<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Psikoloji - Türkiye'nin veri bankasý</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Haklarý saklýdýr.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankasý - Psikoloji</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>SÜREKLÝ TEHDÝT EDÝLEN ÇOCUK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?surekli-tehdit-edilen-cocuk-354735.html</link><description>SÜREKLÝ TEHDÝT EDÝLEN ÇOCUK&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SÜREKLÝ TEHDÝT ETME&lt;br/&gt;Çocuk yetiþtirmede eski deyimle çocuk  terbiyesinde amaç saðlýklý kiþilik oluþturmaktýr.&lt;br/&gt;Kiþilik bir insanýn duygu ve davranýþ özelliklerinin bileþimi olarak tanýmlanýr. &lt;br/&gt;Kiþiliðin  temelleri ilk 5-6 yýl içinde atýlýr. &lt;br/&gt;Çocuðun yetiþtirilmesi her þeyden önce, temel, ruhsal gereksinimlerin karþýlanmasýna baðlýdýr. Bunlar 3 ana baþlýk altýnda toplanabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sevgi&lt;br/&gt;   Disiplin&lt;br/&gt;Özgürlük&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuk yetiþtirme anlayýþlarýnýn çaðlara göre deðiþtiði bir gerçek. Her çaðda deðiþik bir yaklaþým moda olmuþtur. Amerika&quot;da bir oyuncakçýnýn camýna asýlmýþ olan &quot;Ana Babalara Öðütler&quot; yazýsý son 60 yýldaki deðiþmeyi alaylý bir dille sergiliyor. &lt;br/&gt;1910&amp;#61672; Çocuklarý döverek eðitin&lt;br/&gt;1920&amp;#61672; Çocuklarý yoksun býrakarak eðitin&lt;br/&gt;1930&amp;#61672; Çocuklarýn yaramazlýklarýný görmezden gelin&lt;br/&gt;1940&amp;#61672; Çocuklarý inandýrarak eðitin&lt;br/&gt;1950&amp;#61672; Çocuklarý sevin&lt;br/&gt;1960&amp;#61672; Çocuklarý severek dövün&lt;br/&gt;1970&amp;#61672; Çocuklar mý? Hepsinin caný cehenneme&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genel olarak anne babalar çocuklarýna tepkilerini þu 12 baþlýk altýnda verirler:&lt;br/&gt;Tehdit etmek, göz daðý vermek &lt;br/&gt;Emir vermek, yönlendirmek.&lt;br/&gt;Ahlak dersi vermek.&lt;br/&gt;Öðüt vermek, çözüm ve öneri getirmek.&lt;br/&gt;Öðretmek, nutuk çekmek.&lt;br/&gt;Yargýlamak, eleþtirmek, suçlamak.&lt;br/&gt;Övmek, ayný düþüncede olmak.&lt;br/&gt;Ad takmak ve alay etmek.&lt;br/&gt;Yorumlamak, analiz etmek, taný koymak.&lt;br/&gt;Güven vermek, desteklemek, avutmak.&lt;br/&gt;Soru sormak, sýnamak.&lt;br/&gt;Sözünden dönmek, oyalamak.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Baský ya da tehdit yoluyla çocuðun davranýþýný deðiþtirmeye çalýþmak yapýlabilecek en büyük hatadýr. Çocuk deðersiz olduðunu hissederek öfkeye kapýlýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nedense büyükler çocuklarý ile oturup meselelerini konuþarak, tartýþarak halletme yoluna gitmeyip, çocuklarýna karþý genellikle sert ve anlamsýz bir otorite kurmak isterler ve çocuklarýn kendilerinden korkmalarýný arzu ederler.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Unutulmamalýdýr ki çocuk korkutularak tehditle yola getirilemez; sevgi, anlayýþ ve yumuþaklýkla eðitilebilirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuðunuzda gördüðünüz hatalarý düzeltme için onu eleþtirmeyin. TEMBEL, APTAL, SORUMSUZ gibi onu yargýlayýcý ifadelerden kaçýnýn. Bu durum çocuðunuzun kendine olan güvenini azaltýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yanlýþlarýný tehditle düzeltmek yerine  doðrularýný takdir edin. &lt;br/&gt;&amp;#61516; Zayýf alýrsan seni sevmem. &lt;br/&gt;&amp;#61516;Bir daha küfredersen aðzýna biber sürerim.&lt;br/&gt;&amp;#61516; Çalýþmazsan sýnýfta kalýrsýn, tatile çýkamazsýn.&lt;br/&gt;&amp;#61516; Yemeðini yemezsen, parka gidemezsin.&lt;br/&gt;&amp;#61516;  Yaramazlýk yaparsan, akþam babana söylerim.</description></item><item><title>DEÐÝÞÝMÝN NEDENLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?degisimin-nedenleri-380678.html</link><description>1..1.1DEÐÝÞÝMÝN NEDENLERÝ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Deðiþimin görülmediði hiçbir dönem olmamýþtýr. Pek çok kurulumun önceden bilemedii ancak bugün tüm yapnn deimesine neden olan bu deðiþim oyununa, þirketlerin hem ayak uydurmasý hem de ayný hýz yakalamasý bir zorunluluk olmuþtur. Pek çok örgüt sürekli deðiþim geçirmektedir ve bir deðiþim ile diðer deðiþim arasýnda ki soluklanma süresi neredeyse artýk yok olmaktadýr. Buna neden olan güçler nelerdir? &lt;br/&gt;&amp;#61607;Teknolojik deðiþim devam etmektedir; öyle ki demode olma hýz da gittikçe artmaktadýr. Örgütler rakiplerine kar avantajlý duruma geçecekleri hiçbir deðiþimi göz ardý edemezler ve çok nadiren  becerilerde, ilerde, yapda ve çou kez kültürde deiiklie neden olmadan, eski bir uygulamaya bir yenilik getirebilir. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Rekabet hzlanmakta ve gittikçe küresellemektedir. Artk daha çok irket endüstrinin nabzn tutanlarn elde ettikleri maliyet ve kalite standartlarna ulamak zorundadr. Bir çok endüstri kolu dünya çapnda yaygnlamaktadr ve  bu artlar altnda ekonomiyi tek bir ülke baznda ele almak doru bir yaklam deildir. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Müterilerin talepleri daha da artmakta, kötü hizmet veya düük kalite artk müteriler tarafndan kabul görmemektedir.  Rekabet edebilmek için irketler, müteri taleplerine daha çabuk cevap vermelidir., çünkü bu talepler süre içinde hzla deimektedir. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Ülkelerin nüfus ve toplumsal yaps deimektedir. Pek çok Avrupa ülkesinde ve Amerika&quot;da yal insanlarn toplam nüfusa oran artarken genç nüfus azalmaktadr. Bu durum irketlerde sürekli basklara neden olacaktr. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Kamuya ait irketlerin özellemesi devam etmekte, tekelcilie önleyici korumaclk ortadan kalkmaktadr. Bu dünya çapnda bir eilimdir ve mülkiyet el deitirmese bile, Ulusal Salk Hizmetleri örneinde olduu gibi rekabet ve Pazar gücü oluturmak için yeni sistemler kurulmaktadr. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Hissedarlar elindeki hisselerin daha da deer kazanmasn istemektedirler. Nakit piyasann, irketlerin performansnn iyiletirilmesine yapt etki ile kurulsal yatrmclarn ellerinde bulundurduklar hisselerin yüksek oran, temett</description></item><item><title>KÝÞÝLÝÐÝN TANIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kisiligin-tanimi-375214.html</link><description>KÝÞÝLÝÐÝN TANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Kiþilik dediðimiz zaman hemen hemen herkes ne demek istediðimizi anlar ama, formel bir tanýmýný yapmaya gelince iþ zorlaþýr. Kiþilik, bireyin iç ve dýþ çevresiyle kurduðu, diðer bireylerden ayýrt edici, tutarlý ve yapýlaþmýþ bir iliþki biçimidir. Yukarýdaki tanýmda kullanýlan terimleri biraz açarak gözden geçirelim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Örneðin yeni tanýþtýðý kimselerin elini sýkmak Türk kültürü içinde hemen hemen herkesin yaptýðý alýþýlmýþ bir davranýþtýr. Abdullah adýndaki arkadaþýmýzýn kiþiliðini tanýmlarken, onun sabahleyin kahvaltý yaptýðýný, kahvaltýsýnda çay içtiðini, yeni tanýþtýðý kimselerin elini sýktýðýný söylersek, Abdullah&quot;ý diðer kimselerden ayýrt eden bir özellik söylemiþ olur muyuz? Halbuki, Abdullah&quot;ýn kiþiliðini tanýmlarken baþkalarýnda pek görülmeyen, onu &quot;&quot;diðer bireylerden ayýrt edici&quot;&quot; özelliklerden bahsedersek, onun hakkýnda daha çok bilgi vermiþ oluruz. &quot;&quot;Abdullah günde iki saat uyur, sabah kahvaltýsý ve akþam yemeði yemez, ancak öðlen yemek yer, ister erkek ister kadýn ve yaþý ne olursa olsun, ilk tanýþtýðý herkesin elini öper.&quot;&quot; Böyle bir tanýmlamada kullanýlan özellikler Abdullah&quot;ýn kiþiliðinin parçalarýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Bir çocuk düþünün, hemen hemen her zaman baþkalarýna yardým eden, elinden geldiðince iþ birliði yapan bir kimse olsun. Bir gün sinirli olduðu bir anda yardým etmeyi reddettiði için bu çocuða &quot;&quot;tardým etmeyi sevmez&quot;&quot; mi diyeceðiz? Bireyin tipik ve belirli durumlarda sýk sýk gösterdiði davranýþlarýný kiþiliðin bir parçasý olarak düþüneceðiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Bir insan &quot;&quot;iyi kalpli, yardým sever, sakin, uysal, ailesine baðlý, vazifesine düþkün&quot;&quot; olarak tanýmlandýðýnda herhangi bir çeliþki görmeyiz. Kiþilik özellikleri birbiriyle uyum içinde, tutarlý bir örüntü geliþtirmiþtir. Öte yandan bir kiþiyi size þöyle tanýtsak bir tutarsýzlýk olduðunu düþünürsünüz: &quot;&quot;Ýyi kalpli, huysuz, uysal, geçimsiz, son derece saygýlý, saldýrgan bir kimse!&quot;&quot; Bu son tanýmda kiþiliði oluþturan özelliklerin bir yapýsýný, birbirleriyle iliþki kuruþ biçimini, örüntüsünü görmek olanaðý yoktur. Varsa bile çok zordur ve bildiðimiz bir kiþilik yapýsý deðildir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Ýnsanoðlu evrenin en karmaþýk yaratýðýdýr. Psikoloklar insan davranýþýný incelerken, bir fizikçinin doða olayýný inceleyiþinden çok farklý bir þey yapar: Ýnsanoðlu kendi yapýsýný, kendi doðasýný inceler, kendi özünü tanýmlamaya çabalar. Ýnsan, beden, düþünce, duygu ve inanç gibi deðiþik yönleri olan son derece karmaþýk bir varlýktýr. Bu yüzden insaný inceleyen psikologlar, doðal olarak birbirlerinden farklý kiþilik kuramlarý geliþtirirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Bilinçaltý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Bilinçaltý farkýnda olmadýðýmýz arzu, istek, dürtü, duygu, düþüncelerin depolandýðý büyük hazneyi temsil eder. Þekil 12.1&quot;de görüldüðü gibi, id&quot;in tümü, ego&quot;nun bir kýsmý ve üst-ben&quot;in büyük bir kýsmý bilinçaltýnda kalýr. Yakýn bir arkadaþýmýza duyduðumuz derin kin kendini bilinçaltýnda saklar. Bilinçaltýndaki bu arzu, istek, dürtü, duygu ve düþüncelersürekli davranýþý etkiler, ne var ki biz bu etkinin farkýnda olmayýz. Örneðin</description></item><item><title>BURDON DÝKKAT TESTÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?burdon-dikkat-testi-371659.html</link><description>BURDON DÝKKAT TESTÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Adý, Soyadý  :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sýnýf ve No   :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaþ               :                    Cinsiyet:                          Tarih:....../......../.......&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; a   e   p   z   s   u   a   h   v   k   l   a   s   i   b   i   o   u   o   u   o   e&lt;br/&gt;r   v   b   p   m   i   b   i   r   b   s   m   n   t   d   a   u   f   c   f   k   a&lt;br/&gt;c   k   a   h   s   e   y   p   h   b   p   s   d   g   y   z   d   v   r   i   f  g&lt;br/&gt;y   d   v   c   o   y   e   r   z   h   e   z   s   e   g   m   k   f   z   d   a   y&lt;br/&gt;f   s   d   y   i   b   t   d   h   m   l   n   i   e   m   t   g   t   b   d   f   u&lt;br/&gt;k   c   i   c   k   o   k   o   s   t   l   u   z   u   g   m   a   f   l   v   u   t&lt;br/&gt;i   z   r   f   o   u   d   v   h   y   p   n   b   p   m   v   h   n   n   g   r   y&lt;br/&gt;p   v   k   l   n   t   y   o   r   z   n   c   p   h   t   e   m   z   i   o   i   m&lt;br/&gt;r   a   l   y   g   s   o   i   v   a   i   n   a   r   c   h   o   d   b   f   p   h&lt;br/&gt;k   u   b   s   y   g   u   e   m   k   l   t   c   g   v   g   r   i   p   c   t   e&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;c   i   t   e   l   r   n   z   f   u   d   b   m   s   h   d   k   u   f   d   s   m&lt;br/&gt;s   i   v   e   t   c   p   l   r   g   v   g   c   t   l   r   m   e   u   g   y   e&lt;br/&gt;b   o   k   e   h   b   u   k   o   p   f   u   d   o   h   o   r   a   n   i   a   v&lt;br/&gt;i   o   s   g   y   l   a   r   m   i   f   b   z   m   e   l   h   t   z   n   z   r&lt;br/&gt;o   y   t   n   a   k   v   p   y   k   g   v   n   n   h   v   m   p   b   n   p   y   h&lt;br/&gt;v   d   u   o   f   r   h   i   t   u   v   l   u   a   m   f   a   c   u   l   t   s&lt;br/&gt;o   k   o   k   c   i   c   k   u   f   s   b   t   g   t   m   e   i   n   i   z   h&lt;br/&gt;d   t   b   i   y   a   s   f   y   n   d   z   f   k   m   g   e   s   z   e   h  z&lt;br/&gt;r   e   n   e   o   c   v   d   y   f   f   l   r   v   d   z   y   g   d   z   p   b   e&lt;br/&gt;p   y   c   a   a   s   c   g   c   a   h   t   n   m   p   b   r   i   b   i   k   p&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a   f   n   p   v   d   m   t   o   y   m   i   l   g   d   e   o   t   o   c   n   t&lt;br/&gt;l   u   p   z   n   k   r   h   p   u   c   b   o   y   g   u   d   v   y   a   o   l&lt;br/&gt;s   z   o   a   p   f   f   t   c   v   k   i   r   b   p   m   n   e   r   g   e   s&lt;br/&gt;b   a   h   v   i   h   s   c   k   z   r   f   d   r   a   c   g   y   n   m   h   y&lt;br/&gt;t   d   s   v   c   g   z   y   f   m   p   t   r   o   g   e   u   u   b   b   y   h&lt;br/&gt;i   u   a   n   y   a   d   u   m   f   a   p   y   z   e   b   k   d   b   o   l   z&lt;br/&gt;e   l   z   h   e   a   d   z   t   c   l   p   r   y   f   m   s   n   v   i   c   v&lt;br/&gt;s   b   i   v   m   z   g   p   s   m   r   k   b   k   r   e   h   c   u   v   n   s&lt;br/&gt;f   l   s   l   e   i   o   l   g   l   k   t   h   z   o   k   t   d   e   a   r   h&lt;br/&gt;f   m   i   ý   c   f   t   i   b   s   g   k   m   k   n   p   h    v   b   g   u&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çizilmemiþ     :...............&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yanlýþ çizilmiþ:..............&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zaman             :..............dk.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BURDON DÝKKAT TESTÝ:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu test Çocuðun, dikkat gücün9 ölçer.&lt;br/&gt;Çocuklara bir sayfa üze</description></item><item><title>HATA TÜRÜ VE ETKÝ ANALÝZÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hata-turu-ve-etki-analizi-446393.html</link><description>HATA TÜRÜ ve ETKÝ ANALÝZÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Baþarýsýz olabilecek herþey baþarýsýz olacaktýr.&lt;br/&gt;Murphy&quot;nin bu ünlü cümlesi Hata Türü ve Etki Analizi tekniðinin ardýnda yatan&lt;br/&gt;nedenlerden biridir1. Bu sistematik yaklaþým üretim sürecinde baþarýsýzlýða yol&lt;br/&gt;açabilecek potansiyel hatalarýn önlenmesi ile kalitesizliðin ortadan kaldýrýlmasý&lt;br/&gt;ile ilgilenmektedir. Hata Türü ve Etki Analizi bir ürünün planlama aþamasýnda,&lt;br/&gt;tasarým aþamasýnýn sonuna doðru kaðýt üzerinde ya da bilgisayar programýyla&lt;br/&gt;ilk gerçek ürün kullanýcýnýn ellerinde baþarýsýz olmadan önce uygulanmaktadýr.&lt;br/&gt;Bunun anlamý, ürün tüketiciye ulaþmadan önce hatalarýnýn bulunmasýdýr.&lt;br/&gt;Hata Türü ve Etki Analizi, iþletmeye zarar verebilecek hatalý ve baþarýsýz&lt;br/&gt;ürünlerin piyasaya sürülmesi olasýlýðýný önlemeye yarayan bir tekniktir. Bu&lt;br/&gt;teknik sezgisel bir yaklaþýma dayanmamaktadýr. Gazetelerde büyük þirketlerin&lt;br/&gt;ürünlerinde ortaya çýkan ciddi güvenilirlik sorunlarý nedeniyle tasfiye aþamasýna&lt;br/&gt;geldiklerine dair haberlere rastlanmaktadýr. Bu þirketler bu türden bir sorunla&lt;br/&gt;karþýlaþýncaya kadar iþlerini iyi yürütmüþ, pazarda belirli bir yere gelmiþlerdir.&lt;br/&gt;Bu türden bir sorun þirketleri, ürünün piyasadan toplanmasý gereðinden dolayý&lt;br/&gt;büyük maddi zararlara sokmakta ve hatta þirket aleyhine davalar açýlmasýna&lt;br/&gt;neden olabilmektedir. Bu þirketlerin yöneticileri iþler kontrolden çýkmadan önce&lt;br/&gt;sorunlarý görememiþlerdir, çünkü bu sorunlarý araþtýrmamýþlardýr. Sorunla&lt;br/&gt;karþýlaþtýklarýnda ise bir þeyler yapabilmek için çok geçtir2.&lt;br/&gt;Bu türden sorunlarýn, sorun iyice büyümeden önlenebilmesi için&lt;br/&gt;uygulanabilecek teknik Hata Türü ve Etki Analizidir. Bu teknikle ciddi&lt;br/&gt;hatalarýn önceden tahminlenmesi ve önleyici faaliyetlere gidilmesi mümkündür.&lt;br/&gt;1. Hata Türü ve Etki Analizinin Kalite Sistemi Ýçindeki Yeri&lt;br/&gt;Güvenilirlik (öngörülen kalitenin ve baðlý olduðu sistemin oluþturulmasý ve&lt;br/&gt;sürekliliðinin saðlanmasý) ürün kalitesinin en önemli kriteri olmasýnýn yanýnda&lt;br/&gt;müþteri tatmini açýsýndan da çok önemli göstergedir3. Güvenilirlik ürünlerin&lt;br/&gt;veya prosesin önemli bir özelliðidir. Ayný zamanda müþteri tatminini&lt;br/&gt;saðlamakta etkisi çok fazla olan bir faktördür. Müþteriler kullandýklarý ürünün&lt;br/&gt;hizmet süresinin uzun ve ayný zamanda sorunsuz bir proses olmasýný&lt;br/&gt;1 Grady W. Harris, Living with Murphys Law, Research-Technology Management,&lt;br/&gt;Vol. 37, Issue 1, s. 10.&lt;br/&gt;2 Pat Hough, Failure Mode and Effect Analysis, http://www.wclass.com/fmea1.htm,&lt;br/&gt;10.11.2000.&lt;br/&gt;3 Muhittin Þimþek, Sorularla Toplam Kalite Yönetimi ve Kalite Güvence Sistemleri,&lt;br/&gt;Alfa Basým Yayým Ltd. Þti., Ýstanbul, 2000, s. 111.&lt;br/&gt;BURCU SELÝN YILMAZ&lt;br/&gt;135&lt;br/&gt;istemektedirler4. Ürünler karmaþýk hale geldikçe, geleneksel tasarým&lt;br/&gt;yöntemleriyle düþük hata oranlarýný elde edebilmek güçleþmektedir5.&lt;br/&gt;Hata Türü ve Etki Analizi, riskleri tahmin ederek hatalarý önlemeye yönelik&lt;br/&gt;güçlü bir analiz tekniðidir. Hatanýn ortaya çýkmasý ile doðacak problemin&lt;br/&gt;müþteri gibi algýlanmasý ilkesine dayanmaktadýr. Hata Türü ve etki Analizi&lt;br/&gt;çalýþmasýnda belirlenen bütün hatalar için olasýlýk, þiddet ve saptanabilirlik&lt;br/&gt;tahmini yapýlmaktadýr6.&lt;br/&gt;Bir ürünün güvenilirliðini saðlamak için; bir güvenlik programýnýn&lt;br/&gt;geliþtirilmesi, tedarikçi firmalarýn izlenmesi ve kontrol edilmesi, bir hata&lt;br/&gt;raporlama sisteminin oluþturulmasý, uygun hata analizlerinin yapýlmasý,&lt;br/&gt;düzeltici faaliyetlerin yürütülmesi, hata arama sisteminin yapýlandýrýlmasý, hata&lt;br/&gt;türü ve etki analizinin tam olarak uygulanmasý gerekmektedir.&lt;br/&gt;Baþarýlý bir Hata Türü ve Etki Analizi uygulamasý7;&lt;br/&gt;&amp;#56256;&amp;#56472; Her hatanýn nedenlerini ve etkenlerini belirler.&lt;br/&gt;&amp;#56256;&amp;#56472; Potansiyel hatalarý tanýmlar.&lt;br/&gt;&amp;#56256;&amp;#56472; Olasýlýk, þiddet ve saptanabilirliðe baðlý olarak hatalarýn önceliðini&lt;br/&gt;ortaya çýkarýr.&lt;br/&gt;&amp;#56256;&amp;#56472; Sorunlarýn izlenmesini ve düzeltici faaliyetlerin yapýlmasýný saðlar.&lt;br/&gt;Hata Türü ve Etki Analizi, ürünlerin ve Proseslerin geliþtirilmesinde öncelikli&lt;br/&gt;olarak hata riskinin ortadan kaldýrýlmasýna odaklanan ve bu amaçla yapýlan&lt;br/&gt;faaliyetleri belgelendiren bir tekniktir8. Bu analiz önleyici faaliyetlerle&lt;br/&gt;ilgilenmektedir.&lt;br/&gt;4 ÝTÜ-TTGV Kalite Ar&amp;Ge Merk</description></item><item><title>PSÝKO-SOSYAL GELÝÞMEDE AÝLENÝN ROLÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikososyal-gelismede-ailenin-rolu-371456.html</link><description>A) PSÝKO-SOSYAL GELÝÞMEDE AÝLENÝN ROLÜ&lt;br/&gt;Okulöncesi dönemde, çocuðun yaþamýndaki en etkili sosyalleþtirme kurumu, ailesidir. Bu dönem çocukta baþkalarýný taklit eðiliminin en yüksek olduðu evredir.&lt;br/&gt;Toplumun kültür deðerlerinin bir kuþaktan diðerine aktarýlmasý þeklindeki temel eðitimsel iþlevinin yanýnda, aile, özellikle okulöncesi dönemde, çocuðun yaþamýnda etkili bir sosyalleþtirme görevi de yapar.&lt;br/&gt;Anne babanýn ve aile içindeki diðer bireylerin çocukla olan etkileþimi, çocuðun aile içindeki yerini belirler. Aile, çocuðun ilk sosyal deneyimlerini edindiði yerdir. Çocuða yöneltilen davranýþ ve ona karþý takýnýlan tavýr, bu ilk yaþantýlarýn örülmesinde büyük önem taþýr. Yine okulöncesi dönemde, çocuðun sosyalleþmesi yolunda kendisine tanýnan deneyim fýrsatlarýnýn deðeri büyüktür. Bu dönemde çocuk, sosyal bir birey olmayý öðrenirken, ayný zamanda en küçük ayrýntýsýna kadar kopya edeceði bir modele gereksinim duyar. Kiþiliðin oluþumu için gerekli olan bu özdeþleþme, aile içindeki yakýn üyelerle gerçekleþtirilebilir. Genellikle anne baba, amca ya da dayý gibi aile içinden bir yetiþkin olan bu üyenin bozuk bir kiþilik yapýsýna sahip olmasý halinde, bu kötü davranýþ örneðinin çocuða da yansýma olasýlýðý vardýr. Nitekim &quot;Suçlu Çocuklarda Zeka, Kiþilik ve Yakýn Çevre Özelliklerini konu edinen, 214 hükümlü genç üzerinde gerçekleþtirdiðimiz araþtýrma bulgularýna göre/suçlu gençlerin birinci dereceden akrabalarý arasýnda, % 54 oranýnda hüküm giymiþ suçluya rastlanmýþtýr.&lt;br/&gt;Aile, bir kurum olarak, çocuðun alacaðý kavramlarý seçerek vermekte, onlarý yorumlamakta ve sonucu deðerlendirmektedir. Bu secici ve deðerlendirici süreç, çocukta kiþisel ve sosyal davranýþlarla ilgili deðer duygusunun geliþmesiyle sonuçlanmaktadýr. Hiç kuþkusuz çocuðun bulunduðu kültür çevresi içinde yer alan ve onu etkileyecek olan gelenek ye kurallar da vardýr. Ancak yargýlarýn oluþtuðu, tercihlerin yapýldýðý ya da en azýndan etkilendiði yer ailedir. Kiþiliðin geliþmesi, bir dizi tercihin geliþtirilmesiyle olanaklýdýr. Bu tercihler bireyin deðerlerini temsil eder ve geniþ ölçüde ailenin koþullandýrýlmasýnýn bir sonucudur.&lt;br/&gt;Bütün bunlardan sonra denebilir ki, çocuðun ailesinin yapýsý, geniþliði, sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyi, onun ilk sosyal deneyimlerini, dolayýsýyla duygusal ve toplumsal geliþmesini etkileyecektir.&lt;br/&gt;Çoðunlukla sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyi yüksek olan ailelerden gelen çocuklarýn, sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyi daha aþaðýda olan ailelerden gelen çocuklara oranla daha baþardý bir sosyal geliþim gösterdikleri savunulur. Ancak ülkemizde, istanbul ço-cuklan üzerinde yapýlan araþtýrmadan alýnan sonuçlar, farklý doðrultuda bulunmuþtur. Hurtig ve Zazzonun   &quot;Psiko-Sosyal  Geliþme   Ölçeði&quot;nin  üç   farklý  sosyoekonomik sýnýftan gelen 6-12 yaþlarýndaki 240 kýz ve erkek Ýstanbul çocuðuna uygulanmasý sonucunda, sosyo-ekonomik ve çevresel faktörlerin, sosyal olgunluðu anlamlý bir biçimde etkilemediðim saptadýk. Bunun da, sosyo-ekonomik düzey basamaklarýnda aþaðýya doðru inildikçe, özellikle geniþ ailelerde yaþam savaþý veren çocuklarýn, zorunluluk nedeniyle kendilerinin ve kardeþlerinin sorumluluklarýný yüklenmelerinden kaynaklandýðým gördük.&lt;br/&gt;Sosyal uyum üzerindeki çalýþmalar, ailenin çocuk üzerindeki ilk etkilerinin son derece önemli olduðunu kanýtlamýþtýr. Evlerinde yakýn bir ilgiyle demokrasinin birleþtiðini gören çocuklar, en etkin, özgür ve arkadaþlarýyla iliþkilerinde en baþarýlý çocuklar olmaktadýrlar. Baldwin ve Watsonýn araþtýrmalarý, bu gerçeði doðrular niteliktedir. Araþtýrýcýlara göre, hoþgörülü ve demokratik evlerde büyüyen çocuklar, arkadaþlarýyla iliþkilerinde daha etkin, daha giriþken, yarana fikirler öne sürebilen, fikirlerini serbestçe söyleme eðiliminde görülen çocuklar olmaktadýrlar. Bu tür çocuklarda kendini denetleme becerisine daha erken rastlanmaktadýr.&lt;br/&gt;Buna karþýlýk, daha sert bir denetim altýnda tutulan ya da eðitim yöntemleri deðiþken olan ailelerde büyüyen çocuklar ise, karþý çýkma ve saldýrganlýk gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek istemekte ve kendi iç dünyalarýný açýklamakta zorluk yaþamaktadýrlar.&lt;br/&gt;Anne babalar, çocuklarýnýn baðýmsýzlýk uðruna giriþtikleri çabalarý destekledikleri ve zor durumlarda onlara yardýma olduklarý takdirde, çocuklarda baðýmsýzlýk duygusunun kolayca geliþtiði görülür. Hor gören, cezalandýran ya da hem sevip hem de soðuk davranan anne ve babalarýn çocuktan baðýmlý bir kiþilik yapýsýna sahip olmaktadýrlar.&lt;br/&gt;Dengeli, duygusal ve toplumsal etkileþimin güçlü olduðu aile ortamý</description></item><item><title>ÝNDÝGO ÇOCUK NEDÝR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?indigo-cocuk-nedir-372576.html</link><description>Ýndigo Çocuk Nedir?&lt;br/&gt;Ýndigo Çocuk nedir? Ve ona neden Ýndigo diyoruz? Önce tanýmý sunalým: Ýndigo Çocuk bir dizi yeni ve olaðandýþý psikolojik nitelik sergileyen ve genelde daha önce belgelenmemiþ bir davranýþ biçimi gösteren bir çocuktur. Bu davranýþ kalýbý ortak özgün etkenler içerir, ve bu etkenler bu çocuklarla iliþki içinde olan kiþilerin (özellikle ana-babalarýn) dengeyi saðlamak için onlara karþý davranýþ biçimlerini ve onlarý yetiþtirme tarzlarýný deðiþtirmelerini önerir. Bu yeni kalýplarý görmezden gelmek, potansiyel olarak, bu deðerli yeni çocuklarda dengesizlik ve düþ kýrýklýðý yaratmak demektir. Bu bölümün konusu. Ýndigo Çocuðun özelliklerini tanýmlamak, nitelendirmek ve onaylamaktýr.&lt;br/&gt;Görünüþe göre, birkaç Ýndigo türü vardýr; onlarý bu bölümde daha sonra tanýmlayacaðýz, ama aþaðýdaki listede bazý en ortak davranýþ kalýplarýný bulabilirsiniz. Acaba bu davranýþ kalýplarý tanýdýðýnýz çocuklara uyuyor mý?&lt;br/&gt;Ýþte, Ýndigo Çocuklarýn en ortak on özelliði:&lt;br/&gt;1.Onlar dünyaya bir asalet duygusuyla gelir (ve çoðunlukla da öyle davranýrlar).&lt;br/&gt;2.&quot;Burada olmayý hak ettiklerini&quot; hisseder, ve baþkalarýnýn bu hissi paylaþmadýklarýný görünce çok þaþýrýrlar.&lt;br/&gt;3.Kendi-deðerini-bilmek onlar için bir sorun deðildir. Onlar, çoðunlukla,&quot;kim olduklarým&quot; ana-babalarýna söylerler.&lt;br/&gt;4.Mutlak otorite (bir açýklama ya da seçim sunmayan otorite) karþýsýnda zorluk yaþarlar.&lt;br/&gt;5.Belli þeyleri kesinlikle yapmayacaklardýr; örneðin, kuyrukta beklemek onlara zor gelir.&lt;br/&gt;6.Ritüel-yönelimli ve yaratýcý düþünce gerektirmeyen sistemlerde düþ kýrýklýðý yaþarlar.&lt;br/&gt;7.Çoðunlukla, evde ve okulda iþleri yapmanýn daha iyi yollarým görürler, bu da onlarýn &quot;sistem yýkýcýlar&quot; (herhangi bir sisteme uyum saðlayamayanlar) gibi görünmelerine neden olur.&lt;br/&gt;8.Kendi türleriyle birlikte olmadýklarý durumlarda antisosyal görünürler. Eðer çevrelerinde benzer bilinçte olan baþkalarý yoksa, çoðunlukla, içlerine kapanýr ve hiç kimsenin onlarý anlamadýðý hissine kapýlýrlar. Okul sosyal olarak onlar için genelde son derece zordur.&lt;br/&gt;9.&quot;Suçluluk duygusu verilerek&quot; disipline sokulmaya karþýlýk vermeyeceklerdir. (&quot;Baban eve gelip yaptýðýn þeyi görene dek bekle hele.&quot;)&lt;br/&gt;10.Ýhtiyaçlarýný size bildirmekten çekinmezler.&lt;br/&gt;Bu özelliklerin bazýlarýný daha sonra daha yakýndan inceleyeceðiz, ama þimdi bu çocuklara neden Indigo dendiðini açýklamak istiyoruz.&lt;br/&gt;Psikoloji tarihi boyunca, insan davranýþýný gruplandýran sistemler olagelmiþtir. Gerçeklen de, genelde hepimiz bu davranýþ kalýplarý &quot;kümelerine&quot; girer görünürüz; bazen bunlarý okuyup kendimizi tanýmlamak eðlencelidir. Bu gruplandýrmalar, kuþkusuz, insan zihnini inceleyen kiþilere yardýmcý olan ve herkesi sýnýrlý bir kalýba uyduran bir formül arayýþý içinde, insan davranýþlarýný birçok deðiþik biçimde tanýmlamaya ve iliþkilendirmeye çalýþýr. Bu sistemlerin bazýlarý çok eski, bazýlarý ise çok yenidir.&lt;br/&gt;1980lerde, bu çocuklarý gerçekten tanýmlayýp sýnýflandýrdým ve onlarýn kiþilik özelliklerini incelemeye baþladým. Çünkü o zaman bu çocuklar artýk beþ, altý ve yedi yaþlarýndaydý, ve ben onlara bakýp kiþiliklerini &quot;okuyabiliyor&quot; ve bunun ne anlama geldiðini görebiliyordum. Öðrendiðim asýl þey, onlarýn bizim gibi bir ders programýna sahip olmadýklarýydý, ve hala da deðiller. Onlar sekiz yýl daha bir ders programýna sahip olmayacaklar. 26, 27 yaþlarýna gelen Ýndigo Çocuklarda büyük bir deðiþim göreceksiniz. Bu deðiþim onlarýn amaçlarýnýn ortaya çýkmasýndan kaynaklanacak. Yaþça daha büyük olanlar, yaptýklarý þeyde gerçekten somutlaþacak, ve yaþça daha küçük olanlar da hayatta ne yapacaklarýný daha berrak bir biçimde görebilecekler.&lt;br/&gt;Bu durumda, ne olacaðý hala bize baðlýymýþ gibi görünüyor.&lt;br/&gt;Bu hala araþtýrma halinde. Ýþte bu yüzden ben Ýndigolarla ilgili bir kitap yazmayý devamlý erteledim. Sizin bu iþi yapmanýza memnun oldum.&lt;br/&gt;Bu fenomene karþý muazzam bir ilgi. muazzam bir bilme ihtiyacý var gibi görünüyor.&lt;br/&gt;Doðru. Var, çünkü insanlar bu Ýndigolarý anlamýyorlar Onlar bilgisayarla; çok iyi ve rahat kullanan çocuklar, bu da onlarýn kalpten çok, kafa yönelimli olacaklarý anlamýna  geliyor. Sanýnýn bu çocukla; bazý zihinsel imgeleme kurallarýyla geliyorlar. Onlar, eðer bir þevi tanýmlayýp sýnýflandýrabilirlerse; onun onlarýn olacaðýný biliyorlar. Onlar teknolojiye yönelen çocuklar, bu da bana, iletide bugünkünden de daha teknolojik olacaðýmýzý söylüyor. Bu çocuklar 3-4 yaþlarýnda. 65 yaþýndaki yetiþkinlerin anlayamadýklarý bilgisayarlarý anlýyorlar.&lt;br/&gt;Onlar teknolojik çocuklar, teknoloji için doðmuþ çocuklar, ve bu da önümüzd</description></item><item><title>DÝKKAT EKSÝKLÝÐÝ VE HÝPERAKTÝVÝTE BOZUKLUÐU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dikkat-eksikligi-ve-hiperaktivite-bozuklugu-385981.html</link><description>Dikkat Eksikliði ve Hiperaktivite Bozukluðu&lt;br/&gt;Özellikler :&lt;br/&gt;Dikkat Eksikliði : Dikkatleri çok kolay daðýlýyor. Normal koþullarda dikkatimizi daðýtmayan uyarýcýlar bu çocuklarýn dikkatini kolayca daðýtabiliyor.&lt;br/&gt;-Çok çabuk unutabiliyorlar&lt;br/&gt;-Ödevlerine bakýldýðýnda dikkatin az ve pek çok hata yapýldýðý, karma karýþýk, özensiz, plansýz, sistematikten uzak olduðu görülür. Baþladýklarý iþi tamamlamama sorunlarý vardýr. Bir noktaya bakýp dalýp dalýp giderler. Kendileriyle konuþulduðunda baþka bir þey düþünüyorlarmýþ gibi görünürler.&lt;br/&gt;Sosyal Ýliþkileri : &lt;br/&gt;-Karþý tarafý dinlemekte güçlük çekiyorlar &lt;br/&gt;-Konuyu deðiþtiriyorlar, konudan konuya atlýyorlar&lt;br/&gt;-Oyun iliþkisinde güçlük çekiyorlar&lt;br/&gt;-Bir oyunu baþtan sona kadar sürdürmesi için kurallara uymasý gerekiyor oyun kurallarýna uymayýp uyumu bozabiliyorlar.&lt;br/&gt;Hiperaktivite : Bir saniye yerinde duramazlar. Elleri ayaklarý sürekli oynar. Ellerine bir þeyler alýr ve bununla oynar. Oturmalarý ve sessizce olmalarý gereken yerde bunu yerine getirmezler. Oturduklarý yerden sürekli yerde bunu yerine getirmezler, çok konuþurlar. Bu çocuklarýn dikkat süresi kýsadýr, yoðunlaþma yeteneði düþüktür. Bu yüzden zekalarý normal olmasýna raðmen öðrenme güçlüðü ve okul baþarýsýzlýðý sýklýkla görülür. Belirtiler erken ergenlik döneminde göreceli olarak devam eder. Bir çok bireyde genç ergenlikte ve eriþkinlik döneminde belirtiler azalýr. Çok dikkat eksikliði ve hiperaktivite bozukluðu olan çocuklarýn çok az bir kýsmý DE / HB tüm belirtileri eriþkinliðe taþýr.&lt;br/&gt;Ailelerin küçükken çok hareketli dediði çocuklarýn çoðunda Dikkat Eksikliði ve Hiperaktivite Bozukluðu ortaya çýkamaz. Bu yüzden erken yýllarda taný koymak son derece yanlýþ sonuçlar doðurabilir. Ayrýca taný çocuðu etiketlemek için deðildir. Tedavi süresini yapýlandýrmak için gereklidir.&lt;br/&gt;a-) Dikkat Eksikliði ve Hiperaktivite Eksikliðine Sahip Ailelere Öneriler :&lt;br/&gt;1-Bu bozukluðun kesin olarak nedeni bilinmemektedir. Sadece bazý görüþler öne sürülmektedir.&lt;br/&gt;2-Bozukluk tedavi edilebili</description></item><item><title>TEHLÝKELÝ OYUN POKEMON&quot;DAN ÖLDÜREN OYUN FRP.&quot;YE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tehlikeli-oyun-pokemon-dan-olduren-oyun-frp.-ye-381897.html</link><description>tehlikeli oyun pokemon&quot;dan&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;öldüren oyun frp.&quot;ye&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;tehlikeli oyun pokemon&quot;dan&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;öldüren oyun frp.&quot;ye&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;sezin çeker&lt;br/&gt;fatih dinler          mehmet dinç&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;þubat/2002&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her hakký Müstakil Tüketiciler Birliði&quot;ne aittir. Kaynak gösterilmeden kullanýlamaz&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I-GÝRÝÞ2&lt;br/&gt;II-ERGENLÝK DÖNEMÝ VE ERGEN2&lt;br/&gt;1-Erinlik(Buluð) Evresindeki Geliþmeler2&lt;br/&gt;a)Bedensel Geliþim2&lt;br/&gt;b)Biliþsel (Cognitive) Geliþim (Soyut Ýþlemler Dönemi)2&lt;br/&gt;c)Duygusal Geliþim (Emotional)3&lt;br/&gt;2-Ergenlik Dönemi Heyecan Biçimleri3&lt;br/&gt;a)Korku3&lt;br/&gt;b)Endiþe4&lt;br/&gt;c)Öfke4&lt;br/&gt;d)Duygusal Kýrýklýklar4&lt;br/&gt;e)Ruhsal Zorlanmalar4&lt;br/&gt;d)Sosyal Geliþim4&lt;br/&gt;e)Özdeþleþme5&lt;br/&gt;f)Kiþilik ve Çevre5&lt;br/&gt;3-Ergende Yaþlara Göre Geliþim Özellikleri5&lt;br/&gt;a)14 Yaþ5&lt;br/&gt;b)15 Yaþ6&lt;br/&gt;c)16 Yaþ6&lt;br/&gt;4-Gençliðin Ruhsal ve Toplumsal Sorunlarý6&lt;br/&gt;a)Kimlik Arayýþý6&lt;br/&gt;b)Yabancýlaþma7&lt;br/&gt;c)Ergenin Aile Ýçi Sorunlarý7&lt;br/&gt;d)Kuþaklararasý Çatýþma ve Reddetme8&lt;br/&gt;e)Ergen ve Okul8&lt;br/&gt;f)Ergenlikte Etkili Uyarýcýlar8&lt;br/&gt;III-SANAL ORTAMDAKÝ YENÝ DÜNYA (FRP)9&lt;br/&gt;1-FRP. Nedir?9&lt;br/&gt;2-Nasýl Oynanýr?10&lt;br/&gt;3-Fantastik Dünyanýn Kahramanlarý11&lt;br/&gt;4-FRP (Fantasy Role Playing) Oyun Sistemleri11&lt;br/&gt;5-Ýnternet ve FRP12&lt;br/&gt;6-Psikolojik ve Sosyal Açýdan FRP ve Ergen13&lt;br/&gt;7-Eðitici Gözüyle Ergen ve FRP14&lt;br/&gt;IV-SONUÇ VE ÖNERÝLER15&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yararlanýlan Kaynaklar&lt;br/&gt;1-Prof. Dr. Haluk Yavuzer, Çocuk Psikolojisi&lt;br/&gt;2-Prof. Dr. Adnan Kulaksýzoðlu, Ergenlik Psikolojisi&lt;br/&gt;3-Prof. Dr. Bekir Onur, Geliþim Psikolojisi&lt;br/&gt;I-GÝRÝÞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son günlerde, intihar olaylarýyla gündeme gelen ve gençleri, özellikle ergenlik döneminde bulunan gençleri etkileyen bir bilgisayar oyunundan söz edilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kýsa adý FRP olan Fantasy Role Playing, yani Fantezi Rol Oyununu oynayan gençlerin, oyunda bulunan karakterler nedeniyle kiþiliklerinde yeni bir kimlik oluþtuðu ve zamanla bu sanal dünyadaki kiml</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - PSÝKOLOJÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-psikoloji-414132.html</link><description>psikoloji</description></item><item><title>DAVRANIÞ BÝLÝMLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?davranis-bilimleri-452581.html</link><description>Ö   N   S   Ö   Z&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Davranýþ Bilimleri dersinin iki temel amacý bulunmaktadýr: Birincisi, günümüzde sosyal bilimlerin sahip olduðu anlayýþtýr. Disiplinler-arasýlýk olarak ifade edilen biçimiyle sosyal bilimlerin birbirlerine saðladýklarý dayanýþmadýr. Artýk sosyal bilimler, birbirlerini yalanlama ve kabul etmeme deðil, olabilecek her alanda iþbirliði ve birbirlerinin kullandýklarý yöntemi, kavram ve bulgularý kullanmaya dayalý bir iliþki temelinde oluþturulan anlayýþa sahiptir. Bunu yaparken de kendi alanýnda mümkün olan en küçük bilimlere ulaþarak uzmanlýklar oluþturma gayreti içerisine girmektedirler. Bu da özellikle sosyal bilim alanýnda öðrenim gören öðrencilerin Davranýþ Bilimleri konusunda bilgi sahibi ve yorumlama becerisine sahip olmalarýný göstermektedir.&lt;br/&gt;     Ýkinci amacý ise, daha çok insanlarýn toplumsal boyutlarýyla ilgilidir. Ýnsanlar günümüzün modern yaþamýnda parçalý bir hayat sürmektedir. Ýnsan, bir gün içerisinde birbirinden çok farklý ve onu derinden etkileyen deneyimler yaþamaktadýr. Bu deneyimlerin niteliðini belirleyen ise, iliþkinin ve yaþanan tecrübenin toplumsal, psikolojik, hukuksal, siyasal ve ekonomik boyutlarýdýr. Ýþte bu boyutlarda ortaya çýkan sorunlarýn asgari düzeyde çözülebilmesi için bu alanlarýn temel bilgisine sahip olunmasý gerekmektedir. Davranýþ bilimleri konusunda bilgi sahibi olan bir birey toplumsal sorunlarda en az hata ile sorunlarý çözebilme yeteneðine sahiptir. Ýþte davranýþ bilimlerin amaçlarýndan bir taneside toplumdaki siyasal, ekonomik, psikolojik ve hukuksal alandaki sorunlarýn davranýþlar üzerindeki etki ve bu sorunlarýn çözümlenmesi için gerekli tedbirlerin alýnmasýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DAVRANIÞ BÝLÝMLERÝNÝN GELÝÞÝMÝ VE TANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Davranýþ bilimlerinin bir disiplin olarak geliþmesinin nedeni; çeþitli mekanizmalardaki sorunlarýn, bir tek bilim ile çözümlemeye çalýþýlmasýnýn yetersiz olmasýdýr. Çünkü sosyal olaylar çok farklý þekillerde doðru olarak açýklanabilir olmasýdýr. Yani sosyal olaylar çok sebeplidir. Bunun içindir ki çeþitli disiplinlerden yararlanmak zorunlu hale gelmiþtir.&lt;br/&gt;     Bir sosyal organizasyonun varlýðý, her þeyden önce insan elemanýna baðlýdýr. Çünkü insan sosyal mekanizmanýn odak noktasýný oluþturmaktadýr. Eðer organizasyonun saðlam ve uzun ömürlü olmasýný istiyorsak insan faktörünün bilimsel yollarla incelenmesi gerekir. Ýnsanlarla çalýþmak veya onlarý yönetmek durumunda olanlarýn, insan ve insan davranýþlarý hakkýnda gerekli bilgiye sahip olmalarý hem iyi bir organizasyon yapýsý, hem de iþ verimi açýsýndan oldukça önemlidir. Ýnsanýn her davranýþýnýn bir nedeni bir hedefi vardýr. Baþka bir deðiþle insan davranýþlarýnýn kendine özgü bir mantýðý vardýr. Ýþte davranýþ bilimleri, çeþitli disiplinler (sosyoloji, psikoloji, antropoloji, hukuk) sayesinde insan davranýþlarýnýn anlaþýlmasýný saðlayan yeni bir dalý olarak ortaya çýkmýþtýr.&lt;br/&gt;     &quot;Ýnsan davranýþlarý, bu davranýþlarýn sebepleri ve amaçlarý ile davranýþ sürecinin özellikleri ve bu sürecin yönetimde nasýl kullanýlacaðý, çeþitli bilimler ama özellikle &quot;Davranýþ Bilimleri&quot; tarafýndan incelenmektedir.&quot;   &lt;br/&gt;     Davranýþ bilimlerin kavramýnýn bilimsel anlamda kullanýlmasý yakýn zamanlarda mümkün olmuþtur. Davranýþ bilimlerinin yeni bir konu olarak geliþmesinin nedeni; çeþitli toplumsal kurumlarda uygulamalardaki sorunlarý çözerken, psikoloji, sosyoloji, antropoloji gibi farklý disiplinlerin arasýndaki ayrýmlarýn korunmasýnýn zor olmasýdýr. Toplumsal kurumlarda ortaya çýkan problemlerin tek bir disiplinle çözmeye çalýþmak, sorunun ortadan kalkmasý için yeterli olmamýþtýr. Bu nedenle çeþitli organizasyon ve toplumsal kurumlardaki sorunlarýn çözümünde davranýþ bilimlerin yaklaþýmýnýn daha olumlu olduðu söylenilebilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DAVRANIÞ BÝLÝMLERÝNÝ OLUÞTURAN BÝLÝMLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Davranýþ bilimlerinin çoðunluðunu sosyal bilimler bölümündeki bilim dallarý oluþturmaktadýr. Sosyoloji, psikoloji, sosyal psikoloji ve antropoloji. Bu temel bilim dallarýnýn yaný sýra davranýþ bilimlerinin geliþiminde ve sosyal olaylarý kavramasýnda yardýmcý bazý bilimlerde bulunmaktadýr. Tarih, iktisat, hukuk, siyasal bilimler.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.SOSYOLOJÝ:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Her toplumun, mekanizmasýnýn ve oluþumunun kendine has bir yapýsý ve yaþam sorunlarý vardýr. Bu yapý ve sorunlarýn basit olanýndan karmaþýk olanýna kadar hepsinin bir bütünlük içinde incelenmesi gerekir. Sosyoloji, toplumdaki olgu, olay ve problemlerde, toplumun etkisi ile olaylar ve olgular arasýnda iliþkiyi açýklamadýr. Sosyoloji, toplumsal sorunlarý ve</description></item><item><title>GELÝÞÝM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gelisim-369270.html</link><description>çýýÖÖçþÝnsan geliþimi, çevre ve kalýtým arasýndaki sürekli ve karþýlýklý etkileþimin ürünüdür. Kalýtýmsal özellikler kýsaca biyolojik ön yatkýnlýklar olarak tanýmlanabilir. Buna göre insan geliþimine yön veren iki temel süreç söz konusudur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1- Genotip&lt;br/&gt;2- Fenotiptir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genotip, anne-babadan kalýtým yoluyla gelen tüm özellikler, &lt;br/&gt;Fenotip ise aile, çevre, okul ve toplum gibi farklý sosyal baðlamlarda toplumsal iliþkiler yoluyla edinilen gözlenebilir tüm kiþisel özelliklerdir. Bugün kalýtým ve çevrenin birbirinden ayrýlmaz bir bütünlük taþýdýðý görüþü kabul edilmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Çocukluðun ilk 6 yýlý&quot; bireyin geliþiminin temel taþlarýný oluþturmasý, temel bilgi ve becerilerin bu erken geliþim yýllarýnda kazanýlmasý nedeniyle büyük önem taþýr. Kiþilik oluþumu yönünden de önem taþýyan ilk 72 ayda çocuk, kendisine uyarýcý bir çevre sunan, sevgi gösteren, ve saðlýklý geliþimini saðlayan anne-babaya gereksinim duyar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu erken geliþim yýllarýnda temeli atýlan beden geliþimi, psiko-sosyal geliþim ve kiþilik yapýsýnýn, ileri yaþlarda yön deðiþtirmekten çok ayný yönde geliþme þansý daha yüksektir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuk geliþiminin kendine özgü dinamikleri olduðu, her geliþim evresinin büyük oranda daha önceki evreler tarafýndan belirlendiði gerçektir. Araþtýrmalar, çocukluk yýllarýnda kazanýlan davranýþlarýn yetiþkinlikte, bireyin kiþilik yapýsýný, tavýr, alýþkanlýk, inanç ve deðer yargýlarýný büyük ölçüde biçimlendirdiðini ortaya koymaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çoðu kez birbiriyle karýþtýrýlan &quot;Büyüme&quot; (Growth) ile &quot;Geliþme&quot; (Development) sözcükleri, gerçekte birbirinden farklý kavramlardýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yapýsal artýþý dile getiren &quot;Büyüme&quot;, bedende gerçekleþen sayýsal deðiþiklikleri içermektedir (kilo, boy artýþý gibi). Çocuk, sadece fiziksel olarak büyümekle kalmaz, ayný zamanda onun beyniyle iç organlarýnýn yapý ve büyüklüðünde de deðiþmeler olur. Beynin geliþimi sonucu, çocukta giderek artan bir öðrenme, anýmsama ve muhakeme yeteneði oluþur. Böylelikle fiziksel büyümeye koþut olarak, çocuk zihinsel olarak da geliþir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Buna karþýlýk, &quot;Geliþme&quot;, deðiþikliklerin niceliði yanýnda niteliðini de içermektedir. Geliþme kavramý, düzenli, uyumlu ve sürekli bir ilerlemeyi dile getirmektedir. Geliþim, ileriye dönük olup, deðiþiklikler arasýnda belirgin bir iliþkiyi de kapsar. Kýsaca geliþim, sadece sayýsal ölçümlerle açýklanamayan, birçok yapý ve iþlevi bütünleþtiren karmaþýk bir olgudur. Bu bütünleþme nedeniyle, geliþimin her evresi kendinden bir sonraki evreyi doðrudan etkiler.&lt;br/&gt;GELÝÞÝMÝN TEMEL ÝLKELERÝ &lt;br/&gt;Geliþim süreci içinde tüm çocuklar ayný geliþim yolunu izlerler. Çocuk koþmadan önce yürür, yürümeden önce emekler. Ancak çocuklarýn geliþim hýzlarýyla bu davranýþlarý baþarmak üzere geçirdikleri sürenin bireyden bireye deðiþtiði görülür. Bazý çocuklar, diðerlerine oranla daha hýzlý geliþirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Geliþimdeki 6 temel kavram þöyle özetlenebilir: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Geliþim, dinamik bir olgudur. Geliþim yaþam boyu sürer. Geliþim belli aþamalara bölünmüþ ve her biri, önceki aþamalarýn birikimlerine dayalý olarak oluþan bir süreç içinde gerçekleþir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Geliþim, genetik ve çevresel deðiþkenlerin karþýlýklý etkileþimlerinin ürünüdür. Örneðin, kalýtsal zeka potansiyelinin uygun eðitim yaþantýlarýyla desteklenmemesi halinde, yeterince geliþmediði bilinmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Geliþim, giderek artan bir özelleþme sürecidir. Geliþim genelden özele, bütünden parçaya doðrudur. Örneðin, çocuklar belli bir geliþim aþamasýnda, sadece ellerini bir bütün olarak kullanýrken, ince kaslarýn geliþimi ile parmaklarýný kullanmaya baþlamaktadýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. Geliþimde denge vardýr. Geliþim özellikleri ayrýlmaz bir bütün oluþtururlar. Geliþim alanlarý karþýlýklý olarak birbirlerini etkilemektedir. Örneðin, çocuðun zihinsel geliþimi dil geliþimini hem etkilemekte hem de ondan etkilenmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5. Geliþim, ard arda görülen, düzenli bir süreçtir. Geliþimin kritik dönemleri vardýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6. Geliþim bireysel farklýlýk gösterir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GELÝÞÝMÝN TEMEL ALANLARI &lt;br/&gt;Çocuklarýn geliþimi deðerlendirilirken bireyi oluþturan deðiþik alanlar olarak ele alnýr. Bu temel geliþim alanlarý þunlardýr: &lt;br/&gt;1. Bedensel geliþim, &lt;br/&gt;2. Biliþsel geliþim, &lt;br/&gt;3. Motor geliþim, &lt;br/&gt;4. Dil geliþimi, &lt;br/&gt;5. Duygusal geliþim, &lt;br/&gt;6. Sosyal geliþim. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A. BEDENSEL GELÝÞÝM &lt;br/&gt;Çocuðun geliþimini bir bütün olarak kavrayabilmek için psikolojik olduðu kadar fizyolojik geliþimi de bilmek gerekir. Çünkü, fiziksel geliþim, çocuðun davranýþýný hem doðrudan, hem de dolaylý olarak etkiler. Doðrudan e</description></item><item><title>ÜNÝVERSÝTE ÖÐRENCÝLERÝNÝN PSÝKO-PATOLOJÝK ÖZELLÝKLERÝNÝN ÇEÞÝTLÝ DEÐÝÞKENLER AÇISINDAN ÝNCELENMESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?universite-ogrencilerinin-psikopatolojik-ozelliklerinin-cesitli-degiskenler-acisindan-incelenmesi-440114.html</link><description>ÜNÝVERSÝTE ÖÐRENCÝLERÝNÝN PSÝKO-PATOLOJÝK ÖZELLÝKLERÝNÝN ÇEÞÝTLÝ DEÐÝÞKENLER AÇISINDAN ÝNCELENMESÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Bu araþtýrmanýn amacý , üniversite öðrencilerinin psiko-patolojik özelliklerinin  cinsiyet , sýnýf düzeyi , ekonomik düzey , akademik baþarý , geldikleri yerleþim yerleri , kaldýklarý yer gibi deðiþkenler açýsýndan incelemektir. Araþtýrma &quot;Betimleme&quot; yöntemlerinden &quot;Okul Survey&quot;i ile gerçekleþtirilmiþtir. Araþtýrmanýn çalýþma grubunu Niðde Üniversitesi Eðitim Fakültesi öðrencilerinden tesadüfi olarak seçilen 124 öðrenci oluþturmuþtur. Öðrencilere SCL-90-R (Belirti tarama listesi) uygulanmýþtýr. Uygulama sonucunda elde edilen verilere göre  deðiþkenler ile psiko-patolojik özelliklere iliþkin grup profilleri çýkarýlmýþtýr. Her bir deðiþkene göre çýkarýlan profillerde elde edilen veriler grafikle gösterilmiþtir. Araþtýrma sonucunda ; kýz öðrencilerin daha depresif , erkek öðrencilerin ise öfke ve düþmanlýk semptomlarýna sahip olduklarý; 2.sýnýf öðrencilerinin psiko-patolojik özelliklere sahip olma düzeylerinin daha yüksek olduðu , 1.sýnýf öðrencilerinin ise bu özelliklere en düþük düzeyde sahip olduklarý; köyden gelen öðrencilerin psiko-patolojik özelliklere sahip olma düzeylerinin diðerlerine göre daha düþük olduðu ; ekonomik düzeyleri düþük olan öðrencilerin psiko-patolojik özelliklere sahip olma düzeylerinin daha yüksek olduðu; evde kalan öðrencilerin  psiko-patolojik özelliklere yüksek düzeyde sahip olduklarý; not ortalamasý düþük ve yüksek olan öðrencilerin psiko-patolojik özelliklere yüksek düzeyde sahip olduklarý görülmüþtür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;SUMMARY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The purpose of this study is to examine study psycho- pathological charecteristics of university students in respect to the variables of gender, class level, economic level, academic achievement, origin of place, living place. Methodology of research is school survey. The sample consist of 124 students of College of Education in Nigde University the profile of groups made using data and shown by graphics.&lt;br/&gt;The result of the study;&lt;br/&gt;1-   Males students were less depressive than females,&lt;br/&gt;2-   Psycho-pathologýcal level of sophomore students are higher than freshman students,&lt;br/&gt;3-   Pscho-pathological level of the stdudents of the country is low,&lt;br/&gt;4-   The students who have either low economic level or living in home or low academic achievement showed high pcyho-pathological level.&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Her  yýl on binlerce öðrenci üniversiteye baþlamaktadýr. Gençlerin üniversite öðrenimini sürdürürken pek çok sorunla karþýlaþtýklarý bilinmektedir. Lise ortamýndan üniversite ortamýna gelen gençlerin , genel olarak ailesinin yanýndan ayrýlmanýn ve üniversitedeki öðrenim sisteminin getirdiði  yeni ortama uyum saðlama , kendi kararlarýný alma , sorumluluk alýp bunun sonucuna katlanma , derslerde baþarýlý olma , beslenme , barýnma ihtiyaçlarýný karþýlayabilme ve arkadaþ edinme gibi pek çok sorunla karþýlaþmaktadýr. Bu sorunlarla baþa çýkamayan gençlerde depresif eðilimlere , genel kaygý gibi davranýþ bozukluklarýna , baþarýsýzlýk , kiþiler arasý iliþki ve uyum sorunlarýna rastlanmaktadýr (Ültanýr , 1996).&lt;br/&gt;Dökmen (1989) , üniversite 1.sýnýf öðrencilerinin daha çok üniversite ve yurt yaþamýna uyum sorunlarýnýn ön plana çýktýðýný , son sýnýf öðrencilerinin ise gelecek kaygýsý , iþ bulma endiþesinin  ön planda olduðunu belirtmektedir.&lt;br/&gt;Üniversite öðrencilerinden kýzlarýn %35&quot;i , erkeklerin %50&quot;si kiþisel sorunlarýnýn olduðunu belirtmekte  ve bu sorunlar içinde arkadaþlýk iliþkileri , özellikle karþý cinsle iliþkileri kurma ve sürdürme konusunda sorunlarý olduðu görülmektedir  (Ekþi , 1982). Ayrýca üniversite gençliðinin büyük bölümünün sýnýf arkadaþlýðý dýþýnda arkadaþlýk iliþkisi bulunmadýðý , düþük oranda ise arkadaþlýk iliþkisinin hiç olmadýðý söylenebilir (Güney , 1985).&lt;br/&gt;Ekþi (1984)&quot;nin bir baþka çalýþmasýnda , Ýstanbul Üniversitesinde öðrenim gören 4263 öðrencinin %27&quot;si güvensizlik tipi ruhsal sorunlarý , %14,5&quot;u  henüz kiþiliðini bulmakla ilgili maddeleri  , %4,5&quot;u cinsel sorunlarý iþaretlemiþlerdir. %41&quot;i &quot;hiçbi</description></item><item><title>OTÝZM VE DUYGUSAL GELÝÞÝM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?otizm-ve-duygusal-gelisim-455484.html</link><description>Yunanca Autos    : Kendi &lt;br/&gt;Latince Autismus  : Kendi içine dönük&lt;br/&gt;Eugen Bleuler (1911)  Otizm&quot;i ilk defa Þizofreniyi tanýmlarken bir belirti olarak kullanýr. &lt;br/&gt;Leo Kanner ( 1943) bebeklik otizmi- Duygusal iliþkide otistik bozukluk.</description></item><item><title>KENDÝNÝZÝ NASIL GÖRÜYORSUNUZ (JOHARÝ PENCERESÝ)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kendinizi-nasil-goruyorsunuz-(johari-penceresi)-357236.html</link><description>KENDÝNÝZÝ NASIL GÖRÜYORSUNUZ?&lt;br/&gt;(JOHARÝ PENCERESÝ)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalýþma, kendiniz hakkýndaki görüþünüzü belirtmeniz için hazýrlanmýþtýr. Görüþünüzü gerçeði açýklayacak biçimde, sorular üzerinde uzun boylu düþünmeden belininiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her Zaman (A)    Çoðunlukla (B)&lt;br/&gt;Ara Sýra (C)        Hiçbir Zaman (D)ABCD&lt;br/&gt;1Hakkýmdaki eleþtirileri dinlerim&lt;br/&gt;2Ýçten davranmaya çalýþýrým&lt;br/&gt;3Hakkýmda yapýlacak eleþtiriyi kiþiliðime yönelik bir hareket olarak nitelendiririm&lt;br/&gt;4Baþkalarýnýn benim hakkýmda ne düþündüðünü merak ederim&lt;br/&gt;5Baþkalarý hakkýndaki görüþümü onlarý kýrmak pahasýna da olsa söylerim&lt;br/&gt;6Kiþiliðimi açýklayan testlerden hoþlanýrým&lt;br/&gt;7Fikir ve görüþlerimi hemen açýklarým&lt;br/&gt;8Yüksek sesle konuþmaktansa alçak sesle konuþmayý tercih ederim&lt;br/&gt;9Baþkalarýnýn duygularýnda, benim davranýþlarýným ne gibi etkiler yarattýðým ayýrt etmede zorlanýrým&lt;br/&gt;10Duygularýmý saklý tutmaya çalýþýrým.&lt;br/&gt;11Kendimle ilgili olaylarý baþkalarýna anlatmak beni rahatsýz eder&lt;br/&gt;12Grup içindeki dedikodularý dinlemek beni rahatsýz eder&lt;br/&gt;13Yüz ifadelerimi ve el-kol hareketlerimi kontrol altýnda tutmak için özel bir çaba sarf etmeksizin konuþurum&lt;br/&gt;14Baþkalarýnýn, benden etkilenerek yaptýðý davranýþlarýn nedenlerim araþtýrýrým&lt;br/&gt;15Rahat ve serbest bir biçimde içimden geldiði gibi gülmekten çekinirim&lt;br/&gt;16Anlatmaktan çok, soru sormaktan hoþlanýrým&lt;br/&gt;17Konuþmamda ses tonumu rahatça kullanýrým&lt;br/&gt;18Kendi kendimi eleþtirmekten rahatsýz olurum&lt;br/&gt;19Davranýþlarýmý kontrol altýnda tutmak beni rahatsýz eder&lt;br/&gt;20Baþkalarýnýn beni iyice tanýmalarýna gerek olmadýðýna inanýrým&lt;br/&gt;21Yakýnlarým kendimi iyi tanýmadýðýmý söyler&lt;br/&gt;22Baþkalarýna fikrimi açýklamakta ölçülü davranýrým&lt;br/&gt;23Duygularýmý kolayca belli ederim&lt;br/&gt;24Grup içindeki iliþkilerin neden olduðu duygusal etkileri izler ve bunda kendi katkýmý düþünürüm&lt;br/&gt;25Arkadaþ ve yakýnlarým düþüncesiz olduðumu söylerler,&lt;br/&gt;26Baþkalarýyla olan iliþkilerimi kendi kendime eleþtiririm&lt;br/&gt;27Arkadaþ ve yakýnlarým, dýþa dönük ve atýlgan olduðumu söylerler&lt;br/&gt;28Baþkalarýnýn benim hakkýmdaki, fikirlerinin pek tutarlý olmayacaðý kanýsýndayým&lt;br/&gt;29Baþkalarýna kiþiliðim hakkýnda çok bilgi veririm&lt;br/&gt;30Arkadaþlarým ve yakýnlarým, davranýþlarýmýn baþkalarý üzerindeki etkilerinin farkýnda olmadýðýmý bildirir, beni uyarýrlar&lt;br/&gt;31Baþkalarýnýn benim hakkýmdaki fikir ve görüþlerini ikinci planda tutarým&lt;br/&gt;32Ölçülü davranmayý gereksiz sayarým&lt;br/&gt;33Yakýnlarým ve arkadaþlarým, benim kapalý kutu olduðumu söylerler&lt;br/&gt;34Baþkalarýnýn beni eleþtirmesini teþvik ederim&lt;br/&gt;35Baþýmdan geçen olaylarý baþkalarýna anlatmaktan zevk duyarým&lt;br/&gt;36Davranýþlarýmýn baþkalarý üzerinde ne gibi etkiler yaptýðým araþtýrýrým&lt;br/&gt;37Baþkalarýnýn benim hakkýmdaki fikirleri genellikle yanlýþtýr.&lt;br/&gt;38Toplantýlarda ön plana çýkmak beni rahatsýz eder&lt;br/&gt;39Baþkalarýnýn benim hakkýmdaki eleþtirileri genellikle kendi çýkar ve amaçlarýna göre olmaktadýr&lt;br/&gt;40Çevremdekilerin beni olduðumdan baþka türlü görmesinin nedenlerini araþtýrýrým&lt;br/&gt;41Kendime inancým tam olduðu için. Baþkalarýnýn benim hakkýmdaki görüþlerinin önemli olmadýðýný düþünürüm&lt;br/&gt;42Benden baðýmsýz olarak, baþkalarýnýn benim hakkýmda fikir edinmeleri beni rahatsýz eder&lt;br/&gt;43Kiþiliðinim tüm çýplaklýðýyla gözler önüne serilmesi beni rahatsýz eder&lt;br/&gt;44Baþkalarýnýn benim hakkýmdaki düþüncelerini öðrenmek beni tedirgin eder&lt;br/&gt;45Bu ve bunun gibi testleri yanýtlamak beni rahatsýz eder&lt;br/&gt;46Baþkalarýyla konuþurken karþýdakinin yüz ifadelerine el-kol hareketlerine dikkat ederim&lt;br/&gt;47Baþkalarýnýn kiþiliðini tanýmaya çalýþýrým&lt;br/&gt;48Baþkalarýna olan yakýnlýk veya uzaklýk duygumu asla belli etmem&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;JOHARÝ PENCERESÝ DEÐERLENDÝRME FORMU&lt;br/&gt;G 1         G2&lt;br/&gt;SoruABCDSoruABCD&lt;br/&gt;13&lt;br/&gt;49&lt;br/&gt;612&lt;br/&gt;1418&lt;br/&gt;1621&lt;br/&gt;2428&lt;br/&gt;2630&lt;br/&gt;3431&lt;br/&gt;3637&lt;br/&gt;4039&lt;br/&gt;4641&lt;br/&gt;4744&lt;br/&gt;4X3X2X1X1X2X3X4X</description></item><item><title>SAVUNMA MEKANÝZMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?savunma-mekanizmalari-455363.html</link><description>SAVUNMA MEKANÝZMALARI&lt;br/&gt;Mine ÖZKAMALI&lt;br/&gt;Benlik organizmanýn çevreye uyumunu saðlamak için çaba gösterir. Altbenden gelen istekler doyum ararken, üstbenin kurallarýna da uymaya çalýþýr. Eðer üstben altbenden gelen isteklerin doyurulmasýna izin vermezse ve katý kurallarý beni zorlarsa ben güç duruma düþerse çözüm yolu olarak çeþitli savunma mekanizmalarý kullanýr. Bu savunma mekanizmalarý eðer benliði kuvvetlendirici etkilerde bulunurlarsa saðlýklý, fakat benliðin iþlevini engelleyici etkilerde bulunurlarsa patalojik olarak görülürler. (Özdoðan 1997) &lt;br/&gt;Freuda göre bebek &quot;id&quot; adýný verdiðimiz içgüdüsel enerji ile dünyaya gelir ve id yaþamak için gerekli olan cinsellik ve saldýrganlýk içgüdülerinin deposudur. Ýd aralýksýz olarak sonucu ne olursa olsun haz alma ve doyurulma çabasý içindedir Süperego ise toplumun istek ve sorumluluðunu içerir. Süperego çocuða ailesi ve toplum tarafýndan aktarýlan geleneksel deðerlerin temsilcisi olup ödül ve cezalarla pekiþtirilir. Süperego bireyin, davranýþlarýnýn doðru ve yanlýþ olduðuna karar verip toplum tarafýndan onaylanan deðer yargýlarýna göre davranmasýný saðlar ve 3 yaþýndan sonra geliþmeye baþlayýp, 5-6 yaþýndan sonra saðlýklý fonksiyon gösterebilir. Ýdin sürekli haz almayý istemesi ve süperegonun onu hazý ertelemesi kiþide çalýþmaya ve kaygýnýn artmasýna neden olur. Böyle bir durumda ego akýllý bir araç olarak ikisinin ortasýný bulmaya ve çatýþmanýn azalmasýný saðlamaya çalýþýr. Ego idi denetim altýnda tutar ve gerçek dünya ile id arasýnda aracý görevi görür. Ego, akýlcý ve pratik olarak; idin arzu ve isteklerini mümkün olduðunca yerine getirmeye çalýþýr ve onu eðitmeye çalýþmaz. (Cüceloðlu 1992) &lt;br/&gt;Bu üç öðeden birinin bozukluðu kiþilik bozukluðuna yol açar. Egonun yeterince geliþemediði ve çocukta kaygýnýn çok fazla olduðu durumlarda denge saðlanamayabilir ve böyle durumlarda kiþi savunma mekanizmalarýný kullanmaya baþlar. Ancak, savunma mekanizmalarýnýn çok kullanýlmasý da bazý bozukluklarýn ortaya çýkmasýna neden olabilir. &lt;br/&gt;Belli baþlý savunma mekanizmalarý þunlardýr; &lt;br/&gt;1- Bilinçaltýna bastýrma&lt;br/&gt;Üstben tarafýndan izin verilmeyen duygu ve düþüncelerin, altbenden gelen isteklerin bastýrýlmasý, bu bastýrýlma için kuvvet sarf etmesi ve yanlýþ bir dünya algýsýnýn ortaya çýkmasýdýr. Kýsaca, bizde derin kaygý uyandýrabilecek düþünceleri bilinç altýna iterek bastýrýr ve böylece olumsuz düþüncenin etkisi altýnda ortaya çýkabilecek kaygýyý önlemiþ oluruz. Kiþinin istemediði ve ona acý veren istek ve arzularý bilinçdýþýna iterek orada tutar. Ancak baský altýna alýnan ya da bastýrýlan bu duygular düþünceler ve geçmiþ yaþantýlar çoðu kez simgesel bir biçimde rüyalarda ya da dil sürçmeleri þeklinde kendini gösterir.Baský mekanizmasý kiþiye tehlikeli isteklerini denetim altýnda tutmada ve sarsýcý olaylarýn ilk tehlikeli isteklerini denetim altýnda tutmada ve sarsýcý olaylarýn ilk etkilerini hafifletmede yardýmcý olur. Ancak bu mekanizma bazen kiþinin yüzleþerek gerçekçi yollardan halletmesi gereken yaþantýlarý</description></item><item><title>ÝYÝ DÝNLEMENÝN KOÞULLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iyi-dinlemenin-kosullari-450450.html</link><description>ÝLETÝÞÝM MODELLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÞEKÝL:Shannon ve Weaver&quot;inÝletiþim Modeli, 1966&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KÝÞÝLERARASI&lt;br/&gt;SAÐLIKLI ÝLETÝÞÝMÝN&lt;br/&gt;KOÞULLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;BÝREYSEL AYRILIKLAR VARDIR&lt;br/&gt;&amp;#61607;GÖNÜLLÜLÜK ESASTIR&lt;br/&gt;&amp;#61607;HER BÝREY KARAR VERME GÜCÜNE &lt;br/&gt;VE HAKKINA SAHÝPTÝR&lt;br/&gt;&amp;#61607;TÜM ÝNSANLAR SAYGIDEÐERDÝR&lt;br/&gt;&amp;#61607;GÝZLÝLÝK ESASTIR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KÝÞÝLERARASI      ÝLETÝÞÝM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            SÖZLÜ                   SÖZSÜZ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÝL     DÝL ÖTESÝ  YÜZ       BEDEN      MEKAN    ARAÇLAR &lt;br/&gt;     VE BEDEN TEMASI KULLANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KÝÞÝLERARASI ÝLETÝÞÝM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SESLÝ ÝLETÝÞÝM    SESSÝZ  ÝLETÝÞÝM&lt;br/&gt;*DURAKSAMALAR&amp;#61607;GÖZ ÝLÝÞKÝSÝ&lt;br/&gt;*SESÝN TONU&amp;#61607;YÜZ ÝFADELERÝ&lt;br/&gt;*SESÝN YÜKSEKLÝÐÝ&amp;#61607;VÜCUT DURUÞU&lt;br/&gt;*EEE, IHM SÖZCÜKLERÝ&amp;#61607;KÝÞÝSEL ALAN&lt;br/&gt;*DUYGU TONU&amp;#61607;KIYAFET&lt;br/&gt;*TEKRARLAR&amp;#61607;AKSESUAR&lt;br/&gt;*SÖZE YANLIÞ BAÞLAMA&amp;#61607;MEKAN KULLANMA&lt;br/&gt;*GEREKSÝZ SÖZCÜKLER&amp;#61607;DOKUNMA&lt;br/&gt;*AKICILIK&amp;#61607;KAFA ÝÞARETLERÝ&lt;br/&gt;*DOÐALLIK&amp;#61607;EL VE KOL DURUÞU&lt;br/&gt;*SEÇÝLEN SÖZCÜK&amp;#61607;BACAKLARIN DURUÞU&lt;br/&gt;&amp;#61607;BEDEN YÖNELÝMÝ&lt;br/&gt;&amp;#61607;OTURMA BÝÇÝMLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝYÝ DÝNLEMENÝN KOÞULLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;SESSÝZLÝK(SÖZ KESMEDEN)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;ANLATILMAK ÝSTENENÝ ANLAMAYA ÇALIÞMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;ANLATILANIN ALTINDAKÝ DUYGUYU ANLAMAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;KOÞULSUZ KABULLE DÝNLEMEK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;DÜRÜST OLARAK DÝNLEMEK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FÝZÝKSEL OLARAK DÝNLEME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;KONUÞANIN YÜZÜNE DOÐRU BAKMAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;BEDEN OLARAK ONA YÖNELMEK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;GÖZLE ÝYÝ BÝR ÝLÝÞKÝ KURMAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;KONUÞANA DOÐRU EÐÝK DURMAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;RAHAT OLMAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-ETKÝN DÝNLEME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;ANLATILANLARIN BASÝT TEKRARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;ANLATILANIN DUYULDUÐUNA &lt;br/&gt;ÝLÝÞKÝN MESAJ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;ANLATILANLARIN ÖZETÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;DUYGULARINI DÝLE GETÝRME BÝÇÝMÝNDEDÝR &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ETKÝN DÝNLEMENÝN FAYDALARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;KÝÞÝ KENDÝNÝ GERÇEKTEN DÝNLEYEN KÝÞÝYE YAKIN HÝSSEDER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;SORUNU ÝLK BAÞTAKÝ KADAR &lt;br/&gt;ÖNEMLÝ GÖRMEYEBÝLÝR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;SORUNUNU DÝLE GETÝRDÝÐÝ ÝÇÝN, &lt;br/&gt;ÇÖZÜM YOLLARINI DA DAHA &lt;br/&gt;RAHAT DÜÞÜNEBÝLÝR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B-KONUÞANIN TEÞVÝK EDÝLMESÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;KONUÞAN KÝÞÝNÝN ANLATTIÐI  ANAHTAR SÖZCÜKLERÝN TEKRARLANMASI ÝLE, &lt;br/&gt;(...YEMEK, ...GÖRDÜN. )&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;TEK SÖZCÜKLÜ DEVAM ETTÝRÝCÝLERLE, &lt;br/&gt;(..HI, ..EEE, ..SONRA,..BAÞKA.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;KONUÞMANIN SÜRMESÝNE YARAYACAK KISA SORULARIN SORULMASI ÝLE GERÇEKLEÞEBÝLÝR.&lt;br/&gt;(...NASIL OLDU?)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;C-DUYGULARIN KÝÞÝSELLEÞTÝRÝLMESÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;KAYGI HÝSSEDÝYORSUN, &lt;br/&gt;ÇÜNKÜ SINAVIN SONUCUNU BEKLÝYORSUN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;SINAVIN SONUCUNU BEKLEDÝÐÝN ÝÇÝN KAYGILISIN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;.........DUYGU..........HÝSSEDÝYORSUN, ÇÜNKÜ................&lt;br/&gt;..........OLAY/DURUM............ÝÇÝN...........DUYGU...............&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝYÝ SORU SORABÝLME BECERÝSÝ&lt;br/&gt;VE SORU SORMANIN AMAÇLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;BÝLGÝ ALMAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;BÝLGÝ VERMEK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;ANLAYIP ANLAMADIÐINI SINAMAK &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;KARARA ULAÞMAK &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;KONUYA DÝKKAT ÇEKMEK &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NASIL SORU SORULMALIDIR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;ÇOK ÖZENLE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;FAZLA OLMAYACAK ÞEKÝLDE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;YARGILAYICI, HESAP SORUCU ÝZLENÝM BIRAKACAK &quot;NEDEN, NÝÇÝN, NÝYE&quot; &lt;br/&gt;SORU SÖZCÜKLERÝNDEN KAÇINILMALI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;&quot;NE&quot; VE &quot;NASIL&quot; SORU SÖZCÜKLERÝ KULLANARAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;&quot;AÇIK UÇLU&quot; SORULAR SORULMALI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AÇIK UÇLU SORU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;YÖNLENDÝRÝCÝ OLMAYAN, &lt;br/&gt;KONUÞMAYI SÜRDÜREN SORU TÝPÝDÝR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;DAHA FAZLA BÝLGÝ ALMAYI SAÐLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;KONUÞANIN KEÞÝF YAPMASINA YARAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;DÝNLEYENÝN DÝKKATLÝ DÝNLEDÝÐÝNÝ GÖSTERÝR.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;&quot;NASIL&quot; VE &quot;NE &quot; GÝBÝ SORU KÖKLERÝ UZUN AÇIKLAMALAR YAPMAYI SAÐLAYABÝLÝR.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAPALI UÇLU SORULAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;EVET -HAYIR GÝBÝ KISA YANITLANIR.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;YANITLAYICI AZ DÜÞÜNÜR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;BELLÝ GERÇEKLERÝN ELDE EDÝLMESÝNDE YARARLIDIR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;ÝSTENÝLEN ALANLA ÝLGÝLÝ KONUÞMAYI YÖNLENDÝRÝR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;OLUMLU ÝFADELERÝ PEKÝÞTÝRMEK ÝÇÝN KULLANILIR.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝLETÝÞÝMDE SEN DÝLÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;KÝÞÝYÝ SUÇLAYICIDIR&lt;br/&gt;&amp;#61607;DAVRANIÞTAN ÇOK KÝÞÝLÝÐE YÖNELÝKTÝR&lt;br/&gt;&amp;#61607;YENÝDEN KONUÞMA ÝSTEÐÝNÝ ENGELLEYÝCÝDÝR&lt;br/&gt;&amp;#61607;KÝÞÝ KENDÝNÝ SUÇLANMIÞ &lt;br/&gt;VE  ANLAÞILMAMIÞ HÝSSEDER&lt;br/&gt;&amp;#61607;NEYE KIZILDIÐININ ANLAÞILAMAMASINA NEDEN OLUR&lt;br/&gt;&amp;#61607;KÝÞÝYÝ GÜCENDÝRÝR, KIRAR&lt;br/&gt;&amp;#61607;KÝÞÝNÝN DÝRENMESÝNE NEDEN OLUR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ETKÝLÝ BÝR ÝLETÝÞÝM BECERÝSÝ; &lt;br/&gt;BEN DÝLÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;ÖZELLÝKLE</description></item><item><title>KAYGI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kaygi-345407.html</link><description>KAYGI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAYGI (ANXÝETY) NEDÝR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diðer heyecanlarýn tanýmýnda olduðu gibi, kaygýnýnda tanýmýný yapmak zordur. Kaygý aþaðýdaki þu heyecanlarýn birini veya çoðunu içerebilir: Üzüntü, sýkýntý, korku, baþarýsýzlýk duygusu, acizlik, sonucu bilememe ve yargýlanma.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bazý psikologlar korku ile kaygý arasýnda üç önemli fark bulunduðunu söylerler:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(1) Kaynak: Ben arýdan korkarým! örneðinde olduðu gibi, korkunun kaynaðýný biliriz, ancak kaygýnýn kaynaðý belirsizdir; (2) þiddet: Korku kaygýdan daha þiddetlidir; (3) süre: Korku daha kýsa sürelidir, kaygý ise uzun süre devam eder.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Korku ve kaygý arasýndaki benzerliklere dayanarak psikologlar, korku sýrasýnda ortaya çýkan fizyolojik oluþumlarýn, kaygý anýnda da gözlenebileceðini ortaya sürmüþlerdir. Ýddia deneysel gözlemlerle desteklenmiþtir. Bu nedenle, psikologlar kalp atýþý, kan basýncý, kanýn kimyasal yapýsý, Galvanik Deri Tepkisi, nefes alýþ, nefes veriþ oraný gibi deðiþik fizyolojik belirtileri kaygý ölçmede kullanýrlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAYGININ NEDENLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hangi ortamýn hangi tür kaygý yaratacaðý bir kültürden diðerine farklý olabilir. Ancak bütün toplumlar için geçerli bazý genellemeler yapmak olanaðý vardýr. Bu genellemeler, kaygý duygusunun ortaya çýkmasýna yol açan ortamlardaki bazý ortak yönleri belirtir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(1) Desteðin çekilmesi: Fatihin annesi,babasý,kardeþi Hatice, evdeki odasý, çalýþma masasý, komþularý, arkadaþlarý, evdeki köpek,kedi onun yaþamýnýn bir parçasýyken, birden bire kendisini yabancý bir þehirde, yabancý bir evde, aile, arkadaþ, akraba ve tanýdýklarýnýn hepsinden uzakta bulur. Yeni çevresinde þimdiye kadar alýþýlagelmiþ olduðu destekler yoktur. Alýþýlagelmiþ çevrenin ortadan kalktýðý böyle durumlarda insanlar kaygý duyar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(2) Olumsuz bir sonucu beklemek: Pek hazýrlanmadan sýnava girme, tarafik cezasýnýn belirleneceði trafþk mahkemesinde duruþmayý bekleme gibi olumsuz sonuçlarýn ortaya çýkacaðý durumlarda kaygý duyarýz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(3) Ýç çeliþli: Ýnandýðýmýz ve önem verdiðimiz bir fikirle, yaptýðýmýz davranýþ arasýnda bir çeliþki ortaya çýktýðý zaman kaygý türünden bir gerginlik duyarýz. Biliþsel çeliþki önemli bir güdü ve heyecan kaynaðýdýr.Çeliþkiyi giderecek bir çözüme yoluna ulaþýncaya kadar bir derece kaygý duyarýz. Örneðin, nükleer silahlarýn insanlýðý yok edecek güçte tehlikeli bir geliþme içinde olduðuna inanan birey, bu silahlarýn geliþtirildiði bir laboratuvarda çalýþmak zorunda kalýrsa, kendisini sürekli bir gerginlik ve kaygý içinde bulur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(4) Belirsizlik: Gelecekte ne olacaðýný bilememek insanlar için en belli baþlý kaygý nedenlerinde biridir. Ýlerde olumsuz türden olaylarýn olacaðýný bilmek, ne olacaðýný hiç bilmemeye yeðlenir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAYGI VE GERGÝNLÝK BELÝRTÝLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aþaðýdaki tabloda kaygýlý ve gergin insanda gözlenebilen belirtilerin bir listesi verilmiþtir. Bu belirtiler sizde ya da yakýnlarýnýzda varsa, bilinçli baþa çýkma tekniklerinden birini veya birçoðunu kullanmayý deneyebilirsiniz. Ancak dikkat etmeniz gereken konu bu belirtiler, bedensel hastalýklarýn belirtileri de olabilir; bireyde uzun zamandýr gözlenmiþ ve onun günlük yaþamýný etkiler derceye gelmiþlerse, bireyin bir doktora gidip muayene olmasýnda yarar vardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nefes darlýðýMide aðrýsý&lt;br/&gt;TerlemeÝshal ya da kabýzlýk&lt;br/&gt;Nefes alýp vermede düzensizlikAþýrý tepkide bulunma&lt;br/&gt;Kesik kesik nefes almaTitreme&lt;br/&gt;GerginlikEl ve ayak parmaklarýnýn soðukluðu&lt;br/&gt;Kalp çarpýntýsýSürekli yorgunluk&lt;br/&gt;Aniden sinirlenmeSürekli baþ aðrýsý&lt;br/&gt;BelaðrýsýBoyun kaslarýnýn gergin olmasý&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAYGI VE GERGÝNLÝKLE BAÞA ÇIKMA YOLLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaygý ve gerginlikle baþa çýkma yollarýný iki temel grupta toplayabiliriz: Bilinçli olarak uyulanan teknikler ve farkýnda olmadan uyguladýðýmýz teknikler. Farkýnda olmadan uyguladýðýmýz tekniklere savunma mekanizmalarý adý verilir. Savunma mekanizmasý kullanan birey, kaygý ve gerginliði azaltmak için bir teknik kullandýðýnýn farkýnda deðildir. Bilinçli olarak kullandýðýmýz teknikler öðrenme sonunda elde ettiðimiz davranýþlarý içerir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÝLÝNÇLÝ BAÞAÇIKMA YOLLARINDAN OTOHÝPNOZ TEKNÝÐÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Holland ve Tarlow (1980)</description></item><item><title>STRES VE BAÞA ÇIKMA YOLLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?stres-ve-basa-cikma-yollari-362581.html</link><description>STRES VE BAÞA ÇIKMA &lt;br/&gt;              &lt;br/&gt;    YOLLARI&lt;br/&gt; DENGE                   &lt;br/&gt;GERÝLÝM&lt;br/&gt;RAHATSIZLIK &lt;br/&gt;UYUM    SÜRECÝ&lt;br/&gt;ÝNCÝNEBÝLÝRLÝK&lt;br/&gt;DÝRENÇ&lt;br/&gt;SAÐLAMLIK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÝLÝÞSEL TEPKÝLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DUYGUSAL TEPKÝLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DAVRANIÞSAL TEPKÝLER&lt;br/&gt;DÝKKATÝN KESKÝNLEÞMESÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BELLEKLERÝN HIZLANMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇÖZÜM YOLLARI ÜRETÝLMESÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;UYARANIN NE OLDUÐUNUN ANLAÞILMAYA&lt;br/&gt;                           ÇALIÞILMASI&lt;br/&gt;1. YETERSÝZ YÖNTEMLER&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;  A-Uygun Olmayan Davranýþlar&lt;br/&gt;        *Alkol ve maddeye sýðýnma&lt;br/&gt;        *Saldýrganlýk&lt;br/&gt;        *Kaçma davranýþý&lt;br/&gt;        *Ýçe kapanma, intihar, depresyon vb.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;  B-Kendini Aldatmaya Yönelik Davranýþlar&lt;br/&gt;       *Çeþitli savunma mekanizmalarý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A. BEDENE YÖNELÝK YÖNTEMLER&lt;br/&gt;     *Nefes Egzersizleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     *Fizik Egzersizleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     *Çeþitli Gevþeme yöntemleri(Derinlemesine kas gevþetme, &lt;br/&gt;        yoga, meditasyon vb.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     *Doðru Beslenme Alýþkanlýðý &lt;br/&gt;* Zamaný Ýyi Kullanabilme&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Sosyal Destekten Yararlanabilme&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Ýletiþim Becerilerini Geliþtirebilme&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Atýlgan Davranýþ Alýþkanlýklarý Edinebilme&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Problem Çözme Becerileri Geliþtirebilme&lt;br/&gt;* Kendine Güven&lt;br/&gt;* Yeterlilik&lt;br/&gt;* Kendiyle Barýþýklýk&lt;br/&gt;* Stresli Durumlardan Kurtulabileceðine &lt;br/&gt;   Olan Ýnanç&lt;br/&gt;* Güçlü ve Çok Yönlü Bir Özsaygý&lt;br/&gt;* Psikolojik Saðlamlýk</description></item><item><title>SEVGÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sevgi-354693.html</link><description>SEVGÝ&lt;br/&gt;Ýnsanýn bir þeye  veya bir kimseye yakýn ilgi ve baðlýlýk duygusu göstermeye yönelten duygu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SEVGÝ ÇEÞÝTLERÝ&lt;br/&gt;Anne sevgi&lt;br/&gt;Cinsel sevgi&lt;br/&gt;Kendini sevme&lt;br/&gt;Tanrý sevgisi&lt;br/&gt;SEVGÝ SANATININ UYGULANMASINDA&lt;br/&gt;Disiplin olmalý&lt;br/&gt;Ýyi açýklanmalý&lt;br/&gt;Sabýr gösterilmeli&lt;br/&gt;Ýlgi duyulmalý ve yönelim yapýlmalýdýr.&lt;br/&gt;SEVGÝNÝN BERABER OLDUÐU ÖGELER&lt;br/&gt;Ýlgi&lt;br/&gt;Sorumluluk&lt;br/&gt;Saygý&lt;br/&gt;Bilgi&lt;br/&gt;SEVGÝ VE ÝLGÝ ABÝDESÝ OLMALIDIR&lt;br/&gt;   Eðitimde ve öðretimde baþarýnýn sýrrý; bilgiyi verenle alan arasýndaki sevgi, saygý , anlayýþ ve güvenin derecesindedir. Bunlar kuvvetli olursa, netice o kadar memnuniyet verici olur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EÐÝTÝMDE SEVGÝNÝN ROLÜ&lt;br/&gt;Ýnsan ancak sevdiðinden bir þey öðrenir. &lt;br/&gt; (Gothe)&lt;br/&gt;Öðretmenin öðrencilerine&lt;br/&gt;Davranýþta,&lt;br/&gt;Ýlgide, &lt;br/&gt;Yönlendirme de , &lt;br/&gt;Not taktirinde  eþit davranmasýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir aðaç çiçek açarken korunursa güzel ve tatlý meyveler verir.</description></item><item><title>HASTALIK HASTASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hastalik-hastasi-346300.html</link><description>Hastalýk Hastasý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DRAMATURGÝ RAPORU&lt;br/&gt;KÝMLÝK ÇÖZÜMLEMELERÝ (OYUNUN KÝMLÝÐÝ)&lt;br/&gt;1.Oyunun Adý / Adlarý  :  Hastalýk Hastasý&lt;br/&gt;2.Yazýldýðý Yýl       :  1673&lt;br/&gt;3.Bölümlenmesi            :  1. Perde VIII sahne, 2. Perde IX sahne, 3. Perde XIV sahne&lt;br/&gt;4.Baþlýðýn Tam Çevirisi :  Le MALADE ÝMAGÝNAÝRE&lt;br/&gt;5.Dilimize Çevirenler    :  Ýsmail Hamdi DANÝÞMEND - Lütfi AY&lt;br/&gt;6.Türkçe Baskýlarý        :  Çaðdaþ Matbaa Limited Þirketi, Mayýs 2000. Ýnkýlap &lt;br/&gt;Kitapevi, 2. Baský, Ýstanbul 1993.&lt;br/&gt;7.Konu                   :   Kendini hasta zanneden hastalýk hastasý bir adamýn kendi çýkarýndan dolayý kýzýný bir doktorla evlendirme çabasý ve karýsýna olan güveni ve inancý.&lt;br/&gt;8. Kiþiler                          :     Argan, Beline, Angelique, Louison, Beralde, Cleante, Mösyü Diafoýrus, Thomas Diafoirus, Mösyö Purgon, Mösyö Fleurant, Mösyö Bonnefoi, Toinette&lt;br/&gt;9. Dekor                        :   Moliere, diðer oyunlarýnda olduðu gibi dekora fazla önem vermemiþtir. Perde açýldýðýnda Argan odasýndadýr ve oyun bitimine kadar odasýnda devam etmektedir.&lt;br/&gt;10. Ortalama Süre          :    1 sayfa 2-3 dakika olduðu için yaklaþýk 120 dakikadýr.&lt;br/&gt;11. Oyunun Ýlk Oynanýþý :  1673&quot;de Palais Royal&quot;de oynanmýþtýr.&lt;br/&gt;ORTAM ÇÖZÜMLEMELERÝ&lt;br/&gt;1. Yazýldýðý Dönemin Siyasal - Toplumsal Koþullarý &lt;br/&gt;Moliere yaþadýðý çað bugüne dek Fransýzlarýn en mutlu saydýklarý çaðdýr. Bununla beraber bu parlak çað o zaman ve çok daha sonlara kadar sanýldýðý gibi karanlýklardan çýkmýþ deðildi. Ancak yine bu yüzyýlda Fransa Güneþ Kral adýný alacak kadar baþarýlý, anlayýþlý ve mutlu bir kral ve kurucu devlet adamlarýna kavuþmuþ; o zamanýn en çalýþkan sýnýfý olan burjuvalýk sömürgen aristokratlara inat, büyük Fransýz Devrimini hazýrlayacak ve sonunda baþaracak kadar yükselme yollarýný bulmuþ, kýsacasý Fransa o yüzyýlda Fransa olmuþ, dilini, düþüncesini sonraki devrimlerin sadece geliþtireceði saðlam temellere oturtmuþtur. &lt;br/&gt;XVII.yy. daha çok düzenleyici, ölçü ve denge bulucu uzlaþtýrýcý bir çaðdýr. Ýþte Moliere böyle mutlu bir çaðýn adamýdýr. Güneþ Kral&quot;ýn önüne çýkabilmek için Moliere yýllar yýlý karanlýklarla savaþmak zorunda kalmýþtýr.&lt;br/&gt;2. Dönemin Sanatýna Egemen Olan Akým : Neoklasik Akým&lt;br/&gt;3. Oyunun Türü :  &lt;br/&gt;Karakter Komedyasýdýr. Moliere, Hastalýk Hastasý, Cimri gibi komedyalarýnda hem bir karakter özelliðini sivriltmiþ hem de kahramanlarýnýn temsil ettiði zümreye bu insanlarýn yaþama biçimlerine dolayýsýyla toplumun ahlaki yapýsýna eleþtiri getirmiþtir.&lt;br/&gt;4. Yazarýn Özgeçmiþi :&lt;br/&gt;1622 Moliere, Paris&quot;te, rahat, hatta zengince bir evde doðuyor. Babasý sarayýn halýcýbaþý, tutumlu bir tüccar, anasý yine bir halý tüccarýnýn, okuma yazmasý kýt, iyi giyinmesini sever kýzýdýr.&lt;br/&gt;1637 Moliere belki dört yýldan beri kendi isteði ve dedesinin desteklemesiyle koleje (þimdiki Louis le Grand lisesine) girmiþ bulunuyor. Parlak bir öðrencidir. Beþ yýl Latince&quot;ye dayanan bir öðretim gördükten, iki yýl da felsefe okuduktan sonra 1639&quot;da Moliere kolejden çýkýyor. 1640&quot;da Moliere tiyatro oyuncusu Madeleine Bejart&quot;la tanýþýyor. 1643 Moliere baba evinden ayrýlýp ayrý ev tutuyor. Baþlarýnda Madeleine Bejart olan tiyatro oyuncularýyla düþüp kalkýyor. Ünlü Tiyatro (Ýllustre Theatre) adýyla kurulan kumpanyaya katýlýyor. Bu kumpanyada Madeleine&quot;in kardeþleri, Moliere&quot;in çocukken hocasý olmuþ Pinel de vardýr. 1644&quot;de Ünlü Tiyatro büyük umutlarla açýlýyor. Jean Baptiste Poquelin, ilk defa Moliere adýný kullanarak kumpanyanýn baþýna geçmiþ durumdadýr. Daha çok tragedyalarda rol alýyor. 1645&quot;de kumpanya yeniden, ama baðýmsýzlýðýný kaybederek iþe baþlýyor. Alacaklýlar Moliere&quot;i her gün biraz daha fazla sýkýþtýrýyorlar. &lt;br/&gt;Ünlü Tiyatro büsbütün iflas ediyor ve küçülen kumpanyanýn taþraya çýkmaktan baþka çaresi kalmýyor. Babasýnýn bütün öðütlerine raðmen Moliere yolundan dönmüyor. 1647&quot;de Moliere hayatýný yalnýz tiyatroya vermeye baþlýyor. 1648&quot;de yeniden düzenlenen Ünlü tiyatro 13 yýl sürecek olan taþra gezilerine çýkýyor. Ýlk durak Nantes&quot;dir. 1659&quot;da Moliere, tiyatrosuyla Paris&quot;e yerleþiyor. Ýlk baþarýlar pek parlak olmasa da Moliere eski borçlarýný öde</description></item><item><title>YALAN SÖYLEMEK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yalan-soylemek-354825.html</link><description>YALAN SÖYLEMEK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ1&lt;br/&gt;1. YALANIN TANIMI2&lt;br/&gt;2. YALANIN ÇEÞÝTLERÝ3&lt;br/&gt;2.1. Küçük Çocuklarýn Sözde ( PSEUDO ) Yalanlarý3&lt;br/&gt;2.2 . Patolojik Yalan3&lt;br/&gt;2.3. Alýþkanlýk Haline Gelen Yalan3&lt;br/&gt;3. YALAN SÖYLEME NEDENLERÝ4&lt;br/&gt;3.1. Kýskançlýktan Söylenen Yalanlar5&lt;br/&gt;3.2. Mutsuzluktan Söylenen Yalanlar5&lt;br/&gt;3.3. Travma Sonrasý Stresle Baþa Çýkmak Ýçin Söylenen Yalanlar5&lt;br/&gt;3.4. Dikkat Çekmek Ýçin Söylenen Yalanlar5&lt;br/&gt;3.5.Korkudan Söylenen Yalanlar5&lt;br/&gt;3.6. Takdir Edilmek Ýçin Söylenen Yalanlar5&lt;br/&gt;4. VÜCUT YOLUYLA YALAN6&lt;br/&gt;5. YALAN SÖYLEMEYE KARÞI ALINACAK ÖNLEMLER6&lt;br/&gt;SONUÇ9&lt;br/&gt;KAYNAKÇA10&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;&quot;Yalan, insanlýðýn varoluþuyla baþlayan bir gerçektir.&quot; Hiç birimizin hoþlanmadýðý bu gerçek hayatýmýzýn her alanýnda karþýmýza çýkmaktadýr. Baþkasý tarafýndan yapýldýðýnda hiç tasvip etmediðimiz hatta acýmasýzca eleþtirdiðimiz bu davranýþý bizde göstermekteyiz. Her ne kadar kendimizce geçerli bir nedenimiz olsa da yalana asla baþvurulmamalýdýr. &lt;br/&gt;Yalan söylemek sadece aðzýmýzdan çýkan  kelimeler deðildir. Hile yapmak, dolandýrmak, yalan içerisinde yer alýr.Bütün bu çeþitleriyle yalan tüm meslek dallarýnda karþýmýza çýkmaktadýr. Ancak eðitimciler bu konuda büyük bir sorumluluk taþýmaktadýr. Çocuðun geliþim sürecindeki davranýþ bozukluklarýný erken tespit  edip gerekli önemleri almak çocuðun hayatý için büyük önem taþýmaktadýr. Öyle ise bu sorumluluðu baþarýlý bir þekilde gerçekleþtirmek için yalan söylemek konusunda yeterli bilgilere sahip olmak gerekmektedir.      &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. YALANIN TANIMI  &lt;br/&gt;Kasýtlý olarak uydurulmuþ, gerçekle ilgisi olmayan sözlerle baþkasýný kasýtlý olarak aldatmaktýr. 5 yaþýna kadar olan çocuklar hayali çok hýzlý geliþtiðinden gerçekle hayali çok iyi ayýrt edemezler.  6-7.yaþ sonlarýna kadar abartýlý konuþurlar. (Kýrkýncýoðlu, 2003. s.127).&lt;br/&gt;Yalan söylemek bir hatayý gizlemek amacýyla gerçeðe uygun olmayan bir giriþimde bulunmaktýr. Bu giriþim yolunu sözle deðil jest, yazý ve susmayla da olabilir. Sosyal bir davranýþ olan yalanýn amacý baþkalarýný yanýltmaktýr. Anne ve babalarýn çoðu çocuðun gerçeðe sadýk kalmasýný erken bir dönemde isterler. Oysa 3 yaþ çocuðunun inanýlmasý güç hikayeler uydurmasý doðaldýr. Çocuk hayal gücü geniþ ve zeki olduðu ölçüde bu konuda baþarýlý olur. Öykü uydurmak, taklit oyunu oynamak yalan söylemek deðildir ve engelleyici giriþimlerde bulunulmamasý gerekir. Yaþamýnýn ilk beþ yýlýnda çocuðun yalan söylemesi konusunda endiþe etmeðe gerek yoktur. Gerçeðe sadýk kalma zaman içerisinde geliþen bir olgudur. (Yavuzer, 2003,s 284).&lt;br/&gt;Yalan bir davranýþ bozukluðudur ve davranýþ bozukluðu çocuðun çeþitli ruhsal ve bedensel nedenlere baðlý iç çatýþmalarýný davranýþlarýna aktarmasý sonucu ortaya çýkar. Aslýnda çocuklarýn söylediði yalanlar büyüklerin söylediklerine göre masum kabul edilebilir. Çocuk gerçeði iyi deðerlendiremediði için, gördüklerini çarpýtarak anlatýr ve uydurur. (http://okulpdr.sitemynet.com davranis.htm).&lt;br/&gt; Kant&quot;a göre yalan söylemek yalnýzca insanlarýn çoðu doðruyu söylediði takdirde etkili olur. Herkes yalan söylerse (Hipoteze göre) o zaman kimseye inanýlmaz ve hem doðruyu söyleme kurumunun hizmet ettiði amaçlar hem de yalancýnýn emelleri boþa çýkar (http://www.felsefeekibi.com/ site/default.asp? PG=541).&lt;br/&gt;Yalan söylemek insanýn savunma mekanizmasýdýr. Kiþi iç dünyasýný tehdit eden dýþ etkenlere karþý savunmaya geçer ve tepki gösterir. Çocuklar içinse durum biraz daha farkýdýr. Çocuklar iç dünyalarýný koruma anlamýnda bir yetiþkin kadar donanýmlý olmadýðý için savunma davranýþýný daha sýk gösterirler. Yalan ayný zamanda çocuklarýn egolarýnýn sýnýrýný test etmek için çizdikleri , kendilerini tanýmamak ve örnek bir birey olduklarýný göstermek için oluþturduklarý önemli bir mekanizmadýr. Ana babasýnýn haberi olmaksýzýn da bazý isteklerini gerçekleþtirebileceklerini ispatlamak kimlik oluþturmada önem taþýmaktadýr. Yalanlarýn, çocuklarýn psikolojik geliþimlerine katkýda bulunduðunu ortaya koyan çalýþmalar yakalanmýþ bir yalanýn çocuðun gözünde her þeye gücü yeten, adeta kahramanlaþmýþ anne  babalarýn eksik</description></item><item><title>ÇOCUÐUN RUHSAL DEÐERLENDÝRÝLMESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocugun-ruhsal-degerlendirilmesi-371642.html</link><description>ÇOCUÐUN RUHSAL DEÐERLENDÝRÝLMESÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; 1.  ANABABA ÝLE GÖRÜÞME &lt;br/&gt; Çocuða iliþkin en doðru ve yeterli bilgi ana babadan alýnýr.  Ýlk görüþmeye hem anne hem de baba çaðýrýlýr.  Amaçlar: &lt;br/&gt;a.  Çocuk hakkýnda bilgi almak &lt;br/&gt;b.  Aileyi tanýmak ve aile içi etkileþimi öðrenmek. &lt;br/&gt;Aile þu  olasý kaygýlar içinde çocuk ruh hekimine &lt;br/&gt;baþvurmuþtur: &lt;br/&gt;- Çocuðun ruhsal sorunu olmasý utanýlacak bir þeydir,  konu,  komþu,  okul ve arkadaþlarý duymamalýdýr. &lt;br/&gt;- Ruhsal sorunlar baþa çýkýlmasý güç sorunlardýr. &lt;br/&gt;- Bu yaþta ruhsal muayene ve tedavi ileriki yaþlarda zararlý olabilir. &lt;br/&gt;- Çocuðun sorunlarýndan kendileri sorumlu tutulabilir. &lt;br/&gt; Aile görüþmelerinde hekim bunlarýn bilincinde olmalý,  görüþme sýrasýnda bu kaygýlarý aileyi bilgilendirerek azaltmaya çalýþmalýdýr. &lt;br/&gt;1. a ÇOCUK HAKKINDA BÝLGÝ ALMA &lt;br/&gt; Anababanýn bir çocuk sahibi olmaya karar verdikleri dönemden baþlanarak,  önce gebelik,  sonra sýrasý ile doðum ve ilk çocukluk dönemi ile ilgili ayrýntýlý biyopsikososyal öykü alýnýr. &lt;br/&gt;1. b.  OLUMSUZ AÝLE TUTUMLARI &lt;br/&gt; Ailenin çocuða karþý tutumunun iki temel ögesi vardýr: &lt;br/&gt;Sevgi ve disiplin.  Kuramsal olarak en olumlu tutum,  temel gereksinimleri en uygun biçimde karþýlayan,  kiþide kendi kendisini doyurabilme yetisi geliþtiren,  iki temel ögeyi en saðlýklý biçimde ve oranda içinde bulundurabilen tutumdur.  Bu temel ögelerde orantýsýzlýk olumsuz tutumlar olarak nitelendirilebilir: &lt;br/&gt;a.  Aþýrý verici,  koruyucu ve aþýrý disiplinsiz tutum. &lt;br/&gt;b.  Aþýrý itici,  ilgisiz ve aþýrý disiplinsiz tutum. &lt;br/&gt;c.  Aþýrý verici ve aþýrý disiplinli,  denetimli tutum. &lt;br/&gt;d.  Aþýrý itici ve aþýrý disiplinli,  cezalandýrýcý tutum. &lt;br/&gt;e.  Anababa tutumlarýnýn arasýnda tutarsýzlýk oluþu. &lt;br/&gt;f.  Aile içindeki çocuklara farklý tutumlar oluþu. &lt;br/&gt;g.  Aile içi kutuplaþmalar. &lt;br/&gt; Çocuk,  esnek,  hýzlý geliþen ve deðiþebilen,  geniþ uyum potansiyeli olan bir varlýktýr. Saðlýklý geliþmesi yalnýzca olumsuz tutumlara baðlý deðildir.  Çocuk gelip geçici olumsuz tutumlarla da karþýlaþýr,  bunlarla baþetmeyi öðrenir.  Kendisine saðlýklý bir denge kurabilir. Ancak çocuktaki esneklik sýnýrsýz deðildir.  Uyum yapýlmasý güç olan ve süreklilik gösteren olumsuz aile tutumlarý saðlýklý ruhsal geliþimi engelleyebilir ya da saptýrabilir. &lt;br/&gt;2. ÇOCUKLA GÖRÜÞME VE GÖZLEM - OYUN ÝLÝÞKÝSÝ &lt;br/&gt;a.  Çocuðun duygulaným özellikleri &lt;br/&gt; Her çocuk kendi yaþýna ve geliþme dönemine göre duygusal tepkiler gösterir.  Çocuðun duygulanýmý dýþarýya denetimsiz olarak yansýr.  Duygularý davranýþlarýnda gözlenir.  Bir duygudan diðerine geçiþ çok hýzla olabilir. Ancak çökkünlük,  taþkýnlýk,  öfke gibi duygusal tepkiler uzun süreli de olabilir. &lt;br/&gt;b.  Çocuðun biliþsel (kognitif) özellikleri &lt;br/&gt; Somut düþünce: Çocukta 6-7 yaþlarýna kadar somut düþünce egemendir. Yani genelleþtirme,  kavramlaþtýrma ve kategorileþtirme yetisi geliþmemiþtir. Örn; insanoðlu deyince belli bir kiþinin oðlunu,  aðýr baþlý deyince baþýn büyük ve aðýr olduðunu düþünür. &lt;br/&gt; Animistik düþünce: Çocuk cansýz nesneyi canlý kabul eder,  onlarla iliþki kurar, konuþur,  onl</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - PSÝKOLOJÝ DE ALGILAMA VE ÖÐRENME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-psikoloji-de-algilama-ve-ogrenme-414123.html</link><description>psikoloji de algýlama ve öðrenme</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - AFAZÝLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-afaziler-414027.html</link><description>afaziler</description></item><item><title>YAÞLILIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yaslilik-390423.html</link><description>YAÞLILIK&lt;br/&gt;Fizyolojik yönden insanýn ömrü dört devreye ayrýlýr:  &lt;br/&gt;1- Büyüme Devresi; 30 yaþýna kadar sürer.  &lt;br/&gt;2- Durgunluk Devresi ki buna olgunluk devresi de denir; 40 yaþýna kadar sürer.  &lt;br/&gt;3- Hafif Çökme Devresi; 60 yaþýna kadar sürer.  &lt;br/&gt;4- Hýzlý ve Tam Çökme Devresi; 60 yaþýndan ömrün sonuna kadar devam eder.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Birinci büyüme devresini ise 15 yaþýna kadar çocukluk ve 30 yaþýna kadar gençlik devri diye ikiye ayýrmamýz mümkündür. Ýnsanoðlunda 40 yaþýndan itibaren vücuttaki enerji azalýr, &lt;br/&gt;nemlilik oranýnýn dengesi bozulur ve git gide kuvvet eriyiþi devam eder ve nihayet bir gün enerji sona erer. Ýþte ölüm buna denir.  &lt;br/&gt;Ýhtiyarlýk Cenab-ý Allah&quot;ýn fýtri bir kanunu ve insan ömür aðacýnýn son þekillenmesidir. Her fani varlýkta olduðu gibi insan için de dünyadaki yolculuðun son duraðý mesabesindedir. &lt;br/&gt;Ýhtiyarlýk hali kainattaki binlerce delil gibi yeniden varoluþun açýk bir remzi ve delilidir. Zira, kainattaki herþey deðiþken ve fanidir. Ancak insanoðlunda ebede uzanan ve ahiret alemini iktiza &lt;br/&gt;eden bir beka arzusu vardýr. Ýþte insanoðlu yaþlansa, vücudu yýpransa bile bu beka arzusuyla yanýp tutuþmaktadýr. Ahirete iman olmadýðý taktirde bu dönemde insaný ölüm korkusu sarar, &lt;br/&gt;dünya ve dünya malýna karþý daha fazla sarýlma ve hýrs duygusu kendisini gösterir. Kiþi böylelikle arzu ve emellerini bu dünyada güya tatmin etmeðe çalýþýr. Bu konuya dair bir Hadis-i &lt;br/&gt;Þerifte Peygamber Efendimiz (s.a.s.) þöyle&lt;br/&gt;buyurur: &quot;Ademoðlu ihtiyarlar, fakat þu iki þey onunla beraber gençleþir kalýr; dünya hýrsý ve uzun yaþama duygusu&quot;. (1)  &lt;br/&gt;Aslýnda insan ihtiyarlayýnca diðer kuvvet ve hisler gibi dünya hýrsý ve uzun yaþama düþüncesinde de bir gerileme gerekirken belki ölüm korkusu veya zafiyetinden ya da ebedi saadeti düþünmemekten dolayý bu iki duygu artmaktadýr. Tabii bu ölüm korkusu ve dünya hýrsý herkes için söz konusu deðildir. Ýnsanlar ve ahireti &lt;br/&gt;düþünenler için ölüm; lahuti aleme doðru bir uçmak, ruhun kafesten kurtulup azad oluþu ve bir nevi dünya meþakkatlerinden bi</description></item><item><title>PSÝKOSEKSÜEL GELÝÞÝM KURAMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoseksuel-gelisim-kurami-348613.html</link><description>PSÝKOSEKSÜEL GELÝÞÝM KURAMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kiþilik geliþimi açýsýndan psikolojiye en önemli katký psikanalizin kurucusu Freud ve onun takipçilerinden gelmiþtir. Aþaðýda kiþilik geliþimi, psikoseksüel geliþim ilkelerine göre açýklanacaktýr.&lt;br/&gt;Freud, kiþiliði geliþim açýsýndan inceleyen ve kiþiliðin temel karakter yapýsýnda bebeklik ve çocukluk yýllarýnýn önemini belirten ilk kuramcýdýr. Freud, beþ yaþýn sonlarýnda kiþiliðin oldukça biçimlendiði ve bu yaþtan sonraki geliþimin, temel yapýmýn iþlenmesiyle sýnýrlandýðý inancýndaydý.&lt;br/&gt;Bu kuramda insanýn geliþimini altý dönemde incelemiþtir. Oral Dönem, Anal Dönem, Fallik Dönem, Gizillik (Latent) Dönem, Ergenlik Dönemi.&lt;br/&gt;Oral Dönem (0-2 yaþ)&lt;br/&gt;Bu dönem idin egemenliði altýndadýr. Doðal dürtülerin hemen doyurulmasý, gerginliðin hemen giderilmesi çocuðun en baþta beklentisidir. Çocuk dýþardan verilecek bakýma tümden baðýmlý ve çaresizdir. Çocuk ancak kendine verebilecek bir annenin varlýðýyla yaþamýný sürdürebilir.&lt;br/&gt;Çocuðun bu dönemde kazandýðý ilk toplumsal iþlev, almak, almayý bilmek ve elde etmektir. Yani çocuk kendisine anne tarafýndan verilen þeyleri alýrken, toplumsal anlamda almayý da öðrenir. Çocuk kendisine veren kiþilerden verilmiþ olmayý da deðerlendirerek vermek-verebilmek yetisini de kazanýr.&lt;br/&gt;Sürekli bakým veren kiþinin (anne ya da sürekli bir bakýcý) bebekliðin ilk aylarýndaki eksikliði, çocuðun motor, biliþsel, duygusal ve sosyal geliþiminde önemli aksamaya ve yetmezliðe, hatta geriliðe yol açabilir.&lt;br/&gt;Oral dönemde çevresel koþullara ve biyolojik yapýya baðlý olarak, aþýr doyurulma ya da aþýrý doyumsuzluk içinde kalma yüzünden çocuk sonraki dönemlerine ilerleyemeye bilir. Bu nedenle yetiþkinlik yaþamýnda da oral dönem özelliklerine fazlaca tutunabilir. Aþýrý aðýzcýlýk (oburluk), aþýrý baðýmlýlýk, alýcýlýk, edilgenlik baskýn olursa bu davranýþ özellikleri oral saplanma belirtileri olarak yorumlanabilir. Böyle bir kiþi baþkalarýndan almaya alýþmýþ, aþýrý isteyici ve baðýmlýdýr. Oral dönemde çocuðun kazanmasý beklenen duygu özgüven duygusudur. Bu da ancak annenin (ya da çocuða bakým veren kiþinin) düzenli ve tutarlý bir þekilde çocuðun ihtiyaçlarýný karþýlamasýyla mümkündür. Oral dönemde idin haz ilkesi iþlemektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anal Dönem (2-4 yaþ)&lt;br/&gt;Çocuðun yürümeye, konuþmaya ve kendi benliðini çevresinden ayrý algýlamaya baþladýðý; yavaþ yavaþ baðýmsýzca düþünme ve davranma gibi yetilerin yapýtaþlarýnýn geliþtiði bir devirdir. &lt;br/&gt;Bu dönemde çocuðun dýþkýlama büzgeç kaslarýnýn geliþmesiyle çocuðun dünyasýna yeni bir eylem yetisi katýlmaktadýr. Çocuk içerde biriken dýþkýsýný tutarak ya da býrakarak bir haz duyar. Çocuðun dýþkýsýný tutabilmesi ve annesinin istediði yerde ve zamanda yapmasý çevreden büyük ilgi görür ve ödül alýr. Böylelikle çocuk artýk toplumun iyi, kötü, doðru, yanlýþ ve ayýp gibi yargýlarý ile karþýlaþmaktadýr. Süperego geliþmeye baþlar.&lt;br/&gt;Anal dönemde bazý aile tutumlarý çocukta anal saplanmaya ve anal kiþilik özelliklerinin geliþmesine yol açabilir. Bu tutumlar arasýnda, çocuða sýký, katý, cezalandýrýcý tuvalet eðitimi; özerklik tanýmayan, baðýmlý, bebek kalmayý destekleyen aþýrý koruyucu ve denetleyici tutumlar, aþýrý düzenlilik ve titizlik eðitimi, çocuða ayýp ve günah kavramlarýnýn fazla aþýlanmasý sayýlabilir. &lt;br/&gt;Anal kiþilik özellikleri gösteren yetiþkin bireylerde, aþýrý titizlik, tuvalet iþlemleri ile aþýrý uðraþma, cimrilik, inatçýlýk, aþýrý düzenlilik, kararsýzlýk gibi özellikler görülür.&lt;br/&gt;Fallik Dönem (4-6 yaþ).&lt;br/&gt;2.5-3 yaþlarýna giren çocuðun düþünce dünyasýnda giderek artan bir biçimde yeni bir algý alaný oluþur. Bu eþeylik ayrýlýklarý ile ilgilidir ve çocuðun dikkati eþey organlarýna ve bunlarýn anlamlarýna yönelir. Çevreden ve baþka insanlardan ayrý bir kiþi olduðunu kavramýþ olan çocuk, artýk nasýl bir kiþi olacaðýný araþtýrmaktadýr. Bu nedenle kendi bedenine, cinsel ayrýlýklarýna ve genellikle çevrede olagelen her þeye karþý derin, bitmek bilmez bir soruþturma ve öðrenme eðilimi gösterir. &lt;br/&gt;Cinsel ayrýlýklarýn öðrenilmesi, cinsel benlik duygusunun baþlamasý ve cinsiyete uygun roller</description></item><item><title>ZEKA NEDÝR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?zeka-nedir-439701.html</link><description>Zeka Nedir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kavramlar ve algilar yardimiyla soyut ya da somut nesneler arasindaki iliskiyi kavrayabilme, soyut düsünme, muhakeme etme ve bu zihinsel islevleri uyumlu sekilde bir amaca yönelik olarak kullanabilme yetenekleri zeka olarak adlandirilmaktadir.&lt;br/&gt;Zekanin farkli tanimlarinin olmasina karsilik zekaya iliskin kuramlarin tümü zekanin gelistirilebilecek bir kapasite ya da potansiyel oldugu ve biyolojik temellerinin bulundugu noktalarinda birlesir. Buna göre zeka, bireyin dogustan sahip oldugu, kalitimla kusaktan kusaga geçen ve merkez sinir sisteminin islevlerini kapsayan; deneyim, ögrenme ve çevreden kaynaklanan etkenlerle biçimlenen bir bilesimdir.&lt;br/&gt;Zeka bir çok zihinsel yetenegin degisik durum ve kosullarda kullanilmasini içerir. Bu yetenekler arasinda baslicalari:&lt;br/&gt;Sözel Anlayis: sözcükleri tanima ve anlama,&lt;br/&gt;Sözel Akicilik: sözel ve yazili olarak sözcük ve ifadeleri çabucak bulabilme,&lt;br/&gt;Sayisal Yetenek: aritmetiksel islemleri çabuk ve dogru olarak yapabilme,&lt;br/&gt;Alansal ve Uzay iliskileri: iki ve üç boyutlu görsel algilamayi yapabilme,&lt;br/&gt;Bellek: isitsel ve görsel olarak belleme gücü,&lt;br/&gt;Algisal Hiz: karmasik bir nesnenin ayrintilarini görebilme, zemin sekil iliskisini ayirt edebilme, benzerlik ve farkliliklari dogru olarak algilayabilme,&lt;br/&gt;Mantikli düsünme: muhakeme yürütebilme,&lt;br/&gt;olarak sayilabilir.&lt;br/&gt;Bir kisinin zeka seviyesi diger kosullar esit tutuldugunda ne kadar zor isler basardigi, veya ayni güçlükteki islerden ne kadar çogunu basarabildigi, veya ne kadar kisa sürede dogru sonuca ulasabildigi ile belli olur.&lt;br/&gt; zeka/zekanedir.php?notitle=true &lt;br/&gt;:: Zekanin Biyolojik Temelleri&lt;br/&gt;Zeka ile beyin arasida çok yakin bir iliski vardir. Zekanin beyinde yer aldigi kabul edilir. Bir insan beyninde 10 milyardan fazla sinir hücresi bulunmakta, her bir hücre ortalama 10.000 hücre ile baglanti içerisinde çalismaktadir. Nöron adi verilen bu sinir hücrelerinde sinyaller çok karmasik elektro-kimyasal olaylar zinciriyle olusan ve sayisi saniyede 1000 taneye kadar çikabilen titresimler halinde iletilmektedir.&lt;br/&gt;Beynin ne biçimde çalistigi henüz çözümlenebilmis degildir. Bellegin isleyis mekanizmasi, beyin algilama yaparken gösterdigi esneklik yetenegi gibi konular bilim adamlarini yillarca ugrastirmis hala da ugrastirmaktadir.&lt;br/&gt;Bir kisim bilim adamlari belirli islerden beynin belirli bölgelerindeki hücreleri sorumlu tutarak konuya açiklama getirirken, ünlü nörolog Karl Pribram hologram teorisini beyinle bagdastirmak üzere yaptigi çalismalarda beynin çevresi hakkindaki bilgileri siniflandirilmamis bir karmasik düzen içerisinde aldigi, alinan bu bilgilerin holografik, yani üst üste bindirilmis dalgalar ve onlarin girisimleriyle olusan modele dayali bir biçimde kaydedildigi ve daha sonra disaridan gelen frekanslara göre bilgilerin aliskin oldugumuz mekan-zaman için düzenlenerek, bilinen algi dünyasinin olustugunu söylemektedir.&lt;br/&gt; zeka/zekanedir.php?notitle=true &lt;br/&gt;:: Zekanin Yasa Göre Gelisimi&lt;br/&gt;Zeka yasamin ilk on yilinda büyük bir gelisme kaydetmektedir. Bu süre içinde en hizli gelisme ilk iki yilda gerçeklesir. Baslangiçta davranisi birkaç refleksten olusan insan, iki yil sonunda kendi basina yürüyebilen, konusabilen, bazi basit problemleri çözebilen, neden sonuç iliskisi kurabilen, basit planlamalar yapabilen, hatirlayabilen bir kisi hale gelir.&lt;br/&gt;Sembollerle düsünebilme 11 yasinda baslar. 12 yastan sonra zekanin hizinda azalma olsa da gelismeye devam eder. Gelismenin en üst düzeyine 14-18 yaslar arasinda varilir. Zihinsel güç 30 yasa kadar bu düzeyde kalir. Daha sonraki yaslarda yeni malzeme ögrenmedeki basari yavas olarak azalmaya baslar, ancak ögrenilen bilgiler kaybolmaz tam tersine yas ilerledikçe, deneyimden dolayi edinilen bilgiyi kullanmadaki beceri artar.&lt;br/&gt; zeka/zekanedir.php?notitle=true &lt;br/&gt;:: Zekanin Soyaçekim ile Ilgisi&lt;br/&gt;Dogustan gelen zekanin degerlendirilmesi için bilinen bir yöntem yoktur. Kalitimla çevre arasindaki iliski birbirinden ayri ve uzakta yetistirilen ikizlerin davranis ve basarilarinin incelenmesiyle bir ölçüye kadar belirlenebilir. Tek yu</description></item><item><title>ERGENLÝK DÖNEMÝ VE SORUNLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ergenlik-donemi-ve-sorunlari-377790.html</link><description>Ergenlik Dönemi ve Sorunlarý&lt;br/&gt;Ergenlik dönemi UNESCO&quot;nun kabul ettiði ifadeyle; 12-24 yaþlarý arasýnda yaþanan dönemdir. Ancak bu zaman aralýklarý bazý bireylerde farklýlýk gösterebilir. Örneðin daha geç baþlayabilir, daha erken bitebilir. Bu zaman uzunluðu tamamen bireyin kendisine, ailesine, çevresine ya da yaþantýlarýna baðlý olarak deðiþebilir.&lt;br/&gt;Ergenlik dönemi insan hayatýnda, bebeklikten sonra fizyolojik geliþimin en hýzlý olduðu ikinci dönemdir. Ergenlik döneminin baþlarýnda fizyolojik deðiþimler çok daha yoðundur. Bireylerin boyu uzar, kilolarý deðiþir. Erkeklerin sesi kalýnlaþýr, vücutlarýnda kýllanma baþlar. Bireyler fizyolojik olarak farklýlaþmaya girdiði gibi, psikolojik olarak da bir farklýlaþmaya girerler. Özellikle ayna karþýsýnda çok vakit geçirirler. Kendilerini beðenmek ve baþkalarýna da beðendirmek isterler. Bu nedenle dýþ görünüþlerine oldukça ilgi gösterirler. Özellikle kýzlar kadýnsý giyinmeyi (topuklu ayakkabýlar, þýk kiyafetler, makyaj) daha çok tercih ederler. Çünkü dayanýlmaz bir büyüme arzusuna sahiptirler. Aslýnda ne çocukturlar ne de tam bir gençtirler. Ancak onlar kendilerini büyümüþ olgunlaþmýþ tam bir genç gibi hissederler.&lt;br/&gt;Çevresindeki insanlarýn da onlara bu yönde davranmalarýný beklerler. Ruhsal dünyalarý son derece karmaþýktýr. Bazen hiç sebep yokken son derece neþeli, uysal, uyumlu olurken bazen de; üzgün, melankolik, sessiz ve durgun, kendi içlerine çekilmiþ olabilirler.&lt;br/&gt;En büyük sorunu aileleri ile yaþarlar, zira arkadaþlarýyla çok yakýn iliþkileri vardýr. Arkadaþlarý onlar için son derece önemlidir. Zaten, sigara gibi alýþkanlýklara baþlamalarýnýn çoðu zaman nedeni, bu grup içinde kabul görme beklentisidir. Ancak bu uyumlu iliþkileri aileleri ile sürdüremezler. Özellikle babayla, daha çok tartýþma ve problemler yaþarlar. Bunun nedeni; çoðu zaman babanýn anneye oranla daha kuralcý olmasýndan kaynaklanýr. Çünkü ergenler; kurallara uymakta çok zorlanýr, karþý çýkarlar. Özgürlüklerine düþkünlükleri ve kuralsýzlýk istekleri hat safhadadýr.&lt;br/&gt;Bu dönemi yaþayan çocuklarýn anne ve babalarýna, çocuklarýyla iliþkilerini olumlu yöne taþýma adýna önemli görevler düþmektedir. Öncelikle çocuklarýný çok iyi gözlemlemeli, meydana gelen deðiþiklikleri çok iyi tesbit etmeli, onlarý tanýmaya çalýþmalýdýrlar. Çocuklarýna daha anlayýþlý yaklaþmalý, sinirli ve kaba kuvvete dayanan davranýþlara yönelmemelidirler. Her ne kadar çocuklarda olumsuz davranýþlar görülse de aradaki iliþkiyi olumlu yöne çekme görevi ailenindir. Ailenin bu bilince sahip olmasý önemli olacaktýr.&lt;br/&gt;Ancak bireyin ergenliðin arkasýna sýðýnýp bir takým olumsuz davranýþlara yönelmesi tercih edilir bir davranýþ biçimi olmayacaktýr. Bireyler çevrelerindeki arkadaþ, öðretmen ya da anne babalarýyla duygu ve düþüncelerini paylaþmalý, kendilerine dert ortaðý edinmelidirler. Yaþadýkalrý sorunlarý kendi içlerinde büyütmek yerine paylaþmak, sevdikleri, güvendikleri biriyle birlikte çözüm aramak daha yararlý olacaktýr. Çünkü genellikle ergenlik dönemi bireyleri, sorunlarý büyütme eðilimindedirler.&lt;br/&gt;M.Ö. Eski Yunan&quot;da Aristotales gençlerin deðiþkenliðinden söz eder ve gençleri; mantýksýz, dürtüsel, tutkularýna yenilen ve eleþtirir kabul edemeyen yaratýklar olarak tanýmlar. Socrates ise gençlerle ilgili þunlarý söyler: &quot;Þimdiki çocuklar lüksü seviyorlar, kötü davranýþlarý var ve otoriteyi küçümsüyorlar. Büyüklerine saygý göstermiyor ve eðitimin yerine aþktan bahsetmeyi tercih ediyorlar. Çocuklar þimdilerde evlerinin hizmetkarý deðil, haydutlarý oldular&quot;&lt;br/&gt;Sigmunt Freud&quot;un psikanalist olan kýzý Anna Freud, gençlik dönemini &quot;fýrtýna ve stres&quot; olarak tanýmlamýþtýr. Ancak Anna Freud&quot; un bu tanýmlamasýnýn nedeni, gençlik dönemini bir çeliþkiler dönemi olarak görmesidir. Bu yazara göre gençler bir yandan son derece egoisttirler, kendilerini kainatýn merkezi ve biricik ilgi nesnesi olarak görürler, yine de hayatýn hiçbir döneminde bu dönemdeki kadar, kendilerini feda etme ve baðlanma yeteneðine sahip deðildirler, en tutkulu sevgi iliþkilerine, yalnýzca aniden býrakmak için baþlarlar. Sosyologlarýn &quot;çete&quot; olarak isimlendirdiði gruplar da genellikle bu dönemde oluþur. Sýklýkla bu gruplar içerisinde diðerlerince model olarak alýnan bir genç vardýr. Böylece &quot;liderlik&quot;, &quot;grup içi roller&quot; gibi kavramlarýn geliþmesinin ilk adýmlarý atýlýr. Ergen sosyal beceriler ve organizasyonlara iliþkin ilk deneyimlerini kazanýr.&lt;br/&gt;Ergenlik dönemi bireylerinde her zaman fiziksel geliþim ve</description></item><item><title>ERGENLÝK DÖNEMÝ VE ÝLGÝLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ergenlik-donemi-ve-ilgileri-371150.html</link><description>ERGENLÝK DÖNEMÝ VE ÝLGÝLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kýsaca ilgiyi tanýmlarsak bireyin özel bir çaba harcamadan, zevk alarak bir eyleme yönelmesidir þeklinde tanýmlanabilir. Ýlgi iç ve diþ uyaranlarýn etkisiyle oluþur. Müzik dinleme, kitap okuma, hocanýn kravatýna asýlma gibi...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýlgiler bireyden bireye bir çok faktöre baðlý olarak farklýlaþabilir. Yaþ, cinsiyet, zeka aile gibi faktörler en önemli olanlarýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61662;Yaþa göre insanlarýn ömürleri boyunca ilgilerinde deðiþmeler olur. fakat en çarpýcý deðiþim ergenli yýllarýndadýr. deðiþen yaþla birlikte zihinsel olgunluk artar.    Deðiþen yaþla birlikte görev ve sorumluluklar artar. Böylelikle ergenin ilgileri de deðiþir. Mesela;üç yaþýndaki çocuðun ilgisi oyuncaklarýyla oynamak ilen on beþ yaþýna gelince ilgisi kýzlar peþinde koþmak olabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61662;Cinsiyete göre; kýz ve erkeklerin ilgilerindeki deðiþiklikler iki nedene baðlýdýr. Birincisi, her iki cinsin biyolojik farklýlýklarýndan gelmektedir. Cinsiyet farklýlýðý beden yapýsý, kas gücünde farklýlýklar getirir. Mesela erkeklerin badi yapmasý, kýzlarýn ise el-sanat iþlerine yönelmesi...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cinsiyete baðlý ikinci deðiþken ise kültürel yargýlardan gelmektedir. Kýzlarýn ev iþlerine ilgi duymasý gibi...&lt;br/&gt;&amp;#61662;Beden yapýsýna göre; bazý etkinlikler saðlam bünye ve kas güce gerektirir. Fatih hocanýn sandalye kaldýrma ilgisi buna örnek olabilir.&lt;br/&gt;&amp;#61662;Aileye göre; ailenin uðraþýlarý, ekonomik durumu ve anne-babanýn beklentileri de ergenin ilgilerini etkiler. Aile kültürlü veya zengin  ise ergenin ilgileri de o derece zengin ve kültürlü olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝLGÝ ÇEÞÝTLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýlgiler üç þekilde sýnýflandýrýlýr. 1-kiþisel ilgiler 2-serbest zaman ilgileri 3-meslek ilgileri&lt;br/&gt;1.Kiþisel ilgiler:bireyin kendi tercih ve alýþkanlýklarýný kapsar. Saç tipinin amerikan olmasý veya kot pantolon giymesi gibi...&lt;br/&gt;2.Serbest zaman ilgileri: Ergenin serbest zamanda yapmaktan hoþlandýðý ilgilerdir. Müzik dinleme veya kitap okuma gibi...&lt;br/&gt;3.Maslek ilgileri: ergenin mesleksel ilgilerini kapsar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Serbest zaman ilgileri dönemden döneme deðiþir. Mesela genç biri kitap okumaktan hoþlanýyorsa yaþlý biri torunlarýyla oynamaktan  hoþlanýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ERGENLÝKTEKÝ ORTAK ÝLGÝLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ergenlikteki yaygýn ortak ilgiler daha çok cinsiyete baðlý olarak deðiþir. Ergenliðin baþýnda koleksiyon yapma, evcil hayvan besleme, þiir yazma, hatýra defteri tutma gibi ilgiler daha yaygýndýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kiþisel ilgiler  yani giyim, kuþam ergenliðin ortalarýnda devam eder. Karþý cinse ilgi  tüm ergenlikte sürer.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Macera ilgisi ergenliðin ortalarýnda baþlayan bir ilgidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM II&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ERGENLÝKTE MESLEÐE YÖNELTME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ergenlik dönemi, gencin bir sonraki okul ve mesleði seçme gibi iki önemli kararýn alýndýðý dönemdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Meslek seçimi insanlarýn hayatýnda bir dönüm noktasýdýr. Bu yüzden ergenin mesleklere ait bakýþ açýsýnýn geniþletilmesi için iyi bir rehberliðe ihtiyaçlarý var.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;OKULDA MESLEÐE YÖNELTME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Okulun esas amacý öðrenciyi hayata ve mesleðe hazýrlamaktýr. Mesleðe yöneltme ilkokuldan yüksek öðretime doðru farklýlýk göstermektedir. Hatta bana sorarsanýz bu çocuðun embriyo dönemine kadar uzanmaktadýr. Daha çocuk ana karnýndayken anne oðulsunun büyüyüp doktor olacaðýný söylemesi gibi...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61662;Okul öncesi mesleðe yöneltme: meslekleri rol oynama tekniðini ile çocuklara tanýtma olabilir. Tüm mesleklerin insan hayatý için önemli olduðuna dikkat çekilebilir.&lt;br/&gt;&amp;#61662;Ýlk öðretimde mesleðe yöneltme:ders konularý ile meslekler arsýndaki iliþki gösterilebilir. Çocuklarý çevredeki kiþilerle görüþtürülerek meslek bilgisi artýrýlabilir. Sekizinci sýnýftan sonra 3308 sayýlý çýraklýk kanunu tanýttýrýlabilir.&lt;br/&gt;&amp;#61662;Orta öðretimde mesleðe yönelme: öðrencilerin kendilerine uygun alanlara gitmeleri için yönlendirme yapýlabilir. Lisedeki alanlarla yüksek öðretim programlarý arasýndaki iliþki anlatýlabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MESLEK SEÇÝMÝNDE ETKÝLÝ OLAN FAKTÖRLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ergenin meslek seçiminde çeþitli faktörler etkili olmaktadýr. Þimdi bunlara kýsaca göz atalým. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61662;Zeka: Zeka bireyin öðrenme hýzýný gösteren önemli bir niteliktir. Bir mesleki uðraþ ne kadar karmaþýk ve zor ise o meslekte çalýþan insanlarýn seviyeleri o aranda yüksek olur. Kiþi zeki ise daha itibarlý bir mesleðe yönelecektir.</description></item><item><title>TELEVÝZON VE OTÝZM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?televizon-ve-otizm-449254.html</link><description>TELEVÝZYON VE OTÝZM&lt;br/&gt;Gereðinden fazla televizyon seyretmenin, çocuklar üzerinde olumsuz etkisinin olduðu, hatta bazý sorunlarýn ortaya çýkmasýna neden olduðu veya sorunlarý tetiklediði herkes tarafýndan kabul edilen bir gerçek. Baþ aðrýsý, uyku bozukluklarý, içe kapanýklýk, sosyal geliþim ve dil geliþiminde gerilik, saldýrganlýk, okuma alýþkanlýðýnýn ve fizik aktivitenin azalmasý televizyonun neden olduðu düþünülen sorunlardan, uzmanlarýn en çok üzerinde durduðu birkaç tanesidir. Görüldüðü gibi, aþýrý derecede televizyon izlemek beden ve ruh saðlýðýmýzý bozduðu gibi, sosyal, toplumsal ve kültürel hayatýmýzý da olumsuz yönde etkilemektedir.&lt;br/&gt;Son yýllarda, ailelerin, televizyonun neden olup olmadýðýný merak ettikleri bir baþka saðlýk sorunu ise çocuklarda otizm sorunudur. Televizyon ile otizm arasýnda bir iliþki olmakla birlikte, bu iliþkinin nedensel bir iliþki olduðuna dair bilimsel bir kanýt yoktur. Televizyon ile otizm arasýndaki iliþkiyi anlamak için öncelikle otizmin tanýmýný ve belirtilerini incelemek gerekir.&lt;br/&gt;Otizmin tanýmý ve belirtileri&lt;br/&gt;Çocuklarda otizm, beyin sistemindeki fizyolojik fonksiyonlarýn, kimyasal dengenin bozulmasýyla, 3 yaþýndan önce ortaya çýkan, yaygýn geliþimsel bir bozukluktur. Otizm genetik nedenlere baðlý olarak da ortaya çýkabilir.&lt;br/&gt;Otizmin belirtilerini dil geliþimi, iletiþim, sosyal beceriler, davranýþ ve aktiviteler olmak üzere 4 ana grupta incelemek mümkündür. Otistik bir çocukta bu belirtilerin hepsi birden olmayabilir. Bu nedenle, anne-babalara, çocuklarýnda aþaðýdaki belirtilerden bir kýsmýný tespit etmeleri halinde, en kýsa zamanda bir uzmana baþvurmalarýný öneriyoruz. Erken taný ve disiplinli bir tedaviyle otistik çocuklarýn normal bir okula devam edebilmeleri mümkün olabilmektedir. Bunun dýþýnda, otizm tanýsý konmasa bile, otizmin belli semptomlarýný gösteren çocuklar vardýr. Bu çocuklarda belli geliþim alanlarýnda problem var demektir. Bu alanlarýn, aileler tarafýndan da uygulanabilen eðitim programlarýyla mutlaka desteklenmesi gerekir. Bu tip sorunu olan çocuklarýn aileleri, belirli aralýklarla geliþim kontrolleri yaptýrarak, sorunlu alanlardaki geriliði ve geliþmeyi izlemeli ve bu alanlarý nasýl destekleyebilecekleri konusunda profesyonel yardým almalýdýrlar.&lt;br/&gt;Dil geliþimi&lt;br/&gt; Dil geliþimlerinde gerilik olur, konuþmayý geç öðrenirler &lt;br/&gt; Konuþulanlarý ve direktifleri anlamalar güç olur &lt;br/&gt; Ýstekleri için yetiþkinlerin elinden tutmayý, iþaret etmeyi tercih ederler &lt;br/&gt; Kýsa konuþurlar &lt;br/&gt;Ýletiþim&lt;br/&gt; Göz kontaðý kurmaktan kaçýnýrlar &lt;br/&gt; Genellikle duygusal bað kurmalarý güçtür &lt;br/&gt; Anneye aþýrý baðlýdýrlar veya hiç bað kurmazlar &lt;br/&gt; Öpülmeyi ve kucaklanmayý sevmezler &lt;br/&gt; Ýsimleriyle seslenildiðinde tepkisizdirler &lt;br/&gt;Sosyal beceriler&lt;br/&gt; Sosyal becerileri zayýftýr, sosyal iliþki kurmakta güçlük çekerler &lt;br/&gt; Ýnsanlara karþý ilgisizdirler &lt;br/&gt; Yaþýtlarýyla oynamakta ve oyun kurmakta yetersizdirler &lt;br/&gt; Taklit becerileri yoktur &lt;br/&gt; Sosyal ortamlarda rahatsýz olurlar* Büyük maðaza, çarþý vb. kalabalýk ortamlardan uzak kalmak isterler &lt;br/&gt; Sosyal kurallara uymakta güçlük çekerler &lt;br/&gt;Davranýþ ve aktivteler&lt;br/&gt; Yaþýtlarýnýn oynadýðý oyuncaklar ilgilerini çekmez &lt;br/&gt; Dönen objelere ilgi duyarlar; araba tekerleði, tencere kapaðý, çamaþýr makinasý, &lt;br/&gt; topaç gibi &lt;br/&gt; Yumuþak ve tüylü objelere elleyemezler veya bunlardan çekinirler; tüylü oyuncaklar, hamur ve parmak boyasý gibi &lt;br/&gt; Yinelenen davranýþlarý vardýr; kendi etrafýnda dönme, sallanma, zýplama, kuþ gibi kanat çýrpma ve ayný sözleri tekrarlarma gibi &lt;br/&gt; Tehlikelerin farkýna varmakta zorlanýrlar &lt;br/&gt; Nedensiz aðlar, baðýrýr veya çýðlýk atarlar &lt;br/&gt; Tuhaf davranýþlar sergileyebilirler; elleriyle göðsüne vurma, parmaðýný veya elini sallama, oynatma, elini ýsýrma veya kendine zarar verme gibi &lt;br/&gt; El ve parmaklarýný çok iyi kullanamazlar &lt;br/&gt; Çevrelerindeki deðiþime fazla tepki gösterirler; eve gelen yabancýlar, yeni bir bakýcý, mekan deðiþimleri gibi &lt;br/&gt;Televizyon ve Otizmin Ýliþkisi&lt;br/&gt;Görüldüðü gibi otizmin oldukça geniþ bir semptom yelpazesi vardýr. Televizyon bu geniþ yelpaze içinde bazý sempt</description></item><item><title>YETÝÞKÝN EÐÝTÝM AMAÇLARI VE TEKNÝKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yetiskin-egitim-amaclari-ve-teknikleri-353848.html</link><description>YETÝÞKÝN EÐÝTÝM AMAÇLARI VE TEKNÝKLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KONULAR;&lt;br/&gt;Eðitimin Tanýmý ve amaçlarý&lt;br/&gt;Eðitimde program ve süreç&lt;br/&gt;Eðitilen-Eðitici Ýliþkileri&lt;br/&gt;Çeþitli Öðretim Yöntemleri&lt;br/&gt;Eðitimde görsel-iþitsel araçlar&lt;br/&gt;Eðitim;bireylerin kendi benlik ve çevreleriyle etkileþim halinde mevcut fonksiyonlarýný geliþtirme sürecidir&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;Bu süreç;&lt;br/&gt;Kendiliðinden eðitim&lt;br/&gt;Örgün eðitim&lt;br/&gt;Yetiþkin eðitimi &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eðitim;Bireyin çevresinden elde ettiði kalýcý izlenimlerin kendi davranýþlarý ile bütünleþerek,bireysel yeteneklerin çeþitli yönlerden kiþi ve toplum için uygun biçimde geliþmesidir.Yetiþkin;Kendisi ve baþkalarý için sorumluluk yüklenebilecek duruma geldiði ve fonksiyonel bir nitelik kazandýðý toplum tarafýndan kabul edilen birey olarak tanýmlanýr.20-40 yaþ genç yetiþkin,40-60 yaþ orta yaþlý yetiþkin olarak nitelendirilir.Yetiþkin Eðitimi;Çeþitli eðitim kademelerindeki tam gün öðrenimden ayrýlmýþ,yada hiç öðrenim görmemiþ ve gönüllü olarak kendini yetiþtirmeyi arzu eden bireylerin deðiþik eðitim ihtiyaçlarýný karþýlamak üzere geliþtirilmiþ eðitimdir.&lt;br/&gt;Yetiþkin Eðitiminde Amaç;kiþilere bireysel mutluluk saðlamak,yaþam standartlarýný yükseltmek ve onlarý yararlý vatandaþlar durumuna getirmektir. &lt;br/&gt;PROGRAM VE SÜREÇ&lt;br/&gt;Organizasyon(ortam ve planlama)&lt;br/&gt;Girdi(Ýhtiyaçlar,ilgi ve katýlýmcýlar)&lt;br/&gt;Etkinlik(Tasarým ve uygulama)&lt;br/&gt;Çýktý(Sonuçlarýn deðerlendirilmesi)&lt;br/&gt;EÐÝTÝLEN-EÐÝTÝCÝ  ÝLÝÞKÝLERÝ&lt;br/&gt;Yetiþkinde;(1)Öðrenme:*Yavaþ meydana gelmektedir,fakat muhakeme,süreklilik ve güvenirlilik yönünden niteliklidir.*Bireyin ilgisine uygun,önceki yaþantýsýna dayanan,doyurucu ve çeþitli yaþam deneyimlerini kapsayan bilgileri kolay öðrenir.*Yetiþkin grup yaþ,özgeçmiþ ve zihinsel kapasite yönünden heterojen olduðundan öðrenme süre ve þekil yönünden faklýlýklar dikkate alýnmalýdýr.*En uygun öðrenme zamaný bir þey bilmedikleri için huzursuz olduklarý zamandýr.*Yetiþkin yeni öðrendiklerini önceki bilgileri ile bütünleþtirme gereksinimi içindedir.*Yetiþkin zihinsel olarak öðrenmeye daha az yatkýndýr,fakat öðrenmede hata ve þansa daha az yer verir.Bir davranýþý öðrendiðinde doðru davranma þansý çocuklardan daha yüksektir.</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - EMPATÝ VE DEMOGRAFÝK DEÐÝÞKENLERÝN EVLÝLÝK UYUMU ÝLE ÝLÝÞKÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-empati-ve-demografik-degiskenlerin-evlilik-uyumu-ile-iliskisi-413900.html</link><description>empati ve demografik deðiþkenlerin evlilik uyumu ile iliþkisi</description></item><item><title>VAROLUÞÇU PSÝKOTERAPÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?varoluscu-psikoterapi-359077.html</link><description>ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Ýçindekilerâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Varoluþçu Psikoterapiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..2&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Kýsa tarihçeâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...2&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.Yaklaþýmýn Temel Ýlkeleriâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦3&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.Varoluþçuluðun Temel Görüþleri-Öteki Yaklaþýmlarla Sýnýrlarýâ€¦â€¦â€¦.3&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6.Kuramýn Ýnsan Anlayýþýâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦4&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7.Tedavinin Amacýâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦5&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8.Danýþmanýn Özellikleriâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..6&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;9.Danýþanýn Özellikleriâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..6&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;10.Varoluþçu Psikoterapiye Yöneltilen Eleþtirilerâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦7&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;11.Sonuçâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦7&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;12.Kaynakçaâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..8&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VAROLUÞÇU PSÝKOTERAPÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Felsefi geçmiþi olan bu terapi yaklaþýmý temellerini Kierkegaard &quot;ýn görüþlerini dayandýrýr. Bu görüþün temel kavramý &quot;Dasein&quot; yani varoluþtur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Burada konunun iþleneceði biçimi baþtan belirtmekte fayda vardýr. Bütün araþtýrma konularýnda olduðu gibi konuya hakim olmak için tarihçe ilk bölüm olarak sunulacak. Ýlerleyen bölümlerde ise danýþman-danýþan özellikleri, terapi süreci-yaklaþým teknikleri , öteki disiplinlerle iliþkisi-sýnýrlarý, eleþtiri aldýðý noktalar, ortak araþtýrma ve deðerlendirmelerimizle bulduðumuz kaynaklardan kýsmi alýntýlar ile kendi yorumlarýmýzla anlatýlacaktýr. Konunun bu þekilde sisteminize edilmesi her kesimden kiþilere Varoluþçu psikoterapiyi anlama imkaný verecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KISA TARÝHÇE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Varoluþçuluðu oluþturan düþünce akýmlarý 19.yy ortalarýnda baþlamýþtýr. Gizemci düþünür Kierkegaard &quot;ýn (1813-1885) gizemli düþüncelerin yararlanan Heidegger (1889-1976) gizemse düþüncelerinden yararlanan Heidegger (1889-1976) insanýn kendi varlýðý kendisi tarafýndan yaratýldýðýný ileri sürerek bu öðretiyi ortaya atmýþtýr.  Aslýnda bu akým Freudun psikanalizinde olduðu gibi bir isme mal edilemez. Felsefi görüþleriyle, edebiyat ürünleriyle bu akýma belli belirsiz katkýsý olan birçok aydýn vardýr. Soren Kierkegard yapýtlarý ise bu akýmýn kutsal anýtlarý gibidir. Bu akýmýn birer parçasý sayýlabilecek geçmiþten birkaç isim ise: Nietzsche ve Dostoyevski çaðdaþ olanlardan ise Buber, Jaspers, Kafka ve Tillich sayýlabilir. 2. Dünya Savaþý sýrasýnda Alman iþgaline karþý Fransýz direniþçilerden kaynaklanan bu akýmýn çok iyi bilinen temsilcisi J.P.Sartre ve Albert Camus da sayýlabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Varoluþçuluk öðretisi insanýn kiþisel anlamýný deðerlendirmesini, yaþama sürecinde kendi yolunu seçmesini, düþman ve amaçsýz bir evrenin doðurduðu, kiþiliðin yitirilmesi tehlikesine karþý, insanýn kendi özgür istemiyle direnmesi gerektiðini savunur. Gabriel Marcel &quot;in (1889-1973) öncülüðünde Tanrýcý Varoluþçuluk; Jean Paul Sartre &quot;in (1905-1980) öncülüðünde Tanrýsýz Varoluþçuluk adýný alarak iki ayrý akým olarak kýsa bir süre içinde geliþmiþ ve yayýlmýþtýr.  Bu ayrýlmýþlýðý Sartre bu þekilde açýklar:&quot;Birinci çeþit varoluþçular Hristiyan varoluþçulardýr. Katolik mezhebinden Karl Jaspers ve Gabriel Marcel bunlardandýr. Ýkinci grup ise tanrý tanýmaz varoluþçulardýr. Bunlar arasýnda Heidegger &quot;i Fransýz varoluþçularýný ve beni sayabilirsiniz bu iki kolu birleþtiren ortak yan, her ikisininde þu düþünceyi benimsemiþ olmasýdýr:&quot;Varoluþçuluk özden önce gelir. Ýsterseniz buna, öznellikten hareket etmek gerekir de diyebilirsiniz.&quot; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;19. ve 20. yy &quot;da, Varoluþçu ruhbilimine katkýsý olan ilk ruhbilimci olarak Franz Brentato (1859-1938) gelir. Brentato, bilinç alanýnda ancak duyu organlarýyla algýlanabilen süreçler üzerinde durarak, ayný zamanda görüngüye(fenomen) dayanan öðretiyi de kurmuþtur. Husserl (1859- 1938) bu öðretiyi geliþtirmiþ, varoluþçu çözümlemeyi getirmiþ ve Freud &quot;un yapýsal kuramýný kabul ederek hastalara yaklaþýmda kullanmýþtýr. Bunlarý, Ludwig Binswanger (1881-1966), Karl Jaspers, Eugen Minkowski, Medard Boss, Erwin Stratus Antonia Wenkart, Irwýn D. Yalom, Rollo May izlemiþtir. Bu bilim adamlarý varoluþçu öðretinin ruh bilim ve ruh hastalýðýnýn tedavisinde kullanýlan yöntemler içinde yer alýp geliþmesine öncülük eden görüncülük öðretisininde kurucularý olmuþlardýr. Ýsviçreli olan Binswanger ve Medard</description></item><item><title>GELÝÞÝMLE ÝLGÝLÝ KAVRAMLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gelisimle-ilgili-kavramlar-389791.html</link><description>GELÝÞÝMLE ÝLGÝLÝ KAVRAMLAR1.1.BÜYÜME :Bedenin ya da herhangi bir organýn &quot;bir durumdan baþka bir duruma geçiþinde görülen &quot;deðiþiklikler dizisi&quot; anlamýna gelir (Binbaþýoðlu, 1990, s.28).Örneðin, boyun 50 cmden 55 cmye geçiþi bir büyüme belirtisidir. Kalp, ciðer ve diðer iç organlarýn büyümesinde de durum aynýdýr. Büyüme, geliþimin her yönüyle ilgilidir.1.2.OLGUNLAÞMA :Genetik yapý ve çevre etkileþimi sonucu bireylerde görülen biyolojik deðiþikliklere olgunlaþma denilir (Selçuk, 1996, s.14).Organizma, fizyolojik olarak bir davranýþý, bir iþ yapabilecek hale geldiðinde, olgunlaþma gerçekleþmiþtir. Olgunlaþma, bir &quot;süre&quot;nin geçmesi sonucunda bireyin ya da bir organýn, fiziksel güç ve kuvvet bakýmlarýndan, yaþama uyumda belli bir durumu karþýlayabilecek (baþarý ile bir uyum yapabilecek) bir &quot;düzey&quot;e eriþmesidir (Binbaþýoðlu, 1990, s.29).Olgunlaþma, öðrenme için þarttýr. Örneðin, ayak ve bacaklarýmýz yürüme için yetere derecede &quot;olgunlaþmamýþ&quot; ise, &quot;yürüme&quot; öðrenilemez.Olgunlaþma, bireyin bir iþi yapabilecek düzeye ulaþmasýdýr. Canlý varlýðýn daha çok kalýtýmdan getirdikleri ile, zorunlu olarak, çevreden kazandýklarýnýn etkileþimi sonucu ortaya çýkar.1.3.HAZIRBULUNUÞLUK :Kiþinin olgunlaþma ve öðrenme sonucu belli davranýþlarý yapmaya hazýr olmasýdýr (Selçuk, 1996, s.14). Örneðin, dört iþlemi öðrenecek olan bir çocuðun hem dört iþlemi kavrayabilecek bir olgunluða ulaþmasý, hem de bunun için gerekli olan sayma, toplama, çýkarma vs ile ilgili bilgi ve becerilere sahip olmasý gerekir. Hazýrbulunuþluk, canlý varlýðýn herhangi bir þeyi öðrenebilecek duruma gelmesini anlatan bir terimdir (Binbaþýoðlu, 1990, s.30).1.4.GELÝÞÝM :Canlý varlýðýn bütün yaþamý boyunca geçirdiði ileriye ve geriye yönelik bütün deðiþiklikleri kapsar (Binbaþýoðlu, 1990, s.28).Geliþim; öðrenme, yaþantý ve olgunlaþma sonucunda bireyde görülen düzenli ve sürekli deðiþiklikler olarak tanýmlanabilir (Selçuk, 1996, s.13).1.4.1.Fiziksel (Bedensel) Geliþim :Kiþinin dölle</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - BÝR OYUNU PSÝKOLOJÝK TEOREM VE KURAMLARLA AÇIKLAMAK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-bir-oyunu-psikolojik-teorem-ve-kuramlarla-aciklamak-413756.html</link><description>bir oyunu psikolojik teorem ve kuramlarla açýklamak</description></item><item><title>ETÝK KAVRAMLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?etik-kavramlar-397389.html</link><description>ETÝK KAVRAMLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ahlak: Türkçe&quot;deki ahlak, Arapça&quot;da &quot;manevi nitelik, iyi ya da kötü huy&quot; anlamýna gelen &quot;hulk&quot; kelimesinin çoðuludur. Dini, felsefi, kültürel ve toplumsal etkileþimler sonucu, bireylerin zihinlerine yer etmiþ, iyiyi, kötüyü, doðruyu yanlýþý birbirinden ayýrt etmeye yarayan deðerler ve ilkelerdir. &lt;br/&gt;Etik: &quot;Bir insan topluluðunun alýþkanlýklarý, gelenek ve görenekleri, kültürün özellikleri&quot; anlamýna gelen Yunanca &quot;Ã©thikÃ©&quot; kelimesinden gelir. Ahlaki deðerler ve ilkelere uygun karar ve davranýþlarý tanýmlayan kurumsal kodlar ve standartlarý belirler. &lt;br/&gt;Deðerler: Bireyin yaþamý boyunca çevresiyle etkileþimi sonucunda edindiði, eylemlerinde ve insanlarla iliþkilerinde öncelik verdiði, önemli olduðuna inandýðý, deðer atfettiði ilkelerdir. &lt;br/&gt;Ýþ etiði: Ýs dünyasýnda kar amaçlý faaliyet gösteren kurum ve kiþilerin; çalýþanlar, hissedarlar, müþteriler, tedarikçiler, kamu kuruluþlarý ve tüm toplumla iliþkilerinde ve yaptýklarý iþlerde öncelik verdikleri deðerler ve üstlendikleri sorumluluklardýr. &lt;br/&gt;Proaktif iþ etiði: Faaliyetleri ve iliþkileri çerçevesinde ahlaki bir misyon üstlenen, toplum yararý gözeten kurumsal bir yaklaþýmdýr. &lt;br/&gt;Reaktif iþ etiði: Sosyal sorumluluklarýn farkýnda olan, ancak karþýlaþabileceði etik durumlarý öngörmek yerine anlýk durum ve etkilere göre davranmayý seçen kurumsal bir anlayýþtýr. &lt;br/&gt;Pasif iþ etiði: Ýþ hayatýnda tek amacýn maksimum kazanç elde etmek olduðunu, iþin ahlakla ilgisi olmadýðýný savunan, toplumsal ve ahlaki sorumluluðu reddeden kurumsal yaklaþýmdýr. &lt;br/&gt;Etik kodlar: Kurum deðerleri ve misyonu doðrultusunda belirlenmiþ etik karar ve eylemlerdir. Yasa ve düzenlemelere uymayý, doðru ve düzenli kayýt tutma ve raporlamayý, sosyal sorunlara ve insan haklarýna karþý sorumluluklarý kapsayan standartlarý açýklar. &lt;br/&gt;Davranýþlar kýlavuzu: Etik kodlarla belirlenen, tüm çalýþanlarýn sorumlu tutulduðu ve uyulmadýðý takdirde yaptýrým gerektiren zorunlu davranýþlarý tanýmlar. &lt;br/&gt;Etik ikilemler: Etik bakýmdan ayrýntýlý düþünmeyi gerektiren</description></item><item><title>PEDAGOJÝ - ÖÐRENMENÝN YÖNTEM VE ARAÇLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pedagoji-ogrenmenin-yontem-ve-araclari-413385.html</link><description>öðrenmenin yöntem ve araçlarý</description></item><item><title>AÝLE PSÝKÝYATRÝSÝ VE FONKSÝYONELLÝÐÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-psikiyatrisi-ve-fonksiyonelligi-373193.html</link><description>AÝLE PSÝKÝYATRÝSÝ VE FONKSÝYONELLÝÐÝ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1-AÝLE FONKSÝYONLARI&lt;br/&gt;2-AÝLE ÇEÞÝTLERÝ&lt;br/&gt;3-AÝLENÝN ÇOCUÐA ETKÝLERÝ&lt;br/&gt;4-TOPLUM VE AÝLE ETKÝLEÞÝMÝ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1-AÝLE FONKSÝYONLARININ DEÐERLENDÝRÝLMESÝ&lt;br/&gt;    Aile , bireyin ve toplumun fonksiyonlarýnda en temel öðedir. Aile ,bireyin yaþamýnda çok önemli bir yer tutan beslenme , bakým , sevgi ihtiyacý , duygusal geliþim  , psikolojik geliþim , eðitim ,kültürel deðerleri kazanma , saðlýklý zeka geliþimini sürdürme gibi temel ihtiyaçlarýný karþýladýðý birincil yer ve çevredir.&lt;br/&gt;    Aile üyeleri arasýndaki iliþkiler ve aile ortamý , psikososyal yönden geliþen bireyin en çok etkileþime uðradýðý yerdir.  Bu iliþkiler , bireyin kendine güvenmesini , kendine ve diðer bireylere sevgi duymasýný , kimlik kazanmasýný , kiþilik geliþimini  , sosyal beceriler geliþtirmesini ve topluma adaptasyon sürecini  olanaklý hale getirir. &lt;br/&gt;    Aile birliðinde , aileyi oluþturan bireyler birbirinden etkilenir . Bu durumu ayný vücutta bulunan organlara benzetebiliriz.  Her yönden etkileþim içerisinde , bir bütün olarak,   aileyi  yaþayan bir organizma saymak yanlýþ olmaz. Organlarýn birindeki arýza , diðer organlarýn ritmini , iþleyiþini ve fonksiyonelliðini etkiler.&lt;br/&gt;    Ailenin kendi içerisinde etkileþen bir sistem oluþu , bu yapý içerisinde , bu yapýyý oluþturan üyelerin bazý kurallara uymasý zorunluluðunu getirir. Bu yapý içerisindeki her birey    kurallara uymak , karþýlýklý olarak rolleri üstlenmek ve mevcut yetkileri paylaþmak durumundadýr.&lt;br/&gt;    Aileyi bir organizma olarak ele almýþtýk. Bu organizmada bir denge hali söz konusudur. Aile bireylerinin etkileþim ve iletiþimindeki problemler, rollerdeki karmaþa , yetkilerin yersiz ve yanlýþ kullanýlmasý ,bu yapý içerisindeki kurallarý çiðnemek  , yerleþmiþ olan   mevcut dengeyi bozar.&lt;br/&gt;    Kurallarýn çok aþýrý katý ve çok aþýrý esnek olmamasý aileyi daha güçlü hale getirir. Kurallarý çiðneyen bireye karþý ,diðer aile bireyleri ortak cephe alýrlar. Kurallarý çiðneyen aile bireyine , genelde  diðer aile üyelerinin gösterdiði tepki , yanlýþý yapan kiþiyi yaptýðý yanlýþtan vazgeçirmeye çalýþmak , görmezlikten gelmek , konuþmamak , pasif direniþ göstermek , azarlamak , cezalandýrmaya çalýþmak , alay etmek gibi deðiþik reaksiyonlar þeklinde   olabilir.&lt;br/&gt;    Aile fonksiyonlarýný ele alýrken , evde yaþayan diðer üyeler , akraba ve arkadaþ çevresi de bazý sorunlarýn ortaya çýkmasýna zemin hazýrlayabilir . Ayný zamanda bu etkileþim sürecinde adý geçen bireyler, mevcut sorunlarýn daha da aðýr hale gelmesine, hatta bazen çozümsüz hale yaklaþmasýna  sebep olabilir. Bu durum geleneksel Türk aile yapýsýnda sýk bir þekilde görülebilir. Bu durumun telafisi veya hiç olmamasý için ailenin tam fonksiyonel halde olmasý , kurallara uyulmasý , rollerde karmaþanýn olmamasý , iletiþim ve etkileþimin yeterli olmasý gereklidir.&lt;br/&gt;    Aile üyeleri içinde yetki paylaþýmý vardýr. Yetkiyi þu þekilde tanýmlayabiliriz : Aile içindeki bir bireyin , diðer bir bireyin davranýþýný deðiþtirme gücüne sahip olmasýdýr . Genelde aile</description></item><item><title>OKUL ÖNCESÝ DÖNEM ÇOCUKLARININ ÇEVRESEL FARKINDALIKLARINI ARTIRMA YOLLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?okul-oncesi-donem-cocuklarinin-cevresel-farkindaliklarini-artirma-yollari-397564.html</link><description>Okul Öncesi Dönem Çocuklarýnýn Çevresel Farkýndalýklarýný Artýrma Yollarý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriþ&lt;br/&gt;Geliþimsel özellikleri nedeniyle meraklý, keþfetmeye istekli ve hevesli olan okulöncesi dönem çocuklarý, doðayla iç içe olarak bu isteklerine bir çýkýþ noktasý bulabilirler. Doðayý aracýsýz keþfetme ihtiyacý tüm çocuklarýn yaradýlýþýnda varolan bir özelliktir. Doða, çok çeþitli materyali, deðiþken ve ilginç ortamlarda çocuklara sunmaktadýr. Bu yönüyle doða, çocuklarýn geliþimlerini destekleyen bir sýnýftýr.Çocuklara düþen görev ise sadece çevreyi keþfetmektir.&lt;br/&gt;Çevre bir çok özelliði içinde barýndýrmaktadýr. Zengin çeþitlilik, deðiþimin gözlenmesi, canlý ve cansýz her öðe, her eylem ve her süreç için bir iþleve sahip olmasý, karmaþýk olmasý, renkli olmasý ve estetik olmasý (Türksoy 1991). Çevreye duyarlýlýk, tüm bu özelliklerin farkýnda olmayý ve bu yönleriyle çevreyi keþfetmeyi gerektirmektedir.&lt;br/&gt;    &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Okulöncesi çocuklarý, doðayý inceleyerek bir çok beceri elde edebilir ve bu alanla ilgili deneyimlere sahip olabilirler. Sonbahar mevsiminde yerlere dökülen yapraklar, doðada bulunan yapraklarý incelemek için çocuklara bulunmaz fýrsatlar saðlar. Yine bu dönemde yapraklarý inceleyerek farklý böceklerin yapraklarý farklý þekilde kemirdiklerini de gözlemleyebilirler. Yapraklarýn renk deðiþim dönemi olan bu dönemde renk deðiþtirmeyen yapraklarla deðiþik renklere bürünen yapraklarý karþýlaþtýrarak nedenleri tartýþýlýp sýnýflandýrmalar yapabilir. Yapraklar sadece renk olarak deðil þekil, büyüklük ve doku olarak da bizlere bir çok fýrsatlar verir. Bazý yapraklar kalp þeklinde, bazýlarý oval þeklindedir. Bazýlarýnýn kenarlarý yumuþak, bazýlarýnýnki sert, bazýlarýnýnki ise iðne gibi sipsivridir. Ayrýca kokularý da &lt;br/&gt;ler çocuklarýn, farklý özelliklere göre sýnýflandýrma yapmalarýný saðlamaktadýr. Bu tip etkinliklerle hem çocuklar doðayý yakýndan keþfetme yeteneðini kazanacak hem de bazý temel kavramsal becerilere ulaþmalarý da saðlanacaktýr (Galvin, 1994).&lt;br/&gt;    &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mevsims</description></item><item><title>PEDAGOJÝ - KARAR VERME VE KARAR ÖLÇÜTLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pedagoji-karar-verme-ve-karar-olcutleri-413255.html</link><description>karar verme ve karar ölçütleri</description></item><item><title>DÝKKATE ODAKLANMA , DEPRESYON VE HAFIZA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dikkate-odaklanma-,-depresyon-ve-hafiza-370419.html</link><description>DÝKKATE ODAKLANMA ,DEPRESYON VE HAFIZA :&lt;br/&gt;Depresyon her zaman hafýzayý bozmaz .Gerçi eksiklik hafýza içinde deney sayýlarýnda gözüküyor.(Ellis&amp;Ashbrook,1988,Herkel&amp;Hardin ,1990;Kuiken ,1991) Böyle eksiklikler çýkabilir. Ýþe daha dikkat edebilmek için  prosedürün ihtiyacý olan konular çýkarýlabilir .Bu Hertel&amp; Rude tarafýndan ispat edilmiþtir.(1991).Okuduklarýndan sonra tamamlanmamýþ cümleler çerçevesinde karar verdikleri eðer bir kelime gerçekten bir cümleyi tamamlarsa konuklara sürpriz anýmsama testleri verilmiþtir .Tek bir þartla  konuklar eðer  sadece cümleyi okursa ve karar verdiyse cümle uyar ,diðer þartla konuklar yüksek sesle hem baþlangýç hem de sununun sonunun okunmasýna ihtiyaç duyar.Ýþe katýlmak için konularý zorlar.Þekil 12.6 toplam anýmsamalarý gösterir.Ýkiside uygun durum için katýlým (odaklanma ve odaklanmama)gösterir. Depresif ruh durumuna karþý   tarafsýz mod durumu.Þekilde de görüldüðü gibi dikkatli olmak hafýzadaki eksikliliði çýkarmak tipik bulunmuþtur.Neyin açýkça ortada olduðu ise depresifler gerekmedikçe zayýf hafýzayla mücadele ederler  ve eðer iþe gerekleri uygulamak onlarýn dikkate odaklanmasýna cesaret verirse ,onlarýn anýmsamalarý hayli kýymetli olur.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;RUH HALLERÝ;DÜÞÜNCELERÝ VE HAFIZA :&lt;br/&gt;Defalarca teorisel hesaplar hafýzada ki his durumlarýnýn etkilerinin  ruh durumunun  düþünceyi etkilemesini gösterir.(e.g.,Beck,Rush,Shaw,&amp;Emery,1979;Ellis &amp;Ashbrook,1988;Ingram ,1984).Bu teorilerde önemli tahmin þudur ki depresif ruh durumu hafýzada kendi etkilerini üretir ve negatif veya uygunsuz kendi düþüncelerini performansýna karýrþtýrýr.Mesela Ellis-Ashbrook tarafýndan 2 tahmin vardýr,bunlar model konu dýþý bir rol düþünceyi baþka yöne çeker.model der ki  konu dýþý düþüncelerin düþünülmesi artar hissel durumlar yükselir bu konu dýþý þaþýrmýþ düþünceler karýþýr ve kiþinin yeteneði hafýzanýn içeriðini organize eder.Bu açýklama hatýrlamalarýn tezinin çürütür.Bu tahminin bir kýsmý önemlidir o da yýkýcý his durumlarý hafýzayý etki yapar ve diðer durumlar direk olmasa da  dikkati baþkasýnýn tarafýna çekme ,konu dýþý düþünceler düþünme  gibi dolaylý etkiler.Bu düþünceyi Seibert ve Ellis (1991)bu düþünceyi direk test etmiþtir.Kolej öðrencileri iki ruh durumu olan ve deneyimlileri  test etmiþler.Bir set ürünü çalýþýrlarken kendi düþüncelerini üretmek için soru sormuþ,sonrada konu içi ve konu dýþý raporlu düþüncelerini sormuþlar 5 puan skalasý ve kriterle ölçmüþlerdir.Konularý üzüntü ,mutluluk veya tarafsýz durumun sonuçlarýdýr.Diðer deneyimli gruba çalýþma dönemlerinin liste sonuna kadar test edilmesi ve düþüncelerine karar vermeleri söylenmiþ.Bütün tecrübeler öðrencilerin konularý anýmsamalarý, konularý çalýþmalarýna ihtiyaç duymuþtur.Her öðrencinin anýmsamalarýn ölçüsünü bulmak ve alakalý düþüncelerinde kararlarýný ölçmek.Ýlk prosüdürü kullanmak ayný zamanda meydana gelen sözlü ifadeler veya ikinci prosedür düþünce listeleri ürünü ile anýmsamalar arasýnda güçlü negatif anýmsamalar vardýr.Bütün bu sonuçlar,karþýlýklý iliþkiler, hafý</description></item><item><title>MOTÝVASYON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?motivasyon-367018.html</link><description>1. MOTÝVASYONUN TANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çalýþmanýn ilk bölümünde motivasyon tanýmlanacak ve genel bilgiler verilecektir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1 Motivasyonun Tanýmý&lt;br/&gt;Motivasyon (güdü) kelime anlamýyla &quot;bireyleri bilinçli ve amaçlý eylemlerde bulunmaya yönelten dürtü&quot;dür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Geliþen sanayinin gerektirdiði mükemmel iþgücü beraberinde stresi getiriyor.  En kalifiyeli elemanlar bile, yoðun tempoda, aðýr baský altýnda, en iyi olma çabasýnda (çünkü sizin yerinize geçebilecek biri hep vardýr) odaðýný kaybedebiliyor ve yaptýðý iþten zevk almaktan ziyade onu hemen bitirilmesi gereken bir düþman olarak görüyor.  Dolayýsýyla sonuçlar pek efektif olmamaya baþlýyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýþyerlerinde motivasyona yönelik çalýþmaya, personelin iþe daha þevkle yaklaþmasýný, iþten zevk almasýný ve dolayýsýyla daha verimli sonuçlar elde etmesini saðlamak amacýyla baþlanmýþtýr. Þu anda dünyada birçok kuruluþ, iþyerlerine kiþisel geliþim ve motivasyona yönelik hizmetler sunmak için seminerler ve eðitim toplantýlarý düzenliyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Motivasyon, her yerde ve her konuda kullanýlabilir, ancak asýl önemli olan motivasyonun þahsýn içinden gelecek bir dürtü olduðu ve yöneticinin bunu saðlayabilmek için çeþitli adýmlar atabileceði ancak personelinin içindeki &quot;þevki&quot; personelin kendisinin alevlendirebileceði unutulmamalýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çok basit bir açýdan yaklaþýldýðýnda, satýcý iþini iyi yaptýðýnda daha çok mal satar, þirket geniþler, iþe daha çok eleman almak gerekir.  Ayný yaklaþým satýþ piyasasý dýþýndaki diðer tüm alanlarda da geçerlidir.  Personel iþe motive olmuþ olarak geldiði sürece, iþini istekle ve inançla yapar bu daha iyi bir sonucun elde edilmesini ve nihayetinde verimin artmasýný saðlar. Ýþleri geniþleyen firmanýn daha fazla eleman ihtiyacý doðar ve bu durumda iþsizlik bir derece azalmýþ olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ayrýca, motivasyona yönelik çalýþma kiþisel geliþime dayalý olduðu için davranýþlar açýsýndan geliþmiþ bir topluma doðru atýlmýþ önemli bir adýmdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2 Motivasyon ve Deðiþim&lt;br/&gt;Demografik eðilimler, dünyadaki genç nüfusun oraný azalýrken yaþlýlarýn artmakta olduðunu gösteriyor.  Yüksek iþsizlik açýsýndan bakýldýðýnda ise, hiç umulmadýðý þekilde bir kaç yýl içinde ekonomi dünyasý yüksek nitelikli iþgücü sýkýntýsý çekmeye baþlayacak.  Ýyi eðitimli ve konusunda deneyimli olan potansiyel iþçiler, gelecekte geliþmeyi etkileyecek en önemli faktör olacaklar.  Ýyi niteliklere sahip genç insanlar iþlerini bulma ve seçme þansýna sahip olacaklar ve bir baþka þirket her zaman daha fazlasýný önerebileceði için, mevcut ücretler bile bu yetenekli personeli çekmeye yetmeyecek.  Bir çok insan için, teþvik edici bir çalýþma ortamý, etkin katýlým ve kiþisel geliþim fýrsatlarý paradan daha önemlidir. Ýþletmelerin anlamasý gereken en önemli þeylerden biri de yöneticilerin insan yönetiminde gerçekten ustalaþmak zorunda olduklarýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2.1 Yönetimde Deðiþim&lt;br/&gt;Motive etme ve bir ekip içinde çalýþma yeteneði, en az neyin nasýl yapýlacaðýný bilme ve çözümleyici bir zihin kadar önemlidir.  Zirvedeki her þeyi tek baþýna uzun süre yönetemez.  Sorunlar giderek karmaþýklaþmakta, alýþýlmadýk çözümlere ve disiplinsiz iþbirliðine baþvurulmaktadýr.  Bu yüzden geleceðin yöneticileri bilgiye ve personellerinin baðlýlýklarýna daha çok baðýmlý olacaklardýr; böylece personellerine, en az onlarýn en iyi müþterilerine gösterdikleri kadar saygý gösterdiklerinde, aslýnda açýkça kendi çýkarlarýna hizmet etmiþ olacaklardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yöneticinin benimsediði liderlik tarzý, personelin gösterdiði çaba miktarýný belirler.  Avrupa ve Japonya arasýndaki büyük kültürel farklara karþýn, ve orada iþe yarayan þeyin burada mümkün olmamasý veya istenmemesi olasýlýðýna karþýn, motivasyton konusunda Japonya örnek alýnabilir.  Dünya çapýnda 30 milyar marklýk satýþ hacmi olan Sony þirketinin patronu Akio Morita, Der Spiegel&quot;de yayýmlanan bir söyleþisinde , baþarýsýnýn sýrrýný þöyle açýklar: &quot;En gerekli olan þey insanlara bir amaç verebilmektir.  Her þey yaratýcýlýkla ilgilidir.  Yýllar boyunca yaratýcý bir iþletmenin baþýnda bulundum ve yaratýcý insanlarýn nasýl motive edileceðini biliyorum.  Onlara asla neyi yapýp neyi yapmayacaklarýný söylemem.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mükemmel sonuçlar elde etmek isteyen bir yönetici, tehlikeli bir þekilde, personelin ruh saðlýðýný imal edebilir. Bu, özellikle terfi alma sürecinde yüksek nitelikli iþçilere öncelik verilmesi durumunda, þirket içindeki güç dengeleri kadar önemlidir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir madenci ile çelik iþçisi ve bilgisayar uzmaný ile yüksek mühendis arasýndaki farklara bakýldýðýnda; madenlerde çalýþmak sadece bir geçim yoludur ve kendin</description></item><item><title>CAN SIKINTISI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?can-sikintisi-362041.html</link><description>CAN  SIKINTISI  ( BOREDOM )&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Kiþinin, kendisini meþgul edecek ilgiler, etkinlikler veya bir anlam bulamamasý  durumunda ortaya çýkan bir duygudur. Dýþ sýnýrlamalar (tecrit edilme, algýsal yoksunluk, tekdüze çalýþma gibi...) yada iç ketlemeler sonucunda ortaya çýkabilir. Fenichel&quot;e göre nevrotik can sýkýntýsý, içgüdüsel amaç yokluðu yaþanan içgüdüsel bir  gerilim durumudur. Sonuç olarak caný sýkýlan kiþi  &quot;içgüdüsel dürtülerini üzerine boþaltmak için deðil, kendisinde olmayan içgüdüsel bir amaç bulma konusunda kendisine yardým etmek için&quot; bir nesne arayýþýna girer. Bir þey istediðini bilir,ama ne istediðini bilmez. Sürekli gerginlik ve huzursuzluk sergiler. V.Frankl da benzer ama teorik açýdan farklý bir yaklaþým getirir. (1998) Frankl&quot; a göre can sýkýntýsý, kiþinin yaþamýnda bir anlam bulamamasýnýn sonucunda içine düþtüðü varoluþsal boþluktan kaynaklanýr. Buna örnek olarak da &quot;Pazar günü sendromunu &quot; gösterir. Ýþ yaþamýnýn koþuþturmasýndan kurtulup kendi ruhuyla baþ baþa kalan kiþi , yaþamýndaki anlamsýzlýðý , varoluþsal boþluðu hissetmekten kendini alamaz. (Budak,2003,164) Frankl&quot; a göre insandaki temel güdüleyici güç ,yaþamýný anlamlý kýlma veya bir anlam bulma çabasýdýr. Bu çabasý baþarýsýzlýkla sonuçlanan kiþide varoluþsal boþluk ortaya çýkar ve kiþi kendini ,yaþamýný yalnýz, anlamsýz ve boþuna hisseder. (Budak,2003,487)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Can sýkýntýsý deðiþik bir fenomendir. Pascal&quot; a göre sýkýntý Allah&quot;ýn varlýðýnýn bir kanýtýdýr. Ýnsaný sýkýntýya sokan teknolojik geliþmelerdir. Yapýlmasý gereken þeyler hazýr olarak sunulduðunda, çaba harcamaya gerek olmayan durumlarda insan can sýkýntýsý yaþar. Çalýþmak fiziksel olarak yorucu olabilir ama insan zihni çalýþmaya ihtiyaç duyar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Duygu, heyecan eksikliði de sýkýntýyý doðurur. Ýnsan heyecana ihtiyaç duyan geliþmiþ bir sinir sistemine sahiptir. Sýkýntý geçici de olabilir ,herhangi bir faaliyetin deðiþtirilmesiyle kolaylýkla geçebilir. Bunun için günlük hayatta deðiþik faaliyetlere de yer verilmelidir. Ýnsanlar birtakým yeniliklere de ihtiyaç duyarlar.Bu da sosyal çevreyi geniþletmeyi , sosyal iliþkileri geliþtirmeyi ve dünyanýn keþfedilmesini tetikler.  Baþka bir sýkýntý çeþidi de &quot;anlam yitirilmesi&quot; durumunda görülür. Yapýlan bir iþteki anlam yokluðu da sýkýntýyý doðurur. Psikoloji literatüründe bu tip sýkýntý birkaç akýl hastalýklarý çeþidinin belirtisi olarak da tartýþmalarla doludur. (Dikkat eksikliði, depresyon vb.)  (Maggini,2000,24-27)&lt;br/&gt;                                                                   -1-&lt;br/&gt;          EVRÝM VE SIKINTI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Evrimin aksine, sýkýntý çoðunlukla medeniyetin, teknolojinin ve küreselleþmenin bir sonucudur. Evrim, stratejilerini uygulamak için  zamana ihtiyaç duyarken,sýkýntý genellikle son birkaç yýlýn modern aletlerinin sonucudur. Sýkýntý, stresin yokluðu olarak da ele alýnabilir. Sýkýntý vücut hala sýhhatli iken , beyin tarafýndan dýþ uyarýcýlarýn yokluðunun (olumlu yada olumsuz) bir duygu olarak algýlanmasýdýr. (Csikszentmihalyi,2000,125)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          ÇOCUKLARDA SIKINTI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Bütün çocuklarda sýkýntý görülebilir. Çocuklardaki sýkýntý geliþimdeki belli zamanlarda beklenen bir þeydir ve normaldir. Örneðin yaklaþýk olarak 7 aylýktan okul öncesi yýllarýna kadar saðlýklý çocuklarda anne-babalarýndan veya yakýn olduklarý diðer kiþilerden ayrýldýklarýnda yoðun sýkýntý görülebilir.(Karanlýk korkusu, fýrtýna, hayvan, yabancýlardan korkma vb) Bununla birlikte sýkýntý þiddetli olduðunda ve anne-baba tarafýndan ayrýlma,okula baþlama ve arkadaþ edinme gibi alanlarda çocuðun günlük yaþantýsýný etkilemeye baþladýðýnda ,anne-babalar çocuk ve ergen psikolojisinin deðerlendirilmesini ve önerilerini almayý düþünmelidirler.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;          Þiddetli ayrýlýk sýkýntýsý olan çocuk ve ergenlerde aþaðýdakilerden bazýlarý görülebilir. &lt;br/&gt;*Kendisi ve anne-babasýnýn güvenliði hakkýnda sürekli düþünceler ve korkular,&lt;br/&gt;*Okula gitmeyi reddetme,&lt;br/&gt;*Sýk karýn aðrýsý ve diðer bedensel þikayetler,&lt;br/&gt;*Evden uzakta uyumaya karþý aþýrý endiþeler,&lt;br/&gt;*Evde aþýrý yapýþkan davranýþ,&lt;br/&gt;*Anne- babadan ayrýldýðýnda panik veya öfke.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Bazý sýkýntýlý çocuklar yeni insanlarla tanýþmak ve konuþmaktan korkarlar. Böyle çocuklar ailesinin dýþýnda az arkadaþ edinebilirler. Çocuklarda görülen diðer þiddetli sýkýntýlar þunlar olabilir :&lt;br/&gt;*Bir þey olmadan o konuyla ilgili pek çok endiþeler&lt;br/&gt;*Okul,arkadaþlar  veya sporlar hakkýnda sürekli endiþe veya aþýrý ilgi</description></item><item><title>PEDAGOJÝ - OYUN ARAÇ VE GEREÇLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pedagoji-oyun-arac-ve-gerecleri-413334.html</link><description>oyun araç ve gereçleri</description></item><item><title>ÖÐRETMENLER SINAV STRESÝNÝ NASIL AZALTABÝLÝR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ogretmenler-sinav-stresini-nasil-azaltabilir-388537.html</link><description>Öðretmenler Sýnav Stresini Nasýl Azaltabilir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Columbia Üniversitesi Teachers College a (Eðitim Fakültesi) göre herhalde Amerikalý öðrenciler dünyanýn en fazla test alan öðrencileridir. Bu öðrenciler her yýl 100 milyondan fazla standart test almaktalar. Bu testlerin sonuçlarý eðitimciler, veliler, okul yöneticileri ve kamu oyu tarafýndan çok ciddiye alýnmakta çünkü test sonuçlarý okul ve öðretmen baþarýsýný göstermekte ve bir çocuðun gelecekte girebileceði okullarý belirleyebilmekte. &lt;br/&gt;Teksas lý yuva ve birinci sýnýf öðretmeni Charlotte Sassman a göre test sonuçlarý en ince detaylara kadar inceleniyor ve gazetelerde yayýnlanýyor. Böylece örnek okullar öne çýkarýlýyor. Velilere düþen ise evlerini satýp en iyi test sonuçlarý bulunan okul ve mahallelere yakýn yerlerde ev almak. &lt;br/&gt;Tabii bütün bunlarýn stresi öðrencilerin üzerinde hissedilmekte. Testlere hazýr en iyi öðrenciler bile stresi yaþýyor. Test olacaðý haberi geldiðinde terlemeye baþlýyor..mide kramplarýyla savaþmak zorunda kalýyorlar. &lt;br/&gt;New Jersey de bir okulun hemþiresi test endiþesinin öðrencinin sýnavdaki performansýnýn ciddi þekilde etkileyecek boyutlarda olabildiðini belirtiyor. &lt;br/&gt;Peki bu standart testleri bu kadar stresli yapan nedir? Öncelikle testlerin veriliþ biçimi. Test süresi çok kesin olarak belirleniyor, sýnav yönergeleri genellikle çok karýþýk ve kurallar esnek deðil. Çoðu öðretmen ve öðrenci için bu durum normal olarak sýnýflarýndaki gerçekten çok farklý. Hatta sýnýftaki oturma düzeni bile bu sýnavlar için deðiþtiriliyor. &lt;br/&gt;Bu sýnavlarda öðretmenler doðal olarak yaptýklarý gibi öðrencilerine yardým edemiyorlar ya da eðer gerekiyorsa sýnav süresini uzatamýyorlar. &lt;br/&gt;Aþaðýda bu stresli ortamý öðretmenlerin bazý davranýþlarýyla nasýl yumuþatabileceklerini göreceðiz:&lt;br/&gt;Pozitif bir atmosfer yaratýn. Tamam kendinizi kaybetmeyin..bu sadece bir test ile ciddi olarak yapabileceðinizin en iyisini yapýn arasýnda bir orta nokta tutturmaya çalýþýn. Öðrencilerle sýnav öncesinde konuþarak onlarýn endiþelerini</description></item><item><title>MOTÝVASYON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?motivasyon-354594.html</link><description>MOTÝVASYON&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ0&lt;br/&gt;1. MOTÝVASYONUN TANIMI2&lt;br/&gt;2. MOTÝVASYONUN ÖNEMÝ2&lt;br/&gt;3. MOTÝVASYONUN ÖZELLÝKLERÝ3&lt;br/&gt;4. MOTÝVASYONUN ÞARTLARI NELERDÝR?4&lt;br/&gt;4.1. Ýnanmak:4&lt;br/&gt;4.2. Özgüven:4&lt;br/&gt;4.3. Gizli Yetenekleri Ortaya Çýkarma  :4&lt;br/&gt;5. MOTÝVASYONUN AÞAMALARI ÞUNLARDIR:4&lt;br/&gt;6. MOTÝVASYONU NASIL SAÐLAYABÝLÝRÝZ?5&lt;br/&gt;7.BAÞARI VE ÝÇ MOTÝVASYON6&lt;br/&gt;8. MOTÝVASYON TEORÝLERÝ8&lt;br/&gt;9. ÝÞ VE EÐÝTÝM HAYATINDA MOTÝVASYON9&lt;br/&gt;9.1. Ýþ Hayatýnda Motivasyon9&lt;br/&gt;9.2. Eðitimde Motivasyon10&lt;br/&gt;9.2.1. Eðitimde Motivasyonu Etkileyen Faktörler11&lt;br/&gt;SONUÇ12&lt;br/&gt;KAYNAKÇA13&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Motivasyon insanlarýn istediklerini, hedeflerini gerçekleþtirmeleri için gerekli olan en önemli etkendir. Yani motivasyon insan hayatýndan önemli bir yere sahiptir. Motivasyonun önemi ve motivasyonla ilgili araþtýrmalar teknolojik geliþmelerle birlikte önem kazanmýþtýr. Motivasyon özellikle iþ hayatýnda eðitim alanýnda  verimi , anlama,  uygulama kapasitesini artýrmak amacýyla kullanýlmaktadýr.  Motivasyonla ilgili yapýlan araþtýrmalar &quot;motivasyon ne kadar yüksekse baþarý da o kadar yüksektir&quot; sonucuna ulaþmamýzý saðlamýþtýr. &lt;br/&gt;Motivasyonla ilgili araþtýrmalar her geçen gün daha da önem kazanmaktadýr. Ýnsan hayatýndaki geliþmeler, yenilikler arttýkça motivasyonun hayatýmýzdaki önemi  daha da artmaktadýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. MOTÝVASYONUN TANIMI&lt;br/&gt; Motivasyon  kelimesi Latince &quot;Movere&quot; kelimesinden gelmektedir. Kelime anlamý etki altýna , harekete geçirmek, teþvik etme v.b&quot;dir. Motivasyon, insanlarýn belirli bir amacý gerçekleþtirmek için  davranýþa geçmeleri olarak tanýmlanýr. Organizasyonlarda motivasyon ise  bireyin ihtiyaçlarýný tatmin etmesi için ortam yaratarak, etkileyerek ve  isteklendirerek onu  harekete geçirme sürecidir.(1)&lt;br/&gt;Motivasyon kiþileri  belli faaliyetleri yapmaya yönelten, enerji veren ve insanlarýn  içinde oluþan  fizyolojik, biliþsel ve duyuþsal boyutlarý olan bir güçlenme durumudur.(2) &lt;br/&gt;Birisini bir þey yapmaya zorlayabilirsiniz, ama o kiþiyi  bu þeyi yapmak istemeye kesinlikle  zorlayamazsýnýz. Ýstemek için gereken arzu içimizden gelir ve motivasyonda içten  zevk almamýzý saðlayan içten gelen en büyük güçtür .(9)&lt;br/&gt; Motivasyon yönlendirici bir güçtür. Eðer insanlarý motive etmek isteðindeyseniz, onlarý güdüleyen þeyler hakkýnda biraz bir þeyler bilmek ve onlarýn ihtiyaçlarýný karþýlamak gereklidir (3)&lt;br/&gt; Çalýþmaya baþlayamamak kiþide motivasyon eksikliði olduðunu gösterir. Çünkü motivasyon kiþiyi davranýþa yönlendiren istektir. Eðer davranýþ gerçekleþmiyorsa motivasyon eksikliði söz konusudur(4).&lt;br/&gt;2. MOTÝVASYONUN ÖNEMÝ     &lt;br/&gt; Motivasyon fonksiyonlarý çok deðiþik þekillerde hayatýn her alanýnda ve hemen herkes tarafýndan uygulanýr. En küçük sosyal grup olan ailede anne ve baba, sýnýfýný geçerse kendisine bisiklet (ya da herhangi bir hediye) alacaðýný müjdeleyerek okula giden çocuklarýn davranýþlarýný yönlendirmeye çalýþýr. Devletler vatandaþlarýný, uygarlýk düzeyine yetiþtirmek amacýyla çok çalýþmaya özendirirler. Kendi üzerine bir takým motivasyon unsurlarý tatbik edilen biri, baþka bir amaçla yine diðer bir kiþiyi güdülemeye çalýþabilir. Kýsaca insan davranýþlarýna yön vermek isteyen hemen herkesin baþvuracaðý en güçlü yöntem motivasyon olarak görülmektedir (5).&lt;br/&gt; Ýnsanlarý ateþleyen ve harekete geçiren baþarý, elde etme, ilerleme, mensup olma, ihtiras, hiddet, dikkat, otonomi(özerklik), denge, eþya, ihanet, arkadaþlýk, meydan okuma, deðiþim, merhamet(acýma), itimat, istikrar, tutarlýlýk, yapý, kontrol(denetim), iþbirliði, buluþ(keþif, icad), aldatma, kesinlik, savunma, umutsuzluk(çaresizlik), eðitim, ego, eðlenme, itibar(saygý), heyecan, adalet(insaflýlýk), korku, affetme, hürriyet, verme, doyumsuzluk ve mutluluk gibi çok çeþitli niyetler ve ihtiyaçlar vardýr. Her insan deðiþik zaman dilimlerinde bunlardan biri veya birkaçý ile motive edilebilirler. Kýsaca insanlarý amaçlarý doðrultusunda motive edebilmek onlarý daha iyi anlamakla, anlamak ise insaný harekete geçiren, güdüleyen düþünceleri ve ihtiyaçlarý doðru tespit etmekle mümkün olabilir (6).&lt;br/&gt;3. MOTÝVASYONUN ÖZ</description></item><item><title>PSÝKÝYATRÝK HASTALIKLARDA KULLANILAN ÝLAÇLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikiyatrik-hastaliklarda-kullanilan-ilaclar-353668.html</link><description>PSÝKÝYATRÝK HASTALIKLARDA KULLANILAN ÝLAÇLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Psikotik Bozukluklar (Þizofreni)&lt;br/&gt;Gerçeklikten uzaklaþan algýlama, düþünce, irade ve duygulaným bozukluklarý&lt;br/&gt;Delüzyonlar: Yanlýþ inançlar&lt;br/&gt;Sanrýlar (halüsinasyonlar): Yanlýþ algýlamalar&lt;br/&gt;Paranoid-grandiyoz düþünceler&lt;br/&gt;Diðer düþünce bozukluklarý, duygusal ve sosyal küntleþme</description></item><item><title>OKULLARDA PSÝKOLOJÝK DANIÞMANLIK MÜLAKAT &amp; GÖRÜÞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?okullarda-psikolojik-danismanlik-mulakat-gorusme-386047.html</link><description>OKULLARDA  PSÝKOLOJÝK DANIÞMANLIK  MÜLAKAT - GÖRÜÞME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Öðrenci tanýma tekniklerinin en yaygýn olanlarýndan biridir. Görüþme, ya problemli kiþi ile ya da onun bir yakýný ile, bu konuda deneyimi olan bir yetiþkinin amaçlý, planlý, hazýrlýklý bir þekilde görüþüp konuþmasýdýr.&lt;br/&gt;1-Bilgi toplama veya bilgi verme, 2- Teþhis ve tedavi amacýyla yapýlýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        ÝYÝ BÝR  GÖRÜÞMECÝNÝN ÖZELLÝKLERÝ:&lt;br/&gt;1-Görüþmeci kiþilik sahibi ve sýcak kanlý olmalýdýr.&lt;br/&gt;2-Görüþme yaptýðý kiþiye karþý saygýlý ve güven verici olmalýdýr.&lt;br/&gt;3-Aceleci ve telaþlý olmamalýdýr.&lt;br/&gt;4-Anlayýþ ve sezgi gücüne sahip olmalýdýr.&lt;br/&gt;5-Sabýrlý ve bu göreve gönüllü olmalýdýr.&lt;br/&gt;6-Aþrý derecede otoriter ve büyüklük duygusu içinde olmamalýdýr.&lt;br/&gt;7-Özür arama ve acýma duygusu içinde olmamalýdýr.&lt;br/&gt;8-Problemli, kompleksli ve peþin hükümlü olmamalýdýr.&lt;br/&gt;9-Peþin hükümle birlikte görüþtüðü kiþiye vaadlerde bulunmamalýdýr.&lt;br/&gt;10-Alanda yetiþmiþ uzman bir niteliðe sahip olmalýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÖRÜÞMENÝN YARARLARI:&lt;br/&gt;1-Fazla araç-gereç gerektirmez.&lt;br/&gt;2-Uygulamasý kolaydýr.&lt;br/&gt;3-Özel yer gerektirmez (Rahatsýz edilmeyecek herhangi bir oda yeterlidir)&lt;br/&gt;4-Psikoterapi için uygun bir yöntemdir.&lt;br/&gt;5-Çabuk bilgi toplamayý saðlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÖRÜÞMEDE ÝZLENECEK YOLLAR:&lt;br/&gt;1-Görüþme yapýlacak yer aydýnlýk ve rahat olmalýdýr.&lt;br/&gt;2-Görüþmeden önce öðrenci hakkýnda gerekli bilgiler toplanmalýdýr. (Öðretmenler ve veli den bilgi alýnmalý,uygulanan test,anket,ölçek,envanter vb. tekniklerin sonuçlarý incelenmeli ve not alýnmalýdýr.)&lt;br/&gt;3-Öðrenciye neler sorulacaðý önceden tespit edilmelidir.&lt;br/&gt;4-Öðrenci güven içinde olmalý,dýþarýdan dinleniyor intibaý uyandýrýlmamalý, kayýt veya not tutmak için gerekli araçlar hazýrlanmalýdýr.,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÖRÜÞMENÝN YAPILMASI:&lt;br/&gt;1-Öðrenci görüþme odasýna güler yüzle alýnmalý ve bir süre sohbet edilerek heyecaný yatýþtýrýlmalýdýr.&lt;br/&gt;2-Görüþme sýrasýnda görüþmeci az konuþmaya özen göstermeli.&lt;br/&gt;3-Öðrenci konuþurken onu dikkatle dinlemeli, o konuþurken görüþmeci baþka þeylerle meþgul olmamalýdýr.&lt;br/&gt;4-Öðrenciye öðüt vermekten onu</description></item><item><title>STRES VE STRES YÖNETÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?stres-ve-stres-yonetimi-448437.html</link><description>STRES ve STRES YÖNETÝMÝ &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;1-)  STRESÝN SEBEPLERÝ  &lt;br/&gt;    Ýnsan, hayatýnda stresi belli bir yere kadar ister. Bir yeniliðin anlamýný kaybetmemesi için kiþinin bu yeniliðin karþýsýnda heyecanlanmasý gerekir. Mesela, terfi edeceðini bilen bir çalýþanýn yaþadýðý stres ilk defa bir araba sahibi olan kiþinin yaþadýðý stresle ayný türdendir. Bu tür stres istenen strestir. Fakat asýl zararlý olan stres istenmeyen strestir. Burada bahsedilecek stres istenmeyen, strestir. Strese sebep olan etkenler aþaðýdadýr:&lt;br/&gt; a.                      Motivasyon etkileri   &lt;br/&gt;   Bireylerin yaþamlarýnda gidermeleri gereken biyolojik ve psikolojik gereksinimleri vardýr. Bu gereksinmelerinin eksikliði halinde kiþi uyarýlýr ve davranýþa geçer. Bu davranýþ ihtiyacýn tatmin edilmesi içindir. Eðer davranýþ ihtiyacý tatmin ederse kiþinin doyumu saðlanýr.&lt;br/&gt;   Organizasyonlarda bireyin birincil ve ikincil ihtiyaçlarýnýn tatmin edilmesi gerekir. Aksi takdirde kiþi strese girer ve verimliliði düþer. Hatta stres güdülemeyi ve iþi tam olarak yapmayý olumsuz yönde etkileyen, kazalarý arttýran bir etmendir. &lt;br/&gt;    Stres ve motivasyon karþýlýklý iliþki içindedir. Motivasyon olmazsa stres oluþur. Stres oluþursa motivasyon olmaz.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;b.                      Fiziksel ve duygusal  sebepler  &lt;br/&gt;     Fiziksel stres sebepleri bireyin bedenini etkileyen dýþsal faktörlerdir. Bunlar hastalýðýn kiþi üzerindeki olumsuz etkileri, bireyin çalýþtýðý ortamýn aþýrý sýcak veya soðuk olmasý ,aydýnlatmanýn yeterli olmamasý ve aþýrý gürültüdür. Stres yaratýcý bu etkiler kiþinin vücudunun homostatik dengesini bozar ve kiþiyi endiþeye iter. &lt;br/&gt;    Ayrýca, gürültü iþgörenin sinirsel ve fiziksel sistemini alt üst etmekle kalmaz, iþletmedeki enerji savurganlýðýný ve gereksiz harcamalarý da arttýrýr. Bunlardan baþka merkeziyetçilik ve kararlardan dýþlanma,yükselme olanaklarýnýn azlýðý,aþýrý formaliteler,yüksek derecede uzmanlaþma,örgütsel bölümlerin karþýlýklý baðýmlýlýðý ve yürütme ve danýþma birimleri arasýnda çatýþma olan örgüt yapýlarý da çalýþanda stres yaratýr. &lt;br/&gt;   Ýþletmelerdeki fiziksel çevreden kaynaklanan stres araþtýrýlmýþ ve psikolojik olarak mide ve cilt hastalýklarýnýn çýktýðý,fizyolojik olarak da iþ kazalarýnýn ve devamsýzlýk oranlarýnýn arttýðý ortaya çýkmýþtýr. Bu durumda performansýn,fiziksel etmenlerden etkilendiði görülmektedir. Ayrýca bireyin fiziksel açýdan iyi durumda olmasý strese direnç göstermesini kolaylaþtýrýr.   &lt;br/&gt;   Duygusal stres, kiþinin korkunç bir þey olmasýný beklemesidir. Henüz ortada olumsuz bir  þey yoktur,  fakat kiþi istemediði þeyin çok yakýnda gerçekleþeceðini düþünür. Düþüncelerinde kendine stres yaratmasýyla duygusal stres baþlar. Kiþilerin olabileceðini düþündüðü sebepler yapay sebeplerdir. Mesela, kiþinin hiç gereði yokken  baþarýsýz olacaðýný düþünmesi ya da sevdiði birinin öleceðini düþünmesi birer stres kaynaðýdýr.  Düþüncenin olabilme ihtimali de vardýr, olmama ihtimali de...&lt;br/&gt;   Duygusal stres kiþiden kiþiye farklýlýk gösterir ve benzer olaylar kiþiliklerine farklý yansýr çünkü bu kiþilerin yaþamlarý ve deðer yargýlarý farklýdýr. &lt;br/&gt;  Zaman baskýsý da duygusal strese neden olur. Kiþiler yapacaklarý iþleri zamana göre planlar. Bazý insanlarýn dakikalarý bile çok kýymetlidir. Yapacaðý iþi planladýðý zamanda bitiremeyen veya önlerine engel çýkan kiþiler strese girerler.&lt;br/&gt;    Zaman baskýsýyla duygusal stres yaþayan kiþiler trafikten dolayý bile stres yaþayabilir.&lt;br/&gt;Organizasyonlarda kiþilerin zaman ve baskýsýný yaþamamalarý için iyi planlama yapmalarý ve  yapacaklarý iþleri bu zaman dilimlerine sýðdýrmalarý gerekir.  &lt;br/&gt;    Sezgiler de duygusal strese neden olabilir. Birey eðer gerçekleþme olasýlýðý yüksek&lt;br/&gt;olan bir olayý kendisi için olumsuz olarak deðerlendirirse veya tam olarak zararlý olarak deðerlendirirse duygusal strese girer. Mesela, patronu, iþyerindeki diðer þeflerle tartýþan bir þef ortada hiçbir þey olmamasýna raðmen kendisinin patronla bir problemi olacaðýný düþünerek strese girer.&lt;br/&gt;     Bazen de istenmeyen olaylarýn yaklaþmasýndan dolayý kiþi strese girer. M</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - EMPATÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-empati-412539.html</link><description>empati</description></item><item><title>REHBERLÝK NEDÝR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?rehberlik-nedir-347417.html</link><description>REHBERLÝK NEDÝR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;En geniþ anlamýnda rehberlik; bir insanýn baþka bir insana ya da gruba, o insanýn ya da grubun en iyi bir biçimde yaþamasýna, insanlarýn kendilerini gerçekleþtirmelerine en elveriþli yollarý bulabilmeleri için yapýlan yardýmdýr.&lt;br/&gt;1.Rehberlik bir süreçtir:  Rehberlik bir anda olup biten bir iþ deðildir.&lt;br/&gt;2.Rehberlik bireye yardým etme iþidir: Rehberlik yardýmý psikolojik bir yardýmdýr.&lt;br/&gt;3.Rehberlik yardýmý bireye dönüktür: Rehberlik hizmetlerinin merkezinde birey vardýr. Okul ortamýnda rehberliðin ilgilendiði birey, öðrencidir.&lt;br/&gt;4.Rehberlik bilimsel bir hizmettir: &quot;Rehberlik çalýþmalarý bilimseldir.&quot; Rehberlik yardýmýnýn dayandýðý bilimsel ilkeler ve yöntemler vardýr.&lt;br/&gt;5.Rehberliðin temeli, bireyin kendisini gerçekleþtirmesine yardým etmektir: &quot;Kendini gerçekleþtirme&quot; psikolojik danýþma ve rehberlik yardýmlarýnýn bütün boyutlarýný içine alan bir kavramdýr. Bireyin kendini anlamasý, problemlerini çözebilmesi, gerçekçi kararlar alarak kendine en uygun seçimler yapabilmesi, kendi kapasitesini en uygun bir düzeyde geliþtirebilmesi, çevresiyle dengeli ve saðlýklý bir uyum saðlayabilmesi gibi psikolojik danýþma ve rehberlik yardýmýnýn temelini oluþturan ve bireyin kendini gerçekleþtirme düzeyini geliþtiren belirgin konulardýr. &lt;br/&gt;REHBERLÝÐÝN ÝLKELERÝ&lt;br/&gt;1.Rehberlikte bireye ve onun kendine iliþkin konularda karar verme hakkýna saygý esastýr.&lt;br/&gt;2.Rehberlik hizmetleri, eðitimin ayrýlmaz ve tamamlayýcý bir parçasýný oluþturur&lt;br/&gt;3.Etkili bir rehberlik hizmeti bireysel farklarý dikkate alan eðitim sisteminde gerçekleþebilir.&lt;br/&gt;4.Rehberlik tüm bireylere yöneliktir.&lt;br/&gt;5.Rehberliðin amacý, bireylerin bir bütün olarak geliþmesine yardýmcý olmaktýr.&lt;br/&gt;6.Rehberlikte süreklilik esastýr.&lt;br/&gt;7.Rehberlik hizmetleri bireye ve onun geleceðine yöneliktir.&lt;br/&gt;8.Bireyin zayýf yönlerinden çok güçlü yönleri üzerinde durur.&lt;br/&gt;9.Rehberlik hizmetlerinde gönüllülük esastýr.&lt;br/&gt;10.Rehberlik hizmetleri okulda öðrenci ile iliþkili tüm kiþilerin iþbirliði ile gerçekleþir.&lt;br/&gt;11.Rehberlik tekniklerini uygulamak bir uzmanlýk iþidir. Rehberlik; planlý, programlý, örgütlenmiþ, profesyonel bir düzeyde uygulanmalýdýr.&lt;br/&gt;12.Tek tip bir rehberlik programý yoktur. Rehberlik programý, öðrencilerin  gereksinimlerini ve olanaklarýný göz önüne alýnarak hazýrlanýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PSÝKOLOJÝK DANIÞMA NEDÝR?&lt;br/&gt;Psikolojik danýþma, kiþisel, sosyal, eðitimsel ve mesleki konularda kiþilerin amaçlarýný belirleme, karar verme, varolan problemlerini çözme ve benzeri konularda -tarafsýz, kiþilik haklarýna saygýlý, güven ve gizliliðe önem veren- eðitimli danýþmanlardan yardým aldýðý bir geliþim sürecidir.&lt;br/&gt;PSÝKOLOJÝK DANIÞMANIN AMAÇLARI&lt;br/&gt;-Geliþimsel Amaçlar: Danýþman, bireyin çeþitli alanlarda onun geliþimine iliþkin deðiþimlerini tanýmasýna ve uyum saðlayabilmesine yardým eder.&lt;br/&gt;-Koruyucu Amaçlar: Burada psikolojik danýþmanýn amacý, bireyde istenmedik sonuçlara yol açabilecek duygu, düþünce ve davranýþlarý tanýmlayabilmesinde yardýmý amaçlar.&lt;br/&gt;-Zenginleþtirici Amaçlar: Bireyin sahip olduðu yetenek ve becerileri danýþmanýn yardýmýyla tanýyýp, geliþtirebilmesine yardýmý içerir.&lt;br/&gt;-Çare Bulma Amacý: Bireyin üstesinden gelmesi gereken istenmedik bir geliþim özelliðine müdahale ederek yardýmý saðlamak.  Danýþmalar, bireylerin kusurlu davranýþlarýnýn nedenlerini görebilmelerine yardým ederek, onlarýn yerine kendi gereksinimlerini karþýlayabilecek daha saðlýklý ve uygun davranýþlar geliþtirebilmelerine yardýmcý olurlar.&lt;br/&gt;-Keþfettirici Amaçlarý: Yeni etkinlikler, iliþkiler içerisinde bireyin kendisine uygun amaçlar seçebilmesini içerir.&lt;br/&gt;-Pekiþtirici Amaçlar: Bireyin düþünce ve duygulanýmýnýn yolunda gittiðini duyma gereksinimini pekiþtirmesine yardýmý amaçlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Zihinsel Amaçlar: Danýþmanlar, öðrencilerin öðrenme keyfini yaþamasýna yardýmcý olur. Öðrenmeyi öðrenmelerine yardýmcý olular.&lt;br/&gt;-Fizyolojik Amaçlar: Normal geliþim özelliklerini tanýyýp, öðrencilerin bedenlerindeki deðiþmeleri kabul edebilmelerine yardýmý amaçlar.&lt;br/&gt;-Psikolojik Amaçlar: Olumlu toplumsal iletiþim becerilerinin kazanýlmasý, duygularýn ve öfke</description></item><item><title>LEV SEMENOVICH VYGOTSKY&quot;NÝN BÝLÝÞSEL GELÝÞÝM KURAMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?lev-semenovich-vygotsky-nin-bilissel-gelisim-kurami-360962.html</link><description>LEV SEMENOVICH VYGOTSKY&quot;NÝN BÝLÝÞSEL GELÝÞÝM KURAMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;Sayfa&lt;br/&gt;BÝYOGRAFÝ...................................................................................................................................... 1&lt;br/&gt;L.S. VYGOTSKY&quot;NÝN BÝLÝÞSEL GELÝÞÝME ÝLÝÞKÝN GÖRÜÞLERÝ ..................................... 2&lt;br/&gt;YAKINSAL GELÝÞÝM ALANI (ZONE OF PROXIMAL DEVELOPMENT)............................ 3&lt;br/&gt;L.S. VYGOTSKY&quot; NÝN ZÝHÝN GELÝÞÝMÝ KONUSUNDAKÝ GÖRÜÞLERÝ................. 5&lt;br/&gt;L.S. VYGOTSKY VE DÝL GELÝÞÝMÝ ................................................................................7&lt;br/&gt;L.S. VYGOTSKY VE ÖÐRENME............................................................................................. 9&lt;br/&gt;JEAN PIAGET VE LEV SEMENOVICH VYGOTSKY .................................................. 11&lt;br/&gt;VYGOTSKY TEORÝSÝNÝN EÐÝTÝME UYGULANIÞI ........................................................ 14&lt;br/&gt;KAYNAKÇA ..........................................................................................................................15&lt;br/&gt;3&lt;br/&gt;BÝYOGRAFÝ&lt;br/&gt;LEV SEMENOVICH VYGOTSKY&lt;br/&gt;(1896-1934)&lt;br/&gt;Yahudi bir ailenin çocuðu olarak 5 Kasým 1896&quot;da doðan Vygotsky, bir Rus&lt;br/&gt;psikologudur. Moskova üniversitesindeki öðrencilik yýllarýný, dilbilim, toplumbilim, psikoloji,&lt;br/&gt;felsefe ve sanat alanlarýnda yaptýðý çalýþmalarla geçirmiþtir. Asýl eðitimi filoloji ve hukuk&lt;br/&gt;üzerinedir. Çalýþmalarýný literatür ve dilbilimi alanlarýnda ve doktora derecesini sanat&lt;br/&gt;psikolojisi üzerine yazdýðý bir kitapla almýþtýr. 1917&quot;de kariyer hayatýna psikolog olarak&lt;br/&gt;baþlayan Vygotsky, psikoloji alanýnda sistemli bir þekilde çalýþmaya 1924 yýlýnda baþlamýþ ve&lt;br/&gt;bundan 10 yýl sonra 1934&quot;te, 38 yaþýndayken tüberküloz hastalýðýndan ölmüþtür. Vygotsky,&lt;br/&gt;önceleri batý dünyasýnda pek tanýnmazken, 1962&quot;den sonra &quot;Thoughts and Language&quot;&lt;br/&gt;(Düþünce ve Dil) adlý çalýþmasýnýn tercüme edilmesiyle tanýnmaya baþlamýþtýr. Günümüzde&lt;br/&gt;özellikle A.B.D.&quot;de geliþim psikolojisinin özellikle öðrenme kuramlarýnýn önemli bir öncüsü&lt;br/&gt;olarak görülmektedir.&lt;br/&gt;Vygotsky&quot;nin teorisini anlamak için o dönemin politik çevresine bakmak önemlidir.&lt;br/&gt;Vygotsky psikoloji üzerinde çalýþmaya Rus devriminden kýsa bir süre sonra baþlamýþtýr. Bu&lt;br/&gt;dönemde çarlýk rejiminin yerini Marksizm almýþtýr (http://starfsfolk.khi.is/solrunb/vygotsky.htm).&lt;br/&gt;Marksizmin felsefesinde sosyalizm ve toplumsallaþma vurgulanmaktadýr. Ayrýca&lt;br/&gt;Marksizmin kiþilerden beklediði, kendi hedef ve baþarýlarýný toplumun geliþme ve&lt;br/&gt;ilerlemesine adamalarýdýr. Paylaþým ve iþbirliði desteklenmiþ, kiþilerin þahsi baþarýlarý,&lt;br/&gt;kültürün ve toplumun baþarýsýnýn bir yansýmasý olarak görülmüþtür. Marksistler tarihe de&lt;br/&gt;büyük yer vermiþler ve kültürün ancak onu þekillendiren düþünce ve olaylarýn&lt;br/&gt;sorgulanmasýyla anlaþýlabileceðine inanmýþlardýr.&lt;br/&gt;4&lt;br/&gt;Bu doðrultuda Vygotsky, tüm bu unsurlarý sosyokültürel yaklaþým terimiyle insan&lt;br/&gt;geliþimi modeline dahil etmiþtir. (http://starfsfolk.khi.is/solrunb/vygotsky.htm)&lt;br/&gt;Marksist felsefeye inanan Vygotsky, Marksist çizgide bir ruhbilim yaratmaya çalýþmýþ&lt;br/&gt;ve insaný ancak toplumsal-tarihi muhteva içinde anlayabileceðimizi vurgulamýþtýr. Bu nedenle&lt;br/&gt;iki temel geliþim akýmlarý arasýnda köprü rolü oynayacak bir kuram oluþturmaya çalýþmýþtýr.&lt;br/&gt;Bu temel görüþlerden biri doðal yan, çocuðun içinde bulunduðu yan, diðeri ise çocuðun içinde&lt;br/&gt;bulunmadýðý ancak onu etkileyen sosyal-tarihsel yandýr. (Ataman,2004).&lt;br/&gt;L.S. VYGOTSKY&quot;NÝN BÝLÝÞSEL GELÝÞÝME ÝLÝÞKÝN GÖRÜÞLERÝ&lt;br/&gt;Vygotsky, çocuðun sosyal çevresinin biliþsel geliþimde önemli bir rolü olduðunu ileri&lt;br/&gt;sürmüþtür. Çocuklar öðrenmeye, çevrelerindeki kiþilerden ve onlarýn sosyal dünyalarýndan&lt;br/&gt;baþlar. Çocuklarýn kazandýklarý kavramlarýn, fikirlerin, olgularýn, becerilerin, tutumlarýn&lt;br/&gt;kaynaðý sosyal çevredir. Çocuðun içinde yaþadýðý çevre ve kültür, ona saðlanan uyarýcýlarýn&lt;br/&gt;türünü ve niteliðini belirler. O halde, biliþsel geliþimin kaynaðý, kiþisel psikolojik süreçlerden&lt;br/&gt;önce, insanlar ve kültür arasýndaki etkileþimdir.&lt;br/&gt;Biliþsel geliþim, baþkalarý tarafýndan düzenlenen davranýþlardan, bireyin kendi kendine&lt;br/&gt;düzenlediði davranýþlara doðru</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - STRES ÝN TANIMI NEDÝR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-stres-in-tanimi-nedir-413809.html</link><description>stres in tanýmý nedir?</description></item><item><title>ÞÝDDETÝN ÇOCUKLAR ÜZERÝNDEKÝ ETKÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?siddetin-cocuklar-uzerindeki-etkisi-452647.html</link><description>1.  GÝRÝÞ:&lt;br/&gt;Bir eylem, o eylemi gerçekleþtirenin niyetine göre deðil, çocuk üzerinde yarattýðý etkiye göre istismar teþkil eder.&lt;br/&gt;&quot;ÇOCUK&quot; kavramý tarihte toplumun yapýlarýna, kültürlerine, inançlarýna, ekonomilerine göre deðiþen bir kavramdýr. [1] Çocuk Haklarý Sözleþmesi&quot;ne göre ise &quot;Ulusal yasalarca daha genç bir yaþta reþit sayýlma hariç, 18 yaþýn altýndaki her insan çocuk sayýlýr&quot;.&lt;br/&gt;Çocuk doðduðu andan itibaren büyüme süreci içinde ailesiyle özellikle babasý ile kurduðu etkileþimden çýkardýðý sonuçlarý özümseyerek kiþiliðinin ve ruhsal yapýsýnýn temellerini oluþturmaktadýr. Toplumlarýn geleceði olan çocuk ve gençlerin her yönden saðlýklý yetiþtirilmeleri, kiþilik geliþimleri için de çok önemlidir. [2] &lt;br/&gt;Çocuk ana babaya yalnýzca bakým ve beslenme açýsýndan deðil ayný zamanda ilgi ve sevgi bakýmýndan da muhtaçtýr. Çocuk sevgi dolu ve huzurlu bir aile ortamýnda kurduðu temellerle davranýþlarýný, sosyal iliþkilerini ve topluma uyumunu düzenler. Nesillerin iyi yetiþmesi, ana ve babalarýn tutumlarýna baðlýdýr ve onlarýn eseridir. Bu nedenle ana babalarýn çocuklarýna karþý gösterdikleri tutum ve davranýþlar, çocuðun yetiþtiði ortam, çevresindeki diðer yetiþkinlerin davranýþlarý çocuðun saðlýklý bir kiþilik geliþtirmesi açýsýndan önemlidir. &lt;br/&gt;Ana babalarýn çocuklarýna karþý gösterdikleri tutumlardan birisi hoþgörüdür. Çocuk merkezli bu tutumda, ailenin merkezi çocuk olmuþtur. Çocuðun hiçbir sorumluluðu yoktur, ilgi içinde boðulmuþtur. Çocuk herhangi bir neden yokken hediyeler verilerek ödüllendirilir. Bir diðeri ise ilgisiz tutumdur. Çocuklarýna karþý çok az ilgi gösteren ailelerin tutumudur. Genelde çocuklarý tarafýndan rahatsýz edilmek istemezler. Çocuklarýn davranýþlarýnda her hangi bir kýsýtlama yoktur. Katý, baskýcý tutumda ise aile çocuða aþýrý baský uygular, çocuk itiraz edince cezalandýrýlacaðýný bilir. Bu tip ana babalar çocuklarýn çabuk büyüyüp olgunlaþmasýný isterler. Diðer bir ana baba tutumu da reddeden ana baba tutumudur. Ana baba çocuða karþý düþmanca bir tavýr içindedir. Sýk sýk çocuðu cezalandýrýr. Çocuklarýnýn uslanmaz bir yaramaz olduðunu düþünür. Koruyucu ana babalar ise çocuðu her konuda korumak isterler, çocuðun yapabileceði þeyleri bile kendileri yaparak fýrsat vermezler. Destekleyici ana babalar ise çocuklarýna karþý pozitif tutum sergilerler. Çocuklarýný gerektiði zaman desteklerler, çocuklarýna baðlý olmakla birlikte onun kölesi olmayan kiþilerdir. [3] &lt;br/&gt;Ana babalarýn çocuklarýna karþý tutumlarý, kendi kiþilik özelliklerinden, içinde yetiþtikleri sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik koþullardan, eðitim düzeyinden, çocuklarýna ait özelliklerden ve içinde bulunduklarý toplumun geleneksel çocuk yetiþtirme yöntemlerinden etkilenmektedir.&lt;br/&gt;Çocuðun ihmal ve istismarý ise, çocuðun duygusal yaþantýsýný ve kiþiliðini direkt olarak etkilemekte, çocuðun ilerideki yaþantýsýnda saðlýksýz bir kiþilik geliþtirmesine neden olabilmektedir.&lt;br/&gt;2.  SORUN: ÇOCUÐA YÖNELÝK ÞÝDDET, ÇOCUK ÝHMAL ve ÝSTÝSMARI&lt;br/&gt;Çocuðun saðlýðýný, fizik ve psikolojik geliþimini olumsuz etkileyen, bir yetiþkin, toplum ya da devlet tarafýndan bilerek ya da bilmeyerek yapýlan hareket ya da davranýþlara &quot;Çocuk Ýstismarý&quot; denmektedir. Çocuðun saðlýðý, fiziksel veya psikolojik geliþimi için gerekli ihtiyaçlarýn karþýlanmamasý ise &quot;Çocuk Ýhmali&quot; olarak tanýmlanmaktadýr.&lt;br/&gt;Çocuk ihmal ve istismarý kapsamlý bir olgu olmasýna karþýn çocuða yönelik istismar kapsamýnda fiziksel istismar ön plana çýkmaktadýr. Aral (1997) yaptýðý çalýþmada çocuklarýn % 65.72&quot;sinin anne ya da babasý tarafýndan fiziksel istismara uðradýklarýný belirlemiþtir. [4] &lt;br/&gt;Çocuk ihmali genelde ailenin, ilgili kurumlarýn ya da devletin çocuða karþý en temel sorumluluklarýný yerine getirmemesi þeklinde tanýmlanabilir. Bir bütün olarak toplum, kurumlar ve bireyler tarafýndan geliþtirilen ihmal davranýþý, çocuklarýn eþit hak ve özgürlüklerinden yoksun býrakýlmasý sonucunda onlarýn en üst düzeyde geliþimlerini engelleyici davranýþlar olarak ortaya çýkmaktadýr. Çocuðun bakým ve beslenme gereksinimlerinin yeterince karþýlanmamasý gerekli týbbi müdahalelerin yapýlmamasý, anne baba olarak çocuða karþý danýþmanlýk görevinin yeterince yerine getirilmemesi ve çocuðun tek baþýna býrakýlmasý ihmal davranýþýna örnek olarak verilebilir.&lt;br/&gt;Aktif bir olgu olarak nitelendirilen istismar ise anne, baba ya da bakýcýnýn çocuða zarar vermesi sonucu ortaya çýkmaktadýr. Çocuk istismarý istem dahilinde fiziksel zarar verme, çocuðun kötü beslenmesine yol açma, cinsel istismar, çýkar için kullanma, bundan da öte ço</description></item><item><title>SOSYAL FOBÝ TEDAVÝ </title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sosyal-fobi-tedavi--418714.html</link><description>sosyal fobide psikoterapi uygulamanýn gerekçesi hastalarýn negatif yoldaki inançlarý ile (sosyal ortamlarda baþarýsýzlýðýn kaçýnýlmaz olduðu gibi ) yüzleþmelerini saðlamaktýr. sosyal fobinin temelinde bu tür inanlarýn yer aldýðý düþünülmektedir. &lt;br/&gt;hipnozda sosyal fobide psikoterapiye yardýmcý bir araç olarak kullanýlmaktadýr. hastanýn sosyal ortamlara uyumu için ve sýkýntý duygusunu yenmesi için oldukça yararlý bir yöntemdir. </description></item><item><title>KÝÞÝLER ARASI ÝLETÝÞÝM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kisiler-arasi-iletisim-360034.html</link><description>Kiþilerarasý iletiþim hakkýnda bir þeyler söyleyebilmek ve yazabilmek için önce iletiþimin ne olduðu açýklanmalýdýr. Bu amaçla iki iletiþim teorisyeni Watzlawick ve Blakar&quot;ýn iletiþim ile ilgili olarak geliþtirdikleri teori ve tanýmlarý vermekte fayda vardýr.&lt;br/&gt;Watzlawick&quot;e göre; bir etkileþim ortamýnda meydana gelen davranýþlarýn tümü; sözler , vücut pozisyonlarý , el-kol hareketleri , yüz ifadeleri , ses tonu ve hatta suskunluðun kendisi bile iletiþimdir.&lt;br/&gt;Blakar ise bu tanýma itiraz eder ve buna karþýlýk olarak kendi teorisini geliþtirir. Blakar&quot;ýn teorisi sosyal-geliþimsel bir iletiþim teorisidir ve bu teorinin temel varsayýmlarý þunlardýr:&lt;br/&gt;*Ýnsan sosyal bir varlýktýr. Ýnsan davranýþý, normal ya da sapkýn olsun ancak ve ancak sosyal bir çerçeve içinde algýlanabilir.&lt;br/&gt;*Bireyler özel bir sosyal sistem içerisinde ve ona baðlý olarak yetiþir ve geliþirler. Normal ya da anormal tüm insan davranýþlarý ancak ve ancak baðlý bulunduklarý özel kültür ve referans gruplarýna baðlý olarak anlaþýlabilir.&lt;br/&gt;Blakar&quot;a göre iletiþimin en önemli özelliði bir kiþinin herhangi bir þeyi baþka bir kiþinin anlayabileceði bir duruma getirmesidir. Buna göre iletiþim eylemi hem sosyaldir, hem de amaçlý olarak belirli bir hedefe yönelmiþtir.&lt;br/&gt;Bu iletiþim modeli bazý önkoþullara dayanýr. Etkin ve baþarýlý bir iletiþimin en önemli ön koþulu iletiþimde bulunanlarýn ayný realite ve iletiþim durumunu ; yani ayný &quot;þimdi ve burada &quot; durumunu paylaþmalarýdýr. Diðer önemli önkoþul ise iletiþimde bulunanlarýn kendilerini diðerlerinin yerine koyma, olaylara diðerlerinin perspektifiyle bakabilme yetisine sahip olmalarýdýr.&lt;br/&gt;Bu iki iletiþim teorisyeninin iletiþim tanýmlarý göz önünde tutulduðunda kiþilerarasý iletiþimin ne olduðu ve sahip olduðu özellikler, kiþilerarasý iletiþimin bir ihtiyaç olup olmadýðý, kiþilerarasý algýnýn iletiþimdeki yeri, dilin kiþilerarasý iletiþimdeki etkisi, kiþilerarasý iletiþimi olumlu ya da olumsuz olarak etkileyen faktörler ve yakýn iliþkilerde kiþilerarasý iletiþimin önemi konularý incelenebilir.&lt;br/&gt;KÝÞÝLERARASI ÝLETÝÞÝM&lt;br/&gt;Ýnsan yaþamý gözden geçirildiðinde kiþilerarasý iliþkilerin hem sýkýntýlarda hem de mutluluklarda çok büyük bir yer kapladýðý görülür. Sanata, edebiyata konu olan ve insanlarýn günlük yaþantýsýný önemli ölçüde etkileyen sevgi, aþk, öfke, zafer duygusu, kayýp acýsý, utanma ve intikam duygusu gibi duygular diðer kiþilerle olan iliþkilerimiz sonucunda doðan ve yine diðer kiþilerle olan iliþkilerimiz üzerinde etkisi olan duygulardýr. Düþünülecek olduðunda insan yaþamýnýn tamamýnýn kiþilerarasý iliþkiler üzerine kurulu olduðu kolayca anlaþýlýr. Kiþilerarasý iliþkilerin egemen olduðu bir dünyada sorunlarýn birçoðunun kaynaðýnýn iliþkiler olmasý da çok þaþýrtýcý deðildir.&lt;br/&gt;Ýletiþim tek yönlü deðil, dairesel bir süreçtir. Kiþilerarasý iletiþimde verilen herhangi bir mesaj, bu mesajý alan kiþi tarafýndan belli bir þekilde algýlanýr ve bunun sonucunda olumlu ya da olumsuz bir tepki oluþur. Buna kiþilerarasý geribildirim denir. Geribildirim olumlu ya da olumsuz olsun, mesajý gönderen kiþinin mesajýn nasýl algýlandýðýný ve bu algýnýn duygu, düþünce ve davranýþ düzeylerinde ne gibi etkiler yaptýðýný görmesi açýsýndan oldukça önemlidir.&lt;br/&gt;Bir iletiþim durumunda mesaj verenin davranýþý, mesajý alan kiþinin davranýþýndan etkilenir. Bütün iletiþim durumlarýnda mesaj verenler ve mesaj alanlar arasýnda bir etkileþim bulunur. Örneðin; bir öðrenci sýnýfta sunum yapmaktadýr. Burada konuþmacýyla dinleyiciler arasýnda bir etkileþim vardýr. Dinleyicilerin sýkýldýklarýný belli eden bir mesaj göndermeleri söz konusu olursa konuþmacý buna canlanarak ve dinleyicilerin ilgisini çekmeye çalýþarak karþýlýk verir. Konuþmacýnýn davranýþýndaki deðiþiklik de dinleyiciler arasýnda yeni etkilere sebep olur. Bu dairesel mesaj alýþveriþi iletiþimin duraðan deðil, tam tersine dinamik bir süreç olduðunun en iyi göstergesidir. Bu süreç içinde hem konuþmacý hem de dinleyiciler eþanlý olarak hem mesaj veren hem de mesaj alan rollerine sahiptirler ve süreç içindeki diðe</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - NEGATÝF LÝMANLARDAN POZÝTÝF SULARA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-negatif-limanlardan-pozitif-sulara-413968.html</link><description>negatif limanlardan pozitif sulara</description></item><item><title>JEROME BRUNER&quot;ÝN ÖÐRENME KURAMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?jerome-bruner-in-ogrenme-kurami-361708.html</link><description>Jerome Bruner&quot;in Öðrenme Kuramý           &lt;br/&gt;Fen öðretimine kavram öðretimi ve buluþ yoluyla öðretim ile iki önemli katký saðlayan Bruner, kavram öðretimi sürecinde kavramýn adý, kavramýn tanýmý, kavramýn özellikleri ve kavramla ilgili örnekler adýmlarýnýn izlenmesi gerektiðini savunur (Collette &amp; Chiappetta, 1989; Ayas, Çepni, Johnson &amp; Turgut, 1997; Yaþar et al., 1998). O&quot;na göre öðrenciler bu sýrayý izleyerek kavramlarý sýnýflandýrýrlar ve daha kolay öðrenirler. Bruner de Piaget gibi öðrenmeyi aktif bir süreç olarak görmekte ve öðretimin öðrencilerin aktif katýlýmý ile gerçekleþtirilmesini önermektedir. O&quot;na göre öðrencinin öðrenmeye aktif katýlýmý ancak buluþ yoluyla öðretim ile mümkündür. Buluþ ya da keþfetme yaklaþýmý belli bir problemle ilgili verileri toplayýp, analiz ederek soyutlamalara ulaþmayý saðlayan, öðretimde öðrenci aktifliðine dayalý, güdüleyici bir öðretim yaklaþýmýdýr. Bruner&quot;e göre öðretmenin rolü paketlenmiþ bilgiyi öðrenciye sunmaktan çok, öðrencinin kendi kendine öðrenebileceði ortamý oluþturmaktýr. O&quot;na göre bunu saðlamanýn yolu da buluþ yoluyla öðretimdir. Çünkü bu yaklaþým düþünme, deneme ve bulmayý esas alýr. Bunun için de öðretmen öðrencilere kavramlarý, ilkeleri kendisinin vermesi yerine, öðrencileri deney yapmaya, ilkeleri ve kavramlarý bulmaya teþvik etmelidir (Taþdemir, 2000). Öðrenciyi belli alanlarda öðretime tabi tutmak, onlarýn belleðine bazý sonuçlarý yerleþtirmek deðil, ona bilginin elde edilmesine imkan verecek sürece katýlmasýný öðretmektir.&lt;br/&gt;Bruner buluþ yoluyla öðretimin öðrencilerin zihinsel geliþmiþlik düzeylerine göre üç þekilde uygulanabileceðini savunur. Bunlar baðýmlý buluþ yoluyla öðretim, yarý-serbest buluþ yoluyla öðretim ve serbest buluþ yoluyla öðretimdir. Baðýmlý buluþ yoluyla öðretimde öðretmen problem ve çözüm için uygulanacak metotlarý verir, fakat çözümü öðrenciye býrakýr. Bu uygulama biçimi biliþsel seviyesi düþük olan veya bilimsel süreç becerileri yeterince geliþmemiþ olan öðrencilerin oluþturduðu sýnýflarda uygulanabilir. Yarý-serbest buluþ yoluyla öðretimde öðretmen sadece problem durumunu ortaya koyar, çözüm için kullanýlacak yöntemleri ve çözümü öðrencilere býrakýr. Biliþsel seviyesi normal ve biliþsel süreç becerileri yeterince geliþmiþ öðrencilerin oluþturduðu sýnýflarda bu yaklaþýmýn kullanýlmasý mümkündür. Serbest buluþ yoluyla öðretimde ise öðretmen ne problemin belirlenmesine, ne de çözüm için kullanýlacak metotlara ve çözüme katkýda bulunur. Problemi, çözüm yollarýný ve çözümü bulma tamamen öðrenciye býrakýlmýþtýr. Öðretmen çalýþmalar tamamlandýktan sonra gerekli kontrolleri yaparak öðrencilere geri bildirimde bulunur. Bu yaklaþým biliþsel geliþmiþlik düzeyi yüksek olan öðrencilerde uygulanabilen bir yaklaþýmdýr.&lt;br/&gt;Buluþ yoluyla öðretimin en önemli sýnýrlýlýklarý bu yolla öðrenmenin çok zaman almasý, bu yöntemin ancak çok iyi bilen kiþiler tarafýndan uygulanabilmesi ve çok sayýda araç-gereç gerektirdiði için maliyetinin yüksek olmasýdýr. &lt;br/&gt;Robert GagnÃ©&quot;nin Öðrenme Kuramý&lt;br/&gt;GagnÃ©&quot;nin fen öðretimine en önemli katkýsý, bir konunun öðrenilmesi için ders amaçlarýnýn öðrencilerde meydana gelecek davranýþ deðiþiklikleri cinsinden yazýlmasýný savunmasýdýr. O&quot;na göre öðretim basitten karmaþýða doðru aþamalý bir sýrada yapýlmalýdýr. Burada önemli olan öðretim sonunda ulaþýlmasý gereken hedefi belirlemek ve öðretim etkinliklerini ona göre düzenlemektir. Bu görüþe göre en sonunda ulaþýlmasý istenen amacý en baþa ve ona ulaþmak için diðer alt amaçlarý hiyerarþik bir þekilde basitten karmaþýða doðru sýralamak en önemli noktadýr. &lt;br/&gt;GagnÃ©&quot;ye göre öðrenme birbiriyle iliþkili sekiz kategoriden oluþan bir süreçtir. Bu süreçte en basit öðrenme olan iþaretle öðrenme hiyerarþinin en baþýnda, en karmaþýk öðrenme çeþidi olan problem çözme ise hiyerarþinin en sonunda yer alýr. Bu sekiz kategori þunlardýr: 1. Ýþaretle öðrenme (signal learning), 2. Uyarým-tepki ile öðrenme (stimulus-response learning), 3. Zincirleme öðrenme (chaining), 4. Sözel öðrenme (verbal learning), 5. Ayýrt ederek öðrenme (discrimination learning), 6. Kavram öðrenme (concept learning), 7. Kural (ilke)  öðrenme (rule learning), 8. Problem çözme (problem solving) &lt;br/&gt;GagnÃ©&quot;ye göre okul öðrenmelerinde en çok kullanýlan öðrenme türleri ayýrt ederek öðrenme, kavram öðrenme, kural öðrenme ve problem çözmedir. Eðitimin en önemli amacý ise öðrencilerde problem çözme davranýþlarýný geliþtirmektir (Erden &amp; Akman, 2001). O&quot;na göre öðretmenler ders içi etkinliklerini planlarken önce konu ile ilgili temel amacý belir</description></item><item><title>BÝREYÝ TANIMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bireyi-tanima-354854.html</link><description>BÝREYÝ TANIMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÝREYÝ TANIMA TEKNÝKLERÝ&lt;br/&gt;Bu bölümde öðreneceklerimiz; &lt;br/&gt;Eðitimde öðrencileri tanýmanýn gereði&lt;br/&gt;Öðrenciyi tanýmada  hangi ilkelere uyulmasý gerektiði&lt;br/&gt;Öðrencilerin hangi yönlerinin iyi tanýnmasý gerektiði&lt;br/&gt;Bireyi tanýma amacýyla kullanýlan teknikler&lt;br/&gt;Öðrencileri tanýmak amacýyla tanýma tekniklerinden  yararlanma&lt;br/&gt;BÝREYÝ TANIMANIN AMACI&lt;br/&gt;  Her birey sayýlamayacak kadar çok sayýdaki  özellikleri bakýmýndan  bir birinden farklýdýrâ€¦&lt;br/&gt;Bir öðrencide  hangi niteliklerden ne kadar bulunmaktadýr?&lt;br/&gt;Bir öðrenci diðerlerinden  hangi yönlerden ne kadar farklýdýr?&lt;br/&gt;Öðrencinin sahip olduðu nitelikler çerçevesinde  öðrencinin bir bütün olarak  en üst düzeyde  geliþebilmesine  nasýl katkýda bulunulabilir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Milli Eðitim BakanlýðýRehberlik ve Psikolojik Danýþma HizmetleriYönetmeliði&quot;nde Bireyi Tanýma&lt;br/&gt;Eðitsel, mesleki ve bireysel rehberlik hizmetlerinin sistemli, saðlýklý ve öðrencinin özellik ve gereksinimlerine uygun þekilde verilebilmesi için bireyi tanýma çalýþmalarý yürütülür.&lt;br/&gt;Bu çalýþmalarda aþaðýdaki konulara dikkat edilir :&lt;br/&gt;Öðrencinin yetenek, ilgi, istek, mesleki deðer, baþarý gibi bireysel özellikleri ile sosyal, kültürel özellikleri olabildiðince çok boyutlu olarak ele alýnýr.&lt;br/&gt;Bilgilerin toplanmasýnda, deðerlendirilmesinde ve kullanýlmasýnda bilimsel standartlara uyulur.&lt;br/&gt;Bu çalýþmalarda uygulanan ölçme aracý, yöntem ve tekniklerin kullanýlmasý bir amaç deðil araçtýr.&lt;br/&gt;Bireyi tanýma çalýþmalarýnda temel amaç; öðrencinin kendini tanýmasýdýr. Öðrenci hakkýnda elde edilen bilgiler, onun geliþimini desteklemek için kullanýlýr.&lt;br/&gt;Bireyi tanýma çalýþmalarý bir süreç dahilinde yürütülür.&lt;br/&gt;Elde edilen bilgiler bütünleþtirilerek deðerlendirilir.&lt;br/&gt;BÝREYÝ TANIMANIN TEMEL ÝLKELERÝ&lt;br/&gt;Bireyi tanýmanýn asýl amacý, onun kendini tanýmasýna yardým etmektir.&lt;br/&gt;Geçerlik ve güvenilirlik katsayýlarý  ne kadar yüksek olursa olsun sadece  bir ölçme aracý  bireyi tanýmak için  yeterli deðildir.&lt;br/&gt;Bireyi tanýma teknikleri arasýnda  her durumda herkese uygulanan ve herkes tarafýndan kabul edilen bir teknik yoktur. Bütün teknikler belli amaçlarla , belli koþullarda uygulanabilen  önemli tekniklerdir. &lt;br/&gt;Bireyi tanýma teknikleri birer araçtýr. Araç uygulamak amaç haline getirilmemelidir.&lt;br/&gt;Bireyi tanýma hizmetleri sadece duygusal  sorunu olan öðrencilere deðil,  tüm öðrencilere yönelik olmalýdýr.&lt;br/&gt;Öðrencileri tanýma hizmetleri süreklidir. &lt;br/&gt;Okullarda öðrenciler hakkýnda  toplanan özel ve gizli olmayan  bilgilerden  öðretmenler, yöneticiler ve velilerinde  yararlanabilmeleri  saðlanmalýdýr. &lt;br/&gt;ÖÐRENCÝLERÝN TANINMASI GEREKEN YÖNLERÝ&lt;br/&gt;Saðlýk&lt;br/&gt;Yetenekler&lt;br/&gt;Ýlgiler&lt;br/&gt;Baþarý&lt;br/&gt;Kiþilik&lt;br/&gt;Benlik&lt;br/&gt;Sosyal destek isteme&lt;br/&gt;BÝREYÝ TANIMA TEKNÝKLERÝNÝN SINIFLANDIRILMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;STANDART TESTLER&lt;br/&gt;Yetenek testleri: Maksimum performans ölçen testlerdirâ€¦&lt;br/&gt;Ýlgi envanterleri: Ýlgi bireyin bir þeyden hoþlanýp hoþlanmama derecesini ifade etmektedirâ€¦&lt;br/&gt;Kiþilik testleri: Bireyin kiþilik özellikleri hakkýnda  bilgi toplamaya yarayan testlerdir.&lt;br/&gt;Tutum testleri: Tutum, bireyin bir þeye yönelik olan duygusal, düþünsel ve davranýþsal eðilimidir.</description></item><item><title>LÝDERLÝK KAVRAMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?liderlik-kavrami-353273.html</link><description>Liderlik Kavramý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* Belirli þartlar altýnda belirli kiþisel ve grup amaçlarýný gerçekleþtirmek üzere bir kimsenin baþkalarýnýn faaliyetlerini etkilemesi ve yönlendirmesi süreci... &lt;br/&gt;Liderlik Kavramý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Özellikler Teorisi1/3&lt;br/&gt;Geliþtirilmiþ ilk yaklaþýmâ€¦ &lt;br/&gt;Lider özellikleri itibariyle gruptaki diðer elemanlardan farklýdýrâ€¦ &lt;br/&gt;Fiziksel ve kiþilik özelliklerâ€¦&lt;br/&gt;Özellikler Teorisi2/3&lt;br/&gt;Yaþ&lt;br/&gt;Boy&lt;br/&gt;Cinsiyet&lt;br/&gt;Irk&lt;br/&gt;Yakýþýklýlýk&lt;br/&gt;Ýliþki kurabilme yeteneði&lt;br/&gt;Ýnsiyatif sahibi olma&lt;br/&gt;Özellikler Teorisi3/3&lt;br/&gt;Yalnýzca lider deðiþkeni dikkate alýnmýþtýrâ€¦ &lt;br/&gt;Bazý etkin liderlerde bu özellikler görülmemiþtirâ€¦ &lt;br/&gt;Grupta bu özelliklere uyan ama lider olmayan insanlara rastlanmýþtýrâ€¦ &lt;br/&gt;Baþka deðiþkenlere baþvurulmalýâ€¦ &lt;br/&gt;Davranýþsal Liderlik Teorisi1/7&lt;br/&gt;Lider doðulmaz, lider olunurâ€¦ &lt;br/&gt;Liderin özelliklerinden çok liderlik yaparken gösterdiði davranýþlarâ€¦ &lt;br/&gt;Kurt Lewin ve arkadaþlarý üç farklý liderlik davranýþý açýklamýþlardýrâ€¦&lt;br/&gt; Otokratik&lt;br/&gt; Demokratik&lt;br/&gt; Müdahalesiz&lt;br/&gt;Davranýþsal Liderlik Teorisi2/7&lt;br/&gt;Otokratik Liderlik &lt;br/&gt;Herkesin iþini kontrol etmeye inanýrâ€¦ &lt;br/&gt;Emirlerine disiplinli bir þekilde uyulmasýný isterâ€¦ &lt;br/&gt;Çalýþanlarý takdir etmenin yararsýzlýðýna ve ücretlerin bu görevi gördüðüne inanýrâ€¦ &lt;br/&gt;Kendi otoritesine karþý gelinmesine dayanamazâ€¦ &lt;br/&gt;Davranýþsal Liderlik Teorisi3/7&lt;br/&gt;Otokratik Liderlik&lt;br/&gt;Davranýþsal Liderlik Teorisi4/7&lt;br/&gt;Demokratik - Katýlýmcý Liderlik&lt;br/&gt;Davranýþsal Liderlik Teorisi5/7&lt;br/&gt;Demokratik - Katýlýmcý Liderlik&lt;br/&gt;Davranýþsal Liderlik Teorisi6/7&lt;br/&gt;Nemelazýmcý - Müdahalesiz&lt;br/&gt;Davranýþsal Liderlik Teorisi7/7&lt;br/&gt;Nemelazýmcý - Müdahalesiz&lt;br/&gt;Ohio State Üniversitesi Liderlik Çalýþmalarý  1/6&lt;br/&gt; 1800&quot;e yakýn liderlik davranýþýâ€¦&lt;br/&gt; Ýnsana Yönelim - Hisleri dikkate alma..&lt;br/&gt; Ýþe yönelim - Ýnsiyatifi ele alma...&lt;br/&gt;Ohio State Üniversitesi Liderlik Çalýþmalarý  2/6&lt;br/&gt;Dört Farklý Liderlik Yaklaþýmý&lt;br/&gt;A Türü Liderlik&lt;br/&gt;B Türü Liderlik&lt;br/&gt;C Türü Liderlik&lt;br/&gt;D Türü Liderlik&lt;br/&gt;Ohio State Üniversitesi Liderlik Çalýþmalarý 3/6&lt;br/&gt;A Türü Liderlik&lt;br/&gt;Ýþe Yönelim Yüksek&lt;br/&gt;Ýnsana Yönelim Düþük&lt;br/&gt;Kim hangi iþi ne zaman, nasýl, hangi kurallarla yapacak?&lt;br/&gt;&quot;Çalýþanla yüz göz olmayan&quot; lider...&lt;br/&gt;Ohio State Üniversitesi Liderlik Çalýþmalarý 4/6&lt;br/&gt;B Türü Liderlik&lt;br/&gt;Ýþe Yönelim Düzeyi = Ýnsana Yönelim Düzeyi&lt;br/&gt;Ýþin gözetimi, denetimiâ€¦&lt;br/&gt;Çalýþanlarýn ihtiyaçlarýna duyarlý&lt;br/&gt;&quot;Saðduyunun &quot;optimal&quot; dediði&quot; lider...&lt;br/&gt;Ohio State Üniversitesi Liderlik Çalýþmalarý 5/6&lt;br/&gt;C Türü Liderlik&lt;br/&gt;Ne insana ne de iþe yönelim yok&lt;br/&gt;Ýþe de iþi yapana da ilgisiz&lt;br/&gt;&quot;Etliye sütlüye dokunmayan&quot; lider (!)...&lt;br/&gt;Ohio State Üniversitesi Liderlik Çalýþmalarý 6/6&lt;br/&gt;D Türü Liderlik&lt;br/&gt;Ýnsana Yönelim Yüksek&lt;br/&gt;Ýþe Yönelim Düþük&lt;br/&gt;Ýþe yönelik kurallaþmayla fazla ilgilenmeyen&lt;br/&gt;Çalýþanlar sürekli memnun tutulmalý&lt;br/&gt;&quot;Çalýþanlarý velinimeti kabül eden&quot; lider...&lt;br/&gt;Michigan Üniversitesi Liderlik Çalýþmalarý 1/4&lt;br/&gt; Araþtýrma sonucunda liderlik davranýþlarý;&lt;br/&gt;Ýþe yönelik davranýþ (job-centered style) &lt;br/&gt;Kiþiye yönelik davranýþ (employee-centered style)&lt;br/&gt;olarak iki grupta toplanmýþtýr.&lt;br/&gt;Michigan Üniversitesi Liderlik Çalýþmalarý 2/4&lt;br/&gt;Michigan Üniversitesi Liderlik Çalýþmalarý 3/4&lt;br/&gt;Michigan Üniversitesi Liderlik Çalýþmalarý 4/4&lt;br/&gt;Kiþiye Yönelik (employee centered) - liderlik davranýþýnýn daha olumlu sonuç vereceði iddia edilmiþtir.&lt;br/&gt;D türü liderlik biçimi (Ohio Modeli)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ohio araþtýrmalarý sonucunda;&lt;br/&gt;B türü liderlik biçimi (Ohio Modeli) - Ýþe yönelim düzeyi, insana yönelim düzeyiyle eþit tutulmalý.</description></item><item><title>BEYNÝMÝZÝN %10UNU MU KULLANIYORUZ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?beynimizin-10unu-mu-kullaniyoruz-371057.html</link><description>BEYNÝMÝZÝN %10UNU MU KULLANIYORUZ Abdülkadir Akcan Çocukluðumuzda bazý büyüklerin sohbetlerinde Allahýn kudretine örnekler ve-rilirken beynimizin mükemmelliðinden bahsedilirdi. Bu müthiþ organýn mucizevi özellikleri sayýlýrken kapasitesinin büyüklüðünü anlatmak için &quot;bütün hayatýmýz boyunca beynimizin en çok % 5ini kullanýrýz, Einstein gibi dahiler bile ancak % 10unu kullanýyorlar&quot; gibi ifadeleri hayran bir þekilde dinlerdik. Bu hususta son yýllarda yapýlan araþtýrmalar ise daha farklý görüþleri dillendiriyor. &quot;Beynimizin % 10unu kullanýyoruz.&quot; ifadesi Washington Üniversitesinde anesteziyoloji uzmaný olan Dr. E. Chudlere göre yanlýþ bir düþüncedir, bir söylentidir ve gerçekle bir alakasý yoktur. Peki bu söylenti nereden çýktý? Bunu hiç kimse bilmiyor. Dr. Jay, þimdiye kadar bu þekilde düþünen hiçbir nöroloji uzmanýyla karþýlaþmadýðýný ve bu sözün dünya çapýnda yaygýn bir deyim haline gelmesini hayretle karþýladýðýný belirtiyor. Bununla ilgili olarak birkaç görüþ üzerinde durulmaktadýr. 1. Görüþ: Bilim adamlarýnýn sözlerinin ve çalýþmalarýnýn yanlýþ yorumlanmasýdýr. Böyle bir ifade ilk defa 1800lü yýllarda Einsteinýn ve P. Florinsin sözlerinin farklý deðerlendirilmeleri sonucu ortaya çýkmýþ olabilir. William James Ýnsanýn Enerjisi adlý eserinde (1908), &quot;insan fiziki ve zihni güçlerinin çok azýný kullanmaktadýr&quot; der. Bu sözü birçok þekilde yorumlamak mümkündür. Kimileri buradaki &quot;çok az&quot; sözünü % 10 þeklinde yorumlarken, kimileri de çalýþmayarak, tembellik ederek, okumayarak performansýný az kullananlarý kast etmiþlerdir. K. Lashley 1920lerde farelerin beyinlerinin büyük bir kýsmýný çýkararak bir seri deneme yapmýþtýr. Deney sonuçlarýný yorumlarken &quot;beyinleri çýkarýldýðý halde fareler bazý iþleri yapabilmektedirler&quot; diyerek, insanda da beynin bazý kýsýmlarýnýn çýkarýldýðýnda önemli deðiþikliklerin olmayacaðýný ifade etmiþtir. Ancak bugün biliyoruz ki beyindeki çok çok küçük bir sahanýn tahrip edilmesi bile insan hayatýný mahvedebilmektedir. Bu yüzden epilepsi veya beyin tümörü ameliyatlarýnda sinir cerrahlarý beyin dokusuna en ufak bir zarar vermemek için çok hassas ve dikkatli çalýþmaktadýrlar. En ufak bir hata hastanýn hayatýna mal olmakta veya geri dönülmez sakatlýklara yol açmaktadýr. 2. Görüþ: Popüler medyanýn haberleri çarpýtmasý veya yanlýþ yorumlamasýdýr. Ýnsanýn beyninin % 10unu kullandýðýna dair hiçbir ilmi araþtýrma sonucu olmamasýna raðmen buna inananlar þöyle düþünmektedirler: &quot;Eðer beynimin daha fazlasýný kullanýrsam süper hafýzaya sahip olurum, olaðanüstü zihni kabiliyetler kazanabilirim. Mesela, düþünce gücümle cisimleri hareket ettirebilirim. Bu düþünceleri destekleyen ve doðrulayan hiçbir ilmi çalýþma yoktur. Bir uydu anteni reklamýnda þöyle deniliyor: &quot;Potansiyel beyin gücünüzün % 11ini kullanýyorsunuz. Þimdi bir tercihiniz var. Bizim ürünümüzle artýk bu oraný artýrabilirisiniz.&quot; Yine bir havayolu þirketi kendi reklamýnda þu cümleleri kullanmaktadýr: &quot;Ýnsanlarýn, beyinlerinin % 10unu kullandýðý söyleniyor, bizim havayolumuz ile uçtuðunuza göre siz daha fazlasýný kullanýyorsunuz. 3. Görüþ: Ýnsanlarýn acizliðidir. Bilim dünyasý bütün geliþmelere raðmen beynin sýrlarýný hala çözememiþtir ve çözecek gibi de gözükmemektedir. Bu yüzden de araþtýrmacýlar her seferinde &quot;beyin kainattaki en kompleks, en karmaþýk organik yapýdýr; bu mükemmel yapýnýn çözülemeyen daha çok sýrlarý vardýr&quot; diyerek acizliklerini itiraf etmektedirler. Yine bugün için beynin daha % 10u anlaþýlabilmiþtir. % 90 gibi bir kýsým keþfedilmeyi beklemektedir. Edebiyatçý Emily Dickinson, beyin gökyüzünden daha geniþ, okyanuslardan daha derindir derken, asýrlarca önce Hz. Ali: &quot;Ey Ýnsan, sen kendinin küçük bir cisim olduðunu sanýrsýn, oysa en büyük alem senin içinde gizlidir&quot;. demiþtir. Mehmet Akif Ersoy da Ýnsan þiirinde; Avalim sende pinhandýr, cihanlar sende matvidir... ...... Musaggar cirmin amma gaye-i sun-i Ýlahisin Bu haysiyyetle payanýn bulunmaz bitenahisin&quot; mýsralarýyla insanýn bu büyük hakikatine dikkati çekmektedir. ABD baþkanlarýndan George Bush; 1990da halka yaptýðý bir konuþmada beyinden söz etmiþ,</description></item><item><title>PHOBIAS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?phobias-418586.html</link><description>phobias are irrational, intense or excessive fears which mean people avoid definite conditions, objects or animals. ýt is not an illness, it is a lack of will-power , moral fibre or determination. phobias can make people&quot;s lives painful, cause embarressment, unhappiness self esteem, also can be depressing ,frightening, isolating and debilitating. although some doctors consider that mind causes phobias, some of them believe vice versa. according to mind supporters “stressful life events can trigger panic disorder. one association noted is that of a recent loss of seperation.” (richard, thomas). that phobias are just created fears, are not real. on the other hand , according to some doctors phobias are real that can be treated with medical methods. despite the doctors who claim that phobias are real, these are not real.</description></item><item><title>ERGENLÝK DÖNEMÝ ÖZELLÝKLERÝ VE SORUNLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ergenlik-donemi-ozellikleri-ve-sorunlari-345352.html</link><description>ERGENLÝK DÖNEMÝ ÖZELLÝKLERÝ VE SORUNLARI&lt;br/&gt;Ergenlik hýzlý büyüme ve geliþmenin olduðu kýz-erkek cinsel özelliklerinin belirdiði iki-üç yýllýk ilk gençlik dönemini kapsar. Kýzlar erkeklerden 1-2 yýl önce ergenliðe girer,büyüme ve cinsel olgunluklarýný 1-2 yýl erken tamamlar. Ergenlik her çocukta ayrý yaþlarda baþlar. Ergenliðin fizyolojik deðiþiklikleri kýzlarda ilk aybaþý kanamasýyla,erkeklerde ise erlik gözelerinin (sperm) yapýmýyla doruða ulaþýr.&lt;br/&gt;Genellikle ergenlik ve gençlik çaðý en saðlýklý yaþam dönemidir. Çocukluk hastalýklarý geride kalmýþtýr. Yetiþkinlik çaðýna özgü hastalýklar ise çok uzaktýr. Hastalýklardan ileri gelen ölüm oraný 10 yaþýndan sonra birden düþmektedir. Ergenlik döneminde görülen ölümlerin  baþlýca iki nedeni vardýr: Trafik kazalarý ve intihar.&lt;br/&gt;Ergenliðe özgü denebilecek tek hastalýk belki de ergenlik sivilceleridir. Ter ve yað bezlerinin salgýlarý artmakta ve birikim olmaktadýr. &lt;br/&gt;Gençlik,çocukluk ve eriþkinlik arasýnda yer alan,geliþme,ruhsal olgunlaþma ve yaþama hazýrlýk dönemidir. Ön ergenlik kýzlarda10-12,erkeklerde 11-13;ergenlik kýzlarda 13-15,erkeklerde 14-15 yaþlarý arasýnda baþlar. &lt;br/&gt;Ergenlikle baþlayan hýzlý büyüme gençlik çaðýnýn sonunda bedensel,cinsel ve ruhsal olgunlukla biter. Bu evreye bir &quot;baþkalaþým&quot; ya da &quot;farklýlaþma&quot; evresi gözü ile de bakýlabilir. Nasýl kozadan çýkan týrtýl ne kozadaki biçimine ne de kelebeðe benziyorsa ayný biçimde ergen de ne eriþkin ne de çocuk olan kimliðini belirleme savaþý içinde olan bireydir. Baþka bir deyiþle eriþkin adayý olan ergen ne çocuktur ne de eriþkin.&lt;br/&gt;Fýrtýna ve gerginlik dönemi olarak da açýklanabilen ergenlik hangi toplumda olursa olsun ,her bireyin yaþadýðý bir evredir.&lt;br/&gt;Ortaokul yýllarýna denk düþen ilk gençlik ya da yeni yetmelik yýllarýnda,cinsel uyanýþla birlikte yeni ruhsal özellikler ve davranýþlar kendini gösterir. Dengeli ve uyumlu ilkokul çocuðu gider,yerine oldukça tedirgin,güç beðenen ve çabuk tepki gösteren bir genç gelir. Duygularý hýzlý bir iniþ çýkýþ gösterir. Çabuk sevinir çabuk üzülür. Çabuk sinirlenir,olur olmaz þeyi sorun yapar. Tepkileri önceden kestirilemez olur. Derslere ilgisi azalmýþ,çalýþma düzeni bozulmuþtur. Ýstekleri artmýþtýr. Kendisine tanýnan haklarý yetersiz bulur. Evdeki kurallarýn çokluðundan ve sýklýðýndan yakýnýr. Ana-babanýn uyarýlarýna birden tepki gösterir ,ters yanýtlar verir. Sürekli bir gidiþ geliþ içindedir. Evde pek durmak istemez. Dönüþ saatine aldýrmaz,yemeðe geç kalýr. Daðýnýk ve savruk olur. Sýk sýk bir þey devirip kýrar. Oburlaþýr,girip çýkýp bir þeyler atýþtýrýr. &lt;br/&gt;Ýlgileri artmýþ,gelgeç hevesleri çoðalmýþtýr. Gürültülü müziðe bayýlýr. Süse ve giyime düþkünlük gösterir. Genç kýz ayna karþýsýnda saatler geçirir. Bir sivilceyle gün boyu uðraþýr,kaygýlanýr. Genç erkek boyasýz ayakkabýsýna bakmaz ama saçýný günün modasýna göre kestirmekte direnir. Zayýflýk-þiþmanlýk,uzun boy-kýsa boy,yüz çizgilerinin düzgün olup olmadýðý sorun olmaya baþlar. Gizliliðe önem verir. Odasý varsa saatlerce odasýna kapanýr hatta kapýsýný kilitli tutmaya özen gösterir. Duvarlara renkli resimler ve sanatçýlarýn posterlerini asar. Arkadaþlarýyla gizli konuþmalarý ve fýsýldaþmalarý olur. Kardeþlerini yanýna sokmaz,tersleyip uzaklaþtýrýr. Uzun uzun düþler kurar. Günlük tutmaya baþlar. Þiir ve öykü yazmaya özenir. Kendinden habersiz mektuplarýnýn ve yazdýklarýnýn okunmasýna büyük tepkiler gösterir.&lt;br/&gt;Toplumsal olaylara ve politikaya ilgi artar. Kulaktan dolma ya da ödünç alýnmýþ düþünceler savunulur. Büyüklerle tartýþmaya giriþir. Bunu yaparken ana-babasýna aykýrý gelen düþünceleri ileri sürer. Ana-babasýný eleþtirmek fýrsatýný kaçýrmaz. Öðütleriyle davranýþlarý arasýndaki aykýrýlýðý yüzüne vurur. Ana-babasýnýn hoþuna gitmeyecek davranýþlarda bulunmaktan adeta tat alýr. Onlarýn seçtiklerini giymez. Aykýrý renkler ve kýyafetler seçer. Ana-babasýna karþý çýkmak için karþý çýkar. Saçma olduðunu bilse dahi bazý fikirleri savunmaktan zevk alýr. &lt;br/&gt;Kýsacasý ilk gençlik ve gençlik çaðý oldukça fýrtýnalý bir dönemdir. Bu dönemde genç kendi ken</description></item><item><title>ÝLKÖÐRETÝM ÇAÐI ÇOCUÐUNDA YAYGIN BÝÇÝMDE GÖRÜLEN SORUNLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ilkogretim-cagi-cocugunda-yaygin-bicimde-gorulen-sorunlar-345581.html</link><description>ÝLKÖÐRETÝM ÇAÐI ÇOCUÐUNDA YAYGIN BÝÇÝMDE GÖRÜLEN SORUNLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.1. KARÞIT OLMA -KARÞI GELME BOZUKLUÐU&lt;br/&gt;çocuklar neden saygýsýz karþýlýklar verir ve tartýþmacý bir yaklaþým benimserler ? Bu davranýþlarýn tümü sözlü saldýrganlýk biçimleri ;öfke ifadeleri;ve karþýsýndakine söz geçirme ödeþme ya da baþkasý tarafýndan yönetilmekten kaçýnma giriþimleridir. Böyle oluþunun temel nedenleri þu þekilde sýralanabilir:&lt;br/&gt;* Yorgun mutsuz olma ve düþ kýrýklýðýna uðrama.&lt;br/&gt;* Baþka çocuklar tarafýndan korkutulma veya baþkalarýndan daha güçlü görünmek için onlarý korkutma yolunu seçme.&lt;br/&gt;* Çoðu kuralýn, ebeveynin yargýlarýna ve saðduyusuna dayandýðýný ve doða yasalarý gibi mutlak kurallara baðlý olmadýðýný anlamak için yeterli soyut düþünme becerilerine sahip olma.&lt;br/&gt;* Daha fazla özellik ve yetki arzusuna karþýlýk uzlaþma becerilerinin kýsýtlý olmasý&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;DSM  IV&quot; e göre karþý gelme bozukluðu , en az altý ay süren, bu sýrada aþaðýdakilerden dördünün (ya da daha fazlasýnýn) bulunduðu bir olumsuzluk ve karþý gelme davranýþý örüntüsü þeklinde tanýmlanýr:&lt;br/&gt;1.     Sýk sýk hiddetlenir(huysuzlaþýr)&lt;br/&gt;2.     Sýk sýk büyükleriyle tartýþmaya girer&lt;br/&gt;3.     Büyüklerinin isteklerine ya da kurallarýna uymaya çoðu zaman etkin bir biçimde karþý gelir ya da bunlarý reddeder&lt;br/&gt;4.     Çoðu zaman isteyerek baþkalarýný kýzdýran þeyler yapar &lt;br/&gt;5.     Kendi yaramazlýklarý için çoðu zaman baþkalarýný suçlar&lt;br/&gt;6.     Çoðu zaman alýngandýr çabuk darýlýr ya da baþkalarýnca kolay kýzdýrýlýr&lt;br/&gt;7.     Çoðu zaman içerlemiþ kýzgýn ve güceniktir&lt;br/&gt;8.     Çoðu zaman kincidir ve intikam almak ister&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bir anne- baba olarak son çocukluk döneminin hayatýn incinmeye açýk olan bir evresi olduðunu aklýnýzdan çýkartmayýn . küçük yaþtaki okul çaðý çocuklarý çevrelerinde geliþen olaylarýn kendileriyle iliþkili olduðunu düþünürler. Örneðin evlilik çatýþmasý yaþanan  ailelerde çocuklar bu problemi yanlýþ yorumlayarak kendilerinin kötü olduklarý ve anne-babalarýný hayal kýrýklýðýna uðrattýklarýný düþünürler. Bu durumda benlik deðerleri zarar görebilir ve çevrelerinde geliþen olaylara daha uygun olmayan tepkiler verme eðiliminde olabilirler.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;ANA-BABAYA NOT:&lt;br/&gt;Ana-baba ne yapabilir ?&lt;br/&gt;Çocuðunuz sürekli itaatsiz davranýþlarda bulunuyorsa olasý iç çatýþma ve isyankarlýk kaynaklarýný inceleyin . eðer bu , son çocukluk döneminde devam eden sürekli bir aranýþ biçimi halini alýrsa ailenizin durumunu yakýndan deðerlendirin :&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;* Ailenizin üyeleri birbirlerine karþý ne kadar saygý gösteriyor ?&lt;br/&gt;* Birbirlerinin kiþisel dokunulmazlýklarýna,fikirlerine ve kiþisel deðerlerine saygý gösteriyorlar mý ?&lt;br/&gt;* Aile yaþanan anlaþmazlýklarý nasýl çözüyor ?&lt;br/&gt;* Anlaþmazlýklar mantýklý tartýþmalar yoluyla mý çözülüyor yoksa insanlar düzenli olarak münakaþa ve þiddete mi baþvuruyorlar ?&lt;br/&gt;* Çocuðunuzla alýþýlagelmiþ iletiþim kurma þekliniz nedir ve disiplin ne þekilde uygulanýyor ?&lt;br/&gt;* Uygulanan disiplin de fiziksel ceza baðýrma ve aþaðýlama ne sýklýkta yer alýyor ?&lt;br/&gt;* Sizin kiþiliðiniz ve dünyaya uyum saðlama biçiminizin çocuðunuzunkinden çok farklý olmasý mý aranýzda sürtüþmeye neden oluyor ?&lt;br/&gt;* Çocuðunuz okulda baþarýlý olma ve arkadaþlýk kurma ile ilgili sorunlar mý yaþýyor ?&lt;br/&gt;* Çocuk gergin bir aile ortamýnda mý büyüyor ?&lt;br/&gt;Ne Zaman Bir Uzman Yardýmý Almalý ?&lt;br/&gt;Karþý gelme bozukluðu gösteren bazý çocuklar için uzman yardýmý almaya ihtiyaç duyabilirsiniz. Dýþardan rehberlik almanýzý gerektiren bu durumlar þunlardýr.&lt;br/&gt;* Çocuðunuz okulda ve evde sürekli ve uzun süren bir otoriteye karþý gelme davranýþý gösteriyorsa&lt;br/&gt;* Olumsuz duygularýna ulaþmasý için çocuðunuzu tüm gayretlerinizle desteklemelerinize  raðmen itaatsiz davranýþlarý devam ediyorsa &lt;br/&gt;* Çocuðunuzun itaatsiz ve karþý gelme davranýþlarýna saldýrgan ve yýkýcý davranýþlar eþlik ediyorsa&lt;br/&gt;* Çocuðunuz genelleþtirilmiþ mutsuzluk belirtileri gösteriyorsa ; caný sýkan sevilmeyen arkadaþsýz bir çocuksa Zaman zaman intihar etme arzusunu dile getiriyorsa &lt;br/&gt;* Aile  anlaþmazlýklara fiziksel veya duygusal istismar ile cevap verme alýþkanlýðýný sürdürüyorsa&lt;br/&gt;3.2. HERÞEYE ÝTÝRAZ&lt;br/&gt;   Çocuklarýn anne babalarýna karþý gel</description></item><item><title>STRES YÖNETÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?stres-yonetimi-374952.html</link><description>STRES YÖNETÝMÝ&lt;br/&gt;STRES NEDÝR?&lt;br/&gt;Stres, canlýlarýn zihinsel ya da fizyolojik iþlevlerini kesintiye uðratan her türlü gerginlik ya da etkinin ortak adýdýr. Stres organizmanýn dengesini bozabilecek etkenlerin tümüdür. Ýki çeþit stres vardýr;&lt;br/&gt;1. Ýstenilen Stres&lt;br/&gt;Yeni bir þeye sahip olacak olan insan, yeni bir iþ yapmaya baþlayacak insan stresli olur. Mesela; terfi edeceðini bilen bir insanýn yaþadýðý stres, ilk defa bir iþe yapmaya baþlayacak olan kiþinin yaþadýðý stres.&lt;br/&gt;2. Ýstenilmeyen Stres&lt;br/&gt;Ýnsan vücudunda zarara yol açan, kiþinin ruh halinin bozulmasýný, kiþinin istemediði bir olayý yaþamasý, ya da istemediði bir olayý yaþayacaðýný önceden tahmin etmesi insanda olumsuzluklara yol açar, sinirsel ve ruhsal hastalýklara yol açar.  Ben bu çalýþmamda insanýn istenilmeyen stresle nasýl baþa çýkabileceðini saptamak ve bu stresi kendisine olumlu hale çevirmenin yollarýný bulmak amacýndayým.&lt;br/&gt;STRESÝN SEBEPLERÝ&lt;br/&gt;a. Motivasyon Etkileri&lt;br/&gt;Bireylerin yaþamýnda gidermeleri gereken biyolojik gereksinimler vardýr. Eðer bu gereksinimler giderilmezse kiþi uyarýlýr, sistemler harekete geçer. Bu uyarýlma ve harekete geçme ihtiyacýn giderilmesi içindir. Bu ihtiyaçlar giderildiði zaman insan doyuma ulaþýr. Giderilmez ise kiþi strese girer her yönde verimliliði düþer.&lt;br/&gt;Stres olmaz ise motivasyon tam olur. Stres olursa motivasyon olmaz.&lt;br/&gt;b. Fiziksel ve Duygusal Sebepler&lt;br/&gt;Fiziksel stres sebepleri bireyin bedenini etkileyen dýþsal faktörlerdir. Bunlar, hastalýðýn kiþi üzerindeki olumsuz etkileri, kiþinin bulunduðu ortamýn gürültülü ve yorucu olmasý, insaný strese sokar.&lt;br/&gt;Duygusal stres, kiþinin istemediði bir þeyin olmasýný beklemesidir. Henüz ortada bir þey yoktur, fakat kiþi o olayýn olacaðýný düþünür. Bu da duygusal strese yol açar.&lt;br/&gt;Zaman baskýsý da duygusal strese yol açabilir.&lt;br/&gt;Zaman baskýsýyla strese giren insanlar trafikten dolayý bile strese giren kiþiler yapacaklarý iþleri zamanýnda yapamayacaðýný, yetiþtiremeyeceðini düþünürse strese girebilir. Ýþi yetiþtirememe korkusu, iþi yetiþtiremeyince daha sonrasýnda yaþanacak olaylarý düþünen kiþiler strese girer. Bundan kurtulmanýn en iyi yolu yapýlacak iþleri zamana göre planlamaktan geçer ve hiç tembellik göstermeden baþarmalarý gerekir.&lt;br/&gt;c. Bireysel Etmenler&lt;br/&gt;Bireysel stres kaynaklarýndan birisi de ailevi sorunlardýr. Evlilik içi sorunlar, iliþkilerin kopmasý, çocuklarýn eðitiminden dolayý sorunlardýr.&lt;br/&gt;Eðer kiþinin aldýðý ücret ihtiyaçlarýný karþýlamýyorsa, bu onu strese sokar. Kiþinin hayatýnda aile fertlerinden birinin ölmesi, boþanma, hastalýk, hamilelik çocuklarýn asiliði bireysel stres sebepleridir.&lt;br/&gt;d. Çevresel Faktörler&lt;br/&gt;Ýnsanlarýn sosyal, politik ve ekonomik, ideolojik çevrelerinden doðan strestir. Bir sosyal grubun içine giremeyen insanlar, strese girer. Veya bir sosyal grup tarafýndan dýþlanan insanlar strese girer. Ekonomik çevredeki belirsizlikler örneðin, borsada parasý olan bir insan ekonomik belirsizlikten dolayý borsanýn düþeceðini ya da yükseleceðini düþünen insan strese girer.&lt;br/&gt;Bazý kiþiler iç denetime sahiptir. Yani iç denetime sahip olan kiþiler kendi kaderlerini kendileri tayin ederler. Dýþtan denetime inanan kiþiler kadercidir. Bu kiþilerce olaylar talih ve þans sonucudur.&lt;br/&gt;Friedman ve Rosenman 1950&quot;li yýllarda A tipi ve B tipi davranýþ gösteren kiþilik tiplerini saptadýlar.&lt;br/&gt;A Tipi kiþilik Davranýþý&lt;br/&gt;*Zamaný iyi kullanma konusunda hassastýrlar&lt;br/&gt;*Oldukça saldýrgan ve rekabetçidirler&lt;br/&gt;*Sürekli hareket etmeyi severler, hýzlý yapmak isterler&lt;br/&gt;*Ayný anda iki iþi yapmak isterler&lt;br/&gt;*Sabýrsýzdýrlar ve beklemekten nefret ederler&lt;br/&gt;*Ýþi zamanýnda bitirmeye önem verirler&lt;br/&gt;*Rakamlarla boðuþurlar ve baþarýyý kazanma becerisini ölçmeye çalýþýrlar&lt;br/&gt;*Güçlü motivasyonlarý vardýr&lt;br/&gt;*Ýþlerinde yüksek kaygý taþýrlar&lt;br/&gt;*Çabuk karar verirler&lt;br/&gt;*Randevularýna tam saatinde gider ve baþkasýndan da ayný duyarlýlýðý ister&lt;br/&gt;*Duyarlý kiþilik yapýlarý vardýr&lt;br/&gt;*Az dinlenir ve az spor yaparlar&lt;br/&gt;B Tipi Kiþilik Davranýþý&lt;br/&gt;*Ývedi ve sabýrsýzlýk düþünceleri yoktur.&lt;br/&gt;*Gösteri meraklýsý deðildirler, sorulmadýkça baþarýlarýný ve yaptýklarýný tartýþma ihtiyacý duymazlar&lt;br/&gt;*Oyunu yarýþma için deðil, hoþça zaman geçirmek için oynarlar&lt;br/&gt;*Suçluluk duymadan dinlenirler&lt;br/&gt;*Sosyal deðerler için çok fazla kaygýlanmazlar&lt;br/&gt;*Zaman esiri olmazlar&lt;br/&gt;*Ekiple kolayca çalýþýrlar&lt;br/&gt;*Karar vermede aceleci deðildirler&lt;br/&gt;*Özel hayatý ile iþ hayatý arasýna kolayca sýnýr koyarlar&lt;br/&gt;*Eve döndüklerinde tamamen günlük hayattan uzaklaþabilirler&lt;br/&gt;A tipi kiþilik davranýþa sahip kiþiler daha çok stresli kiþilerdir. Bir</description></item><item><title>ENDÝÞE VE KENDÝNE GÜVEN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?endise-ve-kendine-guven-367876.html</link><description>ÜNÝTE&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ENDÝÞE VE KENDÝNE GÜVEN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÜNÝTE BAÞLIKLARI:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Endiþe ve Kendine Güvensizlik Korkuyu Nasýl Meydana Getirir&lt;br/&gt;*Taným&lt;br/&gt;*Dereceler arasý farklýlýklar&lt;br/&gt;*Endiþeli Davranýþ Biçimleri&lt;br/&gt;*Ýletiþim Endiþesi Üzerindeki Etkiler&lt;br/&gt;Ýletiþim Endiþesinin Yönetimi&lt;br/&gt;*Ýletiþim Becerileri ve Deneyimi Kazanmak&lt;br/&gt;*Hazýrlanma ve Uygulama&lt;br/&gt;*Baþarý Üzerine Odaklanmak&lt;br/&gt;*Kendini Duruma Alýþtýrmak&lt;br/&gt;*Ýletiþim Endiþesini Bir Perspektife Yerleþtirmek&lt;br/&gt;*Gevþemek&lt;br/&gt;Kendine Güven&lt;br/&gt;*Kendine Güvensizlik&lt;br/&gt;*Saldýrganlýk&lt;br/&gt;*Kendine Güvenli Ýletiþim&lt;br/&gt;Kendine Güveni Artýran Yöntemler &lt;br/&gt;*Kendine Güvenenlerin Ýletiþim Þeklini Analiz Etmek&lt;br/&gt;*Kendi Ýletiþim Þeklinizi Analiz Etmek&lt;br/&gt;*Kendine Güvenli Ýletiþim Þeklini Prova Etmek &lt;br/&gt;*Kendine Güvenerek Ýletiþim Kurma&lt;br/&gt;ÜNÝTE AMAÇLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BU ÜNÝTE TAMALANDIÐINDA AÞAÐIDAKÝLERÝ YAPABÝLÝYOR OLMALISINIZ:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.   Endiþe ve kendine güvensizlik konularýnýn nasýl geliþtiðine dair teorileri açýklamak &lt;br/&gt;2.   Ýletiþim endiþesinin ne olduðunu tanýmlamak&lt;br/&gt;3.   Ýletiþim endiþesini ortaya çýkaran sebepleri tespit etmek&lt;br/&gt;4.   Ýletiþim endiþesi yönetimi konusunda önerilerde bulunumak.&lt;br/&gt;5.   Kendine güvenmek, güvenmemek ve saldýrganlýk terimleri arasýndaki farklarý ayýrt edip tanýmlamak. &lt;br/&gt;6.   Kendine güveni artýrýcý yöntemleri açýklamak &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kiþilerarasý iletiþim konusunda en önemli beceriler, iletiþim endiþesini en aza indirgemek ve kendine güveni artýrmaktýr. Bir çoðumuz çeþitli iletiþim durumlarýnda endiþeli (veya utangaç veya suskun) davranýrýz. Buna benzer olarak bir çoðumuz kendimizi savunmak veya açýklamak konusunda sessiz kalýrýz. Bu ünitede, endiþe ve kendine güven hakkýndaki sorunlar, bu özellikleri daha iyi anlayabilmeyi ve yönetebilmeyi etkili olarak saðlamak üzere ele alýnmýþtýr.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ENDÝÞE VE KENDÝNE GÜVENSÝZLÝK KORKUUY NASIL MEYDANA GETÝRÝR:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Endiþenin ve kendine güvensizliðin kaynaðý hakkýnda bir çok açýklama bulunmaktadýr. En yaygýn üç teori; doðuþtan olma, kiþisel yetersizlik ve kendine güvensizlik teorileridir. &lt;br/&gt;Doðuþtan olma teorisine göre kiþiler endiþeli ve kendilerine güvensiz doðarlar. Kiþinin tabiatýnda olan bir faktör o kiþinin endiþeli mi endiþesiz mi, ya da kendine güvenli mi güvensiz mi olacaðýný belirler.Eðer insanlarýn ses veya acýya karþý farklý duyarlýlýklarla doðduðu kabul ediliyorsa, yabancýlara, yeni durumlara veya kiþilerarasý karþýlaþmalara karþý da doðuþtan gelen farklý duyarlýlýklarý olduðu söylenebilir. &lt;br/&gt;Kiþisel yetersizlik teorisinin yüzlerce çeþitlemesi bulunmaktadýr, ancak hepsinin buluþtuðu ortak nokta, kendine güvensiz ve endiþeli davranýþlar kiþisel sorunlarýn veya yetersizliklerin belirtileridir. Tüm yaklaþýmlarýn bir diðer ortak fikiri, kendine güvensiz ve endiþeli davranýþlarýn kaynaðýnýn eski deneyimlere, sorunlara ve bu sorunlarýn çözülmesi konusundaki yetersizliklere dayanmasýdýr. Bu durumda olan bir kiþinin, endiþesini azaltmasý veya kendine güvenini artýrmasý için yoðun bir terapiye ihtiyacý vardýr. &lt;br/&gt;Bir baþka teoriye göre, endiþe ve endiþesizlik, kendine güven ve kendine güven</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - HERÞEY DÜÞÜNCEDE BAÞLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-hersey-dusuncede-baslar-413898.html</link><description>herþey düþüncede baþlar</description></item><item><title>ÇOCUKLUK DEPRESYONLARI VE AYRILMA ANKSÝYETESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocukluk-depresyonlari-ve-ayrilma-anksiyetesi-377006.html</link><description>&amp;#199;OCUKLUK DEPRESYONLARI VE AYRILMA ANKS&amp;#304;YETES&amp;#304;&lt;br/&gt;Ya&amp;#351;am&amp;#305;n ilk y&amp;#305;llar&amp;#305; bebe&amp;#287;in bedensel, ruhsal ve zihinsel yönlerden en h&amp;#305;zl&amp;#305; geli&amp;#351;ti&amp;#287;i dönemlerdir. Bu geli&amp;#351;imin sa&amp;#287;l&amp;#305;kl&amp;#305; yürümesi i&amp;#231;in &amp;#231;ocu&amp;#287;un temel gereksinimlerinin doyurulmas&amp;#305; gerekir. Bu yüzden biyolojik beslenmenin yan&amp;#305; s&amp;#305;ra duysal (&amp;#231;evreden gelen uyaranlar) ve duygusal (sevgi, &amp;#351;efkat, koruma)beslenmesi de zorunludur.&lt;br/&gt;Bebek bu dönemde, kendisine bakacak yeti&amp;#351;kine tam anlam&amp;#305;yla ba&amp;#287;&amp;#305;ml&amp;#305;d&amp;#305;r. Bu ki&amp;#351;i ile kurulacak teke tek ili&amp;#351;ki, sa&amp;#287;l&amp;#305;kl&amp;#305; geli&amp;#351;mesi i&amp;#231;in önemlidir Bu ili&amp;#351;ki süresince &amp;#231;ocukta, kendisine bak&amp;#305;m verecek ki&amp;#351;iye derin bir ba&amp;#287;lanma (attachment) olu&amp;#351;ur. &amp;#199;ocu&amp;#287;un bu ba&amp;#287;lanmas&amp;#305; kendisinin biyolojik olarak henüz yetersiz ve &amp;#231;aresiz olmas&amp;#305;n&amp;#305;n ka&amp;#231;&amp;#305;n&amp;#305;lmaz sonucudur. Bu a&amp;#231;&amp;#305;dan psikolojik ve sosyal davran&amp;#305;&amp;#351;lara, yani ya&amp;#351;am&amp;#305;n sonraki dönemlerinde görülecek olan insanlar aras&amp;#305; ili&amp;#351;kilere bi&amp;#231;im verecek bu ba&amp;#287;lanman&amp;#305;n tümüyle biyolojik temeli vard&amp;#305;r.&lt;br/&gt;Ancak &amp;#231;ocu&amp;#287;a bak&amp;#305;m veren ki&amp;#351;inin &amp;#231;ocuktan k&amp;#305;sa ya da uzun sürelerle ayr&amp;#305;lmas&amp;#305; insan ya&amp;#351;am&amp;#305;n&amp;#305;n ka&amp;#231;&amp;#305;n&amp;#305;lmaz bir par&amp;#231;as&amp;#305;d&amp;#305;r .Böylece ba&amp;#287;lanma duygusunun olu&amp;#351;tu&amp;#287;u &amp;#231;ocukta ba&amp;#287;land&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305; kimseyi yitirme duygusunun yani ayr&amp;#305;lma bulant&amp;#305;s&amp;#305;n&amp;#305;n (separation anxiety) ortaya &amp;#231;&amp;#305;kmas&amp;#305; do&amp;#287;ald&amp;#305;r .Ya&amp;#351;am&amp;#305;n&amp;#305;n normal sürecinde &amp;#231;ocuk annesine ba&amp;#287;lan&amp;#305;r ve anne ,k&amp;#305;sa ya da uzun süre ayr&amp;#305;ld&amp;#305;k&amp;#231;a onun yoklu&amp;#287;unu hisseder ve de&amp;#287;i&amp;#351;ik derecelerde ayr&amp;#305;lma bulant&amp;#305;s&amp;#305;n&amp;#305; ya&amp;#351;ar.&lt;br/&gt;&amp;#199;ocu&amp;#287;un annesine ba&amp;#287;lanmas&amp;#305;n&amp;#305;n yan&amp;#305; s&amp;#305;ra,annesinin de &amp;#231;ocu&amp;#287;a ba&amp;#351;lanmas&amp;#305; ve onun gereksinimlerini alg&amp;#305;layabilme ve doyura bilme yetileri geli&amp;#351;ir: böylelikle normalde kar&amp;#351;&amp;#305;l&amp;#305;kl&amp;#305; doyum sa&amp;#287;layan bir ili&amp;#351;ki vard&amp;#305;r. Bu ili&amp;#351;ki &amp;#231;ocu&amp;#287;un biyopsikososyal geli&amp;#351;iminde son derece önemlidir .Bu ili&amp;#351;kinin uzun süre kesilmesi önemli geli&amp;#351;me kusurlar&amp;#305; ve ruhsal sorunlar do&amp;#287;urabilir.&lt;br/&gt;Yeterli ve yetersiz anal&amp;#305;k sorunu &amp;#231;a&amp;#287;da&amp;#351; ruhbilim ve ruh hekimli&amp;#287;inde üzerinde en &amp;#231;ok durulan konulardan biridir. 1930-40larda bu alanlarda ilk ara&amp;#351;t&amp;#305;rma yapanlardan M. Ribble ilk olarak anne temas&amp;#305;ndan yoksun &amp;#231;ocuklarda ilgisizlik, i&amp;#351;tahs&amp;#305;zl&amp;#305;k, uyar&amp;#305;labilme yetene&amp;#287;inde azalma, solukluk, düzensiz solunum, mide barsak bozulmalar&amp;#305; ve en a&amp;#287;&amp;#305;r durumlarda da marasmus diye bilinen tablonun ortaya &amp;#231;&amp;#305;kt&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;n&amp;#305; ileri sürmü&amp;#351;tür. Bowlby , anneden ayr&amp;#305;lman&amp;#305;n &amp;#231;ok de&amp;#287;i&amp;#351;ik sonu&amp;#231;lar verdi&amp;#287;ini,her zaman marasmus, analitik depresyon, hospitalizm gibi durumlarla sonu&amp;#231;lanmad&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;n&amp;#305;;fakat erken ya&amp;#351;taki anne yoksunlu&amp;#287;u yaras&amp;#305;n&amp;#305;n ilerki ya&amp;#351;larda az ya da &amp;#231;ok uyum bozuklu&amp;#287;una neden olaca&amp;#287;&amp;#305;n&amp;#305; belirtmi&amp;#351;tir. Bu konuyla ilgili olarak H. Harlowun maymunlar üzerinde yapt&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305; ara&amp;#351;t&amp;#305;rmalara da de&amp;#287;inmek gerekir. Harlow yeni do&amp;#287;mu&amp;#351; maymun yavrular&amp;#305;n&amp;#305; bol süt veren telden yap&amp;#305;lm&amp;#305;&amp;#351; anne ile, süt vermeyen kürkten yap&amp;#305;lm&amp;#305;&amp;#351; yapay anne yan&amp;#305;nda büyüttü .Yavru maymunlar sütlerini tel anneden ald&amp;#305;klar&amp;#305; halde, korkutucu bir uyaran ve stresle kar&amp;#351;&amp;#305;la&amp;#351;&amp;#305;nca hemen yumu&amp;#351;ak anneye ko&amp;#351;up sar&amp;#305;lmaktayd&amp;#305;lar. Harlow yeni do&amp;#287;mu&amp;#351; maymun yavrular&amp;#305;n&amp;#305;, maymun ve insan ili&amp;#351;kilerinden uzak tutan kafeslerde büyüttü&amp;#287;ünde bu maymunlarda ileri derecede i&amp;#231;e kapanma, sosyal ili&amp;#351;ki kurmada beceriksizlik, cinsel davran&amp;#305;&amp;#351;larda donukluk görülür. Yapay döllenme ile do&amp;#287;urduklar&amp;#305;nda, &amp;#231;ocuklar&amp;#305;na kar&amp;#351;&amp;#305; ileri derecede ilgisiz kalm&amp;#305;&amp;#351;lard&amp;#305;r. &lt;br/&gt;Bütün bu &amp;#231;al&amp;#305;&amp;#351;malar sürekli, teketek  ve nitelikli anne &amp;#231;ocuk ili&amp;#351;kisinin, sa&amp;#287;lam benlik geli&amp;#351;iminde son derece gerekli oldu&amp;#287;unu göstermi&amp;#351;tir. A&amp;#351;a&amp;#28</description></item><item><title>ERKEKLÝK VE EÞCÝNSELLÝK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?erkeklik-ve-escinsellik-343760.html</link><description>ERKEKLÝK VE EÞCÝNSELLÝK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;George L. Mosse&lt;br/&gt;Derleyen ve Çeviren: Emil&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Erkeklik, gerek burjuva toplumunun gerekse ulusal ideolojilerin kendilerini tanýmlarken dayandýklarý bir kavramdý. Onsekizinci yüzyýlda ortaya çýkan, ondukuzuncu yüzyýlda etkisi, gücü artan ahlak ve görgü kurallarýnýn yanýnda, modernleþmenin tehlikelerine karþý mevcut düzeni korumakta kullanýlan bir kavram. Bunlarýn yanýnda erkeklik uluslarýn maddi manevi yaþam güçlerini de simgeliyordu. Uluslarýn erkek kahramanlarý vardý da, kadýn kahramanlarý yok muydu? Elbette ki vardý ancak onlar erkekler gibi canlý, hareketli olarak deðil sakin aðýrbaþlý olarak gösteriliyorlardý. Kadýnlar ilerlemeyi deðil deðiþmez deðerleri temsil ediyorlardý. Erkekler uluslarýn kaderlerini belirlerken kadýnlar arkada kalýp onlara destek çýkýyorlardý.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa&quot;da ideal erkeðin somutlaþmýþ tasvirini eski Yunan heykellerinde buluyoruz. Kadýn tasvirleri ise geleneksel Meryem Ana resimlerine göre biçimlendiriliyorlardý. erkeklik deðiþen bir dünyada soylu þövalye ruhunu, erdemlilik ve diðer bazý davranýþlarý için kaynak olarak kullanmakla birlikte yeniçaðda ortaya çýkan bir burjuva kavramýydý. Fransýz Devrimi Savaþlarý sýrasýnda, Ýngiltere, Fransa ve Almanya&quot;da toplumun orta katmanlarýndan gelen çok sayýda gönüllü, erkekliklerini kanýtlamak için savaþa koþmuþlardý. Bu benzeri görülmedik geliþme erkeklik idealine iktidarý ele almakta olan burjuvanýn kendi tasvirinde önemli bir yer saðladý. Bu dönemde, Alman baðýmsýzlýk savaþlarýnýn þairleri erkekliði övüyor, erkekliðin gücünü, egemenliðini, gaddarlýðýný vurguluyorlardý.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Erkeklik, burjuva toplumu için yalnýzca ekonomide deðil, toplumsal ve cinsel yaþamda da zorunlu olan iþbölümünü destekliyordu. Erkeðin ve kadýnýn rolü net bir þekilde ayrýlmalýydý, çocuklar ise kendilerine özgü bir yere konulmalýydý. Aile içinde iþ bölümünün, erkek ile kadýn arasýndaki ayrýmýn modern çaðda zorunlu olduðu sürekli yineleniyordu. Dr. Albert Boll, kadýn haklarý hareketlerine sempati duymasýna raðmen, kadýnýn erkekleþmesinden, erkeðin kadýnlaþmasýndan þikayet ediyor, eðer kültürün zenginleþmesi isteniyorsa cinsiyet ayrýmýnýn sürdürülmesi gerektiðini söylüyordu. Erkek-kadýn ikiliðinin tehlikeli olduðunu görmek seksologlarýn en hoþgörülüsü olan Havelock Ellis&quot;i dehþete düþürüyordu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Burjuva davranýþ normlarýný eleþtirenler ya da erkek ve kadýn için çizilen etkinlik sýnýrlarýný çiðneyenlerin anormal, toplum için tehdit olduklarý sonucuna varýlýyordu. Alýþýlmýþ suçlular, cinsel sapýk diye adlandýrýlan insanlar, yabancýlar (birçok Alman için Fransýz erkekleri az erkektirler) ve cinsel rolleri birbirine karýþtýrmakla suçlanan Yahudiler bu gruba giriyorlardý.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cinsel sapkýnlýk, orta sýnýf için alt sýnýflarýn huzursuzluðu kadar, aristokratlarýn kibirliðinden ise çok daha fazla tehdit oluþturuyordu. Eþcinsellik bu konuda özellikle yararlý bir örnek. Eþcinsellerin yalnýzca cinsiyetlerin karýþmasýný deðil, cinsel aþýrýlýðý da simgelediði düþünülüyordu. 19. yüzyýlýn baþýnda eþcinsellik her çeþit ayaklanma ile ilintilendiriliyordu. Ýngiltere&quot;de, Fransýz Devrimi Savaþlarý sýrasýnda eþcinseller düþmana yardým etmekle suçlanýyorlardý.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Almanya ve Ýngiltere&quot;de ahlaki deðerleri belirleyen Protestanlýða karþýn Katolik kilisesinin cinsel sapkýnlýklara yönelik deðiþen tutumunu incelemek aydýnlatýcý olacak. Katolik tanrýbilimi erkekliðin böylesine önem kazanmasýndan önce normal ile anormal arasýnda deðiþmez bir çizgi çekmemiþti. Eþcinsellik, tanrýsal düzene, dolayýsýyla da doðaya karþý iþlenen bir suç olarak görülüyordu. Eþcinsellik tanrýnýn öfkesine ve gazabýna, ayaklanmalara, devrimlere neden oluyordu. Lut peygamberin kenti, kentteki bazý insanlarýn bu sapýkça ahlaksýzlýðýndan ötürü tanrýnýn öfkesi ile yok olmuþtur. Homoseksüel terimi týp bilimince bulunmuþ, daha önce erkekler arasý iliþkiler için kullanýlan sodomite&quot;nin yerini 19. yüzyýlýn ikinci yarýsýnda yavaþ yavaþ almýþtý. Katolik tanrýbilimcileri ise hala eþcinselliðin biyolojik yönü üzerinde duruyorlardý. Onlar için önemli olan</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝK DANIÞMANLIK VE REHBERLÝK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikolojik-danismanlik-ve-rehberlik-347844.html</link><description>PSÝKOLOJÝK DANIÞMANLIK VE REHBERLÝK (DERS NOTLARI)!!!&lt;br/&gt;Psikolojik Danýþma, kiþinin geliþme ve problemlerini çözümleyebilme konularýnda sistematik yardým gayretleri olarak ortaya çýkmýþtýr.&lt;br/&gt;Williamson&quot;a (1949) göre psikolojik danýþma yetiþme durumu. Sahip olduðu beceri ve kendisine tanýnan yetki nedeniyle danýþman&quot;ýn uyum problemlerini karþýlamasýnda, algýlamasýnda, açýk seçik görmesinde danýþana yardýmcý olduðu yüz yüze bir durumdur.&lt;br/&gt;Bu görüþ, danýþmaný merkeze almakta ve ona bir otorite statüsü kazandýrmaktadýr. Danýþma oturumlarýnda danýþman, telkin ve tavsiyelerde bulunmakta, dolayýsýyla danýþaný yönlendirmektedir. Böylece danýþman önder durumda olan üstün bir kiþi konumuna getirilmektedir. &lt;br/&gt;Rogers&quot;a göre psikolojik danýþma, terapist ile kuruluan iliþkinin verdiði güven havasý içinde ben yapýsýnýn yumuþamasý, daha önceden inkar edilmiþ olan yaþantýlarýn algýlanmasý ve deðiþen benlik yapýsýna katýlma sürecidir. &lt;br/&gt;Mowrer (1951) ise anýþmayý, tamamen bilinçli alanýnda olan çeliþkilerin yarattýðý normal kaygýlardan rahatsýz bir bireye uzman tarafýndan yapýlan yardým olarak tanýmlanmaktadýr.  &lt;br/&gt;Shertzer ve Stone (1974) psikolojik danýþmayý, temelde kiþinin kendi kendine yetmesini saðlamak için kiþide var olan potansiyeli ortaya çýkarmasýna yardým edilen yaklaþýmdýr.  &lt;br/&gt;Psikolojik danýþma hizmetleri tüm rehberlik hizmetlerinin temelini ve özünü oluþturur ve bireylere doðrudan doðruya psikolojik danýþma yapmayý kapsar. Psikolojik danýþma hizmetleri uzman personel tarafýndan profesyonel düzeyde sunulan sözel iletiþime dayalý bir psikolojik yardým türüdür. Amaç, bireylerin kendilerini  gerçekleþtirmelerine yardým etmektir.  &lt;br/&gt;Psikolojik danýþma bireylere, amaçlarýna ulaþmalarýnda yardýmcý olan bir kiþiler arasý iliþki sürecidir. Danýþma sürecinde yardýmcý olunabilecek konulardan bazýlarý þunlardýr: Benliði anlamak, bugün ve gelecek hakkýnda bilgi sahibi olmak,  önemli kiþisel kararlar almak, baþarýlabilecek ve büyümeyi hýzlandýracak kiþisel amaçlar belirlemek, istenilen fakat gerçekleþtirilmesi mümkün olan bir gelecek kavramý oluþturmak için planlar yapmak, kiþisel ve kiþiler arasý problemlere etkili çözümler getirmek, etkisiz davranýþlarý daha etkili davranýþlara dönüþtürmek, çevresel zorluklar ve yaþam þartlarý ile baþ etmek, kaygý, suçluluk, kendini küçük görme, yalnýzlýk, yabancýlaþma, umutsuzluk ve kendine güvensizlik gibi benliði bozan ve olumsuz duygulara yol açan kýsýmlarý kontrol altýna almak, kiþiler arasýnda etkili iliþki kurma yollarýný öðrenmek ve uygulamak, önemli kiþisel kararlar verebilmek için karar verme sürecinin temel gereklerini öðrenmek ve bundan yararlanmak, benlik için bir beðeni ve saygý duygusu kazanmak ve kiþinin temel ihtiyaçlarýnýn karþýlayabileceði konusunda iyimser olmak.  &lt;br/&gt;Byrne, danýþma sürecinin amaçlarýný uzak, ara ve anlýk amaçlar olmak üzere üç grupta incelemektedir. Uzak amaçlar yaþamýn doðasý ve evrensel insan görüþlerinden kaynaklanan felsefi amaçlardýr. Ara amaçlar, bir kimsenin neden danýþmaya  ihtiyaç duyduðu ile ilgilidir. &lt;br/&gt;Anlýk amaçlar ise danýþma sürecinin her bir anýnda niyetlenilenlerle ilgilidir. Her danýþman&quot;ýn tüm danýþanlar için kabul ettiði genel bir amaç olmadýr.  Bu amaç onun deðerlerini ve tüm psikolojik görüþlerini içermelidir. Danýþanýn yeterli düzeyde geliþmesini saðlamak, yapýcý, uyumlu, mutlu ve ruh saðlýðý yerinde bir insan olmasýný ve bunu devam ettirmesini saðlamak danýþma sürecinin temel amaçlarýndandýr.  &lt;br/&gt;Psikolojik danýþma bir yardým iliþkisi, bir dizi etkinlikler ve verilen hizmetler bakýmýndan özel bir alan olarak tanýmlanabilirken, danýþma psikolojisi, uygulamalý psikolojinin en geniþ uzmanlýk alaný olarak tanýmlanabilir. Uygulayýcýlarý sosyal kurumlarda, okullarda, hastanelerde ve endüstriyel kurumlarda çalýþabilmektedir. Psikolojik danýþma veya psikoterapi yapabilirler. Problem geliþtirme veya eðitim  veya toplumu geliþtirme etkinliklerine katýlabilirler. Diðer psikolojik yardým meslekleri ile örtüþme olsa bile hastalýk veya uyumsuzluklardan daha çok kendini gerçekl</description></item><item><title>AÝLE ÝÇÝ ÞÝDDET</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aile-ici-siddet-378315.html</link><description>AÝLE ÝÇÝ ÞÝDDETÝN NEDENLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aile içi þiddetin nedenleri çok çeþitli ve karmaþýktýr.Bu nedenleri genel olarak üç ana baþlýk altýnda toplamak mümkündür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Aile Ýçi Þiddetin Biyolojik Nedenleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Biyolojik nedenler arasýnda erkeklik hormonlarýnýn etkisi,antisosyal kiþilik bozukluðu gibi bazý ruhsal bozukluluklar sayýlabilir.Saldýrgan yani þiddeti uygulan aile bireylerinin büyük oranlarda erkek oluþu ve bu saldýrgan davranýþlarýn ilerleyen yaþla birlikte azalmaya baþlamasý,erkeklik hormonlarýnýn þiddet davranýþýnda etkili olduðunu düþündürmektedir. Hallüsinasyonlar gerçeklikten uzaklaþma,duygusal cevaplarýn kaybý,sosyal iliþkilerin bozulmasý gibi belirtilerle ortaya çýkan þizofreni ve bunun bir çeþidi olan þüphe, kýskançlýk, kendini beðenmiþlik gibi duygularýn görüldüðü paranoid þizofreni diye adlandýrýlan akýl hastalýklarý da biyolojik nedenler arasýndadýr.Suç iþlediðinde bu davranýþtan hoþlanma gibi tutumlarýn görüldüðü antisosyal kiþilik bozukluklarý da þiddetin biyolojik nedenlerindendir.   &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2.Aile Ýçi Þiddetin Psikolojik Nedenleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sürekli olarak,aile içi þiddete maruz kalan kadýnlar, böyle olmayý seçmemiþlerdir. Þiddet uygulayan çoðu eþ, aile birliðinin ilk dönemlerinde bunu uygulamaz.Ne zaman arada derin ruhsal baðlar kurulmaya baþlar, iþte o zaman þiddet eðilimleri kendini gösterir.Ýlk þiddet ataðý,þiddete uðrayan eþ için sürpriz olur ve bunu þiddet eðilimi olarak yorumlamaz.Ancak þiddet zaman içinde artmaya meyillidir.Ýlk yaralanmalar hafif ve önemsiz kabul edilir ve þiddete uðrayan eþ þiddeti uygulayan eþin kendisine zarar verme kastý taþýmadýðýna inanýr.Eþine karþý duygularýnda önemli bir deðiþiklik olmaz.Ancak þiddetin boyutu ilerlediðinde þiddete uðrayan eþin duygusal baðý giderek zayýflar.Fakat eþini terk ederse uðrayacaðý þiddetin artacaðýndan korkar.Sosyal kurumlardan destek alamayacaðý endiþesi ona&quot;bu þiddete katlanmalýyým&quot;düþüncesi getirir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Aile Ýçi Þiddetin Sosyal Nedenleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Þiddet uygulama,öðrenilen bir davranýþtýr.En önemli öðrenme kaynaðý ise,þiddeti uygulayan kiþinin kendi ailesidir.Çocukluk ve gençlik dönemlerinde,aile içi þiddetin uygulandýðý bir ortamda yetiþenlerin, þiddet gösterme eðilimlerine sahip olduklarý bilinmektedir. Ayrýca þiddetin, toplum tarafýndan paylaþýlan bir deðer yargýsý olarak kabul edilmesi ve kuþaktan kuþaða aktarýlmasý da sosyal bir neden olarak kabul edilmektedir. Toplumlarýn sahip olduklarý iletiþim becerilerinin yetersizliði,duygu ve düþüncelerin kýþkýrtýcý biçimde ifade edilmesi alýþkanlýðý, bilinçsizce yapýlan suçlamalar, hatalý namus ve ahlak anlayýþlarý da þiddetin sosyal nedenleri arasýndadýr.Yoksulluk hayat karþýsýnda þanssýz olmak, beklentilerin ve kazanýlmýþ niteliklerin yoksunluðu gibi sosyal ve ekonomik bazý unsurlar da þiddet uygulanmasýna neden olur.Alkol ve madde baðýmlýlýðý kiþiler ise bu sosyal faktörlerden gerekse kullandýklarý baðýmlýlýk yapan maddeler neden olduðu ruhsal etkiler sonucunda þiddet uygulamaya daha çok yatkýndýrlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AÝLE ÝÇÝ ÞÝDDETÝN TÝPLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aile içi þiddet, uygulanýþý ve þiddetin uygulandýðý kiþiler dikkate alýndýðýnda farklý þekiller ortaya çýkabilir.Uygulanýþýna göre:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fiziksel, duygusal(psikolojik) ve ekonomik þiddetten söz edilebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Fiziksel Þiddet&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Aile içi þiddetin en sýk olarak uygulanan biçimidir.Sarsma, hýrpalama, tokat atma, dayak atma, bireye cisimler atma, duvarlara vurma, saçýndan tutup yerlerde sürükleme,itme,sopa ve odun ile dövme, ellerini kollarýný baðlama, zorla cinsel iliþkide bulunma,kesici delici aletlerle üzerine yürüme ve bunlarý kullanarak kiþiyi yaralama, ateþli silahlar kullanma, kiþileri öldürme gibi durumlar fiziksel þiddet uygulamalarýdýr.&lt;br/&gt;2. Duygusal Þiddet&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Kiþiye baðýrma, baþkalarýnýn önünde küçük düþürme, gururunu incitme, kiþiye fiziksel þiddet uygulama tehdidi etme, kiþinin duygu ve düþüncelerini açýkça ifade etme özgürlüðünü elinden alma, kendi gibi düþünüp davranmaya zorlama, kiþinin hareket özgürlüðünü kýsýtlama, kendi aile bireyleri ve arkadaþlarýyla iletiþimini yasaklama, kiþinin istediði gibi giyinme özgürlünü kýsýtlama gibi fiziksel bir baský olmaksýzýn uygulana ve ruh saðlýðýný bozucu eylemlerin tümü duygusal þiddet kapsamýndadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Ekonomik Þiddet&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Kiþilerin çalýþma gelir saðlama özgürlüklerinin  elinden alýnmasý, mal alýp satmalarýnýn engellenmesi, gelirlerine el konulmasý, gelir saðlamak üzere çalýþmaya zorlanmasý gibi eylemleri tümü ekonomik þiddete girmektedir.   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  Aile içi þiddetin uygulandýðý kiþilere göre türleri ise eþlere,</description></item><item><title>GENÇLER NÝÇÝN CÝNAYET ÝÞLÝYOR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gencler-nicin-cinayet-isliyor-455254.html</link><description>Gençler niçin cinayet iþliyor?&lt;br/&gt;ABDnin Denver kentinde 20 Nisan 1999 tarihinde meydana gelen okul katliamý, ülke tarihine Kanlý Salý olarak geçti. Columbine Lisesindeki katliamýn failleri Eric Harris (18) ve Dylan Klebold (17) ayný okulun öðrencilerinden. Bu iki öðrenci önce aralarýnda biri öðretmen olmak üzere 13 kiþiyi öldürdüler; daha sonra da intihar ettiler. Çocuklarýn son derece büyük bir soðukkanlýlýkla gerçekleþtirdikleri bu katliam ABDde ve dünyada üzüntü ve endiþe yarattý. Ýlk günlerin þoku atlatýldýktan sonra gençler arasýnda giderek yaygýnlaþan þiddet eylemleri tartýþmaya açýldý. ABDli uzmanlar son iki yýl içinde meydana gelen okul katliamlarýnýn baþ sorumlusu olarak silah satýþlarýndaki artýþý gösteriyor. Harris ve Kleboldun kullandýðý silahlar da bu görüþü haklý çýkartýyor. Ancak þiddet eylemlerinin bir de biyolojik boyutu var. &lt;br/&gt;Gençlerin þiddet olaylarýna karýþmasýnýn altýnda pek çok neden yatýyor. Kimi öldürücü silahlara kolay ulaþmalarýný en önemli etmen olarak öne sürerken, kimi aile içi þiddetin sorumlu olduðunu savunuyor. Kimileri de þiddet ve intikam duygularýný yücelten bir kültürün içinde yetiþen çocuklarýn þiddeti olaðan, sýradan bir olgu olarak algýladýklarýný, ölüm kavramýnýn ciddiyetini kavrayamadýklarýný ileri sürüyor. &lt;br/&gt;Bu arada konuya bilimsel açýdan açýklýk getirmek isteyen bilim adamlarý, eline silah geçiren, toplum tarafýndan dýþlanan her çocuðun niçin bir Eric Harris veya Dylan Klebold olmadýðýný araþtýrýyor. Bilim adamlarýna göre bir çocuðun acýmasýz bir katil haline gelebilmesi için özel genetik bir yapýnýn, özel çevresel koþullar altýnda tetiklenmesi gerekiyor. &lt;br/&gt;Þiddeti, biyolojik yapýya baðlamaya çalýþan bilim adamlarý ýrkçý olduklarý gerekçesiyle sert eleþtirilere hedef oldular. Öyle ki 1960lý yýllarda þiddete eðilim gösterenlere cerrahi müdahale yapýlmasý bile gündeme getirildi. Ancak daha sonraki yýllarda sinirbilim ve psikoloji arasýndaki disiplinlerarasý araþtýrmalar yaygýnlaþtýkça þiddeti yalnýzca genetik yapýya baðlamanýn veya cinayetlerin tek sorumlusunun beynin ön lobu olduðunu iddia etmenin yanlýþlýðý da ortaya çýktý. Gerçekte tablonun daha karmaþýk ve ince nüanslarla dolu olduðu anlaþýldý. Araþtýrmalar, deneyim ve çevresel koþullarýn beyni þekillendirdiðini gösteriyordu. Çevre mi, doða mý tartýþmasý bir sarkaç gibi iki uç arasýnda gidip gelirken þiddetin biyolojik kökenleri konusundaki araþtýrmalar son günlerde yeniden hýz kazandý. &lt;br/&gt;Ýlk deneyimler her zaman son deneyimlerden daha güçlü ve kalýcýdýr. Bu nedenle yetiþkinlere oranla daha kolay þekillenen çocuk beyni, tanýk olduðu þiddet olaylarýný bir sünger gibi emer; bu olaylar çocuðun beyninde derin izler býrakýr. Stres yüklü olaylar sýk sýk tekrarlanýrsa çocuðun beyninde fiziksel deðiþiklikler meydana gelir. Baylor College Týp Fakültesinden Dr. Bruce Perry &amp;apos;ye göre, büyüme sürecinde sürekli olarak stres altýnda kalan çocuklar, düþünmeden hareket eden dürtülerinin esiri olmuþ insanlara dönüþür. Bu da tehlikeli sonuçlar doðurur. Ýnsanýn içinde büyüdüðü ilk çevresel koþullar sinir sistemini strese karþý programlar diye konuþan McGill Üniversitesinden Michael Meaney, Aile desteðinin yetersiz ve zayýf kaldýðý durumlarda çocuk dünyanýn çirkinliklerle dolu olduðuna karar verir. Dolayýsýyla dünyaya nefretle yaklaþýr. Bu da anne ve babasýnýn tacizine maruz kalan çocuklarýn þiddete yatkýn olacaðý anlamýna gelmektedir diyor. &lt;br/&gt;Sürekli üzüntü ve þiddete maruz kalan çocuklarda ise, stres hormonlarý bir aþamadan sonra beyni tepkisizliðe þartlar. Bilgisayar klavyesinde en fazla kullanýlan tuþun bir süre sonra çalýþmamasý gibi, beyin de savunma mekanizmasý olarak olaylara tepki vermez. Bu tip çocuklar anti sosyal kiþilik özellikleri sergiler. Tipik olarak bunlarýn nabýzlarý yavaþtýr ve duygusal duyarlýlýklarý çok zayýftýr. Bunlarýn en belirgin özellikleri empati (bir kimsenin kendisini baþka birisi ile veya bu kimsenin davranýþlarý ile yakýn olarak görmesi) yoksunluðu ve çevrelerindeki dünyaya hiç ilgi göstermemeleridir. Çoðunluðu hayvanlara eziyet eder. Ayrýca bu çocuklar cezalandýrýldýklarý zaman tepkisiz kalýr. Bunlar acý duymaz; hiçbir þey onlarý heyecanlandýrmaz; bilinç düzeyleri çok sýðdýr. Düþmanca, tepkisel ve saldýrgan davranýþ þekli hepsinin ortak noktasýdýr. Sürekli kendilerine haksýzlýk edildiði iddiasýndadýrlar. &lt;br/&gt;Çocuða yeterli ilgi göstermeyen anne babalar da tacizci anne babalar kadar zararlýdýr. Ýçine kapanýk, çocuklarýný ihmal eden pasif anne babalarýn çocuklarýnýn duygularý güdük kalý</description></item><item><title>ÖDÜL VE CEZA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?odul-ve-ceza-449770.html</link><description>Ödül ve ceza sistemini kullanmak&lt;br/&gt;Ödül ve ceza sisteminin temel amacý,öðrenciye kendi davranýþlarýný yönetmek için  gerekli olan duygusal ve düþünsel yeterliliði kazandýrmaktýr.Öðrenci,öðretmeni tarafýndan olumlu veya olumsuz olarak deðerlendirilen davranýþlarýna verilen pekiþtireçlere göre,kendini denetleme yeterliliði geliþtirmektedir.&lt;br/&gt;Ödül ve cezanýn mutlaka bir amaca yönelik olmasý gerekir.Buna göre nedensiz ödül veya ceza verilemez.Ayrýca öðrenci,hangi davranýþlarýnýn neden ve nasýl ödüllendirileceði veya cezalandýrýlacaðý konusunda yeterli ön bilgilere sahip olmalýdýr.Bu durum ,ödül ve cezanýn amaçlý olmasýnýn yanýsýra anlamlý olmasýný da gerektirmektedir.&lt;br/&gt;Ödül ve cezanýn anlamlý olmasý için ,öðrencinin psikolojik,zihinsel ve ahlaki geliþimine uygun olmasý gerekir.Araþtýrmalar,ödülün,öðrenmede cezaya oranla daha etkili  ve kalýcý olduðunu göstermektedir.Ödül ve ceza davranýþ ortaya çýktýðýnda verilmeli ve mutlaka sonuçlarý izlenmelidir.Öðretmen ,ödül veya ceza verirken  duygusal davranmamalýdýr.Özellikle ceza,asla bir öfke ve hýncýn sonucu olmamalýdýr.Ödül ve ceza kiþiliðin tamamýna deðil,sadece istenmeyen davranýþa yönelik olmalýdýr.Ödül ve ceza yapýcý,yaratýcý ve öðrenciyi geliþtirici nitelikte olmalýdýr.Hiçbir zaman ödevler ve dersler ceza olarak kullanýlmamalýdýr.&lt;br/&gt;Özellikle içtenlik,empatik farkýndalýk ve koþulsuz sevgi,davranýþ sorunlarýnýn ortadan kaldýrýlmasý için en uygun yaklaþýmlardýr.Gerçekte insan ,sadece koþulsuz sevgi ve kabul gördüðü ortamlarda mutlu ve üretken olabilir.Çünkü insanýn iç dünyasýnda özgürleþmesi,ancak kendini olduðu gibi kabul eden bir sosyal çevre içinde gerçekleþir.&lt;br/&gt;Bu baðlamda eðitim,bireyin anlam arayýþýna ve varlýðýný yaratýcý etkinliklerle geliþtirmeye dönük,her tür insansal gereksinimini karþýlayacak sýnýrsýz imkanlara sahiptir.Öðretmenin görevi,bunlarý görmek ve göstermektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br/&gt;Sýnýf Kurallarýnýn Belirlenmesi&lt;br/&gt;Sýnýfta düzenin saðlanmasý için, öðrencilerin kendilerinden beklenen davranýþlarý bilmeleri gerekir.Öðrenciler kendilerinden beklenen davranýþlarý zaman içinde ödül ve ceza yollarý ile öðrenebilirler.Ancak bu yaklaþým hem uzun zaman alýr, hem de sýnýfta hoþ olmayan durumlar ortaya çýkarabilir.Bu nedenle öðrencilere, okula baþladýklarý zaman kendilerinden ne tür davranýþlar beklendiðinin duyurulmasý gerekir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ceza&lt;br/&gt;Ceza öðretmenin öðrencinin istenmeyen davranýþýna karþýlýk öðrencinin hoþa giden þeylerden alýkoymasý ya da öðrencinin hoþuna gitmeyen iþleri yaptýrmasýdýr. Örnegin: Ýstemeyen  davranýþta bulunan öðrenciyi tenefüse çýkarmama ya da ödevini yapmayan öðrenciye daha fazla ödev verilmesi hoþa gitmeyen iþlerdendir. Kýsacasý ceza alan öðrenci bazý haklardan mahrum olur. Kabul etsek de etmesek de öðrencilerin öðretmenlerin sýnýf kontrolü ve yönetiminde ceza kullanmalarý bir gerçektir. Öðretmenlerin kullandýðý cezalar farklýlýk göstermemektedir. Çoðu öðretmenlerimiz ðörevlerine ilk baþladýklarýnda cezaya tümüyle karþýdýr. Ancak zamanla ceza verenler tarafýna geçmektedir. Hatta öðretmenlerimizin çoðunluðu cezaya karþý olmalarýna raðmen sýnýfta uyguladýklarýný ifade etmektedirler ( Kaya 2002:186). Ceza istenmeyen davranýþa karþý en son baþvurulabilir olmalý diðer seçenekler iþe yaramadýðýnda düþünülmelidir. Öðretmen cezadan çok önleyici yöntemlere baþvurmalý ama ceza vermemek uðruna dersin engellenmesine de izin vermemelidir. Ceza davranýþla orantýlý olarak davranýþýn yinelenmesini engelleyecek þekilde uygulanmalý, bunun içinde öðrenci neyi nasýl yaptýðý için ceza aldýðýný bilmelidir. Cezalar istenmeyeni vermek ve istenenden yoksun býrakamak olmak üzere iki grupta toplanýr. Örnegin: Sýranýn üzerine yazý yazan öðrenciye o sýranýn hatta diðer sýralarýn üstünü temizletmek    istenmeyenin verilmesi türünden bir cezadýr. Ýstenenden yoksun býrakmak dýþlama -erteleme þekinde olabilir. Sýnýfýn ortak bir etkinliðinden, televizyon izlemekten yoksun býrakmak bir dýþlamadýr ( Baþar 1999:174,175).&lt;br/&gt;Cezanýn Etkisi&lt;br/&gt;1- Çoðu zaman eðitimciler istenmeyen davranýþlarýn engellenmesinde ve istendik   davtanýþlarýn kazanýlmasý sürecinde cezanýn etkisinin boyutunu tartýþmaktadýrlar . Kýsa süreli cezanýn etkili olduðunu söyleyebiliriz. Ancak psikologlar ve eðitimciler cezanýn uzun sürede istenmeyen sonuçlarýnýn olabileceðine dikkat çekmektedirler. Örnegin: Öðretmen tarafýndan azarlanan bir çocuk okula karþý fobi geliþtirebilir.&lt;br/&gt;  2- Ýki</description></item><item><title>öLüMü ANLATMAK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?olumu-anlatmak-457290.html</link><description>When someone dies, it can be difficult to know how to help your child cope with the loss, particularly as you work through your own grief.&lt;br/&gt;How much kids can understand about death depends largely on their age, life experiences, and personality. But there are a few important points to remember in all cases.&lt;br/&gt;Be honest with your child and encourage questions. This can be hard to do because you may not have many of the answers. But its important to create an atmosphere of comfort and openness, and send the message that theres no one right or wrong way to feel. You might also share any spiritual beliefs you have about death with your child.&lt;br/&gt;And if you need help, there are many resources -   books to counselors to community organizations - that can provide guidance. Your efforts now will go a long way in helping your child get through this difficult time - and through the inevitable losses and tough times that come later in his or her life.&lt;br/&gt;Explaining Death in a Childs Terms&lt;br/&gt;Your childs capacity to understand death - and your approach to discussing it - will vary according to your childs age. Each child is unique, but here are some rough guidelines to keep in mind.&lt;br/&gt;Until kids are about 5 or 6 years old, their view of the world is very literal. So its a good idea to explain the death in terms that are basic and concrete. If the person was ill or elderly, for example, you might explain that the persons body wasnt working anymore and the doctors couldnt fix it. If the person dies suddenly, like in an accident, you might explain what happened - that because of this very sad event, the persons body stopped working. You may have to explain that dying or dead means that the body stopped working.&lt;br/&gt;Kids this young often have a hard time understanding that all people and living things eventually die, and that once a person dies, its final and that person isnt coming back. So even after youve gone through this explanation, your child may continue to ask   the person is or when the person is returning. As frustrating as this may be for you, continue to calmly reiterate, in concrete terms, that the person has died and cant come back, and that your child wont be seeing him or her again.&lt;br/&gt;Avoid using euphemisms, like telling your child that the person who died just went away or went to sleep or even that your family lost the person. Because young kids think so literally, such phrases might inadvertently make your child afraid to go to sleep or fearful whenever someone goes away.&lt;br/&gt;By the same token, remember that your childs questions may sound much deeper than they actually are. For example, a 5-year-old who asks   a person who died is now probably isnt asking whether theres an afterlife. Rather, the child might be satisfied hearing that the person who died is now in the cemetery. This may also be a time to share your beliefs about an afterlife or heaven if that is part of your belief system.&lt;br/&gt;Kids   the ages of about 6 to 10 start to grasp the finality of death, even if they dont understand that it will happen to every living thing one day. A 9-year-old may think, for example, that if he just behaves or makes a wish or finds a lucky penny, he wont die or grandma wont die. Often, children in this age group personify death and think of it as the boogeyman or a ghost or a skeleton. They deal best with death when given accurate, simple, clear, and honest explanations for what happened.&lt;br/&gt;As kids mature into teens, they start to understand that every human being eventually dies, regardless of grades, behavior, wishes, or anything they try to do.&lt;br/&gt;As your teens understanding about death evolves, questions may naturally come up about his or her own mortality and vulnerability. For example, if your 16-year-olds friend dies in a car accident, your teen might be reluctant to get behind the wheel or even ride in a car for awhile. The best way to respond is to empathize about how frightening and sad this accident was. It may also be a good time to remind your teen about ways to stay safe and healthy, like never getting in a car with a driver who has been drinking and always wearing a seatbelt.&lt;br/&gt;Teens also tend to search more for meaning in the death of someone close to them. A teen who asks why someone had to die probably isnt looking for literal answers, but starting to explore the idea of the meaning of life. Teens also tend to experience some guilt, particularly if one of their peers died. Whatever your teen is experiencing, the best thing you can do is</description></item><item><title>ÖFKE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ofke-345501.html</link><description>ÖFKE&lt;br/&gt;O SÝZÝ KONTROL EDECEÐÝNE&lt;br/&gt; SÝZ ONU KONTROL EDÝN.&lt;br/&gt;Öfke aslýnda normal ve saðlýklý bir duygudur. Ama kontrolden çýkýp da yýkýcý hale dönüþtüðünde, okul ya da iþ hayatýnýzda, kiþisel iliþkilerinizde sorunlara yol açar. Öfke çok çeþitli olaylar sonucu ortaya çýkabileceði gibi doðal afetler gibi hiç beklenmeyen bir anda gelip hayatý alt üst eden ve istenmeyen deðiþikliklere sürüklenme durumlarýnda da sýkça ortaya çýkar. &lt;br/&gt;Öfkenin ifadesi&lt;br/&gt;Öfke sadece insanlarda varolan bir duygu deðil, her canlý organizmanýn tehdit karþýsýnda olaylara gösterdiði doðal bir tepkidir. Afetler de genellikle beklenmeyen olaylar olduklarý için insanýn varoluþunu tehdit eder.&lt;br/&gt;Saðduyumuz, öfke duygumuzu nereye kadar götüreceðimiz konusunda önümüze sýnýrlar koymaktadýr. Ancak afetler sýrasýnda yaþanan panik ve þok karþýsýnda her þey karmakarýþýk olabilir. En baþta artýk hayatýmýz karmakarýþýk olmuþtur. Öfke duygularýyla baþa çýkmak için bilinçli ya da bilinçsiz bazý yollar kullanýrýz. Bunlar kýsaca; Ýfade etme, bastýrma ve sakinleþtirmedir.&lt;br/&gt;Öfkeyi saldýrganlýkla deðil de sözel olarak ifade etmek, bunlar içinde en saðlýklý yoldur. Bunu yapabilmek için, istediklerimizin ne olduðunun farkýna varmalý, bunlarý açýk ve karþýmýzdakini incitmeyecek bir þekilde aktarmalýyýz.&lt;br/&gt;Ýkinci yol, öfkeyi bastýrmaktýr. Kýzgýnlýðýnýzý içinizde tutup, onu düþünmemeye çalýþýyor ve dikkatinizi daha olumlu bir þeylere yönlendiriyorsanýz, bu yolu kullanýyorsunuz demektir. Bu bazen iþe yarasa da sürekli olarak bu yolu kullanmak, çok saðlýklý olmayabilir. Eðer kýzgýnlýk doðru bir biçimde ifade edilemezse, bir süre sonra bu duygu kiþinin kendisine döner ve yüksek tansiyon, psiko-somatik rahatsýzlýklar (ülserler, alerjiler vb.) ya da depresyon gibi sorunlara yol açabilir.&lt;br/&gt;Öfke yaþadýðýnýzda kendinizi sakinleþtirmeye çalýþmak, üçüncü seçeneðinizdir. Nefes alýp veriþlerinizi, kalp atýþ hýzýnýzý kontrol ederek, kendinizi fizyolojik olarak sakinleþtirip, içinizdeki öfke duygusunu hafifletebilirsiniz.&lt;br/&gt;Öfkenin Yönetimi&lt;br/&gt;Öfke yönetimi tekniklerinin amacý, kýzgýnlýðýn ve öfkenin yol açtýðý duygusal ve bedensel tepkileri azaltabilmektir. Siz de kýzgýnlýða yol açan insanlarý, olaylarý yok edemezsiniz; onlardan kaçýnamazsýnýz; onlarý deðiþtiremezsiniz. Yapabileceðiniz tek þey bu insanlar ya da olaylar karþýsýnda gösterdiðiniz içsel ve dýþsal tepkilerinizi kontrol edebilmek, onlarý yapýcý bir þekilde yönetebilmektir.&lt;br/&gt;Eðer zaman zaman kontrolü kaybettiðiniz oluyorsa ya da kaybedeceðinizden korkuyorsanýz, bir psikologdan yardým isteyebilirsiniz.&lt;br/&gt;Öfkemizi boþaltmak iyi midir?&lt;br/&gt;Psikologlar artýk bunun çok yanlýþ ve tehlikeli bir inanç olduðunu göstermiþlerdir. Araþtýrmalar, kýzgýnlýk duygusunun &quot;boþaltýlmasý&quot;nýn kýzgýnlýk, öfke ve saldýrganlýðý daha çok arttýrdýðýný ve sorunu çözmek için hiç bir yararý olmadýðýný göstermektedir. Onun için en iyisi, öfkenizi neyin baþlattýðýný bulmak ve kendinizi öfkeyle kaybetmeden, bu nedenlerle baþa çýkabilme yollarýný öðrenmektir. Örneðin, asýl kaygý duyduðunuz þey, kendinizi güvencede hissetmeme iken, bambaþka bir þeye baðýrýp çaðýrabilirsiniz. &lt;br/&gt;Hangi Yöntemler Öfkenizin Taþmasýný Önler?&lt;br/&gt;Gevþeme:&lt;br/&gt;Derin derin nefes alýn, sakinleþtirici durum ve manzaralarý zihnimizde hayal ederek canlandýrmaya çalýþýn. Bu sakinleþmemize yardýmcý olur.&lt;br/&gt;Deneyebileceðiniz bazý basit yöntemler þunlardýr:&lt;br/&gt;&amp;#61607;Karnýnýzý dolduracak þekilde derin nefesler alýn; göðsünüzün üst kýsmýyla nefes almanýz sizi rahatlatmaz. Nefes alýp verdiðinizde göðsünüz deðil, karnýnýz þiþmelidir.&lt;br/&gt;&amp;#61607;Derin nefeslerinizi alýrken, kendi kendinize tekrar tekrar &quot;Gevþe!&quot; ya da &quot;Sakin ol!&quot; diyerek telkinde bulunun. &lt;br/&gt;&amp;#61607;Hayal ederek sizi gevþetecek bir yer ya da ortamý düþünün ve gözünüzün önüne getirmeye çalýþýn. Geçmiþte çok sakin olduðunuz bir yeri hatýrlayýn.&lt;br/&gt;Bu teknikleri her gün pratik yaparak ezberlerseniz, daha sonra karþýlaþacaðýnýz gergin ortamlarda otomatik olarak uygulayabilirsiniz.&lt;br/&gt;Düþünceleri Deðiþtirme&lt;br/&gt;Öfkeli insanlar düþüncelerini küfrederek, baðýrýp çaðýrarak ifade etme eðilimindedirler.</description></item><item><title>ÝLGÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ilgi-345397.html</link><description>Ýlginin Önsözü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Yinetici, hedefi ve ona giden yollarý tespit eden, bu yollarý saptarken içinde bulunduðu avhvalin durum muhakemesini yapan bu yoldan geçiþin zamansal ve parasal plan ve programlarýný düzenleyen, bu planlarý uygulayan ve bu uygulamada pratik zeka ve tükenmez enerjisini kullanan kiþidir. &lt;br/&gt;-Yönetici, hedefe götüren yollarý seçerken uygun bir ekibi bir araya getiren, bu ekibi ahenk içinde sürtüþmeden koordine eden, iþi yönetme hevesine kapýlmadan kiþileri yöneten ve bu konuda insan zaaf ve davranýþlarýný bilerek emrindekilere  hedefi ve iþleri tarif ederek hedefe varmalarýný saðlayan kiþidir. &lt;br/&gt;-Yönetici, emri altýndakilerin klikleþmesini, klanmaþmasýný önlemeye çalýþan kiþidir. &lt;br/&gt;-Yönetici, ekibini Baþarýda on þarat olarak öteden beri tanýmladýðým:&lt;br/&gt;1.Fikir üretimi, &lt;br/&gt;2.Ýþ bitirme azim ve heyecaný,&lt;br/&gt;3.Çalýþkanlýk, &lt;br/&gt;4.Bilgi, &lt;br/&gt;5.Tecrübeli, &lt;br/&gt;6.Organizasyon ve planlama gücü&lt;br/&gt;7.Finans gücü, &lt;br/&gt;8.Denetim gücü,&lt;br/&gt;9.Çevre ile içte ve dýþta iyi iliþkiler kurma özelliði,&lt;br/&gt;10.Þans karakterlerini kapsayacak ve bir araya getirecek insanlardan teþkil     eden kiþidir. &lt;br/&gt;-Yönetici, ekibinin öðreticisi, eðiticisi, yol göstericisi, gözeticisi olan   kiþidir.&lt;br/&gt;-Yönetici, insan unsuruna önem veren, kiþilerin benliðini tahrik eden fakat asla tahrip etmeyen, küçük görmenin, alay etmenin gücendirmenin affedilmez olduðunu bilen, insanlarýn kendi nazarlarýnda büyük yetenek ve deðer taþýmakta olduklarýný sandýklarýný hisseden ve buna göre hareket eden kiþidir. &lt;br/&gt;-Yönetici, insanlarýn hareketlerini, davranýþlarý, ses tonu ve hatta hiddetiyle etkileyerek saygý uyandýran kiþidir.  Burada þiddetin yineticinin ekibine telkin ettiði hürmeti sanýldýðý kadar sarsmadýðý ve hatta bazan aradýðýný da gözden uzak tutmamalýdýr.&lt;br/&gt;-Yönetici, etrafýnýn fikirlerini mantýk ve aklý selim sözgeçlerinden geçirerek vardýðý karar doðrultusunda kendi istek ve iradesini diðer kiþilere, onlarýn saygý, güvenlik, itaat ve baðlýlýklarýný kazanarak kabul ettirme yeteneðine sahip olan kiþidir. &lt;br/&gt;-Yönetici, engeller ve sorunlar karþýsýnda soðukkanlýlýðýný kaybetmeyen, muayyen bir problemin saplantýsýna kapýlmadan aðaçlar yerine ormana bakabilen kiþidir. &lt;br/&gt;-Yönetici, þirketin menfaati için ve hedefine varabilmek için ormana aðaçlarý feda edebilen, hisle mantýðý en iyi þekilde dengeleyebilen, zamanýna göre rahip, zamanýna göre cellat olabilecek kiþidir. &lt;br/&gt;-Yönetici, yukarýda tadat ettiðimiz özelliklerin yanýsýra departmanýnýn beyni, itici kuvveti, güdücü, öðretici, eðitici, emredici, karar verici, derin ve geniþ görüþü büyük bir fikir gücüne sahip bilgili iyi bir insan olan güç ve enerji kaynaðý kiþidir. &lt;br/&gt;-Yönetici, yalnýz rütbe ve makamýna dayanmayan, bilgisi ile, kuvveti iradesi ile adaleti ile tutum ve davranýþý ile ekibine sahip çýkma, departmanýný peþinden sürükleme hasletlerine sahip olan  cesur, cüretkar ve dolayýsýyla talihli kiþidir. &lt;br/&gt;-Yönetici, korku yerine güven tevlit eden bildiði kadar nasýl yapýlacaðýný gösteren, emrettiði kadar rica edip ikna eden otoritesinin yanýsýra iþbirliði mefhumunu kullanan, endiþe körükleme yerine heyecan tahrik eden kiþidir. &lt;br/&gt;-Yönetici, dikkatlilikle açýkgözlülüðü yumuþaklýlýkla sertliði, bekçilikle hýrsýzlýðý, eli açýklýkla cimriliði, müsrifliði ve hesaplýlýðý, sabýrsýzlýkla serinkanlýlýðý en iyi þekilde dengeleyebilen kiþidir. &lt;br/&gt;Yukarda sýralanan özellikleri haiz olanlarýmýzýn baþarýya ulaþacaklarý kesindir. &lt;br/&gt;   Sevgi ve Saygýlarýmla, &lt;br/&gt;Dr. Yük. Müh. Üzeyir Garih&lt;br/&gt;Giriþ&lt;br/&gt;Kendine güvenmemek de kendine güvenmek kadar etkili bir silahtýr, ama ters yönde, ölümcül yönde tepen bir silah. &lt;br/&gt;Atýlým Gücü Nasýl Geliþtirilir? &lt;br/&gt;Milyoner Adayý&lt;br/&gt;Mükemmele, baþarýya ve zenginliðe nasýl ulaþýlacaðý konusunda yýllar yýlý yaptýðým araþtýrmalar boyunca derlenip ortaya çýkan bir cevap. Mektubu alýnca, milyoner adayýmýn lehine iþleyecek bir kaç kozu olduðunu farkettim. Herþeyden önce elinde 100 bin dolarý vardý. Ama bunun yaný sýra, zözlere ve rakamlara indirgenebilecek gerçekci bir hedef seçmiþti. Hedefine varmak için gerçekci bir zaman sýnýrý koymuþtu... Ýstek</description></item><item><title>RENAL PHYSIOLOGY LECTURES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?renal-physiology-lectures-443866.html</link><description>RENAL PHYSIOLOGY LECTURES</description></item><item><title>ÜSTÜN ZEKALILAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ustun-zekalilar-365804.html</link><description>ÜSTÜN ZEKALILAR , ÜSTÜN YETENEKLÝLER VE EÐÝTÝMLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TANIMLAR:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ZEKA NEDÝR?&lt;br/&gt;1. Bireyin gerek sorunlarý çözerken gerek çevreye uyum saðlarken var olan tüm yetenek ve becerilerini kullanmasý ile ortaya çýkan düzeydir. &lt;br/&gt; 2.  Üstün zekalýlar, geçerli ve güvenilir zeka testlerinde sürekli olarak 130 ve daha yukarý zeka bölümü (ZB) saðlayan; kendi yaþýtlarýndan rastgele seçilmiþ bir kümenin %98&quot;inden üstün olanlara verilen addýr. &lt;br/&gt;   Üstün yetenekliler, zeka bölümü sürekli olarak 120 ve daha yukarý olup da güzel sanatlar, matematik ve teknik gibi alanlarda yaþýtlarýndan belirgin ölçüde üstün olanlara verilen addýr (ÖZSOY 1984: 31).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. Özel Eðitim Konseyi&quot;nde üstün yetenekliler, genel ve/veya özel yetenekliler açsýndan yaþýtlarýna göre yüksek düzeyde performans gösterdiði, konunun uzmanlarý tarafýndan belirlenmiþ kiþilerdir, þeklinde tanýmlanmýþtýr (MEB, 1991).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Marland Raporunda üstün yetenek, aþaðýdaki alanlardan birinde ya da bir kaçýnda yüksek performans ve baþarý gösterme þeklinde tanýmlanmýþtýr (ERSOY ve AVCI 2001: 128).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a.      Genel zihinsel yetenek&lt;br/&gt;b.      Özel akademik yetenek&lt;br/&gt;c.       Yaratýcý ya da üretici düþünce yeteneði&lt;br/&gt;d.       Liderlik yeteneði&lt;br/&gt;e.       Görsel ve gösteri sanatlarýnda yetenek&lt;br/&gt;f.        Psiko-motor yetenek&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üstün yetenekli çocuklarýn ileride önemli roller oynayacak yetiþkinler haline getirilebilmesi için önce, onlarýn erkenden bulunmasý doðru taný konulmasý gerekmektedir. Bu çocuklarýn bazýlarý üstün geliþimleri ve baþarýlarý ile kendilerini daha kolay tanýnabilir hale getirmektedir. Fakat, bazýlarýnýn yetenekleri çeþitli nedenlerden ötürü gizli kalmaktadýr. Gerçekten üstün olan yeteneklerini bir türlü ortaya koyamamýþlardýr. Her toplumun her kuþaðýnda böyle gizli kalmýþ, keþfedilmeden eriyip gitmiþ pek çok yetenekli birey bulunmaktadýr. Sosyal, ekonomik ve kültürel düzeyi düþük ailelerde, azýnlýk gruplarýnda, okula gidememiþ ya da çok erken ayrýlmak zorunda kalmýþ olanlarda üstün yeteneklerin fark edilmesi daha güç olmaktadýr. Hatta okula devam edenler arasýnda farkýna varýlmayýp tersine kanýlarla damgalanmýþ, gerçek yetenekleri sonradan ortaya çýkmýþ olanlar bulunmaktadýr. Galton, Churchil, Edison bu gruba verilebilecek en önemli örneklerdendir. Bu bakýmdan üstün yeteneklilerin seçimi önemli bir konu olmaktadýr (ÖZSOY ve ark. 1989: 144-171).&lt;br/&gt;Yukarýda belirtilenlerle birlikte üstün zekalý çocuðun kesin bir tanýlamasýnýn güç olduðu söylenebilir. Ancak onu diðerlerinden ayýran belli baþlý özellikleri yakýn çevresi (Anne-Baba ve öðretmenleri) tarafýndan bilinirse onlarýn sorunlarýna daha saðlýklý çözümler getirilebilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLARIN ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;Üstün zekalý ve üstün yetenekli çocuklar genellikle parlak çocuklarla karýþtýrýlmaktadýr. Bu nedenle bu iki grubun özelliklerinin karþýlaþtýrýlmasý, üstün zekalýlar için alýnmasý gereken önlemlerde ana babalarýn öðretmenleri yönlendirmelerinde yardýmcý olacaktýr.&lt;br/&gt;Parlak Çocuk&lt;br/&gt;*Ýlgilidir.&lt;br/&gt;*Sorulara cevap verir.&lt;br/&gt;de tanýmlanmýþtýr (ERSOY ve AVCI 2001: 128).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a.      Genel zihinsel yetenek&lt;br/&gt;b.      Özel akademik yetenek&lt;br/&gt;c.       Yaratýcý ya da üretici düþünce yeteneði&lt;br/&gt;d.       Liderlik yeteneði&lt;br/&gt;e.       Görsel ve gösteri sanatlarýnda yetenek&lt;br/&gt;f.        Psiko-motor yetenek&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üstün yetenekli çocuklarýn ileride önemli roller oynayacak yetiþkinler haline getirilebilmesi için önce, onlarýn erkenden bulunmasý doðru taný konulmasý gerekmektedir. Bu çocuklarýn bazýlarý üstün geliþimleri ve baþarýlarý ile kendilerini daha kolay tanýnabilir hale getirmektedir. Fakat, bazýlarýnýn yetenekleri çeþitli nedenlerden ötürü gizli kalmaktadýr. Gerçekten üstün olan yeteneklerini bir türlü ortaya koyamamýþlardýr. Her toplumun her kuþaðýnda böyle gizli kalmýþ, keþfedilmeden eriyip gitmiþ pek çok yetenekli birey bulunmaktadýr. Sosyal, ekonomik ve kültürel düzeyi düþük ailelerde, azýnlýk gruplarýnda, okula gidememiþ ya da çok erken ayrýlmak zorunda kalmýþ olanlarda üstün yeteneklerin fark edilmesi daha güç olmaktadýr. Hatta okula devam edenler arasýnda farkýna varýlmayýp tersine kanýlarla damgalanmýþ, gerçek yetenekleri sonradan ortaya çýkmýþ olanlar bulunmaktadýr. Galton, Churchil, Edison bu gruba verilebilecek en önemli örneklerdendir. Bu bakýmdan üstün yeteneklilerin seçimi önemli bir konu olmaktadýr (ÖZSOY ve ark. 1989: 144-171).&lt;br/&gt;Yukarýda belirtilenlerle birlikte üstün zekalý çocuðun kesin bir tanýlamasýnýn güç olduðu söylenebilir. Ancak onu diðerlerinden ayýran belli baþlý özellikleri yakýn çevresi (Anne-Baba ve öðretmenleri)</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - ZAMAN YÖNETÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-zaman-yonetimi-414076.html</link><description>zaman yönetimi</description></item><item><title>ÇOKLU ZEKA KURAMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?coklu-zeka-kurami-375608.html</link><description>ÇOKLU ZEKA KURAMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde eðitim ve psikoloji alanýndaki geliþmelerle birlikte bireylerin neler yapabildiðinden çok, neler yapabileceði düþünülmelidir. &lt;br/&gt;Çoklu zeka kuramý da; bu amaçla yeni pedagojik yöntemlerin düþünülmesi için ortaya atýlmýþtýr.&lt;br/&gt; Bu kurama göre zeka &quot;problem çözme kapasitesi ya da deðerli bir veya birden çok kültürel yapý ürününe þekil vermek&quot; olarak tanýmlamaktadýr.  çoklu zeka kuramýnýn temelinde biyolojik ve kültürel boyutlar yer almaktadýr.&lt;br/&gt;Zekanýn geliþmesinde avantaj ve dezavantaj yaratan çevresel etkenler vardýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bunlar aþaðýdaki gibi sýralanabilir.&lt;br/&gt;1-    Kaynaklara ulaþým þansý :  Aile çok fakirse çocuk keman, piyano gibi müzikal zekayý geliþtirebilecek enstrümanlara ulaþamadýðýndan bu zekanýn güçlenmesi, geliþmesi zorlaþabilir. &lt;br/&gt;2-    Tarihsel, kültürel faktörler : Okulda matematik ve fene dayalý programlar önemseniyorsa, öðrencinin mantýk, matematik zekasý geliþebilir.&lt;br/&gt;3-    Coðrafi faktörler : Köyde yetiþmiþ bir çocuk apartmanda büyümüþ bir çocuða oranla bedensel zekasýný daha çok geliþtirebilir.&lt;br/&gt;4-    Ailesel faktörler : Ressam olmak isteyen bir çocuðun ailesi avukat olmasýný istiyorsa çocuðun dil zekasý desteklenecektir.&lt;br/&gt;5-    Durumsal faktörler : Kalabalýk bir ailede büyümüþ ve kalabalýk bir ailede yaþayan bireyler doðalarýnda sosyallik olmadýkça kendilerini geliþtirmek için daha az zamana sahip olurlar.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Buradan da görüldüðü gibi, bu etkileþimler ve bunlara baðlý olarak zekanýn deðiþik boyutlarý artýrýlabilir.  Zekanýn farklý boyutlarý olmakla birlikte bu boyutlar birbirlerinden çok ayrý yapýlar ya da özellikler deðildir. &lt;br/&gt;Örneðin bir futbol oyuncusu bedensel zekayý koþarken, yakalarken ve vururken; uzamsal (þekil-uzay) zekayý, sahayý, diðer oyuncularýn pozisyonlarýný düþünürken; dil ve sosyal zekayý oyun kurallarýný öðrenirken ve takým arkadaþlarýyla paylaþýrken; özedönük (kiþisel) zekayý kendini deðerlendirirken kullanmaktadýr. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Çoklu zeka kuramýnda 8 çeþit zeka belirlenmiþtir.&lt;br/&gt;Bunlar :&lt;br/&gt;1-  Sözel &amp;#8211; Dil&lt;br/&gt;2-  Mantýk &amp;#8211; Matematiksel&lt;br/&gt;3- Þekil (Görsel) &amp;#8211; Uzay (Uzamsal; Alansal)&lt;br/&gt;4-  Müziksel &amp;#8211; Ritmik      &lt;br/&gt;5- Bedensel &amp;#8211; Kinestetik &lt;br/&gt;6- Kiþiler arasý - Sosyal&lt;br/&gt;7- Kiþiye dönük (Ýçsel ; Öze dönük)&lt;br/&gt;8- Doða&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;ÇOKLU ZEKA TEORÝSÝ HANGÝ TEMELLERE DAYANIR ?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çoklu zeka teorisi aþaðýdaki temelleri esas alýr   (Armstrong, 1994)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1-    Her insan, çeþitli zeka alanlarýnýn tümüne sahiptir. Çoklu zeka teorisi, insanda yalnýzca tek bir zekanýn geçerliliðini belirlemek yerine, her insanýn bütün zeka alanlarýnda yeteneðinin olduðu görüþünü benimsemektedir. Ancak, her insanda söz konusu olan bu zeka alanlarý deðiþik düzeylerde bulunabilmektedir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2-    Her insan, çeþitli zeka alanlarýndan her birini yeterli düzeyde geliþtirebilir. Çoklu zeka teorisi, yeterli ve uygun destek , imkan ve eðitim saðlandýðýnda, gerçekte her bireyin zeka alanlarýnýn hepsini oldukça yüksek bir düzeyde geliþtirebilme kabiliyetine sahip olduðunu ileri sürmektedir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;3-Çeþitli zeka alanlarý, genellikle, bir arada ka</description></item><item><title>KLASÝK VE EDÝMSEL KOÞULLANMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?klasik-ve-edimsel-kosullanma-365975.html</link><description>KLASÝK KOÞULLAMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Koþullu veya doðal uyarýcýnýn önce verilip koþullu veya doðal tepkinin sonra gösterilmesi ile olan öðrenmeye klasik öðrenme denir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Klasik koþullanma yöntemini inceleyen Rus fizyolog Ivan Pavlov bu yöntemi aþaðýdaki deneyle açýklamýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Deney : Deneyden önce köpeðin aðzýnýn yan tarafý ameliyatla alýnarak aðzýndaki salya miktarý kolaylýkla ölçülebilecek duruma getirilmiþtir. Daha sonra sesten yalýtýlmýþ bir laboratuarda, kaçamayacak bir biçimde tespit edilmiþ ve bu duruma alýþtýktan sonra deneye baþlanmýþtýr. Köpeðin görebileceði yerde bir ýþýk yaným ve ýþýktan birkaç saniye sonra köpeðe et verilmiþtir. Iþýk yandýðýnda köpek herhangi bir salgýlamada bulunmamýþtýr. Fakat et verildiðinde köpek normal salgýlamasýný yapmýþtýr. Bu düzen defalarca tekrar edildikten sonra, yalnýz ýþýk yandýðýnda, sanki kendisine et verilmiþ gibi köpek salgýlamada bulunmuþtur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pavlov köpeðin ýþýða yaptýðý salgýlama davranýþýný koþullu tepki adýný vermiþtir. Köpek, ýþýkla yiyecek arasýnda bir iliþki kurmuþ diðer bir deyiþle ýþýða koþullanmýþtýr. Et verildiði zaman köpek doðal olarak salgýlamada bulunur. Pavlov buna doðal tepki adýný verir. Ayný düþünce çerçevesinde et doðal uyarýcýdýr. Çünkü et uyarýcýsýna salgýsal tepkide bulunmak için köpeðin herhangi bir eðitimden geçmesine gerek yoktur. Bu koþullanma süreci sonucunda ýþýk, et gibi salgýlama davranýþýný ortaya çýkardýðýndan ýþýða da koþullu uyarýcý adý verilir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EDÝMSEL KOÞULLAMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu kuramýn temsilcisi ABD&quot;li psikolog B.F. Skinner, yalnýz tepkilerin deðil, edimlerin de þartlandýrýlabileceðini ileri sürmüþtür. Tepkiler, belirli çevresel uyarýcýlara karþý yapýlýr ; fakat edimleri, gözlenebilen çevresel uyarýcýlardan baðýmsýz, adeta kendiliðinden yapýlan hareketlerdir. Buna, edimlerin þartlandýrýlmasý, araçlý þartlandýrma, yani araç kullanýlarak yapýlan þartlandýrma, yahut operant þartlandýrma gibi adlar da verilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Deney : Aç bir fare kafes içerisinde býrakýldýðý zaman çeþitli edimlerde bulunur. Bu sýrada rastlantý sonucu mandala dokunur dokunmaz altýndaki kaba yiyecek düþer. Fare yiyeceði yer ve böylece ödüllenmiþ olur. Bundan sonra yine ayný yere býrakýlan fare daha kýsa zamanda bu edimde bulunur. Baþlangýçta geliþi güzel davranýþ gösteren fare her ileriki deneyde mandala daha çabuk yaklaþmaya baþlar ve en sonunda da doðrudan doðruya da mandala basýp yiyeceði elde eder. Böylece þarlanmýþ (öðrenilmiþ) bir edim oluþur. Skinner&quot;e göre, davranýþlar, hem olumlu hem olumsuz pekiþtiriciler ile belli bir biçime sokulabilir. O buna biçimlendirme (shaping) demiþtir. Bir kedinin yada köpeðin bir beceri kazanabilmesi için o hayvan o yere yaklaþtýkça ve istenilen harekete benzer hareketleri yaptýkça ödüllenecek olursa sonunda hayvan bu hareketi yapabilir hale gelir. Skinner böylece insanlarýn da herhangi bir alanda istenildiði gibi yetiþtirilebileceðinin görüþünü ileri sürmüþtür. Bu tür þartlanmada ödül, olumlu pekiþtirici, ceza da olumsuz pekiþtiricidir. Yapýlan araþtýrmalara göre bir edim ne kadar çabuk ödüllendirilirse o edim o kadar saðlam olarak benimsenmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AYIRT EDÝCÝ ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Klasik koþullanmada köpekte koþullu uyarýcýdan sonra doðal uyarýcýnýn geleceði ile ilgili bir beklenti geliþmiþtir. Oysa edimsel koþullanma deneyinde kullanýlan farede bir koþullu uyarýcý olmadýðý için herhangi bir beklenti de oluþmamýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-Klasik koþullanmada uyarýcý önce verilir, tepki sonra gelir. Oysa edimsel koþullanmada önce tepki gelir, sonra uyarýcý verilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-Edimsel koþullanmada fare deneysel koþullar içinde yiyeceði almak için bir davranýþta bulunmak zorundadýr. Yoksa yiyeceðe ulaþamaz. Klasik koþullanma da ise köpek ister davranýþta bulunsun ister bulunmasýn et verilir. Klasik koþullanmada köpek pasif edimsel koþullanma da ise fare aktiftir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4-Klasik koþullamada koþullu davraným, koþulsuz uyarana yönelik normal ve tepkisel bir eylemdir. Edimsel koþulamaya göre öðrenme verilen uyaran ile iliþkilendirilen sonuçlarýn pekiþtirilmesidir. Oysa klasik koþullamada davraným, belli bir uyarana tepki verilerek kendiliðinden oluþmaktadýr .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5-Klasik koþullamada davraným aynen uyarýcýda olduðu gibi bellidir. Edimsel koþullamada ise davranýmlar uyarýcýlardan baðýmsýz olarak yapýlan rastlantýsal tepkilerdir ve bir çok açýdan çeþitlilik gösterirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6-Pekiþtirme terimi birincil ve ikincil olmak üzere iki þekilde kavramlaþtýrýlabilir. Örneðin elektrik þoku veya hoþa gitmeyen herhangi bir uyarýcý birincil bir pekiþtireçtir. Ayný þekilde su susuz b</description></item><item><title>ÇOCUK OYUNCAKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-oyuncaklari-450478.html</link><description>ÇOCUK OYUNCAKLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;OYUNCAÐIN TANIMI VE ÖNEMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                           Oyunun, çocuðun geliþimi üzerindeki etkileri ne kadar önemliyse, ayný þekilde oyun materyalleri de çok önemlidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                           Oyuncaklar, çocuðun seçme, deðerlendirme duygusunu ve yaratýcýlýðýný geliþtirirken ayný zamanda da  kendi kendine karar verebilme ve belirli alanlarda beceriler kazanmasýna da olanaklar hazýrlamaktadýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                           Bu durumda bizler oyuncaklarý, &quot;geliþim basamaklarý boyunca çocuðun hareketlerine düzen getiren zihinsel, bedensel ve psiko-sosyal geliþimlerinde yardýmcý olan hayal gücünü ve yaratýcý yeteneklerini geliþtiren tüm oyun malzemeleridir&quot; þeklinde tanýmlayabiliriz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                           Çocuklar için büyük öneme sahip olan çeþitli boyutlar ve renklerdeki oyun malzemeleri ayný zamanda, çocuklarýn oynarken hem eðlenmesine hem de renk, boyut, biçim, þekil gibi kavramlarý öðrenmelerine yardýmcý olur. Çocuk arkadaþlarýyla birlikte oynarken paylaþmayý, beklemeyi, iþbirliði yapmayý da öðrenebilir. Buna ilaveten çocuklar ellerine geçen oyuncaklarý bozarak, kýrarak, parçalarý ayýrýp                           birleþtirerek hem meraklarýný giderir tatmin olurlar hem de objelerin özelliklerini inceler ve keþfederler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Okulöncesi dönemde çocuklarýn oyuncaklara ve oyun materyallerine karþý olan bu ilgilerinin yaný sýra, artan bir yaratýcýlýk, yetiþkinebenzeme ve taklit çabasý da vardýr. Bu noktada anne babaya düþen en büyük görev alýcý ve öðrenmeye hazýr olan çocuða uygun oyuncaklarýn sunumudur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anne baba bu dönemde, çocuðun geliþim özelliklerine uygun, ihtiyaç duyduðu ortamý ve materyalleri saðlamaktan sorumludur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu dönemde, anne babalar tarafýndan üzerinde önemle durulmasý gereken bir baþka konu da çocuklarýn geliþimlerine katkýsý olmayan pahalý ve süslü oyuncaklarýn yerine yaþlarýna ve geliþim düzeylerine uygun, uyarýcý ve düþündürücü oyuncaklarýn tercih edilmesidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yine bu dönemde yetiþkinler çocuklarýna gereðinden fazla oyuncak alarak, onlarýn tüm gereksinimlerine cevap vereceklerine inanýrlar. Önemli olan, oyuncaðýn çokluðunun deðil, nitelikli olmasýdýr. &lt;br/&gt;YAÞLARA GÖRE OYUNCAK TERCÝHLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bilindiði gibi yeni doðan bebeðin en deðerli oyuncaðý kendi bedenidir. Bebek elini, kolunu sallayarak, açýp kapayarak, ayaðýný aðzýna götürmeye çalýþarak ve parmaklarýný emerek kendi kendine eðlenir. Ayrýca doðumu izleyen aylarda çocuk ses, renk ve þekilere karþý da çok hassastýr. Bu nedenle bu aylarda bebeklerin oyuncaklarýný görsel ve iþitsel duyulara hitap eden oyuncaklar oluþturmaktadýr. Ýlk aylarda bebeðin yataðýnýn üzerine asýlabilen veya yataðýn kenarýna tutturulabilen, hareket eden, ses çýkaran, mobil türü renkli oyuncaklar tercih edilebilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6-7. aylarda çocuðun oturmaya baþlamasýyla mekaný da geniþler. Bu nedenle çocuðun oturmaya baþladýðý aydan itibaren çocuðun elinde tutabileceði ve avucuna sýðabilecek esnek plastikten, yumuþak kauçuktan yapýlmýþ, çok büyük veya küçük olmayan bebekler, hayvanlar, renkli halkalar verilebilir. Yine bu aylarda çocuklar için en çok ilgi çeken oyuncaklardan biri de üzeri resimli veya zilli çýngýraklardýr. Çýngýraklar hareket ve etmesi ve ses çýkarmasý nedeniyle bütün bebekler tarafýndan ilgi çekici durumdadýr. Ayrýca bu dönemde bebeklerin diþ çýkarmasý nedeniyle emniyetli ve bebeðin saðlýðý için zararlý etkiler yaratmayacak diþ kaþýyýcýsý veya plastik halkalar verilebilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8-12. ay dolaylarýnda bebeklerin emeklemeye ve yürümeye baþlamalarý nedeniyle, çocuklar için tercih edilebilecek en iyi oyuncaklar düþtüðünde kýrýlmayan fakat ses çýkaran renkli toplardýr. Ayrýca bu dönemde, çarpýp geri dönen oyuncaklar veya itme ve çekme ile gidebilen tekerlekli hayvanlar, otomobiller yeni yürüyenler için en uygun oyuncaklardýr ve bu tür oyuncaklar bebekleri çok mutlu eder. Yaklaþýk bir yaþýndaki bebekler çok ilgilerini çeken oyuncaklardan biri de &quot;dökme-doldurma&quot; oyuncaklarýdýr. Büyük renkli þekiller ve bunlarýn içerisine atýlabileceði bir kutudan ibaret olan bu oyunc</description></item><item><title>ÇOCUÐUNUZ ÝLE VAKÝT GEÇÝRÝN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocugunuz-ile-vakit-gecirin-390454.html</link><description>ÇOCUÐUNUZ ÝLE VAKÝT GEÇÝRÝN&lt;br/&gt;MÝNE ÖZKAMALI&lt;br/&gt;Yapýlan araþtýrmalar özellikle ilk beþ yaþta olmak üzere çocuklarýn geliþimi üzerine anne ve babalarýn duygusal açýdan vakit ayýrmasýnýn çok önemli olduðunu göstermektedir. Özellikle bu yýllarda çocuklarýn merkezi sinir sistemi geliþimine çok olumlu katkýlarý olduðu belirtilmektedir . Anne ve babanýn günlük iþlerin yoðunluðunu bir tarafa býrakýp sadece çocuklarýna ayýrdýklarý vakit olmasý gerekmektedir . Babalarýn çocuklara vakit ayýrmada zorluk çektikleri deðiþik nedenler ile çocuklarý ile daha az zaman harcadýklarý sýk karþýlaþýlan bir durumdur. Ayrýlan bu vakit çocuðunuz ile ilgili kýsa ve uzun vadede bir çok fayda saðlayacaktýr , bu faydalar o kadar çok ki hemen birkaç tanesini sayabiliriz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuðunuz ile geçirdiðiniz vakit onun özgüven geliþimi açýsýndan çok önemli olmaktadýr , çünkü ona vakit ayýrmanýz ona verdiðiniz deðeri göstermektedir . Bilinç dýþýna &quot;&quot;ben sana deðer veriyorum çünkü vakit ayýrýyorum&quot;&quot; mesajý vermektesiniz . Varlýðý ile yokluðu hesaba katýlmayan ve sanki o evde yokmuþ gibi davranmak çocuðun kendine olan güvenini dolaylý olarak negatif etkilemektedir. Özellikle çocuk sayýsýnýn fazla olduðu ailelerde her bir çocuðun eþit þekilde vakit ayrýlmasý önemlidir. Çocuk sayýsýnýn az olduðu veya tek çocuklu ailelerde ise diðer kardeþler olmadýðý veya sayý az olduðu için çocuðun daha fazla sýkýlacaðý hesap edilerek zaman geçirme görevi anne babaya biraz daha fazla düþmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuðunuz ile geçirdiðiniz vakit onun stres ile daha kolay baþ etmesine ve karþýsýna çýkan zorluklarý daha kolay yenmesine yol açacaktýr. Özellikle eriþkinlik dönemine kadar yapýlan araþtýrmalara baktýðýmýzda çocukluðunda anne baba ve aile ile yakýn baðlarý olan ve daha fazla vakit geçiren kiþilerin karþýlaþtýklarý stres durumu ile daha kolay mücadele ettikleri ve depresyon gibi durumlarda daha kolay iyileþtikleri görülmüþ. Bu durum çocuðunuzun kýsa ve uzun vadede stres karþýsýnda daha güçlü olmasýný saðlayacaktýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuðunuz ile</description></item><item><title>OTÝSTÝK ÇOCUKLARDA DAVRANIÞ DEÐÝÞTÝRME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?otistik-cocuklarda-davranis-degistirme-362551.html</link><description>Otistik Çocuklarda Davranýþ Deðiþtirme&lt;br/&gt;    Aydan aydýn&lt;br/&gt;Marmara üniversitesi&lt;br/&gt;Atatürk eðitim fakültesi&lt;br/&gt;     Özel eðitim bölümü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Davranýþ Deðiþtirme Süreçleri; davranýþ ilkelerini uygulamaya geçirme sürecidir.&lt;br/&gt;DAVRANIÞ ÝLKELERÝ&lt;br/&gt;Davranýþ ilkesi; davranýþla davranýþý kontrol eden deðiþkenler arasýndaki temel iþlevsel iliþkiyi betimler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pekiþtireç&lt;br/&gt;Ceza &lt;br/&gt;Olumsuz Davranýþý Ortadan Kaldýrma Ya Da Azaltmada Dikkat Edilecek Hususlar&lt;br/&gt;Öðrenmeyi engelleyici davranýþlar&lt;br/&gt;Kazanýlmýþ becerileri engelleyici davranýþlar&lt;br/&gt;Aile ve çevre iliþkilerini bozucu davranýþlar&lt;br/&gt;PEKÝÞTÝRME&lt;br/&gt;Olumlu PekiþtirmeOlumsuz Pekiþtirme&lt;br/&gt;*Birincil pekiþtireçler&lt;br/&gt;(yiyecek,içecek,uyku,cinsellik)&lt;br/&gt;*Ýkincil Pekiþtireçler&lt;br/&gt;Nesnel pekiþtireçler&lt;br/&gt;(oyuncak,eþye,araç)&lt;br/&gt;Etkinlik pekiþtireçleri&lt;br/&gt;(þarký söyleme, oyun oynama)&lt;br/&gt;Sosyal pekiþtireçler&lt;br/&gt;(gülümseme, okþama, övme)&lt;br/&gt;Sembol pekiþtireçler&lt;br/&gt;(yýldýz, kupon, marka)&lt;br/&gt;PEKÝÞTÝRME TARÝFELERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SÜREKLÝ PEKÝÞTÝRME&lt;br/&gt;SABÝT ORANLI PEKÝÞTÝRME&lt;br/&gt;SABÝT ZAMAN ARALIKLI PEKÝÞTÝRME&lt;br/&gt;DEÐÝÞKEN ORANLI PEKÝÞTÝRME&lt;br/&gt;DEÐÝÞKEN ZAMAN ARALIKLI PEKÝÞTÝRME&lt;br/&gt;OLUMLU DAVRANIÞI KAZANDIRMADA ÝZLENECEK YOLLAR&lt;br/&gt;Öncelikle davranýþ basit basamaklara indirgenmelidir.&lt;br/&gt;Her bir basamaðýn eðitimine geçilmeden önce, çocuktan ne yapmasý istendiði açýkça KISA ve NET ifadelerle söylenmelidir.&lt;br/&gt;Çocuða ne yapmasý istendiði model olunarak (bizzat yaparak) gösterilmelir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;OLUMSUZ DAVRANIÞI ORTADAN KALDIRMA YA DA AZALTMA YÖNTEMLERÝ&lt;br/&gt;A) Görmezlikten Gelme /Etkin Aldýrmazlýk&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B) Mola&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;C) Cezalandýrma&lt;br/&gt;ETKÝN ALDIRMAZLIKTA; ÝZLENECEK YOLUN ANA ÇÝZGÝLERÝ&lt;br/&gt;Kýsa bir süre için çocuða herhangi bir biçimde ilgi göstermeyi býrakýn.&lt;br/&gt;Onunla tartýþmaya girmeyin veya onu azarlamayýn&lt;br/&gt;Baþýnýzý çevirin ve onunla göz göze gelmekten kaçýnýn.&lt;br/&gt;Tutum ve davranýþlarýnýzda ve de yüz ifadelerinde kýzgýnlýk belirtisi göstermeyin.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MOLA&quot;DA ÝZLENECEK UYGULAMA BASAMAKLARI&lt;br/&gt;* Mola uygulanacak hedef davranýþý seçin.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* Bu hedef davranýþýn belli bir süre içinde kaç kez yapýldýðýný sayýn.&lt;br/&gt;* Mola için sýkýcý bir yer belirleyin.&lt;br/&gt;Hedef Davranýþ Ortaya Çýkýnca;&lt;br/&gt;Çocuðu en çok 10sn. içinde ve 10 sözcükten daha çok sözcük kullanmadan mola yerine götürün.&lt;br/&gt;Mutfak saatini alýp....dakika sonra çalmak üzere ayarlayýn ve çocuðun iþitebileceði bir yere koyun.&lt;br/&gt;Saatin çalmasýný bekleyin. Çocuðun saatin çalmasýný beklediði süre boyunca onunla her türlü iliþkiyi kesin.&lt;br/&gt;Saat çaldýktan sonra moladan çýkan çocuða neden molaya gönderildiðini açýklayýn.</description></item><item><title>MOTÝVASYON EL KÝTABI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?motivasyon-el-kitabi-419190.html</link><description></description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - ALGI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-algi-413761.html</link><description>algý</description></item><item><title>PEDAGOJÝ - OKUL DENEYÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pedagoji-okul-deneyimi-413286.html</link><description>okul deneyimi</description></item><item><title>MÜZÝK TEDAVÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?muzik-tedavisi-453296.html</link><description>SEANSIN UYGULANMASI: &lt;br/&gt;1. hareket el, göz ve kalp arasýnda denge saðlamak ve elleri tanýmak ( Beyindeki nöronlarýn en çoðu eller ile dile ayrýlmýþtýr.) &lt;br/&gt;Hareket kollarýn dýþtan içe daire çizmesi þeklinde olup; tarifi, dýþ tesir ve uyarýlardan uzaklaþýp, bize bahþedilen gerçek deðerlere ve kendi özümüze yönelmek. Saðlýk için, birlik ve bütünlük duygularýna ulaþmak için iç konsantrasyon. &lt;br/&gt;Hareket kollarýn dýþtan içe geniþ kavis çizerek, yere paralel hareketi. Kavuþma, yol ve mesafe kat etme, ulaþma, yüzme, uçma, koþma gibi tabii hareketlerle rezonans çalýþmasý. &lt;br/&gt;Hareket stres ve fizik-enerji blok merkezleri olarak bilinen omuzlarý ve sýrt-göðüs kas ve kemiklerini çalýþtýran bir hareket. Eller belde sabit tutularak iki omzun da öne arkaya ve saða-sola hareketi esas alýnýr.(Baksý dansý örneði). &lt;br/&gt;Hareket eller belde olmak üzere baþýn öne-arkaya ve yanlara hareketidir. Özellikle ense ve boyun kaslarý ile beyne giden sinir ve damarlar için geliþtirici ve yol açýcý egzersiz olarak tarif edilir.(Baksý dansý örneði). &lt;br/&gt;Hareket seans boyunca öðrenilen hareketlerin tabiat hareketlerindeki uyum ve denge düþünülerek zorlama olmadan - içe doðacak ve derinden hissedilecek þekilde icraatý. (Kuþ uçuþu, at koþuþu, su akýþý, rüzgar esiþi vb. gibi). Bu seans sonunda ayaða kalkýlýr ve bütün vücut hareket eder, yavaþ yavaþ aðýrlaþarak seans biter. &lt;br/&gt;Türk tarihi ve kültüründe önemli bir yeri olan müzik, dans ve bunlarla yapýlan tedavi konusunda; pentatonik müzik formu ve Baksý-Kam tedavi geleneðinin yanýsýra olgunlaþýp yerleþen makam müziði ile tedavi günümüz týbbýnda yeniden güncelleþmiþ bulunmaktadýr. Bin yýldan daha önceki zamanlarda Orta Asyada; Horasan ve Uygur bölgelerinde geliþerek yayýlan makam musikisi hakkýnda Farabi,Ýbn-i Sina, Ebu Bekir Razi, Hasan Þuri, Hekimbaþý Gevrekzade Hafýz Hasan Efendi, Haþim Bey eserler yazmýþlar ve makamlarýn duygular ve organlarla iliþkilerini tasniflerle belirtmiþlerdir. Pentatonik müzik Türk illerinde geliþmeye devam ederken, yedili sistem olan ve bir tam sesin dokuz komadan oluþmasý esasýna dayalý makam sistemi, takriben dört yüzü geçen makam zenginliði ile kültür ve sanatýmýza büyük katkýda bulunmuþtur.&lt;br/&gt;PASÝF ( RECEPTÝV) TERAPÝ M.S. 834-932 yýllarýnda yaþamýþ olan müslüman Türk bilginlerinden Ebu Bekir Razi, melankoliklerin tedavisi üzerine yazdýðý bir eserinde þöyle diyor: &quot; ... melankolik hasta kesinlikle meþguliyetle tedavi edilmelidir. ... melankolik hasta balýk tutma veya avlanma gibi eðlenceli iþlerden biri ile uðraþmalýdýr. Mümkünse çeþitli oyunlara alýþtýrýlmalýdýr; huyunu, ahlakýný, davranýþlarýný beðendiði ve sevdiði kimse ile buluþup görüþmeli özellikle güzel sesle okunan þarkýlar dinlemelidir.&quot; &lt;br/&gt;Büyük Türk Bilgini Farabi (870-950) makamlarýn ruha etkisini þöyle sýnýflandýrýr: &lt;br/&gt;Rast makamý: Ýnsana sefa (neþe, huzur) verir. &lt;br/&gt;Rehavi makamý: Ýnsana beka (sonsuzluk fikri) verir. &lt;br/&gt;Küçek makamý: Ýnsana hüzün ve elem verir. &lt;br/&gt;Büzürk makamý: Ýnsana havf (korku) verir. &lt;br/&gt;Ýsfahan makamý: Ýnsana hareket kabiliyeti ve güven hissi verir. &lt;br/&gt;Neva makamý: Ýnsana lezzet ve ferahlýk verir. &lt;br/&gt;Uþþak makamý: Ýnsana gülme dilhek verir. &lt;br/&gt;Zirgüle makamý: Ýnsana uyku nevm verir. &lt;br/&gt;Saba makamý: Ýnasana þecaat (cesaret, kuvvet) verir. &lt;br/&gt;Puselik makamý: Ýnsana kuvvet verir. &lt;br/&gt;Hüseyni makamý: Ýnsana sulh ( sükunet, rahatlýk) verir. &lt;br/&gt;Hicaz makamý: Ýnsana tevazu (alçak gönüllülük ) verir. &lt;br/&gt;Büyük islam bilgin ve filozoflarýndan Ýbn-i Sina ( 980-1037), musikinin týpta oynadýðý rolü þöyle tanýmlamaktadýr: &quot; ...tedavinin en iyi yollarýndan, en etkililerinden biri, hastanýn akli ve ruhi güçlerini arttýrmak, ona hastalýkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, ona en iyi musikiyi dinletmek , onu sevdiði insanlarla bir araya getirmektir...&quot;&lt;br/&gt;Ýbn-i Sina, Farabinin eserlerinden çok yaralandýðýný ve hatta musikiyi de ondan öðrenerek Týp mesleðinde tatbike koyduðunu söylemektedir. Arapça yazdýðý Kitapün necat ve Kitabün Þifedeki12 fasýl tamamen musikiye ayrýlmýþ olduðundan, bu kýsým Baron Rodolph Dearlangar tarafýndan Fransýzca olarak La musique Arap adýyla yayýnlanmýþtýr.&lt;br/&gt;Eski Türk hekimlerinden Þuurinin Tadil-i Emzice adlý eserinde müzik ile tedavi hakkýnda geniþ bilgi vardýr. Þuuri, Tadil-i Emzicede belirli makamlarýn günün belirli zamanlarýnda etkili olduðunu belirtmektedir. Ona göre:&lt;br/&gt;Rast ve Rehavi makamlarý: Seher zamanlarý etkilidir. &lt;br/&gt;Hüseyni makamý: Sabahleyin etkilidir. &lt;br/&gt;Irak makamý: Kuþlukta etkilidir. &lt;br/&gt;Nihavend makamý: Öðleyin etkilidir. &lt;br/&gt;Hicaz makamý: Ýki ezan arasý etkilidir. &lt;br/&gt;Buselik makamý: Ýk</description></item><item><title>BEYÝN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?beyin-387290.html</link><description>BEYÝN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kýrlarda, gezinirken karþýmýza bir aðaç, çýkarsa ona çarpmamak için yolunu deðiþtirirsiniz. Vücudun bu iþi gerçekleþtirmesi, gözdeki nöron denen duyarlý sinir hücrelerinin aðacýn varlýðýna yanýt vermesiyle; yani onun görüntüsünü sinirsel dürtüler þeklindeki bilgiler halinde beyine göndermesiyle mümkün olur. Bu nöronlara doyurucu yada algýlayýcý sinirler denir. Beyin gelen bilgilere,hareket sinirlerine (motor nöronlarý) emirler göndererek karþýlýk verir, bu nöronlarýn hareket sinirleri tarafýndan kaslara iletilmesiyle yolun degiþtirilmesi saglanýr ve çarpýþma önlenmiþ olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üstte anlattýklarýmýz nelerin olup bittigini kabaca ve basit bir þekilde açýklamak daha dogrusu bir fikir vermek içindi. Aslýnda beyinin gerçekleþtirdigi her iþ çok karýþýk olaylar zincirinin sonucudur ve tam olarak anlaþýlabilmesi için ayýntýlara inilmesi gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Beyinde birbirleriyle haberleþebilen 10 milyar dolayýnda sinir hücresinin bulundugu tahmin ediliyor. Ýlk nöroloji uzmanlarýndan Amerikalý C. Judson Her rick, bu hücrelerden sadece 1 milyonunun ikiye iki iliþki kurabilmesi durumunda meydana gelecek olan konbinasyon sayýsýnýn 10 üzeri 2783000  yani 1 den sonra 2783000 tane sýfýrý olan sayýya eþit olacaðýný hesapladý. Bu sayý normal bir daktiloyla yazýlmaya kalkýlsaydý uzunluðu 6 kilomet-reyi aþacaktý. Oysa insan beynindeki sinir hücrelerinin sayýsý 1 milyonun 10000 katý olduðun-dan bu hücrenin birbiriyle iliþki kurma þekillerinin sayýsýný hayal edebilmemiz bile güçtür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gerçekten olaðan üstü bir organ olan insan beyni ortalama olarak 1,36 kg aðýrlýðýnda beyaz ve boz renkte olup, beyin zarýyla çevrili olarak kafa tasýnýn kemikten mahfazasý içinde bulunur. Görmemizi, iþitmemizi, dokunarak hissetmemizi, koku ve tat almamýzý (beþ duyumuzu kullanarak) saglayan odur, tüm duygularýn düþüncelerin, kararlarýn ve hayallerin oluþtugu yer de beyindir. Gülmek, aðlamak, sevmek, yürümek veya koþmak açlýk veya susuzluk hissetmek gibi eylemler yanýnda, nefes almak, terlemek, besinleri sindirmek gibi isteðimiz dýþýndaki eylemleri kýsacasý, hayatta her þeyi onun sayesinde yaparýz. Bir anlamda, hayatla beyinin eþdeðer olduklarýný söyleye biliriz, hatta ölümün yasal  triflerinden biri de elektroensefalograf aletinde, beynin etkinliklerini yitirdiðinin görülmesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýnsan beyni bu günkü halini 4,5 milyar yýllýk bir evrimin sonunda almýþtýr; bir çok bilim adamý, onu doðadaki en mükemmel eser olarak niteliyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Beyin ve omurilik, birlikte, merkezi sinir sistemini oluþtururken 12 kafa siniriyle 31 belkemiði siniri de çevresel sinir sistemini oluþturur. Beyin dokusunu mikroskop altýnda incelerseniz, baþlýca iki tür hücreden oluþtuðunu göreceksiniz, bunlar, baþ kýsmýnda bahsettiðimiz nöronlar (sinir hücresi) ve nöronlar için koruyucu bir çevre oluþturan nöroglialar yani destek hücreleridir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yapýsý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Beynin birçok iþi nasýl baþardýðýný öðrenmeden önce yapýsýna yapýsýna göz atmakta fayda vardýr. Çok karmaþýk olan beynin yapýsýný tam anlamýyla anlatabilmek için ayrý bir kitap yazmak gerekir,bundan dolayý, biz onun yapýsýný sadece ana hatlarýyla ve basitleþtirilmiþ olarak anlatacaðýz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Beyin kabaca üç bölüme ayrýlýr. Ark (yamuk) beyin, orta beyin ve ön beyin. Arka beyin, beyin sapý ve beyincik olarak ikiye ayrýlýr. Ön beyin ise ara beyin ,talamus ve hipotalamus olarak üçe ayrýlýr. Beynin yapýsýyla ilgili olarak anlattýklarýmýzý aþaðýdaki gibi sýralarsak anlaþýlmalarý daha da kolaylaþacaktýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; I      ARKA BEYÝN&lt;br/&gt;         A  Beyin Sapý&lt;br/&gt;      B   Soðanilik&lt;br/&gt;      C   Köprü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II     ORTA BEYÝN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III    ÖN BEYÝN &lt;br/&gt;    A  Arabeyin&lt;br/&gt;          B   Talamus&lt;br/&gt;          C  Hipotalamus&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Beyinin en büyük ve en önemli kýsmý asýl beyindir. Fakat beyini incelemeye, beyin sapýnýn omurilikte birleþtiði, arka beyinin en alt kýsmýndan baþlayacaðýz. Bir beyin fotoðrafýna bakýldýðýnda, beyin sapý, beynin hafifçe kalýnlaþmýþ bir devamý gibi görülür. Merkezi sinir sisteminin iþleyiþinde beynin diðer kýsýmlarý gibi beyin sapýnýn da kendine özgü görevleri vardýr. Beyin sapý ve köprü iþbirliði yaparak kalp atýþlarý, kan basýncý ve nefes alma gibi yaþamsal önemi çok büyük olan vücut faaliyetlerini kontrol ederler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Beyincik beyin sapýnýn tam arkasýnda kafatasýnýn dibindedir. Ýçinde hareketlerimizi kontrol eden çok sayýda sinir elyafý bulunur. Beyincik, hareketlerin baþlatýlmasýný deðil, çeþitli kas hareketlerinin uyumlu bir þekilde yapýlmasýný saðlar. Ayrýca beyincik, iç kulakta bulunan ve vücut dengesini koruyarak devrilmemizi önleyen bir mekanizmadan g</description></item><item><title>BOÞANMA SBEBLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bosanma-sbebleri-357053.html</link><description>BOÞANMA SBEBLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;1- Açýklama ve Yorum&lt;br/&gt;2- Emsal Kararlar ve Ýlkeler&lt;br/&gt;3- Zinaya Ýzin&lt;br/&gt;4- Devamlý Zina&lt;br/&gt;5- Af&lt;br/&gt;6- Açýklama ve Yorum&lt;br/&gt;7- Emsal Kararlar ve Ýlkeler&lt;br/&gt;8- Þerefe Yönelik Söz&lt;br/&gt;9- Aðar Hakaret&lt;br/&gt;10- Açýklama ve Yorum&lt;br/&gt;11- Mutlak Boþanma Sebebi&lt;br/&gt;12- Adam Öldürme&lt;br/&gt;13- Hýrsýzlýk&lt;br/&gt;14- Gasp&lt;br/&gt;15- Açýklama ve Yorum&lt;br/&gt;16- Ýhtarýn geçerliliði&lt;br/&gt;17- Ýhtarýn Samimiliði&lt;br/&gt;18- Ýhtarýn Geçersizliði&lt;br/&gt;19- Kanuni Süre&lt;br/&gt;20- Ýki Aylýk Süre&lt;br/&gt;21- Haklý Sebep&lt;br/&gt;22- Sadakatsizlik&lt;br/&gt;23- Ýhtar Üzerine Eve Gelip Evde Bir Süre Kalma&lt;br/&gt;24- Ýhtara Raðmen Eve Dönmemek&lt;br/&gt;25- Ýki Aylýk Süre&lt;br/&gt;26- Eve Dönmemekte Haklýlýk&lt;br/&gt;27- Haklý Sebebin Ýspatý&lt;br/&gt;28- Cinsel Ýliþki Kesilmeden Ýhtar&lt;br/&gt;29- Sadakatsiz Eþin Ýhtarý&lt;br/&gt;30- Evdeki Reþit Çocuk&lt;br/&gt;31- Terk ve Geçimsizlik&lt;br/&gt;32- Eve Dönme Süresinin 30 Gün Deðil 1 Ay Olmasý&lt;br/&gt;33- Dövülme Korkusu&lt;br/&gt;34- Güçlük Çýkarma ve Engel Olmak&lt;br/&gt;35- Ýhtarý Semeresiz Býrakmak&lt;br/&gt;36- Eþe Ýftira&lt;br/&gt;37- Ýçtenlikle Davet&lt;br/&gt;38- Kanuni Süreden Sonra Dönüþ&lt;br/&gt;39- Davadan Feragat&lt;br/&gt;40- Yol Parasý&lt;br/&gt;41- Eve Girmeyi Saðlamak&lt;br/&gt;42- Nikahtan Sonra Bir Araya Gelmeme&lt;br/&gt;43- Ýspat Yükü&lt;br/&gt;44- Hakkýn Kötüye Kullanýlmasý&lt;br/&gt;45- Nafakaya Hak Kazanma&lt;br/&gt;46- Ayrý Mesken Edinme Kararý&lt;br/&gt;47- Sadakatsizlik&lt;br/&gt;48- Açýklama ve Yorum&lt;br/&gt;49- Zeka Geriliði&lt;br/&gt;50- Akýl Hastaalýðý Çekilmezlik&lt;br/&gt;51- Vasi Taini&lt;br/&gt;52- Açýklama ve Yorum&lt;br/&gt;53- Fiili Ayrýlýk Süresi&lt;br/&gt;54- Barýþmadan Önceki Olaylar&lt;br/&gt;55- Eþi Küçük Görme ve Küçük Düþürme&lt;br/&gt;56- Sadakatsizlik&lt;br/&gt;57- Çirkin Küfür ve Hýrsýzlýk&lt;br/&gt;58- Hoþ Görü&lt;br/&gt;59- Cinsel Baþarýsýzlýk&lt;br/&gt;60- Rýzai Boþanma Velayeti&lt;br/&gt;61- Ortak Hayata Devam&lt;br/&gt;62- Mahkumiyet&lt;br/&gt;63- Delile Karþý Koymamak&lt;br/&gt;64- Ölüme Sebebiyet&lt;br/&gt;65- Kýsýrlýk&lt;br/&gt;66- Fiili Ayrýlýk&lt;br/&gt;67- Bir Araya Gelmemek&lt;br/&gt;68- Hoþ Görü&lt;br/&gt;69- Boþanma Sebebinin Gerçekleþmesi&lt;br/&gt;70- Cinsel Ýliþkiden Kaçýnma&lt;br/&gt;71- Ýffete Tecavüz&lt;br/&gt;72- Birbirine Hakaret&lt;br/&gt;73- Dini Ýnançlara Saygý&lt;br/&gt;74- Delilsizlikten Bereaat Kararý&lt;br/&gt;75- Aðýr akaret&lt;br/&gt;76- Çirkin Haller&lt;br/&gt;77- Felç&lt;br/&gt;78- Pavyonda Çalýþmaya Zorlamak&lt;br/&gt;79- Eþin Ölümünü Beklemek&lt;br/&gt;80- Dini Ýnanç&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                         DÖRDÜNCÜ BAB&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                        B O Þ A N M A&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                     A. BOÞANMA SEBEBLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                           1. ZÝNA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MADDE 129 - Karý Kocadan her biri, diðerinin zina etmesi&lt;br/&gt;sebebi ile boþanma davasýnda buluna bilir (1).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Davaya  hakký  olan  Karý  ve  Kocanýn  boþanma sebebine&lt;br/&gt;muttalip olduðu günden itibaren 6 ay ve her halde zinaný vuku&lt;br/&gt;tarihinden itibaren 5 sene geçmesi  ile boþanma  davasý sakit&lt;br/&gt;olur. Af halinde davacý mesmu olamaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(ÝMK 137; 1) MK. 135, 138; TCK. 440-444&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Madenin Sadeleþtirilmiþi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Karý Kocanýn her biri, eþin zina etmesi sebebi ile boþa-&lt;br/&gt;nma davasý açabilir.&lt;br/&gt;     Dava etmek hakký olan karý ve kocanýn  boþanma  sebebini&lt;br/&gt;öðrendiði  günden  baþlayararak  6  ay  ve  her halde zinanýn&lt;br/&gt;yapýldýðý tarihten itibaren 5 yýl geçince boþanma hakký düþer&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Af (baðýþlama) halinde dava dinlenmez&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                      AÇIKLAMA VE YORUM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Zina  sebebi  ile  boþanmada  6 aylýk  hak düþürücü süre&lt;br/&gt;kabul edilmiþtir. Zinayý öðrenen eþ Öðrendiði günden itibaren&lt;br/&gt;6 ay içinde dava açmaz ise hak  düþürücü  sebep ile  dava red&lt;br/&gt;edilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Eðer zina eylemi münferit (tek) yani bir defalýk ise, az&lt;br/&gt;önce  belirttiðimiz gibi  öðrenme  gününde, dava  açma süresi&lt;br/&gt;iþlemeye baþlar. Þayet devam eden  (süre gelen - temedi eden)&lt;br/&gt;bir zina  söz komusu ise, temadinin bittiði tarihten itibaren&lt;br/&gt;6 ay içinde davanýn açýlmasý gerekir. Geç öðrenilse bile,zina&lt;br/&gt;eyleminin  meydana  gelmesinden  itibaren  5  yýl geçmiþ ise,&lt;br/&gt;zinaya dayanýlarak  boþanma davasý  açýlmaz. Ceza mahkemesine&lt;br/&gt;þikayette  bulunmak  veya  açýlmýþ  davadan,  ihtirazi  kayýt&lt;br/&gt;koymak,  yani  boþanma  davasý  açmayacaðýna dair bir beyanda&lt;br/&gt;bulunmadan ceza davasýndan  (þikayetten) vaz geçmek süresinde&lt;br/&gt;zina sebebi ile boþanma davasý açmaya engel deðildir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Zina boþanma davasý bakýmýndan  ceza  hukuki tarifinden&lt;br/&gt;ayrý bir anlam  taþýmaktadýr. Hukukta bunun  anlamý, sadakat-&lt;br/&gt;sizliktir. Bu  itibarla  evde ceza kanunununa göre suç teþkil&lt;br/&gt;etmese bile boþanma sebebi olabilir. Þöyle ki; Erkeðin zinasý&lt;br/&gt;herkesçe bilinecek  þekilde devamlý olarak bir kadýnla cinsel&lt;br/&gt;iliþkide  bulunmasýdýr.  Bu þartla</description></item><item><title>DÜÞÜNME BECERÝLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dusunme-becerileri-345345.html</link><description>DÜÞÜNME BECERÝLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriþ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde halen uygulanmakta olan eðitim programýnýn genel çizgileri 1920 ve 1930&quot;larda geliþtirilmiþtir. Eðitim sistemimiz okur yazar nüfusu arttýrmak üzerine kurulmuþ ve bu amaç gerçekleþmiþtir. Sistemin bugünkü amacý okur yazar yetiþtirmek deðil; yaratýcý, giriþken, küresel düþünüp yerel hareket edebilen insanlar yetiþtirmektir. Okullara düþen bu yeni görev, deðiþimin dinamiðini kavramýþ ve yeni durumlara kolayca uyum saðlayabilen, hatta deðiþimin önderliðini yapabilecek kapasitede gençler yetiþtirmektir (Özden, 1999).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzdeki eðitim programý mevcut haliyle yetersiz kalmýþtýr. Eðitim programýmýz ve ölçme deðerlendirme araçlarýmýz; okur-yazarlýk, ezberleme, kelime hazinesi, genel anlayýþ, kalýp algýlama, vb. yetenekleri geliþtirmeye programlanmýþtýr. Bireysel yetenekler, iletiþim becerileri, ekip çalýþma yeterliði, sezgi, muhakeme, yaratýcýlýk ve hayal gücü yetenekleri ne programlarda yer almakta, ne de ölçülmektedir. Sýnýflarda düþünme teþvik edilmemekte, dersi yavaþlattýðý, dolayýsýyla programýn gerisinde kalýndýðý gerekçeleriyle öðrencilerin düþünmelerine izin verilmemektedir (Educational Leadership, Nisan 1988). Oysa günümüzde bu yetenekler deðer kazanmaktadýr. Eðitim programlarýmýzýn ve ölçme deðerlendirme araçlarýmýzýn bu yeni deðerlere yer vermesi gerekmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Eðer yeni baþtan baþlayabilseydim öðrencilerime yazmayý öðretmeden önce düþünmeyi öðretirdim.&quot;  cümlesi Illinois&quot;te bir grup öðretmeni düþünme becerileri hakkýnda araþtýrma yapmaya teþvik eden cümle olmuþtur.&lt;br/&gt;Kiþilerin düþünme becerilerini arttýrmak için uygulanabilecek yöntemler var mýdýr? Daha akýlcý, daha yaratýcý, daha verimli olmak öðretilebilir mi? Düþünme becerilerinin öðrenmeyle zenginleþebileceði düþüncesi bir takým programlarýn geliþtirilmesine yol açmýþtýr  (Educational Leadership, Eylül 1984).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Düþünme Becerileri Öðretilebilir mi?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Okullar, düþünmeyi organize etmek için geliþtirilmiþ stratejiler, taktikler öðreterek öðrencilerin daha yüksek seviyede düþünebilmelerine yardýmcý olabilirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zekadan bahsedildiðinde çoðu insanýn aklýna IQ testleri gelir. Fakat günlük konuþmalarýmýzda zekayý daha geniþ bir anlamda kullanýrýz. Hýzlý öðrenen, güzel konuþan, yerinde kararlar alan, problemleri sistematik ve etkili olarak çözen insanlarý zeki olarak nitelendiririz. Zeki insanýn bu tanýmý IQ testlerinden yüksek puan alan insanlardan bahsetmez. Bu taným düþünme becerilerimizi geliþtirmek istediðimiz zaman, bize neleri geliþtirmemiz gerektiðini anlatýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zekayý belirleyen psikolojik faktörlerin neler olduðu konusunda psikologlar deðiþik teoriler geliþtirmiþlerdir. Ýlk teori zekanýn beynin biyolojik yapýsýna dayandýðý, öðrenmenin zekayý pek etkilemediði þeklindedir. Bir diðer görüþ zekanýn taktik zenginliðinin bir sonucu olduðudur. Bu görüþe göre daha yüksek seviyede düþünebilen insanlar belleklerini kullanma konusunda daha çok taktik bilenlerdir. Örnek olarak zeka geriliðine sahip insanlar ezberleme, problem çözme konularýnda normal akranlarýnýn sahip olduklarý taktiklere sahip deðillerdir. Bu kiþilere biliþsel stratejilerin öðretilmesi öðrenme zorluklarýný gidermektedir. Üçüncü bir görüþ ise zekanýn alan bilgisine dayandýðý yönündedir. Bu görüþe göre stratejileri bilme zekayý pek etkilemez. Fakat bir alanda kavramlarý derinlemesine bilme, bu alanda etkili düþünme becerilerini kazandýrýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu üç görüþten  hangisinin doðru olduðuna en uygun yanýt; hepsinin de doðru olduðu, her birine ait deliller olduðudur. Özetlersek; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zeka =  Beynin Biyolojik Yapýsý + Taktikler + Alan Bilgisi &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Taktik ile alan bilgisini birbirinden ayýran kesin çizgiler yoktur. Her ikisi de öðrenilir, her ikisi de bilgidir. Fakat taktikler çok genel prensipler olup birçok alanda kullanýlabilirler. Alan bilgileri ise bir konuyla ilgili özel bilgilerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yüksek Seviyeli Düþünmenin Yapaylýðý  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Taktilerle düþünme doðal deðildir. Akýcý düþünen insanlar, kendi düþünce taktiklerinin pek farkýnda deðillerdir. Düþünme taktikleri, diðer insan davranýþlarý gibi alý</description></item><item><title>MOTÝVASYON KONFERANSI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?motivasyon-konferansi-455632.html</link><description>Motivasyon Konferansý Ziya Baran&lt;br/&gt;Performans&amp;#8594;Baþarý&amp;#8594;Motivasyon&lt;br/&gt;Fatih Terim Motivasyon Örneði; Uefa Kupasý maçýnda Bülent&quot;in omzu çýkmasýna raðmen motivasyonu sonucu oyuna devam etmiþtir.&lt;br/&gt;Bir iþe baþlamadan önce sonunu düþün (Stephen Coin)&lt;br/&gt;Üniversiteyi kazananlarýn statüsü, kazanamazsan asgari ücretle çalýþmak&lt;br/&gt;Baþarý þartlarý&lt;br/&gt;- Baþarýya yürekten inanma, özgvüen; Bütün dahiler yürekten inanýrlar. Potansiyellerinin farkýndadýrlar. Baþarýsýzlar salak olduðunu kabullenir. Ýnsanlarýmýzýn %77 si kendine inanmýyor. Arnold önceden çok cýlýzmýþ, çevresindekilere vücut þampiyonu olacaðýný söylemiþ, alaya alýnmýþ, Dünya&quot;da 7 defa arka arkaya vücut þampiyonu olmuþ.&lt;br/&gt;Limiti koyan zihindir. %100 inandýðýnýz sürece her þeyi yapabilirsiniz. (Arnold Swanzeneger)&lt;br/&gt;Önceden muhteþem bir gün olmaya inandýðýnýz sürece beyin sonuçta iyi þeyler üretir.&lt;br/&gt;Mutlu olmak için neden olmama bahane. Mutlu olmak için çok neden var. &lt;br/&gt;Baþarýlý insanlarýn hayatlarýný okuma dahiler deha olarak doðmaz.&lt;br/&gt;Dahilerin özellikleri:&lt;br/&gt;***  Vizyon: Geleceði Tasarlama&lt;br/&gt;Yüz dahinin özellikleri el kitabý Stephen Boan&lt;br/&gt;Bir çekirdekte aðaç gizlidir. Sonuçta aðaç olur. Bütün insanlarda deha çekirdekleri vardýr. Ýnsan farkýnda deðil &lt;br/&gt;Yeryüzünde harika iþleri kim baþarabilir?&lt;br/&gt;Ýçinde harika iþleri baþarma cesaretini gösterenler baþarýr.&lt;br/&gt;Hayvanlar her þeyi öðrenmiþ olarak gelir. Hiçbir þey öðrenmez. Ýnsan ise hiçbir þey öðrenmeden gelir. Herþeyi dünyada öðrenir.&lt;br/&gt;Gelirken hiçtir. Ve her þeyi öðrenir.&lt;br/&gt;Ýnanmamak olumsuz bir güçtür.&lt;br/&gt;*** Akýl inanmadýðýnda ya da tereddüde düþtüðünde bu inançsýzlýklarý desteklemeye baþlar.&lt;br/&gt;Örneðin köpekten korkarsanýz köpek ýsýrýrý. Korkmazsanýz ýsýrmaz.&lt;br/&gt;Yüzme konusunda suyun seni kaldýracaðýna inanýrsan yüzmeyi öðrenirsin.&lt;br/&gt;*** Eylemin gerçekleþmesi için duygularýn deðiþmesini bekleme. Eylem korkuyu hemen tedavi eder.&lt;br/&gt;Kim ki bilinçaltýnýn yönetimini eline alýr. Onlar baþarýlý olur. &lt;br/&gt;Kim ne derse bilinçaltý ona göre vücudu programlar.&lt;br/&gt;Yapamam edemem derseniz bilinçaltýnýn sonucu baþarýsýzlýða sürüklersiniz.&lt;br/&gt;Eðer otobüste ben zekiyim, ben dehayým dersen en az 5 kiþi size yer verir. Çünkü sakatlara yer verilir.&lt;br/&gt;Sabah kalkýnca aynaya bakýp ben iyiyim, ben mükemmelim diyin ve tebessüm edin.&lt;br/&gt;Ýncir aðacýnýn bütün uzuvlarý incir meyvesi içinse kainattaki her þey de insan içindir. Ve her þey olumludur. Bir olayýn iyi mi kötü mü olduðunu kimse bilemez.&lt;br/&gt;Soru çözme konusunda ön yargýlý olmama.&lt;br/&gt;Kazandýðýn bir yer konusunda iyi talih kötü talih deme belli olmaz.&lt;br/&gt;*** Beyinden daha fazla verim almak için beyinle iletiþimde iyimser olma (iç iletiþim)&lt;br/&gt;büyük düþünme büyüsü&lt;br/&gt;insanlar iki büyük hata yapar; birincisi kendi beynini küçümser, ikincisi baþkalrýnýn beynini büyük görür. &lt;br/&gt;Ýnsan beyninde ne söylese vücut bunu yapmak zorundadýr.&lt;br/&gt;Arkadaþlarýnýzla da telkin yapýn. Birbirinize zeki olduðunuzu söyleyin. &lt;br/&gt;Eskiden gemiler rüzgar beklerdi, þimdi ise içten motorlu. Üzgara ihtiyaç yok&lt;br/&gt;Reaktif Ýnsan:Telkin bekler.Kendi çalýþamaz&lt;br/&gt;Proaktif Ýnsan:Telkine gerek yokturk</description></item><item><title>ÖNYARGILAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?onyargilar-360828.html</link><description>Günümüzde önyargý kavramýný çoðunlukla duyar ve kullanýrýz. Kuramsal olarak Önyargý sözcüðü epistomolojik olarak Latince&quot;den gelmektedir. &lt;br/&gt;&quot;Önyargý&quot; kavramýný tanýmlayacak olursak; herhangi bir gruptan bir kiþiye, sadece o gruba ait olmasý nedeniyle gösterilen tutum olarak tanýmlayabiliriz.  Bazý araþtýrmacýlar önyargýnýn insanlarda doðal bir eðilim olarak var olduðunu kabul eder ve kategorilendirmenin yol açtýðý aþýrý genellemenin bir sonucu olarak deðerlendirir. Birey eðer aksi kanýtlarla karþýlaþtýðý halde baþlangýçtaki yargýsýnda kararlý ise, bu onun önyargýlý olduðunu gösterir. &lt;br/&gt;Harlak&quot;un Allportun aktardýðýna göre &quot;önyargý bir deðer yargýsý deðildir.&quot; Farklý deðer yargýlarýnýn hakim olduðu toplumlarda önyargýlardan söz etmek mümkündür. Önyargýlarýn tutum ve inanç yönü vardýr ve tutum, genel olarak bir þeyin lehinde veya aleyhinde olmayý, inanç bir þeyin nitelikleri ile ilgili bazý düþünceleri içerir. Önyargý ise, inançlarý da içine alan bir tutumdur (Harlak;  2000, s:8).&lt;br/&gt;Ayrýca önyargýlarýn davranýþlarýn þekillenmesinde etkilidir. Önyargýnýn davranýþý etkilemesi ayrýmcýlýk olarak adlandýrýlýr. Ayrýmcýlýk; herhangi bir kiþinin ön yargýlý olduðu kiþi yada gruplara gösterdiði olumsuz davranýþtýr. Ayrýmcý davranýþlar en hafifinden þiddetlisine doðru bir sýra oluþturur.&lt;br/&gt;Karþý olmayý ifade etme; kiþi önyargý konusunda kendisi gibi düþünen kiþilerle konuþur, antipatisini düþmanca duygularýný ifade eder. &lt;br/&gt;Uzak durma; eðer önyargý daha yoðun ise, birey hoþlanmadýðý yada önyargýlý olduðu kiþi ve gruplarla bir arada olmaktan kaçýnýr. &lt;br/&gt;Ayrýmcýlýk; kiþi önyargýlý olduðu gruplarýn iþ, konut, eðitim, saðlýk gibi hizmetlerden yararlanmasýna politik haklarýný kullanmasýna karþýdýr. &lt;br/&gt;Fiziksel saldýrý; önyargýlý bulunan gruba yönelik þiddet yada þiddet sayýlabilecek bazý saldýrýlar ortaya çýkar.&lt;br/&gt;Yok etme; linç etme olaylarý&lt;br/&gt;Önyargýlar konusunda bu yüzyýlýn baþlarýndan itibaren çeþitli araþtýrmalar yapýlmýþ ve önyargýlar konusunda çeþitli kuramlar ortaya konmuþtur. Önyargýlarýn konu edinildiði pek çok araþtýrma ilginç bulgular ortaya koymuþtur ve önyargýlarla ilgili günümüze kadar farklý açýklamalar getirilmiþtir.&lt;br/&gt;Önyargýyý Konu Edinen Yaklaþýmlar&lt;br/&gt;Sosyo Kültürel Yaklaþým : Önyargý kentleþmenin bir sonucu olarak kentte öne çýkan,ancak tam anlamýyla onaylanmayan ve benimsenmeyen bir takým niteliklerin belli bir grupta sembolleþtirilmesi ve o gruba yönelik olumsuz tutumlara dönüþmesi þeklinde açýklar. &lt;br/&gt;Durumsal Yaklaþým : Kiþinin yaþadýðý toplumda kendisine öðretilenler ve çevresinde gördüklerine göre bir imaj oluþturduðunu ve böylece çeþitli önyargýlarýn bulunduðu toplumlarda bu önyargýlarýn kiþilerce benimsendiðini savunmaktadýr. &lt;br/&gt;Psikodinamik Yaklaþým: Önyargý tarihsel sosyo kültürel ve durumsal özellikleri göz önüne alýnmaksýzýn insan doðasý ile ilgili açýklamalardan ele alýr. &lt;br/&gt;Olgusal Yaklaþým : Kiþinin dünyayý algýlayýþ biçiminin davranýþlarýnýn belirlediði düþüncesini temel alýr. &lt;br/&gt;Uyaraný Temel alan Yaklaþým : Önyargýnýn gruplar arasýndaki gerçek farklýlýklardan kaynaklandýðýný ileri sürer (Harlak, 2000; s.15).&lt;br/&gt;Harlak&quot;ýn Allport&quot;tan aktardýðýna göre &quot;önyargýyý tam olarak anlayabilmek için bu yaklaþýmlarýn hepsinin ortaya koyduðu açýklamalara ihtiyaç vardýr&quot; (Harlak, 2000; s.15). &lt;br/&gt;Önyargý günümüzde teknik bir kavram olmaktan çok günlük dilde kullanýlan bir terimdir.  Ýnsanlar önyargýlý bir tutum içinde olduklarýný kabul etmezler ve bu düþünceleri için kendi dýþýndaki olaylarý neden olarak gösterirler. &lt;br/&gt;Önyargý ile ilgili deðindiðimiz yaklaþýmlardan sonra ele alacaðýmýz konu önyargýlarla ilgili  olarak geliþtirilen kuramlardýr. Bu kuramlar; Otoriteryen Kiþilik Kuramý, Dogmatik Kiþilik Kuramý, Engelleme  Saldýrganlýk Kuramý.&lt;br/&gt;&quot;Otoriteryen Kiþilik Kuramý (Aderna, Frenkel, Brunswik, Levinson, Stanford): Psikoanalitik yaklaþýmýn etkisiyle çocuklukta içinde yaþanýlan aile ortamýnda özellikle babanýn otorite figürü olduðu ailelerde- karþý fikirlerini söylemesine izin verilmemiþ kiþilerin, bu engellemelerinin daha sonraki yýllarda dýþ gruplara</description></item><item><title>ENÜRESÝS (ALTINI ISLATMA)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?enuresis-(altini-islatma)-388594.html</link><description>. ENÜRESÝS (ALTINI ISLATMA) :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Enüresis, tekrarlayýcý nitelik taþýyan istem dýþý idrar kaçýrma olarak tanýmlanabilir (Öztürk, 1994). Kýsacasý normal geliþmekte olan bir çocuðun 4-5 yaþlarýndan sonra altýný ýslatmasýna enüresis denir (Yavuzer, 1995, s.154). Genellikle çocuklar, mesane kontrolü gerçekleþinceye kadar yani ortalama olarak 2-3 yaþlarýna kadar geceleri altýný ýslatýrlar. Gündüz kontrol, iki yaþ dolaylarýnda, gece kontrol ise 3,5-4,5 yaþlarý arasýnda kazanýlýr (Yavuzer, 1997, s.247).&lt;br/&gt;Enüresisi genellikle 4 kýsýmda görmek mümkündür. Bunlar:&lt;br/&gt;1. Nocturnal (yalnýz gece altýný ýslatanlar): Bunlar genellikle ya yattýktan biraz sonra ya da sabahleyin kalma zamanlarýnda altýný ýslatýrlar. Bunlar bireysellik gösterirler. &lt;br/&gt;2. Diurnal (yalnýz gündüz altýný ýslatanlar): Bunlar genellikle, ya müsaade almaktan utanacak kadar çekingen, ya da kasýtla altýný ýslatmak isteyen çocuklarda görülür. &lt;br/&gt;3. Cronic (kronik): Hem gece hem de gündüz altýný ýslatanlar. &lt;br/&gt;4. Ara sýra altýný ýslatanlar: Bunlar genellikle hastalýklarda hastalýk sonucu dikkat çekmek için yeni bir kardeþ doðduðu zaman kýskançlýk sonucu görülür (Çaðlar, 1981, s.191).&lt;br/&gt;Enürezisin birincil ve ikincil olmak üzere iki alt tipi vardýr. birincil enüresiste idrar tutma hiç bir zaman saðlanmamýþtýr. Ýkinci enüreziste ise en az bir yýl süre ile idrarý tutma saðlanabilmiþken, bu kontrol sonradan kaybedilmiþtir. &lt;br/&gt;5 yaþýndaki erkeklerin %7, kýzlarýn ise %3ünde enüresiz vardýr (Güleç, 1998, s.1157). Bir kiþiye enuresis teþhisinin konabilmesi için takvim yaþýnýn en az 5 olmasý, en az 3 ay süreyle haftada iki kez ortaya çýkan idrar kaçýrma durumunun olmasý ve bu durumun toplumsal bozulmaya sebep olmasý gerekir (DSM-4, 1994, s.64).&lt;br/&gt;Nedenleri :&lt;br/&gt;Altýný ýslatma ya organsal ya da ruhsal bir nedene dayanýr. Böbrek, baðýrsak bozukluklarý ve aðýr uyku, organsal nedenlerdendir. Ruhsal nedenler ise oldukça karmaþýk ve çeþitlidirler. Altýný ýslatma, duyulan bir kaygýnýn dolaylý anlatýmý : anneye babaya karþý duyulan öfkenin</description></item><item><title>PANÝK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?panik-371685.html</link><description>PANÝK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eyvah kalbim mi duracak? Ölecek miyim?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Ayla haným bir süredir sýk sýk Kardioloji ve dahiliye uzmanlarýna taþýnýyordu. Bazen de acil ünitelerine müracaat etmek zorunda kalýyordu. Çünkü ayda birkaç kez herhangi bir neden olmadan; boðazý týkanýyor nefes alamayacak gibi oluyor ve o sýrada kalbi yerinden fýrlayacakmýþ gibi çarpýyor; bir an ölümün soðukluðunu iliklerine kadar hissediyordu. Görmesi bulanýklaþýyor, sýrtýndan terler boþanýyordu. Nöbeti 10-15 dk.da zirveye ulaþýyor, sonra bu dehþet nöbeti geldiði gibi aniden kayboluyordu. &lt;br/&gt;Gittiði doktorlara kalp elektrosu çektiriyor, ekokardiogram yaptýrýyor, bütün kan tahlillerine baktýrýyor, fakat bu nöbetlerini açýklayacak bir þey bulamýyorlardý ...  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Oysa kendisi astým krizi veya kalp krizi geçirdiðini düþünüyor, büyük korkular yaþýyordu. Nöbeti olmadýðý zamanlarda da ayný dehþetli anlar yaþayacaðýna dair, kaygýlarý her geçen gün artýyordu. Bazen sokaða yanlýz çýkmaktan korkuyordu. Yanýnda birisi olunca kendisini daha güvencede hissediyordu...&lt;br/&gt;Ayla hanýmýn çektiði sýkýntýyý, toplumdaki her yüz insandan 2-3 tanesi yaþayabiliyor. Peki yaþanan tablonun adý nedir? Ayla hanýmda olduðu gibi, fiziksel muayene, tahlil ve tetkiklerle birþey saptanmadýðýnda bu hastalýðýn adý PANÝK BOZUKLUKtur. Yaþanan fýrtýnalý dakikalar PANÝK NÖBETÝdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nedir Panik Bozukluk?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Panik bozukluðu herhangi bir neden olmadan ortaya çýkan, özellikle kalbin hýzlý çarpmasý nefes alamama, boðazda týkanýklýlýk hissi, kontrolü yitirme ve ölüm korkularýnýn eþlik ettiði panik nöbetleri ile karakterizedir. Panik nöbeti geçirmekte olan kiþiler sanki kalp krizi geçiriyorlarmýþ gibi dehþetli dakikalar yaþarlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Panik Nöbetinde görülebilen belirtiler þunlardýr:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Taþikardi ( Kalbin normelden fazla çarpmasý ) &lt;br/&gt;Nefes darlýðý, boðuluyormuþ gibi olma &lt;br/&gt;Göðüs aðrýsý, bazen sol kolda aðrý. &lt;br/&gt;Titreme ,terleme , soðuk-sýcak basmalarý. &lt;br/&gt;Baþ dönmesi, göz kararmasý, baygýnlýk hissi. &lt;br/&gt;Bedende uyuþma ve karýncalanmalar. &lt;br/&gt;Olaylarý nesneleri bir sis perdesinin arkasýndan görme. &lt;br/&gt;Kontrolü kaybetme ya da çýldýrmaktan korkma. &lt;br/&gt;Bulantý ya da karýn aðrýsý. &lt;br/&gt;Þiddetli ölüm korkusu. &lt;br/&gt;Amerikan Psikiyatri Birliði, panik nöbetini yukarýdaki fiziksel ve ruhsal belirtilerden en az dördünün eþlik ettiði, herhangi bir dýþ uyarýya baðlý olmaksýzýn ortaya çýkan korku ve bunaltý dalgasý olarak betimlemektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Panik Bozukluk teþhisi koymak içinde aþaðýdaki ölçütlerin karþýlanmasý gerekmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DSM-IV Agorafobi Olmadan Panik Bozukluðu Taný Ölçütleri &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A. Aþaðýdakilerden hem (1) hem de (2)nin olmasý:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yineleyen beklenmedik panik ataklarý &lt;br/&gt;Ataklardan en az birini, bir ay süreyle aþaðýdakilerden biri izler: &lt;br/&gt;..&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Baþka ataklar yaþanacaðýna iliþkin süregelen düþünceler. &lt;br/&gt;Ataðýn yol açabilecekleri ya da sonuçlarýyla ilgili endiþe &lt;br/&gt;Ataklara baðlý olarak geliþen önemli davranýþ deðiþiklikleri &lt;br/&gt;B. Agorafobinin olmamasý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;C. Panik ataklarý bir maddenin ya da genel týbbi bir durumun doðrudan Fizyolojik etkilerine baðlý deðildir.</description></item><item><title>BÜYÜME VE GELÝÞME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?buyume-ve-gelisme-376090.html</link><description>BÜYÜME ve GELÝÞME&lt;br/&gt;1.   Büyüme ve Geliþmenin Tanýmý&lt;br/&gt;Büyüme ve geliþme, döllenmeden sonra anne karnýnda baþlayarak eriþkinliðe kadar sürer, Çocuklarý yetiþkinlerden ayýran en önemli özellikler, çocuklarda büyüme ve geliþmenin görülmesidir. Genellikle büyüme ve geliþme terimleri eþ anlamlý olarak kullanýlýr. Ancak büyüme ve geliþme farklý farklý olaylardýr. Büyüme vücut hacmindeki ve kütlesindeki artýþa denir. Geliþme ise biyolojik olgunlaþma sürecini ifade eder. Büyümede hem hücre sayýsý hem de hücrenin hacmi artar. Geliþmede ise dokularýn ve hücrelerin yapýsýndaki deðiþiklikler sonucunda biyolojik iþlevlerde olgunlaþma meydana gelir. Geliþme büyüme, olgunlaþma ve öðrenmenin etkisi altýndadýr. Bilgi veya bilgiler bütününü bellemek olarak tanýmlanan öðrenme, her yaþta büyüme ve geliþmeyle birlikte gerçekleþir.&lt;br/&gt;Büyüme ve geliþme her ne kadar farklý olaylarsa da birbiriyle baðlantýlý deðiþik aþamalarý bulunan bir süreçtir. Bebeklerin aðýrlýklarý doðumlarýndan itibaren belli aralýklarla saðlýk personelince tartýlýr boylan ölçülür ve bazý davranýþ özellikleri izlenir. Böylece bebeðin büyüme ve geliþmesiyle ilgili herhangi bir olumsuz durumun bulunup bulunmadýðý belirlenir.&lt;br/&gt;2.   Büyüme ve Geliþmede Rol Oynayan Faktörler&lt;br/&gt;Büyüme ve geliþmeyi etkileyen bir çok faktör vardýr. &lt;br/&gt;Bunlar; * Genetik, * Hormonal, * Beslenme, * Fiziki çevredir.&lt;br/&gt;a) Genetik&lt;br/&gt;Anne ve babaya ait özellikler genlerle taþýnarak çocuklara geçer. Anne ve babaya ait genler çocuðun diðer özelliklerinde olduðu gibi büyüme ve geliþmesinde de etkilidir. Örneðin, anne ve babasýnýn uzun boylu oluþu belli bir ölçüde çocuðun boyunda da etkilidir. Uzun boylu anne ve babaya ait çocuklarýn boylarý akranlarýna göre biraz daha uzundur.&lt;br/&gt;b) Hormonal&lt;br/&gt;Büyüme ve geliþmede genetik yanýnda hormonlar da oldukça etkilidir. Hipofiz, tiroit ve paratiroit bezlerinden salgýlanan çeþitli hormonlar büyüme ve geliþmeyi etkiler. Örneðin, hipofiz bezinden salgýlanan büyüme hormonun az veya çok salgýlanmasý büyüme ve geliþmeyi etkiler. Büyüme hormonunun az salgýlanmasý sonucunda cücelik fazla salgýlanmasýnda da dev cüsselilik (devlik) meydana gelir. Yine akromegali gibi geliþim bozukluklarý da hormonal kaynaklýdýr.&lt;br/&gt;c) Beslenme&lt;br/&gt;Büyüme ve geliþmede etkili olan faktörlerden bir diðeri de beslenmedir. Yeterli ve dengeli beslenilmediði zaman büyüme ve geliþmede gerilik görülür. Genetik faktörlerin büyüme ve geliþmeyi etkilediðini belirtmiþtik. Uzun boylu anne ve babadan doðan çocuðun da uzun&lt;br/&gt;boylu olacaðýný belirtmiþtik. Burada çocuðun uzun boylu olmasýnda genetik yapýnýn etkili olmasý kadar beslenme de etkilidir. Yeterli ve dengeli beslenme büyümeyi ve geliþmeyi olumlu etkiler. Beslenmesi yetersiz ve dengesiz olan çocuklarda geliþim bozukluklarý görülür.&lt;br/&gt;d) Fiziki çevre&lt;br/&gt;Büyüme ve geliþmeye etki eden faktörler arasýnda fiziksel çevrenin ayrý bir önemi vardýr. Fiziksel çevre olarak kabul edilen ýsý, ýþýk, radyasyon, barýnak, gürültü, laðým ve pis sular, hava, çöplükler vb. sayýlabilir. Fiziki çevre þartlarýndaki olumsuzluklar saðlýðý da olumsuz etkiler. Dolayýsýyla bu olumsuz çevre þartlan büyüme ve geliþmeyi etkiler. Örneðin, pis sularýn içme suyu olarak kullanýlmasý çeþitli hastalýklarýn oluþmasýna neden olur. Hastalýklar ise büyüme ve geliþmeyi olumsuz etkiler. Yine fiziki çevre içinde yer alan radyasyon, büyüme ve geliþmeye en fazla etkili olan etmenlerden biridir. Örneðin, Çin hükümeti tarafýndan Doðu Türkistan&quot;da yapýlan nükleer denemeler sonucu yeni doðan çocuklarda birçok geliþim bozukluklarý görülmüþtür. Radyasyonun etkisiyle yeni doðan çocuklarýn kafa yapýsýnda anormallikler, göz yuvarlarýnda bozukluklar, dudaklarda yýrtýklýklar gibi geliþim bozukluklarý görülmüþtür.&lt;br/&gt;Buraya kadar yapýlan açýklamalardan sonra büyüme ve geliþmeyi olumsuz etkileyen çevresel faktörlerden bazýlarýný aþaðýdaki gibi özetleyebiliriz:&lt;br/&gt;*Annenin yeterli ve dengeli beslenmemesi, &lt;br/&gt;*Gebelik sýrasýnda hekim kontrolü dýþýnda ilaç kullanýlmasý, &lt;br/&gt;*Gebeliðin özellikle ilk aylarýnda röntgen çektirilmesi, Gebeliðin  ilk aylarýnda grip,   kýzamýkçýk vb.  ateþli hastalýklara yakalanýlmasý,&lt;br/&gt;*Gebe annede böbrek, kalp gibi sistemik hastalýklarýn olmasý,&lt;br/&gt;*Psikolojik travmalarýn olmasý büyüme ve geliþmeyi olumsuz etkileyen çevresel etkenlerden bazýlarýdýr.&lt;br/&gt;3.   Büyüme ve Geliþme Dönemleri&lt;br/&gt;a) Bebeklik dönemi&lt;br/&gt;Bebeklik dönemi doðumdan sonraki birinci yaþ gününe kadar olan süreyi kapsar. Diðer bir ifadeyle bebeklik dönemi 0-12 aylar arasýdýr. Bebeklik</description></item><item><title>GELÝÞÝM DÖNEMÝ ÖZELLÝKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gelisim-donemi-ozellikleri-455283.html</link><description>GELÝÞÝM DÖNEMÝ ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;6 Yaþ Grubu Çocuklarýnýn Psikolojik özellikleri&lt;br/&gt;Bu yaþlarda çocuklar oyun çaðýnýn birçok özelliklerini gösterir, 6 yaþ zihni ve duygusal geliþmeleri bakýmýndan okula devam edebilecek kadar olgun olunan bir yaþtýr.&lt;br/&gt;Zihni geliþimi&lt;br/&gt;o Bu çaðda çocuðun zihin gücü ve belleði bir hayli geliþir. Çocukta somut düþünce tarzý hakimdir.&lt;br/&gt;o Duygulan ile düþünür. Gözlemler ve deneyler sonucu bir takým hükümler verebilir.&lt;br/&gt;o Çocuk çevresmi toptan algýlar. Soyut ve mantýklý düþünenýezlen Tophý öðretim e uygun öðretme sistemidir.&lt;br/&gt;o His ve heyecanlannm etkismde Jcalarak yargýlara vanr. OJaylan objektif olarak eleþtiremez.&lt;br/&gt;o Sýk kendini över .Bu dönemin sonunda kendi Jcusurlarmý ^önneye baþlar Ve eleþtirir.&lt;br/&gt;o Zaman ayarlayamaz. ilersi için plan yapamaz.&lt;br/&gt;o Sayýlan kavramaya baþlar. Basit toplama, çýkarma hesaplan yapar.&lt;br/&gt;Dil Geliþimi&lt;br/&gt;o Dil çok zenginleþir. Çocuk çok fazlaJcelime öðrenir.&lt;br/&gt;o &quot;Toptan görüþ&quot; hakimdir, Býmun için okuroay^Jýarflerden baþlamak yerine, çocuk için anlamlý olan^ümle veJcelunelerden baþlamak daha uygundur.&lt;br/&gt;o Sezsiz okumasý, sesli okýýma.sýna nazaran daba Juzlýdýr.&lt;br/&gt;o Bu çaðýn sonuna doðru yabancý dil öðremneye bazýr hale geür.&lt;br/&gt;Ilgiler&lt;br/&gt;o Temsil oyýmlarma ilgi, hayvaýýlarla ilgili ternsillgr, þarkýlý temsillere ilgi devam eder.&lt;br/&gt;o Kýzlar; büyükler gibi giyimneye, evcilik oynamaya&lt;br/&gt;Erkekler; Þöförlük, Pilotluk, Askerlik gihi oyýmlar oynamaya yönelirler.&lt;br/&gt;o Böceklere ve diðer hayvaýdara ilgi -görülür.&lt;br/&gt;Moral Geliþinü&lt;br/&gt;o iyilik ve kötülük kavramlan, ana-babanm beðendiði ve beðemnediði davramþlan ile ilgili olarak deðiþir.&lt;br/&gt;o Davranýþlanmn büyükler t^rafýndan beðenýlmesine jaem verirler, Kýýsýýrlýý görimmek onlan endiþelendirir. o &quot;Baþkalarma zarar vermek kötüdür&quot; ^ibi ^genel &lt;ieðer yargýlarma varabilirler. Bu dönemde çocuklara hangi davranýþlarm iyi veyakötü olduðumý tamtmak faydalýdýr.&lt;br/&gt;Duygusal Geliþim&lt;br/&gt;o En önemli duygusal ihtiyaçlan sevilmek, beðenilmek, deðer verilmektir. Anne, baba, öðretmen tarafindan nekadar ügi ve þefkatle muamele görürlerse, ruh saðlýklan o kadar yerinde olur.&lt;br/&gt;o ilgi merkezi olma isteði kuvvetlidir.&lt;br/&gt;o Baþanlý olma ihtiyacý kuvvetlidir. Gerçek baþanlar elde edemezlerse hayali baþanlarla övündükleri görülür.&lt;br/&gt;o Bu dönemde korku, öfke, kýskançlýk, neþe, sevgi gibi duygular bir çocuðun gününü birbiri ardýna doldurabilir. Duygusal halleri çabuk deð4ir.&lt;br/&gt;Arkadaþlarla iliþkiler&lt;br/&gt;o Bu yaþta gmp halinde oyun oynayabilirler.&lt;br/&gt;o Arkadaþlýk kýsa sürelidir.&lt;br/&gt;o Genellikle yakm arkadaþlanm kendi cinslerindeü seçerler.&lt;br/&gt;o Fakir-zengin aynlýðý gözetmezler. Eakat haþka smýf, okul ve çocuklarma karþý cephe alýrlar.&lt;br/&gt;o Giyim, Konuþma, zevk bakýrmndan çocuk, arkadaþlanný taklit eder. Rekabete girer. Sosyal yönden prestij kazanmak amacýyla^üçfflsterilerme girerler. Eþya ve aileleriyle övündükleri ^örülür.&lt;br/&gt;Aile iliþkileri&lt;br/&gt;o Aile büyüklerme karþý tavýr takýmr, yaramazlýk ^der. Bazen xÝe Jsaygýü olur.&lt;br/&gt;o Çoðu zaman kiþiliðini gösterme, baðýmsýz olahüme çabasýyla inatçýlýk, dik baþlýlýk, itaatsýzlýk olabilir.&lt;br/&gt;o Büyüklerinin her þeyi daha iyi bildikleri ve yaptýklarmý düþýmürier. Ana-babasmý kendine ömek seçer.&lt;br/&gt;o Okulda gýmün önemli bir kýsmýný ^eçimýesine raðmen ana-baba sevgi ve ilgisine ihtiyacý çok kuvvetlidir.&lt;br/&gt;öðretmen ile ilgili bölüm&lt;br/&gt;o Çocuk öðretmenme büyük ilgi v6 lýayrarýhk duyar. Kendim beðendinnek için elinden geleni yapar.&lt;br/&gt;o Çok görülen þikayet olayý, çokJcere nðretmenin ýlgiþini çekmek içiýý yapýlýr.&lt;br/&gt;o Tenkitler çocuklarda çok büyük etki yapar. Alay ve ^þýn þakalarda alýnýr&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kazandýnlmasý geren davramþlar,&lt;br/&gt;1- Eþyarmý temiz ve düzenli kullanma,&lt;br/&gt;2- Yataðýný düzeltme,&lt;br/&gt;3- Kýyafetlerim kendismm giymesi ve çýkarttýklarmý katlayýp yerine koymasý,&lt;br/&gt;4- Sabah temizliðine dikkat etmesi, diþlerini fýrçalamasý,&lt;br/&gt;5- Oyuncaklanm toplamasý,&lt;br/&gt;6- Kardeþleriyle iyi iliþkiler içinde olmasý,&lt;br/&gt;7- Büyüklerine karþý saygýlý olmasý,&lt;br/&gt;8- Annesine yapabileceði ev iþlerinde yardýmcý olmasý,&lt;br/&gt;9- Verilen ödevi zamanmda yapmasý,&lt;br/&gt;10 -Eve gelen misafir çocuklanna iyi davranmasý,&lt;br/&gt;11- Oyuncaklanm paylaþmasý,&lt;br/&gt;12- Vaktinde yatma ve uyuma,&lt;br/&gt;13 - Tuvalet temizliðine dikkat etme,&lt;br/&gt;14 - Problemlerini rahatlýkla söylemesi,&lt;br/&gt;15 - Okula uyum saglama,&lt;br/&gt;16 - Evini, okulunu, yakm çevresini tamma,&lt;br/&gt;17 - Temel msan iliþkilerinde nasýl davranacaðmý bilme,&lt;br/&gt;18 - Milli ve manevi deðerlere karþý olumlu bir tutum geliþtirme,&lt;br/&gt;19 - Saðlýk kunýluþlanm bilme,&lt;br/&gt;20 - Trafik kurallanm bilme,&lt;br/&gt;21 - Toplu yaþama kurallanm bilme,&lt;br/&gt;22 - Tabiat sevme,&lt;br/&gt;23 - Boþ zamanlanm iyi deðerlendirme,&lt;br/&gt;24 - Zaman kavra</description></item><item><title>DUYGUSAL ZEKA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?duygusal-zeka-346872.html</link><description>DUYGUSAL ZEKA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýnsan zekasý kadar hiçbir konu, psikolojide yoðun bir araþtýrma alaný olmamýþtýr. Bu alandaki en büyük atýlým ise &quot;duygusal zeka (emotion quotient)&quot; görüþünün ortaya atýlmasýdýrSon zamanlarda oldukça çok karþýmýza çýkan duygusal zeka (emotion quotient), kiþinin kendisinin ve diðerlerinin hislerini ve duygularýný izleme, bunlar arasýnda ayýrým yapma ve bu bilgiyi düþünce ve eylemlerinde kullanma becerisini içeren, sosyal zekanýn bir alt kümesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IQ ile ölçülen, zeka, insanlarýn okul ve iþ yaþamýndaki baþarýsýný belirleyen deðiþmez&lt;br/&gt;bir etken midir? Öyleyse, neden yüksek IQlu çocuklar, ortalama IQya sahip arkadaþlarýna göre hayatta daha baþarýsýz olabiliyor? &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dr. Daniel Goleman, psikoloji alanýnda çýðýr açan bu kitabýnda, EQnun, IQdan daha&lt;br/&gt;önemli olduðunu kanýtlýyor. Duygusal zekayý, özbilinç, azim dürtülerini frenleme, baþkalarýný duygularýný paylaþabilme gibi özellikleri içeren bir zeka olarak tanýmlýyor. &lt;br/&gt;Araþtýrma bulgularýna göre, duygusal zeka yoksunluðu, kiþinin aile yaþamýndan mesleki&lt;br/&gt;baþarýsýna, toplumsal iliþkilerinden saðlýk durumuna kadar birçok alanda çok kötü sonuçlar doðurabiliyor. Ancak, Dr. Golemana, göre, duygusal zeka doðuþtan gelen bir özellik deðil.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýnsan beyninin yapýsý dolayýsýyla, çocuklukta alýnan duygusal dersler, yaþam boyunca davranýþ tarzýný belirliyor. Baþta eðitimciler ve ana-babalar olmak üzere, herkesin ufkunu açan bu kitabýn çok önemli bir toplumsal mesajý da var: Demokrasinin topluma ne ölçüde mal olduðu, bireylerin duygusal zeka düzeyiyle doðrudan baðlantýlý.Duygusal zeka&quot;, son yýllarda, medyanýn ilgisini çeken konulardan biri haline geldi. Duygular ve diðer özelliklerin zeka olup olmadýðý bir yana, bu görüþün savunucularýndan Goleman (1995) sistematik bir kuram önermekten de uzak görünmektedir. Ancak, son yýllardaki zeka konusundaki geliþmeler (Gardner, 1993; Sternberg, 1997), geleneksel zeka görüþlerinin sorgulanmasýný ve yeni önerileri de beraberinde getirmiþtir. Bu yazýda, Goleman&quot;ýn &quot;duygusal zeka&quot; görüþünün eleþtirisinden hareketle, &quot;dinamik etkileþimsel model&quot; önerisinde bulunulmaktadýr. Model ve insan özelliklerinin profil ölçümü önerisinin, bireyler hakkýndaki kararlar konusunda daha zengin bilgi vermesi beklenmektedir. Model henüz bir öneri niteliðinde olduðundan, tartýþýlarak geliþtirilmesi ve görgül olarak test edilmesi gerekmektedir&lt;br/&gt;Psikolojide hiçbir konu insan zekasý kadar yoðun bir araþtýrma alaný oluþturmamýþtýr. Zeka ve zeka testleriyle ilgili araþtýrmalar insanlarý salt bilgiye dayanan yetilerle ölçmenin doðru olup olmadýðý üzerinde odaklanmaktadýr.&lt;br/&gt;Son yýllarýn en büyük sansasyonel atýlýmý ise duygusal zeka görüþü bazý Amerikalý psikologlar tarafýndan ortaya atýlmýþtýr. Duygusal zeka terimi, ilk olarak 1990da Harvard Üniversitesinden psikolog Peter Salovey ve New Hampshire Üniversitesinden psikolog John Mayer tarafýndan kullanýlmýþtýr. Daha sonra Harvard Üniversitesinden ve The New York Timesda davranýþ ve beyin bilimleri konularýndan sorumlu psikolog Daniel Goleman tarafýndan geliþtirilmiþ ve duygusal zeka becerilerinin, biliþsel zeka dediðimiz (IQ) dan daha önemli olduðunu 1995 yýlýnda yayýnlanan Duygusal Zeka adlý kitabýnda kanýtlamaya çalýþmýþtýr. Baþarý için önemli gibi görünen duygusal nitelikleri betimlemek için bu terimden yararlanýlmýþtýr. Bu nitelikler þunlarý kapsar:&lt;br/&gt;-Empati.&lt;br/&gt;-Duygularý ifade etme ve anlama.&lt;br/&gt;-Mizacýný kontrol etme.&lt;br/&gt;-Baðýmsýzlýk.&lt;br/&gt;-Uyum saðlayabilme.&lt;br/&gt;-Beðenilme.&lt;br/&gt;-Kiþiler arasý sorunlarý çözme.&lt;br/&gt;-Sebat.&lt;br/&gt;-Sevecenlik.&lt;br/&gt;-Nezaket.&lt;br/&gt;-Saygý.&lt;br/&gt;Dr. Daniel Goleman, duygusal zekayý kiþinin kendi duygularýný anlamasý, baþkalarýnýn duygularýna empati beslemesi, ve duygularýný yaþamý zenginleþtirecek biçimde düzenleyebilmesi yetisi olarak tanýmlýyor. Golemana göre beynin düþünen parçasý, beynin duygusal parçasýndan ürüyor. Beynin düþünen ve duygusal parçalarý genelde yaptýðýmýz her þeyde birlikte çalýþýyor ve gerek iþ yaþamýnda gerekse özel yaþamda baþarýlý ve mutlu olmak, insanlarýn duygusal zeka becerilerine baðlýdýr.&lt;br/&gt;DUYGUSAL ZEKA (E</description></item><item><title>DUYGUSAL ZEKA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?duygusal-zeka-360710.html</link><description>DUYGUSAL ZEKA&quot;NIN ÝÇÝNDE ZEKA YETENEKLERÝYLE KENDÝM&lt;br/&gt;Kimi zaman insanlar moralleri bozuk olduðunda yada olumsuz bir durumla karþýlaþtýklarýnda (genelde insanýn içindeki mahkeme olan vicdanla baþ baþa kaldýklarýnda ) oturup, nerede hata yaptým? Niye kimse beni anlamýyor? Gibi sorularý kendilerine sormaya baþlarlar. Aslýnda cevaplar bu sorunun içinde saklýdýr. Ýnsanlar sadece madalyonunu diðer yüzünden bakmayýp, anlamlandýramadýklarý girift duygularý göz önünde bulunduramamaktadýrlar.&lt;br/&gt;Bu teze ulaþmanýn sebebi insanlarýn ortak duygu ve düþünlere sahip olmalarý (kýsmen), bu duygu ve düþüncelere benimde sahip olmamdýr. Zaman baþka bir tabirle hayat insanlarýn bir þeyler öðrendiði yerdir. Bu yavaþ yavaþ olmakla beraber; gerek ikili iliþkilerden gerekse bazý yazýlmýþ olan psikolojik kitaplardan saðlanmaktadýr.&lt;br/&gt;Ýþte yukarýda bahsettiðim gibi yalnýz kaldýðýmda yada kalabalýðýn içerisinde kendimi yalnýz hissettiðimde anlamlandýramadýðým bir çok olgu vardý. Bu anlamlandýrmalarý olaylarý yaþayarak, muhakeme yaparak öðrendim. Bir de bunlarýn içerisinde bir kaynak vardý o da duygusal zeka kitabýdýr. Bu kitaptaki beþ boyuta baktýðýmýzda ne demek istediðim daha iyi anlaþýlacaktýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DUYGUSAL ZEKANIN BEÞ BOYUTU&lt;br/&gt;1-Öz bilinç : kendini tanýma, bir duyguyu oluþurken fark edebilme duygusal zekanýn temelidir. Duygularýn her an farkýnda olma yeteneði psikolojik sezgi ve kendini anlamak bakýmýndan þarttýr. Gerçek duygularýmýzý fark edememek bizi onlarýn insafýna býrakýr. Duygularýný tanýyan kiþiler, hayatlarýn daha iyi idare ederler; kiminle evleneceðini hangi iþe gireceðine kadar kiþisel karar gerektiren konularda ne düþündüklerinden çok daha emindirler. &lt;br/&gt;Ayrýca Mayer, kiþilerin duygularýný birbirlerinden farklý þekillerde ele alýp beþ ettiðini görmüþtür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61550;Öz bilinçli : Ruh hallerinin farkýnda olan bu kiþiler, duygusal hayatlarý  hakkýnda belli bir anlayýþa sahiptir. Duygularýnýn bilincinde olmalarý, diðer bazý kiþilik özelliklerini destekleyebilir. Hayata olgulu bakýp, dertleri kafalarýna takmazla. Kýsa süre içerisinde de pozitif düþünmeye baþlarlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61550;Kendini kaptýrmýþ :&lt;br/&gt; Bunlar, genelde duygularýný kapýlýp giden ve bu durumdan kendilerini kurtaramayan, adeta duygularýn hükmü altýnda yaþayan kiþilerdir. Deðiþen duygularýn içerisinde kaybolan kiþilerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61550;Kabullenmiþ : &lt;br/&gt;Bu kiþiler ne hissettiklerini bilseler de, bu durumlarýný kabul eder ve deðiþtirmeyi denemezler. Bu teslimiyetçi kiþiler ikiye ayrýlýrlar: kendini iyi hissedip, ruh hallerinde kendilerini bir ara kötü hisseden ve ne olacaksa olsun diyenlerle, hiç bir þey yapmadan sýzlananlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-DUYGULARI ÝDARE EDEBÝLMEK&lt;br/&gt;Duygularý uygun biçimde idare yeteneði, öz bilinç temeli üstünde geliþir. Bu durum kendini yetiþtirme, yoðun kaygýlardan, karamsarlýktan, alýnganlýklardan kurtulma yeteneðini ve bu temel duygusal beceride baþarýsýz olmanýn sonuçlarýný ele alýyor. Bu yeteneði zayýf olan kiþiler sürekli huzursuzlukla mücadele ederken, kuvvetli olanlar ise hayatýn tatsýz sürprizleri ve terslikleriyle karþýlaþtýktan sonra kendilerini daha kolay toparlayabilmektedir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;3-KENDÝNÝ HAREKETE GEÇÝRMEK&lt;br/&gt;Duygularý bir amaç doðrultusunda toparlayabilmek, dikkat edebilme, kendini harekete geçirebilme, kendine hakim olabilme ve yaratýcýlýk için gereklidir. Duygusal öz denetim doyumu erteleyebilme ve fevri davranýþlarý zaptedebilme her baþarýnýn altýnda yatan özelliktir. Týkanýp kalmamak (akýþ haline girebilmek) her tür yüksek performansý mümkün kýlar. Bu beceriye sahip kiþiler, yaptýklarý her iþte daha üretken ve etkili olabilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4-BAÞKALARININ DUYGULARINI ANLAMAK&lt;br/&gt;Duygusal  öz bilinç temeli üzerinde geliþen diðer bir yetenek olan empati, insanlarla iliþkide temel beceridir. Empatik kiþiler baþkalarýnýn neye ihtiyacý olduðunu ne istediðini gösteren belli belirsiz sosyal sinyallere karþý daha duyarlýdýr. Buda onlarý insan bakýmýyla ilgili mesleklerde, öðretmenlik, satýcýlýk ve idarecilikte baþarýlý kýlar.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;5-ÝLÝÞKÝLERÝ YÜRÜTEBÝLMEK&lt;br/&gt;Ýliþki sanatý büyük ölçüde baþkalarýnýn duygularýn</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - SAVAÞÇI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-savasci-413970.html</link><description>savaþçý</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - DAVRANIÞIN NÖROBÝYOLOJÝK TEMELLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-davranisin-norobiyolojik-temelleri-413945.html</link><description>davranýþýn nörobiyolojik temelleri</description></item><item><title>ÇOCUKLARINIZLA ETKÝLÝ ÝLETÝÞÝM KURMA YOLLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklarinizla-etkili-iletisim-kurma-yollari-436872.html</link><description>ÇOCUKLARINIZLA ETKÝLÝ ÝLETÝÞÝM KURMA YOLLARI&lt;br/&gt;Mine ÖZKAMALI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;13 Ekim, 1999 &lt;br/&gt;Körfez Depremi gibi büyük bir coðrafi bölgede yer alan ve toplumun büyük bir kýsmýný etkileyen doðal felaketler, sadece bölgede yaþayanlarý deðil tüm ulusu derinden sarsan olaylardýr. Bölgede yaþayanlar için kendilerine fiziksel ve sosyal destek veren çevrenin neredeyse tümüyle zarar görmesi, durumu daha da güçleþtirir. Evimizi, yakýn akraba ve arkadaþlarýmýzý kaybetmiþ olmanýn acýsý büyüktür. Bu kayýplarýn üstüne, yaþam koþullarýndaki deðiþmeler de eklendiðinde yaþadýðýmýz stres artar. Örneðin, kötü hava koþullarý, barýnma koþullarýnýn istediðimiz gibi olmamasý, çocuklarýn okul durumu, artçý depremlerin sürme olasýlýðý gibi pek çok faktör yaþanan stresi arttýrýr. Ayrýca üzüntü, piþmanlýk, öfke gibi yaþamakta olduðumuz tüm duygular çocuklarýmýzla olan iliþkilerimizi daha da güçleþtirebilir. Ne var ki çocuklar da bu doðal felaketten ayný bizim gibi etkilenmiþlerdir. Araþtýrmalar doðal felaketlerden en çok yara alan gruplarýn çocuklar, gençler ve yaþlýlar olduðunu göstermektedir. Ancak anne ve babalarýndan, arkadaþlarýndan, öðretmenlerinden ve diðer aile üyelerinden yakýn ilgi ve destek gören çocuklarýn doðal afetin sonuçlarýndan daha az etkilendiklerini ve daha kolay ve çabuk baþa çýktýklarýný iyi biliyoruz.&lt;br/&gt;Çocuklarýnýza yardýmcý olabilmeniz için sizin yardýma muhtaç durumda olmamanýz gerekir. Eðer kendinizi çocuklarýnýzla aþaðýda önerildiði þekilde ilgilenecek kadar iyi hissetmiyorsanýz psikolojik yardým almaktan çekinmeyin. Kendinizi iyi hissetseniz, önerilere uysanýz bile deprem sonrasýndaki bu iyileþme sürecinin zaman alacaðýný, bazý olaylarýn ve yaþantýlarýn zaman zaman durumu geriye götüreceðini bilin. Ýyileþme sürecinde, en çok yarar gördüðünüz önerilere aðýrlýk verin, geleceðe yönelin ve genellikle olumlu bir tutum içinde olmaya çalýþýn. Elinizdeki broþür bu konuda size yardýmcý olmak üzere hazýrlanmýþtýr. Bu broþürün dýþýnda ihtiyacýnýz olan her türlü desteði alabileceðiniz herkese ve her kuruma baþ vurmaktan çekinmeyin.&lt;br/&gt;ÇOCUKLAR ÝÇÝN DEPREMÝN ANLAMI NEDÝR?&lt;br/&gt;Çocuklar da yetiþkinler gibi deprem felaketinden korkarlar. Ne var ki depremi, biz yetiþkinler gibi kontrolümüz dýþýnda olan doðal bir olay olarak anlamakta güçlük çekerler. Üstelik çocuklar, kendilerini koruyan ve tamamen güven duyduklarý yetiþkinlerin bu olay karþýsýnda çaresiz kalmasýndan endiþe duyarlar. &lt;br/&gt;*Okulöncesi dönemdeki çocuklar bu felaketin, anne-babasýnýn onaylamadýðý bir düþüncesi ya da davranýþý nedeniyle baþlarýna geldiðini sanýrlar.&lt;br/&gt;*Okul çaðýndaki çocuklar ise doðal olaylarý anlayabilirler. Ancak, böylesine büyük bir felaketi daha önce yaptýklarý kötü bir davranýþtan dolayý kendilerine verilen bir ceza olarak algýlayabilirler.&lt;br/&gt;*Ergenlerin depremi algýlayýþý ise yetiþkinlerinkine oldukça benzerdir. Ancak bu felaketin kendi baþlarýna gelmiþ olmasýndan öfke duyabilirler.&lt;br/&gt;ÇOCUKLARIN DEPREME OLAN TEPKÝLERÝNÝ NELER ETKÝLER?&lt;br/&gt;Çocuklarýn deprem felaketi karþýsýndaki tepkileri birbirinden farklý olabilir. Bazýlarý depremin hemen ardýndan birtakým davranýþ deðiþiklikleri gösterirken, bazýlarý günler ve haftalar, hatta aylarca hiçbirþey olmamýþ gibi davranýp daha sonra problemli davranýþlar sergileyebilirler. Bu yüzden önümüzdeki aylar içinde elinizdeki broþürü zaman zaman alýp okuyun. Böylece depremin normal psikolojik etkileri konusunda hem daha iyi bilgilenecek hem de önerileri unutmamýþ olacaksýnýz.&lt;br/&gt;Çocuklarýn depremden etkilenme derecesini bir takým faktörler belirlemektedir. Bunlar: &lt;br/&gt;*Ailenin tepkisi: Çocuk depremden doðrudan etkilenmese bile ailesinin deprem karþýsýndaki tepkileri ve korkularýndan çok etkilenebilir. Çocuðun deprem karþýsýnda çaresiz kalan ailesine olan güveni sarsýlabilir. Ailesinin felaket karþýsýndaki korku ve kaygýlarýndan en çok da okul öncesi yaþ grubundaki çocuklar etkilenirler. Bu nedenle bir yandan kendinizi diðer yandan da çocuklarýnýzý yeniden güçlendirmeye çalýþýnýz. &lt;br/&gt;*Kayýp derecesi: Çocuðun deprem felaketinde tanýk olduðu ya da gördüðü hasar ve</description></item><item><title>ERGENLÝK SORUNLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ergenlik-sorunlari-448939.html</link><description>Ergenlik çaðý, hýzlý büyüme ve geliþmenin olduðu kýz-erkek özelliklerinin belirdiði 2-3 yýllýk ilk gençlik dönemini kapsar. Kýzlar, erkeklerden  1-2 yýl önce ergenliðe girer. Büyüme ve olgunlaþmalarýný 1-2 yýl erken tamamlarlar. Ergenlik her çocukta ayrý ayrý yaþlarda baþlar.Bu nedenle ilkokulu birlikte bitiren çocuklarýn kimi erkenden boy atýp gençler arasýna katýlýrken, kimisi de bir iki yýl beklemek zorunda kalýr. Ergenliðin bitiþiyle gerçek gençlik çaðý baþlar. Büyüme, tüm bedenlerde deðiþik hýzla gerçekleþir. Önce ayaklar ve eller büyür. Öyle ki 13-14 yaþýndaki bir ergen, eriþkin çaðýnda giyeceði ayakkabýyý giymeye baþlar. Yüzde önce burun ve çene büyür, kalçalar omuzlardan önce büyür. Kýzlarda kalçalar, erkeklerde omuzlar geniþler.  Büyüme özellikle 11-16 yaþlarýnda hýzlanýr. Daha sonra yavaþlayarak 18-20 yaþýna dek sürer. Hýzlý büyüme ergenlerin kalori gereksinimi arttýrýr. Eriþkin bir erkek için günde 3000 kalori gereklidir. Bir erkek ergenin bundan 500-800 kalori daha fazla almasý gerekir ( Tabiki yaþa, kiloya ve boya göre de farklýlýk gösterebilir). Ergenlik çaðý insanýn en saðlýklý olduðu dönemdir. Çocukluk hastalýklarý geride kalmýþ, Yetiþkinlere özgü hastalýklar için henüz daha çok erkendir. Ergenlerin en çok rahatsýzlýk duyduklarý saðlýk sorunlarý ergenlik sivilceleridir. Ergenlik döneminde yeni ruhsal tepkiler ve davranýþlar belirmeye baþlar. Dengeli ve uyumlu ilkokul çocuðu gider, yerine oldukça tedirgin kuruntulu, çabuk tepki gösteren güç beðenen bir ergen gelir. Duygular çok iniþ çýkýþlar gösterir, çabuk sevinir çabuk üzülür, birden sinirlenir, olur olmaz herþeyi sorun yapar. Tepkileri önceden kestirilemez olur. Daðýnýk ve savruk olur, sýk sýk bir þeyler devirip kýrar, girip çýkýp bir þeyler atýþtýrýr, ne bulursa yer. Ýlgileri artmýþ, gel geç hevesleri çoðalmýþtýr. Gürültülü müziðe bayýlýr, süse ve giyime düþkünlük gösterirler. Duvarlara film yýldýzlarýnýn resimleri asýlýr, uzun uzun düþler kurar, günlük tutmaya baþlarlar, þiir, öykü yazmaya özenirler. Genç bir yandan büyümek için sabýrsýzlanýr, ancak çocuksu davranýþlarýndan birden sýyrýlamaz. Ergenliðe yaþýtlarýndan önce giren gençlerde bu bocalama daha da belirgindir. Yetiþkin boyutlarýna ulaþmýþ gövdede çocuk kiþiliði vardýr.Ana babasýnýn çeliþkili tutumlarýyla büsbütün bocalar. Gençlik dönemi hayranlýklarýnýn ve tutumlarýnýn bol olduðu bir dönemdir. Bir öðretmen, bir þarkýcý, bir yazar onlarýn benzemek istedikleri kiþilerdir. Bir süre kendine yeni bir örnek seçen sürekli deðiþen bu hayranlýklar gencin ilerde ne olmak istediðiyle ilgilidir. Gençlik çaðý, kendini öz kimliðini arayýþ çaðýdýr. Kuþkusuz, gençlik çaðýnda ortaya çýkan deðiþikliklerin tümü olumsuz deðildir. Ruhsal alanda yaþanan çalkantý yanýnda pek çok olumlu geliþme gözlenir. Gencin düþünme yeteneðinde önemli bir sýçrama olur. Soyut kavramlarý daha iyi anlar ve kullanýr. Ýlgi alanlarý geniþler, çeþitlilik kazanýr. Ýlerde seçeceði meslekle ilgili konulara eðilir. Bir þeyler yapmak baþarýlý olmak, kendini kanýtlamak eðilimi güçlenir. Yeteneklerden kimisi sivrilir, öne geçer, duygu ve düþüncelerini inançla savunur.Kendini ve baþkalarýný gözlem yeteneði güçlenir.coþkuludur, hayalcidir, idealisttir.  &lt;br/&gt;SEVGÝLÝ ÖÐRENCÝLER, kýsaca sizin yaþýnýzdaki öðrencilerin genel davranýþlarýnýn nedenlerini açýklamaya çalýþtým. Geliþim dönemini her çocuðun ve gencin deðiþik þekillerde tamamladýðýndan söz ettim .Þimdi de aile, okul ve arkadaþ çevresinde karþýlaþýlan bazý problemlere deðinmek istiyorum.&lt;br/&gt;A-) AÝLE ÝÇÝNDE ÝLÝÞKÝLER; Geliþim döneminde birden büyüdüðünüzü ve geliþtiðinizi düþünerek yetiþkinler gibi davranmak istersiniz. Aile ana baba ve diðer büyüklerin gözünde ise henüz birer çocuk olarak deðerlendirilebilirsiniz. Anne- baba ile çekiþmeler onlarýn koyduðu kurallardan hoþlanmamak gibi problemler görülebilir. &lt;br/&gt;Anne- baba koruyucu kiþilerdir. Dýþ çevreden gelecek ve sizi incitecek her türlü kötülüðü önleme çabasýndadýr. Ve baþarýlý olmanýzý ve ailenizin yüzünü güldürmenizi isterler. Ailenizin tamamen iyi n</description></item><item><title>AGRESÝF ÇOCUK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agresif-cocuk-456166.html</link><description>Agresif Çocuk&lt;br/&gt;Sosyal Pedagog Macide Serpemen*&lt;br/&gt;Hemen hemen her çocuk yuvasýnda, özellikle saldýrgan davranýþlar gösteren bir veya birkaç çocuk bulunur. Eðitmenler genellikle ne yapacaklarýný bilemezler: Bir yandan diðer çocuklarý korumak, diðer yandan da agresif çocuða yardým etmek isterler. Ama nasýl?&lt;br/&gt;Parkta, yuvalardaki çocuk gruplarýnda veya okulda, daha doðrusu çocuklarýn toplu olduðu yerlerde genellikle en azýndan bir çocuk vardýr ki, genellikle erkek çocuðudur, diðerlerini rahatsýz eder; her fýrsatta onlarý itmek, ýsýrmak veya onlara vurmak ister ve yapar da. Diðer çocuklarýn anneleri, veliler sinirlenir; genellikle de agresif çocuðun ailesinin eðitiminin yanlýþ olduðunu düþünür, þikayet eder ve mümkünse bu çocuðun gruptan, sýnýftan atýlmasýný veya uzaklaþtýrýlmasýný isterler. Öðretmenle, eðitmenle, müdürle tartýþmalar baþlar, çocuk cezalandýrýlýr, kimse yanýna yaklaþmaz. O artýk damgalanmýþtýr.&lt;br/&gt;Ýþte, tam da bu noktada dikkat etmek gerekir: Unutulmamalý ki, yarýn bu tutum içinde olan velilerin çocuklarý da ayný þeyleri yapabilir. Çünkü bütün küçük çocuklar onlara ilk anda hoþ gelen, heyecanlandýran, gücünü ortaya koyan þeyleri yapýp denemek isterler. Vurmak, ýsýrmak, saçýndan çekmek caziptir, heyecan vericidir; güçlü olduðunu, kuvvetini, elinin çabukluðunu göstereceði yollardýr bunlar. Þüphesiz bir- iki yaþýndaki bir çocuk altý yaþýndaki bir komþu kýzýnýn saçýný çekiyorsa konu olmaz. O henüz bu yaþlarda baþka çocuklarýn hislerini anlayamaz, kendini onun yerine koyamaz. Bu nedenle de yetiþkinler dikkat etmeli ve onu engellemelidir, engelleyebilmek için mümkün olduðunca göz önünde olmalýdýr.&lt;br/&gt;Çocuk zamanla, yaþý ilerledikçe bu davranýþýnýn yetiþkinlerce onaylanmadýðýný, annesinin üzüldüðünü fark edecek; diðerlerine acý verdiðini, kendini kabul ettirmek için baþka yollarýn olduðunu öðrenecektir. Ancak çocuk, yaþý ilerlemiþ olsa da davranýþlarýný deðiþtirmeyebilir. Çünkü o sürekli bu yolla baþarýlý olmakta olduðunu görmüþ, istediklerini bu yolla elde etmiþ,</description></item><item><title>TÜRK PSÝKOLOJÝ BÜLTENÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-psikoloji-bulteni-436851.html</link><description>Türk Psikoloji Bülteni  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýntihar Eðilimlerinin Biliþsel-Davranýþçý Yaklaþýmla Deðerlendirilmesi ve Müdahale Teknikleri Psk. Dilek Gürel Küçükbayýr*Pek çok terapist intihara eðilimli kiþileri tedavi etmekten kaçýnýr çünkü bunlarla çalýþmanýn bazý zorluklarý vardýr. Bunlardan biri önceleri intihar eðilimli olmayan bir hastanýn, tedaviye baþladýktan bir süre sonra bu duruma gelebilme olasýlýðýndan kaynaklanýr. Bu nedenle intihar eðilimleriyle nasýl çalýþýlacaðý konusunda en azýndan görüþme teknikleri boyutunda bilgi sahibi olmamýz bu tür hastalarla yaþayacaðýmýz kaygýnýn azalmasýný saðlayabilir. Bu yazýda, alanda çalýþan arkadaþlara en azýndan bakýþ açýsý oluþturmasý açýsýndan kýsaca intihar eðilimlerinin biliþsel-davranýþçý teknikler yoluyla deðerlendirme ve müdahale teknikleri tanýtýlacaktýr.DeðerlendirmeÝntihar eðilimlerini deðerlendirmek hastanýn bu konuda bilgi vermeye isteksiz veya dirençli olmasý nedeniyle zordur. Çünkü kiþi intihar düþüncelerini býrakmasý için terapistin kendisine baský yapacaðýný ya da hastaneye yatýrýlma olasýlýðýnýn olduðunu bilir. Ayný zamanda intihar eðilimleri ortaya çýktýðýnda terapistinin tedaviyi sonlandýrabileceðinden de korkar.Bu ve benzeri nedenlerden dolayý deðerlendirmede çok dikkatli olunmasý gerekir. Sorulan sorulara verilen kaçamaklý yanýtlar, problemleri olduðundan daha hafif gösterme çabalarý olasý bir intihar eðilimini yansýtabileceði için uyanýk olunmalýdýr.Ýntihar eðilimini biliþsel-davranýþçý yöntemlerle deðerlendirme yaklaþýmý þunlarý içerir:1- Kiþinin halen yaþamakta olduðu sorunla iliþkili düþüncelerinin, biliþlerinin (cognitions), duygu durumlarý ve davranýþlarýn adeta birbirlerine kenetlenmiþ olmasý.2- Altta yatan asýl problemlerin psikolojik mekanizmalarla ilgili olduðu yolunda güçlü bir hipotezimizin olmasýBunlar sýrasý ile açýklanacaktýr. Ancak unutulmamasý gereken önemli þey, kiþide varolan intihar eðilimlerinin deðerlendirilmesinin, belli bir zaman kesitinde yapýlacak bir eylem deðil, görüþmeler sürdüðü müddetçe sýk sýk tekrar edilmesi gereken bir eylem olduðudur.Biliþler, davranýþlar ve duygu durumlarýBÝLÝÞLERBiliþlerin deðerlendirilmesine baþlarken terapist þunu sorabilir :Ölmek veya kendini öldürmek gibi düþüncelerin hiç oldu mu?Eðer hasta, intihara yönelik düþüncelerinin sýk veya yoðun olduðunu belirtmiþse daha fazla bilgiye ihtiyaç duyulur. Terapist öncelikle hastanýn bu düþüncelerini eyleme geçirme olasýlýðýna sahip olup olmadýðýný araþtýrmalýdýr. Bu soru doðrudan sorulabilir.Pek çok hasta intihara yönelik düþüncelerinin olduðunu fakat bunlarý eyleme geçirecek cesareti ve güveni hissetmediðini söyler.Genellikle bu yanýttan emin olunabilir fakat bu her vaka için geçerli deðildir.Örn. Eðer hastanýn öyküsünde fevri davranýþlar, ilaç veya alkol istismarý varsa, bu yanýta güvenilemez. Böyle bir vakada hasta ciddi bir intihar riski açýsýndan incelenmeli ve baþka bir yolla korunamayacaksa hastaneye yatýrýlmalýdýr.Eðer hasta bir intihar giriþimine niyetlenmiþse; bu durum ciddiye alýnmalýdýr. Gerekirse hastaneye bildirilmelidir.Bazen, hastalar açýkça intihar etmeye niyetlerinin olduðunu ancak güvenlerinin bir yerde kýrýldýðý için bu düþüncelerini harekete geçirmeyeceklerini bildirirler. Bir hasta ölüme iliþkin pasif isteðini þöyle aktarabilir Keþke kanser olsaydým. Aktif ölüm düþüncelerinin ortaya çýkmasý pasif ölüm isteðinden daha tehlikelidir. Fakat bu ikisi her zaman açýkça ayýrt edilemez. Örneðin, hasta bir araba kazasýnda ölmek istediði yolunda ifadeler kullanabilir. Bu tip bir ifade intihar planlarýný gizleyebilir.Bazen bir hasta intihara yönelik düþüncelerinin eyleme geçmeyeceðinden emindir. Fakat buna güvenmek yanlýþtýr. Örneðin hastanýn öyküsünde ölçüsüz içki aldýktan sonra bir kaç intihar giriþimi olmuþsa terapideki ayýk olduðu durumda intihara yönelik düþünce ve uyaranlarý kontrol edebileceðini bilir. Ancak içki içtiðinde bu durum dramatik olarak deðiþebilir. Niyeti olmadýðý halde alkol ve ilaçlar hastanýn intihara sürüklenmesine yol açabilir. Alkol alýmýnýn intih</description></item><item><title>ÇOCUK VE REKLAM ARASINDAKÝ ÝLÝÞKÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-ve-reklam-arasindaki-iliski-344977.html</link><description>ÇOCUK VE REKLAM ARASINDAKÝ ÝLÝÞKÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;çocuklarýn reklam objesi olarak kullanýlmasý sonucu þirketlerin yararýna  kullanýlmasý ve ailelerine satýn alma yönünde baský yapýlmasý son yýllarda sýk karþýlaþtýðýmýz bir pazarlama yöntemi olmuþtur.&lt;br/&gt;1984 yýlýnda ABDde Reagan yönetimi sýrasýnda, daha önce yasak olan televizyon programlarýnda oyuncak reklamý yapmak ve pazarlamak yasal kabul edildi. Ayný zamanda çocuklara yönelik programlarda daha önce sýnýrlý bulunan, her saat baþýna reklam süresi kýsýtlamasý kaldýrýldý. Oyuncak satýcýlarýnýn karý olaðanüstüydü, hatta bazý üreticiler, ürünleri pazarlayacak televizyon istasyonlarýyla anlaþma imzaladýlar. 1987de çocuklar için yapýlan programlarýn yüzde 80i, oyuncak þirketlerince finanse ediliyordu. Ancak kongre, Ekim 1990da çocuklara yönelik televizyon programlarýnda reklamlara kýsýtlama getirdi ve eðitim programlarýný teþvik eden bir kanun çýkardý.&lt;br/&gt;      The Guardian gazetesinin haberine göre McDonalds, çocuklar için hazýrlanan televizyon reklamlarýna geçen yýl 34.6 milyon dolar, Coca Cola ise 16.2 milyon dolar harcamýþ. &lt;br/&gt;       Çocuklara yönelik reklam filmleri hazýrlayanlar sadece bu 2 kuruluþ deðil kuþkusuz. Otomobilden yemeklik yaða alým kararýný ebeveynlerin verdiði ürünlerde bile reklamcýlar sýklýkla çocuklarýn da ilgisini çekebilecek sloganlarla ortaya çýkýyorlar.&lt;br/&gt;       Haberde, tüketim çýlgýnlýðýnýn masum kurbanlarý olarak nitelenen çocuklarla ilgili bir araþtýrmaya da yer verilmiþ.&lt;br/&gt;       Araþtýrma sonuçlarýna göre Batý ülkelerinde her çocuk, yýlda ortalama 900 saat televizyon baþýnda kalýyor ve bu süre içinde de en az 10 bin reklam filmi izliyor. Her çocuðun ayný süre içinde okulda derste geçirdiði zaman ise sadece 700 saat! &lt;br/&gt;       Yine ayný araþtýrmaya göre 1997de her çocuk için yýl boyunca yapýlan ortalama alýþveriþ 4 bin 800 dolarý buluyor. Bu arada boþanmalar arttýkça, çocuklara alýnan hediyelerin de arttýðý (2 tarafýn da çocuklarýný sevindirmek istediði için), hatta boþanmýþ ailelerde büyükanne ve büyükbabalarýn da acýma duygusuyla torunlarýna daha sýk hediye aldýðý belirtiliyor. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;REKLAMIN ÇOCUKLAR ÜZERÝNDEKÝ OLUMLU VE OLUMSUZ ETKÝLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuklarýn televizyon reklamlarýna karþý davranýþýnýn algýlama yeteneðinin geliþmesi ile iliþkili olduðu araþtýrmalarda tespit edilmiþtir. 5 ile 8 yaþ arasý çocuklarýn hayal, gerçek, yalan ve taklit arasýnda ayrým yapmada zorluk çektikleri ve reklamlar arasýndaki farklýlýðý, reklamlar kýsa, programlar uzun þeklinde algýladýklarý, 9-12 yaþ arasý çocuklarýn mesajlarýn anlamlarýný programlar hikaye içerir, reklamlar ürünleri içerir þeklinde algýladýklarý bildirilmiþtir. (1) Nitekim 1998 yýlýnda Adanada 4 yaþýnda erkek çocuk, müzik klibinde gördüðü pop sanatçýsýna öykünerek  balkondan atladý. Tesadüfen yaralanmayan çocuk, çocuk psikiyatristi tarafýndan takip altýna alýnmýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuklarýn reklamlarda etkilenmelerinin bilimsel testlerle ortaya konmasýndan sonra, Ýsveçte Çocuk Oyunlarý Konseyi ve Oyuncak Ticaretçileri Birliði, reklamlarý kaldýrmak ve savaþ oyuncaklarýný yasaklayan, gönüllü bir anlaþma yaptýlar. Finlandiya ve Norveçteki durum da buna benzemektedir.&lt;br/&gt;Reklamlarýn çocuklar üzerine etkisi konu ile ilgili uzmanlar tarafýndan titizlikle deðerlendirilmeli ve çocuklar üzerinde olumsuz etkisi olabileceði düþünülen reklamlarýn yayýnlanmasýna izin verilmemelidir.&lt;br/&gt;The Media Foundation, günümüz medyasýnýn tüketim merkezli olmasýna karþý savaþan ve kar amacý olmayan bir vakýf. Adbusters sitesinin yanýnda bir de Adbusters dergisi çýkarýyorlar. Ara sýra Hiç bir þey almama günü, Televizyonu kapatma haftasý gibi kampanyalar düzenleyip, anti-reklam reklamlarý yayýnlýyorlar. Alkolle ilgili bir anti-reklamýn altýnda örneðin þunlar yazýyor: Araba kazalarýnýn %50den fazlasý alkolle baðlantýlý, Kuzey Amerikalýlarýn %10u alkolik, bir çocuk yasal yaþa gelene kadar 100.000 alkollü madde reklamý görüyor.&lt;br/&gt;Ýsveç hükümeti, 12 yaþýndan küçük çocuklara yönelik TV reklamlarýný yayýnlamayý  yasaklarken, 1 Ocak 2001 tarihinde AB Dönem Baþkanlýðý&quot;ný üstlenecek olan</description></item><item><title>BÝOENERJEKTÝK   PSÝKOTERAPÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bioenerjektik-psikoterapi-417442.html</link><description></description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - ÝÇÝMÝZDEKÝ GÜÇ - LAURA DAY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-icimizdeki-guc-laura-day-413999.html</link><description>içimizdeki güç - laura day</description></item><item><title>SAÐLIK PSÝKOLOJÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?saglik-psikolojisi-351444.html</link><description>SAÐLIK PSÝKOLOJÝSÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;Ýçindekiler&lt;br/&gt;Kaynaklar....................................................................................... Sayfa 1&lt;br/&gt;Giriþ&lt;br/&gt;Depresyonun Tanýmý.......................................................................Sayfa 2&lt;br/&gt;Depresyonun Nedenleri,&lt;br/&gt;Cinsiyete Özgü Farklar,&lt;br/&gt;Çocuklarda Görülebilecek Ek Belirtiler,&lt;br/&gt;Depresyonlu Bir Kiþinin Görünümü................................................Sayfa 3-4&lt;br/&gt;Hangi Olaylardan Sonra Depresyon Görülebilir?,&lt;br/&gt;Depresyon Nasýl Seyreden Bir Rahatsýzlýktýr...................................Sayfa 4-5&lt;br/&gt;Major Depresyonda Kalýtýmýn Rolü,&lt;br/&gt;Beyinde Neler Oluyor,&lt;br/&gt;Ciddiyet Derecesi.............................................................................Sayfa 5&lt;br/&gt;Depresyon Parkinson&quot;un Ýlk Ýþareti Olabilir,&lt;br/&gt;Depresyonun Aileye Etkisi Neler Olabilir.......................................Sayfa 6&lt;br/&gt;Mani:Depresyonun Negatifi,&lt;br/&gt;Maninin Sonu Depresyon,&lt;br/&gt;Depresyonun Mantýðý.....................................................................Sayfa 7-8&lt;br/&gt;Tedavi Nasýl Olmaktadýr?,&lt;br/&gt;Tedavi Ne Kadar Sürdürülmektedir,&lt;br/&gt;Depresyon Neden Önemlidir?........................................................Sayfa 8&lt;br/&gt;Hafif Depresyon Yaþlý Kadýnlarýn Ömrünü Uzatýyor&lt;br/&gt;Kendi Kendine Yardým Önlemleri Ýyileþmeyi Hýzlandýrýr.............Sayfa 9 -10-11&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DEPRESYONUN TANIMI   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Depresyon, duygu durumundaki bir bozukluktur. Bu nedenle, &quot;depresyon&quot; yerine &quot;duygusal rahatsýzlýk&quot; terimi de sýklýkla kullanýlmaktadýr. Depresyonu yaþayan kiþiler, en az iki hafta boyunca devam eden karamsarlýk, iþtahsýzlýk, sýkýntý ve keder duygularýndan yakýnýrlar. Bu duygularýn gün boyu ayný yoðunlukta kalmasý gerekmez. Bazý kiþiler, sabah bu þekilde kalkýp, akþamüstüne doðru kendilerini daha iyi hissedebilirler. Böyle bir deðiþme, genellikle depresyonun daha ciddi türlerinde gözlenen, günlük &quot;deðiþimler&quot;dendir. Depresif duygu durumu, bazen çevreye karþý gösterilen bir tepki olarak ortaya çýkar. Eðer bu sýrada hoþ bir olay olursa, örneðin, bir arkadaþ ziyareti ya da televizyonda komedi filmi gibi, bu karamsarlýk bir süre için ortadan kalkar. Bununla beraber, depresyondaki bazý kiþilerin, gün boyu bu belirtilerden kurtulamadýklarý da olur. Bu depresif duygu durumu, sýradan üzüntülerden bütünüyle farklý olarak tanýmlanýrken, &quot;Baþýmýn üstündeki bir kara bulut...&quot; ya da &quot;Uyuþturan bir duygu...&quot; gibi sözlerle anlatýlýr. Yaþanan duygulardaki farklýlýk nedeniyle bu kiþiler depresyon terimini hiç kullanmazlar. Onlara göre, bu duygular hepimizin gün içinde yaþadýðý diðer duygu deðiþimlerinden oldukça farklýdýr. Kuþkusuz depresyon sýrasýnda üzüntü ve keder dýþýnda, yaþanýlan baþka duygular da vardýr. Örneðin bazý insanlar eskiye kýyasla daha sinirli ve endiþeli olduklarýný fark ederler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Düþünsel Boyut&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Depresyondaki kiþinin kendi dünyasý ve geleceði hakkýndaki düþüncelerinde de farklýlýklar vardýr. Ýþinin ustasý bir ev kadýný ya da baþarýlý bir iþ adamý, kendisini &quot;iþe yaramaz&quot;, &quot;yetersiz&quot; ya da &quot;baþarýsýz&quot; biri olarak görebilir. &quot;Aranan özellikler&quot;e sahip olmadýðýna gerçekten inandýðý için, benlik saygýsý ve kendine olan güveni de kötü bir biçimde etkilenmiþtir. Karar vermede güçlük çekmeye baþlar. Geçmiþ hatalarý ve kusurlarý üzerinde takýlýp, çeþitli suçlar ya da baðýþlanamaz günahlar iþlediðini düþünebilir. &lt;br/&gt;   Dünyayý, &quot;acýdan baþka hiçbir þey getirmeyen&quot;, &quot;engelleyici&quot;, &quot;hayal kýrýklýðýna uðratýcý...&quot; bir yer gibi algýlar. Tüm acýlarýnýn ve eziyetlerin sonsuza dek süreceði gibi bir beklentisi olduðu için, umutsuzluða kapýlýr. Durumunu deðiþtiremeyeceðine inandýðý için, intiharý bile bir çözüm olarak görebilir.&lt;br/&gt;   Ýntihar olasýlýðý depresif rahatsýzlýklarda oldukça yüksektir. Bu olasýlýk, bazen yalnýzca bir ölme isteði olarak kalýrken, çoðunlukla da ciddi intihar giriþimlerine dönüþebilir. Ýntihar düþüncelerine eþlik eden diðer düþünceler þöyle olabilir: &quot;Ailem için bir baþ belasýyým. Ölseydim daha kolay yaþarlardý&quot;, ya da &quot;Derdimi sona erdirecek tek yol ölmektir.&quot; Ýngiltere&quot;de her yýl , 100 000 kadýn ve erkekten 156&quot;sý intihar e</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ VE SOSYAL BÝLÝMLERLE ÝLÝÞKÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-ve-sosyal-bilimlerle-iliskisi-354666.html</link><description>PSÝKOLOJÝ VE SOSYAL BÝLÝMLERLE ÝLÝÞKÝSÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Psikoloji: Ýnsan davranýþlarýnýn temelinde fiziksel ve ruhsal saðlýðýn altýnda yatan istemsel süreçlerin anlaþýlmasýna ve deðiþtirilmesine yönelik bilim ve uygulama alanýdýr. Psikoloji sadece insan davranýþýnýn nedenleri ile deðil hayvan davranýþlarýyla da ilgilenmektedir.&lt;br/&gt;&quot;Psyhke  ve logos  kelimelerinden oluþmuþtur. Her ne kadar kelime anlamý bakýmýndan   ruhbilimi   veya   ruhun ilmi   demekse de, kavramdan  kast edilen, daha doðrusu çalýþma alanýný belirleyen konu bakýmýndan   ruh hallerinin ilmi   anlayýþýný bile gerilerde býrakmýþtýr. Canlý organizmanýn bedence belirtilerini incelemeye yönelen fizyoloji deyimine karþý olarak, canlý organizmanýn ruhi yanýný inceleyen ilmi, psikoloji adýyla ifade etmek mantýklý gözükmüþ ve Avrupa dillerinde ilkin 1560&quot;da Grekçe aslýna uygun olarak Latince psychologia terimi kullanýlmýþ ve sonra 1590&quot;da   ruhlarýnýn görüntülerinin ilmi   anlamýnda psikoloji yaygýnlaþmaya baþlamýþtýr .&quot;&lt;br/&gt;Psikoloji yaygýnlaþmasýna raðmen uzun süre felsefenin bir bölümü olmaktan kurtulamamýþtýr. Psikolojinin ayrý bir bilim dalý olarak ele alýnmaya baþlamasý 19yy&quot;dan itibarendir. Bundan yola çýkarak psikolojinin çok eski bir geçmiþe fakat çok kýsa bir tarihe sahip olduðunu söyleyebiliriz. Ýnsanlarýnda çok eski dönemlerden beri insan davranýþlarý  ve düþünme süreçlerine merak duyduðunu da söyleyebiliriz.&lt;br/&gt;&quot;Eski Yunan felsefesinden baþlayarak ortaya çýkan psikolojinin, tarihsel geliþimindeki ve günümüzdeki temel sorunu, maddecilik ve idealizmin temel tartýþma konusunu oluþturan bilincin niteliði, yani maddeden baðýmsýz bir varlýk mý, yoksa maddenin geliþmesinin bir ürünü mü olduðu surunudur. Psikoloji konusunda ilk eser sayýlan Peri Psyche adlý kitabýndan metafizik bir psikoloji görüþü ortaya koyan Aristoteles, bu alanda daha önce ileri sürülen düþünce görüþleri derledi. Böylece Rönesans&quot;a dek egemen kalarak anlayýþý dile getirdi. Ona göre psikolojik yaþam, bir beslenme ve hareket, yani biyolojik bir iþlevdi. Beden içinde ve bedeni yaþatan bir güçtü. Orta Çaðda  Aqvindu Thomas&quot;ýn eleþtirdiði Tanrý&quot;nýn varlýðýný kanýtlama  amacýný güden dinsel psikoloji ve Tomacý psikoloji çaða egemen oldu. XVII.yy&quot;da Fransýz düþünürü Descartes ruh ile bedeni bir birinden tümüyle ayýrdý. Ýkisi arasýnda hiçbir iliþki ve etkileþim bulunmadýðýný, bedensel yapýnýn insan ve hayvanda ortak olduðunu ikisini ayýran tek þeyin insandaki ruh olduðunu ileri sürdü .&quot;&lt;br/&gt;XIX.yy&quot;a gelindiðinde ise G.T Fechner, H.L.F. von Helnhotz ve W.Wundt çalýþmalarý psikoloji ilminin ortaya çýkmasýnda büyük katkýlar saðlamýþtýr. Fechner, Helmhotz ve Wundt ilmi ve matematik metodu duyumlarýn incelenmesinde kullanmaya baþlamýþlar, bu çalýþma tarzý da Leibzig&quot;te Wundt tarafýnda 1878&quot;de ilk defa tecrübi psikoloji laboratuarýnýn kurulmasýna zemin hazýrlamýþtýr. Bu geliþmelerden sonra ise, ilk defa baðýmsýz bir psikoloji ilminin kuruluþu görüþü ortaya çýkmýþtýr. Kurulan laboratuarda yapýlan çalýþmalarla birlikte psikoloji hýzla ilerleyerek geliþmiþtir. Bu geliþmeler de beraberinde farklý psikolojik ve okullarý beraberinde getirmiþtir. Yapýlan araþtýrmalar daha detaylý incelemeye ve araþtýrýlmaya baþlanmýþ ve geliþmiþ psikoloji teknikleri ortaya çýkmýþtýr. Psikolojideki konularda da diðer bilimlerinde kullanýlan gözlem, deney, matematik hesap, karþýlaþtýrma gibi yöntemler kullanýlmaya baþlanmýþtýr.&lt;br/&gt;&quot;Psikolojinin ayrýca canlý organizmalarýn ortaya koyduðu her türlü tepkilerle münasebeti vardýr. Özellikle insan psikolojisi, bekleme , idrak, hayal gücü, duygu, düþünme, hatýrlama ve hareket etme gibi baþlýca faaliyetlerle ilgilidir. Þuur verileri de psikolojinin asýl konusu, davranýþýn iþler haldeki görülebilen þekillerini meydana getirir. Elbette psikolojinin tecrübe muhtevalarýný ve davranýþýný anlamak, tasvir etmek ve bazý bakýmlardan bunlarý açýklamak ve yorumlamak isteyeceði tabiridir. Bu yönden psikoloji, diðer ilimlerin yaptýðý gibi, düzenli bir sistem içerisinde bir olaylar topluluðunu tertiplemeye, bu sistem temeli üzerin</description></item><item><title>SINAV KAYGISI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sinav-kaygisi-439410.html</link><description>SINAV KAYGISI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TANIM: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genel anlamda psikolojik ve çevresel olaylara karþý gösterilen bir duygusal reaksiyon biçiminde tanýmlanan kaygý belirli sýnýrlar arasýnda kalmak koþuluyla evrensel ve normal bir insan duygusu olarak kabul edilmektedir. Öbür yandan kaygý yaþantýsýnýn hoþ olmama özelliði bu kavramý olumsuzlaþtýrmýþ ve bazý araþtýrmacýlarýn kaygý reaksiyonunu normal davranýþlardan çok normal olmayan davranýþlar grubunda almasýna neden olmuþtur. Hem normal hem de patolojik insan davranýþlarýnda önemli bir yerinin olmasý kaygýyý psikolojide en çok incelenen davranýþlardan biri haline getirmiþtir. &lt;br/&gt;Kaygý yada anksiyete terimi çoðu zaman korku, endiþe, gerginlik, huzursuzluk, bunaltý gibi kavramlarla ifade edilen durumu tanýmlamaktadýr. Baþarýsýzlýk duygusu, çaresizlik, sonucu bilememe gibi duygularý da beraberinde taþýr. Kaygý korkuya benzer bir durum olmakla birlikte sorunun yada kaynaðýn belirsizliði, þiddeti ve süresi bakýmýndan farklýlaþýr. Kiþi bunu tanýmlarken kötü bir þey olacakmýþ endiþesi, huzursuzluk, yorgunluk gibi belirtilerden, baþ aðrýsý, nefes darlýðý terleme gibi yakýnmalara kadar pek çok belirti sergileyebilir. Bazý kimseler karþýlaþtýklarý her durum ve ortamda kaygýlanma eðilimindedirler. &lt;br/&gt;Bu kiþiler için birisiyle karþýlaþmak veya tanýþmak, okula veya iþyerine gitmek, bir toplantýya katýlmak veya alýþveriþ yapmak kaygý vericidir. Yaþanan bu yaygýn kaygýya genel kaygý adý verilmektedir. Diðer bir kaygý türü ise sadece belirli durum ve ortamlarda yaþanýr ve kaygý uyandýrýcý durum ve koþullar ortadan kalktýðýnda bu kaygýda kaybolur. Bu kaygýya özgül kaygý denmektedir. Örneðin sýnav kaygýsý bir özgül kaygýdýr ve günümüzde sýnavlarýndan geçmek zorunda olan öðrenciler arasýnda sýk görülür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZELLÝKLER: &lt;br/&gt;* Kaygý, gelecekteki olaylara tasalanmak olarak kabul edilir. Bir öðrenciyi sýnavý için fazladan yarým saat çalýþmaya zorlayan kaygýdýr. Ancak çok fazla kaygý yaþamý olumsuz etkiler. Kaygý yarardan çok zarar getirmeye baþladýðýnda ne yapýlacaðýný bilmek, bu güçlü duyguyu kontrol etme konusunda bireylere yardýmcý olacaktýr. &lt;br/&gt;* Kaygý temelinde kiþiye rahatsýzlýk veren kendisinden deðil, olayýn kiþi için taþýdýðý anlamdan kaynaklanmaktadýr. Kiþinin özdeðerlerinin tehdit edildiðini sanmasý yada içinde bulunduðu durumun stresli olarak algýlanmasý sonucu duyduðu kaygý sürekli kaygý, kiþinin tehlikeli koþullarýn ortaya çýkardýðý geçici duruma baðlý olarak duyduðu kaygý durumluk kaygý olarak tanýmlanmaktadýr.&lt;br/&gt;* Durumluk kaygý tepkileri sýnav uyaranlarýnýn yapýsýna ve kiþinin geçmiþ yaþantýlarý yorumlamasýna baðlý olarak deðiþir. Buna göre durumluk kaygý tepkileri uyarýlma, uyanýklýk ve çaba duygusundan oluþabileceði gibi, korku, kuruntu, þaþkýnlýk ve benlik saygýsýnda düþme gibi olumsuz duygulardan da oluþabilir. Sýnav Öncesinde * Sýnav uyaranlarý koþullu uyaranlar olduklarý için anlamlarý kiþinin daha önceki deneyimlerine baðlýdýr. Bazý bireyler deðerlendirilmeye olumlu bir olay olarak yaklaþabilirler. Birey baþarýlý olsam da olmasam da bu benim için bir tecrübe olacak, kendimi tanýyacaðým ve her ne olursa olsun bir þeyler öðreneceðim þeklinde düþünebilir. Bunu karþýtý olarak birey baþarýsýz olursam kimse bana saygý duymayacak, babamýn gözünde hiç deðerim kalmayacak biçiminde de düþünebilir. Sýnav kaygýsý yüksek olan bireyler baþka bir çok yorum yapmak olasý olduðu halde, doðruluðunu sýnamadan temel gerçekler gibi kabul etme eðilimindedirler. &lt;br/&gt;* Yüksek sýnav kaygýlý bireylerin ifade ettikleri kuruntularýn, basit bir kiþilik özelliði olmadýðý bu kuruntularýn öðrencilerin sýnav konusundaki yetersizliklerinden kaynaklandýðý görülmektedir. Yüksek sýnav kaygýlý bireylerin problemi sadece bilgiyi sýnav sýrasýnda hatýrlamak deðil bundan önce bilginin yetersiz öðrenilmesidir. Nitekim yüksek sýnav kaygýlý çocuklarýn ders materyalini öðrenmede, okuma materyalinde önemli yerleri seçmede, bilgiyi kodlamada güçlükler gibi öðrenmeyi saðlayan çalýþma alýþkanlýklarýnda yetersiz olduklarý görülmektedir. * Bir sýnav için iyi hazýrlanmý</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝK DANIÞMA VE REHBERLÝK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikolojik-danisma-ve-rehberlik-453959.html</link><description>PSÝKOLOJÝK DANIÞMA&lt;br/&gt;VE REHBERLÝK&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;Sayfa&lt;br/&gt;3. BASKI ÝÇÝN ÖNSÖZ ............................................................................................. V&lt;br/&gt;ÖNSÖZ ................................................................................................................. VII&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER .......................................................................................................... IX&lt;br/&gt;1. ÖÐRENCÝ KÝÞÝLÝK HÝZMETLERÝ VE REHBERLÝK ............................................ 1&lt;br/&gt;Kiþilik Hizmetlerinin UzmanlÃµk Mesleði OlmasÃµ Nitelikleri &amp;#151; Eðitim, Öðretim&lt;br/&gt;Faaliyetlerinin Üç Yönü &amp;#151; Kiþilik Hizmetleri ve Rehberlik &amp;#151; VarÃµlan&lt;br/&gt;Sonuçlar&lt;br/&gt;2. REHBERLÝK VE PSÝKOLOJÝK DANIÞMA ......................................................... 10&lt;br/&gt;Rehberliðin AnlamÃµ &amp;#151; Tarifelerde Ortak öðeler &amp;#151; Rehberliðin Tarifi &amp;#151;&lt;br/&gt;Rehberlik, Psikolojik DanÃµþma ve Psikoterapi&lt;br/&gt;3. KISA TARÝHÇE: REHBERLÝK VE DANIÞMA HAREKETÝNÝN DOÐMASI&lt;br/&gt;VE GELÝÞMESÝ ......................................................................................................... 22&lt;br/&gt;Rehberlik ve DanÃµþma NasÃµl Doðdu &amp;#151; DanÃµþma Psikolojisinin Doðup&lt;br/&gt;Geliþmesini Etkileyen Faktörler: Sosyal Ortam &amp;#151; Rehberlik Hareketi &amp;#151;&lt;br/&gt;Ruh SaðlÃµðÃµ Hareketi &amp;#151; Psikoanaliz Hareketi &amp;#151; Psikolojinin Bir Bilim&lt;br/&gt;Olarak Geliþmesi &amp;#151; Psikolojik DanÃµþmanÃµn Türkiye&quot;de Geliþmesi &amp;#151; Eðitim&lt;br/&gt;KanadÃµndaki ÇalÃµþmalar &amp;#151; 1950-56 Döneminde YapÃµlan ÇalÃµþmalar &amp;#151;&lt;br/&gt;YabancÃµ Uzmanlar &amp;#151; Test ve AraþtÃµrma Bürosu ve Psikoteknik&lt;br/&gt;LaboratuvarÃµ &amp;#151; Yaz Seminerleri &amp;#151; Gazi Eðitim Enstitüsü&quot;nde BaþlatÃµlan&lt;br/&gt;ÇalÃµþmalar &amp;#151; Okullarda örgütlenme Giriþimleri &amp;#151; 1960&quot;dan Sonraki&lt;br/&gt;Geliþmeler &amp;#151; Milli Eðitim ÞuralarÃµ ve Psikolojik Hizmetler &amp;#151; Üniversitelerdeki&lt;br/&gt;Geliþmeler &amp;#151; TÃµb KanadÃµndaki Geliþmeler&lt;br/&gt;4. EÐÝTÝM, REHBERLÝK VE DANIÞMA ................................................................. 52&lt;br/&gt;5. PSÝKOLOJÝK YARDIM HÝZMETLERÝNÝN KAVRADIÐI ALAN .............................. 59&lt;br/&gt;Öðrenciler &amp;#151; Öðretmenler &amp;#151; Okul Yönetimi &amp;#151; Aile &amp;#151; Çevre&lt;br/&gt;6. REHBERLÝK VE DANIÞMA&quot;NIN DAYANDIÐI PSÝKOLOJÝK TEMELLER............. 71&lt;br/&gt;Bireysel Farklar &amp;#151; Bireydeki Nitelik FarklarÃµ &amp;#151; Cinsiyet FarklarÃµ &amp;#151;&lt;br/&gt;Bireydeki Nitelikler ile Meslekler ArasÃµndaki&quot; iliþkiler &amp;#151; DavranÃµm &amp;#151; Kiþilik&lt;br/&gt;7. REHBERLÝK VE DANIÞ&quot;MANIN DAYANDIÐI SOSYOLOJÝK VE FELSEFÃŽ&lt;br/&gt;TEMELLER ............................................................................................................ 81&lt;br/&gt;Sosyolojik Temeller: Toplumun KarmaþÃµmlaþmasÃµ &amp;#151; Kentleþme ve Deðiþen&lt;br/&gt;iþ HayatÃµ &amp;#151; Aile YapÃµsÃµ ve Fonksiyonu &amp;#151; KadÃµnÃµn ÇalÃµþmasÃµ &amp;#151; Dinsel&lt;br/&gt;inançlarda ve Deðer Hükümlerinde Deðiþmeler &amp;#151; Felsefi Temeller: Bireyci&lt;br/&gt;Görüþ ve Toplumcu Görüþ &amp;#151; Eðitim Felsefesi&lt;br/&gt;X&lt;br/&gt;Sayfa&lt;br/&gt;8. OKULLARDA PSÝKOLOJÝK HÝZMETLER NÝÇÝN LAZIMDIR ..................... 92&lt;br/&gt;Deðiþen Okul ve öðrenci &amp;#151; SÃµnÃµfta Kalma OranÃµnÃµn Yüksekliði &amp;#151; Demokratik&lt;br/&gt;Eðitim AnlayÃµþÃµ &amp;#151; Deðiþen Boþzaman MiktarÃµ &amp;#151; Diðer Sebepler&lt;br/&gt;9. REHBERLÝÐÝN ÇEÞÝTLERÝ ............................................................................. 100&lt;br/&gt;Kiþi SayÃµsÃµna Göre &amp;#151; Rehberliðin Fonksiyonuna Göre: Uyum SaðlayÃµcÃµ&lt;br/&gt;Fonksiyon; Y</description></item><item><title>HÝPERAKTÝF ÇOCUK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hiperaktif-cocuk-371681.html</link><description>HÝPERAKTÝF ÇOCUK&lt;br/&gt;Hiperaktif terimi yerinde duramayan veya enerjisi fazla gelen her çocuða yakýþtýrýlan bir durum haline geldi. Hiperaktif çocuk kimdir, probleminin özelliði nedir, anne baba ve öðretmene düþen sorumluluklar nelerdir? Bu sorularýn yanýtlarýný bu broþürde kýsaca toparlamaya ve kafalarýndaki belirsizlikleri daðýtmaya çalýþacaðýz. Hiperaktivite olarak da bilinen Dikkat Eksikliði Aþýrý Hareketlilik Bozukluðu olan çocuklar davranýþlarýný kontrol etmekte zorlanýrlar. Bu kontrol zorluðu arkadaþ ve alile iliþkilerinde sorunlara, okulda baþarýsýzlýða sebep olabilir.&lt;br/&gt;Hipraktivite Nedir?&lt;br/&gt;Hiperaktivite bir öðrenme bozukluðu deðil, bir davranýþ sorunudur. Bir baþka deyiþle, hiperaktivite davranýþ sorunlarýna sebep olabilen bir kiþilik özelliðidir. Hiperaktif çocuklar gereðinden fazla hareketlidirler, düþünmeden davranýr ve dikkatlerini (ilgilerini çekmeyen konularda) birkaç dakikadan fazla yoðunlaþtýramazlar. Hiperaktivite okul çaðýndaki çocuklarýn %3-5&quot;inde bulunan ve erkek çocuklarda daha fazla rastlanan bir problemdir. Hiperaktivite aile  için olduðu kadar çocuðun kendisi için de büyük bir stres kaynaðýdýr. Hiperaktif  çocuklar genellikle davranýþlarýnýn dikkat daðýtýcý ve rahatsýz edici olduðunu bilirler, fakat bu konuda ellerinden bir þey gelmez. Anne-babalarýn bunu anlamalarý ve çocuklarýna sevgi ve destek vermeleri gerekir. Anne-babalar hiperaktivitenin getirdiði zorluklarý aþabilmek için çocuklarýnýn doktoru, öðretmenleri ve danýþmanlarýyla iþbirliði yapmalýdýrlar.&lt;br/&gt;Hiperaktivitenin Bulgularý:&lt;br/&gt;Hiperaktivite baþka pek çok sorunla ortak belirtilere sahip olduðu için kesin taný koymak çok zor olabilir. Taný konmadan önce ayný belirtilerle kendini gösterebilecek olan diðer týbbi ve duygusal sorunlarýn saf dýþý edilmesi gerekir. Bu problemin belirtilerine, pek çok çocukta stres anlarýnda kýsa sürelerle rastlanabilir. Dolayýsýyla her belirti gösteren çocuk otomatik olarak hiperaktif sayýlmamalý, problemin geçmiþi ve ayrýntýlarý anlaþýlmalýdýr. Hiperaktivitenin belirtileri genellikle çocuk yedi yaþýna basmadan ortaya çýkar. Hiperaktif çocuklar dikkatlerini toplamakta zorlanýrlar, davranýþlarýný düþünmeden gerçekleþtirirler ve genellikle fazla hareketlidirler. Bazýlarýnda ise, dikkat eksikliði ve düþüncesiz davranýþlar olmakla birlikte aþýrý hareketlilik yoktur. Aslýnda her çocuk zaman zaman bu þekilde davranabilir, fakat hiperaktif çocuklar hemen her zaman böyle hareket ederler. Diðer yandan hiperaktif çocuðun kýsa süreli iþlerde ya da TV, bilgisayar oyunu gibi eðlenceli iþler sýrasýnda çok dikkatli olduðunu gözleyebilirsiniz. Bu sizi þaþýrtmasýn. Aþaðýdaki liste çocuðunuzda hiperaktivite belirtilerinin bulunup bulunmadýðýný anlamanýzda size yardýmcý olacaktýr. Eðer çocuðunuzda bu belirtileri kayda deðer bir kýsmýna rastladýysanýz ve bu belirtiler 6 ay ve daha fazla sürdüyse gözlemlerinizi doktorunuzla konuþun.&lt;br/&gt;Çocuklarda Dikkat Eksikliði Aþýrý Hareketlilik bozukluðunun belirtileri:&lt;br/&gt;Hiperaktivite ön plandaysa,&lt;br/&gt;* Yerinde duramaz,&lt;br/&gt;* Oturmasý gerektiði halde oturamaz,&lt;br/&gt;* Yerli yersiz koþup týrmanýr,&lt;br/&gt;* Aþýrý konuþur,&lt;br/&gt;* Sessiz sakin oyun oynamakta güçlük çeker,&lt;br/&gt;* Her zaman bir þeylerle uðraþýr,&lt;br/&gt;* Cevaplarý aðzýndan kaçýrýr,&lt;br/&gt;* Sýrasýný beklemekte zorlanýr,&lt;br/&gt;* Olaylara veya konuþmalara müdahale yarýda keser.&lt;br/&gt;Dikkat Eksikliði ön plandaysa,&lt;br/&gt;* Yönergeleri baþýndan sonuna kadar takip edemez, &lt;br/&gt;* Dikkatini yaptýðý iþe veya oyununa vermekte zorlanýr,&lt;br/&gt;* Evde veya okulda yapacaðý iþler ve aktiviteler için gerekli malzemeleri kaybeder,&lt;br/&gt;* Dinlemez,&lt;br/&gt;* Detaylarý gözden kaçýrýr,&lt;br/&gt;* Düzensiz görünür,&lt;br/&gt;* Uzun süre zihinsel çaba gerektiren iþleri yapmakta zorlanýr,&lt;br/&gt;* Unutkandýr,&lt;br/&gt;* Ýlgisi kolayca baþka yönlere kayar.&lt;br/&gt;Hiperaktiviteye Neler Sebep Olur?&lt;br/&gt;Hiperaktivitenin sebepleri tam olarak anlaþýlmamýþtýr. Bazý araþtýrmalar aþaðýdaki sebepler üzerinde durmaktadýr:&lt;br/&gt;- Hiperaktif  çocuklarýn beyinlerinde mesaj alýþ veriþini gerçekleþtiren kimyasal maddelerde bir sorun vardýr.&lt;br/&gt;- Anne &amp;#8211; babadan birinde veya her ikisinde de hiperaktivite varsa, bunlarýn çocuklarýnda da hiperaktivite belirtilerine rastlanabilir.&lt;br/&gt;- Hiperaktivite çocukluk çaðý hastalýklarýndan sonra görülebilir.&lt;br/&gt;- Geliþimsel sorunlar hiperaktivite ile baðlantýlý olabilir.&lt;br/&gt;- Beyin dokusundaki doðumsal ya da sonradan olma zedelenmeler hiperaktiviteye</description></item><item><title>GELÝÞÝM PSÝKOLOJÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gelisim-psikolojisi-351463.html</link><description>GELÝÞÝM PSÝKOLOJÝSÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocuklarda Ergenlik Dönemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýçindekiler                                                                                                            Sayfa&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýçindekiler................................................................................................................1&lt;br/&gt;Kaynaklar.................................................................................................................2&lt;br/&gt;Giriþ&lt;br/&gt;Ergenlik (13-18 yaþ) Döneminin Genel Özellikleri&lt;br/&gt;Ergenlikte Kiþilik Geliþimi.......................................................................................3&lt;br/&gt;Kültürel Etkenlerin Kiþilik Geliþimine Etkileri........................................................4&lt;br/&gt;Kiþilik Geliþiminde Sosyal Sýnýfa Baðlý Etkenler....................................................4-5&lt;br/&gt;Kiþiliði Etkileyen Etmenler&lt;br/&gt;Aile Ýliþkileri............................................................................................................5&lt;br/&gt;Arkadaþ Ýliþkileri&lt;br/&gt;Kýz-Erkek Ýliþkileri&lt;br/&gt;Ergenlik Dönemiyle Ýlgili Duygular.........................................................................6&lt;br/&gt;Duygusal ve Davranýþsal Deðiþiklikler....................................................................6-7&lt;br/&gt;Ergenlikte Arkadaþlýk ve Cinsel Geliþim.................................................................7&lt;br/&gt;Ergenin Beslenme Özellikleri...................................................................................8&lt;br/&gt;Soyut Ýþlemler Döneminin Özellikleri......................................................................8-9&lt;br/&gt;Kimliðe Karþý Rol Karýþýklýðý&lt;br/&gt;Genital Dönem..........................................................................................................9&lt;br/&gt;Büyüme.....................................................................................................................9-10&lt;br/&gt;Ergenlikte Benliðin Önemi&lt;br/&gt;Ergenlik Depresyonu................................................................................................10&lt;br/&gt;Tedavi&lt;br/&gt;Mevsim Deðiþikliðine Baðlý Davranýþ Deðiþiklikleri&lt;br/&gt;Ergenlikte Þiddet ve Saldýrganlýk.............................................................................11&lt;br/&gt;Ýliþkilerdeki Altýn Anahtar - Ýletiþim........................................................................11-12&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriþ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Ergenlik döneminin baþlama yaþý, cinsiyete ve ülkelere göre deðiþmektedir.&lt;br/&gt;Ortalama olarak bu dönem, 11 yaþýnda baþlar.11 - 13 yaþlarý arasýna giriþ dönemine (puberte dönem) denir.Ergen, ne çocuk ne de yetiþkindir. Kimliðini belirlemeye çalýþan bir bireydir.(4)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Ergenlik (13-18 yaþ ) Döneminin Genel Özellikleri:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her iki cinsiyetle de olgun iliþkiler kurabilme.&lt;br/&gt;Eril ya da diþil toplumsal rolü gerçekleþtirme.&lt;br/&gt;Bedensel özelliklerini kabul etme ve bedenini etkili bir þekilde kullanma.&lt;br/&gt;Ana-babadan ve diðer yetiþkinlerden duygusal baðýmsýzlýðý gerçekleþtirme.&lt;br/&gt;Aile yaþamýna ve evliliðe hazýrlanma.&lt;br/&gt;Bir mesleðe hazýrlanma.&lt;br/&gt;Davranýþlarýný yönetebilmek için gerekli deðerler ve ahlaki sistem geliþtirme.&lt;br/&gt;Sosyal sorumluluklar isteme ve baþarma.(4)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ergenlikte Kiþilik Geliþimi&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;     Ýnsanýn kiþiliðinin geliþim yönü yalýnlýktan karmaþýklýða, azlýktan çokluða, sýðlýktan derinliðe, darlýktan geniþliðe doðrudur. Ýnsan ilk yaþlarda daha edilgen, daha baðýmlý, daha az yönlü, daha az ilgiye sahip, daha dar görüþlüdür.(1)&lt;br/&gt;     Ergenlik çaðýnda, gencin sosyal çevresi daha da geniþlemiþtir. Ýlkokulda bir veya birkaç öðretmenle iliþkisi olan öðrencinin ortaokulda ve daha üst okullarda birçok öðretmenlerle iliþkisi olmaya baþlamýþtýr. Diðer yandan, oyun gruplarýnýn yerini alan arkadaþ gruplarý, küçük ve büyük gruplar, ergene daha fazla etkilerde bulunmaktadýr. Ergenin beðendiði kimselerle, ilkokul çocuðunun beðendiði kimseler de farklýdýr. Roman hikaye ve filimlerdeki kahramanlar, yýldýzlar, sportmenler, þampiyonlar, tarihteki büyükler ve uluslararasý üne sahip kimseler ergenin hayranlýðýný üzerine çekmektedir. Bu arada bazý öðretmenler de, ergen tarafýndan beðenilmektedir. Ergenin beðendiði kimseleri kendine örnek al</description></item><item><title>PEDAGOJÝ - REHBERLÝK NEDÝR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pedagoji-rehberlik-nedir-413254.html</link><description>rehberlik nedir?</description></item><item><title>DEPRESYON (RUHSAL ÇÖKÜNTÜ)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?depresyon-(ruhsal-cokuntu)-371047.html</link><description>DEPRESYON (RUHSAL ÇÖKÜNTÜ)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Depresyon her yaþta görülebilen bir hastalýktýr. Majör Depresyon ( büyük depresyon) nöbetlerle gelen ve tam düzelen bir özelliðe sahiptir. &lt;br/&gt;Toplumun her kesiminde görülebilir. &lt;br/&gt;Psikiyatrik hastalýklar arasýnda en sýk rastlanan bir tablodur. &lt;br/&gt;Yaþam boyunca her 100 erkekten 10unun ve her 100 kadýndan 20sinin Depresyon geçirdiði araþtýrmalarla saptanmýþtýr.&lt;br/&gt;Depresyondaki bir insanda en dikkati çeken özellikler þunlardýr; Elem, keder, karamsarlýk umutsuzluk duygularý ile; daha önceden zevk aldýðý ilgi duyduðu nesnelere, uðraþýlara ilgi duymamasý ve hiçbir þeyden zevk alamama halidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Depresyondaki bir hasta çevresine ve hekime &quot;çok üzgünüm, sanki daha önceki kiþiliðimi yapýmý kaybettim. Hiçbir þeyden zevk almýyorum. Bu sýkýntý, keder bitmeyecek. Hayat bana aðýr geliyor. Caným hiçbirþey yapmak istemiyor. Kendimi yorgun ve bitkin hissediyorum. Sabýrsýz, tahammülsüz bir insan oldum. Kimse gelsin -gitsin istemiyorum. Sessiz - sedasýz bir odada yanlýz baþýma kalmak istiyorum. Çocuklarýma bakamýyorum; bazen onlarý boðasým bile geliyor. Bazende artýk yaþamanýn bir anlamý kalmadý diye düþünüyorum. Bir þey öðrenemiyorum, her þeyi unutuyorum... Zaman zaman sebepsiz aðlýyorum. Çok sýkýlýyorum, daralýyorum, baþ aðrýlarým sýklaþtý. Ýþtahdan kesildim, kilo verdim. Uykuya dalmakta güçlük çekiyorum, bazen erkenden sýkýntý ile uyanýyorum. Ne yapacaðýmý bilemiyorum. Karar veremiyorum... &quot; þeklinde yakýnmada bulunur. &lt;br/&gt;Uluslararasý Depresyonlarý önleme ve tedavi komitesinin depresyonlu hastalarýn tanýnmasý amacýyla hazýrladýðý taný ölçütlerinden yola çýkarak hazýrlanan maddelerin 4-5 tanesine evet diyorsanýz Depresyonda olabilirsiniz. &lt;br/&gt;*Hayattan eskisi kadar zevk almýyorum, hiçbir þey ilgimi çekmiyor. &lt;br/&gt;*Son zamanlarda karamsar, ümitsiz, kötümser düþünüyorum. &lt;br/&gt;*Kendimi yorgun, bitkin, halsiz hissediyorum. &lt;br/&gt;*Uyku düzenim bozuldu. &lt;br/&gt;*Ýþtahým azaldý kilo kaybettim. &lt;br/&gt;*Bedenimde aðrýlar, sýzýlar baþladý, göðsüme baský oluyor, miðdeme kramplar giriyor. &lt;br/&gt;*Son zamanlarda cinsel ilgimi kaybettim. &lt;br/&gt;*Hafýzam zayýfladý, birþeyi aklýmda tutamýyor, öðrenemiyorum. &lt;br/&gt;*Zaman zaman intihar etmek istiyorum. Kimseyi görmek istemiyorum. &lt;br/&gt;*Depresyon geçiren bir insandan; düþünce ve duygu, davranýþ, motor faaliyetlerde, biyolojik yaþamsal foksiyonlarda deðiþiklikler olur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Duygu durumundaki deðiþiklikler. &lt;br/&gt;*Keder, elem, üzüntü, sýkýntý, karamsarlýk &lt;br/&gt;*Olaðan faaliyetlere karþý ilgisizlik, &lt;br/&gt;*Hiç bir þeyin zevk vermemesi, hayatýn anlamsýz gelmesi &lt;br/&gt;*Aðlama isteði veya aðlama, &lt;br/&gt;*Konuþmaya dahi isteksiz olma. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Düþünce içeriðindeki deðiþiklikler: &lt;br/&gt;*En baþta umutsuzluk, karamsarlýk düþünceleri ( Kendisini deðersiz, günahkar, suçlu kabul etme, ciddi depresyonlarda kiþi bu düþüncelerle intihar eder...) &lt;br/&gt;*Ýntihar fikirleri &lt;br/&gt;*Aðýr depresyonlarda bazen gerçeði deðerlendirme, muhakemede kýsmi bozukluklar görülebilir. Þahýs organlarýnýn olmadýðýný, çürüdüðünü, bu nedenle yeme-içmesinin anlamsýz olduðunu söyler ve kötülük göreceði þeklinde hezeyanlarý olabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Depresyonda Hafýza &lt;br/&gt;*Dikkat toparlanamaz &lt;br/&gt;*Konsantrasyon bozulur. &lt;br/&gt;*Unutkanlýk baþlar &lt;br/&gt;*Yeni þeyler öðrenilemez &lt;br/&gt;*Bu nedenle bir iþ performansý ciddi þekilde düþer. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Depresyonda Biyolojik-Vital fonksiyonlar &lt;br/&gt;*Uykuya dalmada güçlük &lt;br/&gt;*Sýk sýk uyanma, sabahlarý erken uyanma &lt;br/&gt;*Ýþtahsýzlýk ( Perhizde deðilken 1 ayda kilosunun %5inden fazlasýný kaybetme) &lt;br/&gt;*Cinsel istekte azalma &lt;br/&gt;*Hareketlerde faaliyetlerde yavaþlama, halsizlik, yorgunluk, bitkinlik. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DEPRESYON TÜRLERÝ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Maskeli Depresyon&lt;br/&gt;Sýnýflamalarda yer almamakla birlikte klasik kitaplarýn çoðunda yer alýr. &lt;br/&gt;Bu durumda klasik depresyon belirtileri yerine: Bedenin deðiþik yerlerinde aðrýlar, sýzýlar, uyuþma, karýcalanmalar, hissiyet azlýðý, karakter bozukluklarý, Sexsüel alanda ve beslenme ile ilgili davranýþlarda bozukluklar, alkolizm, madde baðýmlýlýðý gibi sorunlar ön plandadýr. Yani temeldeki depresyon bu þekilde dýþa yansýmýþtýr. &lt;br/&gt;A tipik depresyon&lt;br/&gt;Hastada deprestif duygu durum dikkati çekmekle beraber, diðer belirtiler &quot;tipik&quot; depresyon belirtilerine uymaz. &lt;br/&gt;*Gün içi deðiþmeler görülür. &lt;br/&gt;*Kiþilik yapýsý takýntýlara saplantýlarý yatkýn insanlarda takýntýlar, saplantýar, kuruntular ön plana çýkar. Örneðin; su musluklarý, tüpün düðmesi, ütü fiþi sürekli kontrol edilir. Baze</description></item><item><title>ÖZ SAYGI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?oz-saygi-354642.html</link><description>ÖZ SAYGI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Öz saygýnýn ne olduðu konusunda hemen herkesin bir fikri olmasýna karþýn,bu kavrama iliþkin literatürde farklý tanýmlarýn yapýldýðý görülmektedir.Tanýmlardaki farklýlýk gerçekte ben&quot;e ya da benlik&quot;e iliþkin birden çok kavramýn varlýðýndan ileri gelmektedir.Öz saygý,bireyin benlik imgesi ile ideal benliði arasýndaki farký deðerlendirmesidir.Yani bireyin kendisinin nasýl algýladýðý ile olmak istediði benliði arasýndaki fark bize o bireyin öz saygý düzeyini verir.Bu süreçte bireyin bu farký nasýl deðerlendirdiði ve bu farkýn onun duygusal dünyasýný nasýl etkilediði önemlidir (Piþkin,1996,100).&lt;br/&gt;   Basitçe tanýmlamak gerekirse öz saygý kendinizi sevmek ve en az diðer insanlar kadar iyi þeylere layýk olduðunuza inanmaktýr (Gürel,2002).&lt;br/&gt;   Çocuða öz saygý kazandýrma,çocuðun öðrenme,sevme ve üretme yeteneðini güçlendirmektir.Bazý düþünürler göre öz saygý,tamamen aile sevgisiyle birlikte iyi bir eðitimin ürünüdür.New York&quot;u psikolog ve gençlik terpisti Prof. Dr. Barbara Berger&quot;e göre öz saygý,çocuðun kendi kendisiyle gurur duymasýdýr (annebabaokulu.com). &lt;br/&gt;    Yapýlan bütün tanýmlamalarda,öz saygýnýn kendisine yakýn diðer üç kavramla iliþkilendirilerek açýklanmaya çalýþýldýðýný görmekteyiz.Bu terimler:&quot;&quot;benlik kavramý&quot;&quot;,&quot;&quot;ideal benlik kavramý&quot;&quot;ve&quot;&quot;benlik imgesi&quot;&quot;dir.Gerçekte öz saygý kavramýnýn anlaþýlabilmesi için önce bu üç kavramýn açýklanmasýnda yarar vardýr.&lt;br/&gt; 1.1.Benlik Kavramý&lt;br/&gt; Benlik kavramý bireyin zihinsel ve fiziksel özelliklerinin toplamý ve bireyin sahip olduðu bütün bu özelliklere iliþkin kendini deðerlendirmesi olarak tanýmlanabilir (Lawrence,1988).Benlik kavramýnýn biliþsel,duyuþsal,davranýþsal olmak üzere üç boyutu vardýr.Söz konusu kavram ayrýca,benlik imgesi,ideal benlik ve öz saygý gibi üç alanda geliþme göstermektedir.Benlik kavramýný bir bakýma ideal benlik,benlik imgesi ve öz saygý kavramýný içine alan þemsiye bir kavram olarak görebiliriz.Bu þemsiyenin altýndaki üç kavramýn yani benlik imgesinin ideal benliðin ve öz saygýnýn geliþimi,bu þemsiye kavramýn geliþimi ile ilgilidir.Benlik kavramý bir anlamda bireyin kendi ben&quot;inin,baþka bir deyiþle kendi kimliðinin farkýnda olmasýdýr.Ben&quot;in doðasýný anlamýnýn karmaþýklýðý ve güçlüðü nedeniyledir ki,yüzyýllarca pek çok din adamý ve filozof bu konuya kafa yormuþ ancak William James&quot;e(1890)kadar hiçbir zaman gerçek anlamda felsefi tartýþmalarýn dýþýna çýkýp psikolojinin konusu olamamýþtýr.Bu terimleri iyi bir biçimde anlamak için belkide okuyucularýn kendi kendilerine &quot;ben kimim?&quot;sorusunu birkaç kez sormalarý gerekir.Bu soru ilk kez sorulduðunda ilk verilen yanýtlar arasýnda büyük bir olasýlýkla bireyin ismi ve/veya cinsiyeti yer alacaktýr.Örneðin&quot;ben Ali&quot;yim&quot;,&quot;ben Ayþe&quot;yim&quot;,&quot;ben bir erkeðim&quot;ya da&quot;ben bir kýzým&quot;gibi yanýtlar gelecektir.Ayný sorunun ikinci kez sorulmasý durumunda verilecek yanýtlarýn daha çok bireyin iþi yada mesleðine iliþkin olma olasýlýðý yüksektir.Orneðin&quot;ben bir öðretmenim&quot;ya da &quot;ben bir öðrenciyim&quot;gibi.Dikkat edilirse&quot;ben kimim?&quot;sorusuna verilen ilk yanýtlar genellikle bireyin mahrem yönüyle ilgili olmayan,bireyin diðerleriyle paylaþmaktan çekinmeyeceði genel özellikleridir.Bireyin kendine iliþkin benlik imgesi bireyin bu þekilde kendini tanýmlamasý olarak ortaya çýkar.Sorular sorulmaya devam edildiðinde,bireyin vereceði yanýtlar da kuþkusuz gittikçe daha kiþisel olmak durumundadýr.Bu durumda verilecek yanýtlarla bireyin ideal ben&quot;i ve öz saygýsý ortaya çýkacaktýr.Örneðin&quot;ben kendime güvenen biriyim&quot;diyen biri kendine iliþkin öz saygýsýný,&quot;ben iyi bir futbolcu olmak istiyorum&quot;diyen bir birey ise kendi ideal benliðini açýklamýþ olmaktadýr.Benlik kavramýnýn oluþumu ve geliþimi sürecinde bireyin yaþantýlarý,deneyimleri,ona verilen geribildirimler ve bireyin bütün bunlarý yorumlamasý onun kendi öz saygý düzeyini belirleyecektir.Öz saygýya iliþkin böyle bir yaklaþým fenomenal bir yaklaþýmdýr,yani bireyi anlamanýn yolu onu ancak empatik olarak anlamaktan geçer.Bu da empatik bir yeteneðe sahip olma zorunlu kýlar.Yani önemli olan yaþananlarýn</description></item><item><title>ÇOCUKLUK PSÝKOZLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocukluk-psikozlari-419694.html</link><description> yaygýn gelisimsel bozukluklar &lt;br/&gt;   - çocukluk otizmi &lt;br/&gt;   - atipik otizm &lt;br/&gt;   - rett sendromu &lt;br/&gt;   - asperger sendromu </description></item><item><title>ÝKÝNCÝ ÇOCUKLUK YILLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ikinci-cocukluk-yillari-377791.html</link><description>Ýkinci çocukluk yýllarý&lt;br/&gt;Bu dönem 4 ile 7 yaþ arasýndaki devreyi kapsar. Birinci bunalým dönemi ile ikinci bunalým d&quot;öneminde yer alýr. Bir bunalým dönemi deðildir. Bunalýmdan çýkan Çocuðun, yeniden gireceði (daha sonraki yýllarda) bunalýma iyi bir þekilde hazýrlanabilmesi iÇin deðerlendirilmesi gereken bir çaðdýr. Bu dönem belkide Çocuðun en faydalý ve en süratli bazý çýraklýklar&lt;br/&gt;geçirdiði. devredir. Çocuk sosyal çevre ile sürekli temasta bulunmak suretiyle devamlý olarak zihnini zenginieþtirir. Duyularýn alma kabiliyetinin en yüksek Çaðýdýr. Üstün öðrenme özelliðine sahiptir. Bu Çaðdaki çocuk dünyaya karþý gerçek ve derin bir ilgi gösterir. Yetiþkin bir insanýn göremediði sayýsýz ayrýntý-larý görür. Ýþitmek, dokunmak, görmek, kýrmak vs için oynar. Bütün bunlarý yaparken hiçbir metoda baðlanmaz. Zaten ona bir metod saðlamakta faydasýzdýr. Onun için önemli olan tek kanun içinde yaþadýðý an ile ilgili geçici bir tecessüstür. Ýlgilerinde devam yoktur. Kelebek gibi kendi heveslerinin peþinde koþar. 5-6 yaþlarýna kadar bunda endiþe edilecek birþey yoktur. Bu özellik tabiatýn gereðidir.&lt;br/&gt;Çocuðun bu yaþta zihninin geliþmesi harekette lxýlunmasýna baðlý olduðundan harekete ve çeþitli oyunlara karþý büyük bir ihtiyaç duyar. Ýçinde bulunduðu sosyal çevre içersinde keþifler yapmaya karþý da büyük bir ihtiyaç içindedir.&lt;br/&gt;Bilindiði gibi hayatýn ilk yýllarý (özellikle ilk iki senesi) çocukta Pavlov&quot;un þartlý refleksinde belirttiði gibi bir geliþim sözkonusudur. Pavlov&gt;un deneyi burada hatýrianrnalýdýr. Köpeðe zil çalýnca yemek verilmiþtir, bu hep böyle devam etmiþtir. Bir sü109&lt;br/&gt;re sonra zil çalýnmýþ, yemek verilmemiþtir. Bu kez köpeðin aðzýnýn salyalarýnýn aktýðý gözlenmiþtir. Yani zil çalýnca yemek geleceðine köpek þartlanmýþtýr. Buna benzer þekilde çocuk da bu yýllarda annerýin elinde biberoýýu görünce ona kavuþmak için tepinir, bazý jestler yapar. Oysa bu ikinci çocukluk çaðý dediðimiz dönemde yeni zihin fonksiyonlarý jeliþmeye baþlar. Bu geliþim belirginleþme yoiundadýýr. Otomnom sinir sistemine ilave-ten merkezi sinir sistemine att Ýstemli hareketlerde önem kazanýr.&lt;br/&gt;Hülyaya ve güzel masallara karþý zevk duymasý bu çaðýn en belirgin özelliðidir. Bu dönemde zihinsel geliþimin normal olabilmesi için yeterli ve dengeli beslenebilmesi de çok önemlidir. Ýyi beslenebilmelidir.&lt;br/&gt;Mühim bir nokta da þudur. Bu çaðda sevgiden yoksun edilen çocuk, inciltilen ve yalnýz býrakýlan çocuk, kendisini kuþatan gerçeklerden daha güzel bulduðu hülyalara kapanýr. Hayata gittikçe uyanýaz hale gelir ve yapayalnýz kalabilir. Bunun sebebi duygu ve sosyal düzende olduðu için tedavi çaresi de buna göre düzenlenmelidir. Çocuk rehberliði kliniði bu yönde ideal bir yardým müessesesini oluþturur. Burada uzman kadrosunda bir deðiþiklik yapýlmýþtýr. 1 Psikiyatrist, 1 Klinik psikoloða karþýlýk 3 Sosyal uzman görevlidir. Burada Çocuðun sosyal çevreye uyumu ve aile sorunlarý aðýr basmakta bulunduðundan, sosyal uzmanlýk bilimsel çalýþma alanýna ihtiyaç üç kat daha belirgin olmaktadýr.&lt;br/&gt;Duy</description></item><item><title>BEYÝN VE ÖÐRENME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?beyin-ve-ogrenme-377360.html</link><description>BEYÝN ve ÖÐRENME&lt;br/&gt;Öðrenme nedir?&lt;br/&gt;Belli bir amaca yönelik bilgi edinme sürecinde gerçekleþen zihinsel etkinliktir. &lt;br/&gt;Ýhtiyaçlarýmýzý karþýlamak,&lt;br/&gt;Koþullara daha iyi uyum saðlayabilmek,&lt;br/&gt;Belirsizliði yenmek ve tahmin yapabilmek,&lt;br/&gt;Sorumluluklarýmýzý yerine getirebilmek için. &lt;br/&gt; Beynimiz iki ana bölümden oluþur. Bunlar sol yarýmküre ve sað yarýmküre&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-BEYNÝN  YAPISI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sol Yarýmküre : Mantýk&lt;br/&gt;Analiz &amp;#8211; Sentez&lt;br/&gt;Akýlcýlýk&lt;br/&gt;Nedensellik&lt;br/&gt;Geliþtirme&lt;br/&gt;Anlama &amp;#8211; Yorumlama&lt;br/&gt;Okuyarak öðrenme&lt;br/&gt;Eleþtiri yapma     Sað Yarýmküre : Yaratýcý Düþünce&lt;br/&gt;Yenilik&lt;br/&gt;Algýlama&lt;br/&gt;Deneyerek Öðrenme&lt;br/&gt;Yaratýcýlýk&lt;br/&gt;Orjinallik&lt;br/&gt;Hayal Gücü&lt;br/&gt;Uygulama ve Sýnama&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bellek : Genel olarak uyarýcýnýn  algýlanmasý, düzenlenmesi, saklanmasý ve gerektiðinde hatýrlanýp kullanýlmasý sürecidir (Ülgen, 1994, s:144)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uyarýcý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tanýma&lt;br/&gt;Duyusal  Kayýt                Dikkat               Kýsa Süreli Bellek&lt;br/&gt;    Algý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tekrar(Anlamlý Kodlama)&lt;br/&gt;Gruplama&lt;br/&gt;        &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uzun Süreli Bellek                            &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Duyusal  Kayýt (Anlýk Bellek)&lt;br/&gt;Çevredeki uyarýcý duyu organlarý yoluyla sinirleri uyarýr.&lt;br/&gt;Uyarýcýnýn izi yaklaþýk bir saniye duyuya kayýt olur.&lt;br/&gt;Duyusal kaydýn kapasitesi çok geniþtir.&lt;br/&gt;Tanýma &lt;br/&gt;Yeni gelen uyarýcýlarýn özelliklerinin uzun süreli bellekteki bilgilerle karþýlaþtýrýlmasý eylemidir.  &lt;br/&gt;Tanýmanýn baþarýsý, uyarýcýnýn niteliklerinin açýk olmasýna ve bireyin sahip olduðu ilgilere baðlýdýr.&lt;br/&gt;Dikkat  &lt;br/&gt;Birey dikkat ettiði uyarýcýlarý algýlar. Dikkati etkileyen etmenler þunlardýr :&lt;br/&gt;Yabancý ve farklý uyarýcýlar dikkat çekicidir.&lt;br/&gt;Çok yalýn ve çok karmaþýk uyarýcýlardansa, orta derecede karmaþýk uyarýcýlar daha dikkat çekicidir.&lt;br/&gt;Altý çizili, italik, kalýn, renkli kalemle yazýlan yazýlarýn, çerçeve içine alýnan bilgilerin önemli olduðunu yaþantýlarýmýzla öðrendiðimiz için, bu tür ipuçlarýna &quot;öðrenilmiþ ipuçlarý&quot; denir. Öðrenilmiþ ipuçlarý dikkat çekicidir. &lt;br/&gt;Bireyin beklenti ve ihtiyaçlarý dikkati etkiler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Algý&lt;br/&gt;Duyu organlarýna gelen uyarýmlarýn anlamlý hale getirilmesi sürecine algý denir. Algý hem bireyin  özelliklerinden, hem de sunulan uyarýcýlardan etkilenir.&lt;br/&gt;Çevreden gelen çok fazla uyarýcý vardýr, organizmalarýn bu uyarýcýlarýn hepsini algýlamasý mümkün deðildir. Organizmanýn, çevreden gelen uyarýcýlarýn bazýlarýný seçmesine algýda seçicilik denir. Kýsa süreli belleði tanýyalým.&lt;br/&gt;Kýsa Süreli Bellek  (Çalýþan Bellek)&lt;br/&gt;Duyusal kayda gelen bilgilerin uzun süreli belleðe kodlanmasýný saðlar. &lt;br/&gt;Kapasitesi sýnýrlýdýr. (yaklaþýk 5-6 bilgi birimi. Harf, sayý vb.) &lt;br/&gt;Bilgiyi koruma süresi yaklaþýk 20 sn&quot; dir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kýsa süreli belleðin iþlevleri þunlardýr:&lt;br/&gt;Duyusal yolla kayda gelen yeni bilgiyle uzun süreli bellekte depolu bulunan eski bilgileri karþýlaþtýrýr ve eþleþtirir.  &lt;br/&gt;Uzun süreli bellekteki bilgilerle, yeni gelen bilgileri bütünleþtirir.&lt;br/&gt;Yeni gelen bilgilerin sessiz ya da sesli tekrarlar yoluyla kýsa süreli bellekte kalmasýný saðlar.&lt;br/&gt;Kýsa süreli belleðe gelen bilgilerin uzun süreli belleðe depolanmasý genellikle iki süreçle saðlanmaktadýr. Bunlar, tekrar(anla</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝK DANIÞMA(DERS NOTLARI)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikolojik-danisma(ders-notlari)-345556.html</link><description>PSÝKOLOJÝK DANIÞMANLIK VE REHBERLÝK (DERS NOTLARI)!!!&lt;br/&gt;Psikolojik Danýþma, kiþinin geliþme ve problemlerini çözümleyebilme konularýnda sistematik yardým gayretleri olarak ortaya çýkmýþtýr.&lt;br/&gt;Williamson&quot;a (1949) göre psikolojik danýþma yetiþme durumu. Sahip olduðu beceri ve kendisine tanýnan yetki nedeniyle danýþman&quot;ýn uyum problemlerini karþýlamasýnda, algýlamasýnda, açýk seçik görmesinde danýþana yardýmcý olduðu yüz yüze bir durumdur.&lt;br/&gt;Bu görüþ, danýþmaný merkeze almakta ve ona bir otorite statüsü kazandýrmaktadýr. Danýþma oturumlarýnda danýþman, telkin ve tavsiyelerde bulunmakta, dolayýsýyla danýþaný yönlendirmektedir. Böylece danýþman önder durumda olan üstün bir kiþi konumuna getirilmektedir. &lt;br/&gt;Rogers&quot;a göre psikolojik danýþma, terapist ile kuruluan iliþkinin verdiði güven havasý içinde ben yapýsýnýn yumuþamasý, daha önceden inkar edilmiþ olan yaþantýlarýn algýlanmasý ve deðiþen benlik yapýsýna katýlma sürecidir. &lt;br/&gt;Mowrer (1951) ise anýþmayý, tamamen bilinçli alanýnda olan çeliþkilerin yarattýðý normal kaygýlardan rahatsýz bir bireye uzman tarafýndan yapýlan yardým olarak tanýmlanmaktadýr.  &lt;br/&gt;Shertzer ve Stone (1974) psikolojik danýþmayý, temelde kiþinin kendi kendine yetmesini saðlamak için kiþide var olan potansiyeli ortaya çýkarmasýna yardým edilen yaklaþýmdýr.  &lt;br/&gt;Psikolojik danýþma hizmetleri tüm rehberlik hizmetlerinin temelini ve özünü oluþturur ve bireylere doðrudan doðruya psikolojik danýþma yapmayý kapsar. Psikolojik danýþma hizmetleri uzman personel tarafýndan profesyonel düzeyde sunulan sözel iletiþime dayalý bir psikolojik yardým türüdür. Amaç, bireylerin kendilerini  gerçekleþtirmelerine yardým etmektir.  &lt;br/&gt;Psikolojik danýþma bireylere, amaçlarýna ulaþmalarýnda yardýmcý olan bir kiþiler arasý iliþki sürecidir. Danýþma sürecinde yardýmcý olunabilecek konulardan bazýlarý þunlardýr: Benliði anlamak, bugün ve gelecek hakkýnda bilgi sahibi olmak,  önemli kiþisel kararlar almak, baþarýlabilecek ve büyümeyi hýzlandýracak kiþisel amaçlar belirlemek, istenilen fakat gerçekleþtirilmesi mümkün olan bir gelecek kavramý oluþturmak için planlar yapmak, kiþisel ve kiþiler arasý problemlere etkili çözümler getirmek, etkisiz davranýþlarý daha etkili davranýþlara dönüþtürmek, çevresel zorluklar ve yaþam þartlarý ile baþ etmek, kaygý, suçluluk, kendini küçük görme, yalnýzlýk, yabancýlaþma, umutsuzluk ve kendine güvensizlik gibi benliði bozan ve olumsuz duygulara yol açan kýsýmlarý kontrol altýna almak, kiþiler arasýnda etkili iliþki kurma yollarýný öðrenmek ve uygulamak, önemli kiþisel kararlar verebilmek için karar verme sürecinin temel gereklerini öðrenmek ve bundan yararlanmak, benlik için bir beðeni ve saygý duygusu kazanmak ve kiþinin temel ihtiyaçlarýnýn karþýlayabileceði konusunda iyimser olmak.  &lt;br/&gt;Byrne, danýþma sürecinin amaçlarýný uzak, ara ve anlýk amaçlar olmak üzere üç grupta incelemektedir. Uzak amaçlar yaþamýn doðasý ve evrensel insan görüþlerinden kaynaklanan felsefi amaçlardýr. Ara amaçlar, bir kimsenin neden danýþmaya  ihtiyaç duyduðu ile ilgilidir. &lt;br/&gt;Anlýk amaçlar ise danýþma sürecinin her bir anýnda niyetlenilenlerle ilgilidir. Her danýþman&quot;ýn tüm danýþanlar için kabul ettiði genel bir amaç olmadýr.  Bu amaç onun deðerlerini ve tüm psikolojik görüþlerini içermelidir. Danýþanýn yeterli düzeyde geliþmesini saðlamak, yapýcý, uyumlu, mutlu ve ruh saðlýðý yerinde bir insan olmasýný ve bunu devam ettirmesini saðlamak danýþma sürecinin temel amaçlarýndandýr.  &lt;br/&gt;Psikolojik danýþma bir yardým iliþkisi, bir dizi etkinlikler ve verilen hizmetler bakýmýndan özel bir alan olarak tanýmlanabilirken, danýþma psikolojisi, uygulamalý psikolojinin en geniþ uzmanlýk alaný olarak tanýmlanabilir. Uygulayýcýlarý sosyal kurumlarda, okullarda, hastanelerde ve endüstriyel kurumlarda çalýþabilmektedir. Psikolojik danýþma veya psikoterapi yapabilirler. Problem geliþtirme veya eðitim  veya toplumu geliþtirme etkinliklerine katýlabilirler. Diðer psikolojik yardým meslekleri ile örtüþme olsa bile hastalýk veya uyumsuzluklardan daha çok kendini gerçekl</description></item><item><title>GÜZELLÝK, ÝYÝLÝK, GERÇEKLÝK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?guzellik,-iyilik,-gerceklik-345394.html</link><description>GÜZELLÝK, ÝYÝLÝK, GERÇEKLÝK &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Noeta Evrensel Ýnsan Duyarlýðýnýn, Duygusunun ve Düþüncesinin anlatýmlarý üzerine bir araþtýrma giriþimidir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Yalnýzca Gerçekliði deðil ama Yanlýþlýðý da, yalnýzca Ýyiyi deðil ama Kötüyü de, yalnýzca Güzelliði deðil ama Çirkinliði de tam açýnýmý içinde konu alan böyle bir araþtýrma usun bakýþ açýsýndan insan bilincinin alabileceði olanaklý tüm þekillerin bir çözümlemesidir. &lt;br/&gt;Bu bir varoluþçuluk oyunu ya da bir tarihsel özdekçilik komplosu deðildir. &lt;br/&gt;Postmodern-nihilist mýzmýzlýk deðildir. &lt;br/&gt;Pozitif bilim ya da akademik &quot;felsefecilik&quot; de deðildir. &lt;br/&gt;Keyfi bir dünya görüþü üretme sorunu ise hiç deðildir. &lt;br/&gt;Felsefedir. Ýdealizmdir. &lt;br/&gt;Böyle bir çözümleme ancak Usun Saltýk Bakýþ Açýsýndan yapýlabilir. &lt;br/&gt;&quot;Saltýk Bakýþ Açýsý&quot; yalnýzca göreli olmayan, &lt;br/&gt;þu ya da bu koþula, duruma, eðilime, özence vb. göre ileri sürülmeyen, &lt;br/&gt;tersine yalnýzca olguyu onun kavramýna göre çözümleyen bakýþ açýsýdýr. &lt;br/&gt;Gerçekliðin bakýþ açýsýdýr. &lt;br/&gt;Gerçeklik bir öcü deðildir. &lt;br/&gt;Ne de bilinemeyecek insan-üstü birþeydir. &lt;br/&gt;Ýnsandan yalnýzca kaçan utangaç bir &quot;öte yan&quot; da deðildir. &lt;br/&gt;Tam tersine, ilkin içinde yaþadýðýmýz dünyanýn kendisidir, ve sonra onun usumuza boyun eðmeye, tam olarak anlaþýlmaya, ve gizlediði olanaklarýn kavranmasý ölçüsünde deðiþmeye hazýr doðasýdýr. &lt;br/&gt;Gerçeklik insana özü denli yakýndýr. &lt;br/&gt;Boþ kafalarda etkili olan kuþkucu Kant&quot;ýn aptallaþtýrýcý týlsýmýný ciddiye almamalýyýz. Felsefeyi düþüncesiz bir dil oyununa, Gerçekliði bir terminoloji þýmarýklýðýna indirgeyen zavallý entelin ývýr zývýrýný küçümsemeliyiz. &lt;br/&gt;1) Felsefe ya gerçekliktir, ve gerçeklik olarak insanlýðýn bilincinin kazanabileceði en yüksek, ideal, anlamlý, deðerli biricik biçimin anlatýmýdýr, ve böyleyken hiçbirþey karþýsýnda hiçbir zaman ve hiçbir durumda ikincil deðildir. &lt;br/&gt;2) Ya da gerçeklik yoktur, insan düþüncesi önemsiz, beceriksiz, yeteneksiz bir yetidir, ve o zaman herþey &quot;metin&quot;dir, &quot;göreli&quot;dir, &quot;anlamsýz&quot;dýr. Ve o zaman &quot;herþey geçerlidir.&quot; &lt;br/&gt;Bu ikircimin çözümünü keyfi düþüncelerin üzerinde ve ötesinde, felsefenin kendi alanýnda üretmeliyiz. Eðer insan varoluþuna, kendi varoluþumuza bir anlam vermeyi istiyorsak, o zaman baþlangýçta salt içgüdüsel, salt duygusal, salt öznel bile olsa, böyle yalýn bir istek bizi usun araþtýrmasýna güdülemek için yeterli olmalýdýr. &lt;br/&gt;&quot;&quot;Sorgulanmayan bir yaþam yaþamaya deðmezdir.&quot;&quot; &lt;br/&gt;Modern kitle toplumunun, bu kendinden geçmiþ tüketim kalabalýðýnýn insaný ruhsuzlaþtýrdýðý, ondan düþüncesini, düþlerini, ideallerini kolayca çalýverdiði bir zamanda, böyle bir araþtýrma, böyle bir sorgulama gereksiniminin kendisi ancak Felsefe Tarihi tarafýndan güdülendirilebilir. Felsefeden, Ýdealizmden soyutlanan bilinç anlama gereksiniminde olduðunu göremez. Ýnsan olmak için þimdi olduðu herþeyden daha çoðu olmayý baþarmasý gerektiðini göremez. Baþtan sona anlamsýz bir þey olarak, bir saçmalýk olarak varolur, varlýðýný yokluðundan en küçük bir yolda ayýrmayan bir dünyada sönüp gider. &lt;br/&gt;Felsefeye, Ýdealizme, insanýn bu en soylu, en deðerli bilimine bir akademik þarlatanlýk görevini vermeyi baþarmýþ bir dünyada, &lt;br/&gt;insaný salt özdekselin terimlerine tutsak eden ve ondaki tinselliðin son parçalarýný da bastýrmaya çalýþan bir toplumsal yapýda, &lt;br/&gt;böyle deðer yoksulu, anlam yoksulu bir varoluþta, &lt;br/&gt;gerçekliðin en önemsiz, en gereksiz, en kolay vazgeçilebilir bir soruna indirgendiði bir zamanda, &lt;br/&gt;böyle bir zamanda Felsefe ile karþýlaþmak, ve onunla onun gerçek deðerinin görülebileceði bir yolda karþýlaþmak &lt;br/&gt;â€” bu saltýk olarak kiþinin yaþamdaki en büyük þansýdýr. &lt;br/&gt;Her ussal insan çabasý durumunda olduðu gibi, Felsefede de bizi önceleyen sürecin elmas birikimi daha öte ilerlemenin vazgeçilmez koþuludur. &lt;br/&gt;Her ussal insan çabasý durumunda olduðu gibi, Felsefede de þimdiyi önceleyen sürecin bilinci onu izleyecek olan geliþmenin güdüsüdür. &lt;br/&gt;Ve baþka hiçbir ussal insan çabasý örneðinde olmadýðý gibi, Felsefe insana dýþsal olan bir hedefi deðil ama onun en iç kendisinin, ussal ve ruhsal doðasýnýn eksiksiz olarak büyümesini amaçlar. &lt;br/&gt;Bunun için yaþam ü</description></item><item><title>BÝLÝM NEDÝR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bilim-nedir-438701.html</link><description>BÝLÝM NEDÝR ?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ý  Ç  Ý  N  D  E  K  Ý  L  E  R&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÝLÝM NEDÝR ?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* TDK sözlüðünde bilim þöyle tanýmlanýyor:&lt;br/&gt;* Ýnsan doðaya egemen olmak ister!&lt;br/&gt;* Bilim neyle uðraþýr?&lt;br/&gt;* Bilimin gücü&lt;br/&gt;* Bilimsel Bilginin Özellikleri&lt;br/&gt;* Bilimin Deðeri&lt;br/&gt;* Bilim üç bakýmdan deðerlidir :&lt;br/&gt;* Bilim Tarihi Nedir ?&lt;br/&gt;* Bilimsel yöntem&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ESKÝÇAÐDA BÝLÝM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A. Çinde Bilim&lt;br/&gt;B. Hindistanda Bilim&lt;br/&gt;C. Orta Asyada Bilim&lt;br/&gt;D. Mýsýrda Bilim&lt;br/&gt;E. Mezopotamyada Bilim&lt;br/&gt;F. Anadoluda Bilim&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YUNANLILAR DÖNEMÝNDE BÝLÝM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.Hellenik Çaðda Bilim&lt;br/&gt;a. Doða ve Bilgi Felsefesi&lt;br/&gt;* Aristoteles&lt;br/&gt;* Milet Okulu&lt;br/&gt;* Homeros&lt;br/&gt;* Parmenides&lt;br/&gt;* Platon&lt;br/&gt;* Sokrates&lt;br/&gt;* Thales&lt;br/&gt;* Zenon&lt;br/&gt;b. Matematik&lt;br/&gt;c. Astronomi&lt;br/&gt;d. Coðrafya&lt;br/&gt;e. Týp&lt;br/&gt;f. Teknik&lt;br/&gt;B.Hellenistik Çaðda Bilim&lt;br/&gt;a. Doða ve Bilgi Felsefesi&lt;br/&gt;b. Matematik&lt;br/&gt;c. Astronomi&lt;br/&gt;*Aristarkus&lt;br/&gt;d. Fizik&lt;br/&gt;e. Biyoloji&lt;br/&gt;* Herophilos&lt;br/&gt;g. Coðrafya&lt;br/&gt;        *Archimedes&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ROMALILAR DÖNEMÝNDE  BÝLÝM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a.Doða ve Bilgi Felsefesi&lt;br/&gt;b.Matematik&lt;br/&gt;c.Astronomi&lt;br/&gt;*Batlamyus&lt;br/&gt;d.Fizik&lt;br/&gt;e.Coðrafya&lt;br/&gt;f.Týp&lt;br/&gt;g.Teknik&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ORTAÇAÐDA BÝLÝM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A. Ortaçað Hýristiyan Dünyasýnda Bilim&lt;br/&gt;1. Erken Ortaçað&lt;br/&gt;2. Yüksek Ortaçað&lt;br/&gt;*Üniversitelerin Kuruluþu&lt;br/&gt;*Fransisken ve Dominiken Tarikatlarý&lt;br/&gt;*On Ýkinci Yüzyýl Rönesansýnýn Doðuþu ve Etkileri&lt;br/&gt;3. Geç Ortaçað&lt;br/&gt;a. Doða ve Bilgi Felsefesi&lt;br/&gt;*Albertus Magnus&lt;br/&gt;* Thomas Aquinas&lt;br/&gt;* Johannes Kepler&lt;br/&gt;b. Týp&lt;br/&gt;B. Ortaçað Ýslam Dünyasýnda Bilim&lt;br/&gt;a. Doða ve Bilgi Felsefesi&lt;br/&gt;* Farabi&lt;br/&gt;* Ýbn Haldun&lt;br/&gt;* Ýbn Rüþd&lt;br/&gt;* Ýbn Sina&lt;br/&gt;* Yusuf Has Hacib&lt;br/&gt;b. Matematik&lt;br/&gt;c. Astronomi&lt;br/&gt;d. Fizik&lt;br/&gt;e. Kimya&lt;br/&gt;f. Biyoloji&lt;br/&gt;g. Coðrafya&lt;br/&gt;h. Týp&lt;br/&gt;* Ali ibn Abbas&lt;br/&gt;l. Tarih&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YENÝÇAÐDA BÝLÝM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A. Yeniden Doðuþ (Rönesans) Döneminde Bilim &lt;br/&gt;(On Beþinci Yüzyýl ve On Altýncý Yüzyýl) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a.Doða ve Bilgi Felsefesi &lt;br/&gt;*Francis Bacon &lt;br/&gt;b.Matematik &lt;br/&gt;c. Astronomi &lt;br/&gt;*Kopernik&lt;br/&gt;*Tycho Brahe &lt;br/&gt;d.Fizik &lt;br/&gt;e.Biyoloji &lt;br/&gt;f. Týp &lt;br/&gt;h.Teknik &lt;br/&gt;B. On Yedinci Yüzyýlda Bilim &lt;br/&gt;(Bilimsel Devrim)&lt;br/&gt;a.Doða ve Bilgi Felsefesi&lt;br/&gt;    * Descartes &lt;br/&gt;b. Matematik&lt;br/&gt;c. Astronomi&lt;br/&gt;    * Sir Isaac Newton &lt;br/&gt;    *GALÝLEO GALÝLEÝ (1564-1642) ( Ek1) &lt;br/&gt;d. Fizik&lt;br/&gt;e. Kimya&lt;br/&gt;f. Biyoloji&lt;br/&gt;g. Týp&lt;br/&gt;h. Teknik&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAKINÇAÐDA BÝLÝM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A. On Sekizinci Yüzyýlda Bilim&lt;br/&gt;(Aydýnlanma Dönemi)&lt;br/&gt;a. Doða ve Bilgi Felsefesi&lt;br/&gt;b. Matematik&lt;br/&gt;* Leonardo da Vinci &lt;br/&gt;c. Astronomi&lt;br/&gt;d. Fizik&lt;br/&gt;f. Biyoloji&lt;br/&gt;g. Coðrafya&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B. On Dokuzuncu Yüzyýlda Bilim ( Endüstri Devrimi ve Bilim )&lt;br/&gt;Evrim Kuramý Ve Darwin ( Ek2)&lt;br/&gt;C. Yirminci Yüzyýlda Bilim ( Çaðdaþ Bilim )&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EÝNSTEÝN Devrimi ( Özel Relativite Teorisinin Doðuþu ) ( Ek3)&lt;br/&gt;KUANTUM TEORÝSÝ ve Atom Fiziðinin Doðuþu ( Ek4)&lt;br/&gt;a. Doða ve Bilgi Felsefesi&lt;br/&gt;b. Matematik c.Astronomi&lt;br/&gt;d. Fizik&lt;br/&gt;e. Kimya &lt;br/&gt;f. Biyoloji&lt;br/&gt;g. Jeoloji&lt;br/&gt;h. Týp &lt;br/&gt;i. Teknik&lt;br/&gt;k. Uzayýn Keþfi&lt;br/&gt;l. Bilgisayar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÝLÝM NEDÝR ?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TDK sözlüðünde bilim þöyle tanýmlanýyor: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bilim: Evrenin ya da olaylarýn bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliðe dayanarak yasalar çýkarmaya çalýþan düzenli bilgi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Belli bir konuyu bilme isteðinden yola çýkan, belli bir ereðe yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araþtýrma süreci. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bilim ile uðraþan bir kiþinin bu tanýmlarý yeterli bulmayacaðýný söylemeye gerek yoktur. Bu nedenle, bilimin eksiksiz bir tanýmýný yapmaya kalkýþmak yerine, onu açýklamaya çalýþmak daha doðru olacaktýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýnsan doðaya egemen olmak ister! &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Derler ki insanoðlu varoluþundan beri doðayý bilmek, doðaya egemen olmak istemiþtir. Bu nedenle, insan varoluþundan beri doðayla savaþmaktadýr. Son zamanlarda, bu görüþün tersi ortaya atýlmýþtýr: Ýnsan doðayla barýþ içinde yaþama çabasý içindedir.Bence bu iki görüþ birbirlerine denktir. Bazý politikacýlarýn dediði gibi, sürekli barýþ için, sürekli savaþa hazýr olmak gerekir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gök gürlemesi, þimþek çakmasý, Ayýn ya da Güneþin tutulmasý, hastalýklar, afetler, vb. doða olaylarý bazen onun merakýný çekmiþ, bazen onu korkutmuþtur.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öte yandan, bu olgu, insaný, doða korkusunu yenmeye ve merakýný gidermeye zorlamýþtýr. Korkuyu yenebilmenin ya da meraký gidermenin tek yolunun, onu yaratan doða olayýný bilmek ve ona egemen olmak olduðunu, insan, önünde sonunda anlamýþtýr. Peki, insanoðlunun doðayla giriþtiði aman</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - FANUS - MORRÝS WEST</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-fanus-morris-west-413997.html</link><description>fanus - morris west</description></item><item><title>ANKSÝYETE BOZUKLUKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?anksiyete-bozukluklari-418701.html</link><description>anksiyete; nedeni bilinmeyen, içten gelen, belirsiz, korku, kaygý, sýkýntý, kötü bir þey olacakmýþ endiþesi ile yaþanan bir bunaltý duygusudur. yaþamý tehdit eden ya da tehdit þeklinde algýlanan bir çeþit alarm duygusudur. içten ya da dýþtan gelen tehlikeler ya da tehlike beklentilerine karþý yaþanan bir tepkidir. çok hafif gerginlik ve tedirginlikten panik derecesine varan deðiþik yoðunluklarda olabilir. anksiyetenin patolojik özellikleri yanýsýra uyuma dönük iþlevi de vardýr. iç ve dýþ tehlikelere karþý koruyucu, uyarýcý, önlem alýnmasýný saðlayan bir yönü de vardýr. algýlanan bu tehlikelere karþý benlik (ego) savunma düzeneklerini kullanarak baþetmeye, önlem almaya, kendini korumaya çalýþýr. eðer benlik gücü yerindeyse sorun çözülür. bu nedenle her zaman patolojik ve normal anksiyete arasýnda ayrým yapmak kolay olmayabilir.</description></item><item><title>ÇOCUKLARDAKÝ PSÝKOLOJÝK BOZUKLUKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuklardaki-psikolojik-bozukluklar-347877.html</link><description>UYUM: Bireyin sahip olduðu özelliklerin kendi benliði ile ve içinde bulunduðu çevre arasýnda dengeli bir iliþki kurabilme ve sürdürebilmesidir. &lt;br/&gt;UYUMSUZ ÇOCUKLAR: Kendi benliði ve çevresiyle dengeli ve etkili iliþki kurma,geliþtirme ve sürdürebilmede güçlük çeken ve bu yüzden geliþimleri sekteye uðrayan ve çevresindekilerin olaðan çabalarý ile düzelmeyen davranýþ kalýplarýna sahip olan çocuklara denir. &lt;br/&gt;UYUMSUZLUÐUN NEDENLERÝ:&lt;br/&gt;1.Kalýtým : uyumsuzluðun ortaya çýkmasýnda kalýtýmýn etkili olduðu bilinmekle beraber,uygun eðitim ortamý ve koruyucu davranýþlarla bu etkinin ortadan kaldýrýlacaðý ya da en aza indirileceði bir gerçektir.&lt;br/&gt;2.Bedensel Nedenler: Uzun süren hastalýklar (epilepsi,beyin zedelenmeleri.zeka engelleri,saðýrlýk,körlük...)&lt;br/&gt;3.Temel gereksinimlerinin doyurulmamasý: Biyolojik ve fizyolojik,psikolojik ve sosyolojik.&lt;br/&gt;4.Yanlýþ Eðitim: Anne-babanýn yanlýþ tutumlarý,otoriter olma ya da aþýrý hoþgörü,ceza,dayak,tutarsýz eðitim...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇOCUKLARDA SIKLIKLA GÖRÜLEN BOZUKLUKLAR:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.ÖÐRENME GÜÇLÜKLERÝ&lt;br/&gt;2.KEKELEME &lt;br/&gt;3.FONOLOJÝK BOZUKLUK &lt;br/&gt;4.DÝKKAT EKSÝKLÝÐÝ VE HÝPERAKTÝVÝTE BOZUKLUÐU&lt;br/&gt;-ÖÐRENME GÜÇLÜÐÜ&lt;br/&gt;    Çocuklardaki öðrenme güçlüðü bazý alanlarda çocuðun zeka düzeyi ve yaþýna uygun geliþim düzeyinin çok altýnda baþarý göstermesi ile karakterizedir. Bu alanlar  matematik öðrenme güçlüðü , yazýlý anlatým güçlüðü ,okuma güçlüðü þeklinde özetlenebilir.&lt;br/&gt;    Özel öðrenme güçlüklerinin görünümü çocuðun zeka seviyesi normal olmasýna raðmen yukarýda bahsedilen alanlarda gerekli performansý- baþka bir psikiyatrik veya organik bir neden olmadan-gösterememesidir. &lt;br/&gt;    Özel öðrenme güçlüklerinin tanýsý klinik görünüm ve yapýlan testlerle belli olmaktadýr.Özel öðrenme güçlüðünün ayrýcý tanýsýnda okullardaki normal olarak geliþen sapmalar ,eðitim ve öðretimde  fýrsat eksikliði , çocuða verilen yetersiz öðrenim durumu göz önüne alýnmalýdýr. Ayrýca görme ve iþitme veya herhangi bir duyu bozukluklarýnda , zeka problemi olan çocuklarda , yaygýn geliþimsel geriliði olan çocuklarda görülen o bozukluða baðlý öðrenme güçlüðünden bu mevcut durum ayýrt edilmelidir.&lt;br/&gt;   Okuma bozukluðunda çocuðun zeka düzeyi ve aldýðý eðitim göz önüne alýndýðýnda çocuðun ondan beklenen seviyenin  önemli derecede altýnda okuma becerisi göstermesidir. Okuma bozukluðu olan çocuklarda sesli okumada çarpýklýklar , yanlýþ sözcük kullanma  ve sözcük atlamalarý olur. Okuma bozukluðu yüksek IQ ile beraberse , erken taný ve tedavi ile sonuç iyi olmaktadýr.&lt;br/&gt;    Matemetik ve yazýlý anlatým bozukluðunda da okuma bozukluðunda olduðu gibi IQ seviyesi ve aldýðý eðitim göz önüne alýndýðýnda önemli derecede yetersizlik görülür.Bu durum çocuðun okul performansýný ders baþarýsýný önemli derecede etkiler , Aileler normalde çocuklarýnýn zeka düzeyine baktýklarýnda belli bir baþarý beklemelerine karþýn çocuklardan yukarýda bahsedilen alanlarda önemli derecede sýkýntý olmaktadýr. Bu durumda çocuðun kendi özgüveni bozulmakta , aile ile olan iliþkilerde sorunlar yaþanmaktadýr.&lt;br/&gt;    Özel öðrenme güçlüklerine baþka psikiyatrik durumlar da eþlik edebilir. Özellikle dikkat eksikliði ve hiperaktivite bozukluðu ile sýk bir þekilde bir arada olabilir. Bu iki durumun ayýrýcý tanýsý bazý standart testler ve çocuðun klinik durumu ile kesinleþtirilmektedir.   Tedavide özel öðrenme güçlüðüne yönelik eðitimin verilmesi ile tedavi gerçekleþebilir. Ancak bu durumun tedavisi uzun bir süre almakta , bazý problemler yaþam boyu devam edebilmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-KEKELEME BOZUKLUÐU&lt;br/&gt;    Çocuðun konuþmasýnýn zamanlamasýnda ve akýcýlýðýnda bozulma sözkonusudur,seslerin ve hecelerin sýk uzatýlmasý ve tekrar edilmesi olabilir. Hece ve kelimeleri söylerken duraklama olabilir .Bazan söyleyemediði kelimeyi konuþmamak için kiþi baþka kelimeler kullanmaya çalýþabilir. Kelime yinelemeleri olabileceði gibi hece yinelemeleride olabilir.&lt;br/&gt;                 Genelde 2-4 yaþlarý arasýnda olan kekemelik normal olarak karþýlanýr . Kekemeliðin %90 geçici olmakla beraber %10 kadarý kalýcý olabilir . Israr eden kekemeliklerde gerekli müdahalenin ya</description></item><item><title>SINIFTA 5 ZOR KÝÞÝLÝK VE ONLARLA BAÞEDEBÝLME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sinifta-5-zor-kisilik-ve-onlarla-basedebilme-390720.html</link><description>SINIFTA 5 ZOR KÝÞÝLÝK VE ONLARLA BAÞEDEBÝLME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu yýl &quot;zor&quot; öðrencilerin bile derslere odaklanmasýný saðlayabilmek için olumlu davranýþ yönetimini kullanýn.&lt;br/&gt;Her öðretmen gibi ben de bir sýnýfý idare etmenin ne kadar önemli bir iþ olduðunu biliyorum. Kendi çalýþma yerim olan Avustralyada ve dünyanýn görev yaptýðým çeþitli yerlerinde farklý yeteneðe, geçmiþe ve mizaca sahip 25 ya da daha fazla öðrenciyi alýp birlikte çalýþan, haklara saygý duyan bir grup oluþturmanýn ne kadar zahmetli bir iþ olduðunu tekrar tekrar gördüm. Belirli türlerdeki öðrenci davranýþlarý (her sýnýfta görülmesine karþýn yine de can sýkýcý olan) bu iþi baþarýlmasý daha zor hale getirir. Buna raðmen sýnýftaki en zor kiþiliklerin bile haklarý ve sorumluluklarý dengeleyen olumlu disiplin yöntemlerine olumlu karþýlýk verdiðini keþfettim.&lt;br/&gt; Bu yazýda aþaðýdaki kiþilik türleri için iþe yarayan stratejileri bulacaksýnýz:  &lt;br/&gt;1.Gevezeler&lt;br/&gt;2.Yapýþkanlar&lt;br/&gt;3.Boykotçular&lt;br/&gt;4.Tartýþmacýlar&lt;br/&gt;5.Somurtkanlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GEVEZELER&lt;br/&gt;Gözlemci olduðum bir sýnýfta öðretmen grup etkinliklerinden önce bir noktayý açýklýyor; tam bu anda bir öðrenci diðerine dönüp fýsýldamaya baþlýyor. &lt;br/&gt;Öðretmen: &quot;Lisa ve Emma, Dersi anlatmaya çalýþýyorum!&quot;&lt;br/&gt;Lisa: &quot;Ama ben konuþmuyordum!&quot;&lt;br/&gt;Öðretmen: &quot;Lisa, seni Emma ile konuþurken gördüm. Ben ders anlatýrken konuþma. Dikkatini buraya ver.&quot;&lt;br/&gt;Lisa: &quot;Hocam yapmayýn. Emma sadece bana çalýþmayla ilgili bir soru sordu!&quot;&lt;br/&gt;Öðretmen: &quot;Beni dinle&quot; Kimin ne söylediði beni ilgilendirmez.&lt;br/&gt;(Öðretmen doðal olarak sinirlenmiþtir; özellikle Lisanýn ses tonundan ve el kol hareketlerinden dolayý.)&lt;br/&gt;Lisa: &quot;Ama, Emma &quot;&lt;br/&gt;Öðretmen: &quot;Lisa!&quot; Bu yüksek ses tonunu þöyle bir ifade izler: &quot;Bir kelime daha söylersen...&quot; ya da azarlayýcý bir tonda &quot;... býktým usandým&quot;. Her iki durumda da zarar verici bir yan vardýr.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;ÝZLENECEK STRATEJÝLER&lt;br/&gt;*Olumlu bir yönlendirmede ya da anýmsatmada bulunun ve ardýndan teþekkür edin. &lt;br/&gt;Ýstemediðiniz davranýþa deðil istediðinize odaklanýn; Örneðin &quot;Karýþma&quot; demek yerine &quot;Teker T</description></item><item><title>MOTIVASYON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?motivasyon-353152.html</link><description>MOTIVASYON&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;En önemli mesaj insanýn kendisidir.&lt;br/&gt;D.Cüceloglu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;En büyük zaman hýrsýzý kararsýzlýktýr&lt;br/&gt;Kim aradýgýný ciddiyetle arasa ancak o bulabilir&lt;br/&gt;A.Þahin&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Sorumluluk kiþinin üzerine aldýgý herþeyden hesap vermeye hazýr olmasý demektir.&lt;br/&gt;             D.Cüceloglu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Beslenme insan fýtratýnda potansiyel olarak varedilen güçleri harekete geçirmektir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;             A..Þahin&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kiþiler tembel degildir.Sadece güçlü amaclarý yoktur.&lt;br/&gt;            A.Robins      &lt;br/&gt;Kiþinin umutlarý þimdiki gücünün kaynagýdýr.&lt;br/&gt;             Z.Baran&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çatýnýn karla örtülü olmasý evin içinde ateþ bulunmadýgý manasýna gelmez.&lt;br/&gt;                     B.Lahr&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaþam enerjinizin kaynagý sizin özünüz  kendi özünüzden koptugunuz zaman þevkiniz kalmaz.&lt;br/&gt;         D.Cüceloglu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Saglýklý bireyin oluþum süreci sorularla baþlar sorularla geliþir ve kývamýný bulur sorularý ertelemek bireyin tükeniþi demektir &lt;br/&gt;               N.Daglý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tevehhüm ile yoktan elem almak rahmet ve ilahi kadere itimatsýzlýktýr.&lt;br/&gt;                 Þualar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Konsantrasyon bezginlik duymadan fiziksel ve zihinsel enerjiyi tek bir noktaya sürekli uygulama yetenegidir.&lt;br/&gt;             T.Edýson&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaþam þekliniz iletim þeklinizi belirler sözleriniz yüz ifadeleriniz ne bildiginizi ve neleri kullanabileceginizi söyler.&lt;br/&gt;                 A.Robins &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sadece yeteri kadar sevebilirseniz dünyanýn en güçlü insaný olabilirsiniz.&lt;br/&gt;                    E.Fox&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Motivasyonun kaynagý gönüldür.Orada bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji vardýr.&lt;br/&gt;            D.Cüceloglu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýnsanlar arasýndaki fark ufaktýr.Ufak fark tutumlardýr.Büyük farklýlýk ise bu tutumun olumlu veya olumsuz oldugudur.&lt;br/&gt;                C.Stone&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ben hayatýmýn hiçbir anýnda karamsarlýk nedir tanýmadým.&lt;br/&gt;                                           ATATÜRK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Doruga ulaþsanýz bile hala ulaþýlmasý gereken tüm gelecek önünüzde durmaktadýr.&lt;br/&gt;                T.King&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Limiti koyan zihindir.Yüzde yüz inandýgýn sürece herþeyi yapabilirsin.&lt;br/&gt;     A.Schwarzenekger&lt;br/&gt;Ýnsan inandýgýdýr.&lt;br/&gt;          A.Chechov&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sabýr devadýr geniþligin anahtarýdýr.Kiþiyi maksadýna ulaþtýran bir erdemdir.&lt;br/&gt;                MEVLANA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Agacýn kökünde içten gelme bir nemlilik canlýlýk olmasa sen ona bin selin suyunu döksen yine faydasýzdýr.&lt;br/&gt;                Mevlana&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÝMAGLARA &quot;EFOR&quot; YAPTIRTMAK ÝÞTE GERÇEK YENÝLENME BUDUR.&lt;br/&gt;            A.ÞAHÝN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Degiþimin oldugu heryerde mutlaka direnç olacaktýr.&lt;br/&gt;        D.Cüceloglu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyaya yön verenler mükemmelligi modelleyebilmek için tüm ipuçlarýný buluncaya kadar soru sormayý sürdüren kiþilerdir.&lt;br/&gt;           A.Robins&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kullandýgýnýz kelimeler nasýl yaþayacagýnýzý belirlerler.&lt;br/&gt;          A.Robins&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güzel gören güzel düþünür.Güzel düþünen hayatýndan lezzet alýr.&lt;br/&gt;                                                            B.S.N.</description></item><item><title>BÝLGÝ FELSEFESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bilgi-felsefesi-449174.html</link><description>ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;Sayfa&lt;br/&gt; BÝLGÝ .................................................................................................................................3&lt;br/&gt;         Bilginin Tanýmý .............................................................................................3&lt;br/&gt;         Bilgi Çeþitleri  ..........................................................................................................3&lt;br/&gt;                    Gündelik Bilgi ........ .......................................................................................3&lt;br/&gt;                    Teknik Bilgi   ................................................................................................. 4&lt;br/&gt;                    Sanat Bilgisi   ................................................................................................4&lt;br/&gt;                  Dini Bilgi  .............................................................................................4&lt;br/&gt;                  Bilimsel Bilgi .................................................................................................  5&lt;br/&gt;                  Felsefi Bilgi  ........................................................................................5&lt;br/&gt; BÝLGÝ FELSEFESÝ .......................................................................................................... 6&lt;br/&gt;       Bilgi Felsefesinin Konusu  ........................... ........................................................6&lt;br/&gt;              Bilgi kuramý (Epistemoloji) ...................................................................... 6&lt;br/&gt;                        Bilgi kuramýnýn temel kavramlarý................ ...........................................6&lt;br/&gt;                        Bilgi kuramýnýn temel sorularý .................................................................7&lt;br/&gt;              Mantýk ...................................................................................................................7&lt;br/&gt;      Bilgi Kuramýnýn Temel Problemi... ...........................................................................7&lt;br/&gt;              Doðru Bilginin Ýmkansýzlýðý................................................................................7&lt;br/&gt;                     Sofistler .........................................................................................................8&lt;br/&gt;                     Septikler.........................................................................................................10&lt;br/&gt;             Doðru Bilginin Ýmkaný..........................................................................................12&lt;br/&gt;                     Rasyonalizm....... .........................................................................................12&lt;br/&gt;                    Ampirizm (Deneycilik)...................................................................................15&lt;br/&gt;                    Kritisizm (Tenkitçi)........................................................................................17&lt;br/&gt;                    Entüisyonizm (Sezgicilik)......... ..................................................................18&lt;br/&gt;                    Pozitivizm (Olguculuk).................................................................................19&lt;br/&gt;                   Analitik Felsefe (Çözümleyici) ........ ...........................................................19&lt;br/&gt;                   Pragmatizm (Faydacýlýk)  ............................................................................20&lt;br/&gt;                   Fenomenoloji (Öz Bilimi-Görüngübilim)..... ...............................................21&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÝLGÝ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A) Bilginin Tanýmý :  Bilgi; bilenle ( Özne / suje ) bilinen ( Nesne / obje ) arasýnda kurulan bað sonucu açýða çýkan üründür. Felsefe bilgi konu olunca öncelikle ve genel olarak insan bilgisini konu edinir. Bu açýdan bilen insandýr. Bilinen ise insaný çevreleyen diðer tüm varlýklardýr. Hatta insanýn kendisi de çoðu kere insan bilgisinin nesnesini oluþturur. Bilgi sürecinde bilenle bil</description></item><item><title>ETKÝLÝ ÖÐRETMENLÝK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?etkili-ogretmenlik-455552.html</link><description>Onun öðrendiði her yeni þeyle dünyayý algýlamasýnýn geliþtiðini ve beceri daðarcýðýnýn zenginleþtiðini izlemek insana coþku verir&lt;br/&gt;1-     Ýyi öðretmen sakindir,telaþlanmaz, sinirlenmez. Her zaman soðuk kanlýdýr ve aþýrý duygularýný göstermez.&lt;br/&gt;7-Ýyi öðretmen her sorunun yanýtýný bilir. Öðrencilerden daha akýllýdýr.5-Ýyi öðretmen coþkulu,uyarýcý ve özgür öðretim ortamý yaratýr ve bu ortamý her zaman düzenli tutar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Onun öðrendiði her yeni þeyle dünyayý algýlamasýnýn geliþtiðini ve beceri daðarcýðýnýn zenginleþtiðini izlemek insana coþku verirGençlere bir þeyler öðretmek oldukça sýkýntýlý ve çoðunlukla hayal kýrýklýðý yaratan bir uðraþtýr. &lt;br/&gt;2-Ýyi öðretmen önyargýlý ve yanlý deðildir. &lt;br/&gt;Bütün öðrencilere &lt;br/&gt;eþit davranýr.&lt;br/&gt; Cinsiyet ayrýmý &lt;br/&gt;yapmaz.&lt;br/&gt;6-Ýyi öðretmen her þeyden önce tutarlýdýr. Deðiþmez,unutmaz,çok neþeli ya da çok asýk yüzlü deðildi ve hata yapmaz.</description></item><item><title>ERÝCH FROMM (1900-1980)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?erich-fromm-(19001980)-392674.html</link><description>ERÝCH   FROMM  (1900-1980)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fromm&quot;un kuramý temellerini Freud&quot;un görüþlerinden alýr.Buna karþýn Fromm;Horney,Sullivan gibi bilim adamlarýyla birlikte sosyolojik ekole dahildir.Bu ekolde Freud&quot;un aksine toplumun insan kiþiliðini þekillendirdiðine inanýlýr.&lt;br/&gt;Freud;insaný içgüdülerinin þekillendirdiði biyolojik bir varlýk olarak görür.Bireyin toplumla olan iliþkisi; varolan içgüdülerini tatmin için topluma yönelme ve toplumdan bunlarý bastýrmasý için gördüðü baský nedeniyle onla yaþadýðý çatýþma þeklindedir.Bir yandan da uygarlaþmanýn bedeli bu içgüdülerin yeterli derecede bastýrýlmasý,diðer adýyla nevrozlardýr.&lt;br/&gt;Freud&quot;un insan doðasýna bakýþý karamsardýr,insan doðasý deðiþemez,hep kötü kalmaya mahkumdur.Uygarlýk,kültür gibi etmenler bu gerçeði bozamaz.&lt;br/&gt;Fromm ise insanýn kültürel,toplumsal bir varlýk olduðunu savunur,temel fizyolojik ihtiyaçlarý olduðunu kabul eder ama bunlarýn doyumu yine toplum tarafýndan belirlenir.&lt;br/&gt;Fromm insan davranýþýna yön veren en önemli etkenin sevgi olduðunu savunur,dolayýsýyla insan doðasý hakkýnda Freud gibi olumsuz düþünmez,hümanisttir.Fromm&quot;un önem verdiði nokta insanýn toplumla kurduðu iliþkidir çünkü birey ve toplumun karþýlýklý iliþkisi bir takým deðiþikliklere yön verir.Bu açýdan bakýldýðýnda ikisi arasýnda dinamik bir iliþkiden söz edilir(Freud&quot;da statikti)çaðdaþ insanýn yaþadýðý sorunlar,çatýþmalar tarihsel þartlar ve bunlarýn oluþturduðu toplumsal düzenden kaynaklanýr.Ama çaðdaþ insan bu problemleri çözebilir,bunu yapma yetisi onda mevcuttur.&lt;br/&gt;Fromm aþaðýdaki önermelerin geçerliliðini kabul eder:&lt;br/&gt;&amp;#61692;Ýnsanýn doðuþtan gelen temel bir tabiatý vardýr&lt;br/&gt;&amp;#61692;Toplum insan tabiatýnýn ihtiyaçlarýný tatmin için yaratýlmýþtýr.&lt;br/&gt;&amp;#61692;Þimdiye kadar yaratýlmýþ olan sosyal düzenler insan varlýðýnýn ihtiyaçlarýný karþýlayacak þekilde düzenlenememiþtir.Ama Fromm böyle bir toplum yaratma imkanýn varlýðýndan söz eder.Bu toplumsal yapý içinde insan varlýðýnýn bütün güçlerini gerçekleþtirerek yalnýzlýk ve umutsuzluk duygularýndan kurtulabilecektir.</description></item><item><title>KARARLILIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kararlilik-348246.html</link><description>2.KARARLILIK&lt;br/&gt;2.1 Giri&amp;#351;:&lt;br/&gt;Kararl&amp;#305;l&amp;#305;k sorunu kontrol sistemlerinin tasar&amp;#305;m&amp;#305;nda ve incelenmesinde en büyük sorunlardan olarak kar&amp;#351;&amp;#305;m&amp;#305;za ç&amp;#305;kar. Karars&amp;#305;z bir sistem genelde kullan&amp;#305;lamaz kabul edilir. Lineer, lineer olmayan, zamanla de&amp;#287;i&amp;#351;en ve zamanla de&amp;#287;i&amp;#351;meyen tüm sistemler göz önünde bulunduruldu&amp;#287;unda kararl&amp;#305;l&amp;#305;k tan&amp;#305;m&amp;#305; çok farkl&amp;#305; &amp;#351;ekillerde verilir. Lineer ve zamanla de&amp;#287;i&amp;#351;meyen sistemlerde kararl&amp;#305;l&amp;#305;k incelenmesi karakteristik denklem yard&amp;#305;m&amp;#305;yla yap&amp;#305;l&amp;#305;r.&lt;br/&gt;2.2. Kararl&amp;#305;l&amp;#305;k Sorunu Ve Kavram&amp;#305; &lt;br/&gt;Tan&amp;#305;m 2.2.1: Burada stabilitenin iki tan&amp;#305;m&amp;#305; verilecektir.&lt;br/&gt;1. S&amp;#305;n&amp;#305;rl&amp;#305;-Giri&amp;#351; S&amp;#305;n&amp;#305;rl&amp;#305;-Ç&amp;#305;k&amp;#305;&amp;#351; Kararl&amp;#305;l&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;&lt;br/&gt;Bir sistemin giri&amp;#351;ine uygulanan s&amp;#305;n&amp;#305;rl&amp;#305; giri&amp;#351;ler için ç&amp;#305;k&amp;#305;&amp;#351;&amp;#305; da artan t zaman&amp;#305; ile s&amp;#305;n&amp;#305;rl&amp;#305; kal&amp;#305;yorsa sistem s&amp;#305;n&amp;#305;rl&amp;#305; giri&amp;#351; s&amp;#305;n&amp;#305;rl&amp;#305; ç&amp;#305;k&amp;#305;&amp;#351; anlam&amp;#305;nda kararl&amp;#305;d&amp;#305;r denir.&lt;br/&gt;2. Asimptotik Anlamda Kararl&amp;#305;l&amp;#305;k  &lt;br/&gt;Bir sisteme hiçbir giri&amp;#351; uygulanmad&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305; halde, herhangi s&amp;#305;n&amp;#305;rl&amp;#305; ilk ko&amp;#351;ul i&amp;#351;areti alt&amp;#305;nda sistemin durumlar&amp;#305; ve ç&amp;#305;k&amp;#305;&amp;#351;lar&amp;#305;   için   oluyorsa, sistem asimptotik anlamda kararl&amp;#305;d&amp;#305;r denir.&lt;br/&gt;Kararl&amp;#305; bir sistem uyar&amp;#305;lmad&amp;#305;kça harekete geçmez ve bir i&amp;#351;aret ile uyar&amp;#305;ld&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;nda  ise hareket geçer ve uyarma kalk&amp;#305;nca eski durumuna geri döner.&lt;br/&gt;2.3. Kararl&amp;#305;l&amp;#305;k Ko&amp;#351;ullar&amp;#305;:&lt;br/&gt;Tek giri&amp;#351; ve tek ç&amp;#305;k&amp;#305;&amp;#351;l&amp;#305; lineer zamanla de&amp;#287;i&amp;#351;meyen kontrol sisteminin transfer fonksiyonunun&lt;br/&gt;                              (2.1)            biçiminde verildi&amp;#287;ini varsayal&amp;#305;m. Sistemin stabil olup olmad&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;n&amp;#305; anlamak için a&amp;#351;a&amp;#287;&amp;#305;daki iki ko&amp;#351;ulun sa&amp;#287;lan&amp;#305;p sa&amp;#287;lanmad&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;na bakmak gerekir:&lt;br/&gt;1.T(s) in pay&amp;#305;n&amp;#305;n derecesinin paydan&amp;#305;n derecesinden küçük olmas&amp;#305; &lt;br/&gt;2.Karakteristik denklem q(s)=0 &amp;#305;n bütün köklerinin sol yar&amp;#305;m s düzleminde bulunup bulunmad&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;n&amp;#305;n izlenmesi. Orijinde bir katl&amp;#305; ve j&amp;#969; ekseni üzerinde yine bir katl&amp;#305; e&amp;#351;lenik kökler bulunabilir.&lt;br/&gt;Kararl&amp;#305;l&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;n sa&amp;#287;lan&amp;#305;p sa&amp;#287;lanmad&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;n&amp;#305; anlamak için en çok kullan&amp;#305;lan kriterler Routh stabilite (Routh-Hurwitz ) kriteri ve Nyquist stabilite kriteridir diyebiliriz&lt;br/&gt;a)Routh-Hurwitz Kriteri: Daha sonra köklerin yer e&amp;#287;risi çiziminde yer e&amp;#287;risinin sanal ekseni kesti&amp;#287;i noktay&amp;#305; bulmak amac&amp;#305;yla anlatt&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;m&amp;#305;z bu kriter; Do&amp;#287;rusal, zamanla de&amp;#287;i&amp;#351;meyen, sabit katsay&amp;#305;l&amp;#305; karakteristik denklemlerin mutlak kararl&amp;#305;l&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305; hakk&amp;#305;nda bilgi sa&amp;#287;layan cebirsel bir yöntemdir. Kriter, karakteristik denklemin köklerinden herhangi birinin sa&amp;#287; yar&amp;#305; s-düzleminde yer al&amp;#305;p almad&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;n&amp;#305; belirler.&lt;br/&gt;b)Nyquist Kriteri: Bu kriter, aç&amp;#305;k çevrimli sistemin Nyquist e&amp;#287;risi davran&amp;#305;&amp;#351;&amp;#305;na bakarak,, kapal&amp;#305; çevrimli sistemin sa&amp;#287; yar&amp;#305; s-düzlemi kutup ve s&amp;#305;f&amp;#305;rlar&amp;#305; aras&amp;#305;ndaki fark konusunda bilgi sa&amp;#287;layan yar&amp;#305; grafiksel bir yöntemdir. 2.1 deki ifadede karakteristik denklem&lt;br/&gt;                    q(s)=&amp;#916;(s)=                   (2.2)&lt;br/&gt; an 0   olma ko&amp;#351;ulu ile (2.2) karakteristik denkleminde&lt;br/&gt;1. E&amp;#287;er s nin herhangi bir kuvvetinin katsay&amp;#305;s&amp;#305; s&amp;#305;f&amp;#305;r veya negatif ise, karakteristik                     denklemin sa&amp;#287; yar&amp;#305; düzleminde ya da j&amp;#969; imajiner ekseni üzerinde kökü vard&amp;#305;r ve sistem karars&amp;#305;zd&amp;#305;r.a0=0 ise (2.2) ifadesi s parantezine al&amp;#305;n&amp;#305;r ve biraz önceki ko&amp;#351;ulun sa&amp;#287;lan&amp;#305;p sa&amp;#287;</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - HER ÝNSAN HÜKÜMDARDIR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-her-insan-hukumdardir-414151.html</link><description>her insan hükümdardýr</description></item><item><title>ÝSTENMEEN DAVRANIÞLARIN SÜRDÜRÜLMESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?istenmeen-davranislarin-surdurulmesi-450363.html</link><description>ÝSTENMEYEN DAVRANIÞIN SÖNDÜRÜLMESÝ&lt;br/&gt; PROTOKOLÜ&lt;br/&gt;Çoðu kez sýnýflarda bazý öðrenciler bazý davranýþlarý ile sorun çýkarýrlar. Bu sorunlar çoðu kez ders dinleyen grup yapýsýný bozucu olabileceði gibi bazen de geliþen bir birey olan öðrencinin kendisini rahatsýz edici nitelikte olabilir. Böyle öðrencilere bu davranýþlarýný yapmamalarýný söylemek her zaman için belli bir direnci göze almak demek olacaktýr. Özellikle bir çok eðitimcinin bu uyarýlarý o an sýnýf içinde yapmasý direnci daha da artýrýr niteliktedir. Bir yaklaþým olarak öðrenciler üzerinde otorite kurarak belli bir davranýþý tercih etmelerini (!) saðlamak yerine geliþen bireyler olan öðrencilerle konuþmak ve böylelikle kiþilik geliþimlerine de yardýmcý olmak anlayýþýmýz nedeni ile en saðlýklý çözümün bir birey olan öðrenci ile anlaþmak olduðu fikrindeyiz. Bu projenin dayandýðý temel nokta öðrencinin de kendisi için iyi olaný istediði ve bunu uygun þartlar ve gerekli söz hakký tanýnýrsa yerine getireceði inancýmýzdýr.  &lt;br/&gt;AMAÇ:  &lt;br/&gt;Bu projede amaç öðrencinin önce istenmeyen davranýþýný kabul etmesi, ardýndan bu davranýþý engelleyecek gücün kendinde olduðunu bilerek davranýþýný deðiþtirebilmesidir.  &lt;br/&gt;UYGULAMA:  &lt;br/&gt;1-     Öðrenci sürekli olarak belli bir davranýmda bulunuyorsa gözleyen öðretmen öðrenci ile rehberlik servisine yöneltme amaçlý görüþür.&lt;br/&gt;2-     Rehberlik servisi, öðrenci ile istenmeyen davraným hakkýnda konuþarak öðrencinin bu davranýma iliþkin tutumunu ölçer. (Rehberlik servisi bu aþamada, görüþmeyi mutlaka tarih ve içeriði ile birlikte kayýt etmelidir.)&lt;br/&gt;3-       Öðrenci istenmeyen hareketini engelleme yönünde arzulu olursa davranýþ anlaþmasý yapýlýr.&lt;br/&gt;4-     Bu anlaþma öðrencide oluþturacaðý ciddiyet ve belgelenmesi açýsýndan özel olarak hazýrlanmýþ bir anlaþma kaðýdýna mutlaka imzalanarak yapýlmalýdýr. Anlaþma sýrasýnda davranýmý gözleyen öðretmen, rehberlik uzmaný ve öðrencinin bulunmasý þarttýr.&lt;br/&gt;5-     Anlaþma saðlandýktan sonra öðrenci yalnýzca anlaþma ÝSTENMEYEN DAVRANIÞIN SÖNDÜRÜLMESÝ&lt;br/&gt; PROTOKOLÜ&lt;br/&gt;Çoðu kez sýnýflarda bazý öðrenciler bazý davranýþlarý ile sorun çýkarýrlar. Bu sorunlar çoðu kez ders dinleyen grup yapýsýný bozucu olabileceði gibi bazen de geliþen bir birey olan öðrencinin kendisini rahatsýz edici nitelikte olabilir. Böyle öðrencilere bu davranýþlarýný yapmamalarýný söylemek her zaman için belli bir direnci göze almak demek olacaktýr. Özellikle bir çok eðitimcinin bu uyarýlarý o an sýnýf içinde yapmasý direnci daha da artýrýr niteliktedir. Bir yaklaþým olarak öðrenciler üzerinde otorite kurarak belli bir davranýþý tercih etmelerini (!) saðlamak yerine geliþen bireyler olan öðrencilerle konuþmak ve böylelikle kiþilik geliþimlerine de yardýmcý olmak anlayýþýmýz nedeni ile en saðlýklý çözümün bir birey olan öðrenci ile anlaþmak olduðu fikrindeyiz. Bu projenin dayandýðý temel nokta öðrencinin de kendisi için iyi olaný istediði ve bunu uygun þartlar ve gerekli söz hakký tanýnýrsa yerine getireceði inancýmýzdýr.  &lt;br/&gt;AMAÇ:  &lt;br/&gt;Bu projede amaç öðrencinin önce istenmeyen davranýþýný kabul etmesi, ardýndan bu davranýþý engelleyecek gücün kendinde olduðunu bilerek davranýþýný deðiþtirebilmesidir.  &lt;br/&gt;UYGULAMA:  &lt;br/&gt;1-     Öðrenci sürekli olarak belli bir davranýmda bulunuyorsa gözleyen öðretmen öðrenci ile rehberlik servisine yöneltme amaçlý görüþür.&lt;br/&gt;2-     Rehberlik servisi, öðrenci ile istenmeyen davraným hakkýnda konuþarak öðrencinin bu davranýma iliþkin tutumunu ölçer. (Rehberlik servisi bu aþamada, görüþmeyi mutlaka tarih ve içeriði ile birlikte kayýt etmelidir.)&lt;br/&gt;3-       Öðrenci istenmeyen hareketini engelleme yönünde arzulu olursa davranýþ anlaþmasý yapýlýr.&lt;br/&gt;4-     Bu anlaþma öðrencide oluþturacaðý ciddiyet ve belgelenmesi açýsýndan özel olarak hazýrlanmýþ bir anlaþma kaðýdýna mutlaka imzalanarak yapýlmalýdýr. Anlaþma sýrasýnda davranýmý gözleyen öðretmen, rehberlik uzmaný ve öðrencinin bulunmasý þarttýr.&lt;br/&gt;5-     Anlaþma saðlandýktan sonra öðrenci yalnýzca anlaþma sýrasýnda hazýr bulunan ve davranýmý gözleyen öðretmenin derslerinde davranýþýný kontrol etmeye söz vermiþ olur.&lt;br/&gt;6-     Bu anlaþmanýn en az 25 ders saatini kapsadýðý da öðrenciye belirtilir.&lt;br/&gt;7-     Eðer anlaþma sonunda öðrenci baþarýlý olursa, davranýmýn niteliði ve yayýlým alanýna göre diðer öðretmenler, idare ve aile haberdar edilerek olumlu davranýþ sosyal pekiþtireçlerle oturtulamaya çalýþýlýr.&lt;br/&gt;sýrasýnda hazýr bulunan ve davranýmý gözleyen öðretmenin derslerinde davranýþýný kontrol etmeye söz vermiþ olur.&lt;br/&gt;6-     Bu anlaþmanýn en az 25 ders saatini kapsadýðý da öðrenci</description></item><item><title>SALDIRGANLIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?saldirganlik-448417.html</link><description>SALDIRGANLIK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ahmet Türk*&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Saldýrganlýðýn ne olduðunu herkesin bildiði düþünülebilirse de , &quot;hangi davranýþlar saldýrgan sayýlmalýdýr&quot; sorusunun yanýtý üzerinde bir anlaþmaya varýlmýþ deðildir. Davranýþçý ya da öðrenmeci yaklaþýmlarýn da yeðlediði , en yalýn taným, &quot;saldýrganlýk baþkalarýný inciten ya da incitebilecek her türlü davranýþtýr&quot; biçiminde yapýlabilir. Bu tanýmýn iyi tarafý belirli bir eylemin saldýrgan olup olmadýðýný davranýþýn kendisinin belirlemesidir. Biz yalnýzca, eylemin gizilgüç ( potansiyel ) olarak zararlý olup olmadýðýna karar vermek zorundayýz. Ancak, bu taným eylemde bulunan kiþinin niyetini göz önüne almamaktadýr. Bu ise belirleyici ( kritik ) olan etmendir. Ýnsanlar genellikle , diðer insanlarýn davranýþlarýna bir nedensellik yüklerler, saldýrgan davranýþlar da bunlarýn içindedir. Saldýrganlýða iliþkin olarak ilk nedensellik yüklemelerinden biri kiþinin niyetidir. Eðer kiþi birisini incitmeye çalýþýyorsa , genellikle , biz onu saldýrgan birisi olarak görürüz ; eðer zarar vermeye ya da incitmeye çalýþmýyorsa saldýrgan davranýþta bulunmuyordur. Bu nedenle , &quot;saldýrganlýk baþkalarýný incitmeyi amaçlayan ( niyet ) her türlü davranýþ ya da eylemdir&quot; biçiminde tanýmlanabilir.( Freedman, Sears ve Carlsmith, 1998 , s.235 ).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dr. Niyazi Uygur, saldýrganlýðýn psikiyatride, özellikle bireysel psikiyatride öfke, hiddet, þiddet, kin, nefret duygularýnýn dýþa vurum biçimi olduðunu söyledi. &quot;Bu sözel olabilir, fiziksel þiddet ya da bir takým silah, araç gereçlerle donatýlmýþ olabilir&quot; diyen Dr. Uygur, saldýrganlýðýn, dürtüsel ve içgüdüsel kaynaðý olan bir realite olduðunu belirtti. Bunun sadece insan türü için deðil, hayvan türleri için de geçerli olduðunu vurgulayan Uygur, &quot;kaynaðýný aslýnda varlýðýný korumak, türünün varlýðýný korumak, ailesini, besinini korumak, yuvasýný, vatanýný korumak gibi savunmadan kaynaklanan bir ihtiyacýný karþýlar, saldýrganlýk. Davranýþsal bilimler açýsýndan da engellenmeye baskýlanmaya, bastýrýlmaya karþý bir tepkidir, tepki davranýþýdýr&quot; dedi.&lt;br/&gt;       &lt;br/&gt;       Bu doðal içgüdünün ne zaman saðlýksýz hale geldiði ve insanlara zarar verecek boyuta dönüþebildiði konusunda Dr. Niyazi Uygur þu bilgileri verdi: &quot;Bireysel psikoloji ve psikiyatri açýsýndan ele aldýðýmýz zaman, kiþilik yapýsý organizasyonu, buna temel hazýrlayan biyolojik özellikler, kalýtýmsal özellikler, öðrenme davranýþlarý gibi ve kiþinin bir de çevreden bastýrýlma ve kýrýlabilirliði gibi özellikler þiddet davranýþýnýn açýða çýkmasýna yol açar. Þiddet davranýþý açýk saldýrganlýk biçimidir. Aslýnda potansiyel bir saldýrganlýk vardýr. Ama bu daima açýða çýkacak anlamýna gelmez. Mutlaka bunu hazýrlayan faktörler var. Açýk saldýrganlýk sadece þiddet davranýþý olarak da gerçekleþmez. Kimi zaman sözel ya da baþka haberleþme, iletiþim kanallarýyla dolaylý da olabilir. Þiddet, açýk fiziksel saldýrgan davranýþýn karþýlýðýný oluþturur.&quot; ( http://www.ntvmsnbc.com/news/107016.asp?cp1=1)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öfke ve saldýrganlýk, çoðu zaman birbiriyle iliþkili olarak ele alýnmaktadýr. Saldýrganlýk, öfkeyle iliþkili olmasýna raðmen ikisi ayný deðildir. Saldýrganlýk bir davranýþ, öfke bir duygudur. Öfke bir çok saldýrganlýk biçiminin arkasýnda yatan dürtü ya da güdü olarak görülmektedir. Öfke bazen saldýrganlýða yol açar, fakat her zaman saldýrgan davranýþýn bir baþlatýcýsý deðildir. &lt;br/&gt;Gençlik dönemindeki önemli problemlerden biri olarak adlandýrýlabilecek saldýrganlýk enerjisi ve buna baðlý olarak ortaya çýkan suçlu ve anti-sosyal davranýþlarýn artmasý, bunlarla baþa çýkmayý gerekli kýlmýþ, öfke ve saldýrganlýðýn verimli ve yapýcý alanlara aktarýlýp, ergenin topluma kazandýrýlmasý ve yetiþkinlik dönemine daha saðlýklý ulaþýlabilmesi amacýyla öfke-saldýrganlýk kontrol programlarý geliþtirilmiþtir.( http://www.yuce.k12.tr/rehberlik/ofke.htm).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Saldýrgan olmak, kendinizi korumak adýna, baþkalarýnýn haklarýna zarar verecek biçimde davranmaktýr. Saldýrgan davranýþ, genelde cezalandýrýcý, düþmancýl, suçlayýcý ve aþýrý talepkardýr. &lt;br/&gt;Saldýrganlýk doðrudan ifade edild</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - MOTÝVASYON</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-motivasyon-414119.html</link><description>motivasyon</description></item><item><title>MOTÝVASYON VE BAÞARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?motivasyon-ve-basari-375238.html</link><description>ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sayfa No&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.MOTÝVASYONUN TANIMIâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...1&lt;br/&gt;1.1.MOTÝVASYONUN ÖZELLÝKLERÝâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦1&lt;br/&gt;1.2.MOTÝVASYONUN ÞARTLARI NELERDÝRâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..2&lt;br/&gt;1.3.MOTÝVASYONUN TARÝHSEL GELÝÞÝMÝâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦3&lt;br/&gt;1.4.MOTÝVASYONUN ÖNEMÝâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.4&lt;br/&gt;1.5.YÖNETÝCÝLERÝN MOTÝVASYON ARAÇLARIâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦4&lt;br/&gt;1.6.EÐÝTÝMDE MOTÝVASYONU ETKÝLEYEN FAKTÖRLERâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..8&lt;br/&gt;1.7.TAKIM ÇALIÞMASI YOLUYLA MOTÝVASYONâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦9&lt;br/&gt;1.8.KENDÝNÝZE ÝNANMAKâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..11&lt;br/&gt;1.9.EN ÝYÝSÝNÝ YAPMAKâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..12&lt;br/&gt;1.10.ENGELLERÝ AÞMAKâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦12&lt;br/&gt;1.11.HAZIRLANMAâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...13&lt;br/&gt;1.12.KENDÝMÝZÝ MOTÝVE EDEREK HAREKETE GEÇMEâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..14&lt;br/&gt;1.13.MOTÝVASYON VE ÝÞ YAÞAMINA ETKÝLERÝâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..14&lt;br/&gt;1.14.MOTÝVASYON TEORÝLERÝâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.15&lt;br/&gt;2.BAÞARIâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦18&lt;br/&gt;2.1.BAÞARININ SIRLARIâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..18&lt;br/&gt;2.2.ÇEVRESEL VE BÝLÝMSEL FAKTÖRLERâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.18&lt;br/&gt;2.3.BAÞARININ 7 SIRRI NEDÝR?.............................................................................22&lt;br/&gt;2.4.BAÞARI VE KÜLTÜRÜN BAÞARIYA ETKÝSÝâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.22&lt;br/&gt;KAYNAKLARâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦25&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.MOTÝVASYONUN TANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Motivasyon kelimesi Latince &quot;Movere&quot; kelimesinden gelmektedir. Kelime anlamý etki altýna almak, harekete geçirmek, teþvik etmek v.b. dir. Motivasyon, insanlarýn belirli bir amacý gerçekleþtirmek için davranýþa geçmeleri olarak tanýmlanýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Organizasyonlarda motivasyon ise bireyin ihtiyaçlarýný tatmin etmesi için ortam yaratarak, etkileyerek ve isteklendirerek onu harekete geçirme sürecidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Herkesin tatmin edilmemiþ birtakým ihtiyaçlarý vardýr. Bu ihtiyaçlarýn uyarýlmasýyla güdüler ortaya çýkar. Güdüler kiþiyi davranýþa iten bir güçtür. Birey ihtiyacýný karþýlamak için güdülendikten sonra davranýþa geçer. Bu davranýþý sonunda da ihtiyaç tatmin olur. Mesela karný aç olan bir kiþi yiyecek ihtiyacýný karþýlamak için yiyecek bulma davranýþýna yönelir ve yemek yiyerek ihtiyacýnýn tatminini saðlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Motivasyon süreci kiþinin ihtiyaçlarýný belirlemekle baþlar. Bu ihtiyaçlar kiþinin herhangi bir zamanda eksikliðini hissettiði psikolojik, sosyal ihtiyaçlar olabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Motivasyon amaca yöneliktir. Amaç ise bireyin baþarmak istediði sonuçtur. Bu amaçlarý baþarmak kiþinin ihtiyaçlarýný azaltmasýna neden olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1. MOTÝVASYONUN ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Motivasyon kiþisel ihtiyaçlar, istekler ve dürtülerden kaynaklanýr ve kiþiye bir davranýþta bulunma isteði verir. Motivasyon bir amaca veya ödüle yöneliktir. Ýþyerinde sarf ettiðimiz güç, ödül kazanmayý, statümüzü deðiþtirmeyi v.b. þeyleri umduðumuz içindir. Yani motivasyondaki anahtar özellik amaca istenilen sonuca yönelik olmasýdýr. Bazen bu istenilen sonuç istenmeyen birselden kaçýþtýr(negatif güdülenme). Amaçlar davranýþý kontrol etmez, sadece etkiler ve kiþiyi ihtiyacýný tatmin etmek için uyarýr. Motive olduðumuz zaman yaptýðýmýz þey bizim motive olmadýðýmýz zaman yapmadýðýmýz þeydir. Yöneticiler, liderler çalýþanlarýn motiva</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - POZÝTÝF EÐÝTÝM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-pozitif-egitim-414063.html</link><description>pozitif eðitim</description></item><item><title>ÇOCUÐUN RUHSAL DEÐERLENDÝRÝLMESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocugun-ruhsal-degerlendirilmesi-455330.html</link><description>ÇOCUÐUN RUHSAL DEÐERLENDÝRÝLMESÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; 1.  ANABABA ÝLE GÖRÜÞME &lt;br/&gt; Çocuða iliþkin en doðru ve yeterli bilgi ana babadan alýnýr.  Ýlk görüþmeye hem anne hem de baba çaðýrýlýr.  Amaçlar: &lt;br/&gt;a.  Çocuk hakkýnda bilgi almak &lt;br/&gt;b.  Aileyi tanýmak ve aile içi etkileþimi öðrenmek. &lt;br/&gt;Aile þu  olasý kaygýlar içinde çocuk ruh hekimine &lt;br/&gt;baþvurmuþtur: &lt;br/&gt;- Çocuðun ruhsal sorunu olmasý utanýlacak bir þeydir,  konu,  komþu,  okul ve arkadaþlarý duymamalýdýr. &lt;br/&gt;- Ruhsal sorunlar baþa çýkýlmasý güç sorunlardýr. &lt;br/&gt;- Bu yaþta ruhsal muayene ve tedavi ileriki yaþlarda zararlý olabilir. &lt;br/&gt;- Çocuðun sorunlarýndan kendileri sorumlu tutulabilir. &lt;br/&gt; Aile görüþmelerinde hekim bunlarýn bilincinde olmalý,  görüþme sýrasýnda bu kaygýlarý aileyi bilgilendirerek azaltmaya çalýþmalýdýr. &lt;br/&gt;1. a ÇOCUK HAKKINDA BÝLGÝ ALMA &lt;br/&gt; Anababanýn bir çocuk sahibi olmaya karar verdikleri dönemden baþlanarak,  önce gebelik,  sonra sýrasý ile doðum ve ilk çocukluk dönemi ile ilgili ayrýntýlý biyopsikososyal öykü alýnýr. &lt;br/&gt;1. b.  OLUMSUZ AÝLE TUTUMLARI &lt;br/&gt; Ailenin çocuða karþý tutumunun iki temel ögesi vardýr: &lt;br/&gt;Sevgi ve disiplin.  Kuramsal olarak en olumlu tutum,  temel gereksinimleri en uygun biçimde karþýlayan,  kiþide kendi kendisini doyurabilme yetisi geliþtiren,  iki temel ögeyi en saðlýklý biçimde ve oranda içinde bulundurabilen tutumdur.  Bu temel ögelerde orantýsýzlýk olumsuz tutumlar olarak nitelendirilebilir: &lt;br/&gt;a.  Aþýrý verici,  koruyucu ve aþýrý disiplinsiz tutum. &lt;br/&gt;b.  Aþýrý itici,  ilgisiz ve aþýrý disiplinsiz tutum. &lt;br/&gt;c.  Aþýrý verici ve aþýrý disiplinli,  denetimli tutum. &lt;br/&gt;d.  Aþýrý itici ve aþýrý disiplinli,  cezalandýrýcý tutum. &lt;br/&gt;e.  Anababa tutumlarýnýn arasýnda tutarsýzlýk oluþu. &lt;br/&gt;f.  Aile içindeki çocuklara farklý tutumlar oluþu. &lt;br/&gt;g.  Aile içi kutuplaþmalar. &lt;br/&gt; Çocuk,  esnek,  hýzlý geliþen ve deðiþebilen,  geniþ uyum potansiyeli olan bir varlýktýr. Saðlýklý geliþmesi yalnýzca olumsuz tutumlara baðlý deðildir.  Çocuk gelip geçici olumsuz tutumlarla da karþýlaþýr,  bunlarla baþetmeyi öðrenir.  Kendisine saðlýklý bir denge kurabilir. Ancak çocuktaki esneklik sýnýrsýz deðildir.  Uyum yapýlmasý güç olan ve süreklilik gösteren olumsuz aile tutumlarý saðlýklý ruhsal geliþimi engelleyebilir ya da saptýrabilir. &lt;br/&gt;2. ÇOCUKLA GÖRÜÞME VE GÖZLEM - OYUN ÝLÝÞKÝSÝ &lt;br/&gt;a.  Çocuðun duygulaným özellikleri &lt;br/&gt; Her çocuk kendi yaþýna ve geliþme dönemine göre duygusal tepkiler gösterir.  Çocuðun duygulanýmý dýþarýya denetimsiz olarak yansýr.  Duygularý davranýþlarýnda gözlenir.  Bir duygudan diðerine geçiþ çok hýzla olabilir. Ancak çökkünlük,  taþkýnlýk,  öfke gibi duygusal tepkiler uzun süreli de olabilir. &lt;br/&gt;b.  Çocuðun biliþsel (kognitif) özellikleri &lt;br/&gt; Somut düþünce: Çocukta 6-7 yaþlarýna kadar somut düþünce egemendir. Yani genelleþtirme,  kavramlaþtýrma ve kategorileþtirme yetisi geliþmemiþtir. Örn; insanoðlu deyince belli bir kiþinin oðlunu,  aðýr baþlý deyince baþýn büyük ve aðýr olduðunu düþünür. &lt;br/&gt; Animistikdüþünce: Çocuk cansýz nesneyi canlý kabul eder,  onlarla iliþki kurar, konuþur,  onlarý dinler. &lt;br/&gt; Büyüsel düþünce:Çocuk düþüncelerinin gücüne inanýr,  düþündüðü þeyin olacaðýný zanneder. &lt;br/&gt; Çocuðun gerçeði deðerlendirme yetisi henüz geliþmemiþtir. Bu yeti,  kiþinin düþüncelerinde olup bitenle,  çevrede olup bitenleri ayýrdetme yetisidir. &lt;br/&gt; Çocuk düþünce ve duygularýnda benmerkezcil (egosantrik)tir.  Çevrede olup bitenleri kendi gereksinimlerine,  korkularýna,  arzularýna göre deðerlendirir ve herþeyi kendine yönelik, kendisini rahatlatýcý ve doyurucu olmasýný bekler. &lt;br/&gt;Çevre koþullarýný hesaba katmaz. &lt;br/&gt; Çocuk dikkatini uzun süre bir nokta üzerinde toplayamaz.  Belleði zayýftýr. &lt;br/&gt; Küçük çocuk olaylar arasýnda neden sonuç iliþkilerine kuramaz; zaman ve yer kavramý geliþmemiþtir. &lt;br/&gt; Çocuðun düþünceleri daha çok gereksinimlerine,  dürtülerine,  yani haz ilkesine baðlýdýr.  Ýstediðine istediði yerde ve anda sahip olmak ister,  ertelenmesine katlanamaz,  engellenmeye dayanma gücü yetersizdir. &lt;br/&gt; 6-7 yaþlarýna kadar genellikle iyiyi kötüyü,  doðruyu yanlýþý,  yasak olaný olmayaný ayýrdetmeyi öðrenmiþ olsa bile henüz kendi içinde bir yargýlama,  yasaklama sistemi yani süperego geliþmemiþtir. &lt;br/&gt; Çocuklarla görüþürken yetiþkinlerle görüþürken kullanýlan temel ilkeler geçerlidir. Yansýz ve yüksüz sorularla,  önceleri belirtilerle ilgili olmayan bir genel sohbet havasýnda konuþmak gerekir.  Yargýlama ve suçlamalara girmemek gerekir.  Büyük çocuklarla sözel iletiþim daha kolayken küçük çocuklarla oyun iþle iliþki daha rahat kurulur.  Oyun çocuðun büyümesi ve öðrenmes</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - EDÝMSEL KOÞULLAMA (SKÝNNER&quot;ÝN)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-edimsel-kosullama-(skinner-in)-414152.html</link><description>edimsel koþullama (skinner&quot;in)</description></item><item><title>DUYGUDURUM BOZUKLUKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?duygudurum-bozukluklari-455458.html</link><description>DUYGUDURUM BOZUKLUKLARI&lt;br/&gt;Doç.Dr.Nurgül Özpoyraz, Dr.Lut Tamam &lt;br/&gt;Duygudurum bozukluklarý baþlýðý Amerikan Psikiyatri Birliði (APA) ve Dünya Saðlýk Örgütü (WHO) tarafýndan kullanýlan bir baþlýktýr. Önceki yýllarda &quot;Duygulaným(Affektif) Bozukluklarý&quot; baþlýðý ile tanýmlanmaktaydý. Ancak &quot;duygulaným&quot; ve &quot;duygudurum&quot; sözcüklerinin tanýmlarý deðiþtikten sonra bu bozukluk grubu duygudurum bozukluklarý baþlýðý olarak nitelendirilmektedir. Bu nedenle öncelikle duygudurum ve duygulanýmýn tanýmlamalarýnýn yapýlmasý yerinde olur.&lt;br/&gt;Duygulaným (affekt): Bireyin olaylara, anýlara, düþüncelere neþe, öfke, üzüntü, keder gibi duygusal tepkimelerle katýlabilme yetisidir. Duygularýn gözlenebilen, olay sýrasýndaki, kýsa süreli duygusal dýþavurumudur. Yüz görünümü, mimikler ve sözel olarak dýþavurulur.&lt;br/&gt;Duygudurum (mood): Bireyin bir süre belli bir duygulaným içinde bulunuþudur. Kiþinin iç duygusal durumudur. Baþkalarýnca gözlenebilir, kendi tarafýndan anlatýlabilir, yaygýn ve kalýcý bir durumdur. Kiþini dünyayý algýladýðý renkler olarak da tanýmlanabilir. &lt;br/&gt;Bu iki terimi bir benzetmeyle tanýmlayacak olursak duygulaným için &quot;hava durumu&quot;, duygudurum için &quot;iklim&quot; benzetmesini yapabiliriz. &lt;br/&gt;Duygudurum bozukluklarýnda ana patoloji duygudurumdadýr. Amerikan Psikiyatri Birliði&quot;nin 4. Ruhsal Bozukluklar Taný ve Ýstatistiksel El kitabýna göre (DSM-IV); 2 ana duygudurum bozukluðu tanýmlanmýþtýr.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;1.Major depresif bozukluk &lt;br/&gt;2.Bipolar I bozukluk &lt;br/&gt;SIklIk ve YaygInlIk (EpÝdemÝyoloJÝ)&lt;br/&gt;Majör depresif bozukluðun (MDB) yaþam boyu yaygýnlýðý genel olarak %9-20, erkeklerde %5-12, kadýnlarda %10-25 arasýndadýr. Birinci basamak saðlýk hizmetlerinde %10, týbbi hastalýklarý olanlarda %15&quot;dir. Ülkemizde yapýlan çalýþmalarda yaygýnlýk %10 dolayýndadýr. Kadýnlarda erkeklere oranla 2 kat fazladýr. Baþlama yaþý 20-50 arasýnda ortalama 40 yaþlarý dolayýndadýr. Her ýrk ve sosyoekonomik düzeyde görülmektedir. Boþanmýþlarda daha sýk görülmektedir.&lt;br/&gt;Bipolar I bozukluðun (BP) yaþam boyu yaygýnlýðý ise %1 dolayýndadýr. Kadýn /erkek oraný eþittir. Baþlama yaþý 6-50 arasýnda ortalama 30 yaþ dolayýndadýr. &lt;br/&gt;NedenlerÝ (EtyoloJÝ)&lt;br/&gt;Duygudurum bozukluklarýnýn nedenleri günümüzde biyolojik ve psikososyal nedenler olarak 2 ana baþlýkta incelenmektedir. Bu etkenlerin birbirlerini etkileyerek bozukluða yol açtýklarý düþünülmektedir.&lt;br/&gt;A. BÝYOLOJÝK NEDENLER &lt;br/&gt;1. Biyojenik aminler: &lt;br/&gt;Duygudurum bozukluklarýnýn patofizyolojisinde en çok üzerinde durulan biyojenik aminler norepinefrin (NE), dopamin (DA) ve serotonindir (5HT2). Depresyonda genel olarak NE, DA ve 5HT2 düzeylerinde düþmeden, manide ise artýþtan söz edilmektedir. Yapýlan çalýþmalarda BOS, plazma ve idrarda NE yýkým ürünü olan 3-metoksi 4-hidroksi fenilglikol (MHPG), DA yýkým ürünü olan homovalinik asit (HVA), 5HT2 yýkým ürünü olan 5-hidroksi indol asetikasit (5HIAA) düzeylerindeki deðiþiklikler gösterilebilmektedir. Kullanýlan antidepresan ilaçlarýn etkileri bu nörotransmiterler aracýlýðý ile ortaya çýkmaktadýr. Ancak son yýllarda sadece tek bir</description></item><item><title>AÝLEDEKÝ STRES ETKENLERÝ VE ÇOCUK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ailedeki-stres-etkenleri-ve-cocuk-388579.html</link><description>AÝLEDE KÝ STRES ETKENLERÝ VE ÇOCUK&lt;br/&gt;Çocuklarda dahil olmak üzere yaþayan her canlýyý psikososyal stres etkenleri etkiler. Zaten stres etkeninin bir insaný etkilememesi durumunda da normal bir psikolojik yapýdan bahsetmek zor olur. Bu etkilenme her bireyde az veya çok deðiþik þekillerde görülür. Çocuðun yetiþmesinde ve hayata adým atmasýnda birincil , en önemli ve vazgeçilmez basamak olan aile ortamý da çocuklarýn psikososyal geliþimini direk olarak etkiler. Aileyi etkileyen her türlü olayýn çocukta büyük veya küçük bir etkisini görmek mümkündür. Aile ortamýný yaþayan bir organizma olarak kabul edebiliriz . Nasýl ki kiþinin bir organý hasta olduðunda bütün vücüdu etkilenir ve iþlev kaybýna uðrar , ayný þekilde aile üyelerinden birinde ki bedensel veya ruhsal sorun veya onu etkileyen stres etkeni de ailenin ve aile üyelerinin iþleyiþini , psikolojisini ve yapýsýný etkileyecektir. Bu etkilenme sonucunda aile ile birlikte aile içindeki her bireyde yakýn veya uzak gelecekte bazý etkilenme belirtilerinin görülmesi kaçýnýlmazdýr. &lt;br/&gt;Þunun altýný çizmek gerekir ki aileyi oluþturan temel unsurlar olan Anne ve babanýn çocukluk dönemindeki durumlarý ,hayatlarý boyunca karþýlaþtýklarý olaylar ,þu an ki kiþilik yapýlarý , eðitim durumlarý , çevre þartlarýndan etkilenmeleri , toplumsal statüleri gibi bir çok konu ailenin bu gününü ve geleceðini her konuda etkileyecektir. Yani bir anne babanýn küçükken baþýndan geçen bir hadise veya anne babasýndan devamlý olarak gördüðü davranýþ tarzý onun stres etkenine karþý cevap durumunu ayný zamanda çocuðuna karþý uyguladýðý eðitimi veya gösterdiði tepkiyi etkiler. Bununla birlikte bir ailenin þu anki durumunu ve stres etkenine karþý gösterdiði cevabý tam olarak deðerlendirmek için onun geçmiþindeki etkenleri hesaba katmak yerinde olur. Basit bir örnek verelim anne babanýn çocukken karþýlaþtýðý örnek olarak bir ölüm olayýnda ,kendi anne babalarýnýn tepkisi onun þu an ayný olay karþýsýndaki tepkisini belirler veya etkide bulunur. Bu örnekleri</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - STRES YÖNETÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-stres-yonetimi-413795.html</link><description>stres yönetimi</description></item><item><title>ÇOCUK YAÞADIÐINI ÖÐRENÝR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-yasadigini-ogrenir-356660.html</link><description>ÇOCUK YAÞADIÐINI ÖÐRENÝR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EÐER BÝR ÇOCUK SÜREKLÝ ELEÞTÝRÝLMÝÞSE; &lt;br/&gt;Kýnama ve ayýplamayý öðrenir.&lt;br/&gt;KÝN ORTAMINDA BÜYÜMÜÞSE; &lt;br/&gt;Kavga etmeyi öðrenir.&lt;br/&gt;ALAY EDÝLÝP AÞAÐILANMIÞSA;&lt;br/&gt;Sýkýlýp utanmayý öðrenir.&lt;br/&gt;DEVAMLI UTANDIRILARAK TERBÝYE EDÝLMÝÞSE;&lt;br/&gt;Kendini suçlamayý öðrenir.&lt;br/&gt;EÐER BÝR ÇOCUK HOÞGÖRÜ ÝLE YETÝÞTÝRÝLMÝÞSE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sabýrlý olmayý öðrenir&lt;br/&gt;DESTEKLENÝP YÜREKLENDÝRÝLMÝÞSE&lt;br/&gt;Kendine güven duymayý öðrenir.&lt;br/&gt;ÖVÜLMÜÞ VE BEÐENÝLMÝÞSE;&lt;br/&gt;Takdir etmeyi öðrenir.&lt;br/&gt;HAKKINA SAYGI GÖSTERÝLEREK BÜYÜTÜLMÜÞSE&lt;br/&gt;Adil olmayý öðrenir.&lt;br/&gt;GÜVEN ORTAMI ÝÇÝNDE YETÝÞMÝÞSE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýnançlý olmayý öðrenir&lt;br/&gt;KABUL VE ONAY GÖRMÜÞSE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kendini sevmeyi öðrenir&lt;br/&gt;AÝLE ÝÇÝNDE DOSTLUK VE ARKADAÞLIK GÖRMÜÞSE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu dünyada mutlu olmayý öðrenir</description></item><item><title>TUTUMLAR VE TUTUMLARIN DEÐÝÞTÝRÝLMESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tutumlar-ve-tutumlarin-degistirilmesi-354262.html</link><description>TUTUMLAR VE TUTUMLARIN DEÐÝÞTÝRÝLMESÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tutumlar, çevremizdeki bazý nesnelere, kiþilere ve olaylara yönelik düþüncelerimizi duygularýmýzý ve eylemlerimizi içerir.&lt;br/&gt;Tutum, kiþinin nesne, kaný ya da ortamlara yönelik olumlu ya da olumsuz bir biçimde tepki gösterme eðilimidir.&lt;br/&gt;TUTUMUN ÝÞLEVLERÝ&lt;br/&gt;Tutumlarýn, kiþilerin amaçlarýna ya da ihtiyaçlarýna eriþmesinde yardýmcý olmak için oluþtuðu söylenebilir. Tutum ayný zamanda bir çok iþlevi yerine getirir, bu iþlevler birbirinden kopuk deðil, birbirini destekler nitelikte etkisini gösterir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tutumlarýn iþlevleri þunlardýr:&lt;br/&gt;Yararlý olma iþlevi: Ödüllendirme ve cezalandýrma ilkeleriyle baðlantýlýdýr. Beraberinde getirecekleri zevk unsurlarýna göre ürün ve markalara karþý olumlu ya da olumsuz tutumlar oluþturulur.&lt;br/&gt;Deðer ifade etme iþlevi: Kiþinin ana deðerlerini ya da benliðini ifade etmede tutumlar bir iþlevi yerine getirirler. Tüketiciler, ürünün sadece objektif, rasyonel niteliklerine göre deðil ayný zamanda ürünün kendisi için taþýdýðý anlama göre tutum geliþtirirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ego koruma iþlevi: Egoya ya da kiþinin kendi öz imajýný korumaya yönelik bir iþlev yerine getiren tutumlar böylece kiþinin kendisine saygýsýný da korumuþ olmaktadýr. Egoyu endiþelerden ve tehlikelerden koruyan ürünler bu amaçla satýn alýnýrlar. ÖRN; kiþisel temizlik ürünleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bilgi Ýþlevi: Ýnsanlar kendilerinin davranýþý etkileme gücünde olan kiþileri ve nesneleri anlamak ve bilmek isterler. Tüketiciler ilgi duyduklarý ve ihtiyaçlarý olan bilgileri arzu ederler. Çocuðu olmayanlar çocuk mamasýna ve bezine ilgi duymazlar.&lt;br/&gt;TUTUMLARIN ABC MODELÝ&lt;br/&gt;AFFECT : Tüketicinin objeye karþý hisleri&lt;br/&gt;BEHAVIOR: Tüketicinin objeye karþý ne yaptýðý&lt;br/&gt;COGNITION: Tüketicinin objeye karþý inançlarý&lt;br/&gt;Araþtýrmacýlar bu üç bileþenin etkilerini açýklamak için etki hiyerarþisi kavramýný geliþtirmiþlerdir. Bunlar:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaþam standardý hiyerarþisi: Problem çözme sürecidir.&lt;br/&gt;Düþük ilgilenim hiyerarþisi: iyi ve kötü deneyimler üzerine oluþur.&lt;br/&gt;Tecrübesel hiyerarþi: duygusal cevaptýr.&lt;br/&gt;TUTUMLARIN BÝLEÞENLERÝ&lt;br/&gt;BÝLÝÞSEL BÝLEÞEN&lt;br/&gt;   Tüketici markadan haberdar olur ve onun hakkýnda inançlarý oluþur.&lt;br/&gt;DUYGUSAL BÝLEÞEN&lt;br/&gt;   Marka hakkýnda olumlu ya da olumsuz duygular oluþur.&lt;br/&gt;DAVRANIÞSAL BÝLEÞEN&lt;br/&gt;   Markaya karþý olumlu ya da olumsuz davranýþ ortaya çýkar. Ürün satýn alýnýr ya da alýnmaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TUTUMLARIN ÖZELLÝKLERÝ&lt;br/&gt;GÜÇ DERECESÝ: Her tutumun bir gücü vardýr. Bu güç duygularýn, düþüncelerin ve eylemlerin güçlerinin toplamý olarak düþünülebilir. Yerleþmiþ tutumlarýn gücü ile onu oluþturan bileþenlerin gücü yüksek olur. Aþýrý tutumlarýn da güçlü olduðu bilinmektedir. Güçlü ve aþýrý tutumlarýn deðiþtirilmesi aþýrý olmayan ve güçsüz tutumlara göre daha zordur. Tutulan futbol takýmýný deðiþtirmemek gibi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KARMAÞIKLIK: Tutumlar, bileþenlerinin karmaþýklýk derecelerine göre farklý olabilirler. Bileþenleri karmaþýk olan tutumlarýn karmaþýk, bileþenleri yalýn olan tutumlarýn ise yalýn olacaklarý söylenebilir. Sigara içmeye yönelik tutumda biliþsel bileþen sigaranýn kanserojen olduðunu söylerken, duygusal bileþen sigara içerken alýnan keyfi hatýrlatýyor olabilir. Bu nedenle sigarayý býrakmak çok istenmesine raðmen sigarayý býrakmak güç olabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÝÐER TUTUMLARLA ÝLÝÞKÝSÝ: Kiþilerin tutumlarý, diðer tutumlarla iliþkileri bakýmýndan farklýlýk gösterir. Bazý tutumlarýn diðer tutumlarla iliþkileri sýký iken, bazýlarý kopuk olabilir. Bir tutumun diðer tutumlarý da etkisi altýna aldýðý durumlar da olabilir. ÖRN; Beslenmeye yönelik tutumlar ile tatil tercihleri arasýnda baðýntýnýn, beslenmeye yönelik tutumlar ile otomobile yönelik tutumlar arasýndaki baðýntýdan daha güçlü olmasý beklenir.</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-455383.html</link><description>psikoloji &lt;br/&gt;Psikoloji davranýþý açýklamayý amaçlar. Kiþi psikolojinin temel kavramlarýný öðrenirse, kendini daha iyi tanýyacak, giderek daha saðlýklý, uzlaþmacý ve demokratik bir toplumsal yapý oluþacaktýr. &lt;br/&gt;1880&quot;lerin sonu ile 1900&quot;lerin baþýnda psikolojinin felsefeden ayrýlmasýnýn ardýndan; davranýþlarý açýklayabilmek amacýyla deðiþik psikoloji okullarý ya da izm&quot;ler ortaya çýktý.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1. Yapýsalcýlýk (structuralism):&lt;br/&gt;Aklýn ayrýlabileceði ögeleri araþtýrmýþtýr. Yapýsalcýlar, her ögenin bir duyum (sensation) olmasý gerektiðini düþündüler; kýrmýzý, sýcak, soðuk, kokuþmuþ gibi.&lt;br/&gt;Bu ögelerin ve birleþme kurallarýnýn incelenmesi için içebakýþ (introspection) denilen özel bir teknik kullandýlar. Deneklerden özel bir uyarýcý (ses, koku, ýþýk) verildiðinde neler hissettiklerini anlatmalarý isteniyordu.&lt;br/&gt;Yapýsalcýlarýn, ögeler yaklaþýmý giderek önemini yitirmiþtir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2.  Ýþlevselcilik (functionalism):&lt;br/&gt;Bu okul Darwin&quot;in evrim kuramýndan oldukça etkilenmiþtir. Ýþlevselciler, davranýþýn ve zihinsel süreçlerin uyumsal (adaptif) olmasýyla; diðer bir deyiþle, kiþinin deðiþen çevreye uyum saðlamasýyla ilgileniyorlardý.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;3.  Davranýþçýlýk (behaviorism):&lt;br/&gt;John B. Watson tarafýndan 1920&quot;lerde geliþtirilmiþtir. Ýçebakýþ tekniðini tümüyle reddeder. Psikolojinin insan ve hayvanlarýn yaptýklarýnýn (davranýþ) incelenmesi ile sýnýrlandýrýlmasý gerektiðini savunur. Bu bakýmdan nesnel olduðu söylenebilir. Ýlk ortaya konduðu biçimiyle davranýþçýlýðýn 3 önemli özelliði vardýr:&lt;br/&gt;a.  davranýþýn oluþmasýnda koþullu refleksin rolü&lt;br/&gt;b.  öðrenilmiþ davranýþ; içgüdülerin varlýðýný yadsýr&lt;br/&gt;c.   hayvan davranýþlarýnýn incelenmesi&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Davranýþçý yaklaþým; uyarýcý-davranýþ (U-D) psikolojisi olarak &lt;br/&gt;da bilinir. Uyarýcýnýn türü, þiddeti ve tekrarý ile davranýþýn türü, þiddeti ve sýklýðý arasýndaki iliþkiyi inceler. Ayrýca ödüllendirme ve cezalandýrmanýn davranýþ üzerindeki etkilerini ele alýr (Skinner). Öðrenme sürecini çevredeki ödüllendirme koþullarýyla açýklar.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;4.  Gestalt psikolojisi.&lt;br/&gt;1900&quot;lerin baþlarýnda Almanya&quot;da geliþtirilmiþtir. Diðer okullarýn &quot;parçacý&quot; (atomism) yaklaþýmýna karþý çýktý. Ögeler arasý iliþkiler, Gestalt psikolojisinin özünü oluþturur. Gestalt psikologlarýna göre yaþantý ögelerine bölünemez; yaþantýyý incelerken ögelerin iliþkileri ve etkileþimleri dikkate alýnmalýdýr.&lt;br/&gt;&quot;Bütün (yaþantý) parçalarýnýn (ögelerinin) toplamýndan fazladýr.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;5.  Psikoanaliz:&lt;br/&gt;Sigmund Ferud&quot;un 1885 -1939 yýllarý arasýnda geliþtirdiði bir tedavi ve kiþilik kuramýdýr. 1920&quot;lerde ABD&quot;de davranýþçý yaklaþým güçlenirken, Avrupa&quot;da ise psikanalitik yaklaþým geliþmekteydi. Ýlkelerinin çoðu psikolojiye de girdiði için bir psikoloji okulu olarak ele alýnmaktadýr.&lt;br/&gt;Bu tedavide serbest çaðrýþým yöntemi kullanýlýr; buna göre hasta, kendini kýsýtlamadan aklýna ne gelirse düþünür ve söyler. Böylece hastanýn sorunlarýnýn kaynaklarýna inileceði umulur. Freud&quot;a göre insanýn, doðuþtan gelen 2 temel eðilimi cinsellik ve saldýrganlýkdýr. Ýnsanýn toplum içinde yaþayabilmesi için bu 2 temel eðilimin baskýlanmasý gerekir; böylece çocuk toplumsallaþýr. Freud&quot;un kiþilik kuramý, kiþinin kendisinin ve çevrenin farkýna varmadýðý, bilinçdýþýna bastýrýlmýþ dürtülerin ve eðilimlerin rolü üzerinde durur. Bilinçdýþýna ulaþmak için serbest çaðrýþýmýn yaný sýra düþlerden, dil ve devinim sürçmelerinden yararlanýlýr.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bu eski psikoloji okullarý þimdi çoðunlukla kaybolmuþtur. Günümüzde psikoloji anlayýþýna 2 genel yaklaþým egemen olmuþtur: &lt;br/&gt;a.      insancýl (humanistic) psikoloji &lt;br/&gt;b.      çaðdaþ davranýþçýlýk  &lt;br/&gt;Bu iki görüþün genellikle birbiriyle baðdaþamayacaðý düþünülür; ancak her ikisi de psikolojiye pekçok katký saðlayabilir. Her psikolog bu görüþlerden birini ya da diðerini benimsemektedir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bu derslerde iþlenecek olan psikoloji konularý, çaðdaþ davranýþçýlýk açýsýndan ele alýnacaktýr. Davranýþýn ardýnda yatan nedenleri öðrendikçe, insan olmanýn ne demek olduðu daha iyi anlaþýlacaktýr ki, bunun sonucu da bir tür insancýllýktýr (humanism).&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Psikolojinin Tanýmý&lt;br/&gt;Psikoloji insan ve hayvan davranýþlarýný inceleyen bir bilimdir; gözlemlenebilen davranýþlar bilimsel yöntemlerle incelenir.&lt;br/&gt;Bilim sistematik bilgiler bütünüdür. Bu bilgiler gözlemler ve ölçümler yoluyla ya da deneyler sonucunda derlenir. Derlenen bilgiler tanýmlarýn ve varsayýmlarýn ortaya konulmasýyla sistematik hale getirilir.&lt;br/&gt;Davranýþ sözcüðüne gelince; 50 yýl önce davranýþ, sadece görülebilen ve iþitilebilen beden devinimleri (konuþma dahil) olarak yorumlanýyordu. Yakýn zamanlarda</description></item><item><title>DUYGU VE HEYECAN BOZUKLUKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?duygu-ve-heyecan-bozukluklari-370623.html</link><description>DUYGU VE HEYECAN BOZUKLUKLARI            &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Duygu ve heyecan bozukluklarýnda, temelde mizaç ve duygu durumu deðiþikliði vardýr. Bu deðiþiklikler aþýrý ve ortama uymayan boyutlara eriþtiðinde duygulaným bozukluklarý meydana gelir.&lt;br/&gt;Duygulaným bozukluðu, kiþinin duygularýnýn haz ya da elem yönünde yoðunlaþmasý sonucu  belirginleþir. Duygular elem yönünde artarsa depresyon, haz yönünde artarsa mani adý verilen bozukluklar ortaya çýkar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DEPRESYON VE RUH HALÝ DEÐÝÞÝMLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Depresyon; deðiþik yakýnma ve belirtilerle ortaya çýkan, insaný yaþam isteklerinden uzaklaþtýran, önemli bir ruhsal bunalýmdýr.&lt;br/&gt;Depresyonlarda ruhsal güç ve uyaranlara karþý duyarlýlýk azalýr, giriþim, çalýþma ve uyum çabasý kaybolur.&lt;br/&gt;Çeþitli depresyon türleri vardýr ve bazý müþterek belirtileri gözlemlenebilir. Bunlar arasýnda normal yaþam faaliyetlerinden kaçmak, düzensiz uyku, iþtahsýzlýk, düþünceyi bir yere yoðunlaþtýrma ve karar verme güçlüðü, enerjinin azalmasý, hiçbir þeye yaramadýðýný veya suçlu olduðunu düþünme ve hatta intihar ve ölüm fikri. Depresyon hafifse çevre deðiþtirerek tedavi edilebilir, fakat aðýr vakalarda bu daha zor gerçekleþir. Yaþa baðlý nedenleri de vardýr. Küçük çocuklar aileden ayrýlma korkusu yaþarlar. Ergenlik döneminde özellikle erkek çocuklarda olumsuz, anti-sosyal davranýþlar görülebilir. Daha ileriki yaþtaki gençlerde okuldan kaçma, cinsel konularda gösteriþ yapma ortaya çýkabilir.&lt;br/&gt;Yaþlýlarda, yalancý demans hali (bunama) toplumdaki iþlevini kaybetmenin getirdiði bir sorundur ve organik beyin bozukluðundan doðan demanstan ayýrt edilmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                           Depresyonun çeþitleri ve tedavi seçenekleri&lt;br/&gt;Ýçinde Bulunduðu Durumun Yarattýðý Depresyon &lt;br/&gt;      Belirtiler&lt;br/&gt;-Çaresizlik duygusu,&lt;br/&gt;-Keder,&lt;br/&gt;-Kendine güveni yitirme,&lt;br/&gt;-Yaþamýn anlamsýz olduðunu düþünmek,&lt;br/&gt;-Endiþe ve gerginlik,&lt;br/&gt;-Sinirlilik,&lt;br/&gt;-Dostluk ve iliþki kurmaktan kaçýnma.&lt;br/&gt;Depresif reaksiyon diye de bilinen bu rahatsýzlýk, bir hayal kýrýklýðý veya kayýp sonrasý orta yaþ döneminde görülen &quot;&quot;karalarýn basmasý&quot;&quot; olayýnýn daha aðýr biçimi olan bir depresyon türüdür.&lt;br/&gt;Durum depresyonu ölüm, büyük parasal kayýp sonrasý normal kederlenmenin ötesinde bir haldir.&lt;br/&gt;Ayrýca bazý ilaçlarýn yan etkileri de buna sebep olabilir.&lt;br/&gt;TEDAVÝ&lt;br/&gt;Bu rahatsýzlýk ana neden olan sorunun ortadan kalkmasýyla geçebilir, ama kiþi o denli depresyona düþebilir ki, intihar riski bile vardýr. Dolayýsýyla moral destek saðlamak gereklidir.&lt;br/&gt;Baþlangýçta hafif bir depresyon geçiren kiþiye psikoterapi ruhsal açýdan yardýmcý olabilir. Ýlaçlar da&lt;br/&gt;Fiziksel belirtileri ortadan kaldýrabilir. Belirtiler yok olunca da psikoterapi bu bunalýmýn neden ve nasýl ortaya çýktýðýný çözmeye yardýmcý olur.Yaþam sorunlarýný hafifletecek çözümler var mý? Her þeyi baþlatan çocukluktan beri gizli kalmýþ bilinç altý bir çeliþkiyi mi ortaya çýkardý? Kiþi kendini küçük mü görüyor veya ümitsiz mi görüyor? Nefret ve kýzgýnlýk gibi duygularýný dýþa vurmaktan korkmuyor mu? Depresyonda çeþitli terapilerden biri önerilebilir. Cognitive therapy (Biliþsel Terapi) kendi durumunu tanýyýp, soruna farklý açýlardan bakmak yoluyla kendi kendine alt etmek için çaba harcamayý öðrenir. Örneðin kötümser olan bir insan, ümitsizlik içindedir. Yenilgi bekleyen kiþi ise aldýrmaz, gayret göstermekten kaçýnýr. Terapist hastaya nasýl bir düþünce düzeniyle  düþündüðünü anlatabilirse, hastada daha deðiþik yaklaþýmlar olabilir.&lt;br/&gt;Aile terapisi insanýn evliliðini veya aile hayatýný düzeltmesine yardýmcý olur ve ailenin diðer bireyleri bundan etkilenmez.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Majör Depresif Bozukluk&lt;br/&gt;Belirtiler&lt;br/&gt;-Fiziksel hareketlilikte büyük deðiþim: Çok yavaþlama veya fark edilir hýzlanma ve ajitasyon,&lt;br/&gt;-Ruh halinin farklý olmasý (bir yakýnýn ölümünden sonraki duygulardan daha deðiþik),&lt;br/&gt;-Çevredeki deðiþimlere tepkisizlik (gündüz/gece, yaðmur/güneþ, çalýþma/tatil)&lt;br/&gt;-Genelde zevk alýnan aktivitelere karþý ilgisizlik,&lt;br/&gt;-Ýþtahsýzlýk ve kilo kaybý,&lt;br/&gt;-Sabah çok erken uyanma,&lt;br/&gt;-Kendinden nefret etme veya hiç olmayacak bir suçluluk hissi,&lt;br/&gt;-Bazen hayal ve kabus görme,&lt;br/&gt;-Belirgin olarak bardaðý taþýracak bir &quot;&quot;son damla&quot;&quot; olmamasý.&lt;br/&gt;Bu hastalýðýn bir adý da endojen depresyondur. Bu sadece üzülme ve kederlenme olayý deðildir. Hem ruhsal hem de fiziksel dengeyi tamamen bozan bir psikiyatrik durumdur. Depresyonda ki kiþi topluluklardan kaçar, toplumdaki rolünü oynayamaz. Yaþamdan zevk almaz ve intiharý düþünür. Bu kiþiler &quot;&quot;kuyunun dibindeyim&quot;&quot; gibi tariflerin çok ötesinde bir durum yaþamaktadýrlar. Her zaman olmamakla</description></item><item><title>OKUL ÇAÐI ÇOCUÐUNUN PSÝKO-SOSYAL-BEDENSEL  GELÝÞÝM ÖZELLÝKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?okul-cagi-cocugunun-psikososyalbedensel--gelisim-ozellikleri-450551.html</link><description>OKUL ÇAÐI ÇOCUÐUNUN PSÝKO-SOSYAL-BEDENSEL  GELÝÞÝM ÖZELLÝKLERÝ VE&lt;br/&gt;ÖÐRETMENLÝK SANATI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cumhuriyet Türkiye&quot;sinin eðitim alanýnda 77 yýl içinde bütün atýlýmlar yapmýþ ve çok uzun bir yol almýþ olduðunu görmekteyiz. 1920&quot;lerde ülkemizde okur-yazarlýk oraný %10&quot;un altýnda iken bu oran günümüzde çok deðiþmiþtir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öðretmenlik mesleðini öteki mesleklerden ayýran özellik,özveri gerektirmesi ve yaptýklarýnýn,yararlarýnýn parayla ölçülmemesidir. Bu bakýmdan öðretmenlik mesleði hemen her çaðda kutsal meslek olarak tanýmlanmýþtýr. Ama þurasý bir gerçektir ki öðretmenlik mesleðinin kutsal oluþu,öðretmenlerimizin kusursuz olamayacaðý anlamýna gelmez. Meslek kutsaldýr ama insanýn beþeri olduðunu düþünürsek,hatasýz olmamasýný düþünmek,düþülebilecek en büyük hatadýr. Bu hataya düþmemek için dönem dönem kendimize ayna tutmanýn faydalý olduðunu düþünerek böyle bir araþtýrma yapma ihtiyacý duyduk.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eðitim,yaþama anlam kazandýran en soylu etkinliktir. Eðitim denilince,ilk akla gelen meslek ise,öðretmenliktir. Öðretmenlik bilgiyi sevgiyle yoðuran ve yaþamý güzelleþtiren mesleðin adýdýr. Genelden özele inecek olursak eðitimin yapýldýðý yer okul,iletiþimin yoðun olarak yaþandýðý yer sýnýftýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ortalama 180 gün olan yýllýk öðrenim süresinin önemli bir bölümü sýnýfta geçer. Bu süre içinde öðretmen ve öðrenciler belli bir amaç ve program çerçevesinde sýnýftaki yaþama katýlýrlar. Ancak sýnýf içindeki yaþamý,önceden belirlenmiþ amaçlara uygun bir biçimde gerçekleþtirmesinden,öncelikle öðretmen sorumludur. Bu sorumluluðu en iyi þekilde yerine getirilmesi için;öðretmenin insan iliþkileri alanýnda duyarlý ve bilgili olmasý gerekir. Bu anlamda bir öðretmenin yapmasý gereken ilk þey,sýnýfta eðitimin gerektirdiði fiziksel ve psikolojik ortamý saðlamaktýr ki düþüncemize göre fiziki koþullar ne kadar iyi olursa olsun psikolojik ortam saðlanmadýðýnda hiçbir etkisi yoktur. Psikolojik ortamý saðlamak için öðrencileri sevmek gereklidir,fakat yeterli deðildir. Sorun,insan iliþkileri örüntüsünü karmaþýk ve çok boyutlu niteliðinden kaynaklanmaktadýr. Ýnsanýn davranýþlarýna onun beklenti ve gereksinimleri yön verir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öðrenmeye elveriþli sýnýf ortamý için sýnýfýn duygusal havasýnýn ve insan iliþkilerinin öðrencilere güven saðlayýcý olmasý gerekir. Duygularýn önemsenmediði ve olumsuz duygularýn yer aldýðý bir sýnýf topluluðu her zaman ruh saðlýðýný bozucudur. Geleneksel okullarda öðretmenin tüm dikkati öðrettiði konu,kullandýðý yöntem ve saðlayacaðý sýnýf disiplini üzerinde yoðunlaþmýþ,öðrencinin kendisi ve yaþadýðý duygular öðretmenin dikkat merkezinin dýþýna çýkmýþtýr. Geleneksel disiplin anlayýþýna göre sýnýf içinde,görünürde bir sessizlik ve itaat vardýr. Bu görüntü içinde öðrencinin öðretmene baðýmlý bir biçimde kendi giriþim gücünü ve yaratýcýlýðýný kullanmasý güçleþmiþ bulunmaktadýr. Üstelik bu sessizlik ve baðýmlýlýk altýnda,öðrenci kendi iç dünyasýnda yalnýzdýr ve baþarýsýz olma ya da yanlýþ yapma korkusu içinde yaþamaktadýr. Öðrencinin yaþadýðý duygular,onun içinde bulunduðu sýnýf ortamýný,olduðundan çok daha fazla tehdit edici hale getirmektedir. Eðer bir öðretmen fazla otoriterse bu duygularýn yoðunluðu daha çok artmaktadýr. O zaman öðrenciler sýnýfta çok daha fazla kaygý ve güvensizliðin etkisi altýnda kalarak kimi baðýmlýlýðýný arttýrarak sinmekte,kimi de saldýrganlýðýný arttýrarak öðretmene ters düþmektedir. Pek çok öðrenci de öðretmenin sýnýftaki varlýðýndan bilinçli veya bilinçsiz bir tedirginlik duymaktadýr. O nedenle geleneksel disiplin anlayýþýna yeni bir alternatif bulmak ve bu alternatifle öðretmeni öðrenmeyi kolaylaþtýrýcý bir konum içinde tutma zorunluluðu vardýr. Disiplin olmadan öðrenme gerçekleþmediðine göre sýnýfta öðretmenden kaynaklanan bir disiplin yerine öðrenciden kaynaklanan bir disiplinle hem öðrencilerin ruh saðlýðýný koruma hem de öðrenmeyi gerçekleþtirme mümkündür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öðretmen-öðrenci iliþkileri Sokrat&quot;tan günümüze kadar ,eðitim tarihinin gündeminde yer almýþtýr. Ýnsan davranýþlarýný hedefler doðrultusunda deðiþtirmede,günümüzde öðretme</description></item><item><title>KLASÝK KOÞULLANMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?klasik-kosullanma-372430.html</link><description>KLASÝK KOÞULLANMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Klasik koþullanma yoluyla öðrenme, ilk kez Rus bilim adamý Ý.Palav (1849-1936) tarafýndan ortaya atýlmýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Köpeklerde mide ve tükrük salgýlarýný çalýþmasý sýrasýnda köpeðin henüz eti görmeden deneyi yapan kiþinin ayak seslerini duyduðunda da ayný güçte salya salgýlamasý Pavlav&quot;ýn dikkatini çekmiþtir. Daha sonra bu olguyu sistematik olarak laboratuar ortamýnda araþtýrmaya karar vermiþtir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pavlav, köpeklerin niçin yiyecek verilmeden önce salya salgýladýklarý sorusu üzerinde durmuþtur. Çünkü yiyecek aðza konunca salyanýn akmasý doðal bir tepkidir. Ama salya, yiyeceði veren kiþi görüldüðünde de akmaya baþlarsa baþka bir durum var demektir. Pavlav bu gözlemlerinden sonra aç köpeði ses geçirmeyen bir odaya yerleþtirmiþtir. Önce köpeðin tükrük bezinin bir kýsmý açýða çýkarmýþ ve salyanýn aðzýndan dýþarý çýkmasýný saðlamýþtýr. Daha sonra çýkan salya miktarýný ölçmek içi bir kayýt aracý geliþtirmiþtir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Þartlanmanýn oluþabilmesi için köpeðe, düzenli olarak yiyecek vermeden zil sesi verilmiþtir. Tabi ki baþlangýçta sadece zil sesine köpek salya tepkisi göstermemiþtir. Pavlav daha sonra zil sesinin hemen arkasýndan köpeðe et tozu vermiþtir böylece zil sesiyle yiyeceði eþleþtirmiþtir. Bu iþlem tekrar tekrar yapýldýktan sonra zilin ses çýkardýðý ve arkasýndan et verilmediði zaman da köpeðin salya salgýladýðýný gözledi. Oysa köpeðin eti aðzýna alýnca salgýlamasý gerekirdi. Fakat köpek kulak kabartmasý beklenen zil sesine karþý salgý akýtmayý öðrenmiþ oluyordu. Bu durumda köpeðe hiç ilgisi olmayan bir uyarýcý karþýsýnda salya akýtmasý öðretilmiþ olmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu olayda et, koþulsuz yani doðal uyarýcýdýr. (UCS= Unconditioned stimulus). Koþulsuz uyarýcý, organizma için doðal olan ve tepkiyi otomatik olarak meydana getiren uyarýcýdýr. Etin meydana getirdiði salya ise koþulsuz yani doðal tepkidir          (UCR= Unconditioned response). Koþulsuz tepki, koþulsuz uyarýcýnýn organizmada meydana getirdiði doðal ve otomatik tepkidir. Ses, henüz iliþkilendirilmeden önce bir nötr uyarýcýdýr. Ses, bir süre et ile birlikte verilip ete gösterilen tepkinin sese de gösterilmesi saðlandýktan sonra, diðer bir deyiþle,  etin meydana getirdiði etki, ses tarafýndan paylaþýldýktan sonra, koþullu uyarýcý (CS = Contidioned stimulus) haline gelir. Baþlangýçta nötr bir uyarýcý iken, koþulsuz uyarýcý ile birlikte verilerek koþulsuz uyarýcýnýn meydana getirdiði etkiyi paylaþmasý saðlandýktan sonra tek baþýna verildiðinde de organizmada doðal ve otomatik tepkiyi oluþturan uyarýcýya koþullu uyarýcý denir. KöÂ¬peðe tek baþýna ses verildiðinde, meydana gelen salya salgýlama tepkisi koþullu tepkidir. Koþullu tepki; Sadece koþullu uyarýcýnýn meydana getirdiÂ¬ði doðal, otomatik tepkidir. Aslýnda koþulsuz tepki ve koþullu tepki her zaÂ¬man aynýdýr. Örneðin; Pavlovun koþullama deneyinde koþulsuz tepki de koþullu tepki de salyadýr (Slavin, 1986, s. 106; Gibson ve Chandler, 1988, s. 208-211). (Senemoðlu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Koþulama süreci aþaðýdaki gibi özetlenebilir. (Senemoðlu,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Koþulsuz uyarýcý &amp;#61614;Koþulsuz tepki&lt;br/&gt;(et)       (salya)&lt;br/&gt;Nötr uyarýcý = zil&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Koþullu uyarýcýsý Koþulsuz uyarýcý&amp;#61614;Koþulsuz tepki&lt;br/&gt;(zil)(et)       (salya)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Koþullu uyarýcý&amp;#61614;Koþullu tepki&lt;br/&gt;(zil)       (salya)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Klasik koþullanmanýn gerçekleþmesi için aþaðýdaki koþullarýn oluþmasý gerekir. (Erden, 1998, s.125). &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Koþullanmanýn olmasý için, öncelikle yiyecek-salya örneðinde olduðu gibi, doðal bir uyarýcý-tepki baðýnýn olmasý gerekir. Ýnsan organizmasýnda göze ýþýk tutulunca gözbebeðinin büyümesi, göze üflenince gözün kýrpýþtýrýlmadý, dize vurulunca ayaðýn yukarý doðru hareket etmesi, ani bir gürültü karþýsýnda irkilme gibi tepkiler koþulsuz uyarýcý ve tepki baðlarýdýr. &lt;br/&gt;2. Koþullu uyarýcýnýn koþulsuz uyarýcýdan hemen önce verilmesi, iki uyarýcýnýn birleþtirilmesi gerekir. Pavlovun deneyinde köpek, zil sesi ile eti birleþtirmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Koþullu uyarýcý ile koþulsuz uyarýcý baðýnýn tekrarlanmasý gerekir. Ancak bazý korku yaratan durumlarda tek bir yaþantý da öðrenmeyi saðlayabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu bilgilerden sonra þu þekilde tanýmlama yapýlabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Klasik Þartlanma Öðrenmesi: Canlýnýn belirli bir uyarýcý karþýsýnda yapmaya güçlü olduðu bir tepkiyi doðal olarak o tepkiyi canlandýrmayacak baþka bir uyarýcý karþýsýnda da yapabilmeyi öðrenmesidir. (                                , 1997, s.126)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gagne (1965) klasik koþullanmayý iþaret öðrenme olarak tanýmlamaktadýr. Çünkü koþulsuz uyarýcýdan önce verilen</description></item><item><title>SADÝZM - ÇOCUKLARDA SADÝZM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sadizm-cocuklarda-sadizm-365864.html</link><description>SADÝZM (SADÝSME) = EZÝYET ETMEKTEN HOÞLANMA&lt;br/&gt;Sadizm, eziyet etmekten cinsel doygunluk elde etmedir diye tanýmlanabilir. Eziyet etme eðilimi her insanda doðal bir yönseme olarak görülürse de, sadizm de bu sapýnç halini alýr. Eziyet etmek bir zevk kaynaðý olur. Baþkalarýna veya cinsel iliþki kurduðu kimseye eziyet etmedikçe cinsel haz duyamaz. Buna zalim aþkýda denilmektedir. Sadizm deyimi meþhur Fransýz þair SAD&quot;dan gelmektedir. Sad&quot;ýn romanlarý kanlý sahnelerle dolu olduðu için bu sapýnca da bu ad verilmiþtir. &lt;br/&gt;Sadizm de þehvet ile vahþet arasýnda sýký bir iliþki kurulmaktadýr. &lt;br/&gt;Sadizmin hafif derecesi hayalidir. Çocuk okuduðu kitaplarýn, iþittiði hikayelerin etkisiyle gördüðü filmler ve vahþiyane yapýlmýþ tablolarla þehvetini okþar. Biraz daha ileri þekli ve þiddetlisi tekme, tokat yumruk atmasý daha ilerisi yaralamak öldürmektedir.&lt;br/&gt;Sadizmin ilk belirtileri çocuklukta ve ergenlik çaðýnda çocuðun kardeþlerine, hayvanlara iþkence ve eziyet etmedir. Kardeþlerinin itilip kakýlmasý, onlarýn saçlarýnýn çekilmesi onlarýn etlerinin kývýrýlmasý, çimdiklenmesi, hayvanlarýn kuyruðunun çekilmesi, eskiden hocanýn minderine iðne konulmasý, kuþlarýn yakalanmasý, kesilmesi veya baþka þekillerde öldürülmesi, sadizm belirtileridir. &lt;br/&gt;Bazen sadizm fetiþizme eþlik eder. Yalnýz þahýslara deðil ayný zamanda eþyalara da zarar verme þeklinde görülür. Bir kadýnýn elbisesine mürekkep dökmek, manto veya kürkü makasla kesmek, kendi elbiselerini yakmak, yýrtmak, parçalamak, kýzlarýn saç örgülerini kesmek (bilhassa saç fetiþizmi olanlar), kulak fetiþizmi olanlarýn küpeleri kopararak ben küpeyi koparmak, hem kulak memesini kanatmak, kalçalarý sevenlerin kalçalarý kýrbaçlamasý gibi.&lt;br/&gt;Sadizm daha ziyade erkeklerde görülür. Bunu insanlarýn ve diðer hayvanlarýn erkeklerinin diþisine üstün olma arzusundan ileri geldiði ve doðal bir yönseme olduðunu söyleyenler bulunmaktadýr. Horozlarýn tavuklarla cinsel iliþkilerinde onlarý gagalamak suretiyle doygunluða erdiðini, bazý memeli hayvanlarýn diþilerini ýsýrýp yaralayarak cinsel iliþki kurduklarý da buna örnek olarak verilmektedir. Kraft Ebing &quot;aþk ile hiddet insaný körü körüne boþaltýr&quot; demekte ve aþkýn herkeste rabýtasýz bir takým hezeyanlara neden olduðunu ileri sürmektedir. Erkeklerinde cinsi iliþkilerinde kadýný incitmekten özel bir zevk duyduðunu,  kadýnlarý ezmek, incitmek ve acýtmaktan özel bir doygunluk elde ettiðini, hatta cinsel arzularýný fahiþenin dolu bulunduðu bir çevrede kolayca ve meþru olarak doyurmasý mümkün olan çevrelerde dahi bu sadistlik yönsemelerinin etkisi altýnda namusu için canýný vermeye hazýr olan namuslu kýz ve kadýnlara saldýrdýðýný iddia eder. &lt;br/&gt;Bu erkek aþkýnýn ne kadar zor ve þiddete meyyal olduðunu göstermektedir.&lt;br/&gt;Ýnsanlar arasýnda horoz dövüþü, deve güreþi, boða güreþi, boks müsabakasý seyrederken aþýrý zevk duyanlarýn bir sadistlik yönsemeyi doyurduðunu ve hatta bunlarýn sadistliðinden þüphelenmek gerektiðini ileri sürenler vardýr.&lt;br/&gt;Normal olarak cinsel iliþkilere öpme, emme, bazý hallerde ýsýrma, sýkmalar eþlik ederler. Bu özel bir doygunluk davranýþýndan ziyade, normal dozunda býrakýlmýþsa tabii sayýlabilir. Bir hareketin sadistlik olmasý için mutlak olarak iki halin bulunmasý gerekir.&lt;br/&gt;1. Þehvetin hastalýk denecek derecede artmasýyla vahþice bir sevkitabiinin maðdura fena muamelenin iþritraki, &lt;br/&gt;2. Hodperestane olduðu kadar þiddetli olan cinsi münasebetlerine baðlý hiçbir ahlak ve merhamet duygusunun kalmamasýdýr.&lt;br/&gt;O halde ikinci hal olmadýðý cinsel iliþkilerdeki  hýrçýnlýklarý sadistlik olarka görmemelidir.&lt;br/&gt;Kraft Ebing sadizm&quot;in kalýtsal olduðu ve doðuþtan gelen bir özellik olduðunu söyler. Korku, eðitim ve ahlak duygularýnýn önceleri sadizmin ortaya çýkmasýna engel olduðunu sonra normal cinsel iliþkilerin sapýðýn cinsel arzularýný tahrik edemez hale gelmesi sonucu bilinçsiz bir halde þehvetin sürüklediði yere gittiðini iddia eder. &lt;br/&gt;Sadist çocuklarýn ana babalarýnýn sadist olmasý ve böyle ana babalardan sadist çocuklar doðar yargýsýný vermemiz için saðlam bir dayanak olamaz. Çünkü sadist çocuk doðumunda mý yoksa sonradan mý sadistlik yönsemelere sahip oldu  veya ne miktarý doðuþtan ve ne miktarý sonradan çevresinin etkisiyle dominant bir özellik olarak geliþmesine hizmet etti, bunu kestirmek güçtür. &lt;br/&gt;Bilinen birçok þeyler arasýnda sadizmin birçok nedenlerinin çevreden ve cinsel azgýnlýklar, cinsel yetersizlikler ve duygusal ve ruhsal problemler sonucu ortaya çýkan ve insanlýk için son derece tehlikeli bir çýlgýnlýk, sapýnçtýr. Çünkü hem tarihte hem günümüzde</description></item><item><title>PASÝF AGRESÝF KÝÞÝLÝK BOZUKLUÐU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pasif-agresif-kisilik-bozuklugu-436923.html</link><description>Pasif-Agresif Kiþilik Bozukluðu (PAKB)&lt;br/&gt;A.T. Beck ve A. Freeman&lt;br/&gt;Özet Çeviri: Araþ. Gör. Ayþegül Durak Batýgün*&lt;br/&gt;Pasif-agresif kiþilik bozukluðunun göze çarpan en belirgin özelliði, dýþtan gelen herhangi bir isteðe, engelleme ve tepki gösterme davranýþlarýyla karþý koyulmasýdýr. Sözkonusu bu davranýþlar iþi erteleme, kalitesiz iþ yapma ve unutma biçiminde kendini gösterir. Bu insanlar mesleki ve sosyal alanlarda standartlarýn altýnda bir performans gösterirler. Tahmin edilebileceði gibi bu özellikler pek çok kiþide görülebilir ama PAKB olan bireylerde kronik ve esnetilemeyen bir davranýþ örüntüsü haline gelmiþtir. &lt;br/&gt;PAKB olan bireyler herhangi bir konuda insanlarla doðrudan yüzyüze gelerek sorunlarý çözmekten kaçýnýrlar ve bunun tehlikeli olabileceðine inanýrlar. Kaçýnan (avoidant) kiþilik bozukluðu olan bireyler, baþkalarý tarafýndan reddedilme ve yanlýþ deðerlendirilme korkusu nedeniyle atýlgan davranýþlardan kaçýnýrken, PAKB olan bireyler yüzleþmeyi baþkalarý tarafýndan kontrol edilme ve davranýþlarýna müdahale olarak yorumlarlar. Bu kiþilerden istemediði bir iþi yapmasý istendiðinde, bu isteðe gücenme ve bu gücenmiþliði davranýþlarla ifade edememe özellikleri birleþerek pasif olarak iþi engelleyici bir tarz ortaya çýkar. Buna ek olarak, iþ ile ilgili sorular soran kiþiye/kiþilere kýzma, onlarýn önerilerini önemsememe ve göz ardý etme gibi davranýþlar gözlenir. Ýþte ve okulda yapmak zorunda olduklarý görevlerinin bulunmasý nedeniyle de kýzgýnlýk ve gücenmiþlikleri artar. Otorite figürleri genellikle keyfi ve adaletsiz olarak algýlanýr. Bu özellikleri ile tutarlý olarak diðer kiþilerle problemleri olduðunu kabul etmez ve bu problemlerinin, yaþadýklarý güçlüklerinin nedeni olduðunu göremezler.&lt;br/&gt;Milon (1969) bu özelliklere ek olarak, bu kiþilerin sürekli olarak karamsar ve kötümser bir ruh hali içerisinde olduklarýný, baþka bir deyiþle, her ne olursa olsun olayýn negatif yönüne odaklandýklarýný belirtmektedir.&lt;br/&gt;Tarihsel Bakýþ &lt;br/&gt;Pasif-agresif kiþilik kavramý üzerinde uzun yýllar çalýþýlmýþ, ancak terim II. Dünya Savaþý&quot;na kadar netlik kazanamamýþtýr. 1945de immaturity reaction kavramý askeri birimler tarafýndan çaresizlik, pasiflik, tepkilerde yetersizlik veya saldýrganlýk gibi rutin askeri stresleri tanýmlamak için kullanýlmýþtýr. 1949 yýlýndan sonra ise, Askeri servislerin yayýnladýðý teknik bültende bu tür davranýþ özelliklerini tanýmlamak amacýyla &quot;pasif-agresif&quot; terimi kullanýlmýþtýr. DSM-I de ise kendi içinde üç alt kategoriye ayrýlmýþtýr: Pasif-agresif, pasif-baðýmlý ve agresif. Pasif-baðýmlý tip olarak adlandýrýlan alt kategori çaresizlik, kararsýzlýk ve baþkalarýna yapýþma gibi özellikleri taþýyan ve bizim baðýmlý kiþilik bozukluðu olarak tanýmladýðýmýz bozukluða benzemektedir. &lt;br/&gt;Pasif-agresif ve agresif tip ise engellenmeye karþý gösterilen tepki açýsýndan farklýlýk gösterirler. Tahmin edileceði gibi agresif tip sinirlilik, kýzgýnlýk ve tepinme nöbetleri gibi reaksiyonlarý ve davranýþlarý kapsarken, pasif-agresif tip somurtma, inatçýlýk, aðýrdan alma, yetersizlik ve engelleme gibi pasif yollarla saldýrganlýðýn gösterilmesini kapsar. DSM-II&quot;de pasif-agresif alt tipi ayrý bir kategori halinde, DSM-I&quot;de yer alan diðer iki kategori ise &quot;diðer kiþilik bozukluklarý&quot; adý altýnda sýnýflandýrýlmýþtýr.&lt;br/&gt;DSM-III&quot;de ise yalnýzca pasif-agresif kiþilik bozukluðunun ayrýmý yapýlmakla kalmamýþ, baðýmlýlýk özellikleri taþýyan kiþiler de &quot;baðýmlý kiþilik bozukluðu&quot; adý altýnda ayrý bir kategoriye yerleþtirilmiþlerdir.&lt;br/&gt;Psikopatoloji ile uðraþan ilk teorisyenler, PAKB&quot;nun özelliklerine çok benzeyen bir kiþilik tipi tanýmlamýþlardýr. Örneðin Kraepelin (1913) ve Bleuler (1924), olaylara negatif bir tarz ile tepki gösteren kiþilerden söz etmektedirler. Kraepelin, bu kiþilerde aþýrý duygusal dalgalanmalar ve negatif deneyimlere aþýrý tepki gösterme gibi özelliklerin görüldüðünden söz ederken, Bleuler, müdahale edildiðinde kendilerini engellenmiþ hissetme ve sinirlenme gibi özelliklere deðinmektedir.&lt;br/&gt;Diðer psikoanalitik teorisyenler de benzer özellikl</description></item><item><title>EMPATÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?empati-350219.html</link><description>EMPATÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Empati son zamanlarda, psikiyatride ve psikolojide adýndan sýklýkla söz edilen önemli bir kavramdýr.Psikiyatride ve psikolojinin çeþitli alt dallarýnda, özellikle klinik ve sosyal psikolojide, geliþim, danýþma, okul, ve iletiþim psikolojisi alanlarýnda, empati ile çeþitli araþtýrmalar yapýlmýþ, bu konuda büyük bir bilgi birikimi ortaya çýkmýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Empatinin tanýmý: Empati bir insanýn, kendisini karþýsýndakinin yerine koyarak onun duygularýný ve düþüncelerini doðru olarak anlamasýdýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Empati terimi hem bir psikolojik araþtýrma tarzýný hem de duygulanýmsal hassasiyeti ve baðý belirtmek için kullanýlmaktadýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Danýþanýn o andaki duygu, düþüce,algý, tavýr ve davranýþlarýný sanki o imiþ gibi, onun baktýðý ve yaþadýðý açýdan bakarak, &quot;sanki o imiþ&quot; niteliðini gözden kaybetmeden, doðru ve açýk þekilde anlamaya empatik anlama (duyarak anlama) denir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde &quot;empati&quot; denildiðinde akla, Carl Rogers ve onun konuya iliþkin çalýþmalarý gelir. Psikoterapi alanýnda empatik iletiþim kurma becerisiyle ünlenmiþ Rogers&quot;ýn adý ile empati kavramý, adeta özdeþ anlama gelmiþtir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Rogers&quot;ýn 70&quot;li yýllarda ulaþtýðý empati anlayýþý, katý bir nitelik taþýmamaktadýr. Rogers&quot;a göre; bir kiþinin kendisini karþýsýndaki kiþinin yerine koyarak olaylara onun bakýþ açýsýyla bakmasý, o kiþinin duygularýný ve düþüncelerini doðru anlamasý, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecine &quot;empati&quot; adý verilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Yukarýdaki empati tanýmý üç temel öðeden oluþmaktadýr. Bir insanýn karþýsýndaki bir kiþiyle (özellikle bir terapistin/ danýþmanýn karþýsýndaki hasta/ danýþan ile )empati kurabilmesi için gerekli olan bu öðeleri þöyle sýralayabiliriz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      a.)  Empati kuracak kiþi, kendisini karþýsýndakinin yerine koymalý, olaylara onun bakýþ açýsýyla     &lt;br/&gt;     bakmalýdýr. Eðer bir insaný anlamak istiyorsak dünyaya onun bakýþ tarzýyla bakmalý, olaylarý onun  &lt;br/&gt;     gibi algýlamaya ve yaþamaya çalýþmalýyýz. Bunu gerçekleþtirmek için de empati kurmak istediðimiz &lt;br/&gt;     kiþinin rolüne girmeli, onun yerine geçerek adeta olaylara onun gözlüklerinin gerisinden   &lt;br/&gt;     bakmalýyýz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Karþýmýzdaki kiþinin rolüne girerek empati kurduðumuzda, o kiþinin rolünde kýsa bir süre kalmalý, daha sonra bu rolden çýkarak kendi yerimize geçebilmeliyiz. Aksi halde empati kurmuþ sayýlmayýz. Karþýmýzdaki ile özdeþim kurmak (ona benzemek) ya da sempati kurmak farklý þeylerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Bir insana sempati duymak demek, o insanýn sahip olduðu duygu ve düþüncelerin aynýsýna sahip olmak demektir. Karþýmýzdaki kiþiye sempati duyuyorsak, onunla birlikte acý çekeriz ya da seviniriz. Empati kurduðumuzda ise karþýmýzdakinin duygu ve düþüncelerini anlamak esastýr. Kendimizi sempati duyduðumuz kiþinin yerine koymamýz ve anlamamýz þart deðildir; sempatide &quot;yandaþ&quot; olmak esastýr.Empati kurduðumuzda ise karþýmýzdaki kiþiyle ayný duygularý ve görüþleri paylaþmamýz gerekmez; sadece onun duygularýný ve düþüncelerini anlamaya çalýþýrýz. Bir insaný &quot;anlamak&quot; baþka þeydir, ona &quot;hak vermek&quot; baþka þeydir.Empatide anlamak, sempati de ise anlamýþ olalým ya da olmayalým, karþýmýzdakine hak vermek söz konusudur. Empati kurduðumuz kiþiler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b) Empati kurmuþ sayýlmamýz için karþýmýzdaki kiþinin duygularýný ve düþüncelerini doðru anlamamýz gerklidir. Karþýmýzdakinin yalnýzca düþüncelerini ya da  yalnýzca duygularýný anlamamýz yeterli deðildir.Çünkü karþýmýzdakinin rolüne girerek onun ne düþündüðünü anlamamýz, biliþsel nitelikli bir etkinlik (biliþsel rol alma/biliþsel perspektif alma), karþýmýzdakinin hissettiklerini n aynýsýný hissetmemiz ise, duygusal nitelikli bir etkinliktir (duygusal rol alma/duygusal perspektif alma). Biliþsel rol alma, duygusal rol almanýn ön þartý sayýlabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Empatinin bileþenlerinin neler olduðu konusunda araþtýrmacýlar arasýnda, bazý görüþ farklýlýklarý vardýr. Örneðin Hoffman&quot;a (1978) göre empatinin biliþsel, duygusal ve güdüsel (motivasyonel) olmak üzere üç bileþeni vardýr. Bazý araþtýrmacýlar empatinin biliþsel yönünü, bazýlarý ise duygusal yönünü vurgulamaktadýr. Fakat çoðunluðun üzerinde</description></item><item><title>PEDAGOJÝ - PROGRAMIN DEÐERLENDÝRÝLMESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pedagoji-programin-degerlendirilmesi-413267.html</link><description>programýn deðerlendirilmesi</description></item><item><title>KAYGI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kaygi-371687.html</link><description>KAYGI -1-&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAYGI (ANXÝETY) NEDÝR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diðer heyecanlarýn tanýmýnda olduðu gibi, kaygýnýnda tanýmýný yapmak zordur. Kaygý aþaðýdaki þu heyecanlarýn birini veya çoðunu içerebilir: Üzüntü, sýkýntý, korku, baþarýsýzlýk duygusu, acizlik, sonucu bilememe ve yargýlanma.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bazý psikologlar korku ile kaygý arasýnda üç önemli fark bulunduðunu söylerler:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(1) Kaynak: &quot;Ben arýdan korkarým!&quot; örneðinde olduðu gibi, korkunun kaynaðýný biliriz, ancak kaygýnýn kaynaðý belirsizdir; (2) þiddet: Korku kaygýdan daha þiddetlidir; (3) süre: Korku daha kýsa sürelidir, kaygý ise uzun süre devam eder.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Korku ve kaygý arasýndaki benzerliklere dayanarak psikologlar, korku sýrasýnda ortaya çýkan fizyolojik oluþumlarýn, kaygý anýnda da gözlenebileceðini ortaya sürmüþlerdir. Ýddia deneysel gözlemlerle desteklenmiþtir. Bu nedenle, psikologlar kalp atýþý, kan basýncý, kanýn kimyasal yapýsý, Galvanik Deri Tepkisi, nefes alýþ, nefes veriþ oraný gibi deðiþik fizyolojik belirtileri kaygý ölçmede kullanýrlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAYGININ NEDENLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hangi ortamýn hangi tür kaygý yaratacaðý bir kültürden diðerine farklý olabilir. Ancak bütün toplumlar için geçerli bazý genellemeler yapmak olanaðý vardýr. Bu genellemeler, kaygý duygusunun ortaya çýkmasýna yol açan ortamlardaki bazý ortak yönleri belirtir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(1) Desteðin çekilmesi: Fatihin annesi,babasý,kardeþi Hatice, evdeki odasý, çalýþma masasý, komþularý, arkadaþlarý, evdeki köpek,kedi onun yaþamýnýn bir parçasýyken, birden bire kendisini yabancý bir þehirde, yabancý bir evde, aile, arkadaþ, akraba ve tanýdýklarýnýn hepsinden uzakta bulur. Yeni çevresinde þimdiye kadar alýþýlagelmiþ olduðu &quot;destekler&quot; yoktur. Alýþýlagelmiþ çevrenin ortadan kalktýðý böyle durumlarda insanlar kaygý duyar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(2) Olumsuz bir sonucu beklemek: Pek hazýrlanmadan sýnava girme, tarafik cezasýnýn belirleneceði trafþk mahkemesinde duruþmayý bekleme gibi olumsuz sonuçlarýn ortaya çýkacaðý durumlarda kaygý duyarýz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(3) Ýç çeliþli: Ýnandýðýmýz ve önem verdiðimiz bir fikirle, yaptýðýmýz davranýþ arasýnda bir çeliþki ortaya çýktýðý zaman kaygý türünden bir gerginlik duyarýz. Biliþsel çeliþki önemli bir güdü ve heyecan kaynaðýdýr.Çeliþkiyi giderecek bir çözüme yoluna ulaþýncaya kadar bir derece kaygý duyarýz. Örneðin, nükleer silahlarýn insanlýðý yok edecek güçte tehlikeli bir geliþme içinde olduðuna inanan birey, bu silahlarýn geliþtirildiði bir laboratuvarda çalýþmak zorunda kalýrsa, kendisini sürekli bir gerginlik ve kaygý içinde bulur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(4) Belirsizlik: Gelecekte ne olacaðýný bilememek insanlar için en belli baþlý kaygý nedenlerinde biridir. Ýlerde olumsuz türden olaylarýn olacaðýný bilmek, ne olacaðýný hiç bilmemeye yeðlenir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAYGI VE GERGÝNLÝK BELÝRTÝLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aþaðýdaki tabloda kaygýlý ve gergin insanda gözlenebilen belirtilerin bir listesi verilmiþtir. Bu belirtiler sizde ya da yakýnlarýnýzda varsa, bilinçli baþa çýkma tekniklerinden birini veya birçoðunu kullanmayý deneyebilirsiniz. Ancak dikkat etmeniz gereken konu bu belirtiler, bedensel hastalýklarýn belirtileri de olabilir; bireyde uzun zamandýr gözlenmiþ ve onun günlük yaþamýný etkiler derceye gelmiþlerse, bireyin bir doktora gidip muayene olmasýnda yarar vardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nefes darlýðýMide aðrýsý&lt;br/&gt;TerlemeÝshal ya da kabýzlýk&lt;br/&gt;Nefes alýp vermede düzensizlikAþýrý tepkide bulunma&lt;br/&gt;Kesik kesik nefes almaTitreme&lt;br/&gt;GerginlikEl ve ayak parmaklarýnýn soðukluðu&lt;br/&gt;Kalp çarpýntýsýSürekli yorgunluk&lt;br/&gt;Aniden sinirlenmeSürekli baþ aðrýsý&lt;br/&gt;BelaðrýsýBoyun kaslarýnýn gergin olmasý&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAYGI VE GERGÝNLÝKLE BAÞA ÇIKMA YOLLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaygý ve gerginlikle baþa çýkma yollarýný iki temel grupta toplayabiliriz: Bilinçli olarak uyulanan teknikler ve farkýnda olmadan uyguladýðýmýz teknikler. Farkýnda olmadan uyguladýðýmýz tekniklere savunma mekanizmalarý adý verilir. Savunma mekanizmasý kullanan birey, kaygý ve gerginliði azaltmak için bir teknik kullandýðýnýn farkýnda deðildir. Bilinçli olarak kullandýðýmýz teknikler öðrenme sonunda elde ettiðimiz davranýþlarý içerir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÝLÝNÇLÝ BAÞAÇIKMA YOLLARINDAN OTOHÝPNOZ TEKNÝÐÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Holland ve Tarlow (1980) bir insanýn kendi kendini hipnotizma edebileceðini ve böylece istenmeyen düþünce ve duygularý atý, daha istenilen bir düþünüþ ve duyuþ biçimine girerek, kaygý ve gerginliði atabileceðini ileri sürmüþlerdir. Teklif ettikleri teknik þu basamaklarý içerir:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(1) Rahat bir sandalyeye bedenin yukarý kýsmýný dik tutacak biçimde oturun. Sandalye boþ bir duvardan 1.5 veya 3 metre uzaklýkta olsun. Duvara gözünüzün hizasýndan 30 santim yüksekliðinde</description></item><item><title>ÝSTENMEYEN DAVRANIÞA KARÞI EYLEMLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?istenmeyen-davranisa-karsi-eylemler-377103.html</link><description>ÝSTENMEYEN DAVRANIÞA KARÞI EYLEMLER&lt;br/&gt;Görmezden Gelmek: Sorun fazla bozucu deðilse, hemen olup bitiyorsa bu yol soruna gereðinden fazla önem verip büyütmeyi önler, onu söndürür. Öðretmenin görmezden geliþimi öðrencinin farkedip etmemesi önemlidir. Öðrenci öðretmenin görmezden geldiðini farkederse, bunu onay ve ödül olarak algýlayabilir. Öðretmenin dersle ilgilenmeye fazla önem vermediðini düþünebilir. Böyle durumlarda öðretmen davranýþý gördüðünü ve onaylamadýðýný, bir göz, yüz, baþ iþaretiyle belirtmektedir. &lt;br/&gt;Uyarmak: Öðrenci yalnýzca yaptýðý davranýþýn istenmediðinin deðil, o onda yaptýðý davranýþýn bilincinde de olmayabilir. Yani öðrenci davranýþ biliyor olsa bile anlamamýþ olabilir. Bu nedenle öðretmen her yanlýþ davranýþý, bilinçli ve kasýtlý olarak algýlamamalý, peþin yargýya göre davranýþta bulunmamalýdýr. &lt;br/&gt;Ýstenemeyen davranýþa karþý öðretmen beklemeden uyarma eylemine geçmesi önerilmektedir. Aksi halde yanlýþ davranýþ sürer, yaptýðý istenmeyen davranýþ karþýsýnda uyarýlmayan öðrenci onay ve cesaret bulabilir. Yanlýþ davranýþýn vaktinde görülmesi, öðretmenin sýnýftan haberli olduðu gösterir. &lt;br/&gt;Uyarma yöntemlerinden biri vücut dilini uzaktan kullanmadýr. Bunun ilk basamaðý istenemeyen davranýþý yapanla göz temasý kurmaktýr. &lt;br/&gt;Bir diðer uyarma yöntemi de vücut dilin yakýndan kullanmaktýr. Öðretmenin fiziksel yakýnlýðý öðrencinin istenmeyen davranýþý býrakmasýný saðlayabilir. Yanýna yaklaþýldýðý halde öðrenci istenmeyen davranýþý sürdürüyorsa üçüncü yönteme baþvurulur. Dokunma: Öðretmen varlýðýný dokunarak duyurabilir. Örneðin, masasýna, eþyalarýna ya da omuzuna dokunabilir. &lt;br/&gt;Bu eylemler her zaman istenmeyen davranýþý durdurur. Fakat bazý durumlarda baka yöntemlere gereksinim duyulabilir. Bunlardan biri;&lt;br/&gt;Sözle uyarmadýr: Sözle uyarý sadece ilgili kiþilerce duyulabilir olmalý, sýnýfýn iþleyiþini bozmamalýdýr. Bunun yetmediði durumlarda uygun yüksek sesle uyarýlar kullanýlýr. Sözel uyarý yapýlýrken kabul edilmeyenin öðrenci deðil davranýþ olduðu belirtilmeli öðrencinin deðerli olduðu hissettirilmelidir. Araþtýrmalar yumuþakça uyaran öðretmenlerin sertçe uyaranlardan daha etkili olduðu göstermiþtir. Uyarma bittikten sonra öðrenciye gözle yada sözle olumlu iliþki kurulmalý veya soru sorulmalýdýr. &lt;br/&gt;Soru sorma veya söz hakký verme diðer bir sözel uyarý yöntemidir. &quot;Þimdi söz sýrasý Ali&quot;de&quot; denerek öðrencinin istenmeyen davranýþýný býrakmasý saðlanabilir. Sözün doðrudan istenmeyen davranýþa getirilmesi de bir yöntemdir. Fakat diðer sözel yöntemlerden sonra kullanýlmalýdýr.  &lt;br/&gt;Sözel uyarýlar, uygun eylemlerle de desteklenmelidir. Örneðin; öðrencilere arkasý dönükken yarý yapan öðretmeni, öðrenciler dinleme zahmetine bile katlanmazlar. Bazen konuþanlarý uyarmak yetmez, yerlerini deðiþtirmek de uygun olabilir. &lt;br/&gt;ÝSTENMEYEN KAVRANIÞA KARÞI YAKLAÞIMLAR:&lt;br/&gt;Eðitsel çabalarýn engellenmemesi için istenmeyen davranýþlarýn deðiþtirilmesi gerekir. Okulda düzeltilmeyen davranýþlar, yaþam boyu sorun olabilir. Ýstenmeyen davranýþlar,, farklý özellikleri öðrenc</description></item><item><title>HÝPNOZUN TABÝATI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hipnozun-tabiati-388627.html</link><description>HÝPNOZUN TABÝATI&lt;br/&gt;Genç ve güzel bayan hipnozitörün gözlerinin derinliklerine baktý, hipnozitörün gözlerinin parlaklýðý ve tesir edici ýþýklarý, güzel bayaný hipnozitörün büyüsü altýna götürdü. Hipnozitör sessiz bir þekilde konuþtu &quot;Uykunuz geliyor... Göz kapaklarýnýzýn aðýrlaþtýðýný hissediyorsunuz... Bütün vücudunuzu zayýf ve kuvvetsiz hissediyorsunuz... Þu andan itibaren benim emrimdesin... Sesim seni kontrol edecek. Emirlerimin hepsine itaat edeceksin...&quot; &lt;br/&gt;1930lý yýllarda hipnoz sahne gösterilerinde kullanýlýyordu ve þov malzemesi yapýlýyordu. O zamanlarda kötü hipnozitörler menfaatleri doðrultusunda genç güzel kadýnlarý kullanýyorlar, kendi isteklerini onlara zorla yaptýrýyorlardý. &lt;br/&gt;Kont Dracula da genç güzelleri, kanlarýný emebilmek için hipnoz etmiþti. &lt;br/&gt;Bu gibi örneklerin yüzünden hipnoz olumsuz olarak ele alýnýp, sihirli bir týlsým, þeytani hipnozcu ve isteksiz kurban imajlarýna sebep oldu. Hakikaten hiçbir þey gerçek yolundan bu kadar saptýrýlamazdý. &lt;br/&gt;Svengali bahanedir. Hipnozcunun gücü altýnda olmak saçmadýr, yardýmsýz transta bulunmak gülünçtür. Son günlerde hipnoz, düþünmenin ve insan aklýný kullanmanýn doðal bir yolu olarak düþünülüyor ki; bu düþünme muhakemeden ve hayali bilimsellikten çok sanatçýnýn düþüncesi gibidir. Bilim toplumunda hala bilim adamý, sanatçýdan çok itibar görür. Bu tür düþünce teþvik edilmelidir. Çünkü böyle düþünceler hipnozun tehlikeli ve doðal olmadýðý düþüncesini yöneltiyor.&lt;br/&gt;1950li yýllarda T.R. Sarbinin ve bu günlerde Dr. T.X Barberin araþtýrmalarý þunlarý göstermiþtir;&lt;br/&gt;Hipnoz, sað beyin hemisfer aktivitesi ile iliþkilidir. &lt;br/&gt;Hipnozun büyük bölümü insanlarýn öðrenebileceði bir yetenektir. &lt;br/&gt;Tüm hipnotik translar esasýnda oto (self) hipnozdur.&lt;br/&gt;Hipnotik durumdan kiþisel olarak yararlanmak için ritüalistik (gizemli) indüksiyon tekniklerine gerek yoktur. &lt;br/&gt;Hipnozun nasýl bir fenomen olduðunu tecrübe etmek için kendinden geçmek ve derin transa girmek gereksiz bir davranýþtýr.</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ - NEO KLASÝK ÝNSAN KAYNAKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-neo-klasik-insan-kaynaklari-413988.html</link><description>neo klasik insan kaynaklarý</description></item><item><title>ÞÝZOFRENÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sizofreni-385268.html</link><description>ÞÝZOFRENÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Þizofreni, geçen yüzyýldan beri ruh hekimliðinið en çok uðraþtýran, fakat bugün bile çeþitli yönleri tam açýklanmamýþ bir ruhsal bozukluktur.19. yüzyýldan kalma bir etki ile halk arasýnda korku uyandýran ve &quot;erken bunama&quot; diye bilinen bu hastalýk; genç yaþta baþlayan, insan arasý iliþkilerden ve gerçeklerden uzaklaþarak, kendine özgü bir içe kapaným dünyasýnda yaþadýðý;duyuþ,düþünüþ ve davranýþlarda önemli bozukluklarýn görüldüðü bir psikozdur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TARÝHÇE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eski çað Sanskrit yazýlarýnda ve Hipokrat okuluna baðlý eski Yunan hekimlerinin yazýlarýnda þizofrenik türde ruh hastalýðýnýn tanýmlandýðý bildirilmektedir.Orta Çað Avrupasýnda þeytana tutulmuþ diye bilinen ruh hastalarýnýn önemli bir bölümükuþkusuz þizofreniklerdir. 17. Yüzyýlda Willis&quot;in, 18. Yüzyýlda Pinel&quot;in bu hastalýðý az çok tanýdýklarýna iliþkin belirtiler vardýr. 18. Yüzyýl baþýnda Ýngiltere&quot;de John Haslam ve George Man&quot;ýn gençlik çaðýnda baþlayan içe kapanma ve düþünce bozukluðu ile belirli olarak tanýmladýklarý ve bir ad veremedikleri bozukluðun þizofreni olduðu düþünülebilir. ( ,2)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Demence precoce&quot; (erken bunama) deyimini ilk olarak Morel 1860&quot;da kullandý.1871&quot;de Hecker &quot;hebefreni&quot;yi ve 1874&quot;de Kahbaum &quot;katatoni&quot;yi tanýmladýktan sonra, 1896&quot;da tanýnmýþ Alman ruh hekimi Kraepelin bu iki hastalýk tipine paranoid ve basit tipleri de ekleyerek,hepsini &quot;dementia praecox&quot; tanýsý altýnda topladý.Bu deyime göre hastalýkta &quot;erken baþlama&quot; ve &quot;bunama&quot; olmasý olmasý gerekiyordu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1911&quot;de yayýnladýðý &quot;Dementia Praecox veya Þizofreniler Grubu&quot; adlý kitabý ile yeni bir çýðýr açmýþ olan Ýsviçreli Eugen Bleuler, Kraepelin&quot;in sandýðý gibi hastalýðýn erken yaþlarda baþlamasýnýn ve bunama ile sonuçlanmasýnýn zorunlu olmadýðýný gösterdi.Bu hastalýkta kiþinin ruhsal hayatýndaki yarýlmaya (schisme) önem vererek &quot;schizophrenia&quot;, yani zihin bölünmesi,yarýlmasý adýný önerdi ve zamanla bu terim tutundu.Artýk zamanýmýzda dementia praecox (erken bunama) deyimi hemen hemen býrakýlmýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;SI</description></item><item><title>ALGILAMA TANIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?algilama-tanimi-345784.html</link><description>ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;GÝRÝÞ1&lt;br/&gt;Algýlama Tanýmý1&lt;br/&gt;GESTALT KURAMI2&lt;br/&gt;ALGILAMA SÜRECÝ3&lt;br/&gt;A. Seçici Algýlama:3&lt;br/&gt;1. Seçici Maruz Kalma:3&lt;br/&gt;2. Seçici Dikkat:4&lt;br/&gt;3. Seçici Anýmsama:4&lt;br/&gt;B. Algýsal Örgütleme:4&lt;br/&gt;C. Algýsal Yorumlama:5&lt;br/&gt;ALGILAMA VE PAZARLAMA UYGULAMALARI6&lt;br/&gt;1. Reklamýn Algýlanmasý:6&lt;br/&gt;2. Ürünün Ýmajý:7&lt;br/&gt;3. Kurum Ýmajý:7&lt;br/&gt;4. Bilinçaltý Algýlama:7&lt;br/&gt;5. Pazarlama Mesajlarýnda Sembolizm:8&lt;br/&gt;Nesne - Ýþaret (Sembol) - Yorum8&lt;br/&gt;ALGILANAN RÝSK:8&lt;br/&gt;KAYNAKLAR10&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Algýlama Tanýmý&lt;br/&gt;Tüketicinin tüketimle ilgili sorunlarý algýlanan sorunlardýr. ayný uyarýcýya karþý tüketiciler, seçmeyi, organize etmeyi ve yorumlamayý kiþisel durumlarýna göre gerçekleþtirir. Bir ürünün fiyatý tüketiciler arasýnda farklý farklý algýlanabilir. Ayný ürünü bazýlarý çok iyi ve kaliteli algýlarken, bazýlarý bunun tam tersi bir þekilde algýlayabilmektedir. Algýlamanýn genel sürecinin ve ilkelerinin pazarlamada etkin bir biçimde uygulanabilmesi için algýlama konusunun bilinmesi gerekir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yukarýdaki þekilde algýlama ve deðerleme farklýlýðýný daha iyi anlamamýza teþkil etmek üzere verilmiþtir. Burada ayný zamanda hem bir genç kýz ve hem de bir cadýyý canlandýran bir resim verilmiþtir. Yapýlan araþtýrmalara göre ayný anda her ikisini de görebilen hemen hiç kimse çýkmamaktadýr. Buna mukabil bazýlarý bu resmi genç kýz olarak algýlarken, bazýlarý da yaþlý kadýn olarak görmek ve algýlamaktadýr. Diðer bir deyimle, insan gördüðü her þeyi algýlayamamaktadýr. Diðer bir deyimle, insan gördüðü her þeyi algýlayamamaktadýr. Sadece bazý þeyleri görebilmekte ve onlara önem vermektedir. &lt;br/&gt;Algýlama, kiþinin anlamlý bir dünya görüntüsü yaratmak için bilgi girdilerini seçme, organize etme ve yorumlama sürecidir.   Algýlamada tarafsýzlýktan çok, yanlý bir yapý vardýr. Þöyle bir örnek verelim: Beþ yýldýzlý bir otelin yüzme havuzunun kenarýnda bir iþ adamý, bir fizikçi, bir mimar güneþlenmektedir. Ýþ adamý büyük olasýlýkla havuzdan saðlanan gelir, verilen hizmetin kalitesi, iþletmecilik hatalarý gibi olaylarla ilgilenecektir. Fizikçi havuzdaki su miktarý gibi konulara ilgi duyacaktýr. Mimar otelin yapýsý, çevre düzenlemesi türündeki konulara aðýrlýk verecektir. Yani bu üç insanýn duyu organlarý ayný zamanda çalýþacak, fakat deðiþik konular veya olaylar dikkatlerini çekecektir. &lt;br/&gt;GESTALT KURAMI&lt;br/&gt;Farklý algýlama olgusu Gestalt (bütün, tüm görüntü, küme) kuramýyla açýklanmaktadýr. Bu kurama göre, herkes ayný uyarýcýyý veya nesneyi beþ duyusundan gelen iletiþim ile kendine özgü olarak, diðerlerinden farklý biçimde yorumlar. Ýnsanlarýn beþ duyusuna hitap etmek þeklindeki Gestalt fikrinden yola çýkan firmalar, rekabet ortamýnda daha çok algýlanmak ve kabul görmek ve algýlamalarýný pekiþtirmek amacýyla, özellikle gýda maddeleri lansmanlarýnda ücretsiz, indirimli veya bedava tattýrma testleri, eþantiyon daðýtýmý gibi yollara giderler.&lt;br/&gt;Örneðin; Kallog Cornflakas, Sugar Chex, Viva Cornflakas, Linera, Yayla vb., Tansaþ vb. maðazalarda tattýrma testleri, fiyatlarý düþürüp, özel indirimli paketler yöntemlerini uygulamýþlardýr.&lt;br/&gt;Algýlama yalnýz uyarana deðil, o uyaraný sarmalayan çevreye (Gestalt) ve kiþinin o andaki koþullarýna baðlýdýr. Bu nedenle sosyo-psikolojik modelin devamý gibidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ALGILAMA SÜRECÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Þekil 1. Algýlama Süreci&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Algýlama süreci genel olarak ele alýndýðýnda karþýmýza üç önemli boyut çýkmaktadýr.&lt;br/&gt;-Seçici Algýlama&lt;br/&gt;-Algýsal örgütleme&lt;br/&gt;-Algýsal yorumlama. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A. Seçici Algýlama:  &lt;br/&gt;Kiþi her an sayýlamayacak kadar çok sayýda uyarýcýyla karþý karþýyadýr. Ancak bunlardan bir kaçý belirgin olarak algýlanýr. Kiþi sadece algýlamak istediklerini algýlayacaktýr. Seçici algýlama ile ilgili üç önemli seçicilik daha vardýr.&lt;br/&gt;1. Seçici Maruz Kalma: &lt;br/&gt;Tüketicilerin var olan ihtiyaçlarý, alýþkanlýklarý ve tutumlarý ile uyumlu olan uyarýcýlara kendisini maruz býrakmasýdýr. Uyumsuz olanlardan ise kaçýnma eðilimi gösterir.   Örneðin; Bir kimse bir markayý daha önceden kullanmýþ ve hiç memnun kalmamýþtýr. Eðer o markanýn reklamýný görecek olursa, reklamdaki iletiyi çarpýtacak ve reklamý görmeden</description></item><item><title>ÇOCUK PSÝKOLOJÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-psikolojisi-366332.html</link><description>ÇOCUK PSÝKOLOJÝSÝ(HALUK YAVUZER)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Geliþim Psikolojisi de diyebileceðimiz bu kitap ,çocuðun doðum öncesinden baþlayarak ergenliðin sonuna kadar süregelen geliþimini faklý evreler içinde açýklamaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kitap, çocuk psikolojisinin tanýmý, tarihçesi ve yöntemi ile baþlayýp ,&lt;br/&gt;1.bölümde geliþimin incelenmesi &lt;br/&gt;2.    &quot;          0-2 yaþ bebeklik dönemindeki geliþim&lt;br/&gt;3.    &quot;          2-6   &quot;   ilk &quot;                &quot;               &quot;&lt;br/&gt;4.    &quot;          6-11 &quot;   son çocuklukta                &quot;&lt;br/&gt;5.    &quot;          çocukta cinsel geliþim ve eðitim&lt;br/&gt;6.    &quot;           çocuðun yakýn çevresi;Aile,Arkadaþ,Okul,Öðretmen&lt;br/&gt;7.    &quot;           oyun ve çocukta ilgiler&lt;br/&gt;8.    &quot;           çocukta uyum ve davranýþ bozukluklarý&lt;br/&gt;9.    &quot;           ergenlik dönemi&lt;br/&gt;10.  &quot;           ergenlikte cinsel sorunlar incelenmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇOCUK PSÝKOLOJÝSÝNÝN KONUSU:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         Çocuk Psikolojisinin konusu;bireyin doðum öncesi döneminden baþlayarak ergenlik evresine kadar süregelen geliþimini ele alýr.Büyüme ve olgunluk aþamalarýný,çevresel faktölerin bireyin geliþim biçimlerine olan etkisini,çocukla toplumun diðer ögeleri arasýndaki duygusal ve sosyal kileþimi konu edinir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇOCUK PSÝKOLOJÝSÝNÝN TARÝHÇESÝ:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         A-)Batýlý Düþünür ve Eðitimciler&lt;br/&gt;*Antik çaðda Platon çocuklarýn farklý yeteneklere sahip olduklarýný ve farklýlýklarýnýndikkate alýnarak eðitilmeleri gerektiðini savunur.&lt;br/&gt;*Comenius (1628-1654),çocuðun bireyselliðiyle, ilgi ve yeteneklerinin tannmasý gerektðini vurgulamýþ,&lt;br/&gt;*J.J.Rausseau,Emil adlý eserinde çocukluðun doðal dürtü ve arzularýn temelini oluþturduðuna deðinmiþ&lt;br/&gt;*18.ve 19.yy&quot;da 1774 yýlýnda Pastolozzi&quot;nin kendi çocuðu üzerinde yaptýðý çalýþma,çocuk psikolojisinde ilk bilimsel kayýt olarak kabul edilir.&lt;br/&gt;* 1787&quot;de Tiedeman&quot;ýn gözlemlere dayalý çalýþmasý, çocuk psikolojisinde ilk biyografik araþtýrma olarak kabul edilir.&lt;br/&gt;*19.yy&quot;da Darwin(1877) yaymladýðý &quot;Bir Bebeðin Biyografik Taslaðý&quot; adlý eseri önemli sayýlýr.&lt;br/&gt;*1882&quot;de &quot;Çocuðun Zihni&quot; adlý yapýtýyla Preyer çocuk psikolojinin babasý sayýlýr.&lt;br/&gt;*Stanley Hall,çocuk psikolojisine deneysel görüþü getirmiþtir.(Gözlem,sorgu cetvelleri)&lt;br/&gt;*1905 Alfred Binet &quot;Zeka Ölçeði&quot;ile,Thorndike(deneysel öðrenme),Watson,Pavlov,Jean Piaget,  John Dewey çocuk psikolojisiyle ilgilenen diðer bilim adamlarýdýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         B-)Türk Ýslam Düþünür ve Eðitimciler&lt;br/&gt;         &lt;br/&gt;*Gazzali&quot;nin &quot;Ey Oðul&quot;,Keykavus&quot;un &quot;Kabusname&quot;si ,Erzurumlu Ýbrahim Hakký&quot;nýn &quot;Marifetname&quot;si önemli eserlerdir.Bu eserlerde bir bireyin doðumdan olgunluk evresine kadar,hayatý boynca karþýlaþacaðý sorunlar hakkýnda öðütlere yer verilmiþtir,özellikle Kabusname beslenme,hastalýk ,oyun konusunda rehber bir eserdir&lt;br/&gt;*Gazzali eðitimi,ýsýrgan otlarýný ayýklayan bir bahçývanýn faaliyeti olarak görür.Sözlü önlemler yerine kötü örneklerden koruma yoluyla terbiyeyi önerir,çocuk takdir edilmeli,sýk sýk eleþtirilmemeli,sabýrlý olunmalý,hangi oyundan hoþlanýyorsa ona fýrsat verilmesi gerektiðini  savunur.&lt;br/&gt;*Ýbni Sina;ruh ile beden arasýnda paralellik saðlanmasý gerektiðini savunur.Bedenen saðlýklý birey ruhen de saðlýklý olur.Bedenen jimnastik,ruhen musýkiyi yararlý görür.Çocuðun sevgi ve güvenini kazanarak,gzel huylarla yetiþmesi hem ruh hem de beden saðlýðýnýn korunmasý ile mümkün olur düþüncesindedir.&lt;br/&gt;*Farabi; zihin eðitimini öðretim,ruhun terbiyesini eðitim olarak görür.Bireysel farklar (kalýtým-çevre)konusunda orta bir yol izlemiþ,ne aþýrý disiplinci ne de serbesttir.&lt;br/&gt;*Sadi&quot;nin &quot;Gülistaný&quot;,Ebul Hayr&quot;ýn &quot;Hayriyyesi&quot;,Sümbülzade Vehbi Efendi&quot;nin &quot;Lütfiyye&quot; adlý eserleri de önemli çalýþmalardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇOCUK PSÝKOLOJÝSÝNDE YÖNTEM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Her yaþ düzeyindeki tüm davranýþ biçimlerini ölçen bir teknik yada metod olmadýðýndan çocuðun incelenmesinde metod konusu her zaman problem olmuþtur.   &lt;br/&gt;             Kullanýlan yöntemlerden bazýlarý;&lt;br/&gt;1-Doðal Gözlem;en çok kullanýlan metoddur.Çocuðun davranýþ biçimlerini ve alýþkanlýklarýný tümüyle yansýtýr.&lt;br/&gt;2-Özyaþam Öyküsü(otobiyografi)&lt;br/&gt;3-Sorgu cetvelleri&lt;br/&gt;4-Görüþme Yöntemi&lt;br/&gt;5-Projektif  Teknikler&lt;br/&gt;6-Klinik Vaka incelemesi&lt;br/&gt;7-Ard arda izleme&lt;br/&gt;8-Gruplar arasý inceleme&lt;br/&gt;9-Deneyel Teknikler&lt;br/&gt;10-Sosyometrik Teknik&lt;br/&gt;11-Test Yöntemi&lt;br/&gt;12-Çocuk Psikoterapisi&lt;br/&gt;13-Psikodrama&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GELÝÞÝMÝN ÝNCELENMESÝ&lt;br/&gt;Geliþimin Tanýmý;geliþme kavramý üzenli,uyumlu ve sürekli bir ilerlemeyi dile getirmektedir.&lt;br/&gt;Geliþimin Temel Ýlkleri:Tüm davranýþlar temelde biolojik yapý içinde gerçekleþir.Bedeni büyüme ve geliþimlerin kökeninde kalýtým ve çevrenin rolü büyüktür,geliþim sürecinde üm çocuklar ayn</description></item><item><title>PSÝKOLOJÝ VE DÝN ÝLÝÞKÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?psikoloji-ve-din-iliskisi-380928.html</link><description>ÖNSÖZ&lt;br/&gt;Ýnsanoðlu varolduðu günden bu yana gerçek huzuru din sayesinde elde etmiþ ve ancak din sayesinde mutlu olabilmiþtir. Zira, ahlak ve faziletin kaynaðý vicdandýr. Vicdana hükmedecek yegane unsur da Allah&quot;la irtibattan ibaret olan dindir. Din, insanýn tutum ve davranýþlarýna yön verir. Ýnsan ne kadar dindar ise, bu onun tutum ve davranýþlarýna da o kadar yansýr.&lt;br/&gt;Ýnsanýn dini bilgileri arttýkça, dinle ilgili tutum ve davranýþlarý da deðiþir ve geliþir. Dinle ilgili tutumlarýmýz küçük yaþlardan baþlayarak çok ileri yaþlara kadar deðiþmeye ve geliþmeye, neticede netlik kazanmaya devam eder. Kiþinin dini tutum ve davranýþlarýný belirlemesine etki eden bir sürü etken vardýr. Çünkü, insan yaþadýðý müddetçe bir çok kiþi, obje ve olaylarla karþýlaþmaktadýr. Bu etkenler de o kiþinin dini tutum ve davranýþlarýna yön verdiði gibi, þekillenmesine de yardýmcý olurlar.&lt;br/&gt;Yapýlan bu araþtýrmanýn konusu &quot;Kur&quot;an Kursu Öðrencileri