<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Ağaç İşleri - Türkiye'nin veri bankası</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Hakları saklıdır.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankası - Ağaç İşleri</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>MOBILYA SEKTORU - FURNITURE SECTOR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mobilya-sektoru-furniture-sector-392726.html</link><description>FURNITURE SECTOR&lt;br/&gt;MACRO ENVIRONMENTAL ANALYSIS OF FURNITURE SECTOR</description></item><item><title>BİTKİ BAKIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bitki-bakimi-385442.html</link><description>1. Sulama&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tüm süs bitkilerinin sulanması için genel bir sulama programı vermek güçtür. Bitkinin cinsi, boyu, tipi, ışık, sıcaklık, nem, toprak tipi gelişme sezonu ve diğer faktörler sulama zamanını etkiler. Genel olarak çiçek açan bitkiler ya da yeşil bitkiler, çiçek açtıklarında yapraklı bitkilere göre daha fazla suya ihtiyaç duyarlar. Bitkiler hiçbir zaman solacak kadar kuru bırakılmamalı, suda boğulacak kadar da çok sulanmamalıdır. Toprağın nemini toprağa dokunarak tahmin edebiliriz. Eğer toprak, parmakla dokunulduğunda kuru hissediliyorsa toprak hafiflemiştir, kurumanın ileri durumunda toprak, saksının kenarlarından ayrılarak aşağı doğru çekilir. Bitkide bu durumu görmeye başladığımızda sulama zamanının geldiğini anlamalıyız. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bitkiler saksının ya dibinden ya da üzerinden sulanabilir. Üstten sulama yaptığımızda saksının drenaj deliğinden su çıkana kadar sulama yapılmalı, su tabağa çıkmalı ve su ortamdan atılmalıdır. Dipten sulama yöntemi ise tüm toprak kitlesinin nemlenmesini sağlar. Kasımpatı, menekşe ve eyelamenlerde daha çok bu yöntem uygulanır. Saksı, içi su dolu bir kap içine yerleştirilir. (Saksı içindeki toprak tamamıyla su altında kalacak şekilde suya batırılmalı) Su yüzeyinde hava kabarcıklarının çıkışı bitirinceye kadar bitki kap içinde tutulmalıdır. Daha sonra saksı kaldırılıp fazla suyun akması sağlanır. İç veya dış mekanda yaz aylarında sulama bitkinin faaliyette olduğu sabah erken saatlerde veya akşam yapılmalıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Saksılı bitkilerin yetiştirilmesinde diğer bir konuda drenajdır. Drenaj; toprak altında bulunan suyun birikmemesi için yapılan önlemlerdir. Saksılı bitkilerde drenajı, saksıya bitkiyi dikmeden önce deliklerin olduğu yerlere çakıl veya köpük parçaları koyarak sağlayabiliriz. Drenaj, bitki kökünün çürümesi için ne denli önemli ise en fazla drenaj da bitkinin kurumasını sağlayacağı için o denli önemlidir. Su eksikliğinde toprak üstü organlarda tepe kuruması ve solması, zamansız yaprak dökümü, yaprak kenarlarının içe doğru kıvrılması gibi durumlarda karşılaşılır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Devamlı nemli ortamda bırakılan bitkilerin yaprakları sararır ve dökülür, çiçeklerin canlılığı kaybolur. Sağlıklı beyaz kökler kahverengiye döner ve toprak oksijeninin azalmasından dolayı kök çürümeleri ortaya çıkar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Işık&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tüm çiçekli bitkiler orta derecede ışığa ihtiyaç duyarlar. Sürekli zayıf ışıkta tutulan çiçekli bitkilerin az sayıda, renksiz ve cansız çiçek, boğum araları uzun gövdeler ve açık renk yapraklar verdiği görülür. Belli bir süre sonra da hiç çiçek açmaz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yapraklı bitkiler ise genel olarak;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Düşük ışık şiddetine adaptasyonu iyi olanlar (örneğin; Dr. Compacta, Dr. Marginata, Dr. Fragrans, Agleonema, Chamadorea)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Orta ışık şiddetine adaptasyonu iyi olanlar (örneğin; Dr. Lemon Lime, Kentia, Spathyphllum)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yüksek ışıklı ortam isteyen bitkiler (F. benjamin, Area, Nolina, Dr. song of india, Schefflera)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Düşük ışıklı bir ortamdan parlak ışıklı bir ortama ani değişiklik zararlı olabilir. Özellikle düşük ışıklı bir ortamda varolan ışığı emebilmek için yapraklar yavaş yavaş ışığa döner. Bu uyum bitkinin başka bir ortama alınmasıyla bozulur, ışık bir süre yeterli kullanılamaz. Daha ışıklı bir ortama hareket de bitkilerde yaprakların beyazlamasına ve yanmasına sebep olur. Bundan dolayı bitkinin ani şoka girmemesi için bulunduğu ortamda 90 derece döndürülmesi gerekir. Fazla ışığa duyarlı olan bitkilerin (Afrika menekşesi, asparagus) direkt güneş ışığına bırakılmasıyla yapraklar açık yeşil renk alır. Aynı zamanda, sulama sırasında yaprakların üzerine gelen su damlacıkları güneş ışınlarının etkisiyle yapraklarda yanmalar meydana getirir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Gübreleme&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gelişme döneminde bütün bitkilerin beslenmeye ihtiyaçları vardır. Şubat sonundan Eylül başına kadar olan dönemde gübreleme; her 15 günde bir, bitkinin dinlenmeye girdiği Eylül Şubat sonu döneminde ise ya daha az yapılmalı ya da kesilmelidir. Kışın yapılan sürekli gübrelemede bitki verilen besini kullanamayacağı için besin elementi fazlalığından ortaya çıkan problemler görülecek veya bitkiler verilen azottan dolayı hücre çeperleri incelecek ve hastalıklara açık hale gelecek. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diğer önemli bir nokta ise, yeni dikilmiş veya hasta olan (gerek parazit gerekse kültürel bozukluk) bitkilere de kesinlikle gübreleme yapılmaz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çiçekli bitkiler için; Fosforlu gübreleme&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Meyve ağaçları için; Çiçeklenmeden meyve dökümüne kadar 3 defa potasyumlu gübreleme&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yapraklı bitkiler için; Azotlu gübreler uygun dozlarda ve zamanda verilmelidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Besin elementlerinin bitkilere olan yararları;</description></item><item><title>AHŞAP İŞÇİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahsap-isciligi-457363.html</link><description>AĞAÇ&lt;br/&gt;Ağaç yaşayan büyüyen bir canlıdır ve bitkiler gurubundandır. Büyümesi için besinlere, havaya, ışığa ve suya gereksinim duyar. Canlı bir ağacın bölümleri olan kökleri, gövdesi ve taç adını verdiğimiz yapraklarının belirli görevleri vardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AĞACIN ÇALIŞMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AĞACIN ŞİŞMESİ VE ÇEKMESİ:Çekme ve şişme ölçüsü ağacın türüne, özgül ağırlığına ve çekme yönüne göre değişir. Göze zarı doygunluğundan (yaklaşık %30 nemli ağaç) mutlak kuruluk derecesine kadar (%10) kurutulan ağaçtaki çekme oranı için aşağıdaki değerler kabul edilir. &lt;br/&gt;1.Boy (elyaf ) yönünde çekme %0.1&lt;br/&gt;2.Çap (özışın) yönünde çekme %5&lt;br/&gt;3.Çevre (yıl halkası) yönünde çekme %10 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BOY YÖNÜNDE ÇEKME VE ÇALIŞMA: Ağaç, elyaf boyu yönünde çok az çalışır. Bu yönde çalışma oranı %0.3 değişir. Küçük ölçüler içinde sınırlı kalan bu şekil değişmesi ağaç işlerinde çoğunlukla dikkate alınmaz. Bunun nedeni miçelleri oluşturan iplikçiklerin boy yönündeki uzayacak nitelikte olmamalarıdır. Islanan iplikçiklerin boy yönünde uzamaları sınırlı kalır. Çap veya çevre yönünde ise ıslanan iplikçiklerin ıslanan yönde genişlemesi yan yana gelişir ve birbirine eklenerek büyük boyutlara ulaşır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZIŞIN YÖNÜNDE ÇALIŞMA: Özışın yönündeki çekme ve şişme çevre yönündeki şişme ve çekmeden daha azdır. Bunun nedeni kalın zarlı sonbahar dokusu ile ince zarlı ilkbahar dokusunun bu yönde sıra ile kesişmesidir. Ağacın çalışma yönü ve oranı göze zarının kalınlığına ve sıklığına bağlıdır. Çap yönündeki çalışmayı kısıtlayan başka bir neden de aynı yönde dağılmış bulunan öz ışınlardır. Sık yapılı özışınlar ağacın bu yöndeki şekil değiştirmelerini bir ölçüde engeller. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AĞAÇTA KAMBURLAŞMA, ÇARPILMA VE ÇATLAMA: Ağacın nem alıp vermesinin bir zararlı sonucu da çekme ve şişme olayına bağlı olan kamburlaşma, çarpılma ve çatlamadır. Çekme veya şişme bir hacim değişmesidir. Kamburlaşma, çarpılma ve çatlama ise şekil değişiminin yanı sıra biçim bozulması da olur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAPAK TAHTASINDA KAMBURLAŞMA VE ÇEKME: Kapak tahtası tomruğun kabuğa yakın tarafından kesilmiş olan tahtadır. Dış tahta diye de isimlendirilir. Öze bakan tarafına tahtanın yüzü, kabuğa bakan tarafına  tahtanın tersi denir. Kapak tahtası tomruğun öze yakın bölümlerinden kesilmiş olan tahtadan daha fazla kamburlaşır. Bunun nedeni kapak tahtasındaki  yıl halkalarının uzun olması ve düzensiz biçimde kesilmeleridir. Tahtanın öze bakan tarafında ağacın iç odun bölümü , kabuğa bakan tarafında dış odun bölümü bulunur. O halde tahtanın dışa bakan tarafında hem en çok çekme eğiliminde olan dış odun hem de en çok çekme oranı olan çevre çekme vardır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAN TAHTADA ÇEKME VE KAMBURLAŞMA:  Tahtanın tomruktan alındığı yer değişince çalışma oranı ve biçim değiştirme oranı da değişir. Yan tahtada yıl halkalarının boyu kapak tahtasındaki yıl halkalarına göre daha kısadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZ TAHTADA ÇEKME VE KAMBURLAŞMA: Öz tahtasındaki yıl halkaları yüzeye dik kesilmişlerdir. Boyları da kısadır. Tahtanın büyük bir  bölümü iç odundan oluşmuştur. Öz tahtanın ortasındaki çekme düşüktür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TAHTANIN ÇARPILMASI: Buruk büyüyen ağaçların tomruklarından kesilen tahtalar kuruduklarında çarpılırlar. Çarpılma tahtanın dönerek kamburlaşmasıdır. Buruk büyüme doğal bir kusurdur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AĞACIN ÇALIŞMASINA KARŞI ALINACAK ÖNLEMLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çalışmaları önlemek için tomruk ve kalasları olabildiği kadar erken biçmek ve gerekli ölçülerde küçük parçalar haline getirmek gerekir. Böylece tomruk ve kalasların büyük ölçülerinin ve değişik oranda çalışan bölümlerinin sebep olduğu dengesiz çalışmalar engellenmiş olur. Çok etkin bir önlem de bitmiş işin kullanılacağı ortama uygun nem derecesine kadar kurutulmuş kereste kullanmaktır. Doğramacılıkta kullanılacak ağaç %12 ila %15 , mobilya üretiminde %8 ila %10 nem derecesine kadar kurutulmalıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AĞACIN TEKNİK VE MEKANİK ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AĞACIN ÇEKİLME DAYANIMI:Ağacın çekme etkisi ile kopmaya karşı gösterdiği dirençtir. Elyaf boyu yönünde ağacın çekilme dayanımı oldukça büyüktür ve basılma dayanımının hemen hemen iki katı kadardır. Elyafa dik yöndeki kopma dayanımı ise çok azdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AĞACIN BÜKÜLME DAYANIMI: Ağacı bükmeye çalışan kuvvete karşı göstermiş olduğu dirençtir. Ağacı bükmeye çalışan güç elyafa dik yöndedir. Yük bükülme dayanımını aşarsa, parça eğilir. Ağır eşyaların konulduğu raflarda, uzun masaların kayıtlarında buna benzer durumlarla karşılaşılır. Bükülme dayanımı parçanın biçimine ve kesit ölçülerinin büyüklüğüne göre değişir. Parçanın boyu ve dayanma noktalarının arası uzadıkça bükülme dayanımı azalır. Budaklar ve çatlaklar bükülme</description></item><item><title>MOBİLYACILIK SEKTÖRÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mobilyacilik-sektoru-357027.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ3&lt;br/&gt;1.MOBİLYANIN YAŞAMIMIZDAKİ YERİ4&lt;br/&gt;2.MOBİLYANIN TARİHÇESİ7&lt;br/&gt;3.TÜRKİYEDE MOBİLYACILIK SEKTÖRÜNÜN DURUMU7&lt;br/&gt;4.MOBİLYA SEKTÖRÜNÜN ANA BİLEŞENLERİ9&lt;br/&gt;4.1.Tasarım9&lt;br/&gt;4.2.Kalite10&lt;br/&gt;4.3.Hammadde Ve Ara Mmaddeler14&lt;br/&gt;4.3.1.Ahşap14&lt;br/&gt;4.3.2.Mdf19&lt;br/&gt;4.3.3.Aksesuar19&lt;br/&gt;4.3.4.Laminat20&lt;br/&gt;4.3.5.Döşemelik Ve Panel Kumaş20&lt;br/&gt;4.3.6.Eğitim21&lt;br/&gt;4.4.Pazarlama Ve Satış22&lt;br/&gt;4.5.Nakliye Ve Ambalaj25&lt;br/&gt;4.6.Mobilya Sektöründe Kullanılan Makineler26&lt;br/&gt;5.OSMANİYE&quot;DEKİ MOBİLYACILARIN SORUNLARI28&lt;br/&gt;6.MOBİLYACILIK SEKTÖRÜNÜN ŞİKAYETLERİ28&lt;br/&gt;6.1.İşçi Şikayetleri28&lt;br/&gt;6.2.İşveren Şikayetleri29&lt;br/&gt;7.SONUÇ ve ÖNERİLER30&lt;br/&gt;8.YARARLANILAN KAYNAKLAR32&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;TABLOLAR LİSTESİ&lt;br/&gt;Tablo 1. Türkiyede Mobilya Üretimi ( Milyar TL, 1994 Fiyatlarıyla )8&lt;br/&gt;Tablo 2. Mobilya İle İlgili Tse`De Yapılan Testler13&lt;br/&gt;Tablo 3. En çok kullanılan ağaç türleri ve özellikleri15&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Anlam olarak mobilya veya mobilye (İtalyanca mobilia; Fransızca mobilier), oturulan yerlerin süslenmesine ve türlü amaçlarla donatılmasına yarayan eşyadır. &lt;br/&gt;Bu tanımlamadan da anlaşılacağı gibi, mobilya, işlevsel değeri ile mekanın kullanışlığını etkileyen, estetik değeri ile de mekanın güzel yada çirkin görünmesini, yaşadığımız veya çalıştığımız mekanların sıcak, sevimli ve renkli bir ortam haline gelmesini sağlayan, kısaca sanat ve tekniği birleştiren bir üründür. &lt;br/&gt;Mobilya denilince ilk akla gelen ahşap mobilyadır. Özellikle, masa, dolap, karyola, komedin, kitaplık gibi konut donatılarında, çeşitli büro donatılarında, okul sıra ve masalarında çoğunlukla ahşap malzeme kullanılmaktadır. Günümüzde mobilya yapımında çelik, alüminyum, cam ve plastik gibi diğer malzemeler kullanılmaya başlanmış ise de halen ahşap malzeme bu konuda popülaritesini sürdürmektedir.&lt;br/&gt;Kolayca işlenebilmesi, birbirlerine kolayca birleştirilebilmesi, direncinin yüksek oluşu, eskidiğinde kolayca değiştirilebilmesi, boyanabilmesi gibi özellikler, ağaç malzemenin mobilya yapımında daha fazla tercih edilmesinin ana nedenleridir. &lt;br/&gt;Mobilya, piyasada kahverengi eşya olarak anılmakta olup, tüketici talebi sınıflandırmasında dayanıklı tüketim malları kategorisine girmektedir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1.MOBİLYANIN YAŞAMIMIZDAKİ YERİ&lt;br/&gt;İnsan yaşamı çeşitli mekanlar içinde geçmektedir. Bu mekanlar yapılış amaçlarına uygun olmalı, kullanıcısına gerekli konfor düzeyini sağlamalıdır. Mekan içindeki ısı, ışık, ses, renk, koku gibi fiziksel etmenler ve donatı öğeleri, kişi gereksinim ve eylemlerine göre dengeli bir biçimde kurulmalıdır. Duvar, kolon, kapı, pencere gibi yapısal bileşenler kadar donatı, aksesuar gibi mekansal öğeler de mekan oluşturmada çok etkili rol oynar. Donatı renk ve dokusunun seçimi ile birlikte, bunların mekan içindeki yoğunluk ve organizasyonu, o mekanın yaşanabilirliğini, olumlu yada olumsuz yönde etkileyebilmektedir. &lt;br/&gt;Mimar tarafından oluşturulan mekanın kullanışlı olabilmesi için tüm yapısal konforların yanı sıra donatı-mekan ilişkisi iyi kurulmalıdır. Mekanlar çoğunlukla kullanıcılar tarafından donatıldıklarından, o mekanın yaşanabilirliği bir anlamda kullanıcı kontrolündedir. Mekan ne kadar iyi düzenlenirse, o derecede kullanışlı olur.&lt;br/&gt;Donatıların seçimi, yoğunluğu ve mekansal organizasyonu, mekan kullanışlılığını etkileyen önemli faktörler arasındadır. Mekanlar düzenlenirken, mekan içinde yeterli derecede ferahlık sağlanmalıdır. Odadaki eşya ne kadar düzenli olursa o kadar ferah algılanacaktır. Ferahlık ve büyüklük ayrı kavramlar olduğu ve boş bir odanın ferah olarak değerlendirilemeyeceği göz önüne alınmalı, ferahlığın ancak işlevin gerektirdiği eşya düzeni ile anlam kazanacağına dikkat edilmelidir. &lt;br/&gt;Eşya düzeni kadar renk düzeni de ferahlık üzerinde etkilidir. Eşyaların hantal, yüksek ve koyu renkli olanlarına kıyasla, küçük boyutta, hafif görünüşlü, yere yakın ve açık renkli olanları, kapladıkları hacim ve ışık yansıtıcı özelliklerinden dolayı ferah görünmeye yardımcı olabilirler. Renklendirmede mekanın bütünlüğünü bozmamak gerekir. Donatıların birbirleriyle ve yapı elemanlarıyla olan uyumu da göz önüne alınmalıdır.&lt;br/&gt;İnsanla</description></item><item><title>MOBİLYANIN İNSAN YAŞAMINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mobilyanin-insan-yasamindaki-yeri-ve-onemi-393276.html</link><description>1. GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Problem&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İyi tasarımın günümüz piyasalarında ne kadar etkin bir unsur olduğu büyük ölçüde kabul edilmiş bir gerçektir. Tasarım girdisinin birçok sektöre göre daha yüksek olduğu Mobilya endüstrisinde tasarımın rekabet üzerinde etkisi de doğal olarak çok daha fazladır. En temel düzeyde, eğer bir tasarım müşteri ihtiyaç ve isteklerine uygun, firma tarafından imal edilebilen, kar bırakarak satılabilen ve firmanın piyasadaki imajına olumlu katkı yapan bir mobilya ortaya çıkartıyorsa, bunu iyi bir tasarım olarak değerlendirmek mümkündür. Ancak sektördeki birçok yönetici bunlara ek olarak, karını yükseltmek, rakiplerinin ve kopyacıların kendi pazar payını ele geçirmesini önlemek, maliyet avantajları elde etmek ve mevcut ürünlerin satışı düşerken, aynı derecede başarılı yeni ürünleri hızla pazara sürmek isteyecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mobilyanın ilk olarak hangi tarihte kullanılmaya başlandığını tespit etmek çok zor. Ancak milattan önceki yıllarda taştan veya  ağaç yaprakların, bitkilerin veya hayvan derisinden tasarlanan bir yatak ile günümüzdeki ergonomik, rahat ve yumuşak bir yatak arasındaki farkı anlamak çok daha kolaydır. Bu farkın oluşmasının en büyük nedeni ise insanların sürekli yeniliğe ve güzelliğe gereksinim duymasıdır. Bu gereksinimler da  mobilyanın insan ihtiyaçlarının göz önüne alınarak tasarlanmasıyla meydana gelir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde teknolojik gelişmeler tasarımı etkiliyor. Endüstriyel parçalarla bilimsel teknik detaylar bir araya getirilip yeni mobilyalar ve ürünler tasarlanıyor. Bilgisayar ortamı ve programlar tasarımcılara büyük kolaylıklar sağlıyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada tasarım ve model geliştirme konusundaki gelişmeler incelenip derin bir literatür taramasına gidilmiştir. Bu çalışma sonucunda tasarımın  niteliği hakkında uygulayıcılara yani mimarlara, iç mimarlara ve kullanıcılara geniş bilgi vermiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amaç&lt;br/&gt;Bu araştırma tezinin yapılmasındaki amaç tasarım öğeleri, ilkeleri, tasarım sürecinde tasarımı etkileyen faktörleri yani işletme politikalarını yöresel değerleri, pazarlama olanaklarını  kısacası  mobilyada tasarım ve model geliştirmeye ait temel bilgileri, tanıtmak ve bilgi toplamak amacıyla tasarım ve model geliştirme hakkında araştırma tezi yapılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Önem&lt;br/&gt;Mobilya endüstrisinde çok sayıda firma ve çok farklı ürünler bulunmakta, bu ürünler diğer sektörlerdeki ürünlere göre daha büyük bir hızla geliştirilmekte, pazarlanmakta ve satılmaktadır. Gümrük Birliği gibi süreçlerle Türk mobilya endüstrisini giderek daha fazla etkilemeye başlayan küreselleşme ise,pazardaki rakip firma ve ürün sayısını daha da arttırarak, rekabeti büsbütün körüklemekledir. Artan rekabet koşullarında ürün kalite ve fiyatı giderek standartlaşırken, herkesin mal satmaya çalıştığı kalabalık bir pazarda işler, dayanıklılık, ergonomi ve estetik gibi asıl ürün niteliklerinin olduğu kadar fiyat ve kalite gibi niteliklerinde büyük oranda belirlendiği yeni ürünlerin TASARIM süreci rekabet gücü açısından stratejik bir önem kazanmaktadır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Varsayımlar (Sayıltılar)&lt;br/&gt;Bu araştırma tezinde mobilyada tasarım öğeleri, tasarım ilkeleri, değer analizi uygulama aşamaları nasıl uygulandığı üzerin de durulmuştur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sınırlılık&lt;br/&gt;Araştırma tezi çalışmasında mobilyada tasarım süreci ve model geliştirme konusu ile sınırlıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yöntem&lt;br/&gt;Bu araştırma tezi, tarama modeli araştırma şeklin de yapılmıştır. Ayrıca  araştırma sırasında model geliştirme de, sandalyenin değer belirleme analizini de yaparak fiyatı belirlenmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1 MOBİLYANIN İNSAN YAŞAMINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Herhangi bir mekanın düzenlenmesinde temel araçlardan biri olan mobilya, farklı boyutlarda modelize edilmiş sosyal yaşam alanının fiziksel çevre düzenlemesinde ve konforunda oldukça önemli bir faktördür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaşanılan mekanın kullanışlılık düzeyini artıran mobilya, aynı zamanda aile bireylerinin kişiliklerini de yansıtan bir özelliğe sahiptir. Aile bireyleri evlerinde güncel yaşam süreci içinde doğal bazı eylemleri gerçekleştirirken çeşitli ev eşyalarını kullanarak bireysel bütün gereksinimlerini optimum karşılamaya çalışırlar. Bu bağlamda, yaşanılan  ortamlarda birey konforunun sağlanabilmesi ya da ortamın konforlu olabilmesi olası tüm gereksinimlerin karşılanabileceği doğru çözümlemelere bağlıdır [1].&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ayrıca mobilya, biyolojik gereksinimlerin doyumu kadar, psikolojik doyumlara da hizmet etmektedir. Kültürün soyut yanı maddi bir olgu olmamasından kaynaklanmaktadır. Buna karşın kültürün yansıdığı ürünler gözleneb</description></item><item><title>KITCHENS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kitchens-351725.html</link><description>Kitchens&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;INTRODUCTION:&lt;br/&gt;In civilized life, properties has been divided into the service and living parts.&lt;br/&gt;  According to the researchments, living and service parts of the property which is the most active places are usually and denser used by owners and again in the same researchments, the kitchen has been led as the most important places.&lt;br/&gt;In kitchen, operations are to store the foods, preparation of them, cooking, cleaning the devices and storing of them, service disposing litter.&lt;br/&gt;With industrial revolution, hygienic statements of growing urban life had been rectified, especially, usage of water and natural gas improved the living areas. With in no need to set a fire for cooking and the risk of fire, caused the separation of living areas from the kitchen, so it forced to reduce the kitchen, too&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- ABOUT KITCHEN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; 2.1 The Relation of kitchen with the Residence :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kitchen, as being worked with food materials, is a storage at the foods which has been prepared or not prepared. Because of this critical values, the direction of the kitchen is important (Such as keeping away the food being spoiled). It is not a good idea to placed kitchens where is taking the sun light (Agat 1991). For the kitchens which is working, north; north-east for dining spot; and east is the best for the bar kitchens because of living is done with the same area. as direction. For kitchens, west and south-west in not really a good idea (Arcan, 1992).&lt;br/&gt;                                                   &lt;br/&gt;Figure 1 - According to the types, directions of residence is  kitchens &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Although, it should be separated from the rest of the spots of property, because of small, noise, etc. , people suggest to have visual and audile relation with the kitchen. It has been given in figure 2 and figure 3 (Arcan, 1992).&lt;br/&gt;             &lt;br/&gt;Figure 2 and 3 = Obtaining visual contact from kitchen&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         Service windows only make a connection between kitchen and dining spot in the living room, and theyre just helping for carriage these windows are not enough for visual contact. Because of that, there is a demand for a direct connection between kitchen and dining room (Arcan 1992).&lt;br/&gt;The connection between kitchen and the main entrance should be short. The food materials have to be carried to the kitchen without too much carried to the kitchens without too much carriage inside of the property.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           2.2 The Types of the Kitchens with Relations of the other Spots : &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         Residences kitchens are in three types due to the relations with other groups and actions inside of them. That they divided in their using ways, are planned in their properties and users needs.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2.1 Closed (fully separated) kitchens:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;They do not contains living area (Grandjen, 1973). There is only food storage and preparing procedure. These actions, are basically cooking, preparing, washing and storing, As these kitchens provide only food preparing process, they designed smaller for easing the action (Arcan, 1992).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2.2 Kitchens with Dining Room : &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;This is the kitchen which contains dining place (Baytin, 1980). In this kind of kitchen, as it is including the  dining place, is the best solution is to have a part able dining device, so working area does not get smaller and is ideal for working families. As it is easier to have a meal in this kitchen, it is ideal for time and energy consuming.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2.3 Open kitchens :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The design of open kitchens based on planning kitchen and living spots together. The difference of open kitchens from kitchens with dining spots is the action includes both living and dining. The action in the kitchen becomes not a priority anymore, tie primary place is living and dining spots (Agat, 1991). The kitchen may be closed by a curtain or rolling door.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.3 Kıtchen Types in Form :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;In form of working areas kıtchen can be ;I, L, U, Hall style shapes(Agat, 1991).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         2.3.1  I  shaped (one wall) kitchen :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The primary functions on one counter and it i</description></item><item><title>AĞAÇ OYMACILIĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agac-oymaciligi-358170.html</link><description>2.AĞAÇ OYMACILIĞI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. Ağaç Oymacılığının Tarihçesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaç oymacılığını tarihin çok karanlık devirlerinde bile meslek ve kültürleri gelişmiş milletler tarafından yapılan birçok süs eşyaları, mobilya cinsinden imal edilen çeşitli eşya ve evlerin iç ve dış süslerinde kullanılan süslemelerde kendisini göstermektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İlk insanlar çamura ve kile şekil vererek pişirmek, taş ve mermeri keskin maden uçlarla yontarak zamanımıza kadar intikal eden çok güzel figürlerle işlenmiş eserler yapmış olmalarına rağmen ağaçtan yapılmış tek bir eser yok gibidir. Yalnız Mısır&quot;da yapılan mezar kazılarından çıkanlar Kahire ve Bulak müzelerine konulan M.Ö. 3000 yılına ait eski Mısır&quot;ın tipik taht, tabure, sandık ve fil dişi boynuz gibi malzemelerle yapılmış çeşitli süs eşyaları bulunmuştur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu eşyalar üzerinde gayet canlı çizgilerle tabiat ve devrin önemli olayları örnek alınarak işlenmiş kabartma ve satıh üzerindeki kabartma çalışmalar bu konuda çok ileri bir bilgi ve hüner sahibi sanatkarların yetişmiş olduğunu göstermektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eski Yunanistan&quot;da bütün bilim sahalarında tek ilerlemiş ve zamanımıza aktarılmış eserler ağaç çalışmaları üzerinde de pek çok olmasına rağmen maalesef tek bir örneğe rastlamak mümkün olmamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Romenlerde oyma ahşap yapılan kapı, duvar,tavan vs. derin olmayan kabartma halindeki motifleri ile süslemek bir ihtiyaç haline gelmiş, özellikle kilise mobilyaları ve mimarisinde çok gelişmiş dini tabloların yapılmasına sebep olmuştur. &lt;br/&gt;Eskiden ahşap işlerle uğraşan sanatkarların yaptığı eşyayı ve mobilyayı süslemek için kullandığı geometrik çizgiler zaman geçtikçe gelişmiş bulunduğundan ayrı meslek haline gelmiştir. Bu meslek anlayışı ile sanatkarlar kendilerini göstermek için sanatkarane eserler meydana getirmek düşüncesiyle Gotik&quot;in en önemli örneklerini ve Hıristiyanlık aleminin kutsal inançlarına uygun geniş tablolar veya evlerde kullanılan mobilya, sandık gibi eşyaların uygun yerlerine oymalar halinde dile getirilmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gotik, bir kilise sanatı halinde bütün Avrupada;özellikle İtalya, İspanya, Fransa, Almanya, İsveç, Niderland (Felemenk,  Hollanda ve Danimarka) Avusturya gibi ülkelerde en yaygın ve en güzel örneklerini vermiştir. Bu hususta Almanya&quot;da Münih ve Nurnberg Alman milli müzelerinde de bu devire ait yirmiye yakın kilise sırası ve kürsüsü bulunmaktadır. Avrupa&quot;da (1531 - 1566) 30 yıl içinde büyük din kavgaları yüzünden kiliseler, ibadet yerleri ve her türlü dini eserler tahrip edilmiş, yakılmış ve yıkılmıştır. Halk daha serbest düşünmek ve yapmak arzusundadır. Dini inanç ve bağlar (Luther&quot;e göre) yumuşamıştır. Bu devir Rönesans&quot;tır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Rönesanssın getirdiği sanat anlayışı da bu inanç ve serbestlik içinde kiliseden umumi yerlere doğru bir gelişme sahası bulmuştur. Mesela hükümet, belediye, adliye, büyük otel - misafirhaneler ve evlerin süslenmesi ve güzelleştirilmesi için sarf edilmiştir. Buralarda figürler ve çok derin olmayan süsler, fazla kabarık olmayan aplikler oturma odası, yemek odası ve çalışma odaları gibi yerlerde bol miktarda kullanılmıştır. 1618-1620 yıllarına kadar Rönesans&quot;ta devlet binalarını süslemek, saray eşyaları ve zengin insanların ihtiyaçlarına cevap vermek için çalışan sanatkarlar  o kadar artmıştır ki artık orta tabaka insanların bile alabileceği cinsten eşyalar yapılmaya başlanmış.  Sanat anlayışı ve zevki fazlasıyla artmıştır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sanatkarlar daha güzel ve kaliteli eser meydana getirme arzuları gotik&quot;in derin çizgileriyle daha canlı ve hareketli tabiat örnek alınmış nebat, insan ve hayvan figürlerine geniş yer verilmiştir. Bu figürler Gotik&quot;te kullanılmış olan ıhlamur, meşe ve ceviz gibi materyaller üzerine işlendikten sonra bazen beyaz boya ile boyanarak gerekli yerler altın yaldızla süslenmiş veya renkli boyalarla canlılık verilmiştir. Böylelikle sanatkarlar daha ince ve hassas bir zevk yaratarak en düzenli saray ve köşklerde boş köşeleri işgal eden eserler  yaratılmıştır. Bu devirde İtalya, Hollanda, Batı Almanya ve Fransa birer mobilya ve ağaç oymacılığının merkezleri hal</description></item><item><title>EURO</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?euro-343570.html</link><description>EURO TAHVİL PİYASASI&lt;br/&gt;Avrupa Parasal Birliği ilk yılında bile tahvil piyasalarında kayda değer bir değişim yaşanmasına yol açmıştır. Özel şirketler tarafından çıkarılan tahvillerin tutarı büyük miktarda artarak merkezi hükümetler tarafından ihraç edilen tahvillerin tutarını aşmıştır. Kamu sektöründe yaşanan bu arz daralması APB&quot;ne katılım için daha etkin kamu finansmanı politikaları gerektiren Maastricht kriterlerinin karşılanması nedeniyle doğal karşılanmalıdır. 1997 yılında GSYİH&quot;nın %2.6&quot;sı düzeyinde bulunan kamu açıkları 1998 yılında %2 seviyesine gerilemiştir. Bu oranın 1999&quot;da %1.8 gerçekleşmesi tahmin edilmekte ve 2001 yılında %1.2&quot;e kadar bir gerileme öngörülmektedir. Bu nedenle, kamu ihraçlarının payındaki bu düşüş eğiliminin devam etmesi beklenmektedir. Sonuç olarak, APB&quot;ne dahil merkezi hükümetlerin tahvil borç stoğunun tüm hükümet borç stoğu içindeki payı 1998 sonundaki %52 seviyesinden 1999 sonunda %51 seviyesine gerilemiştir. Tahvil piyasasındaki ikinci eğilim şirketler tarafından yapılan ihraçların artması olmuştur. Kayda değer şekilde artan ihraç hacmi Avrupa piyasalarında kredi ürünlerinin yerleştiğini göstermektedir. Yatırımcılar kredi riskini değerlendirme kapasitelerini artırmışlardır. Varlığa dayalı menkul kıymet ve yüksek getirili tahvil piyasalarındaki gelişmeler, faiz oranlarının artması durumunda bile yatırımcıların fazladan getiriden vazgeçmeyeceklerini göstermektedir. 1999&quot;un dördüncü çeyreği Euro&quot;nun uluslararası önemini göstermesi açısından dönüm noktası olmuştur. Bu dönemde Euro cinsinden yapılan ihraçların toplam tutarı ABD Doları cinsinden ihraçların toplam tutarından %81 daha fazla gerçekleşmiştir (Euro ihraçları=162,963 milyon Euro, ABD Doları ihraçları=90,207 milyon Euro). Tüm yıl gözönüne alındığında, Euro cinsinden ihraçların toplam tutarı ABD Doları cinsinden ihraçların toplam tutarından %28 daha fazladır (Euro ihraçları=812,099 milyon Euro, ABD Doları ihraçları=634,612 milyon Euro). Euro cinsinden sermaye piyasaları 1999 yılında büyük adımlar atmıştır, ancak süreç hala devam etmektedir. Düzenleyici reformların bu piyasalarda önümüzdeki dönemde belirleyici olması beklenmektedir. Bu reformlar arasında özellikle ABD muhasebe standartı FAS 133 (Financial Accounting Standard 133) ve Avrupa Komisyonu Finansal Hizmetler Eylem Planı (FSAP, Financial Services Action Plan) önem arz etmektedir. Türev ürünlerin ve riskten korunma aktivitilerinin muhasebeleştirilmesi amacıyla çıkarılmış bulunan FAS 133 standardının Aralık 2000&quot;den itibaren yürürlüğe girmesi beklenmektedir. Bu nedenle 2000 yılı volatiliteden kaçınmak isteyen birçok ABD şirketinin Avrupa Birliği aktivitilerinin finansmanı ile ilgili konuları revize etmeleri için önemli bir yıldır. Yeni standartların yürürlüğe girmesi sonrasında, ABD şirketlerinin oynak (volatil) karlardan kaçınmak amacıyla faiz oranından ne kadar taviz verebileceği hususu önem kazanmaktadır. Euro bölgesinin ABD şirketleri üzerindeki etkileşimi düşünüldüğünde (doğrudan yatırım veya ticari alacakların oynak Dolar karşılığının yarattığı sonuçlar), FAS 133 standartının AB&quot;deki menkul kıymet piyasalarında bir değişime yol açması beklenmektedir. Kapasitesini gösteren Euro şirket tahvilleri piyasasında, yeni standarttan kaynaklanan ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olarak büyük talep olacağı düşünülmektedir. Sermaye piyasalarının gelişiminde belirleyici olan diğer düzenleyici reform ise Avrupa Komisyonu&quot;nunca hazırlanan mali hizmetlerde tek bir piyasanın yaratılmasına ilişkin Eylem Planı&quot;dır. Söz konusu Eylem Planı Haziran 1999&quot;daki Köln Zirvesinde Avrupa Konseyi&quot;nce benimsenmiş olup başlıca unsurları şöyledir: &lt;br/&gt;*Prospektüslerin üye ülkelerde kullanımında yaşanan zorlukların ortadan kaldırılması ki bu uygulama tek bir sermaye piyasası yaratılmasında önemli bir adımdır. &lt;br/&gt;*Uluslarası Muhasebe Standartlarının kullanımına izin verilmesi. Böylelikle kreditörlerin kredi değerliliği hesaplamalarında kolaylık sağlanacaktır. &lt;br/&gt;*Emeklilik Fonları için getirilen yatırım kısıtlamaları</description></item><item><title>KARAÇAM (PİNUS NİGRA ARNOLD) ODUNUNUN DOĞAL HALDEKİ VE EMPRENYE EDİLDİKTEN SONRAKİ BAZI TEKNOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN ARAŞTIRILMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?karacam-(pinus-nigra-arnold)-odununun-dogal-haldeki-ve-emprenye-edildikten-sonraki-bazi-teknolojik-ozelliklerinin-arastirilmasi-440189.html</link><description>KARAÇAM (Pinus nigra Arnold) ODUNUNUN DOĞAL HALDEKİ VE EMPRENYE EDİLDİKTEN SONRAKİ BAZI TEKNOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN ARAŞTIRILMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER.............................................................................................................. i&lt;br/&gt;ÖZET ............................................................................................................................ iii&lt;br/&gt;ABSTRACT.................................................................................................................. v&lt;br/&gt;ÖNSÖZ.......................................................................................................................... v&lt;br/&gt;ŞEKİLLER DİZİNİ....................................................................................................... vi&lt;br/&gt;ÇİZELGELER DİZİNİ.................................................................................................. vii&lt;br/&gt;1.GİRİŞ.......................................................................................................................... 1&lt;br/&gt;1.1. Türün Tanıtımı......................................................................................................... 2&lt;br/&gt;1.2. İğne Yapraklı Ağaç Odunlarının Anatomik Yapısı................................................. 3&lt;br/&gt;1.3. Karaçam Odununun Makroskopik ve Mikroskopik Özellikleri.............................. 5&lt;br/&gt;1.4. Karaçam Odununun Fiziksel ve Mekanik Özellikleri............................................. 6&lt;br/&gt;1.5. Emprenye ................................................................................................................ 7&lt;br/&gt;1.5.1. Suda Çözünen Emprenye Maddeleri ................................................................... 8&lt;br/&gt;1.5.2. Daldırma Yöntemi ............................................................................................... 8&lt;br/&gt;2. KAYNAK ÖZETİ....................................................................................................... 9&lt;br/&gt;3. MATERYAL ve YÖNTEM....................................................................................... 10&lt;br/&gt;3.1. Materyal................................................................................................................... 10&lt;br/&gt;3.2. Yöntem..................................................................................................................... 12&lt;br/&gt;3.2.1. Deneylerde Uygulanan Emprenye Yöntemi......................................................... 12&lt;br/&gt;3.2.2. Emprenye Edilmemiş Örneklerin Rutubet Tayini................................................ 12&lt;br/&gt;3.2.3. Emprenye Edilmemiş Örneklerin Tam Kuru Özgül Ağırlıklarının&lt;br/&gt;Bulunması............................................................................................................. 13&lt;br/&gt;3.2.4. Emprenye Edilen Örneklerde Çözelti Absorpsiyon&lt;br/&gt;ve Net Kuru Tuz Miktarlarının Tayini.................................................................. 13&lt;br/&gt;3.2.5. Değişkenlerin Ölçülmesi ve Değerlendirilmesi.................................................... 14&lt;br/&gt;4. BULGULAR............................................................................................................... 15&lt;br/&gt;4.1. Rutubet ve Tam Kuru Özgül Ağırlık Değerleri....................................................... 15&lt;br/&gt;4.2. Hava Kurusu Rutubetteki Çözelti Absorpsiyon&lt;br/&gt;ve Net Kuru tuz Miktarları............... ....................................................................... 18&lt;br/&gt;ii&lt;br/&gt;4.3. Tam Kuru Haldeki Çözelti Absorpsiyon&lt;br/&gt;ve Net Kuru tuz Miktarları...................... ................................................................ 22&lt;br/&gt;4.4. İstatiksel Değerlendirme ......................................................................................... 26&lt;br/&gt;4.4.1. Yönlerin Rutubet Miktarlarının Karşılaştırılması................................................. 26&lt;br/&gt;4.4.2. Yönlerin Tam Kuru Özgül Ağırlıklarının Karşılaştırılması ................................. 27&lt;br/&gt;4.4.3. Yönlerin Hava Kurusu Rutubetteki Çözelti Absorpsiyon&lt;br/&gt;Miktarlarının Karşılaştırılması.......................................................</description></item><item><title>KERESTE ENDÜSTRİSİNDE TOMRUK KUSURLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kereste-endustrisinde-tomruk-kusurlari-449592.html</link><description>Kereste Endüstrisinde Tomruk Kusurları &lt;br/&gt;Doç. Dr. Gürsel Çolakoğlu, Arş.Grv. Semra Çolak, Arş. Grv. İsmail Aydın, K.T.Ü. Orman Fakültesi, Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü 1. GİRİŞ &lt;br/&gt;Odun işleyen endüstrilerde, ana hammadde olarak odun yanında genellikle tutkal, vernik, boya gibi maddelerde üretilecek ürün türüne göre kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu tür ürünlerin randıman ve kalitesine tomruk özellikleri yanında, üretimlerinde kullanılan diğer hammaddelerde etkili olmaktadır. Ancak hammaddesi sadece tomruk olan kereste, masif parke ve kesme kaplama gibi ürünlerde tomruk özellikleri, diğer üretim şartları sabit tutulmak koşuluyla, kalite ve randıman üzerine daha önemli bir etkiye sahip bulunmaktadır. Özellikle biçme operatörlerinin, tomruk kusur yada özelliklerine göre uygun biçme modelini belirleyememeleri kayıpları artırmaktadır. Ts En 844-2 (2000) de yuvarlak yapacak odun, genellikle yakacak odun hariç olmak üzere kesilmiş, uç kısmı alınmış ve tüm dalları budanmış ve gerektiğinde daha kısa boylara kesilebilecek ürün olarak tanımlanmıştır. Boylanmamış gövde odunu ise daha kısa boylara kesilmemiş yuvarlak yapacak odundur. Boylanmamış gövde odunun en kaliteli kısmı kök kısmına yakın olan tarafıdır. Çünkü ağaçta uç kısmına (taç) doğru gidildikçe, budakların çapı ve miktarı artmaktadır. Boylanmamış gövde odunun kalın ucundan elde edilen tomruğa Dip Tomruğu denir. Soyma kaplama üretiminde ve mobilyada kullanılacak kaliteli kereste bu kısımdan üretilir. Uç tomruğu boylanmamış gövde odunun ince ucundan üretilen tomruktur. Uç Tomruğu yonga levha sanayi için daha uygun bulunmaktadır. Boylanmamış gövde odunun, dip tomruğu ile uç tomruğu arasında kalan kısımdan üretilenlere İkinci Tomruk yada Ara Tomruk denilmektedir. Tomrukların boyutlandırılması ile ilgili yapılan işlemlerde tomruklama olarak isimlendirilmektedir.&lt;br/&gt;2. Tomruk Kusurları ve Kereste Üretiminde Etkileri Tomruklama işlemi, gövdede mevcut kusurlar da dikkate alınarak, maksimum kereste verimi elde edilecek şekilde yapılmalıdır. Ayrıca bir ağacın en kaliteli kısmı toprağa yakın olan tarafı olduğu için tomruklama işlemine dip kısmından başlanmalıdır. Biçme makinesi operatörleri, biçme öncesi tomrukların özelliklerini; a- Tomruğun formunu (silindirik, eğri)  b- Kabuk yüzeyini (düzgün veya çatlaklı, düzgün veya spiral lifli, budaksız veya budaklı, böcek yeniği, şişlikler, ikiz özlülük, donma çatlağı, urlar vb.) c- Tomruk enine kesitini (dar veya geniş yıllık halkalı, eksantrik büyüme, öz veya halka çatlağı, çürüklük, renklenme) inceleyerek üç ana gruba göre sınıflandırmalıdırlar.&lt;br/&gt;2.1. Çürük Kovuk Mantarların neden olduğu bir kusurdur. Genellikle bu kusura sahip dikili ağaçların diri odun kısmı daha sağlam kalmaktadır. Bazı çürük kovuklar ağaç kesilmeden anlaşılamamaktadır. Kereste verimini önemli derecede düşüren etkili bir kusurdur. Öz çürüklüğü küçükse, bu tomruğun öz kısmından elde edilecek tek bir kalasta bırakılmalıdır. Öz çürüklüğünün geniş olması durumunda, çürüklük prizma kesişle uzaklaştırılmalıdır. Özellikle radyal biçilmiş kaliteli kereste üretiminde öz çürüklüğü kesinlikle uzaklaştırılmalıdır.&lt;br/&gt;2.2. Renklenme Özellikle kereste kalite verimi üzerine etkilidir. Ormanda veya fabrika depolarında hatalı depolama sonucu tomruklarda mantarlardan kaynaklanan çeşitli lekelenmeler meydana gelmektedir. Renklenme yüzeysel ise renklenmiş kısımlar tomruktan prizma kesişle uzaklaştırılmalıdır. Böylece öz odunundan kaliteli parçalar elde edilebilmektedir. Renklenme fazla ise tomruklar keskin kesişle biçilebilir. Bu durumda elde edilen parçalar 3. veya 4. sınıf kalite olmaktadır.&lt;br/&gt;2.3. Yıllık Halka Düzensizlikleri Tomruk enine kesitinde yıllık halka genişliği az veya çok farklılık gösterir. Bu farklılığın çok belirginleşmesi, dar yıllık halkaların ani olarak geniş veya  geniş yıllık halkaları hemen dar yıllık halkalar takip ettiği yada halka genişliğinin devamlı değişmesi halinde bir kusur teşkil eder. Bu kusur ağaç malzemenin çalışma, sertlik ve tekstür gibi özelliklerin homojen olmadığ</description></item><item><title>MOBİLYA TASARIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mobilya-tasarimi-393277.html</link><description>İyi tasarımın günümüz piyasalarında ne kadar etkin bir unsur olduğu büyük ölçüde kabul edilmiş bir gerçektir. Tasarım girdisinin birçok sektöre göre daha yüksek olduğu mobilya endüstrisinde tasarımın rekabet üzerinde etkisi de doğal olarak çok daha fazladır. En temel düzeyde, eğer bir tasarım müşteri ihtiyaç ve isteklerine uygun, firma tarafından imal edilebilen, kar bırakarak satılabilen ve firmanın piyasadaki imajına olumlu katkı yapan bir mobilya ortaya çıkartıyorsa, bunu iyi bir tasarım olarak değerlendirmek mümkündür. Ancak sektördeki birçok yönetici bunlara ek olarak, karını yükseltmek, rakiplerinin ve kopyacıların kendi pazar payını ele geçirmesini önlemek, maliyet avantajları elde etmek ve mevcut ürünlerin satışı düşerken, aynı derecede başarılı yeni ürünleri hızla pazara sürmek isteyecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mobilyanın ilk olarak hangi tarihte kullanılmaya başlandığını tespit etmek çok zor. Ancak milattan önceki yıllarda taştan veya  ağaç yaprakların, bitkilerin veya hayvan derisinden tasarlanan bir yatak ile günümüzdeki ergonomik, rahat ve yumuşak bir yatak arasındaki farkı anlamak çok daha kolaydır. Bu farkın oluşmasının en büyük nedeni ise insanların sürekli yeniliğe ve güzelliğe gereksinim duymasıdır. Bu gereksinimler da  mobilyanın insan ihtiyaçlarının göz önüne alınarak tasarlanmasıyla meydana gelir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde teknolojik gelişmeler tasarımı etkiliyor. Endüstriyel parçalarla bilimsel teknik detaylar bir araya getirilip yeni mobilyalar ve ürünler tasarlanıyor. Bilgisayar ortamı ve programlar tasarımcılara büyük kolaylıklar sağlıyor (1).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada Simav Teknik Eğitim Fakültesi Mobilya ve Dekorasyon Eğitimi bölümünde verilen eğitimin tasarım konusundaki eksikliklerinin incelenmesi, bu inceleme sonucunda bölümümüzde verilen eğitimin günümüz mobilya tasarımına katkısı ve yapılacak iyileştirme çalışmalarıyla birlikte eğitim kalitesinin en üst düzeye ulaştırılması amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın diğer çalışmalardan farkı bölümümüzdeki tasarım ve eğitim konusundaki</description></item><item><title>AHŞAP PENCERELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahsap-pencereler-345772.html</link><description>AHŞAP PENCERELER&lt;br/&gt;Ahşap pencereler ahşabın olumlu özellikleri nedeni ile asırlardır kullanılmış bugünde aynı kullanım değerini koruya gelmiştir. Ahşap pencere iyi korunursa hava etkileri ile değişmez. Yağmura, güneşe, havadaki çeşitli gazlara, soğuk ve sıcağa dayanıklıdır. Hafiftir, gereği kadar serttir, işleme tekniği açısından uygundur, her biçime uyar, her isteği yerine getirebilir. Ahşap başka hiçbir malzemede olmayan özelliklere sahip olduğu için pencere yapımı için en uygun malzemedir. Diğer malzemelerle kolaylıkla birleştirilebilir.&lt;br/&gt;Değişen hava şartlarına uygun ahşap seçimi iyi bakım, gereği gibi kurutma deformasyonları önlemeye yardımcı olur. Ahşap pencere özellikle konut yapımında oldukça düşük olan maliyetinden dolayı her zaman için geçerlidir. Isı kabı az olduğundan ısıtma masrafının azaltılmasına yardımcı olur. İç hacim rutubeti ne olursa olsun ahşap yüzeylerinde su buharı yoğuşması olmaz. &lt;br/&gt;Doğramalık Ahşabın Seçimi&lt;br/&gt;Pencere doğramaları için kullanılan ahşap çıralı çamdır. Sarı veya kara çam olabilir. Çıralı çamın yapım sırasındaki rutubeti en çok %12-20 olmalıdır. Çürümüş ahşap kullanılmaz. Mavi renklenme olabilir. 1 metre uzunlukta bulunduğu yüzeyin kısa kenarın 1/3&quot;nü geçmeyen çapta yalnız bir tane bulunabilir. Budaklar parçaların birleşim noktalarına getirilmez. Kaynamamış düşücü budaklar çıkarılır. Yeri sağlam ahşapla doldurulur. Dolgu parçasının lifleri ana parçanın lifleri doğrultusunda olur. Bu tamir parçaları 1 metrede 2 adetten fazla olamaz. Çatlaklar bir yüzde kalmak üzere 1milim geniş 5 cm uzun olabilir. Daha iri çatlaklar doldurularak tamir edilir.&lt;br/&gt;Ahşabın lifleri eğri olmamalı, içinde reçine keseleri bulunmamalı, 5mm geniş 5cm uzun keseler varsa temizlenerek tamir edilmelidir. Yapımda piyasada her zaman bulunabilecek standart ölçülere uymalıdır. Bu nedenle 4 m uzunluğu ve 5cm ve katlarını aşmamak lazımdır. Kasa, kanat ve kayıtlar eksiksiz yapılmalıdır. Yapımı tamamlanan pencerelerin atölyeden çıkmadan evvel bezir ve bir kat astar boya ile boyanması ahşabın rutubetini sabit tutabilme ve deformasyonları önleme bakımından yararlı olmaktadır. Atölye ve şantiyede hazırlanmış olan doğramaların depolama sırasında bir birine dokunmadan aralarına latalar yerleştirilerek istif edilmesi ve kapalı hacimlerde tutulması gerekir.&lt;br/&gt;Pencerelerin Görevi&lt;br/&gt;*Pencere binalarda en çok görevi olan yapı elamanlarından biri olması nedeni ile binanın kullanış olanaklarına ve içindekilerin sağlık ve yaşamını büyük ölçüde etkiler.&lt;br/&gt;*Pencere  iç hacimlerle dış dünyanın bağlantısını kurar. Hacimlere gün ışığı, güneş ve temiz hava sağlar. Kışın yağmur, kar, rüzgar ve soğuktan yazın yüksek ısı ve güneş ışınlarından korur. Sokak gürültüsünün de önlenmesi de pencerelerin görevleridir. İçeriden dışarının görülmesini sağladığı gibi, dışarıdan görünmeyi önler.&lt;br/&gt;*Bütün bu görevlerin yanında pencere bina dış yüzeyinde ve iç hacimlerde düzenlenişi biçimi ve boyutları ile estetik açıdan da büyük katkıda bulunur. &lt;br/&gt;Bir pencerenin  yerine getirmesi gereken görevler şöyle özetlenebilir:&lt;br/&gt;1-) İç hacimlerin yeterli ölçüde aydınlanması&lt;br/&gt;2) Etkili bir havalandırma,&lt;br/&gt;3) İç hacimlerin dışla bağlantısını kurma,&lt;br/&gt;4) Hacimlerin yerleşme düzenine katkıda bulunmak,&lt;br/&gt;5) Sıcak, soğuk, yağmur, rüzgar ve gürültüye karşı korumak,&lt;br/&gt;6) Işığa ve güneşe karşı korunum sağlamak,&lt;br/&gt;7) Kolay kullanış ve rahat temizlik yapmayı sağlamak &lt;br/&gt;8) Ekonomik oluş, yapımda ucuzlukla beraber diğerinden kaybetmemek ve az bakım masrafı ile korunumun sağlanmasıdır.&lt;br/&gt;Bütün bu nedenlerle bir pencerenin boyutları biçimi bütün içinde düzenlenmesi ve yapısal açılardan titizlikle incelenerek seçilmesi gerekir. &lt;br/&gt; Gün Işığı İle Aydınlatma&lt;br/&gt;Bir hacmin maksada yararlı bir şekilde ışıklandırılması pencere boyutlarının yeterli ve maksada uygun seçilmesine bağlıdır. Büyük şehirlerde yaşayan insanın günlük yaşantısının 21 saati kapalı hacimlerde geçer. Buralarda görme, doğal veya yapay ışıkla sağlanır. Görmeyi sağlayan kesin bir ışık şiddeti belirlemek olasılığı yoktur. Ancak 40-80 lüks görme için gereklidir.&lt;br/&gt;G</description></item><item><title>DİNİN TÜRK TOPLUMUNA ETKİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dinin-turk-toplumuna-etkileri-392598.html</link><description>KİTABIN ADI Dinin Türk Toplumuna Etkileri &lt;br/&gt;KİTABIN YAZARI Muzaffer SENCER &lt;br/&gt;YAYINEVİ VE ADRESİ &lt;br/&gt;BASIM TARİHİ Eylül &amp;#8211; 1999 &lt;br/&gt;KİTABIN YAYIM MAKSADI Çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere kadar geçen sürede dinin toplum hayatı üzerindeki etkileri &lt;br/&gt;KİTABIN ÖZETİ :&lt;br/&gt;Dinler toplumların evrimine bağlı olarak geliştiği kökçe toplumların üretim sürecindeki niteliklere göre belirlenir. Başka bir deyimle çeşitli din sistemleri toplumların evrimdeki çeşitli aşamalara karşılıktır. Bununla birlikte toplumların evrimleşmesinde olduğu gibi din sistemlerinin evrimleşmesi genel anlamda ele almak gerekir. Başka bir deyimle bu aşamalar zincirleme ve kronolojik evreler olarak değil ontolojik gelişme aşamaları olarak nitelendirilmelidir.&lt;br/&gt;Bununla birlikte dinin kaynağını açıklamak amacını güden çeşitli din teorileri dinin evrimde ayrı aşamaların karakteristiklerini genel olarak dinin kaynağı saymışlardır. Oysa Totenizim Aminizim ve Naturizim dinin doğuş nedenlerini açıklayan teoriler olarak değil dinlerin gelişiminde ayrı aşamalar olarak anlamak gerekir.&lt;br/&gt;Bu açıdan bakıldığında en ilkel din olan Totenizim toplayıcılık, avcılık,balıkçılık gibi en ilkel bir üretim sürecini biçimlendirdiği en ilkel toplumların (Clan, gens) ürünüdür. Ancak kollektif bir çalışmayla üretimin yapılabildiği ve bu bakımdan ortak mülkiyetin geçerli olduğu bu toplumlarda ortak bir sembole bağlılık anlamda Totenizim gelişmiştir.&lt;br/&gt;Ata ruhlarına tapınma anlamına gelen Ananizim ise göçebe çobanlık dönemin ürünüdür. Hayvan sürülerinin bir servet kaynağı haline gelmesi ve babadan oğula aktarılmasıyla soyun ataya göre hesaplandığı bu toplumlarda ata ruhlarının kutsallaştırılması biçiminde Anamizim belirmiştir. &lt;br/&gt;İlkel tarımsa bir din sistemi olarak Naturizmi doğurmuştur. Geniş ölçüde doğanın etkisine bağlı olan tarımsal üretim başlangıçta doğa güçlerinin kutsallaştırılması ve doğal güçlerine tapınma anlamına gelen Naturizme yol açmıştır.&lt;br/&gt;Musevilik, Hıristiyanlık ve İslamlık gibi tek tanrıcı dinler ise gelişmiş</description></item><item><title>AHŞAP PENCERELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahsap-pencereler-362059.html</link><description>PENCERELER&lt;br/&gt;A.Tanım : Yapı bölümlerinin dış duvarı ile görüş, aydınlatma ve bina ceptİelerıne güzellik sağlayan, genelde bina dış duvarına, bazen de bina iç duvarına yapılan elemanlardır. &lt;br/&gt;Yapının kullanış açısından pencerelerin büyük önemi vardır. Bu önemin yeterli düzeyde tutulabilmesi için, yapının projelendirilmesi sırasında doğru boyutlandırma, .şekillendirme, yerinin doğru seçilmesi ve iyi detaylandırılmasının yanında; yapım sırasında kaliteli malzeme kullanılması ve özenli işçiliğin de büyük önemi vardır. &lt;br/&gt;Pencerelerin biçimlendirilmesinde temizleme, cam takma olanağı sağlayacak şekilde yapılmalı; rüzgar, su ve ısı geçirgenliğinin kanat -kasa birleşimlerine olanak sağlamamak için çok sayıda kanat yapımından kaçınılmalıdır. &lt;br/&gt;Pencereler, kışın soğuk havalarda ısının kaybolacağı en önemli yapı kısımlarından biridir. Bu yüzden pencere yüzeyalanları; iklime göre değişik seçilmeli, soğuk bölgelerde daha az ve çift yüzey ve çift pencere yapılmalı. Sıcak bölgelerde ise pencere alanlarının daha geniş seçilmesinde bir sakınca yoktur. &lt;br/&gt;Yurdumuz, binalarda ısı yalıtım uygulamaları bakımından üç bölgeye ayrılır. Toplam pencere alanları uygulama projesindeki net döşeme alanının % 15İnİ geçmemek üzere; birinci bölgelerde tek yüzeyli, diğer bölgelerde bitişik, çift yüzeyı i ya da birleştirilmiş çift camIı pencere seçilmelidir. &lt;br/&gt;Pencere boşlukları, yerden yükseklikleri bu elemanın yapılacağı mahalin taban alanına ve kullanım amacına uygun seçilmelidir. . &lt;br/&gt;Döşemeden pencere alt kenarının yüksekliğine denizlik yüksekliği denir. Pencere alt kenarı ile duvar üstüne 5 cm kalınlığında, duvar sınırını 5 cm ve pencere yan duvarlarını 5 er cm geçen mozaikli beton, mermer vb. malzeme ile yağmur, rutubet, buğu akıntısının mahal iç kısmı ve duvar dışını koruması amacı ile yapılan yapı elemanına denizlik denir. &lt;br/&gt;Denizlik yüksekliği,&lt;br/&gt; 1. Manzaranın kolay görülmesi istenilen mahallerde, ,&lt;br/&gt; (Salon, oturma odası, çalışma odası vb.) O -80 cm, L &lt;br/&gt;2. Normal odalarda, &lt;br/&gt;(Yatak odası, yemek odası vb.) 75 -90 cm, &lt;br/&gt;3,WC ve banyolardaâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦140~160 olarak alınır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pencere alanları (boşlukları), mahal döşemesine oranı 1/3 ile 1/10 arasında &lt;br/&gt;değişir. &lt;br/&gt;Çalışma odalarında ve bürolarda 113 -115 &lt;br/&gt;Oturma ve yatak odalarında 115 -1110 olarak alınır. &lt;br/&gt;Örnek: 4.20x5.65 m boyutlarında olan bir oda, büro odası ise, &lt;br/&gt;Oda taban alanı = 4.20x 5.65 = 23.73m2 &lt;br/&gt;Pencere alanı (en çok) = 23.73: 3 = 7.91 m2 &lt;br/&gt;(en az ) = 23.73:5 = 4.75 m2 arasında alınmalıdır. &lt;br/&gt;Pencere boyutları, pencere yüksekliği 1.70 m olursa, en az 4.75:1.70=2.80m (2.8011.70), en çok 23.73:1.70 = 4.75m (4.75 11.70 ), alınmalıdır&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B. Pencereleri oluşturan elemanlar &lt;br/&gt;a -Pencere kasası &lt;br/&gt;b -Pencere kanatları &lt;br/&gt;a. Pencere Kasası: Pencerenin duvarla birleştiği yer olup, pencere boşluğu içinde çerçeve şeklinde pencerenin duvarla bağlantısını sağlayan kısımdır. Bağlantı yan duvarlara, kirişlere ya da lentoya, denizliğe yapılır. &lt;br/&gt;, &lt;br/&gt;b. pencere kanatları: Yapıldığı mahallerin havalandırılmasını ve bazen de &lt;br/&gt;geçişi sağlayan, pencere kasasına hareketli olara</description></item><item><title>AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agaclandirma-calismalari-397200.html</link><description>Tema           &lt;br/&gt;A&amp;#287;açland&amp;#305;rma  çal&amp;#305;&amp;#351;malar&amp;#305;&lt;br/&gt;TEMA Vakf&amp;#305; özellikle Gelibolu, Marmaris ve &amp;#304;stanbul yang&amp;#305;nlar&amp;#305;ndan sonra, toplumumuzda geli&amp;#351;en a&amp;#287;aç dikme arzusunu, erozyonla mücadele çal&amp;#305;&amp;#351;malar&amp;#305; için önemli bir ad&amp;#305;m olarak de&amp;#287;erlendirmektedir. Ki&amp;#351;i ve kurulu&amp;#351;lar&amp;#305;n her gün artan talepleri do&amp;#287;rultusunda fidan dikimleri gerçekle&amp;#351;tirilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TEMA Vakf&amp;#305; bir bölgede, yap&amp;#305;lacak olan a&amp;#287;açland&amp;#305;rmalarda yöreye uygun olan a&amp;#287;aç türlerinin dikilmesini ve dikilecek olan fidanlar&amp;#305;n da yine ayn&amp;#305; yörede yeti&amp;#351;en a&amp;#287;açlar&amp;#305;n orijinlerinden olmas&amp;#305;ndan yanad&amp;#305;r ve a&amp;#287;açland&amp;#305;rma çal&amp;#305;&amp;#351;malar&amp;#305;nda bu konuya büyük ölçüde dikkat edilmektedir. Bu nedenle a&amp;#287;aç dikmek isteyen ki&amp;#351;i ve kurulu&amp;#351;lar&amp;#305;m&amp;#305;z&amp;#305; &amp;#351;iddetli ve çok &amp;#351;iddetli erozyona tabi olan 18.5 milyon hektar büyüklü&amp;#287;ündeki ç&amp;#305;plak alanlar&amp;#305;n a&amp;#287;açland&amp;#305;r&amp;#305;lmas&amp;#305; ve erozyon kontrol çal&amp;#305;&amp;#351;malar&amp;#305;nda TEMA ile i&amp;#351;birli&amp;#287;ine davet ediyoruz. 1996 - 2005 y&amp;#305;llar&amp;#305; aras&amp;#305;nda yap&amp;#305;lan a&amp;#287;açland&amp;#305;rma faaliyetleriyle TEMA Vakf&amp;#305; öncülü&amp;#287;ünde 3,7 milyon fidan dikilmi&amp;#351;tir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;K&amp;#305;rsal kalk&amp;#305;nma projeleri&lt;br/&gt;Do&amp;#287;al varl&amp;#305;klar&amp;#305;n tahribi, çevre kirlili&amp;#287;i gibi pek çok sorun, insanlar&amp;#305;n do&amp;#287;al kaynaklar&amp;#305; yanl&amp;#305;&amp;#351; kullan&amp;#305;m&amp;#305; sonucu olu&amp;#351;maktad&amp;#305;r. Özellikle topra&amp;#287;&amp;#305;n verimini yitirmesi, do&amp;#287;al bitki örtüsünün zarar görmesi vb. çevre sorunlar&amp;#305;, do&amp;#287;ay&amp;#305; biçimlendirerek ya&amp;#351;ayan insanlar&amp;#305;n ba&amp;#351;ta ekonomik durum ve sa&amp;#287;l&amp;#305;k aç&amp;#305;s&amp;#305;ndan kay&amp;#305;plara u&amp;#287;ramas&amp;#305;na neden olmaktad&amp;#305;r.&lt;br/&gt;TEMA Vakf&amp;#305; k&amp;#305;rsal kalk&amp;#305;nma projelerini; do&amp;#287;al yap&amp;#305;n&amp;#305;n bozuldu&amp;#287;u ve ya&amp;#351;am kalitesinin azalmas&amp;#305; sonucu sosyoekonomik düzeyin geriledi&amp;#287;i, ya da varolan üretim potansiyeliyle kaynaklar&amp;#305;n en iyi &amp;#351;ekilde de&amp;#287;erlendirilmesiyle sürdürülebilir kalk&amp;#305;nman&amp;#305;n gerçekle&amp;#351;tirilebilece&amp;#287;i yörelerde ba&amp;#351;latmaktad&amp;#305;r.&lt;br/&gt;K&amp;#305;rsal kalk&amp;#305;nma projeleriyle; do&amp;#287;al yap&amp;#305; onar&amp;#305;l&amp;#305;rken, mevcut potansiyelin de etkin kullan&amp;#305;lmas&amp;#305;yla tar&amp;#305;mda - hayvanc&amp;#305;l&amp;#305;kta - ormanc&amp;#305;l&amp;#305;kta gelir getiren etkinlikler yaratmak, &lt;br/&gt;süregelen geçim kaynaklar&amp;#305;n&amp;#305; verimli k&amp;#305;lmak, kaliteli üretimin artt&amp;#305;r&amp;#305;lmas&amp;#305;yla birlikte ekonomik düzeyin</description></item><item><title>AĞAÇ MALZEME YÜZEYLERİNİN ÜST YÜZEY İŞLEMLERİNE HAZIRLANMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agac-malzeme-yuzeylerinin-ust-yuzey-islemlerine-hazirlanmasi-393326.html</link><description>1. AĞAÇ MALZEME YÜZEYLERİNİN ÜST YÜZEY İŞLEMLERİNE HAZIRLANMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1 Problem&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaç malzeme yüzeylerinin üst yüzey işlemlerine hazırlanırken ağaç temizliğinin ve yüzeyinin düzgünlüğü ortadan kaldırmak veya en aza indirmek.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2. Amaç&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaç malzeme yüzeyinin yüzey işlemlerine kusursuz bir şekilde hazırlanması, yüzeyin hatasız bir şekilde düzeltilmesi, yüzeyin lekesiz bir temizliğe kavuşturulması ve yüzeylerin işlem kabul edecek duruma getirilmesi amaçlanmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.3. Önem&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaç malzemenin mobilyalar üzerindeki albenisi, önemi, güzelliği, yüzeyin parlaklığı ve  mobilyanın kusursuz halde olması.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.4. Varsayımlar ( Sayıltılar )&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaç malzeme yüzeyinin üst yüzey işleminde  uygun ve bilimsel yöntemler ile yapılması gerekmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.5. Sınırlılıklar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaç malzeme ve yüzeylerinin üst yüzey işlemlerine ile sınırlandırılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.6. Yöntem&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yüzeylerin uygun bir şekilde üst yüzey işlemlerine hazırlanmasında gerekli zımparalama, onarma işlemleri yapma, gereken ve istenilen yüzeye ulaşabilme.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1.7.Tanımlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Araştırma içerisinde adı bilinmeyen ve sık sık geçen terimlerin tanımlarının verilmesi gerkmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.8.  Üst Yüzey İşlemlerinin Tanımı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaçtan hazırlanan eşyalar üzerinde yapılan boya, cila, vernik işlemlerinin tümüne &quot;Üst Yüzey İşlemleri&quot;  adı verilir. Perdah gibi hazırlık çalışmaları da bu tanımlamaya girer. Oldukça geniş bir çalışma alanını kapsar. Ağaç işlerinin en çok değişen aralıksız yenileşen bölümlerinden birisidir. [4]&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üst yüzey işlemleri genel anlamda ahşap,cam,mermer,plastik,metal vb .materyaller kullanılarak yapılan işlere uygulanan son bitirme işlemini ifade eder.Materyalin  türüne bağlı olarak üst yüzey işlemlerinde kullanılan malzemeler ve yöntemler farklılaşır.Ahşap yüzeylerine uygulanan üst yüzey işlemlerine &quot;Ağaçişleri Üst Yüzey İşlemleri&quot; denir. [2]&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.9.  Üst Yüzey İşlemlerinin Amaçları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.9.1. Ağaç Eşyayı Korumak&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaçtan hazırlanan eşya nemden, havanın bozucu etkilerinden, kimyasal etkil</description></item><item><title>ZIMPARALAMA MAKİNELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?zimparalama-makineleri-371878.html</link><description>ZIMPARALAMA MAKİNELERİ&lt;br/&gt;Ahşap malzemenin şekillendirilmesi için kullanılan biçme, rendeleme ve şekillendirme gibi kesme yöntemleri, lifler arası yapıyı zayıflatarak işlemeyi esas alır. Dolayısıyla, kesme esnasında kullanılan kesicilerin özelliklerine, sayılarına ve dönü şekillerine bağlı olarak yüzey üzerinde ritmik düzensiz dalgalar oluşup, lifler yırtılarak düzensiz bir yüzey meydana gelmektedir. Her ne kadar, bıçak sayısının arttırılması, devir sayısının arttırılması gibi önlemlerle bu sakınca azaltılabilmekte ise de, tatmin edici bir yüzey elde edilememektedir. Bu nedenle, bahsedilen kesme yöntemleriyle işlenen yüzeylerin zımparalanması gerekmektedir. Bunun dışında, dolgu verniği işleminden sonra da, aynı amaçla zımparalama işlemi yapılmaktadır.&lt;br/&gt;Zımparalanan yüzeyin perdah kalitesi, zımparalayın gereçlerin boyutlarına, şekillerine ve kalitesine ve besleme hızına bağlı bulunmaktadır. Bu nedenle, zımparalamada optimizasyonu sağlayabilmek için, zımparalama levhasını tanımak gerekmektedir.&lt;br/&gt;Bütün zımparalama makinelerinde kesici eleman olarak zımpara levhası kullanılır. Bu zımpara levhası, büyütülerek incelendiğinde, levhanın, ince bir taban bandı üzerine yapıştırılmış sivri uçlu sert taneciklerden meydana geldiği görülür (Şekil 610).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil 1. Zımpara levhası ve temel elemanları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kesici tanecikleri üzerinde taşıyan zımpara bandı, kağıttan, bezden, kağıt bez karışımından veya sentetik ipliklerden yapılabilir. Ahşap veya ahşap türevi malzemelerin zımparalanması için üretilen zımparada band olarak genellikle kağıt kullanılır. Zımpara üretiminde kullanılan kağıtlar; ağırlıklarına, kopma dirençlerine ve diğer özelliklerine göre sınıflandırılırlar (Tablo 1).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 1. Kağıt Türleri ve Özellikleri&lt;br/&gt;Kağıt TürüAğırlığı (gr/m2)Kat SayısıKullanım Yeri&lt;br/&gt;A75Tek katlıElle zımparalama&lt;br/&gt;B100Tek katlıElle ve el zımpara makineleri&lt;br/&gt;C125Çok katlıEl zımparalama makineleri&lt;br/&gt;D160Çok katlıBand zımpara makinesi&lt;br/&gt;E225Çok katlıKalibre zımpara makineleri&lt;br/&gt;FA, B ve C&quot;ninÖzel türüSu, sabunlu su, gazyağı ve neftle ıslak zımparalama&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zımpara taneciğinin, kağıt veya bez bandlara tutturulmasında bir yapıştırıcıya gerek vardır. Zımpara kağıdı ve zımpara taşı üretiminde kullanılan yapıştırıcı ve bağlayıcılar; doğal yapıştırıcılar (deri tutkalı, gomlak vd.), kauçuktu yapıştırıcılar, yapay reçineli yapıştırıcılar, seramik bağlayıcı ve yapıştırıcılar, silikat bağlayıcılar ve magnezit bağlayıcılar olarak sınıflandırılırlar.&lt;br/&gt;Kağıt ve bezli zımparalarda doğal ve yapay reçineli yapıştırıcılar ile kauçuklu yapıştırıcılar, aletlerin bilenmesi ve melallerin taşlanmasında kullanılan zımpara taşlarında ise seramik, silikat ve magnezİtli bağlayıcılardan yararlanılır.&lt;br/&gt;Zımpara tanecikleri, zımparalamayı gerçekleştiren ana eleman olduğundan, yapı ve büyüklük açısından oldukça önem taşır. Zımpara tanecikleri, doğal ve yapay olmak üzere iki grupdur. Cam, çakmaktaşı, kuvars, kösele, doğal korund, elmas doğal gereçlerdir.&lt;br/&gt;Alüminyum oksit, elektro korund, silisyum karpit ve karborandum ise yapay gereçlerdir.&lt;br/&gt;Zımpara levhasının özelliği ve kullanılacağı yer; zımpara taneciklerinin türü ve özelliğine, taneciği taşıyan gerecin türü ve özelliğine, yapıştırıcının türü ve özelliğine göre belirlenir. Bir zımparanın kalitesi, üzerindeki taneciklerin aynı irilikte olmasına bağlıdır. Taneciklerin numaralanması &quot;Norton Eleği&quot;ne göre yapılır. Eleğin l inçlik (25,4 mm) uzunluğunda bulunan delik sayısı ve dolayısıyla tanecik sayısı eleğin ve zımpara levhasının numarasını verir. Zımpara levhasının kullanım alanları bu numaraya göre belirlenir (Tablo 2).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 2. Zımpara Levhalarının Numaralandırılması ve Kullanım Alanları</description></item><item><title>NASCOR AHŞAP İSKELETLİ YAPI SİSTEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?nascor-ahsap-iskeletli-yapi-sistemi-369852.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLERâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.......................â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦1&lt;br/&gt;NASCOR AHŞAP İSKELETLİ YAPI SİSTEMİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦2&lt;br/&gt;GİRİŞâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.2&lt;br/&gt;NASCORâ€¦â€¦â€¦..................â€¦â€¦â€¦â€¦.......â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦2&lt;br/&gt;TARİHÇESİâ€¦â€¦â€¦â€¦....â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦......2&lt;br/&gt;GENEL BİLGİLERâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦2&lt;br/&gt;KABUK PAKETLERİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.3&lt;br/&gt;ÇATKI PAKETLERİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦......â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦3&lt;br/&gt;AVANTAJLARIâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.....â€¦â€¦â€¦â€¦.....â€¦3&lt;br/&gt;KULLANIM YERLERİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.....â€¦â€¦â€¦â€¦.6  &lt;br/&gt;KABUK PAKETLERİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦7&lt;br/&gt;DUVAR SİSTEMLERİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..........â€¦.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦7&lt;br/&gt;TAŞIYICI DUVARLARâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..........â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...........â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦7&lt;br/&gt;KİRİŞ- DÖŞEME SİTEMLERİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...........â€¦â€¦9&lt;br/&gt;1- NJ SERİSİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...â€¦..........â€¦â€¦.10&lt;br/&gt;2- NJH SERİSİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦......â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..10&lt;br/&gt;3- NJU SERİSİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..........â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..10&lt;br/&gt;KİRİŞTE GEREKLİ DELİKLERâ€¦â€¦.â€¦...........â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦.â€¦â€¦......11&lt;br/&gt;DÖŞEME SİSTEMİ............................................................................12&lt;br/&gt;ÇATI-MAKAS SİSTEMLERİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦13&lt;br/&gt;ÇATI MAKASI ...................................................................................13&lt;br/&gt;ÇATI MAKAS SİSTEMİ..................â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.13&lt;br/&gt;ÇATI KİRİŞ SİSTEMİ ........................................................................13&lt;br/&gt;AVANTAJLARI...................................................................................14&lt;br/&gt;STOKLAMA.......................................................................................15&lt;br/&gt;KAYNAKÇA ...........................................................................................16&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NASCOR AHŞAP İSKELETLİ YAPI SİSTEMİ&lt;br/&gt;1- GİRİŞ&lt;br/&gt;Nascor:&lt;br/&gt;Yapılarında kusursuzluğu arayanlar için Kanada da endüstri standardı olan ve &quot; ömür boyu garanti&quot; anlayışını getiren alternatif bir ahşap yapı teknolojisidir.&lt;br/&gt;Her türlü projeyi; mühendislik hesapları yapılmış, yapısal özelikleri test edilmiş, döşeme, duvar, çatı sistemleriyle kaba inşaat olarak tamamlamak mümkün olmaktadır.&lt;br/&gt;Tarihçesi:&lt;br/&gt;1982 yılında Kanada da kurulmuş olan Nascor Yaprak General Ahşap ve Metal Endüstri Ticaret A.Ş. ile 2000 yılında lisans sözleşmesi imzalayarak Nascor Türk adı altında fabrikanın yapımına başlanmıştır.&lt;br/&gt;2001 yılı Şubat ayında yapımı tamamlanan fabrikada Mart- 2001 tarihinde üretime başlanmıştır. Kanda Nascor tarafından 1,5 yıl teknik destek sağlanmıştır. Nascor tarafından ilk bina, projesi Kanadadan gelen Rusyanın Rostow şehrinde yapılmıştır.&lt;br/&gt;Genel bilgiler:&lt;br/&gt;Kullanılan ahşabın özsuyu alınıp %16 rutubet kalıncaya kadar kimyasal özelliği bozulmadan fırınlanarak kurutulmaktadır. %16ya kadar kurutulmuş ahşap kuru ağaç sınıfına girer. Kullanılan ağaç cinsi ladindir. Üretimde kullanılan bütün ahşap malzemeler Kanadadan gelmektedir. Bu nedenler ülkemizde maliyeti fazladır.&lt;br/&gt;Yıllık 10,000 evlik üretim kapasitesine sahip olan Nascor Türkiye, ülkemizden başka, Avrupa, Birleşik Devletler Topluluğu, Ortadoğu ülkeleri içinde her türlü yapı bileşenlerinin üretimini gerçekleştirmektedir.&lt;br/&gt;Nascor T</description></item><item><title>SERHAT MOBİLYA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?serhat-mobilya-348014.html</link><description>Firmanızın tarihi hakkında bilgi verir misiniz?&lt;br/&gt;- Firmamız 1970&quot;li yıllarda küçük bir esnaf olan H. Nuh AKKAŞ tarafından kurulmuştur. İlk dönemlerde mobilya üzerine küçük bir mağazada faaliyetine başlayan SERHAT MOBİLYA zamanla gelişerek, büyüyerek şu an üretim, pazarlama ve satış yapan öncü firmalar arasında yer almaktadır.&lt;br/&gt;Firmanızda hangi tür örgüt yapısını kullanıyorsunuz?&lt;br/&gt;- Firmamız genelde karma örgüt yapısını kullanmaktadır.&lt;br/&gt;Bu örgüt yapısını kullanmanızın sebebi nedir?&lt;br/&gt;- Bizler çok farklı alanlarda satış yaptığımız için mesela gelir seviyesi düşük kesime satış yaptığımız gibi gelir seviyesi çok yüksek kesime de hitap ediyoruz. Açıkçası toplumdaki tüm kitlelere hitap ettiğimizi söyleyebiliriz.&lt;br/&gt;Firmanızın satışçılarının seçiminde göz önünde bulundurduğu kriterler nedir?&lt;br/&gt;- Satışçıların seçiminde tecrübeye, tahsil durumuna, insanları ikna kabiliyetine ve fiziğine dikkat ediyoruz.&lt;br/&gt;Kullandığınız ücretlendirme sistemi nelerdir?&lt;br/&gt;- Mağaza içi satışçılarımızda maaş, dışarıdaki satışçılarımıza ise maaş + prim sistemi uyguluyoruz.&lt;br/&gt;Satışçıları işine motive ederken hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?&lt;br/&gt;- Gruplar arasında rekabet ortamı hazırlayarak sonunda başarılı olan grupları ödüllendirme yoluna gidiyoruz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Firmanızın ödüllendirme ilkeleri hakkında bilgi verir misiniz?&lt;br/&gt;- Satışlar sonrası müşterilerin izlenimleri bizim için çok önemlidir. Çok satış yapıp müşteri kazanmaktansa, az satışla çok müşteri kazanmak bizim için prensiptir. Bu şartları göz önünde tutarak satışçıların performansını ölçerek gerekli ödüllendirmeyi yaparız.&lt;br/&gt;Satışçılara verdiğiniz eğitim hakkında bilgi verir misiniz?&lt;br/&gt;- Satışçılarımızı genelde eğitimli ve tecrübeli insanlardan seçiyoruz.&lt;br/&gt;Çünkü bulunduğumuz sektör alanında deneyimli ve eğitimli satışçı bulmak zor değil. Verdiğimiz eğitim firmanın prensipler hakkında küçük ve önemli birkaç süreçten oluşmaktadır.&lt;br/&gt;Satışçılarınızı bölgelere göre atamasını yaparken nelere dikkat ediyorsunuz?&lt;br/&gt;- Satışçılarımızı o bölgenin coğrafi şartları, kültürü ve gelir durumları hakkında bilgi durumlarına göre atama yapıyoruz.&lt;br/&gt;Firmanızın Pazar payı hakkında bilgi verir misiniz?&lt;br/&gt;- Firmanız mobilya, kanepe, yatak ve ev tekstil üretiminde Türkiye&quot;de ilk 10 firma arasında yer almaktadır.&lt;br/&gt;Satış sonrası hizmetlere önem veriyor musunuz?&lt;br/&gt;- Bizim için en önemli noktalardan birisi satış sonrası hizmettir. Yaptığımız hizmetler montaj, bakım, eve teslim ve garantidir.&lt;br/&gt;Satış bölgelerini oluştururken hangi kriterleri göz önüne alıyorsunuz?&lt;br/&gt;- Satış bölgeleri oluştururken bölgedeki yaşam standartlarının ürünlerimizle olan ilişkisini araştırırız.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İthalat-İhracat yapıyor musunuz?&lt;br/&gt;- İtalya&quot;dan mobilya takımları getirip müşterinin hizmetine sunuyoruz. Buradaki ürünlerimizi de Avrupa ülkelerindeki bayilerimize gönderiyoruz.&lt;br/&gt;Müşteri şikayetlerini nasıl karşılıyorsunuz?&lt;br/&gt;- Müşteri şikayetlerini yerinde ve en kısa zamanda halletmeye çalışıyoruz. Bununla ilgili olarak servis araçlarımızın gündüz saatlerinde müşterinin kendisine ulaşarak isteklerini cevaplamaktadırlar.&lt;br/&gt;Fiyat politikamız hakkında bilgi verir misiniz?&lt;br/&gt;- Fiyatlarımızı kaliteyle orantılı tutmaya çalışıyoruz.&lt;br/&gt;Dağıtım kanallarını ve maliyetini neye göre belirliyorsunuz?&lt;br/&gt;- Dağıtım kanalı olarak bayilikler, satış mağazaları, showroomlar vb. aracılığıyla talep miktarına göre belirliyoruz.&lt;br/&gt;Satış miktarını adet bazında mı, lira bazında mı yapıyorsunuz?&lt;br/&gt;- Adet bazında yapıyoruz.</description></item><item><title>AHŞAP KAPLAMA LEVHA ENDÜSTRİSİNİN TARİHÇESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahsap-kaplama-levha-endustrisinin-tarihcesi-393331.html</link><description>1. GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ahşap hammaddesinin gün geçtikçe kullanım alanı genişlemektedir. Ağaçtan daha iyi yararlanabilmek için değişik yöntemler kullanılır. Bu yöntemlerden biride ahşap kaplama üretimidir. Ahşap kaplama üretiminin amacı ağacı işleyerek daha elverişli bir kalıba sokmak,  kıymetli ağaçları en iyi şekilde değerlendirmektir. Kaplama levhaları değişik amaçlar ile kullanılmaktadır. Ahşap kaplamalar teknik, estetik, ve ekonomik nedenlerle kullanılır.    &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ahşap kaplamalar değişik yöntemlerle elde edilir. Bunlar biçme, kesme ve soyma gibi yöntemlerdir. Kaplamalar ince ahşap levhalardır. Dış kapı imalatında, iç mimaride, müzik aletleri yapımında kullanılan kaplamalar biçme yöntemi ile üretilmektedir. Mobilya ve duvar panolarında dekoratif maksatlar için kullanılan kaplamalar kesme yöntemi ile üretilir. Kontrplak üretiminde kullanılan kaplamalar ise soyma yöntemi ile elde edilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.  AHŞAP KAPLAMA LEVHA ENDÜSTRİSİNİN TARİHÇESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaplama levhalarının çok eski tarihlerden beri süsleme maksadıyla değerli  mobilyaların  yapımında  öteki  değerli  malzemelerle  birlikte  kullanıldığı bilinmektedir. Diğer malzemelerden faydalanılmayarak yalnız ağaç kaplama levhalarının yan yana getirilmesi suretiyle kontrast ve simetrik şekillerin meydana getirilmesi ise daha yeni olup, bu şekilde kullanıma 1700 yılından itibaren başlanmıştır. Örneğin 1769da XV. Louisin Kraliyet Bürosu için imal edilen mobilyalar ağaç kaplama levhaları ile kaplanmış mobilya sanatının en değerli örnek1erini teşkil etmektedir. Kaplamacılık sanatının Avrupa ya yayılması Yunanistanlılar vasıtası ile olmuştur. Kaplama levhaları önceleri biçme suretiyle elde edilmiştir.  19.  Yüzyılın ortalarına doğru kaplama kesme makinesi  icat edilmiş ve böy1ece biçme kaplama levhalarının yanında kesme kaplama levhaları da üretilmeye  bas1anmıştır. Daha  sonra  soyma  kaplama  imalinde  kullanılan  makine bulunmuştur. Böylece kesme ve soyma kaplama endüstrisi hızlı bir şekilde gelişerek bugünkü seviyesine ulaşmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiyede kaplama levhaları endüstrisi oldukça yeni olup, 1945 yılında İstanbulda kurulmuş bir imalathane ile faaliyete geçmiştir.  Daha sonra hızlı bir gelişmeyle 1956 yılına kadar koman imalathane, kısmen fabrika olmak üzere bu tesislerin sayısı 7ye yükselmiştir. Bu tarihlerde Türkiyede kesme kaplama levhaları ihtiyacının 500.000 ile 600.000 m² dolayında olduğu ve bunun kısmen yerli üretimle, kısmen ithalat yolu ile karşı1andığı belirtilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiyede  planlı  kalkınma dönemine girdiği  1963  yılında kaplama levhaları üretiminin 1.750.000  m² olduğu  görülmektedir. 1967 yılında bu  miktar çok  az  bir artışla&lt;br/&gt;(yıllık artış %2) 1.928.000 m²&quot; ye yükselmiştir. İkinci beş yıllık kalkınma plan döneminde kaplama  levhaları  üretim artışı  devam  etmiştir  ve  hedef   alınan  2.328.000 m²    miktar,&lt;br/&gt;2.765.000 m² olarak fazlasıyla gerçekleşmiştir.  Bu dönemde yıllık artış %7.8&quot;i bulmuştur. Kaplama levhaları sanayiimizde en hızlı gelişme üçüncü beş yıllık kalkınma planı döneminde olmuştur. 1972-1977 yıllarını kapsayan dönemde plan hedefi 4.635.000 m² ve artış %14.2 olarak belirlenmiştir.  Gerçekleşen üretim planı 8.800.000 m²yi ve yıllık artış %30u bulmuştur.  Dördüncü beş yıllık kalkınma plan, döneminde 15.500.000 m²lik bir üretim miktarı  hedef alınmıştır. Bu dönemde yıllık  üretim artışı %10 olarak ön görülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiyede 1945 yılında basit bir imalathane ile faaliyete geçen kaplama levhaları endüstrisi hızlı bir gelişme göstererek bugün 20 adedi fabrika ve 7 adedi entegre kuruluşlar içerisinde tesisler halinde bulunan toplam 27 adede ulaşmıştır. Bu endüstrinin büyük bir çoğunluğu Türkiyenin Kuzey Batı Bölgesinde İstanbul, Adapazarı, Düzce ve Bolu şeridi üzerinde yoğunlaşmıştır. Önceleri değerli yerli ve yabancı ağaçları işleyen bu endüstri kolu bugünkü durumda ithalat kısıntısı dolayısıyla yalnız yerli ağaçlarımızdan ceviz, meşe, kayın ve ikinci derecede dişbudak, karaağaç ve çam işlenmektedir [5].&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.  AHŞAP KAPLAMA ÜRETİMİNİN NEDENLERİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ahşap kaplama teknik, estetik ve ekonomik nedenlerle kullanılırlar. Bu nedenle şunlardır :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1- Güzel rengi, yapısının özellikleri, içerdiği güzel şekiller dolayısıyla pahalı olan ve tabiatta nispeten az bulunan kıymetli ağaçlardan birbirini takip eden, görünüş itibariyle düşük, fakat dirençli olan ağaç malzemenin yüzeyine kaplamak suretiyle onun güzelliğini arttırmak.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- Güzel şekilleri içeren, değerli ağaçlardan birbiri a</description></item><item><title>TüRKIYEDEKI MOBILYA SEKTöRü</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyedeki-mobilya-sektoru-456204.html</link><description>Türkiyedeki mobilya sektörünün gelişimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;krizlerin etkisi</description></item><item><title>ORİJİNİ VE SİSTEMATİĞİ CEVİZİN SİSTEMATİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?orijini-ve-sistematigi-cevizin-sistematigi-345873.html</link><description>ORİJİNİ VE SİSTEMATİĞİ&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;       &lt;br/&gt;         ORİJİNİ&lt;br/&gt;      &lt;br/&gt;        J.regia,Karpat dağlarından güneyden itibaren doğu avrupa ve Türkiye, Irak, İran&quot;ın doğusundan ve Himalaya Dağlarının ötesinde kalan ülkeleri içeren geniş bir alanın tabii bitkisidir. Vavilov, cevizin orjin merkezlerine orta asya ve yakın doğuyu, okmanich ise, sekonder merkez olarak Moldovya&quot;yı ilave etmiştir.Yunanistan dağlarında yabani ceviz ağaçları bulunmasına rağmen bu ülkeye İran&quot;dan değerli tiplerin getirilmesine kadar Yunanistan ceviz popülasyonunun değerli tiplerden oluşmadığı belirtilmektedir.Romalılar İran orijili ceviz ağaçlarıda yetiştirmişler ve bunlardan kaliteli ve sağlıklı olanları vasıflandırmışlardır.Ceviz kültürü tahminen İyalya&quot;dan Orta ve Güney Avrupa&quot;ya yayılmış ve ilk kolonilerle de Amerika&quot;ya götürülmüştür.J.regia&quot;nın gen merkezleri arasında ülkemizde bulunmaktadır. Türkiye&quot;de tohumdan yetişmiş ceviz popülasyonları içinde geç yapraklanan, yan dallarda meyve veren, hastalalık ve zaralılara toleranslı, verimli ve meyve kalitesi yönünden üstün özellikli olarak kabul edilebilecek yüzlerce tip bulunmaktadır.Gerek A.B.D&quot;ye giden ve gerek se Avrupa&quot;da yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan cevizin orijininin Anadolu olduğu şüphesizdir.  &lt;br/&gt;         &lt;br/&gt;       CEVİZİN SİSTEMATİĞİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     SINIF                Dicotiledonae&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      TAKIM              Juglandales&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      FAMİLYA          Juglandaceae&lt;br/&gt;      &lt;br/&gt;      CİNS                  Juglans&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      TÜR                  J.regia&lt;br/&gt;                               J.boliviana&lt;br/&gt;                               J.hindsii&lt;br/&gt;                               J.nigra &lt;br/&gt;                               J.major&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;CEVİZİN TÜRKİYEDEKİ  DURUMU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cevizin gen merkezleri,ana vatanı arasında olan Türkiye ceviz varlığı ile dünyada ilk sırada olmasına rağmen üretim ve ihracatta maalesef istenilen yerde değildir ancak son on yılda ülkemizde ceviz yetiştiriciliğinde olumlu gelişmeler yaşanmaktadır. Son yıllarda aşılı ceviz üretimini fidancılık içinde karlı üretim kolu haline gelmesi yüzlerce kişiyi aşılı ceviz fidanı üretimine sevk etmiştir.&lt;br/&gt;    Türkiye ceviz üretiminde dünyada önemli konumdadır.Ülkemizin hemen hemen her bölgesinde ceviz yetiştiriciliği yapılmaktadır.2000 yılı istatistiklerini baz alacak olursak dünyada önemli ceviz üreticiler Ülkeler arasında ÇİN,A.B.D,İRAN ve TÜRKİYE gelmektedir. 2000 yılı istatistiklerine göre Dünyada ki ceviz üretimi 1 192 480 ton dur.Çin 300000 ton ,A.B.D 222 260 ton,İran 145 800 ton Türkiye 120 000 ton Romanya 125 000 TON ,Fransa ise 24 000 ton kabuklu ceviz üretmiştir.önemli ceviz üreticisi ülkelerin verimlerine bakılacak olursa ülkemizin önemli bir ceviz varlığına sahip olmasına rağmen üretimde  geri kalmasının nedenlerinden birini görmek mümkündür.1996 yılı FAO verilerine göre ülkemiz ceviz yetiştiriciliğinde 2001,7 kg /hektar.verim söz konusudur ülkemiz ceviz yetiştiriciliğinde verimin düşük olmasının sebebi açıkça bellidir;kapama plantasyonların olmaması,ekolojik koşullara uyan çeşit seçiminin yapılmaması,hastalık ve zararlılarla mücadelenin yapılmaması,gübreleme ve budama gibi teknik uygulamalarının tamamen ihmal edilmesi verim düşüklüğünün en önemli sebeplerinden birisidir.&lt;br/&gt;       1980&quot;li yıllara kadar  tohumdan yetişmiş çöğürlerle yetiştiriciliğin yapılması yine en önemli verim düşüklüğü sebepleri arasında sayıla bilir.Yaklaşık % 10&quot;luk üretim payı ile dünya ceviz üretiminde önemli bir yere sahip olan Türkiye&quot;nin dünya ceviz dış satımında isminin geçmemesi beklenen bir gerçektir.1998 verilerine göre Türkiye&quot;nin kabuklu ceviz ihracat miktarı sadece 13 ton&quot;dur. Ülkemizin dünya ceviz dış satımında yer almamasının en önemli nedeni uzun yıllar üretimin tohumla çoğaltılmış ağaçlardan karşılanmış olmasından kaynaklanmaktadır.&lt;br/&gt;       Türkiye&quot;nin dünya ceviz ihracatında rekabet edecek güce gelmesinin tek yolu standart çeşitlerle kurulu kapama bahçeleri kurmaktır. Ülkemiz ekolojik koşullarının bir çok tip ve çeşidimizin iç ceviz olarak tüketilmeye el verişli olması iç ceviz ihracatında ülkemize kolaylıklar</description></item><item><title>AHŞAP PERGOLALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahsap-pergolalar-393323.html</link><description>1.GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dış mekanda gölge sağlama, yağmurdan korunma, dinlenme ve eğlence ortamı sağlamak amacıyla yapılan Ahşap Pergolalar estetik ve tabii görüntüsü nedeniyle diğer yapı materyelleriyle yapılan pergolalara nazaran daha çok tercih edilmektedirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ahşap Pergolalar, değişik geometrik şekillerde ( Dörtgen, beşgen, altıgen veya yuvarlak) yapılmaktadır. Halk dilinde çardak diye adlandırılan pergolalar, ev giriş kapısının üzerine, otel kapılarının girişlerine veya villa gibi lüks yerleşimlerin bahçelerine dış etkenlerden ( yağmur, güneş ışığı ) korumak amacıyla yapılmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her türlü ölçüye ve mekana uyabilen, modüler sistemlerle oluşturulabilen pergolalar uygun aksesuar ve diğer bahçe mobilyalarıyla zenginleştirilebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ahşap Pergolalar, çok güneşli ve çok sıcak olan bölgelerde daha fazla kullanılır.Serinlik sağlamak ve gölge etkisini arttırmak amacıyla üzerine bez, branda, kamış, bambu, kiremit  ve örtüler ile PVC ürünü yapay çatı örtüleri döşenerek kır ve kent yaşamında gölgelik olarak yaygın kullanım alanı bulmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dış mekan konstrüksiyonunda kullanılan ahşabın fonksiyonelliğinin devamlılığını sağlamak için çeşitli boya koruyucu maddelerin kullanılması gerekmektedir.Bu amaçla ahşabı koruyucu emprenye maddeleriyle, yüzeyin boyanmasıyla ve ahşabın kurultulmasıyla koruma yoluna gidilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.AHŞAP PERGOLALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1 Tanım&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dış mekan düzenleme çalışmalarında (özellikle peyzaj mimarisinde) kullanılan üç boyutlu birimlerdir. Gölge sağlama, yağmurdan korunma, dinlenme, eğlence ve mekana üçüncü boyutu sağlama gibi fonksiyonları vardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pergolalar, yüksek sütunlar üzerine yatay vaziyette bağlanan kirişlerle, bu kirişler üzerine dik olarak dizilen latalardan oluşan merdiven şeklinde uzun yapı elemanlarıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pergola taşıyıcı ayaklarının yapımında değişik boyutlu ahşaplar çok sık kullanılır. Özellikle ahşabın doğal yapısı ve çevre ile bütünleşme özelliği kullanış alanını oldukça yaygınlaştırmaktadır. Ahşap taşıyıcı ayak olarak kullanılabilir. Boyutları;  80 x 80 mm, 90 x 100 mm olarak alınabildiği gibi, taşıyacağı yüke bağlı olarak  100 x 120 mm., 100 x 150 mm gibi boyutlarda da olabilir. Taşıyıcı ayaklar üzerinde değişik motifli işlemlerin ve süslerin ahşap tornalarında yapılması dekoratif sonuçlar verebilir. Fakat bunlar, ahşap kolonun mukavemetini azaltacak şekilde olmamalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ahşap  pergola  taşıyıcı  ayaklarının zemin  döşemesine   bağlantısı,  dikkatli bir detaylandırmayı zorunlu kılar. Çünkü ahşap, döşeme içinde ve nemli ortamda kolayca çürüyebilir. Nemden korunmak için alınacak önlemler pergolanın zemin döşemesi ile iyi bir detay oluşturmaz. Bu nedenle ahşap taşıyıcı ayaklar zemin içine gömülmeden önce uygun bir pabuç detayı ile zeminden kaldırılmalıdır. Ayrıca ahşabın pas lekeleri ile kirlenmemesi için galvanizli ya da boyanmış metalle birlikte düşünülmesi zorunludur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Taşıyıcı ayaklardan sonra çatıyı oluşturan elamanların başında pergolanın çatı yükünü üzerinde taşıyan ve bunları bağlantı noktalarından taşıyıcı ayaklara veren kirişler gelir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pergola kiriş elamanları metal ya da ahşap olabilir. Ahşap kirişler daha gösterişlidir. Fakat açıklıkları 4 metreyi geçmez, 5 metreden daha geniş açıklar için metal profil ya da metal makas kiriş sistemleri kullanılmalıdır. Pergola plan özelliğine göre kirişler enine ya da boyuna olarak döşenebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kirişler taşıyıcı ayak üzerine bağlanış durumuna göre pergola çatısı yatay, eğimli ya da basit çatı şeklinde olabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çatılar, pergolanın  estetik yönünü güçlendiren elemanlardır. Optimum aralıklarla döşendiklerinde  ( kesitlerine göre dikdörtgen şeklinde ve 15  -  30 cm. )  oldukça fonksiyoneldirler. Çatılar yatay taşıyıcılara genellikle dik, bazen de farklı açılardan bağlanabilirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Latalar kirişlere genellikle dik olarak yerleştirilirler. Bazı uygulamalarda kirişlere değişik açılarda bağlanabildiği gibi farklı kesitler şeklinde de yapılabilirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Latalar pergola sisteminin en dekoratif elemanları olmaları nedeni ile 1. sınıf ahşaptan yapılmalı ve ahşabın kendi özel dokusuna gösterebilecek şekilde koruyucularla cilalanmış olmalıdır. Ayrıca dış koşullara dayanıklı ve su tutmayan konstürksiyonlarda yapılmalıdır. Lataların diziliş şekilleri pergolanın görünüşüne çok etki yapar. Latalar kirişler üzerine paralel ( Şekil 2.1), kare şeklinde ( Şekil 2.2), dikdörtgen şeklinde ( Şekil 2.3) ve eğik şekilde dizilirler ( Şekil 2.4).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pergolanın tipine göre çatılar üzerine bez, branda, bambu, kamış ve örtüler ile PV</description></item><item><title>AĞAÇ TÜRLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agac-turleri-447791.html</link><description>Abies pinsavo&lt;br/&gt;(İspanya Göknarı)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Piramidal formlu, horizontal dallı, sürekli yeşil oldukça büyük uzun ömürlü dekoratif bir ibreli ağaçtır. 25-30 metre boylanır. Gövde rengi açık gri renkli olup, genç ağaçlarda düzgün, yaşlı ağaçlarda çatlak bir gövde yapısı görülür. Yaprakları koyu yeşil renklidir. İlkbaharda çiçeklenir ve açık kahverengi, kızıl kahverengi bir kozalak yapar. Soğuk ve ılıman bölgelerde yetiştirilir. Park ve bahçelerin tanziminde tek olarak kullanılır. Tohum ile üretilir.&lt;br/&gt;Cedrus Libani&lt;br/&gt;(lübnan sediri)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;20-30 m. Boylanan,yatay şekilde dallanan, geniş piramit formlu bir sedir türüdür. Yaşlandıkça çok yaygın bir taç teşkil eder. İbreleri genişçe, koyu parlak yeşil, bazen bağvimtrak yeşildir. Kozalakları 8-10cm. uzunlukta, kahverengidir. Peyzaj ağaçlandırmasında ve estetik amaçla çeşitli yerlerde kullanılabilir. Orta Anadolu da gayet iye yetişebilmektedir. Tohumla üretilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cryptomeria Japonica&lt;br/&gt;(Kadife çamı)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;İlkbaharda ve yaz aylarında sürekli yeşil,sonbahar ve kış aylarında ise pas kırmızısı ile kahverengi tonlar arasında renk alır. Piramit formlu dik dallanan yumuşak görünümlü bir ağaççıktır. Gövde rengi kırmızımsı kahverengidir. Sonbaharda çiçeklenir.2-3 cm uzunluğunda kahve renkli kozalak yapar. Ilıman bölgelerde park ve bahçe düzenlemelerinde özellikle çim sahalarda tek olarak kullanılmaktadır. Çelik ve tohum ile üretilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cupresus Sp.&lt;br/&gt;(Servi)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Sürekli yeşil, dik dağınık veya horizontal dallanabilen piramit- formlu ağaç veya ağaççıktır. Gövde rengi kırmızısı kahverengidir. Yaprak rengi ise genellikle koyu yeşildir. İlkbahar sonu yaz başlangıcında çiçek açarak koyu kırmızı ve kahverengi kozalak yapar. Genellikle hafif ve süzek topraklarda iyi gelişir. Soğuk ve sıcak bölgelerde orman ağacı rüzgar perdesi bahçe kenarlarında ise koruyucu çit bitkisi olarak kullanılır. Genelde tohumla, bazı türleri çelikle üretilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Thuya sp.&lt;br/&gt;(Mazı Türleri)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Sürekli yeşil bitkidir. Yuvarlak formlu ve dik dallanan bir çok türleri vardır. Gövdeleri ince ve gri yeşil renklidir. Yaprak renkleri Altuni mazıda, yaprak uçları altuni sarı top mazıda ise mavimtırak açık yeşildir. Gri ve kahverengimsi küçük yuvarlak kozalak yapar. Soğuk ve ılıman bölgelerde tek veya gruplar halinde park ve bahçe tanzimlerinde kullanılırlar. Tohum ve çelik ile üretilirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Abelia floribunda&lt;br/&gt;(Abelya)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Koyu kırmızı renkli, sık dallanmaya müsait, otsu bir gövde yapısına sahip bir süs çalısıdır. Sürekli yeşil ve küçük yapılı yaprakları vardır. Bütün .yaz boyunca küçük ve kokulu beyaz çiçek açar. Organik maddesi zengin veya süzek, bol gübreli topraklardan hoşlanır. Ilıman bölgelerde yetiştirilir. Terbiye sistemine yatkın olup park ve bahçelerde tek veya gruplar halinde kullanılabilir. Çelik ile üretilir.&lt;br/&gt;Aechmea Fasciata&lt;br/&gt;(Eşme ya)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Fazla ışıklı ancak doğrudan güneş ışığı almayan mahallerden hoşlanırlar. Büyüme periyodu süresince bol su verilmeli, yaklaşık 22 oC de tutulmalıdır. Üretimi yavru bitkilerin ayrılması veya tohum ekimi ile yapılabilir. (4-10 aylar arası haftada 1 defa 1 gr/lt kompoze gübre verilir.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ananas comosus&lt;br/&gt;(Ananas)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ilık ve aydınlık fakat güneşli olmayan ortamı sever çiçeklenme döneminden önce püskürtme ile sulanmalıdır. Toprak orta derecede nemli olmalı, kış ayları süresince ılık bir ortamda korunmalıdır. Üretimi kök sürgünü ile yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aglaonema commutatum &quot;pseudobracteatum&lt;br/&gt;(Aglonema)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bitki yüksek ısı, fazla miktarda gölge ve nispi hava rutubetine ihtiyaç gösterir ısının asgari 15 oC den aşağı düşmemesi gerekir. Üretimi baş ve gövde çelikleri ile yapılır : (4-8 aylar arası 15 günde 1 gr/lt kompoze gübre verilir.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Asplenium nidus&lt;br/&gt;(Asplenium)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Büyüme süresince ılık ortamda tutulmalıdır. Toprağı oldukça nemli olmalı ve gölge ortamlarda bulundurmalıdır. Yapraklara püskürtme sulama yapılmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Begonia Elatior Hybr.&lt;br/&gt;(yumru begonya)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bu varteyeteler B. Socotrona ve B. Pearcei ve diğer yumru begonyalar arasında yapılan melezle melerden meydana gelmişlerdir. Beyaz, pembe, pembe-kırmızı çiçekli çeşitleri vardır. Ilık</description></item><item><title>EMPRENYE (AHŞABIN KORUNMASI VE KURUTULMASI)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?emprenye-(ahsabin-korunmasi-ve-kurutulmasi)-392782.html</link><description>EMPRENYE &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AHŞABIN KORUMASI VE KURUTULMASI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ADİ: Özay &lt;br/&gt;SOYADİ: Özgüler  &lt;br/&gt;SİNİFİ: 1&lt;br/&gt;NO: 051329003&lt;br/&gt;OKULU: Banaz Meslek Yüksek Okulu&lt;br/&gt;BOLUMU: Mobilya ve dekorasyon&lt;br/&gt;DERSİN ADİ: Ahşap Koruma ve Kurutma&lt;br/&gt;KONU: emprenye / ahşabın korunması ve kurutulması &lt;br/&gt;KAYNAK: (İNTERNET)  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;www.meridyenahsap.com.tr /www.hemel.com.tr www./mobilyadergisi.com.tr&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Emprenye&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EMPRENYENİN TANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Emprenye&lt;br/&gt;Herhangi bir koruyucu işlem görmemiş doğal haldeki ağaç malzemenin kullanım yerinde mantarlar ve böcekler tarafından tahrip edilerek çürütülmesi sonucu her yıl büyük maddi kayıplar söz konusu olmaktadır. Çünkü organik bir madde olan ağaç malzemenin çürütülmesi ve böceklerle tahrip edilmesi doğal bir olaydır. Ancak, alınacak çeşitli önlemlerle, ağaç malzemenin uzun yıllar bu zararlılardan korunması mümkün olmaktadır. &lt;br/&gt;Ağaç malzemenin kullanım yerinde korunmasının gerekliliği asırlar önce dahi kabul edilerek, çeşitli, önlemler alındığı görülmektedir. Arkeolojik kazılarda ve batık gemilerde yapılan incelemeler sonucunda, çok eski yıllarda kullanılan ağaç malzemenin kısmen kömürleştirilerek korunması yoluna gidildiği anlaşılmıştır. 4.000 yıl önce kullanılan ağaç malzemenin korunmasında kömürleştirme, ilk önlem olarak ortaya çıkmaktadır.&lt;br/&gt;Günümüzde oldukça geniş bir şekilde uygulanan emprenye yöntemlerinden beklenildiği gibi yeterli düzeyde etkili sonuçlar alabilmek için genelde karmaşık bir yapıya sahip olan (sıvı emprenye maddesinin ağaç malzeme içerisindeki akışını oluşturan) hidro-dinamik etkenlerin etkisine ait bütün özelliklerin çok iyi bilinmesi gerekir (Flynn, 1995). Bu konu ile ilgili olarak bugüne kadar yapılan ileri düzeydeki araştırmalar, başarılı bir emprenye işleminin gerçekleştirilebilmesi için göz önünde bulundurulması gereken unsurları özellikle ağacın yapısal özelliklerinin etkisi noktasında odaklandırmıştır. Çünkü, doğal koşullar altında çok çeşitli yapısal özellikler içeren ağaç malzeme hetorojen bir yapıya sahiptir ve bu yapıyı oluşturan çeşitli hücrelerin dokuların farklı emprenye olma özellikleri vardır.&lt;br/&gt;Etki bakımından iyi ve amaca uygun emprenye maddeleri kullanılmak koşulu ile, bir emprenye işleminin başarı oranı emprenye maddesinin ağaç malzeme içerisine olabildiğince derine girmesi ve odun içerisinde dengeli bir dağılış göstermesine bağlı bulunmaktadır (Sıau, 1971). Bir emprenye maddesinin ağaç malzemenin istenilen ölçüm derinliklerine girmesi ise hücrelerin yardımı ile oluşan odun elamanları, trahe, Traheid, libriform lifleri, öz ışınları, reçine kanalları ve diğer çeşitli elamanlar aracılığıyla gerçekleştiğinden emprenye maddesi akma yönü uzunluğu ve yükleme basıncının ideal bir uyum içerisinde olması gerekmektedir .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Neden Emprenye?&lt;br/&gt;       &lt;br/&gt;Emprenye ahşap malzemenin çevre iklim şartları, yüksek ısı, nem, mantar, böcek, termit, deniz kurdu vb. gibi çürüme sonucu hizmet dışı kalmasına neden olan faktörlere karşı en az 10 kat artırır. Örneğin Emprenye edilmiş bir elektrik yada telefon direğinin hizmet ömrünün 50 yıl, Emprenyesiz direğin ömrünün 5 yıl olduğunu unutmayın ve MERİDYEN AHŞAP tüm çalışmalarında kendi tesislerinde Emprenye yaptığı ahşapları kullanmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Emprenye Nerelerde Uygulanır?&lt;br/&gt;* Çocuk Oyun Gruplarında&lt;br/&gt;* Köprü İnşaatlarında&lt;br/&gt;* Çit Kazıklarında&lt;br/&gt;* Çatı ve Ahşap Zemin kaplamalarında&lt;br/&gt;* Pergole, Kamelya, Bank, Çiçeklikler vb.&lt;br/&gt;* Deniz suyu, ve Deniz Kurtlarına karşı İskele yapımında&lt;br/&gt;* Ahşap Yalı baskı ve Karkas yapımında</description></item><item><title>ORMAN PROJESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?orman-projesi-456539.html</link><description>ORMANLARIMIZI KORUMA PROJESİ              &lt;br/&gt;   Ben okuduğumuz okulda ormanları korumak,çoğaltmak ve onları yaşatmak için bir şeyler yapılsın istiyorum. &lt;br/&gt;   PROJENİN AMACI                         &lt;br/&gt;  Projemin  amacı,okul çağındaki çocukların ve  öğretmenlerinin ormanlar hakkında bilgilerini ormanın içinde,ormanlara geziler düzenleyerek arttırmak ve deneyimlerini  uluslararası  düzeyde   paylaşmalarını sağlamaktır.Projem bu amaca yönelik olarak, ormanların eğitsel etkinliklerde kullanılmasını teşvik eder.&lt;br/&gt;    PROJENİN UYGULAMASI&lt;br/&gt;       Bu orman projesinin özellikleri şöyle olmalıdır.                                                                                                                                                                                   &lt;br/&gt;             -- Orman projesinin konusu okulun proje çalışma konularından herhangi biri olmalıdır.&lt;br/&gt;             -- Orman projesi sınıf içi çalışmaları ve en az bir orman gezisini içermelidir, bu gezide öğrencilere ormanlar tanıtılmalı,ağaçlar hakkında bilgiler verilmeli,orada yaşayan canlılar anlatılmalıdır.&lt;br/&gt;             -- Ormanın ekolojik,ekonomik,sosyal ve kültürel boyutlarını ele alacak şekilde işlenmelidir.&lt;br/&gt;             -- Okulda ve sınıfta orman komitelerinin kurulması çok iyi olur.Bu komitedeki öğrenciler vasıtası ile diğer öğrenciler için ormanlarımız ile ilgili ve ormanda yaşayan canlılar ile ilgili CDler izlettirilebilir.Dergiler afişler broşürler basılabilir.Bu broşürlerle çevremizin ormanlarla daha çok güzelleştiğini herkese anlatabiliriz.   &lt;br/&gt;             -- Okulda orman ürünlerinin sergilendiği bir pano olmalıdır.Bu pano sayesinde daha çok insana ulaşabiliriz.Panoda yazılan yazılar,haberler ve bazı duyurular orman sevgisini aşılayabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     PROJE UYGULANIRSA  (UYGULAMASI ÇOK KOLAY VE MALİYETİ DE OLDUKÇA  DÜŞÜKTÜR)&lt;br/&gt;               &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;              Bu çevre projem uygulanırsa yeni nesil doğayı, ormanları ve çevreyi daha iyi tanıyıp sevecektir.Böylece    &lt;br/&gt; çevreye ve ormanlara zarar vermeyeceklerdir. Doğayı ve ormanları koruyacak yeni nesiller için                                                        projelere önem verilmelidir.O ZAMAN HEM ÜLKEMİZ HEM DE DÜNYA ÇOK GÜZEL OLACAKTIR&lt;br/&gt;         PROJEYE KONU OLAN ORMANLARIMIZI TANIYALIM.&lt;br/&gt;                     ORMANLARIMIZ&lt;br/&gt;           Orman; ağaçlarla birlikte diğer bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar gibi canlı varlıklarla toprak hava, su , ışık ve sıcaklık gibi fiziksel çevre faktörlerinin birlikte oluşturdukları karşılıklı ilişkiler dokusunu simgeleyen bir ekosistemdir.&lt;br/&gt;Orman; beş metreden daha boylu orman ağaçlarının baskın olduğu ve birbirlerini etkileyecek sıklıkta bulunduğu, kendine özgü iklim ve toprak koşulları oluşturduğu bir yaşam birliğidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Orman; bitki köklerinin etkileyebildiği 1-2 metre toprak derinliğinden ağaçların birkaç metre yukarısına kadar uzanan ve en az bir hektar alan kaplayan bir varlıktır... &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ormanı oluşturan sonsuz sayıdaki tüm madde ve olaylar birbirleriyle karşılıklı ilişki ve etkileşim halindedirler. Bu haliyle orman, çok sayıda bitki ve hayvan populasyonlarından oluşan bir yaşama ortaklığı, bir yaşam birliği, bir ekosistem ve hatta büyük bir canlı organizma olarak tanımlanmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ormanın baskın elemanı ağaçlardır... Bu nedenle orman, ancak orman ağaçlarının toplu halde yaşayabildiği bir ortamda kurulabilir. &lt;br/&gt;               ORMANIN FAYDALARI&lt;br/&gt;Ormanlar; ağaçlarla birlikte diğer bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar gibi canlı varlıklarla toprak hava, su , ışık ve sıcaklık gibi fiziksel çevre faktörlerinin birlikte oluşturdukları karşılıklı ilişkiler dokusunu simgeleyen ekosistemler olup, dünya yaşamı için vazgeçilmezdirler... &lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- Ormanlar yaşantımızın her safhasında ihtiyaç duyduğumuz yapacak ve yakacak hammadde kaynağıdır. Bunun yanı sıra bitkisel nitelikli tohum, çiçek, kozalak vb. ile mineral nitelikli çakıl, kum vb.hammadde kaynaklarının bir kısmı da ormanlardan elde edilmektedir.&lt;br/&gt;- Ormanlar, bitkiler ve hayvanlar için doğal bir su kaynağıdır. Kar ve yağmur biçimindeki yağışı yapraklı, dalları, gövdesi ve kökleri ve tutarak sellerin ve taşkınların oluşmasını önler. Ayrıca yer altı sularının oluşmasına yardım eder.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- Ormanlar erozyonu önler. Ormanlar rüzgarın hızını azaltır, toprağı kökleri ile tutarak yağışların ve akarsuların toprağı taşımasını önler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- Ormanlar, yaban hayatı ve av kaynaklarını koruru. Nesli tükenmekte olan hayvanların üretimi, korunması ve barınmasında koruma alanları oluşturur. Bu sahalar milyonlarca canlının yuvasıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;- Ormanlar</description></item><item><title>MOBİLYA SANAYİİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mobilya-sanayii-357073.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;MOBİLYA SANAYİİ VE BAŞKA YERDE SINIFLANDIRILMAMIŞ DİĞER İMALAT SANAYİİ2&lt;br/&gt;1.GENEL BİLGİLER2&lt;br/&gt;2.NET SATIŞ KRİTERİNE GÖRE SEKTÖRÜN GÖSTERGELERİ9&lt;br/&gt;3.KULLANILAN BANKA KREDİLERİ11&lt;br/&gt;3.1.Sektörün Türkiye Genelinde Kullandığı Krediler11&lt;br/&gt;3.2.İncelemeye Alınan Firmaların Kullandığı Krediler11&lt;br/&gt;4.SEKTÖRÜN PROTESTOLU SENETLERİ12&lt;br/&gt;4.1.Bilanço Yapısı12&lt;br/&gt;4.1.1Aktif (Varlık) Yapısı12&lt;br/&gt;4.1.2Pasif (Kaynak) Yapısı14&lt;br/&gt;4.1.2.1Borç Yapısı16&lt;br/&gt;4.1.2.2Öz Kaynak Yapısı18&lt;br/&gt;4.2.Gelir - Maliyet Yapısı18&lt;br/&gt;5.ORANLAR20&lt;br/&gt;5.1.Likidite Oranları20&lt;br/&gt;5.2.Finansal Oranlar21&lt;br/&gt;5.3.Devir Hızları24&lt;br/&gt;5.4.Karlılık Oranları25&lt;br/&gt;6.FON AKIMI27&lt;br/&gt;7.SONUÇ29&lt;br/&gt;8.KAYNAKÇA30&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TABLOLAR LİSTESİ&lt;br/&gt;Tablo 1.Sektörün  Dış  Ticaret  Verileri   (ISIC, Rev.3)5&lt;br/&gt;Tablo 2.Mobilya Sanayii Ve Başka Yerde Sınıflandırılmamış Diğer İmalat Sanayii Alt Sektörlerine Ait Göstergeler8&lt;br/&gt;Tablo 3.Net Satış Kriterine Göre Sektörün Göstergeleri (1997)9&lt;br/&gt;Tablo 4.Özel Firmalar14&lt;br/&gt;Tablo 5.Borç Yapısı (Özel Firmalar)16&lt;br/&gt;Tablo 6.Öz Kaynak Yapısı (Özel Firmalar)18&lt;br/&gt;Tablo 7.Gelir-Maliyet Yapısı (Özel Firmalar)19&lt;br/&gt;Tablo 8.Özel Firmalar23&lt;br/&gt;Tablo 9.Özel Firmalar24&lt;br/&gt;Tablo 10.Firmaların Kar Ve Zarar Durumlarına Göre Dağılımı25&lt;br/&gt;Tablo 11.Özel Firmalar26&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GRAFİKLER LİSTESİ&lt;br/&gt;Grafik 1.Aktif (Varlık) Yapısı12&lt;br/&gt;Grafik 2.Pasif (Kaynak) Yapısı15&lt;br/&gt;Grafik 3.Likidite Oranları20&lt;br/&gt;Grafik 4.Finansal Oranlar21&lt;br/&gt;Grafik 5.Devir Kızları24&lt;br/&gt;Grafik 6.Karlılık Oranları26&lt;br/&gt;Grafik 7.Fon Akımı   (01.01.1997/31.12.1997)27&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MOBİLYA SANAYİİ VE BAŞKA YERDE SINIFLANDIRILMAMIŞ DİĞER İMALAT SANAYİİ &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1.GENEL BİLGİLER &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Mobilya sanayi ve başka yerde sınıflandırılmamış diğer imalat sanayi sektörü mobilya üretimi, mücevher üretimi, müzik aletleri üretimi, spor malzemeleri üretimi, oyuncak ve oyun aletleri üretimi, başka yerde sınıflandırılmamış diğer imalatlar, metal atık ve hurdaların yeniden değerlendirilmesi ile metal dışı atık ve hurdaların yeniden değerlendirilmesi faaliyetlerini kapsamaktadır. &lt;br/&gt;Ülkemizde mobilya sektörünün geçmişi 19.yüzyıla kadar uzanmaktadır. Küçük atölyelerde ustaların yaptığı masa, sandalye, koltuk, kanepe, sehpa ve diğer ev alet ve gereçleri üretimi günümüze kadar gelişerek sürmüştür. Türkiyede küçük ve orta ölçekli işletmelerin egemen olduğu sektörde el işçiliğinin önemi büyüktür.&lt;br/&gt;Mobilya sektörü hammadde ve nihai mamul üretimi açısından ikiye ayrılır. Mobilya hammaddesi olan yonga levha, kontrplak, kereste ve kaplama malzemeleri üreten firmalar şirketleşmiş sanayi kuruluşlarıdır. Nihai mamul üretiminin büyük bir kısmı ise organize küçük sanayi bölgelerinde yapılanmış olup,  yetersiz makine parkı ile insan gücüne bağımlı olarak çalışmaktadır.&lt;br/&gt;Ülkemizde mobilya sektörü özellikle pazarın yoğunlaştığı belirli bölgelerde Ankara - Siteler, İstanbul, İzmir, Adana, Bursa - İnegöl, Bolu-Düzce, Eskişehir, Kayseri gibi yörelerde toplanmıştır.&lt;br/&gt;Mobilya sektörünün en önemli sorunları hammadde yetersizliği, hammadde kalitesinin düşük olması, gerekli alet ve makinelerin yurtiçinde imal edilmemesi yada üretim içinde gerektiği gibi kullanılmaması oluşturmaktadır. Geleneksel aile şirketleri ve atölye tipi üretimin yaygın olduğu sektörde kapasite kullanım oranı düşüktür. Ülkemizde mobilya üretiminde kullanılan ağaçların yetersiz olması, bu ağaçların başta Rusya olmak üzere ithal yoluyla karşılanmasını gerektirmektedir. İthal edilen bazı ağaçlar kaliteli olmamaktadır. İthal ağaçların kalitesine dikkat edilmesi, girdi  fiyatlarındaki artışlar, ülkemizdeki yüksek enflasyon nedeniyle tüketici grupların alım gücünün gerilemesine bağlı talep daralmaları ve yüksek kredi faizleri, vasıflı işgücü noksanlığı gibi hususlar  sektörün çözülmesi gereken sorunlarını oluşturmaktadır. &lt;br/&gt;Gümrük Birliğine girildikten sonra, mobilya üretiminde kullanılan mekanizma, aksesuar ve yedek parça gibi malzemelerin ithalinin vergi ve fonlardan muaf olması sektörü olumlu yönde etkileyerek bir dinamizm getirmiştir. İthalattaki canlanma mobilya üreticisini teşvik ederek kaliteli üretime yönlendirmiştir. Gümrük Birliğinden en çok küçük işl</description></item><item><title>AĞAÇLIK ALANLARLA YER ALTI SULARININ ETKİLEŞİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agaclik-alanlarla-yer-alti-sularinin-etkilesimi-449250.html</link><description>AĞAÇLIK ALANLARLA YER ALTI SULARININ ETKİLEŞİMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriş&lt;br/&gt;Avustralya&quot;da kuru alanların (dryland) tuz yönetimi mekanizmasının en önemli noktalarından bir tanesi yer altı sularının recharge ve discharge alanlarının kontrolü gelmektedir. Söz konusu tuzluluğun Avustralya&quot;da  özellikle çayırlık ve derin köklü ağaçlardan oluşan alanların zamanla %90 a yakınının bozulması ile arttığı belirlenmiştir. Sonrasında daha zayıf ve yüzeysel köklü ağaçların takviye edilmiş olması da bu konuda faydalı olamamıştır. Bu sebeple her yıl milyonlarca derin köklü ağaç yükselen su tablalarının dengesini sağlamak amacıyla hem recharge hem de discharge bölgelere ekilmektedir. Ekilen bu ağaçların ortamın yer altı su durumunu ne şekilde değiştirdiğini gözlemlemek amacıyla Avustralya&quot;nın güney batısında belirlenen 80&quot;e yakın sitede analizler yapılmıştır. Yapılan istatistiksel analizler, recharge bölgelere yapılan ağaç dikimlerinin geniş bir alanda gerçekleştirilmesinin su seviyesinin hissedilebilir derecede düşmesine neden olduğunu göstermiştir. Discharge bölgelere yapılan dikim işleminin sonucunda ise su seviyesinde çok daha düşük mertebelerde azalma gözlemlenmiştir. Bu bölgelerde yapılan ağaçlandırma işlemleri sonucunda su tablasının değişiminin 2.5 m civarında olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu değişimin en etkin gözlemlendiği yerlerin tuzluluğun nispeten az ölçüldüğü ( 5000 mg/l) bölgeler olduğu saptanmıştır. En iyi sonuçların yerel ölçekli akiferlerde elde edildiği çalışmalar sonucunda belirlenmiştir. Yapılan 5 farklı çalışmada, bölgenin hidrojeolojik yapısının çok iyi tanımlanması durumunda ağaçlandırma işleminin yerel tuz yönetimi açısından faydalı olabileceği sonucuna varılmıştır. Ancak 80 sitenin hemen hepsinde yapılan çalışmalar sonucunda ekim yapılan bölgelerin 10-30 m civarındaki su tablası üzerinde bu alanların herhangi bir olumlu etkisinin bulunmadığı gözlemlenmiştir.   &lt;br/&gt;Batı Avustralya&quot;da yapılan önceki çalışmalarda ağaç dikiminin su seviyesine etki etmediği durumlarında bulunduğu belirtilmiştir. Bu sebeple iyi bir hidrojeolojik araştırmanın gerekliliği önem kazanmaktadır. Yine yapılan bazı çalışmalarda da bu işlemin tuzluluk üzerine etkisinin de kesin olmadığına temas edilmiştir. 1989&quot;da Schofield ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada yoğum yağış alan alanlarda (700-900 mm yıl-1) 10-15 yıllık ağaçlarla yer altı suyu tuzluluğunda çok az değişimler gözlemlenmiştir. Daha düşük yağış alan tarımsal bölgelerde (500 mm yıl-1) her ne kadar fazla veri sağlanamasa da tuz oranında, yaklaşık aynı yaştaki ağaçlarla, nispeten artışa rastlanmıştır (Stolte,1997). &lt;br/&gt;Thorburn 1997&quot;de yaptığı çalışmasında bu sistemle su seviyesinin düşürüldüğü alanlarda ağaçların tuzluluğu köklerinde akümüle ettiklerini ve bununda zamanla ağacın su emme kapasitesini azalttığını göstermiştir. Bu durumda zaman içerisinde kökte akümüle edilen bu tuzların kökten uzaklaşmasına neden olacak mekanizmaların varlığı düşünülmüştür. Bu mekanizmalardan bir tanesi 1986&quot;da Nelson tarafından bulunan Toprak-Kök ara yüzeyinde gerçekleşen su akıntısıdır. Söz konusu arayüzeyde oluşan mikro-çevresel akıntının kökte akümüle olan tuzların dışarıya taşınmasına ve toprağın tuzlanmasına sebep olduğu belirlenmiştir. &lt;br/&gt;Bu çalışmada ise 80&quot;e yakın sitede yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen test sonuçlarına, geniş çaplı hidrojeolojik araştırmalara ve analizlere dayanarak hangi durumlarda etkili bir ağaçlandırmanın su seviyesi ve tuzluluk için kontrol sistemi olarak kullanılabileceğine yönelik yaklaşımlar sunulmuştur.              &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hidrolojik Araştırmalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaçlandırılmış alanların su tablası üzerine etkisini incelemek amacıyla 80 farklı bölgede araştırmalar yürütülmüştür. Bu bölgelerden 15 tanesine ait önceden saptanmış datalara ulaşılmış olmasına rağmen geri kalan 65 sitede çalışmalar ilk kez yapılmış ve sonuçlar ilk kez sunulmuştur. Çalışılan alanların çoğu orta derecede yağmur alan bölgeler olup (500-700 mm yıl-1) bir kısmı da az yağış alan bölgelerden oluşmaktadır. Yoğun yağış altındaki recharge b</description></item><item><title>MOBİLYA ENDÜSTRİSİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mobilya-endustrisinin-tarihsel-gelisimi-393411.html</link><description>1.GİRİŞ&lt;br/&gt;Bütün meslek alanlarında olduğu gibi mobilya sektöründe de dev yatırımlar yapmak için Bilgisayar Destekli (CNC) tezgahlardan faydalanmak önemli bir koşul haline gelmiştir. Bilgisayar Destekli  tezgahlar ilk olarak 1960 yıllarında kullanılmaya başlanmış ve hızla gelişen teknoloji ile birlikte çok yönlü CNC tezgahlardan günümüzde de önemli ölçüde yararlanılmaktadır.&lt;br/&gt;Günümüz üretim piyasasındaki rekabet, birim zamanında üretim miktarını artırarak sanayi maliyetini minimuma indirmeye neden olmuştur. Daha az işçilik, hatasız üretim ve zamandan tasarrufun üretim maliyetini minimuma indireceği kaçınılmazdır. Ayrıca birim zamanındaki üretim miktarının artırılması da üretici açısından önemli bir kazançtır. Özellikle mobilya sektöründeki gelişmeler; mobilyaların günümüze ayak uydurmasını, hızlı ve kullanışlı bir şekilde değişmesine yol açmıştır.&lt;br/&gt;Belirtilen nedenlerden dolayı üretimde Bilgisayar Destekli (CNC) tezgahların kullanımı büyük önem taşımaktadır. Bilgisayar Desteği, üretimde esnek olmayı sağlamıştır. Esnek üretim; planlama ve kontrol sistemine gerek bırakmayan, otomatik fabrika tanımına kavramsal olarak en yakın üretimdir [9].&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.  MOBİLYA ENDÜSTRİSİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ &lt;br/&gt;Yapılan ansiklopedik tanıma göre, &quot;&quot;mobilya: oturulan yerlerin süslenmesine ve çeşitli amaçlarla donatılmasına yarayan eşyalardır&quot;&quot;. Ancak, mobilyanın en geniş kapsamlı tanımı TS 4521&quot;de yapılmıştır. Buna göre mobilya; oturma, yemek yeme, çalışma, yatma gibi işlerin yapılmasında kolaylık ve rahatlık sağlayan, parçaların büyük çoğunluğu masif ve/veya lifli yada yongalı tabakalı ağaç malzemeden yapılan, taşınabilir veya sabit olarak kullanılan eşyalardır [6].  &lt;br/&gt;Endüstrinin mekanizasyonu ise öncelikle mobilyaya talebin artması ile başlamış ahşabın işlenebilme olanaklarının araştırılması ve güç kaynaklarının (buhar gücü, elektrik enerjisi) bulunması ile makinelerin gelişmesi güdümlenmiştir. &lt;br/&gt;İlk gelişmeler öncelikle İngiltere ve Amerika&quot;da daha sonra da Orta Avrupa&quot;da gözlenmiştir. İngiliz Jeremy Bentham&quot;ın buluşu olan devirli makinenin ardından Mark Isambrad Brunel&quot;in geliştirdiği blok yapma makinesi kısa bir süre sonra daire testere makinesinin icat edilmesine neden olmuştur. Bunlar daha çok gemi yapımında aşama kaydetmek için yapılan çalışmaların birer parçası olmalarına rağmen mobilya üretim teknolojisi doğrudan bu bilgilerden yararlanmıştır. &lt;br/&gt;Sparke (1986)e göre 1860&quot;larda İngiltere&quot;deki High Wylcombe firmaları buhar gücüyle işleyen mobilya üretimi için özel tasarlanmış makinelerle üretim yaptı. Bunlar arasında bugün aynı adla anılan daire testere, şerit testere, torna/delik makinesi ve bir tür birleşme yöntemi olan kırlangıç kuyruğu makinesi sayılabilir. Döşemeli mobilya üretimi ile birkaç işlevi içeren mobilyaların tasarımlarına atıflar yaparak bu teknolojinin uygulamasında ve yayılmasında  Amerika&quot;nın Avrupa&quot;ya göre daha etkili olduğunu belirtmektedir. Çünkü 1860&quot;lı yıllarda makineleşme hareketi ile gelişmenin hızlandığı Amerika&quot;da özellikle kerestenin bolluğu ve buharla işleyen makinelerin yardımı ile bu ülkenin lüks zevkine cevap verecek üretimler gerçekleşmiştir.&lt;br/&gt;1871&quot;de Almanya&quot;nın bağımsız olması ile birlikte endüstrileşme ve şehirleşme hızla gelişti. 1907&quot;de Deutsche Werkstatten&quot;in oluşumu ile şehirlere yerleşen kesime uygun bedelle mobilya satmayı amaçlayan dört fabrika kurularak mobilya üretmeye başladı. Ancak üretilen mobilyaların üst-orta sınıfın beğenilerine cevap veren İngiltere&quot;deki Liberty mağazalarında satılması nedeniyle bu hedefe ulaşılamamıştır. &lt;br/&gt;Gerçek anlamda fabrikasyon mobilyayı Avusturyalı Thonet 1857 yılında kurduğu fabrikasında gerçekleştirdi ve uluslar arası pazara dağıttı. Kesilip bükülerek birleştirilen bu sistem standardizasyon da beraberinde getirdi. Thınet, kendi üretimine uygun makine de üretmiştir. Oturma fondu ve ayakların bükümünü yapan makineye çift bıçaklı bir testere monte ederek üretimin hızının artmasını sağlamıştır. Lucie Smith (1959)&quot;e göre 19.yüzyılın ilk yarısında mobilyada belli başlı değişikliklerdir. Bu dönemle karşılaştırılabilecek tek dönemin 1945 sonrası dönem olduğu söylenebilir. Çünkü Arts and Crafts hareketinin başlaması yeni mobilya tasarımlarını ve yeni mobilya tekniklerini de beraberinde getirmiştir. 17.yüzyıldan itibaren görülen teknolojik ilerleme,  bu dönemde bırakılmış ve tekrar doğramacı (joiner) tekniğine dönülmüştür Bunun iki s</description></item><item><title>AHŞAP KAPLAMA LEVHA ENDÜSTRİSİNİN TARİHÇESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahsap-kaplama-levha-endustrisinin-tarihcesi-393444.html</link><description>1. GİRİŞ&lt;br/&gt;Ahşap hammaddesinin gün geçtikçe kullanım alanı genişlemektedir. Ağaçtan daha iyi yararlanabilmek için değişik yöntemler kullanılır. Bu yöntemlerden biri de ahşap kaplama üretimidir. Ahşap kaplama üretiminin amacı ağacı işleyerek daha elverişli bir kalıba sokmak, kıymetli ağaçları en iyi şekilde değerlendirmektir. Kaplama levhaları değişik amaçlar ile kullanılmaktadır. Ahşap kaplamalar teknik, estetik, ve ekonomik nedenlerle kullanılır.    &lt;br/&gt;Ahşap kaplamalar değişik yöntemlerle elde edilir. Bunlar biçme, kesme ve soyma gibi yöntemlerdir. Kaplamalar ince ahşap levhalardır. Dış kapı imalatında, iç mimaride, müzik aletleri yapımında kullanılan kaplamalar biçme yöntemi ile üretilmektedir. Mobilya ve duvar panolarında dekoratif maksatlar için kullanılan kaplamalar kesme yöntemi ile üretilir. Kontrplak üretiminde kullanılan kaplamalar ise soyma yöntemi ile elde edilir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.  AHŞAP KAPLAMA LEVHA ENDÜSTRİSİNİN TARİHÇESİ&lt;br/&gt;Kaplama levhalarının çok eski tarihlerden beri süsleme maksadıyla değerli  mobilyaların  yapımında , öteki  değerli  malzemelerle  birlikte  kullanıldığı bilinmektedir. Diğer malzemelerden faydalanılmayarak yalnız ağaç kaplama levhalarının yan yana getirilmesi suretiyle kontrast ve simetrik şekillerin meydana getirilmesi ise daha yeni olup, bu şekilde kullanıma 1700 yılından itibaren başlanmıştır. Örneğin 1769da XV. Louisin Kraliyet Bürosu için imal edilen mobilyalar ağaç kaplama levhaları ile kaplanmış mobilya sanatının en değerli örnek1erini teşkil etmektedir. Kaplamacılık sanatının Avrupa ya yayılması Yunanistan vasıtası ile olmuştur. Kaplama levhaları önceleri biçme suretiyle elde edilmiştir.  19.  Yüzyılın ortalarına doğru kaplama kesme makinesi  icat edilmiş ve böy1ece biçme kaplama levhalarının yanında kesme kaplama levhaları da üretilmeye  bas1anmıştır. Daha  sonra  soyma  kaplama  imalinde  kullanılan  makine bulunmuştur. Böylece kesme ve soyma kaplama endüstrisi hızlı bir şekilde gelişerek bugünkü seviyesine ulaşmıştır.&lt;br/&gt;Türkiyede kaplama levhaları endüstrisi oldukça yeni olup, 1945 yılında İstanbulda kurulmuş bir imalathane ile faaliyete geçmiştir.  Daha sonra hızlı bir gelişmeyle 1956 yılına kadar olan imalathane, kısmen fabrika olmak üzere bu tesislerin sayısı 7ye yükselmiştir. Bu tarihlerde Türkiyede kesme kaplama levhaları ihtiyacının 500.000 ile 600.000 m² dolayında olduğu ve bunun kısmen yerli üretimle, kısmen ithalat yolu ile karşı1andığı belirtilmektedir.&lt;br/&gt;Türkiyede  planlı  kalkınma dönemine girdiği  1963  yılında kaplama levhaları üretiminin 1.750.000  m² olduğu  görülmektedir. 1967 yılında bu  miktar çok  az  bir artışla (yıllık artış %2) 1.928.000 m²&quot; ye yükselmiştir. İkinci beş yıllık kalkınma plan döneminde kaplama  levhaları  üretim artışı  devam  etmiştir  ve  hedef   alınan  2.328.000 m²    miktar, 2.765.000 m² olarak fazlasıyla gerçekleşmiştir.  Bu dönemde yıllık artış %7.8&quot;i bulmuştur. Kaplama levhaları sanayimizde en hızlı gelişme üçüncü beş yıllık kalkınma planı döneminde olmuştur. 1972-1977 yıllarını kapsayan dönemde plan hedefi 4.635.000 m² ve artış %14.2 olarak belirlenmiştir.  Gerçekleşen üretim planı 8.800.000 m²yi ve yıllık artış %30u bulmuştur.  Dördüncü beş yıllık kalkınma plan, döneminde 15.500.000 m²lik bir üretim miktarı  hedef alınmıştır. Bu dönemde yıllık  üretim artışı %10 olarak ön görülmektedir.&lt;br/&gt;Türkiyede 1945 yılında basit bir imalathane ile faaliyete geçen kaplama levhaları endüstrisi hızlı bir gelişme göstererek bugün 20 adedi fabrika ve 7 adedi entegre kuruluşlar içerisinde tesisler halinde bulunan toplam 27 adede ulaşmıştır. Bu endüstrinin büyük bir çoğunluğu Türkiyenin Kuzey Batı Bölgesinde İstanbul, Adapazarı, Düzce ve Bolu şeridi üzerinde yoğunlaşmıştır. Önceleri değerli yerli ve yabancı ağaçları işleyen bu endüstri kolu bugünkü durumda ithalat sıkıntısı dolayısıyla yalnız yerli ağaçlarımızdan ceviz, meşe, kayın ve ikinci derecede dişbudak, karaağaç ve çam işlenmektedir .&lt;br/&gt;2.1.  Ahşap Kaplama Üretiminin Nedenleri &lt;br/&gt;Ahşap kaplama teknik, estetik ve ekonomik nedenlerle kullanılırlar. &lt;br/&gt;Bu nedenler: &lt;br/&gt;Güzel rengi, yapısının özellikleri, içerdiği güzel şekiller dolayısıyla pahalı olan ve tabiatta nispeten az bulunan kıymetli ağaçlardan birbirini takip eden, görünüş itibariyle düşük, fakat dirençli olan ağaç malzemenin yüzeyine kaplamak suretiyle onun güzelliğini arttırmak.&lt;br/&gt;*Güzel şekilleri içeren, değerli ağaçlardan birbiri ardınca elde edilen ve birbirine yakınlığı dolayısıyla şekilleri yaklaşık olarak diğerinin aynı</description></item><item><title>DOKU ANALİZİ YÖNTEMLERİ İLE TAHTA YÜZEYLERİ KALİTE KONTROLU OTOMASYONU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?doku-analizi-yontemleri-ile-tahta-yuzeyleri-kalite-kontrolu-otomasyonu-354099.html</link><description>DOKU ANALİZİ YÖNTEMLERİ İLE TAHTA YÜZEYLERİ KALİTE KONTROLU OTOMASYONU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ekonomik açıdan tahta üzerindeki hata onun deerini olumsuz yönde etkileyen bir özelliidir. &lt;br/&gt;Bu tahtanın dayanma gücünü azaltan bir durum yaratabilecei gibi kullanım alanlarını da sınırlayabilir. &lt;br/&gt;Bazı durumlarda  elverisiz olan bir örnek dier durumlar için ideal olabilecei için hatalı bir tahtayı &lt;br/&gt;yanlı sınıflandırmak belirli düzeyde bir risk taır. &lt;br/&gt;Tahta  üzerindeki  hatalar  büyük  çounlukla  doal  gelime  sırasında  meydana  gelir.  Aaç &lt;br/&gt;gövdesindeki deiimler, budak ve çatlamalar insan tarafından kontrol edilemeyen doal hatalardır.  &lt;br/&gt;Bu hatalardan en çok görüleni budaklardır. Budak, ölü bir dalın aaç geliimi sırasında gövde &lt;br/&gt;içinde kalması ile oluur. [1-2] &lt;br/&gt;  Tahta  üzerindeki  hataların  bulunması  problemi  üzerinde  daha  önce  yapılan  bazı  çalımalar &lt;br/&gt;incelendiinde, Conners  ve Macmillan&quot;ın    histogram  verileri  ve  gri  düzey  cooccurance matrislerini &lt;br/&gt;kullanarak  kırmızı  mee  örneklerini    sınıflandırdıını,  [3]  Silven  ve    Kauppinen&quot;in    renk  bilgisini &lt;br/&gt;Gabor filtreleri ve KNN sısnıflandırcısını kullanarak bir ayırdedici sistem oluturduunu, [4 - 5] Kim &lt;br/&gt;ve  Koivo&quot;nun  ise      sıradüzensel  sısnıflandırıcı    algoritması  yardımıyla  kirli  yüzeyler  üzerinde  hata &lt;br/&gt;tespiti yaptıını görmekteyiz.  [6 - 7]  &lt;br/&gt;Bu  makalede  tahta  yüzeyler  üzerinde  hatalı  bölgelerin  bulunması  problemi  ele  alınmıtır. &lt;br/&gt;Makalenin  ikinci  bölümünde    öznitelik  bulma  amacı  ile  deiik  doku  analizi  teknikleri  incelenmi, &lt;br/&gt;üçüncü bölümde sınıflandırma ve kümeleme algoritmaları özetlenmi, dördüncü bölümde ise deneysel &lt;br/&gt;sonuçlar sunulmutur . &lt;br/&gt;2. Öznitelik Bulma Teknikleri &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2.1 Histogram Öznitelikleri &lt;br/&gt;  2&lt;br/&gt;  Bir  imgenin  histogramı  o  imgede  herhangi  bir  gri  düzeyle  karılama  olasılıı  olarak  kabul &lt;br/&gt;edilebilir.  Histogram  o  imgenin  genel  yapısı  hakkında  bilgi  verir.  Histogramdan  elde  edilen  bazı &lt;br/&gt;öznitelikler :   &lt;br/&gt;1- Ortalama       2-Deiinti      &lt;br/&gt;3-Yamukluk :    s =   ( )^ * ( ) / / l h l -  m s 3 3 2    &lt;br/&gt;4-Savrukluk :              k =  ( )^ * ( ) / l h l -  m s 4 2   olarak sayılabilir. &lt;br/&gt;   2.2 Gri Düzey E Oluum Matrisleri &lt;br/&gt;  Gri düzey e oluum matrisleri Haralick tarafından doku analizi yöntemi olarak kullanılmıtır. &lt;br/&gt;[8- 9] Uygulanan yordam  imgenin dokusal özniteliklerini bulmak  içindir. Burada kabul edilen doku &lt;br/&gt;bilgisi   gri düzeylerin  tüm veya ortalama uzamsal  komuluk balarında bulunur.  Doku bilgisi , bir &lt;br/&gt;dizi  gri  düzey  uzamsal  baımlılık  matrislerinde  belirtilir  ki  bu    matrisler  deiik  açı  ve  uzaklık &lt;br/&gt;deerlerinde hesaplanabilir . Elde edilen matrislerden çeitli öznitelikler bulunabilir.  &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Gri düzey e oluum matrislerinden elde edilen özellikler aaıda verilmitir: &lt;br/&gt;1- ) Ters Fark Momenti :                  &lt;br/&gt;p i j&lt;br/&gt;i j j i&lt;br/&gt;( , )&lt;br/&gt;( )^ 1 2 + -&lt;br/&gt;       &lt;br/&gt;2-) En Büyük olasılık   :                    Max p( i ,j ) &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;3-) Enerji                       :    p i j&lt;br/&gt;j i&lt;br/&gt;( , )^2    &lt;br/&gt;4-) Entropi                     :    -  p i j p i j&lt;br/&gt;j i&lt;br/&gt;( , ) log( ( , ))    &lt;br/&gt;5-) Zıtlık                       :    p i j i j&lt;br/&gt;j i&lt;br/&gt;( , ) *( )^ -   2  &lt;br/&gt;6-) Deiinti                   :    ( )^ * ( , ) i p i j&lt;br/&gt;j i&lt;br/&gt;-   m 2  &lt;br/&gt;2.3 Morfolojik   lemler &lt;br/&gt;  Matematiksel  morfoloji    geometri  ve  ekile  dayanır. Morfolojik  ilemler  nesnenin  eklinin  &lt;br/&gt;karakterini korur .  &lt;br/&gt;  Bu  makalede    morfolojik  ilemler  iki  seviyeli  imgeler  üzerinde  uygulanmıtır.  Bu  nedenle &lt;br/&gt;uyarlanabilir eik  deeri  kullanılmıtır. Bu deeri bulmak için :         &lt;br/&gt;  mgenin  histogramı  yinelenen  ortalama  düzgünletiricisi  ile  düzeltilmitir.  Çekirdek  tabanlı &lt;br/&gt;düzgünletirici  de  denenmi,  ancak  çok  yava  çalıtıı  için  tercih  edilmemitir.  Histogram  &lt;br/&gt;düzgünletirildikten  sonra en  büyük deeri bulunmu, eik deeri en büyük deerin üçte birine    ilk &lt;br/&gt;ulatıı yer olarak alınmıtır. ( eik için , en büyük deerin yarısı na ve dörtte birine  ulatıı yerler de &lt;br/&gt;alınıp ilem yapılmı</description></item><item><title>AHŞAP YAPILAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahsap-yapilar-364000.html</link><description>ÖNSÖZ &lt;br/&gt;Ahşap geçmişten günümüze ulaşan bir köprü vazifesi görmektedir. Çağlar boyu insanoğlunun ısınma, barınma, aydınlanma gibi ihtiyaçlarını karşılayan ahşap 21. yüzyılın en önemli yapı malzemesi olmaya adaydır. Doğal hayata dönüşün yaşandığı günümüzde ahşap da günlük hayatımızdaki yerini giderek sağlamlaştırıyor.&lt;br/&gt;Hemen hemen bütün ihtiyaçlarımızda kullandığımız ahşabın bize getirdikleri inkar edilemez.&lt;br/&gt;&quot;Anadolu&quot;da ahşap, yapı malzemesi olarak binlerce yıllık bir geçmişe sahip.&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de 300 yıllık ahşap evler, 12. yüzyıldan kalma ahşap direkli camiler, M.Ö. 800&quot;den kalma ahşap mezar odaları var.&lt;br/&gt;Geçmişte ahşabı gereği gibi kullanmış, son dönemlerde ise terketmişiz.&lt;br/&gt;Tasarımcıdan, tüketiciye herkes ahşaptan kaçıyor. Halbuki ahşap, çağımızın çevre ve enerji sorununa en iyi yanıt verebilen malzeme.&lt;br/&gt;Dünya, ahşabı bir mühendislik konusu olarak araştırıp, 21. Yüzyılın alternatif yapı malzemesi olarak konumlamaktadır.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1. AHŞAP YAPILAR&lt;br/&gt;Çağın getirdiği teknolojiyle bir köşeye atılan ahşap, aslında teknoloji üzerinde kullanıldığı zaman vazgeçilemeyecek bir nimettir. İnsanlar, ahşabın kullanılmasıyla ormanların yok olacağını sanırlar. Bunun tam aksine, bilinçli bir tüketim ve koruma yapıldığı takdirde ormanların daha da arttığı istatistiklerce saptanmıştır. Bunun en güzel örneği, ahşabı en çok kullanan ülkelerden biri olan Amerika&quot;da görülmektedir. Amerika&quot;da ormanların her yıl kesilen miktarının % 23&quot;ü kadar orman büyümekte, yani kesilen her 100 ağaca karşılık 123 ağaç yetişmektedir.&lt;br/&gt;Beton, çelik vb. malzemelerin insan sağlığı ve konforu yönünden ahşaptan daha alt seviyelerde olması insanları artık yavaş yavaş ahşap konutlara yöneltmektedir. Depreme dayanımı, ısı yalıtımı, bilindiğinin aksine yangına karşı dayanımı, kolay işlenebilirliği, çabuk montajlanabilmesinden dolayı Amerika ve Avrupa ülkelerinde artık ahşap evler insanların birinci tercihi konumuna gelmiştir. Ülkemizde ise, eski kültürümüzün ahşaba dayanmasına rağmen ahşap konutlar fazla tercih edilmemektedir.&lt;br/&gt;Bu gün dünyadaki gelişmiş ülkelerin insanları, deprem bölgelerinde ahşap konutlarda oturmaktadır. En son geliştirilmiş teknolojilerle üretilen ahşap konutlar, depreme karşı betonarme konutlara kıyasla, en az üç kat daha fazla dayanıklıdır. Ahşap taşıyıcı sistemin esnek davranışı, malzeme olarak ahşabın kullanılması ve panellerin birleşme detaylarındaki özellikler nedeniyle deprem yükleri yumuşatılmakta ve etkisiz hale getirilmektedir. Bu ise sistemi, mevcut sistemler arasında depreme en çok dayanıklı sistem haline getirmektedir.&lt;br/&gt;1.1. AHŞABIN ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;1.Ahşap Yalıtkandır&lt;br/&gt;Ahşap gerekli işlemlerden geçirildikten sonra yüksek düzeyde ısı yalıtımı sağlar. Panel sistemler kullanıldığı zaman ahşabın yalıtımı daha da artacaktır.&lt;br/&gt;2.Ahşap Hafiftir&lt;br/&gt;Ahşabın kendi ağırlığı az olduğundan temele ulaşan yükler de az olacaktır. Çünkü zeminlerde kullanılması diğer sistemlere göre daha avantajlı olacaktır.&lt;br/&gt;3.Ahşap Dayanıklıdır&lt;br/&gt;Ahşap farklı iklim koşullarında dayanıklılık göster</description></item><item><title>KAPILAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kapilar-346132.html</link><description>l.Genel Bilgiler:&lt;br/&gt;Umumiyetle kapılar duvarlarda bırakılan ve geçmeye yarayan boşÂ¬lukları örtmeye yarar. Görecekleri fonksiyonlara göre tek veya çift kanatlı yapılırlar. Tek kanatlı kapılar için içten içe 0,90 -1,00 m. genişlik kafidir. Bu genişlik hela, kiler ve servis kapıları gibi tali kısımlar için 0,75 -0,80 m.ye kadar indirilebilir.&lt;br/&gt;Çift kanatlı kapılara 1,40 -1,60 m. genişlik ve 2,20-2,40 m. yükseklik verilir.&lt;br/&gt;İç kapı için kullanılacak kereste, çıralı çam veya köknardır. Dış kapılar ekseriya çıralı çanı veya meşeden yapılır.&lt;br/&gt;Ahşap kapılar genel olarak şöyle sınıflandırılabilir:&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1.  Adi kapılar,&lt;br/&gt;2.  İki katlı kapılar,&lt;br/&gt;3.  Doğrama kapılar,&lt;br/&gt;4. .Sürme kapılar,&lt;br/&gt;5.  Kontrplak kapılar,&lt;br/&gt;6.  Camlı kapılar,&lt;br/&gt;7.  Çarpma kapılar,&lt;br/&gt;8.  Sokak kapıları.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2.  Adi kapılar:&lt;br/&gt;Bahçe ve daha az mühim yerlere yapılan kapılar olup doğruda doğ-ruya duyara çarptırılırlar, bunlar üç cinstir. A.  Parmaklıklar kapılar, B.  Çakma kapılar, C.  Tutkallı kapılar.&lt;br/&gt;A.  Parmaklıklı kapılar.&lt;br/&gt;2,5 - 3,5 cm., kalınlıkta ve 4 - 5 cm. genişlikte rendelenmiş tahtalar-dan yapılır.- (Şek. B. 29. 1.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu lataların arasında münasip genişlik bırakılır (ekseriya kendi geÂ¬çekleri kadar). Bu parmaklıklar 12 -13 cm. genişlikte yatay ve eğik caklarla mıhlanırlar.&lt;br/&gt;B.   Çakma kapılar:&lt;br/&gt;2,5 - 3,5 cm. kalınlıkta 12 -16 cm. genişlikte rendelenmiş tahtalardan yapılırlar. Bu tahtalar birbirlerine geçirilirler. Bunda da yatay ve eğik şaklar olup bunlar da tahtalara çakılırlar. (Şek. B. 29. 2).&lt;br/&gt;C.  Tutkallı kapılar:&lt;br/&gt;3 cm. kalınlıkta ve 12 cm. genişlikte tahtalardan yapılmış düz. kapılardır. Bu tahtalar temizlenip alıştırıldıktan.sonra tahtalar kılıcına tutkallanır, bundan sonra 4 cm. kalplıkta 12 cm. genişlikte kırlangıç kuyruğu geçmeli kuşaklarla alttan ve üstten kuşaklanıp bu kuşaklar tutkallanıp çivilenmelidir. Burada eğik kuşağa ihtiyaç kalmaz. (Şekil....)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İki Katlı Kapılar&lt;br/&gt;Bu tip kapıların süslü planlan vasat evlerin sokak kapılarında, bir dereceye kadar garaj kapılarında, süssüz olanları çamaşırlık ve ahır gibi yerlerde kullanılır. Bunun esası iki kat kaplama tahtasını çivi ile çakmaktan ibarettir, iç tarafta kalan kat düşey tahtalarla, dış kaplama ise istediğimiz şekilde ve husus! başlı çivilerle çakılarak göze hoş görünen manzara temin edilebilir. Bu kapıların tahtaları ya zıvana lambalı olarak birleştirilir veya lambalı  yapılarak lamba kenarlarına kordon çekilir.&lt;br/&gt;Bunlar ya doğrudan doğruya kapı boşluğu üzerine veya kasa mahiyetinde bir telaro üzerine çarptırılır. (Şek. B. 29. 4).&lt;br/&gt;Doğrama kapılar:&lt;br/&gt;Ehemmiyetli oda kapıları sokak kapılan bu tipte yapılır. Kayıtlar-dan müteşekkil geçmeli bir çerçeveye tablalar yerleştirilerek yapılır. Her parça kendi başına çalıştığından çekme az olup kapı yüzünün küçülmesi az olur. Doğrama kapılar, bir kasa üzerine çarptırılırlar, kasa ile duvar arasındaki boşluk pervazlar ile örtülür. Bunlar bir veya iki kanatlı olabilir. Böyle bir oda kapısı 2 kısma ayrılır: a.  Kapı kanadı veya kanatlan b. Kasa ve pervazlar.&lt;br/&gt;a. Kapı kanatları&lt;br/&gt;Kapı kanatları 13 -15 cm. genişlikte 36-45 mm. kalınlıkta kayıtlarla, 15-20 mm. kalınlıktaki tablalardan (aynalardan) müteşekkildir. Bu tablalar l - 2 - 3 tane olabilir.&lt;br/&gt;Kanatları üstten alttan kayıtlarla çevrilmiştir, alt kayıt çatal zıvana Ue yan kayıtlara geçirilir (Şek. B. 29. 5). Tablaları hep aynı büyüklükte yapmalıdır.&lt;br/&gt;Ortada ve kenarda aynanın kayıtla birleşmesi   (Şek. B. 29. (Şek. B. 29. 7) de gösterilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b.  Kasa ve Pervazlar:&lt;br/&gt;Kapı    kanatlarının    kasalara    takılışı    ve    pervazların durumu (Şek. B. 29. 8) ve (Şek. B. 29. 9) da gösterilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kapı kasası ve pervazlarının duvara çakılması için alelade kapılarda duvara takozlar gömülür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;25 cm. ye kadar kalın duvarlara takılacak kasa 25 - 30 mm. lik rendelenmiş kalaslardan yapılır. Kasaların yan serenleri başlığa kırlangıç diş geçme yapılır. (Şek. B. 29. 12).&lt;br/&gt;Pervazlar ise köşelerde birbiriyle gönye burnu birleşir. (Şek. B. 29.13).&lt;br/&gt;25 cm. den daha kalın duvarlarda kasalar 12 -15 irim. kalınlıkta kit</description></item><item><title>KAVAK YONGASININ KURUTMA EĞRİLERİNİN DENEY YOLULA ELDE EDİLMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kavak-yongasinin-kurutma-egrilerinin-deney-yolula-elde-edilmesi-352861.html</link><description>Kavak Yongasının Kurutma Eğrilerinin Deney Yoluyla Elde Edilmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER ............................................................................................................. i&lt;br/&gt;ÖZET ...........................................................................................................................ii&lt;br/&gt;ABSTRACT................................................................................................................iv&lt;br/&gt;ÖNSÖZ ........................................................................................................................ v&lt;br/&gt;SİMGELER DİZİNİ ..................................................................................................vii&lt;br/&gt;ŞEKİLLER LİSTESİ .................................................................................................vii&lt;br/&gt;TABLOLAR DİZİNİ ................................................................................................... x&lt;br/&gt;1 . GİRİŞ ...................................................................................................................... 1&lt;br/&gt;2. YONGALARIN KURUTULMASI......................................................................... 2&lt;br/&gt;2.1. Kurutucu Tipleri .............................................................................................. 6&lt;br/&gt;2.1.1. Döner silindirli kurutucular ......................................................................... 6&lt;br/&gt;2.1.2. Çok Bantlı Kurutucular ............................................................................. 11&lt;br/&gt;2.1.3. Kontakt Kurutucular.................................................................................. 12&lt;br/&gt;2.1.4. Türbünlü Kurutucular................................................................................ 13&lt;br/&gt;2.1.5. Atık Gaz Akımlı Kurutucular.................................................................... 14&lt;br/&gt;2.1.6. Süspansiyon Tip Kurutucular.................................................................... 15&lt;br/&gt;2.1.7. Güneş Enerjisiyle Kurutma ....................................................................... 16&lt;br/&gt;2.2. Kurutucularda Otomatik Kontrol Sistemi........................................................ 17&lt;br/&gt;2.3. Kavakta Kurutma Olayı................................................................................... 19&lt;br/&gt;2.3.1. Kavak Odunu Ve Endüstriyel Kullanımı ................................................. 19&lt;br/&gt;2.4. Kurutma Teorisi............................................................................................... 21&lt;br/&gt;2.5. Kurutmada Meydana Gelen Olaylar................................................................ 22&lt;br/&gt;2.5.1. Suyun Yüzeyinden Buharlaşması.............................................................. 22&lt;br/&gt;2.5.2. Su Buhar Basıncı ....................................................................................... 22&lt;br/&gt;2.5.3. Nem (Rutubet) Miktarı .............................................................................. 22&lt;br/&gt;2.5.4. Denge Neminin Miktarı............................................................................. 22&lt;br/&gt;ii&lt;br/&gt;2.6. Kurutma Mekanizması..................................................................................... 24&lt;br/&gt;2.6.1. Kurutma Hızı............................................................................................. 24&lt;br/&gt;2.6.2. Sabit Kuruma Hızı Peryodu....................................................................... 25&lt;br/&gt;2.6.3. Azalan Kuruma Hızı Peryodu ................................................................... 28&lt;br/&gt;2.6.4. Kurutma İşlemi.......................................................................................... 28&lt;br/&gt;2.6.5. Kademeli Kurutma .................................................................................... 30&lt;br/&gt;2.6.6. Taze Hava Karışımlı Kurutma................................................................... 30&lt;br/&gt;3. MATERYAL VE METOT ....................................................................................... i&lt;br/&gt;3.1. Materyal...................................................................................</description></item><item><title>KARYOLA VE YATAKTA TEKNOLOJİK GELİŞMELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?karyola-ve-yatakta-teknolojik-gelismeler-393557.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;      Sayfa&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER2-3&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GİRİŞ (KARYOLA VE YATAKTA TEK. GELİŞMELER)4&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. TARİHÇE4&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mısır Dönemi4&lt;br/&gt;Mezopotamya Dönemi5&lt;br/&gt;Yunan Mobilya Sanatı5&lt;br/&gt;Roma Mobilya Sanatı5&lt;br/&gt;Roman ve Gotik Dönem6&lt;br/&gt;Rönesans Dönemi6&lt;br/&gt;Barok Dönemi7&lt;br/&gt;Rokoko Dönemi7&lt;br/&gt;XVI. Louis Stili8&lt;br/&gt;Thomas Chippendale8&lt;br/&gt;Robert Adam9&lt;br/&gt;George Hepplewhite9&lt;br/&gt;Thomas Sheraton9&lt;br/&gt;Empire Stili10&lt;br/&gt;Geleneksel Türk Karyola Örnekleri10&lt;br/&gt;Çağımız Modern Mobilyası11&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.ÜRETİM VE TİPLERİNE GÖRE KARYOLA VE YATAK ÇEŞİTLERİ12&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.1. KARYOLA13&lt;br/&gt;       3.1.1. AHŞAP KARYOLA14&lt;br/&gt;                 3.1.1.1. Masif14&lt;br/&gt;                 3.1.1.2. Yonga levha (Modüler)14-16&lt;br/&gt;                              A. Bir modüler mobilya fabrikasında üretim aşamaları17-18&lt;br/&gt;       3.1.1. METAL KARYOLA18&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2. YATAK19-21&lt;br/&gt;       3.2.1. YAYLI YATAK21&lt;br/&gt;                 A. Bir yatak fabrikasında üretim aşamaları22-23&lt;br/&gt;       3.2.2. İKİZ YATAK24&lt;br/&gt;       3.2.3. SANDIKLII YATAK BAZALARI24&lt;br/&gt;       3.2.4. İKİZ YATAK BAZALARI25&lt;br/&gt;       3.2.5. YAVRULU YATAK25&lt;br/&gt;       3.2.6. YATAK BAŞLIKLARI25&lt;br/&gt;       3.2.7. İLAVE YATAKLAR26&lt;br/&gt;       3.2.8. ALTLIKLAR26-27&lt;br/&gt;       3.2.9. HAREKETLİ YATAKLAR27&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.SONUÇ  VE ÖNERİLER28&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAYNAKLAR29&lt;br/&gt;EKLER29&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1) KARYOLA VE YATAKTA TEKNOLOJİK GELİŞMELER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yatak ve karyoladaki teknolojik gelişmeleri incelemek için öncelikle kelime anlamlarına bakmak gerekir:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YATAK:&lt;br/&gt;*Uyumak, dinlenmek gibi amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya.&lt;br/&gt;*Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılan şilte. &lt;br/&gt;*Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. &lt;br/&gt;*Üzerinde yatılabilecek her türlü şey.  &lt;br/&gt;KARYOLA:&lt;br/&gt;*Üzerine yatak yapılıp yatılan tahta veya metal kerevet. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tanımlardan da anlaşılabileceği gibi yatak ve karyola çeşitli malzemeler kullanılarak oluşturula bilinen, günlük ihtiyacımız olan uykunun vazgeçilmez mobilyasıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2) TARİHÇE:&lt;br/&gt;*Mobilya sanatının zamanımızdan binlerce yıl önce başladığını kanıtlayan örneklere bazı ülkelerdeki müzelerde rastlanmaktadır. İnsanoğlu tarafından, önceleri rahat oturmak için ağaçtan ve taştan yapılan mobilyalar, diğer sanat dallarında olduğu gibi, mimarinin bir iç donatım aracı olarak, antik çağdan günümüze kadar evrim geçirmiş; her ülkede olduğu kadar, aynı ülkenin ayrı sanatkarları arasında da değişik yapım tarzları ve modeller ortaya çıkmıştır.&lt;br/&gt;*Gereksinimlerin çoğalması, yapım alet ve makinelerinin icadıyla da mobilya stil ve modellerinin gelişmesi hızlanmış, sanatkarlar kendilerine özgü bir estetik, beceri ve düşünme kavramlarını mobilyaya aksettirmişler, yaşadıkları çağın yaşayış tarzı ve sanat üslubunu yansıtmışlardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mısır Dönemi (MÖ. 2700-1075) &lt;br/&gt;*Günümüze kalabilen ilk mobilya örnekleri Eski Mısırda görüldüğünden Mısır sanatı çok önemlidir. Mısır uygarlığından çok sayıda ahşap mobilya ve aracın kalmasının nedeni, kullanılan ahşap malzemenin kuru çöl ikliminde bozulmamasına bağlanabilir. &lt;br/&gt;*İşlenmiş ağaç malzemeden lifler ile bağlanmış kaba yapılı yataklar kullanılmıştır. &lt;br/&gt;*Mobilya konstrüksiyonlarında bağlayıcı ve hareketli aksesuar olarak önceleri basit pimler, daha sonra ise basit menteşeler ve çiviler kullanılmış; geniş tablalar dar parçalardan kinişli, kavelalı ve yabancı çıtalı olarak hazırlanmış, zıvanalı, kırlangıç kuyruğu geçmeli ve gönye burun birleştirmeler yaygın olarak uygulanmıştır.&lt;br/&gt;*Ağaç malzemedeki kusurlar yamanmış, çatlaklar özel macun ile doldurulmuş, yüzeyler boyanmış, kaplama kullanılmış ve lüks mobilyalarda abanoz ağacına altın ve gümüş ile kakmalar yapılmıştır.&lt;br/&gt;*Rendenin bilinmediği, bunun yerine kumtaşından yararlanıldığı bu dönemde marangozluk aracı olarak keser, balta, yaylı matkap, keski, tokmak, uç testere ve ağaçtan yapılmış tornalar, ahşap malzeme olarak da akasya, akçağaç, ılgın, ardıç, sedir ve servi kullanılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mezopotamya Dönemi (MÖ. 4000-700)&lt;br/&gt;*Fırat ve Dicle nehirleri arasında bulunan bölgede Sümerler, Akadlar, Elamlar, Asurlar büyük uygarlıklar kurmuşlardır. Bu uygarlıkların mobilya ve eşyaları çok süslemeli olmalarına karşın, Mısır sanatındaki kadar dengeli ve uyumlu değildir. Ayrıca ahşap malzeme fazla kullanılmamış, metal aksesuarlara daha fazla önem verilmiş olup, bu bölgede yapılan arkeolojik kazılarda çok sayıda heykel ve süs eşyası elde edilmiş, insan figürlerine, bronz kelepçelere, sarmal metal süslere, mobilya ayaklarında aslan pençesi ve kozalak şekillerine rastlanmış</description></item><item><title>AĞAÇLANDIRMANIN ÖNEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agaclandirmanin-onemi-381571.html</link><description>AĞAÇLANDIRMANIN ÖNEMİ1&lt;br/&gt;DÜNYADA İLK AĞAÇLANDIRMA2&lt;br/&gt;TÜRKİYE&quot;DE AĞAÇLANDIRMANIN BAŞLANGICI3&lt;br/&gt;BUGÜNE KADAR YAPILAN AĞAÇLANDIRMA NEDİR?4&lt;br/&gt;AĞAÇLANDIRMA VE İSTİHDAM5&lt;br/&gt;AĞAÇLANDIRMADA MEKANİZASYON6&lt;br/&gt;AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARINDA UYGULANAN YAKLAŞIMLAR6&lt;br/&gt;ORMAN YANGINLARI VE AĞAÇLANDIRMA7&lt;br/&gt;ORMANLARIMIZIN VERİMİ VE TÜKETİMİMİZ8&lt;br/&gt;DÜNYADA İLK AĞAÇLANDIRMA9&lt;br/&gt;TÜRKİYE&quot;DE AĞAÇLANDIRMANIN BAŞLANGICI9&lt;br/&gt;BUGÜNE KADAR YAPILAN AĞAÇLANDIRMA NEDİR?11&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AĞAÇLANDIRMANIN ÖNEMİ &lt;br/&gt;Ormancılıkta gerçek yatırım, ağaçlandırma ve ormanın tabii yoldan yenileme çalışmalarıdır. Vaktiyle 50 milyon hektar olduğu tahmin edilen orman sahalarımız, bugün 20.7 milyon hektara inmiş bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki bu alanların % 52&quot;si ağaçlandırmalarla prodüktif hale gelmeyi bekleyen bozuk orman sahası durumundadır. Bu saha, bütün İsviçre ormanlarının 12 katına eşittir. Bu verimsiz orman alanların ülke kalkınmasında ve hızla artan orman ürünlerine olan ihtiyaçtan dolayı ağaçlandırmalar ile prodüktif hale getirilmesi Türkiye ormancılığı ve Ülkemiz ekonomisi açısından büyük önem taşımaktadır. &lt;br/&gt;Türkiye&quot;de başta Karadeniz ve Akdeniz bölgelerimizin uygun kesimleri ile Batı Anadolu, ormancılık açısından oldukça yüksek bir potansiyel verime sahip bulunmaktadır. Ayrıca bu yörelerde, hızlı gelişen yerli ve yabancı türler kullanılarak birim alandaki verimi artırmak mümkündür. Nitekim sahil çamı ağaçlandırmalarında yapılan hasılat araştırmalarına göre; 1.bonitete sahip bir hektardaki sahanın ortalama artımının 13,8 m3 yıl olduğu saptanmıştır. Bu değer okaliptüste 30-32 m3&quot;e kadar ulaşmaktadır. Türkiye&quot;de yapılan tespitler entansif (yoğun kültür metodu) yöntemlerle hızlı büyüyen türlerin yetiştirilmesine uygun sahaların 1 milyon hektara ulaşabileceğini ortaya koymuştur. Sadece bu alanların ağaçlandırılması ile yılda 10 milyon m3 hasılatın alınabileceği belirlenmiştir. Türkiye&quot;de yıllık ortalama cari artımın 22,1 milyon m3 olduğu dikkate alındığında bu değerin Ülke ekonomisine yapacağı katkı daha iyi anlaşılmaktadır. &lt;br/&gt;Ekonomik ağaçlandırma çalışmalarının yanında toprak korumaya, su dengesini sağlamaya veya rekreasyon ihtiyaçları karşılamaya yönelik çok amaçlı diğer ağaçlandırmaları da dikkate alma zorunluluğu vardır. &lt;br/&gt;Ağaçlandırma çalışmalarının erozyonu önleyici olmasının yanı sıra meskun yerlerde rüzgar, gürültü ve toz etkilerini azaltması, büyük sanayi kentlerinde havayı temizleyerek sağlığa katkı sağlaması da birer hizmet üretimidir. &lt;br/&gt;Türkiye&quot;de yılda denizlere taşınan toprağın 500 milyon tondan fazla olduğu ve bunun yılda 2 Milyon dekarlık bir tarım arazisinin kaybı anlamına geldiği dikkate alınırsa sadece toprak koruma amacına yönelik ağaçlandırmaların tarım arazilerine kazandıracağı imkanların ne kadar büyük olacağı açıkça görülecektir. Bu sebeple ağaçlandırmalarda sadece odun hammaddesi üretimi açısından karlılığın kriter alınması günümüzde yetersiz kalmaktadır.&lt;br/&gt;Ülkemizin % 86&quot;sında; hafiften şiddetliye, aktif durumdaki mevcut erozyonun, Ülkemiz toprağının elden çıkmadan ve enerji kaynağı olan barajlarımızın siltasyonla dolmadan ağaçlandırmalar yoluyla durdurulması,  büyük önem arz etmektedir. Ülkemizde arazi yapısı dağlık ve oldukça da engebelidir. Yüksek bölgelerde ormanlar ve meralar yer alırken taban arazilerde tarım yapılmaktadır. Ağaçlandırma çalışmaları, genelde üst havzalarda yapıldığından yağmur sularının yüzeysel akışa geçmesini yani sel ve taşkınları önlemektedir. Bu fonksiyonu nedeniyle ağaçlandırma çalışmaları, tarım topraklarımızın verimliliğini ve bu verimliliğin devamını emniyet altına alan bir sigorta durumundadır.&lt;br/&gt;DÜNYADA İLK AĞAÇLANDIRMA  &lt;br/&gt;Ağaçlandırmanın çok çeşitli tanımları vardır. En kısa ve basit tanımı; insan eliyle orman oluşturmaktır. Daha geniş tanımı ise; insan hayvan veya makine gücü ve bunlara monte edilmiş ekipmanlar (pulluk, riper, tarak) ile toprağın işlenerek kırıntılı bir yapıya kavuşturulması ve bu özelliklere kavuşturulan yerlere orman fidanlıklarında yetiştirilen fidanların dikim mevsiminde (sonbahar, kış, ilkbahar) dikilmesi işlemine denir. Dikim işlerini takiben 5-7 yıl süre ile yapılacak bakım ve koruma işlemleri ağaçlandırma işlemlerinin devamı olarak kabul edilmektedir.</description></item><item><title>ORMAN ÜRÜNLERİ ENDÜSTRİSİNDE ISO STANDARTLARI VE YÖNETİM KALİTESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?orman-urunleri-endustrisinde-iso-standartlari-ve-yonetim-kalitesi-346272.html</link><description>ORMAN ÜRÜNLERİ ENDÜSTRİSİNDE ISO STANDARTLARI VE YÖNETİM KALİTESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;1. ORMAN ÜRÜNLERİ ENDÜSTRİSİNDE ISO STANDARTLARI VE YÖNETİM KALİTESİ1&lt;br/&gt;1.1.Kalite Kavramının Tanımı ve Tarihsel Gelişimi1&lt;br/&gt;1.1.1. Kalite Kavramının Tanımı1&lt;br/&gt;1.2. Bir Kalite Sistemi Olarak ISO 9000 Serisi5&lt;br/&gt;1.2.1. ISO 9000 Nedir?5&lt;br/&gt;1.2.2. ISO 9000 Serisi5&lt;br/&gt;1.2.2.1. ISO 9000 Giriş ve Standardın Ana Hatları6&lt;br/&gt;1.4. Türkiye Orman Endüstrisi6&lt;br/&gt;1.4.1. Türkiye Orman Endüstrisi ve ISO 90006&lt;br/&gt;1.3.2. Gümrük Birliğine Girerken7&lt;br/&gt;1.4. Yönetim Kalitesi8&lt;br/&gt;1.4.1. Yönetim Kalitesi ve ISO 90008&lt;br/&gt;1.4.1.1. Kalite Politikası9&lt;br/&gt;1.4.1.2. Organizasyon10&lt;br/&gt;1.4.1.3. Yönetimin Gözden Geçirilmesi13&lt;br/&gt;KAYNAKLAR15&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1. ORMAN ÜRÜNLERİ ENDÜSTRİSİNDE ISO STANDARTLARI VE YÖNETİM KALİTESİ&lt;br/&gt;1.1.Kalite Kavramının Tanımı ve Tarihsel Gelişimi &lt;br/&gt;1.1.1. Kalite Kavramının Tanımı&lt;br/&gt;Kalite sözcüğü kullanım amacına göre değişik anlamlar ifade edebilir. Birçok kişiye göre kalite pahalı, lüks, az bulunur, üstün nitelikte ve benzeri kavramlarla eş anlamlıdır. Teknik formasyondaki kişilere göre ise kalite standartlara uygunluk ile özdeştir. Tek bir cümle ile açıklamak gerekirse,&lt;br/&gt;Kalite, istenen özelliklere uygunluktur.&lt;br/&gt;Dikkat edilecek olursa, bu ifade iki öğeden oluşuyor;&lt;br/&gt;1. İstenen özellikler&lt;br/&gt;2. Bu özelliklere uygunluk&lt;br/&gt;Bir ürün veya hizmetin istenen özelliklere sahip olması tasarım kalitesi ile ilgilidir. Örneğin, bir otonun otomatik ya da düz vitesli olması bir tasarım meselesidir. Aynı otonun döşemesinin deri ya da plastik olması da yine bir tasarım konusudur. Benzer şekilde, bir kol saatinin kayışı plastik, deri, çelik ya da altın olabilir.&lt;br/&gt;Uygunluk kalitesi ise, müşteriye sunulan ürünün belirlenmiş olan tasarıma ne kadar uyduğu ile ilgilidir. Yukarıda sözü edilen otomatik vitesli otonun diyelim ki 30, 60,90 ve 120 km/saat düzeyindeki hızlarda kendiliğinden vites değiştirmesi tasarlanmış olsun. Eğer üretilen tüm otolar gerçekten bu hızlarda vites değiştiriyorsa, uygunluk kalitesi mükemmeldir Değilse (uygunluk) kalitesi düşük demektir. Diğer örnekler için de performans kriterlerine uygunluk ölçütleri söz konusudur. Kısaca özetlemek gerekirse, kalite:&lt;br/&gt;1. Tasarım Kalitesi          2. Uygunluk Kalitesi&lt;br/&gt;olarak iki bileşenden oluşur. Ancak burada bir özelliğe dikkat edilmesi gerekir. Her ne kadar uygunluk kalitesi sayısal olarak ifade edilebilirse de - örneğin tasarıma hangi oranda uyulduğu ya da üretilen ürünlerin % kaçının belirlenen normlar içinde kaldığı gibi - tasarım kalitesi için sayısal bir ifade kullanmak aynı derecede kolay değildir.&lt;br/&gt;Mal ve hizmet üreten kuruluş açısından iki farklı durum söz konusu olabilir. Bunlardan biri, tasarım özelliklerinin üretici kurulusun inisiyatifi dışında oluştuğu durumdur. Mesela ürün özellikleri müşteri tarafından belirlenebilir, ya da sanayi sektöründe geçerli olan normlara (Standartlara) uygunluk gerekebilir (Özellikle, ara malı niteliğindeki ürünlerde belli standartların geçerli olması çok yaygındır). Kimi ürünlerde ise tasarımın özelliklerini kuruluş belirler. Nihai tüketime dönük üretim yapan tekstil, elektronik, dayanıklı tüketim mallan vb. gibi ürünlerde tasarım büyük önem taşır. Bu gibi durumlarda kalitenin her iki bileşeni birleşip, müşteri açısından algılanan tek bir Kalite boyutuna dönüşür. Nitekim ünlü kalite üstadı Dr. Juran kaliteyi kullanıma uygunluk (Fitness for use) olarak tarif etmektedir Yani hem tasarım müşterinin ihtiyacını karşılayacak özellikte olmalı, hem de ürün tasarıma uygun şekilde üretilip müşteriye teslim edilmelidir (Kavrakoğlu, 1993).&lt;br/&gt;Tercih edilen özelliklerin &lt;br/&gt;ürün tasarımında yer alması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tasarım Kalitesi &lt;br/&gt;Kalite&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Uygunluk Kalitesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gerçekleşen üretimin tasarımda &lt;br/&gt;belirtilen özelliklere uyması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kalite Anlayışının Tarihsel Gelişimi&lt;br/&gt;Kalite düşüncesinin gelişmesi incelendiğinde başlıca iki dönüm noktası göze çarpmaktadır.&lt;br/&gt;İki, günümüz boyutlarında olmasa da büyük miktarlarda üretime imkan sağlayan Endüstri Devrimi, ikincisi ise kalite ve üretkenliğe yeni bakış açılan getiren ikinci Dünya Savaşıdır. Bu iki olay bir öncek</description></item><item><title>AHŞAP ATÖLYESİNDE KULLANILAN EL ALETLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahsap-atolyesinde-kullanilan-el-aletleri-342199.html</link><description>AHŞAP ATÖLYESİNDE KULLANILAN EL ALETLERİ&lt;br/&gt;Aletler: &lt;br/&gt;Asırlar boyunca insanlar işlerini daha kolay ve daha etkili olarak yapabilmek için kalıplar ve araçlar icat etmişlerdir. Bu araçlara genellikle alet denir. Bunlar çok çeşitli olup bir kısmı gayet basit diğer bir kısmı ise oldukça karışıktır.  Kompleks araçlar daha ziyade makine diye sınıflandırılır. Birçok makinalar şaşılacak derecede geliştirilmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alet ve makinalar, bir  işin yapılışında büyük ölçüde mekaniksel üstünlük, hassasiyet, sürat verim ve bazen güvenlik sağlar. Uygun aletleri seçip kullanan bir kimse iyi bir yapabilir, fakat, aksine olarak, sadece işçiliğe güvense veya kaba ve ilkel aletler kullanılmış olsa belki de bir şey yapamazdı. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İnsanlar, daha büyük verim sağlamak için yaptığı çalışmalarla eski aletleri geliştirmekte ve yenilerini icat etmektedir. Bugünkü konstrüksiyon metodlarında, yeni gereçlerin kullanılması aletlerin  kalite ve görünüşü ile birlikte verimliliğini de artırmıştır. Aletler ve özel fonksiyonları mekaniğin basit makinalardaki prensiplerine göre sınıflandırılır. Nitekim ağaç işlerinde kullanılan kesici aletler (bıçaklar, testereler, rendeler ve düz kalemler) kama şeklinde çakma ve vidalama aletleri (çekiçler, otomatik tornavidalar ve matkap kolları) sırası ile kaldıraç, eğik düzlem ve volan ve mile örneklerdir. Kama, eğik düzlem ve vidanın uygulanması ise delme aletlerdir. Gerçekten, bazı aletler birkaç basit makinanın  bileşiminden meydana getirilmiştir. Komplike motorlu aletler, mekanikte görülen altı basit makinadan herbirinin uygulanması ile elde edilir. Bunlar; kama, kaldıraç, eğikdüzlem vida, çark ve mili ile makaradır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaçişleri aletlerinin adı ve yapılan işe göre sınıflandırılması, bunların kullanılış ve amaçlarını belirtir, böylece tornavida  bir vidalama aleti;  testere  bir kesme aleti; gönye ise kontrol ve markalama aletidir. Bir aletin işleyiş prensibine uyan basit makinalar hakkında edinilecek  bilgiler, mekaniksel üstünlük ve verim sağlamak için bu aletin ve esas parçalarının işleyişini kavramamıza yardım eder. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaçişleri aletleri, yapılan işe göre: ölçme, markalama ve kontrol, kesme ve delme, vidalama, çakma,  tutturma ve sıkma ve bileme aletleri olarak sınırlandırılır. Ölçme, markalama ve kontrol aletleri dışında kalan bütün aletler kaldıraç, kama eğik düzlem, volan ve mile, marka ve vidaya ait örneklerdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kama:&lt;br/&gt;Bıçaklar, rendeler, düzkalemler, oyma  kalemleri, eğeler, testereler, el baltaları gibi aletlerin ağız ve dişleri ile çeşitli matkapların kesici ağızları kama kama örnekleridir. Dişli olanlarda bir seri kesici kamalar vardır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaçişleri kesme aletleri kesme aletlerinin kamaları, ağaç liflerini kesme, parçalama, kazma ve yarma suretiyle birbirinden ayırır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaldıraç: &lt;br/&gt;Kuvvet  veya basınç isteyen bazı aletlerinin kullanılmasında kaldıraçtan yararlanılır. Bazen dayanma noktası kolun bir kısmı üzerindedir. Bazen de bu aletin bilhassa yapılmış bir özelliğidir. Zımba kolları, kerpetenler, penseler, mengene sapları ve çekiç kaldıraçlardan bazı örneklerdir. Testereler, sistreler, düz kalemler, rendeler ve diğer aletler kaldıraç ve kamanın birleşik şekilleridir. Kama, kesen kısımdır; sap ise kullanana kaldırma imkanı sağlar. Bir çiviyi çakmak için 25cm uzunluğunda sapı bulunan 500 gramlık bir çekicin sapı ucuna 5 kg&quot;lık bir kuvvet uygulanırsa çivi 62.5 kilogramlık bir kuvvetle çakılmış olur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Misal: Çekicin ağırlığı x sapa uygulanan kuvvet x sapın uzunluğu= Elde edilen kuvvet. &lt;br/&gt;0.5 kg x 5 kgx 25cm = 62.5 kg. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eğik Düzlem: &lt;br/&gt;Amerikan matkapları, helisel matkaplar ve otomatik tornavidalar eğik düzlem uygulamasına ait örnektirler. Burada mekanik kolaylık ve verimlilik; mukavemeti veya ağırlığı bir eğik düzlem veya helezonda olduğu gibi dağıtarak, dolaylı olarak yavaş bir çekme ve kaldırma yolu ile elde edilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vida:&lt;br/&gt;Bazı aletlerin helisel bir kısmı veya vidası vardır ve bu sayede büyük basınçlar kolaylıkla elde edilebilir. Vidanın uygulanmasına işkenceler, el vidaları, mengeneler ve mandrenler</description></item><item><title>.AHŞAP YAPILAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?.ahsap-yapilar-363917.html</link><description>2.AHŞAP YAPILAR&lt;br/&gt;Çağın getirdiği teknolojiyle bir köşeye atılan ahşap, aslında teknoloji üzerinde kullanıldığı zaman vazgeçilemeyecek bir nimettir. İnsanlar, ahşabın kullanılmasıyla ormanların yok olacağını sanırlar. Bunun tam aksine, bilinçli bir tüketim ve koruma yapıldığı takdirde ormanların daha da arttığı istatistiklerce saptanmıştır. Bunun en güzel örneği, ahşabı en çok kullanan ülkelerden biri olan Amerika&quot;da görülmektedir. Amerika&quot;da ormanların her yıl kesilen miktarının % 23&quot;ü kadar orman büyümekte, yani kesilen her 100 ağaca karşılık 123 ağaç yetişmektedir.&lt;br/&gt;Beton, çelik vb. malzemelerin insan sağlığı ve konforu yönünden ahşaptan daha alt seviyelerde olması insanları artık yavaş yavaş ahşap konutlara yöneltmektedir. Depreme dayanımı, ısı yalıtımı, bilindiğinin aksine yangına karşı dayanımı, kolay işlenebilirliği, çabuk montajlanabilmesinden dolayı Amerika ve Avrupa ülkelerinde artık ahşap evler insanların birinci tercihi konumuna gelmiştir. Ülkemizde ise, eski kültürümüzün ahşaba dayanmasına rağmen ahşap konutlar fazla tercih edilmemektedir.&lt;br/&gt;Bu gün dünyadaki gelişmiş ülkelerin insanları, deprem bölgelerinde ahşap konutlarda oturmaktadır. En son geliştirilmiş teknolojilerle üretilen ahşap konutlar, depreme karşı betonarme konutlara kıyasla, en az üç kat daha fazla dayanıklıdır. Ahşap taşıyıcı sistemin esnek davranışı, malzeme olarak ahşabın kullanılması ve panellerin birleşme detaylarındaki özellikler nedeniyle deprem yükleri yumuşatılmakta ve etkisiz hale getirilmektedir. Bu ise sistemi, mevcut sistemler arasında depreme en çok dayanıklı sistem haline getirmektedir.&lt;br/&gt;       3.AHŞABIN ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;1.Ahşap Yalıtkandır&lt;br/&gt;Ahşap gerekli işlemlerden geçirildikten sonra yüksek düzeyde ısı yalıtımı sağlar. Panel sistemler kullanıldığı zaman ahşabın yalıtımı daha da artacaktır.&lt;br/&gt;2.Ahşap Hafiftir&lt;br/&gt;Ahşabın kendi ağırlığı az olduğundan temele ulaşan yükler de az olacaktır. Çünkü zeminlerde kullanılması diğer sistemlere göre daha avantajlı olacaktır.&lt;br/&gt;3.Ahşap Dayanıklıdır&lt;br/&gt;Ahşap farklı iklim koşullarında dayanıklılık gösterebilen bir malzemedir. Özel maddelerle desteklenen ahşap, her türlü tahribatı tamamen engeller. Montajdan hemen sonra üzerine yükleme yapılması mümkündür.&lt;br/&gt;4.Çok Amaçlıdır&lt;br/&gt;Bir yapıyı temelden çatıya kadar sadece ahşapla inşa etmek mümkündür. Ayrıca sanatsal ve dekorasyon amaçlı olarak da kullanılabilir.&lt;br/&gt;5.Çevre Dostudur&lt;br/&gt;Ahşap bilindiği üzere tam bir çevre dostudur. Ahşap kendi çevresiyle kimyasal dengelidir. Yani çevresini etkilemez ve çevresinden etkilenmez. Ayrıca insanların sağlığı yönünden en güvenilir malzemedir.&lt;br/&gt;6.Ahşap Enerji dostudur&lt;br/&gt;İmal edilirken ve inşa edilirken diğer yapı malzemelerine göre çok daha az enerji kullanılır. Ahşap bir evi ısıtmak için de çok daha az enerji harcanır.&lt;br/&gt;           4.AHŞAP EV TEKNOLOJİSİNİN AVANTAJLARI&lt;br/&gt;Kent yaşamından kaynaklanan problemlerin, ileri ülkelerdeki en yaygın çözümü olan &quot;tek aileye mahsus ev&quot; uygulamasını endüstriyel boyuta taşıyan ahşap evin pek çok avantajlarından bazıları şunlardır:&lt;br/&gt;1.Teknolojik yapısı ve olanakları nedeniyle siparişten sonra kısa bir sürede teslim edilmektedir.&lt;br/&gt;2.Esnek yapısı, malzeme olarak ahşabın kullanılması ve panellerin birleşme detaylarındaki özellikler nedeniyle mevcut sistemler arasında depreme en çok dayanıklı olan sistemdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çizelge 1. D4 Tutkalı ile Üretilen Lamine Ahşap Yapı Elemanlarının Özellikleri&lt;br/&gt;DENEYSARIÇIMİTHAL ÇAM&lt;br/&gt;Eğilme Direnci (N/mm²)&lt;br/&gt;Eğilme Elastik Modülü (N/mm²)&lt;br/&gt;Eğilme Emniyet Gerilmesi (&amp;#61555;cmcn3)&lt;br/&gt;Basma Direnci (N/mm²) (Liflere Paralel)&lt;br/&gt;Basma Emniyet Gerilmesi (&amp;#61555;cmcn3)&lt;br/&gt;Yapışma Direnci (Yapışma yüzeyine paralel)&lt;br/&gt;Yapışma Emniyet Gerilmesi (&amp;#61555;cmcn3)49.3&lt;br/&gt;5916&lt;br/&gt;16.4&lt;br/&gt;54.3&lt;br/&gt;18.1&lt;br/&gt;19.9&lt;br/&gt;6.643.2&lt;br/&gt;5184&lt;br/&gt;14.4&lt;br/&gt;44.4&lt;br/&gt;14.8&lt;br/&gt;20.0&lt;br/&gt;6.6&lt;br/&gt;Yoğunluk (g/cmÂ³)&lt;br/&gt;Rutubet (%)0.63&lt;br/&gt;120.52&lt;br/&gt;12&lt;br/&gt;Buna göre denemeye alınan sarıçam ve ithal çam lamine ahşap yapı elemanlarının (eğilme: 8 x 12 x 240 cm. 6 katmanlı, Basma 8 x 8 x 250 cm. 4 katmanlı) ölçülen direnç değerleri standartlara uyum sağlamaktadır.&lt;br/&gt;3.Ahşabın malzeme olarak özelliği ve nefes alabilme yeteneği dolayısıyla &quot;sıhhi&quot; oluşu ve rutubet barındırmamasıdır. Bu özellik kullanıcılar açısından romatizma problemlerinin yok oluşu anlamına gelir.&lt;br/&gt;4.Alman DIN normlarına uygun detay çözümleri ve yüksek izolasyon katsayısı nedeniyle ısı kaybı yoktur. Bu özellik yapının ısıtma ve/veya soğutma giderlerinin en aza indirilmesi anlamına gelir. Panellerin ısı geçirgenlik dirençleri Türkiye&quot;deki bölgeler için en a</description></item><item><title>MOBİLA ENDÜSTRİSİNDE HAZIR SENTETİK YÜZE KAPLAMA MALZEMELERİ VE DEKOR KAĞIDI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mobila-endustrisinde-hazir-sentetik-yuze-kaplama-malzemeleri-ve-dekor-kagidi-351559.html</link><description>Mobilya Endüstrisinde Hazır Sentetik Yüzey Kaplama Malzemeleri Ve Dekor Kağıdı &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mobilya endüstrisinin ana materyallerinden, özellikle levha ürünlerinde (Yonga levha, MDF, Kontrplak v.b) gerek estetik gerekse direnç özelliklerinin iyileştirilmesi ve değerinin arttırılması amacıyla yüzeylerin kaplanması önemli bulunmaktadır. Bu amaçla geliştirilen, hazır sentetik yüzey kaplama malzemeleri (Laminatlar (HPL/CPL), melamin filmler, kağıt folye v.b.)&quot;nin temel malzemesini oluşturan dekor kağıdı ve bunu kullanan endüstri dalları, özellikle 1980&quot;li yıllardan itibaren büyük bir gelişme içerisine girmiş bulunmaktadır. Öyle ki, dekor kağıdı kökenli malzemelerden üretilen mobilya yüzeyleri, Batı Avrupa&quot;da tüm mobilya yüzeylerinin % 50&quot;sinin üstünde olduğu tahmin edilmektedir. Dünyada kağıt esaslı yüzey kaplama malzemeleri ve özellikle melamin filmlerin üretiminde ortalama yıllık % 5.5&quot;lik bir artış söz konusu olup, dünya dekor kağıdı üretimi 1994 yılı itibariyle 400.000 ton olarak gerçekleşmiştir. Toplam dekor kağıdı üretiminin ortalama % 60&quot;lık bölümünün, 4 büyük firma tarafından gerçekleştirildiği görülmüştür. Dekor kağıdının sürekli gelişen özellikleri ve avantajları ile gelişimini gelecekte sürdüreceği, bu nedenle ülkemizde de dekor kağıdı üretiminde yerli üretim imkanının sağlanması ve gerekli teşviklerin yapılarak, mevcut çalışmalara destek olmasının önemi ve gereği ortaya çıkmıştır.&lt;br/&gt;1.Giriş: &lt;br/&gt;Mobilya ve dekorasyonda, büyük bir tüketim potansiyeli bulunan laminatlar başta olmak üzere, hazır yüzey kaplama sistemlerinin temel malzemesinden dekor kağıtları; malzemenin kalitesini etkilemesi yanında, onun estetik ve fonksiyonel özellikleri ile direnç değerlerini yükseltmesi bakımından büyük bir öneme sahiptir. Günümüzde seri mobilya üretiminin ana mataryali olarak hizmet eden levha ürünlerinde (Yongalevha, MDF, Kontrplak vb.), malzeme yüzeyinin kaplanması ve değerinin arttırılması gerek estetik gerekse direnç özelliklerinin iyileştirilmesi yönünden önemli bulunmaktadır. Bu amaçla, levha ürünlerinde yüzeye genellikle HPL/CPL laminatları, melamin reçine filmi veya finiş folye kaplanmakta olup, dekor kağıtları işte bu yüzey kaplama malzemelerinin temel malzemesini oluşturmaktadır. Özellikle 1980&quot;li yıllardan itibaren dünya ticaretinin gelişmesine paralel olarak dekor kağıdı ve bunu kullanan endüstri dalları, bir yandan rekabet koşulları nedeniyle, diğer taraftan da kaliteli ürün elde etmek amacıyla uluslararası piyasada yeralma çabası içine girmiş bulunmaktadır. Ancak son yıllarda Avrupa&quot;da dekor baskı makineleri, emprenye tesisleri, laminasyon presleri ve de taşıyıcı malzeme olarak yongalevha ve MDF üretiminde duraklama görülmektedir. (Limbach, 1996). Dekor kağıdı endüstrisinde dünyada bilinen birkaç firma hakim bulunmakta olup, bu çalışmada, geniş ölçüde bu piyasada en büyük paya sahip PWA Dekor firmasının verileri esas alınmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Yüzey Kaplama Malzemeleri ve Dekor Kağıdının Değerlendirilmesi:&lt;br/&gt;Mobilya ve dekorasyon sektöründe, levha ürünleri için alternatif yüzey kaplama malzemelerinden önemli bulunanlar Şekil 1&quot;de, dekor kağıdının değerlendirilmesi ve üretimdeki iş akışını gösterecek şekilde verilmektedir. Metal, tekstil ve diğer yüzey kaplama malzemelerine ise, mobilya sektöründeki düşük (daha az) kullanımları nedeniyle bu şekilde yer verilmiştir. Dekor kağıt yapıştırılmış yüzey, özellikle duroplastik melamin reçinesi ile bağlantılı olup, endüstri toplumlarında gelişen ileri üretim teknolojisiyle beraber belirgin ve artan bir öneme sahiptir. Nitekim, dekor kağıdı kökenli malzemeden üretilen mobilya yüzeyleri, Batı Avrupa&quot;da tüm mobilya yüzeylerinin % 50&quot;sinin üstünde olduğu tahmin edilmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. Dekor kağıdınını kullanım alanları :&lt;br/&gt;Dekor kağıtlarınının kullanıldığı malzemeleri şu şekilde sıralayabiliriz;&lt;br/&gt;1- HPL/CPL (Yüksek basınç laminatı / Rulo laminatı)&lt;br/&gt;2- LPL (Düşük basınç laminatı, melamin filmleri (MFC), melamin kaplı yonga levha)&lt;br/&gt;3- PBP (Baskı Kağıdı)&lt;br/&gt;4- Dekor folye (Finiş folye)&lt;br/&gt;Avrupa&quot;da yüzey kaplama malzemelerinden</description></item><item><title>EN İYİ KESME İLERLEMESİNİ NASIL HESAPLAYABİLİRİZ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?en-iyi-kesme-ilerlemesini-nasil-hesaplayabiliriz-436717.html</link><description>En iyi kesme ilerlemesini nasıl hesaplayabiliriz? &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Takım kataloglarında sunulan değerleri aşağıdaki denklemlerde kullanarak uygun dönme ve ilerleme hızlarını hesaplayınız.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Önce seçtiğiniz kesme yöntemindeki kesme derinliği ad ve kesme genişliği ae için izin verilen kesme Vc hızını katalogdan seçin. Aşağıdaki formül ile önce iş mili dönme hızını hesaplayın; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Daha sonra katalogtan kesici ağız başına verilen ilerleme değerini Fz ve kesici ağız sayısını Z kullanarak ilerleme hızı saptanır. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Saptanan değerlerle yukarıdaki işlemin talaş kaldırma hacmi hesaplanmak isteniyorsa aşağıdaki formül kullanılmalıdır.  &lt;br/&gt;Vc = Kesme Hızı (m/min)Fz = Diş başına ilerleme (mm/kesici ağız)Vf = İlerleme Hızı (mm/min)D = Takım Çapı (mm)S = Spindle Hızı (rpm)ad = Kesme derinliği (mm)ae = Kesme genişliği (mm)Z = Ağız sayısıQ = Talaş Kaldırma Hacmi (cmÂ³/min)  &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                         &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                  Takım nasıl tutulur? &lt;br/&gt;Takım tutucular çok çeşitlidir. Farkların ne olduğunu kısaca anlatan tablo aşağıdadır.  &lt;br/&gt;Kenar kilitlemeli takım tutucu (Pens&quot;li sistem) Bu tutucuların her ikiside HSM için uygun değildir. Çünkü düşük hassasiyet ve balansa sahiptirler. &lt;br/&gt;Frezeleme aynası&lt;br/&gt;Vidalı Kilitleme Bu tip takım tutucular daha iyi hassasiyet ve balansa sahiptirler. &lt;br/&gt;Hidrolik Tutucu  Bu iki tip takım tutucu da en iyi hassasiyet ve balansa sahiptirler. Derin bölge işlemede kullanılan uzun saplı takımlarla çalışmak için idealdir. &lt;br/&gt;Sıcaklık kompenzasyonlu ve hassas geçmeli takım tutucu&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ne tür Takım kullanmamız gerekir?Birçok kullanılabilir takım türü bulunmaktadır. Özel kaplamalılar daha uzun takım ömrü sağlarlar. Her zaman yapılacak işe uygun doğru takım malzemesi deneyip seçmek gerekir.Ne tür takımı nerede kullanmanız gerektiği hakkında rehber tablo aşağıdadır.H.S.SHigh Speed Steel30 HRC&lt;br/&gt;CARBIDEMicro Grain Carbide40 HRC&lt;br/&gt;TIN KaplamalıTitanium Nitride40 HRC&lt;br/&gt;TICN KaplamalıTitanium Carbon Nitride45 HRC&lt;br/&gt;TIALN KaplamalıTitanium Aluminium Nitride55+ HRC&lt;br/&gt;Eğer TIALN kaplamalı kesicileri kullanmaya karar verdiyseniz, aşağıda daha fazla bilgi bulabilirsiniz.Malzeme SertliğiMax. Talaş kaldırma hacmi&lt;br/&gt;30 - 45 HRC(ae) Takım çapının 50%&quot;si(ad) Takım çapının 10%&quot;u&lt;br/&gt;45 -55 HRC(ae) Takım çapının 45%&quot;i(ad) Takım çapının 6%&quot;sı&lt;br/&gt;55 - 60 HRC(ae) Takım çapının 40%&quot;ı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Takım Yolu yaratırken dikkat edilmesi gereken hususlar. Yüksek hızlı işlemede yüksek ilerleme hızını korumaya çalışırken takımın zarar görmesini engellemek için talaş kaldırma hacminin sabit tutulması çok önemlidir. Takımın merkezinde kesme olayı gerçekleşmediğinden dalma girişlerden devamlı uzak durmak gerekir. Takım malzemeye girerken daima rampa kullanmak gerekir. Yönde ani değişikliklere izin vermediği için mümkün olduğu kadar dairesel rampa yapılmalıdır.    Kesme yaparken mümkün olduğu kadar takımın kenarını kullanın. Daha düşük yanadımlar takımın malzemeye olan sürtünmesini azaltır. Daha az sürtünme daha az ısı demek olduğundan kesilen malzeme sertleşemeyeceği için takım daha çok dayanacaktır.Geleneksel kesme metodu: Geniş yanadım, takımın daha fazla talaşa girmesi, takım üzerinde daha fazla sürtünme, işin daha fazla ısınması.  Yüksek hızlı işleme metodu: daha küçük yanadımlar, daha az sürtünme ve daha az ısınma.  &lt;br/&gt;Hangi stratejiyi kullanmamız gerekir.&lt;br/&gt;Geleneksel İşleme metotları:   Klasik işleme metotlarında sık sık kullanılan ZX veya ZY hareketlerinden oluşan kesme yöntemi yukarı tırmanma ve/veya aşağı inme esnasında dengesiz kesme yükleri oluşturduğundan hem daha yavaş hızda kesmeye neden olup, kesme zamanını uzatmakta ve kötü yüzey kalitesine neden olmaktadır.Yüksek Hızlı İşleme metotları:   Yüksek hızlı işlemede kullanılan Sabit talaş kaldırma oranı daha uzun takım ömürleri, daha iyi yüzey kalitesi, yükseltilmiş kesme hızı ve düşürülmüş çalışma zamanı sağlar. Kesici takım her zaman Climb yönünde işleme yapmalıdır.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Sonuçlar kötü ise neleri gözden geçirmeli?&lt;br/&gt;    -         Takım tutucu ve takım G3 toleransı içerisinde balans</description></item><item><title>MOBİLYANIN TANIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mobilyanin-tanimi-393442.html</link><description>1. GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eğitimin genel amacı insanları bilgi, beceri ve tutum yönünden değiştirmektir. Bireyin her hangi bir alanda bilgi sahibi olabilmesi için onun mutlaka değişik tekniklerle eğitilmesi gerekir. Bu eğitim süreci, birimlere ayrılarak dersler şeklinde devam etmektedir. Bireye etkin bir öğrenim ortamı sağlanması ve bireyin aldığı eğitimi kendi uzmanlık dalında en iyi şekilde kullanabilmesi için çeşitli ders teknikleri geliştirilmektedir. Bu teknikler; verilen bilginin kalıcı olması, öğrencinin bu bilgileri gerektiğinde pratiğe aktarabilmesi için oldukça önem taşımakta ve çağa uygun olarak gelişmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bundan dolayı bu çalışmada, öğrencilerin daha iyi bilgi sahibi olmaları için mobilyanın tarihini, aşamalarını, kullanılan gereçleri, iki mobilya stili arasındaki farklar eğitime uygun olarak hazırlanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çalışmamın içeriği şu konulardan oluşur: Önce mobilyanın tarihçesi, klasik mobilya stilleri, modern mobilya, mobilyada kullanılan malzemeler, klasik ve modern mobilyaların karşılaştırılması değerlendirdik.  Amaç mobilya tarihinde genel bir bilgi sahibi olunması, klasik mobilyaların tanınması, modern mobilyaların tanınması, mobilyada kullanılan malzemeler hakkında bilgi sahibi olunması, klasik ve modern mobilyaların arasındaki farkların belirlenmesidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. MOBİLYANIN TANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mobilya veya mobilye, İtalyanca; mobolia, Fransızca; mobiller, sözcüklernden alınmış, genel olarak , oturulan yerlerin donatılmasınave türlü amaçlarla kullanılmaya yarayan taşınır eşya diye tanımlanmıştır[6].&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mobilya oturulan yerlerin süslemesine ve her türlü amaçlarla donatılmasına yarayan eşyadır[7].&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yukarıdan tanımlamalardan da anlaşılacağı gibi, mobilya değişik gereksinimler için kullanılacak bir eşya olduğu kadar, bir süsleme aracıdır. Bu nedenle mobilya çağlar boyunca toplumların yaşam koşullarına, uygarlık anlayışlarına, estetik görüşlerine paralel olarak değişik aşamalar göstermiş farklı biçimler almıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüzde yapılan mobilya çeşitlerinin temel çizgilerini, dayandıkları sitillerin karekterlerini bu alanda çalışan kişilerin bilmesinde yarar vardır. Ancak, bu konu çok geniş kapsamlı bir kitap doldurabilecek nitelikte olduğundan sitilleri kısaca klasik mobilya başlığı antında anlatılacaktır. (Şekil 2.1)[6].&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                             &lt;br/&gt;                                  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil  2.1: Mobilyalar&lt;br/&gt;2.1. Mobilyanın Tarihçesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mobilya ilkçağdan beri kullanılmıştır. İlkçağ, yakın doğuda yazının bulunuşundan Batı Roma İmparatorluğu&quot;nun çöküşüne kadar geçen yaklaşık 400 yıllık bir dönemi kapsar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yapı ahşabın yer aldığı belgelendiğine göre, bir varsayım olarak ağaçtan bazı yalın eşyanın yapıldığı söylenebilir. Ancak mobilya sanatında sürekli bir çaba olarak ilk somut örnekleri eski mısırda görmekteyiz. Bu nedenle zamanımız mobilya sanatının kökenini beş bin yıl önce nil vadisinde yeşeren sanata bağlamak olasıdır. Bu konuda Mısır sanatı ölçülemeyecek bir önem taşır. Özellikle Firavunlar Dönemi Mısır&quot;ından (M.Ö.3000-1580) günümüze, mobilya türünden eşyanın yanı sıra, çeşitli el aletleri, mücevher ve süs eşyaları kalmıştır. Aynı döneme rastlayan Mezopotamya&quot;da Sümer, Akad, Elam ve daha sonraları Hitit (Eti) uygarlıklarından kalan altın kakmalı bronz geyikler, silahlar, vazolar bu ülkelerde de üstün bir sanat çalışmasının bulunduğunu kanıtlamaktadır. Ne var ki, bu uygarlıklardan mobilya türünden kalıtlar elde edilememiştir. Taş kabartmalarda, duvar fresklerinde kral tahtları, divanlar görülmektedir. Mısır uygarlığından çok sayıda ağaç eşyanın kalması çöl ikliminin kuruluğu ve piramitlerinin içinde doğanın yıpratıcı etkisinden korunmuş olması nedenlerine bağlanabilir[7].&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bütün mobilya stilleri mimari üsluplardan doğmuş ve onlara paralel olarak doğmuştur. Her çağın mobilyası o çağın mimarlık anlayışını da yansıtır[6].&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kısaca mobilya tarih kronolojisini şöyle anlatabiliriz:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1.1. Mısır sanatı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eski Mısır&quot;da (Firavunlar Dönemi) diye adlandırılan krallıklar başlıca üç zaman dilimine ayrılmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Eski Krallık. M.Ö. 2700-2200&lt;br/&gt;2.Orta Krallık. M.Ö. 2050-1785&lt;br/&gt;3.Yeni Krallık. M.Ö. 1557-1075&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu üç döneme ilişkin çok sayıda mobilya örnekleri hemen hiç bozulmadan günümüze kalabilmiş olup, dünyanın belli başlı müzelerinde titizlikle saklanmaktadır. (Şekil 2.2)[7].&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil 2.2: Mısır sanatı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1.2. Mezopotamya sanatı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;M.Ö. 4000yıllarında Fırat ve Dicle nehirleri arasında bulunan bölgenin gün</description></item><item><title>MDF LEVHANIN İNCELENMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mdf-levhanin-incelenmesi-393433.html</link><description>1. GİRİŞ&lt;br/&gt;Dünyada endüstriyel gelişmeye paralel olarak ağaç malzeme kullanımı da artmış, geçen yüzyılda bol bulunan odun hammaddesi yüzyılımızın sonlarına doğru kıtlaşmaya başlamıştır. Buna karşılık, ağaç endüstrisi artıkları, aralama kesimi hasılatı ve dal odunu gibi hammaddeler ile yıllık bitki sapları, şeker kamışı, pamuk sapları gibi tarım artıkları yer yer yeterince değerlendirilememektedir. Oysa, bu lignoselüloz içeren maddeler şekilleri ne olursa olsun onları oluşturan hücre çeperinin biyolojik, fiziksel ve mekanik özelliklere sahiptirler ve yüksek değerde bir hammadde oluştururlar. Ayrıca yer yüzünde yaygın ve bol miktarda bulunmaları yanında yenile bilir olmaları endüstriyel hammadde olarak değerlerini daha da artırmaktadır [7].&lt;br/&gt;Mobilya, kapı pencere ve prefabrik ev yapımında seri üretime geçilmesi, orman ürünlerinin en önemlileri olan masif ağaç ve kontra tablanın büyük miktarlarda tüketilmesine neden olmuş, ülkelerin orman varlığını tehdit eder hale gelmiştir. Bu durum tomrukların biçilmesinde ortaya çıkan talaş, kapak tahtaları ve dallarla kereste olarak kullanılması sakıncalı olan çatlak, budaklı ve buruk ağaçların da kullanılabilme olanaklarının araştırılmasına neden olmuştur. Ayrıca kontra tabla üretimindeki güçlükler ve azda olsa kontra tablanın biçim değiştirmesi araştırmacıları ağaç özelliği taşıyan,fakat ağaç gibi çalışmayan levhalar elde etmeye yöneltmiştir. Bunun sonucu olarak da bu levhalar elde edilmiştir [8].&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. MDF LEVHANIN İNCELENMESİ&lt;br/&gt;2.1. MDF Tanımı &lt;br/&gt;MDF (Medyum Density Fiberboard, Orta Yoğunlukta Lif  Levha) ağaç liflerinin sıcakta sertleşen sentetik reçine ile birbirine kaynaştırılması suretiyle levhalar halinde üretilen ahşap esaslı bir malzemedir.&lt;br/&gt;MDFnin her noktasında liflerin eşit dağılması ve çok yoğun bulunuşu levhaların her iki yüzünün olduğu kadar, kenarlarının da makina ile herhangi bir kırılma olmaksızın yada malzeme parçacıkları arasında boşluklar ortaya çıkmaksızın işlenmesine imkan sağlamaktadır.  Bu sayede masa tablaları, kapı panelleri, kenarları zırhlı ve profil yüzeyli çekmece alınları gibi parçaların üretilmesinde MDF başarı ile kullanılmaktadır. Son derece düzgün ve homojen bir yüzeye sahip olan MDF, gerek boyama gerekse, dekoratif folyo veya ahşap kaplamada çok iyi bir taban oluşturur [2].&lt;br/&gt;Muntazam kalınlığı, makina ile işlenmeye çok elverişli oluşu ve sağlamlığı MDF&quot;nin pek çok uygulamada masif ahşaba alternatif olarak kullanılmasına olanak sağlar.&lt;br/&gt;MDF sıcakta sertleşen sentetik reçine ile birbirine bağlanmış ağaç liflerinden, yüksek frekanslı baskı ile tabakasız bir şekilde oluşturulan ahşap esaslı bir malzemedir. Liflerin her noktada eşit olarak dağılması ve çok yoğun bulunuşu sert, sık, bozulmaz, her iki tarafta da düzgün, homojen bir ünite meydana gelmesini sağlamaktadır.  Levhaların her yerinde aynı özellikler gözlenir.  Kenarı şekil ve profil vermeye uygundur.  Özellikle seri üretim sırasında iş gücü ve zaman bakımından tabakalı levhalara karşı kıyaslanamayacak kadar ergonomik bir üründür. MDF&quot; ye boya, vernik gibi malzemeler doğrudan uygulanabileceği gibi PVC kağıt kaplamalar da yapılabilir.  Üzerinde desen baskı uygulanabilir.  Vida ve tutkal tutma konusunda sorunsuzdur.  Ayrıca çok hassas teknik özellikler istendiğinde MDF-X (Düşük Oranlı Formaldehite sahip MDF) MDF-H (Suya, Neme Dayanıklı MDF)  MDF-I (Ateşe Dayanıklı MDF) kullanılmaktadır [3].&lt;br/&gt;Son 1.5 yıldır diğer ahşap sektörlerinde olduğu gibi MDF endüstrisinde de özellikle gelirlerde belirgin bir duraklama izleri görülmektedir. Bunun başlıca nedenleri olarak ekonomik durumun zayıflaması inşaat sektöründeki duraksama, mobilya üretimindeki zorlanmadır[6].&lt;br/&gt;MDF yonga levhaya oranla üstün fiziksel özellikleri, kenarlarının sağlam iyi, stabilize ve kolay işlenme gibi önemli üstünlüklere sahiptir.  Oduna dayalı kusursuz özelliklere sahip levha üretimi araştırmaları sonucunda yönlendirilmiş yonga levha, çimentolu levhalar, alçılı lif levha, etiket yongalı levhalar gibi bir çok yeni ürün geliştirilmiştir. Bunların her biri kendine göre avantajlara sahip olmakla birlikte yine her birinin bazı dezavantajları da vardır. İdeal bir odun levhası aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır [1].&lt;br/&gt;*Boyutları sınırlı olmamalıdır,&lt;br/&gt;*Homojen olmalıdır,&lt;br/&gt;*Sertlik, eğilme direnci, iç bağlanma, yüzey sağlamlığı ve düzgünlüğü gibi fiziksel özellikleri yüksek olmakla birlikte hafif olmalıdır,&lt;br/&gt;*Rutubet değişimlerinden en az etkilenmelidir,&lt;br/&gt;*Sıcak ve soğuk olarak basınca dayanıklı olmalıdır,&lt;br/&gt;*Yüzey</description></item><item><title>AHŞAP, PVC, METAL DÖŞEME KAPLAMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahsap,-pvc,-metal-doseme-kaplamalari-397518.html</link><description>AHŞAP, PVC, METAL DÖŞEME KAPLAMALARI&lt;br/&gt;Görkem Yargıcı (020000031 &amp;#8211; B)&lt;br/&gt;Gökhan Çelikağ (020000082 &amp;#8211; B)&lt;br/&gt;Corc Umut Meynioğlu (020000019 &amp;#8211; B)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Ahşap, PVC, metal döşeme kaplamaları ile ilgili yapı kataloğundan ürün ve firma araştırması yapıldı. Belirlenen firmalara gidilip görüşüldü (Imperial Natural Parkett, Pek Sanayi Orman Ürünleri, Mineflo, Hüni Parke, Window Parke, Aspen Zemin Market ) ; ürünler hakkında bilgi, doküman ve numune alındı. Araştırılan malzemelerle ilgili literatür araştırması yapıldı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÖŞEME KAPLAMALARI &lt;br/&gt;Döşemelerin taşıyıcı olan kısımlarının üstü darbelere, dış etkilere, sürtünme nedeniyle aşınmaya karşı dayanıklı bir malzeme ile kaplanır. Betonarme döşemeler; ahşap, doğal taş, çeşitli seramik türleri, kauçuk, linolyum, metal ve değişik plastik malzemelerle kaplanabilir. Kaplama malzemesinin özellikleri döşemenin bulunduğu mekanın işlevine, estetik kaygı ve mimari isteklere göre belirlenir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. AHŞAP DÖŞEME KAPLAMALARI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Ürün İsmi: Masif, lamine, laminat parkeler&lt;br/&gt;2. Üretici Bilgisi:&lt;br/&gt;Firma: Pek Sanayi Orman Ürünleri&lt;br/&gt;Adres: Çırağan Caddesi No:1 Beşiktaş &amp;#8211; İSTANBUL&lt;br/&gt;Tel: 0.212. 260 05 24 &amp;#8211; 259 74 55&lt;br/&gt;Fax: 0.212. 259 74 54&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Firma: Şerifoğlu Parke Lamine Ticaret&lt;br/&gt;Adres: Çırağan Caddesi No:3 Beşiktaş &amp;#8211; İSTANBUL&lt;br/&gt;Tel: 0.212. 327 05 64 &amp;#8211; 68 - 69&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Firma: Sahra Parke Dış. Tic. Ltd. Şti.&lt;br/&gt;Adres: Yıldız Mah. Çırağan Caddesi No:27 Beşiktaş &amp;#8211; İSTANBUL&lt;br/&gt;Tel: 0.212. 259 86 73 &amp;#8211; 260 98 13&lt;br/&gt;Fax: 0.212. 260 50 91&lt;br/&gt;E-mail: sahraparke@bnet.net.tr&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Firma: Imperial Natural Parkett&lt;br/&gt;Adres: Ortaklar Cad. Garaj Sokak No:9/1 Mecidiyeköy &amp;#8211; İSTANBUL&lt;br/&gt;Tel: 0.212. 274 16 77&lt;br/&gt;Fax: 0.212. 211 35 20&lt;br/&gt;www.aloparke.com&lt;br/&gt;www.imperialparkett.com&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Firma: Hüni Parke&lt;br/&gt;Adres: Levent Caddesi No: 36 80620 Beşiktaş &amp;#8211; İSTANBUL&lt;br/&gt;Tel: 0.212. 283 61 51&lt;br/&gt;Fax: 0.212. 283 49 51&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Ürün tarifi: Ahşap döşeme kaplamaları özellikle konut, büro, ofis türü mekanlarda kullanılır. Lamine, laminat ve masif parke olmak üzere üç çeşittirler. Lamine parkeler, değerli olan ağaç</description></item><item><title>ÇOCUK MOBİLYALARINDA TASARIM KRİTERLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cocuk-mobilyalarinda-tasarim-kriterleri-393300.html</link><description>2.Çocuk Mobilyalarında Tasarım Kriterleri&lt;br/&gt;*Çocuk mobilyalarında aranan en önemli özelliklerinde biri sökülüp-&lt;br/&gt;takılabilir (portatif) olmalı aynı zamanda çocuğun gelişimine ayak uydurarak&lt;br/&gt;zamanla çocuğun ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte olması gerekir.&lt;br/&gt;*Çocuk  mobilyaları   çocuğun vücut  Ölçülerine  uygun tasarlanarak&lt;br/&gt;üretilmesi gerekir.&lt;br/&gt;*Çocuk     mobilyalarında     keskin,     sivri,     köşe     ve     formların&lt;br/&gt;kullanılmamasrna oval kavisli formların özen gösterilir&lt;br/&gt;*Karılacak   ve   çocuğa   zarar   verebilecek   eşyalar   kullanılmaması&lt;br/&gt;gereklidir.&lt;br/&gt;*Küçük çocuklar çok fazla hareketli olduğu için, çocuk mekanlarında&lt;br/&gt;en  ufak   dokunma  halinde   devrilecek,   düşüp   kınlabilecek  mobilyalar&lt;br/&gt;kullanılmaması gerekir.&lt;br/&gt;*Eşyaların   boyutları    çocukların   boyutlarına   uygun   tasarlanarak&lt;br/&gt;üretilmesi, fakat bazı parçaların sökülüp takılmasıyla yetişkin insanların da&lt;br/&gt;kullanabileceği şekilde olması gerekir.&lt;br/&gt;*Çocuk mekanlarında kullanılacak elektrik düğmeleri vb. aksam ve&lt;br/&gt;elemanlarm çocukların kullanabileceği ölçülerde monte edilmesi gerekir.&lt;br/&gt;*Çocuk   mekanlarında   prizler   çocuğa   zarar   vermeyecek   şekilde&lt;br/&gt;tasarlanmalı, koruyucu kapak takılmalıdır.&lt;br/&gt;*Çocuk  mekanlarında   çocuğa  zarar   verebilecek   eşyalar  mümkün&lt;br/&gt;oldukça sabit yapılır.&lt;br/&gt;*Çekmeceler çocukların en sevdiği aç kapa oyunlarına dayanabilecek&lt;br/&gt;sağlamlıkta yapılması gerekir.&lt;br/&gt;*Dolap   kapakları   çocuklar   için   bir   tuzak   olmaması   çocuğun&lt;br/&gt;kullanmasına imkan verecek şekilde yapılması gerekir.&lt;br/&gt;*Her kapalı ünite çocuklar için bir saklanma alam olabilir. Buda çocuk&lt;br/&gt;için tehlikeli olduğu için, mobilya tasarlanırken yada üretilirken buna dikkat&lt;br/&gt;edilmesi gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Kitaplıklar ve raflar çocuklara tırmanılacak eğlenceli bir ağaç gibi&lt;br/&gt;gelebilir. Bu üniteler yerlerinden çıkmayacak şekilde tasarlanarak yapılası&lt;br/&gt;gerekir.&lt;br/&gt;*Bütün tekerlekli elemanlar güçlü darbelere karşı dayanıklı olacak&lt;br/&gt;şekilde yapılması gerekir.&lt;br/&gt;*Çocuk mobilyalarında çocuğun söküp yutabileceği hiçbir parçanın&lt;br/&gt;kullanılmamasına özen gösterilmesi gerekir.&lt;br/&gt;*Dolaplarda açık ve tehlikeli kulp yerine gömme kulplar kullanılır.&lt;br/&gt;*Oyun ve yemek masası, tablaları mekanik tesirlere karşı (çizilme,&lt;br/&gt;aşınma, boyama v.b)  dayanıklı malzemeyle kaplanmalı veya üst yüzey&lt;br/&gt;malzemesi bu özellikleri taşımalıdır (polyester formika gibi).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Karyolalar tek katlı olmalıdır. Çift katlı olanlarda da üst ranzada&lt;br/&gt;koruyucu parmaklık olması gerekir.&lt;br/&gt;*Mobilyaların insan sağlığı için zararlı olan kimyasal maddelerle işlem&lt;br/&gt;görmüş olmamalıdır.&lt;br/&gt;*Mobilyalar tasarlanırken ve üretilirken engelli çocuklarda düşünülmeli&lt;br/&gt;ve ona göre tasarım ve üretim yapılması gerekir.&lt;br/&gt;*Çocuk karyolaları personele bakım kolaylığı sağlayacak yükseklikte&lt;br/&gt;olmalı ve çocuğun düşmesini engelleyecek şekilde &amp;#9632; dikey parmaklıklı kafesle&lt;br/&gt;çevrelenmelidİr.&lt;br/&gt; Oturma mobilyalarında çocukların düşmelerini engelleyecek tedbirler alınmalıdır.&lt;br/&gt;*Oyuncak dolap yükseklikleri Çocukların yetişebilecekleri yükseklik ve&lt;br/&gt;şekilde olması gerekir.&lt;br/&gt;*Oyuncak  dolapları  kapaksız olmalıdır.  Oyuncakları  rahat bırakıp&lt;br/&gt;almak için.&lt;br/&gt;*Mobilyalar renk ve desen yönünden çocukların zevkine uygun olması&lt;br/&gt;gerekir.&lt;br/&gt;*Metal    bağlantı    elemanları    (vida,    cıvata    v.b)    keskin    köşe oluşturmayacak şekilde bombeli olanlarının tercih edilmesi gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Ayak kayıt birleştirmeler, kavelalı veya zıvanalı birleştirme şeklinde&lt;br/&gt;yapılması gerekir.&lt;br/&gt;&quot; Tabla birleştirmeler kavelalı birleştirme yapılır.&lt;br/&gt;*Tabla kenar masiflerinin kenar kalınlıkları 5 mm.den az olmaması&lt;br/&gt;gerekir.&lt;br/&gt;*Masif ve kaplamalı yüzeyler, üst yüzey işlemlerinden önce derin izler&lt;br/&gt;kalmayacak şekilde zımparalanması gerekir.&lt;br/&gt;*Lake boyamalı yüzlerde boyama işlemleri yüzey ağaç kaplaması ile&lt;br/&gt;işlem gördükten sonra yapılır.&lt;br/&gt;*Masif ve  kaplamalı  yüzeylere  yapılacak  üst  yüzey  İşlemlerinde&lt;br/&gt;gözenekler tamamen doldurulmuş olması gerekir.&lt;br/&gt;*Oksitlenme ihtimali olan metal kısımlar, metal boyaları ile boyanması&lt;br/&gt;gerekir.&lt;br/&gt;*Ağaç   malzeme   ve   metal   yüzeylerin   boyanmasında   çocukların&lt;br/&gt;hoşlarına gidecek renkler (kırmızı, san, mavi, turuncu) seçilmesi daha uygun&lt;br/&gt;olur.&lt;br/&gt;&quot; Civatalı  bileştirmelerde,   cıvata  ağaç   malzemeye   gömülü  olmalı, taşkınlık bulunmaması gerekir veya vida başlarma tıpa geçirilmesi gerekir.&lt;br/&gt;&amp;#9632;J 3. Kreş Mobilyaları&lt;br/&gt;Kreş; süt çağı (0-2 yaş arası) çocuklarının sağlıklı bakımlarını üstlenen; çalışan annelere hizmet götüren kurumlardır. Fakat günümüzde kreşler (0-6) yaş arası çoc</description></item><item><title>LADRE MOBİLYA ÜRETİM İTHALAT İHRACAT PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ YATIRIM PROJESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ladre-mobilya-uretim-ithalat-ihracat-pazarlama-limited-sirketi-yatirim-projesi-351186.html</link><description>LADRE MOBİLYA ÜRETİM İTHALAT İHRACAT PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ YATIRIM PROJESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 1. PROJE ve YATIRIMCI KURULUŞ HAKKINDA BİLGİLER&lt;br/&gt;1.1.Yatırımcı Kuruluş Hakkında Bilgiler4&lt;br/&gt;1.2.Yatırım Hakkında Bilgiler5&lt;br/&gt;BÖLÜM 2. PROJENİN GEREKÇESİ&lt;br/&gt;2.1. Projenin Kısa Anlatımı6&lt;br/&gt;2.2. Üretilecek Mallar6&lt;br/&gt;2.3. Hedeflenen Pazar7&lt;br/&gt;2.4. Pert Şeması7&lt;br/&gt;BÖLÜM 3. PROJENİN KAPASİTESİ&lt;br/&gt;3.1. Talep Analizi8&lt;br/&gt;3.2. Serpme Diyagramı9&lt;br/&gt;3.3. Arz ve Talep10&lt;br/&gt;3.4. Kapasite11&lt;br/&gt;3.5. Kuruluş Yeri Analizi11&lt;br/&gt;BÖLÜM 4. PROJENİN TEKNOLOJİK YÖNLERİ&lt;br/&gt;4.1. Hammadde12&lt;br/&gt;4.2. Üretim Akış Şeması12&lt;br/&gt;4.3. Tesis ve Yerleşim Planı14&lt;br/&gt;4.4. Çevre ve Sağlık Problemleri14&lt;br/&gt;BÖLÜM 5. YATIRIM TUTARI&lt;br/&gt;5.1. Sabit Yatırım Giderleri15&lt;br/&gt;5.2. İşletme Giderleri19&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 6. KARA GEÇİŞ ANALİZİ&lt;br/&gt;6.1. Başa baş Noktası Analizi23&lt;br/&gt;6.2. Başa baş Noktası Grafiği24&lt;br/&gt;BÖLÜM 7. PROJENİN FİNANSMANI&lt;br/&gt;7.1. Projenin Finansmanı25&lt;br/&gt;BÖLÜM 8. PROJENİN DEĞERLENDİRİLMESİ&lt;br/&gt;8.1. Brüt ve Net Karın Hesaplanması26&lt;br/&gt;8.2. Yatırımın Karlılığı26&lt;br/&gt;8.3. Sabit Gelir27&lt;br/&gt;8.4. Yatırımın Geri Dönüş Süresi27&lt;br/&gt;8.5. Projenin Ekonomik Ömrü27&lt;br/&gt;8.6. Sermaye İstihdam Oranı27&lt;br/&gt;8.7. Net Yurt İçi Katma Değer27&lt;br/&gt;8.8. Yatırım Üretkenliği27&lt;br/&gt;8.9. Sermaye Hasıla Oranı28&lt;br/&gt;BÖLÜM 9. SONUÇ&lt;br/&gt;9.1. Projenin Yatırım Açısından Değerlendirilmesi29&lt;br/&gt;BÖLÜM 10. TABLOLAR&lt;br/&gt;TABLO:1- Makine ve Teçhizat Listesi30&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 1&lt;br/&gt;PROJE ve YATIRIMCI KURULUŞ HAKKINDA BİLGİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1. YATIRIMCI KURULUŞ HAKKINDA BİLGİLER&lt;br/&gt;a) Şirketin İsmi: Ladre Mobilya İthalat İhracat Pazarlama Limitet&lt;br/&gt;  Şirketi&lt;br/&gt;b) Adresi: Hamzallı Mahallesi 14/1 Nazilli Aydın&lt;br/&gt;c) Şirketin Sermayesi: 2.000.000.000.000 TL&lt;br/&gt;d) Ortakları: Erdal KOÇ%20&lt;br/&gt;  Hatice KOÇ%20&lt;br/&gt;  Berna KOÇ%20&lt;br/&gt;  Onur KOÇ            %20&lt;br/&gt;  Rabia KOÇ%20&lt;br/&gt;e) Şirket Telefonları: 0.256.344 11 02&lt;br/&gt; 0.256.344 11 03&lt;br/&gt;f) Proje Sorumlusu: Erdal KOÇ&lt;br/&gt;g) Şirket Temsil ve İlzama Yetkili Olanlar : Erdal Koç, şirketin 3. kişilere karşı her konuda en geniş anlamda; gerek teknik ve gerekse idari konularda münferiden temsil etmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2. YATIRIM HAKKINDA BİLGİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a) Yatırımın Konusu: Günlük 15, Yıllık 4500 Adet Ahşap İskeletli Koltuk&lt;br/&gt;  Takımı İmalatı&lt;br/&gt;b) Yatırımın Niteliği: Komple Yeni Yatırım&lt;br/&gt;c) Kuruluş Yeri: Nazilli Mobilyacılar Sanayi Sitesi&lt;br/&gt;d) Yatırımcı Kuruluş: Ladre Mobilya Üretim İthalat İhracat Pazarlama&lt;br/&gt;  Limited Şirketi&lt;br/&gt;e) Yatırımın Başlama Tarihi: 1 Nisan 2001&lt;br/&gt;f) Deneme Üretimine Geçiş: 1 Ekim 2001&lt;br/&gt;g) Kesin İşletmeye Geçiş: 1 Ocak 2002&lt;br/&gt;h) Projenin Ekonomik Ömrü: 12,3 yıl&lt;br/&gt;i) Elektrik Gücü: 1200 KVA&lt;br/&gt;j) İstihdam: 83 Kişi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 2&lt;br/&gt;PROJENİN GEREKÇESİ&lt;br/&gt;2.1. PROJENİN KISA ANLAMI&lt;br/&gt;Mobilya Sanayi sektörel bazda imalat sanayi alt sektörü olarak ele alınır. Sanayi çeşitli alt sektörleri içine alan ve kalkınmada sanayileşmeyi yönlendiren ana sektördür. Sanayileşme kalkınmada hedeflenen başlıca strateji olduğunda, Mobilya Sanayi alt sektörünün önemi daha kolay anlaşılabilir. Sanayi gurubu içinde imalat sanayi sektörü en büyük payı almaktadır. Mobilya Sanayi ürünlerinin yaşamı yönlendirmesinde bir malzeme olarak payı diğer malzemelerden daha çoktur.&lt;br/&gt;Mobilya sektöründe kurulu kapasite kesin olarak tespit edilememekle birlikte bu sektörde faaliyet gösteren işyerleri sayısının 200.000 adedin üstünde olduğu tahmin edilmektedir. Mobilya sektörü içinde ise yalnız koltuk, kanepe imalatı yapan işyeri 17 adettir. Mobilya Sanayiinde teknolojik seviye küçük ve büyük kapasiteli tesislerde değişiktir.&lt;br/&gt;Yapacağımız yatırımla Mobilya Sanayi içinde yer alan Koltuk imalatı gerçekleştirilecektir. İmalatı gerçekleştirilecek koltuklar ahşap iskeletli olacaktır. Ucuz, pratik, sade ve kaliteli koltukların yanı sıra oyma ve marif koltuk tasarımı, üretimi ve pazarlaması hedeflenmekte olup, aynı zamanda 83 kişilik bir istihdam olanağı meydana getirecektir.&lt;br/&gt;2.2. ÜRETİLECEK MALLAR&lt;br/&gt;Tesiste çeşitli ebatlarda Koltuk Takımı imalatı gerçekleşecektir. Tesiste imal edilecek olan koltuk takımlarının sınıflandırılması aşağıdaki gibidir.&lt;br/&gt;Koltuklar İskelet Durumuna Göre;&lt;br/&gt;*Ahşap İskeletli&lt;br/&gt;Koltuk Kullanma Şekillerine Göre;&lt;br/&gt;*Hafif oturm</description></item><item><title>AHŞAP KAPILAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahsap-kapilar-345771.html</link><description>AHŞAP KAPILAR&lt;br/&gt;Kapı: Bina içindeki veya dışındaki açıklıları örten yapı elemanıdır. Görevi, iç hacimlerden birbirine geçmeyi,dışarıdan iç hacimlere girmeyi ve hacimlerin birbirine karşı kapanmasını sağlamaktır. Bu kapanış sağlanırken emniyetin de sağlanması gerekir. Dış kapı olması halinde ise her çeşit dış-etkenlere karşı koruyucu olması, binanın dışa karşı da emniyetini sağlaması gerekir.&lt;br/&gt;Kapıların büyüklük ve kanat sayıları,bina içinde veya dışında olduğuna göre binanın tümü veya iç hacim boyutları ile uygun oranda seçilmiş olmalıdır. Bir iç kapının bulunduğu hacimlerin fonksiyon ve önemine göre, değişik malzeme ve boyutlarda olması mümkün olduğu gibi, bir dış kapının da bina ana girişini belirlemesi nedeniyle etkileyici ve belirgin bir yeri ve görünüşü olmalıdır.&lt;br/&gt;Dış kapının, binanın pencereleriyle beraber bulunması nedeniyle hep birlikte uygun bir oranda düzenlenmiş olması gerekmektedir. İç kapıların planın gerektirdiği sayıda ve doğru düzende yerleşmiş olmaları gerekir. Yanlış yerlere gereksiz konan kapılar, iç hacimlerin görünüşünü bozar ve özellikle eşya yerleştirilmesini zorlaştırır. Ayrıca, kapıların açılış yönlerinin de doğru olması gerekir.&lt;br/&gt;l)Kapının Plandaki Yeri&lt;br/&gt;Kapılar binada içte ve dışta olmak üzere birbirinden tamamen ayrı iki noktada bulunur. İç kapılar, oda kapıları,mutfak5 banyo, wc gibi hacimlerde,bodrum katı hacimlerinde ve toplu konut giriş kapıları olarak görev yaparlar. Dış kapılar, bina esas giriş kapıları, garaj, ahır ve bahçe kapılarıdır.&lt;br/&gt;2)Kapılarda Açılış Yönü ve Duvardaki Yeri&lt;br/&gt;Kapılar iç ve dış kapılar olarak ayrıldıklarına göre bulundukları bölüme göre de değişik yönlerde açılabilirler. İç kapılar, hacim içine doğru ve dışına doğru açılırlar. Konutlarda hacim içine doğru açılırlar, toplu çalışılan hacimlerin kapıları koridor tarafına açılırlar.&lt;br/&gt;Duvar ortasına yerleştirilen kapı, büyük hacimlerde etkili bir görünüş sağlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Küçük hacimlerde ise böyle bir uygulama eşyaların yerleştirilememesi nedeniyle umumiyetle resmi yerlerde; sınıflar, büro, sinema ve okul gibi yerlerde ise herhangi bir tehlike anında kapılar dışa doğru açılır. Böylece tehlike anında kaçış için kolaylık sağlanır.&lt;br/&gt;3)Kapılarda Genişlik ve Yükseklik&lt;br/&gt;Kapılar bulundukları hacimlere göre genişlik ve yükseklik gösterir. Kapıların temiz boyutları kaba yapıda tespit edilir ve uygulama projelerinde ve detaylarda gösterilir. Kapı boşlukları bırakılırken yanak kısımların düzgün ayarlanması ve yükseklikte ise kasaların birleşme mesafesi ve döşeme mesafeleri dikkate alınmalıdır.&lt;br/&gt;Kapılarda genişlik yaşma hacimleri için en az 80cm,standart ise 90cm olmalıdır. Bu genişlik daire girişlerinde l00cm olmaktadır. Ayrıca duş, wc gibi yerlerde genişlik 60cm yeterli olabilir. Bahçe kapılarında ise 180-250 cm arasında yeterli görülür.&lt;br/&gt;Kapı yükseklikleri binalarda 205-215 cm arasında olmaktadır. Dükkan, işyeri gibi büyük hacimli yerlerde 250-300cm olabilir. Bu genişlik ve yükseklik değerleri çift kanatlı kapılarda 140-180cm genişlik, okullarda 95-100 cm, tiyatro, toplantı salonu gibi umumi ve resmi yerlerde bu değerler kişi sayısına göre değişmektedir. Sinemalarda, 600 kişiye kadar hacimlerde her 125 kişi için genişlik 100cm;600 kişiden fazla olan hacimlerde ise her 165 kişi için l00cm genişlik ayan yapılmalıdır. Büyük mağazalarda, her l00m2 için 30cm, ayrıca üst katlarda en az l00cm kapı genişliği olmalıdır. Ahır kapılarında genişlik tek kanatlı kapılarda 125cm; iki kanatlılarda ise 165cm olmalıdır. Yükseklik ise 220cm normaldir. Garaj kapılarında genişlik 195-220cm;yükseklik de 195-220cm olmalıdır.&lt;br/&gt;4)Kapıların Kanat Açılışına Göre Tipleri&lt;br/&gt;a) Sağa ya da Sola  veya Dışa Açılan Kapılar: en yaygın kullanılan kapı açılış şeklidir. Eğer kapı sağa açılıyorsa sağa açılan kapı; sola açılıyorsa sola açılan kapı adını almaktadır. Binalarda genellikle bu kapılar kullanılır. Oda kapıları içe doğru,bina giriş kapıları da içe doğru, tiyatro, sinema gibi yerlerde tehlike anında kaçışın kolay olması için dışa doğru açılırlar. Bu kapılar tek kanatlı olabileceği gibi çif</description></item><item><title>AHŞAP MALZEMELERDE ISI İLETKENLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahsap-malzemelerde-isi-iletkenligi-447947.html</link><description>Ağaç malzeme - ısı ilişkilerinde; Termik genleşme, özgül ısı, ısı ışınımı, ısı değeri ve ısı iletkenliği özellikleri konu edilmelidir.  Higroskopik sınırlar arasında (% 0 - 30) su alış verişi sonucu odunun çalışma miktarına göre, ısı etkisi ile meydana gelen genleşme miktarı çok küçük olduğundan uygulamada dikkate alınmamalıdır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gözenekli yapısı sebebiyle, ısı iletkenliği bakımından diğer yapı malzemelerine üstünlük kazanmakla birlikte ağaç malzemede ısı iletme kabiliyeti; Ağaç türlerine ve aynı ağaçtan liflerin gidiş yönüne göre değiştiği gibi çeşitli bağlayıcı maddeler ve bunlara ilave edilen dolgu ve katkı maddeleriyle üretilen ahşap levhalarda bağlayıcı madde çeşidi ve ilave maddelerin türüne göre farklı olmaktadır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaç malzeme ile yapılmış binalarda özel bir şekilde izolasyon yapılmadığı için sıcaklığın % 30&quot;u duvardan % 30&quot;u çatıdan, % 35&quot;i de pencere ve kapılardan ve %5&quot;i de birinci kattan kaybolmaktadır.  Şayet duvarlar ve çatı iyi bir şekilde izole edilecek olursa bu kısımlardan kayıp yarıya inecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada, ülkemizde mobilya ve dekorasyon endüstrisi ve yapılarda yaygın olarak kullanılan masif ağaç malzemeler ile ahşap levhaların ısı iletkenlik katsayılarının tesbiti araştırma konusu seçilmiştir.  Isı iletkenliği ne kadar çok düşük malzeme kullanırsak, o kadar ısı yalıtımı sağlamış oluruz.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. AĞACIN GENEL YAPISININ İNCELENMESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaç : Ağaç genel olarak toprağa kökleriyle tutunmuş, kereste olmaya elverişli odunlaşmış gövdesi kalın bir kabukla kaplı, üstünde yapraklı dalları olan bitki diye tanımlanır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. Ağacı Meydana Getiren Bölümler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1.1. Kökler &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kökler ağacın toprağa bağlanmasına, yaşaması ve büyümesi için gerekli besin maddelerini almasına yarayan, yer altındaki bölümüdür.  Ağacın türüne ve büyüklüğüne göre değişen ağ biçiminde bir yapı oluştururlar.  Topraktan ağacın yaşaması için gerekli ham besin suyunu alırlar.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1.2. Gövde&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaç dışındaki bitkilerde sap adını alan bu kısım dal ve yaprakları taşıyan, ağaç işleri mesleğinde ana gereci meydana getiren odunlaşmış kısımdır. (Şekil 2.1.)  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil 2.1.  Baş kesit ve ağacın bölümleri&lt;br/&gt;Ağacın kökleri ile dalları arasında bulunan ve kereste üretimine yarayan bölümüdür.  Gövde, köklerden ham besin suyunu dallara ve oradan yapraklara ulaştırır, yapraklarda işlenerek büyümesine elverişli duruma getirilmiş besi suyunu geri alarak sürekli uzama ve genişleme içinde bulunur.  Hatta gövdede büyüme duraksadığı zaman bile bu, besin iletme işi daha yıllarca sürüp gider.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1.2.1.Öz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sağlıklı büyümüş ağaçlarda gövdenin ortasında bulunur.  Gövde boyunca uzanır.  Yuvarlak veya çok kenarlı olabilir.  Yaşlı ağaçlarda öz kurur, boşalır.  İğne yapraklı ağaçların bazı türlerinde çok küçülen öz gözle görülmez.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1.2.2. İç odun  (Göbek odun)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Özün çevresindeki bölümdür.  Yaşamını tamamlamış, sertleşmiş gözelerden oluşur.  Çoğunlukla koyu renklidir.  Yaşayan ağaçta iç odunun kalınlığı her yıl artar.  Ağacın türüne ve yetişme koşullarına bağlı olarak ince veya kalın olur.  İç odunu, diğer bölümlere göre farklı özellik gösteren ağaçlara  göbek odunlu ağaçlar denir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1.2.3. Dış odun (Yalancı odun)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İç odunla kabuk arasındaki bölümdür.  İç odundan daha yumuşaktır.  Yaşayan gözelerden oluşur.  İçinde besin maddeleri bulunan ve kökleri topraktan emdiği su, dış odun aracılığı ile yapraklara kadar iletilir.  Dış odun, ağaçta aşağıdan yukarıya doğru besi suyu iletimini sağlar.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1.2.4. Kambiyum&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dış odun ile kabuk arasında bulunur.  Ağacın yaşaması ve büyümesini sağlayan bölümdür. Kambiyum kendiliğinden yeni gözeler oluşturma görevini üstlenmiştir.  Kambiyumun öz tarafında oluşturduğu yeni gözeler ağacın dış odununu büyütür.  Ağacı kalınlaştırır.  Kambiyumun dış tarafında gelişen yeni gözeler kabuğu yapar ve yeniler. Mevsim sonunda dış odu gözeleri odunlaşmaya ve sertleşmeye başlarlar.  Bu evrede gözelerin zarlarına, ağacın dayanımını ve değerini artıran maddeler yerleşir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1.2.5. Deri doku&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kambiyum, ağaç gövdesinin dışına do</description></item><item><title>KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ MOBİLYA SEKTÖRÜMÜZ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kucuk-ve-orta-olcekli-mobilya-sektorumuz-447601.html</link><description>KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ MOBİLYA SEKTÖRÜMÜZ&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;Mobilyanın Tanımı&lt;br/&gt;Mobilyanın Tarihçesi&lt;br/&gt;Türkiyede Mobilyacılık Sektörünün Durumu&lt;br/&gt;Türkiyenin Diğer Ülkelerle Karşılaştırılması&lt;br/&gt;Mobilya Sektörünün Ana Bileşenleri&lt;br/&gt;Sonuç&lt;br/&gt;Öneriler&lt;br/&gt;MOBİLYANIN TANIMI&lt;br/&gt;Anlam olarak mobilya veya mobilye (İtalyanca mobilia; Fransızca mobilier), oturulan yerlerin süslenmesine ve türlü amaçlarla donatılmasına yarayan eşyadır. &lt;br/&gt;Bu tanımlamadan da anlaşılacağı gibi, mobilya, işlevsel değeri ile mekanın kullanışlığını etkileyen, estetik değeri ile de mekanın güzel ya da çirkin görünmesini, yaşadığımız veya çalıştığımız mekanların sıcak, sevimli ve renkli bir ortam haline gelmesini sağlayan, kısaca sanat ve tekniği birleştiren bir üründür. &lt;br/&gt;Mobilya denilince ilk akla gelen ahşap mobilyadır. Özellikle, masa, dolap, karyola, komedin, kitaplık gibi konut donatılarında, çeşitli büro donatılarında, okul sıra ve masalarında çoğunlukla ahşap malzeme kullanılmaktadır. Günümüzde mobilya yapımında çelik, alüminyum, cam ve plastik gibi diğer malzemeler kullanılmaya başlanmış ise de halen ahşap malzeme bu konuda popülaritesini sürdürmektedir.&lt;br/&gt;Kolayca işlenebilmesi, birbirlerine kolayca birleştirilebilmesi, direncinin yüksek oluşu, eskidiğinde kolayca değiştirilebilmesi, boyanabilmesi gibi özellikler, ağaç malzemenin mobilya yapımında daha fazla tercih edilmesinin ana nedenleridir. &lt;br/&gt;Mobilya, piyasada kahverengi eşya olarak anılmakta olup, tüketici talebi sınıflandırmasında dayanıklı tüketim malları kategorisine girmektedir.&lt;br/&gt;MOBİLYANIN YAŞAMIMIZDAKİ YERİ&lt;br/&gt;İnsan yaşamı çeşitli mekanlar içinde geçmektedir. Bu mekanlar yapılış amaçlarına uygun olmalı, kullanıcısına gerekli konfor düzeyini sağlamalıdır. Mekan içindeki ısı, ışık, ses, renk, koku gibi fiziksel etmenler ve donatı öğeleri, kişi gereksinim ve eylemlerine göre dengeli bir biçimde kurulmalıdır. Duvar, kolon, kapı, pencere gibi yapısal bileşenler kadar donatı, aksesuar gibi mekansal öğeler de mekan oluşturmada çok etkili rol oynar. Donatı renk ve dokusunun seçimi ile birlikte, bunların mekan içindeki yoğunluk ve organizasyonu, o mekanın yaşanabilirliğini, olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilmektedir. &lt;br/&gt;Mimar tarafından oluşturulan mekanın kullanışlı olabilmesi için tüm yapısal konforların yanı sıra donatı-mekan ilişkisi iyi kurulmalıdır. Mekanlar çoğunlukla kullanıcılar tarafından donatıldıklarından, o mekanın yaşanabilirliği bir anlamda kullanıcı kontrolundadır. Mekan ne kadar iyi düzenlenirse, o derecede kullanışlı olur.&lt;br/&gt;Donatıların seçimi, yoğunluğu ve mekansal organizasyonu, mekan kullanışlılığını etkileyen önemli faktörler arasındadır. Mekanlar düzenlenirken, mekan içinde yeterli derecede ferahlık sağlanmalıdır. Odadaki eşya ne kadar düzenli olursa o kadar ferah algılanacaktır. Ferahlık ve büyüklük ayrı kavramlar olduğu ve boş bir odanın ferah olarak değerlendirilemeyeceği göz önüne alınmalı, ferahlığın ancak işlevin gerektirdiği eşya düzeni ile anlam kazanacağına dikkat edilmelidir. &lt;br/&gt;Eşya düzeni kadar renk düzeni de ferahlık üzerinde etkilidir. Eşyaların hantal, yüksek ve koyu renkli olanlarına kıyasla, küçük boyutta, hafif görünüşlü, yere yakın ve açık renkli olanları, kapladıkları hacim ve ışık yansıtıcı özelliklerinden dolayı ferah görünmeye yardımcı olabilirler. Renklendirmede mekanın bütünlüğünü bozmamak gerekir. Donatıların birbirleriyle ve yapı elemanlarıyla olan uyumu da göz önüne alınmalıdır.&lt;br/&gt;İnsanların yaşadığı toplumsal kesim, onların beğenilerini de belli ölçüde etkilemektedir. Özellikle donatı seçimi, tutum, ekonomik durum ve sosyal alışkanlıklara dayanan bir olaydır. Ekonomik yanı bir tarafa bırakılırsa, her insanın tutum ve davranışları kendine özgü bir değer taşımakta, kişiden kişiye farklılaşmakta ve beğeni gruplarını da etkilemektedir. İnsan zevkleri eğitim farklılıklarına ve kültür seviyelerine göre değişmekte, meslek grupları arasındaki farklılıklar bile donatı seçimine yansımaktadır. Rasgele gözlemler dahi, bir mimar ile bir tüccar ya da öğretmen evlerinin çok farklı biçimlerde döşenmiş old</description></item><item><title>TALAŞ ISI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?talas-isi-364007.html</link><description>TALAŞ KALDIRMA İŞLEMİNDE ISI OLUŞUMU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Talaş kaldırma işlemi esnasında ortaya çıkan mekanik enerjinin hemen hemen tamamı ısı enerjisine dönüşür. Bunun sebebi, sürtünmenin var olmasıdır. Aşırı sıcaklıklar, yetersiz takım ömrü, bozuk yüzey tamlığı ve kesme hızı sınırlarının belli başlı nedenidir. Bu nedenle talaşlı imalat işleminde ısı oluşumu ve kesme bölgesindeki sıcaklıklar dikkate alınmalıdır. Yapılan son çalışmalarla, oluşacak sıcaklığı tahmin etmek için farklı modeller geliştirilmiştir.&lt;br/&gt;Basit bir tarzda, yapılan toplam iş üç kısma bölünebilir; İ) Talaş oluşumu ve yeni yüzeyin şekillenmesi için malzemenin kesilme işi. İİ) Takım-talaş yüzeyi üzerinde talaşın hareketi işi. İİİ) Takımın serbest yüzeyi üzerinde yeni kesilmiş yüzey hareketi için gerekli iş. Diğer ikisi,  yüzeyler  arasındaki tutma sonucu iç sürtünme içerebilen, takım ile talaş veya işparçası arasındaki sürtünmeyi karşılamak için gerekli iken, talaşın oluşumu için malzemenin kesilme işi; iç sürtünmeden kaynaklanan ısı dağılımını kapsar. (Silva vd.1999) Esas itibariyle ısı oluşumu üç bölgede gerçekleşir; kayma bölgesi, talaş yüzeyi ve kesici kenarın serbest yüzeyi (Çakır,1999)&lt;br/&gt;İşleme esnasında oluşan ısının % 50- 80 gibi büyük bir kısmı talaş ile birlikte tahliye edilir. Diğer bir kısmı parçaya ve geri kalanı takıma geçer ve ısınmaya neden olur. Talaştaki ısı  talaşın kesici takım ile temasta olduğu sürece sadece kesici takımı etkileyecektir.&lt;br/&gt;Dik kesme sırasında talaş ve işparçası arasındaki sıcaklık dağılımı şekil.....(Şahin, 1999 sf.269) de gösterilmiştir. Malzemede x noktası takıma doğru hareket ederek yaklaşır ilk deformasyon bölgesine geçer, bu bölgeden ayrılıncaya kadar ısınır ve talaşla uzaklaştırılır. Ancak y noktası her iki deformasyon bölgelerine de geçer ve bu ikinci deformasyon bölgesinden ayrılıncaya kadar ısınır. Sonra ısı talaş gövdesine yayıldığı için soğur ve sonunda talaş her tarafta düzenli bir ısıya sahip olur. Bu nedenle, maksimum sıcaklık kesici uçtan belirli bir mesafe uzaklıkta, takım yüzeyi boyunca ortaya çıkar. İş parçası içinde kalan z noktası da ilk deformasyon bölgesinden yayılan ısı  miktarı ile arttırılır. Talaşta maksimum sıcaklık, malzemenin ikinci deformasyon bölgesinden ayrıldığı yerde oluşmaktadır. Buradaki ısı temas halinde bulunduğu takımın içine yayılır kesici kenarın bir miktar gerisinde çukurlaşma (kreter) şeklinde kendini gösterir ki aşınmanın en fazla olduğu yerdir.&lt;br/&gt;Düşük kesme hızlarındaki ısı dağılımında talaş yavaş olarak kısmen iş parçasına kısmen de takıma çok ısı verir ve talaşta son sıcaklık düşük olur. Fakat yüksek kesme hızlarında ise hem talaş yüzeyi, hem de boşluk yüzeyi boyunca ısı yayılması nedeniyle kesici uç sıcaklığı son talaş sıcaklığını çok aşar. Isı iletimi kuralı nedeniyle ısı sıcaklığın az olduğu yöne doğru akar, böylece toplam ısının hepsi  talaşta kalır. Talaşın  sıcaklığı talaş sonu sıcaklığına yaklaşır. Ancak genellikle ısı, yüksek kesme hızlarında, talaşla birlikte gider. (Şahin,1999) Sıcaklığın takım üzerine etkisi şu şekilde özetlenebilir;&lt;br/&gt;1)Sıcaklık takım sertliğini etkiler. Sertliklerini sertleştirme yoluyla kazanan takım çelikleri ve hız çelikleri gibi takım malzemeleri, belirli bir sıcaklıkta sertliklerini kaybeder ve bozulur.&lt;br/&gt;2)Sıcaklık takımın aşınmaya karşı mukavemetinin azalmasına, daha çabuk kirlenmesine ve sonuç olarak takım ömrünün azalmasına neden olur.&lt;br/&gt;Oluşan ısının uzaklaşması için soğutma sıvısı da kullanılabilir. Bazı kesme operasyonlarında soğutma sıvısının kullanımı oldukça önemli rol oynar. Uygun soğutma sıvısı ile yapılan kesme işlemlerinde kuru şartlarda yapılan kesmeye göre daha yüksek kesme hızları elde edilmektedir. Buna karşılık son yapılan çalışmalarda;  soğutma sıvısının maliyeti ve iş parçası, takım tezgahı v.b. çevreye verdiği zararı ortadan kaldırmak için yüksek ısı ve aşınma ortamlarında özelliklerini koruyabilen yeni takım malzemeleri ile soğutma sıvısı kullanılmadan kuru işleme operasyonları da artarak önem kazanmaktadır.&lt;br/&gt;Buraya kadar anlatılan kısımdan görüleceği gibi, talaş kaldırma işlemi esnasında, sistemin aktif unsuru olan kesici takım ve onun özellikleri anahtar role sahiptir. Çünkü kesme işlemi esnasında yüksek ısıl ve mekanik zorlamalara maruz kalmaktadır. Bu zorlamalar çoğu zaman ani yükselen ve azalan şekilde şok etkisi yapabilmektedir. Isıl ve mekanik şokların çeşitli seviyeleri  takım bozulmasında rol oynar. Isıl şok (-hızlı ısınma ve takımın hızlı soğuması) özellikle frezeleme işlemlerinde oldukça yaygındır. Mekanik şok;yüzey</description></item><item><title>AĞAÇ MALZEME (AHŞAP) EVLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?agac-malzeme-(ahsap)-evler-345773.html</link><description>AĞAÇ  MALZEME  (AHŞAP)  EVLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağaç malzemenin yangına karşı gayet hassas oluşu ve piyasada pahalı satılışı, ahşap yapıları ve bilhassa bina yapımını çok daraltmıştır. Nitekim bugün büyük şehirlerimizde ağaç malzemeden ev inşa etmek yasaklanmıştır. Bu itibarla ahşap ev yapımı, bugün daha ziyade orman kanunundan faydalanan köy ve bazı kasabalarda görülmektedir. &lt;br/&gt;Memleketimizin bilhassa ormanlık mıntıkalarında uygulanmakta olan ve tüketime etki yapan belli başlı ahşap yapı sistemleri ve kısımları aşağıda sıra ile izah edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.   BLOK  EVLER&lt;br/&gt;Blok binalara, memleketimizin ormanlık mıntıkalarında çantı adı verilir. Daha ziyade Karadeniz orman mıntıkasında rastlanan bu çantı yapılar 0,30 - 0,35 m. Çapında kabuğu soyulmuş yuvarlak gövdeli ağaçların yatay sıralar halinde üst üste dizilmesinden meydana getirilen pek iptidai bir yapı tarzıdır.&lt;br/&gt;Her türlü teknik bilgiden yoksun olarak ve tamamıyla mahalli görgüye istinat ettirilerek inşa olunan bu tip binalarda, esaslı bir temel görülmemektedir. Zemine münferit konulan iri taşlar veya çok alçak örülen kuru taş duvarlar, binanın temel vazifesini görür ve alt tomruk sıraları bunun üzerine oturtulur. 8-10 tomruk sırası bir kat teşkil eder. İkinci ve son kat bunun üzerine çıkılır. Hava tesirlerinin binaya girmemesi için tomruk aralıkları iç taraftan bir çamur tabakasıyla örtülür.&lt;br/&gt;Lüzumundan fazla ağaç malzemenin kullanılmasına sebep olduğundan ormancılık bakımından zararlı bir yapı tarzıdır. Bu itibarla, çantı tarzında inşa olunan bütün yapıları yasak etmiştir.&lt;br/&gt;II.   KALAS  EVLER&lt;br/&gt;Karadeniz mıntıkasının orta kesimlerine isabet eden orman köylerinde görülen özel bir yapı tarzıdır. Mahalli olarak Kandil yapı  veya  daraba adı verilir. &lt;br/&gt;Bu tip yapılar, 5-6 cm. kalınlığında ve 0,20-0,25 m. Genişliğinde hızar ile biçilen kalasların, çantı evlerde olduğu gibi birbirleri üzerine dizilmesiyle meydana getirilir. Köşeler, boğum adı verilen geçme şeklinde kenetlerle sıkıca birbirlerine bağlanırlar. Hava tesirlerine mahfuz bulundurmak için iç kısımlar sıvanır veya kaplanır. &lt;br/&gt;Tamamen gelenek ve göreneklere uyularak inşa olunan bu tarz yapılar da çantı sistemi gibi, ağaç malzemenin rasyonel olmayan şekilde kullanılmasına yardım eder. Bu nedenle Orman Kanunu gereğince hazırlanan Yapı Talimatnamesi ile bunlarda yasaklanan yapı sistemleri arasına sokulmuştur. &lt;br/&gt;III.   AHŞAP  KARKAS  EVLER&lt;br/&gt;Taşıyıcı elemanları iskelet şeklinde tertiplenen bir yapı sistemidir.  Binaya intikal eden yükler, dikme, taşıyıcı kiriş ve bunlar arasında boşlukların daraltılmasını sağlayan ara dikmeler tarafından karşılanır. &lt;br/&gt;Ahşap karkas binalar, zemin seviyesinden en az 0,50 - 0,60 m. Kadar yükseltilen sağlam kargir veya beton temeller üzerine oturtulur.  Bu temeller, daha önce izah olunduğu gibi ortalama, 0,50 m. Genişliğinde ve 250 dozlu çimento harçlı moloz taş duvar olarak yapılır. Bodrumlu binalarda temele, 0,10 m. Kadar fazla bir genişlik verilir. Duvarların üstü 0,10 m. Kalınlığında dökülen demirli beton hatıl ile tesviye olunur ve üzerine çürümemesi için katran ve bitümlü maddelerle sürülen 10x10 cm. ebadında taban ağaçları uzatılır.  Ve bu taban ağaçları su basmana sıkıca raptedilir. İskeleti teşkil eden ve kat yüksekliği kadar alınan 10x10 cm.lik dikmeler, 0,50 - 1,50 m. Aralıkla bu taban ağacı üzerine bastırılır. &lt;br/&gt;Dikmelerin üst kısımlarına 10x10 cm. ebadında başlık kirişleri konulur. Taban ve başlık kirişleriyle esas ve ara dikmelerin meydana getirdikleri boşluklar, simetrik olarak daha küçük ebatlardaki arakiriş (boyunduruk) ve yatık dikmelerle (payanda 6/10 cm)  kullanılarak dolgu malzemesinin cinsine göre daraltılır. &lt;br/&gt;Yatık dikmeler, taban ağacı ile 45 ve 60 derece teşkil edecek şekilde ve aynı zamanda pencere ve kapı boşluklarına mani olmayacak vaziyette tertiplenir.  Ahşap karkas binalarda kat yüksekliği en çok 2,90 m. olarak alınır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            Tek Katlı Ahşap Karkas Bir Binanın Cepheden Görünüşü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İki Katlı Ahşap Karkas Bir Binanın Cepheden Görünüşü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tamamlanan ahşap bina iske</description></item><item><title>AMBALAJ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ambalaj-uzerine-bir-arastirma-344246.html</link><description>VAKA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vakamız 1980 yılından itibaren jöle sektöründe 1 numara olan, fakat son yıllarda pazar payında çok büyük düşüşler yaşayan bir firmanın bu düşüşünün nedenlerini öğrenmeye çalışmasıyla başlamıştır. Pazarlama departmanın başına geçen yönetici bu düşüşün ambalajdan kaynaklandığını düşünmektedir. Bu nedenle bize gelerek ambalajımızda nasıl bir değişiklik yapalım ki tüketicinin kullanım alışkanlıklarını tatmin eden ve ilgisini çeken bir ambalaj geliştirelim ve pazar payımıza tekrar sahip olalım diyerek bizden yardım istemiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu sorunu cözebilmek için öncelikle pazarda bulunan jöle ambalajlarının bir araştırmasını yaptık. Bu araştırma sonucu piyasada yaygın olarak kullanılan 4 farklı tip jöle ambalajını incelemeye aldık. Bunlar araştırma hizmeti verdiğimiz firmanın yıllardır üretmiş olduğu kavanoz ve tüp jöle , diğerleri ise sprey jöle  ve pompalı jöledir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Piyasada bu araştırmayı yaptıktan sonra tüketicilerin kullanım</description></item><item><title>AHŞAP BİNALARIN DEPREME DAYANIKLILIĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahsap-binalarin-depreme-dayanikliligi-457380.html</link><description>Binaların Yapımında&lt;br/&gt;Ahşap Yapıların&lt;br/&gt;Depremlere Dayanıklılığı&lt;br/&gt;17 Ağustos 1999 Depreminde çok sayıda betonarme yapının yıkılması sonrasındaki  ilk tepkilerinden biri &quot;betonarme kötü, ahşap yapı yapalım&quot; oldu. Sanki 17 Ağustos&quot;da hiç ahşap yapı hasarı olmamıştı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ahşap yapı da deprem davranışı da unutulmuştu ve yaklaşık 30-40 yıldır çok az sayıda yapılıyordu. Şimdi yeniden &quot;ahşap yapı&quot; yapma kampanyasına başlamadan önce ahşap yapı ve deprem davranışını biraz hatırlamak gerek. 17 Ağustos 1999 Depremine çok dar bir açıdan bakılarak çıkarılan sonuçların yanında, ahşap yapıların, başka depremlerdeki davranışlarını da dikkate alarak, deprem dayanımı ve diğer özellikleri bakımından gerçek durumunu daha iyi anlamak gerekir. Ahşap, betonarme ve diğer başka malzemeden yapılmış yapıların deprem davranışlarına ön yargısız ve bilimsel bir yaklaşım gerekir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Yönetmelik ve standartlara uyulmadan Türkiye&quot;de yapılmış betonarme yapıların depremlerde büyük hasar görüp yıkılacak yapılar olacağı kesindir. Ancak yönetmelik ve standartlara uyularak yapılmış çok sayıda betonarme yapının depremlerden çok az etkilendiği de geçmiş 30 yılda olan pek çok depremde görülmüştür.  Depreme dayanıklı betonarme yapı yapılamaz diye bir görüşle yola çıkılırsa depreme dayanmış pek çok betonarme yapı nereye konulacaktır? &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ahşap yapıların tasarım, yapım ve deprem davranışları gibi konular son  20 - 30 yıl içinde inşaat mühendisliği eğitiminde çok az ya da hiç bir yer almamıştır. Sanki ahşap yapı yapmak ve depremde hasar gören ahşap yapılar da unutulmuştur. Ahşap yapı yapan usta ve kalfa da kalmamıştır. Bir ahşap yapı yapma kampanyasına başlamadan önce ahşap yapıların özellikleri, tasarımı ve inşaatı konularına kısaca bakmak gerekir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;SON DEPREMLERDE AHŞAP YAPILAR&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;17 Ağustos 1999 Depreminde çok sayıda betonarme yapı yıkıldı. Deprem bölgesinde çok az sayıda ahşap yapı vardı ve bu nedenle ahşap yapıların hasarı betonarme yapılara bakılınca belirgin biçimde daha az oldu. Çünkü en az 40 yıldanberi ahşap yapı yapılmıyor. Bu gözlemle bir sonuca varılıyor: &quot;Betonarme yapılar depreme dayanıklı değil ahşap karkas yapılar daha çok dayanıklı bundan sonra hep ahşap karkas ve  geleneksel türde yapılar yapalım&quot;. Aynı tür gözleme dayanan bu yöntemi başka depremlere de uygulayalım: 1967 Mudurnu vadisi depreminde yıkılan bütün kırsal konutlar geleneksel biçimde yapılmış ahşap karkas yapılardır, 1970 Gediz Depreminde de çok sayıda ahşap karkas yapı yıkılmıştır&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu iki depremdeki yapı hasarına  bakılarak çıkarılacak sonuç: &quot;ahşap karkas yapılar çok kötü bir yapı sistemi&quot;dir. 1967 Mudurnu Vadisi depreminde  can kaybı az olmuş: &quot;Yıkılsa da can kaybı az oluyor&quot;.  Ancak ahşap karkas yapılara karşı  &quot;kötü&quot; bir niyet varsa 1995 Kobe depremi de hemen hatırlanabilir:  Kobe depreminde olan 5500 can kaybının  yaklaşık 4500&quot;ü ahşap karkas  yapıların yıkılması ve yanması ile olmuştur. Ahşap yapı ve deprem sonucu çıkan yangına en iyi örnek 1 Eylül 1923 Kanto, Japonya depremi: Bu depremde Tokyo&quot;da ölen 120 000 kişinin 110 000 &quot;i deprem sonrası çıkan yangında yanan ahşap yapılar nedeni ile olmuştur. Bu gözlemlerle yine aynı sonuca varılabilir: &quot;Ahşap yapılar deprem açısından son derece güvensizdir ve yapılmamalıdır&quot;.&lt;br/&gt; Bu yaklaşım birer yapı malzemesi olan ahşap ve betonarmeden yapılmış yapıların deprem davranış özelliklerinin bilinmeden yargılanmasıdır. Bu tür yaklaşımlar, malzemesi ne olursa olsun  depreme dayanıklı yapı tasarımının temel ilkelerini bilmemekten de kaynaklanmaktadır. Asıl yapılması gereken Kobe&quot;de ya da Mudurnu ve Gediz Depremlerinde yıkılan ahşap yapılar ile 17 Ağustos 1999&quot;da yıkılan  betonarme yapıların özellikleri neydi ve  nasıl yapılmışlardı da yıkıldılar ya da çok hasar gördüler sorusunu sormak ve yanıtını araştırmaktır. Bunun sonucunda da her iki tür malzeme ile yapılmış yapılar için deprem dayanımı için gerekenleri belirlemek ya da bir daha belirlemektir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TEK BAŞINA  YAPI MALZEMESİ DEPREM DAYANIMINI BELİRLEMEZ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bu tür yıkılma nedenlerinin araştırma çalışmalarının sonucunda, malzemesi ne olursa olsun, yıkılan yapıların, yalnızca düşey yük taşıyabilecek yapılar olduğu, deprem yükleri ve etkileri dikkate alınmadan yapılmış ve yalnızca düşey yükleri taşımak için yapılmış  bu nedenle de depremlerde yıkılmış ya da ağır hasar görmüş oldukları ve herhangibir yapı malzemesinin kendiliğinden depreme dayanıklı ya da dayanıksız olmadığı anlaşılacaktır. Çünkü aynı malzeme ile yapılmış olmasına karşın yıkılan ve yıkılmayan yapılar bütün depremlerde vardır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;DEPREME DAY</description></item><item><title>DOĞRMAYA MAKİNALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dogrmaya-makinalari-363550.html</link><description>MAKİNE ATELYESİNİN DÜZENLENMESİ&lt;br/&gt;Doğrama makineleri küçük atelyelerde çalışma yerinin imkanlarına göre yerleştirilir. Büyük iş yerlerinde makineler (MAKİNE ATELYESİ) adını verdiğimiz bölümde işlem sırasına göre yerleştirilirler. Makine atelyesinin diğer bölümlerden ayrı olması gürültü ve tozdan korunmak için faydalıdır.&lt;br/&gt;Makine atelyesi genel olarak şu özellikleri taşımalıdır:&lt;br/&gt;1.Atelyeye konacak makine sayısına göre uygun hacimde olmalıdır. Bu hacim ayarlanırken makine aralarında serbestçe hareket edebilme, parçaları istif edebilme boşluklarının da dikkate alınması gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Makine atelyesi tabii ve sun&quot;i ışıkla aydınlatılmış olmalı, tavanı da yüksek düşünülmelidir (En az 5.00M olmalıdır). &lt;br/&gt;3.Makine atelyesinde malzeme giriş ve çıkışını temin eden kapılar yeterli büyüklükte olmalı.&lt;br/&gt;4.Makine atelyesi depo ve montaj yerlerine irtibatlı olmalı&lt;br/&gt;5.Atelye döşemesinin kaygın olmaması ve düzgün olması&lt;br/&gt;6.Soğukta atelyenin ısınması temin edilmeli&lt;br/&gt;7.Atelye temizliği ve tozların emilmesi için mümkünse sepiratör tesisatının yapılması düşünülmelidir.&lt;br/&gt;DOĞRAMA ATELYESİNDE BULUNAN MAKİNELER&lt;br/&gt;Doğrama atelyesinin büyüklüğüne ve imkanlarına göre aşağıdaki makineler bulunabilir.&lt;br/&gt;1.Sarkaç baş kesme makinesi&lt;br/&gt;2.Radyal boy kesme makinesi&lt;br/&gt;3.Şerit testere makinesi&lt;br/&gt;4.Planya makinesi&lt;br/&gt;5.Daire testere makinesi&lt;br/&gt;6.Kalınlık makinesi&lt;br/&gt;7.Freze makinesi&lt;br/&gt;8.Delik makinesi&lt;br/&gt;9.Dikey delik makinesi&lt;br/&gt;10.Torna makinesi&lt;br/&gt;11.Pres makinesi&lt;br/&gt;12.Bant zımpara makinesi&lt;br/&gt;13.Şerit kaynak makinesi&lt;br/&gt;14.Şerit testere çapraz makinesi&lt;br/&gt;15.Tepsi testere çapraz makinesi&lt;br/&gt;16.Şerit ve daire testere bileme makinesi&lt;br/&gt;17.Planya ve kalınlık bıçakları bileme makinesi&lt;br/&gt;18.Zımpara taşı&lt;br/&gt;Bazı küçük atelyelerde planya, tepsi testere, freze ve delik makinelerinin yerini tutan komple makineler kullanılmaktadır.&lt;br/&gt;SARKAÇ BOY KESME MAKİNESİ&lt;br/&gt;Kereste deposuna istif edilmiş çeşitli ölçüdeki ahşabın veya direkt makine atelyesine gelen ahşabın istenilen boyda kesilmesi boy kesme makinesinde yapılır. Boyunu kesmeden ağacın taşınması zordur ve lüzumsuz iş gücüne sebep olur.&lt;br/&gt;Bu makinelerde boy kesme işini tepsi testere yapar. Kesilecek parça sabit, testere hareket eder. Çeşitli tipleri mevcuttur. Bazıları duvara civatalarla tutturulup bir kol yardımıyla özel hazırlanan tabla üzerinde sabit duran parçayı keser. Kol bırakıldığında kendi kendine geriye gider.&lt;br/&gt;Bazı makineler döküm ayaklıdır. Testere hareketi kolla veya hidrolik tertibatlı olan ayakla kumanda edilir.&lt;br/&gt;Testere yüksekliği ayarlanabilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Boy kesme makinelerini devri dakikada 2800 - 3400 arasındadır. Motor gücü 3 - 5 HP, katılabilen testere çapı 30 - 50 cm dir. Kesme derinliği testere çapının 1/3 nü geçmemelidir. Bu da ortalama 15 cm dir. &lt;br/&gt;Makinenin kullanılması 1 nolu yardımcı işlem yaprağındaki işlem basamaklarına göre kullanılır.&lt;br/&gt;RADYAL BOY KESME MAKİNESİ (DEVALT)&lt;br/&gt;Sarkaç boy kesme makinesine nazaran daha kullanışlı ve çok işlemlidir. Yatay ve dikey eksenlere göre testereye istenilen eğim verilebilir. Tepsi testerenin bağlı olduğu kızak (deve boynu) düşey durumdaki bir silindir üzerinde üstteki kol yardımıyla yükselir, alçalır. Ayrıca deveboynu bir silindir üzerinde sağa sola döndürülebilir. Tepsi motorunun bulunduğu kısmın kızakla birleştiği noktadan mafsallı olup, testereye istenilen eğim verilir. Dakikadaki devri 3000 - 3600 dür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Radyal boy kesme makinesi parçanın boyunu ve genişliğini çıkarmakta, kiniş, kanal ve lamba açmakta kullanılır. 20 - 50 cm arasında testereler takılabilir.&lt;br/&gt;Makinenin kullanılması 2 nolu yardımcı işlem yaprağındaki işlem basamaklarına göre kullanılır.&lt;br/&gt;BOY KESME MAKİNELERİ İÇİN EMNİYET TEDBİRLERİ&lt;br/&gt;1.Eller kesici aletlerin yolu üzerinde olmamalıdır.</description></item><item><title>ZEMİN KAPLAMALARA GENEL BAKIŞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?zemin-kaplamalara-genel-bakis-393318.html</link><description>1.GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Mobilya sektörü, bir model ve stil sektörüdür. Zemin  kaplamaları da bu sektörde  önemli yer tutmaktadır.  Bu nedenle;bu sektöre hizmet veren üretici veya satıcı firmalar tarafından, farklı estetik zevklere sahip tüketici grupların ihtiyaçlarının karşılanması için, kısa zaman araklıkları ile yeni bir tasarımın üretime sokulması veya piyasaya sürülmesi, bir rekabet faktörü  olmaktadır. Dolayısıyla  ihtiyaç ve moda, uyum,tüketim ilminin ve buna paralel olarak üretimi belirleyen ana faktör olmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Yer kaplamaları kullanıldığı zemine göre amaçları değişmektedir. Döşeniş şekilleri ise zeminin niteliklerine bağlıdır. Döşeme yapılırken, güzel gözükmesine, rahat olmasına, dış etkilere karşı dayanıklı olmasına dikkat edilmelidir. Bu yapı elemanları ısıya ve sürtünmeye karşı dayanıklı olmalıdır. Yer kaplamaları yalnızca evlerin iç mekanlarında değil, spor salonlarında, eğlence yerlerinde ve dışı mekanların zeminlerinde kullanılır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      İç mimari ve dekorasyonda zeminin döşenmesi estetik yönden önemli bir konudur. Mimari ve estetik zevkler zamanla değişir. Bizler bu değişimlere uymak durumunda  olmalıyız.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.ZEMİN KAPLAMALARA GENEL BAKIŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      İnsanoğlu var olduğundan bugüne değin yaşamak için mağara, çalı ve otlardan yapılı  çitlerde, kerpiç  ve taş yapılar, ahşap ve beton evler, apartmanlar gibi zamanına uygun, değişen konutlar4da yaşamış ve yaşamaktadır. Teknoloji değiştikçe ve medeniyetin ilerlemesiyle konutlarda malzeme anlayışı da değişmektedir. Aynı koşullarda zemin kaplamaları da değişmiştir. Saman, taş, hayvan derisiyle başlayan yer döşemeleri yerini tahta, kilim, halı, mermer, sıkıştırılmış toprak, tuğla ve günümüzde kaliteli ve renkli mermerler, değişik varyasyonlarla ahşap döşemeler, dokuma türü halı, plastik ürünlü malzemeler ve toprak ürünlü korularla ve de ayrıca camlarda, metallerde zemin kaplama elemanları oluşturmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. Tarihsel Gelişimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Mekanlarda kullanılan düz tahta döşemeler daha sonra değişik kanal, kiniş, zıvana gibi konstrüksiyonlarda ve prizma haline  çevrilen ahşap malzemelerin döşendiğini ve buna parke döşeme dendiğini ifade etmiştik. Görülüyor ki, ahşap parke döşemenin anası sayılan tahta döşemeler yüzyıllar önce kullanılmaya başlamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      İlk parke döşeme Avrupa&quot;da görülmüştür. O dönemlerde kiliselere, krallara ve zenginlere mobilyalar yapılırdı. Üslubu ve sanatsal yaklaşımı o dönemi yansıtır. Aşağıda tarihi gelişimi ile ilgili değişik kaynaklardan yapılan araştırmalar sunulacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      &quot;Parke o dönemde en iyi doğramacı bilinen Andre Charles Boulle tarafından Fransa&quot;da 14. Louise yapılmıştır. Bu yaptığı işten dolayı çok ünlü olmuştur.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      &quot;XIV. Louis Stili (1643-1715); Fransız mobilyası olan XIV. Louis dönemi mobilya yönünden oldukça zengindir. İlk çağ klasik süslemelerinin etkisi görülür. Mobilyaların oymaları, fildişi, sedef, bronz ve kaplamalardan yapılan kakma süslemeleri çok gösterişli bir yapıya sahiptir. XIV. Louis stili mobilya ve dekorasyonda genel özellik kullanılan malzemenin  çeşitli olması ve süsleme motiflerinin zenginliğidir. Mobilyalarda kıvrımlar ve kavisli  çizgiler önemli yer kaplar. 1688 yılında duvarlar lambri ile de kaplanmıştır. Meşhur Boulk (Bul) eserleri (Bakır ve boğa kakmalı, zarif süslemeli mobilyaların) bu döneme rastlar&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      XVII. asırdan sonra döşemelerde kullanılan taş ve tuğla yerine muntazam kesilmiş küçük tahta parçalarının yan yana konması ve birbirleriyle getirilmesi suretiyle yapılan döşeme tahtalarına denir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Yukarıda kaynaklardan da görüldüğü gibi parke döşeme XVII. asırda, yani XIV. Louis (1638-1715) dönemine rastlamaktadır. Yine Americana Ansiklopedisinde yer aldığı ifadeye göre Kral II. Louise doğramacı Andre Charles Batte tarafından yapılmış olduğu ifade edilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1.1. Türkiye&quot;deki gelişimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Ahşap döşeme Anadolu evlerinin vazgeçilmez yapı elemanlarındandır. Bilindiği gibi kültürümüzde mekan içerisinde ayakkabı (çarık, yemeni vb.) giymeme var olduğundan ötürü zemin döşemelerinin kilim, hasır, halı ahşap gibi malzemeler her dönemde kullanılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Fakat zemin döşemeleri hangi dönemde olursa olsun (Anadolu Selçuklu Dönemi, Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi) kullandığımız (Hereke, Erzurum, Silifke gibi) dünyaca ünlü olan kilim, halılar ve hasırlar ön plana  çıkmış ve kültürümüzün birer simgesi olmuşlardır. Bu da ahşap döşemenin fazla gelişmesini önlemiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Bununla ilgili yapılan araştırmaları ve kaynakları inceley</description></item><item><title>ENGELLİ OKULLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?engelli-okullari-354385.html</link><description>ENGELLİ OKULLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ENGELLİ OKULLARI&lt;br/&gt;Görme Engellilerin Eğitimi&lt;br/&gt;Özel eğitim okullarında görme engellilere okul öncesinde gündüzlü ilköğretim düzeyinde yatılı ve gündüzlü olarak eğitim verilmektedir. Görme engelliler okullarında kabartma yazıyla yazılmış kitaplar okutulmaktadır. Normal ilköğretim programları aynen uygulanmaktadır. Ayrıca beden eğitimi ve bağımsız hareket, resim-iş ve modelaj iş dersleri özel olarak geliştirilen programlara göre verilmektedir. Az görenlerin görme kapasitelerini kullanarak eğitim almaları amacıyla Ankara Yenimahalle Mithat Enç Görme Engelliler İlköğretim Okulunda eğitim ortamı hazırlanarak oluşturulan birinci ve ikinci sınıflarda eğitim ve öğretim sürdürülmektedir.&lt;br/&gt; İşitme Engellilerin Eğitimi&lt;br/&gt;Özel eğitim okullarında işitme engellilere okul öncesi ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde eğitim verilmektedir. Okul öncesi eğitim dışındaki her kademede işitme engelli öğrenciler yatılı olarak eğitim görmektedir. İşitme engellilerin ortaöğretimlerini normal ortaöğretim kurumlarında sürdürmeleri teşvik edilmektedir.  Bu öğrencilerden durumları uygun olanlar meslek liselerine sınavsız yerleştirilmektedir. Ortaöğretim düzeyindeki işitme engelli öğrencilerin özellikle genel kültür derlerinin izlemedeki güçlükleri dikkate alınarak işitme engelliler çok programlı liseleri açılmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fiziksel (Ortopedik) Engellilerin Eğitimi&lt;br/&gt;Özel eğitim okullarında ortopedik engellilere yatılı ve gündüzlü olmak üzere okul öncesi ilköğretim ve meslek lisesi düzeyinde eğitim imkanları sunulmaktadır. Bu okullarda tıbbi rehabilitasyon ile eğitim iç içe yürütülmektedir. Spastik engelliler, ortopedik engellilerin bir alt grubu olarak ele alınmaktadır. Bu sebeple ortopedik engelliler okullarında durumu ağır olmayan spastik engelli çocuklara da özel eğitim hizmeti verilmektedir. &lt;br/&gt;Zihinsel Engellilerin Eğitimi&lt;br/&gt;Zihinsel engellilere verilen eğitim hizmetleri eğitilebilir ve öğretilebilir düzeydeki zihin engellilerin yeterlilikleri dikkate alınarak planlanmakta ve yürütülmektedir.  Zihinsel engellilerin okul öncesi eğitime alınmalarına önem verilmektedir.  Eğitilebilir zihinsel engellilerin ilk öğretimlerini kaynaştırmanın çeşitli yöntemleri uygulayarak normal okullarda tanımlarını teşvik edilmektedir. Meslek liselerinde de mesleki becerileri kazandırmaya yönelik meslek derlerinin yanında öğrencilerin düzeyine uygun genel kültür derleri de verilmektedir. 6-14 yaş arasındaki çocukların eğitim gördüğü eğitim uygulama okullarında ilköğretim okulu seviyesi altında eğitim yapılmakta olup, çocukların hayatlarını bağımsız olarak sürdürmelerine yönelik temel becerileri kazanmalarına yardımcı olacak programlar uygulanmaktadır. 16 yaş üzerindeki yetişkin zihinsel engelliler ise bir iş veya mesleğin temel becerilerini kazandırmak amacıyla açılmış bulunan mesleki eğitim merkezlerine devam etmektedirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uzun Süreli Hasta Olan, Hastanede Yatan Çocukların Eğitimi&lt;br/&gt;İlk defa 1994 yılında Hacattepe Üniversitesi Çocuk Hastanesi bünyesinde hastane okulu açılmıştır. Bakanlığımız ile sağlık bakanlığı çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı bünyesinde tıp fakültesi bulunan üniversiteler ile işbirliği sonucu açılan hastana ilköğretim okullarının bugün sayısı 26&quot;ya ulaşmıştır. Sınıfa gelemeyecek durumda olan öğrenciler için ise yatak başında eğitim verilmektedir. &lt;br/&gt;Uyum Güçlüğü Olanların Eğitimi&lt;br/&gt;Bunlardan otistik çocukların eğitimine yönelik özel eğitim hizmetleri için ülkemizde ilk defa 1996 yılında İstanbul Kadıköy Hayriye Kemak Kusun  Anaokulu Eğitim Uygulama Okulu ve Mesleki Eğitim Merkezi  tahsis edilmiştir. Ankara&quot;da ise 1999 yılı Şubat ayında Çankaya Kütükçü Ali Bey İlköğretim Okulu bünyesinde otistik çocuklar eğitim merkezi açılmıştır. &lt;br/&gt;Dil ve Konuşma Güçlüğü Olanların Eğitimi&lt;br/&gt;Dil ve konuşma güçlüğü olan çocuklar için özel bir okula gerek yoktur. Bu öğrenciler özel eğitim önlemleri alınarak normal okullarda kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam etmektedirler.  Bu öğrencilere rehberlik ve araştırma merkezlerinde uygun terapi hizmetleri de verilmektedir. Özel</description></item><item><title>BAĞLAMANIN TARİHÇESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?baglamanin-tarihcesi-393335.html</link><description>1.GİRİŞ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Bağlamanın atası, Dede Korkut hikayelerinde adı çok sık geçen Kopuz&quot;dur. Yaklaşık 1500 yıllık bir geçmişi olan ve birden çok telli saz türünü kapsayan Kopuz, Orta Asya&quot;daki Türk Boyları tarafından kullanılmıştır. İlk zamanlar o bölgenin gezginci ozanları aracılığıyla Anadolu&quot;ya gelmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Kopuz, Bağlamadan farklı olarak teknesi deriyle kaplı, perdesiz, iki veya üç telli, telleri at kılı, koyun ve kurt bağırsağından yapılmış kirişlerden oluşan bir enstrümandır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;      Kopuzun Anadolu&quot;da geçirdiği evrimlerden ve sapına perde bağlanmasından sonra ortaya çıkan Bağlama, Türkmenler tarafından kutsal bir enstrüman sayılırdı. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Günümüzde, bağlamanın standart ölçüleri için hala çalışılmaktadır. Teknesinin hangi ağaçtan, kapağının ne kadar incelikte, sapının ne kadar uzunlukta olacağı tartışmaları süredursun, genel bir yapısı yavaş yavaş ortaya çıkmış görünüyor. Eskiden kullanılan, ancak günümüzde pek bulunamayan dut ağacından oyma tekneler yerine, dilim dilim yapıştırılmış ardıç; göğüs kapağı için ladin, köknar; sapı için ceviz, gürgen ağaçları kullanılır. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2. BAĞLAMANIN TARİHÇESİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Bağlama ve ailesi olan sazlarım tanıyabilmek için önce bu sazların atası olarak bilinen Kopuzun tanınması gerekir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;      İnsanlar, su kabağının üst kısmına ince deriler gerdirip sap ilave etmişler ve kiriş tellerini deri üzerinden geçirmek sureti ile sesin daha net çıkmasını sağlamışlardır. Yay ile çalınanlara İklığ, parmak veya mızrap türünden maddelerle çalınan türlerine de Kopuz adını vermişlerdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      İklığ yaylı sazların, Kopuz ise mızraplı sazların atası olarak bilinmektedir. Kopuz, sonraları su kabağı yerine armudumsu şekilde ağaçlardan oyularak yapılmış, üzerine yine deri gerilmiş, kiriş teller takılarak uzun yıllar çalınmış, daha sonraları da derinin yerini ağaç (göğüs-ses tablosu), kiriş tellerinin yerini ise metal teller almıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Mızraplı sazların atası alarak bilinen Kopuz, Türklerin en eski sazlarından biridir. En az 1500 yıl kullanılmış olan bu ünlü mızraplı saz, bugün yerini Anadolu&quot;da bağlama ve ailesi sazlarına bırakmış olmakla beraber, Orta Asya ve Sibirya Türkleri tarafından halen kullanılmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Bağlama adına, ilk olarak 18. yüzyıl metinlerinde rastlanır. Bu dönemde Anadoluya gelen Jean Benjamin de Laborde, seyahatnamesinde, &quot;Bağlamanın biçimi tıpkı Çöğürünki gibi, ama ondan daha küçüktür ... &quot; der [4]. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;3. BAĞLAMA YAPIMINDA KULLANILAN AĞAÇLAR  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.1. Dut&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.1.1. Yetiştiği yerler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Kuzey yarım kürenin ılıman ve subtropik çevrelerinde yetişir ve 12&quot;den fazla türü vardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.1.2. Yapısı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Olgun odun1u bir ağaçtır. Yıl halkaları geniştir. İlkbahar halkası açık renk ve yumuşak, &lt;br/&gt;sonbahar halkası koyu renk ve serttir. Özışınları görünmez. Dut ağacında reçine bulunmaz. Rengi, dış odunu sarımsı beyaz, iç odunun sarımsı açık kahverengidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.1.3. Özellikleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Yumuşak bir ağaçtır. Az çalışır ve az çeker. Kuruduğu zaman fazla kamburlaşmaz. Kolay yarılır. Budaklı türleri zor, diğerleri kolay işlenir. Kolay boyanır, zor vernik1enir. Esnek bir ağaçtır. Reçineli ağaçlar kadar dayanıklı değildir. Böcekler ve mikroorganizmalar tarafından kolay yıkımlanır. Ses ve ısı yalıtımı bakımından üstün özellikler taşır. Çok hafif ağaçlardan biridir. Hava kurusunun özgül ağırlığı yaklaşık 0,45 gr/cm3&quot;tür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.1.4. Kullanıldığı yerler      &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Dut ağacının yaprakları ipek böcekçiliğinde, dayanıklı olan odunları araba ve tarım aletleri yapımında kullanılır. Bağlamada ise gövde bölümünün yapımında kullanılır [1].&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2. Ladin &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2.1. Yetiştiği yerler &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Türkiye&quot;de özellikle Doğu Karadeniz Dağlarının kuzey yamaçlarında ve dağlık kıyı bölgelerinde yetişir. Ladin ormanları 1250-2300 m yüksekliklerde yoğunlaşır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2.2. Yapısı &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Ladin, olgun odunlu ağaçlar grubundandır. Yıl halkaları belirlidir. Az reçinelidir. Rengi, sarımsı beyazla, pembe beyaz arasında değişir. Rendelenen yüzey parlak bir görüntü verir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2.3. Özellikleri &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Yumuşak ve gevşek yapılıdır. Esnektir. Yüklenmeye dayanıklıdır. Hafif reçinelidir. Düzgün çizgili ve eş yapılıdır. Kolay işlenir. İyi boyanır, zor verniklenir. Kuru ortamda oldukça dayanıklıdır. Hava kurusunun özgül ağırlığı 0,43 gr/cm3tür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2.4. Kullanıldığı yerler &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Doğramacılıkta, kontraplak ve kaplama üretiminde, mobilya, lambri yapımında kullanılır. Koruyucu gereçler emdirilerek veya sürülerek köprü inşaatında ve sualtı yapılarında kullanılab</description></item><item><title>BOYALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?boyalar-393436.html</link><description>1. GİRİŞ&lt;br/&gt;Ağaç işlerinde yüzeylerin dış etkenlere karşı korunması ve eşyaya zengin dekoratif görünüm kazandırma çalışmaları tarihin çok eski devirlerinde başlamıştır. Günümüzde bu sektör devamlı değişmektedir. Bu nedenle, bu sektöre hizmet eden üretici ve satıcı firmalar tarafından, farklı zevklere sahip grupların ihtiyaçlarını karşılamaktır rekabet faktörü olmaktadır. Dolayısıyla, ihtiyaç, moda, uyum, tüketim ilminin ve buna paralel olarak üretimi belirleyen ana faktörler olmaktadır.&lt;br/&gt;Yukarıda bahsettiğimiz ihtiyaçlar ve rekabet ortamında mobilyanın sitilini çok hızlı değiştirmemiz her zaman mümkün olmaya bilir.&lt;br/&gt;Böyle durumlarda mobilyanın şeklini değiştirmektense yüzeyini farklı ve örtücü boyalarla dekoratif bir şekilde boyayarak model değişikliğine başvurulabilir. Ucuz ağaçlardan hazırlanan mobilyalar örtücü boyalarla boyanarak değer kazandırılabilir. Aynı mobilyada kullanılan değişik cins masif ve kaplamaların oluşturduğu görüntü karmaşıklığı giderilebilir.&lt;br/&gt;Boya, cila ve vernik işlemlerinde kullanılan malzemelerin hızlı gelişimi ve değişimi, bu alanda yoğun araştırmaların sürdürüldüğünü göstermektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. BOYALAR&lt;br/&gt;2.1.Tanımı&lt;br/&gt;Ahşap malzemenin rengini değiştirmek, korumak ve aynı zamanda ahşap malzemeye estetik değer kazandırmak için kullanılan gereçlere boya denir.&lt;br/&gt;Boyaların mobilya endüstrisinde pek çok kullanım amacı vardır. Bu amaçlar;&lt;br/&gt;*Alıcıların beğenisine çeşitli renklerde hazırlanmış mobilyalar sunmak,&lt;br/&gt;*Seri üretim yapan fabrikalarda model çoğaltmada kullanarak ekonomikliği sağlamak,&lt;br/&gt;*Mobilya üzerindeki belirgin renk uyumsuzluklarını gidermek,&lt;br/&gt;*Kaliteli malzemeden hazırlanmış mobilyaların doğal güzelliğini bozmamak,&lt;br/&gt;*Oymalı, tornalı klasik mobilyaların girinti ve çıkıntı kısımlarında oluşan renk uyumsuzluklarını gidermek.&lt;br/&gt;*Ahşap malzemeleri renkli olarak hazırlamaktır.&lt;br/&gt;Mobilya sektöründe bu denli önemli olan boyaların bazı özelliklere sahip olmaları gerekir. Bu özellikler şunlardır;&lt;br/&gt;*Boyalar, ışık ve havanın bozucu etkilerine dayanıklı olmalıdır.&lt;br/&gt;*Boyalar, ahşap malzemenin derinliğine işlemelidir.&lt;br/&gt;*Boyalar, yüzeyde dengeli ve eşit dağılmalıdır.&lt;br/&gt;*Boyalar sıvıda iyi erime özelliğine sahip olmalıdır.&lt;br/&gt;*Boyalar, üzerine atılabilecek formaldehit ve polyester türü verniklere dayanmalıdır.&lt;br/&gt;2.2. Ağaç Boyalarında Aranan Genel Özellikler&lt;br/&gt;*Işık ve havanın bozucu etkilerine dayanması&lt;br/&gt;*Ağacın derinliğine işlemesi&lt;br/&gt;*Yüzeye dengeli dağılması&lt;br/&gt;*Sıvıda iyi erimesi&lt;br/&gt;*Formaldehit ve poliester verniğe dayanması&lt;br/&gt;2.2.1. Işık Ve Havanın Bozucu Etkilerine Dayanması&lt;br/&gt;Işığın ve havanın bozucu etkilerine dayanıklılık ölçüsü boyalar için bağıl bir değerlendirmedir. Hiçbir boya ışık ve havanın etkilerine mutlak dayanıklı değildir. Bütün boyalar kısa ve uzun zaman sonunda kesinlikle bozulurlar ve solarlar. Sorun hiç bozulmaması değil boyanın uzun süre dayanmasıdır. Ağacın boyanmasında kullanılacak boyalar, ışığın bozucu etkilerine çok iyi olmasa bile, hiç olmasa uzun süre dayanmalıdır.&lt;br/&gt;Boyalan solduran güneş ışığındaki mor ötesi ( ültraviyole ) ışınlardır. Boyaların ışık ışınlarına dayanması 1-8 sayılan ile ölçümlendirilir. Işınlardan en çok ve en kolay bozulan boyanın dayanımı ile gösterilirin geç solan boyanın ışığa dayanımı 8 dir. Kaliteli ağaç boyalan mor ötesi ışınlarının soldurucu etkilerine oldukça dayanıklıdır. Suda eriyen toz boyaların normal türlerinin solma kat sayısı 5-6, solma katsayısı 7-8 olan özet boya türleri üretilmektedir.&lt;br/&gt;2.2.2.Ağacın Derinliğine İslemesi&lt;br/&gt;Boyanın, mekanik etkilere dayana bilmesi için ağacın derinliklerine girmesi zorunludur. Yüzeyde kalan boya çabuk aşınır, bu nedenle boya sıvısının gözeler arası boşluklardan ağacın derinliklerine girebilecek nitelikte olması istenir, ağaç boyalarının etki derinliği 0,1-0,5 mm arasında değişir. Bu derinlik dayanıklı bir boyama için yeterlidir. Daha önce belirtildiği gibi boya sıvısının ağaca girmesini engelleyen ve kolaylaştıran nedenler vardır. Toz boyanın molekül büyüklüğü en önemli etkendir. Boya maddede ne kadar küçük moleküllerden oluşursa o kadar ağacın derinliğine girebilir. Boyalara konulan katkı gereçleri de etki derinliğini değiştirir. Dış yüzey gerilimi ve ağacı kolay ıslatma yeteneğinde ki sıvılarla hazırlanan boyalar ağacın daha kalın bir bölümünü renklendirir.&lt;br/&gt;2.2.3.Yüzeye Dengeli Dağılması&lt;br/&gt;Ağaç boyalarında aranan dengeli dağılma özelliği, örneğin yağlı boyalarda olduğu gibi, yüzeyin tek renk haline getirilmesi anlamını taşımaz. Aksine, ağacın damarı, deseni, öz ışınları örtülmemeli ve bel</description></item><item><title>TÜRK HARİTACILIK TARİHİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-haritacilik-tarihi-348128.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TÜRK  HARİTACILIK  TARİHİ1&lt;br/&gt;1.  GİRİŞ1&lt;br/&gt;1.1.  Haritanın  Tanımı1&lt;br/&gt;1.2.  Haritanın  Yararları7&lt;br/&gt;2. ESKİ TÜRKLERDE  VE  OSMANLILARDA  HARİTACILIK9&lt;br/&gt;3.  ÖLÇME  ALETLERİNE  TARİHSEL  BAKIŞ20&lt;br/&gt;3.1.  Uzunluk Ölçme Aletleri20&lt;br/&gt;3.2.  Astrolab20&lt;br/&gt;3.3.  Rubu  Tahtası21&lt;br/&gt;3.4.  Sekstant22&lt;br/&gt;3.5.  Kateometre ve Teodolit22&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;TÜRK  HARİTACILIK  TARİHİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.  GİRİŞ&lt;br/&gt;1.1.  Haritanın  Tanımı  &lt;br/&gt;Antik çağda ARİSTO, metafizik kitabında geometriyi, yer ölçümü için, jeodeziyi ise yerin bölünmesi anlamında kullanmıştır. Ünlü Alman bilim adamı F. R. HELMERT(1843-1917),1880&quot;de &quot;Jeodezi, yeryüzünün ölçümü ve projeksiyon bilimidir&quot; demiştir. Aynı yıllarda yaşayan Alman astronomu ve matematikçisi H. BRUNS (1838-1919) bu tanıma yerin gravite alanının da ölçülmesini ekleyerek fiziksel jeodezinin de jeodezinin ayrılmaz bir bütünü olduğunu vurgulamıştır. Bu tanıma uygun olarak yine bir başka Alman bilim adamı S. HEİTZ (Doğumu: 1929); &quot;Jeodezi, yeryuvarına ilişkin gözlemlerin elde edilmesi ve bunların fiziksel modele dönüştürülmesidir&quot; şeklinde tanımlamıştır. FIG (Federation İnternationale des Geometres = Uluslar arası haritacılar Birliği) tüzüğünde haritacıların mesleki etkinlikleri olarak &quot;Haritacı, yapılı yada yapısız olan hem yer üstünde hem de yer altında bulunan  taşınmazlara ilişkin tüzel ve özel iyeliği dökümleyen, sınırlarını belirleyen, ölçen ve değerlendiren, bu çalışmalarında toprak iyeliğinin yasal kayıtlanması önlemleriyle onunla bağlantılı hakları gözeten bir meslek ilgilisidir. O, bunlardan başka kırsal ve kentsel toprakların kullanılmasını araştırır, planlar ve yönetir. Haritacı sözü edilen konuları ilgilendiren teknik, tüzel, ekonomik, tarımsal ve sosyal bilgileri edinir&quot; diye tanımlamıştır. IAG  (İnternational Association of Geodesy = Uluslar arası Jeodezi Birliği) ise 1975 Grenoble ve 1979 Canberra toplantılarında jeodezi için; &lt;br/&gt;&quot;Jeodezi, üç boyutlu ve zaman değişkenli uzayda çekim alanı da kapsamda olmak koşulu ile, yerin ve diğer gök cisimlerinin temsil edilmesi ve ölçülmesi ile ilgilenen bir bilimdir&quot; demiştir. &lt;br/&gt;Ölçülen yeryüzünün büyüklüğüne göre yapılan işe arazi ölçümü, ülke ölçümü, yer ölçümü denir. Büyük ölçekte yapılan işlemler &quot;jeodezi&quot; veya &quot;Yüksek Jeodezi&quot; konularına girmektedir. Küçük çapta yapılan ölçüler ise &quot;Ölçme Mühendisliği&quot; veya &quot;Haritacılık&quot; olarak isimlendirilir. Haritacılıkla ilgili kavramlar diğer dillerde şöyledir:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TürkçeAlmancaİngilizceFransızca&lt;br/&gt;JeodeziGeodÃ¤sieGeodesyGÃ©odÃ©sie&lt;br/&gt;HaritacılıkVermessungSurveyingMensuration&lt;br/&gt;veya(Topographie)&lt;br/&gt;Haritacı, ölçmeciLandmesser, GeodÃ¤t, TrigonometerSurveyor, Geodesist, Land surveyorGÃ©odÃ©sien, (İngenieur) Geometer&lt;br/&gt;HaritaLandkarteMapCarte&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu mesleğin lisans ve lisansüstü eğitimini veren okullar, Türkiye&quot;de Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği adı altında olup Almanya&quot;da GÃ©odÃ©siee veya Vermessungswesen, İngiltere&quot;de Surveying veya  Geodesy, Fransa&quot;da ise Ecole Polytechnique&quot;de okutulan Mensuration veya Topographie&quot;dir. Halk arasında Haritacı veya Ölçme Mühendisi olarak da bilinen jeodezici bu görevini yaparken çeşitli bilim dalları ile karşılıklı ilişki içindedir. İlişkili olduğu bu bilim dallarına kısaca göz atacak olursak:</description></item><item><title>AHŞAP MALZEME TEKNOLOJİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahsap-malzeme-teknolojisi-384404.html</link><description>AHŞAP MALZEME TEKNOLOJİSİ&lt;br/&gt;AĞAÇTA BÜYÜME&lt;br/&gt;Ağaçta büyüme boy yönünde ve çap yönünde olmak üzere iki şekilde gerçekleşir. Boy yönünde büyüme sağlayan kök ve dal uçlarındaki vejatasyon noktalarıdır. Bu vejatasyon uçları bölünme özelliğine sahiptirler. En yönünde büyüme sağlayan odun ile kabuk arasındaki kombiyum tabakasıdır. Kombiyum tabakası da bölünme özelliğine sahiptir. Ağaçlar iki kategoride incelenir.&lt;br/&gt;İğne yapraklılar: Çam, Göknar, Ladin, Ardınc, Sarıçam, Karaçam vb.&lt;br/&gt;Yayvan yapraklılar: Kayın, Gürgen, Ceviz, Kavak, Söğüt, Meşe, Dut, Ihlamur vb.&lt;br/&gt;YAYVAN YAPRAKLI AĞAÇ ODUNLARININ HÜCRE DOKUSU ELEMANLARI10&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;I.                    BOYUNA ELEMANLAR&lt;br/&gt;A.     Prosentimatik ( Boşluklu Hücre)&lt;br/&gt;I.                    Traheler 11&lt;br/&gt;II.                 Traheidler  11&lt;br/&gt;*        Vacisentrik &lt;br/&gt;*        Vasküler&lt;br/&gt;III.               Lifler  11&lt;br/&gt;*        Lif traheidleri&lt;br/&gt;*        Libriform lifleri&lt;br/&gt;B.     Prankimatik ( Canlı Hücre)&lt;br/&gt;I.                    Boyuna dizi paranim hücreleri&lt;br/&gt;II.                 Fusiform paranşim hücreleri&lt;br/&gt;III.               Dik balsam kanalları çevreleyen epitel hücreleri&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;2.      ENİNE ELEMANLAR&lt;br/&gt;I.                    Öz ışını paranşimleri     11&lt;br/&gt;*        Yatak öz ışını paranşimleri&lt;br/&gt;*        Dik öz ışını paranşimleri&lt;br/&gt;II.                 Yatık balsam kanalları çevreleyen epitel hücreleri 11&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;TRAHE  (Y.A.):11&lt;br/&gt;A.M.nin boyu yönünde besi maddeleri taşıyan elemanlardır. Traheler besin kanallarının üst üste birleşmesi ve aralarındaki zarların yer yer erimesiyle oluşan kanallardır. Eksene paralel yönde uzanırlar. YA&quot;da yıllık halka dağılışlarına göre traheler 3&quot;e ayrılır.&lt;br/&gt;Halkalı Büyük Traheli : Meşe, Kestane, Karaağaç, Akasya&lt;br/&gt;Dağınık Büyük Traheli : Kavak, Söğüt, Dişbudak, At Kestanesi, Çınar&lt;br/&gt;Dağınık Küçük Traheli : Huş, Ihlamur, Gürgen, Akçaağaç, Kızılağaç&lt;br/&gt;TRAHEİD (İYA YA):&lt;br/&gt;Vasküler Traheidler: &lt;br/&gt;Hücreler arası su iletimi görevini yapan iletim dokularıdır. Traheidlerin uçları kapalıdır. Uzunlukları birkaç mm kadardır.&lt;br/&gt;Vacisentrik Taheidler:&lt;br/&gt;Meşe gibi Hal.B.Trh. ağaçlarda traheler etrafında enine kesitte yaz odunu içinde bulunur. Traheidler hem YA&quot;da hem de İYA&quot;da bulunan hücredir.&lt;br/&gt;LİFLER:&lt;br/&gt;Skleranşim hücreleri odun liflerini meydana getirir. Skleranşim hücreleri destekleme görevini yapan pek dokudan oluşmuştur. O halde lifler ağacı destekleme görevi yaparlar. Pranşim de destekleme görevini yapar ama İYA&quot;da skleranşim YA&quot;da da paranşim görevlidir. Bazı ağaçlarda anormal gelişim şartlarından jelatinli  libriform lifleri meydana gelmektedir. (YA&quot;da çekme odunu, İYA&quot;da basınç odunu). Bu lifler skleranşim lifler olarak da adlandırılır. &lt;br/&gt;ÖZ IŞINLAR:&lt;br/&gt;YA&quot;da gövde eksenine dik ya da yarı çap yönünde uzanan çok sayıda ki paranşim hücrelerinin (besleme ve depo) birleşmesinden meydana gelen doku tabakasıdır. Yapraklı ağaçlarda gözle görülebilir. Yalancı öz odunu bulunan ağaçlarda vardır. Bu tip öz ışınları enine kesitte kalın bir öz ışını gibi görünse de esasında bu kalın öz ışını çok sayıda bir hücreden (Paranşim) yapılmış ince öz ışınlarının yan yana gelmesi ile meydan gelir. İnce öz ışını arsında lifler ve hatta bazen traheler bile bulunur. &lt;br/&gt;Yalancı öz ışınları kızılağaç, meşe ve gürgen türü ağaçlarda görülür. Öz ışını pranşimleri arasındaki geçitler genel olarak basit geçitlerden, fakat nadir olarak kenarlı (bordürlü) geçitlerde bulunabilir. &lt;br/&gt;BALZAM KANALLARI (YA):&lt;br/&gt;İki türlüdür.&lt;br/&gt;1)     Normal Balzam Kanalları: Liflere dik ve liflere yatık olmak üzere iki türlüdür. &lt;br/&gt;2)     Patolojik Balzam Kanalları: YA&quot;da yaralanma sonucu meydana gelir. YA&quot;da meydana gelen balzam kanalları orjını ne olursa olsun liflere paralel yönde olur. 2&quot;ye ayrılır.&lt;br/&gt;*        Lisigen Menşeli: Kanalın oluşması için hücre erimesi söz konusudur.&lt;br/&gt;*        Şizogen Menşeli: Kanalın açılması için orta lamelin erimesi söz konusudur.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;THYULL OLUŞUMU 10&lt;br/&gt;YA&quot;da bulunan trahelerin su iletme görevini yapamaz duruma gelme sebebini oluşumuna tül denir. tül, lümende keseler şeklinde oluşur. Bu aspirasyonun sebebi tül değil de kum, kireç ve kalsiyum oksalat gibi maddelerde olabilir. Tül, traheleri çevreleyen paranşim hücrelerinden geçit nembronu nedeniyle trahelerin içerisine doğru (lümenlerde) torbacıkların veya baloncukların sarkmasıyla oluşur. Bu durumda trahenin suyunu kaybetmesi sı onucu meydana gelir.&lt;br/&gt;İĞNE YAPRAKLI AĞAÇLARDA HÜCRE DOKUSU ELEMANLARI 12&lt;br/&gt;1)     BOYUNA ELEMANLAR&lt;br/&gt;I.                    Prosenkimatik&lt;br/&gt;a)      Traheidler &lt;br/&gt;*        Boyuna Dizi Traheidler &quot;ağaç eksenine paralele elemanlar&quot;&lt;br/&gt;*        Reçineli Boyuna Dizi Traheidler &quot;ağaç eksenine paralele elemanlar</description></item><item><title>AHŞAP, PVC, METAL DÖŞEME KAPLAMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ahsap,-pvc,-metal-doseme-kaplamalari-341691.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Ahşap, PVC, metal döşeme kaplamaları ile ilgili yapı kataloğundan ürün ve firma araştırması yapıldı. Belirlenen firmalara gidilip görüşüldü (Imperial Natural Parkett, Pek Sanayi Orman Ürünleri, Mineflo, Hüni Parke, Window Parke, Aspen Zemin Market ) ; ürünler hakkında bilgi, doküman ve numune alındı. Araştırılan malzemelerle ilgili literatür araştırması yapıldı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÖŞEME KAPLAMALARI &lt;br/&gt;Döşemelerin taşıyıcı olan kısımlarının üstü darbelere, dış etkilere, sürtünme nedeniyle aşınmaya karşı dayanıklı bir malzeme ile kaplanır. Betonarme döşemeler; ahşap, doğal taş, çeşitli seramik türleri, kauçuk, linolyum, metal ve değişik plastik malzemelerle kaplanabilir. Kaplama malzemesinin özellikleri döşemenin bulunduğu mekanın işlevine, estetik kaygı ve mimari isteklere göre belirlenir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. AHŞAP DÖŞEME KAPLAMALARI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Ürün İsmi: Masif, lamine, laminat parkeler&lt;br/&gt;2. Üretici Bilgisi:&lt;br/&gt;Firma: Pek Sanayi Orman Ürünleri&lt;br/&gt;Adres: Çırağan Caddesi No:1 Beşiktaş - İSTANBUL&lt;br/&gt;Tel: 0.212. 260 05 24 - 259 74 55&lt;br/&gt;Fax: 0.212. 259 74 54&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Firma: Şerifoğlu Parke Lamine Ticaret&lt;br/&gt;Adres: Çırağan Caddesi No:3 Beşiktaş - İSTANBUL&lt;br/&gt;Tel: 0.212. 327 05 64 - 68 - 69&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Firma: Sahra Parke Dış. Tic. Ltd. Şti.&lt;br/&gt;Adres: Yıldız Mah. Çırağan Caddesi No:27 Beşiktaş - İSTANBUL&lt;br/&gt;Tel: 0.212. 259 86 73 - 260 98 13&lt;br/&gt;Fax: 0.212. 260 50 91&lt;br/&gt;E-mail: sahraparke@bnet.net.tr&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Firma: Imperial Natural Parkett&lt;br/&gt;Adres: Ortaklar Cad. Garaj Sokak No:9/1 Mecidiyeköy - İSTANBUL&lt;br/&gt;Tel: 0.212. 274 16 77&lt;br/&gt;Fax: 0.212. 211 35 20&lt;br/&gt;www.aloparke.com&lt;br/&gt;www.imperialparkett.com&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Firma: Hüni Parke&lt;br/&gt;Adres: Levent Caddesi No: 36 80620 Beşiktaş - İSTANBUL&lt;br/&gt;Tel: 0.212. 283 61 51&lt;br/&gt;Fax: 0.212. 283 49 51&lt;br/&gt;3. Ürün tarifi: Ahşap döşeme kaplamaları özellikle konut, büro, ofis türü mekanlarda kullanılır. Lamine, laminat ve masif parke olmak üzere üç çeşittirler. Lamine parkeler, değerli olan ağaçlardan daha çok yararlanmak ve lamine yapıları nedeniyle ağacın deforme olmasını en aza indirmek amacıyla toplam kalınlığı 14mm olan parkelerdir. Lamine parkeler 3 tabakadan oluşur. En üst tabaka 3,5-4 mm&quot;lik değerli ağaç tabakasıdır. Alt tabakaları ise sıkıştırılmış çam gibi ucuz ve değersiz ağaçlardan oluşur. Laminat parkeler tamamen sentetik ürünlerdir. Her iki yüzü melamin emdirilmiş ahşap desenli kağıt kaplıdır, ortası HDF&quot;den (MDF üzerine emperye edilmiş ilaç sistemi) oluşur. Masif parke, meşe, gürgen ve kayın kerestelerinin makinelerde işlenmesi ile elde edilen dar, uzun ve zıvana lambalı, tamamen doğal döşeme kaplama gerecidir.&lt;br/&gt;Ahşap kaplamalar, kadronların üzerine oturduğundan ve dolayısı ile aralarda ısı tutucu olarak çalışan bir hava tabakası bulunduğundan ısı nüfuz değeri diğer kaplamalara göre düşük olan kaplamalardır. Bu özellikleri dolayısıyla da diğer kaplamalara göre daha sağlıklıdırlar.&lt;br/&gt;4. Teknik bilgi: Türk standartlarına göre parke kalınlıkları +-%2&quot;lik bir toleransla 17 ve 22mm&quot;dir. Genişlikler, 5&quot;er mm&quot;lik farkla 30-100 mm arasında değişir; uzunluklar 50&quot;şer mm farkla 200-1000 mm arasındadır. &lt;br/&gt;Lamine parke, 3 kat tamamen doğal ahşap malzemenin birbirleriyle dik açı teşkil edecek şekilde ısı ve basınç altında birleştirilmesiyle oluşur. Üst tabakası parkeye adını veren ağaçtan ve 4mm kalınlığındadır. Alt ve orta tabakalar lamine parke özelliği sağlayan ve alt tabakayı oluşturan ağaçlardır. Lamine parkeler, 1 strip, 2 strip ve 3 strip olmak üzere üç çeşittir.&lt;br/&gt;5. Montaj: Parke ve lamine parke uygulaması özel eğitimli kişiler tarafından kısa sürede yapılır. Parkeler çeşitli şekillerde döşenir: balıksırtı, zikzaklı, haneli, mozaik biçimi, İngiliz biçimi.Parke, kör döşemeye veya doğrudan doğruya kadronlara çakılarak ya da şap üzerine poliüretan tutkalla yapıştırılarak döşenir. Lamine ve laminat parkeler 2-4 mm kalınlığındaki şilteler üzerinde kanallarından birbirine geçirilip yapıştırılarak döşenir. Bu sisteme yüzer sistem adı verilir. &lt;br/&gt;5.1. Parke döşerken dikkat edilmesi gereken hususlar: &lt;br/&gt;*Parke şapında mutlaka nehir kumu kullanılmalıdır. Çünkü deniz kumu, yapısındaki tuz nedeniyle nemi çok uzun süre tutar; bu ise kuru parkeyi</description></item></channel></rss>