<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Astronomi ve Uzay Bilimleri - Türkiye'nin veri bankasý</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Haklarý saklýdýr.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankasý - Astronomi ve Uzay Bilimleri</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>AYIN FARKLI GÖRÜNÜÞLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ayin-farkli-gorunusleri-419158.html</link><description>(tez)&lt;br/&gt;içindekiler &lt;br/&gt;1. özet   1 &lt;br/&gt;2. giris   2 &lt;br/&gt;3. portakal rengi ay   3 &lt;br/&gt;4. neden ay tutulmasý ay&quot; ý kýzýla boyar?   4 &lt;br/&gt;5. mavi ay   6 &lt;br/&gt;6. ay ýsýk efektleri   10 &lt;br/&gt;6.1 ay çevresindeki halka   10 &lt;br/&gt;6.2 ay halesinin anatomisi   11 &lt;br/&gt;6.3 yalancý ay   11 &lt;br/&gt;6.4 ay korona&quot; sý   12 &lt;br/&gt;6.5 ay yaylarý   12 &lt;br/&gt;6.6 ay sütunlarý   13 &lt;br/&gt;7. ay illüzyonu   14 &lt;br/&gt;8. sonuç   18 &lt;br/&gt;9. kaynaklar   19</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - VEKTÖRLER VE VEKTÖR UZAYLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-vektorler-ve-vektor-uzaylari-400238.html</link><description>vektörler ve vektör uzaylarý</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - KOZMÝK BAÐLANTI - CARL SAGAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-kozmik-baglanti-carl-sagan-400210.html</link><description>kozmik baðlantý - carl sagan</description></item><item><title>EVREN OLUÞUM MODELLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?evren-olusum-modelleri-355015.html</link><description>EVREN OLUÞUM MODELLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PLAZMA EVREN MODELI VE FELSEFE&lt;br/&gt;- 1 -&lt;br/&gt;   Evrenbilim her zaman bilim ile felsefe, bazilarina göre ise bilim ile din arasinda sinir çizgisi oldu ve öyle kalacak gibi görünüyor. (Hannes AlfvÃ©n) Evren ilgili görüþlerimiz 400 yil önce nasil degiþiyorduysa þimdi de degiþim içerisindedir.  &lt;br/&gt;Batlamyus evrenbiliminde, üzerinde yildizlarin çakili oldugu kristal küre evreni iki kisma ayiriyordu. Bunlardan biri Dünyanin bir kaç kati büyüklükte betimlenen kürenin içinde kalan dünyasal alem, digeri ise kürenin diþi olan kutsal-alem. Bu evren tasvirinin Aristoteles uyarlamasinda da bilim sadece bu kürenin içinde kalan alani, sadece bir yere kadar açiklayabilir, ama kutsal-alemi asla, deniyordu! &lt;br/&gt;Kopernik Devrimi bu güzel küreyi kaldirdi ve Newton, kendi bahçesinde bulmuþ oldugu yasalarin gökyüzüne de uygulanabilecegini, bu yasalarin Güneþ dizgesinin mekanigini açiklayabilecegini gösterdi. Böylece doga yasalarinin, en azindan Güneþ dizgesi içerisindeki evrenselligi ortaya çikmiþ oldu. Ortak kütle merkezi etrafinda dolanan ikili  yildiz dizgelerinin gözlemlenmesiyle de hem evreni hem de düþünce sinirlarimizi geniþlettik, doga yasalarinin yer yadirgamaksizin evrenin her noktasinda ayni þekilde iþledigini gördük. &lt;br/&gt;    Bu gün Big Bangle beraber, evrenin sinirlarini 400 yil öncekinin on üzeri onsekiz  kati diþari taþidik ama hala biryerlere sinir koyuyoruz. Peki, sinir koymamiz gerekiyor mu? Sorunun cevabi hayir bir sinir koymak zorunda degiliz, ama günümüzde en yaygin evren modeli Big Bang sinir koyuyor, çünkü buna ihtiyaci var! &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The Big Bang Büyük Patlatmasi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Bugün evrenin nasil baþladigi ve biçimledigi konusunda baþi çeken ve en taninan teoridir. Big Bangin en bilinen iddiasi evrenin bundan 15-20 milyar yil kadar önce sonsuz küçük tekil bir noktanin patlamasi ile evrenin hiçten var oldugu (yaratildigi) iddiasidir. Bence bu senaryo kutsal kitapla inanilmaz bir þekilde örtüþüyor. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Þekil 1: Big Bang evrenin bir balon gibi þiþmekte oldugunu söylemekte. &lt;br/&gt;Bu þekilde, noktalar gökadalari temsil etmekte. Eger kendimiz bu noktlaradan birindeki gözlemci yerine koyarsak, diger bütün noktalarin bizden uzaklaþtigini gözleriz.  Bugün gökbilimciler Big Bang evrenbilimini üç sütun üzerinde yükseltmektedirler. &lt;br/&gt;    Bunlardan birincisi Amerikali astronom Edwin Hubblein Mount Wilson Gözlemevindeki 2.5 Metrelik teleskop ile sarmal kollu gökadalar üzerine yaptigi çaliþmaya dayanmaktadir. Bu çaliþmada bizim gökadamizdan daha uzaktaki gökadalarin daha hizli, daha yakindakilerin ise daha yavaþ olmak üzere bizden uzaklaþtiklari gözlemlendi. Diger bir deyiþle, evren sanki bir noktadan þiþmeye baþlamiþ gibi her yönde ayni hizla geniþlemekte idi. Zamani, filmi geri oynatir gibi geriye dogru izlersek geçmiþte bir yerlerde &lt;br/&gt;evrenin kendi üzerine çökmüþ olmasi gerektigi, filmi en baþa sardiktan sonra tekrar izledigimizde de evrenin büyük bir patlama ile þiþmeye baþlamasi gerektigi sonucu çikarildi. Geniþleme geriye dogru düþünülerek elde edilen evrenin yaþina, ilk baþta  5 milyar yil dediler, tüm zorlamalarla ancak 20 milyar yila çikarabildiler. Söz ettigimiz bu konu Big Bangin en bilinen söylenceleridir. &lt;br/&gt;    Üç sütundan ikinci ise evrende ölçülmüþ olan hafif elementler bollugudur. Hafif elementler dendiginde, hidrojen ve onun izotopu olan döteryum, helium ve lityum elementlerini anliyoruz. Element bollugunun ölçülmesi, kocaman bir kekin piþirildikten sonra malzemenisinin ne oldugunu araþtirmaya benziyor. (Jeff Kanipe) Evrenin hamurunun ne oldugu sorusuna  küresel kümelerdeki yaþli yildizlara bakarak cevap arandi. Türlü çabalardan sonra Big Bangi gözlemlenen element bollugunu yaratabilecek hale getirdiler. &lt;br/&gt;     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PLAZMA EVREN MODELI VE FELSEFE&lt;br/&gt;- 2 -&lt;br/&gt;    Üçüncü sütun ise büyük patlamadan kaldigi düþünülen kozmik mikrodalga ardalan iþinimidir. Ralph Alpher, Robert Herman ve atom bombasinin dogdugu proje olan Manhattan Projesinin baþinda bulunan George Gamowa göre: hayallerini süsleyen büyük patlamanin gerisinde, evrenin her yerini kaplayan bir iþ</description></item><item><title>EVREN VE UZAY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?evren-ve-uzay-351212.html</link><description>EVREN ve UZAY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Evren,varolan herþeyi anlatan bir kelimedir.  Gördüðümüz,bildiðimiz,duyduðumuz herþey evrenin içindedir.Evren uzaydan ve uzayda bulunan sayýsýz varlýklardan meydana gelmiþtir.&lt;br/&gt;      Ýnsanlar çok eski zamanlardan beri evren ve onun oluþu hakkýnda çeþitli þeyler düþünmüþler ve kendilerince ona bir anlam vermeye çalýþmýþlardýr.&lt;br/&gt;Evrenin oluþu hakkýnda çeþitli þeyler düþünmüþler ve kendilerince ona bir anlam vermeye çalýþmýþlardýr.&lt;br/&gt;Evrenin oluþu hakkýnda çeþitli araþtýrmalar yapan bilginler,bunun önce bir gaz kütlesi halinda meydana geldiði sonra yavaþ yavaþ maddelerin doðmaya baþladýðý fikrinde birleþmiþlerdir.Yine ileri sürülen bir teoriye göre evren gittikçe geniþlemektedir.&lt;br/&gt;Geniþleme dünyadan uzaklaþtýkça artmaktadýr.&lt;br/&gt;Bilimadamlarý bunu nebulalarýn tayflarýnda bulunan kýrmýzýnýn yer deðiþtirmesini delil göstererek ispatlamýþlardýr.&lt;br/&gt;      Bilimadamlarý galaksi adý verilen yýldýzlar topluluðunun birbirlerinden uzaklaþmasýný ölçü olarak almýþlar ve evrenin yaþýnýn 5 milyar olduðunu ortaya &lt;br/&gt;çýkarmýþlardýr.Bu rakam dünyanýn ve yýldýzlarýn diðer usullerle hesaplanan yaþlarýna da uymaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; GEZEGENLER&lt;br/&gt;    Güneþ merkezinde olmak üzere her biri güneþin etrafýnda birer elips þeklinde yörünge çizerek dönen gök cisimlerine &quot;gezegen&quot; denir.&lt;br/&gt;    Gezegenler, týpký dünyamýz gibi güneþin çekim alanýna tabi birer uydudur.Dünya da dahil güneþ etrafýnda yörüngelerinde dolanan dokuz gezegen mevcuttur.Gezegenler,uzaydaki yýldýzlardan kolaylýkla ayýrt edilebilirler.Þöyle ki;gezegenlerin ýþýklarý yýldýzlarýnki gibi kýrpýþmaz,ýþýklarý atmosferden direkt olarak gelir.Çünkü gezegenler dünyamýza uzaklýklarý bakýmýndan çok farklýdýr.&lt;br/&gt;Gezegenler büyüdükçe yoðunluklarý azalýr.Gezegenler,güneþin çevrelerinde döndükleri   &lt;br/&gt;gibi,dünya gibi kendi eksenleri etrafýnda da dönerler. &lt;br/&gt;Gezegenler dünya gibi soðuk cisimlerdir.Bize gelen ýþýklar güneþten gezegenlere çarparak yansýyan ýþýnlardýr.&lt;br/&gt;   Güneþin çekim alanýna tabi dokuz gezegen güneþten uzaklýklarý sýrasýyla þunlardýr:&lt;br/&gt;  -Merkür,&lt;br/&gt;  -Venüs,&lt;br/&gt;  -Dünya,&lt;br/&gt;  -Mars (Merih),&lt;br/&gt;  -Jüpiter,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Satürn (Zuhal),&lt;br/&gt;    -Uranüs,&lt;br/&gt;    -Neptün,&lt;br/&gt;    -Plüto&quot;dur.&lt;br/&gt;Bunlardan güneþe yakýn olan üç gezegene &quot;iç gezegen-&lt;br/&gt;ler&quot; diðerlerine ise &quot;dýþ gezegenler&quot; denir.&lt;br/&gt;Mars ve Jüpiter arasýnda bulunan ve &quot;asteoritler&quot; adý verilen küçük gezegenler de dýþ gezegenlerdir.&lt;br/&gt;    Ayrýca;Merkür,Venüs ve Plüto hariç diðer gezegenlerin bir veya birden fazla kendine tabi küçük uydularý bulunmaktadýr.Uydu, bir gök cisiminin çekim alanýna tabi olarak onun etrafýnda dönen diðer gök cisimlerine denir.Bu küçük uydular arasýnda atmosferi olan tek uydu Satürn(Zuhal) gezegeninin uydusu olan Titan&quot;dýr.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;MERKÜR&lt;br/&gt;    Gezegenlerin en küçüðüdür.Utarit adý ile de bilinir.&lt;br/&gt;Güneþe en yakýn gezegen olup güneþe olan mesafesi 57 milyon 850 bin kilometredir.Güneþe yakýn olduðu için ya güneþ batarken,ya da doðarken görülebilir.Güneþin çevresinde ve kendi ekseni etrafýndaki dönme süresi ayný olup 88 gündür.Bu yüzden dünyadan hep ayný yüzü görünür.Ay gibi safhalar gösterir.Merkür&quot;ün uydusu yoktur.Yerçekimi dünyanýn dörtte biri kadardýr.&lt;br/&gt;Dünyada 60 kilo gelen bir insan Merkür&quot;de 15 kilo gelir.&lt;br/&gt;Bir yüzü daima güneþe dönüktür.Güneþe bakan bu yanýnda sýcaklýðýn 340 derece olduðu hesaplanmýþtýr.&lt;br/&gt;Güneþe bakmayan yanýnda ise sýcaklýk sýfýrýn altýnda 253 derecedir.Merkür&quot;ün güneþ etrafýndaki dönüþ hýzý 47,8 kilometredir.Ekvator çapý 4842 kilometre, yoðunluðu 5,3&quot;tür.Kütlesi,yer 1 olarak alýnýrsa , 0,053&quot; tür.Yörünge düzlemi eðik olduðu için yapýlan gözlemlerde bazen Güneþ&quot;in üstünden kara bir leke halinde geçer.Bu olaya Merkür geçiþi denir.En son 7 Ekim 1960&quot;da geçmiþtir.&lt;br/&gt;Daha sonra 1970,1973,1986,1993 ve 1999 yýllarýnda geçtiði gözlemlenmiþtir.Yapýlan en son tahminlere göre 2003 yýlýnda geçeceði söylenmektedir.Merkürde atmosfer yoktur.Son incelemelerde çok az bir atmosfer kalýnlýðý olduðuna ihtimal verilmiþtir ki,buna göre Merkür&quot;deki atmosfer kalýnlýðý dünyanýnkinin ancak binde üçü kadardýr.Yüzey þekillerinin aya benzediði sanýlýr. MERKÜR&lt;br/&gt;    Gezegenlerin en küç</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - ÝKÝ GENÇ KIZIN ROMANI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-iki-genc-kizin-romani-400223.html</link><description>iki genç kýzýn romaný</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - BÜYÜK PATLAMA KURAMINDA ENERJÝ MADDE ÝLÝÞKÝSÝ,ÝLK DAKÝKALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-buyuk-patlama-kuraminda-enerji-madde-iliskisi,ilk-dakikalar-400234.html</link><description>büyük patlama kuramýnda enerji madde iliþkisi,ilk dakikalar</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sistemi-360404.html</link><description>Güneþ Sistemi</description></item><item><title>KAHVERENGÝ CÜCE&quot;LER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kahverengi-cuce-ler-353823.html</link><description>KAHVERENGÝ CÜCE&quot;LER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kahverengi Cüce Nedir? &lt;br/&gt;Çoðu yýldýzlar yaþamlarýnýn çoðunu çekimsel sýkýþma ile nükleer reaksiyonlardan çýkan enerji arasýnda basýnç dengesi kurma halinde geçirirler. 1960 yýllarýnda, nükleer füzyon reaksiyonlarýný baþlatmak için gerekli merkezi ýsýya ve yoðunluða ulaþamayacak kadar küçük kütleli bir grup yýldýz benzeri cismin varolduðu farkedildi. Ýlk olarak &quot;Kara Cüceler&quot; olarak anýldýysalar da bu &quot;yýldýz olamamýþ cisimler&quot; astronomlarca daha sonra &quot;Kahverengi Cüceler&quot; olarak isimlendirildiler. Yýldýz modelleri, gerçek bir yýldýzýn, hidrojen füzyonunu gerçekleþtirebilmesi için Jüpiter kütlesinin en az 80 katý kütleye sahip olmasýný gerektirmektedir. 80 Jüpiter kütlesinden küçük cisimlerin olduðuna inanýlmasýna karþýn parlaklýklarý çok az olduðundan onlarý belirlemek çok güçtür. Ancak 1995 yýlýnda Astronomlar tarafýndan Kahverengi Cüce&quot;lerin varlýðý gözlemsel olarak tespit edildi. Birkaç hafta arayla gözlenen Teide1 ve Gliese 229 B adlý yýldýzaltý cisimlerin Kahverengi Cüce olduðu belirlendi.&lt;br/&gt;Bu keþifler kuantum etkinliði diðer dedektörlere (örneðin, fotoðraf plaklarý) göre çok yüksek olan ve CCD (Charge Coupled Devices) olarak isimlendirilen dedektörlerin astronomide kullanýlýr olmasýnýn bir sonucudur. 3.2. Kahverengi Cüce&quot;lerin Özellikleri Hidrojen füzyonu baþlatabilecek kütle 0,084 M&quot;dir. Kahverengi Cüce&quot;lerin kütlesi ise Hidrojen füzyonunu baþlatacak kadar büyük deðildir. Dolayýsýyla onlarýn kütlesi 0,084 M&quot;den daha az olmalýdýr. Jüpiter&quot;in kütlesi mj = 0,001 M dir. Kahverengi Cüce&quot;lerin kütlesinin genellikle 10 mj ile 84 mj arasýnda deðiþtiði düþünülmektedir. En küçük bir yýldýz tüm lityumunu 100 milyon yýlda yakar. Oysa en büyük kütleli Kahverengi Cüce&quot;ler lityumlarýný sonsuza kadar tutarlar. Daimi lityum bulunmasý cismin bir yýldýzaltý kütle olduðunun kanýtýdýr. Kahverengi Cüce&quot;nin yüzeyi en soðuk yýldýzlarýnkinden yaklaþýk 1000 *C daha soðuktur. Çekirdeðinin sýcaklýðý ise füzyon reaksiyonlarýnýn baþlayamamasý için 3 milyon Kelvin civarýnda olmalýdýr. Yüzey ýsýlarý düþük olduðundan Kahverengi Cüce&quot;ler çok parlak deðildir. En sönük yýldýzlar 10-4 L ýþýným gücüne sahipken, Kahverengi Cüce&quot;ler ilk oluþumlarýnda daha büyük bir ýþýným gücüne sahip olabilirler. Ancak evrimlerinin sonraki aþamalarýnda ýþýným güçleri 10-5 L civarýnda olur.&lt;br/&gt;Kahverengi YýldSýcaklýk (K) log[Iþýma gücü (güneþ birimi)] Kahverengi Yýldý Kütle (Güneþ birimi) Þekil 1. Kahverengi Cüce ve yýldýzlarýn kütle ve yaþýnýn bir fonksiyonu olarak ýþýma ve ýsý daðýlýmý görülmektedir. Çekimsel sýkýþmanýn ve nükleer yanmanýn enerji ürettiði bir geçiþ bölgesi vardýr. Kahverengi Cüce&quot;lerin özellikleri yaþa önemle baðlýyken, birkaç milyon yýldan sonra yýldýzlarýn özelliklerinin yaþtan baðýmsýz olduðu görülmektedir. 3.3. Kahverengi Cüce&quot;lerin Belirlenmesi Kahverengi Cüce&quot;ler gökyüzünde merak uyandýran cisimlerdir: ne gezegendirler ne de yýldýzdýrlar, ancak her iki türle de benzer özellikler taþýmaktadýrlar. Teorilere göre bir Kahverengi Cüce bir yýldýza benzer þekilde, yýldýzlararasý bir buluttan toz ve gazýn kütlesel çekimiyle büzülmesi sonucu oluþur. Kahverengi Cüce&quot;ler nispeten küçük cisimlerdir: Jüpiter&quot;den kütle olarak 80 kat büyük kütleye sahip olabilmelerine raðmen çaplarý Jüpiter&quot;in çapýna yakýndýr.&lt;br/&gt;Sönük olmalarýna raðmen atmosfer ýsýlarý 300 *K ile 3000 *K arasýnda deðiþmektedir. Bunun sonucunda Kahverengi Cüce&quot;ler kýzýlötesi dalgaboylarýnda en parlak görülürler ve çýplak gözle bakýldýðýnda koyu kýzýl kahve renge benzemektedirler. Kahverengi Cüce&quot;lerin atmosferi, sýcak bir yýldýzýn atmosferinde görülemeyecek birtakým molekülleri içerir. Bunlarýn arasýnda dikkati çekenler titanyum oksit (TiO) ve vanadyum oksittir (VO). Bu moleküller, Güneþ&quot;imiz gibi sýcak yýldýzlarda korunamazlar. Kahverengi Cüce&quot;lerde baskýn bir þekilde görülmesi onlarýn soðuk olduðunun bir kanýtýdýr. Kýrmýzý Cüce&quot;lerin Galaksimiz de en sýk rastlanan yýldýz türü olduðuna inanýlýr. Çýplak gözle bakýldýðýnda koyu kýrmýzý gibi görünür ve çapý Kahverengi Cüce&quot;den pek bü</description></item><item><title>DÜNYAMIZ VE GÖKYÜZÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dunyamiz-ve-gokyuzu-352681.html</link><description>DÜNYAMIZ VE GÖKYÜZÜ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a-Dünyamýzýn Þekli&lt;br/&gt;Dünyamýzýn þeklinin nasýl olduðunu ilk bakýþta anlayamýyoruz, Çünkü gözümüzle görebildiðimiz alan, yeryüzünün en küçük bir parçasýdýr. Dünyamýzýn, top gibi yuvarlak olduðunu, bazý gözlemler ve deneyler yaparak anlýyoruz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýnsanlar eskiden dünyamýzýn bir tepkisi biçiminde olduðunu sanýyorlardý. Daha sonra, Dünyamýzýn yuvarlak olduðunu ve döndüðü ispatlandý. Dünya yuvarlaðýnýn kutuplarý içe doðru basýk; orta kýsmý (Ekvator bölgesi) ise þiþkincedir.&lt;br/&gt;1-DÜNYAMIZIN YUVARLAK OLDUÐUNU GÖSTEREN KANITLAR&lt;br/&gt;Bir deniz kýyýsýn duralým bize doðru gelmekte olan bir geminin önce dumanýný sonra direklerini daha sonrada bacasýný görürüz. Gövdesinide görmemiz için, geminin biraz daha yaklaþmasý gerekir. Bu, bize, dünyamýzýn yuvarlak olduðunu gösteriyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyamýz, Güneþ ile Ay arasýna girince, Dünyamýzýn gölgesi Ay üzerinde yuvarlak olarak düþüyor. Ay tutulmasý dediðimiz olay da bize Dünyanýn yuvarlak olduðunu gösteriyor.&lt;br/&gt;Bu gün yapýlan uzay yolculuklarý Dünyanýn yuvarlak olduðunun bilinmesi ile baþlamýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyamýz, yörüngesine 23&quot;27&quot; eðik bir eksen çevresinde dönmektedir. Yörünge, Dünyanýn Güneþ çevresinde dönerken izlediði yoldur. &lt;br/&gt;Dünyanýn, böyle bir eksenin var olduðunu düþünürsek bu eksenin, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyanýn kuzeyindeki ucuna Kuzey kutup noktasý;&lt;br/&gt;Güneyindeki ucunada Güney kutup noktasý; diyoruz.&lt;br/&gt;Ekvator 23 27 dakika kuzeyinden çizilen daireye kuzey (yengeç) dönencesi diyoruz. 23 27 dakika güney (oðlak) dönencesi diyoruz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yer yüzünün dörtte üçü denizlerle; dörtte biride karalarla kaplýdýr.&lt;br/&gt;Dünya üzerindeki büyük kara parçasýna kýta (ana kara); büyük denizlerde okyanus denir.&lt;br/&gt;Dünya üzerinde 6 kýta 3 okyanus bulunmaktadýr.&lt;br/&gt;Asya, Amerika, Afrika, Avrupa Okyanusya, Antarktika, yer yüzündeki kýtalardýr.&lt;br/&gt;Büyük okyanus (Pasifik), Atlas, okyanusu (Atlantik) ve Hint okyanuslarýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2-Mevsimler Nasýl Oluþmaktadýr?&lt;br/&gt;Dünya güneþ, Güneþ çevresinde dönmektedir. Dünya bu dönüþünü, 365 gün 6 saatte tamamlamaktýr. Bu zamana bir yýl diyoruz.&lt;br/&gt;Bu dönüþ sýrasýnda, Dünyanýn belli yerlerinde dört mevsim meydana gelmektedir. Bu sýrada, belli aylarda kuzey yarým küre, belli aylarda da güney yarým küre daha çok güneþ enerjisi almaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneþ ýþýnlarý 21 martta ekvatora dik gelmektedir. Bu tarihte kuzey orta kuþakta ilk bahara; Güney orta kuþak ta son bahara girmektedir.&lt;br/&gt;21 haziranda Güneþ ýþýnlarý, kuzey dönencesine dik gelmektedir. O gün en uzun gündüz en kýsa gece yaþanmaktadýr. Kuzey orta kuþakta yaz mevsimine; Güney orta kuþakta kýþ mevsimine girilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu tarihten itibaren güneþ ýþýnlarýnýn dik geliþi ekvatora doðru kaymaktadýr.&lt;br/&gt;23 eylülde, gece ile gündüz eþit duruma gelmekte ve kuzey orta kuþakta sonbahar; Güney orta kuþakta ise ilkbahara girilmektedir. Kuzey orta kuþakta bu tarihten sonra günler kýsalmaya geceler  uzamaya baþlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;21 aralýkta bu kuþakta en uzun gece en kýsa gündüz yaþanmaktadýr ve kýþ mevsimine girilmektedir. Güney orta kuþakta ise yaz mevsimi baþlamaktadýr.&lt;br/&gt;Bu tarihten sonra geceler kýsalmaya gündüzler uzamaya baþlar.&lt;br/&gt;21 martta gece ile gündüz eþitlenmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyanýn ekseninin yörüngesine 23 27 dakika eðik oluþunun sonucu olarak ekvator kuþaðýnda sürekli yaz Kuzey kutup ve Güney kutup kuþaklarýnda kýþ kuzey ve güney orta kuþakta da dört mevsim yaþanmaktadýr.&lt;br/&gt;3-Gece ile Gündüz Nasýl Oluþur.&lt;br/&gt;Gece ile gündüz dünyanýn kendi etrafýnda dönmesiyle oluþur.  &lt;br/&gt;b-Dünyamýzýn Katmanlarý&lt;br/&gt;Hava küre (Atmosfer)&lt;br/&gt;Su küre (Hidrosfer)&lt;br/&gt;Taþ küre (Yer kabuðu)&lt;br/&gt;Ateþ küre (Maðma)&lt;br/&gt;Çekirdek (Aðýr küre)&lt;br/&gt;Hava Küre&lt;br/&gt;Bu katman dünyayý saran 900 km kalýnlýðýnda ki hava tabakasýdýr.&lt;br/&gt;Havanýn içinde azot, oksijen, karbondioksit, ve su buharý bulunmaktadýr.&lt;br/&gt;bulutlar, yaðýþlar, ýsý deðiþiklikleri, rüzgar, bu katmanýn 11km lik kýsmýnda oluþmaktadýr.&lt;br/&gt;Su Küre&lt;br/&gt;Yer yüzündeki su tabakasý, bu adla anýlmaktadýr.&lt;br/&gt;Yer yüzünün dörtte üçü sularla kaplýdýr.&lt;br/&gt;deniz, göl, ve akar sular da bu tabakaya girmektedir.&lt;br/&gt;Taþ Küre&lt;br/&gt;Dünyamýz içe doðruda üç deðiþik katmandan oluþmuþtur.&lt;br/&gt;Bu katmanlar: Taþ küre ve çekirdek olarak adlandýrýlmýþtýr.&lt;br/&gt;Dünyamýzýn en dýþ</description></item><item><title>GÜNEÞ, MERKÜR, VENÜS, DÜNYA, A, MARS, FOBOS, DEÝMOS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes,-merkur,-venus,-dunya,-a,-mars,-fobos,-deimos-451990.html</link><description>Güneþ, Merkür, Venüs, Dünya, Ay, Mars, Fobos, Deimos)&lt;br/&gt;Güneþ: Güneþ, kendi adýyla anýlan sistemin merkezindedir. Yüzey sýcaklýðý yaklaþýk 5500, merkez sýcaklýðý ise en az 15 milyon derecedir. Çapý Dünya&quot;nýn çapýnýn 109 katý, Dünya&quot;ya. olan uzaklýðý ise Dünya&quot;nýn çapýnýn 215 katýdýr. Kütlesi, bütün gezegenlerin toplam kütlesinin 743, Dünya&quot;nýn kütlesinin ise 330.000 katýdýr. Bütün Güneþ Sistemi&quot;nin ve tabii ki Dünya&quot;daki hayatýn enerji kaynaðýdýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Merkür: Güneþ&quot;e en yakýn gezegendir. Adýný Roma mitolojisindeki tacirlerin ve gezginlerin tanrýsý Merkür&quot;den alýr. Çapý Dünya&quot;nýn çapýnýn %38&quot;i, kütlesi Dünya&quot;nýn kütlesinin %5,5&quot;i, yerçekimi ivmesi de Dünya&quot;nýn yerçekimi ivmesinin %39&quot;udur. Güneþ&quot;e uzaklýðý 46 milyon km ile 70 milyon km arasýnda deðiþir. Güneþ&quot;in etrafýnda 88, kendi etrafýnda ise 59,6 günde döner. Yüzey sýcaklýðý Güneþ&quot;e bakan tarafýnda 350 derece, diðer tarafýnda ise -170 derecedir. Merkür&quot;ün uydusu ve atmosferi yoktur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Venüs: Güneþ&quot;e ikinci yakýn gezegendir. Adýný Roma mitolojisindeki aþk ve güzellik tanrýçasý Venüs&quot;ten alýr. Çapý Dünya&quot;nýn çapýnýn %95&quot;i, kütlesi Dünya&quot;nýn kütlesinin %82&quot;i, yerçekimi ivmesi de Dünya&quot;nýn yerçekimi ivmesinin %91&quot;idir. Güneþ&quot;e uzaklýðý 108 milyon km&quot;dir. Güneþ&quot;in etrafýnda 224,7, kendi etrafýnda ise 243 günde döner. Yüzey sýcaklýðý 460 dereceden biraz yüksektir, ve hemen hemen eþit daðýlmýþtýr. Çoðu karbondioksit olan atmosferi çok kalýndýr ve yüzeydeki atmosfer basýncý Dünya&quot;nýnkinin 90 katýdýr. Uydusu yoktur. Kendi çevresinde dönüþ yönü bütün diðer gezegenlerin tersinedir. Güneþ ve Ay&quot;dan sonra gökteki en parlak cisimdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünya: Üzerinde yaþadýðýmýz, hayata elveriþli gezegenimizdir. Çapý 12.756km, kütlesi 5,97x1024 kg&quot;dir. Güneþ&quot;e uzaklýðý 149.597.890 km&quot;dir. Güneþ&quot;in etrafýnda 365,25, kendi etrafýnda ise 1 günde döner. Ortalama yüzey sýcaklýðý 15 derecedir. Uydusu: Ay. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ay: Dünya&quot;nýn tek uydusudur. Çapý 1737,4 km&quot;dir. Kendi çevresindeki dönüþ süresiyle Dünya çevresindeki dönüþ süresi ayný (27,322 gün) olduðu için Dünya&quot;dan hep ayný yüzü görünür. Yerçekimi ivmesi de Dünya&quot;nýn yerçekimi ivmesinin altýda biridir. Dünya&quot;ya uzaklýðý 363.300 km ile 405.500 km arasýnda deðiþir. Dünya üzerindeki kütle çekimi etkisi gelgit olaylarýna yol açar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Mars: Adýný Roma mitolojisindeki savaþ tanrýsý Mars&quot;tan alýr. Çapý Dünya&quot;nýn çapýnýn %53&quot;ü, kütlesi Dünya&quot;nýn kütlesinin dokuzda biri, yerçekimi ivmesi de Dünya&quot;nýn yerçekimi ivmesinin %38&quot;idir. Güneþ&quot;e uzaklýðý Dünya&quot;nýnkinin yaklaþýk 1,5 katýdýr. Güneþ&quot;in etrafýnda 687, kendi etrafýnda ise 24,6 günde döner. Yüzey sýcaklýðý -220 derece ile 70 derece arasýnda deðiþir, ortalama -65 derecedir. Çoðunlukla karbondioksitten oluþan atmosferi çok incedir. 2 uydusu vardýr: Fobos ve Deimos. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fobos: Yunanca &quot;korku&quot; anlamýna gelmektedir. 1877 yýlýnda, Deimos&quot;tan iki gün sonra, Asaph Hall tarafýndan keþfedilmiþtir. Muhtemelen Mars&quot;ýn yörüngesi tarafýndan yakalanmýþ bir asteroiddir. Güneþ Sistemi&quot;nde gezegenine en yakýn olan uydudur: Mars&quot;a olan uzaklýðý 6 bin km&quot;dir. Ortalama 23 km çapýndadýr, ama düzensiz bir þekli vardýr. Mars&quot;ýn çevresinde 7 saat 39 dakikada döner. 50 milyon yýl sonra Mars&quot;a çarpacaðý öngörülmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Deimos: Yunanca &quot;dehþet&quot; anlamýna gelmektedir. 1877 yýlýnda Asaph Hall tarafýndan keþfedilmiþtir. O da muhtemelen Mars&quot;ýn yörüngesi tarafýndan yakalanmýþ bir asteroiddir. Mars&quot;a olan uzaklýðý 20 bin km&quot;dir. Mars&quot;ýn çevresinde yaklaþýk 30 saatte döner. Ortalama 13 km olan çapýyla Güneþ Sistemi&quot;nin en küçük uydusudur.</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-gunes-sistemi-400226.html</link><description>güneþ sistemi</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝNÝN KÜTLE MERKEZÝ ETRAFINDAKÝ HAREKETÝNÝN TAYÝNÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sisteminin-kutle-merkezi-etrafindaki-hareketinin-tayini-417684.html</link><description>(tez)&lt;br/&gt;içindekiler &lt;br/&gt;önsöz &lt;br/&gt;ý giris &lt;br/&gt;1 1. konuya giriþ 3 &lt;br/&gt;2. kütle merkezinin tanýmý 4 &lt;br/&gt;3. çözüme ulaþmak üzere izlenen yol 5 &lt;br/&gt;4. formüllerdeki sabit ve deðiþkenlere iliþkin gösterimler 5 &lt;br/&gt;5. hareketin formüle edilmesi 7 &lt;br/&gt;6. hesaplamalarda kullanýlan veriler 11 &lt;br/&gt;7. genel sonuç çizelgesi 12 8. a&amp;#8242;i deðerlerinin gezegenlere göre daðýlýmý 16 &lt;br/&gt;9. sonuç 20 &lt;br/&gt;kaynaklar 21</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - EVRENÝN ÖYKÜSÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-evrenin-oykusu-400113.html</link><description>evrenin öyküsü</description></item><item><title>KOROZON 2</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?korozon-2-437368.html</link><description>6. 2. ATMOSFERÝK KOROZYONA KARÞI DÝRENÇ ÝÇÝN &lt;br/&gt;                                                                     MALZEMELERÝN SEÇÝMÝ &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;         Korozif etkinin ihtimalini kontrol eden en önemli faktör, geçerli hava þartlarýndaki nemin yoðuþmasý ile saðlanan sulu bir elektrolit ile olup olmadýðýdýr. Temiz bir atmosferin, sülfür dioksit içeren bir endüstri atmosferi veya tuz içeren bir deniz atmosferi ile mukayesesi gibi, sýcak, kuru veya soðuk, buzlu þartlar, nemli atmosferden daha az saldýrý yaparlar. Ýþlem görmeyen çelik, nemli ortamlara genel olarak atmosferik kirleticilerin seviyesine baðlý oranda paslanmaya çok eðilimlidir. Etkinin baþlangýç hýzý aynýdýr, fakat daha az etkili ortamlarda temizliyicide azalýr. Sahiller özellikle sýcak iklimler etki oranýný belirli seviyede artýrabilir. Dövme demirin süper korozyon direncinin, yüzeyde bakýr ve nikelin birikimi ile saðlandýðý Chilton ve Evans tarafýndan söylenmiþtir. Az alaþýmlý çeliklerde ve karbonda bulunan krom, silisyum ve fosfor, özellikle bakýr ile olan bileþimde korozyon mukavemetini artýracaðý düþünülebilir. Paslanmaz çeliðin korozyon mukavemeti daha çok krom içeriðinin düzgün daðýlýmý ile etkilenir ve martenzit çeliklerinde - ferritin alýkonmasý bu fazdaki krom segregasyonunun daha yüksek seviyelere çýkar bu, korozyon mukavemetinin tamamen azalmasý ile olur. Eðer ikinci fazlarýn - ferrit ve krom karbit gibi ilgili matrix te krom sýnýrýnda azaltma meydana getirirse çökme olabilmesine raðmen ostenit paslanmaz çelikler genel olarak üstündür. Aðýr olan dökme demir yavaþca korozyona uðrar paslanma bir problem deðildir. Alüminyum alaþýmlarý genel olarak iyi davranýrlar, fakat çökelti içeren alaþýmlarda ilk yýllarda, bazý yüzeylerde noktasal korozyon görülmüþtür. Bakýr mükemmel hizmet eder ve çatý malzemesi ile cama renk vermede geniþ ölçüde kullanýlýr. Kurþunda çatý malzemesi ve panel kaplama için popülerdir ve elektriði iyi iletir ve üretilen koruyuculu korozyon ürünleri iyi hizmet saðlar. Çinko da iyi hizmet verir fakat daha çok reaktiftir. &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;3.YÜKSELEN SICAKLIKLARDA OKSÝDASYONA &lt;br/&gt;                                                KARÞI DÝRENÇ ÝÇÝN MALZEMELERÝN SEÇÝMÝ &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;             Karbonun önemli bir etkisi yoktur; belli ölçüde silikatý üreten silisyum, alüminyum ve krom oksidasyon oranýný azaltýr. Kuru oksidasyonun olduðu yere gaz bileþiminin etkisi vardýr. Grafitli dökme demirde (KDD), dökümün þiþmesi ve distorsiyonu ile grafit lamelleri arasýnda demirin ilerleyen iç oksidasyonu ile birleþerek, yüksek sýcaklýk oksidasyon iþlemi yüzey durumunu meydana getirir; yüksek sýcaklýkta kullaným sonucu mikroyapýdaki karbürün bozulmasýndan dolayý hacimdeki artýþla bu etki de artar. &lt;br/&gt;             Yüzey karakteristiði çeliðe ilave edilen Si, Cr ve Al ile iyileþir. Isýya karþý en çok kullanýlan dökme demir silal (2,5 % C, 6,0 % Si) dir ve silis - ferrit matrisinde ince bir grafit yapýsýna sahiptir. Malzeme magnezyumla aþýlanarak küresel grafit ile üretilebilir, böylece stabilite daha da artýrýlýr. &lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;                    6. 4. TOPRAKTA KOROZYONA KARÞI MUKAVEMET   ÝÇÝN MALZEME SEÇÝMÝ &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt; Topraðýn etkisi önemli þekilde deðiþebilir. Ýlk olarak topraðýn bünyesi, aþýndýrýcý için gerekli olan havanýn giriþini kontrol eder, ikinci olarak suyun varlýðý topraktaki mineralin iyonlaþma ve metal yüzeydeki oksidasyon ürünü için saðlanýr. Suyun miktarý ayrýca oksijenin mevcudiyetini de etkiler. &lt;br/&gt; Genelde yüksek elektrik mukavemeti olan kuru, kumlu ve kireçli topraklar en az, aðýr killi ve tuzlu topraklar ise en çok korozyona uðrar. &lt;br/&gt; Yeraltýndaki malzemenin birçoðu çelik, dökme demir veya betondur, ama gömülü çelik ve dökme demir üzerindeki aþýndýrma oraný farkedilir þekilde atmosferden daha azdýr ve her iki durumda da yaklaþýk olarak aynýdýr. &lt;br/&gt; Birçok yeraltý borularý su taþýr. Ýngilizlerin birçok su þebekeleri eski ve astarsýz dökme demirden yapýlmýþlardýr. 20.000 km lik demir þebeke öyle korozyona uðramýþtýr ki kapasitelerini yarýsýný kaybetmiþtir. &lt;br/&gt; Petrol, doðal gaz veya su için hat þ</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - MEKANÝK TÝTREÞÝMLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-mekanik-titresimler-413794.html</link><description>mekanik titreþimler</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - ENDÜSTRÝ MÜHENDÝSLÝÐÝ STAJ RAPORU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-endustri-muhendisligi-staj-raporu-400182.html</link><description>endüstri mühendisliði staj raporu</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - KARADELÝKLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-karadelikler-400201.html</link><description>karadelikler</description></item><item><title>BIG BANG ( PATLAMA)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?big-bang-(-patlama)-373621.html</link><description>BIG BANG ( PATLAMA) &lt;br/&gt;20. yüzyýlýn baþýna kadar, astronomlar, dünyanýn oluþumu hakkýnda 3 olasý model öne sürmüþlerdir&lt;br/&gt;Evren, statik olabilir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu teoriye göre, yýldýz ve gezegenlerin karþýlýklý çekimleri , onlarý galaksiler veya güneþ sistemleri haline getirmiþ olabilir. Bu yýldýzsal- yerküresel gruplarýn her biri, kendi rastlantýsal yörüngelerinde , uzay içinde kayýp giderler ve diðer yýldýz veya gezegenlerin hareketlerinden tamamen baðýmsýzdýrlar.</description></item><item><title>YILDIZ KÜMELERÝ VE KÜME YAÞLARININ BELÝRLENMESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yildiz-kumeleri-ve-kume-yaslarinin-belirlenmesi-355751.html</link><description>YILDIZ KÜMELERÝ VE KÜME YAÞLARININ BELÝRLENMESÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER I. GÝRÝÞ.......................................................................................................................1 II. YILDIZ KÜMELERÝ...............................................................................................2 II.A. Açýk Yýldýz Kümeleri.....................................................................................3 II.A.1. Açýk Yýldýz Kümelerinin Sýnýflandýrýlmasý.........................................7 II.B. Küresel Yýldýz Kümeleri...............................................................................10 II.B.1. RR Lyrae Yýldýzlarý...........................................................................13 III. YILDIZ ÖBEKLERÝ..............................................................................................15 IV. YILDIZ KÜMELERÝNDE UZAKLIK BELÝRLENMESÝ....................................18 IV.A. Açýk Yýldýz Kümelerinde Uzaklýk Belirlenmesi..........................................18 1. Yýldýz Iþýtmalarý Yöntemi.........................................................................18 2. Çaplar Yöntemi.........................................................................................19 3. Dikine Hýzlar Yöntemi.............................................................................19 4. Tayfsal Iraksýmlar Yöntemi......................................................................21 IV.B. Küresel Yýldýz Kümelerinde Uzaklýk Belirlenmesi......................................21 1. Parlak Yýldýzlar Yöntemi..........................................................................21 2. Çaplar Yöntemi.........................................................................................21 3. Toplam Parlaklýk Yöntemi.......................................................................22 4. RR Lyrae Deðiþenleri Ýle Uzaklýk Bulma.................................................22 V. HR DÝYAGRAMI VE YILDIZ KÜMELERÝ........................................................23 V.A. Açýk Yýldýz Kümeleri...................................................................................23 1. Açýk Kümelerin Renk-Parlaklýk ve Ýki Renk Diyagramý.........................26 V.B. Küresel Yýldýz Kümeleri...............................................................................33 1. Küresel Kümelerin Renk-Parlaklýk Diyagramý........................................34 II VI. YILDIZ KÜMELERÝNÝN YAÞLARI...................................................................40&lt;br/&gt;2&lt;br/&gt;VI.A. Lindoff Yöntemi..........................................................................................42 VI.B. Sandage Yöntemi.........................................................................................43 VII. KAYNAKLAR......................................................................................................46&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÞEKÝLLER LÝSTESÝ Þekil 1. Cancer&quot;de Praesepe.........................................................................................2 Þekil 2. Küresel yýldýz kümesi Cluster Messier 13......................................................3 Þekil 3. Pleiades...........................................................................................................4 Þekil 4. Boða (Taurus) takýmyýldýzý.............................................................................9 Þekil 5. Omega Centauri, 47 Tucanae ......................................................................10 Þekil 6. RR Lyrae yýldýzlarýnýn üç Bailey türünün ýþýk eðrileri gösterilmektedir. a ve b türleri yalnýz genlik bakýmýndan farklýdýrlar. c türü RR Lyrae yýldýzlarý ise hemen hemen sinüs biçiminde ýþýk deðiþimi gösterirler. (Ledoux ve Walraven 1958&quot;den)..................................................................14 Þekil 7. RR Lyrae yýldýzlarýnýn üç türü için dönemle genlik arasýndaki iliþkiyi gösteriyoruz. En kýsa dönem ve en düþük genlikli olanlar c türleridir. Bunlar, a ve b türlerinden tamamen ayrýlmýþlardýr. (Ledoux ve W</description></item><item><title>GÜNEÞ TUTULMASI VE AY TUTULMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-tutulmasi-ve-ay-tutulmasi-418434.html</link><description>önsöz…………………3&lt;br/&gt;1. tutulmalarýn doðal nedenleri…………………3    &lt;br/&gt;2. güneþ tutulmasý…………………5&lt;br/&gt;2.1. nasýl meydana gelir?…………………5&lt;br/&gt;2.2. türkiye&quot;de kayýtlardaki ilk tutulmalar…………………6&lt;br/&gt;2.2.1. 11 aðustos 1999…………………6&lt;br/&gt;2.3. izlenmesi…………………6&lt;br/&gt;2.3.1. mutlaka sakýnýlmasý gereken unsurlar…………………7&lt;br/&gt;2.3.2. fotoðraf, film ve video çekimleri…………………7&lt;br/&gt;2.3.3. gözde hasarlar…………………7 &lt;br/&gt;3. ay tutulmasý…………………8&lt;br/&gt;3.1. nasýl meydana gelir?…………………8&lt;br/&gt;3.2. son milenyumda gerçekleþen ve gerçekleþecek tutulmalar…………………8&lt;br/&gt;3.3. izlenmesi…………………8&lt;br/&gt;4. tutulmalar ve astroloji…………………9&lt;br/&gt;4.1. dekanatlar…………………9&lt;br/&gt;4.1.1. güneþ tutulmasý…………………10&lt;br/&gt;4.1.2. ay tutulmasý…………………11&lt;br/&gt;sonuç…………………14&lt;br/&gt;bibliyografya…………………15</description></item><item><title>WHAT ARE UFOS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?what-are-ufos-374245.html</link><description>What are UFOs?&lt;br/&gt;UFOs are unidentified flying objects, but no one really knows what they are. Many researchers (called &quot;ufologists&quot;) have theories about what UFOs might be, but because no one can examine a UFO in a scientific laboratory, all of these ideas are really only educated guesses. We can offer a definition of UFOs, however, that you may find useful when you study the subject: &lt;br/&gt;A UFO is the reported sighting of an object or light seen in the sky or on land, whose appearance, trajectory, actions, motions, lights, and colors do not have a logical, conventional, or natural explanation, and which cannot be explained, not only by the original witness, but by scientists or technical experts who try to make a common sense identification after examining the evidence&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Who sees UFOs?&lt;br/&gt;All kinds of people see UFOs. It does not matter whether you are rich or poor, educated or uneducated, young or old. In fact, many people who report seeing UFOs were not even looking for them when they had their sighting. The chances for seeing a UFO are greater for those people who live in small towns or in the country and are outside late at night. Although most of us at CUFOS have never seen a UFO personally, some colleagues of ours say that their interest in UFOs was sparked by seeing a UFO when they were children or young adults. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;When did people first see UFOs?&lt;br/&gt;Many UFO researchers argue that UFOs have appeared throughout history. There are many myths, legends, and stories that tell of strange things seen in the sky or beings who came from the sky to help humans develop civilization. Because modern scholars cannot directly check the facts of these stories, it is impossible to determine if these are accurate reports of true events. Most ufologists, therefore, concentrate on studying UFO reports beginning in this century. &lt;br/&gt;In the 1890s, people across North America watched strange dirigible-shaped airships with very bright searchlights flying above their farms and towns. Some people claimed they had met the airship pilots. Researchers disagree about the authenticity of these accounts. Many investigators think the airship reports were hoaxes spread by local &quot;liars clubs&quot; or sensational stories written by creative journalists hoping to sell papers. A few ufologists, however, are convinced these airship sightings represent the first reliable UFO reports in history. &lt;br/&gt;During World War II pilots saw strange, glowing balls of light flying beside their airplanes. They called these lights &quot;foo fighters,&quot; a term based on an expression (&quot;where theres foo, theres fire&quot;) from Smokey Stover, a popular comic strip at the time. At first the Allied command believed the foo-fighters were secret German weapons or surveillance devices. Only after the war did they discover that German pilots had also seen the glowing lights, which were thought to be American or British secret devices! &lt;br/&gt;During the summer and fall of 1946, a number of unusual aerial objects were sighted over Sweden and Norway. They were given the name of &quot;ghost rockets&quot; and it was believed that they were secret Russian weapons developed from the German wartime rocket program. The Swedish defense ministry stated that 80% of the 1,000 ghost rockets could be explained by natural phenomena, but about 200 cases could not be explained as either a natural phenomenon, Swedish or Russian aircraft, or misperceptions. &lt;br/&gt;Although the airship and foo-fighter reports are more detailed and credible than ancient stories of strange &quot;prodigies&quot; seen in the sky, many ufologists question whether these sightings can be accepted as true UFO reports. As a result, many researchers say the modern UFO era started on June 24, 1947, with the sighting by businessman and pilot Kenneth Arnold. While flying his small plane along the Cascade Mountains in Washington state, Arnold saw nine crescent-shaped objects flying along the contours of the mountains. Although he saw them for only a three and a half minutes, Arnold knew they were not regular airplanes. He radioed in his report, and when he landed at the airport, reporters were waiting to ask questions. He described the motions of the objects as &quot;like a saucer would if you skipped it across the water.&quot; This is where the term &quot;flying saucer&quot; came from. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Is there intelligent life on other planets?&lt;br/&gt;Although the Center for UFO Studies is not specifically involved in the search for intelligent life on other planets, the idea that some UFOs are alien</description></item><item><title>UZAY ARAÞTIRMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uzay-arastirmalari-380198.html</link><description>UZAY ARAÞTIRMALARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Rus uzay aracý Soyuz TMA-3, Kazakistandaki Baykonur üssünden fýrlatýlýþýndan iki gün sonra Uluslararasý Uzay Ýstasyonuna (ISS) kenetlendi. Moskovadaki Kontrol Merkezinin sözcüsü, kenetlenmenin baþarýyla gerçekleþtiðini söyledi. Soyuzun 3 kiþilik mürettebatýndan Amerikalý astronot Michael Foale ve Rus kozmonot Aleksander Kaleri, ISSde bulunan Amerikalý Ed Lu ve Rus Yuri Malençenko ile nöbet deðiþimi yapacak. &lt;br/&gt;Mürettebattaki üçüncü kiþi olan Avrupa Uzay Ajansýndan Ýspanyol astronot Pedro Duque ise ISSde 8 gün kaldýktan sonra görevi devredecek ekiple birlikle 27 Ekimde Dünyaya dönecek. &lt;br/&gt;Lu ve Malençenko, 6 aydýr ISSde görev yapýyordu. Foale ve Kaleri, istasyonda görev yapacak 8inci astronot ve kozmonot ekibi olacak.&lt;br/&gt;Astronomlar günümüzden 66 yýl önce tespit edilen, ancak sonra kaybolan bir asteroidin yerini belirlediler. Hermes adlý göktaþý keþfedildiði 1937 yýlýnda, Ay ile Dünya arasýna girmiþ ve Dünya&quot;ya çarpma tehlikesi yaratacak derecede yaklaþmýþtý. Bu tespitten 5 gün sonra Güneþ ýþýnlarýnýn parlaklýðý nedeniyle gözlem dýþý kalmýþtý. Hermes daha sonra bir daha görülmedi. Astronomlar Hermes&quot;i uzay fotoðrafýnda küçük karanlýk bir nokta þeklinde yeniden tespit etmeyi baþardýlar; yörünge hesaplarý yapýldý ve karanlýk noktanýn Hermes olduðuna karar verildi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;66 YILDIR GÖRÜLMEDÝ &lt;br/&gt;Hermes ilk olarak Heidelbergli Karl Reinmuth tarafýndan 28 Ekim 1937&quot;de keþfedilmiþti. 5 gün boyunca gözlemledikten sonra, Hermes&quot;in izini kaybettirmiþti. Reinmuth asteroidin Dünya&quot;nýn 800.000 kilometre yakýnýndan geçtiðini hesaplamýþtý. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Arizona&quot;daki Lowell Laboratuvarý&quot;ndan Brian Skiff 15 Ekim&quot;de Hermes olduðunudan þüphe ettiði bir göktaþýný not düþtü. Dünya etrafýnda bir çok göktaþýnýn bulunduðunu bilen Skiff, göktaþýnýn aþýrý derece parlak olmasýnda þüphelenerek, Cambridge&quot;teki Minor Planet Center&quot;dan Timothy Spahr&quot;ý arayarak sözkonusu noktanýn koordinatlarýný verdi. Kendi teleskoplarýyla gözlem yapan merkez, noktanýn Hermes olduðuna kara verdi ve böylece Skiff&quot;in gözlemi teyit edildi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Astronomlar Hermes&quot;in çapýnýn 1 ila 2 kilometre arasýnda olduðunu tahmin ediyorlar.&lt;br/&gt;Çinin ilk uzay seferinde Dünya yörüngesini 14 kez dolaþan &quot;taikonot&quot;, Çin Seddinin uzaydan görülebildiðine iliþkin efsaneyi sona erdirdi. Yarbay Yang Liwei, yýllardýr &quot;uzaydan görülebilen tek insan yapýsý&quot; olarak bilinen 2400 kilometrelik Çin Seddini uzaydan göremediðini söyledi. Dünyaya dönüþünün ardýndan uzay kapsülünden çýktýktan hemen sonra gazetecilerin karþýna geçen taikonot Wliwei, bir televizyon muhabirinin &quot;Uzaydan Çin Seddini görebildiðiniz doðru mu?&quot; sorusuyla karþýlaþtý. Taikonotun cevabý &quot;Hmm, hayýr&quot; oldu. &lt;br/&gt;Bu iki kelimeyle, dünyanýn en uzun duvarýnýn uzaydan görülebildiði efsanesi yalanlanmýþ oldu. &lt;br/&gt;NASA yetkilileri bu cevabýn sürpriz olmadýðý deðerlendirmesini yaparak, yýllardýr astronotlarýn uzaydan gördükleri þeylerin bulutlarýn beyazlýðý, okyanuslarýn maviliði, çöllerin sarý rengi ve biraz yeþil alan olduðunu belirtiyor.</description></item><item><title>WHAT ARE UFOS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?what-are-ufos-380256.html</link><description>What are UFOs?&lt;br/&gt;UFOs are unidentified flying objects, but no one really knows what they are. Many researchers (called &quot;ufologists&quot;) have theories about what UFOs might be, but because no one can examine a UFO in a scientific laboratory, all of these ideas are really only educated guesses. We can offer a definition of UFOs, however, that you may find useful when you study the subject:  &lt;br/&gt;A UFO is the reported sighting of an object or light seen in the sky or on land, whose appearance, trajectory, actions, motions, lights, and colors do not have a logical, conventional, or natural explanation, and which cannot be explained, not only by the original witness, but by scientists or technical experts who try to make a common sense identification after examining the evidence. &lt;br/&gt;Who sees UFOs?&lt;br/&gt;All kinds of people see UFOs. It does not matter whether you are rich or poor, educated or uneducated, young or old. In fact, many people who report seeing UFOs were not even looking for them when they had their sighting. The chances for seeing a UFO are greater for those people who live in small towns or in the country and are outside late at night. Although most of us at CUFOS have never seen a UFO personally, some colleagues of ours say that their interest in UFOs was sparked by seeing a UFO when they were children or young adults.  &lt;br/&gt;What do UFOs look like? How fast do they move? &lt;br/&gt;Can I get pictures of them?&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;UFOs come in all shapes and sizes. Some are only small spots of light that move in strange patterns across the night sky. These are called nocturnal lights (NLs) and are the most commonly reported type of UFO. Nocturnal lights are not really very interesting because the witness can see little detail; without details, ufologists cannot learn anything new. Faraway objects, often disk- or saucer-shaped, seen in the daytime are called daylight disks (DDs). When UFOs approach much nearer to witnesses (within 500 feet), these sightings are called close encounters. There are three types of close encounters, designated as CE-1, CE-2, and CE-3. (Abductions are sometimes referred to as CE-4s.) During close encounters, witnesses report seeing UFOs that are shaped like saucers, boomerangs, spheres, diamonds, cigars, triangles, or other strange shapes. They have bright lights, sometimes white or red, other times multicolored.  &lt;br/&gt;The reported speed of UFOs varies dramatically. UFOs can hover silently for a long time then instantaneously fly off at great speeds--certainly much faster than conventional aircraft. They can move slowly across the sky, or perform unbelievable maneuvers, such as right angle turns, at incredibly high speeds. We do not know what powers UFOs, or why they have such maneuverability.  &lt;br/&gt;There are few unquestionably authentic pictures of UFOs. Many so-called UFO photographs are really natural phenomena (such as strangely shaped clouds) or are light leaks in the camera or flaws that were introduced when the film was developed. Some pho</description></item><item><title>KARANLIK MADDE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?karanlik-madde-356807.html</link><description>ÖZET Evrendeki kütlenin büyük bir bölümünün görünmediðini fark eden astronomlar, bu görünmeyen kütleye &quot;karanlýk madde&quot; ismini vermiþlerdir. Karanlýk madde; yýldýz ve galaksilere yaptýðý çekimsel etkiler yoluyla keþfedilmiþtir. Bu madde, baryonik ve baryonik olmayan þeklinde iki grupta toplanmýþtýr. Baþlangýçta; karanlýk madde, kümeleri bir arada tutmak için gerekli olan kütle çekim kuvvetini, daha sonraki dönemlerde ise evrenin geniþlemesi modellerinde, kritik yoðunluðu hesaplamakta kullanýlmýþtýr. Tüm modellerde geniþlemenin gereði olan &amp;#8486;=1 yoðunluðu, sadece baryonik madde kullanýldýðýnda bir iþe yaramamaktadýr. Çünkü gözlemlerden elde edilen verilerle uyuþmamaktadýr, Büyük Patlamadan bu güne &amp;#8486;B, baryon yoðunluðu 0.05 civarýndadýr. Baryon kökenli karanlýk maddeden bahsetmeden önce baryon tanýmýný vermek gereklidir. Baryonlar, güçlü etkileþimlere uðrayan yarýtam spinli parçacýklardýr. Baryon kökenli karanlýk madde adaylarý, Büyük Patlamadan günümüzdeki yapýlara kadar her ölçekte bulunabilirler. Baryon kökenli karanlýk madde problemini açýklamak için astronomlar çeþitli modeller geliþtirmiþ ve bu modellerde baryonik adaylarý diledikleri gibi kullanmýþlardýr. Standart BDM (Baryon kökenli karanlýk madde) senaryosunda, &amp;#8486;&amp;#8776;0,01 ve &amp;#8486;=1 de sabit tutulmuþ ve böylece karanlýk maddenin %70 oranýnda baryonik olacaðý sonucuna varýlmýþtýr. Genelde BDM ile ilgili çalýþmalar standart BDM senaryosuna göre yapýlmaktadýr. Baryon kökenli karanlýk madde adaylarý; Kahverengi cüceler, M tipi cüceler, Beyaz cüceler, Nötron yýldýzlarý, Kara delikler, VMO delikler, SMO delikler þeklinde sýralanabilir. Bunlarla ilgili açýklamalar ilerideki bölümlerde verilecektir. Ýlerleyen teknoloji ve gözlem teknikleri sayesinde, önümüzde ki yýllarda baryon kökenli karanlýk madde problemi daha net çözümlere ulaþabilecektir. 1&lt;br/&gt;1.GÝRÝÞ Bundan 50 yýl kadar önce, astronomlar evrendeki kütlenin en azýndan yüzde doksan kadarýnýn görünmez olduðunu fark ettiler. Gerçekten görünmeyen bu madde, yýldýz ve galaksilere yaptýðý çekimsel etkiler yoluyla fark edilmiþtir ama kendisi elektromanyetik ýþýnýmýn hiçbir türünü yaymaz. Bu görünmeyen madde astronomlar tarafýndan karanlýk madde veya kayýp kütle olarak adlandýrýlmýþtýr. Karanlýk madde konusunda öneri getiren Partikül Fizikçileri ve Astrofizikçiler arasýnda ortak bir görüþle, tüm kütle aralýðý 10-5 eV tan 1012 Mo e kadar tanýmlanmýþtýr. Ýlk durumda; karanlýk madde, sýcak Büyük Patlamadan kalýntýlar içeren partikülleriyle birlikte baryonik olmayan formda olmalýdýr. Ýkinci durumda ise; bazen Popülasyon III yýldýzlarý olarak adlandýrýlan kalýntýlardan ibaret gaz olmayan karanlýk maddelerle birlikte baryonik olmalýdýr. 1970lerde karanlýk madde genellikle baryonik olarak tahmin edilmiþ (örneðin Ostriker ve arkadaþlarý, 1974; White ve Rees, 1978) ama herþeyin baryonik olamayacaðý inanýþýndan dolayý da bu görüþ üzerinde yoðunlaþýlmamýþtýr (Hegyi ve Olive 1983,1986). Bir zaman için sýcak karanlýk madde revaçtayken, sonra soðuk karanlýk madde onun yerini almýþtýr ve araþtýrmacýlarýn çoðu bu görüþe standart model olarak bakmaktadýr. Yakýn zamanda, bununla birlikte dikkatler baryonik adaylara çevrilmiþtir. Bu ise, kýsmen soðuk modelde görülen problemlerden dolayý ve þimdilerde baryonik karanlýk madde için doðrudan ispat yapýlabileceðindendir. Bu konudaki çalýþmalar, þimdi baryonik karanlýk maddelere baðýmlý olarak yapýlýyor. Hem baryonik hem de baryonik olmayan karanlýk madde için çözümlere ihtiyacý olan bir çok karanlýk madde probleminin varlýðý konusunda geliþen bir bakýþ açýsý mevcuttur. Bu çalýþma tamamen baryonik karanlýk madde üzerinde yoðunlaþmýþtýr. 2&lt;br/&gt;1.1 Baryon Nedir? Baryon kavramý, nükleonlardan (nötronlar ve protonlar) daha aðýr temel parçalarý belirtmek için, önce deneysel olarak ortaya atýldý. Ancak bu ölçüt kesin bir fiziksel ayrýmý karþýlamaz. Günümüzde baryon adý, güçlü etkileþimlere uðrayan yarýtam spinli parçacýklar için kullanýlýr; baþka bir deyiþle baryonlar, fermion yapýlý hadronlardýr.</description></item><item><title>MERKUR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?merkur-380170.html</link><description>MERKUR&lt;br/&gt;Mercury is the closest planet to the Sun and the eighth largest. Mercury is slightly smaller in diameter than the moons Ganymede and Titan but more than twice as massive. &lt;br/&gt;        orbit:    57,910,000 km (0.38 AU) from Sun&lt;br/&gt;        diameter: 4,880 km&lt;br/&gt;        mass:     3.30e23 kg&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;In Roman mythology Mercury is the god of commerce, travel and thievery, the Roman counterpart of the Greek god Hermes, the messenger of the Gods. The planet probably received this name because it moves so quickly across the sky. &lt;br/&gt;Mercury has been known since at least the time of the Sumerians (3rd millennium BC). It was given two names by the Greeks: Apollo for its apparition as a morning star and Hermes as an evening star. Greek astronomers knew, however, that the two names referred to the same body. Heraclitus even believed that Mercury and Venus orbit the Sun, not the Earth. &lt;br/&gt;Mercury has been visited by only one spacecraft, Mariner 10. It flew by three times in 1974 and 1975. Only 45% of the surface was mapped (and, unfortunately, it is too close to the Sun to be safely imaged by HST). &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VENUS&lt;br/&gt;Venus is the second planet from the Sun and the sixth largest. Venus orbit is the most nearly circular of that of any planet, with an eccentricity of less than 1%. &lt;br/&gt;        orbit:    108,200,000 km (0.72 AU) from Sun&lt;br/&gt;        diameter: 12,103.6 km&lt;br/&gt;        mass:     4.869e24 kg&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Venus (Greek: Aphrodite; Babylonian: Ishtar) is the goddess of love and beauty. The planet is so named probably because it is the brightest of the planets known to the ancients. (With a few exceptions, the surface features on Venus are named for female figures.) &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Venus has been known since prehistoric times. It is the brightest object in the sky except for the Sun and the Moon. Like Mercury, it was popularly thought to be two separate bodies: Eosphorus as the morning star and Hesperus as the evening star, but the Greek astronomers knew better. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Since Venus is an inferior planet, it shows phases when viewed with a telescope from the perspective of Earth. Galileos observation of this phenomenon was important evidence in favor of Copernicuss heliocentric theory of the solar system. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; The first spacecraft to visit Venus was Mariner 2 in 1962. It was subsequently visited by many others (more than 20 in all so far), including Pioneer Venus and the Soviet Venera 7 the first spacecraft to land on another planet, and Venera 9 which returned the first photographs of the surface (left). Most recently, the orbiting US spacecraft Magellan produced detailed maps of Venus surface using radar (above). &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EARTH&lt;br/&gt;Earth is the third planet from the Sun and the fifth largest: &lt;br/&gt;        orbit:    149,600,000 km (1.00 AU) from Sun&lt;br/&gt;        diameter: 12,756.3 km&lt;br/&gt;        mass:     5.972e24 kg&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Earth is the only planet whose English name does not derive from Greek/Roman mythology. The name derives from Old English and Germanic. There are, of course, hundreds of other names for the planet in other languages. In Roman Mythology, the goddess of the Earth was Tellus - the fertile soil (Greek: Gaia, terra mater - Mother Earth). &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;It was not until the time of Copernicus (the sixteenth century) that it was understood that the Earth is just another planet. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Earth, of course, can be studied without the aid of spacecraft. Nevertheless it was not until the twentieth century that we had maps of the entire planet. Pictures of the planet taken from space are of considerable importance; for example, they are an enormous help in weather prediction and especially in tracking and predicting hurricanes. And they are extraordinarily beautiful. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The Earth is divided into several layers which have distinct chemical and seismic properties (depths in km): &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     0-  40  Crust&lt;br/&gt;    40- 400  Upper mantle&lt;br/&gt;   400- 650  Transition region&lt;br/&gt;   650-2700  Lower mantle&lt;br/&gt;  2700-2890  D layer&lt;br/&gt;  2890-5150  Outer core&lt;br/&gt;  5150-6378  Inner core       &lt;br/&gt;The crust varies considerably in thickness, it is thinner under the oceans, thicker under the continents. The inner core and crust are solid; the outer core and mantle layers are plastic or semi-fluid. The various layers are separated by discontinuities which are evident in seismic data; the best known of these is the Mohorovicic discontinuity between the crust and upper mantle.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MOON</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - C-130 UÇAKLARI ORTA ALT PANELÝNDE BULUNAN GÖSTERGELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-c130-ucaklari-orta-alt-panelinde-bulunan-gostergeler-413780.html</link><description>c-130 uçaklarý orta alt panelinde bulunan göstergeler</description></item><item><title>ANDROMEDA GALAKSÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?andromeda-galaksisi-355726.html</link><description>ANDROMEDA GALAKSÝSÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YEREL GRUP 3.1. Yerel Grup Hakkýnda Genel Bilgi Galaksiler, uzayda baðýmsýz bir topluluk oluþturan yýldýzlar, gaz ve tozlardan oluþmuþ gök cisimleridir. Boyutlarý son derece deðiþken olabilen galaksiler bazen biribirlerine çok yakýn ve astronomik ölçüler boyutunda çok küçük olarak nitelendirilebilecek bir hacim içerisinde kümelenebilirler. Bu þekilde birbirlerine yakýn konumda bulunan ve sayýlarý 10 ile 50 arasýnda olan galaksi topluluklarýna &quot;Grup&quot; adý verilmektedir. Yine ayný þekilde, sayýlarý 50&quot;den fazla, hatta 10,000&quot;lere kadar ulaþabilen galaksi topluluklarý &quot;Küme&quot; olarak adlandýrýlmaktadýr. Güneþ Sistemimizin içinde bulunduðu Samanyolu Galaksisi ile en yakýn spiral galaksi olan Andromeda Galaksisi&quot;nin de içinde bulunduðu topluluða &quot;Yerel Grup&quot; adý verilmektedir. 30&quot;a yakýn galaksi üyesi bulunan Yerel Grubun oluþturduðu zarfýn çapý yaklaþýk 1.0 Mpc&quot;tir. Yerel Grup içinde yer alan en parlak 10 galaksi üyesi, parlaklýk sýrasýyla aþaðýda verilmiþtir: Çizelge 3.1.1: Yerel grup üyeleri Galaksi Adý tipi Mutlak Parlaklðý Andromeda Galaksisi Sb -21m.1 Samanyolu Sb veya Sc -21m.0 M33 Sc -18 m.9 Büyük Macellan Bulutu Irr I -18 m.5 Küçük Macellan Bulutu Irr I -16 m.8 NGC205 E6p -16 m.4 M32 E2 -16 m.4 NGC6822 Irr I -15 m.7 NGC185 de0 -15 m.1 IC1613 Irr I -14 m.8&lt;br/&gt;Yerel Grubun içinde, büyüklükleri yönünden ilk üç sýrayý alan Andromeda, Samanyolu ve M33 galaksileri &quot;Spiral Galaksi&quot; tipinde olup, diðer üyeler bu üçünün etrafýnda toplanmýþlardýr. Grubun diðer üyeleri ise, parlaklýklarý daha sönük ve kütleleri daha az olan &quot;Cüce Eliptik&quot; ve &quot;Düzensiz&quot; galaksilerdir. Þekil 3.1.1: Yerel Grup&lt;br/&gt;4. ANDROMEDA GALAKSÝSÝ 4.1. Andromeda Galaksisi Hakkýnda Genel Bilgi Andromeda Galaksisi, Samanyolu&quot;na en yakýn spiral galaksidir. Sb türünden bir spiral olup, özelliði çekirdek etrafýnda kollarýn tam devir yapacak þekilde sarýlmýþ ve parçalanmamýþ olmasýdýr. Andromeda Galaksisi ayný zamanda M31 ve NGC224&quot;de olarak da adlandýrýlmaktadýr. Çizelge 4.1.1: Andromeda Galaksisi&quot;nin Özellikleri Sað Açýklýk 00sa40dk00s.3 Dik Açýklýk +41o00&amp;#8242;03&amp;#8242;&amp;#8242; Açýsal Çap 240&amp;#8242; Görsel parlaklýk (V) 3m.58 Renk (B-V) ve (U-B) +0.91, +0.50 Mutlak parlaklýk 21m.1 Uzaklýk 765 kpc Çap 54 kpc Bakýþ doðrultusu ile yaptýðý açý 12o.5 Galaktik Soðurma 0.m48 Radyal hýz (güneþe göre) -310 km / sn Kütlesi (güneþ birimi cinsinden)   4.1x1011 H I kütlesi (güneþ birimi cinsinden) 3.9x109&lt;br/&gt;Þekil 4.1.1: Andromeda Galaksisi 4.2. Andromeda Galaksisi&quot;nin Keþfi Andromeda Bulutsu&quot;su ilk defa, M.S. 964 yýlýnda, Ýranlý astronom Al-Sufi tarafýndan çýplak gözle gözlenmiþtir. &quot;Küçük Bulut&quot; olarak adlandýrdýðý bu cismi &quot;Sabit Yýldýzlar&quot; adlý eserinde tanýmlamýþtýr. 1612 yýlýnda Simon Marius, Andromeda Nebulasý&quot;nýn ilk çizimini yayýnladýðýnda, Charles Messier (1764), Al-Sufi&quot;nin bu çalýþmasýndan habersiz olarak, bunun yeni bir nebula olduðunu söylemiþtir. Bunun üzerine, Andromeda bulutsusu, Messier katoloðuna &quot;M31&quot; olarak kaydedilmiþtir. Andromeda Galaksisi ile ilgili ilk modern araþtýrmalar 100 yýl kadar önce fotoðraf tekniðinin ve dolayýsýyla daha sönük kaynaklarý inceleme ve kaydetme olanaklarýnýn geliþmesi ile baþlamýþtýr. Isaac Roberts, Andromeda Nebulasý&quot;nýn spiral yapýsýný gösteren ilk fotoðraflarýný 50 cm&quot;lik teleskopu ile çekmiþtir. O dönemde dýþ galaksilerin varlýðý bilinmediðinden, fotoðraflarda spiral kollarýn dýþýnda bulunan sönük yýldýzlarýn açýkça görülmesine raðmen, bunun bir galaksi olabileceði düþünülmemiþtir. Aksine Andromeda&quot;da bulunan Büyük Nebula&quot;nýn zamanla yoðunlaþarak gezegen sistemine sahip bir yýldýz olacaðý düþünülmüþtür. Aralarýnda Edwin P. Hubble&quot;nýn da bulunduðu birkaç araþtýrmacý, Samanyolu&quot;nun ötesinde yýldýz sistemlerinin olabileceði fikrini ileri sürmüþlerdir. 1925 yýlýnda Hubble, NGC6822 Galaksisi&quot;ni gözlemleyerek, bunun bir &quot;uzak yýldýzlar topluluðu&quot; olduðunu göstermiþtir. Bu çalýþmalar sýrasýnda Andromeda Nebulasý&quot;nda bulunan büyük spiral yapý Hubble&quot;ýn dikkatini çekmiþtir. Hubble çektiði fotoðralarda spiral yapýnýn karýn bölges</description></item><item><title>TÜRK HAVACILIK VE UZAY SANAYÝÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?turk-havacilik-ve-uzay-sanayii-419433.html</link><description>türkiye&quot;de hava platformlarýnýn tasarýmý, imalatý, entegrasyonu, modernizasyonu ve satýþ sonrasý hizmetleri alanlarýnda teknoloji merkezi konumunda olan türk havacýlýk ve uzay sanayii (taý), 15 mayýs 1984 tarihinde kurulmuþtur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;taý&quot;nin vizyonu; baþta t.s.k. olmak üzare, öncelikle ülke ihtiyaçlarýnýn karþýlanmasý için uygun sahalarda yapacaðý ar-ge çalýþmalarý ile teknoloji transferini özümseyerek özgün tasarýmlar yapan, sürekli geliþme ile rekabeti karþýlayan ve dünya pazarýnda yüksek kalitedeki ürünleri zamanýnda ve uygun fiyatlar ile üreten bir þirket olarak tanýnmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;taý&quot;nin misyonu; zaman içinde ülke ihtiyaçlarýnýn gerektireceði kabiliyetleri kazanarak nihai amacý olan tüm sistemleri, öncelikle ülke ihtiyaçlarýnýn karþýlanmasý ve dünya pazarý için geliþtirmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;akýncý_ankara&quot;da, 160.000 metrekaresi kapalý olmak üzere toplam 2.300.000 metrekarelik bir alan üzerine kurulu modern bir döner ve sabit kanatlý uçak üretim tesisine sahip...&lt;br/&gt;...&lt;br/&gt;(turkýsh aerospace ýndustry)&lt;br/&gt;....</description></item><item><title>EVREN VE UZAY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?evren-ve-uzay-418491.html</link><description>evren,varolan herþeyi anlatan bir kelimedir.  gördüðümüz,bildiðimiz,duyduðumuz herþey evrenin içindedir.evren uzaydan ve uzayda bulunan sayýsýz varlýklardan meydana gelmiþtir.&lt;br/&gt;      insanlar çok eski zamanlardan beri evren ve onun oluþu hakkýnda çeþitli þeyler düþünmüþler ve kendilerince ona bir anlam vermeye çalýþmýþlardýr.&lt;br/&gt;evrenin oluþu hakkýnda çeþitli þeyler düþünmüþler ve kendilerince ona bir anlam vermeye çalýþmýþlardýr.&lt;br/&gt;evrenin oluþu hakkýnda çeþitli...</description></item><item><title>MÝTOLOJÝDE YILDIZLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mitolojide-yildizlar-354942.html</link><description>MÝTOLOJÝDE YILDIZLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ORION &lt;br/&gt;Yunan Mitolojisinde Orion &lt;br/&gt;   Dev yapili Orion Merope adli bir prensese asik olmustur. Onun gözüne girmek için Khios adasini yabani hayvanlardan temizlemistir. Kral Onopion kizini Oriona verecegini söylemisti; ama, dügünü durmadan geciktiriyordu. Dev avci bir gün sarhos olup Meropeye kötü sözler söyledi. Bunun üzerine Oinopion Dionysosa (sarap tanrisi) bas vurup Orionun cezalandirilmasini istedi. Tanri derin bir uykuya daldirdi avciyi, Khios Krali da firsattan yararlanip onun gözlerini kör etti. &lt;br/&gt;Orion bir süre kör dolastiktan sonra bir tapinaktan gözlerinin iyilesebilicegini ögrendi. Bunun için Dünyanin dogusuna gitmesi gerekiyordü. Dogan Günesin isiklari onun yüzüne vurunca gözleri açilacakti. Anlatilanlari yapti ve gözleri açildi. Dönüp Kraldan öç almak istedi ama adaya döndügünde onu bulamadi. Orion Khiostan Girite geçti. Orada Artemisin ( Roma Mitolojisinde Diana ) avcisi olarak yasamaya basladi. Çok geçmeden onun Aurorayi ( Safak Tanriçasi ) sevdigni ögrenen Av Tanriçasi kýskançliga kapilarak Orionu öldürdü. Ölümünden sonra Tanrilar Orionu gökyüzüne çikardilar. &lt;br/&gt; I  Roma Mitolojisine göre Orion Neptünün (deniz tanrisi ) ölümlü bir kadindan (Euryale) olan çocugudur. Bu yüzden bir yari tanridir ve dolayisiyla ölümsüz degildir; ama, yari tanri olmasi ona neredeyse eþsiz bir avlanma yetenegi vermistir . Orion bir gün Giritte avlanirken Av Tanriçasi Diana (Artemis) ile karsilasir. Bir av yarisina girisirler ve bu yarisin sonunda Orion Dianaya en az onun kadar iyi oldugunu söyler. Bu sirada Orionun arkasinda bir akrep berilir. Bu akrebin kimi eserlerde Diana tarafindan yaratildigi, kimi eserlerde ise Oriona kendisinin öldürülemeyecek bir yartik oldugunu düsünmesinden dolayi Hera tarafindan yaratildigi düsünülmektedir. Akrep Orionu sokar ve Orion düser . Düserken de akrebi sopasiyla ezerek öldürür. Si faci Aesculapius onu iyilestirmeye çalisir. Jüpiter (Zeus) da Aesculapiusa onu hayata döndürmesini söyler ve Orionu gökteki yerine yerlestirir(köpekleriyle birlikte) . Bir nevi Orionu ölümsüzlestirir. Birbirlerini öldüren Akrep ve Orion hiçbir zaman ayni anda gökyüzünde yer almazlar. &lt;br/&gt;Yine baska bir mitolojik metne göre ise Orionun ölümü söyle olur: Diana, Oriona derin sevgi ve saygi beslemektedir.Hatta bir ara evlenecekleri bile söylenir. Diananin abisi Apollo (okçu tanri ) bir gün denizin üzerindeki siyah bir seyi göstererek Dianadan ona niþan almasini ister. Diana vurur ve vurdugu Orionun su üzerindeki basidir. Dalgalar Orionu kiyiya çikardiginda Diana hatasini anlar ve Orionu yildizlar arasinda bir yere koyar. Köpeklerini de arkasina ... &lt;br/&gt; I  Misir Mitolojisinde ise Orion tanrilarindan Osiris ile es tutulmustur. &lt;br/&gt;BÜYÜK AYI VE KÜÇÜK AYI &lt;br/&gt;  Yunanistanda Arcadyada Kallisto adli bir prenses yasamaktaydi. Kallisto güzel ve yetenekli bir avciydi. Jüpiterin (Zeus) bir gün Kallistoyu izledigini farkeden Juno (Hera) kiskançligindan dolayi Prensesi avlanirken bir ayiya çevirir. Bu olayin üzerinden zaman geçer ve Kallistonun çocugu Arkas büyür, annesi gibi yetenekli bir avci olur. Bir gün avlanirken kendisine yaklasan bir ayi farkeder ve niþan almaya hazirlanir. Tam bu sirada Jüpiter yeryüzüne iner, Arkasi da bir ayiya çevirir ve iksini de gökyüzündeki yildizlar arsindaki yerlerine firlatir. Kallisto Büyük Ayi, Arkas da Küçük Ayi takimyildizini olusturur. &lt;br/&gt;   Baska bir kaynaga göre de Jüpiter(Zeus) Kallistodan yararlanmistir ve Kallistonun Jüpiterden bir çocugu olmak üzeredir. Heranin bir seyler yapacagini farkeden Jüpiter dogmamis çocugu anasinin karnindan alir ve büyütülmesi için Merkürün annesinin yanina verir. Bu sirada Juno Diananin ayiyi (Kallisto) öldürülmesini saglamistir. Jüpiter Kallisto ve Arkasi hiç batmayacak bir sekilde gökyüzüne koymustur. Bu yildizlarin hiç batmamasiyla ilgili olarak da ayni zamanda Junonun Büyük Ayinin hiçbir zaman Okeanosun saf sularina girmesine izin vermemesi de vardir. &lt;br/&gt;Büyük Ayi takimyildizinin en parlak 7 yildizinin olusturdugu kepçe sekli Yedi Uyuyanlarla da bir tutul</description></item><item><title>BÜYÜK PATLAMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?buyuk-patlama-391239.html</link><description>BÜYÜK PATLAMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EVREN YOKTAN YARATILDI &lt;br/&gt;HARUN YAHYA &lt;br/&gt;Ýçinde bulunduðumuz uçsuz bucaksýz evrenin nasýl var olduðu, nereye doðru gittiði, içindeki düzen ve dengeyi saðlayan kanunlarýn nasýl iþledikleri her devirde insanlarýn merak konusu olmuþtur. Bilim adamlarý, düþünürler asýrlardýr bu konuyla ilgili sayýsýz araþtýrmalar yapmýþlar, pek çok teoriler üretmiþlerdir. &lt;br/&gt;20. yüzyýlýn baþlarýna dek hakim olan görüþ, evrenin sonsuz boyutlara sahip olduðu, sonsuzdan beri var olduðu ve sonsuza kadar da var olacaðý þeklindeydi. &quot;Statik evren modeli&quot; adý verilen bu anlayýþa göre, evren için herhangi bir baþlangýç veya son söz konusu deðildi. &lt;br/&gt;Materyalist felsefenin de temelini oluþturan bu görüþ, evreni sabit, duraðan ve deðiþmez bir maddeler bütünü olarak kabul ederken bir Yaratýcýnýn varlýðýný da reddediyordu. &lt;br/&gt;Herþey, hatta henüz yaratýlmamýþ olan &quot;gökler ve yer&quot; bile, tek bir noktadayken büyük patlama ile yaratýlmýþ ve birbirlerinden ayrýlarak evrenin bugünkü þeklini meydana getirmiþlerdir.</description></item><item><title>UZAY ÇALIÞMALARI HAKKINDA BÝLGÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uzay-calismalari-hakkinda-bilgi-368533.html</link><description>UZAY ÇALIÞMALARI HAKKINDA BÝLGÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.UZAY&lt;br/&gt;Bütün sýnýrlý geniþlikleri içine alan sýnýrsýz boþluða uzay denir. Uzayýn büyük bir kýsmýnda hiçbir þey yoktur: Ne gaz, ne sývý, ne katý; ne de herhangi bir atom veya molekül. Uzaya çýktýðýmýzda dünyanýn koruyucu atmosferinin dýþýna çýkmýþ oluruz. Uzay, yaþamý sürdürmenin çok zor olduðu bir yerdir. &lt;br/&gt;1.UZAYA ÝLK ADIM (AY&quot;IN FETHÝ)&lt;br/&gt;1968&quot;de Ay&quot;ýn fethine doðru yeni bir aþama gösterildi. 15 Eylülde fýrlatýlan SSCB uzay aracý Zond-5, ilk Yer-Ay-Yer gidiþ geliþini gerçekleþtirirken, ABD&quot;nin de Apollo tasarýsýna baþlanmýþtýr. Temmuz 1969&quot;da Apollo-9 içinde Armstrong, Aldrin ve Collins ile uzaya fýrlatýldý. 21 Temmuz&quot;da Türkiye saati ile 04.56&quot;da Neil Armstrong, Ay üstüne ayak basan ilk insan oldu. Onu hemen Edwin Aldrin izledi. Bunlardan sonra Apollo-11, Apollo-12 ve Apollo-13 uçuþlarý gerçekleþtirildi.&lt;br/&gt;Apollo-13&quot;ün yolculuðu sýrasýnda (Nisan 1970) pilotlarýn büyük bir kaza atlatmalarýna karþýn, uzay yarýþýnda ABD üstün görünüyordu. Bununla birlikte NASA bir süre için Ay programýný durdurdu. SSCB ise 1970 sonunda Ay üstüne ilk otomatik yumuþak iniþ gerçekleþtirdi. SSCB&quot;in fýrlattýðý Luna 16-20 Eylül 1970&quot;te Bolluk denizine indi. Luna-17 Ay üstüne bir ay aracý olan Lunakod&quot;u býraktý. Bu araç 3600 m.lik bir taramadan sonra Ocak 1971&quot;de Luna-17&quot;ye geri döndü.  &lt;br/&gt;2.GÜNEÞ SÝSTEMÝ VE DÝÐER GEZEGENLER&lt;br/&gt;a)Güneþ sistemi&lt;br/&gt;Güneþ sistemi yaþama, 4,6 milyar yýl önce, içinde kayaç ve buz parçacýklarý bulunan büyük bir gaz bulutu kütlesi  olarak baþlamýþtýr. Bulut kendi çekim gücü nedeniyle sýkýþtýðýnda güneþ oluþmuþ, tanecikler de bir araya gelerek gezegenleri ortaya çýkarmýþtýr. &lt;br/&gt;Güneþin iç bölümünde nükleer füzyonla hidrojen helyuma dönüþür ve bu dönüþüm sonucu açýða çýkan enerji, önce ýþýk yuvarýna, oradan da uzaya gider.  &lt;br/&gt;b)Merkür&lt;br/&gt;Güneþe en yakýn gezegen Merkür&quot;dür. Ortalama 57,9 milyon km. olan Merkür-Güneþ uzaklýðý astronomideki diðer uzaklýklara kýyasla gerçekten çok küçüktür. &lt;br/&gt;Güneþe çok yakýn olduðundan, gündüz vakti Merkür&quot;deki sýcaklýk 423 C ye kadar çýkar. Ama güneþ battýðý zaman sýcaklýðýn -183 C ye kadar indiði olur. Güneþe bu kadar yakýn olmasýna karþýn bazý uzmanlar Merkürde hala kraterlerin güneþ görmeyen yerlerinde buz bulunabileceðini düþünüyorlar.&lt;br/&gt;Bir teoriye göre Merkür, bundan milyonlarca yýl önce 2 kez hemen hemen kendisi kadar büyük gök cisimleriyle çarpýþtý. Ýlk çarpýþma sonucunda Merkür neredeyse tümüyle sývýlaþtý, aðýr metaller dibe batarak büyük çekirdeði oluþturdu. Ýkinci  çarpýþma sonucunda da kabuðun büyük bir kýsmý parçalanarak ince bir kabuk kaldý. &lt;br/&gt;c)Venüs&lt;br/&gt;Güneþe en yakýn ikinci gezegendir. Güneþe uzaklýðý 108 milyon km.dir. Dünyaya en yakýn konuma geldiðinde güneþ ve aydan sonra en parlak cisimdir. Iþýðý bazen gölgeler oluþturabilir.&lt;br/&gt;Venüs&quot;ün atmosferi çok yoðundur. Öylesine yoðundur ki; dünyadaki en güçlü teleskopla bile yeryüzü þekillerinin görülmesi imkansýzdýr. Atmosferinin basýncý yüzünden ezileceðinden, gökyüzünden yaðan sülfürik asitten yanacaðýndan, atmosferi nefes almaya uygun olmadýðýndan büyük bir olasýlýkla hiçbir insan Venüs&quot;ün yüzeyine ayak basamayacaktýr. &lt;br/&gt;Venüs çok yavaþ döner. Kendi çevresinde dönmesi 243 gün sürerken, güneþ çevresinde dönmesi 224 gün sürer. Bu nedenle bir Venüs günü bir Venüs yýlýndan daha büyüktür. &lt;br/&gt;d)Yer&lt;br/&gt;Dünya, güneþ sisteminde yaþam olan tek gezegendir. Güneþe uzaklýðý ortalama 149,6 milyon km.dir. Dünya, demir ve nikel bir çekirdeði saran kayaç tabakasýndan oluþur. Derinlere indikçe sýcaklýk artar.&lt;br/&gt;Yaklaþýk 4,6 milyar yýl önce, bir gaz ve toz bulutu yoðunlaþarak güneþi oluþturmuþtur. Bulutun içindeki baþka maddeler birleþerek dünya ve diðer gezegenleri oluþturmuþtur. Dünyada demir ve nikel eriyerek çekirdeði oluþturmuþtur. 4 milyar yýl önce dünyanýn kabuðu oluþup yanardaðlardan çýkan su buharý yoðunlaþarak denizleri meydana getirmiþtir. &lt;br/&gt;e)Mars&lt;br/&gt;Dünyanýn yarýsý büyüklüðünde olan Mars birçok yönden dünyaya benzer. Mars gününden sadece bir saat uzundur. Marsta da dünyadaki gibi mevsimler vardýr. Ama güneþe uzaklýðý 227,4 milyon km. olduðu için ortalama sýcaklýðý -28C dir. Ayrýca bir Mars yýlý 687 dünya günü sürer. &lt;br/&gt;Marstaki nehir yataklarý Mars&quot;ýn ikliminin bir zamanlar daha sýcak, atmosfer basýncýnýn da suyun yüzeye  çýkmasýný saðlayacak kadar yüksek olduðunu gösteriyor. Belki de bilinmeyen bir olay Mars&quot;ýn atmosferinin uzaya kaçmasýna ve demirce zengin olan topraðýnýn pas rengi almasýna neden oldu&lt;br/&gt;Uzay yolculuklarýnýn ateþli taraftarlarý 2030 yýlý civarýnda insanoðlunun Mars&quot;a ayak basacaðýný umu</description></item><item><title>EVRENDE DÜNYAMIZ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?evrende-dunyamiz-445490.html</link><description>EVRENDE DÜNYAMIZ &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Uzaya gönderilen astronotlar boþlukta yüzen bir küreye benzeyen Dünyamýzýn ne kadar güzel göründüðünü anlata anlata bitiremiyorlar. Uzaktan bakýldýðý zaman mavi gezegenimizin görünümünü üstündeki büyük su kütlelerinin, yani okyanuslarýn belirlediði anlaþýlýyor. Kýtalar çoðunlukla bulutlarýn arkasýnda kalýyor. Yeryüzünü saran atmosfer de zar gibi ince bir kýlýfý andýrýyor. Onun en alt katmanlarýnda ise çok çeþitli biçimleri ve benzersizliðiyle yaþam yer alýyor. &lt;br/&gt;* Dünyanýn Yörüngesi &lt;br/&gt;* Güneþ Denen Fýrýn &lt;br/&gt;* Dünyanýn Yapýsý &lt;br/&gt;* Gaz ve Tozdan Doðan Dünya &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Dünya&quot;nýn Yörüngesi&lt;br/&gt;Dünya, Güneþ çevresinde, hemen hemen daire biçiminde bir yörünge çizerek 365,25 günde dolanýr. Onun bu yörünge üstünde kalmasýný saðlayan Güneþ&quot;in çekim gücüdür. Bu iki uzay cismi arasýndaki ortalama uzaklýk 149,6 milyon km&quot;dir. Dünya en yakýn noktasýnda Güneþ&quot;ten 147 milyon km, en uzak noktasýnda ise 157 milyon km uzakta döner.&lt;br/&gt;Dünya kendi ekseni çevresindeki dönüþünü 24 saatte tamamlar. Ekseni ile yörünge düzlemi arasýnda 23,5 derecelik bir açý olduðu için, Dünya&quot;nýn Güneþ çevresindeki dolanýmý sýrasýnda, yeryüzündeki herhangi bir noktanýn Güneþ&quot;e göre konumu deðiþir. Bu da, Güneþ ýþýnlarýnýn farklý zamanlarda yeryüzüne farklý biçimde düþmesine neden olur. Eðer Kuzey Kutbu Güneþ&quot;e bakýyorsa Güneþ Kuzey Yarýküre&quot;ye daha dik ýþýnlar yollar, o zaman orada yaz olur. Buna karþýlýk kýþýn Kuzey Kutbu öteki yöne baktýðý için Güneþ ýþýnlarý Kuzey Yarýküre&quot;ye dik gelmez; bu ýþýnlar daha geniþ bir alana yayýldýðý için de yeryüzünü daha az ýsýtýr. Güney Kutbu, Kuzey Kutbu&quot;nun tam karþýsýnda olduðundan, Güney Yarýküre&quot;de Kuzey Yarýküre&quot;deki durumun tam tersi yaþanýr.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Güneþ Denen Fýrýn&lt;br/&gt;Güneþ ýþýnlarý eðer dünyaya dik vuursa 1 m2&quot;lik bir alaný 1.360 Watt&quot;lýk bir güçle ýsýtýr. Yüzeyindeki 6.000 dereceye varan sýcaklýðý yaratan akýl almaz enerji Güneþ&quot;in içinde üretilir.&lt;br/&gt;Güneþ, çapý 1.4 milyon km olan çok büyük bir gaz küresine benzer. Çoðunlukla da evrende en sýk rastlanan ve en hafif iki element olan hidrojen ve helyumdan oluþur. Merkezinde ise 12 milyon dereceye kadar yükselen bir sýcaklýk vardýr ve buradaki basýnç, yeryüzündeki hava basýncýndan 100 milyar kat daha çoktur. Bu koþullar hidrojenin helyuma dönüþmesine, bu da çok büyük miktarda enerjinin açýða çýkmasýna yol açar.&lt;br/&gt;Böylece Güneþ bizim sistemimizde kendi kendine ýþýk veren tek uzay cismidir. Gezegenler, Ay ve Dünya yalnýz kendi üstlerine vuran Güneþ ýþýklarýný yansýtýrlar.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Dünya&quot;nýn Yapýsý&lt;br/&gt;Dünya&quot;nýn Ekvator&quot;daki çapý 12.756 km&quot;dir. Kutuplardaki çapý ise, kendi ekseni çevresinde dönerken tepeleri biraz içe çöktüðünden, 43 km daha azdýr.&lt;br/&gt;Yüzeyde kalýnlýðý 100 km&quot;den daha az bir kabuðu olduðu düþünülmezse, Dünya&quot;nýn içi tümüyle eriyik maddeyle doludur. Bunun ortasýnda demir ve nikel bileþimlerinden oluþan, yaklaþýk 6.000 km çapýnda bir çekirdek vardýr. Onun üstünde silikat kayaçlarýndan bir katman bulunur. Katý kabuk kýtalarýn altýnda 60 km kalýnlýða kadar ulaþýrken, okyanuslarýn altýnda 5 km&quot;ye kadar iner.&lt;br/&gt;Yerkabuðunun üstü altýna sýký sýkýya baðlý deðildir; bunlar birbirine yavaþ yavaþ yaklaþýp uzaklaþan levhalar halindedir. Örneðin Güney Amerika ile Afrika yýlda birkaç santimetrelik bir hýzla birbirinden uzaklaþýr. Levhalar birbiri ile çarpýþýrsa büyük katlanmalar oluþur; biz buna sýradaðlar deriz. Bunun bir örneði Güney Amerika&quot;nýn Büyük Okyanus kýyýlarý boyunca uzanan And Daðlarý&quot;dýr.&lt;br/&gt;Yeryüzünün biçimlenmesini önemli ölçüde aþýnma, yani erozyon belirler. Su, buz ve rüzgarlar sürekli bir biçimde kayalarý aþýndýrarak onlardan kopardýklarý parçalarý denizlere taþýr. Bu süreçte en önemli rolü atmosfer oynar. Atmosferin yüzde 77&quot;si azot, yüzde 21&quot;i de oksijendir. Geri kalan yüzde 2&quot;lik bölümün yarýsýný su buharý, öteki yarýsýný da geriye kalan gazlar oluþturur. Hava deðiþimlerinin hepsi atmosferin troposfer de denen ve aþaðý yukarý 10 km kalýnlýðýnda olan en alt bölümünde olur. Bunun üstündeki stratosferde, yaklaþýk 30 km yükseklikte bir ozon katmaný vardýr. Bu katman yeryüzünü Güneþ&quot;in z</description></item><item><title>KARANLIK MADDE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?karanlik-madde-355752.html</link><description>KARANLIK MADDE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET Evrendeki kütlenin büyük bir bölümünün görünmediðini fark eden astronomlar, bu görünmeyen kütleye &quot;karanlýk madde&quot; ismini vermiþlerdir. Karanlýk madde; yýldýz ve galaksilere yaptýðý çekimsel etkiler yoluyla keþfedilmiþtir. Bu madde, baryonik ve baryonik olmayan þeklinde iki grupta toplanmýþtýr. Baþlangýçta; karanlýk madde, kümeleri bir arada tutmak için gerekli olan kütle çekim kuvvetini, daha sonraki dönemlerde ise evrenin geniþlemesi modellerinde, kritik yoðunluðu hesaplamakta kullanýlmýþtýr. Tüm modellerde geniþlemenin gereði olan &amp;#8486;=1 yoðunluðu, sadece baryonik madde kullanýldýðýnda bir iþe yaramamaktadýr. Çünkü gözlemlerden elde edilen verilerle uyuþmamaktadýr, Büyük Patlamadan bu güne &amp;#8486;B, baryon yoðunluðu 0.05 civarýndadýr. Baryon kökenli karanlýk maddeden bahsetmeden önce baryon tanýmýný vermek gereklidir. Baryonlar, güçlü etkileþimlere uðrayan yarýtam spinli parçacýklardýr. Baryon kökenli karanlýk madde adaylarý, Büyük Patlamadan günümüzdeki yapýlara kadar her ölçekte bulunabilirler. Baryon kökenli karanlýk madde problemini açýklamak için astronomlar çeþitli modeller geliþtirmiþ ve bu modellerde baryonik adaylarý diledikleri gibi kullanmýþlardýr. Standart BDM (Baryon kökenli karanlýk madde) senaryosunda, &amp;#8486;&amp;#8776;0,01 ve &amp;#8486;=1 de sabit tutulmuþ ve böylece karanlýk maddenin %70 oranýnda baryonik olacaðý sonucuna varýlmýþtýr. Genelde BDM ile ilgili çalýþmalar standart BDM senaryosuna göre yapýlmaktadýr. Baryon kökenli karanlýk madde adaylarý; Kahverengi cüceler, M tipi cüceler, Beyaz cüceler, Nötron yýldýzlarý, Kara delikler, VMO delikler, SMO delikler þeklinde sýralanabilir. Bunlarla ilgili açýklamalar ilerideki bölümlerde verilecektir. Ýlerleyen teknoloji ve gözlem teknikleri sayesinde, önümüzde ki yýllarda baryon kökenli karanlýk madde problemi daha net çözümlere ulaþabilecektir. 1&lt;br/&gt;1.GÝRÝÞ Bundan 50 yýl kadar önce, astronomlar evrendeki kütlenin en azýndan yüzde doksan kadarýnýn görünmez olduðunu fark ettiler. Gerçekten görünmeyen bu madde, yýldýz ve galaksilere yaptýðý çekimsel etkiler yoluyla fark edilmiþtir ama kendisi elektromanyetik ýþýnýmýn hiçbir türünü yaymaz. Bu görünmeyen madde astronomlar tarafýndan karanlýk madde veya kayýp kütle olarak adlandýrýlmýþtýr. Karanlýk madde konusunda öneri getiren Partikül Fizikçileri ve Astrofizikçiler arasýnda ortak bir görüþle, tüm kütle aralýðý 10-5 eV tan 1012 Mo e kadar tanýmlanmýþtýr. Ýlk durumda; karanlýk madde, sýcak Büyük Patlamadan kalýntýlar içeren partikülleriyle birlikte baryonik olmayan formda olmalýdýr. Ýkinci durumda ise; bazen Popülasyon III yýldýzlarý olarak adlandýrýlan kalýntýlardan ibaret gaz olmayan karanlýk maddelerle birlikte baryonik olmalýdýr. 1970lerde karanlýk madde genellikle baryonik olarak tahmin edilmiþ (örneðin Ostriker ve arkadaþlarý, 1974; White ve Rees, 1978) ama herþeyin baryonik olamayacaðý inanýþýndan dolayý da bu görüþ üzerinde yoðunlaþýlmamýþtýr (Hegyi ve Olive 1983,1986). Bir zaman için sýcak karanlýk madde revaçtayken, sonra soðuk karanlýk madde onun yerini almýþtýr ve araþtýrmacýlarýn çoðu bu görüþe standart model olarak bakmaktadýr. Yakýn zamanda, bununla birlikte dikkatler baryonik adaylara çevrilmiþtir. Bu ise, kýsmen soðuk modelde görülen problemlerden dolayý ve þimdilerde baryonik karanlýk madde için doðrudan ispat yapýlabileceðindendir. Bu konudaki çalýþmalar, þimdi baryonik karanlýk maddelere baðýmlý olarak yapýlýyor. Hem baryonik hem de baryonik olmayan karanlýk madde için çözümlere ihtiyacý olan bir çok karanlýk madde probleminin varlýðý konusunda geliþen bir bakýþ açýsý mevcuttur. Bu çalýþma tamamen baryonik karanlýk madde üzerinde yoðunlaþmýþtýr. 2&lt;br/&gt;1.1 Baryon Nedir? Baryon kavramý, nükleonlardan (nötronlar ve protonlar) daha aðýr temel parçalarý belirtmek için, önce deneysel olarak ortaya atýldý. Ancak bu ölçüt kesin bir fiziksel ayrýmý karþýlamaz. Günümüzde baryon adý, güçlü etkileþimlere uðrayan yarýtam spinli parçacýklar için kullanýlýr; baþka bir deyiþle baryonlar, fermion yapýl</description></item><item><title>KUYRUKLU YILDIZLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kuyruklu-yildizlar-368528.html</link><description>KUYRUKLU YILDIZLAR&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Güneþ sisteminin diðer küçük cisimlerinin aksine, kuyrukluyýldýzlar antik çaðlardan beri bilinmektedir. Çin kayýtlarýna göre Halley kuyrukluyýldýzý M.Ö. 240 yýlýndan beri tanýnmaktadýr. &lt;br/&gt;1995 yýlý itibariyle 875 kuyrukluyýldýz kataloglanmýþ ve yörüngeleri (kabaca da olsa) hesaplanmýþtýr. Bunlardan 184ü periodik kuyruklu yýldýzdýr (orbital devirleri 200 seneden az). Mutlaka bunlarýn dýþýnda kalan pekçoðu da periodik kuyrukluyýldýzdýr, ancak yörüngeleri yeterli hassasiyetle tanýmlanamadýðýndan kesinleþtirmek mümkün olmamaktadýr.&lt;br/&gt; Kuyruklu yýldýzlar kirli kartopu ya da buzlu çamur topu olarak anýlýrlar. Buz (su ve donmuþ gazlar)ve (bir nedenle güneþ sisteminin oluþumu sýrasýnda gezegenlerde yoðunlaþamamýþ) kozmik toz karýþýmýndan oluþurlar.</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - JÜPÝTER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-jupiter-400183.html</link><description>jüpiter</description></item><item><title>KARANLIK MADDE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?karanlik-madde-355742.html</link><description>KARANLIK MADDE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER SAYFA ÖZET...........................................................................................................................1 1. GÝRÝÞ.......................................................................................................................3 1.1 Karanlýk Madde Nedir ?.................................................................................3 1.2 Tarihsel Süreci...............................................................................................4 2. KARANLIK MADDE NEREDEDÝR ?.................................................................8 2.1 Karanlýk Maddenin Yerel Göstergeleri.........................................................8 2.2 Galaksinin Parlak Bölgeleri..........................................................................9 2.3 Galaksi Halolarý...........................................................................................10 2.4 Galaksi-Gruplarý,Kümeleri ve Süperkümeleri.............................................11 2.5 Büyük Ölçekli Akýþlar ve Karanlýk Madde.................................................13 2.6 Kritik Yoðunlukta Bir Evren mi?................................................................15 2.7 Kinematikler ve Karanlýk Madde................................................................16 3. BARYON KÖKENLÝ KARANLIK MADDE.....................................................19 3.1 MACHOlar:Astrofiziksel Karanlýk Madde.................................................20 3.2 Beyaz Cüceler..............................................................................................23 3.3 Kýzýl Ötesi Yýldýzlar.....................................................................................24 3.4 Kahverengi Cüceler ve Jüpiter-ebatlý Nesneler...........................................24 3.5 Yüzey Parlaklýðý Düþük Galaksiler..............................................................27 3.6 Nötron Yýldýzlarý..........................................................................................27 3.7 Kara Delikler...............................................................................................27 3.8 Gaz...............................................................................................................28 3.9 Toz Bulutlarý................................................................................................30 3.10 Kuark Külçeleri............................................................................................30 4. BARYONÝK OLMAYAN KARANLIK MADDE...............................................31 4.1 Döteryum ve Baryon Yoðunluðu.................................................................31 4.2 Lityum Bilmecesi.........................................................................................33 4.3 CDM:Soðuk Karanlýk Madde......................................................................35 4.4 HDM:Sýcak Karanlýk Madde.......................................................................35 4.5 WIMPLER:Egzotik Parçacýklardan Oluþan Karanlýk Madde.....................36&lt;br/&gt;4.6 Wimplerin Saptanmasý..............................................................................38 4.7 Kuantum Akýþkaný Olan,Baryonik Olmayan Madde................................41 4.8 Nötrinolar..................................................................................................43 4.9 Susy Parçacýklarý.......................................................................................45 4.10 Aksiyonlar............................. ..................................................................46 5. YAPI OLUÞUMU................................................................................................50 5.1 Topolojik Kusurlar......................................................................................65 SONUÇ....................................................................................................................67 KAYNAKLAR........................</description></item><item><title>DÜNYA VE UZAY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dunya-ve-uzay-356855.html</link><description>DÜNYA VE UZAY</description></item><item><title>AKIÞKANLAR MEKANÝÐÝ BÝLÝM ADAMLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?akiskanlar-mekanigi-bilim-adamlari-364457.html</link><description>S. HAKAN GÖKSOY&lt;br/&gt;NO: 03064004&lt;br/&gt;GEMÝ ÝNÞAATI MÜH. (2.Ö.)&lt;br/&gt;AKIÞKANLAR MEKANÝÐÝ GR: 4&lt;br/&gt;1)&lt;br/&gt;EVANGELÝSTA TORRÝCELLÝ (1608 - 1647)&lt;br/&gt;Ýtalyan matematikçi ve fizikçi basýnçölçerin keþfine neden olan ünlü deneyi ile akýllarda kalýr. Torricelli nin bu keþfinden önce nedeni hava basýncý olan birçok doðal ve fiziksel olayýn nedeni &quot;Horror vacui&quot; denilen saçma bir ilkeye dayandýrýlarak açýklanmaya çalýþýlmýþtý. Açýk hava basýncý üzerine yaptýðý deneyleriyle tanýnan italyan fizik ve matematik bilgini. 15 Ekim 1608de Ýtalyanýn Feanza þehrinde doðdu. Çocukluðunda matematiðe olan merakýyla dikkatleri çekti. 1627de Romaya giderek, hidrolik biliminin kurucusu ve Galile nin talebesi olan Benedetto Castelli ile birlikte çalýþtý. 1641de Galile ile mektuplaþmaya baþladý. Ayný sene, Castelli nin tavsiyesi üzerine Galile, Toricelli yi Tuscany ye davet etti. Galile ile görüþtükten birkaç hafta sonra, Galile ölünce, Tuscany büyük dükü Toricelli yi onun makamýna tayin etti. 1644 yýlýnda geometri ve mekanik üzerinde bir kitap yayýnladý. Matematik sahasýnda mühim bir boþluðu dolduran bu kitapta ayný zamanda Galilenin mekanik üzerindeki ilk çalýþmasý, birbirine baðlý cisimlerin ortak aðýrlýk merkezleri aþaðýya doðru hareket ederken, ani hareket edebilecekleri prensibi bir neticeye baðlanýyordu. Toriçelli, bu çalýþmalarýný yaparken açýk hava basýncý üzerindeki deneylerinde de devam etti. Basýnçtan faydalanarak, civa doldurulmuþ tüplerle yaptýðý deneyler neticesinde, deniz seviyesinde 1cm²ye düþen basýncý 1033 gr/cm² olarak tespit etti. Geometri ve mekanik alanýndaki fikirlerini ise ilk önceleri kimse önemsemedi. Toriçelli ayný zamanda hocasý Galilenin teleskobunu ve kendi mikroskobunu geliþtirmeye uðraþtý. 25 Ekim 1647 tarihinde Floransada öldü.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HENRÝ DE PÝTOT (1695 - 1771)&lt;br/&gt;Rüzgar tünellerinde ve uçaklarda havanýn basýncýný ölçmeye yarayan Pitot Tüpü olarak bilinen içi delik çubuðu bulmuþtur. Pitot Tüpü, bir noktada akýmýn enerjisini ölçmeye yarar. Akým hýzýný sýfýrlar dolayýsýyla statik basýnç + potansiyel enerji toplam enerjiye eþit olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GEORGE GABRÝEL STOKES (1819 - 1903)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Baþta fizik ve matematik olmak üzere birçok alanda önemli keþifleri bulunan Stokes ünlü bir Ýngiliz bilim adamýdýr. Yer çekimi farklýlýklarý, astrofizik, kimya, sesle ilgili problemler ve ýsý konusunda araþtýrmalar yapmýþtýr. Kuartz &quot;ýn, camýn tersine ultraviyole radyasyonuna karþý transparan olduðunu gösterdi. Lord Kelvin ile elektro termodinamik araþtýrmalarý yaptý. Stokes, X ýþýnlarýnýn Maxwellin elektromanyetik spektrumunun bir parçasý olduðunu gösterdi. Bir süre Londra Victoria Enstitüsünün baþkanlýðýný yapan Stokes, ayný zamanda Cambridge Üniversitesi Felsefe Topluluðunun faal bir üyesiydi. Doðayý, Yaratýcýya inanarak inceleyen bir bilim adamý olan Stokesun Allah inancýný dile getirdiði pek çok yazýsý vardýr. Stokes bu sözlerinde doða kanunlarýnýn Allahýn emri altýnda olduðunu ve Allahýn bu kanunlarý dilediði gibi yönlendirmeye güç yetiren olduðunu belirtmiþtir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;LUDWÝG PRANDTL (1875 - 1953)&lt;br/&gt;1875 -1953 yýllarý arasý yasamýþ, aerodinamiðin babasý sayýlan alman fizikçi, mühendis. Sýnýr tabaka ve havanýn kaldýrma teorilerini ilk ortaya koyan bilim adamýdýr. Prandtl tarafýndan 1903 yýlýnda bilim dünyasýna kazandýrýlmýþ membrane analogy, burulan bir kesitteki burulmalarýn, incelenen kesit seklindeki bir boþluk, deliðin üzerine elastik bir membran gerilip alttan düzgün daðýlmýþ gerilim uygulandýðý zaman membranýn aldýðý þekil ile birbirlerine analog olmasýndan yararlanýr.&lt;br/&gt;Prandtl sayýsý akýþkanýn ýsý geçiþi özelliðini gösterir. Kinematik viskozitenin ýsýsal yayýnma katsayýsýna oranýdýr. Düþük &quot;prandtl&quot; sayýsýna sahip akýþkan metaller eriyik metaller diye adlandýrýlýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;OSBORNE REYNOLDS (1842 - 1912)&lt;br/&gt;1842 - 1912 yýllarý arasýnda yaþamýþ ingiliz bilim adamý ve mühendis. &lt;br/&gt;Hidrodinamik alanýnda çalýþmalar yapmýþ, akýþkanlarýn deðiþik akýþ rejimlerini incelemiþtir. Bu alanda Reynolds sayýsý adýyla tanýnan bir oraný tanýmlamýþtýr. Reynolds sayýsý bir akýþkanýn karakterini gösterir. &lt;br/&gt;Boru içerisindeki akýmlar için re &gt; 2000 ise akim türbülanslýdýr. Burada, 2000 kritik reynolds sayýsý adini alýr. Açýk kanal akýmlarýnda kritik reynolds sayýsý 500 dür. Akýþkanlar mekaniði biliminin, akýþlarýn karakteristiði konusunda önemli yer tutan ve akýþý matematiksel olarak türbülanslý, kritik bölgede veya laminar olarak ayýran boyutsuz katsayýdýr.</description></item><item><title>ASTROFÝZÝKSEL TOPLANMA DÝSKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astrofiziksel-toplanma-diskleri-376589.html</link><description>1. Giriþ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneþ sistemimizin kökeni ve evrimi, galaksimiz, yýldýz oluþumu ve yüksek enerjili olaylar hakkýndaki bilgimizin temeli &quot;toplanma disklerine&quot; dayanmaktadýr. Çekimsel baðlanma enerjisinin serbest kalmasý, madde yýðýþmasýnýn olabilmesi için dinamik bir gereklilik olduðu kadar, ýþýtma için de güçlü bir kaynaktýr. Fakat küçük dönme oranýna sahip sistemlerde çekimsel büzülme çoðu zaman merkezkaç kuvvetleriyle sýnýrlanmaktadýr. Yavaþ dönen bir gaz bulutunu göz önüne aldýðýmýzda disk geçici biçimini aldýðýnda açýsal momentum korunma eðilimlidir. Benzer varsayýmlar sýkýþýk bileþenine madde aktaran bir yýldýz içeren çift sistemlere yada aktif galaksi çekirdeklerinin merkezlerinde gazýn toplanmasýna da uygulanabilir. Uzun yýllardýr çok az anlaþýlabilen ve hala bir çok soru içeren toplanma disklerindeki süreçler, bu çalýþmanýn temelini oluþturmaktadýr. Kabaca toplanma diskleri üç kategoriye ayrýlabilir: (a) yýldýzlarýn ve gezegenlerin doðduðu ilkel yýldýz diskleri (b) patlamalý novalar ve sýkýþýk x-ýþýn kaynaklarý olan çift yýldýz sistemlerindeki kütle aktarýmý ile oluþan disk biçimleri ve (c) evrendeki en ýþýtmalý kaynaklar olan aktif galaktik çekirdeklerin (AGN) diskleri (Balbus &amp; Hawley, 1998). Ýlkel yýldýz diskleri günümüzde oldukça geliþmiþ gözlemsel ve teorik tekniklerle çalýþýlan özel bir konu haline gelmiþtir. Çift yýldýzlar ve AGN&quot; lere ait diskler belirgin þekilde yada tamamen iyonize olacak kadar sýcaktýr ve çok yüksek iletkenlikleri, akýmlarýn serbestçe dolaþtýðý anlamýna gelir. Ayný zamanda AGN diskleri Hubble Uzay Teleskobu tarafýndan doðrudan çok güzel biçimde görüntülenmiþtir (Þekil-1). Ancak en detaylý bilgiye sahip olduðumuz diskler çift sistemlere iliþkindir. Bunu söylemek için bir çok neden vardýr. Bunlardan ilki 100 pc içersinde böylesi sistemlerin sayýsý oldukça fazladýr. Böylesi  bir yakýnlýk zayýf tayfsal yapýlarýn analiz edilmesini saðlar. Ýkinci olarak, çift sistemdeki baþ yýldýz ile farklý zamanlarda diskin örtülmesi kullanýlarak diskin haritalanmasý mümkündür. Son olarak, patlamalý çift sistemlerdeki toplanma diskleri ise sürekli deðildir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Þekil-1: Aktif bir galaksi olan NGC 4261&quot;nin merkezinin, Hubble Uzay Teleskobu ile elde edilmiþ görüntüsü. Galaksinin merkezinden salýnan kuvvetli jetleri gösteren soldaki þekil, yer konuþlu optik gözlemler ve radyo gözlemlerinin birleþiminden oluþturulmuþtur. Saðdaki þekil ise galaksi merkezindeki diskin HST görüntüsüdür (Balbus &amp; Hawley, 1998).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Toplanma Disklerine Genel Bir Bakýþ&lt;br/&gt;Toplanma diskleri ile ilgili ilk çalýþmalardan biri doðrudan olmasada Kuiper&quot;in (1941) deðen çift sistemlerle ilgili temel makalesinde incelenmiþtir. Kuiper çekim kuvvetleri nedeniyle bir yýldýzdan diðerine akan gaz akýmlarýný ve yoldaþ çevresinde bir halka oluþturan madde aktarýmý üzerine çalýþmýþtýr. 1950&quot;li yýllarýn sonlarýna doðru Kraft ve diðerlerinin çalýþmalrý, çift sistemlerdeki nova patlamalarý ve anakol yýldýzý olan bileþenden, yoldaþý yozlaþmýþ beyaz cüce bileþene madde aktarýmý üzerine yapýlmýþtýr. Genç yýldýzlarýn ve sýkýþýk cisimlerin çevresindeki toplanma diskleri akýþkan öðelerinin özgün açýsal momentumlarýný deðiþtirecek dinamik bir süreç geliþtirmeli ki üzerlerine madde toplayabilsinler. Bu süreç, yörünge erkesinde yerel saçýlmalara neden olur. Disk ýsýnýr ve ýþýným salar. Shakura ve Sunyaev (1973) ve Lynden - Bell &amp; Pringle (1974) bu cisimlerde sözü edilen dinamik sürecin çalkantýlý olmasý gerektiðini ve bunun &quot;anormal viskozite&quot; olarak ele alýnabileceðini savundular.&lt;br/&gt;Toplanma diski teorilerinin otuz yýllýk temel problemi diskteki toplanmanýn nasýl olduðuna iliþkindir. Teorikte viskozitenin varlýðý, bir akýþkan elementinden diðerine açýsal momentum aktarýmýna izin vermektedir. Ancak hemen hemen tüm durumlarda gereken toplanma oraný, standart mikroskobik viskozitenin saðlayacaðýndan daha yüksek deðerlerdedir (bkz. Spitzer, 1962). Bu nedenle toplanma diski kuramýnýn temel zorluðu anormal viskozite kaynaðýnýn tanýsýnýn yapýlmasýdýr. Son on yýl içinde bu konuda önemli bir ilerleme gerçekleþmiþtir. Toplanma disk çalkantýsýnýn kaynaðý aslýnda oldukça basittir. Bu kararsýzlýk sonuçlarý tam olarak anlaþýlamamýþ olmasýna karþýn kýrk yýldan beri biliniyordu. Kararsýzlýk ilk kez Couette akýþkaný baðlamýnda anlaþýlmýþ (Velikhov, 1959; Chandrasekhar, 1961) ve bu kararsýzlýðýn astrofiziksel dizgeler için iþaret ettiði genel sonuçlar ancak son zamanlarda anlaþýlabilmiþtir. Bu kararsýzlýðýn toplanma diskleri için önemine Bal</description></item><item><title>EVRENÝN MADDE YOÐUNLUÐU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?evrenin-madde-yogunlugu-356691.html</link><description>EVRENÝN MADDE YOÐUNLUÐU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖZET Evrenin yapýsýný açýklamak için yapýlan tüm çalýþmalar evreni tanýmlayan parametrelerin zamana baðlý olarak deðiþim gösterdiðinin ispatý olacaktýr. Bütün kozmolojik çalýþmalar temelde þu gözlem bulgularý üzerinde kurulmuþtur. a. Kýrmýzýya kayma b. Kozmolojik ilkeler Kýrmýzýya kayma evrenin geniþlemesi nedeni ile ortaya çýkan gözlemsel bir olgudur. Kozmolojik ilkeler ise galaksi gözlemlerinden çýkarýlan genel sonuçlardýr. Bu sonuçlar iki özellik içerir. a. Evrenin homojenliði b. Evren eþ yönsel olmasý&quot;dýr. Evrenin geniþlemesi 1929 yýlýnda Hubble tarafýndan bulunmuþtur. Geniþlemede büyüyen cisimlerin kütleleri deðil cisimlerin arasýndaki uzaklýktýr. Böylelikle evrendeki yoðunluk geniþlemeye baðlý olarak azalmaktadýr. Evrendeki madde yoðunluðu ve hesabý evrenin homojen olmasý ilkesine dayanmaktadýr. Yoðunluða en büyük katký galaksi ve galaksi kümelerinden gelmektedir. Ortalama yoðunluk hesap edilirken belli bir hacimdeki galaksi sayýsý ve glaksi kütleleri deðerlerinden yararlanýlýr. Burada galaksilerin kütleleri kütle - parlaklýk baðýntýsýndan hesap edilir. Hacim ise kozmolojik prensibin ön gördüðü &quot;yeterince büyük&quot; deyimi içerisine giren yani evreni temsil edebilecek bir büyüklük olarak seçilmiþtir. Ayný zamanda Hubble baðýntýsý kullanýlarak galaksilerin uzaklýklarý da hesap edilir. Böylelikle belli bir orandaki aralýða ne kadar galaksi düþtüðü bulunur. Gözlemler gösteriyor ki, 100Mpc&quot;lik bir alana ortalama olarak bir galaksi düþmektedir. Yoðunluk zamana baðlý bir parametredir. Bundan hareketle de evrenin geleceði ve sonu hakkýnda yorumlar yapýlabilir.&lt;br/&gt;GÝRÝÞ Bütün gökcisimleri, yýldýzlar, gökadalar, bulutlar, gezegenler ve uydularýn, yýldýzlar arasý madde, üzerinde yaþadýðýmýz dünya ve insanlar, kýsacasý varolan her þey evreni oluþturur. Bildiðimiz ve henüz bilmediðimiz bütün madde, enerji ve ýþýma biçimleri uçsuz bucaksýz evrenin içindedir. Evrenin büyüklüðü ve yapýsý nedir, evren nasýl ve ne zaman oluþmuþtur, ne zamana kadar varolacaktýr, bir gün sonu gelecekse nasýl gelecektir gibi sorular yüzyýllardýr astronomlarýn aklýný kurcalamýþtýr. Evrenin fiziksel varlýðýna iliþkin bu sorularýn yaný sýra düþünürler de evrenin neden varolduðunu ve insanýn evrendeki yerini sorgularlar. Hemen hemen bütün uygarlýklarda evrenin yaradýlýþýna iliþkin çeþitli efsaneler vardýr. Evren ne kadar karmaþýk gözükse de aslýnda yalnýzca iki temel öðeden oluþmuþtur; madde ve enerji moleküllerden, atomlardan ya da baþka parçacýklardan oluþan her þey maddedir. Enerji ise maddede saklý olan ve maddenin hareket iþ ya da eylem yapmasýný saðlayan güçtür. Enerjinin korunumu ilkesi gereðince kapalý bir sistemdeki, örneðin evrendeki toplam enerji miktarý hiçbir zaman deðiþmez. Eski çaðlarda, birkaçý dýþýnda bütün astronom ve düþünürler dünyanýn, evrenin merkezi olduðuna, güneþ ay ve yýldýzlarýn dünyanýn çevresinde döndüðüne inanýlýrdý. Ancak on altýncý ve on yedinci yüzyýllarda Kopernik ve Galilei dünyanýn ve diðer gezegenlerin Güneþ&quot;in çevresinde döndüðünü ispatladýlar. On dokuzuncu yüzyýllarýn ortalarýna doðru astronomlarýn, insanýn düþ gücünün çok ötesinde tasarlanamayacak kadar engin bir evren düþüncesine götüren önemli geliþmeler oldu. Evrenin sýnýrsýz boyutlarýnýn ilk somut göstergesi, büyük Alman astronomi bilgini Friedrich Wilhem Bessel&quot;in (1784 - 1846) yaptýðý uzaklýk ölçümü ile, yakýn bir yýldýzýn bile bize trilyon kilometre uzakta olduðu sonucudur. 1929 yýlýnda ABD&quot;li astronom Edwin Hubble uzayýn derinliklerindeki galaksilerin Güneþ sisteminden ve birbirlerinden giderek uzaklaþtýklarýný saptadý. Hubble&quot;ýn bulgularýna göre uzaklaþma hýzlarý bulunduklarý uzaklýklarla doðru orantýlý idi. Baþka bir deyiþle, bir gök ada bizden ne kadar uzakta ise kaçýþ hýzý da o kadar fazla idi.</description></item><item><title>ALLIEN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?allien-380325.html</link><description>ALLÝEN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Lavinia Region   &lt;br/&gt;The bright area running from the quite common. The lighter area in the lower right corner is the northern extension of Mylitta Fluctus. The black strip represents missing data. &lt;br/&gt;What are UFOs?&lt;br/&gt;UFOs are unidentified flying objects, but no one really knows what they are. Many researchers (called &quot;ufologists&quot;) have theories about what UFOs might be, but because no one can examine a UFO in a scientific laboratory, all of these ideas are really only educated guesses. We can offer a definition of UFOs, however, that you may find useful when you study the subject:  &lt;br/&gt;A UFO is the reported sighting of an object or light seen in the sky or on land, whose appearance, trajectory, actions, motions, lights, and colors do not have a logical, conventional, or natural explanation, and which cannot be explained, not only by the original witness, but by scientists or technical experts  upper right to the lower left may be part of a belt of ridges formed by compression and thickening of the upper layers of the planet. The area between the ridges suggests flooding by lava flows. The varied textures of the lava can be seen in the mottled appearance of the plains, which have been cut by the ridges; brighter, rougher flows are also quite common. The lighter area in the lower right corner is the northern extension of Mylitta Fluctus. The black strip represents missing data. &lt;br/&gt;What are UFOs?&lt;br/&gt;UFOs are unidentified flying objects, but no one really knows what they are. Many researchers (called &quot;ufologists&quot;) have theories about what UFOs might be, but because no one can examine a UFO in a scientific laboratory, all of these ideas are really only educated guesses. We can offer a definition of UFOs, however, that you may find useful when you study the subject:  &lt;br/&gt;A UFO is the reported sighting of an object or light seen in the sky or on land, whose appearance, trajectory, actions, motions, lights, and colors do not have a logical, conventional, or natural explanation, and which cannot be explained, not only by the original witness, but by scientists or technical experts who try to make a common sense identification after examining the evidence. &lt;br/&gt;What are UFOs?&lt;br/&gt;UFOs are unidentified flying objects, but no one really knows what they are. Many researchers (called &quot;ufologists&quot;) have theories about what UFOs might be, but because no one can examine a UFO in a scientific laboratory, all of these ideas are really only educated guesses. We can offer a definition of UFOs, however, that you may find useful when you study the subject:  &lt;br/&gt;A UFO is the reported sighting of an object or light seen in the sky or on land, whose appearance, trajectory, actions, motions, lights, and colors do not have a logical, conventional, or natural explanation, and which cannot be explained, not only by the original witness, but by scientists or technical experts who try to make a common sense identification after examining the evidence. &lt;br/&gt;Who sees UFOs?&lt;br/&gt;All kinds of people see UFOs. It does not matter whether you are rich or poor, educated or uneducated, young or old. In fact, many people who report seeing UFOs were not even looking for them when they had their sighting. The chances for seeing a UFO are greater for those people who live in small towns or in the country and are outside late at night. Although most of us at CUFOS have never seen a UFO personally, some colleagues of ours say that their interest in UFOs was sparked by seeing a UFO when they were children or young adults.  &lt;br/&gt;What do UFOs look like? How fast do they move? &lt;br/&gt;Can I get pictures of them?</description></item><item><title>KEPLER KANUNLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kepler-kanunlari-391651.html</link><description>KEPLER KANUNLARI&lt;br/&gt;Tarih boyunca birçok bilim adamý astronomi ile uðraþmýþtýr. Milattan önce yaþayan Eratostanes  ve Aristarchus ile milattan sonra astronomi üzerinde çalýþan Ptolemy ve Copernic bu bilim adamlarý arasýnda sayýlabilir. Copernic&quot;ten sonra Danimarkalý bir bilim adamý olan Tycho Brahe astronomide çok önemli çalýþmalar yapmýþtýr. Brahe&quot;nin ölçme konusundaki ustalýk ve duyarlýlýðý kendi çaðdaþý olan Kepler&quot;de yoktu. Kepler&quot;in üstün yaný matematiksel yapýlara nüfuz kabiliyetidir. Baþlangýçta kendisini din ve felsefe ilgilendiriyordu. Fakat parasal sýkýntýlarýný hafifletmek için, açýk bulunan bir astronomi kürsüsünde ders vermeye baþlayan Kepler, öðrendiði astronomi konularýndaki altyapý eksikliðini farketti. Bu eksikliði gidermek için de çalýþmalarýný yoðunlaþtýrdý.&lt;br/&gt;Kepler; Yerküre,Merkür,Venüs,Mars,Jüpiter,Satürn&quot;ü gezegen olarak düþünüyordu. Baþlangýçta en çok ilgilendiði konu neden altý gezegen olduðuydu. Bunu açýklamak için geometrik çözümler aradý. Brahe&quot;nin ölçümlerine dayanarak gezegenlerin yarýçaplarý arasýnda bir iliþki bulmaya çalýþtý. Bu hesaplarý Copernic modeline göre yapýyordu. Yaptýðý ilk çalýþmalarýn sonucunda düzgün katý yüzlülerle Copernic sistemini uygunlaþtýrmayý baþardý. Bir kitap halinde çalýþmalarýný yayýnlayarak Brahe&quot;nin dostluðunu kazandý. Fakat bu açýklama yalnýzca estetik açýdan deðerli olup bilimsel bir nitelik taþýmamaktaydý.&lt;br/&gt;Brahe öldükten sonra Kepler, Mars gezegeni yörüngesi üzerinde yoðunlaþtý. Tycho&quot; nun býraktýðý ölçümlere güvenerek Mars&quot;ýn yörüngesinin dairesel olmadýðýný açýklýða kavuþturdu ve nasýl olduðunu tespit etmeye çalýþtý. Bunu yapmak için çalýþtýðý sýrada Dünya&quot;nýn hareketi sýrasýnda uzayda hýzýnýn sabit olmadýðýný gösterdi. Bu deðiþimi Güneþ&quot;in etkisine baðlý olarak açýklayan Kepler bu yasayý þu þekilde ifade etmiþti:&quot;Güneþ&quot;ten gezegene uzanan çizgi eþit zaman arlýklarýnda eþit alan tarar.&quot; Kepler bunun sebebini Güneþ&quot;in manyetik etkilerine baðlýyordu. Fakat bunun üzerinde fazla durmadan doðru olduðunu gördü</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - SATÜRN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-saturn-400080.html</link><description>satürn</description></item><item><title>GÜNEÞ VE DÜNYAMIZ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-ve-dunyamiz-349643.html</link><description>ATATÜRK ÝLKÖÐRETÝM OKULU 1 A SINIFI  6.ÜNÝTE PLANI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÜNÝTE NO                                             : VI&lt;br/&gt;ÜNÝTE SÜRESÝ                                     : 24.01.2002-28.03.2002 &lt;br/&gt;ÜNÝTE ADI                                            : GÜNEÞ VE DÜNYAMIZ&lt;br/&gt;ÝÞ GÜNÜ                                                : 15&lt;br/&gt;                                                 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                 MÝHVER DERSLER&lt;br/&gt;HAYAT  BÝLGÝSÝ       -15 saat&lt;br/&gt;HEDEF VE DAVRANIÞLAR  &lt;br/&gt;Amaç 1: Dünya&quot;yý tanýyabilme.&lt;br/&gt;Davranýþlar&lt;br/&gt;1. Dünya&quot;nýn þeklinin çevresinde gördüðü cisimlerden hangisine benzediðini söyleme / yazma.&lt;br/&gt;2. Dünya&quot;nýn þeklinin yuvarlar olduðunu söyleme / yazma.&lt;br/&gt;3. Dünya üzerinde kara ve denizlerin olduðunu söyleme / yazma.&lt;br/&gt;Amaç 2: Güneþ&quot;i tanýyabilme.&lt;br/&gt;Davranýþlar&lt;br/&gt;1. Güneþ&quot;in þeklinin çevresinde gördüðü cisimlerden hangisine benzediðini söyleme/yazma.&lt;br/&gt;2. Güneþ&quot;in þeklinin yuvarlar olduðunu söyleme/yazma.&lt;br/&gt;3. Güneþ&quot;in Dünya&quot;mýzý ýsýttýðý ve aydýnlattýðýný söyleme/yazma.&lt;br/&gt;Amaç 3: Gece gündüzün oluþumu bilgisi.&lt;br/&gt;Davranýþlar&lt;br/&gt;1. Güneþ doðduðu zaman gündüz olduðunu söyleme / yazma.&lt;br/&gt;2. Güneþ battýðý zaman gece olduðunu söyleme/yazma.&lt;br/&gt;3. Güneþ&quot;in doðuþ ve batýþ zamanýný söyleme/yazma.&lt;br/&gt;4. Gece, Güneþ&quot;in nerede olduðunu söyleme/yazma.&lt;br/&gt;Amaç 4: Yaðmur bilgisi.&lt;br/&gt;Davranýþlar&lt;br/&gt;1. Suyun buharlaþmasýný örnekle gösterme.&lt;br/&gt;2. Bulut ile yaðmur iliþkisini söyleme / yazma.&lt;br/&gt;3. Buharlaþan sudan bulutun oluþtuðunu söyleme/yazma.&lt;br/&gt;4. Buluttan yaðýþýn oluþtuðunu söyleme / yazma.&lt;br/&gt;5. Yaðmurun yararlarýný söyleme / yazma.&lt;br/&gt;Amaç 5: Hava durumu bilgisi.&lt;br/&gt;Davranýþlar&lt;br/&gt;1. Günlük hava durumunu söyleme / yazma.&lt;br/&gt;2. Hava durumunun günlük yaþantýmýza etkilerin söyleme / yazma.&lt;br/&gt;3. Bir haftalýk hava durumunu levha üzerinde iþaretleme.&lt;br/&gt;4. Diðer hava olaylarýnýn adýný söyleme / yazma.&lt;br/&gt;Amaç 6: Depremin zararlarýndan korunabilme.&lt;br/&gt;Davranýþlar&lt;br/&gt;1. Depremin : Yaðmur, Kar, Rüzgar gibi kaçýnýlmaz doða olaylarýndan olduðunu, gerekli önlemler alýndýðý takdirde, zararlarýndan korunulabileceðini belirtme.&lt;br/&gt;2. Depremin saðlam yapýlmýþ binalara, yollara zarar vermediðini; ancak kötü yapýlmýþ binalara ve içerisindeki canlýlara zarar verdiðini belirtme.&lt;br/&gt;3. Deprem sýrasýnda, bina içindeyken yapýlmasý gerekenleri uygulamayla gösterme.&lt;br/&gt;4. Deprem sýrasýnda bina dýþýndayken yapýlmasý gerekenleri uygulamayla gösterme.&lt;br/&gt;5. Deprem sýrasýnda, asansörlerin kullanýlmamasý, merdivenlerden uzak durulmasý, pencere önü ve balkonda durulmamasý gerektiðini belirtme.&lt;br/&gt;Amaç 7: Sel baskýnlarýnýn zararlarýndan korunmayý kavrayabilme.&lt;br/&gt;Davranýþlar&lt;br/&gt;1. Yaðmur sularýnýn, eriyen kar sularýnýn, baraj ve göllerden taþan sularýn yerleþim yerlerine, ekili ve dikili yerlere, canlýlara, zarar verdiðini, alýnabilecek önlemlerle bu zararlarýn önlenebileceðini belirtme.&lt;br/&gt;2. Sel baskýnlarýndan korunmak amacýyla yapýlmasý gerekenlere örnekler verme.&lt;br/&gt;Amaç 8: Yangýnlarýn zararlarýndan korunabilme.&lt;br/&gt;Davranýþlar&lt;br/&gt;1. Bazý doðal afetler ile insanlarýn dikkatsizliði ve ihmali sonucu ortaya çýkan yangýnlarýn binalara, ormanlara ve canlýlara zarar verdiðini, alýnabilecek önlemlerle bu zararlarýn önlenebileceðini belirtme.&lt;br/&gt;2. Yangýn anýnda yapýlmasý gerekenleri uygulayarak gösterme.&lt;br/&gt;ÜNÝTE 6: GÜNEÞ VE DÜNYA&quot;MIZ&lt;br/&gt;1. Dünya&quot;mýz&lt;br/&gt;  a. Dünya&quot;nýn Þekli&lt;br/&gt;  b. Dünya Üzerinde Neler Var?&lt;br/&gt;2. Güneþ&lt;br/&gt;3. Gece ve Gündüz&lt;br/&gt;4. Hava Durumu&lt;br/&gt;5. Bazý Doðal Afetler ve Korunma Yollarý&lt;br/&gt;  a. Deprem ve Korunma Yollarý&lt;br/&gt;  b. Sel Baskýnlarý ve Korunma Yollarý&lt;br/&gt;  c. Yangýnlar ve Korunma Yollarý&lt;br/&gt;BELÝRLÝ GÜN VE HAFTALAR&lt;br/&gt;1.M.E.B.Vakfý Kuruluþ Günü(19 Þubat)&lt;br/&gt;Konu:M.E.B.Vakfý Kuruluþ Günü(19 Þubat)&lt;br/&gt;Amaç:M.E.B.Vakfýnýn kruluþ ve görevlerini kavrayabilme.&lt;br/&gt;ÝZLENECEK STRATEJÝ VE TEKNÝKLER&lt;br/&gt;Sunuþ yoluyla öðretme,alýþ yoluyla öðrenme,buluþ yoluyla öðrenme.kubaþýk öðrenme,gösterme-yaptýrma,inceleme,&lt;br/&gt;araþtýrma,dramatizasyon&lt;br/&gt;KAYNAKLAR-ARAÇ-GEREÇLER&lt;br/&gt;Öðretmenler,anne,baba,diðer aile büyüklerimiz,okul müdürümüz,&lt;br/&gt;ders kitaplarýmýz,Atatürk köþesi,ünite köþesi,,mevsim þeridi,saðlýðýmýz ile ilgili broþürler,resimli yazýlar,deprem el kitabý,termometre,güneþ ve dünya modeli,el feneri,yangýn ile ilgili b</description></item><item><title>DALGACIKLAR TEORÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dalgaciklar-teorisi-370503.html</link><description>DALGACIKLAR TEORÝSÝ&lt;br/&gt;1GÝRÝÞ1&lt;br/&gt;2HÝLBERT UZAYI ANALÝZÝ2&lt;br/&gt;2.1Ýç (skaler) Çarpým Uzayýný Belirlemek2&lt;br/&gt;2.2Hilbert Uzayýný Tanýmlamak2&lt;br/&gt;2.3Hilbert Uzayý Üzerinde Lineer Bir Operatör Belirtmek3&lt;br/&gt;3DALGACIKLARA GENEL BAKIÞ4&lt;br/&gt;4TARÝHSEL BAKIÞ6&lt;br/&gt;4.11930 Öncesi6&lt;br/&gt;4.21930&quot;lu Yýllar8&lt;br/&gt;4.31960 - 19809&lt;br/&gt;4.41980 Sonrasý9&lt;br/&gt;5FOURÝER ANALÝZÝ11&lt;br/&gt;5.1Fourier Dönüþümleri11&lt;br/&gt;5.2Ayrýk Fourier Dönüþümleri11&lt;br/&gt;5.3Pencerelenmiþ Fourier Dönüþümleri12&lt;br/&gt;5.4Hýzlý Fourier Dönüþümleri12&lt;br/&gt;6FOURÝER ÝLE DALGACIK DÖNÜÞÜMLERÝNÝN KARÞILAÞTIRILMASI13&lt;br/&gt;6.1Fourier ve Dalgacýk Dönüþümleri Arasýndaki Benzerlikler13&lt;br/&gt;6.2Fourier ve Dalgacýk Dönüþümleri Arasýndaki Farklýlýklar13&lt;br/&gt;7SÜREKLÝ DALGACIK DÖNÜÞÜMÜ15&lt;br/&gt;7.1Taným ve Basit Özellikler15&lt;br/&gt;7.2Dalgacýk Analiz Teknikleri22&lt;br/&gt;7.3Bir Örnek Uygulama25&lt;br/&gt;7.4Biyomedikal  Mühendisliði Alanýnda Uygulamalarý26&lt;br/&gt;8SONUÇ28&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÞEKÝLLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Þekil 1 Meyer dalgacýðý10&lt;br/&gt;Þekil 2 Fourier baz fonksiyonlarýnýn zaman-frekans düzlemini kaplamasý14&lt;br/&gt;Þekil 3 Daubechies dalgacýk baz fonksiyonunun zaman-frekans düzlemini kaplamasý15&lt;br/&gt;Þekil 4 Daubechies ana dalgacýðýnýn fraktal diye isimlendirilen kendine benzerliði16&lt;br/&gt;Þekil 5 Dalgacýk ailesi örnekleri16&lt;br/&gt;Þekil 6 Haar dalgacýðý19&lt;br/&gt;Þekil 7 Meksika þapkasý fonksiyonu20&lt;br/&gt;Þekil 8  Morlet dalgacýðý21&lt;br/&gt;Þekil 9 Antisimetrik dalgacýk22&lt;br/&gt;Þekil 10 Ýþaret analiz-sentez sistemi27&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DALGACIKLAR TEORÝSÝ&lt;br/&gt;1GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Dalgacýklar, veriyi farklý frekans bileþenlerine ayýran ve sonra kendi ölçekleriyle eþleþtirilmiþ bir çözünürlüðe sahip bileþenler üzerinde çalýþan matematiksel fonksiyonlardýr. Ýþaretin (sinyalin) süreksizliklere ve keskin, sivri uçlara sahip olduðu fiziksel durumlarý incelemede, geleneksel Fourier metotlarý üzerine avantajlara sahiptir. Dalgacýklar matematik, kuantum fiziði, elektrik mühendisliði ve sismik jeoloji alanlarýndan baðýmsýz olarak geliþtirildiler. Son on yýl içerisinde bu alanlar arasýndaki yer deðiþtirmeler resim sýkýþtýrma, türbülans, insanýn görme gücü, radar ve depremi önceden tahmin etme gibi birçok yeni dalgacýk uygulamalarýna yol açtý. &lt;br/&gt;Burada öncelikle Hilbert uzayý kýsaca gözden geçirilecek, Fourier ile baþlayan dalgacýklarýn tarihi anlatýlacaktýr. Fourier dönüþümleri ile dalgacýk dönüþümleri karþýlaþtýrýlýp, dalgacýklarýn diðer özel yönleri ve özellikleri ifade edilecektir ve bazý ilginç uygulamalar verilecektir.&lt;br/&gt;Dalgacýk dönüþümü, fonksiyonlarý, operatörleri veya veriyi farklý frekanstaki bileþenlerine ayýran ve ayrý ayrý her bileþen üzerinde çalýþmamýza izin veren bir araçtýr. Dalgacýk terimi ilk kez 1982 yýlýnda Daubechies tarafýndan kullanýlmýþtýr. Ýlgilendiðimiz uzayýn ortogonal bazýný Hilbert uzayý metodu ile bulabiliriz. Ýþte dalgacýk analizi bu metod ile yapýlan analizin bir genelleþtirilmesi olarak düþünülebilir. O zaman ilgilendiðimiz uzaydaki denklemler baz cinsinden çözülebilir. Hilbert uzayý teknikleri özellikle lineer adi diferansiyel denklemlerin (ODEs) çözümünde yararlýdýr ve bu teknikler b</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-gunes-sistemi-400165.html</link><description>güneþ sistemi</description></item><item><title>VENÜS GEZEGENÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?venus-gezegeni-355729.html</link><description>VENÜS GEZEGENÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER Sayfa Önsöz â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.I Ýçindekiler â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦II 1. VENÜS ......................................................................................................1 1.1.Venüs&quot;ün Keþfi ............................................................................2 1.2.Venüs&quot;te Ýklim ........................................................................â€¦.2 1.3.Venüs&quot;ün Hareketi .......................................................................3 1.4. Venüs&quot;ün Atmosferi ..............................................................â€¦..4 1.5. Venüs&quot;ün Yüzey Þekilleri ve Ýklim Deðiþikliði ..................â€¦â€¦5 2. VENÜS NEDEN BÝR CEHENNEM KUYUSUDUR ?...................â€¦â€¦10 3. VENÜS&quot;ÜN YÜZEY ÞEKÝLLERÝ .........................................................12 3.1. Renkli Venüs .............................................................................12 3.2. Çarpma Kraterleri .....................................................................13 3.3. Parlak Düzlükler .......................................................................13 3.4. Ovda Regio ...............................................................................13 3.5. Dað Sýralarý ve Çukurlar ...........................................................14 3.6. Yüksek Alanlar .........................................................................14 3.7. Eastern Lakshmi ........................................................................14 3.8. Lava Akýmlarý ...........................................................................15 3.9. Fortuna&quot;daki Haleler .................................................................15 3.10. Lavinia Bölgesi ................................................................â€¦...16 3.11. Örümcek Aðýmsý Yapýlar ........................................................16 3.12. Selu Korona ............................................................................16 3.13. Korona .....................................................................................17 3.14. Sacajawea Patera .....................................................................17 3.15. Yerleþik Tepeler ......................................................................17 3.16. Keneler ....................................................................................18 3.17. Danu Daðlarý ...........................................................................18 3.18. Gula Mons ...............................................................................18 3.19. Golubkina ................................................................................19&lt;br/&gt;3&lt;br/&gt;Sayfa 3.20. Krater Perspektifi ....................................................................19 3.21. En Geniþ Krater .......................................................................19 3.22. Yarý Krater ..............................................................................20 3.23. Akna Daðlarý ...........................................................................20 3.24. Geçiþ Kraterleri .......................................................................20 3.25. S ivri Uçlu Halka Krater ..........................................................21 3.26. Karanlýk Iþýk Halkalarý ............................................................21 3.27. Geniþ Çarpma Kraterleri ..................................................â€¦...21 3.28. Uzun Oluklar ...........................................................................22 3.29. Çatlaklarla Sýnýrlý Uçurumlar ..................................................22 3.30. Deltalar ............................................................................â€¦â€¦22 3.31. Verilerin Parlaklýðý ..................................................................23 3.32. Lavadaki Küller ......................................................................23 3.33. Hýzlý Rüzgarlar ........................................................................24 3.34. Hýzla</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - TÜRK DÝLÝNÝN TARÝHÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-turk-dilinin-tarihi-400110.html</link><description>türk dilinin tarihi</description></item><item><title>KARADELÝKLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?karadelikler-450887.html</link><description>KARADELÝKLER&lt;br/&gt;Gökyüzü binlerce yýldýr tutkunu olduðu muz ve anlayabilmek uðrunu büyük gayretler sarf ettiðimiz meraklarýmýzýn basýnda gelir, insanoðlu, baþýnýn üstündeki o sonsuz ve bir o kadar da gizemli uzayý tanýyabilmek için elinden gelen tüm imkanlarý seferber etmiþ, geliþtirdiði dürbünlerle, teleskoplarla, uydularla uzayýn derinliklerinde ne olup bittiðinden haberdar olmaya çalýþmýþtýr. Araþtýrmalarý süresince, evrendeki konumunun ne olduðu konusunda bir karara varabilmiþ, bunun yanýnda gittikçe artan yeni sorunlarla karþý karsýya kalmýþtýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bugün, artýk devasa bir evrende herhangi birinden pek farklý olmayan bir galakside ve küçük sayýlabilecek bir yýldýzýn çevresinde hayatýmýzý devam ettirmeye çalýþtýðýmýzý biliyoruz. Yine sunun da farkýndayýz ki, en geliþmiþ aletlerimizle ancak uzayýn çok küçük bir bölümünü izleyebiliyoruz. Fakat buna raðmen, evrende bulunan maddenin yoðunluðu, kainatýn ve dünyamýzýn yaþý, big-bangle evrenin nasýl oluþtuðu gibi birçok kozmolojik sorunu açýklayabilecek derecede fikir sahibiyiz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evrendeki olaylarý, zaman zaman gözlemlerimizden hareketle bazen de ortaya attýðýmýz kuramlarla açýklamaya çalýþýrýz. Bu durumda, evrende olup olmadýðýný bilmediðimiz bir takým sonuçlara da varabiliriz. Ýþte karadelikler de varlýðý konusunda hiçbir þey bilinmeden, bütün matematiksel açýklamalarý ve teorileri elde edilmiþ nadir konulardan biridir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýlk defa 1969da Amerikalý J. Wheeler tarafýndan adlandýrýlan karadelikler sonsuz yoðunlukta madde taþýyabilen gök cisimleridir. Güneþten yüzlerce kere daha büyük olan yýldýzlar, yaþamlarýnýn sonunda o kadar küçülürler ki bir nokta kadar boyutsuz, hacimsiz bir yapýya bürünebilirler. Öyle ki, bu yapýdan bir çay kaþýðý kadar almaya kalksanýz: tonlarca maddeyi taþýmanýz gerekir. Bu yoðun ve kavranýlmasý güç oluþumlar, karadeliklere çok yoðun ve etkili bir çekim alaný kazandýrýr. Nitekim, A.Einsteinýn özel relativite teorisinde belirttiði evrendeki en yüksek hýza sahip ýþýk bile karadeliklerin yeterince yakýnýna geldiðinde bu güçlü kütle çekimine yenilerek, karadelikler tarafýndan yutulur. VVheeler, hiç þüphe yok ki, üzerine gelen ýþýðý yutabildi-ðinden dolayý karadeliklere bu ismi vermiþti. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Karadeliklerin gözlemlenmesi &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Karadelikler, üzerlerine gelen her maddeyi ve ýþýðý kolayca emebildiklerinden dolayý hiçbir zaman doðrudan gözlenemezler. Çünkü, bir cismi görebilmemiz Ýçin, ancak ondan bize ýþýk ýþýnlarýnýn gelmesi gerekir. Bir karadelik ise, uzaydaki gaz ve tozlarý toplarken çevresindeki uzayda bir takým deðiþiklikler yapar. Ýste. onlarý bu etkilerinden yararlanarak, dolaylý yoldan gözleyebiliriz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Karadeliklerin gözlemlenebilirle yöntemlerinden biri, çevresinde yarattýðý çok güçlü çekimsel alandan geçen ýþýðýn, sapmasýnýn Ölçülmesidir. Kuvvetli çekim alanlarýndan gecen ýþýk ýsýnlarý, bildiðimiz doðrusal yolundan sapar. Bu ilke. gerçekte yýldýz, gezegen, nebula gibi uzayda bulunan büyük kütlelerin, bulunduklarý yerlerde kütlelerinin büyüklüðüne göre. göremediðimiz ancak teorik ve deneysel olarak bilinen eðrilikler, çukurluklar oluþturmasýndan ileri gelir, Sözgelimi. Güneþin çevresinde bu eðrilik çok az olduðundan, ýþýk 1.64 snlik bir acý farkýyla eðilir. Ama bunu karadelikler için düþündüðümüzde, saptýrýcý etkinin çok daha büyük olduðunu görürüz. Bir karadeliðin arkasýnda bulunan bir yýldýzdan çýkan ýþýnýn bize ulaþabilmesi için O en az iki yolu vardýr. Ýþýk ýsýnlarýnýn her biri. karadeliðin bir yai nýndan gelmek üzere ayrýlarak bize ulaþýrlar. Dolayýsýyla biz. bir yýldýzý ikiymiþ gibi görürüz. Bu olaya çekimsel mercek etkisi denir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Karadeliklerin araþtýrýlmasýnda en verimli yöntem, uzaydaki gaz ve toz zerrelerinin karadelik tarafýndan emiliminin saptanmasýdýr. Bir karadeliðin çekimine kapýlan gazlar, çok kuvvetli x -ýþýný ýþýmasý yapar. Bu ýþýnýn çok uzaktan algýlanabilmesi Ýçin de. karadeliklerin ancak yýldýzlararasý gaz ve tozlarýn bol olduðu bölgelerde aranmasý gerekir. Böylece, bir karadeliðin gözlenebilmesi için en ideal konumun, yýldýzlarýn hemen yaný ol</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - TAYF ÇÝZGÝLERÝNÝN TANIMLANMASI-SPEKTROSKOPÝ-LAB</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-tayf-cizgilerinin-tanimlanmasispektroskopilab-400169.html</link><description>tayf çizgilerinin tanýmlanmasý-spektroskopi-lab</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - ROOT KÝT(GÖRÜNMEZ MÝSAFÝRLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-root-kit(gorunmez-misafirler-400227.html</link><description>root kit(görünmez misafirler</description></item><item><title>COPERNÝCUS DEVRÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?copernicus-devrimi-355005.html</link><description>Copernicus Devrimi &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nicolaus Copernicusla (Kopernik 1473-1543) birlikte doða yasalarýnýn tuhaf özelliði açýkça görünmeye baþladý. Bilim tarihi bakýmýndan insan aklýnýn yakýn zamanlardaki en büyük devrimi, Dünya&quot;nýn deðil Güneþ&quot;in merkez olduðu bir sistem düþüncesidir. Copernicus, gerçekten sað duyu denen alýþýlmýþ, herkesçe açýkça kabul edilen zihniyete, insan aklýnýn, ilk ve en büyük saldýrýsýdýr. B.Russel bu konuyla ilgili olarak þöyle der:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Din ile bilim arasýndaki ilk, kimi yönlerden de en önemli kavga, bugün Güneþ Sistemi adýný verdiðimiz düzenin merkezinin Güneþ mi yoksa Dünya mý olduðu konusundaki gökbilimsel tartýþmadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Copernicus, 1473 yýlýnda, Polonyanýn Torun Kentinde doðdu. Bu çoçuk, 1543 yýlýnda, büyük bir bilim adamý olarak ölecek ama ayný yýl kitabý doðacaktý. Kitabýnýn adý: Yerin Gökyüzündeki Devirleri Üzerine  idi. Bütün zamanlarýn en büyük devrimiydi bu. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kopernik Devrimi denen çalýþma, Ortaçaðdan modern dünyaya, þimdi bize masal dünyasý gibi gelen bir görüþten günümüzün gerçekçi anlayýþýna geçiþin yüce bir simgesini oluþturuyor. Aslýna bakýlýrsa bu devrim, özünde ne büyük bir buluþa, ne yeni bir düþünceye dayanmakta, ne de devrimi baþlatanýn kendi felsefesinde köktenci bir deðiþikliði içermektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kopernik Devriminin tüm önemi, yol açtýðý büyük geliþmede yatmaktadýr denebilir. Kopernik, geçmiþ çaðlarda birkaç örneði olan, ama bizim karmaþýk modern dünyamýzda eþine rastlamayý pek ummadýðýmýz evrensel dehalardan biridir. Din adamý, devlet adamý, bilgin, hukukçu, sanatkar, þair, hekim, ekonomist, matematikçi, astronomdu. Ama Onun asýl tutkusu, matematiksel astronomiydi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Önce Cracow Üniversitesinde, daha sonra Bolonya (Bologna) ve Romada uzun süren bir öðrenim döneminden sonra, 1506da 33 yaþýndayken Frauenburg Katedrali rahipliðini üstlenmek üzere ülkesine döndü; 1543te ölünceye dek çeþitli etkinliklerini sürdürdü; ama onu sürekli meþgul eden þey, kafasýnda oluþturduðu astronomi sistemini yetkinleþtirmekti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kanýtý da son derece basitti. Mars, Jüpiter ve Satürn, yýldýzlarýn izlediði yöne ters yönde hareket ettikleri için bu bozuk hareket gökbilimcilerin dikkatini çekmiþti. Kopernik, bunun þöyle açýklanabileceðini söyledi: Bu gezegenler, Dünyaya oranla, Güneþten daha uzakta bulunan gezegenlerdir. Bunun için de Güneþin onlarý sürekli yörüngesi üzerinde yakalayýp geçmesi gerektiðini anladý. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu düþünce yeni deðildi aslýnda. Kopernikten 1700 yýl önce Sisamlý Aristark ve kendi çaðýnda da Nicolaus Cusanus, benzer düþünceleri ortaya atmýþlardý. Ama O, düþüncelerini ayrýntýlarýyla iþleyip geliþtirdi ve kuramýn bilimsel babasý oldu. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;15. yüzyýl sonlarýnda olduðumuzu anýmsayalým. O zaman da akýldan geçen her þey yazýlamaz, yazýlsa da basýlamazdý. Ve de büyük Kopernikin diplomasisini, Batý Avrupada Hýristiyanlar, ikiye ayrýlmýþlardý. Birinin baþýnda Papa, öbürünün baþýnda Lüther bulunuyordu. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Lüter, Papaya baþkaldýrmýþtý. Sözünü esirgemeden Katolik ilahiyatçýlara þiddetle saldýrýyordu. Öte yandan, Kopernikin yeni kuramýný iþittiði zaman, ona ahmak demekten de geri kalmamýþtý. Kopernik, düþüncelerinin Kiliseyi çok öfkelendireceðini biliyordu; o da kitabýný kiliseye adadý. Yani, Papa&quot;ya. Copernicus, Papa 3. Paula þöyle yazýyordu:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Elbette kutsalýn kutsalý efendim, þunu çok iyi biliyorum ki, kimileri Yerin devinimleri hakkýndaki kitabýmý onaylayacak, kimileri de onu yazdýðým için, aslýnda dikkate almamam gereken gürültüleri edecek. Ama ben, her þeye raðmen gerçeðe uymayan görüþlerin bir yana býrakýlmasý gereðine inanýyorum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fakat, uzun zaman önce, insanlara çaðlar boyu anlatýlan saçma bir peri masalýný, yani Yerin göðün ortasýnda, onun merkeziymiþ gibi hareket etmeden durduðunu okuduðum sýralarda, tam tersine hareket ettiðini savunmaktan çekinmiþtim. Gerçekten kimi zaman Pythagorasçýlar ya da benzerleri gibi bilgiyi kitaplarla deðil de kulaktan kulaða yalnýz arkadaþlarýna ya da yakýnlarýna aktaranlarý taklit etmenin daha iyi olup olmayacaðýný düþündüm. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bana öyle geliyor ki onlar, buluþlarýnýn, bir kitap yazmaný</description></item><item><title>TARÝH BOYUNCA ÜNLÜ ASTRONOMLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tarih-boyunca-unlu-astronomlar-355723.html</link><description>TARÝH BOYUNCA ÜNLÜ ASTRONOMLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER Sayfa ÖNSÖZ.............................................................................................................. i 1. ASTRONOMÝNÝN DOÐUÞU................................................................ 3 1.1. Harezmi............................................................................................. 5 1.2. Battani............................................................................................... 6 1.3. Sufi..................................................................................................... 8 1.4. Buzcani.............................................................................................. 9 1.5. Birüni................................................................................................ 10 1.6. Ömer Hayyam.................................................................................. 12 1.7. Uluð Bey............................................................................................ 13 1.8. Paul of Middelburg.......................................................................... 14 1.9. Nikolaus Copernicus......................................................................... 15 1.9.1. De Revolutionibus ( Gök Kürelerin Hareketi )....................... 18 1.9.2. Copernicus&quot;un Dayanak Noktalarý........................................... 24 1.9.3. Copernicus&quot;un Karþýlaþtýðý Engeller........................................ 27 1.9.4. Güneþ Merkezli Sistem ve Etkisi.............................................. 28 1.10. Christopher Clavius........................................................................ 30 1.11. Tycho Brahe..................................................................................... 31 1.12. Galileo Galilei.................................................................................. 35 1.13. Johannes Kepler.............................................................................. 42 1.14. Johannes Hevelius........................................................................... 53 1.15. Francesco Maria Grimaldi.. .......................................................... 54 1.16. Christian Huygens.......................................................................... 56 1.17. Olaus Roemer.................................................................................. 58 1.18. Edmond Halley................................................................................ 59 1.19. Anders Celsius................................................................................. 61 1.20. Charles Messier.............................................................................. 62 1.21. Frederick William Herschell......................................................... 64 1.22. Carl Friedrick Gauss..................................................................... 66 1.23. Friedrich Wilhelm Bessel.............................................................. 67 1.24. John Frederick William Herschell............................................... 69 1.25. Edwin Powel Hubble..................................................................... 71 KAYNAKLAR................................................................................................. 75 2&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. ASTRONOMÝNÝN DOÐUÞU 2000-3000 yýl önce günlük yaþamýn bugünkü kadar karmaþýk olmadýðý düþünülürse, insanlar gökyüzüne daha çok bakma imkaný bulabilmiþlerdir. Dikkatlerini çeken her þeyi kafalarýnda biriktirmiþler, kayalara iþlemiþlerdir. Bize o günlerden sadece kaydedilen bilgiler ulaþabilmiþtir. Belki de tarihsel felaket yada baþka etkenlerle kaydedilenlerin bir kýsmý da yok olmuþ olabilir. Gök yüzünün eski tarihlerde daha temiz olduðu söylenebilir; Örneðin, Sirius (Akyýldýz) yýldýzýnýn günümüzde çok zor görülen bileþeni Sirius B, Afrika&quot;da bir kavim tarafýndan kayalara tarihin ilk çaðlarýnda iþlenmiþtir. Demek ki o tarihlerde insanlar Srius&quot;un bileþenlerini ayrý ayrý seçebilecek kadar gökyüzü temizdi veya gök</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - SPEKTROSKOPÝ-LAB-TAYF ÇÝZGÝLERÝNÝN TANIMLANMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-spektroskopilabtayf-cizgilerinin-tanimlanmasi-400109.html</link><description>spektroskopi-lab-tayf çizgilerinin tanýmlanmasý</description></item><item><title>UZAY ÇALIÞMALARI HAKKINDA BÝLGÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uzay-calismalari-hakkinda-bilgi-368698.html</link><description>UZAY ÇALIÞMALARI HAKKINDA BÝLGÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A.UZAY&lt;br/&gt;Bütün sýnýrlý geniþlikleri içine alan sýnýrsýz boþluða uzay denir. Uzayýn büyük bir kýsmýnda hiçbir þey yoktur: Ne gaz, ne sývý, ne katý; ne de herhangi bir atom veya molekül. Uzaya çýktýðýmýzda dünyanýn koruyucu atmosferinin dýþýna çýkmýþ oluruz. Uzay, yaþamý sürdürmenin çok zor olduðu bir yerdir. &lt;br/&gt;1.UZAYA ÝLK ADIM (AY&quot;IN FETHÝ)&lt;br/&gt;1968&quot;de Ay&quot;ýn fethine doðru yeni bir aþama gösterildi. 15 Eylülde fýrlatýlan SSCB uzay aracý Zond-5, ilk Yer-Ay-Yer gidiþ geliþini gerçekleþtirirken, ABD&quot;nin de Apollo tasarýsýna baþlanmýþtýr. Temmuz 1969&quot;da Apollo-9 içinde Armstrong, Aldrin ve Collins ile uzaya fýrlatýldý. 21 Temmuz&quot;da Türkiye saati ile 04.56&quot;da Neil Armstrong, Ay üstüne ayak basan ilk insan oldu. Onu hemen Edwin Aldrin izledi. Bunlardan sonra Apollo-11, Apollo-12 ve Apollo-13 uçuþlarý gerçekleþtirildi.&lt;br/&gt;Apollo-13&quot;ün yolculuðu sýrasýnda (Nisan 1970) pilotlarýn büyük bir kaza atlatmalarýna karþýn, uzay yarýþýnda ABD üstün görünüyordu. Bununla birlikte NASA bir süre için Ay programýný durdurdu. SSCB ise 1970 sonunda Ay üstüne ilk otomatik yumuþak iniþ gerçekleþtirdi. SSCB&quot;in fýrlattýðý Luna 16-20 Eylül 1970&quot;te Bolluk denizine indi. Luna-17 Ay üstüne bir ay aracý olan Lunakod&quot;u býraktý. Bu araç 3600 m.lik bir taramadan sonra Ocak 1971&quot;de Luna-17&quot;ye geri döndü.  &lt;br/&gt;2.GÜNEÞ SÝSTEMÝ VE DÝÐER GEZEGENLER&lt;br/&gt;a)Güneþ sistemi&lt;br/&gt;Güneþ sistemi yaþama, 4,6 milyar yýl önce, içinde kayaç ve buz parçacýklarý bulunan büyük bir gaz bulutu kütlesi  olarak baþlamýþtýr. Bulut kendi çekim gücü nedeniyle sýkýþtýðýnda güneþ oluþmuþ, tanecikler de bir araya gelerek gezegenleri ortaya çýkarmýþtýr. &lt;br/&gt;Güneþin iç bölümünde nükleer füzyonla hidrojen helyuma dönüþür ve bu dönüþüm sonucu açýða çýkan enerji, önce ýþýk yuvarýna, oradan da uzaya gider.  &lt;br/&gt;b)Merkür&lt;br/&gt;Güneþe en yakýn gezegen Merkür&quot;dür. Ortalama 57,9 milyon km. olan Merkür-Güneþ uzaklýðý astronomideki diðer uzaklýklara kýyasla gerçekten çok küçüktür. &lt;br/&gt;Güneþe çok yakýn olduðundan, gündüz vakti Merkür&quot;deki sýcaklýk 423 C ye kadar çýkar. Ama güneþ battýðý zaman sýcaklýðýn -183 C ye kadar indiði olur. Güneþe bu kadar yakýn olmasýna karþýn bazý uzmanlar Merkürde hala kraterlerin güneþ görmeyen yerlerinde buz bulunabileceðini düþünüyorlar.&lt;br/&gt;Bir teoriye göre Merkür, bundan milyonlarca yýl önce 2 kez hemen hemen kendisi kadar büyük gök cisimleriyle çarpýþtý. Ýlk çarpýþma sonucunda Merkür neredeyse tümüyle sývýlaþtý, aðýr metaller dibe batarak büyük çekirdeði oluþturdu. Ýkinci  çarpýþma sonucunda da kabuðun büyük bir kýsmý parçalanarak ince bir kabuk kaldý. &lt;br/&gt;c)Venüs&lt;br/&gt;Güneþe en yakýn ikinci gezegendir. Güneþe uzaklýðý 108 milyon km.dir. Dünyaya en yakýn konuma geldiðinde güneþ ve aydan sonra en parlak cisimdir. Iþýðý bazen gölgeler oluþturabilir.&lt;br/&gt;Venüs&quot;ün atmosferi çok yoðundur. Öylesine yoðundur ki; dünyadaki en güçlü teleskopla bile yeryüzü þekillerinin görülmesi imkansýzdýr. Atmosferinin basýncý yüzünden ezileceðinden, gökyüzünden yaðan sülfürik asitten yanacaðýndan, atmosferi nefes</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - PÝLOT RELAYÝNG</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-pilot-relaying-400071.html</link><description>pilot relaying</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sistemi-356562.html</link><description>GÜNEÞ SÝSTEMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÞARETLERÝN ANLAMLARI&lt;br/&gt;            Konu ile ilgili ana sayfaya &lt;br/&gt;            baðlanýr.&lt;br/&gt;            Gezegenlerin ana sayfasýna&lt;br/&gt;            baðlanýr.&lt;br/&gt;            Bir sonraki sayfaya gider.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            Bir önceki sayfaya gider.&lt;br/&gt;GÜNEÞ SÝSTEMÝ &lt;br/&gt;GÜNEÞ&lt;br/&gt;GEZEGENLER&lt;br/&gt;ASTEROÝTLER&lt;br/&gt;METEORLAR&lt;br/&gt;KUYRUKLU YILDIZLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÜNEÞ SÝSTEMÝ&lt;br/&gt;Merkezinde Güneþ, çevresinde elips yörüngeler üzerinde dönen 9 gezegen, bunlara ait uydular, küçük gezegenler, göktaþlarý, meteorlar ve kuyruklu yýldýzlardan oluþan gökcisimleri topluluðuna Güneþ sistemi denir. Güneþ sistemindeki ýsý ve ýþýk kaynaðý Güneþtir&lt;br/&gt;GÜNEÞ&lt;br/&gt;GÜNEÞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GEZEGENLER&lt;br/&gt;MERKÜR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VENÜS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÜNYA (YERKÜRE)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MARS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;JÜPÝTER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SATÜRN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;URANÜS&lt;br/&gt;NEPTÜN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PLÜTON&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ASTEROÝTLER&lt;br/&gt;METEORLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KUYRUKLU YILDIZLAR&lt;br/&gt;   Hepsi bu kadar!</description></item><item><title>ANDROMEDA GALAKSÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?andromeda-galaksisi-356624.html</link><description>ANDROMEDA GALAKSÝSÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER Sayfa 1. Önsöz.................................................................................................................i 2. Giriþ..................................................................................................................ii 3. Yerel Grup........................................................................................................1 3.1. Yerel Grup Hakkýnda Genel Bilgi.....................................................1 4. Andromeda Galaksisi.......................................................................................3 4.1. Andromeda Galaksisi Hakkýnda Genel Bilgi....................................3 4.2. Andromeda Galaksisi&quot;nin Keþfi........................................................4 4.3. Andromeda Galaksisi&quot;nin Uzaklýðý ve Geometrik Özellikleri.........4 4.3.1. Uzaklýðýn Kanýtý..................................................................5 4.3.2. Baade&quot;nin Keþifleri.............................................................6 4.4. Andromeda Galaksisi&quot;nde Yýldýzlarýn Sayýsý ve Iþýma Gücü............7 4.5. Andromeda Galaksisi&quot;nin Spiral Kollarý...........................................8 4.6. Andromeda Galaksisi&quot;nin Yýldýzlar Arasý Ortamý.............................9 4.7. Spiral Kollarda Toz ve Gazlardan Yýldýz Oluþumu.........................10 4.8. Andromeda Galaksisi&quot;nde Populasyon-II Yýldýzlarýn Daðýlýmý....10 4.9. Andromeda Galaksisi&quot;nin Radyo Iþýnýmý........................................12 4.10. CO daðýlýmý...................................................................................13 4.11. Andromeda Galaksisi&quot;nin Dönmesi...............................................16 4.12. Andromeda Galaksisi&quot;nin Kütlesi..................................................16 4.13. Andromeda Galaksisi&quot;nin Çekirdek Bölgesi ................................16 4.13.1. Andromeda Galaksisi&quot;nin Çift Çekirdeði......................16 4.13.2. Andromeda Galaksisi&quot;nin Merkezindeki Karadelik.......18 4.14. S Andromeda................................................................................20 4.15 . Andromeda Galaksisi&quot;nde bulunan Küresel Kümeler...................21&lt;br/&gt;5. Andromeda Galaksisi&quot;nin Yoldaþlarý.............................................................23 5.1. M32..................................................................................................23 5.2. NGC205...........................................................................................24 5.3. NGC185...........................................................................................25 5.4. NGC147...........................................................................................25 6. Kaynaklar.......................................................................................................27 1. ÖNSÖZ Samanyolu dýþýnda galaksilerin var olabileceði fikri, 1924 yýlýna kadar hiçbir bilim adamý tarafýndan düþünülmemiþti. Ancak Hubble, Samanyolu dýþýnda diðer galaksilerin de var olmasý gerektiði düþüncesini ortaya atarak, astronomi alanýnda o güne deðin kabul edilen &quot;Evren&quot; anlayýþýný deðiþtirdi. Samanyolu ve onun ötesine açýlma isteði, gözlem tekniklerinin geliþmesi ve yeni bulgularýn ortaya konulmasý ile giderek artan bir hýzla büyümekte ve uzay araþtýrmalarýnýn geliþmesinde önemli bir basamak oluþturmaktadýr. Her geçen gün, bir önceki günde hayal bile edilemeyen yenilikler getirmekte ve insan-evren iliþkilerine sunmaktadýr. Bu çalýþmada 1924&quot;de baþlayan ve günümüze kadar geçen süre içinde yapýlan araþtýrmalarla, Andromeda Galaksisi hakkýnda elde edilen bilgiler derlenmiþtir. Tezimi hazýrlamamda yardýmcý olan danýþmaným Dr. Birol GÜROL ve aileme sonsuz teþekkürlerimi sunarým.</description></item><item><title>MERCURY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mercury-374825.html</link><description>Mercury&lt;br/&gt;Mercury was named by the Romans after the fleet-footed messenger of the gods because it seemed to move more quickly than any other planet. It is the closest planet to the Sun, and second smallest planet in the solar system. Its diameter is 40% smaller than Earth and 40% larger than the Moon. It is even smaller than Jupiters moon Ganymede and Saturns moon Titan. &lt;br/&gt;If an explorer were to step onto the surface of Mercury, he would discover a world resembling lunar terrain. Mercurys rolling, dust-covered hills have been eroded from the constant bombardment of meteorites. Fault-cliffs rise for several kilometers in height and extend for hundreds of kilometers. Craters dot the surface. The explorer would notice that the Sun appears two and a half times larger than on Earth; however, the sky is always black because Mercury has virtually no atmosphere to cause scattering of light. As the explorer gazes out into space, he might see two bright stars. One appearing as cream colored Venus and the other as blue colored Earth. &lt;br/&gt;Until Mariner 10, little was known about Mercury because of the difficulty in observing it from Earth telescopes. At maximum elongation it is only 28 degrees from the Sun as seen from Earth. Because of this, it can only be viewed during daylight hours or just prior to sunrise or after sunset. When observed at dawn or dusk, Mercury is so low on the horizon that the light must pass through 10 times the amount of Earths atmosphere than it would if Mercury was directly overhead. &lt;br/&gt;During the 1880s, Giovanni Schiaparelli drew a sketch showing faint features on Mercury. He determined that Mercury must be tidally locked to the Sun, just as the Moon is tidally locked to Earth. In 1962, radio astronomers looked at radio emissions from Mercury and determined that the dark side was too warm to be tidally locked. It was expected to be much colder if it always faced away from the Sun. In 1965, Pettengill and Dyce determined Mercurys period of rotation to be 59 +- 5 days based upon radar observations. Later in 1971, Goldstein refined the rotation period to be 58.65 +- 0.25 days using radar observations. After close observation by the Mariner 10 spacecraft, the period was determined to be 58.646 +- 0.005 days. &lt;br/&gt;Although Mercury is not tidally locked to the Sun, its rotational period is tidally coupled to its orbital period. Mercury rotates one and a half times during each orbit. Because of this 3:2 resonance, a day on Mercury (sun rise to sun rise) is 176 Earth days long as shown by the following diagram. &lt;br/&gt;During Mercurys distant past, its period of rotation may have been faster. Scientists speculate that its rotation could have been as rapid as 8 hours, but over millions of years it was slowly despun by solar tides. A model of this process shows that such a despinning would take 109 years and would have raised the interior temperature by 100 degrees Kelvin. &lt;br/&gt;Most of the scientific findings about Mercury comes from the Mariner 10 spacecraft which was launched on November 3, 1973. It flew past the planet on March 29, 1974 at a distance of 705 kilometers from the surface. On September 21, 1974 it flew past Mercury for the second time and on March 16, 1975 for the third time. During these visits, over 2,700 pictures were taken, covering 45% of Mercurys surface. Up until this time, scientists did not suspect that Mercury would have a magnetic field. They thought that because Mercury is small, its core would have solidified long ago. The presence of a magnetic field indicates that a planet has an iron core that is at least partially molten. Magnetic fields are generated from the rotation of a conductive molten core and is known as the dynamo effect. &lt;br/&gt;Mariner 10 showed that Mercury has a magnetic field that is 1% as strong as Earths. This magnet field is inclined 7 degrees to Mercurys axis of rotation and produces a magnetosphere around the planet. The source of the magnetic field is unknown. It might be produced from a partially molten iron core in the planets interior. Another source of the field might be from remnant magnetization of iron-bearing rocks which were magnetized when the planet had a strong magnetic field during its younger years. As the planet cooled and solidified remnant magnetization was retained. &lt;br/&gt;Even before Mariner 10, Mercury was known to have a high density. Its density is 5.44 g/cm3 which is comparable to Earths 5.52g/cm3 density. In an uncompressed state, Mercurys density is</description></item><item><title>HAVAYOLU TAÞIMACILIÐI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havayolu-tasimaciligi-417457.html</link><description></description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - KARADELÝKLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-karadelikler-400081.html</link><description>karadelikler</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - ÝÇ GEZEGENLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-ic-gezegenler-400180.html</link><description>iç gezegenler</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - AN OPEN WÝNDOW ÝN THE UNÝVERSE WÝTH X-RAY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-an-open-window-in-the-universe-with-xray-400204.html</link><description>an open window in the universe with x-ray</description></item><item><title>ANDROMEDA GALAKSÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?andromeda-galaksisi-417686.html</link><description>(tez)&lt;br/&gt;içindekiler &lt;br/&gt;1. önsözi&lt;br/&gt;2. giriþii &lt;br/&gt;3. yerel grup 1 &lt;br/&gt;3.1. yerel grup hakkýnda genel bilgi 1 &lt;br/&gt;4. andromeda galaksisi 3 &lt;br/&gt;4.1. andromeda galaksisi hakkýnda genel bilgi 3 &lt;br/&gt;4.2. andromeda galaksisi&quot;nin keþfi 4 &lt;br/&gt;4.3. andromeda galaksisi&quot;nin uzaklýðý ve geometrik özellikleri 4 &lt;br/&gt;4.3.1. uzaklýðýn kanýtý 5 &lt;br/&gt;4.3.2. baade&quot;nin keþifleri 6 &lt;br/&gt;4.4. andromeda galaksisi&quot;nde yýldýzlarýn sayýsý ve ýþýma gücü 7 &lt;br/&gt;4.5. andromeda galaksisi&quot;nin spiral kollarý 8 &lt;br/&gt;4.6. andromeda galaksisi&quot;nin yýldýzlar arasý ortamý 9 &lt;br/&gt;4.7. spiral kollarda toz ve gazlardan yýldýz oluþumu 10 &lt;br/&gt;4.8. andromeda galaksisi&quot;nde populasyon-ýý yýldýzlarýn daðýlýmý 10 &lt;br/&gt;4.9. andromeda galaksisi&quot;nin radyo ýþýnýmý 12 &lt;br/&gt;4.10. co daðýlýmý 13 &lt;br/&gt;4.11. andromeda galaksisi&quot;nin dönmesi 16 &lt;br/&gt;4.12. andromeda galaksisi&quot;nin kütlesi 16 &lt;br/&gt;4.13. andromeda galaksisi&quot;nin çekirdek bölgesi  16 &lt;br/&gt;4.13.1. andromeda galaksisi&quot;nin çift çekirdeði 16 &lt;br/&gt;4.13.2. andromeda galaksisi&quot;nin merkezindeki karadelik 18 &lt;br/&gt;4.14. s andromeda 20 &lt;br/&gt;4.15 . andromeda galaksisi&quot;nde bulunan küresel kümeler 21&lt;br/&gt;5. andromeda galaksisi&quot;nin yoldaþlarý 23 &lt;br/&gt;5.1. m32 23 &lt;br/&gt;5.2. ngc205 24 &lt;br/&gt;5.3. ngc185 25 &lt;br/&gt;5.4. ngc147 25 &lt;br/&gt;6. kaynaklar 27</description></item><item><title>GÖKADALAR, GALAKSÝLER, KARADELÝKLER, SÜPERNOVALAR, BULUTSULAR, KARANLIK MADDE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gokadalar,-galaksiler,-karadelikler,-supernovalar,-bulutsular,-karanlik-madde-358309.html</link><description>GÖKADALAR&lt;br/&gt;GALAKSÝLER&lt;br/&gt;Iþýk yýlý dediðimiz astronomi birimi, ýþýðýn bir dünya yýlý süresi içinde katettiði mesafedir. Bu da, bizim naçiz metrik sistemimizle 9.5 trilyon kilometre demektir... Gökadalarýn kendi çaplarý kabaca yüz bin ýþýk yýlýndan baþlayýp bunun beþ altý katýna kadar uzanabilir... Gökadalar arasý uzaklýklara gelince: En yakýn komþumuz olan M31 Andromeda gökadasý bizden yalnýzca 2.9 milyoncuk ýþýkyýlý uzaklýkta -- yani bize çok yakýndýr!!...&lt;br/&gt;Bunlar, çevresini onbinlerce yýldýr iki mýzrak atýmý... tee þu tepeciðin ardý gibi kavramlarla algýlamýþ ilkel dünyalý yaratýðýn kolay kolay akýl erdirebileceði büyüklükler deðildir...&lt;br/&gt;Evrenin her yöresine daðýlmýþ durumda irili ufaklý bütün gökadalar, çekim gücüyle kümeleþmiþ yýldýzlar, daha küçük diðer gök cisimleri, dev gaz bulutlarý, yýldýzlar arasý toz ve gazlardan oluþmuþ dev kitlelerdir. Ýçerdikleri yýldýz sayýsý, yüzbinlerle ölçülebilecek kadar mütevazi; yada milyarlarla ifade edilecek, aklýn alamayacaðý kadar çok da olabilir. Kendi aralarýnda üstküme yada süperküme diyebileceðimiz þekilde gruplaþmalar da sözkonusudur.&lt;br/&gt;Gökbilimciler gökadalarý biçim ve görünümlerine göre sýnýflýyorlar. Düzensiz biçim gösteren gökadalar genelde genç yýldýzlar, toz ve gazlardan oluþurken; sarmal biçimli gökadalarýn aðýrlýklý olarak orta-yaþlý yýldýzlar ile gaz ve toz bulutlarýndan oluþtuðu görülür. Bu tür gökadalar disk þeklinde olup, dönerken uçlarýndan dýþarý doðru birer kol vermek eðilimindedir.&lt;br/&gt;Bir sonraki sýnýf ise elips biçimindeki gökadalarý içine alýr. Bunlar baþlýca yaþlý yýldýzlardan oluþurken, gaz ve toz miktarý da belirgin derecede azdýr. Çok deðiþik þekiller alabilirler. Yuvarlak, yassý, yada uzamýþ silindirik yapýda olabilirler.&lt;br/&gt;Bizim gökadamýza, biliyorsunuz, Samanyolu adýný veriyoruz. Bir önceki sayfada bu sözcüðün kökeni üzerinde durmuþtuk...&lt;br/&gt;Evreni oluþturan milyarlarca gökadadan biri olan Samanyolu gökadamýz, en son kestirimlere göre 200-400 milyar yýldýz ve tabii binlerle ifade edilen sayýlarda bulutsuya (nebula) evsahipliði yapýyor. Tipik bir sarmal gökada örneði olan Samanyolu gökadasýnýn, merkezde bir çekirdek bölgesi ve onu çevreleyen spiral kollarý olduðu biliniyor.&lt;br/&gt;12 milyar yýlý aþan yaþýna karþýn oluþumunu hala sürdürüyor. 12 milyar yýl... Týpký mesafe kavramlarýnda olduðu gibi, onbinlerce yýldýr zamaný birkaç kuþaklýk insan ömrü ile tanýmlamaya alýþmýþ Dünyalý ilkel yaratýk için yine kavranmasý çok zor bir zaman dilimi...&lt;br/&gt;Doppler etkisi karþýlaþtýrmalarý ile, bütün gökadalarýn evrende birbirlerinden hýzla uzaklaþmakta olduklarý sonucuna varýlmýþtýr. Bu saptama, tabiatýyla, evrenin baþlangýcýna iliþkin Büyük Patlama kuramýný destekler niteliktedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KARA DELÝKLER&lt;br/&gt;Kimi bilim adamlarý hemen yanýbaþýmýzda, yani kendi Samanyolu gökadamýzýn içinde bile bir Kara Delik var olduðu kanýsýndalar... Korkutucu bir düþünce...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kara Delikler nasýl oluþuyor? Dev bir yýldýz, kendi çekim gücü etkisiyle kendi merkezine çöküþerek inanýlmaz yoðunlukta bir gökcismine dönüþür. Artýk öyle karþý durulmaz bir çekim gücüne sahiptir ki, yakýnýna gelen hertürlü maddeyi kendine çeker; hatta ýþýðý bile hapseder. Nitekim, kara delikleri göremez; varlýklarýný ancak çevreleri üzerindeki etkileri ile saptarýz.&lt;br/&gt;Günümüzdeki gözde kuram, kara deliklerin yakýt ýnýn, buraya çekilen yýldýzlar, gaz bulutlarý ve yýldýzlararasý toz olduðu þeklinde... Kara deliðin içine emilen gaz, bir hortuma yakalanan hertürlü maddenin tipik davranýþý içindedir. Yani, dönerek içeri çekilirken, giderek hýz kazanýr.&lt;br/&gt;Ýþte, Hubble Uzay Teleskobu, spektroskopi ölçümleri yaparak, gazlarýn kara delik aðzýndaki dönüþ hýzýný ölçebilmiþtir. Bu hýz, kara delikten kara deliðe farklýlýk gösterdiði için, artýk herbirisinin karakteristik imzasý sayýlmaktadýr.&lt;br/&gt;Bu hýz ölçüldüðünde, o kara deliðin kütlesini hesaplama olanaðý doðmaktadýr. Örneðin, Baþak (Virgo) Burcunda, bize 50 ýþýkyýlý uzaklýktaki M87 gökadasýnýn merkezinde yeralan kara deliðin kütlesi, güneþimizin 3 milyar katý olarak hesaplanmýþtýr!!&lt;br/&gt;Kara deliklerin incelenmesinde ö</description></item><item><title>YILDIZ OLUÞUM BÖLGELERÝNDE ORTA VE BÜYÜK KÜTLELÝ YILDIZLARIN MOLEKÜLER BULUTLARLA ETKÝLEÞMESÝ SONUCU OLUÞMALARI VE AÇILMALARI (AYE BE HERBÝG YILDIZLARI)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yildiz-olusum-bolgelerinde-orta-ve-buyuk-kutleli-yildizlarin-molekuler-bulutlarla-etkilesmesi-sonucu-olusmalari-ve-acilmalari-(aye-be-herbig-yildizlari)-355731.html</link><description>YILDIZ OLUÞUM BÖLGELERÝNDE ORTA VE BÜYÜK KÜTLELÝ YILDIZLARIN MOLEKÜLER BULUTLARLA ETKÝLEÞMESÝ SONUCU OLUÞMALARI VE AÇILMALARI ( Ae / Be Herbig Yýldýzlarý )&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ Evrendeki maddelerin (gaz, yýldýzlar, gezegenler, kimyevi elementler) oluþumu , astrofiziðin esas problemini teþkil eder. Bu problemin temeli ise yýldýzlarýn oluþum sürecidir Yýldýz oluþum bölgelerinin (YB) deðiþik kademelerinde bulunan yýldýzlarýn oluþum ilmi 80&quot;li yýllarýn ortalarýnda geliþmiþtir. Moleküler radyospektroskopideki geliþmeler, yýldýz oluþumunun gerçekleþtiði yýldýzlar arasýndaki soðuk gaz-toz bulutlarýný inceleme fýrsatý verdi. Radyoastronomik yöntemler, yýldýz oluþumunu daha erken evrelerinde, yani bulutlar kýzýl ötesi ýþýnlara daha þeffaf olmadan, etrafýnda oluþan sýcak gaz radyo çizgilerini , inceleme olanaðý sundu. Moleküler bulutlarda, çok bulunan protoyýldýzlar, spektrumlarýnýn optik kýsmýnda görünmesinden daha önce kýrmýzý ötesinde gözlenirler. Kýrmýzý ötesinde (KÖ) ayrý protoyýldýzlar gözlendiði gibi, protoyýldýzlarýn topluluklarý da gözlenir. YB astrofiziðinin en büyük buluþu olarak OH ve H2O mazer kaynaðý gösterilebilir. Astrofizikçilerin genellikle incelemeye aldýklarý nesneler, YB ile baðlantýlý olup, optik yollarla gözlenebilirler. Bunlar T Tauri, Ae/Be Herbig yýldýzlarý, fuorlar (FU orionis yýldýzlarý), Herbig-Haro nesneleri, iyonlaþmýþ Hidrojen (Hll) bölgelerine baðlý olan O-B yýldýzlarýdýr. KÖ fotometri, polarimer, optik ve radyospektroskopi, atmosferdýþý X-ýþýn, UV ve KÖ astronomi gibi modern astrofizik türlerinin tümü bu nesnelerin incelenmesine yönelmiþtir. Profoyýldýz geliþiminin sayýsal sonuçlarý genellikle gözlemlerle elde edilmiþtir. Bununla beraber orijinal geliþmeler görülmektedir. Konveksiyonun rolünün açýklýða kavuþturulmasý, yýldýz oluþum sürecinin verimliliðinin ölçülmesi, protoyýldýz yapýlarýnýn belirlenmesi. Böylece YB&quot;lerindeki yýldýz oluþumlarý gözlem ve sayýsal hesaplamalarla bulunur. Temele bakýlacak olursa, her iki bilgi de birbiriyle yakýn iliþkili ve yýldýzlarýn oluþumuna giden yoðun , soðuk moleküler bulutlarýn gravitasyon sýkýþmasý ve onu izleyen&lt;br/&gt;fragmentasyon fikrini destekler. Bu iliþki genel olarak olumludur. YB gözlemleri sonucunda bulunan yeni olaylarýn büyük kýsmý da bu teorinin görüþüyle örtüþür. 30 seneden beri bilinen fuorlar (FU Orionis yýldýzlarý) veya Herbig- Haro cisimleri gibi oluþum halindeki yýldýzlar bütün özellikleriyle hiçbir teorik modele benzemezler. T Tauri ve Ae/Be Herbig tipi yýldýz yüzeylerinden yükselen dar kümülatif akýlarýn keþfi hiç bir teoride tahmin edilmediði gibi, astrofizikçiler tarafýndan da beklenmiyordu. Teori ve gözlemler arasýnda daha da derin çeliþkiler var. CO-gözlemlerinden sonra belirlenmiþ moleküler gazýn kütlesi ve onun yýldýz oluþumdaki etkisi, gözlemsel ve teorik deðeriyle birlikte Galaksideki daðýlýmý, modern YB bütün gazýn sonradan oluþmasý hakkýnda benimsenen düþünceyi þüphe altýnda býrakýr. Bu çeliþki farklý galaksilerdeki moleküler gaz yüzdelerinin analizi yapýlýrsa daha da artar. Bu durumda Magellan bulutlarý ve diðer düzgün olmayan galaksilerdeki düþük ve yüksek yüzdeleri açýklamak zordur. Zeeman etkisine göre bulunmuþ YB&quot;lerdeki manyetik alanlarýn deðerlendirilmeleri, Reley-Teylor-Parker dengesizliðinden çýkan yýldýz oluþum mekanizmasýyla uyuþmamakta, fakat Orion, Boða ve Yýlan&quot;da böyle YBlerin olmasý bu mekanizmayý desteklemektedir. Sayýca çok fazla olan yakýn çift yýldýzlarýn gravitasyonal büzülme teorisi içinde yer almasý büyük bir problem oluþturur. Hýzla dönen bir protoyýldýz basýklaþýr ve bölünme yoluyla çift bir sistem oluþturur fikri , defalarca eleþtiriye tabi tutulup, herkes tarafýndan kabul edilmemekte. Baþlangýç aþamasýnda her bir kollaps (çöküþ) türünde yakýn çiftin Roche kuvvetlerinin etkisinde kopmasýný anlamak zordur. Yoðun , yýldýz topluluklarýnda yakýn çiftlerin oluþum sistemi, sorunu basitleþtirilmez, YB&quot;lerde yýldýzlarýn büyük kýsmý, ya yoðun olmayan topluluklarda veya onlarýn dýþýnda oluþur. Benzer teori ve gözlem çalýþmalarýný sadece sa</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - CARL FRÝEDRÝCH GAUSS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-carl-friedrich-gauss-400213.html</link><description>carl friedrich gauss</description></item><item><title>ASTRONOM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronom-394263.html</link><description>ASTRONOM &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;TANIM&lt;br/&gt;Evrende bulunan güneþ sistemi, galaksiler, yýldýz kümeleri, saman yolu gibi kütlelerin oluþumunu, hareketlerini, fiziksel durumunu, kimyasal bileþimini, diðer maddelerle ve ýþýnýmla olan etkileþimlerini, zaman ve uzay içindeki evrimini inceleyen kiþidir.   GÖREVLER  - Optik ve radyo teleskopuna yerleþtirilen kamera, spektrometre, radyometre, fotometre, mikrometre ve diðer özel araçlarla, galaksilerin, yýldýzlarýn, yýldýz sistemlerinin, güneþin, gezegenlerin, uydularýn ve gökle ilgili diðer olgularýn, boyutlarýný, kültürlerini, þekillerini, yapýlarýný, parlaklýk ve hareketlerini gözetler, göreceli durumlarý hesaplar, &lt;br/&gt;- Gezegenler ile ay ve güneþin dünyaya göre durumlarýný gösteren zaman tablolarýný matematiksel olarak hesaplar, &lt;br/&gt;- Evren, yýldýz sistemlerini, yýldýzlarýn yapýsýný ve geliþmesini, uzay ve zaman arasýndaki iliþkileri, gök cisimlerinin hareketlerini teorik olarak inceler, &lt;br/&gt;- Güneþ ve yýldýz sistemlerinde meydana gelen deðiþiklikleri dürbünlü fotoðraf makinesi ile resimler, güneþteki patlamalarý ve þiddetini saptar, astrografi aracýlýðý ile güneþteki lekeleri disk üzerine iþaretler, lekelerin dönme eksenine göre enlem ve boylamýný ölçer, lekeleri gruplandýrýr, &lt;br/&gt;- Elde edilen veri veya gözlem sonuçlarýný bilgisayara yükler, çýkan sonuçlarý belirli sürelerde uluslararasý güneþ verileri toplama merkezine gönderir. Bilimsel araþtýrmalarda kullanmak için fotoelektrik, fotometre ile yýldýzlarýn ýþýk deðiþimlerini inceler, &lt;br/&gt;- Astronomik gözlemler sonucu, elde edilen bilgileri, kuramsal çalýþmalar yardýmýyla analiz eder. Kuramsal modelleri yeni gözlemlerle denetler.  &lt;br/&gt;KULLANILAN ALET VE MALZEMELER  - Aynalý ve mercekli teleskoplar, &lt;br/&gt;- Mikrometreler, Spektroskoplar, &lt;br/&gt;- Radyometre ve radyo teleskoplar, &lt;br/&gt;- Bolometreler, Radyasyon kaydedici cihazlar, &lt;br/&gt;- Astograflar, Kameralar, Dürbünlü fotoðraf makineleri.  &lt;br/&gt;MESLEÐÝN GEREKTÝRDÝÐÝ ÖZELLÝKLER  &lt;br/&gt;Astronom olmak isteyenlerin, &lt;br/&gt;- Normalin üstünde genel yeteneðe ve sayýsal düþünme yeteneðine</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sistemi-376444.html</link><description>Güneþ Sistemi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneþ Sistemi, Güneþ adýný vermiþ olduðumuz bir yýldýz , bu yýldýzýn çevresindeki belirli yörüngelerde bulunan 9 gezegen ve çok sayýda küçük gökcisminden oluþmaktadýr. Güneþ Sisteminde yer alan gezegenlerin isimleri sýrasý ile Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton dur. Evrende sayýsýz yýldýz olduðu tahmin edilmektedir. Bu yýldýzlar belli galaksilerde yer alýr. Güneþ Sistemi de Samanyolu Galaksisinin bir elemanýdýr. Samanyolu Galaksisi içinde %90nýnýn büyüklüðü güneþ kadar olan 100 milyar yýldýz olduðu tahmin edilmektedir. Bu yýldýzlardan her birinin çevresinde 9 gezegen olduðunu düþünürsek (bazý yýldýz sistemlerinde çok daha fazla gezegen vardýr.) sadece Samanyolu Galaksisinde 1 trilyona yakýn gezegen olduðu sonucuna ulaþýrýz. Tüm evreni ele alýrsak sayýlarla ifade edemeyeceðimiz bir sonuç ortaya çýkar. Evrende keþif bekleyen sayýsýz gezegen olmasýna raðmen insan oðlunun henüz Güneþ Sisteminde ki gezegenler hakkýndaki bilgileri bile çok yetersizdir. Ýnsan oðlunun evren ve gezegenler hakkýndaki araþtýrmalarý çok eskilere dayansa da ancak günümüzde bu araþtýrmalar bilimsel boyut kazana bilmiþtir. Son yýllarda uzaya yollanan uzay araçlarý ve sondalar sayesinde çok deðerli bilgiler edinilmiþse de bu güne kadar uzay bilimi konusunda yapýlabilen en büyük geliþme Aya ayak basmak olmuþtur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneþ sisteminde, diðer tüm galaksi ve sistemlerde de olduðu gibi belli bir düzen vardýr. Her gezegen kendisine ait yörüngesinde hiç bir sapma yapmadan dönmektedir. Ayný zamanda yörüngesi yada ekseni etrafýndaki dönme süresi hiç deðiþmeden sabit kalmaktadýr. Bu yörüngeler ve periyotlarýn hepsi matematiksel bir düzen içerisindedir. Bu düzeni ilk olarak keþfedin kiþi Keplerdir. Kepler çalýþmalarý sonucunda Güneþ Sistemindeki tüm gezegenlerin periyotlarýnýn bir formüle baðlý olduðunu bulmuþtur. Bu formül deki orantý BodeYasasý olarak bilinir. &lt;br/&gt;Bilim adamlarý evrenin yaradýlýþýný, evrenin yoktan var edildiðini kabul eden Big Bang teorisi ile açýklamaktadýrlar. Bu teoriye göre; Evren, yaklaþýk 15 milyon yýl önce sýfýr hacim ve sonsuz yoðunluða sahip olan bir yokluðun þiddetle patlamasý sonucunda oluþmuþtur. Big Bang teorisi evrenin yaradýlýþý ile ilgili teoriler arsýnda en çok kanýtý bulunan ve en çok kabul edilenidir. Güneþ Sisteminin oluþumu hakkýnda ise hiç biri tam olarak kabul görememiþ bir çok teori bulunmaktadýr. Güneþ Sisteminin oluþumuyla ilgili bilinen ilk teori Decartese aittir. En çok destek toplayan teoriye ise, Samanyolu Galaksisinde yer alan büyük bir gaz toz bulutunun bir kýsmý zamanla yoðunlaþarak Güneþi ve diðer gezegenleri oluþtuðunu iddia etmektedir. Bu teori en mantýklý teori olarak kabul edilse de cevaplayamadýðý bir çok soru vardýr.&lt;br/&gt;Günümüzde uzay araþtýrmalarýnýn devam ettiðini söylemiþtik. Þimdilik bu araþtýrma ve çalýþmalar yetersizmiþ gibi görünse de muhakkak insan oðlunun içinde var olan araþtýrma ve bilinmeyeni öðrenme isteði, bu çalýþmalarýn artarak devam etmesini saðlayacaktýr. Kim bilir belki bir gün evren hakkýndaki tüm sorulara cevap buluna bilinir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünya&lt;br/&gt;Üzerinde yaþadýðýmýz gezen, dünyanýn yarýçapý 6400 km ve yoðunluðu 5,52 kg/m3dür. Güneþe yakýnlýk bakýmýndan üçüncü sýrada yer alan dünya ile güneþ arasýndaki uzaklýk 1.5 x 10 8 kmdir. Ve bu uzaklýk 1 AB. (Astronomik Birim) olarak kabul edilmiþtir. Güneþ sistemindeki diðer gök cisimleri arasýndaki mesafeler de genellikle bu birim kullanýlarak belirtilir. Yapay uydularýn kullanýlmaya baþlamasý ile dünyanýn tam þekli belirlenmiþ ve bu þekle Geoit adý verilmiþtir. Dünyanýn konumu, atmosferi ve iç yapýsý üzerinde yaþam barýndýrabilmesi için en uygun þekildedir. Güneþ sisteminde ve bilinen tüm gezegenler arasýnda yaþama el veriþli tek gezegen dünyadýr. Koruyucu bir kýlýf görevi gören atmosferi sayesinde meteor çarpmalarýna ve güneþin yaydýðý zararlý ýþýnlara karþý gezegen korunur.&lt;br/&gt;Dünyanýn iç yapýsý üç katmandan oluþmaktadýr. Bu katmanlardan en dýþta bulunan ve yaþamaya elveriþ olana kabuk adý</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - BAKIM FÝLOZOFÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-bakim-filozofisi-413815.html</link><description>bakým filozofisi</description></item><item><title>ALÝ KUÞÇU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ali-kuscu-354577.html</link><description>ALÝ KUÞÇU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;       Türk-Ýslam Dünyasý astronomi ve matematik alimleri arasýnda, ortaya koyduðu eserleriyle haklý bir þöhrete sahip Ali Kuþçu, Osmanlý Türklerinde, astronominin önde gelen bilgini sayýlýr. Batý ve Doðu Bilim dünyasý onu 15. yüzyýlda yetiþen müstesna bir alim olarak tanýr. Öyle ki; müsteþrik W .Barlhold, Ali Kuþcuyu On Beþinci Yüzyýl Batlamyosu olarak adlandýrmýþtýr. Babasý, Uluð Beyin kuþcu baþýsý (doðancýbaþý) idi. Kuþçu soyadý babasýndan gelmektedir. Asýl adý Ali Bin Muhammettir. Doðum yeri Maveraünnehir bölgesi olduðu ileri sürülmüþse de, adý geçen bölgenin hangi þehrinde ve hangi yýlda doðduðu kesinlikle bilinmektedir. Ancak doðum þehri Semerkant, doðum yýlýnýn ise 15. yüzyýlýn ilk dörtte biri içerisinde olduðu kabul edilmektedir. 16 Aralýk 1474 (h. 7 Þaban 879) tarihinde Ýstanbulda ölmüþ olup, mezarý Eyüp Sultan Türbesi hareminde bulunmaktadýr. Ölüm tarihi; torunu meþhur astronom Mirim Çelebinin (ölümü, Edirne 1525) Fransça yazdýðý bir eserin incelenmesi sonucu anlaþýlmýþtýr. Mezar yerinin 1819 yýlýna kadar belirli olduðu ve hüsn-ü muhafazasýnýn yapýldýðý; ancak 1819 yýlýndan sonra, Ali Kuþcuya ait mezarýn yerine, zamanýnýn nüfuzlu bir devlet adamýnýn mezar taþýnýn konmuþ olduðu anlaþýlmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Uluð Beyin Horasan ve Maveraünnehir hükümdarlýðý sýrasýnda, Semerkantta ilk ve dini öðrenimini tamamlamýþtýr. Küçük yaþta iken astronomi ve matematiðe geniþ ilgi duymuþtur. Devrinin en büyük bilginlerinden; Uluð Bey , Bursalý Kadýzade Rumi, Gýyaseddün Cemþid ve Muin al-Din el-Kaþiden astronomi ve matematik dersi almýþtýr. Önce,Uluð Bey, tarafýndan 1421 yýlýnda kurulan Semerkant Rasathanesi ilk müdürü, Gýyaseddün Cemþidin, kýsa süre sonra da Rasathanenin ikinci müdürü Kadýzade Ruminin ölümü üzerine, Uluð Bey Rasathaneye müdür olarak Ali Kuþcuyu görevlendirmiþtir. Uluð Bey Ziycinin tamamlanmasýnda büyük emeði geçmiþtir. Nasirüddün Tusinin Tecrid-ül Kelam adlý eserine yazdýðý þerh, bu konuda da gayret ve baþarýsýnýn en güzel delilini teþkil etmektedir. Ebu Said Hana ithaf edilen bu þerh, Ali Kuþcunun ilk þöhretinin duyulmasýna neden olmuþtur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Kaynaklarýn deðerlendirilmesi sonucu anlaþýlmaktadýr ki; Ali Kuþcu yalnýz telih eseriyle deðil, talim ve irþadýyle devrini aþan bir bilgin olarak tanýnmaktadýr. Öyle ki; telif eserlerinin dýþýnda, torunu Mirim Çelebi, Hoca Sinan Paþa ve Molla Lütfi (Sarý Lütfi) gibi astronomlarýn da yetiþmesine sebep olmuþtur. Bu bilginlerle beraber, Ali Kuþcuyu eski astronominin en büyük bilginlerinden birisi olarak belirtebiliriz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ESERLERÝ:&lt;br/&gt;          Ali Kuþcunun özellikle, matematik ve astronomi ile ilgili eserleri, gerçek ilmi kiþiliðini ortaya koymaktadýr. Bu eserlerinin adlarý þunlardýr;&lt;br/&gt;1.Risale-i fil Heye (Astronomi Risalesi)&lt;br/&gt;2.Risale-i fil Fehiye (Fetih Risalesi)&lt;br/&gt;3.Risale-i Hisap (Aritmetik Risalesi)&lt;br/&gt;4.Risale-i Muhammediye (Cebir ve Hesap konularýndan bahseder)&lt;br/&gt;5.Tecridül Kelam (Sözün Tecridi)&lt;br/&gt;6.Risale-i Adudiye&lt;br/&gt;7.Unkud-üz zvehir fi Man-ül Cevahir (Mücevherlerin Dizilmesinde Görülen Salkým)&lt;br/&gt;8.Vaaz&lt;br/&gt;9.Ýstiarad&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GASPART MONGE (1746 - 1818)&lt;br/&gt; 19. yüzyýl Fransasýnýn ünlü matematikçisidir. Tasarý Geometrinin kurucusudur.&lt;br/&gt;          Fransanýn Cote-dor eyaletinde bulunan Beaune kasabasýnda 10 Mayýs 1746 tarihinde dünyaya gelmiþtir. Babasý seyyar satýcý ve bileyici Jacques Mongedir. Pek mütevazý bir ailenin çocuðu olan Monge, yardýmsever hemþehrilerinin himayesinde büyüyüp özen gördü.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          Önceleri, doðduðu þehrin oratoryomunda okudu. 18 yaþýnda iken, 1764 yýlýnda Mezieres askeri okuluna girdi. Rahip Bossoutun yanýnda matematik okutmaný oldu. (1766). 1768 yýlýnda matematik kürsüsüne, 1771 yýlýnda ise fizik kürsüsüne getirildi. 1780 de Louvrede hidrodinamik dersleri vemek üzere Turgot tarafýndan Parise çaðrýldý. Kýsa bir süre sonra, Bilimler Akademisine, 1783 te de Donanmaya girdi. Fransýz Devriminin ateþli bir taraftarý idi. 10 Aðustostan 1793 nisanýna kadar Donanma Bakanlýðý yaptý. Daha sonra Baruthane ve top dökümhanesini düzene soktu. Ecole Normalenin kurul</description></item><item><title>ASTRONOMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-449265.html</link><description>ASTROLOJÝ kelimesinin kökeni Yunanca iki sözcüktür: astron (yýldýz) ve logos (bilmek, Kutsal Sözcük, yani Kelam)&lt;br/&gt;Zodyak sözcüðü yaþam çemberi veya canlý varlýklarýn çemberi anlamýna gelen Yunanca bir sözcükten gelmektedir. Zodyak burçlar kuþaðýdýr ve 30 ar derecelik 12 burçtan oluþmaktadýr.&lt;br/&gt;Dünyanýn Güneþin etrafýnda döndüðünü biliyoruz, ancak biz evreni Dünyadan izlediðimiz için kiþisel evrenimizin merkezini Dünya olarak kabul ediyoruz.&lt;br/&gt;Güneþ ve Ay birer gezegen olmamalarýna raðmen, astrolojide kolaylýk saðlamasý açýsýndan gezegen olarak kabul edilirler. &lt;br/&gt;Bir doðum haritasýnýn en önemli üç unsuru doðduðunuz güne göre hesaplanan Güneþ burcu; doðduðunuz yer ve zamana göre hesaplanan Yükselen burç; ve zodyakýn her burcundan geçiþi yaklaþýk iki buçuk gün süren Ayýn burcudur.&lt;br/&gt;Eski çaðlardan bu yana, insanlar gökyüzündeki düzen ile yeryüzündeki yaþam düzeni arasýnda bir baðlantý olduðunu saptamýþlardýr. Astrologlar, yýldýzlarý bir rehber gibi kullanarak, doðum haritasýndaki düzenleri bir insanýn yaþamýnýn yansýmasý olarak görürler.&lt;br/&gt;Astrologlar gezegenlerin konumlarýný hesaplamak için ephemeris (gökgünlüðü) adý verilen astronomik tablolarý kullanýrlar.&lt;br/&gt;Ephemeris&lt;br/&gt;Günümüzde doðum haritalarýnýn hesaplanmasýnda genellikle bilgisayar kullanýlmaktadýr. Artýk isteyen herkesin doðum haritasýna sahip olmasý kolaylaþmýþtýr. Doðum haritasý bir insanýn, bir ülkenin, bir þeyin (kýsaca doðan her þeyin) doðduðu anda dünyaya geldiði yerin enlem ve boylamýna göre çizilen, üzerine Güneþ, Ay ve gezegenlerin konumlarýnýn iþaretlendiði bir gökyüzü haritasýdýr.&lt;br/&gt;Astrolojide bütün gezegenler glif adý verilen þekillerle gösterilirler. Glifler üç temel þekilden oluþurlar: hilal, haç ve daire. Bu þekiller ruh, madde (veya maddi dünya) ve tin (veya sonsuzluðu) temsil ederler.&lt;br/&gt;Güneþin glifinde daire tini, veya sonsuzluðu, ortasýndaki nokta ise kaostan doðan yaþamý simgelemektedir.&lt;br/&gt;Ayýn glifi ruhu temsil eden hilaldir. Yeni Aya benzer. &lt;br/&gt;Bu yöntemi kullanarak diðer glifleri siz kendiniz yorumlayabilirsiniz. (Eðer glifleri bilmiyorsanýz derginin Sembol Anahtarý bölümünde görebilirsiniz.) Örneðin: &lt;br/&gt;Jüpiterin glifinde ruhu temsil eden hilal maddeyi temsil eden haçýn üstünde durmaktadýr.&lt;br/&gt;Satürnün glifi Jüpiterinkinin tam tersidir. Madde ruhun üstünde durmaktadýr. &lt;br/&gt;Jüpiter ve Satürn, ayný Güneþ ve Ay gibi, birbirlerine zýt, ancak birbirlerini tamamlayan sembollerdir. Benzer zýtlýðý Venüs ile Marsta da görebiliriz. &lt;br/&gt;Uranüsün glifinde tinin (veya sonsuzluðun) üstünde duran haç (madde) bir televizyon antenine benzemektedir. Bununla Uranüsün teknoloji ile baðlantýsý gösterilmektedir. &lt;br/&gt;Bu arada, TEKNOLOJÝ sözcüðünün bizim alýþageldiðimiz bilim ve teknoloji kavramýndan çok farklý bir anlama geldiðini biliyor muydunuz? TEKNOLOJÝ sözcüðünün kökeni Yunanca sanat demek olan techneye dayanýyor. TEKNOLOJÝ bir sanat, bilim, meslek, el sanatlarý, iþ ve benzerleriyle ilgili bilgi anlamýnda. TEKNÝK ise her hangi bir sanatta beceri ve hüner kullanma yöntemi oluyor. &lt;br/&gt;ASTROLOJÝ otuz dört kelimelik sembolik bir dildir. Bu dil 12 burç, 10 gezegen ve 12 evden oluþur. Astrolojinin kalbinde mevsimler yatar. 12 burçtan oluþan Zodyak, yani burçlar kuþaðý, mevsimlere göre bölünür.&lt;br/&gt;Yani zodyak Ýlkbahar Ekinoksunda Koç burcu ile baþlar. Günümüzde, sanýldýðýnýn aksine, burçlarýn takýmyýldýzlar ile bir ilgileri yoktur. Yaklaþýk 2000 yýldýr bu zodyak kullanýlmaktadýr. Ýleride de, bir deðiþiklik olmadýðý takdirde, global ýsýnma nedeniyle mevsimlerde kayma olsa bile ayný zodyak kullanýlacaktýr. Çünkü zodyakýn bu bölünüþü sembolik bir bölünüþtür. Bu, gökyüzünü 12ye bölmenin bir yoludur. &lt;br/&gt;BURÇLAR &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KOÇ BURCU &lt;br/&gt;Var olmak Koçun hedefi budur.&lt;br/&gt;Koç dünyaya savaþçýlýk, canlýlýk ve hayatta kalma güdüsü ile silahlanmýþ olarak gelir. Her türlü yýldýrmaya, pürüze ve kuþkuya raðmen istek ve iradenin üstün gelebilmesi yeteneðini temsil eder.&lt;br/&gt;Dürüstlük, didiþmecilik, heveslilik, baðýmsýzlýk ve cesaret Koçun kaynaklarýdýr. Boþ teorilere kafa yormayan, gereksiz duygusal inceliklerle vakit harcamayan, dýþa dönük bir ide</description></item><item><title>BÜYÜK YOKOLUÞTAN BEÞ ADIMDA KAÇIÞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?buyuk-yokolustan-bes-adimda-kacis-449606.html</link><description>Fizikçiler büyük yok oluþtan 7 adýmda kaçýþ planý hazýrladý!&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Evren artýk kontrolden çýktý. Sorun yalnýzca geniþlemesi deðil, ayný zamanda geniþlemenin kendisinin de hýzlanmasý. Böyle bir geniþlemenin tek bir olasý sonucu olabilir: sonsuz bir sessizlik ve karanlýk, mutlak sýfýra vuran sýcaklýk ve yaþamýn hiçbir þekilde var olamayacaðý þartlar. &lt;br/&gt;Evren artýk kontrolden çýktý. Sorun yalnýzca geniþlemesi deðil, ayný zamanda geniþlemenin kendisinin de hýzlanmasý. Böyle bir geniþlemenin tek bir olasý sonucu olabilir: sonsuz bir sessizlik ve karanlýk, mutlak sýfýra vuran sýcaklýk ve yaþamýn hiçbir þekilde var olamayacaðý þartlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu tez 1998&quot;de neredeyse kanýtlandý. Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarý ile Avustralya Ulusal Üniversitesindeki astronomlar, bizden çok çok uzakta gerçekleþen, Ia Tipi süpernova patlamalarýný inceliyor ve dünyadan uzaktaki hareket hýzlarýný ölçüyorlardý. Ia Tipi süpernovalar, evrenin genelinde aþaðý yukarý aynýdýrlar; bu yüzden evrenin geniþleme hýzýný ölçmede &quot;bir ýþýk&quot; görevi görürler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fizikçiler, kökeni belirsiz bir &quot;kara enerji&quot;nin, kütle karþýtý çekim kuvveti gibi davranarak galaksileri birbirinden uzaklaþtýrdýðý sonucuna vardý. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evren geniþledikçe, bu evrenin daha da hýzlý geniþlemesine neden olan kara enerji miktarý da artýyordu. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kara enerji fikrini ilk kez, 1917&quot;de Albert Einstein ortaya atmýþtý. Geçen yýl Büyük Patlama&quot;dan (Big Bang) kalan kozmik radyasyonu analiz eden uydu WMAP&quot;nýn verdiði verilerle bu fikre iliþkin daha çok kanýt elde edildi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu verilere göre, evrenin tamamýnýn yüzde 73&quot;ü kara enerjiydi. Kara madde ise yüzde 23&quot;ünü oluþturuyordu. Bize tanýdýk olan maddeler, yani gezegenler, yýldýzlar, gaz bulutlarýysa ancak evrenin sadece yüzde 4&quot;ünü iþgal edebiliyor. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zekanýn sonu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Giderek artan miktardaki kara enerji ise galaksileri birbirinden daha daha hýzlý uzaklaþtýracak ve evrenin karanlýk, soðuk ve yalnýz bir hale gelmesine neden olacak. Kalan enerji daha geniþ alana yayýlacaðýndan, sýcaklýklar da hýzla düþecek. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yýldýzlar nükleer yakýtlarýný tüketecek, galaksiler gökyüzünü aydýnlatmayý durduracaklar ve evren de, ölü cüce yýldýzlar, eskimiþ nötron yýldýzlarý ve kara deliklerin çöplüðüne dönüþecek. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;En ileri uygarlýklar, titrek titrek ýþýk yayan enerji közlerinin, yani kara deliklerin yaydýðý silik, Hawking radyasyonunun etrafýna üþüþecekler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;O kadar ki, bilgiyi iþleyen zeka da yok olacak. Hidroelektrik barajlar olsun, piller olsun, hepsi sýcaklýk veya enerjiye baðlý deðiþim ölçümlerine baðlý çalýþýyorlar. Kozmik sýcaklýklar, ayný en en düþük noktaya ulaþtýklarýnda, farklýlýklar da yok olacak. Ýþ, enerji akýþý, bilgi ve bunlara baðlý olan yaþam, cansýz, buz gibi bir durma noktasýna inecek. Zeka da ayný kaderi yaþayacak. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Siyah, soðuk bir evren trilyonlar olmasa da milyarlarca yýl uzakta bizi bekliyor. Ýnsanlarsa bu arada, savaþlar, salgýn hastalýklar, buzul çaðlarý, göktaþý çarpmalarý gibi onlarca felaket yaþayacak. Yaklaþýk 5 milyar yýl içinde, Güneþ&quot;in dev bir kýrmýzý yýldýza dönüþmesiyle Dünya&quot;nýn nihai yok oluþunu da unutmayalým. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaçýþ planý olabilir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evrenin en son gününe kadar yaþayabilmek için, geliþmiþ bir uygarlýðýn, galaksinin çok uzaðýna kadar uzanacak bir yýldýzlararasý yolculuða öncülük etmesi ve yavaþlayan, soðuyan ve karanlýklaþan bir evrenle nasýl baþ edileceðini öðrenmesi gerekir. En büyük zorluklarý, evren öldüðünde, &quot;burada olmamayý nasýl baþarabiliriz&quot; sorusunu yanýtlamak olacaktýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu evrenden kaçma planý kulaða absürd gelebilir. Ancak, fizikte böyle bir yolculuðu yasaklayan hiçbir þey yok. Einstein&quot;ýn görelilik kuramý, paralel delikleri birbirine baðlayan, kimi zaman da Einstein-Rosen köprüleri diye nitelenen kurt deliklerin var olduðunu savunur; kuramsal ve deneysel fizikçilere göre de, paralel evrenler bilim kurgu deðiller. Çok evrenlilik -yani bizim evrenimiz de sonsuz sayýda diðer evrenlerle birlikte vardýr- kavramý, bilim adamlarý arasýnda büyük destek buluyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MIT&quot;den Alan Guth&quot;un sunduðu ve Büyük Patlama&quot;dan sonraki saniyenin trilyonda biri kadar bir zaman dilimi içinde evrenin nasýl davrandýðýný açýklayan geniþleme kuramý, WMAP&quot;den alýnan verilerle de tutarlýlýk gösteriyor. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bebek evrenler yaratýlýyor&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Geniþleme kuramýna göre, evren bugünkü boyutuna, zamanýn daha baþýnda kelimelerle anlatýlamayacak kadar çabuk ulaþtý. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Stanford Üniversitesinden Andrei Linde ise bu kuramý daha da ileri götürerek, geniþleme sürecinin bek bir olay olmayabileceðini ve &quot;anne evrenler&quot;in, sonu olmayan bi</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - EVRENÝN DOÐUÞU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-evrenin-dogusu-400191.html</link><description>evrenin doðuþu</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - EÐÝTÝM VE ÖÐRETÝMDE ÝLETÝÞÝMÝN YERÝ VE ÖNEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-egitim-ve-ogretimde-iletisimin-yeri-ve-onemi-413800.html</link><description>eðitim ve öðretimde iletiþimin yeri ve önemi&lt;br/&gt;</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - GENEL MAKSATLI UÇAKLARDA DÝZEL MOTORLARIN KULLANIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-genel-maksatli-ucaklarda-dizel-motorlarin-kullanimi-400111.html</link><description>genel maksatlý uçaklarda dizel motorlarýn kullanýmý</description></item><item><title>DOÐA VE DÜNYAMIZI ETKÝLEYÝP YÖNLENDÝREN GÜÇ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?doga-ve-dunyamizi-etkileyip-yonlendiren-guc-sistemi-397577.html</link><description>DOÐA VE DÜNYAMIZI ETKÝLEYÝP YÖNLENDÝREN GÜÇ SÝSTEMÝ&lt;br/&gt;Þimdi, üzerinde yaþadýðýmýz bu doða ve dünyayý yönlendiren güç sisteminin nasýl oluþup geliþtiðini ve sistemleri nasýl etkilediðini kýsaca açýklayalým.&lt;br/&gt;Enerjinin maddenin þekillenmesi ve örgütlenmesindeki etkisini anlayabilmek için 1 gr suyun, yani H2Onun davranýþ sistemini ele alalým: Su çok az enerjili (soðuk) ortamdaysa, moleküller birbirlerine sýký-sýkýya baðlanmýþ þekilde, yani &quot;buz&quot; halindedirler; moleküllerde bir hareketlilik gözlenmez. Ortamdaki enerji yoðunluðu artarsa, moleküller arasý baðlar gevþerler ve gram baþýna 80 kalorilik enerji alarak su haline geçerler; bu defa moleküller &quot;hareket&quot; halindedirler, yani enerji yüklüdürler. Enerji yoðunluðu (sýcaklýk) daha da artarsa, her derece (&amp;#61616; C) artýþýna karþýlýk bir kalorilik bir enerji daha yüklenerek, daha da hareketli (enerji yükü daha fazla) bir duruma geçerler. Buharlaþma noktasýna ulaþýldýðýnda, bu defa gram baþýna 540 kalorilik bir enerji daha alarak buhar haline geçerler; yani su molekülleri arasýndaki baðlantý çok daha azalmýþ olur. Ortamdaki enerji yoðunluðu daha da artarsa, H2O molekülleri de daðýlýp, iyonlarýna, yani H+ ve O- parçalarýna ayrýlýrlar ve çok daha fazla enerjik olurlar. Parçacýk boyutu küçüldükçe, parçacýðýn hareketlilik yeteneði, dolayýsýyla depolayabileceði enerji miktarý da artar. Yani, ortamdaki enerji yoðunluðu arttýkça, maddeler daha küçük, ama daha enerjik parçalara ayrýlýrlar. Bu olay, atom altý parçacýklara kadar devam eder ve evrenin baþlangýç koþullarýný yansýtýr. &lt;br/&gt;Þimdi, olayý evrenin baþlangýcýndan itibaren düþünerek, 1 gr su içindeki &quot;maddenin&quot; evrenin baþlangýcý durumundaki depoladýðý enerji miktarýndan, günümüz dünyasýndaki 1 gr su haline geçene kadarki süreçte ne kadar enerji çevresine saçtýðýný, kabaca hesaplarsak, devasa bir enerji miktarýnýn açýða çýktýðýný fark ederiz. Görüldüðü gibi, evrenin ve dünyamýzýn oluþumundan beri, sürekli olarak bir enerji açýða çýkmasý ve fizikte bu olgu &quot;entropi artýþý&quot; kavramýyla</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - FÝLO PLANLAMASI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-filo-planlamasi-400077.html</link><description>filo planlamasý</description></item><item><title>RR LYRAE TÜRÜ DEÐÝÞEN YILDIZLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?rr-lyrae-turu-degisen-yildizlar-358944.html</link><description>RR LYRAE TÜRÜ DEÐÝÞEN YILDIZLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GÝRÝÞ Bu çalýþmada, RR Lyrae yýldýzlarý hakkýnda temel bazý bilgiler derlenmiþtir. Bu yýldýzlar, özel bünyesel deðiþen, zonklayan bir yýldýz türüdür. RR Lyrae türü deðiþen yýldýzlarýn mutlak parlaklýðý bilinmektedir. Gözlemlerle görünür parlaklýðý ölçülebildiði takdirde, içinde RR Lyrae gözlenebilen yakýn galaksilerin uzaklýklarý da bulunabilir. Bu özellikleri ile bu yýldýzlar, Astronomi&quot;de çok önemlidirler.&lt;br/&gt;2. TANIMI VE GENEL ÖZELLÝKLERÝ RR Lyrae yýldýzlarý, dönemleri 0.2-1.0 gün arasýnda deðiþen, özel, bünyesel deðiþen bir yýldýz türüdür. Bunlar RR Lyrae diye adlandýrýlýr. Çünkü bu türden keþfedilen ilk yýldýz RR Lyrae idi. En çok rastlanan deðiþen yýldýzlardýr. Tayf türleri A0-F0 aralýðýndadýr. Küme deðiþenleri olarak bilinen RR Lyrae&quot;lerin mutlak parlaklýklarý 0m yöresindedir. Kataloglarda 4000&quot;den fazla RR Lyrae türü deðiþen yýldýz vardýr. Ancak UX Nor, bilinen en uzun dönemli RR Lyrae yýldýzýdýr. Bu yýldýzýn dönemi 2.4 gün yöresindedir. Pek çok RR Lyrae yýldýzý, muhtemelen Güneþ&quot;ten daha yaþlý ve Güneþ&quot;ten çok daha sýcaktýr. Bu yýldýzlar yaþamlarýnýn öyle bir aþamasýndadýrlar ki; Hidrojen merkezden dýþa doðru geniþlemiþ ve merkezde Helyum Karbon&quot;a dönüþecek þekilde, nükleer füzyon süreçleri olmaktadýr. Güneþ, Hidrojen&quot;i yakarak, kendi içinde Helyum&quot;a enerji üretmek üzere dönüþtürür. Güneþ&quot;in aksine, RR Lyrae yýldýzlarý geniþleyip büzülerek zonklarlar (pulsasyon yaparlar). Yüzeyleri, radyal doðrultuda ve düzenli bir þekilde, bir balonun düzenli aralýklarla þiþip inmesi gibi hareket eder. RR Lyrae yýldýzlarý Hertzprung-Russel diyagramýnda, küresel küme diyagramýnýn karakteristiði olan yatay kol üzerinde bulunurlar. TAYF TÜRÜ&lt;br/&gt;Þekil-2.1 : RR Lyrae türü deðiþen yýldýzlarýn HR diyagramýndaki yerleri 3. SONDAJ YILDIZI OLARAK ASTRONOMÝDEKÝ ÖNEMÝ Astronom H. Shapley, küresel kümelerin daðýlýmýný inceleyerek Galaktik Ekvator&quot;un bu kümeler için bir simetri düzlemi olduðunu gördü. Fakat bunlarýn hepsi ayný doðrultuda görülmüyor, büyük çoðunluðu Niþancý takým yýldýzý doðrultusunda görülüyor. Bilinen bu kümelerin 1/3&quot;i bu doðrultuda toplanmýþtýr. Halbu ki bu alan, bütün gökyüzünün % 2 sidir. Dolayýsýyla Galaksi&quot;nin gravitasyonel çekimine maruz kalýrlar ve galaktik merkez etrafýnda dönerler. H. Shapley&quot;in deðerlendirmesine göre; Küresel kümelerin büyük çoðunluðu niþancý takým yýldýzý doðrultusunda toplandýðýna göre, galaktik merkez bu doðrultuda olmalýdýr. H. Shapley, niþancý takým yýldýzý doðrultusundaki RR Lyrae türü deðiþen yýldýzlarýn fotoðraflarýný çekerek, görünür parlaklýklarýna göre sýnýflara ayýrmýþ ve her parlaklýkta kaç yýldýz olduðunu saymýþ. Yatay eksene görünür parlaklýk, düþey eksene de yýldýz sayýsýný yerleþtirerek bulgularýný grafiðe taþýmýþ ve 17m-18m görünür parlaklýðýnda, yýldýz sayýsýnýn maksimum olduðunu saptayarak þu önemli sonuca varmýþ: &quot;Bu görünür parlaklýktaki RR Lyrae&quot;ler galaktik merkezde bulunmaktadýr.&quot; Niþancý takým yýldýzý doðrultusunda, yýldýzlar arasý madde tarafýndan soðurma 3m olarak deðerlendirilirse, galaktik merkez doðrultusundaki RR Lyrae türü deðiþen yýldýzlarýn görünür parlaklýklarý, 5.1435.17mmm=&amp;#8722; olarak bulunur. Sonuç olarak Pogson Formülü yardýmýyla &amp;#960;&amp;#8242;&amp;#8242;+=&amp;#8722;log55mM &amp;#960;&amp;#8242;&amp;#8242;+=&amp;#8722;log555.140mm hesabý yapýlýrsa, galaktik merkez uzaklýðý için 26.000 ýy. Deðeri bulunur. 4. RR LYRAE&quot;LERDE DÖNEM DAÐILIMI&lt;br/&gt;Çizelge 1 de RR Lyrae yýldýzlarýnýn döneme baðlý, galaktik ve kümelerdeki daðýlýmlarý verilmektedir. (Kukarkin 1975). Bu çizelgede A ve B sýrasýyla, ortalama ve düþük metal bolluðuna sahip yýldýzlar içeren kümeleri göstermektedir. Yüksek metal bolluðuna sahip kümelerde, RR Lyrae türü deðiþen yýldýzlara rastlanmamaktadýr. Çizelge-4&quot;den görüldüðü gibi, gökada ve farklý metal bolluðuna sahip kümelerdeki dönem daðýlýmý belirgin farklar göstermektedir. Bu da bize, RR Lyrae yýldýzlarýnýn tamamýyla homojen bir gurup meydana getirmediðini gösterir. Ayrýca bu yýldýzlar, baþlangýçta çok farklý süreçler sonucu oluþmaktadýr. Çizelge-</description></item><item><title>AE / BE HERBÝG YILDIZLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ae-be-herbig-yildizlari-419010.html</link><description>yýldýz olusum bölgelerinde orta ve büyük kütleli yýldýzlarýn moleküler bulutlarla etkilesmesi sonucu olusmalarý ve açýlmalarý ( ae / be herbig yýldýzlarý )&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;bu tez tamamýyla bir tercüme çalýþmasýdýr . amacý bazý ae / be herbig yýldýzlarý ve yýldýz oluþum bölgeleri hakkýnda geniþ bilgiler vermek ve bu nesnelerin astrofiziði hakkýnda tespit ede bilinen görüþleri vurgulamaktýr. fakat çalýþma yaptýðým kitaplarýn tamamýný inceleme ve tercüme olanaðým olmadýðý için çalýþmanýn büðük bir bölümü yýldýz oluþumuna ve yýldýzlar arasý ortamdaki gazlarýn , moleküler bulutlarýn yapýlarý , orta ve büðük kütleli yýldýzlarýn oluþma ve açýlma problemleri üzerinde durulmuþtur, ki ae / be herbig , t tauri gibi genç yýldýzlarýn oluþmalarýný incelemek yýldýz oluþumu hakkýnda önemli fikirler edinmemizi saðlayacaktýr . çalýþmalar maydanak programýna göre maydanak daðýndaki: bürakan astrofizik rasathanesinin (ermenistan ssc ia) 1. smidt teleskobunda; spektral sýnýflandýrma ve h&amp;#945; çizgisinde çok sayýda plak elde edilmiþtir; (sscb ia) kýrým astrofizik rasathanesinde, azt-11 1,2–m teleskobuyla ae/be yýldýzlarýnýn polarizasyonu gözlenmiþ, azt-8 teleskobunda spektrofotometri programý için spektrofotometrik standartlar kalibre edilmiþ, otomatik fotometrelerde spektrogramlar iþlenmiþtir. gözlemlere bir çok uzay bilimci katýlmýþ ve sonuçlar bu kitabýn basýlmasýndan önce açýklanmamýþtýr .&lt;br/&gt;</description></item><item><title>MARSTA EKOSÝSTEM PROJESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?marsta-ekosistem-projesi-360227.html</link><description>ÝÇÝNDEKÝLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1) GÝRÝÞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2) MARSTA EKOSÝSTEM PROJESÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Mars Hakkýnda&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Ölü Gezegenler Ýçin Ekosistem Projesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Projenin Geliþimi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Projenin Aþamalarý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&amp;#61656;Topraðý Isýtma&lt;br/&gt;&amp;#61656;Fotosentez&lt;br/&gt;&amp;#61656;Ozon Tabakasý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3) KAYNAKÇA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Küresel ýsýnma dünyamýzý ciddi biçimde tehdit ediyor. Önlem alýnmazsa sadece 50 yýl sonra bütün buzullar eriyecek ve denizler yükselecek.Tehlike bununla da bitmiyor. Artan hava sýcaklýðý dünya genelinde kuraklýða ve çölleþmeye yol açacak. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Dünya iklim sistemi çok karmaþýk bir bulmaca gibi. Atmosfer, okyanuslar, okyanus akýntý sistemleri, kutup bölgeleri, ormanlar, çöller, buzullar, yanardaðlar, insan etkileri dünya iklim sistemini etkilemekte. Dünya&quot;da karbondioksit oranýnda artýþ meydana gelmesi, dünyanýn yavaþ yavaþ ýsýsýnýn artmasýna neden oluyor. Böylece küresel ýsýnma dediðimiz kavram ortaya çýkýyor. &lt;br/&gt;           Küresel ýsýnmanýn temel nedeni, sera gazlarýnýn artýþý.Bunlarýn baþýnda su buharý geliyor. Ancak insanlarýn su çevrimine karþý yapabilecekleri birþey yok. Ama atmosferdeki öteki sera gazlarýný insan etkileri arttýrýyor. Bu etkilerin baþýnda da fosil yakýtlarýnýn kullanýlmasý geliyor. &lt;br/&gt;           Küresel ýsýnma bundan 150 yýl önce baþladý ve bugün itibarýyla hýzla artýyor. Küresel ýsýnma, dünya yüzeyinde her bölgede ayný ölçüde deðil. Sýcaklýk artýþý kutup bölgelerinde daha fazla. Küresel ýsýnma ile daðýnýk alanlardaki ve kutup bölgelerindeki buzullar eriyecek, deniz seviyelerinde yükselmeler olacak. Deniz düzeyinin yükselmesi, kýyýlarda toprak kaybýna sebep olup, ayný zamanda kýyýlara yakýn temiz su kaynaklarý denizle bütünleþecek. Yazla kýþ, geceyle gündüz arasýndaki sýcaklýk farkýnýn azalmasý gündeme gelecek, ve bütün dünyadaki rüzgar desenleri etkilenip, fýrtýnalarýn sýklýðý, þiddeti ve yönleri deðiþecek.&lt;br/&gt;          Ekosistemde tahribat yapacak.Küresel ýsýnma neticesinde sýcaklýklarýn artmasýyla, aþýrý sýcaktan insan ölüm oranlarýnda artýþlar meydana gelecek. Küresel ýsýnmayla böceklerin yaþam süreleri uzayabilecek bu da insanlar için büyük bir tehlike oluþturacak. Örneðin sivrisineðin yaþam süresinin uzamasý halinde sýtma hastalýðýndan insan ölümlerinde artýþlar görülecek.&lt;br/&gt;Küresel ýsýnma deniz sularýnýn da ýsýnmasýna yol açýp ve su içindeki ekosistemde büyük tahribatlarýn meydana gelmesine neden olacak. &lt;br/&gt;Tarým ürünlerinin yetiþme alanlarý ve yetiþme koþullarýnda deðiþiklikler olacak, iklim kuþaklarýnda kaymalar olacak.&lt;br/&gt;           Yaðýþ düzeni deðiþecek.Küresel ýsýnma yalnýzca sýcaklýk artýþýna yol açmayacak yaðýþ düzenleri de deðiþecek. Kimi bölgeler aþýrý miktarda yaðýþ alýrken, kimi bölgelerde aþýrý kuraklýk meydana gelecek. Bugün itibarýyla sera gazlarýnýn üretimi dursa bile, atmosferdekiler sayesinde sýcaklýk artýþýnýn 20-30 yýl sürmesi beklenmekte. Baþta Çin olmak üzere geliþmiþ ülkelerin atmosfere saldýklarý sera gazý miktarý her geçen gün artýyor.&lt;br/&gt;          Soðumasý beklenen dünyamýz ýsýnýyorâ€¦&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Ülkelerin atmosfere saldýklarý sera gazý miktarlarý her geçen gün artýyor. Sera gazý miktarýný azaltmak için, kullanýlan fosil yakýtlarýn azaltýlmasý gerekiyor. Sonuç olarak; atmosferimizdeki ýsý tutan gazlarýn miktarý her geçen gün artýyor. Bu da soðumasý beklenen dünyamýzýn ýsýnmasýna yol açýyor. &lt;br/&gt;           Þu an itibarýyla küresel ýsýnmanýn ciddi sonuçlarý kendini gösteriyor. Önümüzdeki yýllarda çevre koþullarý dünya çapýnda yýkýmlara yol açacak. Askeri deðil ancak ekolojik güvenlik tüm uluslarýn en çok önem verdiði konu olacak.&lt;br/&gt;          Dünyamýzýn geleceði tehdit altýnda.Dünya bu hýzla ýsýnmaya devam ederse 50 yýl sonra kutuplardaki buzlar eriyecek, denizler yükselecek, verimli topraklar sular altýnda kalacak ve aþýrý sýcaklýk yüzünden kuraklýklar yaþanacak. Dünya sýcaklýðýnýn beklentilerden daha fazla artmasý olarak tanýmlanan küresel ýsýnma dünyamýzýn geleceðini tehdit ediyor. Küresel ýsýnmaya yol açan etkenler ortadan kaldýrýlmadýðý taktirde gezegenimizi sel ve kuraklýk gibi çok ciddi tehlikeler bekliyor. 50 yýl sonra...</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - BÝTKÝ FÝZYOLOJÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-bitki-fizyolojisi-400192.html</link><description>bitki fizyolojisi</description></item><item><title>HAVACILIKTA FÝZYOLOJÝ - HAVA TAZÝÐÝNÝN MEYDANA GETÝRDÝÐÝ HASTALIKLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilikta-fizyoloji-hava-taziginin-meydana-getirdigi-hastaliklar-420026.html</link><description>içindekiler&lt;br/&gt;hava taziðinin meydana getirdiði hastalýklar &lt;br/&gt;bends &lt;br/&gt;sinüs aðrýlarý &lt;br/&gt;uçuþta karýn aðrlarý &lt;br/&gt;orta kulak &lt;br/&gt;diþ aðrýlarý &lt;br/&gt;chokes &lt;br/&gt;dolaþým sistemleri &lt;br/&gt;hipoksiya &lt;br/&gt;hiperventilasiyon &lt;br/&gt;ejection &lt;br/&gt;ejectiona karar verme &lt;br/&gt;kalbin dekaompresyonu &lt;br/&gt;hipoksiya ve dekomprasyon astalýklarý &lt;br/&gt;donma &lt;br/&gt;wind-blast &lt;br/&gt;tumbling &lt;br/&gt;motion sickness &lt;br/&gt;vertigo nedir? &lt;br/&gt;denge oranlarý &lt;br/&gt;vestibüler sisteminin meydana getirdiði his yanýlmalarý &lt;br/&gt;akselerasiyon nedir? &lt;br/&gt;akselerasiyon çeþitleri &lt;br/&gt;lineer akselerasiyon &lt;br/&gt;radyal akselerasiyon &lt;br/&gt;açýsal akselerasiyon &lt;br/&gt;akselerasiyon kuvvetinin ölçülmesi &lt;br/&gt;jolt nedir? &lt;br/&gt;g kuvvetleri &lt;br/&gt;pozitif g &lt;br/&gt;pozitif g nin vücut üzerindeki etkileri &lt;br/&gt;vücut yapýsýnýn etkileri &lt;br/&gt;iç uzuvlara olan etkisi &lt;br/&gt;negatif g &lt;br/&gt;travers &lt;br/&gt;g&quot;ye karþý mukavement &lt;br/&gt;vücut pozisyonu &lt;br/&gt;m-1 manevrasý &lt;br/&gt;anti-g elbise &lt;br/&gt;g-loc&quot;un tanýnmasý </description></item><item><title>ÇEKÝMSEL MERCEK ETKÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?cekimsel-mercek-etkisi-355741.html</link><description>Çekimsel Mercek Etkisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GÝRÝÞ Çekimsel mercek etkisi, astrofiziðin bazý konularda tek çözüm yolu ve bir geometrik merak olarak düþünülmesiyle birlikte son 20 yýldýr deðiþmeye baþlamýþtýr. Güneþ kenarýndan yýldýzýn ýþýðýnýn sapmasý Genel Görecelilik kuramýnýn ilk tahmininin kanýtlarýndan biri olmasýna raðmen bu olgunun gözlemsel olarak diðer ortamlarda geliþmesi yarým yüzyýldan fazla zaman almýþtýr. Þu anda bilinen ve gözlenen bir düzine farklý çekimsel mercek olayý vardýr ve daha fazlasý ortaya çýkmaktadýr. Çekimsel mercek etkisi, akademik disiplin olarak etkileyici nitelikler sergilemektedir. Ýlkeleri, geometrik ilkeyle olduðu için kolay anlaþýlabilir ve açýklanabilirdir. Çekimsel mercek etkisi, optik illüzyonlar ürettiði için bilim adamlarýna olduðu kadar meslekten olmayan insanlar için de çok etkileyicidir. Daha önemlisi çekimsel mercek etkisinin astrofizik problemlerindeki kullanýþlýlýðý bunun, astronominin diðer dallarýnda da önem kazanmasýný saðlamýþtýr. Astrofiziðin gözlemsel bir dalý olarak var oluþunun yirmi yýllýk sürecinde, çekimsel mercek etkisi alaný devamlý olarak geniþlemiþtir. Her birkaç yýlda çekimsel mercek etkisinin yeni olgularý keþfedilmektedir. Bu eðilim, bu alanlarda çalýþan insanlarýn artmasýyla kendini göstermiþtir. Astrofizikteki bazý büyük problemleri ilk baþta çözememiþ olmasý yüzünden, birkaç yýl önce astronomi topluluklarýný hayal kýrýklýðýna uðratmýþtýr. Fakat birçok uygulama alaný ve çözümleriyle mercek etkisi, astrofizikte verdiði sözleri tutmaya baþlamýþtýr.&lt;br/&gt;1&lt;br/&gt;2.ÖZET Galaksi, galaksi kümesi veya karadelik gibi büyük kütleli cisimler kütleleri dolayýsýyla kendilerine göre arka planda olan yýldýz ya da kuasar gibi cisimlerin ýþýðýný saptýrýr. Bu olaya çekimsel mercek etkisi denir. Iþýðýn sapma açýsý &amp;#945;&amp;#958;&amp;#958;=42GMc() denklemi ile verilir. Burada &amp;#958; ýþýðýn kütleye olan en küçük uzaklýðý, M cismin kütlesi, G genel çekim sabiti ve c ýþýk hýzýdýr. Yukarýdaki formülde 22GMc, Schwarchild Yarýçapý olarak tanýmlanan bir kavramdýr ve ile gösterilir. Bu, çekimsel mercek etkisinin oluþabilmesi için ýþýnlarýn, kütleli cismin ne kadar uzaðýndan geçmesi gerektiðini gösterir. Öyleyse &amp;#945; açýsýnýn cinsinden deðeri RsRs&amp;#945;&amp;#958;=2Rs olarak gösterilebilir. Çekimsel mercek etkisi; gözlemci, mercek etkisi yapan (saptýrýcý ) cisim ve gözlenecek kaynaðýn mükemmel olarak sýralanmasýný gerektirir. Bu etki, kaynaðýn ýþýnýný saptýrmasý ve dolayýsýyla farklý yollardan geçirmesiyle zaman gecikmesi olarak adlandýrýlan bir etki yaratýr. Zaman gecikmesi deðiþen kaynaklarda ölçülebilir. Oluþan görüntülerin birinde olan deðiþim ýþýk eðrisinde görüldükten sonra diðerinde de belli bir süre sonra benzer þekilde görülecektir. Bu süre zaman gecikmesidir.&lt;br/&gt;2&lt;br/&gt;Çekimsel mercek etkisinde, çoklu görüntüler, Einstein Halkalarý gibi çeþitli olgular vardýr. Bunlarýn nasýl oluþtuðunu anlayabilmek için &quot;kritik yüzeysel kütle yoðunluðu&quot; ve &quot;yüzeysel kütle yoðunluðu&quot; adý verilen iki kavram açýklanmalýdýr. Yüzeysel kütle yoðunluðu, bir kütle çekimsel merceðin üç boyutlu kütle daðýlýmýndan dz hacim elementi alýnarak 0&quot;dan v&quot;ye integre edilmesiyle bulunur ve &amp;#931; ile gösterilir. &amp;#931;()()&amp;#958;&amp;#961;=&amp;#8747;rdzv0 dir. Kritik yüzeysel kütle yoðunluðu ise Einstein Halkasý üzerinden alýnmýþ yüzeysel kütle yoðunluðudur. Formülü, mercek kütlesi üzerinden verilir. &amp;#931;cEEEMRRD==&amp;#960;&amp;#952;, L&lt;br/&gt;Pozisyonlarý ise mercek denkleminden ( ) türetilir ve &amp;#946;&amp;#952;&amp;#952;=&amp;#8722;a()&amp;#952;&amp;#946;&amp;#946;&amp;#952;1222124,()=Â±+E çözümü verilir. Ýki görüntü arasýndaki büyütme ise ÂµÂµ121+= baðýntýsý ile verilir. Galaksi halolarýndaki karanlýk madde (saydam, ýþýk yaymayan ve evrende açýklanamayan kütlenin sebebi olarak düþünülen madde) de kütlesi nedeniyle çekimsel mercek etkisi yapmaktadýr. Bu çalýþmada çekimsel mercek etkisinin en çok gözlenen olgularý anlatýlmýþtýr: Einstein Halkasý: Gözlemci, saptýrýcý ve kaynaðýn mükemmel olarak sýralanmasý sonucu oluþur. Merceðin kütlesel daðýlýmý tamamen simetrik olmalý ve kaynak kostik yüzeyin üzerinde olma</description></item><item><title>UYDUMUZ AY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uydumuz-ay-397938.html</link><description>UYDUMUZ AY Doðal uydumuz Ayýn esrarengiz yüzü hakkýnda bilinen çok az þey vardýr; bu bilgilerin çoðu da bilimsel düþüncenin merkezindekiler tarafýndan göz ardý edilmektedir vede saklanmaktadýr.. Ayýn uzay araçlarý tarafýndan çekilen fotoðraflarýnda, fizik yasalarýna uymayan esrarengiz yapýlar göze çarpmaktadýr. Ay kraterlerinde gözlemlenen bu devasa yapýlar çevrelerindeki gizemli ýþýklar ve bulutlarla kendilerini göstermektedirler. Ay düzlüklerinde milyarlarca yýllýk meteor bombardýmanlarýna raðmen hala ayakta kalmayý baþarmýþ, þaþýrtýcý yüksekliklerde sivri tepeler bulunmaktadýr. Bunlarýn varlýðýna iliþkin fotografik kanýtlar NASAnýn internet sayfasýnda yer almaktadýr ki bunlar sadece konunun halka aksettirilen bölümünü oluþturmaktadýr. Bu gizlilik, yayýmlanan görüntülerin çoðunun neden kötü kalitede olduðu; Apollo uzay aracýnýn Aya iniþ fotoðraflarýnýn neden stüdyo kaynaklý gibi göründüðü; NASAnýn Ay araþtýrmalarýný neden durdurulduðu gibi sorularýn cevapsýz kalmasýna neden olmuþtur. Ay, düþünüldüðü gibi ölü bir gezegen deðildir; Apollo astronotlarýnýn Aydaki araþtýrmalarý, Ayýn gerçekte uzaylý varlýklarýn bir üssü olduðuna yönelik bilgilerin kamuoyuna sýzmasýný önlemek için sýký bir þekilde denetlenmiþ ve elde edilen bilgilerin çoðu hasýr altý edilmiþtir. Apollodan sonra Aya gönderilen tek araç askeri keþif amaçlý Clementine uydusudur. Peki, ABD Savunma Bakanlýðý neden ölü gezegen olduðuna karar verilen Ayla tekrar ilgilenmeye baþlamýþtýr? Clementine tarafýndan yollanan fotoðraflar oldukça detaylýdýr, fakat ilginçtir ki fotoðraflarda daha önce tespit edilen devasa büyüklükteki yapýlara iliþkin hiçbir iz bulunmamaktadýr. Tüm bunlar bize, uzay araþtýrmalarý konusundaki resmi gizlilik ve örtbasýn hala devam ettiðini düþündürmektedir. Ayda Yaþam &quot;Moongate: ABD Uzay Programýnýn Gizlenen Bulgularý&quot; adlý kitabýn yazarý William L. Brian, Ayla ilgili bu tür teorilerin babasý olarak kabul edilmektedir. Brian, NASAnýn Ay üzerinde bulunan uz</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - ÝNSAN MÜHENDÝSLÝÐÝ-MMF ANTROPOMETRÝK ÖLÇÜMLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-insan-muhendisligimmf-antropometrik-olcumler-413821.html</link><description>insan mühendisliði-mmf antropometrik ölçümler</description></item><item><title>SPACE CONTINUES IN ALL DIRECTIONS, AND HAS NO KNOWN LIMITS.</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?space-continues-in-all-directions,-and-has-no-known-limits.-344450.html</link><description>Space continues in all directions,and has no known limits.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    Space continues in all directions,and has no known limits.The moon moves through space around the earth.The earth and the other planets circle in space around the sun.The sun and billions of other stars make up a giant galaxy whirling through space.Countless other galaxies are scttered throughout space as far as we can see with the largest telescope&lt;br/&gt;.&lt;br/&gt;     Space begins where the earth&quot;s atmosphere is too thin to affect objects moving through it.Near the earth&quot;s surface,air is plentyful.But higher above the earth,the air becomes thinner and thinner until it fades to almost nothing,and space begins.Space usually is said to begin about 160 km. above the earth.At this height,a satellite may continue circling the earths for months.But,even there,enough air is still present to slow a satellite and cause it to fall.Solar storms in the upper atmosphere may also cause satellites to fall sooner then expected.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Space between the earth and moon is called cislunar spacer as the moon is approached through cislunar space,earth&quot;s gravity becomes weaker and the moon&quot;s gravity becomes stronger.The combined gravities of earth and moon are effective to about 1.600.000 km. from earth and this distance is sometimes called translunar space.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Space between the planets is called interplanetary space.The sun&quot;s gravity controls interplanetary space.&lt;br/&gt;     But each planet and moon also has it own gravity.&lt;br/&gt;     Vast distance separate the bodies that move in interplanetary space.&lt;br/&gt;     The sun is about 150 million kilometers from earth.Venus,the closest planet to the earth,approaches only to within about 40 million kilometers of earth.Interplanetary space reaches for beyond pluto,the planet most distance from earth.It ends where the sun&quot;s gravity is no longer effective-perhaps 80 billion kilometers from earth.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  We find greater distances in interstellar space (space between the stars).Proxima Centauri,the nearest star outside the solar system,is over 40 trillion kilometers away.To cover suvh great distances,a spacecraft would have to travel almost as fast as light.Even than,a round trip to a star could take a space traveler&quot;s whole lifetime.Interstellar space reaches unimaginable distances.Then inter galactic space (space between the galaxies) begins.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     A spacecraft may make several kinds of trips into space.It may be launched into orbit around the earth,rocketed to the moon,or sent past a planet.For each trip,the spacecraft must be launched at a partivular velocity.The job of the launch vehicle is to give the spacecraft,this velocity.If the spacecraft carries a crew,the spacecraft itself must be able to slow down and land safely on the earth.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Overcoming gravity is the biggest problem in getting into space.Gravity pulls everything to earth and gives object their weight.A rocket overcomes gravity by producing thrust (a pushing force).To lift a spacecraft,a rocket must have a thrust greater than its own weight of the spacecraft.The extra thrust accelerates the spacecraft.That is,it makes the spacecraft go faster and faster until it reaches the velocity needed for its journey.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Rocket enginees create thrust by burning large amounts of fuel.As the fuel burns,it be cornes a hot gas.The heat creates extremelly high pressure in the gas.This pressure does two things: a)it pushes the flaming gas backward and out through the rocket nozzle b)it pushes the rocket forward.This toward push on the rocket is the thrust.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Rocket fuels are called propellants.Liquid-propellant rockets work by combining a fuel,such as krosene or liquid hydrogen,with anoxidizer,such as liquid oxygen.The fuel and oxidizer burn violently when mixed.Solid fuel rockets use dry chemicals as propellants.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; The primary vehicle for research and exploration in the United States space program is the space Shuttle.The space Shuttle takes of like a rocket,orbits the earth like a spacecraft,and l</description></item><item><title>ROKETLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?roketler-358942.html</link><description>2. GÝRÝÞ Bir roket verilen bir yönde, yüksek hýzda küçük bir kýsmýný fýrlatan, kendi kendine yeten bir araçtýr ve pratik bir hýzla kalan kütleyi ivmelendirebilen bir itme reaksiyonu üretir. Diðer dünyalara yolculuk fikri günümüzden çok öncedir. Çok eskilerde, ikinci yüzyýlda Yunan bilim adamý Samosata&quot;lý Lucian bir hikaye kaleme aldý. Hikayede bir grup denizci Cebelitarýk Boðazý&quot;ndan geçerken büyük bir deniz hortumuna yakalandý ve Ay&quot;a fýrlatýldý. Johannes Kepler bir bilim-kurgu yazdý. Kepler&quot;in kahramaný kötü ruhlar tarafýndan Ay&quot;a gönderildi. 1865 yýlýnda Jules Verne klasik hikayesini yayýnladý. Bu hikayede yolcular bir mermi içine yerleþtirildi ve güçlü bir silahla namludan Ay&quot;a doðru ateþlendi. Uzay uçuþu hakkýndaki ilk doðru bilimsel fikirler Rusya&quot;lý Konstantin Eduardouich Tsiolkovskii tarafýndan 1902 yýlýnda bir dergide yayýnlandý. Tsiolkovskii, sýradan uçma makinelerinin havasýz uzayda çalýþmayacaðýný fakat roketlerin çalýþabileceðini biliyordu. Çünkü Isaac Newton&quot;un tepki kanuna göre bu fikre sahipti. Her etki, eþit ve zýt bir tepkiye yol açýyordu. Örnek olarak, Ýngiltere&quot;de gece Guy Fawkes&quot;den fýrlatýlan sýradan ateþlemeli bir roketin gönderildiði düþünülsün. Roket, içi barut dolu delikli bir tüp içerir. Fitil yakýlýp hemen çekildiðinde toz yanmaya baþlar; sýcak gaz üretilir, egzoz çýkar, böylece tüpe zýt yönde bir etki uygulanýr. Gaz aktýkça roket uçmaya devam eder. Uzayýn keþfedilmesinde roketin evrimi büyük rol oynar. Uzayýn keþfi diðer yollardan (rasathaneler ve radyo uydularý) yapýlmýþsa da günümüz için roketler uzayýn, &quot;bu yeni okyanusun&quot; krallýðýný sürdürmektedir. Roketler, Kozmik okyanusta sýnýrlarýn yýkýlmasýný saðlamýþtýr. Böylece yalnýzca uzayýn yabancý denizlerinin haritasý elde edilmez. Ayný zamanda uzayda varoluþ duygusu da geliþtirilir.&lt;br/&gt;3. TARÝHÇE Roketler konusunda ilk bilgi Tsien- King kuþatmasýnýn gerçekleþtiði 13. yüzyýla aittir. Uzay uçuþu hakkýndaki ilk doðru bilimsel fikirler ise Rusya&quot;lý Konstantin Eduardouich Tsiolkovskii tarafýndan ortaya atýlmýþtýr. Tsiolkovskii, roketlerde katý yakýtlarýn zayýf ve güvensiz olduðunu belirtmiþtir ve sývý yakýtlý roket motorunu planlamýþtýr. Tsiolkovskii pratik yapan bir bilim adamý deðildi ve ilk sývý yakýtlý roket 1926&quot; ya kadar ateþlenemedi. Amerikalý bir mühendis olan Robert Hutching Goddard, Tsiolkovskii&quot; nin çalýþmalarý hakkýnda bilgisi olmadan yeterli özellikte bir roket yapmýþtýr. Bu, onlarca metre uçabilen, saatte 100 km&quot; nin altýnda bir zirve hýzý olan (96,540 km /saat) bir roketti ve günümüz roketlerinin de atasýydý. Bundan birkaç yýl sonra içinde Wernher Von Braun&quot; un da bulunduðu bir Alman çalýþma grubu, Berlin&quot;in dýþýnda bir roket uçurma alaný kurarak ilk deneylere baþlamýþtýr. Nazi Hükümeti daha sonra bu olaya el koymuþ ve roket ile ilgili çalýþanlarý Peenemünde&quot; ye transfer etmiþtir. Burasý Baltýk&quot; ta bir adaydý ve burada askeri silah üretimi yapýlmakta idi. Yapýlan çalýþmalar sonucunda ilk &quot;V2&quot; roketi elde edildi. Ýkinci Dünya Savaþý&quot;nýn sonlarýnda (1944-1945), &quot;V2&quot; roketleri Ýngiltere&quot;yi bombalamak amacýyla kullanýlmýþtýr. Daha sonra Von Braun ve Peenemünde&quot; de bulunan birçok bilim adamý Amerika&quot;ya gitmiþ ve Amerika Birleþik Devletleri&quot;nin ilk yapay uydusu olan &quot;Explorer 1&quot; in 1958 yýlýnda fýrlatýlmasýnda görev almýþtýr. Bundan sonra Rusya da &quot;Uzay Çaðý&quot; na giriþ yaptý ve 4 Ekim 1957&quot;de ilk insan yapýmý uydu olan Sputnik 1&quot; i uzaya gönderdi. Bu, küçük bir radyo alýcýsý taþýyordu ve yeni bir çaðýn baþlangýcý olarak kabul edildi. Roketler konusunda gözle görülür geliþmeler 1957 yýlýndan sonra meydana gelmiþtir. Yapay uydular ve uzay istasyonlarý Dünya&quot;nýn yörüngesine oturtulmuþtur. Ýnsanlar Ay&quot; a ulaþmýþtýr. Ýnsansýz uzay araçlarý Pluto&quot;dan itibaren bütün gezegenlere gönderilmiþtir. Mars ve Venüs gezegenlerinin yüzeyleri incelenmiþtir. 16. yüzyýlda Johann Schmidlap, küçük roketleri büyük roketlerin üzerine ekleyerek ilk çok katlý roketleri oluþturmuþtur. Büyük roketin yakýtý tükendiðinde roket aþaðýya düþer ve ikinci roket ateþlenir. Schmidlap</description></item><item><title>HAVAYOLU SERMAYE YAPISI VE KARLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havayolu-sermaye-yapisi-ve-karlari-418481.html</link><description>sermaye yapýsýnýn modern teorisi; modipliani ve miller (1958)&quot;in kullandýðý varsayýmlar ile kurulmuþtur. yetersiz bir yapýnýn birçok çalýþmasý, þirketlerin sermaye yapýlarýný nasýl seçtiðini açýklayan bir teori geliþtirmeyi denemiþtir. bu teori, izlenen en iyi finansal stratejiyi ve bununla ilgili karþýklýklarý vurgulayacaktý. bununla birlikte, sermaye yapýsý henüz olmayan þirketlerin diðerlerinden daha iyi olduðu kategorik olarak belirlenebildi. varolan problemleri aydýnlatmaya yardýmcý bir görüþ ile bu inceleme, özellikle sivil havacýlýk endüstrisinde ele alýnan en iyi sermaye yapýsýnýn ne olduðunun anlaþýlmasýna katkýda bulunulmayý amaçlamýþtýr.&lt;br/&gt;analiz edilen model, yaklaþýk 140 milyar amerikan dolarý(1996) ‘nýn toplam aktifini kapsar. bu aktifler yaklaþýk 123 milyar amerikan dolarý‘nýn net bir gelirini doðurur. gelir vergilerinden sonraki net gelirler, yaklaþýk 5.8 milyar amerikan dolarýydý. 1995&quot;ten 1996&quot;ya kadar, yaklaþýk 3 milyar amerikan dolarý olarak gösterilen modelin net gelir artýþý % 2.5 tur. bununla birlikte, net kazançlar 120 milyon amerikan dolarýydý. bu rakamlar sadece havayolu endüstrisinin bir örneðidir.&lt;br/&gt;bu çalýþmada mantýken seçilen çizgiyi takip eden çalýþma belirlenmiþ olmadýðý halde bu konu hakkýnda bazý araþtýrmalar yapýlmýþtýr. borral ve perraudin (1997) stratejik borç yardýmlarýnýn etkinliðini dahil ederek analiz yaptý. bu analiz doðrudan iflas  edenleri ve borç maliyetlerine ayrýcalýk edenleri...</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - DEMÝR ELEMENTÝNÝN ÖZELLÝKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-demir-elementinin-ozellikleri-400221.html</link><description>demir elementinin özellikleri</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - UÇAK YAKIT SÝSTEMLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-ucak-yakit-sistemleri-413796.html</link><description>uçak yakýt sistemleri</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - HAVACILIKTA FÝZYOLOJÝ - HAVA TAZYÝÐÝNÝN MEYDANA GETÝRDÝÐÝ HASTALIKLAR...</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-havacilikta-fizyoloji-hava-tazyiginin-meydana-getirdigi-hastaliklar...-400076.html</link><description>havacýlýkta fizyoloji - hava tazyiðinin meydana getirdiði hastalýklar...</description></item><item><title>UZAY HABERLEÞME SÝSTEMLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uzay-haberlesme-sistemleri-457245.html</link><description>UZAY HABERLEÞME SÝSTEMLERÝ&lt;br/&gt;    Uzay haberleþme sistemleri,  karasal&lt;br/&gt;sistemlerle karþýlaþtýrýlamayacak kadar&lt;br/&gt;büyük alanlarý kapsar. Karasal sistemler genel&lt;br/&gt; olarak yeryüzü þekillerini kullanýrken, çok az&lt;br/&gt; oranda da atmosferi kullanýrlar. Karasal&lt;br/&gt; sistemlerin dýþýndaki sistemler böylelikle&lt;br/&gt; uzay sistemleri olarak adlandýrýlabilir.&lt;br/&gt;    Uzay haberleþme sistemleri aþaðýdaki alt gruplara ayrýlabilir :&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    *Sabit uydu servisleri (FSS),&lt;br/&gt;    *Mobil uydu servisleri (MSAT),&lt;br/&gt;    *Uydu yayýn servisleri (BSS),&lt;br/&gt;    *Uydudan (uzaydan) gözlem servisleri,&lt;br/&gt;    *Bilimsel uydu servisleri,&lt;br/&gt;    *Konum belirtme uydu servisleri (GPS gibi).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.    Haberleþme uydularý    :&lt;br/&gt;1.1    Tarihçe    :&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;    Birkaç on yýldýr, insanlar geriye baktýklarý zaman, 1969 yýlýnda Apollo uzay aracýnýn aya inmesi dýþýnda pek bir þey anýmsamayacaklardýr. Genel kamuoyu böyle olmasýna karþýn, eþzamanlý faaliyetlerden, sözgelimi gözlem uydularýný kullananlar, uzaya harcadýklarý her kuruþun karþýlýðýný aldýklarýný düþünmektedirler. Yine meteoroloji bilimi ile uðraþanlar, jeostasyoner meteoroloji uydularýndan aldýklarý ve bizim her gün televizyonlarda gördüðümüz resimlerle bir devrim yaratabilmiþlerdir. Bu sayýlanlar, uzay çaðýný yaþadýðýmýz günümüzde tabii ki çok önemli olaylardýr, ancak, herhalde bunlarýn arasýnda uydu haberleþmesi sokaktaki insan üzerinde en çok etkiyi yapan geliþme olsa gerektir. Uydu haberleþmesi, ayný zamanda ticari alanda da yýllýk hacmi milyar dolarlar seviyesinde seyrederek gerçek teknoloji yaratan bir unsur olmuþtur.&lt;br/&gt;    1945 sonbaharýnda, Ýngiliz Kraliyet Hv.K.K.lýðý mühendisi ve Ýngiliz Gezegenler arasý Kurumu üyesi Arthur C.CLARKE, Telsiz Dünyasý dergisine, dünyanýn üst yörüngelerinde insansýz uydularla dünyanýn her yerine TV yayýný yapýlabilmesi hakkýnda bir makale yazdý. Dünyanýn her yerine TV yayýný yapýlabilmesinin aþaðýdaki hedefleri vurgulanmýþtý :&lt;br/&gt;    *TV yayýnlarý, belki de diðer uydu sistemlerinin toplamýndan da fazla girdi yaratarak, uydu servislerinin ana finansman kaynaðý olacaktýr,&lt;br/&gt;    *TV, milli ve uluslar arasý servis saðlayýcýlarý için her zaman birinci planda olacaktýr,&lt;br/&gt;    *TV, kullanýcýlar için de en kolay kullanýlan servis olacaktýr (ev anteni gibi),&lt;br/&gt;    *Uydudan TV yayýný en ucuz ve etkili, yüksek kaliteli ve en çok insana ulaþan servis olacaktýr,&lt;br/&gt;CLARKEýn buluþu aþaðýdaki düþüncelere dayanýyordu :&lt;br/&gt;    Dünyanýn üzerinde, ekvatorun tam üstünde 36.000 km. civarýnda öyle bir yer bulunabilir ki, bu noktada uydu dünya ile ayný hýzda dönecektir. Diðer bir deyiþle, bu uzaklýkta uydu dünyanýn üzerinde asýlý duruyor gibi düþünebilir. Bu düþünceden yola çýkýlarak, dünya 3 adet uydu ile bütünüyle kapsanabilir.&lt;br/&gt;    Uzay serüveni ise, Sovyetler Birliði&quot;nin, 4 Ekim 1957&quot;de Dünya&quot;nýn ilk yapay uydusu Sputnik-1&quot;i (Rusçada Uydu-1)uzaya göndermesiyle baþladý. Sputnik-1, Dünya&quot;dan 224 km yukarýda bazý bilimsel deneyler yapmak için fýrlatýlmýþtý. Yapay uydular geliþtirilmeden önce, aydan yansýtma ile haberleþme (pasif uydu) çalýþmalarý kýsmi olarak baþarýlý olmuþ, daha sonra 1950lerin sonuna doðru yapay uydular geliþtirilmeye baþlanmýþtýr. Ýlk uydu 1957de SSCB tarafýndan uzaya gönderilmiþtir. Bu uydu ilk aktif uyduydu ve 21 gün boyunca çalýþtý. Ancak bu alçak yörüngeli bir uyduydu. Yeryüzünü her 90 dakikada bir dolaþýyordu. Dolayýsý ile her 90 dakikada bir yeryüzündeki bir noktadan ancak 10 dakika kadar görülebiliyordu. &lt;br/&gt;    1958 yýlýnýn Kasým ayýnýn ilk haftasýnda kýsa adý NASA olan Amerikan Ulusal Uzay ve Sivil Havacýlýk Dairesi (National Aeronautics and Space Administration) kuruldu.&lt;br/&gt;    1958de Score uydusu yörüngeye yerleþtirildi. Bu uydu bir bant kayýt cihazý taþýyordu. Önce üzerinden geçtiði istasyonun yayýnladýðý mesajlarý kaydediyor, daha sonra alýcý istasyon üzerinde bunlarý gönderiyordu gerçek zamanlý haberleþmeye elveriþli deðildi.&lt;br/&gt;    1960 yýlýnda, A.B.D. Federal Haberleþme Komisyonu (FCC) hemen iþletmeye girecek biçimde bir bilimsel uydu sisteminin fýrlatýlmasý için ilk iznini verdi.&lt;br/&gt;   1960larda ilk pasif uydulardan olan Echo atmosfere býrakýlmýþtýr. Bu 31 metre çapýnda aliminyum kaplý bir balondu.&lt;br/&gt;    Sputnik-1&quot;in ardýndan, uzaya ilk insanlý uçuþu yine Sovyetler gerçekleþtirdi. 1961 yýlýnda Yuri Gagarin, Vostok-1 adlý kapsül ile, Dünya&quot;nýn etrafýný 1 kez dolandý. Sovyetler&quot;in bu önemli baþarýlarý karþýsýnda ABD, o zamanlar daha yeni filizlenen uzay yarýþýnda öncülük þansýný yitirmiþti.&lt;br/&gt;    1962de NASA Telstar uydusunu yörüngeye oturttu. Bu uy</description></item><item><title>GÖKTAÞI KRATERLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?goktasi-kraterleri-355734.html</link><description>GÖKTAÞI KRATERLERÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ Göktaþý kraterleri, göktaþý çarpmasý sonucunda gezegenlerin yüzeylerinde oluþan çöküntülerdir. Ýnsansýz uzay araçlarý ile sürdürülen gözlemler sonucunda Ay kraterleri büyüklüklerine, morfolojik yapýlarýna ve oluþum biçimlerine göre sýnýflandýrýlýr.buna göre Ay yüzeyindeki kraterler temel olarak birincil ve ikincil çarpma kraterleri, volkanik kalderalar, maarlar, zirve kraterleri ve çökme kraterleri(akaçlama) biçiminde gruplandýrýlýrlar. Çeþitli insansýz uzay araçlarýyla gerçekleþtirilen araþtýrmalar sonucunda Mars&quot;ýn yüzeyinde de dairesel yapýlarýn ve çöküntülerin bulunduðu belirlenmiþ ve böylece krater oluþumunun, Yere benzer tüm gezegenimsi cisimler için evrensel bir doðal süreç olabileceði düþüncesi geliþtirilmiþtir. Bugün Güneþ Sisteminde yer alan yada evrenin öteki bölümlerinde bulunan korunmasýz gezegenlere sýk sýk göktaþlarýnýn çarpýyor olmasý akla yakýn bir olasýlýk olarak kabul edilmektedir. Genel olarak gezegenlerin birim yüzey alanlarýna düþen krater sayýsý ile gezgen atmosferinin yapýsý ve yoðunluðu, gezegen yüzeyinin aþýnmaya karþý direnci ve gezegenin civarýnda bulunan ve yüzeye sürekli düþen parçacýk akýsý arasýnda yakýn bir baðýntýnýn olduðu düþünülmektedir. Yere benzer(katý kayaç) gezegenlerin oluþumu için ortaya atýlan varsayýmlarýn çoðu, oluþumun belirli bir evresinde boyutlarý toz parçacýðý büyüklüðü ile birkaç km. Arasýnda deðiþen küresel ve kýrýntýlý cisimlerin bir kümeleþme ve birleþme sürecinden geçtiðini öngörür. Bu nedenle bu oluþum evresinde þok dalgalarýnýn oluþmasýna yol açan yüksek enerjili çarpýþmalarýn gerçekleþmiþ olabileceði düþünülebilir. Çoðu göktaþýnýn üzerinde bu türden þok izlerine rastlanmaktadýr ve bunlarýn önemli bir bölümü ana cismin parçalanmasý veya yere çarpmasý sýrasýnda oluþmuþtur. Ama bazýlarýnýn da önceki kümeleþme ve birleþme sürecine ait olduðu anlaþýlmaktadýr. Krater oluþumuna yol açan büyük çarpýþmalarýn temel olarak gezegenin son boyutlarýna&lt;br/&gt;4&lt;br/&gt;ulaþtýðý zaman mý, yoksa ilkel gezegen(protoplanet) aþamasýnda sürekli bir süreç olarak mý gerçekleþtiði henüz belirlenememiþtir. Yer yüzeyindeki çarpma kraterlerinin sayýsý Aydakilere göre daha azdýr. Yer atmosferindeki sürtünme uzaydan gelen küçük cisimlerinin hemen hepsi buharlaþtýrmaktadýr. Bu nedenle de Yerde oluþan herhangi bir kraterin boyutu, Yerin atmosferine giren göktaþlarýnýn ortalama büyüklüðünden daha fazladýr. Kýtalardaki çarpma kraterlerinin daðýlýmýna ve yoðunluðuna bakýldýðýnda, son bir milyar yýl içinde atmosferden geçerek Yere çarpan ve büyük krater oluþturan göktaþý sayýsýnýn tahmin edilenden daha az olduðu görülmektedir. Ama bunun nedeni, soðuma sonrasýnda hidrosferin ve atmosferin yerkabuðu üzerindeki aþýndýrma etkisi ve okyanuslarýn oluþumu sonucunda, boyutlarý 10m ile1-2 km arasýnda deðiþen kraterlerin izlerinin büyük ölçüde silinmiþ olmasýdýr. 1955&quot;ten sonra çarpma sonucunda oluþtuðu kesin olarak kabul edilen göktaþý kraterlerinin sayýsýnda artýþ gözlendi. Belirlenmiþ göktaþý krateri sayýsýndaki bu ani artýþýn baþlýca nedenleri, astroblem(yýldýz yarasý) kavramýnýn ortaya atýlmasý, daha yoðun araþtýrmalarýn yapýlmasý ve çarpma yapýlarýnýn tanýnmasýnda yeni kriterlerin geliþtirilmesidir. Astroblem kavramý, göktaþý kraterlerinin incelenmesinde nelere dikkat edilmesi gerektiði konusunda önemli bir aþama oluþturdu. Astroblemler çarpma kraterlerinin yalnýzca aþýnmaya dayanmýþ kalýntýlarýdýr. Daha eski yapýlarýn belirgin krater aðzý bölümleri aþýnarak tümüyle tanýnmayacak duruma gelmiþ olabilir, ama yinede bir oran da dairesel görünümlerini korurlar. Ayrýca bu yapýlar belirgin iç biçim deðiþikliði özelliklerine sahiptir ve çarpma sýrasýnda ufalanan ana kayanýn kalýntýlarýný(breþ) içerebilirler. Bu nedenle geniþ anlamýyla göktaþý kraterleri, yüzeyde veya yüzeye yakýn kesimlerde yer alan ve bir þok darbesinin izlerini taþýyan, biçim deðiþikliði ve kaya yada toprak parçalanmasý sonucunda ortaya çýkan, görünümü genel olarak dairesel olan ve çapýnýn derinliðine oraný 3/1 yada daha fazla olduðun</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - FÝBER OPTÝK KABLOLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-fiber-optik-kablolar-400104.html</link><description>fiber optik kablolar</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - KARBON 14 METODU VE SORU ÝÞARETLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-karbon-14-metodu-ve-soru-isaretleri-400084.html</link><description>karbon 14 metodu ve soru iþaretleri</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - 12 KADEMELÝ DÝÞLÝ KUTUSU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-12-kademeli-disli-kutusu-413804.html</link><description>12 kademeli diþli kutusu</description></item><item><title>ASTRO AY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astro-ay-398020.html</link><description>ASTRO AY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uçsuz bucaksýz, sonsuz sýnýrsýz evrendeki sayýsýz galaksilerden sadece biri olan Samanyolu Galaksisinden bahsederek Astro-Ay&quot;a giriþ yapmak istiyorum.&lt;br/&gt;Ýçinde dünyamýzýn da yer aldýðý &quot;Milkway&quot; veya Samanyolu Galaksisinde, dört yüz milyar, belki de daha fazla Güneþ bulunduðu, ilmi kaynaklarca be&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;lirtilmektedir. Bunlardan sadece bir tanesi de bizim Güneþimiz ve onun sistemidir. &lt;br/&gt;Astronomik verilere göre, Güneþ sisteminde 9 gezegen ve uydularý mevcuttur. Bu gezegenlerden her biri, Güneþin etrafýnda, kendi yörüngelerinde, belli bir düzen içinde seyir halindedir. Sistem içinde gezegenlerden baþka, sabit yýldýzlar, kuyruklu yýldýzlar, astreoidler, göktaþlarý, kara delikler, gaz ve toz bulutlarý da bulunmaktadýr. &lt;br/&gt;3476 km. çapýnda dünyanýn küçük bir maketi olarak kabul edilen, kütlesi dünyanýn 1/8 i kadar olan, belirli bir atmosfere sahip bulunmayan (kaçýþ hýzý 2.4/sn.) ve dünyaya yaklaþýk 384.000 km. uzakta bulunan &quot;AY&quot;ýn Dünyanýn çevresinde döndüðünü düþünmek gerçekçi deðildir. Esasýnda Dünya, Ay ile birlikte, sistemin çekim merkezinde döner. Ancak kütle-çekim gibi farklýlýktan ötürü, Dünyanýn çevresinde döndüðünü söylemek geçerli olmaktadýr. &lt;br/&gt;Güneþ, Ay veya gezegenler olsun hepsinin kendilerine özgü kiþiliði, içerdiði çeþitli anlamlar ve etkileri vardýr. Ve bütün bunlar doðrultusunda, insan bilinci, karakteri, fizik oluþumu ve hassalarý biçimlenir. Kozmik ýþýnýmlar bireyi yani beyinleri sürekli etkileyerek, içte, insanýn düþünce yapýsýný, dýþta ise, fiillerini yani hareketlerini meydana getirirler. &lt;br/&gt;Bu sebeple, daha saðlýklý ve dengeli bir þekilde yaþayabilmek için, onlarý tanýmak, düþüncemizi o yönde forme etmek faydalý olur. Nitekim, ilmin þimdiye oranla çok geri sayýldýðý Ý.Ö&quot; ye (Milattan Önce ) kadar uzanan eski çaðlarda, Güneþ ve Ay hareketlerinin dünya ve insanlar üzerindeki etkilerinin fark edilmesi ile baþlayan ilgi, giderek geliþmiþtir. &lt;br/&gt;Ýnsanoðlu, gerek gözlemleriyle gerek seziþ ve ilhamlarla bazý özellikleri tesbit etmiþ ve bunlar doðr</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - STEP MOTORLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-step-motorlar-413822.html</link><description>step motorlar</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - UÇAK BAKIM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-ucak-bakim-413784.html</link><description>uçak bakým</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - BAKTERÝLERÝN GENEL ÖZELLÝKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-bakterilerin-genel-ozellikleri-400188.html</link><description>bakterilerin genel özellikleri</description></item><item><title>NOVALAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?novalar-375897.html</link><description>Ý.Ü. Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü nün araþtýrma alanlarý&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Güneþ Fiziði: Güneþ atmosferlerinin çeþitli tabakalarýnda meydana gelen aktif olaylar üzerine (surge, spray, aktif prominens gibi) gerek bölümümüzdeki fotosfer ve kromosfer dürbünü yardýmýyla gerekse yurt dýþý imkanlarýyla çalýþýlmaktadýr. Ayrýca kromosfer dinamiði, spektrel çizgi asimetresi ve güneþ leke çevrimi istatistiði üzerinede çalýþmalar yapýlmaktadýr. Freiburg, Göttingen, Kanarya Adalarý Gözlemevleri (Almanya), Bulgaristan Bilimler Akademisi, Abastumani Astrofizik Gözlemevi (Gürcistan) iþbirliði yapýlan merkezlerdir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Yýldýz Astrofiziði: Çeþitli tipten normal ve özel yýldýzlarýn atmosfer analizleri ve modellemeleri, yörünge analizleri, Kataklismik deðiþen yýldýzlarýn (Nova ve Cüce Novalar) spektrel, fotometrik, CCD, Uydu gözlemlerinin analizleri yapýlmaktadýr. The Citadel Fizik Bölümü (ABD), Asiago, Padova, Trieste Gözlemevleri (Ýtalya), David Dunlop Gözlemevi (Kanada), TÜBÝTAK Ulusal Gözlemevi, Ankara Üni., Ege Üni. Gözlemevleri, ODTÜ Fizik Bölümü ve AAVSO iþbirliði yapýlan merkezlerdir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Samanyolu Galaksisi ve Galaksi-Dýþý Astronomi: Galaksimizin çeþitli doðrultulardaki yýldýz alanlarýna ait uzay yoðunluklarý ve metal bolluklarý tayin edilmekte, galaksi modelleri ile karþýlaþtýrýlarak Galaksimizin yapýsý üzerine çalýþýlmakta; galaksilerin ve galaksi kümelerinin incelenmesi yoluyla evrenin geniþ-ölçekteki yapýsýnýn oluþum þartlarý ve muhtemel evrim süreçleri araþtýrýlmaktadýr. Basel Astronomi Enstitüsü (Ýsviçre), Cambridge Astronomi Enstitüsü (Ýngiltere), Trieste Gözlemevi (Ýtalya) ve  SISSA (Ýtalya) iþbirliði yapýlan merkezlerdir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;[ Bildiri Özetleri Listesi] [ XIII. Ulusal Astronomi Toplantýsý Bildiri Özeti Gönderme ] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Yazar:Hülya Çalýþkan&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bildiri Baþlýðý:HR 8216 YILDIZININ ATMOSFER ANALÝZÝ&lt;br/&gt;Gönderme Tarihi05 Nisan 2002 11:49:24&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BÝLDÝRÝ ÖZETÝ:&lt;br/&gt;HR 8216 YILDIZININ ATMOSFER ANALÝZÝ &lt;br/&gt;Çalýþkan, H1; Adelman, S.2; Koçer, D.1; Tektunalý, H.G.1; Çay, Ý.H.1; Çay, T.M.1; Teker, A.1 &lt;br/&gt;1: Ýstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü&lt;br/&gt;2: The Citadel Fizik Bölümü Charleston ABD. &lt;br/&gt;Normal ve Özel A yýldýzlarýnýn, Spektrum Sentez Tekniði ile Atmosfer Yapýlarýnýn incelenmesi için, A tipi normal ve özel yýldýzlar kýsaca tanýtýldýktan sonra, soðuk bir Ap yýldýzý olan HR 8216in 3860- 4740 A aralýðýnda alýnan spektrumundan, yaklaþýk 2300 çizginin eþdeðer geniþliði ölçülüp tanýsý yapýlmýþtýr. Yüksek ayýrma güçlü spektrumlar, REDUCE programý kullanýlarak ölçülmüþ, ATLAS9 programý yardýmýyla model atmosferi hesaplanmýþtýr. Bunun yanýnda tanýsý yapýlan çizgiler yardýmýyla HR 8216 için WIDTH pogramýndan elde edilen bolluk deðerleri, normal ve özel A tipi yýldýzlarýn ve güneþin bolluk deðerleri ile ve daha önceki çalýþmalarla kýyaslanýp, anormal bolluk gösteren elementler belirlenmiþtir. Ayný zamanda yýldýzýn Cr-Eu alt grubundan deðil, Eu-Cr-Sr grubundan olduðu ortaya çýkmýþtýr.&lt;br/&gt;Ayrýca yýldýzýn radyal hýzýna, fotometrik ve spektroskopi</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - TURKEY UFO-PARANORMAL EVENTS RESEARCH</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-turkey-ufoparanormal-events-research-400105.html</link><description>turkey ufo-paranormal events research</description></item><item><title>YERÜZÜNDE HAREKETLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yeruzunde-hareketler-342302.html</link><description>Yeryüzünde Hareketler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yerden yükseklikteki bölgelerde hareket eden cisimlerin yaptýklarý hareketlere yeryüzünde hareketler denir. Bu hareketlerde; havanýn direnci önemsiz sayýlýrsa cisim her an yerçekimi ivmesine sahip olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hava direnci,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hava ortamýnda hareket eden cisimler daima hava molekülleriyle temas halinde olduklarýndan aralarýnda sürtünmeden dolayý bir kuvvet oluþur. Bu kuvvete havanýn direnci denir ve Fh = k . a . J2 baðýntýsý ile verilir. Burada,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;k: cisimle hava arsýndaki direnç kat sayýsý&lt;br/&gt;A: cismin hareket doðrultusuna dik olan en büyük kesiti &lt;br/&gt;J: cismin hava ortamýna göre hýzýdýr. Eðer cisim duruyor ve hava hareketli ise buradaki J hýzý havanýn hýzýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  UYARI:         Aðýrlýðýn çok küçük olduðu cisimler için havanýn direnç kuvveti cismin hýzýyla doðru orantýlý&lt;br/&gt;   olur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yerden yüksekteki bir noktadan serbest býrakýlan bir cismin hareketine serbest düþme denir.           y&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cismin hareketini incelemek için  bir koordinat sisteminin orijininden baþlatalým.                            &lt;br/&gt;                                                                                                                                                              m&lt;br/&gt;Cismin býrakýldýðý andan itibaren aþaðýya doðru yerçekimi, yukarýya doðru havanýn&lt;br/&gt;direnci kuvvetlerinin etkisinde kalýr. Bunlarýn etkisinde cisim,                                                                                x&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;a = Fnet  =   G - Fh                             a = m . g - k A J2                                                                                         G =mg&lt;br/&gt;             m           m                                     m                 ivmesi ile hýzlanmaya baþlar. Hýz                             Fh &lt;br/&gt;artýnca Fh artar ve cismin ivmesi azalýr. Ývme azalsada cisim hýzlanmaya ve havanýn &lt;br/&gt;direnci artmaya devam eder. Bu artýþ havanýn direnci cismin aðýrlýðýna eþit oluncaya &lt;br/&gt;kadar devam eder. Fh = G eþitliðini saðlayan hýza cismin limit hýzý denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Limit hýz hava ortamýnda hareket eden cisimlerin ulaþabilecekleri maksimum hýzdýr.                       O&lt;br/&gt;Cisim limit hýza ulaþtýktan sonra hareketinin kalan bölümünü sabit hýzla sürdürür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                                                                                                                    G&lt;br/&gt;                                                                                                                                                 k . A . J2limit &lt;br/&gt;              &lt;br/&gt;Limit hýz: Fh = G                k . A . J2limit = mg                     Vlimit  =  &amp;#8730;m . g                                                     &lt;br/&gt;                                                                                                                kA      &lt;br/&gt;                                                                                                                                                        G = mg                                                                                                                                                        &lt;br/&gt;baðýntýsýndan bulunur.                                                                                                                                             yer  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖRNEK      Havanýn direncinin etkisinde kalan,serbest düþe bir cismin hýz-zaman grafiði nasýl olur?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                                                                                                        &amp;#952; &lt;br/&gt;ÇÖZÜM     Havanýn direnci etkisinde serbest düþen cisim azalan ivme ile hýzlanýr &lt;br/&gt;ve limit hýza ulaþtýktan sonra sabit hýzla hareketini sürdürür.                                               &amp;#952;limit &lt;br/&gt;                      &lt;br/&gt;                                                                                                                                                                                   t&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Havanýn direnci önemsiz kabul edilirse ;  a= Fnet = G - Fk = mg -</description></item><item><title>FLARE YILDIZLARI VE YY GEM ÇÝFT YILDIZ DÝZGESÝNÝN FOTOELEKTRÝK IÞIKÖLÇÜMÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?flare-yildizlari-ve-yy-gem-cift-yildiz-dizgesinin-fotoelektrik-isikolcumu-394868.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;YY Gem örten çift yýldýz dizgesi, Ege Üniversitesi Gözlemevinde, 2002 ve 2003/04 gözlem sezonlarýnda toplam sekiz gece gözlenmiþ, Vilnius hýzlý fotometre ile standard UBV sisteminin U, B ve V renklerinde fotoelektrik ýþýk eðrileri elde edilmiþtir. Toplam 15 flare gözlenmiþtir. Veriler, &quot;VERÝN&quot; veri indirgeme programýyla indirgenmiþ ve flare enerjileri hesaplanmýþtýr. Sonuç olarak, dizgenin hem UV Ceti türü hem de RS CVn türü flare yýldýzlarýna ait özellikler sergilediði sonucuna varýlmýþtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anahtar sözcükler: YY Gem, flare yýldýzlarý, flare, aktivite, flare enrjileri, flare parametreleri.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;FLARE STARS AND PHOTOELECTRIC PHOTOMETRY OF BINARY STAR YY Gem&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The eclipsing binary star YY Gem was observed eight nights at Ege University Observatory in 2002 and 2003/04 seasons. Light curves were obtained in U, B and V bands of standard UBV system. We observed total 15 flares. The data of the flare parametres was analysed with VERÝN data reduction program and flare energies were calculated. In conclusion, we agree that the system has properties of both systems which are RS CVn and UV Ceti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Key words: YY Gem, flare stars, activite, flare energies, flare parametres.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneþ Flare Modelleri&lt;br/&gt;Struck&quot;un modeli&lt;br/&gt;Açýða çýkan plazma modeli&lt;br/&gt;Plazma yumaðý atmalý yeniden birleþme modeli&lt;br/&gt;Öykülenim (simülasyon) modelleri&lt;br/&gt;Güneþ Flarelerindeki Yeniden Birleþme için Gözlemsel&lt;br/&gt;Deliller&lt;br/&gt;Ýlmik-tepesi atmalý sert X-ýþýn kaynaðý&lt;br/&gt;Plazma yumaðý (plazmoid) atýmý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;FLARE GÖSTEREN YILDIZLAR&lt;br/&gt;UV Ceti Yýldýzlarý&lt;br/&gt;T Tauri Yýldýzlarý&lt;br/&gt;T Tauri yýldýzlarýnda manyetik alanlarýn izleri&lt;br/&gt;T Taurilerin X-ýþýn özellikler&lt;br/&gt;Zayýf-çizgili T Tauri yýldýzlarý&lt;br/&gt;Klasik T Tauri yýldýzlarý&lt;br/&gt;Ýlkel (Proto) yýldýzlar&lt;br/&gt;Manyetik aktivitenin kaynaðý&lt;br/&gt;Yakýn Çift Yýldýz Sistemleri&lt;br/&gt;RS CVn türü sistemler&lt;br/&gt;Algol türü sistemler&lt;br/&gt;W Uma sistemleri&lt;br/&gt;Güneþ, Kýrmýzý cüceler, T Tauri Yýldýzlarý ve çift&lt;br/&gt;Sistemlerin Karþýlaþtýrýlmasý&lt;br/&gt;BY Dra Türü Flare Yýldýzlarý&lt;br/&gt;Aktarým Diskine Sahip Sistemler&lt;br/&gt;Süper Fla</description></item><item><title>NEPTÜN&quot;ÜN KEÞFÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?neptun-un-kesfi-448375.html</link><description>ÝÇÝNDEKÝLER 1. ÖZET.................................................................................. 2 2. GÝRÝÞ................................................................................. 3 3.ANTÝK GÖZLEMLER..................................................... 6 4.MODERN GÖZLEMLER................................................ 6 5.LE VERRÝER VE ADAMS&quot;IN ÇALIÞMALARI........... 10 6.NEPTÜN&quot;ÜN KEÞFÝ......................................................... 18 7.KEÞÝF TARTIÞMALARI................................................. 19 8.UYGULAMA...................................................................... 28 9.SONUÇ................................................................................ 30 10.KAYNAKLAR.................................................................. 31&lt;br/&gt;ÖZET Uranüs gezegeninin hareketine yaptýðý çekim etkisini dikkate alarak çok baþarýlý bir biçimde Neptün gezegenini 1846 yýlýnda teorik yolla keþfedilmesi Newton mekaniðinin belki de en önemli baþarýsýdýr. Böyle büyük ve heyecan verici bir baþarýnýn altýna imza atan astronomlarý tanýmak ve düþünce yollarýný anlamaya çalýþmak, bir astronomi öðrencisi olarak benim tez konumun temellerini oluþturmaktadýr. Burada iki bilim adamýnýn adlarýnýn altý çizilmelidir. Ýlki Fransýz matematikçi ve astronom Le Verrier diðeri de Ýngiliz matematikçi ve astronom John Couch Adams&quot;dýr. Çünkü bu büyük baþarý bu iki isim tarafýndan paylaþýlmaktadýr.Onlarýn bu konudaki mücadelelerini ve hesaplamalarýný incelerken hayranlýk duymamak elde deðildir.&lt;br/&gt;GÝRÝÞ 1769 Yýlýnda Lemonnier Uranüs&quot;ü 4 gün boyunca gözledi. Fakat gözlemlerini ve tahminlerini iyi inceleyemediði gibi kayýtlarýnýda çok düzensiz tutmuþtu. Ama þu bir gerçektir ki Uranüs&quot;ün keþfi Herschel&quot;e aittir. Uranüs&quot;ün bu ön keþiflerine antik gözlemler denir. Bundan sonra ki keþiflere de modern gözlemler denir. 1821 yýlýnda Alexis Bouvard, Lemonnier&quot;in tablolarýný düzenleyerek tekrar yayýnladý. Modern gözlemler ve antik gözlemler yardýmýyla yapýlan hesaplamalarda, Uranüs&quot;ün teorik ve gözlemsel boylamlarý arasýnda büyük çeliþkilerin ortaya çýktýðý görüldü. Eugene Bouvard (Alexis Bouvard&quot;ýn yiðeni ) amcasýnýn araþtýrmalarýný yeniden ele aldý ve Uranüs&quot;ün ötesinde, Uranüs&quot;ün yörüngesini tedirgin edebilecek bir kütlenin bulunabileceði teorisini ileri sürdü. Bu teori o zamanlarýn en büyük astronomlarýndan biri olan Airy tarafýndan çürütüldü. Astronomlar ayný yýl Uranüs&quot;ün teorik hesaplamalarýnýn yanlýþ çýkmasýna neden olan bilinmeyen fiziksel etkiyi araþtýrmaya baþladýlar. Astronomlar, Newton&quot;un yasalarý yanlýþ olabilirmiydi diye düþündüler. Belki de ters kare yasasý Güneþ&quot;e yakýn gezegenler için geçerli fakat Uranüs gibi uzak gezegenler için deðiþtirilmeliydi, diye düþünmeye baþlamýþlardý.Fakat o tarihteki astronomlarýn hepsi olmasa da çoðu Newton yasalarýna güveniyorlardý. Çünkü Newton yasalarý geçmiþteki tüm testleri geçmiþti.&lt;br/&gt;Uranüs&quot;ü etkileyen &quot;bilinmeyen ve dýþsal etki yaratan &quot; la ilgili ilk öneri Bouvard&quot;dan gelmiþti. Bouvard bunun bilinmeyen bir gezegen olduðunu daha önce söylemiþti. Hussey ise bilinmeyen gezegenle ilgili ilk açýk referans veren kiþiydi.Hussey 1834&quot;de Airy&quot;e yazdýðý bir mektupta Uranüs&quot;ün ötesinde bir gezegen olmasý gerektiðini hatta Hansen&quot;in çalýþmalarýna göre 1821&quot;den beri gözlenen sapmalarda Uranüs&quot;ün ötesinde iki gezegen olmasý gerektiðini dile getirmiþtir. Hussey gezegenin optik olarak keþfedilmesi için bir çok prodesür tavsiye etti. Fakat Airy konuya hala sýcak bakmýyor ve bu konuyla ilgilenen insanlara da cesaret vermiyordu. Çünkü Airy Uranüs&quot;ün aykýrý hareketini yeni bir gezegen teorisi olmadan açýklama çabasýndaydý. O yýllarda Bessel derslerinde Uranüs&quot;ün hareketlerindeki sapmalarý açýklamak için bilinmeyen bir gezegenin yörüngesinin ve kütlesinin keþfedilmesi gerektiðini savunuyordu. Bu düþüncesini ölene kadar da devam ettirdi. Artýk Uranüs problemi, o zamanýn en acil modern astronomi konusuydu. 1845 yýlýnda Ýngiliz astronom Adams, Bouvard&quot;ýn Uranüs tablolarýný tekrar gündeme getirdi. Ay</description></item><item><title>GEZEGENLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gezegenler-370458.html</link><description>GEZEGENLER&lt;br/&gt;                                                      Güneþ&lt;br/&gt;Güneþ sisteminin merkezinde yeralan, en yakýn yýldýz, Dünya&quot;dan ortalama 149.591.000 km uzaklýkta, 1,39 milyon km çapýnda, ýþýk saçan dev bir gaz küresi olan Güneþ&quot;in en önemli bileþeni hidrojendir; yaklaþýk % 5 oranýnda helyum ve daha aðýr elementleri içerir. 1,99x10(33) erg/saniye hýzýyla enerji üretir. Bu enerji, en çok, görünür ýþýn ve kýzýlaltý ýþýným olarak uzaya yayýlýr ve Yer&quot;de yaþamýn sürmesinin baþlýca nedenidir.&lt;br/&gt;Çaplarý bin kat daha büyük ve kütleleri birkaç yüz kat daha aðýr olan bilinen en büyük yýldýzlara karþýlaþtýrýlýnca, Güneþ, astronomi sýnýflandýrmasýnda cüce yýldýz sýnýfýna girer. Ama kütlesi ve yarýçapý, Gökadamýz&quot;daki (samanyolu) bütün yýldýzlarýn ortalama kütlesine ve büyüklüðüne yakýndýr; çünkü birçok yýldýz Yer&quot;den daha küçük ve daha hafiftir. Güneþ, tayfý, yüzey sýcaklýðý ve rengi nedeniyle, astronomlar tarafýndan kullanýlan tayf türleri þemasýnda &quot;G2 cüce&quot; diye de sýnýflandýrýlýr. Yüzey gazlarýnýn yaydýðý ýþýðýn tayf þiddeti, 5000 A&quot;ya yakýn dalga boylarýnda en büyüktür; güneþ ýþýðýnýn niteleyici sarý rengi bundan ileri gelmektedir.&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;Güneþ&quot;le ilgili modern çalýþmalar, Galilei&quot;nin güneþ lekelerine iliþkin gözlemleriyle ve bu lekelerin hareketlerine dayanarak Güneþ&quot;in dönüþünü bulmasýyla 1611&quot;de baþladý. Güneþ&quot;in büyüklüðüne ve Yer&quot;den uzaklýðýna iliþkin ilk yaklaþýk doðru belirleme, 1684&quot;te yapýldý; bu belirlemede, Fransýz Akademisi&quot;nin 1672&quot;de Mars&quot;ýn Yer&quot;e yaklaþmasý sýrasýnda yaptýðý nirengi (üçgenleme) gözlemlerinden elde edilen veriler kullanýldý. Joseph von Fraunhofer tarafýndan 1814&quot;te Güneþ&quot;in soðurma çizgili tayfýnýn bulunmasý ve Gustav Kirchhoff tarafýndan 1859&quot;da bunun fiziksel yorumunun yapýlmasý, güneþ astrofiziði çaðýný baþlattý; bu dönemde, Güneþ&quot;i oluþturan maddelerin fiziksel durumunu ve kimyasal bileþimini etkili olarak inceleme olanaðý doðdu. 1908&quot;de George Ellery Hale, güneþ lekelerinin güçlü magnetik alanlarýný belirledi; 1939&quot;da Hans Bethe, güneþ enerjisinin oluþumunda nükleer füzyonun oynadýðý rolü aydýnlattý.&lt;br/&gt;Yeni geliþmeler, bilim adamlarýnýn Güneþ&quot;le ilgili görüþlerini deðiþtirmeyi sürdürmektedir. Güneþ rüzgarýnýn doðrudan doðruya belirlenmesi 1962&quot;de gerçekleþtirilmiþ, Güneþ&quot;in yüksek hýzlý tekrarlanan akýntýlarýnýn kaynaklarýysa 1969&quot;da taç (korona) deliklerine iliþkin gözlemlerle belirlenmiþtir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Yeni Geliþmeler&lt;br/&gt;Güneþ&quot;in hala çözülememiþ birçok gizi vardýr. Sözgelimi, güneþ enerjisinin en büyük kaynaðý olduðu düþünülen proton-proton tepkimesinin, &quot;nötrino&quot; diye adlandýrýlan belirli sayýda parçacýk da üretiyor olmasý gerekir; ama günümüze kadar yapýlan araþtýrmalarda, kuramýn öngördüðünden çok daha az nötrino belirlenmiþtir. Ýleri sürülen köktenci bir önermeye göre, Güneþ, beklendiðinden daha az nötrino üretir; çünkü toplam kütlesinin yaklaþýk %0,5&quot;ini oluþturan demir-plazma bir çekirdeði vardýr. Bazý fizikçilerse, büyük birleþme kuramlarýnda öngörülen ve bazen evrendeki &quot;kayýp madde&quot; olduðu ileri sürülen zayýf etkileþimli çok büyük parçacýklarýn (&quot;Wimp&quot;lerin) Güneþ&quot;in derinliklerinde var olabilecekleri ve Güneþ&quot;in sýcaklýðýný, nötrinolarýn olmayýþýný açýklayacak kadar düþürebilecekleri biçiminde bir kuram geliþtirmiþlerdir. Baþka bir öneriye göre de, Güneþ&quot;in çekirdeðindeki elektron türü nötrinolar, yüzeye doðru ilerlerken, günümüzdeki detektörlerle gözlenemeyen muon türü nötrinolara dönüþmektedir.&lt;br/&gt;1960 yýllarýnýn baþlarýnda, ýþýkkürenin ýþýným salýnýmlarý (osilasyon) belirlenmiþtir; o tarihten bu yana söz konusu salýnýmlar, Güneþ&quot;in taþýným kuþaðýný oluþturan belirli tabakalar arasýnda &quot;ses dalgalarýnýn rezonant yakalanmasý&quot; diye açýklanmaktadýr. ABD Ulusal Güneþ Gözlemevi&quot;nin öncülüðüyle, Küresel Salýným Aðý Grubu, bu salýnýmlarý yakýndan araþtýrmaktadýr. Bu tür araþtýrmalar sayesinde bilimadamlarý, ýþýkkürenin altýnda gözlenen Güneþ tabakalarýnýn yoðunluk, sýcaklýk ve hýz kalýplarýný irdeleme olanaðýný elde etmektedirler: Bilimadamlarý, yaklaþýk 80 yýllýk bir çevrimle Güneþ&quot;in çapýnýn, ortalama çapýn aþaðý yukarý %0,01&quot;i kadar dalgalandýðýný da gözlemiþlerdir. Daha uzun dönemli genleþip büzülmelerin de söz konusu olabileceði düþünülmektedir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ay&lt;br/&gt;Ay, Dünya&amp;#82</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - MARS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-mars-400174.html</link><description>mars</description></item><item><title>EVRENÝN OLUÞUMU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?evrenin-olusumu-350607.html</link><description>Evrenin Oluþumu: Büyük Patlama Teorisi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Modern anlayýþa göre evren yaklaþýk 15 milyar yýl yaþýnda ve oluþumunu Büyük Patlama denen olaya borçlu.  &lt;br/&gt;Evrenin bir atomun patlamasý sonucu ortaya çýktýðýný 1927 yýlýnda bir belçikalý rahip Georges Lemaitre ileri sürdü. Seneler sonra, Edwin Hubble Lemaitrein teorisini destekleyecek deneysel ispatlarda bulundu. Hubble, uzak galaksilerin bizden uzaklýklarýyla orantýlý olan hýzlarla uzaklaþtýklarýný gördü. &lt;br/&gt;Büyük Patlamanýn ileri sürülmesinin ilk sebebi uzak galaksilerin yüksek hýzlarla bizden uzaklaþma sebebini açýklamasýydý. Teori ayrýca kozmik ýþýmanýn da varlýðýný açýklar (patlamadan geriye kalan ýþýma). Büyük Patlama Teorisi en büyük kabulunü ilk olarak 1964de Arno Penzias ve Robert Wilsonýn ýþýmayý saptayarak Nobel Ödülü kazanmalarýyla aldý. &lt;br/&gt;COBE - Kozmik Fon Kaþifi &lt;br/&gt;1989da NASA tarafýndan uzaya fýrlatýlan COBE bilimadamlarýnýn Büyük Patlama olarak nitelendirdiði zamanla ilgili bulgular saptadý. COBEun bulgularýndan biri evrenin enerjisinin %99.97lik kýsmýnýn Büyük Patlamadan sonraki bir yýl içerisinde ortaya çýkmasýydý. Bu bulgu evrenin oluþumuna sadece bir patlamanýn yani Büyük Patlamanýn yol açtýðýný öngörür. &lt;br/&gt;Evrensel Geniþleme &lt;br/&gt;Hubble Uzay Teleskobunun da gösterdiði gibi evrendeki galaksiler giderek birbirlerinden uzaklaþmaktadýr. Evrenin bu þekilde geniþlemesi ise kendisini yaratan Büyük Patlamanýn bir sonucu. Büyük Patlamanýn oluþumu herhangi bir zaman ve uzay boyutunda deðildi, bugünkü anlayýþýmýza göre zaman ve uzayýn Büyük Patlama sonucu ortaya çýktýðý düþünülmekte. Yine varsayýlan bir baþka oluþum da maddenin oluþumu. Maddenin, Büyük Patlama sonucu yaratýldýðý düþünülüyor. Evrendeki maddenin büyük bir kýsmýnýn görünmeyen madde ya da karanlýk madde (varlýklarý standart astronomik metodlarla gözlenemeyen ama evrendeki çekimi etkiledikleri gözlenen maddeler) olduðuna dair güçlü kanýtlar var. &lt;br/&gt;Büyük Patlamanýn hafif elementler olan hidrojen ve helyum ürettiði, buna karþýn daha aðýr elementlerin yýldýzlar tarafýndan üretildiði düþünülüyor. Fakat bu üretim yýldýzlarýn kararlý dönemlerinde deðil hayatlarýnýn sonlarýna doðru meydana gelen büyük patlamalar sonucudur. &lt;br/&gt;Büyük Patlama Teorisi geniþ çevreler tarafýnda kabul görse de hiçbir zaman ispatlanamayacak ve geriye bir çok zor ve cevabý olmayan sorular býrakacaktýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4 Evrede Evrenin Tarihi &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;1. Evre: Zamanýn baþlangýcýnda, tam bir hiçlikten kozmik bir patlama meydana gelir.  &lt;br/&gt;2. Evre: Patlamanýn itmesiyle evrene milyarlarca ton enerji yayýlýr ve elementler soðumaya baþlar. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;3. Evre: Galaksiler þekillenmeye baþlarken hala patlamanýn ilk noktasýnda uzaklaþmaya devam etmektedirler.  &lt;br/&gt;4. Evre: Evren geniþlemeye devam eder ve etmektedir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ve Sonra Ne Olacak? &lt;br/&gt;Neler olacaðýna dair 2 farklý görüþ var. Bunlardan birincisinde evren sonsuza kadar geniþlemeye devam eder. Ýkincisinde ise evrenin geniþlemesi yavaþlar ve tepe geniþleme uzaklðýna eriþir, bundan sonra ise evrensel büzülme baþlar ve uzay büzüldükçe tüm galaksiler yönlerini tersine çevirerek birbirlerine doðru hareket ederler. En sonunda evren bir nokta büyüklüðüne eriþir ki bu da Büyük Patlamanýn zaman olarak geriye gitmesine benzer. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uzay Keþifleri &lt;br/&gt;San Francisco Üniversitesindeki astronomlar Geoff Marcy ve Paul Butler, on yýl boyunca tek bir gezegene dahi rastlamadýlar. Ancak veri ve analiz aygýtlarýný, Jüpiter büyüklüðündeki gökcisimleri algýlayabilecek þekilde ayarladýklarýnda þanslarý dönmüþtü. Bugün ise tüm rakiplerinden daha fazla gezegen saptamýþ durumdalar. &lt;br/&gt;Ypsilon Andromedae Gezegenler Dizgesi de, ilk olarak Marcy ve Butler tarafýndan yakýn zaman önce bulunmuþtu. Astronomlarýn bundan sonraki amaçlarý, Dünyamýzýn yakýnýndaki ilk 900 komþu cisimleri incelemek. &lt;br/&gt;Marcy her ikinci cismin gezegen olduðunu düþünüyor. Ne var ki ellerindeki gözlem aygýtý, sadece dev cisimleri görebiliyor. Bugüne kadar saptadýklarý Tau Bootis A, Ypsilon Andromedae veya Rho Cancri A gibi gezegenlerde atmosfer olaðanüstü sýcak. Bazýlarýnda yüzey sýcaklýðý 1000 derece. Üzerinde canlý</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝNDEKÝ GEZEGENLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sistemindeki-gezegenler-354423.html</link><description>GÜNEÞ SÝSTEMÝNDEKÝ GEZEGENLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÜNEÞ SÝSTEMÝNDEKÝ GEZEGENLER&lt;br/&gt;Güneþ Sistemi, Güneþ adýný vermiþ olduðumuz bir yýldýz , bu yýldýzýn çevresindeki belirli yörüngelerde bulunan 9 gezegen ve çok sayýda küçük gökcisminden oluþmaktadýr. Güneþ Sisteminde yer alan gezegenlerinÂ  isimleri sýrasý ile Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton&quot;dur.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gezegen: Bir yýldýzýn etrafýnda dolaþan gök cisimleridir.&lt;br/&gt;Ýç gezegen: Güneþe yakýn olan ilk dört gezegene  denir. Bunlar; Merkür, Venüs, Dünya ve  Mars&quot;týr.&lt;br/&gt;Dýþ gezegen: Ýç gezegenlerden sonra gelen, yörüngede sonda bulunan beþ gezegendir.Bunlar; Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton&quot;dur. &lt;br/&gt;MERKÜR&lt;br/&gt;VENÜS&lt;br/&gt;Venüs, Merkürden sonra güneþe en yakýn 2. gezegendir. &lt;br/&gt;Kütlece dünyaya yakýn bir büyüklüktedir. Ve kendisine ait bir atmosfere sahiptir.&lt;br/&gt; Gün doðumunda ve gün batýmýnda güneþe yakýn olarak, dünyadan çýplak gözle rahatlýkla görülebilir &lt;br/&gt;Halk tarafýndan Çoban Yýldýzý olarak  bilinir. Güneþ ve aydan sonraki en parlak gök cismidir. &lt;br/&gt;DÜNYA&lt;br/&gt;Güneþe yakýnlýk olarak 3. sýradadýr.&lt;br/&gt;Üzerinde yaþam olan tek gezegendir.&lt;br/&gt;Birçok gazdan oluþan bir atmosfere sahiptir.&lt;br/&gt;Dünyamýza en yakýn gezegenler, Mars ve Venüs&quot;tür.&lt;br/&gt;Dünyamýzýn Ay adýný verdiðimiz bir uydusu vardýr.&lt;br/&gt;Â¾&quot;ü sularla kaplý olduðu için &quot;mavi gezegen&quot; olarak da bilinir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MARS&lt;br/&gt;Mars gezegeni iç gezegenlerin sonuncusudur ve oldukça soðuk bir gezegendir. &lt;br/&gt;Gök yüzünde kýrmýzý renkte görünür ve kendisine ait bir atmosferi vardýr. &lt;br/&gt;Atmosferi olduðu için yýllarca yaþam olduðu düþünülmüþtür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;JÜPÝTER&lt;br/&gt;Jüpiter Güneþ Sistemi ndeki en büyük gezegendir. &lt;br/&gt;Diðer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük olan Jüpiter tamamen gazlardan oluþmuþtur &lt;br/&gt;Jüpiter&quot;in 16 tane uydusu vardýr.&lt;br/&gt;Jüpiter dýþ gezegenlerin ilkidir.&lt;br/&gt;SATÜRN&lt;br/&gt;Güneþ sisteminin 2. büyük gezegenidir.&lt;br/&gt;Kendi ekseni etrafýnda  çok hýzlý döner.&lt;br/&gt;Halkalý gezegen olarak da bilinir.&lt;br/&gt;Güneþe olan yakýnlýðý  bakýmýndan 6. sýradadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;URANÜS&lt;br/&gt;Uranüs, diðer tüm gezegenlerden farklý olarak ekvatoru boyunca döner.&lt;br/&gt;Güneþe yakýnlýk olarak 7. sýradadýr.&lt;br/&gt;18 tane uydusu vardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NEPTÜN&lt;br/&gt;Neptün güneþe Plütondan sonraki en uzak gezegendir. &lt;br/&gt;Neptün gezegeninin bilinen iki uydusu bulunmaktadýr. &lt;br/&gt;Güneþe uzaklýðý bakýmýndan 8. sýradadýr.</description></item><item><title>UZAYDA ZAMAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uzayda-zaman-393134.html</link><description>Astronomlar ve astronomi ile uðraþanlar gök cisimlerinin konumunu belirleyebilmek için zamana ihtiyaç duyarlar. Zamaný ölçmeye yarayan bir sistem bulup zamaný tanýtmaya çalýþýrlar. Bir zaman birimi tanýmlayabilmek için dönemli bir harekete ihtiyaç vardýr. Örneðin su saati sarkaçlý saat, modern saat vb.&quot; nin zamaný göstermeleri bunlarýn dönemli harekette bulunmalarýndan ileri gelir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zaman birimi tayininde kullanýlan ilk dönemli hareket Yer&quot;in kendi ekseni etrafýnda dönmesidir. Ýkinci bir dönemli hareket ise Yerin Güneþ etrafýndaki hareketidir. Bu iki döneme dayanan zaman birimleri astronomiktir ve yüzyýllarca Güneþ saatleri için referans olmuþtur. 1972 yýlýndan beri fiziksel (astronomik olmayan) bir zaman birimi kullanýlmaktadýr. Bu zaman birimi Cs 133 (Sezyum) atomunun iki hiperfin seviyesi arasýndaki radyasyonun dönemli geçiþine dayanýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Yerin Kendi Ekseni Etrafýnda Dönmesine Dayanan Zaman Eþelleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Yer&quot;in kendi ekseni etrafýnda  dönmesine dayanan üç zaman eþeli vardýr. Bir tek dönemli harekete karþýn üç zaman eþelinin tanýmlanmasý insanlarýn sadece yýldýzlarýn doðuþ ve batýþýyla verilen zamanla deðil, Güneþ&quot;in doðuþ ve batýþýyla tayin edilen zamanla da ilgilenmesinden ileri gelir. Yer&quot;in kendi ekseni etrafýnda dönmesine dayanan zaman eþelleri; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; 1 ) Yýldýz Zamaný&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2 ) Gerçek Güneþ Zamaný&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3 ) Ortalama Güneþ Zamaný &quot;dýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Yýldýz Zamaný &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ýlkbahar noktasýnýn (koç noktasý) saat açýsýna yýldýz zamaný denir. Koç noktasý bir yerin meridyeninde bulunduðu zaman o yerdeki yýldýz zamaný 0sa&quot;dir. Tanýmdan anlaþýldýðý gibi yýldýz zamaný yereldir. Onun için daha doðru bir deyimle yerel yýldýz zamanýndan bahsedilir. Yýldýz Zamaný (T), yýldýzýn saat açýsý (s) ile saðaçýklýðýnýn (a) toplamýna eþittir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; T = s + a &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Gerçek Güneþ Zamaný: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneþin bir gözlem yerine ait saat açýsýna o yerdeki Gerçek Güneþ Zamaný denir. Güneþin merkezinin bir gözlemcinin meridyeninden ard arda iki geçiþi arasýnda kalan zaman gerçek Güneþ günüdür. Güneþ bir Yerin mer</description></item><item><title>AY TUTULMASI NEDÝR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ay-tutulmasi-nedir-397940.html</link><description>AY TUTULMASI NEDÝR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Dünya&quot;nýn gölge konisinde veya yarý gölge konisinde bulunursa Dünya&quot;dan Ay&quot;ýn tamamý ya da bir kýsmý görülmez, bu olay ay tutulmasý olarak adlandýrýlýr.&lt;br/&gt;      Dünya ile Güneþ ve Dünya ile Ay arasýndaki uzaklýklara göre Ay&quot;ýn tamamý veya bir kýsmý Dünya&quot;nýn gölge konisinde bulunabilir. Bunun sonucunda farklý þekillerde ay tutulmalarý görülür: Ay&quot;ýn tamamý Dünya&quot;nýn gölge konisi içerisinde yer alýrsa tam ay tutulmasý, bir kýsmý yer alýrsa parçalý ay tutulmasý gerçekleþir. Ay Dünya&quot;nýn yarý gölge konisi içerisinde yer alýrsa Ay&quot;ýn bütün yüzeyi Güneþ&quot;in ancak bir kýsmýndan ýþýk alacaðý için Ay&quot;ýn soluk bir görünüþü olur ki buna sönük ay denir.&lt;br/&gt;AY TUTULMASI NEDÝR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Dünya&quot;nýn gölge konisinde veya yarý gölge konisinde bulunursa Dünya&quot;dan Ay&quot;ýn tamamý ya da bir kýsmý görülmez, bu olay ay tutulmasý olarak adlandýrýlýr.&lt;br/&gt;      Dünya ile Güneþ ve Dünya ile Ay arasýndaki uzaklýklara göre Ay&quot;ýn tamamý veya bir kýsmý Dünya&quot;nýn gölge konisinde bulunabilir. Bunun sonucunda farklý þekillerde ay tutulmalarý görülür: Ay&quot;ýn tamamý Dünya&quot;nýn gölge konisi içerisinde yer alýrsa tam ay tutulmasý, bir kýsmý yer alýrsa parçalý ay tutulmasý gerçekleþir. Ay Dünya&quot;nýn yarý gölge konisi içerisinde yer alýrsa Ay&quot;ýn bütün yüzeyi Güneþ&quot;in ancak bir kýsmýndan ýþýk alacaðý için Ay&quot;ýn soluk bir görünüþü olur ki buna sönük ay denir.&lt;br/&gt;AY TUTULMASI NEDÝR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Dünya&quot;nýn gölge konisinde veya yarý gölge konisinde bulunursa Dünya&quot;dan Ay&quot;ýn tamamý ya da bir kýsmý görülmez, bu olay ay tutulmasý olarak adlandýrýlýr.&lt;br/&gt;      Dünya ile Güneþ ve Dünya ile Ay arasýndaki uzaklýklara göre Ay&quot;ýn tamamý veya bir kýsmý Dünya&quot;nýn gölge konisinde bulunabilir. Bunun sonucunda farklý þekillerde ay tutulmalarý görülür: Ay&quot;ýn tamamý Dünya&quot;nýn gölge konisi içerisinde yer alýrsa tam ay tutulmasý, bir kýsmý yer alýrsa parçalý ay tutulmasý gerçekleþir. Ay Dünya&quot;nýn yarý gölge konisi içerisinde yer alýrsa Ay&quot;ýn bütün yüzeyi Güneþ&quot;in ancak bir kýsmýndan ýþýk alacaðý için Ay&quot;ýn soluk bir görünüþü olur ki buna sönük ay denir.</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - DÜNYA VE GÜNEÞ SÝSTEMÝ&quot;NÝN OLUÞUMU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-dunya-ve-gunes-sistemi-nin-olusumu-400098.html</link><description>dünya ve güneþ sistemi&quot;nin oluþumu</description></item><item><title>HAVAYOLU TAÞIMACILIÐI, THY, HAVA ULAÞIMI, HAVACILIK SEKTÖRÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havayolu-tasimaciligi,-thy,-hava-ulasimi,-havacilik-sektoru-420074.html</link><description>günümüzde havayolu sektörü diðer taþýma türlerine göre çok daha fazla ilgi görmekte ve bu ilgi gün geçtikçe de artmaktadýr. sektör, havayolu taþýmacýlýðýnýn gerçek anlamda baþladýðý ilk yýllarýndan bugüne sürekli bir deðiþim süreci içinde kalmýþtýr. ikinci dünya savaþýndan sonra ülkeler arasýnda artan bloklaþma ve soðuk savaþ zaten var olan sosyo-ekonomik farklýlýklarý daha belirgin bir hale getirmiþtir. ülkeler arasýnda meydana gelen büyük ekonomik ve politik farklýlýklar ve bu ülkeler arasýndaki iliþkiler tün dünyadaki sektörleri etkilediði gibi havayolu sektörünü de etkilemiþtir.</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - KARARLILIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-kararlilik-413783.html</link><description>kararlýlýk</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - ROKETLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-roketler-400078.html</link><description>roketler</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - DEÐÝÞÝM MÜHENDÝSLÝÐÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-degisim-muhendisligi-413806.html</link><description>deðiþim mühendisliði</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝ VE GEZEGENLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sistemi-ve-gezegenler-342898.html</link><description>GÜNEÞ&lt;br/&gt;Güneþ sisteminin merkezinde yeralan, en yakýn yýldýz, Dünya&quot;dan ortalama 149.591.000 km uzaklýkta, 1,39 milyon km çapýnda, ýþýk saçan dev bir gaz küresi olan Güneþ&quot;in en önemli bileþeni hidrojendir; yaklaþýk % 5 oranýnda helyum ve daha aðýr elementleri içerir. 1,99x10(33) erg/saniye hýzýyla enerji üretir. Bu enerji, en çok, görünür ýþýn ve kýzýlaltý ýþýným olarak uzaya yayýlýr ve Yer&quot;de yaþamýn sürmesinin baþlýca nedenidir.&lt;br/&gt;Çaplarý bin kat daha büyük ve kütleleri birkaç yüz kat daha aðýr olan bilinen en büyük yýldýzlara karþýlaþtýrýlýnca, Güneþ, astronomi sýnýflandýrmasýnda cüce yýldýz sýnýfýna girer. Ama kütlesi ve yarýçapý, Gökadamýz&quot;daki (samanyolu) bütün yýldýzlarýn ortalama kütlesine ve büyüklüðüne yakýndýr; çünkü birçok yýldýz Yer&quot;den daha küçük ve daha hafiftir. Güneþ, tayfý, yüzey sýcaklýðý ve rengi nedeniyle, astronomlar tarafýndan kullanýlan tayf türleri þemasýnda &quot;G2 cüce&quot; diye de sýnýflandýrýlýr. Yüzey gazlarýnýn yaydýðý ýþýðýn tayf þiddeti, 5000 A&quot;ya yakýn dalga boylarýnda en büyüktür; güneþ ýþýðýnýn niteleyici sarý rengi bundan ileri gelmektedir.&lt;br/&gt;Güneþ&quot;le ilgili modern çalýþmalar, Galilei&quot;nin güneþ lekelerine iliþkin gözlemleriyle ve bu lekelerin hareketlerine dayanarak Güneþ&quot;in dönüþünü bulmasýyla 1611&quot;de baþladý. Güneþ&quot;in büyüklüðüne ve Yer&quot;den uzaklýðýna iliþkin ilk yaklaþýk doðru belirleme, 1684&quot;te yapýldý; bu belirlemede, Fransýz Akademisi&quot;nin 1672&quot;de Mars&quot;ýn Yer&quot;e yaklaþmasý sýrasýnda yaptýðý nirengi (üçgenleme) gözlemlerinden elde edilen veriler kullanýldý. Joseph von Fraunhofer tarafýndan 1814&quot;te Güneþ&quot;in soðurma çizgili tayfýnýn bulunmasý ve Gustav Kirchhoff tarafýndan 1859&quot;da bunun fiziksel yorumunun yapýlmasý, güneþ astrofiziði çaðýný baþlattý; bu dönemde, Güneþ&quot;i oluþturan maddelerin fiziksel durumunu ve kimyasal bileþimini etkili olarak inceleme olanaðý doðdu. 1908&quot;de George Ellery Hale, güneþ lekelerinin güçlü magnetik alanlarýný belirledi; 1939&quot;da Hans Bethe, güneþ enerjisinin oluþumunda nükleer füzyonun oynadýðý rolü aydýnlattý.&lt;br/&gt;Yeni geliþmeler, bilim adamlarýnýn Güneþ&quot;le ilgili görüþlerini deðiþtirmeyi sürdürmektedir. Güneþ rüzgarýnýn doðrudan doðruya belirlenmesi 1962&quot;de gerçekleþtirilmiþ, Güneþ&quot;in yüksek hýzlý tekrarlanan akýntýlarýnýn kaynaklarýysa 1969&quot;da taç (korona) deliklerine iliþkin gözlemlerle belirlenmiþtir.&lt;br/&gt;Yeni Geliþmeler&lt;br/&gt;Güneþ&quot;in hala çözülememiþ birçok gizi vardýr. Sözgelimi, güneþ enerjisinin en büyük kaynaðý olduðu düþünülen proton-proton tepkimesinin, &quot;nötrino&quot; diye adlandýrýlan belirli sayýda parçacýk da üretiyor olmasý gerekir; ama günümüze kadar yapýlan araþtýrmalarda, kuramýn öngördüðünden çok daha az nötrino belirlenmiþtir. Ýleri sürülen köktenci bir önermeye göre, Güneþ, beklendiðinden daha az nötrino üretir; çünkü toplam kütlesinin yaklaþýk %0,5&quot;ini oluþturan demir-plazma bir çekirdeði vardýr. Bazý fizikçilerse, büyük birleþme kuramlarýnda öngörülen ve bazen evrendeki &quot;kayýp madde&quot; olduðu ileri sürülen zayýf etkileþimli çok büyük parçacýklarýn (&quot;Wimp&quot;lerin) Güneþ&quot;in derinliklerinde var olabilecekleri ve Güneþ&quot;in sýcaklýðýný, nötrinolarýn olmayýþýný açýklayacak kadar düþürebilecekleri biçiminde bir kuram geliþtirmiþlerdir. Baþka bir öneriye göre de, Güneþ&quot;in çekirdeðindeki elektron türü nötrinolar, yüzeye doðru ilerlerken, günümüzdeki detektörlerle gözlenemeyen muon türü nötrinolara dönüþmektedir.&lt;br/&gt;1960 yýllarýnýn baþlarýnda, ýþýkkürenin ýþýným salýnýmlarý (osilasyon) belirlenmiþtir; o tarihten bu yana söz konusu salýnýmlar, Güneþ&quot;in taþýným kuþaðýný oluþturan belirli tabakalar arasýnda &quot;ses dalgalarýnýn rezonant yakalanmasý&quot; diye açýklanmaktadýr. ABD Ulusal Güneþ Gözlemevi&quot;nin öncülüðüyle, Küresel Salýným Aðý Grubu, bu salýnýmlarý yakýndan araþtýrmaktadýr. Bu tür araþtýrmalar sayesinde bilimadamlarý, ýþýkkürenin altýnda gözlenen Güneþ tabakalarýnýn yoðunluk, sýcaklýk ve hýz kalýplarýný irdeleme olanaðýný elde etmektedirler: Bilimadamlarý, yaklaþýk 80 yýllýk bir çevrimle Güneþ&quot;in çapýnýn, ortalama çapýn aþaðý yukarý %0,01&quot;i kadar dalgalandýðýný da gözlemiþlerdir. Daha</description></item><item><title>GÜNEÞÝN, GÜNEÞ SÝSTEMÝNÝN KÜTLE MERKEZÝ ETRAFINDAKÝ HAREKETÝNÝN TAYÝNÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunesin,-gunes-sisteminin-kutle-merkezi-etrafindaki-hareketinin-tayini-358986.html</link><description>GÜNEÞÝN, GÜNEÞ SÝSTEMÝNÝN KÜTLE MERKEZÝ ETRAFINDAKÝ HAREKETÝNÝN TAYÝNÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ Gök mekaniði, fiziðin bir kolu olan mekaniðin yasalarýnýn gök cisimleri üzerine uygulanmasýyla doðmuþtur. Mekanik, genellikle üç ana bölüm olarak düþünülür: Kinematik, dinamik ve statik. Kinematik doðrudan doðruya hareketin kendisini inceler. Yani hareketi doðuran nedenlere bakmaz. Oysa dinamik, hareketi, oluþ sebeplerini de göz önüne alarak inceler. Statik ise bir denge bilimidir. Cisimlerin hangi koþullarda durgun kalabileceðini ve hangi koþullarda dengelerinin bozulabileceðini araþtýrýr. Sonraki zamanlarda dinamiðin geliþmesine zemin hazýrlayacak bilimsel anlamdaki ilk deneyler 1590 da G. Galile tarafýndan yapýlmýþtýr. Galile, eðik düzlem deneyleri yapmýþ, serbest düþme yasalarýný bulmuþtur. Gök mekaniðinde ise en büyük devrim, 1609 da J. Kepler tarafýndan bulunan üç büyük kanunla gerçekleþtirilmiþtir. Gezegenlerin kinematiði bu kanunlar üzerine oturur. Galile&quot;nin deneylerinden faydalanan Sir I. Newton ise dinamiðin prensipleri olarak kabul edilen üç hareket yasasýný bulmuþ ve dinamiðe yeni bir dönem getirmiþtir. Klasik mekanik böylece ortaya çýkmýþtýr. Newton bulduðu bu hareket yasalarýndan yola çýkarak ünlü genel çekim yasasýný ortaya koymuþ ve J. Kepler&quot;in üç yasasýnýn büyük yaklaþýklýkla doðru olduðunu ilk kez matematiksel olarak ispat etmiþtir. Mekanikte meydana gelen bu geliþmeler ister istemez onun alanýný geniþletmiþtir. Buna en iyi örnek, gök mekaniðinin ortaya çýkýþýdýr. Adýndan da anlaþýlacaðý üzere gök mekaniði, gök cisimlerinin hareketlerini inceler, hareket yasalarýný, yörünge öðelerini arar. Gök cisimlerinin birbirlerine yaptýklarý tedirgenlikleri irdeler, bulduðu kanunlara dayanarak onlarýn ne zaman ve nerede gözlenebileceklerini hesaplar. Çift yýldýzlarýn yada baþka çoklu sistemlerin dinamiðini incelemek yine gök mekaniðinin kapsamýndadýr. Astronominin bu dalý, uzay bilimleri için bir temel oluþturmuþtur. Roketlerin fýrlatýlmasý, uydularýn yerleþtirilmesi ve uzay sondalarýnýn yollanmasý hep gök mekaniði bilgileriyle gerçekleþtirilmiþtir.&lt;br/&gt;Mekanik yasalarý gök cisimlerinin hareket problemlerini çözmede kullanýlacak yegane kurallarý içerir. Örneðin bir gök cisminin diðer bir gök cismi etrafýndaki hareketinin çözümü (iki cisim sorununun çözümü) bu yasalara dayalý bir formülle ifade edilir. Baþka bir gök cisminin de etkisi altýnda olma üzere, bir gök cisminin, üçüncü bir gök cismi etrafýndaki dolaným hareketinin çözümü, üç cisim sorunu olarak bilinen problemin çözümüne baðlýdýr. Dolaným hareketinin incelendiði söz konusu bu cisim, etrafýnda dolandýðý gök cismi hariç, (n-2) tane gök cisminin de etkisi altýndaysa, cismin dolaným hareketinin çözümü n cisim sorununun çözülmesini gerektirir. Matematik olarak iki cisim sorununu formüle etmek mümkündür. Halbuki bazý özel haller hariç, üç cisim ve n cisim sorunlarýnýn kapalý matematiksel çözümünü verebilecek bir formülü elde etmek olanaksýzdýr. Ancak bu, söz konusu hareketi hiç bir zaman belirleyemeyeceðimiz anlamýna gelmez. Bunun için günümüze dek kullanýlan farklý metodlar geliþtirilmiþtir. n cisim sorunlarý (iki cisim, üç cisim veya daha fazlasý) genellikle üç farklý noktadan incelenir : Cisim topluluðunun dýþýnda alýnan sabit bir noktadan, cisimlerin ortak kütle merkezinden ve etrafýnda dolanýlan ana cismin merkezinden . . . Ýlk iki noktadan bakýldýðýnda cisimlerin hepsi hareketlidir. Ancak, son nokta için sadece ana cisim hareketsizdir. Bu &quot;özel konu&quot; çalýþmasýnda, 10 Aðustos 1999 ile 10 Aðustos 2010 tarihleri arasýnda, Güneþin, Güneþ sisteminin kütle merkezi etrafýndaki hareketi tayin edilmiþtir. Güneþ sistemindeki dokuz gezegen ve bir de Güneþ düþünüldüðünde, problemin on cisim sorununu çözmekle halledilebileceði anlaþýlacaktýr. Ancak bu çalýþmada, gezegenlerin birbirlerine uyguladýklarý çekim etkileri dýþlandýðý için, problemin çözümü bir on cisim sorununun çözümünü gerektirmemiþtir. Gezegenlerin birbirlerine uyguladýklarý tedirginliklerin (birbirlerine uyguladýklarý çekim etkilerinin)</description></item><item><title>GEZEGENLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gezegenler-356459.html</link><description>GEZEGENLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MERKÜR(Mercury)&lt;br/&gt;Güneþe uzaklýðý: 46 - 58 - 69 Mio km &lt;br/&gt;Yörüngesel dýþmerkezlilik: 0.206 &lt;br/&gt;Yörüngesel eðiklik: 7 0 &lt;br/&gt;Eksensel eðiklik: 2 0 &lt;br/&gt;Çap: 4870 km &lt;br/&gt;Kurtulma hýzý: 4.2 km/sn &lt;br/&gt;Kütle: 0.055 (Yer = 1) &lt;br/&gt;Hacim: 0.056 (Yer = 1) &lt;br/&gt;Yoðunluk: 5.44 (su =1) &lt;br/&gt;En yüksek kadir: -1.9 &lt;br/&gt;Dolaným süresi: 88 gün &lt;br/&gt;Eksensel dönme: 58.6 gün &lt;br/&gt;Kavuþum dönemi: 116 gün &lt;br/&gt;Uydularý: Yok &lt;br/&gt;Gözlem koþullarý: Güneþe en yakýn gezegendir. Çýplak gözle görülebilmesi ancak güneþ ufkun hemen altýndayken mümkün olabilir. Merkürün kavuþum dönemi 116 gündür bu sürenin yarýsýnda Güneþin önünden gider, yani batýsýndadýr,diðer yarýsýnda ise Güneþin arkasýndan gider yani doðusundadýr. &lt;br/&gt;Merkür Mart ve Nisan aylarýnda akþam yýldýzý olarak, Eylül ve Ekin aylarýnda ise sabah yýldýzý olarak en iyi þekilde görülebilir. &lt;br/&gt;Küçük teleskopla yoðun, beyaz bir cisim olarak görülür ve dönemleri ayýrt edilebilinir. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;VENÜS (Venus) &lt;br/&gt;Güneþe uzaklýðý: 107.3 - 107.5 - 107.8 Mio km &lt;br/&gt;Yörüngesel dýþmerkezlilik: 0.007 &lt;br/&gt;Yörüngesel eðiklik: 3.4 0 &lt;br/&gt;Eksensel eðiklik: 178 0 &lt;br/&gt;Çap: 12.104 km &lt;br/&gt;Kurtulma hýzý: 10.3 km/sn &lt;br/&gt;Kütle: 0.815 (Yer = 1) &lt;br/&gt;Hacim: 0.86 (Yer = 1) &lt;br/&gt;Yoðunluk: 5.25 (su =1) &lt;br/&gt;En yüksek kadir: -4.4 &lt;br/&gt;Dolaným süresi: 224.7 gün &lt;br/&gt;Eksensel dönme: 243.16 gün &lt;br/&gt;Kavuþum dönemi: 584 gün &lt;br/&gt;Uydularý: Yok &lt;br/&gt;Gözlem koþullarý:Güneþ ve Aydan sonra gökyüzündeki en parlak cisimdir. En parlak olduðu dönemlerde (Güneþe çok yakýn olmadýðýnda) gündüz de görülebilir. Venüsün kavuþum dönemi 584 gündür. Bu sürenin yarýsýnda (10 aydan biraz kýs bir süre) Güneþden önce doðar, diðer yarýsýnda da Güneþden sonra batar. Kuzey yarýmkürede, en iyi gözlem zamaný sonbahar sabahlarýdýr. Çýplak göze Venüs, sabit, beyaz bir ýþýkla parýldayan parlak bir cisim olarak görülür. Çok parlak olmasýnýn nedenleri güneþe yakýn olmasý ve Güneþten gelen ýþýðýn %80ini yansýtmasýdýr (albedo deðeri). &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;YER (Earth) &lt;br/&gt;Güneþe uzaklýðý: 147.2 - 149.6 - 152 Mio km &lt;br/&gt;Yörüngesel dýþmerkezlilik: 0.017 &lt;br/&gt;Yörüngesel eðiklik: 23.4 0 &lt;br/&gt;Eksensel eðiklik: 0 0 &lt;br/&gt;Çap: 12.753 km &lt;br/&gt;Kurtulma hýzý: 11.2 km/sn &lt;br/&gt;Kütle: 1 &lt;br/&gt;Hacim: 1 &lt;br/&gt;Yoðunluk: 5.52 (su =1) &lt;br/&gt;En yüksek kadir: - - - &lt;br/&gt;Dolaným süresi: 365.2 gün &lt;br/&gt;Eksensel dönme: 23 s 56 dk &lt;br/&gt;Kavuþum dönemi: - - - &lt;br/&gt;Uydularý: 1 tane Ay &lt;br/&gt;Gözlem koþullarý: - - - &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;MARS &lt;br/&gt;Güneþe uzaklýðý: 208 - 228 - 248 Mio km &lt;br/&gt;Yörüngesel dýþmerkezlilik: 0.093 &lt;br/&gt;Yörüngesel eðiklik: 1.90 &lt;br/&gt;Eksensel eðiklik: 24 0 &lt;br/&gt;Çap: 6790 km &lt;br/&gt;Kurtulma hýzý: 5.1 km/sn &lt;br/&gt;Kütle: 0.107 (Yer = 1) &lt;br/&gt;Hacim: 0.15 (Yer = 1) &lt;br/&gt;Yoðunluk: 3.94 (su =1) &lt;br/&gt;En yüksek kadir: -2.8 &lt;br/&gt;Dolaným süresi: 687 gün &lt;br/&gt;Eksensel dönme: 24 s 37 dk &lt;br/&gt;Kavuþum dönemi: 780 gün &lt;br/&gt;Uydularý: 2 tane Phobos, Deimos &lt;br/&gt;Gözlem koþullarý: Çýplak gözle bakýldýðýnda Mars belirgin kýrmýzýmsý turuncu renkli bir ýþýk noktasý olarak görülür. Marsýn parlaklýðý Dünyaya yakýnlaþýp uzaklaþmasýyla deðiþir. En yakýn konumundaki parlaklýðý en uzak konumundaki parlaklýðýnýn 50 katýdýr. Mars, karþý konumda (opposition) olduðunda yani Dünya, Güneþ ve gezegen arasýnda iken, Mars Gün batýmýnda doðar ve gece boyunca gökyüzünde kalýr. Yörüngesel dýþmerkezliliði nedeniyle Mars karþý konumda iken Dünyaya 50 ila 90 milyon kilometre uzakta olabilir. Marsýn en çok tercih edilen karþý konumu enberi (perihelion - Güneþe ve tabiki Dünyaya en yakýn olduðu) dönemidir. Tüm bu koþullar her 17 yýlda bir oluþur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;JÜPÝTER (Jupiter) &lt;br/&gt;Güneþe uzaklýðý: 740 - 777 - 815 Mio km &lt;br/&gt;Yörüngesel dýþmerkezlilik: 0.048 &lt;br/&gt;Yörüngesel eðiklik: 1.3 0 &lt;br/&gt;Eksensel eðiklik: 3.10 &lt;br/&gt;Çap: 143.000 km &lt;br/&gt;Kurtulma hýzý: 59.5 km/sn &lt;br/&gt;Kütle: 318 (Yer = 1) &lt;br/&gt;Hacim: 1319 (Yer = 1) &lt;br/&gt;Yoðunluk: 1.3 (su =1) &lt;br/&gt;En yüksek kadir: -2.6 &lt;br/&gt;Dolaným süresi: 11.9 yýl &lt;br/&gt;Eksensel dönme: 9 s 50 dk &lt;br/&gt;Kavuþum dönemi: 399 gün &lt;br/&gt;Uydularý: 16 tane Metis, Adrastea, Amalthea, Thebe, Io, Europa, Ganymede, Callisto, Leda, Himalia, Lysithea, Elara, Ananke, Carme, Pasiphae, Sinope &lt;br/&gt;Gözlem koþullarý: Jüpiterin kavuþum dönemi yaklaþýk 13 aydýr. Bunun 5 ayýnda sabahlarý, beþ ayýnda ise akþamlarý görülebilir. Gei kalan 3 ay boyunca Güneþin diðer tarafýndadýr ve görülemez. Güneþ, Ay ve Venüsden sonra en parlak</description></item><item><title>DOÐUÞ BATIÞ ALACAKARANLIK HESAPLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dogus-batis-alacakaranlik-hesaplari-359652.html</link><description>8.Doðuþ-batýþ olaylarý:&lt;br/&gt;Doðuþ ve batýþ olaylarý bizim için herzaman yapýlacak birþeylerin baþlangýcý olmuþtur. Göksel seyir içinde doðuþ ve batýþ önemlidir. Yýldýz ve gezegenlerden gözlem için gözlem sonu veya hazýrlýk vakti demektir. Güneþin doðuþ batýþý açýk denizde bir saat ayarý veya pusula kontrolu yapmak için iyi bir olanaktýr.&lt;br/&gt;8.2.Doðuþ ve batýþ olaylarý için terimler:&lt;br/&gt;Doðuþ ve batýþ genel anlamöda güneþ ve ay için kullanýlýr. Almanaklarda ve göksel hesaplamalarýmýzda her zaman gök cisimlerinin merkezi gözönünde tutulur. Oysa ölçümler herzaman ya alt kenardan veya üst kenardan yapýlmaktadýr. Bu nedenle biz iki ayrý doðuþ-batýþ tarif edeceðiz.&lt;br/&gt;Güneþin veya ayýn merkezinin gözlemcinin ufuk çizgisinde bulunduðu ana NAZARÝ DOÐUÞ veya BATIÞ denir. Bu durumun göz ile tam olarak tesbiti yapýlamaz.&lt;br/&gt;Güneþin veya ayýn üst kenarýnýn gözlemcinin ufuk çizgisine teðet olduðu ana ZAHÝRÝ DOÐUÞ veya BATIÞ denir. Bu durum göz ile tesbit edilebilir. Güneþ ve ayýn ufuk çizgisine teðet olduðu aný açýklamamýz gerekir. Kýrýlma nedeniyle güneþ tamamen ufkumuzun altýna indiði halde biz güneþi görmeðe devam ederiz ancak güneþin üst kenarý ufkumuzun, aþaðýda açýklandýðý gibi 53,3 dakika altýna indiðinde zahiri batýþ tersinde ise zahiri doðuþ aný olur. Göz yüksekliði 2,4 metre olan bir gözlemci için ekim ve mart aylarý arasýnda güneþin 0Â°00&quot; yükselimindeki düzeltmeler;&lt;br/&gt;Dip-    2&quot;,8&lt;br/&gt;Main cor.- 50&quot;,5&lt;br/&gt;Toplam-  53&quot;,3 &lt;br/&gt;Yükselim 0Â°00&quot; olduðundan;&lt;br/&gt;Baþucu mesafesi=90Â°- Alt=90Â°-(0Â°00&quot;-53&quot;,2)=90Â°53&quot;,3&lt;br/&gt;Ufkumuzun altýndaki gök cisimleri için yükselimden bahsedemiyeceðimize göre bu formüille baþucu mesafesi bulunur. Ufkumuzun baþucu mesafesi 90Â° olduðuna göre güneþ ufkun 53,3 dakikadýr. Güneþin yarýçapý yaklaþýk 16 dakika olduðundan güneþin gerçekten daha önce ufuk düzlemi altýna indiði anlaþýlýr.&lt;br/&gt;8.2.Alacakaranlýk zamanlarý:(Twilight)&lt;br/&gt;Güneþin doðmadan önce havanýn aydýnlanmaya baþladýðý ve battýktan sonra tamamen kararmadýðý duruma halk arasýnda alacakaranlýk veya tan denir.Bu tan vakitleri için sabah tanýna FECÝR ve akþam tanýna ÞAFAK denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Oysa biz matematiksel ifade ile taný tarif edeceðiz. Seyir maksatlarý için güneþin ufkun altýnda olduðu bazý anlarý inceleyeceðiz. Tan vakitlerini Þekil 8-1 ile açýklayalým. Aþaðýdaki dereceler güneþ merkezine göre verilmiþtir.&lt;br/&gt;a. Güneþin doðmadan evvel ve battýktan sonra ufkun 18Â° altýnda olduðu ana astronomik tan denir.&lt;br/&gt;b. Güneþin doðmadan evvel ve battýktan sonra ufkun 12Â° altýnda olduðu ana notik tan denir.&lt;br/&gt;c. Güneþin doðmadan evvel ve battýktan sonra ufkun 6Â° altýnda olduðu ana sivil tan denir.&lt;br/&gt;8.3.Gözlem için elveriþli vakit:&lt;br/&gt;Gözlemde görülmesi gereken iki eleman vardýr. Bunlardan biri gök cismi diðeri ise ufuktur. Bu iki eleman net olarak görülmelidir. Güneþten ve gündüz aydan yapýlan gözlemlerde her iki elemanda görünür durumdadýr. Akþam gözlemlerinde gök cismi hava kararmaya baþladýðýnda, ufuk ise hava tamamen kararmadan önceye kadar görünür durumdadýr. Açýklanan nedenlerle gözlem yapýlabilecek en elveriþli zaman siviil ve notik tan aralýðýdýr.&lt;br/&gt;Sabah ufkun 12Â° altýndaki notik tanda gözlem yapýlabilen belli baþlý yýldýz ve gezegenler hala görülür durumdadýr. Diðer yýldýzlar havanýn aydýnlanmaya baþlamasý ile silinirler. Ufuk çizgisi ise güneþin doðrudan olmayan ýþýðý ile aydýnlatmaya baþlamýþtýr. Güneþ ufkun 6Â° altýna geldiðnde sivil tanda artýk yýldýz ve gezegenler görülmez hale gelirler.Akþam ise sivil tanda baþlayan gözlem zamaný notik tan ile birlikte biter. Rasat zamaný içinde gözleme en uygun zaman ise güneþin ufkun 10Â° altýnda olduðu rasat tan dediðimiz zamandýr.&lt;br/&gt;8.4.Doðuþ batýþ ve tan vakitlerinin hesabý:&lt;br/&gt;Bilindiði gibi almanakta güneþ ve ayýn doðuþ batýþ vakitleri ve alacakaranlýk vakitleri LMT olarak verilmektedir.Ancak güneþ ve ayýn vakitlerinin hesabý farklýdýr. Almanaktan hesaplanan vakitlerin bölgesel zamana (ZT) çevrilmesi gerekir.&lt;br/&gt;8.4.1.Güneþin doðuþ batýþ vakti hesabý:&lt;br/&gt;Evvelce söylendiði gibi güneþin doðuþ ve batýþ vakitleri LMT olarak almanak günlük sayfalarýnda tablo-2 deki gibi verilmekte</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - ELHAN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-elhan-400231.html</link><description>elhan</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - DÝKKAT EKSÝKLÝÐÝ VE HÝPERAKTÝVÝTE BOZUKLUÐU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-dikkat-eksikligi-ve-hiperaktivite-bozuklugu-400229.html</link><description>dikkat eksikliði ve hiperaktivite bozukluðu</description></item><item><title>GEZEGENLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gezegenler-352682.html</link><description>GEZEGENLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MERKÜR&lt;br/&gt;Güneþe  uzaklýðý:  46  -58 69 Mio km&lt;br/&gt;Yörüngesel  dýþmerkezlilik:0.206&lt;br/&gt;Yörüngesel  eðiklik:&lt;br/&gt;Eksen eðikliði:2&lt;br/&gt;Çapý:4870 km&lt;br/&gt;Kurtulma hýzý: 4.2 km/sn&lt;br/&gt;Kütle:0.055 (Yer=1)&lt;br/&gt;Hacim:0.056 (Yer=1)&lt;br/&gt;Yoðunluk:5.44   (su=1)&lt;br/&gt;En yüksek kadir :-1.9&lt;br/&gt;Dolaným süresi:88 gün&lt;br/&gt;Evrensel dönme:58.6&lt;br/&gt;Kavuþum dönemi:116 gün&lt;br/&gt;Uydularý: yok&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VENÜS (Venus)&lt;br/&gt;Güneþe uzaklýðý: 107.3-107.5-107.8 Mio km&lt;br/&gt;Yörüngesel dýþmerkezlilik: o.oo7&lt;br/&gt;Yörüngesel eðiklik: 178&lt;br/&gt;Çap: 12.104 km&lt;br/&gt;Kurtulma hýzý:10.3 km/sn &lt;br/&gt;Kütle:0.815 (Yer=1)&lt;br/&gt;Hacim: 0.86 (Yer=1)&lt;br/&gt;Yoðunluk:5.25 (Su=1)&lt;br/&gt;En yüksek kadir:-4.4&lt;br/&gt;Dolaným süresi: 224.7 gün&lt;br/&gt;Evrensel dönme:243.16  gün&lt;br/&gt;Kavuþum dönemi: 584 gün&lt;br/&gt;Uydularý: Yok&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YER (Earth)&lt;br/&gt;Güneþe uzaklýðý:147.2-149.6-152 Mio km&lt;br/&gt;Yörüngesel  dýþmerkezlilik:0.017&lt;br/&gt;Yörüngesel eðiklik:23.4&lt;br/&gt;Eksen eðikliði:0&lt;br/&gt;Çap: 12.753 km&lt;br/&gt;Kurtulma hýzý:11.2km/sn&lt;br/&gt;Kütle:1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hacim:1&lt;br/&gt;Yoðunluk:5.52(su=1)&lt;br/&gt;En yüksek kadir:---&lt;br/&gt;Dolaným süresi:365.2 gün&lt;br/&gt;Eksensel dönme:23s 56 dk&lt;br/&gt;Kavuþum dönemi:---&lt;br/&gt;Uydularý: 1 tane Ay&lt;br/&gt;Gözlem koþullarý:---&lt;br/&gt;MARS&lt;br/&gt;Güneþe uzaklýðý:208-228-248 Mio km&lt;br/&gt;Yörüngesel dýþ merkezlilik:o.93&lt;br/&gt;Yörüngesel eðiklik:1.9&lt;br/&gt;Eksen eðikliði:24&lt;br/&gt;Çap:6790 km&lt;br/&gt;Kurtulma hýzý:5.1 km/sn &lt;br/&gt;Kütle:0.107 (Yer=1)&lt;br/&gt;Hacim:0.15 (Yer=1)&lt;br/&gt;Yoðunluk:3.94 (su=1)&lt;br/&gt;En yüksek kadir:-2.8&lt;br/&gt;Dolaným süresi:687 gün&lt;br/&gt;Eksensel dönme:24s 37 dk&lt;br/&gt;Kavuþum dönemi:780 gün&lt;br/&gt;Üydularý: 2 tane Phobos, Deimos&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;JÜPÝTER  (Jupiter)&lt;br/&gt;Güneþe uzaklýðý:740-777-815 Mio km&lt;br/&gt;Yörüngesel dýþmerkezlilik:0.048&lt;br/&gt;Yörüngesel eðiklik:1.3&lt;br/&gt;Eksen eðikliði:3.1&lt;br/&gt;Çap:143.000 km&lt;br/&gt;Kurtulma hýzý:59.5 km/sn&lt;br/&gt;Kütle:318 (Yer=1)&lt;br/&gt;Hacim:1319 (Yer=1)&lt;br/&gt;Yoðunluk:1.3 (su=1)&lt;br/&gt;En yüksek kadir:-2.6&lt;br/&gt;Dolaným süresi:11.9 yýl&lt;br/&gt;Eksensel dönme:9s 50 dk&lt;br/&gt;Kavuþum dönemi:399 gün</description></item><item><title>ASTRONOMÝDE UZAKLIK BULMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomide-uzaklik-bulma-355724.html</link><description>ASTRONOMÝDE UZAKLIK BULMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAKIN UZAY VE GÜNEÞ SÝSTEMÝ &lt;br/&gt;Bilindiði gibi Güneþ sistemi birbirine ve özellikle Güneþ&quot;e kütle çekim kuvveti ile baðlý olan gezegenler, uydular, küçük gezegenler, kuyruklu yýldýzlar vb. cisimlerden oluþmuþtur. Güneþ sistemi için Yer&quot;in uzaydaki yakýn çevresi denebilir. Çünkü Güneþ sistemi dýþýndaki cisimlere nispeten Güneþ sistemi içinde ki uzaklýklar küçüktür. Dünya&quot;ya en yakýn gök cismi Ay&quot;dýr. Aþaðýda ki bölümde Ay&quot;ýn uzaklýðýný bulmak için bazý yaklaþýmlar yapýlacaktýr. Özellikle birbirine doðrudan fiziksel olarak baðlý cisimlerin uzaklýklarýnýn bilinmesi Kepler ve Newton kanunlarý sayesinde onlarýn kütlelerine ulaþmamýzý saðlar ki bu da gök mekaniði açýsýndan önemli bir sonuçtur. Ay&quot;ýn Uzaklýðý ve Radar Ay&quot;ýn uzaklýðý bugün duyarlý olarak radar cihazlarýyla ölçülmektedir. Önce radar cihazýnýn bazý özellikleri pratik olarak gözden geçirilecektir. Ay&quot;ýn uzaklýðý Yer&quot;e en yakýn cisim olmasý ve Ay&quot;la Yer arasýnda az sonra deðinilecek olan radar cihazýnýn yaydýðý dalgalarý soðurucu ya da saçýcý bir ortam olmamasý sebebi ile radar cihazlarýyla ölçülebilmektedir. Radar yöneltildiði cisme belirli bir dalga boyunda elektromanyetik dalga yollamaya ve dalganýn geri yansýmasýna dayalý bir ilke ile çalýþýr. Burada radarýn bir uzaklýk saptayýcý alet olarak kullanýlmasý için radarýn yolladýðý dalganýn geri geliþ süresini de ölçecek bir ek aletler radar bünyesinde zaten vardýr. Astronomide bu þekilde uzaklýk ölçümü Yer&quot;e çok yakýn cisimler ve Yer&quot;le arasýnda soðurucu ortam bulunmayan cisimlerin uzaklýklarýnýn bulunmasýnda kullanýlýr. Radar uygun doðrultuda Ay&quot;a yöneltilirse, radarýn gönderdiði sinyal bir gidiþ ve bir geliþle Yer-Ay uzaklýðýný iki kere kat etmiþ olur. Bu uzaklýkla D ve Yer-Ay uzaklýðýna R denirse, sinyalde ýþýk hýzý ile gidip geleceðinden aþaðýdaki hesaplama yapýlabilir: D=2.R=c.t ............................................................(1) Burada c ýþýk hýzý, t ise gidiþ-geliþ arasýnda geçen zamandýr. Bu yöntem, zaman ne kadar duyarlý ölçülürse o kadar duyarlý sonuç verecektir. Radar, daha sonraki konularda açýklanacak olan yöntemler içerisinde yeni teknolojiyi kullanmasý açýsýndan en geliþmiþ yöntemdir. Ancak evrenin derin uzaklýklarýnda ýþýðýn dahi yýllarca yol aldýðý göz önünde bulundurulursa radar sinyalinin soðurulmadan ya da saçýlmadan ilerlemesi söz konusu olsa dahi radarýn yöneltileceði cismin doðrultusu uzak cisimler için özellikle atmosferik etkilerden dolayý güçtür ve radar sinyalinin yýllar boyu beklenmesi de bilimsel bir yöntem deðildir. Bu sebeplerden dolayý radar cihazý, doðrultularý kolay saptanabilir ve sinyalin geri dönmesinin mümkün olduðu bir doðrultuda ve uzaklýklarda kullanýlmalýdýr. Dolayýsýyla radar yönteminin kullanýlamadýðý uzaklýklarda daha ilkel ve geometrik yöntemlere baþvurulacaktýr. Güneþ sistemi ve yakýn yýldýzlar için trigonometrik paralaks yöntemine geçiþ saðlanacaktýr.&lt;br/&gt;Trigonometrik Paralaks Trigonometrik paralaks astronomide en eski ve ilkel uzaklýk bulma yöntemidir. Türkçe&quot;ye ýraksýným olarak çevrilmiþtir. Aþaðýda paralaksýn önce genel daha sonra da özel biçimleri verilecektir. Paralaks : Uzakta duran bir cisme bakýldýðýnda o cisim belirli bir doðrultuda görülür . Eðer gözlemcinin yeri deðiþtirilip baþka bir noktadan ayný cisme bakýlacak olunursa bu durumda onun doðrultusunun saptýðý görülür. Sapma, cismi gözlem noktalarýna birleþtiren iki doðru arasýndaki açýya eþittir. Bu olay arazi ölçümlerinde çok iyi bilinmektedir. Yanýna varýlamayan noktalarýn uzaklýðý açý ölçümleriyle bulunur. Diyelim ki gözlemci karþýsýnda bulunan bir kulenin yanýna varamýyor ve onun uzaklýðýný bulmak istiyor. Bunun için gözlemcinin yapacaðý ilk iþ önce bulunduðu noktadan bu kulenin doðrultusunu ölçmektir. Bu doðrultu kuzeye göre, güneye göre, ya da çok uzaklardaki belirli bir noktaya göre saptanabilir. Bundan sonra gözlemci bulunduðu noktadan iki yüz, üç yüz metre uzaklaþýr, yeniden bir doðrultu ölçümü yapar. Bu ikinci durumda görülür ki doðrultu sapmýþtýr. Ýki gözlem noktasý ara</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - EVREN VE UZAY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-evren-ve-uzay-400185.html</link><description>evren ve uzay</description></item><item><title>KÜRESEL KÜMELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kuresel-kumeler-387236.html</link><description>KÜRESEL KÜMELER&lt;br/&gt;Küresel kümeler, yaklaþýk 100 ýþýk yýlý çapýnda bir alana sýkýþmýþ 100 000 ile 10 milyon arasýnda yýldýzdan oluþan topluluklara verilen ad.&lt;br/&gt;Küresel kümeler, içine sýkýþtýklarý hacmi göz önüne alýrsak, son derece yoðun yapýlardýr. Kendi gökadamýz Samanyolu&quot;nda, bu görkemli yýldýz topluluklarýndan yaklaþýk 150 tane var ve bunlardan en büyüðü: Omega Erboða. Hepsinin de yaþý neredeyse evreninki kadardýr; yani 10-14 milyar yýl. Küresel yýldýz kümeleri açýk yýldýz kümelerinden oldukça farklýdýr.Tek ortak yönleri, birbirlerine kütle çekimiyle baðlý yýldýzlardan oluþmalarýdýr. Küresel kümeler,açýk kümelerin aksine, sadece galaktik düzlemde deðil ayný zamanda bu düzlemin dýþýnda, Samanyolunu 60 kpc çaplý( 1 pc, 3,26 ýþýk yýlýna eþittir) bir kürenin içinde çevrelerler. Bu 60 kpc çaplý kürenin içindeki kümeler, gökada merkezli olarak 200 milyon yýllýk bir yörüngede dönerler ve bu dönüþleri boyunca gökada düzlemini iki kez keserler. Þu an, yörüngeleri galaktik düzlemle kesiþen kümelerin gözlenmesi yoðun gaz bulutlarý tarafýndan engellendikleri için oldukça zordur. Bu nedenle gözlenen küresel kümelerin çoðu düzlemin dýþýndadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;HERKÜL TAKIMYILDIZINDA&lt;br/&gt;BULUNAN M13&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1960&quot;lý yýllarda gökbilimciler, öteki gökadalardaki küresel kümelerin de bizimkiler kadar yaþlý olduklarýný, hatta çevresinde yer aldýklarý gökadalardan daha önce oluþmuþ olabileceklerini düþünüyorlardý. Ancak bu varsayýmla ilgili sorunlar ortaya çýkmakta gecikmedi. Bir kere, bu kümelerdeki metal (gökbilimcilere göre hidrojen ve helyum dýþýndaki tüm elementler) düzeyleri, evrenin baþlangýcýnda ortaya çýkmýþ yapýlarda olmasý gerektiði gibi çok düþük deðildi. Tersine, ev sahibi gökadalardaki metal bolluðuyla orantýlý görünüyordu. Üstelik bazý yakýn gökadalarda, hem yaþlý, hem de oldukça genç küresel kümeler bir arada bulunuyordu. Bu gözlemler, küme oluþumu sürecini daha güçlü bir biçimde aydýnlattý. Görünen o ki, küresel kümeler önemli ölçüde biçim deðiþikliðine uðrayan gökadalarda ortaya çýkan dev gaz bulutlarýndan oluþuyor. Samanyolu ya da komþusu Andromeda gibi sarmal gökadalarýn yaklaþýk 100 milyar yýldýz barýndýran dönen disklerinde, düþük yoðunlukta bir atomik hidrojen katmaný bulunuyor. Bu katman içinde de yer yer daha yoðun moleküler yapýda hidrojen bulutlarý yer alýyor. Ýþte Dev Moleküler Bulut (Giant Molecular Cloud-GMC) diye adlandýrýlan bu H2 bulutlarý, ortalama 100 000 ile 10 milyon Güneþ kütlesinde gaz içeriyor ve kütle çekimine karþý uzun süre direnebilecek kararlý bir yapýda bulunmuyorlar. Sarmal bir gökadada bulunan bu türden 1000 - 2000 kadar bulut aðýr iþleyen bir süreç içinde yoðuþarak yýldýz oluþturmaya baþlýyor. Ancak iki sarmal gökada çarpýþýp birleþtiðinde iþ çýðýrýndan çýkýyor. Düþük yoðunluktaki atom yapýlý hidrojenin basýncý hýzla yükseliyor. Bu da bir yandan gökada ölçeðinde yaygýn yýldýz oluþumuna yol açarken, bir yandan da moleküler hidrojen bulutlarýný bir þok dalgasýyla sýkýþtýrarak küme biçiminde yýldýz oluþumunu saðlýyor. Bunun kanýtý, yeni oluþmuþ kümelerin kütle daðýlýmlarýnýn, genellikle bulutlarýn kütle daðýlýmlarýyla örtüþmesi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Peki, küresel kümelerin oluþmasýna yol açan bu sürecin elips biçimli gökadalarýn oluþumuyla da bir ilgisi olabilir mi?&lt;br/&gt;Küresel kümelerin oluþumu ve gökadalarýn görünen biçimlerini nasýl aldýklarý, gökbilimin tam olarak yanýtlayamadýðý konular. Bunlar þimdiye deðin birbirinden baðýmsýz konular olarak deðerlendirilmekteydi. Ancak Hubble Uzay Teleskopu&quot;nun kýsa süre önce saðladýðý veriler, iki süreç arasýnda yakýn bir ilintinin varlýðýný ortaya koydu. Bulgular, çarpýþýp birleþen gökadalar üzerinde yapýlan gözlemlerden elde edildi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABD&quot;li gökbilimci Edwin Hubble&quot;ýn gökadalarý biçimsel bir dizgeye yerleþtirmesinden bu yana gökbilimciler, neden dizgenin bir ucundaki gökadalarýn sarmal, öteki ucundakilerinse elips biçimli olduðunu merak edip durmuþlardýr. Önceleri, elips biçimli gökadalarýn büyük patlamadan kýsa süre sonra düþük hýzda gezinen gazýn çökmesi sonucu oluþtuðu düþünülüyordu. 1972 yýlýndaysa Alar ve Juri Toomre, eliptik gökadalarýn, benzer kütlelere sahip sarmal gökadalar arasýndaki þiddetli, yýkýcý çarpýþmalarýn ürünü olabileceði varsayýmýný ortaya attýlar. Günümüzdeyse giderek artan sayýda gökbilimcinin, gökadalarýn, daha küçük yapýlarýn adým adým birleþmesi sonucu ortaya çýktýðýna inanmasýna karþýn, eliptik gökadalarýn evrenin ilk evrelerinde gaz bulutlarýnýn çökmesiyle mi, yoksa gaz bakýmýndan zengin iki büyük sarmal gökadanýn çarpýþmasýyla mý oluþtuðu konusundaki tar</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sistemi-386789.html</link><description>GÜNEÞ SÝSTEMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            Merkezinde Güneþin  bulunduðu çekim alanýnda hareket eden gezegenler ve gezegenler  arasý sisteme  Güneþ Sistemi denir. Güneþ Sistemi , merkezinde  Güneþin   bulunduðu  eliptik  yörüngede  hareket eden   dokuz  gezegenden  oluþur. Gezegenler  adlarýný eski yunan  tanrý  ve  tanrýçalarýndan  almýþtýr. Gezegenler  baþlýca iki gruba ayrýlýr. Dünya ya benzeyen gezegenler ve Jüpitere benzeyen gezegenler. Dünya ya   benzeyen gezegenler içten dýþa doðru  Merkür, Venüs, Dünya, Mars. Jüpitere benzeyen gezegenler içten   dýþa doðru Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Pluton. Dünya ya benzeyen gezegenler Güneþ etrafýndaki     turlarýný 100-690 gün arasýnda tamamlarlar. Jüpitere benzeyen gezegenler in bir turu ise yýllarca   sürer. Dünya ya benzeyen gezegenler küçük ve katý maddelerden oluþurken, Jüpitere benzeyen gezegenler   büyük ve gaz halindeki maddelerden oluþmuþlardýr. Mars ile Jüpiter arasýnda büyük bir boþluk   bulunmaktadýr. Bu boþlukta asteroidler adýný verdiðimiz taþ ve demir bloklarýndan oluþan küçük    gezegenler  bulunmaktadýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                            GEZEGENLER &lt;br/&gt;    &lt;br/&gt;                                                MERKÜR  &lt;br/&gt;         Güneþe en yakýn ve  Plutondan sonra en küçük gezegendir. Ekvator çapý yaklaþýk 4878 km; Güneþe maksimum uzaklýðý 5800000 km  minimum uzaklýðý 45900000 km; Dünyaya maksimum uzaklýðý 220000000 km minimum uzaklýðý 80000000 km dir. Kütlesi Dünya nýn 1/8i kadardýr. Ortalama yoðunluðu Dünya ile aynýdýr. Kendi etrafýnda 58, Güneþ etrafýnda  88 günde döner. Gündüz sýcaklýk 730&amp;#61616;C ye kadar çýkar. Gece ise 130&amp;#61616;C ye kadar düþer. Günlük sýcaklýk farký en fazla olan gezegendir. Merkürün çok ince hidrojen atmosferi vardýr. Yüzeyi Ayýn yüzeyine benzer. Binlerce krater vardýr. Ayrýca Merkürde faylar tespit edilmiþtir.&lt;br/&gt;                              &lt;br/&gt;                                                            VENÜS&lt;br/&gt;           Güneþe en yakýn ikinci gezegendir. Ekvator çapý ya</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - SATÜRN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-saturn-400086.html</link><description>satürn</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-gunes-sistemi-400184.html</link><description>güneþ sistemi</description></item><item><title>SPACE CAMP TURKE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?space-camp-turke-443243.html</link><description>Space Camp Turkey</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - YILDIZLARIN DOÐDUÐU YER ORÝON HUBBLE UZAY TELESKOBU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-yildizlarin-dogdugu-yer-orion-hubble-uzay-teleskobu-400177.html</link><description>yýldýzlarýn doðduðu yer orion hubble uzay teleskobu</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - C-130 UÇAKLARI ORTA ALT PANELÝNDE BULUNAN GÖSTERGELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-c130-ucaklari-orta-alt-panelinde-bulunan-gostergeler-413792.html</link><description>c-130 uçaklarý orta alt panelinde bulunan göstergeler</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - GENEL MAKSATLI UÇAKLARDA DÝZEL MOTORLARIN KULLANIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-genel-maksatli-ucaklarda-dizel-motorlarin-kullanimi-413778.html</link><description>genel maksatlý uçaklarda dizel motorlarýn kullanýmý</description></item><item><title>MARS ÝLE ÝLGÝLÝ ÖNEMLÝ BÝLGÝLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mars-ile-ilgili-onemli-bilgiler-435637.html</link><description>mars gezegeni,dünya dýþýnda güneþ sisteminde su bulunma olasýlýðý olan tek gezegendir. bir zamanlar akarsu ve gölleri olduðu þeklinde belirtiler vardýr. ancak, bugün gezegende su varsa bile bunlar sadece kutup bölgeleri ile toprak yüzeyinde veya altýnda donmuþ halde olabilir. kutup bölgelerinde buz tepeciklerinin büyüklüðü, mevsimlere baðlý olarak deðiþmektedir. kýþ&quot;ýn,buz içerisindeki karbondioksit (co2), hava ýsýndýkça buharlaþarak atmosfere karýþýr ve buz tepecikleri küçülür. ancak hava sýcaklýðý hiçbir zaman buz tepeciklerinin tamamýnýn erimesine yetecek kadar artmaz...</description></item><item><title>JUPÝTER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?jupiter-419514.html</link><description>jüpiter&quot;in kavuþum dönemi yaklaþýk 13 aydýr. bunun 5 ayýnda sabahlarý, beþ ayýnda ise akþamlarý görülebilir. gei kalan 3 ay boyunca güneþin diðer tarafýndadýr ve görülemez. güneþ, ay ve venüs&quot;den sonra en parlak gök cismidir. küçük teleskoplar ve dürbünler ile yuvarlak þekli kolayca görülebilir. orta boy teleskoplar ile atmosferindeki bantlar ve &quot;büyük kýrmýzý leke&quot; (dünya&quot;ya dönük olduðunda) ayýrt edilebilir. jupiterin 4 galilean uydusu dürbünle bile görülebilir. uydularýnýn döngüsü 2 ila 17 gün arasýnda deðiþtiði için her akþam farklý bir konumda gözlenebilirler...</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - UZAY HABERLEÞME SÝSTEMLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-uzay-haberlesme-sistemleri-400203.html</link><description>uzay haberleþme sistemleri</description></item><item><title>ASTRONOMÝ NEDÝR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-nedir-450668.html</link><description>Astronomi Nedir? &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gökbilimi, gök cisimlerinin özelliklerini araþtýran bir bilim dalýdýr. Güneþ, ay, gezegenler, yýldýzlar, Samanyolu, galaksi = gökadalarý, gök adalarý içindeki gaz bulutlarý, yýldýz kümeleri, toz bulutlarý ve evrende bunlarýn daðýlýmlarý aklýmýza gelir. Astronominin çeþitli dallarý vardýr. Bunlardan mekanik, küresel trigonometri dediðimiz dallarý daha çok cisimlerin hareketleri dinamik özellikleri ve uzaydaki daðýlýmlarýný inceleyen bir bilim dalýdýr. Astrofizik adýndan da anlaþýrlýðý gibi gök cisimlerinin fiziksel özelliklerini araþtýrýr.(kütle, yoðunluk, sýcaklýk, hýz, v.b) Bundan baþka radyo astronomi gökcisimlerinin ve uzay boþluðunda bulunan maddenin radyo ýþýnýný inceler. Yani geliþtirilen kýrmýzý öte astronomi tekniði, x ýþýn astronomisi gibi ayrýca güneþ fiziði konularý vardýr. Astronomi çalýþmalarýna diðer uygulamalý bilimler gibi araç ve gereçten yararlanýlarak daha ziyade gözlemlere dayanan bir bilim dalýdýr. Astronomi çalýþmalarýnýn büyük kýsmý laboratuarda ölçü yaparak ve ölçüleri deðerlendirilerek yapýlýr.&lt;br/&gt;Astronomi gözlemlerinin yapýlabilmesi için bir rasathaneye ihtiyaç vardýr. Bu rasathanede gözlem aletlerinin (teleskoplarýn) kurulu bulunduðu iki veya daha çok astronomik kubbe( dome) ölçü laboratuarý personelin barýnacaðý sosyal tesislerden oluþur. Genellikle astronomi rasathaneleri þehirlerden uzak toz ve dumandan etkilenmeyecek bir yerde mümkün olduðu kadar yüksek yaklaþýk olarak 1000m-2000m civarýnda yüksek bir yerde bulunur.Kýrmýzý öte tekniði kullanýlan bir rasathane su buharýnýn (nemin) olmadýðý yerlerde kurulur. Buna karþýlýk radyo rasathaneleri elektrik þebekelerinden uzak olmak þartýyla düz bir yerde bile kurulabilir. Buna ýþýðýn etkisi yoktur.&lt;br/&gt;Neden?bir kubbeye ihtiyacýmýz vardýr. Aletlerimiz (teleskop) sürekli olarak sabit bir yerde kuruludur. Çalýþma yapacaðýmýz zaman bu teleskopun gökyüzüne yöneltilebilmesi için özel yapýda olan bir kubbeye ihtiyaç vardýr. Kubbe silindir biçiminde bir duvar ve onun üzerinde dönebilen bir yarým küre biçiminde bir yapýdýr. Yarým kürenin üzerinde açýlabilen bir pencere vardýr. Yarým küre 360* döner. Açýlan pencereden gökyüzünün her noktasýný görme imkanýný saðlarýz. Kubbenin çapý kullanacaðýmýz aletin büyüklüðüne baðlýdýr. Çap 3m ile 20m arasýnda deðiþir. &lt;br/&gt;Astronomi konusu yanýmýzdan baþlayarak evrendeki çeþitli cisimlerin incelenmesidir. Böylece evren hakkýnda bilgilerimizi geniþletiriz. En yakýn komþularýmýz güneþ sisteminin elamanlarýdýr. Güneþ sisteminin elemanlarý deðince;&lt;br/&gt;1- Güneþ&lt;br/&gt;2- Gezegenler&lt;br/&gt;3- Gezegenlerin Uydularý&lt;br/&gt;4- Kuyruklu Yýldýzlar&lt;br/&gt;5- Meteorlar&lt;br/&gt;Aklýmýza gelir. Bunlarýn hepsine Güneþ Sistemi denir.&lt;br/&gt;GÜNEÞ : Güneþ sisteminin esas elamanýdýr. Küresel bir hacmi vardýr. Bu hacim içersine iyonlaþmýþ gaz doldurmaktadýr. Sýcaklýðý 6000*C dir. Kütlesi M0 = 2x1033 gr&quot;dýr. Bu kütle bütün gezegenlerin toplam kütlesinin 600 katýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GEZEGENLER : Güneþin etrafýnda güneþten çeþitli uzaklýklarda 9 adet küresel cisim elips biçiminde yörüngelerde dolanýrlar. Bu gezegenlerin yörünge düzlemleri yerin yörünge düzlemine çok yakýndýr. Anlaþýlmasý kolay olmasý bakýmýndan bunlarýn bir düzlemde hareket ettiðini söylemek kolaylýk olur. Bütün gezegenler ayný yönde dönerler.Gezegenlerin þekilleri küre biçimindedir. Gezegeni oluþturan maddeler soðumuþtur ve hemen hemen yerdeki madde özelliðine sahiptir. Kendi ýþýklarý yoktur. Gezegenler güneþten aldýklarý ýþýðý yansýtarak görünürler.&lt;br/&gt;Gezegenler arasýnda söyleyebileceðimiz Astroidler vardýr. Güneþten 2,8 A.B uzaklýkta sayýlarý 2000&quot;den fazla, büyüklükleri birkaç km ile 100 km arasýnda deðiþmektedir. Bunlar bir elips yörüngede dolanmaktadýrlar.&lt;br/&gt;GEZEGENLERÝN UYDULARI : Gezegenlerin bazýlarýnýn etrafýnda dolan Dolanan þekilleri küre gibi cisimler vardýr.Bunlara gezegen uydularý denir. Gezegen uydularý da soðumuþ cisimlerdir. Ancak güneþin ýþýðýyla aydýnlanýrlar ve görünürler. Gezegen uydusuna in iyi örnek &quot;Ay&quot;dýr. Satürn&quot;ün 9 tane uydusu, Jüpiter&quot;in 12 tane ayý, Uranüs&quot;ün 5 tane, Mars&quot;ýn 2 tane, Neptün&quot;ün 2 tane, Dünya&quot;nýn da bir tane uydusu vardýr. Gezegen uydularý hem gezegenin etrafýnda dönerler hem de gezegenle beraber güneþin etrafýnda dönerler.&lt;br/&gt;KUYRUKLU YILDIZLAR : Kuyruklu yýldýzlar güneþ sistemi içersine dýþarýdan gelen cisimlerdir. Bunlar taþ ve toz parçacýklarý ile buzlardan oluþan cisimlerdir. Kuyruklu yýldýzlarýn bir çekirdek kýsmý, bir baþ kýsmý, bir de kuyruk kýsmý vardýr. Çekirdekte bulunan maddeler H2O, CH4, C2N2, CO, NH2 buz halinde bulunurlar. Bunlara ilave olarak toz par</description></item><item><title>LIFE IN THE SPACE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?life-in-the-space-380368.html</link><description>LIFE IN THE SPACE&lt;br/&gt;  The Space is an endless and empty place. All of existence in the space are; Galaxices, Stars, Planets livings, Nebula.&lt;br/&gt;  We live in the World Planet. The World is in the Sun system. It has got a lot of planets.&lt;br/&gt;  The humanity has searched life in the space since begining of history, but our centry, this works were caused to moved forward People can go to the Moon and Space means can go to the distant planets.&lt;br/&gt;  The Space is mystreously place with every where.&lt;br/&gt;The Moon;&lt;br/&gt;  - The Moon is a satellite of World.&lt;br/&gt;  - The distance from the Moon to the World is 384.400 kms. &lt;br/&gt;  - There isnt any source of hotwater in the Moon. There isnt life so there isnt oil and natuerl gas. &lt;br/&gt;  - But the Moon has got a lot of Helyum 3, so people think we can use Helyum 3 for produce electric. Infact Helyum 3 is picked up underground very hard. &lt;br/&gt;  There is about 300 million tone ices in to the poles of the Moon The Mars (Bed Planet)  &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;  - Some scientists think there is life on the Mars.Because there is some clues about life on the Mars  &lt;br/&gt;  - The Mars is ghost planet.&lt;br/&gt;  - The Mars looks like our earth with a lot of ways.&lt;br/&gt;  - Some crystals was found by scientists. Scientists think they was made by some livings.&lt;br/&gt;  - There is carbondiocsit(CO2) in theMars athmosphere .&lt;br/&gt;  The Sun will increase. Its heat and brightness. So, The Mars will get warm and ice will melt. So, There will be able come in to being life.&lt;br/&gt;  The other Planets;&lt;br/&gt;  - People wont able to go to the Venus and Merkur. Because They are planet which are &lt;br/&gt;nearly the Sun. The Uranus and The Jupiter are very big planet. People rearsh about the Uranus and the Jupiter.&lt;br/&gt;  But, life couldnt be found in the Uranus and Jupiter.&lt;br/&gt;  There isnt life in the Pluton. Because Pluton is coldes then the others &lt;br/&gt;ABOUT SPACE FUTURE&lt;br/&gt;Space Future is for everyone whod like to travel to space for themselves. in fact most people would - but they dont expect to get the chance.&lt;br/&gt;Our goal is that tickets to orbit should be as readily available as airline tickets. For this we need safe, low-cost, passenger-carrying launch vehicles. Space Future considers that developing these is now a realistic target for companies in the aerospace industry - vvhich is painfully short of new business in the post-Cold War era.&lt;br/&gt;Space Future believes that most people who are prepared to save up a few months salary will get the chance to visit space and stay in an orbital hotel. Another way to space will be to work for öne of the new industries that will guickly grow up in space önce cheap launch services are developed.&lt;br/&gt;Space Futures focus is opening space to the public, because we consider that, more than anything else, space is a place to go to. it so happens that space is an extremely entertaining place to go to - as everyone who has been there says. Ultimately space is also the future of the human race - ör did you think there was somewhere else to go?. What you wont find here is things like astronomy</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sistemi-352199.html</link><description>GÜNEÞ SÝSTEMÝ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÜNEÞ&lt;br/&gt;GEZEGENLER&lt;br/&gt;ASTEROÝTLER&lt;br/&gt;METEORLAR&lt;br/&gt;KUYRUKLU YILDIZLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÜNEÞ SÝSTEMÝ&lt;br/&gt;Merkezinde Güneþ, çevresinde elips yörüngeler üzerinde dönen 9 gezegen, bunlara ait uydular, küçük gezegenler, göktaþlarý, meteorlar ve kuyruklu yýldýzlardan oluþan gökcisimleri topluluðuna Güneþ sistemi denir. Güneþ sistemindeki ýsý ve ýþýk kaynaðý Güneþtir&lt;br/&gt;GÜNEÞ&lt;br/&gt;GÜNEÞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GEZEGENLER&lt;br/&gt;MERKÜR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VENÜS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÜNYA (YERKÜRE)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MARS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;JÜPÝTER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SATÜRN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;URANÜS&lt;br/&gt;NEPTÜN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PLÜTON&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ASTEROÝTLER&lt;br/&gt;METEORLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KUYRUKLU YILDIZLAR&lt;br/&gt;   Hepsi bu kadar!&lt;br/&gt;Dünya kendi ekseni etrafýndaki dönüþünü, batýdan doðuya doðru 24 saatte tamamlar. Atmosferi ile döndüðünden, bu dönüþ hissedilmez.                                    &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyamýz kutup noktalarýndan geçen bir eksen etrafýnda döner. Dünyanýn dönme ekseni ile destek ekseni arasýnda 23,5  derecelik bir açý vardýr. Bu eðiklik mevsimlerin oluþmasýna,  gece ile gündüz arasýndaki farkýn ekvatordan kutuplara doðru gittikçe artmasýna sebep olur.                             &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünya, Güneþin çevresinde hareket ederken Ay da Dünyanýn çevresinde hareket eder. Dünyanýn Güneþin çevresinde ve Ayýn Dünyanýn çevresinde hareketi sýrasýnda izledikleri yörüngeler elips þeklindedir. Dünyanýn ve kendisinin etrafýndaki hareketini 29,5 günde tamamlar. Bu nedenle Ayýn daima ayný yüzünü görürüz.devam&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ayýn Dünyaya olan ortalama uzaklýðý 384000 km dir. Çapý ortalama olarak 3500 km olan Ay, bu büyüklüðü ile Dünyanýn 50 de biri kadardýr. Ayda atmosfer yoktur. Hava ve su bulunmadýðý için meteorolojik olay görülmez.                                 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneþten ortalama uzaklýðý yaklaþýk 228 milyon kmdir. Marsýn iki küçük uydusu vardýr; bunlar Phobos ve Deimostur. Güneþ çevresinde bir tam dolanýmý 687 günde tamamladýðýndan bu gezegende mevsimler Dünyadan yaklaþýk iki kat daha uzundur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Marsýn atmosferi çok incedir. Hemen hemen bütünüyle karbondioksitten oluþtuðu, ayrýca yaklaþýk yüzde 2 azot, yüzde 1-2 arasýnda deðiþen oranlarda argon içerdiði saptanmýþtýr. Kýrmýzý renkli bir gezegendir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneþ sistemindeki en büyük gezegendir. Güneþten ortalama uzaklýðý 777 milyon kmdir. Güneþ çevresindeki bir tam dolanýmýný 11,86 yýlda, kendi etrafýndaki bir tam dönüþünü ise 9 saat 55 dakikada tamamlar. Venüsten sonra en parlak gezegendir.</description></item><item><title>PLUTO</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?pluto-374901.html</link><description>Pluto&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Although Pluto was discovered in 1930, limited information on the distant planet delayed a realistic understanding of its characteristics. Today Pluto remains the only planet that has not been visited by a spacecraft, yet an increasing amount of information is unfolding about this peculiar planet. The uniqueness of Plutos orbit, rotational relationship with its satellite, spin axis, and light variations all give the planet a certain appeal. &lt;br/&gt;Pluto is usually farther from the Sun than any of the nine planets; however, due to the eccentricity of its orbit, it is closer than Neptune for 20 years out of its 249 year orbit. Pluto crossed Neptunes orbit January 21, 1979, made its closest approach September 5, 1989, and will remain within the orbit of Neptune until February 11, 1999. This will not occur again until September 2226. &lt;br/&gt;As Pluto approaches perihelion it reaches its maximum distance from the ecliptic due to its 17-degree inclination. Thus, it is far above or below the plane of Neptunes orbit. Under these conditions, Pluto and Neptune will not collide and do not approach closer than 18 A.U. to one another. &lt;br/&gt;Plutos rotation period is 6.387 days, the same as its satellite Charon. Although it is common for a satellite to travel in a synchronous orbit with its planet, Pluto is the only planet to rotate synchronously with the orbit of its satellite. Thus being tidally locked, Pluto and Charon continuously face each other as they travel through space. &lt;br/&gt;Unlike most planets, but similar to Uranus, Pluto rotates with its poles almost in its orbital plane. Plutos rotational axis is tipped 122 degrees. When Pluto was first discovered, its relatively bright south polar region was the view seen from the Earth. Pluto appeared to grow dim as our viewpoint gradually shifted from nearly pole-on in 1954 to nearly equator-on in 1973. Plutos equator is now the view seen from Earth. &lt;br/&gt;During the period from 1985 through 1990, Earth was aligned with the orbit of Charon around Pluto such that an eclipse could be observed every Pluto day. This provided opportunity to collect significant data which led to albedo maps defining surface reflectivity, and to the first accurate determination of the sizes of Pluto and Charon, including all the numbers that could be calculated therefrom. &lt;br/&gt;The first eclipses (mutual events) began blocking the north polar region. Later eclipses blocked the equatorial region, and final eclipses blocked Plutos south polar region. By carefully measuring the brightness over time, it was possible to determine surface features. It was found that Pluto has a highly reflective south polar cap, a dimmer north polar cap, and both bright and dark features in the equatorial region. Plutos geometric albedo is 0.49 to 0.66, which is much brighter than Charon. Charons albedo ranges from 0.36 to 0.39. &lt;br/&gt;The eclipses lasted as much as four hours and by carefully timing their beginning and ending, measurements for their diameters we</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sistemi-386075.html</link><description>Güneþ&lt;br/&gt;Ekseni etrafýndaki dönüþünü 27 günde tamamlar.Saniyede 4 milyon ton enerji üretir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Merkür&lt;br/&gt;Kütlesi Dünyadan 20 kat küçüktür.Güneþe bakan yüzeyi 525 C dir.Ekseni etrafýnda çok yavaþ döner. Bir Merkür yýlý 59 Dünya günüdür.Fakat bir Merkür günü 176 Dünya günüdür.Bunun sebebi ise Güneþ ile arasýndaki mesafenin çok az olmasýdýr.Yüzeyi Ay&quot;ýn yüzeyine benzer. Atmosfefri yoktur.Bu yüzden çok krater vardýr. Eskiden Merkür &quot;Artistlerin Koruyucusu&quot; olarak isimlendirilirmiþ.Her kratere bir ünlünün adý verilirmiþ.Hatta bir kraterin adý da Sinan&quot;dýr .(Mimar Sinan)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Venüs&lt;br/&gt;Venüs Dünya&quot;nýn ikizi olarak adlandýrýlýr.Çünkü kütle,yoðunluk ve hacimleri aynýdýr. Eðer Venüs Güneþ&quot;ten Dünya kadar uzakta olsaymýþ Venüs&quot;te yaþam olabilirmiþ.Ne yazýk ki Güneþ&quot;e dünyadan 3 kat daha yakýn.Yüzeyi kalýn bir bulut tabakasý ile kaplýdýr. Bu da Güneþ&quot;ten gelen ýþýnlarýn çok iyi yansýtýlmasýný saðlýyor.Bu yüzden Gökyüzüne baktýðýmýzda Venüs&quot;ü rahatlýkla seçebiliriz.Çünkü Güneþ ve Ay&quot;dan sonra gördüðümüz en parlak cisimdir.Venüs&quot;ü rahat görebilmemizdeki en büyük etken Güneþ ile arasýndaki mesafe Merkür ile Güneþ arasýndaki mesafenin iki katý olmasýdýr.Venüs&quot;ten yansýyan ýþýnlar sürekli hareket edip renk deðiþtirdiði için bazýlarý onu UFO zanneder..UFO ihbarlarýnýn %60 ý Venüs&quot;tür.Ruslarýn 1970&quot;te fýrlattýklarý uzay mekiði ile Venüs&quot;ün yüzey sýcaklýðýnýn 477 C olduðu keþfedilmiþtir.Venüs&quot;ün atmosfer basýncý Dünya&quot;nýnkinden 100 kat daha fazladýr.Venüs&quot;ün ilk fotolarýn Rus Venera 13 ve Verena 14 , 1 ve 5 Mart 1982&quot;de fýrlatýlan uzay mekikleri tarafýndan çekilmiþtir. Bundan sonra Amerikan uzay mekiði Venüs&quot;ün etrafýnda dönerken Venüs&quot;ün atmosferinin %96&quot;sýnýn CO2 gazýndan ,%4&quot;nun ise Azot gazýndan meydana geldiði saptanmýþtýr.Bu da atmosfer basýncýnýn yuksek olmasýný açýklar.Yani Venüs&quot;ün bulut katmanýnýn altýnda bir Cehennem Sýcaðý olduðunu söyleyebiliriz &amp;#61514; Venüs kendi ekseni etrafýnda Dünya&quot;nýn tam tersi bir þekilde döner. Güneþ Batýdan doðup Doðudan batar. 1 Venüs günü 117 Dünya günü .1 V</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - KÜTLESEL ÇEKÝM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-kutlesel-cekim-400225.html</link><description>kütlesel çekim</description></item><item><title>KUTUPILDIZI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kutupildizi-439840.html</link><description>Kutupyýldýzý &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÖNSÖZ&lt;br/&gt;Tommaso Campanella (1568-1639), düþüncelerini yirmi yedi yýllýk hapis hayatýyla ödemiþ bir düþünce kahramanýdýr. Onun yaþadýðý dönem, Avrupa katolik dünyasýnýn parçalanmaya baþladýðý, modern dünyayý hazýrlayan politik, ekonomik ve kültürel olaylarýn oluþtuðu günlere rastlar. Daha XIV. ve XV. yüzyýllarda, katolik Kilisesinin katý dogmalarýna, büyük ve haksýz zenginliðine, derebeylik düzeninin kötülüklerine karþý, çeþitli tarikatlarýn önderliðinde, yer yer baþ gösteren ayaklanmalar Avrupayý baþtan baþa saran bir nitelik kazanmýþtý. Bir yandan Kilisenin, bir yandan da kral kuvvetlerinin bastýrýp ortadan kaldýrdýðý bu tarikat ayaklanmalarý, baþka baþka yerlerde, baþka adlarla yeniden örgütlenip harekete geçiyordu. Ýþte, Bohemyada uzun süre etkin olan Picardlar ya da Adamistler! Ýþte, Ýtalya, Fransa ve Almanyada Â«insanýn bu dünyada mutlu olmasýnýÂ&#187; isteyen Beggardlar! Ýþte, Ýngilteredeki Wyclifçiler, orta Avrupadaki Huscular! Bütün bu tarikatlar, dinsel yenilikler yanýnda, daha haklý bir toplumsal düzen kurma çabasý içindeydiler. Huscularýn bir kolu olan Taboritler, dinsel törenlerin bir çoðunu atmakla kalmýyor, din reformunu mal ortaklýðýna dayanan toplumsal bir devrimle tamamlamak istiyorlardý.&lt;br/&gt;Ýþte, Campanella bu toplumcu görüþten, bu devrimci ilkelerden yola çýkar ve Â«Ben doðacak yeni sabahlarýn çan sesiyimÂ&#187; der. Ne yazýk ki, ufukta beliren bu yeni sabahý göremiyecektir. Ama, onun adý felsefe ve sosyal doktrinler tarihinde, bir müjdeci olarak, yaþamýþ ve yaþayacaktýr.&lt;br/&gt;Campanella, Ýtalyada Calabria bölgesinde Stilo kasabasýnda dünyaya geliyor. Daha küçük yaþtan, üstün zekasý ve okumaya olan aþýrý tutkunluðuyla dikkati çekiyor. On üç yaþýnda çeþitli konular üstüne þiirler yazýyor, uzun uzun söylevler veriyor. On beþ yaþýnda Cosenza dominiken manastýrýna giriyor ve orada Aquinolu ermiþ Augustinusun Â«Þomma TheologicaÂ&#187;sýný defalarca okuyor. Çok geçmeden manastýrda okumadýðý eser kalmýyor. Bilgiye olan susuzluðunu bir þiirinde þöyle dile getiriyor: Â«Dünyanýn bütün kitaplarý doyuramaz kafamýn açlýðýný. Neler neler okumadým! Ama yine de kafamýn açlýðýndan ölüyorum... Anlayýþým arttýkça, bilgim eksiliyor...Â&#187;&lt;br/&gt;Dinsel konulardan az zamanda býkan Campanella, felsefeye veriyor kendini. Büyük Ýtalyan filozofu Telesioda aradýðý önderi buluyor. Doðruyu kitaplardan çok, tabiatýn gözleminde arayan Telesio, Aristotelesin bütün bir çaðý etkileyen felsefesine karþý tabiat felsefesini savunuyordu. Bu amaçla da Academia Telesiana adýyla bir felsefe derneði kurmuþtu. Telesionun temel düþüncesi þuydu: Bilim soyut kavramlardan deðil, gerçek varlýklardan yola çýkmalýdýr; deney, bilimin baþvurmasý gereken temel kuraldýr.&lt;br/&gt;Campanella yirmi iki yaþýnda ilk eserini yazýyor. Bu, Telesioyu düþmanlarýna karþý savunmak ve Aristoteles felsefesini çürütmek amacýyla kaleme aldýðý Philosophia sensibus demostratattýr. Eser cizvitlerin saldýrýsýna uðruyor. Sapkýnlýk ve büyücülükle suçlanan Campanella, Papanýn emriyle Cosenzadan ayrýlýp Stiloya dönmek zorunda kalýyor. Stilo manastýrýnda boþ vakitlerini okumak, bilgisini arttýrmakla deðerlendiren Campanella, çok geçmeden Â«bu dar ve karanlýk hapis-evindenÂ&#187; kaçýyor. On yýl, Ýtalyayý baþtan baþa dolaþýyor. Venedikte Galileyle, daha bir çok tarihçi ve filozofla tanýþýyor. Uðradýðý yerlerde, alýþýlmýþ düþüncelerle, kör inançlarla savaþýyor. Ýtalyanýn hemen bütün büyük kentlerini gördükten sonra, savaþkan ve kararlý, Stiloya dönüyor.&lt;br/&gt;Campanellanýn hayat dramý burada baþlýyor. 1600lerde bütün güney Ýtalya, Ýspanyanýn bir sömürgesi haline gelmiþti. Özellikle Calabria bölgesi, din adamlarýnýn elinde daha da yoksullaþmýþtý. Bir yandan enkizisyon vahþeti, bir yandan yoksulluk, toplumsal isteklere yol açmaktaydý. Kültür merkezleri olan kitaplýklar ve akademiler kapatýlmýþtý. Serbest düþünce manastýrlarda barýnabiliyordu ancak.&lt;br/&gt;Yurdunu Ýspanyol boyunduruðundan kurtarmayý düþünen Campanella bir ayaklanma tertiplemeye baþlýyor. Pietro Giannone Â«Napoli TarihiÂ&#187; adlý eserinde bu ayaklanma için þunlarý söylüyor: Â«Campane</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - UÇAK BAKIM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-ucak-bakim-413785.html</link><description>uçak bakým</description></item><item><title>TAI (TÜRK HAVACILIK VE UZAY SANAYÝÝ) (TURKISH AEROSPACE INDUSTRY)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?tai-(turk-havacilik-ve-uzay-sanayii)-(turkish-aerospace-industry)-417993.html</link><description>türkiye&quot;de hava platformlarýnýn tasarýmý, imalatý, entegrasyonu, modernizasyonu ve satýþ sonrasý hizmetleri alanlarýnda teknoloji merkezi konumunda olan türk havacýlýk ve uzay sanayii (taý), 15 mayýs 1984 tarihinde kurulmuþtur. taý&quot;nin vizyonu; baþta t.s.k. olmak üzare, öncelikle ülke ihtiyaçlarýnýn karþýlanmasý için uygun sahalarda yapacaðý ar-ge çalýþmalarý ile teknoloji transferini özümseyerek özgün tasarýmlar yapan... (staj)</description></item><item><title>ASTRONOMÝDE UZAKLIK BULMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomide-uzaklik-bulma-356853.html</link><description>GÝRÝÞ Astronomide uzaklýklarýn düzgün bir þekilde tayini bir çok farklý problemin çözümünde bir geçiþ aþamasýdýr. Bu tezde bu problemlerin üzerinde durulmayacaktýr. Ancak kozmolojik olarak uzaklýklarýn bulunmasýnýn öneminden bahsetmek probleme bir giriþ saðlamak açýsýndan uygun düþecektir. Kozmoloji yani evrenbilimi evrenin tasvir edilmesinde gözlenen uzaydaki cisimleri, bu cisimlerin uzaklýk ve astrofiziksel özellikleri açýsýndan da inceler. Amaca uygunluðu açýsýndan bu tezde sadece uzaklýklarýn bulunma yöntemlerine deðinilecektir. Zira gökcisimlerinin yere göre uzaklýklarýnýn belirlenmesi güç ve nazik bir problemi temsil eder. Bunu çözecek tek ve evrensel bir yöntem maalesef yoktur. Aslýnda burada sunulacak yöntemlerin çoðununda m-M uzaklýk modülüne dayandýðý belirtilmelidir. Gökcisimlerinin uzaklýklarýnýn yanlýþ olmamak kaydý þartý ile herhangi bir yöntemle bulunabilmesi tüm evrenin tanýmlanmasýna yönelik teorik çalýþmalardan gerçeði yansýtan ile yansýtmayanýn ayýrt edilmesi açýsýndan çok önemlidir. Amaç olarak uzaklýk tayininde mümkün olan en az parametreyle çalýþmak nispeten daha kolay olacaktýr. Uzaklýk bulma yöntemlerine önce güneþ sistemi ve yakýn uzaydan baþlayýp, yöntemin yetersiz kaldýðý yerde biraz daha karmaþýk ancak evrenselliðe daha yakýn bir diðer yönteme baþvurulacaktýr. Güneþ sistemi ve onun öðelerinden baþlanýlarak uzaklýk, yöntemin yetersiz kaldýðý sýnýrý öðrenmek için arttýrýlýp diðer yöntemlere geçiþ saðlanacaktýr.&lt;br/&gt;YAKIN UZAY VE GÜNEÞ SÝSTEMÝ Bilindiði gibi Güneþ sistemi birbirine ve özellikle Güneþ&quot;e kütle çekim kuvveti ile baðlý olan gezegenler, uydular, küçük gezegenler, kuyruklu yýldýzlar vb. cisimlerden oluþmuþtur. Güneþ sistemi için Yer&quot;in uzaydaki yakýn çevresi denebilir. Çünkü Güneþ sistemi dýþýndaki cisimlere nispeten Güneþ sistemi içinde ki uzaklýklar küçüktür. Dünya&quot;ya en yakýn gök cismi Ay&quot;dýr. Aþaðýda ki bölümde Ay&quot;ýn uzaklýðýný bulmak için bazý yaklaþýmlar yapýlacaktýr. Özellikle birbirine doðrudan fiziksel olarak baðlý cisimlerin uzaklýklarýnýn bilinmesi Kepler ve Newton kanunlarý sayesinde onlarýn kütlelerine ulaþmamýzý saðlar ki bu da gök mekaniði açýsýndan önemli bir sonuçtur. Ay&quot;ýn Uzaklýðý ve Radar Ay&quot;ýn uzaklýðý bugün duyarlý olarak radar cihazlarýyla ölçülmektedir. Önce radar cihazýnýn bazý özellikleri pratik olarak gözden geçirilecektir. Ay&quot;ýn uzaklýðý Yer&quot;e en yakýn cisim olmasý ve Ay&quot;la Yer arasýnda az sonra deðinilecek olan radar cihazýnýn yaydýðý dalgalarý soðurucu ya da saçýcý bir ortam olmamasý sebebi ile radar cihazlarýyla ölçülebilmektedir. Radar yöneltildiði cisme belirli bir dalga boyunda elektromanyetik dalga yollamaya ve dalganýn geri yansýmasýna dayalý bir ilke ile çalýþýr. Burada radarýn bir uzaklýk saptayýcý alet olarak kullanýlmasý için radarýn yolladýðý dalganýn geri geliþ süresini de ölçecek bir ek aletler radar bünyesinde zaten vardýr. Astronomide bu þekilde uzaklýk ölçümü Yer&quot;e çok yakýn cisimler ve Yer&quot;le arasýnda soðurucu ortam bulunmayan cisimlerin uzaklýklarýnýn bulunmasýnda kullanýlýr. Radar uygun doðrultuda Ay&quot;a yöneltilirse, radarýn gönderdiði sinyal bir gidiþ ve bir geliþle Yer-Ay uzaklýðýný iki kere kat etmiþ olur. Bu uzaklýkla D ve Yer-Ay uzaklýðýna R denirse, sinyalde ýþýk hýzý ile gidip geleceðinden aþaðýdaki hesaplama yapýlabilir: D=2.R=c.t ............................................................(1) Burada c ýþýk hýzý, t ise gidiþ-geliþ arasýnda geçen zamandýr. Bu yöntem, zaman ne kadar duyarlý ölçülürse o kadar duyarlý sonuç verecektir. Radar, daha sonraki konularda açýklanacak olan yöntemler içerisinde yeni teknolojiyi kullanmasý açýsýndan en geliþmiþ yöntemdir. Ancak evrenin derin uzaklýklarýnda ýþýðýn dahi yýllarca yol aldýðý göz önünde bulundurulursa radar sinyalinin soðurulmadan ya da saçýlmadan ilerlemesi söz konusu olsa dahi radarýn yöneltileceði cismin doðrultusu uzak cisimler için özellikle atmosferik etkilerden dolayý güçtür ve radar sinyalinin yýllar boyu beklenmesi de bilimsel bir yöntem deðildir. Bu sebeplerden dolayý radar cihazý,</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - EVRENÝN ÖYKÜSÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-evrenin-oykusu-400162.html</link><description>evrenin öyküsü</description></item><item><title>LIFE IN THE SPACE</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?life-in-the-space-380369.html</link><description>LIFE IN THE SPACE&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;  The Space is an endless and empty place. All of existence in the space are; Galaxices, Stars, Planets livings, Nebula.  We live in the World Planet. The World is in the Sun system. It has got a lot of planets.&lt;br/&gt;  The humanity has searched life in the space since begining of history, but our centry, this works were caused to moved forward People can go to the Moon and Space means can go to the distant planets.&lt;br/&gt;  The Space is mystreously place with every where.&lt;br/&gt;The Moon;&lt;br/&gt;  - The Moon is a satellite of World.&lt;br/&gt;  - The distance from the Moon to the World is 384.400 kms. &lt;br/&gt;  - There isnt any source of hotwater in the Moon. There isnt life so there isnt oil and natuerl gas. &lt;br/&gt;  - But the Moon has got a lot of Helyum 3, so people think we can use Helyum 3 for produce electric. Infact Helyum 3 is picked up underground very hard. &lt;br/&gt;  There is about 300 million tone ices in to the poles of the Moon The Mars (Bed Planet)  &lt;br/&gt;  - Some scientists think there is life on the Mars.Because there is some clues about life on the Mars  &lt;br/&gt;-The Mars;&lt;br/&gt;  - The Mars is ghost planet.             &lt;br/&gt;  - The Mars looks like our earth with a lot of ways.&lt;br/&gt;  - Some crystals was found by scientists. Scientists think they was made by some livings.&lt;br/&gt;  - There is carbondiocsit(CO2) in theMars athmosphere .&lt;br/&gt;  The Sun will increase. Its heat and brightness. So, The Mars will get warm and ice will melt. So, There will be able come in to being life.&lt;br/&gt;  The other Planets;&lt;br/&gt;  - People wont able to go to the Venus and Merkur. Because They are planet which are nearly the Sun. The Uranus and The Jupiter are very big planet. People rearsh about the Uranus and the Jupiter.&lt;br/&gt;- But, life couldnt be found in the Uranus and Jupiter.&lt;br/&gt; - There isnt life in the Pluton. Because Pluton is coldes then the others &lt;br/&gt;ABOUT SPACE FUTURE&lt;br/&gt;Space Future is for everyone whod like to travel to space for themselves. in fact most people would - but they dont expect to get the chance.&lt;br/&gt;Our goal is that tickets to orbit should be as readily available as airline tickets. For this we need safe, low-cost, passenger-carrying launch vehicles. Space Future considers that developing these is now a realistic target for companies in the aerospace industry - vvhich is painfully short of new business in the post-Cold War era.&lt;br/&gt;Space Future believes that most people who are prepared to save up a few months salary will get the chance to visit space and stay in an orbital hotel. Another way to space will be to work for öne of the new industries that will guickly grow up in space önce cheap launch services are developed.&lt;br/&gt;Space Futures focus is opening space to the public, because we consider that, more than anything else, space is a place to go to. it so happens that space is an extremely entertaining place to go to - as everyone who has been there says. Ultimately space is also the future of the human race - ör did you think there was somewhere else to go?. What you wont find here is thin</description></item><item><title>RADYO TELESKOPLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?radyo-teleskoplari-371508.html</link><description>Herþey Bir Rastlantýyla Baþladý&lt;br/&gt;Bell Laboratuvarý 1927 yýlýnda ilk kýtalararasý telsiz-telefon baðlantýsýný kurduðunda, 75 dolar karþýlýðýnda New York Londra arasýnda üç dakikaÂ¬lýk görüþmeler yapýlabiliyordu! Ancak, kalite hýþýrÂ¬týdan dolayý çok düþüktü. Önceleri, bunun kullanýÂ¬lan düþük frekanstan (60 kHz) kaynaklandýðý saÂ¬nýlýyordu ve baðlantýnýn daha yüksek bir frekansÂ¬ta yapýlmasýna karar verildi (10-20 MHz). Yine de baðlantýda belirgin bir düzelme olmadý. Nereden geldiði belli olmayan bu parazitler, baðlantýda soÂ¬run olmaya devam ediyordu. Parazitlerin nedeniÂ¬ni bulmasý için Kari Jansky adýnda bir mühendis görevlendirildi. Jansky, antenini 360 derece döÂ¬nebilen yatay bir kasnaðýn üzerine kurdu ve freÂ¬kansý 20,5 MHze ayarladý. 1932de yazdýðý ilk raporunda Jansky hýþýrtýnýn büyük bir olasýlýkla hava durumundan ve þimþek çakmasýndan kayÂ¬naklanabileceðini yazdý. Ancak, hava koþullan iyi&lt;br/&gt;olduðu durumda bile ölçümlenen, sürekli var olan ve kaynaðý bilinmeyen bir hýþýrtý daha vardý. Jansky araþtýrmalarýný sürdürdü ve 1933 yýlýnda gökadamýz Samanyolunun merkezine yakýn bir bölgeden yaygýn radyo ýþýmasý geldiðini ve hýþýrtýÂ¬larýn bir kýsmýndan bu ýþýnýmýn sorumlu olduðunu buldu. Radyo gökbilimi doðmuþtu! Ancak, Jansky ne gözlediðini tam olarak bilmiyordu: 1935 yýlýnÂ¬da tüm Samanyolunu bu radyo ýþýmasýnýn nedeni olarak görüyordu. Iþýným mekanizmalarýný doðal olarak bilmiyor ve radyo dalgalarýnýn ya bir grup yýldýzdan ya da uzayda bilinmedik bir þeyden geÂ¬lebileceðini düþünüyordu. Samanyolunun radyo ýþýmasýnýn 20 MHz dolayýnda yaklaþýk en üst düÂ¬zeyinde olduðunu ve bu frekansta deðil yýldýzlarÂ¬dan en ufak bir sinyal almak, Güneþi bile gözle-yemeyeceðini de elbette bilmiyordu.&lt;br/&gt;Janskynin bu buluþu uzunca bir süre geniþ il-&lt;br/&gt;gi uyandýrmadý. Uzayýn bilinmeyen yerlerinden gelen radyo dalgalarýna hakkýnca ilgi gösteren ilk kiþi, bir radyofizikçi olan Grote Reber oldu. Re-&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ber, 1937 yýlýnda günümüz radyo teleskoplarýnýn atasý olan 9,5 metrelik parabol çanaðýný kendi olanaklarýyla evinin bahçesinde kurdu. Rebere teleskobu 1300 dolara mal oimuþtu-o zamanlar için hatýrý sayýlýr bir harcama. 9 cm ve 33 cm dalÂ¬ga boyundaki ilk denemeler baþarýsýzlýkla sonuçÂ¬landý. Çünkü Reberin alýcýsý bu dalga boylarýndaÂ¬ki ýþýnýmý yakalamak için çok ilkeldi. Ýki yýl sonÂ¬ra, beklenen baþarý 1,9 metre dalga boyunda gelÂ¬di. 1940 yýlýndaysa Reber, Samanyolunun ilk radyo haritasýný yapmýþtý.&lt;br/&gt;Harita günümüzdeki Ölçümlerle karþýlaþtýrýlaÂ¬mazdý; ancak, radyo ýþýmasýnýn nedenlerini araþÂ¬týran bilimcileri uyandýracak ilk adým böylece atýlÂ¬mýþ oldu. Gelgeldim, gökbilimciler radyo antenÂ¬leri ve alýcýlarýndan hiç mi hiç anlamýyorlardý. GeÂ¬rekli bilgi ve donanýmlarý olmadan, bu tür konuÂ¬larda çalýþmalarý elbette beklenemezdi. Radyofi-zikçilerin durumu da pek farklý sayýlmazdý; yeni bir bilim dalýna Öncülük eden bu fizikçiler de tam tersine gökbilim üzerine pek az þey biliyorlardý.&lt;br/&gt;Belki de þanslý olduklarý nokta buydu. Radyo astÂ¬ronominin öncülerinden John Kraus, rastlantýsal buluþlarýn ancak doðru donanýmla, doðru yerde,&lt;br/&gt;doðru deneyi, doðru zamanda yapmakla gerçekÂ¬leþtirilebileceðini söylüyordu. Tanýnmýþ gökbilimÂ¬ci Hanbury Brown, buna &quot;çok fazla bilmenin&quot; buÂ¬luþlarý engelleyeceðini ekliyor: &quot;Ýnsan çok fazla bilirse kendi alýþýlmýþ yolunda ilerlemeyi sürdüÂ¬rür ve dikkati yanlýþ noktalara pek az kayar!&quot; diyordu. Jansky ise o zamanlarýn tanýnmýþ fizikçiÂ¬si Edvvard Appletona þöyle yazýyordu: &quot;Benim eðer bu olayda bir hizmetim olmuþsa; bu, beni biÂ¬linmeyen parazitlerin gerçek kaynaðýnýn bulunÂ¬masý için gerekli olan uzun gözlemlere zorlayan, inatçý merakýmýn bir açýklama aramasmdandýr.&quot; Ýþte bu inatçý merak iyi bir bilimcinin en önemli özelliðidir. Radyo gökbiliminin tarihi bu tür görüÂ¬nüþte þanslý rastlantýlarla dolu olmasýna dolu. AnÂ¬cak, yalnýz þans bu tür buluþlar için yeterli deðil. Açýk düþünebilmek ve baþlangýçta anlamsýz gözüÂ¬ken ipuçlarýný izlemeye hazýr olmak da gerekli.&lt;br/&gt;Radyo Penceresi Açýlýyor&lt;br/&gt;Ýkinci dünya savaþýnýn sonunda, özellikle saÂ¬vaþý izleyen birkaç on yýlda, radyo gökbilimi ev-&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;renin araþtýrýlmasýnda vazgeçilmez bir yöntem olarak buyük bir sýçramayla yerini aldý. Ýlk radyo gökbilimciler, savaþ sýrasýnda radarlarýn geliþtirilÂ¬mesinde çalýþan radyo mühendisleri ve fizikçilerÂ¬di. Ýngiltere, Avustralya, Fransa, Hollanda, AmeÂ¬rika ve Kanada, radyo astronominin önemli merÂ¬kezleri oldular. Özellikle savaþtan ardakalan raÂ¬darlar kullanýlarak, uzayýn derinliklerinde araþtýrÂ¬ma amaçlý ilk ölçümler yapýlmaya baþlandý. 1946da Arth</description></item><item><title>UZAY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uzay-397621.html</link><description>UZAY&lt;br/&gt;      O zamanlar hiçbirþey,zaman bile yoktu.Herþey sýfýrdan baþladý.&lt;br/&gt;Ýnsanlar herzaman Dünya&quot;nýn oluþumunu çözmeye çalýþtýlar.Big Bang&quot;de bunlarýn en mantýklýsýdýr.&lt;br/&gt;      Big Bang&quot;dan önce insan beyninin hayal bile edemeyeceði bir kavram,mutlak bir boþluk vardý.Ve birden enerji akýl almaz biçimde bir merkezde toplandý.Bu 20 milyar yýl önce gerçekleþti.Saniyeden kýsa sürede enerji maddeye dönüþmüþtü.Olaðan üstü bir yoðunluktu  Evrenin tümü bir yüksük içinde yoðunlaþmþtý.Patlamanýn etkisiyle madde daðýlmaya baþlamýþ,baþlangýç noktasýnda uzaklaþmaya baþlýyordu.Evrenin hacmi büyüyordu.Bu büyüme henüz tamamlanmadý.Geriye iki seçenek var:&lt;br/&gt;1)Büyüme tamamlanmayacak,&lt;br/&gt;2)Genleþme gücü zayýflayýp,ufalýp,kendi kendini yok edecek.(Big Crunch)    &lt;br/&gt;               &lt;br/&gt;                            TAM OLUÞUM&lt;br/&gt;Big Bang&quot;den sonra genleþme baþlýyor.Saniyenin milyarda biri kadar kýsa sürede ýsý birkaç milyar derece birden düþüyor.Sonra yerçekimi yayýlmayý,genleþmeyi yavaþlatmaya baþlýyor.Big Bang den saniyenin milyonda biri kadar sonra maddenin ilk temel taþlarý oluþuyor.Kýsa bir süre sonra iki proton ile iki nötron birleþiyor.Ýlk atom meydana geliyor&lt;br/&gt;Bu helyumdur.Isý artýk sadece 3 milyon derececik kadardýr. Big Bang den bir dk sonra yoðunluðun baþ döndürücü bir hýzla düþüþü,azalýþý elektronlarýn serbestçe atom çekirdekleri etrafýnda dönmesine izin vermiþti. Bu ilk 5dk dan sonra evren yavaþ yavaþ yayýlmaya ve soðumaya baþladý. Bu madde çaðýydý.Bir milyon yýl içinde ýsý 3000 dereceye&lt;br/&gt;düþtü.Bu koþullar yýldýzlarý doðurdu. Big Bang&quot;den 500.000 yýl sonra evrenin hidrojen ve helyumlarý dev pýhtýlar gibi gruplaþtýlar. 500.000 yýl sonrada yýldýzlar yoðunlaþtý.3 milyar yýl sonrada yýldýz kütleleri proto &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;galaksi için ergirler.Bunlarda yerçekimi etkisiyle GALAKSÝ oldular.Uzayda hiçbirþey kaybolmaz!1965&quot;te Arno Penzias ve Robert Wilson,evrende 3 kelvinlik artýk bir ýsýl enerjiye karþýlýk gelen bir fon ýþýmasý keþfettiler.1992&quot;de de Bu artýk ýþýnýn Big Bang&quot;den kaldýðý kanýtlandý.</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - MERKÜR (MERCURY)</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-merkur-(mercury)-400179.html</link><description>merkür (mercury)</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sistemi-355511.html</link><description>GÜNEÞ SÝSTEMÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÞARETLERÝN ANLAMLARI&lt;br/&gt;            Konu ile ilgili ana sayfaya &lt;br/&gt;            baðlanýr.&lt;br/&gt;            Gezegenlerin ana sayfasýna&lt;br/&gt;            baðlanýr.&lt;br/&gt;            Bir sonraki sayfaya gider.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            Bir önceki sayfaya gider.&lt;br/&gt;GÜNEÞ SÝSTEMÝ &lt;br/&gt;GÜNEÞ&lt;br/&gt;GEZEGENLER&lt;br/&gt;ASTEROÝTLER&lt;br/&gt;METEORLAR&lt;br/&gt;KUYRUKLU YILDIZLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÜNEÞ SÝSTEMÝ&lt;br/&gt;Merkezinde Güneþ, çevresinde elips yörüngeler üzerinde dönen 9 gezegen, bunlara ait uydular, küçük gezegenler, göktaþlarý, meteorlar ve kuyruklu yýldýzlardan oluþan gökcisimleri topluluðuna Güneþ sistemi denir. Güneþ sistemindeki ýsý ve ýþýk kaynaðý Güneþtir&lt;br/&gt;GÜNEÞ&lt;br/&gt;GÜNEÞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GEZEGENLER&lt;br/&gt;MERKÜR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;VENÜS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÜNYA (YERKÜRE)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AY&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MARS&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;JÜPÝTER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SATÜRN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;URANÜS&lt;br/&gt;NEPTÜN&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PLÜTON&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ASTEROÝTLER&lt;br/&gt;METEORLAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KUYRUKLU YILDIZLAR</description></item><item><title>GÜNEÞ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-354422.html</link><description>GÜNEÞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Yerin de içinde bulunduðu sistemin merkezi olan yýldýz.Güneþ , Evreni dolduran milyarlarca yýldýzdan biridir.Üstelik tümüyle sýradan bir yýldýzdýr. Çapý ve aydýnlatma gücü ,ne çok fazla büyüktür ,ne de ,baþka yýldýzlarda çoðu kez gözlendiði gibi,belirli bir özelliðiyle (pülsasyon ,ýþýk deðiþim,vb.) dikkati çeker. Ama Yer`e yakýn olmasý nedeniyle bu yýldýz temel ve insan yaþamý için gerekli bir nitelik taþýr .Yerin Güneþ`e uzaklýðý 150.000.000 km`dir. Güneþ`ten sonra bilinen en yakýn yýldýzýn 250.000 kez daha uzak olduðu düþünülürse,bu uzaklýðýn ne kadar kýsa olduðu daha iyi anlaþýlabilir.&lt;br/&gt; Yer`i bir yandan Güneþ`ten öte yandan baþka yýldýzlardan ayýran uzaklýklar arasýndaki bu büyük fark ,Yer `in yalnýzca Güneþ`e baðýmlý olmasýna yol açar:Yer çekim etkisiyle ,Güneþin çevresinde dolanmakta ve böylece gezegenimizde,özellikle yaþamýn varlýðýný saðlayan ýþýk ve ýsýyý almaktadýr.&lt;br/&gt; Bize yakýn olmasý Güneþin özellikle verimli ve ilgi çekici bir araþtýrma konusu olmasýna yol açar.Öbür yýldýzlarýn gözlemlenmesi , onlarýn ancak toplam özelliklerini ortaya koymasýna karþýn,Güneþin incelenmesi bizi ayrýntýya götürebilmekte ve gerek gözlem araçlarýnýn geliþtirilmesiyle ,gerek Yer atmosferinin ölçülerimizde zorunlu kýldýðý kýsýtlamalardan kurtulmakla(yapma uydular),gerekse Güneþin yakýnýna uzay zondalar (uzay araçlarý) göndermek yoluyla aþaðý yukarý sürekli artan bir kesinliðe eriþilebilmektedir.Demek ki ,Güneþin incelenmesi,yýldýz fiziðinin anlaþýlmasýnda belirleyici bir rol oynar.   Güneþ,Gökada denilen bir bütün halinde toplanmýþ birkaç yüz milyar yýldýzdan biridir.Gökada, çapý 100.000 ýþýk yýlý olan ,10.000 ýþýk yýlý kalýnlýðýnda merceksi bir disk biçimindedir.Öbür benzer yýldýz kümeleri gibi Gökada da kendi çevresinde döner;Güneþin bulunduðu bölgede dönme hýzý saniyede 230 km.olup ,yýldýzlar Gökada merkezinin çevresinde 250 milyon yýlda tam bir donaným yaparlar .Öte yandan,yýldýzlarýn çoðu gibi bir öz hareketi bulunan ve Herkül takýmyýldýzýna doðru saniyede 20km²lik bir hýzla ilerleyen Güneþin bu hareketi ,Gökada dönüþümüne yol açtýðý harekete eklenir .Güneþin çevresinde dolanan gezegenlerin,dolayýsýyla Yerin,Güneþin uzay haraketine katýldýklarýný da belirtmek gerekir.&lt;br/&gt; Gezegenlerin,Güneþ çevresindeki hareketinin incelenmesi,Güneþin kütlesinin hesaplanmasýna yardýmcý olmuþtur .Güneþin kütlesi Yerinkinin 330.000 katýdýr.&lt;br/&gt; Yoðunluðu ortalama 1,4tür, ama bu deðer,gökcisminin merkezi yakýnýndaki bölgelerin ya da çevre tabakalarýnýn göz önüne alýnmasýna göre ,çok geniþ oranlar arasýnda deðiþir.Güneþ katý bir cisim gibi dönmez .Dönme hýzý ekvatordan kutuplara doðru düzgün bir biçimde azalýr.(diferansiyel dönme)&lt;br/&gt;GÜNESÝN GÜÇ SANTRALI&lt;br/&gt; Gökbilimciler,Güneþin yapýsý konusundaki kuramlarýn büyük bir bölümünü kanýtlayamamýþlarsa da bileþimi hakkýnda oldukça önemli bilgilere sahiptirler.Ýsý çekirdeðe doðru yükselir.Merkezde sýcaklýðýn 10 milyon C dolaylarýnda olduðu tahmin edilmektedir.Buraya Güneþin  adý verilir.Güneþin týpký bir ateþ gibi yandýðýný düþünmek yanlýþtýr.Bütünüyle kömürden oluþan ve gerçek Güneþ kadar güçlü ýþýyan bir güneþ ,evren ölçülerine göre pek uzun ömürlü olamaz.Oysa gökbilimciler Güneþin en az 5 milyar yaþýnda olduðuna inanmaktadýrlar .Güneþ enerjisinin kaynaðý nükleer dönüþümlerdir.Hidrojen temel bilelþendir;ýsý ve basýncýn son derece yüksek olduðu çekirdeðe yakýn yakýn olduðu yerlerde hidrojen çekirdeklerinden nükleer füzyon yoluyla ikinci en hafif element olan helyum oluþur.Helyum ,çekirdeðini oluþturmak için dört hidrojen çekirdeði alýr;bu süreç sýrasýnda az miktarda kütle ,büyük bir enerjiye dönüþerek yok olur.Böylece açýða çýkan enerji Güneþin sürekli ýþýmasýný saðlar`kütle kaybý saniyede dört milyon tona ulaþýr.Bu tutar,günlük ölçülere göre büyük olmakla birlikte Güneþin toplam kütlesi yanýnda son derece azdýr .Güneþde bugünkü haliyle en azýndan 5 milyar yýl daha ýþýmaya yetecek kadar hidrojen vardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÜNEÞ ARAÞTIRMALARI&lt;br/&gt; Güneþ konusundaki bilgiler çok sayýda deðiþik araþtýrma alanýndan elde edilmiþtir.R</description></item><item><title>YILDIZLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yildizlar-453214.html</link><description>Yýldýzlar&lt;br/&gt;Ýçinde yaþadýðýmýz Evreni tanýma çabalarý yüzyýllardýr sürüyor. Bu çabalar sonucunda pek çok gökcisminin yapýsý anlaþýldý. Bunlarla birlikte yýldýzlarýn yapýlarýnýn anlaþýlmasý da içinde bulunduðumuz yüzyýlda gerçekleþti ve Evrendeki yerimizin özel olmadýðýnýn farkýna varýldý.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Fizikçi Sir Arthur Eddington, daha 1920li yýllarda, çok uzak olmayan bir gelecekte, yýldýz gibi basitbir cismin nasýl çalýþtýðýnýn anlaþýlabileceðini söylemiþti. Nitekim, 30 yýl içerisinde gerçekten, bir yýldýzýn nasýl çalýþtýðýsorusu çözüldü. &lt;br/&gt;Geceleri, gökyüzüne baktýðýmýzda, binlerce yýldýz görürüz. Gördüðümüz bu yýldýzlar, genellikle yeryüzüne diðerlerine oranla daha yakýn, bu nedenle de parlak görünen yýldýzlardýr. Bu parlak noktalarýn güzelliði ve ulaþýlmazlýðý, çok eski çaðlardan bu güne insanlarýn ilgisini çekmiþ; onlarýn oluþturduklarý þekilleri, birtakým tanrýlara; mitolojik kahramanlara ya da günlük hayatta kullanýlan araç-gerece benzetmiþlerdir. &lt;br/&gt;Sadece bununla da kalmayýp, gökyüzünü belirli bölümlere ayýrarak, her bölgeye içinde bulunan takýmyýldýzýn ismini vermiþlerdir. Yýldýz katologlarý oluþturarak, her bölgedeki gökcisimlerini konumlarýna göre isimlendirmiþlerdir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;19. yüzyýlýn sonlarýna doðru, teleskoplarýn ve gökbilimin geliþmesine baðlý olarak, gökcisimlerinin de yapýlarý anlaþýlmaya baþlandý. Bugün, bir yýldýzdan kaynaklanan ýþýðý, yeryüzünde yapacaðýmýz birkaç basit iþlemle hesaplayabiliyoruz. Bir takým spektroskopik ve fotometrik ölçümler (tayf ve ýþýk ölçümleri) yardýmýyla bir yýldýzýn nasýl &quot;çalýþtýðýný&quot; anlayabiliyoruz. &lt;br/&gt;Hertzsprung ve Russell adlý iki astrofizikçi, 20. yüzyýlýn baþýnda, yýldýzlarýn yaydýklarý ýþýmanýn þiddetine karþý sýcaklýklarýný bir grafik haline getirdiler. Hertzsprung ve Russell, bekledikleri gibi, bir yýldýzýn sýcaklýðý ve ýþýma þiddeti arasýnda sistematik bir iliþkinin olduðunu gördüler. Çýplak gözle gördüðümüz yýldýzlarýn hemen hemen hepsi, ana kol adý verilen bir eðri oluþturuyordu. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hertzsprung ve Russellin oluþturduklarý bu diagram, (H-R diagramý) yýldýzlarýn özelliklerinin anlaþýlmasýnda önemli bir role sahip oldu. H-R diagramýnda, parlaklýðý çok az, ancak sýcaklýðý çok yüksek olan beyaz cüceler; ya da, parlaklýðý çok fazla (Güneþten binlerce defa fazla) buna karþýn sýcaklýðý düþük olan kýrmýzý devler, anakolun dýþýnda kalýrlar. &lt;br/&gt;Eðer, bir yýldýz, termodinamik açýdan dengeye gelmiþse, bu yýldýzýn parlaklýðý ve sýcaklýðý arasýnda bir iliþki vardýr. Toplam ýþýma þiddeti, yarýçapý &quot;r&quot; olan bir kürenin yüzey alaný (4 x pi x r2) ve sýcaklýðýn dördüncü kuvvetiyle orantýlýdýr. Yýldýzýn mutlak ýþýma þiddeti biliniyorsa (mutlak ýþýma þiddeti, belirli bir uzaklýktaki ölçülen ýþýma miktarýdýr), bu yýldýzýn yarýçapý hesaplanabilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneþin yaydýðý toplam ýþýma gücü, 4x1026 Watttýr ve yüzey sýcaklýðý 6000 K (Kelvin) olarak ölçülmektedir. Güneþin çekirdeðindeki sýcaklýk ise, ancak yapýsýnýn anlaþýlmasýndan sonra belirlenebildi. Buna göre, Güneþin merkezindeki sýcaklýk yaklaþýk 10 milyon derecedir.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Güneþ, ortalama bir yýldýz olduðuna göre diðer yýldýzlarý onunla karþýlaþtýrabiliriz. Bu, onlarýn yapýsýnýn anlaþýlmasýnda oldukça yardýmcý olmaktadýr. Bu nedenle, genellikle Güneþin özellikleri diðer yýldýzlarý tanýmlarken birim olarak kabul edilir. Güneþin kütlesi 2x1033 gram; yarýçapý ise yaklaþýk 700 bin kilometredir. &lt;br/&gt;Diðer yýldýzlara baktýðýmýzda, Güneþin %5i kadar kütleden baþlayýp, 100 Güneþ kütlesine kadar deðiþen kütleler görmekteyiz. Daha küçük kütlelere sahip yýldýzlar yoktur; çünkü, bu kütlelerde, yýldýzýn çekirdeði nükleer tepkimeleri baþlatacak kadar ýsýnamaz. Kütlesi çok büyük olan bir yýldýz ise o kadar ýsýnýr ki, merkezindeki ýþýmanýn yarattýðý basýnç yýldýzý patlatýr.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Peki, bir yýldýzýn parçalarýný bir arada tutan kuvvet nedir? Bu kuvvet, kütle çekimidir. Yýldýzlar, genellikle duraðan bir yapýya sahip olduklarýna göre, kütle çekimine karþý koyacak ve çökmeyi durduracak, içerden kaynaklanan bir basýnç kaynaðýna ihtiyaç vardýr. Bir yýldýzý oluþturacak gaz bulutu çökmeye baþladýkça, basýncýnýn artmasýyla birlikte, sýcaklýðý da artar.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;Gaz bulutu, belirli bir sýcaklýða ulaþtýðýnda, merkezindeki sýcaklýk, yeterli basýncý yaratarak çökmeyi durdurabilir. Ancak, sýcak gazýn oluþturduðu bu yýldýz, enerjinin korunumu ilkesine göre, yaydýðý ýþýnýmdan dolayý enerji kaybedecektir ve bu nedenle zamanla soðuyacaktýr. Çökmeyi durduran basýnç kaynaðýný kaybeden yýldýz ise çökmeye baþlayacaktýr. &lt;br/&gt;19. yüzyýlda, Güneþi ve diðer yýldýzlarý inceleyen bilim adamlarý, bu gö</description></item><item><title>GÖKTAÞI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?goktasi-358943.html</link><description>ÝÇÝNDEKÝLER Sayfa No Ýçindekiler 1 Özet 3 Giriþ 4 1. Çarpma Kraterlerinin Oluþumu 6 1.1. Krater Oluþumunun Mekaniði 7 1.1.1. Basýnç Evresi 8 1.1.2. Çukur(Kazýlma) Evresi 8 1.1.3. Kraterin Boyutu 11 1.1.4. Çarpýþma Erimesi 11 1.2. Kraterin Morfolojisi ve Tanýmlanmasý 12 1.2.1. Basit Kraterler 12 1.2.2. Kompleks Kraterler 15 1.2.3. Krater Deðiþimi 16 1.3. Meteorit Çarpma Kraterlerinin Tanýnmasý Ýçin Genel Kriterler 17 1.3.1. Genel 17 1.3.2. Þok Baþkalaþýmý(Metamorfizm) 18 2. Teoride Krater Oluþumu ve Krater Oluþum Sürecinde Açýða Çýkan Enerji Miktarýnýn Ölçülmesi 20 2.1. Teoride Krater Oluþumu 20 2.2. Krater Oluþum Sürecinde Açýða Çýkan Enerjinin Miktarý 22 3. Deney, Gözlem ve Modellemelerden Eðimli Çarpmalarýn Anlaþýlmasý 26 3.1. Eðimli Çarpýþma Olasýlýðý 26 3.1.1. Çekimsiz Yüzeyler 27 3.1.2. Çekimli Yüzeyler 27 3.2. Eðimli Çarpmalarýn Deneysel Çalýþmalarý 28 3.2.1. Krater Þekli 28 1&lt;br/&gt;3.2.2. Atýlan Materyalin Daðýlýmý 30 3.2.3. Krater Yeterliliði 30 3.2.4. Atýlan Cismin Son Durumu 31 3.2.5. Þok Dalgasý 31 3.2.6. Spikül(Tüycük) Geniþlemesi 32 3.2.7. Buharlaþma 32 3.3. Model Oluþturma Çalýþmalarý 33 3.3.1. Ýlk 2 Â½D Simülasyonlarý 33 3.3.2. 3D Simülasyonlarý 34 3.3.2.1. Eðimli Çarpmalarda Þok Dalgasý 35 3.3.2.2. Eðimli Çarpmalarda Erime 38 Sonuç 40 Kaynaklar 43 2&lt;br/&gt;ÖZET Göktaþý kraterlerinin oluþum süreçlerinin incelenmesine yönelik olarak gerçekleþtirilen kuramsal ve deneysel çalýþmalarla önemli sonuçlara ulaþýlmýþtýr. Bu amaca yönelik olarak kimyasal ve nükleer patlamalarýn zemin üzerindeki etkisi incelenmiþ, ayrýca laboratuarlarda ateþli silahlarla mermi çarpma deneyleri yapýlmýþtýr. Öte yandan bilgisayarlardan yararlanarak krater oluþumuna iliþkin çeþitli fiziksel modeller geliþtirilmiþtir. Kayaçlar ve mineraller þok etkisinde býrakýlarak bunlarýn yapýsýndaki deðiþiklikler gözlenmiþ, bu bulgular göktaþý kraterlerinden elde edilen kayaç ve mineral örnekleriyle karþýlaþtýrýlmýþtýr. Bütün bu araþtýrmalarla elde edilen bulgularla, göktaþý krateri oluþumunun belirli evrelerden geliþtiði sonucuna varýlmýþtýr. Daha önce yapýlan birçok çalýþmayla krater oluþumunun miktarý, bu olayda açýða çýkan enerjinin miktarý, meteoridin gelme açýsýnýn krater oluþumundaki etkileri araþtýrýlmýþ ve önemli sonuçlara ulaþýlmýþtýr. Çarpma kraterleri, meteoritlerin Ay veya kayaç bir gezegene çarpmasýyla oluþan kraterlerdir. Gezegen oluþumunun son evresinde, gezegen yüzeylerinin son görünüþünün belirlenmesinde krater oluþumu önemli rol oynar. Yer&quot; de aþýnma ve tektonik süreçler, sürekli bir kabuk deðiþimine neden olduðu için birçok çarpma krateri yok olmuþtur. Güneþ sistemindeki çoðu bölgede bu doðru deðildir ve belki de krater oluþumu , bir yüzeyin görünüþünün belirlenmesinde hemen hemen en önemli süreçtir. 3&lt;br/&gt;GÝRÝÞ Göktaþý kraterleri, göktaþý çarpmasý sonucunda gezegenlerin yüzeylerinde oluþan çöküntülerdir. Ýnsansýz uzay araçlarý ile sürdürülen gözlemler sonucunda Ay kraterleri büyüklüklerine, morfolojik yapýlarýna ve oluþum biçimlerine göre sýnýflandýrýlýr.buna göre Ay yüzeyindeki kraterler temel olarak birincil ve ikincil çarpma kraterleri, volkanik kalderalar, maarlar, zirve kraterleri ve çökme kraterleri(akaçlama) biçiminde gruplandýrýlýrlar. Çeþitli insansýz uzay araçlarýyla gerçekleþtirilen araþtýrmalar sonucunda Mars&quot;ýn yüzeyinde de dairesel yapýlarýn ve çöküntülerin bulunduðu belirlenmiþ ve böylece krater oluþumunun, Yere benzer tüm gezegenimsi cisimler için evrensel bir doðal süreç olabileceði düþüncesi geliþtirilmiþtir. Bugün Güneþ Sisteminde yer alan yada evrenin öteki bölümlerinde bulunan korunmasýz gezegenlere sýk sýk göktaþlarýnýn çarpýyor olmasý akla yakýn bir olasýlýk olarak kabul edilmektedir. Genel olarak gezegenlerin birim yüzey alanlarýna düþen krater sayýsý ile gezgen atmosferinin yapýsý ve yoðunluðu, gezegen yüzeyinin aþýnmaya karþý direnci ve gezegenin civarýnda bulunan ve yüzeye sürekli düþen parçacýk akýsý arasýnda yakýn bir baðýntýnýn olduðu düþünülmektedir. Yere benzer(katý kayaç) gezegenlerin oluþumu için ortaya atýlan varsayýml</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - UÇAÐIN ÝCADI VE WRÝGHT KARDEÞLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-ucagin-icadi-ve-wright-kardesler-413782.html</link><description>uçaðýn icadý ve wright kardeþler</description></item><item><title>GALAKSÝ ANSÝKLOPEDÝSÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?galaksi-ansiklopedisi-353998.html</link><description>GALAKSÝ ANSÝKLOPEDÝSÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Adý Gaal Dornickdi ve Trantoru o güne dek hiç görmemiþ olan taþralý bir delikanlýydý. Yani kenti gerçekten görmemiþti. Yoksa Trantoru birçok kez hiper-videoda seyretmiþti. Arada sýrada da bir imparatorun taç giymesi töreni ya da bir Galaksi Konseyinin açýlmasýyla ilgili o görkemli, üç-boyutlu haber yayýnlarýný izlemiþti. Gaal Dornick hayatýný Mavi Birikintinin sýnýrýndaki Synnax gezegeninde geçirmiþti. Ama bu, uygarlýkla bütün iliþkisinin kesilmiþ olduðu anlamýna da gelmiyordu. Zaten o sýrada Galakside hiçbir yer uygarlýktan kopmuþ deðildi.&lt;br/&gt;O çaðda Galakside insanlarýn yaþadýklarý yaklaþýk yirmi beþ milyon gezegen vardý. Ve bunlarýn hepsi de merkezi Tran-torda bulunan Ýmparatorluða baðlýydýlar. Böyle kesin bir açýklamanýn yapýlabileceði son yarým yüzyýldý bu&lt;br/&gt;Gaal Dornick için yolculuk hiç kuþkusuz öðrencilikle geçen yaþamýnýn en önemli olayýydý. Bu yolculuktan önce de uzaya açýlmýþtý. Bu yüzden bu seyahat yalnýz baþýna onun için pek de önemli sayýlmazdý, Gaal daha önce meteor süojklenmesi mekaniði konusunda bilgi edinmek için Synnaxýn tek uydusuna kadar gitmiþti. Bu bilgi, tezi için gerekliydi ona. Ama insan ister&lt;br/&gt;- 8 -&lt;br/&gt;yarým milyon millik bir uzaklýðý aþsýn, ister bir o kadar ýþýk yýlý süren bir seyahat yapsýn, uzay yolculuðu daima aynýydý.&lt;br/&gt;Gaal, hiper-uzaydaki sýçrama için kendisini biraz hazýrlamaya çalýþmýþtý. Bu, gezegenler arasý basit yolculuklarda görülmeyen bir þeydi. Fakat yýldýz sistemleri arasýnda yolculuk yapmanýn en pratik yöntemi sýçramaydý. Ve belki de sonsuza kadar da böyle olacaktý. Normal uzayda hiç kimse ýþýk hýzýndan daha süratle ilerleyemezdi. (Bu insanlýk tarihinin þafak zamanýndan beri bilinen birkaç bilimsel gerçekten biriydi.) Bu yöntemle insanlarýn yaþadýðý en yakýndaki güneþ sistemlerine bile yapýlacak bir yolculuk yýllarca sürerdi. Ama insan hiper-uzayda Galaksinin bir ucundan diðerine bir anda gidebilirdi. Hiper sistem hayal edilemeyecek bir bölgeydi. Ne zamandý, ne de mekan. Ne maddeydi, ne de enerji. Ne hiç di, ne de bir þey.&lt;br/&gt;Gaal bu sýçramalardan ilkini beklerken mide kaslarý hafif bir korkuyla büzüldü. Ama stçrama sadece hafif bir sarsýntýyla sona erdi. Gaalin içinde bir yere vuruldu sanki. Ama genç adam daha ne olduðunu anlayamadan bu da sona erdi. Hepsi o kadar.&lt;br/&gt;Gaal de ondan sonra diðer konularla ilgilendi. Örneðin, Ýmparatorluðun 12 000 yýl boyunca gösterdiði geliþmenin baþarýlý sonucu olan büyük ve ýþýltýlý gemiyle ilgilendi. Kendisini düþündü. Matematik alanýnda doktorasýný yeni yapmýþtý ve ünlü, ulu Hari Seldon onu Trantora davet etmiþti. Bilgin, Gaalin o pek geniþ ve biraz da iddialý Seldon projesine katýlmasýný istiyordu.&lt;br/&gt;Gaal ilk sýçrama yüzünden düþkýrýklýðýria uðramýþtý. Þimdi Trantoru ilk göreceði aný bekliyordu. Seyretme odasýndaydý genç adam. Çelik panjur kapaklar bildirilen zamanlarda açýlýyordu. Gaal bu fýrsatý kaçýrmýyor, yýldýzlarýn ýþýltýlarýný seyrederek bir yýldýz kümesinin oluþturduðu inanýlmayacak sis bulutunun zevkini çýkarýyordu. Bu yýldýz kümeleri, tam uçarken dondurulan,&lt;br/&gt;-9-&lt;br/&gt;dev bir ateþböceði bulutunu andýrýyorlardý. Gaal bir keresinde gemiden beþ ýþýk yýlý uzaktaki soðuk, mavimsi beyaz bir dumana benzeyen gazlý bir nebulayý gördü. Penceresinin dýþýnda sanki süt gibi yayýlýyor, buz gibi ýþýltýsý odayý dolduruyordu. Nebula iki saat sonra yine bir sýçrama sonucu gözden kayboldu.&lt;br/&gt;Trantorun güneþi ilk görüldüðü zaman sert beyaz ýþýltýlý bir toz zerresinden farksýzdý. Böyle milyonlarca benekçiðin arasýnda kaybolmuþ gibiydi. Gaal güneþi geminin rehberi iþaret ettiði için görebildi. Galaksinin merkezinde yýldýzlar pek sýktý. Ancak güneþ her sýçrama sonucu daha parlak bir hal aldý. Iþýl-týsýyla diðerlerini boðarak sönükleþtirdi.&lt;br/&gt;Sonra bir gemi subayý içen girerek, Seyretme odasý yolculuðun sonuna dek kapalý kalacak, diye açýkladý. Ýniþe hazýrlanýn.&lt;br/&gt;Gaal, üzerinde Ýmparatorluðun Uzay Gemisi ve Güneþ iþareti bulunan beyaz bir üniforma giymiþ olan adamýn peþinden gitti. Onu kolundan yakaladý. Odada kalmam mümkün deðil mi? Trantoru görmek istiyorum.&lt;br/&gt;Subay</description></item><item><title>KEPLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kepler-384995.html</link><description>KEPLER&lt;br/&gt;  &lt;br/&gt;      1571&quot;de doðmuþ olan Kepler, astronominin ana hatlarýný öðrendikten sonra gezegenler sistemini açýklayabilecek bir matematik düzen bulma probleminin adeta hastasý olmuþtu. Bir yerde &quot;aklýmýn bütün gücüyle bu problemin üzerinde kara kara düþündüm&quot; diye yazýyordu. Kepler, çaðdaþý ve örnek aldýðý bir bilim adamý olan Tycho Brahe&quot;nin tam zýttý bir kimseydi. Tycho büyük bir mekanik kabiliyet ve hünere sahipti; fakat matematiðe karþý ilgisi azdý. Kepler bir deneyci olarak beceriksizdi ama matematiðin gücüne hayran olmuþ bir kimseydi.Sayýlarýn gücüne karþý duyduðu bu derin saygýyla eski Yunanlýlara yaklaþýyor, sayýsal bilmeceler çok ilgisini çekiyordu. Hayatýný Tycho&quot;nun býraktýðý ve gezegenlerin yerini gösteren çizelgelere vermiþti. Tycho Brahe&quot;nin gözlemlerini matematik tasvire çevirirken ayný bu gün herhangi bir ilim adamý gibi davranýyordu. Denel bulgularý cetveller dolusu sayýlar yerine basit matematiksel kanunlar halinde ifade etmeye çalýþýyordu. Matematiksel kanunlarla yalnýz gözlemleri açýklamakla kalmayýz, ayný zamanda henüz yapýlmamýþ gözlemlerin sonuçlarýný da önceden kestirebiliriz, üstelik matematiksel kanunlar sayý çizelgelerinden daha kolay hatýrda tutulabilirler ve baþkasýna çok daha kolay anlatýlabilirler.&lt;br/&gt;             Kepler&quot;in gezegen yörüngeleri kanunu 5 düzgün katý þekle dayanýyordu. Bu kanuna göre yarýçapý Satürn&quot;ün yörüngesine eþit bir küre bir küpü içine alýr(a). Bu küpün içine çizilecek bir kürenin yarýçapý ise Jüpterin yörüngesinin yarýçapýna eþittir. Jüpiter&quot;in yörüngesine eþit yarýçaptaki kürenin içine bir düzgün dörtyüzlü çizilebilir(b). Bu dört yüzlünün içine çizilecek kürenin yarýçapý Marsýn yörüngesinin yarýçapýna eþittir.Mars gezegenin yörüngesinin yarýçapýna eþit yarýçaptaki kürenin içine bir düzgün 12 yüzlü çizilebilir(c). Bu düzgün 12 yüzlünün içine çizilecek kürenin yarýçapý yerin yörüngesinin yarýçapýna eþittir(d). Böylece bir düzgün katý þekil ve bir küreyi sýrayla çizerek düzgün 8 yüzlü için(e) ve düzgün 20 yüzlü iç</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - EVRENÝN ÖYKÜSÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-evrenin-oykusu-400206.html</link><description>evrenin öyküsü</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - DERS NASIL ÇALIÞILIR?</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-ders-nasil-calisilir-400163.html</link><description>ders nasýl çalýþýlýr?</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - GÜNEÞ SÝSTEMÝ VE UZAY-EVRENÝN DOÐUÞU VE GÜNEÞ SÝSTEMÝNÝN MEYDANA GELÝÞÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-gunes-sistemi-ve-uzayevrenin-dogusu-ve-gunes-sisteminin-meydana-gelisi-400237.html</link><description>güneþ sistemi ve uzay-evrenin doðuþu ve güneþ sisteminin meydana geliþi</description></item><item><title>GEZEGENLER VE YILDIZLAR ARASINDAKÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gezegenler-ve-yildizlar-arasindaki-368076.html</link><description>GEZEGENLER VE YILDIZLAR  ARASINDAKÝ&lt;br/&gt; ÝLÝÞKÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;               Gezegenler oldukça büyük,ýþýk vermeyen,daireye benzeyen   yörüngelerde  Güneþ çevresinde dönen ancak,yansýttýklarý güneþ ýþýðý nedeniyle gözle görülebilen gökcisimleridir. Gezegenlerin tümü,  ayný yönde hareket ederler ve hýzlarý ,Güneþ&quot;e olan uzaklýklarýyla belirlenir.Ýki tanesinin dýþýnda, yine tümünün yörüngeleri yaklaþýk olarak ayný düzlemlerdedir.  Bütün bu veriler,gezegenlerin, giderek sýkýlaþan ve yassýlaþan dev bir toz ve gaz bulutundan, ayný anda oluþturduklarý kuramýna yol açmýþtýr. Bu olgu,yaklaþýk 5 milyar yýl önce ortaya çýkmýþ ve o zamandan bu yana gezegenlerin bazýlarý&lt;br/&gt;önemli deðiþimlerden geçmiþtir.&lt;br/&gt;                Güneþ Sistemindeki yerleri baðlý olarak,iç ve dýþ gezegenler biçiminde bir ayrým yapýlmaktadýr.Fiziksel özellikleri temel alýndýðýnda ise,dünya benzeri gezegenler ve dev gezegenler diye adlandýrýlan,gezegenler biçiminde bir ayrým yapýlmaktadýr.Birinci tipte yer alan gezegenler,büyüklük ve yapý bakýmýndan Dünyaya benzemekte ve güneþe daha yakýn yörüngelerde hareket etmektedirler. Öte yandan dev gezegenler ise,güneþten daha çok uzakta ,dünyadan büyük ve çoðu da gaz halindedir.Dünyanýn bir tane uydusu olmasýna karþýlýk,dev gezegenlerin çok sayýda uydusu vardýr.ileri sürülen bir kurama göre,dev gezegen Neptün ün uydularýndan biri,yörüngesinden çekilip alýnarak,baðýmsýz bir gezegen olan Plüton u oluþturmuþtur.Plüton,Güneþ Sisteminde ,Güneþ e en uzak gezegendir.birbirlerini karþýlýklý olarak çekmeleri nedeniyle gezegenler,birbirlerinin yörüngelerini,bu yörüngelerin biçimini ve konumunu deðiþtirecek denli etkiler.Dünya göz önünde tutulduðunda ,bu gibi etkiler buzul çaðlarýnýn ortaya çýkmasýna ve Mars ta ise,gezegen yüzeyindeki suyun yok olmasýna  yol açmýþ olabilirler. Eski çaðlarda, Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn olmak üzere 5 gezegen biliniyordu. Bu gezegenler, yýldýzlardan, deðiþen parlaklýklarý ve gökyüzündeki konumlarýnýn öteki yýldýzlara göre duraðan olmayýþýyla ayýrt edilebiliyorlardý. Bu nedenle,bu gezegenler ayný zamanda &quot;gezici yýldýzlar&quot; diye tanýmlanmaktaydýlar. O çaðlarda Dünya, evrenin hareketsiz duran merkezi sanýldýðýndan,bir gezegen sayýlmýyordu.17yy dan bu yana 4 gezen daha bulundu.bunlardan birincisi ,Dünyanýn kendisiydi;Dünyanýn güneþ çevresinde döndüðü ve bunun tersinin doðru olmadýðý giderek daha açýk bir biçimde ortaya çýkýnca,Dünyanýn gezegensel bir yapýsý olduðu,17yy. boyunca benimsenmeye baþlandý göðün teleskopla gözlenmeye baþlamasýndan yaklaþýk 200 yýl kadar sonra,1781 de Uranüs gezegeni amatör Ýngiliz gök bilimcisi William Herschel tarafýndan bulundu.Bu gezegenin daha önceleri de bir çok kareler gözlendiði biliniyordu,Ancak Uranüs&quot;ün  bir gezegen olduðu o zamana kadar anlaþýlmamýþtý.Uranüs&quot;ün bulunmasýndan hemen sonra bu gezegenin daha önceki  gözlemlere dayanýlarak yapýlan hesaplarýn ortaya konduðu yönünde hareketini yapmadýðý ortaya çýktý.1820 yýlýna gelindiðinde gözlenen sapmalar öylesine büyümüþtü ki,kimi araþtýrmacýlar bu sapmalarýn dahada uzaktaki bir baþka gezegenin Çekim nedeniyle ortaya çýkmýþ olabileceði düþüncesini ileri sürdüler.Fransýz gök bilimci Leverirer ile Ýngiliz Adams,var sayýlan bu gezegenin gökteki yerini belirlemeye çalýþtýlar.Gerçektende 1841 de yapýlan hesaplamalarýn gösterdiði  yerde yeni bir gezegen saptandý bu gezen neptündü neptün de daha önceleri gözlenmiþ ancak,gezegen olduðu anlaþýlamamýþtý 20yy. baþlarýnda,aralarýnda Percival Lowell in de bulunduðu bir çok gök bilimci baþka bir gezegenin daha neptünün yörüngesi dýþýnda hareket etmede olabileceðini öne sürdüler;küçük sapmalarýn  nedeni hala açýklanabilmiþ deðildi.1906 yýlýndan baþlayarak,çok sayýda gök bilimci sistematik bir araþtýrmaya giriþti ve bu araþtýrmanýn sonucu 1930 da alýndý Amerikalý Clyde Tomebaugh,fotoðraf camý üzerinde parlayan bir, noktayý gösterdi;Bu nokta, Güneþ sisteminin en uzak gezegeni olan Plüton&quot;du.Bununla birlikte,çok geçmeden bu gezegenin oldukça büyük bir gök cismi olduðu açýkça ortaya çýktý.&lt;br/&gt;                  Güneþten gözlendiklerinde gezegenler gökte her zaman ayný yönde hareket ederler bununla birlikte,Dünyadan gözlendiklerinde,yýldýzlara göre bazen doðuya (ilerleme), bazen de batýya doðru(gerileme)hareket ederler.Bu görünürdeki hareketlerin tersine döndüðü anlara durak noktalarý adý verilir. Geçmiþte dünya, duraðan sayýldýðý zamanlarda,Dünyanýn çevresindeki bu halka benzeri hareketlerin açýklanmasý çok güç görünüyordu ancak,daha sonralarý bu olgunun dünya ile söz konusu gezegenin yörü</description></item><item><title>UZAYDA NELER VAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uzayda-neler-var-353394.html</link><description>UZAYDA NELER VAR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Ýçinde  yýldýzlar, gezegenler, uydular, meteorlar gibi gök cisimlerinin bulunduðu boþluða uzay denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Galaksiler (Gök Adalarý)&lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;Biri bize en yakýn galaksi diðeri ise içinde bulunduðumuz iki galaksi &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yýldýzlarýn, bulutsularýn ve diðer maddelerin oluþturduðu topluluða galaksi denir.&lt;br/&gt;   *   Galaksiler çok büyüktür. Küçük galaksilerde 100 000, büyük galaksilerde de 3 trilyondan fazla yýldýz bulunur.&lt;br/&gt;    &lt;br/&gt;    Güneþ Sistemi, Samanyolu galaksisi içinde bulunur.Samanyolu&quot;nda  100 milyardan fazla yýldýz vardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*   Uzaydaki uzaklýklar ýþýk yýlý birimi ile ifade edilir. 1 ýþýk yýlý, ýþýðýn bir yýlda aldýðý yola eþittir. Bu da yaklaþýk 9,46 trilyon km eder&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* Samanyolu&quot;nun çapý 100 000 ýþýk yýlýdýr.Güneþ&quot;in Samanyolu merkezine uzaklýðý da yaklaþýk 30 000 ýþýk yýlýna eþittir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* Þekillerine göre Galaksiler üç çeþittir. Sarmal, elips ve düzensiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Sarmal Galaksiler: Disk biçimindeki yapýlarýnda sarmal kollar vardýr. Bu galaksilerin bilinenlerinin tümü dönmektedir. Samanyolu ve Andromeda bilinen sarmal  galaksilerdir.&lt;br/&gt;   Elips Galaksiler: Elips þeklinde bir yapýya sahiptir. Bu galaksilerin sarmal kollarý yoktur. Yapýlarýnda önemli miktarda yýldýzlar arasý gaz ve toz bulunmaz.&lt;br/&gt;   Düzensiz Galaksiler: Elips ve sarmal yapý gösteren sarmal yapý dýþýnda, þekil olarak bunlara hiç benzemeyen galaksilerdir. Bu galaksilerde bol miktarda gaz, toz bulutu ve þiddetle süren yýldýz oluþumu mevcuttur.&lt;br/&gt;2. Yýldýzlar Doðar, Yaþar ve Ölür&lt;br/&gt;   Güneþ gibi, kendiliðinden ýsý ve ýþýk veren gök cisimlerine yýldýz&lt;br/&gt;denir.Yýldýzlar sýcak ve parlak gaz kütleleridir.&lt;br/&gt;    Yýldýzlar teleskopla gözlenebilir.&lt;br/&gt;   * Yýldýzlar da doðar, yaþar ve ölürler. Yýldýzlarýn yaþam evreleri yaklaþýk olarak þu þekildedir:&lt;br/&gt;  Gaz ve toz bulutu toplanarak yoðunlaþýr. Çekirdekte hidrojen helyuma dönüþür ve enerji açýða çýkar. Yýldýz bu enerjiyi ýsý ve ýþýk olarak yayar.&lt;br/&gt;   * Yýldýz ne kadar çok enerji üretirse o kadar parlak görünür. &lt;br/&gt;   * Yýldýzýn ölüm süreci ise enerjisinin azalmasýyla baþlar. Hayatý sona eren yýldýz küçük ise, geride demir yönünden zengin ýþýksýz bir kütle kalýr (Kara Cüce); büyük ise yýldýz, önce içine çöker sonra patlar (Süpernova). Bu patlama sonrasýnda merkezde yýldýzýn çekirdeði kalýr.&lt;br/&gt;    Geride kalan çekirdeðin kütlesi, Güneþ&quot; in kütlesinden 1,5 - 3 kat fazlaysa nötron yýldýzý, 3 kattan daha fazlaysa kara delik oluþur.&lt;br/&gt;   * Kara delik, belli bir yakýnlýktan geçen bütün gök cisimlerini kendine çeker. Bu çekim öyle büyüktür ki, kara delik ýþýðý bile çeker.Bu yüzden parlak deðildir; ýþýk yaymaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneþ Yaþamamýz Ýçin Çok Önemlidir&lt;br/&gt;     Fotosentez sayesinde bitkiler besin üretir ve canlýlar kendileri için gerekli enerjiyi bu besinlerden saðlarlar.Fotosentez ise Güneþ ýþýðý ile yapýlýr.&lt;br/&gt;    * Güneþ&quot;le Dünya arasýnda bir kütle çekimi vardýr. Bu çekim olmasaydý&lt;br/&gt;Dünya belli bir yörüngede seyahat edemezdi.&lt;br/&gt;      Kýsacasý, Güneþ olmasaydý Dünya&quot;da hayat olmazdý.&lt;br/&gt;Güneþ Nasýl Oluþtu?&lt;br/&gt;     Bu konuda pek çok görüþ vardýr. En yaygýn görüþe göre, kendi ekseni etrafýnda dönen dev, kýzgýn gaz ve toz kütleleri zamanla soðudu ve büzülmeye baþladý. Dönme hýzý arttý. Merkezde Güneþ oluþtu, sonra da etrafýnda gezegenler ve diðer gök cisimleri meydana geldi.&lt;br/&gt;Güneþ&quot;in Katmanlarý ve Yapýsal Özellikleri    &lt;br/&gt;      Eldeki verilere göre Güneþ&quot;in yaþý 5 milyar yýl olarak tahmin edilmektedir. Güneþ, Dünya&quot;da yaklaþýk 330 000 kat daha fazla kütleye sahiptir.Yapýsýnda % 81,76 oranýnda hidrojen, % 18,17 oranýnda helyum bulunur. Geri kalan kýsým da oksijen, karbon, azot, sodyum, kalsiyum, kükürt, silisyum, demir, magnezyum ve alüminyum elementlerinden oluþur. &lt;br/&gt;    * Güneþ&quot;in merkezinde çekirdek vardýr. Çekirdek tepkimeleri (hidrojenin helyuma dönüþmesi) bu katmanda gerçekleþir. Burada sýcaklýk 15 milyon C kadardýr. Çekirdekte oluþan enerji çok büyüktür. Bunun ancak 2 milyonda bir ulaþýr.&lt;br/&gt;      Dýþ kýsýmda ýþýk küre (fotosfer) bulunur. Burada sýcaklýk 6000 C civarýndadýr.&lt;br/&gt;      Fotosferin etrafý sýcak - ergimiþ magma gibi bir maddeyle çevrilidir.Bu kýsma renk küre</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - EVREN VE UZAY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-evren-ve-uzay-400091.html</link><description>evren ve uzay</description></item><item><title>HAVACILIK SANAYÝNDE KULLANILAN PLASTÝK MATRÝSLÝ KOMPOZÝT MALZEMELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-sanayinde-kullanilan-plastik-matrisli-kompozit-malzemeler-419920.html</link><description>polimerler yapilari geregi çelik ve diger konvansiyonel malzemelerden&lt;br/&gt;farklidirlar ve onlarin avantajli yanlari ön plana çikartilarak kullanim alanlari giderek genislemektedir. polimer ve polimer kompozitlerin baslica hedefleri en&lt;br/&gt;az çelik kadar saglam, olabildigince hafif, yüksek kullanim sicakliklarina&lt;br/&gt;dayanikli ve ekonomik malzeme üretimidir. günümüzde ileri mühendislik malzemelerinin kullaniminda hiç süphesiz otomotiv sektörü en büyük payi&lt;br/&gt;almaktadir. otolarda çesitli plastik malzemelerin kullanimi % 10 civarinda ise de tamponlar gibi bazi özel uygulamalarda plastik kompozitler rakipsizdir.&lt;br/&gt;bunun yani sira örnegin bakirdan daha iyi derecede elektrik iletkenligi&lt;br/&gt;bulunan özel bazi polimer sistemlerin yapilmasi ile polimerik ileri malzeme&lt;br/&gt;spektrumu alabildigince genislemistir.&lt;br/&gt;çesitli mühendislik uygulamalarinda metallerin yerini tercihen kullanilan&lt;br/&gt;polimer kompozitler sadece hafiflik, mekanik dayanim gibi özellikler degil,&lt;br/&gt;insan dokulari ile uyum saglayan ve sertlik derecesi ayarlanabilen yapay doku ve organlar gibi uygulamalarin disinda &quot;optik elyaf&quot; ve basinç ile elektrik üretebilen&quot; piezoelektrik özellikli ve istenildigi gibi islenebilen özel sistemlerin&lt;br/&gt;yapiminda da metal ve seramik malzemelerin yerlerine kullanilmaktadir.&lt;br/&gt;polimer kompozitleri iki ana kategoride incelemek mümkündür. bunlar&lt;br/&gt;parçacik dolgulu ve sürekli elyaf kompozitleridir. özellikle sürekli elyaf içeren kompozitler yüksek performans istenen alanlarda giderek daha çok kullanilmaktadir.&lt;br/&gt;...&lt;br/&gt;havacýlýk sanayiinde kullanýlan plastik matrisli kompozit malzemeler</description></item><item><title>ESKÝ MISIRLILARDA ASTRONOMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?eski-misirlilarda-astronomi-371301.html</link><description>ESKÝ MISIRLILARDA ASTRONOMÝ&lt;br/&gt;1. MISIRLILARDA TAKVÝM&lt;br/&gt;Mýsýr matematiðinin seviyesi astronomi bilgisinin inkiþafým kolaylaþtýracak yahut da saðlayabilecek bir durumda olmaktan uzaktý. Mýsýr astronomisinin Mýsýr matematiði ile ayarlý bir geliþme göstermiþ olduðu söylenebilir.&lt;br/&gt;Öte yandan, Mýsýrlýlarda kalma hiçbir tutulma rasadý kaydýyla karþýlaþýlmamýþtýr. Bu hayretle karþýlanacak bir þeydir. Bu sebeple, Mýsýr astronomisi hakkýndaki kaynaklarýmýzýn çok fakir olmasý dolayýsýyla, belki de bu konudaki bilgimizde önemli bazý noksanlar mevcut olabilir.&lt;br/&gt;Mýsýr astronomisinin üzerinde durduðu baþlýca konular zaman ölçülerine iliþkindir. Günlük iþlerin düzenlenmesi ve yürütülmesi için Mýsýrlýlarýn kullandýklarý resmi layýk takvimlerinde, yýl otuzar günlük on iki aya bölünmüþtü. Böylece, Mýsýrlýlarýn bu resmi ve layýk takvimlerinde yýl 360 + 5 = 365 gün uzunluðundaydý. Demek ki, Mýsýrlýlarýn takvim yýlý güneþ yýlýna oldukça yakýndý ve bu takvim yýlý ile astronomik güneþ yýlý arasýnda yaklaþýk olarak bir çeyrek gün kadar fark vardý.&lt;br/&gt;Bu takvimde yýl gerçek astronomik güneþ yýlýndan çeyrek gün kadar kýsa olduðu için Mýsýr takvimi güneþe kýyasla her dört yýlda takriben bir gün geri kalmaktaydý. Böylece, Mýsýrlýlarýn seneleri, yaklaþýk olarak yüz yirmi yýlda astronomik güneþ yýlýna nazaran bir ay önce baþlýyordu. &lt;br/&gt;Mýsýr takvim yýlýnýn bu suretle tam bir yýl ileri giderek tekrar güneþ yýlý ile intibak haline gelmesi 1456 yýlda vuku bulmaktaydý. Bu 1456 yýllýk devreye daha sonra Yunanlýlar Siriyüs devresi ya da Sothis devresi adým vermiþler. Siriyüs yýldýzýnýn 15 temmuzda helyak doðuþ, veya tan doðuþu, yapmaya baþlamasý ve bu olayýn bu devreyi dakik bir þekilde belirlemekte olmasýdýr. &lt;br/&gt;15 temmuzun ilk baþta yýl baþlangýcý ve taþma mevsiminin baþý olarak seçilmiþ olmasý, Nil Irmaðýnýn takriben bu tarihte taþmaya baþlamasýndan ileri gelmiþtir. Fakat yýllarý gezici olduðundan yýlbaþý da Nilin tasmasýyla çakýþýk durumda kalmamakta, ikisi arasýnda zaman süresi mütemadiyen deðiþmekteydi.&lt;br/&gt;Takvimleri güneþ yýlýna tekabül ettiði ve yaklaþýk olarak ona eþit olduðu halde, Mýsýrlýlarda yýl içine daðýlmýþ üç mevsimin kabul edilmiþ olmasý güneþ yýlý ile paralellik göstermiyor. Baþka bir ifade ile, yýllarýnýn mevsimlere ayrýlmasýyla dönence ve gündönümleri arasýnda herhangi bir münasebet kurulmamýþ olduðu görülüyor.&lt;br/&gt;Bütün bunlar Mýsýr takvim yýlýnýn esas itibarýyla tarýmla ilgili bir takvim olduðu hissini veriyor. Yani, Mýsýrlýlarda yýl uzunluðunun ayarlanmasý ve tesbiti, belki de esas itibarýyla güneþ rasatlarýndan fazla. Nilin taþmalarýna dayanmaktaydý. Gerçekten, Mýsýrlýlarýn yýl uzunluðunu sadece Nil taþmalarýndan faydalanarak, yani bu sayede, doðruya çok yakýn bir þekilde tesbit edebilmiþ olmalarý muhtemeldir. Fakat daha büyük bir ihtimalle, kendilerine bu hususta ayrýca Siriyüs yýldýzý da kýlavuzluk etmiþtir. Bu bakýmdan, ileride daha tafsilatlý olarak anlatýlacaðý üzere, Eski Mýsýr resmi takvim yýlýnýn gerçek astronomik güneþ yýlý sayýlabileceði söylenebilir. Bu takvimde yýlýn on iki aya bölünmesi otomatik ve tabii bir müþahede ile ay safhalarýna dayanmaktaydý; daha doðrusu, kavuþum ay periyodlarýndan mülhemdi.&lt;br/&gt;Böylece, Mýsýr takvim yýlýný tarýma dayanan bir yýl olarak tavsif etmek mümkün olmakla beraber, ve ayrýca, güneþ yýlýný zamanýna göre en iyi temsil eden eskiçað takvimi olmasýna, raðmen, periyodik þekilde ayarlama ve tashih yapma yoluna gidilmediðinden, bu takvimin bu bakýmdan saðladýðý potansiyel imkanlar deðerlendirilmemekte ve takvim, uzun vadeli olarak, güneþ yýlýna uymamaktaydý. Bu sebeple bu takvim, neticede, tarýmýn ihtiyaçlarýný otomatik bir þekilde karþýlamýyor. Nilin taþma zamanlarým gösterme gibi Mýsýrda tarým faaliyetinin en ön plandaki bir isteðini bile doðrudan doðruya yerine getiremiyordu. Çünkü mevsimler tedrici bir þekilde yýl içinde yer deðiþtirmekteydi. Takvim kendi kendisini 1456 yýllýk bir süre içinde düzeltiyordu. Fakat bu düzelmenin hemen arkasýndan aradaki ayarlanma yeniden bozulmaya baþlamaktaydý.&lt;br/&gt;Nilin taþma zamanlarýnda intizamsýzlýklar olmasý tabiidir. Bu sebeple, bu takvimin kuruluþ tarihinin muayyen bir yýl olarak belirlenmesi imkansýzdýr. Bu tarihin bir zaman süresi içinde oynayabileceði tabiidir. Parker bu gibi mülahazalara dayanarak bu takvimin baþlangýcýný 2937 ile 2821 yýllarý arasýnda tarihlendirmiþtir. Ayrýca, bu  tahmini tarihin doðruluðunu gösteren  daha dolaysýz ye daha olgusal bazý delillerin de mevcut olduðu söylenebilir.&lt;br/&gt;Nilin taþma zamanlarý azami bir buçuk iki ay kadar fark gö</description></item><item><title>MARS SUNUMU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?mars-sunumu-435638.html</link><description>mars&quot;ýn saðdaki haritasý viking 1&lt;br/&gt;ve 2&quot; tarafýndan elde edilen&lt;br/&gt;yükseklik datalarý kullanýlarak&lt;br/&gt;oluþturulmuþtur. güneþ&lt;br/&gt;sistemi&quot;nde dokuz gezegen vardýr &lt;br/&gt;bunlar iki gruba ayrýlýr.karasal&lt;br/&gt;gezegenler,merkür,venüs,dünya&lt;br/&gt;ve mars&quot;týr.bu gezegenler, sert, kayalýk yüzeylere sahiptirler. bilim adamlarý,bir gezegen sistemindeki gezegenlerin oluþumunun ne kadar süreceðini bilgisayar yardýmýyla hesaplamaya&lt;br/&gt;çalýþýyorlar.hesaba göre,gezegenimsiler oluþtuktan yaklaþýk 20 bin yýl sonra ay boyutlarýnda&lt;br/&gt;yüzlerce cisim ortaya çýkýyor.gezegenlerin tam boyutlarýna ulaþmasýysa yaklaþýk 10 yýl alýyor.arta kalan gezegenimsilerse, sonraki 10 milyon yýl içerisinde gezegenlerce&lt;br/&gt;yutuluyor. iþte &quot;mars&quot; böyle oluþtu... (.ppt)</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝNDE YAÞAM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sisteminde-yasam-358958.html</link><description>GÜNEÞ SÝSTEMÝNDE YAÞAM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER I. Özet...............................................................................................................................1 1. Giriþ..............................................................................................................................2 2. Gezegenlerin Oluþumu ve Düzeni.................................................................................3 3. Yaþam Olabilecek Gökcisimleri....................................................................................4 3.1. Ay..........................................................................................................................9 3.2. Dünya&quot;da Yaþam Nasýl Ortaya Çýktý?.................................................................11 3.3. Mars&quot;ta Hayat......................................................................................................13 3.3.1. ALH84001 Meteoridinde Yaþam Belirtileri...........................................19 3.3.2. Mars&quot;ta Yaþam Olasýlýðý..........................................................................20 3.3.3. Önümüzdeki Birkaç Yýl Ýçimde Mars&quot;a Ulaþmasý Beklenen Uzay Araçlarý..................................................................................................21 3.4. Venüs&quot;te Yaþam Var Mý?....................................................................................22 3.5. Europa Uydusunda Su Var Mý?...........................................................................25 3.6. Titan ve Gelecek..................................................................................................27 4. Sonuç..........................................................................................................................30 5. Kaynaklar.....................................................................................................................31 1&lt;br/&gt;I. ÖZET Bu çalýþmada Güneþ sistemimizde bulunan gök cisimlerinde yaþam olup olmadýðý konusunda yapýlan araþtýrmalar özetlenmiþtir. Son yýllarda Dünya dýþýnda yaþam arama çalýþmalarýnýn hýzlanmasý nedeniyle güncelliðini koruyan bu konuda elde edilen bulgular sunulmuþ ve tartýþýlmýþtýr. Yaþamýn temel taþlarýndan biri olan suyun Güneþ sistemimizin diðer üyelerinde bulunabilmesi insanlarýn yeni yaþam biçimleriyle karþýlaþabileceði umudunu artýrmaktadýr. Kimbilir belki çok kýsa bir zaman sonra yaþam izlerine rastlayabilir ve yeni ufuklar açabiliriz. 2&lt;br/&gt;1. GÝRÝÞ Galaksimiz Samanyolunda yaklaþýk olarak 400 milyar yýldýz bulunmaktadýr. Güneþ galaksimizin merkezinden yaklaþýk 8,5 kpc uzaklýkta merkez etrafýnda dolanan G tayf türünden bir yýldýzdýr. Bu yýldýzýn etrafýnda dolanan 9 gezegenden sadece Dünya üzerinde sývý su ve canlýlar vardýr. Ýnsanoðlu, yaþadýðý Dünya gezegeni dýþýnda sadece galaksimiz üzerinde yaþamýn bulunduðunu ve diðer gezegenlerde yaþamýn olup olmadýðýný merak etmektedir. Bu merakýný gidermek amacýyla uzaya doðrudan ve dolaylý olarak mesajlar göndermektedir. Bu mesajlar; 1. Doðrudan uzay araçlarý göndererek, 2. Radyo sinyalleri göndererek. gerçekleþtirmektedir. Bütün bu çalýþmalar, SETI projesi çerçevesinde yürütülmektedir. Bugüne kadar galaksimizde dinlenen yýldýzlardan hiçbir sinyal tespit edilememiþtir. Bununla birlikte, insanoðlu diðer yýldýzlarýn etrafýnda birçok gezegen bulunduðunu dolaylý yollardan keþfetmiþtir. Fizik bize c ýþýk hýzýna ulaþýp, diðer gezegenlere gidip orada yaþamýn olup olmadýðýný doðrudan araþtýrma imkanýný malesef vermemektedir. Dolayýsýyla, hiçbir zaman bu gezegenlerde yaþamýn olup olmadýðý sorusuna bir cevap vermek, imkansýzdýr. Bu çalýþmada, Güneþ sistemi ile sýnýrlý kalarak, Dünya dýþýndaki diðer gök cisimleri üzerinde yaþam var mý sorusunun üzerinde duracaðýz. Güneþ sistemindeki diðer gezegen ve uydulara uzay araçlarý gönderildi. Resimleri, görüntüleri ve bir takým bulgular elde edilip deðerlendirildi. Bu çalýþmada da Astronomi dünyasýnda çok yer tutan bazý örnekler seçildi ve bu konuda bilgiler bir araya getirilip Dünya dýþýndaki yaþ</description></item><item><title>OPTÝK ÝNTERFEROMETRÝ VE ÝNTERFEROMETRELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?optik-interferometri-ve-interferometreler-356857.html</link><description>OPTÝK ÝNTERFEROMETRÝ VE ÝNTERFEROMETRELER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GÝRÝÞ Yýldýzlar bize çok çok uzak gök cisimleridir. Öyle ki Güneþten sonra bize en yakýn yýldýz olan &amp;#945; Centaurinin uzaklýðý 4.26 ýþýk yýlýdýr. Bu uzaklýðýn yay saniyesi cinsinden karþýlýðý dir. Ak yýldýz, yani Sirius yýldýzýnýn uzaklýðý ise mertebesindedir. Bu uzaklýktaki yýldýzlarý bir disk þeklinde göremeyiz, bu yýldýzlar bize nokta kaynakmýþ gibi görünürler. Çeþitli büyüklüklerde teleskoplar kullanýlarak belirli uzaklýklardaki yýldýzlarý bir disk þeklinde görebiliriz. Ancak belirli bir yerden sonra teleskoplarýn ayýrma güçleri de yetersiz kalmaktadýr.teleskoplarla dahi bakýldýðýnda bir çok yýldýzý nokta kaynakmýþ gibi görebilmekteyiz. Bunun dýþýnda çok büyük uzaklýklarda gözlediðimiz yýldýzlarýn tek mi yoksa çift yýldýz mý olduðunu bulmak ve bu iki bileþen arasýndaki uzaklýðý saptamak oldukça güçtür. 76.0&amp;#8242;&amp;#8242;38.0&amp;#8242;&amp;#8242;Ýþte giriþim ölçme yönteminin, yani interferometrenin önemi burada ortaya çýkmaktadýr. Kuvvetli bir teleskopla bile ölçemediðimiz yýldýzlarýn çaplarýný ve çift yýldýzlarýn bileþenleri arasýndaki uzaklýklarý giriþim ölçme yöntemi sayesinde ölçebiliyoruz. Bu ölçümü 1 yay saniyesinin 1/10000&quot;i duyarlýlýkta yapabiliyoruz.&lt;br/&gt;2. GÝRÝÞÝM Giriþim iki dalganýn ayný anda, ayný yerde kavuþmasý yani iki dalganýn birbiri üstüne binmesi olayýdýr. Genliðe ve faza baðlý olarak dalgalar ya birbirinin üzerine eklenir, ya da birbirini yok ederler. Birbirini yok etme (-1) ile (+1)&quot;i toplamak gibidir. 2.1 Astronomi&quot;de Giriþim Astronomide giriþim olayý iki ýþýk dalgasýnýn giriþim olayýdýr. Eðer tüm dalgalar ayný fazda iseler, yani dalga tepeleri çakýþýyorsa, bu iki dalga tek bir dalga getirmek üzere eklenebilir. Bu birleþmiþ dalga daha yüksek dalga tepesine ve daha derin dalga çukuruna, yani daha yüksek genliðe sahip olacaktýr. Iþýk dalgalarýnda iki karanlýk ýþýn demeti birbiri üstüne eklenerek daha parlak bir ýþýn demeti meydana getirir. Bu olaya &quot;yapýcý giriþim&quot; denir. öbür taraftan ayný frekanslý fakat farklý fazda olan iki dalga, yani birinin tepesi, diðerinin çukuru ile çakýþtýðý zaman &quot;yýkýcý giriþim&quot; meydana gelir. Bu olayda iki dalga üst üste eklenmesine raðmen birbirlerini yok ederler. Yani meydana gelen giriþimin miktarý dalgalarýn genliðine ve her dalganýn çukurunun ve tepesinin faz derecesine baðlýdýr. Þekil-2.1.1&lt;br/&gt;2.2 Young&quot;ýn Çift Yarýkta Giriþim Deneyi Giriþim ölçme yöntemini anlayabilmek için Thomas Young&quot;ýn çift yarýkta giriþim deneyini (1801) hatýrlayalým. Þekil-2.2.1: Young deneyinde giriþim saçaklarýnýn meydana geliþi Opak bir levha üzerine aralýklarýndaki uzaklýk 1 mm ve geniþlikleri milimetrenin kesirleri kadar olan paralel iki yarýk (veya fant) açýlýr. Bu çift yarýk sistemi, paralel bir ýþýk demeti ile aydýnlatýlan diðer bir yarýðýn önüne þekildeki gibi yerleþtirilir. Çift yarýklý levhanýn saðýna bir P perdesi koyulursa (Þekil-3-a) perde üzerinde, O noktasýndan geçen kuvvetli bir aydýnlýk þeridin her iki yanýnda ard arda karanlýk aydýnlýk giriþim saçaklarý görülür. (Þekil-3-b) Bu saçaklar K1 ve K2 yarýklarýna paraleldir. Perde üzerinde herhangi bir A noktasýnýn giriþim durumu K1A-K2A = As yol farkýna baðlýdýr. Bu yol farký þekilden yararlanýlarak aþaðýdaki gibi hesaplanabilir:&lt;br/&gt;(a) (b) Þekil-2.2.2: (a) Young deneyinde yol farkýnýn hesabý hakkýnda, (b) Perde de giriþim saçaklarý X = OA, d = K1K2 , çift yarýklý sistemin perdeye uzaklýðý D ve d  D olsun. A merkezli AK2 yarýçaplý çember yayý AK1 üzerinde yol farkýný belirler. &amp;#8710; kenarlý küçük dik üçgenden s&amp;#8710;s&amp;#952;=&amp;#8710;sinds yazabiliriz. Þekilde iþaretlenen açýlarý birbirine eþit ve bu nedenler &amp;#952;Dxsin=&amp;#952; olduðu dikkate alýnarak, xDdsDxds&amp;#8710;&amp;#8658;=&amp;#8710; elde edilir. . . . 3 ,2 ,1mÂ±Â±Â±= gibi pozitif veya negatif tamsayý olmak üzere yol farký, &amp;#955;=&amp;#8710;ms koþuluna uygun noktalar aydýnlýk giriþim saçaklarýný, 2)1m2(s&amp;#955;+=&amp;#8710; koþuluna uygun noktalar karanlýk giriþim saçaklarýný oluþturur. Deneyde tek renk ýþýk yerine beyaz ýþýk kullanýlýrsa giriþim saçaklarý renkl</description></item><item><title>GALAKSÝLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?galaksiler-369046.html</link><description>Edwin Hubble yaklaþýk 70 yýl önce galaksilerin temel doðasýný keþfetti. 1990&quot;lý yýllara gelindiðinde bile, galaksilerin nasýl doðduklarýný, nasýl evrimleþtiklerini ve evrende nasýl bir rol üstlendiklerini ancak söyleyebilmekteyiz. Neden galaksiler bu kadar gizemlidirler? &lt;br/&gt;Astronomlar geçen 70 yýl boyunca galaksilerin araþtýrmasýnda büyük geliþmeler kaydettiler. Bugün büyük teleskoplar kullanylarak komþumuz Andromeda&quot;yý veya diðer galaksilerinin görüntülerini daha ayrýntýlý elde edilebilmektedir. Büyük galaksileri incelemek daha kolaydýr çünkü çok sayýda yýldýzdan meydana gelirler. Bu tip büyük galaksilerde 1 trilyon yýldýz bulunur. Galaksi içinde bulunan yýldýzlar birbirlerine uyguladýklarý çekim kuvvetiyle baþta olmakla beraber aynen Güneþ&quot;in etrafýndaki yörüngelerde dönen gezegenler gibi galaksi merkezi etrafýndaki yörüngelerde dolanýrlar.&lt;br/&gt;Gerçekten her yýldýz bir galaksiye ait olup galaksi içinde bulunan büyük miktarda gazdan meydana gelmektedir. Galaksiler, evrenin temel yapý taþlarýdýr. Peki bunlar nasýl meydana gelmiþlerdir? Bunu yedi gizemli sorunun cevabýnda bulabiliriz. Bunun için önce, zaman ölçeðinde geriye giderek galaksilerin nasýl oluþtuðunu ve uzayda nasýl bir daðýlým gösterdiklerine bakalým. Daha sonra galaksileri tek tek inceleyip merkezlerinde neler olduðunu araþtýralým. Yolculuðumuzun sonunda Galaksimizin sonunu inceleyerek, galaksilerinin doðasýný bugünkü bilgilerimizle yorumlayalým.&lt;br/&gt;1) Evren &quot;kýrýþýk&quot; halden &quot;galaksi üreten&quot; hale nasýl geçti? &lt;br/&gt;Kozmoloji ile uðraþan teorisyenler mükemmel bir evren modeli oluþturduklarýnda modelleri galaksileri içermiyebilir. Bunun nedeni, galaksilerin oluþumlarý hakkýnda çok az bilgiye sahip olmalarýdýr. Büyük patlamadan sonra evrenin soðuduðu bilinir. Böyle bir durumda uzay, zamanla geçirgen bir hale gelir ve büyük patlamanýn ilk zamanlarýna ait ýþýk bu noktadan evrene yayýlýr. Bugün bu ýþýk 2.73 kelvinlik kozmik zemin ýþýnýmý olarak görülür. Bu ilk erken ýþýk, büyük patlamadan 300,000 yýl sonra meydana gelmiþtir. O zaman Evren bir atom çorbasý halinde idi (galaksiler henüz oluþmamýþtý). Patlamadan birkaç milyar yýl sonra yýldýzýmsý cisimler veya kuazar (QSO&quot;s) olarak bilinen cisimler meydana gelmiþtir (Þekil 1). Bugün bu cisimler evrendeki ilk galaksi büyüklüðündeki cisimler gibi görülür. Bununla birlikte, ilk kuazar oluþumu ile kozmik zemin ýþýnýmý arasýndaki zamanda ne olduðu halen bilinmemektedir. Bu çað boyunca, evren kendisini birkaç bin kez büyütmesine karþýn astronomlar bu peryottaki olaylarý gözlemleyemediler. Ýlk büyük ölçekli yapýnýn evrende geniþleyerek soðuduðu ve ilk yýldýzlarýn oluþtuðu bilinmesine raðmen evrenimizin son derece önemli olan bu evresini tam olarak anlayamamaktayýz&lt;br/&gt;Edwin Hubble yaklaþýk 70 yýl önce galaksilerin temel doðasýný keþfetti. 1990&quot;lý yýllara gelindiðinde bile, galaksilerin nasýl doðduklarýný, nasýl evrimleþtiklerini ve evrende nasýl bir rol üstlendiklerini ancak söyleyebilmekteyiz. Neden galaksiler bu kadar gizemlidirler? &lt;br/&gt;Astronomlar geçen 70 yýl boyunca galaksilerin araþtýrmasýnda büyük geliþmeler kaydettiler. Bugün büyük teleskoplar kullanylarak komþumuz Andromeda&quot;yý veya diðer galaksilerinin görüntülerini daha ayrýntýlý elde edilebilmektedir. Büyük galaksileri incelemek daha kolaydýr çünkü çok sayýda yýldýzdan meydana gelirler. Bu tip büyük galaksilerde 1 trilyon yýldýz bulunur. Galaksi içinde bulunan yýldýzlar birbirlerine uyguladýklarý çekim kuvvetiyle baþta olmakla beraber aynen Güneþ&quot;in etrafýndaki yörüngelerde dönen gezegenler gibi galaksi merkezi etrafýndaki yörüngelerde dolanýrlar.&lt;br/&gt;Gerçekten her yýldýz bir galaksiye ait olup galaksi içinde bulunan büyük miktarda gazdan meydana gelmektedir. Galaksiler, evrenin temel yapý taþlarýdýr. Peki bunlar nasýl meydana gelmiþlerdir? Bunu yedi gizemli sorunun cevabýnda bulabiliriz. Bunun için önce, zaman ölçeðinde geriye giderek galaksilerin nasýl oluþtuðunu ve uzayda nasýl bir daðýlým gösterdiklerine bakalým. Daha sonra galaksileri tek tek inceleyip merkezlerinde neler olduðunu araþtýralým. Yolculuðumuzun sonunda Galaksimizin sonunu inceleyerek, galaksilerinin doðasýný bugünkü bilgilerimizle yorumlayalým.&lt;br/&gt;1) Evren &quot;kýrýþýk&quot; halden &quot;galaksi üreten&quot; hale nasýl geçti? &lt;br/&gt;Kozmoloji ile uðraþan teorisyenler mükemmel bir evren modeli oluþturduklarýnda modelleri galaksileri içermiyebilir. Bunun nedeni, galaksilerin oluþumlarý hakkýnda çok az bilgiye sahip olmalarýdýr. Büyük patlamadan so</description></item><item><title>KÜRESEL ISINMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kuresel-isinma-378482.html</link><description>KÜRESEL ISINMA&lt;br/&gt;Dünyamýzdaki iklim deðiþikleri artýk hissedilebilir seviyelere ulaþmýþtýr ve gelecek yüzyýlda daha büyük deðiþiklikler meydana gelecektir. Bu deðiþiklikler; yüksek sýcaklýk, yoðun yaðmurlar, sel, deniz seviyesinin yükselmesi gibi fiziksel olabileceði gibi, ormanlarýn, tarýmýn, deniz ekolojisinin ve tüm canlýlarýn etkileneceði deðiþiklikler olacaktýr.&lt;br/&gt;Sera Etkisi (Greenhouse Effect)&lt;br/&gt;Sera gazlarý; karbondioksit, su buharý, nitrojenoksit, metan, ozon ve halokarbonlardýr (Kloroflorokarbon). Bu gazlar; dünyadan yansýyan güneþ ýþýnlarýnýn uzaya yayýlmasýna engel olarak, yeryüzüne geri yansýtmakta ve atmosferin ýsýnmasýna neden olmaktadýr. Sera etkisi doðal olarak oluþmakta ve dünyamýz için önemli rol oynamaktadýr. Bu etki olmasaydý, dünyanýn ortalama sýcaklýðý -18&quot;C olacaktý. Ancak sera gazlarýnýn miktarýnýn normallerin çok üzerine çýkmasý ve artmaya devam etmesi, dünyamýzýn dengelerini günden güne bozmakta ve insanlýðýn geleceðini tehdit eden sonuçlar doðurmaktadýr.&lt;br/&gt;Endüstri devriminin baþlamasýndan, özellikle 2. Dünya Savaþýndan sonra, insan aktivitesi sera gazlarýnýn miktarýný her geçen yýl arttýrarak günümüzde alarm verici oranlara ulaþtýrmýþtýr.&lt;br/&gt;Sera gazlarýnýn en önemlisi karbondioksit gazýdýr. Karbondioksit düzeyi, l9.Yüzyýl deðerlerinin Â°/25i oranýnda artmýþtýr. Þu anda tahminen 5-6 milyar tonu aþan karbondioksit her yýl atmosfere yayýlmaktadýr. Gelecek yüzyýl karbondioksit oranýnýn ikiye katlanacaðý ve bunun sonucunda ortalama sýcaklýklarýn 1,5C ile 4,5 C artacaðý düþünülmektedir. Bugün 0,35 C ile 1,0 C arasýnda olan sýcaklýk artýþlarýnýn iklimlerde meydana getirdiði deðiþiklikler düþünülürse, 4,5&quot;C artýþýn ne anlama geleceði daha iyi anlaþýlacaktýr.&lt;br/&gt;Ýnsanoðlu, iklim deðiþikliklerinin normalden 60 kat hýzlý olmasýna neden olmaktadýr.&lt;br/&gt;Sýcaklýk artmasýyla su buharý miktarý artacak, dolayýsýyla bulutlarda artýþlar görülecektir. Bunun sonucunda yoðun yaðmurlar ve seller meydana gelecektir. Bugün dünyanýn deðiþik bölgelerinde yaþanan seller, kasýrgalar ve anormal hava hareketleri küresel ýsýnmanýn sonuçlarýdýr.&lt;br/&gt;Küresel ýsýnmanýn önlenebilmesinde kilit rol bitkilerdedir. Bitkiler karbondioksit gazýný alarak oksijen gazýný atmosfere yaymaktadýrlar.&lt;br/&gt;Ýnsan aktiviteleri sonucunda oluþan fazla karbondioksiti ortadan kaldýrmak için, tahminen Amerika Kýtasýnýn yarýsý büyüklüðünde bir orman alanýnýn meydana getirilmesi, bir baþka deyiþle, bugünkü orman alanlarýnýn üçte biri oranýnda aðaçlandýrma yapýlmasý gerekmektedir.&lt;br/&gt;Oysa insanoðlu, inanýlmaz bir hýzla mevcut ormanlarýný yok etmeye devam etmektedir. Birleþmiþ Milletler Dünya Kaynaklarý Enstitüsü, yaðmur ormanlarýnýn her yýl 160.000-200.000 kilometre karesinin kaybedildiðini ve bu miktarýn tüm yaðmur ormanlarýnýn %2sini oluþturduðunu bildirmektedir. Büyük orman yangýnlarýyla, kurallarýna uygun yapýlmayan kesimlerle orman alanlarý hýzla yok olmakta, sanayinin meydana getirdiði hava kirliliði (sülfürdioksit) ve araçlarýn eksoz gazlarýnda bulunan nitrojenoksit; asit yaðmurlarýna, dolayýsýyla ormanlarýn zarar görmesine neden olmaktadýr.&lt;br/&gt;Sonuç olarak insanoðlunun geleceði büyük bir tehlike ile karþý karþýyadýr. Ne yazýk ki bu tehlikeyi yaratan kendisidir ve bu tehlikeyi ortadan kaldýrmak da insanlýðýn elindedir. Bunun için insanlarýn bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Sera gazlarýnýn artýþý önlenmeli ve orman alanlarýnýn sayýsý hýzla arttýrýlmalýdýr. Gereken miktarda orman alanýnýn yaratýlmasý zor deðildir. Ýnsanlýk bu bilinci göstermek zorundadýr. Herkes aðaçlandýrma çalýþmalarýna katýlarak, kesilen, yanan her aðaca karþýlýk on, yüz, bin aðaç dikebiliyorsa eðer, dünya ve insanlýk var olacak demektir. Yoksa ...</description></item><item><title>ERZURUMLU ÝBRAHÝM HAKKI VE ASTRONOMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?erzurumlu-ibrahim-hakki-ve-astronomi-448273.html</link><description>ERZURUMLU ÝBRAHÝM HAKKI VE ASTRONOMÝ&lt;br/&gt;Güneþ Merkezli Sistem ve Osmanlýlar&lt;br/&gt;Osmanlýlar,Güneþ merkezli gezegen sisteminden , ancak 117 yýl sonra haberdar oldu. Tezkereci Köse Ýbrahim Efendinin, Fransýzca dan yaptýðý bir çeviri kitapta ( Feleklerin Aynasý ve Ýdrakin Gayesi) bu olaydan bahsediliyordu. Daha sonra Ebubekir Efendi, 1865 te Tercüme-i Atlas Mayor adlý eserinde, Ýbrahim Müteferrika da 1773 Cihannüma nýn baskýsýný yaptýðý eklerde Kopernik Sistemi nden söz ettiler. Ama hiçbiri Kopernik sistemini savunmadý; üçü de Dünya merkezli Batlamyus Sistemi ni benimsemeyi sürdürdü. Kopernik kuramýnýn açýklanmasýndan neredeyse 200 yýl geçmiþ olmasýna raðmen Osmanlýlarda bu kuramý benimseyip savunan olmadý. Ýbrahim Müteferrika yaþamý boyunca yalnýzca 17 kitap basabilmiþti. Matbaanýn kuruluþunu izleyen yüz yýl boyunca yayýnlanan kitap sayýsý yalnýzca 180 dir. Avrupa da 1450 yi izleyen 50 yýl içinde yayýnlanan kitap sayýsý 40 bindir. Erzurumlu Ýbrahim Hakký (1703-1780) Marifet name adlý ünlü eserinde (ansiklopedik) Güneþ merkezli sistemi savunmuþtur. Ayný zamanda eserine manzumeler de ekleyen Ýbrahim Hakkýnýn Osmanlý Astronomu Takiyeddinden bahsetmesi ilginçtir. Aþaðýda Marifetnameden uzun bir alýntý veriyorum:&lt;br/&gt;Madde:1Yeni Astronominin ün salýp þeref ve itibar kazandýðýný bildirir alt baþlýðýnda þöyle der: Eski Astronomi ve Fizik bilginleri,seçkin ve takdir görmüþ dikkatli çalýþma ve metotlarýyla Esiri cisimlerle dört unsurdan yapýlý alem küresinin özünü,mahiyetini, þekil ve suretini,durumlarýndaki düzeni, tavýr ve hareketleriyle özelliklerini ve duruþlarýný ve diðer gizli hallerini bulup açýklamada iki ayrý görüþe bölünmüþlerdir. bu alimler toplumundan dikkatli incelemeleri ve isabetli fikirleriyle birinci görüþü beðenmiþ ve onda karar kýlmýþ olanlar,kadim(eski) Astronomlar adýyla nam salmýþlardýr. Bu kadim astronomlarýn verdikleri bilgiyi daha çok nefsi bilmek ve Allahýn sonsuz kudreti,hayret verici sanat eserleri üzerinde düþünmeye vesile olmak için buraya kadar bu Marifetnameye yazdýk. Ýkinci görüþü benimseyen bilginler toplumu,ateþten ibaret olup alemi aydýnlatan Güneþi,bütün unsurlarýn en mükemmeli ve gökle yerdeki cisimlerin merkezi olmak üzere kýyamete kadar alemin ortasýnda çevirili ve durucu konmuþ,yeri top gibi yuvarlak ve Güneþin etrafýndaki gezgenlerden bir gibi hareket edici ve dönücü,gökleri de bir hal üzere sakin ve kararlý sanmýþ ve o þekilde itibar etmiþlerdir. Sonra halk arasýnda bu görüþlerine düzen,doðruluk ve kuvvet vermek için çalýþtýkça saf kalpli olan insanlar,onlara kýnama ve kötüleme taþlarýný atarlardý. Çünkü onlar, halkýn akýl ve idrakine aykýrý ve gözleriyle gördüklerine ters düþen, Arzýn hareketine inanýrlardý. Bu sebepten muhtelif insanlardan soðuk muamele görür,onlarýn kin ve nefretiyle karþýlaþýrdý. Fakat buna raðmen eski zamanlardan bugüne gelinceye kadar geçen asýrlarca zaman içinde hep, Arzýn hareketine inanýlmýþ,Eflatun bile ömrünün sonunda Arzýn hareket ettiðini kabul etmiþtir. Devirler uzar, zamanlar geçer ve asýrlar birbiri ardýnca akarken bilginler de gök alemini incelemiþ,feleklerin hallerini birer birer gözetleyip yazmaya baþlamýþ bilhassa son zamanýn alimleri,tabiat kanunlarýna uyarak aletlerle gözlem yapmaya önem vermiþ ve bu yolda çalýþýp tecrübeler kazanmýþlardýr. Bu gözetleme ve incelemeler ilerleyip feleklerin hal ve durumlarý ilmi bir görüþle açýklandýkça bu ikinci görüþü benimsenmeye baþlanmýþ ve beðenilmiþ olan son zaman alimlerinin bu görüþü, yeni Astronomi adýyla nam salmýþtýr. Hatta bu görüþü benimseyen ve kabul edenler, Astronomlarý taklit ederek evlerinin ortasýnda ve avlularýnda mum ve ateþ yakarlarmýþ. Yalnýz gaflete düþüp bu hallere güvenip inanmak dini emir ve inançlardan deðildir. Çünkü bütün alem her ne þekil ve surette olursa olsun ve gökle yerdeki cisimlerin bileþimleri her ne nitelikte bulunursa bulunsun ve bu feleklerle yýldýzlar hangi biçimde dönerse dönsün alemin sonradan var olduðunu inkar etmemek ve en güzel biçimdeki bu þekil ve suretlerin kudretli sanatkar tarafýndan</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - DÜNYA VE GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-dunya-ve-gunes-sistemi-400082.html</link><description>dünya ve güneþ sistemi</description></item><item><title>RR LYRAE TÜRÜ DEÐÝÞKEN YILDIZLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?rr-lyrae-turu-degisken-yildizlar-419162.html</link><description>içindekiler &lt;br/&gt;önsöz i &lt;br/&gt;içindekiler   ii &lt;br/&gt;1. giris   1 &lt;br/&gt;2. tanýmý ve genel özellikleri   2 &lt;br/&gt;3. sondaj yýldýzý olarak astronomideki önemi   3 &lt;br/&gt;4. rr lyrae&quot;lerde dönem daðýlýmý   4 &lt;br/&gt;5. rr lyrae yýldýzlarýnýn sýnýflandýrmasý  6 &lt;br/&gt;6. fiziksel özellikleri   8 &lt;br/&gt;7. atmosferik zonklamadaki düzensizlikler   9&lt;br/&gt;7.1 radyal hýz eðrileri   10 &lt;br/&gt;7.2 fwhm deðiþimi   13 &lt;br/&gt;8. sonuç   17 &lt;br/&gt;9. kaynaklar   18</description></item><item><title>TAKIM YILDIZLARIN MÝTOLOJÝK ÖYKÜLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?takim-yildizlarin-mitolojik-oykuleri-358956.html</link><description>ÝÇÝNDEKÝLER S.NO I. ÖZET .............................................................................................................................i II. GÝRÝÞ ............................................................................................................................iii III. TAKIMYILDIZLAR ..................................................................................................1 1.ARIES ( KOÇ ) ........................................................................................................1 2. TAURUS ( BOÐA ) ...............................................................................................4 3.GEMINI ( ÝKÝZLER ) .............................................................................................7 4.CANCER ( YENGEÇ ) .........................................................................................10 5.LEO ( ASLAN ) ....................................................................................................14 6.VIRGO (BAÞAK ), BOOTES ( ÇOBAN ), CANIS MINOR (K. KÖPEK )..........16 7. LIBRA (TERAZÝ ) ...............................................................................................21 8.SCOPIUS ( AKREP ) .............................................................................................23 9.SAGITTARIUS (YAY ) ........................................................................................25 10.CAPRICORNUS (OÐLAK) ...................................................................................27 11. AQUARIUS ( KOVA ) .........................................................................................30 12.PISCES ( BALIKLAR ) .........................................................................................33 13.ANDROMEDA, CEPHEUS(SEFE), CASSIOPEIA (KOLTUK) ...........................35 14. LYRA (ÇALGI) ......................................................................................................38 15.AQUILA (KARTAL) ...............................................................................................41 16.SAGITTA (OKÇUK) ...............................................................................................43 17.AURIGA (ARABACI) .............................................................................................45 18.DELPHINUS (YUNUS) ...........................................................................................48 19.CORVUS (KARGA), CRATER (KUPA) ................................................................51 20.CYGNUS (KUÐU), ERIDANUS (IRMAK) ............................................................53 21.CANIS MAJOR (BÜYÜK KÖPEK) ........................................................................56 22.OPHIUCHUS (YILANCI), SERPENS (YILAN) .....................................................58 23.CORONA BOREALIS (KUZEY TACI) ...................................................................60 24.DRACO (EJDERHA) ................................................................................................63 25.COMA BERENICES (BERENÝS&quot;ÝN SAÇI) .............................................................66&lt;br/&gt;i&lt;br/&gt;26.PERSEUS (PERSE), CETUS (BALÝNA) .................................................................67 27.PEGASUS (KANATLI AT) .......................................................................................70 28.URSA MAJOR (BÜYÜK AYI), URSA MINOR (KÜÇÜK AYI) ............................72 29.ORION .....................................................................................................................75 30.HERCULES (HERKÜL) ...........................................................................................78 IV. SONUÇ ........................................................................................................................81 V. KAYNAKÇA ...............................................................................................................82 i&lt;br/&gt;I. ÖZET Dünya&quot;dan bakýldýðýnda grup halinde görülen yýldýzlar</description></item><item><title>TELESKOPLAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?teleskoplar-343876.html</link><description>TELESKOPLAR&lt;br/&gt;     Bir teleskop ile; daha doðrusu baþlangýç için aldýðýnýz küçük bir teleskop ile, görebileceðiniz gök cisimlerinin baþýnda tabi ki ay gelmektedir.Ayýn üzerindeki kraterleri ve daðlarý yakýndan görmek, ay tutulmalarýný daha yakýndan seyredebilmek, geceleri gökyüzüne bakan herkese mutlaka daha fazla bir keyif verecektir. Ayýn dýþýnda gezegenleri de rahatlýkla gözlemleyebileceksiniz. Özellikle Jüpiterin bantlarý, lekesi ve uydularý; Satürnün halkalarý ve Titan uydusu; Venüsün etkileyici görüntüsü ve Mars üzerindeki bölgeleri görmek size ayrý bir haz ve mutluluk verecektir. Tabi ki ay ve gezegenlerin yanýnda, derin uzay cisimleri olan; bulutsularý, gökadalarý ve hatta kuyruklu yýldýzlarý dahi 60mm lik baþlangýç seviyesi bir teleskopla görmeniz mümkün olur. Ayrýca teleskoplar ile; özellikle mercekli teleskoplar ile, yeryüzü görüntülerinide rahatlýkla izleyebilirsiniz. Teleskobunuzu doðayý, kuþlarý veya uzaktaki cisimleri izleyebilmek için de çekinmeden kullanabilirsiniz.&lt;br/&gt;TELESKOP TÜRLERÝ &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* Teleskop türlerini 3 ana grup altýnda toplayabiliriz:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. Mercekli Teleskoplar : Bu türde uzun bir tüp içindeki mercekten geçen ýþýk, göz merceðine gelir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Aynalý Teleskoplar : Bunlarda kendi aralarýnda ikiye ayrýlýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a. Newtonian Türü : Newtonian türü teleskoplar ýþýðý toplayan ve ikinci bir düz aynaya odaklayan bir çukur aynaya sahiptirler. Ýkinci ayna ise görüntüyü ana tübün dýþýna açýlan bir penceredeki göz merceðine yansýtýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b. Cassegrain Türü : Bu tür teleskoplar büyük bir küresel veya parabolid çukur ayna ile hiperbolid tümsek bir ikinci aynadan oluþur. Gelen ýþýnlar önce çukur ayna tarafýndan toplanýr ve ikinci aynaya yansýtýlýr. Bu aynadan yansýyan ýþýnlar ise birinci aynanýn merkez bölgesindeki delikten geçerek gözmerceðine odaklanýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Hem aynalý Hem mercekli (Katadioptrik) teleskoplar : Bunlarda kendi aralarýnda üçe ayrýlýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a. Schmidt-Cassegrain Türü : Bu tür teleskoplarda ýþýk ince bir Schmidt düzeltici mercekten geçerek gelir. Daha sonra küresel çukur aynaya çarparak tekrar geri yansýr. Yansýyan bu ýþýnlar birinci aynanýn göbeðindeki delikten geçerek gözmerceðinde odaklanýrlar. Bu tür teleskoplar teleskop türleri içinde en modern olanlarýdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;b. Maksutov-Cassegrain Türü : Bu tür genel olarak Schmidt-Cassegrain teleskoplara benzer. Bu tür teleskoplarda bir tarafý iç bükey bir tarafý dýþ bükey olan ince bir düzeltici mercek kullanýlýr. Ýkinci ayna, merceðin merkez bölgesi aluminyum kaplanarak oluþturulur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;c. Schmid-Newtonian Türü : Bu tür teleskoplar diðerlerine benzemekle birlikte; bunlarda Newtonian aynalarý ve Schmidt düzeltici mercekleri kullanýlmýþtýr. Daha çok sönük uzay cisimlerini gözlemek için kullanýlýrlar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Teleskop Türlerinin Birbirlerine Göre Avantaj ve Dezavantajlarýný Gösteren Tablo :&lt;br/&gt;Mercekli Teleskoplar :Aynalý Teleskoplar :Hem Aynalý Hem Mercekli (Katadioptrik) Teleskoplar :&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Avantajlarý :Avantajlarý :Avantajlarý :&lt;br/&gt;- Dizayný basit olduðu için kullanýmý kolay ve güvenilirdir.&lt;br/&gt;- Çok az bakým yapmak gerekir.&lt;br/&gt;- Büyük objektif açýklý olanlarý ile ay, gezegen ve çift yýldýz gözlemleri mükemmeldir.&lt;br/&gt;- Ýkinci bir ayna olmadýðý için görüntü kalitesi oldukça iyidir.&lt;br/&gt;- Uzak yeryüzü cisimlerini gözlemek için idealdir.&lt;br/&gt;- Optik tüp olduðu için hava akýmlarý en aza indirilmiþtir. Bu nedenle hava akýmlarýndan dolayý görüntünün etkilenmesi engellenmiþtir.&lt;br/&gt;- Renk düzeltmesi akromatik mercekli olanlarda iyi, apokramatik veya fluorit olanlarda çok iyidir.- Diðer teleskop türleri ile karþýlaþtýrýldýðýnda objektif açýklýðýnýn her cmsi en düþük fiyata imal edilir.&lt;br/&gt;- Odak uzaklýðý 1m ye kadar olanlar kolaylýkla taþýnabilir.&lt;br/&gt;- Ay ve gezegen gözlemleri için idealdir.&lt;br/&gt;- Derin uzay cisimlerini gözlemek içinde idealdir.&lt;br/&gt;- Optik sapýnçlarý az olduðu için oldukça parlak bir görüntü vermektedirler. &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt; - Tüm teleskop türleri içinde en iyi olandýr. Diðer türlerin, tüm optik dezavantajlarýný ortadan kaldýrýrken, tüm avantajlarýný birleþtirir.&lt;br/&gt;- Derin uzay cisimlerinin gözlemi ve fotoðraf çekimi için çok</description></item><item><title>X-IÞIN TELESKOPLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?xisin-teleskoplari-355732.html</link><description>X-IÞIN TELESKOPLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.GÝRÝÞ X-ýþýn teleskoplarý bugün astronominin yeni sayýlabilecek dallarýndan biridir. Bu dalýn baþlangýcý 1962 yýlýna ve SCO X-1 isimli parlak bir X-ýþýn kaynaðýnýn keþfine rastlýyor. Bu keþfi ilk gerçekleþtiren ünlü Ýtalyan astronom R.Giacconi bugün X-ýþýn astronomisinin kurucusu olarak bilinir. Yeryüzündeki gözlemci, bir gök cisminden gelen tüm dalga boylarýndaki elektromanyetik ýþýnýmý algýlayamaz. Bunun nedeni atmosferimizin bazý ýþýnýmlarý soðurmasý ve bazý ýþýnýmlarý yansýtmasýdýr. Elektromanyetik tayf dalga boylarýna göre belirli bölgelere ayrýlýr. Þekil-1&quot;de gösterilmiþtir. Log10&amp;#955; (metre) Görsel bölge Gamma ýþýnlarý UV Kýzýlötesi Radyo dalgalarý X-ýþýnlarý Log10(Hertz) Mor öte bölgesinin ötesinde yer alan X-ýþýnlarý, daha kýsa dalga boylu ve yüksek enerjili elektromanyetik tayfa sahiptirler. Gamma, X-ýþýný ve morötesi ýþýným yeryüzünden 24 km yukarýdaki strotosferde bulunan Ozon katmaný tarafýndan soðurulur. Bu nedenle söz konusu ýþýnýmlar yalnýz roket ve uydular ile teleskobu uzaya göndermek ve çekilen fotoðraflarý da gerisin geriye dünyaya yollamak suretiyle elde edilip incelenebilirler. Böyle bir teleskop bir yer istasyonundan gönderilen sinyallerle istenilen yýldýzlara yönlendirilebilir özelliktedir.Gökbilimciler, Þekil-1&quot;deki ýþýnýmlarý , dalga boylarý ile tanýmlar. Her fotona kendi frekansýna karþýlýk gelen bir enerji vardýr. Gökbiliminde X-ýþýnlarý için enerji birimi olarak &quot;erg&quot; yerine &quot;eV&quot; kullanýlýr.&lt;br/&gt;Gelen ýþýnýn incelenmesinde genel olarak sýrasýyla þu aletler kullanýlýr; a) Teleskoplar b) Çözümleyiciler (süzgeç, tayfçeker vb) c) Dedektörler (göz, fotoðraf plaðý vb) d) Ýndirgeme aletleri (mikroölçer, ýþýkölçer, komparatörler vb) Bu çalýþmada X-ýþýn teleskoplarý hakkýnda genel bilgiler özetle verilecektir. X-ýþýn teleskoplarý, sayaçlarý, dedektörleri, bu teleskoplarý taþýyan araçlarýn (uydu, roket vb) yörüngeleri, çalýþma prensipleri ve X-ýþýn gözlemleri bundan sonra verilecek olan bölümlerde sýrasýyla tartýþýlacaktýr. 2. X-IÞIN TELESKOPLARI, DEDEKTÖRLERÝ VE SAYAÇLARI 2.1 X-Iþýn Teleskoplarý Binlerce yýl öncesine kadar görünür ýþýk insanoðlunun Evren&quot;i inceleyebilmesinin tek yoluydu. 1940&quot;lardan günümüze kadar bir dizi roket ve uydu aracýlýðýyla kýzýlötesi, morötesi ýþýnýmlar ve X-ýþýn bölgesine gözlemler yapýlabilmektedir. Elektromanyetik ýþýným&lt;br/&gt;dedektörleri fotoðraf plaklarýnýn yerini alarak, gökcisimlerinin fotoðrafik görüntülerinin gerektirdiðinden 100 kat daha kýsa sürede dedektör görüntüleri alýnabilmiþ ve bu görüntüler bilgisayar ortamýnda kaydedilip incelenmesi yapýlabilmiþtir. Günümüzde elektronik teknolojinin kullanýlmasý ile teleskop otomatik olarak yönlendirilebilmektedir. 1960&quot;larda astronomlar verilerini, teleskoplarýn arkasýna baðlanan bir fotoðraf makinesi aracýlýðýyla kaynaklarýn fotoðraflarýný çekerek elde ediyorlardý. Bugünlerde pek çok teleskobun civarýnda fotoðraf plaklarýna rastlanmaz. Yýldýzlardan ve galaksilerden gelen zayýf ýþýk, CCD (charge coupled device) adý verilen, geliþmiþ fotoelektrik aletleri yardýmýyla bilgisayar ortamýna kaydediliyor. Bilgisayar manyetik bantlarýna sayýsal olarak kaydedilmiþ bu görüntüler ilgili X-ýþýn kaynaklarý hakkýndaki bilgileri ortaya çýkarmak için inceleyip deðerlendirilmektedir. Görünür ýþýk bir prizma yardýmýyla bileþen renklerine ayrýlabiliyorsa, X-ýþýnlarý veya kýzýlötesi ýþýným da X-ýþýn teleskoplarý sayesinde kurulan að sistemleri ile dalga boylarýna ayrýlabilmektedir. Gelen ýþýnýmýn her dalga boyundaki enerji miktarý, bu ýþýnýmý üreten atom yada molekül türlerinin parmak izleri gibidir. 2.2 X-Iþýn Optikleri Görünür ýþýk için normal aynalar ile bir teleskop yapmak zor deðildir. Gerçekte çok büyük aynalar yapýlabilmekte ve günümüzde optik astronomide de bu tür teleskoplar yapýlabilmektedir. Bununla beraber, yaklaþýk 1000 Ã…&quot;un altýnda ve özellikle tayfýn X-ýþýn bölgesinde, normal doðrultuda gelen X-ýþýnlarýnýn yansýmayýp saçýlmasýnda karþýlaþýlan çeþitli zorluklar vardýr. Bu nedenle X-ýþýn teleskobu yapabilmek için yeni</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - MARS</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-mars-400220.html</link><description>mars</description></item><item><title>SÜPE ÝLETKEN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?supe-iletken-368238.html</link><description>NÖTRON YILDIZLARI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Büyük kütleli yýldýzlar ana kolda az zaman geçirirler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Þekil çiz...........&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yýldýzlarýn merkezinde füzyon oluþur. Hidrojen helyuma dönüþür. Dört parçacýk bir parçacýða dönüþtüðünden basýnç düþer. Çekirdek büzülerek sýcaklýk artar ve dýþ katmanlarýn ýsýnmasýna neden olarak bu katmanlarýn dýþarýya doðru geniþlemesine neden olur. Güneþ beþ milyar yýl önce yaþamýna ana kolda baþlar ve þu andakinin üçte biri kadar ýþýma yapar. Bundan beþ milyar yýl sonra yaþamýna tekrar anakolda son bulacaktýr. &lt;br/&gt;Hidrojen yakýtý tükendiðinde yýldýzýn çekirdeði büzülecektir. Sýcaklýk arttýðýnda helyum elementini yakamaz hale gelir. Çünkü sýcaklýk 1000000 K olmasý gereklidir fakat bu sýcaklýk o anda saðlanamaz. Fakat yüksek sýcaklýk çekirdeði saran hidrojenin tekrar  yanmasýný baþlatýr. Artan basýnç nedeniyle yýldýzý saran katman dýþarýya doðru geniþlemektedir ve &quot;büyük dev&quot; veya &quot;süperdev&quot; oluþacaktýr.&lt;br/&gt;Geniþleyen yýldýzlarýn yarýçaplarý çok büyüktür ve çok büyük ýþýma gücüne sahiptirler.&lt;br/&gt;Bu  ýþýma gücü aþaðýda gösterilen denklemle hesaplanabilir.&lt;br/&gt;L = 4 &amp;#61552; R2 &amp;#61524;&amp;#61492; &amp;#61555;&lt;br/&gt;Büyük kütleli yýldýzlar anakol üzerinde göreceli olarak zaman geçirirler. Buna göre anakolda, kütlesi yaklaþýk My = 15 Mg olan bir yýldýz 10 milyon yýl, My = 30 Mg olan yýldýz 1 milyon yýl zaman geçirmektedir.&lt;br/&gt;Büyük kütleli yýldýzýn evrimi hýzlý olduðundan, helyum çekirdeði çökerek yeniden nükleer reaksiyonlarý baþlatýp, yýldýzý yeniden kýrmýzý deve dönüþtürürken, dýþ katmanda hidrojenin yanmasý için çok az zaman kalýr. Helyum elementi tüketildiðinde çekirdek yeniden çökmeye baþlar ve üç helyum çekirdeðinin kaynaþarak bir karbon çekirdeðine dönüþtüðü üçlü alfa sürecini baþlatýr. Sonunda çekirdek, karbonu yakalayýp oksijene dönüþecek kadar ýsýnýr.&lt;br/&gt;Bu arada çevrede helyumu yakmakta olan baþka bir katman daha vardýr ve yýldýzýn dýþ katmanlarý geniþleyerek bir &quot;kýrmýzý süperdev&quot; oluþturur. Çekirdek sýcaklýðý 1000000000 K sýcaklýðýna ulaþýncaya kadar yanmaya devam eder. Füzyon reaksiyonlarý sonunda daha aðýr elementler üretilir ve bunun sonucu olarak çekirdek sonunda tümüyle demir elementine dönüþür. Isý kaybý olurken çekirdek büzülecektir ve sýcaklýk bu durumda iken 1000000000 K&quot;ni aþar. Çekirdeðin kütlesi 1,4 güneþ kütlesini aþtýðýnda artýk dejenere elektron basýncý da çekirdeðin çökmesini engelleyemez. Bunun sunucu olarak çekirdek çöker ve atomlarýn ötesinde atom çekirdeklerinin sýkýþtýrýldýðý, maddenin çok daha yoðun olduðu duruma dönüþür. Bu durumda protonlar, elektronlarý yakalayarak nötronlara dönüþür ve ayný zamanda nötrinolardan kaynaklanana bir enerji kaybý gözlenir. Bu enerji kaybý sadece nötronlardan meydana gelen dev bir atom çekirdeðinin oluþumunu hýzlandýrýr. Bunun sonucunda &quot; çekirdek yoðunluðuna kadar sýkýþtýrýlmýþ olan dejenere nötron basýncý tarafýndan daha fazla çökmesi engellenen bir gaz küresi olan nötron yýldýzý&quot; oluþur.&lt;br/&gt;Dejenere nötron basýncý; nötron birbirlerine deðecek kadar sýkýþtýrýldýðýnda ortaya çýkan kuantum mekanik bir basýnçtýr. Oluþan nötron yýldýzlarýnýn yarýçapý yaklaþýk 1 km. ve yoðunluðu yaklaþýk olarak cm3&quot;de 1 milyar tondur.&lt;br/&gt;Yýldýz çekirdeðinin çökmesi, kýrmýzý süperdev evresindeki yýldýzýn dýþ katmanlarýný büyük bir hýzla dýþarýya doðru fýrlatan bir þok dalgasý oluþturur. Bu olay bir &quot;süpernova&quot; olarak adlandýrýlýr. Kalýntý nötron yýldýzý çok sýcak olup x-ýþýný yayar. Nötron yýldýzýnýn sýcaklýðýný koruyacak bir enerji kaynaðý olmadýðýndan yavaþ yavaþ soður. Birkaç milyon yýl sonra termal enerji bakýmýndan etkisiz kalýr ve bu yüzden karanlýk maddeye dönüþür. Çöken nötron yýldýzýnýn boyutu küçülmeye devam ettikçe dönüþü de hýzlanýr. Bununla birlikte yýldýz saniyede 1 ile 10 defa dönüþ hareketi yaparak radyo dalgalarý yayar.&lt;br/&gt;Zayýf magnetik lana sahip bir yýldýz, küçük boyutlara kadar büzüldüðünde magnetik alaný da büzülme ile orantýlý bir biçimde artar. Bunun nedeni de; önceden çok büyük bir alana yayýlmýþ olan nötron yýldýzýnýn çok küçük bir yüzeye sýkýþmasýndan kaynaklanmaktadýr. Sonuçta nötron yýldýzlarý, güneþte bulunan magnetik alanýn 1 trilyon katýna sahip olur ve yýldýzýn yüzeyindeki elektronlarýn kuzey-güney kutuplarýndaki bu magnetik alanlarla etkileþmesi ile radyo dalgalarý yayar. Ýþte bu durumdaki nötron yýldýzlarýna aralýklý ve düzenli radyo dalgalarý yayan anlamýnda &quot;pulsar&quot; (atarca) ismi verilir.</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - KEPLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-kepler-400161.html</link><description>kepler</description></item><item><title>ADS9494 (44Ý BOOTÝS) SÝSTEMÝNÝN GÖRSEL YÖRÜNGE ANALÝZÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ads9494-(44i-bootis)-sisteminin-gorsel-yorunge-analizi-355721.html</link><description>ADS9494 (44i Bootis) SÝSTEMÝNÝN GÖRSEL YÖRÜNGE ANALÝZÝ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER Sayfa No ÖNSÖZ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ii 1. GÝRÝÞ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 1 2. NEWTON YASASI ve KEPLER YASALARI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . 3 3. GÖRSEL BÝR ÇÝFT YILDIZIN YÖRUNGESÝ . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . 4 3.1. Yörünge Parametreleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . 5 3.2. Görünen Elips ve Gerçek Elips . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 6 4. GÖRÜNEN YÖRÜNGEYÝ ÇÖZÜM YÖNTEMLERÝ . . . . . . . . . . . . . . 8 4.1. M.Kowalsky ve S.Glasenapp Yöntemi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 8 4.1.1 Dolanma Dönemi ve Enberiden Geçiþ Zamanýnýn Belirlenmesi . . . 11 4.2. H.J.Zwiers ve R.N.Russel Yöntemi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 13 4.3. T.N.Thile ve R.T.A. Ýnnes Yöntemi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 16 4.3.1. Diferensiyel Düzeltme . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 24 5. 44i BOOTIS ABC SÝSTEMÝ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 25 5.1. ADS9494 Sisteminin Yörünge Çözümleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 25 5.2. H.J.Zwiers ve R.N.Russel Yöntemi Ýle Yörünge Çözümü . . . . . . . . . . 26 5.3. T.N.Thile ve R.T.A. Ýnnes Yöntemi Ýle Yörünge Çözümü . . . . . . . . . . 32 Ek 1:ADS9494 Sisteminin Astrometrik Gözlemsel Verileri . . . . . . . . . . . . . . . . 36 6.SONUÇ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 42 KAYNAKLAR. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 43&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GÝRÝÞ Uygun teleskoplarla ayrý yýldýzlar halinde gözlenebilen yýldýzlara &quot;görsel çift yýldýzlar&quot; adý verilir. Görsel çift yýldýzlar iki sýnýfta toplanýr; i. Bileþenleri birbirinden uzak ancak koordinatlarýnýn yakýn olmasý nedeniyle birlikte görülen &quot;optik çift&quot; yýldýzlar ve, ii. Bileþenleri yakýn olmasý nedeniyle birbirlerine Newton Yasasýna göre ortak kütle merkezi etrafýnda dolaným yapan &quot;fiziksel çift&quot; yýldýzlar. Fiziksel çifti, optik çiftten ayýrabilmek için bir bileþenin diðerine göre hareketi incelenir. Eðer çift fiziksel ise, yýldýzlardan biri diðeri etrafýnda eliptik bir yörüngede dolanýr. Bizim için önemli olan fiziksel çiftlerdir ve görsel çift yýldýz denildiði zaman bu tür çiftler anlaþýlmalýdýr. Görsel çift yýldýzlarda kütlesi büyük, dolayýsýyla parlak olan yýldýza baþ yýldýz, diðerine de yoldaþ yýldýz denir. Yoldaþ yýldýzýn baþ yýldýza göre koordinatlarý, durum açýsý &quot;&amp;#952;&quot; ve açýsal uzaklýk &quot;&amp;#961;&quot; ile belirlenebileceði gibi &amp;#8710;x ve &amp;#8710;y ile de belirlenebilir. &quot;&amp;#961;&quot;, &amp;#8710;x ve &amp;#8710;y açý saniyesi, &quot;&amp;#952;&quot; ise derece biriminde 0Â° ile 360Â° arasýnda Þekil 1&quot;de görüleceði gibi ölçülmektedir. Güney B &amp;#961; &amp;#8710;y Batý Doðu A &amp;#952; &amp;#8710;x Kuzey Þekil 1. Yoldaþ yýldýzýn (B), baþ yýldýza (A) göre durumu. Kartezyen koordinat sisteminde baþ yýldýzýn konumu A(&amp;#945;,&amp;#948;) ve yoldaþ yýldýzýn konumu B(&amp;#945;&amp;#8242;,&amp;#948;&amp;#8242;) ise yoldaþýn baþ yýldýzdan olan açýsal uzaklýðý&lt;br/&gt;&amp;#8710;x = &amp;#8710;&amp;#945;Cos&amp;#948; , &amp;#8710;y = &amp;#8710;&amp;#948; ile belirlenir. Burada &amp;#8710;&amp;#945; = &amp;#945;&amp;#8242; - &amp;#945; , &amp;#8710;&amp;#948; = &amp;#948;&amp;#8242; - &amp;#948; dýr. Yoldaþ yýldýzýn kutupsal koordinatlarý (&amp;#961;,&amp;#952;) olduðuna göre &amp;#8710;x = &amp;#961;Sin&amp;#952; , &amp;#8710;y = &amp;#961;Cos&amp;#952; &amp;#961; = (&amp;#8710;x2 + &amp;#8710;y2)1/2, &amp;#952; = arctan(&amp;#8710;x/&amp;#8710;y) olarak bulunur. Yoldaþ yýldýz, baþ yýldýz etrafýnda Kepler Yasalarýna göre dolanýr. Yörünge düzlemi ile bakýþ doðrultusu arasýndaki açý nedeniyle görünen yörünge gerçek yörüngeden farklýdýr. Görünen yörüngeden yararlanarak gerçek yörüngenin elde edilebilmesi için çeþitli yöntemler geliþtirilmiþtir. Bu yön</description></item><item><title>YAKIN ÇÝFT YILDIZLARIN YÖRÜNGE EVRÝMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yakin-cift-yildizlarin-yorunge-evrimi-394867.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Bu çalýþmada W UMa türü bir yýldýzýn fotoelektrik ýþýkölçümü yapýlarak dizgeyi oluþturan bileþenlerin fiziksel ve geometrik öðelerinin bulunmasý amaçlanmýþtýr. Ýncelemeye aldýðýmýz EE Cet çiftinin bu güne deðin ýþýkölçümü yapýlmamýþtýr. Bu dizgenin tayfsal gözlemleri Rucinski et al. (2002) tarafýndan elde&lt;br/&gt;edilmiþ ve dikine hýz eðrisinin çözümü yapýlarak bulunan sonuçlar yayýmlanmýþtýr. W Uma dizgelerinin kütle, yarýçap, sýcaklýk ve ýþýtma gibi salt öðelerinin bulunmasý bu yýldýzlarýn yapýlarýnýn ve evrimlerinin ortaya çýkartýlmasý açýsýndan önemlidir. Salt öðeleri bulunan yýldýz sayýsý arttýkça gözlemsel ve kuramsal öngörüler örtüþecek ve en olasý çözüme yaklaþýlacaktýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anahtar sözcükler; EE Cet, deðen dizgeler, ýþýk eðrisi çözümlemesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;ORBITAL EVOLUTION OF THE CLOSE BINARYS&lt;br/&gt;The aim of this thesis is to find physical and geometric parameters of the components of a W UMa type binary using photoelectrical observations. The contact binary system EE Cet, that we have examined, was never observed photoelectrically before. The spectral observations of the system were obtained and the radial velocity curves were analyzed by Rucinski et al. (2002). The results of this analysis were&lt;br/&gt;published. Finding the basic parameters of W Uma systems which are mass, radius, temperature and&lt;br/&gt;luminosity, is very important for defining stellar formation and telling something about their evolution stages. By increasing the number of the systems, their basic parameters are known, observational and theoretical foresights will agree well and the researchers approach to understand their structure and evolution.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Key words;EE Cet, contact binary, light curve analysis.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;W UMa Türü Çift Sistemlerin&lt;br/&gt;Ýncelenmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EE CET&quot;e ÝLÝÞKÝN ÖN BÝLGÝLER&lt;br/&gt;Gözlemler&lt;br/&gt;Gözlemlerin Ýndirgenmesi&lt;br/&gt;Iþýk Eðrisi ve Fourier Serisi Ýle&lt;br/&gt;Temsili&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EE CET&quot;in IÞIK EÐRÝSÝNÝN ÇÖZÜMÜ&lt;br/&gt;Salt Parametrelerin Elde Edilmesi&lt;br/&gt;SONUÇLAR VE TARTIÞMA&lt;br/&gt;YARARLANILAN KAYNAKLAR&lt;br/&gt;EK EE Cet&quot;in Yýlý V Rengi</description></item><item><title>UFOS AND ALÝENS ON EARTH</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ufos-and-aliens-on-earth-388805.html</link><description>UFOs and Aliens on Earth&lt;br/&gt;If you had mentioned seeing a Unidentified Flying Object (UFO), or spaceship from another planet 100 years ago, you would probably be thought of as a raving lunatic. If you had mentioned one 50 years ago, the case would be &lt;br/&gt;thought about, but with much suspicion.  Today, many people would believe you, and, if you had evidence to prove it, the government would take a very close interest in your case, yet many people would call you an idiot.  Despite all the evidence that indicates UFOs exist, there are still many &lt;br/&gt;people who will not listen to any evidence, and the government covers up evidence and alters news releases on the subject.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The Roswell case is one of the best documented, and most controversial UFO cases ever.  In July of 1949, at a small airforce base in Roswell, New Mexico,   a small, brightly glowing object was observed to crash land at about 11:30 P.M.  There were many people who had seen the crash, &lt;br/&gt;and they had described that it was &quot;brighter, and fell much slower than any meteors&quot; they had ever seen.   At St. Marys Hospital in Roswell, two Catholic nuns,  saw the crash, directly north of them, and logged the crash to have occurred on July 4, between 10:00 and 11:30 PM.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Southwest of the base, Corporal E. L. Pyles looked to see what at first he thought was a shooting star, only it seemed to be to large to be one.  He testifies that the crash happened about 11:00 PM also.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;There were many Military officers in the area who had seen the object as well.  The object was appearing on military radars for many days before the crash.  Before the crash, on July 1, all of the officers and technicians at the base had been tracking an unidentified object on their radars. Starting on July 2nd, Steve MacKenzie, who was stationed at Roswell, was ordered to report to the White Sands Proving Ground radar sites and report directly to the brigadier general at the base.  The Brigadier Generals &lt;br/&gt;orders were to inform him of all</description></item><item><title>EVREN VE UZAY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?evren-ve-uzay-349311.html</link><description>EVREN ve UZAY&lt;br/&gt;      Evren,varolan herþeyi anlatan bir kelimedir.  Gördüðümüz,bildiðimiz,duyduðumuz herþey evrenin içindedir.Evren uzaydan ve uzayda bulunan sayýsýz varlýklardan meydana gelmiþtir.&lt;br/&gt;      Ýnsanlar çok eski zamanlardan beri evren ve onun oluþu hakkýnda çeþitli þeyler düþünmüþler ve kendilerince ona bir anlam vermeye çalýþmýþlardýr.&lt;br/&gt;Evrenin oluþu hakkýnda çeþitli þeyler düþünmüþler ve kendilerince ona bir anlam vermeye çalýþmýþlardýr.&lt;br/&gt;Evrenin oluþu hakkýnda çeþitli araþtýrmalar yapan bilginler,bunun önce bir gaz kütlesi halinda meydana geldiði sonra yavaþ yavaþ maddelerin doðmaya baþladýðý fikrinde birleþmiþlerdir.Yine ileri sürülen bir teoriye göre evren gittikçe geniþlemektedir.&lt;br/&gt;Geniþleme dünyadan uzaklaþtýkça artmaktadýr.&lt;br/&gt;Bilimadamlarý bunu nebulalarýn tayflarýnda bulunan kýrmýzýnýn yer deðiþtirmesini delil göstererek ispatlamýþlardýr.&lt;br/&gt;      Bilimadamlarý galaksi adý verilen yýldýzlar topluluðunun birbirlerinden uzaklaþmasýný ölçü olarak almýþlar ve evrenin yaþýnýn 5 milyar olduðunu ortaya &lt;br/&gt;çýkarmýþlardýr.Bu rakam dünyanýn ve yýldýzlarýn diðer usullerle hesaplanan yaþlarýna da uymaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; GEZEGENLER&lt;br/&gt;    Güneþ merkezinde olmak üzere her biri güneþin etrafýnda birer elips þeklinde yörünge çizerek dönen gök cisimlerine &quot;gezegen&quot; denir.&lt;br/&gt;    Gezegenler, týpký dünyamýz gibi güneþin çekim alanýna tabi birer uydudur.Dünya da dahil güneþ etrafýnda yörüngelerinde dolanan dokuz gezegen mevcuttur.Gezegenler,uzaydaki yýldýzlardan kolaylýkla ayýrt edilebilirler.Þöyle ki;gezegenlerin ýþýklarý yýldýzlarýnki gibi kýrpýþmaz,ýþýklarý atmosferden direkt olarak gelir.Çünkü gezegenler dünyamýza uzaklýklarý bakýmýndan çok farklýdýr.&lt;br/&gt;Gezegenler büyüdükçe yoðunluklarý azalýr.Gezegenler,güneþin çevrelerinde döndükleri   &lt;br/&gt;gibi,dünya gibi kendi eksenleri etrafýnda da dönerler. &lt;br/&gt;Gezegenler dünya gibi soðuk cisimlerdir.Bize gelen ýþýklar güneþten gezegenlere çarparak yansýyan ýþýnlardýr.&lt;br/&gt;   Güneþin çekim alanýna tabi dokuz gezegen güneþten uzaklýklarý sýrasýyla þunlardýr:&lt;br/&gt;  -Merkür,&lt;br/&gt;  -Venüs,&lt;br/&gt;  -Dünya,&lt;br/&gt;  -Mars (Merih),&lt;br/&gt;  -Jüpiter,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Satürn (Zuhal),&lt;br/&gt;    -Uranüs,&lt;br/&gt;    -Neptün,&lt;br/&gt;    -Plüto&quot;dur.&lt;br/&gt;Bunlardan güneþe yakýn olan üç gezegene &quot;iç gezegen-&lt;br/&gt;ler&quot; diðerlerine ise &quot;dýþ gezegenler&quot; denir.&lt;br/&gt;Mars ve Jüpiter arasýnda bulunan ve &quot;asteoritler&quot; adý verilen küçük gezegenler de dýþ gezegenlerdir.&lt;br/&gt;    Ayrýca;Merkür,Venüs ve Plüto hariç diðer gezegenlerin bir veya birden fazla kendine tabi küçük uydularý bulunmaktadýr.Uydu, bir gök cisiminin çekim alanýna tabi olarak onun etrafýnda dönen diðer gök cisimlerine denir.Bu küçük uydular arasýnda atmosferi olan tek uydu Satürn(Zuhal) gezegeninin uydusu olan Titan&quot;dýr.&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;MERKÜR&lt;br/&gt;    Gezegenlerin en küçüðüdür.Utarit adý ile de bilinir.&lt;br/&gt;Güneþe en yakýn gezegen olup güneþe olan mesafesi 57 milyon 850 bin kilometredir.Güneþe yakýn olduðu için ya güneþ batarken,ya da doðarken görülebilir.Güneþin çevresinde ve kendi ekseni etrafýndaki dönme süresi ayný olup 88 gündür.Bu yüzden dünyadan hep ayný yüzü görünür.Ay gibi safhalar gösterir.Merkür&quot;ün uydusu yoktur.Yerçekimi dünyanýn dörtte biri kadardýr.&lt;br/&gt;Dünyada 60 kilo gelen bir insan Merkür&quot;de 15 kilo gelir.&lt;br/&gt;Bir yüzü daima güneþe dönüktür.Güneþe bakan bu yanýnda sýcaklýðýn 340 derece olduðu hesaplanmýþtýr.&lt;br/&gt;Güneþe bakmayan yanýnda ise sýcaklýk sýfýrýn altýnda 253 derecedir.Merkür&quot;ün güneþ etrafýndaki dönüþ hýzý 47,8 kilometredir.Ekvator çapý 4842 kilometre, yoðunluðu 5,3&quot;tür.Kütlesi,yer 1 olarak alýnýrsa , 0,053&quot; tür.Yörünge düzlemi eðik olduðu için yapýlan gözlemlerde bazen Güneþ&quot;in üstünden kara bir leke halinde geçer.Bu olaya Merkür geçiþi denir.En son 7 Ekim 1960&quot;da geçmiþtir.&lt;br/&gt;Daha sonra 1970,1973,1986,1993 ve 1999 yýllarýnda geçtiði gözlemlenmiþtir.Yapýlan en son tahminlere göre 2003 yýlýnda geçeceði söylenmektedir.Merkürde atmosfer yoktur.Son incelemelerde çok az bir atmosfer kalýnlýðý olduðuna ihtimal verilmiþtir ki,buna göre Merkür&quot;deki atmosfer kalýnlýðý dünyanýnkinin ancak binde üçü kadardýr.Yüzey þekillerinin aya benzediði sanýlýr. MERKÜR&lt;br/&gt;    Gezegenlerin en küçü</description></item><item><title>BÜYÜCÜLER VE FALCILAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?buyuculer-ve-falcilar-348020.html</link><description>ÖNSÖZ&lt;br/&gt;Ýnsanlar  hatýralarýyla mazi &lt;br/&gt;Ümitleriyle   istikbaldirler.&lt;br/&gt;Hz.Ademden beri bütün   insanlar,   fýtratlarýndan   getirdikleri  özellikler dolayýsýyla yarýnlarýný  hep merak etmiþlerdir.   Acaba  yarýnlarým nasýl  olacak sorusu bütün  insanlarýn  ortak  sorularýndan  biri olmuþtur. bu soruya verilen cevaplarla,   kimi   insanlar  bugünkü  fakirliklerini,   çileli hayatlarýný,  bekledikleri  yarýnýn  zenginlik  hayalleriyle  gölgelemeye   çalýþýrken, kimi  insanlar  da  bu  günkü  zenginliklerinin  görünmez  bir  el  tarafýndan  götürebileceði  dolayýsýyla  yarýný  þüpheyle  beklemektedirler.   Hepsinin  ortak  gayesi  ise  yarýnýn  lehinde  bir  haber  duyabilmek  ve  yarýný  sigortalayabilmek.&lt;br/&gt;Buhranlar   içinde  çýrpýnan  dünyamýzda  toplumun  iyice yozlaþmasý  cahilliðin  artmasý,  birde  bunlara  ekonomik  sýkýntýlar   katýlýnca  insanlarý  büyücü,   falcýlara  götürecek  en büyük   istasyon  kurulmuþ  olmaktadýr.&lt;br/&gt;Ýnsanlar,  baþlarýna  gelen  her  olaya  bir  günah  keçisi bulmak  istedikleri   için  sürekli  birbirinden   þüphe  etmeye  baþlamýþlar,   aralarýnda  hafif  kýrgýnlýk  olan  eþ  dost,  baþlarýna  gelen  kötü  hadiselerin,   kýrgýn  olduðu  eþ  dostunun  kendisi  için  yaptýrdýðý  büyü  neticesi  olabileceði  vesvesesiyle karþý  büyü.  yaptýrmayý  yeðlemiþler  ve   arkasý   kesilmez  büyücülük  faaliyetlerine   kapý  aralamýþlardýr.&lt;br/&gt;Þu  ana  kadar   görülen  o   ki  büyücüler  ve   falcýlar  insanlarýn   arasýný  açmada  veya  insanlarýn  pembe   hayallerle   kendilerini   avutmalarýnda  katalizör  vazifesi  görmüþlerdir.&lt;br/&gt;Bu  ve  benzeri  nedenlerden  dolayý   bacasýz   sanayidiye adlandýrýlan  büyücülük  faaliyetlerinin  gündemden  hiç  düþmemesi  beni  böyle  bir   konuyu  araþtýrmaya  þevketti.&lt;br/&gt;Çalýþmamýz  bir  giriþ  ve  üç  bölümden  oluþmaktadýr. Giriþ  bölümünde,  büyü   kavramýnýn  tarihi  seyrine   genel  bir  bakýþ  yaptýk.&lt;br/&gt;Birinci  bölümde,  büyü   kavramýný,   günümüzde  nasýl  yapýldýðýný,   ayet  ve   hadisler   ýþýðýnda  korunma yollarýný  ve büyü   çeþitlerini  araþtýrdýk.&lt;br/&gt;Ýkinci  bölümde,   ayet  ve   hadislerde   geçen   sihir   kavramýný  deðerlendirip  deðiþik  yaklaþýmlarý  dile   getirdik.&lt;br/&gt;Üçüncü  bölümde,  Ýslam  hukukuna  göre  sihir  ve   sahirin hükmü  ve mezheplerin  görüþlerine  yer  verdik.&lt;br/&gt;Çalýþmamýzý  oluþtururken  eski  eserlerle  beraber  çoðunlukla  günümüz  ilim   çevrelerince   kabul  görmüþ  yazar  ve eserlerinden  faydalanmaya  çalýþtýk.&lt;br/&gt;Bu  çalýþmayý  hazýrlamada  bana  yardým edem tüm dostlarýma ve aileme teþekkürlerimi   sunuyor,  bu güne  gelmemde  maddi  manevi  emeði  geçen  herkese   Cenab-ý  Allah dan   iki   cihanda  mutluluklar  diliyorum&lt;br/&gt;  Hacer KURUT&lt;br/&gt;ISPARTA - 2002 &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KISALTMALAR&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a.g.e.Adý  geçen eser&lt;br/&gt;A.S.Aleyhis-Selam&lt;br/&gt;bkz.Bakýnýz&lt;br/&gt;Çev.Çeviren&lt;br/&gt;D.I.A.Diyanet  Ýslam  Ansiklopedisi&lt;br/&gt;Has.Hazýrlayan&lt;br/&gt;r.a.Radýyallahu  anhü&lt;br/&gt;s.Sayfa&lt;br/&gt;S.A.V.Sallallahu   aleyhi  ve   sellem&lt;br/&gt;T.D.V.Türkiye   Diyanet  Vakfý&lt;br/&gt;Trc.Tercüme&lt;br/&gt;Ts.Tarihsiz&lt;br/&gt;vb.Ve  benzeri&lt;br/&gt;Yay.Yayýnevi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ&lt;br/&gt;BÜYÜ  TARÃŽKÝNE   GENEL  BÝR  BAKIÞ     &lt;br/&gt;A.  TOTEM  DÝNLERÝNDE   &lt;br/&gt;Büyü, tabiat  kuvvetleriyle  insanlar arasýnda  bir  takým  gizli  iliþkilerin  bulunduðu  ve  tabiattaki bütün  varlýklarýn   insanýn   anlayýþ  gücünü   aþan,  bilinemeyen gizli   kuvvetler   tarafýndan  yönetildiði   inancýndan  doðdu. Totem  dinleri  çaðýndaki  din  görevlileri  ve  rahipler   kendilerinde  gizli  güçlerle  iliþki  kurabilme  yeteneðinin  bulunduðunu  ileri   sürdüler.   Her   olayýn  bir  totemin  yönetiminde bulunduðunu  ortaya  atan,   totemlerin  kötü  etkilerinden  kurtulmak  için  onlarýn   iradesine  baðlanmayý  gerekli  sayan  bu görevliler,  birtakým  otlardan,   köklerden,   kabuklardan,   sývýlardan  ilaç yapma  yolunu  buldular.   Bu  konuda  en  önemli  etkiyi  insan  hastalýklarýný gideren  bitkiler,   özü  bilinmeyen modern  sularý  yapýyordu.   Bütün  bunlarda  gizli  güçlen  bulunduðu  inancý  doðdu,   iþte   sihrin  kaynaðý  bu  bitki  ve   sulardan yapýlan  ilk  ilaçlardýr.</description></item><item><title>GÜNES SÝSTEMÝ 2</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sistemi-2-362854.html</link><description>DÜNYA VE GÜNEÞ SÝSTEMÝ&lt;br/&gt;Konu : Dünya&lt;br/&gt;Dünya, Güneþ Sisteminin 9 gezegeninden biridir ve Güneþe olan uzaklýðý bakýmýndan 3. Sýrada bulunur. Coðrafyanýn  asýl konusunu oluþturan Dünyayý incelemek için bazý kavramlarýn bilinmesi gerekir:&lt;br/&gt;&amp;#61692;Eksen&lt;br/&gt;&amp;#61692;Kutup Noktasý&lt;br/&gt;&amp;#61692;Ekvator&lt;br/&gt;&amp;#61692;Paralel&lt;br/&gt;&amp;#61692;Meridyen&lt;br/&gt;1. Dünyanýn Þekli :&lt;br/&gt;1.1. Dünyanýn Þekli ve Boyutlarý :&lt;br/&gt;Dünya, Kutup Noktalarýnda basýk, Ekvatorda þiþkindir. Dünyanýn kendisine özgü bu þekline geoid denir. Geoide en yakýn geometrik þekil elipsoiddir. Verilen boyutlar &quot;Hayford Elipsoidi&quot; ne aittir.&lt;br/&gt;Dünyanýn Boyutlarý&lt;br/&gt;Ekvator yarýçapý = 6.378,4 km&lt;br/&gt;Kutuplar yarýçapý = 6.356,9 km&lt;br/&gt;Ekvator çevresi = 40.076,6 km&lt;br/&gt;Kutuplar çevresi = 40.009,1 km&lt;br/&gt;Pratikte bu uzunluklar yaklaþýk olarak alýnmaktadýr.&lt;br/&gt;1.2. Paralellerin Özellikleri :&lt;br/&gt;1)Ekvatora paralel uzanýrlar&lt;br/&gt;2)Çaplarý ve uzunluklarý Ekvatordan kutuplara doðru kýsalýr.&lt;br/&gt;3)Ekvatordan kutuplara doðru sayýsýz paralel çizilebilir. Ancak deðerlendirme kolaylýðý bakýmýndan birer derece aralýklarla çizildikleri varsayýlýr.&lt;br/&gt;4)Paralellerin 90 tanesi Kuzey Yarým Kürede, 90 tanesi Güney Yarým Kürede bulunur.&lt;br/&gt;5)60. paraleller Dünyanýn küreselliðinden dolayý Ekvatorun yarýsý uzunluðundadýr.&lt;br/&gt;6)Birbirini izleyen 2 paralel arasýndaki uzaklýk her yerde yaklaþýk 111 kmdir.&lt;br/&gt;UYARI :&lt;br/&gt;Dünyanýn geoid þekli nedeniyle 2 paralel arasýndaki uzaklýk Ekvatordan kutuplara doðru artar. Örneðin, Ekvator ile 10 (kuzey-güney) enlemleri arasýndaki uzaklýk 110.596 m iken, 890-900 (kuzey-güney) enlemleri arasýndaki uzaklýk 110.700 mdir. Ancak birbirini izleyen 2 paralel arasýndaki uzaklýk pratikte 111 km olarak kabul edilmiþtir.&lt;br/&gt;Özel Paraleller&lt;br/&gt;Bazý paralellerin yerleri, güneþ ýþýnlarýnýn yere deðme açýsýna baðlý olarak doða tarafýndan belirlenmiþtir. Bunlar :&lt;br/&gt;&amp;#61692;Ekvator&lt;br/&gt;&amp;#61692;Dönenceler&lt;br/&gt;&amp;#61692;Kutup Daireleri&lt;br/&gt;&amp;#61692;Kutup Noktalarý&lt;br/&gt;Ekvatorun Özellikleri&lt;br/&gt;1)En uzun paraleldir.&lt;br/&gt;2)Güneþin önünden en hýzlý geçen noktalarýn  oluþturduðu paraleldir.&lt;br/&gt;3)Dünyanýn eksen çevresindeki dönüþ hýzý   Ekvatorda yaklaþýk 1670 km/saattir.&lt;br/&gt;4)Güneþ ýþýnlarýný 21 Mart ve 23 Eylülde dik açýyla alýr.&lt;br/&gt;5)Yýl boyunca sýcak olduðundan termik alçak basýnç kuþaðýdýr.&lt;br/&gt;6)Yükseltici hava hareketleri görüldüðü için bol yaðýþ alýr.&lt;br/&gt;7)Gece ve gündüz süreleri yýl boyunca birbirine  eþit ve 12þer saattir.&lt;br/&gt;Dönencelerin Özellikleri&lt;br/&gt;1. Yerleri, yer ekseninin eðikliðine baðlý olarak belirlenen  Dönenceler, 23027 Kuzey ve Güney paralelleridir.&lt;br/&gt;2. Kuzey Yarým Küredekine Yengeç Dönencesi,  Güney Yarým Küredekine Oðlak dönencesi denir.&lt;br/&gt;3. Orta kuþak ile Tropikal kuþaðý birbirinden ayýrýrlar.&lt;br/&gt;4. Güneþ ýþýnlarýnýn düz zeminlere dik geldiði en son noktalardýr.&lt;br/&gt;5. Yengeç Dönencesi 21 Haziranda, Oðlak   Dönencesi 21 Aralýkta Güneþ ýþýnlarýný dik açý ile alýr.&lt;br/&gt;Kutup Noktalarýnýn Özellikleri &lt;br/&gt;1)90. Kuzey ve Güney paralelleridir.&lt;br/&gt;2)Güneþ ýþýnlarýnýn düz zeminlere en dar açýyla geldiði yerlerdir.&lt;br/&gt;3)Sürekli soðuk olduðundan kutuplar ve çevresinde yýl boyunca termik yüksek basýnç kuþakl</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-gunes-sistemi-400214.html</link><description>güneþ sistemi</description></item><item><title>GÜNEÞ LEKELERÝ VE DÝÐER ETKÝN BÖLGELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-lekeleri-ve-diger-etkin-bolgeler-355727.html</link><description>GÜNEÞ LEKELERÝ VE DÝÐER ETKÝN BÖLGELER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;I. GÜNEÞE AÝT FÝZÝKSEL DEÐERLER&lt;br/&gt;Güneþ , G2V tayf türünden tipik bir anakol cücesi olup , görünür&lt;br/&gt;parlaklýðý - 26 m,78 dir.Güneþin salt parlaklýðý 4m,8 dir.Güneþin yere&lt;br/&gt;çok yakýn oluþu nedeniyle onun hakýnda pek çok bilgiye sahip olmaktayýz.&lt;br/&gt;Güneþ hakkýndaki bu bilgilerimiz diðer yýldýzlarýn fiziksel ve kimyasal&lt;br/&gt;özelliklerini anlamamýzda bize bilgi vermektedir. Güneþin bazý&lt;br/&gt;fiziksel özellikleri þunlardýr.&lt;br/&gt;Yaþý : 4 . 5 x 109 yýl&lt;br/&gt;Kütlesi : M = 1. 99 x 1030 kg&lt;br/&gt;Yarýçapý :&lt;br/&gt;R = 696000 km&lt;br/&gt;Yerküreden olan uzaklýðý : 1 AB = 149675000 km&lt;br/&gt;Yüzey çekim ivmesi : g = 274 m / sn-2&lt;br/&gt;Ortalama yoðunluðu : 1409 kg / m3&lt;br/&gt;Yüzeyden kaçýþ hýzý : 618 km&lt;br/&gt;Toplam ýþýmasý : L = 3 . 86 x 1026 w ( = 3 . 86 x 1033 erg / sn-1 )&lt;br/&gt;Ekvatorda dönme dönemi : 25 . 38 gün&lt;br/&gt;Karacisim sýcaklýðý : 5780 K&lt;br/&gt;Kütle kaybý oraný : 109 kg / sn&lt;br/&gt;Üzerindeki 1 açý saniyesi ( = 1 ) : 726 km&lt;br/&gt;Güneþin ekvatoru yer yörünge düzlemine göre yaklaþýk olarak 70&lt;br/&gt;eðiktir . Böylece güneþ dönmesi , 2 km / sn bir ekvator hýzý verir.&lt;br/&gt;BÖLÜM II ÖNBÝLGÝ ( güneþe genel bir bakýþ )&lt;br/&gt;4&lt;br/&gt;2. GENEL ÖZELLÝKLER&lt;br/&gt;Güneþ bir yýldýzdýr : ýsýsýný merkezindeki bir nükleer ocaktan&lt;br/&gt;alan , yanmakta olan bir gaz küresidir.Güneþin yüzeyinden merkezine&lt;br/&gt;doðru inilecek olursa yoðunluðun , basýncýn ve sýcaklýðýn arttýðý görülür.&lt;br/&gt;Güneþin uzaya verdiði ýsý enerjisi güneþin merkezinde üretilmektedir.&lt;br/&gt;Güneþin enerjisini ürettiði bu kýsýma iç güneþ denmektedir. Ýç güneþten&lt;br/&gt;çýkan ýþýnýmlar dýþ tabakalar tarafýndan soðurulur.Güneþin ýþýnýmýný&lt;br/&gt;aldýðýmýz kýsmýna güneþin atmosferi denir. Doðrudan yapýlan gözlemler&lt;br/&gt;güneþ atmosferinin fiziksel durumu ve kimyasal bileþimine iliþkin&lt;br/&gt;ayrýntýlý bilgiyi vermiþtir.Güneþ atmosferinin kütlesi güneþin toplam kütlesinin&lt;br/&gt;sadece 10-10 katýdýr. Dolayýsýyla güneþi iki parça halinde inceleyebiliriz.&lt;br/&gt;Güneþ ýþýnýmýný alamadýðýmýz katman iç güneþ (iç bölüm) ,dýþarýda&lt;br/&gt;kalan kýsýmda güneþ atmosferidir.Güneþ atmosferide kendi içinde&lt;br/&gt;üç bölüme ayrýlmaktadýr.Þimdi bu 4 bölüme bakalým.&lt;br/&gt;1 . ÝÇ GÜNEÞ : Güneþte sýcaklýk , basýnç ve yoðunluðun en&lt;br/&gt;yüksek olduðu katmandýr. Dýþ tabakalarda ki soðurma nedeniyle ýþýnýmýný&lt;br/&gt;alamadýðýmýz katmandýr. Merkezindeki sýcaklýk ortalama 2 x 107 K&lt;br/&gt;IÞIKKÜRE ( fotosfer ) : Güneþin görünen parlak yüzeyine ýþýk -&lt;br/&gt;küre denir. Güneþin ýþýðýnýn büyük bir bölümü bu katmandan gelir . Bu&lt;br/&gt;katman sürekli ýþýnýmýn olduðu katmandýr. 400 km kalýnlýðýnda seyrek&lt;br/&gt;ama oldukça donuk bir katmandýr. Sýcaklýk alt kýsýmda 10000 K kadardýr.&lt;br/&gt;Üst kýsýmda bu deðer 4200 K  ye kadar düþer.&lt;br/&gt;5&lt;br/&gt;RENKKÜRE ( kromosfer ) : Tam güneþ tutulmasý esnasýnda&lt;br/&gt;kara diski çevreleyen ince pembemsi bir þerit dikkat çeker . Böylesi&lt;br/&gt;bir gözlem tekniði ile fotosferi kuþatan bir dýþ katmanýn varlýðý saptanmýþtýr.&lt;br/&gt;Ýþte bu katmana renkküre (kromosfer) denir . Kromosferin sýcaklýðý&lt;br/&gt;4800 K dir . Dýþa doðru gidildikçe iyonlaþma artacaðýndan sýcaklýðýn&lt;br/&gt;artmasý beklenir .&lt;br/&gt;GÜNEÞ TACI (korona) : Güneþi saran parlak yüksek sýcaklýklý&lt;br/&gt;ve seyreltik bir gazdan örtüdür .Güneþ tacýnýn sýcaklýðý 1000000 K dir.&lt;br/&gt;2 . 1 . 1 . ÝÇ KISIM&lt;br/&gt;Tüm yýldýzlar gibi güneþ, kendi gravitasyonel çekimi altýnda bir&lt;br/&gt;arada duran, sýkýþmýþ küre biçimindeki bir plazma kütlesidir . Güneþ,&lt;br/&gt;genelde yüksek sýcaklýk nedeniyle iyonize olmuþ baþlýca H (% 90) ve&lt;br/&gt;He (%10) dan oluþmuþtur . Geri kalan elementler (örneðin C , N ve O )&lt;br/&gt;yaklaþýk % 1 den ibaret olup yer  dekine benzer özellikler içerisinde&lt;br/&gt;görülürler . Bu da bize güneþ ile gezegenlerin ortak bir baþlangýç temeline&lt;br/&gt;sahip olduklarýný gösterir.&lt;br/&gt;Güneþ  in yalnýzca yüzey katmanlarýný gözleyebiliriz . Bununla&lt;br/&gt;beraber , güneþ iç yapý modelleri termonükleer tepkimelerin oluþmasý&lt;br/&gt;için yeterince yüksek olan bir sýcaklýðý ( = 1 . 6 x 107 K ) ve merkez&lt;br/&gt;yoðunluðu ( = 1 . 6 x 105 kgm-3 ) verirler . Plazmanýn bu denli yüksek sýcaklýða&lt;br/&gt;sahip olmasý , yer yüzeyindeki atmosfer basýncýndan 2 . 5 x 109&lt;br/&gt;kez daha büyük bir basýnçla sýkýþmasý yüzündendir. Merkez yoðunluðu&lt;br/&gt;6&lt;br/&gt;yer  in ortalama yoðunluðunun 30 katýdýr . Her bir kilogram hidrojenin&lt;br/&gt;0 ,007 kg  mý erkeye dönüþerek helyumu oluþturur ve böylece , gün</description></item><item><title>BÝG-BANG (BÜYÜK PATLAMA) KURAMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bigbang-(buyuk-patlama)-kurami-371796.html</link><description>SÝMGELER DÝZÝNÝ&lt;br/&gt;E Enerji&lt;br/&gt;mKütle&lt;br/&gt;cIþýk hýzý&lt;br/&gt;hPlanck sabiti&lt;br/&gt;fFrekans&lt;br/&gt;&amp;#61548;Dalga boyu&lt;br/&gt;dYoðunluk&lt;br/&gt;KMutlak sýcaklýk (Kelvin)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;            1.  GÝRÝÞ&lt;br/&gt;Ýçindeki olasý yaþam biçimleri hakkýndaki düþüncelerimizi düzenlemeden önce, yaklaþýk 15 milyar yýllýk kozmik tarih boyunca çeþitli evrelerden geçerek evrimleþen evrenin &quot;yaþam öyküsü&quot;nü bu perspektifle gözden geçirmek yararlý olacak. Bunun için, zaman içinde, her þeyin baþlangýcý olduðu düþünülen Büyük Patlama ve maddenin ortaya çýkýþýný izleyen dönemlerden sonra ilk ortaya çýkan yapýlar olduðu düþünülen ve kozmik ufuk sýnýrýna kadar milyarlarca ýþýk yýlý geniþliðindeki bölgelere daðýlan gökada kümeleriyle baþlayýp, kendi gökadamýz Samanyolu ve onu oluþturan yüz milyarlarca yýldýzla öykümüze devam edebiliriz. Bu gök cisimleri nasýl doðarlar, yaþarlar, çeþitli büyüklükte yapýlar oluþtururlar ve ölürler? Nasýl olup da yýldýzlarýn farklýlaþmalarý, evrimleri, daðýlýmlarý ve yaþamlarý sonunda patlayarak daðýlmalarý, bunlarýn çevrelerinde yaþamýn ortaya çýkmasý ve geliþmesini olasý kýlacak kozmik &quot;ekolojik&quot; ortamlarý yaratabilir?&lt;br/&gt;Evrenin evrimi maddenin kimyasal tarihini içerir. Bilimsel hesaplar gösteriyor ki, evrenin ilk saniyesini dolduran &quot;fiziksel evrim&quot; sonunda, madde olarak, yalnýzca protonlar, elektronlar ve biraz da helyum çekirdekleri (alfa parçacýklarý) ortaya çýktý. Yeteri kadar &quot;soðuma&quot;, elektron ve protonlarýn birleþerek hidrojen atomlarýný ve bir miktar da helyum atomlarýný oluþturdu. Bunlardan, ilk 1 milyar yýl içinde, gökadalar ve yýldýzlar ortaya çýkarýr. Bunu izleyen &quot;kimyasal evrim&quot;, önce basit, daha sonra karmaþýk elementleri, bu arada yeryüzündeki yaþam için çok gerekli olan (fakat kozmik ölçeklerde bakýldýðýnda çok az orandaki) karbon, azot, oksijen... gibi atomlarý, yýldýzlarýn merkez bölgelerinde hidrojen, helyum gibi hafif elementleri &quot;yakarak&quot; daha doðru, nükleer füzyon yoluyla birleþtirerek oluþturdu. Evrenin tarihini inceleyerek, yalnýzca gök cisimlerine ne olduðunu deðil, yýldýzlarýn evrimi sýrasýnda sürekli oluþturduklarý, peþi sýra gelen yýldýz kuþaklarý boyunca zenginleþtirdikleri, yaþam için gerekli yýldýzlararasý ortamdaki hammaddenin öyküsüne de yakalayabiliriz.&lt;br/&gt;Daha geniþ perspektifle evrene bakarsak, ilk kez 1929&quot;da Amerikalý gökbilimci Edwin Hubble&quot;in gözlemlerle kanýtlamasýndan beri, giderek geniþleyen bir evrende yaþadýðýmýzý biliyoruz. Buna ait temel kanýtlar arasýnda, gökadalarýn ve gökada kümelerinin tayflarýnda gözlenen ve bizden uzaklaþmaya iþaret eden uzun dalga boylarýna (kýzýla) doðru kayma ve evrenin erken dönemlerinden (protonlarla elektronlarýn ilk hidrojeni oluþturduðu ilk 100 bin yýldan) kalma &quot;2,7K deðerinde kozmik mikrodalga fon ýþýnýmý&quot; sayýlabilir. Gökadalarýn birbirinden uzaklaþmasýnýn bizi götürdüðü mantýksal sonuç, bunlarýn kozmik geçmiþte birbirlerine daha yakýn olduklarý, yani evrendeki ortalama madde yoðunluðunun daha yüksek olduðu. Zaman içinde yeteri kadar geriye gittiðimizdeyse, yoðunluðun sonsuza yakýn olacaðý bir &quot;ilk an&quot;a ulaþýrýz. &quot;Büyük Patlama&quot; dediðimiz bu an, bugün teleskoplarla gözlenen geniþlemenin, pratik nedenlerle de evrenin baþlangýcý sayýlmakta. Gökbilimcilerin hesaplarýna göre, Büyük Patlama yaklaþýk 15 milyar yýl önce oldu. Elimizdeki ipuçlarý, maddenin ortaya çýktýðý ve radyasyona baskýn hale geldiði baþlangýç evrelerinde, evrenin ani ve çok hýzlý bir geniþleme (enflasyon) dönemi yaþadýðý, daha sonra gökada ve yýldýzlarýn serpilip geliþtiði olaðan doðrusal-geniþleme dönemine girdiði, içinde bulunduðumuz son evredeyse evrenin geniþlemesinin giderek hýzlandýðý (ivmeli geniþleme dönemi) yönünde. Evrendeki maddenin büyük bölümünün, halen doðasýný iyi anlayamadýðýmýz &quot;karanlýk madde&quot; denen türden bir bileþen içerdiði, son dönemlerdeki ivmeli hýzlanmanýnsa &quot;karanlýk enerji&quot; olarak isimlendirilen daha da karmaþýk bir bileþkeye baðlý olduðu düþünülmekte, Büyük Patlama&quot;dan öncesinin olup olmadýðýný, o zaman evrenin ne durumda olduðunu bilemiyoruz. Bu baþlangýç anýna doðru bir geri çöküþün içinde olabileceði gibi, bir varlýða sahip de olmayabilir.&lt;br/&gt;En basitleþtirilmiþ þekliyle bilimin evrenin tarihiyle ilgili senaryosuna göre, Samanyolu gökadamýz yaklaþýk 12 milyar, ikinci yada üçüncü kuþak bir yýldýz olan Güneþimiz de 5 milyar yaþýnda. Evrende binlerce gökada kümesi, birkaç milyar yýldýz var. Yýldýzlar, gaz ve toz h</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - KEPLER KANUNLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-kepler-kanunlari-400195.html</link><description>kepler kanunlarý</description></item><item><title>TAKIM YILDIZLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?takim-yildizlari-457244.html</link><description>Eski çaðlarda, parlak yýldýzlardan oluþan belirli kümeler, mitolojik karakterlerin gökyüzündeki yansýmasý olarak deðerlendirilir ve buna göre adlandýrýlýrdý. Daha sonra, gökyüzünün bilimsel olarak gözlemlendiði dönemde, mitolojik özelliði bir kenara atýlsa da bu adlandýrma geleneði devam etti. Günümüzde de, Güneþ Sisteminin ötesinde yer alan gökcisimlerinin yerleri kolaylýkla tanýmlayabilmek için, gökyüzü takýmyýldýz denilen parsellere bölünmüþtür ve bunlarýn eskiden kalma isimleri korunmuþtur.&lt;br/&gt;Genellikle, isim benzerliðinden dolayý, astrolojideki 12 burç ile astronomideki ayný adý taþýyan 12 takýmyýldýzýn ayný olduðu zannedilir. Oysa, astrolojideki ve eski astronomideki burç, Ekliptik çemberinin, Gök Ekvatoru ile kesiþtiði noktadan baþlayan 30 derecelik oniki eþit parçasýndan herhangi birine verilen genel isimdir. Bu isim benzerliðinin tarihsel sebebini aþaðýda bulabilirsiniz. Gökyüzünde burçlarýn kapladýðý alanlar eþittir ama takýmyýldýzlarýn alanlarý farklýdýr.&lt;br/&gt;Gök haritalarýnda, bir takýmyýldýzý oluþturan yýldýzlarýn çizgiler ile birleþtirildiðini görürsünüz. Aslýnda, gökyüzünde böyle çizgiler yoktur ve sadece takýmyýldýzý kolayca farkedebilmek için haritalarda kullanýlýr. Profesyonel astronomi atlaslarýnda da genellikle baðlantý çizgileri yerine takýmyýldýzýn alanýný belirleyen sýnýr çizgileri vardýr.&lt;br/&gt;Günümüzde, 1922 yýlýnda ilk genel toplantýsýný yapan IAU (International Astronomical Union   Uluslararasý Astronomi Birliði) tarafýndan kesinleþtirilen takýmyýldýz isimleri ve sýnýrlarý kullanýlmaktadýr (Trans. IAU, 1, 158; 4, 221; 9, 66 &amp; 77). Bu suretle, örneðin bir yýldýzdan söz ederken, onun bulunduðu takýmyýldýzýn adýný ve bu takýmyýldýzda hangi harf veya numara ile kataloglanmýþsa onu belirtirseniz, konuyla ilgili herkes hangi yýldýzý kasdettiðinizi hemen anlayabilir. Ayrýca, parlak yýldýzlara verilen ve yine eskiden kalma özel isimler vardýr. Ancak, günümüzde bu isimlere sadece amatör çalýþmalarda yer verilir. Keza, her ülkede insanlar kendi dillerine göre takýmyýldýzlarý isimlendirirler, ancak bunlar da akademik çalýþmalarda kullanýlmaz. Aþaðýdaki tabloda, toplam sayýsý 88 olan takýmyýldýzlarýn uluslararasý Latince adýný, kullanýmýný (Latince genitivus hali), üç harfli kýsaltýlmýþ adýný, anlamýný, gökyüzünde Ekvatoral sisteme göre ortalama yerini ve Türkçe adýný görüyorsunuz:&lt;br/&gt;Takýmyýldýz Tablosu&lt;br/&gt;IAU Adý Kullanýmý Kýsa Anlamý R. A. Decl. Türkçe Adý &lt;br/&gt;Andromeda Andromedae And Keyfusun kýzýnýn adý 00h 34m +39Â° 15 Andromeda &lt;br/&gt;Antlia Antliae Ant Pompa 10h 07m -33Â° 21 Pompa &lt;br/&gt;Apus Apodis Aps Cennet kuþu 16h 08m -76Â° 35 Cennetkuþu &lt;br/&gt;Aquarius Aquarii Aqr Saka 22h 42m -10Â° 28 Kova &lt;br/&gt;Aquila Aquilae Aql Kartal 19h 41m +03Â° 22 Kartal &lt;br/&gt;Ara Arae Ara Sunak 17h 14m -51Â° 07 Sunak</description></item><item><title>UYDU METEOROLOJÝSÝ SÖZLÜÐÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uydu-meteorolojisi-sozlugu-362145.html</link><description>Uydu Meteorolojisi Sözlügü &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABC-ÇDEF&lt;br/&gt;GHI-IJKL&lt;br/&gt;MNO-ÖPRS-S&lt;br/&gt;TU-ÜVYZW&lt;br/&gt;A &lt;br/&gt;Ac: Altokümülüs &lt;br/&gt;Açik hücreler: Uydu görüntülerinde görülen, bulutlarla çevrelenmis, açik merkezli konvektif bulutlarin poligonal modeli &lt;br/&gt;Anaprop: Anormal ilerleme, radar isinlarinin refraktif indeksin dik gradyenini geçmesi sirasinda normal olmayan sapmasi &lt;br/&gt;Albedo: Gelen günes radyasyonunun, dünya veya bulut tepesi gibi yüzeylerden uzaya geri yansitilan kismi &lt;br/&gt;APT: Otomatik görüntü aktarimi. Görüntülerin, kutupsal yörüngeli uydulardan WEFAX formatinda sürekli ve analog olarak aktarimi. &lt;br/&gt;As: Altostratüs &lt;br/&gt;Atmosferik spektrum: Radyasyonun atmosferik gazlar tarafindan çok az derecede absorbe oldugu elektromagnetik spektrum &lt;br/&gt;AVHRR: NOAA uydulari üzerindeki, gelismis çok yüksek çözünürlüklü görüntüleme ekipmani (radyometre) &lt;br/&gt;Ayri pencere (Split Window): Iki IR kanalinda yüzey sicakligini belirlemek için parlaklik sicakliklarinin kullanimini kapsayan teknik. Bk. multispektral analizler. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bow (yay) echo: 100 km uzakliga uzanan echo çizgilerinin radar echo modeli Bu echolar, kuvvetli rüzgar koridorlarinin etkisi altinda yansitilirken, yay sekli kazanirlar. &lt;br/&gt;Bispektral analizler: Bk. Multispektral analizler &lt;br/&gt;Bulut tepesi: Uydu görüntülerinde virgüle benzeyen ve kuyrugu olmayan bulutun üst kisim modeli. Bu, genellikle yakinda olusacak olan çok hizli siklogenesis olusumunun belirleyicisidir. &lt;br/&gt;Bulut örtüsü: Daha yukari seviyede bulunan bulutun genis yayilimi &lt;br/&gt;Bulut caddeleri: Rüzgar akisi boyunca, akisa yakin bir sekilde uzanan paralel Cu hatlari. &lt;br/&gt;Birlesme zonu: Herhangi bir seviyede atmosferik akis çizgilerinin birbiri ile daha yakin hale geldigi bölge. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;C-Ç&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;CA: Soguk adveksiyon. &lt;br/&gt;Cs: Cirrostratüs &lt;br/&gt;Cb: Kümülonimbus &lt;br/&gt;Cu: Kümülüs &lt;br/&gt;CAPPI: Sabit yükseklik, plan pozition indikatörü. Radar verilerinin sabit bir yükseklikte gösterimi. Degisik yükseklik açilarindan elde edilen verilerden olusturulur. &lt;br/&gt;Cc: Cirrokümülüs &lt;br/&gt;C-Bant: 5 cm dalga boyunda çalisan radari tanimlamaktadir. &lt;br/&gt;Ci: Cirrus &lt;br/&gt;CCB: Soguk tasiyici kemer &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;D&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DBZ: Logaritmik ünite olarak, radar reflektivite faktörünün ölçümü. DBZ=10 log10 Z &lt;br/&gt;DMSP: Meteorolojik uydu koruma programi (USA); Ayni zamanda bu programda kullanilan kutupsal yörüngeli uydularin genel adidir. &lt;br/&gt;Deformasyon zonu: Atmosferik hareket içinde, gösterilen modellere zitlik arz eden, tek bir yön ve uzunlukta ve dik olarak gelisen kolon seklindeki bölgedir. Deformasyon zonlari, atmosfer içindeki bütün seviyelerde bulunabilirler. &lt;br/&gt;Doppler radar: Geri dönen sinyallerin yogunlugunu ve Doppler shift etkisi nedeniyle hedefin radyal hizini ölçen radar tipi. &lt;br/&gt;Doppler shift etkisi: Radardan hedefe gönderilen sinyaller ile hareket eden hedeften radara geri dönen sinyallerin frekansindaki degisim. &lt;br/&gt;Downburst: Orajdan radyal olarak yayilan, yönü asagi dogru meydana gelen siddetli oraj sürüklenmeleri. Bunlar rüzgar akis tabakasinin sinirinda ani, genis degisikliklere neden olurlar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;E&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Esa: Avrupa Uzay Ajansi. Avrupa uzay aktivitelerini bilimsel ve teknoloji yönünden koordine eden uluslararasi hükümet ajendasi. &lt;br/&gt;EUMETSAT: Avrupa Meteoroloji Uydulari Isletme Teskilati, Almanya&quot;da Darmstadt&quot;tadir. &lt;br/&gt;F &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;G&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gdm: Geopotansiyel dekametre. &lt;br/&gt;Gelisme kurvesi: Zenginlestirilmis uydu görüntüsünün özel semasi. Sicaklik araliklari grinin spesifik tonlari veya degisik renkler ile bagdastirilir. &lt;br/&gt;GMS: Geo-senkronlu (yer senkronlu) meteorolojik uydu. Japonlarin sabit yörüngeli uydularina vermis olduklari ad. &lt;br/&gt;GOES: Sabit yörüngeli operasyonel uydular. Amerikanlarin sabit yörüngeli uydularina vermis olduklari ad. &lt;br/&gt;Gri Ölçek: Görüntünün renksiz sekilde gösterilmesi.. Bu ölçekte renk basamaklari siyah ile beyaz arasinda degisik tonlardadir. Bu gösterimde düsük sicakliga (veya yüksek albedoya) sahip olan alanlar beyaz olarak gösterilirler. &lt;br/&gt;Günes Pariltisi (Sun glint): VIS ve yakin-IR uydu görüntülerinde sular üzerinde görülen ve yansimanin neden oldugu parlak alan.</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sistemi-389047.html</link><description>GÜNEÞ SÝSTEMÝ&lt;br/&gt;Güneþ sistemi merkezde bir yýldýz(Güneþ) ile etrafýnda dönen gökcisimlerinden oluþur.Bu gökcisimleri, dokuz gezegen ve onlarýn bilinen 61 uydusu ileasteroidler,kuyruklu yýldýzlar ve meteoroidlerdir.Güneþ sisteminde ayrýca gezegenler arasý gaz ve toz da vardýr. Plüton dýþýnda gezegenler iki gruba ayrýlýr:Güneþ&quot;e yakýn ve kayalýk olan gezegenler(Merkür, Venüs,Dünya ve Mars)ve daha dýþýndaki gaz devleri(Jüpiter ,Satürn, Uranüs ve Neptün). Plüton iki gruba da girmez; çok küçüktür, yoðundur,buzla kaplýdýr.Neptün &quot;ün yörüngesini keserek ondan daha yakýn konuma geçtiði kýsa zaman dýþýnda, en uzaktaki gezegen odur. Kayalýk gezegenlerle gaz devlerinin arasýnda Güneþ&quot;in etrafýda dönen binlerce kaya parçasýnýn oluþturduðu asteroit kuþaðý yer alýr.Güneþ sistemindeki cisimlerin çoðu, Güneþ&quot;in ekvator düzleminde eliptik yörüngelerde döner. Tüm gezegenler Güneþ&quot;in etrafýnda ayný yönde döner.Venüs ,Uranüs ile Plüton dýþýnda hepsi kendi eksenleri etrafýnda döner döner. Uydularda kendi eksenleri etrafýda da dönerler.Güneþ sisteminin, bütünüde bizim galaksimiz olan Samanyolu&quot;nun etrafýda döner.   &lt;br/&gt;GÜNEÞ SÝSTEMÝ&lt;br/&gt;Güneþ sistemi merkezde bir yýldýz(Güneþ) ile etrafýnda dönen gökcisimlerinden oluþur.Bu gökcisimleri, dokuz gezegen ve onlarýn bilinen 61 uydusu ileasteroidler,kuyruklu yýldýzlar ve meteoroidlerdir.Güneþ sisteminde ayrýca gezegenler arasý gaz ve toz da vardýr. Plüton dýþýnda gezegenler iki gruba ayrýlýr:Güneþ&quot;e yakýn ve kayalýk olan gezegenler(Merkür, Venüs,Dünya ve Mars)ve daha dýþýndaki gaz devleri(Jüpiter ,Satürn, Uranüs ve Neptün). Plüton iki gruba da girmez; çok küçüktür, yoðundur,buzla kaplýdýr.Neptün &quot;ün yörüngesini keserek ondan daha yakýn konuma geçtiði kýsa zaman dýþýnda, en uzaktaki gezegen odur. Kayalýk gezegenlerle gaz devlerinin arasýnda Güneþ&quot;in etrafýda dönen binlerce kaya parçasýnýn oluþturduðu asteroit kuþaðý yer alýr.Güneþ sistemindeki cisimlerin çoðu, Güneþ&quot;in ekvator düzleminde eliptik yörüngelerde döner. Tüm gezegenler Güneþ&quot;in etrafýnda</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - HÜCRELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-hucreler-400193.html</link><description>hücreler</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - AÝRMAN UÇAKLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-airman-ucaklari-412556.html</link><description>airman uçaklarý</description></item><item><title>UYDUNUN YAPISI ENERJÝSÝ VE YÖRÜNGESÝNE YERLEÞTÝRÝLMESÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uydunun-yapisi-enerjisi-ve-yorungesine-yerlestirilmesi-418484.html</link><description>uydu yapý bakýmýndan üç bölüme ayrýlabilir. birinci bölüm hizmet bölümü diyeceðimiz uyduyu yörüngede kararlý tutan, hareketlerini düzenleyen, dengeleyen kimyasal ve elektriksel tepki motorlarýný hareket sistemini, yakýtý ve aküleri barýndýran bölümdür. ikinci bölümde uydunun ana görevini yerine getiren transponderler, vericiler, alýcýlar, bilgisayarlar vs. tüm haberleþme donanýmý yer almaktadýr. üçüncü bölüm ise güneþ levhalarý ve tüm antenler bulunan dýþ kýsýmdýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;uydunun tasarýmý haberleþmenin niteliði ile doðrudan ilgilidir. dünya ile eþ zamanlý bir yörüngede bulunan bir uydunun alýcý ve verici antenlerin, dünya üzerinde istenilen bir noktaya yönlendirilebilmesi için uydunun sabit olmasý, antenlerin her zaman dünyaya dönük olmasý gerekmektedir. aksi halde iletiþimin sürekliliði saðlanamayacaktýr. bu ise dünya ile eþ zamanlý yörüngenin en önemli üstünlüðünü...</description></item><item><title>AW UMA ÖRTEN ÇÝFTÝNÝN FOTOELEKTRÝK IÞIKÖLÇÜMÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?aw-uma-orten-ciftinin-fotoelektrik-isikolcumu-394870.html</link><description>ÖZET&lt;br/&gt;Bu çalýþmada AW Uma örten çiftinin B ve Vrenklerindeki fotoelektrik ýþýk eðrileri, 2001 ve2002 yýlýnda Ege Üniversitesi Gözlemevi ve TÜBÝTAK Ulusal Gözlemevi&quot;nde elde edilmiþtir. Toplam yedi minimum zamaný elde edilmiþ ve dönem çözümlemesi için eski verilerle birleþtirilmiþtir. Dizgenin (O-C) deðiþimi, parabolik ve sinüs deðiþimi yaklaþýmýyla çözümlenmiþtir. Elde edilen ýþýk eðrileri de Wilson&amp;Devinney yöntemiyle çözülmüþ ve dizgenin fiziksel ve geometrik öðeleri bulunmuþtur. Bulunan sonuçlar önceki çalýþmamarda elde edilen bulgularla karþýlaþtýrýlmýþtýr.&lt;br/&gt;Anahtar Sözcükler ; örten çiftler, deðen çiftler, dönem deðiþimi, ýþýk eðrisi çözümlemesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABSTRACT&lt;br/&gt;PHOTOELECTRIC PHOTOMETRY OF THE ECLIPSING BINARY AW UMa&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;In this thesis the photoelectric light curves of the eclipsing binary AW UMa were obtained in B and V bands. The observations were made at Ege University Observatory and TUBÝTAK National Observatory in the years of 2001 and 2002. Seven times of minima were obtained and combined with older data for the period analysis. The (O-C) data were analysed under the assumption of parabolic and sine like changes. Light curves were analysed with Wilson&amp;Devinney code and the physical and geometric parameters of the system were calculated. Obtained values of the parameter were compared with the results of previous studies.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Key Words; eclipsing binaries, contact binaries, period change, light curve analysis.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ, LÝTERATÜR ÖZETÝ&lt;br/&gt;GÖZLEMLER VE ÇÖZÜM&lt;br/&gt;Gözlemler, Gözlem Araçlarý ve Yýldýzlar&lt;br/&gt;Gözlemlerin Ýndirgenmesi&lt;br/&gt;Minimum Zamanlarý ve Dönem Deðiþimi&lt;br/&gt;Iþýk Eðrileri ve Fourier Çözümlemeleri&lt;br/&gt;Iþýk Eðrilerinin Çözümü&lt;br/&gt;SONUÇLAR VE TARTIÞMA&lt;br/&gt;KAYNAKLAR DÝZÝNÝ&lt;br/&gt;EKLER&lt;br/&gt;EK AW UMa dizgesinin B süzgecindeki gözlem noktalarý&lt;br/&gt;EK AW UMa dizgesinin v süzgecindeki gözlem noktalarý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÝRÝÞ, LÝTERATÜR ÖZETÝ&lt;br/&gt;AW UMa (BD +30o2163, HD 99946); F0-F2V tayf türünden (B-V=0.36), P=0.43873 yörünge dönemli, tam tutulma gösteren A-türü bir W UMa dizgesidir. Yörünge eðim açýsý i&amp;#8776;78o</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - YAÐLAMA TEKNÝKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-yaglama-teknikleri-413817.html</link><description>yaðlama teknikleri</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - GÜNEÞ VE AY TUTULMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-gunes-ve-ay-tutulmalari-400199.html</link><description>güneþ ve ay tutulmalarý&lt;br/&gt;</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - BEN AKREP-SEVGÝLÝM BALIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-ben-akrepsevgilim-balik-400202.html</link><description>ben akrep-sevgilim balýk</description></item><item><title>GEZEGENLERÝMÝZ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gezegenlerimiz-372936.html</link><description>URANÜS &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uranüs , 1781 yýlýnda Ýngiliz astronom William Herschel tarafýndan bulundu. Daha önce iki kez gözlenmiþ ama yeni bir gezegen olduðu anlaþýlmamýþtý. Uranüsün Güneþten ortalama uzaklýðý 2 milyar 869 milyon kilometredir. Bu da gezegenin Güneþe olan uzaklýðýnýn Dünyanýnkinin 19 katý olduðu anlamýna gelir. Uranüs , Güneþ çevresindeki bir turunu 84 yýldan biraz daha uzun bir zamanda tamamlar . En parlak dönemlerinde Uranüs çýplak gözle sýradan bir yýldýz gibi görünür . Uranüs , Güneþ çevresindeki yörüngesinde yan yatmýþ olarak döner, týpký yuvarlak bir varil gibi . Bu nedenle de zaman zaman her iki kutbu da bize doðru döner. Bu garip dönüþe , milyarlarca yýl önce dev bir göktaþýnýn gezegene çarpmasý neden olmuþ olabilir. Uranüsün halkalarý 1977 yýlýnda , astronomlar gezegenin arkasýndan geçen bir yýldýzý gözledikleri sýrada bulundu . Yýldýzýn ýþýðý beklenenden beþ dakika önce sönükleþince yýldýzýn ýþýðýný engelleyen bir uydu olabileceði düþünüldü . Ayný þey gezegenin diðer yanýnda da tekrarlanýnca bunun bir halka sistemi olduðu sonucu çýkarýldý . Uranüsün beþ ana uydusu vardýr. Bunlardan ikisi olan Ariel ve Umbriel koyu renkli olup kraterlerle kaplýdýr . Titanianýn derin , uzun vadileri vardýr . Bunlardan Messina Chasmatanýn uzunluðu 1500 kilometredir . Çok sayýda kraterlerle kaplý olan Oberon henüz iyi gözlenmemiþtir. Küçük Miranda ise 472 km çapýnda , hýrpalamýþ , buzdan bir top görünümündedir . &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;NEPTÜN &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uranüs gibi Neptün de 1846 yýlýnda bir gezegen olduðu anlaþýlmadan önce pek çok kiþi tarafýndan gözlenmiþtir. Matematiksel hesaplama sonucunda bulunmuþ ilk gezegendir . Uranüs ün daha uzaktaki bir cisim tarafýndan çekilmekte olduðu anlaþýldýktan sonra pek çok kimse bunun ne olabileceðini araþtýrmaya baþlamýþtý . Plütonun yörüngesi bazen Neptününkiyle kesiþip onun içine geçtiðinden Neptün bu durumlarda Güneþten en uzak gezegen haline gelir. 1999 a kadar Neptün bu konumunu korudu . Neptün konusundaki hemen hemen tüm bilgilerimiz , Voyager 2 uzay sondasýnýn 1989 yýlýnda gezegene yakýn geçiþi sýrasýnda elde edilmiþtir . Güneþe yeþil ve tekdüze Uranüsten daha uzak olduðundan astronomlar mani Neptünün o kadar da ilginç olmayacaðýný düþünüyorlardý . Ama Voyager 2 , Neptünün Güneþ sistemindeki en güzel gezegenlerden biri olduðunu gözler önüne serdi. Voyager 2 , Neptüne ulaþmadan önce , Dünyadan yapýlan gözlemler sonrasýnda gezegenin bir dizi yay ya da yarým halkalarla çevrili olduðu düþünülüyordu . Uzay aracý beþ tam halka buldu , ama halkalar o kadar koyu renkliydi ki ancak uzay aracýnýn kameralarý ile görülebiliyorlardý. Daha önceden görülüdüðü düþünülen yayýn ise en dýþ halkadaki bir madde kümesi olduðu anlaþýldý . Neptün ün ana uydularý Triton ve Nereid dir . Triton olaðandýþý bir uydudur . 2705 km çapýndaki uydu , Neptün ün çevresinde ters yönde dolanýr . Yüzeyinin büyük bölümü parlak ve düzgündür . Güney kutbunda pembe renkli bir buz kütlesi olan uydunun ince bir atmosferi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;PLÜTON &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uranüs ve Neptünün , yörüngelerinin dýþýnda bulunan bir baþka cisim tarafýndan çekildikleri anlaþýldýktan sonra , uzun araþtýrmalar sonunda 1930 yýlýnda Amerikalý astronom Clyde Tombaugh plütonu buldu . 1978  de Plütonun tek uydusu keþfedildi . Uydunun boyutlarý gezegene göre öylesine büyüktü ki , uydu ve gezegen ikili bir gezegen sistemi yani çift gezegen gibi duruyorlardý . Charon uydusu , Plütonun bir fotoðrafýný incelerken gezegenin uzamýþ bir görüntüye sahip olduðunu fark eden astronomlar tarafýndan bulundu . Sonraki gözlemlerle Plütonun çok yakýnýnda , çevresinde dönen bir uydusu olduðu kesinleþti &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SATÜRN &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneþ sistemindeki ikinci gezegen olan Satürn , Güneþe uzaklýk sýralamasýnda altýncýdýr. Jüpiter gibi Satürnde neredeyse tümüyle gazdan oluþur. Kedi çapýnýn beþ katý çapa sahip olan çok güzel görünüþlü halkalarý olduðu için Satürne Halkalý Gezegen denir. Satürn , çýplak gözle kolayca görülebilen en uzak gezegendir. Parlak , altýn renkli bir yýldýza benzer . Gezegen diskini ya da halkalarý görmek için bir teleskop kullanmak gerekir. Satürnün halkalarý , aletleri oldukça ilkel olan eski astronomlarýn aklýný karýþtýrmýþtý. Galileo 1610 yýlýnda ilk kez teleskopla Satürne baktýðýnda , sanki üçlü bir gezegen sistemiymiþ gibi , her iki yanýnda birer uydu gördüðünü sanarak þaþýrmýþtý. Ýki yýl sonra ise uydular görünmez olmuþtu. Satürn Güneþ çevresinde dolanýrken halkalarýnýn açýsýnýn ve boyutlarýnýn deðiþtiðini , aþaðýya ya da yukarýya doðru eðildiklerini biliyoruz . Gezegene</description></item><item><title>VENÜS GEZEGENÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?venus-gezegeni-419159.html</link><description>(tez)&lt;br/&gt;içindekiler &lt;br/&gt;önsöz  &lt;br/&gt;ý içindekiler  &lt;br/&gt;ýý &lt;br/&gt;1. venüs  1 &lt;br/&gt;1.1.venüs&quot;ün keþfi  2 &lt;br/&gt;1.2.venüs&quot;te iklim  2 &lt;br/&gt;1.3.venüs&quot;ün hareketi  3 &lt;br/&gt;1.4. venüs&quot;ün atmosferi  4 &lt;br/&gt;1.5. venüs&quot;ün yüzey sekilleri ve iklim deðiþikliði  5 &lt;br/&gt;2. venüs neden bir cehennem kuyusudur  10 &lt;br/&gt;3. venüs&quot;ün yüzey sekilleri  12 &lt;br/&gt;3.1. renkli venüs  12 &lt;br/&gt;3.2. çarpma kraterleri  13 &lt;br/&gt;3.3. parlak düzlükler  13 &lt;br/&gt;3.4. ovda regio  13 &lt;br/&gt;3.5. dað sýralarý ve çukurlar  14 &lt;br/&gt;3.6. yüksek alanlar  14 &lt;br/&gt;3.7. eastern lakshmi  14 &lt;br/&gt;3.8. lava akýmlarý  15 &lt;br/&gt;3.9. fortuna&quot;daki haleler  15 &lt;br/&gt;3.10. lavinia bölgesi  16 &lt;br/&gt;3.11. örümcek aðýmsý yapýlar  16 &lt;br/&gt;3.12. selu korona  16 &lt;br/&gt;3.13. korona  17 &lt;br/&gt;3.14. sacajawea patera  17 &lt;br/&gt;3.15. yerleþik tepeler  17 &lt;br/&gt;3.16. keneler  18 &lt;br/&gt;3.17. danu daðlarý  18 &lt;br/&gt;3.18. gula mons  18 &lt;br/&gt;3.19. golubkina  19&lt;br/&gt;3.20. krater perspektifi  19 &lt;br/&gt;3.21. en geniþ krater  19 &lt;br/&gt;3.22. yarý krater  20 &lt;br/&gt;3.23. akna daðlarý  20 &lt;br/&gt;3.24. geçiþ kraterleri  20 &lt;br/&gt;3.25. s ivri uçlu halka krater  21 &lt;br/&gt;3.26. karanlýk ýþýk halkalarý  21 &lt;br/&gt;3.27. geniþ çarpma kraterleri  21 &lt;br/&gt;3.28. uzun oluklar  22 &lt;br/&gt;3.29. çatlaklarla sýnýrlý uçurumlar  22 &lt;br/&gt;3.30. deltalar  22 &lt;br/&gt;3.31. verilerin parlaklýðý  23 &lt;br/&gt;3.32. lavadaki küller  23 &lt;br/&gt;3.33. hýzlý rüzgarlar  24 &lt;br/&gt;3.34. hýzla geçen kraterler  24 &lt;br/&gt;3.35. paralel çizgiler  24 &lt;br/&gt;3.36. lakshmi planum  25 &lt;br/&gt;3.37. sif mons  25 &lt;br/&gt;3.38. son volkanik olay  25&lt;br/&gt;3.39. ikiz tepeler  26 &lt;br/&gt;4. kaynaklar  27 &lt;br/&gt;ek 1. venüs gezegeninin profili  28 &lt;br/&gt;ek 2. gezegenlerin yörüngeleri ve fiziksel özellikleri  29</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sistemi-417467.html</link><description>güneþ sistemi merkezde bir yýldýz(güneþ) ile etrafýnda dönen gökcisimlerinden oluþur.bu gökcisimleri, dokuz gezegen ve onlarýn bilinen 61 uydusu ...</description></item><item><title>DÜNYAMIZ VE GÖKÜZÜ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?dunyamiz-ve-gokuzu-356676.html</link><description>Dünyamýz ve Gökyüzü&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyamýzýn þekli&lt;br/&gt;Dünyamýzýn katmanlarý&lt;br/&gt;Dünyamýzýn hareketleri&lt;br/&gt;Yerin þeklini deðiþtiren etmenler&lt;br/&gt;Dünyamýzýn Þekli&lt;br/&gt;Dünyamýzýn þekli küreye benzer.&lt;br/&gt;Kutuplarda basýk ekvatorda þiþkindir.&lt;br/&gt;Dünyayý çepeçevre saran ve kutup noktalarýndan eþit uzaklýkta olduðu varsayýlan çembere ekvator denir.&lt;br/&gt;Dünyamýzýn Katmanlarý&lt;br/&gt;Gaz katmaný (atmosfer)&lt;br/&gt;Su katmaný (hidrosfer)&lt;br/&gt;Yer kabuðu katmaný(litosfer)&lt;br/&gt;Magma katmaný(pirosfer)&lt;br/&gt;Çekirdek katmaný (barisfer)&lt;br/&gt;Dünyamýzýn Hareketleri&lt;br/&gt;Dünyamýz kendi ekseni etrafýnda döner.&lt;br/&gt;Bu dönüþünden gece ve gündüz meydana gelir.&lt;br/&gt;Dönüþünü 24 saatte tamamlar.&lt;br/&gt;Mevsimlerin Oluþumu&lt;br/&gt;Dünyamýz güneþ etrafýnda döner.&lt;br/&gt;Bu dönüþünü 365 gün 6 saatte tamamlar.&lt;br/&gt;Dünyamýzýn güneþ etrafýnda dönmesinden mevsimler meydana gelir.&lt;br/&gt;Yerin Þeklini Deðiþtiren Etmenler&lt;br/&gt;Rüzgarlarýn etkisi.&lt;br/&gt;Akarsularýn ve yaðýþlarýn etkisi.&lt;br/&gt;Sýcaklýk deðiþmelerinin etkisi.&lt;br/&gt;Depremlerin etkisi.&lt;br/&gt;Yanardaðlarýn etkisi.&lt;br/&gt;Canlýlarýn etkisi.&lt;br/&gt;Ay Hakkýnda Bilgi&lt;br/&gt;Ay dünyamýzýn uydusudur.&lt;br/&gt;Ay ýsý ve ýþýk kaynaðý deðildir.&lt;br/&gt;Güneþten aldýðý ýþýðý dünyamýza yansýtýr.&lt;br/&gt;Ay&quot;da atmosfer ve su yoktur.&lt;br/&gt;Ay&quot;da büyük çukurlar, sýradaðlar, düzlükler ve tepeler vardýr.&lt;br/&gt;Ay&quot;ýn Hareketleri&lt;br/&gt;Ay kendi etrafýnda döner.&lt;br/&gt;Dünya&quot;nýn etrafýnda döner.&lt;br/&gt;Güneþ&quot;in etrafýnda döner.&lt;br/&gt;Güneþ&quot;in Yapýsý&lt;br/&gt;Güneþ dünyamýza ýsý ve ýþýk gönderen bir yýldýzdýr.&lt;br/&gt;Güneþ yaklaþýk küre biçiminde olup, güçlü bir ýþýk kaynaðýdýr.&lt;br/&gt;Güneþ&quot;in yapýsýnda en çok hidrojen ve helyum gazlarý bulunur.&lt;br/&gt;Güneþ&quot;in Yapýsý&lt;br/&gt;Güneþ&quot;in yapýsýnda bulunan maddeler gaz halindedir.&lt;br/&gt;Güneþ&quot;in dünyamýza uzaklýðý yaklaþýk 150 milyon km&quot;dir.</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - ATOM VE YAPISI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-atom-ve-yapisi-400106.html</link><description>atom ve yapýsý</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - YÖRÜNGELER KANUNU-KEPLER KANUNLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-yorungeler-kanunukepler-kanunlari-400094.html</link><description>yörüngeler kanunu-kepler kanunlarý</description></item><item><title>YILDIZLARARASI BULUTLARIN ÇÖKMESÝ SÜRECÝNDE MANETÝK ALANIN ETKÝLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?yildizlararasi-bulutlarin-cokmesi-surecinde-manetik-alanin-etkileri-354189.html</link><description>Yýldýzlararasý Bulutlarýn Çökmesi Sürecinde Manyetik Alanýn Etkileri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kozmik bulutlarýn çökmesi sürecinde manyetikhidrodinamik (MHD) etkilerin çökmeye karþý koyucu rol oynadýðýna inanýlýr. Bunun tersi de doðru olabilir. Manyetik alanýn yapýsýna baðlý olarak elektromanyetik kuvvetler çökmeyi hýzlandýrabilir. Bu kuvvetler, kozmik bulutlarýn oluþmasý ve birarada bulunmalarýna önemli katkýda bulunabilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zamanla deðiþmeyen elektromanyetik olaylarýn ürettiði basýnç gradyenti,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                (1)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(1)numaralý eþitlikteki akým yoðunluðu J aþaðýdaki gibi tanýmlýdýr:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                               (2)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(1) ve (2) numaralý baðýntýlardan J veya B &quot;yokedilebilir&quot;. Ancak kozmik süreçlere çözüm ararken geleneksel olarak J yokedilir. (1) ve (2) numatralý baðýntýdan,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                          (3)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;elde edilir. (3) numaralý baðýntý aþaðýdaki gibi de yazýlabilir:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                     (4)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Belli koþullar altýnda (örneðin, manyetik alan kuvvet çizgilerinin birbirine koþut doðrular biçiminde olduðu varsayýmýyla) (4) eþitliðinin sað tarafý sýfýr olur. Bu durumda,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                         (5)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;bulunur. Manyetik alanýn çökmeye karþý direndiðine iliþkin genel kaný bu varsayýmla türetilen (5) baðýntýsýndan çýkar. Ancak bu çözüm özel bir çözümdür. (4) eþitliðinin sað tarafýndaki terimin önemini göstermek için basit bir durumu ayrýntýlarýyla inceleyeceðiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Silindirik konsayýlarda çalýþalým:  . Basýnç, manyetik alan ve akým yoðunluklarýnýn r ile deðiþtiðini varsayalým: p(r), B(r), J(r). Bu varsayým altýnda (1) eþitliði,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                          (6)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;olur.  r yarýçapýna sahip bir bölge içinden z yönünde geçen Iz  akým yoðunluðu toroidal manyetik alan üretir: B&amp;#61542; = &amp;#61549;0 Iz (r) / (2&amp;#61552; r). Diðer yandan, (2) numaralý eþitlik de bileþenleri cinsinden yazýlabilir:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                      (7a,b)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(4) numaralý eþitlikten, &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                              (8)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(8) numaralý eþitliði kýsmi integrasyon yöntemiyle çözersek,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                             (9)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(9) numaralý eþitliðin çözümü için önemli üç özel durum vardýr: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;i) Jz = 0. Bu durumda elektrik akýmlarý yalnýzca &amp;#61542; yönündedir (Þekil 1a) ve (8) numaralý eþitlik &lt;br/&gt;                                                          (10)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;biçimine indirgenir. Uzayda gaz basýncýyla &quot;statik manyetik basýnç toplamý sabittir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Þekil 1. J akýmýnýn zamanla deðiþmediði ve silindirik bakýþýklýða sahip olduðu durumda deðiþik manyetik alan yapýlarý için üç özel durum. (a) Akým toroidal ve manyetik alan eksen boyunca. Bu durumda ortaya çýkan Lorentz kuvveti çökmeyi önler; (b) &quot;Force-free&quot;(J&amp;#61620;B=0) durumunda J//B dir; (c) eksen boyunca akan elektrik akýmý ve toroidal manyetik alan, Bennett sýkýþtýrmasý (H. Alfven, 1981).&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ii) p = sabit. Bu durumda net kuvvet sýfýrdýr. (6) numaralý eþitlikten aþaðýdaki baðýntýyý elde ederiz:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                                (11)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu durumda manyetik alan kuvvet çizgileri sarmallar biçimindedir (Þekil 1b). r = 0 da çizgiler z eksenine koþuttur ancak büyük r deðerlerinde manyetik alana diktir. Büyük r deðerlerinde B&amp;#61542;  bileþeni r - 1 ile azalýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;iii) Üçüncü özel durum, Bz = 0 ve p(r1) = 0 koþullarýyla verilir. Bu, manyetik alanýn azimutal, akýmlarýn da z boyunca olduðu klasik sýkýþtýrma (&quot;pinch&quot;) durumudur (Þekil 1c). Sýcaklýk deðerleri, Te = Ti = T ve yoðunluk deðerleri, ne = ni = n olan ve birim kuvvet çizgisi uzunluðundaki toplam elektron ve iyon sayýsý   biçiminde tanýmlanan tam iyonlaþmýþ plazmada (9) numaralý baðýntý aþaðýdaki Bennett iliþkisini verir:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                                            (12)&lt;br/&gt;r1  uzaklýðý dýþýnda plazma basýncý sýfýr bile olsa plazmayý r1 içinde tuzaklamak olasýdýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eðer plazma tam iyonlaþmýþ durumda deðilse, e</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝ VE SÝSTEMÝ OLUÞTURAN GEZEGENLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sistemi-ve-sistemi-olusturan-gezegenler-361609.html</link><description>GÜNEÞ SÝSTEMÝ VE SÝSTEMÝ OLUÞTURAN GEZEGENLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;01.GÜNEÞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Evrendeki sayýsýz yýldýzdan sadece biri olan Güneþ, Samanyolu Galaksisi&quot;nde yer almaktadýr. Güneþ, üzerinde yaþadýðýmýz gezegenin de içinde bulunduðu Güneþ Sistemi&quot;nin merkezini oluþturur. 4,65 milyar yaþýmda olduðu tahmin edilen bu dev enerji kaynaðýnýn yarý çapý 7x105 km yani dünya yarýçapýnýn 100 katýdýr. Ekliptik düzlem normaliyle 75Â° 15&quot; açý yapan Güneþ, ekseni etrafýndaki dönüþünü yaklaþýk 27 günde tamamlar. Güneþin merkez sýcaklýðý 10 milyon derece, dýþ sýcaklýðý ise 5700 KÂ° dýr. Baþlangýçta 2x1030 kg.lýk kütlesinin %73 &quot;lük kýsmýnýn hidrojenden, geri kalan kýsmýný ise helyumdan oluþtuðu tahmin edilmektedir.&lt;br/&gt;     Güneþin bu bitmez tükenmez ýsýyý nasýl ürettiði sorusu, ilk zamanlar insanlarýn kafasýný en çok meþgul eden soru olmuþtur. Fakat günümüzde güneþin bu ýsý enerjisini içindeki hidrojeni çekirdek füzyonu ile helyuma çevirerek elde ettiði anlaþýlmýþtýr. Ve Güneþ çekirdek füzyonu sayesinde çevresine 4x1026 Watt&quot;lýk güç yaymaktadýr. Baþlangýçta %73 hidrojen olan  hidrojen oranýnýn günümüzde %38&quot;e düþtüðü tahmin edilmektedir. Bu tahmine dayanarak güneþin ömrünü yarýladýðýný söyleyebiliriz.   &lt;br/&gt;     Güneþ yüzeyi tabakalardan oluþmuþtur. Bu tabakalara çekirdekten yüzeye doðru sýrasýyla fotosfer, kromosfer ve korona isimleri verilmiþtir. Güneþin görünür yüzeyini 500 km kalýnlýðýndaki fotosfer tabakasý oluþturmaktadýr. Bu tabakanýn sýcaklýðý 6000 KÂ° kadardýr. Fotosfer tabakasýnýn hemen üstünde 2500 km kalýnlýðýndaki kromosfer tabakasý yer almaktadýr. Bu tabakanýn sýcaklýðý en üst kýsýmda 105 - 106 KÂ° &quot;ye kadar yükselebilir. Bu tabakadan hemen sonra geniþliði gezegenlere kadar uzanan korona tabakasý yer alýr bu tabakanýn ortalama sýcaklýðý 106 KÂ° kadardýr. Güneþin katmanlarý arasýndaki manyetik alan þiddeti büyük deðiþiklikler gösterir ve bu deðiþikliklerin sonucunda bir çok olay gözlenir. Örneðin  Güneþ lekeleri, manyetik alan düzensizliði sonucunda o alandaki sýcaklýðýn çevreye göre düþmesinden kaynaklanýr.  &lt;br/&gt;     Güneþin korona tabakasýndan gezegenler arsý ortam yayýlan elektrik yüklü taneciklerin oluþturduðu etkiye Güneþ Rüzgarý adý verilmektedir. Güneþe yaklaþan kuyruklu yýldýzlarýn kuyruklarý bu rüzgarýn etkisi ile güneþe ters yönde uzanýrlar. Güneþ Rüzgarý, proton, elektron ve %5 kadar helyum çekirdeði ile az miktarda daha aðýr atomlardan oluþmuþtur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;02. MERKÜR&lt;br/&gt;      Merkür güneþ sistemindeki en küçük ikinci gezegendir ve güneþe en yakýn olan gezegen olma unvanýný taþýr. Güneþe olan ortalama uzaklýðý 57.9 milyon kilometredir. Çapý çok küçük olmasýna raðmen(4878 kilometre), çapýna göre büyük bir çekirdeði vardýr. Bu çekirdeðin %65i demirden oluþmuþtur. Fakat çekim gücü çok yüksek deðildir, oluþturduðu manyetik alan yaklaþýk olarak dünyadakinin 100/1i kadardýr. Güneþe en yakýn gezegen olmasýndan dolayý gündüz sýcaklýðý 427 CÂ° ye kadar ulaþýr. Bir atmosferi olmadýðý için bu sýcaklýðý tutamaz ve geceleri sýcaklýðý -173 CÂ°  ye kadar iner. Merkür güneþe yakýn olduðu için gün doðumunda ve gün batýmýnda çýplak gözle güneþin yanýnda parlak bir yýldýz gibi  gözlenebilir. Merkür ilk olarak 1974 yýlýnda Mariner 10, adlý uzay sondasý ile incelenmiþtir. Yapýlan incelemeler sonucunda Merkür ile ilgili kesin olmasa da büyük bulgular elde edilmiþtir. Bu inceleme sayesinde Merkür gezegeninde su ve hayat olmadýðý kesin olarak tespit edilmiþtir.&lt;br/&gt;       Merkürün yüzeyi derin kraterlerle kaplýdýr. Bunun nedeni bir  atmosferinin olmayýþýdýr. Ayda da olduðu gibi atmosferi olmayan Merkür yüzeyine sayýsýz meteor çarpmýþ ve irili ufaklý derin kraterler oluþmasýna neden olmuþtur. Merkür yüzeyinin teleskoplarla net bir þekilde incelenmesi zordur. Fakat Mariner 10 uzay sondasýnýn göndermiþ olduðu resimler sayesinde yüzeyi hakkýnda bilgi edinilmiþ ve buna baðlý olarak iç yapýsý hakkýnda tahminlerde bulunulmuþtur. Çoðunlukla çarpma ve volkan kraterlerinden oluþmuþ yüzeyde büyük ve geniþ ovalar da yer almaktadýr.&lt;br/&gt;Özellikleri:&lt;br/&gt;Güneþe Olan Uzaklýðý57.900.000 km&lt;br/&gt;Yarý Çapý2438 km&lt;br/&gt;Kütlesi</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - AÝRCRAFT SYSTEM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-aircraft-system-413824.html</link><description>aircraft system</description></item><item><title>ÝÇ GEZEGENLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ic-gezegenler-387605.html</link><description>ÝÇ GEZEGENLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MERKÜR&lt;br/&gt;VENÜS&lt;br/&gt;DÜNYA&lt;br/&gt;MARS&lt;br/&gt;JÜPÝTER&lt;br/&gt;SATÜRN&lt;br/&gt;URANÜS &lt;br/&gt;NEPTÜN&lt;br/&gt;PLUTON&lt;br/&gt;Güneþ&quot;ten uzaklýðý(milyon km)59,9102,2149,6227,9778,31,4272,8734,4975,914&lt;br/&gt;Çapý&lt;br/&gt;(km)4 87812 103 12 756 6 756142,984120,53651,11849,5282,284&lt;br/&gt;Güneþ çevresinde dönme süresi87,97 gün224,70 gün365,26 gün686,98 gün11,86yýl29,46yýl84,01yýl164,79yýl248,54yýl&lt;br/&gt;Güneþ çevresinde dönüþ hýzý (km/san) 47,8935,0329,7924,1313,069,646,815,434,74&lt;br/&gt;Kendi çevresinde dönme hýzý&lt;br/&gt;58 gün 16 saat243 gün 14 dakika23 saat 14 dakika24 saat 37 dakika9 saat 55 dakika10 saat 40 dakika17 saat 14 dakika16saat 7 dakika6saat 9 dakika&lt;br/&gt;Kütlesi   &lt;br/&gt;(Dünya=1)0,0550,8110,1131895,1814,517,140,0022&lt;br/&gt;Yoðunluðu&lt;br/&gt;(Su=1)5,435,255,253,951,330,961,291,642,03&lt;br/&gt;Uydu sayýsý__1216181581&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇ GEZEGENLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MERKÜR&lt;br/&gt;VENÜS&lt;br/&gt;DÜNYA&lt;br/&gt;MARS&lt;br/&gt;JÜPÝTER&lt;br/&gt;SATÜRN&lt;br/&gt;URANÜS &lt;br/&gt;NEPTÜN&lt;br/&gt;PLUTON&lt;br/&gt;Güneþ&quot;ten uzaklýðý(milyon km)59,9102,2149,6227,9778,31,4272,8734,4975,914&lt;br/&gt;Çapý&lt;br/&gt;(km)4 87812 103 12 756 6 756142,984120,53651,11849,5282,284&lt;br/&gt;Güneþ çevresinde dönme süresi87,97 gün224,70 gün365,26 gün686,98 gün11,86yýl29,46yýl84,01yýl164,79yýl248,54yýl&lt;br/&gt;Güneþ çevresinde dönüþ hýzý (km/san) 47,8935,0329,7924,1313,069,646,815,434,74&lt;br/&gt;Kendi çevresinde dönme hýzý&lt;br/&gt;58 gün 16 saat243 gün 14 dakika23 saat 14 dakika24 saat 37 dakika9 saat 55 dakika10 saat 40 dakika17 saat 14 dakika16saat 7 dakika6saat 9 dakika&lt;br/&gt;Kütlesi   &lt;br/&gt;(Dünya=1)0,0550,8110,1131895,1814,517,140,0022&lt;br/&gt;Yoðunluðu&lt;br/&gt;(Su=1)5,435,255,253,951,330,961,291,642,03&lt;br/&gt;Uydu sayýsý__1216181581&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇ GEZEGENLER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MERKÜR&lt;br/&gt;VENÜS&lt;br/&gt;DÜNYA&lt;br/&gt;MARS&lt;br/&gt;JÜPÝTER&lt;br/&gt;SATÜRN&lt;br/&gt;URANÜS &lt;br/&gt;NEPTÜN&lt;br/&gt;PLUTON&lt;br/&gt;Güneþ&quot;ten uzaklýðý(milyon km)59,9102,2149,6227,9778,31,4272,8734,4975,914&lt;br/&gt;Çapý&lt;br/&gt;(km)4 87812 103 12 756 6 756142,984120,53651,11849,5282,284&lt;br/&gt;Güneþ çevresinde dönme süresi87,97 gün224,70 gün365,26 gün686,98 gün11,86yýl29,46yýl84,01yýl164,79</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - ÝÞLETMELERDE ÝÞ ANALÝZÝ VE YARDIMCI ÖÐELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-isletmelerde-is-analizi-ve-yardimci-ogeler-400112.html</link><description>iþletmelerde iþ analizi ve yardýmcý öðeler</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - AY VE ÖZELLÝKLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-ay-ve-ozellikleri-400108.html</link><description>ay ve özellikleri</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - EVREN VE UZAY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-evren-ve-uzay-400087.html</link><description>evren ve uzay</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - PETROL SORUNU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-petrol-sorunu-400102.html</link><description>petrol sorunu</description></item><item><title>UÇAK MÜHENDÝSLÝÐÝ - ATATÜRK VE HAVACILIK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ucak-muhendisligi-ataturk-ve-havacilik-413781.html</link><description>atatürk ve havacýlýk</description></item><item><title>GÜNEÞ LEKELERÝ VE DÝÐER ETKÝN BÖLGELER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-lekeleri-ve-diger-etkin-bolgeler-419157.html</link><description>(tez)&lt;br/&gt;içindekiler&lt;br/&gt;bölüm ý giris&lt;br/&gt;ý günese ait fiziksel deðerler   1&lt;br/&gt;2 genel özellikler   2&lt;br/&gt;2 . 1 . 1 . iç kýsým   3&lt;br/&gt;2 . 1 .2 . dýs atmosfer   5&lt;br/&gt;2 . 2 .2 . günes lekeleri   11&lt;br/&gt;a . gelisim   11&lt;br/&gt;b . umbra   13&lt;br/&gt;c . penumbra   15&lt;br/&gt;2 . 2 . 3 . günes çevrimi   16&lt;br/&gt;2 . 2 . 4 . maunder minimumu   19&lt;br/&gt;2 . 2 . 5 . günes parlamalarý   23&lt;br/&gt;2 . 2 . 6 . plageler ve parlak noktalar  25&lt;br/&gt;a . giris   25&lt;br/&gt;b . özellikler   27&lt;br/&gt;2 . 2 . 7 . fýskýrmalar ( prominences )  30&lt;br/&gt;a . giriþ  30&lt;br/&gt;1 ) sakin fýþkýrma  30&lt;br/&gt;2) aktif fýþkýrmalar  31&lt;br/&gt;b . özellikleri  31&lt;br/&gt;sonuç   33&lt;br/&gt;kaynakça   34</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - HAVAYOLU SERMAYE YAPISI VE KâRLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-havayolu-sermaye-yapisi-ve-krlari-400073.html</link><description>havayolu sermaye yapýsý ve kârlarý</description></item><item><title>ASTEROÝDLERÝN KEÞFÝ VE ÝLK GÖZLEMLER</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?asteroidlerin-kesfi-ve-ilk-gozlemler-358940.html</link><description>1. GÝRÝÞ 1.1. Asteroidlerin Keþfi ve Ýlk Gözlemler Ýlk asteroid, 1 Ocak 1801 de Giusseppe Piazzi tarafýndan Ýtalya da, Palermo Gözlemevi nde keþfedildi. Bir süredir yeni ve kapsamlý bir yýldýz kataloðu hazýrlamak için düzenli olarak gözlemler yapmakta olan Piazzi, o geceki gözlemleri sýrasýnda 7.5 kadir parlaklýðýnda, yýldýz kataloglarýnda bulunmayan yeni bir cisme rastladý. Daha sonraki ge- celerde de bu yeni cismi gözlemeye devam eden Ýtalyan astronom, ilk baþta yeni bir kuyrukluyýldýz keþfettiðini düþünmüþtü. Çünkü, cisim gökte sabit deðildi ve yýldýzlara göre belirgin derecede hareket ediyordu. Cisim, birkaç hafta daha gözlenebildikten sonra Güneþ le kavuþtu ve görülmez oldu. Ayný sýralarda Alman matematikçi Karl Friedrich Gauss, bir gökcisminin yörüngesinin sadece üç gözlem ile hesaplanabilmesini saðlayan yeni bir yöntem geliþtirmiþti. Gauss un yöntemini, Piazzi nin gözlem verilerine uygulayan Alman astronom Franz von Zach, cismi, ilk keþfinden bir yýl sonra 1802 de tekrar göz- lemeyi baþardý. Cismin yörünge elemanlarý hesaplandýðýnda, onun, Mars ile Jüpiter ara- sýnda, Güneþ ten yaklaþýk olarak 2.8 AB uzaklýktaki bir yörüngede hareket eden bir gezegen olduðu ortaya çýktý. Bu yeni gezegene, onu keþfeden kiþi olan Piazzi tarafýndan Ceres adý verildi. 1766 yýlýnda Titius ve Bode adlý iki Alman bilimadamý, kendi adlarýyla anýlan bir yasa ortaya koymuþlardý. Bu yasaya göre, gezegenlerin Güneþ ten olan uzaklýklarý, basitçe bir serinin elemanlarý ile gösterilebiliyordu. Seri, 0.4 , 0.4 + (0.3 Ã- 2*) , 0.4 + (0.3 Ã- 2Â¹) , 0.4 + (0.3 Ã- 2²) , 0.4 + (0.3 Ã- 2Â³) , .............. þeklinde olup, serinin elemanlarý olan 0.4 , 0.7 , 1.0 , 1.6 , 2.8 , 5.2 , 10.0 , 19.6 , ............... deðerleri sýrasýyla gezegenlerin Güneþ ten uzaklýklarýný, astronomi birimi (AB) cinsinden vermektedir (1 AB = 149 600 000 km). 2.8 AB deki boþluk dýþýnda, o günlerde bilinen altý gezegen için (Merkür, Venüs, Yer, Mars, Jüpiter ve Satürn) bu yasayla bulunan de- ðerler, gerçek deðerlerle büyük uyum içindeydi: Gezegen Titius-Bode Gerçek deðer Merkür 0.40 AB 0.39 AB Venüs 0.70 AB 0.72 AB Yer 1.00 AB 1.00 AB Mars 1.60 AB 1.52 AB ? 2.80 AB --------- Jüpiter 5.20 AB 5.20 AB Satürn 10.00 AB 9.55 AB 1781 yýlýnda Uranüs gezegeninin Ýngiliz astronom William Herschel tarafýndan Titius-Bode yasasýnýn belirttiði 19.6 AB uzaklýðýna çok yakýn bir uzaklýkta (19.2 AB)&lt;br/&gt;bulunmasý, bu yasanýn doðruluðu yönünde çok önemli bir kanýt oldu. Hatta, yasanýn doð- ruluðuna tamamen ikna olan bazý astronomlar, 1796 yýlýnda yapýlan bir astronomi konfe- ransýnda, Güneþ ten 2.8 AB uzaklýktaki kayýp gezegenin bulunmasý için sistemli ve geniþ bir araþtýrma baþlatmaya karar verdiler. Birkaç yýl sonra Ceres in keþfedilmesiyle, Güneþ ten 2.8 AB uzaklýktaki kayýp gezegenin bulunduðuna ve böylece kayýp gezegen problemi- nin çözüldüðüne inanýldý. Fakat, Ceres in keþfinden sonraki altý yýl içerisinde, benzer yö- rüngelerde dolanan ve Ceres e göre sönük olan üç küçük gezegenin daha keþfedilmesi (1802 de Pallas, 1804 te Juno ve 1807 de Vesta), kayýp gezegen problemini iyice karmaþýk hale getirdi. Güneþ ten 2.8 AB uzaklýkta birden fazla gezegen olduðunun bulun- masý üzerine, küçük gezegenlerin (asteroidlerin), parçalanmýþ büyük bir gezegenin kalýntý- larý olduðu düþüncesi ortaya çýktý ve bu düþünce büyük ölçüde kabul edildi. Peþpeþe gelen bu keþiflerden sonra, bir süre yeni keþif yapýlamadý. Yaklaþýk 40 yýllýk uzun bir aradan sonra 1845 yýlýnda Karl L. Hencke, beþinci asteroid olan Astrea yý keþfetti. 1.2. Asteroidlerin Keþfinden Sonraki Modern Araþtýrmalar 1866 yýlýnda ABD li astronom Daniel Kirkwood, o günlerde bilinmekte olan 90 kadar asteroidin yörüngelerini inceleyerek, asteroidlerin Güneþ ten uzaklýklarýnýn (yörüngelerinin yarý-büyük eksen uzunluklarýnýn) daðýlýmýnda bazý boþluklar olduðunu, ayrýca bu boþluklarýn geliþigüzel olmayýp, Jüpiter in dolanma dönemiyle iliþkili olduklarýný buldu. Buna göre, boþluklarýn oluþumunun asteroidler ile Jüpiter in yörünge dönemlerinin rezonansýnýn bir sonucu old</description></item><item><title>ASTROFÝZÝK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astrofizik-371602.html</link><description>1. GÝRÝÞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Dünyamýz biç bilinmeyen yönleriyle bizi keþfe davet ediyor. Onun uzaydan görünüþünden ise büyülenmemek elde deðil. Öyle kýymetli bir dünya ki yaþadýðýmýz yer, onun çevresindeki diðer olaylarý, yýldýzlarý merak etmemek çok zor. Ýþte astronomi bu diðer dünyalarý ve yýldýzlarý keþfetmek, anlamak için doðmuþ bir birlimdir. Ama o bilinmeyen gök cisimlerini keþfetmek, anlamak için yeterli deðil, bu yüzden &quot;astrofizik&quot; geliþtirilmiþtir. &quot;Astro&quot; kelimesi gök bilimi, fizik ile birleþince &quot;gökfiziði&quot; anlamýný kazanýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Astrofizik gök cisimlerinin fiziksel yapýsýný, oluþumunu ve evrimini inceleyen gökbilim dalýdýr. Astrofiziðin temeli, laboratuar fiziðinin astronomik olaylara uygulanmasýdýr.bazen astrofizik, henüz gözlenmemiþ olaylarý önceden tahmin ederek, astronomiden önce davranýr. Örneðin, astrofizikçiler nötron yýldýzlarýnýn modelini, astronomlarýn bu cisimleri gözlemsel olarak tespit etmesinden çok önce kurmuþlardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Astrofiziðin baþlýca araþtýrma yöntemi ise gök cisimlerinden gelen ýþýmalarý incelemektir. Bu amaçla ýþýmalarýn yoðunluk ve deðiþimleri belirlenir, dalga boyunun bütün bölgelerindeki ýþýnlara tayfsal gözlem çözümleme uygulanýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kuramsal astrofizik, gözlemlerini (örneðin; sýcaklýk, yoðunluk, kimyasal bileþim, boyut,&amp;#8230;) ve bu parametrelerin zaman içindeki geliþimlerini saptamaya yarayan modeller oluþturur. Ayný yöntem evrenin yapýsýný, evrimini bir bütün olarak incelemek için de uygulanýr ve bu inceleme astrofiziðin, evrenbilmi adý verilen dalýný oluþturur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. ASTROFÝZÝK TARÝHÝ&lt;br/&gt;2.1. Bilim Adamlarý&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Anoksimendes; Yýldýzlarý bir yüzey üzerindeki deliklerden Güneþ&quot;in ýþýðýnýn geçmesi olarak düþünmüþtür. Gündüz bu yüzeyin arkasýndan çýkan Güneþ görülürken, gece bu yüzeyin arkasýna geçen Güneþ ýþýðýnýn yüzeydeki deliklerden geçmesi ile yýldýzlarý oluþturduðunu iddia etmiþtir. Fakat bu iddiasý tamamen yanlýþtýr.&lt;br/&gt;*Anoksimenes; Ay&quot;ýn Güneþ&quot;ten aldýðý ýþýðý yansýtarak parlak görüldüðünü öne sürmüþtür. Yýldýzlarýn kristal birer çivi olduðunu ve yüzeyde sabit olduklarýný düþünmüþtür (www.asart@asartonline.org). &lt;br/&gt;*Eudaksus; Dünya&quot;nýn evren modelinde merkezde yer aldýðýný belirtmiþtir.&lt;br/&gt;*Philalos; Dünya evrenin tam merkezinde deðildir diyerek gözlemleri daha dikkatli deðerlendirmiþtir. Dünya&quot;nýn evrenin tam merkezinde olmadýðýný, biraz merkezden farklý bir yerde olduðu ileri sürülmüþtür.&lt;br/&gt;*Parmanides; Dünya&quot;nýn yuvarlak olduðunu düþünen ilk bilim adamýdýr.&lt;br/&gt;*Aristarchus; Ýlk kez evrenin merkezinde Dünya deðil Güneþ var görüþünü savunmuþtur. Yýldýzlarýn sonsuz uzakta olduklarýný düþünmüþ, &quot;Evren Sonsuzdur&quot; görüþüne varmýþtýr. Güneþ evrenin merkezindedir. Dünya da bir gezegendir. Gezegenleri sýralarken açýsal hýzlarýný ölçmüþ ve açýsal hýzý büyük olanýn Güneþ&quot;e daha yakýn görüþünden yararlanmýþtýr. Yalnýz görüþleri kabul edilmemiþtir.&lt;br/&gt;*Hipparchus; (M.Ö.129) Gezegen parlaklýklarýnýn deðiþtiðini gözlemiþ ve nedenini þöyle yorumlamýþtýr. Gezegenler çember yörüngelerde Dünya etrafýnda dolanýrken parlaklýklarýnýn deð</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-gunes-sistemi-400186.html</link><description>güneþ sistemi</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - FÝZÝK PARADOKSLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-fizik-paradokslari-400228.html</link><description>fizik paradokslarý</description></item><item><title>NGC4762 VE NGC6574 GALAKSÝLERÝNÝN DÖNMESÝ VE KÜTLE HESABI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?ngc4762-ve-ngc6574-galaksilerinin-donmesi-ve-kutle-hesabi-356842.html</link><description>NGC4762 VE NGC6574 GALAKSÝLERÝNÝN DÖNMESÝ VE KÜTLE HESABI&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GÝRÝÞ SO galaksisi NGC 4762 nin çekirdekten 5 kpc uzaklýða varan yerlerde soðurma çizgileri CaII , H ve K  nýn ölçümlerinden elde edilen dönme eðrisi sunulmaktadýr. Bu eðri orta bir merkezi gradyent ve dönüþ hýzýna ulaþýldýðýný gösteren hiçbir açýk belirti olmaksýzýn 165 km/s deðerindeki hýzlara kadar sabit bir þekilde artýþ olduðunu gösterir. Basit bir model kullanarak en son gözlenen noktaya kadar kütlenin 3.5*10Â¹* M&amp;#56256;&amp;#56446;e vardýðýný kestiriyoruz. Karþýlýk gelen ortalama kütle-parlaklýk oraný M/LB = 4 tür. SO ve sarmal galaksilerin benzer açýsal momentuma sahip olduklarý gösterilmiþtir. Erken tür bir galaksi olan NGC 4762 Sandage (1961) tarafýndan SO1 ve de Vaucouleurs (1964) tarafýndan S(r)BO olarak sýnýflandýrýlmýþtýr. Van den Bergh (1976) ise, son sýnýflandýrma þemasýnda bu galaksiyi SOb sýnýfýna yerleþtirilmiþtir; yani disk/karýn yarýçap oraný 3 ile 10 arasýnda olan bir SO &quot;dur. Hubble atlasýnda (Sandage 1961) yayýnlanan fotoðrafý , galaksinin parlak olan çekirdeðinin sönük küresel bir bileþen tarafýndan çevrelendiðini ve ayný zamanda oldukça ince , sýnýrlarý keskin þekilde belirgin bir disk yapýya sahip olduðunu açýkça göstermektedir. Diskin uçlarýndaki sönük dýþ bölgelerin uzun pozda eðrisel olduðu görülmektedir. Gökyüzündeki konumu ve 907 km/snlik düzeltilmiþ sistem hýzý, NGC 4762nin Baþak kümesine ait olduðunu göstermektedir. Bu nedenle Bertola ve Capaccioli (1975,Makale1)de NGC 4697 için belirtilen uzaklýk modülleri kullanýlarak NGC 4762nin de uzaklýðýnýn 14.8 Mpc ( H = 75 km s-Â¹ Mpc -Â¹ ) olduðu kabul edilecektir. Van Houten (1961)bu galaksinin fotografik fotometrisinde disk bileþenini karýn bölgesinde çýkýntýyý nicel olarak ayýrmaya çalýþmýþtýr. Strom ve arkadaþlarý (1976) tarafýndan yayýnlanan düþük çözünürlüklü fotoelektirik fotometride renk deðiþimleri ile ilgili bilgi de mevcuttur. De Vaucauleurs ve Corwin (1976,RC2 )ye göre NGC 4762nin toplam görünen parlaklýðý m B = 11m.125dir. Buna karþýlýk gelen mutlak parlaklýk, galaktik soðurma için yapýlan 0.25 lik düzeltme ile MB = - 19m .98 dir. Hubble Atlasý, Sandage (1961) de yayýnlanan fotoðrafa göre NGC 4762 tüm galaksiler arasýnda en yassý þekilli olanýdýr. NGC 6574, yüksek yüzey parlaklýðýna sahip olan Sc türü bir galaksidir. Tayflar, galaksinin merkezi bölgelerinde süreksiz olan salma çizgilerini göstermektedirler. Dönme eðrisi 640 pc lik bir yarýçap civarýnda aþýrý bir eðime sahipken, 1900 pc&quot; in üzerindeki uzaklýklarda hemen hemen düz bir hal alýr. NGC 6574&quot; ün kütlesi 4*1010 M&amp;#56256;&amp;#56446; olup, M/L oraný 1.6 dýr. Bu deðerler, diðer Sc tipi sistemler için bulunan deðerlerle uyuþmaktadýr ama NGC 6574, diðer Sc galaksilerine göre, göreli olarak daha büyük ve parlaktýr. Çekirdek hýzý ile sistem hýzý arasýnda 85 km sn-1 &quot;lik bir farka iliþkin bazý belirteçler olabilir.&lt;br/&gt;1&lt;br/&gt;NGC 6574, yüksek yüzey parlaklýklý sarmal bir galaksidir. Galaksi, 2&quot;.5 çapýnda bir çekirdeðe sahiptir. Çekirdekten 2&quot; uzaklýðýnda birtakým parlak salma bölgelerinin bulunduðu alanýn iç sýnýrý bulunur. Bu salma bölgeleri, merkezden 20&quot; uzaklýða kadar uzanan kalýn sarmal kol sisteminin oluþmasýný saðlayan yapýlardýr. Kollarýn ötesinde daha düþük yüzey parlaklýklý maddeler bulunur ve bu maddeler sayesinde düzgün olan sýnýrlar elde edilebilmektedir. Çekirdeðin küçük boyutlu, sarmal kollarýn ise çok açýk olmasý Sc türü bir galaksinin özelliklerini göstermektedir. NGC 6574&quot;ün kýrmýzýya kaymasýnýn ilk belirlemeleri Humason, Mayall ve Sandage (1956) tarafýndan yayýnlanmýþtýr. Humason, Güneþ&quot;e göre hýzýn 2355 km sn-1 olduðunu saptarken, Mayall bu hýzýn 2387 km sn-1 olduðunu bulmuþ ve tayfýn çok sönük, geniþ salma özellikleri H&amp;#947; ve H&amp;#946; çizgileri ile birlikte erken tür süreklilik gösterdiðini belirtmiþtir. NGC 6574 bizden hayli uzaktadýr. Onun uzaklýðý Virgo Kümesi&quot;nin uzaklýðýnýn 2.5 katý kadardýr. Ama galaksinin gökyüzü düzlemine göre eðimi çok yüksek olmadýðý için yarýðýn taradýðý bölgeler kolayca belirlenebilmektedir.</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sistemi-386413.html</link><description>Güneþ Sistemi&lt;br/&gt;Güneþ sisteminin kökenini açýklama iþi ciddi olarak 1796 yýlýnda Fransýz Matematikçisi Laplace tarafýndan yapýlmýþtýr. Laplaceye göre; Güneþ sistemi ilk önceleri belirli bir biçime sahip olmayan bir gaz kütlesidir. Zaman geçtikçe bu gaz kütlesi biçim almaya baþlamýþ ve sýcaklýkta belirgin bir artýþ meydana gelmiþtir. gaz bulutu sýkýþtýrmasýný sürdürmüþ, çekimin etkisiyle en yoðun kýsým merkezde olmaya baþlamýþtýr. Sýkýþma iç kýsýmlarda da sürmüþtür. Daha sonraki aþamada çevredeki maddeleri çekerek gezegenleri oluþturmuþtur. Gezegenlerin büyümesi neticesinde çekim güçleri de fazlalaþmýþtýr. Böylece çevredeki maddelerden ve bulutsudan daha fazla madde toplamýþtýr. Gezegenlerin büyümesi devam ederken, küre biçimi almaya baþlamýþlar ve Güneþ sistemi þimdilerdeki konumuna kavuþmaya baþlamýþtýr. Güneþ sisteminin bu þekildeki oluþumu yaklaþýk 5 milyar yýl önce olmuþtur. 5 milyar yýl sonra güneþ bünyesinde yer alan hidrojen tükenebilecek ve yapýsý deðiþebilecektir. Çekirdek sýkýþacak ve yüzey büyük ölçüde geniþleyerek yüzey sýcaklýðýnýn azalmasýna neden olacaktýr. Güneþ bundan sonra kýzýl bir gezegene dönüþecektir. Hacmi geniþleyip,enerji miktarý artacak, yakýn gezegenleri yok edecektir. Güneþ&quot;in çekirdek kýsmýnda sýcaklýðýn biraz daha artmasýyla helyum yanmaya baþlayacak, sýcaklýk çok yükselecek dünyamýz bronzlaþmaya evresiyle karþý karþýya olacaktýr. Güneþ bünyesindeki hidrojeni parçalayarak helyuma dönüþtürmesi neticesinde enerji açýða çýkmaktadýr. Bu enerjinin tümü kullanýldýðýnda güneþ birden bire büzülmeye baþlayarak ve cüce bir yýldýz durumuna gelecektir. Ancak parlamasýný sürdürecektir. Güneþin giderek hastalanýp, ölümcül hasta gibi bitap düþüp yataða mahkum olmasý kaçýnýlmaz olacaktýr. Güneþ son anlarýný yaþarken çok küçük ve siyah bir cisim haline gelecektir. Evrende çok sayýda güneþ þeklinde yýldýzlar ölmektedir. Ancak bunlar hiçbir ýþýnýn yaymadýklarýndan saptanamamaktadýr. Laplace tarafýndan ortaya atýlan bulutsu kuramý kýsaca þu unsurlarý ihtiva</description></item><item><title>GÜNEÞ SÝSTEMÝNDE YAÞAM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gunes-sisteminde-yasam-444446.html</link><description>GÜNEÞ SÝSTEMÝNDE YAÞAM&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ÝÇÝNDEKÝLER I. Özet...............................................................................................................................1 1. Giriþ..............................................................................................................................2 2. Gezegenlerin Oluþumu ve Düzeni.................................................................................3 3. Yaþam Olabilecek Gökcisimleri....................................................................................4 3.1. Ay..........................................................................................................................9 3.2. Dünya&quot;da Yaþam Nasýl Ortaya Çýktý?.................................................................11 3.3. Mars&quot;ta Hayat......................................................................................................13 3.3.1. ALH84001 Meteoridinde Yaþam Belirtileri...........................................19 3.3.2. Mars&quot;ta Yaþam Olasýlýðý..........................................................................20 3.3.3. Önümüzdeki Birkaç Yýl Ýçimde Mars&quot;a Ulaþmasý Beklenen Uzay Araçlarý..................................................................................................21 3.4. Venüs&quot;te Yaþam Var Mý?....................................................................................22 3.5. Europa Uydusunda Su Var Mý?...........................................................................25 3.6. Titan ve Gelecek..................................................................................................27 4. Sonuç..........................................................................................................................30 5. Kaynaklar.....................................................................................................................31&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GÝRÝÞ Galaksimiz Samanyolunda yaklaþýk olarak 400 milyar yýldýz bulunmaktadýr. Güneþ galaksimizin merkezinden yaklaþýk 8,5 kpc uzaklýkta merkez etrafýnda dolanan G tayf türünden bir yýldýzdýr. Bu yýldýzýn etrafýnda dolanan 9 gezegenden sadece Dünya üzerinde sývý su ve canlýlar vardýr. Ýnsanoðlu, yaþadýðý Dünya gezegeni dýþýnda sadece galaksimiz üzerinde yaþamýn bulunduðunu ve diðer gezegenlerde yaþamýn olup olmadýðýný merak etmektedir. Bu merakýný gidermek amacýyla uzaya doðrudan ve dolaylý olarak mesajlar göndermektedir. Bu mesajlar; 1. Doðrudan uzay araçlarý göndererek, 2. Radyo sinyalleri göndererek. gerçekleþtirmektedir. Bütün bu çalýþmalar, SETI projesi çerçevesinde yürütülmektedir. Bugüne kadar galaksimizde dinlenen yýldýzlardan hiçbir sinyal tespit edilememiþtir. Bununla birlikte, insanoðlu diðer yýldýzlarýn etrafýnda birçok gezegen bulunduðunu dolaylý yollardan keþfetmiþtir. Fizik bize c ýþýk hýzýna ulaþýp, diðer gezegenlere gidip orada yaþamýn olup olmadýðýný doðrudan araþtýrma imkanýný malesef vermemektedir. Dolayýsýyla, hiçbir zaman bu gezegenlerde yaþamýn olup olmadýðý sorusuna bir cevap vermek, imkansýzdýr. Bu çalýþmada, Güneþ sistemi ile sýnýrlý kalarak, Dünya dýþýndaki diðer gök cisimleri üzerinde yaþam var mý sorusunun üzerinde duracaðýz. Güneþ sistemindeki diðer gezegen ve uydulara uzay araçlarý gönderildi. Resimleri, görüntüleri ve bir takým bulgular elde edilip deðerlendirildi. Bu çalýþmada da Astronomi dünyasýnda çok yer tutan bazý örnekler seçildi ve bu konuda bilgiler bir araya getirilip Dünya dýþýndaki yaþam konusuna deðinildi. 3&lt;br/&gt;2. GEZEGENLERÝN OLUÞUMU ve DÜZENÝ Bilim adamlarý, gezegenlerin, yýldýzlarýn oluþumunun bir yan ürünü olduðu ve bu güneþ sistemindeki güneþin ve gezegenlerin yaklaþýk 4.55 milyar yýl önce eþ zamanlý olarak oluþtuðu düþüncesindedirler. Güneþ Sisteminin meydana geliþini açýklayabilmek için bugüne kadar birçok hipotez geliþtirilmiþtir. Güneþ sistemi, bir tesadüf sonucu mu?, normal bir yýldýzýn evrimi sýrasýnda mý?, yoksa sýradan bir yýldýzýn evrimi sýrasýnda mý oluþtu? Ýlk olarak gezegenlerin olduðu sistem son derece inanýlmaz</description></item><item><title>KOPERNÝK VE GÜNEÞ - MERKEZLÝ SÝSTEM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kopernik-ve-gunes-merkezli-sistem-373871.html</link><description>KOPERNÝK VE GÜNEÞ-MERKEZLÝ SÝSTEM&lt;br/&gt;     Kopernik,düþünce tarihinde bir dönüm noktasýný simgeler: onun adýyla anýlan sistem yalnýz modern bilimin doðuþuna deðil,insanýn evren içindeki yerini saptamada yeni ve daha ölçülü bir görüþün ortaya çýkmasýna da baþlangýç sayýlýr. Gerçekten Kopernik&quot;le birlikte insanoðlunun kendini evrenin merkezinde sayma iddiasý yýkýlmýþ,doðanýn bir uzantýsý,bir parçasý olduðu düþüncesi doðmuþtur,denebilir&lt;br/&gt;     Bu devrimin kaynaðý Kopernik&quot;in ölüm yataðýnda (1543&quot;te) ilk nüshasýný gördüðü,Göksel Kürelerin Donanýmý Üzerine adlý ünlü eseridir. Gerçi kitap tümüyle devrimci olmaktan uzaktýr;hatta birçok yanlarýyla Aristoteles görüþünü yansýttýðý söylenebilir. Ne var ki,Batlamyus&quot;un &quot;geosentrik&quot; sistemi yerine,&quot;heliosentrik&quot; sistemin önerilmesi,sonuçlarý yönünden bilimde olduðu kadar diðer düþünce alanlarýnda da sarsýcý ve önemli olmuþtur.&lt;br/&gt;      Kopernik(1473-1543),Polonya&quot;da bulunan Torun kentinde dünyaya gelir;babasý kentin ileri gelen kiþilerindendi. On yaþýnda babasý ölünce,tanýnmýþ bir din adamý olan amcasý onu yanýna alýr,kilisenin yüksek görevleri için yetiþtirmeye koyulur. Kopernik,okulu bitirdikten sonra otuz yaþýna dek öðrenimini çeþitli üniversitelerde sürdürür. Önce kendi ülkesinde  Cracow Üniversitesine,daha sonra Ýtalya&quot;ya giderek sýrasýyla Bologna,Ferrara ve Padua Üniversitelerine devam eder. O dönemde böyle uzun bir eðitim bir bakýma kaçýnýlmazdý. Bugünkü anlamda &lt;br/&gt;uzmanlaþma yoktu henüz;iyi bir eðitim için kiþi,bilim ve düþün alanlarýnýn tümünü kapsayan çok yanlý bir öðrenimden geçmek zorundaydý. Kopernik,klasik kültür,matematik, astronomi, týp,hukuk,ekonomi ve en baþta teoloji alanlarýnda geniþ bilgiler edinerek &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GÜL DÝLMEN    10/B  799&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;yetiþir. Leonardo gibi o da çok yanlýdýr;bir yandan hekim olarak hastalarýn tedavisine koþarken,diðer &lt;br/&gt;yandan ekonomik konularda yazý yazar;Polonya hükümetine parasal sorunlarda danýþmanlýk yapar;bilimsel incelemelerinde kullandýðý araçlarý hazýrlar;boþ zamanlarýnda da þiir ve resimle uðraþýr. Yönetici ve iþletmeci olarak da baþarýlý çalýþmalar yapar;hatta bir keresinde bir barýþ konferansýna diplomat olarak katýlýr. Fakat onun asýl ilgi duyduðu konularýn matematik ve astronomi olduðunu söylemek gerekir.&lt;br/&gt;       Kopernik&quot;in üniversitelerde öðrenimini sürdürdüðü sýralarda matematik ve astronomi programlarda önemli yer tutan derslerin baþýnda geliyordu. Öklit geometrisi,küresel geometri,coðrafya,astroloji ve Batlamyus sistemi onun özellikle izlediði dersleri oluþturuyordu.&lt;br/&gt;       Batlamyus astronomisi kilise ve üniversitelerin resmi olarak doðru kabul ettikleri sistemdi. Fakat bazý ileri düþünürler,sistemin yanlýþ olduðu üzerindeki kuþkularýný saklamýyorlardý artýk. Kaldý ki,bu tür kuþkular yeni de deðildi:daha önce de belirttiðimiz gibi,Oresme,Cusa&quot;lý Nicolas,Leonardo de vinci astronomide resmi görüþle çeliþen bazý fikirler ortaya atmýþlardý. Kopernik&quot;in Bologna&quot;daki astronomi ve matematik hocasý Dominico Novaro,Batlamyuýs sistemini açýktan eleþtiriyordu. Novaro,bir Yeni-Platoncu olarak Batlamyus sistemini çok karmaþýk buluyordu Bu konuda özellikle Pythagoras&quot;çý literatürün etkisi büyük olmuþtur. Onlar evren ile ilgili tüm gerçeklerin her þeyden önce basit,zarif ve uyumlu iliþkiler içinde olmasý gerektiði üzerinde duruyorlardý. Oysa Batlamyus sisteminin bu özellikleri taþýmadýðýný Novaro yakýndan biliyordu. Kopernik&quot;in yeni sistemi oluþturma çabasýnda hocasýnýn etkisinde kalmadýðý söylenemez. Üstelik o,geniþ çapta okuyan birisiydi;Antik döneme ait kaynaklardan Yunan filozof ve ya bilginlerinin dünyanýn dönüp dönmediði konusunda çeþitli görüþler ortaya atmýþ olduklarýný öðrenmemiþ olmasý düþünülemez. Nitekim ünlü kitabýný Papa 3. Paul&quot;a ithaf ederken,&quot;Çiçero&quot;ya göre,Hicetas&quot;ýn dünyanýn hareket halinde olduðunu savunduðunu,Plutarch&quot;a göre ayný görüþün baþkalarý tarafýndan da ileri sürüldüðü&quot; noktalarýný belirtmeyi ihmal etmediðini görmekteyiz. Bu noktalarýn onu uzun süre meþgul ettiði;en sonunda kitabýnda ileri sürdüðü sistemi oluþturduðu anlaþýlmaktadýr. Burada onu teþvik eden bazý aktüel geliþmeler de olmuþtur. Örneðin,Kristof Kolomb&quot;un seyahati ve takvim üzerindeki reform gereksinmeleri bu geliþmeler arasýnda baþlýca yeri tutmaktadýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KOPERNÝK DEVRÝMÝNÝN ÖNEMÝ&lt;br/&gt;       Kopernik sistemi birçok yönlerden Aristoteles görüþünden ayrýlmaz. Kitabýnýn ilk bölümlerinin baþlýklarý bu gerçeði gösterm</description></item><item><title>UZAYDA NELER VAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uzayda-neler-var-371219.html</link><description>UZAYDA NELER VAR?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Ýçinde  yýldýzlar, gezegenler, uydular, meteorlar gibi gök cisimlerinin bulunduðu boþluða uzay denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.Galaksiler (Gök Adalarý)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Yýldýzlarýn, bulutsularýn ve diðer maddelerin oluþturduðu topluluða galaksi denir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Biri bize en yakýn galaksi diðeri ise içinde bulunduðumuz iki galaksi&lt;br/&gt; &lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   *   Galaksiler çok büyüktür. Küçük galaksilerde 100 000, büyük galaksilerde de 3 trilyondan fazla yýldýz bulunur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;        Güneþ Sistemi, Samanyolu galaksisi içinde bulunur.Samanyolu&quot;nda  100 milyardan fazla yýldýz vardýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*   Uzaydaki uzaklýklar ýþýk yýlý birimi ile ifade edilir. 1 ýþýk yýlý, ýþýðýn bir yýlda aldýðý yola eþittir. Bu da yaklaþýk 9,46 trilyon km eder.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* Samanyolu&quot;nun çapý 100 000 ýþýk yýlýdýr.Güneþ&quot;in Samanyolu merkezine uzaklýðý da yaklaþýk 30 000 ýþýk yýlýna eþittir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;* Þekillerine göre Galaksiler üç çeþittir. Sarmal, elips ve düzensiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Sarmal Galaksiler: Disk biçimindeki yapýlarýnda sarmal kollar vardýr. Bu galaksilerin bilinenlerinin tümü dönmektedir. Samanyolu ve Andromeda bilinen sarmal  galaksilerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Elips Galaksiler: Elips þeklinde bir yapýya sahiptir. Bu galaksilerin sarmal kollarý yoktur. Yapýlarýnda önemli miktarda yýldýzlar arasý gaz ve toz bulunmaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Düzensiz Galaksiler: Elips ve sarmal yapý gösteren sarmal yapý dýþýnda, þekil olarak bunlara hiç benzemeyen galaksilerdir. Bu galaksilerde bol miktarda gaz, toz bulutu ve þiddetle süren yýldýz oluþumu mevcuttur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Yýldýzlar Doðar, Yaþar ve Ölür&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Güneþ gibi, kendiliðinden ýsý ve ýþýk veren gök cisimlerine yýldýz denir.Yýldýzlar sýcak ve parlak gaz kütleleridir.Yýldýzlar teleskopla gözlenebilir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   * Yýldýzlar da doðar, yaþar ve ölürler. Yýldýzlarýn yaþam evreleri yaklaþýk olarak þu þekildedir:&lt;br/&gt;Gaz ve toz bulutu toplanarak yoðunlaþýr. Çekirdekte hidrojen helyuma dönüþür ve enerji açýða çýkar. Yýldýz bu enerjiyi ýsý ve ýþýk olarak yayar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   * Yýldýz ne kadar çok enerji üretirse o kadar parlak görünür. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   * Yýldýzýn ölüm süreci ise enerjisinin azalmasýyla baþlar. Hayatý sona eren yýldýz küçük ise,&lt;br/&gt;geride demir yönünden zengin ýþýksýz bir kütle kalýr (Kara Cüce); büyük ise yýldýz, önce içine çöker sonra patlar (Süpernova). Bu patlama sonrasýnda merkezde yýldýzýn çekirdeði kalýr.&lt;br/&gt;    Geride kalan çekirdeðin kütlesi, Güneþ&quot; in kütlesinden 1,5 &amp;#8211; 3 kat fazlaysa nötron yýldýzý, 3 kattan daha fazlaysa kara delik oluþur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   * Kara delik, belli bir yakýnlýktan geçen bütün gök cisimlerini kendine çeker. Bu çekim öyle büyüktür ki, kara delik ýþýðý bile çeker.Bu yüzden parlak deðildir; ýþýk yaymaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneþ Yaþamamýz Ýçin Çok Önemlidir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Fotosentez sayesinde bitkiler besin üretir ve canlýlar kendileri için gerekli enerjiyi bu besinlerden saðlarlar.Fotosentez ise Güneþ ýþýðý ile yapýlýr.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    * Güneþ&quot;le Dünya arasýnda bir kütle çekimi vardýr. Bu çekim olmasaydý Dünya belli bir yörüngede seyahat edemezdi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Kýsacasý, Güneþ olmasaydý Dünya&quot;da hayat olmazdý.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneþ Nasýl Oluþtu?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Bu konuda pek çok görüþ vardýr. En yaygýn görüþe göre, kendi ekseni etrafýnda dönen dev, kýzgýn gaz ve toz kütleleri zamanla soðudu ve büzülmeye baþladý. Dönme hýzý arttý. Merkezde Güneþ oluþtu, sonra da etrafýnda gezegenler ve diðer gök cisimleri meydana geldi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Güneþ&quot;in Katmanlarý ve Yapýsal Özellikleri    &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      Eldeki verilere göre Güneþ&quot;in yaþý 5 milyar yýl olarak tahmin edilmektedir. Güneþ, Dünya&quot;da yaklaþýk 330 000 kat daha fazla kütleye sahiptir.Yapýsýnda % 81,76 oranýnda hidrojen, % 18,17 oranýnda helyum bulunur. Geri kalan kýsým da oksijen, karbon, azot, sodyum, kalsiyum, kükürt, silisyum, demir, magnezyum ve alüminyum elementlerinden oluþur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;    * Güneþ&quot;in merkezinde çekirdek vardýr. Çekirdek tepkimeleri (hidrojenin helyuma dönüþmesi) bu katmanda gerçekleþir. Burada sýcaklýk 15 milyon C kadardýr. Çekirdekte oluþan enerji çok büyüktür. Bunun ancak 2 milyonda bir ulaþýr.&lt;br/&gt;      Dýþ kýsýmda ýþýk küre (fotosfer) bulunur. Burada sýcaklýk 6000 C civarýndadýr.&lt;br/&gt;      Fotosferin etrafý sýcak &amp;#8211; ergimiþ magma gibi bir maddeyle çevrilidir.Bu kýsma renk küre   &lt;br/&gt; ( kromosfer) denir. &lt;br/&gt;      Renk küre de taç küre (korona) adý verilen gaz katmanýyla sarýlýdýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      * Güneþ&quot;teki tepkimeler sonucunda zararlý ýþýnýmlarda ortaya çýkabilir. Dünya&quot;mýzý saran atmosferi bu ýþýnýmlarýn zararlarýný azaltýr. Yine de yazýn öðle saatlerinde Güneþ&quot;te fazla durulmamalýdýr. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;      * Güneþ&quot;te</description></item><item><title>ASTRONOMÝ - EVREN VE UZAY</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?astronomi-evren-ve-uzay-400190.html</link><description>evren ve uzay</description></item><item><title>HAVACILIK VE UZAY - GÜNEÞ SÝSTEMÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?havacilik-ve-uzay-gunes-sistemi-400093.html</link><description>güneþ sistemi</description></item><item><title>PARALAKS VE CEPHEÝD DEÐÝÞKENLERÝ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?paralaks-ve-cepheid-degiskenleri-442735.html</link><description>Paralaks ve Cepheid Deðiþkenleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;En yakýnýmýzdaki yýldýz olan Proxima Centaurinin uzaklýðý 4,2 ýþýk yýlýdýr.Paralaks yöntemiyle bu uzaklýðý kesin olarak ölçebiliyoruz.Astronomlarýn paralaks dedikleri þey,Dünya yörüngesi üzerinde bir uçtan diðerine giderken yýldýzýn gökyüzünde gösterdiði yerdeðiþtirme miktarýdýr.Dünyamýz Güneþ çevresinde dönerken,6 aylýk bir süre içinde Proxima Centaurinin görünür konumu çok daha uzak yýldýzlara göre 1,5 açý saniyesi kadar deðiþiklik göstermektedir.Bu miktar,yýldýzýn bizden olan uzaklýðý ile ters orantýlýdýr.Taným olarak 1 parsek,1 açý saniyesi yada 1/3600 derece yer deðiþikliðine karþýlýk gelmektedir.Bu nedenle 1 Parsek yaklaþýk olarak 3 ýþýkyýlýna karþýlýk gelmektedir.&lt;br/&gt;1838de ilk paralaks ölçülmeden önce astronomlar arasýnda yýldýzlarýn olaðanüstü uzak cisimlermi yoksa yalnýzca Güneþ sisteminin süslerimi olduðu yolunda tartýþmalar vardý.Paralaks gerçekten astronomiyi Güneþ sisteminin dýþýna çýkarmýþtýr.Yýldýz uzaklaþtýkça paralaks açýsý küçülür.0,01 açý saniyesinden daha küçük açýsal konumlarý ölçebilmek için uzay teleskobu gerekir.Binlerce parlak yýldýzýn paralaksýný ölçmek üzere tasarlanmýþ olan Hipparchos uydusunun olaðan dýþý duyarlýlýðý sayesinde þu anda paralaks uzaklýklarý doðrudan ve sistematik olarak bir açý saniyesinin binde biri yada 1000 parseklik uzaklýða kadar ölçülebilmektedir.Bu uzaklýk Samanyolunun boyutlarýnýn oldukça büyük bir kesridir.Son derece duyarlý gözlemlerle donanmýþ olan astronomlar artýk yýldýzlarýn gizlerini çözmeye baþlayabilirler.Bu konuda astronomlarýn cephaneliðindeki en önemli silah ise Cepheid yýldýzlarýdýr.&lt;br/&gt;Evrimlerinin belli bir noktasýnda yýldýzlar dengesiz hale gelirler.Bu dengesizlik çoðu zaman yýkýcý deðildir.Nükleer yakýtýn tümüyle tükendiði evrimin son noktasýnda olduðu gibi tüm yýldýzý kapsamaz,yalnýzca dýþ katmanlarýyla sýnýrlý kalýr.&lt;br/&gt;Hidrojenin tükenmesi helyumun yakýt olarak kullanýlmaya baþlandýðý yeni bir evreyi baþlatýr.Bu evrede yýldýzýn çekirdeði büzülüp ýsýnýrken atmosferi büyük ölçüde geniþler.Bu dev evresinin daha sonraki bir aþamasýnda yýldýzýn atmosferinde bulunan helyum atomlarýnýn elektronlarý baðlý bulunduklarý atomlardan koparak helyum atomlarýnýn kýsmen iyonlaþmalarýna neden olurlar.Bu kýsmi iyonlaþma geçirimsizlik adý verilen parametredeki büyük artýþýn sorumlusudur.Yani iyonlaþmýþ helyum ýþýnýmýn yýldýzýn içinden kolayca kaçmasýna engel olur.Yýldýzýn kütleçekimi nedeniyle en küçük büzülme bile yýldýzýn dýþ katmanlarýnýn ýsýnmasýna neden olur.Dýþarýya serbestçe kaçamayan ýþýnýmýn basýncý nedeniyle de dýþ katmanlar olaðan üstü geniþler.Yýldýz yeniden büzülmek zorundadýr,bu da bir dizi salýnýma yol açar.Salýnýmlar yýldýz daha çok ýsýnýncaya ve helyum daha fazla iyonlaþýncaya kadar sürer.Yýldýzýn dýþ katmanlarý zonklamaya baþlar.Zonklamalarýn periyodu yýldýzýn kütlesine ve içinde bulunduðu evrim aþamalarýna baðlý olarak günler veya aylar mertebesinde olabilir.&lt;br/&gt;Yaygýn olarak rastlanan bir tür deðiþen yýldýz,bilinen ilk örneði olan &amp;#61540;&amp;#61472;Cepheidin adýyla Cepheid deðiþenleri 