<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>veribaz.com - Adli Tıp - Türkiye'nin veri bankası</title><copyright>Copyright (C) 2008 veribaz.com Tüm Hakları saklıdır.</copyright><link>http://www.veribaz.com/rss.html</link><description>veribaz.com: Türkiye'nin veri bankası - Adli Tıp</description> <language>tr</language><lastBuildDate>9/7/2010</lastBuildDate><ttl>5</ttl><image><url>http://www.veribaz.com/img/veribaz.gif</url><title>veribaz.com Logo</title><link>http://www.veribaz.com</link><width>353</width><height>69</height></image><item><title>SİNİR SİSTEMİNİN ORGANİZASYONU SİNAPSLARIN TEMEL FONKSİYONLARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?sinir-sisteminin-organizasyonu-sinapslarin-temel-fonksiyonlari-390909.html</link><description>Sinir Sisteminin Organizasyonu Sinapsların Temel Fonksiyonları&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Sinir sistemi,endokrin sistemle birlikte vücuttaki kontrol fonksiyonlarının büyük kısmını üstlenmiştir.Genellikle,sinir sistemi vucutta,kas kontraksiyonları,hızlı değişen viseral olaylar ve hatta bazı endokrin bezlerin sekresyon hızlarını kontrol eder.Endokrin sistem ise bunun aksine ilke olarak vucuttaki metabolik fonksiyonları düzenler.&lt;br/&gt;     Her bir sinir hucresine nöron adı verilir.Nöronların birleşim yerlerine de sinaps denir.Sinir sistemi,uyguladığı kontrol işlevlerinin karmaşıklığı yonunden benzersizdir.Çeşitli duyu organlarından milyonlarca bilgi biti(parçası) alır,vücudun cevaplarını oluşturmak üzere onları entegre eder.Bu bolumun amacı,ilk olarak,sinir sisteminde butun bu mekanizmaların ana çizgilerini belitmektir.Daha sonra da,merkezi sinir sistemisinapslarının fonksiyonlarını belirteceğiz.Arkasından da,sinir sistemine sinyallerin girişini,ondaki iletisini ve çıkışını ele alacağız.Bunları izleyen bolumlerde de,sinir sistemini oluşturan yapıların fonksiyonlarını ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.&lt;br/&gt;Sinir Sisteminin Genel Organizasyonu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Duysal Bolum &amp;#8211; Duyu Reseptorleri&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Sinir sistemi aktivitelerinin çoğu duyu reseptorlerinden gelen duysal bilgilerle başlar.Bu reseptorler,gorme reseptorleri,vucut yüzeyindeki dokunma reseptorleri yada oteki çeşit reseptorler olabilir.Alınan duysal bilgiler(izlenimler)ani reaksiyonlara neden olur yada beyinde dakikalar,haftalar yada yıllarca depo edilerek,gelecekteki vücut reaksiyonlarının saptanmasına yardım eder.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;     Şekil-1&quot;de duysal sistemin,tüm vücut yüzeyindeki ve derin yapılarındaki reseptorlerden duysal bilgileri ileten somatik bolumu gosterilmiştir.İnformasyonlar,merkezi sinir sistemine spinal sinirler yolu ile girer ve şu yapılarda yer alan çok sayıdaki primer duysal alanlara iletilir:&lt;br/&gt;a)Medulla spinalisin tüm düzeyleri,&lt;br/&gt;b)Medulla oblongata,pons ve mezensefalon retikuler maddesi,&lt;br/&gt;c)Serebellum,&lt;br/&gt;d)Talamus ve&lt;br/&gt;e)Beyin kabuğunun s</description></item><item><title>BİLİM</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bilim-390842.html</link><description>Bilim: Bilim, tarafsız gözlem ve deneylerle elde edilen düzenli bilgi birikimidir. Bilim adamının özellikleri: *Bilim adamı meraklıdır ve iyi bir gözlemcidir. *Bilim adamı kararlıdır. *Bilim adamı şüphecidir. *Bilim adamı, çalışmalarını sonuca ulaşıncaya kadar sürdürür. *Bilim adamı tarafsızdır. Bilimsel Çalışma Basamakları: *Problemin belirlenmesi *Çözüm yollarının araştırılması, hipotezin ortaya konması *Deneylerin kurulması ve kontrolü *Gözlemlerin elde edilmesi ve ölçümlerin alınması *Bulguların değerlendirilmesi ve sonuç çıkarma *Teori ve kanun . Bilimsel çalışma basamakları: Bir bilimsel problemin açık şekilde ortaya konulması &amp;#61614;Problemle ilgili gerçeklerin toplanması &amp;#61614;Gerçeklere dayalı hipotez kurulması &amp;#61614;Hipoteze dayalı tahminlerde bulunulması &amp;#61614;Kontrollü deney ve gözlemlerle tahminlerin doğruluğunun araştırılması &amp;#61614;Yapılan deney ve gözlemler hipotezi doğrularsa hipotez geçerlilik kazanır &amp;#61614;Hipotezin geniş geçerliliği varsa hipotez teori halini alır &amp;#61614;Teori evrensel gerçek ise kanun haline gelir.  Gözlem: Herhangi bir doğa olayının duyu organlarına dayanılarak incelenmesine denir. 2 çeşit gözlem vardır. Nitel gözlem, bir aracın yardımı olmadan doğrudan duyu organlarıyla yapılan gözlemdir. Şekerin suda çözünmesi, fenol kırmızısının karbondioksitli ortamda sarı renk vermesi gibi. Nicel gözlem, bir ölçü aracının yardımıyla yapılan gözlemdir. Suyun 100 * c&quot;de kaynaması gibi. Hipotez: Bilim adamı tarafından problemin çözümüne yönelik ortaya koyulan geçici çözüme denir. Kontrollü deney: Bir kontrol grubu bulundurularak yapılan deneylere denir. İyi bir hipotez, problemle ilgili bütün sorulara cevap verebilmeli ve problemi açıklamada yeterli olmalıdır.  Hipotezin geçersizliği saptanırsa, yeni hipotez kurulur. Teori: Sürekli olarak kanıtlarla desteklenebilen hipoteze denir.  Yapılan çalışmalar hipotezi destekliyorsa, hipotezin yeterliliği ve geçerliliği artar ve başka hipotezlerle de desteklenirse, hipotez teoriye dönüşür. Kanun: Teori, uzun bir sürecin ardından hiçbir iti</description></item><item><title>ADALET HİZMETLERİNDE ETKİNLİK ÖZEL İHTİSAS KOMİSYONU RAPORU</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?adalet-hizmetlerinde-etkinlik-ozel-ihtisas-komisyonu-raporu-442895.html</link><description>ADALET HİZMETLERİNDE ETKİNLİK ÖZEL İHTİSAS KOMİSYONU RAPORU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SUNUŞ&lt;br/&gt;I. BÖLÜM: GİRİŞ&lt;br/&gt;1. GENEL OLARAK 3&lt;br/&gt;2. ORTAK SORUNLAR 4&lt;br/&gt;3. ORTAK ÇÖZÜMLER 4&lt;br/&gt;II. BÖLÜM: ANAYASA YARGISINDA ETKİNLİK&lt;br/&gt;1. MEVCUT DURUM 9&lt;br/&gt;2. ÖNERİLER 9&lt;br/&gt;III. BÖLÜM: ADLİ YARGIDA ETKİNLİK&lt;br/&gt;1. HUKUK YARGISINDA ETKİNLİK 13&lt;br/&gt;1.1. MEVCUT DURUM VE SORUNLAR 13&lt;br/&gt;1.2. MAHKEMELER VE İCRA TEŞKİLATIYLA&lt;br/&gt;İLGİLİ ALINACAK ÖNLEMLER 13&lt;br/&gt;1.3. YARGI GÖREVLİLERİ İLE İLGİLİ ÖNLEMLER 13&lt;br/&gt;1.4. DAVA SAYISININ AZALTILMASINA İLİŞKİN ÖNLEMLER 14&lt;br/&gt;1.5. MEDENİ YARGILAMA HUKUKUNA İLİŞKİN ALINMASI&lt;br/&gt;GEREKEN ÖNLEMLER 15&lt;br/&gt;2. CEZA YARGISINDA ETKİNLİK 17&lt;br/&gt;2.1. GİRİŞ 17&lt;br/&gt;2.2. STRATEJİK YAKLAŞIM-UZUN DÖNEM (2001-2023) 17&lt;br/&gt;2.3. ADLİ YARGIDA ETKİNLİK KISA DÖNEM (2001-2005) 17&lt;br/&gt;2.4. ADALET HİZMETLERİNİN GENEL SORUNLARINA&lt;br/&gt;İLİŞKİN ÖNERİLER 19&lt;br/&gt;2.4.1. İNSAN KAYNAKLARI 19&lt;br/&gt;Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Adalet Hizmetlerinde Etkinlik Özel İhtisas Komisyonu Raporu&lt;br/&gt;http://ekutup.dpt.gov.tr/adalethi/oik526.pdf ii&lt;br/&gt;2.4.2. KURULUŞ 20&lt;br/&gt;2.5. CEZA YARGISINDA ETKİNLİK İÇİN ÖNERİLER 20&lt;br/&gt;3. ADLİ TIP ALANINDA ETKİNLİK 22&lt;br/&gt;3.1. GENEL OLARAK 22&lt;br/&gt;3.2. ADLİ TIP KURUMU MERKEZ TEŞKİLATI 23&lt;br/&gt;3.2.1. BAŞKANLIK&lt;br/&gt;23&lt;br/&gt;3.2.2. ADLİ TIP KURUMU GENEL KURULU 23&lt;br/&gt;3.2.3. İHTİSAS KURULLARI 23&lt;br/&gt;3.2.4. ADLİ TIP KURUMU İHTİSAS DAİRELERİ 24&lt;br/&gt;3.3. ADLİ TIP KURUMU TAŞRA TEŞKİLATI 25&lt;br/&gt;3.3.1. GRUP BAŞKANLIKLARI&lt;br/&gt;25&lt;br/&gt;3.3.2. ADLİ TIP ŞUBE MÜDÜRLÜKLERİ 25&lt;br/&gt;3.4. PERSONEL 26&lt;br/&gt;3.4.1. UZMAN PERSONEL YETİŞTİRİLMESİ 26&lt;br/&gt;3.4.2. ÜNİVERSİTE ADLİ TIP BİRİMLERİ 26&lt;br/&gt;3.4.3. DİĞER PERSONELİN YETİŞTİRİLMESİ 28&lt;br/&gt;3.4.4. KADRO DURUMU 28&lt;br/&gt;3.4.5. ADLİ TIP KURUMU UZMANLIĞININ ÇEKİCİ&lt;br/&gt;HALE GETİRİLMESİ 29&lt;br/&gt;3.5. ADLİ TIP KURUMUNUN FİZİKİ ALTYAPISI 29&lt;br/&gt;3.5.1. ADLİ TIP KURUMU MERKEZ VE TAŞRA&lt;br/&gt;TEŞKİLATI BİNALARI 29&lt;br/&gt;3.5.2. LABORATUVAR 30&lt;br/&gt;3.5.3. GÜVENLİK 30&lt;br/&gt;3.6. ÖNERİLER 30&lt;br/&gt;Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Adalet Hizmetlerinde Etkinlik Özel İhtisas Komisyonu Raporu&lt;br/&gt;http://ekutup.dpt.gov.tr/adalethi/oik526.pdf iii&lt;br/&gt;4. İNFAZ HİZMETLERİNDE ETKİNLİK 33&lt;br/&gt;4.1. GİRİŞ 33&lt;br/&gt;4.2. HÜRRİYETİ BAĞLAYICI CEZALARIN İNFAZI AÇISINDAN&lt;br/&gt;TÜRK İNFAZ SİSTEMİ 33&lt;br/&gt;4.3. VI. VE VII. BEŞ YILLIK KALKINMA PLANLARINDA&lt;br/&gt;İNFAZ HİZMETLERİ 34&lt;br/&gt;4.4. İNFAZ HİZMETLERİNE İLİŞKİN SAYISAL VERİLER 35&lt;br/&gt;4.5. GENEL YAKLAŞIM 35&lt;br/&gt;4.6. TERÖR VE ORGANİZE SUÇ GRUPLARININ&lt;br/&gt;CEZAEVLERİNE ETKİLERİ 36&lt;br/&gt;4.7. AF KANUNLARININ CEZALARIN İNFAZINA ETKİLERİ 37&lt;br/&gt;4.8. CEZA İNFAZ KURUMLARININ GENEL SORUNLARI 38&lt;br/&gt;4.8.1. MEVZUAT YETERSİZLİĞİ 38&lt;br/&gt;4.8.2. PERSONEL YETERSİZLİĞİ 39&lt;br/&gt;4.8.3. FİZİKİ ALTYAPI YETERSİZLİĞİ 40&lt;br/&gt;4.8.4. MALİ KAYNAK YETERSİZLİĞİ 41&lt;br/&gt;4.9. CEZA İNFAZ KURUMLARI YENİDEN YAPILANMA&lt;br/&gt;HEDEF VE PROJELERİ 41&lt;br/&gt;4.10. YENİDEN YAPILANMA ZORUNLULUĞU 43&lt;br/&gt;4.11. ÖNERİLER 44&lt;br/&gt;4.11.1. CEZA İNFAZ KURUMLARININ YENİDEN&lt;br/&gt;YAPILANMASINA İLİŞKİN ÖNERİLER 45&lt;br/&gt;4.11.2. İNFAZ TEŞKİLATININ YENİDEN YAPILANMASINA&lt;br/&gt;İLİŞKİN ÖNERİLER 46&lt;br/&gt;4.11.3. MALİ KONULARA İLİŞKİN ÖNERİLER 47&lt;br/&gt;4.11.4. İNFAZ HİZMETLERİNİN VERİMLİLİĞİNİ&lt;br/&gt;ARTIRACAK DİĞER ÖNERİLER&lt;br/&gt;47&lt;br/&gt;4.12. SONUÇ 47&lt;br/&gt;Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Adalet Hizmetlerinde Etkinlik Özel İhtisas Komisyonu Raporu&lt;br/&gt;http://ekutup.dpt.gov.tr/adalethi/oik526.pdf iv&lt;br/&gt;IV. BÖLÜM: İDARİ YARGIDA ETKİNLİK&lt;br/&gt;1. MEVCUT DURUM 51&lt;br/&gt;2. ÖNERİLER 52&lt;br/&gt;V. BÖLÜM: ASKERİ YARGIDA ETKİNLİK&lt;br/&gt;1. ASKERİ CEZA YARGISI 57&lt;br/&gt;2. ASKERİ İDARİ YARGI 58&lt;br/&gt;VI. BÖLÜM: SONUÇ&lt;br/&gt;1. SONUÇ 63&lt;br/&gt;VII. BÖLÜM: ADALET HİZMETLERİNDE ETKİNLİK ÖZEL İHTİSAS&lt;br/&gt;KOMİSYONU RAPORU EKLERİ&lt;br/&gt;EK 1: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER YARGI BAĞIMSIZLIĞININ&lt;br/&gt;TEMEL İLKELERİ 71&lt;br/&gt;EK 2: MİLLETLERARASI HAKİMLER BİRLİĞİ KURULUŞ&lt;br/&gt;BELGESİ VE STATÜSÜ 74&lt;br/&gt;EK 3: AVRUPA KONSEYİ BAKANLAR KOMİTESİNİN&lt;br/&gt;ADALETE BAŞVURUYU KOLAYLAŞTIRICI TEDBİRLER&lt;br/&gt;HAKKINDAKİ R (81) 2 SAYILI TAVSİYE KARARI 77&lt;br/&gt;EK 4: AVRUPA KONSEYİ BAKANLAR KOMİTESİNİN&lt;br/&gt;ADALETİN İŞLEYİŞİNİ GELİŞTİRİCİ HUKUK&lt;br/&gt;YARGILAMA USULÜ İLKELERİ HAKKINDA (84) 5&lt;br/&gt;SAYILI TAVSİYE KARARI 80&lt;br/&gt;EK 5: AVRUPA KONSEYİ BAKANLAR KOMİTESİNİN&lt;br/&gt;CEZA ADALETİNİN SADELEŞTİRİLMESİ HAKKINDA&lt;br/&gt;(87) 18 SAYILI TAVSİYE KARARI 84</description></item><item><title>6831 SAYILI YASANIN PARA CEZASI GEREKTİREN MADDELERİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?6831-sayili-yasanin-para-cezasi-gerektiren-maddeleri-392955.html</link><description>6831 SAYILI ORMAN KANUNU &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; BİRİNCİ FASIL&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; ORMANLARIN TARİFİ, TAKSİMİ, İDARE VE MURAKABESİ&lt;br/&gt;MADDE 1 -&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Tabii olarak yetişen ve emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ancak:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A) Sazlıklar;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B) Step nebatlariyle örtülü yerler;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;C) Her çeşit dikenlikler;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ç) Parklar;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;D) (Değişik Fıkra: 23.09.1983 - 2896 Sayılı Kanun, Madde 1) Şehir mezarlıklarıyla kasaba ve köylerin hudutları içerisinde bulunan eski (kadim) mezarlıklardaki ağaç ve ağaçlıklarla örtülü yerler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;E) Sahipli arazide bulunan ve civarındaki ormanlarda tabii olarak yetişmeyen ağaç ve ağaççık nevilerinin bulunduğu yerler;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;F) (Değişik Fıkra: 22.05.1987 - 3373 Sayılı Kanun, Madde 1) Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleriyle özel mülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarak kullanılan, dağınık veya yer yer küme ve sıra halindeki her nevi ağaç ve ağaçcıklarla örtülü yerler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;G) (Değişik Fıkra: 22.05.1987 - 3373 Sayılı Kanun, Madde 1) Orman sınırları dışında olup, yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazideki her nevi ağaç ve ağaçcıklarla örtülü yerler,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(Değişik : &quot;H&quot; bendi, 18/11/2003 - 4999/1 md.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;H) Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleri ile özel mülkiyette bulunan ve muhitin hususiyetlerine göre yetişmiş veya yetiştirilecek olan kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri dahil olmak üzere her nevi meyveli ağaç ve ağaççıklar;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İ) (Değişik Fıkra: 23.09.1983 - 2896 Sayılı Kanun, Madde 1) Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel kanunu gereğince Devlet ormanlarından tefrik edilmiş ve imar, ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 09.07.1956 tarih ve 6777 sayılı kanunda tasrih edilen yabani veya aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;J) Funda veya makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşımıyan yerler;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;orman sayılmaz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MADDE 2 -&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(Değişik: 05.06.1986 - 3302 Sayılı Kanun, Madde 1)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Orman sayılan yerlerden:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A) öncelikle orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi maksadıyla, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler ile halen orman rejimi içinde bulunan funda ve makilerle örtülü yerlerden tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;B) 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Orman sınırları dışına çıkartılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu yerler dışında orman sınırlarında hiçbir suretle daraltma yapılamaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(Değişik : dördüncü fıkra, 18/11/2003 - 4999/2 md.)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu madde hükümleri; muhafaza ormanı, milli park alanları, tabiat parkları, tabiatı koruma alanları, izin ve irtifak hakkı tesis edilen ormanlık alanlar ve 3 üncü madde ile orman rejimi içine alınan yerlerde bu niteliklerinin devamı süresince; yanan orman sahalarında ise hiçbir şekilde uygulanmaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(Ek Fıkra: 22.05.1987 - 3373 Sayılı Kanun, Madde 1) Bu maddenin (B) bendi ile orman sınırları dışına çıkarılıp, 2924 sayılı Kanunun 11 ve 12 nci maddeliri gereğince fiili durumlarına göre ifraz edilerek bedeli karşılığı satılacak yer, yapı ve tesisleri kullananlardan, satış işlemleri tamamlanıncaya kadar ecri misil alınmaz. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; MADDE 3 -&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bulundukları mevki, vaziyet, haiz oldukları hususiyet noktasından memleketin ve halkın menfaat, sıhhat, selametine yarayacak veya tarihi, bedii veya turistik kıymeti bakımından muhafazası gereken, gerek Devletin ve gerek eşhasın hususi mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin orman rejimine alınmasına Ziraat veya Maarif Vekaletleri veya Turizm Umum Müdürlüğünün teklifi üzerine İcra Vekilleri Heyetince karar verilebilir. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; MADDE 4 -&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ormanlar mülkiyet ve i</description></item><item><title>GEN</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?gen-343702.html</link><description>ZEHİRLENMELER&lt;br/&gt;          Kimyasal etkileri ile sindirildiğinde, solunduğunda veya vücuda emildiğinde zarar veren ve fonksiyonunu bozan maddelere zehir denir.&lt;br/&gt;         Oluş şekilleri:&lt;br/&gt;Sindirim yolu ile&lt;br/&gt;Solunum yolu ile&lt;br/&gt;Deri yolu ile&lt;br/&gt;    Tüm zehirlenmelerde Zehir Danışma Merkezi&quot;nin &lt;br/&gt;     0 800 314 79 00 numaralı hattını arayın  &lt;br/&gt;Sindirim Yolu İle Olan Zehirlenmeler&lt;br/&gt;     Belirtileri&lt;br/&gt;Bulantı, kusma, karın ağrısı ishal&lt;br/&gt;Göz bebeklerinin aşırı büyümesi veya küçülmesi &lt;br/&gt;Terleme, aşırı tükürük salgısı&lt;br/&gt;Solunum zorluğu&lt;br/&gt;Kasılmalar&lt;br/&gt;Ateşin artması&lt;br/&gt; Yapılması gerekenler&lt;br/&gt;Kesinlikle kusturmayın&lt;br/&gt;Bir iki bardak su içirin &lt;br/&gt;Alkol zehirlenmelerinde bilinç tam yerinde olmadığından, bilinci kapanırsa hava yolunu açın ve yan yatırın &lt;br/&gt;Solunum Yolu İle Olan Zehirlenmeler&lt;br/&gt;  Belirtileri&lt;br/&gt;Solunum sıkıntısı&lt;br/&gt;CO zehirlenmesinde cilt vişne renginde&lt;br/&gt;Gözlerde ve genizde yanma&lt;br/&gt;Bitkinlik baş dönmesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Yapılması gerekenler&lt;br/&gt;Hemen temiz havaya çıkarın&lt;br/&gt;Kesinlikle hiçbir madde yedirip içirmeyin &lt;br/&gt;Hastanın bilinci kapalı ise; Hava yolunu açıp yan yatırın gerekirse kalp akciğer canlandırmasına başlayın.  &lt;br/&gt;Deri Yolu İle Olan Zehirlenmeler&lt;br/&gt;  Belirtileri&lt;br/&gt;Olan yerde ağrı, şişlik, kızarma, ödem, morarma, bül oluşması, yanık olşabilir&lt;br/&gt;Vücutta solunum sıkıntısı, kasılmalar&lt;br/&gt; Yapılması gerekenler&lt;br/&gt;Bölgeyi bol su ile yıkayınız&lt;br/&gt;Toz bir madde bulaş olmuş ise öncelikle yumuşak bir fırça ile onu temizleyiniz. &lt;br/&gt;Hayvan Isırmaları&lt;br/&gt;        Kedi, köpek, tarla faresi ve vahşi hayvanların ısırması, tırmalaması, ve salyalarının deri ile teması sonucunda çeşitli yaralanmalar ile karşılaşa biliriz.&lt;br/&gt;       Belirtileri&lt;br/&gt;       Isırılan, sokulan yerde kızarıklık, ağrı, yara izi, şişme, kaşıntı, hassasiyet bazen aşırı duyarlılık olabilir&lt;br/&gt;Yapılması Gerekenler&lt;br/&gt;               Emme, kesme, yakma yapmayın&lt;br/&gt;         Akrep, yılan, böcek, arı, karınca sokma ve ısırmalarında;&lt;br/&gt;Yarayı temizleyin&lt;br/&gt;Eğer arı sokmuşsa, görebiliyorsanız iğnesinin çıkarın&lt;br/&gt;Yaranın çevresine buz uygulayın&lt;br/&gt;Aşırı duyarlılık olabileceğini unutmayın, hayati fonksiyonları kontrol edin&lt;br/&gt;         Deniz anası yaralanmasında yarayı bol su ile yıkayın, ılık sirkeli su ile pansuman yapın.&lt;br/&gt;         Deniz kestanesi dikenlerinin batması durumunda, deriyi yumuşak su ile yumuşatın. Dikenler daha sonra kolayca çıkacaktır.&lt;br/&gt;Özellikle ısırmalarda yarayı bol sabunlu su ile yıkayınız.&lt;br/&gt;Hastayı, aşırı duyarlılık durumları ve tetanoz-kuduz aşıları için hastaneye götürün.</description></item><item><title>ADLİ TIP</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?adli-tip-351636.html</link><description>ADLİ TIP&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GİRİŞ                                                                                                                                                                          &lt;br/&gt;İnsanlar, küçük veya büyük topluluklar halinde yaşarlar ve  yaşadıkları çevrede bir sosyal düzen geliştirirler. Sosyal düzenin olduğu her yerde bu düzeni bozan kişiler ve eylemler de olmaktadır. Bu da &quot;suç ve suçlular&quot; kavramını ortaya çıkarır. Bu kişilerin sosyal düzene karşı işledikleri suçlara reaksiyon olarak toplumdan soyutlanmaları ve bir şekilde ceza çekmeleri de bir gerekliliktir. Toplumsal huzuru sağlamak ve insanlarda düzene karşı güven duygusunu pekiştirmek için, işlenen suça uygun ve yeterli cezayı belirlemek ve uygulamak hukuk biliminin çalışma alanına girer. İnsanlara karşı işlenen ve şahısların herhangi bir şekilde zarar gördüğü suçlarda, zararın niteliğini ve derecesini belirlemek ise tıbbı ilgilendiren bir konudur. Tıbbın adalete yardımcı olması nedeniyle, tıp ve hukuk bilimleri en eski zamanlardan beri birbirleriyle yakın bağlantı içinde olmuşlardır. Onaltıncı yüzyıldan sonra, başta İtalya ve Almanya olmak üzere çeşitli ülkelerde adli tıp ayrı bir bilim dalı olarak önem kazanmış, özellikle 19. yüzyıldan itibaren hızla gelişmiştir. Günümüzde tıp bilimlerinde, özellikle genetik ve moleküler biyoloji alanlarındaki gelişmeler, hukukun adil ve hızlı işlemesi için alınan önlemlerle birleşince, adli tıp çok önemli bir bilim dalı haline gelmiştir ( Soysal ve Eke., 1999 ).  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ülkemizde adli tıpla ilgili ilk yasa 1840 yılında çıkarılmıştır. Günün koşullarına uydurmak ve eksikliklerini gidermek amacıyla bu yasada birkaç kez değişiklikler yapılmış ve 1982 yılında halen yürürlükte olan 2659 sayılı yasa kabul edilmiştir. Bu yasayla kurulan ve mahkemeler, hakimlikler, savcılıklar tarafından gönderilen çeşitli materyalleri incelemek  ve sonuçlarını raporla tespit etmekle görevlendirilen ihtisas daireleri şunlardır: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-   Morg İhtisas Dairesi&lt;br/&gt;-   Gözlem İhtisas Dairesi&lt;br/&gt;-   Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesi&lt;br/&gt;-Biyoloji İhtisas Dairesi&lt;br/&gt;-Fiziksel İnceleme İhtisas Dairesi&lt;br/&gt;-   Trafik İhtisas Dairesi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu yasanın yürütülmesini sağlamak için çıkarılan yönetmeliğin 12.  maddesine göre Biyoloji İhtisas Dairesi&quot; nin görevleri şöyle belirlenmiştir;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;a) Mahkemeler, hakimlikler, savcılıklar tarafından gönderilen kanlı eşya, sperm lekesi, lekeli eşyadan kan grupları ve faktörleri, babalığın tayini, kan sayımı; kan ve omurilik suyunda bakteriyolojik ve serolojik incelemeler yaparak sonucunu raporla mahalline bildirmek,&lt;br/&gt;b)  Gönderilen suç aletleri, giysi, eşya üzerinde sperm ve diğer biyolojik lekeleri aramak,&lt;br/&gt;c) Besin maddelerinin biyolojik ve bakteriyolojik incelemelerini yaparak Gıda Maddeleri Tüzüğüne uygunluğunu araştırmak,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;d)   Vajinal ve anal frottilerde spermatozoid aramak,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;e)   Spermiogram yapmak,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;f)    Gebelik testi yapmak,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;g)   Kan lekelerinin insan veya hayvana ait olup olmadığını, mümkünse kaynağını, insana ait ise grup ve faktörlerini belirlemek.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bunların dışında lekenin ne zaman meydana geldiğinin, kadına mı erkeğe mi ait olduğunun tespiti gibi araştırmaların yapılması da istenebilir ( Tunalı., 1995). &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fizik yapılarının özellikleri, vücut dokuları ve sıvıları kişilere, diğer insanlardan ayırdedilmelerini sağlayan bireysel özgünlüğü kazandırır. Birçok kriminal olayın aydınlatılmasında ve babalık tayininde kalıtsal olarak aktarılan bu özelliklerden yararlanılır. Bu amaçla kullanılan vücut sıvıları ve bunların lekeleri arasında önem bakımından kandan sonra tükrük lekeleri gelmektedir. Özellikle tecavüz ve cinayet olaylarında tükrük lekesinden yararlanılarak fail ve mağdurun kimliklerini belirlemek ve böylece olayı aydınlatmak mümkündür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kişinin sekretörlük denen genetik özelliğe sahip olması durumunda, antijenik kuvvetinin daha fazla olması nedeniyle, kandan çok daha az miktarda tükrük ile kan grubunu belirlemek mümkündür (Matsuzawa ve ark., 1985). Adli tıp yönünden taşıdığı öneme ve avantajlara rağmen, ülkemizdeki adli tıp literatüründe tü</description></item><item><title>UZUN SÜRELİ AÇLIKLARIN ADLİ TIPTAKİ YERİ VE ÖNEMİ</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?uzun-sureli-acliklarin-adli-tiptaki-yeri-ve-onemi-440984.html</link><description>UZUN SÜRELİ AÇLIKLARIN ADLİ TIPTAKİ YERİ VE ÖNEMİ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İÇİNDEKİLER &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GİRİŞ ve AMAÇâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.1&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. GENEL BİLGİLERâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦....4&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         2.1. TARİHÇEâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.....4&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         2.2. AÇLIKâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..7&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         2.3. TİAMİNâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..11&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         2.4. WERNİCKE-KORSAKOFF SENDROMUâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...12&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         2.5. AÇLIĞIN ADLİ TIBBİ ÖNEMİâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦28&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. GEREÇ VE YÖNTEMâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.31&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. BULGULARâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦..32&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5. TARTIŞMAâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...47&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6. SONUÇâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...54&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;7. KAYNAKLARâ€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦...56&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1. GİRİŞ ve AMAÇ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;     Geçmişte  büyük  savaşlar  sırasında  tutsak  edilen  savaş  esirleri yetersiz  beslenme  koşullarıyla  karşılaşmışlardır.  Ayrıca  kuraklık-kıtlık mevsimlerinde üçüncü dünya ülkelerinde açlık nedeniyle toplu ölümlerin ve hastalıkların  olması  hiçbirimize  yabancı  değildir.   Batı  ülkelerinde  ise alkolizm  ve  malabsorbsiyon  yetersiz  beslenme  nedeni  olarak    karşımıza çıkmaktadır (1). Ancak açlığın nedenleri  arasında gönüllü açlık eylemleri kamuoyunun yoğun olarak dikkatini çekmesi ve dramatik sonuçları ile ayrı bir öneme sahiptir (2).&lt;br/&gt; Açlık  ve   yetersiz  beslenme,  temel  besin  maddeleri  ve  vitaminlerin eksikliğine  yol  açarak vücutta ağır yıkımlara, ölümlere ve özellikle nörolojik sekellere  yol açmaktadır (1). Normal hücre metabolizması için gerekli olan bu faktör veya  faktörlerin eksikliğinde santral ve periferik   sinir   hücrelerinin   her   ikisi   de   etkilenmektedir   (3). Biyokimyasal bozukluklar ve daha ilerisinde dejeneratif lezyonların temelinde,  özellikle  hücre  metabolizması  için  gerekli  vitaminlerin eksikliğinin   olduğu   bilinmektedir   (1,2).   Malnütrisyon   sonucu Wernicke-Korsakoff    Sendromu    (WKS),    beriberi,    myelopati, kwashiorkor,  marasmus,  pellegra,  kseroftalmi,  strachan  sendromu, polinöropati gibi bir çok tablo gelişmektedir. Literatürde yer alan tam açlıkla ilgili makalelerde ise uzun süreli yetersiz beslenme sonucunda gelişen nörolojik sendromların birçoğu gözlenmezken hemen hemen hepsinde  açlığın  değişen  sürelerinde  Wernicke  Ansefalopatisinin&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;(WA) geliştiği bildirilmiştir (1,4-13).&lt;br/&gt;WA ve Korsakoff Sendromu (KS),  19. yüzyılın sonlarında tanımlanmış nöropsikiyatrik    bozuklardır.    WA    oftalmoparezi,    nistagmus,    ataksi    ve konfüzyonel durum ile karakterizedir. Çoğunlukla ani ortaya çıkan bu bulgular farklı şiddet ve kombinasyonlarda görülebilir. Bütün bu bulguların aynı  hastada ortaya  çıkması  nadirdir.  Genelde  akut  veya  subakut  devrede  ilk  muayenede saptanır.  Polinöropati,  daha  ileri  bilinç  değişikleri  (stupor-koma),  hipotermi, hipotansiyon,  beriberi   gibi  diğer  tiamin  eksikliği  bulguları,  klinik   tabloya&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;eklenebilir . KS ise kayıt belleğinin belirgin derecede etkilendiği bir  mental bozukluktur. WA&quot;deki konfüzyonel durumun düzelmesiyle birlikte klinik olarak açığa çıkmaktadır. WKS, WA bulguları ile öğrenme ve hafıza defektinin beraber olduğu semptom kompleksidir. Bu klinik tabloların tümü beslenme  yetersizliği ve alkolizm ile ilişkilendirilmektedir. Daha spesifik olarak tiamin eksikliğiyle doğrudan ilişkilidir. Sendromla alkolizmin yaygın olduğu batı dünyası daha sık karşılaşmaktadır  (1,14).  Bu  nedenle  sendromun  kapsamlı  ve  geniş  klinik- patolojik çalışmaları, alkolikler  üzerinde  yoğunlaşmış olup (14-20), nonalkolik WKS ile ilgili literatür  çok az ve  yetersizdir. Son  yıllarda literatürde  açlık ile ilgili   çalışmalar   bulunmakla   birlikte,   bunların   önemli   bir   kısmı   açlık grevcilerinin tedavi etiğini tartışan makalelerdir (21-30). Özellikle ülkemizde yıllardır  yapılan açlık grevleri  nedeniyle açlığın nörolojik sekelleri  açısından klinisyenler ve adli tıp uzmanları yoğun deneyim kazanmışlardır (1,2,31-37).&lt;br/&gt;       Açlık   grevcilerinin   mevcut   durumlarının,   Cumhurbaşkanlığı   affı kapsamında    sürekli    bir    hastalık,    sakatlık    ve    kocama    hali    (TC. Anaya</description></item><item><title>KPSS UYGULAMALARI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?kpss-uygulamalari-456285.html</link><description>ENFLASYON MUHASEBESİ Fuat ÖKSÜZ Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Günümüz piyasa koşullarında yöneticilerin şirketlerinin finansal performansını değerlendirirken enflasyonun mali tablolara olan etkisini dikkate almaları ve dolayısı ile bu şekilde mali tablolardaki verileri doğru biçimde yorumlamaları, şirket yönetiminde etkin kararlar alınması için yöneticilere ışık tutacaktır. Bu nedenle, mali tabloların enflasyon muhasebesine uygun olarak hazırlanması gerekmektedir. Enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde tarihsel bazda hazırlanan mali tablolar şirketlerin gerçek mali durumlarını ve performanslarını yansıtmamakta ve mali tabloların dönemler arası karşılaştırılabilmesini mümkün kılmamaktadır. Türkiye gibi ekonomisi hiperenflasyonist ekonomi sınıfına giren ülkelerde ilgili analizler yapılıp çeşitli finansal çıkarımlar yapılmadan önce mali tabloların enflasyon etkisinden arındırılması ve daha sonra yapılacak analizlerle sonuca ulaşılması çok daha sağlıklı olacaktır. Tarihsel maliyet muhasebesi para biriminin alım gücündeki değişiklikleri dikkate almadığından, mali tablolar değişik tarihlerde değişik alım güçleri olan para miktarlarıyla değerlenmiş kalemleri içermekte, bu para birimleri arasında ortak bir baz bulunmamaktadır. Oysa, enflasyonun yüksek olduğu ekonomilerde bir şirketin mali tablolarının gerçek faaliyet sonuçlarını ve mali durumunu tam anlamıyla yansıtması için enflasyonun bu tablolara olan etkisinin belirlenmesi gerekir, dolayısı ile enflasyon muhasebesinin uygulanması gerekliliği doğmaktadır. Enflasyon muhasebesinin amacı, paranın satın alma gücünün değiştiği gerçeğinden hareket edilerek, homojenliğini yitiren mali tabloları aynı para birimiyle ifade etmek, gelir ve giderleri cari para değerleriyle ifade ederek gerçek işletme sonucunu bulmak ve parasal değerleri elde bulundurmaktan dolayı işletmenin uğradığı elde bulundurma kazancı ya da kaybını ortaya koymaktır. Enflasyon Muhasebesi uluslararası literatüre 1989 yılında yayınlanan 29 no&quot;lu Uluslararası Muhasebe Standardı &quot;Hiperenflasyonist Ekonomilerde Mali Raporlama&quot; (UMS 29) ile geçmiş olmasına ve Türkiye 1970&quot;lerin ortalarından itibaren süregelen bir enflasyon ortamında yaşıyor olmasına rağmen, Türkiye&quot;de ekonomi ve muhasebe dünyasında yaygınlaşması 1997 yılında 1 no&quot;lu Uluslararası Muhasebe Standardı &quot;Mali Tabloların Sunuluş Esasları&quot; nda yapılan değişiklikle gerçekleşmiştir. Bu değişiklikle, mali tablolar hazırlanırken uyulması gereken Uluslararası Muhasebe Standartlarından herhangi birisine uyulmaması durumunda, sözkonusu mali tabloların Uluslararası Muhasebe Standartlarına uygun olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Dolayısıyla, 1 Temmuz 1998 tarihinden sonra başlayan hesap dönemlerine ilişkin olarak hazırlanan mali tabloların Uluslararası Muhasebe Standartlarına uygun olabilmesi için enflasyon muhasebesinin uygulanması zorunlu hale gelmiştir. Benzer bir düzenleme SPK tarafından da 28 Kasım 2001 tarihinde yayınlanan XI/20 numaralı &quot;Yüksek Enflasyon Dönemlerinde Mali Tabloların Düzeltilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ&quot; in yürürlüğe girmesiyle gerçekleşmiştir. Ancak daha sonra tebliğin yürürlük tarihi 2003 yıl sonu mali tabloları olarak değiştirilmiştir. 31 Aralık 2003 tarihi itibariyle SPK mevzuatına tabi şirketler ilan edecekleri mali tablolarını bu tebliğ hükümleri çerçevesine hazırlamak durumunda olacaklar. Diğer taraftan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından hazırlanan Muhasebe Uygulama Yönetmeliği&quot;ne ilişkin 14 sayılı tebliğ &quot;Mali Tabloların Yüksek Enflasyon Dönemlerinde Düzenlenmesine İlişkin Muhasebe Standardı&quot; banka ve konsolidasyon kapsamındaki iştiraklerinin 31 Aralık 2002 tarihi itibariyle mali tablolarını enflasyon etkilerinden arındırarak hazırlamalarını öngörmektedir. Aslında Türkiye&quot;de enflasyon muhasebesi konusunda yapılan ilk düzenleme gerek SPK gerekse BDDK düzenlemelerinden çok önce yayınlanmış olan 2 numaralı Türkiye Muhasebe Standardı (TMS) - Yüksek Enflasyon Dönemlerinde Finansal Raporlama &quot;dır. TMS 2, SPK XI/20 ve MUY 14 incelendiğinde küçük bazı farklar dışında temel olarak UMS 29 ile benzer düzenlemeler getirdiği görülmektedir. Ekte ISMMO Enflasyon Muhasebesi Tebliği Çalışma Grubu tarafından hazırlanmış bir çevirisi sunulan UMS 29 aşağıdaki unsurları hiperenflasyonist bir ekonominin göstergesi olarak kabul etmiş ve bu durumda enflasyon muhasebesinin uygulanmasını zorunlu kılmıştır: &amp;#61607; nüfusun çoğunluğu servetini parasal olmayan varlıklar veya ni</description></item><item><title>BİLGİSAYAR</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?bilgisayar-392443.html</link><description>ANSI &lt;br/&gt;            Ansi olarak okunur.Amerikan Uluslararası standartlar enstitüsü standart geliştiren iş ve endüstri gruplarından oluşan bir enstitüdür . PC dünyasına bakıldığı zaman ANSI ,SCSI arabirimleri ve ANSI .SYS aygıt sürücüleri  olduğu gibi , C programlama dili içinde öneriler getirmiştir .Ancak bu sadece öneride kalmıştır.  &lt;br/&gt;ASCII&lt;br/&gt;                Aski olarak okunur . Türkçe çevrimi ise Bilgi Alış-Verişi İçin Standart Amerikan Kodları  dır . Farklı bilgisayar ve çevre birimleri arasında uyumluluk sağlamak için harflere , sayılara , noktalama işaretlerine ve kontrol karakterlerine sayısal değerler atayan bir standart kodlama yöntemidir .&lt;br/&gt;                ASCII  de her karakter ayrı bir sayıya karşılık gelir . 0...31 arasında ki değerler basılmayan kontrol kodları için kullanılır . 32...127 aralığı , alfabetik harfleri ve yaygın noktalama işaretlerini temsil etmekte kullanılır . 0....127 aralığı standart ASCII karakter seti olarak bilinir.&lt;br/&gt;      OSİ&lt;br/&gt;                Ağ içerisindeki cihazların haberleşmesinde bir standart oluşturmak amacıyla ISO tarafından OSI açık sistem arabağı geliştirilmiştir. OSI ağ protokollerinin bağlandığı ve organize edildiği yeri sağlamaktadır &lt;br/&gt;OSI&quot;nin katmanları.&lt;br/&gt;Veri iletim katmanı;&lt;br/&gt;                    Bu katman aynı ağ üzerindeki cihazlar arasındaki veri iletimiyle ilgilidir. Bu seviyede bir takım hata kontrol ve yakalama özellikleride tanımlanır. FDDI gibi LAN teknolojileri bu teknolojiyle çalışırlar.&lt;br/&gt;Fiziksel Katman;&lt;br/&gt;                Fiziksel seviye OSI modelinin en alt tarafında ve cihazların haberleşmesinde kullanılır.Sinyallerin iletimini tanımlayan seviyedir. Repeater bu sistemi tekrarlayan bir cihaz olarak  örnek gösterilebilinir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ağ katmanı;&lt;br/&gt;               Bu katman diğer iki katmandan farklı olarak farklı ağlar arasındaki veri iletimi ile ilgilenen genel paketler üzerinde değişiklik yaparak farklı ağlar arasında taşınabilmesi için taşıma adresleri yapısı kurar.Bu sayede  routerlar çalışmaktad</description></item><item><title>ELEKTRİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?elektrik-387374.html</link><description>GİRİŞ&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alternatif akım devrelerinde; direnç,bobin veya kondansatörler saf ve tek olarak bulunmaya bilirler. Çoğu kez biri veya birkaçı birlikte bulunurlar. Ayrıca direnç ,bobin veya kondansatörlerin ikisi veya daha fazlası birbiriyle seri, paralel olarak da bağlanırlar. &lt;br/&gt;  Birden  fazla cinsteki elemanın (direnç,bobin,kondansatör) seri ,paralel veya seri &amp;#8211; paralel bağlanması ile oluşturulan alternatif akım devresinin yerine geçebilecek , aynı özellikleri verebilen tek bir eş dirence &quot;empedans&quot; denir. Empedans Z harfi ile  gösterilir ve birimi ohm&quot;dur. Buna göre alternatif akım devrelerinde Ohm kanunu ,     &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;          U&lt;br/&gt;I =olur.&lt;br/&gt;        Z &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;A-SERİ DEVRELER&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1-DİRENÇ &amp;#8211;BOBİN SERİ DEVRESİ (R-L)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil -1 de bir dirençle bobinin seri bağlanması ile oluşturulan devre görülmektedir. Uygulama  da bu devreye yalnız ayrı ayrı saf direnç ile endüktif reaktansı bağlanması şeklinde değil, bir bobinin direnci ve endüktif reaktansı olarak da rastlanır. Örneğin bir motor bir transformotor bobinin, bir direnci (R) ile bir endüktif reaktansı (XL) vardır.   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                                            &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil-1: Direnç-Bobin seri devresi (R-L)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil-1  deki devrede direnç ve bobin saf elemanlar olarak alınmıştır. Bu seri devre akımı, bütün devre elemanlarından geçmektedir. Devre gerilimi ise direnç bobin uçlarına düşen gerilimin vektör yel toplamına eşittir. Bu vektör yel değerler, bir vektör sistemiyle de gösterilebilir. Direnç uçlarına düşen gerelim (UR)       &lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;             ULU&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;                  0&amp;#61546;&amp;#61472;&amp;#61472;&lt;br/&gt;  UR       I&lt;br/&gt;Şekil-2: R-L seri devresi vektör diyagramı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şekil-1  deki devrede direnç ve bobin saf elemanlar olarak alınmıştır. Bu seri devre akımı, bütün devre elemanlarından geçmektedir. Devre gerilimi ise direnç bobin uçlarına düşen gerilimin vektör yel toplamına eşittir. Bu vektör yel değerler, bir vektör sistemiyle de gösterilebilir. Direnç uçlarına düşen gerelim (UR)       &lt;br/&gt;   &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;             ULU</description></item><item><title>TOPLAM KALİTENİN TANIMI</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?toplam-kalitenin-tanimi-388695.html</link><description>Toplam Kalitenin Tanımı &lt;br/&gt;Yönetim kavramı insanlık tarihi kadar eski bir kavram olmasına rağmen halen yeni gelişmelere ihtiyaç duyması, devingen bir yapıya sahip olması, insanları yeni arayışlara itmektedir. Günümüzde ise bu arayışların neticesi olarak Toplam Kalite Yönetimi (TKY) anlayışı gelişmiştir. &lt;br/&gt;Her ne kadar TKY&quot;nin tanımı üzerinde uluslar arası düzeyde bir birlik sağlamak amacıyla küresel bir tanım yapılmaya çalışılmış ise de; TKY&quot;nin tanımı 1994 tarihli ISO 8402&quot;de belirlenmiştir.&lt;br/&gt;Buna göre, toplam kalite yönetimi:&lt;br/&gt;&quot;Bir kuruluş içinde kaliteyi odak alan, kuruluşun bütün üyelerinin katılımına dayanan, müşteri memnuniyeti yoluyla uzun vadeli başarıyı amaçlayan ve kuruluşun bütün üyelerine ve topluma yarar sağlayan yönetim yaklaşımı&quot;olarak tanımlanmaktadır.&lt;br/&gt;TKY&quot;ni kısaca &quot;mükemmelliğe sistemli bir yaklaşım&quot; diyerek tanımlayabiliriz. Kelimeleri tek tek ele alırsak, &quot;toplam&quot; o ürün veya hizmetle ilgili her birimi, her fonksiyonu ve her süreci kapsar. &quot;Kalite&quot; kelimesi ölçülebilen yönetim değerleri demektir. &quot;Yönetim&quot; ise mükemmelliği sağlayabilmek için tüm kaynaklar ve faaliyetlere uygulanan teknik ve prensiplerdir.TKY&quot;nin bütün tanım ya da anlatımlarında üst kademe yönetimin desteği, müşteri ve tedarikçilerle ilişkiler ve çalışanların katılımı gibi bazı ortak unsurların varolduğu görülmektedir. &lt;br/&gt;Toplam kalite yönetimi (TKY), bir kuruluş içinde kaliteyi odak alan, kuruluşun bütün üyelerinin katılımına dayanan müşteri memnuniyeti yoluyla uzun vadeli başarıyı amaçlayan ve kuruluşun bütün üyelerine ve topluma yarar sağlayan yönetim yaklaşımıdır.  &lt;br/&gt;Toplam kalitenin temel özellikleri&lt;br/&gt;TKY&quot;nin en temel özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz;&lt;br/&gt;*İnsana saygı esastır.&lt;br/&gt;*Müşterinin tam ve sürekli tatmini ilk hedeftir.&lt;br/&gt;*Politikaların oluşturulmasına kalite kavramı yön vermelidir.&lt;br/&gt;*Kalite bilinci yaygınlaştırılmalı ve çalışanlar kaliteyi arttırmaya çalışmalıdır.&lt;br/&gt;*Herkesin işini zamanında, ilk defada ve doğru olarak yapması esastır.&lt;br/&gt;*Sürekli gelişme anlayı</description></item><item><title>SÜPER ELEKTRİK</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?super-elektrik-457079.html</link><description>SÜPER ELEKTRİK</description></item><item><title>ENDÜKTİF ÖĞRENME İLE PARMAK İZİ TANIMA</title><pubDate>9/7/2010</pubDate><link>http://www.veribaz.com/viewdoc.html?enduktif-ogrenme-ile-parmak-izi-tanima-440855.html</link><description>ENDÜKTİF ÖĞRENME İLE PARMAK İZİ TANIMA&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Özet&lt;br/&gt;Bu uygulamada; yaygın olarak kullanılan parmak izi ile kimlik teşhisi üzerine bir uzman&lt;br/&gt;sistem gerçekleştirilmiştir. Sayısal ortama aktarılan parmak izleri, Sobel algoritması ile&lt;br/&gt;kenarları bulunur. Elde edilen görüntü matrisi, 3x3 boyutlu 20 adet matristen oluşan&lt;br/&gt;masklara tabi tutularak her maskın tekrarlanma sayısı bulunur. Maskların tekrarlanma&lt;br/&gt;sayıları RULES-3 endüktif öğrenme tekniği ile kural tabanı oluşturularak parmak izinin&lt;br/&gt;kime ait olduğu teşhis edilir.&lt;br/&gt;Anahtar Kelimeler&lt;br/&gt;Parmak İzi Tanıma, Endüktif Öğrenme, Uzman Sistem, Görüntü İşleme&lt;br/&gt;1. GİRİŞ&lt;br/&gt;Güvenlik ve adli olayların çözümünde parmak izi yöntemi kullanılan en yaygın yöntemdir.&lt;br/&gt;Güvenlik sistemlerinde kullanılan manyetik kart, akıllı kart, sayısal şifreleme ve barkodlu&lt;br/&gt;sistemler yerine parmak izi kontrollü sistemlere geçilmektedir. Parmak izi kontrollü&lt;br/&gt;sistemlerde, şifre ve kart unutma, şifre ve kartların kötü niyetli kişilerin eline geçmesi gibi&lt;br/&gt;problemler ortadan kalmaktadır. Diğer tarafta ise adli olayların takibinde ve çözümünde&lt;br/&gt;parmak izinin önemi aşikardır. Önemli olan diğer husus ise parmak izinin elde edilmesidir.&lt;br/&gt;Adli merkezlerde alınan parmak izi ile olay mahalinden elde edilen izlerin netliği bir&lt;br/&gt;olmayacaktır. Olay mahalindeki izler izi bırakan kişinin uyguladığı kuvvetin şiddeti ve&lt;br/&gt;yönü kimlik teşhisindeki analizi zorlaştıracaktır.&lt;br/&gt;Analiz aşamasında; uzman kişi ihtiyacı, analizin hızlandırılması ve bunlara bağlı olarak&lt;br/&gt;maliyetlerinin artması gibi sorunları ortadan kaldırmaya yönelik uzman sistem&lt;br/&gt;geliştirilebilir. Bu noktada da uzman sistemin bilgi tabanını oluşturmada endüktif öğrenme&lt;br/&gt;metodu uygulanabilir ve kural tabanı oluşturularak analiz yapılabilir. Sayısal ortama&lt;br/&gt;aktarılan parmak izlerinin görüntü işleme teknikleri ile anlamlı bölgeleri (kenar) bulunur.&lt;br/&gt;Elde edilen görüntü matrisi, 3x3 boyutlu (5x5 veya daha üstü) matristen oluşan masklara&lt;br/&gt;tabi tutularak her maskın tekrarlanma sayısı bulunur. Maskların tekrarlanma sayıları&lt;br/&gt;endüktif öğrenme teknikleri kullanılarak kural tabanı oluşturulur. Bu kural tabanı sayesinde&lt;br/&gt;de parmak izinin kime ait olduğu teşhis edilir.&lt;br/&gt;Özgür ÇİFTÇİ*&lt;br/&gt;ociftci@sakarya.edu.tr&lt;br/&gt;Aşkın DEMİRKOL*&lt;br/&gt;askind@sakarya.edu.tr&lt;br/&gt;Murat İSKEFİYELİ*&lt;br/&gt;miskef@sakarya.edu.tr&lt;br/&gt;International XII. Turkish Symposium on Artificial Intelligence and Neural Networks - TAINN 2003&lt;br/&gt;2. SİSTEM YAPISI&lt;br/&gt;Endüktif öğrenme ile parmak izi tanıma sistemi Şekil 2.1 de verilmiştir.&lt;br/&gt;Şekil 2.1 Sistem Akışı&lt;br/&gt;a. Parmak İzinin Elde Edilmesi&lt;br/&gt;Resim olarak elde edilen parmak izi, tarayıcı ile sayısallaştırılarak bilgisayar ortamına&lt;br/&gt;aktarılır ve görüntü matrisi elde edilir.&lt;br/&gt;b. Kenar Bulma&lt;br/&gt;Kenar bulma işlemi Sobel algoritmasına göre yapılmıştır. Sobel algoritması, Şekil 2.2&quot;de&lt;br/&gt;verilen iki matrisle görüntü matrisinin hücresel olarak çarpılarak elde edilen x ve y&lt;br/&gt;sonuçlarının mutlak değerlerinin toplanarak yeni görüntü matrisine yazılmasıdır. [1]&lt;br/&gt;X yönü Y yönü&lt;br/&gt;-1 0 1 1 2 1&lt;br/&gt;-2 0 2 0 0 0&lt;br/&gt;-1 0 1 -1 -2 -1&lt;br/&gt;Şekil 2.3 (a)&quot;da gösterilen parmak izinin Sobel kenar bulma algoritmasına göre elde edilmiş&lt;br/&gt;görüntüsü Şekil 2.3 (b)&quot;deki gibidir.&lt;br/&gt;(a) (b) (c) (d) (e)&lt;br/&gt;Kenar&lt;br/&gt;Bulma&lt;br/&gt;Mask Tekrar&lt;br/&gt;Sayılarının&lt;br/&gt;Bulunması&lt;br/&gt;Kural&lt;br/&gt;Tabanının&lt;br/&gt;Oluşturulması&lt;br/&gt;Teşhis&lt;br/&gt;Parmak İzi&lt;br/&gt;Fotoğrafının&lt;br/&gt;Sayısallaştırılması&lt;br/&gt;Şekil 2.3 (b) Kenarı bulunmuş parmak izi Şekil 2.3 (a) Parmak izi&lt;br/&gt;Şekil 2.2 X ve Y yönündeki Sobel katsayı matrisleri&lt;br/&gt;International XII. Turkish Symposium on Artificial Intelligence and Neural Networks - TAINN 2003&lt;br/&gt;c. Mask Tekrar Sayılarının Bulunması&lt;br/&gt;Kenarları elde edilmiş olan parmak izinin görüntü matrisinde Şekil 2.4&quot;te örnekleri verilen&lt;br/&gt;mask matrislerinin tekrarlanma sayıları bulunur.&lt;br/&gt;Bulunan mask matrislerinin tekrarlanma sayılarından (M1, M2, â€¦, M20) kural tabanı için&lt;br/&gt;örnek setini oluşturur.&lt;br/&gt;d. RULES-3 Endüktif Öğrenme Algoritması&lt;br/&gt;Bilgisayarla öğrenmenin bir alanı olan Endüktif Öğrenmenin temel amacı, bilgi tabanını&lt;br/&gt;oluştururken direkt olarak uzmandan bilgiyi almak yerine, uzmanlık alanıyla ilgili&lt;br/&gt;örneklerden yararlanarak bu işlemi gerçekleştirmektir. Böylece bilgi</description></item></channel></rss>