&gt;Burada Batılılaşmanın kültürel ve sosyal alandaki yetkilerinin yararı ve zararı eşittir. Buda insanların bir bölümüne göre batılılaşma yararlı olmaktadır. Çünkü kişilere batının bazı olguları cazip gelmektedir. Diğer kişiler ise batılılaşmaya karşıdır. Çünkü kendi doğrularımızdan ödün vermememiz gerekmektedir. Bu da gençler tarafından kabul edilmemektedir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;5. Batılılaşma kültür ihtilaline yol açar mı?YORUM :&lt;br/&gt;Anket sonucunda görüldüğü gibi insanlar batılılaşmanın ne olduğunun farkındadırlar. % 93&quot;lük kısım batılılaşmayı bilirken, % 7&quot;lik grup ise batılılaşma hakkında bir fikri olmayanlardır. Bence bu % 7&quot;lik kısımda batılılaşmanın zaten farkındadır. Ve batılaşmayı yaşıyorlardır. Ancak bunun bilincinde olamayan kişilerdir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2. Sizce Batılılaşmanın Türkiye üzerindeki etkileri olumlu mudur?&lt;br/&gt;a) Evetb) Hayır&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YORUM :&lt;br/&gt;Burada bende çoğunluğa yani % 60&quot;lık gruba katılıyorum. Batılılaşmanın Türkiye açısından olumlu olacağını düşünmüyorum. Bunun nedeni batılılaşmanın kültür ihtilaline yol açması, sosyal çöküntüye neden olmasından dolayı. Türkiye üzerinde ise olumlu etkisi yoktur. Evet diyenler ise Batı&quot;nın yaşam tarzını benimsemeye çalışan insanlardır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;3. Batılılaşmanın hangi dönemde başladığının biliyor musunuz?&lt;br/&gt;a) Evetb) Hayır&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YORUM :&lt;br/&gt;Burada yine üniversite öğrencilerinin yeterli düzeyde tarih bilgisine sahip olmamalarından kaynaklanmaktadır. Oysa Osmanlı dönemine dönüp baksalar gayet açık ve net ortadadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;4. Sizce Türkiye&quot;de batılılaşmanın kültürel ve sosyal alandaki etkileri yararlı mıdır?&lt;br/&gt;a) Evetb) Hayır&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;YORUM :&lt;br/&gt;Burada Batılılaşmanın kültürel ve sosyal alandaki yetkilerinin yararı ve zararı eşittir. Buda insanların bir bölümüne göre batılılaşma yararlı olmaktadır. Çünkü kişilere batının bazı olguları cazip gelmektedir. Diğer kişiler ise batılılaşmaya karşıdır. Çünkü kendi doğrularımızdan ödün vermememiz gerekmektedir. Bu da gençler tarafından kabul edilmemektedir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;5. Batılılaşma kültür ihtilaline yol açar mı?&lt;br/&gt;a) Evetb) Hayır&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YORUM :&lt;br/&gt;Burada gerçektende batılılaşma kültür ihlaline yol açmaktadır. Ben de çoğunluğa katılıyorum. Batılılaşma demek birçok alanda kendi değerlerimizden ödün vermektir. % 27&quot;lik kısım ise daha ziyade yine batının o şatafatlı hayatı onlara cazip gelmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;6. kendinizi batılılaşmış olarak görüyor musunuz?&lt;br/&gt;a) Evetb) Hayır&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a) Evetb) Hayır</description></item><item><title>THE GOLD LASSO, NEW ENDING (WHEEL CHAIR COWBOY )</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?the-gold-lasso,-new-ending-(wheel-chair-cowboy-)-417599.html</link><description>t &lt;br/&gt;new endıng&lt;br/&gt;hat night , danny tried to sleep but he couldn&quot;t .he was still şinking about şe rodeo and gold lasso .he was very sad .about 3.00 a.m he heard some strange noices .his faşer was talking wiş anoşer man .tehn his faşer came into şe room .he had his hands above his head .behind him şere was a tall man .he had a handkerchief over his mouş .şief pointed danny wiş his gun and said danny&quot;s faşer &quot;tie him .be quick .&quot; and he gave two pieces of rope to danny&quot;s faşer .danny looked at şief&quot;s face .ıt was şe man in şe black cadillac in front of morgan baker computers .danny şought : &quot;şe black cadillac .ı&quot;m so stupid</description></item><item><title>TÜRK SİNEMASI TARİHİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-sinemasi-tarihi-418632.html</link><description></description></item><item><title>BASIN YAYIN - SINIF YÖNETİMİNDEKİ YAKLAŞIMLAR-SINIF YÖNETİMİNİN KENDİNE ÖZGÜ ÖZELLİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-sinif-yonetimindeki-yaklasimlarsinif-yonetiminin-kendine-ozgu-ozellikleri-406466.html</link><description>sınıf yönetimindeki yaklaşımlar-sınıf yönetiminin kendine özgü özellikleri</description></item><item><title>TİYATRO - ZUHAL OLCAY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-zuhal-olcay-401948.html</link><description>zuhal olcay</description></item><item><title>LİBERAL BASIN ANLAYIŞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?liberal-basin-anlayisi-435673.html</link><description>ıfade özgürlüğü düşüncesi, liberal siyasal düşünce ile birlikte gelişen, özgürlükler silsilesinin bir parçasıdır. bireyin öne çıkması ve öneminin vurgulanması, ortaçağ hristiyan felsefesinin yıkılması ile birlikte gelişmiş, locke tarafından siyasal düşüncenin içine yerleştirilmiştir. hiç kimsenin bir diğerinin hayatına, sağlığına, özgürlüğüne mülkiyetine zarar vermemesi gerektiğinin savunan locke&quot;un düşüncesi, avrupa&quot;yı ve amerika&quot;daki bağımsızlık hareketlerini etkilemiştir. lock basın özgürlüğü düşüncesine giden yolu açmış ve yeni bir dil paradigmasının öncüsü olmuştur. klasik liberalizmin kurucusudur. ışaret ve gönderge ikiliğini ilk vurgulayan kişidir. daha sonra adam smiş (1776&quot;da) şe wealş of nations kitabıyla &quot;bırakınız yapsınlar&quot; kapitalist anlayışın temelini atmıştır...</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ALİ SAMİ ALKIŞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-ali-sami-alkis-402861.html</link><description>ali sami alkış</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - KLASİK KRİPTOGRAFİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-klasik-kriptografi-401274.html</link><description>klasik kriptografi</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - İLETİŞİM TEKNİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-iletisim-teknikleri-401263.html</link><description>iletişim teknikleri</description></item><item><title>BASIN YAYIN - İTİRAF EDECEKSİN - SCOTT TUROW</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-itiraf-edeceksin-scott-turow-402948.html</link><description>itiraf edeceksin - scott turow</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ANI VE ANININ ÖZELLİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-ani-ve-aninin-ozellikleri-402920.html</link><description>anı ve anının özellikleri</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - İŞBİLİRLİKLİ EĞİTİM-TAM ÖĞRENME MODELİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-isbilirlikli-egitimtam-ogrenme-modeli-401798.html</link><description>işbilirlikli eğitim-tam öğrenme modeli</description></item><item><title>BASIN YAYIN - NEHRİN DÖNEMECİ - V.S.NAIPAUL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-nehrin-donemeci-v.s.naipaul-402962.html</link><description>nehrin dönemeci - v.s.naıpaul</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR - ERNEST HEMİNGWAY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-canlar-kimin-icin-caliyor-ernest-hemingway-402924.html</link><description>çanlar kimin için çalıyor - ernest hemingway</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BİR TÜRK AİLESİNİN ÖYKÜSÜ - İRFAN ORGA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-bir-turk-ailesinin-oykusu-irfan-orga-403011.html</link><description>bir türk ailesinin öyküsü - irfan orga</description></item><item><title>BASIN YAYIN - TÜRKÇE BİLGİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-turkce-bilgisi-406478.html</link><description>türkçe bilgisi</description></item><item><title>TİYATRO - A HAPPY FAMİLY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-a-happy-family-401999.html</link><description>a happy family</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - TERMOMETRE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-termometre-401802.html</link><description>termometre</description></item><item><title>CABLE TV IN TURKİYE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cable-tv-in-turkiye-341611.html</link><description>Why Cable Tvâ€¦&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Communication systems are being developed with the process of  technological changing. By motion and sound people are learning most of the things and this is being proved by television, radio, telephone, mobile machines and space systems. Television has both motion and sound and also it has been keeping its importance however time passes and alternatives appears. The quality of what we see on televisions every day is being developed every time. Cable tv is one of the tv systems and it is being chosen because it has lots of advantages. &lt;br/&gt;Cable Tv, in Turkie, began its process of progress in 1991 with 20 channels, now it has 44 channels with 550 thousand users and it is under control of Turk Telekom. Istanbul, Izmir, Antalya, Ankara, Bursa, Kayseri, Konya, Gaziantep are the ones which are using cable tv, now. Cable tv is trying to make its limits bigger and trying to reach everyone in Turkie by planning new projects. &lt;br/&gt;Turk Telekom Istanbul Cable Tv Department Manager, Ismet Ozyurda, says that it is also not expensive to get  cable tv. &quot;You buy it only for once, you pay 14 million for the beginning, 3.5 million for every month and 3 million Turkish liras for once in three months. It, roughly, costs 21 million Turkish liras for one user to use forever&quot;. Mr.Ozyurda says that it is optional to get cable tv for apartments or flats. &lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;Any Problem ?â€¦&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cable Tv has problems too, like most of the things in Turkie. It has technique and ethic problems. Mr.Ozyurda talks hopeful for the future but he says that it is difficult to be half independent company for controlling communication of a country like Turkie.  &lt;br/&gt;Cable Tv has 44 channels now and there is no more empty place for new ones. New channels have to get a licence from RTUK (Radio Television Controlling Composition) and pay 1.5 billion for every month to Turk Telekom. New channels buy their own antennas, satellite systems and etc. and the problems start from this point because there had been a negotiation between new channels a few times ago but these channels still did not pay money to Turk Telekom to reach some places. Mr.Ozyurda explains this problem with these words: &quot;Everything is connected to each other, if company has financial, political or some different problems it effects our company and also our users&quot;.&lt;br/&gt;Secondly Cable Tv users are having some more technique problems which are about electricity. Cable Tv system is connected to different electric channels. In some places, because of substructure planning faults, TEK (Turkish Electricity Company) can not control the over use of electricity so it creates electricity mains and this means users can not watch tv for one or more days. Mr.Ozyurda says that they bought generators for these places but people are being spread out everyday to empty places so this creates need of more generators or new solutions and this is not easy or cheap.&lt;br/&gt;Thirdly there is one more problem which is about foreign channels. RTL, SAT 1, PRO &lt;br/&gt;                                                              - 2 -&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7 and MTV stoped their services because of decoder system. Firstly BBC wanted to use decoder and Turk Telekom made a deal with them and then all of other foreign channels wanted to use decoder too, and it seemed that it would cost much to Turk Telekom. As a result Turk Telekom managers agreed to take these channels out of cable tv system. But it still has problems because the ones, foreign channels, which are on air now do not give their all rights to one company. For example; RTL made a deal only with Star for their movies in Turkie, so this means extra money to buy the rights of these movies from Star. &lt;br/&gt;Finally, cable tv has ethic problems too. In Turkie there is an establishment for the ethic of media, it controls the mews, movies, advertisements, shows and etc. and it gives decisions about them and it also can give punishments too. There are tv channels which are really in danger because of their programmes and they are i</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BUKET UZUNER BİYOGRAFİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-buket-uzuner-biyografisi-403015.html</link><description>buket uzuner biyografisi</description></item><item><title>DİJİTAL UYDU ALICILARI VE EKİPMANLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dijital-uydu-alicilari-ve-ekipmanlari-352252.html</link><description>DİJİTAL UYDU ALICILARI VE EKİPMANLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;UYDU NEDİR ?&lt;br/&gt;    Herhangi bir bölgeden gönderilen sinyalleri,üzerinde bulunan elektronik devrelerden geçirerek,almış olduğu sinyali istenilen bölgelere değişik frekans bantları aralığında gönderen ileri teknoloji ile hazırlanmış cihazlardır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uydular yeryüzüne gönderdikleri sinyalleri değişen oranlardaki sinyal seviyeleri ile gönderirler ki bu anlatıma uyduların ayak izi denir. uyduların yeryüzüne gönderdikleri sinyaller dBW olarak ifade edilirler. Yeryüzüne gönderilen sinyal seviyeleri değiştiği için yayını almak için kullanılan çanak anten çapı da değişecektir. &lt;br/&gt;Uydular sadece televizyon ve radyo gibi iletişimlerinde kullanılmazlar.&lt;br/&gt;1.Haberleşme Uyduları&lt;br/&gt;2.Askeri Amaçlı Uydular&lt;br/&gt;3.Meteoroloji Uyduları &lt;br/&gt;4.Araştırma ve Gözlem Uyduları vb.&lt;br/&gt;Gibi isimler altında kullanılmaktadırlar. Örneklerini verdiğimiz uyduların içinde yalnız haberleşme uyduları olarak adlandırılan uydular, genel olarak ticari amaç ile uzaya gönderilirler. kullanılan uyduların amaçlarına göre yeryüzüne olan uzaklıkları ve çalışma prensiplerine değişmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YÖRÜNGE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uydu yörüngeleri genel olarak dünyaya olan uzaklıklarına kullanım amaçlarına ve yörünge düzlemlerine göre isim alırlar. Başka bir deyişle kullanılması düşünülen uydunun amacına yönelik olarak yörüngesi değişecektir. Dünyadaki bütün uydular ayni yörünge üzerinde durmazlar. Bunlara örnek verecek olursak Televizyon ve Radyo gibi amaçlara yönelik olan haberleşme uyduları clarke belt adi verilen ve yeryüzüne uzaklığı yaklaşık olarak 36.000 Km olan bir kuşak üzerinde bulunurlar. Bu kuşak jeosenkron (yeryüzü ile es zamanlı) bir yörüngedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ENERJI KAYNAKLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;uyduların enerji kaynakları güneştir. Uydu üzerinde bulunan güneş panelleri sayesinde enerji ihtiyaçlarını karşılayarak,enerji depolama işlevini de yine üzerinde bulunan solar bataryalarda muhafaza ederler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;UZAYDA UYDUNUN DENGESI:&lt;br/&gt;Yörüngede bulunan uydular yeryüzünün çekim kuvveti ile merkezkaç kuvvetinin eşit olduğu bir ortamda sabit olarak durmaktadırlar. Ancak belirsiz salinimlar yinede meydana gelir. Bu salinimlarin önüne geçebilmek için uydu üzerinde bulunan iki adet denge roketi devreye girer ve uydunun yörünge üzerinde tam olarak sabit kalmasını sağlarlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;UYDUNUN ÖMRÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaklaşık olarak bir uydunun ömrü 12-15 yıl kadardır. Aksi bir durum ortaya çıkmadığı sürece bir uydunun ömrü üzerindeki denge roketlerinin yakıtı ile direkt olarak ilgilidir. Başka bir anlatımla uyduyu dengede tutmaya yarayan roketlerin yakıtı bittiğinde uydu ömrünü tamamlamış olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;UYDU ALICISI NASIL SEÇİLİR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sıklıkla karşılaşılan yanlışlar : Eğer size iyi bir cihazın 37x26x6 boyutlarında gümüşi renkte SCPC lif , ABD/Alman/Avrupa olması gerektiği gibi şeyler söylerlerse bunlara da inanmayınız. En pahalı cihazlarla en ucuz cihazların kutuları birbirine benzer, teknik özellikleriyle ilgili terimler de sadece kafanızı karıştırmaya yarar. Ayrıca avrupada en çok satılan pahalı modellerin çoğu da genellikle uzak doğuda üretilmiştir. xxx marka / model alırsanız paranız çöpe gider. sözü doğru değildir. Bazı teknik özellikteki yayınların zaman içinde azalacağı diğer türlerin artacağı doğrudur, ancak piyasadaki cihazlardan hiçbiri önümüzdeki görülebilir vade içinde hiçbir yayını gösteremez hale gelmeyecektir. &lt;br/&gt;xxx markanın görüntüsü pırıl pırıl, diğerleri onun gibi güzel gösteremez. Sözü de doğru değildir. Yayını alabildikten sonra pahalı ve ucuz alıcıların görüntüleri arasında hemen hemen hiçbir fark yoktur. Özellikle dijital yayınlarda yaynyana koyduğunuzda aynı televizyondaki görüntüleri arasında genellikle ayırt edilebilir bir fark bulamazsınız.  &lt;br/&gt;Adı belli büyük yerli / yabancı firma malı olması, geniş servis desteği güvencesi. Değişen dünya düzeni içinde bu kavramların da genellikle fazla anlamı kalmamıştır. Diyelim ki büyük bir firma ithal etmiştir veya yerli yapılmıştır. dijital cihazsa arızalanan board yurt dışına tamire gidecektir. Yerli olanlar dahil hiçbirinin genelde board seviyesinde dijital cihaz onarımı, üretimi söz ko</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BEDİİ FAİK AKIN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-bedii-faik-akin-402868.html</link><description>bedii faik akın</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - HABERLEŞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-haberlesme-402468.html</link><description>haberleşme</description></item><item><title>RADYO MUAYENE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-muayene-393588.html</link><description>TMM(NDT)- Tahribatsız malzeme muayenesi(Radyografik Muayene)Nüfuz edebilen ışınlarla, malzemenin iç görüntüsünü fotoğrafla alma tekniğidir.</description></item><item><title>BASIN YAYIN - THE MAGAZİNE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-the-magazine-402844.html</link><description>the magazine</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - BASIN BÜLTENLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-basin-bultenleri-401264.html</link><description>basın bültenleri</description></item><item><title>BASIN YAYIN - AHMET İHSAN TOKGÖZ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-ahmet-ihsan-tokgoz-402914.html</link><description>ahmet ihsan tokgöz</description></item><item><title>BASIN YAYIN - E - TİCARET</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-e-ticaret-402947.html</link><description>e - ticaret</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - BASIN İŞLETMELERİNDE MATRİS ORGANİZASYONLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-basin-isletmelerinde-matris-organizasyonlar-402531.html</link><description>basın işletmelerinde matris organizasyonlar</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - DEMOKRASİ VE DİN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-demokrasi-ve-din-401259.html</link><description>demokrasi ve din</description></item><item><title>BASIN YAYIN - AHMET SELİM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-ahmet-selim-402916.html</link><description>ahmet selim</description></item><item><title>BASIN YAYIN - YARATICI AKLIN SENTEZİ - SERVER TANİLLİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-yaratici-aklin-sentezi-server-tanilli-402996.html</link><description>yaratıcı aklın sentezi - server tanilli</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BAKİ SÜHA EDİPOĞLU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-baki-suha-edipoglu-402867.html</link><description>baki süha edipoğlu</description></item><item><title>TİYATRO - YARATICI DRAMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-yaratici-drama-401919.html</link><description>yaratıcı drama</description></item><item><title>BASIN YAYIN - MS-ACCESS 7.0</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-msaccess-7.0-402912.html</link><description>ms-access 7.0</description></item><item><title>TİYATRO - GELENEKSEL TİYATRO</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-geleneksel-tiyatro-401977.html</link><description>geleneksel tiyatro</description></item><item><title>BASIN YAYIN - REKLâMIN TANIMI VE GÜNCEL REKLâM BİLGİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-reklmin-tanimi-ve-guncel-reklm-bilgileri-402834.html</link><description>reklâmın tanımı ve güncel reklâm bilgileri</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - BİR ÇİFT YÜREK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-bir-cift-yurek-402529.html</link><description>bir çift yürek</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - MOBİL TELEKOMÜNİKASYON LİSANS REJİMİ:DÜNYA ÖRNEKLERİ VE TÜRKİYE ANALİZİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-mobil-telekomunikasyon-lisans-rejimi-dunya-ornekleri-ve-turkiye-analizi-402488.html</link><description>mobil telekomünikasyon lisans rejimi:dünya örnekleri ve türkiye analizi</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - GÜNÜMÜZ TELEKOMUNİKASYON ALTYAPISI VE B-İSDN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-gunumuz-telekomunikasyon-altyapisi-ve-bisdn-402514.html</link><description>günümüz telekomunikasyon altyapısı ve b-isdn</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - ANAHTARLAMALI GÜÇ KAYNAĞI SİSTEMLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-anahtarlamali-guc-kaynagi-sistemleri-401796.html</link><description>anahtarlamalı güç kaynağı sistemleri</description></item><item><title>TÜRK SİNEMA TARİHİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-sinema-tarihi-418390.html</link><description>1908 yillarindan baslayarak çesitli kentlerde halka açilan sinema salonlari, gösterilerini yabanci uyruklu ve türkiye&quot;de ki azinliklarin egemenliginde sürdürürken devreye cevat boyer&quot;le murat bey&quot;ler girer. ve sehzadebasi&quot;nda milli sinema adi verilen &quot;ilk türk sinemasi&quot; açilir (19 mart). ardindan, ıstanbul sultanisi&quot;nde film gösterileri düzenleyen sakir seden&quot;le fuat uzkinay, sirkeci&quot;de lokantacilik yapan ali efendi&quot;yi (öztuna) ikna ederek ikinci türk sinemasinin açilmasini saglarlar (6 temmuz). ve sinemaya ali efendi adi verilir. çünkü ali efendi, bu kurulusun asil büyük hissedarlari olup, sakir ve kemal seden kardeslerin de amcalaridir.&lt;br/&gt;ı.dünya savasi&quot;nin basladigi günlerde yedek subayligini yapan fuat uzkinay, türk sinema tarihinin ilk filmini çeker. ayastefanos&quot;taki rus abidesinin yikilisi adini tasiyan ve tarihi anisi olan bu film, 150 metre uzunlugunda bir belgeseldir. ve iste 14 kasim 1914&quot;le türk sinemasinin gerçek dogum tarihi gerçeklesir.&lt;br/&gt;bir yil sonra (1915) harbiye naziri enver pasa&quot;nin emriyle merkez ordu sinema dairesi kurulunca, türkiye&quot;de sinemayi tanitma konusunda büyük katkilari olan sigmund weinberg de bu kurumun basina getirilir. yardimcisi da fuat uzkinay&quot;dir. weinberg, savasla ilgili ve türkiye&quot;yi ziyarete gelen imparatorlarin gezi belgesellerini çekerken, bu ara enver pasa&quot;yi ikna edip öykülü uzun film denemesine de girisecekti.&lt;br/&gt;dönemin en çok tutulan tiyatro oyunu leblebici horhor&quot;u çekmeye basladiktan bir süre sonra, oyuncularindan birinin ölmesiyle film yarim kaldi. ıkinci öykülü filmi olan himmet aganin ızdivaci&quot;nin ise oyunculari çanakkale savasi nedeniyle askere alininca, bu denemesi de ilkinin akibetine ugradi. ancak, ordu sinema dairesi baskanligi&quot;na getirilen fuat uzkinay, yarim kalan himmet aganin ızdivaci&quot;ni savastan sonra (1918) tamamladi.&lt;br/&gt;1917&lt;br/&gt;müdafaa-i milliye cemiyeti, sinemanin ilk yillarindaki askeri nitelik tasiyan ikinci kurulusuydu. belge filmi yönetmeni olarak kurumun basina getirilen fuat uzkinay bu yönde çalismalarini sürdürürken cemiyet, ilk kez öykülü filmlere de el atar. ve öykülü filmlerin çekimi, o yillarda 20 yaslarinda bir gazeteci olan sedat simavi&quot;nin çabalariyla gerçeklesir. genç simavi&quot;nin yönetmenligini yaptigi pençe&quot;yle casus, türk sinemasinda yarim kalmadan çekilen ilk öykülü filmlerdir.&lt;br/&gt;1919&lt;br/&gt;....&lt;br/&gt;.......</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - TİCARİ FİLMLERİN SEYİRCİYLE KURDUĞU İLİŞKİ NEYİ AMAÇLAR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-ticari-filmlerin-seyirciyle-kurdugu-iliski-neyi-amaclar-401760.html</link><description>ticari filmlerin seyirciyle kurduğu ilişki neyi amaçlar?</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ŞİBUMİ - TREVANİAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-sibumi-trevanian-402976.html</link><description>şibumi - trevanian</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ALİ ÇAVUŞ - BIRİNCİ KOLORDU ERKAN-I HARBİYE REİSİ VEKİLİ ERKAN-I HARBİYE BİNBAŞISI İSMAİL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-ali-cavus-birinci-kolordu-erkani-harbiye-reisi-vekili-erkani-harbiye-binbasisi-ismail-402427.html</link><description>ali çavuş - bırinci kolordu erkan-ı harbiye reisi vekili erkan-ı harbiye binbaşısı ismail</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - LİBERAL BASIN ANLAYIŞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-liberal-basin-anlayisi-402430.html</link><description>liberal basın anlayışı</description></item><item><title>TİYATRO - TRAGEDYA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-tragedya-401961.html</link><description>tragedya</description></item><item><title>BASIN YAYIN - AVRUPA BİRLİĞİ SÜRECİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-avrupa-birligi-sureci-403067.html</link><description>avrupa birliği süreci</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - ADSL NEDİR? ADSL NASIL ÇALIŞIR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-adsl-nedir-adsl-nasil-calisir-402487.html</link><description>adsl nedir? adsl nasıl çalışır?</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - DARVİN&quot;İN EVRİM TEORİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-darvin-in-evrim-teorisi-402533.html</link><description>darvin&quot;in evrim teorisi</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - ADVANCED İN MOBİLE COMMUNİCATİON TECHONOLOGİES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-advanced-in-mobile-communication-techonologies-402462.html</link><description>advanced in mobile communication techonologies</description></item><item><title>BASIN YAYIN - JOHN T. LESCROART - 13.JÜRİ - KİTAP ÖZETİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-john-t.-lescroart-13.juri-kitap-ozeti-402910.html</link><description>john t. lescroart - 13.jüri - kitap özeti</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - PROGRAM YAPIMCISININ ÖZELLİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-program-yapimcisinin-ozellikleri-401778.html</link><description>program yapımcısının özellikleri</description></item><item><title>BASIN YAYIN - LOZAN KONFERANSI GÖRÜŞMELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-lozan-konferansi-gorusmeleri-403053.html</link><description>lozan konferansı görüşmeleri</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - HABER SUNUŞ,HABER NEDİR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-haber-sunus,haber-nedir-401267.html</link><description>haber sunuş,haber nedir?</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ACIMASIZ MİRAS - HEİNZ G. KONSALIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-acimasiz-miras-heinz-g.-konsalik-402419.html</link><description>acımasız miras - heinz g. konsalık</description></item><item><title>TİYATRO - TÜRK SEYİRLİK OYUNLARI-KARAGÖZ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-turk-seyirlik-oyunlarikaragoz-401940.html</link><description>türk seyirlik oyunları-karagöz&lt;br/&gt;Gölge oyunu olan Karagöz, karanlıkta beyaz bir perdenin arkasında yakılan ışıkla, deriden kesilmiş ve renklendirilmiş insan ve hayvan tasvirlerinin perdeye aksetmesi şeklinde</description></item><item><title>HEİNER MÜLLER VE HAMLET MAKİNASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?heiner-muller-ve-hamlet-makinasi-435393.html</link><description>doğu almanyalı heiner müller (1929-1995), brecht&quot;in en aşikar varisi olarak kabul edilmektedir. ancak aralarında temel bir fark vardır; &quot;brecht kapitalist toplumun ...</description></item><item><title>TİYATRO - 8. SINIF 1. DÖNEM 1.MATEMATİK YAZILI SORULARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-8.-sinif-1.-donem-1.matematik-yazili-sorulari-401990.html</link><description>8. sınıf 1. dönem 1.matematik yazılı soruları</description></item><item><title>TİYATRO - HENRİK İBSEN (1828-1906)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-henrik-ibsen-(18281906)-401924.html</link><description>henrik ibsen (1828-1906)</description></item><item><title>TİYATRO - HAROLD PİNTER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-harold-pinter-401903.html</link><description>harold pinter</description></item><item><title>BASIN YAYIN - GAZAP ÜZÜMLERİ JOHN STEİNBECK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-gazap-uzumleri-john-steinbeck-402927.html</link><description>gazap üzümleri john steinbeck</description></item><item><title>BASIN YAYIN - SANSÜR-CENSORSHİP OF TELEVİSİON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-sansurcensorship-of-television-403054.html</link><description>sansür-censorship of television</description></item><item><title>BASIN YAYIN - DERGİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-dergi-402848.html</link><description>dergi</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - İLETİŞİM - REKLAMCILIK - DERGİCİLİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-iletisim-reklamcilik-dergicilik-402504.html</link><description>iletişim - reklamcılık - dergicilik</description></item><item><title>YUNUS NADİ&quot;NİN HAYATI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yunus-nadinin-hayati-417460.html</link><description></description></item><item><title>BASIN YAYIN - SEFİLLER - VİCTOR HUGO</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-sefiller-victor-hugo-402953.html</link><description>sefiller - victor hugo</description></item><item><title>TİYATRO - TİYATRONUN BEŞİĞİ BERGAMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-tiyatronun-besigi-bergama-401975.html</link><description>tiyatronun beşiği bergama</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ZEYNEP ALEMDAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-zeynep-alemdar-402883.html</link><description>zeynep alemdar</description></item><item><title>BASIN YAYIN - KİTAP AZ YAŞAMAYI ÖNLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-kitap-az-yasamayi-onler-402899.html</link><description>kitap az yaşamayı önler</description></item><item><title>BASIN YAYIN - KÜTÜPHANELER VE SÜRELİ YAYINLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-kutuphaneler-ve-sureli-yayinlar-402891.html</link><description>kütüphaneler ve süreli yayınlar</description></item><item><title>TİYATRO - ÇALIKUŞU ESER OKUMA SONUÇ RAPORU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-calikusu-eser-okuma-sonuc-raporu-401997.html</link><description>çalıkuşu eser okuma sonuç raporu</description></item><item><title>CEZMİ ERSÖZ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cezmi-ersoz-418357.html</link><description>1959 yılında istanbul&quot;da doğdu. kabataş erkek lisesi&quot;ni bitirdikten sonra eğitimine istanbul üniversitesi siyasal bilimler fakültesi&quot;nde siyaset ve kamu yönetimi bölümünde devam etti. edebiyat yaşamının başlangıcını edebiyat dergilerinde yayımladığı şiir ve eleştiriler oluşturdu. daha sonda cumhuriyet, güneş, özgür gündem, aydınlık gibi günlük gazetelerde yazıları ve röportajları yayımlandı. ardından haftalık deli dergisinde yazdı, halen leman dergisinde yazıyor. </description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - TELEVİZYONDA ŞİDDET</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-televizyonda-siddet-401752.html</link><description>televizyonda şiddet</description></item><item><title>BASIN YAYIN - CİNAYET NEDENİ - PATRİCİA CORNWELL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-cinayet-nedeni-patricia-cornwell-402925.html</link><description>cinayet nedeni - patricia cornwell</description></item><item><title>BASIN YAYIN - JACK ENSİGN ADDİNGTON (KİTAP İNCELEME)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-jack-ensign-addington-(kitap-inceleme)-402905.html</link><description>jack ensign addington (kitap inceleme)</description></item><item><title>YEŞİL YOL FİLM ÖZETİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yesil-yol-film-ozeti-419392.html</link><description>korkunç katiller ve toplum suçlularıyla dolu could mountain eyalet hapishanesinde, 1930&quot;lu yıllarda geçti hikayemiz. could mountain&quot;daki her şey diğer hapishanelerdekiyle aynıydı,sadece e blok farklıydı. e bloktaki  mahkumlar“yaşlı sparky” diye  bilinen elektrikli sandalye için sıralarını beklerlerdi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;e bloğun baş gardiyanı paul edgecomb&quot;tu, o sıralar... hapishane müdürü hal moore paul&quot;ün eski arkadaşıydı. bu sayede e bloğa gelecek mahkumlar hakkında önceden bilgi edinirdi. e blokta paul ile birlikte bir çok gardiyan görev yapardı, fakat pek azı kalıcıydı. daha doğrusu pek azı bu kasvetli ortama uzun süre dayanabiliyordu. kalıcı olanlar: brutal, harry, dean ve ne yazık ki percy wetmore&quot;du. brutal 1.92 boyunda ve gerçekten oldukça iri bir adamdı. asıl adı brutus&quot;tu, ama mahkumlar ona zalim anlamına gelen brutal adını takmışlardı. zalim olduğundan değil, sadece iri olduğu için takmışlardı, bu ismi. sonunda herkes onu brutal diye tanır olmuştu. harry oldukça sakin bir insandı. onca yıl çalıştığı hapishanelerde karşılaştığı her türlü olaya soğukkanlılıkla müdahale edebilmişti. brutal ve harry bekardı; dean evliydi ve çocukları vardı, okuyan çocuklar. dean o dönemde çocuklarını okutabilmek için çoğu zaman gece nöbetlerine kalırdı. percy&quot;e gelince; o sadece eğlenmek için gardiyan olmuştu, wetmore soyadını kullanarak... saçlarını arkaya tarayıp okşamaya, birde copuyla zaten hassas olan mahkumları korkutmaya bayılırdı. en ufak bir olayda hemen...</description></item><item><title>TİYATRO - AFET İNAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-afet-inan-401936.html</link><description>afet inan</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - TV VE ÇOCUK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-tv-ve-cocuk-402483.html</link><description>tv ve çocuk</description></item><item><title>KARAKTER ANİMASYONDA DOĞRU HAREKET VE DOĞRU ANLAM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?karakter-animasyonda-dogru-hareket-ve-dogru-anlam-383222.html</link><description>Karakter animasyon, senaryoda yer alan karakterin, kişilik alt yapısı temel alınarak yapılan, animasyon çalışmalarına verilen isimdir. Canlandırılan tipleme, gerçekçi bir insan şeklinde olabileceği gibi çok basit bir nesne de olabilir. Karakter canlandırma evresinde, doğru hareketin yakalanmasının da ötesinde, doğru hareket, doğru anlamı yaratmak üzere kullanılan bir öğe olarak bütün içerisinde yerini alır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İnsanoğlu, oldum olası çevresinde gördüklerinin yansımalarını yaratmaya kendisini koşullarmış gibidir. Başlangıçta günlük hayatında ki nesneleri çizmiş veya heykelini yapmıştır. Daha ileriki dönemde nesnenin hareketini, daha sonrada ruhunu yakalamaya çalışmışlardır. Sanatçılar yontular, resimler ve baskılar aracılığıyla zamandaki yaşayan anı çekip çıkartıyorlardı. Bütün yüzyıllarda, sanatçılar, yaşanan anın ötesini; devingenliği,  yakalamalarını sağlayacak bir yöntem aradılar. Sonunda 1880 yılında Muybridge neredeyse tek başına oluşturduğu büyük ve karışık bir aletle bir atın devingenliğini kaydederek ilk sinematografik çalışmayı gerçekleştirmiş oldu.  ve böylelikle animasyon adındaki yeni sanat formu hayat bulmuştur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akan görüntünün kare kare çizilmesi ve fotoğrafların sahneye yansıtılması ile, sanatçının bütün hareketi ve içsel yaşamı canlandırması mümkün olmuştur. Sanatçı önemsiz hareketlerle sınırlı değildir isterse, duyguları hisleri ve en içte saklı korkuları gösterebilir. Bir karakteri sadece ekranda yaşaması için yaratmaz; ayrıca, düşünmek ve kararlar almak için de yaratır. Bu anlamda animasyon alanında sanatsal bir yapıt olarak dikkat çeken ilk yapım Winsor McCay&quot;in &quot;Gertie the Dinasour&quot;u olmuştur.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Canlandırma çalışmaları günümüzde inanılmaz derecede detaylı ve karmaşık bilgisayar yaratımı (computer generated) aktörlere kadar ulaşmıştır. Bu süreç boyunca karakter canlandırma sanatçılarının önde gelen amacı, bilgisayar yaratımÖZ   ................................................................................................................</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - ZİHNİ GÖKTAY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-zihni-goktay-401788.html</link><description>zihni göktay</description></item><item><title>BASIN YAYIN - TUTANHAMON CİNAYETİ - BOB BRİE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-tutanhamon-cinayeti-bob-brie-402990.html</link><description>tutanhamon cinayeti - bob brie</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - BATI DİLLERİNİN TURKÇEYE ETKİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-bati-dillerinin-turkceye-etkileri-402519.html</link><description>batı dillerinin turkçeye etkileri</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - İLETİŞİM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-iletisim-402507.html</link><description>iletişim</description></item><item><title>TİYATRO</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-419841.html</link><description>tiyatro, insan hayatında geçmiş, geçebilecek olayların, taklit ve benzetme yoluyla belli yerlerde bir seyirci topluluğu önünde canlandırılması sanatıdır.&lt;br/&gt;tiyatro, hayatın bir kopyası olduğu, aynı zamanda konusu bakımından, harekete, sese, bazen ise müziğe yer verdiği için, güzel sanat dalları içinde en ilgi çekicilerinden biridir.&lt;br/&gt;tiyatro eski yunanistan&quot;da doğmuştur. hayatın, maddi, manevi her davranışını bir masala, bir mitolojiye bağlıyan bu insanlar zevk, eğlence, içki konusunda da, bir “tanrı kahraman” düşünmüşlerdi. dionysos adını verdikleri bu tanrıya, hayatın çetin şartları ortasında, kendilerine, zaman zaman da olsa, saadet, neşe imkanı yarattığı için, minnetlerini, şükranlarını ödemek istediler. yılda bir defa, belli günlerde “dionysos senlikleri” düzenlediler. bu eğlenceler sırasında içip keyiflenen bazı kimseler, bulundukları yerden ortaya fırlar, taklitler yapar, güldürücü hikayeler anlatırlardı. önceleri rasgele kimselerin akıllarına estikçe yaptıkları bu oyunlar, zaman geçtikçe şenliklerin geleneği oldu. daha sonra bazı kimseler, bu işi kendilerine meslek edindiler. böylece, oyuncusu tek kişi olan ilk tiyatro doğmuştur. </description></item><item><title>BASIN YAYIN - BÜYÜ AKADEMİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-buyu-akademisi-402909.html</link><description>büyü akademisi</description></item><item><title>UĞUR MUMCU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ugur-mumcu-435914.html</link><description></description></item><item><title>BASIN YAYIN - HARRY POTTER - J.K. ROWLİNG</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-harry-potter-j.k.-rowling-402940.html</link><description>harry potter - j.k. rowling</description></item><item><title>TİYATRO - ALTAN ERBULAK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-altan-erbulak-401949.html</link><description>altan erbulak</description></item><item><title>A DEFINITION OF HOBBITS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?a-definition-of-hobbits-419649.html</link><description>19 chapters, characters... created by tolkien, hobbits are a people who are about half şe &lt;br/&gt;size of human beings. tolkien describes şem as fond of good, ...</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - TELEVİZYONDA DİLİN KULLANIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-televizyonda-dilin-kullanimi-401764.html</link><description>televizyonda dilin kullanımı</description></item><item><title>BASIN YAYIN - SİMYACI - PAULO COELHO</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-simyaci-paulo-coelho-402977.html</link><description>simyacı - paulo coelho</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ŞEYTAN OYUNU - MİCHAEL RİDPATH</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-seytan-oyunu-michael-ridpath-402975.html</link><description>şeytan oyunu - michael ridpath</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - MEDYA SATIN ALMA TEKLİFİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-medya-satin-alma-teklifi-402442.html</link><description>medya satın alma teklifi</description></item><item><title>TİYATRO - MEDDAH</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-meddah-401921.html</link><description>meddah</description></item><item><title>BASIN YAYIN - YUNUS EMRE VE GERÇEK HAYATI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-yunus-emre-ve-gercek-hayati-406477.html</link><description>yunus emre ve gerçek hayatı</description></item><item><title>TİYATRO - BİRİNCİ TABLO-İBİŞ-ESKİMEYEN DOSTLARIMIZ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-birinci-tabloibiseskimeyen-dostlarimiz-401955.html</link><description>birinci tablo-ibiş-eskimeyen dostlarımız</description></item><item><title>SPOR VE MEDYA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?spor-ve-medya-379917.html</link><description></description></item><item><title>FM VERİCİLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?fm-vericiler-381698.html</link><description>FM VERİCİLER&lt;br/&gt;TEMEL  FM  VERİCİ  DEVRELERİ  :&lt;br/&gt;Bu  tip  vericiler  yüksek  güçlü  frekans  modülasyonlu  sinyaller  elde  etmek  için  kullanılırlar . F M  vericiler  sabit  genlikli  sinüsoidal  bir  taşıyıcı  çıkış  sinyali  veririler . Bu  taşıyıcının  frekansı  gönderilmek  istenen  işarete  göre  değişir .  Modüle  edilmemiş  bir  çıkış  sinyalinin  frekansı  sabittir  ve  bu  frekansa  sukunet  ya  da  merkez  frekansı  denir .  &lt;br/&gt;Bir  taşıyıcı  frekans  modülasyonuna  tabi  tutulduğunda  çıkış  sinyal  frekansı  merkez  frekansının  altında  ve  üstünde  değerler  alarak  değişir .  Şekil 1  de  bir  F M  vericinin  modülesiz  çıkış  sinyali  görülmektedir .  Burada  modüle  edilmemiş  bir  F M  vericinin  antene  sabit  genlikte  ve  merkez  frekansında  bir  çıkış  verdiği  gösterilmiştir .  &lt;br/&gt;F M  vericilerde  çıkış  modüle  edilse de   edilmese de   taşıyıcının  genliği  daima  sabit  kalır .  Bir  F M verici  modüle  edilecek  olursa  taşıyıcının  frekansı  şekil 2  de  görüldüğü  gibi  merkez  frekansının  altında  ve  üstünde  değerler  alarak  değişime  uğrar .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                                                                                               &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil 1 :  Bir  F M  vericinin  modülasyonsuz  çıkış  dalga  şekilleri &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                               &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil 2 :  Modülasyon  bir  taşıyıcı  frekansının  merkez  frekansı  etrafında  &lt;br/&gt;                değişmesine  sebep  olur .&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;BASİT  BİR  F M  VERİCİ :&lt;br/&gt;Bir  f m  vericide  kullanılacak  devrelerin  tipi  ve  sayısı  istenilen  çıkış  sinyali  karakteristiğine  göre  değişir . Bununla  beraber  bütün F M  vericilerde  ortak  olarak  kullanılan  devreler  vardır .  Bir  F M  vericiyi  oluşturmak  için  kullanılması  zorunlu  blokları  ihtiva  eden  basit  bir  F M  verici  devresi  şekil 3  te  gösterilmiştir . Söz  konusu  devre  bir  osilatör ,  bir F M  modülatör  ,  tampon  ve  F M  güç  amplifikatör  katlarından  oluşmuştur .  &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                                                   &lt;br/&gt;                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                      &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil 3 : Direkt  F M  verici&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; Bu  tip  vericilerde  modülasyon  işlemi  AF  sinyalini  direkt  olarak  FM  sinyaline  dönüştürdüğünden  söz  konusu  katlardan  oluşan  vericilere  direkt  F M  vericiler  denir . Bu  devrelerde  osilatörün  ürettiği  modülesiz  sinüsoidal</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - SESSİZ SİNEMANIN SONU-SESLİ SİNEMANIN İLK YILLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-sessiz-sinemanin-sonusesli-sinemanin-ilk-yillari-401748.html</link><description>sessiz sinemanın sonu-sesli sinemanın ilk yılları</description></item><item><title>BASIN YAYIN - T.C.İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-t.c.inkilap-tarihi-ve-ataturkculuk-406494.html</link><description>t.c.inkılap tarihi ve atatürkçülük</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - CİTİZEN KANE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-citizen-kane-401757.html</link><description>citizen kane</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - ACTORS AND PROCESS ELEMENTS OF CLEANER PRODUCTİON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-actors-and-process-elements-of-cleaner-production-402484.html</link><description>actors and process elements of cleaner production</description></item><item><title>BASIN YAYIN - AHMET YILDIZHAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-ahmet-yildizhan-402858.html</link><description>ahmet yıldızhan</description></item><item><title>BASIN YAYIN - AYDIN DOĞAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-aydin-dogan-402866.html</link><description>aydın doğan</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - BRAVEHEART</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-braveheart-401773.html</link><description>braveheart</description></item><item><title>BASIN YAYIN - REKLAM VE REKLAMIN AMACI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-reklam-ve-reklamin-amaci-402843.html</link><description>reklam ve reklamın amacı</description></item><item><title>TÜRKİYEDE RADYO VE TELEVİZYON YAYINCILIĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyede-radyo-ve-televizyon-yayinciligi-380628.html</link><description>TÜRKİYEDE RADYO VE TELEVİZYON YAYINCILIĞININ İLK YILLARI (1927 -1964)&lt;br/&gt;Bu dönemde radyo yayınları çeşitli kuruluşlar tarafından farklı biçimlerde yürütülmüştür; Bazen, anonim şirket biçiminde bir teşkilatlanma görülmüş, bazen Devletin (İdarenin) bir organı radyo yayıncılığını üstlenmiş bazen de Devlet bir kanunla kurduğu ve kamu tüzel kişiliği tanıdığı özerk bir kamu kurumuna bu hizmeti yürütme görevini vermiştir.&lt;br/&gt;1- 1927-1936 YILLARI ARASINDAKİ DÖNEM&lt;br/&gt;(Telsiz Telefon Türk Anonim Şirketi Dönemi)&lt;br/&gt;Türkiyede ilk radyo yayını 1927 yılında, Ankara ve İstanbulda kurulan beşer kilovatlık telsiz istasyonlarından yapılmıştır. Bu telsiz istasyonlarını bir Fransız Şirketi kurmuş ve istasyonlar o zamanın ölçülerine göre, Avrupanın güçlü radyo postaları arasında sayılmıştır .&lt;br/&gt;Bu telsiz istasyonlarının işletilmesi, o sıralarda yürürlükte bulunan 4 Şubat 1340 (1924) tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 1 inci maddesine göre, Posta, Telgraf ve Telefon İdaresi ne veriliyordu . &lt;br/&gt;Bu arada, 6 Ocak 1926da, Telsiz- Telefon Türk Anonim Şirketi kurulmuştur. Bu şirket, aynı yılın Eylül ayında Devletten radyo yayını yapma imtiyazını almıştır. Bu imtiyaz sözleşmesi ile anılan şirkete, Türkiyede on yıl boyunca radyo yayını işletmeciliğini yürütme imtiyazı verilmiştir .&lt;br/&gt;TTTAŞnin (Tel siz-Telefon Türk Anonim Şirketinin) kuruluşu 6 Ocak 1926 tarihinde Hükümetçe onaylanmış, Nizamname-i Dahili adlı şirket sözleşmesinin birinci maddesinde, kurucularının İş Bankası adına Genel Müdür Mahmut Celal Bey (Bayar), Anadolu Ajansı adına Siirt Milletvekili Mahmut Bey (Soydan) ve Gümüşhane Milletvekili Cemal Hüsnü (Taray) Bey ile tüccar Sedat Nuri (İleri) Beyolduğu belirtilmiştir .&lt;br/&gt;TTTAŞ ile Hükümet arasında yapılan anlaşmaya göre, Hükümet, her türlü yönetim ve yayın işlerinde şirket üzerinde genel bir denetim hakkına sahipti. Şirket de, anılan incelemeye her türlü kolaylığı sağlamakla yükümlüydü.&lt;br/&gt;Devlet, yayın hizmetini kısmen veya tamamen durdurmak, kimi abonelerin alıcı kull</description></item><item><title>GERÇEĞİ BÖLEN ÇİZGİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gercegi-bolen-cizgi-419003.html</link><description>doğu ve tiyatro: birbiriyle ilişkisizmiş gibi görünen ve bu sayfalarda ele alınacak olan iki tutku yada birçok tiyatro teorisyeninin ve yönetmeninin yöneldiği ‘doğu&quot; fikri. örneğin antonin artoud&quot;un uç noktada dediği gibi ‘tiyatro doğuludur&quot;. doğu tiyatroya yaşamak için ihtiyaç duyduğu birlik ve uyumu getirdi mi yoksa batı kendi ikilemleri içinde kilitli mi kaldı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     bugün çok yaygınlaşmış olan arap ve islam karşıtı önyargılar nereden geliyor? neden batı soğuk savaş bittiğinden beri ‘öteki&quot; rolünü müslüman dünyasna yüklüyor. orıantalizm isimli kitabında filistin&quot;li akademisyen edward w.said bu sorulara uyarıcı yanıtlar getiriyor: bu iki yapıyı birbirinden ayıran üretim ilişkileridir ve bu da mesafeyi zorunlu olarak beraberinde getirir; batı paradır. doğu hastadır. batı doğunun bütün tavırlarının izleyicisi, yargıcı ve jürisidir. ancak batının bu tavrı aslında sadece araplara veya müslümanlara yönelik değildir. fransız filozof micheal serres&quot;in de altını çizdiği gibi antik yunandan itibaren ‘öteki&quot; kavramıyla karşılaşırız.</description></item><item><title>BASIN YAYIN - AKDENİZ BÖLGESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-akdeniz-bolgesi-406490.html</link><description>akdeniz bölgesi</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - YAZILI BASININ,AÇIK VE FİZİKSEL ŞİDDETE KONU OLAN OLAYLARI SUNMA BİÇİMİNDEKİ SÖYLEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-yazili-basinin,acik-ve-fiziksel-siddete-konu-olan-olaylari-sunma-bicimindeki-soylemi-401257.html</link><description>yazılı basının,açık ve fiziksel şiddete konu olan olayları sunma biçimindeki söylemi</description></item><item><title>TİYATRO - BİR KAVANOZ KAHKAHA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-bir-kavanoz-kahkaha-401984.html</link><description>bir kavanoz kahkaha</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - ENTELLEKTÜEL SERMAYE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-entellektuel-sermaye-402521.html</link><description>entellektüel sermaye</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - KÜRESEL BİR DÜNYA MI?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-kuresel-bir-dunya-mi-402498.html</link><description>küresel bir dünya mı?</description></item><item><title>CNN VE KÖRFEZ SAVASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cnn-ve-korfez-savasi-457276.html</link><description>CNN VE KÖRFEZ SAVAŞI&lt;br/&gt;Körfez savaşı televizyonculuğu başladığında ABD&quot;li gözlemciler olayı yeterince kavrayamamışlardı. Amerikalıların kaybı zayıftı ve Vietnam savaşının ardından olduğu gibi kızgın ve öfkeli değillerdi. İnsanlar ordularının teknolojik ve profesyonel düzeyini görmekten ve sürekli &quot; dünyanın jandarması&quot; olduklarını duymaktan memnun ve gururluydular. Körfez haberleri o kadar dayanılmaz ve karşı konulmaz çekicilikteydi ki bir çok insan haberleri izlemek pahasına akşam yemeği için dışarı çıkmaktan vazgeçebiliyordu. Çatışmanın ilk günü Washington da önemli bir suç işlenmediği ortaya çıktı. Sonuçlarda kendilerini televizyonun cazibesinden kurtaramamışlardı. &lt;br/&gt;CNN muhabirleri Peter Arnett, Bernard Shaw ve Vohn Holliman ilk geceyi canlı ses bağlantısıyla aktarıyorlardı. Bu bağlantıyı yapabilmek için haftalar öncesi ırakla sıkı pazarlığa girerek özel bir telefon hattı kiralamayı başarmışlardı. Televizyonlar sürekli askerlerin hazırlıklarını konvoyların hedeflerini görünmeyen hedeflere açılan top ateşlerini savaş uçaklarının fabrika ve köprülerin üzerine attıkları bombaları gösteriyordu. Halbuki bu olayların çoğu saatler önce meydana gelmişti. Ekranlarda yüzlerce saat süren kara harbinden tek bir canlı olaya yer verilmemişti.&lt;br/&gt;Televizyon müttefiklerin komutanı General It. Norman Schwarzkopflu bir anda milli kahraman haline getirdi. Ateşkes ilan edilince yaklaşık her saat zafer stratejisine ilişkin brifing vererek öyküyü daha cazip hale getirdi, bu televizyon tarihinde ilk kez oluyordu. Einsenhower ve MacArthur&quot;dan bu yan hiçbir askeri sima Schwarzkopf kadar Amerikalıları etkilememişti..&lt;br/&gt;Körfez savaşının üzerine Vietnam&quot;ın gölgesi düşmüştü dönemin başkanı Bush, televizyonun gücünü başarıyla kullanarak Amerikalıları Vietnam&quot;daki gibi sonu olmayan boş bir savaşa sürüklemediğini ikna etti. Ordu ABD&quot;nin Vietnam savaşını kaybetmesinin suçunu sansürsüz basın ve televizyonlara yıkarken körfez savaşında intikam alırcasına sansür uygulandığını ifade etti. Üstelik Penta</description></item><item><title>BASIN YAYIN - YEŞİL YOL VE STEPHEN KİNG</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-yesil-yol-ve-stephen-king-403026.html</link><description>yeşil yol ve stephen king</description></item><item><title>BASIN YAYIN - JOHN STEİNBECK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-john-steinbeck-402949.html</link><description>john steinbeck</description></item><item><title>BASIN YAYIN - CALL OF THE WİLD</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-call-of-the-wild-406487.html</link><description>call of the wild</description></item><item><title>TİYATRO - KAVUKLU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-kavuklu-401913.html</link><description>kavuklu</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - FİLM ÖZETLERİ-AŞKIN GIDASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-film-ozetleriaskin-gidasi-401792.html</link><description>film özetleri-aşkın gıdası</description></item><item><title>BASIN YAYIN - AGATHA CHRİSTİE (1890-1976)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-agatha-christie-(18901976)-402423.html</link><description>agatha christie (1890-1976)</description></item><item><title>HABER SUNUŞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?haber-sunus-346035.html</link><description>HABER SUNUŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HABER NEDİR?&lt;br/&gt;Haberin çıkış kaynağını temeli, dedikodu ya da söylenti olarak nitelenebilir. Evin erkeği işine giderken gördüğü trafik kazasını karısına, o da arkadaşlarına anlatırsa, bu bir haber iletmedir. Ancak belirtilmek istenen haberden temel farkı, araya giren kişilerin yorumlarını da kapsayacağı için ayrıntılar belli bir süre sonra bazı kişilerin ağızlarında, gerçekle olan ilintilerini kaybedeceklerdir. O zaman haberi; gerçeğin ve ayrıntıların en tarafsız gözle aktarılmasıdır şeklinde tanımlamak daha tutarlı bir tanımlama olacaktır.&lt;br/&gt;TELEVİZYONDA HABERLER&lt;br/&gt;Televizyonda seyircilere aktarılan haberlerin özü ve kaynağı aynı olmakla birlikte yazılı haberlerden (örneğin gazeteler) en önemli farkı, habercinin kendi anlatım eksiklik ya da fazlalıklarını da kapsamasıdır. Bütünüyle tarafsız bir gözle bile yayına verilen bir haberde, mutlaka bir eksiklik vardır: görüntü yoksunluğu. Başbakanın yaptığı önemli bir konuşma, gazetelerde her hangi bir değişikliğe uğramaksızın çıkar çıkmasına ama, başbakanın ifadeleri ve demecini verirken takındığı tavır, ne aktarabilir niteliktedir ne de doğru izlenebilmiştir gazeteci tarafından. Öte yandan televizyonda kamera büyük bir duyarlıkla görüntüyü saptamış ve eğer bir yorum gerekiyorsa bunu da seyirciye bırakmıştır.&lt;br/&gt;Bir büyük yangın ya da isyan olayı, gazetelerde habercinin kendi niteleme sıfatlarıyla güçlenir ve gazete haberi olur. Televizyonda ise böyle bir habere metin bile yazmaya gerek yoktur, görüntüler, kendi kendilerini anlatır.&lt;br/&gt;Haberci için televizyona haber aktarırken, birlikte göstereceği filmi, fotoğrafı vb., çekmek ya da bulmak en önemli sorundur.&lt;br/&gt;HABER SPİKERİ&lt;br/&gt;Haberleri okuyan kişi güven verici görünümü ile izleyici de olayları sanki kendisi biliyor da anlatıyormuş gibi bir izlenim bırakmakla birlikte; kişiliği, haberlerin niteliğinden ağır basmalıdır. Seyirci, spikerin okuduğundan çok giydiği ile ilgileniyorsa haberin amacı bitirilmiş, en azından geriye itilmiş demektir.&lt;br/&gt;&quot;Haberci&quot; : Sorumluluğunun bilincinde, nesnel ve tarafsız, görüntüsü ile metnini dengede tutan kişidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAYIM NEDİR?&lt;br/&gt;Kitap, gazete gibi okunacak materyallerin basılıp dağıtılması; her hangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyenlere ya da seyircilere ulaştırılması sürecidir.&lt;br/&gt;Yayım, hedef kitleye ulaştırılacak her türlü bilginin, düşünce aşamasında eser haline dönüştürülmesine, hedef kitleye sunulacak biçime getirilmesine kadar geçirdiği üretim aşamalarını içeren bir süreçtir. Bu süreç sonunda kitleye, bir iletişim aracı kanalıyla ulaşan bilgi, yayımdır. Her yayın, bir yayım sürecinde hazırlanmakta ve okura/dinleyiciye izleyiciye ulaşmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HABER - RÖPORTAJ YAZI TÜRÜ NEDİR?&lt;br/&gt;Haber ile röportaj tekniklerinin birleştirildiği bir yazı tekniğidir.&lt;br/&gt;Belirli bir haber konusunda ön hazırlık yaparak, yetkili ya da ilgililerle görüşerek bunları, haberden daha uzun olarak ve soru cevap olarak değil de haber anlatım üslubuyla verildiği haberlerdir. Aslında her haber belirli bir araştırmayı gerektirmektedir. Ancak haber - röportaj türündeki yazılar, haber ile röportajı birleştirildiğinden farklı bir yapısı söz konusudur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;RÖPORTAJ&lt;br/&gt;Bir Muhabirin belli konudaki sorularına görüşme yoluyla yanıt aramasıdır. Yüz yüze ya da telefonla yapılabildiği gibi dolaylı olarak yazılı da gerçekleştirilebilir. İnternet üzerinden de röportaj yapılabilmektedir. Bu yöntemle röportaj yapılan kişinin kişisel görüşlerine başvurulur.     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;RÖPORTAJ NASIL YAPILIR?&lt;br/&gt;Habercilik, doğru soruları sorarak, doğru yanıtlar alıp bunları kamuoyuna duyurma sanatıdır ama işin ilk adımı, bilgileri toplamadır. Bunun yöntemlerinden biri de röportajdır.&lt;br/&gt;İster yüz yüze, ister telefonla, isterse de yazılı yapılıyor olsun röportaj yapmanın genel ilkeleri şöyle sıralanabilir :&lt;br/&gt;&amp;#61607;Röportajdan önce mutlaka yeterli bilgileri toplamaya özen gösterilmelidir. Konu hakkında ve görüşmenin yapılacağı kişi hakkında edinilecek bilgileri içeren &quot;ön çalışmanın&quot; iyi yapılması röportajın sağlıklı geçmesinin ilk şartıdır.&lt;br/&gt;&amp;#61607;İkinci adım soruları</description></item><item><title>BASIN YAYIN - TAGORE RABİNDRANATH TAGORE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-tagore-rabindranath-tagore-402981.html</link><description>tagore rabindranath tagore</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - COMPANY ORG</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-company-org-402536.html</link><description>company org</description></item><item><title>BASIN YAYIN - PRCI HAKKINDA-HALKLA İLİŞKİLER ŞİRKETİ NASIL SEÇİLİR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-prci-hakkindahalkla-iliskiler-sirketi-nasil-secilir-402841.html</link><description>prcı hakkında-halkla ilişkiler şirketi nasıl seçilir?</description></item><item><title>BASIN YAYIN - HASTA VE HEKİM HAKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-hasta-ve-hekim-haklari-403052.html</link><description>hasta ve hekim hakları</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - CEMAL A.KALYONCU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-cemal-a.kalyoncu-402491.html</link><description>cemal a.kalyoncu</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - TELEKOMÜNİKASYON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-telekomunikasyon-401269.html</link><description>telekomünikasyon</description></item><item><title>BASIN YAYIN - FİLLER DE HATIRLAR - AGATHA CHRİSTİE / GÖNÜL SUVEREN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-filler-de-hatirlar-agatha-christie-gonul-suveren-403022.html</link><description>filler de hatırlar - agatha christie / gönül suveren</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ELEKTRONİK TİCARET (E-TİCARET)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-elektronik-ticaret-(eticaret)-402931.html</link><description>elektronik ticaret (e-ticaret)</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ABDİ İPEKÇİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-abdi-ipekci-402853.html</link><description>abdi ipekçi</description></item><item><title>BASIN YAYIN - AHMET IŞIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-ahmet-isik-402857.html</link><description>ahmet ışık</description></item><item><title>&quot;SİNEMADA SANSÜR&quot;</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?-sinemada-sansur--373057.html</link><description>&quot;SİNEMADA SANSÜR&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BURCU CEBESOY&lt;br/&gt;98300146&lt;br/&gt;İLETİŞİM 2&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Sansür nedir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Dünyada sansür&lt;br/&gt;- Dünyada sansürün doğuşu ve gelişimi&lt;br/&gt;-Denetleme Sistemleri&lt;br/&gt;a)Sansür sistemi&lt;br/&gt;b)Kendi kendini denetleme&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Türkiye&quot;de sansür&lt;br/&gt;-Türk Sineması&quot;nda sansürün tarihi&lt;br/&gt;-Sansür sistemi ve Anayasa &lt;br/&gt;-Yeni sinema rejimi ve özellikleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.SANSÜR NEDİR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sansür belirli bir düşünce veya sanat eserini, ilgili kurumların kendilerince gerekçelerle, kontrol altında tutması veya sınırlandırmasıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.DÜNYA SİNEMASINDA SANSÜR&lt;br/&gt;-Dünyada sansürün doğuşu ve gelişimi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toplumsal birimkilerin bir ürünü olan sinema ,tarihte varolduğu günden bu yana içinde bulunduğu toplumları etkilemiş ve onlardan etkilenmiştir.Gelişim süreci içinde büyük mesafeler kateden bu sanat bir toplumun her gruptan insanına hitap edebildiği sürece başarılı görülmüştür. Bununla birlikte kitlelere ulaşmada önemli bir araç olan sinema, bu özelliğinden olsa gerek, icat edilişinden bu yana pek çok kişi veya kurumların güdümünde varlık göstermiştir. Yıllar boyunca birçok gerekçe ile sinemanın önüne set çekilmiştir.&lt;br/&gt;Sansürün atası sayılabilecek ilk yasa , 24 ağustos 1790 yılında Fransa&quot;da yürürlüğe konmuştur.Yasaklanan ilk film sahnesi bir idam sahnesidir. 2. Yasaklama ise 1896 da E.S PORTER&quot;ın çektiği &quot;Dul Bayan Jones&quot; filmidir. 2. Dünya Savaşı yılları ve sonrasında film yapımı ve filmle ilgili sansür , siyasal gayeyle kullanılmıştır. Başlangıçta sansür kamu düzenini sağlamak için mahalli teşkilatlarca uygulanırken daha sonradan merkezi bir örgüte bağlanmıştır. En eski film sansür kanunu , çeşitli tarihlerde değiştirilmiş olmasına rağmen, halen yürürlükte bulunan 1914 tarihli İsveç Film Kanunu&quot;dur. Bununla birlikte Avrupa&quot;da ilk kez merkezi bir sansür teşkilatı kurulmuştur, ve diğer Avrupa ülkelerinde de 1. Dünya Savaşı&quot;ndan sonra sansür kanunları çıkarılmaya başlanmıştır. Almanya&quot;da 1920, İtalya&quot;da 1913, Fransa&quot;da 1919,  Hollanda&quot;da 1926, Portekiz&quot;de 1927 yıllarında yayınlanan kanunlarda film sansürünü düzenlemişlerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Denetleme sistemleri&lt;br/&gt;Bugün her ülkede değişik biçimlerde uygulanan sinema filmlerinin denetlenmesine ilişkin sistemler, &quot;sansür sistemi&quot; ve &quot; kendi kendini denetleme&quot; olmak üzere iki grupta toplanabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Sansür sistemi&lt;br/&gt;I-Sınırsız sansür sistemi:&lt;br/&gt;Bu sistemde, genellikle film ve senaryoları denetlemekle görevli kuruluşlar Devlet memurlarından oluşmakta ve sansür uygulamasında Devlet çıkarları ön planda tutulmaktadır. Ancak, bazen denetleme kuruluşlarına halkı ve basını temsil eden kişilerde katılmaktadır.&lt;br/&gt;Arjantin, Dominik, Irak, İsrail, Meksika, Pakistan gibi bazı ülkelerde , film sansürü konusunda çok sıkı bir polis rejimini ifade eden, İçişleri ve polis Bakanlıklarınca uygulanan &quot;merkezi devlet sansürü&quot; kabul edilmiştir. Buna karşılık, Avusturalya, Kolombiya gibi bazı ülkeler, İçişleri ve Polis Bakanlıkları dışındaki bir hükümet organına bu yetkiyi vererek merkezi film sansürünü yönetmektedirler. Batı demokrasilerindeki Devlet sansürü sisteminin bir örneğini oluşturan Fransız sisteminde , biri &quot; merkezi sansür&quot; diğeri &quot; mahalli sansür&quot; olmak üzere iki çeşit film sansürü uygulanmaktadır. Otoriter siyasal sistemlerde uygulanan devlet sansürü yönündeki eski Sovyet Rusya uygulaması en ilginç örneklerden biridir. Bu devlette , önceleri &quot;Milli Eğitim Halk Komitesi&quot; tarafında yürütülen sinema üzerindeki denetim , daha sonra &quot; Sinema Halk Komiserliği&quot; nin yetkisine verilmiş ve bu kuruluş &quot; Genel Danışma Uzmanlık Konseyi&quot; ile pekiştirilmiştir. Sansür ölçüleri politika, ahlak ve ordu olmak üzere üç ana ilkeye dayanıyordu ve bunlar dışında kesin sansür ölçüleri yoktu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II- Sınırlı sansür sistemi:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu sansür sisteminin özelliği , tüm filmlerin sansürden geçirilmemesi ve ancak küçüklerin izleyebilecekleri filmlerin denetlenmesidir.&lt;br/&gt;Sınırlı sansür sisteminin tipik örneği Belçika&quot;da uygulanan sistemdir. Gerçekten bu ülkede yetişkinlerin izleyebilecekleri filmler için sansür yoktur. Herkes önceden bir izne bağlı olmadan sinema filmlerini başka ülkelerden ithal etmek, senaryoları filme çekmek ve filmleri oynatmak hakkına sahiptir. Küçüklerin görebileceği filmlerin Sansür Komisyonunca denetlenmesi ve bu konuda izin verilmesi gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b) Kendi kendini denetleme sistemi&lt;br/&gt;Bu sistemde, f</description></item><item><title>TİYATRO - MNOUCHKİNE,ARİANE:(1939,BOULOGNE-SUR-SEİNE)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-mnouchkine,ariane-(1939,boulognesurseine)-401917.html</link><description>mnouchkine,ariane:(1939,boulogne-sur-seine)</description></item><item><title>BASIN YAYIN - STEFAN ZWEİG (1881 - 1942)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-stefan-zweig-(1881-1942)-402980.html</link><description>stefan zweig (1881 - 1942)</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - YILMAZ ERDOĞAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-yilmaz-erdogan-401787.html</link><description>yılmaz erdoğan</description></item><item><title>TİYATRO - SOPHOKLES &amp;#8211; PHİLOKTETES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-sophokles-8211-philoktetes-401995.html</link><description>sophokles &amp;#8211; philoktetes</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ON KÜÇÜK ZENCİ AGATHA CHRİSTİE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-on-kucuk-zenci-agatha-christie-402966.html</link><description>on küçük zenci agatha christie</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BURHAN FELEK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-burhan-felek-402870.html</link><description>burhan felek</description></item><item><title>BASIN YAYIN - MEKTUPLAR - GOETHE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-mektuplar-goethe-402958.html</link><description>mektuplar - goethe</description></item><item><title>ÇİZGİ FİLM SANATI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cizgi-film-sanati-457253.html</link><description>ÖNSÖZ&lt;br/&gt;Çizgi filmler, süreci görüntüsel basitleştirme, öykülerini büyük bir hızla anlatma, doğayı stilize etme ve olayları anlaşılır zaman birimlerine ayırıp, yalınlaştırma gibi karakteristik özelliği nedeniyle çağımızın gereksinimi olan hızlı eğitim araçlarından biri durumuna gelmiştir. Gelişmiş ülkelerde diğer eğitim araçlarından yanısıra çizgi film kullanımında da büyük önem kazanarak yaygınlaştığı görülmektedir.&lt;br/&gt;Pek çok ülke, canlandırma sinemasından hemen hemen akla gelebilecek her alanda yararlanmakta, gelişmesi için devlet desteği sağlanmakta özellikle okullarda bu konuda eğitim ve öğretim amaçlı programlarda yer almaktadır.&lt;br/&gt;Ülkemizde ise sinemamızın 80 yıla yakın geçmişine karşın canlandırma sineması için anlatılacak fazlaca bir şey olduğu söylenemez.&lt;br/&gt;Günümüzde bu konuya ilgi duyan birkaç sanatçının dışında, çizgi film sanatıyla uğraşanların sayısının yeterli olmadığı söylenebilir.&lt;br/&gt;Az da olsa çizgi film yapım ve üretimi sürmekle birlikte bu alanda izleyiciler açısından yapılmış olan araştırmaların sayıları ise oldukça  yetersizdir.&lt;br/&gt;Ülkemizde azımsanmayacak kadar izleyicisi olan bu sanatın, öncelikle, izleyici, yapımcı arasındaki ilişkilerin belirlenmesi ve kültür değerlerimizin bu ilginç özelliklerinden yararlanması gerekmektedir.&lt;br/&gt;Araştırmam 4 bölümden meydana geliyor. 1. Bölüm Çizgi Film Sanatı, 2. Bölüm Çizgi Film Yapım Süreci ve Özellikleri, 3. Bölüm Bilgisayar Animasyonu, 4. Bölüm Türkiye&quot;de ki Çizgi Film Sanatı&quot;nın Batı&quot;ya Göre Karşılaştırılması yapılmıştır.&lt;br/&gt;Bu konuda araştırma olanağı veren çalışmalarım süresince yardımlarını esirgemeyen danışmanım, Sayın Yrd. Doç. Dr. Şemsettin Ziya Dağlı, araştırma süresince öneri ve görüşlerinden yararlandığım, Sayın Doç. Dr. Nezih Erdoğan&quot;a teşekkürlerim sonsuzdur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;İnsanoğlu resim çizmeyi öğrendiğinden bu yana hareketi canlandırabilmek için uğraşmıştır.&lt;br/&gt;Varoluşundan bu yana, görsel olarak iletişimi sağlamak amacıyla çizgiyi kullanan insanlar, yaşadıkları mekanlarda, mağaralarda, etkilendikleri olayları ve avladıkları hayvanları kendileriyle özdeşleştirmek amacıyla resimlerini yaparken çizgiyi kullanıyorlardı. Çizdiklerinin gerçeğe yakın olması için de canlandırmaya, hareket vermeye çalışarak anlatımı pekiştirmeye özen gösteriyor bunu da; yaptıkları hayvan resimlerinde çok yönlü kollar ve bacaklar ekleyerek gerçekleştiriyorlardı. Bu düşüncelerle gerçekleştirilen av sahneleri ise şaşılacak derece de hareketli bir özellik taşımaktadır.&lt;br/&gt;Tarihsel süreç içinde çizgi film, teknik, plastik ve bunlara bağlı olarak dilinin oluşumuna; karikatür, çizgi roman, resim, sinema kaynaklık etmiş, çizgi film sanatı dayandığı bu alt yapıyla kendi teknik ve plastiğini gelişim süreci içinde de dilini oluşturmuştur.&lt;br/&gt;Görsel değerlerin oluşumunda en dinamik etkenlerden biride hareket sorunudur. Çizgi film bir nesnenin belirli bir mekanda ve belirli bir süre içerisinde bir yerden bir yere konum değiştirmesi de hareketi oluşturmaktadır. Görsel sanatlar içinde çizgi film ayrı ayrı resimleri ya da hareketsiz nesneleri, gösteri sırasında hareket duygusu verecek biçimde düzenleme ve çekim yapma tekniğidir.&lt;br/&gt;Canlandırmanın yani animasyonun ülkemizde kültürel açıdan çizgi film olarak, bilinmesi, konunun gerçek anlamda herkesçe tanındığı, bilindiği ve hoşlanıldığı şeklinde yorumlanması doğru olacaktır.&lt;br/&gt;Animasyon, ülkemizde yaygın anlamıyla bilinen çizgi yapım, günümüzde teknik buluşların gelişmesi, televizyonun yaygınlaşması ile bu sanat dalı geniş boyutlar kazanarak yeni uygulama alanları bulmuştur.&lt;br/&gt;Animasyonların çocuklara yönelik ve eğlendirme amaçlı hazırladığı kanısı oldukça yaygındır. Oysa yalnız çocuklara değil gençlere ve yetişkinlere seslenebilen, onları düşündürebilen hatta eğitip yönlendiren animasyon hayatımızın her alanına girmektedir.&lt;br/&gt;Animasyon, hemen her konuyu çok basit ve açık bir şekilde her türlü toplum yapısından kolaylıkla açıklayabilmektedir. Dönüşümler, değişimler ve bağlantıları kapsamlı bir biçim içerisinde göstermeye elverişlidir.&lt;br/&gt;Çizgi filmler hazırlanırken gereğinde canlı normal aksiyon filmlerinden de yararlanılmakta oluşu, sinema tekniği oluşunda yatmaktadır. Herhangi bir olay, bir yapılanma, bir hareket canlandırma yoluyla analiz edilebilmekte ve simgelerle basitleştirilerek açıklamayı gerçekleştirebilmektedir.&lt;br/&gt;Tüm bu oluşumların, izini çizgi yapımlarda görsel olarak izleme, bireylerde hem yaratıcılığı geliştirmekte, hem de bireylerin yaşantılarına yepyeni boyutlar katma aşamasını gerçekleştirdiği düşünülme</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - ZİRVE DERGİSİNİN KAPAK SAYFASININ UMBERTO ECO&quot;YA GÖRE GÖRSEL ÇÖZÜMLEMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-zirve-dergisinin-kapak-sayfasinin-umberto-eco-ya-gore-gorsel-cozumlemesi-402436.html</link><description>zirve dergisinin kapak sayfasının umberto eco&quot;ya göre görsel çözümlemesi</description></item><item><title>YÜCEL YENER HAKKINDA YAZILANLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yucel-yener-hakkinda-yazilanlar-417421.html</link><description></description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - BEHÇET NECATİGİL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-behcet-necatigil-402524.html</link><description>behçet necatigil</description></item><item><title>BASIN YAYIN - REKLAM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-reklam-406488.html</link><description>reklam</description></item><item><title>MEDYANIN COCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ ( TV VE ŞİDDET )</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?medyanin-cocuklar-uzerindeki-etkisi-(-tv-ve-siddet-)-369233.html</link><description>MEDYANIN COCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ ( TV VE ŞİDDET )&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Medyanın çocuklar üzerinde bazı etkileri bulunmaktadır.Bunlar çocukların hayatını su araçlar sayesinde etkilemektedirler:Radyo,gazete,dergi,sinema vb.dir.Bunlar iyi hazırlanmış içerikli ve sunum biçimleriyle bireyleri etkisi altına alabilirler.Doğru olarak kullanıldığında iyi bir eğitim aracı ve kişilik gelişimi için önemli rol oynarken kötü amaçlarla kullanıldığında veya çocuğun gelişim dönemine uygun olmadığı taktirde bazı uyumsuz davranışlar oluşmasına neden olabilirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuk kitapları,Gazete ve Dergiler &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Her birey için büyümek ile gelişmek paralel olarak gitmeyebilir.Çocuk büyürken, gelişimi az yada çok olabilir.Gelişmenin yeterince olabilmesi için yazılı kültür denilen kitap,gazete,dergi,vb.yayınları izlemesi ve okuması gerekmektedir.&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;     Dünyanın birçok ülkesinde,kötü edebiyatın,eserlerin,suça yol açan bir etken olduğu,kanlı katilleri hikaye eden,müstehcen öykü ve resimleri içeren yayınların,polis hikaye ve romanlarının suçluların tavır ve hareketlerini öven yayınların suç işlemede önemli rol oynadığı ileri sürülmüş;bu konuda özellikle cinsel merakları uyarmak suretiyle gençleri kötü yola sürükleyen müstehcen yayınlar üzerinde durulmuştur.&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;     Gazete ve dergilerin ise suçluluğu yaygınlaştırmak konusundaki etkileri şöyle açıklanabilir:suç tekniğini öğretmek;suçu olağan,çekici,hatta heyecanlı,yararlı bir faaliyet olarak göstermek,suçluya saygın bir kişilik vermek;suçluyu cana yakın,sempatik bir kişi olarak sunmak;adaletten kurtulmanın kolay olduğunu telkin etmek;adalet mekanizmasını ve polisi gülünç şekillerde göstermek;suçun adeta reklamını yapmak ve ücret aracı haline getirmek,vb...&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;     Amerika gibi basının toplam tirajının yüz milyonlara yaklaştığı bir ülkede müstehcen,cinsiyeti tahrik edici,suçluluğu ve haydutluğu renkli faaliyetler şeklinde göstermeye elverişli yayınların çocuklar ve gençler üzerinde ne korkunç etliler yapabileceği açıktır.&quot;&quot;Comic Books&quot;&quot;adı verilen resimli serüvenleri hikaye eden kitaplar ve gazetelerdeki resimli romanlar,hikayeler bugün yalnız Amerika&quot;yı değil,ülkemizin büyük kentlerindeki çocuklu ailelerin evlerini istila etmiştir.Araştırmalar göstermiştir ki,uyumsuz,ruhen ve aklen sorunları olan çocuklar büyük bir olasılıkla bu tür kitap ve gazetelerin tutkunu olmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Televizyon,Çocuk ve Şiddet&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Televizyon karşısında en savunmasız kalan ve onun zararlı etkilerine en fazla maruz kalan kitlenin çocuklar olduğu sayısız araştırmacı ve bilim adamı tarafından dile getirilmektedir.Türkiye&quot;de ve dünyada,çocukların televizyondan nasıl etkilendiklerini, bu etkilerin çocukların ruh sağlıkları ve davranışları üzerinde nasıl değişmelere yol açtığını anlamak üzere sayısız araştırmalar yapılmıştır.Çocuk gözlerini yaşama açtıktan sonara televizyon cihazı ile burun buruna gelir.Çocuğun televizyondan en fazla etkilenen ve onun karşısında en savunmasız durumda olan kitle olması aslında televizyonun bir tercihi değildir</description></item><item><title>TİYATRO ARAŞTIRMALARI DERGİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-arastirmalari-dergisi-418444.html</link><description>içindekiler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;derinlikli fiziksel devinimin önemi ve  birbirinin devamı iki usta: k.s. stanislawski, j. grotowski4&lt;br/&gt;kadir çevik&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;modern sonrasında dramatik metinler36&lt;br/&gt;süreyya karacabey çelik&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;absürd tiyatroda ironi96&lt;br/&gt;beliz güçbilmez&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;albert camus&quot;nün yanlışlık adlı oyununda kişiler ve uzamlararası karşıtlıklar138&lt;br/&gt;abdullâtif acarlıoğlu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;tiyatro kuramının başlangıcından modern döneme tragedyanın algılanışı166&lt;br/&gt;ebru gökdağ</description></item><item><title>ALİ KEMAL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ali-kemal-417422.html</link><description>gazeteci, yazar, eğitimci ve siyaset adamı. 1889 yılında istanbul&quot;da doğdu. istanbul&quot;da mülkiye mektebi&quot;ne girdi. dört yıllık dönemin son yılında buradan ayrılarak, fransızca&quot;sını ilerletmek amacıyla 1886&quot;da paris&quot;e gitti. ertesi yıl, fransa&quot;dan cenevre&quot;ye geçti ve istanbul&quot;a döndü. yeniden mülkiye mektebi&quot;ne başladı ve okulun son sınıfına geldiği sırada, tahrikçiliği yüzünden halep&quot;e sürgün edildi (1889). orada kaldığı yıllarda halep idadisi&quot;nde türk dili ve osmanlı edebiyatı hocalığı yaptı. halep&quot;teki durgun hayata daha fazla dayanamadı ve jön türklerin bir çeşit karargâhı haline gelen paris&quot;e gitti (1894). jön türklerin abdülhamit ile arasını bulmaya çalıştı. bir yandan da gazetecilik yapıyor, istanbul&quot;daki ikdam gazetesine paris izlenimlerini anlatan yazılar ve çeviriler gönderiyordu. jön türklerle ilgili çabalarının karşılığını bağışlanmak ve brüksel elçiliği&quot;nde ikinci katipliğe atanmak suretiyle aldı. ne var ki, huzursuzluk burada da yakasını bırakmadı. ittihatçılardan çekindiği için istanbul&quot;a dönmedi.</description></item><item><title>BASIN YAYIN - KARL POPPER - AÇIK TOPLUM VE DÜŞMANLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-karl-popper-acik-toplum-ve-dusmanlari-402418.html</link><description>karl popper - açık toplum ve düşmanları</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - İNSAN MÜHENDİSLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-insan-muhendisligi-402511.html</link><description>insan mühendisliği</description></item><item><title>TİYATRO VE TARİHİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-ve-tarihi-420054.html</link><description>tiyatro;trajedi,komedi,dram gibi sanatsal yazınsal türlerin ortak adı ve bu tür yapıtları yazma yada oynama sanatıdır.&lt;br/&gt;aristoteles&quot;in poetika&quot;sından bu yana tiyatro bir mimesis sanatı yani gerçeği taklit eden bir sanattır.bununla birlikte aristoteles,tiyatroyu şiir,trajedi ve destandan ayırır;tiyatro insan eylemlerini taklit eder ve böylece genellikle hikaye diye adlandırılan şeye bağlı olarak seyirciye bir dizi olay sunar.çağdaş bir tipoloji açısından tiyatronun özel durumu hem müzik ve dans gibi bir eylem sanatı olması hem de resim sinema gibi bir benzerini yansıtma sanatı olmasından gelir.&lt;br/&gt;tiyatro da bir konser müziği yada dans gibi seyirciler karşısında insanlar tarafından canlandırılan ve sinema gibi bir benzerini yansıtma sanatı olmasından gelir.</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - TELECOMMUNİCATİON DEVİCES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-telecommunication-devices-402532.html</link><description>telecommunication devices</description></item><item><title>PROPAGANDA VE SİNEMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?propaganda-ve-sinema-456298.html</link><description>İdeoloji tezleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-her film belirli bir ideolojik iklim içinde oluşturulur; yine belirli bir ideolojik iklim içinde inanlara sunulur. Here film dolaylı bir şekilde ideoloji iletme aracıdır.&lt;br/&gt;2-Bu ideoloji gösteri sineması söz konusu edildiğinde egemen ideolojidir.&lt;br/&gt;3-Sinema bu egemen ideolojinin kalıplarını parçalayacak bir dil, konular, ve izleyici bulabilir.&lt;br/&gt;4-Egemen ideoloji kitle iletişim araçlarıyla, sansürüyle, toplumda manipülasyon yoluyla oluşturduğu gündemlerle film gerçekleşmeden önceki oluşum-üretim sürecinde ve sonrasında anlamlandırma sürecindeki okuma biç,imlerine yaptığı müdahalelerle bir belirleme, etkileme, biçimlendirme olanağında sahiptir.&lt;br/&gt;5-Bunu dışındaki sinema muhalif- bağımsız- alternatif sinema ise her şeyle beraber izleyicisini de oluşturmak zorundadır.&lt;br/&gt;6-Eğer film bir ideoloji üretim aracıysa aynı zamanda politiktir.&lt;br/&gt;7-İdeolojik ve politik bir eserin değerlendirilmesi, gözden geçirilmesi eleştirilmesi işini yapan  eleştiri de ideolojik ve politik özellikler gösterir.&lt;br/&gt;8-Modern sanat eleştirisinde önemli bir yere sahip olan göstergebilim yöntemi tek başına yetersizdir eksiktir.&lt;br/&gt;9-Bir dünya görüşünüz, bir ideolojinz, bir zihniyetiniz yoksabir sanatınız da olamaz. Ya da onun adı sanat olamaz. Sienmanız tiyatronuz , rsmniz, müziğiniz, heykeliniz olmaz. Bu mümkün değildir. Çünkü her sanat yapıtı bir ideolojinin bir zihniyetin ürünüdür. Oğuz adanır defter.9&lt;br/&gt;10-Politika: devletin yöneimi ve faaliyet biçimlerinin saptanması.&lt;br/&gt;11-İdeoloji: yanlış bilinç.; Düşünce sistemi&lt;br/&gt;12-&quot;Bir kravat alırken bile siyaset yapılmaktadır &quot;A.Dorsay&lt;br/&gt;&quot;benim için son yılların en önemli siyasal sinema örneği Aşk Hikayesi- filmidir.&quot; Ybves Boisset&lt;br/&gt;&quot;sinema  siyasetin başka yöntemlerle uzantısıdr.&quot; Andrzy Munk&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--- siyasal sinema Tür sinemasının tuzağına düşmemelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;13-siyasal sinema üç şekilde görülür:&lt;br/&gt;a. YAKIN GEÇMİŞİN ÖNEMLİ SİYASAL OLAYLARINI PERDEYE YANSITAN FİLMLER&lt;br/&gt;Cost-gavras Z; costa Gavras İtiraf, Francesco Rosi Mattei Olayı, john Wayne The Gren Berets; &lt;br/&gt;       b. BAZI SİYASİ DÜŞÜNCELERİN AKTARILMASI İÇİN YAPILMIŞ KUREGUSAL FİLMLER&lt;br/&gt;       C. BELGESEL SİNEMA&lt;br/&gt;        D. HİCİV YOLUYLA YAPILAN FANTEZİ SİYASAL SİNEMA. ÖZELLİKLE AMERİKADA YAPILIR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        &quot;siyasal sinema propaganda sineması değildir&quot; Taviani Kardeşler&lt;br/&gt;propaganda sineması bir tek kez bir tek olayda işe yarayan bir sinemadır. Onu en az ilgilendiren şeysinemadır. Filmi teknik öğeleri örneğin Franco Solanas&quot;ın filmleri gibi ayrıca şiirsel bir boyut kaznıyorlarsa dabu neredeyse bir kazadır ve böyle bir kaza sinemada çok az gerçekleşir. Son gördüğümüz propaganda filmleri sendikacılığın zaferini göstermekle yetinen, belli bir populiszm içinde teselli arayan filmlerdi.&quot; Taviani Kardeşler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    14. Siyasal sinemanın alt başlığı: Slogan/propaganda Sineması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PROPAGANDA YAPAN SİNEMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Arş. Gör. Dr. Battal ODABAŞ &lt;br/&gt;      Siyasal olayları anlatan, ama bunu yaparken sanatsal kaygılardan uzakta belli bir siyasal amacın gerçekleşmesi için yapılan filmler vardır. Kendi görüş, düşünüş ve yaşam tarzlarını aktarmak ve empoze etmek isterken sinemayı kullanırlar. Buna Propaganda Sineması demek mümkündür. Devrimci Sinema, Militan Sinema ve Karşı-Devrimci Sinema alt başlığı altında toplayabileceğimiz bu sinemayı dünyanın her yerinde yapan gruplar görebiliriz. Bunlar siyasal yelpazenin sağında ve solunda yer alabilirler. Kendi siyasal tercihleri doğrultusunda filmler üretebilirler.&lt;br/&gt;      Bu arada belgesel sinemanın siyasal sinemanın bir başka alt bölümü olduğunu söylemek yanlış olmaz. Buna ABDnde 1968 Ocak ayında kurulan Newsreel Films şirketini örnek gösterebiliriz.&lt;br/&gt;      Şimdi bu kavramlara değinelim: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Propaganda Sineması&lt;br/&gt;      &lt;br/&gt;      Propagandanın sözlük anlamı şudur:[1] &quot;Bir öğretinin, düşüncenin, ideolojinin, inancın, siyasal görüş ya da bilginin tanıtılması, benimsetilmesi ve yaygınlaştırılmasını amaçlayan söz, yazı ve türlü araçlarla gerçekleştirilen eylem&quot;. Bu tanımdaki &quot;türlü araçlar&quot;dan birisi de sinemadır. Sinema yoluyla yapılan propaganda, görüntü işin içine girdiği için daha etkili olmaktadır. &lt;br/&gt;      Atilla Dorsayın Guido Aristarcodan alıntıladığı propaganda sineması tanımını verelim[2]: &lt;br/&gt;      &quot;Siyaset, insanın, insan özgürlüğünün varlığıdır. Oysa propaganda sineması, insan korkusunu, insan özgürlüğü korkusunu içerir. Totaliter yönetimlerin saklanmış zayışığını ortaya koyar. İdeolojinin güçsüzlüğünün itirafıdır bu. Propaganda sinemasının Nazi Almanyasında, işgal Fransasında ve Stalin dönemi Rusyasında görülmes</description></item><item><title>BASIN YAYIN - OPERASYON - TUNCAY ÖZKAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-operasyon-tuncay-ozkan-402968.html</link><description>operasyon - tuncay özkan</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - RUSYA FEDERASYONU EĞİTİM SİSTEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-rusya-federasyonu-egitim-sistemi-402482.html</link><description>rusya federasyonu eğitim sistemi</description></item><item><title>BASIN YAYIN - DRİNA KÖPRÜSÜ - İVO ANDRİC</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-drina-koprusu-ivo-andric-403034.html</link><description>drina köprüsü - ivo andric</description></item><item><title>BASIN YAYIN - EKONOMİK TAHMİNLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-ekonomik-tahminler-406465.html</link><description>ekonomik tahminler</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BALO BİLATTI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-balo-bilatti-403005.html</link><description>balo bilattı</description></item><item><title>BASIN BÜLTENLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-bultenleri-381532.html</link><description>BASIN   BÜLTENLERİ&lt;br/&gt;1. BASIN  BÜLTENİ  TANIMI &lt;br/&gt;Haberin tam ve açık bir tanımının yapılabilmesi mümkün olmasa da, onun özelliklerini belirlemeye çalışan bir çok çalışma ve çaba görülür. W. Schramma göre; &quot;Haber, bir olay(ın kendisi) değildir. Olduktan sonra algılanabilen bir olgudur. Olayla özdeş değil, fakat olayın esas çerçevesi içinde onun tekrar kurulabilmesi hedefidir.&quot; Lippmana göre ise; &quot;Haber ile gerçek aynı değildir. Haberin işlevi bir olayı iletmek, gerçeğin işlevi ise, saklı kalmış olguları gün ışığına çıkararak, birbirleri arasındaki bağıntıyı kurmak suretiyle, insanoğlunun iletişimine olanak tanımak için, gerçeğin resmini yapabilmektir.&quot;&lt;br/&gt;Haberin bazı tanımları arasında şunlar yer alır:&lt;br/&gt;Â¢Haber, zamana uygun her şeydir.&lt;br/&gt;Â¢Zamana uygun rapor, haberdir.   &lt;br/&gt;Â¢Haber bir olayın raporudur. &lt;br/&gt;Â¢Haber, insanları ilgilendirecek zamanlı olan bir fikrin, olayın veya sorunun özetidir.&lt;br/&gt;O halde haber; genellikle bir olaya, fikre ve soruna dayanmaktadır ve bunlar haber yapılmak üzere özetlenerek hikaye edilmektedir ve bu hikaye etme sürecinde, olayı esas çerçevesine oturtmak için olgular arasında bağıntı kurulurken, haber ile gerçek arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi gerekmektedir. &lt;br/&gt;Halkla ilişkiler amaçlı basın bültenleri ise, kuruluşların tanıtımında ve iç ilişkilerinde kullanılan ve ilgililerin sürekli bilgi sahibi olmasını sağlayan çok sayfalı mektuplardır. Halkla ilişkiler uygulamasında basın bültenlerinin çok önemli bir yeri vardır. &lt;br/&gt;Bunlar kitle iletişim araçlarının haber anlayışından birçok farklılıklar gösterirler. Şekil yönünden ortak noktalar taşımalarına karşın, gazetecilik haberleri &quot;gerçeğin&quot; olabildiğince &quot;objektif&quot; bir tanımını yaparak izleyicileri bilgilendirmek amacını güderken; halkla ilişkiler yazarı ise, belirli bir tarafın (hizmet ettiği kuruluşun) savunuculuğunu ve tanıtımını yapmaktadır. &lt;br/&gt;Fakat haberin temel unsurları olan güncellik, zamanlılık, yenilik, insan ilgisini çekme, &quot;çatışma&quot; unsuruna yer verme, &quot;yakınlık&quot; prensibi, anlaş</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ALPARSLAN AKINCI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-alparslan-akinci-402887.html</link><description>alparslan akıncı</description></item><item><title>TİYATRO - TİYATRO VE TARİHİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-tiyatro-ve-tarihi-401972.html</link><description>tiyatro ve tarihi</description></item><item><title>TİYATRO - ALPAY İZER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-alpay-izer-401964.html</link><description>alpay izer</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - BAĞIMSIZ-HOLLYWOOD SİNEMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-bagimsizhollywood-sinemasi-401776.html</link><description>bağımsız-hollywood sineması</description></item><item><title>BASIN YAYIN - 20.YÜZYIL KONUŞMALARI (ÖZET) BRİAN MACARTHUR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-20.yuzyil-konusmalari-(ozet)-brian-macarthur-402911.html</link><description>20.yüzyıl konuşmaları (özet) brian macarthur</description></item><item><title>BASIN YAYIN - PEYAMİ SAFA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-peyami-safa-406468.html</link><description>peyami safa</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BEKİR BERK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-bekir-berk-402869.html</link><description>bekir berk</description></item><item><title>TELEVİZYON DÜNYAYA AÇILAN PENCERE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?televizyon-dunyaya-acilan-pencere-449032.html</link><description>TELEVİZYON: DÜNYAYA AÇILAN PENCERE?&lt;br/&gt;Giriş&lt;br/&gt;Televizyon belli bir toplumsal yapının, ekonomik, siyasal, teknolojik ve kültürel ürünüdür. Televizyonun ortaya çıkması ve gelişmesi ait olduğu yapının gereksinimlerine olduğu kadar çıkışıyla birlikte oluşturulan veya örneğin kullanımlar ve doyumlar yaklaşımının araştırmalarla desteklediği kişisel gereksinimlerin giderilmesine bir yanıttır. Türkiye gibi ülkelere televizyonun gelişi, daha doğrusu sokulması, bu ülkelerin kendisi olma çabasının (günümüzde moda olan deyimle, kimliğini arama, bulma, biçimlendirme ve geliştirme çabasının) bir sonucu değil, aksine egemen dış güçlerin ve içteki işbirlikçilerinin, özellikle ekonomik ve siyasal alanda yönetimsel gereksinimlerin bir sonucudur. Dolayısıyla, ister ABD&quot;de isterse Türkiye&quot;de olsun, televizyonun çıkışı, öncelikle denetim amaçlı yönetimsel gereksinim temelini taşır. Bu denetim gereksinimi askeri amaçlı istihbaratla başlayıp sivil alana yayılmış olabilir. Nitekim internet dahil haberleşme ile ilgili hemen her gelişme daima savaş iletişimi alanından çıkıp gelmiştir. &lt;br/&gt;Türkiye gibi ülkelere iletitim teknolojileri sokulduğunda bunlara öncelikle devletin organları sahip olmuşlar, sivil alandaki kullanım devletin denetimi altında gelişmiştir. Televizyon teknolojisi yayın için oldukça karmaşık bir teknolojik ürünler ağı gerektirdiği için, yaygın kullanımı ancak, bağlantı ve yükseltme, uydu, uzaydan görüntüleme, uzaktan hissetme (remote sensing) ve coğrafik enformasyon sistemi (gis), VCR teknolojilerin gelişmesiyle birlikte olmuştur. Televizyon, etkinlikleri ve ortaya koyduğu ürünlerle, hem soğuk hem de sıcak savaşta belli amaçlar çerçevesinde enformasyon toplayıp yaymaya (ve saklayıp yaymamaya), Körfez Savaşı&quot;nda yapıldığı gibi sivil iletişimde belli önemli öğelerden arındırılmış görüntülerle haberlerde gündemi ve içeriğini etkilemeye, eğlence ve dinlenme adı altında bilinç yönetiminden geçerek iş dışı boş zamanın kolonileştirilmesine kadar çeşitlenen görevler yapar. Bu görevler dördüncü güç, demokrasi, enformasyonun serbest akımı, iletişim özgürlugü gibi kavramlarla idealleştirilerek sunulur. Böylece televizyon &quot;dünyaya açılan pencere&quot; yapılır. Bu pencereye, globalleşme, demokratikleşme, özelleştirme, deregulasyon, karşılıklı bağımlılık, global köy, global kent iddialarından geçerek global bir pencere görünümü verilir. Bu görünüm oldukça aldatıcıdır, çünkü televizyonun penceresi evimizin penceresinden çok daha sistemli bir şekilde örgütlenmiş bir yapının izleyicilere hazırlayıp sunduğu gerçekler dünyasıdır. Televizyonun dünyaya açılan pencere olduğu sürekli tekrarlanır. Televizyonun aslında dünya açılan bir pencere olup olmadığı, kimin penceresi, kimin dünyasına, kimin dünyasını, ne için ve nasıl açtığını anlamak için bu dünyaya açılan pencereden içeri bakmak gerekir. M. T. Öngören (1971) Televizyona Açılan Pencere yapıtında bu bağlamda sınırlı da olsa bir giriş yapmıştır.&lt;br/&gt;Evimizin penceresinden dışarı baktığımızda, gözle gördüğümüz yakın bizim kendi yaşamımızı, durumumuzu ve koşullarımızı anlatan, kendi gerçeğimizin, içinde yaşadığımız ve bizim kimliğimizle ilgili bizim yakın dünyamızı görürüz. Eğer evimizdeki pencere bizden ayrı ve farklı yaşayan bir dünya ve dünyaları da gösterecek kadar yüksekteyse, o zaman gözle görünür uzaktakilerin dünyasına uzaktan bir bakışı ve bu bakışla birlikte bu uzaktakilerle ilgili bilgi, tutum ve duygularımızın harekete geçişini sağlar. Evin penceresinden dışarı bakış, aslında kişinin kendi hücresinden (kişisel alan denilen yerden) kendi hapishanesine (kamusal alana) bakışıdır. O evin penceresinin içi ve dışı benzer yaşam koşulları ve çevresini anlatır. O evin penceresi insanın yer ve zaman içindeki örgütlenmişlikteki hapsedilmişliğini anlatır. &lt;br/&gt;Televizyonun penceresi bu örgütlü yer ve zaman içindeki hapsedilmişliği aracılanmamış duyuların sınırlamasından kurtarmış, dünyaya pencere açarak, dünyayı McLuhancı ve postmodern globalcilik anlamına, birbiriyle karşılıklı bağımlılıkta olan global köy veya global kent</description></item><item><title>TİYATRO - DRAMATURGİ RAPORU-HASTALIK HASTASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-dramaturgi-raporuhastalik-hastasi-401930.html</link><description>dramaturgi raporu-hastalık hastası</description></item><item><title>FİLM KURAMLARI - SERGEİ EİSENSTEİN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?film-kuramlari-sergei-eisenstein-361384.html</link><description>FİLM KURAMLARI&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;SERGEI EISENSTEIN&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;İSTANBUL, 2003&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Sergei Eisenstein tarafından geliştirilen sinema görüşleri hem Arnheim&quot;den hem Munsterberg&quot;in sinema görüşlerinden daha zengin ve daha karmaşıktır. Eisenstein. onlardan farklı olarak, ölçülemez yeteneğe sahip bir film yapımcısıdır. Onun film hakkındaki yazıları geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmıştır. Eisenstein enerji dolu ve eklektik bir düşünürdür. Arnheim ve Munsterberg&quot;den farklı olarak, felsefe ile sıkı sıkıya bağlı bir film kuramı oluşturmuştur. En az dört dilden yaptığı kuramsal araştırmalarının ışığında edindiği bilgileri yaşam deneyimiyle birleştirerek kendi kuramını hazırlamıştır.&lt;br/&gt;Marx ve Lenin&quot;e olan sadakatini sürdürerek, teorilerini onların ortaya koydukları görüşler etrafında düzenlemiştir. Eisenstein bir tek fikri veya geleneği ele alarak onu sistemli bir şekilde geliştiren bir düşünür değildir. O, bu konular hakkında sayısız kuram ve düşünce ile ilgilenmiştir. Araştırma dönemi boyunca kütüphane ve kitapçılardan çıkmamış, her türlü varsayım ve gerçeği saklandıkları yerden bulup çıkarma mücadelesine girişmiştir. Sonunda kendi özel tutkusunun film olduğunda karar kılmıştır.&lt;br/&gt;Bütün bu çabaları ona yüksek dereceli bir teori oluşturma yeteneği kazandıracaktır. Onun &quot;Film Duyumu&quot; kitabında yer alan &quot;Renk ve Anlam&quot; makalesini incelediğimizde, renk kuramı hakkında çok geniş ve ünlü tanımlamaların yaygın olarak kullanıldığı bir liste ile karşılaşırız. Liste etkileyici ve büyük ölçüde hayranlık uyandırıcıdır. Yazı, renk estetiği kuramı konusunda çok önemli bir kaynak olarak kalacaktır. Ancak bunların Eisenstein&quot;ın düşüncelerine aykırı pek çok ifadelerin de bulunduğu bir derleme olduğu unutulmamalıdır. Onun renk ve sinema ile ilgili sezgileri topladığı kaynaklarla birleşmiş ve kuramını oluşturmasına yardımcı olmuştur. Bu ona özgü bir kuramdır. Onun yazıları her zaman için buluş dramına karşı çıkmıştır. Kuramı, tarih, ekonomi, sanat tarihi, psikoloji, antropoloji ve sayısız diğer alanlarda yapılan çalışmaları kapsamakta, sezgi gücünün yanında bu bilim dallan yer almaktadır. Ancak onun kuramını gelişigüzel bir yapıda gerçekleştirdiği bazı çevreler tarafından iddia edilmektedir. Onun &quot;Umulmayan&quot; adlı makalesi (Film Biçimi kitabında) &quot;Kabuki tiyatrosu tarafından ziyaret edildik&quot; diye başlar ve tiyatroyu seyrederken onu etkileyen görünümlerle film kuramını oluşturmayı sürdürür.&lt;br/&gt;Aslında hepimiz araştırmaya sezgisel boyutta başlarız, ancak çok az yazar Eisenstein&quot;ın yaptığı gibi oluşumunu hünerli bir şekilde ortaya koyabilmiştir. Film yapımı sırasında onu etkileyen şokların kalitesi, onun film kuramı yazma taktiğinin bütünsel bir parçasını oluşturmaktadır. &quot;&quot;Film Biçimine Diyalektik Bir Yaklaşım&quot; makalesine (Film Biçimi kitabında ) şöyle bir göz atıldığında Eisenstein&quot;ın düz mantığını oluşturabilmek için grafiklerle çalışmalar yaptığını görebilirsiniz. Onun herhangi iki makalesi arasında bile birbirini tutmayan geçişlerin sürekli kullanımı ile karşılaşırsınız. Filmlerin çekimleri arasındaki armonik seslere benzer bir şeyi onun makaleleri arasında da görebilirsiniz.&lt;br/&gt;Bütün bunlar Eisenstein&quot;ı okumayı ilginç ve zor kılar: onun çalışmalarını özetlemek neredeyse olanaksızdır. Ben yalnızca, Eisenstein&quot;ın, diğer kuramcıları incelemede kullandığımız soru sınıflandırmaları içindeki yerini belirlemeye çalışacağım, iyimser bir bakış açısıyla, böyle bir çıkış noktası, okuyucunun çeşitli bölge, bulvar ve arka sokakları dolaşarak. Eisenstesn&quot;ın çalışması olarak adlandırdığımız zengin kuramsal megolopolisi tanımasını amaçlamaktadır.&lt;br/&gt;Bu bölüm boyunca Eisenstein&quot; ın fikirlerinin aynı düzeyde tutulmaya çalışmasının çabasını göreceksiniz. Onun oluşturduğu her bir ifade dogmatik ve sonuç gibi görülebilir. Onların hepsinin bir diğeriyle olan bağlantısının göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu, tam bir diyalektik düşünme tarzıdır. Eisenstein bunun en gözde uygulayıcısıdır.&lt;br/&gt;Öncelikle onun, aracın temel maddesini algılamasını görelim. Basit bir düşünceden yola çıkılarak oluşturulan tek çe</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ABDURRAHMAN DİLİPAK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-abdurrahman-dilipak-402873.html</link><description>abdurrahman dilipak</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - SİNEMA ANALİZİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-sinema-analizi-401789.html</link><description>sinema analizi</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - KULLANIM VE DOYUM YAKLAŞIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-kullanim-ve-doyum-yaklasimi-402458.html</link><description>kullanım ve doyum yaklaşımı</description></item><item><title>TÜRK SİNEMASI TARİHİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-sinemasi-tarihi-398234.html</link><description>TÜRK SİNEMASI TARİHİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1910 - 1930 Dönemi&lt;br/&gt;1914&lt;br/&gt;1908 yıllarından başlayarak çeşitli kentlerde halka açılan sinema salonları, gösterilerini yabancı uyruklu ve Türkiyede ki azınlıkların egemenliğinde sürdürürken devreye Cevat Boyerle Murat Beyler girer. Ve Şehzadebaşında Milli Sinema adı verilen &quot;ilk Türk sineması&quot; açılır (19 Mart). Ardından, İstanbul Sultanisinde film gösterileri düzenleyen Şakir Sedenle Fuat Uzkınay, Sirkecide lokantacılık yapan Ali Efendiyi (Öztuna) ikna ederek ikinci Türk sinemasının açılmasını sağlarlar (6 Temmuz). Ve sinemaya Ali Efendi adı verilir. Çünkü Ali Efendi, bu kuruluşun asıl büyük hissedarları olup, Şakir ve Kemal Seden kardeşlerin de amcalarıdır.&lt;br/&gt;I.Dünya Savaşının başladığı günlerde yedek subaylığını yapan Fuat Uzkınay, Türk sinema tarihinin ilk filmini çeker. Ayastefanostaki Rus Abidesinin Yıkılışı adını taşıyan ve tarihi anısı olan bu film, 150 metre uzunluğunda bir belgeseldir. Ve işte 14 Kasım 1914le Türk sinemasının gerçek doğum tarihi gerçekleşir.&lt;br/&gt;Bir yıl sonra (1915) Harbiye Nazırı Enver Paşanın emriyle Merkez Ordu Sinema Dairesi kurulunca, Türkiyede sinemayı tanıtma konusunda büyük katkıları olan Sigmund Weinberg de bu kurumun başına getirilir. Yardımcısı da Fuat Uzkınaydır. Weinberg, savaşla ilgili ve Türkiyeyi ziyarete gelen imparatorların gezi belgesellerini çekerken, bu ara Enver Paşayı ikna edip öykülü uzun film denemesine de girişecekti.&lt;br/&gt;Dönemin en çok tutulan tiyatro oyunu Leblebici Horhoru çekmeye başladıktan bir süre sonra, oyuncularından birinin ölmesiyle film yarım kaldı. İkinci öykülü filmi olan Himmet Ağanın İzdivacının ise oyuncuları Çanakkale Savaşı nedeniyle askere alınınca, bu denemesi de ilkinin akıbetine uğradı. Ancak, Ordu Sinema Dairesi Başkanlığına getirilen Fuat Uzkınay, yarım kalan Himmet Ağanın İzdivacını savaştan sonra (1918) tamamladı.&lt;br/&gt;1917&lt;br/&gt;Müdafaa-i Milliye Cemiyeti, sinemanın ilk yıllarındaki askeri nitelik taşıyan ikinci kuruluşuydu. Belge filmi yönetmeni olarak kurumun</description></item><item><title>BASIN YAYIN - JOHN STEİNBECK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-john-steinbeck-402903.html</link><description>john steinbeck</description></item><item><title>BASIN YAYIN - DÖNEK - J.C.POLLOCK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-donek-j.c.pollock-403033.html</link><description>dönek - j.c.pollock</description></item><item><title>BASIN YAYIN - DÜNYANIN EN GÜZEL HİKAYELERİ-2 - FETHİ ÜN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-dunyanin-en-guzel-hikayeleri2-fethi-un-403036.html</link><description>dünyanın en güzel hikayeleri-2 - fethi ün</description></item><item><title>RTÜK DEĞİŞİKLİK KANUNU VE İNTERNET</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?rtuk-degisiklik-kanunu-ve-internet-444820.html</link><description>RTÜK DEĞİŞİKLİK KANUNU VE İNTERNET &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; (Hukukcu.com editörünün notu: Her ne kadar, internet, Basın Kanunu kapsamına alınmamışsa da, dünyadaki uygulamaları incelemek açısından önemli bir yazı olarak gördüğümüzden yayınlamayı uygun gördük.)&lt;br/&gt;Giriş&lt;br/&gt;RTÜK Kanunu ile Basın Kanunu ve bir takım diğer kanunlarda değişklik yapan tasarı alel acele Meclis Anayasa Komisyonundan ve ardından da Meclis&quot;ten geçti. Bu Tasarı ile;&lt;br/&gt;- Yayın ilkeleri yeniden düzenlenmekte,&lt;br/&gt;- Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna üye seçim usulü değiştirilerek, Kurul üyelerinin bir kısmının Türkiye Büyük Millet Meclisince bir kısmının ise Bakanlar Kurulunca dört yıllık bir süre için seçilmesi öngörülmekte,&lt;br/&gt;- Üst Kurulun teşkilat yapısı yeniden belirlenmekte,&lt;br/&gt;- Üst Kurulun Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunca denetlenmesi esası getirilmekte,&lt;br/&gt;- Üst Kurul üyelerine ilave bazı yasaklar getirilmekte,&lt;br/&gt;- Yayın ilkelerine aykırı yayın yapan ya da yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere ekran karartma yanı sıra para cezası hükme bağlanmakta,&lt;br/&gt;- Üst Kurulun uygun göreceği yerlerdeki yerel ve bölgesel yayınların izlenmesi ve kayda alınmasının İçişleri Bakanlığının görevlendireceği birimlere devredilmesi ve Telekomünikasyon Kurumunun milli monitoring faaliyetleri kapsamında yayınları izleme imkanının olması halinde bu yayınların Telekomünikasyon Kurumunca izlenmesi ve değerlendirilmek üzere Üst Kurula bildirilmesi öngörülmekte,&lt;br/&gt;- Radyo ve televizyon yayın izni verilecek anonim şirketlerin hisse oranları ve sermaye yapılarına ilişkin hususlar yeniden düzenlenmekte,&lt;br/&gt;- Türkiye Radyo- Televizyon Kurumunun reklam gelirlerinden Üst Kurula pay ödenmesi uygulamasına son verilmekte,&lt;br/&gt;- Radyo ve televizyon frekans planlaması, Telekomünikasyon kurumuna devredilmekte,&lt;br/&gt;- Basın yolu ile işlenecek fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlardan mevkutelerde sahibi ile mevkute olmayanlarda naşirin şirket olması halinde şirket ile birlikte şirket hissedarlarının da sorumlu olması kabul edilmekte,&lt;br/&gt;- Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin basın yoluyla işlenen suçlardan dolayı ödedikleri tazminat miktarını gider olarak indirememeleri hükmü getirilmekte,&lt;br/&gt;- Belli bir özel radyo ve televizyon kuruluşunda % 10&quot;dan fazla hissesi bulunanların Devletten doğrudan ya da dolaylı olarak herhangi bir taahhüt işini üstlenemeyeceği ve menkul kıymetler borsalarında muamele yapamayacakları ve gazete çıkaran gerçek ve tüzel kişiler ile gazete sahibi olanların bir arada % 20&quot;den fazla hisse sahibi olamayacaklarına ilişkin hükümler yürürlükten kaldırılmaktadır. Ayarıca Basın Kanunda öngörülen cezalar onkatı oranında artırılmaktadır.&lt;br/&gt;Tasarının getirdiği en önemli değişikliklerden biri ise hemen yukarıda zikredilen özel radyo ve televizyon kuruluşunda % 10&quot;dan fazla hissesi bulunanların Devletten doğrudan ya da dolaylı olarak herhangi bir taahhüt işini üstlenemeyeceği ve menkul kıymetler borsalarında muamele yapamayacakları ve gazete çıkaran gerçek ve tüzel kişiler ile gazete sahibi olanların bir arada % 20&quot;den fazla hisse sahibi olamayacaklarına ilişkin hükmü ile Hükümet Tasarısında yer almayan ama Anayasa Komisyonu tarafından tasarıya eklenen metin ile Basın Kanunu hükümlerinin internet ortamına da uygulanacağına dair hükümdür. Bu yazımızda bu tasarının öngördüğü Basın Kanunu hükümlerinin internet ortamına uygulanacağına dair hükmün ne anlama geldiğini irdeledikten sonra, böyle bir düzenlemenin isabetli olup olmadığını, internetin teknik yapısını ve gelişmiş batı ülkelerinde özellikle Almanya&quot;da bu tür düzenlemelerin nasil yapildigini inceledikten sonra ele alacagiz.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;I. Basın Kanunu Hükümlerinin İnternet Ortamına Uygulanmasının Doğuracağı Sonuçlar&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;5680 sayılı Basın Kanunu 1. maddesinde &quot;basılmış eserlerle bunların neşrinin&quot; bu kanun hükümlerine tabi olacağını belirtmektedir. Daha sonra ikinci maddesinde ise &quot;basılmış eserleri&quot; tanımlamaktadır. Buna göre göre basılmış eserler &quot;neşredilmek üzere tabi aletleriyle basılan veya sair her türlü vasıtalarla çoğaltılan yazılar ve resimler gibi eserlerdir.&quot; 3. maddede is</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BİR ÇİÇEK BİN SEVGİ - BARBARA CARTLAND</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-bir-cicek-bin-sevgi-barbara-cartland-402690.html</link><description>bir çiçek bin sevgi - barbara cartland</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ALKOL VE İNSAN - DR. ERDAL ATABEK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-alkol-ve-insan-dr.-erdal-atabek-402415.html</link><description>alkol ve insan - dr. erdal atabek</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BİR ÇİFT YÜREK - MARLO MORGAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-bir-cift-yurek-marlo-morgan-402691.html</link><description>bir çift yürek - marlo morgan</description></item><item><title>AHMET HAKAN COŞKUN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahmet-hakan-coskun-346639.html</link><description>Ahmet Hakan Coşkun&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HAKKINDA YAZILANLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Televizyondan iğreniyorum&lt;br/&gt;MURAT MENTEŞ&lt;br/&gt;Gerçek Hayat&lt;br/&gt;Sayı 24&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evet, sayın seyirciler! Türkiye&quot;nin en canayakın haber programcısı Ahmet Hakan Coşkun&quot;la derin mevzulara girdik ve Ahmet Hakan sarsıcı açıklamalarda bulundu. Gerilim-macera türünde röportajlardan hoşlananlar, bu sıkı muhabbeti kaçırmayın...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sizden bahsedelim, televizyon öncesi çağlarınızdan.&lt;br/&gt;Yozgatlıyım. Doğum yerim Yozgat, fakat babam müftü yani memur olduğu için, Anadolunun çeşitli şehirlerinde dolaştık. Ağrı, Amasya, Çanakkale, Balıkesir gibi illerde geçti çocukluğum. Lisedeyken, Mavera dergisine aboneydim. Kitaplara, özellikle edebiyata çok meraklıydım. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde bir süre okudum. Sonra, İstanbula geldim bir süre de burada okudum. Üniversitedeyken hikayeler yazardım; birkaçı Yedi İklim dergisinde yayınlanmıştı. Hep İslami çevreler içinde yer aldım. Edebiyatla uğraşanlar siyaseti küçümserler; ben de küçümserdim ama yine de siyasete ilgisiz kalmazdım. Böyle yani...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sonra?&lt;br/&gt;1993-94 yıllarında muhabir olarak TGRTde çalışıyordum. Yankı isimli bir haber programı yapıyorduk. Kanal 7 diye bir televizyon kurulacağı söyleniyordu. Mustafa Çelikle temas kurdum ve kadroya dahil oldum. Bir süre muhabir olarak çalıştım. O sıra bir haber müdürü boşluğu doğdu ve Sen yapar mısın dediler bana. Geçici olarak razı oldum. Sonra bu iş üzerime kaldı. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anchorman&quot;liğe nasıl geçtiniz?&lt;br/&gt;Biz haber metinlerini hazırlıyoruz ve spikere veriyoruz, o da çıkıp okuyor. Fakat bir türlü umduğumuz etkiyi uyandırmıyordu. Canlı yayın konukları alabilecek, canlı bağlantılar kurabilecek bir adam lazımdı bize. Aradık. Sonra bana Bulamadık, onu da sen yap dediler. Yapabilir miyim, yapamaz mıyım derken kendimi stüdyoda buldum. Zaruretten, şartlar gereği başladım bu işe yani. İlk dönemlerde prompter cihazımız bile yoktu. Ben haberleri ezberleyerek ya da irticalen sunuyordum. Çok teklediğim oluyordu... Medyada o dönemde desenformasyon, manipülasyon artmıştı ve o haberlere bir karşılık verilmeliydi. Haberleri saat 21.00da sunuyorduk. Bütün haberler bittikten sonra bambaşka, farklı bir ses olmalıydı. Oldu da. Sağcı, solcu, İslamcı... ayırmadan herkesle konuşuyor, her türlü konuya cesaretle giriyorduk; büyük bir ilgi uyandırdı ve bu böylece sürüp gitti...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Bizim camia&quot;nın elemanlarını yetersiz saydığınız söyleniyor bu doğru mu?&lt;br/&gt;Tam da öyle aslında, evet. Bu çok üst perdeden bir bakış gibi görünebilir, ama öyle değil. Ben, kendimi bir entelektüel saymıyorum. Fakat televizyon haberciliğiyle uğraşan bir adam olarak, soru sorduğumda, karşımda bu soruların cevabını verebilecek, insanlar görmüyorum maalesef. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Biraz açıklar mısınız?&lt;br/&gt;Türkiyedeki İslami entelektüel faaliyetlerin, 28 Şubatla birlikte daha da geri çekildiğini, teslim olduğunu ya da sapmaya uğradığını farkediyoruz. Bütün bunlar beni büyük bir karamsarlığa sevkediyor. İslamcıyım, yazarım diye ortaya çıkanların çoğu, topluma doğru dürüst mesaj veremiyorlar. Televizyon açısından düşünüldüğünde de, bir insana bir soru sorulur ve o sorunun dört başı mamur üç cümlelik bir cevabı vardır; ne zaman bir İslamcıyla konuşmaya kalksak o dört başı mamur cevap yerine uzuuun bir bildiri dinliyoruz. Hepsi mi böyle? Hayır. Mutlaka çok iyi isimler de var. Fakat genel bir boşluk söz konusu. Ben bundan yakınıyorum. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1996da Hakan Albayraka Kanal 7nin, otogardaki kıraathaneden Etilerdeki malikaneye kadar ilgiyle izlendiğini söylemiştiniz. Şimdi Ingmar Bergman ve Orson Welles gitti Jhackie Chan ve yanan motosikletler geldi. Yayın politikasındaki bu kayma neden?&lt;br/&gt;28 Şubat denen müdahaleden sonra İslamcılar arasında &quot;üç tarz- ı siyaset&quot; ortaya çıktı. Birincisi tam bir dejenerasyon ve teslimiyet; bir diğeri mantığı bir kenara fırlatmış tam bir hırçınlık tavrı; kimisi de kendisine çekidüzen verdi. Şimdi bunların hangisinde bir doğru yaklaşım var? Bu yeterince tartışılmadı. Şu savruluş döneminde Kanal 7 aslında tamamen ekonomik nedenlere dayalı bir değişim yaşadı. Burası bir kurum, 500 kişi her ay maaş bekliyor.</description></item><item><title>IDEOLOJİ TEZLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ideoloji-tezleri-419962.html</link><description>her film belirli bir ideolojik iklim içinde oluşturulur; yine belirli bir ideolojik iklim içinde inanlara sunulur. here film dolaylı bir şekilde ideoloji iletme aracıdır. gösteri sineması söz ...</description></item><item><title>BASIN YAYIN - MS ACCESS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-ms-access-406473.html</link><description>ms access</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - CV HAZIRLAMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-cv-hazirlama-402447.html</link><description>cv hazırlama</description></item><item><title>TELEVİZYON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?televizyon-380394.html</link><description>TELEVİZYON:&lt;br/&gt;Günümüzde insanların yaşantılarını etkileyen ve insanların sosyalleşmesinde etkili olan en önemli etkenlerden birisi de radyo ve televizyondur. Radyo artık küçük yerleşim noktalarına kadar girmiş ve insanların yanlarında taşıdıkları bir araç haline gelmiştir.&lt;br/&gt;Televizyonun yaygınlaşmasından önceki dönemlerde bireyi bilgilendirici ve eğlendirici en önemli kitle iletişim aracı radyo ve basılı yayınlardı. Radyo, bireyin sadece işitme duyusuna yönelik olduğu için bu araç çocuklarda ve gençlerde dinleme becerisinin gelişmesine katkıda bulunuyordu. Bu beceri okullarda yaygın olarak kullanılan anlatım yöntemine dayalı öğrenmeye çocukları hazırlamaktadır. Bu dönemlerde günümüzdeki kadar çok basılı yayın bulunmamakla birlikte çocukların ve gençlerin yapabilecekleri çok fazla etkinlik olmadığı için özellikle eğitim düzeyi yüksek ailelerde çocuklar okuma alışkanlığı kazanabiliyorlardı.( Erden , 2001 :  58)&lt;br/&gt;Yaptığım bu çalışmada kitle iletişim araçlarında özellikle televizyonun çocuk ve gençler üzerinde meydana getirdiği etkileri incelemeye çalıştım. Bu etkiler sınıf ortamına da taşınmakta ve sınıf yönetimini etkilemektedir. Kitle iletişim araçları içerisinde özellikle televizyon üzerinde durmamın bir çok nedeni vardır. Bu nedenlerden en önemlisi televizyonun bütün evlerde yer alması, kanal sayıların fazla olması, bu kanalların yayın saatlerinin çok uzun olmasıdır .Günümüzde artık her evde televizyonun bulunmasının yanı sıra evdeki televizyon sayısı giderek artmış ve mutfak da dahil olmak üzere evin her köşesinde bir televizyona rastlamak mümkün hale gelmiştir. Çocuk ailesiyle evde kaldığı her an televizyon izleyebilmektedir. Televizyon kanalları her geçen gün daha da artmakta ve programlar farklılaşmaktadır. Bu da televizyonu çocuklar için daha da çekici bir hale getirmektedir.&lt;br/&gt;Çocuk öğrendiği bir çok şeyi doğru veya yanlış, artık televizyondan öğrenmeye başlamıştır. Bütün bu etkenler diğer kitle iletişim araçları içerisinden televizyonun çocuk üzerindeki rolünü</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - İLETİŞİM VE YABANCILAŞMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-iletisim-ve-yabancilasma-401268.html</link><description>iletişim ve yabancılaşma</description></item><item><title>BASIN YAYIN - İLETİŞİM - REKLAMCILIK - DERGİCİLİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-iletisim-reklamcilik-dergicilik-402840.html</link><description>iletişim - reklamcılık - dergicilik</description></item><item><title>BASIN YAYIN - YAŞAM BOYU KAHKAHA - PATCH ADAMS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-yasam-boyu-kahkaha-patch-adams-402997.html</link><description>yaşam boyu kahkaha - patch adams</description></item><item><title>TİYATRO - TANZİMATTA SEYİRCİ VE TİYATRO ANLAYIŞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-tanzimatta-seyirci-ve-tiyatro-anlayisi-401909.html</link><description>tanzimatta seyirci ve tiyatro anlayışı</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ASKERİ VE SİYASİ ANILARIM - ORG. SABRİ YİRMİBEŞOĞLU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-askeri-ve-siyasi-anilarim-org.-sabri-yirmibesoglu-402921.html</link><description>askeri ve siyasi anılarım - org. sabri yirmibeşoğlu</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ORHAN PAMUK-YENİ HAYAT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-orhan-pamukyeni-hayat-406482.html</link><description>orhan pamuk-yeni hayat</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BİR SUBAY&quot;IN ANILARI - KENAN KOCATÜRK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-bir-subay-in-anilari-kenan-kocaturk-403010.html</link><description>bir subay&quot;ın anıları - kenan kocatürk</description></item><item><title>FM VERİCİLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?fm-vericiler-350577.html</link><description>FM VERİCİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TEMEL  FM  VERİCİ  DEVRELERİ  :&lt;br/&gt;Bu  tip  vericiler  yüksek  güçlü  frekans  modülasyonlu  sinyaller  elde  etmek  için  kullanılırlar . F M  vericiler  sabit  genlikli  sinüsoidal  bir  taşıyıcı  çıkış  sinyali  veririler . Bu  taşıyıcının  frekansı  gönderilmek  istenen  işarete  göre  değişir .  Modüle  edilmemiş  bir  çıkış  sinyalinin  frekansı  sabittir  ve  bu  frekansa  sukunet  ya  da  merkez  frekansı  denir .  &lt;br/&gt;Bir  taşıyıcı  frekans  modülasyonuna  tabi  tutulduğunda  çıkış  sinyal  frekansı  merkez  frekansının  altında  ve  üstünde  değerler  alarak  değişir .  Şekil 1  de  bir  F M  vericinin  modülesiz  çıkış  sinyali  görülmektedir .  Burada  modüle  edilmemiş  bir  F M  vericinin  antene  sabit  genlikte  ve  merkez  frekansında  bir  çıkış  verdiği  gösterilmiştir .  &lt;br/&gt;F M  vericilerde  çıkış  modüle  edilse de   edilmese de   taşıyıcının  genliği  daima  sabit  kalır .  Bir  F M verici  modüle  edilecek  olursa  taşıyıcının  frekansı  şekil 2  de  görüldüğü  gibi  merkez  frekansının  altında  ve  üstünde  değerler  alarak  değişime  uğrar .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                                                                                               &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil 1 :  Bir  F M  vericinin  modülasyonsuz  çıkış  dalga  şekilleri &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                               &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil 2 :  Modülasyon  bir  taşıyıcı  frekansının  merkez  frekansı  etrafında  &lt;br/&gt;                değişmesine  sebep  olur .&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;BASİT  BİR  F M  VERİCİ :&lt;br/&gt;Bir  f m  vericide  kullanılacak  devrelerin  tipi  ve  sayısı  istenilen  çıkış  sinyali  karakteristiğine  göre  değişir . Bununla  beraber  bütün F M  vericilerde  ortak  olarak  kullanılan  devreler  vardır .  Bir  F M  vericiyi  oluşturmak  için  kullanılması  zorunlu  blokları  ihtiva  eden  basit  bir  F M  verici  devresi  şekil 3  te  gösterilmiştir . Söz  konusu  devre  bir  osilatör ,  bir F M  modülatör  ,  tampon  ve  F M  güç  amplifikatör  katlarından  oluşmuştur .  &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                                                   &lt;br/&gt;                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                      &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil 3 : Direkt  F M  verici&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; Bu  tip  vericilerde  modülasyon  işlemi  AF  sinyalini  direkt  olarak  FM  sinyaline  dönüştürdüğünden  söz  konusu  katlardan  oluşan  vericilere  direkt  F M  vericiler  denir . Bu  devrelerde  osilatörün  ürettiği  modülesiz  sinüsoidal  R F  çıkışı  vericinin  merkez  frekansını  teşkil  eder .  Modülasyon uygulandığında   osilatörün  çıkış sinyal  frekansı  modülatörün  uygulanan  sinyal  frekansına  bağlı  olarak  değişir .  Gerçekte  modülatörden  devreye  uygulanan  bir  sinyal  olmayıp  bir  miktar   endüktif  ya da  kapasitif  reakatnstır .  Modülatör  tarafından  osilatöre  uygulanan  rektansın  çeşit  ve  değeri  modülatöre  uygulanan  modüle  eden  AF  sinyalinin  genliğine  bağlıdır .  Buna  göre  osilatörün  çıkış  frekansı  modülatör  yardımıyla  uygulanan  modüle  eden  AF   sinyalinin genliğine  göre  değişecektir . Osilatörden  alınan  modüle  edilmiş  çıkış  sinyali  ,  tampon  amplifikatör  katından  geçirilerek   RF  güç katına  uygulanır .  Tampon  amplifikatör   katı  burada  hem  osilatörü  güç  katından  izole  eder   hem de  bir  miktar  amplifikasyoon  sağlar .&lt;br/&gt;RF  güç  katı  ise  FM  sinyalinin  yayın  için  gerekli yüksek  güç seviyesine  gelmesini  sağlar .  Resim  ya da  ses taşıyı</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - ERİCSSON&quot;UN ARAŞTIRILMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-ericsson-un-arastirilmasi-402525.html</link><description>ericsson&quot;un araştırılması</description></item><item><title>KRAL OIDIPUS (SOPHAKLES)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kral-oidipus-(sophakles)-418960.html</link><description>oyun&lt;br/&gt;incelemesi&lt;br/&gt;raporu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;kimlik çözümlemeleri&lt;br/&gt;kral oidipus (oidipus tyrannos) adlı eser, eski yunan&quot;ın üç büyük tragedya yazarlarından biri olan sophokles tarafından yazılmıştır. yazıldığı yıl tam olarak bilinmese de kimi kaynaklara göre i.ö. 430-425&quot;li yıllardır.&lt;br/&gt;oyun perdelere ayrılmadan, başından sonuna kadar aralıksız oynanır. belli bölümlere ayrılmış olmakla beraber, tam bir bütün teşkil eder. konuşmalar; kafiyesiz mısralar şeklinde yazılmıştır. 1530 mısra tutan eserin iç yapısı şöyle kurulmuştur:&lt;br/&gt;1.prologos: başlangıç, konuya giriş. aristo&quot;nun tarifine göre, koro&quot;nun ortaya çıkmasından önceki bölümdür. ilk tragedia&quot;larda prologos yoktu; koro&quot;nun ortaya çıkmasından önce, bir kişi tarafından uzunca bir “tirade” şeklinde söylenirdi. prologos bittikten sonra koro gelir, oyunun sonuna kadar...</description></item><item><title>BASIN YAYIN - YUNUS NADİ&quot;NİN HAYATI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-yunus-nadi-nin-hayati-402833.html</link><description>yunus nadi&quot;nin hayatı</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - GAZETECİLİĞİN TEMEL KAVRAMLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-gazeteciligin-temel-kavramlari-401258.html</link><description>gazeteciliğin temel kavramları</description></item><item><title>TİYATRO - ELİZABETH DÖNEMİ TİYATROSU-WİLLİAM SHAKESPEARE-SİNEMADA TİYATRO UYARLAMALARI-SHAKESPEARE UYARLAMALARI-TİYATRO</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-elizabeth-donemi-tiyatrosuwilliam-shakespearesinemada-tiyatro-uyarlamalarishakespeare-uyarlamalaritiyatro-401916.html</link><description>elizabeth dönemi tiyatrosu-william shakespeare-sinemada tiyatro uyarlamaları-shakespeare uyarlamaları-tiyatro</description></item><item><title>BASIN YAYIN - YILDIZ SERTEL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-yildiz-sertel-402998.html</link><description>yıldız sertel</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - ATM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-atm-402489.html</link><description>atm</description></item><item><title>TİYATRO - TİYATRO OYUNU-GALİLEO GALİLEİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-tiyatro-oyunugalileo-galilei-401958.html</link><description>tiyatro oyunu-galileo galilei</description></item><item><title>BASIN YAYIN - HARRY POTTER VE FELSEFE TAŞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-harry-potter-ve-felsefe-tasi-402942.html</link><description>harry potter ve felsefe taşı</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - REKLAMA GENEL BİR BAKIŞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-reklama-genel-bir-bakis-401782.html</link><description>reklama genel bir bakış</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - SİNEMADA SANSÜR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-sinemada-sansur-401780.html</link><description>sinemada sansür</description></item><item><title>BASIN YAYIN - AYDIN BOLAK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-aydin-bolak-402865.html</link><description>aydın bolak</description></item><item><title>BASIN YAYIN - DOKUNULMAZLAR - JACQUELİNE BRİSKİN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-dokunulmazlar-jacqueline-briskin-403038.html</link><description>dokunulmazlar - jacqueline briskin</description></item><item><title>TİYATRO - GERÇEĞİ BÖLEN ÇİZGİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-gercegi-bolen-cizgi-401918.html</link><description>gerçeği bölen çizgi</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BABAYARO</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-babayaro-406481.html</link><description>babayaro</description></item><item><title>TİYATRO - TİYATRO</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-tiyatro-401973.html</link><description>tiyatro</description></item><item><title>BASIN YAYIN - BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE BASININ SORUMLULUĞU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-basin-ozgurlugu-ve-basinin-sorumlulugu-402896.html</link><description>basın özgürlüğü ve basının sorumluluğu</description></item><item><title>İNSANLARIN SOSYAL GERÇEKLİK OLUŞTURMASINDA TELEVİZYONUN ÖNEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?insanlarin-sosyal-gerceklik-olusturmasinda-televizyonun-onemi-380827.html</link><description>İNSANLARIN SOSYAL GERÇEKLİK OLUŞTURMASINDA TELEVİZYONUN ÖNEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1- Çalışmanın Konusu: &lt;br/&gt;İnsanların sosyal gerçeklik oluşturmasında televizyonun önemi.&lt;br/&gt;2- Çalışmanın Amacı: &lt;br/&gt;a) Sosyal gerçeklik oluşumunda televizyonun toplum üzerindeki etkisi.&lt;br/&gt;b) Televizyonun toplum yaşamında ortaya çıkardığı yararlı ve zararlı etkileri tanımlamak.&lt;br/&gt;c) İletişim araçlarından, hem göze hem kulağa hitap eden televizyonun önemi.&lt;br/&gt;3- Çalışmanın Kapsamı: &lt;br/&gt;Bu çalışmam televizyonun toplum üzerindeki etkisi konusunda bir fikir verebilmek amacını taşımaktadır.&lt;br/&gt;Birinci bölümde; iletişim kavramının tanımı, toplumsal önemi ve bireyler arasındaki etkileşimi sağlayan iletişim kaynakları incelenmiştir.&lt;br/&gt;İkinci bölümde; &quot;Televizyonun toplum üzerindeki etkileri&quot; adı altında toplum yaşamı sürecinde meydana getirdiği yararlı ve zararlı etkileri detaylı bir biçimde incelenmiştir.&lt;br/&gt;Üçüncü bölümde; İnsanların sosyal gerçeklik oluşturmasında televizyonun ne gibi etkileri olduğu ele alınmıştır. (Dini hayat, ahlaki anlayış, hukuki alan, ekonomi, mesleki tercih, tüketim alışkanlıkları, zaman değerlendirme, eğitim, aile fertleri, kültür ve bilgi nakli, siyasi görüşlere etkileri).&lt;br/&gt;Dördüncü ve son bölümde; Yaptığım çalışma ile ilgili hazırlanan anket formunun sonuçları doğrultusunda örnek grubun, yaş cinsiyet eğitim, doğum yeri medeni hali ve meslek durumları incelenmiş, boş zamanlarını değerlendirme şekilleri, televizyon seyretme sıklıkları, en çok hangi programları tercih ettikleri, reklamların etki dereceleri, televizyonu kendi açılarından değerlendirmeleri, televizyonun bireysel ilişkilere etkiler, televizyondaki cinsellik ve şiddeti değerlendirmeleri ve bu örnek grubun siyasi yapısı değerlendirilmeye çalışılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4- Çalışma Yöntemi:&lt;br/&gt;Bu çalışmamda literatür tarama tekniği ile birlikte uygulamalı araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu uygulama kapsamında yaşadığım il merkezinde bulunan mahallelerden tesadüfü yöntemle seçilecek iki mahallede bulunan hanelere gidilerek araştırma yapılacaktır. Ispart</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-kadin-erkek-esitligi-402448.html</link><description>kadın erkek eşitliği</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - BASIN BÜLTENİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-basin-bulteni-401805.html</link><description>basın bülteni</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - MEDYA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-medya-402460.html</link><description>medya</description></item><item><title>BASIN YAYIN - MEDYADA KÜRESELLEŞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-medyada-kuresellesme-406474.html</link><description>medyada küreselleşme</description></item><item><title>BASIN YAYIN - AVRUPA BİRLİĞİ İLE TÜRKİYE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-avrupa-birligi-ile-turkiye-402842.html</link><description>avrupa birliği ile türkiye</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - İLETİŞİM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-iletisim-402451.html</link><description>iletişim</description></item><item><title>TİYATRO - TİYATRO REPLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-tiyatro-repligi-401944.html</link><description>tiyatro repliği</description></item><item><title>SEKİZ KAMERA KONUMU KULLANMAK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sekiz-kamera-konumu-kullanmak-374937.html</link><description>SEKİZ KAMERA KONUMU KULLANMAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aksiyon çizgisinin iki yönünde de dış ve iç karşı açı düzenlemeleri uygulanır. Üç kişilik konuşmalarda önce oyunculardan önce üçü çekilir sonra aktif olan iki kişi çekilirken pasif olan dışarıda bırakılır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÖRT YADA DAHA FAZLA OYUNCUYU KAPSAYAN KONUŞMA SAHNELERİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İki ana oyuncu seçilir. Bu oyuncuların konuşmaları diğerleri tarafından kesilmez. Çekim arasında, oyuncuların bazıları ayakta bazıları oturur konumda olursa daha etkili olur. Önceki oyuncuların kameraya yakın olması filme derinlik katar. Çekimde aydınlatmalar da önemlidir. Aktif oyuncu üçgen sistem kullanılarak bölümlere ayrılır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İNSÖRT VE CUT- AWAY ÇEKİM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İnsört çekim ana çekimle görüntülenen sahnenin belli bir bölümünü ayrıntılı bir şekilde gösterir. Örneğin iki kişi tartışır. Arkalarında bir harita asılıdır. Oyuncu bir şeyi açıklığa kavuşturmak için harita üzerinde bir yerleri göstererek konuşur. Seyircinin harita üzerindeki gösterilen yeri görmesi için yakın çekim yapılır ve kesem yapılır. Sonra tekrar görüntü oyunculara döner. Yani iki oyuncu konuşurken araya harita çekimi sokularak insört yapılmış olur. İnsört çekim ana çekim üzerinde iki kez kullanılabilir. Cut away çekim ise ana çekimde görüntülenmeyen bir kişiyi ana çekimin arasına yerleştirmeyi amaçlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AKSİYON ÇİZGİSİNİN HER İKİ TARAFINDA KULLANIM &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir masa çevresinde oturan iki kişinin konuşması sırasında iki üçgen kamera sistemi kullanılırken doğu - batı doğrultulu kameraların görüntüsü kesilir. Çekim bu sefer de kuzey - güney doğrultusuna geçer. Böylece film daha çok hareketle seyirciyi kendine çeker.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÖRSEL ARA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A filmi çekilir, B filmi çekilir. Daha sonra bu filmler bölümlere ayrılır ve A filminin bir bölümü seyredildikten sonra B filmi görüntüye bağlanır. Hemen peşinden B&quot;nin diğer bölümleri yayınlanır. Yani iki filmin bölümleri kesmeler yapılarak birbirine bağlanır. Yani uzun bir yol üzerinde yapılacak hareket kısalmış olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SÜRENİN KISALTILMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çekimde önemsiz görünen yerler çıkarılır, önemli olan yerler seçilir böylece zamanda kısalma yapılmış olur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PERDEDEKİ HAREKETİN DOĞMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Oyuncu, çerçeve dışında bir yere bakarken çekilir. Diğer bir çekimde hareketli bir araçtan manzara gösterilir. Aslında sabit olan oyuncu diğer çekimdeki hareketli sahnenin önüne yerleştirilir. Böylece oyuncu hareket eden aracın içindeymiş gibi görünür. &lt;br/&gt;Oyunda kesme yapılırken aynı hareketin bölümleri olan iki film birbirine birleştirilir. Oyuncular aynı konumda olmalı. Hareketin yönü, giysileri önceki bölümlerde aynı olmalıdır. &lt;br/&gt;HAREKETTEN SONRA KESME YAPMAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kesme yapmak için hareketin durumuna ve yönüne en uygun kare bulunmalıdır. Oyuncu sahnede hareketi tamamlar ve biran durur. Durduğu an kesme yapılır. Mesela oyuncu sinirlenir. Çantasındaki herşeyi dışarı fırlatır ve ağlamaya başlar. Hareketi kestiği o an kesme yapılır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇERÇEVE İÇİNDE HAREKET &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yüzleri kameraya dönük iki oyuncunun biri ön diğeri arka planda iken birinci çekim yapılır. Sonra oyuncu arkaya doğru döner. Buda 2. çekimde yapılır sonra iki çekim birleştirilir. &lt;br/&gt;Hareket en az iki bölüme ayrılmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ORTAK GÖRÜNTÜ EKSENİ KULLANMAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Oyuncu bir noktadan ulaşmak istediği noktaya doğru koşarken yolun üçte ikisi ilk çekimde gerçekleşir. Kesme yapılır ve kalan üçte birlik bölümdeğ oyuncu kameraya yakındır ve aynı eksen üzerinde koşmaya devam eder. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DİK AÇILI KAMERA KONUMLARI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hareketin geniş bir alanda yapılması için dik açılı kamera gerekir. Görüntünün yarısı birinci, diğer yarısı ikinci çekimde gösterilir. Kesme için çerçevenin merkezi seçilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇERÇEVE BOYUNCA YAPILAN HAREKET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kesintisiz bir harekettir. Yüzü kameraya dönük bir oyuncu kafasını çevirir ve çerçevenin sonuna ulaşır ve ikinci çekim için kesme yapılır. Oyuncunun kafasını çevirmesi ve çerçevenin dışına doğru yürümesi tek bir çekimle gerçekleşir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇERÇEVEYE GİRİŞ VE ÇIKIŞ HAREKETLERİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eğer hareket kısa ise iki çekim yeterlidir. Hareket çok ise üç yada dört bölüme ayrılmalıdır. Kısa hareketli çekimlerde ilk çekim bir dağ ikinci çekim de bir bina önünde yapıldığını düşünelim. Çekim bu iki kare önünde oyuncu aynı eksende yürür. Böylece oyuncu bina ve dağın önünde yürür de bu iki farklı mekanın birbirine yakın olduğu izlenimi uyandırır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HAREKETİN ÜÇ BÖLÜME AYRILMASI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Oyuncu bir yerden başka bir yere giderken birbirine paralel üç kamera kullanılır. Her kamera hareketin üç farklı mekandaki gelişimini gösterir. Oyuncu bir mekandan çıkar diğerine geçer ve sonunda istediği yer</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ANNA KARANİNA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-anna-karanina-401271.html</link><description>anna karanina</description></item><item><title>BASIN YAYIN - MİLLİYETÇİLİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-milliyetcilik-403061.html</link><description>milliyetçilik</description></item><item><title>LİBERAL BASIN ANLAYIŞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?liberal-basin-anlayisi-417419.html</link><description></description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - NİETZSCHE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-nietzsche-401261.html</link><description>nietzsche</description></item><item><title>BASIN YAYIN - AKLINI EN İYİ ŞEKİLDE KULLAN - TONY BUZAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-aklini-en-iyi-sekilde-kullan-tony-buzan-402918.html</link><description>aklını en iyi şekilde kullan - tony buzan</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - PROGRAM YAPIMCISININ ÖZELLİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-program-yapimcisinin-ozellikleri-401746.html</link><description>program yapımcısının özellikleri</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - İLETİŞİMİN DOĞASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-iletisimin-dogasi-402456.html</link><description>iletişimin doğası</description></item><item><title>BASIN YAYIN - KATLEDİLEN PİRAMİT - CHRİSTİAN JACO</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-katledilen-piramit-christian-jaco-402951.html</link><description>katledilen piramit - christian jaco</description></item><item><title>TİYATRO - ORTAÇAĞ TİYATROSUNDA MASS VE SAAT AYİNLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-ortacag-tiyatrosunda-mass-ve-saat-ayinleri-401925.html</link><description>ortaçağ tiyatrosunda mass ve saat ayinleri</description></item><item><title>TİYATRO - OTHELLO:BİR ERKEKLİK TRAJEDİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-othello-bir-erkeklik-trajedisi-401906.html</link><description>othello:bir erkeklik trajedisi</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - MEDYADA KADIN VE ÇOCUK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-medyada-kadin-ve-cocuk-401777.html</link><description>medyada kadın ve çocuk</description></item><item><title>BASIN BÜLTENİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-bulteni-386946.html</link><description>BASIN BÜLTENİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  Haber ve diğer yazınsal türler ile bildiri,yazılı açıklama,deklarasyon ve mesaj,medya organizasyonlarına genelde &quot;&quot;BASIN BÜLTENİ&quot;&quot; aracılığıyla ulaştırılmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Süre çok kısa,iletinin hemen ulaştırılması gerekli ise böyle durumlarda,bildiri açıklama,deklarasyon,mesaj,haber,fotoğraf,görüntü doğadan kitle iletişim araçlarıyla ya da bizzat yazılı ve elektronik basın organlarına yansıtılmaktadır.&lt;br/&gt;    Basın Bülteni hazırlamanın kolay olması ve fazla bir harcamayı gerektirmemesi nedeniyle,özellikle günümüzde sıkça uygulanmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Hazırlama biçimi,kuruluşların ekonomik durumuna göre değişkenlik göstermektedir&lt;br/&gt;Kamu kuruluşlarında,örneğin,Cumhurbaşkanlığı.TBMM Başkanlığı;Başbakanlık ve Bakanlıklar,Genel Müdürlükler,İl Örgütleri,Yerel yönetimler,çoğu kez,hedef kitlelere bülten yöntemiyle seslenmek tedir.Haber niteliği taşıyan çoğu duyurularda da aynı yönten uygulanmaktadır.Örneğin,elektrik ve su kesintileri,yüksek gelirim uyarıları,vergi yükümlerine ilişkin hatılatmalar,askere alınmalar,hava durumları gibi,günlük yaşamdan kesitler de yine hdef &quot;&quot;bülten&quot;&quot;yöntemiyle yansıtılmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Bültenlerin,kuruluşlarca belirlenmiş adları vardır.Bu ad,bültenin birinci sayfasında ya da kapağında,üstte yer almaktadır.Çoğu kuruluşlar,bu adın sol yanına,logolarınıda koymaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Bültenleri,kuruluşlarca belirlenmiş adları vardır.Bu ad,bültenin birinci sayfasında ya da kapağında,üstte yer almaktadır.Çoğu kuruluşlar,bu adın sol yanına,logolarınıda koymaktadırlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Bülteni hazırlayan kuruluşun adı,adresi,heberleşme birimleri,telefon,teleks ve faks numaraları ya birinci sayfanın en alt bölümünde,çizgiyle ayrılmış olarak ya da son sayfada yer almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Bültenler medya organizasyonları dışında,ilgili kuruluşlara da gönderilmekte,bir çeşit &quot;&quot;haberleşme&quot;&quot;aracı olarak da uygulama alanı bulunmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Halkla ilişkiler ve basın bürolarında görevlilerin,uygulamada en çok karşılaştıkları bir uğraş alanı olan bülten hazırlama yöntemi i</description></item><item><title>BASIN YAYIN - SUÇ VE CEZA-DOSTOYEVSKİ (KİTAP ANALİZİ)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-suc-ve-cezadostoyevski-(kitap-analizi)-402900.html</link><description>suç ve ceza-dostoyevski (kitap analizi)</description></item><item><title>TİYATRO - JEAN BAPTİSTE PEQUALİN MOLİERE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-jean-baptiste-pequalin-moliere-401901.html</link><description>jean baptiste pequalin moliere</description></item><item><title>BASIN YAYIN - FİLLERİN ŞARKISI - WİLBUR SMİTH</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-fillerin-sarkisi-wilbur-smith-403019.html</link><description>fillerin şarkısı - wilbur smith</description></item><item><title>BASIN YAYIN - FUTBOL SAVAŞI - RYSZARD KAPUSCİNSKİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-futbol-savasi-ryszard-kapuscinski-403050.html</link><description>futbol savaşı - ryszard kapuscinski</description></item><item><title>BASIN YAYIN - DOLU DİZGİN - DİCK FRANCİS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-dolu-dizgin-dick-francis-403039.html</link><description>dolu dizgin - dick francis</description></item><item><title>CENCORSHİP ON MEDİA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cencorship-on-media-435604.html</link><description>şe  issue  of  wheşer  we  should  censor  books,  tv  channels  on  media  has  been  widely  debated  in  our  community  recently.  ıt  is  an  important  issue  because  for  most  of  şe  years,  cultural  and  eşical  values  are  changing  day  by  day  in  our  developping  country  and  şis  changing  is  possible  by  şe  effects  of  media.  a  variety  of  different  arguments  have  been  put  forward  about  şis  issue.  şis  essay  will  consider  arguments  for  censoring  on  media  includes  lots  of  news  or  photos  in  newspapers,  lots  of  news  or  programmes  on  tv  channels  which  are  all  forbidden  before  publishing.  ındeed,  censorship  is  not  permitable  due  to  şe  freedom  of  speech  and  improving  of  şe  individuals&quot;  cultural  level.</description></item><item><title>RADYODA PROGRAM YAPIMCISININ ÖZELLİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyoda-program-yapimcisinin-ozellikleri-342026.html</link><description>PROGRAM YAPIMCISININ ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;Radyo yayınları birden çok kişinin ortak çalışması ile gerçekleşir, Bir programın düşünce aşamasından yayın sonrası aşamasına karlar pek çok kişi çaba harcar. Ses teknisyeninden, müzisyeninden, spikerinden, dramaturgundan, yapımcısına, değin pek çok kişi bir yayının gerçekleşmesinde çalışır. Çalışan her görevlinin yayındaki emeği az ya da çok yayının bir parçasını oluşturur. Onların kalkılan olmaksızın yayınların gerçekleşmesi de olanaksızdır. Program yapımında da, yayında olduğu gibi birden fazla, elemanın çalışması zorunludur. Ancak, tüm çalışanlar içerisinde doğrudan programın yapımından sorumlu olan, programı ortaya çıkarması beklenilen kişi program yapımcısıdır programın ortaya çıkarılmasında yayımı hazır duruma getirilmesinde diğer emeği geçenlerle birlikte çalışmayı gerçekleştirecek, onların katkılarını planlayacak, düzenleyecek kişi program yapımcısıdır.&lt;br/&gt;Program yapımında bu denli ağırlığı olan görevlinin, bu işi başarılı biçimde yapabilmesi için bir takım niteliklerinin özelliklerinin bulunması gerekir. Bu özelliklerin bir kısmının doğuştan olması gereken özellikler olmasına karşılık, bir kısmı eğitimle, öğretimle kazanılan özelliklerdir Batı radyoculuğunda yapımcılığın doğuştan kazanılan bir yetenek olduğu savı ileri sürülüre de, normal bir insanın bir takım fiziksel ve biyolojik; özelliklerini yönlendirerek ve buna eğitimi de katarak iyi. bir programcı olması söz. konusudur. Bir yapımcıda bulunması gereken dikkat, araştırıcı, gözlemci olma, yaratıcılık, esneklik, disiplin gibi özelliklerin kişide doğuştan var olması beklenebilir. Genelde herkesde olan bu özellikler kimilerinde daha fazla olabilir, Bu ise, yapımcının başarısını arttırır. Ancak, yalnızca bu özelliklerin varlığı ile de iyi bir program yapımcısı olunamaz, bu konuda eğitim de önemlidir Kuşkusuz burada iyi yapımcı olmak için eklenmesi gereken bir üçüncü husus, bu konunun yaparak öğrenileceği hususudur. İyi bir yapımcı biyolojik yeteneklerine bu konudaki eğitimi katarak ve bunu stüdyoda deneyerek, yaparak geliştirebilir. Uygulamanın iyi program yapmadaki yeri yadsınamaz. İyi bir program yapımcısında bulunması gereken özellikleri şöyle sıralayabiliriz :*&lt;br/&gt;Program yapımcısı iyi eğitim görmüş olmalıdır. İnsanın bilgisi, gördüğü eğitim düzeyi ile yakından ilgilidir. Eğitimsiz bir kişinin ne kadar kendini yetiştirmiş olursa olsun, temel eğitimin, resmi eğitimin verdiğini tüm. olarak kendi kendine alması, öğrenmesi olanaklı değildir. Bu bakımdan, birinci koşul olarak program yapımcısının iyi bir eğitim görmüş olması, özellikle toplum bilimlerle ilgili bilgileri alması gerekir. Yapımcının eğileceği ya da eğilmesi istenen konular farklı olabileceğinden, toplum bilimlerin çeşitli konularında eğitim görmüş olması, en azından bu konuda nasıl bilgi sahibi olacağını bilmesine yol açar. Kuşkusuz burada, meslek eğitimi yapan eğitim kurumlarının önemine do değinmek gerekir. Son on beşyirmi yıldan beri bu tür öğrenim yapan kurumların çoğalması bu tür bir gereksinimin doğal sonucudur. Bu okullarda verilen mesleksel bilgiler yanında, toplum bilimleri ile ilgili bilgilerin de program yapımcılığında gerekli olan bilgileri kapsadığı açıktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;_________________________________&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* Burada program yapımcısının farklı ülkelerdeki özelliklerine de değinmek gerekir. Amerikan radyoculuğunda yapımcının çoğunlukla kendi programını sunması beklendiğinden, sesinin iyi olması, kendi programının kurgusunu yaptığından teknisyen olması, diskcokey (dlscjokey) olarak görev yaptığından müzikten anlaması vb. gibi özellikleri olması beklenir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Yapımcı iyi bir kültüre sahip olmalıdır; Kültürü geniş olarak aldığımızda. eğitim ve kültürün tüm alanlarını kapsadığından, program yapımcının içinde bulunduğu evren hakkında, toplum hakkında bilgi sahibi olması, kendini sürekli yinelemesi, gelişen yeni durumları öğrenmesi gerekir. Hor konunun resmi eğitim kurumlan ile verilemediği bir gerçektir. Program yapımcı o tür bir öğretim görmüş ancak kendi ilgisizliği ya da,</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ZEKERİYA SERTEL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-zekeriya-sertel-402882.html</link><description>zekeriya sertel</description></item><item><title>BASIN YAYIN - TEPKİLER VE YORUMLARLA : TÜRKÇE &quot;OFF&quot;  - FEYZA HEPÇİLİNGİRLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-tepkiler-ve-yorumlarla-turkce-off-feyza-hepcilingirler-402986.html</link><description>tepkiler ve yorumlarla : türkçe &quot;off&quot;  - feyza hepçilingirler</description></item><item><title>KURTLAR VADİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kurtlar-vadisi-457050.html</link><description>KURTLAR VADİSİ</description></item><item><title>BASIN YAYIN - TEK SES İÇIN - SUSANNA TAMARO</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-tek-ses-icin-susanna-tamaro-402985.html</link><description>tek ses içın - susanna tamaro</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - YAZINSAL İLETİŞİMDE YAZAR VE OKURUN KONUMU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-yazinsal-iletisimde-yazar-ve-okurun-konumu-401270.html</link><description>yazınsal iletişimde yazar ve okurun konumu</description></item><item><title>RADYO TELEVİZYONCULUK - YAVUZ ÖZKAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-televizyonculuk-yavuz-ozkan-401786.html</link><description>yavuz özkan</description></item><item><title>TİYATRO - AFİFE JALE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-afife-jale-401937.html</link><description>afife jale</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - ORYANTASYONUN VERİMLİLİĞE ETKİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-oryantasyonun-verimlilige-etkisi-402477.html</link><description>oryantasyonun verimliliğe etkisi</description></item><item><title>BASIN YAYIN - CEMAL A. KALYONCU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-cemal-a.-kalyoncu-402889.html</link><description>cemal a. kalyoncu</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - HABERLEŞME HİZMETLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-haberlesme-hizmetleri-402463.html</link><description>haberleşme hizmetleri</description></item><item><title>TİYATRO - TİYATRO OYUNU-AYDAN&quot;IN SEVGİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-tiyatro-oyunuaydan-in-sevgisi-401904.html</link><description>tiyatro oyunu-aydan&quot;ın sevgisi</description></item><item><title>ATATÜRKÜN BASIN İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ataturkun-basin-ile-ilgili-gorusleri-396153.html</link><description>atatürkün basın ile ilgili görüşleri&lt;br/&gt;Atatürk Basın...Atatürkün basın hakkında söyledikleri Atatürkün basın konusunda söyledikleri Cumhuriyet devri basınıyla ilgili çok anlamlı sözler söyleyen Mustafa Kemal ATATÜRK, bugün ne hallere düştüğü meçhul olduğu söylenilen basınla ilgili büyük bir mesaj vermiş.ATATÜRKün 1925 yılında söylediği o kalıcı sözü şöyle:Cumhuriyet devrinin kendi zihniyet ve ahlakıyla donanmış basınını yine ancak Cumhuriyetin kendisi yetiştirir.Basının, hürriyetini iyi kullanması gerektiğinin bir vazife olduğu mesajını veren ATATÜRK, basın hürriyetiyle ilgili ise 1924 yılında şu sözünü söylemiştir: Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanmasının, ne derecede nazik bir vaziyet olduğunu söylemeye lüzum görmem. Her türlü kanuni kayıtlardan evvel bir kalem sahibinin ilme, ihtiyaca ve kendi siyasi telakkilerine olduğu kadar vatandaşların hukukuna ve memleketin, her türlü hususi telakkilerin üstünde olan, yüksek menfaatlerine de dikkat ve hürmet etmek manevi zorunluluğu, asıl bu mecburiyettir ki umumi düzeni temin edebilir. Bununla beraber bu yolda yanılma ve kusur olsa bile; bu kusuru düzeltecek etken ve vasıta; basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir.ATATÜRK, 1923te ise hiç bir şahsiyetin basına etki edemeyeceğini şu sözleriyle anlatmıştır: Matbuat hiçbir sebeple tahakküm ve nüfuza tabi tutulamaz.Gazetecilerin samimi olması gerektiğini de belirten Kemal ATATÜRK, 1929 yılında söylediği bir sözle konuyu şöyle anlatmıştır:Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır. 1923te aynı konuya ilgili söylediği başka bir sözünde ise şu ifadelere yer vermiştir:Gazeteciler kanunun ve umumun menfaatlerinin aksine muamelelere şahit ve vakıf oldukları takdirde gerekli yayında bulunmalıdır.ATATÜRK, cumhuriyetin ruhunun, basın hürriyetini kötü kullanan kendini bilmezlere fırsat vermemesini dolaylı yoldan isteyen iki ayrı sözünü 1925 ve 1924 yıllarında söylemiştir.Basın hürriyetinin mahzurlarının</description></item><item><title>AHMET HAKAN COŞKUN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahmet-hakan-coskun-419297.html</link><description>roportaj,&lt;br/&gt;sizden bahsedelim, televizyon öncesi çağlarınızdan.&lt;br/&gt;yozgatlı&quot;yım. doğum yerim yozgat, fakat babam müftü yani memur olduğu için, anadolu&quot;nun çeşitli şehirlerinde dolaştık. ağrı, amasya, çanakkale, balıkesir gibi illerde geçti çocukluğum. lisedeyken, mavera dergisine aboneydim. kitaplara, özellikle edebiyata çok meraklıydım. uludağ üniversitesi ilahiyat fakültesi&quot;nde bir süre okudum. sonra, istanbul&quot;a geldim bir süre de burada okudum. üniversitedeyken hikayeler yazardım; birkaçı yedi iklim dergisinde yayınlanmıştı. hep islamî çevreler içinde yer aldım. edebiyatla uğraşanlar siyaseti küçümserler; ben de küçümserdim ama yine de siyasete ilgisiz kalmazdım. böyle yani...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;sonra?&lt;br/&gt;1993-94 yıllarında muhabir olarak tgrt&quot;de çalışıyordum. &quot;yankı&quot; isimli bir haber programı yapıyorduk. kanal 7 diye bir televizyon kurulacağı söyleniyordu. mustafa çelik&quot;le temas kurdum ve kadroya dahil oldum. bir süre muhabir olarak çalıştım. o sıra bir haber müdürü boşluğu doğdu ve &quot;sen yapar mısın&quot; dediler bana. geçici olarak razı oldum. sonra bu iş üzerime kaldı. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;anchorman&quot;liğe nasıl geçtiniz?&lt;br/&gt;biz haber metinlerini hazırlıyoruz ve spikere veriyoruz, o da çıkıp okuyor. fakat bir türlü umduğumuz etkiyi uyandırmıyordu. canlı yayın konukları alabilecek, canlı bağlantılar kurabilecek bir adam lazımdı bize. aradık. sonra bana &quot;bulamadık, onu da sen yap&quot; dediler. yapabilir miyim, yapamaz mıyım derken kendimi stüdyoda buldum. zaruretten, şartlar gereği başladım bu işe yani. ilk dönemlerde prompter cihazımız bile yoktu. ben haberleri ezberleyerek ya da irticalen sunuyordum. çok teklediğim oluyordu... medyada o dönemde desenformasyon, manipülasyon artmıştı ve o haberlere bir karşılık verilmeliydi. haberleri saat 21.00&quot;da sunuyorduk. bütün haberler bittikten sonra bambaşka, farklı bir ses olmalıydı. oldu da. sağcı, solcu, islamcı... ayırmadan herkesle konuşuyor, her türlü konuya cesaretle giriyorduk; büyük bir ilgi uyandırdı ve bu böylece sürüp gitti...&lt;br/&gt;...&lt;br/&gt;....</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - KARİKATÜR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-karikatur-401265.html</link><description>karikatür</description></item><item><title>BASIN YAYIN - YÜZÜK - DANİELLE STEEL</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-yuzuk-danielle-steel-403000.html</link><description>yüzük - danielle steel</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - TOPLUM VE İLETİŞİM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-toplum-ve-iletisim-402453.html</link><description>toplum ve iletişim</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - MEDYADA GÜNCEL SORUNLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-medyada-guncel-sorunlar-402443.html</link><description>medyada güncel sorunlar</description></item><item><title>TİYATRO - SIFAT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-sifat-401991.html</link><description>sıfat</description></item><item><title>BASIN YAYIN - ALTI ŞAPKALI DÜŞÜNME TEKNİĞİ - EDWARD DE BONA (ÖZET)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basin-yayin-alti-sapkali-dusunme-teknigi-edward-de-bona-(ozet)-402919.html</link><description>altı şapkalı düşünme tekniği - edward de bona (özet)</description></item><item><title>TİYATRO - BERTOLT BRECHT TİYATROSU VE TÜRK TİYATROSUNA ETKİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tiyatro-bertolt-brecht-tiyatrosu-ve-turk-tiyatrosuna-etkileri-401981.html</link><description>bertolt brecht tiyatrosu ve türk tiyatrosuna etkileri</description></item><item><title>İLETİŞİM VE GAZETECİLİK - ATM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iletisim-ve-gazetecilik-atm-402490.html</link><description>atm</description></item></channel></rss>