<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Bankacılık - Türkiye'nin veri bankası</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Hakları saklıdır.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankası - Bankacılık</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>İSVEÇ  BANKACILIK SİSTEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?isvec--bankacilik-sistemi-445723.html</link><description>1. Giriş2&lt;br/&gt;2. Kriz2&lt;br/&gt;2.1. İsveç Ekonomisi2&lt;br/&gt;2.2. Deregülasyon3&lt;br/&gt;2.3. Kredi Genişlemesi ve Gayrimenkul Fiyatlarında Artış3&lt;br/&gt;2.4. Kriz4&lt;br/&gt;2.5. Bankalar5&lt;br/&gt;2.6. Kur Krizi7&lt;br/&gt;2.7. Kur Krizi ve Bankalar7&lt;br/&gt;2.8. Securum ve Retriva7&lt;br/&gt;2.9. Enflasyon Hedeflemesi8&lt;br/&gt;3. Kriz Sonrası8&lt;br/&gt;3.1. İsveç Ekonomisi8&lt;br/&gt;3.2. Borsa10&lt;br/&gt;3.3. Bankacılık Alanında Gelişmeler10&lt;br/&gt;3.3.1. Krizin Hemen Sonrası 10&lt;br/&gt;3.3.2. Merkez Bankası12&lt;br/&gt;3.3.3. Uluslararası Rekabet14&lt;br/&gt;3.3.4. Yurtdışında Artan Yatırımlar14&lt;br/&gt;3.3.5. Teknik Gelişmeler15&lt;br/&gt;3.3.6. Risk Yönetimi16&lt;br/&gt;3.3.7. Banka Aracılığında Azalma16&lt;br/&gt;3.3.8. Olası Krizlerin Önlenmesine Yönelik Çabalar16&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.4. İsveç Bankacılık Sistemi17&lt;br/&gt;3.4.1.Genel17&lt;br/&gt;3.4.2.Bilanço Yapısı18&lt;br/&gt;4.Sonuç24&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1. Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Geçen yüzyılın son çeyreğinde dünyanın pek çok ülkesinde ekonomik krizler meydana gelmiştir. Bu krizler dünya ekonomisinin giderek globalleşen özelliği nedeniyle bir ülkenin sınırlarını aşarak Güney Asya örneğinde olduğu gibi bir bölgenin tamamını etkiler hale dönüşebilmiştir. Ekonomik krizlere paralel olarak ortaya çıkan önemli bir özellik ise bankacılık krizleridir. Bankacılık krizleri ekonomik krizden bağımsız olarak da ortaya çıkabilirken bir ekonomik krize çoğu zaman bir bankacılık krizi eşlik etmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1980&quot;ler ve sonrasında ortaya çıkan 30 büyük bankacılık krizinin pek çoğu gelişmekte olan ülkelerde meydana gelmiştir. 1980&quot;lerin sonları ve 1990&quot;ların başında kriz yaşayan 3 kuzey ülkesi; Norveç, Finlandiya ve İsveç bu ülkelere istisna oluşturmaktadır. İsveç, 1980&quot;lerdeki ekonomiyi serbestleştirme çabaları, krize girdiği sırada uygulamada olan sabit kur rejimi, işsizlikle mücadelesi, vergi reformu ve kriz sonrası enflasyon hedeflemesi gibi uygulamalarıyla araştırmacılar için incelenmeye değer bir örnek oluşturmuş, İsveç bankacılık krizinin nedenleri ve sonuçları üzerine muhtelif makaleler yazılmıştır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada esas olarak İsveç&quot;de kriz sonrası bankacılık sektörü incelenmeye çalışılmıştır. Kriz öncesi İsveç ekonomisi, kriz ve sonrasından özet olarak bahsedildikten sonra krizi takiben dengelerini yeniden kurmayı başarmış görünen İsveç ekonomisinde, yeniden kar etmeye başlayan İsveç bankacılık sisteminde ve bankaların bilançolarında sonraki yıllarda meydana gelen değişimler incelenmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkede yaşayabilecek durumda olduğu düşünülen bankalara krizden çıkış için destek verilmiş, daha açık ve şeffaf bir yapı içinde organizasyon ve işbirliğine gidilmiş, birleşme ve devralmalar, yurtdışı ortaklıklar sonucunda bankacılık sisteminde yabancıların payı ve rekabet artmıştır. Banka aracılığı olmaksızın sisteme giren ve yatırım fonları, ipotek ve sigortaya yönelen tasarrufların payında artış görülmüştür. Kriz sonrasında Merkez Bankası Kanunu değiştirilerek Bankanın bağımsızlığı artırılmış, fiyat ve ödemeler sisteminde istikrar Bankanın temel görevleri olarak kanuna konmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Kriz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. İsveç Ekonomisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1980&quot;ler boyunca İsveç ekonomisi pek çok ülkeyle kıyaslandığında yüksek enflasyon oranları yaşamıştır. Döviz kuru reel olarak değerlenmiş, 1973 ile 1980 arasında yapılan 6 devalüasyon ile geçici olarak kurun değeri düşmüş, sonraki yıllarda yeniden yükselmiştir. Faiz oranları 1985 yılına gelindiğinde uluslararası ortalamaların yüzde 5-6 puan üzerindedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Döviz kurunun kredibilitesi devletin düşük finansmanından etkilenmiştir. Kamu  kesimi konsolide açığının milli gelire oranı 1982 yılında yüzde 7&quot;ye kadar yükselmiş, canlanma yılları olan 1987-90 arasında küçülmüş, açık yerine küçük miktarlı fazla verildiği olmuştur. Reel faiz oranları 1970&quot;ler boyunca negatif iken 1980&quot;de sıfıra yaklaşmış ve 1985&quot;ten sonra yeniden negatif olmuştur. Tasarruf sahipleri ancak 1990 krizi sırasında -son otuz yıl içinde ilk defa- borçlanmada pozitif maliyetle karşılaşmışlardır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2. Deregülasyon&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İsveç&quot;te, ilk deregülasyon çalışmaları İkinci Dünya Savaşı sonrasında gerçekleştirilmiş ve ol</description></item><item><title>TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU KAPSAMINDAKİ BANKALAR PERFORMANS VE GELİŞME RAPORU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tasarruf-mevduati-sigorta-fonu-kapsamindaki-bankalar-performans-ve-gelisme-raporu-352898.html</link><description>TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU KAPSAMINDAKİ BANKALAR: Performans ve Gelişme Raporu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a) TMSF bünyesine alınan bankalar ve bu bankaların yeniden yapılandırılmaları sürecinde yaşanan gelişmeler3&lt;br/&gt;b) Yapılan banka satışlarının içeriği4&lt;br/&gt;c) TMSF bünyesinde yeralan bankaların mali yapılarında meydana gelen gelişmeler7&lt;br/&gt;d) TMSF bankalarının gecelik yükümlülükleri9&lt;br/&gt;e) TMSF bünyesindeki bankaların operasyonel yapısının güçlendirilmesinde yaşanan gelişmeler9&lt;br/&gt;f) TMSF bünyesindeki bankaların mali yönden güçlendirilmesi amacıyla   verilen kamu kağıtları10&lt;br/&gt;g) TMSF bünyesindeki bankalara aktarılan kaynaklar11&lt;br/&gt;h) TMSF&quot;nin sağladığı nakit girişleri12&lt;br/&gt;i) Donuk kredilerin TMSF Tahsilat Daire Başkanlığı&quot;na devredilmesi12&lt;br/&gt;j) TMSF dava ve takip istatistikleri12&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Bünyesindeki Bankalar:&lt;br/&gt;Performans ve Gelişme Raporu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a) TMSF bünyesine alınan bankalar ve bu bankaların yeniden yapılandırılmaları sürecinde yaşanan gelişmeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Son beş yıllık dönemde TMSF  bünyesine alınan bankalar ve bu bankalarda yaşanan yeniden yapılanma süreci aşağıdaki tabloda özetlenmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     TMSF Bankalarında Yaşanan Yeniden Yapılanma&lt;br/&gt;19971998199920002001&lt;br/&gt;(Rapor tarihi itibariyle)Toplam&lt;br/&gt;Devralınan Banka Sayısı1163718&lt;br/&gt;Birleştirilen Banka Sayısı (1)----77&lt;br/&gt;Satılan Banka Sayısı (2)----22&lt;br/&gt;Lisansı İptal Edilen Banka Sayısı----11&lt;br/&gt;Fon Bünyesindeki Banka Sayısı128118&lt;br/&gt;     Kaynak: BDDK      &lt;br/&gt;(1)Sümerbank çatısı altında 5, Etibank çatısı altında 2 banka birleştirilmiştir. (2) Birleşik Sümerbank (6 banka)   &lt;br/&gt;ve Bank Ekspres&quot;i ifade etmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1997-2001 döneminde Fona devredilen 18 adet bankanın devrediliş tarihleri de dahil olmak üzere mevcut durumları aşağıdaki tabloda özetlenmektedir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;TMSF Bünyesine Devredilen Bankalar Listesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Banka AdıHisselerin Fona Geçiş Tarihi&lt;br/&gt;Mevcut Durum&lt;br/&gt;1.T. Ticaret Bankası6 Kasım 1997Bankacılık yapma ve mevduat kabul etme lisansı &lt;br/&gt;1 Temmuz 2001 tarihi itibariyle iptal edilmiştir.&lt;br/&gt;2.Bank Ekspres12 Aralık 199830 Haziran 2001 tarihinde Tekfen Grubuna satılmıştır.&lt;br/&gt;3.Interbank7 Ocak 199915 Haziran 2001&quot;de Etibank ile birleştirilmiştir.&lt;br/&gt;4.Egebank22 Aralık 199926 Ocak 2001&quot;de Sümerbank ile birleştirilmiştir.&lt;br/&gt;5.Yurtbank22 Aralık 199926 Ocak 2001&quot;de Sümerbank ile birleştirilmiştir.&lt;br/&gt;6.Sümerbank22 Aralık 1999Birleşik Sümerbank 10 Ağustos 2001 tarihinde Oyak Grubuna satılmıştır.&lt;br/&gt;7.Esbank22 Aralık 199915 Haziran 2001&quot;de Etibank ile birleştirilmiştir.&lt;br/&gt;8.Yaşarbank22 Aralık 199926 Ocak 2001&quot;de Sümerbank ile birleştirilmiştir.&lt;br/&gt;9.Etibank27 Ekim 200022 Ağustos 2001 tarihinde Koç Holding ile gizlilik anlaşması yapılarak, teklifini hazırlaması için gerekli inceleme yapma izni verilmiştir.&lt;br/&gt;10.Bank Kapital27 Ekim 200026 Ocak 2001&quot;de Sümerbank ile birleştirilmiştir.&lt;br/&gt;11.Demirbank6 Aralık 2000HSBC ile hisse satış ve devir görüşmeleri 20 Eylül 2001 tarihine kadar sonuçlandırılacaktır.&lt;br/&gt;12.Ulusal Bank27 Şubat 200117 Nisan 2001&quot;de Sümerbank ile birleştirilmiştir.&lt;br/&gt;13.İktisat Bankası15 Mart 200117 Ağustos 2001 tarihinde UniCredito Italiano Spa ile gizlilik anlaşması yapılarak, teklifini hazırlaması için gerekli inceleme yapma izni verilmiştir.&lt;br/&gt;14.Sitebank9 Temmuz 200122 Ağustos 2001 tarihinde Novabank S.A. ile gizlilik anlaşması yapılarak, teklifini hazırlaması için gerekli inceleme yapma izni verilmiştir.&lt;br/&gt;15.Tarişbank9 Temmuz 2001Devir bilançosu beklenmekte olup, yılsonuna kadar çözüme kavuşturulacaktır.&lt;br/&gt;16.Bayındırbank9 Temmuz 2001Devir bilançosu beklenmekte olup, yılsonuna kadar çözüme kavuşturulacaktır.&lt;br/&gt;17.Kentbank9 Temmuz 2001Devir bilançosu beklenmekte olup, yılsonuna kadar çözüme kavuşturulacaktır.&lt;br/&gt;18.EGS Bank9 Temmuz 2001Devir bilançosu beklenmekte olup, yılsonuna kadar çözüme kavuşturulacaktır.&lt;br/&gt;       Kaynak: BDDK.&lt;br/&gt;3.Satılan bankaların Fon&quot;da kalış süreleri aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi ortalama 539 gün olarak gerçekleşmiştir. Satılan bankalardan Bank Ekspres Fon&quot;da 931 gün kalırken, Ulusal Bank&quot;ın kalış süresi 164</description></item><item><title>WHAT İS INVESTMENT BANKİNG?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?what-is-investment-banking-417803.html</link><description>1.what is ınvestment banking?1&lt;br/&gt;2.categories of ınvestment banking firms2&lt;br/&gt;3.scope of ınvestment banking4&lt;br/&gt;3.1.public offerings of debt and equity securities4&lt;br/&gt;3.2.public trading of debt and equity securities5&lt;br/&gt;3.3.private placements of debt and equity securities7&lt;br/&gt;3.4.mergers and acquisitions (m&amp;a)7&lt;br/&gt;3.5.merchant banking9&lt;br/&gt;3.6.financial consulting and fairness opinions9&lt;br/&gt;3.7.asset monetarization and securitization9&lt;br/&gt;3.8.risk management9&lt;br/&gt;3.9.ınvestment research and security analysis10&lt;br/&gt;3.10.ınternational ınvestment banking10&lt;br/&gt;3.11.money management10&lt;br/&gt;3.12.venture capital11&lt;br/&gt;4.ınvestment banking and the financial system11&lt;br/&gt;5.strategies for ınvestment banks12&lt;br/&gt;5.1.strategic constraints12&lt;br/&gt;5.2.firm/market positioning13&lt;br/&gt;5.3.agent or principal13&lt;br/&gt;5.4.optimal size13&lt;br/&gt;5.5.competitive advantage14&lt;br/&gt;5.6.pricing fees and spreads14&lt;br/&gt;5.7.personnel14&lt;br/&gt;5.8.ınternationalization15&lt;br/&gt;5.9.strategic alliances15&lt;br/&gt;6.ınvestment banking in major countries15&lt;br/&gt;8.prospect for the future18&lt;br/&gt;bibliography19</description></item><item><title>TÜRK BANKACILIK SİSTEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-bankacilik-sistemi-375100.html</link><description>BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;1. Bankanın Tanımı&lt;br/&gt;Bankalar, gerçek ve tüzel kişilerin belirli bir zaman için harcamayıp ellerinde tuttukları paraları toplayarak bu paraları kredi yoluyla değerlendirmek için uğraşan işletmeler olarak adlandırılır. Ancak bu tanım bankaların temel görevini kredi ticareti olarak göstermiştir. Oysa ki banka çok sayıda yazar tarafından değişik şekillerde de tanımlanmaktadır. Banka ile ilgili bir başka tanım ise şöyledir. &quot;Para, kredi ve sermaye konularına giren her çeşit işlemleri yapan ve düzenleyen, özel veya kamusal kişilerle işletmelerin bu alandaki her türlü gereksinimlerini karşılama faaliyetlerini temel uğraş konusu seçen bir ekonomik birimdir.&quot;  Ancak, günümüzde bankalar çok çeşitli konularda faaliyet göstermektedir. Bu sebeple bankaların bugün sahip oldukları özellik ve niteliklerini tamamen kapsayan bir tanım vermek çok güç hale gelmiştir.&lt;br/&gt;Günümüzde banka, işlemlere karmaşık ve çok çeşitli olması dolayısıyla klasik çağların bankalarından çok farklı ve seçkin bir kurum niteliği kazanmıştır. Banka araçlarının genel ekonomi içindeki etkinliği ile yönetiminin özelliği de bu konuda büyük etken olmuştur. &lt;br/&gt;2. Bankaların Çeşitleri&lt;br/&gt;Bankaları esas olarak 4 gruba ayırabiliriz. Hukuksal kuruluşlarına göre bankalar, sermaye kaynaklarına göre bankalar, içerik yönünden bankalar ve iş konularına göre bankalar. &lt;br/&gt;1. Hukuksal Kuruluşlarına Göre Bankalar&lt;br/&gt;1.1.Kişisel Girişim Bankaları&lt;br/&gt;1.2.Ticaret Ortaklığı Şeklindeki Bankalar&lt;br/&gt;1.3.Yasalarla Kurulmuş Bankalar&lt;br/&gt;2. Sermaye Kaynaklarına Göre Bankalar&lt;br/&gt;2.1. Özel Sermaye İle Kurulmuş Bankalar&lt;br/&gt;2.2. Tüm Sermayesi Devletçe Ödenmiş Bankalar&lt;br/&gt;2.3. Karma Sermayeli Bankalar&lt;br/&gt;2.4. Ulusal Bankalar&lt;br/&gt;2.5. Yabancı Bankalar&lt;br/&gt;         3. İş Konularına Göre Bankalar&lt;br/&gt;3.1. İş ve Ticaret Bankaları&lt;br/&gt;3.2. Uzmanlık Bankaları&lt;br/&gt;3.3. Emisyon Bankaları&lt;br/&gt;         4. İçerik Yönünden Bankalar&lt;br/&gt;4.1. Merkez Bankaları&lt;br/&gt;4.2. Ticari Bankalar&lt;br/&gt;4.3. Tasarruf Bankaları&lt;br/&gt;4.4. Yatırım ve İş Bankaları&lt;br/&gt;4.5. Sanayi ve Kredi Bankaları&lt;br/&gt;4.6. Halk Bankaları&lt;br/&gt;4.7. Tarım Kredi Bankaları&lt;br/&gt;4.8. Dış Ticaret Bankaları&lt;br/&gt;4.9. İpotek Bankaları&lt;br/&gt;4.10. tüketim Bankaları olarak sınıflandırılmaktadır&lt;br/&gt;3. 1994 Krizi Ve Sonrasında Türk Bankacılık Sistemindeki  Gelişmeler&lt;br/&gt;Türkiye ekonomisinde 1993 - 94 yılları önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. 1993 yılının son aylarında mali piyasalarda istikrarsızlık artmış, döviz kurlarında aşırı dalgalanmalar meydana gelmiş, bütçe açıkları giderek artmaya başlamış, ithalat artmış, dış borç ödeme koşulları sebebiyle dış denge bozulmuş, Hazine düşük faizle borçlanma talebinde olduğu için piyasalardan borç alamamış ve Merkez Bankası kaynaklarına yönelerek likidite hacmini artırmış, rating kuruluşları Türkiye&quot;nin kredi notunu indireceklerine dair açıklamalar yapmış, kamu kağıtlarının faiz getirileri ve repo kazançları vergilendirilmeye başlanmıştır. Bütün bunların bir sonucu olarak TL.den kaçış hızlanmıştır. Piyasadaki likidite fazlası döviz piyasasını tercih ederek kurlarda aşırı bir baskıya sebep olmuştur.&lt;br/&gt;&quot;Yaşanan ekonomik kriz ve daha sonra alınan 5 Nisan 1994 kararları sonucu özellikle döviz borcu yüksek olan bankalardan Marmara Bark, TYT Bank, Impex Bank&quot;ın faaliyetleri durdurulmuştur.&quot; &lt;br/&gt;Beklenen bu istikrar sonucunda satışı gerçekleştirilmiş devlet iç borçlanma senetlerinin nominal faiz oranları hızlı bir düşüş göstermiştir. Devlet tüm mevduatları sigorta kapsamına almış ve bu şekilde sağlanan güven ortamıyla finans sektöründe istikrar sağlanmış ve faiz düşüşü devam etmiştir. Bunlara bağlı olarak kredi faizleri de önemli oranda indirilmiştir&lt;br/&gt;&quot;1994 kriziyle zor bir döneme girmelerine rağmen bankalar dış yükümlülüklerini zamanında karşılamışlar ve kendi risklerinin ülke riski haline dönüşmelerini engellemişlerdir. &lt;br/&gt;1995 yılından sonra ekonomide hızlı bir toparlanma meydana gelmiş ve bundan tüm sektörler gibi bankacılık sektörü de olumlu yönde etkilenmiştir. Yüksek reel faizler sonucu TL cinsinden yatırımlar cazip hale gelmiştir.&lt;br/&gt;Bankacılık sektörü 1994 yılında yaşanan ekonomik krizle birlikte gelen hızlı bir küçülmenin ardından 1996 yılında yüksek bir performans göstermiştir. 1995 ve 96 yıllarında ekonomideki büyüme ve karlılık bankacılık sektörüne de yansımış 1996 yılında sektör dolar cinsinden % 21.7 büyümüş ve toplam aktifleri 83.3 milyar dolara ulaşmıştır.&quot;  Bankacılık sektörü 1997 yılında da milli gelir artış hızının üzerinde bir hızla büyümüştür. 1997 yılının ikinci yarısından itibaren enflasyonun ve faizlerin yükselme eğil</description></item><item><title>BANKACILIĞIN TARİHSEL GELİŞİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankaciligin-tarihsel-gelisimi-357298.html</link><description>Bankacılığın Tarihsel Gelişimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de bankacılığın tarihsel gelişimini altı dönemde incelemek mümkündür. (Akgüç (1989), s. 17.) Bunlar, 1923 yılına kadar olan Osmanlı dönemi, Cumhuriyet&quot;in ilanından 1932 yılna kadar geçen dönem ulusal bankalar dönemi, 1933-1944 kamu bankaları dönemi, 1945&quot;den planlı döneme kadar geçen sürede hızlı bir gelişme gösteren özel bankalar dönemi, içinde olan özel bankalar dönemi, 1960-1980 planlı dönem ve 1980 sonrası serbestleşme ve dışa açılma dönemidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Osmanlı Döneminde Bankacılığın Gelişimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Osmanlı İmparatorluğu&quot;nda ilk banka 1847 yılında kurulmuştur. İlk kağıt para 1840 yılında bütçe açıklarını kapatmak için çıkarılmıştır. Kaime adı verilen bu paranın miktarı o dönemlerde sürekli açık veren Osmanlı Hazinesi&quot;nin kaynak ihtiyacının karşılanması amacıyla kısa sürede önemli oranda artırılmıştır. Sürekli dış ticaret açıkları verilmesinin de etkisiyle birkaç yıl içerisinde kaimelerin yabancı paralar karşısındaki değeri önemli düşüşler göstermiş, bu nedenle ithalatın finansmanı için dış piyasalardan kaynak bulunması zorlaşmıştır. Bu durum hükümeti kaimelerin dış değerinin korunması için çareler aramaya sevk etmiştir. 1845 yılında Galata bankerlerinin ileri gelenlerinden iki tanesi ile bir anlaşma yapılarak Osmanlı ithalatının finansmanın sabit bir döviz kuru üzerinden bu bankerler tarafından dış mali piyasalara yazılacak poliçelerle finanse edilmesi uygulaması başlatılmıştır. Bu sözleşme 1847 yılında yenileneceği sırada bankerler hükümetten aynı işlevi yerine getirmek üzere bir banka kurmalarının kabulünü istemişler ve bu istek kabul edilmiştir. Bu şekilde kurulmuş olan İstanbul Bankası faaliyete son verdiği 1852 yılına kadar kaimelerin dış değerinin sabit kalması yönünde önemli katkılarda bulunmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kısa bir süre faaliyet gösteren ve faaliyet alanı sınırlı olan İstanbul Bankası bir tarafa bırakılacak olursa, Osmanlı İmparatorluğu&quot;nda bankacığın 1856 yılında kurulan Osmanlı Bankası ile başladığı yaygın olarak kabul edilen bir görüştür. Osmanlı İmparatorluğu&quot;nda özellikle 1839 Tanzimat Fermanı&quot;ndan sonra devletin harcamalarının gelirlerini aştığı bir döneme girilmesi ve devletin kaynak ihtiyacının önce kaimelerin ihracı, sonra da toplanacak vergiler karşılık gösterilerek İstanbul&quot;da faaliyet gösteren sarraf ve bankerlerden borç alınması ile karşılanmaya çalışılmasının ardından, Kırım Savaşı&quot;nın bitiminde yapılan 1856 Paris Barış Antlaşması&quot;nın Osmanlı İmparatorluğu&quot;nun dış borç alma olanaklarını arttırmış olması, Osmanlı Bankası&quot;nın kurulmasındaki en önemli etkendir. Banka, dış borçların alınmasında Osmanlı hükümeti ile yabancı sermaye sahipleri arasında aracılık etmek amacıyla İngiliz sermayesi ile kurulmuştur. 1863 yılında Fransız sermayesi, 1875&quot;de de Avusturya sermayesi bankaya ortak edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Osmanlı Bankası&quot;nı İmparatorluk&quot;ta faaliyet göstermiş diğer yabancı bankalardan ayıran en önemli özellik, bankaya 1863 Anlaşması ile para basma ayrıcalığının tanınmış olmasıdır. Kaimelerin değerinde meydana gelen düşüşler ve bu para üzerinde yapılan spekülasyonlar, 1860&quot;lı yılların başında hükümeti kaimeleri piyasadan çekmek için önlemler almaya yöneltmiştir. 1863 yılında, Osmanlı Bankası ile hem kaimelerin piyasadan çekilmesi hem de döviz kurlarında istikrarın sağlanması ve devletin kısa vadeli kredi ihtiyacının karşılanması amacıyla bir anlaşma yapılmıştır. Banka&quot;ya yine aynı dönemde Batı Avrupa ülkelerinde kurulmasına başlanan merkez bankalarının yetkilerinin tanınmasının, bankanın bu işleri gerçekleştirmesine yardımcı olacağı düşüncesi, para basma ayrıcalığının verilmesinin en önemli nedenidir. Kaime ihracının başarısızlıkla sonuçlanmış olması, Osmanlı Bankası&quot;nın çıkardığı kağıt paranın halk tarafından benimsenmesini engellemiştir. Bu nedenle Osmanlı Bankası ekonominin likidite ve kredi hacminin belirlenmesinde etkin bir rol oynayamamıştır. (Akgüç (1989), s. 115.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yine, 1863&quot;de yapılan anlaşma ile Osmanlı Devleti, tüm gelirlerini Osmanlı Bankası&quot;na yatırmayı, tüm ödemelerini bu banka ara</description></item><item><title>BELEDİYELER BANKASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?belediyeler-bankasi-347047.html</link><description>Belediyeler Bankası&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖNSÖZ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Belediyelerin imar faaliyetlerine finansman temin etmek amacıyla devletimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK&quot; ün talimatlarıyla 11 haziran 1933 tarihinde kurulan Belediyeler Bankası bu görevini 13 Haziran 1945 tarihinde iller bankasına devretmiştir.&lt;br/&gt;Dünyanın pek çok ülkesinde,yerel yönetimlerin gelişmesine yardımcı olan yerel yönetim bankaları vardır.  Bu bankaların çalışma biçimi kuşkusuz ülkelerin ekonomik ve sosyal yapılarına ve yerel yönetimlerin içinde bulunduğu ihtiyaç ve koşullara göre oluşmaktadır. Yerel yönetim bankalarının kuruluş ve işleyiş biçimi ülkeden ülkeye önemli değişiklikler göstermekle beraber bunların temel fonksiyonu yerel yönetimlere kredi verme olarak kabul edilebilir.&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de ise ihtiyaçların ve şartların farklı olması iller bankasının kuruluşuna batıdaki örneklerden farklı bir yaklaşım getirmiştir. Yerel yönetimlerin özellikle belediyelerin gelişmesi için finansman ve kredi ihtiyacı açıkça görülmekle beraber yalnızca bunu sağlamanın yeterli olmayacağı düşünülmüş, yerel yönetimlerin temel fonksiyonları ile ilgili geniş bir teknik kadroyu ve teknik imkanları bu idarelerin yararına hazır bulundurmakta gerekmiştir. Bu nedenle de Türkiye&quot;de iller bankasının işleyişine vücut veren mevzuat hazırlanırken daima kredi ve teknik uygulamayla birlikte göz önünde bulundurulmuş, çalışma esasları bu temel görüşe göre oluşturulmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İLLER BANKASI VE KAMU HARCAMALARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İller Bankası &quot;İl Özel İdareleriyle, belediye ve köy idarelerinin ve bu idarelerin kuracakları birliklerle adı geçen idarelere bağlı tüzel kişiliğe sahip olan veya olmayan ve katma bütçeli idare ve kurumların imar işleriyle ilgili konularla uğraşmak ve bütün işlemlerinde özel hukuk hükümleriyle bu kanuna bağlı olmak üzere &quot; kurulmuştur. Bankanın merkezi Ankara&quot;dır.(4759,md1).iller Bankası, yerel yönetim birimlerinin bankası niteliğindedir.&lt;br/&gt;İller Bankası1933 tarihli ve 2301 sayılı Kanunla kurulan Belediyeler Bankasının bir devamıdır. 1945 tarihli ve 4759 sayılı İller Bankası Kanunuyla, belediyelerin yanında özel idareleri ve köyleri de kapsayan yeni bir teşkilatlanmayla kurulmuştur (1).İller Bankası&quot;nın ilk yapılanma şekli olarak kabul edilen Belediyeler Bankası,Atatürk döneminin önemli kuruluşlarındandır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; 1-İLLER BANKASININ MALİ YAPISI &lt;br/&gt;Yerel yönetimlerin Banka ile yapacakları iş ve eylemlerinde Devlet İhale Kanunu hükümleri uygulanmamaktadır. Genel Muhasebe Kanunu&quot;na ve Sayıştay Denetimine tabii değildir.(4759,md21)   Ayrıca memur ve hizmetliler hakkında Memurun Muhakematı Kanunu hükümleri uygulanmamaktadır.(4759md20).Belediyeler Bankası, faaliyetine 15 milyon sermaye ile başlamış,ancak nüfus artışı kentsel-kırsal hizmetlere olan talep artışı ile İller Bankasına 100 milyon sermaye ile dönüşmüş ve bankanın sermayesi sürekli değişmiştir.1949 yılında 200 milyon, 1954 yılında 300 milyon, 1959&quot;da 600 milyona çıkarılmış, 1968 yılında 1 milyar200 milyon, 1975&quot;te 2 milyar ve 1981 yılında da 20 milyar sermayeye ulaştırılmıştır. Bu sermaye bakanlar Kurulu kararıyla bir misline kadar arttırılabilmektedir.(4759md2).1988 yılında sermaye 300 milyar liraya yükseltilebilmiştir.1992 yılında bankanın sermayesi bir trilyon iki yüz milyar liradır. bu sermaye Bakanlar Kurulu tarafından iki misline kadar arttırılabilinir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a-) SERMAYE KAYNAKLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  Bankanın sermayesini oluşturan kaynaklar şunlardır.&lt;br/&gt;1-  İl özel İdareleri ve belediyelerin, yıllık gelirler toplamı ile bu yönetimlere genel bütçe vergi gelirlerinden verilen payların %5&quot;i,&lt;br/&gt;2- il özel idareleriyle belediyelere bağlı tüzel kişiliği bulunan veya bulunmayan katma bütçeli yönetim,kurum ve birliklerin bağlı bulundukları idare bütçelerine intikal etmeyen gelirlerinden kazanç vergisi çıktıktan sonra net kazançlarının %5&quot;i &lt;br/&gt;3- İl özel idarelerince, arazi ve bina vergileri tahsilatından köy idareleri sermaye payı adı ile ayrılacak olan %3&quot;ler,&lt;br/&gt;4-Bankanın yıllık net kazancından köy yönetimleri sermaye payı olarak ayrılan %30&quot;lar&lt;br/&gt;5-Bütçeden veya diğer herhangi bir yer</description></item><item><title>BANKALARIN MÜŞTERİLERİNİ İNCELEMESİ1</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankalarin-musterilerini-incelemesi1-349008.html</link><description>Bankaların Müşterilerini İncelemesi&lt;br/&gt;(Customer Due Diligence for Banks)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Basel Bankacılık Denetim Komitesi*&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Dünyadaki denetim otoriteleri bankaların müşterilerini yakından tanıyabilmek için gerekli politika ve prosedürlere sahip olmalarının gün geçtikçe önem kazandığını kabul etmektedir. Yeni ve mevcut müşteriler için yeterli düzeyde titiz bir inceleme yapılması (due diligence) bu kontrollerin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu incelemenin olmaması halinde, bankalar önemli finansal maliyetler getirebilen itibar kaybı riski, operasyonel risk, yasal risk ve/veya yoğunlaşma riskine maruz kalabilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Basel Komite, 1999 yılında sınır-ötesi bankacılık için yapılan araştırmanın sonuçlarını inceleyerek bir çok ülkede uygulanan müşterini tanı politikalarındaki eksiklikleri tanımlamaktadır. Bazı ülkelerde &quot;müşterini&quot; tanı politikalarında önemli boşluklar bulunurken, bazılarında bu politikalar hiç mevcut değildir. Hatta gelişmiş mali piyasalarda bile &quot;müşterini tanı&quot;  politikalarının güçlülüğünün boyutu değişmektedir. Basel Komite, Sınır Ötesi Bankacılık Çalışma Grubu&quot;dan &quot;müşterini tanı&quot; prosedürlerini izlemesini ve tavsiye edilen standartların bütün ülkelerdeki bankalarda uygulanmasını istemiştir. Neticede ortaya çıkan çalışma Ocak 2001de bir istişari belge olarak hazırlanmıştır. Belgeye ilişkin görüşlerin alınmasını takiben, Çalışma Grubu çalışmayı revize etmiş, Basel Komite çalışmada sunulan &quot;müşterini tanı&quot; politika ve prosedürlerinin denetim otoritelerinin ulusal denetim uygulamalarını  oluştururken yapısal kriter oluşturması beklentisiyle raporun dağıtımını sağlamıştır. Bazı  yargı çevrelerinin denetim uygulamaları beklentileri şimdiden karşılanmış ve bu çalışmanın amacını aşmış olduğundan söz konusu yargı çevrelerinin herhangi bir değişiklik uygulamasına gerek olmayabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.&quot;Müşterini tanı&quot; politika ve prosedürleri, Mali Eylem Görev Grubu&quot;nun (Financial Action Task Force-FATF) uzmanlık alanı olan karapara aklama mücadelesiyle yakından ilişkilidir. Komite FATFın çabalarını yinelemek niyetinde değildir. Bunun yerine Komite daha geniş ve ihtiyatlı bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemektedir. Bankacılık sisteminin bütünlüğü, güvenliği ve sağlamlığı açısından sağlam &quot;müşterini tanı&quot; politika ve prosedürleri kritik önem taşımaktadır. Basel Komite ve Bankacılık Denetim Otoritelerinin Off-Shore Grubu (Offshore Group of Banking Supervisors-OGSB), FATF tavsiyelerinin özellikle (bankalarla ilgili olanlarının uygulanması ve benimsenmesi için büyük destek vermektedir. Komite ve OGSB mevcut 40 tavsiyenin incelenmesi sonucunda daha yüksek standartların belirlenmesini göz önünde bulunduracaktır. Sonuç olarak, Çalışma Grubu görüşlerini geliştirdikçe FATF ile yakın ilişkilerini sürdürecektir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.Basel Komitenin &quot;müşterini tanı&quot; politika ve prosedürlerine yaklaşımı sadece karapara aklama açısından değil, daha geniş ve ihtiyatlı bakış açısından olacaktır. Sağlam &quot;müşterini tanı&quot; prosedürleri banka risklerinin etkin yönetiminde kritik önemdedir. &quot;Müşterini tanı&quot; prosedür ve politikaları basit hesap açılması ve kayıt tutulmasının ötesine giderek bankaların müşteri kabul politikaları oluşturmalarını ve müşteri tanımlama programlarını yüksek riskli hesaplar için daha kapsamlı inceleme yapacak ve şüpheli faaliyetler için proaktif hesap incelemesini içerecek şekilde formüle etmelerini gerektirmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.Basel Komitenin sağlam &quot;müşterini tanı&quot; standartlarına ilgi göstermesi, piyasa bütünlüğüne ilişkin endişelerinden ve uygun prosedürlerin uygulanmasında titiz incelemenin eksik olmasından kaynaklanan doğrudan veya dolaylı olarak bankaların zararlarının artmasından kaynaklanmaktadır. Bu zararlar ve bankaların saygınlığına zarar gelmesi önlenmesi, ancak,  bankaların etkin &quot;müşterini tanı&quot; prosedürlerini uygulamaları ile mümkündür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6.Bu çalışmada &quot;müşterini tanı&quot; standartlarının önemli unsurları için daha kesin tavsiye ve uygulamaları içermektedir. Bu tavsiyeleri geliştirirken, Çalışma Grubu üye ülkelerdeki uygulamalar</description></item><item><title>TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNDE ARACILIK MALİETLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-bankacilik-sektorunde-aracilik-malietleri-446409.html</link><description>Türk Bankacılık Sektöründe Aracılık Maliyetleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Aracılığın geniş kapsamlı tanımı.....Kıt kaynaklar(Tasarruflar)Bankacılık SektörüAracılık göreviFiltre göreviİstihdamİhracatYatırımÜretimReel Sektör&lt;br/&gt;Aracılık işlevi yeterince çalışıyor mu? Banka bilançolarından bakış... Aracılık işlevi yeterince çalışıyor mu? Banka bilançolarından bakış...&lt;br/&gt;6,410,310,621,434,940,553,747,042,530,619,923,1051015202530354045505560198019901995200020012002YüzdeMenkul Değerlere Plasmanlar/T. AktifKrediler/T. Aktif&lt;br/&gt;Aracılık işlevi yeterince çalışıyor mu? Reel sektör bilançolarından bakış....2000200020012001199919991998199819971997100,0100,031,931,920,020,019,519,53,13,125,525,568,168,1100,0100,0100,0100,0100,0100,010,0100,0Genel ToplamGenel Toplam25,525,529,129,132,232,231,531,5ÖzkaynaklarÖzkaynaklar20,920,920,120,122,422,422,222,2--Diğer KaynaklarDiğer Kaynaklar20,020,020,420,416,716,717,717,7--Ticari BorçlarTicari Borçlar3,73,73,33,32,82,82,02,0--Mali BorçlarMali Borçlar29,929,927,127,125,925,926,626,6--Banka KredileriBanka Kredileri74,574,570,970,967,867,868,568,5Yabancı KaynaklarYabancı KaynaklarKaynak: TCMB Şirket Bilançoları (İmalat sanayinde faaliyet gösteren 7.652 adet özel şirketi kapsamaktadır.&lt;br/&gt;Aracılık işlevi yeterince çalışıyor mu ? Diğer ülkelerden bakış.Aracılık işlevi yeterince çalışıyor mu ? Diğer ülkelerden bakış.....050100150200250300350VarlıkMevduatKredi%AB OrtalamasıAday Ülkeler Ort.TürkiyeGSYİH İçindeki Paylar, 2001&lt;br/&gt;**Küçük ölçeğe sahip bir &quot;lisanslı bankacılık sektörü&quot; Küçük ölçeğe sahip bir &quot;lisanslı bankacılık sektörü&quot; nün birim maliyetlerindeki yüksekliği kim üstleniyor ?nün birim maliyetlerindeki yüksekliği kim üstleniyor ?**&quot;Lisanssız bankacılık sektörü&quot; ekonomideki fiyat &quot;Lisanssız bankacılık sektörü&quot; ekonomideki fiyat yapısını nasıl etkiliyor ?yapısını nasıl etkiliyor ?**Bu kaynak yapısı kayıtdışı ekonomiyi nasıl etkiliyor ? Bu kaynak yapısı kayıtdışı ekonomiyi nasıl etkiliyor ? Bu finansman yapısıyla kayıtdışılıkla mücadele etmek Bu finansman yapısıyla kayıtdışılıkla mücadele etmek mümkün mü ? mümkün mü ? **&quot;Lisanslı bankacılık sektörü&quot; nün filtre görevi &quot;Lisanslı bankacılık sektörü&quot; nün filtre görevi çalışmadığına göre verimlilik nasıl etkileniyor ?çalışmadığına göre verimlilik nasıl etkileniyor ?Mevcut kaynak yapısının yarattığı dışsallıklar neler ?....&lt;br/&gt;Bankacılık sektörü ne kadarlık bir Bankacılık sektörü ne kadarlık bir gelirin yaratılmasında rol alıyor? gelirin yaratılmasında rol alıyor? Bu gelirin ne kadarı bankacılık Bu gelirin ne kadarı bankacılık sektörü üzerinde kalıyor, ne kadarı sektörü üzerinde kalıyor, ne kadarı müşterilere yansıtılıyor?müşterilere yansıtılıyor?&lt;br/&gt;I) Bankaların aracılık ettiği mali yüklerI) Bankaların aracılık ettiği mali yüklera. Stopaj türü vergilera. Stopaj türü vergilerb. İşlem vergilerib. İşlem vergileriII) Bankaların mükellef sıfatıyla ödediği mali yüklerII) Bankaların mükellef sıfatıyla ödediği mali yüklera. Vergi, resim ve harçlara. Vergi, resim ve harçlarb. Düzenleyici otorite ve meslek birlikleri ödentilerib. Düzenleyici otorite ve meslek birlikleri ödentileriIII) İşçi/İşveren sıfatıyla ödenen sosyal güvenlik III) İşçi/İşveren sıfatıyla ödenen sosyal güvenlik amaçlı mali yükler amaçlı mali yükler Aracılık maliyetinin kapsamı ve tutarı ....&lt;br/&gt;I) Aracılık edilen kamusal yükümlülük tutarı (2002).......Yükümlülük TürüTrilyon TLGrup Dağ.Genel Dağ.Stopaj türü vergilerMenkul sermaye iradı stopajı3.942,677,352,6Stopajlar üzerindeki fon payları418,28,25,6Ücret stopajı511,510,06,8Zirai mahsul stopajı44,50,90,6Gayrimenkul sermaye iradı stopajı39,90,80,5Katma değer vergisi19,20,40,3Ücret damga vergisi18,10,40,2Dar mükellef kurumlar vergisi stopajı15,30,30,2Serbest meslek kazanç stopajı11,50,20,2İnşaat ve onarım ödeme stopajı7,90,20,1Veraset ve intikal vergisi1,50,00,0İcra tevkifatları17,60,30,2Diğer51,21,00,7ARA TOPLAM5.099,0100,068,1İşlem vergileriBSMV778,832,510,4KKDF1.030,643,113,8Damga vergisi362,515,14,8Kambiyo gider vergisi147,66,22,0Özel işlem vergisi42,31,80,6Çek üzerinden alınan vergi31,51,</description></item><item><title>BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMUNUN TEMEL HEDEF VE STRATEJİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-duzenleme-ve-denetleme-kurumunun-temel-hedef-ve-stratejileri-442212.html</link><description>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Temel Hedef ve Stratejileri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu&quot;nun temel misyonu; bankaların ve özel finans kurumlarının piyasa disiplini içerisinde sağlıklı, etkin ve dünya ölçeğinde rekabet edebilir bir yapıda işleyişi için uygun ortamı yaratmak ve bu sayede ülkenin uzun vadeli ekonomik büyümesine ve istikrarına katkıda bulunmaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.BDDK üstlendiği sözkonusu misyonu yerine getirmek için gerekli düzenleyici ve denetleyici çerçeveyi yaratacak, uygulayacak ve geliştirecektir. Bu süreçte Kurumun temel hedefleri;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Sektörün etkinliğini ve rekabet kabiliyetini artırmak - kamu kesiminin kontrolündeki bankaların sektör üzerindeki bozucu etkilerinin ortadan kaldırılması, bankaların sermaye yapılarının güçlendirilmesi, aracılık maliyetlerinin düşürülmesi, grup bankacılığı ve mali olmayan faaliyetlerinin en aza indirilmesi- &lt;br/&gt;*Sektöre güveni kalıcı kılmak - piyasa disiplini ve sistemde yeralanların &quot;kendi sorumluluklarını almaları&quot; ilkesi çerçevesinde, kamunun bilgilendirilmesine yönelik düzenlemelerin yapılması, yeterli, anlaşılabilir ve doğru bilginin zamanında piyasaya ulaştırılması, muhasebe ve raporlama sisteminde uluslararası standartlara erişilmesi, taşınan riskler hakkındaki bilgilerin herkese açık ve ulaşılabilir olduğu şeffaf bir ortamın sağlanması-&lt;br/&gt;*Sektörün ekonomi üzerinde yaratabileceği zararları asgariye indirmek -bankaların düzenli ve emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye sokabilecek her türlü işlem ve uygulamaların önlenmesi, münferit sorunların sistemik risk yaratmasına izin verilmemesi için erken uyarı ve erken müdahale sistemlerinin geliştirilmesi-&lt;br/&gt;*Sektörün dayanıklılığını geliştirmek - sektörün risklere karşı direnç ve esnekliğinin artırılması, kurumsal yönetişimin (corporate governance) iyileştirilmesine önem verilmesi, iç denetim ve risk yönetim sistemlerinin geliştirilmesi, kredi riskinin yanında piyasa ve operasyonel risklerin sermaye yeterliliğinde dikkate alınması, Kurumun risk odaklı ve konsolide bazda gözetim ve denetim yeteneğinin artırılması-&lt;br/&gt;*Tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerini korumak - mevduat sigortası sisteminin piyasa disiplinini bozucu ve ahlaki istismarı artırıcı etkileri ile tasarruf sahiplerinin haklarının korunması ihtiyacı arasındaki dengenin kurulması.&lt;br/&gt;3.Yukarıda belirtilen hedeflerin gerçekleştirilmesi sırasında Kurumun gözeteceği temel değerler şunlardır:&lt;br/&gt;*Maliyet Etkinliği: Kurumun temel işlevi piyasa mekanizmasının kendi kendine aşmakta yetersiz kaldığı sorunların çözülmesi olmakla beraber, iyi kurulmamış ve/veya iyi işlemeyen bir düzenleme ve denetim sistemi, piyasa mekanizmasının başarısızlığından kaynaklanan sorunlar yerine bu defa kamu müdahalesinden kaynaklanan çarpıklıklara ve problemlere yol açabilmektedir. Bunun bilincinde olunarak, düzenleme ve denetleme faaliyetleri fayda/maliyet yaklaşımı göz önünde tutularak yürütülecek, düzenleme ve denetlemenin sektörde faaliyette bulunan kuruluşlar arasında rekabeti bozacak şekilde etkilere neden olmamasına özen gösterilecektir. &lt;br/&gt;*İçsel Sorumluluğu Esas Alan Anlayış: Optimal tarzda sağlansa bile düzenleme ve denetleme işlevi bankacılık sektörünün sağlamlığının ve etkinliğinin temininde ikincil bir araçtır. Asıl olan piyasanın kendi içinde sağladığı disiplindir. Bankaların iç kontrol ve risk yönetimi sistemlerini geliştirmeleri ve bağımsız denetim/derecelendirme kuruluşlarından azami ölçüde yararlanmaları gibi içsel sorumluluğu ön plana çıkaran bir anlayış benimsenecektir.&lt;br/&gt;*Tarafsızlık: Kurumun faaliyet alanına giren tüm kuruluşlara eşit mesafede yaklaşılacak, sorumluluklar dikkatle ve tarafsızlıkla yerine getirilecek, her türlü ayrımcılıktan uzak durulacaktır.&lt;br/&gt;*Duyarlılık: Küresel ekonominin sürekli bir değişim içerisinde bulunması, iyi bir düzenleme ve denetleme sisteminin oluşturulmasını uzun ve süreklilik arz eden bir süreç haline getirmekte, finans alanındaki gelişmelerin sürekli olarak takip edilmesini ve değişikliklere ayak uydurulmasını gerektirmektedir. Bu a</description></item><item><title>FİNANSAL KİRALAMA HİZMETLERİ (LEASİNG)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?finansal-kiralama-hizmetleri-(leasing)-357084.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;1.FİNANSAL KİRALAMA HİZMETLERİ (LEASİNG)4&lt;br/&gt;1.1.Net Satış Kriterine Göre Sektörün Göstergeleri8&lt;br/&gt;1.2.Kullanılan Banka Kredileri10&lt;br/&gt;1.2.1.İncelemeye Alınan Firmaların Kullandığı Krediler10&lt;br/&gt;2.BİLANÇO YAPISI11&lt;br/&gt;2.1.Aktif (Varlık) Yapısı11&lt;br/&gt;2.2.Pasif (Kaynak)Yapısı15&lt;br/&gt;2.2.1.Borç Yapısı17&lt;br/&gt;2.2.2.Öz Kaynak Yapısı18&lt;br/&gt;3.GELİR-MALİYET YAPISI21&lt;br/&gt;4.ORANLAR23&lt;br/&gt;4.1.Likidite Oranları23&lt;br/&gt;4.2.Finansal Oranlar26&lt;br/&gt;4.3.Devir Hızları29&lt;br/&gt;4.4.Karlılık Oranları31&lt;br/&gt;5.FON AKIMI34&lt;br/&gt;6.SONUÇ36&lt;br/&gt;7.KAYNAKÇA39&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;TABLOLAR LİSTESİ&lt;br/&gt;Tablo 1.Finansal Kiralama Kuruluşlarına Ait Bazı Göstergeler5&lt;br/&gt;Tablo 2.Finansal Kiralama Kuruluşlarının Mali Tablolarına İlişkin Bazı Göstergeler (1)(Trilyon Tl)6&lt;br/&gt;Tablo 3.Net Satış Kriterine Göre Sektörün Göstergeleri (1997)8&lt;br/&gt;Tablo 4.Özel Firmalar12&lt;br/&gt;Tablo 5.Özel Firmalar16&lt;br/&gt;Tablo 6.Borç Yapısı (Özel Firmalar)17&lt;br/&gt;Tablo 7.Öz Kaynak Yapısı (Özel Firmalar)19&lt;br/&gt;Tablo 8.Gelir-Maliyet Yapısı (Özel Firmalar)20&lt;br/&gt;Tablo 9.Likidite Oranları (Özel Firmalar)24&lt;br/&gt;Tablo 10.Finansal Oranlar (Özel Firmalar)27&lt;br/&gt;Tablo 11.Devir Hızları (Özel Firmalar)30&lt;br/&gt;Tablo 12.Firmaların Kar Ve Zarar Durumlarına Göre Dağılımı31&lt;br/&gt;Tablo 13.Özel Firmalar32&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;GRAFİKLER LİSTESİ&lt;br/&gt;Grafik 1.Aktif (Varlık) Yapısı11&lt;br/&gt;Grafik 2.Pasif (Kaynak ) Yapısı16&lt;br/&gt;Grafik 3. Likidite Oranları24&lt;br/&gt;Grafik 4.Finansal Oranlar27&lt;br/&gt;Grafik 5.Devir Hızları29&lt;br/&gt;Grafik 6.Karlılık Oranları32&lt;br/&gt;Grafik 7.Fon Akımı (01.01.1997 / 31.12.1997)34&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.FİNANSAL KİRALAMA HİZMETLERİ (LEASİNG) &lt;br/&gt;Yatırımcının, herhangi bir sabit kıymetin mülkiyetine sahip olmadan kullanım hakkını satın alması esasına dayanan finansal kiralama yöntemi, ilk kez 1930lu yıllarda meydana gelen dünya ekonomik krizi sonrasında ABDde uygulanmış ve bugün sanayileşmiş ülkelerde tüm unsurlarıyla birlikte uygulanabilirlik düzeyine ulaşmıştır.&lt;br/&gt;Finansal kiralama yöntemi ülkemizde ilk kez, 1980li yıllardan itibaren uygulan-maya başlanan ekonomi politikalarının bir sonucu olarak, 1985 yılında çıkarılan 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu ile uygulama alanı bulmuştur.&lt;br/&gt;Türkiyede 1986 yılından itibaren faaliyete geçen finansal kiralama kuruluşları, iç tasarrufların yetersiz olması ve buna bağlı olarak işletmelerin fon ihtiyaçlarının karşılanamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen yatırımlara destek vererek, ekonomik istikrarın sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır.&lt;br/&gt;Türkiyede finansal kiralama kuruluşlarının faaliyete geçtiği tarihten itibaren, yatırımların finansmanı için gerekli olan orta ve uzun vadeli fon temini ile diğer avantajlarının yatırımcı ve tüketiciler tarafından gittikçe daha iyi anlaşılması sonucunda, gerek firma sayısı, gerekse işlem hacmi yıllar itibariyle önemli oranda artmıştır.&lt;br/&gt;Bugün, dünyada finansal kiralama işlem hacminin toplam sabit sermaye yatırımları içindeki payı yüzde 20lerde iken, Türkiyede bu oran yaklaşık yüzde 7 seviyesindedir. Ancak, Türkiye finansal kiralama pazarı, dünyada en hızlı büyüyen pazarların başında gelmektedir.&lt;br/&gt;Finansal kiralama ile, 1988 yılında yurt içinde, 97 milyar TLlık yatırım tutarı ile 279 proje finanse edilirken, 1997 yılında 303.9 trilyon TLlık yatırım tutarı ile 17,053 proje finanse edilir duruma gelmiştir. Ayrıca, sektörde faaliyet gösteren şirket sayısı 1988 yılında 9 iken, 1997 yılında 96ya yükselmiştir. 1995 ve 1996 yıllarında ise, finansal kiralama yoluyla sırasıyla 6,002 ve 8,031 adet işlem üzerinden sırasıyla 60.7 trilyon TLlık ve 149.1 trilyon TLlık yatırım finanse edilmiştir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Tablo 1.Finansal Kiralama Kuruluşlarına Ait Bazı Göstergeler&lt;br/&gt;199519961997&lt;br/&gt; Firma Sayısı507096&lt;br/&gt;İşlem Adedi6,0028,03117,053&lt;br/&gt;Yatırım Tutarı (Trilyon TL)60.7149.1303.9&lt;br/&gt;Finansal Kiralama Yoluyla Yapılan İthalat &lt;br/&gt;(Milyon ABD Doları) 751.3402.0548.0&lt;br/&gt;Kaynak: DİE, Hazine Müsteşarlığı</description></item><item><title>ULUSLARARASI STANDARTLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uluslararasi-standartlar-438553.html</link><description>Uluslararası Standartlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Standart&lt;br/&gt;İlgili Kuruluş(lar)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Muhasebe&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;Uluslararası Muhasebe Standartları Komitesi (International Accounting Standards Committee-IASC)&lt;br/&gt;&amp;#61607;Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu (International Federation of Accountants-IFAC)&lt;br/&gt;&amp;#61607;Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi (Basel Committee on Banking Supervision-BCBS)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Denetim&lt;br/&gt;&amp;#61607;Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu (International Federation of Accountants-IFAC)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. İflas&lt;br/&gt;&amp;#61607; Birleşmiş Milletler Ticaret Hukuku Komisyonu (United Nations Commission on International Trade Law-UNCITRAL)&lt;br/&gt;&amp;#61607;Dünya Bankası (World Bank)&lt;br/&gt;&amp;#61607;Uluslararası Barolar Birliği (International Bar Association-IBA)&lt;br/&gt;&amp;#61607;Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund-IMF)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. Kurumsal Yönetim&lt;br/&gt;&amp;#61607;Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (Organization for Economic Cooperation and Development-OECD)&lt;br/&gt;&amp;#61607;Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi&lt;br/&gt;&amp;#61607;Dünya Bankası&lt;br/&gt;5. Veri Yayılımı&lt;br/&gt;&amp;#61607;Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund-IMF)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6. Maliye  Politikalarında Şeffaflık&lt;br/&gt;&amp;#61607;Uluslararası Para Fonu&lt;br/&gt;7. Sigorta Düzenlemeleri&lt;br/&gt;&amp;#61607;Uluslararası Sigorta Denetim Otoriteleri Birliği (International Association of Insurance Supervisors-IAIS)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8. Para Politikaları ve Mali Politikalarda Şeffaflık&lt;br/&gt;&amp;#61607;Uluslararası Para Fonu&lt;br/&gt;9. Menkul Kıymet Piyasalarının Düzenlenmesi&lt;br/&gt;&amp;#61607;Uluslararası Menkul Kıymet Komisyonları Örgütü (International Organization of Securities Commissions-IOSCO)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* Tablo IMF web sayfasından http://www.imf.org/external/standards/agency.htm alınmıştır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ULUSLARARASI STANDARTLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu, ülkemizin uluslararası finans piyasalarında hak ettiği yeri alması için önemli bir koşul olarak mali piyasalarda etkin kurumsal yönetim, şeffaflık ve karşılaştırılabilirliğin sağlanması yönünde gerekli koşulların oluşturulmasını teminen uluslararası düzenlemelere uyum çerçevesinde Türk bankacılık sektörüne önemli bir rol düştüğü görüşündedir. Yönetim Kurulu&quot;nun görüşlerine paralel olarak Birliğimiz, etkin bankacılık uygulamaları konusunda uluslararası düzenlemelerin ve standartların araştırılması ve sektörün bilgilendirilmesi yönünde çalışmalarını sürdürmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uluslararası alanda faaliyet gösteren kuruluşların uluslararası kabul görmüş standartlarla uyumlu olarak faaliyet göstermesi, farklı ülkelerde yapılan işlemlerde benzer finans dilinin kullanılması, bir başka deyişle, aynı finansal tablonun farklı yerlerde benzer şekilde yorumlanabilmesi anlamına geleceğinden uluslararası alanda faaliyet gösteren kişi/kuruluşların karşı karşıya kaldıkları riskler belli bir oranda azalacaktır. Uluslararası geçerliliği olan standartların oluşturulması ekonomide karar alma süreçlerini iyileştirip, uluslararası finansal sistemi güçlendirdiğinden, uluslararası kamuoyu tarafından çeşitli alanlarda standartlar geliştirilmesi amacıyla uluslararası kuruluşlara çağrılar yapılmıştır. Bu kuruluşlar ilgili oldukları konularda ülkeler arasındaki uygulama farklılıklarını ortadan kaldırarak bir örnek ve kaliteli bilgi/belge sunumunu sağlayacak standartların oluşturulmasına yönelik çalışmalar yapmaktadırlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada, para politikaları ve mali politikalarda şeffaflık, maliye politikalarında şeffaflık, muhasebe, iflas, veri yayımlanması, kurumsal yönetim ve menkul kıymet piyasalarının düzenlenmesi konularında uluslararası alanda yapılan çalışmalar ve bu çalışmaları yapan kuruluşlarla ilgili bilgiler sunulmaktadır. Finansal piyasalardaki dalgalanmaların sermaye hareketleri aracılığıyla ülkelerin finans sistemlerini etkilemesi ve ardından reel sektöre de sıçrayabilen krizlere yol açmasının önüne geçebilmek, muhtemel krizlerin olumsuz etkilerini en aza indirmek amacıyla uluslararası çevrelerin önemle üzerinde durduğu konular hakkında genel bir bilgilendirme yapılmaya çalışılmıştır. Standartlar tablosundaki başlıklar incelendiğinde konuların birbirini tamamlamakta, belli ilkeler dah</description></item><item><title>BANKACILIK KRİZLERİNİN ÇÖZÜMÜ VE BANKA YENİDEN YAPILANDIRMASINDA İZLENEN TEMEL POLİTİKA VE UYGULAMALAR MEKSİKA VE KORE DENEİMLERİNİN KARŞILAŞTIRMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-krizlerinin-cozumu-ve-banka-yeniden-yapilandirmasinda-izlenen-temel-politika-ve-uygulamalar-meksika-ve-kore-deneimlerinin-karsilastirmasi-445746.html</link><description>Bankacılık Krizlerinin Çözümü ve Banka Yeniden Yapılandırmasında İzlenen Temel Politika ve Uygulamalar Meksika ve Kore Deneyimlerinin Karşılaştırması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriş&lt;br/&gt;BankacÃµlÃµk krizlerinin çözümüne genel olarak yaklaşÃµldÃµğÃµnda temel amaçlar sistemik&lt;br/&gt;risklerin önüne geçilmesi, kriz nedenlerinin anlaşÃµlmasÃµ ve ortadan kaldÃµrÃµlmaya&lt;br/&gt;çalÃµşÃµlmasÃµ, bankalarÃµn ödeme gücü ve karlÃµlÃµk performanslarÃµnÃµn düzeltilmesi ve&lt;br/&gt;güçlendirilmesi, bankacÃµlÃµk sisteminin etkin olarak çalÃµşmasÃµ ve gelişmesi için gerekli&lt;br/&gt;yasal altyapÃµnÃµn oluşturulmasÃµ ve krizin kamuya maliyetinin asgari düzeyde tutulmasÃµ&lt;br/&gt;olarak belirlenebilir. Ancak, bankacÃµlÃµk sistemlerine ilişkin problemlerin çözümünde&lt;br/&gt;ülkelerin ekonomik ve sosya-politik yapÃµlarÃµna göre değişen yöntemler uygulanmakta&lt;br/&gt;ve her ülke için tek bir strateji önerisi getirilememektedir.&lt;br/&gt;BankacÃµlÃµk sistemlerinde meydana gelen sorunlara yönelik olarak belli başlÃµ politika&lt;br/&gt;seçenekleri mevcuttur. Ancak bu seçenekler arasÃµndan en uygun olnÃµn belirlenmesi,&lt;br/&gt;kriz nedenleri, diğer temel koşullar ve düzenleyici otoritelerin karşÃµ karşÃµya olduğu&lt;br/&gt;sorunlar gibi tanÃµmlanmasÃµ güç unsurlara dayanmaktadÃµr. Bununla birlikte yukarÃµda&lt;br/&gt;ifade edilen amaçlara paralel olarak bankacÃµlÃµk krizlerinin çözümünde izlenebilecek&lt;br/&gt;temel aşamalar şöyle sÃµralanabilir:&lt;br/&gt;- Sistemik risklerin önlenmesi,&lt;br/&gt;- Kriz yönetim biriminin oluşturulmasÃµ,&lt;br/&gt;- BankacÃµlÃµk sisteminin zararÃµnÃµn tespiti ve ödeme gücünün yeniden sağlanmasÃµ&lt;br/&gt;için gerekli stratejinin oluşturulmasÃµ,&lt;br/&gt;- BankalarÃµn kötü aktiflerinin satÃµn alÃµnmasÃµ,&lt;br/&gt;- BankalarÃµn yeniden sermayelendirilmesi,&lt;br/&gt;- Verimsizleşen aktiflerin yönetimi.&lt;br/&gt;- BankacÃµlÃµk düzenleme ve denetim sisteminin güçlendirilmesi.&lt;br/&gt;BankacÃµlÃµk sistemindeki problemlerin çözümü için yalnÃµzca uygulanmasÃµ düşünülen&lt;br/&gt;stratejilere bağlÃµ kalÃµnmasÃµ yeterli değildir. Söz konusu stratejileri uygulayacak&lt;br/&gt;hükümetlerin idari gücüne, zamanlamasÃµna ve sosyal ve politik faktörleri de içermek&lt;br/&gt;üzere yapacağÃµ reformlarÃµn başarÃµsÃµna bağlÃµ olarak izlenecek süreçte bankacÃµlÃµk&lt;br/&gt;sistemi yeniden etkin olarak çalÃµşÃµr hale gelebilecektir.&lt;br/&gt;Bu çalÃµşmada, 1994 yÃµlÃµ sonunda Meksika&amp;#146;da ve 1997 yÃµlÃµnda Kore&amp;#146;de yaşanan&lt;br/&gt;devalüasyonlarÃµn yol açtÃµğÃµ bankacÃµlÃµk krizlerinin çözümü için uygulanan politika ve&lt;br/&gt;alÃµnan önlemler yukarÃµda verilen temel çerçeve içinde ele alÃµnarak karşÃµlaştÃµrmalÃµ&lt;br/&gt;olarak incelenmektedir.&lt;br/&gt;1. Sistemik Risklerin Önlenmesi&lt;br/&gt;Kore ve Meksika&amp;#146;da bankacÃµlÃµk sistemlerinin zayÃµf durumda olmasÃµ nedeniyle,&lt;br/&gt;yatÃµrÃµmcÃµlarÃµn finansal piyasalara olan güvenini kaybetmiş olmasÃµ ve hükümetlerin&lt;br/&gt;krizlerin çözümünde başarÃµlÃµ olabileceğine dair belirsizlikler bankacÃµlÃµk sisteminin&lt;br/&gt;mevduat çekilişlerine bağlÃµ olarak çökebileceği riskini doğurmuştur. Her iki ülkede de&lt;br/&gt;bankacÃµlÃµk sistemine olan güvenin yeniden sağlanmasÃµ amacÃµyla tedbirler alÃµnmÃµştÃµr.&lt;br/&gt;3&lt;br/&gt;* Mevduat Güvencesi: Her iki ülkede de krizin ilk safhalarÃµnda banka mevduatlarÃµnÃµn&lt;br/&gt;tam güvenceye alÃµndÃµğÃµ ve bankalara kÃµsa vadeli yükümlülüklerini karşÃµlayabilmeleri&lt;br/&gt;için hem ulusal para hem de döviz cinsinden likidite aktarÃµlacağÃµ ilan edilmiştir.&lt;br/&gt;Kore&amp;#146;de tüm mevduatlar 2000 yÃµlÃµ sonuna kadar tam garanti güvencesine alÃµnmÃµştÃµr.&lt;br/&gt;Tüm mevduat sigorta kuruluşlarÃµ Kore Mevduat Sigorta Kurumu (KDIC) çatÃµsÃµ altÃµnda&lt;br/&gt;birleştirilmiştir. Meksika&amp;#146;da ikincil borçlar hariç bankalarÃµn tüm yükümlülükleri&lt;br/&gt;dolaylÃµ olarak Banka TasarruflarÃµnÃµ Koruma Fonu (FOBAPROA) güvencesine&lt;br/&gt;alÃµnmÃµştÃµr.&lt;br/&gt;* Likidite Desteği: Problemli bankalar için en çok uygulanan çözüm yolarÃµndan birisi&lt;br/&gt;de bu bankalara kÃµsa dönemli kredi açÃµlmasÃµdÃµr. Ancak bir bankanÃµn geçici likidite&lt;br/&gt;problemini gidermek amacÃµyla kredi açÃµlmasÃµ ile ödeme güçlüğüne düşen bir bankanÃµn&lt;br/&gt;kredilendirilmesi arasÃµnda önemli bir ayrÃµm bulunmaktadÃµr. Birincisi parasal bir&lt;br/&gt;operasyon olup, hükümetin net kaynaklarÃµnÃµ etkilemezken, ikincisi hükümet&lt;br/&gt;kaynaklarÃµndan ödeme güçlüğüne düşen bankaya gizli bir kaynak aktarÃµmÃµnÃµ&lt;br/&gt;gerektirmekte ve hükümetin net kaynaklarÃµnÃµ azaltmaktadÃµr.&lt;br/&gt;Hem Meksika hem de Kore&amp;#146;deki tüm bankalar kÃµsa vadeli yabancÃµ para&lt;br/&gt;yükümlülüklerini karşÃµlayabilmek için acil lik</description></item><item><title>BANKALARIN MÜŞTERİLERİNİ İNCELEMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankalarin-musterilerini-incelemesi-349007.html</link><description>Bankaların Müşterilerini İncelemesi&lt;br/&gt;(Customer Due Diligence for Banks)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Basel Bankacılık Denetim Komitesi*&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Dünyadaki denetim otoriteleri bankaların müşterilerini yakından tanıyabilmek için gerekli politika ve prosedürlere sahip olmalarının gün geçtikçe önem kazandığını kabul etmektedir. Yeni ve mevcut müşteriler için yeterli düzeyde titiz bir inceleme yapılması (due diligence) bu kontrollerin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu incelemenin olmaması halinde, bankalar önemli finansal maliyetler getirebilen itibar kaybı riski, operasyonel risk, yasal risk ve/veya yoğunlaşma riskine maruz kalabilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Basel Komite, 1999 yılında sınır-ötesi bankacılık için yapılan araştırmanın sonuçlarını inceleyerek bir çok ülkede uygulanan müşterini tanı politikalarındaki eksiklikleri tanımlamaktadır. Bazı ülkelerde &quot;müşterini&quot; tanı politikalarında önemli boşluklar bulunurken, bazılarında bu politikalar hiç mevcut değildir. Hatta gelişmiş mali piyasalarda bile &quot;müşterini tanı&quot;  politikalarının güçlülüğünün boyutu değişmektedir. Basel Komite, Sınır Ötesi Bankacılık Çalışma Grubu&quot;dan &quot;müşterini tanı&quot; prosedürlerini izlemesini ve tavsiye edilen standartların bütün ülkelerdeki bankalarda uygulanmasını istemiştir. Neticede ortaya çıkan çalışma Ocak 2001de bir istişari belge olarak hazırlanmıştır. Belgeye ilişkin görüşlerin alınmasını takiben, Çalışma Grubu çalışmayı revize etmiş, Basel Komite çalışmada sunulan &quot;müşterini tanı&quot; politika ve prosedürlerinin denetim otoritelerinin ulusal denetim uygulamalarını  oluştururken yapısal kriter oluşturması beklentisiyle raporun dağıtımını sağlamıştır. Bazı  yargı çevrelerinin denetim uygulamaları beklentileri şimdiden karşılanmış ve bu çalışmanın amacını aşmış olduğundan söz konusu yargı çevrelerinin herhangi bir değişiklik uygulamasına gerek olmayabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.&quot;Müşterini tanı&quot; politika ve prosedürleri, Mali Eylem Görev Grubu&quot;nun (Financial Action Task Force-FATF) uzmanlık alanı olan karapara aklama mücadelesiyle yakından ilişkilidir. Komite FATFın çabalarını yinelemek niyetinde değildir. Bunun yerine Komite daha geniş ve ihtiyatlı bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemektedir. Bankacılık sisteminin bütünlüğü, güvenliği ve sağlamlığı açısından sağlam &quot;müşterini tanı&quot; politika ve prosedürleri kritik önem taşımaktadır. Basel Komite ve Bankacılık Denetim Otoritelerinin Off-Shore Grubu (Offshore Group of Banking Supervisors-OGSB), FATF tavsiyelerinin özellikle (bankalarla ilgili olanlarının uygulanması ve benimsenmesi için büyük destek vermektedir. Komite ve OGSB mevcut 40 tavsiyenin incelenmesi sonucunda daha yüksek standartların belirlenmesini göz önünde bulunduracaktır. Sonuç olarak, Çalışma Grubu görüşlerini geliştirdikçe FATF ile yakın ilişkilerini sürdürecektir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.Basel Komitenin &quot;müşterini tanı&quot; politika ve prosedürlerine yaklaşımı sadece karapara aklama açısından değil, daha geniş ve ihtiyatlı bakış açısından olacaktır. Sağlam &quot;müşterini tanı&quot; prosedürleri banka risklerinin etkin yönetiminde kritik önemdedir. &quot;Müşterini tanı&quot; prosedür ve politikaları basit hesap açılması ve kayıt tutulmasının ötesine giderek bankaların müşteri kabul politikaları oluşturmalarını ve müşteri tanımlama programlarını yüksek riskli hesaplar için daha kapsamlı inceleme yapacak ve şüpheli faaliyetler için proaktif hesap incelemesini içerecek şekilde formüle etmelerini gerektirmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.Basel Komitenin sağlam &quot;müşterini tanı&quot; standartlarına ilgi göstermesi, piyasa bütünlüğüne ilişkin endişelerinden ve uygun prosedürlerin uygulanmasında titiz incelemenin eksik olmasından kaynaklanan doğrudan veya dolaylı olarak bankaların zararlarının artmasından kaynaklanmaktadır. Bu zararlar ve bankaların saygınlığına zarar gelmesi önlenmesi, ancak,  bankaların etkin &quot;müşterini tanı&quot; prosedürlerini uygulamaları ile mümkündür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6.Bu çalışmada &quot;müşterini tanı&quot; standartlarının önemli unsurları için daha kesin tavsiye ve uygulamaları içermektedir. Bu tavsiyeleri geliştirirken, Çalışma Grubu üye ülkelerdeki uygulamalar</description></item><item><title>TÜRKİYE SINAİ KALKINMA BANKASI EKONOMİK VE TEKNİK DOKÜMANTASYON MERKEZİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-sinai-kalkinma-bankasi-ekonomik-ve-teknik-dokumantasyon-merkezi-374200.html</link><description>TÜRKİYE SINAİ KALKINMA BANKASI                                                 EKONOMİK VE TEKNİK DOKÜMANTASYONMERKEZİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TARİHÇE:     &lt;br/&gt;Kuruluşunda çekirdek halinde olan kütüphane Araştırma Müdürlüğü&quot;nün çeşitli yayınları ve araştırmalarını desteklemek amacıyla ve genelde TSKB&quot;nin çalışanlarına hizmet vermek üzere gerek koleksiyon ve gerek hizmetleri açısından zenginleşerek 1972 yılında ön binada hizmete girmiştir.&lt;br/&gt;Gittikçe gelişen bu merkezin çalışmalarını ve sınıflandırmasını yeniden düzenlemek üzere 1980 yılında üç ay süreyle İsviçre Uluslar arası Ticaret Merkezi&quot;nden Amerikalı Bir uzman gelmiştir. Bu süre zarfında bütün kitap koleksiyonu tek tek elden geçirilerek yeniden sınıflandırılmış her kitaba ait yazar adı, k,tap adı ve konu sorgulamasına ek olarak, anahtar kelimeler eklenmiştir.&lt;br/&gt;Anahtar kelime kataloğunda o kadar detaya inilmiştir ki bu katalog Otomasyon Programına geçerken altyapıyı oluşturmuştur. Örneğin; &quot;Domates salçası&quot; anahtar kelimesi ile direkt bu konu  ile ilgili olan yayınların yanı sıra dolaylı olarak içinde domates salçasının anlatıldığı kitapları da bulabilmek mümkün olmuştur. Dışardan gelen okuyucu sayısının artması ve koleksiyonun gelişmesi ile ortaya çıkan yer problemi nedeniyle 1988 Nisan&quot;ında ETDM yeni binadaki yerini almıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KOLEKSİYON:&lt;br/&gt;ETDM koleksiyonu 10000 civarında kitap, 1318 adet bilgi dosyası ve toplam 187 Türkçe ve yabancı periyodiklerden oluşmaktadır.&lt;br/&gt;Koleksiyonda;&lt;br/&gt;*Çeşitli kitaplar&lt;br/&gt;*Referans kitapları&lt;br/&gt;*Mesleki ve güncel periyodikler &lt;br/&gt;*İthalat ev ihracat istatistikleri, diğer istatistikler&lt;br/&gt;*Resmi Gazete Koleksiyonu (1950&quot;den bu yana)&lt;br/&gt;*Türk Standartları (Tam takım)&lt;br/&gt;*Bilgi Dosyaları (521 değişik konu başlığında toplam 1318 adet)&lt;br/&gt;*T.C. Mevzuatına on-line bağlantı (Lebib Yalkın Yayınları vasıtasıyla tüm mevzuata on-line olarak ulaşılabilmektedir.) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sınıflandırma sistemi olarak Uluslar arası Ticaret Merkezi (İnternational Trade Classification) sınıflandırması sistemi ile Birleşmiş Milletler&quot;in Uluslararası Standart Ticari Sınıflandırma (Standart İnternational Trade Classification) sistemi kullanılmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KADRO:&lt;br/&gt;ETDM kadrosunda iki kişi (İstanbul Üniversitesi Kütüphanecilik mezunu) çalışmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;OKUYUCU PROFİLİ:&lt;br/&gt;ETDM başta TSKB olmak üzere, banka dışından gelen kullanıcılara da hizmet vermektedir. Bu okuyucular genel olarak üniversite öğrencileri, akademisyenler, diğer kuruluşlardan gelen araştırmacılar gibi çeşitli çevrelerden gelenleridir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇALIŞMA SAATLERİ:&lt;br/&gt;TSKB kendi personeline 8.30-17.30, dışarıdan gelen araştırmacılara 13.30-16.00 saatleri arasında hizmet vermektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖDÜNÇ VERME:&lt;br/&gt;TSKB dışındaki okuyuculara ödünç kitap verilmez. Onlar ancak ETDM&quot;deki fotokopi hizmeti vasıtasıyla kitaplardan yararlanabilirler. TSKB personeli ise istediği kadar kitabı bir ay süreyle ödünç alabilir. Referanslar ve bilgi dosyaları ödünç verilmez.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAPILAN İŞLER:&lt;br/&gt;*Günlük gazete ve dergilerin banka içinde dağıtılması.&lt;br/&gt;*Günlük gazetelerin okunarak taranması, bilgi</description></item><item><title>BANKACILIK SEKTÖRÜ YENİDEN YAPILANDIRMA PROGRAMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-sektoru-yeniden-yapilandirma-programi-445294.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN GENEL GÖRÜNÜMÜ2&lt;br/&gt;Bankacılık Sektöründeki Gelişmeler2&lt;br/&gt;Kasım 2000 ve Şubat 2001 Krizleri ve Bankacılık Sektörüne Etkileri7&lt;br/&gt;II. BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMUNUN TEMEL STRATEJİ VE HEDEFLERİ10&lt;br/&gt;III. BANKACILIK SEKTÖRÜ YENİDEN YAPILANDIRMA PROGRAMI13&lt;br/&gt;Bankacılık Sisteminin Mali ve Operasyonel Yapısının Güçlendirilmesi13&lt;br/&gt;Kamu Bankaları13&lt;br/&gt;Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Bünyesindeki Bankalar15&lt;br/&gt;Özel Bankalar19&lt;br/&gt;Yasal ve Kurumsal Düzenlemeler20&lt;br/&gt;Gözetim ve Denetim Çerçevesinin Güçlendirilmesi20&lt;br/&gt;Bankacılık Sektöründe Etkinlik ve Rekabet Gücünü Artırıcı Diğer Düzenlemeler23&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BANKACILIK SEKTÖRÜ&lt;br/&gt;YENİDEN YAPILANDIRMA PROGRAMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.Türk Bankacılık Sektörünün Genel Görünümü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankacılık Sektöründeki Gelişmeler &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Türkiye&quot;de fon akımlarının önemli bir bölümü bankacılık kesimi üzerinden yapılmaktadır. Son yıllarda banka dışı mali kurumların sayı ve büyüklüğü artma eğiliminde olmakla birlikte, bankacılık sektörü toplam mali sektör aktifleri içinde yüzde 75 civarında paya sahip bulunmaktadır. Banka dışı diğer mali kuruluşların önemli bir kısmının bankaların iştirakleri olduğu gözönüne alındığında mali sektörde bankaların ağırlığının daha da yüksek olduğu görülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Türk mali sistemi 1980 yılından başlayarak uygulamaya konulan liberal politikalar sonucunda önemli ölçüde yapısal değişikliğe uğramış, dinamizm kazanmıştır. Bu gelişimde, selektif kredi politikalarının kaldırılması, mevduat ve kredi faizlerine serbesti tanınması, liberal kambiyo düzenlemeleri gibi deregülasyona yönelik uygulamaların yanısıra, sektöre ilişkin mevzuat düzenlemelerinin uluslararası normlar seviyesine yükseltilmesi için yapılan çalışmalar da rol oynamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.1980&quot;li yıllarda gerçekleştirilen bankacılık sektörüne girişi, rekabeti ve büyümeyi kolaylaştırıcı yasal ve kurumsal düzenlemelerin de etkisiyle, Türk bankacılık sektörü banka sayısı, istihdam, hizmet çeşitliliği ve teknolojik altyapı konularında hızlı bir genişleme süreci yaşamıştır. Bu kapsamda;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*1980 yılında 43 olan banka sayısı 1990 yılında 66&quot;ya, 1999 yılında  81&quot;e yükselmiştir. 2000 yılında 2 bankanın bankacılık izninin iptal edilmesi ile birlikte banka sayısı 79&quot;a gerilemiştir. 2001 yılında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kapsamındaki 5 bankanın Sümerbank bünyesinde birleştirilmesi sonucu 14 Mayıs 2001 itibariyle faaliyet gösteren banka sayısı 74&quot;e inmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Türk Bankacılık Sektörü ( Aralık 2000 itibariyle) &lt;br/&gt;Toplam Aktif &lt;br/&gt;(Milyon Dolar)Sektör Toplamı İçindeki Pay (%)Toplam Krediler &lt;br/&gt;(Milyon Dolar)Sektör Toplamı İçindeki Pay (%)Toplam Mevduat (Milyon Dolar)Sektör Toplamı İçindeki Pay (%)Özkaynak (Milyon Dolar)&lt;br/&gt;Kamu53.15134,213.72727,041.09540,31.450&lt;br/&gt;Özel73.58847,427.75354,544.34943,58.056&lt;br/&gt;  -İlk Beş Banka50.53032,620.49040,230.10229,57.265&lt;br/&gt;  -Diğer23.05814,87.26314,314.24714,0791&lt;br/&gt;Yabancı8.4035,41.4382,83.3003,3547&lt;br/&gt;TMSF Bünyesindeki Bankalar13.1928,53.3116,513.14112,9-3.263&lt;br/&gt;Mevduat Bankaları  Toplamı148.33595,646.23090,8101.884100,06.790&lt;br/&gt;Kalkınma  ve Yatırım Bankaları6.9024,44.7019,2001.362&lt;br/&gt;Genel Toplam155.237100,050.931100,0101.884100,08.152&lt;br/&gt;Kaynak: Türkiye Bankalar Birliği&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Faaliyette bulunan toplam 74 bankanın 56 adedi mevduat, 18 adedi ise kalkınma ve yatırım bankası statüsündedir. Mevduat bankalarının 4&quot;ü kamusal sermayeli, 26&quot;sı özel sermayeli, 18&quot;i yabancı sermayeli statüde, 8 adedi ise Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu bünyesinde  faaliyet göstermektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*1980 yılında 125.312 olan bankacılık sektöründeki toplam personel sayısı 1990 yılında 154.089&quot;a, 1999 yılında 173.988&quot;e yükselmiş, 2000 yılında ise 170.401&quot;e gerilemiştir. Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizleri sonrası yeniden yapılanma sürecinde bankacılık sektöründeki istihdamda önemli bir düşüş yaşanmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*1990&quot;lı yıllarda bankacılık sektörünün dışa açılması ve uluslararası finans sistemi ile bütünleşmesi alanında belirgin bir ilerleme kaydedilmiştir. 1980 yılında 4 olan mali işti</description></item><item><title>A TİPİ YATIRIM FONU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?a-tipi-yatirim-fonu-418283.html</link><description></description></item><item><title>BREZİLYA&quot;DA BANKA YENİDEN YAPILANDIRMASI VE KAMU BANKALARININ ÖZELLEŞTİRİLMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?brezilya-da-banka-yeniden-yapilandirmasi-ve-kamu-bankalarinin-ozellestirilmesi-439762.html</link><description>Brezilya&quot;da Banka Yeniden Yapılandırması ve Kamu Bankalarının Özelleştirilmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. Yüksek Enflasyon Döneminde Brezilya Bankacılık Sistemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III. Brezilya Bankacılık Sisteminin Yeniden Yapılandırılması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Tasfiye&lt;br/&gt;2.Yeniden Sermayelendirme&lt;br/&gt;3.Birleşme ve Devralmalar&lt;br/&gt;4.Yeniden Yapılandırma ve Bankaların Satışı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IV. Brezilyada Banka Transformasyonu ve Özelleştirme&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Genel Değerlendirme&lt;br/&gt;2.Kamu Bankalarının Yüksek Enflasyon Dönemindeki Durumları&lt;br/&gt;3.Real Plan ve Kamu Bankalarının Durumunun Bozulması&lt;br/&gt;4. Düşen Enflasyon Ortamında Kamu Bankalarının Durumunun Düzeltilmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;V. Sonuç ve Değerlendirmeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaynaklar&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Brezilya&quot;da Banka Yeniden Yapılandırması ve Kamu Bankalarının Özelleştirilmesi*&lt;br/&gt;           &lt;br/&gt;I. Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Brezilya&quot;da ekonomik istikrar, 1980&quot;lerden 1990&quot;ların başına kadar devam eden yüksek enflasyon dönemini takiben 1994&quot;de uygulanmaya başlanan Real Plan&quot;la sağlanmıştır. Bununla birlikte, ekonomide sağlanan istikrar ve düşük enflasyon ortamı bankacılık sisteminde ciddi kurumsal problemlere neden olmuştur. Kamu bankalarında bozulma süreci yaşanırken, büyük özel bankaların bazılarında yapısal zayıflıklar meydana gelmiştir. Hükümet bunun üzerine merkez bankası ile birlikte bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılmasına yönelik ciddi tedbirler almıştır. Bu çerçevede kamu bankaları özelleştirilmiş ve sorunlu özel bankalara müdahale edilmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada yüksek enflasyon döneminin Brezilya bankacılık sistemi üzerindeki etkileri ve sistemde yarattığı bozukluklar ele alınmakta bunu takiben bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılması çerçevesinde gerçekleştirilen uygulamalar anlatılmaktadır. Kamu bankalarının özelleştirilmesi ve transformasyonu konusuna ayrı bir bölümde yer verilmiştir. Sonuç bölümünde ise bütün bu veriler ışığında genel bir değerlendirme yapılmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. Yüksek Enflasyon Döneminde Brezilya Bankacılık Sistemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yüksek enflasyon dönemi Brezilya bankalarına üç yönden fayda sağlamıştır: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;Bankaların vadesiz mevduata negatif veya çok düşük faiz oranları vermeleri kaynak maliyetlerinin düşmesine neden olmuştur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;Yükümlüklerinin gerçek değerini, dolayısıyla ödeyememe ihtimalini azaltmıştır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61607;Enflasyonun, kredi alanların borçlarını geri ödemelerini kolaylaştırması bankaların likiditesini artırmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 1. Ticaret Bankalarının Sayısı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;195619701987199219941998&lt;br/&gt;Ticaret Bankaları403178103211226207&lt;br/&gt;Federal455&lt;br/&gt;Kamu242422&lt;br/&gt;Yerli Sermayeli Özel Bankalar14256&lt;br/&gt;Yabancı Sermayeli Özel bankalar  818&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Kaynak: The Quarterly Review of Economics and Finance (2000).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* Bu çalışma The Quarterly Review of Economics and Finance dergisinin Spring 2000 sayısında &lt;br/&gt;yer alan ve kaynakçada belirtilen makalelerden derlenmiştir. &lt;br/&gt;Brezilya ekonomisinde yüksek enflasyon ortamında kamu ve özel ticaret bankalarının sayı ve şubelerinde önemli artışlar meydana gelmiştir. Tablo 1&quot;de de görüldüğü üzere, 1950&quot;lerin sonunda sistemde 400&quot;ün üzerinde ticaret bankası faaliyet göstermekteydi. Şube sayısındaki artış ise çok daha hızlı olmuştur. Tablo 2&quot;deki verilere göre 1970 yılında 5,576 şube mevcutken, 1984 yılında 8,902 şubeye yükselmiştir. Banka sayısı ve şubelerindeki artışın en önemli sebebi bankaların enflasyondan elde ettikleri yüksek gelirlerdir. Daha önce belirttiğimiz gibi bankaların gelirleri büyük ölçüde çok düşük oranlı veya hiç faiz ödemedikleri vergi alacakları, vadesiz mevduat ve verilen krediler karşılığı alınan teminatlardan (collateral) oluşmaktadır. Bankaların enflasyonist ortamda elde ettikleri yüksek getiriler bir çok grubu banka sahibi olmaya itmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 2. Brezilya özel bankaları ve şubeleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YılÖzel Banka SayısıŞube SayısıBanka Başına Ortalama Şube Sayısı&lt;br/&gt;1964302n/an/a&lt;br/&gt;1970152557637&lt;br/&gt;197481552968&lt;br/&gt;197880658382&lt;br/&gt;198084732787&lt;br/&gt;1984858902105&lt;br/&gt;1994214830938&lt;br/&gt;1997220816637&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaynak: The Quarterly Review of Economics and Finance (2000).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Enflasyon oranlarının1980 ve 1990&quot;ların başında iyice yükselmesiyle hem kamu hem de</description></item><item><title>BANKALARIN İNTERNETTE SUNDUĞU HZİMET TÜRLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankalarin-internette-sundugu-hzimet-turleri-349006.html</link><description>BANKALARIN İNTERNETTE SUNDUĞU HİZMET TÜRLERİ &lt;br/&gt;BANKALARDAN ÖRNEKLER&lt;br/&gt;Finans sektörü, elektronik dönüşümün başta gelen sektörlerinden. Teknolojik gelişmeler bankacılık sektörünü tamamen değiştiriyor. Beş sene öncesine kadar sanal bankacılık bir hayaldi. Şimdi ise seçenekler çok. İster ATM&quot;den, yani otomatik para çekme makinesinden, ister internetten, ister telefonla, bir çok bankacılık işlemini yapmak mümkün. &lt;br/&gt;       Bankacılık dijitalleştikçe, kağıt paranın hayatımızdaki yeri de gittikçe azalıyor. Sanal bankacılıkla sadece bilgisayar ekranından gördüğümüz paramızla, fon alıyor, döviz satıyor ya da borç ödüyoruz. Kısacası para çekmek dışındaki hemen hemen tüm işlemler bankaya gitmeden de yapılabiliyor. &lt;br/&gt;       ATM&quot;lerle Türkiye 80&quot;li yıllarda tanıştı. İnternet bankacılığı için ise 1997&quot;ye kadar beklemesi gerekti. Aslında sanal bankacılık Türkiye&quot;ye bazı gelişmiş ülkelerden de önce geldi. &lt;br/&gt;       Şimdi, Türkiye&quot;de yapılan reklam ve tanıtım sayesinde artık önemli oranda bir kitle şubesiz bankacılıktan yararlanıyor.&lt;br/&gt; 2000 yılında yapılan bir araştırma, Türkiye&quot;deki 15 milyon ailenin sadece %5&quot;inin digital bankacılığa tamamen kapalı olduğunu gösteriyor. Bu kişiler işlemlerini şubeye gitmeden gerçekleştirmekten kesinlikle vazgeçmeyenler. Bu oran geri kalan kesimin, yani sanal bankacılığa, henüz kullanmasalar bile sıcak bakan insan sayısının oldukça yüksek olduğunu gösteriyor. &lt;br/&gt;       Türkiye&quot;de internet kullanım oranı gelişmiş ülkelerin hayli gerisinde olmasına rağmen, internet bankacılığı hızla gelişiyor. &lt;br/&gt;2002 yılında internet kullanıcıları arasında sanal bankacılıktan yararlananların oranı Türkiye&quot;de %20 iken Fransa ve Yunanistan&quot;da %22, Almanya&quot;da %50, Finlandiya&quot;da %60 oranında.&lt;br/&gt;       İnternet bankacılığından yararlananların yaklaşık %87&quot;si hesap bakiyesi görmek için, 60&quot;a yakını hesaplar arasında para akışı gerçekleştirmek için, %53&quot;ü ise fatura ödemek için bu yolu tercih ediyor.&lt;br/&gt; Türkiye genelindeki ATM sayısı da hayli yüksek. Haziran 2002 verilerine göre Türkiye&quot;deki otomatik vezne makinası sayısı 11684.&lt;br/&gt;Türkiye şubesiz bankacılığa çabuk alıştı. bankalar arasındaki rekabette öne geçmek de, teknolojiyi verimli kullanmaktan ve yeni bankacılık düzenine uyum sağlamaktan geçiyor.&lt;br/&gt;       Elektronik devrim, bankacılık anlayışını tamamen değiştiren bir dönüm noktası. İntenret bankacılığıyla, banka ile müşteri artık yüz yüze değil, internet, ATM ya da telefon aracılığıyla iletişim kuruyor. bu da işlemlerin daha hızlı ve daha az maliyetle gerçekleştirilmesini sağlıyor. &lt;br/&gt;       &lt;br/&gt;HALİL ERGÜR- KOÇBANK GENEL MÜDÜRÜ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       E dönüşümü tüm sektörler içerisinde ilk önce başlatan bankacılık sistemidir. Ve burada en önemli olan unsur da, müşteriye bu kanalla en iyi hizmetin, kesintisiz, yer ve zaman sınırlaması olmadan sunulabilemesidir&lt;br/&gt;.   Bunlara örnekler verecek olursak, internet bankacılığı, call center çağrı merkezlerimiz, ATM&quot;lerimiz, ve şubelerimizden erişebileceklerli ortamlar, bunlar hepsi, bankaacılıkta e dönüşümün müşterilere daha iyi hizmet sunmak için kullanıldığı ortamlar. Bunun yanı sıra bir konu daha var, o konuda müşterilerimizin davranışları, kendileriyle ilgili bilgilerin sürekli olarak bankanın sistemlerinde toplanarak onların daha yakından tanınması, onların ihtiyaç ve beklentilerinin anlaşılması, ve de bu beklentilere cevap verecek, ve her geçen gün daha iyiye giden hizmetin de müşterilere sunulabilmesi için gerekli çalışmalara ortam hazırlaması. &lt;br/&gt;       &lt;br/&gt;            Digital bankacılığın önemli bir avantajı da tasarruf sağlaması.&lt;br/&gt; Bankaya gelip yaptığınız bir işlemin maliyeti yaklaşık bir dolar iken, telefonla çağrı merkezinden yapılan bir işlemde maliyet yaklaşık 0.54 cent&quot;e düşüyor. ATM&quot;den yapılan bir bankacılık işlemi 0.27 cent&quot;e, internet yapılan işlem ise yaklaşık 0.01 cent&quot;e maloluyor. &lt;br/&gt;       &lt;br/&gt;HALİL ERGÜR- KOÇBANK GENEL MÜDÜRÜ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bugün bir şubeden bir müşteriye en ufak bir işlemin maliyeti 1 dolardır, daha doğrusu maliyet mğüşçteriye değil, bankanın bu konuda üstlendiği maliyet 1 dolar .Halbuki aynı işlem, elektron</description></item><item><title>YENİ BİR SERMAYE YETERLİLİĞİ ÇERÇEVESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yeni-bir-sermaye-yeterliligi-cercevesi-445719.html</link><description>İçindekiler Tablosu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YÖNETİCİ ÖZETİ4&lt;br/&gt;YENİ BİR SERMAYE YETERLİLİĞİ ÇERÇEVESİ KONUSUNDA İSTİŞARİ RAPOR8&lt;br/&gt;A.Mevcut Anlaşma&quot;nın güçlü ve zayıf tarafları8&lt;br/&gt;B.Yeni çerçevenin amaçları9&lt;br/&gt;C.Uygulama kapsamı11&lt;br/&gt;D.Üç temel dayanak12&lt;br/&gt;1) Asgari sermaye şartlarıi12&lt;br/&gt;2) Sermaye yeterliğinin denetimsel incelemesi16&lt;br/&gt;3) Piyasa disiplini17&lt;br/&gt;E.Anlaşma&quot;nın kapsamı19&lt;br/&gt;F.Bundan sonraki adımlar20&lt;br/&gt;YENİ BİR SERMAYE YETERLİĞİ ÇERÇEVESİ KONUSUNDAKİ İSTİŞARİ&lt;br/&gt;RAPORA EKLER21&lt;br/&gt;EK 1 ANLAŞMANIN UYGULAMA KAPSAMI21&lt;br/&gt;A.Konsolidasyon düzeyi21&lt;br/&gt;B.Bağlı Şirketler ve diğer finans faaliyetleri22&lt;br/&gt;EK 2 BİRİNCİ TEMEL DAYANAK - ASGARİ SERMAYE ŞARTLARI26&lt;br/&gt;A.Sermayenin unsurları26&lt;br/&gt;B.Bankacılık defteri muamelesi - Standartlaştırılmış yaklaşım26&lt;br/&gt;1) Devletlerden alacaklar26&lt;br/&gt;2) Bankalardan alacaklar28&lt;br/&gt;3) Merkezi Hükümet dışındaki kamu sektörü kurumlarından alacaklar29&lt;br/&gt;4) Menkul kıymet firmalarından alacaklar30&lt;br/&gt;5) Şirketlerden alacaklar30&lt;br/&gt;6) Emlak ile güvence altına alınmış krediler31&lt;br/&gt;7) Daha yüksek riskli kategoriler31&lt;br/&gt;8) Diğer alacaklar32&lt;br/&gt;9) Bilanço dışı kalemler32&lt;br/&gt;10) Vade33&lt;br/&gt;11) Uygun dış kredi değerlendirme kurumları için kriterler33&lt;br/&gt;12) Menkul kıymetleştirme36&lt;br/&gt;C.Bankacılık defteri muamelesi - İçsel derecelendirmelere dayalı yaklaşım37&lt;br/&gt;1)Sermaye yeterliği maksadıyla dahili derecelendirmeler kullanmanın avantajları ve sakıncaları38&lt;br/&gt;2) Denetimciler için pratik sonuçlar39&lt;br/&gt;3) Sermaye yeterliği çerçevesinin diğer kısımlarıyla etkileşim40&lt;br/&gt;D. Bankacılık defteri muamelesi - Kredi riski modelleri41&lt;br/&gt;E. Kredi riskini azaltma teknikleri41&lt;br/&gt;1) Artık riskler43&lt;br/&gt;2) Risk azaltmanın ölçüsü46&lt;br/&gt;3) Munzam teminat, garantiler ve bilanço içi netleme47&lt;br/&gt;F. Diğer risklere ilişkin muameleler48&lt;br/&gt;1) Bankacılık defterinde faiz oranı riski48&lt;br/&gt;2) Diğer riskler50&lt;br/&gt;G. Ticaret Defteri51&lt;br/&gt;EK 3 İKİNCİ TEMEL DAYANAK - SERMAYE YETERLİĞİNİN DENETİMSEL&lt;br/&gt;İNCELEMESİ53&lt;br/&gt;A.Kanuni minimum miktarlar üzerindeki sermaye53&lt;br/&gt;B.Sermaye yeterliğinin bankaların kendi içinde değerlendirilmesi54&lt;br/&gt;C.Denetimsel inceleme süreci56&lt;br/&gt;D.Denetimsel müdahale57&lt;br/&gt;E.Denetimsel inceleme süreci üzerinde gelecekte yapılacak çalışmalar58&lt;br/&gt;EK 4 ÜÇÜNCÜ TEMEL DAYANAK - PİYASA DİSİPLİNİ60&lt;br/&gt;A.Sermaye yapısı60&lt;br/&gt;B.Risk ihtimalleri60&lt;br/&gt;C.Sermaye yeterliği61&lt;br/&gt;D.Gelecekte yapılacak çalışmalar62&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;YÖNETİCİ ÖZETİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Basel Bankacılık Denetim Komitesi (Komite) , 198 On account of 8 Anlaşması&quot;nın  yerine geçmek üzere yeni bir sermaye yeterliği çerçevesi oluşturmaya karar vermiştir. Komite, teklif ettiği yaklaşımlar ve geleceğe yönelik çalışma planları üzerine görüş istemektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Bu yeni sermaye çerçevesi, üç temel dayanaktan oluşur: asgari sermaye şartları, bir denetimsel inceleme süreci, ve piyasa disiplinin etkin kullanımı. Asgari sermaye şartlarıyle ilgili olarak, Komite kabul eder ki mevcut Anlaşma&quot;nın tadil edilmiş bir versiyonu &quot;standart&quot; yaklaşım olarak kalmalıdır fakat, bazı sofistike bankalar için, dahili kredi derecelendirmeleri ve, daha ileriki bir aşamada, portföy modelleri kullanılması bir bankanın sermaye gereğinin onun özel risk profili karşısında daha doğru bir şekilde değerlendirilmesine katkıda bulunabilecektir. Ayrıca, bir bankacılık grubundaki riskleri tam olarak kapsaması için Anlaşma&quot;nın uygulama kapsamının genişletilmesi de teklif edilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Dünya finans sistemi, son iki yılda önemli bir ekonomik çalkantıya tanık olmuş ve, bu şartlar genelde doğrudan G-10 ülkeleri üzerinde yoğunlaşmamış olsa da, G-10 ülkelerindeki dünya çapında faal olan bankaların uğraşmak zorunda kaldıkları riskler daha karmaşık ve zorlayıcı hale gelmiştir. Anlaşma&quot;nın bu revizyonu, kanuni sermaye şartlarının, temeldeki riskleri daha iyi yansıtmalarını sağlamaya yöneliktir. Bir başka amaç ise, örneğin menkul kıymetleştirme yapılarının gösterdiği gibi, son yıllarda meydana gelmiş olan finansal yenileşmeyi daha iyi bir şekilde ele almaktır. Bu yeniliğin bir sonucu olarak, mevcut Anlaşma, sermaye şartlarının bir bankanın gerçek risk profiline uygun olmalarını sağlamada daha az etkili olmuştu</description></item><item><title>TİCARET BANKASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ticaret-bankasi-372744.html</link><description>PROJENİN AMACI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Ticaret Bankalarının Fon Kaynak ve Kullanımlarının neler olduğunu belirterek analiz edilmesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      &lt;br/&gt; PROJENİN ÖNEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Ekonominin temel yapı taşlarından biri olan bankacılık sisteminde Ticaret Bankalarının rolü çok büyüktür. Analizden elde edilecek sonuç; bankacılık sisteminin ve Ticaret Bankalarının, dolayısıyla ekonominin genel durumu hakkında bizleri fikir sahibi yapacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VARSAYIM VE KISITLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Projede Ticaret Bankalarının Fon Akım Tablosunun düzenlenmesi için 2002 ve 2003 yıllarına ait enflasyon muhasebesine göre düzeltilmiş bilançoları kullanılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Çalışmada Fon Akış Analiziyle ilgili olarak daha çok ikinci el veri kaynaklarından yararlanıldı. Ticaret bankaları ile ilgili yazılmış lisans ve yüksek lisans tezleri, çeşitli ders kitapları ve konuyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yayınlanmış olduğu raporlar incelendi. Gerekli mali tablolar Internet kaynaklarından elde edildi.    &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PROJE PLANI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61550; Dünyada ve Ülkemizde Bankacılığın gelişimi&lt;br/&gt;&amp;#61550; Ticaret Bankalarının Bankacılık Sistemindeki Yeri&lt;br/&gt;&amp;#61550; Ticaret Bankalarının Ekonomi Açısından Önemi ve İşlevleri&lt;br/&gt;&amp;#61550; Ticaret Bankalarının Fon Kaynak ve Kullanımları&lt;br/&gt;&amp;#61550; Fon Akım Tablosu ve Analiz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE BANKACILIĞIN GELİŞİMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyada Bankacılığın Gelişimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankacılık hizmetleri çok eskilere dayanmaktadır.Bankanın ilk çıkış noktası altı bin yıl öncesine dayanmaktadır. Tarihte ilk bankacılık hizmetlerinin Sümer ve Babil&quot;e kadar uzandığı sanılmaktadır. M.Ö. 3500 yıllarında &quot;maket&quot; bilinen ilk banka kuruluşudur. Maketler harman zamanı ödenmek üzere tohum vb. gibi hammadde ve teçhizat alımı için çiftçilere ilk dönemlerde fiziki ve daha sonra parasal kredi açtıkları kazılar sonucu anlaşılmıştır. Ünlü Hammurabi Kanunları&quot;nda maketlerin ödünç işlerini nasıl yöneteceği, borcun vadesinde nasıl tahsil olunacağı, borçlunun hangi mallarının ne yolla borcun tasfiyesinde kullanılacağı yazılmıştır.&lt;br/&gt;Daha sonraki yüzyıllarda ilk bankacılık hizmetleri maketlerin tekelinden çıkmıştır. Ticaret ile uğraşan bazı zengin aileler bankacılık hizmetlerinde uzmanlaşma yoluna gitmişlerdir. Yapılan kazıların ortay çıkardığı Mezopotamya&quot;da Uruk kenti yakınlarındaki &quot;Kızıl Tapınak (M.Ö.3400-3200) bilinen en eski banka yapısıdır. Eski Mısır, eski Yunan ve Roma&quot;da banka işlemleri ile uğraşan kurumların varlığı da bilinmektedir. &lt;br/&gt;&quot;Banka&quot; sözcüğü ise Avrupa&quot;nın ilk bankerlerinden olan Lombardiyalı Yahudilerin bankacılık işlemlerini tezgahların üzerinde yapmasından esinlenerek İtalyanca &quot;masa,tezgah&quot; anlamına gelen  &quot;banco&quot; dan gelmiş ve daha sonra tüm dünya dillerine yerleşmiştir.&lt;br/&gt;Modern anlamda bankacılık etkinliğini ilk gösteren banka 1609 yılında kurulan &quot;Amsterdam Sche Bank (Amsterdam Bankası)&quot;dır.&lt;br/&gt;Daha önceki yüzyıllardaki bankalar ve bankerler daha çok kendi sermaye ve kaynaklarını ödünç veren kurumlar durumundaydılar. Oysaki 18.yy. den itibaren bankalar bu niteliğinden sıyrılmaya başlamış, 19 yy. bankacılığı ise artık</description></item><item><title>BANKACILIK SEKTÖRÜ REFORMU GELİŞME RAPORU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-sektoru-reformu-gelisme-raporu-444965.html</link><description>BANKACILIK SEKTÖRÜ REFORMU: GELİŞME RAPORU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Bankacılık sektörü reformu çerçevesinde, önemli adımlar atılmış ve sistemin sağlıklı bir yapıya kavuşturulabilmesini teminen çeşitli önlemler alınmıştır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Kamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu, Ekonominin Yeniden Yapılandırılması Programında yer alan bankacılık reform stratejilerini tümüyle uygulamakta olup, elde edilen gelişmeler aşağıda özetlenmekte ve ekteki tabloda da takvime bağlı eylem planının ayrıntıları yer almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.Kamu Bankalarının Yeniden Yapılandırılmasıyla İlgili Gelişmeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Türkiye Emlak Bankası A.Ş.&quot;nin bankacılık yapma ve mevduat kabul etme lisansı, 9 Temmuz 2001 tarihinde kaldırılarak, bankanın tüm aktif ve pasifleri T.C. Ziraat Bankası A.Ş&quot;ne devredilmiştir. T.C. Ziraat Bankası A.Ş&quot;nin sermayesi, transfer edilen aktifleri karşılamak üzere yeterli düzeyde artırılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Kamu bankalarının kar/zararlarını, likiditesini ve faiz oranı marjlarını izlemek için bir izleme programı oluşturulmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.Kamu bankalarının denetimi, bağımsız denetim kuruluşlarınca tamamlanmış ve kamu bankalarının operasyonel yeniden yapılandırılmasını yönlendirmek üzere danışmanlar atanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.Kamu bankalarının yeniden yapılandırılmasını kolaylaştıracak kapsamlı bir yasa çıkarılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Yönetiminde Bulunan Bankaların Sorunlarının Çözümlenmesiyle İlgili Gelişmeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6.TMSF&quot;nin yönetiminde, rapor tarihi itibariyle dokuz banka bulunmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7.20 Eylül 2001 tarihine kadar T. Demirbank A.Ş.&quot;nin, hisse satış ve devir anlaşması üzerinde görüşmelerin yapılması için HSBC&quot;nin teklifi kabul edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8.TMSF yönetiminde bulunan beş banka (Egebank A.Ş., Yurt Ticaret ve Kredi Bankası A.Ş., T. Tütüncüler Bankası Yaşarbank A.Ş., Bank Kapital T.A.Ş. ve Ulusal Bank T.A.Ş.), Sümerbank A.Ş&quot;yle birleştirilerek ilk geçiş bankası oluşturulmuştur. Sümerbank A.Ş.&quot;nin hisselerinin, Oyak Grubuna devredilmesiyle ilgili görüşmelerin başlatılmasına 31 Temmuz 2001 tarihinde karar verilmiştir.  Bu görüşmeler, 10 Ağustos 2001 tarihine kadar sonuçlandırılacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;9.TMSF yönetiminde bulunan üç banka (Etibank A.Ş., Interbank A.Ş. ve Eskişehir Bankası T.A.Ş.) için herhangi bir teklif verilmediğinden, bu bankalar ikinci geçiş bankası olan Etibank A.Ş. çatısı altında birleştirilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;10.İktisat Bankası T.A.Ş.&quot;nin satış süreci ise, Bankalar Yeminli Murakıplarının mali değerlendirmelerinin tamamlanmasını takiben başlatılacaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;11.10 Temmuz 2001 tarihinde TMSF&quot;ye devredilen beş bankanın (Milli Aydın Bankası T.A.Ş. (Tarişbank.), Sitebank A.Ş., Bayındırbank A.Ş., Kentbank A.Ş.  ve Ege Giyim Sanayicileri Bankası A.Ş.) çözüm stratejileri yıl sonuna kadar uygulamaya konulacaktır. Bunun yanı sıra iki yatırım bankasının (Atlas Yatırım Bankası A.Ş.  ve Okan Yatırım Bankası A.Ş.) lisansları iptal edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;12.Aşağıdaki tabloda Temmuz 2001 itibariyle TMSF tarafından devralınan bankaların küçülme süreci özetlenmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TMSF Bankalarının Şube ve Personel Sayıları(*)&lt;br/&gt;Şube sayısıPersonel sayısı&lt;br/&gt;TMSF&quot;na transfer tarihinde31 Temmuz 2001 itibariyleTMSF&quot;na transfer tarihinde31 Temmuz 2001 itibariyle&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1,243&lt;br/&gt;824&lt;br/&gt;26,585&lt;br/&gt;15,395&lt;br/&gt;(*) Rakamlar 10 Temmuz tarihinde devralınan son 5 bankayı kapsamamaktadır.&lt;br/&gt;Kaynak: TMSF&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;13.TMSF yönetiminde bulunan bankalardan Bank Ekspres A.Ş., 30 Haziran 2001 tarihinde yerli bir grup olan Tekfen Holding A.Ş.&quot;ne satılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;14.Türk Ticaret Bankası A.Ş.&quot;nin, bankacılık yapma ve mevduat kabul etme lisansı, 1 Temmuz 2001 tarihinde iptal edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;15.BDDK, TMSF bankalarının mevduat faizlerinin, özel bankaların uyguladıkları faiz oranlarına paralelliğini sağlamayı sürdürmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;16.TMSF&quot;nin Tahsilat Dairesi Başkanlığı tamamiyle faaliyete geçmiş olup, ilgili birime daire başkanı dahil 70&quot;in üzerinde eleman atanmıştır. Sümerbank A.Ş., Bank Ekspres A.Ş. ve Türk Ticaret Bankası A.Ş.&quot;nin, donuk kredilerinin büyük bölümü halihazırda Tahsilat Dairesi Başkanlığına devredilmiş bulunmaktadır</description></item><item><title>BATIK BANKALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?batik-bankalar-354205.html</link><description>BATIK BANKALAR &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YOLSUZLUK-BATIK KREDİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KÖTÜ YÖNETİM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiyede bankacılık sektörü de enflasyonist ekonomik yapıya bağımlı olarak gelişti. 1980lerden sonra liberalleşmeye hız verilmesiyle genç Cumhuriyet&quot;in kalkınmasında önemli işlevler üstlenen Etibank ve Sümerbank 1990lı yıllarda özelleştirildi. 2000de enflasyonun düşme eğilimine girmesiyle de bankaların yeni ekonomik yapıya uyumlu çalışmaları gündeme geldi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankalara el konuluyorBülent Ecevit başbakanlığındaki DSP, MHP ve ANAP koalisyon hükümeti, 2000de başlayacak 3 yıllık dezenflasyon programı öncesi 22 Aralık 1999da Egebank, Esbank, Yurtbank, Yaşarbank ve Sümerbanka el koyarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devretti. 7 Ocak 1999da Interbank ve Mayıs 1997de de Türk Ticaret Bankasına el konulmuştu. Resmi Gazetede bankalara el konulma gerekçesi; banka kaynaklarını kendi lehlerine kullanmaları (Yaşarbankın ise, gerekli önlemleri zamanında almadığı) biçiminde açıklandı. Türkiye IMFye sunduğu ek mektuplardaki sözünü tutarak mevduata yüzde yüz devlet güvencesini 2 Haziran 2000den başlayarak kademeli olarak kaldırmaya başladı. Yine IMFnin istemi doğrultusunda bankaların yeniden yapılandırılmasında uluslararası danışmanlık şirketi McKinsey ile anlaşma yapıldı. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yolsuzluklarda siyasilerin payı var mı?Kamu bankalarının özelleştirilmesine mafya da karıştı. Siyasetçi - işadamı - mafya ilişkileri Türkiyenin gündemine girdi.&lt;br/&gt;Yeni kurumlar oluşturuldu31 Ağustos 2000de de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) fiilen çalışmaya başlayarak Merkez Bankasından TMSFnin yönetimini üstlendi. Maliye eski bakanlarından Zekeriya Temizelin başkanlığını üstlendiği BDDK, Fondaki bankaların yeniden yapılandırılması, satışı ve banka sahiplerinde aranılacak kuralları yönetmeliklerle saptadı. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankaların içi boşaltılmışEl konulan bankaların çoğunun içi boşaltılmış olduğu görüldü. Banka sahiplerinin bankayı boşaltma yöntemleri arasında birbirleriyle karşılıklı geri dönmeyen kredi alışverişi, paravan şirketlere kredi sağlama, off - shore işlemleri, yüksek faturalar ve borsa işlemleri yer aldığı görüldü. Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi TMSFdeki 10 bankanın toplam zararı 7 milyar 900 milyon dolardı. Bu miktar Bakü - Ceyhan Projesi için gerekli olan kaynağın üç katı, memurların da 6 aylık maaşına denkti. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİ BOŞALTILAN BANKALAR TABLOSU&lt;br/&gt;BANKA BOŞALTMA YOLLARI &lt;br/&gt;Karşılıklı kredi: &lt;br/&gt;Off - shore işlemleri&lt;br/&gt;Yüksek faturalar:&lt;br/&gt;Borsa işlemleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BANK KAPİTAL&lt;br/&gt;Banque Indosuez Generale Euro Türk AŞnin yüzde 99.9 hissesi Ceylan Grubu&quot;nca, 1995 Martında satın alınarak Bank Kapital adıyla yeniden yapılandırıldı. BDDK tarafından 27 Ekim 2000de riskli yönetiminden dolayı el konularak TSMFye devredildi. Büyük şehirlerde 32 şubenin yanısıra Bahreynde bir sanal şubesi bulunuyor.Kimliği&lt;br/&gt;Eski sahibiMahmut Ceylan&lt;br/&gt;Mevduatı 237.1 trilyon&lt;br/&gt;Kredileri 90.8 trilyon&lt;br/&gt;Aktifleri 294.2 trilyon  Sektör payı  0.34 &lt;br/&gt;Personel Sayısı590&lt;br/&gt;BANK EXPRES&lt;br/&gt;1992de İbrahim Betil ve arkadaşlarınca ticari banka olarak kuruldu. 1990&quot;ın ilk yıllarında finansal krize giren Betil, bankayı Doğuş Grubu&quot;na devretmek zorunda kaldı. Bir ara Ahmet Özal&quot;a da satılan Bank Ekspres A.Ş.nin hisse çoğunluğu Doğuş Grubu&quot;ndan 1997de müteahhit Korkmaz Yiğite geçti. Yiğitin yönetimindeki Bank Ekspresin mali bünyesinin giderek zayıfladı. Devlet, 23 Ekim 1998de bankaya el koyarak TMSFye devretti.</description></item><item><title>BANKING SECTOR EVALUATION REPORT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?banking-sector-evaluation-report-387350.html</link><description>BANKING SECTOR EVALUATION REPORT&lt;br/&gt;As a result of growing level of competition and the rapid pace of change, all over the world banks are increasing their strategic planning efforts in an attempt to assign resources in away which provides them with a competitive advantage or reduces external threats. In turkey additional to these; economic conditions, problems in banking system and new regulations makes strategic planning more important than ever in order to manage the bank successfully. At the same time marketing is emerging as an especially important element in the bank strategic planning.&lt;br/&gt; Strategic planning is a main element in the process of strategic management of the bank. It results in the development of the bank&quot;s long-term objectives and the design of action plans which lead the bank throughout to the achievement of these objectives. The bank&quot;s strategic plan makes  clear:(*)&lt;br/&gt;*The market priorities, which determine resources allocation&lt;br/&gt;*The assumptions behind the choice of the market priorities&lt;br/&gt;*The changes required to capitalize on market opportunities&lt;br/&gt;*The timing of strategic moves&lt;br/&gt;*An estimate of the environment in which the bank will act&lt;br/&gt;*The expected rate of progress in strategy implementation&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The Components Of  The Strategic Plan  &lt;br/&gt;Vision: This states the decision of the future position of the bank.  A banking company is a very huge organization with its subsidiaries and employees. So, developing a strategic vision must be realized by board of directors and the ideas of the employees must be took into consideration in order to maintain the vision powerful. While developing a strategic vision of the bank, Turkey&quot;s economic conditions and the new regulations about financial system must be took into consideration.&lt;br/&gt;Mission: This states the overall purpose of existence of the bank. Bank must position itself according to a designated vision. The mission must be original and involves the corporate history and culture. This is very impor</description></item><item><title>FİNANSAL KİRALAMA (LEASİNG)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?finansal-kiralama-(leasing)-366199.html</link><description>-Leasing bir sabit kıymet (Maddi duran varlık) yatırımı yöntemidir. Aynı zamanda yatırımcıya verilen bir  &quot;finansman hizmeti&quot;dir. &lt;br/&gt;İlk olarak 1930 yıllarında ABD.de ikinci dünya savaşından sonra  da Avrupa.da 1985 yılında Ülkemizde uygulanmaya başlamıştır&lt;br/&gt;Bu sistemde finansal kiralama (Leasing)  şirketi (Kiralayan), yatırımcı-kullanıcıya (Kiracı) istediği malın (Kiralanan) alınması için bir fon tahsis etmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kiracı, yatırım malını seçip satıcı ile fiyat ve teslim koşullarını belirleyerek (ve genelde anlaşma imzalayarak) , leasing şirketine başvurur, leasing şirketi  araştırmalarını yaparak fiyat teklifi verir mutabakat sağlandığında, leasing sözleşmesi imzalanır, mal kiracıya teslim edilir ve leasing şirketi mal bedelini satıcıya öder,.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Leasingin alışılmış kredi ilişkisinden farkı, kredinin kiracıya nakit değil mal olarak verilmesidir . Bu ise  özellikle enflasyonist ekonomilerde firmaların işletme sermayesi gereksinimlerini karşılamada, alternatif finansman yöntemlerine göre  avantaj sağlamaktadır..&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Kiracı sözleşmede belirlenen süre boyunca kira öder, kira süresinin sonunda mala sahip olabilir veya malı iade ederek sözleşmeyi sona erdirebilir. (Bu uygulama ülkemizde bulunmamaktadır.)  Malın sözleşme sonundaki bedeli &quot;Artık Değer&quot; olarak tanımlanır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mal bedelini kiralayan öder ve bu kiracıdan olan alacağının teminatını oluşturur. Yasa düzenleyici finansal kiralamayı işletmelerin sabit değer ihtiyacı olan mallarla sınırlı tutmaktadır. Buna göre kiracı leasing şirketince sağlanan finansmanı (Yatırım mallarını) işleterek elde ettiği kazanç ile geri ödeyecektir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Öteyandan leasing  üretim tesislerinin ve makinelerin yurt dışından kiralanmasına olanak tanıyarak teknoloji transferi sağlamaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde leasing şirketleri 3226 sayılı yasa (Finansal Kiralama Kanunu) kapsamında, kalkınma ve yatırım bankaları ise  Hazine&quot;den izin  de almak kaydıyla  leasing işlemi yapabilmektedirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde uygulaması bulunmamakla birlikte gelişmiş ülkelerde bir malın (Kiralayan) malın imalatçısı/toptancısı da müşterilerine yönelik leasing (Satış tipi kiralama) yapabilmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gelişmiş ülkelerde bireysel gereksinimlerin (TV,bilgisayar,mobilya vb.) karşılanmasında leasing yaygın olarak kullanılmakta ancak yasal düzenleme gerektirdiğinden ülkemizde uygulaması bulunmamaktadır. Yine ülkemizde yaygın olarak kullanılmayan taşınmaz leasingi için amortisman  ve vergi  düzenlemeleri  yapılması gerekmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Serbest bölgelerde yerleşik firmalara yönelik leasing yurtdışına yapılmış leasing sayılır.  Hazine izni gerekmemektedir.(Hazine görüşü)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Leasing Türleri:&lt;br/&gt;l- Faaliyet Kiralaması (Operational Leasing) :  Leasinge konu mal/mallar ekonomik ömrünü kapsamayan  kısa bir süre için kiralanmakta ve kullanımından sonra kiralayana iade edilmektedir. Aynı malın (İş makinaları elektronik ürünler vb.) birden çok defa kiralanmasını sağlayan bir yöntemdir.. Ülkemizde operasyonel leasing yapılmamaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- Finansal Kiralama (Financial/Capital Leasing) : Malın mülkiyetinin kirayalayanda kalmasına karşın, kulanımını kiracıya devreden ve kiracıyı belirlenen süre sonunda malın sahibi haline getiren  leasing türüdür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-.İthalatlı/İthalatsız finansal kiralama; İşleme konu malın yurtiçinden/yurtdışından sağlanması durumunda sözkonusudur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4- Satış ve Geri Kiralama (Sale and Lease-back) :   Genellikle firmaların finansman gereksiniminin yoğun olduğu dönemlerde kullanılır. Finansman sağlamak amacıyla  firmanın sahip bulunduğu malı/malları finansal kiralama yapan kuruluşa satması ve aynı malı belirli koşullarla kiralamasıdır . Bu yöntemde malın sahibi kiralayana satarak mülkiyeti devretmekte, ancak zilyetlik devam etmekte, kiralayan malı teslim almaksızın hükmen (Sözleşmeden dolayı) sahibi sıfatını kazanmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kiralayan, malı bir  şahıstan değil, kiracıdan satın almaktadır.  Bu yöntemin  3226 sayılı yasa kapsamında bir finansal kiralama işlemi olup olmadığı yasada öngörülen haczedilmezlik.ten yararlanma durumu Hukuk çevrelerinde tartışmalıdır. &lt;br/&gt; &quot;Sell and Lease&quot; işlemler için Hazine onayı gerekmemektedir.  (Hazine görüşü)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Doğrudan doğruya (direct) kiralama, dolaylı (leverage) kiralama, brüt (gross) kiralama, net kiralama, yerel (domestic) kiralama, uluslararası (ınternatıonal) kiralama, tam amortisman/ kısmi amortisman sözleşmeli kiralama diğer leasing türleridir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;LeasingÂ´in Avantajları &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* Kiracı leasing ile kiralama süresi ve kira ödemelerinin değişmezliği</description></item><item><title>BANKA NEDİR - BANKANIN TANITIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?banka-nedir-bankanin-tanitimi-394275.html</link><description>BANKA NEDİR? &lt;br/&gt;Dünyanın her yerinde bankacılık sistemi bireylere ve işletmelere geniş bir biçimde finansal hizmetler sağlamaktadır. Bankacılık sistemi başlangıçta daha çok kurum ve kuruluşlara hizmet vermekteyken II. Dünya savaşından sonra başlayan ve gelişen tüketim toplumu anlayışıyla birlikte bireylerin keşfedilmesi, dinamik bir yapıya sahip olan finansman dünyasındaki rekabeti artırarak bankacılık sistematiği içerisinde &quot;Bireysel Bankacılık&quot; kavramının oluşumuna kaynaklık etmiştir. Türkiye&quot;de ise bu kavram 1980 yılından itibaren Tüketici Kredilerinin hizmete sunulmasıyla finansal pazarlardaki yerini almıştır.&lt;br/&gt;Özellikle orta gelirli tüketicilerin finansal hizmetlerden yararlandırılması hedef alınarak oluşturulan tüketici kredileri piyasası, bankalar ve banka dışı kuruluşların yaratmış oldukları yoğun rekabet, tüketicinin bilinçlenmesi ve bireylerin yaşam standartlarının yükselmesi sebebi ile başlangıcından itibaren gelişimini artan oranlı bir ivme yakalayarak sürdürmüştür. &lt;br/&gt;Ülkemizde son yıllarda, özellikle 2000 yılı başlarında alınan ekonomik istikrar tedbirleri sonrasında enflasyon oranının yavaşlaması sonucunda kredi faiz oranlarının düşmesiyle bankaların kullandırdığı tüketici kredisi tutarı önemli oranda artmıştır. Diğer kredi türlerine göre, riskinin düşük olması nedeniyle, bankalar tüketici kredisi kullandırmaya büyük önem vermektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BANKANIN TANITIMI&lt;br/&gt;1948 yılında kurulan Akbank bugün aktif büyüklüğü açısından (iştiraklerin piyasa değerlemesi hariç) Türkiyenin en büyük özel sektör bankası konumundadır. 2000 yılında Akbank, Banker Dergisinin aktif ve özsermaye büyüklüğü açısından yaptığı sıralamada dünyanın ilk 500 bankası arasında yer almıştır. Ayrıca, banka 1992, 1993 ve 1998 yıllarında Euromoney dergisinin &quot;Türkiyenin En İyi Bankası&quot; ödülünün sahibi olmuştur. Akbank, temel bankacılık hizmetlerinin yanısıra, bireysel, kurumsal, özel bankacılık ve uluslararası ticaretin finansmanı hizmetlerini sunmaktadır. Sermaye piyasaları, sigorta ve finansal</description></item><item><title>ULUSLARARASI MUHASEBE STANDARTLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uluslararasi-muhasebe-standartlari-445199.html</link><description>G7 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Guvernörlerine (G7 Bakanları) bu rapor, Uluslararası Muhasebe Standartları Komitesi&quot;nin (IASC) muhasebe standartlarına ilişkin değerlendirmesi üzerine Basel Komitesi&quot;nin (Komite) bulgularını ve sonuçlarını sunmaktadır. Bu değerlendirme, G7 Bakanlarının talebi üzerine yapılmıştır. Komite&quot;nin Muhasebe Konuları üzerine Görev Kuvveti (Görev Kuvveti) değerlendirme çalışmasının büyük kısmını yapmıştır. Komite, değerlendirmesini, bankalar üzerinde önemli bir etkisi olan 15 uluslararası muhasebe standardı (IAS) ile sınırlı tutmuştur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Görev Kuvveti&quot;nin değerlendirmesini yaptığı çerçeve olan bankacılık gözetimi açısından, IASC standartlarının yedisinde önemli sakıncalar bulunmamıştır. İki istisna ile, Komite, değerlendirmiş olduğu diğer standartlarda, gözetim açısından sakıncalı olan ancak bir kaç konu tespit etmiştir. Öncelikle, Komite, Bankaların ve Benzer Mali Kurumların Mali Tablolarındaki Açıklamalar başlıklı 30 sayılı IAS&quot;nin güncelleştirilmesi gerektiğine inanmaktadır. İkinci olarak, Komite, Mali Araçlar: Tanıma ve Ölçme başlıklı 39 sayılı IAS ile ilgili olarak bazı önemli sakıncalar tespit etmiştir. Komite, IAS 39 ile ilgili çekincelerini, bu amaçla IASC tarafından kurulmuş olan, IASC ve Basel Komitesi temsilcilerinden oluşan bir ortak çalışma grubunda IASC ile tartışmıştır. Ortak çalışma grubu, bankacılık kuruluşlarının temsilcileriyle de görüşmelerde bulunmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IAS 30 ile ilgili olarak tespit edilen sakıncalar, esas itibariyle, risklerin ve risk yönetim politikalarının açıklanması konusunda var olan en iyi uygulamayı kapsayacak şekilde bu standardın 1991&quot;den beri güncelleştirilmemiş olmasıyla ilgilidir. Komite, IASC&quot;ye, bu gelişmeleri yansıtacak şekilde IAS 30&quot;un revize edilmesini tavsiye etmiştir. Bunun bir sonucu olarak, IASC, bu standardı revize etme ihtiyacını ele alacak bir projeyi gündemine almıştır ve bu proje için Haziran 2000&quot;de bir Yönlendirme Komitesi kurmayı planlamaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1999 başında yayımlanan, yürürlük tarihi 1 Ocak 2001 olan IAS 39, hem var olan uluslararası muhasebe standartlarına, hem de çoğu ülkenin ulusal standartlarına kıyasla, mali araçlar muhasebesinde doğru değerlerin kullanımını önemli derecede arttırmaktadır. Çoğu zaman &quot;bankacılık&quot; ve &quot;ticaret&quot; defterleri olarak tarif edilen, bir bankanın faaliyetlerinin her bir esas alanı için bugünkü muhasebe sistemi çerçevesinde, çoğu ülkede, bankacılık defteri genelde amorti edilmiş maliyet üzerinden, ticaret defteri ise doğru değer üzerinden ölçülmektedir. Karların ve zararların uyumlu biçimde bildirilmesini sağlamak için, &quot;hedging&quot; araçları olarak kullanılan türevler, &quot;hedge&quot; edilen kalem ile aynı şekilde yani, bankacılık defteri kalemlerini &quot;hedge&quot; ettiklerinde tarihsel maliyet üzerinden, ticaret kalemlerini &quot;hedge&quot; ettiklerinde ise doğru değer üzerinden muhasebeleştirilir. Buna karşılık, IAS 39 çerçevesinde, mali aktifler, genellikle, ticaret için elde tutulan, satış için hazır veya vadesi beklenen olarak tasnif edilecektir. Ticaret için elde tutulan aktifler ve satış için hazır aktifler, örneğin satın alınmış krediler ve bazı borç ve özsermaye menkul kıymetleri, doğru değer üzerinden taşınacaktır. Vadesi beklenen aktifler ve türetilmiş (&quot;originated&quot;) krediler &lt;br/&gt;-ve mali pasiflerin çoğu- amorti edilmiş maliyet üzerinden taşınacaktır. İster ticaret için, ister &quot;hedging&quot; için tutulsunlar, bütün türevler doğru değer üzerinden muhasebeleştirilecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Böylece, IAS 39&quot;un hükümleri, &quot;hedge&quot; edilmiş mali risklerin bankalarca nasıl muhasebeleştirildiği üzerinde önemli bir etkide bulunabilir. Bu standardın, bilançonun aktif tarafında  daha fazla doğru değer muhasebeleştirmesi getirirken pasiflerin çoğunu maliyet üzerinden bildirme şeklindeki parçalı yaklaşımı, örneğin eşlenmiş aktif ve pasif pozisyonları söz konusu olduğunda bankaların temeldeki risk yönetim uygulamalarını yansıtmayabilen bildirilmiş kazançlar ve özsermayede değişkenlik riskini arttırabilir. Ayrıca, IAS 39&quot;da bütün türevlerin doğru değer üzerinden taşınmas</description></item><item><title>BANKACILIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-368295.html</link><description>BANKACILIK VE ÜLKE EKONOMİSİNDEKİ YERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ:&lt;br/&gt;Son yirmi beş yılda bankacılık sektörü önmeli değişiklikler yaşamıştır.Bu sektör tüm dünyada gelişen serbestleşmenin öncüsü olmuştur. Tabii olarak bankacılık sektörüde öncüsü olduğu bu serbestleşme sürecinde bir çok düzenlemelere gitmiştir. Bu süreçte bankaların fon kaynak ve kulanım yapılarıda değişmiştir. Ekonomilerde çıkan teknik yenilikler ve bu yenilikler sayesinde ortaya çıkan yeni finansal ürünler sektörün dönüşmesini hızlandırmıştır. Başlangıçta sektördeki bu değişme bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Yani son yirmi beş yılda yaşanan üç önemli kriz bunun sebebi olmuştur. Bunlar; 1973 petrol krizi, 1981-82 dış borç krizi ve de tekila krizi ile japonya krizidir. Bu krizler sonucunda finansal sistemde yer alan bankalar, likidite yetersizliğinin kendileri için büyük bir sorun olduğunu farketmişler ve bunu çözmenin yolununda sermaye yeterliliği oranlarını yukarı çkmenin olduğunu düşünmüşlerdir. Bundan sonra sisteme bu çözüm hakim olmuştur. Bu çözümün en önemli, sonuçlarından biriside sistemede birleşmelerin çoğalmasıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1- BANKA BİRLEŞMELERİNİN NEDENLERİ:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Banka birleşmeleri 1980 den öncede oluyordu, ancak 1980&quot;den sonra birleşmelerin nitelikleri ve nicelikleri büyük ülçüde değişti. Şöyleki ; 1980&quot;den önce birleşmeler bölgeseldi ancak 1980&quot;den sonra bu birleşmeler uluslararası boyutta gerçekleşmeye başladı. Ayrıca birleşmelerin miktarıda arttı. Uluslar arası birleşmelerin değeri 1997&quot;de 342 milyar dolar iken bankacılık sektörünün buradaki payı %37 olmuştur. Bu pay 1995&quot;de %14 ve 1996&quot;da %24 di.bu birleşmelerin sonucunda bankalar ölçek olarak büyümüşlerdir. Bankaların birleşmelerin nedenlerini sıralayacak olursak:&lt;br/&gt;1-: Bankalar karşı karşıya oldukları likidite riski, faiz riski ve kur riski gibi olası riskleri en aza indirmek istemişlerdir. Riski azaltmak için bankalar birleşme sonrasında daha rahat bir şekilde taşıdıkları bu ve benzeri riskleri daha rahat yenecekelrini düşünmüşlerdir.&lt;br/&gt;2-: Bankalr birleşme ile birlikte fon kaynak maliyetleri ile işletme maliyetlerini aşağı çekebileceklerini düşünmektedirler. Yani ölçeğe göre artan getiriy sağlayabileceklerini düşünmektedirler.&lt;br/&gt;3-: Bankalar birleşme ile birlikte büyük olmanın getirdiği çekicilikle beşeri sermayesi yüksek işgücünü daha rahat ve düşük maliyetle istihdam edebileceklerini düşünmektedirler.&lt;br/&gt;4-:Bankalar birleşme sayesinde finans sektöründe güç kazanan ürün farklılaştırması yönlü gelişmeye daha rahat ayak uydurabileceklerini düşünmektedirler.&lt;br/&gt;5-: Birleşme nedenlerinden biride bu sayede yeni müşteriler kazanacakları olmuştur.&lt;br/&gt;6-: İki bankanın birleşmesiyle tek tek taşıdıkları değerin üzerinde bir piyasa değerine birleşme sonrasında erişebilme olanağınn olması ve iki bankanın birleşme ile yaratması beklenilen &quot;sinerji&quot; etkisi bankaların birleşme nedenlerindendir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PARANIN MAKRO EKONOMİDEKİ ROLÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-PARA TALEBİ, PARA ARZI VE FAİZ HADDİ (KEYNESYEN FAİZ TEORİSİ)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Klasik ve neoklasik ekonomistlerce öne sürülen faiz teorisinde, faiz haddi, tasarruf arzı ve yatırım talebinin karşılaştığı sermaye piyasasında oluşmaktadır. Paranın faiz üzerinde etkisi olabileceğini göz önüne almayan klasik ekonomistlerin bu görüşlerine &quot;reel faiz teorisi&quot; denilmektedir.&lt;br/&gt;Keynes, faiz açıklamasında parayı analize sokarak, ekonomideki faiz haddinin para arz ve talebine bağlı olduğunu savunmaktadır. Faiz, tasarruf etmenin değil likiditeden (elde para tutmadan) vazgeçmenin bedelidir. Keynes&quot;e göre faiz, kişilerin paralarını ellerinde tutmaktan vazgeçmeleri karşılığında onlara ödenen bedeldir. Faiz haddi ise, ekonomideki para arz ve talebine bağlıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KEYNESYEN GÖRÜŞE GÖRE PARA TALEBİNİN VE PARA ARZININ ÖZELLİKLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-PARA TALEBİ (LİKİDİTE TERCİHİ)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Para talebi, bir ekonomideki ev halkı ve firmaların, belirli bir anda hemen harcanabilir durumda (cüzdanlarında, bankalarındaki vadesiz mevduat hesaplarında) bulundurmak istedikleri para miktarıdır.&lt;br/&gt;Keynese göre ev halkları ve firmalar 3 farklı güdüyle para talep ederler:&lt;br/&gt; İşlem güdüsü&amp;#61692;&lt;br/&gt; İhtiyat güdüsü&amp;#61692;&lt;br/&gt;&amp;#61692; Spekülasyon güdüsü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a-Muamele (işlem) güdüsüyle para talebi: Günlük işlemler, alışveriş vs. için harcamaya her an hazır durumda tutulan para miktarına denir.&lt;br/&gt;İşlem güdüsüyle para talebini etkileyen en önemli faktörler, gelir düzeyi ve fiyatlar genel düzeyidir.&lt;br/&gt;Fiyatlar genel düzeyi ve gelir düzeyi arttıkça işlem güdüsüyle talep edilen miktarı da artacaktır.&lt;br/&gt;M1 = f (Y1 , F)&lt;br/&gt;b-İhtiyat güdüsüyle para talebi: Gerek ev halkları, ger</description></item><item><title>BANKACILIK SEKTÖRÜNDE PAZARLAMA SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-sektorunde-pazarlama-sorunlari-ve-cozum-onerileri-346698.html</link><description>BANKACILIK SEKTÖRÜNDE PAZARLAMA SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Bankacılık Sektörünün Genel Değerlendirilmesi ve Banka Sistemimiz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankalar, ekonomilerde fon arz edenlerle fon talep edenler arasında aracılık eden kurumlardır. Çeşitli tür ve vadelerdeki fonları ihtiyaçlara göre trasformasyona tabi tutarak  ekonominin emrine vermektedirler. Bu nedenle ekonomilerin istikrar içinde çalışması ve gelişmesi banka sistemlerinin etkin çalışmasına bağlıdır. Bankacılık sektörü, ekonomimizin 1980 sonrasında gerçekleştirdiği dönüşümün öncülüğünü yapan sektörlerden biridir. Bu dönüşüm içinde, kullandığı yüksek teknolojiyi yetiştirdiği üstün nitelikli insan kaynağı ile donatan bankacılık sektörümüz, sunduğu hizmetlerin çeşitliliği ve kalitesi itibariyle gelişmiş ülkeler düzeyini yakaladığını ifade etmek gerekir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyada yaşanan globalizasyon süreci bir ülkeden bir diğerine sıçrayan ekonomik mali krizlerden en fazla Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler, özellikle de bu ülkelerin mali sektörü içinde en büyük paya sahip olan bankacılık sektörü etkilenmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu durum hiç şüphesiz birçok ekonomik nedenin yanı sıra, bu ülkelerin mali piyasalarının yeterli olmayışından ve bankacılık sektörünün mevcut yapısal sorunlarından kaynaklanmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de en büyük en önemli mali sektör bankacılık sektörü olmasına karşın göreceli olarak küçük kaldığı, sektörün konsolide bilanço büyüklüğünün GSMH&quot;ya oranının OECD ortalamalarının altında olduğu görülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde uzun yılar süren yüksek enflasyon ortamı ve değişken enflasyon beklentileri; bir taraftan tasarrufların küçük kalmasına, diğer taraftan kamunun artan finansman açığını mali piyasalardan karşılaması özel sektörün fon temininde güçlük çekmesine, yani kamu borçlanmasının özel sektörü fon piyasalarından dışlamasına (crowding-out etkisi) neden olmuş, böylece genelde mali sektör özel olarak da bankacılı sektörü yeterince gelişememiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ekonomimizin uygulanmakta olan makro politikalar sonucu istikrara ulaşması ve işletmelerimizin dünya kalite ve standartlarında mal-hizmet üretebilecek finansman imkanına kavuşması, bankacılık sektöründeki dönüşümün bir an önce gerçekleşmesi ve sağlıklı olması ile mümkündür. Hedef; daha ahlaklı, daha şeffaf, daha güçlü ve daha etkin kontrol altında ana işlevini gören, kredibilitesi yüksek bir bankacılık sistemi yaratmak olmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- Türk Bankacılık Sektörünün Genel Sorunları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türk bankacılık sektörü her ne kadar güzel gelişimler gösterse de sorunları yoktur, sektör tamamen sorunsuz işlemektedir, her istediğini yapmakta ve sonucunu almaktadır demek ilk aşamada yanlış ya da eksik olur. Çoğu banka gerçekten gelişmiş ülkeler düzeyini yakalamış olsa da, bununla beraber bankacılığımızın bazı yapısal sorunlarının var olduğu da yadsınamaz bir gerçektir. Bu sorunları şöyle sıralayabiliriz:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1- Bankacılık Sistemine Verilen Önem&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1980 sonrasında, globalleşme sürecinin bir sonucu olarak para ve sermaye piyasalarımızda önemli gelişmeler olmuştur. Özellikle serbest piyasa ekonomisine geçilmesiyle sektörde liberalizasyon ve bağımsızlaştırıcı düzenlemeler olmuştur. Bununla beraber banka sistemimizin mali sistem içindeki tartışılmaz ağırlığı ve önemi değişmemiştir. Mali sistemle özdeşliğini sürdüren banka sistemi ekonominin ağırlığını tek başına taşır durumdadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2- Bankaların Yeterli Büyüklük ve Derinliğe Kavuşmaması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mali sistemimizin, ekonomimizin ihtiyacı olan büyüklük ve derinliğe kavuştuğunu söylemek de ne yazık ki pek mümkün değildir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son on yıl içindeki gelişmeler sistemin büyümekte olduğunu göstermekte ise de, ulaşılan sonuçlar yeterli değildir. 1990&quot;da yüzde 43 civarında olan banka sistemi toplam aktiflerinin milli gelire oranı Eylül 2000 tarihi itibariyle yaklaşık yüzde 90 dır. Sistemin büyüklüğünü TL cinsinden ölçtüğümüzde, vadesiz, vadeli mevduat ile reponun (M2) milli gelire oranı 1990&quot;da yüzde 17 iken, 1999&quot;da yüzde 35 dir. Bu oranın 2000 yılı sonunda yüzde 30 olduğu görülmektedir. Sistemin büyüklüğü yabancı para cinsinden mevduat da dahil edild</description></item><item><title>LEASİNG</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?leasing-342511.html</link><description>LEASİNG NEDİR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde özellikle 1980 yılı sonrasında ekonomik hayatımızın renklenmesi, çeşitlenmesi girişimcileri işletmelerini genişletmeyi ya da daha başka yatırım alanlarına kaymalarını sağlamıştır. Ama bu noktada girişimcilerin yeterli ve ucuz finansman kaynakları bulamamaları sorun olmuştur. Bir finansal  kiralama yöntemi olarak  &quot;leasing&quot;  bu soruna alternatif bir finansman kaynağı olarak çıkmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.LEASİNGİN TANIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Leasing, kiracının ihtiyaçlarına uygun taşınır ya da taşınmaz malların finansal kurumlar ya da söz konusu malların üreticisi tarafından belli bir süre için firmanın kullanımına sunulması yani kiralanması durumuna denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Başka bir ifadeyle açıklarsak, leasing malın mülkiyetinin kiralama şirketinde kalarak, belirlenen kiralar karşılığında, kullanım hakkının kiracıya verilmesi ve sözleşmede belirlenen değer üzerinden sözleşme süresi sonunda mülkiyetinin kiracıya geçmesini sağlayan bir finansman yöntemidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Finansal kiralamada, malın mülkiyet hakkının hemen kiracıya geçmemesine karşın ödemelerin de yüklü bir miktarda olmaması önemli bir noktadır. Kiracı firma yatırımı yaptıktan sonra sadece kira bedelini öder ve böylece ilk yatırım maliyeti çok küçülür. İşletme finansmanındaki azalma az olur ve yatırımın mali güçlüğü yatırımın geri ödeme süresi içinde dağıtılmış olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yapılan anlaşmaların bir leasing anlaşması olabilmesi için aşağıda belirtilen 4 maddeden an az birinin kabul edilmiş olması gerekmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        - Kira süresi sonunda malın mülkiyetinin kiracıya devrinin öngörülmesi&lt;br/&gt;        - Kiracıya kira süresi sonunda malı o tarihte beklenen piyasa fiyatının altında bir    &lt;br/&gt;           değerden satın alma hakkının tanınması&lt;br/&gt;        - Kira ödemeleri toplamının , malın ekonomik ömrünün en az %75&quot;ine eşittir.&lt;br/&gt;- Kira  ödemeleri toplamının , malın ekonomik ömrünün en az %90&quot;ına eşit  &lt;br/&gt;   olması gibi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir leasing işleminde 3 taraf vardır. İlki; kiracı (leasing alan) diğeri kiralayan (leasing veren) ve sonuncusu satıcı (leasing konusu olan malı leasing verene satan) olarak adlandırılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kiralayan şirketler çeşitli varlıkların kiralanmasına aracılık eden uzmanlaşmış mali kuruluşlar olabileceği gibi, bir tek mal üzerine yoğunlaşmış ve genellikle de üretici firmanın uzantısı olarak faaliyet gösteren kuruluşlar da olabilir. Leasing işlemine konu olan mallar maddi olabileceği gibi, patent, lisans, marka gibi hakların kullanılmasında olduğu gibi maddi olmayan nitelikte de olabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Leasing anlaşmaları tarafların anlaşmalarına göre değişiklikler gösterebilir. Yapılan değişiklere göre aşağıdaki olanaklar karşımıza çıkabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Seçim hakkı vermeyen finansal kiralama: Burada, ana sözleşme süresi sona erdiğinde kiralanan mal kiralayana geri verilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Satın alma hakkı veren finansal kiralama: Bu şekilde düzenlenen sözleşmede kiracı, ana sözleşme süresi sona erdikten sonra kiralanan malı satın alma hakkına sahiptir.&lt;br/&gt;3.Uzatma hakkı veren finansal kiralama: Bu şekilde yapılan sözleşmeler, kiracıya ana kiralama süresinin sona ermesinden sonra sözleşme ilişkisini belirli ya da belirsiz bir süre uzatma hakkı tanımaktadır. Bu gibi durumlarda devam edecek kira bedeli, genellikle ana kiralama süresinden daha düşük olmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Leasing ulusal nitelikte olduğu gibi uluslararası bir nitelikte de olabilir. Uluslararası leasing tipinde, kiralama konusu iktisadi varlıkların ( özellikle uçak, gemi, tanker, tıbbi gereçler, elektronik araç ve gereçlerin) yabancı bir ülkedeki bir teşebbüse verilmesi söz konusudur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2. ULUSLAR ARASI LEASİNG&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İmalatçı firma yabancı ülkelerdeki işletmelere devretmek istediği malın leasing yoluyla finansmanını yerli bir leasing şirketinden talep etmekte ve bu şirket de, yabancı ülkedeki kiracının kredi değerliliğini, malın finansal kiralamaya yatkınlığını ve dış ülkedeki siyasal ve ekonomik durumu etraflıca araştırdıktan sonra olumlu sonuca varır ise, yabancı kiracı ile leasing sözleşmesini kurarak, imalatcıdan satın alacağı malı ona devretmek borcu altına girmektedir.  Bu durumda i</description></item><item><title>BİREYSEL BANKACILIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bireysel-bankacilik-384713.html</link><description>KONUSAYFA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TEŞEKKÜR2&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER3&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GIRIŞ6&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BİRİNCİ BÖLÜM8&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BİREYSEL BANKACILIK8&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Bireysel Bankacılığın Tanımı 8&lt;br/&gt;2. Bireysel Bankacılığın Gelişimi8&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İKİNCİ BÖLÜM11&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.TEKNOLOJI AĞIRLIKLI OLMAYAN BIREYSEL BANKACILIK  &lt;br/&gt;     HIZMETLERI11&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         I- TÜKETICI KREDILERI11&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1- Tüketici  Kredilerinin Tanımı11&lt;br/&gt;2- Tüketici Kredilerinin İşlevleri11&lt;br/&gt;3- Tüketici Kredilerin Sınıflandırılması12&lt;br/&gt;4- Türkiye&quot;de Tüketici Kredileri13&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. BANKA KARTLARI    14&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankacılıkta Kullanılan Kart Türleri ve Fonksiyonları14&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Kredi Kartları14&lt;br/&gt;a- Genel Tanımı14&lt;br/&gt;b. Kredi Kartlarının Sağladığı Faydalar :16&lt;br/&gt;b1-  Kart Hamili Açısından16&lt;br/&gt;b2-  Üye İşyerleri (Satıcılar) Açısından    16&lt;br/&gt;b3-  Kredi Kartını Çıkaran Kuruluş Yönünden 16&lt;br/&gt;b4-  Ülke Açısından 17&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.  Akıllı Kart (Smart Card)17&lt;br/&gt;3.  Ödeme Kartları (Charge Cards)18&lt;br/&gt;4.  Hesaba Erişim Kartları (Debit Kartlar)18&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III.  ELEKTRONİK FON TRANSFERİ20&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Otomatik Vezne Makinaları  (ATM)20&lt;br/&gt;a- Otomatik Vezne Makinalarının İşleyişi20&lt;br/&gt;b- Otomatik Vezne Makinaları  İle Sunulan Hizmetler21&lt;br/&gt;c- Müşteriyi Gözünden Tanıyan ATM Cihazları  21&lt;br/&gt;d-Taraflar Açısından Otomatik Vezne Makinalari Kullanımının Değerlendirilmesi22&lt;br/&gt;d1- Bankalar Açısından22&lt;br/&gt;d2- Müşteriler Açısından 23&lt;br/&gt;e.  Altın Nokta Uygulaması23&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- Satış Noktasından Elektronik Fon Transfer Sistemleri  24&lt;br/&gt;a- EFT/POS sisteminin Faydaları 25&lt;br/&gt;a.1-Satıcılar Yönünden Faydaları 25&lt;br/&gt;a.2- Müşteriler yönünden faydaları25&lt;br/&gt;b- EFT/POS Sisteminin Sakıncaları   25&lt;br/&gt;b.1- Satıcalar Yönünden Sakıncaları25&lt;br/&gt;b.2- Müşteriler Açısından Sakıncaları25&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Ev / Ofis Bankacılığı26&lt;br/&gt;a- Tarihsel Gelişimi26&lt;br/&gt;b- Ev / Ofis Bankacılığının İşl</description></item><item><title>BANKACILIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-356908.html</link><description>BANKACILIK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.1Bankacılığın Tanımı ve Kapsamı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankacılığın tam ve her türlü bankacılık faaliyetlerini içerin bir ta-nımını yapmak oldukça zordur. Konunun yasal yanı bir tarafa, sırf eko-nomik faaliyetler açısından bu konuda kusursuz bir tanım yapabilmenin güçlükleri ortadadır. Çünkü bankacılık değişik alalardaki karmaşık faa-liyetler bütünüdür. Ayrıca kendi öz tarihsel gelişim evrimi için de banka-cılık faaliyetlerinin giderek farklı görünümler aldığını ve karmaşık bir yapı kazandığını söyleyebiliriz. Bu faaliyetlerin karmaşıklığının en ö-nemli nedenlerinden birisi, değişen ekonomik ve teknolojik koşullara uygun olarak bankacılığında sürekli ve hızlı bir değişim içinde olması-dır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2Bankacılık Çeşitleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2.1Sermaye Kaynaklarına Göre Bankalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2.1.1Devlet Sermayeli Bankalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bunların kapitallerini devlet yalnız başına ve bir kanunla kurulurlar.  Ya da bir bölümü devlet, bir bölümü de gerçek ve tüzel kişilerce sağlanır.&lt;br/&gt;3.2.1.2Özel Sermayeli Bankalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kapitalleri gerçek ve tüzel kişilerce verilen bankalardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2.1.2.1Milli Bankalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bunlar milli sınırlar içinde çalışan bazen yabancı ülkelerde şube açan bankalardır. Sermayesinde yabancı ülkelerin katkısı bulunmayan ve ister özel,ister kamu kesimi olsun sermayesinin tümünü yurt içindeki kaynaklardan sağlayan bankalardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2.1.2.2Yabancı Bankalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sermayesinin en az yarıdan fazlasını yabancı uyrukların veya ya-bancı ülkelerde tescilli firmaların sahip olduğu yönetim ve denetimde yabancı katkısı bulunan bankalardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2.2Yaptıkları İşleri Göre Bankalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2.2.1Emisyon Bankaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir memlekette para ve kredi işlemlerini düzenleyen, diğer banka-lar üzerinden denetleyici ve düzenleyici bir rol oynayan bankalardır.  T.C. Merkez Bankası gibi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2.2.2İş ve Ticaret Bankaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İş bankaları ortakların ve endüstri işletmelerinin kurulmaları ile u-zun vadeli kredi işlemleriyle uğraşan çalışmaların bu konularda gelişti-rilmiş olan bankalardır. Sümer bank, Eti Bank gibi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2.2.3Ziraat ve Sanayi Bankaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ziraat bankaları adından da anlaşılacağı gibi, tarımla uğraşan, kredi ihtiyaçlarını karşılama işlemini yaparlar. Örneğin T.C. Ziraat Ban-kası gibi. &lt;br/&gt;Sanayi bankaları da bir çeşit spekülasyon ve finansman bankala-rıdır. Yalnız daha çok endüstri alanında çalışan ortakların kurulmasını sağlarlar. Eti Bank, Sümer Bank, Sanayi ve Yatırım bankaları gibi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.2.2.4Kalkınma ve Yatırım Bankaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bunları anonim ortakları gibi büyük işletmeleri finanse ederek, yani gerekli kapitalleri sağlayarak onların derhal kurulup çalışmaya geçme-lerini kolaylaştırırlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.BANKACILIK SERVİSLERİ&lt;br/&gt;4.1Muhasebe Servisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir bankada yasalara göre tutulması zorunlu olan defterlerden başka, hesapların ayrıntılarını aksettiren yardımcı kayıtlar da bu servis-te tutulur. Mizan ve bilanço bu servisin çalışmalarıyla çıkarılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.2Vezne Servisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu servis genellikle şubelerde bulunur. Genel müdürlüklerde kredi ve mevduat tahsil ve ödenmesi ile görevli vezneler bulunmaz. Küçük şubelerde vezne servisi bir veznedarla yardımcısından oluşur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.3Alacaklı ve Borçlu Cari Hesaplar Servisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cari hesaplar, Türk Ticaret Yasasının 87-99.ncu maddelerdeki ta-rif ve niteliklere sahip olan hesap şekilleridir. Bunlara ait mukavelena-melerin düzenlenmesi ile hesaplardan çekiliş ve para yatırılışlarına ait işlemlerin yapılması bu servise düşen görevdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.4Mevduat Servisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ayrı bir mevduat servisinin daha ziyade büyük şubelerinde kurul-ması yerinde olur. Küçük veya plasman şubelerinde cari hesaplar ser-visinde ( küçük cari hesap) adıyla bu işi takip ederler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.5Kredi Servisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir bankada yapılan işlemlerde hukuksal sorumluluk ve risk mey-dana getirebilecek işlerin çoğu borçlu cari hesap ve sair krediler servis-lerinde yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.6Havale Servisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Müşteriler tarafından bir başka yere gönderilmek üzere bankaya verilen paralarla ilgili işlemlerin yapıldığı servistir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.7Tahsil Senetleri Servisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Büyük şubelerde bu servisinde ayrılması olağandır. Bunlar riski bankaya ait olmayan ve müşteriye belirli bir küçük komisy</description></item><item><title>BONOLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bonolar-368424.html</link><description>&amp;#61503;Bono, Kambiyo Senetleri ve Ciro Nedir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ekonomik belirsizliklerin sürdüğü günümüzde, kredilerimizin emniyet prensipleri içinde kullandırılması ve risklerimizin sorunsuz geri dönüşünü temin etmek amacıyla, kredilerin azami ölçüde teminata bağlanmasında yarar görülmektedir. Kullandırılan krediler için alınacak teminat türlerinden birini de senetler oluşturmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kredilerin teminatı olarak alınan bonolar hakkında şubelerimice dikkat edilmesi gereken hususlar ve bonolar hakkında genel hukuki bilgiler aşağıda özetlenmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ticari senetlerin rehni karşılığında açılan krediler senet karşılığı kredi olarak adlandırılırlar. Senet karşılığı kredilerin teminatını özellikle bonolar teşkil etmektedir. Poliçelerin muhatapları tarafından kabul edilip edilmeyeceği başlangıçta bilinemediğinden, ancak kabul edilmiş poliçeler teminata alınabilir. Çekler ise; herhangi bir vadeyi ihtiva etmeyip ibrazlarında ödenmesi gerektiğinden teminat olarak kabul edilmemeleri gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kredilerin teminatı olarak alınacak senetlerde  özellikle;.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Teminata kabul edilen senetlerin yasal unsurlarının tam olması,&lt;br/&gt;*Senetler kredilerin teminatını teşkil edeceğinden,arkalarına bedeli teminattır, bedeli rehindir veya rehni ifade eden başka bir ibare yazılarak ciro edilmiş olması,&lt;br/&gt;*Senetlerin hakiki ticari ilişkiden kaynaklanmış olması, yapılacak borçlu istihbaratlarının olumlu bulunması&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;hususlarına dikkat edilmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu arada müşterinin durumuna göre kredi tahsis aşamasında kararlaştırılmış marj oranının tatbiki de ihmal edilmemelidir. Riski azaltmak için uygulanan marjın yanında; Senetlerin tespit edilmiş kredi vadeleri içinde kalmasına da özen gösterilmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kredinin teminatı olarak alınan senetleri büyük ölçüde bonolar teşkil ettiğinden, şekil şartlarının titizlikle incelenmesi gerekir. Gerekli şekil şartlarını ihtiva etmeyen bono, kambiyo senedi olma özelliğini kaybeder ve adi senet sayılır. Bu durum da , özel takip yollarının kapanmasına yol açar. Böyle bir durumda senet protesto edilemez, borçluları hakkında ihtiyati haciz kararı alınıp tatbik edilemez.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Teminat cirosuyla kredilerin teminatı olarak Bankaya bono alınması sırasında dikkat edilmesi gereken hususlar:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Bonoda tanzim tarihi bulunmalıdır. &lt;br/&gt;*Lehdar tüzel kişi ise, tam unvanı lehdar hanesine yazılmalıdır.&lt;br/&gt;*Lehdar gerçek kişi ise adı ve soyadı lehdar hanesine yazılmalıdır.&lt;br/&gt;*Meblağ kayıtsız şartsız olmalıdır. Meblağ hanesinde yazı ve rakam arasında tutarsızlık varsa,  yazılı olan geçerlidir. Senet kayıtlara yazılı olan tutar üzerinden geçmeli ve protesto işlemi de keza yazılı tutar üzerinden yapılmalıdır.&lt;br/&gt;*Bono borçlusunun imzası mutlaka elle atılmış olmalıdır. Borçlu İmzaları atılmış olarak gelen ve müşterimiz olan senetteki imzalar şubelerimizdeki imza sirkülerleriyle karşılaştırılmalıdır. Borçlu imza sirkülerleri bulunmaması halinde imzalar varsa daha önce tevdi edilmiş bulunan bonolardaki imzalarla karşılaştırılmalıdır.&lt;br/&gt;*Bono borçlusunun tüzel kişi olması halinde, yetki belgesinde firmayı temsile yetkili şahısların bonoyu imzalamış olmasına ve usulünce kaşe basılmış olmasına dikkat edilmelidir.&lt;br/&gt;*Bonoyu tanzim edenin, kefillerin ve cirantaların imzaları mutlaka elle olmalıdır. Kaşe veya mühür gibi araçlarla atılan imzalar geçersizdir.&lt;br/&gt;*Uygulamada zor olmakla birlikte; Bonoda kefil bulunması ve bu kefilin bir tüzel kişi olması durumunda, firmayı temsilen imzalayanların temsile yetkili olup olmadıklarının (şirketi borç altına sokma yetkisi) yanısıra ayrıca kefil olan şirketin ana sözleşmesinde &quot;başkaları lehine kefil olma&quot; yetkisinin bulunup bulunmadığının da araştırılması gerekir. Aksi halde kefaletin geçerli olmadığı iddia edilebilir.&lt;br/&gt;*Borçlu firma ve varsa kefillerin unvanlarının ve adreslerinin tam ve eksiksiz olduğuna dikkat edilmelidir.&lt;br/&gt;*Teminata tevdi edilen bono, ciranta tarafından tevdi ediliyorsa, ciro sisilesinin tam ve düzgün olmasına dikkat edilmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Teminata alınan senetlerin protesto işlemleri açısından dikkat edilmesi gereken hususlar;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Daha önce de belirtildiği gibi yasal unsurlarının noksan olmaması (Şekil şartları)&lt;br/&gt;*Vadeden önce senet borçlusuna ödemeye davet niteliğinde bir ihbarnamenin taahhütlü olarak gönderilmiş olması,&lt;br/&gt;*Protesto için yasal sürenin geçmiş olması (vadeden itibaren iki gün geçmiş olmalıdır.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yukarıda sayılan hususların yerine getirilmemesi veya daha önce Bankaya tebliğ</description></item><item><title>TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI NE KADAR BAĞIMSIZ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-cumhuriyet-merkez-bankasi-ne-kadar-bagimsiz-442092.html</link><description>TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI NE KADAR BAĞIMSIZ?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1980lerden bu yana dünyada merkez bankalarına daha fazla bağımsızlık verme yönünde büyüyen bir trend gözlenmektedir. Bu çalışma ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kanununda 1970lerden beri belirgin bir hukusal bir değişiklik yapılmadığını göstermektedir.  Bu durum Türkiyenin kronik yüksek enflasyon performansına reğmen, ve  belki de bunun yüzünden, süregelmiştir. Bu çalışmada, teorik ve ampirik literatürün önermeleri doğrultusunda, merkez bankası bağımsızlığı ile enflasyon arasındaki negatif ilişkinin bir örneklemesi gözlemlenebilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;I.Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Merkez bankası bağımsızlığı literatürüne göre, bağımsızlık fiyat istikrarı yönünde inanılırlık sağlamak yoluyla enflasyonu düşürmekte yardımcı olabilecek bir kurumsal özelliktir [bakınız, örneğin, Rogoff (1985), ve Alesina ve Tebellini (1987) ve Cukierman (1992)].  Ampirik çalışmalar da merkez bankası bağımsızlığı ve enflasyon arasında ters yönlü belirgin bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bu çalışmaların en belli başlıları arasında Parkin [1986], Grilli, Masciandro ve Tebellini (1991), Alesina ve Summers (1991), Cukierman, Webb ve Neyaptı (1992, CWN) sayılabilir.  Bu çalışmalar merkez bankası bağımsızlığını ölçmek için para politikası oluşumunun çeşitli yönlerine bakıp ortaya çıkan ölçümlerle enflasyon arasındaki ilişkiyi değerlendirmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yakın tarihimizde artan sayıda ülke enflasyon oranlarını düşürmek üzere merkez bankalarını yeniden yapılandırmıştır [bakınız Maxfield (1995) ve Cukierman (1997)] .  Bunun yanısıra, Arjantin, Estonya, Litvanya ve Güney Kore gibi ülkeler para kurulu oluşturulmuş, ve 12 Avrupa Topluluğu ülkesi de Avrupa Para Birliğine katılmıştır.  Yeniden yapılandırma çalışmaları içinde olan önceki Sovyetler Birliği ve doğu Avrupa ülkeleri ise merkez bankalarını yeni baştan kurmanın yanısıra, birçok yönden en bağımsız merkez bankaları standardlarını örnek alan merkez bankası kanunlarını benimsemişlerdir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Hukuksal açıdan merkez bankası bağımsızlığının çeşitli kantitatif ölçümlerini göz önüne alarak, Cukierman, Miller ve Neyaptı (1998, CMN) geçiş ülkelerinden çoğunun Bundesbankden bile daha yüksek düzeyde bağımsızlık öngören merkez bankası kanunlarını benimsediklerini gözlemlemişlerdir.    CMN piyasa kurumsallaşmasının belirgin bir ölçüde gerçekleşmiş olduğu geçiş ülkelerinde merkez bankası bağımsızlığının fiyat istikrarı üzerinde pozitif bir etki yarattığına dair ampirik gözlemlerde de bulunmuştur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Enflasyon oranı 1988den 1997ye kadar yıllık yüzde 60dan fazla bir düzeyde seyrederek krınik enflasyon olgusuna örnek oluşturan Türkiye üzerine yaptığımız bu çalışmayı yukarıda belirtilen literatür ve ampirik bulgular motive etmiştir.   Dünyada günümüzde örneği az bulunan bu oluşumun kökenlerini merkez bankacığını hukuksal bağlamda değerlendirerek inceledik. Her ne kadar Türkiyedeki yüksek kronik enflasyonun kökenlerini ve çözümlerini anlamak için yeterli olmayacağını kabul etsek de, bu çalışma enflasyon performası ile yakın ilişkisi olduğu sıklıkla söylenen para politikası oluşumunun önemli bir kurumsal yönünü irdeler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu analizi yaparken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kanunun öngördüğü bağımsızlık düzeyini değerlendirmak için özellikle Cukierman, Webb ve Neyaptı(1992) tarafından geliştirilen kriterleri kullandık.  Bunun yanısıra, TCMBnin politik değişimlerden bağımsızlığının bir ölçütü olarak da Merkez Bankası başkanlarının değişim hızına baktık. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II.Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının Bağımsızlık Düzeyinin Ölçümü: Karşılaştırmalı Bir Bakış&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu bölümde TCMBnin bağımsızlık düzeyini igili literatürürce önerilen çeşitli ölçümlerle değerlendirdik.  Bu ölçümleri merkez bankasının hukuksal ve gerçek bağımsızlık dereceleri şeklinde guruplayabiliriz.  Bölüm II.a ve II.b bu alternatif değerlendirmeleri karşılaştırmalı bir perspektif ile inceler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II.aTCMBnin Bağımsızlığının Hukuksal Açısından Değerlendirilmesi &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cukierman, Webb ve Neyaptı (1992) merkez bankası yönetmeliklerini değerlendirme</description></item><item><title>ELEKTRONİK BANKACILIK VE ELEKTRONİK PARA FAALİYETLERİ İÇİN RİSK YÖNETİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?elektronik-bankacilik-ve-elektronik-para-faaliyetleri-icin-risk-yonetimi-437464.html</link><description>Elektronik Bankacılık ve Elektronik Para Faaliyetleri İçin Risk Yönetimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İçindekiler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Giriş&lt;br/&gt;1.1  Amaç ve organizasyon&lt;br/&gt;1.2  Elektronik bankacılık ve elektronik paranın tanımları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2Risklerin teşhisi ve analizi&lt;br/&gt;2.1  Operasyonel risk&lt;br/&gt;2.2  İtibar riski&lt;br/&gt;2.3  Yasal risk&lt;br/&gt;2.4  Diğer riskler&lt;br/&gt;2.5  Sınır ötesi konular&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3Risk yönetimi&lt;br/&gt;3.1  Risk değerlendirme&lt;br/&gt;3.2  Riskleri yönetme ve kontrol etme&lt;br/&gt;3.3  Riskleri izleme&lt;br/&gt;3.4  Sınır ötesi risklerin yönetimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EkBireysel elektronik bankacılık ve elektronik parada muhtemel riskler ve risk yönetim önlemleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Elektronik Bankacılık ve Elektronik Para Faaliyetleri için Risk Yönetimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Elektronik ödeme ortamı, elektronik ticaretin gelişmesinde muhtemelen önemli rol oynayacaktır ve elektronik para dahil bireysel elektronik bankacılık hizmetleri ve ürünleri bankalar için önemli yeni fırsatlar sağlayabilir. Elektronik bankacılık, bankaların geleneksel mevduat alma ve kredi verme faaliyetleri için pazarlarını geliştirmesini sağlayabilir, ve yeni ürünler ve hizmetler sunmalarını veya mevcut ödeme hizmetlerini sunmada kendi rekabet pozisyonlarını güçlendirmelerini sağlayabilir. İlaveten, elektronik bankacılık bankaların işletme maliyetlerini azaltabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Daha geniş olarak, elektronik bankacılık ve elektronik paranın devam eden gelişmesi, ulusal ve uluslararası çapta bankacılık ve ödeme sisteminin verimliliğini artırma ve bireysel işlemlerin maliyetini azaltmaya katkıda bulunabilir. Bu potansiyel olarak üretkenlik ve ekonomik refahta artışlara yol açabilir. Tüketiciler ve tüccarlar, ödemeleri yapabilecekleri ve alabilecekleri verimliliği artırabilir ve daha fazla kolaylıktan yararlanabilirler. Elektronik bankacılık ayrıca, daha önceleri erişimi sınırlı olan tüketici finansal sistemine erişimi artırabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu raporun kapsamı iki bakımdan sınırlıdır. Birincisi, elektronik bankacılık ve elektronik para faaliyetlerinde risk yönetimini yalnız bankacılık gözetimi açısından ele alır ve örneğin parasal sonuçlara değinmez. İkincisi, bu raporda açıklanan riskler hem banka hem de bankasal olmayan keşideci ve donatanlar için geçerli olsa da, bu rapor yalnızca bankalara ilişkindir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1Amaç ve organizasyon&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Elektronik para ve bazı elektronik bankacılık formlarının geliştirilmesi ve kullanımı halen başlangıç aşamasındadır. Elektronik bankacılık ve elektronik parada gelecekteki teknolojik ve pazar gelişmeleri hakkındaki belirsizlik dikkate alındığında, gözetim makamlarının faydalı yenilik ve deneyleri engelleyecek politikalardan kaçınması önem kazanmaktadır. Aynı zamanda, Basle Komitesi, yararları olmakla birlikte, elektronik bankacılık ve elektronik para faaliyetlerinin bankacılık organizasyonları için riskler taşıdığını kabul etmektedir ve bu riskler, yararlar ile dengeli olmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu dokümanın amacı, elektronik bankacılık ve elektronik para ile ilgili riskleri teşhis etme, değerlendirme, yönetme ve kontrol etme yöntemleri geliştirmekte olan gözetim makamlarına ve bankacılık örgütlerine mülahazalar sunmaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Basla Komitesi, bu dokümanı elektronik bireysel ürünler ve hizmetlerdeki gelişmelere ilişkin gözetim hususları ve yanıtlarının devam eden inceleme ve tartışmasında bir ilk adım olarak görmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Basle Komitesi, elektronik bankacılık ve elektronik para faaliyetlerinde risklerin yönetimine uygun gözetimsel yaklaşımlar geliştirilmesi umuduyla bu dokümanı dünya genelinde gözetmenlere dağıtmaktadır. Gözetmenler dilerse bu dokümanı kendi yetki alanlarındaki kurumlara dağıtabilirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tartışma genel mahiyettedir çünkü elektronik bankacılık ve elektronik para teknolojisi hızla değişmektedir, ve gelecekteki ürün ve hizmetler bugün mevcut olanlardan oldukça farklı olabilir. Elektronik bankacılık ve elektronik para faaliyetleri gelişiminin bu nispeten erken aşamasında, risklerin bir çok çehresi ne ayırt edilebilir ne de kolaylıkla ölçülebilir. Prematüre bir yasal düzenleme yaklaşımı, bu alanlarda yeniliği ve yaratıcılığı boğma riskini taşımaktadır. Bu nedenle,</description></item><item><title>TÜRK EXİMBANK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-eximbank-440890.html</link><description>Türk Eximbank&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş. (Türk Eximbank) 1987 yılında çıkarılmış olan 3332 sayılı Kanun&quot;un bazı maddelerinin verdiği yetkiye istinaden Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulmuştur. Ülkemizin Resmi İhracat Destek Kurumudur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  Türk Eximbankın temel amacı; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  ihracatın geliştirilmesi, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  ihraç edilen mal ve hizmetlerin çeşitlendirilmesi, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  ihraç mallarına yeni pazarlar kazandırılması, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  ihracatçıların uluslararası ticarette paylarının artırılması          ve girişimlerinde gerekli desteğin sağlanması, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  ihracatçılar ile yurt dışında faaliyet gösteren müteahhitler ve yatırımcılara uluslararası piyasalarda   rekabet   gücü   ve  güvence kazandırılması, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  yurt dışında yapılacak yatırımlar ile ihracata yönelik yatırım malları üretim ve satışının desteklenerek teşvik edilmesidir.</description></item><item><title>BİREYSEL BANKACILIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bireysel-bankacilik-345845.html</link><description>Bireysel Bankacılık, finans sektöründe rekabetin yoğun yaşandığı alanlardan biri olarak, ürün yelpazesinde ve ürün işlevselliğinde her geçen gün yeniliklerle karşımıza çıkmaktadır. Sektörün milyonlara seslendiği bu alanda, tanımlar üzerinde veya tercih edilen teknolojide yapılacak bir hata oldukça geniş bir alanda etkisini hissettirecektir. &lt;br/&gt;Banksoft, sunduğu bireysel bankacılık çözümleri ve proje yaklaşımıyla müşterilerinin teknik alandaki sınırlarını genişletir.&lt;br/&gt;Projenin ortaya çıkışından hayata geçirilme aşamasına kadar birlikte çalıştığımız müşterilerimizle, projenin teknoloji ayağındaki  iş ortağı yaklaşımıyla çalışmaktayız.&lt;br/&gt;Banksoft yazılımları Türkiyede NT üzerinde yapılanan ilk bankacılık  uygulamaları olması açısından da ayrı bir önem taşımaktadır. &lt;br/&gt;1998 yılında Microsoft Türkiyenin vermiş olduğu Finans Sektöründeki En İyi Çözüm Ortağı ödülü de bu başarının bir göstergesidir. NT İşletim Sistemi üzerindeki Kredi Kartı Yönetim Sistemi, ATM Yönetim Sistemi, Banka Kartı Yönetim Sistemi, Entegre POS çözümü, beraberinde birçok yazılım çözümüyle Banksoft, alanındaki ürün çeşitliliği ve hizmet kalitesiyle kendini kanıtlamıştır.&lt;br/&gt;Banksoftun bireysel bankacılık çözümleri, bugün itibariyle 19 bankada uygulanmıştır. 19 ulusal banka ile toplam 4 milyonun üzerinde kredi kartı ve banka kartı,1400ün üstünde ATM ve 20000 POS terminali Banksoft ürünleri ile çalışmaktadır. &lt;br/&gt; Bugüne kadar gerçekleştirilen projeler içerisinde gerek entegrasyon gerek zamanlama açısından başarısız bir uygulama olmadığı gibi kurulan tüm ürünler başarıyla çalışmaya devam etmektedir. Sektörde yakaladığımız büyüklük kadar, müşterilerimizin memnuniyeti de yöntemimize ve kendimize olan güvenimizin göstergesidir.&lt;br/&gt;Müşterilerimizin bireysel bankacılığın gelişmesine paralel olarak artan talepleri hızlı ve entegre çözümlerle karşılanmaktadır. Banksoft ürünlerinin, bankacılık sistemleriyle entegrasyon performansı oldukça yüksektir. Bu nitelik, operasyonların başarıyla ve sorunsuz olarak yürütülmesi konusunda çok önemli bir yer tutmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genç ve uzman kadrosuyla Banksoft, yazılım sektöründeki en ileri bilgi düzeyini yakalamak için araştırmaya, bu bilgilerin hayata geçirilmesi ve müşterilerimize sunulması için geliştirmeye ve üstlenilen görevlerin en iyi şekilde yerine getirilmesi için iş etiğine gerekli önemi vermektedir.&lt;br/&gt;Şubat 1997de söz konusu önlemleri uygulamaya koymak amacıyla Merkez Bankası bünyesinde program oluşturulmuştur. Kamu bankalarının bu programda yer almaları için özelleştirme veya kalkınma kurumu gibi mali olmayan bir kuruma dönüştürülme sürecinde olmaları gerekmektedir. Eyalet hükümetlerinin mali sistemdeki ağırlığını azaltmaya yönelik uygulamaya konulan uygulanan program neticesinde;&lt;br/&gt;* 4 banka özelleştirilmiştir.&lt;br/&gt;* 3 banka eyalet hükümetleri tarafından özelleştirilecektir.&lt;br/&gt;* 1 banka tasfiye edilme sürecindedir.&lt;br/&gt;* 1 banka tasfiye edilmiştir.&lt;br/&gt;* 10 banka kalkınma kurumu şekline döndürülme aşamasındadır. &lt;br/&gt;* 4 banka federal yönetimin kontrolüne geçmiştir ve devlet tarafından özelleştirilecektir. &lt;br/&gt;Yeniden yapılandırılan 6 banka kamu bankası olarak faaliyetlerini sürdürmeye devam edecektir. &lt;br/&gt;Bankacılık sorunları yaşayan birçok ülkede, kamu bankalarının, temelde grup şirketlerini rasyonel olmayan şekilde finanse eden özel bankalardan farklı davranmamakta oldukları, zaman zaman kamu kesimi açıklarının finansmanında oynadıkları rolle, merkez bankalarının izlemeye çalıştıkları para politikasına by-pass yapar nitelikte hareket ettikleri gözlenmektedir. Bu durumun, şimdiye kadar, belli ölçüde Türkiye için de geçerli olduğunu söylemek pek yanlış olmayacaktır. Bankacılık sektörünün noksan rekabet piyasası özelliği taşıması dünya genelinde normal kabul edilen ve hatta sistemin doğası gereği olarak görülen bir özellik olsa da kamu bankalarının ağırlığının belli bir oranın üzerinde olması, diğer özel sermayeli bankaların davranışlarını serbest piyasa doğrultusundan saptırabilecek ve mikroekonomik açıdan hem miktar hem de fiyat dengesizliğine yol açabilecek bir sorun</description></item><item><title>KREDİ RİSKİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kredi-riski-350570.html</link><description>KREDİ RİSKİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kredi vermek çoğu bankanın en temel faaliyetidir. Kredi işlemleri, bankaların ödünç alanların kredibilitesi konusunda doğru kararlar vermelerini gerektirir. Bu kararlar her zaman doğru olmayabilir ya da ödünç alanların kredibilitesi çeşitli faktörlere bağlı olarak zaman içerisinde azalabilir. Dolayısıyla, bankaların maruz kaldıkları en temel risk kredi riski, yani ödünç alan tarafın yapılan anlaşma gereklerine uymaması durumudur. Yalnızca kredi işlemlerinde değil diğer bilanço dışı işlemlerde de ( garanti ve kabuller, menkul kıymet yatırımları vb.) bankalar bu tür risklere maruz kalabilirler. Önemli bankacılık problemleri, bankaların aktif kalemlerindeki zararları doğru  tespit ederek yeterli karşılığı  ayıramamaları ve faiz gelirlerindeki ertelemeyi zamanında hesaplarına geçirememelerinden kaynaklanmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kredi alan gerçek kişi ya da tüzel kişilerle bağlantısı olan bir grubun taşıdığı  önemli büyüklükteki riskler bankalar için yoğun bir kredi riski yaratacağı için sektördeki problemlerin de temel kaynağını oluşturur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kredi riskindeki yoğunluk ayrıca bir sektöre, cooğrafik bir bölgeye ya da aynı ekonomik faktörlerden kolayca etkilenebilecek diğer etmenlerle ilişkili kredilerin (finansal kaldıracın yüksek olduğu krediler) bulunmasına bağlı olarak da ortaya çıkabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kredibilitenin tarafsız olarak değerlendirilmeyeceği kaygısıyla banka sahiplerine ya da banka üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak kontrol yetkisi bulunan kişi ya da kuruluşlara verilen krediler dikkatli biçimde kontrol edilmediği takdirde önemli problemlere yol açabilir. Bankanın büyük hissedarları, yan kuruluşları, bağlı ortaklıkları, yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticileri de bu kapsam içinde değerlendirilir. Ayrıca aynı aile ya da grup tarafından kontrol edilen şirketlere verilen krediler de bağlantılı krediler olarak kabul edilir. Bu ve benzer durumlarda banka ile ödünç alan arasındaki bağlantı kredi  işleminde özel bir muameleyi gerektirebilir ve böylece kredi riskini artırabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu bağlamda, kredi riskinin yönetiminin , üst yönetim tarafından, performans ölçümü, sermayenin birimler arasında kullanımı, fon yönetimi, provizyon ayırma ve kredi fiatlandırması gibi konular çerçevesinde stratejik bir araç kullanılması gereği ortaya çıkar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2KAPSAM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışma kredi riskleri konusunda aşağıdaki dört konuyu ele alacaktır.&lt;br/&gt;1-strateji&lt;br/&gt;2-organizasyon&lt;br/&gt;3-ölçüm&lt;br/&gt;4-bilgi dağıtımı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1- Stratejik bir araç olarak kredi risk yönetimi:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu bölüm, kredi riski yönetiminin  üst yönetim tarafından stratejik bir araç olarak nasıl kullanabileceğini aşağıdakiler konular çerçevesinde ele almaktadır.&lt;br/&gt;*Performans ölçümü&lt;br/&gt;*Sermayenin birimler arasında kullanımı&lt;br/&gt;*Fon yönetimi&lt;br/&gt;*Provizyon ayırma&lt;br/&gt;*Kredi fiatlandırması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- Kredi risk yönetimi organizasyon yapıları:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu bölüm kredi riskleri yönetiminde kullanılan değişik departmanlar arasında görev dağılımı, ilişkiler ve görev tanımlamalarını içeren organizasyonel yapıları aşağıdaki birimler arasında tanımlamayı amaçlıyor.&lt;br/&gt;*Kredi departmanı&lt;br/&gt;*Kredi komitesi&lt;br/&gt;*Risk yönetimi fonksiyonu&lt;br/&gt;*Risk yönetimi grubu ( komitesi )&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu, geleneksel kredi değerlendirmesi yapısı ile entegre edilmiş risk yönetimi yapısını karşılaştırmakta ve her birinin avantaj ve dezavantajlarını tanımlamaktadır. Bunun yanında kredi riskleri yönetimi için kullanılan işlemleri içermektedir:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kredi risk politika ve amaçlarının belirlenmesi&lt;br/&gt;*Portföy anlamında kredi risklerinin ele alınması&lt;br/&gt;*Kredi takip ve kontrolü&lt;br/&gt;*Risk kontrolü&lt;br/&gt;*Kredi risk metodları ve yönetimi bilgilendirme akışındaki gelişmeler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3-Kredi risk yönetimi:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu bölüm kredi risklerinin ölçümü ve gelişmiş  ülkelerde kullanılan metodları tanımlamaktadır.&lt;br/&gt;*Direkt kredi riski&lt;br/&gt;*Piyasa riski ile alakalı kredi riski&lt;br/&gt;*Kredi tutarı&lt;br/&gt;*Temerrüde düşme oranı ( ihtimali )&lt;br/&gt;*Temerrüde düşmüş kredilerin geri kazanılma durumu&lt;br/&gt;*Beklenen kredi kayıpları&lt;br/&gt;*Beklenmeyen kredi kayıpları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Değişik finansal ürünler için kredi riskinin hem sermaye piyasaları hem de bankacılık için nasıl hes</description></item><item><title>TüRKIYE BANKALARARASı ELEKTRONIK FON TRANSFER SISTEMI EFT-RTGS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-bankalararasi-elektronik-fon-transfer-sistemi-eftrtgs-443588.html</link><description>Türkiye Bankalararası Elektronik Fon Transfer Sistemi EFT-RTGS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; 1. İŞLETİME GEÇİŞİNDEN BUGÜNE EFT-RTGS &lt;br/&gt;     ELEKTRONİK FON TRANSFER SİSTEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. YENİ PROJELER&lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;  EFT2-RTGS &lt;br/&gt;   ELEKTRONİK FON TRANSFER SİSTEMİ İKİNCİ KUŞAK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  EMKT&lt;br/&gt;   ELEKTRONİK MENKUL KIYMET TRANSFER SİSTEMİ     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. GEÇİŞ STRATEJİLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. AVRUPA PARASAL BİRLİK SÜRECİNDEKİ ÖDEME SİSTEMLERİ: &lt;br/&gt;    TARGET SİSTEMİ</description></item><item><title>BANKACILIK KRİZLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-krizleri-385273.html</link><description>2.BANKACILIK KRİZLERİ&lt;br/&gt;2.1Bankacılık Krizlerinin Gerisindeki Faktörler&lt;br/&gt;Bir ülkede ekonomik istikrarsızlıklara ve dolayısıyla ekonomiyi finansal rahatsızlıklara açık hale getiren çeşitli etkenler vardır. Bunlar; makroekonomik oynaklık, kredilemede genileşleme, varlık fiyatlarında çöküş ve sermaye akınmlarında ani dalgalanmalar, finansal serbestleşmeye yetersiz hazırlanma, yoğun hükümet müdahalesi ve ilişikili kredilemede kontrolu yitirmek, muhasebe, kamuya açıklama ve yasal çerçevede zayıflık, kambiyo kuru sistemleri&quot;dir.  &lt;br/&gt;2.1.1Makroekonomik Oynaklık&lt;br/&gt;Birçok finansal krizde rol oynayan en önemli etken maroekonomik istikrarsızlıktır. Aşırı genişleyici para ve maliye  politikaları uygulamaları, kredi hacmini artırıp, borç miktarının artmasına ve gayri menkul yatırımlarında spekülatif artışlara yol açmıştır. Bu gelişmeler özellikle hisse senedi fiyatları ile bina bedellerini sürdürülemez düzeye çıkarmaktadır. &lt;br/&gt;Makroekonomik etkenler özellikle Latin Amekrika ve Türkiye gibi bir çok gelişmekte olan piyaslarda, finansal piyasaların krizlere olan duyarlılığını artırmıştır.  &lt;br/&gt;Bankacılığın yapısı büyük göreli fiyat değişikliklerine ve güven kaybına karşı duyarlıdır. Bankalar tipik olarak kısda süreli borçlanır ve uzuzn süreli kredi verirler. Banklar yüksek kaldıraçla ve küçük karşılık esası ile çalışır. Mevduat başabaş değeri ile geri çekilebilir ve mevduat sahiplerine derhal likiditeye ulaşabilecekleri konusunda söz verilmiştir. Makroekonomik oynaklık, banka varlıkları ile yükümlülüklerinin değerleri arasındaki ilişkiyi ani bir biçimde değiştirirse bankalar duyarlı olabilirler. Yükselen piyasalarda oynaklık çeşitli kayanklardan (dışsal, içsel) doğabilir. &lt;br/&gt;Dış etkenler arasında en önemlileri, ticaret hadleri ile dünya faiz oranlarındaki büyük değişmelerdir.   Ticaret hadlerindeki göreli büyük dalgalanmalar banka müşterilerinin mevcut kredilerinin faizini ve kredinin ana para taksitlerini ödeme yeteneklerinin azalmasına neden olur. Ticaret hadlerindeki oynaklık özelli</description></item><item><title>DENETİMSEL OTO-DEĞERLENDİRME SÜRECİNİN YÖNETİLMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?denetimsel-otodegerlendirme-surecinin-yonetilmesi-445584.html</link><description>Denetimsel Oto-Değerlendirme Sürecinin Yönetilmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Oto-değerlendirmenin amacı, Basel Komitenin Bankacılıkta Etkin Denetime İlişkin Temel Prensipler ve Temel Prensipler Metodolojisine dayalı kapsamlı, güvenilir, uygulanabilir bir ulusal bankacılık denetim sistemi oluşturmaktır. Oto- değerlendirme sürecinin sürdürülmesi sırasında denetim otoriteleri, denetimin etkinliğini artırmak için kendi denetim sistemlerinin Temel Prensiplere uyumunu yapısal kriter olarak almaktadır. Bu süreç bir sefere mahsus olmayıp, denetim otoriteleri oto-değerlendirmeleri periyodik bazda yapmayı seçmektedirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Bu çalışmada, bankacılık denetim otoritelerinin denetim sistemlerinde kullandıkları oto-değerlendirme sürecinin çerçevesi sunulmaktadır. Söz konusu çerçeve, Basel Komitenin Temel Prensipleri ve Temel Prensipler Metodolojisinin yayınlanması sonrasında bir çok ülke tarafından uygulanan oto- değerlendirme sürecindeki detayları içermektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Temel Prensipler ve Temel Prensipler Metodolojisi yüksek standartlı bir uygulamadır. Bu nedenle, oto-değerlendirme sürecini sürdüren ülkelerin banka denetim sistemlerinde bir takım eksiklikler ve boşluklara rastlanabilir. Son analizde, değerlendirme yapan kişiler denetim otoritesinin bankacılık sistemini yeterli düzeyde denetleyip denetleyemediğini ve denetim otoritesinin kullandığı yöntemlerin amaca etkin bir şekilde ulaşılmasını sağlayıp sağlamadığına ilişkin görüşlerini bildirmelidir. Yapılan değerlendirmelerin olumsuz çıkması halinde denetim otoritesi gerekli önlemi almalıdır. Bu çerçevede oluşturulacak bir reform programı diğer otoriteler (örneğin, kanun koyucular, düzenleme otoriteleri) tarafından alınması gerekli önlemleri de içermelidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.Oto-değerlendirme sürecinin çerçevesi, hem bankacılık sisteminin gelişme derecesine hem de denetim sisteminin yapısından bağımsız olarak tüm yargı sistemlerine uygun yapıda oluşturulmuştur. Sözkonusu çerçevede oto-değerlendirmenin uygulama yönüne ayrı bir önem verilmekte ve çok aşamalı bir yaklaşım benimsenmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.Oto-değerlendirme zaman alan ve kaynak kullanımı yoğun olan bir süreç olmakla birlikte, faydaları çok fazladır. Oto-değerlendirme süreci, bir yandan denetim otoritelerinin daha etkin bir denetim için gerekli önlemleri almasını sağlarken, diğer taraftan dışarıdan değerlendirme yapan kişilerin daha üretken sonuçlara ulaşmasını sağlamaktadır. Ayrıca bu süreç, denetim otoritesinin değerlendirmelerinde yararlanabilecekleri daha detaylı bilgi ve veriye ulaşmalarına yardımcı olmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6.Bu belge üç bölümden oluşmaktadır:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.Oto-değerlendirme stratejisi,&lt;br/&gt;II.Oto-değerlendirmenin dört aşaması (yasal çerçevenin incelenmesi, pratikte kullanılan denetim politika ve prosedürlerinin incelenmesi,Temel Prensiplerle uyumun değerlendirilmesi, belirlenen zayıflıkların giderilmesi için bir eylem planın hazırlanması),&lt;br/&gt;III.Oto-değerlendirme raporu. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.Oto-Değerlendirme Stratejisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7.    Oto-değerlendirme uygulamasının başarısı, denetim otoritesinin uygulamanın ön koşullarını, stratejisini ve kullanılacak kaynaklarını açıkça belirlemesine bağlıdır. Güvenilir ve objektif bir oto-değerlendirme için; denetim otoritesinin üst düzey yöneticisinin açık taahhüdü, değerlendirme için kaliteli bir ekibin oluşturulması, kapsamlı bir izleme süreci, organizasyonun bütün üyelerinin katılımı/işbirliği ve politik müdahaleye direnme gereklidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.Tarafsızlık&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8. Ülkelerin denetim sistemlerinde büyük ölçüde veya tamamen bu sistemlerin dışındaki faktörlerden kaynaklanan bir takım eksiklikler bulunabilir. Bu faktörler, ülkenin mali, yasal ve/veya politik sistemleri ile ilgilidir. Oto-değerlendirme uygulaması ile ülkenin denetim sistemindeki güçlü ve zayıf yönlerin ortaya çıkarılması amaçlanıyorsa, bu uygulamayı gerçekleştiren kişilerin tarafsız olması gerekir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;9. Oto-değerlendirme sonuçlarının bağımsız ve doğru olması tarafsızlık ilkesini güçlendirmektedir. Ancak, denetim otoritesinin oto-değerlendirme sürecinden  sorumlu olmasına özel önem verilmelidir. Kur</description></item><item><title>AKREDİTİFİN HUKUKİ MAHİYETİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?akreditifin-hukuki-mahiyeti-444723.html</link><description>AKREDİTİFİN HUKUKİ MAHİYETİ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;İthalat ve ihracat tacirlerinin birbirlerinden çok uzakta, yabancı memleketlerde bulunmaları dolayısıyla taraflar birbirleriyle doğrudan doğruya temas imkanı bulamazlar. Bu sebeplerle, maruz bulundukları risklerin asgariye indirilmesini temin maksadıyla üçüncü kişinin, çok kere bir bankanın, araya girmesi öngörülmüş ve böylece akreditif müessesesi ortaya çıkmıştır. Günümüzde taraflar araya bir bankayı veya bankaları sokarak yapacakları ticaretin getirdiği tehlikelerden kendilerini korumaya çalışmışlar ve akreditif, birbirini hiç tanımayan firmalar arasında ticarette çok önemli bir güvence unsuru olmuştur&lt;br/&gt;Gögere göre, Akreditif müessesesi müvekkil durumunda olan akreditifi açan kimsenin vekil durumunda bulunan ve çok kere bir banka olan diğer bir kimseye belli şartlar dairesinde üçüncü bir kişiye ödemede bulunması için verdiği vekalettir. İlalana göre ise, akreditif, Bir bankanın alıcı müşterisi namına kredi mektubunda yazılı şartların tahakkuku halinde mal bedelinin ödeneceğine dair satıcıya yapmış olduğu yazılı bir vaadinden başka bir şey değidir. İlgili taraflar ödemenin akreditifle yapılacağını satış akdinde kararlaştırırlar ve ihalatçı kendi bankasına yabancı ülkedeki ihracatçı lehine belirli miktarda bir akreditif açılması için emir verir. Banka da aldığı talimat üzerine ihracatçının ülkesindeki muhabirinden bildirilen koşullara uygun şekilde akreditif açılmasını ister ve böylece akreditif açılmış olur. İhracatçı, malı gönderir göndermez ilgili belgeleri muhabir bankaya devrederek satış bedellerini tahsil eder. Muhabir banka aldığı belgeleri akreditif açma talimatını veren bankaya ulaştırır ve parayı tahsil eder. Mal gümrüğe geldiğinde ise ithalatçının mal bedelini ödemesinden sonra banka tarafından belgeler kendisine geri verilir ve böylece malını gümrükten devralır. Akreditifin genel olarak şekli budur. &lt;br/&gt;A) Genel Olarak Akreditifin Hukuki Mahiyeti: &lt;br/&gt;Türk doktrininde akreditif bilhassa hukuki açıdan en az incelenmiş müessesedir. Bu konuyla ilgili kitap ve makaleler hukuki mahiyeti ile ilgili fikir beyan etmekten kaçınmışlardır. Akreditifin hukuki mahiyetine ilk defa 1957 senesinde Tolun bir makalesi ile değinmiştir. Tolunu, 1961de Banka ve Ticaret Hukuku Enstitüsü tarafından yayınlanan ve 1980de ikinci baskısı yapılan Akreditif Muamelesi ve Hukuki Mahiyeti adlı eseri ile Göger izlemiştir. Bu iki eser dışında akreditifin hukuki mahiyetine özel önem veren başka bir eser mevcut değildir. Bu iki eserde de akreditifin hukuki mahiyeti konusunda Türk hukuku açısından havale, mücerret borç vaadi ve vekalet akdi görüşlerinin savunulduğunu görmekteyiz. Akreditifin hukuki mahiyeti konusuna Yüksel, Bilge, Uluç, Somuncuoğlu , Özdiler ve Reisoğlu çalışmalarında yer vermişlerdir. Genel olarak akreditifin hukuki mahiyeti saptanırken Borçlar Hukuku kurallarından hareket edilmiş ve akreditif, bazen itibar mektubu, bazen garanti akdi, havale, üçüncü kişi lehine sözleşme veya kefaletle izah edilmek istenmiştir. Borçlar Hukukunun özel münasebetlere ayrılan kısmı Türk Ticaret Kanununda veya özel kanunlarla ilgili bazı işlemlere kendi bünyesinde yer vermiş bulunmaktadır. Aslında akredifitin düzenlenmesi gereken Kanun Türk Ticaret Kanunudur. Dolayısıyla akreditifle ilgili işlem ve müesseseler Türk Ticaret Kanununda yeralması gerekirdi. Borçlar Kanununun 299-403 üncü maddeleri itibar emrine (akreditif) aittir. Bilge, itibar mektubu ile akreditifin aynı şeyler olarak kabul etmiştir. Borçlar Kanunun 399 uncu maddesinin f.1 hükmüne göre itibar mektubu öyle bir muameledir ki onunla mektubu ihdas eden şahıs, mektuba tayin olunan üçüncü bir kişiye talep edeceği miktarda para ve emsali şeyin verilmesi hususunda muhatabı (mürselünileyhi) tevkil eder. Bilgeye göre, itibar mektubu ihdas eden (mektup sahibi ile) ekseriya bir banka olan muhatap arasında bir vekalet münasebeti, mektubu ihdas edenle onu alan (üçüncü kişi) arasında da bir salahiyet (yetki) ilişkisi doğurur. Zira muhatap üçüncü şahsın mektubu ibraz etmek suretiyle</description></item><item><title>BÜYÜK RİSKLERİN ÖLÇÜLMESİ VE DENETLENMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?buyuk-risklerin-olculmesi-ve-denetlenmesi-439324.html</link><description>Büyük Risklerin Ölçülmesi ve Denetlenmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye Bankalar Birliği&lt;br/&gt;Bankacılık ve Araştırma Grubu&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Büyük Risklerin Ölçülmesi ve Denetlenmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ocak 1991&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Risklerin çeşitlendirilmesi bankacılığın temel prensiplerinden birisidir. Bankaların ödeme güçlüğüne düşmesinin başlıca örneklerinin büyük bir çoğunluğu kredi riski yoğunlaşmalarına bağlı olarak gerçekleşmiştir. Konunun Ekim 1988 tarihli V. Bankacılık Denetim Otoriteleri Uluslararası Konferansı&quot;nda tartışılmasını takiben Basel Komite Ekim 1990 tarihinde Frankfurt&quot;ta gerçekleştirilen VI. Bankacılık Denetim Otoriteleri Uluslararası Konferansında sunmak üzere bu dokümanı hazırlamıştır. Geniş kabul gören doküman çeşitli görüşler dikkate alınmak koşuluyla yeniden düzenlenmiş ve büyük kredi risklerinin izlenmesi ve denetlenmesi konusunda denetim otoritelerinin yararlanabilecekleri etkin uygulamalar için bir referans oluşturmak üzere yeniden yayımlanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. Önsöz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Geleneksel olarak bankacılık denetim otoriteleri kendi yetki alanları içinde bankaların risk yoğunlaşmalarından kaçınmaları konusuyla yakından ilgilenmektedirler. Risk yoğunlaşması çeşitli şekillerde gerçekleşebilmektedir. Bir banka kredi riski yanında, örneğin fon kaynağı açısından piyasanın belli bir bölümüne bağlı ise, aşırı fonlama riski ya da piyasa riskine dayalı risk yoğunlaşmasına da maruz kalabilir. Bankaların denetimi açısından büyük önem arz etmelerine rağmen risk yoğunlaşmalarının bazı türleri kolaylıkla ölçülebilir değildir. Bunun dışında bankaların genellikle özel bir alanda uzmanlaşmış olmaları; ortalama karlılık üzerinde bir getiri sağlamaları ve hatta dış faktörlerin daha az elverişli olması durumunda ortalamanın üzerinde risk alınması anlamına gelmektedir. Diğer yandan deneyimler, beklenilen getirilerde uygun herhangi bir artış olmaksızın risk yoğunlaşmalarının önemli zararlara yol açabileceğini göstermektedir. Basel Komite, bankaların maruz kaldıkları risklerin genelde kredi riski, özelde ise büyük kredi (large borrower) yoğunlaşmalarına karşı sınırlandırılmasına yönelik tedbirlerin alınması konusunun denetim otoriteleri açısından önem taşıdığına inanmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Büyük risklerin denetimi konusunda ulusal yaklaşımlarda bazı ortak noktaların aranmasındaki esas amaç bankaların ödeme güçlüğüne düşmesindeki başlıca nedenin tespit edilebilmesi ihtiyacı iken, bu çalışma büyük ölçekli uluslararası bankalar için sermaye standartlarını belirleyen Temmuz 1988 tarihli Sermaye Uyumu Anlaşması&quot;nın (Capital Accord) devamı niteliğindedir. Ulusal koşullara göre konunun çeşitli açılardan ele alınması ihtiyacının farkında olunmakla birlikte, bu çalışmanın Temmuz 1988 tarihli dokümanda tanımlanan sermaye ile ilişkilendirilmek suretiyle risk yoğunlaşmalarının hangi seviyeye kadar kabul edilebilir olduğunun belirlenmesi üzerine inşa edilmesi uygun olacaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. Büyük kredi risklerinin ölçümü ve denetiminde işaret edilmesi gereken bir çok zor kavramsal soru bulunmaktadır. Bunlar aşağıda yer almaktadır;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Kredi riskinin tanımlanması,&lt;br/&gt;-Tek bir borçlu ya da bağlantılı tarafların oluşturduğu grup tanımının yapılması,&lt;br/&gt;-Uygun kredi limitleri ve raporlama için öngörülen daha alt limitin belirlenmesi,&lt;br/&gt;-Aşırı yoğunlaşmış ya da gruplaşmış (clustered) kredi hesaplarından doğan risklerin tanımlanması,&lt;br/&gt;-Belli bir coğrafi bölge ya da sektöre bağlı olarak aşırı riske maruz kalınmasından kaynaklanan risklerin tanımlanması.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5. Bu çalışmada yukarıda ifade edilen soruların tümüne ayrı ayrı yanıt aranmaktadır. Bu noktada, bazı ülkelerde kredi bilgilerinin paylaşılması sistemlerinin olduğunu hatırlatmakta yarar vardır. Nitekim, söz konusu sistemler, kredi verenlerin aldıkları riskler değil borçluların borç durumlarına ilişkin bilginin toplanması üzerine tasarlanmıştır ve söz konusu veri tabanları aynı zamanda bankaların taşımakta oldukları risklere ilişkin bilgi edinilmesine de olanak vermektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III. Kredi Riskinin Tanımlanması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6. Bir riskin tanımlanmasında karşılaşı</description></item><item><title>HİSSE SENEDİ FONLARININ ÇOK KRİTERLİ KARAR YAKLAŞIMI İLE DERECELENDİRİLMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hisse-senedi-fonlarinin-cok-kriterli-karar-yaklasimi-ile-derecelendirilmesi-446295.html</link><description>HİSSE SENEDİ FONLARININ ÇOK KRİTERLİ KARAR YAKLAŞIMI İLE DERECELENDİRİLMESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GİRİŞ&lt;br/&gt;Yatırım fonları, bireysel yatırımcıların tasarruflarını bir havuzda toplayan ve onlar adına&lt;br/&gt;portföy yönetimi yapan finansal kurumlardır (GÜRMAN, 1995: 1). Yatırım fonları, diğer&lt;br/&gt;kurumsal yatırımcıların (sosyal sigorta fonları, sigorta şirketleri vb.) sermaye piyasasına&lt;br/&gt;katkısı şimdilik yeterli düzeyde olmadığından, ülkemizdeki en önemli kurumsal yatırımcı&lt;br/&gt;durumundadır (KARACABEY, 1998: 16). Bu özelliklerinden dolayı yatırım fonlarının,&lt;br/&gt;ülkemizde sermaye piyasasının gelişiminde önemli katkıları vardır. Ayrıca yatırım fonları,&lt;br/&gt;ölçek ekonomilerinden yararlanmaları, profesyonel portföy yönetimi sağlamaları, riski&lt;br/&gt;dağıtma ve likidite sağlama özelliklerinden dolayı, bireysel yatırımcılara tasarruflarını&lt;br/&gt;rasyonel şekilde değerlendirmeleri için bir alternatif sunar (MADURA, 1989: 638). Böylece&lt;br/&gt;bireysel yatırımcı, kendi başına finansal araçlara yatırım yapmak yerine fona katılarak, hem&lt;br/&gt;profesyonel portföy yöneticiliğinden yararlanır hem de daha fazla getiri elde etme olanağına&lt;br/&gt;kavuşur.&lt;br/&gt;Yukarıda sayılan faydalardan yararlanmak amacıyla yatırım fonuna katılmak isteyen bir&lt;br/&gt;yatırımcı öncelikle kendi amacına uygun bir yatırım fonu türünü (tahvil-bono fonu, hisse&lt;br/&gt;senedi fonu, endeks fon vb.) seçecektir. Bu seçimin ardından yatırımcı, belirlediği türdeki&lt;br/&gt;mevcut yatırım fonlarından hangisi veya hangilerine katılacağını belirleyecektir. Yatırımcı bu&lt;br/&gt;kararı, mevcut yatırım fonlarını risk ve getiri ölçütlerine göre değerlendirerek verecektir&lt;br/&gt;Ancak bireysel yatırımcıların böyle bir değerlendirmeyi yapacak teknik bilgi ve zamanları&lt;br/&gt;olmayabilir. Bu nedenle, tasarruflarını yatırım fonlarına katılarak değerlendirmek isteyen&lt;br/&gt;yatırımcılara yol göstermek için, yurtdışında bazı kurumlar yatırım fonlarını&lt;br/&gt;derecelendirmektedir. Yatırım fonlarının derecelendirilmesinin önemi ülkemizdeki bazı&lt;br/&gt;çalışmalarda da vurgulanmıştır (BASTI, 2000: 84-94). Derecelendirme, yatırımcılara en&lt;br/&gt;uygun fonları seçmeleri konusunda yol gösterir ve rasyonel bir yatırım yapmalarına yardımcı&lt;br/&gt;olur. Derecelendirme notlarının belirlenmesinde kullanılabilecek çeşitli ölçütler vardır. Bu&lt;br/&gt;ölçütlerin her biri, yatırım fonlarının başarım derecesine değişik bir açıdan bakmakta ve fonun&lt;br/&gt;tercih sebebini farklı şekilde tanımlamaktadır. Yatırım fonlarını her ölçüte göre&lt;br/&gt;değerlendirmek ve tercih sırasına sokmak veya başka bir ifade ile her ölçüte göre&lt;br/&gt;derecelendirmek mümkündür. Her ölçüt tercih sebebini farklı şekilde tanımladığından,&lt;br/&gt;3&lt;br/&gt;fonların değişik ölçütlere göre derecelendirilmesi de farklı olacaktır. Fonlarla ilgili tek ve&lt;br/&gt;bütünleşik bir derece notu elde etmek için, derecelendirme kurumları kendilerine özgü değişik&lt;br/&gt;yöntemler kullanmaktadırlar. Bu çalışmada fonları derecelendirmek amacıyla kullanılabilecek&lt;br/&gt;bir çok kriterli karar modeli açıklanacaktır.&lt;br/&gt;Çalışmanın takip eden kısımlarında, yatırım fonları, yatırım fonlarının tercih derecesini&lt;br/&gt;etkileyen ölçütler ve bu ölçütleri kullanarak yatırım fonlarını derecelendirmek için önerilen&lt;br/&gt;&quot;İdeal Noktalarla Çok Boyutlu Ağırlıklandırma&quot; yöntemi tanıtılacaktır. Daha sonra, söz&lt;br/&gt;konusu yöntem kullanılarak çalışmada ele alınan yatırım fonları değerlendirilerek derece&lt;br/&gt;notları tespit edilecektir.&lt;br/&gt;2. YATIRIM FONLARI VE YATIRIM FONLARININ PERFORMANS ÖLÇÜTLERİ&lt;br/&gt;a. Yatırım Fonları&lt;br/&gt;Yatırım fonlarına ilişkin esaslar Sermaye Piyasası Kurulunun Seri: VII, No: 10 Tebliği&lt;br/&gt;ile düzenlenmiştir (SPK, 1996: 3-5). Bu tebliğ yatırım fonunu aşağıdaki şekilde tanımlamıştır.&lt;br/&gt;Kanun hükümleri uyarınca halktan katılma belgeleri karşılığı toplanan paralarla, belge&lt;br/&gt;sahipleri hesabına, riskin dağıtılması ilkesi ve inançlı mülkiyet esaslarına göre, çeşitli&lt;br/&gt;varlıklardan oluşan portföyü işletmek amacıyla kurulan mal varlığıdır.&lt;br/&gt;Yatırım fonunun portföyünde bulunabilecek varlıklar da (finansal araçlar) aynı&lt;br/&gt;tebliğde belirtilmiş olup aşağıdaki gibidir.&lt;br/&gt;(1) Özelleştirme kapsamına alınanlar dahil Türkiye&quot;de kurulan ortaklıklara ait&lt;br/&gt;hisse senetleri, özel ve kamu sektörü borçlanma senetleri,&lt;br/&gt;(2) Türk parasın</description></item><item><title>BANKACILIK SİSTEMİNDE MEVCUT BULUNAN VERGİ ÇEŞİTLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-sisteminde-mevcut-bulunan-vergi-cesitleri-360304.html</link><description>Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yıllardır yapılan analizler, Türkiye&quot; nin kalkınması yolunda gerekli yatırımların gerçekleştirilebilmesi için, kaynakların yeterli olmadığını göstermektedir. Kıt olan kaynaklar yanında, Türk ekonomisinin omurgasını teşkil eden özel sektörün, gerek mali gerekse reel kesim itibariyle, global dünyada hızlanan değişim ve yoğunlaşan rekabet ve bir türlü atlatılamayan krizler nedeniyle giderek ağırlaşan kaynak sorunları yaşaması, Türkiye&quot; de halihazırda mevcut olan kaynakların en etkin şekilde yatırıma kanalize edilmesini zorunlu kılmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde kaynakların sağlanması ve reel sektör tarafından yatırım amacıyla kullanılması açısından, Bankalar kaynak aktarma merkezi konumundadırlar. Başka bir deyişle, tasarruf sahiplerinden Bankalar eliyle sağlanan fonlar, yine Bankalar aracılığıyla yatırım ortamına aktarılmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaynakların aktarılması işlevine sahip olan Bankalarımızın, faaliyetleri nedeniyle mali (fiskal) ve mevzuattan kaynaklanan yarı-mali (parafiskal) önemli yük ve yükümlülükleri bulunmaktadır. Özellikle kriz ortamlarında, Bankalarca sağlanan kaynakların, yatırımlarda kullanılmak üzere reel kesime aktarılması sırasında, anılan fiskal ve parafiskal yük ve yükümlülükler nedeniyle kısıntıya uğrayabildiği görülmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu durum, yatırımcılar açısından kaynak sıkıntısını daha da artırdığı gibi krizlerin kronikleşmesine de etki etmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye Bankalar Birliği için hazırlanan bu çalışma Türk Bankacılık kesiminin üzerindeki fiskal ve parafiskal yük ve yükümlülüklerin elden geldiğince sistematik bir şekilde özetlenmesine çalışılmış ve Bankaların kaynak aktarma işlevlerini yürütürken, sağladıkları kaynakların kullanılması sırasında oluşan kısıtlamalar pratik bir yaklaşımla ortaya konulmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mart 2002 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca Türkiye&quot;de kurulu bankalar ile merkezi yurtdışında olan bankaların Türkiye&quot;deki şubelerinin tabi oldukları vergi ve yükümlülükler aşağıda incelenmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankaların Tabi Oldukları Fiskal ve Parafiskal Yükler &amp; Yükümlülükler     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A) Vergisel Yük ve Yükümlülükler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VERGİTÜRÜ&lt;br/&gt;1KURUMLAR VERGİSİGelir üzerinden alınan vergi&lt;br/&gt;2 GELİR VERGİSİ STOPAJIGelir üzerinden alınan vergi&lt;br/&gt;3 BSMVIşlem vergisi&lt;br/&gt;4 DAMGA VERGİSİIşlem vergisi&lt;br/&gt;5KATMA DEĞER VERGİSİHarcama üzerinden alınan vergi&lt;br/&gt;6EMLAK VERGİSİServet vergisi&lt;br/&gt;7BELEDİYE VERGİSİBelediye vergisi&lt;br/&gt;a)ÇEVRE VE TEMİZLİK VERGİSİ&lt;br/&gt;b)İLAN VE REKLAM VERGİSİ&lt;br/&gt;8MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİServet vergisi&lt;br/&gt;9TAŞIT ALIM VERGİSİHarcama üzerinden alınan vergi&lt;br/&gt;10HARÇLARHarç&lt;br/&gt;11KAYNAK KULLANIMI DESTEKLEME FONUFon&lt;br/&gt;12FON PAYIFon&lt;br/&gt;13SİVİL SAVUNMA PAYIFon&lt;br/&gt;14EĞİTİME KATKI PAYIFon&lt;br/&gt;15ÖZEL İŞLEM VERGİSİFon&lt;br/&gt;16TÜKETİCİYİ KORUMA FONUFon&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Kurumlar Vergisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankaların gelirleri üzerinden alınan Kurumlar Vergisi, bankalar için önemli mali yüklerden birisidir. Türkiye&quot; de kurulu bankalar ile merkezi yurtdışında olan bankaların Türkiye&quot;deki şubeleri için geçerlidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a.  Vergi Tipi;  bankaların elde etmiş olduğu gelirler üzerinden alınır.&lt;br/&gt;b.  Verginin Konusu;  bankalarca elde edilen yurt içi ve yurt dışı tüm kazançlar (istisnalar hariç) KV&quot; nin konusunu oluşturur.&lt;br/&gt;c. Vergiyi doğuran olay;  Kurumlar Vergisi&quot; ni doğuran olay &quot;kurum kazancının&quot; elde edilmesidir. Elde etme yönünden gelirin alacak olarak doğmuş olması gerekli ve yeterlidir. Gelirin konusunu oluşturan edimin fiili anlamda gerçekleşmemiş olması, alacağın tahakkuk etme koşuluyla gelirin elde edilmesini etkilemez. Giderler yönünden de bir borcun tahakkuk etmiş olması, giderin doğması bakımından</description></item><item><title>HİSSE SENETLERİ PİYASASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hisse-senetleri-piyasasi-349750.html</link><description>13. HİSSE SENETLERİ PİYASASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;13.1 Hisse Senetleri Piyasasının Gelişimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;26 Aralık 1985 tarihinde faaliyete geçen İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında ilk hisse senedi işlemleri, 3 Ocak 1986 tarihinde gerçekleşmiştir. Başlangıçta, 36 Borsa Üyesinin işlem yapma yetkisine sahip olduğu piyasada, 41 anonim şirketin hisse senedi işlem görmekteydi. &lt;br/&gt;İMKB&quot;nin ilk yıllarında fiyatların yazıldığı işlem panolarının kullanımı ile &quot;tek fiyat-çok fiyat&quot; veya &quot;Toplu Açılış Fiyatı Yöntemi&quot; olarak adlandırılan sistemle işlemler yürütülmekteydi. Bu sistem Kasım 1988&quot;e kadar geçerli oldu. Daha sonra, 1993 yılı Aralık ayına kadar yine panolara emirlerin aktarılmasıyla &quot;Çok Fiyat, Sürekli Müzayede Sistemi&quot; uygulanmasına geçildi. 1993 yılı Aralık ayında ilk olarak düşük işlem hacimli 50 hisse senedi bilgisayar ortamında işlem görmeye başladı. Kasım 1994&quot;e kadar aşamalı olarak tüm hisse senetleri bilgisayarlı sisteme alındı ve pano kullanımı Kasım 1994&quot;de tamamiyle sona erdirildi. Böylece, Kasım 1988 ile Kasım 1994 arasında panolar aracılığıyla uygulanan &quot;Çok Fiyat, Sürekli Müzayede Sistemi&quot;, Kasım 1994&quot;ten sonra bilgisayar aracılığıyla işlemeye devam etti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ocak 1986- Kasım 1988 tarihleri arasında uygulanan &quot;Toplu Açılış Fiyatı Yöntemi veya Tek Fiyat - Çok Fiyat Yöntemi&quot;&lt;br/&gt;Tek fiyat yöntemi, bir menkul kıymete ait toplam arz ve talebin karşılaştırılarak, alım satımın bu karşılaştırma sonunda belirlenen değişim fiyatı ile gerçekleştirilmesini öngörüyordu. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tek fiyat yönteminde işlem fiyatı, kümülatif olarak en çok sayıda menkul kıymetin alınıp satılmasına imkan veren fiyattır.  Bu nitelikte birçok fiyat bulunması halinde, bu fiyatlar arasında, arz ve talep miktarları arasındaki farkı en aza indireni seçilir. Bu şartı da sağlayan birden çok fiyat olduğunda talebin karşılandığı fiyat değişim fiyatı olarak kabul edilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu yöntem için Yönetim Kurulu&quot;nca belirlenmiş uygulamaya göre, borsa üyelerince, müşterileri ve kendileri için hazırlanmış alım satım emirleri, her sabah belli bir sürenin sonuna kadar, kapalı zarf içinde sandığa atılır, borsa görevlileri bu sandıkları açıp içinden çıkan emirleri tasnif ederek her menkul kıymet için ayrı ayrı, hem alım hem satım talebinde bulunanlar, yalnız alım talepleri ve yalnız satım talepleri olarak sıralamayı sağlayan bordrolara dökerlerdi. Borsa görevlileri yukarıda sözü edilen kuralların uygulanmasıyla, gerekli karşılaştırmaları yaparak işlem konusu her hisse senedi için açılış fiyatını tespit ederlerdi. Bu fiyatla, alım ve satım emirlerinin büyük bir kısmı (% 60-80&quot;i) karşılık bulmuş, işlemler gerçekleşmiş olurdu.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Geriye, sadece karşılık bulamamış olan alım veya satım emirleri kalmasından sonra borsa eksperlerinin gözetiminde çok fiyat yöntemi uygulamaya konulurdu. Çok fiyat yönteminde bir menkul kıymete ait olarak verilen alım satım emirleri öncelik kurallarına uygun olarak karşılaştırılmakta ve elde edilen fiyatlarla alım - satım gerçekleştirilmekteydi. Belirlenen açılış fiyatıyla işlem görmeyen emirler fiyat düzeylerine göre toplam olarak ilan edilir ve bunlara, seans sırasında yeni gelen alım-satım emirleri de eklenerek öncelik kurallarına göre teker teker karşılaştırılıp alım satım gerçekleştirilirdi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kasım 1987-Kasım 1994 arasında uygulanan &quot;Pano Sistemi&quot; (Aralık 1993-Kasım 1994 arasında bazı hisse senetleri &quot;Pano Sistemi&quot;nde bazı hisse senetleri ise &quot;Bilgisayarlı Sistem&quot;de işlem görmüştür.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu sistemde işleyiş, bugün olduğu gibi çok fiyat-sürekli müzayede esasına göre, tek seans süresi içinde pano sisteminde gerçekleştirilmekteydi. Bu sistem ile kağıda yazılı borsa emirlerinin eksperler tarafından karşılaştırılması yerine, duvardaki panolara bizzat aracı kurum temsilcilerinin yazdığı emirlerin yine sözkonusu temsilciler  tarafından eşleştirilmesi usulü getirilmiştir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Pano sisteminde, aracı kuruluş temsilcileri her hisse senedi için ayrılmış işlem tahtalarına, merkezlerinden telefonla aldıkları emirleri yazmakta ve fiyat olarak uyuşan alım ve satım emirleri Borsa tarafından belirlenen öncelik k</description></item><item><title>BANKALAR KANUNU&quot;NDAKİ SON DEĞİŞİKLİKLERİN DEĞERLENDİRMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankalar-kanunu-ndaki-son-degisikliklerin-degerlendirmesi-444869.html</link><description>BANKALAR KANUNU&quot;NDAKI SON DEĞIŞIKLIKLERIN DEĞERLENDIRMESI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu kadar kalabalık bir gruba hitap etmeyi ben bugün beklemiyordum. Ama sanıyorum Hocamın açıklamalarından sonra epey ilgi var. Bankacılık bugün değişik günlerden geçmekte. Bol bol da Seza Hocamın da işaret ettiği gibi Bankalar Kanunu değişiklikleriyle yaşıyoruz. Ben Pamukbank Genel Müdürüyüm ama itiraf etmek gerekir ki, hani bizim bankanın sloganı da genç Pamukbank ama, pek genç değilim. İşte 36 yıl oldu. Bu 36 yılın bir ilk 15 yılı dene-tim tarafında, bankalar murakıbı olarak. Sonra da, 21 yıl oldu galiba bankacılık tarafında üst düzey yöneticilik yapıyorum. Şimdi o denetim tarafındaki yıllara baktığımda, bir 7129 sayılı kanun var 1958&quot;de çıkan. 1979&quot;a kadar yürürlükte kalmış. Ben de tam 1980&quot;de ayrıldım dev-letten. Yani ben 7129 çocuklarındanım. Rahatmışız, aşağı yukarı yirmi sene bir Bankalar Ka-nunu ile denetim yaparken, başka yeni hükümleri takip etmeye gerek kalmaksızın idare etmi-şiz. Ama ondan sonraki dönemde oldukça sık değişiklikler var. Ama son birkaç yıldır değişik-liklere baktığımızda problemler, çok dar zamanda değişiklik yapmaktan biraz da çok kolay çözümlere kaçmaktan kaynaklanıyor. Bir değişiklik arkasından yeni bir değişikliği de getiri-yor. Zaten son Bankalar Birliği Genel Kurulu^&quot;nda da Sayın BDDK Başkanı, Bankalar Kanu-nu&quot;nun bu arada aceleye geldiğini ve dolayısıyla da baştan aşağı bir kere daha elden geçiril-mesi gerektiğini ifade etti. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankalar Kanunları niçin çıkarılır? Çok geriye baktığımızda Türkiye&quot;de ilk Bankalar Kanunu niteliğindeki bir kanun 33 yılında 2243 sayılı Mevduatı Koruma Kanunu. Daha sonra bu Bankalar Kanununa dönüşmüş 36 yılında. Arkasından az önce söylediğim gibi 58&quot;deki u-zun yıllar yürürlükte kalan 7129 sayılı kanun gelmiş. Şimdi Bankalar Kanunu&quot;nun ilk nokta-sından bakıldığında böyle bir düzenlemenin temel amacının ilk kanunun isminde de odaklan-dığını görüyoruz o zaman için. O zamanki genel yaklaşım, mevduatı korumak. Yani bankaya para yatıran mevduat sahiplerinin paralarını geri alabilmelerini sağlamak. Tabii bu bir adım ötede bankaların da mali bünyelerinin sağlıklı olmasına doğru götürüyor bizleri. Fakat yıllar geçtikçe bankaların kaynakları arasında sadece mevduatın olmadığı, çok daha farklı kaynakla-ra da kavuştukları yıllara gelinince, keza aktifleri içinde de krediler dışında da çok farklı akti-vitelere girdikleri görülünce ve de bankalar ekonominin çok ana unsurlarından biri haline ge-lince, o zaman bankalar kanunlarının amaçları daha farklı yerlere doğru gidiyor. Yani bugün geldiğimiz noktalarda Avrupa Birliğine uyum gibi gerekçeler de bunu işaret ediyor. Burada temel amaçlanan husus, ekonomi içinde önemli bir oyuncu olan bankaların sağlıklı olmaları, iyi bankacılık yapmaları ve dolayısıyla da tüm Bankalar Kanunu ile ilgili düzenlemeler yakla-şık bu paralelde. İlk bankalar kanunlarına baktığınız zaman, düzenlemeler daha basit. Yani  bakıyorsunuz, kuruluşla ilgili hükümler var, şube açmayla ilgili hükümler düzenleniyor. Az önce söylediğimiz gibi özkaynak var elbette ki içinde. Çünkü bankaların belirli bir sermayeyle kurulması öngörülüyor. İşte organizasyonla ilgili bazı düzenlemeler var. Mevduat ve krediler-le ilgili düzenlemeler, hesap düzeniyle ilgili düzenlemeler var. Problemli bankalar varsa ya da banka batarsa, çözüm, sonunda da ceza hükümleri var çoğunlukla. Öz kaynak dediğimizde o zaman çoğunlukla,  bankaların asgari bir sermayeyle kurulması öngörülmüş ama arkasından bu sermaye yetmez, banka büyüdüğü zaman ne olacak dendiğinde de sermaye ile ilgili kriter-ler çoğunlukla şube açmaya bağlanmış. Başka kriterler baştan eksik. Bir banka büyüdüğünde bu kez topladığı kaynakları ile sermaye arasında bir ilişki kurmak gereği duyulmuş. O, 7129&quot;un 28. maddesi vardı. Solvabilite rasyosu dediğimiz. Yani bankanın öz kaynaklarına göre toplayacağı mevduatın belirlendiğini görüyoruz. Bir sonraki aşamada bu tersine, mevdu-at yerine kredileri limitleyelim diye yaklaşılmış vaziyette. Fakat yıllar geçtikten sonra aktifin özell</description></item><item><title>BANKACILIKTA KREDİ MUHASEBESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilikta-kredi-muhasebesi-445111.html</link><description>1.GİRİŞ&lt;br/&gt;Bu rapor bankalara, banka denetçilerine ve muhasebe standartlarını oluşturanlara kredilerin tanınması ve ölçülmesi, kredi zararı karşılıklarının belirlenmesi, kredi riskinin açıklanması ve ilgili konularda rehberlik sağlamak amacını taşımaktadır. Güvenilir kredi muhasebesi ve banka uygulamaları üzerine banka denetçilerinin görüşlerini ortaya koymaktadır. Rapor ayrıca bankaların bu alanlardaki politika ve uygulamalarının gözetimsel değerlendirilmesi amacıyla temel bir altyapı da sunmaktadır.&lt;br/&gt;Basle Komite&quot;nin de dahil olduğu çeşitli uluslararası organlar bankaların verdikleri borçlar ve ilgili kredi riskleri hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi konusunda gelişme talep etmişlerdir. Genel olarak muhasebe uygulamaları ve özel olarak kredi muhasebesi uygulamaları mali ve gözetimsel raporlama ve ilgili sermaye hesaplamalarının doğruluğunu önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Dahası, güvenilir muhasebe ve kamunun bilgilendirilmesine ilişkin uygulamalar mali kurumların piyasa disiplini ve etkin gözetimini kolaylaştırmak amacıyla gereken şeffaflığı sağlamada büyük öneme sahiptir. Basle Komite&quot;ye ek olarak, G-7 ülkelerinin Maliye Bakanları, G-10 ülkelerinin merkez bankası başkanları ve IMF ile Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar da konu ile ilgili gelişme talep etmişlerdir.&lt;br/&gt;Bu tebliğ güvenilir kredi muhasebesi uygulaması ve kamunun bilgilendirilmesi konusunda Basle Komite&quot;nin1 amaçlarını ortaya koyarak başlamaktadır. Ardından, temel terimler açıklanıp kredi riski yönetimi işlemi ile ilişkisi özetlenmektedir. Dahası kredi portföyleri, problemli krediler, kredi zararı karşılıkları ve ilgili risk yönetimi uygulamaları ile ilgili güvenilir açıklama uygulamaları sunulmaktadır. Son bölümde aktif kalitesi ve kredi zararı karşılıklarının yeterliliğini değerlendirmede banka denetçilerinin rolü tartışılmaktadır.&lt;br/&gt;Denetçilerin önem verdiği üç ana konu şunlardır: a) karşılıkların belirlenmesi konusunda kurumun uyguladığı sürecin yeterliliği b) toplam karşılıkların yeterliliği c) belirlenmiş özel karşılıklar veya zarar yazma yolu ile zararların zamanında tanınması&lt;br/&gt;Bu tebliğin yayımlanması Komite&quot;nin etkin banka gözetimi, güvenli ve sağlam bankacılık sistemini teşvik etme yolundaki çalışmasının bir ürünüdür. Muhasebe alanındaki, bankaların borç verme ve ilgili kredi riski açıklamalarındaki Basle temel prensiplerini tamamlamaktadır. Bu tebliğde altı çizilen konuların uluslararası uygulamaları hem G-10 ülkeleri hem de diğer ülkelerde güvenilir risk yönetimi uygulamaları ile tutarlı olan banka muhasebe politika ve uygulamalarının geliştirilmesini sağlayabilecek hem de bu tür politika ve uygulamaların bankalar ve ülkelerarası yakınlaşmasını sağlayabilecektir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.GÜVENİLİR UYGULAMALARIN LİSTESİ&lt;br/&gt;2.1Güvenilir Muhasebe Temelleri&lt;br/&gt;1) Banka kredi riskini yönetmek amacıyla iyi bir sistem oluşturmalıdır.&lt;br/&gt;2) Ne zaman ve ne kadar karşılık ayrılacağı konularında yönetimin yaklaşımı tutarlılık ve basiret ilkelerini yansıtacak şekilde olmalıdır.&lt;br/&gt;3) Muhasebe politikaları ve prosedürlerinin seçimi ve uygulanması temel muhasebe kavramları ile uyum içinde olmalıdır.&lt;br/&gt;2.1.1Kredi Muhasebesi Tanıma, Tanımanın Durması ve Değerleme&lt;br/&gt;4) Banka krediyi sadece kredi sözleşmesine bir şekilde taraf olduğunda tanımalıdır.&lt;br/&gt;5) Bankanın kredi sözleşmesinde belirtilen faydalardan yararlanma hakkı biterse, bu haklardan feragat ederse veya kontrolü kaybederse krediyi bilançosundan çıkarmalıdır.&lt;br/&gt;6) Banka krediyi öncelikle gerçek değeri olarak görülen maliyeti üzerinden değerlemelidir.&lt;br/&gt;2.1.2Karşılık Ayırma - Ne zaman ve Ne kadar &lt;br/&gt;7) Bankanın krediyi tahsil edememe olasılığı varsa veya tahsil edeceğine dair makul bir teminatı yoksa, kredi anlaşmasındaki sözleşme vadelerine göre tutarların vadesi dolmuşsa kredideki verimsizleşmeyi teşhis etmeli ve tanımalıdır. Verimsizleşmenin tanınması taşınan tutarın karşılık veya zarar yazma ile azaltılması ve verimsizleşmenin oluştuğu dönemde gelir tablosuna zarar yazılması ile olmalıdır.&lt;br/&gt;8) Banka verimsizleşmiş krediyi tahmini gerçekleşti</description></item><item><title>B TİPİ YATIRIM FONU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?b-tipi-yatirim-fonu-418284.html</link><description></description></item><item><title>TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI A.Ş.</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-cumhuriyet-merkez-bankasi-a.s.-439425.html</link><description>TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI A.Ş.&lt;br/&gt;BAĞIMSIZ DENETİM RAPORU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası A.Ş.&quot;nin (&quot;Banka&quot;) 31 Aralık 2001  ve 2000 tarihli bilançoları ile aynı tarihte sona eren yıllara ait gelir, özsermaye ve nakit akım tablolarını denetlemiş bulunuyoruz. Sözkonusu mali tablolar 31 Aralık 2001 tarihi itibariyle Türk Lirasının satın alma gücüyle ifade edilmiştir. Hazırlanan mali tablolardan Banka yönetimi sorumludur.  Bizim sorumluluğumuz, yaptığımız denetime dayanarak bu mali tablolar üzerinde görüş bildirmektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Denetimlerimiz Uluslararası Denetim Standartlarına uygun olarak yapılmıştır. Bu standartlar, denetimin mali tablolarda önemli bir yanlışlığın olup olmadığı konusunda makul bir güvenceyi sağlamak üzere planlanmasını ve yapılmasını gerektirmektedir. Denetim, mali tablolardaki tutarlara ve açıklamalara baz olan kanıtların, incelenmesini içerir. Denetim, aynı zamanda, uygulanan muhasebe ilkelerinin ve yönetim tarafından yapılan önemli muhasebe tahminlerinin ve genel olarak, mali tabloların sunumunun değerlendirilmesini de içerir. Denetimlerimizin, beyan ettiğimiz görüşümüze makul bir baz teşkil ettiği kanısındayız.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.31 Aralık 1999 tarihi itibariyle Banka&quot;nın mali tablolarının denetimi tarafımızdan gerçekleştirilmemiş olup, 31 Aralık 1999 tarihi itibariyle Uluslararası Muhasebe Standartları&quot;na göre bilançoda yeralan bakiyeler için oluşabilecek muhtemel düzeltmeler tarafımızdan belirlenememiştir.  Bu düzeltmelerin, Banka&quot;nın 31 Aralık 2000 tarihi itibariyle açılış bakiyeleri  üzerinde  etkisi olabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.Görüşümüze göre üçüncü paragrafta belirtilen husus dışında, yukarıda bahsedilen mali tablolar Banka&quot;nın 31 Aralık 2001 ve 2000 tarihleri itibariyle mali durumunu ve aynı tarihlerde sona eren yıllara ait faaliyet sonuçlarını ve nakit akımlarını, Uluslararası Muhasebe Standartlarına uygun olarak arzetmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DRT DENETİM REVİZYON TASDİK&lt;br/&gt;YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Member of Firm DELOITTE TOUCHE TOHMATSU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Derya ÖZALP&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ankara, 14 Mart 2002&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABD Doları ÇevrimiABD Doları Çevrimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AKTİFLER2001200020012000&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Not&lt;br/&gt;Milyar TL&lt;br/&gt;Milyar TLMilyon&lt;br/&gt; ABD DolarıMilyon &lt;br/&gt;ABD Doları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nakit değerler ve bankalar42,436,4874,815,915         1,693          3,345 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Altın rezervleri51,527,1261,309,659         1,061             910 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankalar ve finansal kuruluşlarla bakiyeler67,507,7075,570,250         5,215 3,869&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ticari amaçlı menkul kıymetler761,277,09834,378,556        42,566        23,881 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hazine&quot;den alacaklar20176,052-            122               -   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Krediler (net)81,757,5341,210,700         1,221             841 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Satışa hazır iştirakler95,7135,142               4                4 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sabit kıymetler (net)10113,451120,547              79              84 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Muhtelif alacaklar ve diğer aktifler65,59231,364              45              22 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AKTİF TOPLAMI74,866,76047,442,13352,00632,956&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABD Doları ÇevrimiABD Doları Çevrimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PASİFLER2001200020012000&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Not&lt;br/&gt;Milyar TL&lt;br/&gt;Milyar TLMilyon&lt;br/&gt; ABD DolarıMilyon &lt;br/&gt;ABD Doları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tedavüldeki banknotlar115,282,6607,113,423         3,670          4,941 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hazine&quot;ye borçlar20-48,770-34&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankalara ve diğer finansal &lt;br/&gt;kuruluşlara borçlar&lt;br/&gt;12&lt;br/&gt;19,357,094&lt;br/&gt;13,483,170&lt;br/&gt;13,446&lt;br/&gt;9,366&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşçi dövizleri mevduatı1317,342,99114,657,496        12,047        10,182 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kamu sektörü mevduatı2,699,6462,205,377         1,875          1,532 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diğer kuruluşlar mevduatı1,261,349873,470            876             607 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Repo taahhütlerinden borçlar1,058,460-            735               -   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uluslararası Para Fonu&quot;na borçlar1420,665,5975,314,300        14,355          3,692 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kurumlar vergisi karşılığı18352,24432,535            245              23</description></item><item><title>BANKACILIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-452511.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;1. KREDİ İŞLEMLERİNDE TEMEL BİLGİLERâ€¦...............â€¦â€¦â€¦â€¦. ................3&lt;br/&gt;1.1. KREDİNİN  TANIMI VE UNSURLARIâ€¦....â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦......................3&lt;br/&gt;1.1.1.  Kredinin Tanımı.................â€¦....â€¦â€¦.....â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.......................3&lt;br/&gt;1.1.2. Kredinin Unsurları.............â€¦....â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...â€¦....................3&lt;br/&gt;1.2. KREDİLERLE İLE GİLİ KAVRAMLARâ€¦.â€¦â€¦â€¦....â€¦.........â€¦........â€¦â€¦.....................4&lt;br/&gt;1.3. BANKACILIKTA KREDİNİN ÖNEMİâ€¦....â€¦â€¦â€¦â€¦.......................â€¦â€¦â€¦......â€¦..........4&lt;br/&gt;2.KREDİLERİN SINIFLANDIRILMASIâ€¦....â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.........â€¦â€¦.............5&lt;br/&gt;2.1. NİTELİĞİNE GÖRE KREDİLERâ€¦....â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...â€¦â€¦â€¦...............................5&lt;br/&gt;2.2.VADELERİ AÇISINDAN KREDİLERâ€¦....â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...............â€¦.......................5&lt;br/&gt;2.3.VERİLİŞ AMACI AÇISINDAN KREDİLER â€¦....â€¦â€¦â€¦â€¦............â€¦.......................5&lt;br/&gt;2.4.GÜVENCESİ AÇISINDAN KREDİLERâ€¦....â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.......................â€¦...............6&lt;br/&gt;2.5. İŞ KONUSU AÇISINDAN KREDİLERâ€¦....â€¦....â€¦â€¦â€¦........................â€¦.............6&lt;br/&gt;2.6.İZİN AÇISINDAN KREDİLERâ€¦....â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.............................â€¦......................6&lt;br/&gt;2.7.KAYNAK AÇISINDAN KREDİLERâ€¦..........â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...............â€¦......................6&lt;br/&gt;2.8.TEK DÜZEN HESAP PLANI AÇISINDAN KREDİLERâ€¦....â€¦â€¦â€¦..â€¦......................7&lt;br/&gt;3.KREDİLERİN KULLANDIRILMASINDA UYULAN KURALLAR....................7&lt;br/&gt;3.1. KREDİ AÇMAYA YETKİLİ ORGANLARâ€¦....â€¦.......................â€¦â€¦......â€¦..............7&lt;br/&gt;3.2. KREDİ KULLANDIRMA İLKELERİ.................â€¦............................â€¦..â€¦.................8&lt;br/&gt;3.2.1.Emniyet (güvenlik) İlkesi.......................................................................83.2.2.Seyyaliyet (akışkanlık) İlkesi.................â€¦â€¦..â€¦...................................9&lt;br/&gt;3.2.3.Verimlilik İlkesi.............â€¦â€¦..â€¦.............................................................9&lt;br/&gt;3.2.4.Diğer İlkeler.............â€¦â€¦..â€¦...................................................................9&lt;br/&gt;3.3. KREDİ SINIRLAMALARI.............â€¦â€¦..â€¦................................................................9&lt;br/&gt;3.3.1.Genel Kredi Sınırları.............â€¦â€¦..â€¦......................................................9&lt;br/&gt;3.3.2. Sınırlamaya Tabi Olmayan Krediler..........................â€¦.......................10&lt;br/&gt;3.3.3. Kredi Verilmesi Yasak Olan Durumlar..........â€¦...................................10&lt;br/&gt;3.3.4.Bankaların Kredi Vermesine Engel Durumlar..............â€¦.................11&lt;br/&gt;3.4.KREDİNİN SONA ERMESİ.....................â€¦...............................................................12&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. KREDİLERİN TAHSİLİNİN GECİKMESİ............  ........................................12&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.1.KREDİLERİN VE DİĞER ALACAKLARIN SINIFLANDIRILMASI........................12&lt;br/&gt;4.1.1.Standart Nitelikli Krediler ve Diğer Alacaklar- Birinci Grup..............12&lt;br/&gt;4.1.2.Yakın İzlemedeki Krediler ve Diğer Alacaklar - İkinci Grup..............13&lt;br/&gt;4.1.3.Tahsil İmkanı Sınırlı Krediler ve Diğer Alacaklar - Üçüncü Grup.....13&lt;br/&gt;4.1.4.Tahsili Şüpheli Krediler ve Diğer Alacaklar - Dördüncü Grup..........13&lt;br/&gt;4.1.5.Zarar Niteliğinde Krediler ve Diğer Alacaklar - Beşinci Grup...........13&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.2. DONUK ALACAK KAVRAMI.......................â€¦.................................................................14&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.3.KARŞILIK TUTARLARININ HESAPLANMASINDA DİKKATE ALINACAK   &lt;br/&gt;      KREDİ TEMİNAT  GRUPLARI............................â€¦...........................................................14&lt;br/&gt;4.3.1. Birinci Grup Teminatlar................................................................................14&lt;br/&gt;4.3.2.İkinci Grup Teminatlar...................................................................................14&lt;br/&gt;4.3.3.Üçüncü Grup Teminatlar...............................................................................15&lt;br/&gt;4.3.4.Dördüncü Grup Teminatlar...........................................................................15&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.4. NİTELİK DEĞİŞTİREN KREDİLERİN İLGİLİ HESAPLARA &lt;br/&gt;AKTARILMASI............................................................................................................................15&lt;br/&gt;4.4.1Kredinin Yenilenmesi ve İtfa Planına Bağlanması..............................15&lt;br/&gt;4.4.2.Kredinin Kanun ve/veya Kararname Gereği Ertelenmesi..................16&lt;br/&gt;4.4.3.Kredinin Tahsil İmkanının Sınırlı Hale Gelmesi..................................16&lt;br/&gt;4.4.4.Kredi Alacağının Tahsilinin Şüpheli Hale Gelmesi............................16&lt;br/&gt;4.4.5.Kredi Dışındaki Alacaklarının Şüpheli Hale Gelmesi</description></item><item><title>BANKACILIKTA MALİ BÜNE SORUNLARI VE YENİDEN YAPILANDIRMADA ÜLKE UYGULAMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilikta-mali-bune-sorunlari-ve-yeniden-yapilandirmada-ulke-uygulamalari-440077.html</link><description>Bankacılıkta Mali Bünye Sorunları ve Yeniden Yapılandırmada Ülke Uygulamaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İçindekiler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. Gelişmekte Olan Ülkelerde Bankacılıkta Mali Bünye Saorunları &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Sorunların  Temel Nedenleri&lt;br/&gt;2.Sermaye Yeterliliği Uygulamasındaki Güçlükler&lt;br/&gt;3.Bankaların  Denetiminde Etkinliğin Artırılması İçin Ek Tedbirler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III. Çeşitli Ülkelerde Banka Yeniden Yapılandırma Uygulamaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Güney Doğu Asya&lt;br/&gt;2.Çin&lt;br/&gt;3.Hong Kong&lt;br/&gt;4.Kore&lt;br/&gt;5.Brezilya&lt;br/&gt;6.Arjantin&lt;br/&gt;7.Şili&lt;br/&gt;8.Meksika&lt;br/&gt;9.ABD&lt;br/&gt;10.İspanya&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IV. Sonuç&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ek 1 : Ülkelere Göre Banka Yeniden Yapılandırma Yöntemleri -Tablo&lt;br/&gt;Ek 2 : Banka Yeniden Yapılandırma Teknikleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaynakça&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;BANKACILIK SİSTEMİNDE MALİ BÜNYE SORUNLARI&lt;br/&gt;VE&lt;br/&gt; YENİDEN YAPILANDIRMADA ÜLKE UYGULAMALARI&lt;br/&gt;I. Giriş&lt;br/&gt;1980&quot;lerden itibaren sermaye hareketlerinin serbestleşmesi, iletişim teknolojilerinin ilerleme göstermesi, çöken sabit kur rejiminin ardından kur riskinden korunmak için türev ürünlere başvurulması gibi gelişmelerle dünya ekonomik sistemi içinde finansal işlemlerin payının artması sonucunda, ülke ekonomilerinde de finansal işlemlerin bireysel bazda yaygınlığı ve tüm ekonomi içindeki payı artmıştır. Ancak ekonomilerde yaşanan krizlerin finansal sisteme ve onun en önemli unsurlarından olan bankacılık sektörüne yansıyarak, tüm finansal sitemi ve ekonomiyi etkileyebilecek sorunlar ortaya çıkarması ihtimali düzenleyici ve denetleyici kurumları daha dikkatli olmaya zorlamıştır. Pek çok ülkede bu kurumlar tüm bankacılık sisteminin çöküşünü önlemek için ya yaşanan krizler sonrasında kayıpların artmasını önleyebilmek ya da krizlerin sektöre de bulaşmasına karşı tedbir alabilmek için sisteme müdahale etmek durumunda kalmışlardır.&lt;br/&gt;Bu çalışmada banka yeniden yapılandırılması gereğini ortaya çıkaran krizlerden bahsedilmiş, gelişmiş ve gelişmekte olan toplam 12 ülkedeki banka yeniden yapılandırma deneyimleri ayrıntılı olarak ele alınmış ayrıca banka yeniden yapılandırılmasında genel olarak uygulanan tekniklerin tanımlandığı bir bölüme de çalışmanın ekinde yer verilmiştir. Banka yeniden yapılandırma uygulamaları anlatılan ülkeler; Endonezya, Malezya, Tayland, Çin, Hong Kong, Kore, Brezilya, Şili, Arjantin, Meksika, Amerika Birleşik Devletleri ve İspanya&quot;dır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. Gelişmekte Olan Ülkelerde Bankacılıkta Mali Bünye Sorunları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Sorunların Temel Nedenleri&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Gelişmekte olan ülkeler, özellikle son yıllarda ciddi bankacılık krizleriyle karşı karşıya kalmışlardır. Yapılan araştırmalara göre 1976-1996 yılları arasında (Doğu Asyada son kriz meydana gelmeden önce) gelişmekte olan ülkelerde meydana gelen 59 bankacılık krizinin toplam maliyeti Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın (GSYİH) yüzde 9u oranında,  250 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir . Asya Krizinden en çok etkilenen 4 ülkedeki kredi zararları 130 milyar dolar olarak tahmin edilmektedir . Bankacılık krizleri, genellikle düşük gelirli ülkelerde yaygın olarak meydana gelmekte ve maliyeti de göreli olarak yüksek olmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gelişmekte olan ülkelerde meydana gelen bankacılık krizleri genel olarak iki temel nedene dayanmaktadır:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Bankaların, hem makroekonomik dalgalanmalar, hem de önemli rejim değişiklikleri açısından volatilitesi yüksek bir ortamda faaliyet göstermeleri,&lt;br/&gt;2.Bankalara politik müdahalenin olması.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelere göre volatilitesi daha yüksek bir ekonomik yapıya sahiptir. Bunun en önemli nedeni gelişmekte olan ülke ekonomilerinin küçük, ürün çeşitlemesinin ise az olmasıdır. Nitekim ana ihraç malları kısıtlı bir ürün yelpazesini içermektedir. Böyle bir ekonomide belli ürünlerin arz ve talebinde yaşanan ani değişiklikler dış ticaret hadlerini olumsuz etkileyerek, ihracata dayalı ticaret yapan firmaların iflasına yol açabilmektedir. Bunun sonucunda da bu firmalarla çalışan bankalar mali güçlük içine düşebilmekte, diğer sektörler de bu durumdan ciddi olarak etkilenmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankalar, döviz kuru, faiz oranı ve fiyat seviyesi açısından nominal volatiliteye karşı farklı bir kırılganlık (vulnerability) göstermektedir. Çoğu banka yabancı para üzerinden ald</description></item><item><title>BANKALARIN MÜŞTERİLERİNİ İNCELEMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankalarin-musterilerini-incelemesi-444989.html</link><description>BANKALARIN MÜŞTERİLERİNİ İNCELEMESİ&lt;br/&gt;(Customer Due Diligence for Banks)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Dünyadaki denetim otoriteleri bankaların müşterilerini yakından tanıyabilmek için gerekli politika ve prosedürlere sahip olmalarının gün geçtikçe önem kazandığını kabul etmektedir. Yeni ve mevcut müşteriler için yeterli düzeyde titiz bir inceleme yapılması (due diligence) bu kontrollerin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu incelemenin olmaması halinde, bankalar önemli finansal maliyetler getirebilen itibar kaybı riski, operasyonel risk, yasal risk ve/veya yoğunlaşma riskine maruz kalabilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Basel Komite, 1999 yılında sınır-ötesi bankacılık için yapılan araştırmanın sonuçlarını inceleyerek bir çok ülkede uygulanan müşterini tanı politikalarındaki eksiklikleri tanımlamaktadır. Bazı ülkelerde &quot;müşterini&quot; tanı politikalarında önemli boşluklar bulunurken, bazılarında bu politikalar hiç mevcut değildir. Hatta gelişmiş mali piyasalarda bile &quot;müşterini tanı&quot;  politikalarının güçlülüğünün boyutu değişmektedir. Basel Komite, Sınır Ötesi Bankacılık Çalışma Grubu&quot;dan  &quot;müşterini tanı&quot; prosedürlerini izlemesini ve tavsiye edilen standartların bütün ülkelerdeki bankalarda uygulanmasını istemiştir. Neticede ortaya çıkan çalışma Ocak 2001de bir istişari belge olarak hazırlanmıştır. Belgeye ilişkin görüşlerin alınmasını takiben, Çalışma Grubu çalışmayı revize etmiş, Basel Komite çalışmada sunulan &quot;müşterini tanı&quot; politika ve prosedürlerinin denetim otoritelerinin ulusal denetim uygulamalarını  oluştururken yapısal kriter oluşturması beklentisiyle raporun dağıtımını sağlamıştır. Bazı  yargı çevrelerinin denetim uygulamaları beklentileri şimdiden karşılanmış ve bu çalışmanın amacını aşmış olduğundan söz konusu yargı çevrelerinin herhangi bir değişiklik uygulamasına gerek olmayabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.&quot;Müşterini tanı&quot; politika ve prosedürleri, Mali Eylem Görev Grubu&quot;nun (Financial Action Task Force-FATF) uzmanlık alanı olan karapara aklama mücadelesiyle yakından ilişkilidir. Komite FATFın çabalarını yinelemek niyetinde değildir.  Bunun yerine Komite daha geniş ve ihtiyatlı bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemektedir. Bankacılık sisteminin bütünlüğü, güvenliği ve sağlamlığı açısından sağlam &quot;müşterini tanı&quot; politika ve prosedürleri kritik önem taşımaktadır. Basel Komite ve Bankacılık Denetim Otoritelerinin Off-Shore Grubu (Offshore Group of Banking Supervisors-OGSB), FATF tavsiyelerinin özellikle (bankalarla ilgili olanlarının uygulanması ve benimsenmesi için büyük destek vermektedir. Komite ve OGSB mevcut 40 tavsiyenin incelenmesi sonucunda daha yüksek standartların belirlenmesini göz önünde bulunduracaktır. Sonuç olarak, Çalışma Grubu görüşlerini geliştirdikçe FATF ile yakın ilişkilerini sürdürecektir. &lt;br/&gt;4.Basel Komitenin &quot;müşterini tanı&quot; politika ve prosedürlerine yaklaşımı sadece karapara aklama açısından değil, daha geniş ve ihtiyatlı bakış açısından olacaktır. Sağlam &quot;müşterini tanı&quot; prosedürleri banka risklerinin etkin yönetiminde kritik önemdedir. &quot;Müşterini tanı&quot; prosedür ve politikaları basit hesap açılması ve kayıt tutulmasının ötesine giderek bankaların müşteri kabul politikaları oluşturmalarını ve müşteri tanımlama programlarını yüksek riskli hesaplar için daha kapsamlı inceleme yapacak ve şüpheli faaliyetler için proaktif hesap incelemesini içerecek şekilde formüle etmelerini gerektirmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.Basel Komitenin sağlam &quot;müşterini tanı&quot; standartlarına ilgi göstermesi, piyasa bütünlüğüne ilişkin endişelerinden ve uygun prosedürlerin uygulanmasında titiz incelemenin eksik olmasından kaynaklanan doğrudan veya dolaylı olarak bankaların zararlarının artmasından kaynaklanmaktadır. Bu zararlar ve bankaların saygınlığına zarar gelmesi önlenmesi, ancak,  bankaların etkin &quot;müşterini tanı&quot; prosedürlerini uygulamaları ile mümkündür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6.Bu çalışmada &quot;müşterini tanı&quot; standartlarının önemli unsurları için daha kesin tavsiye ve uygulamaları içermektedir. Bu tavsiyeleri geliştirirken, Çalışma Grubu üye ülkelerdeki uygulamaları almış ve denetime ilişkin gelişm</description></item><item><title>TÜRK EKONOMİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ AND FINANCIAL SUBSIDIARIES REVIEW REPORT AS OF JUNE 30, 2000</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-ekonomi-bankasi-anonim-sirketi-and-financial-subsidiaries-review-report-as-of-june-30,-2000-440293.html</link><description>TÜRK EKONOMİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ AND FINANCIAL SUBSIDIARIES REVIEW REPORT AS OF JUNE 30, 2000&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. We have reviewed the consolidated balance sheet of Türk Ekonomi Bankası Anonim&lt;br/&gt;Şirketi and financial subsidiaries as of June 30, 2000 and the related consolidated&lt;br/&gt;statement of income for the interim period then ended, in accordance with the standards&lt;br/&gt;and principles applicable to limited review engagements.&lt;br/&gt;2. The scope of our review on interim financial statements is limited as compared to the&lt;br/&gt;examination of annual financial statements that are made in accordance with the&lt;br/&gt;generally accepted auditing principles, bases and standards. Our review principally&lt;br/&gt;consisted of applying analytical procedures, data gathering and various auditing&lt;br/&gt;techniques required by the principles and rules for limited reviews, which aim to provide&lt;br/&gt;an understanding of the system of preparation of interim financial statements.&lt;br/&gt;Therefore, our limited review report should be considered on different grounds than the&lt;br/&gt;annual independent auditors&quot; reports.&lt;br/&gt;3. Our work on the accompanying consolidated financial statements for January 1 - June&lt;br/&gt;30, 1999 period, which are included for comparative presentation purposes, were limited&lt;br/&gt;to the application of certain agreed upon procedures in connection with the compliance&lt;br/&gt;of these financial statements with the &quot;Communique on Procedures and Basis for&lt;br/&gt;Preparation and Announcement of Consolidated Financial Statements by Banks&quot;,&lt;br/&gt;published in the Official gazette number 22985 dated May 10, 1997 by the&lt;br/&gt;Undersecretariat to the Turkish Republic Prime Ministry of Treasury. Such procedures&lt;br/&gt;were less in scope than a limited review.&lt;br/&gt;-2-&lt;br/&gt;(CONVENIENCE TRANSLATION OF A REPORT AND FINANCIAL STATEMENTS&lt;br/&gt;ORIGINALLY ISSUED IN TURKISH - SEE NOTE 1)&lt;br/&gt;4. In this connection, nothing has come to our attention that causes us to believe that the&lt;br/&gt;accompanying consolidated financial statements are not, in all material respects, in&lt;br/&gt;compliance with the &quot;Communique on Procedures and Basis for Preparation and&lt;br/&gt;Announcement of Consolidated Financial Statements by Banks&quot;, published in the Official&lt;br/&gt;gazette number 22985 dated May 10, 1997 by the Undersecretariat to the Turkish&lt;br/&gt;Republic Prime Ministry of Treasury.&lt;br/&gt;Additional paragraph for convenience translation to English:&lt;br/&gt;The above mentioned accounting principles differ from International Accounting Standards&lt;br/&gt;(IAS) and so far as such differences apply to the financial statements of the Bank they&lt;br/&gt;relate to the format of financial statements and disclosure requirements, the application of&lt;br/&gt;IAS 29 (Financial Reporting in Hyperinflationary Economies), accounting for marketable&lt;br/&gt;securities sold under repurchase agreements and accounting for retirement pay liabilities.&lt;br/&gt;The effects of the differences between these accounting principles generally accepted in&lt;br/&gt;the countries in which the accompanying financial statements are to be used and IAS&lt;br/&gt;have not been quantified in the accompanying financial statements. Accordingly, the&lt;br/&gt;accompanying financial statements are not intended to present the financial position and&lt;br/&gt;results of operations in accordance with accounting principles generally accepted in the&lt;br/&gt;countries of users of the financial statements and IAS.&lt;br/&gt;A.A. AKTİF ANALİZ&lt;br/&gt;SERBEST MUHASEBECİLİK MALİ MÜŞAVİRLİK ANONİM ŞİRKETİ&lt;br/&gt;Member of Andersen Worldwide&lt;br/&gt;___________&lt;br/&gt;Ayşen Topay&lt;br/&gt;İstanbul,&lt;br/&gt;August 7, 2000.&lt;br/&gt;TÜRK EKONOMİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ&lt;br/&gt;CONSOLIDATED BALANCE SHEETS (PARENT)&lt;br/&gt;(Currency -- Billions of Turkish lira)&lt;br/&gt;Current Period Prior Period&lt;br/&gt;ASSETS (30/06/2000) (30/06/1999)&lt;br/&gt;I - CASH 38,020 15,507&lt;br/&gt;A. Vault (Cash in TL) 1,561 976&lt;br/&gt;B. Effective Depot (Cash in Foreign Currency) 36,218 14,007&lt;br/&gt;C. Others 241 524&lt;br/&gt;II - BANKS 362,747 160,214&lt;br/&gt;A. Central Bank 36,187 13,761&lt;br/&gt;B. Other Banks 326,560 146,453&lt;br/&gt;1) Local Banks 159,894 113,459</description></item><item><title>AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE REKABET POLİTİKASI AÇISINDAN BANKACILIK SEKTÖRÜNE GENEL BİR BAKIŞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?avrupa-birligi-ve-turkiye-rekabet-politikasi-acisindan-bankacilik-sektorune-genel-bir-bakis-445160.html</link><description>AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE REKABET POLİTİKASI AÇISINDAN BANKACILIK SEKTÖRÜNE GENEL BİR BAKIŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. Giriş &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa Birliği&quot;ne aday olan ve Gümrük Birliği&quot;ni gerçekleştirmiş bir ülke olarak Tür-kiye&quot;nin Avrupa Birliği&quot;ndeki uygulamalardan etkilenmesini beklemek doğru olacaktır. Dola-yısıyla Avrupa Birliği&quot;nde bankacılık sektörüne yönelik rekabet politikası uygulamalarının Türkiye&quot;deki gelişmelerin de ne yönde oluşacağı ile ilgili bazı öngörülerde bulunmayı müm-kün kılacağı düşünülmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışma kapsamında Avrupa Birliği ve Türkiye&quot;deki rekabet politikaları ışığında bankacılık sektörü ele alınacaktır. Rekabet politikası genel anlamda  bilinenden farklı olarak yapısı itibarıyla iktisat ve hukukun aynı oranda ağırlığa sahip olduğu bir politikadır. Dolayı-sıyla birbiriyle etkileşim içinde olan bu iki unsurun belli bir çerçevede parelel olarak sunul-masının yararlı olacağı düşünülmektedir. Bu amaçla önce AB ve Türkiye&quot;deki rekabet düzen-lemelerine değinilecek, daha sonra Avrupa Birliği bankacılık sektörünün rekabet yapısına i-lişkin endüstriyel iktisat literatüründe yer alan ampirik çalışmalar özetlenecektir. Daha sonra da bu yapıyla ilgili alınmış olan karar ve uygulamalar ışığında Avrupa Birliği&quot;nde bankacılık sektörüne yönelik rekabet politikası uygulamaları vurgulanacaktır. Bunu Türk bankacılık sek-törünün rekabet yapısı ile ilgili iktisadi çalışmaların aktarıldığı bölüm izlemektedir. Sonuç olarak çalışmada yer verilen hususlar dikkate alınarak Türkiye&quot;deki durum hakkında bazı de-ğerlendirmelerde bulunulacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. Rekabet Politikaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Rekabet politikası yapısı itibarıyla serbest piyasa mekanizmasını ve demokratik yapı-lanmayı koruyucu bir güç olarak kabul edilmektedir. Bu anlamda ilk önemli uygulamalar Amerika Birleşik Devletlerinde (ABD) 1890 yılında zamanın demiryolları kartellerine tepki olarak çıkarılan Sherman yasası ile başlamıştır. Bu yasayı yirminci yüzyılın başlarında Fede-ral Ticaret Komisyonu Yasası ve Clayton yasaları takip etmiş, daha sonraları çıkarılan yasalar ve alınan yargısal kararlar ile ABD rekabet hukuku bugünkü biçimini almıştır. Bu süreçte ik-tisadi çalışmaların giderek daha fazla ağırlık kazandığı da bilinmektedir.  ABDnin yüz yılı aşkın rekabet politikası deneyimi Avrupa Birliği&quot;nin ve diğer ülkelerin rekabet politikalarının da oluşmasında belirleyici rol oynamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu aşamada ilk ele alınması gereken soru rekabet kavramının tam olarak neyi ifade etmekte olduğudur. Rekabet kavramı serbest piyasa mekanizması içinde faaliyet göstermekte olan en az iki iktisadi oyuncunun (firmanın) fiyat veya fiyat dışında kalan çeşitli araçlar ile karlarını artırmak ve en büyük pazar payını elde etmek amacıyla yarıştıkları stratejik etkileşim içeren bir süreci ifade etmektedir. Rekabet kavramı etkin işleyen bir ekonomik düzene ulaş-maya yönelik süreçteki gerekli koşulları ifade ettiği için önemli bir kavram olarak görülmek-tedir (Katırcıoğlu, 1994:46). Piyasalarda rekabetin varlığı üreticileri piyasadaki pazar payları-nı korumak ve karlarını artırabilmek için maliyetlerini düşürüp daha kaliteli mal üretmeye yö-neltecektir. Dolayısıyla rekabet ortamının sonucu olarak arz ve talebin piyasalarda belirlendi-ği, düşük maliyetle daha kaliteli malların üretildiği etkin işleyen bir ekonomik düzen oluşa-caktır. Rekabetin olmadığı veya eksik rekabetin olduğu piyasalarda tüketicinin ve genel ola-rak toplumun refahını olumsuz yönde etkileyecek sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bundan dolayı toplumlar rekabet kavramına ve rekabet ortamını kalıcı kılabilecek düzenlemelere yönelmiş-lerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Rekabet politikası kısaca etkin bir iktisadi yapıyı oluşturma ve korumaya yönelik hu-kuksal düzenlemeler bütünü olarak tanımlanabilinir. Bu anlamda iktisadi analiz hukuki uygu-lamalarda belirleyici rol oynayabilmektedir. Rekabet politikası devletçe belirlenebilecek istis-nalar dışında tüm iktisadi sektörlere uygulanmaktadır. Bu durum zaman zaman rekabet politi-kası ile diğer devlet politikaları arasında karmaşık bir etkileşime neden olmaktadır. B</description></item><item><title>KALİTE GÜVENCESİ VE STANDARTLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kalite-guvencesi-ve-standartlari-375216.html</link><description>ZONGULDAK KARAELMAS ÜNİVERSİTESİ&lt;br/&gt;ALAPLI MESLEK YÜKSEKOKULU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2003-2004 ÖĞRETİM YILI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BANKACILIK BÖLÜMÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    DERSİN ADI : &lt;br/&gt;          KALİTE GÜVENCESİ ve STANDARTLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    ÖĞRETİM GÖREVLİSİ :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BURÇİN  HENDEN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  HAZIRLAYANLAR :  2003-034 Özgür ÇELEN&lt;br/&gt;                                       2003-022 Serhat Mehmet ERGAN&lt;br/&gt;                                       2003-021 Serdar OKUR&lt;br/&gt;                                       2003-009 Gökhan BAYRAMUSTA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   ANLATICI :                                         KONUSU      _&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Özgür ÇELEN                    ; KALİTENİN TANIMI ve TEMEL KAVRAMLAR&lt;br/&gt;Serhat Mehmet ERGAN     ; KALİTE GELİŞTİRME, &lt;br/&gt;                                              SÜREKLİ İYİLEŞTİRME, &lt;br/&gt;                                              TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ, &lt;br/&gt;                                                    KALİTE YAKLAŞIMLARI, &lt;br/&gt;                                                    DÜZELTİCİ SİSTEM YAKLAŞIMI, &lt;br/&gt;                                                    ÖNLEYİCİ SİSTEM YAKLAŞIMI,&lt;br/&gt;                                                    KALİTE VE VERİMLİLİK&lt;br/&gt;Gökhan BAYRAMUSTA  ; KALİTE MALİYETLERİ, &lt;br/&gt;                                              KALİTESİZLİĞİN MALİYET UNSURLARI &lt;br/&gt;                                              VE KAYNAĞI&lt;br/&gt;                                              KALİTE MALİYETLERİ VE ÖRNEKLER&lt;br/&gt;                                              KALİTESİZLİK RİSKLERİ&lt;br/&gt;Serdar OKUR                     ; KALİTE İLE İLGİLİ YANLIŞ DÜŞÜNCELER&lt;br/&gt;                                              CROSBY,  JURAN, DEMİNG&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ZONGULDAK - 2004&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TANIMLAR VE TEMEL KAVRAMLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kalite, özellikle çevremizdeki tüketim malları açısından, mükemmeliyet derecesi anlamında kullanılır. Çoğu kez, lüks ile çağrışım yapan biçimde anılır. Bu bakış ile bir ürün için kaliteli veya kalitesiz yargısına varmak kalite kavramına uymamaktadır. Halbuki aşağıda açıklanacağı üzere kalite bir ölçüttür ve ürünün alıcının beklentilerini ne ölçüde cevapladığı ile orantılıdır. (Otomobil ve Yemek örneği)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Herkesin genel olarak uzlaşacağı bir kalite tanımı yapılması neredeyse imkansızdır. Değişik kalite tanımlarının yapılması kalitenin çok boyutlu olmasından kaynaklanmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şimdi dünya çapındaki kuruluş ve uzmanlar tarafından yapılmış olan kalite tanımlarına bakalım.&lt;br/&gt;*Bir ürün veya hizmetin belirlenen veya olabilecek ihtiyaçları karşılama kabiliyetine dayanan özelliklerinin toplamıdır. (TS 9005 &amp;#8211; ISO 8402)&lt;br/&gt;*Bir malın yada hizmetin tüketicinin isteklerine uygunluk derecesidir. (Avrupa Kalite Kontrol Organizasyonu &amp;#8211; EOQC)&lt;br/&gt;*Kullanıma Uygunluktur. (Dr. J.M.Juran)&lt;br/&gt;*Şartlara Uygunluktur. (P.B. Crosby)&lt;br/&gt;*İhtiyaç ve Beklentilerin Karşılanabilme Oranıdır.&lt;br/&gt;*Müşteri memnuniyetidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sonuç olarak biz KALİTE&quot;yi İSTENEN ŞARTLARA İlk Defasında, Zamanında, Her Defasında UYMAKTIR&amp;#8230; şeklinde özetleyebiliriz.&lt;br/&gt;Dolayısıyla, bu tanımlara göre kaliteyi biraz daha açarsak ;&lt;br/&gt;         Kalite bir önlemdir.&lt;br/&gt;Sorunlar ortaya çıkmadan önce çözüm</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot;DE BANKACILIĞIN GELİŞİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-de-bankaciligin-gelisimi-393548.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KISALTMALAR&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;TÜRKİYE&quot;DE BANKACILIĞIN GELİŞİMİ&lt;br/&gt;A-Cumhuriyet Öncesi Dönemde Bankacılığın Gelişimi&lt;br/&gt;B-Cumhuriyet Sonrası Dönemde Bankacığılığın Gelişimi (1923-1932)&lt;br/&gt;C-(1933-1950) Dönemi&quot;nde Bankacılığın Gelişimi&lt;br/&gt;İKİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;YAPI VE KREDİ BANKASI&quot;NIN KURULUŞ ÖNCESİ VE GELİŞMELER&lt;br/&gt;A-Yapı ve Kredi Bankası&quot;nın Kurucusu Kazım Taşkent ve Türkiye&quot;de İlk Şeker Fabrikası&quot;nın Kuruluşu&lt;br/&gt;1. Doğan Sigorta A.Ş&quot;nin Kuruluşu ve Amacı&lt;br/&gt;1a. Doğan Sigorta&quot;nın Faaliyetleri&lt;br/&gt;2. Demir Toprak A.Ş&quot;nin Kuruluşu ve Amacı&lt;br/&gt;a-Demir Toprak A.Ş&quot;nin Faaliyetleri&lt;br/&gt;ÜÇÜNCÜ BÖLÜM&lt;br/&gt;YAPI VE KREDİ BANKASI&quot;NIN KURULUŞU&lt;br/&gt;A-Banka Kurma Fikri&quot;nin Doğuşunda Etken Olan Nedenler&lt;br/&gt;B-Yapı ve Kredi Bankası&quot;nın Kuruluş Çalışmaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Yapı ve Kredi Bankası&quot;nın Kuruluş Amacı&lt;br/&gt;2.Yapı ve Kredi Bankası&quot;nın Kurucuları&lt;br/&gt;3.Bankanın İlk Umumi Heyet Toplantısı&lt;br/&gt;4.İlk Yönetim Kurulu&lt;br/&gt;5.Bankanın ilk Merkez Binası&lt;br/&gt;6.Yapı ve Kredi Bankası&quot;nın Faaliyete Geçişi&lt;br/&gt;C- Yapı ve Kredi Bankası&quot;nın Faaliyet Alanı&lt;br/&gt;D- Yapı ve Kredi Bankası&quot;nın Kuruluş Amacı&quot;nın Değişmesine Yolaçan Nedenler&lt;br/&gt;DÖRDÜNCÜ BÖLÜM&lt;br/&gt;TÜRK BANKACILIK BANKACILIK SİSTEMİNDE YAPI VE KREDİ BANKASININ YERİ&lt;br/&gt;A-Sermaye Yapısı&lt;br/&gt;B-Bankacılık Hizmeti&lt;br/&gt;1.a.Tasarrufların Özendirilmesi-İkramiyeli Tasarruf Sistemi&lt;br/&gt;(Ev-Para İkramiyeleri)&lt;br/&gt;b. Tasarrufların Özendirilmesi ile Mevduattaki Seyir&lt;br/&gt;2-Plasmanları&lt;br/&gt;3- Kredi Sistemi &lt;br/&gt;a.Esnaf Kredileri&lt;br/&gt;b.Meslek Kredileri&lt;br/&gt;b.1 Etüd Kredisi &lt;br/&gt;b.2 Teknik Staj Kredisi&lt;br/&gt;b.3 Sağlık Kredisi&lt;br/&gt;4. Mevduat Bankacılığı&lt;br/&gt;5. Elektronik Bankacılık&lt;br/&gt;7.Aktif Bankacılık &lt;br/&gt;a.Bireysel Bankacılık&lt;br/&gt;b.Yatırım Bankacılığı&lt;br/&gt;8.İştirakleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BEŞİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;YAPI VE KREDİ BANKASININ KÜLTÜR VE EĞİTİM ALANINDAKİ&lt;br/&gt;KATKILARI&lt;br/&gt;A-Kütüphaneler&lt;br/&gt;1.Atatürk Kitaplığı&lt;br/&gt;2.Binbirdirek Kütüphanesi&lt;br/&gt;3.Sermet Çifter Kütüphanesi&lt;br/&gt;B. Müzecilik (Vedat Nedim Tör Müzesi)&lt;br/&gt;C. Galerileri&lt;br/&gt;D. Halk Oyunları Boş Zamanları Değerlendirme Kursları&lt;br/&gt;E-Sinema, Tiyatro, Müzik, Festival&lt;br/&gt;F-Spor&lt;br/&gt;G- Yayıncılık&lt;br/&gt;SONUÇ&lt;br/&gt;Kaynakça&lt;br/&gt;EKLER&lt;br/&gt;Ek 1&lt;br/&gt;Ek 2&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KISALTMALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YKB: Yapı ve Kredi Bankası&lt;br/&gt;KUP: Kupür&lt;br/&gt;BRO: Broşür&lt;br/&gt;MET: Metin&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyada bankacılık, sarrafların bankerlere, bankerlerinde kurum olarak bankalara dönüştüğü Ortaçağda başlamıştır. Osmanlı İmparatoluğunda Galata sarrafları bankacılık faaliyetlerinin ilk adımlarını oluşturmuştur. Dolayısıyla dünyada bankacılık faaliyetleri ve Osmanlıdaki bankacılık faaliyetlerinin başlaması arasında bir benzerliğin varolduğu gözlenmiştir. &lt;br/&gt;Galata sarrafları, Osmanlı Devletinin bütün para ve kredi işlemlerini, memur maaşlarını, iltizam yoluyla vergilerin toplanması gibi işlevleri yerine getirmişlerdir. 18. Yüzyıl da merkezi yönetimin zayıflaması savaş giderlerinin artması ile başlayan mali sorunlar, Kırım Savaşı ile kendini dahada göstermiş ve borçlanma dönemi başlamıştır. Bu borçlanma dönemi aynı zamanda yabancı sermayenin de ülkeye girişini başlatmıştır. Yabancı sermayenin girişi yabancı bankalarıda beraberinde getirmiştir. &lt;br/&gt;Yabancı bankalar daha çok ticari alanda faaliyet göstermişlerdir. 19. yüzyıldaki bu gelişmelerin yanısıra tarım sektöründe çalışanların kredi gereksinimlerini karşılamak üzere kurulan sandıklar, daha sonra bir bankaya dönüştürülmüştür. Yabancı bankaların ülkedeki ticari faaliyetleri beraberinde tepkiyi doğurmuş ve tepki olarak milli bankacılık anlayışı Ziraat Bankası ile başlamıştır. Cumhuriyete kadar birçok milli banka kurulmuştur. Yine aynı dönemlerde milli bankaların yanında mahalli bankalarında kurulduğu gözlenmiştir.&lt;br/&gt;Cumhuriyetin ilk yılları, yabancı sermayenin bankacılık söktöründe hakimiyetinin sürdüğü yıllar olmuştur. İzmir İktisat Kongresinde liberal politikaların rağbet göstermesine karşın, milli müesselerin kurulması gerekliliği üzerinde de durulmuştur. Bu düşüncenin bir sonucu olarak ta ülkede milli bankacık hareketi başlamıştır. &lt;br/&gt;1923-1930lu yıllarda ortaya çıkan Dünya ekonomik krizi ülkede devletçilik politikalarının uygulanmasını gerekli kılmış, özel bankacılığın kurulması ve gelişmesini özendirici bir düzenleme yapılamamıştır. Ancak 1940lı yıllardan sonra özel girişim bankacılığı tamamen özel sermaye ile kurulan Yapı ve Kredi Bankası ile başlamıştır. &lt;br/&gt;Bu araştırmanın konusunu Cumhuriyet döneminin ilk özel girişim bankası olma niteliğindeki Yapı ve Kredi Bankası oluşturmuştur. Kuruluş aşamasından başlayarak kullanılmış olan Yapı ve Kredi Bankası adı günümüzde kullanım olarak küçük bir değişiklikle Y</description></item><item><title>ULUSAL PROGRAMDA YER ALAN MALİ HİZMETLER BÖLÜMÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ulusal-programda-yer-alan-mali-hizmetler-bolumu-440259.html</link><description>ULUSAL PROGRAMDA YER ALAN MALİ HİZMETLER BÖLÜMÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.Hizmetlerin Serbest Dolaşımı&lt;br/&gt;1.1.1.Sektörel Uygulama&lt;br/&gt;1.1.1.1Mali Hizmetler&lt;br/&gt;Bankacılık ve diğer mali kurumlar&lt;br/&gt;I.   Öncelik tanımı&lt;br/&gt;a)  Mevcut durum&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de, genelde mali, özelde ise bankacılık sektörü, uluslararası rekabete açık ve liberal bir ortamda faaliyet göstermektedir. 4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile; yeterli idari ve mali özerkliğe sahip, şeffaf bir yapıda çalışması öngörülen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu oluşturulmuştur. Kurumun karar organı siyasi otoriteden bağımsız Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruludur. Bu çerçevede, bankacılık sistemine giriş ve çıkışların kararını Kurul verecektir. Yeni Kanun ile; banka kurmada aranan şartlar sıkılaştırılmış ve ağırlaştırılmış, sınır ötesi bankacılık faaliyetlerinin denetimi ve gözetimi bakımından ülkelerarası anlaşmaların yapılması öngörülmüş, banka ortakları ile yönetim kurulları ve üst düzey yöneticilerin sorumluluk ve yükümlülükleri artırılmış, iç denetim ve risk yönetim sistemi getirilmiş, bu çerçevede bankaların icrai birimleri ile yönetim birimlerinin kısmen ayrıştırılması öngörülmüş, kredilere ve iştiraklere ilişkin sınırlamalar ile dolaylı kredi tanımı AB düzenlemeleri ile uyumlu hale getirilmiş, standart oranların uluslararası uygulamalar paralelinde oluşturulması öngörülmüş, bankaların denetim ve gözetimi daha şeffaf ve sıkı kurallara bağlanmış, bankaların denetim ve gözetimine ilişkin bulguların sonuçlandırılması daha objektif, detaylı ve kapsamlı adım adım ilerleyen bir sürece bağlanmış, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun işleyişine esneklik ve canlılık kazandırılmış, bankaların devir ve birleşmesi teşvik edilmiş, tasfiye süreci hızlandırılmış, özel finans kurumları da Bankalar Kanununa uymakla yükümlü kılınmış, idari ceza uygulaması getirilmiş, adli suç ve cezaların hadleri yükseltilmiş, bankacılık sisteminin işleyişini inkıtaya uğratacak fiil ve davranışların önlenebilmesi için yeni hükümler ihdas edilmiş, finansal sistemin bir bütün olduğundan hareketle finansal piyasaları düzenleyen ve denetleyen kurumlar arasında  sıkı işbirliği zorunlu kılınmıştır. Bankalar Kanunu uyarınca çıkarılacak düzenlemeler ile AB&quot;ye ve uluslararası  düzenlemelere büyük ölçüde uyum sağlanmış olacaktır. &lt;br/&gt;Avrupa Birliğinde hizmetler sektörünün entegrasyonu, 1992 yılında İç Pazarın tesisi ile oluşturulmuştur. Bu süreç üç temel prensibe dayalı olarak gerçekleşmiştir: Bunlardan birincisi, Orijin Ülke Prensibidir (Home Country Control). Buna göre; bankacılık alanından örnek verilecek olursa; bir üye ülke bankası kendi ülkesindeki yetkili merciin gözetim ve denetimine tabidir. Diğer prensip ise Tek Lisans (Single License) uygulamasıdır, buna göre bankalar tek bir ülkeden aldıkları lisans ile Birlik üyesi ülkelerin tamamında faaliyette bulunabilmektedir.  Üçüncü prensip ise, ilk ikisinin doğal bir sonucu olarak, üye ülkelerin birbirlerindeki yetkili merci ve mevzuatı karşılıklı olarak tanımalarıdır (Mutual Recognition).&lt;br/&gt;Türkiye, AB&quot;ye katılım sürecinde mali hizmetler alanında yukarıda belirtilen prensiplere ve bu prensipler ışığında çıkarılmış Birlik mevzuatına uyum sağlamak durumundadır. Bankacılık ile ilgili mevzuatta, yabancıların Türkiye&quot;de banka kurmalarına ve şube açmak suretiyle faaliyet göstermelerine engel teşkil eden herhangi bir husus bulunmamaktadır. Türkiye&quot;de faaliyet gösteren 61 ticari bankadan ondokuzu Türkiye&quot;de kurulmuş veya şube açmış olan yabancı bankalardır. Türkiye ile AB arasında hizmetler alanında serbest dolaşımın sağlanması, üyelik öncesi dönemin gündeminde bulunmakta olup, 11 Nisan 2000 tarihli OKK ile (2000/3/EC) hükme bağlanmıştır. Türkiye ile AB arasında hizmetlerin serbest dolaşımının devreye girmesiyle ülkemizde yabancı bankaların sayısının ve uluslararası bankacılık işlemlerinin artacağı beklenmektedir. Bu hususun gerçekleşmesi ile birlikte, bankalar arasındaki rekabet artacak, mali piyasalar daha da düzenli ve disiplinli hale gelecek, sonuçta bankalar ve mali pi</description></item><item><title>MALİYE MÜFETTİŞ YARDIMCILIĞINA GİRİŞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?maliye-mufettis-yardimciligina-giris-437107.html</link><description>MALİYE MÜFETTİŞ YARDIMCILIĞINA GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Maliye Teftiş Kurulu Kurulduğundan bu yana Devletin üst kademelerine yönetici yetiştirme misyonunu başarıyla sürdüren Maliye Teftiş Kurulu rakipsiz bir okul niteliğindedir. Ülkenin yönetiminde ve gelişiminde söz sahibi olmanın ehliyeti bu okulda kazanılır. Bu ocaktan 1 Başbakan, 3 Başbakan Yardımcısı, 32 Bakan, 44 Milletvekili, 48 Müsteşar, 4 Büyükelçi ile pek çok Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcısı yetişmiştir. Halen görev yapan Başbakanlık Müsteşarı, Maliye Müsteşarı, Hazine Müsteşarı, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Başkanı ve yeni oluşturulan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 1 inci ve 2 nci Başkanları Maliye Müfettişi kökenlidir. Ayrıca, özel sektörde de, büyük banka ve holding yönetim kurullarında, Maliye Müfettişi kökenli kişiler sorumluluk üstlenmişlerdir. 1908 yılından bu yana sadece 567 kişi bu okula girmeye hak kazanmış, Maliye Müfettişi olma ayrıcalığına erişmiştir. Sizi de bu ayrıcalığa sahip olmaya davet ediyoruz... Güzel Bir Çalışma OrtamıMaliye Teftiş Kurulu, bünyesine katılan Maliye Müfettiş Yardımcılarını 3 yıllık bir eğitime tabi tutar. Size verilecek bilgisayar eğitim ve diz üstü bilgisayarınızla, Teftiş Kurulu ve Bakanlık servis sağlayıcıları üzerinden dünyadaki gelişmeleri internetten takip edebileceksiniz. Maliye Teftiş Kurulu, sadece mensuplarının kullanabileceği Lotus Notes tabanlı bilgisayar ağı donanımına sahiptir. Özel şifrelerimizle Bakanlığın mevzuat ve istihbarat bilgilerine ulaşabileceksiniz. Maliye Müfettiş Yardımcıları mesleki bilgi eğitimlerini Muavin Yetiştirme Toplantıları ile alırlar. Maliye Müfettişlerinin koordinatörlüğünde yapılan bu toplantılarda ilgili literatür ve mevzuat tanıtılır ve interaktif bir tartışma ortamı içerisinde değerlendirilir. Bu, eğitiminizin teorik ve mevzuat bazındaki yönüdür. Muavin Yetiştirme Toplantıları dışında teftiş programlarına dahil edilerek Müfettiş refakatinde çalışacaksınız. Böylece, mesleki bilgi eğitiminin pratik uygulaması da &quot;yaparak öğrenme&quot; yöntemi ile muavinlik döneminde tamamlanacak. Maliye Teftiş Kurulu, misyonunu gerçekleştirirken, Maliye Müfettiş Yardımcılarının her yönden kişisel gelişimlerinin temini amacıyla modern toplum hayatının gereklerine yönelik pek çok imkanı da sağlamaktadır. Yönetimde protokol kuralları, yabancı dil, hızlı okuma, Türkçe konuşma yazma eğitimleri ile çeşitli konularda seminer ve konferanslara iştirak bunlardan bazılarıdır. Maliye Teftiş Kurulu sadece &quot;yönetici&quot; değil, &quot;lider&quot; yetiştirme iddiasındadır. Yetkileriniz Geniş, Sorumluluklarınız Buna Denk... Maliye Müfettişleri, 100 yılı aşkın geçmişi, köklü gelenekleriyle Türk Devlet yönetiminde önemli bir yere ve haklı bir üne sahip olmuşlardır. Kamu malının, parasının, gelir ve giderlerinin söz konusu olduğu her yerde ve her işte Maliye Müfettişlerinin görevi ve yetkileri vardır. Bu nedenledir ki, Maliye Müfettişleri diğer bakanlıklarda olduğu gibi yalnızca Bakanlık Müfettişi anlamına gelen &quot;Maliye Bakanlığı Müfettişi&quot; değil; en geniş anlamıyla &quot;MALİYE MÜFETTİŞİ&quot; unvanını taşırlar. Bu unvan, her Maliye Müfettişinin ayrı bir daire ayrı bir kurum kimliğinde de olduğunu gösterir. Bu unvan, Türkiye&quot;de sadece Maliye Müfettişlerine özgü bir ayrıcalıktır; bu mesleğin yetkilerinin bakanlıklar üzerinde olduğunu, Devletin parasının ve malının olduğu her yerde ve her işlemde devreye gireceğini gösterir. Maliye Müfettişlerinin görev ve yetkileri, temel olarak Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede sayılmıştır. Ayrıca, çeşitli Kanunlarla da Maliye Müfettişlerine verilmiş görevler vardır. Bunların başlıcaları teftiş, tahkik, vergi incelemesi ve kara para aklama suçunun soruşturulması görevleridir. Çalışma Düzeniniz Nasıl Olacak? Maliye Teftiş Kurulunun Merkezi Ankara&quot;dadır. Kurulun İstanbul ve İzmir&quot;de de sürekli çalışma merkezleri vardır. Kurul merkezlerinde her Müfettişe müstakil bir odada rahat bir çalışma ortamı sağlanır. Maliye Müfettişleri ve Yardımcıları yaz aylarında çalışm</description></item><item><title>FİNANSAL PİYASALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?finansal-piyasalar-354688.html</link><description>FİNANSAL PİYASALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. FİNANSAL PİYASALARâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..1&lt;br/&gt;1.1. Para Piyasasıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..1&lt;br/&gt;1.2.Sermaye Piyasasıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..2&lt;br/&gt;1.2.1. Sermaye Piyasasının Özellikleriâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.2&lt;br/&gt;1.2.2. Sermaye Piyasasının Çeşitleriâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.2&lt;br/&gt;1.2.3. Sermaye Piyasasının  Fonksiyonlarıâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..4&lt;br/&gt;1.3. Para Piyasasıyla Sermaye Piyasası Arasındaki İlişkilerâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.4&lt;br/&gt;1.4. Para Piyasasıyla Sermaye Piyasası  Arasındaki Farklılıklarâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦5&lt;br/&gt;KAYNAKLARâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..5&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. FİNANSAL PİYASALAR&lt;br/&gt; Bir ülkede fon kullananlar ile fon arz edenler arasında fon akımlarını düzenleyen kurumlar, akımı sağlayan araç ve gereçler ile bunları düzenleyen hukuki ve idari kurallardan oluşan yapıya finansal piyasa denir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi, mali piyasa para ve sermaye piyasalarından daha geniş ve bu piyasaları da kapsamına alan bir kavramdır. &lt;br/&gt;Finansal piyasa beş ana unsurdan oluşmaktadır:&lt;br/&gt;-Tasarruf sahipleri(fon arz edenler)&lt;br/&gt;-Yatırımcılar(fon talep edenler)&lt;br/&gt;-Yatırım ve finansman araçları&lt;br/&gt;-Yardımcı kuruluşlar&lt;br/&gt;-Hukuki ve idari  düzen&lt;br/&gt;1.1. Para Piyasası&lt;br/&gt; Kısa vadeli fon arz ve talebinin karşılaştığı piyasaya para piyasası denir. Para piyasasının tipik özelliği kısa vadeli fonlardan oluşmasıdır. Para piyasalarında vade genellikle bir yılı aşmaz. &lt;br/&gt; Para piyasasından sağlanan fonlar kredi olarak işletmelerin dönen varlıklarının finansmanında kullanılır. Para piyasasının araçlarını ticari senetler, kaynaklarını çeşitli mevduat oluşturmaktadır. &lt;br/&gt; Para piyasasını kendi içinde örgütlenmiş ve örgütlenmemiş para piyasası olarak da bir ayrımı yapılabilir. Örgütlenmiş para piyasası bir bankalar sistemidir. Çünkü işletmelerin nakit ihtiyacı çoğunlukla ticari bankalar tarafından karşılanmaktadır. Para piyasasının en önemli kuruluşları ticari bankalardır. Ticari bankalar ,toplamış oldukları tasarrufları, kısa vadeli fon ihtiyaçları bulunan kuruluşlara borç vermek suretiyle gelir elde ederek para piyasasının etkin çalışmasında rol oynamaktadır. &lt;br/&gt; Örgütlenmemiş para piyasası banka sistemi dışında kalan piyasadır. Bankalar dışındaki kişi ve kuruluşlar da bazen işletmeler kısa vadeli fon sağlarlar. &lt;br/&gt; Vergi oranları  tasarrufçuların seçimi işleminde önemli bir yer teşkil etmektedir. Eğer para ve sermaye piyasalarında işlem yapılması esnasında alınan verginin oransal dengesi kurulmuyorsa sıcak paranın akacağı yön de buna bağlı olarak değişecektir. Örneğin menkul kıymetler borsasında hisse senedi alıp satanlardan daha fazla vergi alınması durumunda fon fazlalığı bulunanlar doğal olarak vergi oranının daha düşük olduğu veya verginin hiç alınmadığı piyasalara yönelme eğiliminde bulunabilecektir. Sonuç olarak fon fazlalığı bulunan veya piyasaya fon arz edecek kişi yada kurumlar, tasarruflarını ne şekilde değerlendirebileceklerini, elde edebilecekleri net getiriye göre karar verecektir.&lt;br/&gt;1.2. Sermaye Piyasası&lt;br/&gt;1.2.1. Sermaye Piyasasının Özellikleri&lt;br/&gt; Sermaye piyasası orta ve uzun vadeli fon arz ve talebinin karşılaştığı piyasadır. Sermaye piyasası finansal piyasa kavramından daha dar ve teknik bir nitelik taşır ve genellikle finansal piyasa kavramı içinde yer alır. &lt;br/&gt; Sermaye piyasasının tipik özelliği ve para piyasasından ayrılan en belirgin niteliği bu piyasanın orta ve uzun vadeli fonlardan oluşmasıdır. Bu vade bir yıldan fazla olmalıdır. Sermaye piyasasından sağlanan krediler genellikle, işletmelerin bina, makine ve teçhizat gibi duran varlıklarının finansmanında kullanılır. &lt;br/&gt; Para piyasasında olduğu gibi sermaye piyasasının kaynakları da tasarruf sahiplerinin birikimleridir. Sermaye piyasasının en önemli ve yaygın araçları hisse senetleri ve tahvillerdir. &lt;br/&gt;1.2.2. Sermaye Piyasasının Çeşitleri&lt;br/&gt; Sermaye piyasası çeşitli kriterlere göre sınıflara ayrılabilmektir. &lt;br/&gt;1) Menkul kıymetlerin ilk kez piyasaya arz edilmiş olup, olmamalarına göre birincil ve ikincil, üçüncül ve dördüncül piyasalar olarak sınıflandırılabilir.&lt;br/&gt;Birincil Piyasa&lt;br/&gt; Hisse senedi ve tahvil gibi menkul değerleri ihraç eden şirketler ile alıcı</description></item><item><title>TÜRKİYE GARANTİ BANKASI A.Ş.</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-garanti-bankasi-a.s.-391223.html</link><description>Kuruluş Tarihi:9 Ekim 1990&lt;br/&gt;Sermayesi:10.000.000.000.000.- TL&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;Ortaklık Yapısı:% 100 Türkiye Garanti Bankası A.Ş.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ŞİRKET YAPISI VE ORTAKLARI&lt;br/&gt;      3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre kurulmuş olan Garanti Finansal Kiralama A.Ş. (Garanti Leasing); her türlü makine, ekipman, araç ve diğer yatırım mallarının finansal kiralama işlemlerini yapmaktadır.&lt;br/&gt;     Garanti Leasing, Türkiyenin en büyük holdinglerinden biri olan Doğuş Holding A.Ş. bünyesinde kurulmuştur. Garanti Leasingin sermayesinin %100üne Türkiye bankacılık piyasasının lideri olan Garanti Bankası A.Ş. sahip bulunmaktadır.&lt;br/&gt;     Garanti Leasing; Türkiye çapında yayılmış müşterilerine, İstanbul Genel Müdürlüğü, Ankara, İzmir, Adana, Antalya ve Bursada beş temsilciliği ile doğrudan ulaşmaktadır. Ayrıca Garanti Bankasının ülke çapındaki tüm şubeleri aracılığı ile de müşterilere ulaşılabilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GENEL  MÜDÜR&quot;ÜN MESAJI&lt;br/&gt;     Biz GARANTİ LEASING olarak her zaman yeni stratejileri hedefliyoruz. &lt;br/&gt;     Vizyonumuz &quot;İlk akla gelen global leasing şirketi olmak&quot;... Bu vizyon önümüzdeki beş yıl içinde ulaşmayı hedeflediğimiz yeri bize gösteriyor. Leasing sektörü önümüzdeki dönemde çok karlı bir iş alanı olacaktır. Yeterli insan kaynağı ve teknoloji yatırımlarını planlayan ve gerçekleştiren şirketler avantajlı olacaklar. Bu doğrultuda biz programımızı çizdik ve geleceğe bakıyoruz.&lt;br/&gt;     Eğitim ve teknolojiye yaptığımız yatırımlarla çalışanlarımızın yeteneklerini geliştiriyoruz, çalışma bilincini teşvik ediyoruz. Biliyoruz ki insan kaynağımız, en büyük desteğimizdir.&lt;br/&gt;Bu noktada Leasinge konu olan mal gruplarında deneyimli ya da üniversiteden mezun olan genç arkadaşları sektörümüze kazandırmaya çok önem veriyoruz.&lt;br/&gt;     Garanti Leasing; &quot;gelişmeye ve geliştirmeye&quot; açık, &quot;müşteri hizmetini&quot; ön planda tutan, &quot;ekip çalışması&quot; bilincine sahip, &quot;sorumluluk&quot; almakta istekli arkadaşlarla çalışmaya ve hedeflerini sürekli ileriye taşımaya hazır...&lt;br/&gt;  Ferruh EKER &lt;br/&gt;GENEL MÜDÜR&lt;br/&gt;Leasing Avantajlar</description></item><item><title>BANKA BİRLEŞMELERİ VE DEVRALMALARI SORUNLAR, ÖNLEMLER VE ÖNERİLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?banka-birlesmeleri-ve-devralmalari-sorunlar,-onlemler-ve-oneriler-445644.html</link><description>BANKA BİRLEŞMELERİ VE DEVRALMALARI SORUNLAR, ÖNLEMLER VE ÖNERİLER &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II.Birleşmelerin Önündeki Engeller&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Sektörü tam rekabetten uzaklaştıran sınırlayıcı düzenlemeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Sektöre giriş çıkışların önündeki engeller&lt;br/&gt;b)Tasarrufa tam güvence sağlanması&lt;br/&gt;c)Kamu bankalarının sektördeki ağırlığı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Banka Birleşmeleri ve Vergi Uygulamaları &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Kurumlar Vergisi&lt;br/&gt;b)Damga Vergisi&lt;br/&gt;c)Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi&lt;br/&gt;d)Harçlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Sermaye Piyasalarına ilişkin düzenlemeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Şirket halka açıklık oranlarının düşük olması&lt;br/&gt;b)Bankaların ortaklık yapıları ve banka sahibi olan grupların aralarındaki rekabet&lt;br/&gt;c)Hukuki altyapıya güvensizlik&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.Rekabet Kurulu&quot;ndan izin alınması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.Kurum kültürleri arasındaki farklılıklar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6.Uluslararası muhasebe standartlarına tam olarak uyumun olmayışı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III.Öneriler:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Sektörü tam rekabet ortamına yaklaştıracak düzenlemeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Sektöre giriş çıkışların esnek hale getirilmesi&lt;br/&gt;b)Mevduat güvence sisteminin yeniden yapılandırılması&lt;br/&gt;c)Kamu bankalarının rekabeti bozucu faaliyetlerinin minimuma indirilmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.   Banka Birleşmeleri ve Vergi Uygulamaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Kurumlar Vergisi&lt;br/&gt;b)Damga Vergisi&lt;br/&gt;c)Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi&lt;br/&gt;d)Harçlar ve diğer vergiler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Sermaye Piyasasına ilişkin düzenlemeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Halka açıklığın kapsamını genişletmek&lt;br/&gt;b)Hukuki alt yapıyı iyileştirmek&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. Rekabet Kurulundan izin şartının kaldırılması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5. Birleşme sonrası yeniden yapılandırma ve kurumsal kültür oluşturma&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6. Uluslararası muhasebe standartlarına uyum&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7. Diğer Öneriler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IV  . Bankalar   Kanunu  hükümleri  uyarınca  Tasarruf  Mevduatı  Sigorta Fonu&quot;na&lt;br/&gt;       Devredilen bankaların yerli ve/veya yabancı üçüncü kişilere satılabilmesi için &lt;br/&gt;       alınması gerekli tedbirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bilindiği gibi dünya ekonomisinde özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerinde ortaya çıkan gelişmelerin yarattığı etkiler çok çeşitli açılardan ortaya çıkabilmektedir. Ülkelerarası ilişki-lerin gelişmesi sınır kavramının ortadan kalkmasına neden olurken, pazarlarda ortaya çıkan farklılıklardan yararlanmak adına özellikle yeni faaliyet alanlarında ekonomik ölçek tanım ve kavramlarında değişikliklerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Diğer bir ifade ile paylaşma ve buna bağlı büyüme stratejilerinin güncelleşmesi gerçeği ile karşılaşılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu yaklaşımın yaygınlık kazanmasına bağlı olarak finans sektöründe de dünya genelinde birleşme ve satın almalar yaşanmıştır. OECD rakamlarına bakıldığında ilk on sektör arasında yer alan bankacılık ve finans sektöründe 1998 yılında 317 işlemde 50.8 milyar dolarlık değer konuşulmuştur. Yine ülkemizde özellikle bankacılık sektörüne bağlı bir ortaklık yapılanması-na sahip olan sigortacılık açısından ise 124 işlemde 37.9 milyar dolarlık bir hacim ortaya çıkmıştır. Ülkemizde de dünya ekonomisindeki gelişmeler paralelinde birleşmeler ve satın almalar gündemde daha fazla yer almaya başlamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu bağlamda bankaların birleşmesi ve özellikle fon denetiminde faaliyetlerini sürdürmekte olan bankaların devralınması işlemlerinin yapılabilmesi açısından sadece dünyada ortaya çıkan trendler yeterli olmamakta, ülke özelinde konuya ilişkin düzenlemelerin yapılmasını da gerekli kılmaktadır. Bu nedenle bankaların birleşmesi ve devralınması gibi hususlarda etkili olan noktaların belirlenmesi ile bu belirlemelere bağlı çözümlerin üretilmesi amacına yönelik değerlendirmeler yapılması Birliğimiz tarafından benimsenmiş ve konuya ilişkin üyelerimizin de görüşlerinden yararlanmak suretiyle iş bu çalışma hazırlanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çalışma sektörel anlamda birleşme ve devralmalar açısından mevcut engellerin ortaya kon-ması, bu engellerin aşılmasını teminen alınması gereken tedbirler ve yapılmasında gereklilik bulunan değişiklikler ile özellikle fon denetiminde faaliyette bulunan bankaların devredilerek ekonomiye kazandırılması açısından alınması gereken önlemler başlıklandırılması ile hazır-lanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II.Birleşmelerin Önündeki Engeller&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Sektörü tam rekabetten uzaklaştıran sınırlayıcı düzenlemeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B</description></item><item><title>BANKACILIKTA ŞEFFAFLIĞIN ÖNEMİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilikta-seffafligin-onemi-uzerine-bir-degerlendirme-444895.html</link><description>I. Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeni global finansal sistemin yapılanmasında, hem piyasaların hem de ulusal ve uluslararası kuruluşların etkin ve rekabetçi olarak faaliyetlerini sürdürmelerinde şeffaflık giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Piyasaların entegrasyonu artıkça yayılma etkisi nedeniyle bir ülke ya da bölgedeki gelişmeler çok kısa sürede ve hızlı biçimde başka bir bölge ya da ülkeye(lere) yayılabilmektedir. Özellikle uluslararası finansal kuruluşlar yabancı yatırımları çekmek isteyen gelişmekte olan ülkelerin hem şirketler hem de kamu kurumlarından talep etmeleri gereken bilgilere ilişkin önemli tavsiyelerde bulunmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şeffaflık, ekonomi ve maliye politikalarında sürekli tartışılan konulardandır. Piyasa katılımcıları, ulusal otoriteler ve uluslararası finansal kuruluşlar şeffaflığın artırılmasının önemi üzerinde durmakta, ancak uluslararası kabul görmüş standartlarla uyumlu çok az izleme mekanizması bulunmaktadır. Bir başka deyişle şeffaflık konusu yeterince netlik kazanmış değildir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şeffaflığın artırılmasının yararları ve gerekli olduğu yönünde önemli nedenler bulunmaktadır. Ayrıca şeffaflık bir etik zorunluluk olarak da görülmektedir. Politika yapanlar arasında refah ve büyümenin sürdürülebilmesine yönelik mekanizmalar içinde şeffaflığın önemi giderek daha fazla anlaşılmaktadır. Ekonomik alanda güvenilir ve doğru zamanlı (güncel) bilginin elde edilebilirliği hem kaynak dağılımının düzeltilmesi hem de verimlilik ve büyüme üzerinde olumlu etki yaratmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son dönemdeki finansal krizlere ilişkin literatür incelendiğinde, şeffaflığın yeterli düzeyde olmaması, söz konusu krizlere neden olan ya da ortaya çıkmalarına katkıda bulunan faktörlerden birisi olarak gösterilmektedir. Yine literatürde şeffaflık, iyi yönetim ve ekonomik istikrar arasındaki muhtemel bağlantıların da altı çizilmiştir. Bu çerçevede, daha açık ve kapsamlı bilgi paylaşımının kamuoyunun politik kararlar hakkında bilgi sahibi olmasına imkan vereceği, hükümetlerin hesap verebilirliklerini artıracağı, rüşvet ve yozlaşmanın azaltılmasına yardım edeceği ileri sürülmektedir. Öncelikle demokratik toplumlarda sadece finansal piyasalarda değil aynı zamanda daha geniş anlamda yönetim alanında da şeffaflığın artırılmasına yönelik düzenlemeler benimsenmektedir. Çünkü kötü yönetimin yarattığı negatif etkiler ele alındığında, şeffaflığın artırılmasının hem piyasaların etkin olarak işlemesi hem de iyi yönetim anlayışının yerleştirilmesi yoluyla kamuoyunun yararına olacağı düşünülmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ancak, önemli yararlarına karşın, şeffaflığın artırılması pek de kolay olmamaktadır. Özellikle bilginin dolaşımının sağlanması için gerek düzenleyici kurallar gerekse  teşvikler oluşturulması yoluyla kamuoyu bilgilendirmelerinin özendirilmesi gerekmektedir.  Bir hükümet ya da bir özel şirket kendi kurumsal çıkarları dolayısıyla şeffaf olunmasını haklı bulabilecek olsa dahi söz konusu kurumlarda çalışanlar kurumla ilgili yetersizliklerinin saklanması, mevcut iş olanaklarının korunması ya da gereksiz araştırmalarla kamuoyunun huzurunun bozulmak istenmemesi gibi sebeplerle gizliliği tercih edebilirler (Stiglitz: 1998). Hatta bir hükümet ya da şirket finansal rezervleri hakkında gerçeği söylememekte ise (ki böylece bir finansal kriz riskini alıyor demektir) bunu yapması için görünür teşvikler mevcut demektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çoğu zaman bilgi elde edilmesi, örneğin hükümetin ya da şirketin yardımı olmadan olanaksız olabildiğinden şeffaflığın sağlanmasındaki en önemli unsur güçlü teşviklerin bulunmasıdır. Çünkü gönüllü olarak bilgi sağlanması çok sık görülen bir davranış şekli değildir. Örneğin, ulusal hesaplar ya da şirket hesapları ancak kamuoyunda yayımlanmaları halinde şeffaf olabilecektir. Ne var ki bu yönde zorlayıcı düzenleme ya da teşvik olmaması halinde şeffaflık sağlanamayacaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada şeffaflık konusunda literatürdeki çalışmalar incelenmekte ve daha fazla şeffaflığın finansal istikrarın sağlanmasındaki rolü üzerinde durulmakta ve mevcut bilgi eksikliklerinin altı çizilmektedir. Bilginin n</description></item><item><title>BANKALARARASI TAKAS ODALARI MERKEZİ ELEKTRONİK TAKAS SİSTEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankalararasi-takas-odalari-merkezi-elektronik-takas-sistemi-353276.html</link><description>BANKALARARASI TAKAS ODALARI MERKEZİ ELEKTRONİK TAKAS SİSTEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3167 Sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi&lt;br/&gt;     ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında &lt;br/&gt;     Kanun Madde 6 (Bankalararası Takas &lt;br/&gt;     Odaları Merkezi tüzel kişiliği)&lt;br/&gt; 1211 sayılı T.C. Merkez Bankası Kanunu &lt;br/&gt;     Madde 55&lt;br/&gt; T.C. Merkez Bankası tarafından çıkartılan&lt;br/&gt;     B.T.O.M. Yönetmeliği ve İzahnamesi</description></item><item><title>HALK BANKASININ TARİHÇESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?halk-bankasinin-tarihcesi-347007.html</link><description>HALK BANKASI&quot;NIN TARİHÇESİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    19. yüzyıl sanayi kapitalizmi, insanlık tarihinde o güne kadar görülmemiş bir ekonomik ve teknolojik gelişmeyi sağlamış olmasına karşılık, toplum hayatı açısından beklenen sağlıklı gelişmeleri ne yazık ki hazırlayamadı.Bu gelişmenin;dengeli, istikrarlı, sosyal barış ve güvenliği hakim kıldığı toplum düzenini gerçekleştiremediği, iktisadi gelişme ve büyümenin ürünlerini geniş kitlelere yayıp refahı arttıramadığı, yoksullaştırarak iki sınıflı, çatışmalı bir toplum düzenine yol açtığı tarihi bir vakıadır.Bu gelişmenin konumuz açısından dikkate değer yanı, toplumun geniş kitlelerinin üretimdeki temsilcisi olan esnaf, sanatkar ve küçük ticaret erbabının, dev adımlarla ilerleyen sanayi kapitalizminin ezici rekabetine dayanamayarak, tezgah ve kepenklerini kapatmaya mecbur bırakılmaları ve nihayet toplumdaki sosyal ve iktisadi statülerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya getirilmiş olmalarıdır.&lt;br/&gt;    Batıda yaşanan sınıf çatışmaları, mücadelelerin ve zıtlıkların neden olduğu toplumsal çalkantıların devlet düzenini ve toplum bütünlüğünü tehdit ettiği, bu toplumsal tablo karşısında; düşünürler, iktisatçı ve sosyal siyasetçiler, dengeli barışçı, güvenli ve kalıcı toplum özlemiyle, yeni toplumsal düzen arayışlarına yönelmişlerdir.Toplumsal çelişki ve çatışmaların yaygınlaştığı, birbiriyle uzlaşmaz iki sınıflı toplum yaşamının insanı mutlu kılmadığı; bir başka ifadeyle,  toplumsal huzursuzlukların asıl kaynağının, iki sınıflı toplum yapısının bizatihi kendisi olduğu düşüncesine kapılan düşünürler; dengeli, sosyal, barış ve güvenliğin hakim kılındığı kalıcı bir toplum yapısının, ancak bu iki sınıf arasında, bir denge unsuru olarak, toplumun geniş kesimlerini kapsayan bir &quot;orta sınıf&quot;ın var olması, korunması ve güçlendirilmesiyle mümkün olacağına dikkat çekmişlerdir.&lt;br/&gt;    Halk Bankacılığı ve Halk Kredi Sistemi, sosyal ve iktisadi hayatta&quot;orta sınıf&quot;ın güçlendirilmesi ve etkim kılınması amacına yönelik politikaların önemli bir unsuru olarak geliştirilmiş ve uygulamaya sokulmuştur.&quot;Orta sınıf &quot;olarak adlandırılan esnaf, sanatkar, küçük ticaret erbabı, memur ve geçimini emeğe dayandıran diğer toplum kesimlerinin, bir sosyal denge unsuru olarak korunması ve geliştirilmesi; bu kesimin üretimdeki temsilcisi olan küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin mali bünyelerinin güçlendirilmesi ve olumsuz iktisadi şartlar karşısında dirençlerinin artırılması, ancak güçlü bir kredi kuruluşunun desteği ile mümkün görülmüştür.İşte bu çağımıza has ihtiyaçtır ki, mesleki küçük kredi ve Halk Bankacılığı anlayışına vücut vermiştir.Başlangıçta Batı gelişimini gözlediğimiz Halk Bankacılığı; sosyal, iktisadi, ve hatta siyasal amaçlı farklı bir bankacılık anlayışının ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır.Bu nedenle Halk Bankacılığı para ticareti yapan bir kurum olarak ortaya çıkan klasik bankacılık anlayışıyla karıştırılmamalıdır; çünkü, Halk Bankacılığı, ekonomik amaçlara değil sosyal amaçlara yönelen farklı bir bankacılık anlayışından doğmuştur.Bu öyle bir bankacılık anlayışıdır ki emeğiyle küçük sermayesini birleştirerek üreten kesimlerin mevcudiyetini korumak ve geliştirmek amacına yöneliktir.Şahsi teşebbüsün teşvik, teşebbüs erbabının iş hayatına aktif bir şekilde katılmasını mümkün kılar.Böylece gizli kalmış üretim değerleri iktisadi hayata kazandırılarak geniş üretim ve istihdam olanaklarının yaratılması sağlanmış olur.&lt;br/&gt;    Orta sınıfın sosyal ve iktisadi durumlarının güçlendirilmesi ve geleceğinin güvenceye bağlanması yönünde çetin mücadelelerin verildiği Batı dünyasında ilk ve önemli adımlar Almanya&quot;da atılmış;Fransa, Belçika, İsviçre ve İtalya gibi kıta Avrupası ülkelerine kısa sürede yayılmış ve çağdaş gelişimi etkileyen klasik örneklerde bu ülkelerde oluşturulmuştur.Schulze Delitzsch (1808-1888), Almanya&quot;da sanayi kapitalizminin ezici rekabeti karşısında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan; esnaf sanatkar ve küçük ticaret erbabının, bir toplumsal denge olarak korunması ve güçlendirilmesi düşüncesinden hareketle, bu kesi</description></item><item><title>AKBANK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?akbank-453399.html</link><description>Akbank &lt;br/&gt;Hakkımızda &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vizyon, Misyon ve Hedefler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vizyon&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiyenin her yönde uzmanlaşmış lider bankası olmaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Misyon&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türk ekonomisinin ve finansal sisteminin gelişimine, kapsamlı, yaratıcı, yenilikçi, kişi ve kurumlara özel, çeşitli piyasa segmentlerinin beklentilerini ve gereksinimlerini karşılayan yüksek derecede ihtisaslaşmış kaliteli ürün ve hizmetlerin sunumu ile katkı sağlamaktır. &lt;br/&gt;Hedefler &lt;br/&gt;*Güçlü büyüme ile hissedarlara değer yaratmak,&lt;br/&gt;*Karlılığını ve sağlam bilanço yapısını korumak, &lt;br/&gt;*Yüksek seviyede müşteri tatmini sağlamak, &lt;br/&gt;*Çalışanının gelişimini desteklemek, motivasyon ve iş tatmini yaratmaktır. &lt;br/&gt;Akbankın Güçlü Temelleri &lt;br/&gt;*Türkiyenin en karlı özel sermayeli bankasıdır. &lt;br/&gt;*Ülke notunun üstünde kredi notuna sahiptir.&lt;br/&gt;*Türkiye geneline yayılmış 633 şubesi vardır. &lt;br/&gt;*Kalıcı ve yaygın fonlama tabanına sahiptir. &lt;br/&gt;*Geniş müşteri portföyü ve yeni müşteri edinme potansiyeline sahiptir. &lt;br/&gt;*Güçlü sermaye yapısına ve %36,24 gibi yüksek bir sermaye yeterlilik rasyosuna sahiptir. &lt;br/&gt;*Yaygın ve çeşitlendirilmiş kredi portföyüne ve %1,55 gibi çok düşük bir sorunlu kredi oranına sahiptir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Başlıca Finansal Göstergeler&lt;br/&gt;                     (tutarlar trilyon TL olarak TL nin 31 Aralık 2004 tarihindeki satın alma gücü ile belirtilmiştir)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Toplam aktifler            34.913&lt;br/&gt;               Mevduat            19.918&lt;br/&gt;                 Krediler           12.939&lt;br/&gt;        Öz kaynaklar             6.227&lt;br/&gt;   Vergi öncesi kar             1.497&lt;br/&gt;                 Net kar             1.021&lt;br/&gt;  Hisse başına kar               680&lt;br/&gt;Özkaynak karlılığı            %17,1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kısaca Akbank&lt;br/&gt;Güçlü sermayesi, istikrarlı mevduat yapısı, ucuz maliyetli yabancı kaynak temin olanakları ile aktiflerinde gerçekleştirdiği güçlü büyüme, Akbankı özel sektörün en karlı bankası haline getirmiştir. 2004 yılı sonunda brüt kar 1.497 trilyon TL (yaklaşık 1.093 milyon ABD Doları) ve toplam aktifler 34.913 trilyon TL (yaklaşık 25.490 milyon ABD Doları) olarak gerçekleşmiştir. Bankanın Sermaye Yeterlilik Rasyosu, %36,24 ile sektördeki en yüksek oranlardan biridir. &lt;br/&gt;1948 yılında kurulan Akbank, 2004 yıl sonu itibariyle karlılık ve piyasa değeri açısından Türkiyenin en büyük özel sektör bankasıdır.&lt;br/&gt;Akbank, temel bankacılık hizmetlerinin yanı sıra, bireysel, ticari, kurumsal, özel bankacılık ve uluslararası ticaretin finansmanı hizmetlerini sunmaktadır. Bankacılık dışı finansal hizmetler ile sermaye piyasası ve yatırım hizmetleri ise, Bankanın Ak Yatırım Menkul Değerler, Ak Yatırım Ortaklığı, Ak Portföy Yönetimi ve Ak Emeklilik gibi iştirakleri tarafından verilmektedir. &lt;br/&gt;Akbank, faaliyetlerini, İstanbuldaki Genel Müdürlüğü ve yurt çapındaki 13 Bölge Müdürlüğü aracılığı ile sürdürmektedir. Toplam 633 şubesi ile yurtiçinde güçlü ve yaygın bir dağıtım ağına sahip olan Akbank, hizmetlerini geleneksel dağıtım kanalları olan şubelerin dışında, Bireysel ve Kurumsal İnternet Şubeleri, Telefon Bankacılığı Şubesi, 1.440 ATM, 125 BTM, 190.000 POS terminali ve son teknoloji kanalları kiosk, cep telefonu ve cep bilgisayarı aracılığı ile de sunmaktadır. Ayrıca, şube içinde şubeye destek amacıyla müşterilerin İnternet ve Telefon şubelerini kullanmaları için, bu kanalları kapsayan &quot;Özgür Bankacılık Alanı&quot; adı altında bir bölüm ayrılmıştır.&lt;br/&gt;Akbankın Almanyada yedi (Frankfurt, Hannover, Hamburg, Stuttgart, Essen, Münih ve Berlin), Maltada bir şubesi ve Hollandada Akbank International N.V. adında bir bankası bulunmaktadır. Londrada kurulu Sabancı Bankın %37sine sahip olan Akbankın, ayrıca Pariste bir temsilciliği vardır. Akbank, Ocak 2005te, daha önce %39,99una sahip olduğu, İstanbulda kurulu BNP-Ak-Dresdner Bankın geriye kalan %60 hissesinin satın alınmasına yönelik hisse satış ve satınalma sözleşmesini yabancı ortaklarla imzalamıştır.&lt;br/&gt;Güçlü sermayesi, istikrarlı mevduat yapısı, ucuz maliyetli yabancı kaynak temin olanakları ile aktiflerinde gerçekleştirdiği güçlü büyüme, Akbankı özel sektörün en karlı bankası haline getirmiştir. 2004 yılı sonunda brüt kar 1.497 trilyon TL (yaklaşık 1.093 milyon ABD Doları) ve toplam aktifler 34.913 trilyon TL (yaklaşık 25.490 milyon ABD Doları) olarak gerçekleşmiştir. Bankanın Sermaye Yeterlilik Rasyosu, %36,24 ile sektördeki en yüksek oranlardan biridir.&lt;br/&gt;The Banker ve Euromoney dergileri, 2004 yılında, Akbankı &quot;Türkiyenin En İyi Bankası&quot; seçmişlerdir. Daha önceki yıllarda da Akbank çeşitli defalar The Banker ve Euromoney dergileri tarafından &quot;Türkiyenin En İyi Bankası&quot; seçilmiştir. &lt;br/&gt;Ülke</description></item><item><title>AVRUPA MERKEZ BANKALARI SİSTEMİ VE MİLLİ MERKEZ BANKALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?avrupa-merkez-bankalari-sistemi-ve-milli-merkez-bankalari-439709.html</link><description>Avrupa Merkez Bankaları Sistemi ve Milli Merkez Bankaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa  Ekonomik ve Parasal Birliği&quot;nin  1999 yılında başlayacak 3. aşamasından önce Birlik üyesi ülkelerin merkez bankası statüleri ve ilgili mevzuatının Maastricht Andlaşması (bundan böyle yanlızca Andlaşma) ve Avrupa Merkez Bankaları Sistemi (AMBS) Statüsü   hükümleriyle uyumlu hale getirilmesi Andlaşmanın 108. maddesinde öngörülmüştür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Madde 108&quot;de üye ülkelerin  kendi mevzuatını Avrupa Para Birliği&quot;nin gereklerini karşılamak üzere Andlaşma hükümlerine uyumlu hale getirmeleri hükme bağlanmıştır. Buna göre; &quot;Her üye devlet, kendi milli merkez bankasının statüsü de dahil olmak üzere milli mevzuatının bu Andlaşma ve AMBS statüsü ile en geç AMBS&quot;nin gerçekleştirilmesi tarihine kadar uyumlu olmasını gözetir&quot; .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Parasal Birliğin 3. aşamasının 1 Ocak 1999 tarihinde başlamasıyla birlikte, Avrupa Merkez Bankası (AMB) ortak para politikasını uygulamaya geçireceğinden, Andlaşmanın 108. maddesi bu tarihte geçerlilik kazanacaktır. Ancak milli merkez bankalarının bağımsızlığının oluşturulması yönünde, Andlaşmanın 109e (5) maddesinde milli merkez bankaları statüleri ile Andlaşma ve AMBS statüsü arasındaki uyum sağlama sürecinin daha önceden başlayabileceği öngörülmüştür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Madde 109e(5)&quot;de;  &quot;Ikinci aşama süresince her üye devlet gerekli olduğu takdirde merkez bankasını bağımsızlığa götürecek olan süreci 108. madde uyarınca başlatır&quot; denilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa Para Enstitüsü (APE), Andlaşma hükümlerinde yer alan kriterlerin üye ülkelerce ne ölçüde karşılandığı ve bu kriterlere uyumun sağlanmasında kaydetmiş oldukları ilerlemeleri, Andlaşma&quot;nın 109j(1) maddesinde öngörüldüğü üzere Avrupa Birliği Konseyi&quot;ne rapor etmekle yükümlüdür. Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin merkez bankaları statüsü ve yasal mevzuatında, Andlaşma ve AMBS statüsü hükümleri gereğince yapacakları uyum çalışmalarını APE&quot;nin danışmanlığında sürdürmektedirler .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada, merkez bankasının bağımsızlığı konusunda milli merkez bankaları statüleri ile Andlaşma ve AMBS statüsünde öngörülen hükümler arasında  gerekli uyumun sağlanması yönünde, üye ülkelerin mevcut durumlarına ilişkin bir değerlendirme yapılmıştır. Hiç kuşkusuz, milli merkez bankalarının AMBS&quot;nin birer parçası durumuna gelmesi için sadece merkez bankaları statülerinde sağlanan  bir uyumun yeterli olacağı düşünülmemelidir. Milli merkez bankaları statüleri dışında, üye ülkelerin çeşitli  mevzuatı da (Örneğin; Iş Kanunu, Bütçe Kanunu vb.) Andlaşma ve AMBS statüsü ile uyum gerektiren hükümler taşıyabilmektedir. Ancak bu çalışmada sadece Andlaşma ve AMBS statüsünün, merkez bankasının bağımsızlık kimliği ile ilgili hükümleri gereği milli merkez bankaları statülerinde uyum sağlanmasını gerektiren konulara yer verilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. Merkez Bankası ve Kamu Sektörü İlişkisini  Düzenleyen Andlaşma Hükümleri  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Maastricht Andlaşmasının yapılmasından sonra geçen dönemde, Birlik üyesi birçok ülke, Andlaşmanın 108 ve 109e(5) maddeleri gereği, kendi merkez bankaları statülerini Andlaşma hükümleriyle uyumlulaştırma çabası içinde olmuşlardır. Bu konuda en hızlı gelişme ise Andlaşmanın merkez bankaları ve kamu sektörü ilişkisini düzenleyen  hükümleri gereği yapılan uyum çalışmalarında sağlanmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Merkez bankalarının kamu sektörüne kredi açması ve finansal kurumlara başvurmasında ayrıcalık tanınması, parasal istikrarın sağlanması için yapılacak uyum çalışmalarıyla bağdaşmayacağı için, Parasal Birliğin ikinci aşamasından itibaren bu tür uygulamalar yasaklanmıştır. Dolayısıyla, Adlaşmanın 109e maddesi gereğince,  1 Ocak 1994 tarihi itibariyle, üye ülkelerin merkez bankaları ve AMB tarafından, Birlik kurum ve organları ile üye ülkelerin kamu otoritelerine kredi verilmesini  ve  yine birlik kurum ve organları  ile üye ülke kamu otoritelerinin mali kurumlara başvurmasında ayrıcalık tanıyan hükümlerin kaldırılmasını öngören Andlaşmanın 104 ve 104a maddeleri uygulanmaya başlanmıştır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Merkez bankası ile kamu sektörü arasındaki ilişkiyi düzenleyen Andlaşma</description></item><item><title>MERKEZ BANKASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?merkez-bankasi-373945.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;Günümüzde tüm ülkelerde, mali yapıyı oluşturan kurumların tepesinde Merkez Bankaları yer almaktadır. Bu bankalar,ülkedeki banka ve parasal yapının düzenleyicileridir. Merkez Bankaları sadece emisyon hacmini kontrol eden kurumlar gibi görülseler bile yüklendikleri görevler çok daha ağır ve ülke geleceği için bir o kadar da önemlidir. Ülkelerin gelecekte izleyecekleri ve izledikleri politikalar sayesinde büyüme kaydedecekleri ve kalkınacakları politikaların belirlendiği kurum Merkez Bankalarıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde ise Merkez Bankası, hükümetin para ve kredi politikasını yürütme de yardımcı olan veznedarlık görevini üstlenmiş,devletin iktisadi ve mali danışmanlığını yapan kurum niteliğindedir. Aynı zamanda MB&quot; sı para ve sermaye piyasasında da etkin rol oynamaktadır. Biz çalışmamızda Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası&quot;nın Tarihsel gelişiminden başlayarak,görev ve yetkileri,Politika uygulamakta önemli bir etken olan bağımsızlığına ve uygulayacağı politikalarla ekonomiye nasıl etki edeceğe,hangi araçları kullanarak nasıl sonuçlar elde edeceğine değineceğiz. Bu çalışmayı yaparken,literatür taraması yaparak bazı çıkarımlarda bulunmayı amaçlamaktayız. Güncel Merkez Bankası Raporları da araştırmamızda bize yol gösterici kaynak olacaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1) TCMB&quot;NİN TARİHÇESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MB&quot;ları her ülkede 4 ana işlevi yürütmek üzere kurulmuştur. Bu amaçlar onların ekonomideki rollerini belirler. Bunlar;&lt;br/&gt;- Ülke içinde para arzını yani para piyasasını belirleme&lt;br/&gt;- Bankacılık sistemini denetleyerek, ülke kredi hacmini ve dağılımını ayarlamak&lt;br/&gt;- Ülkenin altın ve döviz rezervlerini düzenlemek ,diş ödemeleri yönetmek&lt;br/&gt;- Devletin haznedarlığı yada mali ajanlığını yapmaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TCMB&quot; sının geçmişi ise bu görevleri yerine getirmek maksadı ile Osmanlı İmparatorluğu Döneminden günümüze gelmiştir. 19. yüzyılda Osmanlı İmp.&quot;da iki kez kağıt para basılmış fakat para ekonomisinin ve kredi hacminin geniş olmamasından dolayı para sadece değişim aracı olarak görülmüştür. Daha sonraki dönemlerde ise MB&quot; sı görevlerini yerine getirecek bir bankaya ihtiyaç duyulmuş ve 1863 yılında yabancı sermaye ile &quot;Osmanlı Bankası&quot; Fransa ve İngiltere ortak sermayesi ile hayata geçmiştir. Bu banka, piyasaların gelişmesinde etkin rol oynamamış ancak Osmanlı&quot;nın dış borç bulmasına yardımcı olmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cumhuriyetin ilanından sonraki ilk yıllarda ekonomik durumun yeni bir banka kurmaya olanak vermemesinden dolayı Osmanlı Bankasının banknot basma imtiyaz süresi 1935 yılına kadar uzatılmış ve hükümet bu süre içinde kağıt para çıkarmamayı taahhüt etmiştir. Banka,devletin haznedarlığını yapacak,hazine bonolarını iskonto edecekti hazinenin ödemelerinden sorumluydu. Ancak,TC banknot ihraç edecek bir banka kurarsa Osmanlı Bankası&quot;nın itiraz hakkı olmayacaktır. TCMB&quot; SI 1715 sayılı kanunla 3 Ekim 1931&quot;de kurulmuştur ve 30 yıl banknot ihraç etme imtiyazına sahip olmuştur,bu 1995&quot;te yapılan değişikle 1999&quot;a,1994&quot;te yapılan değişikle ise süresiz uzatılmıştır.1715 sayılı kanunla bankanın temel görev ve yetkileri şöyledir;&lt;br/&gt;- Banknot imtiyazını tek elden yürütmek&lt;br/&gt;- Ülkenin ekonomik gelişmesine yardımcı olmak&lt;br/&gt;- Reeskont oranını tespit etmek&lt;br/&gt;- Para piyasası ve tedavülünü düzenlemek&lt;br/&gt;- Hazine işlemlerini yapmak&lt;br/&gt;- Milli paranın iç ve dış değerini korumaktır.&lt;br/&gt;1715 sayılı kanunu günün koşullarına uygun hale getirmek için çeşitli düzenlemeler yapılmış ancak bu düzenlemeler Hazine ve KİT&quot;lere daha fazla kredi verilmesini sağlamaya yönelik olmuştur. Bu sebeple bankanın amacı etkin para politikası yürütmekten çok kamu kesiminin finansman açığını kapatmaya yönelik olmuştur. 1960&quot;lı yıllarda planlı dönemin başlamasıyla 1715 sayılı kanunda MB&quot;nin para ve kredi politikasının Planın öngördüğü ilkelere göre yürütülmesini sağlayacak düzenlemeler yapılmış ve 1211 kanunu yürürlüğe girmiştir(1970). Bu kanuna göre;MB&quot; sın daki Hazine hissesi %51 &quot;e kadar yükseltilmiş ve banknot basımı MB tekeline alınmıştır,paranın değerinin koruması ve ödünç para işlemlerini düzenler.&lt;br/&gt;1986 yılında Açık Piyasa İşlemlerinin yürütülebilmesi için yeni ihtiyaçları karşılayabilmek için 3291 sayılı kanun çıkarılmıştır,bu yasa ile TCMB&quot;nın bugünkü görev ve yetkilerini tanımlar. En son değişiklik ise geçen sene yapılarak MB&quot;nin KİT ve Hazineye açacağı kredi-avans oranı sıfırlanmıştır.(www.tcmb.gov.tr,15.11.2001)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2) MERKEZ BANKASI&quot; NIN GÖREVLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka,fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasının ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi beli</description></item><item><title>BANKALARDA SERMAYE ETERLİLİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankalarda-sermaye-eterliligi-343547.html</link><description>BANKALARDA SERMAYE YETERLİLİĞİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankacılık sektörü içinde bulunduğu dalgalı dönemden geçerken, kısa vadeli düzenleme ve planlarla idare edilemeyecek kadar önemlidir. Bu sektör, ülkemizde olduğu gibi sermaye yoğunlaşmasını tamamlayamamış, diğer bir deyişle, üretim ekonomisine sermaye aktarımında ciddi problemler yaşayan ülkelerde, gelişmiş ekonomilere nazaran daha büyük önem taşır. İşletme ve yatırım sermayesi yeterli olmayan ekonomimizde, üretime aktarılamayan ve zaten yetersiz olduğunu düşündüğümüz sermaye, bankalarımızın risk yönetiminde yetersiz kalması ile daha da azalmıştır. Bankalarımıza yol göstermesi ve gerekli düzenlemeleri getirmesi amacı ile kurulmuş bulunan BDDK, kuruluşundan bu yana çok kısa bir süre geçmesine rağmen, pek çok kararnameye ve tebliğe imza atmış bulunmaktadır. Bu düzenlemelerin bankacılıkta risk yönetimi ile ilgili olanlarının, uluslar arası bankacılık standartlarını belirleyen bağımsız bir kurum olan Bank for International Settlements&quot;ın çıkarttığı, ilki 1988 tarihli olan ve bankaların bulundurması gereken sermaye miktarının taşıdıkları risklerle daha yakın ilişkilendirilmesini hedefleyen Basel Anlaşması olarak adlandırılan kurallar bütününden esinlendiği açıktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yönetmeliğin amacının bankaların mevcut ve potansiyel riskler nedeniyle oluşabilecek zararlara karşı konsolide ve konsolide olmayan bazda yeterli özkaynak bulundurmalarının sağlanması olarak belirtildi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1988 yılında Bank for International Settlements (BIS) bünyesinde toplanan Basel Committee on Banking Supervision (Komite), Basel Accord adlı tasarı ile sermaye yeterliliğine uluslararası bir standart getirmiştir. 1992de yürürlüğe giren bu tasarı ile birlikte, tanımlanan sermayenin risk ağırlıklı aktiflere oranının minimum %8 olması öngörülmüştür.&lt;br/&gt;Zaman içinde uygulamada ortaya çıkan aksaklıklar ve son yıllarda yaşanan global krizlerin uluslararası düzeyde aktif bankaların taşıdığı risklerin boyutunu ortaya çıkarması, düzenlemenin yeterliliği konusunda soru işaretlerinin doğmasına sebep olmuştur. Böylece Komite, 1999da yeni bir sermaye yeterlilik sistemi önermiş ve yoruma açmıştır. Öneri, 1988-Basel Accordun sermaye gereğinin risk temeline dayandırılması yaklaşımını korumakta, ancak bankaların üstlendikleri risklerin daha gerçekçi bir şekilde yansıtılmasını ve bu risklerin gözetim ve denetim otoritelerince daha etkin izlenmesini amaçlamaktadır.&lt;br/&gt;Tasarı, uluslararası finans çevrelerinde pek çok tartışmayı da beraberinde getirmiş; gelen yorumların değerlendirilmesi sonucunda hazırlanan yeni taslak Ocak 2001de tekrar görüşlere açılmış, bu tasarıya da pek çok yorum gelmesi sonucunda yeniden revizyona gidilmiştir. Garanti Dergisi Eylül 2001 sayısında bu taslakları detaylı olarak incelemiştik. Bu yazımızda ise 2001 taslağını kısaca hatırlayıp, bu taslak üzerine yapılan son değişikliklere değinmeye çalışacağız. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mali sistemlerin güvenliğinin ve sağlının artırılması, Bankalar için rekabet eşitliğinin yaratılması, Riskler konusunda öncekine göre daha kapsamlı bir yaklaşım oluşturulması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Komitenin Ocak 2001 taslağına getirilen yorumlar sonrası Temmuz 2002de yaptığı değişiklikler: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Kredi kartı gibi bazı süreklilik arzeden bireysel krediler için daha riske duyarlı bir İç Değerlendirmeye Dayalı (İÇD) risk ağırlıklandırma eğrisi oluşturulması karara bağlanmıştır. &lt;br/&gt;*İÇD yaklaşımının en gelişmiş metodunu kullanan bankalar sermayeyi hesaplarken kredinin kalan vadesini göz önünde bulundurmak zorundalar, ancak ulusal mercilerin onayı ile küçük yerel borçlular bu kuralın dışında tutulabilecekler. &lt;br/&gt;*En çok eleştirilen maddelerden biri olan küçük ve orta ölçekli firmaların kredileri için gereğinden fazla sermaye ayrılması konusu haklı bulunmuş ve gerekli değişikliklerin yapılması onaylanmıştır. &lt;br/&gt;*Operasyonel risk minumum sermaye yeterliliğini hesaplamada kullanılacak bir gösterge olmaya devam edecek, ancak bazı esneklikler sağlanacak. &lt;br/&gt;*İÇD yaklaşımı içerisinde iki farklı (Temel ve Gelişmiş Yaklaşım) metodu kullanan bankaların ayıracakları sermayeler</description></item><item><title>BANKACILIKTA ETİK İLKELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilikta-etik-ilkeler-397893.html</link><description>Tebliğ No :  1012&lt;br/&gt;Tarihi     :   1 Kasım 2001&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye Bankalar Birliği &lt;br/&gt;Bankacılık Etik İlkeleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Etik, insanların kurduğu bireysel ve toplumsal ilişkilerin temelini oluşturan değerleri, normları, kuralları, doğru-yanlış ya da iyi-kötü gibi ahlaki açıdan araştıran ölçüler bütünüdür. Meslek etiği, meslek grubunu oluşturan bireylerin kendi aralarında ve toplum ile olan ilişkilerini düzenlerken; örgütsel etik, örgütün içinden ve dışından kaynaklanan sorunların çözümünde belirli kurallar getirerek örgüt içi davranış kültürünü tanımlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toplumda fon arz eden ve fon talep eden taraflar arasında birleştiricilik ve aracılık rolü oynayarak yatırım ve tasarruf işlevlerini gerçekleştiren bankaların aynı zamanda karlılık ve verimlilik ilkelerini amaç edinmiş olmaları, mesleki ve örgütsel alanda etik ilkelerine bağlı olarak çalışmaları zorunluluğunu getirmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankacılık sisteminin büyütülmesi, bankacılık hizmet kalitesinin arttırılması, kaynakların en iyi şekilde kullanılması, bankalar arasında haksız rekabetin önlenmesi amaçlarından yola çıkarak; bankaların gerek kendi aralarında ve diğer kurumlarla, gerekse müşteri ve çalışanları ile olan ilişkilerini etik ilkelere uygun şekilde düzenlemesi gerekmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. Amaç ve Kapsam &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Madde 1- Türk bankacılık sektörünü oluşturan bankalar bu metinle, gerek birbirleri, gerek müşterileri, gerekse de çalışanları ve diğer kurumlar arasındaki her türlü iş ve işlemlerde uygulanmak üzere, Bankacılık  Etik İlkelerini belirlemişlerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Etik ilkelerin temel amacı; bankacılık mesleğine toplumda mevcut saygınlık duygusunun sürekliliğinin sağlanması, meslek onuru olarak adlandırılan bu saygınlık duygusunun geliştirilerek sürdürülmesi ve bankacılık sektöründe istikrar ve güvenin korunmasıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III. Genel İlkeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Madde 2- Tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması, mali piyasalarda güven ve istikrarın sağlanması, ekonomik kalkınmanın gereklerini de dikkate alarak, mevduat ve kredi sistemlerini</description></item><item><title>HAZİNE-MERKEZ BANKASI İLİŞKİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hazinemerkez-bankasi-iliskileri-348467.html</link><description>HAZİNE-MERKEZ BANKASI İLİŞKİLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Hazinenin geleneksel fonksiyonu (Hazine işlemleri)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a-Hazinenin fonları mekan itibariyle denkleştirmesi:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hazine gelirlerinin toplandığı kasalardan bazılarının yapacakları ödemelere göre fazlaları, bazılarının açıkları vardır. Bütün sorun fazlalarla açıklar arasında bir denge kurabilme sorunudur. Vaktiyle bütün ödemeler nakit olarak yapılırken, defterdar ili içindeki mahalli idari birimlerin açıklarını, kasaları fazla gösteren idari birimlerin fazlaları ile telafi eder ve sonra başkente vilayetin genel durumu hakkında bilgi verirdi. Eğer vilayetin genel durumu açık gösteriyorsa merkezdeki kasadan vilayetin açığının kapatılması yoluna gidilirdi. Böylece vilayet ile başkent arasında çıkınlar içinde nakit hareketleri cereyan ederdi. Bu hareketler ulaştırma hizmetlerinin günümüzdeki kadar gelişmemiş olduğu devirlerde fazla zaman alırdı. Üstelik masraflı ve tehlikeli idiler. Masraflı idiler çünkü çıkınları ulaştırma araçları ile muhafız polis gözetiminde, devlet memurları eliyle götürür, getirirlerdi. Tehlikeli idiler, çünkü taşınan devlet paraları büyük olduğu için, her zaman bu paralara tamah edenlerle karşılaşılabilirdi.&lt;br/&gt;Bugün mekan itibariyle denkleştirme işlemleri hayli kolaylaşmıştır. Merkez Bankasının kuruluş kanununa göre Hazine işlemleri Merkez Bankasına bırakılmıştır. Merkez Bankasının memleketin çeşitli yerlerinde şubeleri vardır. Merkez Bankasının şubesi olan yerlerde nakit hareketleri Merkez Bankası tarafından yapılmaktadır. Diğer yerlerde bu işlemi Ziraat Bankası yapmaktadır. Her iki bankanın şube veya ajansının bulunmadığı yerlerde ise tediyat ve para getirip göndermek işlerini postaneler yürütmektedirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b-Zaman itibariyle denkleştirme:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Devlet gelirlerinin tahsilatı ile devlet giderlerinin ödenmesi arasında zaman itibariyle tam bir ahenk, paralellik yoktur. Devletin bazı giderleri istikrara kavuşmuştur, devamlılık ve kararlılık arzederler. Devletin memurlarına ödediği maaşlar, tahvil sahiplerine ödedikleri faizler, binalara ödedikleri faizler gibi. Buna karşın, devlet gelirlerinin en önemlisi olan vergiler her gün veya her ay eşit miktarlarda tahsil edilmezler. Özellikle gelir, kurumlar ve servet vergileri belirli zamanlarda ve taksitlerle tahsil edilir. Dolaylı vergiler ise, ithalata, ihracata, üretime, tüketime, ekonominin genel seyrine ve mevsimlik hareketlere göre, sağladıkları hasılat yönünden iniş ve çıkışlar kaydederler. İşte burada, Hazinenin fonksiyonu, devlet gelir ve giderlerini zaman itibariyle denkleştirmektir. Hazine bu denkleştirmeyi aşağıdaki kaynakların birine, birkaçına ve hepsine başvurmak suretiyle sağlar. Bu kaynaklar; devletin borçlanması yani tahvil satması, Hazine özel hesaplarına, bütçe emanetlerine, adi emanetlere başvurması, mahalli idare gelirlerindeki giderlere göre fazlaları kullanması, Hazinenin altın ve döviz stokunu yeniden değerlemesi, aracı kuruluşlar vasıtasıyla borçlanması, Hazinenin kısa vadeli borçlanması, yani, bono ihraç etmesi ve Merkez Bankasından bütçe giderlerinin belli bir yüzdesi oranında (%3) avans alması şeklinde kendilerini gösterirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-YER BAKIMINDAN HAZİNE İŞLEMLERİ: Bir ülkede her bölgede, her yörede aynı miktarda gelir elde edilememektedir. Bazı yerlerde gelirler giderlerden fazlayken bazı yerlerde de giderler gelirlerden fazladır. Ancak kamu hizmeti yapanlara yaptıkları hizmetin, kamu giderlerinin karşılığının ödeyebilmek lazımdır. Ancak bölgede yapılan giderler elde edilen gelirlerden fazlaysa bir problemle karşılaşılmaktadır. Devlet giderlerinin yapılmaması gibi bir durum söz konusu olamayacağından, kamu fonlarında denkleştirmeye gidilmesi, yeterli gelir elde edilemeyen giderlerin gelirlerden fazla olduğu bölgelere, gelirlerin giderlerden fazla olduğu bölgelerden para nakledilmesi gerekmektedir. İşte bu denkleştirme, (ahenkleştirme-uyumlaştırma) işlemine ( bu para nakline) &quot;yer bakımından hazine işlemleri&quot; denilmektedir.&lt;br/&gt;Hazine, paralarının nakli görevini 1930 yılında TC Merkez Bankasının kurulmasıyla, Merkez Bankasın</description></item><item><title>BANKACILIKTA BİRDEN ÇOK ALACAKLI FAALİYETİNE GLOBAL YAKLAŞIM İLKELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilikta-birden-cok-alacakli-faaliyetine-global-yaklasim-ilkeleri-444955.html</link><description>BANKACILIKTA BİRDEN ÇOK ALACAKLI FAALİYETİNE GLOBAL YAKLAŞIM İLKELERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu raporda sunulan ilkeler (sekiz ilke) birden çok alacaklının bulunduğu durumlar için en iyi çözüm yaklaşımları olarak değerlendirilmelidir. Belgede ayrıca söz konusu ilkeler hakkında hem genel hem de ilke bazında yorum ve açıklamalara yer verilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İlkeler ödeme sorunlarına ilişkin kanunların geliştirildiği tüm bölgelerde eşit derecede uygulanabilir iken, yorumların tüm bölgeler için kesin ve uygun olarak değerlendirilmesi gerekmemektedir. Bunlar ilkelerin doğru yorumlanabilmesi ve pratikte uygulanabilmesine yardımcı olmak amacıyla geliştirilmiştir. Yerel koşullara göre, hem ilkeler hem de yorumlara eklemeler yapılarak, desteklenebilirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İLKELER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.İLKE: Bir borçlunun mali sıkıntı içine girmesi halinde, uygulamanın mümkün olmadığı haller dışında, ilgili tüm alacaklıların, birbirleriyle işbirliği yapmaya ve hakkında bilgi alınıp, değerlendirilmesi ve borçlunun mali sorunlarının ortaya konup çözüm önerileri geliştirilebilmesi için borçluya, (sınırlı olmakla beraber) belli bir &quot;bekleme süresi&quot; vermeye hazırlıklı olması gereklidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.İLKE: Bekleme süresinde tüm alacaklılar, alacaklarının tahsili için herhangi bir adım atmama ya da (alacaklarının üçüncü bir tarafa cirosu yoluyla) borçluya açılan krediyi azaltmama konusunda anlaşmalı ancak bu süre içinde birbirlerine karşı göreli pozisyonlarında öne geçmek için bir girişim olmayacağından emin olmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.İLKE: Bekleme süresinde borçlu, bekleme süresi verilmesine karar verildiği günkü duruma kıyasla farklılık yaratacak şekilde, alacaklıların (bireysel ya da bir grup halinde) arasında farklılık yaratacak hareketlerde bulunmamalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.İLKE: Alacaklıların çıkarları, en iyi, mali sıkıntı içinde bir borçluya karşı uygulanacak eylem planında işbirliği yapılması ile korunabilir. Bunun için, bir yada daha fazla sayıda temsili komiteler oluşturulmalı, bu komitelere hizmet verecek profesyonel danışmanlarla anlaşılmalı ve uygun olan yerlerde ilgili alacaklıların da sürece katılımına olanak tanınmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.İLKE: Bekleme süresince borçlu, durumu hakkında doğru bir değerlendirme yapılarak, alacaklılara öneri götürülebilmesi için, alacaklılara ve/veya onların profesyonel danışmanlarına varlıkları, yükümlülükleri, işleri ve beklentileri hakkında tüm bilgilere doğru ve zamanında erişim sağlamalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6.İLKE: Borçlunun mali sorunlarının çözümüne yönelik öneriler ve ilgili alacaklılar arasındaki beklemeye ilişkin düzenlemeler, kanunlara ve bekleme süresi için anlaşılan gündeki göreli pozisyonlara uygun olmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7.İLKE: Borçlunun varlık, yükümlülük ve işlerine yönelik işlem amacıyla edinilen bilgiler ve mali durumunun düzeltilmesine yönelik öneriler, tüm alacaklıların bilgisine açık olmalı ve halihazırda zaten kamuya mal olmamışlarsa, gizli tutulmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8.İLKE: Borçluya bekleme süresinde ya da kurtarma/yeniden yapılanma kapsamında ek bir fon temin edildiği takdirde, bu fonun geri ödemesine -uygulanabilir olduğu ölçüde- alacaklıların diğer alacakları karşısında öncelik verilmelidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 2&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YORUMLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genel&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son otuz yılda, dünya finansal kurumları arasında, borç verenler olarak, mali sıkıntı içindeki bir kurumu resmi tasfiye sürecine zorlamak yerine, düzenli ve süratli bir kurtarma yoluyla daha iyi sonuçlar alabileceklerine dair bir fikir birliği gelişmiş durumdadır. Bu durum, düzenleyici ve resmi otoritelerin aynı borçludan -özellikle büyük kredilerde- alacaklı durumda olan finansal kurumlar arasında işbirliğine gidilmesini teşvik ettikleri günlere rastlamaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyanın bazı bölgelerinde yerel düzenleyici ve resmi otoriteler, bir kaç nedenle, finansal kreditörlerin sıkıntı içindeki borçluya karşı ortak bir tavır almalarına yönelik olarak düzenlenmiş girişimleri desteklemektedirler. Nedenler arasında, iflasların sosyal ve ekonomik boyutlarının önüne geçebilme, büyük miktarlı borçlarda ortaya çıkabilecek beklenmedik geri ödeme sıkıntılarında finansal kurumların göreceği zararı azaltma ve daha</description></item><item><title>ATM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?atm-350856.html</link><description>ATM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1 Telekomünikasyonun Baslangici&lt;br/&gt;Iletisim denildiginde, bilginin degisimi veya bilginin dagitimi anlasilmaktadir. Mesaj ise degistirilen veya dagitilan bilgidir. Önceleri haberlesebilmek için insanlarin yanyana gelmeleri gerekmekteydi. Yazinin bulunmasiyla mesajlarin bir yerden baska bir yere ulastirilabilmesi mümkün hale geldi. Bu da telekomünikasyon olarak bilinen uzaktan iletisimi mümkün hale getirdi. Çok önceleri, telekomünikasyon, mesaji tasiyan kisinin hizina ve gidebilecegi uzakliga bagli iken telgraf ve telefonun bulunmasiyla elektronik iletisime geçildi. Böylece uzaklik ve zaman kavramlari ortadan kaldirilmis oldu.   &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Telekomünikasyon denildiginde genellikle uzaktan yapilan iletisimde kullanilan teknoloji anlasilmaktadir. Ancak bu tanim, daha genis anlamlari da kapsamaktadir. Bu ayni zamanda kullanicilar arasinda degistirilen bilgilerin tasindigi ortamlari, kullanicilari birbirlerine baglayan yollari ve herhangi bir yerde yaratilan bilginin bir baska yerde kullanilabilmesini saglayan teknolojiyi de ifade eder. &lt;br/&gt;Bu bölümde mesaj ve data ortaklasa kullanilmaktadir. Iki nokta arasinda bir mesajin tasinabilmesi için üç bilesene gerek duyulur. &lt;br/&gt;Bunlar;&lt;br/&gt;1.      Mesaji yaratan kaynak,&lt;br/&gt;2.      Mesajin tasinacagi Iletim ortami (veya iletisim yolu),&lt;br/&gt;3.      Mesajin alicisi&lt;br/&gt;Olarak tanimlanabilir.&lt;br/&gt;Mesaj kaynaktan aliciya ulastirilmadan önce bazi önemli konularin çözülmesi gerekmektedir. Bunlardan birincisi, verici ile alici arasinda kullanilacak iletim yöntemi, ikincisi mesajin iletiminde kullanilacak teknik ve ücüncüsü ise vericinin, sebekeye erismekte kullanacagi kontrol tipidir.&lt;br/&gt;1.1.1       Iletim Yöntemi&lt;br/&gt;Verici tarafindan bir mesaj iletildigi zaman alici tarafda, hangi bilginin iletildiginin belirlenebilmesi için bazi aygitlarin bulunmasi gerekmektedir. Iki tür iletim yöntemi kullanilmaktadir. Bunlar eszamanli ( synchronous) ve eszamansiz (asynchronous) iletim yöntemeleridir. Es zamansiz iletim yöntemi,  mesajlarin klavye benzeri aygitlarla üretildigi uygulamalarda kullanilir. Bu iletim yönteminde datalar bagimsiz karekterlerden olusur ve herbirinde baslangiç ve bitis bitleri bulunur. Baslama ve bitis bitleri, alici tarafta eszamanlama amaciyla kullanilir. Bu eszamalama gereksinimi, karekterler arasinda geçen zamanin bilinememesinden kaynaklanmaktadir. Dolayisiyla alici uzunca bir süre hiç bir data almadan beklemek durumunda olacaktir. Baslangiç biti aliciyi uyarir ve bitis biti alindiginda alici bekleme durumuna geçer.&lt;br/&gt;Genel olarak eszamsiz iletim yöntemi, karekterler arasindaki zaman araliginin belli olmadigi durumlarda kullanilir. Eszamanli iletim yöntemi ise örnegin bilgisayardan bilgisayara önceden birlestirilmis genis data bloklarinin iletilmesi durumunda kullanilmaktadir. Bu durumda genis data bloklari çerçeveler halinde iletilmektedir. Her çerçeve basangiç biti ile baslar ve bitis bitleri ile sona erer. Baslangiç ve bitis bitleri birden çok karakter için kullanildigindan eszamanli iletim, eszamansiz iletime göre çok daha etkin bir iletim yöntemidir. Ayrica yüksek hizdaki datalarin iletimi için çok daha uygundur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.2       Data Akis Yönü&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Kaynaktan alici tarafa dogru akan datanin yönüne göre iletisim sistemini karakterize eden üç ayri yöntem bulunmaktadir. Bunlar; simpleks, yari dubleks ve tam dubleks yöntemlerdir. Simpleks yöntemde data sadece bir yönde akar. Bu da genellikle kaynaktan alici yönüne dogrudur. Yari dubleks yöntemde, data ayni anda olmaksizin iki yönede de akar. Tam Dubleks yöntemde data ayni anda her iki yönde de akar. Tam dubleks sisteme, karsilikli çalisan bir çift simpleks olarak bakilabilir. &lt;br/&gt;1.1.3       Sebeke Topolojisi&lt;br/&gt;Tipik bir haberlesme ortaminda çok sayida alici ve verici bulunmaktadir.  Genellikle dügüm noktalari olarak adlandirilan bu aygitlar birbirlerine bir sebeke olusturmak üzere linklerle baglanirlar. Sebeke topolojisinde çesitli konfigürasyonlardan söz edilir. Bunlar; noktadan noktaya (point-to-point), çoklu indirmeli (multidrop), dizi (bus), halka veya döngü ( ring veya l</description></item><item><title>MACRO ECONOMICS-3</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?macro-economics3-455214.html</link><description>In this chapter you will learn&lt;br/&gt;The classical theory of inflation&lt;br/&gt;causes&lt;br/&gt;effects&lt;br/&gt;social costs&lt;br/&gt;&quot;Classical&quot; -- assumes prices are flexible &amp; markets clear.&lt;br/&gt;Applies to the long run. &lt;br/&gt;U.S. inflation &amp; its trend, 1960-2001&lt;br/&gt;U.S. inflation &amp; its trend, 1960-2001&lt;br/&gt;The connection between money and prices&lt;br/&gt;Inflation rate = the percentage increase in the average level of prices. &lt;br/&gt;price = amount of money required to buy a good. &lt;br/&gt;Because prices are defined in terms of money, we need to consider the nature of money, the supply of money, and how it is controlled.&lt;br/&gt;Money:  definition&lt;br/&gt;Money is the stock of assets that can be readily used to make transactions.&lt;br/&gt;Money:  functions&lt;br/&gt;medium of exchangewe use it to buy stuff&lt;br/&gt;store of valuetransfers purchasing power from the present to the future&lt;br/&gt;unit of accountthe common unit by which everyone measures prices and values&lt;br/&gt;Money:  types&lt;br/&gt;fiat money&lt;br/&gt;has no intrinsic value&lt;br/&gt;example:  the paper currency we use&lt;br/&gt;commodity money&lt;br/&gt;has intrinsic value&lt;br/&gt;examples:  gold coins, cigarettes in P.O.W. camps&lt;br/&gt;Discussion Question&lt;br/&gt;Which of these are money? &lt;br/&gt;a.Currency&lt;br/&gt;b.Checks&lt;br/&gt;c.Deposits in checking accounts (called demand deposits)&lt;br/&gt;d.Credit cards&lt;br/&gt;e.Certificates of deposit (called time deposits)&lt;br/&gt;The money supply &amp; monetary policy&lt;br/&gt;The money supply is the quantity of money available in the economy. &lt;br/&gt;Monetary policy is the control over the money supply.  &lt;br/&gt;The central bank&lt;br/&gt;Monetary policy is conducted by a country&quot;s central bank.  &lt;br/&gt;Money supply measures, April 2002&lt;br/&gt;_SymbolAssets includedAmount (billions)_&lt;br/&gt;CCurrency$598.7&lt;br/&gt;M1C + demand deposits,1174.0  travelers&quot; checks,  other checkable deposits&lt;br/&gt;M2M1 + small time deposits,5480.1  savings deposits,   money market mutual funds,   money market deposit accounts&lt;br/&gt;M3M2 + large time deposits,8054.4  repurchase agreements,   institutional money market  mutual fund balances&lt;br/&gt;The Quantity Theory of Money&lt;br/&gt;A simple theory linking the inflation rate to the growth rate of the money supply.&lt;br/&gt;Begins with a concept called &quot;velocity&quot;&amp;#8230;&lt;br/&gt;Velocity&lt;br/&gt;basic concept:  the rate at which money circulates&lt;br/&gt;definition:  the number of times the average dollar bill changes hands in a given time period&lt;br/&gt;example:  In 2001, &lt;br/&gt;$500 billion in transactions&lt;br/&gt;money supply = $100 billion&lt;br/&gt;The average dollar is used in five transactions in 2001&lt;br/&gt;So, velocity = 5&lt;br/&gt;Velocity, cont.&lt;br/&gt;This suggests the following definition:&lt;br/&gt;Velocity, cont.&lt;br/&gt;Use nominal GDP as a proxy for total transactions.  &lt;br/&gt;Then,  &lt;br/&gt;The quantity equation&lt;br/&gt;The quantity equationM &amp;#61620;V = P &amp;#61620;Yfollows from the preceding definition of velocity.&lt;br/&gt;It is an identity:  it holds by definition of the variables.&lt;br/&gt;Money demand and the quantity equation&lt;br/&gt;M/P = real money balances, the purchasing power of the money supply.&lt;br/&gt;A simple money demand function: (M/P )d = k Ywherek = how much money people wish to hold for each dollar of income.     (k  is exogenous)</description></item><item><title>BANKACILIK SEKTÖRÜ REFORMU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-sektoru-reformu-438539.html</link><description>BANKACILIK SEKTÖRÜ REFORMU: GELİŞME RAPORU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Bankacılık sektörü reformu çerçevesinde, önemli adımlar atılmış ve sistemin sağlıklı bir yapıya kavuşturulabilmesini teminen çeşitli önlemler alınmıştır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Kamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu, Ekonominin Yeniden Yapılandırılması Programında yer alan bankacılık reform stratejilerini tümüyle uygulamakta olup, elde edilen gelişmeler aşağıda özetlenmekte ve ekteki tabloda da takvime bağlı eylem planının ayrıntıları yer almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.Kamu Bankalarının Yeniden Yapılandırılmasıyla İlgili Gelişmeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Türkiye Emlak Bankası A.Ş.&quot;nin bankacılık yapma ve mevduat kabul etme lisansı, 9 Temmuz 2001 tarihinde kaldırılarak, bankanın tüm aktif ve pasifleri T.C. Ziraat Bankası A.Ş&quot;ne devredilmiştir. T.C. Ziraat Bankası A.Ş&quot;nin sermayesi, transfer edilen aktifleri karşılamak üzere yeterli düzeyde artırılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Kamu bankalarının kar/zararlarını, likiditesini ve faiz oranı marjlarını izlemek için bir izleme programı oluşturulmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.Kamu bankalarının denetimi, bağımsız denetim kuruluşlarınca tamamlanmış ve kamu bankalarının operasyonel yeniden yapılandırılmasını yönlendirmek üzere danışmanlar atanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.Kamu bankalarının yeniden yapılandırılmasını kolaylaştıracak kapsamlı bir yasa çıkarılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Yönetiminde Bulunan Bankaların Sorunlarının Çözümlenmesiyle İlgili Gelişmeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6.TMSF&quot;nin yönetiminde, rapor tarihi itibariyle dokuz banka bulunmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7.20 Eylül 2001 tarihine kadar T. Demirbank A.Ş.&quot;nin, hisse satış ve devir anlaşması üzerinde görüşmelerin yapılması için HSBC&quot;nin teklifi kabul edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8.TMSF yönetiminde bulunan beş banka (Egebank A.Ş., Yurt Ticaret ve Kredi Bankası A.Ş., T. Tütüncüler Bankası Yaşarbank A.Ş., Bank Kapital T.A.Ş. ve Ulusal Bank T.A.Ş.), Sümerbank A.Ş&quot;yle birleştirilerek ilk geçiş bankası oluşturulmuştur. Sümerbank A.Ş.&quot;nin hisselerinin, Oyak Grubuna devredilmesiyle ilgili görüşmelerin başlatılmasına 31 Temmuz 2001 tarihinde karar verilmiştir.  Bu görüşmeler, 10 Ağustos 2001 tarihine kadar sonuçlandırılacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;9.TMSF yönetiminde bulunan üç banka (Etibank A.Ş., Interbank A.Ş. ve Eskişehir Bankası T.A.Ş.) için herhangi bir teklif verilmediğinden, bu bankalar ikinci geçiş bankası olan Etibank A.Ş. çatısı altında birleştirilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;10.İktisat Bankası T.A.Ş.&quot;nin satış süreci ise, Bankalar Yeminli Murakıplarının mali değerlendirmelerinin tamamlanmasını takiben başlatılacaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;11.10 Temmuz 2001 tarihinde TMSF&quot;ye devredilen beş bankanın (Milli Aydın Bankası T.A.Ş. (Tarişbank.), Sitebank A.Ş., Bayındırbank A.Ş., Kentbank A.Ş.  ve Ege Giyim Sanayicileri Bankası A.Ş.) çözüm stratejileri yıl sonuna kadar uygulamaya konulacaktır. Bunun yanı sıra iki yatırım bankasının (Atlas Yatırım Bankası A.Ş.  ve Okan Yatırım Bankası A.Ş.) lisansları iptal edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;12.Aşağıdaki tabloda Temmuz 2001 itibariyle TMSF tarafından devralınan bankaların küçülme süreci özetlenmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TMSF Bankalarının Şube ve Personel Sayıları(*)&lt;br/&gt;Şube sayısıPersonel sayısı&lt;br/&gt;TMSF&quot;na transfer tarihinde31 Temmuz 2001 itibariyleTMSF&quot;na transfer tarihinde31 Temmuz 2001 itibariyle&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1,243&lt;br/&gt;824&lt;br/&gt;26,585&lt;br/&gt;15,395&lt;br/&gt;(*) Rakamlar 10 Temmuz tarihinde devralınan son 5 bankayı kapsamamaktadır.&lt;br/&gt;Kaynak: TMSF&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;13.TMSF yönetiminde bulunan bankalardan Bank Ekspres A.Ş., 30 Haziran 2001 tarihinde yerli bir grup olan Tekfen Holding A.Ş.&quot;ne satılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;14.Türk Ticaret Bankası A.Ş.&quot;nin, bankacılık yapma ve mevduat kabul etme lisansı, 1 Temmuz 2001 tarihinde iptal edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;15.BDDK, TMSF bankalarının mevduat faizlerinin, özel bankaların uyguladıkları faiz oranlarına paralelliğini sağlamayı sürdürmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;16.TMSF&quot;nin Tahsilat Dairesi Başkanlığı tamamiyle faaliyete geçmiş olup, ilgili birime daire başkanı dahil 70&quot;in üzerinde eleman atanmıştır. Sümerbank A.Ş., Bank Ekspres A.Ş. ve Türk Ticaret Bankası A.Ş.&quot;nin, donuk kredilerinin büyük bölümü halihazırda Tahsilat Dairesi Başkanlığına devredilmiş bulunmaktadır</description></item><item><title>BANKA BİRLEŞMELERİ VE DEVRALMALARI SORUNLAR, ÖNLEMLER VE ÖNERİLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?banka-birlesmeleri-ve-devralmalari-sorunlar,-onlemler-ve-oneriler-446728.html</link><description>BANKA BİRLEŞMELERİ VE DEVRALMALARI SORUNLAR, ÖNLEMLER VE ÖNERİLER &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II.Birleşmelerin Önündeki Engeller&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Sektörü tam rekabetten uzaklaştıran sınırlayıcı düzenlemeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Sektöre giriş çıkışların önündeki engeller&lt;br/&gt;b)Tasarrufa tam güvence sağlanması&lt;br/&gt;c)Kamu bankalarının sektördeki ağırlığı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Banka Birleşmeleri ve Vergi Uygulamaları &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Kurumlar Vergisi&lt;br/&gt;b)Damga Vergisi&lt;br/&gt;c)Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi&lt;br/&gt;d)Harçlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Sermaye Piyasalarına ilişkin düzenlemeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Şirket halka açıklık oranlarının düşük olması&lt;br/&gt;b)Bankaların ortaklık yapıları ve banka sahibi olan grupların aralarındaki rekabet&lt;br/&gt;c)Hukuki altyapıya güvensizlik&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.Rekabet Kurulu&quot;ndan izin alınması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.Kurum kültürleri arasındaki farklılıklar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6.Uluslararası muhasebe standartlarına tam olarak uyumun olmayışı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III.Öneriler:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Sektörü tam rekabet ortamına yaklaştıracak düzenlemeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Sektöre giriş çıkışların esnek hale getirilmesi&lt;br/&gt;b)Mevduat güvence sisteminin yeniden yapılandırılması&lt;br/&gt;c)Kamu bankalarının rekabeti bozucu faaliyetlerinin minimuma indirilmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.   Banka Birleşmeleri ve Vergi Uygulamaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Kurumlar Vergisi&lt;br/&gt;b)Damga Vergisi&lt;br/&gt;c)Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi&lt;br/&gt;d)Harçlar ve diğer vergiler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Sermaye Piyasasına ilişkin düzenlemeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)Halka açıklığın kapsamını genişletmek&lt;br/&gt;b)Hukuki alt yapıyı iyileştirmek&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. Rekabet Kurulundan izin şartının kaldırılması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5. Birleşme sonrası yeniden yapılandırma ve kurumsal kültür oluşturma&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6. Uluslararası muhasebe standartlarına uyum&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7. Diğer Öneriler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IV  . Bankalar   Kanunu  hükümleri  uyarınca  Tasarruf  Mevduatı  Sigorta Fonu&quot;na&lt;br/&gt;       Devredilen bankaların yerli ve/veya yabancı üçüncü kişilere satılabilmesi için &lt;br/&gt;       alınması gerekli tedbirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bilindiği gibi dünya ekonomisinde özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerinde ortaya çıkan gelişmelerin yarattığı etkiler çok çeşitli açılardan ortaya çıkabilmektedir. Ülkelerarası ilişki-lerin gelişmesi sınır kavramının ortadan kalkmasına neden olurken, pazarlarda ortaya çıkan farklılıklardan yararlanmak adına özellikle yeni faaliyet alanlarında ekonomik ölçek tanım ve kavramlarında değişikliklerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Diğer bir ifade ile paylaşma ve buna bağlı büyüme stratejilerinin güncelleşmesi gerçeği ile karşılaşılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu yaklaşımın yaygınlık kazanmasına bağlı olarak finans sektöründe de dünya genelinde birleşme ve satın almalar yaşanmıştır. OECD rakamlarına bakıldığında ilk on sektör arasında yer alan bankacılık ve finans sektöründe 1998 yılında 317 işlemde 50.8 milyar dolarlık değer konuşulmuştur. Yine ülkemizde özellikle bankacılık sektörüne bağlı bir ortaklık yapılanması-na sahip olan sigortacılık açısından ise 124 işlemde 37.9 milyar dolarlık bir hacim ortaya çıkmıştır. Ülkemizde de dünya ekonomisindeki gelişmeler paralelinde birleşmeler ve satın almalar gündemde daha fazla yer almaya başlamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu bağlamda bankaların birleşmesi ve özellikle fon denetiminde faaliyetlerini sürdürmekte olan bankaların devralınması işlemlerinin yapılabilmesi açısından sadece dünyada ortaya çıkan trendler yeterli olmamakta, ülke özelinde konuya ilişkin düzenlemelerin yapılmasını da gerekli kılmaktadır. Bu nedenle bankaların birleşmesi ve devralınması gibi hususlarda etkili olan noktaların belirlenmesi ile bu belirlemelere bağlı çözümlerin üretilmesi amacına yönelik değerlendirmeler yapılması Birliğimiz tarafından benimsenmiş ve konuya ilişkin üyelerimizin de görüşlerinden yararlanmak suretiyle iş bu çalışma hazırlanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çalışma sektörel anlamda birleşme ve devralmalar açısından mevcut engellerin ortaya kon-ması, bu engellerin aşılmasını teminen alınması gereken tedbirler ve yapılmasında gereklilik bulunan değişiklikler ile özellikle fon denetiminde faaliyette bulunan bankaların devredilerek ekonomiye kazandırılması açısından alınması gereken önlemler başlıklandırılması ile hazır-lanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II.Birleşmelerin Önündeki Engeller&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Sektörü tam rekabetten uzaklaştıran sınırlayıcı düzenlemeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B</description></item><item><title>DALGALI KUR POLİTİKASINA GEÇİŞ VE ALTERNATİF KUR POLİTİKALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dalgali-kur-politikasina-gecis-ve-alternatif-kur-politikalari-347124.html</link><description>DALGALI KUR POLİTİKASINA GEÇİŞ VE ALTERNATİF KUR POLİTİKALARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.22 KASIM 2000 VE 21 ŞUBAT 2001 KRİZLERİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1. 22 KASIM KRİZİ VE SONUÇLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot;deki 22 Kasım 2000 krizi bir anlamda bankaların içine düştükleri likidite sorunlarından kaynaklanmıştı. Bankalar her yıl yaptıkları gibi 2000 yılı sonlarına doğru bilançolarında bulunan açık pozisyonları kapatmak amacıyla likidite arayışına yöneldiler. Bu durum da faiz oranlarının bir miktar artmasına yol açtı.&lt;br/&gt;Türkiye 1999 yılında %-6.1 oranında küçülürken bu rakam 2000 yılı sonlarına doğru telafi edilerek %6.5 civarlarında seyrediyordu. Bu büyümenin temel sebebi talebin canlılığı hem iç hem de dış piyasada kendisini göstermesidir. Talep artışına rağmen enflasyon %69&quot;dan %40&quot;ların biraz altına inmişti. Enflasyonun daha hızlı düşmemesinin sebebi ise bankaların kredilerle bireysel talebi destekliyor olmasıdır.&lt;br/&gt;Bütçe, faiz dışı fazla konusunda bir rekora doğru koşuyor ve artık bütçe açığının meydana getirdiği enflasyonist baskı yavaş yavaş ortadan kalkıyordu. En önemli sorun cari açığın 8-10 milyar dolar civarında bir açık vermesi idi. &lt;br/&gt;Bankaların açık pozisyonlarını kapatmak amacıyla döviz taleplerini arttırdığı sıralarda bankacılık kesimi ile ilgili yeni düzenlemelerin hız kazanmaya başlaması, bankaları döviz alabilmek ve açık pozisyonları kapatma yolunda çok hızlı ve ani davranışlar içine soktu. Bu durum da faizleri çok hızlı bir şekilde yukarıya itmişti. Bu durum yüksek miktarda hazine kağıdı taşıyan ve bunları repo işlemlerinde bankaları sıkıntıya soktu. Likidite sıkıntısı çeken ve ellerindeki kağıtları fonlamak zorunda olan bu bankalar büyük kayıplarla karşılaştılar.bu arada bazı bankaların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu&quot;na (TMSF) alınacağına ilişkin söylentilerin çıkmasıyla bankaların birbirine olan kredi hatlarını iptal etmelerine ya da minimum düzeylere düşürmelerine yol açtı. Bu gelişme ile ek likidite daralması yaşanmasına ve bankaların daha yüksek faizle fon bulmaya razı olmaları sonucunu getirdi. Böylece bu faiz yükselimi ile hazine kağıtları ikinci el piyasasında işlem hacminin hızla düşmesine neden oldu. &lt;br/&gt;Yıl sonu hesap işlemleri nedeniyle yavaş yavaş piyasadan çekilmeye yönelen yabancı yatırımcılar gelişmeleri farklı bir boyutta algılayarak döviz taleplerini arttırmış ve ellerindeki hazine kağıtlarını hızla satarak Türkiye&quot;den çıkışlarını daha da hızlandırdılar. 22 Kasım krizinde yaklaşık 1.5 milyar dolarlık sıcak para yurt dışına çıkmış takip eden günlerde de bu çıkış devam etmiştir. 06 Aralık tarihi itibariyle yurt dışına çıkan yabancı sermaye miktarı 7 milyar doları bulmuştur. Bu durum döviz fiyatları üstünde baskı oluşturmuş ve likidite talebini de üst seviyelere çıkararak faiz oranlarının olağanüstü yükselmesine sebep olmuştur. Böylece bankaların yurt dışından aldıkları fonlar dağılmaya başladı. Bu fonların ortağı konumundaki yabancı bankalar paralarını alarak fonlardan çıkmaya başladılar. Bu durumda fonlardaki hazine kağıtlarının fonlanma görevi yerli bankalara düştü. Faizler daha da yükseldi. Bir süre direnen Merkez Bankası piyasaya girerek Net İç Varlıklar (NİV) hedefini aştı ve piyasaya ek likidite sundu. Fakat geç kalındığı için piyasada en fazla likiditeye ihtiyaç duyan ve elinde en fazla hazine kağıdı bulunan büyük bir banka sıkıntıya düştü.&lt;br/&gt;Bu aşamada IMF devreye girerek 7.5 milyar dolarlık Ek Rezerv Kolaylığı sağlayarak Merkez Bankası&quot;nın piyasaya likidite vermesini kesti. Söz konusu banka TMSF bünyesine alınarak piyasada likidite talebi düştü. Bu noktaya gelinirken İnterbank piyasasında gecelik faizler Kasım/2000 ayında ortalama %223.8 olmuştur. &lt;br/&gt;Her önemli krizde olduğu gibi bu krizde de mali kesimde başlayan sarsıntı kısa süre içinde reel kesimi de derinden etkilemeye başladı. Piyasada ortaya çıkan faiz dalgalanmaları talep canlılığını birdenbire kesti. Talepte görülen bu daralma ile reel kesim satışlarının daralmasına ve dolayısıyla stokların hızla yükselmeye başlamasına yol açmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2.21 ŞUBAT 2001 KRİZİ VE SONUÇLARI :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;22 Kasım 200</description></item><item><title>FACTORING İŞLEMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?factoring-isleminin-degerlendirilmesi-346930.html</link><description>1. FACTORING İŞLEMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1Factoring İşleminin Maliyeti&lt;br/&gt;1.1.1Factoring Komisyonu&lt;br/&gt;Factor, sunduğu hizmetler karşısında satıcının temlik etmiş olduğu alacaklar üzerinden komisyon alır. Bu komisyon oranı alıcıların sayısı, alıcıların durumu, satıcıların taahhüt ettiği ciro, factoring yapılan ülkeler, alacakların para cinsi gibi kıstaslar göz önünde bulundurularak belirlenir. Uygulamada bu oran %1 ile %2,5 arasında değişmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1.2Ön Ödeme Faizi&lt;br/&gt;Factor, müşteriye vadeden önce yapılan %80 oranındaki peşin ödeme karşılığı iskonto haddi uygulamaktadır. İskonto bedeli, ön ödemelerin günlük bakiyesi üzerinden, nakdin kullanıldığı tarih ile alacağın tahsilatının yapıldığı tarih arasındaki süre için alınmaktadır. Ulusal factoring&quot;de maliyet, kısa vadeli ticari kredi faizlerine uygun olmaktadır. Uluslararası factoring&quot;de ise iskonto bedeli LIBOR+SPREAD şeklinde hesaplanmaktadır. &lt;br/&gt;Factoring işlemlerinin maliyetini bir örnekle göstermek gerekirse;&lt;br/&gt;Ön ödeme oranı         : %80&lt;br/&gt;Factoring komisyonu : % 1&lt;br/&gt;Factoring faizi            : %90/yıl&lt;br/&gt;Vade                           : 30 gün&lt;br/&gt;BSMV                        : %5&lt;br/&gt;100.000.000 TL lik 1 ay vadeli faturasını factor&quot;e temlik eden bir şirket %80 ön ödeme talep ediyor. Factoring şirketi, komisyon ve komisyon BSMV&quot;sini (Banka Sigorta Muameleleri Vergisi) peşin olarak alıyor ve şirkete 78.950.000 TL ödüyor.&lt;br/&gt;Temlik edilen fatura bedeli    : 100.000.000&lt;br/&gt;Komisyon tutarı                     :     1.000.000&lt;br/&gt;Komisyon BSMV&quot;si              :          50.000&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yapılacak ön ödeme              :   80.000.000&lt;br/&gt;Komisyon ve BSMV&quot;si         :     1.050.000&lt;br/&gt;Ödenecek meblağ                  :   78.950.000&lt;br/&gt;30 gün sonra, kullandırılan ön ödeme için şu şekilde faiz hesaplanacaktır:&lt;br/&gt;78.950.000*0,90*30/360 = 5.921.250&lt;br/&gt;Faizin BSMV&quot;si                     296.063&lt;br/&gt;                                        ----------------&lt;br/&gt;        6.217.313&lt;br/&gt;Müşterinin toplam maliyeti : 1.050.000 + 6.217.313 = 7.267.313 TL olur.&lt;br/&gt;Vadesi gelen fatura factor tarafından tahsil edildiğinde bakiye : &lt;br/&gt;20.000.000-7.267.313 = 12.732.687 TL olarak müşteriye ödenecektir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2Factoring&quot;in Avantajları&lt;br/&gt;-Satıcı firma alıcıya açık hesap usulü ile kredi sunabildiği için rekabet gücü artmaktadır.&lt;br/&gt;-Satıcı firmanın, satış hesapları ile ilgili muhasebe hesaplarının factoring şirketi tarafından yürütülmesi ve kredi departmanının işlemlerinin factoring şirketi tarafından üstlenilmesi sonucunda firmanın tahsilat ve kredi yönetimini işlemlerinde büyük kolaylık sağlanır. Bu işler için yapılan personel vb. giderler de azalacaktır.&lt;br/&gt;-Factor&quot;ün başarısı pazar hakkındaki bilgisine bağlı olduğundan bu konuda yoğun bir araştırma yapar ve tüm gelişmeleri takip eder. Bu durumda factor, pazar politikaları ve üretim politikaları konusunda sorunları olan müşterilerine ayrıntılı raporlar verebilir.&lt;br/&gt;-Factoring şirketi, kredili satış bedellerinin tahsil edilmemesi halinde doğacak tüm kaybı üstlenerek satıcı firmanın karşılaşabileceği güçlük ve endişeleri tamamen ortadan kaldırabilmektedir. Bu nedenle herhangi bir müşteriye kredili satış yapılması kararı factor şirket tarafından alınır. Factor, riskini asgaride tutmak için tüm araştırmaları yapar. Satıcının bu araştırmalar için bir fon ayırmasına gerek kalmaz.&lt;br/&gt;-Factoring tekniğinin kullanılmasıyla, ayrı ayrı kişilere yapılan tüm kredili satışlar, sanki tek bir kişiye yapılmış gibi factor şirketin hesabına kaydedilir ve bu kredili satışlarla ilgili her türlü muhasebe kaydı factor tarafından tutulur. Böylece satış muhasebesinin işi hafifletilmiş olur.&lt;br/&gt;-Firma pazarda yerini korumak ve kendini geliştirmek için alacaklarını ortalama vadede nakde dönüştürmek zorundadır. Alıcının borcunu ödeyememesi halinde satıcının nakit akış dengesi bozulur. Fatura tutarlarının factor şirket tarafından ödenmesi satıcıya finansman esnekliği sağlamaktadır.&lt;br/&gt;-Factoring&quot;in sağladığı finansman esnekliği sayesinde satıcı firma kısa vadeli borçlarını ödeyebilir ve böylece bilançosuna göre kredibilitesi artar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.3Factoring&quot;in Dezava</description></item><item><title>BANKACILIK SEKTÖRÜ YENİDEN YAPILANDIRMA PROGRAMI EYLEM PLANI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-sektoru-yeniden-yapilandirma-programi-eylem-plani-444973.html</link><description>BANKACILIK SEKTÖRÜ YENİDEN YAPILANDIRMA PROGRAMI EYLEM PLANI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eylül&lt;br/&gt;2001Aralık&lt;br/&gt;2001Ocak 2002Haziran 2002Aralık&lt;br/&gt;2002Mevcut Durum/Açıklama&lt;br/&gt;(25 Eylül 2001 itibariyle)&lt;br/&gt;I. Gözetim ve Denetim Çerçevesine İlişkin Düzenlemeler&lt;br/&gt;a-Sermaye Yeterliliği       &lt;br/&gt; - Sermaye yeterliliği hesabında piyasa risklerinin Solo bazda dikkate alınması 1 Ocak 200210.02.2001 tarih ve 24314 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan &quot;Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik&quot; ile bankaların faiz oranı riski, kur riski ve hisse senedi risklerinden oluşan piyasa risklerinin sermaye yeterliliği rasyosunun hesaplanmasına dahil edilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Söz konusu Yönetmelik, geçici 1 inci maddesi uyarınca 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu konuda Türkiye Bankalar Birliği bünyesinde kurulu grupla düzenli toplantılar yapılmıştır. Diğer taraftan, piyasa risklerinin yakından  takip edilebilmesine yönelik olarak, piyasa riski raporlama formatı üzerinde çalışmalar son aşamasına gelmiş olup en kısa zamanda bankalara gönderilecektir. Risk ölçüm modeli kullanan bankaların modellerinin onaylanma sürecine ilişkin olarak da bir kılavuz hazırlanmaktadır.&lt;br/&gt; - Sermaye yeterliliği hesabında piyasa risklerinin Konsolide bazda dikkate alınması 1 Temmuz 200210.02.2001 tarih ve 24314 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan &quot;Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin&quot; Geçici 1inci Maddesi uyarınca piyasa riskine maruz tutarın bankalarca konsolide esasa göre hazırlanarak sermaye yeterliliği standart oranına dahil edilmesine, 1 Temmuz 2002 tarihinden itibaren başlanacaktır. Geçiş süresi içinde konsolide mali tabloların hazırlanmasına ilişkin esaslarda yapılabilecek düzenlemelere paralel olarak sermaye yeterliliği rasyosunun konsolide bazda hesaplanmasına ilişkin ayarlamalar yapılacaktır.&lt;br/&gt;- Bankaların minumum yüzde 8 olan yasal sermaye yeterliliği rasyosu yükümlülüklerini yerine getirmelerinin sağlanmasıSermaye yetersizliği bulunan bankalardan gerekli önlemleri zamanında almaları konusunda taahhüt mektupları alınmıştır. Bu mektupların takip ve uygulaması titizlikle yürütülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eylül&lt;br/&gt;2001Aralık&lt;br/&gt;2001Ocak 2002Haziran 2002Aralık&lt;br/&gt;2002Mevcut Durum/Açıklama&lt;br/&gt;(25 Eylül 2001 itibariyle)&lt;br/&gt;b-Yabancı Para (YP)Pozisyonu      &lt;br/&gt;- Bankaların YP açık pozisyonlarını kapatabilmek amacıyla kullandıkları enstrümanların (Structured Finance Product) belirlenmesine yönelik bir komite oluşturulması ve gerekirse bu tür enstrümanlardan kaynaklanan risklerin azaltılmasına yönelik yeni düzenlemeler getirilmesiEkim ayında komitenin kurulması, Aralık ayına kadar tespitlerin ve düzenleme ihtiyacının belirlenmesi planlanmaktadır.&lt;br/&gt;- Konsolide YP pozisyon limitlerine, raporlama tarihleri arasındaki dönemlerde de uyulup uyulmadığının belirlenmesi amacıyla, gerektiğinde bankaların yurtdışı şube ve temsilcilikleri için yabancı denetim kurumları ile işbirliği içinde, yerinde denetimlerin yapılmasıBahreyn-Manama, Lüksemburg ve Maltada 13 banka şubesi ve bir iştirak yerinde denetime tabi tutulmuş olup Hollandadaki banka iştirakinin denetimi de halen devam etmektedir. Bu incelemelerde, YP pozisyonuna ilişkin rasyoların yasal sınırlar içinde kalması amacıyla yapılan işlemlerin uygunluğu da denetlenmektedir. Bu tür denetlemelere önümüzdeki dönemlerde de devam edilecektir.&lt;br/&gt;c-Kredi Karşılıkları ve Kredi Limitleri&lt;br/&gt;- Yeni dolaylı kredi limitlerini yerine getirmeyen bankalar ile zamana bağlı eylem planları üzerinde anlaşma sağlanması ve anlaşmaların uygulanmasıAğustos 2001 (anlaşma)Anlaşmanın takibiAnlaşmanın takibiAnlaşmanın takibi&lt;br/&gt;- Bankaların kötü alacaklarının ve reel sektörün yeniden yapılandırılması amacıyla uygulanması düşünülen İstanbul yaklaşımı çerçevesinde karşılıklara ilişkin yönetmelikte yapılabilecek değişikliklerin gözden geçirilmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eylül&lt;br/&gt;2001Aralık&lt;br/&gt;2001Ocak 2002Haziran 2002Aralık&lt;br/&gt;2002Mevcut Durum/Açıklama&lt;br/&gt;(2</description></item><item><title>TÜRKİYEDE YABANCI BANKACILIĞIN GELİŞİMİ VE İKTİSADİ ETKİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyede-yabanci-bankaciligin-gelisimi-ve-iktisadi-etkileri-349981.html</link><description>TÜRKİYE&quot;DE YABANCI BANKACILIĞIN GELİŞİMİ VE İKTİSADİ ETKİLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yabancı bankaların etkilerinden biriside iktisadi kalkınma üzerinedir. Finansal yapı ve finansal gelişmenin iktisadi gelişme üzerindeki etkisi finansal alandaki en önemli sorunlardan birini oluşturmaktadır. Finansal yapının ve gelişmenin ekonominin reel sektörlerini etkileyip etkilemeyeceği konusu iktisatçılar arasında bir dizi tartışmaya yol açmıştır. Üzerinde en fazla durulan konu finans kurumlarındaki gelişmenin reel büyüme için önemli olup olmadığıdır. Sonuçta finansal gelişmenin reel büyümeyi kolaylaştırdığı ve finansal az gelişmişliğin ise büyüme ve kalkınma sürecinde sorunlar yarattığı kabul edilmiştir.&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;TÜRKİYE&quot;DE YABANCI BANKACILIĞIN GELİŞİMİ&lt;br/&gt;Bankacılığın doğuşu ve gelişimi, bu kurumların sunduğu hizmetlere yönelik ihtiyaca ve talebe bağlıdır. Bununla beraber toplumların sosyo-kültürel yapıları da bu konuda önemli bir faktördür. Özde batı ekonomilerinin bir kurumu olan bankacılık, Osmanlı Devleti&quot;nin son dönemlerine kadar kendine uygun bir ortam bulamamıştır.    Cumhuriyet öncesi döneme bakıldığında hemen hemen Türk bankacılığının olmadığı ve gerçek anlamda Türk bankacılığının Cumhuriyet dönemiyle beraber başladığı söylenebilir.&lt;br/&gt;Cumhuriyet öncesi dönemde Türkler ticaretle uğraşmaya pek itibar etmemişler özellikle ödünç para verme işlemi ve faiz mekanizmasına hem milli gurur hem de dini nedenlerden dolayı ilgi duymamışlardır. &lt;br/&gt;Doğuş ve gelişimi itibarıyla batı ekonomilerinin bir kurumu olan bankacılık, geniş ölçüde ekonomik gelişmelerdeki duraklama ve zayıflamanın etkisinde kalmıştır. 18. ve 19.yy. da batı Avrupa ülkelerinde gerçekleşen sanayi devriminin yapılamayışı, hem ülke ekonomisinde hem de bankacılık sisteminde kapalı yapının ortaya çıkışına ve devamlılığına neden olmuştur. Batı bankalarının ekonomideki değişmeye paralel olarak gösterdikleri gelişim ve değişim bizde gerçekleşememiştir. &lt;br/&gt;Türkiye&quot;de gerçek anlamdaki bankacılığı başlatan Galata bankerleri, uzun süre Osmanlı Devleti ve hazinesini ipotek altına alabilecek ve devlete maliyeti önemli boyutlara ulaşabilecek kurnazca politikalar uygulamışlar ve İstanbul Bankası altında 1847 yılında ilk bankayı kurmuşlardır. Sarraflık ve bankerlik azınlıkların kontrolü altında olduğundan, bankacılık faaliyetleri de yabancı bankalarla başlamış ve uzun süre onların tekelinde kalmıştır.  &lt;br/&gt;Bu dönemde küçük ölçekli ve yerel özellikteki ulusal bankaların banka sistemi içindeki payı ortalama olarak %35 iken, yabancı bankaların veya yabancı banka şubelerinin payı %65 civarındaydı. Yabancı bankaların hem büyük ölçekli hem de uluslarüstü bir nitelik taşımaktaydılar.  Bu bankaların çoğunun kurulma amacı Türkiye&quot;de faaliyet yapan yabancıların ve yabancı ülkelerin çıkarlarını korumak, demiryolları, limanlar ve benzeri yapılanmalarda imtiyaz elde etmekti. Yabancı bankalar para ve sermaye piyasası oluşturma ve ticareti finanse etme amacında olmamış, tasarrufların erimesine yol açmışlardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TÜRKİYE&quot;DE YABANCI  BANKACILIK YAPILANMALARI&lt;br/&gt;Temsilcilikler (Representatives)&lt;br/&gt;Bazı bankalar bir şube açmadan önce ara bir adım olarak temsilcilik oluşturma yoluyla dış piyasaya giriş yapabilmektedir. Temsilcilik bir bankanın dış ülkelerde kendini temsil etmek üzere kurduğu bir veya birden fazla kişiden oluşan bankacılık kuruluşudur. Temsilcilikler yoluyla yabancı ticari bankacılığın yasaklandığı ülkelere giriş yapmak olanaklı hale gelmektedir. Bu arada istihdam edilecek kişilerin  genelde hükümet, finans çevresi ve iş dünyası ile yakın ve geniş ilişkilere sahip olanlardan seçildiği görülür. Dolayısıyla temsilcilikler, yabancı ülkelere yönelmek isteyen bankalar için hem bir ilk adım hem de ucuz giriş yolunu oluşturmaktadır. Bu birimler ana kuruluşa bulundukları ülkelerdeki yasal otoriteler, iş dünyası, iktisadi ve sosyal yapı, firma, kurum ve kuruluşlar ile mevcut ve potansiyel müşterilerle ilgili bilgi sağlama olanağı sağlar. Ayrıca ana banka ile yerel müşteriler arsında bağlantı kurarlar. Bu tür avantajları olmasına karşılık çeşitli</description></item><item><title>İSLAM KALKINMA BANKASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?islam-kalkinma-bankasi-375071.html</link><description>İSLAM KALKINMA BANKASI&lt;br/&gt;GİRİŞ &lt;br/&gt;İslam Kalkınma Bankası ( İslamic Development Bank : IDB) Dünya Bankası modelinde örgütlenmiş bir uluslar arası finansman kuruluşudur. Bu şekilde bir Bankakurma fikri, ilk defa 1970 yılında Karaçi&quot;de toplanan ikinci islami Konferansı Dışiçleri Bakanlar toplantısında ortaya atılmış ve Aralık 1973 tarihinde Cidde&quot;de gerçekleştirilen İslam Ülkeleri Maliye Bakanları Konferansında, İKB&quot;nin kuruluş bildirisi yayınlanmıştır. Banka Sözleşmesi, 23 Nisan 1975 tarihinde yürürlüğe girmiş, Guvernörler Kurulu ilk toplantısını 26 Haziran 1975&quot;de yapmıştır. İslam Kalkınma Bankası resmen, 20 Ekim 1975 tarihinde faaleyete geçmiştir. Banka&quot;ya üyelik için aranan iki temel şart, ülkelerin İslam Konferansı Örgütü üyesi olması ve Guvernörler Kurulunun çoğunlukla olumlu karar almasıdır. Günümüzde İslam Kalkınma Bankası&quot;nın 44 üyesi vardır. Kuruluştaki üye sayısı 22 idi.&lt;br/&gt;1.AMAÇLARI&lt;br/&gt;1.İslam Konferansı çerçevesinde üyeler ile üye olmayan ülkelerdeki İslam topluluklarının sosyal ve ekonomik altyapı yatırım projelerine mali kaynak sağlamak. &lt;br/&gt;2.İslam topluluklarına teknik ve eğitim yardtımı yapmak.&lt;br/&gt;3.İslam ülkeleri arasındaki ticaretin geliştirilmesine katkıda bulunmak &lt;br/&gt;YORUM : İslam Kalkınma Bankası, bu amaçlarla gerek üye ve gerekse üye olmayan islam topluluklarının altyapı projelerinin finansmanına katılmakta, sanayii ve tarım sektöründeki yatırım projelerine mali destek sağlamakta, teknik yardımda bulunmakta ve üye ülkelerin karşılaştıkları döviz durboğazlarını gidermede anlama yardımcı olmaktadır. &lt;br/&gt;2.YAPISI VE YÖNETİMİ &lt;br/&gt;İslam Kalkınma Bankası&quot;nda, benzçer uluslar arası ekonomik kuruluşlarda olduğu gibi üçlü bir yönetim vardır. Bunlar :&lt;br/&gt;1.Guvernörler Kurulu&lt;br/&gt;2.Yönetim Kurulu &lt;br/&gt;3.Başkan &lt;br/&gt;1.Guvernörler Kurulu : Banka&quot;nın en yetkili ve üst organıdır. Kurul&quot;da her üye ülke, bir guvernör ve bir yardımcısı ile temsil edilir. Yılda bir defa toplanır. Guvernörler Kurulu, yıllık doğan toplantıları dışında, 1/3 oy çoğunluğu ile İcra Direktörleri Kurulu tarafından olağanüstü toplantıya çağırılabilmektedir.  &lt;br/&gt;2.Yönetim Kurulu : 10 üyeden oluşur ve 3 yıllık süre için Guvernörler Kurulunca seçilir. Üyelerden 4&quot;ü Banka sermayesine en fazla katkıda bulunan ülkelerin temsilcileridir. 19 Mart 1988 tarihinde yapılan 12 nci guvernörler Kurulu toplantısı sonucunda üyelik sayısı 11&quot;e yükseltilmiştir. Yönetim Kuruluna Birleşik arap Emirlikleri, Kuveyt, Libya, Suudi arabistan ve Türkiye, kendi temsilcilerini doğrudan atayabilmektedirler. Diğer 6 üye ise, belli ülke grupları adına Kurula seçimle girmektedir.  &lt;br/&gt;3.Başkan : Banka Başkanı 5 yıllık süre için Guvernörler Kurulunun en az 2/3 çoğunluğuyla seçilir. Banka&quot;yı dışarıya karşı temsil eden en yüksek yöneticidir. Yönetim Kuruluna başkanlık eder. Günlük işlerin yürütülmesinden doğrudan sorumludur. 1994 yılında İKB&quot;nin Başkanlığına Djama Jaafor Faguih seçilmiştir. &lt;br/&gt;İslam Kalkınma Bankası&quot;nın merkezi Cidde&quot;dir. Banka uygun gördüğü yerlerde ajans ve bürolar açabilir. İKB&quot;nın Rabat (Fas) ve Kuçla</description></item><item><title>BANKACILIKTA YENİDEN YAPILANMA VE KAMU BANKALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilikta-yeniden-yapilanma-ve-kamu-bankalari-443438.html</link><description>BANKACILIKTA YENİDEN YAPILANMA ve KAMU BANKALARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YOKTAN HİÇ BİR ŞEY VAR OLMAZ...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SUNUM PLANI&lt;br/&gt;Genel olarak yapısal sorunlar.&lt;br/&gt;Kamusal sermayeli bankalar ve krizler.&lt;br/&gt;Görev zararları.&lt;br/&gt;Kamusal sermayeli bankaların;&lt;br/&gt;*Finansal yeniden yapılandırması.&lt;br/&gt;*Operasyonel yeniden yapılandırılması.&lt;br/&gt; 4743 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeler.&lt;br/&gt;Bankacılık Sektörünün Yapısal Sorunları&lt;br/&gt;Bankacılık sektörünün başlıca yapısal sorunları;&lt;br/&gt;Makroekonomik ortamdaki istikrarsızlık&lt;br/&gt;Özkaynak yetersizliği&lt;br/&gt;Küçük ölçekli bankacılık yapısı&lt;br/&gt;Kamusal sermayeli bankaların sistem içindeki yüksek payı&lt;br/&gt;Aktif kalitesinin zayıflığı&lt;br/&gt;İç kontrol, risk yönetimi ve kurumsal yönetimdeki yetersizlikler ve saydamlığın eksikliği&lt;br/&gt;Likidite, piyasa ve kredi risklerine karşı aşırı kırılgan ve duyarlı bir yapı.&lt;br/&gt;Kamusal Sermayeli Bankalar ve Krizler&lt;br/&gt;Kamusal bankalara kalkınmacı veya siyasal yaklaşım.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ziraat ve Halk Bankasına kaynağı bulunmadan çeşitli görevler verilmiş ve dolaylı olarak halkın mevduatı kullanılmıştır.&lt;br/&gt;TCZB NİN TAHKİM ALACAKLARI&lt;br/&gt;Kamusal Sermayeli Bankalar ve Krizler&lt;br/&gt;Görev zararı alacakları 2000 yılının sonu itibarıyla bankaların aktiflerinin yaklaşık % 50&quot;sini donuk hale getirmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Görev zararı alacakları, bankalarca kısa vadeli borçlanma ile finanse edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İki kamu bankasının toplam görev zararı alacakları 1996 yılında GSMH&quot;nın % 3&quot;ü düzeyindeyken, bu oran 2000 yılında % 12 civarına yükselmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kamusal Sermayeli Bankalar ve Krizler&lt;br/&gt;Kasım ve Şubat aylarında yaşanan ekonomik krizlerde  kamu bankalarının birikmiş görev zararı alacaklarının yaratmış olduğu finansman ihtiyacının oluşturduğu baskı, para piyasalarında ortaya çıkan yüksek faiz hadlerinin belirleyicisi olmuştur.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Finansal aracılık fonksiyonunu tam ve etkin olarak yerine getirmeleri imkansız hale gelmiştir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kamusal Sermayeli Bankalar Görev Zararları&lt;br/&gt;Yarı mali nitelikte işlemlerden birisi, görev zararı alacaklarıdır.&lt;br/&gt; Doğan zararlar eşzamanlı olarak ödenememiş ve yapılan ödemeler de yetersiz kalmıştır. Bankalarca yıllar itibariyle yürütülen yüksek faizler sonucunda hızla artarak tasfiye edilemez boyutlara ulaşmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kamusal Sermayeli Bankalar Görev Zararları&lt;br/&gt;Bankaların aktiflerinin yaklaşık yarısından fazlasını oluşturan kısa vadede tahsili mümkün olmayan sözkonusu alacaklar, ciddi bir likidite sıkıntısı içine düşmelerine yolaçmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankalar likidite sıkıntısı nedeni ile yüksek faizle yabancı kaynak bulmak zorunda kalmış ve bu durum sektör içindeki kamu payının büyüklüğü dikkate alındığında piyasa faizlerini yükseltici yönde etkide bulunmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kamusal Sermayeli Bankalar Görev Zararları-IV&lt;br/&gt;2000 Yılı Toplam Bankacılık Sektörü&lt;br/&gt;2000 Yılı Kamusal Sermayeli Bankalar&lt;br/&gt;Kamusal Sermayeli Bankaların Yeniden Yapılandırılması&lt;br/&gt;Program 2000 tarihli 4603 sayılı Kanun ile, bu bankaların özelleştirilmesi hedefi çerçevesinde başlatılmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ortak yönetim kuruluna  kamu bankalarını yeniden yapılandırma ve özelleştirmeye hazırlama yetkisi verilmiştir.&lt;br/&gt;Finansal Yeniden Yapılandırma&lt;br/&gt;Görev Zararlarının Tasfiyesi&lt;br/&gt;23 katrilyon lira tutarında özel tertip tahvili verilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Görev zararlarına ilişkin 100&quot;e yakın Bakanlar Kurulu Kararı yürürlükten kaldırılmış ve kanunlardan kaynaklanan görev zararlarının kaldırılmasına yönelik kanuni düzenleme Temmuz 2001 tarihinde yasalaşmıştır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Destekler için ihtiyaç duyulan kaynakların bütçeye konulması ve gerekli finansmanın eşzamanlı olarak bankalara aktarılması uygulaması başlatılmıştır. &lt;br/&gt;Finansal Yeniden Yapılandırma&lt;br/&gt;Sermaye Yapısının Güçlendirilmesi&lt;br/&gt;Kamusal sermayeli bankaların toplam ödenmiş sermaye tutarı Aralık 2000&quot;de 477 trilyon lira iken, Aralık 2001&quot;de 3,4 katrilyon liraya ulaşmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2001 yılında kamusal sermayeli bankaların sermaye yeterlilik rasyolarında da önemli oranda iyileşmeler gerçekleşmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Banka Yönetimleri karşılık ayırma politikalarından vazgeçmeyerek şeffaflığın devamını sağlamıştır.&lt;br/&gt;Kaynak Maliyeti&lt;br/&gt;Operasyonel Yeniden Yapılandırma&lt;br/&gt;Emekliliğe teşvik edici önlemler sayesinde Aralık 2000&quot;de 61.601 olan personel sayısı Aralık 2001&quot;de 47.985&quot;e</description></item><item><title>AKREDİTİF NEDİR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?akreditif-nedir-350800.html</link><description>Akreditif nedir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akreditif ( Akreditif uluslararası işlemlerde kısaca L/C - Letter of Credit olarak adlandırılmaktadır); İhraç edilen malların bedellerinin ödenmesi konusunda belirli şartların yerine getirilmesinden sonra ödemenin yapılacağına ilişkin bir çeşit teminattır. &lt;br/&gt;Akreditifin açılması&lt;br/&gt;Akreditifli ödeme sisteminin temel dayanağı, ithalatçı ve ihracatçının arasındaki para alışverişinde köprü görevi gören bankalardır. Bir bankanın yazılı olarak yükümlülüğe girerek ödeme işleminde aracılık etmesi gerekmektedir. Bu da akreditifin açılması anlamına gelmektedir.&lt;br/&gt;Ödemenin yapılması için gerekli koşullar&lt;br/&gt;İthalatçı ve ihracatçı arasında yapılan satış sözleşmesinde yer alan koşullann hepsi ödemenin yapılabilmesi için gerekli koşulları oluşturmaktadır. Bunlar çoğunlukla ticarete konu mallann kalitesiyle ilgili teknik özellikleri, belli bir birim cinsinden miktarı, birim fiyatı, teslim şekli, paket ağırlığı, nakliyesi, ödeme şekli gibi hususları içermektedir. Bu hususların yerine getirildiğini doğrulayan fatura, kalite kontrol belgesi, konşimento, menşe şahadetnamesi gibi belgelerin ihracatçı tarafından bankaya sunulması gerekmektedir.&lt;br/&gt;Akreditif hem ihracatçıyı, hem de ithalatçıyı koruyan bir işlemdir&lt;br/&gt;İhracatçı: Malları akreditif şartlanna uygun olarak sevkettiğinde, mal bedelini tahsil edeceğinden emin olacaktır.&lt;br/&gt;İthalatçı: Sevkiyatın yapılmış olduğunu ve akreditif şartlarına uygun mal gönderildiğini gösteren belgeleri ihracatçı bankaya sunmadan önce ödeme yapılmayacağından emin olacaktır.&lt;br/&gt;Akreditif, uluslararası ticarette çok geniş bir alanda bir ödeme ve garanti aracı olarak kullanılmaktadır.&lt;br/&gt;Örnek 1 &lt;br/&gt;Yeni kurulan ihracatçı bir firma Afrikada satış yapmaktadır. Firma Afrikalı alıcının kredi alabilirliliği ve iş hayatı hakkında son derece kısıtlı bilgiye sahip bulunmaktadır. Ayrıca alıcının ülkesindeki ithalat düzenlemeleri hükümet tarafından her an değişikliklere uğratılabilmektedir. Bu durumda satıcı firma ödemenin akreditifle yapılması ve kredinin ülkemizdeki bir banka tarafından teyid edilmesi konusunda ısrarlı olabilir. Böylece kendisini alıcının herhangi bir negatif davranışına ve politik risklere karşı garanti altına almış olur. Öte yarıdan ithalatçı malların yüklenip sevkiyatın yapılmakta olduğunu gösteren belgeleri satıcı sunmadan, ödemenin yapılmayacağını bilmenin rahatlığı içinde olacaktır. Ancak mal kalitesinin yeterliliği konusunda, ithalatçının herhangi bir garantisi bulunmayacaktır. Çünkü bankaların yükümlülüğü, ihracatçının verdiği belgelerin akreditif koşullarıyla uygun olup olmadığını ödemeden önce saptamaktır, ilgili satış sözleşmesine uygun olup olmadığını incelemek görevi değildir.&lt;br/&gt;Örnek 2 &lt;br/&gt;Bir müteahhitlik firması Suudi Arabistanda bir yol inşaatını üstlenmiş bulunmaktadır. İşveren kuruluşla yapılan anlaşmanın bir koşulu müteahhit firmanın işveren lehine teminat olarak stand-by ( akreditif çeşitleri bölümünde kapsamlı olarak açıklanmaktadır) bir akreditif açmasıdır. Bu, bir anlamda müteahhitlik firmasına nakit darlığına düşülmeksizin teminat göstermede kolaylık sağlamaktadır. Eğer müteahhit firma yol inşaatını anlaşmada belirlenen koşullar altında tamamlayamaz ise işveren, firmanın taahhüdünü yerine getirmediğini tevsik eden belgeleri bankaya ibraz ederek akreditif bedelini geri alır. Anlaşma koşullarına uygun olarak yol inşaatı tamamlanırsa işveren kuruluşa herhangi bir ödemede bulunulmaz.&lt;br/&gt;Bir satış sözleşmesi imzalandıktan sonraki belirsizlik ortamında taraflarca doğabilecek sorular&lt;br/&gt;İhracatçı; &lt;br/&gt;*Mallann sevkiyatını yaptığım zaman, ithalatçının zamanında ödeme yapabileceğinden emin olabilir miyim? Ödeme yapılmamasının riskini nasıl minimize edebilirim? &lt;br/&gt;*İhraç ettiğim mallan başka bir firmadan satın alıyorum, ithalatçının bunu öğrenip asıl imalatçı firmayla temas kurarak beni aradan çıkarmasını nasıl önleyebilirim? &lt;br/&gt;*Bankalar ticari alışverişlerde pratik uygulamalann düzenlenmesinde bize gerekli dökümanları sağlıyarak nasıl yardımcı olabilirler? &lt;br/&gt;İthalatçı; &lt;br/&gt;*İhracatçıyı yeterince tanımıyoruz... Mal</description></item><item><title>BANKACILIKTA EURO DÖNÜŞÜM HAZIRLIKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilikta-euro-donusum-hazirliklari-445200.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. EURO ALANI PERAKENDE BANKACILIK SEKTÖRÜNDE &lt;br/&gt;    NAKİT EUROYA  DÖNÜŞÜM HAZIRLIKLARI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1. Nihai Dönüşüme Ulusal yaklaşımlar&lt;br/&gt;1.2. Bireysel Bankalar Arasındaki Farklılıklar&lt;br/&gt;1.3. Banka Hesaplarının Dönüşümü İle ilgili Genel Sorunlar&lt;br/&gt;1.4. Perakende Ödeme Altyapısının Değiştirilmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. EURO BANKNOT VE MADENİ PARALARIN &lt;br/&gt;    TEDAVÜLE GİRMESİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. Dönüşüm Hakkında ECOFIN Konseyi ve Avrupa Merkez Bankası   &lt;br/&gt;       Tarafından Belirlenen Genel Prensipler&lt;br/&gt;2.2. Çift Dolaşım Dönemi (Dual Currency Period)&lt;br/&gt;2.3. Çift Dolaşım Dönemi Sonrası  &lt;br/&gt;2.3. Dönüşümle İlgili Riskler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. EUROYA DÖNÜŞÜMÜN EURO ALANI DIŞINDA KALAN   &lt;br/&gt;    PERAKENDE BANKACILIK SEKTÖRÜNE ETKİLERİ&lt;br/&gt;3.1. İngiltere&lt;br/&gt;3.2. Polonya&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EK:1 EUROYA DÖNÜŞÜM ŞEMASI&lt;br/&gt;EK:2 TABLOLAR&lt;br/&gt;EK.3  İngiliz Bankalar Birliği Tarafından Hazırlanan Broşür&lt;br/&gt; &quot;You And The Euro- Notes and Coins&quot; &lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ekonomik ve Parasal Birliğin (EPB) üçüncü aşaması olan ve Euroya geçiş için öngörülen üç yıllık geçiş döneminin (1 Ocak 1999-1 Ocak 2002) sonuna yaklaşılmaktadır. 2002 yılı başından itibaren EPB&quot;ye üye 12 ülkenin1 ulusal para birimleri nakit olmayan ödemelerde kullanılmayacak ve Euro banknot ve madeni paraların 1 Ocak 2002&quot;de tedavüle girmesini takiben, eski ulusal banknot ve madeni paralar, en geç Şubat 2002&quot;nin sonuna kadar (bazı EPB ülkelerinde daha erken) tedavülden kaldırılacaktır. 1 Mart 2002 tarihinden itibaren Euro banknotlar ve madeni paralar, Euro alanında hukuki geçerliliği olan tek para olacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EPB ülkeleri arasında ortak bir anlaşma ile özellikle bankacılık ve perakende sektörünün dönüşüm masraflarını azaltmak amacıyla dönüşüm  kısa bir süreye, 2002 yılının ilk iki ayına yoğunlaştırılmıştır. Bu çerçevede, Ocak ayının ilk iki haftasının sonuna kadar, nakit işlemlerin önemli bir kısmının Euro cinsinden ödenmesi amaçlanmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toptancı mali piyasalar 1999 yılının başında Euroya geçmekle birlikte, perakende mali hizmetlerde euroya nihai dönüşümün önemli bir kısmı henüz gerçekleşmemiştir. Başlangıçta, üç yıllık geçiş dönemi süresince perakende işlemlerde ve ödemelerde şirketlerin ve kişilerin Euro kullanımında giderek artan bir eğilim beklenmekteydi. Ancak bu beklenti pratikte özellikle bireyler açısından gerçekleşmemiştir. Euro alanı ülkelerinde şimdiye kadar Euroya dönüştürülen ve Euro üzerinden açılan hesap sayısının oldukça az olduğu gözlenmektedir. Avrupa Komisyonu&quot;nun en son Mayıs ayında yayımlanan üç aylık araştırma sonuçları da Euro&quot;nun halen banka müşterileri tarafından çok düşük seviyede kullanımını onaylamaktadır. Araştırmaya göre, Euro alanında  bireysel hesapların yaklaşık yüzde 2.1&quot;i Euro üzerindendir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Euronun perakende kullanımının son derece az olması şaşırtıcı değildir. Tüm Euro alanı ülkelerinde perakende ödemelerin altyapısı, hesabın cinsine bakılmaksızın ödemelerin ya ulusal para birimi cinsinden ya da  euro cinsinden yapılmasına ve alınmasına müsaade etmektedir.  Diğer taraftan, Euro banknot ve madeni paraların 1 Ocak 2002&quot;de tedavüle girecek olması nedeniyle, küçük şirketler ve özel müşteriler henüz işlemlerini euro üzerinden yapmamaktadırlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu kapsamda, nihai dönüşüme hazırlık ve dönüşüm uygulamaları ile ilgili başlıca alanlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Bankaların iç sistemlerinin Euroya dönüşümü (muhasebe ve ilgili sistemler),&lt;br/&gt;*Bankaların dış hesaplarının Euro cinsinden gösterimi,&lt;br/&gt;*Müşterilerin banka hesaplarının (mevduat ve krediler) Euroya dönüşümü,&lt;br/&gt;*POS (point of sale) terminallerinin ve ATM&quot;lerin Euroya dönüşümü,&lt;br/&gt;*Ulusal para cinsinden fiziksel ödeme ürünlerinin (çek defterleri gibi) euro cinsinden ödeme ürünleri ile değişimi,&lt;br/&gt;*Banka personelinin dönüşüm konusunda eğitilmesi,&lt;br/&gt;*Banka müşterileri ve bireylerin nihai dönüşüm konusunda bilgilendirilmesi,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;olarak gösterilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmanın ilk iki bölümünde,  Euro alanında perakende bankacılık sektöründe Euroya nihai dönüşüm hazırlıkları ve Euro banknot ve madeni paraların tedavüle girmesi ve çift dolaşım dönemi (dual currency period) ve sonrası uygulamaları ele  alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise, dönüşümün</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot;DE İLLER VE BÖLGELER İTİBARİYLE GELİR, NÜFUS, BANKA SAYISI, ŞUBE SAYI-SI, TOPLAM KREDİLER VE TOPLAM MEVDUAT (1990-1999)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-de-iller-ve-bolgeler-itibariyle-gelir,-nufus,-banka-sayisi,-sube-sayisi,-toplam-krediler-ve-toplam-mevduat-(19901999)-445373.html</link><description>TÜRKİYE&quot;DE İLLER VE BÖLGELER İTİBARİYLE GELİR, NÜFUS, BANKA SAYISI, ŞUBE SAYI-SI, TOPLAM KREDİLER VE TOPLAM MEVDUAT (1990-1999)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İçindekiler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Giriş&lt;br/&gt;2.Genel Değerlendirme&lt;br/&gt;3.Bölgesel Analiz  &lt;br/&gt;3.1. Temel Büyüklükler İtibariyle Bölgeler &lt;br/&gt;3.1.1. Bölgeler ve Kapsadıkları İller &lt;br/&gt;3.1.2. Milli Gelir  &lt;br/&gt;3.1.3. Nüfus  &lt;br/&gt;3.1.4. Toplam Krediler &lt;br/&gt;3.1.5. İhtisas Kredileri  &lt;br/&gt;3.1.6. İhtisasdışı Krediler &lt;br/&gt;3.1.7. Toplam Mevduat &lt;br/&gt;3.1.8. TL Mevduat &lt;br/&gt;3.1.9. YP Mevduat &lt;br/&gt;3.1.10. Banka Sayısı &lt;br/&gt;3.1.11. Şube Sayısı &lt;br/&gt;3.2. Bölgelere Göre Rasyo Analizi &lt;br/&gt;3.2.1. Yoğunlaşma Oranları &lt;br/&gt;3.2.2. Kişi Başına Düşen Milli Gelir &lt;br/&gt;3.2.3. Kişi Başına Düşen Kredi &lt;br/&gt;3.2.4. Kişi Başına Düşen Mevduat &lt;br/&gt;3.2.5. Banka Başına Düşen Kredi  &lt;br/&gt;3.2.6. Banka Başına Düşen Mevduat&lt;br/&gt;3.2.7. Banka Başına Düşen Şube Sayısı &lt;br/&gt;3.2.8. Banka Başına Düşen Kişi Sayısı &lt;br/&gt;3.2.9. Şube Başına Düşen Kredi  &lt;br/&gt;3.2.10. Şube Başına Düşen Mevduat &lt;br/&gt;3.2.11. Şube Başına Düşen Kişi Sayısı &lt;br/&gt;3.2.12. Kredi / Milli Gelir &lt;br/&gt;3.2.13. İhtisas ve İhtisasdışı Kredilerin Toplam Krediler İçindeki Dağılımı &lt;br/&gt;3.2.14. Mevduat / Milli Gelir &lt;br/&gt;3.2.15. TL ve YP Mevduatın Milli Gelire Oranı &lt;br/&gt;3.2.16. TL ve YP Mevduatın Toplam Mevduat İçindeki Dağılımı &lt;br/&gt;3.2.17. Kredi / Mevduat &lt;br/&gt;4.İllere Göre Analiz &lt;br/&gt;4.1. Temel Büyüklükler İtibariyle İller&lt;br/&gt;4.1.1.Doğurgan İller  ve Sonradan İl Olan İlçeleri&lt;br/&gt;4.1.2. Milli Gelir &lt;br/&gt;4.1.3. Nüfus &lt;br/&gt;4.1.4. Toplam Krediler&lt;br/&gt;4.1.5. İhtisas Kredileri&lt;br/&gt;4.1.6. İhtisasdışı Krediler&lt;br/&gt;4.1.7. Toplam Mevduat&lt;br/&gt;4.1.8. TL Mevduat&lt;br/&gt;4.1.9. YP Mevduat&lt;br/&gt;4.1.10. Banka Sayısı&lt;br/&gt;4.1.11. Şube Sayısı&lt;br/&gt;4.2. İllere Göre Rasyo Analizi&lt;br/&gt;4.2.1. Yoğunlaşma Oranları&lt;br/&gt;4.2.2. Kişi Başına Düşen Milli Gelir&lt;br/&gt;4.2.3. Kişi Başına Düşen Kredi&lt;br/&gt;4.2.4. Kişi Başına Düşen Mevduat&lt;br/&gt;4.2.5. Banka Başına Düşen Kredi &lt;br/&gt;4.2.6. Banka Başına Düşen Mevduat&lt;br/&gt;4.2.7. Banka Başına Düşen Şube Sayısı&lt;br/&gt;4.2.8. Banka Başına Düşen Kişi Sayısı&lt;br/&gt;4.2.9. Şube Başına Düşen Kredi &lt;br/&gt;4.2.10. Şube Başına Düşen Mevduat&lt;br/&gt;4.2.11. Şube Başına Düşen Kişi Sayısı&lt;br/&gt;4.2.12. Kredi / Milli Gelir&lt;br/&gt;4.2.13. İhtisas ve İhtisasdışı Kredilerin Toplam Krediler İçindeki Dağılımı&lt;br/&gt;4.2.14. Mevduat / Milli Gelir&lt;br/&gt;4.2.15. TL ve YP Mevduatın Milli Gelire Oranı&lt;br/&gt;4.2.16. TL ve YP Mevduatın Toplam Mevduat İçindeki Dağılımı&lt;br/&gt;4.2.17. Kredi / Mevduat&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1. Giriş&lt;br/&gt;Bu çalışmada nüfus, milli gelir ve bankacılık sektörü verileri kullanılarak Türkiye ge-nelinde illerin ve bölgelerin 1990-1999 dönemi İtibariyle ekonomik gelişmelerinin karşılaştı-rılması amaçlanmıştır. Nüfus ve milli gelir verileri Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE); bankacı-lık sektörüne ait kredi, mevduat, banka ve şube sayılarına ilişkin veriler ise Türkiye Bankalar Birliği kaynaklarından sağlanmıştır. &lt;br/&gt;Veriler arasında daha sağlıklı karşılaştırma yapılabilmesi amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda, nüfus verileri ile daha doğru bir karşılaştırma yapılabilmesini teminen, toplam krediler rakamına Kıbrıs ve yabancı ülkelere açılan krediler ile il bazında da-ğılımı yapılamayan İller Bankası tarafından açılan krediler; toplam mevduat rakamına ise Kıbrıs ve yabancı ülkelerde toplanan mevduat miktarları dahil edilmemiştir. Kalkınma ve ya-tırım bankaları grubu statüleri gereği mevduat kabul etmemekle birlikte, bu grubun banka ve şube sayıları banka başına düşen mevduat, şube başına düşen mevduat gibi oranların hesap-lamalarına dahil edilmiştir. Yıllık ortalama artış hızlarının hesaplanmasında ise geometrik or-talama yöntemi kullanılmıştır.&lt;br/&gt;İl bazında yapılan analizlerde ise önemli bir kısıtı önceki dönemlerde ilçe olan kimi yerleşim bölgelerinin izleyen dönemlerde il olmalarının tam bir karşılaştırma yapılmasını zor-laştırması oluşturmaktadır. Bu tür bölgelerin ilçe</description></item><item><title>ALM EĞİTİM İÇERİĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?alm-egitim-icerigi-441125.html</link><description>ALM EĞİTİM İÇERİĞİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türk Bankacılık Sistemi ve Basel Çerçevesinde ALM &lt;br/&gt;Tanım, Amaç ve  Kullanımı&lt;br/&gt; Temel Riskler&lt;br/&gt;Faiz Riski&lt;br/&gt;Likidite Riski&lt;br/&gt; Hedef Hesaplar&lt;br/&gt; Karlılık Ölçütleri ve Karar Alma&lt;br/&gt; Bilanço Kalemlerinin ALM Çerçevesinde Değerlendirilişi&lt;br/&gt; Ürün Tipleri ve Veri Agregasyonu&lt;br/&gt; Muhasebesel Yaklaşımları İle Farkları&lt;br/&gt; Bono Analojisi&lt;br/&gt; ALM Analiz Araçları &lt;br/&gt; Statik Analiz&lt;br/&gt;- Konvansiyonel Yöntemler (Vade Analizleri, Durasyon)&lt;br/&gt;- MVE ve Duyarlılık&lt;br/&gt; Dinamik Analiz &lt;br/&gt;- Rollover, NII, EaR&lt;br/&gt;İstatiksel Analizler&lt;br/&gt;Fon Transfer Fiyatlaması&lt;br/&gt;Örnek Uygulamalar</description></item><item><title>BANKA SERMAYELERİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?banka-sermayelerinin-guclendirilmesi-445290.html</link><description>BANKA SERMAYELERİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GİRİŞ2&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. BANKA SERMAYELERİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROGRAMI DENETİM VE DEĞERLENDİRME AŞAMASI3&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. DENETİM VE DEĞERLENDİRME AŞAMASININ SONUÇLARI8&lt;br/&gt;3.1. Aktif Yapısı9&lt;br/&gt;3.1.1. Krediler ve Takipteki  Alacaklar10&lt;br/&gt;3.1.2. Krediler İçin Alınan Teminatlar ve Ayrılan Karşılıklar12&lt;br/&gt;3.1.3. İştirakler, Bağlı Ortaklıklar ve Sabit Kıymetler13&lt;br/&gt;3.2. Pasif Yapısı14&lt;br/&gt;3.2.1. Özkaynaklar15&lt;br/&gt;3.2.1. Kar / Zarar16&lt;br/&gt;3.3. Bilanço Dışı İşlemler16&lt;br/&gt;3.4. Sermaye Yeterliliği Rasyosu (SYR)17&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. SONUÇ20&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GİRİŞ&lt;br/&gt;B&lt;br/&gt;ankacılık sektörünün sorunlarına kalıcı çözümler getirilmesi  ve bankaların daha sağlıklı bir ortamda büyümelerinin sağlanması amacıyla, &quot;Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı&quot; 15 Mayıs 2001 tarihinde uygulamaya konulmuştur. 31 Ocak 2002 tarihinde yayımlanan 4743 sayılı Kanun çerçevesinde, Program ilave araçlarla güçlendirilmiş ve özel sermayeli bankalara kamu tarafından sermaye desteği sağlanmasının yasal çerçevesi oluşturulmuştur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;Banka Sermayelerinin Güçlendirilmesi Programı&quot; tasarlanırken, şu ilkeler esas alınmıştır;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61692;sürecin açık, nesnel kurallara ve bir takvime bağlanması,&lt;br/&gt;&amp;#61692;programdan yararlanacak tüm bankalara eşit ve adil davranılması,&lt;br/&gt;&amp;#61692;sürecin her aşamasının kamuoyunun bilgisi dahilinde ve saydam bir şekilde yürütülmesi,&lt;br/&gt;&amp;#61692;banka ortaklarının sermaye artırımına yönlendirilmesi,&lt;br/&gt;&amp;#61692;ekonomik olarak anlamlı bulunan devir ve birleşmelerin teşvik edilmesi,&lt;br/&gt;&amp;#61692;hızlı müdahale ve sınırlı/kontrollü kaynak sağlanması suretiyle yeniden yapılandırma maliyetinin sınırlandırılması,&lt;br/&gt;&amp;#61692;aktarılan kamu kaynağının güvence altına alınması yoluyla muhtemel ahlaki istismarların önüne geçilmesi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Programın &quot;denetim ve değerlendirme aşaması&quot;nda bankaların mali durumları ortaya konulmuştur. Halen içinde bulunulan ikinci aşamada bankalar kendi imkanlarını kullanarak sermayelerini artırmaya çalışacaklar, üçüncü aşamada ise sermayesi yetersiz olmakla beraber belli bir seviyenin üzerinde olan bankalara kamu kaynaklarından destek sağlanması gündeme gelebilecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şeffaflık ilkesi gereğince, 13 Haziran 2002 tarihinde &quot;denetim ve değerlendirme aşaması&quot;nın sonuçları hakkında kamuoyuna açıklama yapılmıştır. Açıklamada, Program kapsamındaki 27 bankadan 24 adedine ilişkin gelişmelere yer verilmiş, Milli Aydın Bankası TMSF&quot;ye devredildiğinden ve Pamukbank&quot;ın Yapı ve Kredi Bankası&quot;na devri talebinin Kurumumuzca değerlendirilmesi sonuçlandırılamadığından bu bankalar hariç tutulmuştur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;19 Haziran 2002 tarihinde, Program kapsamında yer alan ve sermaye yeterliliği rasyosu (SYR) negatif olan Pamukbank&quot;ın Yapı ve Kredi Bankası&quot;na devrine yönelik olarak Kurumumuza sunulan plan ve fizibilite raporları uygulanabilir bulunmadığı için, Pamukbank&quot;ın TMSF&quot;ye devredilmesine karar verildiği  kamuoyuna açıklanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu Rapor ile &quot;Banka Sermayelerinin Güçlendirilmesi Programı&quot;nın &quot;denetim ve değerlendirme aşaması&quot; sonuçları hakkında kamuoyuna kapsamlı bilgi sunulması amacı güdülmektedir. Raporda yer alan değerlendirmeler, Milli Aydın Bankası ve Pamukbank TMSF&quot;ye devredildiği için 25 bankayı kapsamaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. BANKA SERMAYELERİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROGRAMI DENETİM VE DEĞERLENDİRME AŞAMASI&lt;br/&gt;Temel olarak üç evreden oluşan &quot;Banka Sermayelerinin Güçlendirilmesi Programı&quot;na ilişkin süreç, Şema 1&quot;de verilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankaların gerçek mali durumlarının ortaya çıkartılabilmesi için üç aşamalı bir denetim sistemi uygulanmıştır. Bu denetimler sırasıyla; bağımsız denetim kuruluşlarının ilk denetimi, bağımsız denetçilerin uygunluk açısından yaptıkları ikinci denetim ve Bankalar Yeminli Murakıplarının yerinde denetimleridir. Çok aşamalı bir denetim yöntemi benimsenmesinin nedeni, olabilecek tartışmaların asgariye indirilmesi ve güvenilirliğin artırılmasıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Denetim sürecinde standardizasyon sağlanabilmesi için, öncelikle bankaların ve bağımsız denetim kuruluşlarının takip edecekleri usul ve esaslar belirlenmiştir. Denetim süresi boyunca BDDK bünyesinde k</description></item><item><title>ATM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?atm-350857.html</link><description>ATM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Özet&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu projenin amacı günümüz telekomünikasyon yapısını ve ihtiyaçlar doğrultusunda bu  yapının gelişmesini anlatmaktır. Bu yeni ihtiyaçlara cevap verebilecek yapı olarak B-ISDN kapsamında ATM teknolojisi ele alınmıştır. ATM protokolü kendine has katman yapısı ve anahtarlama teknolojisini içermektedir. ATMde veri iletişiminde hücre adında özel bir yapıya sahip paketler kullanılmaktadır. ATM, kendine has topolojisinin yanında varolan sistemlerle de uyumludur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       2.Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bilgisayar teknolojisinin ve dolayısıyla bilgisayar ağlarının büyük bir hızla gelişmesi sonucu, bilgisayarların kullanım amaçları ve üstlendikleri hizmetler eskisine oranla çok daha geniş bir alana yayılmıştır. Bu gelişime paralel olarak da yeni kullanım alanları doğmuş ancak bir süre sonra varolan yapılar bu yeni taleplere karşılık veremez hale gelmişlerdir. Şu anda  ihtiyaç duyulan pek çok servis (ses, görüntü, klasik veri iletimi, interaktif servisler vb.) yüksek hızlarda iletim kapasitesi gerektirmektedir. &lt;br/&gt;Veri iletişiminde ortaya çıkan ilerlemeler (VLSI-Very Large Scale Integration, fiber optik ve anahtarlama teknolojilerindeki gelişmeler) bu ihtiyaçlara cevap verebilecek B-ISDN yapısının oluşmasına imkan sağlamıştır. &lt;br/&gt; ITU-T (International Telecommunication Union),  B-ISDN için transfer modu olarak ATMi önermiştir. ATM ve B-ISDN teknolojisi aynı zamanda varolan sistemlere de adapte edilebilir olması açısından da avantajlıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.-GÜNÜMÜZ TELEKOMUNİKASYON ALTYAPISI ve B-ISDN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bugünün telekomunikasyon ağlarının herbiri spesifik hizmetler vermek üzere tasarlanmıştır. Bunun anlamı, herbir telekomunikasyon hizmeti için en az bir ağın olması ve bu ağların hedeflediği spesifik servisi sağlamak amacıyla tasarlanıp çalıştırıldıklarından dolayı, çoğunlukla başka amaçlar için kullanılmaya uygun olmamalarıdır. Örneğin, X.25 veri iletişimi ağları uçtan uca gecikme ve kayma değerlerinin kontrol edilememesi nedeniyle, gerçek zamanlı ses iletişimi için uygun değildirler. Ayrıca, bir ağ içinde, belli zamanlarda boş duran birtakım kaynaklar da başka amaçlar için kullanılamamaktadır. (Örneğin, varolan telefon ağlarının TV yayını için uygun olmamaları sebebiyle günün geç saatlerinde ses iletim ihtiyacının düşük olmasına rağmen, kablolu TV yayını için kullanılamaması.) &lt;br/&gt;Sonuçta birbirinden bağımsız ve farklı birçok iletişim ağı ortaya çıkmış ve bu durum, ağların kullanım esnekliğini ve etkinliğini düşürmüştür. Buna paralel olarak da bu tür ağların tasarım, bakım, üretim maliyetleri de yükselmiştir. Bu ağlara örnek verecek olursak : &lt;br/&gt;-       Düşük hızlarda (300 kb/sn) bilgi transferi sağlayan teleks ağları, &lt;br/&gt;-       POTS (Plain Old Telepnone Service) adıyla da bilinen ve PSTN (Public Switched Telephone Network -  Anahtarlamalı Telefon Ağı ) üzerinden sağlanan iki yönlü ses iletişimi için tasarlanan ağlar, &lt;br/&gt;-       X.25 ve benzeri PSDN (Public Switched Data Networks ) paket anahtarlamalı veri ağları, &lt;br/&gt;-       CATV (Community Antenna TV), kablolu televizyon ağları, &lt;br/&gt;-       LAN (Local Area Networks ), yerel iletişim ağları  &lt;br/&gt;Yukarıda örnek verdiğimiz telekomunikasyon ağları ve varolan ihtiyaçlar gözönüne alındığında, bu altyapının yetersiz kalacağı açıktır. Özellikle gelecekte kullanılması düşünülen video-telefon, video-konferans, video-kütüphane ve benzeri servisleri düşünürsek, bu tür ihtiyaçları karşılayacak iletişim ağlarının servis türünden bağımsız, genişbantlı tek bir ağ olması gerektiği ortaya çıkmaktadır. &lt;br/&gt;Bu alandaki çalışmalar seksenli yılların başlarında başlatılmış ve ISDN (Integrated Switched Digital Networks) olarak adlandırılmıştır (Şu anda N-ISDN Narrowband ISDN olarak anılmaktadır). Bu ağların bant genişliğinin arttırılmasıyla hertürlü ses, veri, hareketli video ve yüksek çözünürlükte TV iletiminin entegre edilmesi sağlanmış ve gelişen yapı B-ISDN (Broadband ISDN) olarak adlandırılmıştır. &lt;br/&gt;B-ISDN yapısını olanaklı kılan faktörler, fiber-optik teknolojisinin gelişerek iletişim hatlarında geniş çapta</description></item><item><title>TÜRK SERMAYE PİYASASINDA YATIRIM BANKACILIĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-sermaye-piyasasinda-yatirim-bankaciligi-387750.html</link><description>I- YATIRIM BANKACILIĞININ KURAMSAL ÇERÇEVESİ&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;           YATIRIM BANKACILIĞI&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;                   Yatırım bankacılığının tanımı&lt;br/&gt;Yatırım bankacılığın da tek bir tanım veremiyoruz. Bu çerçeve de yatırım bankacılığının hukuki bir kapsamı olup olmadığı tespit edilemediğinden bu gruba giren mali kurumlar, mevduat kabul etmeyen ve kalkınma bankacılığı fonksiyonunu dışında kalan alanlarda faaliyet gösteren müesseseler olarak yorumlanmaktadır. Bu konuda genel bir yaklaşım içinde Investmen Trust ve Mergering den bahsedilebilir.&lt;br/&gt;Investmen Trust : Tasarrufları bir plasman fonu teşkil etmek üzere toplayıp karşılığında certifikat ihraç eden ve bu fonu menkul, gayrimenkul veyahut karma değerlere yatırırlar. Bu kurumlar tasarrufla yatırımı aynı zaman da gerçekleştirmektedirler. Certifikatların müessesenin servetinde ifade ettiği pay üzerinden satın alınmasını garanti etmektedirler. Bu tip kurumlar gelişmiş ülkelerde yaygındır.&lt;br/&gt;Bunun dışında para ve sermaye piyasasında, döviz piyasasında, şirketlerin birleştirilmesinde (mergering), özelleştirmede, şirket satın alınmasında, kredi için sendika teşkilinde faaliyet gösteren ve merchant bank adı verilen klasik ticari bankalardan farklı olarak az sayıda müşteriyle çalışan bankalarda bu grup içinde yer almaktadır.&lt;br/&gt;Yatırım bankaları esas itibariyle yukarda değindiğimiz iki müesseseden meydana gelmektedir. &lt;br/&gt;Ekonomi politikasında önemli değişiklikler yapan ülkeler ile yabancı sermayenin hızlı bir şekilde girmeye başladığı ekonomilerde (yani yeniden yapılanma sürecine giren ülkelerde), merchant banklar için, bahis konusu olan ülkeler gelişme yolunda ki ülkeler grubuna dahil olsa bile, faaliyet imkanları artmış demektir. Investmen trust&quot;lar içinde belli bir gelişme seviyesine ulaşmış ekonomilerde rahat çalışma imkanları bulunabilecektir.&lt;br/&gt;Yatırım bankaları dar anlamda, devlet kuruluşlarının ve özel şirketlerin menkul kıymetler ihtiyacını başlatan, bunlara garanti veren ve tedavülünü sağlayan kuruluşlar ve firmalar diye tanımlayabiliriz.&lt;br/&gt;Geniş anlamda yatırım bankacılığı mevcut servetlerin transferi, esham ve tahvilatın tedavülü, menkul kıymetlerin yönetimi dahil olmak üzere sermaye teşekkülünün bulunduğu tüm işlemleri ve kuruluşları kapsar.&lt;br/&gt;Bilindiği üzere fon alış verişinin yapıldığı piyasaya sermaye piyasası denilmektedir. Bu piyasayı tasarrufların sermaye fonlarını teşkil ederek yatırımlara yönelmesini sağlayan kurumlar, araçlar ve yöntemlerin tümü  olarak tarif etmek mümkündür. Yatarım bankaları, bu piyasanın en önemli kurumlarından biridir. &lt;br/&gt;Yatırım bankaları, Investment Bank&quot; lar veya Merchant Bank&quot; lar bütün dünyada ticari bankalardan farklı bir konum içersinde çalışmaktadırlar. Ülkemizde daha bu konunun farklılığı kendisini yeteri kadar ortaya koymamıştır. Hatta o kadar ki, kanuna göre, her ne kadar aralarında isim farkları olsa da üzerinde mevduat tutmanın haricinde, bugün bir ticari bankanın yapabileceği herşeyi yatırım bankaları da yapabilmektedir. Yatırım bankacılığından &quot; no busines action&quot; istenmektedir. Borsa da özel şirketleri borsaya götürme tekniğini kullanmaları istenmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yatırım Bankalarının Çeşitleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yatırım bankalarının çeşitlerini şöyle sıralayabiliriz; &lt;br/&gt;*Toptancılar&lt;br/&gt;*Toptancılık ve Büyük perakendeciliği bir arada yapanlar&lt;br/&gt;*Küçük perakendeciler &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toptancılık, emtio piyasasından alınmış ve bir menkul değerin tamamının yataırım bankası tarafından ihraç eden şirket veya kamu kurumundan satın alıp pazarlanması haline ve bunu pazarlayan yatırım bankasını ifade etmektedir. Toptancılar bir grup oluşturarak da çalışabilirler. Çoğu kez başvurulan yol budur. Grubun başı olan ve menkul kıymeti ihraç eden ile görüşmeleri yürüten organizatördür, diğerleri ise iştirakçi olarak alınırlar.&lt;br/&gt;Küçük perakendeciler, satış işini yüklenmiş olan bir gruba girerek menkul kıymeti kendi adına küçük paketler halinde satın alarak satar veya grubun üyelerinden birine bir risturn karşılığında yardımcı olurlar.&lt;br/&gt;Aradaki tür olan, toptancılık ve büyük perakendeciliği bir arada yapanlar, diğer ikisini kombine ederek çalışırlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yatırım Bankalarının Fonksiyonları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yatırım bankalarının fonksiyonlarını genel olarak şöyle sıralayabiliriz;&lt;br/&gt;*Tasarruf sahipleriyle menkul kıymetler ihracı yoluyla uzun vadeli kaynak sağlar. Bu suretle kamu ve özel sektör kuruluşları arasında aracılık yapmak,&lt;br/&gt;*Faaliyetlerini dürüst, ekonomik ve etken bir şekilde yürüterek gerekli güven havasını yaratıp sermaye p</description></item><item><title>BANKA BİLANÇOLARININ İNCELENMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?banka-bilancolarinin-incelenmesi-343113.html</link><description>T.C.  ZİRAAT   BANKASI   A.Ş.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2000 YILI BİLANÇOSU YORUMU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         İncelememize bilançodaki sırayı takip ederek aktif sütununun ilk satırı olan nakit değerlerden  başlıyoruz.&lt;br/&gt;          Nakit değerler bir önceki yıla göre sadece %3,4 lük bir artış göstermiştir. Tabiki bunun yanıltıcı olabileceğini alt kalemleri incelemeye başladığımızda anlıyoruz.Bu da bize bazı ihtimalleri göz önüne  almamız  gerektiğini belirtiyor.&lt;br/&gt;          Nakit değerlerinin en büyük kalemi olan Kasa da geçen yıla göre artış göstermiş. Burada aklımıza gelebilecek ilk yorum alacakların tahsil edilmiş olabileceği yönünde olabilir yada bir kurumdan kredi talep edilmiş olabilir. Artış oranı çok yüksek olmadığı için kesin bir yargıya ulaşmamız Nakit değerlere bakılarak yeterli değil.           &lt;br/&gt;           Bankalar kaleminde ise bir önceki yıla göre artışla karşılaşmaktayız. Bu ise bankanın başka bankalarda olan paralarını alıp ya borçlarını kapatmak istemediğini ya da kredi almak için kullandığını gösteriyor.Gerçekten de verilen krediler bir önceki yıla göre artış göstermiştir.Ayrıca kanunlarla bir ilişkisi olduğunu düşünerek Merkez Bankası&quot; daki para miktarında bir değişim olmamış.Günümüzün ekonomik şartlarından da bankanın etkilendiğini görüyoruz; yurt dışı bankalardan  mevduat azalması olurken  yurt içi bankalarda  yaklaşık 4 kat bir artış gözlenmiştir.Bu tezimizi ispatlamak içinse 2001 yılı bilançosunu ihtiyacımız var. Çünkü ilk kriz 2000 yılının kasım ayında çıkmıştı. &lt;br/&gt;          Bankalar arası para piyasası kelime grubu bize bir şeyler çağrıştırmamaktadır. O yüzden burada yorum yapamayacağız.&lt;br/&gt;            Menkul değerler kalemi değeri ise bir önceki yılın açıklanan değeriyle hemen hemen aynı bir değere sahip.Burada bankanın devletten bono ,diğer şirketlerden borçlanma senetleri , hisse senetleri almış; alsada 99 yılına göre büyük bir artış sağlanamamış.Eğer Türkiyede değil de başka bir Avrupa ülkesinde yaşıyor olsaydık ortalama 10 yıl vadeli sanetler alınmış olabileceğini söylerdik. Fakat ülkemizde bilindiği gibi bu kalem ise bize göre çok riskli kalem. Çünkü günümüzde olduğu gibi ekonomik dalgalanmalar sonucu faizlerin yükselmesi, düşmesi bu kalemin önemini daha da ön plana çıkarmaktadır. Ayrıca bu kadar yüksek meblağların riski de yüksek olsa gerek. Zaten bu günlerde batan bankaların batışını hazırlayan kalem olarak görmekteyiz. Çünkü faiz oranları gerek hisse senetleriyle gerekse de bonolarla iç içedir.Sonuç olarak faizlerin dalgalanması bu iki yatırım aracını çok çabuk etkileyebilmektedir. Enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde bu tip yatırımların bir defa daha ne kadar riskli olduğunu görmüş olduk.&lt;br/&gt;          Krediler kalemi de bir önceki yıla göre çok artmış. Neredeyse oran bir önceki yılı ikiye katlamış.Ama verilen uzun vadeli kredilerin artmış olması da aklımızda bir soru işareti doğmasına sebep oldu. Çünkü verilen kredilerin daha sonraki yıllarda tahsilinin zor olma ihtimali yüksektir ve riski artırır. Çünkü gerek muhasebe derslerimizden  uzun vadeli borç vermenin sakıncalarını ve ne kadar riskli olduğunu dinleyerek; gerek de finans derslerinde rakamlarda ve örnek problemlerle deneyerek gördük. Çünkü ülkemizde yarın ne olabileceği önceden kestirilememektedir. Evet zaman bazen insanın aleyhine de çalışabilir. Faiz oranının yüksek olması dahi gelecekteki tahsil riskini azaltamaz. Dalagalı kura geçildiği dönemlerin ilk günlerinde faiz ve repo oranlarının nerelere kadar tırmandığı bizzat gördük. &lt;br/&gt;           &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Takipteki alacaklar kaleminin bakiyesininde az da olsa bir azalma görüyoruz.. Ama burada teminatlı alacakların karşılığındaki %50 lik artış buna sebep oluyor. Burada&quot; 0&quot; yakın bir bakiyeyde de karşılabilirdik.O zaman da teminatsız borç verilme durumu olabilirdi. Bu tabiki çok daha olumsuz bir durum. Teminat olmadan borç vermenin riski çok fazladır. &lt;br/&gt;          Faiz ve gelir  tahakkuk  ve reeskontu kalemi değeri ise geçen yıla göre %35  azalmıştır. Burada alınan kredilerden, menkul değerlerden düşülen reeskontları bildiriyor. 2000 yılı ilk</description></item><item><title>BANKA VE KREDİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?banka-ve-kredi-373637.html</link><description>BANKA VE KREDİ &lt;br/&gt;A.BANKANINTANIMI VE ÖNEMİ &lt;br/&gt; Bankacılık sektörü birçok alt sektöre bölünmüş ma1i piyasanın en önemli kurumsal yapısını oluşturmaktadır. Nitekim günümüz çağdaş bankacılıgı yüklendiği işlevin bir sonucu olarak, doğuşu sırasındaki görünümünden hem işlemlerinin karmaşıklığı hem de yönetim tekniği açısından oldukça büyük farklılıklar taşımaktadır.&lt;br/&gt;Hemen tüm ülke dillerinde küçük değişikliklerle aynı şekilde ifade edilen banka sözcüğünün, İtalyanca &quot;banco&quot; aslından geldiği ve daha sonra sözcügün&quot;banca&quot; olarak da kullanıldığı sanılmaktadır.&lt;br/&gt;İlk bankerlerden olan lombardiyalı Yahudiler, bankacılık işlemlerini pazar yerlerine koydukları birer masa (banko) üzerinde yaparlardı. Böyle bir banker, taahhütlerini yerine getirmeyerek iflas ettiği zamanda halk, bankerin üzerine saldırarak, masasını (banco) kırardı. Bundan dolayı, latince kökenli bankrupt ve banquerovtier sözcükleri ile belirtilen , müflis sözcüğü de &quot;banca&quot; aslından geldiği sanılmaktadır.&lt;br/&gt;Banka kelimesinin kökeni hakkında diğer bir açıklama şekli de şudur: 12 nci yüzyılda Venedik kenti piyasaya zorunlu, borçlanma tahvilleri çıkarmış ve bu zorunlu borçlanmalara ait işlemleri yürütmek üzere de 1157 yılında &quot;Devlet Borçları Odası&quot; adlı bir kurum meydana getirmişti. O sıra1arda kutsal Roma-Cermen İmparatorluğunun idaresi altında bulunan Kuzey İtalyada ve Venedikde bu tahvillere &quot;kamu borcu senetleri&quot; anlamında İtalyanca &quot;monti, veya Almanca &quot;banck&quot; sözcüklerinden galat olarak &quot;banchi&quot; deniyordu; Bu suretle Almanca &quot;banck&quot; sözcüğünün &quot;banko&quot; şeklinde İtalyancalaştırıldığı tahmin edilmektedir.&lt;br/&gt;Bankalar, gerçek ve tüzel kişilerin belli bir zaman için harcamadıkları paraları toplayarak, bunları kredi ve plasman yoluyla değerlendirmeye çalışan işletmelerdir. Fakat bankaların temel görevlerinin kredi ticareti yapmak olduğu düşüncesine dayanan bu tanımın yanında, bankaları, yaptıkları çeşitli işlemlerden biri ya da diğerini ön plana alarak, başka türlü tanımlayanlar da vardır. Bazı anglo-sakson yazarlar bankaları çeke tabi mevduat kabul eden bir işletme şeklinde tanımlamaktadır. Bu tanımın, banka parası ile ödemelerin geliştiği ülkeler bakımından doğruluğu kabul edilse bile, maddi para kullanılmayan ödeme sisteminin bu derece gelişmediği ülke bankalarını açıklamaktan uzak olduğu meydandadır. Birçok Avrupa ülkesinde ve bankacılığın yeni gelişmekte oldu ülkemizde, bankaların önde gelen görevleri, kişisel kasaları birleştirerek, maddi para kullanmadan ödemelerin yapılması değildir. Bu ülke bankalarında önde gelen iş kredi ticareti yapmaktadır.&lt;br/&gt;O halde bankayı halkın belli zaman içinde harcamadığı paraları kabul ederek, bunları  nama getirir şekilde kredi ve plase eden, ödemelerde aracılık,  para nakli, senet tahsili, emanet kabulü gibi çeşitli hizmetler gören bir işletme şeklinde tanımlamak uygun olur.&lt;br/&gt;Kalkınma politikası çerçevesi içinde genel ekonomik politikanın rolü çok önemlidir ve ana unsurdur. Bu yüzden ekonomik politikanın hedeflerini açık bir şekilde formüle etmek gerekir.Bu hedeflerin bilinmesi para politikasının anlaşılmasına temel teşkil eder; Fakatson derece önemli olan diğer bir nokta da mali Politikanın anlaşılmas ve bunun para politikası ile olan ilişkilerinin belirlenmesidir. &lt;br/&gt;Gelişmekte olan ülkelerde mali politikanın ilgilenmesi gerektiği önemli unsurlardan biri de  uygun bir mali alt yapının kurulmasıdırı.&lt;br/&gt;Bu mali alt yapının kurulması epey zaman alır. Ancak bu süre uygun bir politika ile kısaltılabilir. Çogu zaman bu kurma işinin en büyük yükü merkez bankası ve diger bankalara düşmektedir. Merkez bankasının geleneksel fonksiyonu ekonomik istikrarı muhafaza etmek olmuştur. Hiç şüphesiz bu önemlidir. Ancak kalkınmakta olan bir ülkede mali alt-yapının büyük bir kısmı kuruluş halinde olduğundan, merkez bankasının kalkınmaya, tasarrufların seferber edilmesi yoluyla katkıda bulunması fonksiyonu da önemlidir. Yalnız merkez bankasının bu fonksiyonunu tüm banka sistemi içinde koordineli olarak yürütmesi gerekir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B.BANKACILIĞIN DOĞUŞU VE GELİŞİMİ&lt;br/&gt;Bankacılık hizmetleri ticaret kadar eskidir. Tarihçiler bankanın ilk çıkış noktası olarak zamanımızın altıbin yıl öncesini göstermektedir. Gerçekten Sümerlerin Oruk (Ourouk) sitesi etrafında gelişen ilk uygarlıklardan birinde M.Ö. 3500 yılında kurulan mabet, bilinen ilk banka kuruluşudur.&lt;br/&gt;Hamurabi yasalarında, banka mabetlerde kredi işleminin nasıl yürütüleceği, borcun vadesinde nasıl tahsil olunacağı, borçlunun hangi mallarının ne suretle borcun tasviyesinde kullanacagı yazılı idi</description></item><item><title>BANKACILIK SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-sektorune-genel-bakis-351411.html</link><description>BANKACILIK SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BANKACILIK SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.I.  BANKACILIK SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ1&lt;br/&gt;1.1.  GİRİŞ1&lt;br/&gt;1.2.  BANKALARIN DİĞER İŞLETMELERDEN BAŞLICA FARKLARI2&lt;br/&gt;1.3.  TEK DÜZEN HESAP PLANI3&lt;br/&gt;1.4.  BANKA BİLANÇOSU VE GELİR TABLOSU6&lt;br/&gt;1.4.1.1.4.1.     BİLANÇO6&lt;br/&gt;1.4.2.  GELİR TABLOSU11&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 2&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MALİ TABLOLARIN YÜZDE YÖNTEMİYLE KARŞILAŞTIRMALI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II -MALİ TABLOLARIN YÜZDE YÖNTEMİYLE KARŞILAŞTIRMALI15                                  &lt;br/&gt;2.1.  BİLANÇO KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ15&lt;br/&gt;         2.1.1.  AKTİF ANALİZİ15&lt;br/&gt;         2.1.2.  PASİF ANALİZİ17&lt;br/&gt;2.2.  KAR-ZARAR TABLOSU  KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ18&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 3&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MALİ TABLOLARIN RASYO ANALİZİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III-MALİ TABLOLARIN RASYO ANALİZİ19&lt;br/&gt;3.1.  SERMAYE YETERLİLİĞİ RASYOLARI19&lt;br/&gt;3.2.  AKTİF KALİTESİ RASYOLARI20        &lt;br/&gt;3.3.  LİKİDİTE YETERLİLİĞİ RASYOLARI20&lt;br/&gt;3.4.  GELİR GİDER YAPISI RASYOLARI21&lt;br/&gt;3.5.KARLILIK  RASYOLARI21&lt;br/&gt;SONUÇ22&lt;br/&gt;KAYNAKÇA23&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.BANKACILIK SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           1.1.  GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   1999 yılında bankaların mali yapılarının gözetim ve denetiminin güçlendirilmesi amacıyla kabul edilen yeni Bankalar Kanunu&quot;nun ardından 2000 yılında sektördeki en belirgin değişiklik Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu&quot;nun kurularak faaliyete başlaması olmuştur. Kurumun faaliyete geçmesiyle birlikte Türk bankacılık sektörü için, dünyadaki gelişmelere uygun olarak bankacılık sektöründeki düzenlemelerin denetimlerinin bağımsız bir kurum tarafından yürütüleceği yeni bir dönem başlamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ancak 2000 yılı bankacılık sistemi için oldukça sıkıntılı geçmiştir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu&quot;ndaki 8 bankaya, yıl sonuna doğru yabancı yatırımcıların paralarını mali sistemden çekmesiyle başlayan krizde aktif büyüklüğü açısından Türkiye&quot;nin beşinci özel büyük bankası olan Demirbank&quot; ın ve ardından Bank Kapital ve Etibank&quot; ın eklenmesiyle Fon&quot; daki bankaların sayısı 11&quot; e yükselmiştir. Bunun yanında, kamu bankalarının özelleştirilmeye hazırlık amacıyla yeniden yapılandırılmalarına ilişkin süreç 25 kasım 2000 tarihinde çıkarılan 4603 sayılı Kanunla başlamıştır. Bankalar Kurulu&quot;nun Ziraat, Halk ve Emlak Bankaları&quot;nın  yeniden yapılandırılmalarına ilişkin usul ve esasları belirleyen kararına göre, bu üç bankanın yeniden yapılandırma işlemlerini yürütmek üzere, Hazine Müsteşarlığı, Özelleştirme İdaresi ve bankalardan birer asil ve birer yedek üyeden oluşan yeniden yapılandırma komisyonları oluşturulmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mali piyasalarda Kasım ayında yaşanan kriz bankacılık sistemini de etkilemiştir. Bu krizle birlikte, bankaların yeni kredi kullanımını durdurmalarından dolayı mevduatın krediye dönüşümü yavaşlamıştır.2000 yılına genel olarak bakıldığında, uygulanmakta olan dezenflasyon programı sonucunda kamunun borçlanma gereğinin hafiflemesi ve dış borçlanma imkanının sağlanması nedeniyle bankaların devlete borç vererek yüksek karlar elde etme dönemi sona ermiştir. Bu durumda bankalar, sistem içinde kalabilmek için maliyetlerini daha ciddi biçimde kontrol etmek ve operasyonel etkinliklerini artırmak zorunda kalacaklardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     1.2.  BANKALARIN   DİĞER     İŞLETMELERDEN BAŞLICA FARKLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Bankalar işletme niteliği yönünden diğer sanayi, tarım, inşaat ve ulaştırma kuruluşlarından pek çok farklılık arz ederler. Bunları genel anlamda, kuruluş yeri müşteri ile temas, sermaye kompozisyonu, üretim şekli ve devletçe denetimi olarak formüle edebileceğimiz gibi aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz;&lt;br/&gt;1.Kuruluş yönünden: Diğer ticari işletmeler kanunlarla konulmuş normal şekil şartları dışında hiçbir izin söz konusu olmaksızın, tescil edilip faaliyete geçebildikleri halde; Bankalar, ülkemizde olduğu gibi pek çok yabancı ülkelerde de özel izin gerektirmektedir. Örneğin, ülkemizde, bir bankanın kurulabilmesi için, bankaların Maliye ve Ticaret Bakanlıklarının olumlu mütalaalarından ayrı Bakanlar Kurulundan da bir Kuruluş İzni almaları gerekir.&lt;br/&gt;2.Bankaların kurucu sayısı ile bunların şahsiyetleri diğer işletmelerinkinden farklı bir sayı ve Türk Ticaret Kanununa g</description></item><item><title>TÜRKİYEDEKİ BANKALAR NEZDİNDE AÇILAN DÖVİZ TEVDİAT, ALTIN DEPO VE TÜRK LİRASI MEVDUAT HESAPLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiyedeki-bankalar-nezdinde-acilan-doviz-tevdiat,-altin-depo-ve-turk-lirasi-mevduat-hesaplari-374967.html</link><description>TÜRK&amp;#304;YEDEK&amp;#304; BANKALAR NEZD&amp;#304;NDE A&amp;#199;ILAN DÖV&amp;#304;Z TEVD&amp;#304;AT, ALTIN DEPO VE TÜRK L&amp;#304;RASI MEVDUAT HESAPLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÖV&amp;#304;Z TEVD&amp;#304;AT HESAPLARI&lt;br/&gt;Bankalar, Türkiyede ve yurt d&amp;#305;&amp;#351;&amp;#305;nda yerle&amp;#351;ik ki&amp;#351;iler ad&amp;#305;na Merkez Bankas&amp;#305;nca al&amp;#305;m ve sat&amp;#305;m&amp;#305; yap&amp;#305;lan dövizler üzerinden &quot;Döviz Tevdiat&quot; hesab&amp;#305; a&amp;#231;abilirler. Bu hesaplar üzerinde sahipleri serbest&amp;#231;e tasarrufta bulunabilir. Hesap sahibi yurda kesin dönü&amp;#351; yapm&amp;#305;&amp;#351; olsa dahi, istemedi&amp;#287;i sürece hesab&amp;#305;ndaki dövizler Türk Liras&amp;#305;na &amp;#231;evrilmez. Bu hesaplara tahakkuk eden faizler, hesaba döviz olarak ilave edilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu hesaplar istenildi&amp;#287;inde, Türk Liras&amp;#305; olarak da kullan&amp;#305;labilir. Ayr&amp;#305;ca, baz&amp;#305; bankalarca yap&amp;#305;lan uygulama gere&amp;#287;i bu hesaplarda tutulan dövizi, ilgililer isterlerse ba&amp;#351;ka bir konvertibl döviz cinsinden efektif olarak da &amp;#231;ekebilirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ALTIN DEPO HESAPLARI&lt;br/&gt;Bankalar Türkiyede ve yurt d&amp;#305;&amp;#351;&amp;#305;nda yerle&amp;#351;ik ger&amp;#231;ek ve tüzel ki&amp;#351;iler ad&amp;#305;na alt&amp;#305;n depo hesaplar&amp;#305; a&amp;#231;abilirler. Alt&amp;#305;n depo hesaplar&amp;#305;, en az 995/1000 safl&amp;#305;kta bar ve kül&amp;#231;e halindeki i&amp;#351;lenmemi&amp;#351; alt&amp;#305;n ile 995/1000den daha dü&amp;#351;ük safl&amp;#305;kta, gerek bir i&amp;#351;&amp;#231;ilik uygulanarak ziynet veya süs e&amp;#351;yas&amp;#305; haline dönü&amp;#351;türülmü&amp;#351;, gerekse i&amp;#231;ine ilave madde kat&amp;#305;larak veya kat&amp;#305;lmaks&amp;#305;z&amp;#305;n al&amp;#305;m sat&amp;#305;m&amp;#305; yap&amp;#305;lan i&amp;#351;lenmi&amp;#351; alt&amp;#305;n ile bas&amp;#305;l&amp;#305; alt&amp;#305;nlar&amp;#305;n teslimi kar&amp;#351;&amp;#305;l&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;nda vadeli veya vadesiz olarak a&amp;#231;&amp;#305;l&amp;#305;r.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Teslim edilen alt&amp;#305;n&amp;#305;n 1000 ayar kar&amp;#351;&amp;#305;l&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;nda tekabül eden has alt&amp;#305;n miktar&amp;#305; esas al&amp;#305;narak i&amp;#351;lem yap&amp;#305;l&amp;#305;r ve mudilere bu miktar ile faiz oran&amp;#305;n&amp;#305; ve di&amp;#287;er &amp;#351;artlar&amp;#305; gösteren hesap cüzdan&amp;#305; verilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alt&amp;#305;n depo hesaplar&amp;#305;na Bankalarca tespit edilecek oranlar üzerinden tahakkuk ettirilecek faizler hesaplarda alt&amp;#305;n olarak izlenir. Faiz ödemeleri alt&amp;#305;n veya alt&amp;#305;n&amp;#305;n ödeme günündeki kar&amp;#351;&amp;#305;l&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305; Türk Liras&amp;#305; veya döviz cinsinden yap&amp;#305;labilir. Alt&amp;#305;n depo hesaplar&amp;#305;ndan hesap cüzdan&amp;#305;nda kay&amp;#305;tl&amp;#305; alt&amp;#305;n miktar&amp;#305;n&amp;#305;n k&amp;#305;smen veya tamamen mudiye teslimi &amp;#351;eklinde ödeme yap&amp;#305;labilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Banka ile mudi aras&amp;#305;nda var&amp;#305;lacak anla&amp;#351;maya göre bankaca alt&amp;#305;n, ödeme günündeki de&amp;#287;eri üzerinde sat&amp;#305;n al&amp;#305;nabilir ve kar&amp;#351;&amp;#305;l&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;nda mudiye Türk Liras&amp;#305; veya döviz ödenebilir. &lt;br/&gt;TÜRK L&amp;#304;RASI MEVDUAT HESAPLARI&lt;br/&gt;Yurt d&amp;#305;&amp;#351;&amp;#305;ndaki vatanda&amp;#351;lar&amp;#305;m&amp;#305;z d&amp;#305;&amp;#351;ar&amp;#305;dan gönderdikleri havaleleri, bozdurduklar&amp;#305; efektif ve &amp;#231;ekleri kar&amp;#351;&amp;#305;l&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305;nda bankalar&amp;#305;m&amp;#305;z nezrinde Türk Liras&amp;#305; Mevduat Hesab&amp;#305; a&amp;#231;t&amp;#305;rabilirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HESAPLARA TAHAKKUK ETT&amp;#304;R&amp;#304;LEN FA&amp;#304;ZLERDEN YAPILAN KES&amp;#304;NT&amp;#304;LER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;193 Say&amp;#305;l&amp;#305; Gelir Vergisi Kanununa göre, Türk Liras&amp;#305; Mevduat ve Döviz Tevdiat Hesaplar&amp;#305;na tahakkuk ettirilen faizlerden vergi ve fon pay&amp;#305; kesintisi yap&amp;#305;lmaktad&amp;#305;r.&lt;br/&gt;Bugünkü uygulamaya göre, bu hesaplara tahakkuk ettirilen faizlerden % 16 oran&amp;#305;nda Gelir Vergisi kesintisi ile kesilen vergi tutar&amp;#305;n&amp;#305;n % 10u oran&amp;#305;nda Fon Pay&amp;#305; kesintisi yap&amp;#305;lmaktad&amp;#305;r.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖRNEK :&lt;br/&gt;Türk Liras&amp;#305; Mevduat Hesab&amp;#305; nedeniyle tahakkuk ettirilen TL 50.000.000.- l&amp;#305;k faizden,&lt;br/&gt;TL 50.000.000.- x % 16 = TL 8.000.000.- Gelir Vergisi,&lt;br/&gt;TL 8.000.000.- x % 10 = TL 800.000.- Fon Pay&amp;#305; kesintisi,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;olmak üzere toplam TL 8.800.000.- l&amp;#305;k kesinti yap&amp;#305;larak, kalan TL 41.200.000.- ödenecek veya hesaba alacak olarak kaydedilecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alman Mark&amp;#305; üzerinden a&amp;#231;&amp;#305;lan Döviz Tevdiat Hesab&amp;#305; nedeniyle tahakkuk ettirilen DEM 5.000.- l&amp;#305;k faizden, &lt;br/&gt;DEM 5.000.- x % 16 = DEM 800.- Gelir Vergisi,&lt;br/&gt;DEM 800.- x %10 = DEM 80.- Fon Pay&amp;#305; kesintisi,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;olmak üzere toplam DEM 880.- l&amp;#305;k kesinti yap&amp;#305;larak, kalan DEM 4.120.- ödenecek veya hesaba alacak olarak kaydedilecektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MEVDUAT HESAPLARINA UYGULANAN BUGÜNKÜ FA&amp;#304;Z ORANLARI&lt;br/&gt;30.06.1987 tarih ve 87/11921 say&amp;#305;l&amp;#305; Bakanlar Kurulu Karar&amp;#305;na istinaden 19.02.1991 tarih ve 20791 say&amp;#305;l&amp;#305; Resmi Gazete</description></item><item><title>BANKACILIK SEKTÖRÜNDE PAZARLAMA SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-sektorunde-pazarlama-sorunlari-ve-cozum-onerileri-373314.html</link><description>BANKACILIK SEKTÖRÜNDE &lt;br/&gt;PAZARLAMA SORUNLARI&lt;br/&gt;VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-Bankacılık Sektörünün Genel Değerlendirilmesi ve Banka Sistemimiz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankalar, ekonomilerde fon arz edenlerle fon talep edenler arasında aracılık eden kurumlardır. Çeşitli tür ve vadelerdeki fonları ihtiyaçlara göre trasformasyona tabi tutarak  ekonominin emrine vermektedirler. Bu nedenle ekonomilerin istikrar içinde çalışması ve gelişmesi banka sistemlerinin etkin çalışmasına bağlıdır. Bankacılık sektörü, ekonomimizin 1980 sonrasında gerçekleştirdiği dönüşümün öncülüğünü yapan sektörlerden biridir. Bu dönüşüm içinde, kullandığı yüksek teknolojiyi yetiştirdiği üstün nitelikli insan kaynağı ile donatan bankacılık sektörümüz, sunduğu hizmetlerin çeşitliliği ve kalitesi itibariyle gelişmiş ülkeler düzeyini yakaladığını ifade etmek gerekir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyada yaşanan globalizasyon süreci bir ülkeden bir diğerine sıçrayan ekonomik mali krizlerden en fazla Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler, özellikle de bu ülkelerin mali sektörü içinde en büyük paya sahip olan bankacılık sektörü etkilenmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu durum hiç şüphesiz birçok ekonomik nedenin yanı sıra, bu ülkelerin mali piyasalarının yeterli olmayışından ve bankacılık sektörünün mevcut yapısal sorunlarından kaynaklanmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de en büyük en önemli mali sektör bankacılık sektörü olmasına karşın göreceli olarak küçük kaldığı, sektörün konsolide bilanço büyüklüğünün GSMH&quot;ya oranının OECD ortalamalarının altında olduğu görülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde uzun yılar süren yüksek enflasyon ortamı ve değişken enflasyon beklentileri; bir taraftan tasarrufların küçük kalmasına, diğer taraftan kamunun artan finansman açığını mali piyasalardan karşılaması özel sektörün fon temininde güçlük çekmesine, yani kamu borçlanmasının özel sektörü fon piyasalarından dışlamasına (crowding-out etkisi) neden olmuş, böylece genelde mali sektör özel olarak da bankacılı sektörü yeterince gelişememiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ekonomimizin uygulanmakta olan makro politikalar sonucu istikrara ulaşması ve işletmelerimizin dünya kalite ve standartlarında mal-hizmet üretebilecek finansman imkanına kavuşması, bankacılık sektöründeki dönüşümün bir an önce gerçekleşmesi ve sağlıklı olması ile mümkündür. Hedef; daha ahlaklı, daha şeffaf, daha güçlü ve daha etkin kontrol altında ana işlevini gören, kredibilitesi yüksek bir bankacılık sistemi yaratmak olmalıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2- Türk Bankacılık Sektörünün Genel Sorunları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türk bankacılık sektörü her ne kadar güzel gelişimler gösterse de sorunları yoktur, sektör tamamen sorunsuz işlemektedir, her istediğini yapmakta ve sonucunu almaktadır demek ilk aşamada yanlış ya da eksik olur. Çoğu banka gerçekten gelişmiş ülkeler düzeyini yakalamış olsa da, bununla beraber bankacılığımızın bazı yapısal sorunlarının var olduğu da yadsınamaz bir gerçektir. Bu sorunları şöyle sıralayabiliriz:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1- Bankacılık Sistemine Verilen Önem&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1980 sonrasında, globalleşme sürecinin bir sonucu olarak para ve sermaye piyasalarımızda önemli gelişmeler olmuştur. Özellikle s</description></item><item><title>BANKACILIKTA DEĞİŞİM MÜHENDİSLİĞİ DEĞİŞİM YÖNETİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilikta-degisim-muhendisligi-degisim-yonetimi-436559.html</link><description>Bankacılıkta Değişim Mühendisliği / &lt;br/&gt;Değişim Yönetimi&lt;br/&gt;Prof.Dr.Nazım Ekren, 1956 doğumludur. Lisans öğrenimini Bursa İ.T.İ.A. İktisat Bölümünde tamamladıktan sonra Uludağ Üniversitesinde yüksek lisans ve doktora derecesi aldı. İktisat Teorisi Anabilim Dalında doçent olarak Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F.de görev yaptı. Manchester Business Schoolda (İngiltere) bir buçuk yıl misafir öğretim üyesi olarak bulundu. Uygulamalı İktisat Anabilim Dalında profesör oldu. Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsünde Bankacılık Anabilim Dalı Başkanı, Müdür Yardımcısı ve Müdür olarak görev yaptı. 1997 yılında Vakıfbank T.A.O.na Genel Müdür olarak atandı. Halen Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsünde öğretim üyesi olarak görev yapmakta, bazı kamu ve özel vakıf üniversitelerinde lisans üstü programlarında dersler vermektedir.&lt;br/&gt;Dr. Aydın Argın, 1966da doğdu. 1987de Uludağ Üniversitesi iktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümünü bitirdi. 1990da aynı üniversitenin İşletme Bölümü/Finansman dalında yüksek lisans derecesi aldı. 1988 yılında Garanti Bankasında Müfettiş Yardımcısı olarak çalışmaya başladı. Halen aynı bankada yönetici olarak çalışıyor. 1993de Türkiye Bankalar Birliği tarafından yayınlanan Avrupa Topluluğuna Uyum Açısından Türk Bankacılık Sisteminin Uyum Gerekleri adlı bir kitabı bulunmaktadır. Argın, bu yıl Marmara Üniversitesi Bankacılık Enstitüsünden Bankacılıkta Değişim Yönetimi adlı tezi ile doktora derecesi aldı.&lt;br/&gt;Değişim süreci, makro ve mikro çerçevede önemli etkiler oluşturmakta, çalışma ortamını ve ilişki biçimlerini yeniden tanımlamaktadır. Söz konusu değişimler, organizasyonların liderlerini ciddi gelişme ve sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu değişime uyum sağlamak için yeni metodlara, becerilere, yapılara, kısacası yeni bir organizasyona ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;br/&gt;Rekabetçi piyasa koşullarında, kurumların ve organizasyonların ana hedefi, müşterileri için değer yaratmaktır. Her ürünün belirli bir yaşam süresi vardır ve bu süre gittikçe kısalmaktadır. Kurumları uzun vadede başarılı kılan ürettiği ürünler değil, ürünlerin ve hizmetin üretildiği üretim ve yönetim süreçlerinin başarısı, üstünlüğüdür. Reengineering (değişim yönetimi, değişim mühendisliği) mevcut yapıyı radikal bir şekilde değiştirip, yeni bir döneme ilk aşamadan başlamayı gerektirmektedir. Bu, son yıllarda sık sık duyulan ve moda olan bazı yönetim kavramlarından farklı bir yaklaşımı vurgulamaktadır. Reengineeringde, hedeflenen daha az kaynakla daha çok işi başarmaktır. Reengineeringi, reorganizasyon, katmanları azaltma ve yalın organizasyon gibi kavramlarla karıştırmamak gerekir. Çünkü bu yaklaşım, organizasyonel yapılara değil, süreçsel yapılara yöneliktir.1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Organizasyonel değişim: Kavramsal çerçeve&lt;br/&gt;Rekabetçi ve dinamik iş ortamı, sadece değişimin sayısının artmakta olduğunu değil, değişimin doğasının daha karmaşık hal alarak, değişim etkilerinin insanlar ve organizasyonlar üzerinde daha da etkili olduğunu göstermektedir.2 Bazı çalışmalarda reengineering, yeniden yapılanma (restructuring), yeni strateji oluşturma (restrategizing), şirket birleşmeleri (mergers), küçülme (downsizing), kalite çalışmaları ve kültürel yenileme projelerinin çoğunun yakın bir gelecekte öneminin azalacağı ifade edilse de, diğer bazı çalışmalarda bu tahmini beklentinin gerçekleşmesinin mümkün olmayacağı belirtilmektedir. Ekonomik gelişmelerin organizasyonlar üzerindeki etkilerinin 2000li yıllarda daha da artacağı beklenmektedir. Bunun sonucu olarak maliyetleri düşürmek, ürün ve hizmetlerin kalitesini iyileştirmek, verimliliği artırmak, büyüme için yeni fırsatlar aramak ve oluşturmak büyük önem kazanacaktır.3&lt;br/&gt;Değişime zorlayan faktörler&lt;br/&gt;Tüm yapının ve ilişkilerin değişmesine neden olan yeni trend, organizasyonların hem uyum sağlaması hem de gerekli hızı yakalamasını bir zorunluluk haline getirmektedir. Pek çok organizasyon sürekli değişim geçirmektedir ve bir değişim ile diğer değişim arasındaki geçiş süresi neredeyse yok olmaktadır. Dış çev</description></item><item><title>BANKACILIK SEKTÖRÜNDE YENİDEN YAPILANDIRMA JAPONYA ÖRNEĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-sektorunde-yeniden-yapilandirma-japonya-ornegi-446446.html</link><description>BANKACILIK SEKTÖRÜNDE YENİDEN YAPILANDIRMA: JAPONYA ÖRNEĞİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. GİRİŞ İkinci Dünya Savaşı sonrası hızlı bir kalkınma sürecine girerek dünyanın en büyük ikinci ekonomisi haline gelen Japon ekonomisi, 1980&quot;lerin ikinci yarısından itibaren bubble ekonomisi olarak adlandırılan bir suni büyüme dönemi yaşamıştır. Varlık fiyatlarında, para arzı ve kredi hacminde artışın yaşandığı söz konusu dönem, 1990&quot;ların başından itibaren yerini uzun süreli bir durgunluğa bırakmıştır. Bubble ekonomisinin patlamasından sonra Japon finans sektöründe, belli başlı varlık kalemlerinde yaşanan kalite kaybı nedeniyle bir dizi kriz ortaya çıkmıştır. Özellikle reel sektöre finansman sağlamak için verilen kredilerin geri dönmemesi, buna bağlı olarak bankaların ödeme kabiliyetlerini yitirmeleri ve sermayelerinin aşınması, banka karlılığının ve etkinliğinin azalmasına neden olmuştur. Bahsedilen gelişmeler, Japon ekonomisinin hala içinden çıkamadığı bir durgunluk dönemine girmesine yol açmıştır. Bu çalışmanın amacı, dünya ekonomisinde ABD&quot;den sonra en önemli yere sahip olan Japonya&quot;nın yaşadığı bankacılık krizinin ortaya çıkış nedenlerine, krizin ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerine ve krizden kurtulmak için uygulanan yöntemlere değinerek sürece ilişkin tespitlerde bulunmaktır. Çalışma birbirini kronolojik olarak takip eden bölümlere ayrılmıştır. İlk olarak, 1997-1998 finansal krizleri öncesi yaşanan liberalizasyona ve bubble ekonomisine, finansal sistemin temel özelliklerine kısaca değinilmiş ve bubble patladıktan sonra krizlere yol açan gelişmeler belirtilmiştir. Ardından, yaşanan krizler ve kriz sonrası başlayan yeniden yapılandırma çalışmaları ana hatları itibariyle ortaya konmuştur. Son bölüm, sonuç ve değerlendirmeye ayrılmıştır. II. 1997 JAPON FİNANSAL KRİZİ ÖNCESİ GELİŞMELER A. 1980-1989 Arası Liberalizasyon ve Bubble Ekonomisi Japon ekonomisinde savaş sonrası dönemden 1990&quot;ların başına kadar hızlı büyüme trendi, sıfıra yakın enflasyon oranı, ülke riskinde önemli ölçüde azalma ve büyüme beklentilerindeki artış yaşanmış olmakla beraber, 1980&quot;lerin ikinci yarısından itibaren ekonomi de belirgin dalgalanmalar ortaya çıkmaya başlamıştır.&lt;br/&gt;Bankacılık Sektöründe Yeniden Yapılandırma: Japonya Örneği 2&lt;br/&gt;Yaşanan bu dalgalanmalar ekonominin özellikle 1980&quot;lerde başlayan finansal liberalizasyon ve deregülasyona uyumu çerçevesinde ele alınabilir. 1980&quot;lere kadar bankaların fazla risk almalarını önlemek için yapabilecekleri işler sınırlandırılmıştı. 1980&quot;lerde faiz kontrolleri gevşetilmiş, kısa vadeli euro-yen kredilerine ulaşmada yurtiçi borçlanıcılara yönelik sınırlamalar kaldırılmış ve firmalar sermaye piyasalarından borçlanabilme imkanına kavuşmuştur.1&lt;br/&gt;Ayrıca belli faaliyet alanları için kurulmuş mali kurumlar (tarım, balıkçılık ve kredi kooperatifleri vb.) diğer faaliyetleri de kredilendirmeye başlamıştır. Bu gelişmeler üzerine, bankalar bir aktif pasif uyumsuzluğu yaşamıştır. Bir yandan bankaların kredi kanallarının mali serbestleşme nedeniyle daralması ve fiyat rekabetinin artması bir yandan da yüksek tasarruf oranı olan halkın hala birikimlerini bankalarda mevduat şeklinde değerlendirmeye devam etmesi bankaları zor duruma sokmuş ve bankalar fonlarını plase edebilmek için daha riskli alanlara2 da kredi vermeye başlamıştır. Kredi hacmindeki bu artışta, kredilerin nakit akım analizinden çok teminatın değerine dayalı olarak verilmesi de önemli rol oynamıştır. Ayrıca kredi onay sürecini hızlandırmak için çoğu banka kredi risk değerlendirme görevini, kendi araştırma bürolarından alıp, doğrudan bankaların satış-pazarlama birimlerine raporlama yapan daha bağımsız izleme bürolarına vermiştir. 1. Finans Sisteminin Temel Özellikleri 1.1. Mevduat Sigortası Kurumu (DIC) 1971 yılında kurulan ve finansal yapının güvenlik ağını (safety net) oluşturan mevduat sigortası sisteminde, şehir bankaları, uzun dönemli kredi bankaları, shinkin bankaları ve kredi kooperatifleri sigorta kapsamında olup bunların denizaşırı şubeleri ve yabancı bankaların Japonya&quot;daki şubeleri kapsam dışı</description></item><item><title>BANKACILIĞIN TARİHSEL GELİŞİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankaciligin-tarihsel-gelisimi-357110.html</link><description>BANKACILIĞIN TARİHSEL GELİŞİMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de bankacılığın tarihsel gelişimini altı dönemde incelemek mümkündür. (Akgüç (1989), s. 17.) Bunlar, 1923 yılına kadar olan Osmanlı dönemi, Cumhuriyet&quot;in ilanından 1932 yılna kadar geçen dönem ulusal bankalar dönemi, 1933-1944 kamu bankaları dönemi, 1945&quot;den planlı döneme kadar geçen sürede hızlı bir gelişme gösteren özel bankalar dönemi, içinde olan özel bankalar dönemi, 1960-1980 planlı dönem ve 1980 sonrası serbestleşme ve dışa açılma dönemidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Osmanlı Döneminde Bankacılığın Gelişimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Osmanlı İmparatorluğu&quot;nda ilk banka 1847 yılında kurulmuştur. İlk kağıt para 1840 yılında bütçe açıklarını kapatmak için çıkarılmıştır. Kaime adı verilen bu paranın miktarı o dönemlerde sürekli açık veren Osmanlı Hazinesi&quot;nin kaynak ihtiyacının karşılanması amacıyla kısa sürede önemli oranda artırılmıştır. Sürekli dış ticaret açıkları verilmesinin de etkisiyle birkaç yıl içerisinde kaimelerin yabancı paralar karşısındaki değeri önemli düşüşler göstermiş, bu nedenle ithalatın finansmanı için dış piyasalardan kaynak bulunması zorlaşmıştır. Bu durum hükümeti kaimelerin dış değerinin korunması için çareler aramaya sevk etmiştir. 1845 yılında Galata bankerlerinin ileri gelenlerinden iki tanesi ile bir anlaşma yapılarak Osmanlı ithalatının finansmanın sabit bir döviz kuru üzerinden bu bankerler tarafından dış mali piyasalara yazılacak poliçelerle finanse edilmesi uygulaması başlatılmıştır. Bu sözleşme 1847 yılında yenileneceği sırada bankerler hükümetten aynı işlevi yerine getirmek üzere bir banka kurmalarının kabulünü istemişler ve bu istek kabul edilmiştir. Bu şekilde kurulmuş olan İstanbul Bankası faaliyete son verdiği 1852 yılına kadar kaimelerin dış değerinin sabit kalması yönünde önemli katkılarda bulunmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kısa bir süre faaliyet gösteren ve faaliyet alanı sınırlı olan İstanbul Bankası bir tarafa bırakılacak olursa, Osmanlı İmparatorluğu&quot;nda bankacığın 1856 yılında kurulan Osmanlı Bankası ile başladığı yaygın olarak kabul edilen bir görüştür. Osmanlı İmparatorluğu&quot;nda özellikle 1839 Tanzimat Fermanı&quot;ndan sonra devletin harcamalarının gelirlerini aştığı bir döneme girilmesi ve devletin kaynak ihtiyacının önce kaimelerin ihracı, sonra da toplanacak vergiler karşılık gösterilerek İstanbul&quot;da faaliyet gösteren sarraf ve bankerlerden borç alınması ile karşılanmaya çalışılmasının ardından, Kırım Savaşı&quot;nın bitiminde yapılan 1856 Paris Barış Antlaşması&quot;nın Osmanlı İmparatorluğu&quot;nun dış borç alma olanaklarını arttırmış olması, Osmanlı Bankası&quot;nın kurulmasındaki en önemli etkendir. Banka, dış borçların alınmasında Osmanlı hükümeti ile yabancı sermaye sahipleri arasında aracılık etmek amacıyla İngiliz sermayesi ile kurulmuştur. 1863 yılında Fransız sermayesi, 1875&quot;de de Avusturya sermayesi bankaya ortak edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Osmanlı Bankası&quot;nı İmparatorluk&quot;ta faaliyet göstermiş diğer yabancı bankalardan ayıran en önemli özellik, bankaya 1863 Anlaşması ile para basma ayrıcalığının tanınmış olmasıdır. Kaimelerin değerinde meydana gelen düşüşler ve bu para üzerinde yapılan spekülasyonlar, 1860&quot;lı yılların başında hükümeti kaimeleri piyasadan çekmek için önlemler almaya yöneltmiştir. 1863 yılında, Osmanlı Bankası ile hem kaimelerin piyasadan çekilmesi hem de döviz kurlarında istikrarın sağlanması ve devletin kısa vadeli kredi ihtiyacının karşılanması amacıyla bir anlaşma yapılmıştır. Banka&quot;ya yine aynı dönemde Batı Avrupa ülkelerinde kurulmasına başlanan merkez bankalarının yetkilerinin tanınmasının, bankanın bu işleri gerçekleştirmesine yardımcı olacağı düşüncesi, para basma ayrıcalığının verilmesinin en önemli nedenidir. Kaime ihracının başarısızlıkla sonuçlanmış olması, Osmanlı Bankası&quot;nın çıkardığı kağıt paranın halk tarafından benimsenmesini engellemiştir. Bu nedenle Osmanlı Bankası ekonominin likidite ve kredi hacminin belirlenmesinde etkin bir rol oynayamamıştır. (Akgüç (1989), s. 115.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yine, 1863&quot;de yapılan anlaşma ile Osmanlı Devleti, tüm gelirlerini Osmanlı Bankası&quot;na yatırmayı, tüm ödemelerini bu banka ara</description></item><item><title>BANKA TEMİNAT MEKTUPLARI VE UYGULAMADA ORTAYA ÇIKAN SORUNLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?banka-teminat-mektuplari-ve-uygulamada-ortaya-cikan-sorunlar-444839.html</link><description>BANKA TEMİNAT MEKTUPLARI VE UYGULAMADA ORTAYA ÇIKAN SORUNLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye Bankalar Birliği tarafından 22 Ekim 2002 tarihinde İstanbul&quot;da düzenlenen &quot;Teminat Mektup-ları Uygulaması ve Karşılaşılan Sorunlar&quot; konulu seminerde Sayın Prof. Dr. Seza Reisoğlu tarafından yapılan sunumun özeti aşağıda yer almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Teminat mektupları ile ilgili olarak önce genel nitelikte açıklamalar yapılacak, daha sonra özellik arzeden bazı konular üzerinde durulacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Teminat mektupları uygulamasının ilk yasal dayanağını Bakanlar Kurulu&quot;nun 1928 yılında kabul ettiği ve Devlet ihalelerinde kullanılan teminat mektupları metinleri oluşturmuş-tur. Bu mektuplarda yer alan ve bankanın muhatabın ilk yazılı talebinde &quot;protesto keşide etmesine; hüküm istihsaline ve borçlunun rızasını almaya gerek olmaksızın&quot; derhal ödeme taahhüdü, bugüne kadar tüm teminat mektuplarında yer almış ve bu ibareler teminat mektup-larının niteliğini belirlemiştir. Resmi teminat mektupları metinleri, daha sonra çoğunlukla aynı şekilde özel kişilere hitaben verilen teminat mektuplarında da kullanılmaya başlamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yukarıdaki ibareleri içermeyen teminat mektubu uygulamasına rastlanmadığından, Türkiye&quot;deki tüm teminat mektuplarının ilk talepte ödeme garantisini -first demand guarantee- içerdiğini söylemek mümkündür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Teminat mektuplarındaki bu ibareler nedeniyle 1967 ve 1969 yılında verilen iki İçti-hadı Birleştirme Kararında banka teminat mektuplarının başkasının fiilini taahhüt niteliği taşıdığı, garanti sözleşmesi oluşturduğu ve kefalet sayılmayacağı sonucuna varılmıştır. Bu tür bir taahhüdün, kefaleti aşan bir yükümlülük içerdiği; asıl borca bağlı fer&quot;i nitelik taşıyamaya-cağı ve bağımsız olduğu kabul edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mahkemeler de 1969 yılından itibaren ilk talepte tazmin garantisi taşıyan teminat mektuplarını garanti sözleşmesi, BK. 110. maddedeki başkasının fiilini taahhüt saymışlardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Garanti sözleşmesi, kefaletten farklı olarak, yasalarda düzenlenmemiş; unsurları, ni-telikleri ve hukuki sonuçları Öğreti ve Yargıtay Kararları ile belirlenmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Teminat mektuplarında kullanılan farklı terimler  de zaman içinde istikrar kazanmış-tır. Türk uygulamasında, garantiyi veren banka dışında; kendisine hitaben teminat mektubu verilen kişiye muhatap; bankanın lehine gayri nakdi kredi açtığı, teminat mektubu verdiği borçluya da lehtar denilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Teminat mektubu genelde bankalar tarafından düzenlendiği halde; banka dışındaki kişilerin de geçerli olarak teminat mektubu verebileceklerini Yargıtay çeşitli kararlarında kabul etmiştir. Bu garantilerde de &quot;protesto keşidesine hüküm istihsaline, borçlunun rızasını almaya gerek olmaksızın&quot; ödeme taahhüdü yer aldığından bunların kefalet sayılması mümkün olmamasına rağmen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir kararında (HGK 04.07.2001 19-534/583 Ankara Baro Der. 2001/3 Sh.240), garanti beyanının kredi kartı sözleşmesinin hemen altına alınmış olması; kredi sözleşmesine atıf yapılması, garanti veren kişinin bir menfaatinin olmaması, dostane ilişkilerle garantinin imzalanması gibi gerekçelerle burada bir kefaletin bulunduğunu kabul etmiştir. Belirtmek gerekir ki, bu kıstasların hiçbiri garanti sözleşmesini kefaletten ayırmaya imkan vermemektedir. Kaldı ki, Hukuk Genel Kurul Kararı, İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olduğu gibi; kişilerin isteseler de kefalet dışında başkasının fiilini taahhütlerinin geçersiz olacağı gibi Anayasanın himayesi altındaki sözleşme serbestisini de zedelemektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir garanti sözleşmesi olan teminat mektuplarındaki temel unsur belli bir riskin ga-ranti edilmesidir. Belirli olmayan riskler -lehtarı tüm ticari ilişkilerinden doğan risklerin garantisi gibi- garanti edilemeyeceği gibi; risk kavramı dışında olan ve riskin doğumunu engellemeyen borçluya (lehtara) ait def&quot;iler de -borcun geçersizliği, imkansızlık, mücbir sebep, sözleşmenin yapılmamış olması, ehliyetsizlik- garanti veren banka tarafından ileri sürülemeyecektir. Lehtarın def&quot;ilerine örnek vermek gerekirse, teminat mektubu ile;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Kefilin borcunu ödeyeceği garanti</description></item><item><title>TÜRK EXIMBANK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-eximbank-386656.html</link><description>TÜRK EXIMBANK&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A) TÜRK EX&amp;Yacute;MBANKIN KURULU&amp;THORN; AMACI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye &amp;Yacute;hracat Kredi Bankas&amp;yacute; Türk Eximbank 1987 y&amp;yacute;l&amp;yacute;nda Türkiyenin artan ihracat potansiyelinin&lt;br/&gt; desteklenmesi amac&amp;yacute;yla resmi ihracat destek kurumu olarak kurulmu&amp;thorn;tur.&lt;br/&gt;Türk Eximbank, geli&amp;thorn;mi&amp;thorn; birçok ülkenin resmi destekli ihracat kredi kurulu&amp;thorn;lar&amp;yacute;ndan farkl&amp;yacute; olarak kredi ve sigorta i&amp;thorn;lemlerini tek bir çat&amp;yacute; alt&amp;yacute;nda toplam&amp;yacute;&amp;thorn;t&amp;yacute;r. Böylelikle nakdi ve gayrinakdi programlar&amp;yacute; birlikte sunarak ihracatç&amp;yacute; firmalara verdi&amp;eth;i hizmetlerde bir bütünlük sa&amp;eth;lam&amp;yacute;&amp;thorn;t&amp;yacute;r.&lt;br/&gt;Türk Eximbank&amp;yacute;n temel görevi, kredi, garanti ve sigorta programlar&amp;yacute; ile ihracatç&amp;yacute;lara ve yurtd&amp;yacute;&amp;thorn;&amp;yacute;nda faaliyet gösteren müteahhitlere uluslararas&amp;yacute; piyasalarda rekabet gücü kazand&amp;yacute;rmak ve risklerden ar&amp;yacute;nd&amp;yacute;r&amp;yacute;lm&amp;yacute;&amp;thorn; bir ortamda varolabilmeye olanak sa&amp;eth;lamakt&amp;yacute;r.&lt;br/&gt;Türk Eximbank toplam ülke ihracat&amp;yacute;n&amp;yacute;n yakla&amp;thorn;&amp;yacute;k % 15 ine finansman deste&amp;eth;i sa&amp;eth;lamakta ve yeni kaynaklar yaratarak bu oran&amp;yacute; önümüzdeki y&amp;yacute;llarda daha da art&amp;yacute;rmay&amp;yacute; hedeflemektedir. 1998 y&amp;yacute;l&amp;yacute;nda toplam 3,5 milyar dolar ihracat kredisi kulland&amp;yacute;rm&amp;yacute;&amp;thorn;t&amp;yacute;r. Ayr&amp;yacute;ca, ihracat kredi sigortas&amp;yacute; kapsam&amp;yacute;nda sigortalanan sevkiyat toplam&amp;yacute; 3 milyar dolar seviyesinde gerçekle&amp;thorn;mi&amp;thorn;tir.&lt;br/&gt;Bankan&amp;yacute;n ödenmi&amp;thorn; sermayesi 1998 y&amp;yacute;l&amp;yacute; sonunda 75 trilyon TLye, Ocak 1999da 95 trilyon TLye, aktif toplam ise 897 trilyon TLye yükselmi&amp;thorn;tir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B) BANKA FAAL&amp;Yacute;YETLER&amp;Yacute;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.KRED&amp;Yacute;LER&lt;br/&gt;a) SEVK ÖNCES&amp;Yacute; TL &amp;Yacute;HRACAT KRED&amp;Yacute;S&amp;Yacute;&lt;br/&gt;Amac&amp;yacute;, ihracatç&amp;yacute; ve imalatç&amp;yacute;lar ile küçük ve orta ölçekli imalatç&amp;yacute; ve imalatç&amp;yacute;-ihracatç&amp;yacute; firmalar&amp;yacute;n ihracata haz&amp;yacute;rl&amp;yacute;k a&amp;thorn;amas&amp;yacute;nda desteklenmesidir. &amp;Yacute;malatç&amp;yacute; niteli&amp;eth;i olan ihracatç&amp;yacute; firmalarla, ihracat ba&amp;eth;lant&amp;yacute;l&amp;yacute; üretim yapan imalatç&amp;yacute; firmalar, Türkiye orijinli mallar&amp;yacute;n&amp;yacute; serbest dövizle ihraç etmeleri ve bu konuda kesin taahhütte bulunmalar&amp;yacute; durumunda bu krediden yararland&amp;yacute;r&amp;yacute;l&amp;yacute;r. Kredi tutar&amp;yacute;, FOB ihracat taahhüdünün % 100ü ve taahhüdün Merkez Bankas&amp;yacute; döviz al&amp;yacute;&amp;thorn; kuru üzerinden hesaplanan TL kar&amp;thorn;&amp;yacute;l&amp;yacute;&amp;eth;&amp;yacute;d&amp;yacute;r. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b) SEVK ÖNCES&amp;Yacute; DÖV&amp;Yacute;Z &amp;Yacute;HRACAT KRED&amp;Yacute;S&amp;Yacute;&lt;br/&gt;Amac&amp;yacute;, ihracata yönelik üretim yapan sanayi, tar&amp;yacute;m ve madencilik sektörlerindeki ihraca</description></item><item><title>YATIRIM FONU NEDİR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yatirim-fonu-nedir-391575.html</link><description>YATIRIM FONU NEDİR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Yatırım Fonu Nedir&lt;br/&gt;Yatırım fonu, en kısa tanımıyla; Halktan katılma belgeleri karşılığı toplanan paralarla, belge sahipleri hesabına, riskin dağıtılması ve inançlı mülkiyet ilkesine göre sermaye piyasası araçları ile ulusal ve uluslararası borsalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenlerden oluşan portföyü isletmek amacıyla kurulan mal varlığıdır. İçlerindeki menkul kıymet çeşitliliği ve oranlarına bağlı olarak kazancı ve riski birbirinden farklı yatırım sepetleridir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Yatırım Fonu Tipleri&lt;br/&gt;Yatırım fonları, içerdikleri menkul kıymet ve taşıdıkları risk bakımından A Tipi ve B Tipi olmak üzere iki ana gruba ayrılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. A Tipi Yatırım Fonları :&lt;br/&gt;Portföyünde hisse senedi, devlet tahvili, hazine bonosu ve gecelik repo gibi menkul değerler bulunan yatırım fonlarıdır.İçeriklerine göre taşıdıkları riskler değişmektedir. Hisse Senedi Fonu, Değişken Fon bu tip fonlara örnek olarak verilebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2 B Tipi Yatırım Fonları :&lt;br/&gt;A Tipi yatırım fonlarından farklı olarak, portföyünde hisse senedi bulunmayan yatırım fonlarıdır.B Tipi fonlara ise Likit Fon,Hazine ve Bono Fonu ve Değişken Fon örnek olarak verilebilir.&lt;br/&gt;2.2.1. Likit Fonlar :  Vadesine 90 günden az kalmış piyasa araçlarından oluşmuş fonlardır.Portföyünde çoğunlukla repo, devlet tahvili ve hazine bonosu bulunur.Orta risk düzeyindedir.&lt;br/&gt;2.2.2. Tahvil ve Bono Fonları : Portföyünün en az %51&quot;ini devamlı olarak tahvil ve bonoda değerlendiren fonlardır.Yüksek risk düzeyindedir.&lt;br/&gt;2.2.3. Değişken Fon : Portföy sınırlamaları itibariyle diğer yatırım fonu türlerinden herhangi birine girmeyen fonlardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 2&lt;br/&gt;YATIRIM FONU NASIL SEÇİLMELİDİR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Yatırım Fonumuzu Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir yatırım fonu seçilirken dikkat edilmesi gereken en önemli husus nasıl bir yatırımcı olduğumuzdur.Kısa zamanda çok kazanmayı, yoksa uzun vadede istikrarlı kazanmayı mı istediğimize karar vermeliyiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ayrıca uğrayacağımız zararın ya da elde edeceğimiz karın ne boyutlarda</description></item><item><title>BANKACILIKTA ETKİN GÖZETİM VE DENETİME İLİŞKİN TEMEL PRENSİPLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilikta-etkin-gozetim-ve-denetime-iliskin-temel-prensipler-436397.html</link><description>BANKACILIKTA ETKİN GÖZETİM VE DENETİME İLİŞKİN&lt;br/&gt;TEMEL PRENSİPLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sunum&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.Giriş&lt;br/&gt;II.Bankacılıkta Etkin Gözetim ve Denetim İçin Önkoşullar&lt;br/&gt;III.Faaliyet İzni  Verilmesi ve Kurum Yapısındaki Değişikliklerin Onaylanması&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.Bankanın Mülkiyet (Ortaklık) Yapısı&lt;br/&gt;B. Faaliyet Planı, Kontrol Sistemleri ve Organizasyon Yapısı&lt;br/&gt;C. Banka Üst Düzey Yöneticilerine Uygulanacak Uygun ve Özel Test&lt;br/&gt;D. Finansal Projeksiyonlar&lt;br/&gt;E. Faaliyet İzni İçin Yabancı Bankanın Başvurması Durumunda İlgili Ülkenin&lt;br/&gt;     Onayının Alınması&lt;br/&gt;F. Banka Hisselerinin Devredilmesi&lt;br/&gt;G. Önemli Büyüklükteki ele Geçirme ve Yatırım Faaliyetleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IV.Aralıksız Banka Gözetimine İlişkin Düzenlemeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.Bankacılıkta Riskler&lt;br/&gt;B.Bankaların  İhtiyatlı Yönetimine İlişkin Yükümlülükler ve Düzenlemeler&lt;br/&gt;                  Konusundaki  Uygulamalar &lt;br/&gt;C.Aralıksız Banka Gözetimine İlişkin Yöntemler&lt;br/&gt;D.Bankaların Bilgi Verme Yükümlülükleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;V.Gözetim ve Denetim Otoritesinin Yasal Yetkileri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.Düzenleyici Önlemler&lt;br/&gt;B.Likiditeye İlişkin Prosedürler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VI.Sınır ötesi Bankacılık&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.Menşe Ülke (Home Country) Gözetim ve Denetim Otoritesinin &lt;br/&gt;Yükümlülükleri&lt;br/&gt;B.Ev Sahibi Ülke (Host Country) Gözetim ve Denetim Otoritesinin&lt;br/&gt;Yükümlülükleri&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Bankacılıkta Etkin Gözetim ve Denetime İlişkin&lt;br/&gt;Temel Prensipler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sunum&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. İster gelişmiş isterse gelişmekte olan bir ülke olsun bankacılık sisteminin zayıf  oluşu hem o ülkenin mali sisteminin hem de uluslararası mali piyasaların istikrarına karşı önemli bir tehdit oluşturur. Mali sistemlerin güçlendirilmesi konusundaki ihtiyaç, bu alandaki uluslararası girişimleri artırmıştır. 1996 yılında Lyonda gerçekleştirilen G-7 Komitesi toplantısında yayımlanan Tebliğ bu alandaki girişimlerin önemli bir göstergesidir. Basle Bankacılık Gözetim Komitesi, Uluslararası Ödeme Bankası (BIS -Bank for International Settlements), Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası  gibi bir çok uluslararası resmi kuruluş  tüm ülkelerde ve uluslararası piyasalarda mali istikrarın güçlendirilmesi için çalışmalarını sürdürmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Basle Bankacılık Gözetim Komitesi uzun bir süredir bu alandaki çalışmalarını kendi bünyesinde ve ulusal gözetim ve denetim otoriteleri ile yaptığı temaslar aracılığıyla yürütmektedir. Son yıllarda hem G-10 ülkeleri dışındaki ülkelerle yaptığı temasları hem de kendisine üye ülkelerde sürdürülmekte olan çalışmaları yoğunlaştırarak bankacılıkta ihtiyati denetimin tüm ülkelerde güçlendirilmesi yönelik gayret ve girişimlerini artırmayı amaçlayan Basle Komite bu doğrultuda iki ayrı doküman hazırlamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Bankacılıkta Etkin Gözetim ve Denetime İlişkin Temel Prensipler,  &lt;br/&gt;                   ( The core principles for effective banking supervision).&lt;br/&gt;-Periyodik olarak güncelleştirilen ve Basle Komitenin bankaların etkin denetimine ilişkin tavsiye kararları ve oluşturduğu standartları kapsayan  rapor (Compendium).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her iki doküman G-10 ülkeleri merkez bankaları guvernörleri tarafından  kabul edilerek onaylanmıştır. Dokümana ilişkin ön çalışma, mali sistemlerinde istikrarın güçlendirilmesi konusunda tüm ülkelere yararlı olması düşüncesiyle 1997 yılında Denverda gerçekleştirilen  toplantıda G-7 ve G-10 ülkeleri Maliye Bakanlarına sunulmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Dokümanda yer alan prensiplerin geliştirilmesi  için Basle Komite G-10 ülkeleri dışındaki ülkelerin gözetim ve denetim otoriteleriyle birlikte  çalışmıştır. Söz konusu doküman Basle Komite ve  Şili, Çin, Çek Cumhuriyeti, Hong Kong, Meksika, Rusya, ve Tayland&quot;ın temsilcilerinden oluşan bir grup tarafından hazırlanmıştır. Arjantin, Brezilya, Macaristan, Hindistan, Endonezya, Malezya, Kore, Polonya ve Singapurdan oluşan diğer dokuz ülke de çalışmalara yakından katılmışlardır.  Bankacılıkta gözetim ve denetime ilişkin prensiplerin taslak hazırlıklarında birçok ulusal gözetim ve denetim otoritesinin temsilcileri ile doğrudan ve/ veya bölgesel gruplar bazında dayanışma içinde çalışılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. Basle Komitenin bankacılıkta etkin gözetim ve denetim prensipleri yirmi beş maddeden oluşmaktadır. Bunlar konuları itibariyle aşağıdak</description></item><item><title>TÜRK BANKACILIĞINDA ŞEFFAFLIĞIN ÖNEMİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-bankaciliginda-seffafligin-onemi-uzerine-bir-degerlendirme-444912.html</link><description>TÜRK BANKACILIĞINDA ŞEFFAFLIĞIN ÖNEMİ Üzerine Bir Değerlendirme&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeni global finansal sistemin yapılanmasında, hem piyasaların hem de ulusal ve uluslararası kuruluşların etkin ve rekabetçi olarak faaliyetlerini sürdürmelerinde şeffaflık giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Piyasaların entegrasyonu artıkça yayılma etkisi nedeniyle bir ülke ya da bölgedeki gelişmeler çok kısa sürede ve hızlı biçimde başka bir bölge ya da ülkeye(lere) yayılabilmektedir. Özellikle uluslararası finansal kuruluşlar yabancı yatırımları çekmek isteyen gelişmekte olan ülkelerin hem şirketler hem de kamu kurumlarından talep etmeleri gereken bilgilere ilişkin önemli tavsiyelerde bulunmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şeffaflık, ekonomi ve maliye politikalarında sürekli tartışılan konulardandır. Piyasa katılımcıları, ulusal otoriteler ve uluslararası finansal kuruluşlar şeffaflığın artırılmasının önemi üzerinde durmakta, ancak uluslararası kabul görmüş standartlarla uyumlu çok az izleme mekanizması bulunmaktadır. Bir başka deyişle şeffaflık konusu yeterince netlik kazanmış değildir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şeffaflığın artırılmasının yararları ve gerekli olduğu yönünde önemli nedenler bulunmaktadır. Ayrıca şeffaflık bir etik zorunluluk olarak da görülmektedir. Politika yapanlar arasında refah ve büyümenin sürdürülebilmesine yönelik mekanizmalar içinde şeffaflığın önemi giderek daha fazla anlaşılmaktadır. Ekonomik alanda güvenilir ve doğru zamanlı (güncel) bilginin elde edilebilirliği hem kaynak dağılımının düzeltilmesi hem de verimlilik ve büyüme üzerinde olumlu etki yaratmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son dönemdeki finansal krizlere ilişkin literatür incelendiğinde, şeffaflığın yeterli düzeyde olmaması, söz konusu krizlere neden olan ya da ortaya çıkmalarına katkıda bulunan faktörlerden birisi olarak gösterilmektedir. Yine literatürde şeffaflık, iyi yönetim ve ekonomik istikrar arasındaki muhtemel bağlantıların da altı çizilmiştir. Bu çerçevede, daha açık ve kapsamlı bilgi paylaşımının kamuoyunun politik kararlar hakkında bilgi sahibi olmasına imkan vereceği, hükümetlerin hesap verebilirliklerini artıracağı, rüşvet ve yozlaşmanın azaltılmasına yardım edeceği ileri sürülmektedir. Öncelikle demokratik toplumlarda sadece finansal piyasalarda değil aynı zamanda daha geniş anlamda yönetim alanında da şeffaflığın artırılmasına yönelik düzenlemeler benimsenmektedir. Çünkü kötü yönetimin yarattığı negatif etkiler ele alındığında, şeffaflığın artırılmasının hem piyasaların etkin olarak işlemesi hem de iyi yönetim anlayışının yerleştirilmesi yoluyla kamuoyunun yararına olacağı düşünülmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ancak, önemli yararlarına karşın, şeffaflığın artırılması pek de kolay olmamaktadır. Özellikle bilginin dolaşımının sağlanması için gerek düzenleyici kurallar gerekse  teşvikler oluşturulması yoluyla kamuoyu bilgilendirmelerinin özendirilmesi gerekmektedir.  Bir hükümet ya da bir özel şirket kendi kurumsal çıkarları dolayısıyla şeffaf olunmasını haklı bulabilecek olsa dahi söz konusu kurumlarda çalışanlar kurumla ilgili yetersizliklerinin saklanması, mevcut iş olanaklarının korunması ya da gereksiz araştırmalarla kamuoyunun huzurunun bozulmak istenmemesi gibi sebeplerle gizliliği tercih edebilirler (Stiglitz: 1998). Hatta bir hükümet ya da şirket finansal rezervleri hakkında gerçeği söylememekte ise (ki böylece bir finansal kriz riskini alıyor demektir) bunu yapması için görünür teşvikler mevcut demektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çoğu zaman bilgi elde edilmesi, örneğin hükümetin ya da şirketin yardımı olmadan olanaksız olabildiğinden şeffaflığın sağlanmasındaki en önemli unsur güçlü teşviklerin bulunmasıdır. Çünkü gönüllü olarak bilgi sağlanması çok sık görülen bir davranış şekli değildir. Örneğin, ulusal hesaplar ya da şirket hesapları ancak kamuoyunda yayımlanmaları halinde şeffaf olabilecektir. Ne var ki bu yönde zorlayıcı düzenleme ya da teşvik olmaması halinde şeffaflık sağlanamayacaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada şeffaflık konusunda literatürdeki çalışmalar incelenmekte ve daha fazla şeffaflığın finansal istikrarın sağlanmasındaki rolü üzerinde durulma</description></item><item><title>FAKTORİNG</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?faktoring-436188.html</link><description>Factoring Nedir? &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kesintisiz nakit akışı, bir işletmenin faaliyetlerini aksamadan yürütmesini sağlayan önemli bir unsurdur. Satışların artması daha fazla kar getirdiği gibi, daha fazla işgücü, hammadde, ekipman gereğini de ortaya çıkarır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tüm bunları sağlamak ise işletmenin yaratabildiği nakite bağlı olacaktır. Bir işletme gereksinim duyduğu nakti, cari aktiflerden sağlar. Hammadde işlenir mamule dönüşür; mamül satılır alacağa dönüşür; alacak zamanında ve tam olarak tahsil edilir ve nakit olur. İşletme, üretim-satış-tahsilat-alım zincirini kontrol edebildiği durumda ve girişler ile çıkışlar arasında zaman farkı olmadığı takdirde sorun yaşamamaktadır. Ancak bu zincirde işletmenin doğrudan kontrol edemediği bir alan vardır; Alacaklar. Alacakların alıcılar tarafından ödenmediği veya geç ödendiği durumda işletmenin nakit akışı olumsuz etkilenecektir. Bu durumda işletmenin finansmanı için nakit ihtiyacı doğacaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Finans dünyasına yeni bir boyut getiren faktoring, işletmelerin alacaklarını garanti altına alarak tahsilatını takip eder ve nakit yönetimi ile alacakları nakde dönüştürerek işletmelere düzenli nakit akışı sağlar. Bu kapsamlı hizmet üç ayrı başlık altında açıklanabilir:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Alacak Yönetimi &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Faktoring şirketi (faktor), alıcı firmaların ödeyememe riskini üstlenerek satıcı firmanın vadeli satışlarından doğan alacaklarını garanti altına alır. Alacak Yönetimi ile faktor, işletmenin alacak hesabını üstlenir, yönetir ve riski sıfırlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Tahsilat Yönetimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Faktor, riskini üstlensin üstlenmesin, temlik aldığı alacakların tahsilatını takip eder. Tahsilat Yönetiminin faktor tarafından gerçekleştirilmesi ile işletmeler; nakit akışlarını daha rahat düzenleyebilecek, tahsilat işlemine vakit ve eleman ayırmak yerine üretim, yatırım ve pazarlama gibi işletmenin gelişimi için gerekli olan konulara ağırlık verebileceklerdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Nakit Yönetimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Satıcı firma, vadeli alacaklarını faktora temlik ederek fatura bedellerinin belirli bir yüzdesini vadelerinden önce nakit olarak kullanabilir. Nakit Yönetimi ile alacakların nakde dönüşümü hızlanır ve işletmenin büyümesi için gerekli olan nakit herhangi bir dış kaynağa gerek olmadan, tamamen işletmenin en önemli cari aktifi olan, alacaklardan elde edilmiş olur. Satışlara bağlı olarak satışlara paralel bir seviye gösteren bu tür finansman sadece faktoring ile mümkün olabilir. Bu şekilde yöneticiler, işletme açısından en güvenilir nakit akım tablolarını hazırlayabilirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Faktoringin kapsadığı bu üç hizmet birlikte sunulduğu gibi, firmaların ihtiyacına göre her biri ayrı olarak da sunulabilmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Faktoringin ticari işletmelere sunduğu Alacak Yönetimi, Tahsilat Yönetimi ve Nakit Yönetimi hizmetleri ile işletmelerin nakit akışı hem düzenli, hem de güvenilir bir şekilde hızlanmış olur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Factoringin Çeşitleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alacak, Tahsilat ve Nakit Yönetimi hizmetinin birlikte sunulduğu Tam Servis Faktoring yönteminin dışında dünyada uygulanmakta olan değişik faktoring yöntemleri aşağıda kısaca belirtilmiştir; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Rüculu Faktoring &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu faktoring türünde alıcı riski üstlenilmeksizin finansman ve tahsilat servisleri verilir. Faktor, satıcının vadeli satışlarından doğan alacaklarını rüculu olarak temlik alır ve belirlenen çalışma şartları çerçevesinde bu alacakların belirli bir yüzdesini vadesinden önce satıcıya nakit olarak öder. Alacakların tahsilatını takip eden Faktor, tahsili gerçekleşmeyen alacaklar için satıcıya rücu etme hakkına sahiptir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Toplu İskonto Yöntemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşletmenin elinde bulunan kısa vadeli alacakların faktor tarafından temlik alınarak yalnızca finansman sağlandığı hizmet türüdür. Bu yöntemde borçlulara faktora ödeme yapmaları gerektiği bildirildiği halde işlem rüculu olduğundan faktor, alacakların tahsilatından sorumlu değildir ve alıcı riskini üstlenmez. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fatura İskonto Yöntemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İşletmelerin sadece finansman ihtiyacını karşılayan bu faktoring yöntemi, alıcı riskini ve tahsilat işlemini tamamen satıcı firmaya bırakır ve borçlulara bildirimde bulunulmaz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Vade (Maturity) Faktoringi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;G</description></item><item><title>FİNANS BANK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?finans-bank-373714.html</link><description>DÜNYA EKONOMİSİ&lt;br/&gt;Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Bill Clinton,  IMF ve Dünya Bankası&quot;nın 1998 yıllık olağan toplantısının açılış konuşmasında, yaşadığımız krizin çok abartılmaması gerektiğini zira dünyanın yarım yüzyıldır zaten sürekli bir mali kriz içinde olduğunu ifade ediyordu. Clinton&quot;un bu iyimser saptamasında doğru yönler bulunsa da, 1997 Temmuz&quot;unda Güney Doğu Asya&quot;da ve Ağustos 1998&quot;de Rusya&quot;da başgösteren büyük mali sıkıntıların dünya ekonomisini her zamankinden biraz daha farklı bir sarsıntı ortamına getirdiği bir gerçektir. Risk unsurunun 1998&quot;de olduğu kadar önem kazandığı bir yıl yakın tarihte ender görülmüştür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;OECD rakamlarına göre dünya ekonomisinin 1997&quot;de %4 olan büyüme oranı, 1998&quot;de %2&quot;nin de altına düşmüş olup OECD&quot;nin ilk tahminlerine göre 1999&quot;da %2.1&quot;i aşması mümkün görünmemektedir. 1998 senesi, dünya ekonomisinin özellikle Anglosakson ülkelerin büyük performanslarının, yeni sanayileşen ülkelerin (örneğin Malezya) yakaladıkları yüksek büyüme oranlarının ve küreselleşme olgusunun nimetlerinin belirlediği bir on yıllık altın dönemin son yılı olmuştur. Geçtiğimiz bu on yıllık dönem dünya ekonomisi için parlak bir dönem olmakla beraber, Avrupa&quot;nın göreceli bir gerileme içinde olduğu açıktır. 1999&quot;da özellikle Euro gibi güçlü bir paranın sürüklediği nispi bir büyüme artışının Avrupa Birliği ülkelerini beklediğini yine OECD tahminleri ifade etmektedir. Avrupa Birliği&quot;nin 1999 yılı büyüme tahmini OECD&quot;ye göre %2.2&quot;dir. Bu oran yaşadığımız kriz ortamında çok kötümser bir rakam değildir. Geçtiğimiz on yıl içerisinde dünya ekonomisinin lokomotif merkezlerinden biri durumunda olan Japonya&quot;nın içinde bulunduğu belirsizlik ortamının alınan radikal önlemlere karşın 1999&quot;da da süreceği tahmin edilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri cephesinde ise, 1998&quot;de yaşanan %3.5&quot;lik büyüme oranına karşın 1999&quot;un bir yumuşak geçiş ve uyum senesi olması ihtimali yüksektir. Latin Amerika, Asya ve Afrika&quot;nın özellikle hammadde fiyatlarındaki büyük düşüşten 1999</description></item><item><title>ENDÜSTRİDE BİLGİ BANKALARI KURULMASI VE YARARLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?endustride-bilgi-bankalari-kurulmasi-ve-yararlari-435962.html</link><description>ENDÜSTRİDE BİLGİ BANKALARI KURULMASI  VE YARARLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nafiz ÜNLÜ&lt;br/&gt;Yazılım Mühendisliği Grubu&lt;br/&gt;TUBİTAK Marmara Araştırma Merkezi ve İstanbul Üniversitesi&lt;br/&gt;Tel: 0262-6417250 (4623) ; Fax: 0262-6412309&lt;br/&gt;E-Mail:nafiz@mozart.mam.tubitak.gov.tr&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Özet:&lt;br/&gt;Endüstrinin hızla geliştiği ülkemizde internet imkanlarından yararlanarak ve bunları değişik alanlara uygulayarak bilgi bankaları kurmak ve bunları ağlarla birbirine bağlamak artık teknik olarak zor değildir. Ayrıca bunu dünyaya bağlayarak diğer bilgi bankalarından yararlanarak ülke endüstrisine ve Avrupa ile entegrasyona gitmek kısa zamanda endüstri devriminde çok yol katetemek açısından önem taşımaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.GİRİŞ&lt;br/&gt;Bilgisayarın heryere özellikle evlere girmesi ve  boyutlarının küçülmesiyle (PC &quot;ler) artık bilgi toplumunda bir değişim süreci gözlenmektedir.Bu sürecin etkileri işyerlerinde de kendisini göstermiş, birbirinden bağımsız olan bilgisayarlar birbiriyle haberleşecek şekilde ağlar oluşturulmuş, değişik bağlantı şekilleriyle bütün dünyayı kapsayacak bir bilgisayar ağı( Network) kurulmuştur.&lt;br/&gt; Bugün yüzlerce hatta binlerce insan bu fırsatı yakalayarak ağlar yardımıyla daha ucuz haberleşme imkanına kavuşmuş, Üniversiteler, büyük kuruluşlar bilgi bankaları oluşturarak bilgi ve tecrübelerini, araştırma konularını herkese açmışlardır. İnternet denilen bu ağdan ticari firmalar da yararlanmaya başlamış ve ürettikleri ürünleri bu yolla potansiyel müşterilerine duyurma ve ilan imkanlarına kavuşmuşlardır. &lt;br/&gt;İnternet üzerinden yazı, grafik, resim ve ses dosyalarının rahatlıkla gönderildiği günümüz bilgi toplumunda , Medya daki bazı dergiler ve gazeteler haberlerini bu yolla internet kullanıcılarına açmışlardır. Bütün bunlar göz önünde bulundurulursa İnternet üzerinde değişik konularda oluşturulacak bilgi bankalarının topluma büyük yararları olacağı gibi sektörel bilgi bankalarının ilgili kuruluşlara da milyonlarca insana ulaşma imkanını vereceği açıktır.   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.INTERNET  İLE  BİLGİ AĞLARININ OLUŞTURULMASI  TEKNİĞİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;WAN(Wide Area Network)  geniş bir alanda  bilgisayarları  biribirine bağlayan ağ yapısı  ve bir binada bulunan bilgisayarları birbirine bağlayan LAN (Local Area Network), Protokollar kullanılarak Endüstriyel Bilgi ağlarının dizaynını aşağdakı şekil-1 de görüldüğü gibi kurulabilir. Bu tür yapılar halen tüm Dünyada Üniversiteler, Büyük kuruluşlar, Araştırma kuruluşları ve Ticari şirketlerde kullanılmaktadır.    &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil-1 &quot;de görüldüğü gibi Endüstriyel bilgi ağı  internet üzerinde bölgesel ağlarla geniş bir alana hitap etme olanağı vardır. Burada önemli olan bir sektörde çalışan firmaların LAN ve WAN bağlantıları ile uydu veya diğer araçlarla dünyaya açılabilmeleridir. LAN &quot;lar arasında Gatewaylar , Bridge ,veya  router cihazları ile bu bağlantılar kurulabilir. Ancak bu bağlantı dizaynı haberleşme hızını ve performansını yavaşlatmayacak şekilde seçilmesi  gerekir. Bunun için biribirine bağlı alt katmanlı LAN yapıları tercih edilir. Böylece trafik yoğunluğunu düşürme imkanı vardır. Bunun yanında uzak haberleşme &quot;lerde X.25(1) , dial-up(telefon hattı kullanır) ve PTT kiralık hatlarından modem aracılığıyla yararlanır. X.25 hatları haberleşme esnasında arızalı hallerde alternatif yollarla haberleşmeyi devam ettirdiği için diğerlerine göre daha güvenilir sayılabilir. Ayrıca X.25 , dial-up, PTT kiralık hattı  haberleşmede ucuzluğu sağlarlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.BiLGİ BANKALARI (GOPHER):&lt;br/&gt; Bilgi bankası,İnternet&quot;e bağlı bilgisayarlar üzerinde oluşturulmuş menü temelli bir bilgi erişim servisidir. Bu servis sayesinde adresler ve çeşitli komutlar ezberlemeye gerek kalmadan, internet üzerindeki bilgi kaynaklarına erişebiliriz(2). Bu serviste menülerin anlaşılır olması ve birbirini kolayca devam ettirecek şekilde seçilmesi gerekir. Üniversite ve araştırma kurumu gibi organizasyonlarda kullanılan ve Şekil-2 de verilen örnek dizayn&quot; da  menü&quot; nün oluşturulması esnasında uyulacak ve dikkat edilecek noktalar vardır. Bunun için sırasıyla aşağıdaki maddelerin tek tek göz önünd</description></item><item><title>BANKACILIKTA GRUP İÇİ İŞLEM VE KULLANDIRIM PRENSİPLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilikta-grup-ici-islem-ve-kullandirim-prensipleri-444649.html</link><description>Grup İçi İşlem ve Kullandırım Prensipleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amaç&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Banka, aracı kurum ve sigorta gözetimcileri için, finansal grupların kendi aralarında ve içlerinde gerçekleştirdikleri işlemler ve bunların ihtiyati yönetim ve kontrolü yoluyla gözetim ve denetimi için ilkelerin belirlenmesi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Grup içi işlemler ve kullanım (GİK), bir grubun değişik parçaları arasındaki sinerjiyi güçlendirerek, maliyet verimliliği ve kar maksimizasyonu sağlayabilmekte, risk yönetimini iyileştirmekte ve sermaye ve finansmanın daha etkin kontrol edilebilmesine olanak tanımaktadır. Bu yararların sağlanması da çoğu kez, bu işlemleri ortaya çıkaran büyük grupların ana amacı durumundadır. Aynı zamanda bu işlemler, grup içinde bulaşma etkisi için potansiyel alanları temsil etmekte, sorunların çözümlenmesini daha sıkıntılı hale getirmektedir. Yararlar ve riskler arasındaki uygun dengenin bulunabilmesi hem gruplar hem de gözetimciler için büyük önem arz etmekte ve bu denge işlemlere ve işlemlerin türlerine göre değişebilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Grup İçi İşlem ve Kullanımların Tanım ve Türleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Bu çalışma amaçları dahilinde, finansal grup, temel olarak finansal faaliyette bulunan ve bağlı kurumları bankacılık, aracılık veya sigortacılık işlemlerinden en az ikisi ile uğraşan gruptur. Her bir gözetim disiplini ilgili olduğu alanda bu işlemlere ilişkin bir görüş geliştirmiştir ve bu çalışma finansal gruplarda grup içi işlemlerin değerlendirilmesinde bu görüşlere yer vermektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.GİK&quot;lar gruplar içinde yer alan kurumlar arası doğrudan ve dolaylı alacaklar haline gelmektedir. Bunlar çeşitli yollarla ortaya çıkabilirler:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a)çapraz ortaklıklar, &lt;br/&gt;b)bir grup şirketin diğer bir grupla ya da diğer grubun adına başka bir grup şirketle ticari işlem gerçekleştirmesi,&lt;br/&gt;c)grup içinde kısa dönem likiditenin merkezi yönetimi,&lt;br/&gt;d)grup içinde yer alan diğer şirketlerden/şirketlere sağlanan garantiler, krediler ve taahhütler,&lt;br/&gt;e)emeklilik yada banko arkası hizmetler gibi yönetim ve diğer hizmet düzenlemelerinin karşılanması,&lt;br/&gt;f)ana ortaklara kullandırımlar (krediler ya da  taahhüt ve garantileri içeren bilanço dışı işlemler de dahil)&lt;br/&gt;g)müşteri varlıklarının diğer grup şirketlerine konmasından kaynaklanan kullanımlar,&lt;br/&gt;h)diğer grup şirketleri ile karşılıklı alım-satımlar,&lt;br/&gt;i)reasürans yoluyla risklerin transferi,&lt;br/&gt;j)üçüncü kişilerden kaynaklanan risklerin grup içine dağıtılmasını sağlayan işlemler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Prensipler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.Gözetimciler, doğrudan ya da düzenlemelerine tabi kurumlar aracılığıyla, grupların GİK&quot;a ilişkin olanlar da  dahil olmak üzere, bir bütün olarak yeterli risk yönetim sistemlerine sahip olmalarını sağlayacak tedbirleri almalıdırlar. Gerektiğinde gözetim limitleri konması gibi uygun tedbirlerle bu uygulamaları güçlendirmelidirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II.Gözetimciler, ilgili finansal grupların maddi GİK&quot;larını düzenli olarak, gerektiğinde düzenli raporlar ya da başka yollarla, grubun tüm GİK&quot;larının açık ve anlaşılır olmasını sağlayacak şekilde kontrol etmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III.Gözetimciler GİK&quot;ların kamuya açıklanmasını teşvik etmelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IV.Gözetimciler karşılıklı hassasiyetlerin tam olarak anlaşılabilmesi için birbirleriyle yakın ilişki içinde olmalı, gerektiğinde gruptaki GİK&quot;lara ilişkin olarak gerekli gözetimsel faaliyetlerde koordinasyona gitmelidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;V.Gözetimciler, kontrol edilen kurumlar ya da doğrudan ya da dolaylı olarak gruplar üzerinde yıkıcı etkisi olduğu düşünülen maddi GİK&quot;larla etkin ve uygun yollarla mücadele etmelidirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çalışma Grubu Faaliyetleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.Grup İçi işlemler ve Kullandırımlar ve Risk Çalışma Grubu GİK&quot;lara ilişkin risk yönetimi konusunda iki anket ile veriye dayalı bir çalışma gerçekleştirmiştir: anketlerden biri gözetim, diğeri grup uygulamalarına ilişkindir. Çalışma grubu, GİK&quot;ların yönetimi ile ilgili olarak 10 gruba anket uygulamıştır. Bunlardan 6&quot;sı öncelikle bankacılık, ayrıca aracılık ve/veya sigorta, 2&quot;si öncelikle sigortacılık, ayrıca bankacılık ve/veya aracılık, 1&quot;i öncelikle aracılık ayrıca bankacılık, 1&quot;i ise bankacılık ve sigortacılık faaliyeti yürütmektedir.</description></item><item><title>AKTİF-PASİF YÖNETİM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aktifpasif-yonetim-341873.html</link><description>1- AKTİF-PASİF YÖNETİMİNİN TANIMI:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            Diğer işletmeler gibi ticari bankalar da kar amacı güden kuruluşlardır. Zira piyasa kurallarına göre işleyen bir ekonomide faaliyet gösteren ve ticari işletme olan bir bankanın nihai amacı, güven, emniyet ve likiditesini sağlayarak karını maksimize etmektir. Bu nedenle, bankalar kazançlarını arttırmak için daha fazla kredi vermek, daha fazla yatırım yapmak, bunun için de daha fazla fona sahip olmak zorundadırlar. Dolayısıyla, para otoritelerinin alacakları kararlara göre hareket eden ticari bankalar için karlılığı ve kazancı arttırmanın bir yolu, daha etkin bir pasif yönetimi uygulamak, bir diğer yolu ise aktif yönetimlerini iyileştirmektir. Bir başka ifadeyle, gelir arttırıcı işletme politikalarıyla,maliyet düşürücü politikaları birlikte uygulamak ya da kısaca etkin bir aktif-pasif yönetimi oluşturmak şeklinde tanımlanabilecek bu faaliyetler, karlılığı sağlamada bir bankanın vazgeçemeyeceği başlıca uygulamalardır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Aktif pasif yönetiminin uzmanlarca kabul görmüş bazı tanımları şunlardır:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           1)Bankayı uzun vadeli hedeflerine doğru yöneltmek için genellikle 12 ayı kapsayan bir planlama faaliyetidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           2)Bir bankanın karını optimize etmek amacıyla,likidite ve emniyetini de gözönünde bulundurarak,bilançosunun her iki tarafını,aktifini ve pasifini düzenlemesi ve değiştirmesidir. Likidite bir bankanın minimum zararla olası mevduat çekilişlerini ödeyebilme ve piyasa kredi ihtiyacını karşılayabilme gücüdür. Emniyet ise bir bankanın öz sermayesinin yeterli ve aktiflerinin kaliteli olmasıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Aktif-pasif yönetiminin amacı bankanın karını maksimize etmektir. Finans teorisine göre;karı maksimize etmek ancak sermayenin getiri oranını maksimize maksimum yapmakla ve sermayenin getiri oranındaki dalgalanmayı minize etmekle gerçekleştirilir. Kısa vadede bankalar net faiz marjını maksimuma çıkarmaya ve net faiz marjındaki dalgalanmaları minumuma indirmeye çalışırlar. Bankacılık sektörü likidite riski,döviz riski,kredi riski,faiz riski gibi riskler içinde çalışır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Bu riskler altında başarılı bir aktif-pasif yönetiminden söz edilebilmesi için, bankanın  bilançosundaki aktif ve pasif kalemlerini, bunların hangi olaylar sonucunda birbirlerine paralel ya da ters yönde hareket ettiğini, aktif ve pasiflerinin niteliğini, özkaynaklarının yeterli olup olmadığını bilmesi gerekmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Bilançolarda aktif ve pasif kalemleri hiçbir zaman birbirinden ayrı düşünülemez; bu yüzden, aktif-pasif yönetimi deyince aktiflerin ayrı yönetilmesi, pasiflerin ayrı yönetilmesi gerekliliği asla anlaşılmamalıdır. Aktif-pasif yönetimi, aktif ve pasiflerin kalemlerinin karşılıklı etkileşimlerini, içinde bulundukları piyasa koşulları ile birlikte gözönüne alarak, banka stratejilerine uygun en iyi aktif-pasif kompozisyonunu belirleyebilmektir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                               1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.1Aktif Yönetimi:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Aktif yönetimi, çeşitli kaynaklardan elde edilen fonların yatırım alternatifleri arasında dağıtılmasıdır. Bir banka için en büyük yatırım alternatifleri nakit değerler, menkul kıymetler ve verilen kredilerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Dağıtım yaparken alınacak kriter her alternatifin risklilik derecesi ve bunun karşılığındaki getiri miktarıdır. Bankalar için kabul edilebilir risk derecesi farklılık gösterir. Risksiz bir alternatif, bankanın karlılık amaçlarına uymaz. Onun için kar etmek isteyen bir banka mutlaka riske maruz kalacaktır. Bu riskler, likidite yetersizliğinden, faiz oranlarının ya da kur kurların dalgalanmalarından, borçların geri ödenmemesinden ve kanunlardan ya da ekonomik değişmelerden kaynaklanabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Aktif yönetiminde, bir bankanın karşılaşacağı riskleri bilip ona göre aktif dağılımı yapması gerekir. Bunu yaparken de amaçlanan getiriyi sağlaması şarttır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.2Pasif Yönetimi:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Pasif yönetimi, bankanın sahip olduğu fon kaynakları ile banka için en uygun pasif kompozisyonunu yaratmak</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot; DE BANKACILIĞIN GELİŞİMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-de-bankaciligin-gelisimi-393338.html</link><description>PROJENİN AMACI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Ticaret Bankalarının Fon Kaynak ve Kullanımlarının neler olduğunu belirterek analiz edilmesidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      &lt;br/&gt; PROJENİN ÖNEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Ekonominin temel yapı taşlarından biri olan bankacılık sisteminde Ticaret Bankalarının rolü çok büyüktür. Analizden elde edilecek sonuç; bankacılık sisteminin ve Ticaret Bankalarının, dolayısıyla ekonominin genel durumu hakkında bizleri fikir sahibi yapacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VARSAYIM VE KISITLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Projede Ticaret Bankalarının Fon Akım Tablosunun düzenlenmesi için 2002 ve 2003 yıllarına ait enflasyon muhasebesine göre düzeltilmiş bilançoları kullanılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Çalışmada Fon Akış Analiziyle ilgili olarak daha çok ikinci el veri kaynaklarından yararlanıldı. Ticaret bankaları ile ilgili yazılmış lisans ve yüksek lisans tezleri, çeşitli ders kitapları ve konuyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yayınlanmış olduğu raporlar incelendi. Gerekli mali tablolar Internet kaynaklarından elde edildi.    &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PROJE PLANI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61550; Dünyada ve Ülkemizde Bankacılığın gelişimi&lt;br/&gt;&amp;#61550; Ticaret Bankalarının Bankacılık Sistemindeki Yeri&lt;br/&gt;&amp;#61550; Ticaret Bankalarının Ekonomi Açısından Önemi ve İşlevleri&lt;br/&gt;&amp;#61550; Ticaret Bankalarının Fon Kaynak ve Kullanımları&lt;br/&gt;&amp;#61550; Fon Akım Tablosu ve Analiz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE BANKACILIĞIN GELİŞİMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyada Bankacılığın Gelişimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankacılık hizmetleri çok eskilere dayanmaktadır.Bankanın ilk çıkış noktası altı bin yıl öncesine dayanmaktadır. Tarihte ilk bankacılık hizmetlerinin Sümer ve Babil&quot;e kadar uzandığı sanılmaktadır. M.Ö. 3500 yıllarında &quot;maket&quot; bilinen ilk banka kuruluşudur. Maketler harman zamanı ödenmek üzere tohum vb. gibi hammadde ve teçhizat alımı için çiftçilere ilk dönemlerde fiziki ve daha sonra parasal kredi açtıkları kazılar sonucu anlaşılmıştır. Ünlü Hammurabi Kanunları&quot;nda maketlerin ödünç işlerini nasıl yöneteceği, borcun vadesinde nasıl tahsil olunacağı, borçlunun hangi mallarının ne yolla borcun tasfiyesinde kullanılacağı yazılmıştır.&lt;br/&gt;Daha sonraki yüzyıllarda ilk bankacılık hizmetleri maketlerin tekelinden çıkmıştır. Ticaret ile uğraşan bazı zengin aileler bankacılık hizmetlerinde uzmanlaşma yoluna gitmişlerdir. Yapılan kazıların ortay çıkardığı Mezopotamya&quot;da Uruk kenti yakınlarındaki &quot;Kızıl Tapınak (M.Ö.3400-3200) bilinen en eski banka yapısıdır. Eski Mısır, eski Yunan ve Roma&quot;da banka işlemleri ile uğraşan kurumların varlığı da bilinmektedir. &lt;br/&gt;&quot;Banka&quot; sözcüğü ise Avrupa&quot;nın ilk bankerlerinden olan Lombardiyalı Yahudilerin bankacılık işlemlerini tezgahların üzerinde yapmasından esinlenerek İtalyanca &quot;masa,tezgah&quot; anlamına gelen  &quot;banco&quot; dan gelmiş ve daha sonra tüm dünya dillerine yerleşmiştir.&lt;br/&gt;Modern anlamda bankacılık etkinliğini ilk gösteren banka 1609 yılında kurulan &quot;Amsterdam Sche Bank (Amsterdam Bankası)&quot;dır.&lt;br/&gt;Daha önceki yüzyıllardaki bankalar ve bankerler daha çok kendi sermaye ve kaynaklarını ödünç veren kurumlar durumundaydılar. Oysaki 18.yy. den itibaren bankalar bu niteliğinden sıyrılmaya başlamış, 19 yy. bankacılığı ise artık geniş olanakları ve güçleri sayesinde kıyaslanamayacak duruma gelmiştir. Bunda 1453&quot;de İstanbul&quot;un fethi ve ortaya çıkardığı Rönesans hareketleri ve yeni kıtaların keşfi sonuç olarak da artan sermaye faize olan bakış açısını değiştirmiş, faiz artık yasal sayılmaya başlamıştır.19 yy.den itibaren bankalar ekonomik ve ticari faaliyetleri düzenleyen kurumlar halini alarak faaliyet alanlarına göre uzmanlaşma seviyesine gelmişlerdir. 2.Dünya Savaşı&quot;ndan sonra bankacılık sistemi oldukça gelişmiş, ticari bankalar 1973 Petrol Krizi&quot;nden sonra atağa kalkmıştır. Krizin etkilerini ortadan kaldırmak amaçlı kaynak artırıcı girişimlerde ticari bankalar öne çıkmış, bu gelişim teknolojik değişimle de desteklenince yeni finansal araçları ortaya çıkarmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye&quot; de Bankacılığın Gelişimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye &quot;de bankacılığın gelişimi temel olarak iki başlık altında izlenebilir:&lt;br/&gt;1-Cumhuriyet&quot;ten Önce Türk Bankacılığı&lt;br/&gt;2-Cumhuriyet Döneminde Türk Bankacılığı</description></item><item><title>YÜKSEK ENFLASYONLU EKONOMİLERDE FİNANSAL RAPORLAMA UYGULAMASININ ÖNEMİ VE ETKİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yuksek-enflasyonlu-ekonomilerde-finansal-raporlama-uygulamasinin-onemi-ve-etkileri-445184.html</link><description>YÜKSEK ENFLASYONLU EKONOMİLERDE FİNANSAL RAPORLAMA UYGULAMASININ ÖNEMİ VE ETKİLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankalar Birliğinin değerli konukları, yaklaşık on yıldır Türkiye&quot;de bir bacağı vergi reformu bir bacağı bağımsız denetim olan olgular üzerinde çalışıyoruz, 89/99. Enflasyon on yıldan beri çok yüksek oranlarda seyrediyor. Hatta daha geriye gittiğimizde yaklaşık son 25 yıllık sorunumuz olarak ortada. Hiper enflasyon demek ilk yıllar için, 70&quot;li yıllar için zor bile olsa ondan sonraki dönemde çok yüksek oranlı enflasyon yaşadığımız bir gerçek olarak ortada. Yirminci yüzyılın son çeyreğinde demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi tepe kavramlardan biri kamu fonlarının korunması. Kamu fonlarının korunabilmesi için de finansal tabloların denetlenmesi vazgeçilemez, ödün verilemez olgulardan birisi olarak karşımıza çıkıyor. Bu çerçevede önce Sermaye Piyasası Kurulunun gerçekten çok yerinde bir kararı ile bağımsız denetim olgusu 89&quot;u izleyen yıllarda gündeme geldi. Bilahare yeminli mali müşavirlik, serbest muhasebecilikle ilgili 3568 sayılı yasa ile vergi denetimi dediğimiz diğer olgu bu denetimi tamamlayıcı bir olgu olarak karşımıza çıktı. Ben son on beş yıllık Türkiye&quot;deki 3824 sayılı yasa ile başlayan, yasaların numaralarını tek tek söylemeyeceğim, en son 4444 sayılı yasa ile biten ve hepsi kamuoyuna vergi reformu diye sunulan, vergi reformu değil ama önemli vergi değişikliklerinin olduğu, artı ve eksi yönden herhangi bir değerlendirme yapmayacağım, önemli vergi değişikliklerinin olduğu komisyonlarda çalıştım. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin temsilcisi olarak görev aldım, akademik çevrelerin temsilcisi olarak görev aldım ve onun sonunda çıkan tablodan çok memnun olduğumu söyleyebilmem zor. O nedenle şimdi söyleyeceğim, sadece ana başlıkları ile söyleyeceğim şeyleri çuvaldızın önemli bir kısmını kendime batırdığımı söyleyerek dinleyiniz lütfen. Çünkü gereksiz alınganlıklar ve kırılganlıklar oluyor. Onları yaşamaya fazla zamanımız kalmadı diye düşünüyorum. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye enflasyon muhasebesi sorununu çözebilmesi için önce vergi kanunlarındaki temel bazı aksaklıkları çözmek mecburiyetinde. Nedir o temel aksaklıklar? Elimde senaryolar var. Tamamen Maliye Bakanlığının elindedir bu senaryolar. Belli enflasyon oranlarında örneğin % 80, belli karlılık oranlarında örneğin % 40, belli öz kaynak-yabancı kaynak dengesi içinde örneğin % 50 diye baktığınız zaman eğer bir şirket ustalıklı vergi kaldıraçlarını kaldırma yeteneğine sahip insanlarla beraber çalışmıyorsa, düz bir firmaysa beş yılda batıyor. Batmasının temelindeki neden Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarımız ve değerlemeye ilişkin hükümleri düzenleyen Vergi Usul Kanunu. Bizim bu üç kanunumuzla mehaz olarak Alman Kanunlarından alınmış. Değerli vergi hukukçusu Neumark&quot;ın hazırladığı kanunlar. Almanya&quot;da tamamen doğru uygulanan ve sonuçlarını doğru veren bu kanunlar bizde doğru olmuyor. Çünkü ulus olarak yapımızda oyunu yarım oynama yeteneği var. Futbol oynuyoruz, arada bir elle vursak olmaz mı diyoruz. Basket oynuyoruz, arada bir ayağımızla röveşata yapsak olmaz mı diyoruz, olmuyor. Oyunu yarım oynadığımız sürece de başarıya ulaşabilme yeteneğimiz yok. En son 4369 sayılı yasayı hazırlarken Sayın Zekeriya Temizel&quot;in bakan olduğu dönemdi, gerek Maliye Bakanlığındaki gerek özel sektördeki temsilci arkadaşlarımızla beraber enflasyon muhasebesini gündemin en önemli noktasına koyduk. Bunu koymamızın sebebi şu, Türkiye bir vergi kaçağı cenneti. Gerçekten Türkiye vergi kaçarınalar için bir cennet ama aynı Türkiye vergisini tam ödeyenler için de bir vergi cehennemi. Gerçekten bakın bugün Türkiye&quot;de finans sektörü olarak hiç değilse belli duyum noktaları olarak bunları bildiğiniz varsayımıyla söylüyorum. Dünyada vergi cenneti olan yerler var. Dünyada vergi cehennemi olan yerler de var ama her ikisini bünyesinde barındırabilen sanıyorum sadece biz varız gibi görünüyor. Vergisini ödeyen için Türkiye bir vergi cehennemi halinde, vergisini kaçırıyorsa, rüşvet verebilme yeteneği varsa, risk alabilme yeteneği v</description></item><item><title>İLLER BANKASI VE KAMU HARCAMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?iller-bankasi-ve-kamu-harcamalari-438003.html</link><description>ÖNSÖZ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Belediyelerin imar faaliyetlerine finansman temin etmek amacıyla devletimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK&quot; ün talimatlarıyla 11 haziran 1933 tarihinde kurulan Belediyeler Bankası bu görevini 13 Haziran 1945 tarihinde iller bankasına devretmiştir.&lt;br/&gt;Dünyanın pek çok ülkesinde,yerel yönetimlerin gelişmesine yardımcı olan yerel yönetim bankaları vardır.  Bu bankaların çalışma biçimi kuşkusuz ülkelerin ekonomik ve sosyal yapılarına ve yerel yönetimlerin içinde bulunduğu ihtiyaç ve koşullara göre oluşmaktadır. Yerel yönetim bankalarının kuruluş ve işleyiş biçimi ülkeden ülkeye önemli değişiklikler göstermekle beraber bunların temel fonksiyonu yerel yönetimlere kredi verme olarak kabul edilebilir.&lt;br/&gt;Türkiye&quot;de ise ihtiyaçların ve şartların farklı olması iller bankasının kuruluşuna batıdaki örneklerden farklı bir yaklaşım getirmiştir. Yerel yönetimlerin özellikle belediyelerin gelişmesi için finansman ve kredi ihtiyacı açıkça görülmekle beraber yalnızca bunu sağlamanın yeterli olmayacağı düşünülmüş, yerel yönetimlerin temel fonksiyonları ile ilgili geniş bir teknik kadroyu ve teknik imkanları bu idarelerin yararına hazır bulundurmakta gerekmiştir. Bu nedenle de Türkiye&quot;de iller bankasının işleyişine vücut veren mevzuat hazırlanırken daima kredi ve teknik uygulamayla birlikte göz önünde bulundurulmuş, çalışma esasları bu temel görüşe göre oluşturulmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İLLER BANKASI VE KAMU HARCAMALARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İller Bankası &quot;İl Özel İdareleriyle, belediye ve köy idarelerinin ve bu idarelerin kuracakları birliklerle adı geçen idarelere bağlı tüzel kişiliğe sahip olan veya olmayan ve katma bütçeli idare ve kurumların imar işleriyle ilgili konularla uğraşmak ve bütün işlemlerinde özel hukuk hükümleriyle bu kanuna bağlı olmak üzere &quot; kurulmuştur. Bankanın merkezi Ankara&quot;dır.(4759,md1).iller Bankası, yerel yönetim birimlerinin bankası niteliğindedir.&lt;br/&gt;İller Bankası1933 tarihli ve 2301 sayılı Kanunla kurulan Belediyeler Bankasının bir devamıdır. 1945 tarihli ve 4759 sayılı İller Bankası Kanunuyla, belediyelerin yanında özel idareleri ve köyleri de kapsayan yeni bir teşkilatlanmayla kurulmuştur (1).İller Bankası&quot;nın ilk yapılanma şekli olarak kabul edilen Belediyeler Bankası,Atatürk döneminin önemli kuruluşlarındandır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; 1-İLLER BANKASININ MALİ YAPISI &lt;br/&gt;Yerel yönetimlerin Banka ile yapacakları iş ve eylemlerinde Devlet İhale Kanunu hükümleri uygulanmamaktadır. Genel Muhasebe Kanunu&quot;na ve Sayıştay Denetimine tabii değildir.(4759,md21)   Ayrıca memur ve hizmetliler hakkında Memurun Muhakematı Kanunu hükümleri uygulanmamaktadır.(4759md20).Belediyeler Bankası, faaliyetine 15 milyon sermaye ile başlamış,ancak nüfus artışı kentsel-kırsal hizmetlere olan talep artışı ile İller Bankasına 100 milyon sermaye ile dönüşmüş ve bankanın sermayesi sürekli değişmiştir.1949 yılında 200 milyon, 1954 yılında 300 milyon, 1959&quot;da 600 milyona çıkarılmış, 1968 yılında 1 milyar200 milyon, 1975&quot;te 2 milyar ve 1981 yılında da 20 milyar sermayeye ulaştırılmıştır. Bu sermaye bakanlar Kurulu kararıyla bir misline kadar arttırılabilmektedir.(4759md2).1988 yılında sermaye 300 milyar liraya yükseltilebilmiştir.1992 yılında bankanın sermayesi bir trilyon iki yüz milyar liradır. bu sermaye Bakanlar Kurulu tarafından iki misline kadar arttırılabilinir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a-) SERMAYE KAYNAKLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  Bankanın sermayesini oluşturan kaynaklar şunlardır.&lt;br/&gt;1-  İl özel İdareleri ve belediyelerin, yıllık gelirler toplamı ile bu yönetimlere genel bütçe vergi gelirlerinden verilen payların %5&quot;i,&lt;br/&gt;2- il özel idareleriyle belediyelere bağlı tüzel kişiliği bulunan veya bulunmayan katma bütçeli yönetim,kurum ve birliklerin bağlı bulundukları idare bütçelerine intikal etmeyen gelirlerinden kazanç vergisi çıktıktan sonra net kazançlarının %5&quot;i &lt;br/&gt;3- İl özel idarelerince, arazi ve bina vergileri tahsilatından köy idareleri sermaye payı adı ile ayrılacak olan %3&quot;ler,&lt;br/&gt;4-Bankanın yıllık net kazancından köy yönetimleri sermaye payı olarak ayrılan %30&quot;lar&lt;br/&gt;5-Bütçeden veya diğer herhangi bir yerden yapılacak her tür</description></item><item><title>BANKACILIKTA MALİ BÜNE SORUNLARI VE YENİDEN YAPILANDIRMADA ÜLKE UYGULAMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilikta-mali-bune-sorunlari-ve-yeniden-yapilandirmada-ulke-uygulamalari-445313.html</link><description>Bankacılıkta Mali Bünye Sorunları ve Yeniden Yapılandırmada Ülke Uygulamaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İçindekiler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. Gelişmekte Olan Ülkelerde Bankacılıkta Mali Bünye Saorunları &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Sorunların  Temel Nedenleri&lt;br/&gt;2.Sermaye Yeterliliği Uygulamasındaki Güçlükler&lt;br/&gt;3.Bankaların  Denetiminde Etkinliğin Artırılması İçin Ek Tedbirler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;III. Çeşitli Ülkelerde Banka Yeniden Yapılandırma Uygulamaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Güney Doğu Asya&lt;br/&gt;2.Çin&lt;br/&gt;3.Hong Kong&lt;br/&gt;4.Kore&lt;br/&gt;5.Brezilya&lt;br/&gt;6.Arjantin&lt;br/&gt;7.Şili&lt;br/&gt;8.Meksika&lt;br/&gt;9.ABD&lt;br/&gt;10.İspanya&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IV. Sonuç&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ek 1 : Ülkelere Göre Banka Yeniden Yapılandırma Yöntemleri -Tablo&lt;br/&gt;Ek 2 : Banka Yeniden Yapılandırma Teknikleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaynakça&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;BANKACILIK SİSTEMİNDE MALİ BÜNYE SORUNLARI&lt;br/&gt;VE&lt;br/&gt; YENİDEN YAPILANDIRMADA ÜLKE UYGULAMALARI&lt;br/&gt;I. Giriş&lt;br/&gt;1980&quot;lerden itibaren sermaye hareketlerinin serbestleşmesi, iletişim teknolojilerinin ilerleme göstermesi, çöken sabit kur rejiminin ardından kur riskinden korunmak için türev ürünlere başvurulması gibi gelişmelerle dünya ekonomik sistemi içinde finansal işlemlerin payının artması sonucunda, ülke ekonomilerinde de finansal işlemlerin bireysel bazda yaygınlığı ve tüm ekonomi içindeki payı artmıştır. Ancak ekonomilerde yaşanan krizlerin finansal sisteme ve onun en önemli unsurlarından olan bankacılık sektörüne yansıyarak, tüm finansal sitemi ve ekonomiyi etkileyebilecek sorunlar ortaya çıkarması ihtimali düzenleyici ve denetleyici kurumları daha dikkatli olmaya zorlamıştır. Pek çok ülkede bu kurumlar tüm bankacılık sisteminin çöküşünü önlemek için ya yaşanan krizler sonrasında kayıpların artmasını önleyebilmek ya da krizlerin sektöre de bulaşmasına karşı tedbir alabilmek için sisteme müdahale etmek durumunda kalmışlardır.&lt;br/&gt;Bu çalışmada banka yeniden yapılandırılması gereğini ortaya çıkaran krizlerden bahsedilmiş, gelişmiş ve gelişmekte olan toplam 12 ülkedeki banka yeniden yapılandırma deneyimleri ayrıntılı olarak ele alınmış ayrıca banka yeniden yapılandırılmasında genel olarak uygulanan tekniklerin tanımlandığı bir bölüme de çalışmanın ekinde yer verilmiştir. Banka yeniden yapılandırma uygulamaları anlatılan ülkeler; Endonezya, Malezya, Tayland, Çin, Hong Kong, Kore, Brezilya, Şili, Arjantin, Meksika, Amerika Birleşik Devletleri ve İspanya&quot;dır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. Gelişmekte Olan Ülkelerde Bankacılıkta Mali Bünye Sorunları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Sorunların Temel Nedenleri&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Gelişmekte olan ülkeler, özellikle son yıllarda ciddi bankacılık krizleriyle karşı karşıya kalmışlardır. Yapılan araştırmalara göre 1976-1996 yılları arasında (Doğu Asyada son kriz meydana gelmeden önce) gelişmekte olan ülkelerde meydana gelen 59 bankacılık krizinin toplam maliyeti Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın (GSYİH) yüzde 9u oranında,  250 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir . Asya Krizinden en çok etkilenen 4 ülkedeki kredi zararları 130 milyar dolar olarak tahmin edilmektedir . Bankacılık krizleri, genellikle düşük gelirli ülkelerde yaygın olarak meydana gelmekte ve maliyeti de göreli olarak yüksek olmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gelişmekte olan ülkelerde meydana gelen bankacılık krizleri genel olarak iki temel nedene dayanmaktadır:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Bankaların, hem makroekonomik dalgalanmalar, hem de önemli rejim değişiklikleri açısından volatilitesi yüksek bir ortamda faaliyet göstermeleri,&lt;br/&gt;2.Bankalara politik müdahalenin olması.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelere göre volatilitesi daha yüksek bir ekonomik yapıya sahiptir. Bunun en önemli nedeni gelişmekte olan ülke ekonomilerinin küçük, ürün çeşitlemesinin ise az olmasıdır. Nitekim ana ihraç malları kısıtlı bir ürün yelpazesini içermektedir. Böyle bir ekonomide belli ürünlerin arz ve talebinde yaşanan ani değişiklikler dış ticaret hadlerini olumsuz etkileyerek, ihracata dayalı ticaret yapan firmaların iflasına yol açabilmektedir. Bunun sonucunda da bu firmalarla çalışan bankalar mali güçlük içine düşebilmekte, diğer sektörler de bu durumdan ciddi olarak etkilenmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankalar, döviz kuru, faiz oranı ve fiyat seviyesi açısından nominal volatiliteye karşı farklı bir kırılganlık (vulnerability) göstermektedir. Çoğu banka yabancı para üzerinden al</description></item><item><title>İSVEÇ BANKACILIK SİSTEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?isvec-bankacilik-sistemi-439970.html</link><description>İsveç Bankacılık Sistemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Giriş2&lt;br/&gt;2. Kriz2&lt;br/&gt;2.1. İsveç Ekonomisi2&lt;br/&gt;2.2. Deregülasyon3&lt;br/&gt;2.3. Kredi Genişlemesi ve Gayrimenkul Fiyatlarında Artış3&lt;br/&gt;2.4. Kriz4&lt;br/&gt;2.5. Bankalar5&lt;br/&gt;2.6. Kur Krizi7&lt;br/&gt;2.7. Kur Krizi ve Bankalar7&lt;br/&gt;2.8. Securum ve Retriva7&lt;br/&gt;2.9. Enflasyon Hedeflemesi8&lt;br/&gt;3. Kriz Sonrası8&lt;br/&gt;3.1. İsveç Ekonomisi8&lt;br/&gt;3.2. Borsa10&lt;br/&gt;3.3. Bankacılık Alanında Gelişmeler10&lt;br/&gt;3.3.1. Krizin Hemen Sonrası 10&lt;br/&gt;3.3.2. Merkez Bankası12&lt;br/&gt;3.3.3. Uluslararası Rekabet14&lt;br/&gt;3.3.4. Yurtdışında Artan Yatırımlar14&lt;br/&gt;3.3.5. Teknik Gelişmeler15&lt;br/&gt;3.3.6. Risk Yönetimi16&lt;br/&gt;3.3.7. Banka Aracılığında Azalma16&lt;br/&gt;3.3.8. Olası Krizlerin Önlenmesine Yönelik Çabalar16&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.4. İsveç Bankacılık Sistemi17&lt;br/&gt;3.4.1.Genel17&lt;br/&gt;3.4.2.Bilanço Yapısı18&lt;br/&gt;4.Sonuç24&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1. Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Geçen yüzyılın son çeyreğinde dünyanın pek çok ülkesinde ekonomik krizler meydana gelmiştir. Bu krizler dünya ekonomisinin giderek globalleşen özelliği nedeniyle bir ülkenin sınırlarını aşarak Güney Asya örneğinde olduğu gibi bir bölgenin tamamını etkiler hale dönüşebilmiştir. Ekonomik krizlere paralel olarak ortaya çıkan önemli bir özellik ise bankacılık krizleridir. Bankacılık krizleri ekonomik krizden bağımsız olarak da ortaya çıkabilirken bir ekonomik krize çoğu zaman bir bankacılık krizi eşlik etmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1980&quot;ler ve sonrasında ortaya çıkan 30 büyük bankacılık krizinin pek çoğu gelişmekte olan ülkelerde meydana gelmiştir. 1980&quot;lerin sonları ve 1990&quot;ların başında kriz yaşayan 3 kuzey ülkesi; Norveç, Finlandiya ve İsveç bu ülkelere istisna oluşturmaktadır. İsveç, 1980&quot;lerdeki ekonomiyi serbestleştirme çabaları, krize girdiği sırada uygulamada olan sabit kur rejimi, işsizlikle mücadelesi, vergi reformu ve kriz sonrası enflasyon hedeflemesi gibi uygulamalarıyla araştırmacılar için incelenmeye değer bir örnek oluşturmuş, İsveç bankacılık krizinin nedenleri ve sonuçları üzerine muhtelif makaleler yazılmıştır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada esas olarak İsveç&quot;de kriz sonrası bankacılık sektörü incelenmeye çalışılmıştır. Kriz öncesi İsveç ekonomisi, kriz ve sonrasından özet olarak bahsedildikten sonra krizi takiben dengelerini yeniden kurmayı başarmış görünen İsveç ekonomisinde, yeniden kar etmeye başlayan İsveç bankacılık sisteminde ve bankaların bilançolarında sonraki yıllarda meydana gelen değişimler incelenmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkede yaşayabilecek durumda olduğu düşünülen bankalara krizden çıkış için destek verilmiş, daha açık ve şeffaf bir yapı içinde organizasyon ve işbirliğine gidilmiş, birleşme ve devralmalar, yurtdışı ortaklıklar sonucunda bankacılık sisteminde yabancıların payı ve rekabet artmıştır. Banka aracılığı olmaksızın sisteme giren ve yatırım fonları, ipotek ve sigortaya yönelen tasarrufların payında artış görülmüştür. Kriz sonrasında Merkez Bankası Kanunu değiştirilerek Bankanın bağımsızlığı artırılmış, fiyat ve ödemeler sisteminde istikrar Bankanın temel görevleri olarak kanuna konmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Kriz&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.1. İsveç Ekonomisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1980&quot;ler boyunca İsveç ekonomisi pek çok ülkeyle kıyaslandığında yüksek enflasyon oranları yaşamıştır. Döviz kuru reel olarak değerlenmiş, 1973 ile 1980 arasında yapılan 6 devalüasyon ile geçici olarak kurun değeri düşmüş, sonraki yıllarda yeniden yükselmiştir. Faiz oranları 1985 yılına gelindiğinde uluslararası ortalamaların yüzde 5-6 puan üzerindedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Döviz kurunun kredibilitesi devletin düşük finansmanından etkilenmiştir. Kamu  kesimi konsolide açığının milli gelire oranı 1982 yılında yüzde 7&quot;ye kadar yükselmiş, canlanma yılları olan 1987-90 arasında küçülmüş, açık yerine küçük miktarlı fazla verildiği olmuştur. Reel faiz oranları 1970&quot;ler boyunca negatif iken 1980&quot;de sıfıra yaklaşmış ve 1985&quot;ten sonra yeniden negatif olmuştur. Tasarruf sahipleri ancak 1990 krizi sırasında -son otuz yıl içinde ilk defa- borçlanmada pozitif maliyetle karşılaşmışlardır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2. Deregülasyon&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İsveç&quot;te, ilk deregülasyon çalışmaları İkinci Dünya Savaşı sonrasın</description></item><item><title>BASEL İYİ UZLAŞISI&quot;NA İLİŞKİN ELEŞTİRİLER VE İYİLEŞTİRME ÖNERİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?basel-iyi-uzlasisi-na-iliskin-elestiriler-ve-iyilestirme-onerileri-447573.html</link><description>Basel II Uzlaşısı&quot;na İlişkin Eleştiriler ve İyileştirme Önerileri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yazarın &quot;Der Schweizer Treuhaender&quot; dergisinin Ocak-Şubat 2002 sayısında (s. 67-74) yayımlanan Kritik und Verbesserungsvorschlaege für den Basel II Akkord başlıklı makalesinin Türkçe çevirisi aşağıda yer almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İkinci istişare paketi ile ilgili Â«Kantitatif Etki ÇalışmasıÂ&#187;&quot;nın (Quantitative Impact Study) değerlendirilmesi Uzlaşı&quot;nın bir çok zayıf yönünü ortaya koymaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BIS (Bank for International Settlements) tarafından Mayıs 2001 sonunda toplanan bankaların ikinci istişare paketine ilişkin sonuçlar, Basel II Uzlaşısı&quot;nın temel hedeflerine ula-şılması hususunda zayıf noktaların olduğunu göstermiştir. Bu zayıf noktaların analiz edile-bilmesi ve anlaşılabilmesi, nihai şekli 2002 sonunda yayımlanması planlanan Basel Uzlaşı-sı&quot;nın oluşumu açısından son derece önemlidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Basel II Uzlaşısı&quot;nın Ocak 2001&quot;de açıklanan metninde [8] sermaye hükümleri çerçe-vesinde temelde iki hedef ve beklenti bulunmaktadır: Birincisi; düzenleyici ve ekonomik ser-maye konusunda daha fazla mutabakata varmaktır. Burada ekonomik sermaye ile kastedilen, risklerin neden olduğu ekonomik maliyeti karşılayan sermayedir. Düzenleyici  sermaye ise Basel Uzlaşısı&quot;nda tavsiye edilen sermayedir. İkinci hedef; gözden geçirilmiş standart yakla-şımı kullananlar açısından öngörülen ve yaklaşık aynı düzeyde tutulan sermaye donanımıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu Uzlaşı&quot;da, sıkı düzenleyici denetleme ve genişletilmiş kamuyu aydınlatma yüküm-lülükleri yoluyla piyasa disiplini ve şeffaflığının belirgin bir şekilde artırılması amaçlanmak-tadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Basel II Uzlaşısı ile İlgili Eleştiriler &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu makalede, ikinci Â«Kantitatif Etki ÇalışmasıÂ&#187;&quot;nın sonuçları ile yukarıda sayılan he-deflerin ne ölçüde örtüştüğünü ve hangi alanlarda Basel II Uzlaşısı&quot;nda iyileştirmeler yapıla-bileceğini özetlemek istiyoruz. Buradaki temel sorun; gözden geçirilmiş standart yaklaşımın (risk ağırlıklarının hesaplamasında dışsal ratingi kullanıyor) ve IRB yaklaşımının [Â«İçsel Ratinge DayalıÂ&#187; (Internal Rating Based)] kredi riski alanında ne ölçüde bir sermaye azaltımına imkan sağladığı ve ulaşılan sermayenin en azından operasyonel riskleri karşılama-ya yetip yetmediğidir. Ayrıca bu çalışmada denetim ve kamuyu aydınlatma hükümlerinin mantığını ve geçerliliğini daha yakından değerlendireceğiz.&lt;br/&gt;2.1. Basel II Uzlaşısı&quot;nda Kazananlar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sermaye hükümleri açısından Basel II Uzlaşısı, iki iş alanının açık zaferi ile sonuç-lanmıştır [2], [4]: Şirket ödünçleri ve ipotekler. İlki için zaten gözden geçirilmiş standart yak-laşımda ve daha belirgin bir şekilde IRB yaklaşımında önemli boyutta sermaye kolaylığı (yüzde 70&quot;e kadar) sağlanmaktadır. Bunun kaynağını Basel I Uzlaşısı&quot;ndaki çok yüksek daimi yüzde 100&quot;lük risk ağırlığında aramak lazımdır. Bunun aksine ipotek alanında sadece IRB yaklaşımını kullananlar önemli ölçüde bir sermaye kolaylığından (yüzde 65&quot;e kadar) faydala-nabilmektedirler. Çünkü gözden geçirilmiş standart yaklaşımda risk ağırlığı Basel I&quot;de olduğu gibi yüzde 50&quot;dir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2. IRB Yaklaşımının Sonuçları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankaların tüm faaliyet alanları göz önüne alındığında, finansal kurumların cevapları pek iyimser görünmemektedir. Bankaların verdiği cevaplara göre, Basel istişare paketinde sunulan prensipler, sermaye hesaplamasının doğru bir şekilde ölçümü ve teminatların dikkate alınması hususları ile karşılaştırıldığında daha az eleştirilmektedir. Basel Komitesi teklifinde [8], IRB yaklaşımının Â«temelÂ&#187; şekliyle gözden geçirilmiş standart yaklaşımdan sadece orta-lama yüzde 2-3&quot;lük daha az kredi riski sermayesi gerektirdiğini ve Â«ileri düzeydeÂ&#187; IRB yakla-şımının (bu yaklaşım uygulandıktan sonraki ilk iki yıl için ek tasarruf yüzde 10 ile sınırlandı-rılmalıdır) yalnızca çok gelişmiş bankalar için yüzde 10-20 oranında kolaylık sağladığını var-saymaktadır. Şüphesiz BIS&quot;in de açıklanan  hedefi olan IRB yaklaşımına geçilmesinden do-ğacak yüksek bürokratik maliyetler göz önüne alındığında, bu tasarruf miktarı bankaları teş-vik etmek için çok yetersiz</description></item><item><title>TÜRK BANKACILIK SİSTEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-bankacilik-sistemi-394636.html</link><description>2005 YILININ İLK YARISINDAKİ GELİŞMELER&lt;br/&gt;Yabancı yatırımcıların YTL cinsinden finansal araçlara olan talepleri sürerken doğrudan yatırım tercihlerinde de artış olmuştur.&lt;br/&gt;Mali disiplinin sürdürülerek kamu kesimi borçlanma gereksiniminin azaltılmasını, finansal kaynaklar üzerinde kamu kesiminden gelen baskının düşürülmesini öngören maliye politikası ile fiyat istikrarını gözeten para politikasının sürdürülmesi, uluslararası likiditenin gelişmekte olan ülkelere olan sermaye girişine olumlu etkisi, yabancı yatırımcıların YTL finansal araçlara olan ilgisinin sürmesi, özel sektörün dış borçlanma imkanlarının sürmesi, 17 Aralık 2004 tarihinde AB&quot;nin Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlatılmasına karar vermesi, özel sektörde iç talep artışının sürmesi, inşaat sektöründe canlanma, tarım sektöründe üretim artışı ekonomik performans üzerinde etkili olmuştur. Bu arada, petrol fiyatlarının yükselmesi yanında ABD&quot;de kısa vadeli faiz oranlarındaki yükselme de olumsuz gelişmeler olarak dikkatle izlenmektedir. Türkiye ekonomisi 2005 yılının ilk yarısında olumlu bir performans göstermiştir. Kamu kesimi açığının en önemli nedeni olan bütçe açığının gayrisafi milli hasılaya oranı2004 Haziran döneminde yüzde 8 iken 2005 yılının aynı döneminde yüzde 6&quot;ya gerilemiştir. Faiz dışı denge, program hedefleri doğrultusunda gerçekleşmiştir.&lt;br/&gt;İç borç stokunda artış durmuştur.&lt;br/&gt;Merkez Bankası net döviz pozisyonu iyileşmeye devam etmiştir.&lt;br/&gt;YTL talebi enflasyonun üzerinde artmıştır.&lt;br/&gt;Bireysel krediler artmaya devam etmiştir.&lt;br/&gt;Dış ticaret ve cari işlemler açığı büyümeye devam etmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2005 YILININ İLK YARISINDAKİ BANKACILIK SİSTEMİNDEKİ GELİŞMELER&lt;br/&gt;Bankacılık sisteminde, 2005 yılında en önemli gelişme, yabancı yatırımcıların bankacılık sistemine doğrudan veya ortaklıklar yoluyla yaptıkları yatırımlar olmuştur. &lt;br/&gt;2004 yılında Türk Ekonomi Bankası A.Ş ve BNP Paribas ortaklığından sonra, T.Dış Ticaret Bankası A.Ş&quot;nin çoğunluk hisselerinin Fortisbank tarafından alındığı açıklanmıştır. &lt;br/&gt;T.Dış Ti</description></item><item><title>T.C MERKEZ BANKASİ TARİHÇESİ, BANKA&quot;NIN YAPISI, T.C MERKEZ BANKASI ORGANLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?t.c-merkez-bankasi-tarihcesi,-banka-nin-yapisi,-t.c-merkez-bankasi-organlari-391930.html</link><description>T.C&lt;br/&gt;İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ&lt;br/&gt;MÜHENDİSLİK FAKULTESİ&lt;br/&gt;ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİGİ BÖLÜMÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EKONOMİ II &lt;br/&gt;ÖDEVİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TÜRKİYE CUMHURİYETI  MERKEZ BANKASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*T.C Merkez bankasi tarihçesi&lt;br/&gt;*Banka&quot;nın yapısı&lt;br/&gt;*T.C Merkez bankası organları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      NO:  1307970056&lt;br/&gt;     ADI:  Arstan&lt;br/&gt;   SOYADI:  ABDRAHMANuulu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TARİHÇE __________________________________________________&lt;br/&gt;OSMANLI DÖNEMİ &lt;br/&gt;Merkez Bankaları, bugün hemen her ülkede dört ana işlev üstlenmektedir: &lt;br/&gt;*Ülke içindeki para arzı, dolayısıyla para piyasasını düzenlemek, &lt;br/&gt;*Bankacılık sistemini denetleyen kurum olarak ülkedeki kredi hacmini ve dağılımını ayarlamak, &lt;br/&gt;*Ülkenin altın ve döviz rezervlerini yönetmek, dış ödemelerini düzenlemek, &lt;br/&gt;*Devletin haznedarlığı ya da mali ajanlığı işlevini yerine getirmek. &lt;br/&gt;Klasik Osmanlı düzeninde, yukarıda sayılan dört işlev; hazine, darphane, sarraflar, vakıflar, bedestenler ve loncaların yüklendiği değişik rollerin bir araya gelmesiyle görülmüş oluyordu. Tanzimat sonrasında Osmanlı İmparatorluğunun izlediği dışa açık ekonomik ilişkiler, İmparatorluğun para ve kredi sisteminde de yeni düzenlemeleri zorunlu kıldı. Tanzimatın ilanında en önemli nedenlerden biri olan, Kavalalı Mehmet Ali Paşaya karşı yapılan savaş, Osmanlıları önemli para sorunlarıyla karşı karşıya bıraktı. Dışarıdan borç bulamayan Osmanlı İmparatorluğu ilk kez kağıt para basma yoluna gitti. Ancak, bu kağıt para hızla değer kaybetti ve çeşitli ayardaki madeni paralar da pek çok sorun yarattı. &lt;br/&gt;Osmanlı İmparatorluğu, 1844 yılında &quot;Usulü Cedide Üzere Tashihi Ayar&quot; kararnamesiyle iki metalli bir para sistemi oluşturmaya çalıştı. Bu para reformunun sonuç verebilmesi için dış ödemelerinde Osmanlı parasının İngiliz parasına karşı kurunu sabit tutmak amacıyla Galata bankerlerinden Alleon ve Baltazzi ile bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşmaya göre İngiltere ve Fransaya yapılacak ödemeler, bankerler tarafından belli bir ödeme karşılığında, sabit kur üzerinden yapılıyordu ve bu ş</description></item><item><title>HAZİRAN 1999 TARİHİNDEN GÜNÜMÜZE KADAR OLAN YASAL DÜZENLEMELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?haziran-1999-tarihinden-gunumuze-kadar-olan-yasal-duzenlemeler-445891.html</link><description>Haziran 1999 Tarihinden Günümüze Kadar Olan Yasal Düzenlemeler &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;23 Haziran 1999 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 4389 sayılı Bankalar Kanununun amacı; tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerini korumak, mali piyasalarda güven ve istikrarı ve ekonomik kalkınmanın gereklerini de dikkate alarak kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere bankaların kuruluş, yönetim, çalışma, devir, birleşme, tasfiye ve denetlenmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. Kanun ile bankacılık sisteminin düzenleyici-denetleyici çerçevesi yenilenmiştir. Kanun ile getirilen en önemli yapısal değişiklik bankacılık sektörünün düzenlenmesi gözetimi ve denetimi konusunda farklı kurumlara dağılmış bulunan yetkilerin özerk bir kurulun çatısı altında birleştirilmiştir. Kanunla verilen diğer görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu kurulmuştur. Kurum, tasarruf sahiplerinin haklarını ve bankaların düzenli ve emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye sokabilecek ve ekonomide önemli zararlar doğurabilecek her türlü işlem ve uygulamaları önlemek, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere gerekli karar ve tedbirleri almak ve uygulamakla yükümlü ve yetkilidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* 8 Eylül 1999 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile sosyal güvenlik alanında uzun bir zamanın birikimi olan sorunların giderilmesi ve sistemin işlerlik kazanması açısından reform niteliğinde bir adım atılmıştır. Bu kanunla işsizlik sigortası uygulaması ülkemizde başlamıştır. İşsizlik sigortası zorunludur. Bu kanun kapsamına giren ve halen çalışmakta olanlar bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, yeni girenler ise işe başladıkları tarihten itibaren sigortalı olurlar. Kanunun öngördüğü ödemelerde bulunmak üzere İşsizlik Sigortası Fonu kurulmuştur. Ayrıca bu kanunla emeklilik yaşı yükseltilmiş, mevcut sigortalılardan emekliliklerine 10 yıldan fazla kalanlar için emeklilik yaşı kadınlarda 52 ve erkeklerde 56 olmuştur. (Mevcut sigortalılara yönelik asgari emeklilik yaşı düzenlemesi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olup ilgili düzenleme TBMMnin yeni döneminde görüşülecektir.) Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk kez sigorta kapsamına giren sigortalılar için emeklilik yaşı kadınlarda 58 ve erkeklerde 60 olarak belirlenmiştir. Her üç kurumda sigorta kapsamına yeni giren kadın ve erkek sigortalı için sigortalılık süresi 25 yıl olarak düzenlenmiş, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu çerçevesinde ilk defa sigorta kapsamına giren sigortalıların prim ödeme gün sayısı ise 5000 günden 7000 güne çıkarılmıştır. Emekli aylıklarının, DİE tarafından açıklanan en son temel yılı kentsel yerler Tüketici Fiyatları Endeksindeki aylık artış oranında artırılması esası getirilmiştir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sosyal Güvenlik Reformu çerçevesinde kurumların prim tahsilat ve kayıtlılık oranını artırmak üzere birtakım idari ve kurumsal düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede Ekim 2000 tarihinde yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararnameler şunlardır:&lt;br/&gt;- 616 Sayılı KHK: Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığa dönüştürülmüş ve Başkanlık çatısı altında Sigorta ve Sağlık İşleri Genel Müdürlükleri adı altında iki Genel Müdürlük kurulmuştur. &lt;br/&gt;- 617 Sayılı KHK: İşsizlik Sigortası, aktif ve pasif işgücü programlarının daha iyi yürütülmesini teminen İş ve İşçi Bulma Kurumu kapatılmış ve Türkiye İş Kurumu kurulmuştur.&lt;br/&gt;- 618 Sayılı KHK: SSK, Bağ-Kur ve İş-Kur arasında daha iyi koordinasyon sağlanmasını teminen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yeniden yapılandırılmış ve söz konusu Bakanlık çatısı altında Sosyal Güvenlik Kurumu kurulmuştur.&lt;br/&gt;- 619 Sayılı KHK: Bağ-Kur yeniden yapılandırılmış, sigorta ve sağlık hesaplarının birbirinden ayrılması ve Kurumun aktüeryal altyapısının güçlendirilmesi açısından bazı tedbirler getirilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* 4 Kasım 1999 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 4458 sayılı Gümrük Kanununun amacı, Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesine giren ve çıkan eşyaya ve taşı</description></item><item><title>FİNANSBANK AYLIK BÜLTEN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?finansbank-aylik-bulten-444311.html</link><description>FİNANSBANK AYLIK BÜLTEN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üç kamu mevduat bankasi sektörün % 33&quot;ünü olusturuyor.&lt;br/&gt;IMF. 6. gözden geçirme Ekim ayina ertelendi. Hükümet 5. gözden geçirmenin&lt;br/&gt;tamamlanmasi için gelir artirici ve gider azaltici TL 2.0 katrilyonluk kaynak saglayacak&lt;br/&gt;tedbirleri aldi. Buna göre bazi kalemlerde Özel Islem Vergisi ile egitime katki payi,&lt;br/&gt;% 25 ile % 100 arasinda degisen oranlarda arttirildi. Sözkonusu vergilerdeki agirlikli&lt;br/&gt;artis orani ise % 66.6 olarak belirlendi.&lt;br/&gt;Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer, kamuoyunda 6. Uyum Paketi olarak bilinen&lt;br/&gt;4928 sayili Çesitli Kanunlarda Degisiklik Yapilmasina Iliskin Kanunu onayladi.&lt;br/&gt;Cumhurbaskanligi basin merkezinden yapilan açiklamada, Sezerin, TBMM&quot;ce 19&lt;br/&gt;Haziran 2003 tarihinde kabul edilen 4903 sayili Çesitli Kanunlarda Degisiklik&lt;br/&gt;Yapilmasina Iliskin Kanunu, 19. maddesi ve bu maddeyle baglantisi nedeniyle 21.&lt;br/&gt;maddesinin bir kez daha görüsülmesi için 30 Haziran 2003 tarihinde Türkiye Büyük&lt;br/&gt;Millet Meclisine geri gönderdigi animsatildi. Açiklamada, Yasa&quot;nin, Türkiye Büyük&lt;br/&gt;Millet Meclisince 15 Temmuz 2003 tarihinde yeniden görüsülerek kabul edildigi&lt;br/&gt;belirtilerek, Sezerin Yasa&quot;yi yayimlanmak üzere Basbakanliga gönderdigi kaydedildi.&lt;br/&gt;Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer, 18 Temmuz günü, Hazineye ait tasinmazlarin&lt;br/&gt;satisini öngören 4916 sayili Çesitli Kanunlarda ve Maliye Bakanliginin Teskilat ve&lt;br/&gt;Görevleri Hakkinda Kanun Hükmünde Kararnamede Degisiklik Yapilmasi Hakkinda&lt;br/&gt;Kanunu onayladi. Hazineye ait tarim arazileri 5 yil süreyle fiilen kullananlara&lt;br/&gt;satilacak, bu araziler 10 yil tarim disi amaçlarla kullanilamayacak. Yabanci kisi ve&lt;br/&gt;sirketler, 30 hektara kadar tasinmaz mal edinebilecek, daha fazlasi için Bakanlar&lt;br/&gt;Kurulu karar verecegi açiklandi.&lt;br/&gt;Anayasa Mahkemesi, 23/07/2003 çarsamba günü, bu yilin tümünde TL 1,1 katrilyon&lt;br/&gt;beklenen ek motorlu tasitlar vergisi alinmasina iliskin yasa maddesinin, ek verginin&lt;br/&gt;tüm mükellefleri kapsamamasi nedeniyle, iptaline karar verdi. Mahkeme ek emlak&lt;br/&gt;vergisi alinmasina iliskin maddenin iptal istemini ise reddetti.&lt;br/&gt;TBMM&quot;nin 1 Agustos tarihinde tatile girmesi, Temmuz ayinin son haftasinda Genel&lt;br/&gt;Kurul&quot;da bir çok kanun tasarisinin görüsülerek, kabul edilmesine neden oldu. Kabul&lt;br/&gt;edilen yasalardan biri, Siyasi ve ideolojik amaçla suç islemek için kurulmus terör&lt;br/&gt;örgütleri mensuplarinin topluma yeniden kazandirilmasini amaçlayan Topluma&lt;br/&gt;Kazandirma Yasa Tasarisi. 4. maddesi ve geçici 1. maddesi af niteligi tasiyan&lt;br/&gt;Yasa&quot;nin tümünün oylamasina 427 milletvekili katilirken, Yasa 71 red oyuna karsi 356&lt;br/&gt;oyla kabul edildi. Hafta içinde kabul edilen bir diger Yasa da, SSKnin yeniden&lt;br/&gt;yapilandirilmasina iliskin yasa tasarisi. Bu tasari ile Sosyal Sigortalar Kurumu&lt;br/&gt;Baskanlik olarak yapilandirilarak, saglik ve sigorta isleri iki ayri genel müdürlük&lt;br/&gt;seklinde örgütlenecek. Yasa&quot;yla SSK&quot;nin birikmis alacaklarinin tahsilatinin&lt;br/&gt;saglanabilmesi için gecikme faizi indirimi ve taksitlendirme olanagi getirildi.&lt;br/&gt;Anayasa Mahkemesinin iptal ettigi motorlu tasit ek vergisi, 1 Nisan tarihinden sonra&lt;br/&gt;tasit alanlari da kapsayacak sekilde degistirilerek, 30 Temmuz günü, TBMM Genel&lt;br/&gt;Kurulunda yeniden kabul edildi. Genel Kurul ayrica 20 yasin üzerindeki araçlarini&lt;br/&gt;hurdaya çikararak yeni araç alanlara özel tüketim vergisi indirimi getiren yasa&lt;br/&gt;tasarisini da kabul etti. Ayrica yine TBMM Genel Kurulunda, Kamu Ihale Kanununda&lt;br/&gt;degisiklik öngören yasa tasarisi da kabul edildi. Ancak, Enerji, su, ulastirma ve&lt;br/&gt;telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren KITler ile vakif üniversiteleri yasa&lt;br/&gt;kapsami disinda kalacak.&lt;br/&gt;FiNANSBANK HAZINE SATIS &amp; PAZARLAMA&lt;br/&gt;AYLIK BÜLTEN AGUSTOS2003&lt;br/&gt;FINANSBANK&lt;br/&gt;3&lt;br/&gt;TBMM Genel Kurulunda, Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezerin bir kez daha&lt;br/&gt;görüsülmek üzere Meclise iade ettigi, orman niteligini yitiren arazilerin satisi ve&lt;br/&gt;milletvekili yasinin 25e indirilmesine iliskin yasa 368 oyla kabul edildi. Anayasa&lt;br/&gt;degisikliginin milletvekili seçilme yasinin 25e düsürülmesi ile orman niteligini yitiren&lt;br/&gt;arazilerin satisina iliskin maddelerin halkoyuna sunulmasi halinde tümüyle oylanmasini&lt;br/&gt;öngören yürürlük maddesi 371 oyla kab</description></item><item><title>19. YÜZYIL OSMANLI İMPARATORLUĞU&quot;NDAKİ İKTİSADİ GELİŞMELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?19.-yuzyil-osmanli-imparatorlugu-ndaki-iktisadi-gelismeler-387907.html</link><description>İçindekilerSayfa&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Giriş    1&lt;br/&gt;    &lt;br/&gt;    A.19. Yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu&quot;ndaki İktisadi Gelişmeler    &lt;br/&gt;        I.19. Yüzyılın Başlarında Osmanlı İmparatorluğu&quot;nu Tehdit Eden&lt;br/&gt;           İç ve Dış Gelişmeler    2&lt;br/&gt;       II.19. Yüzyılda İzlenen İktisadi Politikalar    3&lt;br/&gt;      III.Osmanlı Devleti&quot;nin 19. Yüzyıldaki Para Düzeni ve Dış Borçlanma    5&lt;br/&gt;       IV.19. Yüzyıl Osmanlı Toplumunda Şirketçilik ve Ticari Mevzuattaki&lt;br/&gt;            Gelişmeler    6&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    B.Osmanlı Devleti&quot;nde 19. Yüzyıldan İtibaren Kurulan Bankalar ve&lt;br/&gt;        Diğer Kredi Kurumları    &lt;br/&gt;        I.Osmanlı Devleti&quot;nde Bankacılıktaki Gecikme    8&lt;br/&gt;       II.Osmanlı Devleti&quot;nin Merkez Bankası İhtiyacı    9&lt;br/&gt;      III.Tanzimat Sonrası Kurulan Bankalar ve Diğer Kredi Kurumları   11&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Sonuç   18&lt;br/&gt;    Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Osmanlı İmparatorluğu&quot;nda bankacılık İstanbul&quot;un fethi ile başlar.İstanbul&quot;un fethi, Avrupa ekonomisi ile Osmanlı Devleti&quot;nin ve insanının tanışmasını sağlamıştır.Zira fethedilen İstanbul,Akdeniz ve Karadeniz bağlantılı iki ticaret yolunun ortasında bulunuyordu ve bu ticaretin kalbi,bankalar ya da bankerlerdi.Fatih Sultan Mehmet fetih hazırlıklarına başladığı andan itibaren bu ticaretin içine girmiş,banka ve bankerleri karşısında bulmuştur.Hatta Galata&quot;ya yerleşmiş olan bankerler ile Venedik ve Cenova bankalarının temsilcilerinin, ekonomik krizin batağına düşmüş Bizans&quot;tan ümit kestikleri için,Bizans&quot;ın borçlarının bir kısmını üstlenmesi koşuluyla Fatih&quot;e her türlü yardım sözü verdikleri yolunda bir söylenti vardır. &lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;   Bu vaadlerini yerine getirdikleri için de fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet,Galata&quot;daki banker ve banka temsilcilerinin kanunlarına riayet etmek ve gerekli vergileri ödemek şartıyla ülkesinde mesleklerini icraya devam edebilecekleri yolunda bir ferman yayınlamıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Kanuni&quot;den sonra Osmanlı Devleti&quot;nin iktisadi durumunun bozulması sonucu ortaya çıkan aşırı spekülatif hareketl</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot;DE İLLER VE BÖLGELER İTİBARİLE GELİR, NÜFUS, BANKA SAYISI, ŞUBE SAYISI, TOPLAM KREDİLER VE TOPLAM MEVDUAT</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-de-iller-ve-bolgeler-itibarile-gelir,-nufus,-banka-sayisi,-sube-sayisi,-toplam-krediler-ve-toplam-mevduat-440257.html</link><description>Türkiye&quot;de İller ve Bölgeler İtibariyle Gelir, Nüfus, Banka Sayısı, Şube Sayısı, Toplam Krediler ve Toplam Mevduat &lt;br/&gt;&quot;1990-1999&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İçindekiler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Giriş&lt;br/&gt;2.Genel Değerlendirme&lt;br/&gt;3.Bölgesel Analiz  &lt;br/&gt;3.1. Temel Büyüklükler İtibariyle Bölgeler &lt;br/&gt;3.1.1. Bölgeler ve Kapsadıkları İller &lt;br/&gt;3.1.2. Milli Gelir  &lt;br/&gt;3.1.3. Nüfus  &lt;br/&gt;3.1.4. Toplam Krediler &lt;br/&gt;3.1.5. İhtisas Kredileri  &lt;br/&gt;3.1.6. İhtisasdışı Krediler &lt;br/&gt;3.1.7. Toplam Mevduat &lt;br/&gt;3.1.8. TL Mevduat &lt;br/&gt;3.1.9. YP Mevduat &lt;br/&gt;3.1.10. Banka Sayısı &lt;br/&gt;3.1.11. Şube Sayısı &lt;br/&gt;3.2. Bölgelere Göre Rasyo Analizi &lt;br/&gt;3.2.1. Yoğunlaşma Oranları &lt;br/&gt;3.2.2. Kişi Başına Düşen Milli Gelir &lt;br/&gt;3.2.3. Kişi Başına Düşen Kredi &lt;br/&gt;3.2.4. Kişi Başına Düşen Mevduat &lt;br/&gt;3.2.5. Banka Başına Düşen Kredi  &lt;br/&gt;3.2.6. Banka Başına Düşen Mevduat&lt;br/&gt;3.2.7. Banka Başına Düşen Şube Sayısı &lt;br/&gt;3.2.8. Banka Başına Düşen Kişi Sayısı &lt;br/&gt;3.2.9. Şube Başına Düşen Kredi  &lt;br/&gt;3.2.10. Şube Başına Düşen Mevduat &lt;br/&gt;3.2.11. Şube Başına Düşen Kişi Sayısı &lt;br/&gt;3.2.12. Kredi / Milli Gelir &lt;br/&gt;3.2.13. İhtisas ve İhtisasdışı Kredilerin Toplam Krediler İçindeki Dağılımı &lt;br/&gt;3.2.14. Mevduat / Milli Gelir &lt;br/&gt;3.2.15. TL ve YP Mevduatın Milli Gelire Oranı &lt;br/&gt;3.2.16. TL ve YP Mevduatın Toplam Mevduat İçindeki Dağılımı &lt;br/&gt;3.2.17. Kredi / Mevduat &lt;br/&gt;4.İllere Göre Analiz &lt;br/&gt;4.1. Temel Büyüklükler İtibariyle İller&lt;br/&gt;4.1.1.Doğurgan İller  ve Sonradan İl Olan İlçeleri&lt;br/&gt;4.1.2. Milli Gelir &lt;br/&gt;4.1.3. Nüfus &lt;br/&gt;4.1.4. Toplam Krediler&lt;br/&gt;4.1.5. İhtisas Kredileri&lt;br/&gt;4.1.6. İhtisasdışı Krediler&lt;br/&gt;4.1.7. Toplam Mevduat&lt;br/&gt;4.1.8. TL Mevduat&lt;br/&gt;4.1.9. YP Mevduat&lt;br/&gt;4.1.10. Banka Sayısı&lt;br/&gt;4.1.11. Şube Sayısı&lt;br/&gt;4.2. İllere Göre Rasyo Analizi&lt;br/&gt;4.2.1. Yoğunlaşma Oranları&lt;br/&gt;4.2.2. Kişi Başına Düşen Milli Gelir&lt;br/&gt;4.2.3. Kişi Başına Düşen Kredi&lt;br/&gt;4.2.4. Kişi Başına Düşen Mevduat&lt;br/&gt;4.2.5. Banka Başına Düşen Kredi &lt;br/&gt;4.2.6. Banka Başına Düşen Mevduat&lt;br/&gt;4.2.7. Banka Başına Düşen Şube Sayısı&lt;br/&gt;4.2.8. Banka Başına Düşen Kişi Sayısı&lt;br/&gt;4.2.9. Şube Başına Düşen Kredi &lt;br/&gt;4.2.10. Şube Başına Düşen Mevduat&lt;br/&gt;4.2.11. Şube Başına Düşen Kişi Sayısı&lt;br/&gt;4.2.12. Kredi / Milli Gelir&lt;br/&gt;4.2.13. İhtisas ve İhtisasdışı Kredilerin Toplam Krediler İçindeki Dağılımı&lt;br/&gt;4.2.14. Mevduat / Milli Gelir&lt;br/&gt;4.2.15. TL ve YP Mevduatın Milli Gelire Oranı&lt;br/&gt;4.2.16. TL ve YP Mevduatın Toplam Mevduat İçindeki Dağılımı&lt;br/&gt;4.2.17. Kredi / Mevduat&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1. Giriş&lt;br/&gt;Bu çalışmada nüfus, milli gelir ve bankacılık sektörü verileri kullanılarak Türkiye genelinde illerin ve bölgelerin 1990-1999 dönemi İtibariyle ekonomik gelişmelerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Nüfus ve milli gelir verileri Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE); bankacılık sektörüne ait kredi, mevduat, banka ve şube sayılarına ilişkin veriler ise Türkiye Bankalar Birliği kaynaklarından sağlanmıştır. &lt;br/&gt;Veriler arasında daha sağlıklı karşılaştırma yapılabilmesi amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda, nüfus verileri ile daha doğru bir karşılaştırma yapılabilmesini teminen, toplam krediler rakamına Kıbrıs ve yabancı ülkelere açılan krediler ile il bazında dağılımı yapılamayan İller Bankası tarafından açılan krediler; toplam mevduat rakamına ise Kıbrıs ve yabancı ülkelerde toplanan mevduat miktarları dahil edilmemiştir. Kalkınma ve yatırım bankaları grubu statüleri gereği mevduat kabul etmemekle birlikte, bu grubun banka ve şube sayıları banka başına düşen mevduat, şube başına düşen mevduat gibi oranların hesaplamalarına dahil edilmiştir. Yıllık ortalama artış hızlarının hesaplanmasında ise geometrik ortalama yöntemi kullanılmıştır.&lt;br/&gt;İl bazında yapılan analizlerde ise önemli bir kısıtı önceki dönemlerde ilçe olan kimi yerleşim bölgelerinin izleyen dönemlerde il olmalarının tam bir karşılaştırma yapılmasını zorlaştırması oluşturmaktadır. Bu tür bölgelerin ilçe oldukla</description></item><item><title>KREDİLİ SATIŞLARIN ORTA VADELİ FİNANSMANI&quot;NA YARDIMCI BİR YÖNTEM  FORFAITING</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kredili-satislarin-orta-vadeli-finansmani-na-yardimci-bir-yontem--forfaiting-445920.html</link><description>KREDİLİ SATIŞLARIN ORTA VADELİ FİNANSMANI&quot;NA YARDIMCI BİR YÖNTEM : FORFAITING&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Forfaiting; özellikle mal ve hizmet ihracatından kaynaklanan ve belli bir ödeme planına bağlı olarak tahsil edilecek vadeli alacakların rücusuz olarak bir banka veya bu alanda ihtisaslaşmış bir finans kurumu (forfaiter) tarafından belirli bir iskonto oranı ile satın alınması işlemidir. Forfaiting&quot;in genel özelliği; ithali istenen bir yatırım malı bedelinin, bu malın ekonomik ömrüne yayılarak, taksitlerle ihracatçıya ödenmesidir. Bu itibarla, ihracatçı ile ithalatçı arasında yapılan bir sözleşme çerçevesinde malın fiyatı ve ödeme koşulları saptanmakta, ithalatçı malın kendisine teslimini müteakip, banka avali veya garantisi sağlanan borç araçlarını bankası aracılığıyla ihracatçıya iletmekte, ihracatçı alacağını derhal nakde dönüştürmek istediği takdirde bir forfaiter ile belli bir iskonto oranı üzerinden bir sözleşme yapmaktadır. Borç araçlarının forfaiter&quot;e teslimi ve iskontoyu müteakip ihracatçının alacağının tahsiline yönelik tüm sorumluluğu sona ermekte, forfaiter ise portföyüne dahil ettiği borç araçlarını vadesi geldiğinde muhatap durumundaki garantöre (bankaya) iletebileceği gibi üçüncü şahıslara da devredebilmektedir.&lt;br/&gt;Uluslararası ticari ilişkilerde basit ve alışılmış finansman araçları olarak kullanılan, teorik olarak, senetli ve senetsiz her çeşit alacak forfaiting&quot;e konu olabilirse de, poliçe ve bono şeklindeki ticari alacaklar daha güvenceli addedildiklerinden forfaiting&quot;de yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Diğer taraftan, akreditifler ve defter alacaklarının (book-receivables)&quot;da forfaiter&quot;e devredilebilmesi mümkün ise de, bu işlemlerin mahiyetlerinin karmaşıklık içermesi ve çoğu kez de ihtilaflara yol açması nedeniyle uygulamada tercih edilen borç araçları genellikle poliçe ve bonolardır.&lt;br/&gt;Gelişme yolundaki ülkelere sanayi ve yatırım malları ihraç etmek isteyen firmaların ihracatlarının finansmanında forfaiting önemli bir finansman tekniği olarak işlevini sürdürmektedir. Son yıllarda faiz oranlarında ve döviz kurlarında önemli dalgalanmaların oluşu, ihracat kredi sigortası ve garanti şartlarının sınırlayıcı hale gelişi, forfaiting piyasasının gelişmesinde etkili olmuştur. Tüm olumlu gelişmelere rağmen, bankaların sabit faizli bir finansmana yönelme sonucu muhtemel bazı rizikoları üstlenmeleri, ihtisaslaşmış bir teknik olan forfaiting işlemlerinin yürütülmesinin uzman personel gerektirmesi, forfaiting piyasasına yeni girişleri güçleştirmektedir.&lt;br/&gt;I- FORFAİTİNG&quot;İN GELİŞİMİ &lt;br/&gt;Poliçe ve bono, vb. borç araçlarının satıcıdan (ihracatçı) rücusuz satın alınması İkinci Dünya Savaşından sonra önem kazanmıştır. Uluslararası ticaretteki geniş tecrübesiyle Zürih Bankacılar Birliği, ABD&quot;den eski Doğu Avrupa ülkelerine satılan hububatın finansmanında öncülük yapmıştır. Uluslararası orta vadeli finansman talebinin karşılanmasında ilk forfaiting işlemi, 1962 yılında ABD&quot;den, daha sonra eski Sovyetler Birliği&quot;ne satılmak üzere, Almanya&quot;ya yapılan hububat ihracatında gerçekleştirilmiştir. ABD firmalarının mal bedelini peşin istemelerine mukabil eski Sovyetler Birliği&quot;nin kredili mal satın alma konusunda israrlı oluşu, o yıllarda İsviçre bankalarını, Sovyetler Birliği&quot;nin borç senetleri karşılığı ABD&quot;li ihracatçıların alacaklarını satın alma yöntemine yöneltmiştir. Böylece, uluslararası bankacılık merkezlerinden birisi olan İsviçre 1962 yılında forfaiting işlemlerine öncülük etmiş olup, eski Sovyetler Birliği garantisi olan Dış Ticaret Bankası&quot;nın orta vadeli poliçeleri, İsviçre bankaları tarafından iskonto edilerek ihracat bedelleri ABD&quot;li ihracatçı firmalara ödenmiştir. Forfaiting, daha sonra yatırım malları ticaretinde kullanılan orta vadeli bir finansman yöntemine dönüşmüştür. Euro-pazarların da gelişmesi sonucu 1970 yılından itibaren İngiltere, forfaiting faaliyetlerin en önemli merkezi olmuştur. Zira, İsviçre&quot;de tüm finansman kuruluşlarının işleme tabi tuttukları ciro edilebilir belgelerin damga vergisine tabi oluşu, İngiltere&quot;de ise bunun sözkonusu o</description></item><item><title>AVRUPA MERKEZ BANKALARI SİSTEMİ VE MİLLİ MERKEZ BANKALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?avrupa-merkez-bankalari-sistemi-ve-milli-merkez-bankalari-438663.html</link><description>Avrupa Merkez Bankaları Sistemi ve Milli Merkez Bankaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AB Üyesi Ülkelerin  Merkez Bankası Statüleri&quot; nin Merkez Bankasının Bağımsızlığına Ilişkin Maastricht Andlaşması ve Avrupa Merkez Bankaları Sistemi Statüsü Hükümleriyle Uyumu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şubat 1997&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye Bankalar Birliği&lt;br/&gt;Bankacılık ve Araştırma Grubu  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa Merkez Bankaları Sistemi &lt;br/&gt;ve &lt;br/&gt;Milli Merkez Bankaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AB Üyesi Ülkelerin  Merkez Bankası Statüleri&quot; nin Merkez Bankasının Bağımsızlığına Ilişkin Maastricht Andlaşması ve Avrupa Merkez Bankaları Sistemi Statüsü Hükümleriyle Uyumu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Melike Alparslan* &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa  Ekonomik ve Parasal Birliği&quot;nin  1999 yılında başlayacak 3. aşamasından önce Birlik üyesi ülkelerin merkez bankası statüleri ve ilgili mevzuatının Maastricht Andlaşması (bundan böyle yanlızca Andlaşma) ve Avrupa Merkez Bankaları Sistemi (AMBS) Statüsü   hükümleriyle uyumlu hale getirilmesi Andlaşmanın 108. maddesinde öngörülmüştür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Madde 108&quot;de üye ülkelerin  kendi mevzuatını Avrupa Para Birliği&quot;nin gereklerini karşılamak üzere Andlaşma hükümlerine uyumlu hale getirmeleri hükme bağlanmıştır. Buna göre; &quot;Her üye devlet, kendi milli merkez bankasının statüsü de dahil olmak üzere milli mevzuatının bu Andlaşma ve AMBS statüsü ile en geç AMBS&quot;nin gerçekleştirilmesi tarihine kadar uyumlu olmasını gözetir&quot; .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Parasal Birliğin 3. aşamasının 1 Ocak 1999 tarihinde başlamasıyla birlikte, Avrupa Merkez Bankası (AMB) ortak para politikasını uygulamaya geçireceğinden, Andlaşmanın 108. maddesi bu tarihte geçerlilik kazanacaktır. Ancak milli merkez bankalarının bağımsızlığının oluşturulması yönünde, Andlaşmanın 109e (5) maddesinde milli merkez bankaları statüleri ile Andlaşma ve AMBS statüsü arasındaki uyum sağlama sürecinin daha önceden başlayabileceği öngörülmüştür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Madde 109e(5)&quot;de;  &quot;Ikinci aşama süresince her üye devlet gerekli olduğu takdirde merkez bankasını bağımsızlığa götürecek olan süreci 108. madde uyarınca başlatır&quot; denilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa Para Enstitüsü (APE), Andlaşma hükümlerinde yer alan kriterlerin üye ülkelerce ne ölçüde karşılandığı ve bu kriterlere uyumun sağlanmasında kaydetmiş oldukları ilerlemeleri, Andlaşma&quot;nın 109j(1) maddesinde öngörüldüğü üzere Avrupa Birliği Konseyi&quot;ne rapor etmekle yükümlüdür. Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin merkez bankaları statüsü ve yasal mevzuatında, Andlaşma ve AMBS statüsü hükümleri gereğince yapacakları uyum çalışmalarını APE&quot;nin danışmanlığında sürdürmektedirler .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada, merkez bankasının bağımsızlığı konusunda milli merkez bankaları statüleri ile Andlaşma ve AMBS statüsünde öngörülen hükümler arasında  gerekli uyumun sağlanması yönünde, üye ülkelerin mevcut durumlarına ilişkin bir değerlendirme yapılmıştır. Hiç kuşkusuz, milli merkez bankalarının AMBS&quot;nin birer parçası durumuna gelmesi için sadece merkez bankaları statülerinde sağlanan  bir uyumun yeterli olacağı düşünülmemelidir. Milli merkez bankaları statüleri dışında, üye ülkelerin çeşitli  mevzuatı da (Örneğin; Iş Kanunu, Bütçe Kanunu vb.) Andlaşma ve AMBS statüsü ile uyum gerektiren hükümler taşıyabilmektedir. Ancak bu çalışmada sadece Andlaşma ve AMBS statüsünün, merkez bankasının bağımsızlık kimliği ile ilgili hükümleri gereği milli merkez bankaları statülerinde uyum sağlanmasını gerektiren konulara yer verilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. Merkez Bankası ve Kamu Sektörü İlişkisini  Düzenleyen Andlaşma Hükümleri  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Maastricht Andlaşmasının yapılmasından sonra geçen dönemde, Birlik üyesi birçok ülke, Andlaşmanın 108 ve 109e(5) maddeleri gereği, kendi merkez bankaları statülerini Andlaşma hükümleriyle uyumlulaştırma çabası içinde olmuşlardır. Bu konuda en hızlı gelişme ise Andlaşmanın merkez bankaları ve kamu sektörü ilişkisini düzenleyen  hükümleri gereği yapılan uyum çalışmalarında sağlanmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Merkez bankalarının kamu sektörüne kredi açması ve finansal kurumlara başvurmasında ayrıcalık tanınması, parasal istikrarın sağlanması için yapılacak uyum çalışmalarıyla bağdaşmayacağı için, Parasal Birliğin ikinci aşamasından itibaren bu tür uygulamala</description></item><item><title>BANKACILIK SEKTÖRÜ REFORMU GELİŞME RAPORU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bankacilik-sektoru-reformu-gelisme-raporu-445674.html</link><description>BANKACILIK SEKTÖRÜ REFORMU: GELİŞME RAPORU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Bankacılık sektörü reformu çerçevesinde, önemli adımlar atılmış ve sistemin sağlıklı bir yapıya kavuşturulabilmesini teminen çeşitli önlemler alınmıştır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Kamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu, Ekonominin Yeniden Yapılandırılması Programında yer alan bankacılık reform stratejilerini tümüyle uygulamakta olup, elde edilen gelişmeler aşağıda özetlenmekte ve ekteki tabloda da takvime bağlı eylem planının ayrıntıları yer almaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I.Kamu Bankalarının Yeniden Yapılandırılmasıyla İlgili Gelişmeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.Türkiye Emlak Bankası A.Ş.&quot;nin bankacılık yapma ve mevduat kabul etme lisansı, 9 Temmuz 2001 tarihinde kaldırılarak, bankanın tüm aktif ve pasifleri T.C. Ziraat Bankası A.Ş&quot;ne devredilmiştir. T.C. Ziraat Bankası A.Ş&quot;nin sermayesi, transfer edilen aktifleri karşılamak üzere yeterli düzeyde artırılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.Kamu bankalarının kar/zararlarını, likiditesini ve faiz oranı marjlarını izlemek için bir izleme programı oluşturulmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.Kamu bankalarının denetimi, bağımsız denetim kuruluşlarınca tamamlanmış ve kamu bankalarının operasyonel yeniden yapılandırılmasını yönlendirmek üzere danışmanlar atanmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.Kamu bankalarının yeniden yapılandırılmasını kolaylaştıracak kapsamlı bir yasa çıkarılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;II. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Yönetiminde Bulunan Bankaların Sorunlarının Çözümlenmesiyle İlgili Gelişmeler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6.TMSF&quot;nin yönetiminde, rapor tarihi itibariyle dokuz banka bulunmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7.20 Eylül 2001 tarihine kadar T. Demirbank A.Ş.&quot;nin, hisse satış ve devir anlaşması üzerinde görüşmelerin yapılması için HSBC&quot;nin teklifi kabul edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;8.TMSF yönetiminde bulunan beş banka (Egebank A.Ş., Yurt Ticaret ve Kredi Bankası A.Ş., T. Tütüncüler Bankası Yaşarbank A.Ş., Bank Kapital T.A.Ş. ve Ulusal Bank T.A.Ş.), Sümerbank A.Ş&quot;yle birleştirilerek ilk geçiş bankası oluşturulmuştur. Sümerbank A.Ş.&quot;nin hisselerinin, Oyak Grubuna devredilmesiyle ilgili görüşmelerin başlatılmasına 31 Temmuz 2001 tarihinde karar verilmiştir.  Bu görüşmeler, 10 Ağustos 2001 tarihine kadar sonuçlandırılacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;9.TMSF yönetiminde bulunan üç banka (Etibank A.Ş., Interbank A.Ş. ve Eskişehir Bankası T.A.Ş.) için herhangi bir teklif verilmediğinden, bu bankalar ikinci geçiş bankası olan Etibank A.Ş. çatısı altında birleştirilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;10.İktisat Bankası T.A.Ş.&quot;nin satış süreci ise, Bankalar Yeminli Murakıplarının mali değerlendirmelerinin tamamlanmasını takiben başlatılacaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;11.10 Temmuz 2001 tarihinde TMSF&quot;ye devredilen beş bankanın (Milli Aydın Bankası T.A.Ş. (Tarişbank.), Sitebank A.Ş., Bayındırbank A.Ş., Kentbank A.Ş.  ve Ege Giyim Sanayicileri Bankası A.Ş.) çözüm stratejileri yıl sonuna kadar uygulamaya konulacaktır. Bunun yanı sıra iki yatırım bankasının (Atlas Yatırım Bankası A.Ş.  ve Okan Yatırım Bankası A.Ş.) lisansları iptal edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;12.Aşağıdaki tabloda Temmuz 2001 itibariyle TMSF tarafından devralınan bankaların küçülme süreci özetlenmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TMSF Bankalarının Şube ve Personel Sayıları(*)&lt;br/&gt;Şube sayısıPersonel sayısı&lt;br/&gt;TMSF&quot;na transfer tarihinde31 Temmuz 2001 itibariyleTMSF&quot;na transfer tarihinde31 Temmuz 2001 itibariyle&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1,243&lt;br/&gt;824&lt;br/&gt;26,585&lt;br/&gt;15,395&lt;br/&gt;(*) Rakamlar 10 Temmuz tarihinde devralınan son 5 bankayı kapsamamaktadır.&lt;br/&gt;Kaynak: TMSF&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;13.TMSF yönetiminde bulunan bankalardan Bank Ekspres A.Ş., 30 Haziran 2001 tarihinde yerli bir grup olan Tekfen Holding A.Ş.&quot;ne satılmıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;14.Türk Ticaret Bankası A.Ş.&quot;nin, bankacılık yapma ve mevduat kabul etme lisansı, 1 Temmuz 2001 tarihinde iptal edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;15.BDDK, TMSF bankalarının mevduat faizlerinin, özel bankaların uyguladıkları faiz oranlarına paralelliğini sağlamayı sürdürmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;16.TMSF&quot;nin Tahsilat Dairesi Başkanlığı tamamiyle faaliyete geçmiş olup, ilgili birime daire başkanı dahil 70&quot;in üzerinde eleman atanmıştır. Sümerbank A.Ş., Bank Ekspres A.Ş. ve Türk Ticaret Bankası A.Ş.&quot;nin, donuk kredilerinin büyük bölümü halihazırda Tahsilat Dairesi Başkanlığına devredilmiş bulunmaktadır</description></item><item><title>CUMHURİYET DÖNEMİNDE İLK ÖZEL GİRİŞİM BANKACILIĞI YAPI VE KREDİ ÖRNEĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cumhuriyet-doneminde-ilk-ozel-girisim-bankaciligi-yapi-ve-kredi-ornegi-453057.html</link><description>T.C&lt;br/&gt;MARMARA ÜNİVERSİTESİ&lt;br/&gt;SOSYAL BİLİMLER ENTİTÜSÜ&lt;br/&gt;İKTİSAT ANABİLİM DALI&lt;br/&gt;İKTİSAT TARİHİ BİLİM DALI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&quot;CUMHURİYET DÖNEMİNDE &lt;br/&gt;İLK ÖZEL GİRİŞİM BANKACILIĞI&lt;br/&gt; YAPI ve KREDİ ÖRNEĞİ&quot;&lt;br/&gt;(YÜKSEK LİSANS TEZİ)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABDULLAH GÜL&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Danışman; Doç. Dr.Tiğinçe Oktar&lt;br/&gt;İstanbul-1999&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KISALTMALAR&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;TÜRKİYE&quot;DE BANKACILIĞIN GELİŞİMİ&lt;br/&gt;A-Cumhuriyet Öncesi Dönemde Bankacılığın Gelişimi&lt;br/&gt;B-Cumhuriyet Sonrası Dönemde Bankacığılığın Gelişimi (1923-1932)&lt;br/&gt;C-(1933-1950) Dönemi&quot;nde Bankacılığın Gelişimi&lt;br/&gt;İKİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;YAPI VE KREDİ BANKASI&quot;NIN KURULUŞ ÖNCESİ VE GELİŞMELER&lt;br/&gt;A-Yapı ve Kredi Bankası&quot;nın Kurucusu Kazım Taşkent ve Türkiye&quot;de İlk Şeker Fabrikası&quot;nın Kuruluşu&lt;br/&gt;1. Doğan Sigorta A.Ş&quot;nin Kuruluşu ve Amacı&lt;br/&gt;1a. Doğan Sigorta&quot;nın Faaliyetleri&lt;br/&gt;2. Demir Toprak A.Ş&quot;nin Kuruluşu ve Amacı&lt;br/&gt;a-Demir Toprak A.Ş&quot;nin Faaliyetleri&lt;br/&gt;ÜÇÜNCÜ BÖLÜM&lt;br/&gt;YAPI VE KREDİ BANKASI&quot;NIN KURULUŞU&lt;br/&gt;A-Banka Kurma Fikri&quot;nin Doğuşunda Etken Olan Nedenler&lt;br/&gt;B-Yapı ve Kredi Bankası&quot;nın Kuruluş Çalışmaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Yapı ve Kredi Bankası&quot;nın Kuruluş Amacı&lt;br/&gt;2.Yapı ve Kredi Bankası&quot;nın Kurucuları&lt;br/&gt;3.Bankanın İlk Umumi Heyet Toplantısı&lt;br/&gt;4.İlk Yönetim Kurulu&lt;br/&gt;5.Bankanın ilk Merkez Binası&lt;br/&gt;6.Yapı ve Kredi Bankası&quot;nın Faaliyete Geçişi&lt;br/&gt;C- Yapı ve Kredi Bankası&quot;nın Faaliyet Alanı&lt;br/&gt;D- Yapı ve Kredi Bankası&quot;nın Kuruluş Amacı&quot;nın Değişmesine Yolaçan Nedenler&lt;br/&gt;DÖRDÜNCÜ BÖLÜM&lt;br/&gt;TÜRK BANKACILIK BANKACILIK SİSTEMİNDE YAPI VE KREDİ BANKASININ YERİ&lt;br/&gt;A-Sermaye Yapısı&lt;br/&gt;B-Bankacılık Hizmeti&lt;br/&gt;1.a.Tasarrufların Özendirilmesi-İkramiyeli Tasarruf Sistemi&lt;br/&gt;(Ev-Para İkramiyeleri)&lt;br/&gt;b. Tasarrufların Özendirilmesi ile Mevduattaki Seyir&lt;br/&gt;2-Plasmanları&lt;br/&gt;3- Kredi Sistemi &lt;br/&gt;a.Esnaf Kredileri&lt;br/&gt;b.Meslek Kredileri&lt;br/&gt;b.1 Etüd Kredisi &lt;br/&gt;b.2 Teknik Staj Kredisi&lt;br/&gt;b.3 Sağlık Kredisi&lt;br/&gt;4. Mevduat Bankacılığı&lt;br/&gt;5. Elektronik Bankacılık&lt;br/&gt;7.Aktif Bankacılık &lt;br/&gt;a.Bireysel Bankacılık&lt;br/&gt;b.Yatırım Bankacılığı&lt;br/&gt;8.İştirakleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BEŞİNCİ BÖLÜM&lt;br/&gt;YAPI VE KREDİ BANKASININ KÜLTÜR VE EĞİTİM ALANINDAKİ&lt;br/&gt;KATKILARI&lt;br/&gt;A-Kütüphaneler&lt;br/&gt;1.Atatürk Kitaplığı&lt;br/&gt;2.Binbirdirek Kütüphanesi&lt;br/&gt;3.Sermet Çifter Kütüphanesi&lt;br/&gt;B. Müzecilik (Vedat Nedim Tör Müzesi)&lt;br/&gt;C. Galerileri&lt;br/&gt;D. Halk Oyunları Boş Zamanları Değerlendirme Kursları&lt;br/&gt;E-Sinema, Tiyatro, Müzik, Festival&lt;br/&gt;F-Spor&lt;br/&gt;G- Yayıncılık&lt;br/&gt;SONUÇ&lt;br/&gt;Kaynakça&lt;br/&gt;EKLER&lt;br/&gt;Ek 1&lt;br/&gt;Ek 2&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KISALTMALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YKB: Yapı ve Kredi Bankası&lt;br/&gt;KUP: Kupür&lt;br/&gt;BRO: Broşür&lt;br/&gt;MET: Metin&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyada bankacılık, sarrafların bankerlere, bankerlerinde kurum olarak bankalara dönüştüğü Ortaçağda başlamıştır. Osmanlı İmparatoluğunda Galata sarrafları bankacılık faaliyetlerinin ilk adımlarını oluşturmuştur. Dolayısıyla dünyada bankacılık faaliyetleri ve Osmanlıdaki bankacılık faaliyetlerinin başlaması arasında bir benzerliğin varolduğu gözlenmiştir. &lt;br/&gt;Galata sarrafları, Osmanlı Devletinin bütün para ve kredi işlemlerini, memur maaşlarını, iltizam yoluyla vergilerin toplanması gibi işlevleri yerine getirmişlerdir. 18. Yüzyıl da merkezi yönetimin zayıflaması savaş giderlerinin artması ile başlayan mali sorunlar, Kırım Savaşı ile kendini dahada göstermiş ve borçlanma dönemi başlamıştır. Bu borçlanma dönemi aynı zamanda yabancı sermayenin de ülkeye girişini başlatmıştır. Yabancı sermayenin girişi yabancı bankalarıda beraberinde getirmiştir. &lt;br/&gt;Yabancı bankalar daha çok ticari alanda faaliyet göstermişlerdir. 19. yüzyıldaki bu gelişmelerin yanısıra tarım sektöründe çalışanların kredi gereksinimlerini karşılamak üzere kurulan sandıklar, daha sonra bir bankaya dönüştürülmüştür. Yabancı bankaların ülkedeki ticari faaliyetleri beraberinde tepkiyi doğurmuş ve tepki olarak milli bankacılık anlayışı Ziraat Bankası ile başlamıştır. Cumhuriyete kadar birçok milli banka kurulmuştur. Yine aynı dönemlerde milli bankaların yanında mahalli bankalarında kurulduğu gözlenmiştir.&lt;br/&gt;Cumhuriyetin ilk yılları, yabancı sermayenin bankacılık söktöründe hakimiyetinin sürdüğü yıllar olmuştur. İzmir İktisat Kongresinde liberal politikaların rağbet göstermesine karşın, milli müesselerin kurulması gerekliliği üzerinde de durulmuştur. Bu düşüncenin bir sonucu olarak ta ülkede milli bankacık hareketi başlamıştır. &lt;br/&gt;1923-1930lu yıllarda ortaya çıkan Dünya ekonomik krizi ülkede devletçilik politikalarının uygulanmasını gerekli kılmış, özel bankacılığın kurulması ve gelişmesini özendirici bir düzenleme yapılamamıştır. Ancak 1940lı yıllardan sonra özel girişim bankacılığı tamamen özel sermaye ile kurul</description></item><item><title>HAZİNE-MERKEZ BANKASIİLİŞKİLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?hazinemerkez-bankasiiliskileri-348250.html</link><description>1-Hazinenin geleneksel fonksiyonu (Hazine işlemleri)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a-Hazinenin fonları mekan itibariyle denkleştirmesi:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hazine gelirlerinin toplandığı kasalardan bazılarının yapacakları ödemelere göre fazlaları, bazılarının açıkları vardır. Bütün sorun fazlalarla açıklar arasında bir denge kurabilme sorunudur. Vaktiyle bütün ödemeler nakit olarak yapılırken, defterdar ili içindeki mahalli idari birimlerin açıklarını, kasaları fazla gösteren idari birimlerin fazlaları ile telafi eder ve sonra başkente vilayetin genel durumu hakkında bilgi verirdi. Eğer vilayetin genel durumu açık gösteriyorsa merkezdeki kasadan vilayetin açığının kapatılması yoluna gidilirdi. Böylece vilayet ile başkent arasında çıkınlar içinde nakit hareketleri cereyan ederdi. Bu hareketler ulaştırma hizmetlerinin günümüzdeki kadar gelişmemiş olduğu devirlerde fazla zaman alırdı. Üstelik masraflı ve tehlikeli idiler. Masraflı idiler çünkü çıkınları ulaştırma araçları ile muhafız polis gözetiminde, devlet memurları eliyle götürür, getirirlerdi. Tehlikeli idiler, çünkü taşınan devlet paraları büyük olduğu için, her zaman bu paralara tamah edenlerle karşılaşılabilirdi.&lt;br/&gt;Bugün mekan itibariyle denkleştirme işlemleri hayli kolaylaşmıştır. Merkez Bankasının kuruluş kanununa göre Hazine işlemleri Merkez Bankasına bırakılmıştır. Merkez Bankasının memleketin çeşitli yerlerinde şubeleri vardır. Merkez Bankasının şubesi olan yerlerde nakit hareketleri Merkez Bankası tarafından yapılmaktadır. Diğer yerlerde bu işlemi Ziraat Bankası yapmaktadır. Her iki bankanın şube veya ajansının bulunmadığı yerlerde ise tediyat ve para getirip göndermek işlerini postaneler yürütmektedirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b-Zaman itibariyle denkleştirme:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Devlet gelirlerinin tahsilatı ile devlet giderlerinin ödenmesi arasında zaman itibariyle tam bir ahenk, paralellik yoktur. Devletin bazı giderleri istikrara kavuşmuştur, devamlılık ve kararlılık arzederler. Devletin memurlarına ödediği maaşlar, tahvil sahiplerine ödedikleri faizler, binalara ödedikleri faizler gibi. Buna karşın, devlet gelirlerinin en önemlisi olan vergiler her gün veya her ay eşit miktarlarda tahsil edilmezler. Özellikle gelir, kurumlar ve servet vergileri belirli zamanlarda ve taksitlerle tahsil edilir. Dolaylı vergiler ise, ithalata, ihracata, üretime, tüketime, ekonominin genel seyrine ve mevsimlik hareketlere göre, sağladıkları hasılat yönünden iniş ve çıkışlar kaydederler. İşte burada, Hazinenin fonksiyonu, devlet gelir ve giderlerini zaman itibariyle denkleştirmektir. Hazine bu denkleştirmeyi aşağıdaki kaynakların birine, birkaçına ve hepsine başvurmak suretiyle sağlar. Bu kaynaklar; devletin borçlanması yani tahvil satması, Hazine özel hesaplarına, bütçe emanetlerine, adi emanetlere başvurması, mahalli idare gelirlerindeki giderlere göre fazlaları kullanması, Hazinenin altın ve döviz stokunu yeniden değerlemesi, aracı kuruluşlar vasıtasıyla borçlanması, Hazinenin kısa vadeli borçlanması, yani, bono ihraç etmesi ve Merkez Bankasından bütçe giderlerinin belli bir yüzdesi oranında (%3) avans alması şeklinde kendilerini gösterirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-YER BAKIMINDAN HAZİNE İŞLEMLERİ: Bir ülkede her bölgede, her yörede aynı miktarda gelir elde edilememektedir. Bazı yerlerde gelirler giderlerden fazlayken bazı yerlerde de giderler gelirlerden fazladır. Ancak kamu hizmeti yapanlara yaptıkları hizmetin, kamu giderlerinin karşılığının ödeyebilmek lazımdır. Ancak bölgede yapılan giderler elde edilen gelirlerden fazlaysa bir problemle karşılaşılmaktadır. Devlet giderlerinin yapılmaması gibi bir durum söz konusu olamayacağından, kamu fonlarında denkleştirmeye gidilmesi, yeterli gelir elde edilemeyen giderlerin gelirlerden fazla olduğu bölgelere, gelirlerin giderlerden fazla olduğu bölgelerden para nakledilmesi gerekmektedir. İşte bu denkleştirme, (ahenkleştirme-uyumlaştırma) işlemine ( bu para nakline) &quot;yer bakımından hazine işlemleri&quot; denilmektedir.&lt;br/&gt;Hazine, paralarının nakli görevini 1930 yılında TC Merkez Bankasının kurulmasıyla, Merkez Bankasına vermiştir. Kuruluş kanununda TC</description></item><item><title>BDDK&quot;NIN 2002 YILI FAALİYET RAPORU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bddk-nin-2002-yili-faaliyet-raporu-444919.html</link><description>BDDK&quot;NIN 2002 YILI FAALİYET RAPORU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (Kurul); 4389 sayılı Bankalar Kanununun 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası ile Bankalar Kanunu ve ilgili diğer mevzuatın, Kanunda gösterilen yetkiler çerçevesinde düzenlemeler de yapmak suretiyle uygulanmasını sağlamak, uygulamayı denetlemek ve sonuçlandırmak, tasarrufların güvence altına alınmasını temin etmek ve Kanunla verilen diğer görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak üzere kurulan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun karar organıdır.&lt;br/&gt;BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURULU ÜYELERİNİN ATANMA ŞARTLARI &lt;br/&gt;Kurul, biri başkan, biri ikinci başkan olmak üzere yedi üyeden oluşur. Kurul Başkanı Kurumun da başkanıdır.&lt;br/&gt;Üyelerin hukuk, iktisat, maliye, bankacılık, işletme, siyasal bilgiler, kamu yönetimi ve dengi dallarda veya bu dallarla ilgili mühendislik alanlarında en az lisans düzeyinde, mühendislik dalında lisans düzeyinde öğrenim görmüş olanların ise belirtilen alanlarda lisansüstü öğrenim görmüş olmaları, ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) fıkrasının 1, 4, 5, 6 ve 7 nci bentlerinde yazılı şartları da taşımaları gerekir.&lt;br/&gt;Üyeler; en az üçü bankacılık olmak üzere maliye-finans alanında en az 10 yıl deneyim sahibi ve üst düzey yöneticilik yapmış veya yukarıda sayılan öğrenim dallarında en az 10 yıl öğretim üyeliği yapan adaylar arasından ilgili Bakanın önerisi üzerine Bakanlar Kurulunca atanır. Bakanlar Kurulu, üyelerden birini başkan birini de ikinci başkan olarak görevlendirir.&lt;br/&gt;KURUL ÜYELERİNİN GÖREV SÜRESİ&lt;br/&gt;Kurul Başkan ve Üyelerinin görev süresi, 4389 sayılı Bankalar Kanununun 3 üncü maddesinin (4) numaralı fıkasının (a) bendinde düzenlenmiştir. Söz konusu hükme göre Kurul Başkan ve Üyelerinin görev süresi altı yıldır. Süreleri biten üyeler yeniden seçilebilirler. &lt;br/&gt;Başkan ve üyelikler görev süreleri dolmadan herhangi bir sebeple boşaldığı takdirde, boşalan yerlere iki ay içinde seçim ve atama yapılır. Bu şekilde atananlar, yerine atandıkları kişinin süresini tamamlar.&lt;br/&gt;Üyelerin hastalık, kaza ve sair nedenlerle geçici iş göremezliğe uğraması ve bu durumun Kurulun karar almasını tehlikeye düşürmesi halinde üyeliğe, mesleki kıdemi en yüksek olandan başlamak üzere kıdem sırasına göre Kurum Başkan Yardımcıları vekalet eder.&lt;br/&gt;Mesleki kıdem, Kurumda başkan yardımcılığı pozisyonunda göreve başlama tarihi itibariyle tayin edilir.&lt;br/&gt;Geçici iş göremezlik halinin üç aydan fazla sürmesi ve bu durumun Kurul kararıyla kesinleşmesi halinde, bu durumda olan üyelerin üyelikleri düşer ve bunların yerine yedi gün içinde atama yapılır.&lt;br/&gt;Ayrıca, Üyelerin görev sürelerine ilişkin olarak, 4389 sayılı Bankalar Kanununda değişiklik yapan 4672 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesinde yer alan düzenlemeye göre, 4672 sayılı Kanuna göre atanan üyelerden, ikinci yılın sonunda kura sonucu belirlenecek iki üye ve dördüncü yılın sonunda, kalan üyelerden kura sonucunda belirlenecek iki üyenin yerine, bu Kanunda belirtilen hükümlere uygun olarak yeni üye ataması yapılacaktır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;KURUL ÜYELİKLERİNE YAPILAN ATAMALAR&lt;br/&gt;Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkan ve Üyeliklerine ilk atama; 31.03.2000 tarih ve 24006 mükerrer sayılı Resmi Gazete&quot;de yayımlanan 23.03.2000 tarih ve 2000/313 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla (BKK) yapılmış ve Kurul Başkanlığına Zekeriya TEMİZEL, İkinci Başkanlığına Biltekin ÖZDEMİR ve Kurul Üyeliklerine ise Prof.Dr.Kemal ÇEVİK, Prof.Dr. Bilge HACIHASANOĞLU, Servet TAŞDELEN, Ural ŞEKERCİ ile Halil YETGİN atanmıştır.&lt;br/&gt;Kurul Başkanı Zekeriya TEMİZEL&quot;in 03.03.2001 tarihinde istifa etmesi üzerine, boşalan Kurul Başkanlığına 15.03.2001 tarih ve 2001/2123 sayılı BKK ile, kalan süreyi tamamlamak üzere R.Engin AKÇAKOCA atanmış ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 3 üncü maddesinin (6) numaralı fıkrası uyarınca 19.03.2001 tarihinde Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu huzurunda yemin ederek göreve başlamıştır.&lt;br/&gt;Daha sonra, Bankalar Kanununda değişiklik yapan 4672 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesindeki; &quot;Başkan dışındaki Kurul üyelerinin</description></item><item><title>AVRUPA MERKEZ BANKALARI SİSTEMİ VE MİLLİ MERKEZ BANKALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?avrupa-merkez-bankalari-sistemi-ve-milli-merkez-bankalari-442065.html</link><description>Avrupa Merkez Bankaları Sistemi ve Milli Merkez Bankaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa  Ekonomik ve Parasal Birliği&quot;nin  1999 yılında başlayacak 3. aşamasından önce Birlik üyesi ülkelerin merkez bankası statüleri ve ilgili mevzuatının Maastricht Andlaşması (bundan böyle yanlızca Andlaşma) ve Avrupa Merkez Bankaları Sistemi (AMBS) Statüsü   hükümleriyle uyumlu hale getirilmesi Andlaşmanın 108. maddesinde öngörülmüştür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Madde 108&quot;de üye ülkelerin  kendi mevzuatını Avrupa Para Birliği&quot;nin gereklerini karşılamak üzere Andlaşma hükümlerine uyumlu hale getirmeleri hükme bağlanmıştır. Buna göre; &quot;Her üye devlet, kendi milli merkez bankasının statüsü de dahil olmak üzere milli mevzuatının bu Andlaşma ve AMBS statüsü ile en geç AMBS&quot;nin gerçekleştirilmesi tarihine kadar uyumlu olmasını gözetir&quot; .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Parasal Birliğin 3. aşamasının 1 Ocak 1999 tarihinde başlamasıyla birlikte, Avrupa Merkez Bankası (AMB) ortak para politikasını uygulamaya geçireceğinden, Andlaşmanın 108. maddesi bu tarihte geçerlilik kazanacaktır. Ancak milli merkez bankalarının bağımsızlığının oluşturulması yönünde, Andlaşmanın 109e (5) maddesinde milli merkez bankaları statüleri ile Andlaşma ve AMBS statüsü arasındaki uyum sağlama sürecinin daha önceden başlayabileceği öngörülmüştür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Madde 109e(5)&quot;de;  &quot;Ikinci aşama süresince her üye devlet gerekli olduğu takdirde merkez bankasını bağımsızlığa götürecek olan süreci 108. madde uyarınca başlatır&quot; denilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa Para Enstitüsü (APE), Andlaşma hükümlerinde yer alan kriterlerin üye ülkelerce ne ölçüde karşılandığı ve bu kriterlere uyumun sağlanmasında kaydetmiş oldukları ilerlemeleri, Andlaşma&quot;nın 109j(1) maddesinde öngörüldüğü üzere Avrupa Birliği Konseyi&quot;ne rapor etmekle yükümlüdür. Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin merkez bankaları statüsü ve yasal mevzuatında, Andlaşma ve AMBS statüsü hükümleri gereğince yapacakları uyum çalışmalarını APE&quot;nin danışmanlığında sürdürmektedirler .&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada, merkez bankasının bağımsızlığı konusunda milli merkez bankaları statüleri ile Andlaşma ve AMBS statüsünde öngörülen hükümler arasında  gerekli uyumun sağlanması yönünde, üye ülkelerin mevcut durumlarına ilişkin bir değerlendirme yapılmıştır. Hiç kuşkusuz, milli merkez bankalarının AMBS&quot;nin birer parçası durumuna gelmesi için sadece merkez bankaları statülerinde sağlanan  bir uyumun yeterli olacağı düşünülmemelidir. Milli merkez bankaları statüleri dışında, üye ülkelerin çeşitli  mevzuatı da (Örneğin; Iş Kanunu, Bütçe Kanunu vb.) Andlaşma ve AMBS statüsü ile uyum gerektiren hükümler taşıyabilmektedir. Ancak bu çalışmada sadece Andlaşma ve AMBS statüsünün, merkez bankasının bağımsızlık kimliği ile ilgili hükümleri gereği milli merkez bankaları statülerinde uyum sağlanmasını gerektiren konulara yer verilmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. Merkez Bankası ve Kamu Sektörü İlişkisini  Düzenleyen Andlaşma Hükümleri  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Maastricht Andlaşmasının yapılmasından sonra geçen dönemde, Birlik üyesi birçok ülke, Andlaşmanın 108 ve 109e(5) maddeleri gereği, kendi merkez bankaları statülerini Andlaşma hükümleriyle uyumlulaştırma çabası içinde olmuşlardır. Bu konuda en hızlı gelişme ise Andlaşmanın merkez bankaları ve kamu sektörü ilişkisini düzenleyen  hükümleri gereği yapılan uyum çalışmalarında sağlanmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Merkez bankalarının kamu sektörüne kredi açması ve finansal kurumlara başvurmasında ayrıcalık tanınması, parasal istikrarın sağlanması için yapılacak uyum çalışmalarıyla bağdaşmayacağı için, Parasal Birliğin ikinci aşamasından itibaren bu tür uygulamalar yasaklanmıştır. Dolayısıyla, Adlaşmanın 109e maddesi gereğince,  1 Ocak 1994 tarihi itibariyle, üye ülkelerin merkez bankaları ve AMB tarafından, Birlik kurum ve organları ile üye ülkelerin kamu otoritelerine kredi verilmesini  ve  yine birlik kurum ve organları  ile üye ülke kamu otoritelerinin mali kurumlara başvurmasında ayrıcalık tanıyan hükümlerin kaldırılmasını öngören Andlaşmanın 104 ve 104a maddeleri uygulanmaya başlanmıştır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Merkez bankası ile kamu sektörü arasındaki ilişkiyi düzenleyen Andlaşma ma</description></item><item><title>TAHVİL VE BONO PİYASASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tahvil-ve-bono-piyasasi-435878.html</link><description>tahvil ve bono piyasası istanbul menkul kıymetler borsası bünyesinde 17 haziran 1991 tarihinde faaliyete başlamıştır. kuruluş amacıhisse senedi dışındaki menkul kıymetlerin ikinci el piyasa işlemlerinin organize bir biçimde ve rekabet ortamında gerçekleşmesini sağlamaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;hisse senedi piyasası ile tahvil ve bono piyasası arasındaki farklar incelendiğinde iki piyasada işlem gören kağıtların farklı olmasının yanında işlem sisteminde de farklılık olduğu görülmektedir. hisse senedi piyasası&quot;nda emirler borsa salonunda bulunan tahtalara yazılırken tahvil ve bono piyasası&quot;nda emirler telefonla bildirilmektedir. hisse senedi piyasası&quot;nda işlem limiti bulunmazken tahvil ve bono piyasası&quot;nda limitler mevcuttur.üyeler bu limitler içerisinde işlem yapabilmektedir ve limitlerinin oranında teminat yatırmak zorundadır.son bir fark olarak hisse senetleri piyasası&quot;nda, hisse senetlerinin yalnızca bu piyasada işlem gördükleri, tahvil ve bono piyasası&quot;nda işlem gören menkul kıymetlerin ise piyasa dışında da işlem gördüğü söylenebilir. </description></item><item><title>FİAT İSTİKRARI VE MERKEZ BANKASI</title><p