<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Balıkçılık - Türkiye'nin veri bankası</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Hakları saklıdır.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankası - Balıkçılık</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>ALABALIK BİYOLOJİSİ VE YETİŞTİRME TEKNİKLERİ - I</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?alabalik-biyolojisi-ve-yetistirme-teknikleri--i-448113.html</link><description>ALABALIK BİYOLOJİSİ ve YETİŞTİRME TEKNİKLERİ - I&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GİRİŞ &lt;br/&gt; Yaşam ortamı bakımından berrak, temiz, serin ve oksijen yönünden zengin suları tercih &lt;br/&gt;eden alabalık halkımız tarafından özel likle etinin lezzetli oluşuyla anımsanan balık lar arasında &lt;br/&gt;bulunmaktadır. Alabalık türleri sistema tikte Salmonidae familyasında yer alır lar. Morfolojik &lt;br/&gt;bakımdan yağ yüzgeci ile karakterizedirler. Salmonidae familyasında eko nomik yetiştiricilik&lt;br/&gt;ve doğal su ların balıklandırılması için önem arz eden çeşitli alabalıklar üç cinsin türleridir.&lt;br/&gt;Bu cinsler : &lt;br/&gt;a- Salmo &lt;br/&gt;b- Salvelinus &lt;br/&gt;c- Oncorhynchus&lt;br/&gt;Dünya genelinde ençok tanınan alabalık türleri aşağıda gösterilmiştir (Bruno ve Poppe 1996). &lt;br/&gt;- Salmo salar Linnaeus (Atlantik Salmonu) &lt;br/&gt;Salmo trutta f.trutta Linnaeus (Deniz alabalığı) &lt;br/&gt;- Salmo trutta f.fario Linnaeus (Dere alabalığı) &lt;br/&gt;- Oncorhynchus mykiss Walbaum (Gökkuşağı alabalığı) &lt;br/&gt;- Salvelinus fontinalis Mitchill (Kaynak alabalığı) &lt;br/&gt;- Salvelinus alpinus Linnaeus (Alp alabalığı) &lt;br/&gt;- Salhvelinus namaycush Walbaum (Göl alabalığı) &lt;br/&gt;Ülkemizin yerel alabalık alt türleri ise şöyle sıralanabilir (Çelikkale 1994&lt;br/&gt;- Salmo trutta macrostigma Dumeril (Anadolu Dağ alabalığı) &lt;br/&gt;- Salmo trutta abanticus Tortonese (Abant alabalığı) &lt;br/&gt;- Salmo trutta caspius Kessler ( Aras alabalığı) &lt;br/&gt;- Salmo trutta labrax Pallas (Karadeniz alabalığı) &lt;br/&gt;- Salmo trutta f.lacustris Linnaeus (Göl alabalığı) &lt;br/&gt;Yukarıda belirtilen alabalık türleri içerisinde yetiştiriciliği en yaygın olanı Kuzey Amerika kökenli Gökkuşağı alabalığı olmuştur. Gökkuşağı alabalığı ile Kaynak alabalığı hemen hemen aynı yıllarda yaklaşık 120 yıl önce Kuzey Amerika&quot;dan Avrupa&quot;ya getirilmelerine karşın kültür koşullarına uygun niteliklerinden dolayı Gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği hızlı bir artış göstermiş ve günümüzde bir endüstri haline gelmiştir. Gökkuşağı alabalığının yetiştiriciliğe uygun özel likleri aşağıdaki başlıklar halinde belirtilebilir (Steffens 1981). &lt;br/&gt;- Gökkuşağı alabalığının çevre koşullarına çok iyi uyum göstermesi yanında özel likle yüksek sıcaklıklara oransal olarak dayanıklı olması, &lt;br/&gt;- Aktif yem alması nedeniyle yemlenmesinin kolay olması ve yemi değerlendirmesinin daha iyi olması yönünden iyi bir büyüme göstermesi, &lt;br/&gt;- Daha yüksek ilkbahar sıcaklığında dere alabalığı ve kaynak alabalığı gibi di ğer alabalık türlerine göre daha kısa süreli kuluçka dönemine sahip olması. Gökkuşağı alabalığının Türkiye&quot;de yetiştiriciliği ise 1970&quot;li yıllarda kamu ve öz el girişimciler tarafından başlatılmış tır. Dünya genelindeki kültür balıkçılığının gelişimine koşut olarak ülkemizde de özel likle üstün yetiştirme avantajları nedeniyle Gökkuşağı alabalığı üretimi büyük aşamalar kate tmiştir. Önceleri küçük işletmeler tarafından gerçekleştirilen Gökkuşağı alabalığı üretimi, 1990&quot; lı yıllardan itibaren entegre üretim tesislerine dönüşmüştür. Hatta günümüzde ülke miz Gökkuşağı alabalığı üreticileri Avrupa&quot;ya füme halinde işlenmiş ürün ihraç eder duruma erişmişlerdir. &lt;br/&gt;2. SU KOŞULLARI &lt;br/&gt;Alabalık yetiştiriciliğinde kullanılacak su kaynağının orijini ve kalitesinin yüksek nitelikte olması arzulanan bir olgudur. &lt;br/&gt;Kaynak Tipleri &lt;br/&gt;Alabalık yetiştiriciliğinde yararlanılan su kaynaklarının başlıcaları şunlardır (Leitritz 1974). &lt;br/&gt;- Kaynaksuları &lt;br/&gt;- Dere veya ırmak suları &lt;br/&gt;- Göl veya gölet suları &lt;br/&gt;- Yeraltı suları &lt;br/&gt;Kaynak Suları &lt;br/&gt;Kaynak suları genellikle yerkürenin yüzeysel yada derin katlarından çıkmal arına bağlı olarak kaliteleri farklılık gösterir. Yaklaşık 40 m gibi yüzlek ka tlardan çıkan kaynak sularının miktar ve kalitesi yağmur ve kuraklığa bağlı olarak değişkenlik gösterir. Fakat oksijen düzeyleri yüksek, CO2 miktarları düşük, su sıcaklığı ise 6-12 oC arasındadır. Yer kabuğunun 1000 m ve daha derin tabakalarından köken alan kaynak sularının miktar ve kalitesi aynı, fakat ekseriya oksijen miktarları litrede 4 mg&quot;ın altında, CO2 düzeyleri ise litrede 50 ppm&quot;in üzerinde, su sıcaklığı ise 8-10 oC seviyesindedir.</description></item><item><title>İZMİR KÖRFEZİ BALIKLARINDA TROFİK İLİŞKİLER VE BUNLARIN MODELLENMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?izmir-korfezi-baliklarinda-trofik-iliskiler-ve-bunlarin-modellenmesi-394955.html</link><description>MODELLING TROPHIC RELATIONSHIPS AMONG FISHES INHABITING IZMIR BAY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Ecopath Modeli&lt;br/&gt;İzmir Körfezi Ekosistemine Genel Bakış&lt;br/&gt;Genel Özellikler&lt;br/&gt;İzmir Körfezinde Balıkçılık Durumu&lt;br/&gt;Çalışmanın Amacı&lt;br/&gt;MATERYAL VE METOT&lt;br/&gt;Örneklemeler&lt;br/&gt;Populasyon Dinamiği Parametrelerinin Hesaplanması&lt;br/&gt;Büyüme&lt;br/&gt;Mortalite&lt;br/&gt;Boy-Ağırlık İlişkileri&lt;br/&gt;Balıkların Yıllık Besin Tüketimlerinin Tahmini (Q/B)&lt;br/&gt;Mide İçeriği Analizi&lt;br/&gt;Biyokütle Tahmini&lt;br/&gt;Ecopath Modelinin Yapısı&lt;br/&gt;Modelde Kullanılan Gruplar &lt;br/&gt;Detritus &lt;br/&gt;Fitoplankton &lt;br/&gt;Zooplankton &lt;br/&gt;Zoobentos &lt;br/&gt;Cephalopoda&lt;br/&gt;Balıklar &lt;br/&gt;Yunuslar &lt;br/&gt;Avcılık Verileri &lt;br/&gt;BULGULAR &lt;br/&gt;Detritus &lt;br/&gt;Fitoplankton &lt;br/&gt;Zooplankton &lt;br/&gt;Zoobentos &lt;br/&gt;Cephalopoda&lt;br/&gt;Demersal Balıklar&lt;br/&gt;Chondrichthyes&lt;br/&gt;Küçük Demersaller&lt;br/&gt;Citharus linguatula &lt;br/&gt;Diplodus annularis&lt;br/&gt;Mullus barbatus &lt;br/&gt;Gadiformes &lt;br/&gt;Büyük Demersaller&lt;br/&gt;Pelajik Balıklar&lt;br/&gt;Planktivor Pelajikler&lt;br/&gt;Diğer Pelajikler&lt;br/&gt;Yunuslar&lt;br/&gt;Ecopath Modelinin Oluşturulması&lt;br/&gt;Predatör ve Av Örtüşmesi&lt;br/&gt;İzmir Körfezindeki Trofik Etkileşimler&lt;br/&gt;İzmir Körfezindeki Enerji Akışları&lt;br/&gt;TARTIŞMA VE SONUÇ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Bu çalışmada İzmir Körfezine ait bir kütle dengeli ekosistem modeli, Ecopath yazılımı ile oluşturulmuştur. Çalışmaya toplam 16 fonksiyonel grup dahil edilmiştir: detritus, fitoplankton, zooplankton, zoobentos, Cephalopoda, Diplodus annularis, Mullus barbatus, Gobius niger, Citharus linguatula, planktivor pelajikler, diğer pelajikler, küçük demersaller, büyük demersaller, Chondrichthyes, Gadiformes ve yunuslar. Grupların trofik seviyeleri 1.0 (detritus) ile 4.82 (yunuslar) arasında değişmiştir. Pelajik ve demersal balıkların toplam biyokütleleri sırasıyla 13.906 t.km-2 ve 13.181 t.km-2dir. Biyokütle ve enerji akışları bakımından İzmir Körfezindeki en belirgin gruplar, ilk iki trofik seviyede yer alan fitoplankton, zooplankton ve zoobentostur. Balıklar için bu çalışmada hesaplanan mortalite değerleri ile model tarafından hesaplanan değerler birbirleriyle uyuşmamaktadır ve bu farklılığın kullanılan av istatistiklerindeki yetersizlik olduğu düşün</description></item><item><title>SÜNGERLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sungerler-385648.html</link><description>SÜNGERLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sünger, bir hayvan türüdür. Ama, ayırımı öylesine güç yaratıktır ki XIX. Yüzyıl başlarına değin bitkimsi hayvan yada hayvan bitki olarak adlandırılmıştır. Sünger, çok hücreli hayvanlar arasında en ilkel yapılılardan biridir. Kas, sinir, ağız ve sindirim boşluğu, kalp gibi herhangi bir organı oluşmamışır. Buna karşın süngerlerin çok uzun zamanlardanberi yaşadığı ve varlıklarını başarıyla sürdürdükleri bilinmektedir. 5000den çok türü olan bu hayvanlar tatlı suda ve denizlerde, 7500 metreden derin olan yerlerde bile yaşarlar.&lt;br/&gt;Genellikle göze çarpacak derecede güzel, çok çeşitli boy ve renklerde olan süngerlerden binlerce yıldır yararlanılmaktadır. Günümüzde en önemli kullanım alanı ilaç endüstrisindedir. Bir tür süngerin bazı kanserlere karşı yararlılığı üzerinde durulmaktadır.                                                                 &lt;br/&gt;SÜZME MAKİNELERİ&lt;br/&gt;Süngerler, vücutlarının iç ve dış bölümlerine düzensiz bir şekilde dağılmış birkaç değişik yapıda hücrelerden oluşur. Süngeri diğer hayvanlardan ayıran, vücutlarındaki yaka hücreleri tarafından oluşturulan odacıklardır. Bu tip hücrelere adını veren, hücre merkezinde bulunan ve kamçıya benzeyen küçük çıkıntılardır. Bu kamçıcıklar süngeri baştan başa kaplayan kanallara giren suya, sürekli olarak vurulurlar.&lt;br/&gt;Kuşkusuz su, oksijen ve besin maddelerini getirmektedir. Yaka hücreleri sudaki bakteri, küçük yosun ve organik atıkları yuttuktan sonra bunları besin torbacığı denilen hücrelerine geçirirler. Bunlar kendi başlarına hareket edebilen sindirim hücreleridir. Sindirdikleri besinleri diğer hücrelere iletirler. Tüm hücrelerin birbiriyle oksijen ve karbondioksit değişimi yaptıkları görülmektedir.&lt;br/&gt;On santim boyunda ve iki santim kalınlığında bir süngerin iki milyonu aşkın yaka hücresi vardır. Bu sünger kanallarından günde 110 litre su pompalayabilir. Bu özellikleriyle canlı bir süngeri, etkin bir filtre olarak da niteliyebiliriz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SÜNGERLERDE ÜREME&lt;br/&gt;Süngerlerin çoğu erselik (çift cinsellikli)dir. Yani, hem yumurta hem de sperma oluşturur. Böyle bir sünger, yumurta ve spermasını ayrı zamanda bırakır. Bu da bir süngerin spermasının kendi yumurtasını döllemesini önler ve değişik hayvanlar arasında çaprazlama sağlanmış olur. Bazı türlerde sperma ve yumurta bırakma gözle görülür bir yoğunlukta gerçekleşir. Spermalar süt gibi sıvı bir durumdadır.&lt;br/&gt;Bir sperma hücresi başka bir süngerin kanal sistemine girdiği zaman yaka hücreleri tarafından yutulur ve yumurtaya iletilir. İçinde sperma bulunan hücre yumurtayla birleştiği zaman çiftleşme olur ve yumurta döllenir. Bazı türlerde, döllenen bu yumurta hemen suyun içine bırakılır. Ama, çoğu tür süngerde yumurtadan larva oluşuncaya kadar süngerin içinde saklanır. Sonra, larva serbest bırakılır. Serbest kalan larva birkaç saatten birkaç güne kadar değişen süreyle çevrede yüzer ve sonra genç bir sünger olarak yaşantısını sürdürmek için uygun bir yüzeye yerleşir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Süngerlerin aseksüel olarak (herhangi bir çiftleşme olmadan) yalnız tomurcuk verme yoluyla üreyebilme nitelikleri de vardır. Bazı sünger türleri, çok yüksek ya da çok alçak sıcaklık, kuraklık, çevre kirliliği, besin yetersizliği gibi durumlarla karşılaşınca soylarını sürdürmek için küçük tomurcuk (gemmül) denen bir grup hücre bırakırlar. Tomurcuk uygun olmayan koşullara karşı dayanıklıdır. Gelişmeye uygun koşullar yeniden ouşuncaya değin, tomurcuk durumunda kalır. Bu olaya daha çok tatlı su süngerlerinde rastlanırsa da bazı tür deniz süngerlerinde de görülmektedir.&lt;br/&gt;Süngerlerin dikkati çeken özelliklerinden biri de parçalandıkları zaman yeniden hayata dönmek için birleşebilmeleridir. Bunu kanıtlayan klasik deneyde,  bir sünger parçası sık dokunmuş tül ya da ipek kumaştan geçirilip içi deniz suyu dolu bir kaba konulur . bu şekilde binlerce parçaya ayrılan süngerin hücreleri önce dibe çökmekte, birkaç saat ya da birkaç gün sonra yine bir araya gelerek eskisinden küçük ama işlevlerini aynı şekilde sürdüren bir süngeri oluşturmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BAŞARILI UYUM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sünger iskeletleri esnek liflerden, spikül denilen küçük, iğne gibi sert öğelerden ya da bunların her ikisinin birleşiminden oluşmaktadır. Bilim adamları süngerleri iskeletlerine göre başlıca silisli (cam gibi) ya da kalkerli (kireçli) olmak üzere iki sınıfa ayırırlar. &lt;br/&gt;Bir hayvan türü olarak süngerlerin ilk oluşumu, 550 milyon yıl öncelerine kadar dayanır. Büyük bir olasılıkla tek hücreli hayvanlardan bir türün evrimi ile oluşmuş ve o zamandan beri pek az değişmişlerdir. Normal bir süngerin yaşam süresi birka</description></item><item><title>EDREMİT KÖRFEZİ&quot;NİN (EGE DENİZİ) İHTİYOPLANKTONU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?edremit-korfezi-nin-(ege-denizi)-ihtiyoplanktonu-394907.html</link><description>MATERYAL VE METOD&lt;br/&gt;Çalışma Alanı Hakkında Genel Bilgiler&lt;br/&gt;Araştırma İstasyonlarına İlişkin Genel Bilgiler&lt;br/&gt;Örneklerin Elde Edilmesi ve Değerlendirilmesi&lt;br/&gt;Balık Yumurta ve Larvalarının Tayininde Kullanılan Kriterler&lt;br/&gt;BULGULAR&lt;br/&gt;Örnekleme Alanının Hidrografik Özellikleri&lt;br/&gt;Araştırma Sahasında Örneklenen Türler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;CLUPEIDAE&lt;br/&gt;ENGRAULIDAE&lt;br/&gt;GADIDAE&lt;br/&gt;LOTIDAE&lt;br/&gt;PHYCIDAE&lt;br/&gt;OPHIDIIDAE&lt;br/&gt;CARAPIDAE&lt;br/&gt;ATHERINIDAE&lt;br/&gt;SEBASTIDAE&lt;br/&gt;SCORPAENIDAE&lt;br/&gt;TRIGLIDAE&lt;br/&gt;SERRANIDAE&lt;br/&gt;CARANGIDAE&lt;br/&gt;SPARIDAE&lt;br/&gt;CENTRACANTHIDAE&lt;br/&gt;MULLIDAE&lt;br/&gt;CEPOLIDAE&lt;br/&gt;MUGILIDAE&lt;br/&gt;POMACENTRIDAE&lt;br/&gt;LABRIDAE&lt;br/&gt;TRACHINIDAE&lt;br/&gt;TRIPTERYGIIDAE&lt;br/&gt;BLENNIIDAE&lt;br/&gt;CALLIONYMIDAE&lt;br/&gt;GOBIIDAE&lt;br/&gt;SCOMBRIDAE&lt;br/&gt;SCOPHTHALMIDAE&lt;br/&gt;BOTHIDAE&lt;br/&gt;PLEURONECTIDAE&lt;br/&gt;SOLEIDAE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türleri Tespit Edilemeyen Yumurta ve Larvalar&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu çalışmada, Edremit Körfezi&quot;nde yaşayan bazı Teleost balıklarının pelajikte yer alan yumurta ve larvalarının bolluğu, dağılımı, yumurtlama periyotları ve mortalite oranları tespit edilmiştir. 1999-2000 yılları arasında Edremit Körfezi&quot;nde 10 istasyondan yapılmış aylık örneklemeler sırasında çapı 57 cm. olan Hensen tipi, göz açıklığı 212 &amp;#956;m. olan plankton kepçesi ile vertikal çekimler yardımıyla yumurta ve larva örnekleri toplanmış aynı zamanda istasyonların yüzey suyu sıcaklığı, tuzluluk, oksijen ve pH, değerleri ölçülmüştür. Yapılan tayinler sonunda 62 tür kaydedilmiştir. Toplam yumurtanın %44.59&quot;u Engraulidae, toplam larvanın % 37.05&quot;i yine Engraulidae oluşturmaktadır. En yüksek çeşitlilik indeksi ve balık yumurta ve larvalarının bulunma sıklığı ilkbaharda saptanmış olup bunun nedeni Edremit Körfezi&quot;ndeki pek çok balık türünün üreme periyodunun ilkbahar sonu başlamasındandır. Araştırma bölgesinde özellikle Engraulis encralicolus (Linnaeus, 1758) türünün yoğun olarak yumurta bıraktığı tespit edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anahtar Kelimeler: Edremit Körfezi, İhtiyoplankton, Balık Yumurta Ve Larvaları&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;EDREMIT BAY (AEGEAN SEA) OF THE ICHTHYOPLANCTON&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;In this study, abundance, distribution, spawning period and mortality ratio of pelagic eggs and lar</description></item><item><title>BALIK AVLAMA TEKNİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?balik-avlama-teknikleri-343169.html</link><description>GİRİŞ:Anadolu (Türkiye) Selçuklularının 1308 yılında ortadan kalkmasıyla beraber, özellikle batı Anadolu&quot;da beylikler arasında, Türk birliğini yeniden oluşturmayı amaçlayan mücadeleler kızışmıştır. İşte bu mücadelelerin neticesinde Anadolu&quot;da Osmanoğullarının yıldızı parlayacak ve altı yüzyılı aşan muhteşem bir Türk devletine tanıklık edecektir.&lt;br/&gt;Söğüt&quot;te temeli atılan Osmanlı Devleti, hakimiyeti altındaki ülke sınırlarını XVI. Yy içinde en geniş boyutlara ulaştırmıştır.Bugün dünya haritası üzerinde yer alan:&lt;br/&gt;Macaristan, Slovanya, Hırvatistan, Bosna  Hersek, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Makedonya, Arnavutluk, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, Türkiye, Moldavya, Ukrayna, Kırım, Dağıstan ve Kafkaslar, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, Irak, Suriye, Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar, Umman, Kuveyt, Yemen, İsrail, Lübnan, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Sudan, Mısır, Etiyopya, Somali, Eritre, Libya, Tunus, Cezayir, Kıbrıs, İran&quot;ın batı kısımları, kısaca Basra&quot;dan Viyana&quot;ya, Kafkasya&quot;dan Fas&quot;a, Kırım&quot;dan Yemen&quot;e kadar olan coğrafya üzerindeki bütün devletler Osmanlı devletinin sınırları içerisinde idi.&lt;br/&gt;Osmanlı devleti, iki imparatorluk, onlarca devlet ve bir çok beyliğe son vermiş, devrinin bir çok büyük devletini dize getirmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;OSMANLI KURULUŞ DEVRİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kuruluş Dönemi Hükümdarları:&lt;br/&gt;&amp;#61656;Osman Bey                (1281-1324)&lt;br/&gt;&amp;#61656;Orhan Bey(1326-1362)&lt;br/&gt;&amp;#61656;I. Murat(1362-1389)&lt;br/&gt;&amp;#61656;Yıldırım Beyazıt(1389-1402)&lt;br/&gt;&amp;#61656;Çelebi Mehmet(1413-1421)&lt;br/&gt;&amp;#61656;II. Murad(1421-1451)&lt;br/&gt;Osmanlı Beyliğinin Kuruluşu&lt;br/&gt;Osmanlılar Oğuzların Kayı boyuna mensuptur.Kayı güç ve kudret sahibi demektir. Oğuz inanışına göre Kayı Han Osmanlıların atasıdır. Kayılar, Oğuzların sağ kolda yer alan Bozokların, Günhan kolunun en büyük boyudur. Kayı Han Oğuz Kağan&quot;ın en büyük oğludur. Bu durum Kayılara diğer Oğuz boyları arasında itibar sağlamıştır.Kayı boyunun damgası  ( I-Y-I ) dır.&lt;br/&gt;Kayıların Anadolu&quot;ya Gelişi&lt;br/&gt;Kayılar Selçuklularla birlikte İran yaylasına geldiler.Malazgirt savaşından sonra Anadolu&quot;nun fethine katıldılar.Moğol istilası ile birlikte Anadolu&quot;ya göç etmişlerdir.Anadolu&quot;da Ahlat yöresine yerleştiler.Başlarında Süleyman şah olduğu halde güneydoğu Anadolu&quot;ya geçtiler. Süleyman şah Halep&quot;e giderken Fırat&quot;ta boğulmuş ve Türk mezarı da denilen Caber kalesine defnedilmiştir.Babasının ölümüyle Kayıların bir kısmının başına Ertuğrul Gazi geçmişti.(Kayıların bir kısmı ayrılarak Urfa-Viranşehir, Mardin- Derik arasındaki Beriyye bölgesine, bir kısmı da Anadolu&quot;ya dağılmıştır)Kayılar 1230 Yassı çemen savaşında Anadolu Selçuklularının yanında yer aldılar.Savaştan sonra Ertuğrul Gazi yönetimindeki kayılar I. Alaaddin Keykubat tarafından önce Ankara yakınlarındaki Karacadağ bölgesine daha sonra Bizans sınırında Söğüt, Domaniç bölgesine uçbeyliği olarak yerleştirildiler.&lt;br/&gt;Osmanlı beyliği kurulduğunda balkanlardaki Genel Durum&lt;br/&gt;Balkanlarda siyasi birlik yoktu.Balkan devletleri kendi aralarında savaşlar yapıyorlardı.Var olan devletler şunlardır:&lt;br/&gt;1.Bulgar Krallığı&lt;br/&gt;2.Sırp Krallığı&lt;br/&gt;3.Macar krallığı&lt;br/&gt;En güçlü devlet Sırp Krallığı idi.Bunların dışında Bosna Hersek,Eflak,Boğdan,Erdel ve Arnavutluk beylikleri gibi küçük devletlerde vardı.Trakya ve mora ise Bizans egemenliğinde idi.&lt;br/&gt;Öte yandan Bizans eski gücünü kaybetmiş, ancak siyasi varlığını devam ettirebilmek amacıyla Balkan devletleri ile mücadele halindeydi.Devletin başında Paleoglar sülalesi bulunuyordu.Kendi içinde de taht mücadeleleri sürüyordu.Yerel yöneticiler (Tekfurlar) merkezi yönetimi dinlemiyordu.halk ağır vergiler altında eziliyordu.İç ve dış ticaret Venedikliler ve Cenevizlilerin eline geçmişti.&lt;br/&gt;Anadolu&quot;nun Genel Durumu&lt;br/&gt;Osmanlı Beyliği kurulduğu yıllarda Anadolu Türk beylikleri kendi aralarında mücadele halindeydi.Anadolu Selçuklu Devletinden ayrılan yirmiye yakın beylik vardı.&lt;br/&gt;Trabzon Rum Devleti Karadeniz bölgesine hakimdi.Ancak doğal engeller genişlemesine müsaade etmiyordu.İlhanlılara vergi veriyorlardı.&lt;br/&gt;Anadolu&quot;nun doğusunda bulunan ilhanlılar bölgenin en güçlü devleti idi.1299 da bi</description></item><item><title>ADVANTAGES OF SONAR SYSTEMS IN VARIOUS TECHNOLOGICAL BRANCHES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?advantages-of-sonar-systems-in-various-technological-branches-346942.html</link><description>Advantages of Sonar systems in Various Technological &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                Interest in the seas and oceans and in what goes on underwater has grown rapidly in recent years, and in many countries a very large amount of money is spent in oceanography and fisheries work of a vast variety. Some of this interest arises from the difficulties which traditional fisheries are existing nowadays from the need to obtain more food from the sea while fish stocks seem to become less, some arises from the needs of communication, some from the search for new supplies of oil, some from military and naval needs, and some of the interest arises from human curiosity that the need to understand our environment which is inborn in intelligent human. Projects are started to the direction of these goals, and many inventions have been discovered about observing underwater techniques. Although there are more inventions about maritime, the most useful invention of the world is sonar systems that can be used in many technological branches as fisheries research, oceanography, navigation and military operations. &lt;br/&gt;                Before the sonar systems, fishing is entirely depended on fortune. Fish shoals were discovered and were caught by the skippers experience and fortune. It was not a regular system. Because of that, sea was not seen as an income source. These problems disappeared after sonar systems are invented. Then, sonar systems become an important helper for fishermen to detect fish shoals. Now, they do not spend so much time for detecting, and they can use fishing charts to learn which area is more suitable for fishing &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;. Therefore, sonar systems have been milestones in the fisheries research. Presumably, if it were possible, a fishing skipper would like ideally a complete, immediately up-to-date, immediately available map of the whole fishing area showing the exact location, extend, density, depth, movement, species and size of all fish shoals, together with details of the sea bottom such as depth, contours, slopes, stones, rocks. Of course, there was not any technology to get these information at the beginning of the nineteenth century. Sensations and experiences of skippers were very important before the sonar systems. Skippers were able to draw up a map by their experiences. But, it was only very crude information. Experience will tell the skipper which area might be profitable to fishing, but he cannot know beforehand whether worthwhile concentrations of fish will be there. Therefore, fish shoals were discovered by the sensations of skippers.&lt;br/&gt;                Getting complete information on species of fish, size of fish and their density in the shoal is provided easily and quickly with sonar systems. It can be observed at some distances and the net can be made ready before the shoal comes. In addition, the ship or the trawl can be damaged in toothed areas. Therefore, sonar systems can be used to locate toothed areas of ocean bottom .&quot;It has a range 1,600 ft. and is, presumably, effective throughout that range.&quot; It is necessary in this case know not only where the fish are but also to be able to set the net at the right depth. Observing the shoals that are under the ship can be observed with echo sounder. It can only detect the shoals that passing underneath the ship, but sonar systems can detect them at any angle. Norwegian scientists solved this problem by using metal mirror. Fishermen can establish fish shoals that exist suitable depth in the sea, with a recording&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;echo sounder. It gives information about fish shoals and properties of ocean bottom. Nevertheless, it writes down the information to use it following years  . Behaviours of fish in the moving nets, how many fish escaped or hurt, can be easily determined.&lt;br/&gt;                Another using area which sonar systems can be used, is oceanography. Oceanography is the study of the seas and oceans in all its scientific aspects. In its biological side, oceanography includes the study of numero</description></item><item><title>YILAN BALIĞININ ÖZELLİKLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yilan-baliginin-ozellikleri-365481.html</link><description>YILANBALIĞI&lt;br/&gt;...............................................................................................................................&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Sistematiği:&lt;br/&gt;Sınıf         : Pisces (Balıklar)&lt;br/&gt;Alt Sınıf   : Osteichthys (Kemikli Balıklar)&lt;br/&gt;Takım       : Anguilliformes (Yılanbalığımsılar)&lt;br/&gt;Familya    : Anguillidae (Yılanbalıkları)&lt;br/&gt;Tür            : Anguilla anguilla (Anguilla vulgaris,Muraena anguilla) (Avrupa Yılanbalığı)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Biyolojileri:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Yılanbalıkları,her ne kadar sürüngene benzese de gerçek bir balık türüdür.Solungaçları vardır. Karın yüzgeçleri yoktur,ancak sırt ve göğüs yüzgeçleri vardır.Karın yüzgecinin olmaması bu balık türüne özgüdür.Ergin dişilerin boyu 1 metre(en fazla 1,5 metre)erkekler bundan daha kısadır(40 cm kadar).Üzerinde yoğun bir mukus tabakası olan, kaygan bir derileri var.Bundan dolayı çıplak elle tutulamaz.Yılanbalıkları geceleri hareketlidir,gündüzleri çamurun içine saklanırlar.Çayıra bırakıldıklarında suyun yönünü hemen bulabilirler. Susuz ortama karşı çok dayanıklıdırlar ve uzun süre su dışında kalabilirler.Çünkü bu hayvanlar,yağmurlardan sonra ıslak yerlerde, nemli çimenlerde kolaylıkla hareket edebilirler. Bundan dolayı bir nehirden başka bir nehre (yakın mesafede) bile geçebilirler. Turna balıkları,mersin balıkları ve su kuşları en büyük düşmanlarıdır.Kanları çok tehlikeli bir sinir zehiri içerir, kanı yara ve çatlaklara değmemesine özen gösterilmelidir.Isıtıldığında zehir parçalanır.Toplam 19 yılanbalığı türü vardır&lt;br/&gt;*Metamorfoz Şekilleri ve Göçü:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Göçün ortaya çıkmasında en önemli nedenlerin başında; üreme, yavruların yetiştirilmesi, kış gelmeden önce bulunulan bölgeden uzaklaşma (özellikle kuşlar için), yaşam ortamındaki besin miktarında azalma, populasyonun artmasıyla birlikte yaşam alanının küçülmesi gelmekte.Yılanbalıklarını göçteki amacı;iç güdüsel olarak doğdukları yere ulaşıp üremek.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.)Larva&lt;br/&gt;*Şubat ile nisan ayları arasında dünyaya geliyorlar.&lt;br/&gt;*Larvalarına &quot;Leptocephal&quot; adı verilen larvalar küçük bir dil balığı biçiminde ve vücutlarına oranla iri siyah gözleri bulunur.&lt;br/&gt;*Şeffaf görünümde olur,kasları iç organları görülür.&lt;br/&gt;*Uzunlukları yaklaşık 5-6 milimetre arasındadır.&lt;br/&gt;*Sargasso Denizinden Avrupaya kadar gelişi sırasında zooplanktonlarla ve küçük kabuklularla beslenirler.&lt;br/&gt;*Bu hayvanları 14 dişiyle parçalayarak yer.&lt;br/&gt;*Yolculuğunu, ya kendisini akıntılara bırakarak ya da küçük sürüngenler gibi hareket ederek tamamlıyor.&lt;br/&gt;*Dokuz ayda tam 6000 km yol katettikten sonra Avrupa Kıyılarına ve 7000 kmden sonra da Akdeniz havzasına ulaşırlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.)Yavru yılanbalığı:&lt;br/&gt;*Larva Avrupa kıyılarına vardığında,tatlı su ortamına uyum sağlamak ve kıyıdaki haliçleri daha kolay aşmak için metamorfoz geçirip, saydam ve minyatür yılanbalığı haline dönüşür .&lt;br/&gt;*Bu ortamda yaşayabilmek için iç basıncını ayarlar.&lt;br/&gt;*Larva dönemindeki dişlerini kaybeder ve bundan dolayı beslenemez.&lt;br/&gt;*Beslenmeme döneminin uzamaması gerekir .&lt;br/&gt;*Nehirlerde ilerlerken büyümeye başlarlar. Yılda boyları yaklaşık 10 cm, kiloları da 20 gram artar. &lt;br/&gt;*Tatlı suya ve nehirlerin içlerine ulaşmak için çok hızlı ve gruplar halinde hareket eder.&lt;br/&gt;*Nehirleri tırmanmaya başlayıp bazen kıyıdan 200 km içerlere kadar sokulurlar. Ancak daha fazla ilerleyemezler. Çünkü akarsular üzerinde barajlar ve setlere takılırlar.&lt;br/&gt;*Grup halindeki dolaşmaları, kıyıdaki haliçlerde beyaz lekeler oluşturur.&lt;br/&gt;*Belli bir süre sonra bir yere yerleşirler. Burada ikinci metamorfoz olur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.)Küçük yılanbalığı:&lt;br/&gt;*Halk arasında &quot;sarı yılanbalığı&quot; denilen 3. aşamaya ulaşırlar.&lt;br/&gt;*Bu metamorfoz aşamasında cinsiyeti belirlenir ve bu dönemde çok saldırgan olurlar.&lt;br/&gt;*Derisinde beliren pigmentler nedeniyle rengi yavaş yavaş koyulaşır.&lt;br/&gt;*Yemek borusu açıldığından yeniden beslenmeye başlıyor.&lt;br/&gt;*Geceleri avlanmaya çıkarlar; Kız böceği, sinek, çamca balığı yiyerek beslenirler.&lt;br/&gt;*Kış aylarında sularında soğumasıyla da kendini çamura gömerek kış uykusuna yatar.&lt;br/&gt;*Nehir boyunca günde birkaç kilometre mesafe katederek sonunda bir süre sabit kalacağı noktaya ulaşır.&lt;br/&gt;*Bugün yeryüzündeki yılanbalığı sayısının azalmasının temel nedenlerinden biri de onun yol aldığı bu nehirlere insanoğlunun inşa ettiği baraj ve setler.&lt;br/&gt;*Bu dönemde uzunluğu cinse göre farklılık gösterir. Erkeklerde 5-8 yıl sürerken, dişilerde 7-12 yıl devam eder.&lt;br/&gt;*Bu süre sonunda geldikleri yere dönmek için yola çıkarlar. Amaçları, tamamen içgüdüsel biçimde Sargasso Denizine ulaşmak ve orada çiftleşmek. Yolculuğa çıkmadan son metamorfozlarını da ge</description></item><item><title>AVRUPA BİRLİĞİNİN ORTAK BALIKÇILIK POLİTİKASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?avrupa-birliginin-ortak-balikcilik-politikasi-351297.html</link><description>AVRUPA BİRLİĞİNİN ORTAK BALIKÇILIK POLİTİKASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;21. yüzyıla yaklaştığımız şu dönemde, insanoğlu, Dünyanın doğal kaynaklarına giderek bağımlı hale geldiğinin daha fazla bilincindedir. Balık avcılığı ve yetiştiriciliği, denizlerin en önemli iki kullanım şeklidir. Sağlıklı ve beğenilen besin sağlamaları yanında, kıyı bölgelerinde çok ihtiyaç duyulan iş olanakları yaratmaları ve Avrupa Birliğinin balıkçılık bölgelerinde sosyal ve ekonomik gelişmeyi teşvik etmeleri de önem taşımaktadır.&lt;br/&gt;Deniz balıkları yenilenebilen, hareketli, ancak üremeleri ve göçleri büyük ölçüde insan faaliyetlerinin etkisi altında olan doğal kaynaklardır. Balık stokları ortak mirasın bir parçasıdır. Stoklardan balıkçılık faaliyetleri ancak sağlıklı bir çevrede sürdürülebilir. Stoklarda sürekli bir yenilenme ve deniz eko-sistemlerinin korunabilmesi, avcılık ve yetiştiricilik aktivitelerinin mutlaka uluslararası işbirliği anlayışı ile ele alınıp, uygulanması ile gerçekleştirilebilir. Ortak amaç, stoklardan sürdürülebilir yararlanmayı sağlamak ve Birlik içinde ve dışında, sorumlu bir balıkçılık anlayışını yerleştirebilmektir. Böylece Ortak Balıkçılık Politikası (OBP) çerçevesinde, işleme sektörü ve beslenmede oynadığı rol bakımından geleceğe yönelik garantiler sağlanmış olacaktır.&lt;br/&gt;Balıkçılık Faaliyetlerinin Yönetimi&lt;br/&gt;Avcılık, genel olarak evrensel doğal bir mirasın paylaşılmasıdır. Balıklar doğal içgüdülerine bağlı olarak deniz ortamında serbestçe hareket ederler. Ülke yönetimleri genel olarak münhasır ekonomik sahalarım kıyıdan itibaren 200 deniz miline çıkartmışlardır. Bu uygulamalar, bu saha içindeki petrol ve doğal gaz gibi, doğal zenginlikleri kullanmalarına da olanak vermiştir. Ancak doğal balık kaynaklarının değerlendirilmesi, genellikle söz konusu zenginliklere göre daha zor ve daha farklı bir uygulama şekline ihtiyaç duyulmasına neden olmuştur.&lt;br/&gt;Hareketli ve yenilenebilen doğal bir kaynak olan balıkların üremeleri, herhangi bir etkileşim olmadan, tamamen bağımsız seyreder. Bu dezavantaj, istedikleri ortamda serbestçe yüzmelerinden ve bazı durumlarda uzun mesafelere göç etmelerinden kaynaklanmaktadır. Avlanıncaya kadar hiç kimse balıkların sahibi değildir. Aynı anlamda, denizden alınan her bir balık, diğer avcıların daha az balık avlanmalarına neden olacaktır. Bu nedenle her balıkçı, diğer balıkçılar üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu bağımlılık, diğer insanların aktivitelerini kaçınılmaz olarak etkilemektedir. Bu nedenle balık stoklan ortak mirasın bir parçası olarak ele alınıp, kollektif bir anlayışla yönetilmeli ve değerlendirilmelidir. &lt;br/&gt;Avlanma teknolojisi ve kullanılan ağları düzenlemek amacıyla politikalar belirlenmelidir. Sürdürülebilir bir balıkçılığın sağlanabilmesi amacıyla, sadece denizden avlanan balık miktarı değil, daha önemlisi türler ve büyüklükleri, kullanılan avlanma yöntemi ve avlandığı yerler de bilinmelidir. Bu nedenle, bu mirasın gelecek nesillere de aktarılması amacıyla avlanacak balık miktarının belirlenmesi, avlanma yöntemi ve av aracının nitelikleri kadar önem taşımaktadır.&lt;br/&gt;Bazen karışıklıklara neden olmuşsa da, balıkçılığın tarihi genellikle ortak problemlere çözüm arandığı, tesis edilen işbirliği çalışmaları ile şekillenmiştir. Balık avcılığı ve yetiştiriciliği, kıyı ve kırsal kesimde besin ve iş kaynağı olması bakımından önemli faaliyetlerdir. Buna rağmen, her iki faaliyetin başarısı, gerçekleştirildikleri denizel eko-sistemlerin korunmasına bağlıdır. Karşılaşılan en Önemli sorunlar, aşırı avcılık ve kirliliktir. Bu etkilerin öncüleri bilinmemektedir ve bu nedenle mücadelede ortak tavır alınması zorunludur.&lt;br/&gt;Avrupa Birliği içinde, balıkçılık sektörünün ortak bir yönetim altında tutulmasının başka bir nedeni de vardır. Birliğin esas görevleri ile ilgili kurallar düzenlendiği zaman, balıkçılık sektörünün tarım sektörü ile birlikte ele alınması planlanmış ve gıda arzının güvenceye alınması amaçlanmıştı. Günümüzde bu iki sektör tamamen ayrılmış ve balıkçılık endüstrisinin geleceği sorumlu balıkçılık uygulamalarına bağımlı hale g</description></item><item><title>BALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ VE İÇ SU AV ARAÇLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?balik-yetistiriciligi-ve-ic-su-av-araclari-447705.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DERS 1 BALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;DERS 2 ALABALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;DERS 3 SAZAN BALIĞI  YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;DERS 4 AĞ HAVUZLARDA ÇİPURA BALIĞI YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;DERS 5 AĞ HAVUZLARDA LEVREK YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br/&gt;DERS 6 BALIK HASTALIK ve ZARARLILARI&lt;br/&gt;DERS 7 İÇ SU ÜRÜNLERİ AV ARAÇLARI ve AVLANMA METOTLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Su ürünleri avcılığının başlaması, çok eskilere dayanmaktadır. İnsanoğlu karnını doyurmak için, karadaki besinleri kullandığı gibi, suda bulunan canlılardan da yararlanmıştır. İlk avcılık, araçsız yapılan avcılıktır. Burada suda bulunan balıkların, elle yakalanması olayıdır. Daha sonra aletlerle avcılık başlamıştır. Bunlar zıpkın, ok, mızrak, kıskaç gibi  aletlerdir.  Ayrıca  balıkları  sersemletici  metotlar da (Vurma aletleri, sopalar, zehirler vs) kullanılmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zamanla avlanma teknikleri, daha da geliştirilerek; bugünde kullanılan oltalar ve ağlar yapılmıştır. Olta yemli ve yemsiz olarak kullanıldığı gibi, tek veya birden fazla iğne  bağlanarak yapılan oltalarda  kullanılmakta  olup  bunlar  çapari  ve  parakete  adını almaktadır. Avcılıkta, zamanla sepet dediğimiz araçlarda kullanılmıştır. Sepetlerin yapısı, balık sepete girdikten sonra çıkmayacak şekildedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu dersimizde, günümüzde ekonomik olarak balık avcılığında kullanılan av araç gereçlerini kısaca gözden geçireceğiz. bu av araçlarıyla nasıl avcılık yapıldığından bahsedeceğiz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PAREKETALAR &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil.1. Pareketa&lt;br/&gt;Bir beden ve bu beden üzerine, çok sayıda 50-100 cm aralıklarla bağlanmış  (200-2000  adet)  iğneli  köstekler  bulunan  oltalardır. Ağırlıkları ayarlanarak su yüzeyinde veya dipte kullanılırlar. Balıkları cezbetmek için, iğne uçlarına yem olarak kerevit eti, Sudak balığı gözü, Sazan eti konulur. Pareketaların göle bırakılması, öğleden sonraları veya akşam üzeri olur. Ertesi sabah pareketa yoklanarak, takılmış olan balıklar hasat edilir. Bu arada yemi düşen iğnelere, tekrar yem takılır (pareketa ile daha çok sudak, turna, yayın avlanır).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil 2. Pareketanın dizilişi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BALIK AĞLARI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çok çeşitli balık ağı vardır. Her balıkta her ağla yakalanmaz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Balık ağlarını uzatma, sürütme, çevirme, serpme ve sabit ağlar olarak gruplandırabiliriz. Şimdi bunlara kısaca bir göz atalım. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;UZATMA AĞLARI &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu tip ağlar fanyalı ve fanyasız olmak üzere ikiye ayrılırlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FANYASIZ AĞLAR (KÖK AĞLAR) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Bu ağlar, tek katlı olup, bir kurşun ve bir mantar yaka ile, her iki kalan ve tor ismi verilen ağdan oluşur. Genellikle su rezervuarının derinliğine ve avlanacak olan balık türüne göre, 2-20 m arasında; uzunlukları ise, 50-300 m ve daha fazla olabilir. Kurşun yaka, ağır olduğu için dibe batar, mantar yaka hafif olduğu için yüzeyde kalır ve bu şekilde ağ su içinde gergin durur. Torun göz açıklığı, avlanacak olan balığın türüne göre, 20 mm ile 80- 90 mm arasında değişir. Ağa yaklaşan balık, karşı tarafa geçmek isterken, tora çarpar ve solungaçlarından yakalanır. Fanyasız ağlar daha çok sudak, turna ve yayın gibi balıkların, avlanmasında kullanılır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FANYALI AĞLAR &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fanyalı ağlarda da fanyasız ağlarda olduğu gibi bir kurşun yaka ile bir mantar yaka ve arada tor denilen küçük gözlü ağ bulunmaktadır. Ayrıca bu ağlarda, ağın her iki tarafına veya bir tarafına geçirilmiş, daha geniş göz açıklığında fanyadan yapılan ağ vardır. Bu ağların uzunluk  ve  derinlikleri  de,  yine  avlanan  balık  türüne  ve  su rezervuarının derinliğine göre değişmektedir. Suya bırakılan fanyalı ağlara yaklaşan balıklar, karşı tarafa geçmek istediklerinde tora takılırlar ve tor fanyanın gözüne geçerek torba meydana getirir ve balıklar ağdan çıkamaz. Fanyalı ağların av verimi, fanyasız ağlardan daha fazladır. Fanyalı ağlar, daha çok sazangillerin avlanılmasında kullanılır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Şekil 3. Fanyalı ağın yapısı.</description></item><item><title>BALIK VE BİTKİLERİN BİRLİKTE ÜRETİMLERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?balik-ve-bitkilerin-birlikte-uretimleri-351410.html</link><description>BALIK VE BİTKİLERİN BİRLİKTE ÜRETİMLERİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;      Bitki ve balıkların birlikte amaçlana temel konu, bitki ve balıkları birbirlerinin etkilerinden yararlanılarak verimin artırılması ve maliyetin düşürülmesidir. Bitki atıkları ve araziden karışan çeşitli elementler balık havuzlarına geçerek gübre oluşumunu sağlamaktadır, buda ortamın planktonik olarak zenginleşmesini sağlayarak balıklar için besin sağlar. Ayrıca su ortamında oluşan gübreler ortamdan alınarak sulandırılıp bitkilerin gelişiminde kullanılmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Su ortamına gübre girişi sadece bitki atıkları ile değil o su ortamında yetişen hayvanların (ördek, balık ) dışkıları ile de olmaktadır. Ördeklerin dışkıları su ortamına geçerek yine planktonik zenginliğe ve bitkilerin gelişimine, doğrudan olarak ta bitkiler ise ördek besini olarak kullanılmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Ördekler gübreleri ile katkısının yanında taban sedimentini karıştırarak besleyici elementlerin su yüzeyine çıkmasını sağlar.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;       Tarım için havuz suyu kullanıldığında özellikle sığ köklü bitkilerin önemli bir artma görülmüştür. Bu yöntem hem balık havuzu atık sularının değerlendirilmesi hemde daha az masraf ile yenilebilir sebze üretimine olanak sağlamıştır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Su bitkileri, pis su lagünlerinin arıtılmasında özellikle besleyici elementleri bünyesine absorbe ederek mineral yönden zengin gübre, ve hayvan besini olarak kullanılmasına imkan sağlamaktadır. Ama yüzen su bitkileri ile özellikle su civan perçemi ile kapalı bir su yüzeyinden 3-4 kat daha fazla buharlaşmanın meydana geldiği tahmin edilmektedir, bu yönden su sümbüllerinin olumsuz yönleri bulunmaktadır. Bazı su bitkileri insan besini olarak kullanılmaktadır, özellikle pirinç Pazar değeri yüksek bir bitkidir bunun yanında yabani pirinçte üretilmektedir. &lt;br/&gt;       Pirinç ekonomik değerinin yanı sıra diğer su canlıları ilede polikültüre alınmaktadır. Pirinç ile kerevitin birlikte üretimi; önemli miktarda verim sağlamıştır. Pirinçler hasat edildikten sonra kalan anızları ile kerevitlerin beslenmesi sağlanmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Su ortamında bitkilerin üretimleri; ilave gübreler ile yüksek verim sağlanmaktadır ancak bu her bitki için geçerli değildir.    &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. BALIK VE BİTKİLERİN BİRLİKTE ÜRETİMLERİ&lt;br/&gt;  2.1. Aquakültürdeki Geniş Su Sistemleri&lt;br/&gt;         Önceleri su kültürü ekosistemleri sanki dış dünyadan farklıymış gibi görünmelerine rağmen öyle değildir. Balık yetiştiricileri belli bir devrede elle yapılan balıkçılıkta hem stok etmek hem de beslemek için aracılık ettiler ve diğer, daha az belirli su alanlarında yetiştirip karasal sistemlerin arasına tesir ettiler. Bu bölümde su kültürü ekosistemi ve geri kalan çiftlikler arasındaki bazı güçlü ve yararlı  bağlantılar ile su kültürü içine hem bitkileri hem de hayvanları stoklayarak bazı etkileri araştırılacaktır. Bu belki ekosistemin geniş sınırlarının belirlenmesini aklımızda tutmamıza yardımcı olacaktır. Bu bölümde ekosistem bütünüyle bir çiftlik olacaktır. &lt;br/&gt;      Bu Kuzey Amerika da alışılmış olmayan düşünce gruplarının yoğun su kültürlerinde bütün çiftlik ekosisteminin bir parçası olarak kullanılır ticari balık yetiştiriciliği bir balık yetiştiriciliği periyodudur. Birçok geleneksel doğulu yiyeceğini oluşturan bitkiler karayla tam bir bütünlük sağlamıştır. Doğulu yaklaşımcılara göre Kuzey Amerika da geniş ticari konumlarda çok hassas bir ortama ve teknolojiye bağlılık belki zordur, fakat küçük çiftlikleri özellikle kazançlarını balık yetiştiriciliğinden sağlayan yetiştiriciler çalışarak bunu daha iyi yaparlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.2. Doğrudan Örnekler&lt;br/&gt;       Bu sık sık kullandığımız bir örnekle açıklanabilir.Şekil 1 diyagramında görülen su kültürü -tarım kültürü sistemleri Singapur&quot;un kırsal kesimlerine aittir. Tepe verimli bir eğimi varmış gibi görünüyor , mineraller, humus, çürümüş yapraklar, karışık gübre ve gübre bu çeşit besleyicilerin hepsi balık havuzlarına doğru yol almaktadır, eklenen besleyiciler,tavuk çiftlikleri, çiftlik evleri, domuz ahırı ve ikinci periyotta bitki atıkları havuz</description></item><item><title>LEPİSTES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?lepistes-355934.html</link><description>LEPİSTES&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1866&quot;da rahip J.L.Guppy, Trinidad&quot;tan Londra&quot;daki British Museum&quot;a bazı küçük balıklar gönderilmişti. Bu balıklar göndericisinin anısına Giradinud Guppyi bilimsel adı verildi. Ama 1859&quot;da bir Alman bilim adamının aynı türe Lebistes reticulatus dediği ortaya çıktı ve bilimsel adlandırmada öncelik kuralı uyarınca bu ad geçerli sayıldı. 1900&quot;lerin başında akvaryumların en gözde balıkları arasına giren Lebistes reticulatus, birçok ülkede &quot;guppy&quot; adıyla tanınmış, Türkiye gibi birçok ülkede ise daha çok &quot;lepistes&quot; adıyla günlük kullanıma girmiştir.&lt;br/&gt;Lepistes ilginç davranışları, güzel görünüşü, bakım kolaylığı ve ucuz olması nedeniyle akvaryum meraklılarının en çok beslediği balıklardan biridir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Resimlerdeki gibi erkeklerin uzunluğu 3cm, gövdesi ve yüzgeçleri gösterişli renklerle bezeli, kuyruğu genellikle çok  gelişmiş ve yelpaze biçimindedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Resimlerde görüldüğü gibi de dişiler daha iri yapılı ve soluk renklidir. Uzunlukları 5 cm aşabilir.&lt;br/&gt;Lepistesler küçük bir akvaryumda üreyebildikleri gibi kendi aralarında ve öbür balıklarla uyumlu bir yaşam sürdürürler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dişiler yumurtlayarak değil canlı doğurarak ürer kolay yavrulatabileceğiniz bir türdür bir seferde 20-40 yavru doğurabilir. Yavru lepisteslerin renkleri çok soluk olduğundan kamufle şansları yüksektir ve sık bitkili akvaryumlarda hayatta kalma şansları yüksektir. Yavrular doğar doğmaz yüzmeye ve beslenmeye başlar. Su sıcaklığının ortalama 25oC-27oC dolayında tutulması, erişkinlerin bol besinle doyurulması aç bırakılmaması hamilelik süresinde ani ısı yükseltmesi üretimde başarıyı yükselten önemli etkenlerdendir. Damızlık dişilerin konduğu ve ancak yavruların geçebileceği özel bir bölmesi bulunan &quot;yavruluklar&quot;, üretim için kullanılsa bile balıkları tedirgin ettiği, gelişme dengelerini bozduğu için doğal yöntemler kadar iyi sonuç vermemektedir.&lt;br/&gt;Doğduklarında bütün yavrular birbirine benzerken yaklaşık altı hafta sonra erkekler ve dişiler arasında belirgin özellikler ortaya çıkar. Örneğin erkeğin anüs yüzgeci sivrilerek uzar ve sonunda dişinin içindeki yumurtaları dölleyen bir üreme organına dönüşür.&lt;br/&gt;Erkek lepistesler çok hareketlidir ve sürekli dişinin peşinde dolaşır. Dişiler bu ilgiye karşılık vermedikleri gibi bazen kaçarak bazen saldırarak, erkekleri yanına yaklaştırmak istemez. Dişiler döllendikten yaklaşık dört hafta sonra doğurmaya başlar. İlk doğanlardan birkaçı sonradan en çok gelişen yavrular olur. Dişi dört hafta boyunca aralıklarla doğurmayı sürdürür. Son doğurma evresinde öncekilerden daha çok yavru çıkar. Ama bunlar iyi bir gelişim gösteremezler. Üç yaşını aşan lepistes sayısı çok azdır.&lt;br/&gt; Lepistesler böceklerin suya bırakıldığı yumurtaları ve bu yumurtalardan çıkan larvaları yediğinden sivrisinekleri aşırı çoğalmasını engellemek ü yediğinden sivrisinekleri aşırı çoğalmasını engellemek üzere anayurdu Orta Amerika&quot; dan birçok başka bölgeye götürülmüştür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BALIKLARDA ÜREME&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Balıklarda yumurtalar genellikle beden dışında döllenir (yani ovipardırlar.) Son derece ince, suyu ve dölleyici sıvıyı geçiren bir zarla kaplı olan yumurtaların büyüklüğü değişkendir. Bazı türler bir milyondan çok yumurta yumurtlarlar. Bütün bu yumurtalar iki zarla sarılmış bir vitellüsten oluşurlar; bazı köpek balıklarında bir eten vardır. Dişi yumurtlama dönemindeyken, yumurtalar çok büyük bir gelişme gösterirler ve aşağı yukarı bütün karın boşluğunu doldururlar. Erkekte balıksütü denen sperma için de aynı şey söz konusudur. Ürüme sırasında dişi ve erkek balıklar, olağanüstü etkinlik gösterirler:Su bitkilerini hareket ettirir, kıyılara yaklaşırlar ve dişi, sığ yerlere yumurtalarını döker. Yumurtalar bırakılır bırakılmaz, erkek balıklar üstlerine spermalarını bırakarak onları döllerler. Sonra erkek ve dişi yumurtaları bırakıp giderler. &lt;br/&gt;Ama dikenbalıkları, horozbinalar, yayınbalıkları gibi bazı balıkların, yuva yapma içgüdüsüyle yumurtalarını koruma altına aldıkları bilinmektedir. Bazen yalnızca erkek balığın yuvanın başında beklediği ve yavrularını koruduğu görülür</description></item><item><title>EGE DENIZI&quot;NDE KEMIKLI YASSI BALIKLARIN OTOLITLERI ÜZERINE ÇALISMALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ege-denizi-nde-kemikli-yassi-baliklarin-otolitleri-uzerine-calismalar-443661.html</link><description>EGE DENIZI&quot;NDE KEMIKLI YASSI BALIKLARIN OTOLITLERI ÜZERINE ÇALISMALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IÇINDEKILER&lt;br/&gt;Sayfa No&lt;br/&gt;TESEKKÜR II&lt;br/&gt;ÖZET III&lt;br/&gt;ABSTRACT IV&lt;br/&gt;IÇINDEKILER V&lt;br/&gt;Tablo Listesi VIII&lt;br/&gt;Sekil Listesi X&lt;br/&gt;Birinci Bölüm&lt;br/&gt;ARASTIRMA BÖLGESININ GENEL ÖZELLIKLERI&lt;br/&gt;1.Arastirma bölgesinin genel özellikleri 1&lt;br/&gt;Ikinci Bölüm&lt;br/&gt;YASSI BALIKLARIN GENEL ÖZELLIKLERI&lt;br/&gt;2.Yassi baliklarin genel özellikleri 4&lt;br/&gt;2.1. Taksonomik özellikleri 4&lt;br/&gt;2.2. Morfolojik ve biyolojik özellikleri 6&lt;br/&gt;2.2.1. Familya : Citharidae 8&lt;br/&gt;2.2.1.1. Cins:Citharus 8&lt;br/&gt;2.2.1.1.1. Tür: C. linguatula (Linnaeus, 1758) 8&lt;br/&gt;2.2.2. Familya : Bothidae 9&lt;br/&gt;2.2.2.1. Cins:Arnoglossus 10&lt;br/&gt;2.2.2.1.1. Tür: A.laterna(Walbaum, 1792) 10&lt;br/&gt;2.2.2.1.2. Tür:A.kessleri(Schmidt,1915) 11&lt;br/&gt;VI&lt;br/&gt;Üçüncü Bölüm&lt;br/&gt;YAS TAYINLERI VE OTOLIT ÖZELLIKLERI&lt;br/&gt;3. Yas tayinleri ve otolit özellikleri 12&lt;br/&gt;3.1. Yasi bilinen veya markalanan baliklarin kullanimi 12&lt;br/&gt;3.2. Boy - frekans metotu 13&lt;br/&gt;3.3. Kemiksi yapilardan yas tayini 13&lt;br/&gt;3.3.1. Pul 13&lt;br/&gt;3.3.2. Yüzgeç isini 14&lt;br/&gt;3.3.3. Omur 14&lt;br/&gt;3.3.4. Operkül ve suboperkül 14&lt;br/&gt;3.3.5. Otolit 14&lt;br/&gt;3.3.5.1. Otolit çikarma teknikleri 17&lt;br/&gt;3.3.5.2. Otolit temizleme ve saklama teknikleri 17&lt;br/&gt;3.3.5.3. Otolitlerin hazirlanmasi 18&lt;br/&gt;3.4.Yillik halkalarin okunmasi 19&lt;br/&gt;Dördüncü Bölüm&lt;br/&gt;MATERYAL VE METOD&lt;br/&gt;4. Materyal ve metod 21&lt;br/&gt;4.1.Deniz çalismasi 21&lt;br/&gt;4.1.1. Balik örneklemesi 21&lt;br/&gt;4.2.Laboratuvar Çalismasi 22&lt;br/&gt;4.2.1.Balik örnekleri 22&lt;br/&gt;4.2.1.1.Boy ve Agirlik Saptama 22&lt;br/&gt;4.2.1.2.Cinsiyet saptama 22&lt;br/&gt;4.2.2.Balik otolitleri 22&lt;br/&gt;4.2.2.1.Otolitleri çikarma 22&lt;br/&gt;4.2.2.2.Otolitlerin temizlenmesi 22&lt;br/&gt;4.2.2.3.Otolitlerin ölçülmesi 23&lt;br/&gt;4.2.2.4.Otolitlerin saklanmasi 23&lt;br/&gt;4.2.2.5. Otolitlerin Hazirlanmasi Ve Yas Tayini 23&lt;br/&gt;VII&lt;br/&gt;4.3.Veri analizleri 23&lt;br/&gt;4.3.1.Büyüme degerleri 23&lt;br/&gt;4.3.1.1.Boyca ve agirlikça büyüme 24&lt;br/&gt;4.3.1.2.Boy -Agirlik Iliskisi 24&lt;br/&gt;4.3.1.3.Boy - Otolit Boyu Iliskisi 25&lt;br/&gt;4.3.2.Populasyonda üreme 25&lt;br/&gt;4.3.2.1.Esey Orani 25&lt;br/&gt;4.3.2.2.Yas-Esey Kompoziyonu 25&lt;br/&gt;4.3.3. Yas ve Büyüme 25&lt;br/&gt;Besinci Bölüm&lt;br/&gt;BULGULAR&lt;br/&gt;5. Bulgular 26&lt;br/&gt;5.1.Büyüme 26&lt;br/&gt;5.1.1. .Boy Ölçümleri 26&lt;br/&gt;5.1.1.2.Agirlik ölçümleri 28&lt;br/&gt;5.1.2.Boy -Agirlik iliskisi 29&lt;br/&gt;5.1.3. Yas ve Büyüme 35&lt;br/&gt;5.1.3.1.Boy-Otolit boyu iliskisi 38&lt;br/&gt;5.2.Populasyonda üreme 46&lt;br/&gt;5.2.1.Esey Orani 46&lt;br/&gt;5.2.2.Yas-Esey Kompoziyonu 46&lt;br/&gt;5.3.Yas ve Büyüme 46&lt;br/&gt;5.3.1.Yas-Total boy 47&lt;br/&gt;5.3.2.Yas-Otolit boyu 49&lt;br/&gt;5.3.3.Yas-Agirlik 50&lt;br/&gt;Altinci Bölüm&lt;br/&gt;TARTISMA VE SONUÇ&lt;br/&gt;6. Tartisma ve Sonuç 51&lt;br/&gt;Kaynaklar 56&lt;br/&gt;Ekler&lt;br/&gt;VIII&lt;br/&gt;TABLO LISTESI&lt;br/&gt;Sayfa No&lt;br/&gt;Tablo 5.1 A.kessleri populasyonunda eseye bagli boy-agirlik degerleri 26&lt;br/&gt;Tablo 5.2 A.laterna populasyonunda eseye bagli boy-agirlik degerleri 26&lt;br/&gt;Tablo 5.3 C.linguatula populasyonunda eseye bagli boy-agirlik degerleri 26&lt;br/&gt;Tablo 5.4 A.laterna türüne ait boy-agirlik sabitleri 30&lt;br/&gt;Tablo 5.5 A.kessleri türüne ait boy-agirlik sabitleri 30&lt;br/&gt;Tablo 5.6 C.linguatula türüne ait boy-agirlik sabitleri 30&lt;br/&gt;Tablo 5.7 A.laterna populasyonunun büyüme parametreleri 35&lt;br/&gt;Tablo 5.8 C.linguatula populasyonunun büyüme parametreleri (Gökova ) 36&lt;br/&gt;Tablo 5.9 A.kessleri populasyonunda eseye bagli boy-otolit boyu degerleri 39&lt;br/&gt;Tablo 5.10 A.laterna populasyonunda eseye bagli boy-otolit boyu degerleri 39&lt;br/&gt;Tablo 5.11 C.linguatula populasyonunda eseye bagli boy-otolit boyu degerleri 39&lt;br/&gt;Tablo 5.12.1 Gökova C.linguatula populasyonunda total boya göre yas gruplari 47&lt;br/&gt;Tablo 5.12.2 Gökova disi C.linguatula populasyonunda total boya göre&lt;br/&gt;yas gruplari 47&lt;br/&gt;Tablo 5.12.3 Gökova erkek C.linguatula populasyonunda total boya göre&lt;br/&gt;yas gruplari 47&lt;br/&gt;Tablo 5.12.4 Her iki bölgede C.linguatula populasyonunda total boya göre&lt;br/&gt;yas gruplari 48&lt;br/&gt;Tablo 5.13.1 A.laterna populasyonunda total boya göre yas gruplari 48&lt;br/&gt;Tablo 5.13.2 Erkek A.laterna populasyonunda total boya göre yas gruplari 48&lt;br/&gt;Tablo 5.13.3 Disi A.laterna populasyonunda total boya göre yas gruplari 48&lt;br/&gt;Tablo 5.14.1 A.kessleri populasyonunda total boya göre yas gruplari 49&lt;br/&gt;Tablo 5.14.2 Disi A.kessleri populasyonunda total boya göre yas gruplari 49&lt;br/&gt;Tablo 5.14.3 Erkek A.kessleri populasyonunda total boya göre yas gruplari 49&lt;br/&gt;Tablo 5.15.1 Gökova C.linguatula populasyonunda otolit boyuna göre 49&lt;br/&gt;yas gruplari 49&lt;br/&gt;IX&lt;br/&gt;Tablo 5.15.2 Gökova disi C.linguatula popula</description></item><item><title>GÖKKUŞAĞI ALABALIĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gokkusagi-alabaligi-346009.html</link><description>GÖKKUŞAĞI  ALABALIĞI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.  GİRİŞ&lt;br/&gt;Kirlilik, aşırı avlanma ve yoğun talep üzerine hergün  boyutlanarak bir çok ülkede gelişimini sürdüren balık yetiştiriciliği, bu kapsamda ülkemizde de doğal gelişim sürecini yaşamaktadır.&lt;br/&gt;Gerek devletin öncülük ettiği tesisler ve gerekse özel sektörün teşebbüsleriyle kurulan tesislerin zamanla sayıları artmıştır. Orman Mühendisinin görevlerinden biri de orman içi su kaynaklarının değerlendirilmesidir. Fakat ne yazık ki ülkemizde buna gereken önem verilmemektedir.&lt;br/&gt;Ben bu çalışma da Orman mühendislerinin bu konuya eğilmelerinin zorunlu olduğunu vurgulamaya çalıştım.&lt;br/&gt;Tatlı su balık yetiştiriciliğindeki en önemli türlerden biri alabalıktır. Bu balığın yetiştiricilik grafiği zamanla birlikte sürekli artış göstermektedir. Örneğin sadece Antalya ilimizde 60 civarında teşebbüsün olduğunu belirtirse, ülkemiz coğrafyasındaki girişimlerin boyutlarına bir yorum getirebiliriz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.  YAYGIN OLARAK YETİŞTİRİCİLİĞİ YAPILAN GÖKKUŞAĞI ALABALIĞI&lt;br/&gt;      (Oncorhynchus mykiss)&lt;br/&gt;Kuzey Amerika&quot;nın önemli bir alabalık türüdür. Buradan bir çok kıtaya yayılmıştır. Avrupa&quot;ya 1880, ülkemize ise 1970&quot;li yıllarda getirilmiştir. Denize göçen alttürleri vardır. &lt;br/&gt;Gökkuşağının taksonomik sınıflandırılması ile ilgili olarak 30&quot;dan fazla tür ismi tanımlanmıştır. Uzun yıllar Salmo gairdneri R. İsmiyle bilinmiştir. Ancak 1988&quot;de Amerika Balıkçılık Derneği Balık İsimlendirme Komitesi, bütün Pasifik alabalık ve salmonlar için Oncorhynchus&quot;un cins ismi olarak kullanılmasını ve Atlantik alabalik ile salmonlardan böylece ayırt edilmesini kararlaştırmıştır. Böylece gökkuşağının tür ismi olarak bilinen salmon gairdneri yerine Oncorhynchus mykiss tür ismi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu isim değişikliği uluslar arası düzeyde de kabul görmüştür.&lt;br/&gt;Vücut uzamış ve az kasık olup, sırtta bir yağ yüzgeci mevcuttur. Sırt yüzgeci 10-12, anal yüzgeci ise 8-12 yumuşak ışına sahiptir. Pulları sikloit ve küçüktür. Yanal çizgi tam, az öne doğru 100 ile 150 adet pulla kaplanmıştır. Kafanın üst kısmı ve arkası çelik mavisi, mavi-yeşil, sarı-yeşil hemen hemen kahverengidir. Vücut kenarları gümüşi, beyaz veya soluk sarı-yeşilden griye eğilimli olan bir renktir. Karın kısmı gümüş, beyaz veya sarıdır. Yine vücut kenarlarında bulanık pembe, mavimtrak veya geniş açık bir pembe bant ile çok sayıda küçük lekeler mevcuttur. Anaçlarda yumurtlama zamanı renk çok koyu ve yanal çizgi çok kırmızı bir renk alır.&lt;br/&gt;Gözlü yumurta naklinin kolaylığı nedeniyle dünyanın birçok bölgesine yayılan bu türün yetiştiricilikte tercih edilmesinin çok sayıda sebebi vardır. yüksek adaptasyon ve yemden yararlanma kabiliyeti, yüksek su sıcaklığı (26 0C) ve daha düşük çözünmüş oksijen içeriğini tolere etmesi, yapay yöntemlerle yumurta alımının kolaylığı ile kuluçka sürelerinin kısalığı ve hastalıklara karşı dayanıklıkları gibi özelliklerden dolayı bir yetiştiri türü olarak tercih edilir.&lt;br/&gt;Ülkemizde de 1967 &quot;den beri soğuksu balıkları yetiştiriciliğinde baskın tür olarak gökkuşağı alabalığı yetiştirilmektedir. Nitekim 1995 yılında derlenen bilgilere göre, çoğu 30 ton/yıl kapasiteli olan projeli işletme sayısı 284 adet, 1994 yılı alabalık üretimi ise 6977 ton olarak bildirilmiştir.&lt;br/&gt;3.  GÖKKUŞAĞI  ALABALIĞININ  YAŞAM  EVRELERİ&lt;br/&gt;Doğa koşullarında, diğer alabalıklarda olduğu gibi yumurtlama uygun akarsuyun kumlu ve çakıllı tabanında oluşur. Yuva dişi tarafından şekillendirilir. Yuvanın yapılmasında, çakıllı kısım dişinin kuvvetli hareketleri sonucunda fincan tabağı şeklinde çöker. Dişi anal yüzgeciyle uygunluk testini yapar. (1) Daha sonra genital organını yuvanın tabanına yaklaştırarak, baş kısmını kuyruğuna göre daha yüksek bir konuma getirir. Bu sırada erkek alabalık da dişinin yanına yaklaşarak hareketlenir. (2) Her ikisi de ağzını açıp, vücutlarını titreterek yumurta ve spermleri eşzamanlı olarak bırakırlar. Erkek alabalık uzaklaşır. (3) Dişi alabalık kuyruk yüzgeci hareketleriyle yumurtaların üzerini örtüp, daha sonra bölgeden uzaklaşır. &lt;br/&gt;Yukarıda belirtilen yumurtlama olayını</description></item><item><title>BALIKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?baliklar-452710.html</link><description>AKVARYUM KURMAK&lt;br/&gt;Günümüzde gelişmiş teknikler kullanılarak hem tatlı hem de tuzlu su akvaryumları evlerimizde kurulabilmektedir. Böylece günlük hayatta görülmesi güç minyatür doğa parçalarını eve taşıyıp seyredebilme şansına sahip oluyoruz. Sanıldığı aksine akvaryum bakımı birkaç küçük; ama önemli noktaya dikkat edildiği taktirde kolaydır. Şimdi bu kriterleri ele alalım. Evinizde gerçek bir sualtı dünyası kurmadan önce şu temel araç ve gereçleri bulundurmalısınız: akvaryum (en az 40x100x40cm), reflektör, kompresör (su pompası), ısıtıcı ve ısı ayarlayıcı, filtre, termometre, su, kum, dekoratif taş ve süsler, makas, yemlikler, kepçe, bitkiler ve balıklar. &lt;br/&gt;Akvaryumda Oksijen Dengesi: Akvaryumun su yüzeyi ve suyun miktarı balıkların sayı ve büyüklüğüyle orantılı olmalıdır. Balıklar sudaki erimiş oksijeni kullanır. Dolayısıyla su yüzeyi ne kadar büyük olursa oksijen karışımı ve karbondioksit çıkışı o kadar iyi olur. Genel kadide olarak tropikal tatlı su balıklarında her cm balık boyu için 25cm2; soğuk su balıkları için her cm balık boyu için 75cm2 ve tropik deniz balık boyu için 120cm2 balık yaşayabilir. Oksijenin suda fazla miktarda olması da bazı zararlar doğurur. Bitkilerin fazla gelişmemesine ve yavaş yavaş ölmesine neden olur.&lt;br/&gt;Havalandırma: Akvaryuma hava pompası ile verilen hava kabarcıkları suya çok az oksijen verebilir; ancak büyük faydası suyu üst bölümünde erimiş olan oksijeni akvaryumun her yerine yaymak ve zeminde biriken karbondioksiti yayılıp üst tabanlara çıkmasını sağlamaktır. Hava kabarcıkları suda patlayınca suyu hareketlendirerek daha fazla oksijenin suda erimesini sağlar. Böylece zararlı gazlar uçarken akvaryuma daha fazla balık konabilir.&lt;br/&gt;Filtreler: Filtrasyon ve suda değişim yapmadan balıkların tam ve sıhhatli bir yaşam ortamına ulaşmaları mümkün değildir. Genel olarak akvaryum suyu her saatte iki defa devretmelidir. Filtre kullanılmasına rağmen akvaryum suyunun her hafta %10-20 oranında taze su ile değiştirilmesi şarttır. Filtreakvaryum içine veya dışına monte edilebilir. ve basınçlı hava ile çalışır.&lt;br/&gt;Akvaryuma uygun suyun sağlanması: Akvaryumlarda gelişi güzel çeşme vb. suyu ne yazık ki kullanılamamaktadır. Suyun içerdiği mikrop ya da olası zararlı maddeler balıkların ölümüne neden olabilir. Dekorasyon malzemeleri kimyevi olarak suyla herhangi zararlı karışım yapmamalıdır. Genel olarak madenler ve boyalı maddeler akvaryumdan uzak tutulmalıdır. Yumuşak su akvaryumun içine kalkerli taş ve kumlar ile beton malzemeler konulmamalıdır. Suyun pH ve DH derecesi de akvaryumdaki balıklar için elverişsiz olabilir. Akvaryumda suyun pH değeri iki kompotent tarafından meydana gelir:&lt;br/&gt;1- Karbonik asit&lt;br/&gt;2- Asit bileşimleri karbonat&lt;br/&gt;Karbonatların fazla olması pH değerinin düşmesine, karbonik asidin artması ise pH değerinin düşmesine neden olur. pH değerindeki değişme balıklar için zararlı olabileceğinden haftada bir renk indikatörü ya da elektronik ölçüm aleti ile ölçüm yapılmalıdır. Başta kalsiyum ve magnezyum tuzları olmak üzere erimiş olan tüm tuzlar suyun sertliğini meydana getirir. Genel olarak balıklar 5-12 derece sertlikten hoşlansa da ideal akvaryum suyu elde etmenin özel bir formülü yoktur. Değişik balık ve bitkiler, su kalitesi ile akvaryum ölçüleri bu farklılığı yaratır.&lt;br/&gt;Aydınlatma: Akvaryumun aydınlatılması bitkilerin gelişmesi ve balıkların metabolizmaları için gereklidir. Ayrıca akvaryumun görsel olarak keyfini çıkarabilmek için de doğru ışıklandırma şarttır. Derinliği 50cm olan bir akvaryuma 2 adet, 60cm olan bir akvaryuma 3 adet flüoresan lamba kullanılmalıdır. Derinlik fazla ise halojen lamba kullanılmalıdır. Günlük aydınlatma süresi 12-14 saattir. Yemleme ışık açıldıktan yarım saat sonra yapılmalıdır. Doğal ışık kullanıldığında camların alglerle kaplanmasını engellemek için gün boyunca direkt akvaryuma vurması engellenmelidir. Bir iki saat yeterlidir. Güneş ışığının akvaryumun arkasından sadece bitkilere vurmasını sağlamak ön kısmın hem alglerle kaplanmasını hem de bitkilerin ışığın çoğunu emmesini kolaylaştırabilir.&lt;br/&gt;Isıtma: Akvaryumun tabanına ya da kenarına bir ısıtıcı yerleştirerek genel olarak tropik balıklar için 22-28 derece ısı sağlanabilir. Akvaryumun uzunluğu 90cm`yi geçecek olursa her bir uza bir ısıtıcı gerekir. Isıtma hangi türde yapılırsa yapılsın ısının bir termostat ile ile dengede tutulması şarttır. Isı asla 30 derecenin üzerine çıkmamalıdır. Su ısısındaki 1-2 derece fark bile balıkları etkileyebilir. Isıtıcı balıkların temas edemeyeceği şekilde plastik muhafazalık içinde o</description></item><item><title>BAKILÇILIK VE EKONOMİDEKİ YERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bakilcilik-ve-ekonomideki-yeri-452441.html</link><description>AVRUPA BİRLİGİ ACISINDAN  TÜRKIYE BALIKCILIGININ ÖNEMİ&lt;br/&gt;Avrupa Topluluğu ve Avrupa Birliği terimleri, bu metinde, 1957 yılında Rom Antlaşması yoluyla Avrupa Ekonomik Topluluğu (veya Ortak Pazar) olarak doğmuş olan ve, daha sonra, önce Avrupa Topluluğuna ve nihayet, 1991 Maastricht Antlaşması veya, resmi olarak bilinen adıyla, Avrupa Birliği Antlaşması yoluyla Avrupa Birliğine dönüşmüş olan siyasi varlığı anlatmak için kullanılmaktadır. Sütunlar anlamında, Avrupa Birliği Antlaşmasının hukuki yorumu, pek çok politika konusunun (örneğin tek pazarla ve ortak tarım politikasıyla ilgili her şey), hukuki açıdan, hala var olan Avrupa Topluluğunun kapsamı içine girmesini, fakat iki önemli alanın, yani ortak dış ve güvenlik politikasıyla adalet ve içişleri konularının ikinci ve üçüncü sütunları oluşturmasını öngörür. Bunlar, Avrupa Birliğinin çatısı altında farklı bir hukuki çerçeveye sahiptir.&lt;br/&gt;AB, farklı insanlar için farklı şeyler ifade eder. Bazı insanlar için o, geçmişte rekabetin ve kuşkunun parçalamış olduğu bir kıtada son 50 yıl içerisinde barışın korunmasına yönelik çabaların merkezinde olmuştur. Diğer bazıları ise, onun siyasi güçsüzlüğünden söz ediyorlar. Niçin, diyorlar, bu sözde siyasi birlik, eski Yugoslavyaya etkin biçimde müdahale edememiştir?&lt;br/&gt;Pek çok insan için, AB esas olarak tek pazar ve bunun işletmelere, öğrencilere, emeklilere ve tatilcilere sunduğu fırsatlar ve faydalar demektir.&lt;br/&gt;Bazı insanlar, ağaçlardan ormanı görmenin gittikçe zorlaştığını hissediyor. Bu insanlar geriye bakıyor ve soruyorlar: ABnin mevcut sorumlulukları, onu kuranların düşlerini gerçekten hayata geçiriyor mu? Yoksa bu düşlerin kendileri, soğuk savaş sonrası Avrupanın belirsizlikleri içinde yok mu oldu? Bugün ABnin varlık sebebi tam olarak nedir?&lt;br/&gt;Yine, ABnin size pratikte nasıl faydalı olduğunu bilmek isteyebilirsiniz.&lt;br/&gt;AB kurumlarına, her gün, bu türden sorulara bir yanıt bulmak isteyen insanlardan bilgi talepleri gelir. Bir kaç kitapçıktan oluşan bir dizide, bu kitapçık, söz konusu sorulardan en sık sorulanlara kısa fakat özlü yanıtlar vermeyi amaçlıyor.&lt;br/&gt;Nihai olarak, AB, onu oluşturan parçaların toplamını aşan bir şeydir. Üye devletler, onu, kendi başlarına etkin biçimde çözemeyecekleri sorunları çözmek için kurdular. Temel nokta şudur: AB kısıtlamalar değil fırsatlar sunar.&lt;br/&gt;Ortak tarım politikası&lt;br/&gt;Ortak tarım politikası nedir ve ilk olarak ne amaçla oluşturulmuştur? Tarmı her zaman devletlerin ilgisinin odaklaştığı alanlardan biri olmuştur. Bir ülkenin kendine yeterliliğinin sağlanması (bu çoğu zaman üretim fazlası sonucunu doğurur böylece hasat kötü olduğunda da erzak bulunması garanti altına alınmış olur) bunun merkezindedir. Aynı şekilde, çok sayıda kırsal kökenli ailenin topraktan kopmaması için çiftçilerin gelirlerinin iklim, toprak ve hastalıklar gibi kontrol altına alınamayan etkenler sebebiyle aşırı dalgalanmalara maruz kalmamasının sağlanması da aynı derecede önem taşır. Bu nedenle tarım politikası nüfus kaymaları, bölgesel politikalar ve istihdam politikaları gibi diğer pek çok ilgi alanına da uzanma eğilimindedir.Ortak tarım politikası (OTP) 1962de oluşturulmuştur. O tarihte spesifik olarak Toplulukun tarımsal üretimini arttırmak, tarım topluluğu için yeterince iyi bir yaşam standartı sağlamak, piyasaları istikrara kavuşturmak, tüketicilerin her zaman ürünleri bulabilmelerini garanti etmek ve bu ürünleri makul fiyatlarla sunmak için tasarlanmıştı. OTP birbirine bağmılı üç ilke üzerine kuruldu ve hala da bunlar üzerinde yükselmektedir. Bu ilkelerden birincisi tüm tarım ürünleri için tek bir pazarın varolması gerekliliğiydi ve bunun işlemesi için ortak pazar kurallarına gerek vardı. Bunun ardından 1968de fiyatların bir örnekleştirilmesi geldi. Bu, tek pazarın tamamlandığının göstergesiydi. Bulmacanın ikinci parçası üye devletlerin hepsinin Topluluk içinde yetiştirilmiş ürünleri tercih etme&lt;br/&gt;zorunluluğuydu. Bunun sonucunda ithalat üzerine gümrük vergileri kondu, böylece bunlar rakip yerli ürünlerden daha pahalı oldular. Buna paralel olara</description></item><item><title>GÖKKUŞAĞI ALABALIKLARINDA (ONCORHYNCHUS MYKİSS WALBAUM, 1792) FOTOPERİYOD UYGULAMASININ YUMURTA VERİMİNE ETKİSİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gokkusagi-alabaliklarinda-(oncorhynchus-mykiss-walbaum,-1792)-fotoperiyod-uygulamasinin-yumurta-verimine-etkisi-uzerine-bir-arastirma-394978.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Bu araştırma , Bolu sınırları içinde yer alan Gölköy Balık Üretim İstasyonunda 26 Aralık 1996 - 12 Ocak 1998 tarihleri arasında yürütüldü. Bu çalışmanın amacı gökkuşağı alabalığında (Oncorhynchus mykiss Walbaum,1792) yılda iki kez yumurtlatma sağlama imkanlarını ortaya koymaktır. 3+ yaşlarında 30 erkek ve 120 dişi anaç balığa uygulama yapıldı; doğal fotoperiyod (K Grubu ), sabit 6 saat aydınlık, 18 saat karanlık ( 6 A : 18 K ) (A Grubu), 18 saat aydınlık, 6 saat karanlık ( 18 A : 6 K ) ( B Grubu ). Denemeler iki benzer 6 x 1.1 x 0.5 m boyutlarında havuzlarda ve 3 x 1x 0.8 m fiber havuzda sürdürüldü. Stoklama sıklığı havuz başına 40 dişi 10 erkek ve deney boyunca erkek : dişi oranı 1 : 4 dür. Kış ovulasyonunu takiben, ilk yumurtalar K Grubundan 382. , A Grubundan 155. ve B Grubundan 174 üncü günlerde sağıldı. Anaç balıkların büyük bölümününde olgunlaşmanın yoğun olduğu periyotlara K Grubu, A Grubu, ve B Grubunda sırasıyla 382 inci günde, 155.-182. ve 209.-382. günler arasında ulaşıldı.&lt;br/&gt;Ortalama Â± Sx Standart Boy değerleri Kontrol grubunda 40.88 Â± 0.42, A grubunda 39.75 Â± 0.42 ve B grubunda 40.21 Â± 0.067 olarak saptandı. Kondüsyon Faktörlerinin ortalama Â± Sx değerleri K Grubu, A Grubu, ve B Grubunda sırasıyla 1.256 Â± 0.0042, 1.2779 Â± 0.00473 ve 1.348 Â± 0.0086 olarak hesap edildi. Sağılan yumurtanın gözlenme safhasına kadar gelişimi (Ortalama Â± Sx Döllenme Oranı) K Grubunda % 65.83 Â± 0.116, A Grubunda % 50.18 Â± 0.71 ve B Grubunda % 59.78 Â± 0.15 olarak tespit edildi.&lt;br/&gt;Anahtar sözcükler : Fotoperiyod, ışık rejimi, yumurtlama zamanı, sabit kısa gün, sabit uzun gün, Oncorhynchus mykiss, Rainbow trout.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;A STUDY ON THE EFFECT OF PHOTOPERIOD APPLICATION IN EGG PRODUCTION OF RAINBOW TROUT ( Oncorhynchus mykiss Walbaum ,1792 )&lt;br/&gt;This research was conducted from December 26 th 1996 to January 12 th 1998 in Gölköy Fish Production Station, which is located in province of Bolu. The purpose of this study was to investigate the possibilities of obtaining biannua</description></item><item><title>BALIKLARDA MİDE ANALİZ YAPIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?baliklarda-mide-analiz-yapimi-345707.html</link><description>İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BALIKLARDA MİDE ANALİZ YAPIMI............................................................................1  &lt;br/&gt;BALIKLARDA SİNDİRİM AYGITI MUHTEVİYATI TESPİTİ.....................................2&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HİSTOGRAM 1......................................................................................................................4&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇİZELGE 1..............................................................................................................................5&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇİZELGE 2..............................................................................................................................6&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HİSTOGRAM 2.......................................................................................................................7&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇİZELGE 3..............................................................................................................................8&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BALIKLARDA SİNDİRİM SİSTEMİ..................................................................................9&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÇİZELGE 4..............................................................................................................................11&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BESİN MADDELERİ.............................................................................................................12&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BESİN ZİNCİRİ......................................................................................................................19&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BESİN ALIŞ BİÇİMLERİ.....................................................................................................20&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BESİNLE İLGİLİ UYARLAMALAR..................................................................................22&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TÜKETİLEN BESİN MİKTARI..........................................................................................24&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AĞIZ VE AĞIZ TİPLERİ.....................................................................................................25&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KAYNAKÇA...........................................................................................................................26&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TEŞEKKÜR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu tez çalışmasını yaparken; değerli fikirleriyle yol gösteren Hocam Prof. Dr.  Yusuf AYVAZ&quot;a, büyük fedakarlıkta bulunarak yardımlarını esirgemeyen Tez Danışmanım  Değerli Hocam Yrd. Doç. Dr. İsmail KIR&quot;a, Araştırma Görevlisi Hasan KALYONCU&quot;ya, tezi araştırmamda ve yazmamda bana yardımcı olan arkadaşlarıma ve her zaman için bana maddi ve manevi destek olan aileme teşekkürü bir borç bilirim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Başaran ÇETİN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;   BALIKLARDA MİDE ANALİZ YAPIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Balıklarda mide analiz yapımının amacı belirli bir bölgede yaşayan balık türlerinin sindirim aygıtlarında hangi organizmaların ne şekilde bulunduğunu tespit etmektir. Bu şekilde yapılacak işlem için belli zaman aralıkları içinde belirlenen alanda (göl, deniz, akarsu )yakalanan balıkların sindirim muhteviyatı bulunma frekansı ve sayı yöntemleri kullanılarak incelenir. Sonuçta incelenen balıklardan elde edilen veriler bu konuda çalışmış olan bilim adamları tarafından yapılmış olan sistematik veriler kullanılarak sistematikleri yapılır. Sistematik sonuçlara göre incelenen balıkların sindirim aygıtlarından elde edilen organizmaların bitkisel organizma veya hayvansal organizma oluşlarına göre ayrılır. Elde edilen organizmalar türlerine kadar teşhis anahtarları kullanılarak tür teşhisleri yapılır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İncelenen balık örneklerinin aylara göre dağılımı sindirim aygıtlarında saptanan organizmaların birer aylık ortalaması, üçer aylık ortalaması, bu organizmaların aylık bulunuş frekans yüzdesi, üç aylık bulunuş frekans yüzdesi ve yıllık bulunuş frekans yüzdesi aylık sayısal  yüzdesi, üç aylık sayısal yüzdesi ve yıllık sayısal yüzdesi bulunur. Elde edilen bu verilerle çizelgeler ve histogramlar hazırlanır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çalışılacak olan alanda daha önce hangi bilim adamlarının çalıştığı tespit edilmeli ve bu alanda çalışan bilim adamlarının elde ettikleri veriler çalışma sırasında yardımcı olmak üzere kullanılır. Çalışılacak alanın coğrafik özellikleri tespit edilere</description></item><item><title>ADVANTAGES OF SONAR SYSTEMS IN VARIOUS TECHNOLOGICAL BRANCHES</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?advantages-of-sonar-systems-in-various-technological-branches-442791.html</link><description>Advantages of Sonar systems in Various Technological Branches &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Outline &lt;br/&gt;           &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. Sonar systems have been milestones on the fisheries research.&lt;br/&gt;A.Sensations and experiences of skippers were very important before the sonar systems.&lt;br/&gt;1.     Skippers were able to draw up a map by their experiences.&lt;br/&gt;2.Fish shoals were discovered by the sensation of skippers.&lt;br/&gt;B.Getting complete information on species of fish, size of fish and their density in the shoal provide being easy and quickly with sonar systems. &lt;br/&gt;C.Behaviours of fish in relation to the catching process are observed with sonar systems.&lt;br/&gt;II. By using sonar systems in oceanography the places, which are suitable for a purpose under the water, are found quicker and easier.&lt;br/&gt;A.Sonar systems are used to predict the existence of oil and other minerals in oceanography.&lt;br/&gt;B.The main using area of sonar systems in oceanography is observing plant and animal life.&lt;br/&gt;III.Use of sonar systems in navigation shed light on the mysterious world of oceans.&lt;br/&gt;A.Nowadays, in many areas it is possible for a ship to locate itself within a few yards                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        by using sonar systems.&lt;br/&gt;B.In opaque water, divers can be easily investigate underwater.  &lt;br/&gt;IV.Sonar systems are one of the most necessary things, which have the vital importance in the military operations.&lt;br/&gt;A.Generally, sonar systems are used to find the location of objects on the sea floor.&lt;br/&gt;B.Sonar systems are preferred in military operations more than other technological branches.&lt;br/&gt;1.In military operations, sonar systems are used in critical missions.&lt;br/&gt;2.On military naval vessels electrical power is more plentiful than on fishing boats.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Advantages of Sonar systems in Various Technological Branches &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                Interest in the seas and oceans and in what goes on underwater has grown rapidly in recent years, and in many countries a very large amount of money is spent in oceanography and fisheries work of a vast variety. Some of this interest arises from the difficulties which traditional fisheries are existing nowadays from the need to obtain more food from the sea while fish stocks seem to become less, some arises from the needs of communication, some from the search for new supplies of oil, some from military and naval needs, and some of the interest arises from human curiosity that the need to understand our environment which is inborn in intelligent human. Projects are started to the direction of these goals, and many inventions have been discovered about observing underwater techniques. Although there are more inventions about maritime, the most useful invention of the world is sonar systems that can be used in many technological branches as fisheries research, oceanography, navigation and military operations. &lt;br/&gt;                Before the sonar systems, fishing is entirely depended on fortune. Fish shoals were discovered and were caught by the skippers experience and fortune. It was not a regular system. Because of that, sea was not seen as an income source. These problems disappeared after sonar systems are invented. Then, sonar systems become an important helper for fishermen to detect fish shoals. Now, they do not spend so much time for detecting, and they can use fishing charts to learn which area is more suitable for fishing &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;. Therefore, sonar s</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot; DE Kİ ALABALIK İŞLETMECİLİĞİNİN EKONOMİK FAYDA AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ VE ISPARTA ÖRNEĞİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-de-ki-alabalik-isletmeciliginin-ekonomik-fayda-acisindan-degerlendirilmesi-ve-isparta-ornegi-352925.html</link><description>TÜRKİYE&quot; DE Kİ ALABALIK İŞLETMECİLİĞİNİN EKONOMİK FAYDA AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ VE ISPARTA ÖRNEĞİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;Sayfa No&lt;br/&gt;İçindekiler ................................................................................................................ I&lt;br/&gt;Tablolar .................................................................................................................... V&lt;br/&gt;Grafikler ................................................................................................................VIII&lt;br/&gt;Özet ...........................................................................................................................IX&lt;br/&gt;Abstract ......................................................................................................................X&lt;br/&gt;GİRİŞ ..................................................................................................................... 1&lt;br/&gt;I. BÖLÜM&lt;br/&gt;SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNÜN DÜNYADAKİ GENEL DURUMU&lt;br/&gt;1.1. Su Ürünlerinin Tanımı .......................................................................................5&lt;br/&gt;1.2. Su Ürünlerinin Beslenmedeki Yeri ve Önemi ..................................................7&lt;br/&gt;1.2.1.Su Ürünlerinin Besin İçerikleri Açısından Değerlendirilmesi .....................7&lt;br/&gt;1.2.2.Su ürünlerinin Dünyadaki Tüketim Açısından Değerlendirilmesi ............11&lt;br/&gt;1.3. Su Ürünleri Üretimindeki Gelişmeler ............................................................13&lt;br/&gt;1.3.1.Dünyada Su Ürünleri Üretimi ve Yetiştiriciliğin Payı ..............................13&lt;br/&gt;1.3.1.1.Dünyada Su Ürünleri Üretimi ............................................................14&lt;br/&gt;1.3.1.2.Dünyada Su Ürünleri Yetiştiriciliği ...................................................17&lt;br/&gt;1.3.2.Avrupa Birliği Ülkelerinde Su Ürünleri Üretimi ve Yetiştiriciliğin Payı ..20&lt;br/&gt;1.3.2.1.Avrupa Birliği Ülkelerinde Su Ürünleri Üretimi ...............................21&lt;br/&gt;1.3.2.2.Avrupa Birliği Ülkelerinde Su Ürünleri Yetiştiriciliği ......................22&lt;br/&gt;1.3.2.3.Avrupa Birliği Ülkelerinin Su Ürünleri Dış Ticaretinden Elde Ettikleri&lt;br/&gt;Katma Değer .......................................................................................................26&lt;br/&gt;II. BÖLÜM&lt;br/&gt;TÜRKİYE&quot; DEKİ SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜ VE BU SEKTÖRÜN BİR ALT&lt;br/&gt;DALI OLAN ALABALIK İŞLETMECİLİĞİNİN EKONOMİK ANALİZİ&lt;br/&gt;2.1. Türkiye&quot; de Su Ürünleri Üretim Düzeyi ve Mevcut Sorunları .....................32&lt;br/&gt;2.1.1.Türkiye&quot; nin Su Ürünleri Potansiyeli .........................................................32&lt;br/&gt;2.1.2.Türkiye&quot; de Avcılık ....................................................................................34&lt;br/&gt;2.1.3.Türkiye&quot; de Yetiştiricilik ............................................................................39&lt;br/&gt;2.1.3.1.Türkiye&quot; de Su Ürünleri Yetiştiriciliğinin Gelişimi ...........................40&lt;br/&gt;2.1.3.2.Su Kaynağı ve Balık Türüne Göre Yetiştiricilik ................................42&lt;br/&gt;2.1.4.Türkiye&quot; de Su Ürünleri Üretimiyle İlgili Temel Sorunlar ........................46&lt;br/&gt;2.1.4.1.Avcılık Açısından ..............................................................................46&lt;br/&gt;2.1.4.2.Yetiştiricilik Açısından ......................................................................47&lt;br/&gt;2.1.5.Su Ürünleri Üretiminin Genel Değerlendirmesi ........................................48&lt;br/&gt;2.2. Türkiye&quot; de Su Ürünleri Tüketim Düzeyi ve Mevcut Sorunları ..................48&lt;br/&gt;2.2.1.Su Ürünlerinde Talebin Yapısı ve Bölgesel Dağılımı ...............................49&lt;br/&gt;2.2.2.Su Ürünleri Tüketimini Artırma Yolları ....................................................51&lt;br/&gt;2.3.Türkiye&quot; de Su Ürünleri Pazarlaması ve Yaşanan Sorunlar .........................51&lt;br/&gt;2.3.1.İç Pazar Sorunları .......................................................................................52&lt;br/&gt;2.3.2.Uluslar arası Pazar Sorunları .....................................................................55&lt;br/&gt;2.4.Su Ürünlerinin Türkiye Ekonomisindeki Yeri ve Önemi .............................55&lt;br/&gt;2.4.1.Dış Ticaret Açısından ..</description></item><item><title>TÜRKİYE&quot;E İTHAL EDİLEN AKVARUM BALIKLARI VE SONUÇLARI ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turkiye-e-ithal-edilen-akvarum-baliklari-ve-sonuclari-uzerine-arastirmalar-450100.html</link><description>ithalat yoluyla karşılandığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Akvaryum balıkları, ithalat, Türkiye Giriş Dünyada akvaryum balıkçılığının Japon balıklarının (Carassius auratus Linnaeus) yetiştiriciliği ile Çin&quot;de başladığı kabul edilmektedir. Renkli Japon Balıkları Avrupa&quot;ya 17. yüzyılda getirilmeye başlanmış ve çok kısa bir sürede popüler olmuşlardır. Modern anlamda balıkların camdan yapılmış akvaryumlarda tutul-masına ilgi 19. yüzyılda önce İngiltere ve Almanya&quot;da başlamış ve daha sonra diğer Dünya ülkelerine yayılmıştır. Akvaryum balıklarının ülkeler arası taşınmalarına ise 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlanmış olduğu gözlenmekte, özellikle II. Dünya Savaşı&quot;ndan sonra hava taşımacılığının artmasıyla, özellikle Singapur merkez olmak üzere akvaryum balıklarının uluslar arası pazarlara sunumları artmış olduğu gözlenmektedir. Akvaryum ile ilgili ilk dergi 1880 yılında Almanya&quot;da yayınlanmıştır (Berkom ve diğ., 1991; Sagar and Sawain, 1988; Vonderwinkler, 1969). Bugünkü anlamda ilk cam akvaryumun, Alman akvuarist E.A. MULLER tarafından 1856 yılında yapıldığı, Altınköprü (1990) tarafından kaydedilmiştir. Halka açık ilk akvaryum ise 1890 yılında Japonya&quot;da kurulmuş, günümüzde ise 300&quot;ü aşkın ünite tesis edilmiş bulunmaktadır (Alpbaz, 2001). Dünyada akvaryum balıklarının en çok popüler oldukları ve dolayısı ile pazarı büyük olan ülkeler sırası ile Amerika, Japonya, Almanya, İngiltere, Hollanda, * Yüksek Lisans Tezinin bir bölümü olup bazı literatür bildirişleri yenilenmiştir.&lt;br/&gt;Türkmen ve Alpbaz / E.Ü. Su Ürünleri Dergisi 18(3/4): 483 - 493&lt;br/&gt;Belçika, İsveç, Fransa ve İsviçre&quot;dir (Aqua Farm News, 1992). Türkiye&quot;de akvaryum konusu yeni olup, 40-50 senelik bir geçmişe sahiptir. Popüler anlamda akvaryum merakı, 1980&quot;li yıllarda oldukça artmış ve bu dönemden sonra akvaryum balıklarının çok sayıda ve türde ithal edildiği görülmüştür. Daha önceleri sadece büyük şehirlerde görmeye alıştığımız akvaryum-cular, son yıllarda her ilimizde hatta ilçe bazında yayılım gösterdikleri izlen-mektedir. Ülkemizde 200 bin dolayında akvaryum meraklısı bulunduğu tahmin edilmektedir (Alpbaz, 1993). Bu çalışmada, Türkiye&quot;ye ithal edilen akvaryum balık türleri tespit edilmeye çalışılmış ve akvaryum sektö-rünün tanıtımı hedeflenmiştir. Gerçek-leştirilen ithalat incelendiğinde tür olarak detaylı bir bilginin olmadığı ve bugüne kadar bu anlamda yapılan bir araştırmaya rastlanamamıştır. Araştırma sonuçlarının, ülkemizde akvaryum dünyasına ilgi duyanlar ve bu konuda araştırma yapacak-lara ışık tutacağını umuyoruz. Materyal ve Yöntem Türkiye&quot;ye ithal edilen ve edilmekte olan akvaryum balık türlerinin tespiti amacıyla, Türkiye&quot;de akvaryum balık-larını ithal eden ithalatçı firmalar, İzmir&quot;de bulunan ve akvaryum balıklarını pazarlayan toptancılarla yapılan ikili görüşmeler sonucunda belirlenmiştir. Türlerin tespiti ve sektörün işleyişi hakkında veriler toplamak amacıyla bir anket formu hazırlanmıştır. Anket formunda, ithal edilen türlerin neler olduğu, ülkemizde popüler olup olmadıkları, üretilip üretilmedikleri ve sektörün çalışma düzenini ortaya çıkarmaya yönelik hedefler ele alınmıştır. Ayrıca son yıllarda, yurtiçinde yaygın-laşan İnternet sitelerinden akvaryum severlerin amatörce de olsa akvaryum balıkları üretimi konusundaki karşılıklı yazışmaları dikkate alınarak Türkiye&quot;de üretilen türler kapsamına dahil edilmişlerdir. Bu amaçla, Bilyap Aquaristic (1999)&quot;dan yararlanılmıştır. Araştırma konusunu oluşturan akvaryum balık türleri, yapılan anket çalışması sonucunda tespit edildikten sonra sekonder veri olarak literatüre dayalı çalışma yapılarak türler hakkında bilgiler toplanmıştır. Bu bilgiler doğrultusunda türler, (Axelrod ve diğ., 1989)&quot;a göre yaşama alanları ve orijinlerine ayrılarak sistematikte yer aldıkları familya adları, tür adları varsa Türkçe isimleri, ülkemizde akvaryum severler tarafından popüler olup olmadıkları ve birinci derecede ticari anlamda üretilip pazarlanmaları yanında amatörce de olsa elde ettiğimiz bilgiler doğrultusunda üretilip</description></item><item><title>BALIKÇILIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?balikcilik-352568.html</link><description>BALIKÇILIK &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TATLI SULARDA BALIKÇILIK&lt;br/&gt; AMAÇ:&lt;br/&gt;TATLI SULARDA YAPILAN&lt;br/&gt;BALIKÇILIĞIN ŞEKİLLERİNİ KAVRATABİLME. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BALIKÇILIK&lt;br/&gt;1) Tekne ve ağ kullanarak yada yalnız ağ kullanarak geniş çapta balık avlama eylemi.&lt;br/&gt;2) Balık satmakla uğraşan esnafın yaptığı iş.&lt;br/&gt;3) Deniz balıkçılığı, denizde yada deniz kıyılarında yapılan balıkçılık.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TATLI SULARDA BALIKÇILIK&lt;br/&gt;1) Olta Balıkçılığı: Birkaç türe ayrılır:&lt;br/&gt;a) Yüzer oltayla balık avı: bir iğnenin ucuna takılı doğal yada yapay bir yemi balığa ısırtarak onu tutmak amacıyla yapılır.&lt;br/&gt;İğne elde tutulan kamışa bağlı bir ipin ucunda bulunur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Olta ipinde yüzdürücü (mantar) olabilirde,&lt;br/&gt;olmayabilirde. Yemin takılı olduğu &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;iğnenin hangi düzeyde bulundurulacağı &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;balıkçı tarafından önceden mantarla &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ayarlanır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tatlı sularda yaşayan bütün beyaz balıklar,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;eğer yırtıcı, yani etçil değillerse bu çeşit &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;oltaya gelirler yırtıcı balıklar ( levrek, turna &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;balığı, sudak), ucuna canlı bir balık takılı &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;sağlam bir yüzer oltayla &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;avlanır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yüzer oltayla balık avı, dip oltasıyla balık avı &lt;br/&gt;gibi &quot;yığınak&quot; denen bazı yerlerde yapılır, balıkları &lt;br/&gt;çekmek için buralara önceden yem ekilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b) Dip oltasıyla balık avı:Hareketsiz bir &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;av yöntemidir,dipte, iki su arasında besin &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;arayan beyaz balıkları avlamaya yarar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Olta kurşunlu ucu yada herhangi bir yem &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;takılı iğnesi suyun dibinden duracak &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;biçimde yapılmıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu yöntem iğneye herhangi bir yem &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;takılarak basit bir biçimde &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;yapılabileceği gibi bir balçık topağına&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;saplı bir yem aracılığıyla da &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;yapılabilir.Bu türlüsüne topak yemle &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;balık avı denir.  &lt;br/&gt;c) Hareketli oltayla balık avı : Olta ipinin &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ucuna oldukça ağır bir yalancı yem yada &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ucuna yem takılı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5-10 gr ağırlığında ve piramit biçiminde &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;bir nikel parçası yardımıyla yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tam öldürücü bir yöntemdir, özellikle ekim &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ayından nisan ayına kadar tatlı su levreği ve &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;kızıl kanat avlamak için uygulanır. İlk hareketli &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;oltalar basit bir iple, 0-50 cm aralıklı iki &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;kurşun arasına yerleştirilmiş bir zeytin ve bir &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;köke bağlı bir iğneden oluşurdu.</description></item><item><title>DİSCUS BALIKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?discus-baliklari-361321.html</link><description>Discus Balıklarının Sistematikteki Yeri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Regnum :Animalia&lt;br/&gt;Subregnum:eucaryota&lt;br/&gt;Superphylum:Metazoa&lt;br/&gt;Phylum: Chordata&lt;br/&gt;Subpyhlum: Vertebrata&lt;br/&gt;Supercalassis: Gnathostomata&lt;br/&gt;Classis:Pisces&lt;br/&gt;Subclassis: Osteichthyes&lt;br/&gt;Superordo:Neoptergii&lt;br/&gt;Ordo:Percomorphi&lt;br/&gt;Subordo:percoidae&lt;br/&gt;Familia:Cichlidae&lt;br/&gt;Genus:Symphysodon&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Discus Üretimi&lt;br/&gt;Başarılı bir Discus üretimi için ilk önce iyi bir çift anaç discus gerekir. Zamanı olan bir discus besleyicisi, ilk çifti yetiştirmiş olduğu yavrulardan seçebilir, ya da üretmek üzere dışarıdan discus ala bilir. Çiftlerin birleşebilmesindeki en önemli konu cinsiyet belirlemesidir. Çiftlerin dişi mi erkek mi olduğunu tahmin etmek çok zordur. Cinsiyet tayini ancak zamanla discusları inceledikçe öğrenilebilir. Cinsiyet tayini için hangi karakteristikleri kullanılır?&lt;br/&gt;Her şeyden önce, balığın genel görünümü. Aynı yaşta olan bir çiftten iri olanı erkektir. Özellikle önden bakıldığında erkeklerin daha geniş ve çıkık güçlü yuvarlak başları vardır. Erkeklerin sırt yüzgeçleri daha sivri ve yukarı doğru kavislidir . Dişilerin sırt yüzgeçleri ise daha yuvarlaktır. Erkek Discus un kuyruk yüzgeci daha geniştir.&lt;br/&gt;Erkeğin kanatları daha uzun ve geniştir. Güçlü kafatası ve kalın dudakları, boyun altının daha belirgin olması, yine erkeklere ait özelliklerdir. Ancak iri dişiler de bu özelliklere sahiptirler.&lt;br/&gt;Doğada sürü halindeyken , liderleri hem dişi hem de erkek olabilir. Genelde aynı tanktaki discuslarda erkek öncü durumdadır. Normalde çift birbirlerinin ağızlarını çekmeyecektirler . Erkek dişiyi yavaşça kenara itecektir. Hızla ona yüzecektir ve aniden geri dönecektir. Dişinin üzerindeki çizgiler belirginleşecektir. Eğer erkek eşini beslemek için takip ederse, bu hareket onların iyi bir çift olduğunu gösterir. Akvaryuma yem atıldığında balıklardan biri bir kenara saklanırsa ikisi de aynı cins demektir.&lt;br/&gt;Üremede suyun niteliği çok önemlidir. Su turbalarla zenginleştirilebilir. Başka bir&lt;br/&gt;kapta suya katılmış peatler birkaç gün havalandırılır bu peatler suya huva asit ekleyecektir . Bir kaç gün sonra bu eski suyun bir kısmı üreme tankına konulur. Discus, pH değerindeki hafif değişime olumlu cevap verir ve suyun yeni bileşimi yumurtlamayı teşvik eder. Bu durum aynı tabiattaki gibidir. Yağmur mevsiminde de sularda aynı değişim görülür. Seramik koniler discusun yumurtalarını bırakması için ideal yerlerdir . discusun yumurtalarını yumuşak yere bırakması gerekir. Çiçek saksıları da kullanılabilir ancak yumurtaların içeriye kaçmaması için dipteki deliğin kapatılması gerekir.&lt;br/&gt;Discus sessizlik içinde yumurtlamayı sever. Bu yüzden üreme tankları, yalnızca bakıcısının günde birkaç kez girdiği odada olmalıdır. Balık ne kadar rahatsız edilirse o derece utangaç olacaktır. Sağlıklı bir Discus , akvaryumun önünde yüzer. Akvaryumun önünde birisi durduğunda ona ilgiyle bakacak, yaklaşacaktır . Ve hatta elinden yem yemeyi dahi kabul edecektir. Böylece Discus insanlara alışacak, beslenme zamanını benimseyecek ve beslenme zamanı geldiğinde yemi almak için bakıcısına doğru gelecektir. Bu da Discus beslemenin bir diğer zevkli yanıdır.&lt;br/&gt;Anaç discuslar beslenirken birbirleriyle iyi geçinmelidirler . Yiyecek için kavga ederlerse ya da erkek dişinin yemesine engel olursa, bu , uyumsuz olduklarının kanıtıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Discus Üretimi Sırasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar&lt;br/&gt;Discusun kuluçka devresi, oldukça zor bir devredir. Yumurtalarla ilgilenir, larvaları yumurtadan çıkarır ve onları beslerler. Yavrular yüzmeye başladıklarında hiç birinin kayıp olmaması için onları dikkatle izlerler. Onları takip eder yuvaya geri getirirler. Hatta yavru Discuslar yüzmeye başladıktan sonra anaçlarına deri sekrasyonu için dahi yardımcı olurlar. Yavrular kendi kendilerine bakabilir hale gelinceye kadar anne ve baba onlara bakarlar.&lt;br/&gt;Uygun çiftlerin çiftleşmesi aylar,haftalar alabilir. Bir yaşına geldiklerinde sexual olgunluğa ulaşırlar. l den 3 yaşına kadar başarıyla üreyebilirler . Dişi bir discus haftada bir yumurtlayabilir Yine bir dişi Discus 6 ayda bu şekilde 20 takım yumurta dökebilir. Tabii normalde dişi, önce çıkan yavrulara bakacak , bunlar tanktan alındıktan sonra tekrar yumurtlayacaktır.&lt;br/&gt;Discuslar belirli süre yumurtladıktan sonra bir kaç ay dinlenebilir. Ve sonra aniden yumurtlamaya başlar. Discus un yumurtlamaya başlayacağı, önce balığın renk değişiminden anlaşılır. Özellikle vücudunun arka kısmı daha da koyulaşır. Son dört çizgi daha belirgin bir hale</description></item><item><title>GAP VE KAFES BALIKÇILIĞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gap-ve-kafes-balikciligi-353059.html</link><description>GAP VE KAFES BALIKÇILIĞI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GAP BÖLGESİ SU POTANSİYELİ&lt;br/&gt;Türkiye&quot;nin en büyük projesi olan Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP), Fırat ve Dicle nehirlerinin aşağı bölümleri ile, bu iki nehir arasında uzanan ve Şanlıurfa, Mardin, Gaziantep, Adıyaman, Şırnak, Diyarbakır ve Siirt illerini kaplayan, yaklaşık 74.000 km2 yi içermektedir(1).&lt;br/&gt;            &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sulama ve enerji üretim amaçlarının önde tutulduğu 13 ayrı projeden 7&quot;si Fırat, 6 adeti de Dicle havzasında yürütülmekte olup, söz konusu projeler topluluğu, bölgedeki kullanım amaçlarının yanı sıra çok sayıdaki sektörü de geliştirmekte olduğundan, kısaca GAP adı ile anılmaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;              &lt;br/&gt;GAP proje alanı olarak Türkiye&quot;nin toplam alanının % 10&quot;unu, sulayacağı arazilerin miktarı toplam sulanabilir alanın % 20&quot;sini, akarsularının yıllık su potansiyeli toplam su potansiyelimizin % 35&quot; ini, yer altı suları toplam rezervimizin % 25&quot; ini, oluşturacağı göl alanı toplam göl alanının % 20&quot; sini karşılayan, su ve su ürünleri potansiyeli bakımından ülkemizin en şanslı bölgesidir (1).&lt;br/&gt;GAP projesinin tamamlanmasından sonra, yaklaşık 220.000 ha su alanı ve 2.235 km akarsu şebekesi bulunacaktır (Çizelge 1). GAP projesi çerçevesinde oluşan su potansiyeli ile halen 900 ton olan su ürünleri üretimi 9.000 tona ulaşacaktır. GAP projesi kapsamında 14&quot;ü Fırat ve kollarında, 8&quot;i Dicle ve kollarında olmak üzere 22 adet, GAP projesi haricinde ise, 6 adet baraj yapımı öngörülmektedir (2, 3).&lt;br/&gt;KaynakToplam&lt;br/&gt;Nehirler&lt;br/&gt;Doğal göller&lt;br/&gt;Baraj gölleri2.235 km&lt;br/&gt;6.481 ha&lt;br/&gt;220.365 ha *&lt;br/&gt;* halen mevcut olan ve inşa halinde olanların toplamı&lt;br/&gt;Çizelge 1. GAP bölgesi su  potansiyeli&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GAP projesi bünyesinde oluşturulan 22 adet baraj ile su ürünleri yetiştiriciliği ve doğal üretim açısından büyük bir potansiyel oluşturmaktadır. Yalınızca Atatürk barajı 81.700 ha yüzey alanı ile ülkemizin en büyük barajı olup, doğal gölleri içinde Van gölünden sonra ikinci sırada yer alan bir su rezervine sahiptir. GAP ve yakın çevresinde halen faaliyette olan baraj ve hidroelektrik santrallerinin toplam su hacmi yaklaşık 43 milyar m3 ve yüzey alanı 111.733 ha dır. Bu alan Marmara denizinin üçte biri kadardır (2). &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.GAP VE KAFES BALIKÇILIĞI&lt;br/&gt;GAP bölgesinde su ürünleri üretimi  açısından oldukça büyük bir potansiyele sahiptir (Çizelge.1). Özellikle, bölgedeki barajlar (Çizelge. 2, 3) her kesimi ile balık üretimine uygun alanlardır. Başta Atatürk baraj gölü olmak üzere hepsinde tipik sıcak su balıkları hariç, tüm tatlı su balıkları üretimi mümkündür.&lt;br/&gt;                &lt;br/&gt;Bölgedeki baraj göllerinin suları çok temiz olup, her türlü su ürünleri yetiştiriciliği için uygun kaliteye sahiptir. DSİ&quot; nin 1986 yılında tamamladığı 92 adet rezervuarda ortalama derinliğin 30 m&quot;nin altında olduğu, sularının ılık ve sert sular grubuna girdiği ve diğer fiziksel ve kimyasal parametreler açısından su ürünleri yetiştiriciliğine uygun olduğu belirlenmiştir(2).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GAP bölgesi baraj göllerinde yapılabilecek en uygun yetiştiricilik şekli ise kafes balıkçılığıdır. Kafes, sentetik ağlardan, alüminyum, paslanmaz çelik veya plastik kafes plakalardan yapılmış, yüzen tiplerde üstü gerektiğinde açık olabilen, yetiştiriciliği yapılan türlere göre suyun dibine, ortasına veya su yüzeyine yerleştirilebilen, suyun dibi, ortası veya üstünde tutulmasını sağlayıcı malzemelerle donanmış, su ürünleri yetiştirme ünitesidir. Kafesler iç sularda; nehirlere, lagünlere, barajlara, göllere, göletlere, sulama kanallarına, denizlerde ise; deniz dibi, deniz ortası ve deniz yüzeyine yerleştirilebilirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Barajın adıİliAkarsu / DereDepol.  hacmi (106 m3)Göl Alanı (ha)&lt;br/&gt;Atatürk&lt;br/&gt;Karakaya&lt;br/&gt;Hasancağız&lt;br/&gt;Derik-Dumluca&lt;br/&gt;Belkıs (Birecik) &lt;br/&gt;Karkamış&lt;br/&gt;Besni&lt;br/&gt;Kemlin&lt;br/&gt;Seve&lt;br/&gt;Çamgazi&lt;br/&gt;Derik&lt;br/&gt;Mardin B.&lt;br/&gt;Çataltepe&lt;br/&gt;Kahta B.&lt;br/&gt;Gömükhan&lt;br/&gt;Koçalı B.&lt;br/&gt;Büyükçay&lt;br/&gt;Sırımt&lt;br/&gt;Ardıl B.&lt;br/&gt;Harmancık B.&lt;br/&gt;Çatboğazı&lt;br/&gt;Taşlı&lt;br/&gt;Mavigöl&lt;br/&gt;Uzunca B.&lt;br/&gt;Özenpınar&lt;br/&gt;Siverek&lt;br/&gt;KayacıkŞanlıurfa&lt;br/&gt;Diyarbakır&lt;br/&gt;Gaziantep&lt;br/&gt;Diyarbakır&lt;br/&gt;Şanlıurfa&lt;br/&gt;Şanlıurfa&lt;br/&gt;Adıyaman&lt;br/&gt;Gaziantep&lt;br/&gt;Gaziantep&lt;br/&gt;Adıyaman&lt;br/&gt;Mardin&lt;br/&gt;Mardin&lt;br/&gt;Adıyaman&lt;br/&gt;Adıyaman&lt;br/&gt;Adıyaman&lt;br/&gt;Adıyaman&lt;br/&gt;Adıyaman&lt;br/&gt;Adıyaman&lt;br/&gt;Gaziantep&lt;br/&gt;Gazia</description></item><item><title>KÖPEKBALIKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kopekbaliklari-449330.html</link><description>Görme olayındaki kimyasal süreci etkileyen temel faktör sıcaklıktır. Hava serinledikçe kimyasal reaksiyonlar daha uzun zaman alır, bu da bazı canlıların görüş yeteneğini etkiler. Örneğin soğukkanlı canlılar (sürüngenler, timsahlar vs.), özellikle hızlı hareket eden nesneleri görmek istiyorlarsa kendilerini ısıtmak durumundadırlar.&lt;br/&gt;Bir yılan bahar geldiğinde faal olmak istiyorsa önce güneş banyosu yapmak zorundadır. &lt;br/&gt;Sıcakkanlı avcıların tersine avını görmek için ısınmalıdır. Bir başka soğukkanlı hayvan olan timsahlar yılanlara göre daha avantajlıdırlar. Çünkü sıcak iklimlerde yaşarlar. Güneş, avlarını görüp yakalamaları için gerekli ısıyı onlara sürekli olarak sağlamaktadır. Soğuk ortamlarda yaşayan soğukkanlı hayvanlar ise bu problemi olağanüstü vücut tasarımları sayesinde çözerler. Örnek olarak beyaz köpekbalıklarını ele alalım. Bu canlılar avlarını gözleri ile takip ederek yakalarlar. Hatta fok balıkları veya diğer avlara bakmak için suyun yüzeyine bile göz atarlar. Ancak sıcak mercan kayalıklarında değil de serin okyanuslarda gezindiğinde beyaz köpekbalıklarının gözleri hızla hareket eden avlarını takip etmede çok ağır kalır. Ancak köpek balığı böyle bir problem yaşamaz. Çünkü beyaz köpekbalıklarının gözleri kendileri gibi soğukkanlı değildir. Bu köpek balığı türünde vücut kaslarının ısısı gözlere aktarılır. Bu sayede en hızlı hareket eden balıkları hatta fok balıklarını bile yakalayabilirler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Köpekbalıkları kendi çevrelerindeki 30 metrelik bir alanın dışında göremezler ve koku alamazlar. Ama su içinde ses dalgalarını yayan en zayıf çırpıntıları dahi hemen algılayabilirler. Köpekbalıklarının vücutlarının iç kısımlarında uzanan mukozada, çok duyarlı olan sinir uçları bulunur. Bu sinir uçları algıladıkları dalgaları beyne iletir ve böylece balık ses kaynağına doğru yönelir. Köpekbalıklarının yüzme kesesinde ve solungaçlarında suyu dalgalandırarak oksijen taşınmasını sağlayan kapak da bulunmaz. Bu nedenle köpekbalıkları yaşamlarını sürdürebilmek için sürekli hareket etmek zorundadırlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Peki görme duyuları, suyun içindeki hareketleri takip edemeyecek kadar zayıf olan diğer köpek balıkları nasıl avlanırlar? Köpekbalıklarının, öyle mükemmel bir yaratılışları vardır ki, sudaki tüm titreşimleri ve kokuları, suyun ısısındaki değişimleri, tuzluluk oranını ve özellikle de hareket halindeki hayvanların yol açtığı elektrik alanındaki en küçük değişiklikleri bile hissedebilirler. Pek çok hayvanda olduğu gibi köpekbalıkları da diğer hayvanları uyarmak için özel davranışlar sergilerler. Sırtlarını kabartırlar ve yüzgeçlerini indirirler. Her yıl ABDde arı sokması sonucu ölenlerin sayısı, köpekbalığı saldırılarında ölenlerden azdır. Güney Afrikada suaygırı saldırısında ölenlerin sayısı bile köpekbalığı saldırısında ölenlerden fazladır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yüz milyon yıl önce okyanuslarda yaşayan canlıların yüzde 60ı köpekbalığı türlerinden oluşuyordu. Gri köpekbalığı, yılda 25 yılda 20 bin diş çıkartabilir. Köpekbalıkları, çok yavaş ürerler. Popülasyonları , aşırı avlanma sonucu azaldığında kendilerini çok yavaş toparlayabilirler. Bilinen 350 köpekbalığı türünün çok küçük bir bölümü, insan açısından tehlike taşır. Her yıl Güney Afrika sahillerini koruyan ağlara, 1500 ile 2000 kadar köpekbalığı ölü olarak takılıyor. Bir köpekbalığı araştırmacısı, zeka belirtisi olarak kabul edilen 74 farklı davranışı köpekbalıklarında gözlemledi. Bunun nasıl gerçekleştiği sorusunun cevabı ise bizi çok açık bir yaratılış mucizesine götürür.Bütün canlılar ısı dışında elektrik de yayarlar.      &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Karada yaşayan bir canlının bu akımları hissetmesi zordur çünkü hava bir yalıtkan görevi görür. Ancak suyun içerisinde durum farklıdır elektrik doğal bir iletken olan suyun içerisine akar. Dolayısı ile bu elektriği hissedebilen bir canlı son derce gelişmiş bir duyuya sahip olmuş olur. Köpekbalıkları da sudaki tüm titreşimleri, suyun ısısındaki değişimleri, tuzluluk oranını ve özellikle de hareket halindeki canlıların yol açtığı elektrik alanındaki küçük değişiklikleri bile hissedeb</description></item><item><title>PROBİOTİK ÜRÜNLERİN LEVREK (DİCENTRARCHUS LABRAX, L. 1758) LARVALARININ GELİŞİMİNE ETKİSİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?probiotik-urunlerin-levrek-(dicentrarchus-labrax,-l.-1758)-larvalarinin-gelisimine-etkisi-394919.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Bu çalışmada, yoğun (intensif) balık üretimi yapılan kuluçkahanelerde, balıkların ilk üretim safhalarında ortaya çıkan geniş populasyonlardaki patojen mikroorganizmalarla doğal metotlarla mücadele olanakları araştırılarak, probiotik bakteriler ve nütrientlerden oluşan ürünlerin üretim kalitesine, miktarına ve larval gelişime etkisi incelenmiştir.&lt;br/&gt;Deneme, ticari olarak piyasada satışa sunulan ve bazı faydalı bakteriler ve nütrientler içeren bir ürün (PROBİOTEL) ile yapılmıştır.  &lt;br/&gt;Probiotel, levrek larvalarının ilk beslemesinde canlı yem olarak kullanılan artemia ekim tanklarının suyuna 15 mg/lt, zenginleştirme tanklarının suyuna 8 mg/lt olacak şekilde katılmıştır.&lt;br/&gt;Uygulama; ürünün (Probiotel) 2 farklı metotla larvalara verilmesi ile gerçekleştirilmiştir. Böylelikle 3 grup tank oluşturulmuştur. Bunlar:&lt;br/&gt;1.Canlı yemle (Artemia sp.); Hem ekim tanklarının suyuna, hem de zenginleştirme tanklarının suyuna probiotik katılarak,&lt;br/&gt;2.Canlı yemle (Artemia sp); ekim tanklarının suyuna probiotik katılarak,&lt;br/&gt;3.Kontrol (Probiotiksiz)&lt;br/&gt;Her grup için de iki adet tank oluşturulmuştur.&lt;br/&gt;Düzenli aralıklarla deneme ve kontrol gruplarından rastgele larva örnekleri alınarak, ortalama ağırlık ve uzunlukları tespit edilmiştir. Ölü miktarları ve ortam parametreleri günlük olarak kaydedilmiştir.&lt;br/&gt;Deney ve kontrol gruplarından rastgele seçilen numuneler bakteriyolojik incelemeye tabi tutulmuş ve bakteri florasının durumu incelenmiştir.&lt;br/&gt;Sonuç olarak, deneme süresince herhangi bir patojen mikroorganizma görülmemiştir. Özellikle deneme tanklarında Vibrio sp. sıfırlanmıştır. Balıkların gelişiminde de; deney tanklarında, kontrol tanklarına oranla % 12&quot;lik fark görülmüştür. Bunun sebebi muhtemelen uygulama süresinin kısalığıdır. Ölü miktarları çok değişik varyasyonlar göstermiştir. Bu ölümlerin sebepleri bakteriyolojik analizlerde patojen mikroorganizma tespit edilemediğinden metamorfoz ve kanibalizmle ilişkilendirilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;THE EFFECT OF PROBIOTIC PRODUCTS ON THE GROWTH OF SEA B</description></item><item><title>BALIK ALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?balik-alari-363281.html</link><description>&quot;Beklemeye razıyım, ümidim olsun yeter&quot; diyordu bir şarkı. &quot;Bir şeyini yitiren bir şeyini, ümidini yitiren her şeyini yitirir&quot; diyordu bir söz. Peygamber (asm) en güzelini söylüyordu; &quot;Ümit, ümmetime Allah&quot;ın bir rahmetidir. Eğer ümit olmasaydı hiçbir anne çocuğunu emzirmez, hiçbir ağaç diken de dikmezdi.&quot;&lt;br/&gt;İnsanı canlandıran ümit, öldüren yeisti. Bu sebeple insan, her kemali mahveden yeisi öldürüp her bir saadetin mayası olan ümidini hayatlandırmalı. Küçük şeylerin büyümesi, darlığın genişlemesi, tıkanıklığın açılması, yokuşların düzlüğe çıkması, kısaca kemale doğru gitmekte ve faydalıya ulaşmakta insanı gayrete getiren ve say&quot;e teşvik eden bu ümididir. O bir şeyin kemaldeki resmi hayalinde dua niyetine durduğu sürece de ümidini yitirmeden kürek çekmeye devam eder insan.&lt;br/&gt;Hayalindeki matlubuna kavuşma beklentisidir ümit. Ümit, hoş bir renge dönüştürür bu bekleyişi. Talep ettiğin şey her an gelebilir diye ümitle beklersin, belki iki saat beklersin, ama ümit o iki saatlik beklemeyi sana sevdirir, sabrettirir. Bir arkadaşınla buluşacakken ve her an yolun karşısından sana doğru gelebilirken, ha şimdi ha biraz sonra diye diye, iki saat seni öylece bekleten sadece ümidindir. Beklenen ve istenen o mutlu sona kavuşma sahnesi tekrarlanır da hayalinde, o hayalin biraz sonra gerçekleşeceği ümidi, saatleri sabırla içmene yarar. Ümidinle her bir saniye defalarca aynı kavuşma sahnesini seyrederek hayalinde, gerçekte bir kere, hayalinde bin kere kavuşma neşesi tattırır.&lt;br/&gt;Ya ümidi yoksa insanın, ya ye&quot;se düşmüşse? İlk on beş dakika sabırsız bekleyişin ardından &quot;Gelmeyecek&quot; kesin hükmüyle orayı terk edersin. Kırık dökük ve mutsuz geri dönerken, defalarca hayalinde yaşanır kavuşamama sahnesi. Gerçekte bir, hayalinde bin kere hüsran yaşatırsın kendine yeniden. Ve belki de sen hüsranla geri dönerken, otobüsü kaçırmış ve koşturarak ancak gelebilmiş arkadaşına da hüsranı tattırırsın bilmeden.&lt;br/&gt;Ümitsizlik, nice mutlu sonla bitecek şeyi böylece mahvetmiştir. Nice gayretlerini boğazlamıştır insan kendi eliyle. Nice mutlu kavuşmaları terk etmiş, nice tohum ve fidanları dikememiştir gelecekteki ağaca göremediği için. Ümit, bir incir tohumunda saklı olan koca incir ağacını hayalinde görmektir. Ve o tahumu, ağaç neticesini almak ve hayalin gerçeğe dönüşmesi için dikmektir. Hiç doğmamış minik bir yavruda büyük ve değerli bir insanı görmek, o neticeye ulaşmak için gayret etmektir.&lt;br/&gt;Nasıl olacak peki? Hiç acısız mı olacak, hiç zahmetsiz kolayca mı, zamansız bir anda mı? Hayır! O ümit ettiğin kemal neticeye ulaşmak için acılar çekeceksin, zahmetlerin olacak, bir anda olmayacak; saatleri, ayları ve belki yılları sabırla içeceksin. Ama o güzel sonu, o kemal neticeyi hayalinde seyrettinse, müntehasını gördünse daha mebdesinde iken; attığın her bir adım, ortaya koyduğun her bir emek, saatin her bir dönen çarkı, yere akıttığın her bir gözyaşı, içtiğin her bir acı, seni o neticeye daha da yaklaştıran unsurlar olacak. Belki en sonunda o neticeye ulaştığında kendine şöyle diyeceksin: Neticenin kendisi mi daha zevkliydi, o neticeye ulaşırken yaşadıklarım mı bu zevki bana tattırdı? Belki her ikisi de.&lt;br/&gt;Ve an gelip kavuştuğumuzda. Eğer soracak olsaydım kainata, &quot;Niçin beni dostumun yanına bir anda ışınlamadınız, bu kadar çile çekmeme sebep oldunuz?&quot; diye, kulağıma fısıldayacaktı rüzgar; &quot;Eğer bunu yapsaydık yol boyunca seyrettiğin güzelliklerden ve onlardan aldığın ders ve ibretlerden mahrum olurdun. &lt;br/&gt;Ama işte tüm bu çile perdesine sarılmış güzellikleri göstermiyor insana yeis, sadece çileyi gösterip bezdirmeye çalışıyor. Hiç ümit etmediği ve hesapta olmayan şeylerle karşılaşmış hissediyor insan kendini çileyi görünce. Ümit edilen şey, uğrunda beklenen ve arzu edilen bir netice iken, beklenmedik hadiselerle iniyor yelkenler, ümitle beklemekten ve gayretten vazgeçiyor (Yelkeni inmiş bir kayığa rüzgar hiçbir şey yapamazdı oysa. Ümit rüzgarı ancak yelkenini açanların işine yarar).&lt;br/&gt;İnsan en çok burada kaybediyor. Ümidini kaybettiği yerde kaybediyor her şeyini. Ümit ışığını yitirdiği o yerde karanlıklar içre kalıyor. &quot;Allah&quot;tan ümit kesilmez&quot; bir teselli sözü değil bir emirdi oysaki. Ondan ümidini ancak O&quot;nsuz olanlar keser. Öyleyse ümidini yitiren en önce O&quot;nu, yakınlığını ve güvenini yeniden bulsun kendi içinde. Ümit ışığı yeniden doğsun böylece (Belki de ümidini yitirenin her şeyini yitirmesi, her şeyi olan Rabbini yitirmesinden, gafletindendir). Yoksa elinde yeisi tutan şeytanların ördüğü görülmez duvarlara toslamaktan kurtulamayacak.&lt;br/&gt;Beklemeye razıdır</description></item><item><title>BAKTERİYEL HASTALIKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bakteriyel-hastaliklar-345199.html</link><description>BAKTERİYEL HASTALIKLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Günümüz dünyasında balıklar bir çok açıdan çok ciddi bir ekolojik ve ekonomik önem arz etmektedir. Her şeyden önce ekolojik denge gittikçe bozulurken bu bozulmanın sularda çok ciddi boyutlara ulaştığı bilinmektedir. Artık yapılması gereken &quot;Zararın neresinden dönersen kardır.&quot; mantığıyla bozulmayı durdurmak ve mümkünse düzeni iyileştirmek olmalıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; BAKTERİYEL HASTALIKLAR &lt;br/&gt;Bakteriler çok küçük organizmalardır ve ancak yüksek büyütmeli lenslere sahip mikroskop ile görülebilirler. Çevrede çokça bulunurlar ve aynı zamanda antibiyotik ve yoğurt üretimi gibi alanlarda da kullanılırlar. Bununla beraber bazı bakteriler parazit yaşayarak konakçıda üreme ve konakçıya zarar verme yeteneğine sahiptirler.   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tablo 1: Salmonid balık türlerinin önemli patojen bakterileri.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; FAMİLYA    CİNS    TÜR&lt;br/&gt;a)Gram negatif CytophagaceaeEnterobacteriaceaePseudomonadaceaeVibrionaceaeKesin olarak belli değilFlexibacterEdwardsiellaPseudomonasAeromonasVibrioHaemophilusFlexibacter columnaris Flexibacter psychrophila Flexibacter marinus Edwardsiella tarda Yersinia ruckeri Pseumdomonas fluorescensAeromonas hydrophiliaAeromonas salmonicida var. Salmonicidavar. Achromegenes Vibrio angillarium Vibrio ordali Haemophilus piscium&lt;br/&gt;b)Gram pozitif Corynebacteriaceae Streptococcaceae BacillaceaeRenibacterium Sterptococcus ClostiridiumRenibacterium salmonariumStreptococcus faecalis Clostiridium botulinum&lt;br/&gt;c)Asid-fast türler Nocardia Mycobacteriaceae Nocardia MycobacteriumNocardia asteroides Nocardia kampachi Mycobacterium fortuitum Mycobacterium marinum&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FAMİLYACİNSTÜR&lt;br/&gt;d)Rickettsias (Zorunlu intracellular parazitler) RickettsialesPiscirickettsiaPiscirickettsia salmonis&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Labaratuvar dışında sadece mikroskop altında görülebilen balık bakterileri hasta balıkların solungaçlarından hazırlanan yaş preparatlarda teşhis edilebilen büyük ve yaygın bakterilerdir. Bunun yanında bakterilerin teşhisi amacıyla genellikle balık dokularında izolasyonu ve labaratuvar gelişmelerinin incelenmesi de gerekir. Bu çalışmalar bakteriler için gerekli gıda malzemelerini içeren agar jelli petri kutuları kullanılarak yapılabilir. Bakteriler ayrıca boyanabilmekte ve böylece yüksek büyütmeli merceklere sahip bir mikroskop altında kolayca görülebilir hale gelmektedir.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BAKTERİYEL BÖBREK HASTALIĞI(Bacterial Kidney Disease)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bakteriyel böbrek hastalığı reinabacterium salmonarium tarafından meydana getirilir.(Bkz. Tablo 1) Bu bakteri sadece konakçı balıkta çoğalabilir ve böbrek dalak ve kas dokusunda çok yavaş bir şekilde gelişir. Bu bakteriler çok  küçüktür ve kültür ortamında gelişmesi zordur. Çünkü bunlar özel gıda içeriklerine ihtiyaç gösterir bu nedenle her ne kadar boyalı prepatlarda sıkça küçücük çubuk şeklinde çok sayıda bakteri görülebilirse de kesin teşhis için sadece özelleşmiş labaratuvar gereklidir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İlk olarak 1930&quot;ların başında İskoçya&quot;da yakalanan wild Atlantic salmon, (salmo salar L.) da görüldü. 1935&quot;te buna benzer hastalıklar görüldüyse de bakteri kültürünün üretimi için 1956 yılını beklemek gerekecekti. Hastalık bu sırada çok geniş bir alana nüfuz etmişti bile. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BKD genellikle tatlı sularda görülse de tuzlu suda da öldürücü olabilmektedir. Tuzlu suda coho salmon türü için ölüm yüzdesi %4 iken tatlı suda %17,2 dir.Tuzlu suda hastalığın etkisi azalsa da hastalık ilerlemeye devam etmekte ve ölüme sebep olmaktadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu hastalık balıklar arasında vücut yüzeyinde irinli kabarcıklar ile ülserlerin oluşması ve böbreklerin dejenerasyonu ile seyreden kronik ve bulaşıcı bir hastalıktır. Buna sebep olan korynebakteri türleri gram pozitiftir.(Bkz. Tablo 1)  BKD balıklar altı ve on iki aylık olana kadar sıklıkla görülmez. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1)MORFOLOJİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tip türü corynebacterium diphteriae olan bu genusta hücreler genellikle kısa kalın bir çomak şeklindedir. Bu çomak düz olabildiği gibi hafifçe kıvrık da olabilir. Genellikle hücrenin bir ucu şişerek hücre topuz şeklini alır. Bu genusa ait hücrelerin her tarafı aynı şekilde boyayı tutmadığından homojen bir boyan</description></item><item><title>KUZEY EGE DENIZI SEDIMENTLERINDE KARBONVE YANABILEN MADDE DÜZEYLERININARASTIRILMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kuzey-ege-denizi-sedimentlerinde-karbonve-yanabilen-madde-duzeylerininarastirilmasi-394960.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Bu çalisma, Ege Denizinin kuzey kesiminde ve ülkemizkarasularinda yer alan bölgede gerçeklestirilmistir. Tespit edilen 43istasyondan sediment örnekleri alinmistir. Bu örneklerde minimumkarbon (%) degeri; 0.35 , maksimum 15.63 ve ortalama 4.48 olaraktespit edilmistir. Yanabilen madde (%) degerleri ise; en düsük 2.24 ,en yüksek 16,04 ve ortalama 7.57 olarak ölçülmüstür. Bu çalismadaorganik kirlenmeye katkida bulunan bu maddelerin lokaliteye göredegisimleri arastirilmistir. Sonuçlar diger arastirmalarla karsilastirilipçizelge ve sekiller halinde sunulmustur.&lt;br/&gt;Anahtar kelimeler: Kuzey Ege Denizi, Deniz sedimenti, Organikkarbon, Yanabilen madde&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;THE INVESTIGATION OF CARBON AND BURNABLESUBSTANCES LEVELS IN THE NORTHERN AEGEAN SEASEDIMENTS.&lt;br/&gt;This study, was carried out the region which is found in thenorthern part of the Aegean Sea and Turkish landwaters. Thesediments samples which were collected from the determined 43stations, hi these samples the concentrations of Carbon (%) min. 0.35max. 15.63 and mean 4.48 and burnable substance (%) min. 2.24 ,max. 16,04 and mean 7.57 were measured. In addition the substanceswhich contribute to the organic pollution and the changings aredepended on the location were investigated. The results werecompared with other studies and presented in the tables and figures.&lt;br/&gt;Keywords: Northern Aegean Sea, Marine sediment, Organic carbon,Burnable substance,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;LİTERATÜR BİLDİRİŞLERİ&lt;br/&gt;MATERYAL VE METOD&lt;br/&gt;Çalışma Bölgesi Hakkında Genel Bilgi:&lt;br/&gt;Sediment Örneklerinde Karbon (%) ve Yanabilen Madde (%)&lt;br/&gt;Tayinleri&lt;br/&gt;ARAŞTIRMA BULGULARI&lt;br/&gt;Karbon (%) miktarıyla ilgili Bulgular&lt;br/&gt;Yanabilen Madde (%) miktarıyla ilgili Bulgular&lt;br/&gt;TARTIŞMA VE SONUÇ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SEKILLER DIZINI&lt;br/&gt;Arastirma Istasyonlari&lt;br/&gt;Bölgeler Arasinda Karbon (%) Miktarlarina Iliskin P&lt;0,05 Güven Araligindaki Min, Maks ve Ort Degerlerin Bölgelere Göre Degisimleri&lt;br/&gt;Saroz,Gökçeada Girisi,Gökçeada Çikisi,Edremit,Ayvalik- Dikili,Çandarli Bölgelerindeki Karbon (%) Ile Derinlik Arasindaki</description></item><item><title>EDREMIT KÖRFEZI&quot;NDE TRIGLIDAE FAMILYASI&quot;NIN (KIRLANGIÇ BALIKLARI) BIYO- KOLOJIK ÖZELLIKLERININ ARASTIRILMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?edremit-korfezi-nde-triglidae-familyasi-nin-(kirlangic-baliklari)-biyo-kolojik-ozelliklerinin-arastirilmasi-394908.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Edremit Körfezi&quot;nde Eylül 1999-Ağustos 2000 tarihleri arasında aylık olarak yapılan trol çekimleri sonucunda gerçekleştirilen bu çalışma ile, Triglidae familyası türlerinin araştırma bölgesindeki boy, ağırlık, yas, eşey dağılımları ve oranları, boy-yas, ağırlık-yas, boy-ağırlık ilişkileri, kondisyon faktörleri, beslenme kompozisyonları, mortalite oranları ve üreme periyotlarını içeren bazı biyo-ekolojik özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. araştırma periyotu süresince körfezden; 858 adet Eutrigla gurnardus, 1822 adet Lepidotrigla cavillone, 262 adet Trigla lucerna, 43 adet Trigla lyra, 572 adet Trigloporus lastoviza, olmak üzere familyanın beş türüne ait toplam 3557 birey incelenmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anahtar kelimeler: Edremit Körfezi, Triglidae, Eutrigla gurnardus, Lepidotrigla cavillone, Trigla lucerna, Trigla lyra, Trigloporus lastoviza, biyo-ekolojik özellikler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;THE INVESTIGATION ON THE BIO-ECOLOGICAL CHARACTERISTICS OF TRIGLIDAE FAMILY IN EDREMIT BAY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;In this study, specimens of the Triglidae family were caught monthly by trawl surveys carried out between September 1999 - August 2000 in Edremit Bay, in order to determine of some bio-ecologic characteristics that includes their length, weight, age, sex ratios, lengthage, weight-age, length-weigth relationships, condition factors, diet compositions, mortality ratios and spawning periods. During the research period, totally 3557 individuals, 858 Eutrigla gurnardus, 1822 Lepidotrigla cavillone, 262 Trigla lucerna, 43 Trigla lyra, 572 Trigloporus lastoviza, were investigated in five species belong to this family.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Keywords: Edremit Bay, Triglidae, Eutrigla gurnardus, Lepidotrigla cavillone, Trigla lucerna, Trigla lyra, Trigloporus lastoviza, bioecological characteristics.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Su ürünleri aktiviteleri gerek dünya ülkelerinde ve gerekse&lt;br/&gt;ülkemizde geçmişi çok eski çağlara dayanan ve besin sağlama amaçlı&lt;br/&gt;yapılan bir uğrasıdır. Ancak su ürünleri üretimindeki esas artış, 20.&lt;br/&gt;yüzyılda gerçekl</description></item><item><title>AKVARYUM BALIKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?akvaryum-baliklari-361998.html</link><description>Â© Ege University Press&lt;br/&gt;ISSN 1300 - 1590&lt;br/&gt;http://jfas.ege.edu.tr/&lt;br/&gt;Türkiye&quot;ye İ thal Edilen Akvaryum Balıkları ve Sonuçları&lt;br/&gt;Üzerine Ara ş tırmalar *&lt;br/&gt;Gürel Türkmen, Atilla Alpbaz&lt;br/&gt;Ege Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi, Yeti ş tiricilik Bölümü, Yeti ş tiricilik A.B.D., Bornova, İ zmir, Türkiye.&lt;br/&gt;Abstract: Studies on Aquarium Fish Imported to Turkey and the Results. In this study,&lt;br/&gt;the importing of ornamental fish and imported species in Turkey have been investigated.&lt;br/&gt;The species have been determined after having taken polls with importer companies and&lt;br/&gt;breeders. In addition information about the species has been given. As a result of the&lt;br/&gt;investigation the beginning of the import of ornamental fish seems to have been observed in&lt;br/&gt;the 1980&quot;s. According to this investigation 227 species of freshwater fish and 51 species of&lt;br/&gt;marine fish have been imported. It has been finded out that the breeding of ornamental fish&lt;br/&gt;is inadequate in Turkey and the majority of such fish is imported from other countries in&lt;br/&gt;1995.&lt;br/&gt;Key words: Aquarium fish, import, Turkey&lt;br/&gt;Özet: Bu çalı ş mada, Türkiye&quot;de akvaryum balıkları ithalatı ve ithal edilen akvaryum balık&lt;br/&gt;türleri ara ş tırılmı ş tır. İ thal edilen akvaryum balıkları, konuyla ilgili faaliyet gösteren&lt;br/&gt;firmalar ve yurt içinde bulunan üreticiler ile yapılan anket çalı ş maları sonucunda saptanmı ş&lt;br/&gt;ve bu türler hakkında bilgiler sunulmu ş tur. Ara ş tırma sonucunda, Türkiye&quot;ye akvaryum&lt;br/&gt;balıkları ithalatının 1980&quot;li yıllarda ba ş ladı ğ ı, tatlı sularda ya ş ayan 227 akvaryum balık&lt;br/&gt;türünün ve 51 deniz balık türünün ithal edildi ğ i, ülkemizde akvaryum balıkları üretiminin&lt;br/&gt;yetersiz oldu ğ u ve bu çalı ş manın ele alındı ğ ı 1995&quot;li yıllarda talebin büyük bir bölümünün&lt;br/&gt;ithalat yoluyla kar ş ılandı ğ ı belirlenmi ş tir.&lt;br/&gt;Anahtar kelimeler: Akvaryum balıkları, ithalat, Türkiye&lt;br/&gt;Giri ş&lt;br/&gt;Dünyada akvaryum balıkçılı ğ ının Japon&lt;br/&gt;balıklarının (Carassius auratus Linnaeus)&lt;br/&gt;yeti ş tiricili ğ i ile Çin&quot;de ba ş ladı ğ ı kabul&lt;br/&gt;edilmektedir. Renkli Japon Balıkları&lt;br/&gt;Avrupa&quot;ya 17. yüzyılda getirilmeye&lt;br/&gt;ba ş lanmı ş ve çok kısa bir sürede popüler&lt;br/&gt;olmu ş lardır. Modern anlamda balıkların&lt;br/&gt;camdan yapılmı ş akvaryumlarda tutul-masına&lt;br/&gt;ilgi 19. yüzyılda önce İ ngiltere ve&lt;br/&gt;Almanya&quot;da ba ş lamı ş ve daha sonra di ğ er&lt;br/&gt;Dünya ülkelerine yayılmı ş tır. Akvaryum&lt;br/&gt;balıklarının ülkeler arası ta ş ınmalarına ise&lt;br/&gt;19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren&lt;br/&gt;ba ş lanmı ş oldu ğ u gözlenmekte, özellikle&lt;br/&gt;II. Dünya Sava ş ı&quot;ndan sonra hava&lt;br/&gt;ta ş ımacılı ğ ının artmasıyla, özellikle&lt;br/&gt;Singapur merkez olmak üzere akvaryum&lt;br/&gt;balıklarının uluslar arası pazarlara&lt;br/&gt;sunumları artmı ş oldu ğ u gözlenmektedir.&lt;br/&gt;Akvaryum ile ilgili ilk dergi 1880 yılında&lt;br/&gt;Almanya&quot;da yayınlanmı ş tır (Berkom ve&lt;br/&gt;di ğ ., 1991; Sagar and Sawain, 1988;&lt;br/&gt;Vonderwinkler, 1969). Bugünkü anlamda&lt;br/&gt;ilk cam akvaryumun, Alman akvuarist&lt;br/&gt;E.A. MULLER tarafından 1856 yılında&lt;br/&gt;yapıldı ğ ı, Altınköprü (1990) tarafından&lt;br/&gt;kaydedilmi ş tir. Halka açık ilk akvaryum&lt;br/&gt;ise 1890 yılında Japonya&quot;da kurulmu ş ,&lt;br/&gt;günümüzde ise 300&quot;ü a ş kın ünite tesis&lt;br/&gt;edilmi ş bulunmaktadır (Alpbaz, 2001).&lt;br/&gt;Dünyada akvaryum balıklarının en çok&lt;br/&gt;popüler oldukları ve dolayısı ile pazarı&lt;br/&gt;büyük olan ülkeler sırası ile Amerika,&lt;br/&gt;Japonya, Almanya, İ ngiltere, Hollanda,</description></item><item><title>KAYNAKLAR GÖLETİNDEKİ (BUCA-İZMİR) TATLISU KEFALİ (LEUCİSCUS CEPHALUS, L., 1758) POPULASYONUNUN BİOEKOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kaynaklar-goletindeki-(bucaizmir)-tatlisu-kefali-(leuciscus-cephalus,-l.,-1758)-populasyonunun-bioekolojik-ozelliklerinin-incelenmesi-394975.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Mart 2000-şubat 2001 tarihleri arasında aylık periyotlar halinde yürütülen bu çalışmada, Kaynaklar Göleti&quot;nden yakalanan 85 adet tatlı su kefali (Leuciscus cephalus, L., 1758) bireyine ait yaş kompozisyonu, eşey dağılımı, yaş-boy, yaş-ağırlık ve boy-ağırlık ilişkileri, kondüsyon faktörü, gonadosomatik index değerleri, yumurtlama periyodu, yumurta sayısı ve yumurta çapı saptanmıştır.&lt;br/&gt;I-VI yaşları arasında dağılım gösteren örneklerin % 54,12&quot;si dişi, % 45,88&quot;i erkek bireylerdir. Von-Bertalanffy büyüme eşitliklerine göre populasyonun boy denklemi, Lt=34.70[1-e0.166(t+1.069).], ağırlık denklemi ise Wt=849.46[1-e0.166(t+1.069).]2,85 ve boy-ağırlık ilişkisi denklemi de, W=0.03461*L2.85(r=0.994) olarak hesaplanmıştır. Kondüsyon faktörü ortalaması dişi+erkek için 2.218 olarak bulunmuştur. Gonadosomatik indeks değerleri türün Kaynaklar Göleti&quot;ndeki yumurtlama periyodunun Haziran-Temmuz aylarında olabildiğini göstermektedir. Bizim örneklerimizdeki tatlı su kefal balığının yumurta sayısı 5390 ile 18645 arasında değişirken, yumurtlama mevsimindeki ortalama yumurta çapı ise 0.209 mm olarak ölçülmüştür.&lt;br/&gt;Anahtar sözcükler: Tatlısu kefali, Leuciscus cephalus, Bazı populasyon özellikleri, Büyüme, Kondüsyon faktörü, Üreme, Kaynaklar Göleti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;INVESTIGATION OF THE BIOECOLOGICAL CHARACTERISTICS OF CHUB POPULATION (Leiuscus cephalus, L., 1758) IN POND KAYNAKLAR&lt;br/&gt;In this study, which carried out by monthly intervals between March 2000 and February 2001, the age and sex composition, age-length, length-weight relations, condition factor, gonadosomatic index values, spawning period, egg number and diameter of 85 chub (Leuciscus cephalus, L., 1758) individuals caught from Pond Kaynaklar were determined.&lt;br/&gt;The sex ratio of chub population, estimated between I-VI ages, was calculated as 54.12 % for females and 45,88 % for males. According to Von Bertalanffy growth model, calculated length equation, weight equation and length- weight relation were Lt=34.70[1-e0.166(t+1.069)],</description></item><item><title>YAPAY RESİF BOUTUNUN DALGA HAREKETİNDEN KAYNAKLANAN LOKAL OYULMA OLAYI ÜZERİNE ETKİLERİNİN BELİRLENMESİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yapay-resif-boutunun-dalga-hareketinden-kaynaklanan-lokal-oyulma-olayi-uzerine-etkilerinin-belirlenmesi-450094.html</link><description>etkilemektedir. Dalga ve akıntı tesiriyle deniz zeminindeki yapılarda oluşan lokal oyulma etkisi, yapay resiflerin zamanla zemine gömülmelerine ve işlevlerini kaybetmelerine neden olmaktadır. Lokal oyulma etkisinin ortaya çıkması geçirgenlik, dalga ve akıntı etkisi, su derinliği, resif boyutu ve şekli ile ilgilidir. Özellikle yapay resif boyutu lokal oyulma değerlerini değiştirmektedir. Tek yönlü dalga kanalında, düzenli dalga koşullarıyla yapılan hidrolik denemelerde, yapay resif boyutu arttıkça lokal oyulma derinliğinin de arttığı tespit edilmiştir. Bu amaçla DLH, Liman Hidrolik Araştırma Merkezi tarafından Zonguldak, Hisarönü&quot;nde alınan dalga ve akıntı parametreleri laboratuvar koşullarında 1:30 ölçek koşuluyla, üç farklı boyuta sahip içi dolu küp resif modelleri için uygulanmıştır. 5 ile 10 cm dalga yükseklikleri arasında, 1.13 s sabit dalga periyoduyla 7 farklı dalga durumu üretilmiştir. Lokal oyulma değerleri ince çakıllı zemin üzerinde, &quot;mm&quot; taksimatlı cetvel ve Sand Surface Meter (kum yüzeyi ölçme aygıtı) ile ölçülmüştür. Denemeler sonunda yapay resif boyutu ile lokal oyulma derinliği arasında bir doğru orantı olduğu saptanmıştır. 10 m (model için 33.33 cm) su derinliğinde, 5 cm&quot;lik model için 0.6 cm, 4 cm&quot;lik model için 0.45 cm ve 3.3 cm&quot;lik model için 0.387 cm lokal oyulma derinlikleri ve 15 m (model için 50 cm) su derinliği için bu değerler sırasıyla 0.4 cm, 0.375 cm ve 0.225 cm ölçülmüştür. Bu sonuçlara göre yapay resif boyutunun oyulma derinliğini etkileyen diğer faktörlerden bağımsız olarak lokal oyulma derinliğini arttırdığı tespit edilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giriş Balıkçılığın aktif bir elemanı haline gelen yapay resiflerin kendilerinden beklenen verimi verebilmeleri için, Japon bilim adamlarına göre en az 30 yıl işlevlerini yerine getirmeleri gerekmektedir (Nakamura, 1985). Kıyısal alanlarda daha çok uygulama imkanı bulan yapay resifler, özellikle dalga, dalgaların oluşturduğu akıntı, gel-git olayının neden olduğu akıntı, rüzgar akıntıları gibi etkileri nedeniyle meydana gelen sedimantasyon sonucu bulundukları zemine bir süre sonra gömülmektedirler. Sedimantasyon dalga ve akıntı etkisi sonucu oluşmaktadır. Bir tanenin harekete geçmesi için bu taneyi etkileyen kuvvetlerin büyüklüğü önemlidir ve bu tane harekete geçerse bu durum kritik durumdur. Taneye etki eden hidrodinamik kuvvetler, direnç kuvvetinden daha fazla ise hareket başlar (Yüksel ve diğ., 1998). Temas noktalarındaki zemin taneciklerinin harekete geçmesiyle, önce yana eğilme veya yatma şeklinde başlayan bu olay, zamanla resif gövdesinin kısmen ya da tamamen zemine doğru gömülmesine neden olur (Ingsrisawang, 1996; Kim ve diğ., 1995; Lök, 1999). İlk olarak yapay resif bloğunun zemine değdiği kolon elemanlarında ortaya çıkan bu olaya &quot;lokal oyulma&quot; adı verilmektedir. Lokal oyulma olayı, köprü ayaklarında ortaya çıkmış ve bununla ilgili bir çok çalışma yürütülmüştür. Yapay resif uygulamalarının artmasıyla, özellikle okyanus kıyısı ülkelerde sığ sularda meydana gelmeye başlayan lokal oyulma etkisi resif bloklarının etkinliğini azaltmış ve yok etmiştir (Sungthong ve Ingsrisawang, 1993; Kimura ve diğ., 1994a&quot;dan). Lokal oyulmayla ilgili yapılan laboratuvar ve saha çalışmalarında, bu mekanizmanın oluşumu ve nedenleri saptanmaya çalışılmıştır. Bu olayı araştırıcılar; ilk aşama, orta aşama ve denge aşaması olmak üzere üç farklı evreye ayırmışlardır. Genellikle sirkülasyon kanalında ve dalga kanallarında yürütülen hidrolik denemelerde, değişik boyutlardaki farklı resif modelleri, çeşitli düzenlerde ve açılarda, farklı özelliklere sahip zeminlere yerleştirilerek dalga ve akıntı parametreleri ile değerlendirilmiştir (Nakamura, 1982; Kimura ve diğ., 1994a; Kimura ve diğ., 1994b). Bu denemeler model ölçeği, zemin eğimi; resif boyutu, zemin analiz sonuçları ve çevresel koşullar hesaplanarak yürütülmüştür. Ülkemizde yapay resifler Ege Bölgesi&quot;nde yoğunluk göstermekle beraber, Karadeniz Bölgesi&quot;nde de ilk kez uygulanmıştır. Ege Bölgesi&quot;nde yapılan yapay resif çalışmalarında, resif bl</description></item><item><title>ANTALYA-BELEK SAHİL ŞERİDİ MAVİ YENGEÇLERİNDE (CALLİNECTES SAPİDUS) İNSAN PATOJENİ VİBRİO SPP.&quot;LERİN ARANMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?antalyabelek-sahil-seridi-mavi-yengeclerinde-(callinectes-sapidus)-insan-patojeni-vibrio-spp.-lerin-aranmasi-352791.html</link><description>ANTALYA-BELEK SAHİL ŞERİDİ MAVİ YENGEÇLERİNDE (CALLİNECTES SAPİDUS) İNSAN PATOJENİ VİBRİO SPP.&quot;LERİN&lt;br/&gt;ARANMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sayfa&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER İ-İİ&lt;br/&gt;ÖZET İİİ&lt;br/&gt;ABSTRACT İV&lt;br/&gt;ÖNSÖZ VE TEŞEKKÜR V&lt;br/&gt;SİMGELER DİZİNİ Vİ&lt;br/&gt;ŞEKİLLER DİZİNİ Vİİ&lt;br/&gt;ÇİZELGELER DİZİNİ Vİİİ&lt;br/&gt;1. GİRİŞ 1&lt;br/&gt;2. LİTERATÜR BİLGİSİ 3&lt;br/&gt;2.1. Mavi Yengecin Biyolojisi 3&lt;br/&gt;2.1.1. Sistematikteki Yeri Ve Biyolojik Özellikleri 3&lt;br/&gt;2.1.2. Morfolojileri 4&lt;br/&gt;2.1.3. Habitatları ve Dağılımları 7&lt;br/&gt;2.1.4. Yaşam Döngüleri 7&lt;br/&gt;2.1.5. Kabuk Değişimi ve Büyüme 8&lt;br/&gt;2.1.6. Beslenmeleri 9&lt;br/&gt;2.1.7. Üremeleri 10&lt;br/&gt;2.2. Vibrionaceae Bakterileri 12&lt;br/&gt;2.2.1. Vibrio Bakterileri Hakkında Genel Bilgi 12&lt;br/&gt;2.2.2. İnsan Patojeni Vibrio Türleri 14&lt;br/&gt;2.2.3. İnsan Patojeni Olmayan Vibrio Türleri 20&lt;br/&gt;2.3. Tanımlamada Kullanılan Biyokimyasal Testler 22&lt;br/&gt;2.3.1 Oksidaz Testi 22&lt;br/&gt;2.3.2. İndol Testi 23&lt;br/&gt;2.3.3. Karbonhidrat Fermantasyon Testi 23&lt;br/&gt;2.3.4. Dekarboksilasyon Testi 24&lt;br/&gt;2.3.5. Sitrat Testi 26&lt;br/&gt;2.3.6. Voges Proskauer Testi 27&lt;br/&gt;2.3.7. Farklı Tuz Konsantrasyonlarında Üreme 27&lt;br/&gt;2.3.8. O/129 Duyarlılığı 27&lt;br/&gt;2.3.9. Üreaz Testi 27&lt;br/&gt;2.3.10. Eskülin Hidrolizi 28&lt;br/&gt;2.3.11. Hareketlilik Testi 28&lt;br/&gt;3. MATERYAL VE METOT 30&lt;br/&gt;3.1. Örneklerin Toplanması 30&lt;br/&gt;3.2. Bakteri Suşlarının İzolasyonu 32&lt;br/&gt;3.3. İzole Edilen Bakterilerin Tanımlanması 34&lt;br/&gt;3.4. Tanımlamada Kullanılan Biyokimyasal Testler 36&lt;br/&gt;3.4.1. Oksidaz Testi 36&lt;br/&gt;3.4.2. İndol Testi 36&lt;br/&gt;3.4.3. Karbonhidrat Fermantasyon Testi 37&lt;br/&gt;3.4.4. Dekarboksilasyon Testi 38&lt;br/&gt;3.4.5. Sitrat Testi 39&lt;br/&gt;3.4.6. Voges Proskauer Testi 40&lt;br/&gt;3.4.7. Farklı Tuz Konsantrasyonlarında Üreme 40&lt;br/&gt;3.4.8. O/129 Duyarlılığı 41&lt;br/&gt;3.4.9. Üreaz Testi 42&lt;br/&gt;3.4.10. Eskülin Hidrolizi 42&lt;br/&gt;3.4.11. Hareketlilik Testi 43&lt;br/&gt;4. BULGULAR 44&lt;br/&gt;4.1.Tanımlama Sonuçları 46&lt;br/&gt;5.TARTIŞMA VE SONUÇ 52&lt;br/&gt;6. KAYNAKLAR 59&lt;br/&gt;ÖZGEÇMİŞ 66&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Bu çalışmada; ülkemizin önemli bir turizm bölgesi olan Antalya-Belek sahil&lt;br/&gt;şeridinden toplanan ve yiyecek maddesi olarak bölge halkı ve turistler tarafından&lt;br/&gt;tüketilen mavi yengeç (Callinectes sapidus)&quot;lerde insan patojeni olarak kabul edilen&lt;br/&gt;Vibrio cinsi bakteriler araştırılmıştır.&lt;br/&gt;Çalışmada; 83 adet mavi yengecin 45&quot;inden (%54.2) en az bir tür insan patojeni&lt;br/&gt;Vibrio cinsi bakteri tanımlaması yapılmıştır. Bu mavi yengeçlerin 32sinden bir tür,&lt;br/&gt;12sinden iki tür, birinden ise üç tür insan patojeni Vibrio izole edilmiştir. İzole&lt;br/&gt;edilen 59 insan patojeni Vibrio suşundan 25&quot;i (% 42.4) Vibrio alginolyticus, 9&quot;u (%&lt;br/&gt;15.3) Vibrio fluvialis, 8&quot;i (% 13.6s) Vibrio hollisae, 9&quot;u (% 15.3) Vibrio damsela, 3&quot;ü&lt;br/&gt;(% 5.1) Vibrio harveyi, 3&quot;ü Vibrio metschnikovii, 2&quot;si (% 3.4) Vibrio vulnificus&lt;br/&gt;olmak üzere toplam 7 tür Vibrio tespit edilmiştir.&lt;br/&gt;Bu çalışmanın sonucunda çalışma yapılan bölgeden yakalanan ve bölge halkı&lt;br/&gt;tarafından çeşitli şekillerde yiyecek maddesi olarak tüketilen mavi yengeçlerin&lt;br/&gt;konakçı olarak Vibrio türlerini taşıdığı saptanmıştır.&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;In this study, Vibrio species have been collected in Antalya-Belek coast where is a&lt;br/&gt;very important tourism region of Turkey and consumed as a food by native people&lt;br/&gt;and tourists, claimed as a human patogen. In this research, there was at least one&lt;br/&gt;human patogen Vibrio species isolated and identified from 45% percent of 83 blue&lt;br/&gt;crab. Of these, one species in 32, two species in 12 and three species in one human&lt;br/&gt;patogen Vibrio was isolated. Of these isolated as 59 human patogen Vibrio strain in&lt;br/&gt;7species of Vibrio, which are isolated as 25 Vibrio alginolyticus (42,4 %), 9 Vibrio&lt;br/&gt;fluvialis (15,3 %), 8 Vibrio hollisae (13,6 % ), 9 Vibrio damsela (15,3 % ), 3 Vibrio&lt;br/&gt;harveyi (5,1 %) 3 Vibrio metschnikovii (5,1 % ), 2 Vibrio vulnificus (3,4 % ).&lt;br/&gt;As a result of this resarch, in natural form of the blue crab collected in researching&lt;br/&gt;area and consumed as a food by native people in various types, order of the Vibrio&lt;br/&gt;types was found existed as a stationary.</description></item><item><title>İZMİR KÖRFEZİ&quot;NİN FARKLI BÖLGELERİNDEKİ BAZI BALIK ÇİFTLİKLERİNİN BENTİK ÇEŞİTLİLİĞE ETKİLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?izmir-korfezi-nin-farkli-bolgelerindeki-bazi-balik-ciftliklerinin-bentik-cesitlilige-etkilerinin-karsilastirilmasi-394903.html</link><description>Genel Bakış&lt;br/&gt;Akuakültürün Dünyadaki Durumu&lt;br/&gt;Akuakültürün Türkiye&quot;deki Durumu&lt;br/&gt;Denizel Kirlilik ve Çevresel Kapasite&lt;br/&gt;Kafeslerde Yapılan Balık Yetiştiriciliği ve Çevre&lt;br/&gt;Genel Etkileri&lt;br/&gt;Su Kolonuna Etkileri&lt;br/&gt;Bentik Bölgeye Etkileri&lt;br/&gt;Araştırma Konusu İle İlgili Yapılan Çalışmalar&lt;br/&gt;ARAŞTIRMA BÖLGESİ HAKKINDA GENEL BİLGİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Türkiye kıyılarında ağ kafeslerde balık yetiştiriciliği, 1980&quot;lerin ortalarından itibaren giderek yaygınlaşmaya başlamıştır. Genellikle, yarı kapalı kıyısal alanlarda yer alan yüzer ağ kafeslerden kaynaklanan ve dipte biriken organik madde girdi artışı, sedimentte organik kirliliğe, bu kirlenmede bentik komünitenin yapısında bozulmaya sebeb olmaktadır. Bu çalışmada, İzmir Körfezi&quot;nin farklı bölgelerinde yer alan üç ticari balık çiftliğinin mevsimsel olarak bentik fauna üzerine etkileri araştırılmıştır. Her balık çiftliğinden, biri kafeslerin altında diğeri kafeslerin açığında olmak üzere iki istasyonda Temmuz 2001, Ekim 2001, Şubat 2002 ve Nisan 2002&quot;de 10 lt. hacime sahip Van-Veen Grap ile örnekleme çalışmaları yapılmıştır. Üç balık çiftliğinde de bentik faunanın mevsimsel değişiklikler gösterdiği, poliketa&quot;nın en baskın grup olduğu ve en baskın türlerin de büyük çoğunluğunun bu gruba ait olduğu gözlenmiştir. Balık çiftliklerinin üçünde de Neanthes caudata, Neanthes succinea, Schistomeringos rudolphi, Capitella capitata ve Corbula gibba gibi kirlilik indikatörü türlere rastlanılmıştır. Sonuçlar bentik faunanın yetiştiricilik faaliyetlerinden geniş ölçüde etkilenmiş olduğunu ortaya koymaktadır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anahtar Sözcükler: Bentik fauna, Ağ kafeslerde balık yetiştiriciliği, Çevresel etki, Organik kirlilik.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;A COMPARISON OF THE IMPACTS OF SOME FISH FARMINGS ON THE BENTHIC DIVERSITY IN THE DIFFERENT AREAS OF IZMIR BAY&lt;br/&gt;Fish cage aquaculture has become increasingly common since in the middle of 1980&quot;s in Turkish coastal waters. In generally, the incerased organic input, which are caused by floating cages located in semi-enclosed coastal zones</description></item><item><title>AKVARYUM KİMYASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?akvaryum-kimyasi-341779.html</link><description>AKVARYUM KİMYASI&lt;br/&gt;Akvaryum suyunun hazırlanması &lt;br/&gt;Şehir sularında bulunan klor ve ağır metaller bitki ve balıklar için zehirlidir. Bu suyun ilk önce akvaryum için uygun hale getirilmesi gerekir. Akvaryuma koymadan önce temiz ve zehirli olmayan bir kapta bir hafta dinlendirmek ya da bir su filtresi veya hava pompasıyla bir iki gün havalandırmak gerekir. Bundan sonra da suyun içinde kalan kloru ve ağır metalleri nötralize etmek için bir su hazırlama preparatı kullanmak (örn. BioPlast AquaClean) yerinde olacaktır. &lt;br/&gt;Bakır zehirlidir. Bu yüzden yeni kurulmuş, henüz kireçlenmemiş bakır tesisatlardan gelen su, akvaryumlar için uygun değildir. İçinde zehirli metaller bulunma olasılığı olduğu için musluktan akan sıcak suyu da akvaryum için kullanmamalısınız. Sadece soğuk su, o da bir süre akıtıldıktan sonra kullanılmalıdır. &lt;br/&gt;Suyun kimyası &lt;br/&gt;İçinde yaşadıkları suyun bileşimi, diğer bir deyişle kimyası balık ve bitkiler için büyük önem taşır. Bazı balık ve bitki türleri yaşamlarını sürdürebilmek için çok özel su şartları (pH, GH, erimiş karbondioksit miktarı vs.) gerektirirler. Bunlar hassas ve zor türlerdir. Örneğin bir Güney Amerika cüce çikliti olan apistogramma agassizi  nin uzun dönemde sağlıkla yaşayabilmesi için diğer şartların yanında akvaryum suyunun asitlik değerinin de 6 - 6,7 pH arası olması gereklidir. Bazı türler ise çok geniş aralıklardaki su değerlerinde sağlıkla yaşayabilir ve hatta çoğalabilirler. Bunlar, çoğu zaman doğada da mevsimlerle bağlı olarak değişen su şartlarına göğüs germek zorunda olan dayanıklı türlerdir. &lt;br/&gt;Akvaryum bitki ve balıklarına gereksinim duydukları su şartlarını sağlayabilmek, suyun kimyasından bir miktar anlamayı gerektirir. Özellikle bilinmesi gerekenler, akvaryumculukta önem kazanmış toplam sertlik (GH), karbonat sertliği (KH), asitlik (pH) ve erimiş karbondioksit (CO2) gibi değerlerin ilişkileridir: &lt;br/&gt;Suyun asitlik derecesi (pH) &lt;br/&gt;Suyun pH derecesi, içinde çözülmüş halde bulunan bütün asitik ve bazik maddelerden etkilenir. Suyun pH derecesiyle, bütün bu maddelerin toplam etkisi ölçülmüş olur. Suda ne kadar çok asitik madde varsa, pH değeri de o kadar düşer. Kimya dilinde belirtilecek olursa, asitik su elektron almaya, bazik su ise vermeye eğilimlidir. &lt;br/&gt;0 - 14 pH skalası &lt;br/&gt;Suyun pH derecesi, sudaki hidrojen (H+) iyonları konsantrasyonunun negatif logaritmasıyla (10-pH) orantılıdır ve 0-14 aralığında bir skalayla ölçülür. Saf suyun hidrojen iyonları (H+) konsantrasyonu, hidroksit (OH-) iyonları konsantrasyonuna eşit, pH derecesi de nötr, yani 7dir. Asitik özellikli sularda (pH 0-7 aralığı) H+ iyonları OH- iyonlarından daha fazla, bazik özellikli sularda ise (pH 7-14 aralığı) OH- iyonları H+ iyonlarından daha fazla bulunur. Tatlı su akvaryumları için genelde 5.5 - 8.5 pH aralığı önem taşır. Çoğu tatlı su kaynaklarının pH derecesi de bu değerler arasındadır. Örneğin Afrikadaki Malawi Gölünün çeşitli yerlerindeki pH değerleri 7.5-8.5 arasıyken (bazik), tropik Amazon sularının çoğu yerinde pH 6.5in altındadır (asitik). &lt;br/&gt;Balık ve bitki türleri sağlıklı yaşamak için belli pH değerleri gerektirirler &lt;br/&gt;Suyun pH değeri akvaryumculukta çok önem kazanmıştır. Her balık veya bitki türü, sağlıklı yaşayabilmek için belli sınırlar içindeki pH değerlerini gerektirirler. Bazı türler, 6,5 - 8,5 gibi geniş bir pH aralığında sorunsuzca yaşamlarını sürdürürken bazıları 5,5 - 6,5 aralığı gibi özel (asitik) su şartlarına gereksinim duyarlar. &lt;br/&gt;Sudaki hızlı pH değişimleri tehlikelidir! &lt;br/&gt;Çoğu zaman, suyun mutlak pH derecesinden çok, pHın dengede sabit tutulması önemlidir. Çünkü balıklar, bitkiler ve mikroorganizmalar, ani pH değişimlerinden son derece olumsuz etkilenirler. Suyun pH derecesinin dengede tutulmasında bikarbonat sertliği önemli rol oynar. Genel olarak, suyun bikarbonat sertliği yükseldikçe pH da yükselir ve daha kolay dengede tutulur. Örneğin bikarbonat sertliği arttıkça akvaryumdaki karbondioksit miktarına bağlı günlük pH salınımları azalacaktır. Disk balığı gibi düşük pH dereceleri (5,5-6,5) gerektiren balıkların b</description></item><item><title>KÜÇÜK TİP ALABALIK İŞLETMELERİ FİZİBİLİTE RAPORU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kucuk-tip-alabalik-isletmeleri-fizibilite-raporu-358862.html</link><description>KÜÇÜK TİP ALABALIK İŞLETMELERİ FİZİBİLİTE RAPORU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÖLÜM 1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ALABALIK HAKKINDA GENEL BİLGİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.GİRİŞ : &lt;br/&gt;Dünya nüfusunun hızlı bir tempo ile artışı gelecekte, insanların besin probleminin halli için insanları mevcut besin kaynaklarından azami bir şekilde faydalanma imkanı armaya; yeni besin kaynakları bulmaya zorlamıştır.&lt;br/&gt;İnsanların beslenmesinde, çok önemli bir yer işgal eden proteinli gıdaların, dolayısıyla balıkların, denizlerden ve iç sulardan avlanmaları, gelişen teknoloji ile daha ekonomik ve kolay olmuştur. Buna rağmen, bugünkü nüfus artışına paralel olarak artmayacaktır.&lt;br/&gt;İşte bu maksatla kültür balıkçılığına elverişli olan ve yeni bir işleme tarzı ile uygun bir birim sahada daha çok verim elde edebilmesi mümkün olan alabalık yetiştiriciliği ve işleme endüstrisi, bütün dünyada uygulanan en yaygın gıda işletmelerinden biridir.&lt;br/&gt;Alabalıklar soğuk ve oksijen bakımından zengin ve berrak suları tercih ederler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.KARAKTERİSTİKLERİ :&lt;br/&gt;Alabalıklar, uzunca, füze şeklinde, parlak ve cilalı küçük pullarla örtülü ve üzerinde çeşitli renkli benekleri bulunan bir vücuda sahiptir. Başlarında pulları yoktur, ağız bıyıksızdır. 2 sırt yüzgeci vardır. Kuyruğa yakın gerideki yüzgeç kemiksel ışını olmayan bir nevi yağ yüzgeci olup bu yüzgeç, alabalıkların tanınmasında mühim bir rol oynayan en belirgin özelliktir. Dişli ve etçil balıklardır. Kurt, sinek, kurbağa ve diğer balıkları yiyerek geçinirler.&lt;br/&gt;Etleri beslendiği yere ve aldığı gıdalara göre pembe, kırmızı ve portakal renginde olup, yumuşak, lezzetli, sindirilmesi kolay ve kılçıksız olduğundan kıymetlidir.&lt;br/&gt;Erinleşmiş yumurtalar karın boşluğuna dökülerek eşey deliği vasıtasıyla dışarıya çıkarlar. Yumurtalar büyük ve yapışkan olmadığından, ergin halinde iken karınlarını sıkmak suretiyle kolayca yumurta elde edebilir. Bu özelliklerinden dolayı suni üretim için elverişlidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.DÜNYADAKİ TÜRLERİ :&lt;br/&gt;Zengin bir tür çeşidine üye sahip olan alabalıklar familyasının 160&quot;dan fazla türü olduğu söylenmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;klasifikasyon : Bu familya balıkların biyolojik karakteri morfolojik yapıları ve ekolojik isteklerine göre 2 familyaya ayrılır.&lt;br/&gt;a)Küçük Ağızlılar&lt;br/&gt;Ekseri Avrupa ülkelerinde rastlanan ve özellikle Alp göllerinde ve kuzey Almanya göllerinde bulunan COREGONUS TÜRLERİ ile Avrupa ve Rusya&quot;da yaşayan THYMALLUS türleri bu gruba dahildir.&lt;br/&gt;b)Orta Ve Büyük Ağızlılar &lt;br/&gt;Bu grupta, Salmo&quot;lardan, Tuna nehrinde bulunan &quot;Salmo Hucho&quot;; Atlantik ve Kuzey Amerika sahillerinde bulunan &quot;Salmo Salar&quot;; vatanı Kuzey Amerika olan ve birçok Avrupa ülkelerine dağıtılmış olan ve suni üretime elverişli olan &quot;Salmo İrideus&quot;; gölde, derede ve hem tatlı suda hem de denizde yaşayanlardan &quot;Trutie Commune&quot; türünden &quot;Salmo Trutta L.&quot; Alabalıklarından &quot;Salmo Trutta Fario&quot;; Salmo T. Lacustris, Salmo T. Marino türleri ile Kuzey Amerika ve Avrupa&quot;nın soğuk sulu derin göllerinde yaşayan Salvelenüs türleri de vardır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. TÜRKİYEDEKİ ALABALIK TÜRLERİ&lt;br/&gt;Yurdumuzda alabalık familyasına dahil iki tür mevcuttur.&lt;br/&gt;*Salmo Star : Anadrom karakterde bir balıktır. Doğu Karadeniz bölgesinde Trabzon, Hopa Arasında bol sulu derelerde ve denizde yaşar. Yumurtlama zamanlarında denizden tatlı sulara girerler. Tatlı sulara yumurtalarını bıraktıktan sonra beslenmek üzere tekrar denize dönerler. 10-15 kg. gelenleri vardır. Usulsüz avcılık sonucunda nesilleri tükenmektedir.&lt;br/&gt;*Tatlı Su Alası :&lt;br/&gt;Bugüne kadar yapılan incelemelerde tatlı su alabalıklarının iki türü tespit edilmiştir.&lt;br/&gt;-Salmo Trutta türleri&lt;br/&gt;*Salmo Trutta Lobraks : kuzey Anadolu sularında&lt;br/&gt;*salmo Trutta Cospius : Aral gölü ve Aras nehrinde&lt;br/&gt;*Salmo Trutta Abontcious :Abant gölü, kuzey Anadolu&quot;nun bazı göllerinde&lt;br/&gt;* bunların dışında orman genel müdürlüğü ve D.S.İ. genel müdürlüğü tarafından Fas&quot;tan getirilen Salmo Trutta İrideous türünün yumurtaları Yedi Göller ve D.S.İ. hirfanlı baraj üretim istasyonlarında kuluçkaya alınarak Türkiye iklim şartlarına uyumu sağlanmıştır.&lt;br/&gt;* Yukarıda tespit edilen türler dışında 1968&quot;de Seyhan nehrinde Salmo Trutta Plotysolina adında yeni bir alabalık türü tespit edilmiş</description></item><item><title>ÇAMALTI TUZLASI (İZMİR KÖRFEZİ)&quot;NDA DAĞILIM GÖSTEREN DENİZİĞNELERİNİN (FAMİLYA: SYNGNATHIDAE) EKOMORFOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN ARAŞTIRILMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?camalti-tuzlasi-(izmir-korfezi)-nda-dagilim-gosteren-denizignelerinin-(familya-syngnathidae)-ekomorfolojik-ozelliklerinin-arastirilmasi-394980.html</link><description>INVESTIGATIONS ON THE ECOMORPHOLOGIC  CHARACTERISTICS OF THE PIPEFISH (FAMILIA: SYNGNATHIDAE) DISTRIBUTING IN ÇAMALTI LAGOON (IZMIR BAY)&lt;br/&gt;ÖZET&lt;br/&gt;Bu çalışmada, İzmir Körfezi&quot;nde dağılım gösteren deniziğnesi türleri&quot;nin ekomorfolojik özelliklerini belirlemek amacıyla 2000-2002 yılları arasında Çamaltı Tuzlası sahasından temin edilen toplam 785 adet (Syngnathus acus: 571, Syngnathus typhle: 128, Nerophis ophidion: 86) balık örneği incelenmiştir. Beslenme rejimlerini belirlemek açısından mideden çıkan besin gruplarının bulunuş frekansı (%F), sayısal miktar (%N) değerlerine göre, S.acus: Copepoda, Amphipoda, Cirripedia, Euphasiaceae, Insecta, Balık yumurta ve larvası, S.typhle: Mysidaceae, Cladcera, Copepoda, Amphipoda Decapod krustase ve Balık yumurta ve larvası, N.ophidion: Copepoda, Amphipoda, Gastropoda, Ostracoda, Cirripedia, Decapoda crustase yumurta ve larvası ile Mysidaceae gruplarını besin olarak almıştır. Türlerin üreme periyotlarını belirlemek amacıyla hesaplanan gonadosomatik indeks (GSI) sonuçlarına göre; Syngnathus acus&quot;un Ekim sonu-Şubat sonu ile Nisan-Temmuz sonu arasında, Syngnathus typhle&quot;nin Kasım başı-Ocak arasında ve Nerophis ophidion&quot;un ise Ekim-Haziran ayları arasında üremektedirler. Çamaltı tuzlası sahasından örneklenen deniziğnelerinin metrik ve meristik karakterlerinin sonuçlarında; Syngnathus acus&quot;un göz çapı ve kese boyu değerleri dışında kalan diğer morfometrik karakterleri ile, Syngnathus typhle&quot;nin ağırlık değerleri dışında tüm morfometrik karakterleri ve Nerophis ophidion&quot;un total boy ve vücut yüksekliği değerleri farklılık göstermiştir. Bu çalışmanın sonunda Çamaltı Tuzlası sahasında Syngnathus acus, Syngnathus. typhle, Nerophis. ophidion türlerinde bazı morfometrik karakterlerin farklı olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, bu metrik ve meristik karakterlerdeki farklılıkların türlerin yaşadıkları akuatik ekosisteme fenotipik bir cevapları olabilir.&lt;br/&gt;Anahtar sözcükler: Syngnathidae, morfometrik karakter, İzmir Körfezi, Çamaltı Tuzlası&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ</description></item><item><title>ANTALYA KÖRFEZI&quot;NDEKI ORFOZ BALIKLARININ (EPİNEPHELUS GUAZA L. 1758) MEVSIMSEL GONAD GELISIMI VE ESEYSEL OLGUNLUGA ULASMA YASININ TESPITI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?antalya-korfezi-ndeki-orfoz-baliklarinin-(epinephelus-guaza-l.-1758)-mevsimsel-gonad-gelisimi-ve-eseysel-olgunluga-ulasma-yasinin-tespiti-352888.html</link><description>ANTALYA KÖRFEZI&quot;NDEKI ORFOZ BALIKLARININ (Epinephelus guaza L. 1758) MEVSIMSEL GONAD GELISIMI VE ESEYSEL OLGUNLUGA ULASMA YASININ TESPITI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;IÇINDEKILERâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. i&lt;br/&gt;ÖZET......................................................................................................................... iv&lt;br/&gt;ABSTRACT............................................................................................................... v&lt;br/&gt;ÖNSÖZ...................................................................................................................... vi&lt;br/&gt;SEKILLER DIZINI................................................................................................... vii&lt;br/&gt;ÇIZELGELER DIZINI.............................................................................................. viii&lt;br/&gt;1. GIRIS..................................................................................................................... 1&lt;br/&gt;2. KAYNAK BILGISI............................................................................................... 3&lt;br/&gt;2.1. Orfoz (Epinephelus guaza) Baliginin Sistematikteki Yeri................................. 3&lt;br/&gt;2.2. Dünya&quot;da ve Türkiye&quot;deki Dagilimi................................................................... 3&lt;br/&gt;2.3. Orfoz (Epinephelus guaza) Baliginin Biyolojisi................................................. 4&lt;br/&gt;2.4. Kemikli Baliklarda Üreme Organlarin Anatomik ve Histolojik Yapisi............. 5&lt;br/&gt;2.4.1. Disi Baliklarda Genital Organlarin Anatomisi.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦ 6&lt;br/&gt;2.4.2. Disi Baliklarda Genital Organlarin Histolojisi.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.....â€¦... 6&lt;br/&gt;2.4.3. Erkek Baliklarda Genital Organlarin Anatomisi.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦......... 8&lt;br/&gt;2.4.4. Erkek Baliklarda Genital Organlarin Histolojisi.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦......... 9&lt;br/&gt;2.5. Kemikli Baliklarda Üreme Hücrelerinin Sekillenmesi.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...... 10&lt;br/&gt;2.5.1. Oogenesisâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 10&lt;br/&gt;2.5.2. Spermatogenezisâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...â€¦... 10&lt;br/&gt;2.5.3. Kemikli Baliklarda Üremeyi Düzenleyen Hormonlar ve Fonksiyonlariâ€¦..... 12&lt;br/&gt;2.6.Kemikli Baliklarda Gonadlarin Mevsimsel Gelisimiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...... 14&lt;br/&gt;2.6.1. Ovaryumlarin Mevsimsel Gelisimiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...... 14&lt;br/&gt;2.6.1.1. Immature Ovaryumâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦....... 14&lt;br/&gt;2.6.1.2. Dinlenme Evresiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...â€¦......... 15&lt;br/&gt;2.6.1.3. Olgunlasan Ovaryumâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦.. 15&lt;br/&gt;2.6.1.4. Olgun Ovaryumâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦. 15&lt;br/&gt;2.6.1.5. Yumurtalarin Birakilmasiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦â€¦â€¦. 15&lt;br/&gt;2.6.1.6. Bosalmis Ovaryum ve Yeniden Faaliyete Geçisiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦... 15&lt;br/&gt;2.6.2. Testislerin Mevsimsel Gelisimiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦... 16&lt;br/&gt;2.6.2.1. Immature Testisâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...â€¦...â€¦.. 16&lt;br/&gt;2.6.2.2. Olgunlasan Testisâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...... 16&lt;br/&gt;2.6.2.3. Olgun Testisâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...... 16&lt;br/&gt;2.6.2.4. Bosalma Evresiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦... 16&lt;br/&gt;2.6.2.5. Bosalmis Testis ve Yeniden Faaliyete Geçisiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦... 17&lt;br/&gt;2.7. Kemikli Baliklar da Üreme Sekilleri â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 17&lt;br/&gt;2.7.1. Biseksüel Üremeâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦...â€¦.... 17&lt;br/&gt;2.7.2. Partenogenetik Üremeâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦....... 17&lt;br/&gt;2.7.3. Hermafroditik Üremeâ€¦â€¦..â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..... 18&lt;br/&gt;2.7.3.1. Basarili Hermafroditizm (Successive Hermafroditizm)â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦... 18&lt;br/&gt;2.7.3.2. Synchronous Hermafroditizm (Senkronize Hermafroditizm)â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 19&lt;br/&gt;2.8. Üreme Davranislariâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦â€¦....... 19&lt;br/&gt;2.8.1. Eseysel Olgunlukâ€¦â€¦â€¦â€¦...â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 19&lt;br/&gt;2.8.2. Baliklarda Cinsiyet Farklilasmasiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...â€¦â€¦. 20&lt;br/&gt;2.8.2.1. Eseysel Dimorfizmâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..â€¦..â€¦â€¦ 20&lt;br/&gt;2.8.2.1. Eseysel Dikromatizmâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦... 22&lt;br/&gt;2.9. Üreme Stratejileriâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.... 23&lt;br/&gt;2.10. Üreme Mevsimleri ve Yillik Üreme Sikluslariâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦.... 23&lt;br/&gt;2.10.1. Üreme Dönemi Koordinasyonuâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦........ 25&lt;br/&gt;2.10.2. Gonadosomatik Indeksi.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.... 25&lt;br/&gt;2.10.3. Relative Gonad Indeksiâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.. 25&lt;br/&gt;2.10.4. Yumurta Verimliligi (Fekondite)â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦....... 26&lt;br/&gt;2.11. Orfoz Baliklarinda Üreme Özellikleriâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...... 27&lt;br/&gt;3. MATERYAL ve YÖNTEM.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...â€¦â€¦.. 28&lt;br/&gt;3.1. Materyalâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦</description></item><item><title>BALIKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?baliklar-368517.html</link><description>YILAN BALIĞI ( Anguilla anguilla )&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Erkekleri 30 - 50 cm. dişileri 45 - 100 cm. olabilen hem tatlı, hem tuzlu sularda yayılış gösterir. Doğumu ve 3 aylık gelişiminden sonra tatlı sulara girer. 8 - 20 yıl buralarda kaldıktan sonra tekrar üremek için Atlas Okyanusunda Sargossa denizine yönelirler. Burada yaklaşık 7 - 10 derece sularda 1 000 - 3 000 metre derinlikte milyonlarca yumurta döker. Dönüşü başarabilen yavrular tekrar acı su bölgelerine geri döner. Yırtıcı ve obur bir canlıdır. Yumuşakça, kabuklular ve balıklarla beslenir. Etinin lezzeti yanında yetiştirmeye uygunluğu ile ekonomik değeri çok yüksektir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;TATLISU KEFALİ ( Leuciscus cephalus )&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Ülkemizin çeşitli bölgelerinde yaygın olan, hızlı akan dere veya nehirlerde, 7 - 10 yaşlarında 30 - 40 cm. boy ve 600 - 1 000 gr. ağırlığa erişen bir Kefal türüdür. Yavru safhasında küçük kurtlar, karides ve böcek yavrularıyla beslenirken büyüyünce otta yer. Yaşlandıkça yırtıcı olup kurbağa ve sıçrayarak su dışındaki kelebekleri yiyebilir. Nisan - Haziran arası 45 - 50 000 yumurta dökerek ürer. Etinin lezzetsiz ve değersiz oluşuna karşı avcılığı çok makbuldür. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;KADİFE BALIĞI ( Tinca tinca )&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Kuzey bölgelerimizin bol bitkili durgun veya yavaş akıntılı sularında yaşar. Genelde 30 - 40 cm. en çok 60 - 70 cm. olur. Planktonlar, küçük balıklar ve yumuşakçalarla beslenir. Gündüzlerini dipte geçirip geceleri avlanır. Mayıs - Haziran arası üreme yapar. Eti lezzetlidir. Sazan yetiştiriciliğinde yardımcı olarak düşünülen bir balıktır. Sportif yönü zevklidir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;KIZILKANAT ( Scardinius erythrophthalmus )&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Kuzey Anadoluda ağır akışlı nehirler, göl ve göletlerin yumuşak tabanlı zeminlerinde yumuşakçalar ve bitkilerle beslenerek 10 - 11 yıl yaşar. 20 - 40 cm. boy ve 200 - 400 gr. ağırlıkta olur. 3 -4 yaşında olgunlaşıp ortalama 600 000 yumurta döker. Eti lezzetli fakat çok ince kılçıklı olduğu için makbul değildir. Turna gibi yırtıcı balıklar için değerli bir yemdir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;ÇAPAK BALIĞI ( Abramis brama )&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Marmara ve Karadeniz in akarsu ve göllerinde, bazı türleride Ankara ve Kırşehir yörelerinde yaşar. Boyları ortalama 30 - 40 cm. den 70 cm. ve 3 kg. dan 6 kg. a kadar ulaşabilir. Kurtlar böcekler ve yosunlarla beslenir. 10 yıl yaşayabilir. Mayıs - Haziran arası yaklaşık 100 000 yumurta ile üreme yapar. 1 kg. ın üzerindekilerin eti lezzetlidir. Küçükleri ise av balığı olarak değerlidir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;İNCİ BALIĞI ( Albunus alburnus )&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Pullarından yapay inci yapılması ismini verir. Ülkemizde çeşitli türleri yaşar. Boyları 15 - 20 cm. olur. Manyas ve Ulubat göllerinde bolca bulunur. Planktonlar, kurtlar, böcek larvaları ve su yüzeyindeki sinekleri avlayarak beslenir. Nisan - Mayıs arası üreyip yapışkan yumurtalarını nehirlerin giriş veya çıkışındaki kıyıların kumluklarına bırakır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;HOROZBINA (Blennius fluviatilis)&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Marmara, Ege ve Akdeniz akarsular ve bunların deniz karşımı acısu bölgelerinde yaşar. Boylan denizde yaşayanlara göre daha küçüktür. 8-12, en çok 15 cm . Akdeniz deki türleri 20 cm. &quot;e ulaşabilir. Su altındaki küçük hayvanlar veya böcek Larvalarıyla beslenir. Yaz aylarında üreyip yumurtalarını taşlar ve midye kabukları arasına ustaca gizler. çıplak ve pulsuz derisi yapışkan bir sıvı ile kaplıdır. Ekonomik bir değeri yoktur. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;HAVUZ BALIĞI ( Carrasius carrasius )</description></item><item><title>AVLAMA VE AV ARAÇLARI TEKNOLOJİSİ - DREÇLER VE BİMTROLLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?avlama-ve-av-araclari-teknolojisi-drecler-ve-bimtroller-351102.html</link><description>AVLAMA VE AV ARAÇLARI TEKNOLOJİSİ - DREÇLER VE BİMTROLLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Torbalı ağlar , sadece suda yavaşça yürüyen bir balıkçı veya seyreden bir tekne ile önde itilerek kullanılabilmesi yanında zemini taramak için fazla güç gereken yerlerde bir tekne arkasından çekilerekte kullanılabilmektedir. Bu özellik döküntülü deniz ve göl diplerinden kabuklu su ürünlerini avlarken geçerlidir. Bunlar sadece torba ağlar ve kepçelerle birlikte demir taraklarda da toplanabilir . Fakat tarakların dezavantajlarıda vardır.Çünkü yerinden sökülen kabukluların (Bivalve) biriktiği bir torba kısmı olmadığı için , bunların elle toplanması gerekir . Genel anlamda , taraklara , torba ilavesiyle oluşturulan , av araçları tırmık olarak isimlendirilir.Tırmıklar , sağlam çerçeveli olup , dişli , çatallı veya keskin kenarlı olabilir . Ayrıca İzmir Körfezi&quot;nde akivides (Tapes decussatus) avcılığında kullanılan tırmık &quot;şara&quot;lar gibi keskin kenarlı hemde dişlide olabilir . Bu gibi sürütülen torba ağlar ve daha gelişmişi olan dreçler ve bimtroller ; midye , salyangoz , deniz hıyarı , sünger ve bazı karides ile yassı balıkların avcılığında kullanılır . &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EL TIRMIKLARI ( EL DREÇLERİ )&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;El tırmıkları diğer ismiyle el dreçleri , biçimleri ve kullanım şekilleri farklı olmakla birlikte tüm dünyada yaygın olarak kullanılan av araçlarıdır . El tırmıkları özellikle kabuklu su ürünleri ve zemin içersinde veya yosunların içersinde yaşayan olta balıkçılığında yem olarak kullanılan diğer bazı su ürünlerinin avcılığında kullanılır . &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genelde el tırmıkları uzun bir çubuk ile kombine edilerek kullanılır . Bunlar bazı uzun saplı kepçelere benzer . Araştırıcılar tarafından dip organizmalarını sabitlendikleri yerden ayırmakta kullanılır . El tırmıklarının torba kısmı dayanıklı ağdan , bazı durumlarda ise galvaniz tel gibi daha sert materyalden yapılır . Özellikle bu tırmıklarla kaya midyeleri toplanacaksa torbanın materyali sağlam olmalıdır . Aksi halde midyelerin keskin kenarları ve tutundukları yüzey yapısı ağı kısa zamanda tahrip eder . Balıkçı bu uzun saplı tırmığı kıyıdan , iskele üzerinden veya demirlenmiş bir tekneden kullanabilir . Daha derin sularda bu tırmıkların sapları altı - yedi   metreden daha uzun olabilir . İzmir Körfezi&quot;nde akivades avcılığında yerel adı şara olarak isimlendirilen uzun saplı ( 2-7 m ) tırmıklar kullanılmaktadır . Şara teknenin kıç üstündeki ibr balıkçı tarafından , ucu omuza dayandırılarak iki el ile zemine doğru bastırılarak sürütülür . Kum ve çamurun içindeki akivadesler çıkartılır . (bazı durumlarda ; özellikle şimşekli geceleren sonraki gün  veya günlerde 1-2 gün akivadeslerin çoğunluğu zemin üzerine çıkarlar bu durumda akivadesler daha kolay toplanır . &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;El tırmıkları genellikle yuvarlak şekilli demir çerçeveli ve torbalı olmalarına rağmen yakalanacak türe ve ortamın özelliklerine göre farklı şekillerde olabilir . Örneğin Malezyalı balıkçılar gel-git alanlarında kabuklu su ürünleri avcılığında dal veya telden yapılmış küçük sepetleri kullanırlar .Bunun için ne tekne kullanılır nede balıkçı su içinde yürür . çamur kızağı ile kayarken balıkçı sepeti çamur yüzeyi içinde sürütülerek kabuklu su ürünlerini kum ve çamurdan çıkarır . &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TEKNE DREÇLERİ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Daha büyük ve ağır tırmıkların kaldırılması , taşınması oldukça zahmetlidir . Bunların elle sürtülmeside kimi  zaman imkansız hal alır . En iyi yöntem tırmığı seyreden bir teknenin arkasından sürüklemektir . Elle operasyonda olduğu gibi hemen hemen aynı araç kullanılır .Ancak tekne ile daha ağır ve büyük torbalı olabilir . Çalışılan derinliğin ve tırmıkların ağırlıklarının artmasıyla , tutmakta kullanılan sopalar tamamen bırakılmıştır . Bu araç günümüzde , bir tekne ile sürütülen ve yüksekliği genişliğinden az olan bir çerçeve ile karakterize edilen gerçek bir dreç halini almıştır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağızın alt kenarı keskindir veya genellikle dişlidir . Çekildiğinde takımın dibe baskı yapmasını sağlamak için üst kenar 30 - 35 derecelik bir eğime sahiptir . Bu dreçlerin biçimi kullanıldığı ülkeye göre veya imal edildiği</description></item><item><title>ÇANDARLI KÖRFEZİ&quot;NDE (KUZEY EGE DENİZİ) ZARGANA BALIĞININ (BELONE BELONE L., 1761) BİYOLOJİSİ ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?candarli-korfezi-nde-(kuzey-ege-denizi)-zargana-baliginin-(belone-belone-l.,-1761)-biyolojisi-uzerine-arastirmalar-394929.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Bu çalışmada, Çandarlı Körfezi&quot;nde Zargana balığının (Belone belone L.,1761) bazı biyolojik özellikleri tespit edilmiştir. Eylül 2001&amp;#8211;Ağustos 2002 tarihleri arasında, küçük balıkçı teknelerinden çevirme ağlarıyla tesadüfi örnekleme yöntemi ile 410 adet birey elde edilmiştir. Populasyonun % 54.4&quot;ü dişi, % 45.6&quot;sı erkek birey olarak belirlenmiştir. Bireylerin I-V yaş grubu arasında dağılım gösterdiği saptanmıştır. Minimum, maksimum ve ortalama total boy sırasıyla, 26.1 cm, 70.1 cm ve 42.16 cm&quot;dir. Minimum, maksimum ve ortalama ağırlık sırasıyla, 16.34 g, 423.48 g ve 95.11 g&quot;dır. Total boy-ağırlık ilişkisi esas alınarak hesaplanan boy ağırlık ilişkileri, W=0.0003*L3.3813, r= 0.97 olarak tespit edilmiştir. Von Bertalanffy büyüme parametreleri tüm bireyler için Lt = 86.64[1-e-0.14908(t+3.12227)], r=0.9946 ve Wt=1069.78[1-e-0.14908(t+3.12227)]3.3813 olarak hesaplanmıştır. Gonadosomatik indeks değerlerine göre üreme Ocak-Nisan sonu arasında yoğun olarak gerçekleşmektedir.&lt;br/&gt;Anahtar kelimeler: Ege Denizi, Çandarlı Körfezi, Zargana, Balık Biyolojisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;INVESTIGETIONS ON THE BIOLOGY OF THE GARFISH (Belone belone L.,1761) FROM CANDARLI BAY (NORTHERN AEGEAN SEA)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;In this study, some biological features of garfish Belone belone L.,1761 were investigated from Candarli Bay. 410 specimens were captured by commercial fishery boats by nets between September 2001-August 2002. 54.4% of the population was determined as female and 45.6% was male. It is determined that the samples of population distributed between I.-V. age groups. Minimal, maximal and mean total length were established as 26.1 cm, 70.1 cm and 42.16 cm, respectively. Minimal, maximal and mean weights were found as 16.34 g, 423.48 g and 95.11 g, respectively. The weight-length relationships and von Bertalanffy growth equations were calculated as W= 0.0003*L3.3813, r= 0.97, Lt=86.649[1-e-0.14908(t+3.12227)], Wt=1069.78[1-e-0.14908(t+3.12227)]3.3813, respectively. According to the gonadosomatic index values</description></item><item><title>BALIKLARDA KAMUFLAJ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?baliklarda-kamuflaj-361213.html</link><description>BALIKLARDA KAMUFLAJ VE KAMUFLE OLABİLEN DENİZ CANLILARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tropikal Sulardaki Dev Deniz Tarakları &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Tridacna, Hindistan ve Pasifik Okyanuslarının tropikal sularında yaşayan çok büyük bir deniz tarağıdır. Bu büyük mavi-yeşil renklerdeki hayvan, mercan resiflerinin berrak sularında yaşar. Tridacna nın en şaşırtıcı özelliği besinini kendi vücudunun içerisinde üretmesidir. Bunu da birlikte yaşadığı bir başka canlı sayesinde gerçekleştirir. Deniz tarağının birlikte yaşadığı Zooxanthellae küçük bir alg türüdür ve yalnızca diğer hayvanların hücrelerinin içerisinde yaşayabilir. Deniz taraklarının vücutlarının içerisinde bu canlılardan milyonlarcası barınır. Bu sayede algler barınacakları rahat bir ortam bulmuş ve düşmanlarından korunmuş olur. Bundan başka deniz tarakları Zooxanthellae nin ihtiyacı olan tüm maddeleri -karbondioksit, azot ve fosfor gibi- sağlar. Zooxanthellae tarafından üretilen maddelerin büyük bir bölümü de deniz taraklarına besin kaynağı olarak aktarılır. Bu iki canlı arasındaki şaşırtıcı birliktelik ve uyum elbette ki tesadüfen oluşmamıştır. Dolphin Log, July 1998 s. 12 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mercan Resiflerindeki Yaşam : Melek balığı, Horozbina, Papağan Balığı &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Mercan resiflerinde pek çok balık bir arada yaşar. Her türün kendine özgü özellikleri vardır. Melek balığı ve Horozbina balığı gibi gündüz avlanan balıklar güneş batmaya başladığında mercan resiflerindeki kuytu yerlere ve yarıkların içerisine girer. Cerrah balığı, papağan balığı, keçi balığı ve Lapina gibi gündüz avlanan balıklar ise çiftleşmek için alaca karanlık vakitlerini kullanırlar. 2000den fazla cerrah balığı çiftleşmek için bir araya toplanabilir ve bu balıklar yumurtlamak için genellikle resiflerin kenarlarını kullanır. Mercanlarda yaşayan balıkların genel davranışları da çeşitlilik gösterir. Örneğin mercanlarda yaşayan papağan balığı gibi bazı balıklar derin bir uykuya dalar. Pufferfish gibi bazı balıklar ise yarı uyanık bir şekilde dinlenmeye geçer. Keçi balığı ve diğer bazı balıklar gündüz kullandıkları parlak renklerinin daha soluk olanlarını adeta farklı bir deri gibi gece kullanır. Süngerler, mercanlar ve yumurtlayan bazı balıklar da mercan resiflerinde yaşayan canlılardır. Bundan başka küçük yengeçler ve karidesler de resiflerdeki mikroskobik bitki ve hayvanlar ile beslenmek için mercan kayalarına doğru çıkarlar. Yine mercan resiflerinde yaşayan köpek balıkları ve müren gibi balıklarsa karanlıkta besin bulabilmek için çok güçlü olan koku duyularını kullanır. Dolphin Log, May 1994 s. 4- 5 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şemsiye Yengecinin Suni Şemsiyesi &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şemsiye yengeci deniz altındaki en ilginç canlılardan bir tanesidir. Bu hayvan kendisini korumak için pek de alışık olunmayan bir yöntem kullanır. Bu yengeç vücudunun üst kısmını düşmanlarına karşı siper oluşturacak şekilde bir süngerle ya da mercan resiflerinde yaşayan diğer organizmalarla kaplar. Yengecin arka bölgesinde yer alan iki çift bacağında, bu suni şemsiyeyi taşımak için kullandığı pençeler bulunur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Roger Steene, Coral Seas, s.30 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AKREP BALIKLARININ USTA KAMUFLAJI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Akrep balıkları son derece renkli bir görünüme sahiptirler. Renkleri, içinde yaşadıkları mercanlarla aynı renklerdedir. Resimde gördüğünüz gibi bir akrep balığının kırmızı-beyaz çizgileri, hemen hemen bu çizgilerle aynı renkte olan mercanların içinde kamufle olmasını yani kaybolmasını sağlar. Bu da av olma riskini azaltır. Aynı zamanda avına da rahatlıkla yaklaşmasına imkan verir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Altta ve yukarıda resimlerini gördüğünüz akrep balıklarına dikkatlice bir bakın, içinde bulundukları ortamdan ayırt etmenin ne kadar zor olduğunu siz de hemen fark edeceksiniz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;STAR GAZER BALIĞI&lt;br/&gt;Kamuflaja uygun olarak yaratılmış dış görünümleri, kimi hayvanlara avlanma konusunda büyük avantaj sağlamaktadır.&lt;br/&gt;Örneğin kumun içinde gizlendiğinde üstteki yılanı fark etmek mümkün değildir. Bu şekilde bekleyen yılan için, kendisini fark etmeden burnunun dibine kadar giren avını yakalamak oldukça kolay olmaktadır.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Kamuflaj yeteneği ile yaratılmış bir başka hayvan da &quot;stargazer&quot; adlı balıktır.&lt;br/&gt;Balık, denizin dibindeki kumların altına kendini tamamen gömerek gizler. Balığın ağzının üstünde dişe benzer saçaklı bir yapı bulunur. Dişe benzeyen ve kumlardan ayırt edilemeyen bu organ sayesinde kumun altında rahatlıkla nefes alır. Bir av gelene kadar tuzakta bekler, avı kendine yaklaştığında ani bir hareketle kumun arasından fırlar ve onu yakalar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaya Balıkları &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bazı balıklar bulundukları ortamda görünme</description></item><item><title>BALIKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?baliklar-369814.html</link><description>Kefal: Ülkemiz sularında 6 tür kefal yaşar. Bunlar haskefal, altınbaş kefal, topbaş kefal, pulaterina, ilarya, dudaklı kefaldır. Haskefaldan balık yumurtası çıkarılır. Pulaterinadan da likorinos denilen tütsülü balık yapılır. &lt;br/&gt;Palamut: Toriğin yavrusu olan palamut, geçici balıklardandır. Eylülün ikinci haftası Karadenizden Marmaraya iniş ve ilkbaharda Marmaradan Karadenize çıkış yapar. Küçüğüne çingene palamutu ya da deniz bıldırcını denir. Karadenizin az tuzlu ve bol gıdalı sularında büyüyerek eylül ortalarında normal birer palamut olurlar. A ve D vitamini açısından diğer balıklara göre daha zengindir.&lt;br/&gt;Kalkan: Asıl yaşadığı yer Karadenizdir. Omurgası ve kılçıkları çok kalın olduğundan balıkçıya temizletmek gerekir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dil balığı: Ayıklanırken yüzgeçleri kesilmez. Pişirirken kıvrılmaması için iki yerinden kırılır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mezgit: Trol ağlarıyla avlandığı için pazarlarda sık sık bulunabilir. Uzak yerlerden geldiği için biraz bayatlamış haliyle piyasada bulunur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Lüfer: Yavru halinden itibaren iriliğe ulaşana dek, defne yaprağı, çinakop, lüfer ve kofana isimlerini alır. Çinakopun ızgarası iyi olur. Lüferin ise ilkbaharda yağsız olduğu için ızgarası iyi olmaz. Kofana çok lezzetli olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Levrek: Sindirimi kolay ve her mevsim lezzetlidir. Küçüğüne ispendek denir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hamsi: Kış mevsiminde yağlı ve lezzetlidir. İlkbahar ve yaz aylarında, yumurtasını ve spermlerini dökmüş olduğundan yağsız durumdadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çaça Balığı Clupeidae familyasından olan çaça balıklarıılıman ve az soğuk olan denizlerde yaşarlar. Orta ve üst sularda büyük sürüler halinde dolaşıp zaman zaman dibe yakın gezerler. Denizlerimizde bulunan türünün bilimsel adı Sprattus sprattustur. Çaçaların ortalama boyları 7-8 cm olmasına rağmen Kuzey Batı Karadenizde 12-13 santime ulaşanlarına rastlanır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Genellikle Karadenizde bulunan çaça balıkları ocak ayında srülen halinde İstanbul Bogazına girip ordan da Marmaraya geçerek göçlerini tamamlarlar. Mayıs ayında ise Marmaradan İstanbul Bogazına ve Karadenize çıkış yaparlar. Soğuk sulara dayanıklı oolduklarından Marmaraya en son göç eden balıklardandır.&lt;br/&gt;deniz alası Salmo trutta Salmonidae familyasından olan deniz alasının bilimsel adı Salmo truttadır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kuzey yarım küresinin mutedil ve soğuk bölgelerinde birçok formlan mevcut olan bu familyanın deniz alası gibi türleri, denizlerle tatlısular arasında yumurtlama göçü yaparlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Atlas ve Pasifik Okyanuslarının kuzey kısımlarında, Karadeniz, Azak Denizi ve Hazar Denizinin açık limanlarında rastlanan Tuna ve Dinyesterin aşağı kısımları ile Kırım nehirlerine giren deniz alasının boyu azami 1 m.dir, agırlığı ise 24 kg.a kadar ulaşır. Bu balıkların ortalama ağırlıkları 5-7 kg. dır.&lt;br/&gt;YILAN BALIĞI&lt;br/&gt;Anguilla Anguilla,Flussaal,Anguilla &lt;br/&gt;Erkekleri 35-50 cm, dişileri 45-100 cm. olabilen hem tatlı, hem de tuzlu sularda yayılış gösteren bir balıktır. Doğumu ve 3 yıllık gelişmesinden sonra tatlı sulara girer. 8-20 yıl buralarda kaldıktan sonra tekrar üremek için Atlas Okyanusunda Sargossa denizine yönlenirler. Burada 70-100C sularda yaklaşık 1.000-3.000 m. derinlerde milyonlarca yumurta dökerler. Dönüşü başarabilen yavrular tekrar acısu bölgelerine gelirler. Yırtıcı ve obur bir canlıdır. Yumuşakça, kabuklular ve balıklarla beslenir. Etinin lezzeti yanında yetiştirmeye uygunluğu ile ekonomik değeri çok yüksektir.&lt;br/&gt;AYNALI SAZAN&lt;br/&gt;Cyprinus Carpio,Spiegelkarpfen,Carpe &lt;br/&gt;Pullu sazanın çıplak çizili ve aynalı sazan olarak adlandırılan yan türlerinin üretime en elverişli olanıdır. Kolay ürediği için çeşitli yörelerde ve bilhassa baraj göllerinde üretimi yapılmaktadır. Yaşam öyküsü Pullu sazan gibidir. Ekonomik değeri çok yüksektir. Çeşitli ülkelerde yılda 200.000 ton sazan üretimi yapılmaktadır.&lt;br/&gt;SOMON (ALABALIK) &lt;br/&gt;Salmo Salar,Lachs,Saumon &lt;br/&gt;Anayurdu Kuzey Amerikadan dünyaya yayılmış, üretilmek üzere ülkemize getirilmiştir. Boyu ortalama 60 - 100 cm, ağırlığı da 3 - 15 kg. olabilir. 150 cme ulaşanları olur. Hızlı akarsuların, oksijeni bol temiz sularında yaşar. Doğal yetişenleri 2 - 3 m. yükseğe atlaya sıçraya yüzerek, 2-3.000 kmlik nehir kaynaklarına ulaşıp burada Ekim - Kasım arası üreme yapar. Doğan yavrular tekrar acısulara iniş yapar. Yetişkinleri denize de uyum gösterir. Etoburdur. Böcekler, sinekler, kabuklular ve irili ufaklı balıklarla beslenir. Tatlısu balıklarının eti en lezzetli olanıdır. Ayrıca yumurtasından kırmızı havyar elde edilir. Ekonomik değeri çok yüksektir.&lt;br/&gt;SAZAN&lt;br/&gt;Cyprinus Carpio,Karpfen,Carpe &lt;br/&gt;13.-14. yüzyıldan beri kültür üretimi</description></item><item><title>ANTALYA KÖRFEZİ&quot;NDE TROL BALIKÇILIĞI İLE YAKALANAN EKONOMİK BALIK TÜRLERİNİN AYLARA GÖRE DAĞILIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?antalya-korfezi-nde-trol-balikciligi-ile-yakalanan-ekonomik-balik-turlerinin-aylara-gore-dagilimi-440161.html</link><description>ANTALYA KÖRFEZİ&quot;NDE TROL BALIKÇILIĞI İLE YAKALANAN EKONOMİK BALIK TÜRLERİNİN AYLARA GÖRE DAĞILIMI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER......................................................................................................... iv ÖZET........................................................................................................................ i ABSTRACT............................................................................................................. ii ÖNSÖZ..................................................................................................................... iii ŞEKİLLER DİZİNİ.................................................................................................. vi ÇİZELGELER DİZİNİ............................................................................................ vii 1. GİRİŞ................................................................................................................... 1 2. KAYNAK BİLGİSİ............................................................................................. 5 2.1. Denizlerimizde Demersal Balıkların Dağılımı.................................................. 5 2.2. Trol Avcılığı Üzerine Yapılmış Çalışmalar...................................................... 11 2.3. Trolde Balık Davranışları İle İlgili Çalışmalar.................................................. 13 2.4. Akdeniz&quot;e Kızıldeniz&quot;den Göç Eden (Lessepsian) Balık Türleri...................... 14 3. MATERYAL ve METOT.................................................................................... 16 3.1. Materyal............................................................................................................ 16 3.1.1. Kullanılan Dip Trol Ağı................................................................................. 16 3.1.2. Araştırmada Kullanılan Tekneler................................................................... 17 3.1.3. Araştırma Sahası............................................................................................ 19 3.2. Metot................................................................................................................. 20 4. BULGULAR........................................................................................................ 21 4.1. Antalya Körfezinde, Dip Trol Avcılığı ile Yakalanan Ekonomik Önemi Olan Türler............................................................................................ 21 4.2. Antalya Körfezinde, Dip Trol Avcılığı ile Yakalanan Diğer Türler................. 24 4.3. Av Sezonu Boyunca Avlanan Ekonomik Balık Türlerinin Aylara Göre Dağılımı........................................................................................ 27 4.3.1. Ekim Ayı........................................................................................................ 29 4.3.2. Kasım Ayı..................................................................................................... 29 4.3.3. Aralık Ayı....................................................................................................... 30 4.3.4. Ocak Ayı........................................................................................................ 30 4.3.5. Şubat Ayı........................................................................................................ 31&lt;br/&gt;v&lt;br/&gt;4.3.6. Mart Ayı......................................................................................................... 31 4.3.7. Nisan Ayı........................................................................................................ 32 4.4. Antalya Körfezi&quot;nde Trol ile Avlanan Diğer Ürünler....................................... 33 4.5. Ekonomik Balık Türlerinin Boy kompozisyonları............................................ 33 4.5.1. Barbunya Balığının Boy Kompozisyonu....................................................... 34 4.5.2. Tekir Balığının Boy Kompozisyonu.............................................................. 35 4.5.3.</description></item><item><title>BALIKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?baliklar-363945.html</link><description>SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ &lt;br/&gt;MESLEK YÜKSEKOKULU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KONU:&lt;br/&gt;BALIKLAR İÇİN KURU ve YAŞ YEMLERİN HAZIRLANMASI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DANIŞMAN:&lt;br/&gt;Murtaza ÖLMEZ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HAZIRLAYAN:&lt;br/&gt;Hülya UYANIK&lt;br/&gt;9913712018&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ISPARTA - 2002&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;GİRİŞ&lt;br/&gt;Teknolojinin ilerlemesi, nüfusun artışı, besin kaynaklarının azalması, insanların gelecekle ilgili kaygıları yerkürenin büyük bir kısmını kaplayan sulardan da faydalanma yollarını araştırmaya sevk etmiştir insanoğlunu. Bu çalışmalar Oşinografi, Limnoloji, norigasyon, hidrobiyoloji mari kültür, planktonoloji, mikrobiyoloji, kimya, fizik, biyoloji vb pek çok bilim dalının gelişmesini sağlamıştır ve bu bilim dallarının daha farklı bilimsel çalışmalardan faydalanıp bunlarla işbirliği yapmayı zaruri kılmıştır.&lt;br/&gt;Tüm bu çalışmaların sonucunda insanoğlu sulardaki tür zenginliğini keşfetmiş gerek mikroskobik gerekse makroskopik boyuttaki su canlılarından faydalanma yoluna giötmiştir. İnsanın balıklarla ve diğer su canlılarıyla olan ilgisi sadece doğal sucul ortamlarla sınırlı kalmayıp kontorllü kültür ortamlarında da yetiştiriciliğe kadar uzanmıştır. Verimli bir kültür çalışması akvatik canlıların ekolojik yaşam ortamlarını sistematik bilgilerini ve beslenme özelliklerini bilmeyi zaruri kılmıştır. Yetiştiricilikte ürünün kalitesi, beslenmeyle yakından ilgilidir. Bir işletmede en yüksek harcamayı gerektiren faktörlerden birisi de yemdir. Bu bağlamda maliyeti düşünüp verimdeki kaliteyi artırmak için iyi bir rasyon hazırlamak gerekir. İhtiyaca en iyi şekilde karşılık verecek bir rasyon besin maddelerinin içeriğinin iyi bilinmesi, balığın besin ve enerji ihtiyacının yüksek olduğu yaşam evrelerinin doğru tespiti ve öğünlerin uygun zamanlarda verilmesiyle mümkündür.&lt;br/&gt;Kültür çalışmalarında doğal canlı yemler kullanılabildiği gibi fabrikasyon olarak hazırlanmış kuru yemler de kullanılabilmektedir. Balıklara iyi bir rasyon hazırlayabilmek için yapılmış bilimsel çalışmalara ait bazı veriler aşağıda detaylı olarak sunulmuştur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;YEM TİPLERİ VE KULLANIMLARI&lt;br/&gt;GİRİŞ: İntensif yetiştiriciliği yapılan karides ve balık türlerinin çoğu karnivar beslenme özelliği gösterdiğinden yetiştiriciliğin maliyeti yüksektir. Yüksek fiyatlı ünitelerde yapılır. Bu hayvanlar enerji kaynağı olarak ve yem fiyatını düşürmek için diğer yetiştiriciliği yapılan hayvanların yeminde kullanıldığı gibi yüksek orandaki karbonhidratı kullanamazlar (Tablo 5-1).&lt;br/&gt;Sonuçta deniz balıkları yetiştiriciliğinde kullanılan birçok yem enerji ve esansiyel niteliğindeki besinleri yeterli miktarda bulunduran balık unu ve balık yağı gibi pahalı deniz ürünlerinin kullanımına bağlıdır. İlaveten yetiştiriciliği yapılan birçok türün besinsel ihtiyacını bildiğimiz kadarıyla eksikliğinin olmamasını sağlamak için temel esansiyel maddelerin fazla kullanılması ömenli bir faktördür.&lt;br/&gt;Suda beslenen hayvanlar esansiyel besinleri sağlamakta problem beslenme yöntemlerine bağlıdır. Yemlerdeki bu eriyebilir besinlerin yemin balık tarafından tüketilmeden önce erimesini önlemek ve suda bu diyetlerin eksiksiz tam kalmasını sağlamak için özel teknolojiler kullanılır. Bu faktörler yemin maliyetini artırır. İntersif sistemlerde yetiştiricilikte doğal yemler hiç kullanılmaz ya da çok az kullanılır. Yem imalatçıları bilinen Permitler ile besinsel eksikliği giderecek formüle yem üretirler. Ancak bu maliyeti etkiler. Balık unu karides yetiştiriciliğinde mükemmel intensif metodlar yem yapım teknolojisindeki düzelmeler ve besinsel araştırmalardaki artış ile paralel olarak yayılmaktadır. İntensif ve semi intensif yetiştiricilikte kullanılan yem tipleri yapım metodları ve bunların formülasyonundaki şartlarla değişmektedir. Yemle üç pelek katagoride kullanılır (Tablo 5-1).</description></item><item><title>AVRUPA BİRLİĞİ TARIM VE BALIKÇILIĞI NASIL YÖNETİYOR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?avrupa-birligi-tarim-ve-balikciligi-nasil-yonetiyor-445886.html</link><description>AVRUPA BİRLİĞİ TARIM VE BALIKÇILIĞI NASIL YÖNETİYOR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avrupa Topluluğu ve Avrupa Birliği terimleri, bu metinde, 1957 yılında Roma Antlaşması yoluyla Avrupa Ekonomik Topluluğu (veya Ortak Pazar) olarak doğmuş olan ve, daha sonra, önce Avrupa Topluluğuna ve nihayet, 1991 Maastricht Antlaşması veya, resmi olarak bilinen adıyla, Avrupa Birliği Antlaşması yoluyla Avrupa Birliğine dönümüş olan siyasi varlığı anlatmak için kullanılmaktadır. Sütunlar anlamında, Avrupa Birliği Antlaşmasının hukuki yorumu, pek çok politika konusunun (örneğin tek pazarla ve ortak tarım politikasıyla ilgili herşey), hukuki açıdan, hala var olan Avrupa Topluluğunun kapsamı içine girmesini, fakat iki önemli alanın, yani ortak dış ve güvenlik politikasıyla adalet ve içişleri konularının ikinci ve üçüncü sütunları oluşturmasını öngörür. Bunlar, Avrupa Birliğinin çatısı altında farklı bir hukuki çerçeveye sahiptir. &lt;br/&gt;AB, farklı insanlar için farklı şeyler ifade eder. Bazı insanlar için o, geçmişte rekabetin ve kuşkunun parçalamış olduğu bir kıtada son 50 yıl içerisinde barışın korunmasına yönelik çabaların merkezinde olmuştur. Diğer bazıları ise, onun siyasi güçsüzlüğünden söz ediyorlar. Niçin, diyorlar, bu sözde siyasi birlik, eski Yugoslavyaya etkin biçimde müdahale edememiştir? &lt;br/&gt;Pek çok insan için, AB esas olarak tek pazar ve bunun işletmelere, öğrencilere, emeklilere ve tatilcilere sunduğu fırsatlar ve faydalar demektir. &lt;br/&gt;Bazı insanlar, ağaçlardan ormanı görmenin gittikçe zorlaştığını hissediyor. Bu insanlar geriye bakıyor ve soruyorlar: ABnin mevcut sorumlulukları, onu kuranların düşlerini gerçekten hayata geçiriyor mu? Yoksa bu düşlerin kendileri, soğuk savaş sonrası Avrupanın belirsizlikleri içinde yok mu oldu? Bugün ABnin varlık sebebi tam olarak nedir? &lt;br/&gt;Yine, ABnin size pratikte nasıl faydalı olduğunu bilmek isteyebilirsiniz. &lt;br/&gt;AB kurumlarına, her gün, bu türden sorulara bir yanıt bulmak isteyen insanlardan bilgi talepleri gelir. Bir kaç kitapçıktan oluşan bir dizide, bu kitapçık, söz konusu sorulardan en sık sorulanlara kısa fakat özlü yanıtlar vermeyi amaçlıyor. &lt;br/&gt;Nihai olarak, AB, onu oluşturan parçaların toplamını aşan bir şeydir. Üye devletler, onu, kendi başlarına etkin biçimde çözemeyecekleri sorunları çözmek için kurdular. Temel nokta şudur: AB kısıtlamalar değil fırsatlar sunar. &lt;br/&gt;Ortak tarım politikası &lt;br/&gt;Ortak tarım politikası nedir ve ilk olarak ne amaçla oluşturulmuştur? Tarmı her zaman devletlerin ilgisinin odaklaştığı alanlardan biri olmuştur. Bir ülkenin kendine yeterliliğinin sağlanması (bu çoğu zaman üretim fazlası sonucunu doğurur böylece hasat kötü olduğunda da erzak bulunması garanti altına alınmış olur) bunun merkezindedir. Aynı şekilde, çok sayıda kırsal kökenli ailenin topraktan kopmaması için çiftçilerin gelirlerinin iklim, toprak ve hastalıklar gibi kontrol altına alınamayan etkenler sebebiyle aşırı dalgalanmalara maruz kalmamasının sağlanması da aynı derecede önem taşır. Bu nedenle tarım politikası nüfus kaymaları, bölgesel politikalar ve istihdam politikaları gibi diğer pek çok ilgi alanına da uzanma eğilimindedir. &lt;br/&gt;Ortak tarım politikası (OTP) 1962de oluşturulmuştur. O tarihte spesifik olarak Toplulukun tarımsal üretimini arttırmak, tarım topluluğu için yeterince iyi bir yaşam standartı sağlamak, piyasaları istikrara kavuşturmak, tüketicilerin her zaman ürünleri bulabilmelerini garanti etmek ve bu ürünleri makul fiyatlarla sunmak için tasarlanmıştı. OTP birbirine bağmılı üç ilke üzerine kuruldu ve hala da bunlar üzerinde yükselmektedir. Bu ilkelerden birincisi tüm tarım ürünleri için tek bir pazarın varolması gerekliliğiydi ve bunun işlemesi için ortak pazar kurallarına gerek vardı. Bunun ardından 1968de fiyatların bir örnekleştirilmesi geldi. Bu, tek pazarın tamamlandığının göstergesiydi. Bulmacanın ikinci parçası üye devletlerin hepsinin Topluluk içinde yetiştirilmiş ürünleri tercih etme zorunluluğuydu. Bunun sonucunda ithalat üzerine gümrük vergileri kondu, böylece bunlar rakip yerli ürünlerden daha pahalı oldular. Buna paral</description></item></channel></rss>